You are on page 1of 180

ABC Amber LIT Converter

http://www.processtext.com/abclit.html

1. BÖLÜM

Atýþ eðitimi yapmaktan dönen Clarice Starling hýzlý bir yürüyüþten sonra soluk soluða
vardý topraða yarý yarýya gömülmüþ zemin katýna. Ouantico ’daki Akademi binasýnýn
bu katýnda FBI’ýn dizi cinayetlerle uðraþan bölümü olan Davranýþ. Bilimlerinin
bürolarý yer alýyordu. Uygulama alanýnda bir tutuklama eðitimi yaparken ateþ altýnda
kendini yere attýðýndan daðýnýk saçlarýnda otlar, rüzgar ceketinde de ot ve toprak
lekeleri vardý.

Dýþ büroda kimse olmadýðý için Clarice kapýnýn camýnda nasýl göründüðüne baktý.
Kendine fazla çekidüzen vermeye gerek olmadýðýný biliyordu. Elleri barut kokuyordu,
ama yýkanacak zamaný da yoktu, Bölüm Þefi Crawford hemen diye haber yollamýþtý.

Jack Crawford yalnýzdý. Baþka birinin masasý baþýnda durmuþ telefonda konuþuyordu.
Clarice bir yýldan bu yana ilk kez onu doðru dürüst inceleme fýrsatý bulmuþtu.

Crawford normalde üniversiteyi beysbol oynayarak bitirmiþ orta yaþlý, saðlýklý bir
mühendise benzerdi. Oysa þimdi zayýflamýþtý, gömleðinin yakasý boynuna bol
geliyordu, kýzarmýþ gözlerinin altý þiþmiþti. Gazete okuyan herkes Davranýþ Bilimleri
bölümünün yaylým ateþine tutulmak ta olduðunu bilirdi.

Crawford konuþmasýný sert bir «hayýr»la bitirdi. Kýzýn dosyasýný alýp açtý.

«Starling, Clarice M. Günaydýn.»

«Günaydýn.» Starling’ in gülümsemesi sadece saygýlýydý.

«Kötü bir þey yok. Umarým korkmamýþsýndýr.»

«Hayýr.»Eh, bu pek doðru deðil ya , diye düþündü Starling. «Eðitmenlerin baþarýlý


olduðunu söylediler, sýnýfýn üst sýralarýndaymýþsýn.»

«Umarým öyledir.»

«Ben durumunu zaman zaman sorup öðrenirim.»

Starling buna þaþýrmýþtý iþte; Crawford’u ikiyüzlü biri olarak defter den silmiþti
çünkü.

Özel Ajan Crawtord, Virgina Üniversitesinde konuk konferansçýyken onunla


tanýþmýþtý. Crawford’un krirninoloji seminerlerinin niteliði Starling’i FBI’ya
çeken nedendi. Akademiye alýndýðý zaman adama bir not yazmýþ, ancak Crawford buna
yanýt vermemiþti. Ouantico’da eðitimde olduðu üç ay içinde de dönüp kýza
bakmamýþtý bile.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Starling insanlardan iyilik yada dostluk isteyen biri deðilse de, Crawford’un davranýþý
karþýsýnda þaþýrmýþtý. Ama þimdi karþý karþýya geldiðinde ondan yine hoþlandýðýný
piþmanlýkla fark etti.

Kötü giden bir þeyler olduðu apaçýktý. Crawford’un zekasý dýþýnda kendine özgü bir
akýllýlýðý da vardý. Starling bunu adamýn renk duygusunda ve elbise seçiminde fark
etmiþti. Þimdi ise üstübaþý yine düzgün olmakla birlikte, sanki günden güne eriyormuþ
gibi cansýzdý.

«Bir iþ çýktý, aklýma sen geldin,» dedi þefi. «Aslýnda iþ deðil de, da ha çok ilginç bir
görev. Berry’ nin koltuðunu boþalt da otur þuraya. Baþ vurunda Akademiden mezun
olur olmaz Davranýþ Bilimlerine gelmek istediðini yazmýþsýn.»

«Evet. »

«Adli týp görmüþ olacaksýn ama yasalarý uygulama geçmiþin yok. Bizse en az altý
yýllýk bir geçmiþ ararýz.»

«Babam polisti, ne demek olduðunu bilirim.»

Crawford hafifçe gülümsedi. «Psikoloji ve kriminoloji dersleri almýþsýn. Akýl Saðlýðý


Merkezinde kaç yaz çalýþmýþtýn, iki mi?»

«Ýki.»

«Danýþman ruhsatýn geçerli mi?»

«Daha iki yýl geçerli. Siz üniversitede seminere baþlamadan almýþtým... bu konuda
kararýmý vermeden.»

«Kadro bekledin sonra.»

Starling baþýný salladý. «Talihli sayýlýrým ama. Böylece adli týp okuyacak zaman
buldum. Ondan sonra da Akademide bir yer açýlana kadar laboratuarda çalýþtým.

«Buraya gelme konusunda bana mektup yazmýþtýn, deðil mi ve sanýrým ben de sana bir
yanýt vermedim... Vermediðimi biliyorum. Vermem gerekirdi.»

«Ýþiniz baþýnýzdan aþkýndý.»

«ASTP konusunu biliyor musun?»

«Aðýr Suçlularý Tutuklama Programý olduðunu biliyorum. Yasal Yaptýrým


Bülteni’nde okumuþtum, bir plan üzerinde çalýþýyormuþsunuz ama henüz uygulamaya
geçilmemiþ.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Crawford baþýný salladý. «Bir soru listesi hazýrladýk. Modern zamanlarýn bilinen
bütün dizi cinayet katillerine uygulanabilir.» Kýza bir tomar kaðýt uzattý.
«Araþtýrmacýlar için bir bölüm, eðer sað kalaný varsa, kur banlar için de bir bölüm.
Maviler katilin istediði takdirde yanýtlayacaðý sorular, pembeler araþtýrmacýnýn katile
soracaðý sorular ve ondan alacaðý tepkiler. Epey bürokrasi var anlayacaðýn.»

Bürokrasi. Clarice Starling bir iþ teklifi kokusu almýþtý, herhalde yeni bilgisayar
sistemine bilgi girmek gibi sýkýcý bir iþ. Her ne pahasýna olursa olsun Davranýþ
Bilimlerine girmek istiyordu, ancak bir kadýn bir kere sekreter olarak damga yedi mý
bunun artýk hep öyle devam edeceðini de bilirdi. Bir seçme olanaðý gelmekteydi ve iyi
bir seçim yapmak istiyordu.

Crawford bir þey bekliyordu, bir þey sormuþ olmalýydý. Starling kendini hatýrlamaya
zorladý.

«Hangi testleri uyguladýn? Minnesota Kiþilik Envanterini uyguladýn mý? Ya


Rorschach’?»

«Minnesota evet, Rorschach hayýr. Çocuklara Bender-Gestalt uyguladým ama.»

«Kolay korkar mýsýn, Starling?»

«Þimdilik hayýr. »

«Gözaltýnda bulunan otuz iki bilinen dizi cinayet katilini sorguya çekip inceleyerek
çözülmemiþ vakalar için bir temel oluþturmak istedik. Çoðu bunu kabul etti, sanýrým
hepsi de gösteriþ meraklýsýydý. Yirmi yedisi iþbirliðine yanaþtý. Ölüme mahkum olup
da temyize baþvurmuþ olan dört tanesi de tahmin edilebileceði gibi konuþmadýlar. Ama
en çok görüþmek istediðimizle konuþamadýk. Yarýn akýl hastanesinde onunla
konuþmaný istiyorum.»

Clarice Starling hem sevinç, hem de korku hissetti.

«Kimmiþ bu?»

«Psikiyatr Dr. Hannibal Lecter,» dedi Crawford.

Herhangi uygar bir toplantýda bu adýn ardýndan hemen kýsa bir ses sizlik olurdu.

Starling, Crawford’a dikkatle baktý. «Yamyam Hannibal,» dedi.

«Evet.»

«Eh, peki tamam. Bu fýrsatý elde ettiðime memnunum, ama ne den benim seçildiðimi de
merak ettiðimi bilmenizi isterim.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Birinci neden hazýrda olman,» dedi Crawford. «Adamýn iþbirliðine yanaþacaðýný


sanmýyorum. Bir kere reddetti, ama teklifimizi hastane müdürü aracýlýðýyla yapmýþtýk:
Bizim yetkili soruþturmacýmýzýn kendisi ne gidip bu teklifi doðrudan doðruya
yaptýðýný söyleyebilmek isterim. Bunun seni ilgilendirmeyen bazý nedenleri var. Bu
bölümde de bunu yapacak baþka kimse kalmadý.»

«Buffalo Bill ve Nevada olaylarý yüzünden iþiniz baþýnýzdan aþkýn olmalý.»

«Öyle. Eski hikaye, asla yeteri kadar adamýn yoktur.»

«Yarýn dediniz, aceleniz var. Bunun eldeki vakayla bir ilgisi var mý?»

«Hayýr. Keþke olsaydý»

«Beni de reddettiði takdirde yine de psikolojik bir deðerlendirme istiyor musunuz?»

«Hayýr. Boðazýma kadar Doktor Lecter’in eriþilemeyen-hasta deðerlendirme


raporlarýna batmýþ durumdayým ve bunlarýn hiçbiri de birbirine benzemiyor.»

Crawford bir tüpten avucuna boþalttýðý iki C vitamini tabletini musluktan doldurduðu
bir bardak suya Alka Seltzer katarak yuttu. «Komik bir þey aslýnda Lecter ruh
doktorudur ve psikiyatri dergilerine gerçekten olaðanüstü þeyler yazar, ama kendi
anormalliklerinden hiç söz etmez. Bir kere hastane müdürü Chilton’ýn isteðiyle bazý
testlere razý olmuþtu, ama müdürden önce davranýp Chilton hakkýnda öðrendiklerini
yazarak adamý rezil etti. Psikiyatri öðrencilerinin kendi yakasýyla ilgili olmayan
konularda yazdýklarýna ciddi yanýtlar da veriyor: Seninle konuþmazsa bile kesin bir
rapor istiyorum. Nasýl davranýyor, hücresi nasýl, neler yapýyor, falan filan. Havasýný
iletmek yani. Oraya girip çýkarken gazetecilere dikkat et. Gerçek basýn deðil,
süpermarket basýný yani. Lecter’i Prens Andrew’den bile çok sever onlar.»

«Boyalý basýndan kendisine bazý yemek tarifleri karþýlýðýnda elli bin dolar teklif
etmemiþler miydi? Böyle bir þey hatýrlýyor gibiyim,» dedi Starling.

Crawforcl baþýný salladý. «National Tattler’ýn hastaneden birini satýn aldýðýndan


eminim, o yüzden ben randevuyu aldýktan sonra senin oraya gideceðini öðrenebilirler

Crawford baþýný kýzýn yüzünün bir karýþ ötesine kadar yaklaþtýrdý.

«Þimdi dikkatle dinle beni, Starling. Dinliyor musun?»

«Evet, efendim.»

Hannibal Lecter’in karþýsýnda çok dikkatli ol. Hastane müdürü Dr. Chilton sana nasýl
davranacaðýný anlatacaktýr. Sakýn onun dedikleri dýþýnda bir þey yapmaya kalkýþma.
Her ne nedenle olursa olsun kesinlikle onun dedikleri dýþýna çýkma Lecter seninle
konuþmayý kabul ederse, bu sadece senin hakkýnda bir þeyler öðrenmek istediði için

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

olacak týr. Yýlaný kuþ yuvasýna baktýran bir meraktýr bu. Bu tür görüþmelerde
kendinden söz etmenin normal Olduðunu bilirim, ama sen kesinlikle kendin hakkýnda
ona bir bilgi vermeyeceksin. Ýnan bana Hannibal Lecter’ýn kafana girmesini
istemezsin. Will Graham’a yaptýklarýný biliyorsun.»

«Gazetelerde okumuþtum.»

«Will kendisini bulduðunda bir muþamba býçaðýyla canýna okudu. Will’in ölmemiþ
olmasý gerçek bir mucizedir.. Kýzýl Ejder’i hatýrlýyor musun? Lecter, Francis
Dolarhyde’ý Will ile ailesine saldýrttý. Will’in suratý Picasso tablosuna döndü
Lecter’in sayesinde. Hastanede de bir hemþireyi parçaladý. Görevini yap ama asla onun
ne olduðunu unutma.»

«Peki nedir o? Siz biliyor musunuz?»

«Onun bir canavar olduðunu biliyorum. Onun ötesinde kimse kesin bir þey söyleyemez.
Bunu belki de sen öðrenebilirsin; seni bir sihirbaz gibi þapkadan çýkarmadým, Starling.
Virginia’da ders verdiðimde bana birkaç ilginç soru sormuþtun. Raporun açýk ve
düzgün olursa Baþkan bunu görecektir. Buna da ben karar veririm. Ve Pazar sabahý
dokuzdan önce masamýn üstünde olmalý. Haydi bakalým, Starling. gerekeni yap þimdi.»

Crawford gülümsediyse de, gözleri ölüydü.

2. BÖLÜM

Baltimore Akýl Hastanesi müdürü elli sekiz yaþýndaki Dr. Frederick Chilton’un
üzerinde hiçbir sert yada keskin bir þey olmayan geniþ bir masasý vardý. Clarice Starling
odaya girdiðinde ayaða kalkmadý.

«Buraya pek çok dedektif geldi ama sizin kadar güzelini hatýrlamýyorum,» dedi.

Starling adamýn elindeki parlaklýðýn saçýný düzeltirken bulaþan yað olduðunu gördüðü
anda fark etti. Chilton’un elini önce o býraktý.

«Adýnýz Bayan Starling, deðil mi?»

«Starling, doktor. Bana vakit ayýrdýðýnýz. için çok teþekkür ederim.»

«Demek FBI da herkes gibi kýzlarý kabul etmeye baþladý, hah ha ha.»

«Büro da geliþiyor, Dr. Chilton.»

«Baltimore’da kalacak mýsýnýz? Kenti tanýrsanýz burada da Washington yada New


York’ta olduðu kadar iyi vakit geçirebilirsiniz.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Clarice adamýn münasebetsiz gülümsemesini görmemek için bakýþlarýný kaçýrdýðý


anda onun bu hoþnutsuzluðunu fark ettiðini anladý.

«Burasýnýn esaslý bir kent olduðundan eminim, ama aldýðým emre göre Dr. Lecter’la
görüþüp bu öðleden sonra raporumu vermem gerekiyor.»

«Gerekirse sizi Washington’da arayabileceðim bir numaranýz var mý?»

«Elbette. Bu projenin baþýnda özel Ajan Jack Crawford bulunuyor, onun aracýlýðýyla
beni istediðiniz zaman bulabilirsiniz.»

«Anlýyorum,» dedi Chilton. Pembe yanaklarý saçlarýnýn doðal olamayacak


kýzýllýðýyla çeliþiyordu. «Kimliðiniz, lütfen.» Kadýnýn kimliðini incelerken
oturmasýný söylemedi. Sonra kartý verip ayaða kalktý. «Bu iþ pek uzun sürmeyecektir.
Gelin bakalým.»

«Anladýðým kadarýyla bana ön bilgi verecekmiþsiniz, Dr. Chilton.»

«Bunu yolda da yapabilirim.» Masasýnýn ardýndan çýkarken saatine baktý. «Yarým saat
sonra bir yemekte bulunmam gerekiyor. »

Lanet olsun. Adamýn nasýl biri olduðunu önceden öðrenmesi gerekirdi. Göründüðü gibi
aptal olmayabilirdi. Ýþe yarayan bir þey biliyordu belki de. Pek beceremezse de, arada
sýrada sýrýtmanýn bir zararý yoktu.

«Dr. Chilton, benim þu anda sizinle randevum var. Bu randevu saatini de siz kendiniz
saptadýnýz. Görüþmem sýrasýnda bazý þeyler ortaya çýkabilir, adamýn yanýtlarýný
sizinle birlikte gözden geçirmem gerekebilir.»

«Hiç sanmam. Gitmeden bir telefon etmem gerek. Siz çýkýn, dýþ büroda ben size
yetiþirim.»

«Pardösümle þemsiyemi burada býraksam.»

«Dýþarýda,» dedi Chilton. «Dýþ büroda Alan’a verin. O bir yere kaldýrýr.»

Alan’in üstünde hastalara verilen pijama gibi tulumlardan biri vardý. Gömleðinin
eteðiyle kül tablalarýný siliyordu.

Starling’in pardösüsünü alýrken dilini yanaðýnda dolaþtýrdý.

«Teþekkür ederim,» dedi Clarice.

«Ben teþekkür ederim. Ne kadar sýk sýçarsýn?» diye sordu Alan.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Ne dediniz?»

«Uzun, upuzun mu çýkar?»

«Pardösümü ben asarým.»

«Görmeni engelleyecek bir þeyin yok önünde, eðilip bakabilirsin çýkarken havada rengi
deðiþiyor mu diye. Bunu yapar mýsýn, ha? Kocaman kahverengi bir kuyruðun varmýþ
gibi olur mu?» Pardösüyü býrakmýyordu.

«Dr. Chilton seni içerde bekliyor,» dedi Starling.

«Hayýr beklemiyorum, » dedi Dr. Chilton. «Alan, pardösüyü dolaba as ve biz yokken
çýkarma.Ne diyorsam onu yap . Bir ara bütün gün çalýþan bir sekreterim vardý ama
parasal nedenler yüzünden gönde zorunda kaldým. Þimdi sizi içeri alan kýz günde üç saat
çalýþýyor, sonra da Alan geliyor. Silahlý mýsýnýz?»

«Hayýr.»

«Çantanýzý görebilir miyim?»

«Kimliðimi gördünüz ya.»

«Kimliðinizde öðrenci olduðunuz yazýlý. Çantanýzý açýn lütfen.»

***

Kalýn çelik kapýlarýn ilki ardýndan gürültüyle kapanýp sürgü sürülünce Clarice
Starling’in tüyleri ürperdi. Yeþile boyalý ve lizol kokan koridor da Chilton iki adým
önünden yürüyordu. Starling, Chilton’un çantasýna elini sokmasýna izin verdiði için
kendi kendine kýzýyordu, ama kafasýný toplayabilmek için öfkesini tutmaya karar verdi.

«Lecter tam bir baþ belasýdýr,» dedi Chilton omzu üzerinden. «Bir hademenin kendisine
her gün gelen yayýnlarýn tellerini açmasý bile on dakika sürer. Abone olduðu yayýnla
sayýsýný azaltmaya çalýþtýk ama mahkemeye baþvurup davayý kazandý. Kendisine
gelen mektuplarýn sayýsý akýl almayacak kadardý, ama neyse haberlerde baþka
olaylarýn manþet olmasý üzerine þimdi epey azaldý. Bir ara sanki psikolojide yüksek
lisans tezi hazýrlayan her öðrenci tezinde Lecter’den bir þey bulunmasýný istiyor
gibiydi. Týbbi dergiler hâlâ yazýlarýný yayýnlýyorlar ama.»

«Klinik Psikiyatri Dergisi’ndeki ameliyat-hastasý hastalar üzerindeki yazýsý pek


baþarýlýydý bence.»

«Öyle mi? Biz Lecter’i incelemeye çalýþtýk. Ýþte bir dönüm noktasý olacak bir
inceleme fýrsatý, diye düþündük. Bunlardan birini sað olarak ele geçirmek o kadar güçtür
ki.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Nelerden birini?»

«Katýksýz bir toplumdýþý tip olduðu kesin. Ancak standart testlere sýðmayacak kadar
da zeki. Ve bizden nefret ediyor. Crawford sizi Lecter üzerinde kullanmakla çok
akýllýlýk etmiþ.»

«Ne demek istiyorsunuz, Dr. Chilton?»

«Onu ’canlandýracak ’ bir kadýn. Lecter ’in yýllardýr bir kadýn gördüðünü
sanýyorum. Belki çok ender olarak temizleyici kadýnlarýndan birini bir an görebilmiþtir.
Biz genellikle kadýnlarý buradan uzak tutarýz. Baþ belasý olurlar çünkü.»

Caným cehenneme, Chilton.

«Ben Virginia Üniversitesinden birincilikle mezun oldum, doktor. Ve orasý sosyete


hanýmý yetiþtiren bir yer deðildir.»

«Öyleyse kurallarý hatýrlamakta güçlük çekmeyeceksiniz demektir:

Parmaklýklardan içeri uzanmak yok. Parmaklýklara dokunmak yok. Ona kaðýttan baþka
bir þey veremezsiniz. Kalem verilmeyecek. Onun kendi keçe uçlu kalemi vardýr.
Vereceðiniz zýmba teli, iðne yada kýstýrgaç olamaz. Verilen þeyler sadece yemek
tepsisinin sokulduðu aralýk tan verilebilir. Size parmaklýklar arasýndan uzattýðý
herhangi bir þeyi almanýz yasaktýr. Beni anlýyor musunuz?»

«Anlýyorum.»

Ýki kapý daha geçtikten sonra doðal ýþýk geride kalmýþtý. Þimdi hastalarýn birarada
olduklarý koðuþlarý geride býrakmýþlar, pencereleri olma yan tek tek hücrelerin
bulunduðu bölüme gelmiþlerdi. Koridor lambalarý gemilerin makine dairesindekiler gibi
kalýn demir ýzgaralarla kaplýydý. Dr. Chilton ýþýklardan birinin altýnda durdu. Ayak
sesleri kesilince duvarlarýn birinin ötesinden baðýrmaktan çatallaþmýþ bir ses
duyulabiliyordu.

«Lecter hücresinden sýmsýký baðlý ve aðzýnda aðýzlýðý olmadan asla çýkarýlmaz,»


dedi Chilton. «Bunun nedenini göstereceðim sana. Buraya geldikten sonraki bir yýl bir
iþbirliði örneðiydi. Çevresindeki güvenlik gevþetildi... Bu, benden önceki yönetim
sýrasýndaydý. 8 Temmuz 1976 öðleden sonrasý göðsünde bir sancýdan þikayet edince
dispansere götürüldü. Elektro kardiyogram yapýlabilmesi için baðlarý
çýkarýlmýþtý.Hemþire üzerine eðilince kadýna bunu yaptý iþte .» Chilton, Clarice
Starling’e yýpranmýþ bir fotoðraf uzattý. «Doktorlar kadýnýn bir gözünü kurtarmayý
baþarabildiler. Lecter bunu yaptýðý sýrada monitörlere baðlýydý. Kadýnýn diline
eriþmek için çenesini kýrmýþtý. Dili yuttuðu zaman bile nabzý seksen beþin üstüne
Çýkmadý.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Starling fotoðrafýn mý, yoksa kendisine parýltýlý gözlerle bakan Chilton’un dikkatinin
mi daha kötü olduðunu bilemiyordu.

«Onu burada tutuyorum,» dedi Chilton kalýn camlý çifte kapýnýn yanýndaki zile
basarken. Ýriyarý bir hademe kendilerini içeri aldý.

Starling güç bir karar vererek kapýnýn hemen içinde durdu. «Dr. Chilton, bu testlere
gerçekten ihtiyacýmýz var. Dr. Lecter sizi düþmaný olarak görüyorsa O zaman ona tek
baþýma yaklaþýrsam konuþabilme þansým daha fazla olur. Ne dersiniz, ha?»

Chilton’ un yanaðý seðirdi. «Bence hiçbir sakýncasý yok. Bunu benim odamda da
söyleyebilirdiniz. 0 zaman sizi bir hademeyle gönderir, zahmetten kurtulurdum…»

«Eðer beni orada aydýnlatsaydýnýz hiç kuþkusuz öyle yapardým.»

«Sizi bir daha göreceðimi sanmýyorum, Bayan Starling. Barney, Lecter’le iþi bitince
zile bas da biri gelip dýþarý çýkarsýn.»

Chilton kadýna bir daha bakmadan yürüdü gitti.

Þimdi sadece iriyarý hademe, arkasýndaki sessiz çalýþan saat ve Mace kutusu, baðlar,
kayýþlar, aðýzlýk ve sakinleþtirici tabancanýn bulunduðu tel dolap vardý.

Hademe kendisine bakýyordu. «Doktor Chilton parmaklýklara dokunmamanýzý söyledi,


deðil mi?» dedi. Sesi kýsýktý.

«Evet, söyledi.»

«Tamam öyleyse. Saðdaki þon hücre. Yürürken koridorun ortasýn da kalýn ve olup
bitenlere aldýrmayýn. Sizi iyi karþýlamasý için mektuplarý ný götürebilirsiniz.» Hademe
için için eðleniyor gibiydi. «Mektuplarý tepsiye koyun ve itin. Tepsi içerdeyse iple
çekebilirsiniz, yada o size gönderir. Tepsinin dýþarýda durduðu yerde size dokunamaz.»
Hademe iki dergi, üç gazete ve birkaç açýlmýþ mektup verdi. »

Her iki yanýnda hücreler olan koridor otuz metre kadar vardý. Hücrelerin bir kýsmý
kapýnýn ortasýnda uzun ve dar gözleme penceresi olan ve her yaný yumuþak maddeyle
kaplý odalardý. Diðerleri parmaklýklý duvarý koridora açýlan standart cezaevi hücreleri.
Clarice Starling hücredekilere bakmamaya çalýþarak yürüdü. Yolu yarýlamamýþtý ki bir
ses, «Karý kokusu alýyorum,» dedi. Starling duyduðunu belli etmeden yoluna devam etti.

Son hücrenin ýþýklarý yanýyordu. Starling ayakkabýsýnýn topuklarýnýn geliþini haber


verdiðini bilerek koridorun sol tarafýna doðru yaklaþýp öyle yürüdü.

3. BÖLÜM

Dr. Lecter’in hücresinin karþýsýnda baþka bir hücre deðil, bir dolap vardý. Hücrenin

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

ön yüzü. parmaklýkla kaplýydý, ancak iç tarafta insanýn parmaklýklara eriþemeyeceði


kadar uzakta, yerden tavana ve duvardan duvara uzanan saðlam naylondan bir að ikinci
bir engel gibi gerilrniþti. Starling aðýn öte yanýnda yere tutturulmuþ bir masayla iskemle
masanýn üstü karton kapaklý kitaplar ve kaðýtlarla doluydu.

Dr. Hannibal Lecter ranzasýna uzanmýþ Vogue’un Ýtalyancýsýný okuyordu. Sað


elinde tuttuðu sayfalarý okudukça birer birer sol yanýna býrakmaktaydý. Sol elinde altý
parmaðý vardý.

Clarice Starling parmaklýklardan biraz bende durdu.

«Dr. Lecter.»

Adam baþýný kaldýrdý.

«Adým Clarice Starling. Sizinle konuþabilir miyim?»Durduðu uzaklýkta ve ses tonunda


belirli bir saygý vardý.

Dr. Lecter parmaðýný büzdüðü dudaðýna dayayýp düþündü. Sonra kalktý, yürüdü,
naylon aðýn berisinde, sanki bu uzak kendi seçimiymiþ gibi durdu.

Starling onun ufak tefek olduðunu gördü; el ve kollarýnda kendisininki gibi sýrým gibi
bir güçlülük fark etti.

Adam sanki çalýnan kapýyý açmýþ gibi, «Günaydýn,» dedi. Kültürlü sesinin ardýnda
herhalde kullanýlmamaktan olmuþ paslý bir hýrýltý vardý.

Dr. Lecter’in gözleri kestane rengiydi ve ýþýðý kýzýl noktalar halinde yansýtýyordu.
Iþýk noktacýklarý kimi zaman gözünün ortasýna doðru kývýlcýmlanýyordu. Starling’i
süzdü.

Starling parmaklýða biraz daha yaklaþtý. Kollarýnýn tüyleri diken diken olmuþ,
elbisesinin kumaþýna sürtünüyordu.

«Doktor, bizim psikolojik profil konusunda bir sorunumuz var. Sizin yardýmýnýzý rica
ediyorum.»

«’Biz’ Ouantico’daki Davranýþ Bilimleridir sanýrým. Siz de. Jack Crawford’ un


elemanlarýndan biri olmalýsýnýz.»

«Evet, öyle.»

«Kimliðinizi görebilir miyim?»

Starling bunu beklemiyordu.«Þey... kimliðimi yukarda göstermiþ-

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

tim.»

«Yani Frederick Chilton’a gösterdiniz demek istiyorsunuz.»

«Evet.»

«Peki, siz onun kimliðini gördünüz mü?»

«Hayýr. »

«Ya Alan’la tanýþtýnýz mý? Pek sevimli, deðil mi? Hangisiyle konuþmayý
yeðlerdiniz?»

«Sanýrým Alan’ la. »

«Chilton’un para karþýlýðý içeri aldýðý bir gazeteci de olabilirsiniz. Sanýrým


kimliðinizi görmeye hakkým var.»

«Pekala. » Starling kimliðini kaldýrýp gösterdi.

«Bu kadar uzaktan okuyamam, gönderin lütfen.»

«Olmaz. » -

«Sert olduðu için mi?»

«Evet.»

«Barney’e sorun.»

Hademe gelip baktý. «Dr. Lecter bunu gönderiyorum. Ama istediðim zaman geri
vermezsen, eðer herkesi rahatsýz edip seni baðlamak zorunda kalýrsak, o zaman
gerçekten çok kýzacaðým. Beni kýzdýrýrsan da keyfim gelene kadar sarýp sarmalanmýþ
kalýrsýn. Yiyeceðin boruyla verilir, altýn günde iki kere deðiþir, ne gerekirse yapýlýr
yani. Bir hafta da mektup falan alamazsýn. Anladýn mý?» -

«Elbette, Barney.»

Dr. Lecter tepsiyle gelen kartý alýp ýþýða tuttu.

«Öðrenci mi? ’Öðrenci’ yazýyor burada. Jack Crawford benimle konuþmak için bir
öðrenci mi yolladý yani?»Kartý küçük beyaz diþlerine deðdirip kokladý.

«Dr. Lecter,» dedi Barney.

«Ah, elbette.» Lecter kartý tepsiye býraktý, Barney tepsiyi çekti.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Evet, hâlâ Akademide eðitimdeyim,» dedi Starling. «Ama biz FBI’dan deðil
psikolojiden söz ediyoruz. Konuþacaðýmýz konuda yeterli olup olmadýðýma siz karar
vermez misiniz?»

«Hýmmm. Doðrusu pek kaypaksýnýz. Barney, Memur Starling’e bir iskemle verebilir
miydin acaba?»

«Dr. Chilton bana iskemleden söz etmedi.»

: «Barney, ne oldu senin terbiyene böyle?»

«Bir iskemle ister miydiniz?» diye Barney kadýna sordu. «Genellikle kimse burada
oturacak kadar çok kalmaz da.»

«Teþekkür ederim, memnun olurum,» dedi Starling.

Barney karþýdaki kilitli dolaptan açýlýr kapanýr bir iskemle getirip yanlarýndan
ayrýldý.

Lecter masasýnýn baþýna oturdu. «Eh, söyle bakalým Miggs sana ne dedi?»

«Kim?»

«Yan hücredeki Miggs. Sana bir þeyler söyledi. Duydum. Ne dedi?»

«Karý kokusu alýyorum dedi.»

«Ah, ben alamadým doðrusu… Evyan cilt kremi ve bazen de L’air du temps parfümü
ama bugün deðil. Bugün kesinlikle kokusuzsun. Miggs’in dedikleri seni nasýl etkiledi?»

«Bilemediðim nedenlerle bir düþmanlýðý var. Kötü bir þey. O insanlara düþman,
insanlar ona düþman. Bir döngü.»

«Siz ona düþman mýsýnýz?»

«Hasta olduðu için üzgünüm. Ondan ötesi kuru gürültü. Parfümü nasýl bildiniz?»

«Kartý çýkarýrken çantanýzdan gelen kokudan. Çantanýz çok güzel.»

«Teþekkür ederim.»

«En iyi çantanýzý getirdiniz, deðil mi?»

«Evet.» Doðruydu. Bu klasik çanta için para biriktirmiþti. Sahip olduðu en iyi eþyaydý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Ayakkabýlarýnýzdan çok daha iyi.»

«Eh, onlara da sýra gelir.»

«Hiç kuþkum yok.»

«Duvarlardaki resimleri siz mi yaptýnýz, doktor?»

«Bir dekoratör mü çaðýrdým sizce?»

«Musluðun üstündeki bir Avrupa kenti mi?»

«Floransa. O da Palazzo Vecchio ve Duomo, Belvedere’den görünüþü. »

«Bütün bu ayrýntýlarý ezberden mi yaptýnýz?»

«Memur Starling, anýlar bende manzara yerine geçer.»

«Öteki bir çarmýha geriliþ mi? Ortadaki çarmýh boþ ama.»

«Çarmýhtan indirildikten sonra bu. Kasap kaðýdýna renkli boya ve keçe kalem.
Kendisine Cennet vaat edilen hýrsýzýn hali.»

«Ne varmýþ ki halinde?»

«Ýsa ile alay eden arkadaþýnýn olduðu gibi onun da bacaklarý kýrýlmýþ. Aziz John
Ýncil’inden gerçekten habersiz misiniz? Duccio’ya bakýn öyleyse, o çarmýha
geriliþlerin doðrusunu çizer. Will Graham nasýl?»

«Ben Will Graham diye birini tanýmýyorum.»

«Kim olduðunu biliyorsunuz. Jack Crawford’un sizden önceki ada mý. Yüzü nasýl?»

«Kendisini hiç görmedim.»

«Buna ’eski dostlarý hatýrlama’ denilir, umarým sizce bir sakýncasý yoktur, Memur
Starling.»

«Dr. Lecter, ben sizden bazý sorulara yanýt vermenizi rica etmeye geldim, bir bakar
mýydýnýz acaba?»

«Memur Starling, son zamanlarda Davranýþ Bilimlerinden çýkan yazýlarý hiç okudunuz
mu?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Evet.»

«Ben de okudum. FBI aptalca bir inatla bana Yasal Yaptýrým Bülteni’ni göndermiyor
ama ben eski kitapçýlardan buluyorum nasýl olsa. Sonra John Jay’den Haberler ve bazý
psikiyatri dergileri geliyor. Hepsi de dizi cinayet iþleyen insanlarý iki gruba ayýrýyorlar,
düzenli ve düzensiz. Buna ne dersiniz?»

«Bu... bu temel bir ayrým herhalde...»

«Aradýðýnýz sözcükbasit tir. Aslýnda bütün psikoloji çocukçadýr ve Davranýþ


Bilimlerinde uygulandýðý biçimiyle de kafadan sakattýr. Psikolojinin baþlangýç olarak
iyi bir malzemesi yoktur bir kere. Herhangi bir kolejin psikoloji bölümüne gidip
öðretmenlerle öðrencilere bir bakýn hele; amatör radyocular ve diðer kiþilik yoksunu
aptallar. Kampüsün hiç de en deðerli beyinleri deðildir. Düzenli ve düzensiz... bunu akýl
eden gerçek bir hýyar olmalý.»

«Bu sýnýflandýrmayý siz nasýl. deðiþtirirdiniz?»

«Deðiþtirmezdim.»

«Yayýnlardan söz ederken aklýma geldi, sizin ameliyat baðýmlýlýðý ve yüz


mimiklerinin sol ve sað yan görüntüleri makalelerinizi okudum.»

«Evet, birinci sýnýf yazýlardý onlar,» dedi Dr. Lecter.

«Bence de öyle, Jack Crawford da ayný fikirdeydi Yazýlarý bana o gösterdi. Onun için
istiyor sizin….»

«Þu bizim soðukkanlý Crawford öðrencilerden yardým aradýðýna gö re çok meþgul


olmalý.»

«Öyle, sizden de...»

«Buffalo Bill ile mi uðraþýyor?»

«Sanýrým.»

«Olmadý. . ’Sanýrým’ deðil, Memur Starling. Buffalo Bill ile baþýnýn deme
olduðunu biliyorsunuz. Jack Crawford’un sizi bunu sormanýz için gönderdiðini
sanýyorum.»

«Hayýr.»

«Öyleyse konuyu oraya getirmeyi beceremiyorsunuz.»

«Hayýr, ben size ihtiyaç...»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Buffalo Bill hakkýnda ne biliyorsunuz?»

«Kimsenin pek bir þey bildiði yok.»

«Gazeteler her þeyi yazdýlar mý?»

«Sanýrým. Dr. Lecter, ben o konuda herhangi gizli bir dosya gör müþ deðilim; benim
iþim...»

«Buffalo Bill kaç kadýn kullandý?»

«Polis beþ kadýn buldu.»

«Hepsinin de derisi yüzülmüþ müydü?»

«Kýsmen, evet.»

«Gazeteler onun adýný açýklamadýlar. Neden Buffalo Bill diye anýldý ðýný biliyor
musunuz?»

«Evet.»

«Söyleyin bana.»

«Bu sorulara bir göz atarsanýz söylerim.».

«Sadece bakarým. Söyleyin þimdi.»

«Her þey Kansas City cinayet masasýnda kötü bir þaka olarak baþladý.»

«Evet...»

«Kurbanlarýnýn derisini yüzdüðü için.»

Starling korkusunun yerini küçük düþürülmüþ olma duygusu aldýðýný fark etti.
Ýkisinden korkuyor olmayý yeðlerdi.

«Sorularý gönder bakalým.»

Starling mavi dosyayý tepsiye koyup gönderdi. Lecter þöyle bir göz gezdirirken de
oturup bekledi.

Adam dosyayý yine tepsiye koydu. «Memur Starling, bu küçük kör býçakla beni
parçalara ayýrabileceðinizi mi sanmýþtýnýz?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Hayýr. Sizin bu çalýþmayý ilerletecek bir görüþ saðlayabileceðinizi düþünmüþtüm

«Bunu yapmak için ne gibi bir nedenim olabilirdi ki?>’

«Merak.»

«Hangi konuda?»

«Neden burada olduðunuz hakkýnda. Size olanlar hakkýnda.»

«Bana hiçbir þey olmadý, Memur Starling. Ben oldum. Beni bir dizi etkiye
indirgeyemezsiniz. Davranýþý iyi ve kötü diye ayýrmýþsýnýz. Herkese ahlaki bir
onurluluk donu giydirmiþsiniz Hiçbir. þey kimsenin kusuru deðildir. Bana bakýn, Memur
Starling. Bana kötü olduðumu söylemeye dayanabilir misiniz? Ben kötü müyüm, Memur
Starling?»

«Sizin yýkýcý olduðunuzu sanýyorum. Benim için ikisi ayný þeydir.»

«Kötü sadece yýkýcý mýdýr? O zaman fýrtýnalar kötüdür eðer iþ bu kadar basitse.
Sonra yangýn var, dolu var. ’Sigortacýlar hepsini ’Tanrýnýn Ýþleri’ adý altýnda
toplarlar.»

«Ýsteyerek...»

«Ben vakit geçirmek için yýkýlan kiliseleri toplarým. En son Sicilya’dakini gördünüz
mü? Þahane bir þey! Kilisenin cephesi özel ayin sýrasýnda altmýþ beþ büyükannenin
üstüne düþtü. Bu kötülük müydü? Eðer öyleyse, kim yaptý? Eðer 0 yukardaysa, bunlara
bayýlýyor demektir, Memur Starling. Tifo ve kuðular... hepsi ayný yerden gelir.»

«Bunlarý size ben açýklayamam, doktor, ama kimin açýklayabileceðini biliyorum.»

Doktor Lecter elini kaldýrarak onu susturdu. Starling adamýn elinin çok biçimli
olduðuna dikkat etti; orta parmaðý birbirinin týpatýp eþi iki ta- neydi. Çok
parmaklýlýðýn en ender rastlanan biçimiydi bu.

Dr. Lecter yeniden konuþmaya baþladýðýnda sesi yumuþak ve cana yakýndý. «Beni
sýnýflandýrmak istiyorsunuz, Memur Starling. Çok hýrslýsýnýz, deðil mi? Güzel
çantanýz ve ucuz ayakkabýlarýnýzla gözüme nasýl görünüyorsunuz bilmek ister
miydiniz? Tam bir köylüye benziyorsunuz. Zevksiz ve temiz bir köylü. Gözleriniz ucuz
taþlardan farksýz, bir yanýt alabildiðiniz zaman para parýl yanýyorlar. Ve onlarýn
ardýnda sizse zeki bir insansýnýz, deðil mi? Anneniz gibi olmamak için
çýrpýnýyorsunuz. Ýyi beslenme kemiklerinize biraz çekidüzen vermiþ ama madenlerden
kurtulmanýzdan bu yana bir kuþak ancak geçmiþ olmalý. Batý Virginia
Starling’lerinden misiniz, yoksa Oklahomalýlardan mý? Koleje girmekle askerliðe
girmek arasýnda bir seçim yaptýnýz, deðil mi? Size kendiniz hak kýnda birkaç þey
söyleyeyim, Öðrenci Starling. Sýkýntýlýsýnýz. Her þey sýkýcý ve usandýrýcý. Akýllý

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

olmak çok þeyin keyfini çýkarmanýzý önlüyor, deðil mi?»

Starling baþýný kaldýrýp adamýn gözlerinin içine baktý. «Çok þey görüyorsunuz, Dr.
Lecter. Söylediklerinizin hiçbirini inkar edecek deðilim. Ýsteseniz de istemeseniz de, þu
anda yanýtladýðýnýz bir sorum var: Bu gayet güçlü algýlamanýzý kendi yöneltecek
kadar güçlü müsünüz? Bununla yüzyüze gelmek çok güçtür. Ben bunu son birkaç dakika
için de öðrendim. Ne dersiniz? Kendinize bakýn ve gerçeði yazýn. Kendinizden daha
uygun baþka birini bulabilir miydiniz? Ama belki de kendi kendinizden
korkuyorsunuzdur.»

«Epey dayanýklýsýn, deðil mi, Memur Starling?»

«Bir dereceye kadar, evet.»

«Sýradan biri olduðunu düþünmekten nefret ederdin, deðil mi? Ama hiç de sýradan biri
deðilsin, Memur Starling. Sadece Öyle olduðun korkusu var sende. Haftaya Sevgililer
Günü. Bir kart bekliyor musun, ha? »

«Evet.»

«Düþünüyordum da. Aklýma komik bir þey geldi. Bak Sevgililer Gü nünde seni çok
mutlu kýlabilirim, Clarice Starling. »

«Nasýl, Doktor Lecter?»

«Sana þahane bir Sevgililer Günü kartý göndererek. Bu konuyu bir düþünmem gerek.
Artýk bana izin verebilirsin ama. Güle güle, Memur Starling.»

«Peki ya sorular?»

«Nüfus sayým memurunun biri beni sýnamaya kalkmýþtý. Bende o’nun karaciðerini
taze fasulye ve bir kadeh Chianti ile yedim. Haydi, okuluna dön, küçük Starling.»

Son ana kadar kibarlýðý elden býrakmayan Hannibal Lecter kýza sýrtýný dönmedi. Geri
geri yürüdü, yataðýna varýnca da oturup uzandý. Starling’den yine mezarý üstünde
yatan taþtan bir þövalye kadar uzaktý artýk.

Starling sanki kan vermiþ gibi içinin boþaldýðýný hissetti. Bacaklarý üstünde
duramayacaðýný hissettiði için kaðýtlarý çantasýna yerleþtirmesi gereðinden uzun sürdü.
Nefretle karþýladýðý baþarýsýzlýðý ter içinde býrakmýþtý kendisini. Ýskemleyi
katlayýp dolabýn kapýsýna dayadý. Bir daha Miggs’in önünden geçmek zorundaydý.
Uzaktaki Barney bir þey okuyordu. Kendisini almasý için çaðýracaktý onu. Lanet olsun
Miggs’e. Kentte her gün olduðu gibi inþaat iþçilerinin yanýndan geçmekten farksýzdý
bu da. Koridorda yürümeye baþladý.

Miggs yakýnlarýnda bir yerden, «Ölmek için bileðimi ýsýrdým,» dedi. «Bak, nasýl

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kanýyor.»

Starling, Barney’i çaðýracaktý, ama aniden þaþýrdýðý için hücreye baktý. Miggs’in
parmaklarýný salladýðýný gördü ve ayný anda kaçýnamadan yanaðýna ve üstüne ýlýk
damlalar düþtü.

Starling oradan uzaklaþýrken bunun kan deðil meni olduðunu fark etti. Lecter
arkasýndan sesleniyordu.

«Memur Starling.»

Adam kalkmýþ arkasýndan baðýrýyordu. Starling çantasýnda kaðýt mendil arandý.

«Memur Starling. »

Artýk kendini toplamýþ, hýzlý adýmlarla kapýya doðru yürüyordu.

«Memur Starling.» Lecter’in sesi deðiþmiþti.

Starling durdu.Tanrým, bu kadar umutsuzca istediðim nedir? Miggs dinlemediði bir


þeyler söylüyordu.

Starling bir kere daha Lecter’in hücresi önüne gelince doktoru çok telaþlý gördü.
Üstündeki kokuyu alacaðýndan emindi. Her þeyin kokusunu alýyordu.

«Size böyle bir þey olmasýný istemezdim. Saygýsýzlýk benim için anlatýlmayacak
kadar çirkin bir þeydir.»

Sanki cinayet iþlemek kendisini daha küçük kabalýklardan temizlemiþ gibiydi. Yada onu
böyle lekelenmiþ görmek adamý heyecanlandýrmýþtý. Ama bilemiyordu Starling.
Adamýn gözlerindeki kývýlcýmlar bir maðaraya doluþan ateþböcekleri gibi doluyordu
kendi içinin karanlýðýna.

Starling çantasýný kaldýrdý. «Lütfen yanýtlayýn bu sorularý.»

Ama belki de geç kalmýþtý; adam yine sakinleþmiþti.

«Olmaz. Ama seni geldiðine memnun edecek bir þey yapacaðým. Sana baþka bir þey
vereceðim. En çok sevdiðin þeyi vereceðim sana, Clarice Starling.»

«Neymiþ o, Dr. Lecter?»

«Ýþinde ilerleme fýrsatý elbette. Her þey o kadar yerli yerine oturacak ki... çok
memnunum, Sevgililer Günü aklýma getirdi bunu.» Herhangi bir nedenle gülüyor
olabilirdi. «Sevgililer Günü armaðanýn için Raspail’in ara basýna bak. Duydun mu?
Armaðanlarýn için Raspail’in arabasýna bak. Artýk gitsen iyi olur;. kaçýk bile olsa

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Miggs ayný þeyi bu kadar çabuk bir daha yapamaz, deðil mi?»

4. BÖLÜM

Clarice Starling heyecan içindeydi, tükenmiþti sanki, ancak irade gücüyle ayakta
durabiliyordu. Lecter’in kendisi hakkýnda söylediklerinin bazýlarý doðruydu, bazýlarý
da doðruya çok yakýn. Bir an kafasýnýn için de yabancý bir bilinçlenmenin baþýboþ
dolaþmakta olduðunu hissetti.

Adamýn sözlerine kýzmýþtý ve öfkesini bastýrmasý gerekiyordu. Bu, iþti.

Hastanenin karþýsýna park ettiði eski Pinto arabasýna girip oturunca bir süre derin
soluklar aldý. Camlar buðulanýnca kaldýrýmdan. gelip geçenlerin meraklý
bakýþlarýndan kurtulmuþtu.

Raspail. Bu adý hatýrlýyordu. Lecter’in hastalarýndan ve kurbanlarýndan biri.


Starling’in Lecter dosyasýný inceleyecek sadece bir gecesi olmuþtu. Dosya epey
kabarýktý ve Raspail de pek çok kurbandan sadece biriydi Ayrýntýlarý yeniden okumasý
gerekecekti.

Starling hemen acele etmek istiyorsa da, bu aceleciliði yaratanýn kendisi olduðunun
farkýndaydý. Raspail dosyasý yýllar önce kapanmýþtý. Kimse tehlikede deðildi. Zamaný
vardý. Daha ileri gitmeden her þeyi tüm ayrýntýlarýyla öðrenmesi iyi olacaktý.

Crawford iþi kendisinden alýp baþkasýna vermek isteyebilirdi. Bu kumarý göze almasý
gerekecekti.

Amirini bir telefon kulübesinden aradýysa da, Meclis komisyonuna Adalet Bakanlýðý
için bütçe dilenmeye gittiðini öðrendi.

Vakanýn ayrýntýlarýný Baltimore Emniyet Müdürlüðü cinayet masasýndan da alabilirdi;


ancak cinayet federal bir suç olmadýðý için yanýt vermeyecekleri kuþkusuzdu.

O yüzden Quantico’ya, kahverengi perdeleri ve cehennem dolu gri dosyalarýyla


Davranýþ Bilimlerine döndü. Son sekreter gidene kadar orada kalýp Lecter
mikrofilmlerine tek tek baktý. Eski moda gösterici karanlýk odada fener gibi dönüyor,
asýk yüzünden resimlerin negatifleri geçi yordu.

Baltimore Filarmoni Orkestrasý birinci flütçüsü 46 yaþýndaki Benjamin Rene Raspail,


Dr. Hannibal Lecter’in hastasýydý.

22 Mart 1975’te Baltimore’daki bir konsere gelmemiþti. Cesedi 25 Mart Virgina’da


Falls Church kasabasý yakýnlarýndaki bir köy kilisesin de sýrada oturur bir durumda
bulunmuþtu. Üzerinde sadece bir frak ceketi, boynunda da beyaz bir papyon kravat
vardý. Yapýlan otopside kalbinin delindiði ve timüs bezesi ile pankreasýnýn alýnmýþ
olduðu saptanmýþtý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Gençliðinin ilk yýllarýnda kasaplýk konusunda istediðinden çok bilgi edinmiþ olan
Clarice Starling bu organlarýn uykuluk olarak anýldýðýný bilirdi.

Baltimore Cinayet Masasý bunlarýn Raspail’in kayboluþunun ertesi gecesi Lecter’in


Baltimore Filarmoni Orkestrasýnýn müdürü ve þefine verdiði bir yemeðin menüsünde
bulunduðuna inanýyordu.

Dr. Hannibal Lecter bu konularda hiçbir bilgisi olmadýðýný iddia etmiþti. Orkestra
müdürü ve þefi Dr. Lecter’in yemeðinde neler olduðunu hatýrlamadýklarýný
söylemiþlerdi. Oysa Lecter verdiði yemeklerle tanýnmýþtý ve dergilerde damak zevki
üzerine pek çok yazýsý yayýnlanmýþtý.

Orkestra müdürü daha sonra Basel’de bir sinir sanatoryumunda iþtahsýzlýk ve alkol
baðýmlýlýðý tedavisi görmüþtü.

Baltimore polisine göre Raspail, Lecter’in bilinen dokuzuncu kurbanýydý.

Raspail vasiyetname býrakmadan öldüðü için akrabalarý mirasý paylaþmak için


birbirlerini dava etmiþler ve konu aylarca gazetelere malzeme olmuþtu.

Raspail’in akrabalarý, diðer kurbanlarýn aileleriyle birleþerek doktorun hasta dosyalarý


ve ses bantlarýnýn ortadan kaldýrýlmasý için açtýklarý davayý kazanmýþlardý. Adamýn
ne gibi yüz kýzartýcý sýrlar açýklayabileceðini bilmediklerini ve dosyalarýn ise belge
olabileceðini ileri sürmüþlerdi.

Mahkeme Raspail’in avukatý Everett Yow’u mirasýn paylaþýlmasý konusunda


görevlendirmiþti.

Starling arabayý incelemek için avukatý bulmak zorundaydý. Ancak avukat Raspail’in
anýsýný korumakta titiz davranan biri olabilirdi ve önceden bildiði takdirde müþterisinin
adýný kirletmemek için kanýtlarý yok edebilirdi.

Starling habersiz davranmak zorundaydý ve bunun için de öðüde ve yetkiye ihtiyacý


vardý. Davranýþ Bilimlerinde tek baþýnaydý o sýrada.

Crawford’un ev telefonunu buldu.

Telefonun çaldýðýný duymamýþtý ama erkeðin sakin ve telaþsýz sesi bir anda
karþýsýndaydý.

«Jack Crawford.»

«Clarice Starling. Umarým sizi yemekte rahatsýz etmedim.. .» Starling karþý tarafýn
sessizliði üzerine devam etmek zorunda kaldý. «...Lecter bana bugün Raspail olayý
hakkýnda bir þey söyledi, þimdi büroda onu araþtýrýyorum. Raspail’in arabasýnda bir

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

þey olduðunu söyledi. Bu her neyse ancak avukatý aracýlýðýyla alabilirim, yarýn da
Cumartesi olduðuna göre size acaba...»

«Starling, Lecter hakkýnda elde edeceðin bilgiler konusunda sana ne söylediðimi


hatýrlýyor musun?» Crawford’un sesi korku verici derecede sakindi.

«Pazar sabahý saat dokuza kadar size rapor ve

«Öyle yap, Starling. Sana denileni aynen yap.»

«Peki efendim.»

Telefon kapandý. Starling’in yüzü kýpkýrmýzý kesilmiþti.

***

Oda arkadaþý Ardelia Mapp kütüphaneden geldiðinde, yýkanýp temizlenmiþ ve FBI


Akademi sabahlýðýný giymiþ olan Starling raporunu ikinci kez yazmaktaydý. Mapp’ýn
kahverengi geniþ ve aklý baþýnda yüzü Starling’in gününün en iyi þeylerinden biriydi.

Ardelia Mapp arkadaþýnýn yüzündeki yorgunluðu hemen fark etti.

«Bugün neler yaptýn bakalým, kýz?» Mapp sorularýný hep sanki yanýtlarý hiç önemli
deðilmiþ gibi sorardý.

5. BÖLÜM

Elli üç yaþýndaki Jack Crawford evinin yatak odasýndaki koltukta oturmuþ kitap
okuyor. Karþýsýnda iki yatak var. Biri kendisinin, diðerin de karýsý Bella yatýyor.
Crawford onun aðzýndan soluduðunu duyuyor. Karýsý iki gündür ne yerinden
kýpýrdýyor, ne de onunla konuþuyor.

Bella’nýn soluðu kesilir gibi olunca Crawford baþýný kaldýrýp yarým gözlüðünün
üstünden bakýyor. Kitabý býrakýyor. Bella yeniden soluk alýyor, önce hafif, sonra derin
bir soluk. Crawford kalkýp karýsýnýn nabzýný sayýyor, tansiyonunu ölçüyor. Aylardýr
tansiyon ölçmede uzman oldu artýk.

Karýsýný geceleri yalnýz býrakmak istemediði için yanýna kendisi için bir yatak
getirmiþ. Karanlýkta ona uzandýðý için kendi yataðý da onun hastane yataðý
yüksekliðinde.

Yataklarý yükseltmek ve Bella’yý rahat ettirecek bir iki deðiþiklik dýþýnda Crawford
odayý hasta odasýna benzemekten uzak tutmayý baþarmýþ. Çiçek var ama çok deðil.
Ortalýkta ilaç yok. Crawford karýsýný hastaneden eve getirmeden koridordaki dolabý
boþaltýp bütün ilaçlarý ve diðer gerekli eþyayý oraya yerleþtirmiþ. (Eve eþikten
kucaðýnda taþýdýðý ikinci kez bu; bu düþünce az daha aðlatacaktý kendisini.)

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Güneyden sýcak bir esinti baþlamýþ. Pencereler açýk, Virginia hava sý taptaze.
Karanlýkta küçük kurbaðalar birbirlerine sesleniyorlar.

Oda tertemiz, ama halý tüylenmeye baþlamýþ, Crawford gürültülü elektrikli süpürgeyi
odaya sokmayýp el süpürgesini kullanýyor. Dolaba gidip ýþýðý yakýyor. Kapýnýn içinde
iki tabela asýlý. Birine Bella’nýn nabýz ve tansiyonunu kaydediyor. Gündüz
hemþiresiyle onun rakamlarý sayfalar tutmuþ. Öteki tabelada gündüz hemþiresi
Bella’ya verdiði ve verilmesi gereken ilaçlarý yazmýþ.

Crawford karýsýnýn gece ihtiyaç duyacaðý her ilacý verebiliyor. Hemþire ona, karýsýný
eve getirmeden önce bir limona, sonra kendi bacaðýna iðne yapmasýný öðretmiþ.

Crawford karýsýnýn baþýnda birkaç dakika durup yüzüne bakýyor. Kadýnýn baþýnda
ipekli bir eþarp türban gibi sarýlý. Karýsý konuþabildiði zamanlarda bunda ýsrar etmiþti.
Þimdi kendisi ýsrar ediyor. Kadýnýn dudaklarýný gliserinle ýslatýyor, iri baþparmaðýyla
gözünün kenarýndaki çapaðý alýyor. Kadýn kýpýrdamýyor. Henüz döndürecek saat
gelmedi.

Crawford aynaya bakýp: hasta. olmadýðýný, onunla birlikte topraða girmesi


gerekmeyeceðini, saðlýðýnýn iyi olduðunu düþünüyor. Sonra da bu düþüncesinden
utanýyor.

Koltuðuna döndüðünde ne okuduðunu hatýrlayamýyor. El yordamýyla yanýndaki


kitaplardan ýsýnmýþ olanýný seçiyor.

6. BÖLÜM

Clarice Starling Pazartesi sabah mektup kutusunda Crawford’dan gelen þu mesajý


buldu:

CS:.

Raspail’in arabasýna gidebilirsin. Ýstediðin zaman. Büromdan sana þehirlerarasý


telefon için kredi kartý verilecek. Avukatla görüþmeden yada bir yere gitmeden bana
haber ver. Çarþamba saat dörtte raporunu bekliyorum.

Müdür altýnda senin adýn ve imzan olan raporu aldý. Baþarýlý bir iþ yaptýn.

JC

SAIC/8 Kasým

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Starling çok memnundu. Crawford kendisine eðitim görmesi için fýrsat veriyordu. Ama
ona öðretmek de istiyordu. Baþarýlý olmasýný da istiyordu. Starling için nezaketten
önemliydi bu.

Raspail öleli sekiz yýl olmuþtu. Arabada bu kadar süre hangi kanýt kalýrdý ki?

Starling kendi ailesinin deneyimlerinden otomobillerin çok çabuk deðer kaybetmesi


yüzünden miras iþlerine bakan mahkemenin bunlarýn dava sona ermeden satýlmasýna
izin verdiðini bildirdi. Raspail’inki gibi karmaþýk ve tartýþmalý bir miras durumunda
da, bir arabanýn bu kadar uzun süre kalmýþ olmasý hiç akla yakýn deðildi.

Sonra zaman sorunu vardý. Öðle tatilini de sayarsa, iþ saatleri içinde telefonu parasýz
kullanmak için günde sadece bir saat on beþ dakikasý vardý. Çarþamba öðleden sonra
Crawford’a raporunu verecekti. Þu halde arabayý izlemek için üç günde toplam üç saat
kýrk beþ dakikasý vardý.

Soruþturma Usulü derslerinde notlarý iyi olduðu için öðretmenlerine genel sorular sorma
fýrsatý da bulabilecekti.

Starling Pazartesi öðle tatilinde Baltimore Ýlçe Mahkemesine telefon ettiðinde üç kere
beklemesini söyleyip kendisini unuttular. Çalýþma saatleri sýrasýnda sonunda
mahkemede Raspail mirasý davasýnýn dosyalarýna bakan anlayýþlý birini bulabildi.

Katip bir araba satýþý için izin verildiðini söyledi ve arabanýn markasýyla þasi
numarasýný ve satýn alan kiþinin adýný verdi.

Starling Salý günü öðle tatilinin yarýsýnda da Maryland Motorlu Araçlar Dairesinin bir
arabayý þasi seri numarasýyla deðil de, ancak kayýt ve en son plaka numarasýyla
bulabileceðini öðrendi.

Salý öðleden sonra aniden bastýran saðanak öðrencileri atýþ alanýndan içeri
kaçýrtmýþtý. Islak elbise ve terden buharlaþan konferans odasýnda eski bir deniz
piyadesi olan John Brigham, Starling’den sýnýfýn önünde bir Model 19 Smith Wesson
tabancasýnýn tetiðini bir dakikada kaç kere çekecek gücü olduðunu göstermesini istedi.

Starling sol eliyle yetmiþ dört kere çekti tetiði, gözlerine düþen saçlarýný üfledi ve
tabancayý sað eline geçirerek devam etti. Baþka bir öðrenci de sayýyordu. Starling bir
yandan tetiðe basýp duvardaki hayali hedefe niþan alarak tetiði çekerken bir yandan da
eðitmeni Brigham’a aklýný kurcalayan þeyleri soruyordu.

«Elinde sadece þasi numarasý ve modeli...

«…altmýþ beþ altmýþ altý altmýþ yedi altmýþ sekiz... »

«... olan bir arabanýn þimdi kimin üstüne kayýtlý...»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«…yetmiþ sekiz yetmiþ dokuz seksen seksen bir »

«..olduðunu nasýl öðrenirsin...»

«Tamam çocuklar,» dedi eðitmen. «Buna dikkat etmenizi istiyorum. Atýþ sýrasýnda elin
gücü çok önemlidir. Siz beylerden bazýlarý buraya çaðýrýlacaðýnýz için kaygýlýsýnýz
sanýrým. Ama haklýsýnýz, Starling her iki elde de ortanýn üzerinde. Çalýþýyor da
ondan. Hepinizin yapabileceði gibi o küçük þeyleri sýkýyor avuçlarýnda çünkü. Oysa
sizlerin çoðu bilmem nerelerinizden daha sert bir þey almazsýnýz elinize. Ciddi ol,
Starling, sen de mükemmel deðilsin. Mezun olmadan önce sol elinin doksaný aþtýðýný
göreceðim. Haydi þimdi ikiþerli gruplar çalýþýn bakalým.

