"Mecusîliğe (ateşperestliğe) kendimi o kadar kaptırmıştım ki, ateşgedeye bakma, ateş yakma işini bile üzerime almıştım.

Onun bir an olsun sönmesine meydan vermezdim. Babamın büyük bir çiftliği vardı. Kendisi bir gün inşaat işiyle uğraşıyordu. Bana: ´Oğulcağızım! Ben bugün hep yapı işiyle uğraşacağım, çiftliğe gitmekten geri kalacağım. Oraya sen git! dedi Bana: “Sakın ha! Oralarda oyalanıp da beni gözletme! Çünkü, gecikirsen, beni çiftliğimden daha çok sen merakta bırakır, her işimden alıkorsun! dedi. Babamın beni göndermek istediği çiftliğe gitmek üzere yola çıktım. Yolda Hıristiyan kiliselerinden bir kiliseye rastladım. Hıristiyanlar içeride ibadet ediyorlardı. Babam beni hep evinde hapsedip hiç dışarı bırakmadığı için, insanların ne gibi işler yaptıklarını, ne gibi dinler tuttuklarını bilmezdim. Rastladığım kilisedeki Hıristiyanların seslerini işitince, ne yapıyorlar bir bakayım, diye yanlarına vardım. Yaptıklarını seyrettim. İbadetleri çok hoşuma gitti. Dinlerine imrendim. “Vallahi, bu bizim tuttuğumuz dinden daha hayırlıdır” dedim ve güneş batıncaya kadar onların yanını bırakmadım. Babamın çiftliğini bıraktım. Çiftliğe hiç gitmedim. Onlara: “Bu dinin aslı, kökü nerededir?” diye sordum. “Şam´dadır” dediler. Artık, akşamleyin, babamın yanına döndüm. Babam adam gönderip beni aratmış, babamın işi gücü beni aratmak olmuş. Yanına geldiğim zaman, babam: “Oğulcuğum! Nerede idin?! Sen benim vermiş olduğum emirlere göre hareket edecek değil mi idin?!” dedi. Daha genç yaşta hakikatı arayan Selman babasına durumu olduğu gibi anlatır. Yalan söylemez. “Babacığım! Kiliselerinde ibadet eden bazı kimselere rastladım. Onların dinlerine ait şeyleri gördüm. Çok hoşuma gitti. Vallahi, güneş batıncaya kadar yanlarından ayrılamadım” dedim. Oğlundaki değişimi ve yeni gördüğü dine karşı olan eğilimi farkeden baba, otoriter bir söylemle oğlunun duygularına hitap eder. “Oğulcuğum! O dinde hayır yoktur. Senin dinin ve atalarının dini ondan daha hayırlıdır” dedi. Ancak Selam belkide ilk kez babasının bu sözlerine itibar ermez. Babası aklının kabul edebileceği bir delil yerine kendisne ve atalarına güvennmesini salık veren geleneksel bir delil ileri süremsi onu tatmin etmez.

Şam Piskoposu hritiyan halkınsandığının aksşne “kötü bir adamdır”. ayağına bir bukağı vurur ve eve hapseder. seninle birlikte ibadet etmek istiyorum” der.n farkındadır. Büyük umutlarle geldiği ve bağladnığı dini şahsiyetin bu yönğne tanık olunca hayal kırıklığına uğarar Dahası. .Baba da oğlundaki değişim. Piskopos: “Kiliseye gir!” der. Selman Psikoposun bu yardımlarla “yedi küp dolusu altın ve gümüş biriktirdiğini” bizzat tanık olur. Şam´a gelmekle iş bitmez. “Kilisedeki piskopostur” cevaıbı alınca Selman hemen yanına gider ve sorar: “Ben bu dine girmek. adam ölür. Şam´a geldim. Fakir ve yoksullara verilmek üzere kendisen verilen yardımları kendisi için biriktirmektedir. “Onlar memleketlerine dönüp gitmek istedikleri zaman bana haber verince. Hıristiyan tüccarlarından bir kafile gelmiştir.Oğlunun “hakikat” uğruna kaçacağından korkup. dinin öünü öğrenmek için geldiği bu yerde. Cemaatine sürekli yardımlaşmayı. Sebebi ise çok basit ve insanidir. kendisine son derecede kin tutmaya başlar. Onlarla birlikte Şam yolunu tuttum. “Yanınıza Şam´dan bir ticaret kafilesi geldiği zaman bana haber verin” diye haber bırakır. Hıristiyanlar onu gömmek için toplandıklarında Selman onlara bu adam hakkında bildiklerini söylemeye karar verir: “Bu kötü bir adamdı. fakir ve yoksullara sadakalarını getirip vermeyi nasihat eden Psikoposun kendisi para ve mal tutkunudur. yoksullara onlardan Bir şey vermezdi!” der. Bu din hakkında merak ettiği herşeyi öğrenmek için sormaya ve soruşturmaya devam eder: “Şu din adamlarının ilim yönünden en üstünü kimdir?” diye sorara. Selam kilisedeki Hıristiyanlara bir adam gönderir. “Onunla birlikte içeri girdim. Hıristiyanlığı senden öğrenmek. Selman onlara: “İşlerinizi bitirdiğiniz. onları kendisine getirdiğiniz zaman kendisi için saklar. Bir süre sonra beklediği haber gelir. Piskoposla birlikye yaşamaya başlayan Selam. Aklının ve kalbinin yeni gördüğü dinede olduğunu anlar. memleketinize dönmek istediğiniz zaman bana haber verin” der. Şam´dan. Cemaat şaşkın ve kızgın bir tavırla: ´Sen bunu nereden biliyorsun?´ diye sorar. En sonunda. bu zatı yakındna tanır. kilisede hizmet etmek. senin yanında bulunmak. Sadaka vermenizi emir ve teşvik eder. ayağımdan demir bukağıyı çıkarıp attım.

