You are on page 1of 67

TÜRKİYE’DE GEÇMİŞTEN BUGÜNE TURİZMİN EVRİMİ ve TURİZM MAĞAZACILIĞI

Prof. Dr. Emre ALKİN

Yalın ALPAY

2

İÇİNDEKİLER

I. ÖNSÖZ...................................................................................................................................................3 II. TURIZMIN ORTAYA ÇIKIŞI..........................................................................................................7 III. TURIZM NEDIR ?............................................................................................................................9 IV. DÜNYADA TURIZM......................................................................................................................10 TABLO:1 DÜNYA TURIZMINE KATILANLARIN SAYISI VE TURIZM GELIRLERI.....................................................11 GRAFIK 1: DÜNYA TURIZMINE KATILANLARIN SAYISI VE TURIZM GELIRLERI..................................................12 TABLO 2: ÜLKELERIN TURIZMDE BÜYÜME ÖNGÖRÜSÜ.................................................................................13 GRAFIK 2: 2004 YILINDA DÜNYADA BÖLGESEL BAZDA KONUK EDILEN TURIST SAYISI..................................15 TABLO 3: 2004 YILINDA ZIYARETÇILER AÇISINDAN DÜNYA TURIZMINDE İLK 10 ÜLKE...................................16 V. TÜRKIYE’NIN DÜNYA TURIZMI İÇINDEKI YERI................................................................18 A) TÜRKIYE’NIN TURIZM DEĞERLERI.........................................................................................................18 B) TÜRKIYE VE DÜNYA TURIZMI ..............................................................................................................21 VI. ULUSAL GELIR VE TURIZM .....................................................................................................26 A) TURIZMIN GELIRIN YENIDEN DAĞITILMASI ÜZERINDEKI ETKISI.................................................................27 B) TURIZMIN ÇARPAN ETKISI....................................................................................................................27 C) TURIZMIN BAZI MALLARIN PAZARLANMASI ÜZERINDEKI ETKISI................................................................29 VII. TÜRKIYE’DE TURIZMIN EVRIMI..........................................................................................29 GRAFIK 3: TURIZMDE SABIT SERMAYE YATIRIMLARININ TÜRKIYE’DEKI TOPLAM SABIT SERMAYE YATIRIMLARINA ORANI....................................................................................................................................................34 TABLO 5: TURIZMDE SABIT SERMAYE YATIRIMLARI (SSY)..........................................................................34 GRAFIK 4: YILLARA GÖRE TÜRKIYE’YE GELEN TURIST SAYISI ....................................................................36 TABLO 6: YILLAR İTIBARIYLA TURIST SAYISI VE TURIST GELIRI....................................................................36 TABLO 7: TÜRKIYE’DEN ÇIKIŞ YAPAN ZIYARETÇILER ANKETI.......................................................................38 GRAFIK 5: YILLARA GÖRE TÜRKIYE’NIN TURIZM GELIRI..............................................................................40 TABLO 8: TÜRKIYE’YE GELEN TURISTLERIN DÜNYADAKI BÖLGELERE GÖRE DAĞILIMI.....................................41 TABLO 9: TÜRKIYE’YE GELEN TURISTLERIN BAŞLICA ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI............................................41 ...........................................................................................................................................................42 TABLO 10: GELIŞ NEDENINE GÖRE YABANCI ZIYARETÇILER.........................................................................42 KAYNAK: WWW.TURSAB.COM.TR................................................................................................................42 TABLO 11: OCAK-EYLÜL AYINDA TÜRKIYE’YE GELEN YABANCILARIN MILLIYETLERE GÖRE SIRALAMASI (20032005)....................................................................................................................................................43 TABLO 12: GSMH, İHRACAT GELIRLERI VE TURIZM GELIRLERI KARŞILAŞTIRMASI.........................................44 VIII. TURİZM MAĞAZACILIĞI........................................................................................................47 A) TURISTIK MAĞAZALARIN EVRIMI..........................................................................................................47 B) TURIZM MAĞAZACILIĞININ BUGÜNÜ......................................................................................................52 GRAFIK 6: DERI VE DERI MAMULLERI SEKTÖRÜ İHRACATI 2000-2004.........................................................54 GRAFIK 7: HALI SEKTÖRÜ İHRACATI 2000-2004........................................................................................54 GRAFIK 8: DEĞERLI MADEN VE MÜCEVHERAT SEKTÖRÜ İHRACATI 2000-2004..............................................54 C) TURIZM MAĞAZACILIĞININ SORUNLARI..................................................................................................58 IX. KAYNAKÇA....................................................................................................................................63

3

I. Önsöz
Türkiye’de veya Türkiye’ye benzeyen gelişmekte olan ülkelerin çoğunda turizm gelirleriyle ilgili bir tarif sıkıntısı olduğu ortadadır. Genelde turizm geliri sadece turistin seyahat sırasındaki konaklama ve yeme içme harcamaları olarak akla gelmekte ve bu nedenle sağlıklı bir gelir tahmininin yapılması söz konusu yaklaşım nedeniyle muğlaklaşmaktadır. Halbuki turistin temelde bir ülkeye gittiğinde yaptığı harcama otel ve yeme içme haricinde söz konusu ülkenin ürettiği diğer mal ve hizmetleri de içermektedir. Burada “temelde” sözcüğünün kullanılmasının nedeni turizm gelirlerinin tarifi esnasında baz olarak alınması gereken yaklaşımın tekrar tasarlanmasının gerekliliğindendir. Turizme ilişkin olarak yeni atılımlar yapabilmek, turizmi iyi analiz edebilmekten geçmektedir. İyi analizler yapabilmek için ise, o konuda uzmanlaşmış iyi araştırmacıların varlığı gerekmektedir. Ancak araştırmacıların da gereksineceği şey geniş bir bilgi ve veri ağıdır. Yani analizlerin temel noktası tam da bu veri bankalarıdır. Ne yazık ki, turizme ilişkin araştırmalar yapmakta geç kalan Türkiye’nin, söz konusu gecikmesinde en büyük etken işte bu veri bankalarının oldukça yetersiz olmasıdır. DİE’nin turizm üzerine bir takım çalışmaları olsa da turizm alanında toplanan veriler yeterli düzeyde değildir. Turizm hakkında veri toplamaya çalışan Turizm Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğü gibi diğer birimler ise tarafından yurt dışından ülkeye gelen turistlerin sayısı belirlenmesine rağmen, iç turizm konusunda herhangi bir veri elde etme olanağı yoktur. Aynı şekilde yabancı turistlerin harcamaları da tahmine dayalı olarak hesaplanmaktadır. İstatistiksel açıdan turizmin bir diğer dezavantajı da, sektörün tanımı ve sınırlarının net bir şekilde yapılmamış olmasıdır. Örneğin; bir bölge ekonomisi içinde turizm olayının hacminin ve boyutlarının ölçülmesi gerektiği zaman, otomobil kullananların yaptıkları petrol harcamalarının yüzde kaçının turizme dahil

4

edilebileceği bilinmez. Toplantı ve dış seyahatler ile ilgili yapılan harcamalar turizmin bir unsuru olarak değerlendirilebilir mi? Eğer değerlendirilemezse bu tip harcamalar hesaplama dışına mı bırakılacaktır? Bu konuda evrensel olarak kabul edilmiş yanıtlar bulunmamaktadır. Kaldı ki, yine bu konular üzerinde herhangi bir şekilde tutulmuş istatistikler de yoktur. Eldeki çeşitli veriler ise oldukça dağınık ve karışıktır; düzenli bir bütün haline getirilmeye uygun değildir. Bu çalışma sadece herhangi bir dönemde turizm gelirlerinin ne olabileceğini tarif etmek amacıyla yapılmamıştır. Aslında önemli olan geçmiş dönemlerde turizm gelirlerinde meydana gelen gelişmelerden bahsetmek değil gelecek dönemlerde bugünkü mevcut koşullar çerçevesinde hangi gelişmelerin olabileceğini tahmin etmek ve senaryolar üretebilmektir. Türkiye’de son yıllarda oldukça yüksek bir hızla büyüyen turizm sektörünün arkasındaki kuvvetin tarifini yapabilmek ve gelecek dönemlerde söz konusu ivmeyi yavaşlatabilecek gelişmeleri önceden tahmin edip önlem alabilmek için bugüne kadar yapılanlardan daha ciddi ama daha yalın bir analiz yapmak gerekliliği ortadadır. İleriki sayfalarda ve bölümlerde turizm mağazacılığı ile ilgili bilgileri sunmadan önce turizmin bir evrensel tarifi için tarihsel bir yaklaşımın yanında Türkiye’de turizmin başlangıçta nasıl anlaşıldığı, nasıl geliştiği ve nasıl kabuk değiştirdiğiyle ilgili ayrıntılı bir analiz yapılmıştır. Tabii her şeyden önce dünya gerçeklerinden de bilgi vermeyi ihmal etmeyen bir yaklaşımda araştırmacıların fark edeceği bir başka noktadır. Turizm ve turizm mağazacılığı ile ilgili bir çalışma hazırlamak ilk başta rahatça başarılabilecek bir çalışma olarak gözükse de konunun taraflarının çok ve bazen de tartışılır olması sebebiyle bazı zorluklar yaratmıştır. Turizm bakanlığı ve turizmle ilgili meslek kuruluşlarının verileri dikkate alındığı zaman her ne kadar ciddi bir analiz yapmak için gerekli altyapı oluşsa da turizm mağazalarının bulunduğu illerdeki defterdarlıklar, Türkiye İhracatçılar Meclisi gibi kurumlara da danışılmak mecburiyetinde kalınmıştır. Başta da belirtildiği gibi turizm gelirlerinin önemli bir parçasını oluşturan ve turistlerin ülkemize gelmesini sağlayan turizm mağazacılığının tek bir veritabanından incelenmesinin mümkün olmadığı ortadadır.

5

Turizm mağazacılığı sektöründe faaliyet gösteren firmaların birçoğunun mevzuat gereği aktif ihracatçı olmaları ve hatırı sayılır miktarda ticaret yapmaları ve bu nedenle de Türkiye’nin yarattığı milli gelir ve katma değer için de azımsanmayacak bir yer tutmaları kestirme analizler yapmanın mümkün olmadığını ortaya koymuştur. Elinizdeki çalışma hazırlanırken bu veri eksikliklerini giderebilmek için çok çeşitli kurumların kaynaklarından faydalanıldı. Turizm Bakanlığı Yatırımlar Genel Müdürlüğü, Turizm Bakanlığı İstatistik Bölüm Şefliği, Turizm İstatistikleri Bültenleri, DPT Temel Ekonomik Göstergeleri, çeşitli illerimizin Defterdarlık verileri, Türkiye İhracatçılar Meclisi veri tabanı, İhracatçı Birlikleri kayıtları, Ticaret Odaları kayıtları, T.C. Maliye Bakanlığı, Dünya Turizm Örgütü verileri, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı istatistikleri ve çeşitli akademik çalışmalar büyük bir titizlikle incelendi. Ancak bu hummalı çalışma sonunda görüldü ki, direkt turizme yönelik olarak veri bulabilmek gerçekten çok zor. Örneğin defterdarlıktan alınan rakamlarda satış gerçekleştiren firmaların bu satışların ne kadarını turistlere, ne kadarını yerli müşterilere yaptığı sınıflandırılmamıştır. Bu nedenle ülkemize gelen turistlerin hangi sektörlere ne kadar döviz bıraktığını kesin rakamlarla ifade edebilmek mümkün değildir. Bu durum elbette turizm araştırmaları için büyük bir handikaba neden olmaktadır. Turizmin ekonomik etkileri, istihdam olanakları, kişisel ve kamu geliri yaratması ve döviz kazancı olarak bir çok sektöre dağıldığı için, turizmin söz konusu ekonomik etkilerini tespit etmek oldukça zor hale gelmektedir. Bu durum da uygulanacak turizm politikalarını muğlak hale getirmektedir. Tüm bu zorluklara karşın bu çalışma sonucunda bir sonuç elde edilmiş ve elde edilen sonuç oldukça düşündürücü olmuştur. Türkiye’ye her yıl gelen 20 milyona yakın turistin giriş sebepleri arasında deri-halı-kuyum üçgeninde tarif edebileceğimiz turizm mağazacılığının önemli bir etkisi olduğu fakat söz konusu mağazaların bu iddiaya destek verecek bir yaklaşımı bulamadıkları anlaşılmıştır. Hem ihracat hem de turizm bacağında Türkiye’nin ilk 1000 büyük firması arasına girebilecek kadar gelişmiş şirketlerin sektör içinde olmasına rağmen turizm konusundaki resmi ve sosyal yaklaşımların dar bir çerçeveye sahip olması gerçeklerin ortaya çıkmasına engel teşkil etmektedir.

6

Genelde 10 yılları aşan geçmişe sahip olan bu firmaların ikinci kuşak yöneticileri kurumsallaşma anlamında büyük hamleler ve büyük yatırımlar yapmışlar fakat dönem dönem sektörün hızlı gelişimine paralel olarak dışsal etkilere karşı oldukça risk taşıyan pozisyonlara gelmişlerdir. Genelde Türkiye’deki her hızlı gelişen sektörde görülen bu durum aslında turizm açısından da büyük bir risk taşıdığını da ifade etmek gerekmektedir. Turizm mağazacılığının içinde bulunduğu risklerin olumsuz sonuç yaratması; turist sayısının azalması yani turizm gelirlerinin azalması sonucunu doğuracaktır ki bu durum şu ana kadar gelecek dönemler için düşünülen milli gelir planlamalarında hesaba katılmamış bir sıkıntı yaratacaktır. Sonuç olarak bu çalışma dışsal olumsuzlukların gerçekleşmediği durumlarda her zaman olumlu geliştiği ve içsel sıkıntıların yaşanmadığı iddia edilen turizm sektörünün hesaba katılmamış bir gerçeğine ışık tutmak için hazırlanmıştır. Deniz, güneş, kum parantezinde eksik şekilde değerlendirilen Türkiye turizminin en önemli parametrelerinden biri olan turizm mağazacılığının kurumsallaşması, öneminin anlaşılması ve gelecek dönemlerde hem ihracat hem de turizm sektörü için gerekli altyapıyı genişletmesi bundan sonra yapılacak çalışmaların mikro bir parçasını oluşturmak zorundadır. Bu gerçeğin göz ardı edilmesi milli muhasebe hesaplarından önümüzdeki yıllarda hiç hesapta olmayan sıkıntıları ortaya çıkaracaktır. Bu düşünceler ışığında bu raporun turizm sektörü ile ilgili kamu ve özel sektör tarafındaki tüm yöneticilere faydalı olması ümidiyle saygılarımızı sunuyoruz.

Prof. Dr. Emre Alkin

7

II. Turizmin Ortaya Çıkışı

Uygarlığın doğuşundan itibaren, dünyanın farklı bölgelerinde çok çeşitli kültür ve yaşayış biçimlerinin oluşmasına karşın, yeryüzü sürekli olarak bütünleşmeye doğru gitmiştir. Her farklı kültür bölgesi kendi etki alanını büyütmeye çalışmış bu esnada diğer kültürlerle ve coğrafyalarla iletişime girmiş ve birbiri ile etkileşimde olan topluluk sayıları yüzyıllar boyunca giderek artmıştır. Küreselleşmenin artık neredeyse tüm dünyaya yayıldığı çağımızda ise, söz konusu etkileşim en tepe noktasına ulaşmış ve kültürler arası etkileşim hiç olmadığı kadar yüksek seviyelere çıkmıştır. Haberleşme teknolojilerinin yanı sıra, ulaştırmanın de oldukça ilerlemesi, artık uzun, zahmetli ve pahalı yolculukları kısa, pratik ve ucuz hale getirmiş, insanların gelişmiş haberleşme teknolojisi aracılığıyla hakkında fikir sahibi olduğu bölgelere bireysel olarak erişimlerini hiç olmadığı kadar kolaylaştırmıştır. 20. yüzyılda sıradan insanlar, 19. yüzyılda kralların sahip olmadığı konforlarla seyahat etme olanağı buldular. Bu gelişmelere 20. yüzyılda yeni bir sosyal olguyu ortaya çıkardı: Turizm… I. Dünya Savaşına kadar “lüks tatmin” görünümünden tam olarak çıkamayan turizm, 1918 ile 1960 yılları arasında da daha çok kültürel boyutuyla ön plana çıktı. Bu dönemde uzak mesafeleri birbirine bağlayan modern araçlar kısmen yaygınlaşsa da bu araçların kullanım fiyatlarının yeterince ucuzlamasını sağlayacak kadar gelişkin bir ağa ve işletmeci şirket çeşitliliğine ulaşılamamıştı. Üstelik savaş sonrasında yapısal yaraların yanı sıra ekonomik yaraların sarılması da doğal olarak uzun sürmüş ve tatillerin başka ülkelerde geçirilmesi halen yeterince cazip hale gelememişti. Aslında “savaşların azalmasıyla turizm gelişti” denilebilir. 1960’lardan sonra ulaşım araçlarındaki inanılmaz gelişme ve geliştirilen farklı kanallar hem toplu taşımanın fiyatlarını ucuzladı, hem de bu esnada iletişim ağının gelişmesiyle farklı ülkeler hakkındaki bilgiler dünyaya çok çabuk dağılır hale geldi. Bilgi paylaşımı ve ucuzlayan fiyatlar, savaş sonrasında düzelen ekonomilerin de etkisiyle kitlelerin farklı ülkelere yalnızca entelektüel güdülenmelerle değil, tatil ve eğlence için de erişebilmelerini sağladı. Kitlelerin bu yeni olguyu giderek

8

içselleştirmeleri bugün turizmi iyice kitleselleştirdi, onu, sanayileşmesini tamamlamış ülkelerde sosyal bir ihtiyaç durumuna getirdi. Turizm bu kadar yaygınlaşıp bir kitle hareketine bürününce, ekonomik anlamda da birçok yeni olanaklara ışık tuttu ve kalkınma modelleri içinde yer alan yeni bir kalem haline geldi. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren birçok ülke ekonomisinin karşılaştığı dar boğazların aşılmasında adeta bir çıkış noktası olarak görülen turizm için devletler özel programlar geliştirmeye başlarken, hükümetler kabinelerinde Turizm Bakanlıklarına yer verdiler. Turizm faaliyetinin gelişmekte olan ülkelerin kalkınmalarını tamamlayabilmeleri için gereksinim duyulan dövizi sağladığının, ülkedeki üretim çeşitliliğini arttırdığının ve istihdam oluşturduğunun keşfedilmesi birçok ülkeyi bu yönde büyük çalışmalar yapmaya itti.1 Bugün ABD, Fransa, İngiltere ve İtalya gibi gelişmiş ülkeler turizmden en çok gelir elde eden ülkeler sıralamasında en tepe noktaları işgal etmektedirler. Turizmin dünyanın telekomünikasyon ve enformasyondan sonra 20. yüzyılın sonlarına damgasına vuran, dünyanın üç temel hizmet sektöründen biri haline gelmesi2 turizmin bilimsel bir olgu olarak ele alınmasını ve bu olgudan en iyi şekilde faydalanılabilmesi için turizm üzerine çeşitli çalışmalar yapılmasını gerektirdi. Böylece turizmin tanımlanma zorunluluğu da doğmuş oldu. Ancak tüm bu gerekliliklere karşın turizm üzerine yapılan bilimsel çalışmalar oldukça geç tarihlidir. Turizmin tanımlanmasının ve turizme ilişkin çalışmaların bu kadar gecikmesi ana hatlarıyla üç temel nedenden ötürüdür. 1) Gelişen ekonomi ve bireylerdeki kullanılabilir gelir artışı turizm sektörüne oldukça geç yansımıştır. Bunun temel nedeni turistik ihtiyaçların zorunlu ihtiyaç niteliği taşımaması ve turistik mal ve hizmetlerden özellikle zorunlu olmayan diğer mal ve hizmetlere dolaylı bir rekabet içinde olmasıdır. Böyle bir

1

Kar, M. & Zorkirişçi, E. & Yıldırım, M. (2004) “Turizmin Ekonomiye Katkısı Üzerine Ampirik Bir Değerlendirme”, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi (8), s.88 2 Crouch, G.I. & Ritchie, J.R.B. (1999) “Tourism, Competitiveness and Social Prosperity”, Journal of Business Research, Sayı 44, s.138

9

durumda turizm sektöründe yeni mal ve hizmet türü geliştirmek ve bu konuda araştırmalar yapmak uzun yıllar boyunca ihmal edilmiştir.3 2) Turizm sektörü uzun yıllar boyunca diğer sektörlerden ayrı olarak düşünülmemiştir. Örneğin, kimi zaman hizmetler sektörünün (ulaştırma gibi) bir parçası olarak kabul edilmiştir. Bu durumda sektörün yarattığı gelir ve istihdam artışı araştırılamamıştır. Ayrıca özellikle turizm pazarlaması gibi önemli bir alanda uzun yıllar boyunca nitelikli eleman eksikliği hissedilmiştir. 3) Gelişen teknoloji sektöre geç yansımış, bu nedenle turizm sektöründe kitlesel üretim oldukça gecikmiştir. Örneğin Henry Ford otomobilin kitlesel üretimini 1920’lerde gerçekleştirmiştir. Oysaki Holiday Inn Otelleri ilk kez 1952 yılında yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu durum turizm sektöründe yaklaşık 30 yıllık bir gecikmeyi ifade eder. Yine turizmle ilgili diğer bir faaliyet alanındaki Mc Donald’s yiyecek firması, 1955 yılından itibaren ABD’de yaygınlaşmaya başlamış, Pan-Am Havayolu şirketi ilk kıtalar arası uçuşunu 1940’ta gerçekleştirmiş ve ilk geniş gövdeli uçak 1970 yılında sefere başlamıştır. Bu gibi temel etkenler yanı sıra, turizm endüstrisindeki işletmeler için mesleki standartlar, hükümet politikaları, endüstrideki planlama çalışmalarının sorumluluğu ve üniversite düzeyinde turizm eğitimi olanakları böylesine büyük bir endüstri olması için gerekenin çok gerisinde kalmıştır.4

III. Turizm Nedir ?

3

Matthieson, A. & Wall, G. (1982) Tourism; Economic, Physical and Social Impacts, Longman Group Inc. Burnt Mill, Londra, s.32 4 Smith, S.L.J. (1991) Tourism Analysis, Longman Group Inc. Londra

10

Turizm çok çeşitli örgütler ve birimler tarafından birçok kere tanımlanmıştır. Turizm her şeyden önce düzenli ve örgütlü çalışmayı gerektiren bir boş zaman etkinliğidir ve kaynağını toplumsal hayatın çalışma ve boş zaman olarak düzenlendiği Batı ülkelerinden alır.5 Turizm üzerine yazılmış ders kitaplarındaki tanıma göre günümüzde milyonlarca insanın, gezme, görme, öğrenme ve eğlenme gibi sosyokültürel ve psikolojik gereksinimlerini karşılamak için yaşadıkları yerlerden geçici olarak ayrılıp farklı ülkelere gitmeleri turizm olarak adlandırılmaktadır.6 Uluslararası Turizm Uzmanları Birliği”nin (AIEST) İtalya’nın Palermo şehrinde 1954 yılında toplanan kongresinde yapılan turizm tanımı ise şöyledir: “Turizm, yabancıların seyahat ve devamlı, asli kazanç elde etmek faaliyeti için yerleşmeye dönüşmemek kaydıyla konaklamalarından doğan ilişkilerin ve olayların bütünüdür.”7 Bu tanıma çok benzer bir tanım da IMF tarafından yapılmıştır. IMF tanımında turizm “ziyaret edilen ülkedeki taşımacılık dahil yabancılara sağlanan bütün mal ve hizmet karşılığında alınan ücretler (alacak) ile o ülkede yaşayan insanların yurtdışında iken bulundukları ülkedeki mal ve hizmet karşılığında ödediği ücretler (borç)” olarak tanımlanmaktadır.8 Sosyolojik tanımlamada ise turizm; 1) Kısa süreli bir nüfus hareketidir. Bu süre hareketin amacına göre birkaç saat, gün, hafta, ay olabilir. 2) Turizm üretici değil, tüketici bir faaliyettir. 3) Sosyolojik anlamda yabancıların; başka bölgeden, başka toplumdan gelenlerin, yerli toplum yaşamındaki tüketici faaliyetleridir.9

IV. Dünyada Turizm

5

Shaw, G. & Williams, A.M. (1994) Critical Issues in Tourism: A Geographical Perspective, Malden, Blackwell Publishers, s.177 6 Barutçugil, İ.S. (1982) Turizm İşletmeciliği, Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. Yayınları, Bursa 7 Özdemir, M. (1993a) “Cumhuriyetin 70. Yılında Türk Turizmi (1923–1993)” Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt 4, Sayı 3, s.8 8 Basu, K. (1988) “The Role of International Tourism in The Economic Development of the Third World: A Marketing Framework” Marketing and Economic Development Issues and Opinion, Proceeding of the Second International Conferance on Marketing Development, (ed.) Littlefield, J.E. & Csath, M. s.88 9 Gürkan, M.İ. (1995) “Toplumsal Hareketlilik Olarak Turizm”, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt 6, Sayı 2, s.30

11

Küreselleşmenin hem bir dayanağı hem de ondan beslenen bir ayağı olarak ortaya çıkan turizm, 20. yüzyılda ekonomilere umulmadık katkı yapan sektörlerden biri oldu. Bu yüzyıla kadar seyahat ve seyahat harcamalarının yarattığı ekonomik etkinin tüketimle olan bağlantısı henüz kurulmamış ve turizm ve seyahatle ilgili tüm konular güzel sanatlar ve edebiyat dalları içinde yer almıştır. 20. yüzyıldaki büyük turizm atılımıyla birlikte ekonomistler de turizmin işlerliğini fark ederek onun tanımlarını vermeye çalışmışlar, diğer bilim dallarıyla ilişkilerini açıklamışlardır. Böylece güzel sanatlar ve edebiyattan ekonomik bir konuya dönüşen turizm, bilimsel çerçevede incelenmeye başlanmıştır..

Tablo:1 Dünya Turizmine Katılanların Sayısı ve Turizm Gelirleri

Yıllar Turist Sayısı (Milyon) 1988 394 1989 426 1990 458 1991 463 1992 502 1993 518 1994 550 1995 564 1996 595 1997 613 1998 628 1999 652 2000 696 2001 692 703 2002 691 2003 760 2004 Kaynak: www.world-tourism.org. ; TURSAB verileri

Turizm Gelirleri (Milyar dolar) 204 221 268 277 314 321 353 401 434 444 445 454 477 463 491 460 502

Turizm gelirleri tüm 20. yüzyıl boyunca sürekli atış gösterdi, sektör umulmadık bir hızla büyüdü. Turizmin yıllık getirisi 21. yüzyılın hemen başında yıllık yarım trilyon dolara dayandı. Dünyadaki yıllık turist sayısı da 760 milyon kişiye erişti. Yani artık her yıl ortalama olarak dünya nüfusunun sekizde biri turizm faaliyetinde bulunuyor.

12

Grafik 1: Dünya Turizmine Katılanların Sayısı ve Turizm Gelirleri

DÜNYA TURİZMİNE KATILANLARIN SAYISI VE TURİZM GELİRLERİ
800 700 600 500 400 300 200 100 0
19 88 19 89 19 90 19 91 19 92 19 93 19 94 19 95 19 96 19 97 19 98 19 99 20 00 20 01 20 02 20 03 20 04

600 500 400 300 200 100 0

Turist Sayısı (Milyon)

Turizm Gelirleri (Milyar $)

Kaynak: www.world-tourism.org.

Turizm dünyanın en hızlı büyüyen sektörlerinden birisidir. Dünyada turizm faaliyetlerinin ortalama yıllık büyüme hızı 1980–2000 döneminde ortalama % 6,8 oranında seyretmiştir. Toplam uluslararası ticaret hacmi içinde turizmin payı bu gelişme eğilimine bağlı olarak dönemin sonunda % 15’e ulaşmıştır. 1990’lı yılların sonuna gelindiğinde hizmetler sektörü içinde turizm birinci sıraya yükselmiştir. Dünya Turizm Örgütü verilerine göre 2000 yılında uluslararası turizm hareketleri bir önceki yıla göre % 7,4 artış göstererek 696 milyon kişiye ulaşırken, turizm gelirleri de % 4,5 artarak 477 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Ancak 2000’li yılların ilk birkaç yılında ardı ardına gelişen bazı olumsuz küresel olaylar dünya turizminde geçici bir aksamaya neden oldu.10 ABD’de gerçekleşen 11 Eylül saldırıları, Mombasa ve Bali’deki terörist eylemler ve Güney Asya’yı etkileyen SARS hastalığından sonra dünya turizmi büyümesine kısa bir
10

Üner, M.M. & Kayaman, R. (2001) “Türkiye’de Etkin Bir Turizm Teşvik ve Geliştirme Sisteminin Temelleri Üzerine Davranışsal Bir Deneme”, Anatolia Turizm Araştırmaları Dergisi, Yıl 12, Güz, s.101

13

durgunluk yaşamış ve 2001 yılında tüm dünyadaki turist sayısı bir önceki yıla oranla 4 milyon azalarak 692 milyon kişiye, turizm gelirleri de 477 milyar dolardan 463 milyar dolara düşmüştür. 2002 yılında hafif bir yükselmeyle turist sayısı 703 milyon kişiye, gelirler de 491 milyar dolara çıksa da, yukarıda sözü edilen çeşitli küresel olumsuzluklar yüzünden 2003’te bir önceki yıla oranla yine bir düşüş gözlenmiş ve turist sayısı 691 milyona, gelirler de 460 milyar dolara gerilemiştir. Ancak 2004 yılıyla beraber turizmdeki büyüme hızı biraz daha normale dönmeye başlamıştır. 2004 yılı için uluslararası turist sayısı % 10 artarak 760 milyon seviyesine ulaşmıştır. Bu artışın; göreceli olarak daha durağan jeopolitik ortam, Çin gibi pazarlardaki büyüme, düşük maliyetli taşıma şirketlerinde arza bağlı büyüme, fiyatlar üzerindeki baskı ve geçmiş yıllardan kalan talepten kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Turizm sektörünün huzurlu bir küresel çevreye ihtiyacı olduğu kolayca anlaşılmaktadır. 2004 yılında turistler tarafından yapılmış olan harcamalar bir önceki yıla göre yaklaşık % 10 oranında artarak 502 milyar dolara yükselmiştir. Bu yükselişin ABD dolarının düşüşünden kaynaklandığı tahmin edilmekte ve döviz kuru etkisi arındırıldığında harcama toplamının turist sayısındaki artış ile aynı oranda olmadığı görülmektedir. Bu durum turizm ile ilgili alternatif politikalar uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Olumlu taraftan bakıldığında, küresel bir felaketle karşılaşılmadığı sürece turizm çok hızlı bir büyüme göstermektedir. Bu tahlili kanıtlamak kolay gözükmektedir: Turizmden elde edilen gelir yalnızca 1990 ve 2004 yılları arasında tam iki katına çıkmıştır. Önümüzdeki yıllarda da turizmin bu hızlı yükselişinin devam edeceği öngörülmektedir. Dünya Turizm Örgütü’nün (WTO) Avrupa ülkeleri için 2020 yılına kadar öngördüğü turist sayısı ve turizmden elde edilmesi beklenen gelir miktarı aşağıdaki tabloda sunulmuştur.

Tablo 2: Ülkelerin Turizmde Büyüme Öngörüsü
Milyon Kişi Beklenen

14

Ülke Fransa İspanya İngiltere İtalya Çek Cumhuriyeti Türkiye Macaristan Avusturya Almanya İsviçre Yunanistan Portekiz Bulgaristan Hırvatistan Romanya Slovenya Malta

1995 60 38,8 23,5 31,1 16,5 7,1 20,7 17,2 14,8 14,5 10,1 9,5 3 1,3 1,3 0,7 1,1

2000 71,7 49,1 27,7 36 10,2 16,2 16,7 7 12,1 11,7 10,6 3,2 4,9 3,5 1,2 1,2

2010 88,2 61 38 43,9 17,1 20 19,8 18,5 14,4 14,3 13 6,2 7,5 5,7 1,9 1,5

2020 106,1 72,9 53,8 52,5 44 27 24,7 23,1 20 17,4 17,1 16 10,6 10 8,5 3,1 1,8

Büyüme Oranı ∗ 1995/2020 2,3 2,6 3,4 2,1 4 5,5 0,7 1,2 1,2 1,7 2,1 2,1 5,2 8,4 4,3 6 2

Kaynak: Dünya Turizm Örgütü (WTO) "Turizm: 2020 Vizyonu Avrupa"

Tüm dünyada gerek istihdam oranları, gerek gelir miktarı gerekse de turist miktarı ile oldukça büyük ve büyümeye devam eden bir sektör olan turizmde gelişmiş ülkeler turist akımı ve turizm gelirleri bazında en yüksek paya sahiptirler. Ekonomi açısından kısa zamanda böylesine güçlü bir sektör haline gelen turizm ve seyahat sanayi, istihdam yaratılması açısından da dünya ekonomisinde büyük öneme sahip sektörlerden birisi olmuştur. Dünya Turizm Konseyi (World Tourism Council – WTTC) verilerine göre 2004 yılında sektördeki toplam istihdamın 73.692.500 olarak gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Bu sayı toplam dünya istihdamının % 2,8’ini oluşturmaktadır. Diğer taraftan sektörün birçok ekonomik alanı etkilediği düşünülürse öneminin daha fazla olduğu söylemek kolaylaşmaktadır. Dolaylı olarak etkilediği alanlar da eklendiğinde yarattığı istihdamın 214.697.000 olduğu, bu rakamın toplam dünya istihdamının yaklaşık % 8,1’ini temsil ettiği tahmin edilmektedir. WTTC’nin açıkladığı rakamlara göre sektörün 2004 yılı dünya geliri içindeki payı 1,521 milyar dolar ile % 3,8’dir. Dolaylı olarak etkilediği alanlar eklendiğinde bu rakam 4,218 milyar dolara ve dünya gelirinin % 10,4’üne yükselmektedir. 2004 yılında sektörde

  

15

yapılan sermaye yatırımının 802,3 milyar dolar (toplam dünya yatırımının % 9,4’ü) olduğu tahmin edilmektedir.11 2004 yılında dünyada konuk edilen turist sayısı bazında en büyük payı % 55 ile Avrupa ülkeleri almaktadır. Avrupa’yı % 20’lik payı ile Asya Pasifik ülkeleri, %16’lık payı ile Amerika Kıtası % 5 ile Orta Doğu, onu da % 4 ile Afrika Kıtası izlemektedir.12 Turizm gelirlerinde de Avrupa ilk sırada yer almaktadır. Ülke sıralamasında ise A.B.D. birinci durumdadır.

Grafik 2: 2004 Yılında Dünyada Bölgesel Bazda Konuk Edilen Turist Sayısı
2004 YILINDA BÖLGESEL BAZDA KONUK EDİLEN TURİST SAYISI (%)
5% 4%

16%

55%

20%

Avrupa

Asya Pasifik

Amerika

Ortadoğu

Afrika

Türkiye’nin de içinde yer aldığı Avrupa bölgesi, dünyada en çok turist alan bölgesi olmaya devam etmektedir. Ancak 1975 yılında Dünya turizm hareketlerindeki payı % 69,2 olan Avrupa kıtasının 1997 yılından beri payının küçülmekte olduğu görülmektedir. 1997 yılında Uluslararası turizm hareketine katılan toplam 613 milyon kişinin % 59’u Avrupa Bölgesini ziyaret etmiştir. 1997 yılında Dünya genelinde elde
11 12

http://www.igeme.gov.tr/tur/pratik/hizmetson.pdf, s.33 http://www.world-tourism.org

16

edilen 444 milyar dolar turizm gelirinin % 49,3’ünü Avrupa Bölgesi almıştır.13 Avrupa’nın payı düşse de, hatırı sayılır bir gelir elde ettiği yadsınamaz bir gerçektir. 1997 yılında Avrupa’da en çok ziyaret edilen 20 ülke sıralamasında 66,9 milyon turist girişi ve % 18,5 pazar payıyla Fransa 1. sırada 43,4 milyon kişi ve % 12 pazar payıyla İspanya 2. sırada, 34 milyon kişi ve % 9,4 pazar payıyla İtalya 3. sırada yer alırken, 9 milyon kişi ve % 2,5 pazar payıyla Türkiye 14. sırada yer almıştır.14 Dünya Turizm Örgütü’nün (WTO) öngörüsüne göre gelecek 15 yıllık dönemde, Fransa, Avrupa’nın turist sayısı açısından en zengin ülkesi olmaya devam edecektir. Şu anda da turist sayısı açısından Avrupa’nın en zengin ülkesi konumunda bulunan Fransa’yı 2002 yılı istatistiklerine göre 77 milyon turist ziyaret etti. WTO, 2010 yılında Fransa’yı ziyaret edecek turist sayısını 88 milyon 200 bin olarak tahmin ederken, 2020’de de bu rakamın 106 milyon 100 bine yükseleceğini öngörüyor.15 Tablo 3: 2004 Yılında Ziyaretçiler Açısından Dünya Turizminde İlk 10 Ülke No Ülke Fransa İspanya ABD Çin İtalya İngiltere Hong Kong Meksika Almanya Avusturya Milyon ($) 75,1 53,6 46,1 41,8 37,1 27,7 21,8 20,6 20,1 19,4 Dünyadaki Payı (%) 9,8 7,0 6,0 5,5 4,9 3,6 2,9 2,7 2,6 2,5

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Kaynak: http://www.ttyd.org.tr/tablo11.htm

13 14

Tunç, A. & Saç, F. (1998) Genel Turizm, Detay Yayınevi, Ankara, s.100-102 Turizm Bakanlığı (1998) Turizm 98, Turizm Bakanlığı Yayını, Ankara, s.149 15 ”Avrupa’da Fransa En Çok Turist Çeken Ülke Olacak” Dünya Gazetesi, Sektörel Araştırma, Turizm ve Otelcilik, s.5

17

EIU’nın hesaplamalarına göre 2004 yılında en fazla turisti 316 milyon kişi ile Batı Avrupa çekmiştir. Bu durum 2008 yılına kadar devam edecektir. İkinci sırada ise 119 milyon kişi ile Asya ve Avustralya bulunmaktadır. Bu bölgenin çektiği turistin de 2008 yılında kadar artması beklenmektedir, fakat bu tahminler 2004 Aralık Ayındaki Tsunami felaketinden önce yapılmıştır. Bu nedenle bu beklentilerde değişiklik olması beklenmelidir. Kuzey Amerika turizmde yaşanan küresel düşüşten en şiddetli etkilenen bölge olmuştur. 11 Eylül saldırısı, Irak Savaşı ve SARS virüsü (Asya’dan gelen turist sayısını etkilemiştir ve Kanada’da sağlık sorunları yaşanmıştır) gibi sorunlarla ilgili olarak yaşanan güvenlik problemleri nedeniyle 2003 yılı sektör açısından oldukça problemli geçmiştir. 2004 yılında toparlanma yaşayan bölgenin 2000 yılında çektiği turist sayısına 2007’den önce ulaşması beklenmemektedir. Japon turizmi ülkedeki fazla kapasite nedeniyle sorun yaşamaktadır. Buna rağmen önemli otel zincirlerinin pazara girmesi ile Tokyo’daki otel kapasitesi 2007 yılında % 10 artacaktır. Tüm olumsuzluklara ve gelişen rakiplere rağmen, Batı Avrupa turizmde dünyanın en büyük pazarı konumundadır. Dünyanın en önemli turizm ülkelerinden biri olan İspanya sahip olduğu gelişmiş alt yapı ile Avrupalıların boş zamanlarını geçirmesine yönelik hizmetlere olan artan talebinden yararlanmak isteyecektir. Bu süreçte düşük maliyetli ülkeler olan Türkiye, Hırvatistan ve Bulgaristan’dan kaynaklanan bir rekabet olacaktır. Avrupa için önem taşımakta olan diğer bir konu ise Alman dış pazarıdır. Bu pazar özellikle İspanya, İtalya ve Avusturya için önem taşımaktadır. Toplam dış pazarın 2008 yılına kadar % 1,4 oranında büyümesi beklenmektedir. Bununla birlikte terörizm korkusu ve diğer tehditlerin turizme yönelik talebi durgunlaştırma ihtimali bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Avrupa’da yaşlanmaya paralel olarak emekli sayısının artması ve fiyat rekabeti yapan hava yolları daha sık ve kısa süreli seyahatlerin artmasına yol açabilir. Geçiş ekonomisine sahip ülkelere doğru seyahat taleplerinin ise yılda % 4,6 oranında artması beklenmektedir. Bu grupta en büyük Pazar olan Rusya’daki

18

büyümenin kapasite eksikliği nedeniyle sabit kalması beklenebilir. Rusya’nın söz konusu problemi çözmek için orta sınıfa yönelik konaklama tesislerinin açılmasına ağırlık vermesi beklenmektedir. 2008 yaz olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak olan Çin’e yönelik seyahatlerin 2008 yılında 49,2 milyon olması beklenmektedir. Bu rakam 2004 için 37,6 milyondur. Çin’in uluslararası turizm sahnesine çıkışını etkileyen başlıca faktörleri: gelir seviyesinin artması, yasal düzenlemelerin ülke vatandaşlarının yurtdışına seyahatini kolaylaştırması, hava taşımacılığı sektörünün yerli ve yabancı taşıma şirketlerine açılması nedeniyle kolaylaşmasıdır. Ülkenin Dünya Ticaret Örgütü’ne üyeliği ile pazarın büyük otel zincirlerine fırsatlar sunacak olması da büyümeye katkı sağlayacak etkenlerden biridir. Dünya Ticaret Örgütü’nün verilerine göre, 2020 yılında uluslararası turizm hareketlerine katılan kişi sayısının 1,6 milyara ve turizm gelirlerinin de 2 trilyon Dolara ulaşması beklenmektedir. Ayrıca, yükselen refah düzeyine paralel olarak, seyahate ayrılan gelirin ve ulaşım olanaklarının gelişmesi ile büyüyen turizm pastasından en yüksek payı almak için ülkeler arasındaki rekabetin de şiddetleneceği öngörülmektedir.16

V. Türkiye’nin Dünya Turizmi İçindeki Yeri

A) Türkiye’nin Turizm Değerleri

16

Çınar, A. & Bahar, O. (2003) “Turizm Sektörünün Türkiye Ekonomisi İçindeki Yeri ve Önemi Üzerine Bir Değerlendirme”, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi (6) s.15

19

Ülkemiz turizm açısından birçok farklı cazip seçenekler sunan bir coğrafyadadır. Türkiye özellikle Akdeniz turizminin dayandığı “Güneş, Deniz, Kum” üçlemesi açısından 8000 km uzunluğundaki kıyı şeridi üzerinde yer alan çok sayıda birbirinden güzel plajlarıyla kitle turizmi için büyük bir potansiyel taşımakta, bunun yanı sıra muhteşem bir kültürel mirasa ev sahipliği yapmaktadır. Eşsiz plajlarını, uçsuz bucaksız uzanan ormanları, nehirlerini ve dağlarını, tarihi M.Ö. 4000 yılına kadar uzanan tarihinde birçok farklı uygarlığa beşiklik ederek kazandığı sayısız beşeri yapıtlarla süsleyen Türkiye, Paleolitik devirden başlayarak Hititler, Lidyalılar, Frigyalılar, Persler, Grekler, Romalılar, Selçuk ve Osmanlı Türkleri gibi dünya tarihine yön vermiş uygarlıkların kalıntılarıyla doludur. Ülkede halen kazısı yapılmış antik kentler ve höyükler olduğu kadar dini siteler ve tarihi değer taşıyan alanlara da sıkça rastlanmaktadır. Boyutları nedeniyle Türkiye çeşitli iklim koşullarının etkisinde kalmaktadır. Yıllık ortalama güneşli gün sayısı kuzeyde 150 gün, güneyde 300 gündür. Güney Ege ve Batı Akdeniz kıyılarının kitle turizmi için belirlenmiş gelişim alanlarında, Nisandan Ekime kadar 210 gün turizm mevsimi sürmektedir. Orta İklim kuşağında bulunan Türkiye’de farklı iklim türleri görülerek, ortalama sıcaklık güney kıyı bandında 18–20 C, batı kıyı bandında 14–15 C ve iç kesimlerde ortalama deniz seviyesinden yüksekliğe göre de 4–18 C arasında değişiklik gösterir. Yaz mevsiminin en sıcak olduğu Temmuz ve Ağustos aylarında Ege ve Akdeniz sahil bandı ortalama 27 C ve daha fazla, Marmara ve Karadeniz sahil bandında ortalama 22–24 C sıcaklık görülür. Yayla ve dağ yamaçlarında ise bu aylar oldukça serin geçer. Marmara Bölgesinde Haziran-Eylül ortalama deniz suyu sıcaklığı 20 C, ortalama güneşlenme saati 6’dır. Ege Bölgesinde ise ortalama deniz suyu sıcaklığı 22 C, günde ortalama güneşlenme saati 8’dir. Akdeniz Bölgesinde yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 22 C, yıllık ortalama güneşlenme saati 8’dir. Türkiye özellikle orta yükseklikte dağ ve ormanlık yörelerde kış mevsiminde kar yağışlarının etkili olması, karın yerde kama süresinin uzun ve kar kalınlıklarının

20

üç metreye ulaşması nedeniyle kış turizmi yapılmasına çok elverişlidir. Bu özellikteki yöreler de ülkemizin birçok noktasında bulunmaktadır. Türkiye’nin genel jeolojik konumuna göre Batı Anadolu’daki volkanik alanlarda ve Kuzey Anadolu fayı boyunca yoğun sıcak su kaynakları bulunmaktadır. Türkiye jeotermal kaynak zenginliği bakımından dünyada ilk on ülke arasında yer almaktadır. Termal turizm; tüm yıl turizm yapma imkânı sağladığı için diğer turizm çeşitleri ile bütünleştirilerek uygulanabilmesi kolayca mümkün olmakta, dağlık, ormanlık bölgelerde kısaca yurdun her bölgesinde bulunması sayesinde, termal turizm çeşidinin; deniz, kış sporları, av, golf, üçüncü yaş, kongre, dağ turizmi ile birlikte değerlendirilmesi mümkündür. Ayrıca Avrupa ülkelerinde kür mevsiminin 120 gün civarında olmasına karşılık Türkiye’de bu sürenin 300 günü aşması yurdumuz için çok önemli bir özelliktir. Ülkemiz av hayvanları yönünden de oldukça zengin sayılmaktadır. Ayrıca avcılık geleneksel bir Türk sporudur. Av ve yaban hayvanları türleri yönünden zengin olan ülkemizde, gerekli bazı koruma tedbirlerinin alınmasıyla, kaynakların çoğalmasını sağlamak ve av turizmi yönünden aranan bir ülke haline gelmemiz mümkündür. Yoğunlaşan ve çeşitlenen turizm talebi içerisinde insanların özgürlük, doğaya yakınlık, amatör spor zevkinin tatmini, yeni yerler keşfetme ve kentleşmenin olumsuz etkilerinden uzaklaşma isteklerine cevap veren yat turizmi, Avrupa ülkelerinde, özellikle Akdeniz’de önem kazanmıştır. Yat turizminin özellikle Akdeniz’de yoğunlaşması; söz konusu suların yelkenle seyir imkânı tanıyan rüzgârlarından, korumalı doğal koylarından, koyların sıklığı nedeniyle limanlar arasındaki seyir mesafesinin kısalığından, mevsimin uzunluğundan, Akdeniz’de kıyısı bulunan ülkelerin çokluğu sebebiyle farklı ülkelere kolayca gidebilmekten kaynaklanmaktadır. Türkiye yat turizmi açısından çok elverişli bir konumdadır. Türkiye’nin turizm gelirlerinden bir kısmı da yat limanlarından sağlanmaktadır. Yat limanlarımızın sayısı ve kapasitesi arttırıldığı takdirde bugün Turizm Bakanlığından belgeli 19 yat limanından elde edilen % 6 oranındaki turizm gelirinin çok daha artması mümkündür.

21

Türkiye dini turizm açısından da öne çıkan bir ülkedir. Kutsal kitaplarda sözü edilen Tufan olayı ve Nuh Peygamberin gemisi Anadolu ile ilgilidir. Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı yer Urfa’dır. Ünlü tapınak Artemis, Efes’tedir. Hz. Meryem’in son ikametgâhı Panaya Kapıkulu İzmir’de, ünlü Noel Baba’nın mezarı Antalya’dadır. İlk Hıristiyanların gizlendiği ve kiliselerini, taşları oyarak yaptıkları Kapadokya, özgün doğası ile de ünlüdür. Nihayet Hz. Eyüp’ün türbesi ve Hz. Muhammed’e ait kutsal emanetler İstanbul’dadır. Türkiye, turizm zenginliği ve çeşitliliği açısından önder bir ülkedir. Türk turizmi her geçen gün; rafting, trekking, buharlı tren, eko turizm gibi tiplemelerle portföyünü zenginleştirmektedir. Aynı zamanda coğrafi bakımdan, Türkiye 4 saatlik direkt uçuş mesafesinde bulunması nedeniyle turist gönderen bütün Avrupa ülkeleri için ideal bir konumdadır. Orta Doğu’nun zengin ve yüksek turist gönderen ülkelerine de hayli yakın olması bir başka avantajıdır. Ancak ülkemiz sahip olduğu turistik potansiyele karşın, dünya genelinde ve özellikle de Akdeniz bölgesindeki Pazar payı küçüktür. Dünya turizminin odak noktalarından birini oluşturan Türkiye dünya turizminde, gelen turist sayısı ve turizm gelirleri açısından ancak % 1,5–2 düzeyinde düşük bir paya sahiptir.

B) Türkiye ve Dünya Turizmi 1997 yılında Avrupa’da en çok turizm geliri elde eden 20 ülke sıralamasında 30 milyar dolar ve % 13,8 pazar payıyla İtalya 1. sırada, 28,3 milyar dolar ve % 13 pazar payıyla Fransa 2. sırada, 26,5 milyar dolar ve % 12,2’lik pazar payıyla İspanya 3. sırada yer alırken, Türkiye 7 milyar dolar ve % 3,2’lik pazar payıyla 9. sırada yer almaktadır. 17
17

Turizm Bakanlığı (1998) Turizm 98, Turizm Bakanlığı Yayını, Ankara, s.149

22

Türk turizm gelirlerinin dünya turizm gelirleri içindeki payı 1990 yılında % 1,4 iken18 1991 yılında Körfez Krizi etkisiyle % 0,9’a düşse de, 1995 yılından sonra istikrarını korumuştur. 1996 yılı turist geliş sayısındaki yıllık artış itibarıyla Türkiye Avrupa sıralamasında İtalya’dan sonra % 12 ile ikinci sırada yer almıştır. 19 Ancak 1999 yılında deprem nedeniyle bir düşüş göstermiş ve dünya turizm gelirlerinde bir azalma olmasıyla beraber aldığı pay % 1,2 seviyelerine inmiştir.20 Bunun da en büyük nedeni turizm sektörünün diğer sektörlere oranla dünyada ve ülkede yaşanan ekonomik ve politik gelişmelerden daha çabuk etkilenmesidir. Tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye 2000 ve 2001 yıllarında dünyada en çok turizm geliri elde eden ilk 15 ülke içinde 11. sırada yer almıştır. Dünya Turizm Örgütü’nün açıkladığı 2004 yılı istatistiklerine göre ise Türkiye ağırladığı 17,5 milyon turistten elde etmiş olduğu 15,9 milyar dolarlık gelirle dünya turizm pastasından % 2,6’lık bir pay almış ve 2004 yılında dünyada turizmden gelir elde eden ülkeler arasında 8. sırada gözükmektedir.21 Tablo 4: 2004 Yılı Dünyada Turizmden En Çok Gelir Elde Eden İlk 10 Ülke

No

1 2 3 4 5 6 7

Ülke ABD İspanya Fransa İtalya Almanya İngiltere Çin

Milyar $ 74,5 45,2 40,8 35,7 27,7 27,3 25,7

Dünyadaki Payı (%) 12,0 7,3 6,6 5,7 4,5 4,4 4,1

18

Altınok, S. (1998) Turizmin Ekonomideki Yeri ve Turizmin Serbest Bölgesi Uygulamasının Türk Ekonomisine Katkıları, Selçuk Üniversitesi, Konya, s.88 19 Tavmergen, İ. (1998) “2000 Yılı ve Türk Turizmi”, Ticaret Borsası Dergisi, İzmir, s.33 20 Uğurlu, İ. (2002) Dünyada ve Türkiye’de Turist Sayısı ve Turizm Gelirlerinin Yıllara Göre Değişim Oranları, Turizm Bakanlığı Yatırımlar Genel Müdürlüğü, İstatistik Araştırma Şubesi, Ankara 21 http://www.world-tourism.org

23

8 9 10

Türkiye Avusturya Avustralya

15,9 15,4 13,0

2,6 2,5 2,1

Kaynak: http://www.ttyd.org.tr/tablo11.htm İstatistiklere bakıldığında son 30–35 yılda gerek turizm gelirleri, gerekse ülkeye gelen turist sayısında % 40’tan fazla artış olmuştur. Ancak tüm bu gelişmelere rağmen Türkiye turizm potansiyelinin ortalama % 3’ünü kullanabilmektedir.22 Bu potansiyelin büyük bir çoğunluğu da Akdeniz ve Ege kıyılarında olup, deniz, kum, güneş turizmi şeklindedir. Oysa Türkiye’nin bugün dünya turizmine sunabileceği birçok turistik çeşitliliği de bulunmaktadır. ABD’nin bir yılda elde ettiği turizm geliri 74,5 milyar dolar, İspanya’nın geliri 45,2 milyar dolar Fransa’nın ise 40,8 milyar dolar iken, ülkemiz henüz turizmden yıllık 15,9 milyar dolarlık bir gelir elde etmektedir. Ancak şu da eklenmeli ki Türkiye turizm gelirlerini arttırma konusunda hızla ilerleme kaydediyor. 2004’ü % 4 büyüme ile kapayan Avrupa turizmi içinde yer alan Türkiye, bölgesinin en hızlı gelişen ülkelerinden biri oldu. Yabancı turist sayısını 2003 yılında 14 milyon olan rakamdan 17,5 milyona çıkartarak % 21’lik büyümeyle Akdeniz’in en hızlı gelişen ülkesi durumuna yükseldi. Türkiye 2003’te 13,2 milyar dolarla dünya sıralamasında Avusturya’nın ardından 9. sırada yer almış ve Yunanistan’ı 2 milyar dolar geride bırakmıştı. 2004 yılında ise 15,9 milyar dolarlık geliriyle Avusturya’yı geçip Çin’in ardından 8. sıraya oturdu. Ancak bu rakamların Türkiye’nin yüzölçümü dikkate alındığında küçük olduğu görülür. Avrupa’nın oldukça küçük yüzölçümlü devletlerine oranla bu anlamda Türkiye aslında çok daha ileride bir konumda olmalıdır. Örneğin 10 milyon nüfuslu Çek Cumhuriyeti'ni yılda 18 milyon turist ziyaret ediyor. Bu sayı yakın ülkelerden gelen günübirlik ziyaretçilerle 40–50 milyonlara ulaşıyor. Özellikle başkent Prag, ülkenin çekim merkezi durumunda. Oysa Prag'da deniz yok, kum da, güneş de. Orta Avrupa'da kara ikliminin hakim olduğu Prag coğrafyası alabildiğine
22

Ateş, A. (1992) “AB Ülkeleri Bizimle Yarışamazlar”, İktisat, İşletme ve Finans, Cilt 7, No.72, s.38

24

soğuk, karanlık ve kasvetli. Güneşin yüzünü çok az gösterdiği bu Avrupa ülkesinin akıllara durgunluk veren turizm girdilerini sağlayan unsur ise kültür turizmi.23 Bu anlamda Türkiye gerçek potansiyelinin oldukça gerisinde görünüyor.

Yine örneğin İstanbul başka büyük Avrupa şehirleriyle karşılaştırıldığında ortaya potansiyelimizi yansıtmayan sonuçlar çıkıyor. Paris'e giden 26 milyon turist, eğlence merkezlerine yılda 3,5 milyar Euro'luk döviz bırakırken, İstanbul'a gelen 2 milyon turist eğlence için sadece 50 milyon dolarlık bir döviz bırakıyor. Bir başka örnek olarak; Londra'ya giden turistlerin eğlence merkezlerinde yaptığı harcamalar, şehir ekonomisine 2 milyar dolarlık katkı sağlarken, bu rakam Las Vegas'ta 800 milyon doları buluyor. Şehirlerin eğlenceden kazançları kıyaslandığında Las Vegas'ın İstanbul'dan 14 kat, Londra'nın ise 50 kat daha fazla kazandığı dikkat çekiyor.24

Dünyanın ve Türkiye’nin turizme ilişkin bazı verilerini kısaca özetlersek;

Dünyadaki istihdam oranı 73.602.000 (toplam istihdama oranı % 2,9) Türkiye’deki istihdam oranı 662.161 (toplam istihdamdaki oranı % 3,1) Dünyadaki turizm gelirlerinin toplam gelire oranı % 3,8 Türkiye’deki turizm gelirlerinin toplam gelire oranı % 4,9 Dünyada yan sektörlerle birlikte toplam istihdam 214.617.000 kişi (toplam istihdama oranı % 8,1) Türkiye’de yan sektörlerle birlikte toplam istihdam 1.337.000 kişi (toplam istihdama oranı % 6,3)

23

Yüzbaşıoğlu, N. (2004) “Kültür Turizminde Prag Örneği”, www.turizmdebusabah.com/devam popup.asp?ID=20176 24 Turizm Dünyası, Sayı 38, Ağustos 2003

25

Dünyadaki toplam turizm sermaye yatırımı 802 milyar dolar (toplam sermaye yatırımlarına oranı % 9,4) Türkiye’deki toplam turizm sermaye yatırımı 2,9 milyar dolar (toplam sermaye yatırımlarına oranı % 7,5) Dünya turizminde toplam kamu harcamaları 265 milyar dolar (toplam harcamalardaki payı % 3,9) Türkiye turizminde toplam kamu harcamaları 200 milyon dolar (toplam harcamalardaki oranı % 0,7) Turizm sektörünün dünyadaki büyüme oranı % 6,6 Turizm sektörünün Türkiye’deki büyüme oranı % 12,2 olarak gözükmektedir.

26

VI. Ulusal Gelir ve Turizm

Gelişmekte olan ülkelerin birçoğu ihracata dayalı kalkınma ve büyüme modellerine yönelmektedir. Ancak bu ülkelerin toplam ihracatları içinde sanayi ürünlerinin oranının düşük olması, ihracattan elde edilen katma değerin de düşük olmasına neden olmaktadır. Bu durum da gelişmekte olan ülkelerin, ülke içindeki yatırımlarını finanse edecek düzeyde döviz girdisi sağlamalarını zorlaşmaktadır. Yatırımlarını finanse edecek gerekli kaynakları sağlayamayan ülkeler çözümü ya dış borçlanma ya da ekonomik açıdan diğer potansiyel kaynakları kullanma yoluna gitmektedirler. Bunların başında ise turizm sektörü gelmektedir. Turizm sektörünün, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma çabalarında çözüm olmasının başlıca nedenleri; yatırımların geri dönüş süresinin kısa olması, yüksek istihdam yaratma potansiyeli, döviz kazandırma gücü ve katma değerinin yüksek olmasıdır. Turizm sektörünün, yalnızca kendi içindeki birimlere ekonomik katkı sağlamasının yanında, diğer sektörlere de ekonomik katkı sağlaması açısından taşıdığı önem büyüktür.

Kum, güneş, temiz hava, deniz gibi sıfır maliyetli ve normal olarak ticari niteliği olmayan ya da atıl işgücü, ucuz tarım ve deniz ürünleri gibi düşük maliyetli ve alternatif değerlendirme olanakları son derece sınırlı kaynakların turizm yoluyla değer kazanması ve gelir yaratması söz konusudur. Yine turizm ülkeler arasında döviz akımını sağlar, gelir transferleri gerçekleştirir. Diğer bir ifadeyle, turizm, ulusal gelire doğrudan ek bir katkı sağlar. Turizmin ekonomi üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini kısaca maddeleştirmek istersek; Turizmin ekonomi üzerindeki doğrudan etkileri Turizmin dış ödemeler dengesindeki etkisi Turizmin istihdam üzerindeki etkisi

27

-

Turizmin gelirin yeniden dağıtılması üzerindeki etkisi Turizmin ekonomi üzerindeki dolaylı etkileri

-

Turizmin çarpan etkisi Turizmin bazı malların pazarlanması konusundaki etkisi Turizmin devlet sektöründeki etkisi (Vergiler) Bu maddelerden, daha önce ele alınmamış olan bir kaçını açıklamaya

çalışalım.

A) Turizmin Gelirin Yeniden Dağıtılması Üzerindeki Etkisi

Sanayileşmenin geliştiği bölgeler her zaman kırsal alanlardan göç alır ve bu nedenle ülke içindeki gelir dağılımı, sanayileşmemiş bölgelerin aleyhine olarak bozulur. Oysa turizm doğal olarak sanayi bölgelerinin dışında, doğanın ve tarihi eserlerin bol olduğu yerlerde gelişmektedir. Bu bölgelerde turizmin gelişmesi, söz konusu bölgelerin aleyhine bozulmuş gelir dağılımını dengelemekte bir etken olmaktadır. Böylece kalifiye emek gücünden ziyade düz emeğin bulunduğu bu bölgelerden şehirlere göç etme probleminin de bir ölçüde önüne geçmek mümkün olabilmektedir.

B) Turizmin Çarpan Etkisi Turizm bir yandan ulusal gelir yapısı içinde yer alırken, diğer taraftan çarpan mekanizması nedeniyle ulusal ekonomide geniş bir gelir etkisi göstermektedir. Çarpan kavramı büyük ölçüde J.M. Keynes’e dayanır ve bağımsız harcamalardaki artışların, milli gelir üzerinde kendilerinin birkaç katı boyutunda etki yaratması olarak tanımlanır. Örneğin eğer bağımsız harcamalardaki artış ∆ E kadar ise, gelirde ortaya çıkan artış k.∆ E kadar olacaktır. Burada “k” çarpan katsayısını göstermektedir.

28

Çarpan Teorisine göre ekonomide ilave bir bağımsız harcama yapıldığında bu, ilk elde kendi kadar gelir yaratacaktır. Bu geliri elde edenler, tasarruf eğilimine göre bir miktar tasarruf edip, geri kalanı tüketim harcamaları için kullanacaklardır. Tüketim harcamaları ise, mal ve hizmetleri satanların ek gelirlerini oluşturacaktır. Onlarda belli oranda tasarruf edip, geri kalanı harcayacaklardır. Böylece her aşamada bir önceki aşamanın harcamalarını gelir olarak ellerine geçirmiş olanlar, bu miktardan belli oranda tasarruf edip, belli oranda tüketim harcamalarında bulunacaklardır. İlk aşamada yaratılan gelir, elde ele dolaşan bir buz parçası gibi eriyecek ve sonunda sıfır olacaktır.25 Ekonomideki bağımsız harcamalar, ihracatta artış, ilave yabancı yatırımlar, kamu yatırımlarındaki artış olabilir. Bu harcamaların her biri ekonomik faaliyetleri uyararak, ek gelir ve istihdam yaratırlar. Keynes’in sınaî yatırımlarla ilgili olarak ortaya koyduğu çarpan analizi, 1960’lı yıllarda yatırım kavramı, turizm yatırımları ve turistlerin bölge ya da ülkede yaptıkları harcamaları da kapsayacak şekilde daha geniş tanımlanarak, turizmin bölgeye ya da ülkeye ekonomik etkilerinin hesaplanmasında kullanılmaya başlanmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda hemen bütün ekonomistlerin tartışmasız olarak kabul ettikleri bir husus, turizm alanında çarpan faktörünün diğer alanlardakinden daha anlamlı ve açık bir etkisinin olduğudur. Şöyle ki, turistlerin gittikleri ülkedeki turistik mahallerde konaklama, yeme, içme, ulaştırma, alışveriş, eğlence gibi çeşitli gereksinimleri karşılamak amacıyla yaptıkları harcamalar ulusal geliri arttıracaktır. Turistlerin yaptıkları ilk harcamalardan elde edilen gelir, geliri elde edenler tarafından kullanılırken, bir kısmı tasarrufa ayrılacak, geri kalanı da bir dizi mal ve hizmet alımında harcanacaktır. Bir kısmı ise ithal girdilerine ve yabancı kuruluşlara olan kredi borcu veya faizi gibi ödemelere yapılabileceğinden, bunlar söz konusu ülkedeki iktisadi dolanım dışına çıkmış olacaktır.
25

Ulutürk, Z.G. (1998) “Turizmin Ekonomik Etkisinin Ölçülmesi”, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Yıl 9, Mart-Haziran, s.32,33

29

İkinci aşamada yapılan harcamalar sonucunda da mal ve hizmetlerini satanlar, munzam gelirlerinden belli miktarda tasarruf ettikten sonra artanını harcayacaklardır. Bu arada, turizm kesiminde yeni iş olanaklarının yaratılmasına bağlı olarak da kişisel gelirler artacağından, tüketim harcamaları yükselecek ve iktisadi faaliyetler artacaktır. Böylece her aşamada, bir önceki aşamanın harcamalarını gelir olarak alanlar, bir kısmını tasarruf ederek, diğer kısmını harcayacaklardır. Bu süreç, ilk elde yaratılan gelirin giderek azalan etkisi sıfır oluncaya dek devam edecektir.

C) Turizmin Bazı Malların Pazarlanması Üzerindeki Etkisi

Turistlerin yaptıkları ilk harcamalar da birinci derecede tüketim ve ikinci derecede tüketim olarak ikiye ayrılır. İlk kısımda turistlerin yaptığı harcamalar otel ve yemek harcamalarıdır. İkinci kısımda ise turistlerin yaptığı diğer harcamalardır. Bir bakıma turizm gelirleri bu anlamıyla bir ihracat geliri olarak değerlendirilebilir. Üstelik de, çok daha maliyetsiz bir ihracat. Zira bu malların ihraç edilmesi halinde dışarıda bir pazar bulunması, malların depolanıp taşınması ve dağıtılması gereklidir. Oysa turizm sayesinde bu mallar ülke içerisinde satılmak suretiyle ihraç edilmektedir. Bugün Türkiye’de gelen turistlerin önemli bir kısmı halı, kilim, mücevherat gibi pahalı ve ülke içinde üretilen mallara karşı büyük bir talep göstermektedir. Bu surette de bu malların ülke içinde üretilmesi için bir talep doğmakta ve bu mallar ekonomiye döviz girdisi karşılığında satılmaktadır.26

VII. Türkiye’de Turizmin Evrimi

26

Birkan, İ. (1995) “Turizm Endüstrisinin Kalkınmakta Olan Ülkelerin Ekonomileri Üzerindeki Etkileri”, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt 6, Sayı 2, s.28

30

Türkiye’nin turizm konusundaki geçmişi aslında çok uzaklara, tarihsel süreçte oldukça gerilere dayanmaktadır. Daha Selçuklular zamanında bile dünyanın en önemli ticaret yollarına ev sahipliği yapan Anadolu, kitlesel turizmin başlamasından yüzyıllar önce salt bu özelliğiyle bile birçok yabancıyı konuk etmiş, ticaretin bağrından ortaya ilginç bir turizm tarzı çıkarmıştı. Bu topraklardaki uzun Osmanlı İmparatorluğu dönemi boyunca da bu özgün turizm tarzı kendisini geliştirerek devam etmiş, Doğu’yu özellikle Batılılar için mistik ve gizemli bir imge haline getirecek ve hakkında binlerce efsane anlatılacak kadar çok gezgini ağırlamıştı. Osmanlı İmparatorluğu yöneticileri ülke ticaretinin daha da gelişmesi için ellerinden geleni yapmışlar ve bunu başarmak için büyük ticaret merkezleri inşa etmişler, şehir ve köy pazarlarını yerleşikleştirmişlerdir.27 Ticaret binaları olarak inşa edilen bedestenler, kapalıçarşılar ve kervansaraylar yabancı tüccar ve seyyahların satın aldıkları malları sağladıkları kadar, onlara konaklama, gıda ve diğer birçok hizmet sunmakla da görevliydiler. Türkiye’deki Turizm Mağazacılığının da derin kökleri tam da bu çarşılar içinde bulunan ve özellikle vilayet ve ülke dışından gelen seyyahlar için yöresel ürünler satan dükkânlarda yatmaktadır. Bugünün başarılı Turizm Mağazacılarının ataları işte bu bedestenlerdeki dükkânlardı. Bugünün otellerinin de ilk temelleri işte bu alışveriş merkezlerinin civarındaki - dönemine göre oldukça konforlu hazırlanmış - bu konaklama yerleridir. Selçuklu ve Osmanlı Devletleri gibi eski Türk uygarlıklarında oldukça gelişmiş olan yollar, kervansaraylar ve hanlar gibi seyahat ve yan unsurlarının 19. yüzyılda yavaş yavaş modern turizm kavramına doğru evrilmesi genellikle tarihçiler tarafından Osmanlı İmparatorluğundaki sanayileşme çabaları ve özellikle de Sergi Umum-i Osmanî (1863 İstanbul Uluslararası Sergisi) ile başlatılır.28 Osmanlı İmparatorluğunun ve özellikle İstanbul’un çağdaş anlamıyla turizme yaklaşan bir anlayışı barındırmaya başlaması da Orient Ekspres adlı tren seferinin hizmete girmesiyle birliktedir. Orient Ekspres, 1876 yılında Belçika’da kurulan
27

İslamoğlu, H. & Keyder, Ç. (1977) “Agenda for Ottoman History”, Review: A Journal of the Fernand Braudel Center, I (1), s.46,47 28 Berkes, N. (2003) Türkiye’de Çağdaşlaşma, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul

31

Wagons Lits adlı şirketin Paris ile İstanbul arasında gerçekleştirdiği seferin adıdır. Şirket, 1883 yılında birçok yeni hattı işletmeye açarak büyük bir yayılma gerçekleştirmiş ve aynı yıl 5 Haziran 1883 tarihinde ilk Orient Ekspres seferini hayata geçirerek Doğu ile Batı’yı bir ray sistemi aracılığıyla birleştirilmişti Bu birleşmeden İstanbul’un turistik sloganı “Where the East Meets West” doğdu. Wagons Lits’in yayılışla birlikte şirkete bağlı büyük oteller kurulmaya başlandı. Aynı şirket tarafından İstanbul’da 1892 yılında açılan Pera Palas Oteli İstanbul’a gelen Orient Ekspres konuklarını ağırlamak için inşa edildi. Artık İstanbul’un çağdaş tanıma yakın olan turizme açılması başlamıştı. 19. yüzyılın son çeyreği İstanbul’da peş peşe açılan otellere tanık oldu. Çoğunlukla yabancılara hizmet veren bu oteller genellikle Pera, yani bugünkü Beyoğlu civarındaydı. Bu otellerin çevresini ise otellerin müşterisi olan yabancılara hizmet vermek için açılan Cafe Riche, Cafe Tortini, Cafe Valaury, Cafe Flamme, Cafe Couronne, Cafe’de Commerce, Cafe Chantant vs. gibi gündüz cafe, gece meyhane olan çalgılı gazinolarla çevrilmişti. İstanbul adaları 19. yüzyılda seçkin sayfiye bölgeleri haline gelince İngilizler buralarda da oteller açılmasında ön ayak oldular. Asya yakasında önemli bir İngiliz kolonisinin yaşadığı Moda yarımadasında da oteller açıldı. Öte yandan Sirkeci Tren İstasyonu hizmete açıldıktan sonra istasyon yakınında birkaç otel kurulmasına karşın, Anadolu Demiryolunun başladığı Haydarpaşa İstasyonu civarında benzer bir gelişme olmadı. Beyoğlu otelleri genellikle büyükelçiliklerin civarında bulunurdu. Bunların isimleri de sahiplerinin milliyetini gösterir. “Grand Hotel Français”, “The Prince of Wales”, “Hotel de Breslau”, “Hotel d’Anleterre”, “Hotel de Rome”, “Hotel d’Athenes” vs. gibi Batı istasyon yakınlarında kaçınılmaz olan “Hotel du Terminus” ya da “Hotel de la Gere” lara Sirkeci’de maalesef rastlanmaz. Sirkeci otellerinin sahipleri ise gelişmiş işgücüne sahip olduklarından ya da coğrafi kavramlara yakınlıklarından dolayı işletmelerinde “Hotel d’Eurohe”, “Hotel de Sofia”, “Hotel de Andrinople” gibi adlar verirlerdi. Yalnız dul bir Fransız’ın istasyonun tam karşısında

32

“Hotel-Restaurant-Bras-serie des Chemins de Fers Orientaux” adlı oteli işlettiği biliniyor. Bu oteller belli ülkelerden insanların bir araya gelerek kendi yemeklerini, alıştıklara şarapları buldukları; en önemlisi yöneticilerin müşterileri için bulundurduğu gazeteleri “Cabinet de Lecture” de okudukları küçük birer sığınaktı. Almanların, Avusturyalıların, Macarların, İtalyanların ve Fransızların kendi otelleri vardı ki burada “Yedişçe konuşulur” diye ilan yayınlamıştı. Bu tür ilanlarda ulusal beğeniler de dile getirilirdi; örneğin Fransızların işlettiği oteller “cuisine françıs, bonvin” temalarını işlerdi.29 Ancak 20. yüzyılın başı, hiç kimsenin tahmin etmediği bir şekilde, büyük bir siyasi değişim görülen, tüm dünyanın bir daha hiç eskisi gibi olamayacak biçimde değişmesine, bir dünya savaşına ve yeryüzünün değişen kaderine tanıklık edecekti. Osmanlı İmparatorluğu bu sancılı değişim sırasında ömrünü tamamlayacak ve Anadolu üzerinde yepyeni bir Türk devleti yükselecek, ancak bu devlet de kuruluşunu oldukça zor şartlar altında ve savaşarak gerçekleştirebilecekti. Savaş sırasında duran turizm, savaş sonrası dönemde de savaşa akıtılan kıt kaynakların yeni kurulan devletin en acil ihtiyaçlarına harcanması ve turizmin daha kitleselleşmediği bir süreçte bu sektöre pay ayrılmaması/ayrılamaması yüzünden, Türkiye’de çabuk toparlanan bir sektör olmadı. Peyami Safa gibi Türk düşünür ve aydınlarının “Geçen asırda ve bu asrın başlarında büyük geçinen iktisatçıların hiçbirinin gelecekteki hamlesinin kestirememiş oldukları turizm endüstrisi, en genç ve en cazip endüstrilerden biri olan bu faaliyet kolu, memleketimizde ancak ilk adımlarını atmaya başlamıştır.”30 söylemlerine karşın Türkiye turizme yatırım yapabilmek için 1963’te başlayan planlı ekonomik döneme kadar beklemek zorunda kalmıştır. Zaten Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bakanlığı da bu yılda kurulmuştur. 1963’ten itibaren Türkiye’de yürürlüğe giren beş yıllık kalkınma planları çerçevesinde devletin ekonomik, sosyal hayata etkin müdahalelerde bulunması amaçlanıyordu. Dayanağını anayasadan alan kalkınma planları kamu sektörü için
29 30

Özdemir, M. (1993a) A.g.e., s.10,11 Özdemir, M. (1993b) “Turizm Tarihinden İki Makale” Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt 4, Sayı 4, s.8

33

emredici, özel sektör için yol gösterici nitelik taşıyordu. Bu dönemde turizm sektörünün de kalkınmadaki rolünün ne olacağı tahmin edilerek, turizm hedefleri ile turizm sektörünün geliştirilmesi için gerekli tedbirlerin bir uyum içinde ele alınması belirtiliyor, özellikle turizm arz ve talebinin arttırılarak, Türkiye’nin ödemeler dengesi açıklarının kapatılmasında turizmden faydalanmak için politikalar geliştiriliyordu.31 Türkiye’nin turizm gelirlerinin ihracat gelirleri içindeki payı 1963 yılında % 2,1 gibi çok düşük bir orandı.32 Ancak tüm bu yeniliklere karşın 1980’li yıllara kadar turizm yatırımlarına ayrılan pay toplam sermaye yatırımlarının % 0,7’sini geçmemiştir.33 1980’li yıllar, Türkiye’de ekonomik alanın her cephesinde olduğu gibi, turizmde de bir dizi atılım ve yenilik barındırıyordu. 1970’li yılların sonunda gerek uluslararası alanda yaşanan ekonomik gelişmeler, gerekse ulusal alandaki ekonomik ve politik gelişmeler ithal ikameci anlayışın sınırlarına gelindiğini göstermiş ve Türkiye 1979 yılının sonunda ağır bir ekonomik krize girmişti. Krizden kurtulmak için “24 Ocak Kararları” olarak bilinen bir dizi ekonomik önlem Dünya Bankası ve IMF gibi uluslararası finansal kurumların da desteğiyle bir istikrar paketi içerisinde 1980’de uygulamaya konuldu. Devletin ekonomiden çekilmesini, dış ticaretin liberalize edilmesini, ekonominin her alanında piyasa güçlerinin daha çok belirleyici olmasını öneren bu liberal politika uzun yıllar uygulanan ithal ikameci anlayıştan ihracata yönelik kalkınma anlayışına yönelmeyi amaçlamış ve dolayısıyla kalkınma için gerekli olan dövizi ihracat yoluyla elde etmeyi öngörmüştür. Turizmin önemi daha önce hazırlanan kalkınma planlarında vurgulanmış olmasına rağmen34 bu yeni dönemde ülkeye giren döviz miktarını arttırmada turizmin de önemli bir rol oynayabileceği anlayışı ön plana çıkmaya başlamıştı.35 Turizm 1980’le birlikte ekonomik, sosyal ve çevresel yönleriyle birlikte ele alınmaya başlandı ve Türkiye’nin turizmden elde ettiği gelirin ve ağırladığı turist sayısının, sahip olunan doğal ve tarihi
31

Çakır, M. & Bostan, A. (2000) “Turizm Sektörünün Ekonominin Diğer Sektörleri ile Bağlantılarının Girdi-Çıktı Analizi ile Değerlendirilmesi”, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Yıl:11, EylülAralık, s.36 32 Çınar, A. & Bahar, O. (2003) A.g.e., s.10; Son yıllarda bu oran % 27-28 gibi oldukça yüksek değerlere ulaşmıştır. 33 Demirtaş, E. (2000) Türkiye ve Bazı Avrupa Birliği Ülkelerinde Turizm Yatırımlarına Verilen Teşvikler, İzmir Ticaret Odası Yayını, Yayın No:80, İzmir, s.3 34 İlkin, A. & Dinçer, M.Z. (1991) Turizm Kesiminin Türk Ekonomisindeki Yeri ve Önemi, TOBB Yayınları, Ankara 35 Tosun, C. (2001) “Challenges of Sustainable Tourism Development in the Developing World: The Case of Turkey”, Tourism Management, (22), s.299

34

zenginliklerin karşılığı olmadığı görüldü. Bu nedenlerden ötürü 1982 yılında 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu çıkarıldı ve bu kanun turizmin gelişmesinde bir mihenk taşı görevi gördü. 1985 yılından sonra turizmin “Kalkınmada Özel Önem Taşıyan Sektör” kapsamına alınmasıyla birlikte, sektöre yönelik büyük bir yatırım talebi oluştu.36 Turizm yatırımları, sektöre sağlanan bu imkânların etkisiyle 1983–1991 yılları arasında sürekli bir reel artış eğilimi gösterdi.37 1980’den 1984’e kadar GSMH içindeki payı % 0,8 düzeyinde kalan turizm gelirleri, 1984 yılından itibaren uygulanan hibe şeklindeki teşviklerin etkisiyle turizm yatırımlarının artması sonucu 1991 yılında GSMH’nin % 1,7’sine, 2001 yılında ise % 5,5’e yükseldi.38 Grafik 3: Turizmde Sabit Sermaye Yatırımlarının Türkiye’deki Toplam Sabit Sermaye Yatırımlarına Oranı
Turizmde Sabit Sermaye Yatırımları
60000 50000 40000 30000 20000 10000 0
19 80 19 86 19 88 19 90 19 92 19 94 19 96 20 00 20 02 19 98

Turizm SSY

Toplam SSY

Tablo 5: Turizmde Sabit Sermaye Yatırımları (SSY)
Yıllar 1980 1985
36 37

Turizm (SSY) Milyar ($) (I) 73,1 153,4

Toplam (SSY) Milyar ($) (II) 11952 10707,9

I / II (%) 0,6 1,4

Kozak, M. Vd. (1997) Turizm İlkeler – Kavramlar, Turhan Kitapevi, Ankara Egeli, H.A. (1997) “Türk Turizminin Gelişimini Etkileyen Faktörler ve Diğer Sektörlerle İlişkisi”, Dokuz Eylül Üniversitesi, İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt 12, Sayı 2 38 Kar, M. & Zorkirişçi, E. & Yıldırım, M. (2004) “Turizmin Ekonomiye Katkısı Üzerine Ampirik Bir Değerlendirme”, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi (8), s.94

35

1986 1987 1988 1989 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003

316,3 438,2 550,8 726,3 992,2 976 1082 1056 712 974 980 1050 1450 1625 1860 1181 1538 2718

13573,5 16437,9 16886,2 18052,7 24649,5 24555 37619 47834 32060 41182 46314 51000 50120 41335 46940 27142 33234 44500

2,3 2,6 3,2 4 4 4 2,9 2,2 2,2 2,4 2,1 2,1 2,8 3,9 4 4,3 4,6 6,1

Kaynak: 1980-1988 DPT (TKB Turizm El Kitabı, s.49); 1989-2003 DPT Temel Ekonomik Göstergeler

Toplam sermaye yatırımları içindeki payı 1980 yılında % 0,6 olan turizm yatırımlarının bu oranı da 1985 yılından 1991 yılına kadar kademeli olarak büyüdü ve % 4 seviyesine ulaştı. 1990 yılında sektöre yapılan yatırım 2,6 trilyonu buldu ve bunların % 85’i özel kesim tarafından üst yapıya yönelik olarak yapıldı. Ancak Körfez Bunalımından diğer sektörlerin sabit sermaye yatırımlarının fazla etkilenmemesine karşın turizm sektöründe sabit sermaye yatırımlarında belirgin bir düşüş meydana geldi.39 1991 yılından sonra turizm yatırımlarındaki azalmaya paralel olarak 1997 yılına kadar % 2,1 seviyesine kadar düştü. 1998 yılı sonrasında ise bu düşüş yerini yeniden hareketlenmeye bıraktı ve 2000 yılında % 4 ve 2003 yılında ise % 6 seviyesine ulaştı.40 Turizme yabancı sermaye çekmek için de bazı sınırlı çalışmalar

gerçekleştirildi. Özellikle Türkiye’nin 1980 sonrasında yabancı sermayenin önünü açacak düzenlemeler yapmaya başlaması ve 1989 yılında 32. sayılı Karar ile yabancı sermayenin önündeki engellerin kaldırılması bu konuda gerekli alt yapıyı sağladı.41
39 40

Özaslan, İ. (1992) Turizm Toplantıları, İstanbul Ticaret Odası Yayını, İstanbul, s.12 Kar, M. & Zorkirişçi, E. & Yıldırım, M. (2004) A.g.e. 41 Aslan, N. (1997) Uluslararası Özel Sermaye Akımları: Portföy Yatırımları ve Sıcak Para Hareketleri, Türkmen Kitapevi, İstanbul

36

Ancak gelen sınırlı miktardaki yabancı sermaye ise turizm sektörüne yeterince ilgi göstermedi ve gösterilen ilgi ise yatırım yapmaktan çok işletmeci olarak gelmek şeklinde ortaya çıktı.42 Sonuçta, Türkiye’nin turizm gelirleri 1974 yılındaki 193 milyon dolar seviyesinden 1999 yılında 5,2 milyar dolar seviyesine çıktı, 2004 yılında ise 12 milyar dolar seviyesine erişti. Turist sayısı ise 1999’da 7,5 milyon iken, 2004 yılında 17,5 milyona çıktı. Özetle, rakamlardan da anlaşıldığı üzere yüksek turizm gelirlerine sahip ülkelere yaklaşmıştır. Grafik 4: Yıllara Göre Türkiye’ye Gelen Turist Sayısı
Yıllara Göre Türkiye'ye Gelen Turist Sayısı
20.000.000 18.000.000 16.000.000 14.000.000 12.000.000 10.000.000 8.000.000 6.000.000 4.000.000 2.000.000 0
19 91 19 92 19 93 19 94 19 95 19 96 19 97 19 98 19 99 20 00 20 01 20 02 20 03 20 04

Türkiye rakiplerine göre

sektöre daha geç girmesine karşın, kısa zamanda İspanya, Fransa ve Yunanistan gibi

Kişi Sayısı

Seri 1

Kaynak: DİE verileri Tablo 6: Yıllar İtibarıyla Turist Sayısı ve Turist Geliri

Yıllar 1963
42

Turist Sayısı (Bin Kişi) 198

Değişim % *

Turizm Geliri (Milyon $) 7

Değişim % *

Olalı, H. & Timur, A. (1998) Turizm Ekonomisi, Ofis Matbaacılık, İzmir

37

1964 1965 1966 1967 1968 1969 1970 1971 1972 1973 1974 1975 1976 1977 1978 1979 1980 1981 1982 1983 1984 1985 1986 1987 1988 1989 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004

229 361 449 574 602 694 724 926 1.034 1.341 1.110 1.540 1.675 1.661 1.644 1.523 1.288 1.405 1.391 1.625 2.117 2.614 2.391 2.855 4.172 4.459 5.389 5.517 7.076 6.500 6.670 7.726 8.614 9.689 9.752 7.464 10.412 11.569 13.247 14.030 17.517

15,7 57,6 24,4 27,8 4,9 15,3 4,3 27,9 11,7 29,7 -17,2 38,7 8,8 -0,8 -1 -7,4 -15,4 9,1 -1 16,8 30,3 23,5 -8,5 19,4 46,1 6,9 20,9 2,4 28,3 -8,1 2,6 15,8 11,5 13 0,6 -23,4 39 11 14,5 5,3 24,86

8 13 12 13 24 36 51 62 103 171 193 200 180 204 230 280 326 381 370 411 840 1.482 1.215 1.721 2.355 2.556 2.705 2.654 3.639 3.959 4.321 4.957 5.650 7.008 7.177 5.193 7.636 8.090 8.481 9.677 12.125

14,3 62,5 -7,7 8,3 84,6 50 41,7 21,6 66,1 66 12,9 3,6 -10 13,3 12,7 21,7 16,4 16,9 -2,9 11,1 104,4 76,4 -18 41,6 36,8 8,5 5,8 -1,9 37,1 8,8 9,1 14,7 13,9 23,9 2,4 -27,64 47 5,9 4,7 14,1 25,3

38

Tablo 7: Türkiye’den Çıkış Yapan Ziyaretçiler Anketi
Milyon $ YILLAR

AYLAR
(*) OCAK ŞUBAT MART NİSAN MAYIS HAZİRA N TEMMUZ AĞUSTO S EYLÜL EKİM KASIM ARALIK 6 AYLIK TOPLAM 188, 8 186, 3 259, 0 539, 2 799, 7 960, 9 936, 1 1 103,4 952, 3 863, 7 389, 5 207, 3 2 933,9

2001
(**) 137, 7 136, 0 188, 9 102, 1 145, 0 169, 8 450, 9 542, 7 468, 0 197, 1 91,5 50,6 879, 5
TOPLA M

2002
(*) 179, 9 226, 1 347, 8 505, 8 853, 4 962, 4 1 203,0 1 582,2 1 368,1 1 040,0 460, 5 280, 4 3 075,4 (**) 76,4 95,0 146, 8 86,6 143, 9 163, 1 372, 6 767, 0 542, 7 203, 3 150, 2 143, 7 711, 8
TOPLA M

2003
(*) 246, 7 263, 6 291, 7 329, 2 636, 5 896, 0 1 345,5 1 967,2 1 599,8 1 204,7 572, 5 323, 2 2 663,7 (**) 130, 7 154, 2 114, 4 112, 5 136, 5 148, 2 465, 2 912, 3 741, 8 249, 1 194, 8 166, 8 796, 5
TOPLA M

2004
(*) 394,0 365,1 475,5 620,1 1 017,8 1 176,7 1 645,3 2 165,7 1 739,7 1 450,0 643,3 430,9 4 049,2 (**) 208,0 137,8 132,5 153,0 147,1 155,2 509,1 858,2 743,2 279,3 212,8 227,4 933,6
TOPLA M

2005
(*) 457,2 402,5 603,6 695,0 1 226,6 1 321,3 (**) 232,4 144,9 153,1 165,4 173,8 178,7
TOPLAM

326,5 322,3 447,9 641,3 944,7 1 130,7 1 387,0 1 646,1 1 420,3 1 060,8 481,0 257,9 3 813,4

256,3 321,1 494,6 592,4 997,3 1 125,5 1 575,6 2 349,2 1 910,8 1 243,3 610,7 424,1 3 787,2

377,4 417,8 406,1 441,7 773,0 1 044,2 1 810,7 2 879,5 2 341,6 1 453,8 767,3 490,0 3 460,2

602,0 502,9 608,0 773,1 1 164,9 1 331,9 2 154,4 3 023,9 2 482,9 1 729,3 856,1 658,3 4 982,8

689,6 547,4 756,7 860,4 1 400,4 1 500,0

4 706,2

1 048,3 5 754,5

39
12 7 2 10 AYLIK 386,2 680,3 066,5 TOPLAM 9 2 11 009,6 891,3 900,9 9 3 13 676,6 526,5 203,1 12 124,1 3 763,6 15 887,7

Kaynak : Devlet İstatistik Enstitüsü , Merkez Bankası , Kültür ve Turizm Bakanlığı NOT : "Çıkış Yapan Yabancı Ziyaretçiler Anketi" sonucu elde edilen gelirdir. (*) : Yabancı ziyaretçilerden elde edilen gelir. (**) : Yurt dışında ikamet eden vatandaş ziyaretçilerden elde edilen gelir.

40

Grafik 5: Yıllara Göre Türkiye’nin Turizm Geliri

Yıllara Göre Türkiye'nin Turizm Geliri (Bin $)
14.000 12.000 10.000 8.000 6.000 4.000 2.000 0
19 91 19 92 19 93 19 94 19 95 19 96 19 97 19 98 19 99 20 00 20 01 20 02 20 03 20 04

Kaynak: DİE verileri Türkiye son 30 yılda turist sayısını 17 kat arttırmıştır. Bu esnada 1980’de 511 olan tesis sayısı 2000’de 1.824’e, aynı dönemde 56.044 olan yatak sayısı da 325.168’e yükseldi.43 1980 yılında elde edilen turizm geliri 326.654 Dolar iken 1997 yılında yaklaşık 22 kat artarak 8.088.549 Dolar oldu, 1998 yılında % 3,5 azalarak 7.808.940 dolara geriledi ve 2000 yılında da bir önceki yıla göre % 46,7 artarak 7.636.000 dolara yükseldi.44 Aynı şekilde 1980 yılında 253,6 dolar olan turist başına harcama, 2001 yılında 717,5 dolara ulaştı.45

Türkiye’ye gelen turistlerin profilleri ise aşağıdaki tablolarda gösterilmiştir:
43 44

Çınar, A. & Bahar, O. (2003) A.g.e., s.9 http://www.turizm.gov.tr.02.03.2003 45 Demirtaş, E. (2000) A..g.e., s. 4

41

Tablo 8: Türkiye’ye Gelen Turistlerin Dünyadaki Bölgelere Göre Dağılımı

2002 AB OECD Doğu Avrupa Asya Afrika Latin Amerika Diğer Toplam
7.708.451 8.719.600 3.153.789 1.160.204 185.582 25.834 11.019 13.256.028

%
58,2 65,8 23,8 8,8 1,4 0,2 0,1 100,0

2003
7.738.095 8.674.990 3.796.225 1.335.742 181.653 26.988 13.960 14.029.558

%
55,2 61,8 27,1 9,5 1,3 0,2 0,1 100,0

2004
9.594.968 4.836.286 1.626.889 197.712 30.737 19.226 17.517.610

%
54,8 27,6 9,3 1,1 0,2 0,1 100,0

10.806.760 61,7

Kaynak: www.ttyd.org.tr/trmain.htm Tablo 9: Türkiye’ye Gelen Turistlerin Başlıca Ülkelere Göre Dağılımı

2002
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

%
26,3 12,5 7,8 6,3 6,6 3,3 3,9 2,1 2,8 2,4 1,6 2,0 1,9 20,5

2003
3.332.451 2.121.254 1.091.404 1.006.612 940.098 497.282 470.582 393.517 379.830 308.118 236.931 321.152 222.918 2.707.409

%
23,8 15,1 7,8 7,2 6,7 3,5 3,4 2,8 2,7 2,2 1,7 2,3 1,6 19,2

2004
3.983.939 2.792.123 1.387.817 1.309.885 1.191.382 628.726 548.858 485.417 455.863 426.971 318.097 299.172 291.102 3.398.258

%
22,7 15,9 7,9 7,5 6,8 3,6 3,1 2,8 2,6 2,4 1,8 1,7 1,7 19,4

Almanya BDT İngiltere Bulgaristan
Hollanda

3.481.671 1.661.079 1.037.507 834.073 873.278 432.282 522.740 280.033 377.036 313.585 210.657 270.263 247.629 2.714.195

İran Fransa Yunanistan Avusturya Belçika İtalya İsrail ABD Diğer Toplam

13.256.028 100,0

14.029.558 100,0

17.517.610 100,0

Kaynak : Kültür ve Turizm Bakanlığı

42

Tablo 10: Geliş Nedenine Göre Yabancı Ziyaretçiler

USD Gelen Yabancılar Gezi, Eğlence Kültür Sportif İlişkiler Yakınları Ziyaret Sağlık Dini Alışveriş Toplantı, konferans, kurs, seminer Görev Ticari ilişkiler, fuar Eğitim Transit Diğer Beraberinde Gelen

2001 11.276.53 0 5.231.272 917.368 127.657 794.651 96.860 30.962 829.207 239.777 500.328 503.300 260 148.719 281.175

2002 12.921.98 3 6.401.017 1.016.739 128.893 980.005 82.693 60.171 759.589 235.156 571.573 376.813 48.858 1.402 53.696 469.198

2003

2004

13.701.41 8 17.202.997 6.815.797 1.004.079 156.162 839.086 103.404 58.456 968.486 297.903 730.272 442.431 6.961 272 104.186 551.239 8.216.757 1.116.205 213.971 1.044.575 133.722 61.054 1.041.584 324.152 814.150 633.994 19.216 106.676 751.700

Kaynak: www.tursab.com.tr

43

Tablo 11: Ocak-Eylül Ayında Türkiye’ye Gelen Yabancıların Milliyetlere Göre Sıralaması (2003-2005)
MİLLİ MİLLİ YET YET 2004 PAYI 2003 PAYI (%) (%) 19,40 3 023 900 21,70 2 475 398 MİLLİ DEĞİŞİM ORANI YET (%) PAYI 2005 2004/ (%) /04 03 22,60 9,74 22,16 16,0 9,94 29,27 7 27,3 8,48 26,77 0 26,4 6,33 39,25 5 6,86 6,42 29,83 64,4 3,53 17,82 2 32,4 3,48 17,29 2 32,0 2,59 23,01 4 20,4 2,35 42,29 2 2,87 1,55 9,88 19,31 43,81 37,81 29,19 26,66 -1,49 31,51 27,25 40,8 1 29,7 1,75 5 47,4 1,60 1 28,7 1,76 3 23,4 2,35 5 29,3 21,96 5 100,0 22,7 0 1

ÜLKELER 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 0 1 1 1 2 1 3 1 4 1 5 1 6

2005
3 318 331

ALMANYA RUSYA FED. İNGİLTERE

1 633 707 9,55 1 497 847 8,76

1 407 492 10,10 1 088 775 1 176 653 8,44 964 871 975 678 456 153 446 851 348 426 365 786 374 897 243 804 264 217 226 795 244 730 253 720
6,92 7,00 3,27 3,21 2,50 2,62 2,69 1,75 1,90 1,63 1,76 1,82

928 165 692 903 751 500 387 145 380 975 283 247 257 073 314 234 169 530 191 727 175 548 193 215 257 553

BULGARİSTAN 1 220 036 7,13 HOLLANDA İRAN FRANSA YUNANİSTAN BELÇİKA AVUSTURYA İSVEÇ İTALYA A.B.D. UKRAYNA İSRAİL DİĞER
TOPLAM

1 038 354 6,07 749 992 591 701 460 069 440 463 411 922 343 312 342 813 334 316 315 039 313 206
4,39 3,46 2,69 2,58 2,41 2,01 2,00 1,95 1,84 1,83

4 090 509 23,92 3 162 476 22,69 2 404 791
17 101 617 100,0 0 13 936 449 100,0 0 10 951 779

Kaynak: www.turizm.org.tr Türkiye, 2005’in ilk altı yedi ayında 11,7 milyon turisti konuk etti. Türkiye’nin turizm geliri de ilk altı ayda 5,7 milyar dolara yükseldi. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün açıkladığı rakamlara göre 2005’te geçtiğimiz yıla göre bir turistin harcadığı para miktarında düşüş görülüyor. Türkiye’ye yılın ilk beş ayında, geçen yılın aynı dönemine göre 1,8 milyon daha fazla turist gelmesine rağmen, turist başına elde edilen gelir yükselmedi. Geçtiğimiz yılın Ocak ayında turist başına 1.127 dolar gelir elde edilirken, bu yılın Ocak ayında söz konusu rakam % 12,6 düşerek 985 dolara indi. Şubat ayında turist başına gelir % 4,8 azalarak 827 dolardan 787 dolara,

44

Martta % 11,9 azalarak 776 dolardan 684 dolara, Nisanda da % 2 azalarak 703 dolardan 689 dolara indi. 2004 ve 2005 yıllarında Türkiye’ye gelen yabancı turistlerin profilleri incelendiğinde, harcanan paraya paralel olarak ağırlığın orta gelir seviyesindeki tatilcilerde olduğu belirlenmektedir. Türkiye’nin ağırladığı yabancı turistlerin % 74,1 gibi yüksek bir bölümü orta gelir grubundaki insanlardan oluşmaktadır. Yüksek gelir grubundakilerin oranı % 14,4’te kalırken, düşük gelir grubundan gelen turistlerin oranı da % 11,4 düzeyindedir.

Tablo 12: GSMH, İhracat Gelirleri ve Turizm Gelirleri Karşılaştırması
-1 (milyar$) -2 -3 (3)/(1) (3)/(2)

GSMH İhracat Turizm (milyar Geliri $) (milyar $) 150 158 179 132 170 184 192 207 185 201 145 181 239 301 13,6 14,7 15,3 18,1 21,6 23,2 26,3 27 26,6 27,8 31,3 36,1 46,9 62,8 2,7 3,6 4 4,3 5 5,6 7 7,2 5,2 7,6 8,1 8,5 9,7 12,1

%

%

1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004

1,8 2,3 2,2 3,3 2,9 3 3,6 3,5 2,8 3,8 5,6 4,7 4,1 4

19,8 24,5 26,1 23,8 23,1 24,1 26,6 26,7 19,5 27,3 25,9 23,5 20,7 19,3

Kaynak : Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), Merkez Bankası

Verilere göre yabancı ziyaretçilerin, ilk altı aydaki harcamalarının toplamı ise 1 milyar 350,4 milyon dolar seviyesinde bulunmaktadır. Bu rakamın en büyük bölümünü giyecek, ayakkabı, hediyelik eşya, halı ve kilim alımı için yapılan

45

harcamalar oluştururken, turistlerin ilk altı ayda sadece giyecek ve ayakkabı için yaptığı harcama 492,2 milyon dolar olarak kayıtlara geçmiştir. Tatil dönemlerinde hediyelik eşya için 357,5 milyon dolar harcayan turistler, halı ve kilim gibi otantik mallara 195,6 milyon dolar ödediler. DİE verilerinden elde edilen bilgilere göre turistlerin diğer mal ve hizmetler için yaptıkları harcamalar ise 404,4 milyon dolar seviyesindedir. Yukarıdaki tabloda turizm döviz gelirlerinin ihracattan elde edilen döviz gelirleri içindeki payını gözükmektedir. 1980 yılında % 11,2 olan bu oranın, 1985’te % 18,6 gibi bir orana ulaştığı görülmektedir. 46 1992 yılında bu oran % 24,7 düzeyine, 1997–1998 yıllarında ise % 25 düzeyine ulaştı. Dış faktörlere duyalı olan turizm sektöründe; Körfez Savaşın olduğu 1991, 1996, Marmara Depreminin olduğu 1999 ve 2003 yıllarında, turizm gelirlerinin ihracat içindeki payı % 18’ler civarında kalırken, 2000, 2001 ve 2002 yıllarında ise % 20’lerin üzerinde gerçekleşti. Ülkemiz 2004 yılında 15,9 milyar dolarlık turizm geliri elde etmiş ve 2003 yılına oranla turizm gelirini % 20 oranında arttırmıştır. Bu gelirin çok büyük bir kısmı olan 12,1 milyar dolarlık bölüm, yabancı ziyaretçilerden elde edilmiştir. 47 Türkiye’ye gelen yabancıların genellikle Batı Avrupalı oldukları görülmekle birlikte son yıllarda Merkezi ve Doğu Avrupa ülkeleri ile Orta Doğu’dan gelen turistlerin sayısında da artış yaşanmıştır. 2004 Ocak-Aralık aylarında ülkemizi ziyaret eden yabancı sayısı geçen yılın aynı aylarına göre % 24,86’lık bir artışla 17.517.610 olmuştur. OECD ülkelerinden gelen ziyaretçi sayısında % 24,57’lik artış olmuş, Doğu Avrupa’dan gelen ziyaretçi sayısında ise % 27,4’lük artış kaydedilirken, ülkemize gelen yabancıların % 61,2’si (10.806.760) OECD, % 27,6’sı (4.836.286) Doğu Avrupa ülkelerindendir. 2004 rakamlarına göre ülkemizi ziyaret eden yabancıların milliyetlerine göre dağılımına bakıldığında ilk sırada % 22,74’lük payı ile Almanya’nın geldiği görülmektedir. Sıralamadaki diğer önemli ülkeler Rusya (% 9,16), İngiltere (% 7,92), Bulgaristan (% 7,48) ve Hollanda (% 6,8)’dır. Bir önceki yıl ile kıyaslandığında en büyük artış % 70,64 ile Azerbaycan vatandaşlarında yaşanmıştır.
46 47

İlkin, A. & Dinçer, M.Z. (1991) A.g.e. DİE verileri

46

Kültür ve Turizm Bakanlığından alınan verilere göre yabancı ziyaretçilerin ülkemize geliş amacı olarak ilk sırada % 32,4 ile gezi, eğlence gelmektedir. Görev amaçlı gelişler toplamın % 11,9’unu oluştururken, alışveriş % 10,9 ve yakınları ziyaret % 10,7’lik paya sahiptir.48 Tüm bu turistlerin katkıda bulunduğu turizm pazarından ise ülkemizde 2002 rakamlarına göre 2 milyon kişi istihdam olanağı bulmaktadır.49

48 49

http://www.igeme.gov.tr/tur/pratik/hizmetson.pdf, s.38 Kültür ve Turizm Bakanlığı İstatistikleri; http://www.kultur.gov.tr

47

VIII. TURİZM MAĞAZACILIĞI

Turizm Mağazacılığı Osmanlı İmparatorluğu’nun klasik olarak adlandırılan döneminden başlamak üzere, Türkiye ekonomisinde sürekli olarak yer alan bir gelir kazandırıcı sektör olarak kendisini göstermiştir. Her geçen yıl da sektörün ekonomimizdeki yeri ve dahası gerekliliği giderek artmaktadır. Günümüzde turizme ilişkin hizmet veren sektörler arasında karlılık bakımından en kuvvetli olabilecek sektörlerden birisi hatta belki de başlıcası Turizm Mağazacılığıdır. Ancak çeşitli görünmeyen maliyetler ve uygulanan devlet politikaları yüzünden ülkemiz Turizm Mağazacılığından yeterince yararlanamamakta ve buradan elde edebileceği gelirin, istihdam olanaklarının ve dış ticaret açığının kapatılması için gereken dövizin bazı yanlış uygulamalar sonucu çok daha azına razı olmaktadır. Bu nedenle Türkiye turizmden daha çok gelir dahası daha çok kar elde etmek istiyorsa, turizmin çok önemli bileşenlerinden biri olan Turizm Mağazacılığını ilgilendiren konular hakkında yürüttüğü klasik siyasetinin dışına çıkmalı ve ülkenin bu sektörden elde edebileceği gelirin önüne set çekmemesi gerekmektedir.

A) Turistik Mağazaların Evrimi

Turizm Mağazacılığının oluşabilmesi için ana şart, yabancı ülkelerden gelen ziyaretçilerin ilgisini çekebilecek yerel –yani üretildiği topraklara özgü olan ve başka bölgelerde eşine ve yapılma ustalığına erişilemeyecek – ürünlerin üretilebiliyor olmasıdır. Bunu izleyen ikinci şart ise üretilen söz konusu yerel ürünlerin ülke içinde iç ticaret aracılığıyla turistler için pazarlanabilecek bölgelere aktarılabilmesidir. Üçüncü önemli şart da, turistlere pazarlanabilecek bölgelere aktarılan bu yerel ve özgün ürünleri yabancı ziyaretçilerle buluşturabilecek tezgâhların, dükkânların ve mağazaların varlığıdır.

48

Anadolu toprakları bu üçlemeyi sağlamayı çok uzun yüzyıllardır başarıyla yürütmekte ve bu sektörden çoktan beridir hatırı sayılır bir gelir sağlamaktadır. Ancak yabancı ziyaretçilere yönelik emtia satışının varlığının keşfedilmesi aslında tarihçiler için çok da eski bir buluş olmamıştır. Gerek Osmanlı tarihçileri, gerekse Cumhuriyet dönemini inceleyen araştırmacılar henüz bu konularla ilgili monografiler yazmamışlar ancak söz konusu sektöre, farklı konular üzerine yaptıkları araştırmalar sırasında küçük değiniler gerçekleştirmişlerdir. Aslında itiraf etmek gerekirse, henüz Anadolu’nun ekonomi tarihi de yazılabilmiş değildir ve bu bağlamda yabancı ziyaretçilere satılan yerel ürünler hakkında bildiklerimiz şu anki tarihsel bilgi kısırlığı içerisinde büyük önem taşımaktadır. 1960’lı yıllara kadar Osmanlı tarihiyle uğraşan araştırmacılar İstanbul’un iaşe sorununun dışında kalan iç ticaret sorunlarıyla fazla ilgilenmemişlerdir. Ancak son yıllarda bu tutum değişmiş ve Osmanlı iç ticareti üzerine oldukça yeni bulgulara rastlanmıştır. Bu bulgular ışığında 15. yüzyılda Karadeniz’in Kuzey ve Güney kıyılarında canlı bir mal değişiminin olduğu, Anadolu’dan Kuzeye pamuklu ve softadan yapılmış kumaşlar giderken, Kuzeyden yağ gibi hayvancılık ürünlerinin İstanbul’a ve Anadolu’ya bol miktarda geldiğini artık net bir şekilde biliyoruz. 50 16. yüzyılın ikinci yarısında da iç ticaretin canlı olduğunu göstermek mümkündür. Teselya’nın Maşkolur köyünde kurulan büyük panayırda Anadolu halısı ve kilimi satılmaktaydı. Şebinkarahisar, Gediz ve Gümülcine şapları ise yasal veya kaçak yollardan Osmanlı İmparatorluğunun tüm tabaklarına ve boyacılarına gönderilmektedir.51 Yerel ticaretin başlıca dayanağını, köy pazarları oluşturmaktaydı. Bazı bölgelerde buna yılda bir veya iki kez kurulan panayırları eklemek gerekir. 16. yüzyıl zarfında Anadolu’nun bazı sancaklarındaki köy pazarlarının sayısı belirgin bir şekilde artmıştır. 15. yüzyıl sonunda hazırlanan tahrirlerden anlaşıldığı kadarıyla her kazada ancak bir pazar mevcut iken 16. yüzyılda köy pazarlarına ve hatta yayla pazarlarına sık sık rastlanmaya başlanmıştır. Bu gelişmenin nedeni iç ticaretin belirgin bir artış sağlamasıdır. İç ticaretin artması mamul mallara karşı bir talep yaratmış, bu talep yeni
50 51

İnalcık, H. (2001) The Ottoman Empire: The Classical Age 1300-1600, Phoenix Press Faroqhi, S. (2005) “İktisat Tarihi (1500-1600)”, içinde Osmanlı Tarihi I (1300-1600) (ed. Akşin, S.) Milliyet Yayınları, s.176

49

iş kolları üretmiş ve çeşitli dallarda çeşitli üretimler tetiklenmişti. Üretim köylüler ve şehirliler tarafından yapılıyor, tarımsal üretimin yanı sıra imalat yapıldığından ülke içindeki gelir artıyordu. Tarım ve dokumacılık ürünlerinin köy pazarlarında ve panayırlarda pazarlanmasının, köylünün başlıca nakit kaynağı olduğu görülmektedir. Bunun dışında tımar sahipleri, has mültezimleri ve mütevellilerin pazarlarda tarım ürünleri sattıkları veya sattırdıkları da bilinmektedir.52 Panayırların da ticarette oldukça önemli bir yeri vardı. Örneğin 16. yüzyılın ikinci yarısında, İçel sancağının Gülnar kazasında pamukluların satıldığı ve uzak yerlerden gelmiş tüccarların uğradıkları bir panayır kurulmaktaydı. Aynı şekilde Nazilli ve Alaşehir yakınlarında da önemli panayırlar kurulmaktaydı. Vakıf kayıtlarından anlaşıldığı üzere, 16. yüzyılın ikinci yarısında kurulan bu panayıra yere sergi serenler katılmaksızın bile yüzlerce dükkân bulunmaktaydı.53 Osmanlı İmparatorluğu zenginleştirici etkisi dolayısıyla ülke içindeki ticareti kayıt altında tutmak istemiş ve bunun için büyük ticaret merkezleri inşa etmiş, gerek köy pazarlarını, gerekse şehirlerdeki pazarları yerleşik kılmaya gayret göstermiştir.54 İnşa edilen ticaret binaları arsında bedestenler, kapalı çarşılar ve kervansaraylar sayılabilir. Söz konusu bu ticaret merkezleri iç ticarette önemli yer tutuyor ve vilayetler arasındaki ticarette ürünlerin el değiştirdiği yerler olarak ön plana çıkıyordu. İç ticaretteki artış mal üretimini tetiklemiş, üretimi artan malların yurt dışına satışları da gerçekleşmeye başlamıştı. İhracatın yanı sıra ülke içine gelen seyyahlara da satışlar gerçekleştiriliyordu. Özellikle devlet tarafından inşa edilen çarşılar içindeki dükkanlar vilayet ve ülke dışından gelen seyyahlar için yöresel ürünler satarlardı. Osmanlı topraklarını ziyarete gelen yabancı seyyahların sayısındaki çokluk, önceleri yalnızca İmparatorluk sınırları içinde bulunan çeşitli dinsel merkezlere
52

Güçer, L. (1951) “Osmanlı İmparatorluğu Dahilinde Hububat Ticaretinin Tabi Olduğu Kayıtlar”, İ.Ü. İktisat Fakültesi Mecmuası, 13, s.85 53 Faroqhi, S. (2005) A.g.e., s.179 54 İslamoğlu, H. ve Keyder, Ç. (1977) “Agenda for Ottoman History”, Review: A Journal of the Fernand Braudel Center, I (1), s.46,47

50

yapılan hac ziyaretlerinden beslenirken, 16. yüzyıldan itibaren Batı’da yavaş yavaş uyanan Oryantalist (Şarkiyatçı) düşüncenin genelde Doğu’yu ve aslında özelde Osmanlı İmparatorluğunu gayet gizemli, mistik ve farklı olarak tasarlayan biçeminden etkilenmesiyle çok farklı seyyah tiplerine de ev sahipliği yapmaya başladı.55 Ülke topraklarına sınır dışından gelen seyyahların sayıları arttıkça ve bu seyyahların Doğu’nun mistik ve gizemli ürünlerini ana yurtlarına götürme istekleri 16. yüzyıldan itibaren bir özel pazar meydana getirdi. Bedestenlerde ve kapalı çarşılardaki dükkanlar tüm satışları içindeki payı çok büyük olmasa da, yurt dışından gelen seyyahlara yaptıkları turistik satışlardan azımsanamayacak ölçüde gelir elde etmeye başladılar. Kentlerde, ya da bir tür sipariş sistemiyle köylerde üretilen pek çok yerel ürün bu dükkânlara akıtılıyordu. Tekstil, deri, halı ve madeni ürünler belli başlı Osmanlı kentlerinde ülke dışından gelen ziyaretçilere Doğu’yu simgeleyen çeşitli egzotik ürünler halinde ve çok farklı seçenekler şeklinde sunuluyordu.56 Bu ticaretten hem bedesten ve kapalı çarşıda dükkânları bulunan esnaf, hem de bu dükkânlara mal üreten köylüler gelir elde etmekteydi. Devlet de bu alışverişten vergisini alıyordu. 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğunu görmeye gelen çeşitli seyyahların anı kitaplarında ülke dışından gelenler için ürünler satan dükkânlardan sık sık bahsedilir.57 Hatta 19. yüzyılda, yazılan gezi notlarında zaman zaman şakayla karışık Osmanlı esnafının yabancı gezginlerden fazla ücret istediklerinden de bahsedilir.58 Ülke içinde yaygın bir ticaretin olması, Osmanlı İmparatorluğunu dış ticaret için motive eden başlıca etkenlerdendi. Ülke içinde belirgin bir üretim vardı ve bu yurt dışına da gönderiliyordu. Dönemin büyük ticaret hacmine sahip tüccarları olan Venediklilerle Osmanlıların ticaret ilişkisi yoğundu. Venedik’ten Osmanlı topraklarına, Osmanlı İmparatorluğundan da Venedik’e dokuma ürünleri satışı olurdu. 14. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu hatırı sayılır bir halı ihracatı
55

Turizm ve turist kavramları ancak II. Dünya Savaşından sonra ortaya çıkmıştır. Bu anlamda söz konusu savaştan önceki dönemde gezi amaçlı başka ülkeleri ziyaret eden kişiler için “seyyah” kullanımı yaygındı. Bu yüzden buradaki metinde bir anlam karmaşasına sürüklenilmemesi için bu sözcüğü kullanmayı tercih ettim. 56 Faroqhi, S. (2000) Osmanlı’da Kentler ve Kentliler, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, (çev. Kalaycıoğlu, N.) s.58 57 Örneğin bkz. Blount, H. (1638) A Voyage into the Levant, Londra; Fedder, R. (1958) English Travellers in the Near East, Londra; Foster, W. (1931) The Travels of John Sanderson, Londra 58 Burnaby, F. (1999) At Sırtında Anadolu, İletişim Yayınları, İstanbul

51

gerçekleştirmeye başlamıştı. Hatta ihraç edilen bu halılar çoğu İtalyan ve Flaman ressamların tablolarını da süslemiş, 16. yüzyıl başında İngiltere’de halı tüccarları, artık sadece kralın sarayında ve zengin katedral kiliselerinde değil, burjuva çevrelerinde de müşteri bulmuşlardır.59 Söz konusu Anadolu halılarının dönemin en ünlü ressamları tarafından defalarca birbirinden ünlü tablolarda temsil edilmesi Anadolu halılarının yalnızca halı kimliğinden ötürü değil, aynı zamanda bu halıların Doğuyu, yani Batı yaşamına alternatif olan, mistik ve gizemli yeni bir dünyanın değerlerini ve varlığını yansıtmasından ötürüydü. Yani ihraç edilen Anadolu halıları aslında yalnızca yere serilen bir süs eşyası olmaktan çok, Doğunun gizemli dünyasına açılan bir kapı oluyor, Binbir Gece Masallarındaki “uçan halı” gibi estetik bir kavrama gönderme yapıyor, Batı’daki normal anlamının çok ötesine geçiyordu. Batı’nın Doğu mallarının tahıl ve diğer besin maddeleri dışında satın alabileceği yüksek sanayi ürünü mamuller yoktu. Bu nedenle Osmanlı İmparatorluğunun özellikle Batı ülkelerine sattığı ürünler genellikle emek yoğun ürünler olarak gerçekleşiyordu ve bunların katma değeri çoğunlukla oldukça düşüktü. Yalnızca Doğu’nun farklı ve gizemli dünyasına giriş anahtarı niteliği taşıyan özgün ürünler yüksek katma değer sağlayabiliyordu. Bu ürünler de çoğunlukla deri, kuyum ve halı gibi ürünlerdi. Farklı işleyiş stilleri, farklı motifler ve değişik işçilik, tüm bu ürünlere Otantik bir hava veriyor ve Batılılar için çok çekici bir hale geliyordu. İşte Türkiye’deki turistik satışlar, Doğu’nun mallarından çok, Doğu’nun mallarının Otantikliğinin pazarlanmasıyla başladı. Satılan şey, bir üretim olduğu kadar, aslında bir imajdı ve bu ürünlerin yüksek katma değerle satılabilmeye devam edilebilmesi için, bu Otantik imajın korunması, hatta geliştirilmesi gerekiyordu. Bu nedenle Doğu’nun mistizminin özellikle 20. yüzyılda Batıdaki eski “muhteşem gizemlerin kıtası” imajını yitirmesiyle, büyük bir ihraç kalemi olan deri, kuyum ve halı ürünlerinin Batıya eskisi kadar ihraç edilemediği anlaşıldı. Bu ürünlerin yabancılara pazarlanabilmesi için bu mistik ortamın yeniden yaratılmasının şart olduğu anlaşılınca, bu ürünler ihraç edilmekten çok, Türkiye’ye gelen turistlerin ülkemizde o mistik ve gizemli havayı yeniden yaşamaları sayesinde yüksek katma değerlerle yeniden satılabilir hale geldiler. Böylece bu Otantikliğin yeniden keşfi ve ihracat

59

A.g.e., s.182

52

yerine ülke toprakları üzerinden satışın gerçekleştirilmesiyle, tarihi çok eskilere dayanan turistik mağazacılık evrimleşmesini tamamlamış oldu.

B) Turizm Mağazacılığının Bugünü

Osmanlı İmparatorluğunun klasik döneminden bu yana varlığını sürdüren ve yıllar geçtikçe bu topraklara getirdiği geliri ve dolayısıyla istihdamı, ekonomideki canlılığı arttıran Turizm Mağazacılığı Cumhuriyet döneminde de varlığını Kapalı Çarşı ile başlattı. Cumhuriyet dönemindeki bu yapılanma, Osmanlı İmparatorluğunun bedestan ve kapalıçarşılarından bugüne gelen gelenek bağlamında Kapalı Çarşı’da başlasa da, özellikle son 25 yılda büyük aşamalar geçirdi ve dönüşümünü çok daha büyük metre kareler üzerine kurulan ve artık Kapalı Çarşı dışına taşan yeni mağazalarda gelişimini sürdürdü. Türkiye’de Turizm Mağazacılığı sektörü artık küçük esnafın elinden çıkmış, çok daha organize ve büyük alanlarda gerçekleştirilen kurumsal yapılara dönüşmüş, İstanbul merkezli bir sektörden, Antalya merkezli yeni bir oluşum haline gelmiştir. Ayrıca önemli bir gelişme de turistlere yönelik olarak çalışan bu mağazaların artık yalnızca ülkeye gelen turistlere satış yapmaktan çıkarak, önce ülkeye turist çekilmesine aktif bir biçimde katılan ve daha sonra bu gelen turistlere satış yapmayı hedefleyen bir yapıya bürünmesidir. Yeni kurumsal yapıları içerisinde Turizm Mağazacıları Türkiye turizminde çok daha etkin bir rol almışlar ve bununla beraber omuzlarına binen yük zaman zaman beklenenden çok daha fazla olmuştur. Buna rağmen Turizm Mağazacıları bu ağır yükü başarıyla omuzlamışlar, çeşitli fedakârlıklarla Türkiye turizmini daha ileriye götürebilmek adına ellerinden geleni yapmışlar, sorumluluktan hiçbir zaman kaçınmamışlardır. Bugün Turizm Mağazası sayılan mağazalar, eskisine göre çok daha gelişkin şartları yerine getiren yapılar haline gelmiştir. Bugünün Turizm Mağazaları Kapalı Çarşının oldukça dışına taşmış, 500 metre kare ile 10.000 metre kare arasında değişen çok katlı geniş alanlarda kurulu, yılın herhangi bir döneminde en az 60 gün en az 50

53

kişi çalıştıran, grup turizmi yapan ve yurt dışından turist getirilmesine katkıda bulunan oluşumlardır.60 Turizm sektörü çoğu kez yanlış düşünüldüğü üzere yalnızca turistlerin konaklamasından ve seyahatlerinden oluşan bir gelir kapısı olmayıp, aslen, bir ülkede turistlerce yapılan tüm harcamalardan oluşan bir pastanın adıdır. Bu nedenle turizmden elde edilen geliri arttırmanın yolunun yalnızca ülkeye gelen turist sayısının arttırmaktan ibaret olmadığının, asıl gelir arttırıcı etkinin, gelen hali hazırdaki turistlerden daha çok gelir elde edebilmek olduğunun farkına varılması gerekmektedir. Gelirleri arttırabilmek için, turistlere yönelik çeşitli hizmetlerin ve mal satışlarının arttırılması ve dahası bu ticaretin, katma değeri yüksek bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Turistlere yönelik olarak üretilen kilim, halı, deri ve kuyum gibi özgün Türk işi emtianın ülkemizi ziyarete gelen yabancı ziyaretçilere katma değeri yüksek bir şekilde, yani değerinde satılabilmesi ülke ekonomisi için yaşamsal önemdedir. Bu anlamda yüksek katma değer sağlayabilmek adına Turizm Mağazacılığı yapısı gereği önemli bir avantaj sahiptir. Zira ülkemizi ziyarete gelen turistlerin ziyaretleri esnasında oluşan egzotik hava ve Türkiye’ye özgü malların Türkiye ziyareti esnasında alınmış olmasının, satın alınan mallara kattığı değer gerçekten söz konusu malların değerinde satılabilmesine olanak veren önemli bir avantajdır.

60

Turistik Mağazalar Derneği Tüzüğü, Madde 4

54

Grafik 6: Deri ve Deri Mamulleri Sektörü İhracatı 2000-2004
Deri ve Deri Mamulleri Sektörü İhracatı 2000-2004 (Bin $)
140.000 120.000 100.000 80.000 60.000 40.000 20.000 0
YI S H AZ İR AN TE M M U AĞ Z U ST O S EY LÜ L İM SI M AT RT N N İS A ŞU B M A EK C M A KA O AR A LI K AK

2000 2001 2002 2003 2004

Kaynak: Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Verileri Grafik 7: Halı Sektörü İhracatı 2000-2004
Halı Sektörü İhracatı 2000-2004 (Bin $)
70.000 60.000 50.000 40.000 30.000 20.000 10.000 0
M AY IS H AZ İR AN TE M M U AĞ Z U ST O S EY LÜ L KA SI M AR AL IK BA T M AR T N İS AN AK O C ŞU EK İM

2000 2001 2002 2003 2004

Kaynak: Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Verileri

Grafik 8: Değerli Maden ve Mücevherat Sektörü İhracatı 2000-2004

55

Değerli Maden ve Mücevherat Sektörü İhracatı, 20002004 (Bin $)
120.000 100.000 80.000 60.000 40.000 20.000 0
OC AK ŞU BA T M AR T Nİ SA N M AY HA IS Zİ R TE AN M AĞ MU US Z TO S EY LÜ L EK İM KA SI M AR AL IK

2000 2001 2002 2003 2004

Kaynak: Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Verileri Turizm Mağazacılığının ana omurgasını oluşturan özgün ve yerel ürünlerden meydana gelen deri halı ve kuyum gibi kalemlerde ülkemizin ihracat rakamları yukarıda grafikler eşliğinde verilmiştir. Özellikle deri sektöründe haziran ayını takiben ihracat miktarında belirgin bir yükseliş görülmektedir. Halı sektöründe de yine özellikle 2003 ve 2004 yılları baz alındığında yaz aylarıyla beraber belirgin artışlar gözlenmektedir. Bu rakamların yaz aylarında böylesine yükselmesinde, ülkemize bu dönemde turist olarak gelip, söz konusu ürünleri satın alan kitlenin, yani Turizm Mağazacılarının katkısı en büyük etkendir. Ancak üzücü olan konu henüz turistlere yönelik olarak çalışan bu mağazalarımızdan ülke olarak yeterince yararlanamıyor oluşumuzdur. Oysa Turizm Mağazacılığında olduğu gibi direkt olarak ülkemizden yani yerinden ihracat gerçekleştirmenin bir çok avantajı bulunmaktadır. Normal bir ihracat prosedürü izlenerek, buradan konteynırlara doldurulan söz konusu malların yurt dışına gönderilerek orada satışa sunulması ile aynı malların ülkemizi ziyaret eden turistlere ziyaretleri esnasında satışa sunulması arasında büyük bir fark vardır. Ülkemizde turistlere yönelik olarak çalışan bu mağazalarda satışa sunulan aynı mallar hem taşıma ücretlerinden kurtularak maliyetleri düşürmekte, hem

56

de ülkemize yapılan ziyaret esnasında satın alındıklarından dolayı daha kuvvetli bir manevi etki yaparak yurt dışı pazarlarda oluşacak fiyattan daha yüksek bir fiyatla satılabilmektedir. Bu durum karlılığı oldukça arttırmakta ve ülkemize daha çok döviz girdisi sağlamakla birlikte, artan karlılığı takiben daha çok yatırım, istihdam ve zenginlik anlamına gelmektedir. Türkiye’nin ise aslında tam da bu konuda, yani öz değerlerini, gerçek pahasına pazarlayamama konusunda önemli bir eksikliği olduğu hatırlara getirilirse, bu iş kolunun ülkemize döviz kazandırmak adına zenginleştirici bir etkisi olacağı açıktır. Türkiye’nin katma değer yaratma konusundaki sıkıntısı bu anlamda turizmde de kendisini göstermektedir. Bu sıkıntının net bir biçimde görülebilmesi için son yayınlanan istatistiklere göz atmak yararlı olacaktır. DİE’nin yayınladığı 2005 yılının ilk dokuz ayının rakamları 2005 yılının ilk dokuz aylık periyodunun rakamları ile karşılaştırıldığında ilk bakışta turizm gelirlerinde bir artış gözlenmektedir. 2004’te ülkemiz yabancı turistlerden 9,5 milyar dolarlık bir gelir elde ederken, 2005 yılında Türkiye’yi ziyaret eden turistlerin ülkemizde bıraktığı toplam gelir 11,1 milyar dolar olmuştur.61 Ülkemize geçen yılın aynı dönemine oranla gelen turist sayısında da bir artış yaşanmıştır. 2004 yılının ilk dokuz ayında Türkiye’yi ziyaret eden yabancı turist sayısı 13,3 milyon iken, bu yılın ilk dokuz ayında bu rakam 16,1 milyon rakamına yükselmiştir. Yani ülkemize gelen turist sayısı geçen yıla oranla % 21 artmış gözükmektedir. Bunlar madalyonun iyi tarafıdır. Ancak madalyonun öbür yüzü şudur ki; turist sayısı ve toplam gelirimiz geçen yıla göre mutlak olarak artış sağlamış olsa da, turist başına elde edilen gelir bağlamında geçen yıla göre geriledik. Geçen yıl ilk dokuz ayda turist başına 718 dolarlık gelir elde eden ülkemiz, 2005 yılının aynı döneminde ise turist başına yalnızca 692 dolarlık gelir elde edebildi. Yani zenginliklerimizi, geçen yıla oranla daha ucuza pazarladık, katma değeri yüksek ürünler satamadık. Turizm sektöründe şu an hali hazırda bulunan katma değeri en yüksek ürünler Turizm Mağazacılığının yabancı turistlere pazarladığı kalemlerdir. Bu nedenle turizmin, ülkemizin zenginliklerinin, değerlerinin altında yurtdışına çıkartılarak
61

http://www.die.gov.tr

57

fakirleştiren bir gelir elde etme değil, o zenginlikleri yabancı ülkelerden gelen ziyaretçilere gerçek değerlerinde pazarlayarak refah sağlayan bir gelir yaratan bir edim olarak algılanması gerekmektedir. Aksi takdirde ülkemizde üretilen emek, yapılan yatırımlar, hizmetler ve üretim yurt dışına bedellerinin çok altında olarak adeta armağan edilmekte ve bu durumun ekonomimize katkısı oldukça sınırlı olmaktadır. Türkiye zenginliklerinin daha fazla yok pahasına yurt dışına akmasına acilen önlem almalı ve katma değeri yüksek olan turizm yatırımlarına yol vermeli, söz konusu yatırımları yapmış girişimcilerin de işlerini kolaylaştırmalıdır. Ülkemize gerçekten turizm geliri sağlamak için bu siyaset şarttır. Oysa yalnızca 2004 ve 2005 yıllarının ilk dokuz aylık turizm rakamlarının incelenmesi bile ülkemizin henüz bu siyaseti izleyemediğinin net bir göstergesi olarak önümüze dikilmektedir. Zenginliklerini turistlere değerlerinin çok altında pazarlayan Türkiye, geçen yıldan bu yana, turizmde yarattığı katma değer bakımından daha da geriye düşmüş ve turist başına yapılan harcamalarda 26 dolarlık bir gerileme yaşamıştır. Kabaca bir hesapla kişi başına eksik alınan 26 doların toplamda 16,1 milyon turist geldiği düşünülürse, Türkiye ekonomisinin ilk bakışta 418,6 milyon dolarlık bir zarara uğradığı gözlenmektedir. Ancak zarar maalesef gerçekte bu kadarla kalmamakta ve çok daha derin bir yaraya neden olmaktadır. Bunun nedeni, aslında bu 418,6 milyon dolarlık payın toplam cirodan değil, toplam karlılıktan düşmüş olmasıdır. Yani bu pay karlılıktan, turistlere pazarlanan hizmetlere katma değer kattığımız kısımdan kaybolan bir 418,6 milyon dolardır. Bu nedenle de çok daha değerlidir. Eldeki veriler karlılığı ve katma değeri düşük bir Türkiye turizmine işaret etmektedir. Bu nedenle ülkemizin elden geldiğince çabuk bir biçimde turizmde katma değer sağlayabilecek sektörlere el vermesi gerekmektedir. Bu sektör de apaçık bir biçimde Turizm Mağazacılığıdır. Bugün Türkiye’de Turizm Mağazacılığından elde edilen yıllık gelir yaklaşık 1 milyar dolardır. Üstelik bu söz konusu gelirin yaklaşık % 60 kadarı TURMAD üyeleri olan ve sayıları 40’dan az olan dar bir grup tarafından gerçekleştirilmektedir. Ancak söz konusu sektörün birçok gizli maliyeti bulunmakta ve bu maliyetler bir türlü resmileştirilemediği için de gider olarak yazılamamakta ve bu nedenle büyük sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunlara bir sonraki başlık altında değinilecektir. Ancak bu

58

bölümde Turizm Mağazacılığının öneminin bir kez daha vurgulanabilmesi adına, 2004 ve 2005 yılının ilk dokuz aylık dış ticaret verilerine de bir bakılması ve bu rakamların söz konusu yılların aynı zaman dilimlerinde oluşan turizm istatistikleriyle karşılaştırılması sanırız oldukça yararlı tahliller yapılmasına imkân tanıyacaktır. Türkiye’nin 2005 yılında ithalatı ihracatından daha hızlı artması nedeniyle 2004 yılının ilk dokuz ayında 25,4 milyar dolar olan dış ticaret açığı, 2005 yılının aynı döneminde % 26 artarak 32,5 milyar dolara ulaşmıştır.62 Yani Türkiye’nin döviz açığı gittikçe büyümektedir ve bu durum birçok makro ekonomik düzensizliğe yol açmakta, bir anlamda ülkeyi yeniden eski istikrarsız günlere dönüşle tehdit etmektedir. Dış ticaret açığı nedeniyle Türkiye’de dövize duyulan ihtiyaç için turizm oldukça makul bir çıkış yolu olarak gözükmektedir. Ancak 2004 ile 2005 yılı verileri karşılaştırıldığında dış ticaret açığının % 26 gibi yüksek bir hızla arttığı gözlenirken, turizm gelirlerindeki artış çok daha mütevazı gerçekleşmekte ve yalnızca % 15’lerde kalmaktadır. Üstelik de bu artış oranı karlılıkların ve katma değer oranlarının oldukça gerilere çekilmesi pahasına elde edildiğinden durum daha da vahim gözükmektedir. Yani işin kısacası, rakamlar bir kez daha göstermektedir ki, Türkiye’nin dış ticaret açığını kapayabilmek için turizmden elde edilen döviz gelirlerine kesinlikle ihtiyacı vardır. Ancak turizmden elde edilen gelirlerin ülke zenginliklerinin değerinde olarak turistlere pazarlanabilmesi için bu konuda en avantajlı olan Turizm Mağazacılığı sektörüne ayrı bir önem gösterilmesi ve bu sektörün sorunlarından bir an önce kurtularak Türkiye için gerekli dövizi sağlamak için var gücünü ortaya dökebilmesi şarttır. Oysa şu an hali hazırdaki durumda Turizm Mağazacılarının omuzlarındaki yük gerçekten çok fazladır. Bu yüklerin en önemlilerini bir sonraki başlık altında toparlamaya çalışacağız.

C) Turizm Mağazacılığının Sorunları

62

http://www.die.gov.tr

59

Türkiye’nin dünya turizminde aldığı pay, 2004 rakamlarına göre 15,9 milyar dolardır ve bu miktar dünya turizm pazarının % 2,6’sına denk gelmektedir. Türkiye bu rakamlarla dünyada turizmden gelir elde eden ülkeler arasında 8. sırada bulunmaktadır ve yakın bir gelecekte bu payın daha da artması beklenmektedir. Bu durum azımsanamayacak bir başarıya işaret etmektedir. Ancak bu başarının hangi çabalarla ve ne fedakârlıklarla sağlandığının da bilinmesi, söz konusu başarının sürdürülebilmesi için yaşamsal önem taşımaktadır. Ülkemiz turizm konusunda 1980’lerden bu yana çok yol kat etti. 1980 yılında Türkiye’yi yalnızca 1.288.000 turist ziyaret etmiş ve bu turistlerin ülkemize bıraktığı gelir de sadece 326 milyon dolar olmuştu. Bugün geldiğimiz noktada ise 2004 yılında 17,5 milyon turist ağırlayan ve bu ziyaretlerden 12 milyar 125 milyon dolarlık gelir elde eden bir ülkeyiz. Aradan geçen çeyrek asırda Türkiye’nin ne kadar yol aldığını bu rakamlar çok iyi gösteriyor. Tüm bu gelişmeler oldukça sevindirici ve umut verici. Ancak eğer bu gelişmede katlanılan fedakârlıklar ve çabalar ağırlıklı olarak belirli gruplara yükleniyorsa ve Türkiye’nin turizmdeki tüm ilerlemesinin geleceği yine bu gruplara bırakılıyorsa, bu ülkemiz adına sağlıklı bir turizm büyümesi olmayabilir. Ülkemize gelen turist sayısı 24 yılda 17 kat artış göstermiştir. Fakat düşünmemiz gereken şey şu; bu turistleri ülkemize çeken şey yalnızca doğal güzelliklerimiz ve kültürel varlıklarımız mı, yoksa başka gelişmeler mi? Doğal güzelliklerimiz ve kültürel varlıklarımız bundan 24 yıl öncesinde de vardı. Peki, ne oldu da bu 24 yıl içerisinde Türkiye böylesine bir artış gösterdi? Bunca turistin ülkemize akın etmesine kim önayak oldu? Türkiye turizmde İspanya, Yunanistan ve İtalya gibi kendisiyle benzer özellikler taşıyan AB üyesi ülkelerle rekabet etmektedir. Bu rekabet sırasında gerek uygulanan politikalar nedeniyle gerekse de tanıtım eksiklikleri nedeniyle Türkiye turizm pazarında kendisine yer açabilmek adına fiyat rekabetine girmek durumunda kalmış ve turizm fiyatlarını rakiplerine oranla düşük tutmaya zorlanmıştır. Dolayısıyla bir bakıma Türkiye’ye turist olarak gelmenin maliyeti düştükçe, Türkiye’ye gelen turist sayısı artmıştır. Ancak belli bir noktadan sonra varılan nokta ilginç bir şekilde şu

60

olmuştur: tur operatörlerimiz ve otellerimiz, maliyetlerinin altında tur satmaya başlamış, konaklamaların Türkiye’ye gideri, turistlerden alınan paraların üzerine çıkmıştır. Bu durum ilk bakışta ekonominin genel ilkelerine ters düşmekte ve böyle bir pazarın yaşayamayacağı görülmektedir. Ancak görünen de odur ki, Türkiye turizmde her geçen gün ilerlemektedir. O halde bu paradoksun yükünü kim çekmektedir? Görünürde zararına yapılan bu satışların maliyetini kimler karşılamaktadır? Türkiye adına bu fedakârlığı yapan kesim kimdir? Sistem şöyle işlemektedir: Tur şirketleri yurtdışından ülkemize turist çekebilmek için Türkiye’nin çeşitli tanıtım ve diğer bazı politika yetersizlikleri nedeniyle rakip ülkelere oranla düşük fiyat vermek zorunda olduklarından, aslında turlarını kendi maliyetlerinin altında fiyatlara satışa çıkarmaktadırlar. Aradaki fark ise Türkiye turizminin gelişebilmesi için elini taşın altına en çok sokan kesim tarafından; turizm mağazacıları tarafından karşılanmaktadır. Tur operatörlerinin yaygın çalışma prensibi turizm mağazacılarıyla yapılan çeşitli şifahi anlaşmalara dayanmaktadır. Bu anlaşmalar çerçevesinde tur operatörleri ve turizm firmaları Türkiye’ye daha çok müşteri (turist) çekmek için maliyetinin altında turlar satarken, bu açığı kapatabilmek için getirdikleri turistleri turistik mağazalara götürmekte ve söz konusu mağaza sahiplerinden bu iş karşılığında kişi başına peşin ücret almaktadır. Alınan bu peşin ücrete piyasada “hanut” adı verilmektedir. “Hanut” kavramı 1980’lerde özellikle Kapalıçarşı, Nuruosmaniye ve Sultanahmet çevresinde ortaya çıktı. Çarşı-Pazar gezen turistleri mağazalara çekmek ve bunun karşılığında komisyon almaya dayalı sistem, sonraki yıllarda değişik boyutlarda kendini göstermeye başladı. Önce düzensiz bir şekilde gelişen bu iş, ardından rehberlerin öncülüğünde devam etti. Rehberler, tur otobüslerini anlaştıkları mağazalarda durdurarak alışveriş olanağı sağlıyorlardı. İlerleyen yıllarda ise rehberle turizm mağazacılarının arasındaki bu ilişki özellikle Antalya’da acenta-rehber-mağaza üçlemesine dönüştü ve hem daha kurumsallaştı, hem de mağazacıların ödedikleri

61

miktarlar çok arttı. 1980’lerde % 10 civarında bir komisyon tutarında olan hanut, bu kendi evrimi içerisinde 2000’li yıllarda ciro üzerinden % 33–35 oranlarına çıkmıştır – bu oran kuyum ve halıda % 40’lara varmaktadır – ki bu oran gerçekten altından kalkılması çok zor bir rakam haline gelmiştir. 2004 yılında ülkemizi ziyarete gelen 17,5 milyon turistin yaklaşık yarısının Turizm Mağazacılarının ciroları üzerinden tur operatörlerine ve turizm şirketlerine aktardığı % 30 ile 40 arasında değişen komisyon tutarları sayesinde, yani Turizm Mağazacılarınca getirildiği tahmin edilmektedir. Turizm Mağazacıları 1980’den bu yana görevlerini büyük bir fedakârlıkla yerine getirmişler, Türkiye’nin sınırlı turizm politikaları ve tanıtımlarının doğurduğu boşlukları, kendi gelirlerinden kayıplara razı olarak Türkiye turizminin gelişmesi ve ilerlemesi için kendilerini büyük risklere atmaktan çekinmemişlerdir. Artık bu yükün turizmin diğer aktörlerince ve devlet tarafından da paylaşılması, adaletli bir gider dağılımı gerçekleştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Eğer gerekli düzenlemeler gerçekleştirilebilirse, bugün 1 milyar dolarlık bir havuz oluşturan Turizm Mağazacılığı sektörü de, ülkemiz adına daha çok gelir elde etmeye başlayacak, hem ülkemize giren döviz artacak, hem yeni istihdam olanakları doğacak, hem de tüm girişimcilerimize yeni iş fırsatları ortaya çıkacaktır. Temel olarak üzerine gidilmesi gereken iki sorun konjonktürel sorunlarla vergisel (mevzuata ilişkin) sorunlardır. Çeşitli masrafların ve özellikle hanut’un resmileştirilememesi ve bu yüzden masraf olarak gösterilememesi büyük sorunlara neden olmaktadır. Turizmin turistlerin yalnızca konaklama ve yol harcamalarından oluşan bir gelir kalemi olmadığını ve bu gelirlere oranla çok daha yüksek gelirlerin ve buna bağlı olarak çok daha yüksek istihdam olanaklarının turizm mağazacılığı sayesinde gerçekleşeceğinin farkına varılması gerekmektedir. Bu nedenle ülkemize büyük miktarlarda döviz kazandıran ve yeni iş alanları açan, dahası Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısının artmasında başrol oynayan turizm mağazacılarının boğuşmak zorunda kaldığı mevzuattan kaynaklanan sorunların bir an önce çözülmesi ve sektörün zincirlerinden kurtarılması Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

62

Turizmi oluşturan tüm aktörlerin el ele vermesiyle Türkiye şimdiki konumuna oranla çok daha yüksek turizm geliri elde edecek, dış ticaret açığımız azalacak, turizmden elde edilen gelirler çarpan etkisi sayesinde tüm ekonomimizce içselleştirilerek bir rahatlamaya olanak verecek, tüm makro verilerde gözle görülür iyileşmeler gözlenecektir.

63

IX. KAYNAKÇA

”Avrupa’da Fransa En Çok Turist Çeken Ülke Olacak” Dünya Gazetesi, Sektörel Araştırma, Turizm ve Otelcilik Kozak, M. Vd. (1997) Turizm İlkeler – Kavramlar, Turhan Kitapevi, Ankara Altınok, S. (1998) Turizmin Ekonomideki Yeri ve Turizmin Serbest Bölgesi Uygulamasının Türk Ekonomisine Katkıları, Selçuk Üniversitesi, Konya Aslan, N. (1997) Uluslararası Özel Sermaye Akımları: Portföy Yatırımları ve Sıcak Para Hareketleri, Türkmen Kitapevi, İstanbul Ateş, A. (1992) “AB Ülkeleri Bizimle Yarışamazlar”, İktisat, İşletme ve Finans, Cilt 7, No.72 Barutçugil, İ.S. (1982) Turizm İşletmeciliği, Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. Yayınları, Bursa Basu, K. (1988) “The Role of International Tourism in The Economic Development of the Third World: A Marketing Framework” Marketing and Economic Development Issues and Opinion, Proceeding of the Second International Conferance on Marketing Development, (ed.) Littlefield, J.E. & Csath, M. Berkes, N. (2003) Türkiye’de Çağdaşlaşma, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul Birkan, İ. (1995) “Turizm Endüstrisinin Kalkınmakta Olan Ülkelerin Ekonomileri Üzerindeki Etkileri”, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt 6, Sayı 2 Crouch, G.I. & Ritchie, J.R.B. (1999) “Tourism, Competitiveness and Social Prosperity”, Journal of Business Research, Sayı 44 Çakır, M. & Bostan, A. (2000) “Turizm Sektörünün Ekonominin Diğer Sektörleri ile Bağlantılarının Girdi-Çıktı Analizi ile Değerlendirilmesi”, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Yıl:11, Eylül-Aralık

64

Çınar, A. & Bahar, O. (2003) “Turizm Sektörünün Türkiye Ekonomisi İçindeki Yeri ve Önemi Üzerine Bir Değerlendirme”, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi (6) Demirtaş, E. (2000) Türkiye ve Bazı Avrupa Birliği Ülkelerinde Turizm Yatırımlarına Verilen Teşvikler, İzmir Ticaret Odası Yayını, Yayın No:80, İzmir DTÖ (2001) Turizm İstatistikleri Yıllığı Dünya Turizm Örgütü (WTO) "Turizm: 2020 Vizyonu Avrupa" Egeli, H.A. (1997) “Türk Turizminin Gelişimini Etkileyen Faktörler ve Diğer Sektörlerle İlişkisi”, Dokuz Eylül Üniversitesi, İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt 12, Sayı 2 Faroqhi, S. (2000) Osmanlı’da Kentler ve Kentliler, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, (çev. Kalaycıoğlu, N.) Faroqhi, S. (2005) “İktisat Tarihi (1500-1600)”, içinde Osmanlı Tarihi I (1300-1600) (ed. Akşin, S.) Milliyet Yayınları Fedder, R. (1958) English Travellers in the Near East, Londra Foster, W. (1931) The Travels of John Sanderson, Londra Güçer, L. (1951) “Osmanlı İmparatorluğu Dahilinde Hububat Ticaretinin Tabi Olduğu Kayıtlar”, İ.Ü. İktisat Fakültesi Mecmuası, 13 Gürkan, M.İ. (1995) “Toplumsal Hareketlilik Olarak Turizm”, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt 6, Sayı 2 http://www.igeme.gov.tr/tur/pratik/hizmetson.pdf http://www.kultur.gov.tr http://www.worldtourism.org.

65

htttp://www.turizm.gov.tr İlkin, A. & Dinçer, M.Z. (1991) Turizm Kesiminin Türk Ekonomisindeki Yeri ve Önemi, TOBB Yayınları, Ankara İnalcık, H. (2001) The Ottoman Empire: The Classical Age 1300-1600, Phoenix Press İslamoğlu, H. & Keyder, Ç. (1977) “Agenda for Ottoman History”, Review: A Journal of the Fernand Braudel Center, I (1) İstatistik Yıllığı (2004) Devlet İstatistik Enstitüsü Kar, M. & Zorkirişçi, E. & Yıldırım, M. (2004) “Turizmin Ekonomiye Katkısı Üzerine Ampirik Bir Değerlendirme”, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi (8) Matthieson, A. & Wall, G. (1982) Tourism; Economic, Physical and Social Impacts, Longman Group Inc. Burnt Mill, Londra Olalı, H. & Timur, A. (1998) Turizm Ekonomisi, Ofis Matbaacılık, İzmir Özaslan, İ. (1992) Turizm Toplantıları, İstanbul Ticaret Odası Yayını, İstanbul Özdemir, M. (1993a) “Cumhuriyetin 70. Yılında Türk Turizmi (1923–1993)” Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt 4, Sayı 3 Özdemir, M. (1993b) “Turizm Tarihinden İki Makale” Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt 4, Sayı 4 Shaw, G. & Williams, A.M. (1994) Critical Issues in Tourism: A Geographical Perspective, Malden, Blackwell Publishers Smith, S.L.J. (1991) Tourism Analysis, Longman Group Inc. Londra Tavmergen, İ. (1998) “2000 Yılı ve Türk Turizmi”, Ticaret Borsası Dergisi, İzmir

66

Temel Ekonomik Göstergeler, DPT Temes, O. (1999) Turizmde Rakip Ülkeler ve Türkiye, Gazi Üniversitesi, T.T.E.F., Ankara Tosun, C. (2001) “Challenges of Sustainable Tourism Development in the Developing World: The Case of Turkey”, Tourism Management, (22) Tunç, A. & Saç, F. (1998) Genel Turizm, Detay Yayınevi, Ankara Turizm Bakanlığı (1998) Turizm 98, Turizm Bakanlığı Yayını, Ankara Turizm Dünyası (2003) Sayı 38, Ağustos Turizm El Kitabı, TKB Uğurlu, İ. (2002) Dünyada ve Türkiye’de Turist Sayısı ve Turizm Gelirlerinin Yıllara Göre Değişim Oranları, Turizm Bakanlığı Yatırımlar Genel Müdürlüğü, İstatistik Araştırma Şubesi, Ankara Ulutürk, Z.G. (1998) “Turizmin Ekonomik Etkisinin Ölçülmesi”, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Yıl 9, Mart-Haziran Üner, M.M. & Kayaman, R. (2001) “Türkiye’de Etkin Bir Turizm Teşvik ve Geliştirme Sisteminin Temelleri Üzerine Davranışsal Bir Deneme”, Anatolia Turizm Araştırmaları Dergisi, Yıl 12, Güz Yüzbaşıoğlu, N. (2004) “Kültür Turizminde Prag Örneği”, www.turizmdebusabah.com/devam popup.asp?ID=20176

A
ABD.......................................8, 9, 12, 13, 16, 22, 23

Afrika..............................................................15, 41 Akdeniz....................8, 18, 19, 20, 21, 23, 34, 64, 65 Amerika.....................................................15, 17, 41

67

Anadolu........................20, 21, 30, 31, 32, 48, 50, 51 Asya Pasifik...........................................................15 Avrupa. 13, 14, 15, 16, 17, 20, 21, 22, 23, 24, 33, 41, 45, 63, 64

S
Sermaye.....................................................34, 35, 63

T
Ticaret............................5, 18, 22, 30, 33, 35, 64, 65 TİM.................................................................54, 55 Turist..................................11, 15, 16, 22, 36, 63, 66 turizm.....3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 32, 33, 34, 35, 36, 40, 43, 45, 46, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 65 Turizm. . .3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 20, 21, 22, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 32, 33, 34, 35, 36, 39, 40, 41, 44, 46, 47, 50, 52, 53, 55, 56, 57, 58, 61, 63, 64, 65, 66 Turizm Bakanlığı. 3, 5, 16, 20, 21, 22, 32, 39, 41, 46, 66 Turizm Geliri.............................................36, 40, 44 Turizm Mağazacılığı. . .30, 47, 52, 53, 55, 56, 57, 58, 61 Turizm Yatırımları...........................................33, 64 Turizmi Teşvik Kanunu.........................................34 Türkiye. .3, 4, 5, 6, 12, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 29, 30, 32, 33, 35, 36, 38, 40, 41, 43, 45, 47, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 63, 64, 66 Türkiye İhracatçılar Meclisi.....................4, 5, 54, 55 TURMAD..............................................................57

B
Büyüme...........................................................13, 14

C
Çarpan Etkisi.........................................................27 Çin.................................................13, 16, 18, 22, 23

D
Deri........................................................................54 DİE.............................................3, 36, 40, 44, 45, 56 Dolar......................................................................40 DPT.............................................................5, 35, 66 Dünya Turizm Konseyi..........................................14 Dünya Turizm Örgütü..........5, 12, 13, 14, 16, 22, 64

E
EIU........................................................................17 Ekonomi................................................................14

F
Fransa.......................8, 14, 16, 21, 22, 23, 36, 41, 63

G
Gelir.................................................................22, 26

H
Halı..................................................................54, 55 Hanut.....................................................................60

I
ihracat.....................................5, 6, 29, 33, 45, 51, 55

U
Uluslararası Turizm Uzmanları Birliği..................10

K
Kapalı Çarşı...........................................................52 Kar.........................................................8, 34, 35, 65 Karadeniz.........................................................19, 48 Kredi................................................................30, 63 Kültür Turizmi.................................................24, 66

W
WTO....................................................13, 14, 16, 64

Y
Yabancı Ziyaretçi............................................39, 42 Yunanistan.....................................14, 23, 36, 41, 59

İ
İhracat....................................................................44 İklim......................................................................19 İngiltere................................8, 14, 16, 22, 41, 45, 51 İspanya.........................14, 16, 17, 21, 22, 23, 36, 59 İstanbul.............21, 24, 30, 31, 35, 48, 50, 52, 63, 65 İtalya.........................8, 10, 14, 16, 17, 21, 22, 41, 59

M
Merkez Bankası...............................................39, 44

O
OECD..............................................................41, 45 Orta Doğu..................................................15, 21, 45 Osmanlı............19, 30, 32, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 64