«Sen deðil, Starling. Sen buraya gel. Araba hakkýnda baþka ne biliyorsun?»

«Sadece þasi numarasýný ve markasýný. Bir de beþ yýl önceki sahibini.»

«Pek dinle öyleyse. Çoðu insanýn yanýlma nedeni sahipleri arayarak ilerlemeye
çalýþmalarýdýr. Eyaletler arasýnda kaybolur gidersin böylece. Polisler bile zaman zaman
bu yanýlgýya düþerler. Bilgisayarlar da da sadece kayýt ve plaka numaralar vardýr.
Hepimiz araç seri numarasý yerine plaka numarasýný kullanmaya alýþmýþýzdýr.»

Mavi kabzalý eðitim tabancalarýnýn gürültüsünden sesini duyurmak için kadýnýn


kulaðýna eðildi.

«Kolay bir yol vardýr. Kent telefon rehberini çýkaran R.L.Polk þirketi ayný zamanda
kullanýlan arabalarýn marka ve seri numaralarýný içeren bir listede çýkarýr. Araba
satýcýlarý reklamlarýný buraya verirler. Bana sormak nereden aklýna geldi?»

«Sizin ICC’de çalýþýrken epey araba izlemek zorunda kalmýþ olacaðýnýzý


düþündüm. Teþekkür ederim.»

«Borcunu öde öyleyse, o sol elinin hakkýný ver de þunlarý bir utandýralým.»

Starling telefon kulübesine girdiðinde eli öylesine titriyordu ki, yazýsýný neredeyse
kendisi bile okuyamayacaktý. Raspail’in arabasý Ford markaydý. Virginia Üniversitesi
yakýnlarýndaki bir Ford satýcýsý yýllardýr sabýrla Pinto’su için elinden geleni
yapmýþtý. Adam þimdi de ayný sabýrla Polk listelerini araþtýrýyordu. Sonunda
Benjamin Raspail’in arabasýnýn son sahibinin adý ve adresiyle çýkageldi.

Clarice iþini bilir. Býrak saçmalýðý da adamý evinden ara bakalým, Dur bakayým neydi
adresi, Arkansas’ta Nine Ditch numara dokuz. Jack Crawford oraya gitmeme asla izin
vermez. Ama hiç olmazsa adamla konuþabilirim.

Telefonu ne kadar aradýysa bir karþýlýk alamadý. Gece denedi, yine kimseyi bulamadý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Çarþamba öðle tatilinde karþýsýna bir adam çýktý.

«Bir ricam olacaktý, beyefendi. Bay Lomax Bardwel arýyordum. Adým Clarice
Starling.»

Adam, «Clarice bilmemne,» diye seslendi yanýndakilere. «Bardwel’den ne


istiyordunuz?»

«Burasý Ford geri alma bölümünün Orta Güney bölge bürosu. LTD arabasýna bedava
bazý onarým yaptýrmaya hakký var da.»

«Bardwel benim. Ben de bana bir þey satmaya çalýþtýðýnýzý sanmýþtým. Onarým
yapma zamaný çoktan geçti, bana yeni bir araba gerek artýk. Karýmla Little
Rock’taydýk.»

«Evet?»

«Arabanýn rotu çýktýðý gibi karteli deldi, ortalýk yaða boðuldu, tam o sýrada gelen bir
kamyon da yaða dalýnca savrulmasýn mý? »

«Geçmiþ olsun. Peki sizin arabanýz ne oldu?»

«Hurdacý, Buddy Sipper’e enkazý almaya geldiði takdirde elli dolara vereceðimi
söyledim. Herhalde parçalamýþtýr þimdiye kadar:»

«Acaba bana hurdacýnýn telefonunu verebilir miydiniz, Bay Bardwel?»

«Sipper’le ne iþiniz olabilir ki? Ortada bir para varsa, bu benim hakkýmdýr.»

«Anhýyorum, efendim. Ben saat beþte paydos edene kadar ne derlerse onu yaparým.
Bana da arabayý bulmamý söylediler. Telefonunu biliyor muydunuz acaba?» -

«Telefon defterim yanýmda deðil. Ama idareden alabilirsiniz sanýrým. Sipper


Hurdacýlýk.»

«Çok teþekkür ederim, Bay Bardwell.»

Hurdacý da arabanýn parçalarýnýn alýndýktan sonra silindirde ezildiðini bildirdi.


Ustabaþý kayýtlarýna bakarak arabanýn seri numarasýný okudu.

Þimdi çuvalladýk iþte, diye düþündü Starling. Çýkmaz sokak. Ne de armaðan ama.

Sonra Lecter’dan biraz daha bilgi koparmaya çalýþmasýnýn doðru olacaðýný düþündü.
Önceden randevu alsaydý belki de Crawford akýl hastanesine bir daha gitmesine razý
olurdu. Dr. Chilton’un numarasýný çevirdiyse de, sekreterini aþamadý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Dr. Chilton þu anda adli týp doktoru ve savcý yardýmcýsýyla birlikte,» dedi kadýn.
«Þefinizle konuþtu ve size söyleyebileceði. hiçbir þey yok. Güle güle.»

7. BÖLÜM

«Dostun Miggs öldü,» dedi Crawford. «Bana her þeyi söylemiþ miydin, Starling?»
Crawford’un yorgun yüzü bir baykuþunki gibi gelecek sinyallere açýk ve yine bir o
kadar acýmasýzdý.

«Nasýl?» Starling’in bütün duyularý uyuþmuþ gibiydi.

«Sabaha karþý bir saatte dilini yutmuþ. Chilton bu fikri ona Lecter’in telkin etmiþ
olduðu görüþünde. Gece hademesi Lecter’in Miggs’le alçak sesle fýsýldaþtýðýný
duymuþ. Lecter, Miggs hakkýnda çok þey biliyordu. Bir süre konuþmuþ ama hademe
Lecter’in dediklerini duyamamýþ. Miggs bir süre aðladýktan sonra susmuþ. Bana her
þeyi anlattýn mý, Starling?»

«Evet, efendim. Raporumda bütün olanlarý tek tek bildirmiþtim. »

«Chilton telefon edip seni þikayet etti...» Crawford susup bekledi; kýzýn bir þey
sormamasýna memnun. olmuþ gibiydi. «Kendisine senin davranýþýný tatmin edici
bulduðumu söyledim. Chilton bir Ýnsan Haklarý soruþturmasýný önlemeye çalýþýyor.»

«Böyle bir soruþturma yapýlacak mý?»

«Miggs’in ailesi isterse. Ýnsan Haklarý Bölümü bu yýl herhalde sekiz bin soruþturma
yapacaktýr. Miggs’i listeye eklemekten memnun olacaklardýr.» Crawford kýzýn
yüzüne baktý. «Ýyi misin?»

«Ne hissetmem gerektiðini bilemiyorum.»

«Herhangi bir þey hissetmen gerekmez.Lecter bunu eðlence olsun diye yaptý . Bu
yüzden kendisine bir þey yapamayacaklarýný biliyor. Chilton bir süre için kitaplarýný ve
tuvalet kapaðýný alacak, hepsi o kadar.» Crawford ellerini karnýnýn üstünde kavuþturup
parmaklarýna baktý. «Lecter sana beni sordu, deðil mi?»

«Ýþinizin çok olup olmadýðýný sordu. Evet dedim.»

«Hepsi bu kadar mý? Görmekten hoþlanmayacaðýmý düþünerek beni ilgilendiren


herhangi bir þeyi yazmazlýk etmedin, deðil mi?»

«Hayýr. Sizin soðukkanlý olduðunuzu söyledi, ama onu da yazdým. »

«Doðru. Baþka bir þey yok muydu?»

«Hayýr, hiçbir þeyi saklamýþ deðilim. Kendisiyle dedikodu yaptým diye benimle

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

konuþtuðunu düþünmüyorsunuz sanýrým.»

«Hayýr. »

«Sizin hakkýnýzda özel bir bilgim yok, olsaydý bile bunu onunla konuþmazdým. Eðer
böyle bir þey yapabileceðime inanýyorsanýz, bunu þu anda açýkça konuþmamýzda yarar
var.»

«Tatmin oldum. Devam et.»

«Þizbir þey , ya da.. »

«Devam et dedim, Starling.»

«Lecter’in Raspail’in arabasý hakkýnda söylediði þeyler çýkmaza saplandý. Araba


dört ay önce Arkansas’ta hurdacýda ezilerek demir olarak fabrikaya satýlmýþ. Oraya
gidip kendisiyle konuþursam belki bir þeyler öðrenebilirim.»

«Ýzi sonuna kadar sürdün mü?»

«Evet.»

«Raspail’in sürdüðü arabanýn tek arabasý olduðunu nereden biliyorsun? »

«Adýna kayýtlý bir o araba vardý, bek ben de tahmin ettim ki...»

«Dur bakalým orada.» Crawford’un parmaðý, aralarýndaki boþlukta görünmeyen bir


ilkeye çevrildi. «Tahmin ettin.Tahmin ettin , Starling. Raspail’in bir araba
koleksiyoncusu olduðunu biliyor muydun?»

«Hayýr. Arabalar hâlâ miras memurluðunda mý?»

«Bilemem. Bunu bulabilir misin dersin?»

«Bulurum.»

«Nereden baþlardýn?».

«Mirasý paylaþtýracak olan kiþiden. »

«Hatýrladýðýma göre Baltimore’lu bir avukat, bir Çinli,» dedi Crawford.

«Everett Yow. Baltimore telefon rehberinde adý var.»

«Raspail’in arabasýný araþtýrmak için bir belge gerekeceðini düþündün mü?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Raspail öldüðüne ve herhangi bir þeyden sanýk olmadýðýna göre, avukatýn arabayý
araþtýrmamýza izin vermesi durumunda bu izin geçerlidir ve bundan elde edilecek
bilgiler mahkemede kanýt olarak kullanýlabilir.»

«Çok doðru. Bak sana ne söyleyeyim: Baltimore büromuza senin oraya gideceðini
bildireceðim. Cumartesi, Starling, kendi boþ günün de. Git bakalým bir þey elde edecek
misin.»

Crawford odadan çýkan kýzýn arkasýndan bakmamak için gayret gösterdi. Çöp
sepetinden leylak rengi kalýnca bir not kaðýdý çýkarýp masasýnýn üstüne yaydý. Not
karýsý hakkýndaydý ve güzel bir el yazýsýyla yazýlmýþtý.

Bella için çok üzüldüm, Jack.

Hannibal Lecter

8. BÖLÜM

Everett Yow arka camýna De Paul Üniversitesi yaftasý yapýþtýrýlmýþ siyah bir Buick
sürüyordu. Starling Baltimore’da yaðmur altýnda izlerken arabanýn adamýn oturduðu
tarafa doðru hafifçe çökmüþ olduðunu gördü. Hava neredeyse kararacaktý; Starling’in
dedektif olarak günü birazdan sona erecek ve bir daha bunun gibi bir fýrsat
bulamayacaktý.

Yow zeki bir insandý, þiþmandý ve soluk almakta güçlük çekiyordu. Starling onun
altmýþ yaþýnda olduðunu tahmin etmiþti. Þimdiye kadar bir güçlük çýkarmamýþtý.
Gününü kaybetmesinde adamýn bir suçu yok tu; avukat bir haftadýr bir iþ için bulunduðu
Chicago’dan dönüþünde Starling’le görüþmek için havaalanýndan doðruca bürosuna
gelmiþti.

Yow, Raspail’in klasik Packard’ýnýn ölümünden çok önce depoya kaldýrýldýðýný


anlatmýþtý. Araba plakasýzdý ve hiç kullanýlmamýþtý. Yow müþterisinin ölümünden az
sonra bir envanter çýkarmak için uðraþýrken arabayý görmüþtü. Eðer Dedektif Starling
müþterisinin çýkarlarýný etkileyebilecek bir þey bulduðu takdirde ’bunu kendisine
açýkça söylerse’ arabayý gösterebilirdi. Bir arama belgesi ve bunun yaratacaðý
karýþýklýða hiç neden yoktu.

Starling FBI garajýndan bir günlüðüne telefonlu bir Plymouth almýþtý. Crawford’un
verdiði yeni kimlik kartýnda da FEDERAL DEDEKTÝF yazýyordu. Starling kartýn
geçerlilik süresinin bitimine bir hafta kaldýðýna dikkat etmiþti.

Kentin dört mil dýþýndaki bir depoya gidiyorlardý. Starling yoðun trafikte adým adým
ilerlerken telefonunu kullanarak bu ambar hakkýnda bilgi edinmiþti. SPLIT CÝTY
AMBARI - ANAHTAR SÝZDE KALSIN yazýsýný gördüðünde bu konuda epey bir

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

bilgisi vardý artýk.

Split City, Bernard Gray adýnda birinindi ve Eyaletler arasý Ticaret Komisyonundan
nakliyeci belgesi vardý. Üç yýl önce Gary’nin adý bazý çalýntý mallarýn nakliyesi
iþine karýþmýþtý ve þimdi belgesi gözden geçirilmekteydi.

Yow tabelanýn altýndan geçip anahtarlarýný kapýdaki üniformalý gence gösterdi.


Kapýcý plaka numaralarýný kaydetti, kapýlarý açtý ve sanki yapacak çok önemli baþka
iþi varmýþ gibi eliyle acele etmelerini iþaret etti.

Split City ambarý genellikle boþanan çiftlerin mallarýnýn depo edildiði bir yerdi.
Birimleri týklým týklým oturma odasý takýmlarý, mutfak üniteleri, lekeli þilteler, çocuk
oyuncaklarý ve baþarýsýz evliliklerin fotoðraflarýyla doluydu. Baltimore polisi ambarda
iflas mahkemelerinden kaçýrýlan mallarýn da depolandýðýna inanmaktaydý.

Ambar bir askeri tesisi andýrýyordu: otuz dönümlük bir arazide bir birlerinden yangýn
duvarlarýyla ayrýlmýþ, her biri kepenkli kapýlý tek tek büyük garaj birimlerinden oluþan
uzun binalar. Aylýk kira uygun olduðu için kimi depolardaki mallar yýllardýr orada
bulunuyordu. Güvenlik de iyiydi. Arazi fýrtýnaya dayanýklý çift sýra çitle çevriliydi ve
çitler arasýnda günde yirmi dört saat bekçi köpekleri dolaþýyordu.

Raspail’in 31 numaralý deposunun önünde bir karýþ kurumuþ yap rak, boþ kaðýt
bardak ve çöp yýðýlýydý. Kapýnýn her iki yanýnda saðlam görünüþlü birer kilit
asýlýydý. Sol kilidin üstünde bir de mühür vardý. Everett Yow alacakaranlýkta eðilip
mührü inceledi. Þemsiye ve el feneri Starling’deydi.

«Beþ yýl önce buraya geldiðimden bu yana açýlmamýþ görünüyor,» dedi avukat. «Ýþte
benim mührüm burada sapasaðlam duruyor. O zamanlar akrabalarýn bu kadar inatçý olup
davanýn böyle uzun süreceði aklýma bile gelmemiþti.»

Yow feneri tuttu, Starling kilidin ve mührün fotoðrafýný çekti.

«Bay Raspail’in, mirasçýlarý kiradan kurtarmak için kapattýðým bir de bürosu vardý,»
dedi avukat. «Orasýnýn eþyalarýný da getirip buraya koydum. Sanýrým bir.piyano,
kitaplar ve bir de yatak getirmiþtik.»

Yow kilide bir anahtar soktu. «Kilit paslanmýþ da olabilir.» Hem eðiHp hem soluk
almasý çok güçtü. Çömelmeye çalýþtýðýnda dizlerinin çatýr týsý iþitiliyordu.

Starling çantasýný karýþtýrýp arabasýnýn kapý kilitlerinde kullandýðý buz eritici spreyi
çýkardý.

«Siz isterseniz biraz arabanýzda dinlenin, Bay Yow. Ben þununla bir deneyeyim.
Yaðmur da hafifledi, þemsiyeyi siz alýn.»

Starling FBI Plymouth’unu kapýya yaklaþtýrýp farlarýyla aydýnlattý. Sonra motordan

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

yað ölçme çubuðunu çýkarýp kilitlerin deliklerine bir kaç damla yað damlattý, yaðý
inceltmek için de buz giderici spreyi sýktý. Bay Yow arabasýnda oturduðu yerden
baþýný sallayýp gülümsedi. Starling, Yow’un zeki bir insan olduðuna memnundu; iþini
adamý kendisine düþman etmeden yapabilirdi.

Hava artýk iyice kararmýþtý. Starling farlarýn ýþýðýnda ve vantilatör pervanesinin


homurtularý arasýnda kendini çok açýkta hissediyordu. Arabanýn motoru çalýþýrken
kilitlemiþti kapýlarý. Bay Yow zararsýz birine benziyorsa da, kapýyla araba arasýnda
ezilme olasýlýðýný göze almak istememiþti.

Kilit elinde iri bir kurbaða gibi sýçradý ve açýldý. Az sonra diðeri de açýlmýþtý.

Bu kez de kapý yerinden kýpýrdamýyordu. Starling bütün gücüyle asýlýnca gözlerinin


önünde kýrmýzý noktalar uçuþtu. Yow yardýma geldi, ancak kapýnýn küçük
tutamaðýyla fýtýðý fazla bir þey yapmasýný önlüyordu.

«Gelecek hafta oðlumla geliriz,» dedi. «Yada bir iki adam alýrýz. Artýk evime gitmek
istiyorum.»

Starling bir daha oraya dönebileceðinden hiç emin deðildi; Crawford için telefonu açýp
bu iþle Baltimore’daki adamýný görevlendirmek çok kolaydý. «Bay Yow, elimi çabuk
tutmaya söz veriyorum. Arabanýz da kriko var mýydý?»

Starling krikoyu kapýnýn tutamaðýnýn altýna sokup koluna bütün aðýrlýðýyla abanýnca
kapý iki santim kadar kalktý. Sonra biraz daha. Sonunda altýna bir yedek lastik sokup her
iki krikoyu kapýnýn iki yanýna yerleþtirdi, sýrayla bir birini bir diðerini kaldýrmaya
baþladý. Ancak kapý elli santim kadar kalkmýþ ve takýlmýþtý.

Bay Yow yanýna geldi, eðilip aralýktan baktýlar. Yow bir kerede ancak iki saniye
eðilmiþ olarak durabiliyordu.

«Sanýrým içerde fare var,» dedi. «Bana depolarda fare zehiri kullandýklarýný
söylemiþlerdi. Kontratta da yazýlýydý bu. Fare diye bir þey bilinmez burada demiþlerdi.
Ama seslerini duyuyorsunuz, deðil mi?»

«Duyuyorum.» Starling fenerini içeri tutunca karton kutularý ve bir brandanýn altýnda
beyaz kenarlý büyük bir araba lastiði görüyordu. Lastik inikti.

Arabayý farlarýn ýþýðý kapýnýn altýna gelecek biçimde yerleþtirip yer paspaslarýndan
birini aldý.

«Ýçeri mi gireceksiniz, Memur Starling? »

«Bakmam gerek, Bay Yow.»

Adam mendilini çýkardý. «Farelerden korunmak için mantonuzun kollarýný

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

baðlarnanýzý tavsiye edebilir miyim?»

«Teþekkür ederim, doðrusu bu iyi fikir, efendim. Bay Yow… Kapý arkamdan kapanýrsa
yada baþka bir þey olursa lütfen þu numaraya telefon eder misiniz? Baltimore büromuzun
numarasý bu. Þu anda sizinle burada olduðumu biliyorlar ve biraz sonra benden haber
almadýklarýnda telaþa düþeceklerdir. Bilmem anlatabildim mi?»

«Elbette.» Avukat, Packard arabanýn anahtarýný verdi.

Starling lastik paspasý kapýnýn önündeki ýslak yere serdi, elindeki fotoðraf makinesinin
objektifini bir plastik torbayla örttü ve mantosunun kollarýný mendile sýkýca baðladý.
Kapýnýn altýndan geçmek için yere uzanýrken yüzüne çarpan fare ve küf kokusu
arasýnda Latince bir þey geldi aklýna.

Adli týp dersinin ilk günü öðretmeni karatahtaya Romalý bir doktorun düsturunu
yazmýþtý: Primum non nocere., Birinci iþ olarak bir zarar vermeyin.

Ama bunu fare dolu bir garajda söylememiþti.

Birden babasýnýn elini kardeþinin omzuna dayamýþ olduðu halde kendisine


söylediklerini hatýrladý. «Söylenmeden oynamayacaksan eve gir, Clarice.»

Starling bluzunun üst düðmesini de ilikleyip kapýnýn altýndan içeri süzüldü.

Packard’ýn hemen arkasýnda ve altýndaydý þimdi. Araba deponun soluna duvarýn


dibine park edilmiþti. Odanýn sað tarafýnda ise üst üste karton kutular yýðýlýydý.
Starling sýrtüstü kayarak arabayla kutularýn arasýndaki daracýk boþluða girdi. Fenerini
kaldýrýnca her tarafýn örümcek aðýyla kaplý olduðunu gördü. Arka çamurluðun yanýnda
ayaða kalkabilecekti. Arabanýn altýndan çýkana kadar süründü yerde, yüzü beyaz
kenarlý lastiðe sürünüyordu. Baþýný vurmamaya dikkat ederek daracýk boþlukta
ayaklarý üstünde doðrularak eliyle örümcek aðlarýný süpürdü. Peçe takan biri kendini
böyle mi hissederdi?

«Ýyi misiniz, Bayan Starling?» Bay Yow dýþardan sesleniyordu.

«Evet.» Starling’in seslenmesiyle küçük týkýrtýlar duyulmuþtu deponun içinde,


piyanonun telleri týngýrdadý. Dýþardan gelen ýþýk bacaklarýný dizlerine kadar
aydýnlatýyordu.

«Piyanoyu buldunuz demek,. Memur Starling?»

«O sesi çýkaran ben deðildim.»

«Ya!»

Araba büyük, yüksek ve uzundu. Yow’un kayýtlarýna göre 1938 Packard limuzin.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Tüylü yaný yere bakan bir kilimle örtülüydü. Starling fenerini arabanýn üzerinde
dolaþtýrdý.

«Bu kilim arabaya siz mi örttünüz, Bay Yow?»

«Arabayý öyle buldum ve üzerini açmadým bile,» diye seslendi Yow kapýnýn altýndan.
«Tozlu kilimlerle uðraþamazdým. Raspail öyle býrakmýþtý. Ben sadece arabanýn
yerinde olduðunu tespit ettim. Benim adamlarým piyanoyu duvar kenarýna býrakýp
üstünü örttüler ve kutularý da yanýna býraktýlar. Kendilerine saat baþý ücreti
ödüyordum. Kutularda da notalar ve kitaplar var zaten.»

Starling kalýn ve aðýr olan kilimi çekerken fenerin ýþýðýnda havaya tozlar uçuþtu. Ýki
kere aksýrdý. Parmaklarý üstünde yükselerek kilimi arabanýn üstünde ikiye katladý.
Arka pencerelerin perdeleri örtülüydü. Kapý kolu tozla kaplýydý. Zaten kapýya eriþmek
için karton kutularýn üzerinden eðilmek zorunda kalmýþtý. Kolu aþaðýya çevirmeye
çalýþtý. Ama kapý kilitliydi. Arka kapýda da anahtar deliði yoktu. Ön kapýya eriþmek
için kutularý kaldýrmak zorundaydý ve buna da pek yer yoktu. Perdeyle arka pencerenin
direði arasýndaki aralýktan içersini görebiliyordu.

Starling gözünü cama dayayýp feneri içeri tuttu. Koltuðun üzerinde açýk bir albüm
vardý. Kötü ýþýkta renkler pek seçilemiyorsa da, albüm sayfalarýna Sevgililer Günü
kartlarýnýn yapýþtýrýlmýþ olduðu görülüyordu.

«Çok teþekkür ederim, Dr. Lecter.» Starling konuþunca soluðundan pencere


kenarýndaki tozlar havalanýp camý örttü. Eliyle silmek istemediðinden yatýþmasmý
bekledi. Fenerin ýþýðýný biraz kaydýrýnca yerde bir çift erkek ayakkabýsý gördü.
Ayakkabýnýn üzerinde siyah çoraplar, onun da üzerinde içlerinde bacaklar olan bir
smokin pantolonu...

Beþ yýldýr kimse bu kapýyý açmadý... sakin ol, sakin ol... «Bay Yow? Bay Yow’?»

«Efendim, Memur Starling?»

«Bay Yow, arabada biri var.»

«Aman Tanrým. Dýþarý çýksanýz iyi olacak galiba, Bayan Starling.»

«Henüz deðil, Bay Yow. Lütfen orada bekleyin siz.»

Þu an düþünmek önemli iþte. Yaþamýn boyunca yastýðýna mýrýlda nacaðýn bütün


palavralardan önemli þu an. Kendini topla ve gerekeni yap. Kanýtlarý yok etmek
istemiyorum. Yardým istiyorum. Ama en çok da paniðe kapýlmamak istiyorum.
Baltimore bürosunu arayýp burasýný polisle doldurursam iþi berbat etmiþ olurum.
Bacaða benzeyen bir þeyler gördüm sadece. Arabada ceset olduðunu bilseydi herhalde
Bay Yow beni buraya getirmezdi. Yow’un son geliþinden bu yana kimse girmemiþ
buraya. Bu da arabadaki her neyse, o oraya konulduktan sonra kutularýn yerleþtirilmiþ

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

olmasý demektir. Þu halde önemli bir kanýtý yok etmeden kutularý yerlerinden
oynatabilirim.

«Ýyi misiniz, Bay Yow?»

«Evet. Polis çaðýrmamýz gerekir mi, yoksa siz yeterli misiniz, Memur Starling?»

«Bunu durum gösterecek. Siz lütfen orada bekleyin.»

Kutu sorunu bir bulmaca çözmekten farksýzdý. Starling feneri kolunun altýna
sýkýþtýrýp iþe giriþtiyse de, iki kere yere düþürünce sonunda arabanýn üstüne dayadý.
Kutularý alýp arkasýna yerleþtiriyor, küçük olanlardan bazýlarý ise zaman zaman kayýp
arabanýn altýna giriyordu.

Þimdi ön yolcu koltuðunun tozlu camýndan sürücü koltuðunu görebiliyordu. Büyük


direksiyonla vites kolu arasýnda bir örümcek aðý vardý.

Sürücü bölmesiyle arka taraf arasýndaki cam bölme kapalýydý.

Starling Packard’ýn anahtarýný içeri girmeden yaðlamýþ olmayý isterken anahtarý


deliðe girince kolayca döndü.

Daracýk yerde kapýyý ancak bir karýþ açabilmiþti. Kapý kutulara çarpýnca her yandan
farelerin ayak sesleri duyuldu. Arabadan çürümüþlük kokusuyla kimyasal bir madde
kokusu yayýldý. Bu, Starling’in belleðin de adlandýramadýðý bir aný uyandýrmýþtý.

Ýçeri eðilerek sürücünün arkasýndaki camý çekti, fenerini arka tarafa tuttu. Iþýk ilk
olarak kol düðmeli beyaz bir gömleðe çarptý, oradan aþaðý kayýp pantolonun açýk
önüne, sonra yukarý doðru papyon kravata ve boyuna kaydý. Gömleðin boynunda bir
mankenin beyaz boyun parçasý vardý. Baþýn olmasý gereken yerde bir papaðan kafesini
örtecek büyüklükte kara bir baþlýk vardý. Baþlýk arka tarafa yerleþtirilmiþ bir kontrplak
parçasýnýn üzerine oturtulmuþtu.

Starling ön koltuktan birkaç poz fotoðraf çekti. Sonra dýþarý çýkýp doðruldu. Yüzü
örümcek aðlarýyla kaplý olarak bir an durup ne yapmasý gerektiðini düþündü.

Yapmayacaðý tek þey pantolonunun önü açýk bir mankeni göstermek için Baltimore
bürosunun özel ajanýný çaðýrmaktý.

Starling arka koltuða geçip baþlýðý çýkarmaya karar verince daha fazla düþünmedi.
Sürücü bölmesinden uzanýp arka kapýyý içerden açtý. Sonra dýþarý çýkýp kutularýn
yerlerini deðiþtirdi. Kapýyý açtýðýnda arabanýn içinden gelen koku daha da artmýþtý.
Uzanýp albümü kenarýndan tutup arabanýn üstüne yaydýðý bir kanýt torbasýnýn içine
yerleþtirdi. Sonra yeni bir torbayý yaydý koltuðun üzerine.

Ýçeri girdiði anda arabanýn yaylarý gacýrdadý, koltuða oturunca da manken hafifçe

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

sallandý. Eldivenli sað eli bacaðýndan kayýp koltuða düþtü. Eldivenin içindeki el sertti.
Starling eldiveni yavaþça sýyýrdý. Bilek sentetik bir maddeden yapýlmýþtý.
Pantolondaki kabarýklýk kendisine bir an lisedeki bazý olaylarý hatýrlattý.

Koltuðun altýndan hafif týkýrtýlar geliyordu.

Starling okþarcasýna hafif bir hareketle baþlýða dokundu. Kumaþ altýndaki sert ve düz
bir þeyin üzerinde kaydý. Üstündeki toparlaðý hissedince onun ne olduðunu anlamýþtý.
Bu büyük bir laboratuar kavanozuydu ve içinde ne bulacaðýný biliyordu. Korkarak ama
hiç de kuþku duymadan baþlýðý çýkardý.

Kavanozun içindeki baþ çenenin hemen altýndan kesilmiþti. Baþý koruyan alkol
kendisine bakan gözleri çoktan eritmiþti. Açýk aðýzdan dili hafifçe fýrlamýþtý. Alkol
yýllar boyunca buharlaþtýðý için baþ þimdi kavanozun altýna dayanmýþtý ve üst kýsmý
sývýnýn dýþýnda olduðundan çürümüþtü. Altýndaki gövdeyle bir açý oluþturarak yan
yatmýþ bir halde Starling’e bakýyordu. Iþýk altýnda bile ölüydü.

Starling o an duraklayýp kendini inceledi. Memnundu. Zevk duyu yordu: Bir an


bunlarýn deðerli duygular olup olmadýðýný düþündü. Ancak o arabada bir kesik baþ ve
fareler otururken çok açýk seçik düþünebiliyordu ve bununla gurur duymaktaydý.

Yapacak çok iþi vardý.

Hafifçe arkasýna yaslanýp çevresine bakýndý.

Burasý özellikle seçilmiþ ve yaratýlmýþ bir çevreydi, 301 no.lu anayoldaki trafikten bin
ýþýk yýlý kadar uzak bir çevre.

Arabanýn kristal vazolarý içinde solmuþ çiçekler vardý. Masasý açýlmýþ, üzerine bir
örtü serilmiþti. Masanýn üstünde bir içki sürahisi parýldýyorduyordu tozlar arasýnda.
Sürahiyle yanýndaki mum arasýnda bir örümcek aðýný örtmüþtü.

Starling burada þimdi yanýndaki kiþiyle Lecter’in yada bir baþkasýnýn oturduðunu,
ona Sevgililer Günü albümünü gösterdiðini hayal etti. Baþka neler olabilirdi? Starling
mankeni fazla kýpýrdatmadan üstünde bir kimlik aradý. Ama hiçbir þey bulamadý.
Ceketin cebinde pantolonun paçalarýný düzeltmekten artakalan kumaþ parçalarý vardý.
Mankene giydirilen smokin, ceket ve pantolonu herhalde yeniydi.

Pantolondaki kabarýklýðý yokladý sonra. Lise için bile çok sert, diye düþündü.
Pantolonun önünü açýp feneri içeri tutunca cilalý bir tahta parçasý aydýnlandý. Esaslý bir
kabarýklýktý doðrusu.Sapýk mýyým acaba , diye düþündü sonra.

Kavanozu dikkatle çevirerek baþta yara izi aradý. Ama görünürde hiçbir þey yoktu.
Camýn üstünde bir, laboratuar malzemesi þirketinin adý yazýlýydý.

Yeniden yüze bakarken kendisine ömrünün sonuna kadar yetecek bir þey öðrendiðini

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

düþündü. Cama deðdiði yerde deðiþen. bu renge bir amaçla bakmak rüyalarýnda
Miggs’in dilini yuttuðunu görmek kadar kötü bir þey deðildi. Eðer yapacak olumlu bir
þeyi varsa herhangi bir þeye bakabileceðini hissediyordu. Starling gençti.

***

Jonetta Johnson, WPIK-TV yayýn kamyonetinin durmasýndan on saniye sonra


küpelerini takmýþ, güzel kahverengi yüzünü pudralamýþ ve durumu gözden geçirmiþti
bile. Baltimore polis telsizini dinleyerek kent içinde dolaþmakta olduklarýndan Split
City’ye polis arabalarýndan hemen önce varmýþlardý. -

Haber ekibi elemanlarý farlarýn ýþýðýnda garajýn kapýsýnda sadece yaðmurdan saçlarý
yapýþmýþ Clarice Starling’i gördüler.

Jonetta Johnson acemi birini hemen seçerdi. Kamera ekibi ardýn da olduðu halde
arabadan inip Starling’e yaklaþtý. Parlak ýþýklar yandý.

Bay Yow Buick arabasýnýn içine öylesine gömülmüþtü ki, camdan yalnýzca þapkasý
görünüyordu.

«Adým Jonetta Johnson, WPIK haberlerindenim, cinayet ihbarýný siz mi yaptýnýz?»

Starling yasalarý uygulayan birine benzemediðinin farkýndaydý. «Ben federal bir


memurum,» dedi. «Burasý da bir cinayet mahallidir. Baltimore yetkilileri gelene kadar
burasýnýn güvenliðiyle...»

Yardýmcý kameraman garaj kapýsýný tutmuþ, kaldýrmaya çalýþýyordu.

«Durun,» dedi Starling. «Sizinle konuþuyorum. Durun. Lütfen geri çekilin. Þaka
etmiyorum.» Bir üniformasý, hatta bir armasý olsaydý.

«Peki Harry,» dedi televizyon muhabiri. «Bir memura her bakýmdan yardýmcý
olmalýyýz. Doðrusunu isterseniz bu ekip gayet masraflýdýr ve yetkililer gelene kadar
onlarý burada tutup tutmamam gerektiðini bilmem gerek. Hiç olmazsa içerde bir ceset
olup olmadýðýný söyleyebilir misiniz? Kamera çalýþmýyor. Bunu söylerseniz bekleriz.
Ýstemediðiniz bir þeyi yapmamaya söz veriyorum. Ha?»

«Yerinizde beklerdim,» dedi Starling.

«Teþekkür ederim, piþman olmayacaksýnýz. Bakýn, bende Spiit City hakkýnda


kullanabileceðiniz bazý bilgiler var. Fenerinizi þu kaðýda çevire bilir misiniz? Sanýrým
buralarda bir yerdeydi.»

Harry denen adam, «WEYE mobile ünitesi kapýdan giriyor, Joney,» dedi.

«Bakalým bulabilecek miyim? Hah, iþte burada. Ýki yýl önce burasýnýn bazý mallarý

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

depo ettiði konusunda bir skandal vardý...» Jonetta Johnson, Starling’in omzu üzerinden
ileri bakýyordu.

Starling dönüp bakýnca kameramanýn yere sýrtüstü yatmýþ, kapýnýn altýndan girmeye
çalýþtýðýný gördü. Yardýmcýsý da çömelmiþ, kamerayý vermeye hazýrlanýyordu.

«Hey! Ne yapýyorsun orada!» Starling adamýn yanýna çöküp gömleðini çekiþtirdi.


«Oraya giremezsiniz! Hey! Size oraya giremeyeceðinizi söyledim.»

Bu arada hepsi de yumuþak seslerle konuþuyorlardý. «Hiçbir þeye el sürmeyeceðiz.


Bizler profesyoneliz, merak etmenize gerek yok. Polis gelince nasýl olsa bizi içeri
býrakacak. Bir þey yok diyorum sana.»

Adamlarýn bu aldatýcý tavrý Starling’in karar vermesini saðladý.

Hemen kapýnýn yanýndaki krikoya koþup kolu pompaladý. Kepenk gacýrdayarak beþ
santim indi. Bir daha pompaladý. Kepenk þimdi adamýn göðsüne dayanmýþtý. Adam
yine de çýkmayýnca Starling krikonun kolunu çýkardý. Þimdi baþka ýþýklar da
yanmýþtý. Starling kriko koluyla kepenge vurdu.

«Beni dinleyin diyorum size,» dedi. «Çýk oradan dýþarý. Hemen. Adalete engel olduðun
için tutuklanmak üzeresin.»

«Sakin ol,» dedi yardýmcý kameraman. Starling’e dokundu. Ardýndan binleri


baðýrarak bir þeyler soruyordu. Tam o anda siren sesleri duyuldu.

«Çek elini, ahbap!» Starling elinde kriko kolu olduðu halde adama döndü. Demiri
kaldýrmamýþtý. Kaldýrmadýðý da iyi oldu, çünkü televizyon da zaten yeteri kadar
berbat görünüyordu.

9. BÖLÜM

Yarý karanlýkta koðuþun kokularý çok daha yoðun gibiydi. Koridor da sesi kapalý bir
televizyon ekranýnýn ýþýðý Starling’in gölgesini Dr. Lecter’ in kafesinin
parmaklýklarýna düþürüyordu.

Starling parmaklýklarýn gerisini göremiyorsa da, hademenin oturduðu yerden ýþýklarý


yakmasýný istememiþti. Yoksa bütün koðuþ birden aydýnlanacaktý. Oysa Baltimore
polisinin Lecter’e saatlerce projektör gibi ýþýklar altýnda soru sorduðunu biliyordu.
Lecter konuþmayý reddetmiþ, ama kuyruðu çekilince baþýný kaldýrýp indiren kaðýttan
bir tavuk yapýp adamlara göstermiþti.

«Dr. Lecter?»

Starling kendi solumasýný duyuyordu, ama Miggs’in boþ hücresin de hiçbir soluk sesi
yoktu. Miggs’in hücresi boþluðunu belli ediyordu adeta. Onun sessizliðini bir hava

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

akýmý gibi hissediyordu.

Starling, Lecter’in karanlýktan kendisini gözetlediðini biliyordu. Ýki dakika geçti.


Garaj kapýsýyla uðraþmaktan sýrtý ve bacaklarý aðrýyordu, elbisesi de sýrýlsýklamdý.
Pardösüsünü yere yayýp parmaklýklarýn iyice berisine oturmuþ, bacaklarýný altýna
almýþtý. Islak saçlarýný ensesinden kaldýrýp yakasýnýn üstüne attý.

Arkasýndaki ekranda bir din adamý kollarýný sallýyordu.

«Dr. Lecter, ne olduðunu ikimiz de biliyoruz. Sizin benimle konuþacaðýnýzý


sanýyorlar.»

Sessizlik. Koridorun dýþýnda biri ýslýk çalýyordu.

Starling beþ dakika geçince, «Oraya girmek çok garip bir duyguydu,» dedi. «Bunu bir
gün sizinle konuþmak isterim.»

Lecter’in hücresinden aniden yemek tepsisi makaralarý üstünde yuvarlanarak çýkýnca


Starling’in ödü patladý. Tepside temiz ve katlanmýþ bir peçete vardý. Oysa adamýn
kýpýrdadýðýn, bile duymamýþtý.

Starling tepsiye baktý, peçeteyi alýp saçlarýný kuruladý.

«Teþekkür ederim.»

«Neden bana Buffalo Bill’i Sormuyorsun?» Sesi yakýndan geliyordu. O da yerde


oturuyor olmalýydý.

«Onun hakkýnda bir þey biliyor musunuz?»

« Dosyasýný görseydim bilirdim.»

«O dosya bende deðil,» dedi Starling.

«Seni yeteri kadar kullanmalarýndan sonra bu iþin dosyasýný da görmeyeceksin zaten.»

«Biliyorum. »

«Buffalo Bill dosyasýný alabilirsin. Raporlarý ve fotoðraflarý. Görmek isterdim.»

Bundan hiç kuþkum yok.

«Dr. Lecter, bu iþi siz baþlattýnýz. Þimdi lütfen bana Packard’daki adamdan söz edin.»

«Bütün bir insan mý buldun? Garip doðrusu. Ben sadece bir baþ görmüþtüm. Gerisi
nereden geldi dersin, ha?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Pek Kimin baþýydý o?»

«Sen ne biliyorsun bu konuda?»

«Sadece bir ilk araþtýrma yaptýlar. Beyaz bir erkek, yirmi beþ – otuz yaþlarýnda, hem
Avrupa’da hem Amerika’da diþ tedavisi yaptýrmýþ… Kim o?»

«Raspail’in aþýðý.»

«Peki nasýl öldü?»

«Aðzýmdan laf almaya mý çalýþýyorsun, Memur Starling?. »

«Hayýr, bunu daha sonra sorarým.»

«Sana zaman kazandýrayým öyleyse. Onu ben öldürmedim. Raspail öldürdü. Raspail
denizcilerden hoþlanýrdý. Bu da Klaus bilrnemne adýn da bir Ýskandinavyalýydý.
Raspail onun soyadýný söylememiþti bana.»

Dr. Lecter’in sesi daha alçaktan geliyordu þimdi. Belki de yere yattý, diye düþündü
Starling.

«Klaus, San Diego’da bir Ýsveç gemisinden indi. Raspail de orada ki konservatuarda
yazlýk kurslar veriyordu. Delikanlýyý görünce aklýný kaybetti. ýsveçli de iyi bir fýrsatý
kaçýrmayarak gemisini terk etti. Bir karavan alýp ormanlarda çýrýlçýplak dolaþtýlar.
Raspail genci kendisine ihanet ettiði için boðduðunu söyledi.’>

«Bunlarý size kendisi mi anlattý?»

«Elbette, tedavi seanslarýnda. Ama yalan söylediðini sanýyorum. Raspail hep gerçekten
süsleyip püsleyip anlatmaya bayýlýrdý. Tehlikeli ve romantik görünmek isterdi. Ýsveçli
herhalde erotik bir durumda soluksuz kalýp boðularak ölmüþtü. Raspail onu
öldüremeyecek kadar zayýf ve çelimsizdi. Klaus’un baþýnýn çenesinin hemen altýndan
kesilmiþ olduðuna dikkat ettin mi? Herhalde asýlmanýn oluþturduðu izi yok etmek
içindi.»

«Anlýyorum.»

«Raspail’in mutluluk rüyasý altüst olmuþtu. Klaus’un baþýný bir tor baya koyup
Doðu’ya döndü yine.»

«Peki, cesedi ne yaptý?»

«Daðlarda gömdü.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Arabadaki baþý size gösterdi demek?>’

«Elbette, tedavi seanslarý sýrasýnda bana her þeyi söyleyebileceði ne inanýyordu. Sýk
sýk Klaus’un yanýna gider, ona Sevgililer Günü kartlarýný gösterirdi.»

«Sonra da Raspail... öldü. Neden?»

«Doðrusunu istersen onun durmadan sýzlanýp yakýnmasýndan býkmýþtým. Aslýnda en


iyisi ölmesiydi. Tedaviyle bir yere varacaðý yoktu.Sanýrým pek çok psikiyatrýn bana
göndermek istedikleri bir iki hastalarý hep vardýr . Daha önce bu konuyu kimseyle
konuþmamýþtým, þimdi de sýkýlmaya baþladým artýk.»

«Peki, ya orkestra üyelerine verdiðiniz yemek?»

«Misafirin geleceðini geç haber yerse ve alýþveriþ edecek zaman bulamazsan ne


yaparsýn? Buzdolabýndakilerle idare etmeye çalýþýrsýn, Clarice. Sana Clarice diyebilir
miyim?»

«Evet. Ben de size...»

«Dr. Lecter demeye devam edersin, senin yaþýnda ve durumunda biri için uygun olan da
budur galiba.»

«Öyle.»

«Garaja girdiðinde neler hissettin?»

«Korku duydum.»

«Neden?»

«Fareler ve böceklerden. »

«Cesaretlenmek istediðin zaman kullandýðýn bir þey var mýdýr?» di ye sordu Dr.
Lecter.

«Bu iþe yarayan bir þey bilmiyorum; sadece bir þeyi istemem dýþýn da.»

«Pek o sýrada aklýna bir þeyler yada gözlerinin önüne bir sahne geldiði olur mu?»

«Belki. Bunu pek düþünmüþ deðilim.»

«Geçmiþ yaþamýndan bazý þeyler?»

«Bundan sonra dikkat ederim.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Peki; eski komþum Miggs’in haberini aldýðýnda neler hissettin? Bana o konuda bir
þey sormuyorsun.»

«Sýra ona da geliyordu.»

«Haberi duyduðunda sevindin mi?»

«Hayýr.»

«Üzüldün mü peki?»

«Hayýr Onu o iþe siz mi kandýrdýnýz?»

Dr. Lecter kýs kýs güldü. «Memur Starling, bana Miggs’i intihar etmeye ikna ettiðimi
mi soruyorsunuz yoksa? Aptallaþma. Ama o lanet dilini yutmasýnda hoþ bir benzerlik
var, öyle deðil mi?»

«Hayýr.»

«Yalan söylüyorsun, Memur Starling. Bana söylediðin ilk yalan bu.Acý bir an derdi
Truman.»

«Baþkan Truman mý?»

«Önemi yok. Sana neden yardým ettim dersin?»

«Bilemiyorum.»

«Jack Crawford senden hoþlanýyor, deðil mi? »

«Bilmem.»

«Bu da yalan herhalde, Onun senden hoþlanmasýný ister miydin? Söyle, onu memnun
etmek için içinde bir þeylerin kýpýrdadýðýný hissediyor musun? Bu duygu seni rahatsýz
ediyor mu, ha? Onu memnun etme güdünü kuþkuyla mý karþýbyorsun? »

«Herkes beðenilmek ister, Dr. Lecter.»

«Herkes deðil. Jack Crawford’un sana karþý cinsel istek duyduðuna inanýyor musun?
Þu anda çok sýkýntýlý olmalý. Seninle seviþtiðini, yattýðýný hayal eder mi sence?»

«Bu hiç merak etmediðim bir þey Dr Lecter ve yine bu, ancak Miggs’in sorabileceði
bir þey.»

«Artýk soramaz ama.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Ona dilini yutmasýný siz mi söylediniz? »

«Crawford senden kesinlikle hoþlanýyor ve senin becerikli olduðuna inanýyor.


Olaylarýn garip akýþý herhalde dikkatinden kaçmamýþtýr, Clarice. Sana hem Crawford
yardým etti, hem de ben. Crawford’un neden yardým ettiðini bilmediðini söylüyorsun...
peki, benim neden ettiðimi biliyor musun?»

«Hayýr, siz söyleyin.»

«Sana bakmaktan hoþlandýðým ve seni yemeyi istediðimden, tadýnýn nasýl olduðunu


merak ettiðimden mi dersin?»

«Öyle mi?»

«Hayýr. Crawford’un bana vereceði bir þeyi istiyorum ve bunu karþýlýklý alýþveriþ
biçiminde yapmak istiyorum. Ama beni görmeye gelmiyor. Buffalo Bill iþinde benden
yardým istemiyor, hem de bunun daha pek çok genç kadýnýn ölümü demek olduðunu
bildiði halde.»

«Buna inanamam, Dr. Lecter.»

«Ben çok basit bir þey istiyorum ve o da bunu elde edebilir.» Lecter hücresinin ýþýk
ayarlama düðmesini yavaþ yavaþ çevirince oda biraz aydýnlandý. Kitaplarý, resimleri,
tuvalet kapaðý gitmiþti. Chilton, Miggs olayýnda onu cezalandýrmak için hücreyi
tamtakýr etmiþti.

«Tam Sekiz yýldýr bu odadayým, Clarice. Ve Sað olduðum sürece beni buradan asla
çýkarmayacaklarýný biliyorum. Ben manzara istiyorum. Bir aðaç, hatta su görebileceðim
bir pencere istiyorum.»

«Avukatýnýz bu konuda baþvuruda…»

«Chilton televizyonu dýþarý koyup dini bir kanala ayarladý. Sen çýkar çýkmaz hademe
sesini açacak. Avukatým buna engel olamýyor. Mahkeme de bu arada bana iyi bir gözle
bakmýyor zaten. Ben federal bir kurumda olmak istiyorum, kitaplarýmý geri istiyorum ve
manzarasý olan bir pencere istiyorum. Bunun karþýlýðýný ödemeye hazýrým. Crawford
bunu baþarabilir. Sor kendisine.»

«Bana söylediklerinizi ona iletebilirim.»

«Seni dinlemeyecektir. Ve Buffalo Bill de öldürmeye devam edecektir. Birinin kafa


derisini yüzmesini bekle, sonra bak bakalým bu hoþuna gidecek mi. Dosyasýný
görmeden bile Buffalo Bill hakkýnda sana þunu söyleyebilirim. Bundan yýllar sonra,
eðer yakalanýrsa, benim haklý olduðumu ve size yardým edebileceðimi anlayacaksýn.
Çok kimsenin hayatýný kurtarabilirdim… Clarice?» -

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Efendim?»

«Buffalo Bill’in iki katlý bir evi var.»

Dr. Lecter ýþýðýný söndürdü.

Bir daha da konuþmadý.

10. BÖLÜM

Clarice Starling FBI kumarhanesinde bir zar masasýna yaslanarak kumarda karapara
aklama konusunda verilen dersi dinlemeye çalýþtý. Baltimore polisinin ifadesini
almasýndan ve cinayetin federal bir suç olmadýðýný hatýrlatarak kendisini baþlarýndan
savmalarýndan bu yana otuz altý saat geçmiþti.

Pazar gecesi haberlerinde Starling’in televizyon kameramanýyla itiþmesi


gösterildiðinden kýz baþýnýn derde gireceðinden emindi. Ancak bu arada ne Baltimore
polisinden, ne de Crawford’dan hiç haber çýkmamýþtý. Sanki raporunu bir kuyuya
atmýþ gibi.

Þimdi içinde bulunduðu kumarhane küçük bir yerdi. FBÝ buna bir treyler kamyonunda
seyyar olarak çalýþýrken el koymuþ ve eðitim amacýyla okula getirmiþti. Daracýk oda
çeþitli bölgelerden gelen polislerle týklým týklým doluydu.

Starling sýnýf arkadaþlarý Akademi binasýnýn baþka bir sýnýfýnda « Seks Cinayeti
Yatak Odasý » nýn halýsýnda kýl ve saç telleri arýyorlar, «Herhangi Bir Banka»da
parmak izi bulmaya çalýþýyorlardý. Starling adli týp eðitimi görürken bu araþtýrmalarý o
kadar çok yapmýþtý ki, þimdi bu konferansa katýlmasý istenmiþti.

Sýnýfýndan ayrý tutulmasýnýn bir baþka nedeni olup olmadýðýný da düþünüyordu bir
yandan. Belki de kovulmadan önce insaný böyle ayýrýrlardý..

Starling dirseklerini zar masasýnýn kenarýna dayayýp aklýný kumar yoluyla aklanan
paralara vermeye çalýþtý. Ancak hep FBI’ýn, ajanlarýný televizyon ekranlarýnda
görmekten ne kadar nefret ettiðini düþünmekten de alamýyordu kendini.

Dr. Hannibal Lecter basýn ve televizyon için her zaman manþet olan bir isimdi ve
Baltimore polisi de Starling’in adýný açýklamaktan çekinmiþ deðildi. Starling kendisini
Pazar gecesi haberlerinde defalarca görmüþtü. ’Baltimore’lu Starling’ kriko kolunu
kapýya vururken kameraman da kepengin altýndan içeri girmeye çalýþýyordu. Federal
Ajan Starling krikoyu kaldýrmýþ kameraman yardýmcýsýnýn üstüne yürüyordu.

Rakip bir televizyon istasyonu ise, WPIK’nýn, Starling kapýya vurduðu sýrada
kameramanýn gözüne toz ve pas zerrecikleri kaçtýðý için ’FBI’nýn Starting’ine ve
FBI’a tazminat davasý açacaðýný bildirmiþti.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

WPIK’nýn Jonetta Johnson’u ülke çapýnda bir programda Starling’in garajdaki


kalýntýlarý ’yetkililerincanavar diye adlandýrdýklarý bir insanla iliþkisi sonunda’
bulduðunu açýklamýþtý. WPIK’nýn hastanede bir kaynaðý olduðu kuþkusuzdu.

National Tattlergazetesinin manþeti ise þöyleydi: FRANKENSTEÝN’IN GELÝNÝ!

FBI kamuya bir açýklamada bulunmamýþsa da, Starling içerde pek çok yorum
yapýldýðýndan emindi.

Starling þimdi artýk hiçbir þeye þaþamadýðý garip bir durumdaydý. Bir gün bir gecedir
bir dalgýcýn o kulaklarý çýnlatan sessizliði içindeydi. Eðer bir fýrsatýný bulabilirse
kendini savunacaktý.

Eðitmen konuþurken rulet tekerleðini çeviriyor ama küçük topu içi ne atmýyordu.
Starling ona bakarken topu hiç elinden düþürmediðini düþündü. Þimdi de bir þey
söylüyordu: «Clarice Starling.» Neden diyordu bunu?0 benim.

Eðitmen çenesiyle kapýyý gösterdi. Tamamdý iþte. Baþýný çevirip bakarken kaderi
altýndan akýp gidiyordu sanki. Ama kapýnýn önünde dur muþ ona el eden kiþi silah
eðitmeni Brigham’dý. Göz göze geldiklerinde adam ona gelmesini iþaret etti.

Starling bir an kendisini okuldan attýklarýný düþündüyse de, bu görevin Brigham’a


düþmeyeceði aklýna geldi.

Koridora çýkýnca adam, «Haydi bakalým iþe, Starling,» dedi. «Eþyalarýn nerede?»

«C Bölümünde, odamda.»

Adama yetiþmek için az daha koþmak zorunda kalmýþtý.

Brigham’ýn elinde malzeme odasýnýn büyük parmak izi takýmý -oyuncak olaný deðil,
gerçeði- ve küçük bir çanta vardý.

«Bugün Jack Crawford’la gidiyorsun. Yanýna bir gecelik eþya al. Geri dönebilirsiniz,
ama sen yine de al.»

«Nereye gidiyoruz?»

«Batý Virginia’da bazý ördek avcýlarý Elk Nehrinde bir ceset bulmuþlar. Buffalo Bill
tipi bir durum. Jack beklemeyip kendi görmek istedi.» Brigham kapýnýn önünde durdu.
«Kendisine parmak izi almakta usta olan bir yardýmcý istedi. Laboratuarda çok
baþarýlýydýn sen. Bu iþi yapabillrsin, deðil mi?»

«Elbette. Hele bir takýma bakayým da.»

Starling, Brigham’ýn açtýðý parmak izi takýmýný gözden geçirdi. Ýnce iðneler ve

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

ilaçlar tamamdý ama kamerayý göremedi.

«Bir Polaroid’e ve filmlerine ihtiyacým var, Bay Brigham.»

«Derhal.»

Adam küçük çantayý eline verip de aðýrlýðýný hissedince kendisini almaya neden onun
gelmiþ olduðunu anladý.

«Görev. tabancan yok, deðil mi?»

«Yok.»

«Her þeyin tamam olmalý. Çantada eðitimde kullandýðný þeyler var. Tabanca benimdir.
Eðitimdekinin eþi. Bu gece fýrsat bulunca odanda kurþun koymadan birkaç kere
ateþlemeyi dene. On dakika sonra fotoðraf makinesini alýp arabayla kapý önünde
olacaðým. Bak Blue Canoe’da tuvalet falan yoktur, sana fýrsat varken þimdi gidip
ihtiyaçlarýný görmeyi öneririm. Haydi, hoþçakal, Starling.»

Starling bir þey soracak oldu ama adam dönüp yürümeye baþlamýþtý bile.

Eðer Crawford gidiyorsa Buffalo Bill olmalýydý. Blue Canoe da neyin nesiydi acaba?
Ama insan toplanýrken ancak toplanmayý düþünebilirdi. Starling iþini bir çabuklukla
bitirdi.

«Acaba... »

«Tamam,» diye Brigham sözünü kesti arabaya binerken. «Tabancanýn kabzasý ceketinin
altýna biraz belirgin ama ancak böyle bir þeyi arayanlar için. Þimdilik iyisin.» Starling
küt burunlu tabancanýn kýlýfýný kaburgalarýnýn üstüne yerleþtirmiþti, yedek þarjörü ise
öteki tarafta kemerine geçirilmiþti.

Brigham hýz sýnýrýný aþmadan Quantico havaalanýna doðru sürdü arabayý.

«Atýþ alanýnýn iyi bir yaný da politika diye bir þeyin olmamasýdýr, Starling,» dedi
Brigham bir süre sonra.

«Öyle mi?»

«Baltimore’daki o garaja kimseyi sokmamakla doðru yaptýn. Televizyon seni


kaygýlandýrdý mý?»

«Kaygýlandýrmalý mýydý?»

«Burada biz bize konuþuyoruz, tamam mý?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Tamam.»

Brigham trafiði yöneten deniz piyadesini selamladý.

«Jack seni bugün yanýnda götürmekle sana güvendiðini açýkça gösteriyor. Bilmem
anlatabildim mi?»

«Evet»

«Crawford dürüst bir insandýr. Olay yerini güvenceye alman gerek tiðini açýkça söyledi.
Seni oraya çýplak gönderdiðini, yani gözle görünen bir yetkin olmadan gönderdiðini de
söyledi. Baltimore polisinin olay yerine gelmeleri de uzun sürdü, bunu da belirtti.
Crawford’un bu gün yardýma ihtiyacý var; Jimmy Price’ýn burada laboratuardan
birini bulmasý için bir saat beklemesi gerekecekti. Kýsacasý iþlerin rast gidiyor, Starling.
Kýyýya vurmuþ bir ceset pek hoþ bir þey deðildir. Ama bu senin için bir ceza da
deðildir; ancak dýþardan biri bunu böyle görmek isteyebilir. Crawford çok kurnaz bir
insandýr, ama herhangi bir açýklama yapmaktan hoþlanmaz, o yüzden anlatýyorum
bunlarý sana... Crawford ile çalýþýyorsan, bunun ne demek olduðunu bilmelisin. Bunu
biliyor musun, Starling? »

«Aslýnda bilmiyorum.»

«Onun kafasýnda Buffalo Bill’den baþka þeyler de var. Karýsý Bella hasta... ölüm
halinde hatta Ona evde bakýyor. Buffalo Bill iþi olma saydý izin alacaktý.»

«Bunu bilmiyordum.»

«Konuþulan bir konu deðildir bu. Ona üzüldüðünü falan söylemeye kalkýþma, bunun bir
yararý olmaz... Çok mutluydular.»

«Bunlarý bana anlattýðýnýza çok memnun oldum.»

Havaalanýna vardýklarýnda Brigham birden neþelendi. «Starling, atýþ dersleri sonunda


bir iki önemli konuþma yapacaðým, onlarý kaçýrmamaya bak.»

«Olur.»

«Bak, benim size öðrettiklerimi belki de hiç kullanmak zorunda kalmayacaksýnýz. Öyle
olacaðýný umarým. Ama sen bu iþe yatkýnsýn, Starling. Ateþ etmek zorunda kaldýðýn
takdirde ateþ edeceksin. Egzersizlerini asla ihmal etme.»

«Tamam.»

«Tabancayý asla el çantana koyma.»

«Peki.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Her gece odanda birkaç kere tetiði çek.»

«Olur.»

Pistte eski bir iki motorlu Beechcraft uçaðý duruyordu. Dönen pervanelerden biri
kenardaki otlarý dalgalandýrmaktaydý.

«BÝue Canoe bu mu yoksa?» diye sordu Starling.

«Evet.»

«Hem küçük hem. de çok yaþlý.»

«Öyledir. Narkotik Büro bunu uzun zaman önce Florida’da yakalamýþtý. Ama
saðlamdýr. Umarým Gramm ile Rudman bunu kullandýðýmýzý duymazlar, otobüsle
gitmemiz gerekiyordu çünkü.» Brigham arabayý kenarda durdurup arka koltuktan
Starling’in çantasýný aldý. Çantayý verirken kýzýn elini de sýktý.

Birden, «Tanrý senden razý olsun, Starling,» dedi. Yaþlý deniz piyadesi aðzýna hiç de
yakýþmamýþtý bu sözcükler. Bunu neden söylediðini bilemedi, yüzü kýzardý.

«Teþekkürler... Çok teþekkür ederim, Bay Brigham.»

Üzerinde sadece gömleði ve gözünde güneþ gözlüðü olan Crawford pilotun yanýndaki
koltukta oturuyordu. Pilotun kapýyý kapattýðýný duyunca Starling’e döndü.

Kýz onun kara gözlüðünün ardýnda gözlerini göremiyordu, birden adamý hiç
tanýmýyormuþ gibi oldu.

«Otur da oku,» dedi Crawford. -

Adamýn arkasýndaki koltuðun üzerinde BUFFALO BILL yazan kalýn bir dosya vardý.
Blue Canoe hareket ederken Starling de dosyayý aldý.

11. BÖLÜM

Starling dosyayý açtý.

Bill bilindiði kadarýyla beþ kiþiyi öldürmüþtü. Son on ay içinde en az beþ kere bir
kadýn kaçýrmýþ, öldürmüþ ve derisini yüzmüþtü. (Starling hemen otopsi raporlarýna
baktý adamýn kadýnlar üzerinde baþka bir þey yapmadan onlarý öldürdüðünden emin
olmak için.)

Adam iþi bitince cesetleri nehre atýyordu. Her ceset bir baþka eyalette, bir baþka nehirde
bulunmuþtu. Buffalo Bill’in sürekli yer deðiþtiren biri olduðunu herkes biliyordu.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Bildikleri de bu kadardý; bir de en azýndan bir tabancasý olduðu. Tabancanýn yiv


izlerine bakýlýrsa bir Colt yada Colt benzeri olduðu da bilinmekteydi.