´Olur! Yanımda otur!´ dedi. . Selman’ın bu din adamıyla ilgili tanıklığı dinin özü ve insanları nasıl değiştirdiği ve dönüştürdüğü ile çok önemli ve anlamlı bir tespittir. Oradan. seni sevdiğim kadarda sevmedim! Görüyorsun ki. benim yolum ve gidişatımda olan bir kimse bilmiyorum. bana tavsiye ve ne yapmamı emredersin? der. Bunu görün cemaat: “Vallahi. Senden önce hiç kimseyi. Ondan önce hiç kimseyi. Yaşayanlar da. Sen onun yanına git!´ dedi. sana Yüce Allah’ın emri gelmiş. Yaşlı zat hakikat için anasını-babasını. “Beş vakit namaz kılmayanlar içinde. dinin öteden beri tatbik edegeldikleri hükümlerini değiştirdiler ve onların çoklarını da bıraktılar. içinde altın ve gümüş dolu yedi küp çıkarılır. İyi din adamlan hep ölüp gittiler. onu sevdiğim kadar da sevmedim!” Bu zât ölüm döşeğine düştüğünde Selman başucundadır: “Ey filan! Ben senin yanında bulundum. kiliseye başka bir din adamı tayin edilir. Dahası kendilerini kandıran bu sahtekârın ölüsünü astar ve taşa tutarlar! Piskoposun yerine. filandır.Selman: “Ben size onun mal gömüsünü gösterebilirim” der ve gömünün yerini gösterir. Bu muhterem zât öldüğü ve gömülüp ortadan kaybolduğu zaman. ben ondan (yeni din adamından) daha faziletli. dünyayı onun kadar hiçe sayan. akrabalarını ve memleketini terk edip buralara gelen Selman’a şöyle der Oğulcuğum! Bugün. biz onu hiçbir zaman gömmeyiz´ der. ahirete onun kadar uyanık. benim tuttuğum yol ve bulunduğum hal üzeredir. O. Yanına varınca: ´Ey filan! Filan zât. gece gündüz ibadete onun kadar düşkün bir kimse görmedim. Mevsıl´daki arkadaşının yanına vardım. senin de kendisinin yolunda ve halinde olduğunu bana haber verdi ve yanına gitmemi tavsiye etti´ dedim. öleceği sırada. Yalnız Mevsıl´da *Musul+ bir zât vardır ki.

Yanında kaldım. Görüyorsun ki. Falan zât da. O zât tıpkı bizim yolumuz ve gidişatımızdadır. Sen. Yanında kaldım. Bana: ´Olur! Yanımda otur!´ dedi. çok hayırlı buldum. Rum topraklarından Ammûriye´deki zâttan başka. Mevsıl´daki din adamı öldüğü ve gömülüp ortadan kaybolduğu zaman. Nasîbin din adamına da ölüm geldi çattı. Vallahi. . kendisinden sonra senin yanına gitmemi bana tavsiye etti. yanına gitmeni sana emredeceğim. Bana: ´Oğulcuğum! Vallahi. çok geçmeden o da öldü. Kendisi ölüm döşeğine düşünce: ´Ey filan! Filan zât bana kendisinden sonra falan zâtın yanına gitmemi tavsiye etmişti. Sen bana. İstersen onun yanına git! İşte o bizim yolumuz ve gidişatımızdadır1 dedi. çok geçmeden. bizim yolumuz ve gidişatımızda bir kimse daha kaldığını bilmiyorum. Mevsıl´daki arkadaşının bana ne gibi emir ve tavsiyede bulunduğunu bildirdim. Fakat. önceki iki arkadaşının yolunda ve halinde buldum. ben Nasîbin´deki *Nusaybin+ filan zâttan başka. Durumumu ona anlattım. kendisine: ´Ey filan! Filan zât seni bana tavsiye ve yanına gitmemi emretmişti. Bana: ´Oğulcuğum! Vallahi. Nasîtıin´deki arkadaşının yanına vardım. Senden sonra kimin yanına gitmemi bana tavsiye ve ne yapmamı emredersin?´ dedim. öbür arkadaşının yolunda ve halinde. bizim yolumuz ve gidişatımızda bir kimse daha var mı bilmiyorum. Bu yararlı zâtın da yanında ve hizmetinde bulundum. senden sonra kimin yanına gitmemi tavsiye ve ne yapmamı emredersin?1 dedim. Öleceği sırada. sana da ALLAH´ın emri gelip çatmış bulunuyor. Onu da. Onu da. benden sonra onun yanına git!1 dedi.

ona: ´Ey filan! Ben filanın yanında idim.Nasîbin din adamı öldüğü ve gömülüp ortadan kaybolduğu zaman. Kendisi ölüm döşeğine düşünce. Bana: ´Oğulcuğum! Vallahi. ahir zaman peygamberinin gelmesi çok yaklaşmış. hemen yola düş! dedi. Ammûriye´de az çok birşeyler de kazandım. Ammûriye din adamı da öldü ve gömülüp ortadan kayboldu. git. Şimdi sen bana senden sonra kimin yanına gitmemi tavsiye ve ne yapmamı emredersin?´ dedim. Hatta biraz davarlarım ve ineklerim de vardı. gölgesi üzerimize düşmüştür! O peygamber İbrahim Aleyhisselamın dini üzere gönderilecektir! Kendisi Arap toprağında ortaya çıkacak. Nasîbin´deki arkadaşının bana ne gibi emir ve tavsiyede bulunduğunu bildirdim. peygamberlik mührü vardır! Eğer o diyarlara gitmeye gücün yeterse. . Sonra. Durumumu ona da anlattım. Bana: ´Olur! Yanımda otur!´ dedi. sadakadan yemez! Onun iki dalı arasında da. En sonunda Ammûriye din adamına da ALLAH´ın emri geldi çattı. bizim yolumuz ve gidişatımızda hiçbir kimse bulunduğunu bilmiyorum! Fakat. Öteki arkadaşlarının doğru yolları ve gidişatlarında olan bu hayırlı zâtın da yanında ve hizmetinde bulundum. Filan zât da bana kendisinden sonra senin yanına gitmemi tavsiye etti. falan zât bana kendisinden sonra filan zâtın yanına gitmemi tavsiye etti. iki kara taşlık arasındaki. Nihayet. hurma bahçeleri bulunan biryere hicret edecektir! O. O bana kendisinden sonra falan zâtın yanına gitmemi tavsiye etti. bugün yeryüzündeki insanlardan yanına gitmeni sana emir ve tavsiye edebileceğim. hediyeden yer. Ammûriye´deki arkadaşının yanına vardım.

Bundan sonra. şu ineklerimi size vereyim´ dedim. Kayle oğullarının *Evs ve Hazrec kabilelerinin+ belâlarını versin! Vallahi. Vâdi´l-kurâ´ya erişince. kendisi Medine´ye hicret edip gelmiş. ağamın amcasının oğlu gelip Yahudi ağamın başına dikildi ve: ´Ey filan! ALLAH. bir gün. Onlara: ´Beni Arap diyarına götürünüz de. onlar Mekke´den yanlarına gelen. şu davarlarımı. hurma ağacının başında ağama ait işlerden bazılarını yapıyordum. bana zulmettiler. Sonra. Bunu işitir işitmez beni öyle bir titreme tuttu ki. ALLAH´ın dilediği kadar oturdum. ben kölelik meşguliyeti içinde bulunduğumdan onun hakkında hiçbirşey işitmemiştim. Kelb kabilesinden. Ammûriye´de. Sonra. Vadi´l-kurâ´daki hurma ağaçlarını görünce: ´Burası Ammûriye´deki efendimin bana tarif ettiği. ´Olur!1 dediler. buna kalbim pek de yatışmadı. Ammûriye´deki efendimin tarif ettiği ahir zaman peygamberinin hicret yurdunun burası olduğunu tanıdım ve anladım. yine de haberim olmamıştı. Ben Vâdi´l-kurâ´da Yahudi ağamın yanında bulunduğum sırada. Kurayza oğulları Yahudilerinden olan amcasının oğlu Medine´den geldi ve beni ağamdan satın alıp Medine´ye götürdü. Fakat. Beni köle olarak bir Yahudiye sattılar. . peygamber dedikleri bir adamın başına Küba köyünde toplanmış bulunuyorlar!´ dedi. Artık Medine´de oturdum durdum. Vallahi. Vallahi. neredeyse ağamın üzerine düşeceğim sandım! Ağamın amcasının oğluna: ´Ne dedin? Ne dedin?´ diyerek hemen hurma ağacından indim. Yahudinin yanında bir müddet kaldım. Mekke´de ne kadar kalmışsa kalmış. Resûlullah Aleyhisselam peygamber olarak gönderilmiş. Ben. Verdim ve beni yanlarında götürdüler. ahir zaman peygamberinin göçeceği yer mi ola?´ diye ümiüendimse de. ağam da altımda oturuyordu. Halbuki. O sırada. Medine´yi görür görmez. ticaretle uğraşan bazı kimseler bana rastladılar.