Nehirlerde de ne parmak izi ne de kýl yada saç telleri bulunurdu.

Katilin beyaz bir erkek olduðu kesindi: seri cinayet iþleyenler genellikle kurbanlarýný
kendi etnik gruplarýndan seçtikleri için beyaz olmalýydý kadýn bir seri katil de
zamanýmýzda hiç bilinmediðinden erkek olduðu tahmin edilmekteydi.

Bir gazeteci e.e. cummings’in «Buffalo Bill» adlý þiirinden çýkarmýþtý katilin
adýný:Sevdin mi mavi gözlü çocuðunu Bay Ölüm.

Biri, belki de Crawford, þiirden bu alýntýyý dosya kapaðýnýn içine yapýþtýrmýþtý.

Bill’in kurbanlarýný kaçýrdýðý yerlerle cesetlerini attýðý yerler arasýnda bir baðlantý
yoktu.

Cesetlerin ölüm saatinin saptanmasýný mümkün kýlacak kadar çabuk bulunduðu


vakalarda polis katil hakkýnda bir þey daha öðrenmiþti:

Bill kurbanlarýný bir süre sað tutuyordu. Bu kurbanlar kaçýrýldýktan bir hafta, on gün
sonra öldürülmüþlerdi. Bu da, onlarý saklayacak bir yeri olduðu ve orada rahatça
çalýþabildiði anlamýna geliyordu. Demek ki, adam bir serseri deðildi. Bir yerlerde kendi
evine sahip bir insandý.

Kamuoyu en çok bundan. dehþete düþmüþtü, kurbanlarýný öldüreceðini bilerek bir hafta
sað olarak tutmasýna.

Kurbanlardan ikisi asýlarak, üçü tabancayla öldürülmüþtü. Ölümden önce tecavüz yada
iþkence saptanmamýþtý. Otopsi raporlarýnda cinsel organlarda belirli bir hasar
görülmediði belirtilmekteyse de, patologlar suda çürümüþ olan cesetlerde bu tür þeylerin
saptanmasýnýn olanaksýz olduðuna dikkat çekmiþlerdi.

Bulunduklarýnda cesetlerin hepsi de çýplaktý. Ýki vakada kurbanlarýn giyecekleri


evlerinin yanýndaki sokaklarda bulunmuþtu.

Starling fotoðraflara bakmayý da baþardý. En kötüleri sudan çýkarýlan cesetlerdi. Bir


kurbanýn çektikleri, doðal koþullara açýk kalmak, insaný, iþi öfkeye yer verirse,
öfkelendirirdi.

Kapalý yerlerdeki cinayetlerde kurbanýn kötülükleri, onun kendi kur banlarý -dövülen
eþler, eziyet edilen çocuklar- insanýn çevresine toplanýp bunu hak ettiðini
fýsýldaþýrlardý; çoðunlukla da hak etmiþ olurlardý.

Ama bunu kimse hak etmiþ olamazdý. Burada nehir kýyýsýnda boþ yað tenekeleri ve
sandviç kutularý arasýnda yatan bu insanlarýn derileri bile yoktu. Hava soðuk olduðu

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

takdirde yüzlerinin büyük kýsmýna sahip olurlardý. Starling onlarýn diþlerinin böyle
acýdan ortaya çýkmadýðýný, bu görüntüyü yaratanýn balýklar ve kaplumbaðalar
olduðunu hatýrladý. Bill gövde derilerini yüzüyor, kol ve bacaklara pek bir þey
yapmýyordu.

Bu uçak kabini bu kadar sýcak olmasaydý ve bu lanet uçak bu kadar yalpalamasaydý


belki de bunlara bakmak bu kadar güç olmazdý, diye düþündü Starling.

Onu yakalamak olasýydý. Starling kucaðýnda o korkunç bilgiler olduðu halde bu


düþünceye sýký sýký sarýldý. Onun yakalanmasýna yardým edecekti. Sonra bu dosyayý
çekmeceye geri koyarlar ve çekmeceyi kilitlerlerdi.

Starling, Crawford’un ensesine baktý. Buffalo Bill’i durdurmak istiyorsa tam yerine
düþmüþ sayýlýrdý. Crawford daha önce üç dizi cinayet katilini yakalamýþtý. Ama kayýp
vermemiþ deðildi. Crawford’un yanýnda çalýþanlarýn en ustasý olan ve Akademide bir
efsaneye dönüþen Will Graham’ýn þimdi Florida’da yüzünün bakýlacak hali
kalmamýþ birayyaþ olduðu söyleniyordu.

Crawford belki de gözlerini ensesine diktiðini fark etmiþti. Pilotun yanýndan kalkýp
Starling’in yanýna geçti. Güneþ gözlüðünü çýkarýp da normal gözlüðünü takýnca
Starling onu yeniden tanýdýðýný hissetti.

Crawford kýzýn yüzünden rapora, sonra tekrar ona bakarken yüzünün ardýndan bir þey
geçip anýnda kaybolmuþ gibiydi. Crawford’unkinden daha canlý bir yüzde piþmanlýk
belirtisi gibi görünebilirdi.

Burasý çok sýcak, sana da öyle geliyor mu?» deyip pilota bir þeyler söyledi. Bobby bir
yerlere dokundu, içeri soðuk hava doldu. Kabinin içindeki nemin donarak oluþturduðu
birkaç kar tanesi uçuþarak kýzýn saçýna kondu.

Jack Crawford’un gözleri parlak bir kýþ günü gibiydi þimdi, yeniden avlanmaya
baþlamýþtý.

Dosyanýn Orta ve Doðu Birleþik Devletler haritasýnýn olduðu bölümünü açtý.


Cesetlerin bulunduðu yerler haritada iþaretlenmiþti.

Crawford cebinden kalemini çýkarýp gittikleri yeri iþaretledi.

«Elk Nehri, 79 numaralý karayolunun altý mil öncesinde. Bu kez talihimiz vardý. Ceset
bir balýkçý aðýna takýlmýþ Suda pek uzun kalmadýðýný sanýyoruz. Ýlçe merkezi
Potter’e getiriyorlar. Kaçýrýlmaya tanýk olanlarý bir an önce bulabilmek için hemen
kimlik tespiti istiyorum.» Crawford baþýný geri atýp camlarýnýn altýndan kýza baktý.
«Jimmy Price senin suda kalmýþ cesetler üstünde çalýþabileceðini söyledi.»

«Aslýnda tam bir ceset üstünde çalýþmýþ deðilim. Bay Price’a her gün gelen ellerin
parmak izlerini aldým. Bunlardan bir kýsmý sudan çýkarýlmýþtý.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Jimmy Price’ýn yanýnda çalýþanlar onu huysuz ama sevimli olarak tanýmlarlardý.
Washington laboratuarý parmak izi uzmanýydý; Starling bir süre onun yanýnda
çalýþmýþtý.

«Dinle þimdi. Bildiðimiz ilk kurbaný geçen Haziran ayýnda Missouri’de Lone Jack
dýþýnda Blackwater Nehrinde bulundu. Kýzýn kaybolduðu iki ay önce 15 Nisanda
Ohio’da Belverede’de bildirilmiþti. Bu konu da pek bir ilerleme kaydedemedik, kýzýn
kimliðini saptamak bile üç ayýmýzý aldý. Ondan sonrakini Nisanýn üçüncü haftasýnda
Chicago’dan kaçýrdý. O da kaçýrýldýðýnýn onuncu gününde Indiana eyaletinde
Lafayette’de, Wabash Nehrinde bulundu. Kaçýrýldýðýnýn onuncu günü olduðu için
onun hakkýnda bir þeyler öðrenebildik: Bundan sonra yine beyaz bir kadýn
Kentucky’de Louisville’in otuz sekiz mil güneyinde I-65 karayolunun yakýnýnda
Rolling Fork Nehrinde bulundu. Onun kimliðini saptamak mümkün olamadý. Onun
ardýndan Indiana’da Evansville’den kaçýrýlan ve 70 numaralý eyaletler arasý yolun
hemen berisinde Embarras Nehrine atýlan kadýn geliyor.

«Adamýmýz buradan güneye geçti, Georgia’da Damascus’da Cona sauga Nehrine


birini býraktý: Pittsburgh’dan Kittridge adlý kýz, iþte mezuniyet resmi burada. adamýn
inanýlmaz bir talihi var, kurbanlarýný kaçýrdýðýný hiç gören olmamýþ. Eyaletler arasý
anayol yakýnlarýnda nehre atýlmalarý dýþýnda vakalar arasýnda bir benzerlik
bulamadýk.»

«Peki cesetlerin nehre atýldýklarý yerden geriye doðru en yoðun trafikli yollarý izlersek
bir yerde birleþiyorlar mý?»

«Hayýr.»

«Peki ayný yolculukta hem cesedi nehre atýp... hem de baþka birini kaçýrdýðýný
düþünsek.. O zaman yolda durdurulma olasýlýðýna karþý önce cesedi atacaktýr, deðil
mi? Bu durumda birini kaçýrýrken yakalandýðý takdirde arabada bir de ceset
olmayacaktýr. Bunun için kaçýrýlma yerlerinden bir önceki ceset býrakýlma noktalarýna
birer çizgi çeksek... Ama bunu yapmýþ olmalýsýnýz.»

«Fikir güzel, ama ayný þeyi o da düþünmüþ. Bir yolculukta her iki iþi yapýyorsa o
zaman epey zigzaglý bir yol izliyor demektir. Bütün bil diklerimizi bilgisayara yükleyip
bir örnek elde etmeye çalýþtýk, ama sonuç çýkmadý. Hayýr, Starling, adam bütün
bunlarý hesaplamýþ olmalý.»

«Ýntihar etmeyecek kadar tedbirli biri mi sizce?»

Crawford baþýný salladý. «Aþýrý tedbirli hem de. Anlamlý bir iliþkiyi nasýl
kurabileceðini buldu artýk ve bu iþi pek çok kere tekrarlamak istiyor. Ýntihar edeceðini
düþünüp umutlanmýyorum artýk.»

Crawford pilota termostan bir bardak su uzattý. Bir bardak da Starling’e verdi sonra.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Kendisininkine bir Alka Seltzer tableti attý.

Uçak iniþe geçerken Starling’in midesi bulanmaya baþladý.

«Bir iki nokta var, Starling. Senden birinci sýnýf bir iþ istiyorum, ama bundan da
fazlasýný istiyorum. Çok konuþmuyorsun sen, ben de öyle. Ama bana bir þey söylemek
için ille de yeni bir þeyin ortaya çýkmasýný bekleme. Aptalca soru diye bir þey yoktur.
Sen benim görmediðim þeyleri göreceksin ve ben bunlarýn ne olduðunu bilmek
istiyorum. Belki de bir yeteneðin vardýr bu iþlerde. Ýþte þimdi, aniden önümüze böyle
bir þeyin olup olmadýðýný anlamak fýrsatý geçti.»

Crawford’u ciddi bir yüzle dinlerken midesi altüst olan Starling onun kendisini bu
vakada kullanmaya ne zaman karar verdiðini, Starling’den yaratmasýný beklediði
fýrsata ne kadar büyük ihtiyacý olduðunu merak etti.

«Onu yeteri kadar düþünürsen, nerelerde bulunduðunu görürsen içinde ona karþý bir
duygu uyanýr,» diye devam etti Crawford. «Ýnanmak güç gelse bile, ondan sürekli
olarak nefret de etmezsin. Sonra, eðer talihin varsa, bildiðin bütün bu þeylerin arasýndan
bir þey senin dikkatini çekmeye çalýþýr. Böyle bir þey olduðunda bunu mutlaka bana
söyle, Starling.

«Bak sana ne diyeceðim... cinayet bir soruþturmanýn iþleri karýþtýrmasýndan önce bile
karmakarýþýk bir þeydir. Bir polis kalabalýðýnýn aklýný karýþtýrmasýna izin verme.
Gözlerinin hemen ardýnda yaþa. Kendini dinle. Cinayeti o anda çevrende olup
bitenlerden uzak tut. Bu herife bir benzerlik yada bir örnek yükleme sen. Açýk ol ve
býrak bunu sana o göstersin.

«Bir þey daha var... bunun gibi bir soruþturma hayvanat bahçesinden farksýzdýr. Pek
çok yetki alaný iþe karýþýr ve bunlarýn bir kýsmýnýn baþýnda baþarýsýz insanlar
vardýr. Bize karþý olmamalarý için onlarla iyi geçinmek zorundayýz. Biz þimdi Batý
Virginia’da Potter’e gidiyoruz. Karþýmýza nasýl insanlarýn çýkacaðýný
bilmiyorum.»

Pilot kulaklýklarýný çýkarýp omzu üzerinden seslendi. «Ýniþe geçtik, Jack. Orada mý
kalacaksýn?»

«Evet,» dedi Crawford. «Ders bitti, Starling.»

12. BÖLÜM

Batý Virginia’nýn Potter kasabasýnýn Potter caddesindeki Potter Cenaze Evi ayný
zamanda Rankin Ýlçesi morgu olarak hizmet verirdi. Adli týp doktoru da Dr. Akin
adýnda bir aile doktoruydu. Doktor bir ölümün kuþkulu olduðuna karar verirse, ceset
komþu ilçede bir patologun bulunduðu Claxton Saðlýk Merkezine gönderilirdi.

Þerifin arabasýnýn arka koltuðundaki Clarice Starling, direksiyonda ki þerif

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

yardýmcýsýnýn yanýnda oturan Jack Crawford’a anlattýðý bu bilgileri duyabilmek için


öne eðilmek zorunda kalmýþtý.

Morg olarak da kullanýlan evin ardýndaki park yerinde çýplak bir meþe aðacýnýn
altýnda iki genç ve bir de yaþlý þerif yardýmcýsý iki eyalet polisiyle beklemekteydiler.

Araba parka girerken Starling bu insanlara baktý ve bir anda tanýdý hepsini. Onlarýn
dolap yerine torbalarý olan evlerden geldiklerini ve bu elbise torbalarýnda neler
bulunduðunu çok iyi bilirdi. .Bu adamlarýn akrabalarý elbiselerini karavanlarýnýn
duvarlarýna astýklarý torbalarda saklarlardý. Yaþlý þerif yardýmcýsýnýn önünde
tulumbasý olan bir evde büyüdüðü ve okul otobüsüne yetiþmek için týpký babasýnýn
yaptýðý gibi ayakkabýlarýný baðcýklarýndan baðlayýp boynuna asarak dereyi
geçtiðinden emindi. Okula giderlerken taslarýný tekrar tekrar kullanýlmaktan yað
lekeleriyle kaplý kesek taþýdýklarýný ve yemeklerini yedikten sonra kesek katlayýp
blucinlerinin arka ceplerine soktuklarýný bilirdi.

Starling, Crawford’un bu insanlar hakkýnda bildiklerini merak etti.,

Þerifin arabasýnýn arka kapýlarýnýn içten kollarý yoktu, sürücüyle Crawford inip
cenaze evine doðru yürürlerken Starling, yüzü kýpkýrmýzý kesilen sürücü dönüp de onu
çýkarana kadar camý yumruklamak zorun da kaldý.

Þerif yardýmcýlarý kendisini süzdüler. Biri «Bayan» dedi. Starling onlarý baþýyla
selamlayýp Crawford’un yanýna yürüdü.

Starling yeteri kadar uzaklaþýnca yeni evli olan gençlerden biri çenesini kaþýyarak,
«Kendi sandýðý kadar ahým þahým biri deðil,» dedi.

«Onun yerine þöyle buz gibi bir karpuzu yeðlerim,» dedi yaþlý olaný.

Crawford ufak tefek ve çelik çerçeveli gözlüklü þerif baþyardýmcýsýyla konuþmaya


baþlamýþtý bile.

Cenaze evinin loþ arka holündeydiler þimdi; bir kenarda bir koka kola dolabý
çalýþýyordu, ayaklý bir dikiþ makinesi, üç tekerlekli bir bisiklet, bir rulo yapay çim,
direklerine sarýlý çizgili bir tente duvar dibindeydi. Duvarda orgu baþýnda Azize
Cecilia’nýn sepya bir resmi vardý. Kadýnýn örgüsaçlarý baþýnýn çevresinde
toplanmýþtý ve orgun tuþlarýndan havaya güller uçuþuyordu.

«Bize hemen haber vermenize çok teþekkür ederim, þerif,» dedi Crawtord.

Ama þerif yardýmcýsý o havalarda deðildi. «Size savcýlýktan biri telefon etmiþ
olmalý,» dedi. «Þerifin sizi aramadýðýný biliyorum. Þerif Perkins þu anda karýsýyla
birlikte Hawaii’de bulunuyor. Bu sabah saat sekizde onunla telefonda konuþtum.
Hawaii saatiyle sabahýn üçünde yani. Beni daha sonra arayacaðýný ve en önemli þeyin
bunun bizim yöre kýzlarýn dan biri olup olmadýðýný saptamak olacaðýný söyledi. Bu

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

olay dýþardan birinin baþýmýza açtýðý bir iþ de olabilir. Her þeyden önce bunu
öðrenmemiz gerek: Eskiden de Alabama’dan buraya ceset getirip attýklarý olmuþtu.»

«Þerif, biz de size bu konuda yardýmcý olabil...»

«Charleston’da eyalet askeri birliði komutanýyla da telefonda görüþtüm. O da Cinayet


Soruþturma Bölümünden bir iki kiþi gönderecek. Böylece olay biraz daha kolay
aydýnlanýr.» Hol þerif yardýmcýlarý ve askerlerle doluyordu; þerif baþ yardýmcýsýnýn
epey kalabalýk bir dinleyicisi vardý artýk. «Ýlk fýrsatta size yardýmcý olacaðýz, ama þu
anda...»

«Þerif, bu tür bir seks cinayetinin, erkek erkeðe konuþursak, bazý cepheleri vardýr,
bilmem anlatabildim mi?» diyen Crawford baþýný hafifçe oynatarak Starling’i iþaret
etti. Ufaktefek adamý yandaki bir odaya sokup kapýyý kapattý sonra. Starling þerif
yardýmcýlarýnýn kýkýr kýkýr gülmeleri karþýsýnda gücendiðini belli etmemeye çalýþtý.
Diþlerini sýktý, bakýþlarýný Azize Cecilia’ya çevirdi, yüzüne onunki gibi bir
gülümseme yerleþtirerek aralýk kapýdan içeriye kulak misafiri olmaya çalýþtý. Alçalýp
yük selen sesler ve sonra bir telefon konuþmasý duydu. Aradan beþ dakika geçmeden
adamlar hole dönmüþlerdi.

Baþyardýmcýnýn yüzü gergindi. «Oscar, ön tarafa git ve Dr. Akin’i bul,» dedi.
«Oradaki törene katýlmak zorunda olduðunu biliyorum ama tören baþlamadý daha. Ona
Claxton’un telefonda beklediðini söyle.»

Adli týp doktoru Akin gelip Claxton’daki patologla konuþtuktan sonra her þeye peki
dedi.

Böylece Clarice Starling çok iyi bildiði beyaz bir ahþap evin gül desenli duvar kaðýtlý
ceset ilaçlama odasýnda Buffalo Bill’in ilk izleriyle karþýlaþmýþ oldu.

Fermuarý çekilmiþ olan parlak yeþil ceset torbasý odanýn tek modern eþyasýydý. Torba
eski biçim porselen bir otopsi masasýnda yatýyordu.

Starling malzemesini duvarýn dibindeki büyük bir çifte evyenin kenarýna yayarken
Crawford da arabaya dönüp parmak izi aletlerini getirmeye gitti.

Oda gereðinden kalabalýktý. Þerif baþyardýmcýsý, diðer þerif yardýmcýlarý hep birden
içeri girmiþlerdi ve çýkmaya da niyetleri yok gibiydi. Doðru deðildi bu.

Crawford neden gelip bunlarý kovalamýyordu?

Doktor büyük ve tozlu vantilatörü çalýþtýrýnca duvar kaðýdý dalgalan maya baþladý.

Musluðun baþýnda duran Clarice Starling’in þimdi herhangi bir deniz piyadesinin
paraþütle atlamasý için gerekenden çok daha fazla cesarete ihtiyacý vardý. Gözlerinin
önüne gelen hayal kendisine yardýmcý ol duysa da, yüreðini de yaralamýþtý:

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Musluðun baþýnda durmuþ babasýnýn kanlý þapkasýný yýkayan annesi. Bir yandan da,
«Her þey yoluna girecek, Clarice.» diyor. «Kardeþlerine ellerini yýkayýp sofraya
gelmelerini söyle. Önce konuþalým, sonra da yemeði hazýrlarýz»

Starling eþarbýný çýkarýp saçlarýný bir dað ebesi gibi örttü. Çantasýn dan bir çift
ameliyat eldiveni çýkardý. Potter’e geldiðinden bu yana aðzýný ilk kez açtýðýnda sesi
Crawford’u bile kapý önüne çekmiþti.

«Beyler! Bir dakika. Lütfen. Þimdi iþimi yapmama izin verin.» Starling eldivenleri
giyerken ellerini kaldýrýp gösterdi. «Onunla epey iþimiz var. Onu siz buraya kadar
getirdiniz, ailesinin imkan bulsa size bunun için teþekkür edeceðini biliyorum. Þimdi
lütfen dýþarý çýkýn da iþimi yapmama izin verin.»

Crawford kalabalýðýn birden sessizleþtiðini, birbirleriyle fýsýldaþtýklarýný ve saygýlý


bir havaya girdiklerini gördü. Ölünün huzurunda hava da birden deðiþmiþti: Bu ceset
nereden gelmiþ olursa olsun, kim olursa ol sun, nehir onu ilçelerine taþýmýþtý ve þimdi
kendi odalarýnda öylece yatarken Clarice Starling’in onunla özel bir iliþkisi vardý.
Crawford, Starling’in orada yörenin ölüleri için hep gerekeni yapan, baþlarýnda bekle-.
yen ve sonra da onlarý yýkayýp giydiren güçlü köylü kadýnlarýn yerini almýþ olduðunu
anlýyordu.

Odada sadece Starling, Crawford ve doktor kaldý sonra. Doktor Akin ile Starling
birbirlerine tanýdýk bakýþlarla baktýlar.

Crawford cebinden bir kase Vicks merhemi çýkarýp ikisine de uzattý. Starling onlarýn
ne yaptýklarýna baktý, doktorla Crawford merhemi burun deliklerinin kenarýna sürünce
o da ayný þeyi yaptý.

Sonra çantasýndan fotoðraf makinelerini çýkardý. Arkasýnda ceset torbasýnýn


fermuarýnýn çekildiðini duydu.

Güllü duvar kaðýtlarýna gözlerini kýrpýþtýrarak baktý, derin bir soluk alýp masadaki
cesede döndü.

«Ellerin kaðýt torbalara sokmalýydýlar,» dedi. «Ýþimiz bitince ben yaparým.» Sonra
cesedin fotoðraflarýný çekti.

Ceset bir altmýþ beþ boyunda geniþ kalçalý genç bir kadýna aitti. Su derisinin
yüzüldüðü yerleri beyazlatmýþtý, ancak su soðuktu ve cesedin birkaç günden fazla suda
kalmadýðý belliydi. Göðüslerin hemen altýn dan dizlere kadar düz bir kesik yapýlmýþ ve
deri oradan yüzülmüþtü.

Kadýnýn göðüsleri küçüktü ve aralarýnda ölüme neden olan yara görünüyordu: bir el
boyunda yýldýz biçimli bir delik.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Baþýnýn derisi kaþlarýnýn hemen üstünden ensesine kadar yüzülmüþtü.

«Doktor Lecter onun kafa derisini yüzmeye baþlayacaðýný söylemiþti,» dedi Starling.

Starling fotoðraflarý çekerken Crawford kollarýný kavuþturup bekledi. «Polaroid’le


kulaklarýný çek,» dedi sadece.

Starling eldivenini çýkarýp parmaðýný kadýnýn bacaðý üstünde dolaþtýrdý. Nehirde


kadýna dolanan að ve olta iðnelerinin bir kýsmý daha bacaðý çevresindeydi.

«Ne görüyorsun, Starling?»

«Yöreden biri deðil... Kulaklarý üç kere delinmiþ, fosforlu týrnak boyasý. Bence kentli.
Bacaklarýndaki kýllar iki üç haftalýk. Ve ne kadar yumuþak, görüyor musunuz?
Sanýrým bacaklarýna balmumu sürmüþ. Koltuk altlarý da öyle. Üst dudaðýndaki kýllarý
da sarýya boyamýþ. Kendine çok dikkat eden biri, ama bir süre bu dikkati
gösterememiþ.»

«Peki, ya yara?»

«Bilemiyorum,» dedi Starling. «Bir kurþunun çýkýþ yeri diyebilirim ama þu da bir
namlu izini andýrýyor.»

«Aferin, Starling. Göðüs kafesi üstünde bir giriþ yarasý bu. Patlama gazlarý kemiklerle
deri arasýnda gerileþir ve deliði yýldýz biçiminde büyütür.»

Evin diðer yanýndan törenin baþladýðýný bildiren bir org sesi yükseldi.

«Törenin bu kýsmýnda orada olmam gerek,» dedi Dr. Akin. «Aileler benden bunu
bekler. Lamar org çalmayý bitirir bitirmez size yardýma gelecek. Bay Crawford,
Claxton’daki patolog için kanýtlarý saklayacaðýnýza verdiðiniz söze güveniyorum.»

Doktor gidince Starling, «Sol elinin iki týrnaðý. kýrýlmýþ,» dedi. «Týrnak içlerinde de
toprak gibi sert maddeler var. Örnek alabilir miyiz?»

«Al, sonuçlar geldikten sonra söyleriz aldýðýmýzý.»

Genç kadýnýn avuç içlerinde týrnak izi olmadýðýný görmekten memnun olmuþlardý
ikisi de; kadýnýn iþkence edilmeden öldürüldüðünün bir kanýtýydý bu da.

«Yüzüstü yatarken mi parmak izlerini alacaksýn, Starling?»

«Böylesi daha kolay olur.»

«Önce diþlerini alalým, sonra Lamar çevirmemize yardým eder.» «Sadece fotoðraf mý,
yoksa kroki mi?» Starling diþ ünitesini parmak izi kamerasýnýn ucuna yerleþtirdi.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Sadece resim,» dedi Crawford. «Röntgen olmadan kroki insaný yanlýþ yere
sürükleyebilir. Resimlerle kayýp kadýnlardan bir ikisini listeden silebiliriz.»

Lamar, Starling’in talimatýyla genç kadýnýn aðzýný açtý, dudaklarýný geri çekti,
Starling de Polaroid makineyi kadýnýn yüzüne dayayarak ön diþlerin fotoðrafýný çekti.

Ýlk resmin görüntüsünü bekledi, ýþýk ayarýný düzelttikten sonra bir daha çekti. Bu kez
iyi bir sonuç alabilmiþti.

«Boðazýnda bir þey var,» dedi.

Crawford resme baktý. Damaðýn hemen ardýnda silindir biçiminde bir gölge vardý.

«Feneri ver bana,» dedi.

Lamar, Crawford’a yardým ederken, «Kimi zaman ceset sudan çýkarken aðzý yaprak
falan gibi þeylerle dolar,» dedi.

Starling çantasýndan bir cýmbýz çýkardý. Cesedin üstünden Crawford’a baktý.


Crawford baþýný salladý. Starling bir anda çýkardý kadýnýn boðazýnda takýlý kalan
þeyi.

«Neymiþ?» diye sordu Crawford. «Bir böcek kozasý,» dedi Lamar. Doðru bilmiþti.
Starling kozayý bir kavanoza koydu.

Ceset yüzüstü yatarken parmak izi almak daha kolaydý. Starling kendini en kötü
olasýlýklara hazýrlamýþsa da o sýkýntýlý enjeksiyon yöntemlerine gerek kalmadan iþini
bitirdi.

Kadýnýn omuzlarýnda üçgen biçiminde iki parça deri de eksikti. Onlarýn da resmini
çekti.

«Parça yerlerini ölç,» dedi Crawford. «Akron’daki kýzýn elbiselerini çýkarýrken


derisini de hafifçe sýyýrmýþtý, ama sonra yol kenarýnda bulunan bluzdaki parçaya tam
olarak uymuþtu. Ama bu yeni bir þey, bunu daha önce hiç görmemiþtim.»

«Bacaðýnýn arkasýndaki yanýk Ýzine benziyor,» dedi Stariing.

«Yaþlý insanlarda çok olur!» diye Lamar atýldý.

«Ne?» diye sordu Crawford.

«YAÞLI ÝNSANLARDA ÇOK OLUR DEDÝM.»

«Ne dediðini duydum, açýklamasýný istiyorum. Yaþlý insanlarda neden olurmuþ?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Yaþlýlar genellikle termoforla yatarken ölürler. Öldükleri zaman da termoforun


içindeki su çok sýcak olmasa bile derilerini yakar. Kan dolaþýmý olmadýðý için.»

«Claxton’daki patologdan bunu araþtýrmasýný isteyelim, bakalým öldükten sonra mý


olmuþ,» dedi Crawford, Starling’e.

«Herhalde araba susturucusudur,» dedi Lamar.

«Ne?»

«Araba susturucusu. Billy Petrie vurularak öldüðünde cesedini arabasýnýn bagajýna


koymuþlardý. Karýsý üç gün arabayla kocasýný arayýp durmuþtu sonra. Cesedi buraya
getirdiklerinde, arabanýn altýnda susturucu ýsýnmýþ ve onu týpký bunun gibi
kalçasýndan yakmýþtý. Ben zaten erir korkusuyla dondurma aldýðýmda bagaja hiç
koymam.»

«Ýyi fikir, Lamar, benim yanýmda çalýþmaný isterdim. Kadýný nehirde bulanlarý
tanýyor musun?»

«Jabbo Franklin ile kardeþi Bubba.»

«Ne iþ yaparlar?»

«Moose’da kavga ederler, kendilerine iliþmeyen kimselerle alay ederler. Bütün gün
yaþlý insanlara bakmaktan bitkin halde bir kadeh içmeye gittiðimde, Lamar haydi otur da
bize ’Filipinli Bebeði’ çal derler. Arka arkaya çaldýrýr dururlar sonra o berbat
piyanoda. Jabbo’nun askerden bir emekli aylýðý vardýr. On beþ yýldýr bu masada
görmeyi bekliyorum onu.»

Crawford, «Olta iðnesi yaralarýnda serotonin testi gerekecek,» dedi. «Patoloða bir not
yazayým.»

«Ýzler birbirlerine çok yakýn,» dedi Lamar.

«Ne dedin?» «Franklin’ler aðlarýna olta iðnelerini çok yakýn, takmýþlar. Yasalara
aykýrýdýr bu. Herhalde o yüzden bu sabah ortaya çýkmadýlar.»

«Þerif onlarýn ördek avcýsý olduklarýný söyledi.»

«Þerife öyle demiþlerdir.»

«Peki, sence neler oldu Lamar?»

«Franklln’ler bu yasalara aykýrý aðlarýný atmýþlar ve balýk gelip gelmediðini


anlamak için çekerken bunu çýkarmýþ olmalýlar.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Bundan nasýl emin olabilirsin?»

«Bu haným yüzmeye hazýr deðil de ondan.»

«Öyle.»

«Aðlarýný çekiyor olmasalardý onu asla bulamazlardý. Herhalde ilk baþta korktular,
sonra da haber vermek zorunda kaldýlar. Sanýrým yasak avlandýklarý için korucuya da
haber vereceksiniz.»

«Herhalde,» dedi Crawford.

«Çoðunlukla arabalarýnýn koltuðu altýnda manyetolu telefonlarý vardýr. Bu insaný içeri


sokturmasa bile büyük bir cezaya çarptýrýr.»

Crawford’un kaþlarý kalktý.

«Balýklara telefon etmek için,» dedi Starling. «Telleri suya daldýrýp balýklarý elektrik
cereyanýyla sersemletirler. Balýklar su yüzüne çýkarlar, insana da sadece onlarý
toplamak kalýr.»

«Tam üstüne bastýn,» dedi Lamar. «Sen buralardan mýsýn?»

«Çok yerlerde yaparlar bunu,» dedi Starling.

Ceset torbasýný kapatýrlarken Starling bir þey söylemek, bir jest yapmak isterdi. Ama
sonunda sadece baþýný sallayarak örnekleri çantasýna doldurmaya koyuldu.

Ceset ve sorun gözden kaybolunca durum birden deðiþivermiþti. Starling eldivenlerini


çýkarýp musluðu açtý, sýrtý odaya dönük olarak bileklerini suyun altýna soktu. Su pek o
kadar soðuk deðildi. Onu seyreden Lamar dýþarý çýktý, çok geçmeden holdeki dolaptan
aldýðý buz gibi bir þiþe gazozla çýkageldi.

«Teþekkür ederim, istemem,» dedi Starting.

«Ýçmek için deðil.,» dedi Lamar. «Þiþeyi ensene daya. Soðuk kendi ne gelmeni saðlar.
Ben öyle yaparým.»

Starling patologa yazdýðý notu ceset torbasýna iliþtirirken Crawford’un masa


üstündeki parmak izi göndericisi de çatýrdamaya baþlamýþtý.

Cinayetten bu kadar kýsa süre kurbaný bulmak büyük bir þanstý. Crawford kadýnýn
kimliðini bir an önce saptayýp evi civarýnda kaçýrýlma sýna bir tanýk bulmaya
çalýþmak istiyordu. Yöntemi herkese güçlük çýkarýyorsa da, epey hýzlý çalýþma
olanaðý da saðlýyordu.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Crawford yanýnda Litton Polisfax parmak izi göndericisi taþýrdý. Federal faks
makineleri gibi Polisfax da pek çok kentin emniyet müdürlüklerindeki araçlarla
uyumluydu. Starling’in aldýðý parmak izi kartý daha tam kurumamýþtý bile.

«Parmaklarýn usta senin, Starling, yükle makineyi,» dedi.

Bulaþtýrmademek istemiþti aslýnda. Starling de izleri bozmadan kaðýdý küçük silindirin


çevresine sardý.

Crawford FBI santrali ve Washington’la telefon baðlantýsý saðlamýþtý. «Dorothy,


herkes orada mý? Güzel, þimdi gönderiyorum. Atlanta, sen alýyor musun? Tamam,
þimdi...»

Silindir aðýr aðýr dönerken ölü kadýnýn parmak izleri de FBI telsiz santraline ve
doðunun belli baþlý emniyet müdürlüklerine gidiyordu. Chicago, Detroit, Atlanta yada
diðerlerinden biri parmak izini teþhis edebilirlerse birkaç dakika içinde geniþ bir tarama
baþlatýlacaktý.

Crawford bundan sonra kurbanýn yüzünün ve diþlerinin fotoðraflarýný da gönderdi.

Crawford’la Starling oradan çýkarlarken Charleston’dan Batý Virginia Eyalet Polisi


Cinayet Masasýndan üç memur geldi. Crawford adamlarýn ellerini hararetle sýkýp
Ulusal Cinayet Bilgi Merkezinin telefonlarýnýn yazýlý olduðu kartlar daðýttý. Starling
onun adamlarý nasýl hemen bir erkekçe birleþtirdiðini dikkatle izliyordu. Bir þey
öðrenirlerse hemen telefon edeceklerdi, hiç kuþkusu olmasýndý. Ama bunun erkeklikle
bir ilgisi yok belki de, diye düþündü. Kendisi de ayný etkinin altýna girmiþ gibiydi.

13. BÖLÜM

«Beni laboratuarda býrak, Jeff,» dedi Crawford sürücüye. «Sonra Smithsonian Müzesine
gidip Memur Starling’i beklemeni istiyorum. Oradan Quantico’ya gidecek. »

«Emredersiniz, efendim.»

Ulusal Havalimanýndan Washington’a gidiyorlardý.

Direksiyondaki gencin arabayý büyük bir dikkatle sürmesine bakýlýrsa Crawford’dan


korkuyor olmalý, diye düþündü Starling. Bunun için onu suçlayamazdý, Akademide
Crawford’un emrinde çalýþýrken.iþleri boka bulaþtýran birinin þu anda Kutup
Dairesindeki DEW hattý hýrsýzlýklarýný incelemekle meþgul olduðu söylenirdi.

Crawford keyifli deðildi. Parmak izleriyle kurbanýn resimlerini göndermesinden bu yana


dokuz saat geçmiþ olmasýna raðmen herhangi bir ilerleme kaydedilmemiþti. Batý
Virginia polisiyle birlikte Starling’le o da hava kararana kadar nehir kýyýsýný
taramýþlar ama bir þey elde edememiþlerdi.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Starling onun uçaktan telefon edip evine bir gece hemþiresi gelmesini saðladýðýný
duymuþtu.

FBI arabasý Blue Canoe’dan sonra huzur verici bir sessizlik içindeydi ve bu
atmosferde konuþmak çok daha kolay oluyordu.

«Senin aldýðýn parmak izlerini Teþhis Merkezine götürdüðüm zaman bir taným indeksi
de göndereceðim,» dedi Crawford. «Sen bana dosyaya koymak üzere bir taslak hazýrla.
Nasýl yapýlacaðýný biliyor musun?»

«Biliyorum.»

«Ben Teþhis’im diyelim, yenine bilgiler olduðunu söyle bakalým.»

Starling’in hatýrlamasý için beþ on saniye geçmesi gerekmiþti; kýz Crawford’un bu


arada önünden geçmekte olduklarý Jefterson Anýtý onarým iskelelerine ilgi duyuyor
görünmesine sevindi.

Teþhis Merkezinin taným indeksi bilgisayarý, soruþturulan bir cinayetin


karakteristiklerini dosyalarý olan suçlularýn bilinen eðilimleriyle kýyaslardý. Belirli
benzerliklere rastlayýnca da, sanýk adlarýyla parmak izlerini verirdi. Ondan sonra bir
memur bu parmak izlerini olay yerinde bulunanlarla karþýlaþtýrýrdý. Buffalo BilI’in
henüz bir parmak izi bulunmamasýna raðmen Crawford hazýrlýklý olmak istiyordu.

Sistem kýsa ve öz bilgiler isterdi. Starling buna uymaya çalýþtý.

«Beyaz diþi, on sekiz yirmi yaþlarýnda, vurularak öldürülmüþ, gövdenin alt kýsmý ve
bacaklarda derisi yüzülmüþ...»

«Starling, bilgisayar adamýn genç beyaz kadýnlarý öldürdüðünü ve derilerini yüzdüðünü


zaten biliyor. Kurbanlarý nehirlere attýðýný da biliyor. Ama bu vakada yeni olan þeyi
bilmiyor. Burada yeni olan nedir, Starling?»

«Bu altýncý kurbaný ama kafa derisini yüzdüðü ilki. Omuzlarýndan deri alýnmýþlarýn,
göðsünden vurulmuþlarýn ve boðazýnda bir koza bulunanlarýn da ilki.»

«Kýrýk týrnaklarý unuttun.»

«Hayýr, efendim, kýrýk týrnaklarýn ikincisi.»

«Haklýsýn. Dosyaya hazýrlayacaðýn raporda kozanýn gizli bilgi olduðunu belirt. Sahte
itiraflarý ayýklamak için onu kullanabiliriz.»

«Acaba bunu daha önce yaptý mý, diye düþünüyorum,» dedi Starling. «Yani kurbanýn
boðazýna bir böcek yada bir koza yerleþtirdi mi? Sudan çýkarýlan cesetlerde yapýlan

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

otopsilerde bunu görmemek güç deðildir. Adli týp doktoru kesin ölüm nedenini görür,
içersi sýcaktýr ve iþlerini çabuk bitirmek isterler… bunu araþtýrabilir miyiz?»

«Gerekirse. Patologlarýn hiçbir þeyi gözden kaçýrmadýklarýný söyleyeceklerinden


kuþkun olmasýn. Cincinnati’de bulunan kadýn orada morgda. Ona bakmalarýný
söylerim, ama diðer dördü gömüldü. Mezar dan çýkarýlma kararlarý ortalýðý karýþtýrýr.
Dr. Lecter’in hastalarýndan dördünün cesetlerini çýkarmýþtým, ölüm nedenlerinden
emin olmak için.

Ama bunun epey sýkýntýlý bir iþ olduðunu ve akrabalarla insanýn baþýnýn derde
girdiðini de söylemek isterim Bunu ille de istersen yaparým, ama önce Smýthsonian’da
ne bulacaðýna bakalým da sonra karar veririz »

«Kafa derisi yüzmek ender rastlanan bir þey, deðil mi?»

«Öyle.»

«Ama Dr Lecter, Buffalo Bill’in bunu yapacaðýný söyledi Nasýl bildi caba?»

«Bilmiyordu.»

«Söyledi ama.»

«Büyük bir sürpriz deðil bu, Starling Ben þaþýrmadým Mengel olayýna kadar pek
rastlanmamýþ demeliydim. O vakayý hatýrladýn mý? On an sonra onu kopya eden iki
katil çýkmýþtý. Gazeteler Buffalo Bill olayýný yazarken onun kafa derisini yüzmediðini
birkaç kez vurguladýlar. On an sonrasý da bir sürpriz deðil zaten Gazeteleri izlediði
kuþkusuz. Lecter bir tahminde bulunuyordu. Bununne zaman olacaðýný söylemediði için
asla yanýlmýþ olmayacaktý. Bill’i kafa derisi yüzmeden önce yakalasaydýk, o zaman
da bunu yapamadan yakaladýðýmýzý iddia edecekti.»

«Dr Lecter, Buffalo Bill in iki katlý bir evde oturduðunu da söyledi Bunu hiç
konuþmadýk sizinle. Acaba neden böyle bir þey söylemiþ olabilir?»

«Bu bir tahmin deðil. Büyük bir olasýlýkla haklýdýr, sana bunun nedenini de
söyleyebilirdi ama seni meraklandýrmak istemiþ olmalý. Onda gördüðüm tek zayýf nokta
bu, herkesten zeki görünmek zorunda. Yýllardýr ayni þeyi yapýyor zaten.»

«Bilmediðin þeyi sor demiþtiniz bana... iþte soruyorum þimdi, neden?»

«Kurbanlarýndan ikisi asýlmýþtý, tamam mý? Gerek boyundaki izlerden, gerekse


belkemiðinin durumundan bu kesindi. Dr. Lecter kiþisel deneyimlerine dayanarak çok iyi
bilir ki, bir insanýn bir diðerini iradesi dýþýnda asmasý pek kolay deðildir. Ýnsanlar
kendilerini kapý kollarýndan asarlar çoðu kez. Oturmuþ olarak asarlar; bu kolaydýr. Ama
baðlý da olsa bir insaný, hele ayaklarýyla güç alacaðý bir yer varsa, asmak çok güçtür.
Merdiven tehdit edici bir þeydir. Kurbanlar gözleri kapalýysa merdivene

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

týrmanmayacaklardýr, ilmeði gördükleri takdirde ise hiç týrmanmayacaklarý kesindir.


Bunu yapmanýn en uygun yolu bina içindeki merdiveni kullanmaktýr. Bina merdiveni
tanýdýk bir þeydir. Kurbanýna kendisini yukarý banyoya götürdüðünü söylersin, baþýna
bir baþlýk geçirip boynuna kemendi dolarsýn ve ipin ucunu týrabzana baðlayýp bir
tekmede merdivenden aþaðý yuvarlarsýn. Bir evde tek iyi yol budur. Califonia’lý biri
bunu yaygýnlaþtýrmýþtýr. Bill’in evinde merdiveni olmasaydý kurbanlarýný baþka bir
yolla öldürecekti. Þimdi bana Potter’deki o þerif yardýmcýsýyla diðerlerinin adlarýný
ver bakayým.»

Starling not defterindeki adlarý diþlerinin arasýna sýkýþtýrdýðý kalem fenerinin


ýþýðýnda okudu.

«Güzel,» dedi Crawford. «Bir bildiri yazarken daima polisleri adlarýyla an. Adlarýný
duyduklarý zaman telefonda daha dostça davranýrlar. Ünlenmiþ olmalarý bir þey
bulduklarýnda bizi aramayý hatýrlamalarýný saðlar. Kadýnýn bacaðýndaki yanýklar sana
ne anlatýyor?»

«Ölümünden önce mi, sonra mý olduðuna baðlý.»

«Ölümden sonraysa?»

«O zaman ya bir steyþýn arabasý yada kapalý bir kamyonu veya kamyoneti vardýr, uzun
bir araç yani.»

«Neden?»

«Yanýk izi kadýnýn bacaðýnýn arkasýnda olduðu için.»

Kimsenin J. Edgar Hoover Binasý diye adlandýrmadýðý yeni FBI binasýnýn önüne
varmýþlardý.

«Jeff, ben burada ineyim,» dedi Crawford. «Garaja girme. Sen arabada kal. Starling, sen
de gel bana göster bakayým.»

Crawford bagajdan çantasýyla faks makinesini aldý.

«Cesedi sýrtüstü uzatabileceði kadar büyük bir araçta taþýdý,» dedi Starling. «Ancak bu
durumda bacaðýnýn arkasý egzoz borusunun üstün de olabilirdi. Böyle bir arabanýn
bagajýnda ceset yan yatýrýlmýþ ve dizler...»

«Anladým,» dedi Crawford.

Starling onun kendisiyle özel konuþabilmek için arabadan inme mazeretini uydurduðunu
anladý.

«O þerif yardýmcýsýna bir kadýnýn önünde konuþmanýn doðru olmadýðýný

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

söylediðimde kýzdýn, deðil mi?»

«Elbette.»

«Ama bu sadece bir mazeretti. Onunla baþ baþa konuþmak istemiþtim.»

«Bunu biliyorum.»

«Tamam.» Crawford bagajý kapatýp döndü. Starling konuyu orada kesemezdi.

«Ama bu benim için önemli, Bay Crawford.».

Adam çantasý ve faks makinesiyle yüklü olarak yürümeye baþladý

«O polisler sizin kim olduðunuzu biliyorlar,» diye devam etti kýz. «Nasýl
davranacaðýnýzý merakla izliyorlar» Omuzlarýný silkerek ellerini iki yana açtý.
Doðruydu bu.

«Anlaþýldý, Starling. Haydi þimdi böceðinin baþýna git bakalým.»

«Baþ üstüne, efendim.»

Starling eþyalarýyla yüklü yürüyen orta yaþlý adamýn ardýndan baktý. Nehir kýyýsýnda
paçalarý çamurlanmýþtý, evine gidiyordu orada yaptýðý her neyse onu yapmak için.

O anda onun için adam öldürebilirdi. Crawford’un en büyük becerilerinden biri de


buydu.

14. BÖLÜM

Smithsonian Doðal Tarih Müzesi saatler önce kapandýðý halde Crawford önceden
telefon ettiði için bir bekçi Clarice Starling’i içeri almak Ýçin bekliyordu.

Kapalý müzenin ýþýklarý loþ, içersi sessizdi. Sadece giriþ kapýsý karþýsýndaki bir
Güney Denizi kabile reisinin dev heykeli tavandaki zayýf ýþýðýn yüzünü aydýnlatacaðý
kadar yüksekti.

Starling’in rehberi Srriithsonian bekçilerinin üniformasýný giymiþ iriyarý bir zenciydi.


Adam baþýný kaldýrmýþ asansör ýþýklarýna bakarken Starling onun kabile reisine
benzediðini düþündü.

ikinci katta Antropoloji ve Entomoloji bölümleri bulunuyordu. Starling antropolojik


örnek sandýklarýnýn duvarlarýna yaslý olduðu uzun koridorlardan geçti. Sandýklarýn
içinde ne olduðu sadece üzerlerindeki küçük kartlarda yazýlýydý.

Bekçi, «Bu kutularda binlerce insan vardýr,» dedi. «Tam kýrk bin örnek.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Adam elindeki feneriyle kutularý aydýnlatarak yürüdü. Az sonra insanlarý geride


býrakmýþlar, daha eski ve daha düzenli böcekler dünyasýna girmiþlerdi. Þimdi koridorun
iki yanýnda açýk yeþile boyalý büyük madeni kutular vardý.

«Otuz milyon böcek ve ayrýca da örümcekler. Böceklerle örümcekleri karýþtýrmamak


gerek. Yoksa örümcekçiler kýyameti koparýrlar. Ýþte, þu aydýnlýk oda. Ýþiniz bitince
tek baþýnýza aþaðý inmeye kalkýþmayýn. Sizi kapýya götüreceklerini söylemezlerse þu
numaradan beni arayýn, bekçi odasýdýr. Ben gelir, sizi alýrým.» Adam bir kart verip
gitti.

Starling kapýdan girerken durakladý. Laboratuar masasý baþýnda iki adam satranç
oynuyorlardý. Biri siyah saçlý ve zayýf, diðeri kýzýl saçlý ve þiþman olan adamlarýn
ikisi de otuz yaþlarýndaydý. Starling’i gördülerse bile belli etmediler. Satranç
tahtasýnýn üstünde, taþlar arasýnda dolaþan iri bir böceðin de farkýnda deðil gibiydiler.

Böcek tahtanýn kenarýna varmýþtý.

«Vakit tamam, Roden,» dedi zayýf olaný.

Þiþmaný vezirini oynattý ve böceði tutup çevirdi. Böcek öteki uca doðru gitmeye
baþladý.

«Böcek kenara deðince vakit tamam mý oluyor?» diye sordu Starling.

«Elbette,» dedi þiþmaný baþýný kaldýrmadan. «Siz nasýl oynarsýnýz ki? Böceði iki tur
mu dolaþtýrýrsýnýz?»

«Ben Özel Ajan Crawford’un size telefonla bildirdiði örneði getirdim.»

«Siren sesinizi niye duymadýðýmýzý anlamadým,» dedi þiþmaný. «Bütün, gecedir


burada FBI için bir böcek teþhis etmek üzere çakýldýk kaldýk. Bizim iþimiz
böceklerledir zaten. Ama kimse Özel Ajan Crawford’ un örneði hakkýnda bir þey
söylemedi. O örneðini özel olarak aile doktoruna gösterse daha iyi olur sanýrým. Tamam,
Pilch!»

«Numaranýzý baþka bir sefere seve seve sonuna kadar izlerim,» dedi Starling. «Ama bu
iþin acelesi var, onun için bir an önce harekete geçelim. Tamam, Pilch.»

Siyah saçlý olaný baþýný kaldýrýnca elinde çantasýyla kapýya dayanmýþ duran kýzý
gördü. Böceði bir kutu içindeki çürümüþ tahta parçalarý üstüne koyup üzerini de salata
yapraðýyla örttü.

«Adým Noble Pilcher,» dedi. «Bu da Albert Roden. Teþhis edilmesini istediðiniz bir
böcek mi var? Size yardým etmek bizim için zevktir.» Pilcher’ in uzun ve dostça bir
yüzü vardý, ancak kara gözleri birbirine çok yakýndý ve biri hafifçe þehlaydý. Elini

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

uzatmadý.

«Siz de..»

«Clarice Starlýng.»

«Getirdiðinizi bir görelim bakalým.»

Pilcher küçük kavanozu ýþýða tuttu.

Roden de yanýna gelmiþti. «Bunu nerede buldunuz? Tabancanýzla mý öldürdünüz?


Annesini gördünüz mü?»

Starling, Roden’in çenesine bir dirsek darbesi indirmek isterdi.

«Þþþt,» dedi Pilcher. «Bunu nerede bulduðunuzu söyleyin bize? Bir dala yada yapraða
yapýþýk mýydý, yoksa toprakta mý buldunuz?»

«Anladým, sizinle konuþan olmamýþ, » dedi Starling.

«Müdür bize burada kalýp FBI’ýn getireceði bir böceði teþhis etmemizi söyledi, hepsi
bu.»

«Söylemedi, emretti,» dedi Roden.

«Gümrük için de, Tarým Bakanlýðý için de sýk sýk bunu yaparýz,» diye açýkladý
Pilcher.

«Ama gecenin yarýsýnda deðil,» dedi Roden.

«Size bir cinayet davasý hakkýnda bazý þeyler anlatmam gerekiyor. Eðer cinayet
aydýnlanana kadar bunu kimseye söylemezseniz anlatmama izin var. Çok önemlidir.
Birtakým insanlarýn hayatý bunlarýn duyulmamasýna baðlýdýr. Dr. Roden, bana bu
sýrrý saklayacaðýnýza söz verir misiniz?»

«Ben doktor deðilim. Bir þey imzalamam gerekecek mi?»

«Sözünüzün eriyseniz, hayýr. Örneðin sizde kalmasýný isterseniz onu aldýðýnýza dair
bir kaðýt imzalarsýnýz, hepsi o kadar.»

«Size elbette yardým ederim.»

«Ya siz, Dr. Pilcher?»

«Söylemem.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Pilch de henüz doktor deðil,» dedi Roden. «Ýkimiz de ayný eðitim düzeyindeyiz; ama
gördünüz mü, nasýl da kendisine doktor demenize ses çýkarmadý.» Roden bu haklý
görüþünü desteklemek istercesine parmaðýný çenesine götürdü. «Bize her þeyi anlatýn.
Sizin için önemsiz görünen bir þey bir uzman için çok önemli bir bilgi olabilir.»

«Bu böcek bir cinayet kurbanýnýn gýrtlaðýnda bulundu. Oraya nasýl girdiðini
bilmiyorum. Kadýnýn cesedi Batý Virginia’da Elk Nehrindeydi ve öldürüleli sadece bir
iki gün olmuþtu.»

«Buffalo BilI’in iþi,» dedi Roden «Radyoda duymuþtum.»

«Böceði radyodan duymadýnýz ama, deðil mi?»

«Hayýr, ama Elk Nehrinden söz etmiþlerdi. Oradan geldiðiniz için mi bu kadar geç
kaldýnýz?»

«Evet,» dedi Starling.

«Yorgun olmalýsýnýz, bir kahve içer misiniz?» dedi Roden.

«Teþekkür ederim, istemem.»

«Su?»

«Hayýr.»

«Bir kola?»

«Sanmýyorum. Bu kadýnýn nerede tutulduðunu ve nerede öldürüldüðünü bilmek


istiyoruz. Bu böceðin özel yada sýnýrlý bir çevresi olduðunu umuyoruz ki, böylelikle
belirli bir yer saptayabilelim. Sizden bunu kimseye açýklamamanýzý istememin nedeni
de, katilin onu oraya bilerek koymuþ olmasý durumunda, bunu yalnýz o bileceði için,
sahte itiraflarý ayýklayabilip zaman kazanmak. Katil en az altý kiþiyi öldürdü. Zaman
giderek azalýyor.»

«Þu anda biz bu böceðe bakarken bir yerde bir kadýný daha tutu yor olabilir mi sizce?»
diye sordu Roden. Gözleri iri iri, aðzý açýktý. Starling adamýn aðzýnýn içini görüyordu.

«Bilemiyorum. Eline geçen ilk fýrsatta bunu bir daha yapacaktýr.»

«Bunu hemen hallederiz,» dedi Pilcher. «Merak etmeyin, iþimizde uzmanýz.»


Kavanozdaki kahverengi þeyi ince bir maþayla tutup ýþýðýn altýndaki beyaz bir kaðýt
üstüne yerleþtirdi. Sonra esnek kollu iri bir büyüteci çekti önüne.

«Bir kere bu normal olarak açýk havada bir ceset içine girecek bir þey deðil, bir rastlantý
dýþýnda suda da olamaz,» dedi Pilcher. «Böcekler konusunda ne bildiðinizi ve ne

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kadarýný bilmek istediðinizi bilemiyorum.»

«Diyelim ki çok az þey biliyorum. Ve bana her þeyi anlatmanýzý istiyorum.»

«Peki, bu bir pupadýr, geliþmemiþ bir böcek, bir krizalit... bu da böceðin


geliþmekteyken içinde bulunduðu kozadýr. Roden, Chu’nun geliþmemiþ böcekler
kitabýný alsana... Tamam, bu þimdi büyük bir böceðin pupa evresi. Geliþmiþ böceklerin
çoðunun böyle bir pupa evresi vardýr. Pek çoðu kýþý böyle geçirirler.»

Pilcher böceði bir mikroskobun altýna yerleþtirdi, Roden de küçük bir elkitabýnýn
sayfalarýný çevirmeye baþladý. Biri böceðin gördüðü uzuvlarýný sayýyor, diðeri kitapta
bunlarýn hangi böceklere. ait olabileceðini okuyordu. Pilcher sonunda, «Bence bir
Lepidoptera,» dedi.

«Burada da öyle yazýyor.»

«Kelebek ve güvelerin içinde bulunduðu aile bu. Pek geniþtir.»

«Kanatlar ýslanmýþsa saptamak güç olacak,» dedi Roden. «Ben gidip bir referanslara
bakayým. Sanýrým ben yokken senin benim hakkým da konuþmaný pek önleyemem.»

«Herhalde,» dedi Pilcher. Arkadaþý odadan çýkar çýkmaz da kýza, «Roden esaslýdýr,»
dedi.

«Bundan hiç kuþkum yok.»

«Öyle mi?» Kýzýn bu sözü Pilcher’i eðlendirmiþ görünüyordu. «Onunla birlikte


okuduk, burs almak için yapmayacaðýmýz þey yoktu. O bir keresinde proton çözülmesini
izlemek için bir kömür madenine inmiþti. Orada karanlýkta çok uzun zaman kaldý.
Aslýnda pek bir þeyi yoktur. Proton çözülmesinden söz etmeyin de.»

«Bu konudan uzak durmaya çalýþýrým.» *

«Lepidoptera büyük bir ailedir. Yaklaþýk otuz bin kelebek ve yüz otuz bin güve. Onu
krizalitten çýkarmam gerekecek, eðer bu sýnýrý biraz daha daraltmak istiyorsak tabii.»

«Peki kesmeden yapabilir misiniz?»

«Sanýrým. Bakýn, bu ölmeden önce çýkmaya baþlamýþ bile. Krizalitin þurasýný


çatlatmýþ. Ama bu iþ biraz uzun sürebilir.»

Pilcher kozayý çatlak yerinden ikiye ayýrýp böceði çýkardý. Gövdeye sarýlý kanatlar
ýslanmýþtý. Bunlarý iki yana açmak tortop edilmiþ ýslak bir kaðýt parçasýyla
uðraþmaktan farksýzdý.

Roden kitaplarla dönmüþtü.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Hazýr mýsýn?» dedi Pilcher. -

Ýki adam uzun bir süre çalýþtýlar. -

Sonunda Roden, «Erebrus odora,» dedi.

«Gidip bakalým.»

Ýki adam örneði de alýp asansörle bir kat aþaðý, büyük açýk yeþil kutularla dolu salona
indiler. Smithsonian’ýn böceklerini daha rahat depolamak için salon iki kat halinde
düzenlenmiþti. Pilcher not defterine baktýktan sonra duvarýn dizili kutu sýralarýndan biri
önünde durdu.

Aðýr madeni kutuyu çýkarýp yere indirirken, «Bunlarla çalýþýrken çok dikkatli olmak
gerek,» dedi. «Ayaðýna düþürdün mü, bir daha haftalarca zýplarsýn.»

Çekmecelerden birini seçip çekti.

Starling tepside mikroskopik yumurtalar, alkolle dolu bir tüp içinde bir týrtýl,
kendisininkine çok benzeyen bir koza ve kanat açýklýðý neredeyse on beþ santim olan,
tüylü gövdeli ve ince antenli büyük bir kahverengi kelebek gördü.

«Erebus odora,» dedi Pilcher. «Kara Cadý pulkanatlýsý.»

Roden sayfalarý çevirmeye baþlamýþtý bile. «Sonbaharda Kanada’ya kadar uzanabilen


bir tropik türü», diye okudu. «Batý Hint Adalarý, Güney ABD ve Hawaii’de zararlý
olarak kabul ediliyor.»

«Olmadýðý yer yok,» dedi Starling.

«Ama her zaman her yerde bulunmazlar.» Pilcher çenesini kaþýdý. «Roden, bunlarda
çifte üreme görülür mü?»

«Dur bakayým... Evet, Florida’nýn güneyiyle Güney Teksas’ta.»

«Ne zaman?»

«Mayýs ve Aðustos.»

«Senin getirdiðin örnek bizimkinden daha geliþmiþ ve taze,» dedi Pilcher. «Dýþarý
çýkmak için kozasýný çatlatmýþ. Batý Hint Adalarýnda veya Hawaii’de bunu kabul
edebilirim, ama burada kýþ var þimdi. Burada kozadan çýkmak için daha üç ay
beklemesi gerekirdi. Bir rastlantý eseri bir serada bulunmamýþsa yada biri özel olarak
yetiþtirmiyorsa...»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«O da ne demek?»

«Sýcak yerde bir kafeste, týrtýllarýn kozalarýnýn içine girmesine kadar yiyecek akasya
yapraklarý bulundurarak... Güç bir þey deðildir bu.»

«Peki, bu popüler bir uðraþ mýdýr? Meslekten olanlar dýþýnda bunu yapan çok kiþi var
mýdýr?»

«Hayýr, kusursuz bir örnek elde etmeyi ancak böcek uzmanlarý yada birkaç
koleksiyoncu isteyebilir. Ýpek sanayi de var, onlar da ipekböceði yetiþtirirler ama bu türü
deðil.»

«Böcek bilginlerinin dergileri, mesleki yayýnlarý, araç gereç satanlarý vardýr,» dedi
Starling.

«Elbette, yayýnlarýn çoðu da buraya gelir.»

«Ben size bir takým hazýrlarým,» dedi Roden. «Burada bir iki kiþi küçük dergilere özel
olarak abonedirler. Bunlarý kilit altýnda saklarlar ve para karþýlýðýnda baktýrýrlar.
Onlarý da sabaha hazýr ederim.»

«Teþekkür ederim, Bay Roden, ben de sonra aldýrtýrým.»

PilcherErebus odara hakkýndaki bilgilerin fotokopisiyle böceði verdi kýza. «Sizi


aþaðýya indireyim,» dedi.

Stariing onu bekleyen arabaya binip doðruca yatakhaneye döndü.

Ardelia Mapp, Starling’in yataðý üzerine gelen mektuplarýyla yarýsý yenmiþ bir
çikolata býrakmýþtý. Kendisi uyuyordu.

Starling portatif yazý makinesini çamaþýr odasýna götürüp bir rafa yerleþtirdi. Sonra
baþýna geçip böcek hakkýnda öðrendiklerini ve dönüþte yolda aklýna gelenleri yazdý.

Sonra Crawford’a bir not yazýp böcek dergileri yollanan kiþilerin bilgisayarlý posta
listelerinin FBI’ýn suçlu dosyalarý, kaçýrýlma olaylarýna yakýn yerlerdeki suçlu
dosyalarý, kelebeðin en çok bulunduðu Metro Da-De, San Antonio ve Houston’daki
seks suçlusu dosyalarýyla karþýlaþtýrýlmasýnýn iyi olacaðýný belirtti.

Bir þey daha vardý ve buna ikinci kere dikkat çekiyordu:Dr. Lecter’e neden katilin
kafa derilerini yüzmeye baþlayacaðýný düþündüðünü soralým.

Starling raporunu gece nöbetçi memuruna verdikten sonra yattý. Uyuyakalmadan önce
kelebeðin o küçük ve akýllý yüzünü gördü. O parlak gözler Buffalo Bill’i görmüþtü.

15. BÖLÜM

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Tennessee’deki East Memphis’de Catherine Baker Martin ve sevgilisi, erkeðin


evinde televizyon seyrediyorlardý. Film arasýndaki reklamlar giderek sýklaþýp
uzamaktaydý.

«Karným acýktý,» dedi kýz. «Patlamýþ mýsýr ister misin?»

«Evin anahtarýný ver ben gidip alayým.»

«Sen yerinden kýpýrdama. Zaten annemin telefon edip etmediðini öðrenmem gerek.»

Catherine Baker uzun boylu, iri kemikli, etine dolgun, gür saçlý genç bir kadýndý.
Sehpanýn altýndan ayakkabýlarýný alýp sokaða çýktý.

Þubat gecesinde soðuktan çok diri bir serinlik vardý. Geniþ park alaný Mississippi
Nehrinden gelen hafif bir sisle kaplýydý. Gökyüzünde ay kemikten bir olta iðnesinden
farksýzdý. Evde içtikleri esrarlý sigarayla genç kadýnýn baþý dönüyordu. Yüz metre
ötedeki kendi evine doðru sendeleyerek yürümeye baþladý.

Apartmanýn hemen yanýnda, karavanlarýn arasýnda park etmiþ kahverengi bir


kamyonet gözüne çarptý. Annesinin sýk sýk gönderdiði armaðanlarý getiren kamyonete
benzediði için araba dikkatini çekmiþti.

Kamyonetin yanýndan geçerken sisin içinde bir ýþýk yandý. Arabanýn arkasýnda
asfaltýn üstünde duran ayaklý bir abajurdu bu. Lambanýn altýnda iri kýrmýzý çiçekli
kumaþla kaplý bir koltuk duruyordu. Lamba ve koltuk sokaða bir mobilya maðazasý
vitrini havasý vermiþti.

Catherine Baker Martin gözlerini kýrpýþtýrarak yoluna devam etti.Gerçekdýþý sözcüðü


geldi aklýna ve esrarlý sigarayý suçladý. Kendisi iyiydi yoksa. Biri ya gidiyor ya da
geliyordu. Stonehinge Evlerinde binleri hep taþýnýrdý zaten. Kendi dairesinin perdesi
dalgalanýnca cama dayanmýþ olan kedisinin sýrtýný kabarttýðýný gördü.

Elindeki anahtarý kilide sokmadan arkasýna baktý. Kamyonetin ar dýndan bir adam
çýkmýþtý. Catherine adamýn elinin alçýlý ve kolunun aský da olduðunu gördü. Evine
girip kapýyý arkadan kilitledi.

Perdenin aralýðýndan bakýnca adamýn koltuðu kamyonetin arkasýna yerleþtirmeye


çalýþtýðýný gördü. Saðlam eliyle tutup diziyle itmeye uðraþý yordu. Koltuk yere düþtü.
Adam koltuðu doðrulttu, parmaðýný aðzýna sokup yaladý ve kumaþýn üstündeki
lekelenmiþ yere sürdü.

Catherine dýþarý çýktý.

«Size yardým edeyim,» dedi. Sadece yardým etmeye hazýr bir ses tonu, hepsi o kadar.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Zahmet olacak, teþekkür ederim.» Adamýn sesi gergin ve bir garipdi. Yerel
aksanlardan biri deðil.

Abajur yüzünü alttan aydýnlattýðý için yüz hatlarý çarpýk görünüyordu. Üzerinde ütülü
bir pantolon, açýk düðmelerinden çilli göðsünün göründüðü güderiyi andýran bir gömlek
vardý. Yüzü ve çenesi bir kadýnýn ki kadar düzgün ve tüysüzdü.

Adam da kendisini süzüyordu. Erkekler çoðunlukla yakýndan baktýklarýnda iriliðine


þaþarlardý ve bazýlarý da bu þaþkýnlýklarýný belli etme meyi daha iyi becerirlerdi.

«Güzel,» dedi adam.

Erkekten hoþ olmayan bir koku yayýlýyordu, Catherine güderi gömleðinin üzerinde hâlâ
kýllar bulunduðunu görünce yüzünü buruþturdu... omuzlarda ve koltukaltýnda da
kývýrcýk kýllar.

Koltuðu kaldýrýp kamyonete yerleþtirmek bir iþ deðildi.

«Öne doðru kaydýrabilir miydik?» Adam kamyonete girip öteberiyi çekiþtirdi.

Koltuðu öne kadar ittiler.

«Ölçün kýrk dört falan mý?» diye sordu adam.

«Ne?»

«Ayaðýnýn dibindeki o ipi uzatýr mýsýn?»

Catherine baþýný eðince adam kolundaki alçýyý kýzýn kafasýna indirdi. Catherine
baþýný bir yere çarptýðýný sanarak elini kaldýrdýðý anda alçý bir daha indi, parmaklarý
ezildi. Ardýndan iki darbe de kulaðýna yiyince yere yýðýldý.

Adam bir an ona baktý, sonra alçýyý ve kolundaki askýyý çýkardý, lam bayý arabaya
sokup arka kapýlarý kapattý.

Kadýnýn ensesindeki etikete el fenerini tutup baktý, ölçüsünü okudu.

«Güzel,» dedi.

Kadýnýn bluzunu arkasýndan kesip çýkardý, ellerini arkadan kelepçeledi. Sonra yere bir
battaniye yayýp sýrtüstü yere yatýrdý.

Catherine sutyen takmamýþtý. Adam iri memelerini parmaklarýyla yoklayarak


aðýrlýklarýný ve esnekliklerini kontrol etti.

«Güze dedi.:

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Sol meme üzerinde pembe bir emme izi vardý. Parmaðýný yaladý ve az önce kumaþa
yaptýðý gibi kadýnýn etme sürdü, kýzarýklýk hafif bir bas týrmayla kaybolunca memnun
bir tavýrla baþýný salladý. Kadýný sonra yüzüstü yatýrýp gür saçlarýný aralayarak
parmaklarýyla kafatasýný yokladý. Sargýya sarýlý alçý bir yerinde iz býrakmamýþtý.

Sonra parmaklarýný boynuna bastýrýp nabzýný yokladý.

«Güzeel,» diye söylendi. Ýki katlý evine kadar uzun bir yolu vardý daha.

Kamyonet uzaklaþýrken Catherine Baker Martin’in kedisi uzun uzun arkasýndan


baktý.

Kedinin ardýnda telefon çalýyordu. Yatak odasýndaki cevap verme makinesinin


kýrmýzý ýþýðý yandý, ses alma bandý çalýþmaya baþladý.

Arayan Catherine’ in Tennessee senatörü olan annesiydi.

16. BÖLÜM

Terörizmin Altýn Çaðý olan 1960’larda bir Kongre üyesinin ailesinden birinin
kaçýrýlmasý olayýnda adli yetkililer olaya el koymakta gecikmezlerdi.

Memphis FBI bürosu baþýndaki özel ajan sabah saat 2:45’te Washington merkezine
Senatör Ruth Martin’ in biricik kýzýnýn kaybolduðu haberini verdi.

Saat üçte Washington bürosunun Buzzard Point’teki binasýnýn bodrum garajýndan iki
iþaretsiz kamyonet yola çýktý. Biri Senato binasýna gitti, teknisyenler burada Senatör
Martin’in telefonlarýyla çevredeki en yakýn telefon kulübelerine dinleme aygýtlarý
yerleþtirdiler..

Tek yönlü camla kaplý olan öteki «gözbebeði» kamyoneti Virginia Caddesindeki yerini
alarak Senatör Martin’in Washington’daki evini gözetlemeye baþladý. Kamyonetten
inen iki teknisyen de içeri girip senatörün ev telefonlarýna dinleme aygýtlarý taktýlar.

Bell Telefon Þirketi ülke içindeki dijital sistemli bir hattan yapýlacak konuþmanýn
nerede yer aldýðýný yetmiþ saniyede saptayabileceðini hesapladý.

Fidye isteyeceklerin bir Washington adresi vermeleri olasýlýðýna karþý Buzzard


Point’teki Çevik Ekip iki vardiya halinde çalýþmaya baþladý.

Rehine Kurtarma Ekibi en yüksek düzey alarma geçirildi.

Herkes Catherine Baker Martin’in kaybolmasýnýn kurtarmalýk etmek için bir


kaçýrýlma olduðuna inanmak istiyordu; bu olasýlýk sað kalabilmesi demekti.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

En kötü olasýlýðý ise kimse dile getirmiyordu.

O gece sabaha karþý Memphis’te Winchester Caddesinde bir hýrsýzlýk þikayetini


soruþturmakta olan bir memur yolun kenarýndaki çöp tenekelerinden alüminyum kutu ve
diðer hurdalarý toplayan yaþlý bir adamý durdurdu. Adamýn el arabasýnda önü ilikli bir
kadýn bluzu vardý. Bluzun arka tarafý yukardan aþaðý kesilmiþti. Bluzun temizleyici
etiketinden Catherine Baker Martin’e ait olduðu anlaþýldý.

***

Arabasýndaki telefon sabah saat altý buçukta iki dakika içinde ikinci kez çaldýðýnda
Jack Crawford Arlington’daki evinden güneye doðru gitmekteydi.

«Dokuz iki iki kýrk.»

«Kýrk, Alfa 4 için beklemeye geç.»

Crawford yol kenarýndaki ilk dinleme yerine girip tüm dikkatini telefona verdi. Alfa 4,
FBI Baþkanýydý.

«Jack, Catherine Martin iþini duydun mu?»

«Gece nöbetçi memuru az önce telefonla haber verdi.»

«Öyleyse bluz konusunu biliyorsun. Anlat bakalým.»

«Buzzard Point kaçýrýlma alarmýna geçti. Þu anda alarm durumundan çýkmamalarýný


yeðlerim. Çýktýktan sonra da telefonlar dinlenmeli. Kesilmiþ bluz olsa da olmasa da
bunun gerçekten Bill olduðunu kesin olarak bilmiyoruz. Onu taklit eden biri olabilir ve
yine de para isteyebilir. Tennessee’de telefonlarý kim dinliyor, biz mi onlar mý?»

«Onlar. Eyalet polisi. Ýþlerini iyi bilen insanlardýr. Phil Adler Beyaz Saray’dan
telefon edip Baþkanýn ’yoðun ilgisini’ bildirdi. Bu iþi çözmek bizim için çok yararlý
olabilir, Jack.»

«Bunu ben de düþündüm Senatör nerede þimdi?»

«Memphis’e doðru yola çýktý. Bir dakika önce beni evimden aradý. Durumu tahmin
edebilirsin.»

«Ederim.» Crawford bütçe konuþmalarýndan tanýyordu Senatör Martin’i.

«Tüm aðýrlýðýyla üstümüze yüklenmeye hazýrlanýyor.»

«Onu suçlayarnam.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Ben de,» dedi FBI Baþkaný. «Ona elimizden geleni yapmakta oldu ðumuzu söyledim.
Senin.., özel durumunu biliyor ve sana bir FBI Lear jeti verilmesini istedi. Uçaðý kullan,
Jack... fýrsat bulursan akþam evine dön.»

«Çok iyi. Senatör diþli kadýndýr, Tommy.»

«Biliyorum. Önümüzde kaç gün var, altý mý yedi mi, Jack?»

«Bilemiyorum. Kýzýn kim olduðunu öðrenince paniðe kapýlýrsa, bir an önce öldürüp bir
yere atacaktýr.»

«Sen neredesin þimdi?»

«Ouantico’ya iki mil uzaklýkta.»

«Quantico’daki piste Lear inebilir mi?»

«Evet.»

«Yirmi dakika.»

«Baþüstüne.»

17. BÖLÜM

Huzursuz geçen bir uykudan uyanmýþ olan Clarice Starling sýrtýnda sabahlýðý ve
havlusuyla yan odadaki öðrencilerle paylaþtýðý banyoya girmek için sýrasýný beklerken
radyodan gelen Memphis haberleriyle olduðu yerde donakaldý.

«Aman Tanrým. HEY ÝÇERDEKÝLER! BU BANYOYA EL KONDU! ÇIKIN


ÇABUK DIÞARI!»

Duþun altýnda yýkanmakta olan kýzýn yanýna daldý hemen. «Gracie, kusura bakma,
arkadaþ. Ver þu sabunu bakalým.»

Banyodan çýktýktan sonra kulaðý telefonda. olarak çantasýna gecelik eþyalarýný


yerleþtirdi, takýmlarýný kapýnýn önüne býraktý. Santrale odasýnda olduðunu bildirdi ve
telefondan ayrýlmamak için kahvaltý etmekten vazgeçti. Derse on dakika kala da,
kimseye bir þey söylemeden takýmlarýný aldýðý gibi Davranýþ Bilimlerine indi.

Sekreter, «Bay.Crawford kýrk beþ dakika önce Memphis’e hareket etti,» dedi.
«Burroughs ve Stafford da havaalanýna gittiler.»

«Dün gece buraya onun için bir rapor býrakmýþtým. Bana mesaj falan býrakmadý mý?
Adým Clarice Starling.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Kim olduðunu biliyorum. Telefon nurnaran burada iþte. Hayýr, senin için bir þey
býrakmadý, Clarice.» Kadýn Starling’in eþyalarýna baktý. «Telefon ettiðinde bir þey
söylememi ister misin?»

«Memphis’in telefon numarasýný býrakmadý mý?»

«Hayýr. Bugün dersin yok mu, Clarice? Ha, okuldasýn, deðil mi?»

«Evet.»

Starling’in sýnýfa geç girmesi, hele tam arkasýnda oturan ve o sabah duþtan attýðý
Gracie Pitman’ýn sert bakýþlarý altýnda hiç de kolay olmadý.

Starling öðle kutusuna baktýðýnda herhangi bir mesaj bulamadý. Ve o zaman düþ
kýrýklýðýnýn çocukluðunda içmek zorunda býrakýldýðý balýkyaðý kadar berbat bir þey
olduðunu bir kez daha fark etti.

Kimi günler insan bir deðiþiklik hissederek uyanýrdý. Kendisi için de o gün öyle
olmuþtu. Bir gün önce Potter Cenaze Evinde gördüðü þeyler içinde bir deprem
oluþturmuþtu sanki.

Starling iyi bir okulda psikoloji ve kriminoloji okumuþtu. Yaþamý boyunca dünyanýn
çirkin bir þekilde rast gele bozduðu pek çok þey görmüþtü. Ama gerçekte
bunlarýbilmemiþti ve þimdi biliyordu. Ýnsan soyu kimi zaman bir insan yüzü ardýnda,
Potter’deki o gül desenli duvar kaðýtlý odadaki masanýn üstünde gördüðü þeyden zevk
alan bir zihin yaratýrdý. Starling’in o zihin karþýsýnda duyduðu ilk korku otopside
görebileceði her þeyden beterdi. Bu bilgi ölümüne kadar hep yüzeyde kalacaktý ve
Starling yaþamak için onu nasýrlaþtýrmak zorunda olduðunu biliyordu.

Okulda kendisine yardýmcý olamýyordu. Bütün gününü hep ufkun ötesinde bir þeylerin
gerçekleþmekte olduðu duygusuyla geçirdi. Uzak bir stadyumdan gelen sesler gibi
olaylarýn mýrýltýsýný duyuyordu sanki.

Hareket eden her þey, koridordan geçen öðrenci gruplarý, baþý üstünden akýp giden
bulutlar, bir uçaðýn homurtusu onu rahatsýz ediyordu.

Starling dersin bitiminde uzun uzun koþtuktan sonra havuza, girip yüzdü. Sudaki
cesetleri düþünene ve ondan sonra suda kalmak istemeyene kadar yüzdü.

Mapp ve diðer sekiz on öðrenciyle dinlenme odasýnda saat yedi haberlerini dinledi.
Senatör Martin’in kýzýnýn kaçýrýlmasý Cenevre silahsýzlanma görüþmeleri ardýndan
ikinci haberdi.

Memphis’ten bir de film vardý; bir devriye arabasýnýn dönen ýþýðý üzerinden
Stonehinge villalarýnýn bir görüntüsü. Bildirecek yeni bir þey olmadýðýndan muhabirler
park yerinde birbirlerine sorular soruyorlardý. Memphis ve Shelby ilçesi yetkilileri

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

alýþýk olmadýklarý mikrofonlar önün de baþlarýný eðiyorlardý. Fotoðrafçýlar oradan


oraya koþuþuyorlar, resim çekmeye çalýþýyorlardý.

Catherine Baker Martin’in evinin penceresinde Crawford’un yüzü belirince odada bir
alkýþ koptu. Starling yarým aðýzla gülümsedi.

Buffalo Bill’in de ayný haberi izleyip izlemediðini merak ediyordu. Crawford’un


yüzünü gördüðünde ne düþünmüþtü acaba? Crawford’un kim olduðunu biliyor muydu?

Diðerleri de Bill’in programý seyretmekte olduðuna inanýyorlardý.

Sonra Senatör Martin, Peter Jennings’le canlý yayýna çýktý. Kýzýnýn yatak odasýnda
tek baþýnaydý. Odanýn duvarlarýnda bir Güneybatý üniversitesi flamasý, birkaç poster
ve Eþit Haklar Bildirisi asýlýydý.

Senatör Martin sade ve güçtü yüzlü, uzun boylu bir kadýndý.

«Þu anda kýzýmý kaçýran kiþiye hitap ediyorum,» dedi. Kameraya doðru yürüdü ve bir
teröristle asla konuþmayacaðý gibi konuþtu.

«Kýzýma bir zarar vermeden býrakmak senin elinde. Kýzýmýn adý Catherine’dir. Çok
iyi huylu ve anlayýþlý bir insandýr. Lütfen bir zarar vermeden býrak onu. Bu durumda
kontrol senin elinde. Güçlü olan sensin. Sevgi ve acýma hissedebildiðini biliyorum.
Kýzýmý ona zarar verecek her þeyden sen koruyabilirsin. Þimdi bütün dünyaya büyük
bir iyilik yapacak yeteneðin olduðunu, baþkalarýna dünyanýn sana davrandýðýndan daha
iyi davranabileceðini göstermen için büyük bir fýrsat var elinde. Kýzýmýn adý
Catherine’dir.»

Senatör Martin’in gözleri kameradan ayrýlýrken ekranda büyük bir köpeðin boynuna
tutunarak yürümeye çalýþan küçük bir çocuðu gösteren bir film baþladý.

Senatörün sesi duyuluyordu arka planda. «Bu filmde Catherine’in çocukluðunu


görüyorsun. Catherine’i serbest býrak. Onu bu ülkenin herhangi bir yerinde kendisine
bir zarar vermeden býrakýrsan sana yardýmcý olurum ve dostluðumu veririm.»

Ardýndan bir dizi fotoðraf belirdi ekranda: Catherine Martin sekiz yaþýnda, bir
yelkenlinin dümeninde. Yelkenli kýyýya çekilmiþti ve babasý tekneyi.boyuyordu. Sonra
genç kadýnýn son zamanlarda çekilmiþ fotoðraflarý.

Sonra yine yakýn çekimden Senatör Martin. «Sana tüm ülkenin önünde ihtiyacýn
olduðunda yardým edeceðime söz veriyorum. Sana yardým edebilirim. Ben bir Birleþik
Devletler senatörüyüm. Silahlý Kuvvetler Komisyonu üyesiyim. Yýldýz Savaþlarý diye
adlandýrýlan Stratejik Savunma Giriþimi üyesiyim. Sana müdahale edebilecek herkesi
önleye bilirim. Düþmanlarýn varsa onlarla baþ edebilirim. Beni gece gündüz demeden
arayabilirsin. Kýzýmýn adý Catherine’dir. Lütfen bize güçlülüðünü göster,
Catherine’i serbest býrak.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Çok akýllýca bir þey, » dedi Starling. Bir av köpeði gibi titriyordu.

«Yýldýz Savaþlarý mý?» dedi biri. «Uzaylýlar Buffalo Bill’in düþüncelerini baþka bir
gezegenden kontrol ediyorlarsa, Senatör Martin onu koruyabilecek... Bu mu söylemek
istediði?»

Starling baþýný salladý. «Pek çok paranoid þizofren kendilerinin uzaylýlar tarafýndan
kontrol edildiklerine inanýrlar. Bill de onlardansa, bu yaklaþým onu etkileyebilir. Esaslý
bir koz, ve kadýn oraya çýkýp kýlýný kýpýrdatmadan oynadý elini. Bu, Catherine’e
birkaç gün saðlayabilir: Bill üzerinde çalýþmak için daha sonra biraz daha zaman
bulabilirler. Ama bulamayabilirler de; Crawford onun zamanýnýn kýsalmakta olduðuna
inaný yor.Bunu da deneyebilirler , baþka þeyleri de.»

«Benim ailemden birini kaçýrmýþ olsaydý, denemeyeceðim yol olmazdý. Peki, neden
ikide bir ’Catherine’ deyip durdu?»

«Buffalo Bill’in Catherine’i bir insan olarak görmesini saðlamaya çalýþýyordu. Kýzý
parçalamadan önce onu bir nesne olarak gördüðüne, bir insan kiþiliðinden
uzaklaþtýrmaya çalýþacaðýna inanýyorlar. Dizi cinayet iþleyenlerden bazýlarý
cezaevlerinde de konuþurlar. Bunun bir oyuncak bebek üzerinde çalýþmaktan farksýz
olduðunu söylerler.»

«Bu konuþmanýn ardýnda Crawford mu var dersin?»

«Belki, belki de Dr. Bloom... Ah, iþte orada,» dedi Starling.

Ekrana Chicago Üniversitesinden Alan Bloom ile birkaç hafta önce seri cinayetler
konusunda yapýlan bir konuþma gelmiþti

Dr. Bloom, Buffalo Bill’i tanýdýðý diðer katillerle kýyaslamadýðý gibi ’Buffalo Bill
terimini de kullanmayý reddediyordu Aslýnda pek bir þey söylemiyordu ama konu
üzerinde tek uzman olduðu bilindiði için televizyon istasyonu yüzünü göstermek
istemiþti.

Programý bitirirken adamýn son sözlerini kullandýlar. Onu her gün karþý karþýya
bulunduðundan daha korkunç bir þeyle tehdit edemeyiz. Yapabileceðimiz þey onun bize
gelmesini istemektir. Ona iyi bakým ve rahatlama saðlayacaðýmýz sözünü verebiliriz ve
bunu kesinlikle yaparýz da.»

«Rahatlamaya hepimizin ihtiyacý var,» dedi Mapp. «En azýndan benim var. Laf
kalabalýðý hepsi de. Herif aslýnda bir þey söylemedi ya, ama Bill’i de fazla
etkilemediði kuþkusuz.»

«Batý Virginia’daki o kýzý bir süre düþünmüyorum,» dedi Starling. «Yarým saat falan
unutuyorum, ama sonra aniden boðazýma bir þey takýlýyor. Týrnaklarýnýn boyasý...

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

býrak, hiç konuþmayayým daha iyi.»

Starling akþam odasýna dönerken mektup kutusunda bir not buldu:Lütfen Albert
Roden’i ara. Ve bir telefon numarasý.

Ellerinde kitaplarýyla yataklarýna otururlarken Mapp, «Ýþte benim kuramým


doðrulandý yine,» dedi.

«Neymiþ o?»

«Ýki erkekle tanýþtýn, deðilmi? Her seferinde hoþlanmadýðýn arar seni.»

«Ben bunu çoktan biliyordum.»

Telefon çaldý.

Crawford uçaktan telefon ediyordu. «Starling, iki gecelik eþyaný topla, bir saat sonra
buluþalým.»

Starling baðlantýnýn kesildiðini sandý, telefonda sadece bir uðultu vardý, ama sonra ses
birden duyuldu «... takýmlara gerek yok, sadece giyecek bir þeyler al.»

«Nerede buluþacaðýz?»

«Smithsonian’da.» Crawford telefonu kapatýrken yanýndakiyle konuþmaya


baþlamýþtý bile.

«Jack Crawford,» dedi Starling.

Mapp elindeki Ceza Kanunu kitabýnýn üstünden baþýný kaldýrdý. Starling’e uzun
uzun baktý.

«Aklýna bir þey getirmek istemiyorum,» dedi.

«Hem de nasýl istiyorsun.» Starling bunun arkasýndan ne geleceðini iyi biliyordu.

«Yarýn Ceza’dan, iki gün sonra da beden eðitiminden sýnavýn var. Crawford’un
dikkatli olmadýðý takdirde okuldan atýlacaðýný bilmesi gerek. Sana, ’Aferin Starling,
iyi iþ becerdin,’ deyince, ’Aman efendim, bundan büyük zevk aldým,’ deme sakýn.
Adamýn gözlerinin içine bak ve, ’Okuldan atýlmamam için sana güveniyorum,’ de.
Anladýn mý?»

«Ceza’yý ikinci sýnavda baþarýnm.»

«Ama çalýþacak zaman bulamazsan hiçbir þey yapamazsýn. Benimle dalga mý


geçiyorsun sen? Ne olduðunu anlamadan kapý dýþarý ediverirler insaný. Bunu onun

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

aðzýndan saðlama al. Notlarýn iyi, bunu bir de o söylesin bakalým. Bir daha derse beþ
dakika kala senin kadar hýzlý ütü yapabilen oda arkadaþýný nereden bulurum ben?»

***

Starling eski Pinto’sunu hýz sýnýrýnýn hemen altýnda sürüyordu. Sýcak yað ve küf
kokusu, arabanýn altýndan gelen takýrtýlar babasýnýn eski kaptýkaçtýsýný, kardeþleriyle
birlikte yaptýklarý yolculuklarý hatýrlýyordu.

Ancak þimdi gece karanlýðýnda kendi arabasýný kendisi sürerken düþünecek zamaný
vardý. Korkularýnýn soluðunu hemen ensesinde hissediyordu ve yanýnda kýpýrdanýp
duranlar yakýn zamana ait anýlarýydý.

Starling, Catherine Martin Baker’in cesedinin bulunmuþ olmasýndan korkuyordu.


Buffalo Bill kýzýn kim olduðunu öðrendiðinde paniðe kapýlmýþ olabilirdi. Onu
öldürmüþ ve boðazýna bir böcek týkýp bir nehre atmýþtý belki de.

Belki de Crawford teþhis edilmek üzere böceði getiriyordu. Yoksa kendisini neden
Smitlýsonian’da istesindi? Ama herhangi bir ajan böceði müzeye götürebilirdi. Ayrýca
yanýna iki günlük eþya almasýný da söylemiþti.

Crawford’un durumu güvenli olmayan bir telsiz hattýndan anlatamamasýný anlýyordu,


ama yine de merak onu çýlgýna çevirmekteydi.

Radyoda bir haber istasyonu bulup hava durumunu bekledi. Haberlerin de bir yararý
olmadý. Memphis haberleri saat yedi haberlerinin tekrarýydý. Senatör Martin’ in kýzý
kayýptý. Bluzu sýrtýndan kesik olarak bulunmuþtu. Tanýk yoktu. Batý Virginia’da
bulunan ceset teþhis edilememiþti.

Batý Virginia. Clarice Starling’in Potter Cenaze Evi anýlarý arasýnda saðlam ve
deðerli bir þey vardý. Dayanýklý bir þey, diðer karanlýk þeylerin yanýnda ýþýl ýþýl bir
þey. Saklayabileceði bir þey. Þimdi de bunu hatýrlayýnca bir muska gibi elinde
sýkabildiðini hissediyordu. Potter Cenaze Evinde, musluðun baþýnda kendisini þaþýrtan
ve sevindiren bir kaynak tan güç alabildiðini fark etmiþti... annesinin anýsýndan.

Arabayý FBI binasýnýn altýna park etti. Kaldýrýmda televizyon ekipleri nöbetteydi
Arkalarýnda J. Edgar Hoover Binasý olduðu halde mikrofonlara konuþuyorlardý.
Starling projektörlerin uzaðýndan geçerek Smithsonian Müzesine doðru yürüdü.

Yaþlý binanýn birkaç penceresinin aydýnlýk olduðu görülüyordu. Binanýn önünde bir
Baltimore polis kamyoneti park etmiþti. Crawford’ un sürücüsü Jeff onun arkasýndaki
yeni gözetleme arabasýnýn direksiyonundaydý. Starling’in yaklaþtýðýný görünce
elindeki telsize eðilip bir þeyler söyledi.

18. BÖLÜM

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Bekçi Clarice Starling’i Smithsonian’ýn doldurulmuþ büyük filinin üstündeki ikinci


kata çýkardý. Asansör kapýlarý açýldýðýnda elleri pardösü sünün ceplerinde olan
Crawford loþ holde tek baþýnaydý.

«Ýyi akþamlar, Starling.»

«Ýyi akþamlar.»

Crawford omzu üzerinden bekçiye, «Bundan sonrasýnda yolumuzu buluruz, teþekkür


ederiz.» dedi.

Crawford ile Starling iki yaný antropolojik örnek kutularýyla dolu koridorda yan yana
yürüdüler. Tavan ýþýklarýndan ancak birkaçý yanýyordu. Bir kampus gezintisi
yaparmýþ gibi yürürlerken Starling erkeðin elini omzuna atmak istediðini hissetti ve
kendisine dokunmasý mümkün olabilseydi bunu yapacaðýný anladý.

Onun bir þey söylemesini bekliyordu. Sonunda kýz durdu, o da ellerini ceplerine soktu
ve kemiklerin sessizliði arasýnda birbirlerine baktýlar.

Crawford baþýný sandýklardan birine dayayýp burnundan derin bir soluk aldý.

«Catherine Martin hâlâ yaþýyor olabilir,» dedi.

Starling baþýný salladý, sonra da bir daha kaldýrmadý. Belki de yüzü ne bakmazsa
kendisiyle daha rahat konuþacaktý. Acaba karýsý mý öldü, diye düþündü bir an. Yada
bütün gününü Catherine’in yaslý annesiyle geçirmek onu böyle yapmýþtý.

«Kýzý park yerinde kaçýrdýðýný sanýyorum,» dedi. «Gören olmamýþ. Kýz evine
girmiþ, sonra bilinmeyen bir nedenle yeniden dýþarý çýkmýþ. Dýþarýda çok kalmak
niyetinde olmadýðý anlaþýlýyor, kapýyý aralýk býrakmýþ ve arkasýndan kapanýp
kilitlenmemesi için de sürgüyü itmiþ Kapý anahtarlarý televizyonun üstündeydi. Ýçerde
hiçbir þeye el sürülmemiþ. Evinde çok kaldýðýný sanmýyorum Yatak odasýndaki cevap
verme aygýtýna kadar bile gitmemiþ. Sevgilisi sonunda polis çaðýrdýðýnda aygýtýn
mesai ýþýðý hâlâ yanýp sönüyormuþ.

«Kýsacasý adam kýzý ele geçirdi, Starling. Televizyon istasyonlarý bu kez geriye sayým
yapmamaya razý oldular. Dr. Bloom bunun adamý harekete geçirdiðine inanýyor. Ama
boyalý basýn yapacaktýr nasýl olsa.»

Daha önceki bir kaçýrma olayýnda bulunan sýrtý kesik bluzdan bunun Buffalo Bill in iþi
olduðu anlaþýldýðýnda gazetelerde her gün siyah çerçeve içinde kaçýrýlmadan o yana
kaç gün geçtiðini belirten rakamlar çýkmýþtý Ceset nehirde bulunduðunda sayý on
sekizdi.

«Böylece Starling, Catherine Martin Baker Bill in odasýnda bekliyor ve bizim de bir
hafta kadar bir zamanýmýz var En fazla bir hafta Bloom onun cinayetler arasý döneminin

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

giderek kýsaldýðýna inanýyor»

Crawford için çok uzun bir konuþmaydý bu. Starling sadede gelmesini bekledi.

«Ama Starling, bu kez talihimiz yaver gidiyor olabilir.» Kýz umutla ona baktý kaþlarý
altýndan.

«Bir böcek daha var. Seninkiler, Pilcher ile... ötekisi»

«Roden.»

«Çalýþmaya baþladýlar bile.»

«Nerede bulundu peki? Cincinnati morgundaki kýz...»

«Hayýr. Gel de göstereyim. Bakalým sen ne diyeceksin.»

«Entomoioji öteki tarafta, Bay Crawford.»

«Biliyorum.»

Köþeyi dönüp antropolojinin kapýsýna geldiler. Camlý kapýnýn ardýn da ýþýk vardý ve
içerden sesler geliyordu.

Ýçerde parlak bir ýþýðýn altýndaki bir masanýn baþýnda laboratuar önlüklü üç kiþi
çalýþmaktaydý. Starling adamlarýn ne yaptýklarýný göremedi. Davranýþ Bilimlerinden
Jerry Burroughs omuzlarý üstünden bakýp not alýyordu. Odada tanýdýk bir koku vardý.

Sonra adamlardan biri musluðun içine bir þey koymak için yerinden ayrýlýnca Starling
neyle meþgul olduklarýný görebildi.

Masanýn üstündeki paslanmaz tepsinin üstünde. Split City Ambarý’nda bulduðu baþ
olan ’Klaus’ vardý.

Burroughs telefona aldýðý notlarý okurken eliyle aðýzlýðý örttü. «Jack, Klaus’un
resimlerini kurutuyorlarmýþ.»

Crawford telefonu aldý. «Bobby, Ýnterpol’ü bekleme. Resimleri’ hemen faksla.


Ýskandinav ülkelerine, Batý Almanya’ya, Hollanda’ya Klaus’un gemisinden kaçan
bir tayfa olabileceðini bildir. Kendi ulusal saðlýk kurumlarýndan kýrýk elmacýk kemiði
konusunda bir tazminat talebi olabileceðini söyle. Diþ krokilerini de gönder.» Telefonu
Burroughs’a geri verdi. «Eþyalarýn nerede, Starling?»

«Aþaðýda bekçi odasýnda.»

Crawford asansör beklerlerken, «John Hopkins’de böceði buldular,» dedi. «Baltimore

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

polisi için baþý inceliyorlardý. Batý Virginia’daki kýz da olduðu gibi boðazýndaymýþ.
John Hopkins akþam saat yedide buldu. Baltimore savcýsý beni uçaktan aradý. Olduðu
gibi görebilmemiz için baþla birlikte gönderdiler. Aynca Dr. Angel’dan Klaus’un
elmacýk kemiði çatladýðýnda kaç yaþýnda olduðunu saptamasýný istediler. Onlar da
bizim gibi Smithsonian’la iþ yapýyorlar.»

«Yani Klaus’u da öldüren Buffalo Bill olabilir mi demek istiyorsunuz? Hem de yýllar
önce?»

«Bu pek uzak bir olasýlýk mý? Büyük bir rastlantý mý sence?»

«Þu anda öyle.»

«Biraz bekleyelim öyleyse.»

«Dr. Lecter bana Klaus’u nerede bulacaðýmý söylemiþti.»

«Evet.»

«Dr. Lecter bana hastasý Benjamin Raspail’in Klaus’u öldürmüþ ola bileceðini
söylemiþti. Ama aslýnda bunun kazayla boðulma olduðuna inanýyordu.»

«Evet, öyle demiþti.»

«Dr Lecter’in Klaus’un nasýl öldüðünü bildiðini ve bunun ne boðulma sonucu


olduðuna, ne de Raspail’in yaptýðýna mý inanýyorsunuz?»

«Klaus’un boðazýnda bir böcek vardý, Batý Virginia’daki kýzýn boðazýnda bir
böcek vardý. Bunu baþka hiçbir yerde görmedim. Bu konuda ne bir þey okudum, ne de
duydum. Sen ne diyorsun?»

«Bana iki günlük eþya toplamamý söylemiþtiniz Bunu Dr Lecter’e sormamý


istiyorsunuz, deðil mi?»

«Adam ancak seninle konuþuyor, Starling.» Crawford’un öyle acýklý bir hali vardý ki.

Kýz baþýný salladý.

«Akýl hastanesine giderken konuþuruz,» dedi Crawford.

19. BÖLÜM

Crawford, «Dr. Lecter cinayetten yakalanmadan önce epey geniþ bir çalýþma alanýna
sahipti,» dedi. «Maryland ve Virginia mahkemeleri için psikiyatrik deðerlendirmeler
yapardý. Pek çok deli katil görmüþtü. Eðlence için bunlardan kaçýný serbest
býraktýrdýðýný tanrý bilir. Onlarý tanýyabilmesinin bir yolu buydu. Sonra Raspail’i

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

sosyeteden tanýyordu ve Raspail tedavisi sýrasýnda kendisine pek çok þey anlatmýþtý.
Belki de Raspail ona Klaus’u kimin öldürdüðünü de söylemiþti.»

Crawford ile Starling kapalý gözlem kamyonetinin arkasýndaki döner koltuklarda


oturuyorlardý. Otuz yedi mil ötedeki Baltimore’a gitmekte olan sürücü Jeff’in hýzlý
gitme emri aldýðý belliydi.

«Lecter yardým etmeyi teklif etti ama ben bunu kabul etmemiþtim. Daha önce de
yardým etmiþti. Bize diþe dokunur bir þey vermediði gibi en son seferinde Will
Graham’ in yüzünün paramparça olmasýný da saðladý. Sýrf eðlence olsun diye.»

«Ama Klaus’un boðazýnda bir böcek, Batý Virginia’daki kýzýn, boðazýnda bir
böcek.... Bunu görmezlikten gelemem. Alan Bloom daha önce böyle bir þey duymamýþ.
Ben de. Sen böyle bir þeye rastladýn mý, Starling? Sen literatürü benden sonra
okumuþsundur.»

«Hiç rastlamadým. Baþka ilginç nesneler vardý ama böceðe hiç rastlamadým.»

«Ýþe baþlamak için iki þey var elimizde. Birincisi, Dr. Lecter’in kesin bir þey bildiði
varsayýmý. Ýkincisi de, Lecter’in olaya sadece eðlence gözüyle baktýðý. Eðlence
kýsmýný asla unutma. Buffalo Bill’in Catherine Martin saðken yakalanmasýný istemesi
gerek. Bütün çýkarlarý ve eðlencesi buna baðlý olmalý Onu tehdit edecek hiçbir þey yok
elimizde, tuvalet kapaðýný ve kitaplarýný zaten kaybetmiþ durumda.»

«Ona durumu açýkça anlatýp bir þey teklif etsek, manzaralý bir hücre. Bana yardým
etmeyi önerdiðinde bunu istemiþti.»

«Yardým etmeyi önerdi, Starling. Deðiþ tokuþ yapmayý deðil. Deðiþ tokuþ kendisine
gösteriþ yapma fýrsatý vermez. Bak, Lecter’in hiçbir acelesi yok. Bir beysbol
maçýymýþ gibi izliyor olaylarý. Deðiþ tokuþ istersek bekleyecek hiç acele
etmeyecektir.»

«Bir ödül karþýlýðýnda olsa bile mi? Catherine Martin ölürse elde edemeyeceði bir þey
için bile mi?»

«Ona kendisinin bilgisi olduðunu bildiðimizi ve deðiþ tokuþ yapmak istediðimizi


söylediðimizi düþünelim. Hatýrlamaya çalýþýyormuþ gibi bizi haftalarca bekletmekten,
Senatör Martin’i umutlandýrmaktan, sonra Catherine’in ölümünü beklemekten ve bu
arada hep az daha hatýrlýyor görünmekten büyük zevk alacaktýr. Bu onun için manzaralý
bir odadan daha keyifli olacaktýr. Bu onu besleyen, yaþatan bir þeydir.

«Ýnsanýn yaþlandýkça daha akýllý olup olmadýðýndan pek emin deðilim, Starling.
Ama bazý þeylerden sakýnmayý öðreniyorsun, burasý kesin. Ve burada da bunu
yapabiliriz.»

«Þu halde Dr. Lecter’in kendisine sadece kuramlarý için geldiðimizi düþünmesi

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

gerek,» dedi Starling.

«Doðru.»

«Peki,. bunu neden söylediniz bana? Neden sadece bu þekilde sormam için
göndermediniz beni?»

«Seninle açýk konuþuyorum. Sen de amir olduðunda ayný þeyi yapacaksýn. Baþka
hiçbir þey uzun ömürlü olamaz.»

«Öyleyse Klaus’un boðazýndaki böcekten, Klaus ile Buffalo Bill arasýndaki


baðlantýdan söz etmek yok.»

«Hayýr. Buffalo Bill’in kafa derilerini yüzeceðini önceden bilmesinden etkilendiðin


için gidiyorsun ona. Ben ve Alan Bloom onun sözlerini ciddiye almadýðýmýzý resmen
belirttik. Ama senin istediðini yapmana izin veriyorum. Ona bazý ayrýcalýklar
önerebilirsin, sadece Senatör Martin kadar güçlü birinin onun için elde edebileceði
þeyler. Catherine öldüðü takdirde bu teklifin geçersiz olduðuna inanmasý gerek. Bu
durumda senatörün ona karþý hiçbir ilgisi kalmayacak. Ve eðer baþarýsýzlýða uðrarsa,
bu bizi kýzdýrmak için sakladýðý bilgilerden deðil de, dediði kadar kurnaz ve bilgili
olmadýðýndandýr.»

«Senatör ilgisini gerçekten kaybedecek mi?»

«En doðrusu bu sorunun yanýtýný bilmediðini söylemendir.»

«Anlýyorum.» Demek Senatör Martin’e bir þey söylenmemiþti. Crawford’un


senatörün doðrudan doðruya Dr. Lecter’e baþvurmasýndan korktuðu anlaþýlýyordu.

«Gerçekten anladýn mý?»

«Evet. Özel bilgisi olmadýðýný göstermeden bizi Buffalo Bill’e nasýl yöneltebilir
ama? Sadece kuram ve sezgiyle bunu nasýl baþarabilir’?»

«Bilemiyorum, Starling. Bunu düþünecek çok uzun zamaný oldu. Tam altý kiþinin
öldürülmesini bekleyecek kadar uzun bir zamaný oldu.»

Kamyonetteki telefon çalmaya baþlamýþtý. Crawford bundan sonraki yirmi dakikayý


Hollanda polisiyle, Danimarka polisiyle ve Isveç polisin den Quantico’da eðitim
görmüþ biriyle konuþmakla geçirdi. Starling onun Belçika Cinayet Masasýndan bir
yetkiliyle Fransýzca konuþtuðunu duyunca þaþýrdý. Crawford hep Klaus’u teþhis
etmekteki acelenin öne mini vurguluyordu. Her ülkeye istek Ýnterpol aracýlýðýyla
bildirilecekse de, eski dostluklar yardýmýyla iþler biraz çabuklaþtýrýlabilirdi.

Starling, Crawford’un yeni konuþma gizliliði sistemi için kamyoneti seçtiðini


anlamýþtý. Ancak bu iþi bürosundan çok daha kolaylýkla yapabilirdi. Þimdi küçücük

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

masa üstündeki notlarý karýþýyor, yolun her engebesinde saða sola savruluyorlardý.
Starling’in deneyimi çok az olduðu halde bir bölüm þefinin bir kamyonetle böyle iþe
çýkmasýnýn ne kadar olaðanüstü olduðunu anlýyordu. Kendisine talimatýný telsizle de
verebilirdi. Ama Starling böyle olduðuna seviniyordu.

Starling kamyonetin bu sakinliðinin, görevi böyle düzenli bir þekil de yürütmenin çok
pahalýya mal olduðunu hissediyordu. Crawford’un telefondaki konuþmasý da bunu
doðrulamaktaydý zaten.

Þimdi evindeki FBI Baþkanýyla konuþuyordu. «Hayýr, efendim. Ne kadar, efendim?


Hayýr. Kayýt istemez. Onun kesinlikle bant taþýmasýný istemiyorum. Dr. Bloom da ayni
þeyde ýsrar ediyor. O’Hare havaalanýnda sise takýlmýþ. Hava açýlýr açýlmaz gelecek.
Elbette.»

Crawford bundan sonra da evindeki gece hemþiresiyle konuþtu Konuþmasý bitince


kamyonetin tek yönlü camýndan belki bir dakika dýþarýya baktý. Sonra elindeki
gözlüðünü taktý ve Starling’e döndü.

«Lecter için üç gün tanýyorlar bize. Bir sonuç alamazsak Baltimore polisi mahkeme
yasaklayana kadar terletecek herifi.»

«Terletmenin geçen sefer bir yararý olmadý. Dr. Lecter pek terleyen bir insan deðil.»

«Geçen sefer ne vermiþti onlara, kaðtýttan bir tavuk mu?»

«Evet.» Buruþuk kaðýt tavuk hâlâ Starling’in çantasýndaydý.

«Baltimore polisini suçlayamam,» dedi Crawford. «Onlarýn elinde tutuklu ne de olsa.


Catherine ölürse Senatör Martin’e ellerinden gelen her þeyi yaptýklarýný söylemek
zorundalar.»

«Senatör Martin nasýl?»

«Ýþbirliðine yanaþýyor ama çok da acý çekiyor. Aklý baþýnda ama çok dayanýklý bir
kadýndýr, Starling. Onu görsen hoþlanýrdýn sanýrým.»

«Johns Hopkins ile Baltimore Cinayet Masasý Klaus’un boðazýndaki böcek konusunda
dillerini tutabilecekler mi? Bunun gazetelere geçmesini önleyebilir miyiz?»

«En azýndan üç gün.»

«Bunu elde etmek çok güç oldu.»

«Frederick Chilton ile hastanedeki diðerlerine güvenemeyiz,» dedi Crawtord. «Chilton


bilirse bütün dünya duyacak demektir. Chilton senin orada olduðunu bilmek zorunda,
ama bu Klaus dosyasýnýn kapanmasý için Baltimore polisine yaptýðýn bir iyilik olarak

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

sunuldu, Buffalo Bill ile ilgili bir þey olarak deðil.»

«Bu iþi gecenin geç saatinde mi yapacaðým?»

«Sana ancak bu kadar zaman tanýyabilirim. Batý Virginia’daki böcek konusu sabah
gazetelerinde olacak. Cincinnati adli týbbi olayý açýklamýþ. Lecter bunu senin aðzýndan
özel olarak duyabilir, ancak Klaus’un boðazýnda da bir tane bulduðumuzu bilmediði
sürece bunun pek bir önemi yok.»

«Ona karþýlýk olarak verecek neyimiz var?»

«O konu üzerinde çalýþýyorum.»

Crawford yine telefonlara döndü.

20. BÖLÜM

Büyük bir banyo, beyaz seramik duvarlar, Ýtalyan muþluk takýmlarý. Bir kenarda iki
yanýnda çiçek saksýlarý olan üzeri kozmetik þiþeleriyle dolu bir konsol ve duþtan
yükselen buharla buðulanmýþ bir ayna. Duþtan bir þarký yükseliyor.Aint Misbehavin
müzikalinden bir parça. Küçük bir köpek banyo kapýsýný týrmalýyor sesi duyunca.

Duþtaki Jame Gumb’dý. Beyaz erkek, otuz dört yaþýnda, bir seksen beþ boyunda, yüz
kilo, belirgin bir iþareti yok. Adýnýn s harfi okunmayan James gibi söylenmesinde
ýsrarlý.

Gumb yýkandýktan sonra eliyle göðsüne ve kalçalarýna kolonya sürdü. Dokunmaktan


hoþlanmadýðý yerlerine de bir banyo beziyle. Gumb pespembe olana kadar
kurulandýktan sonra bir de iyice kremledi vücudunu. Yerden tavana kadar olan aynanýn
önüne bir duþ perdesi geriliydi.

Gumb aletini de bir bezle tutup bacaklarýnýn arasýna soktuktan sonra perdeyi çekip
aynada kendine baktý.

Aslýnda epey gür olan sesini biraz incelterek, «Bir þeyler söyle bana, balým,» diye
þarkýyý okumaya devam etti. Giderek daha iyi söylediði ne inanýyordu. Aldýðý
hormonlar sesini inceltmemiþti ama hafifçe fýrlak memelerinin arasýndaki kýllar biraz
seyrelmiþ gibiydi. Elektrik tedavisiyle sakalýný da iyice kazýtmýþsa da, yine de kadýna
benzemiyordu. Yalnýz týrnaklarýyla deðil ayaklarý ve yumruklarýyla da kavga etmeye
hazýr bir erkeðe benziyordu.

Sesini duyan köpek kapýyý týrmaladý yine. Gumb bornozunu giyip köpeði içeri aldý,
sonra kucaklayýp öptü.

«Söyle bakalým yavrum. Sen de açlýktan öldün mü yoksa, sevgilim?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Gumb yatak odasýnýn kapýsýný açmak için köpeði öteki koluna geçirdi. Hayvan yere
inmek için kývrandý.

«Bir dakika, sevgilim.» Gumb serbest eliyle yataðýn yanýndan bir Mi ni-14 tüfeði alýp
yastýklarýn üstüne koydu. «Pek he þimdi. Þimdi yiyelim yemeðimizi» Gumb küçük
hayvaný yere býrakýp pijamasýný giydi. Hayvan sahibinin ardýndan mutfaða girdi.

Jame Gumb mikrodalga fýrýnýndan üç tabak yemek çýkardý. Kendisi için iki Aç Adam,
köpek içinde bir Perhiz Tabaðý.

Köpek etle tatlýyý yeyip sebzeyi býraktý. Jame. Gumb’ýn iki tabaðýnda da sadece
kemikler kalmýþtý.

Gumb küçük köpeði arka kapýdan dýþarý çýkardý, duvarýn kenarýnda çömelmesine
baktý.

«Ýki Numarayý yapmadýn ama. Peki peki, .bakmayacaðým.» Ama parmaklarý


arasýndan yine de gizlice baktý köpeðe. «Aferin sana, kusursuz bir hanýmefendisin sen.
Haydi gel yatalým þimdi.»

Bay Gumb yatmaya bayýlýrdý. Gecede birkaç kere yatardý. Kalkma yý da çok severdi;
geceleyin birkaç kere kalkar, evinin deðiþik odalarýn da ýþýðý yakmadan oturur, ya da
içinden bir yaratýcýlýk hevesi yükselmiþ se biraz çalýþýrdý.

Mutfak ýþýðýný söndürürken yemek kalýntýlarýný görüp dudaklarýný büzdü. Üç


tabaðý toplayýp masanýn üstünü sildi.

Merdiven baþýna gelince bodrumun ýþýklarýný yaktý. Tabaklarý alýp aþaðý indi.
Küçük köpek mutfakta havlayýp burnuyla kapýyý araladý.

«Pek sen de gel bakalým, Huysuz Köpek.» Köpeði kucaðýna alýp aþa indirdi. Köpek
öteki elindeki tabaklarý koklamak için huysuzlandý. «Olmaz yaramaz çocuk, sen yeteri
kadar yedin.» Köpeði yere býraktý, hayvan bodrum boyunca sahibini izledi.

Mutfaðýn hemen altýndaki bodrumda çoktan suyu kurumuþ olan bir kuyu vardý.
Kuyunun kenarlarý yerden iki karýþ yüksekti. Bir çocuðun kaldýramayacaðý kadar aðýr
tahta kapaðý yerindeydi. Kapaðýn ortasýnda bir kova indirecek geniþlikte ayrý bir kapak
vardý. Jame Gumb tabaklarýn içindekileri bu delikten aþaðý boþalttý.

Kemikler ve sebze parçalarý kuyunun karanlýðýnda kayboldular. Küçük köpek arka


ayaklarý üstüne oturup yiyecek dilendi.

«Olmaz, hepsi bitti,» dedi Gumb. «Zaten yeteri kadar þiþmansýn.» Gumb küçük
köpeðine, «Yaðlý Ekmek, Yaðlý Ekmek,» diye söylenerek yukarý çýktý. Karanlýk
kuyudan yükselen, «LÜTFEEEEN!» çýðlýðýný duyduðunu belirten hiçbir þey yapmadý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

21. BÖLÜM

Clarice Starling, Baltimore Eyalet Akýl Hastanesine akþam saat onu birkaç dakika geçe
girdi. Yalnýzdý. Dr. Frederick Chilton hastanede olmayacaðýný umuyordu ama adam
onu odasýnda beklemekteydi.

Masasýnýn önünde yere çivilenmiþ bir iskemle dýþýnda odanýn giriþi bomboþtu.
Starling selamý havada asýlý kalýrken iskemlenin yanýnda durup bekledi. Dr. Chilton,
Franklin lokomotif koleksiyonunu incelemeyi bitirdikten sonra kýza döndü.

«Bir kahve içer miydiniz?»

«Teþekkür ederim, istemem. Gecenizi böldüðüm için özür dilerim.»

«Hâlâ o baþ hakkýnda bir þeyler öðrenmeye mi çalýþýyorsunuz?»

«Evet. Baltimore savcýlýðýndan sizinle konuþtuklarýný söylediler, doktor.»

«Evet öyle. Ben buradaki yetkililerle çok yakýn bir iþbirliði içindeyim, Bayan Starling.
Bir makale mi yazýyorsunuz yoksa tezinizi mi hazýrlýyorsunuz?»

«Hayýr.»

«Mesleki dergilerde hiç yazýnýz çýktý mý?»

«Hayýr. ABD Baþsavcýlýðýnýn Baltimore Cinayet Masasý için yapma mý istediði bir
görev bu. Kendilerine kapanmamýþ bir dosya býraktýðýmýz için þimdi bir çekidüzen
vermelerine yardýmcý oluyoruz.» Starling, Chilton’a duyduðu hoþnutsuzluðun yalan
söylemeyi kolaylaþtýrdýðýný fark etmiþti.

«Üzerinizde ses alma bandý var mý, Bayan Starling?»

«Hayýr.»

Doktor Chilton masasýndan aldýðý küçük bir ses kayýt aygýtýna bir kaset taktý. «O
zaman bunu çantanýza koyun. Daha sonra ben daktiloda yazdýrýp bir kopyasýný size
gönderirim. Notlarýnýzý desteklemek için kullanýrsýnýz.»

«Hayýr, bunu yapamam, Dr. Chilton.»

«Neden? Baltimore polisi Lecter’in bu Klaus iþi hakkýnda söylediklerini incelememi


istemiþti.»

Crawford,Chllton’dan fýrsat bulursan yararlan, demiþti. Mahkeme kararýyla ona


istediðimizi yaptýrabiliriz ama bu kez de Lecter bunun kokusunu hemen alýr.
Chillton’un ruhunu bir bakýþta okur o.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Baþsavcýlýk ilk önce gayri resmi bir yaklaþýmda bulunmamýzý önerdi. Kendisine
söylemeden konuþmalarýný banda alýrsam ve bunu öðrenirse bir daha Dr. Lecter’!e
rahat bir atmosferde konuþamayýz. Sanýrým siz de bunu takdir edersiniz.»

«Nasýl öðrenebilir ki?»

Ulan hýyar, bildiðin her þeyle birlikte onu da gazetede okur.Ama karþýlýk vermedi.
«Eðer bir yere varýrsak ve ifade vermeye çaðýrýlýrsa elimizdekileri ilk görecek olan
sizsiniz ve eminim uzman bir tanýk olarak siz de çaðýrýlacaksýnýzdýr. Biz þimdilik
aðzýndan bir þeyler almaya çalýþýyoruz.»

«Bayan Starling, sizinle neden konuþtuðunu biliyor musunuz?»

«Hayýr, Dr. Chilton.»

Chilton sanki bir sayým yapýyormuþ gibi masasýnýn ardýndaki duvar da asýlý duran
sertifika ve diplomalara baktý. Sonra aðýr aðýr kýza döndü. «Ne yaptýðýnýzý gerçekten
bildiðinizi sanýyor musunuz?»

«Elbette.» Starling, Chilton’la tartýþmaya girmek istemiyordu. Lecter’e gittiðinde de


gücü kalmasý gerekirdi.

«Sizin yaptýðýnýz þu: Bir mülakat yapmak üzere hastaneme geliyorsunuz ve edindiðiniz
bilgileri benimle paylaþmayý reddediyorsunuz.»

«Ben aldýðým talimata göre hareket ederim, Dr. Chilton. Baþsavcýnýn telefon numarasý
þurada iþte. Bunu ya kendisiyle konuþun yada býrakýn iþimi yapayým.»

«Ben burada hademe deðilim, Bayan Starling. Geceleri buraya insanlarý içeri alýp
dýþarý çýkarmak için gelemem.Holiday On Ice revüsü ne bir biletim vardý.»

Chilton birdenbir bilet dediðini fark etti. Starling o anda onun haya týný görür gibi oldu,
adam da bunu anladý.

Starling onun boþ buzdolabýný, televizyon karþýsýnda tek baþýna yediði yemeði,
kendisi kaldýrana kadar aylarca orada burada kýpýrtýsýz duran eþyalarýný gördü ve yine
bir anda onu baðýþlamamaya yada bakýþlarýný kaçýrmamaya karar verdi. Adamýn
yüzüne baktý, baþýný hafifçe yana eðdi ve konuþmaya devam edemeyeceðini bilerek bu
bilgisiyle onu yerine mýhladý.

Dr. Chilton, Starling’i Alonzo adýnda bir hademeyle gönderdi aþaðýya.

22. BÖLÜM

Starling, Alonzo ile hastanenin bodrumuna inerken dört bir yandan gelen çýðlýklara

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kulaklarýný kapatmýþtý. Sanki her an biraz daha suya batý yormuþ gibi kendisini her
yandan bastýran basýncý hissediyordu.

Delilerin arasýnda bulunmak... Catherine Martin in eli kolu baðlý bir halde onlardan
birinin yanýnda bulunmasý Starling’e iþini yapmak için güç veriyordu. Ama bunun için
kararlýlýktan baþka þeylere de ihtiyacý vardý. Sakin olmalýydý, zekasý pýrýl pýrýl
olmalýydý. Çok acele etmesi gerektiði halde çok sabýrlý olmalýydý. Dr. Lecter aradýðý
yanýtý biliyorsa, bunu onun düþünceleri arasýndan ayýklayýp çýkarmak zorundaydý.

Starling, Catherine Baker Martin’i haberlerdeki filmde gördüðü küçük kýz olarak
düþündüðünü fark etti.

Alonzo sonuncu aðýr kapýnýn zilini çaldýktan sonra Starling’i gelen hademeye teslim
etti. Starling onun gitmek üzere dönerken haç iþareti yaptýðýný gördü.

«Hoþgeldiniz, » diyen hademe kapýnýn sürgülerini itti.

«Nasýlsýn, Barney?»

Barney iri parmaðýný sayfasýný kaybetmemek için okuduðu kitabýn arasýna sokmuþtu.
Jane Austen’inSaðduyu ve Duyarlýlýk kitabýný oku yordu. Starling her küçük
ayrýntýyý gözden kaçýrmamak üzere hazýrla mýþtý kendini.

«Iþýklarý nasýl istiyorsunuz?» diye sordu Barney.

Hücreler arasýndaki koridor loþtu. Koridorun ucundaki sonuncu hücreden dýþarý parlak
bir ýþýk yayýlýyordu.

«Dr. Lecter uyanýk galiba.»

«Geceleri hiç uyumaz, ýþýklarý sönük olsa bile.»

«Olduðu gibi býrakalým o halde.»

«Yürürken koridorun ortasýnda kalýn, parmaklýklara dokunmayýn.»

«Televizyonun kapanmasýný istiyorum.» Televizyon yer deðiþtirmiþti. Þimdi tâ


uçtaydý, ekraný koridora bakýyordu. Hücrelerdeki deliler baþlarýný parmaklýklara
dayadýklarý takdirde ekraný görebiliyorlardý.

«Olur, sesi kapatýn, ama sizce bir sakýncasý yoksa resim kalsýn. Bazýlarý bakmaktan
hoþlanýyorlar. Ýsterseniz iskemle de oradadýr.»

Starling loþ koridorda tek baþýna yürüdü. Her iki yandaki hücrelere bakmýyordu. Ayak
sesleri çok gürültülü geliyordu kendisine. Koridorda ki sesler sadece hücrelerden gelen
horultulardý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Miggs’in hücresine yeni biri yerleþtirilmiþti.. Starling yere uzanmýþ uzun bacaklarla
parmaklýða yaslanmýþ bir baþ görebiliyordu. Geçerken baktý. Bir adam yerdeki kaðýt
kýrýntýlarý arasýnda oturuyordu. Yüzü ifadesizdi. Televizyon ekraný gözlerinde
yansýyordu, aðzýndan akan salya sýnýn bir ucu omzuna varmýþtý.

Starling, Lecter kendisini görene kadar hücresinin içine bakmak istemedi. Hücrenin
önünden geçti, televizyona gidip ses düðmesini çevirdi.

Dr. Lecter beyaza boyalý hücresinde beyaz hastane pijamasý giymiþti. Hücresindeki tek
renk saçlarý, gözleri ve kýrmýzý dudaklarýydý. Yüz hatlarý yakasýnýn üstünde boþlukta
asýlýydý sanki. Parmaklýða yaklaþmasýný önleyen naylon aðýn ardýndaki masasý
baþýnda oturuyordu. Elini model olarak kullanarak kasap kaðýdýna bir þeyler
çizmekteydi. Starling bakarken elini çevirdi, parmaklarýný gerdi ve kolunun iç kýsmýnýn
resmini çizdi.

Starling parmaklýklara biraz daha yaklaþýnca Lecter baþýný kaldýrdý.

«Ýyi akþamlar, Dr. Lecter.»

Adamýn dudaklarý kadar kýrmýzý dilinin ucu belirdi. Üst dudaðýnýn tam ortasýna
dokundu, sonra yine aðzýna girdi.

«Clarice.»

Starling adamýn sesinin gerisindeki paslý hýnltýyý duyunca en son ne zaman


konuþtuðunu merak etti...

«Yarýn okul var, yatmaya geç kalmýþsýn.»

«Bu da gece okulu,» dedi kýz, sesinin daha güçlü çýkmýþ olmasýný isteyerek. «Dün
Batý Virginia’daydým…»

«Yaralandýn mý?»

«Hayýr, ben...»

«Yeni bir yara bandýn var, Clarice.»

Starling hatýrladý. «Bugün yüzerken havuzun kenarýna çarptým da.» Yara bandý
pantolonun içindeki bacaðýndaydý, görmesi olanaksýzdý. Kokusunu almýþ olmalýydý.
«Dün Batý Virginia’daydým. Bir ceset buldular. Buffalo Bill’ in son kurbaný.»

«En sonuncusu deðil, Clarice.»

«Sonuncusundan bir önceki.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Evet.»

«Kafa derisi yüzülmüþtü. Tam da sizin söylediðiniz gibi.»

«Konuþurken resim çizmemin bir sakýncasý var mý?»

«Hayýr, lütfen keyfinize bakýn.»

«Cesedi gördün mü?»

«Evet.»

«Daha önce yaptýklarýný görmüþ müydün?»

«Hayýr, sadece fotoðraflarýný görmüþtüm.»

«Neler hissettin?»

«Korku. Sonra da iþim baþýmdan aþkýndý.»

«Daha sonra.»

«Sarsýlmýþtým.»

«Ýþini yapabildin mi?» Dr. Lecter ucunu sivriltmek için elindeki kömürü kaðýdýn
kenarýna sürttü.»

«Çok iyi. Çok iyi yaptým.»

«Jack Crawford için mi?»

«O da oradaydý.»

«Benim için bir þey yapar mýsýn, Clarice? Baþýný öne eð biraz, sanki
uyukluyormuþsun gibi býrak düþsün. Bir an. Teþekkür ederim, oldu. Ýstersen otur
þimdi. Ceset bulunmadan önce Jack Crawford’a söylediði mi iletmiþ miydin?»

«Evet.»

«Peki, ceset bulunduktan sonra ne yaptý?»

«Baþlýca otorite olan kiþiyle konuþtu, üniversite..»

«Alan Bloom.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Evet. Dr. Bloom, Buffalo Bill’in gazetelerin yarattýðý kiþiliði oynadýðýný söyledi.
Böyle bir þey olacaðýný herkes bilebilirmiþ.»

«Dr. Bloom da bunu önceden kestirmiþ mi?»

«Öyle dedi.»

«O da tahmin etmiþ ama kimseye söylememiþ demek. Anlýyorum. Sen ne


düþünüyorsun, Clarice?»

«Bilmem, pek emin deðilim.»

«Psikoloji de okudun, adli týp da. Ýkisinin birlikte aktýklarý yerde avlanýrsýn, deðil mi?
Þimdiye kadar bir þeyler yakaladýn mý, Clarice?»

«Pek aðýr ilerliyor.»

«Peki kitaplarýn sana Buffalo Bill hakkýnda ne söylüyorlar?»

«Kitaba göre sadistin biri olmalý.»

«Yaþam kitaplara girmeyecek kadar kaygandýr, Clarice; öfke ihtiras olarak görülür.» Dr.
Lecter sol elinin resmini bitirdi, kömür kalemini sol eline alýp onunla da sað elinin
resmini yapmaya koyuldu. «Dr. Bloom’un kitabýndan mý söz ediyorsun?»

«Evet.»

«O kitapta bana da baktýn mý?»

«Evet.»

«Beni nasýl tanýmlamýþ?»

«Tam bir sosyopat.»

«Dr. Bloom’un her zaman haklý olduðuna inanýr mýsýn?»

«Yanlýþ olduðunun kanýtlanmasýný bekliyorum.»

Dr. Lecter gülümseyince küçük beyaz diþleri ortaya çýktý. «Her taraf uzman dolu,
Clarice. Dr. Chilton arkandaki Sammie’nin hebefrenik þizofren olduðunu ve asla
düzelmeyeceðini söylüyor. Bu yüzden onu Miggs’in eski hücresine. koydu. Onlarýn
sonunun nasýl geldiðini biliyor musun? Korkma, seni duymaz.»

«Tedavileri en güç olanlardýr,» dedi Starling. «Genellikle tümüyle içlerine kapanýrlar ve


kiþilikleri çözülür.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Dr. Lecter kaðýtlarý arasýndan birini çekip yemek tepsisine koydu. Starling tepsinin
ipini çekti.

«Sammie bunu dün yemeðimle bana gönderdi.»

Kalýn bir kaðýda boya kalemiyle birkaç satýr yazýlmýþtý. Starling okudu:

ÝSAA GÝTMEK ÝSTRÝM

ISLA GÝTMK ÝSTRM

ÝYÝ OLRSAM

ÝSALA GÝDBÝLRÝM.

SAMMÝE

Starling omzu üzerinden baktý. Sammie sýrtýný duvara, baþýný parmaklýklara dayamýþ
oturuyordu.

«Yüksek sesle okur musun? Seni duymaz.»

«Ýsa’ya gitmek isterim, Ýsa ile gitmek isterim, iyi olursam isa ile gidebilirim.»

«Hayýr, hayýr. Daha güçlü söyleyeceksin. Kendini vererek. Kendinden geçerek.»

«Anladým.»

«Hayýr, anlamadýn» Dr. Lecter birden ayaða fýrladý, olduðu yerde havaya sýçrayarak
ellerini çýrpmaya baþladý, sesi de bir sonar aleti gibi çýnlýyordu. «Ýsaa gitmek
isterim...»

Birden Sammie’nin sesi Starling’in ardýnda bir leopar hýrýltýsý gibi yükseldi.
Sammie yerinden fýrlamýþ yüzünü parmaklýklara dayamýþtý, kýp kýrmýzý boyun
damarlarý fýrlamýþtý.

ÝSAA GÝTMEK ÝSTRÝM

ÝSLA GÝTMK ÝSTRM

ÝYÝ OLRSAM

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

ÝSALA GÝDBÝLRÝM.

Sessizlik. Starling ayaða kalktýðýný, portatif iskemlesinin arkaya devrildiðini fark etti.
Kaðýtlarý yere saçýlmýþtý.

«Lütfen,» dedi Dr. Lecter. Bir kere daha bir dansçý kadar zarif bir hareketle oturmasýný
iþaret etti. Kendi de koltuðuna oturup çenesini avucu içine aldý. «Hiç de anlamadýn,»
dedi. «Sammie müthiþ dindar bir insandýr. Ýsa bu kadar geç kaldýðý için düþ
kýrýklýðýna uðramýþ sadece. Neden burada olduðunu Clarice’e söyleyebilir miyim,
Sammie?»

Sammie yüzünün alt kýsmýný tutup sallanmasýný durdurdu.

«Lütfen?» dedi Dr. Lecter.

«Eeehhh,» dedi Sammie parmaklarý arasýndan.

«Sammie, Trune’daki Baptist kilisesinde yardým tabaðýna annesinin baþýný koydu.


’En Deðerli Þeyini Tanrýya Ver’ ilahisini okuyorlardý ve kendisinin en deðerli þeyi
de oydu.» Lecter kýzýn omzu üzerinden, «Teþekkür ederim, Sammie,» dedi. «Ýyi bir
þey yaptýn. Haydi, televizyon seyret þimdi.»

Uzun boylu adam baþýný parmaklýklardan ayýrmadan yere oturdu, televizyon ekraný
gözlerinde yansýyordu, yüzünde üç sýra gümüþ parýltýsý vardý þimdi, gözyaþlarý ve
salyasý.

«Gördün iþte. Sen onun sorununa bir çözüm bulabilirsen belki ben de seninkine
bulurum. Bizi dinlemiyor.»

Starling düþündü. «Mýsra ’gitmekten’ ile ’gitmeye’ dönüþüyor » dedi. «Mantýklý


bir dizi bu Gitmek, varmak, birlikte gitmek»

«Evet Doðrusal dizi. Bir tek Tanrýnýn ayný zamanda bir üçlü olduðunu kabul etmek
Sammie gibi biri için çok güç. Kendisinin bile kaç kiþi olduðunu kesin olarak bilemiyor.»

«Davranýþýyla hedefleri arasýnda bir nedensellik iliþkisi görüyor,» dedi Starling.


«Mýsra da öyle geliþiyor. Aðlýyor. Onun katatonik þizofren olduðuna mý
inanýyorsunuz?»

«Evet. Terinin kokusunu duyabiliyor musun? O keçi gibi koku trans-3-metil-2 hexenoik
asittir. Bu þizofreninin kokusudur.»

«Onun tedavi edilebilir olduðuna inanýyor musunuz?»

«Özellikle þu anda, o dalgýn durumundan çýkarken, evet. Bak, yanaklarý nasýl

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

parlýyor?»

«Dr. Lecter, neden Buffalo Bill’in sadist olmadýðýný söylediniz?»

«Çünkü gazetelerde cesetlerin el bileklerinde bað izleri olduðunu ama ayak bileklerinde
olmadýðýný yazmýþlardý. Batý Virginia’daki cesedin ayak bileklerinde böyle bir ize
rastladýn mý?»

«Hayýr.»

«Clarice, zevk için deri yüzmelerde kurban hep baþ aþaðý tutulur kan basýncýnýn baþ
ve göðüste daha fazla olup da kurbanýn bilinçli kalmasý için. Bunu bilmiyor muydun?»

«Hayýr.»

«Washington’a dönünce Ulusal Galeri’ye git ve Titian’ýnMarsyas’ýn Derisinin


Yüzülmesi tablosuna iyice bak. Titian bir ayrýntý ustasýydý... kovayla su taþýyan
Pan’a bak.»

«Dr. Lecter burada olaðanüstü durumlar ve pek ender ele geçebilecek fýrsatlar var.»

«Kimin için?»

«Kurbaný kurtarabilirsek, sizin için. Televizyonda Senatör Martin’i gördünüz mü?»

«Evet, haberleri gördüm.»

«Senatörün konuþmasýný nasýl buldunuz?»

«Yanlýþ yönlendirilmiþ ama zararsýz.»

«Çok güçlü bir insandýr. Hem de kararlý.»

«Anlat bakalým.»

«Bence sizin olaðanüstü bir sezginiz var. Senatör Martin kýzýný sað salim ele
geçirmemize yardým ederseniz sizin federal bir kuruma nakle dileceðinizi ve eðer
manzaralý bir odalarý varsa oraya yerleþtirileceðinizi söyledi. Ayrýca hastaneye kabul
edilen hastalarýn yazýlý psikiyatrik deðerlendirmelerini gözden geçirmeniz de istenecek.
Kýsacasý, bir iþ. Ancak güvenlik önlemlerinde bir gevþeme olmayacak.»

«Buna inanmýyorum, Clarice.»

«Ýnanmalýsýnýz.»

«Sana inanýyorum. Ama doðru dürüst bir deri yüzmenin nasýl yapýldýðýný bilmediðin

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

gibi, insan davranýþlarýnda da bilmediðin çok þey var. Bir Amerika Birleþik Devletleri
Senatörü için biraz garip bir teklif olduðu kabul edersin sanýrým.»

«Ben size sadecehaber verdim , Dr. Lecter. Benimle konuþmayý yeðlediniz. Bundan
sonra bir baþkasýný mý istersiniz? Yoksa yardým edebileceðinizi sanmýyor musunuz?»

«Bu doðru deðil, Clarice. Jack Crawford’un herhangi bir hafifletme önerisine razý
geleceðini hiç sanmýyorum... Belki de sana senatöre iletmek üzere bir þey söyleyebilirim
ama ben kesinlikle karþýlýksýz bir þey yapmam. Belki de senin hakkýnda bir bilgi
karþýlýðýnda veririm bunu. Evet mi hayýr mý?»

«Sorunuzu duyayým ilk önce.»

«Evet mi, hayýr mý? Catherine bekliyor, deðil mi? Býçaklarýn bilendiðini dinliyordur
þu anda. Senden ne yapmaný isterdi dersin, ha?»

«Soruyu duyayým.»

«Çocukluðunun en kötü anýsý nedir?»

Starling derin bir soluk aldý.

«Daha çabuk,» dedi Dr. Lecter. «En kötüuydurmanla ilgileniyor deðilim.»

«Babamýn ölümü,» dedi Starling.

«Anlat.»

«Kasaba þerifiydi. Bir gece bir dükkanýn arka kapýsýndan çýkmakta olan iki hýrsýzla
karþýlaþtý. Arabasýndan inerken tüfeði kapýya çarptýðý için tutukluk yaptý ve adamlar
babamý vurdular.»

«Hemen öldü mü?»

«Hayýr. Çok güçlü bir insandý. Bir ay direndi.»

«Onu hastanede gördün mü?»

«Dr. Lecter... evet.»

«Bana hastaneden hatýrladýklarýný anlat.»

Starling gözlerini kapattý. «Bir komþumuz geldi, tek baþýna oturan yaþlýca bir kadýn,
babama ’Thanatopsis’in son bölümünü okudu. Sanýrým bütün bildiði de oydu. Ýþte
bu kadar. Karþýlýðýný verdim iþte.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Evet, verdin. Bana karþý çok dürüst davrandýn, Clarice. Bunu her zaman anlarým. Seni
özel yaþamýnda tanýmanýn esaslý bir þey olacaðýný biliyorum.»

«Karþýlýðýný bekliyorum.»

«Batý Virginia’daki kýz saðlýðýnda fiziksel olarak çok çekiciydi, deðil mi?»

«Çok bakýmlýydý.»

«Zamanýmý boþa harcama.»

«Tombulcaydý.».

«Ýri mi?»

«Evet.»

«Göðsünden mi vurulmuþtu?»

«Evet.»

«Göðsü düzdü sanýrým.»

«O iriliðine kýyasla, evet.»

«Ama kalçalarý geniþti.»

«Evet.»

«Baþka?»

«Boðazýna bir böcek sokulmuþtu... bu kamuoyuna açýklanmadý ama.»

«Bir kelebek mi?»

Starling’in bir an soluðu kesildi. Adamýn bunu duymamýþ olacaðýný umdu. «O tür bir
þey,» dedi. «Lütfen bunu nasýl tahmin ettiðinizi söyler misiniz?»

«Clarice, sana Buffalo Bill’in Catherine Baker Martin’i ne için istediðini


söyleyeceðim, ondan sonra da güle güle. Bu koþullar altýnda bundan baþka bir þey
söylemem. Senatöre Catherine’i ne için istediðini anlatýrsýn ve daha ilginç bir öneriyle
gelmesini söylersin.... Ya da Catherine bir yerde su yüzüne çýkana kadar bekler ve haklý
olup olmadýðýmý görür.»

«Onu ne için istiyor, Dr. Lecter?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Buffalo Bill memeleri olan bir yelek istiyor,» dedi Dr. Lecter.

23. BÖLÜM

Catherine Baker Martin bodrumun sekiz metre altýnda yatýyordu. Karanlýk soluk
sesiyle, kalbinin çarpýntýsýyla çýnlýyor gibiydi. Kimi zaman korku gelip göðsünün
üstüne oturuyordu. Kimi zaman da düþünebiliyordu. Kaçýrýldýðýný biliyordu ama kimin
tarafýndan kaçýrýldýðýný bilmiyordu. Rüya görmediðine emindi; o mutlak karanlýkta
gözlerini kýrpýþtýrdýkça çýkan hafif sesi bile duyabiliyordu.

Kendine ilk geldiði ana kýyasla þimdi daha iyiydi. O korkunç baþ dönmesi geçmiþti ve
bulunduðu yerde yeterli hava olduðunu anlamýþtý.Yukarý ileaþaðýyý kestirebiliyordu ve
vücudunun ne durumda olduðunu da duyularýyla anlýyordu.

Yattýðý çimento zeminden omzu, kalçasý ve dizi aðrýyordu. Orasýaþaðý sýydý.Yukarý


göz kamaþtýrýcý o son ýþýk sýrasýnda altýna girdiði battaniyeydi. Baþýnýn zonklamasý
da geçmiþti þimdi, sadece sol elinin parmaklarý aðrýyordu. Yüzük parmaðýnýn
kýrýlmýþ olduðunu biliyordu.

Üzerinde yabancýsý olduðu bir eþofman vardý. Eþofman temizdi ve yumuþatýcý


kokuyordu. Kendisini kaçýran adamýn attýðý tavuk kemikleri ve sebze parçalarý
dýþýnda yerde temizdi. Yanýnda sadece battaniyeyle sapýna bir ip baðlý plastik kova
vardý. Ýp yukarýya, karanlýða doðru uzanýyordu.

Catherine Martin serbestçe dolaþabilirdi ama dolaþacaðý bir yer yoktu. Yattýðý yer üç
metreye üç metre kadar oval bir zemindi ve ortasýnda su akmasý için küçük bir delik
vardý. Üzeri kapalý derin bir çukurun dibindeydi. Çimento duvarlar yükseldikçe hafifçe
içeri doðru daralý yordu.

Yukardan mý ses geliyordu yoksa kalbinin atýþlarý mýydý duyduðu? Hayýr, yukardan
ses geliyordu. Bulunduðu çukur bodrumun mutfaðýn hemen altýndaki bölümündeydi.
Þimdi mutfakta ayak sesleri ve akan bir su sesi vardý Bir köpeðin yer muþambasýný
týrmalamasý. Sonra bodrum ýþýklarý yanýnca tepedeki açýk delikten görülen zayýf san
ýþýk Sonra çukurun içindeki göz kamaþtýrýcý ýþýklar. Catherine bu kez çevresini görme
ye kararlý olarak doðruldu, gözleri ýþýða alýþana kadar elleriyle yüzünü örtüp
parmaklarýnýn arasýndan baktý. Kordona baðlý bir lamba aþaðý doðru sallana sallana
inerken kendi gölgesi de çevresine dönüyordu.

Tuvalet kovasý ince ipin ucunda yukarýya çekilirken irkildi. Yutkunarak korkusunu
gidermeye çalýþtý, ancak biraz fazla hava yuttuðundan güçlükle konuþtu.

«Ailem ne isterseniz öder,» dedi. «Nakit para hem de. Annem hiç bir þey sormadan
ödeyecektir. Bu onun... oh!» Bir þey düþmüþtü yukardan, bir havlu. «Bu onun özel
numarasý. 202…»

«Yýkan.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Köpekle konuþurken duyduðu o garip ses.

Ýnce bir ipin ucunda baþka bir kova sarkýtýlýyordu þimdi. Sýcak ve sabunlu su kokusu
aldý.

«Soyun ve iyice yýkan, yoksa hortum gelir.» Ses uzaklaþýrken köpekle konuþtu. «Evet,
hortum. Sevgilim benim, hortum.»

Catherine Martin ayak sesleri duydu baþýnýn üstünde. lþýk ilk yandýðýnda kamaþan
gözleri þimdi aydýnlýða alýþmýþtý. Görebiliyordu. Yukarýsý ne kadar yüksekti acaba?
Lamba kalýn bir kordonun ucunda mýydý? Havluyu sallasa ona eriþebilir miydi?
Duvarlar da öylesine düzdü ki, yukarý doðru yükselen dümdüz bir tüp,

Çimentoda eriþebildiðinin iki karýþ ötesinde bir çatlak vardý. Catherine battaniyeyi sýký
sýký sarýp havluyla baðladý, sonra üstüne basýp yükseldi, týrnaklarýný çatlaða geçirip
lambaya baktý. Çukurun üstüne yakýn bir yerde, geniþ siperi olan bir projektördü ýþýk,
elinden yaklaþýk üç metre kadar yüksekte. Ay kadar uzakta. Yukardan bir þey iniyordu.

Iþýðýn yanýndan inen bir þey. Bir hortum. Buz gibi bir su. Bir tehlike.

«Yýkan çabuk. Tepeden týrnaða»

Kovada bir bez vardý. Suyun üstünde de bir þiþe pahalý bir deri yumuþatýcý krem
yüzmekteydi.

Catherine sýcak su dolu koyanýn yanýnda çömeldi ve elinden geldiðince duvara


yaklaþýp yýkandý.

«Þimdi kurulan ve kremi sür. Her yerine sür.»

Krem sudan ýsýnmýþtý. Neminden eþofman sýrtýna yapýþýyordu.

«Þimdi pisliðini topla ve yeri yýka.»

Catherine tavuk kemiklerini ve sebzeleri toplayýp kovaya doldurdu, çimento üstündeki


yað lekelerini sildi. Duvarýn dibinde bir þey daha vardý. Yukarýdaki çatlaktan uçup
gelen bir þey. Bir insan týrnaðýydý bu boyalý ve kýrýlmýþ.

Kova yukarý çekildi.

«Annem istediðiniz parayý verecektir,» dedi Catherine Martin. «Hiç soru sormayacaktýr.
Hepinizi zengin edecek kadar para verecektir. Eðer bu Ýran yada Filistin yada Siyahlara
Özgürlük gibi bir davaysa, onun için de para verecektir. Sadece...»

Iþýklar söndü. Ani bir karanlýk ve sessizlik.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Tuvalet kovasý yeniden yaný baþýna indiðinde irkildi kýz. Battaniyenin üstüne oturup
düþündü. Artýk kendisini kaçýranýn yalnýz ve beyaz Amerikalý olduðuna inanýyordu.
Onun ne olduðunu, kaç kiþi olduklarýný bilmediði, park yerinde baþýna vurulmasýyla
belleðini kaybettiði izlenimini yaratmaya çalýþmýþtý. Adamýn kendisini korkmadan
serbest býrakacaðýna inanacaðýný umuyordu. Kafasý durmadan çalýþýyordu ve sonunda
aþýrý çalýþmaya baþladý.

Kýrýk týrnak. Burada daha önce bir baþkasý da vardý. Bir kadýn. Bir kýz. O neredeydi
þimdi? Ona ne yapmýþtý?

Ýçinde bulunduðu þok ve yerini yadýrgamasý olmasaydý kavrayýþ bu kadar uzun


sürmezdi. Cilt kremi saðlamýþtý bunu. Cilt. Þimdi kendisini kaçýraný biliyordu.
Yeryüzünün yakýcý her þeyi birden üzerine dökülmüþ gibi oldu ve baðýrmaya, duvarý
týrmalamaya baþladý. Ta ki öksüre öksüre aðzýndan sýcak ve tuzlu bir þey gelene kadar.

24. BÖLÜM

Clarice Starling hademe odasýndaki telefondan kamyoneti aradý.

«Crawford.»

«Koðuþun dýþýndaki paralý telefondan arýyorum,» dedi Starling. «Dr. Lecter Batý
Virginia’daki böceðin kelebek olup olmadýðýný sordu Fazla ayrýntýya girmedi.
Buffalo Bill’in Catherine Martin’e ihtiyacý olduðunu, çünkü -onun sözcüklerini
kullanýyorum- ’memeleri olan bir deri yelek istediðini’ söyledi. Dr. Lecter deðiþ
tokuþ yapmak istiyor. Senatörden ’daha ilginç’ bir teklif bekliyor.»

«Konuþmayý kesti mi?»

«Evet.»

«Sence bir daha ne zaman konuþur?»

«Birkaç gün içinde ayný þeyi bir daha yapmak ister sanýrým, ama bence senatörden bir
teklif alýrsak acele etmekte yarar var.»

«Acelede haklýsýn, Starling. Batý Virginia’daki kýz teþhis edildi Detroit’ten kayýp
bir kiþi parmak izinden saptandý Kimberly Jane Emberg adýndaki yirmi iki yaþýnda bir
kýz yedi Þubattan beri Detroit’ten kayýp. Þimdi kaçýrýlma tanýðý arýyoruz
Charlottesville adli tabibi en son on bir Þubatta olmuþ olabileceðini söylüyor.»

«Onu sadece üç gün sað tutmuþ demek.»

«Süreleri giderek kýsalýyor Catherine Martin’i kaçýralý yaklaþýk yirmi altý saat oldu.
Lecter eðer bir yardýmda bulunacaksa bunu ilk konuþmanýzda yapmasý gerek sanýrým.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Ben Baltimore’dayým, kamyonetin bir hattý sana baðlý. Eðer biraz dinlenmek istersen
hastanenin az ilersinde HoJo’da sana bir oda ayýrttým.»

«Bay Crawford, Dr. Lecter çok kuþkulu, kendisine iyi bir þey vermeyeceðinizden emin.
Buffalo Bill hakkýnda söylediklerini benim hakkýmda bazý özel bilgiler karþýlýðýnda
verdi. Onun sorduðu þeylerle olay arasýn da bir bað olduðunu sanmýyorum. Sorularýný
bilmek ister misiniz?»

«Hayýr.»

«Onun için yanýma ses alma aygýtý vermediniz, deðil mi? Kimsenin duyamayacaðý
þeyleri kendisine söylememin daha kolay olacaðýný düþündünüz.»

«Sana bir olasýlýk daha. Ya senin kararlarýna güveniyorsam, Starling? Ya sana tam
olarak güveniyorsam ve seni bir sürü tahminciden kurtarmak istiyorsam? O zaman
yanýna ses bandý aldýrýr mýydým?»

«Hayýr, efendim. Dr. Lecter’e ne önerebiliriz?»

«Sana bir iki þey gönderiyorum Eðer dinlenmek istemezsen beþ dakika sonra orada
olur.»

«Þimdi yapmayý yeðlerim,» dedi Starling. «Gelenlere Alonzo’yu istemelerini söyleyin.


Alonzo’ya onu Sekizinci Bölüm dýþýndaki koridorda beklediðimi söyleyin.»

«Beþ dakika,» dedi Crawford.

Starling yerin altýndakilere dinlenme adasýnýn muþamba zemininde aþaðý yukarý


yürümeye baþladý. Odadaki tek parlak þey kendisiydi.

Kendimizi olacaklara geniþ çayýrlarda yada düzenli taþ döþeli yollarda hazýrladýðýmýz
pek enderdir. Bunu daha çok penceresiz yerlerde, hastane koridorlarýnda, çatlak plastik
kaplý koltuklarý ve Cinzano kül tablalarý olan yerlerde yaparýz. Çok az zamanýmýz
varken böyle yerlerde yapacaðýmýz jestleri gözden geçirir, kaderin karþýsýnda korkup
kaldýðýmýz da neler yapacaðýmýzý düþünürüz. Starling bunu bilecek kadar yaþlýydý.
Odanýn kendisini etkilemesine izin vermedi.

Sonra yüzünü yýkadý ve dýþarý çýktý.

Hademe Alonzo, Crawford’dan gelen paketle onu koridorda bekli yordu. Pakette bir
haritayla talimatlar vardý. Starling talimatý koridor ýþýðýnda okuduktan sonra
Barney’in kendisini içeri almasý için zile bastý.

25. BÖLÜM

Dr. Lecter masasý baþýnda oturmuþ gelen mektuplarýný okuyordu. Starling adam

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kendisine bakmazsa kafese daha kolaylýkla yaklaþabildiðini fark etti.

«Doktor.»

Lecter parmaðýný kaldýrýp susmasýný iþaret etti. Mektubunu okuduktan sonra altý
parmaklý elini çenesine dayayýp bir süre düþündü.

Sonra mektubu tepsiye koyup gönderirken, «Bundan ne anlam çýkarýrsýn?» diye sordu.

ABD Patent Bürosundan geliyordu mektup.

«Benim çarmýha gerilme saatim hakkýnda,» dedi. «Patent vermiyorlar ama saatin
yüzünün telif hakkýný almamý söylüyorlar.» Tepsiye bir kaðýt peçete boyunda bir çizim
koyup dýþarý gönderdi. «Dikkat etmiþsen Çoðu çarmýha gerilmelerde eller üçe on
kalayý, yada daha eskilerde ikiye on kalayý gösterirken ayaklar hep altýdadýr. Bu saatte
ise Isa gördüðün gibi çarmýha gerilmiþ ve akreple yelkovan saatleri göstermek için
hareket ediyorlar, týpký çok popüler olan Disney saatlerinde olduðu gibi. Ayaklar hep
altýda kalýyor ve baþ üzerindeki hale .içinde de küçük bir saniye iðnesi saniyeleri
gösteriyor. Ne dersin, ha?»

Anatomik çizim çok baþarýlýydý. Saatteki baþ Starling’in baþýydý

«Saat boyuna indirildiðinde ayrýntýlarýn çoðu kaybolacak,» dedi kýz.

«Ne yazýk ki doðru, ama bir de duvar saatlerini düþün. Patent alýnmazsa böyle bir þeyin
kopya edilmeyeceðinden emin misin?»

«Nasýl olsa kuvartz saat mekanizmasý alacaksýnýz saati çalýþtýrmak için ve onlar da
patentlidir. Pek emin deðilim ama, sanýrým patentler yalnýzca mekanik þeylere verilir,
telif haklarý da desenlere uygulanýr.»

«Ama sen avukat deðilsin, deðil mi? Artýk FBI’da buna gerek duymuyorlar sanýnm.»

Starling çantasýný açarak «Size bir teklifim var,» dedi.

Barney geliyordu. Çantayý yine kapattý. Barney’in o inanýlmaz sakinliðine gýpta


ediyordu. Gözlerinin ardýnda belirli bir zeka parýltýsý vardý.

«Özür dilerim,» dedi Barney. «Kaðýtlarla iþiniz çoksa, dolapta doktorlarýn kullandýðý
bir kolu geniþ okul sýrasý var. Onu ister misiniz?»

Okul görüntüsü. Evet mi hayýr mý?

«Þimdi konuþabilir miyiz, Dr. Lecter?»

Doktor açýk elini havaya kaldýrdý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Evet,.Bamey. Teþekkür ederiz.»

Starling þimdi oturuyordu ve Barney uzaklaþmýþtý.

«Dr. Lecter, senatörün ciddi bir teklifi var.»

«Bunun kararýný ben veririm. Onunla bu kadar çabuk konuþtun mu?»

«Evet. Hiçbir þeyi saklýyor deðil. Elinde olan tek þey bu olduðu için bir pazarlýk da söz
konusu deðil. Her, þey bir teklif halinde yani.» Starling çantasýndan baþýný kaldýrdý.

Dokuz kiþinin katili Dr. Lecter çenesini ellerine dayamýþ, ona baki yordu. Gözleri
ardýnda sonsuz bir gece vardý.

«Buffalo. Bill’i Catherine Martin’e bir zarar vermeden bulmamýza yardým ederseniz
þunlara sahip olacaksýnýz: New York Oneida Parký Asker Emeklileri Hastanesine nakil,
hastanenin çevresindeki ormanlarý gören bir hücre. Sýký güvenlik önlemleri
uygulanmaya devam edecek. Gerek oradaki gerekse baþka hastanelerdeki federal
hükümlülerin yazýlý psikolojik testlerini deðerlendirmeniz istenecek. Yaptýðýnýz
deðerlendirmelerde hükümlünün adý olmayacak. Ýstediðiniz kitaplarý elde
edebileceksiniz.» Starling baþýný kaldýrýp baktý.

Sessizlik insanla alay edebilirdi.

«En iyisi de, yýlda bir hafta hastaneden çýkýp buraya gidebileceksiniz.» Tepsiye bir
harita koydu. Dr. Lecter ipi çekmedi.

«Plum Adasý,» diye devam etti Starling. «O hafta boyunca her öðleden sonra kumsalda
gezinebilir yada denizde yüzebilirsiniz. Gözetleyiciler size yetmiþ metre uzakta
olacaklar. Hepsi bu.»

«Ya kabul etmezsem?»

«Ýsterseniz burada duvarýnýza kahvehane perdeleri asabilirsiniz. Bel ki biraz daha hoþ
olabilir. Sizi tehdit edecek bir þey yok elimizde, Dr. Lecter. Ben size günýþýðýný
görmek için bir yol öneriyorum.»

Starling adama bakmadý. Bakýþlarýnýn karþýlaþmasýný istemiyordu. Bir meydan


okuma deðildi bu.

«Bu konuda bir yayýn yapmaya karar verirsem Catherine Martin gelip benimle
konuþacak mý? Sadece onu elinde bulunduran kiþi hakkýn da. Yalnýzcabenimle
konuþacak mý?»

«Evet. Bunu verilmiþ bir söz olarak kabul edebilirsiniz.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Nereden biliyorsun? Kimin tarafýndanverilmiþ ?»

«Onu ben kendim getireceðim.»

«Eðer gelirse.»

«Bunu önce kendisine sormamýz gerek, deðil mi?» Dr. Lecter tepsiyi çekti. «Plum
Adasý.»

«Long lsland’ýn ucundan aþaðý bakýn.»

«Plum Adasý. ’Plum Adasý Hayvan Hastalýk Merkezi’ yazýyor. Pek hoþ bir yermiþ
doðrusu.»

«Adanýn bir kýsmý orasý. Gayet güzel yaþanacak yerleriyle çok iyi bir de kumsalý var.
Deniz kýrlangýçlarý baharda orada yuva yaparlar.»

«Deniz kýrlangýçlarý.» Dr. Lecter içini çekti. Baþýný hafifçe yana ’eðip kýrmýzý
diliyle kýrmýzý dudaðýnýn ortasýna dokundu. «Bu konuda’ konuþacaksak hesaba
mahsuben bana bir þeyler vermen gerekecek, Clarice. Ben sana bir þeyler anlatacaðým,
sen de bana.»

«Bekliyorum,» dedi Starling.

«Bir týrtýl bir krizalitte pupa olur. Sonra o gizli elbise deðiþtirme odasýndan güzel bir
imago olarak çýkar. Ýmago’nun ne olduðunu biliyor musun, Clarice?»

«Yetiþkin bir kanatlý böcek.»

«Baþka?»

Kýz bilmiyorum anlamýnda baþýný salladý.

«Bu ölmüþ olan psikanaliz dininden kalma bir terimdir. Ýma bir insandaki çocukluktan
kalma ve bilinçaltýna gömülü olan anababa imgesidir. Sözcük eski Romalýlarýn cenaze
törenlerinde taþýdýklarý atalarýnýn balmumu büstlerinden gelir... O soðukkanlý
Crawford bile böcek krizalitinin önemini fark etmiþ olmalý.»

«Bizim için böcek bilimi dergilerinin abonelerini bilinen seks suçlularýn adlarýyla
karþýlaþtýrmaktan öteye giden bir þey deðildi.»

«Önce þu Buffalo Bill adýný býrakalým. Ýnsaný yanlýþ yola götüren bir ad bu ve
aradýðýnýz kiþiyle hiçbir ilgisi yok. Kolaylýk olsun diye Billy diyelim ona. Sana
düþündüklerimin bir özetini vereceðim. Hazýr mýsýn?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Hazýrým.»

«Krizalitin önemi deðiþimdedir. Týrtýlýn kelebeðe dönüþmesi. Billy deðiþmek


istediðini düþünüyor. Kendine gerçek kýzlardan bir kýz elbisesi yapýyor. Bu yüzden iri
kadýnlarý seçiyor. Üzerine uyacak þeyler olmasý gerek. Kurbanlarýnýn sayýsý bunu bir
dizi kalýp olarak gördüðü fikrini uyandýrýyor. Bu iþi iki katlý bir evde yapýyor. Neden
iki katlý olduðunu Öðrendin mi?»

«Onlarý bir süre merdivene asýyordu.»

«Doðru.»

«Dr. Lecter, transseksüelizmle þiddet arasýnda bildiðim kadarýyla pek bir baðlantý
yoktur, transseksüeller genellikle pasif kiþilerdir.»

«Doðru, Clarice, ama Billy gerçek bir transseksüel deðil. Onu yakalama yöntemine çok
yaklaþtýðýnýn farkýnda mýsýn, Clarice?»

«Hayýr, Dr. Lecter.»

«Güzel. O zaman bana babanýn ölümünden sonra sana olanlarý anlatacaksýn demektir.»

Starling okul masasýnýn çizik çizik olan yüzeyine baktý.

«Bunun yanýtýnýn o sayfalarda olduðunu sanmýyorum, Clarice.»

«Annem iki yýl kadar bizi bir arada tuttu.»

«Ne yaparak?»

«Gündüzleri bir motelde hizmetçilik, geceleri de bir yerde aþçýlýk yaparak.»

«Sonra?»

«Ben Montana’da annemin kuzeniyle kocasýnýn yanýna gittim.»

«Sadece sen mi?»

«En büyükleri bendim.»

«Kasaba ailenize bir yardýmda bulunmadý mý?»

«Beþ yüz dolarlýk bir çek verdiler.»

«Sigorta olmamasý çok garip. Clarice, babanýn kamyonetinden çýkarken tüfeðini


kapýya çarptýðýný, ondan ateþ almadýðýný söylemiþtin.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Evet.»

«Devriye arabasý yok muydu?»

«Hayýr.»

«Olay gece olmuþtu.»

«Evet.»

«Tabancasý yok muydu?»

«Hayýr.»

«Clarice, baban gece bir kamyonetteydi ve sadece bir tüfeði vardý... Söyle bana, belinde
bir bekçi saati var mýydý acaba? Hani kasabanýn çeþitli yerlerine anahtar asarlar da,
belirli saatlerde gidip onlarla saatini kurarsýn. Böylece kasabalýlar da uyumadýðýný
anlarlar. Böyle bir þey mi vardý belinde. Clarice?»

«Evet.»

«Demek,baban gece bekçisiydi, deðil mi, Clarice, þerif falan deðildi . Yalan söylersen
anlarým.»

«Ýþe girerken gece þerifliði demiþlerdi.»

«Saat ne oldu sonra? Baban vurulduktan sonra yani?»

«Hatýrlamýyorum.»

«Hatýrlarsan bana söyler misin?»

«Evet. Durun bir dakika... Belediye baþkaný hastaneye gelip annemden saati ve armayý
istemiþti.» Starling bunu bildiðinin farkýnda deðildi. Ýyi giysileri ve askeri malzeme
fazlasý ayakkabýlarýyla belediye baþkaný. «Ödeþtik mi, Dr. Lecter’?»

«Bir an için bunu uydurduðunu mu sanmýþtýn? Uydurmuþ olsaydýn seni böylesine


yaralamazdý. Transseksüellerden söz ediyorduk. Sen þiddetin bu konuda istatistiklerle
uyumlu olmadýðýný söylemiþtin. Doðru. Ýhtiras olarak ortaya çýkan öfke hakkýnda
konuþmamýzý hatýrlýyor musun? Biliy transseksüel deðil, Clarice, ama öyle olduðunu
sanýyor ve öyle olmaya çalýþýyor. Pek çok þey olmaya çalýþtýðýný tahmin ederim.»

«Bunun onu yakalamaya yakýn yol olduðunu söylemiþtiniz.»

«Transseksüel ameliyatlar için üç büyük merkez vardýr: John Hopkins Hastanesi,

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Minnesota Üniversitesi ve Columbus Týbbi Merkezi. Bunlardan birine yada üçüne birden
ameliyat için baþvurmuþ ve geri çevrilmiþ olmasýna hiç þaþmam.»

«Onu hangi nedenle geri çevirirlerdi?»

«Çok zekisin, Clarice. Birinci neden sabýkalý olmasý. Suç zararsýzsa ve cinsel kimlik
sorununa iliþkinse baþvuru geri çevrilmeyebilir. Herkesin içinde kadýn giysileriyle
dolaþmak falan gibi. Eðer ciddi bir sabýkasý hakkýnda baþarýlý bir yalan söylemiþse, o
zaman da kiþilik kayýtlarýndan bu ortaya çýkardý.»

«Nasýl?»

«Onlarý ayýklamak için bunu bilmek gerek deðil mi?»

«Evet.»

«Bunu neden Dr. Bloom’a sormuyorsun?»

«Size sormayý yeðlerim.»

«Bu iþten sen ne elde edeceksin, Clarice? Terfi ve zam mý? Nesin sen? G-9 mu?
Bugünlerde bir G-9 kaç para alýr’?»

«En azýndan ön kapýnýn anahtarýný. Teþhiste nasýl ortaya çýkardý?»

«Montana’yý sevmiþ miydin Clarice?»

«Montana iyidir.»

«Annenin kuzeninin kocasýndan hoþlandýn mý?»

«Biz onlardan farklýydýk.»

«Onlar nasýl insanlardý?»

«Çalýþmaktan yýpranmýþ.»

«Baþka çocuk var mýydý?»

«Hayýr.»

«Nerede oturuyordun?»

«Bir çiftlikte.»

«Koyun çiftliði mi?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Koyun ve at.»

«Orada ne kadar kaldýn?»

«Yedi ay.»

«Kaç yaþýndaydýn?»

«On.»

«Oradan nereye gittin?»

«Bozeman’da Lutheran Çocuk Yurduna.»

«Bana gerçeði söyle.»

«Gerçeði söylüyorum.»

«Gerçeðin çevresinde sýçrayýp duruyorsun. Yorulduysan hafta sonuna doðru konuþuruz.


Ben biraz sýkýldým artýk. Yoksa, þimdi konuþmayý mý yeðlersin?»

«Þimdi, Dr. Lecter.»

«Pek Bir çocuk annesinin yanýndan alýnýp Montana’da bir çiftliðe gönderiliyor. Bir
koyun ve at çiftliði. Annesini özlüyor, hayvanlar onu heyecanlandýrýyor...» Dr. Lecter
ellerini açarak Starling’i konuþmaya davet etti.

«Çok güzeldi. Yerde bir Kýzýlderili kilimi olan kendi odam vardý. Ata binmeme izin
veriyorlardý, daha doðrusu ben ata biniyordum, biri de ipinden tutup beni gezdiriyordu.
Atýn gözleri pek iyi görmüyordu. Oradaki bütün atlarýn bir kusuru vardý zaten. Ya
hastaydýlar yada sakat. Kimi çocuklarla birlikte büyümüþlerdi ve sabahlarý ben okul
otobüsüyle giderken arkamdan kiþnerlerdi.»

«Ama sonra ne oldu?»

«Ahýrda garip bir þey buldum. Arkada depo gibi bir yer vardý, iþte orada miðfere
benzeyen bir þey bulmuþtum.. Yerinden çýkardýðýmda üs tünde ’W.W.Greener
insancýl at öldürücüsü’ diye bir yazý gördüm. Çan biçiminde madeni bir baþlýktý,
tepesinde bir kurþun geçecek kadar bir delik vardý.»

«Bu çiftlikte öldürülecek atlarý mý besliyorlardý, Clarice?»

«Evet.»

«Onlarý orada mý öldürüyorlardý?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Tutkal yapýlacaklarý orada. Ölü atlardan altý tanesi bir kamyona sýðýyordu. Köpek
mamasý olacaklarý canlý götürüyorlardý.»

«Peki, ya senin bindiðin?»

«Onunla birlikte kaçtýk.»

«Nereye kadar gidebildin?»

«Bana teþhis sürecini anlatacaðýnýz yere kadar.»

«Transseksüel ameliyat için erkek adaylara ne gibi bir test uygula-. dýklarýný bilir
misin?»

«Hayýr.»

«Bunun için bana bu merkezlerden birinden uygulanan listeyi getirmen gerekecek ama
þu kadarýný söyleyebilirim: Wechsler Yetiþkinler Zeka Testi, Ev-Aðaç-Ýnsan testi,
Rorschach, MMP ve diðerleri, sanýrým bir de New York Üniversitesinden Jenkins’in
geliþtirdiði bir tane var. Senin bir bakýþta anlayabileceðin bir þeye ihtiyacýn var, deðil
mi, Clarice?»

«En iyisi öyle bir tane olacak.»

«Bakalým Bizim varsayýmýmýza göre testte gerçek bir transseksüelden elden farklý bir
sonuç verecek bir erkek arýyoruz. Peki, Ev-Aðaç-Ýnsan testinde ilk olarak kadýn figürü
çizmeyen birini ara. Erkek transseksüeller hemen hemen her zaman önce kadýn figürü
çizerler ve ayrýntýlara da çok önem verirler. Erkek figürlerinin hepsi birbirlerine benzer.

«Sonra ev resminde gelecek için pembe rüyalar içermeyen birini ara, yani perdeleri,
bahçesinde çiçekleri, kapýsý önünde bir çocuk arabasý olmayan bir ev.

«Transseksüellerde iki tür aðaç resmine rastlarsýn, bol dallý, yapraklý söðütler ve
hadýmlýk temalarý. Resmin yada kaðýdýn kenarýyla yarýda kalan aðaçlar. Çiçek açan ve
yapraklý kesilme yerleri. Bu önemli bir ayrýntýdýr. Akýl hastalýðý olan birinin çizdiði
korkmuþ, ölü ve kesilmiþ aðaçlara hiç benzemez bunlar. Bu iyi bir ayrýmdýr. Billy’nin
aðacý ürkütücü olacaktýr. Çok mu hýzlý konuþuyorum?»

«Hayýr, Dr. Lecter.»

«Bir transseksüel kendisini asla çýplak olarak çizmez. Bu söylediklerimi özetlememi


ister misin?»

«Lütfen.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Her üç cins belirleme merkezi tarafýndan reddedilen insanlarýn listesini bulmaya


çalýþmalýsýn. Önce sabýkalarý dolayýsýyla reddedilenleri kontrol et ve bunlarýn
arasýnda hýrsýzlara dikkat et. Sabýkalarýný saklamaya çalýþanlar arasýnda
çocukluklarýnda þiddete iliþkin aðýr bozukluklar geçirenleri ara. Sonra da testleri incele.
Aradýðýn beyaz bir erkektir, büyük bir olasýlýkla otuz beþine varmamýþ ve iriyarý. O
bir transseksüel deðildir, Clarice. Sadece öyle olduðunu sanýyor ve kendisine yardým
etmedikleri için þaþkýn ve öfkeli. Dosyayý okuyana kadar bundan fazla bir þey söylemek
istemiyorum. Dosyayý bana býrakacaksýn, deðil mi?»

«Evet.»

«Ve de resimleri.»

«Onlarý da.»

«O zaman elde ettiklerinle hemen git de bakalým neler yapabileceksin, Clarice.»

«Ama ben sizin nasýl...»

«Hayýr. Fazlasýný isteme, yoksa bir daha haftaya konuþuruz. Bir ilerleme kaydettiðinde
gel yine. Bir þey baþaramazsan da gel. Ve Clarice?»

«Efendim?»

«Gelecek sefere bana iki þeyi anlatacaksýn Biri ata ne olduðu, öte ki de... öfkeni içinde
tutmayý nasýl baþardýðýný.»

Starling’i almaya Alonzo geldi. Kýz baþý öne eðik, notlarýný göðsü ne bastýrmýþ
olarak yürürken olup biten her þeyi aklýnda tutmaya çalýþýyordu. Bir an önce
dýþarýdaki temiz havaya kavuþmak istediði için Chilton’un odasýndan yana bile
bakmadý.

Dr. Chilton’un kapýsýnýn altýndan ýþýk sýzýyordu.

26. BÖLÜM

Pas rengi Baltimore þafaðýnýn çok altýnda, en sýký güvenlik önlemleri içindeki koðuþta
kýpýrtýlar. Hiç karanlýk olmayan yerde akýntýlarýný kay betmiþ midyelerin bir fýçýda
açýlmalarý gibi çarpýk bir duygunun güne baþlayýþý. Aðlayarak uyuyakalan Tanrýnýn
yaratýklarý yeniden aðlamak üzere aðýzlarýný açýyorlar.

Dr. Hannibal Lecter yüzü duvardan ancak bir karýþ uzakta, ayakta duruyordu koridorun
ucunda. Sanki ayaklý bir saatmiþ gibi kalýn iplerle baðlýydý bir el arabasýna. Üzerine
örtülen aðýn altýnda bir deli gömleði vardý üstünde. Baþýna geçirilmiþ bir hokey
oyuncusu maskesi hemýsýrmasýný önlüyordu hem de bakýcýlarýný tiksindirecek kadar
ýslanmýyordu.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Dr. Lecter’in ardýndaki ufak tefek hademe Lecter’in kafesini temizlemekteydi.


Barney haftada üç kez yapýlan bu temizliðe nezaret eder ve bu arada içersini kaçak bir
þey var mý diye kontrol ederdi. Temizleyiciler Dr. Lecter’in hücresini ürkütücü
bulduklarýndan iþlerini yarým yamalak yaparlardý. Barney arkalarýndan her þeyi kontrol
eder ve hiçbir þeyi gözden kaçýrmazdý.

Dr. Lecter’e el süren sadece Barney’di, çünkü sadece Barney neyle karþý karþýya
olduðunu asla unutmazdý. Ýki yardýmcýsý þimdi televizyonda bir hokey maçý
seyrediyorlardý.

Dr. Lecter kendini eðlendiriyordu; çok geniþ bir iç kaynaðý vardý ve gerekirse kendi
kendini yýllarca oyalayabilirdi. Kafasýnýn içinde özgürdü.

Ýç dünyasýnda yoðun renkler ve kokular vardý, pek ses yoktu. Hatta þimdi bile
Benjamin Raspail’in sesini duyabilmek için biraz zorlanýyordu. Dr. Lecter, Jame
Gumb’ý Clarice Starling’e nasýl vereceðini düþünüyordu ve Raspail’i hatýrlamak
yararlýydý. Ýþte þiþman flütçü yaþamýnýn son gününde Lecter’in koltuðuna uzanmýþ,
ona Jame Gumb’dan söz ediyordu:

«Jame’in San Francisco’da bir pansiyonda akla gelebilecek en korkunç bir odasý
vardý. Hippi günlerinden kalma patlýcan renkli duvarlara fosforlu renklerle yapýlmýþ
resimler falan.

Jame... gerçek adý James’di ama doðduðunda hastanede yanlýþlýkla Jame


yazdýklarýndan öyle çaðýrýlmasýný ister, James denilince kýyameti koparýrdý. O zaman
bile hastanelerde doðru dürüst yazmayý bilmeyen ucuz adam çalýþtýrýrlarmýþ. Bugün
daha kötü ya, canýna susadýysan gidersin hastaneye ancak. Her neyse, Jame o kötü þeyi
yine yaptýðý için çalýþtýðý hediyelik eþya satan dükkandan kovulmuþtu ve iþte o
korkunç odada baþýný elleri arasýna almýþ düþünüyordu.

Kendisine bu tavýrlarýna artýk dayanamadýðýmý söyledim. Tabii o sýrada hayatýma


Klaus girmiþti artýk. Jame aslýnda eþcinsel deðildir, cezaevinde yatarken alýþtýðý bir
þeydir bu. Aslýnda hiçbir þey deðildir, doldurmak istediði büyük bir boþluktur, bu
yüzden de çok öfkelidir. Bir odaya girdiðinde odanýn biraz daha boþaldýðýný
hissedersin. Dernek istediðim, on iki yaþýnda büyükannesiyle büyükbabasýný öldüren
bir insanýn bir kiþiliði olmasýný beklerdin, deðil mi?

Ýþte yine iþsizdi ve talihsiz bir dilenciye o kötü þeyi yapmýþtý yine. Postaneye gidip
eski patronunun mektup ve paketlerini almýþtý. Ýçlerinde satabileceði bir þey
bulacaðýný umuyordu. Malezya’dan mý ne bir paket gelmiþti. Heyecanla açýnca koca
bir kutu dolusu ölü kelebekle karþýlaþtý.

Patronu bütün o adalarýn posta müdürlerine para gönderir ve onlardan da kutu kutu ölü

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kelebek gelirdi. Bunlarý plastikle kaplar, sonra da hediyelik eþya diye satardý.
Kelebekler Jame’in iþine yaramazdý, ama kimi zaman Bali’den bilezik falan da
geldiðinden elini o kelebeklerin arasýna sokup kutuyu karýþtýrdý. Ama hiçbir þey yoktu
kutuda. Elleri kelebek tozuyla boyanmýþtý. Ýþte o sýrada da elleri ve yüzü kelebek
tozlarýyla boyanmýþ bir halde oturmuþ aðlýyordu. Hafif bir týkýrtý geldi kutunun
içinden. Kelebeklerin arasýna atýlmýþ bir kozadan bir kelebek çýkmaktaydý. Havada
kelebek tozu vardý, pencereden güneþ giriyordu... Ýnsan uyuþturucu aldýðý zaman
anlattýðýnda her þeyin ne kadar canlý olduðunu bilirsin. Jame de kelebeðin kanatlarýný
çýrpmasýný seyretti. Büyük bir kelebekmiþ. Yeþil. Pencereyi açmýþ ve kelebek uçup
gitmiþ. Jame bunun üzerine kendisinde öylesine bir hafiflik hissetmiþ ki, ondan sonra ne
yapacaðýný biliyormuþ artýk.

Jame, Klaus ile benim yaþadýðýmýz küçük plaj evini öðrendi, bir gün provadan
döndüðümde onu orada buldum. Ama Klaus ortalarda yoktu. Nerede olduðunu sordum,
yüzmeye gittiðini söyledi. Bunun yalan olduðunu biliyordum. Klaus hiç denize girmezdi.
Buzdolabýný açtýðýmda... eh, orada ne bulduðumu biliyorsun. Portakal suyunun ardýn
dan bakýyordu Klaus’un baþý. Jame, Klaus’tan kendine bir de önlük yapmýþtý ve
þimdi kendisinden hoþlanýp hoþlanmadýðýmý soruyordu. Jame ile iliþki kurmama
þaþmýþ olmalýsýn. Sen ona rastladýðýnda daha da dengesizdi aslýnda, kendisinden
korkmamana çok þaþýrmýþtý sanýrým.»

Sonra da Raspail’in son sözleri: «Annemle babamýn beni kendilerini aldattýðým yaþa
varmadan neden öldürmediklerine þaþarým.»

Raspail’in kalbi atmaya çalýþýrken býçaðýn incecik kabzasý titriyordu. Dr. Lecter,
«Bir böcek yuvasýna sokulmuþ saza benziyor, deðil mi?» dedi. Ancak Raspail artýk
yanýt veremezdi.

Dr. Lecter her sözcüðü, hatta daha fazlasýný hatýrlýyordu. Hücresini temizlerlerken
vakit geçirecek hoþ düþünceler.

Clarice Starling. zeki bir insan, diye düþündü. Kendisine anlattýklarýyla Jame Gumb’ý
ele geçirebilirdi, ama yine de çok uzak bir olasýlýktý bu. Onu iþ iþten geçmeden
yakalamasý için daha somut þeylere ihtiyacý vardý. Dr. Lecter cinayetlerin ayrýntýlarýný
okuduðu zaman imada bulunacaðý þeyler olacaðýný biliyordu, büyükannesiyle
büyükbabasýný öldürdükten sonra Gumb’ýn ýslahhanede gördüðü iþ eðitimi gibi. Kýza
yarýn Jame Gumb’ý verecekti ve bunu Jack Crawford’un bile göreceði kadar açýk
seçik yapacaktý.Yarýn.

Dr. Lecter arkasýnda ayak sesleri duydu, tel kapatýldý. El arabasýnýn çevrildiðini
hissetti. Þimdi onu hücresinde serbest býrakma iþi yapýlacaktý, uzun ve sýkýcý bir iþ.
Her zaman ayný þeyi yaparlardý. Önce Barney ile yardýmcýlarý onu yüzüstü yataðýna
yatýrýrlardý. Sonra Barney ayak bileklerini havlularla yataðýn kenarlarýna baðlayýp
bacak kayýþlarýný söker, sonra yardýmcýlarýnýn bayýltýcý sprey ve cop korumasý

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

altýnda deli gömleðini çýkarýr, geri geri kapýya doðru yürürken aðý ve kapýyý kilitlerdi.
Dr. Lecter geri kalan baðlarýndan kendisi kurtulurdu. Ondan sonra kahvaltýsýný etme
karþýlýðýnda baðlarý geri verirdi. Dr. Lecter bir hemþire yi aðýr yaraladýðýndan bu
yana hep bu yöntem uygulanmýþtý.

Bugün ise programda bir kesinti oldu.

27. BÖLÜM

Dr. Lecter’ý taþýyan el arabasý kafesin kapýsýndan geçerken eþiðe takýlýp sarsýldý.
Dr. Chilton, Lecter’in yataðýna oturmuþ mektuplarýný gözden geçiriyordu. Ceketini ve
kravatýný çýkarmýþtý Dr. Lecter onun boynunda bir tür bir madalyon gördü.

Dr. Chilton baþýný kaldýrmadan «Barney onu tuvaletin yanýnda ayakta tut,» dedi. «Sen
ve diðerleri yerlerinizde bekleyin.»

Dr. Chilton, Dr. Lecter’in Psikiyatri Genel Arþivi ile en son yazýþmalarýný da okuyup
bitirdi. Mektuplarý yataðýn üstüne fýrlatýp hücreden çýktý. Hokey maskesinin ardýndaki
gözler bir an parýldadý, ama Lecter’in baþý kýpýrdamadý.

Chilton koridordaki okul masasýna gitti ve eðilip koltuðun altýndan küçük bir mikrofon
çýkardý.

Mikrofonu Dr. Lecter’in maskesinin göz delikleri önünde salladýktan sonra yine gidip
yataða oturdu.

«Kýzýn Miggs’in ölümünde insan haklarý ihlali arayacaðýný düþünerek konuþmanýzý


dinledim,» dedi. «Yýllardýr sesini duymamýþtým, sanýrým en son konuþtuðumuzda
bana hep yanlýþ yanýtlar vermiþ, sonra daPsikiyatri dergisine yazdýðýn makalelerde
benimle alay etmiþtin. Bir delinin fikirlerinin mesleki toplumda hâlâ bir deðer taþýyor
olmasýna inanmak gerçekten çok güç. Ama iþte ben hâlâ buradayým. Sen de.»

Dr. Lecter karþýlýk vermedi.

«Yýllarca süren sessizlik ve sonra Jack Crawford kýzý gönderiyor ve sen hemen
yumuþuyorsun, ha? Seni etkileyen ne oldu,Hannibal ? O güzelim ayak bilekleri mi?
Saçýnýn parýltýsý mý? Çok güzel bir kýz, deðil mi? Uzak ve güzel. Ben bir kýþ
günbatýmý olarak düþünüyorum. Çoktandýr günbatýmýný görmediðini biliyorum ama
çok güzel olduðuna inanabilirsin.

«Onunla bir tek günün daha var. Sonra soruþturma Baltimore Cinayet Masasýna geçiyor.
Elektroþok tedavisi odasýnda senin için bir koltuðu çiviliyorlar yere. Koltuðun altýnda
sana ve onlara kolaylýk olmasý için bir de oturak var. Benim hiçbir þeyden haberim
olmayacak.

«Anlýyor musun, Hannibal? Onlarbiliyorlar . Senin Buffalo BilI’in kim olduðunu

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

bildiðini biliyorlar. Hatta onu tedavi etmiþ olacaðýný bile düþünüyorlar. Bayan
Starling’in Buffalo Bill’i sorduðunu duyunca þaþýrdým. Baltimor Cinayet Masasýnda
bir tanýdýðýmý aradým bunun üzerine. Klaus’un boðazýnda bir böcek buldular,
Hannibal. Onu Buffalo BiIl’in öldürdüðünü biliyorlar. Crawford seni akýllý olduðuna
inandýrmaya çalýþýyor. Crawford’un adamýný parçaladýðýn için senden ne kadar
nefret ettiðini bildiðini sanmýyorum. Ama seni altetti artýk. Kendini hâlâakýllý
hissediyor musun?» -

Dr. Lecter, Chilton’un maskeyi tutan baðlar üstünde dolaþan bakýþlarýný izliyordu.
Chilton’un, Lecter’in yüzünü görebilmek için maskeyi çýkarmak istediði belliydi.
Lecter onun bunu güvenli bir uzaklýktan, arkadan mý yapacaðýný merak etti. Eðer önden
yapmaya kalkýþýrsa Dr. Lecter’in baþý arkasýna uzanacaktý kollarý. Ve kollarýnýn
mavi damarlý iç taraflarý Lecter’in yüzüne yakýn olacaktýr. Haydi, doktor. Haydi,
yaklaþ artýk. Hayýr, bunu yapmamaya karar verdi.

«Hâlâ pencereli bir yere gideceðini mi sanýyorsun? Kumsalda dolaþýp kuþlarý


göreceðini mi? Hiç sanmýyorum. Senatör Ruth Martin’e telefon ettim, seninle yapýlan
herhangi bir anlaþmadan haberi olmadýðýný söyledi. Ona senin kim olduðunu
hatýrlatmak zorunda kaldým. Clarice Starling’in de adýný bile duymamýþ. Bir
yutturmaca bu. Bir kadýndan küçük ahlaksýzlýklar bekleriz ama bu epey þaþýrtýcý bir
boyutta, deðil mi?

«Seni inek gibi saðmalarýndan sonra, Hannibal, Crawford bir cinayeti bilerek haber
vermemeyle suçlayacaktýr seni. Sen istediðin kadar deli olduðunu iddia et, daha önce altý
cinayetten hüküm giydin. Yargýç senin iyiliðini fazla düþünmeyecektir.

«Pencere falan olmayacak, Hannibal. Hayatýnýn sonuna kadar bir devlet týmarhanesinin
taþ zemininde oturup bok arabasýnýn geçmesini seyredeceksin. Diþlerin dökülecek
güçsüz düþeceksin ve kimse artýk sendenkorkmayacak . Sonunda Flendauer gibi bir yere
atýlacaksýn. Gençler seni uþak gibi kullanacaklar, canlarý çekince de ýrzýna geçecekler.
Okuyacaðýn tek þey duvara yazdýklarýn olacak. Bütün bunlar mahkemenin umurunda
mý olacak sanýyorsun? Eskileri gördün. Haþlanmýþ kayýsýyý beðenmedikleri zaman
bile aðlamaya baþlýyorlar.

«Jack Crawford ile sevgilisi. Karýsý öldükten sonra açýk açýk birlikte olacaklar. Herif
daha genç biri gibi giyinecek, ikisinin de yapacaðý bir spora baþlayacaklar. Bella
Crawford hastalandýðýndan beri aralarýndan su sýzmýyor zaten. Terfi edecekler ikisi de
ve seni yýlda bir gün bile hatýrlamayacaklar. Crawford herhalde sonunda buraya gejip bu
iþten senin payýna ne düþtüðünü yüzüne söyleyecektir. Konuþmasýný þimdiden
hazýrladýðýna hiç kuþkum yok.

«Hannibal, o seni benim kadar iyi tanýmaz. Senden bilgiyi kendi istediði takdirde sadece
kýzýn annesine iþkence etmek isteyeceðini düþünmüþtür.»

Çok da doðru, diye düþündü Dr. Lecter. Çok akýllýymýþ, o Ýskoç-Ýrlandalý karýþýmý
yüzü insani nasýl da aldatýyor. Bakmasýný bilirsen yüzü yara iziyle dolu. Eh, birkaç

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

taneye daha yer var nasýl olsa.

«Senin neden korktuðunu bilirim ben. Acý çekmek yada yalnýzlýk tan deðil. Sen
þerefsizliðe dayanamazsýn, Hannibal. Ben sana bakmaya þeref sözü verdim ve bunu
yapýyorum. Aramýzdaki iliþkiye kiþisel hiç bir þey girmedi benim tarafýmdan. Þimdi
bile seni düþünüyorum.

«Senatör Martin’le senin için herhangi bir anlaþma yapýlmadý, ama þimdi böyle bir
þey var. Yada olabilir. Senin adýna ve o kýz için saatlerdir telefon baþýndayým. Sana ilk
koþulu söyleyeceðim: Sadece benim aracýlýðýmla konuþabilirsin. Seninle baþarýlý
mülakatýmýn profesyonelce bir deðerlendirmesini sadece ben yayýnlayabilirim. Eðer
kurtarýlýrsa, Catherine Martin’den elde edilecek bilgiler sadece benimdir.

«Bu koþul üzerinde tartýþma kabul etmiyorum. Bana yanýtýný þimdi vereceksin. Bu
koþulu kabul ediyor musun?»

Dr. Lecter kýs kýs güldü.

«Ya bana þimdi yanýt verirsin yada Baltimore Cinayet Masasý ile konuþursun.
Karþýlýðýnda þunlarý alacaksýn: Buffalo Bill’i teþhis edersen ve kýz iþ iþten
geçmeden bulunursa Senatör Martin -ki, bunu telefonla doðrulayacaktýr- seni
Tennessee’de, Maryland yetkililerinin sözlerinin geçmediði Brushy Mountain Eyalet
Cezaevine naklettirecek. Jack Crawford’dan uzakta olacaksýn. Ormana bakan bir
hücren olacak Kitaplarýn olacak. Yapýlacak bir düzenlemeyle dýþarý çýkýp
gezinebileceksin. Katili söyle ve hemen git buradan. Tennessee eyalet polisi seni
havaalanýnda teslim alacak. Vali bunu kabul etti.»

Doktor ChiÝton sonunda ilginç bir þey söyledi ve bunun ne olduðunun farkýnda bile
deðil. Dr. Lecter maskenin arkasýnda dudaklarýný büzdü. Polis teslim alacak. Polis
Barney kadar kurnaz olamaz. Polis suçlularla uðraþmaya alýþmýþtýr. Kelepçe ve ayak
demirleri kullanýrlar. Kelepçe ve ayak demirleri bir anahtarla açýlýr. Benimki gibi.

«Adý Billy,» dedi Dr. Lecter, «Gerisini sadece senatöre anlatýrým. Tennessee’de.»

28. BÖLÜM

Jack Crawford, Dr. Danielson’un kahve ikramýný reddettiyse de, fincanýný alýp
hemþire odasýndaki paslanmaz çelikten evyenin baþýnda kendisine bir Alka Seltzer
hazýrladý. Her þey paslanmaz çeliktendi: Tezgah, çöp. kutusu, hatta Dr. Danielson’un
gözlüðünün çerçevesi.

Doktorla yalnýzdýlar küçük odada.

«Mahkeme emri olmadan olmaz,» dedi Dr. Danielson bir daha. Bu kez kahve ikram
etmekle gösterdiði konukseverliði dengelemek için sesi sertti.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Danielson, John Hopkins Hastanesi Cinsiyet Teþhis Kliniðinin baþýydý ve


Crawford’la uzun sabah vizitelerinin öncesinde konuþmayý kabul etmiþti. «Her bir
dosya için bana ayrý bir mahkeme emri göstermek zorun dasýnýz ve her birine tek tek
karþý koyacaðýz. Columbus ile Minnesota da ayný yanýtý vermiþtir sanýrým, deðil mi?»

«Adalet Bakanlýðý þu anda belgeleri istiyor. Ama acele etmemiz gerek, doktor. Kýz
þimdiye kadar ölmemiþse, bu gece yada yarýn öldürülecektir. Ondan sonra yeni birini
kaçýracaktýr.»

«Buffalo Bill’in adýný burada karþýlaþtýðýmýz sorunlarla birlikte anmak haksýz ve


tehlikeli bir davranýþtýr, Bay Crawford. Tüylerim diken diken oluyor bunu duyduðumda.
Kamuoyuna transseksüellerin deli olmadýklarýný, sapýk yada eþcinsel olmadýklarýný
anlatmak için burada yýllarca uðraþtýk ve…»

«Ben de sizinle ayný fikirdeyim...»

«Bir dakika. Transseksüeller arasýnda þiddet olaylarý genel nüfusa oranla çok azdýr.
Bunlar gerçek bir sorunlarý olan iyi insanlardýr. Yardýma haklarý vardýr ve biz bunu
verebiliriz. Ben burada bir cadý avý baþlatamam. Þimdiye kadar bir hastamýzýn bize
olan güvenini çiðnemedik ve bunu asla yapmayacaðýz. Bunu bilerek konuþun, Bay
Crawford.»

Crawford özel yaþamýnda aylardýr karýsýnýn doktor ve hemþireleriyle yaþýyor ve


onlardan karýsý için en küçük bir yararý koparmaya çalýþý yordu. Doktorlardan iyice
bunalmýþtý artýk. Ama bu kendi özel yaþamý deðildi. Burasý Baltimore’du ve bu da
iþti. Tatsýzlýk çýkarmamasý gerekirdi.

«O zaman istediðimi iyi anlatamadým galiba, doktor bey. Kusur benim, sabahlarý pek
kolay bir insan deðilimdir. Bizim aradýðýmýz insan sizin hastanýz deðil. Bu sizin
transseksüel olmadýðý için reddettiðiniz biri olmalý. Bunu öylesine söylüyor deðilim,
size onun kiþilik araþtýrmalarýnýzda tipik transseksüellerden nasýl saptýðýný
göstereyim. Bakýn bu kýsa listede memurlarýnýzýn reddettikleriniz arasýnda dikkat
edecekleri þeyler yazýlý.»

Dr. Danielson kaðýdý okurken parmaðýyla burnunun kenarýný ovuþ turdu. «Çok ilginç,
Bay Crawford. Çok garip hatta, ki bu pek sýk kullandýðým bir sözcük deðildir. Bu... bu
varsayýmý size kimin saðladýðýný öðrenebilir miyim?»

Bunu bilmenin hoþunuza hiç gitmeyeceðinden eminim. Dr. Daniel son. «Chicago
Üniversitesinden Dr. Alan Bloom’a danýþarak Davranýþ Bilimleri çalýþanlarý.»

«Bu Alan Bloom’dan mý çýktý yani?»

«Sadece testlere baðlý da kalmýyoruz. Buffalo Bill’in kayýtlarýnýzda baþka bir


noktadan da yer almasý olasý. Þiddete iliþkin bir sabýkasýný saklamýþ yada geçmiþini
deðiþtirmiþtir. Bana reddettiklerinizi gösterin, doktor.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Danielson durmadan baþýný sallýyordu. «Muayene ve görüþme kayýtlarý da


mahremdir.»

«Dr. Danielson, yalan bilgi ve sahtekarlýk nasýl mahrem kabul edilebilir? Bir suçlunun
gerçek adý ve gerçek geçmiþi, bunu size asla söylemediði ve sizin bunu sonradan
öðrenmeniz durumunda doktor-hasta iliþkisine nasýl girebilir? John Hopkins
Hastanesinin, ne kadar titiz çalýþtýðýný bilirim. Bu tür vakalarla karþýlaþmýþ
olduðunuzdan hiç kuþkum yok.

Bunun dürüst hastalarla yada hastaneyle hiçbir iliþkisi yok ki. Delilerin hiç FBI’a
baþvurmadýklarýný mý sanýyorsunuz? Daha geçen hafta St. Louis bürosuna baþvuran
birinin çantasýnda bir bazuka ve iki roket çýktý.»

«Onu iþe aldýnýz mý?»

«Bana yardým edin, Dr. Danielson. Zamanýmýz giderek azalýyor. Biz burada
konuþurken Buffalo Bill, Catherine Martin’i bunlardan birine döndürüyor olabilir.»
Crawford parýltýlý tezgahýn üstüne bir fotoðraf koydu.

«Bunu yapmayýn,» dedi Dr. Danielson. «Çocukça bir hareket bu. Ben savaþta cerrahlýk
yaptým, Bay Crawford. Resminizi cebinize koyun.»

«Bir cerrah parçalanmýþ bir cesede bakabilir elbette. Ama bir doktor bir hayatýn boþuna
akýp gitmesine seyirci kalamaz.» Crawford çöp tenekesinin koluna basýp kaðýt
bardaðýný içine attý. «Size en son þunu teklif edebilirim: Sizden hastalarýnýz hakkýnda
bilgi istemeyeceðim, sadece bu koþullara uyan sizin seçtiðiniz adaylar hakkýnda bilgi
rica edeceðim. Siz ve psikiyatri kurulunuz reddedilen baþvurularý benden çok daha kolay
ayýklayabilirsiniz. Bilginiz aracýlýðýnda Buffalo Bill’i bulursak bunu kimseye
söylemeyeceðim. Bilgiyi baþka bir yoldan bulduðumu geçirteceðim tutanaklara.»

«John Hopkins Hastanesi korunan bir tanýk olabilir mi, Bay Crawford? Bize yeni bir
kimlik verebilir misiniz? Bizi baþka bir yere, örneðin Bob Jones Kolejine nakledebilir
misiniz? Ne FBI ne de baþka bir devlet kuruluþunun bir sýrrý fazla uzun bir süre
saklayamayacaðýndan eminim.»

«Bir bilseniz þaþardýnýz.»

«Hiç sanmam beceriksizce söylenmiþ bürokratik bir yalanýn altýndan sýyrýlmaya


çalýþmak gerçeði söylemekten daha çok zarar verir. Çok teþekkür ederim ama lütfen bizi
böyle korumayýn sakýn.»

«Ben size teþekkür ederim, Dr. Danielson, bu nükteli sözleriniz için. Bunlarýn bana
nasýl yardýmcý olduðunu þimdi göstereceðim. Ger çeklerden hoþlanýyorsunuz, þunu
deneyin öyleyse. Adam genç kadýnlarý kaçýrýp derilerini yüzüyor. Bu derileri sýrtýna
geçirip dolaþýyor sonra. Bunu bir daha yapmasýný istemiyoruz. Eðer bana mümkün

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

olduðu kadar çabuk yardým etmezseniz yapacaðým þudur: Adalet Bakanlýðý bu sabah
yardým etmeyi reddettiðinizi ileri sürerek bir mahkeme emri çýkaracaktýr. Bunu sabah
ve akþam haberlerine yetiþtirmeye çalýþacaðýz. Haberlerde Adalet Bakanlýðý John
Hopkins’de, Dr. Danielson’la olaylarýn nasýl geliþmekte olduðunu sýk sýk
duyuracaktýr. Buffalo Bill vakasýna ait her haberde -Catherine Martin’in cesedi
bulunduðunda yada ondan sonraki kurban su yüzüne çýktýðýnda- Dr. Danielson’la ne
durumda olduðumuzu bildirip, Bob Jones Koleji konusundaki nüktenizi de
açýklayacaðýz. Bir þey daha var, doktor. Saðlýk ve insani Hizmet kuruluþunun burada
Baltimore’da olduðunu bilirsiniz. Ya Senatör Martin kýzýnýn cenaze töreninden sonra
Yeterlilik Bürosuna baþvurup burada yaptýðýnýz cinsiyet deðiþtirme ameliyatlarýnýn bir
kozmetik ameliyattan öteye gitmediðini iddia ederse? Belki de yetkililer kafalarýný
kaþýyýp, ’Bu Senatör Martin haklý olabilir. Evet, bu kozmetik bir ameliyattan baþka
bir þey deðil’, derlerse o zaman bu program federal yardýmdan herhangi bir burun
kliniðinden farklý bir pay alamayacaktýr.»

«Hakaret ediyorsunuz.»

«Hayýr, sadece gerçek bu.».

«Beni korkutamazsýnýz...».

«Güzel. Ben de sizi korkutmak istemiyorum zaten, doktor. Sadece ciddi olduðumu
bilmenizi istiyorum. Bana yardým edin, doktor. Lütfen.»

«Alan Bloom ile çalýþtýðýnýzý söylemiþtiniz.»

«Evet. Chicago Üniversitesi...»

«Alan Bloom’u tanýrým ve bunu onunla profesyonel bir düzeyde tartýþmayý yeðlerim.
Kendisine onu bu sabah arayacaðýmý bildirin. Kararýmý size öðleden önce bildireceðim.
Genç haným beni gerçekten ilgilendiriyor, Bay Crawford. Diðerleri de. Ama ortada
tehlikeye atýlacak pek çok þey var ve bunun sizin için baþka konular kadar önemli
olduðunu sanmýyorum... Bay Crawford, son zamanlarda tansiyonunuzu ölçtürdünüz
mü?»

«Bunu kendim yaparým.»

«Kendinize ilaç da yazar mýsýnýz.?»

«Bu yasalara aykýrýdýr, Dr. Danielson.»

«Ama bir doktorunuz vardýr sanýrým.»

«Evet»

«Bulgularýnýzý onunla paylaþýn, Bay Crawford. Düþüp ölürseniz hepimiz için büyük

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

bir kayýp olur. Bu öðleden önce benden bir haber alacaksýnýz.»

«Ne zaman, doktor? Bir saat sonra mý?»

«Bir saat sonra.»

Crawford zemin katýnda asansörden çýkarken çaðrý aygýtý öttü. Kapýdan çýktýðýnda
sürücüsü Jeff ona acele etmesi için iþaret etti.Kýz öldü ve cesedini buldular . Telefon
eden FBI Baþkanýydý. Haber sandýðý kadar kötü deðildi ama yine de yeterince kötüydü:
Chilton otaya burnunu sokmuþtu ve þimdi de senatör iþe karýþýyordu. Maryland eyaleti
baþ savcýsý validen aldýðý emirle Dr. Hannibal Lecter’in Tennessee’ye
nakledilmesini emretmiþti. Nakli erteletmek yada durdurmak için Maryland Federal
Mahkemesinin bütün gücünün kullanýlmasý gerekecekti. Baþkan, Crawford’un fikrini
soruyordu.

«Bir dakika,» dedi Crawford. Telefonu indirip kamyonetin pencere sinden dýþarý baktý.
Þafak söküyordu. Þubat þafaðý. Renksiz ve soluk.

Jeff bir þeyler söylemeye baþladýysa da, Crawford eliyle susturdu.

Lecter’in dev egosu. Chilton’un yükselme hýrsý. Senatör Martin’in kýzý için
korkusu. Catherine Martin’in hayatý.

«Býrak gitsinler,» dedi telefona.

29. BÖLÜM

Dr. Chilton ile üç Tennessee eyalet polisi gün doðumunda pistte durmuþlar, bir Grumann
Gulfstream uçaðýndan yükselen telsiz gürültüsünü bastýrmak için yüksek sesle
konuþuyorlardý. Uçaðýn yanýnda motoru çalýþmakta olan bir cankurtaran vardý.

Polislerin komiseri Dr. Chilton’a bir kalem uzattý.

K uçuþunca Chilton, «Bu iþi havada yapamaz mýyýz?» diye sordu.

«Belðeler gerçek nakil anýnda imzalanmalýdýr, efendim. Böyle talimat aldým.»

Yardýmcý pilot uçaðýn kapýsýna bir rampa yerleþtirdi.

«Tamam.»

Polislerle Dr. Chilton can kurtarýnýn arka kapýsý önüne geldiler. Kapýlarý açtýklarýnda
sanki bir þeyin üzerlerine atýlmasýný beklermiþ gibi bir gerginlik içindeydiler.

Dr. Hannibal Lecter el arabasý üstünde ayakta duruyordu, üzerine bir að atýlmýþtý,
baþýnda hokey maskesi vardý. Barney’in tuttuðu oturaða iþemekteydi.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Polislerden biri öksürdü, diðer ikisi baþlarýný çevirdiler. Barney, «Kusura bakmayýn,»
diyerek kapýlarý kapattý. «Barney, iþim zaten bitmiþti, teþekkür ederim,» dedi Dr.
Lecter. Barney, Lecter’in üzerindekileri düzeltip arabasýný cankurtaranýn arkasýna itti.

«Barney?»

«Efendim, Dr. Lecter?»

«Uzun bir süredir bana çok iyi davranýyorsun. Teþekkür ederim.»

«Bir þey deðil.»

«Hoþçakal, Barney.»

Ýriyarý hademe kapýlarý açýp polislere seslendi. «Siz þunun altýndan tutun hele,
çocuklar. Ýki yandan.. Onu yere indireceðiz. Dikkatli olun.»

Barney, Dr. Lecter’in üzerinde durduðu el arabasýný rampadan yukarý uçaðýn içine
itti. Uçaðýn sað tarafýnda üç koltuk çýkarýlmýþtý. Pilot yardýmcýsý el arabasýný
yerdeki halkalara baðladý.

«Böyle yatmýþ mý gidecek’?» diye sordu polislerden biri. «Lastik donu mu var
yoksa?»

Öteki, «Memphis’e kadar artýk çiþini tutarsýn, ahbap,» dedi.

«Doktor Chilton, sizinle konuþabilir miyim?» diye sordu Barney.

Uçaðýn dýþýndaydýlar.

«Bu adamlar hiçbir þey bilmiyorlar,» dedi Barney.

«Ýndikleri yerde deneyimli kiþiler olacak, deneyimli psikiyatri hademeleri. Artýk


onlarýn sorumluluðunda.»

«Ona iyi bakabilecekler mi acaba? Nasýl olduðunu bilirsiniz, itilip kakýlmasý iyi
olmaz.»

«Buna asla izin vermem, Barney.»

«Onu sorguya çektiklerinde siz de orada olacak mýsýnýz?»

«Evet.»

Ve sen olmayacaksýn, diye düþündü Chilton.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Onu öteki tarafta yerine yerleþtirip iki saat gecikmeyle iþimin baþýnda olabilirdim.»

«O artýk bizim iþimiz deðil, Barney. Ben orada olacaðým. Onlara nasýl gerektiðini tek
tek anlatacaðým.»

«Dikkatli olmalarý gerekir,» dedi Barney. «O asla dikkati elden býrakmayacaktýr.»

30. BÖLÜM

Starling’in, Dr. Lecter’in yanýndan ayrýlalý üç, Crawford’la týbbi merkezlerdeki


baþvurularda aranacak noktalarýn listesini hazýrlayalý iki saat olmuþtu. Ondan sonra
uyuduðu bu kýsacýk sürede Dr. Frederick Chilton iþleri berbat etmiþti.

Lanet olsun. Lanet, lanet olsun. Kýzý öldürdün Dr. Chilton. Öldürdün onu adi herif.
Lecter daha pek çok þey biliyordu ve bunu ondan öðrenecektim. Hepsi gitti artýk. Bitti.
Boþuna oldu bu kadar çaba. Catherine Martin suyun içinde bulunduðunda onu görmeni
saðlayacaðým. Yemin ediyorum ki bunu yapacaðým. Onu sen aldýn benim elimden.
Yararlý bir þey yapmam gerek. Hemen þu anda. Ama hemen þu anda ne yapabilirim
ki?... Yýkanabilirim…

Banyoda iyi bir motelde bulunan þeyler, küçük bir sepet içinde sabun paketleri, þampuan
ve krem tüpleri, küçük bir dikiþ takýmý.

Starling duþa girerken birden kendini sekiz yaþýnda gördü: Annesi motel odalarýný
temizlerken havlu, þampuan ve kaðýtlara sarýlý sabunlar getiriyordu ona. Sekiz
yaþýndayken bir karga vardý ve bu karga motel temizlik arabalarýndan eþya çalardý.
Parlak olan her þeyi alýrdý. Karga fýrsat kollar, sonra arabadaki eþyalar arasýndan birini
alýp kaçardý. Kimi zaman da aceleden temiz çarþaflara pislerdi. Öteki temizleyici
kadýnlar dan biri bir kere kuþa kireç kaymaðý atmýþtý ama tüylerinde beyaz lekeler
býrakmaktan baþka bir iþe yaramamýþtý. Siyahlý beyazlý karga Olan Clarice’in
annesine bir þeyler götürmek için hep Starling’in arabadan uzaklaþmasýný beklerdi.
Annesi o sýrada içerde yerleri siliyor olurdu. Annesi Starling’e gidip Montana’da
yaþamasý gerektiðini söylediðinde bir motel banyosunun kapýsýnda duruyordu. Annesi
elindeki havlularý alýp bir kenara býrakmýþ, sonra onunla birlikte yataðýn kenarýna
oturmuþtu. Starling hep rüyalarýnda o kargayý görürdü.

Starling aceleyle giyindi. Pantolon, bluz, hafif bir süveter, küt burunlu tabancasý
kaburgalarýna yapýþýk, yedek bir þarjörü kemerinde. Ceketini elden geçirmesi
gerekiyordu. Þarjörün sürtünmesinden iplik iplik olmuþtu astarý. Motelin küçük dikiþ
takýmýný alýp astarý elden geçirdi...

Crawford kapýyý vuruyordu.

31. BÖLÜM

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Crawtord deneyimlerine dayanarak öfkenin kadýnlarý daðýnýk yaptýðýný bilirdi.


Saçlarý darmadaðýnýk olur, renkleri bozulur, fermuarlarýný çekmeyi unuturlardý. Hoþa
gitmeyen her þeyleri birden büyürdü sanki. Motel odasýnýn kapýsýný açan Starling ise
neyse oydu, hem de köpürecek kadar kýzgýn olmasýna raðmen.

Crawford onun hakkýnda yeni bir gerçeði öðrenebilirdi þimdi.

Kýz kapýnýn önünde dururken üzerinden buðulu bir havayla sabun kokusu yayýlýyordu.
Yataðýn. örtüleri yastýðýn üstüne çekilmiþti.

«Ne diyorsun, Starling?»

«Lanet olsun diyorum, Bay Crawford.Siz ne diyorsunuz peki?»

Crawford baþýný salladý. «Köþedeki kafe açýk. Birer kahve içelim.»

Þubat için epey ýlýk bir sabahtý. Doðuda hâlâ yükselmemiþ olan güneþ önlerinden
geçtikleri akýl hastanesini kýzýla boyamýþtý. Jeff kamyonetle izliyordu kendilerini. Bir
keresinde telefonu camdan Crawford’a uzatmýþtý.

«Chilton’u adaleti engellemekle suçlayabilir miyim?»

Starling bir adým önden yürüyordu. Crawford onun soruyu sorarken çene kaslarýnýn
gerildiðini gördü.

«Hayýr, bir iþe yaramaz.»

«Ya kýzý öldürürse, ya Catherine onun yüzünden ölürse? Onun yüzünü görmek isterdim.
Beni bu iþten almayýn, ne olur, Bay Crawford. Beni okula göndermeyin.»

«Ýki nokta var. Eðer seni tutarsam bu Chilton’un yüzünü görmen için olmayacaktýr.
Ýkincisi, eðer seni bir süre daha tutarsam, ikmale kalacaksýn ki, bu da birkaç ayýna
neden olacak. Akademi kimsenin gözünün yaþýna bakmaz. Seni okula yeniden
almalarýný saðlarým, ama hepsi bu.»

Kýz yürümeye devam ederken, «Belki de patrona sorulacak bir soru deðil ama, baþýnýz
dertte mi? Senatör Martin size bir þey yapabilir mi?»

«Starling, iki yýl sonra emekliye ayrýlacaðým. Bu süre içinde mucizeler baþarsam bile
emekli olacaðým. O yüzden düþünülecek bir þey deðil bu.»

Tutkudan her zaman kaçýnan Crawford akýllý görünmeyi ne kadar istediðinin


farkýndaydý. Orta yaþlý bir insanýn akýllý olmak için umutsuzluðundan yalana
kaçabildiðini ve bunun da ona inanan bir genç için ne kadar kötü olabildiðini biliyordu. O
yüzden dikkatle ve sadece bildiði þeylerden konuþtu.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«En güç zamaný yaþýyorsun þimdi, Starling. Bu zamaný iyi kullanýrsan seni
olgunlaþtýracaktýr. En güç sýnav budur: öfke ve çaresizliðin seni düþünmekten
alýkoymasýný önlemek. Emreden bir yere gelip gelemeyeceðinin sýnavýdýr bu. Chilton
budalanýn biri ve Catherine Martin’in ha yatýna malolmuþ olabilir. Belki de
olmamýþtýr. Kýzýn kurtuluþ þansý biziz. Starling, laboratuarda sývý nitrojen ne kadar
þoðuktur?»

«Ne? Sývý nitrojen mi... eksi iki yüz derece. onun biraz üstünde de kaynar.»

«Hiç onunla dondurduðun þeyler’ olmuþ mudur’?»

«Elbette.»

«Þimdi de bir þeyi dondurmaný istiyorum. Bu Chilton iþini dondur. Lecter’dan


aldýðýn bilgiyi sakla ve duygularýný dondur. Gözünü ödülden ayýrmamaný istiyorum,
Starling. Önemli olan odur. Bazý bilgiler almak için çalýþtýn, bunun için bir bedel
ödedin, þimdi de bunu kullanacaðýz. Bu bilgi Chilton iþi berbat etmeden de iyi yada
kötüydü. Lecter’den baþka bir þey elde edemeyeceðiz herhalde. Ondan Buffalo Bill
hakkýn da aldýðýn bilgiyi sakla. Gerisini dondur. Kayýplarý ve öfkeni, Chilton’u
dondur. Zamanýmýz olunca Chilton’un canýna okuruz. Þimdi dondur ve bir kenara at.
Böylece onun ötesindeki ödülü görebilirsin, Starling. Catherine Martin’in yaþamýdýr
bu. Gözlerini ödülden ayýrma. Eðer bunu yapabilirsen sana ihtiyacým olacak.»

«Týbbi kayýtlarý incelemek için mi?»

Kahvenin önüne gelmiþlerdi.

«Memphis’e gitmeni istiyorum Lecter’in Senatör Martin’e yararlý bir þey


söyleyeceðini ummak zorundayýz. Ama her olasýlýða karþý senin oralarda olmaný
istiyorum, adam senatörle oynamaktan sýkýlýnca belki seninle konuþur. Bu arada
Catherine’in çevresinde dolaþ, Buffalo Bill’in onu nasýl gözüne kestirdiðini anlamaya
çalýþ. Catherine’den pek yaþlý deðilsin, arkadaþlarý polise benzeyen birine
söylemeyecekleri þeylerisana söyleyebilirler.

«Devam etmekte olan baþka þeyler de var. Ýnterpol, Klaus üzerinde çalýþýyor.
Klaus’u teþhis edebilirsek Avrupa’daki ve California’daki dostlarýný bulabiliriz.
Ben bu akþam Washington’da olacaðým. Þimdi kahvemizi içelim. Jeff’i çaðýr, kýrk
dakika sonra uçakta olacaksýn.»

Starling kendini daha rahat, adeta hafiflemiþ hissediyordu. Crawford gerçekten çok
ustaydý iþinde. Nitrojen hakkýndaki sorusunun laboratuar geçmiþini takdir ettiðini
göstermek ve disiplinli düþünme alýþkanlýðýný hatýrlatmak için sorulduðunu biliyordu.

Karþý kaldýrýmda, Baltimore Eyalet Akýl Hastanesi merdivenlerinden biri inmekteydi.


Barney. Elinde sefertasý vardý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Starling, Jeff’e, «Beþ dakika,» dedi ve eski Studebaker arabasýnýn kapýsýný açmakta
olan Barney’in yanýna gitti.

«Barney»

Barney ifadesiz bir yüzle döndü kýza.

«Dr. Chilton sana bu iþin sonunda karlý çýkacaðýný söyledi mi?»

«Baþka ne söyleyebilirdi ki?»

«Ona inandýn mý?»

Adamýn aðzý kývrýldý. Evet yada hayýr demedi.

«Senden bir þey isteyeceðim. Hem de þimdi, hiçbir þey sormadan. Lecter’in
hücresinde ne kaldý þu anda?»

«Bir iki kitap,Yemek Zevki , týbbi dergiler.»

«Ya duvardaki resimler?»

«Hepsi duruyor.»

«Hepsini istiyorum ve çok acelem var.»

Barney bir an düþündü. «Bir dakika,» deyip böylesine iri bir adam için koþar adýmlarla
geri döndü.

Barney rulo yaptýðý resimler, bir naylon torbaya doldurduðu kaðýt ve kitaplarla
döndüðünde Crawford kýzý kamyonette bekliyordu.

Barney, «Sana getirdiðim o masada mikrofon olduðunu bildiðimi mi sanýyorsun?» diye


sordu.

«Bunu daha sonra düþüneceðim. Þu kalemi al da telefon numaralarýný yaz þuraya.


Barney, Dr. Lecter’i idare edebilecekler mi sence?»

«Bu konuda kuþkuluyum, bunu Dr. Chilton’a da söyledim. Unuttursa ona söylediðimi
size bildirdiðimi unutmayýn. Siz iyi bir insansýnýz, Memur Starling. Buffalo Bill’i
yakaladýðýnýzda...»

«Evet?»

«Boþ yerim var diye onu bana getirmeyin, tamam mý?» Barney gülümsedi.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Starling de elinde olmadan gülümsedi. Elini sallayýp kamyonete koþtu sonra.

Crawford çok memnun olmuþtu.

32. BÖLÜM

Hannibal. Lecter’i taþýyan uçak arkasýndan mavi dumanlar çýkararak Memphis


havaalanýna indikten sonra kontrol kulesinin talimatýna uyarak yolcu terminalinin
uzaðýnda durdu. Birinci hangarýn içinde bir cankurtaranla bir limuzin araba bekliyordu.

Senatör Martin arabanýn renkli camýndan eyalet polislerinin Dr. Lecter’i uçaktan
indirmelerini seyretti. Eli kolu baðlý maskeli adama koþup zorla bilgi elde etmek isterdi
ama bunu yapmayacak kadar da akýllýydý.

Senatör Martin’in çalan telefonunu yardýmcýsý Brian Gossage açtý.

«FBI, Jack Crawford,» dedi.

Senatör Martin gözlerini Dr. Lecter’den ayýrmadan telefonu aldý.

«Bana neden Dr. Lecter’den söz etmediniz, Bay Crawford?»

«Þu anda yapmakta olduðunuzu yapacaðýnýzdan korkuyordum, senatör.»

«Ben sizinle uðraþmýyorum, Bay Crawtord. Siz benimle uðraþýrsanýz piþman


olursunuz.»

«Lecter nerede þimdi?»

«Þu anda kendisine bakýyorum.» -

«Sizi duyabilir mi?»

«Hayýr.»

«Senatör Martin, dileyin beni. Lecter’e özel garanti vermek istiyorsunuz, peki Ama
benim için de þunu yapýn: Lecter’le konuþmadan önce Dr. Alan Bloom’un size bilgi
vermesini kabul edin. Ýnanýn bana Bloom size yardýmcý olabilir.»

«Ben profesyonel kiþilerden bilgi alýyorum.»

«Onlarýn Chilton’dan iyi olduklarýn umut ederim.»

Dr. Chilton arabanýn camýný týklatýyordu. Senatör Martin ne istediðini öðrenmesi için
Brian Gossage’i dýþarý gönderdi.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Ýç çekiþmeler zaman kaybettirir, Bay Crawford. Lecter’e sahte bir teklifle bir
acemiyi gönderdiniz. Ben bundan iyisini yapabilirim. Dr. Chilton, Lecter’in dürüst bir
teklife karþýlýk vereceðini söylüyor, benim de yaptýðým bu iþte. Catherine’i sað salim
geri alýrsak,siz dahil , herkes tertemiz çýkacak bu iþten Ama eðer... ölürse, o zaman
hiçbir mazeret dinlemem.»

«O zaman bizikullanýn , Senatör Martin.»

Kadýn adamýn sesinde öfke deðil, sadece profesyonel bir ’zararýnýzý en azýna’
indirin tonu fark ettiðinden hemen, «Sizi dinliyorum,» dedi.

«Eðer bir þey elde edebilirseniz bunun üzerinde çalýþmamýza izin verin. Her þeyi
bilmemizi saðlayýn. Yerel polisin bizimle paylaþmasýný saðlayýn. Bize bilgi
vermeyerek sizi memnun edeceklerini düþünmelerine imkan saðlamayýn onlara.»

«Adalet Bakanlýðýndan Paul Krendler geliyor, o bunun gereðine bakar.»

«Oradaki en yüksek rütbeli memur kim þimdi?»

«Tennessee Soruþturma Bürosundan Binbaþý Bachman.»

«Güzel. Eðer çok geç kalýnmamýþsa iletiþim araçlarýna bilgi verilmemesini saðlayýn.
Bu konuda Chilton’un özellikle dikkatini çekin, reklama bayýlýr çünkü. Buffalo
Bill’in herhangi bir þey öðrenmesini istemiyoruz. Onu bulduðumuzda Rehine Kurtarma
Ekibini kullanmak isteriz. Karþýlýklý bir çatýþmadan çok, ani bir darbe indirmemiz
gerek. Lecter’i siz mi sorguya çekeceksiniz?»

«Evet.»

«Önce Clarice Starling’le konuþur muydunuz? Oraya doðru yola çýktý bile.»

«Ama neden? Dr. Chilton durumu bana özetledi. Yeteri kadar zaman kaybettik zaten.»

Chilton yine camý týklatýyor, bir þeyler söylemeye çalýþýyordu. Brian Gossage adamýn
elini tutup baþýný salladý.

«Siz kendisiyle konuþtuktan sonra ben de Lecter’i görmek isterim,» dedi Crawford.

«Say Crawford, Lecter koþullarýnda bazý iyileþtirmeler karþýlýðýnda Buffalo Bill’in


adýný söyleyeceðine söz verdi. Bunu yapmazsa sonsuza kadar sizin olabilir.»

«Senatör Martin, bunun çok duyarlý bir konu olduðunu biliyorum ama yine de söylemek
zorundayým; ne yaparsanýz yapýn, ama sakýn ona yalvarmayýn.»

«Anlaþýldý, Bay Crawford. Daha fazla konuþamayacaðým.» Kadýn telefonu kapattý.


Kendi kendine, «Ben yanýlýyorsam kýzým senin ilgilendiðin o altý kurbandan daha fazla

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

ölü olacak deðil ya,» diye söylenerek Gossage ile Chilton’un arabaya girmelerini iþaret
etti.

Dr. Chilton senatörün Hannibal Lecter’le görüþmesi için bir yer istemiþ, zaman
kazanmak için de hangardaki askeri brifing odasý alelacele hazýrlanmýþtý.

Dr. Chilton, Lecter’i odaya getirene kadar Senatör Martin hangar da bekledi. Arabada
duramýyordu. Hangarýn yüksek çatýsý altýnda sinirli adýmlarla gidip gelirken bir ara
eski bir Phantom 4’ün yanýnda durup baþýný soðuk madene dayadý.Bu uçak
Cetherine’den yaþlý olmalý.

«Senatör Martin.» Binbaþý Bachman onu çaðýrýyor, Chilton da odanýn kapýsýndan el


ediyordu.

Odada Chilton için bir masa Senatör Martin, yardýmcýsý ve Binbaþý Bachman için de
birer iskemle vardý. Bir video kameramaný görüþmeyi kaydetmeye hazýrdý. Chilton
bunun Lecter’in isteklerinden biri olduðunu söylemiþti.

Dr. Hannibal Lecter odanýn ortasýnda yere çivilenmiþ büyük bir koltukta oturuyordu.
Üzerindeki deli gömleði, bacak kayýþlarý ve koltuða baðlý olduðu gerçeði bir
battaniyeyle örtülmüþtü.. Ama ýsýrmasýný önle yen hokey maskesi hâlâ baþýndaydý.

Neden, diye düþündü senatör. Aslýnda Dr. Lecter’e bir büroda bulunmakla bir çeþit
onurluluk vermeye çalýþýlmýþtý. Senatör, Chilton’a baktýktan sonra kaðýtlarýný
almak üzere Gossage’e döndü.

Chilton, Dr. Lecter’in arkasýna geçti, kameraya þöyle bir baktýktan sonra maskeyi
çýkardý.

«Senatör Martin, sizi Hannýbal Lecter’le tanýþtýrayým »

Dr Chilton’un gösteri uðruna yaptýklarý Senatör Martin’i kýzýnýn kaybolmasýndan


bu yana olan her þeyden çok korkutmuþtu. Chilton’a olan güveninin yerini þimdi
adamýn aptalýn biri olduðu hakkýnda buz gibi bir korku almýþtý

Dr. Lecter’in gözleri arasýna bir tutam saç düþmüþtü. Maske kadar soluktu yüzü.
Senatör Martin ile Hannibal Lecter birbirlerini ölçtüler: Biri aþýrý zeki, diðeri insanýn
bildiði hiçbir yolla ölçülemeyen iki insan.

Dr Chilton masanýn baþýna geçti, tek tek herkese baktýktan sonra söze baþladý

«Senatör, Dr. Lecter bana soruþturmaya özet bir katkýda bulunmak istediðini bildirdi,
bunun karþýlýðýnda hücre koþullarýnda bazý iyileþtirmeler talep ediyor.»

Senator Martin elindeki kaðýdý havaya kaldýrdý «Dr Lecter bu þimdi imzalayacaðým
bir beyandýr Size yardým edeceðimi bildiriyorum. Okumak ister misiniz?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Kadýn doktorun cevap vermeyeceðini sanýp imzalamak için masaya döndüðünde Lecter
konuþtu.

«Küçük ayrýcalýklar için pazarlýk yaparak sizin ve Catherine’in zamanýnýzý boþa


harcamak istemem. Mesleklerindeterfi umanlar yeteri kadar zaman kaybettirdiler zaten.
Ben size þimdi yardým edeyim, sizin de bu iþ bitince benden yardýmýnýzý
esirgemeyeceðinize hiç kuþkum yok.»

«Buna güvenebilirsiniz. Brian.»

Gossage not defterini aldý

«Buffalo Bill’in adý William Rubin’dir BilIy Rubin adýyla anýlýr. 1975 Nisan yada
Mayýs ayýnda hastam Benjamin Raspail onu bana gönderdi. Philadelphia’da,
hatýrlayamadýðým bir adreste oturduðunu söyledi, ancak o sýrada Baltimore’da
Raspail’in yanýnda kalýyordu.»

«Kayýtlarýnýz nerede?» diye Binbaþý Bachman söze karýþtý.

«Kayýtlarým mahkeme kararýyla imha…»

«Nasýl biriydi?» diye sordu Binbaþý Bachman.

«Bir dakika, binbaþý. Senatör Martin...»

«Bana yaþýný, eþkalini ve hatýrladýðýnýz özellikleri söyleyin,» dedi Binbaþý Bachman.

Dr. Lecter aniden odadan çýkýp gitmiþ gibiydi. Bambaþka bir þey düþünmeye baþladý,
Gericault’un bir tablosu için hazýrladýðý anatomik çizimleri. Bundan sonra sorulan
sorularý duydu ise de hiç belli etmedi.

Senatör Martin yeniden adamýn dikkatini çektiðinde odada yalnýzdýlar. Gossage’in


not defteri kadýnýn elindeydi.

Dr. Lecter ona dikkatle baktý. «O bayrak puro kokuyor,» dedi. «Catherine’i emzirdiniz
mi?»

«Affedersiniz? Ben ne...»

«Onu ana sütüyle mi büyüttünüz?»

«Evet.»

«Ýnsaný susatan bir iþ, deðil mi?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Kadýnýn gözleri kararýrken Dr. Lecter onun acýsýndan bir yudum aldý ve müthiþ
lezzetli buldu. Bugünlük o kadar yeterdi. Sonra devam etti.

«William Rubin bir seksen beþ boyundadýr. Þimdi otuz beþ yaþýnda olmalý. Ýri yapýlý,
tanýdýðýmda doksan beþ kiloydu, o zamandan buyana daha da kilo almýþtýr sanýrým.
Kumral saçlarý ve açýk mavi gözleri var. Bunlarý verin onlara þimdi, sonra devam
ederiz.»

«Doðru.» Kadýn aldýðý notlarý dýþarý verdi.

«Onu sadece bir kere gördüm. Randevu aldý ama bir daha gelmedi.»

«Onun Buffalo Bill olduðunu nereden biliyorsunuz?»

«O zaman da öldürüyor ve cesetlerde buna benzer þeyler yapýyordu. Yaptýklarýna bir


son vermek için yardým aradýðýný söyledi ama aslýnda o konuda konuþmaktý istediði.»

«Ve sizin onu... kendisini ele vermeyeceðinizden emindi demek?»

«Bunu yapacaðýmý sanmýyordu; ayrýca tehlikeye atýlmaktan hoþlanýyordu. Arkadaþý


Raspail’in bana olan güvenini korumak zorundaydým.»

«Raspail onun yaptýklarýný biliyor muydu?»

«Biliy Rubin bana sabýkasý olduðunu söyledi ama ayrýntýya girmedi. Kýsa bir týbbi
geçmiþini araþtýrdým, fazla önemli bir þeyi yoktu. Olaðandýþý bir tek þey vardý sadece:
Rubin bana bir zamanlar fildiþi alerjisi olduðunu söyledi. Hatýrladýklarým bu kadar,
Senatör Martin; sanýrým siz de artýk gitmek için acele ediyorsunuzdur. Aklýma baþka
bir þey gelecek olursa size haber gönderirim.»

«Billy Rubin baþý arabada bulunan kiþiyi gerçekten öldürdü mü?»

«Sanýyorum.»

«Onun kim olduðunu biliyor musunuz?»

«Hayýr. Raspail ona Klaus demiþti.»

«FBl’a anlattýðýnýz diðer þeyler doðru muydu?»

«En az FBI’ýn bana söyledikleri kadar doðruydu, Senatör Martin.»

«Burada Memphis’de sizin için bazý geçici duzenlemeler yaptýrdým. Bu… bu iþ bitince
durumunuzu konuþacaðýz ve Brushy Mountain’e gideceksiniz.

«Teþekkür ederim. Aklýma bir þey gelirse bir telefonunuz…»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Numaram size verilecektir.»

«Ve müzik. Glenn Gould’danGoldberg Varyasyonlarý ’ný? Bunu istemek çok mu


oIur?»

«Hayýr.»

«Senatör Martin, tüm ipuçlarýný sadece FBI’a güvenerek vermeyin. Jack Crawford
öteki kurumlarla asla paylaþmaya yanaþmaz. Bu insanlar için bir oyundur bu.
Tutuklamayý kendisi yapmak istiyor.»

«Teþekkür ederim, Dr. Lecter.»

«Elbisenize bayýldým,» dedi Lecter kadýn kapýdan çýkarken.

33. BÖLÜM

Jame Gumb’ýn bodrumu insaný rüyalarýnda þaþkýna çeviren labirentler gibi odadan
odaya açýlan bir yerdi. Bay Gumb uzun ama pek uzun yýllar önce, hâlâ utangaç bir
insanken merdivenlerden en uzaktaki odalarda saklanýp keyfine bakardý. Gumb’ýn
öteki yaþamlarýndan kalma ve yýllardýr açmadýðý odalarý vardý uzak köþelerde.
Bunlardan bazýlarý, sözün geliþi, hâlâ doluydu, kapýlarýnýn ardýndan gelen seslerin
çoktan susmuþ olmalarýna raðmen.

Odalarýn döþemeleri de birbirlerinden farklý düzeylerdeydi. Ýnsanýn kafasýný


vurmamasý için eðilerek geçeceði kapýlar, ayaðýnýn takýlmamasý için dikkat etmesi
gereken eþikler vardý. Yükleri odadan odaya taþýmak ve sürüklemek çok güçtü. Hele
önünde birini yürütmek - ve o sendeliyor, yalvarýyor, kafatasýný duvarlara vuruyorsa -
güç, hatta tehlikeliydi bile.

Bay Gumb’ýn kendine güveni arttýkça artýk ihtiyaçlarýný bodrumun gizli


bölmelerinde karþýlamaya gerek kalmamýþtý. Þimdi merdivenin çevresindeki akarsuyu
ve elektriði olan odalarý kullanmaktaydý.

Bodrum þu anda zifiri karanlýk.

Döþemesine kum serpili odanýn altýndaki kuyudaki Catherine Martin’in sesi


çýkmýyor.

Bay Gumb þimdi bodrumda, ama odada deðil,

Merdivenin arkasýndaki oda karanlýk, ancak küçük küçük seslerle dolu. Su damlýyor,
küçük motorlar çalýþýyor. Küçük yankýlardan oda büyükmüþ gibi geliyor insana. Hava
serin ve nemli. Yeþilliðin kokusunu alýn hele. Yanaða hafif bir kanat çarpýyor. Burundan
gelen bir zevk iniltisi, bir insan sesi.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Odada insan gözünün alabileceði ýþýk dalga boyu yok, ama Bay Gumb yeþil tonlarda
olmasýna raðmen, her þeyi çok da iyi görebiliyor. Gözünde mükemmel bir kýzýlötesi
gözlük var (Ýsrail ordu fazlasý, dört yüz dolardan ucuz) ve elindeki kýzýlötesi feneri
önündeki bir kafese çeviriyor. Bay Gumb dik arkalýklý bir iskemlede oturmuþ,
kendinden geçmiþ bir halde, tel örgü kafesteki bir böceðin bir bitkiye týrmanmasýný
seyrediyor. Kafesin nemli döþemesindeki az önce çatlattýðý krizalitten çýkmýþ genç
kelebek. Daha ýslak olup sýrtýna yapýþýk kanatlarýný açabileceði bir yer arýyor. Yatay
bir dal parçasý seçiyor bunun için.

Bay Gumb görmek için baþýný yana eðiyor. Kanatlar yavaþ yavaþ hava ve kanla
doluyor. Ama hâlâ böceðin sýrtýna yapýþýk.

Ýki saat geçiyor. Bay Gumb yerinden kýmýldamadý sayýlýr. Böceðin geliþmesini görüp
þaþýrmak için kýzýlötesi feneri yakýp söndürüyor. Zamaný geçirmek için ýþýðý odada
bitkisel losyonlar dolu cam havuzlar üzerinde dolaþtýrýyor. Havuzlarýn içindeki kalýp ve
þekiller denizin dibindeki kýrýk heykelleri andýrmakta. Iþýðý madeni yastýðý ve atýk su
delikleriyle büyük galvaniz iþlik masasýnda, onun hemen üstündeki el vinci üzerinde
dolaþýyor. Duvarýn dibinde uzun sanayi tip evyeler var.

Iþýðý tam zamanýnda çeviriyor kafese. Ýri böceðin kanatlarý kalkmýþ artýk. Þimdi
kanatlarýný indirip gövdesini örtüyor ve sýrtýndaki ünlü de sen ortaya çýkýyor. Bir
kurukafa bakýyor böceðin sýrtýndan. Kara göz delikleri ve elmacýk kemikleri belirgin.
Onlarýn altýnda kara bir çizgi var. Kafatasý leðen kemiðini andýran bir çizginin tam
üstünde.

Leðen kemiði üzerinde bir kurukafa ve hepsi de doða tarafýndan bir kelebeðin sýrtýna
çizilmiþ.

Bay Gumb kendini çok iyi hissediyor. Öne eðilip kelebeðe doðru hafifçe üflüyor.
Kelebek keskin duyargasýný kaldýrýyor öfkeyle.

Bay Gumb ýþýðýný alýp kuyulu odaya gidiyor. Solumasýný hafifletmek için aðzýný
açýyor. Kuyudan gelen seslerle keyfini kaçýrmak istemiyor. Gözlüðünün fýrlak
mercekleri bir kurbaðanýn gözlerini andýrýyor. Bay Gumb gözlüðün hiç hoþ
görünmediðini biliyor, ama onlarla karanlýk bodrumunda bodrum oyunlarý oynayarak
çok iyi vakit geçirmekte.

Eðilip görünmeyen ýþýðýný kuyunun içine tutuyor.

Kullanacaðý madde bir karides gibi büzülmüþ yan yatýyor. Uyuyor gibi. Pislik kovasý
yaný baþýnda. Dik duvarlara týrmanmaya çalýþýp ipi koparmamýþ bu kez. Uykusunda
battaniyenin kenarýný yüzüne örtmüþ, parmaðýný emiyor.

Bay Gumb kýzýlötesi ýþýðýný Catherine’in üzerinde dolaþtýrýrken önündeki çok güç
sorunlara hazýrlanýyor.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Eðer ölçütleriniz Bay Gumb’ýnkiler kadar yüksekse insan derisi çok güç bir
malzemedir. Önceden bazý temel kararlarý vermek zorundasýnýz, örneðin fermuarýn
nereye konulacaðý gibi.

Iþýðý Catherine’ in sýrtýna tutuyor. Genellikle fermuarý arkaya koymasý gerekirdi,


ama o zaman ceketi nasýl giyecekti tek baþýna? Ne kadar heyecan verici bir fikir de olsa,
insan böyle bir þey için baþkasýndan yardým isteyemez ki. Bu çabalarýnýn takdir
göreceði çevreleri biliyor ama ona zaman var daha. Þimdilik kendi baþýna kullanacaðý
þeyler yapmalý. Ön tarafý ikiye ayýrmak da yazýk olacak... hayýr, bunu düþünmemeli.

Bay Gumb kýzýlötesi ýþýkta Catherine’in gerçek rengini göremiyor, ama biraz
zayýflamýþ gibi: Onu kaçýrdýðýnda rejim yapýyordu herhalde.

Deneyleri ona deriyi almadan önce dört günle bir hafta beklemesi gerektiðini öðretmiþ.
Ani kilo kaybý deriyi gevþetir ve çýkarýlmasýný kolaylaþtýrýr. Ayrýca açlýk kurbanýný
güçsüz kýlýp onu fazla uðraþtýrmamasýný da saðlar. Daha uysal olurlar. Bazýlarý
uyuþuk bir kabullenmeye giriyorlar. Ayný zamanda umutsuzluk ve yýkýcý çýrpýnmanýn
deriye vereceði hasarý önlemek için biraz yiyecek vermek zorunda.

Evet, kesinlikle kilo kaybetmiþ. Bu çok özel biri, yapmak istediðine o kadar uygun ki,
daha fazla beklemeye tahammülü yok. Yarýn öðleden sonra yapabilir yada yarýn gece.
En geç öbür gün.

34. BÖLÜM

Clarice Starling, Stonehinge villalarýný televizyon haberlerindeki görüntüden


tanýmýþtý. Doðu Memphis’teki bu mahalle geniþ park alaný çevresine yapýlmýþ villa
ve az katlý apartmanlardan oluþuyordu.

Starling kiralýk arabasýný otoparkýn ortasýna býraktý. Burada yüksek aylýk alan mavi.
yakalýlar ve alt düzey yöneticiler oturuyor olmalýydý, arabalar bunu gösteriyordu.
Karavanlar ve hafta sonu deniz kayaðý botlarý da kendilerine ayrýlan köþedeydiler.

Catherine Baker Martin’i tanýmaya ihtiyacý vardý; burasý bir senatör kýzýnýn
oturmasý için garip bir yerdi ama. Starling FBI’ýn onun hakkýnda topladýðý bilgileri
incelemiþti. Kýz Farmington’da baþarýlý olamamýþ, Middlebury’de iki mutsuz yýl
geçirmiþti ve þimdi de hem Southwestern’de okuyor, hem de öðretmen yardýmcýlýðý
yapýyordu.

Starling onu kendine dönük bir yatýlý okul öðrencisi, o hiç dinlemeyi bilmeyen
insanlardan biri olarak kolaylýkla hayal edebilirdi. Ama kendi önyargýlarý ve
kýrgýnlýklarý olduðu için bu deðerlendirmede çok dikkatli olmasý gerektiðini biliyordu.
Kendisi de yatýlý okullarda burslu okumuþtu, notlarý çoðunlukla giyeceklerinden iyiydi.
Zengin ve sorunlu ailelerin çocuklarýný tanýmýþtý. Onlardan bir kýsmýna önem
vermemiþse de, önemsememenin acýdan kaçýnmak için bir strateji olduðunu ve bunun

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

genellikle kayýtsýzlýk ve yüzeysellik olarak görüldüðünü öðrenmiþti.

Catherine’ i televizyondaki filmde gösterildiði gibi babasýnýn yelkenlisiyle denize


açýlmýþ bir çocuk olarak düþünmekti en iyisi. Catherine’in küçükken babasýný
memnun etmeye çalýþýp çalýþmadýðýný merak etti. Gelip de babasýnýn kýrk iki
yaþýnda kalp krizinden öldüðünü söylediklerinde Catherine ne yapýyordu acaba?
Starling onun babasýný özlediðin den emindi. Babayý özlemek, bu ortak yara onu bu
genç kýza biraz daha yaklaþtýrýyordu.

Tahammül etmesini kolaylaþtýrdýðý için Catherine Martin’den hoþlanmayý gerekli


bulmaktaydý.

Catherine’in dairesinin önünde iki Tennessee devriye arabasý duruyordu. Otoparkýn o


tarafýnda yerde beyaz toz izleri görülüyordu. Tennessee Soruþturma Bürosu yað
lekelerini almýþ olmalýydý. Crawford TSB’nin çok iyi olduðunu söylemiþti.

Starling tatil arabalarýnýn ve teknelerin durduðu yana yürüdü Buffalo Bill kýzý burada
kaçýrmýþtý. Evine çok yakýn olmalýydý ki, dýþarý çýktýðýn da kapýsýný
kapatmamýþtý. Bir þey onu dýþarý çýkmaya zorlamýþtý. Zararsýz görünen bir tuzak
olmalýydý.

Starling, Memphis polisinin çok kapsamlý bir araþtýrma yaptýðýný ve kimsenin bir þey
görmediðini biliyordu. Olay yüksek karavanlarýn arasýnda geçmiþ olmalýydý. Adam
þimdi bulunduðu yerden kýzý gözetlemiþti herhalde. Bir araba içinden mutlaka. Ama
Buffalo Bill, Catherine’in burada olduðunubiliyordu . Onu baþka bir yerde görmüþ ve
buraya kadar izlemiþ, fýrsat kollamýþ olmalýydý. Catherine’in boyunda kýzlar pek çok
deðildi. Adam istediði boyda biri gelene kadar herhangi bir yerde oturup beklemiþ
olamazdý. Günlerce oturup bekler de iþine yarayacak birini göremeyebilirdi o durumda.

Bütün kurbanlarý iriydi. Kimi þiþmandý ama hepsi iri yapýlýydý. «Üzerine uyacak bir
þey bulmak için.» Dr. Lecter’in sözlerini hatýrlayan Starling ürperdi

Sonra derin bir soluk aldý, yanaklarýný þiþirdi, soluðunu aðýr aðýr býraktý.Bakalým
Catherine hakkýnda neler öðrenebileceðim.

Catherine Martin’in kapýsýný bir eyalet polisi açtý. Starling kimliðini gösterince içeri
girmesini iþaret etti.

«Memur bey, burasýný bir gözden geçirmek istiyordum

Adam baþýný salladý. «Telefon çalarsa açmayýn, ben bakarým.»

Starling açýk mutfak kapýsýndan telefona bir ses kayýt aygýtýnýn baðlý olduðunu
gördü. Hemen yanýnda da iki yeni telefon vardý. Birinin çevirme kadraný yoktu,
doðrudan Southern Bell Þirketinin güvenlik bölümüne baðlý olmalýydý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Size yardýmcý olabilir miyim?» diye sordu genç memur.

«Polisin burada iþi bitti mi?»

«Daire aileye teslim edildi. Ben sadece telefonu bekliyorum. Yani herhangi bir þeye
dokunabilirsiniz.»

«Güzel, þöyle bir bakayým öyleyse.»

«Tamam.» Polis memuru kanepenin altýna soktuðu gazetesini alýp yine yerine oturdu.

Starling kafasýný toparlamak. istiyordu. Evde yalnýz olmayý yeðlerdi ama içersinin
polis dolu olmadýðýna da þükretmesi gerektiðini de biliyordu.

Ýþe mutfaktan baþladý. Yemeðe düþkün bir el deðmediði belliydi mutfaða. Kýzýn
arkadaþý Catherine’in eve patlamýþ mýsýr almaya geldiðini söylemiþti. Starling derin
dondurucuyu açtý. Ýçinde iki kutu mýsýr vardý. Mutfaktan park yeri görünmüyordu.

«Neredensin?»

Starling soruyu anlamadý.

«Neredensin dedim.»

Polis oturduðu yerden onu gözetliyordu.

«Washington,» dedi Starling.

Evyenin altý... evet, boruda anahtar izleri vardý, çýkýþ borusunu çýkarýp incelemiþlerdi.
TSB iyi çalýþmýþtý. Býçaklar keskin deðildi. Bulaþýk makinesi çalýþtýrýlmýþ ama
boþaltýlmamýþtý. Buzdolabýnda sadece hazýr meyve salatasýyla köy peyniri vardý. Kýz
bunlarý herhalde yakýnda bir yerden alýyordu. Belki de biri marketin çevresinde
dolanýrken görmüþtü onu. Kontrol etmeye deðerdi.

«Savcýlýktan mýsýn?»

«Hayýr, FBl’dan.»

«Baþsavcý geliyor. Öyle duydum. FBl’da ne kadardýr çalýþýyorsun?» Sebze


çekmecesinde lastikten bir lahana vardý. Starling lahanayý çevirip gizli mücevher
bölmesine baktý. Boþ.

«Ne kadardýr FBI’ dasýn?»

Starling genç memura baktý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Bakýn, memur bey, burada iþim bittikten sonra size bir soru sormam gerekecek
sanýrým. Belki de o zaman bana yardýmcý olabilirsiniz.»

«Elbette. Ben...»

«Çok iyi. Öyleyse bekleyelim de sonra konuþuruz. Þu anda düþünmem gereken þeyler
var.»

«Nasýl isterseniz.»

Yatak odasý Starling’in hoþlandýðý türden aydýnlýk ve güneþliydi. Pek çok genç
kadýnýn alamayacaðý pahalý kumaþlar ve pahalý mobilyalar kullanýlmýþtý. Ýki yatak.
Starling örtüleri kaldýrdý. Yastýklar sol yataktaydý, sað yatak boþtu.Catherine
istediðinde yataklarý bitiþtiriyor olmalý. Belki de. erkek arkadaþýnýn bilmediði bir
sevgilisi vardýr. Yada kimi zaman burada geceliyorlardýr. Telefon cevap makinesinde
uzaktan kumanda yok. Annesi telefon ettiðinde evde olmasý gerek.

Makine kendisininkinin aynýsýydý. Kapaðýný açtý. Gelen ve giden mesaj bantlarý


alýnmýþtý. Yerlerinde bir not vardý. TSB No.6.

Oda derli topluysa da, iri elli araþtýrmacýlarýn izleri belliydi, aldýklarýný yerli yerine
koymaya çalýþan ama biraz eðreti koyan insanlarýn izi. Düzgün yerlerde parmak izleri
olmasaydý bile Starling odanýn arandýðýný anlardý.

Starling yatak odasýnýn kaçýrýlmayla ilgili olduðuna inanmýyordu. Crawford haklýydý


herhalde: Catherine park yerinden kaçýrýlmýþtý. Ama Starling onu tanýmak istiyordu ve
burasý da onun yaþadýðý yerdi.

En çok dolapla ilgilenmiþti. Catherine Baker Martin’in pek çok eþyasý vardý ve
bazýlarý gerçekten iyi markalardý.Annesinin armaðanlarý , diye düþündü. Klasik
elbiseler iki ölçüdeydi: 70 ve 80 kilolar için. Bir rafta yirmi üç çift ayakkabý saydý. Üst
rafta da hafif bir sýrt çantasý ve bir tenis raketi.

Ayrýcalýklý bir çocuðun eþyalarý, çok kimseden rahat bir yaþantýsý olan bir öðrenci ve
öðretmen yardýmcýsý.

Yazý masasýnýn çekmecesinde pek çok mektup vardý. Doðudaki eski okul
arkadaþlarýndan notlar. Pullar, zarflar. Alt çekmecede armaðan sarmak için süslü
ambalaj kaðýtlarý. Starling yerel süper market memurlarýný sorguya çekmeyi
düþünürken eli kalýnca bir kaðýda deðdi. Kaðýt maviydi ve bir köþesine çizgi film
köpeði Pluto’nun resmi basýlýydý.

Starling çantasýndan cýmbýzýný çýkarýp renkli kaðýdý plastik bir zarfa soktu. Sonra
zarfý iþi bitene kadar yataðýn üstüne býraktý.

Tuvaletin üstündeki mücevher kutusu her yatýlý kýzýn odasýnda görülen meþin

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kutulardandý. Ýki çekmecesinde ucuz bir iki parça taklit mücevher vardý. Starling iyi
parçalarýn buzdolabýndaki lastik lahananýn için de mi saklandýðýný, eðer öyleyse
onlarý kimin almýþ olabileceðini düþündü.

Parmaðýný kutunun kapaðýnýn altýna sokup arka taraftaki gizli bölmeyi açtý sonra.
Orasý da boþtu. Bu gizli çekmeceler de kimden gizlenir acaba, diye düþündü, herhalde
hýrsýzlardan deðil. Çekmeceyi tam itecekken parmaklarý gizli bölmenin altýna
selobandla yapýþtýrýlmýþ bir zarfa deðdi.

Starling hemen eldivenini giyip mücevher kutusunun tersini çevir di, gizli çekmeceyi
çýkardý. Çekmecenin altýna kahverengi bir zarf yapýþtýrýlmýþtý. Kapaðý
yapýþtýrýlmamýþ, kývrýlýp zarfýn içine sokulmuþtu. Parmak izi tozu yoktu zarfýn
üstünde. Starling cýmbýzýyla zarfý açýp içindekileri çýkardý. Beþ tane Polaroid resim
vardý zarfta. Bir kadýnla erkek seviþiyorlardý. Yüz ve baþlarý görünmüyordu.
Resimlerden ikisini erkek, ikisini kadýn çekmiþti biri de komodinin üstüne
yarlaþtýrýlmýþ üçayaktan çekilmiþ olmalýydý.

Uzun boyuna ve cüssesine bakýlýrsa kadýn Catherine Martin olmalýydý Adam penisine
oymalý bir fildiþi halkaya benzer bir þey geçirmiþti. Ayrýntýlar pek net deðildi.. Erkek
apandisit ameliyatý olmuþtu. Starling resimlerin her birini ayrý ayrý plastik zarflara
koydu sonra hepsini birden kendi kahverengi zarfýna soktu. Çekmeceyi yerine
yerleþtirdi.

Arkadan bir ses, «Ýyi parçalar bende,» dedi. «Bir þeyin alýnmýþ olduðunu
sanmýyorum.»

Starling aynaya baktý. Yatak odasýnýn kapýsý önünde Senatör Martin duruyordu.
Kadýn bitkin bir haldeydi.

Starling döndü. «Ýyi günler, Senatör Martin. Biraz uzanmak ister miydiniz. Benim iþim
bitmek üzere.»

Senatör Martin yorgun olmasýna raðmen aðýrlýðýný belli eden bir insandý Starling
onun makyajý altýnda kavgacý biri olduðunu bir bakýþta anlamýþtý.

«Siz kimsiniz Polisin burada iþi kalmadýðýný sanýyordum.»

«Adým Clarice Starling. FBI’ daným. Dr. Lecter’le konuþtunuz mu, senatör?»

«Bana bir ad verdi.» Senatör Martin bir sigara yakýp Starling’i tepeden týrnaða kadar
süzdü. «Deðerini göreceðiz bakalým. Ya siz mücevher kutusunda ne buldunuz, Memur
Starling? Onun deðeri nedir, ha?»

«Bir iki dakikada doðruluðunu saptayabileceðimiz bir iki belge,» diyebildi Starling.

«Kýzýmýn mücevher kutusunda mý? Görelim.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Starling yan odada sesler duyunca içinde bir umut belirdi. «Memphis özel ajaný Bay
Copley de sizinle mi?» diye sordu.

«Hayýr ve bu da benim sorumun yanýtý deðil. Kýzýmýn mücevher kutusundan


aldýðýnýz neydi?» Kadýn dönüp seslendi. «Paul, bir dakika gelir misin? Memur Starling,
Adalet Bakanlýðýndan Bay Krendler’i tanýrsýnýz belki. Paul, Jack Crawford’un
Lecter’e gönderdiði kýz bu iþte.»

Krendler’in kafasýnýn açýk yeri güneþten yanmýþtý ve kýrk yaþýnda pek saðlýklý bir
görünüþü vardý.

«Kim olduðunuzu biliyorum, Bay Krendler. Nasýlsýnýz?»

En azýndan baþsavcý yardýmcýlarýndan biri. Bakanlýðýn Kongre temsilcisi. Yandýk.

«Memur Starling kýzýmýn mücevher kutusundan aldýðý bir þeyi kahverengi bir zarfa
koydu. Bunun ne olduðunu görsek iyi olur, deðil mi?»

«Memur Starling,» dedi Krendler.

«Sizinle biraz konuþabilir miyim, Bay Krendler?»

«Elbette. Ama daha sonra.» Adam elini uzattý.

Starling’in yüzü kýpkýrmýzý kesilmiþti. Senatör Martin’in pek kendin de


olmadýðýný biliyordu, ama yüzündeki kuþku yüzünden Krendler’iasla
baðýþlamayacaktý.

«Siz istediniz,» dedi. Zarfý adama býraktý.

Krendler zarfa þöyle bir bakýp kapaðýný kapatýrken Senatör Martin elinden çekip aldý.

Kadýnýn resimleri incelemesini seyretmek insana acý veriyordu. Senatör Martin hepsine
tek tek baktýktan sonra pencereye gitti, gözleri kapalýydý. Gün ýþýðýnda yaþlý
görünüyordu. Sigara içmeye çalýþýrken elleri titriyordu.

Krendler, «Senatör, ben...» dedi.

«Bu odayý polis aradý,» dedi kadýn. «Eminim onlar bulduklarý o resimleri yerine koyup
aðýzlarýný açmamayý yeðlemiþlerdir.»

«Hayýr, bulmadýlar,» dedi Starling. Kadýn yaralanmýþtý, ama ne olursa olsundu.


«Bayan Martin, o adamýn kim olduðunu bilmemiz gerek. Bunu anlýyorsunuzdur. Erkek
arkadaþýysa bir sorun yok. Bunu beþ dakikada öðrenebilirim. Resimleri baþka kimsenin
görmesine gerek yok, Catherine de bunu asla bilmeyecek.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Ben gereðine bakarým.» Senatör Martin zarfý çantasýna koyarken Krendler kendisini
engellemedi.

«Senatör, mutfaktaki lastik lahanadan mücevherleri siz mi aldýnýz?» diye sordu


Starling.

Senatör Martin’in yardýmcýsý Brian Gossage baþýný kapýdan içeri uzattý. «Özür
dilerim, senatör, terminali hazýrladýlar. FBI William Rubin adýný aramalarýný buradan
izleyebiliriz.»

«Siz gidin, Senatör Martin,» dedi Krendler. «Ben hemen gelirim.» Ruth Martin,
Starling’in sorusunu yanýtlamadan dýþarý çýktý.

Starling fýrsattan yararlanýp yatak adasýnýn kapýsýný kapatmakta olan Krendler’i


inceledi. Elbisesi ýsmarlamaydý ve silahlý deðildi. Uzun tüylü yünlü halýda yürümekten
ayakkabýlarýnýn topuklarýnýn bir parmak kadarýnýn boyasý silinmiþti..

Adam bir an eli kapýnýn kolunda durup önüne baktý.. Dönünce, «Ýyi bir arama
yaptýnýz,» dedi.

Starling kendini bu kadar ucuza satamazdý. Adamýn yüzüne baktý.

«Quantico’ da insaný iyi yetiþtiriyorlar doðrusu,» dedi Krendler.

«Hýrsýz yetiþtirmezler ama.»

«Bunu biliyorum.»

«Bildiðinizi anlamak çok güç.»

«Yeter artýk.»

«Resimler ve lastik lahana konusu araþtýrýlacak, deðil mi?»

«Evet.»

«Bu William Rubin adý ne oluyor, Bay Krendler.»

«Lecter bunun Buffalo Bill’in adý olduðunu söyledi. Ýþte Teþhis Bölümüne
gönderdiðimiz yazýnýn kopyasý. Bir bakýn.» Starling’e noktalý yazýcýdan çýktýðý
için bulanýk olan bir kaðýt uzattý: Senatörün. Lecter’le konuþmasý.

Starling kaðýdý okuduktan sonra Krendler, «Ne diyorsunuz?» diye sordu.

«Burada önemli hiçbir þey söylememiþ. Billy Rubin adýnda beyaz bir erkek olduðunu

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

söylüyor. Sonuç ne olursa olsun, bu konuda kendisine yalancý diyemezsiniz. En


fazlasýndan yanýldýðýný iddia edebilir. Ama senatörle alay ediyor da olabilir. O bunu
yapabilecek bir insandýr, Bay Krendler Kendisini hiç gördünüz mü?»

Krendler baþýný salladý.

«Dr. Lecter bildiðimiz kadarýyla dokuz kiþi öldürmüþ. Ölüleri diriltse bile akýl
hastanesinden çýkarýlmasý olanaksýz.. O yüzden yapabileceði tek þey alay etmek. Bu
nedenle biz onun suyuna gidip...»

«Onu nasýl idare ettiðinizi biliyorum. Chilton’un bant kaydýný dinledim. Bunun
yanlýþ olduðunu söylüyor deðilim, artýk bitti diyorum. Davranýþ Bilimleri þimdiye
kadar elde ettiklerinizi - transseksüel açýsýný - araþtýrabilir. Zaten siz de yarýn
Ouantico’ya okula döneceksiniz.»

«Bir þey daha buldum.»

Yataðýn üstündeki renkli kaðýda dikkat eden olmamýþtý. Starling kaðýdý adama verdi.

«Nedir bu?»

«Bir kaðýt dolusu Pluto’ya benziyor.» Adamýn bunun anlamýný sormasýný bekledi.

Krendler elini sallayarak bilgi istedi.

«Bunun LSD’li kaðýt olduðunu sanýyorum. Yetmiþli yýllarýn ortalarýndan falan


kalmýþ olmalý. Þimdi antika sayýlýr. Bunu nereden bulduðunu araþtýrmaya deðer. Emin
olmak için bazý testler yapmalýyýz.»

«Washington’a götürüp laboratuara verebilirsiniz. Birkaç dakikaya kadar


gideceksiniz.»

«Beklemek istemiyorsanýz þimdi portatif takýmla da yapabiliriz. Poliste narkotik teþhis


takýmý varsa, J testidir, iki saniye yeter…»

Adam kapýyý açarak, «Washington’a, okula,» dedi.

«Bay Crawford’un bana talimatý…»

«Talimatýnýzý burada ben veriyorum. Artýk Jack Crawford’un emrinde deðilsiniz


Bundan sonra herhangi bir öðrenciden farksýzsýnýz ve iþiniz Quantico’dadýr.
Anladýnýz mý? Saat ikiyi on geçe bir uçak var. Onu kaçýrmayýn.»

«Bay Krendler, Dr. Lecter Baltimore polisiyle konuþmayý reddettikten sonra benimle
konuþtu. Bunu bir kez daha yapabilir. Bay Crawford düþündü ki....»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Krendler kapýyý bir kere daha, bu sefer gereðinden daha sert kapattý.

«Memur Starling, size durumumu açýklamak zorunda deðilim, ama beni iyi dinleyin.
Davranýþ Bilimlerinin rolü danýþmanlýktýr, hep de öyle olmuþtur. Bundan sonra da öyle
olacaktýr. Jack Crawford’un zaten izin almasý gerekiyordu. Onun durumunda bu kadar
çalýþabilmesine þaþýyorum zaten. Bunu Senatör Martin’den saklayarak aptalca bir
kumar oynadý. Geçmiþi ve emekliliði bu kadar yakýn olmasý nedeniyle senatör bile onu
fazla hýrpalayamaz. Onun için yerinizde olsam onun geleceðini fazla düþünmezdim.

Starling az da olsa soðukkanlýlýðýný kaybetti. «Ondan baþka üç tane seri cinayet


iþleyeni yakalayan oldu mu? Bir tanesini bile yakalayan oldu mu, ha? Senatörü böyle
baþýboþ býrakmamalýsýnýz, Bay Krendler.»

«Sen zeki bir çocuk olmalýsýn, yoksa Crawford seninle böyle uðraþmazdý onun için
sana son kez bir þey söyleyeceðim. Konuþtuðuna dikkat et, yoksa kendini sekreterler
arasýnda buluverirsin. Anlamýyor musun? Lecter’e gönderilmenin tek nedeni FBI
Baþkanýnýn Senato’da kullanabileceði bazý bilgiler elde etmekti. Büyük cinayetler
hakkýnda zararsýz bilgiler Dr. Lecter in ’içyüzü’ gibi. Baþkanýnýz Senato da
bütçesini çýkarmak için þeker daðýtýr gibi daðýtýr bunlarý. Bu vakadan çekildin artýk
Memur Starling. Yanýnda geçici kimliðin olduðunu biliyorum ver onu bana!»

«Tabancayla uçaða binmek için o kimliðe ihtiyacým var Tabanca Quantico’nundur.»

«Tabanca ha! Aman Tanrým! Öyleyse döner dönmez kimliðini iade edeceksin.»

Senator Martin, Gossage bir teknisyen ve birkaç polis telefona baðlý modemli bir
ekranýn baþýndaydýlar Ulusal Suç Bilgi Merkezi hattýndan Dr. Lecter’in verdiði
bilginin bilgisayarlarda iþlenmesini izliyorlardý. Atlanta Ulusal Hastalýk Kontrol
Merkezinden bir haber vardý: Fildiþi alerjisi Afrika fildiþlerini zýmparalarken çýkan tozu
solumaktan olurdu, genellikle dekoratif þeyler yaparken. Amerika’da býçakçýlara özgü
bir hastalýktý.

’Býçakçýlar ’ sözü geçerken Senatör Martin gözlerini kapattý. Starling ’i içeri alan
genç polis senatöre bir fincan kahve getiriyordu.

Starling dýþarý çýkmamaya kararlýydý. Kadýnýn önünde durup, «Þansýnýz açýk olsun,
senatör,» dedi. «Catherine’in iyi olduðunu umarým.»

Senatör Martin ona bakmadan baþýný salladý. Krendler, .Starling’i dýþarý çýkardý. ’

«Buraya gelmemesi gerektiðini bilmiyordum,» dedi genç polis. Krendler de Starling’le


dýþarý çýkmýþtý. «Jack Crawford’a büyük saygým vardýr,» dedi. «Lütfen kendisine
hepimizin çok üzgün olduðunu söyleyin... Bella için. Þimdi okula gidip derslerimize
dönüyoruz, tamam mý?>

«Ýyi günler, Bay Krendler.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Starling artýk park yerinde yapayalnýzdý ve bu dünya konusunda hiçbir þey


anlamadýðýný düþünüyordu.

Crawford’la konuþmayý isterdi.Boþa harcanan zaman ve aptallýktan kötüsü yoktur,


demiþti. Bu zamaný iyi kullanýrsan, .seni olgunlaþtýrýr. En güç sýnav budur, öfke ve
düþ kýrýklýðýnýn seni düþünmekten alýkoymasý. Baþarýnýn anahtarý buradadýr iþte.

Starling baþarýya metelik vermiyordu þimdi. Hatta Özel Ajan Starling olmaya da. Eðer
oyun böyle oynanacaksa.

Potter’deki cenaze evinin masasýnda yatan o zavallý þiþman ölü kýzý düþündü. Bu
lanet motorlar gibi boyalýydý týrnaklarý.

Adý neydi?Kimberly .

Bu it herifler benim aðladýðýmý göremeyecekler iþte.

Herkesin de adý Kimberly’ydi… kendi sýnýfýnda dört Kimberly vardý. Üç de Sean.


Kimberly güzelleþmeye çalýþarak, kendini süslemeye çalýþarak kulaklarýný deldirmiþti.
Ve Bufallo Bill onun zavallý dümdüz memelrine bakmýþ, ortasýna tabancasýnýn
namlusunu dayayýp göðsünde bir deniz yýldýzý açmýþtý.

Bacaklarýnýn kýllarýný balmumuyla alan zavallý þiþko Kimberly. Yüzünden, kollarýyla


bacaklarýndan anlaþýldýðý kadarýyla en iyi yaný teniymiþ.Kimberly, yukarýda bir
yerlerde bana öfkeli misin? Onu kollayan senatörler yoktu. Kýytýrýk insanlarý oradan
oraya taþýyan jet uçaklarý da. Amakýytýrýk kullanmasý gereken bir sözcüktü.
Yapmamasý gereken öyle çok þey vardý ki.

Starling saatine baktý. Uçaðýn kalkmasýna daha bir buçuk saat var ve bu süre içinde bir
þey yapabilirdi. «BilIy Rubin» derken Dr. Lecter’ýn yüzünü görmek istiyordu. O
kestane rengi gözlere bakmaya tahammül edebilirse, karanlýðýn kývýlcýmlarý yuttuðu o
gözlere yeteri kadar bakabilirse iþe yarayan bir þey görebilirdi belki. Bir neþe parýltýsý
görebileceðini sanýyordu.

Tanrýya þükürler olsun ki kimliðim var.

35. BÖLÜM

Clarice Starling yoðun Memphis trafiði arasýnda hýzla sürüyor arabasýný. Yanaklarýnda
iki damla kurumuþ gözyaþý var. Þu anda garip bir biçimde serbest hissediyor kendini.
Kavga etmeye hazýr olduðunu anladýðý için kendi kendine dikkatli olmayý telkin ediyor.

Havaalanýndan gelirken eski mahkeme binasý önünden geçtiðinden þimdi burasýný


bulmakta güçlük çekmiyor.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Tennessee Hannibal Lecter konusunda hiçbir riski göze almýyorlardý. Onu bir kent
cezaevinin tehlikelerinden uzak ve güvenlik içinde tutmaya kararlýydýlar.

Bunun için de emeðin bedava olduðu günlerde granitten yapýlmýþ bir bina olan eski
mahkeme ve cezaevi binasýný seçmiþlerdi. Burasý þimdi restore edilip bir iþ merkezine
dönüþtürülmüþtü.

Bugün ise polis tarafýndan çevrili bir ortaçað kalesini andýrmaktaydý.

Park yerinde çeþitli görevlilere ait araçlar vardý; yol devriyesi, Shelby Ýlçesi Þerifliði,
Tennessee Soruþturma Bürosu. Starling kiralýk arabasýný parka sokmak için bile bir
polis noktasýndan geçmek zorun daydý.

Dr. Lecter dýþardan da ek bir güvenlik sorunu oluþturmaktaydý. Sabah haberlerinde


nerede tutulduðu bildirildikten sonra tehdit edici telefonlar yaðmaya baþlamýþtý;
kurbanlarýnýn onu ölü görmek isteyecek pek çok dost ve akrabalarý vardý.

Starling FBI, bölge ajaný Copley’in orada olmamasýný diledi. Adamýn baþýný derde
sokmak istemezdi.

Binanýn merdivenlerinin önündeki çimenlikte bir muhabir kalabalýðý içinde


Chilton’un baþýný gördü. Kalabalýk içinde iki de televizyon kamerasý vardý. Starling
baþýnýn örtülü olmasýný isterdi. Kuleye yaklaþýrken baþýný yana çevirerek yürüdü.

Kapýdaki polis kimliðini alýp inceledikten sonra onu hole býraktý. Hol de þimdi polis
kaynýyordu. Kalenin tek asansörüyle merdivenlerin önünde de birer polis nöbetteydi.

Asansörün karþýsýndaki masanýn baþýnda bir çavuþ vardý Göðsündeki plakada adýnýn
TATE, C. L. olduðu yazýlýydý

Çavuþ Tate Starling’i görünce, «Basýna yasak » dedi.

«Basýndan deðilim.»

Adam kimliðini kontrol edince, «Baþsavcýlýktan mýsýnýz?» diye sordu.

«Baþsavcý Yardýmcýsý Krendler,» dedi Starling. «Az önce yanýndan ayrýldým.»

Adam baþýný salladý «Tennessee’nin bütün polisleri Dr Lecter’i görmek istiyorlar.


Tanrýya þükürler olsun ki, sýk sýk görülmüyor böylesi. Yukarý çýkmadan önce Dr.
Chilton’la konuþmanýz gerekecek.»

«Onu dýþarýda gördüm,» dedi Starling. «Bu sabah Baltimore’da bu olayda birlikte
çalýþýyorduk. Burayý mý imzalayacaðým, Çavuþ Tate?»

Çavuþ dilini diþine götürüp üzerinde dolaþtýrdý. «Evet. Gözaltý kurallarý, bayan.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Ziyaretçiler polis de olsalar silahla yukarý çýkamazlar.»

Starling baþýný salladý. Tabancasýn þarjörünü çýkardý, sonra namlusundan tutarak


çavuþa uzattý. Çavuþ tabancayý çekmecesine kilitledi.

«Vernon bayaný yukarý götür. Telefonda üç numara çevirip Starling’in adýný söyledi.

1920’lerden kalma asansör gacýrtýlarla en üst kata çýktý. Þimdi bir hol. Ve kýsa bir
koridor vardý önlerinde.

«Tam karþýsý, hanýmefendi» dedi polis

Kapýnýn buzlu camýnda SHELBY ÝLÇESÝ TARÝH DERNEÐI yazýyordu.

Kulenin hemen hemen tüm üst katý beyaza boyalý bir tek sekiz köþeli odaydý Tennessee
Emniyetinden üniformalý iki kiþi nöbetteydiler Starling içeri girerken kýsa boylu olaný
masasýnýn baþýnda ayaða kalktý.

Ýriyarý olaný odanýn öteki ucunda portatif bir iskemlede oturuyordu. Yüzü bir hücrenin
kapýsýna dönüktü.

Masadaki polis, «Tutukluyla konuþmaya yetkili misiniz, bayan?» dedi. Göðsündeki


kaðýttan adýnýn T.W.PEMBRY olduðu anlaþýlýyordu; masanýn üstünde bir telefon, iki
cop ve bir teneke bayýltýcý Maze spreyi vardý.

«Evet. Kendisini daha önce de sorguya çekmiþtim.’»

«Kurallarý biliyorsunuz öyleyse. Engeli geçmeye kalkýþmayýn.»

«Elbette.»

Odadaki tek renkli þey, turuncu ve sarýya boyalý, iki kenarýnda þimdi yanmayan
lambalarý olan tahta polis barikatýydý. Barikat hücre kapýsýnýn bir buçuk metre kadar
berisinde duruyordu. Bir yandaki askýda doktorun eþyalarý asýlýydý; hokey maskesi ve
Starling’in daha önce görmediði bir þey: bir Kansas idam sehpasý yeleðL Yelek kalýn
meþinden yapýlmýþtý, bel hizasýnda çifte kilitli bilek tutamaklarý vardý, arkadan
baðlanýyordu. Yeryüzünün en güvenilir baðlama aracý olmalýydý. Maske ve siyah yelek
beyaz duvarla insaný rahatsýz eden bir karþýtlýk oluþturuyordu.

Starling hücreye yaklaþýrken Dr. Lecter’i gördü. Lecter yere çivilenmiþ küçük bir
masanýn baþýnda bir þeyler okuyordu. Sýrtý kapýya dönüktü. Önünde bir sürü kitapla
Starling’in Baltimore’da verdiði Buffalo Bill dosyasý vardý. Masanýn bacaðýna
küçük bir kasetçalar zincirle baðlýydý. Onu akýl hastanesi.dýþýnda görmek çok garipti.

Starling çocukken böyle hücreler görmüþtü. Bunlar yüzyýlýn baþýn da bir St. Louis
þirketi tarafýndan üretilmiþti, herhangi bir adayý bir hücreye dönüþtüren çelik bir kafes.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Zemini çubuklar üstüne yerleþtirilmiþ çelik bir levha, duvarlar çepeçevre çelik
parmaklýktý. Pencere yoktu. Hücre bembeyazdý ve parlak bir ýþýkta aydýnlatýlýyordu.
Tuvaletin önün de ince bir karton perde vardý.

Dr. Lecter baþýný çevirmeden, «Günaydýn, Starling,» dedi. Sayfasýný bitirdi, kaldýðý
yeri iþaretledi ve koltuðunda dönerek kýza baktý.

«Hücrenizdeki resimlerinizi istersiniz diye düþündüm., manzaralý yeni bir yere geçene
kadar yani.»

«Çok düþüncelisin. Dr. Chilton seninle Jack Crawford’la soruþturmadan


alýnmanýzdan dolayý sevincinden havalarda uçuyor. Yoksa seni son bir deneme için mi
gönderdiler?»

dýþarýdaki polis masanýn baþýndaki Pembry’nin yanýna gitmiþti. Starling onlarýn


konuþmalarýný duymayacaklarýný umdu.

«Beni kimse göndermedi. Ben kendim geldim.»

«Ýnsanlar aþýk olduðumuzu düþünecek…. Billy Rubin hakkýnda soru sormayacak


mýsýn, Clarice?»

«Dr. Lecter... Senatör Martin’e söylediklerinizi reddetmeden etmeden... bana sizin


önerdiðiniz yolda devam etmemi öner...»

«Reddetmek ha! Bayýldým buna. Bunu hiç önermem. Beni kandýrmaya çalýþtýn,
Clarice. Benim bu insanlarla oyun oynadýðýmý mý sanýyorsun?»

«Bana söylediklerinizin gerçek olduðuna inanýyorum.»

«Beni kandýrmaya çalýþmakla hata ettin, deðil mi? Ne yazýk ki Catherine Martin bir
daha güneþi göremeyecek.»

«Þu anda böyle yaltaklanýyor olmanýz çok yazýk,» dedi Starling. «Konuþtuðumuz þeyi
tamamlayamamýz çok yazýk. O krizalit konusunda ki düþüncelerinizde… insanýn
unutamayacaðý bir tür zarafet vardý. Þimdi ise bu fikir yýkýntý halinde kaldý ortada.»

«Armaný geri aldýlar mý, Clarice?»

«Hayýr.»

«Ceketinin altýndaki babanýn bekçi saati gibi duran kabarýklýk nedir?»

«Yedek þarjör.»

«Demek silahlý geziyorsun?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Evet.

«O zaman ceketini biraz bollaþtýrmalýsýn. Dikiþ diker misin?»

«Evet.»

«O elbiseyi sen mi diktin?»

«Hayýr… Dr. Lecter, sizher þeyi biliyorsunuzdur. Bu ’Biliy Rubin’ ile öyle yakýndan
konuþup da hakkýnda bu kadar az þey biliyor olamazsýnýz.»

«Öyle mi dersin?»

«Onu tanýyorsanýz hakkýnda her þeyi biliyorsunuzdur. Ama bir tek ayrýntýyý
hatýrladýnýz. Fildiþi alerjisi olduðunu. Atlanta’nýn bunun bir býçak yapýcýsý
hastalýðý olduðunu bildirdiðinde yerlerinden nasýl zýpladýklarýný görecektiniz. Tahmin
ettiðiniz gibi hemen yuttular. Bunun karþýlýðýnda Peabody’de bir daire vermeliydiler
size. . Dr. Lecter, onu tanýyorsanýz onun hakkýnda bilinecek her þeyi de biliyorsunuz
demektir. Bence siz onunla tanýþmadýnýz ve sadece Raspail’in ondan söz ettiðini
duydunuz. Elden düþme bilgi de Senatör Martin’i pek tatmin etmezdi, deðil mi?»

Starling omzu üzerinden arkasýna baktý. Polislerden. biri diðerine bir dergide bir þey
gösteriyordu.

«Baltimore’dayken bana anlatacak baþka þeyleriniz de vardý, Dr. Lecter. Bunun hâlâ
geçerli olduðuna inanýyorum. Bana geri kalanýný da söyleyin.»

«Ben dosyalarý okudum.. Sen de okudun mu, Clarice? Adam hakkýnda bilmek istediðin
her þey orada yazýlý, eðer dikkat edersen tabii. Müfettiþlerin ustasý Crawford’un geçen
yýl Ulusal Polis Akademisinde yaptýðý o akýllara durgunluk verici konuþmayý okudun
mu? Marcus Aurelius’tan alýnma görev, onur ve cesaret. Bella sonunda öldüðünde
Crawford’un o ünlü soðukkanlýlýðýný görelim bakalým. Marcus Aurelius’u
anladýysa bu vakayý da çözebilir.»

«Bunu nasýl yapacaðýný söyleyin bana.»

«O zeka ýþýltýný gördüðüm zaman sizin kuþaðýn okumadýðýný unutuyorum, Clarice.


Ýmparator basitlik öneriyor. Ýlk ilkeler. Herhangi bir þeyden önce þunu sor:Bu, kendi
içinde nedir? Nedenselliði nerededir ?»

«Bunun benim için hiçbir anlamý yok.»

«Aradýðýnýz bu adam ne yapýyor’?»

«Öldürüyor…»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Kýzýn bu yanlýþlýkta ýsrarý üzerine Dr. Lecter bir an baþýný çevirdi. «O ikinci
derecede bir olay. Yaptýðý ilk ve asýl þey ne, öldürmekle ne arýyor?»

«Öfke, toplumsal kýrgýnlýk, cinsel...»

«Hayýr. »

«Ne o halde?»

«Gýpta ediyor, imreniyor, senin olduðun þeye imreniyor. Ýmrenmek onun doðasýnda
varolan bir þey. Ýmrenmeye nasýl baþlarýz, Clarice? Ýmrenecek þey mi ararýz? Bunu
yanýtlamaya çalýþ.»

«Hayýr. Biz sadece…»

«Evet. Her gün gördüðümüz bir þeye imrenerek baþlarýz. Rastladýðýn kiþilerin
gözlerinin üzerinde dolaþtýðýný hissetmez misin, Clarice. Bunun farkýnda
olmayacaðýný hiç sanmam. Ve senin gözlerin baþka þeyler üstünde dolaþmaz mý?»

«Peki söyleyin öyleyse...»

«Söyleme sýrasýsende , Clarice. Artýk bana Hayvan Hastalýklarý Adasýna satacak


tatilin de yok. Bundan sonra ne verirsen onu alýrsýn. Seninle iþ yaparken çok dikkatli
olmam gerekecek. Anlat, Clarice.»

«Ne anlatayým?»

«Daha önceden iki þey borçlusun bana. Ata ne olduðu ve öfkeni ne yaptýðýn.»

«Dr. Lecter zamanýmýz olduðunda size…»

«Zaman ölçümüz seninle ayný deðil, Clarice: Bundan baþka zamanýn olmayacak.»

«Bakýn, daha sonra, ben...»

«Þimdidinleyeceðim. Babanýn ölümünden iki yýl sonra annen seni kuzeniyle kocasýnýn
yanýnda yaþaman için Montana’da bir çiftliðe gönderildin. On yaþýndaydýn. Onlarýn
öldürülecek atlarý beslediklerini anladýn. Gözleri iyi görmeyen bir atla kaçtýn. Sonra?»

«Yazdý, dýþarýda yatabilirdik. Arka yollarý izleyerek Bozeman’a kadar geldik.»

«Atýn bir adý var mýydý?»

«Belki, ama öldürülecek hayvan beslediðin zaman bunu pek önemsemezsin. Ben
onaHannah derdim.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Ata binmiþ miydin, yoksa yedekte mi götürüyordun?»

«Her ikisi de. sýrtýna binmek için bir çitin yanýna götürmek zorun daydým.»

«Bozeman’a kadar kâh yürüyerek kâh at sýrtýnda geldin.»

«Kasabanýn hemen dýþýnda bir ahýr, bir tür bir binicilik okulu vardý. Atý bakmalarý
için oraya býrakmak istedim. Aðýlda haftada yirmi dolar istediler. Ahýrda bölmeye
yerleþtirmek ise daha fazlaydý. Hayvanýn göremediðini hemen anladýlar. Peki, ben onu
gezdiririm dedim. Küçük çocuklar sýrtýna binerler, ben de ipinden tutup onlarý
gezdirirdim. Ahýrlarý temizleyebilirim dedim. Adamýn biri her dediðime evet derken
karýsý da öteki odadan þerife telefon etti.»

«Þerif polisti,baban gibi .»

«Ama ilk baþta ondan korkmama engel olmadý bu. Kocaman kýpkýrmýzý bir suratý
vardý. Þerif sonunda ’iþler yoluna girene kadar’ çýkarýp yirmi dolar verdi. Sýcak
havada ahýra girmenin anlamý yok dedi. Olayý gazeteler duymuþtu. Annemin kuzeni
beni býrakmaya razý oldu. Sonunda Bozeman’da Lutheran Çocuk Yurduna alýndým.»

«Orasý biryetimhane miydi?»

«Evet.»

«Peki, ya Hannah?»

«Onu da aldýlar. Ýriyarý bir Lüteryen çiftçi samanýný verdi. Yetimhanede bir samanlýk
vardý zaten. Onunla topraðý sürdük. Ama gözleri görmediði için dikkatli olmak
gerekiyordu. Bacaklarýyla hissedemeyeceði kadar kýsa olan sebzelerin falan arasýna
giriverirdi. Sonra bir arabaya koþup çocuklarý çektirdik ona.»

«Sonundaöldü ama.»

«Evet.»

«Bana bunu anlat.»

«Geçen yýldý, bana okula yazdýlar. Yirmi iki yaþýnda olduðunu tahmin etmiþlerdi.
Yaþamýnýn son günü yine arabayla çocuklarý çekmiþ, sonra da uykusunda ölmüþ.»

Dr. Lecter düþ kýrýklýðýna uðramýþ gibiydi.

«Montana’da kuzenin kocasý ýrzýna geçti mi, Clarice?»

«Hayýr.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Denedi mi?»

«Hayýr.»

«Neden atla kaçtýn öyleyse?»

«Onu öldüreceklerdi.»

«Ne zaman öldüreceklerini biliyor muydun?»

«Tam olarak deðil. Ama hep endiþeliydim. Çok semirmiþti.»

«Peki seni kaçmaya iten ne oldu? Neden o günü seçtin?»

«Bilmiyorum.»

«Bildiðini sanýyorum.»

«Zaten hep endiþe içindeydim.»

«Seni harekete geçiren ne oldu, Clarice? Saat kaçta yola çýktýn?»

«Erken. Hava daha karanlýktý.»

«Þu halde bir þey seni uyandýrdý. Seni uyandýran ne oldu? Rüya mý gördün? Ne oldu?»

«Uyandýðýmda kuzularýn melediklerini duydum. Karanlýkta uyandým ve kuzular


çýðlýk çýðlýða baðýrýyorlardý.»

«Bahar kuzularýný mý öldürüyorlardý?»

«Evet.»

«Sen ne yaptýn?»

«Onlar için bir þey yapamazdým. Ben sadece...»

«Atlane yaptýn?»

«Iþýðý yakmadan giyinip dýþarý çýktým. At ürkmüþtü. Bütün atlar ürkmüþler, aðýlýn
içinde koþuþup duruyorlardý.. Burnuna üfleyince gelenin ben olduðumu anladý. Sonunda
burnunu avucumun içine býraktý. Samanlýkta ve koyun aðýlýnýn yanýndaki barakada
ýþýk vardý. Çýplak ampuller, iri iri gölgeler. Frigorifik kamyon gelmiþti, motoru
homurtuyla çalýþý yordu. Atý alýp çýktým oradan.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Eyerlemiþ miydin?»

«Hayýr. Eyeri almamýþtým. Sadece bir ip vardý.»

«Karanlýkta giderken ýþýklarýn olduðu yerden kuzu sesleri geliyor muydu?»

«Pek uzun sürmedi. Sadece on iki kuzu vardý.»

«Hâlâ zaman zaman geceleri uyanýyorsun, deðil mi? Karanlýktakuzularýn çýðlýklarý ný


duyarak uyanýyor musun?»

«Bazen.»

«Buffalo Bill’i kendi baþýna yakalayýp Catherine’i kurtarýrsan kuzularýn artýk


susacaklarýný düþünüyor musun, Clarice?»

«Evet. Bilmiyorum. Belki.»

«Teþekkür ederim, Clarice.»

Dr. Lecter huzura kavuþmuþ gibiydi.

«Bana onun adýný söyleyin, Dr. Lecter.»

Starling bir an Chilton’un arkasýnda olduðunu anlamadý. Adam kýzýn dirseðini tuttu.

Starling kolunu çekti. Memur Pembry ile iriyarý arkadaþý Chilton’un arkasýndaydýlar.

«Asansöre,» dedi Chilton. Yüzü kýpkýrmýzýydý.

«Dr. Chilton’un týp diplomasý olmadýðýný biliyor muydun?» dedi Dr. Lecter. «Ýlerde
iþine yarayabilir, sakýn unutma bunu.»

«Gidelim,» dedi Chilton.

«Burada emirleri siz veremezsiniz, Dr. Chilton,» dedi Starling. Memur Pembry
yanlarýna geldi.. «Doðru, bayan, ama ben verebilirim. Hem benim hem sizin patronunuzu
aradý doktor. Kusura bakmayýn ama sizi dýþarý çýkarmak için emir aldým. Lütfen
benimle gelin þimdi.»

«Güle güle, Clarice. Kuzularýn sesleri kesildiðindebana haber verecek misin?»

«Evet.»

Pembry kolunu tutmuþtu. Ya karþý koyacak ya gidecekti.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Evet, haber vereceðim,» dedi.

«Söz veriyor musun?»

«Evet.»

«Eh, dosyaný alabilirsin, Clarice, artýk ona ihtiyacým kalmadý.» Lecter parmaklýklarýn
arasýndan kolunu uzattý. Clarice dosyayý alýrken bir an parmaklarý birbirine deðdi.
Temasla birlikte Lecter’in gözlerinden bir parýltý geçti.

«Teþekkür ederim, Clarice… Teþekkür ederim…»

«Ben size teþekkür ederim, Dr. Lecter.»

Adam Clarice’in aklýnda o haliyle kalacaktý. alay etmediði bir anda donmuþ gibi.
Beyaz hücresinde, elleri önünde kavuþmuþ, baþý hafifçe yana eðik…

Starling, Krendler’in yetiþmesini emrettiði uçaða güçlükle yetiþti.

36. BÖLÜM

Pembry ve Boyle, Dr. Lecter’e gardiyanlýk etmek üzere Brushy Mountain Eyalet
Cezaevinden getirilmiþ deneyimli memurlardý. Sakin ve dikkatli insanlardý, görevlerinin
kendilerine Dr. Chilton tarafýndan hatýrlatýlmasýný gereksiz buluyorlardý.

Memphis’e Lecter’dan önce gelmiþler ve hücreyi inceden inceye kontrol etmiþlerdi.


Dr. Lecter eski mahkeme binasýna getirildiðinde, onu da kontrolden geçirmiþlerdi.
Lecter’in vücudu erkek bir hastabakýcý tarafýndan araþtýrýlmýþ, elbiseleri tek tek
elden geçirilmiþ, dikiþ yerleri üstünde bir maden detektörü gezdirilmiþti.

Boyle ile Pembry, Dr. Lecter muayene edilirken yumuþak bir sesle konuþmuþlardý
onunla.

«Dr. Lecter sizinle iyi geçineceðimizi sanýyoruz. Siz bize karþý iyi davranýrsanýz biz de
size iyi davranýrýz. Centilmen davranýþý bekliyoruz sizden. Ama hiç de yumuþak
insanlar olmadýðýmýzý bilmelisiniz. Isýrmaya kalkarsanýz aðzýnýzda ýsýracak diþ
kalmaz sonra. Burada iyi bir þey elde ediyor gibisiniz. Bunu elden kaçýrmak
istemezsiniz, deðil mi?»

Doktor gözlerini dostça kýrpýþtýrarak bakmýþtý memurlara. Cevap vermek istediyse de,
hastabakýcýnýn açýk tutmak için aðzýna bir tahta parçasý sokup fenerini diþlerinin
üstünde dolaþtýrmasýyla buna fýrsat bulamamýþtý..

Detektör yanaðý üstünde geçirilirken birbip sesi duyuldu.

«Nedir o?» dedi hastabakýcý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Dolgu,» dedi Pembry. «Dudaðýný çek de bak.»

Boyle muayene bitip de Dr. Lecter hücreye sokulduktan sonra arkadaþýna, «Bize bir iþ
çýkaracaðýný sanmam,» dedi.

Hücre saðlam ve güvenliydi ama yemek tepsisinin geçirileceði bir yuvasý yoktu. Yemek
saati gelince, Starling’in ziyaretini, izleyen sýkýntýlý havada Dr. Chilton herkesi
rahatsýz ederek Dr. Lecter’e deli gömleðinin giydirilip ayak baðlarýnýn takýlmasýný
istedi. Ondan sonra tepsi içeri taþýnýrken kendisi de elinde Mace kutusuyla kapý önünde
bekledi.

Chilton, Boyle ve Pembry’ye, plakalarýnda yazýlý olmasýna raðmen, adlarýyla hitap


etmiyor, gerektiðinde «Hey, sen!» diye çaðýrýyordu.

Gardiyanlar ise Chilton’un gerçek bir doktor olmadýðýný duymuþlardý. Boyle onun
sadece ’lanet bir öðretmenden baþka bir þey olmadýðýný’ söylemeye baþlamýþtý.

Pembry, Chilton’a, Starling’in ziyaretine izni kendilerinin deðil, aþaðýdan


verdiklerini söylemeye çalýþmýþ ama Chilton’un öfkesi içinde bunu umursamadýðýný
görmüþtü.

Dr. Chilton akþam yemeðinde ortalarda görünmeyince Boyle ile Pembry tepsiyi içeri
götürmek için kendi yöntemlerini kullandýlar ve bunda da baþarýlý oldular.

«Dr. Lecter, bu geceyemek ceketini giymen gerekmeyecek,» dedi Pembry, «Senden


sýrtýn bana dönük yere oturmaný ve kollarýný arkaya uzatmaný istiyorum. Hah þöyle,
þimdi ellerini parmaklýklarýn arasýndan bileklerin düz gelecek þekilde uzat.» Pembry,
Dr. Lecter’in ellerini parmaklýðýn dýþýnda kelepçeledi. «Biraz canýn acýyacak ama bu
senin için de benim için de kolay olacak ve çok sürmeyecek.»

Dr. Lecter deðil ayaða kalkmak, doðrulamýyordu bile. Bacaklarý da öne uzanmýþ
olduðundan tekme atmasý olanaksýzdý.

Dr. Lecter böyle sýkýca baðlandýktan sonra Pembry masasýna dönüp hücrenin
anahtarýný aldý, copunu beline taktý, Mace kutusunu da cebine koyup hücreye döndü. O
kapýyý açýnca Boyle tepsiyi içeri götürdü. Kapýyý tekrar kilitleyip anahtarý yeniden
masaya götürdükten sonra Dr. Lecter’in kelepçelerini çýkardý. Böylece doktorun elleri
serbestken bir an bile anahtarla hücreye yaklaþmamýþ oluyordu.

«Kolay oldu, deðil mi?» dedi sonra.

«Çok rahat oldu, teþekkür ederim, memur bey,» dedi Dr. Lecter. «Gördüðünüz gibi idare
etmeye çalýþýyorum iþte.»

«Hepimiz öyle, arkadaþ,» dedi Pembry.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Dr. Lecter keçe uçlu bir kalemle bir þeyler yazýp çizerken bir yandan da yemeðini yedi.
Masanýn ayaðýna baðlý kasetçalarýn düðmesine bastý. Glenn Gould piyanoda
Bach’ýnGoldberg Varyasyonlarý ’ný çalýyordu. Zaman ve sýkýntýnýn ötesindeki
müzik parlak kafesle gardiyanlarýn bulunduklarý odayý doldurdu.

Masasýnýn baþýnda kýpýrdamadan oturan Dr. Lecter için zaman aðýr aðýr akýyordu.
Bir ara yüzünde dalgýn bir ifadeyle kalkarken kaðýt peçetesi dizleri üstünden yere uçtu.
Kaðýt bir süre havada kaldý, masanýn ayaðýna çarptý, ters dönüp çelik zemine kondu.
Dr. Lecter peçeteyi düþtüðü yerde býraktý, hücrenin öteki ucundaki karton perdenin
ardýna geçip tek özel yeri olan tuvaletin kapaðý üstüne oturdu. Müziði dinlerken çenesini
avucu içine alýp gözlerini kapatmýþtý.Goldberg Varyasyonlarý yapýsal olarak
ilgilendiriyordu kendisini. Dilini diþleri arasýnda dolaþtýrmaya baþladý. Çepeçevre,
yukardan aþaðýya kadar. Alplerde bir gezinti kadar uzun ve ilginç bir gezintiydi bu dili
için.

Sýra diþetlerine gelmiþti þimdi; dilini yanaðýyla diþetleri arasýnda dolaþtýrdý bazý
insanlarýn yemekten sonra yaptýklarý gibi. Diþetleri dilinden daha soðuktu. Diþlerinin
arasýndaki boþluk daha da soðuktu. Dili küçük madeni tüpe gelince durdu.

Müziðin ardýnda asansörün hareket ettiðini duydu. Az sonra kapý açýldý ve bir ses,
«Tepsiyi almaya geldim.» dedi.

Dr. Lecter memurlardan ufaktefeðinin adýmlarýný duydu. Pembry. Perdenin arasýndaki


çatlaktan dýþarýsýný görüyordu. Pembry parmaklýklarýn önündeydi.

«Dr. Lecter. Gel de deminki gibi sýrtýný parmaklýða verip yere otur.»

«Memur Pembry, burada iþimi bitirmeme izin verir miydin acaba? Yolculuk
baðýrsaklarýma dokundu sanýrým.» Bu kadar sözü bile söylemesi epey uzun sürmüþtü.

«Peki Tepsiyi alýnca aþaðý haber veririz.»

Yeniden asansör gürültüsü, sonra sadece müzik.

Dr. Lecter aðzýndan çýkardýðý tüpü bir parça tuvalet kaðýdýyla kuruladý. Elleri
titremiyordu, avuç içleri kupkuruydu.

Dr. Lecter yýllarca süren hapis yaþamýnda o bitip tükenmek bilmeyen merakýyla gizli
hapishane becerilerinin pek çoðunu öðrenmiþti. Baltimore Akýl Hastanesinde o
hemþireyi parçalamasýndan sonra çevresindeki güvenlikte sadece iki kez bir gevþeme
olmuþtu. Ýkisi de Barney’in izin günlerindeydi.. Bir keresinde bir psikiyatri
araþtýrmacýsý kendisine tükenmez kalemini vermiþ, sonra da geri almayý unutmuþtu.
Adam daha koðuþtan çýkmadan Dr. Lecter kalemin plastik kýsmýný kýrýp tuvaletine
atmýþtý. Madeni mürekkep tüpünü de þiltesinin dikiþleri arasýna saklamýþtý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Akýl hastanesindeki hücresinde tek keskin þey ranzasýný duvara tutturan bir cývatanýn
baþýydý. Dr. Lecter küçük tüpü cývataya sürte sürte ikiye ayýrmýþ, uzun olan bölümünü
yine tuvalete atmýþtý. Kýsa bölümünde ise bir santim uzunluðunda iki yarýk yapmayý
baþarabilmiþti. Barney gecelerce uðraþmasýndan nasýrlaþan parmaklarýný fark
etmemiþti.

Altý ay sonra bir hademe Dr. Lecter’e avukatýnýn gönderdiði bazý kaðýtlar arasýndaki
bir kýstýrgacý görmeden hücreye sokmuþtu. Çelik kýstýrgacýn iki santim kadarý tüpün
içine saklanmýþ, gerisi yine tuvalete atýlmýþtý. Düz ve kýsa olan tüpün elbise dikiþleri
arasýnda, yanaðýnda saklanmasý kolay olmuþtu.

Dr. Lecter þimdi karton perdenin ardýnda metal tüpü týrnaðýna vurarak içindeki teli
çýkardý. Tel bir araçtý ve iþin güç yaný bundan sonra baþlayacaktý. Teli küçük tüpün
içine soktu ve manivela gibi kullanarak daha önce yaptýðý iki yarýk arasýnda kalan
bölümü eðdi. Þimdi tüpün bir kýsmý gövdesine doksan derecelik bir açýyla eðilmiþti.
Kelepçe anahtarý hazýrdý artýk.

Dr. Lecter ellerini arkasýna götürüp anahtarý bir elinden diðerine geçirerek harekete
alýþmaya çalýþtý. Sonra anahtarý yine aðzýna sokup ellerini yýkadý, dikkatle kuruladý.
Sonra diliyle anahtarý sað elinin parmaklarýarasýna sakladý. Pembry’nin kelepçeleri
takarken dikkatini altý parmaklý sol eline vereceðini biliyordu.

«Ýstediðiniz zaman hazýrým, Memur Pembry,» diye seslendi. Yere oturup kollarýný
parmaklýðýn arasýndan dýþarý uzattý. «Beklediðiniz için teþekkür ederim.»

Pembry arkasýndaydý þimdi; Pembry sabunlayýp sabunlamadýðýný anlamak için


bileðini yokluyordu. Sonra öteki bileðini yokladý. Kelepçeyi sýmsýký geçirdi bileklerine.
Hücre anahtarýný almak için masasýna yürüdü. Dr. Lecter piyano, sesinin ardýndan
anahtarlýðýn þakýrtýsýný duydu.

Þimdi Pembry müziðin arasýndan geliyor, kristal berraklýðýnda notalarýn uçuþtuðu


havayý yarýyordu. Bu kez Boyle de yanýndaydý. Dr. Lecter onlarýn müzikte yaptýklarý
delikleri hissediyordu.

Pembry kelepçeyi bir kere daha gözden geçirdi. Dr. Lecter onun soluðunun kokusunu
duyuyordu ensesinde. Pembry hücre kapýsýný açtý. Boyle içeri girdi. Dr. Lecter baþýný
çevirdi. Boyle ortalýðýn daðýnýk olmasýna sýkýlmýþ bir halde tabaklarý topluyordu..
Peçete yerdeydi. Dr. Lecter göz ucuyla. Pembry’nin dizinin arkasýný, hücrenin
dýþýnda kapýyý tutmuþ beklerken belinden sallanan copu görebiliyordu.

Dr. Lecter sol kelepçenin deliðini buldu, anahtarý sokup çevirdi. Bileðindeki kelepçe
yayýnýn gevþediðini hissetti. Anahtarý sol eline geçirdi, sað kelepçeyi de açtý.

Boyle yerdeki peçeteyi almak için eðildi. Kelepçe þimþek hýzýyla Boyle’un bileðine
geçirildi ve ne olduðunu anlayamadan ötekisine de yere çivili masanýn ayaðý çevresinde
kapandý. Dr. Lecter þimdi ayaklarýný Pembry’nin gelmekte olduðu kapýya uzatmýþtý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Aðýr kapý yüzüne çarparken Pembry belindeki Mace kutusunu almak için uzandý. Lecter
uzun copun ucunu yakalayýp kaldýrdý. Pembry þimdi beline baðlý copla kapý arasýnda
sýkýþmýþtý. Dr. Lecter adamýn boðazýna bir dirsek vurarak diþlerini yüzüne geçirdi.
Pembry boþuna çabalýyordu burnu ve üst dudaðý Lecter’in diþleri arasýnda
parçalanýrken. Boyle þimdi kelepçeli olduðu yerde baðýrýyor, cebinden kelepçe
anahtarýný çýkarmaya çalýþýyordu. Anahtarý buldu, yere düþürdü, bir daha aldý. Lecter
copun ucunu Pembry’nin karnýna savurdu. Boyle anahtarý kelepçeye soktu. Bir yandan
da baðýrýyordu. Lecter üzerine doðru geliyordu þimdi. Lecter Mace kutusunu adamýn
yüzüne püskürtürken copla uzanan koluna vurdu. Boyle masanýn altýna girmeye
çalýþtýysa da, Mace’in etkisiyle gözleri görmez olduðundan yanlýþ tarafa doðru
emekledi. Beþ cop darbesi sonunda cansýz yere serildi.

Pembry yere oturmuþ aðlýyordu. Dr. Lecter kýrmýzý gülümsemesiyle baktý adama.
«Siz hazýrsanýz, ben de hazýrým, Memur Pembry,» dedi.

Havada savrulan cop Pembry’nin ensesine indi. Pembry cansýz bir halde yere serildi.

Dr. Lecter’in yüz ona çýkan nabzý yine normale dönmüþtü. Müziði kesip dýþarý kulak
verdi.

Sonra merdiven baþýna gidip. yine dýþarsýný dinledi. Dönüp Pembry’nin cebinden
anahtarlarýný aldý, masanýn çekmecelerini açtý. Alt çekmecede iki adamýn .38’llk
tabancalarý vardý. Ondan da iyisi, Boyle’un cebinde bir de çaký bulmuþtu.

37. BÖLÜM

Hol polis doluydu. Saat akþamýn altý buçuðuydu ve dýþarýdaki nöbetçiler iki saatlik
nöbetlerini henüz bitirmiþlerdi. Dýþardan gelenler elektrik sobalarý baþýnda ellerini
ýsýtýyorlardý. Bazýlarý Memphis basketbol takýmý üzerine para yatýrmýþlar, maçýn ne
olduðunu merak etmekteydiler.

Çavuþ Tate. holde radyo çalýnmasýna izin vermediði halde polislerden biri
Walkman’in kulaklýðýný takmýþtý. Sonuçlarý sýk sýk arkadaþlarýna bildiriyordu.

Lobide on beþ silahlý polisle saat yedide nöbeti Pembry ve Boyle’ den devralacak iki
gardiyan vardý. Çavuþ Tate de saat on bir - yedi nöbetini tutanlarla birlikte çýkmak için
sabýrsýzlanýyordu.

Tate saat yediye çeyrek kala asansörün yukarý hareket ettiðini fark etti. Kapýnýn
üstündeki bronz ok beþ numaranýn üstünde durdu

Tate çevresine bakýndý. «Sweeney tepsiyi almaya mý çýktý?»

«Hayýr, ben buradayým, çavuþ. Bir telefon edip sorar mýsýn iþleri bitmiþ mi diye.
benim de saatim doluyor.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Çavuþ Tate numarayý çevirip bekledi. «Telefon meþgul, git bir bak bakalým.» Sonra
hazýrladýðý nöbet raporunu tamamlamaya devam etti.

Memur Sweeney düðmeye bastý ama asansör gelmedi. «Bu akþam az piþmiþkuzu
pirzolasý istedi,» dedi Sweeney. «Bakalým kahvaltýda ne isteyecek? Her iþ de bana
düþüyor yani.»

Kapýnýn üstündeki bronz ok beþin üstündeydi.

Sweeney bir dakika daha bekledi. «Bu ne bok iþtir?» diye söylendi.

Yukarda bir yerde bir silah ses duyuldu, ses taþ merdivenlerden aþaðý yankýlandý. Ýki
el ateþ,.sonra da bir üçüncüsü.

Üçüncü silah sesiyle ayaða fýrlayan Çavuþ Tate mikrofonu aldý. «Merkez, kulede silah
sesleri. Dýþ nöbetçiler tetikte olun. Yukarý çýkýyoruz.»

Hol bir anda karýþtý.

Tate bronz okun hareket ettiðini gördü. Dörde inmiþti bile. «Durun!» diye baðýrdý.
«Nöbetçiler hemen yerlerinize! Atýþ ekibi yanýmda kalsýn! Berry ve Howard, siz
asansör kapýsý önünde...» Ok üçüncü katta durmuþtu.

«Birinci takým, gidiyoruz. Ýçersini kontrol etmeden hiçbir kapýnýn önünden geçmeyin.
Bobby, dýþardan bir tüfekle yelekleri al, buraya getir.»

Merdivenden çýkarken düþünmeye çalýþýyordu Tate. Hem tedbirli olmak gerekiyordu


hem de yukarýdakilere yardým etmek.Tanrým, ne olur kaçmýþ olmasýn. Kimsede yelek
de yok. Lanet gardiyanlar.

Ýkinci, üçüncü ve dördüncü kattaki iþyerlerinin boþ ve kilitli olmalarý gerekiyordu. O


katlarda kuleden ana binaya geçilebilirdi. Beþinci katta buna olanak yoktu.

Tate, Tennessee’nin ünlü SWAT komando okulunda bulunmuþtu ve ne yapmasý


gerektiðini biliyordu. Hemen öne geçti. Hýzla ve dikkati elden býrakmadan, birbirlerini
bir üst holden koruyarak yukarý çýktýlar.

«Önce kontrol etmeden bir kapýya arkanýzý dönerseniz sizi ben vururum.»

Ýkinci kat holündeki kapýlar karanlýk ve kilitliydi.

Þimdi üçüncü kata çýkýyorlardý. Açýk asansör kapýsýndan vuran ýþýkla koridor hafif
aydýnlanmýþtý. Tate asansörün karþý duvarýna yaslanarak yürüdü. Asansör boþtu.

Orada bir adam býrakýp yukarý çýkmaya baþladý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Dördüncü katta yukardan gelen müzik sesi duyuluyordu. Ýþyeri kapýlarý dokununca
açýldý. Odalarýn berisindeki açýk bir kapýdan ana bina görülüyordu.

«Böyle! Pembry!» Tate holde iki kiþi býraktý. «Kapýdan gözünü ayýrmayýn. Yelekler
geliyor. Sakýn o açýk kapýya arkanýzý döneyim demeyin.

Tate müziðe doðru çýktý merdivenleri. Kulenin en üst katýndaydý þimdi. Kýsa
koridorun ýþýklarý loþtu. Kapýdaki buzlu camýn üstünde SHELBY ÝLÇESÝ TARÝH
DERNEÐÝ yazýyordu.

Tate eðilerek camýn altýndan kapýnýn menteþelerinin aksi yanýna geçti. Öteki yandaki
Jacobs’a baþýyla iþaret, ettikten sonra kapýnýn kolunu çevirip hýzla içeri doðru itti.
Kapý sertçe duvara çarptý, cam kýrýldý. Tate hemen içeri dalýp tabancasýný doðrulttu.

Tate çok þey görmüþtü. Akýl almaz kazalar, kavgalar, cinayetler görmüþtü. Altý polisin
öldürüldüðünü görmüþtü. Ama ayaklan dibinde yatan þeyin bir polisin baþýna
gelebileceklerin en kötüsü olduðundan emindi. Baþýn önü ve arkasý parçalanmýþ, gözün
biri yuvasýndan fýrlamýþ aþaðý sarkýyordu.

Jacobs kandan kaygan hale gelmiþ yere basarak Tate’in yanýndan geçti. Hâlâ masaya
kelepçeli olan Boyle’un üzerine eðildi. Boyle’ n yüzü paramparçaydý, hücrenin her
tarafý fýþkýran kanla kýrmýzýya boyanmýþ gibiydi.

Jacobs parmaklarýný adamýn boynuna bastýrdý. «Bu ölmüþ,» diye baðýrdý müziði
bastýrmaya çalýþarak. «Çavuþ?»

Bir anlýk çekinmesinden utanç duyan Tate telsizine konuþuyordu. «Merkez, iki memur
ölü. Tekrar ediyorum, iki memur ölü. Tutuklu kayýp… Lecter kayýp. Dýþarýdaki
nöbetçiler pencerelere dikkat edin. Tutuklu çarþafý almýþ, bir ip yapýyor olabilir.
Cankurtaranlara haber verin.»

Jacobs müziði kapattý. «Pembry ölmüþ mü, çavuþ?»

Tate yerdeki korkunç þeyin boynuna dokunmak üzere eðilirken bir inleme duyuldu.

«Pembry yaþýyor.» Tate o kanlý yýðýna dudaklarýný deðdirmek istemiyordu ama


Pembry’ye soluk aldýrmak gerekirse bunu yapmak zorunda olduðunu biliyordu,
memurlardan birine veremezdi bu iþi. Pembry için ölmesi daha iyi olurdu aslýnda. Ama
kalbi atýyordu ve soluk da almaktaydý. Biraz güç çýkýyordu soluklarý ama düzenli
gibiydi. Parçalanmýþ adam kendi baþýna soluk alabiliyordu.

Tate’in telsizi çatýrdadý. Dýþarýda komutayý almýþ olan bir teðmen durumu
soruyordu. Tate’in konuþmasý gerekliydi.

«Buraya gel, Murray,» diye seslendi genç memurlardan birine. «Pembry’nin yanýnda
diz çök ve elini tut. Onunla konuþ.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Adý ne, çavuþ?» Murray daha yeniydi.

«Pembry. Haydi, konuþ onunla.» Tate telsize döndü. «Ýki memur. Boyle ölü, Pembry
aðýr yaralý. Lecter kayýp ve silahlý, tabancalarýný almýþ. Kemerleri eri ve tabanca
kýlýflarý masanýn üstünde.»

«Merdivenlerden sedyeciler çýkabilir mi?»

«Evet, efendim. Her hole adam yerleþtirdim.»

«Anlaþýldý, çavuþ. Sekiz numaralý nöbetçi ana binanýn dördüncü katýndaki pencerenin
ardýnda bir kýpýrtý görmüþ. Bütün çýkýþlar kontrolümüzde. Siz holleri tutun. SWAT
ekibi geliyor. Onu onlar çýkaracak oradan. Tamam mý?»

«Anlaþýldý. SWAT geliyor.»

«Ne silahý var?»

«Ýki tabanca ve bir de çaký, teðmenim. Jacobs, bak bakalým kemerlerde þarjör var
mý?»

«Pembry’ninki dolu,» dedi polis memuru. «Boyle’unki de. Hýyar herif yedek þarjör
almamýþ.»

«Silahlarý ne?»

«Otuz sekizlik.»

Tate telsize döndü. «Teðmenim, anlaþýldýðý kadarýyla iki tane .38’lik almýþ. Tabanca
altý mermi alýr. Üç el ateþ edildi, yedek þarjörler de burada. Ancak dokuz kurþunu
kalmýþ olabilir. SWAT ekibine +P mermisi olduðunu söyleyin. Herif insanýn yüzüne
ateþ etmekten hoþlanýyor.»

Artý P’ler etkili mermilerdi ama SWAT ekibinin zýrhlarýný delemezdi. Yüze bir isabet
ise öldürücü olurdu.

«Sedyeciler geliyor, Tate.»

Cankurtaranlar inanýlmayacak kadar çabuk gelmiþlerse de, ayaklarý dibindeki


zavallýnýn iniltilerini dinleyen Tate için zaman geçmek bilmiyordu. Genç Murray
sarsýlýp kasýlan vücudu tutmaya, güven verircesine konuþmaya ve yüzüne bakmamaya
çalýþýyordu. Hep ayný hastalýklý ses tonuyla, «Ýyisin, Pembry, iyisin,» diyordu.

Sedyeciler kapýda görününce Tate, Murray’ý omzundan yakalayýp kenara çekti.


Sedyeciler hýzlý hareketlerle yaralýyý sedyeye yatýrýp baðladýlar, baþýný hafif bir

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

sargý beziyle sardýlar. Biri kan torbasýný takarken ötekisi tansiyonunu ve nabzýný
ölçtükten sonra baþýný sallayýp, «Aþaðýya,» dedi.

Telsizden emirler yaðýyordu. «Tate, kuledeki iþyerlerini tek tek arayýp kilitlemeni
istiyorum. Ana binayla baðlantýlarý kes. Sonra sahanlýklarý tara. Yelek ve tüfek
gönderiyorum. Eðer teslim olmak isterse onu sað olarak alabiliriz. Ama sað kalmasý için
kimsenin canýnýn tehlikeye atýlmasýný istemiyorum. Anladýn mý?»

«Anladým, teðmenim.»

«Ana binada SWAT ekibinden baþka kimseyi istemiyorum. Tekrar et.»

Tate aldýðý emirleri tekrarladý.

Tate iyi bir çavuþtu ve bunu þimdi Jacobs’la yeleklerini giyip merdivenden inen
sedyecileri izlerken de gösteriyordu. Ýkinci bir grup da Boyle ile inmekteydi.
Sahanlýktaki adamlar sedyeleri görünce öfkelerini tutamadýlar. «Sakýn öfkeniz
yüzünden vurul mayýn,» dedi Tate.

Dýþarýda sirenler çalarken Jacobs’un koruduðu Tate iþyerlerini dikkatle araþtýrarak


kapýlarý kilitlemeye baþladý.

Dördüncü kat holünde serin bir esinti vardý. Kapýnýn öte yanýndaki ana binanýn geniþ
karanlýklarýnda telefonlar çalýyordu. Binanýn bütün karanlýk odalarýnda telefonlarýn
üstündeki düðmeler ateþböcekleri gibi parýldýyor, ziller çalýyordu.

Dr. Lecter’in binanýn içinde ’kýstýrýldýðý’ haberi yayýlmýþtý, radyo ve televizyon


muhabirleri bu yüzden telefonlarý durmadan çaldýrýp canavarla canlý bir mülakat
yapmak istiyorlardý. SWAT buna karþý bir önlem olarak genellikle telefonlarý
kapattýrýrdý ama bu bina çok büyüktü ve pek çok iþyeri vardý.

Tate yanýp sönen ýþýklý telefonlu odalarý birer birer kilitliyordu. Kalýn yelek altýnda
terlemiþti ve sýrtý kaþýnýyordu.

Belinden telsizini çýkardý. «Merkez, ben Tate, kule temizlendi.»

«Anlaþýldý, Tate. Yüzbaþý Merkeze istiyor.»

«Tamam. Kule lobisi, beni duyuyor musun?»

«Evet, çavuþ.»

«Asansörde inen benim.»

«Tamam, çavuþ.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Jacobs ile Tate asansörle aþaðý inerlerken Tate’in omzuna bir kan damlasý düþtü. Bir
tane de ayakkabýsýna.

Asansörün üstündeki kapaðýn kenarýndan kan damlýyordu. Dört katý iniþ hiç
bitmeyecekmiþ gibi geldi. Tate ile Jacobs tabancalarýný asansörün tavanýna doðrultarak
geri geri çýktýlar. Tate çýktýktan sonra asansör kapýsýný kilitledi.

«Þþþt!» dedi. Sonra alçak sesle, «Berry, Howard, adam asansörün üstünde. Dikkatli
olun,» dedi.

Tate dýþarý çýktý. Siyah SWAT kamyoneti kapý önündeydi. SWAT ekibinde her zaman
çeþitli asansör anahtarlarý bulunurdu.

Ekip bir dakika içinde yerini aldý, siyah kurþun geçirmez yelekli ve baþlýklý iki kiþi
merdivenden üçüncü kata çýktýlar. Tate ile iki kiþi de silahlarýný asansörün tavanýna
çevirip beklediler.

Üçüncü katta Memur Johnny Peterson asansör kapýsýný açtý. Asansör boþluðu
karanlýktý. Koridorda sýrtüstü yatarken cebinden sersemletici bir el bombasý çýkarýp
yanýna koydu. «Tamam, þimdi bakýyorum,» dedi telsizine.

Peterson uzun saplý aynasýný alýp boþluðun kenarýndan uzatýrken arkadaþý da


boþluðu güçlü el feneriyle aydýnlattý.

«Onu görüyorum… Asansörün üstünde. Yanýnda bir tabanca var. Hareket etmiyor.»

«Ellerini görebiliyor musun?»

«Bir elini görüyorum, diðeri altýnda. Çarþaflar da yanýnda.»

«Konuþ onunla.»

Peterson boþluktan aþaðý, «Ellerini baþýnýn üstüne koy ve sakýn kýpýrdama!» diye
baðýrdý. «Teðmenim, kýpýrdamadý bile... tamam.»

«Ellerini baþýnýn üstüne koymazsan aþaðý bir el bombasý atacaðým. Üç saniyen var!»
Peterson cebinden SWAT ekibinden herkesin taþýdýðý kapý stoperlerinden birini
çýkardý. «Pek çocuklar dikkatli olun el bombasýný atýyorum!» Stoperi attý, kýpýrtýsýz
yatan adamýn üstüne düþtüðünü gördü. «Teðmenim, yine kýpýrdamadý.»

«Peki Johnny, kapaðý aþaðýdan bir sopayla açacaðýz. Sen bizi koruyabilir misin?»

Peterson yattýðý yerde döndü, .46’lýðýný hâlâ hareket etmemiþ adama çevirdi.
«Tamam.»

Aþaðýda kapak itilirken bir ýþýk çizgisi belirdi. Sonra açýlan alandan bir kol göründü.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Peterson tabancasýnýn tetiðini biraz daha sýktý. «Kolu oynadý, teðmenim. Ama
sanýrým kapaðýn kalkmasý yüzünden.»

«Anlaþýldý.»

Kapak açýldý ve asansör boþluðunun kenarýna düþtü. Peterson’un ýþýktan gözü


kamaþmýþtý þimdi, pek iyi göremiyordu. «Kýpýrdamadý,» dedi telsizine. «Eli de
tabancasýnda deðil.»

Kulaðýnda sakin bir ses. «Tamam, Johnny, gözetlemeye devam et. Biz asansöre
giriyoruz þimdi, aynandan dikkatle izle adamý. Ateþ edilirse eden biz olacaðýz.
Anlaþýldý mi?»

«Tamam...»

Tate lobide ekibin asansöre giriþlerini seyrediyordu. Adamlardan biri tüfeðini asansörün
tavanýna çevirmiþti. Ýkincisi merdivenle açýk kapaða çýkýyordu. Elinde iri otomatik
tabancasýyla bir el feneri vardý. Delikten yukarý bir ayna uzatýldý Sonra ikinci adam
yukardan bir tabanca alýp aþaðý verdi «Ölmüþ,» dedi

Tate, Dr. Lecter’ýn olumunun Catherine Martin’ in de ölümü demek olup


olmadýðýný düþündü. O canavar beyinde ýþýklar söndüðünde bütün bilgiler de
kaybedilmiþ olacaktý.

Ekip þimdi cesedi delikten aþaðý indiriyordu. Lobideki polisler görmek için asansörün
dýþýna toplanmaktaydýlar.

Bir memur ileri çýkýp cesedin yana açýlmýþ dövmeli kollarýna baktý. «Pembry bu,»
dedi.

38.BÖLÜM

Cankurtaranýn arkasýnda genç hastabakýcý savrulmaya karþý tutunarak telsiziyle acil


durum odasýndaki amirine durum raporu veriyordu.

«Baygýn ama yaþamsal belirtileri iyi. Tansiyonu normal. On üçe do kuz. Nabýz seksen
beþ. Yüzünde kesikler var, bir göz kapanmýþ. Kafada kurþun yarasý olabilir,
bilemiyorum.»

Arkasýndaki sedyeye sýkýlý yumruk örtünün altýnda gevþedi. Sað el uzanýp göðsü
saran bandýn ucunu buldu.

«Baþýna fazla bir baský yapmaktan korkuyorum, sedyeye alýrken kasýlma gördüm.
Evet, Fowler durumunda tutuyoruz.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Genç adamýn ardýnda el sargý bezini alýp gözlerini sildi.

Hastabakýcý arkasýnda bir soluk sesi duydu, dönüp bakýnca kanlý yüzle karþýlaþtý ama
kulaðýnýn arkasýna inen tabancayý göremedi.

Trafik sýkýþýklýðý nedeniyle cankurtaran altý þeritli bir yol üzerinde yavaþlamýþtý,
arkadan gelen araçlar þaþkýn bir halde korna çalýyor, cankurtaraný sollamak
istemiyorlardý. Trafikte iki egzoz patýrtýsý iþitildi, sonra cankurtaran yeniden hareket
edip sað þeride geçti..

Havaalaný çýkýþý yaklaþýyordu. Cankurtaran ýþýklarý yanýp sönerek, sireni yükselip


azalarak sað þeritten giderken, birden ýþýklarý söndü, sireni sustu ve Memphis
Uluslararasý Havaalaný yoluna girdi. Doðruca yeraltýndaki büyük garajýn otomatik
kapýsýna gitti. Bilet makinesinden bir bilet almak için aralanan camdan kanlý bir el
uzandý. Ve cankurtaran tüneli geçip yeraltýndaki park yerinde kayboldu.

39. BÖLÜM

Clarice normal olarak Crawford’un Arlington’daki evini merak ederdi ama araba
radyosunda duyduðu Dr. Lecter’in kaçýþ haberi kafasýný altüst etmiþti.

1950’lerden kalma çiftlik tipi evin önüne geldiðinde sadece sol taraftaki loþ ýþýðýn
Bella’nýn yattýðý odadan gelip gelmediðini düþündü. Kapý zili gereðinden gürültülü
gibiydi.

Crawford kapýyý ikinci çalýþýnda açtý. Üzerinde bol bir hýrka vardý, kordonsuz bir
telefonda konuþuyordu «Memphis’te Copley.» dedi Kýzýn içeri girmesini iþaret ederek
telefonu kulaðýndan ayýrmadan öne geçti. Starling’i eskiden geniþ bir garaj olduðu
anlaþýlan çalýþma odasýna götürdü. Odada bir masa, bir kanepe, koltuklar ve bir
bilgisayar vardý. Halý beton zemin üzerine serilmiþ gibiydi Crawford oturmasýný iþaret
etti. Eliyle telefonu örttü. «Starling, doðru olmadýðýný biliyorum ama Memphis’te
Lecter’e herhangi bir þey verdin mi?»

«Hayýr.»

«Hiçbir þey.»

«Hiç.»

«Resimlerini falan hücresinden almýþsýn.»

«Ama ona vermedim. Hepsi çantamda. Obana dosyayý verdi. Aramýzda geçen tek þey
dosyaydý»

Crawford telefon kulaklýðýný çenesinin altýna sýkýþtýrdý. «Copley, tümü palavra


bunlarýn. Aramayý bir an önce hýzlandýrmaný istiyorum. Doðrudan doðruya Baþkana ve

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

TSB’ye Baðlantý kesilmesin Burroughs da biliyor, evet.» Telefonu kapatýp cebine


soktu.

«Kahve içer miydin, Starling? Yada kola?»

«Dr. Lecter’e bir þeyler verildiði de ne demek oluyor’?»

«Chilton senin ona kelepçelerini açacak bir þey vermiþ olacaðýný söylüyor. Bunu
isteyerek yapmadýðýný, sadece acemilik olduðunu iddia ediyor.» Crawford’un gözleri
kimi zaman öfkeli kaplumbaða gözlerini andýrýrdý. Kýzýn bu haberi nasýl algýladýðýna
dikkat ediyordu. «Chilton seni tavlamaya mý çalýþtý, Starling? Derdi bu mu?»

«Olabilir. Þekerli olsun lütfen.»

Crawford mutfaða geçince Starling derin bir soluk alýp çevresine bakýndý. Yatakhanede
yada kýþlada yaþýyorsan bir evde bulunmak huzur verici bir þeydir. Ayaklarýnýn
altýnda dünyasýnýn sarsýldýðý bu anda bile bu evde olmak onu rahatlatýyordu.

Crawford fincanlarla aþaðý geliyordu. Ayaðýnda mokasenleriyle boyu bir santim


kýsalmýþtý. Starling kahvesini alýrken gözleri hemen hemen ayný düzeydeydi.

«Copley cankurtaraný henüz bulamadýklarýný söyledi. Bütün Güney polisi alarma


geçirilmiþ.»

Starling baþýný salladý. «Ayrýntýlarý bilmiyorum. Radyo haberlerinde sadece Dr.


Lecter’in iki polisi öldürüp kaçtýðýný söylediler.»

«Ýki gardiyan.» Crawford bilgisayarýnýn ekranýna baktý. «Adlarý Boyle ve Pembry.


Onlarý görmüþ müydün?»

Starling baþýný salladý. «Beni oradan dýþarý çýkarmýþlardý. Ýyi insanlara


benziyorlardý.»Chilton’un ardýndan gelen Pembry, huzursuz kararlý ama saygýlý.
Þimdi benimle gel, demiþti. Ellerinde ve alnýnda karaciðer lekeleri vardý. Ölü þimdi,
lekelerin altýnda sapsarý.

Starling birden fincanýný býraktý Derin bir soluk alýp bir an tavana baktý.

«Nasýl yapmýþ?»

«Copley cankurtaranla kaçtýðýný söyledi, öðreneceðiz. Sen uyuþturucu kaðýt


konusunda ne yaptýn? »

Starling öðleden sonrayý Krendler’in emriyle kaðýtlarla uðraþarak geçirmiþti. «Bir þey
çýkmadý. Yeni bir test daha yapýyorlar ama en az on yýllýk. Nasýl kaçmýþ, Bay
Crawford?»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Bilmek istiyor musun?»

Starling baþýný salladý.

«Öyleyse anlatayým Lecter’i aðýr yaralý Pembry sanarak cankurtarana koymuþlar.»

«Üzerinde Pembry’nin üniformasý mý varmýþ? Aþaðý yukarý ayný boydaydýlar.»

«Pembry’nin üniformasýný giydiði gibi Pembry’nin yüzünün bir parçasýný da


almýþ. Bir kilo kadar da Boyle’dan almýþ Pembry’nin cesedini su geçirmez þilte
kýlýfý ve çarþafa sarýp asansörün üstüne yerleþtirmiþ Üniformayý giymiþ, kendisini
hazýrlamýþ ve yere yattýktan sonra paniði baþlatmak için tavana iki el ateþ etmiþ.
Tabancayý ne yaptýðýný bilemiyorum, belki de arka cebine saklamýþtýr. Sedyeciler
geliyor ondan sonra, her taraf eli silahlý polisle dolu. Sedyeciler acil durumda
yaptýklarýný yapýyorlar kaný durdurmak için bir turnike, acele bir sargý ve hemen
oradan çýkýyorlar. Görevlerini tam olarak yapýyorlar. Cankurtaran hastaneye kadar
gidememiþ. Polis hâlâ arýyor. Cankurtaran hastabakýcýlarý konusunda kaygýlýyým.
Copley ses bantlarýnýn dinlendiðini söylüyor.. Cankurtaranlar iki kere çaðýrýlmýþlar.
Lecter’in uzun zaman yerde beklememek için havaya ateþ etmeden telefonla
çaðýrdýðýný sanýyorlar.Dr. Lecter eðlenmeyi sever .»

Starling, Crawford’un sesindeki o acýlýðý daha önce hiç duymamýþtý. Acýlýðý


zayýflýkla bir tutmaktan korktu. . .

«Bu kaçýþ Dr. Lecter in yalan söylediði anlamýna gelmez,» dedi «Evet birine yalan
söylüyordu - ya bize ya Senatör Martin’e - ama belki de ikimize birden deðil. Senatör
Martin’e adamýn adýnýn BilIy Rubin olduðunu bundan baþka bir þey bilmediðini
söyledi. Bana transseksüel olma hayalleri kuran biri olduðunu söyledi. Cinsiyet
deðiþtirme kuramýna dayanarak…»

«Biliyorum, raporunu okudum. Ama kliniklerden ad listeleri gelme den yapacaðýmýz bir
þey yok Alan Bloom bölüm baþkanlarýna kendisi gitti. Araþtýrma yaptýklarýný
söylüyorlar. Onlara inanmak zorundayým.»

«Bay Crawford, baþýnýz dertte mi?»

«Mazeret izni almam istendi. FBl’da yeni bir ekip var þimdi. Baþsavcýlýktan
’elemanlar’. Krendler’dan yani.»

«Patron kim?».

«Resmen FBI Baþkan Yardýmcýsý John Golby. Onunla çok yakýn olduðumuzu kabul
edelim. John iyi bir insandýr. Peki ya sen, senin baþýn dertte mi?»

«Krendler kimliðimi geri verip okula dönmemi söyledi.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Bu Lecter’i ziyaretindenönceydi . Bu öðleden sonra Mesleki Sorumluluk Bürosuna bir


mesaj gönderdi. Akademinin senin yeterliliðinin yeniden deðerlendirilmesini istiyor. John
Brigham bunu az önce Quantico’daki öðretmenler toplantýsýnda görmüþ. Onlara verip
veriþtirmiþ hemen, durumu da telefonla bana bildirdi.»

«Bu çok mu kötü?»

«Seni dinlemek zorundalar. Ben senin yeterliliðine kefil olurum ve bu iþ burada biter.
Ama derslerine daha fazla devam etmeyecek olursan, yeterlilik falan beklemeden ikmale
býrakýrlar. O zaman ne olacaðýný biliyor musun?»

«Evet, insaný ilk iþe alan büroya gönderirler. Baþka bir sýnýfta bir yer bulunana kadar
sekreterlik yaparsýn.»

«Sana sonraki sýnýfta bir yer garanti edebilirim,. ama derslere girmediðin takdirde
ikmale býrakýlmaný önleyemem.»

«Þu halde ya okula dönüp bu iþi býrakýyorum, ya da...»

«Öyle.»

«Siz ne yapmamý istiyorsunuz?»

«Senin görevin Lecter’di. Bunu yaptýn. Ýkmale kalmayý göze almaný istemem. Bu
senin yarým, hatta bir yýlýna mâl olur.»

«Ya Catherine Martin?»

«Adamýn aþaðý yukarý kýrk sekiz saati vardý, bu gece yarýsý dolacak kýrk sekiz saat.
Onu yakalayamazsak sanýrým yarýn yada öbür gün öldürecektir kýzý.»

«Elimizde sadece Lecter yoktu ama.»

«Þimdiye kadar sabýkalý altý William Rubin bulundu. Hiçbiri aradýðýmýz kiþiye
benzemiyor. Böcek dergileri listesinde Billy Rubin yok. Býçakçýlar Derneði son on
yýlda sadece on fildiþi alerjisi yakasý biliyor. Onlarý da kontrol ediyoruz. Elimizde
baþka ne vardý? Klaus henüz teþhis edilmedi. Ýnterpol, Marsilya’dan Norveçli bir
denizcinin kaybolduðunu bildirdi, Klaus Bjetland adýnda biri. Norveç yetkilileri
denizcinin diþ kayýtlarýný arýyor. Kliniklerden bir þey elde edersek ve zamanýn da
varsa, yardým edebilirsin… Starling?»

«Efendim, Bay Crawford.»

«Okula dön.»

«Onu kovalamamamý istemeseydiniz beni o cenaze evine götürmezdiniz, Bay

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Crawford.»

«Doðru. Ama o zaman da böceði bulamazdýk. Silahýný teslim etme. Quantico


güvenlidir, ama Lecter ölü yada diri ele geçene kadar Quantico dýþýnda olduðunda
silahýný taþýmalýsýn.»

«Ya siz? Sizden nefret ediyor. Yani, bu konuyu düþünmüþ olmalý.»

«Peki çok cezaevinde pek çok kiþi bunu düþünmüþtür, Starling. Bu günlerden birinde bu
konuda bir þeyler yapmak isteyebilir, ancak þimdi iþi baþýndan aþkýn. Serbest olmak
çok keyif verici bir þeydir ve bunu öyle harcamak istemez. Bu ev de göründüðünden
daha güvenlidir.»

Crawford’un cebindeki telefon çaldý. Masanýn üstündekinin de ýþýðý yandý.


Crawford bir dakika dinledikten sonra, «Tamam,» deyip kapattý telefonu.

«Memphis havaalaný yeraltý garajýnda cankurtaraný bulmuþlar.» Baþýný salladý.


«Hastabakýcýlar arkadaymýþ. Ýkisi de ölü.» Crawford gözlüðünü çýkarýp temizlemek
için mendilini arandý.

«Starling, Srnithsonian, Burroughs’u arayýp seni sormuþ. Pilcher. Böcek konusundaki


araþtýrmayý bitirmek üzereler. O konuda bir rapor yazýp sürekli dosya için imza atmaný
istiyorum. Böceði sen buldun ve kayýtlara öyle geçmesini istiyorum. Bunu yapar
mýsýn?»

Starling ölesiye yorgundu. «Elbette,» dedi.

«Arabaný garajda. býrak iþin bitince Jeff seni Quantico’ya götürür.»

Starling evden çýkýnca hemþirenin nöbet tuttuðu perdesi inik ýþýklý pencereye baktý,
sonra Crawford’a döndü.

«Her ikinizi de düþünüyorum, Bay Crawford.

«Teþekkür ederim, Starling.»

40. BÖLÜM

«Dr. Pilcher sizi Böcek Bahçesinde bekleyeceðini söylemiþti. Bayan Starling. Sizi oraya
götüreyim;» dedi bekçi.

Böcek Bahçesi böcek sesleri ve çýtýrtýlarýyla dolu büyük bir salondu. Canlý böceklerin
bulunduðu kafesler ve cam bölmelerle dolu bu salon her zaman çocuklarla kaynardý.
Geceleri kendi baþlarýna kalan böcekler durmadan bir þeyler yapýyorlardý. Bölmelerden
bazýlarý kýrmýzý ýþýkla aydýnlatýlmýþtý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Bekçi kapýdan, «Dr. Pilcher!» diye seslendi.

«Buradayým.» Pilcher elindeki fenerin ýþýðýný havaya tuttu.

«Bayaný sonra siz aþaðý indirir misiniz?»

«Elbette, teþekkür ederim.»

Starling çantasýndan kendi küçük el fenerini çýkarýp düðmesine basýnca pillerin bitmiþ
olduðunu gördü. Birden öfkelenince çok yorgun olduðunu ve kendini tutmasý gerektiðini
hatýrladý.

«Nasýlsýnýz, Bayan Starling?»

«Dr. Pilcher?»

«Neden ’Profesör Pilcher’ deðil ki?»

«Siz profesör müsünüz?»

«Hayýr, ama doktor da deðilim. Ama sizi gördüðüne sevinen bir insaným. Böceklere
bakmak ister miydiniz?»

«Elbette. Dr. Roden nerede?»

«Son iki gecedir çok çalýþtýðýndan sonunda dayanamadý. Üzerinde çalýþmaya


baþlamamýzdan önce böceði görmüþ müydünüz?»

«Hayýr.»

«Aslýnda lapaya dönüþmüþtü.»

«Ama ne olduðunu anlayabildiniz, deðil mi?»

«Evet.» Pilcher bir kafesin önünde durdu. «Önce Pazartesi günü getirdiðinize benzeyen
bir kelebek göstereyim. Eþi deðil ama ayný ailedendir.» Fenerin ýþýðý kanatlarý katlý
olarak küçük bir dal parçasý üstün de duran iri bir mavi kelebeði aydýnlattý. Pilcher
böceðe doðru üfleyince kelebek kanatlarýný açtý. «Bu pek sýk rastlanan bir türdür. Ama
Klaus örneðindeki kelebek çok farklýdýr, gelin.»

Odanýn bir ucunda cam bir bölmenin önünde bir demir çubuk vardý. Cam kavanoz
çocuklarýn eriþemeyeceði uzaklýktaydý ve üstü örtülüydü. Yanýnda küçük bir hava
nemlendirici çalýþýyordu.

«Ýnsanlarýn parmaklarýný korumak için bunu cam bölmede saklýyoruz, sokarlar çünkü.
Nemli havayý sevdiði için kavanoz da nemi içerde tutuyor.» Pilcher kavanozu iki

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kenarýndan tutup öne çekti, kapaðýný açýp üstündeki ýþýðý yaktý.

«Bu Kurukafa Kelebeðidir. Latince adýAcherontia styx Cehennemin iki nehrinden


almýþtýr adýný. Sizin.aradýðýnýz adam da cesetleri nehirlere atýyor diye okumuþtum.»

«Evet. Bu ender rastlanan bir tür müdür?»

«Dünyanýn bu kýsmýnda, evet.»

«Nereden gelir öyleyse?»

«Malezya’dan. Atropos adýnda bir Avrupa türü varsa da bu ve Klaus’un aðzýndaki


Malezya’dan gelmiþtir.»

«Þu halde biri bunu yetiþtirdi.»

Pilcher baþýný salladý. «Evet. Malezya’dan yumurtaya da pupa halinde gönderilmiþ


olmalý. Bugüne kadar tutsaklýkta onlarý yumurtlatan olmadý. Çiftleþirler ama
yumurtlamazlar. En güç yaný da ormanda týrtýl halinde bulunmasýdýr. Ondan sonra
yetiþtirilmeleri kolaydýr.»

«Sokar demiþtiniz.»

«Evet, hortumu sert ve güçlüdür, insanýn parmaðýna batýrýverir tehlikeyi görünce.


Olaðanüstü bir silahtýr bu ve saklanan örneklerde alkol tarafýndan etkilenmez. O yüzden
teþhis etmemiz kolay oldu zaten.»

«Bu nereden geldi dersiniz?»

«Malezya hükümetiyle bir alýþveriþ olmalý… karþýlýðýnda ne verdiðimizi bilemem.»

«Peki, böyle bir þey için gümrüðe nasýl bir beyanda bulunulur? Giriþ bulunabilir mi?
Malezya gümrüðümden nasýl çýkarýlýr?»

«Aceleniz var, biliyorum. Bakýn, yapýlmasý gerekenleri ve gerekirse nasýl bir ilan
vereceðinizi falan hep yazdým buraya. Haydi, þimdi sizi aþaðý indireyim.»

Büyük salonu konuþmadan geçtiler. Starling asansörün ýþýðýnda Pilcher’in de kendisi


kadar yorgun olduðunu gördü.

«Bu iþ için geciktiniz,» dedi. «Ama çok iyi bir þey becerdiniz...»

«Onu yakalayacaklarýný umarým. Böceði yetiþtiriyorsa ihtiyacý olan bir iki kimyasal
maddeyi de yazdým... Bayan Starling, sizi daha iyi tanýmak isterdim.»

«Bir fýrsat bulunca sizi ararým belki de.»

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Bunu mutlaka yapmalýsýnýz.»

41. BÖLÜM

Catherine Martin Baker o iðrenç karanlýk içinde. Gözkapaklarý ardýnda karanlýk.


Uyukladýðý o birkaç saniyede karanlýðýn içine dolduðunu hissediyor. Sinsice geliyor
karanlýk; burnundan kulaklarýndan içeri giriyor, nemli karanlýk parmaklarý gövdesinin
her bir deliðini yokluyor. Bir eliyle aðzýný, ötekiyle cinsel organýný örtüyor,.kulaðýnýn
birini þilteye bastýrýp sadece bir tek kulaðýný feda ediyor karanlýða. Karanlýkla gelen
bir sesle uyanýyor. Artýk tanýdýðý bir ses, bir dikiþ makinesi. Hýzý deðiþken. Yavaþ,
þimdi hýzlý.

Yukarda bodrumda ýþýklar yanýyor, kuyu kapaðýnýn açýklýðýnda soluk sarý bir
yuvarlak ar. Köpek ir iki kere baðýrdý, o garip ses onunla konuþuyor þimdi.

Dikiþ. Burada öylesine olmayacak, bir þey ki dikiþ. Dikiþ ýþýða aittir. Kendi
çocukluðunun aydýnlýk dikiþ odasý gözlerinin önünde… kâhyalarý Bea Love makine
baþýnda küçük kedisi rüzgarda dalgalanan perdeye pençe atýyor. ’ -

Köpekle konuþan ses bütün hayalleri daðýtýyor.

«Sevgilim, býrak onu. Bir iðne batarsa ne yaparýz sonra? Ýþim bitti sayýlýr. Evet,
sevgilim. Ýþimiz bitince sana mama vereceðim.»

Catherine ne kadardýr adamýn elinde tutsak olduðunu bilmiyordu. Ýki kez yýkanmýþtý,
sonuncusunda ýþýðýn altýnda ayakta durmuþ, adamýn vücudunu görmesini istemiþti.
Ama onun göz kamaþtýrýcý ýþýðýn ardýndan bakýp bakmadýðýný bilemiyordu.
Catherine Baker çýplakken bir þaheserdi. Bunu bilirdi. Kuyudan çýkmak istiyordu.
Kendi kendine yýkanýrken, seviþecek kadar yakýn olmak dövüþecek kadar yakýn
olmaktýr diyordu. Çok az yemek yiyordu ve onun için gücü varken istiyordu bunu.
Onunla boðuþacaðýný biliyordu. Bunu yapabileceðini de. Belki de önce onunla yatmaktý
en iyisi, gücünü tüketene kadar arka arkaya düzüþmek. Bacaklarýný adamýn boynuna bir
sarabilse iþini iki saniyede bitireceðinden emindi.Bunu yapabilir miyim? Yaparým elbette
. Ama yýkanýp da yeni bir eþofman giydiðinde yukardan ses gelmemiþti. Yýkanma
kovasý ince ipin ucunda yukarý çekilip yerine tuvalet kovasý gönderilirken tekliflerine
bir karþýlýk alamamýþtý.

Þimdi saatler sonra dikiþ makinesinin, sesini dinliyordu. Ona seslenmedi. Bir süre sonra,
belki bin solukluk bir süre sonra, onun köpekle konuþarak yukarý çýktýðýný duydu.
Bodrum ýþýðýný açýk býrakmýþtý. Kimi zaman böyle yapýyordu.

Yukarda ayak sesleri. Köpek uluyor. Adam gidiyor olmalý. Kimi zaman uzun bir süre
ortadan yok oluyordu.

Zaman akýp geçti. Küçük köpek mutfakta dolaþýyor, yerde bir þeyler sürüklüyordu,

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

belki de yemek çanaðýný. Yerleri týrmalýyordu. Yine havlama sesleri, ama köpek hemen
baþýnýn üstündeki mutfakta olduðu zamanlar gibi deðil, daha uzaktan. Küçük köpek
mutfakta deðildi çünkü. Burnuyla kapýyý açýp bodruma inmiþ fareleri kovalýyordu.

Catherine Martin þiltesinin altýný yokladý. Bulduðu bir tavuk kemiðini kokladý.
Kemiðe yapýþýk et ve yað parçalarýný yememek çok güçtü. Ýnsanýn baþýný döndüren
karanlýkta ayaða kalktý. Kuyunun içinde kendisin den baþka þiltesi, üzerindeki eþofman,
plastik tuvalet kovasý ve soluk sarý ýþýða uzanan incecik ipten baþka bir þey yoktu.

Düþünebildiði her an hep ayni þeyi düþünmüþtü. Ayaklarý ucunda yükselip ipi tuttu.
Sallamak mý iyiydi, çekmek mi? Bin soluk süresince düþündü yine. Çekmekti en iyisi.

Pamuk ipliði beklediðinden de çok gerildi. Bu kere daha yukardan tutup çekti, kolunu bir
yandan öteki yana sallýyor, ipin baþý üzerinde, açýklýðýn kenarýna sürtünüp
kopacaðýný umuyordu. Omzu aðrýyana kadar salladý.Ne olur yukardan kop . Ýp kopup
yüzüne düþtü.

Catherine Martin ip baþý ve omuzlarýna dökülmüþ bir halde oturdu. Ne kadar ipi
olduðunu bilemiyordu. Dolanmamasýna dikkat etmeliydi.

Ýpi koluyla ölçerek yere serdi. On dört kol boyu sarmýþtý. Ýp kuyunun aðzýna yakýn
yerinden kopmuþtu.

Catherine üzerinde et olan tavuk kemiðini ipin koyanýn koluna baðlý tarafýna saðlamca
baðladý.

Þimdi iþin güç yaný gelmiþti.

Ýpin serbest ucunu bileðine baðlayýp düðümü diþleriyle sýkýþtýrdý.

Sonra yerdeki ipten mümkün olduðu kadar uzaklaþtý. Kovayý kulpundan tutup salladý
ve tepesindeki yuvarlak ýþýða doðru fýrlattý. Plastik kova açýklýða eriþemeden kuyu
kapaðýnýn altýna çarptý ve Catherine’in omzuna düþtü. Küçük köpek daha yüksek
sesle havladý.

Catherine ayný þeyi bir daha, bir daha yaptý. Üçüncü atýþýnda düþen kova kýrýk
parmaðýna çarpýnca aðrýsý geçene kadar duvara yaslanýp beklemek zorunda kaldý.
Beþinci atýþta kova delikten geçmiþ, kapaðýn üstünde bir yere düþmüþtü. Delikten ne
kadar uzaktaydý acaba? Catherine ipi hafifçe çekince koyanýn baþýnýn üstündeki tahta
kapakta sürtündüðünü duydu;

Köpek daha yüksek sesle havladý.

Kovayý delikten aþaðý çekmemeliydi ama deliðe de yakýn getirmeliydi.

Bodrumun mankenlerle ve aynalarla dolu bir odasýnda olan köpek dikiþ makinesinin

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

altýndaki iplikleri kokluyor, gürültünün geldiði yana bakýyordu. Karanlýk tarafa gidip
gidip havlýyor, sonra yine geri dönüyordu.

Bodrumda hafifçe yankýlanan bir ses.

«Deðerliiiiim!»

Küçük köpek olduðu yerde sýçrayýp havlamaya baþladý. Havladýkça tombul gövdesi
titriyordu.

Þimdi de ýslak bir öpücük sesi.

Köpek yukarýdaki mutfaða baktý ama ses oradan gelmiyordu.

Yemek yerken çýkan bir þapýrtý sesi. «Haydi gel, Deðerliim, gel haydi, Sevgilim.»

Köpek karanlýða doðru yürüdü.

Kovaya baðlý tavuk kemiðinin kokusunu almýþtý. Kuyunun kenarýna sürtünüp havladý
yine.

«Haydi, Sevgilim. Haydi gel, Deðerlim.»

Þap þap þap.

Küçük köpek kuyunun tahta kapaðý üstüne atladý. Koku oradan geliyordu, delikle kova
arasýndan. Küçük köpek kararsýzlýkla havladý kovaya. Tavuk kemiði hafifçe titredi.

Burnunu ön ayaklarý arasýna yerleþtirip çömelen hay uzun uzun havladý bir yandan
kuyruðunu sallarken. Sonra kemiðin üstüne atlayýp diþleri arasýna aldý. Kova küçük
köpeði kemikten uzaklaþtýrmaya çalýþý yor gibiydi. Köpek sýmsýký kavradý kemiði.
Kova birden köpeði sýrtüstü devirdi, hayvan doðrulmaya çalýþtý, ama kova onu
çekiyordu. Kova delikten geçerken köpeðin arka tarafý da delikle kova arasýnda sýkýþtý.
Hayvan son bir çabayla kendini yukarý atarken kova da kemikle birlikte aþaðý düþtü.
Köpek delikten aþaðý havladý uzun uzun. Sonra sadece kendisinin iþiteceði bir ses
duyup baþýný yana eðip bekledi. Yukarda bir kapý kapanýrken kuyudan atlayýp
merdivenlere koþtu.

Catherine Martin Baker’in sýcak gözyaþlarý yanaðýndan eþofmanýna süzülüyordu.


Artýk öleceðinden kesinlikle emindi.

42. BÖLÜM

Crawford çalýþma odasýnýn ortasýnda elleri ceplerinde durmuþ düþünüyordu.


Yalnýzdý. Bir fikir geliþtirmeye çalýþýyordu. Sonra California Motorlu Araçlar
Dairesine bir teleks çekerek Dr. Lecter’in verdiði bilgiye göre, Raspail’in

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

California’da Klaus’la birlikte olmak. için aldýðý karavan hakkýnda bilgi istedi.
Ayrýca ayný plakalý arabaya Raspail dýþýnda bir sürücüye trafik cezasý kesilip
kesilmediðinin araþtýrýlmasýný da istedi.

Sonra büyük gazetelerin özel ilanlar bölümünde çýkmak üzere bir küçük ilan hazýrladý:

21 yaþýnda balýk etinde bir ihtiras çiçeði model hem nicelik hem de nitelikten anlayan
bir erkek arýyor. El ve kozmetik modeli olarak be ni dergilerdeki reklamlarda
görmüþsünüzdür, þimdi de ben sizi gör mek istiyorum. Mektubunuzla birlikte bir
resminizi de gönderin.

Crawförd’un baþý öne düþtü, uyuklamaya baþladý. Yeþil bilgisayar ekraný


gözlüðünün camlarýnda küçük kareler oluþturuyordu.

Ekranda satýr satýr yazý belirmeye baþlamýþtý. Görüntü sanki kendisini gýdýklamýþ
gibi Crawford uykusu arasýnda baþýný salladý.

Mesaj þöyleydi:

Memphis’te Lecter’in hücresinde bulunan iki madde:

1. Bir tükenmez kalem tüpünden yapýlma kelepçe anahtarý. Kesikler sürtünmeyle


yapýlmýþ. Baltimore polisi yapým izlerini bulmak için hastane hücresinin
araþtýrýlmasýný istedi.

2. Kaçaðýn tuvaletinde bulunan kaðýt. Aslý gönderiliyor. Yazý aþaðýya çýkarýldý. Bir
kopyasý Langley’e gönderildi. Þifre bölümün Benson’ un dikkatine.

C 33 H 36 ILTN 406

Bilgisayarýn bip sesi Crawford’u uyandýrmamýþtý. Ama üç dakika sonra çalan


telefonla uyandý. Ulusal Suç Bilgi Merkezinden Jerry Burroughs arýyordu.

«Ekranýný gördün mü, Jack?»

«Bir saniye. Tamam, gördüm.>

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Laboratuar çözdü bile, Jack. Lecter’in tuvalete attýðý kaðýt. Chilton’un adýnýn
harfleri arasýndaki sayýlar insan safrasýndabilirubin adýyla bilinen bir boya formülü - 0
33 H 36 N4 06. Laboratuar bunun insan dýþkýsýna rengini veren baþlýca madde
olduðunu söyledi. Lecter konusundA sen haklýydýn, Jack. Onlarla gönül eðlendiriyordu.
Senatör Martin için çok kötü oldu. Laboratuar bilirubinin Chilton’un saç rengi olduðunu
söylüyor. Týmarhane þakasý diyorlar. Saat altý haberlerinde Chilton’u gördün mü?»

«Hayýr.»

«Billy Rubin’i aramaktan söz ediyordu. Sonra da bir televizyon muhabiriyle yemeðe
çýktý. Lecter kaçtýðýnda o yemekteymiþ.»

.«Lecter, Starling’e Chilton’un týbbi bir diplomasý olmadýðýný ’unutmamasýný’


söylemiþ,» dedi Crawford.

«Evet, raporda gördüm. Bence Chilton, Starling’i tavlamak istedi ve baþaramadý.


Aptal olabilir ama kör olmadýðý da kesin. Kýz nasýl?»

«Ýyi sanýrým. Yorgun ama.»

«Lecter onunla da dalga mý geçti dersin?»

«Olabilir. Ama devam edeceðiz. Kliniklerin ne yaptýklarýný bilemiyorum. Bu iþi


mahkeme kararýyla yaptýrmamýz gerekiyordu diye düþünüyorum. Onlara baðýmlý
olmaktan nefret ediyorum. Öðlene kadar bir haber alamazsak mahkeme yoluna
baþvuracaðýz.»

«Jack... dýþarýda Lecter’in neye benzediðini bilen bir iki kiþi var mý?»

«Var elbette.»

«Þu anda bir yerlerde kahkahalarla gülüyordur.»

«Ama uzun bir süre için deðil,» dedi Crawford.

43. BÖLÜM

Dr. Hannibal Lecter, St. Louis’de lüks Marcus Otelinin kayýt bürosu önündeydi.
Üzerinde boynuna kadar ilikli bir yaðmurluk, baþýnda kahverengi bir þapka vardý.
Burnu ve yanaklarý temiz bir sargý beziyle sarýlýydý.

Kayýt defterini ’Lloyd Wyman’ adýna imzaladý. Adamýn imzasýný arabasýndayken


taklit etmeyi denemiþti.

«Ücreti nasýl ödeyeceksiniz, Bay Wyman?» diye sordu memur. «American Express

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kredi kartýyla.» Dr. Lecter adama Lloyd Wyman’ýn kartýný uzattý.

Salondan hafif bir piyano sesi geliyordu. Dr. Lecter barda burunlarý sarýlý iki adam
gördü. Orta yaþlý bir çift Cole Porter melodisi mýrýldanarak asansöre doðru
yürüyorlardý. Kadýnýn bir gözü sarýlýydý.

Kayýt memuru, «Bay Wyman hastane garajýný kullanabilirsiniz,» dedi kartý geri
verirken.

«Biliyorum, teþekkür ederim.» Lecter zaten Wyman’ýn bagajýnda olduðu arabayý


garaja park etmiþti.

Wyman’ýn çantalarýný küçük daireye taþýyan hademe de Wyman’ýn beþ


dolarlýklarýndan birini aldý zahmetine karþýlýk.

Dr. Lecter bir içkiyle bir sandviç ýsmarlayýp duþa girdi. Uzun süre kapalý kalmasýndan
sonra daire çok büyük görünüyordu Dr. Lecter’a. Odadan odaya dolaþmak zevk
veriyordu.

Pencerelerden St. Louis Kent Hastanesinin karþýdaki Myron ve Sadie Fleischer


Pavyonunu görüyordu. Dünyanýn en büyük yüz cerrahi merkezlerinden biriydi burasý.

Dr. Lecter’in yüzü buradaki plastik cerrahlardan yararlanamayacaðý kadar iyi


biliniyordu. Ama dünyada yüzü sargýlý olarak dikkat çekmeden dolaþabileceði yerlerden
biri de burasýydý.

Yýllar önce bir kere Robert J. Brockman Kütüphanesinde psikiyatrik bir araþtýrma
yaptýðý sýrada burada kalmýþtý.

Bir penceresi, birkaç penceresi olmak baþ döndürücü bir þeydi. Karanlýkta pencere
önünde durup içkisini keyifle içerken MacArthur Köprüsünden akan trafiðe baktý.
Memphis’ten oraya kadar yaptýðý beþ saatlik otomobil yolculuðundan epey yorgun
düþmüþtü.

Akþamýn tek telaþý Memphis Havaalanýnýn yeraltý garajýnda olmuþ tu. Park ettiði
cankurtaranýn arkasýnda alkol ve saf suyla temizlenmek pek kolay olmamýþtý. Ancak
bir kere hastabakýcý önlüðü giydikten sonra büyük garajda tek baþýna yolculuk eden
birini bulmak fazla güçlük çýkarmamýþtý. Bagajýna eðilen adam arkasýndan Dr.
Lecter’in geldiðini görmemiþti bile.

Dr. Lecter polisin kendisinin havaalanýndan uçaða bineceðini sanacak kadar aptal olup
olmadýðýný merak ediyordu.

Yarýn ihtiyacý olan þeyleri alacaktý: saç boyasý, traþ takýmý, bir güneþ lambasý,
görünüþünü deðiþtirecek baþka þeyler. Zamaný gelince de oradan gidecekti.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Acele etmesine hiç gerek yoktu.

44. BÖLÜM

Ardelia Mapp her zamanki gibi yataðýnda kitap okuyor ve radyo dinliyordu. Clarice
Starling içeri girerken radyoyu kapattý. Starling’in süzgün yüzüne bakýnca neyse ki, bir
fincan ister misinden baþka bir þey sormadý.

«Bugün derse gelmediðin için talihlisin,» dedi sonra. «Kim Won canýmýza okudu.
Doðru söylüyorum. Kore’de yerçekimi buradakinden fazla olmalý. Buraya gelince
birden hafifliyorlar sanýrým... John Brigham geldi.»

«Ne zaman?»

«Az önce. Gelip gelmediðini sordu. Saçlarý taranmýþtý. Biraz konuþtuk. Eðer
sýkýþýksan ve atýþ talimi yapacak yerde ders çalýþmak istersen, atýþ talimini hafta sonu
yapabileceðimizi söyledi. Haber veririz dedim. Ýyi insan doðrusu.»

«Öyledir.»

«Bölümler arasý maçta senin yer almaný istediðini biliyor muydun?»

«Hayýr.»

«Kadýnlar maçýnda deðil, genel yarýþmalarda. Pekâlâ, Cuma günü. sýnavý için
Anayasanýn Dördüncü Ekini biliyor musun?»

«Büyük bir kýsmýný bitiyorum.»

«Pekâlâ, Chimel-California davasý nedir?»

«Orta öðretim kurumlarýnda arama yapma hakký.»

«Peki, okullarda genel olarak araþtýrma yapma?»

«Bilmiyorum.»

«Peki, Schneckloth kimdi?»

«Ne bileyim ben?» .

«Çok çalýþmamýz gerekecek, kýzým… Bende bütün notlar var.»

«Bu gece olmaz.»

«Bu gece deðil, ama yarýn da Cumaya hazýrlanman gerekecek. Starling, Brigham sana

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

söylememem için söz verdirdi, ama bu iþten cezasýz kurtulacaðýna inanýyor.


Krendler’in iki gün sonra seni hatýrlamayacaðýný söyledi. Notlarýn iyi. Bunun
altýndan kalkarsýn.» Mapp arkadaþýýn bitkin yüzüne baktý. «O zavallý için elinden
geleni. yaptýn sen, Starling. Onun için yapabileceðinden fazlasýný yaptýn ve bunun için
de baþýný derde soktun. Senin de bir þansa ihtiyacýn var. Neden hemen yatmýyorsun?
Ben de yatacaðým zaten.»

«Ardelia, teþekkür ederim.»

Iþýklar söndükten sonra Ardelia, «Starling?» dedi.

«Efendim?»

«Sence hangisi daha yakýþýklý: Brigham mý, Bobby Lawrence mi?»

«Yanýtlamasý güç bir soru.»

«Brigham’ýn omzunda bir dövme var, gömleðinin arasýndan gördüm. Ne yazýyor


orada?»

«Hiçbir fikrim yok.»

«Öðrenince bana da söyler misin?»

«Hiç sanmam.»

«Ama ben sana Bobby’nin resimli donunu anlatmýþtým.»

«Onun donunu pencereden gördün sadece.»

«Gracie mi söyledi bunu sana? Onun aðzýný...»

Starling uyumuþtu bile.

45. BÖLÜM

Karýsýnýn yanýnda uyuklamakta olan Crawford sabah saat üçte aniden uyandý.
Bella’nýn soluklarý sýklaþmýþ ve yatakta kýpýrdamýþtý. Doðrulup karýsýnýn elini
tuttu.

«Bella?»

Kadýn derin bir soluk alýp býraktý. Günlerdir ilk kez açýlmýþtý gözleri.

Crawford yüzünü karýsýnýn yüzüne yaklaþtýrdý, ama kendisini gördüðünden emin


deðildi.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

«Bella, seni seviyorum, yavrum,» dedi duymasý olasýlýðýna karþýlýk.

Korku göðsünün duvarlarýný yokluyor, evin içine girmiþ bir yarasa gibi dönüp
duruyordu. Birden yakaladý onu.

Karýsý için bir þey yapmak istedi, ne olursa olsun, ama elini býraktýðýný hissetmesini
de istemedi.

Kulaðýný kadýnýn göðsüne dayadý. Hafif bir çýrpýntý duydu, sonra da kalbi durdu.
Artýk duyacak hiçbir þey yoktu, sadece garip, soðuk bir hýþýrtý vardý. Sesin kadýnýn
göðsünde mi yoksa kendi kulaklarýnda mý olduðunu anlayamadý.

«Tanrý seni yanýndan ayýrmasýn,» dedi Crawford sözlerinin gerçek olmasýný


dileyerek.

Sonra karýsýný kucaklayýp göðsüne bastýrdý kadýnýn beyni ölürken. Çenesiyle kalmýþ
olan birkaç tel saçýný örten eþarbý iteledi. Aðlamadý. Bunu çok daha önce yapmýþtý.

Crawford karýsýna en iyi sabahlýðýný giydirdi, bir süre elini yanaðýna dayayarak
yanýnda oturdu. Karýsýnýn dört köþe, becerikli bir eli vardý, þimdi iðneden delik deþik
olmuþ.

Bahçeden geldiðinde elleri hep nane kokardý.

Crawford yan odaya gitmeyi denedi, istediði zaman dönüp onu açýk kapýdan görebilirdi.
Karýsýnýn vücudunun kendisinden ayrý, törensel bir nesne olmasýný, bekliyordu,
yatakta kucakladýðý kiþiden ayrý ve artýk kafasýnýn içindeki yaþam arkadaþýndan ayrý.
Ancak ondan sonra onlarý çaðýrabilirdi gelip onu almalarý için.

Boþ elleri iki yanýna sarkmýþ olarak pencere önünde durup bomboþ doðuya baktý.
Þafaðý arýyor deðildi; penceresi doðuya bakýyordu sadece.

46. BÖLÜM

«Hazýr mýsýn,, Deðerlim?»

Küçük köpeði karnýnýn üstüne alan Jame Gumb yataðýnýn arkasýna yaslanmýþtý.

Bay Gumb saçlarýný az önce yýkadýðý için baþýna bir havlu sarmýþtý. Örtünün altýnda
aranýp video göstericisinin uzaktan kumanda aletini bulup düðmesine bastý.

Ýki ayrý bantý bir kasette toplayýp kendisine bir program, hazýrlamýþtý. Önemli
hazýrlýklar yaptýðý zamanlarda bunu her gün bir kez izlerdi ve bir deri yüzmeden önce
de mutlaka seyrederdi. .

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Birinci kýsým 1948 siyah beyaz haberlerden alýnma titrek bir filmdi. Bayan Sacramento
güzellik yarýþmasýnýn yarý finalleriydi. .

Bu mayolu yarýþma için güzeller merdivenlerden sahneye çýkarken ellerinde çiçekler


taþýyorlardý. .

Bay Gumb’ýn köpeði filmi pek çok kez izlediðinden, müziði duyar duymaz, hemen
arkasýndan sahibinin kendisini sýkýþtýracaðýný bildiði için, gözlerini yumdu.

Güzellik yarýþmacýlarý tam da Ýkinci Dünya Savaþý günlerini andýrýyorlardý


Üzerlerinde Rose Marie Reid mayolarý vardý ve içlerinden bazýlarý gerçekten
güzeldiler. Bacaklarý da biçimliydi kimisinin, ama pek adaleli deðildi ve dizlerde bir
gevþeme vardý sanki.

Gumb köpeði mýncýkladý.

«Deðerlim, geliyor iþte, geliyor geliyor geliyor.»

Ve iþte beyaz mayosuyla, elini uzatýp merdivenden çýkmasýna yardým eden adama
gülümseyerek teþekkür etmesiyle geliyordu. Kamera da güzeli izleyip baldýrlarýný
gösteriyordu.Anne . Annesi iþte.

Bay Gumb’ýn uzaktan kumanda aletine dokunmasý gereksizdi; filmi kopya ederken
her istediðini yapmýþtý. Ýþte þimdi film ters dönüyor, annesi merdivenlerden geri geri
iniyor, genç adamdan gülümsemesini geri alýyordu; sonra yine öne yürüyordu, sonra yine
geriye.

O genç adama gülümsediðinde Gumb da gülümsüyordu.

Annesinin grup arasýnda bir görüntüsü daha vardý ama ekraný don durduðunda çok
bulanýk görünüyordu. Filmi hýzlý çevirip bir anlýk görün tüsüyle yetinmek daha
doðruydu: Annesi öteki güzellerle birlikte kazananlarý kutluyordu.

Bundan sonraki filmi Chicago’da bir motelde kablolu yayýndan kopya etmiþti; hemen
koþup bir video aygýtý almýþ ve motelde bir gece daha kalmýþtý filmi kasete geçirmek
için. Gece geç saatlerde seks reklamlarý için kullanýlan bir filmden bir parçaydý bu.
Ekrandan reklamlar yazýlý olarak geçerken arkada da kýrklý ellili yýllardan kalma açýk
saçýk filmler den parçalar oynatýlýrdý. Bir çýplaklar kampýnda voleybol maçý falan
gibi. Þimdi de ekrandaki heyecanlý hareketlerle hiç ilgisi olmayan bir müzik çalýyordu.

Bay Gumb’ýn ekranda yürüyen reklamlar konusunda yapabileceði hiçbir þey yoktu.
Katlanmak zorundaydý. .

Þimdi bir yüzme havuzu görülüyordu. Ellili yýllardan kalma lüks bahçe takýmlarý.
Çýplak yüzenler. Havuzdan çýkýp memelerini sallaya sallaya koþuyorlar, su
kaydýraðýnýn merdivenlerine çýkýyorlar, sonra bacaklarý ayrýk, memeleri havada

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

sallanarak kayýp suya dalýyorlardý.

Þimdi de annesi geliyordu. Kývýrcýk saçlý bir kýzýn ardýndan havuzdan çýkýyor. Yüzü
Sinderella adýndaki seks butiðinin reklamý ardýnda; ama þurada merdivenden çýkýþý
çok güzel görülüyordu, ýslak ve parýltýlý, küçük bir sezaryen ameliyatý izi... þimdi de
kayýp suya dalýyordu. Yüzü görülmüyorsa bile öyle güzeldi ki. Bay Gumb onun annesi
olduðundan emindi. Onu hayatta son kez görüþünden sonra çekilmiþti.

Sahne evliliðe yardýmcý bir araç reklamýyla aniden bitiyordu.

Köpek Bay Gumb onu mýncýklamadan iki saniye önce gözlerini yumdu.

«Deðerlim, gel annene haydi.Annen öyle güzel olacak ki.»

***

Yapacak çok þey vardý, yarýna hazýrlanmak için çok çalýþmalýydý.

Sesi mutfaktan duymazdý þükürler olsun, ama bodruma inerken merdivenlerden


duyardý. Onun sessiz olacaðýný, uyumuþ olacaðýný umuyordu. Kolunun altýndaki
köpek kuyudan gelen seslere hýrlamaya baþladý.

Gumb hayvanýn ensesine eðildi. «Sen böyle þeyler yapmazdýn hani, ha!»

Kuyulu odaya merdivenin yanýndaki kapýdan girilirdi. Gumb ne o yana baktý, ne de


sesleri dinledi. Doðruca çalýþma odasýna girdi, köpeði yere býrakýp ýþýðý yaktý.

Bay Gumb çalýþma odasýnda çok titizdi. Taze losyonlarýný hep paslanmaz çelik
tencerelerde hazýrlar, asla alüminyum kullanmazdý.

Her þeyi önceden yapmayý öðrenmiþti; çok büyük sorunlarla karþý karþýya olduðundan
dakik olmak gerekirdi.

Ýnsan derisi aðýrdý - vücut aðýrlýðýnýn on altýda biri kadar - ve kaygandý. Tam bir
deriyi elde idare etmek güçtü ve hâlâ ýslakken yere düþürmek olasýydý. Zaman da çok
önemliydi, deri alýndýktan hemen sonra büzülmeye baþlardý.

Buna bir de derinin, en gençlerde bile, esnek olmadýðýný katýnca iþin ne kadar güç
olduðu anlaþýlýrdý. Bir kere büzüldükten sonra gersen de özgün boyutlarýný asla
alamazdý. Sonra deriyi iyice gersen bile, dikiþ makinesi baþýna oturduðunda dikiþ
yerlerinde hemen. büzüþürdü ve bunu da bir daha düzeltme olanaðý yoktu. Sonra deri her
yönde ayný derecede gerilemediðinden gerilme izleri kalýrdý.

Bay Gumb uzun deneyleri sonunda en iyi yöntemlerin eski yöntemler olduðunu
öðrenmiþti. Þöyle çalýþýrdý: Önce malý Kýzýlderililer tarafýndan geliþtirilmiþ bitki
özlerinin bulunduðu akvaryumlarda yatýrýrdý. Bu doðal maddeler içinde hiç madeni tuz

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

bulunmazdý. Sonra Yeni Dünya’nýn o tereyaðý yumuþaklýðýnda derisini ortaya


çýkaran yöntemi kullanýrdý : klasik beyin tabaklamasý. Kýzýlderililer her hayvanýn
kendi derisini tabaklamaya yetecek kadar beyni olduðuna inanýrlardý. Bay Gumb bunun
doðru olmadýðýný biliyordu ve beyni en büyük iki ayaklýda bile yaptýðý deneylerden
sonra bu yöntemi terk etmiþti. Þimdi derin dondurucusu týka basa sýðýr beyniyle dolu
olduðundan hiç malzeme sýkýntýsý çekmiyordu.

Malzemeyi iþleme sorunlarýný da yaptýðý onca deneyden sonra artýk geride


býrakmýþtý.

Þimdi gayet güç yapýsal sorunlar kalmýþtý, ancak onlarý çözümlemekte de usta
sayýlýrdý artýk.

Çalýþma odasýndan açýlan bir koridorun ucunda Bay Gumb’ýn kaldýrma


manivelasýný sakladýðý kullanýlmayan bir banyo ve onun da ötesinde stüdyosu vardý.

Stüdyo kapýsý açýlýnca ortalýk birden aydýnlandý; tavan kiriþlerine gün ýþýðý taklidi
floresan lambalarý ve spotlar yerleþtirilmiþti. Döþemenin yükseltilmiþ bölümünde çeþitli
pozlarda mankenler vardý. Sekiz manken iki kristal ayna duvar ortasýnda çoðalýyordu.
Bir masa üzerinde makyaj malzemesi ve peruklar vardý. Stüdyolarýnýn en parlaðý
buydu: tümüyle sarý meþe ve beyaz.

Odanýn üçüncü duvarý önünde büyük bir tezgah, iki ticari dikiþ makinesi, Jame
Gumb’ýn ölçülerine göre yapýlmýþ bir terzi modeli duruyordu.

Dördüncü duvarda ise neredeyse üç metrelik tavana kadar yükselen büyük bir Çin iþi
siyah lake dolap bulunuyordu. Dolap çok eskiydi ve üzerindeki desenler artýk solmuþtu;
bir canavarýn olduðu yerde sadece birkaç altýn sarýsý pulla beyaz bir tek göz kalmýþtý,
öte yanda ise baþka bir canavardan sadece kýrmýzý bir dil. Lake çatlamýþsa da
dökülmemiþti.

Büyük ve derin dolabýn ticari iþlerle bir ilgisi yoktu. Dolapta mankenler ve askýlarda
Özel Þeyler vardý, kapýlarý kapalýydý.

Küçük köpek bir köþedeki tasýndan su içtikten sonra gözlerini Bay Gumb’dan
ayýrmadan bir mankenin ayaklarý dibinde kývrýldý.

Bay Gumb, California ýslahevinde gençliðinde öðrendiði terziliði çok ilerletmiþti ama
bu karþýsýndaki iþ de tam bir meydan okuma sayýlýrdý.

Ýdeali dikiþsiz bir giyecek yapmaktý. Gel gelelim bu mümkün deðildi. Ama hiç olmazsa
ön kýsmýnýn dikiþsiz ve kusursuz olmasýnda kararlýydý. Bu da bütün düzeltmelerin
sýrtta yapýlmasý demekti. Çok güç bir iþ yani.

Dikiþ makinesi kýrk yýl önce elektrikli hale getirilmiþ ayakla çalýþan

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

226-227 buraya gelecek…

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html