ashabına: ´Alınız. Bu. Yine. onları kendisine uzattım. sana ikram olmak üzere hazırladığım bir hediyedir!´ dedim. Yanımda biriktirmiş olduğum biraz yiyecek vardı. onun yanından ayrılıp yerime döndüm. yanımda bulunduruyordum. onları alıp Küba köyünde bulunan Resûlullah Aleyhisselama gittim. Resûlullah Aleyhisselam. Bundan sonra. . yanına vardım. hemen ondan yedi ve ashabına da emretti. Resûlullah Aleyhisselamın Bakiyyü´l-Garkad´da bulunduğu sırada. Ben de: ´Birşey yok! Ancak onun ne dediğini anlamak istedim´ dedim. O sırada. kendi kendime: ´Bu. Sonra. Kendi kendime: ´Bu. Resûlullah Aleyhisselamın yanına vanp: ´Senin sadakadan yemediğini gördüm. seni ne ilgilendirir? Sen işinin başına git!´ dedi. ashabı arasında oturuyordu. bunu yiyiniz!´ buyurdu.Ağam kızdı. Kendisine: ´Senin salih bir zât olduğunu işittim. Resûlullah Aleyhisselam. bir!´ dedim. muhtaç. Buna. Resûlullah Aleyhisselam. sadaka olarak vermek üzere. Kendisi oraya ashabından birisinin cenazesi peşinde gitmişti. Bunun üzerine. Resûlullah Aleyhisselam da Medine´nin içine gelmiş bulunuyordu. bana şiddetli bir tokat vurdu ve: ´Bu senin neyine gerek. yanına girdim. iki!1 dedim. Akşam olunca. elini çekti ve ondan hiç yemedi. sizi başkalarından daha lâyık gördüm!1 diyerek. kimsesiz sahabilerin varmış! Şu şeyleri. biraz birşeyler biriktirmiştim. onlar da kendisiyle birlikte yediler. Yanında da.

4. bana tarif edilen şeyi anlamak için arkaya geçtiğimi anlayınca. Sîre. c. Resûlullah Aleyhisselam. İbn Sa´d. arka taraflarına geçtim. 228-234. Esirlik. Beyhakî. Müsned. Uyûnu´l-eser."*214+ *214+ İbrı İshak. 60-64. oyalamıştır. Gelip önlerinde oturdum. s. Delâilü´nnübüvvec. 332-335. bana: ´Bu tarafa dön!´ buyurdu. Peygamberlik mührünü görünce. kölelik. 1. c. İbn Hişam. bu Selman´ı uğraştırmış. s. 75-79. c. Hanbel. 1. Benim bu kıssamı ashabının da işitmiş olmaları. s. Heysemî. .441443. 417-419. her tarafını bürüyen iki ihram vardı. s. c. s. başımdan geçeni ona da anlatmıştım. Mecmau´z-zevâid. İslam Tarihi. Ahmed b. Bunun için. s. Bedir ve Uhud savaşlarında Resûlullah Aleyhisselamla birlikte bulunma imkânını bulamamışım dir. 95-101. s. Köksal Yayıncılık: 3/114-122. Asım Köksal. c. c. 2. 9. Zehebî.Üzerinde. 92-97. Resûlullah Aleyhisselamın pek hoşuna gitmişti. 258-262. Tabakâtü´l-kübrâ. Ey İbn Abbas! Sana anlattığım gibi. s.c. İbn Seyvid.S. Târîhu´l-İslâm. 2. Delâilü´n-nübüvve.EbuNuaym. arkasından ridasını sıyırdı. Ammûriye´deki efendimin bana tarif ettiği peygamberlik mührünü görebilir miyim diye arkalarına bakmak için. tanıdım! Üzerine kapandım. Usdu´l-gâbe. Kendisine selam verdim. M. s. Sonra da. İbn E ar. öptüm ve ağlamaya başladım. 1. Resûlullah Aleyhisselam.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful