You are on page 1of 13

1

T Ti im ma ai io os s
Platon
Platon Eflatun (d. M.. 427 - . M.. 347) ok neml i bir Antik Yunan filozofu. Hayatn geirdii
Atinadaki nl akademiyi kurdu. Asl ad Aristokles'di. Geni omuzl ar ve atletik yaps nedeniyle,
Yunanca Platon (geni gsl) lakab ile anld ve tannd.
Yirmi yandan itibaren lmne kadar yanndan ayrlmad Sokratesin rencisi ve
Aristotelesin hocas olmutur. Atinada Akademinin kurucusudur. Eflatunun felsefi grlerinin
zerinde hala tartlmaktadr. Eflatun, bat felsefesinin balang noktas ve ilk neml i filozofudur.
Antik a yunan felsefesinde, Sokrates ncesi filozoflar (ilk filozoflar veya doa filozoflar) daha
ziyade materyalist grler retmilerdir. Antik felsefenin maddeci retisi, atomcu Demokritos ile
en yksek seviyeye erimi, buna mukabil dnceci (idealist) fel sefe, Eflatun ile doruk noktasna
ul amtr. Eflatun bir sanat ve zel likl e edebiyat olarak yetitirilmi ol masndan byk lde
istifade etmi, kurgulad dnsel rnleri, ok ustaca, ve iirsel bir anlatmla ssleyerek, asrlar
boyu insanl ar etkilemeyi baarmtr.
Modern filozofl ardan Alfred North Whiteheade gre Efl atundan sonraki btn bat felsefesi
onun eserine dlm dipnotlardan baka bir ey deildir. Grleri slam ve Hristiyan
fel sefesine derin etkide bulunmutur.
Eflatun, eserlerini diyalogl ar biiminde yazmtr. Diyalogl ardaki ba aktr ounlukla Sokratestir.
Sokrates insanlarla grlerini tartr ve onlarn grlerindeki tutarszlklar ortaya koyar. Eflatun
ounlukl a grlerini Sokratesin azndan aklamtr.
Eflatun, algladmz d dnyann esas gerek ol an idealar ya da formlar dnyasnn kusurlu
kopyalar olduunu, geree ancak dnce ve tahayyl yoluyla ulalabileceini savunmu,
insan ruhunun lmden sonra beden dnda kal c ol an ideal ar dnyasna ulaacan
sylemitir. Grleri ortaada slam filozoflar tarafndan korunmu ve slam dnce
dnyasndaki Yeni Eflatunculuk akmna neden ol mutur. Rnesans sonrasnda Bat Avrupa'da
Antik Yunancadan evirileri yaplmtr.
N NO OT TL LA AR R

1. Timaios, bugnk okuyucul ar iin Platon'un en karanl k, anlalmas en g eseri olmakla
beraber ilk ve ortaa dn zerine en ok tesir eden eseri ol mutur. Pl aton'un ilk mezl eri
bile Timaios'u stadn en neml i eseri saymlardr.

Yahudi, Arap ve Hristiyan ulemas, hemen hemen dinl erinin kutsal kitaplarndan saydkl ar bu
esere birbirlerinden farksz bir nem vermilerdir.

Platon, ihtiyarl nda yazm ol duu bu eserinde, mesel a Phaidros'ta, Phaidon veya
Symposion'da olduu kadar, ifade mkemmel liine sahip deildir.

Bu eseri daha ziyade devaml bir derse, bir ders zetine benzetebiliriz. Bel ki o zaman stadn
Akademia'da verdii dersler de bundan farkl deildi. Tabiidir ki bu ders yeni talebelere verilen
2
derslerden deil, epey zamandan beri kafalarn iletmeye, kapal anl atmlar abucak
kavramaya alm, sekin bir dinleyici topluluuna verilen derslerdendi.

Timaios ayn zamanda bize btn Platon bilgilerini birden sunan bir ders zeti gibi
grnmektedir. ... Timaios sadece ilimlerden, hem de en ciddi ilimlerden bahsetmektedir. Bunun
iindir ki bu eser btn bilgilerin genel bir sentezini meydana getirmek iin byk gayretler sarf
etmi olan btn Ortaan bilim adaml ar tarafndan bir rnek ol arak el e alnmtr.

Fakat rnek ol arak el e aldklar bu eserin en neml i zelliklerinden biri zerinde pek az
durmulardr: Platon Timaios'taki dncelerini kesin olarak deil, en akla yakn bir ihtimal olarak
ileriye srmektedir. Onca, ancak bir tanr fizik dnyasn kesin olarak bilebilir, nk fizik dnyas
durmadan deien bir dnyadr, durmadan deien bir dnyada da kesin gerekl er deil
ancak akl a yakn ihtimal ler vardr. yi bir metot bu ihtimalleri yksek bir gerekl ik derecesine
vardrabilir, ama deimez idea bilgisi ile deien nesnel erin bilgisi arasnda her zaman bir
uurum vardr. Bylece Timaios bir mitostur, fakat akla yakn bir mitos; en yksek hakikatleri,
elimsiz insan akl nn erdii kadar ifade edebilen bir mitos.

Timaios'u okurken lka insanlarnn tabiat karsndaki duyuml arn, tabiat karsndaki
dncelerini gryormu, duyuyormu gibi oluruz. Bu bakmdan eser, insanlarn o zamandan
beri tabiat grmek, onu anl amak iin hangi yollardan getikl erini bize en iyi gsteren bir kitap
ol arak da her zaman dikkatle okunmaya deer.

K Ko on nu u a an nl la ar r
S So ok kr ra at te es s T Ti im ma ai io os s H He em mo ok kr ra at te es s - - K Kr ri it ti ia as s

Timaios
Hi domad halde her zaman var olan nedir? Hep gelitii halde hi var olmayan nedir?
Birincisi dnn yardmyla akl tarafndan sezilir. nk her zaman ayndr; ikincisine gelince
onu kanaatle akla dayanmayan duyum tasarlar, nk o doar ve lr; ama hibir zaman .
gerekten var deildir.

Evrene dair soracamz bir soru daha var: Yapcs onu bu iki rnekten hangisine gre yapmtr,
deitiren, her zaman ayn kal ana gre mi , domu ol ana m? ... Evren bu ekilde yaplmsa
aklla mana tarafndan sezilen, her zaman ayn kal an rnee gre yaplm demektir.

Byle ol unca evrenin mutlaka bir eyin kopyas olmas gerekir.

O halde ol ula evreni yaratann onl ar neden yaratt n syleyelim. Yaratan iyi idi, iyi olanda da
hibir eye kar hrs uyanmaz. Hrs duymadndan her eyin de el den gel dii kadar kendine
benzemesi ni istedi. ... Ama her eyden stn olann yarataca nesnenin, en gzel nesne
ol mamasna imkan yoktu ve yoktur. Biraz dnnce farkna vard ki gzle grnecek ekilde
yaratlm eylerden, hibir zaman zekas olan bir btnden daha gzel , zekasz bir btn
kamaz. Bundan baka hibir varlkta ruh olmaynca zeka bul unamayaca n da anlad. Bu
dncenin sonunda zekay ruha, ruhu da bedene koydu ve evrene z bakmndan mmkn
ol duu kadar iyi bir eser yaratrcasna ekil verdi.
3

Bu iyice anl aldktan sonra yaratann, evreni hangi canl varla benzeterek yarattn
sylemel iyiz. Onun istekleri bakmndan birer btn deil de ancak birer para olan eyl erden
birine benzetilerek yaratldn sanmayal m; nk tam olmayan bir eye benzeyen herhangi bir
ey hibir zaman gzel ol amaz. Ama, birer para olarak teker teker, yahut da cins cins btn
teki canl varlklar iine alan bir eye benzetildiini, evrenin her eyden ok byle bir eye
benzediini ilke edinel im. ... Tanr dnyay mmkn olduu kadar kavranabilen varlkl arn en
gzel ine ve her bakmdan en kusursuzuna benzetmek istediinden, zleri bakmndan btn
canl varlkl ar iine al an, gzle grnr bir tek canl varlk yaratmtr.

Madem ki rnee gre yaplmtr, bir tek gk var demektir. nk btn kavranabilen canllar
iine al an rnek hibir zaman baka bir rnekle badaamaz, onun arkasndan gelemez, byle
ol mazsa, bu ikisinden baka bir de onlar birer para olarak iine alan bir nc canly kabul
etmek gerekirdi. O zaman da hakl olarak, evrenimizin bu ikisine gre deil, onlar iine alan
rnee gre yapld sylenebilirdi. Onun iin tanr bir btn olarak, o kusursuz canl varla
benzesin diye evrenimizi ne ift, ne de saysz yapmtr; evren birdir. Baka bir evren de
domayacaktr.

Ama, var olmaya balam ol an bir ey mutlaka cisimden, bylece de gzle grl r, elle tutulur
bir ey ol maldr; yalnz bir ey ne ate ol madan gzl e grl ebilir, ne katl olmadan elle
tutulabilir, ne de topraksz katlk ol ur. te bunun iindir ki tanr, evreni kurarken nce atele
topraktan ie balad. Ama, elde yalnz iki nesne olunca, bir ncs olmadan onlar gzel ce
birletirilemez; nk ikisinin arasnda onl ar birletiren bir ba lazmdr. Balarn en iyisi, hem
kendisine hem de bi rletirdii nesnelere mmkn ol duu kadar tam bir rnek verenidir; bu
btn tam ol arak gerekletirebilen de dizidir.

Katlar da her zaman bir deil iki orta terimle birbirlerine balandklarndan tanr atele topran
arasna suyla havay koymu, onl ar birbirine mmkn ol duu kadar ayn orant ile birletirmitir. ...
te evrenin gvdesi bylece, bu drt eden yaratlmtr.

ekl e gel ince, ona en uygun, kendi siyle en ok ilgili olan verdi. Btn canl lar iine alacak
varla uygun ekil de ekillerin hepsini kendisinde toplayan ekildir. Bunun iin tanr evrene her
yan, her yerde merkezden ayn uzakl kta olan kre ekl ini verdi, bu yuvarlak ekil hepsinin en
kusursuzu, kendi kendine en ok benzeyenidir. ... Bundan baka btn d yzn birok
sebeplerden yuvarlakl atrd, trpledi. Gerekten evrenin ne gzlere, ne de kulaklara ihtiyac
vard; nk kendinden baka ne grlr, ne de iitilir bir ey kal mt. evresinde nefes al may
gerekli klan bir hava da yoktu, yiyeceini iine alp yemek, yiyip zn emdikten sonra kalann
darya atmak iin hibir organa de ihtiyac kalmyordu. nk, kendi dnda bir ey
ol madndan, ona ne bir yerden bir ey giriyor ne de bir yerinden bir ey kyordu.

Yapcs onu yle yapm ki kendi kendini besliyor, btn eyl eml eri kendiliinden, kendi iinde
ol uyor. nk yapcs onur baka eylere muhta olmaktansa kendi kendine yetmesinin daha iyi
ol acan dnmt. Hibir eyi ne tutmay, ne de itmeyi gerekl i klyordu. Onun iin ayakl ar,
yahut da yrmeye yarayan baka organlar gibi ona eller vermeni n de lzumsuzluuna
hkmetti. Ona bnyesine uygun bir hareket, yedi hareketten akla, zekaya en ok yaraan
hareketi verdi. Bylece onu srekli olarak kendi zerinde, olduu yerde dndrd ve ona daire
hareketi verdi; teki alt harekete gel ince, kendini onl ardan mahrum brakt ve o hareketlere
4
uyarak bou bouna dolamasn menetti. Bu daire hareketi iin ayaa ihtiya olmadndan
onu bacaksz ayaksz yapt.

te btn bu sebepl erden dol ay ilksiz tanr, bir gn doacak tanry dnerek, evreni dz, her
yan bir, ortasndan ayn uzaklkta, tam, kusursuz cisimlerden birleik bir cisim yapt. Ortasna, bir
ruh koydu; onu her yana yayd, hatta cismin dn bile onunla kapl ad. Bylece daire ekl inde,
biricik, tek bana, fakat kusursuzluu sayesinde baka hibir kimseye ihtiyac olmadan kendi
kendisiyle yaayabilen, bilgiden, dostluktan yana da kendi kendine yeten bir gk kurdu, ona bu
vasflar vererek bahtiyar bir tanr yaratt.

Ama bizim vcuttan sonra el e ald mz bu ruhu, tanr cisimden sonra yaratmad: nk onlar
birletirirken daha ne yaratlann, daha sonra yaratlana boyun emesine msaade etmedi.
Bizler, geni lde tesadfe baland mz iin, rasgele konumamz da tabiidir, ama tanr ruhu
vcuttan nce, ya ve erdem bakmndan daha stn yaratmtr. nk ruh, hkmetmek,
emretmek iin, vcut da boyun emek iin meydana getirilmitir.

Ruhun kuruluu kurucusunun istedii gibi bitince, iine tene ait olan her eyi koydu ve ruhl a teni
orta yerlerinden birbirine balad. ... Bylece bir yandan gn gzl e grnr vcudu, te
yandan da gzle grnmeyen, fakat aklla ahenge bal olan, akl ve lmezl ik sahibi varlklarn
en stn tarafndan yaratlm eylerin en yetkini olan o ruh dodu.

Bu evreni yaratan baba, ilksiz tanrlarn rneine gre kurduu evrenin hareket ettiini,
yaadn grnce ok sevindi ve sevincinden, onu rnee daha ok benzetmeyi dnd. Bu
rnek lmez bir canl varlk ol duu iin, o da btn bu evreni, mmkn olduu kadar
l mszl etirmeye alt. Ama rnek olarak kulland lmsz canl varl, yaratlan evrene
tamamyla uygun klmak mmkn ol muyordu. Bunun zerine lmszl n deiik bir taklidini
yapmay dnd ve g kurarken bir yandan da hareketsiz, salt lmszlkten, belirli saylarn
orantsna gre ilerl eyen, lmszl n zaman dediimiz o imgelemini kurdu. Gerekten gk
domadan nce, gnl er, aylar, yllar yoktu, bunl ar g kurarken yaratmay dnd; onlar
hep zamann birer parasdr, gemi ile gelecek de l mez tzden bahsederken cahilliimizden
kullandmz, zaman eitleridir. Biz o tzn szn ederken vard, vardr, olacaktr diyoruz.
Halbuki onun iin ancak vardr diyebiliriz. Vard, olacaktr gibi szler yalnz zaman iinde doan,
gel ien eyl ere yarar. nk onlar deiiklikten baka bir ey deildir. Ama ayn kalan,
deimeyen ey zamanla ne ihtiyarlar, ne genl eir, ne de onun iin hibir zaman vard, imdi
ol maktadr veya gel ecekte ol acaktr denebilir. ... Ol an oldu; olan oluyor; olacak ol ur yahut da
yok ol an yoktur gibi btn szler yanltr.

Szn ksas, zamanl a gk, yok ol malar gerekiyorsa, beraber yaratldklar gibi beraber yok
ol acaklardr. ... Gk btn zaman boyunca vard, vardr ve var olacaktr, rneiyse ilksizdir. te
tanr bu dnceye dayanarak, zaman yaratmak istei ile gnei, ay ve zaman saysn ayrt
etmek, korumak iin gezegenl er denen teki be gk cismini yaratt. Her birinin vcuduna ekil
verdikten sonra yedisini de teki zn dnd yedi yrngeye, yerletirdi.

Tanr gerekten var ol an canl varlkta zekann grd btn ekilleri, nasl ve ne kadar olurlarsa
ol sun, bu evrenin de olduu gibi, o sayda iine al mas gerektiine hkmetti. Bu ekiller drt
tanedir: Birincisi tanrlarn gksel soyu, ikincisi havalarda dolaan kanatl soy, ncs suda
yaayan, drdncs de toprak stnde yryen trdr, Tanrlk soyu, grn mmkn ol duu
5
kadar parlak, gzel ol sun diye, hemen hemen batan baa ateten yaratt; evrene benzeterek
ona tamamyla yuvarlak bir ekil verdi, hareketinde btn takip etmesi iin de onun zekasna
yerletirdi.

teki tanrlara gelince, onlarn yaratln bilmek, anlatmak bizim gcmz aan bir itir. Bu
mesel ede bizden nce sz etmi olanl ara inanal m. Onlar bu tanrlarn soyundan geldiklerini ileri
srdklerine gre, herhalde atalar tanrlard. Her ne kadar szl eri inanlacak, kesin delillere
dayanmyorsa da tanr ocukl arndan phe etmek mmkn deildir. Ama anl atmak istedikleri
ey kendi soylarnn tarihi olduu iin rnee uymak, onl ara inanmak gerek.

"Tanrlar, benim yarattm tanrlarn ocuklar, yaratcs ve babas ol duum eserl er, benden
vcut bulduklar iin, ben raz olmadka paralanamazl ar, gerekten, balanan bir ey her
zaman zl ebilir; ama iyice birletirilmi gzel bir eyi paralamak ancak kt bir kimsenin
harcdr. Bylece yaratlm bir varlk olduunuza gre ne l msz, ne de tamamyla
paralanlmaz bir ey deilsiniz. ... Onl ar kendim yaratp, onlara kendim can verseydim, tanrlara
e ol urlard. te onl arn lml varlklar olmas, bu evrenin de gerekten tam olmas iin bu
canllar yaratlnza gre vcuda getirmeye alnz.

Her biri kendisine uygun den zaman dilimi iine serpilmi ol arak, tanrya en ok sayg gsteren
bir canl varlk ol acakt; ama insanl arn z ikiz ol duundan stn cins sonradan erkek denecek
cins olacakt. Ruhlar, aln yazs gereince, tenlere yerl etirilince, bu tenlerin de baz ksml ar
reyip, baz ksmlar yok olunca her eyden nce yle bir sona varlacakt; ruhlar kuvvetli
izleniml er karsnda elbette ayn tabii hassasiyete, sonra haz ve ac ile kark sevgiye, bundan
baka da korkuya, kzgnl a ve bunlara bal, yahut da tabii olarak bunlarn kart olan
ihtiraslara sahip olacaklard. Bu ihtiraslara hakim olanl ar doruluk, onl arn hkmne girenler de
erilik iinde yaayacaklard; kendisine balanan zaman iyi kullanan bal olduu gk
cisminde yaamaya dnecek, orada bahtl bir mr srecekti. Buna aykr hareket eden de
ikinci douunda kadn olarak doacak, bu haliyle de kt olmakta devam ederse, ktl n
eidine gre, her yeni douta, yaayna en ok benzedii hayvann kal bn alacakt.

Tanr, gelecekte ileyecekl eri ktlklerden kendisini mesul tutmasnlar diye, btn bu yasalar
ruhlara tantt, bazlarn arzn, bazlarn ayn, bazlarn da teki zaman aletlerinin zerine
serpitirdi. Bu ii bitirdikten sonra l ml tenlere ekil vermeyi, insan ruhuna katlmas gereken,
onun iin lzuml u olup da hala eksik kalan her eyi katmay, sonra bu lml varl, kendi
bahtszlna kendi sebep ol madka, elden gel dii kadar bilgelikle, iyice yneltmeyi de gen
tanrlara brakt.

Btn bunl ar dzenl edikten sonra, tanr her zamanki yaayna dnd. O dinlenirken
babalarnn isteini kavram olan ocuklar, onu yerine getirmeye altlar, l ml varl n
l mszl k ilkesini babalarndan aldlar ve kendilerini yapan iiyi taklit ederek evrenden, bir gn
yine ona geri verilecek olan, ate, toprak, su ve hava paalar aldlar. Bunl ar kendilerini
balayan balar gibi zl mez balarla deil, kkl kl eri yznden gzl e grl emeyen bir
sr kenetlerle birbirlerine eklediler. Bylece onl ar bir araya getirerek btn bu paralardan
herkes iin birer ten vcuda getirdiler; kabarma ve alalmalara urayan bu tene l msz ruhun
devirlerini yerletirdiler. Ama, bu byk aknt iine yerletirilen devirler ne onu hkml eri altna
alabiliyorlar, ne de kendileri onun hkmne girebiliyorlard.

6
Ruh lml bir tene baland zaman, balangta olduu gibi, bugn de nce zekadan
mahrum kal r. ... Buna iyi bir eitim yntemi eklenirse insan tam ol ur, tamamyla salam olur,
hastalkl arn en a rndan kurtul ur. Aksine olarak insan ruhunu ihmal ederse, eri,br bir mr
srdkten sonra yarm, aklsz kalarak Hades'e dner. Ama bu ancak daha sonral ar olur. ...
Tenlerin para para, nasl meydana gel diini, bata gelen bu mesel eyi el e alalm; ruhun ne
yzden, hangi tanrsal iyilikle yaratldn grelim.

Tanrlar, tanrya en yakn paramz ol an, tekilere hkmeden, imdi ba dediimiz kre
biimindeki bir tende iki sayl olan bu ulu devirleri, yuvarlak krenin ekline uydurarak yerletirdiler.
Sonra, mmkn olabilecek btn hareketlerden pay alacaklarn bildiklerinden, btn gvdeyi
bir araya getirerek, onun hizmetine verdiler. nili, kl ol an dnya zerinde yuvarlanrken
tepel eri amakla, ukurlar kmakta sknt ekmesin diye, yryn kol aylatrmak iin de bir
tat olarak ona teni verdiler. te tenin bundan tr uzun bir boyu, ilerleyebilmesi iin de tanrnn
verdii, uzayp bklebilen drt organ oldu. Bu organlarn kendisine verdii tutma, dayanma
sayesinde, en yce, en kutsal eyimizin bulunduu yeri, en ykseimizde tutarak, her eit
yerden geebilecek hale gel di. ... Sonra tanrlar, n tarafmzdan, arka tarafmzdan daha asil,
emretmeye daha yetili olduuna hkmederek, bize gerisin geri deil de ileriye doru yrmek
yetisini verdiler. Demek ki insan teninin n tarafnn arka tarafndan farkl olmas, ona
benzememesi gerekiyordu. Bundan tr, ban kresi stne, n tarafa nce yz, yzn
zerine de ruhun btn ilevlerine yarayan organlar yerletirdiler ve tabiatyla bedenin
idaresinde n tarafta bulunan ksmn pay olmasna karar verdiler.

Yarattkl ar ilk organl ar k tayan gzler oldu.

Paralar birbirine benzedii iin btnyle ayn duygulanma tabi ol an bu ten, bir nesneye
dokunur, yahut da bir nesne ona dokunursa o nesnenin hareketlerini btn tenden geirip ruha
kadar gtrr ve bizi gryoruz dedirten o duyumu verir. Ama d ate geceleyin ekilince, i
ate de ondan ayrlm ol ur; gzden karken z baka ol an varlklara dt iin, deiir,
sner, nk artk hi atei olmayan, etraftaki hava ile ayn zden deildir. O zaman artk
grmez ol ur, bylece uyku getirir. Tanrlarn gr korumak iin icat ettikl eri gz kapaklar
kapannca, i atein kudretini durdurur. O da i hareketl eri sakinl etirir, yumuatr, bu sakinl ik
dinlenmeyi yaratr. Bu dinlenme deri n olunca, hemen hemen ryasz bir uyku bizi kaplar; ama
biraz kuvvetli hareketler kalrsa, bu hareketler zlerine, bulunduklar yere gre, iimizde,
uyandmz zaman, d dnyada, hatrmza gelen ayn zden birok imgel er uyandrr.

Aynann erilii yzn uzunl uuna doru gel ecek ekilde yerletirilerek dndrl rse nesneyi
tamamyla ba aa gsterir, nk o zaman aada bulunan gr n yukar, yukardaki de
aaya doru gnderir.

Bence grme, bizim iin en byk nimettir, nk gk cisiml eri, gnei, g grmemi ol saydk
bugn evren hakknda ortaya atlan aklamal arn bir kel imesi bile azmzdan kamazd. Ama
bize zaman bilgisini, btnn zn incelemek imkanl arn vermi olan sayy bulduran, gerekte,
geceyle gndzn, aylarn, biteviye giden mevsim deiikliklerinin, gece-gn eitliinin, gn
durumunun grlmesidir. Felsefeyi, insanolunun, tanrlarn cmertlii sayesinde kavutuu ve bir
eine daha hibir zaman kavuamayaca o en deerl i nimeti grmeye borl uyuz. ... Tanr
grmeyi, zekann gkteki devirlerini seyrederek onlar dzensiz ol makl a beraber gn deimez
7
devirleriyle ayn soydan olan kendi z dncemizin devirlerine uydural m diye icat edip bize
verdi.

Sesle iitme hakknda da ayn eyi syleyebiliriz: Tanrlar onlar da bize ayn eyleri dnerek, ayn
sebeplerden tr vermilerdir.

Diyelim ki bir sanat altnla her eitten ekiller yapmakta, yapt her ekle btn teki ekillerin
kalbn vermektedir. Ona bu ekillerden biri gsterilerek ne o1duu sorulursa, en doru cevap,
gereklik bakmndan, olsa olsa u olacaktr: Bu altndr. ... Btn cisiml eri iine al an z iin de
ayn eyi sylemel iyiz: Ona da her zaman ayn ad vermek lazmdr; nk o hibir zaman kendi
z niteliinden kaybetmez.

Btn trl eri iine alacak olan, btn ekillerin dnda bir nesne ol maldr. ... Baz yumuak
nesnel ere ekiller vermek iin de onl arda gzle grl ebilen hibir ekil braklmaz, aksine
dzletirilir ve elden gel dii kadar perdahlanr. Btn ilksiz ekilleri sk sk, iyi artlarla, batan baa
almas gereken nesnel er iinde bu byl edir; onun da z bakmndan btn ekillerin dnda
kalmas lazmdr. Bunun iindir ki gzle grlr, u veya bu ekilde duyul ur olarak doan her eyin
yata ve anas, topraktr, havadr, atetir, yahut da sudur, yahut da onlardan meydana gelmi
veya onlar meydana getirmi bir nesnedir, demek doru ol amaz; ama, bu, her eyi iine alan
ve kavranabilenl e belirsiz, anlalmas zor bir ilgisi olan gzle grnmez, ekilsiz bir trdr, dersek
yalan syl emi ol mayz.

z ate olan mutlak bir varlk var mdr? Mutlak bir varlkl ar ol duunu durmadan tekrarlad mz
eylerin gerekten mutlak bir varlkl ar var mdr? ... Kavramla kanaat birbirinden farkl iki nesne ise
bu idealarn mutlak bir varl vardr: onlar duygularmzla deil, ancak zekamzla kavrad mz
ekillerdir. Ama bunun aksine ol arak bazlarnn kabul ettii gibi, gerek kanaat hibir ekilde
kavramadan farkl deilse tenimizle kavrad mz eylerin varlklar, en emin nesnel erdir; fakat
unu da teslim etmek gerektir ki bunlar, asllar ayr, birbirlerine benzemeyen eyler olduklarndan,
baka baka nesnel erdir. nk birincisi, yani kavram bizde retimle, teki, yani kanaat
inandrma ile meydana gelir; birincisi gerek ispatlara baldr, tekisi de ispata lzum gstermez.
Biri inandrma ile sarslmaz; teki sendeler. unu da syleyelim ki btn insanlarn kanaate paylar
vardr, ama kavram, tanrlar ile pek az kiiye nasip olan bir eydir.

Byle ol unca her eyden nce, domam ve yok olmayacak, iine hibir yabanc nesne kabul
etmeyen, kendi de baka hibir eyin iine girmeyen, gzl e grl meyen, btn duygularla
duyulamayan, yalnz kavram tarafndan grlebilen deimez ekli kabul etmek l azmdr.

Bylece meydana gel en ekil; taban eit kenarl alt drtgenden ibaret bir kptr. Geriye bir
beinci birleme kalmtr. Onu da tanr evrene son ekli verirken kulland.

Btn bunl ar dnerek insan gerekten kendi kendine yle sorabilir: Saysz dnyalar m var,
yoksa saylar bel li dnyal ar m? Saysz dnyalar olduuna inanmak, diyebiliriz ki, ancak bilinmesi
gereken eyl eri bilmeyen bir kimsenin dncesi olabilir. ... Biz tanrnn iaretine bakarak bir tek
dnya olmasn daha akla yakn buluyoruz, ama baka dnceleri dikkate alarak baka trl
dnmek de mmkndr.

8
Hareketle hareketsizlie gelince, onlar nasl, hangi artlar altnda meydana geliyorlar? Bu mesel e
zerinde anlamazsak bundan sonraki dnmzde birok zorlukl arla karlarz. ... nk
hareket ettirici olmadan hareket eden bir nesne, yahut da hareket eden bir nesne ol madan
hareket ettirenin bulunmas zor, daha dorusu imkansz bir eydir. Bu ikisi ol madan hareket
ol amaz. Onlarn ayn cinsten olmasna hibir zaman imkan yoktur. Bunun iin hareketsizlii hep
bir cinsten, hareketi de baka baka cinsten olana verelim.

Doan nesnel erin en gzel ve en iyisinin yapcs, nce, zorunl ulukla bu ekilde kurul an btn bu
eyleri kendi kendine yeten, en yetkin olan tanry, evreni, yaratt zaman kullanmtr. Kendisi
doan her eye iyilik katarken bu eit nedenl ikl erden yardmc ol arak faydalanmtr. Bunun
iindir ki, biri zorunl u, teki tanrlk iki eit nedenl ii ayrt etmek gerektir. Yaradlmz mmkn
kld kadar bahtl bir yaaya kavumak iin her yanda o tanrlk nedenl ii aramalyz. Zorunlu
nedenlie gel ince onu sadece tanrlk nedenl ie varmak iin aratrmal yz; onsuz incel ediimiz
nesnel eri ne ayr ayr kavramaya, ne anl amaya, ne de onl ardan pay almaya imkan vardr.

Balangta sylendii gibi tanr her nesneye gerek kendi kendilerine, gerek birbirlerine gre
oran ve simetri bakmndan kabul ettii btn llere uygun ol arak bir oran koyduu zaman
her ey dzensizlik iindeydi. nk o zamana kadar her nesnenin ancak tesadf eseri olarak
oran vard, bugn adl ar olan nesnel er arasnda ate, su veya buna benzer baka nesneler gibi
sz edilmeye deer, bir ad olan hibir nesne yoktu. Ama nce btn bunlar dzene sokan,
sonra da onlarla evreni lml , lmsz btn yaratklar iine alan bu canly yaratan tanr
ol mutur. Kutsal canllar yaratan da o ol mutur; ama lml canllar yaratmak iini kendi z
ocuklarna brakmtr.

Onlar tanry rnek aldlar, ruhun lmsz ilkesini alnca da ruhun etrafnda sonradan lml bir
ten vcuda getirdiler, onu tasn diye de btn vcudu verdiler. Sonra bu vcuda, ayrca baka
bir ruh, kendisinde korkun, kanlmaz tutkul ar tayan l ml bir ruh daha vcuda getirdiler:
nce ktln en byk ekici kuvveti ol an hazz, sonra, bizi iyilikten uzakl atran aclar, daha
sonra iki kt nasihati olan ataklkla korkuyu, ondan sonra da zor yattrlan fkeyi, nihayet bizi
abucak aldatan midi. te btn bunl ar dncesiz duyuml a ve her eyi gze alan akla
kartrp zorunlul uk yasasna uygun olarak lml ruhl arn soyunu meydana getirdiler. Bununl a
beraber tanrlk ilkeyi kirletmekten korktuklar iin tam bir zorunluluk olmadka lml ilkeyi,
tanrlk ilkeden ayr, vcudun baka bir tarafna, yerletirdiler. Bunun iin bala gs arasnda bir
kstak, bir snr kurdular ve birbirlerini ayr tutmak iin aralarna boyunu yerletirdiler. Ruhun
l ml sn gsn iine baladlar. Ruhun bir ksm z bakmndan daha iyi, bir ksm da daha
kt ol acandan gs kavuunu, kadnlarla erkeklerin dairel erini ayrdkl ar gibi, iki oturma yeri
hal inde ayrarak aralarna bir blme eken deriyi koydular. Akl dinlesin, isteklerin oyma akl n
kalesinden gnderdii emirleri canla bala yerine getirmedii zaman aklla beraber onu zorl a
yola getirsin diye ruhun cesareti, sava isteini paylaan, zaferi arzul ayan ksmn baa daha
yakn bir yere, bu deri ile boynun arasna yerletirdiler.

Damarlarn dm yeri, btn elerde kuvvetle dolaan kann kayna olan kalbe gelince onu,
cesaretli ksm, organlarn ya dardan gelen, ya i isteklerin dourduu bir ktl e urad n
aklla haber alp fkeye kapld zaman, her duyu organn akln emirleriyle tehditlerini btn
damarl arn ince geitlerinden kol ayca alabilmesi, onl ara tamamyla boyun eip bylece en asil
ksmn hepsine birden emretmesini mmkn klmas iin, nbet yerine koydular.

9
Kal bin zerine cierin dokusunu gerdi ler. ... Bylece kalbi soutur, kalp snnca da ona serinlik,
sakinlik verir. te bunun iindir ki tanrlar soluk borusunun kanallarn cierin ortasndan geirdiler,
cierin kendisini de bir ilte gibi kal bin etrafna serdiler. te, fke, kalpte son haddine varnca
kalbin kendine kar koymayan bir nesneye arpmas ve serinlemesi bundan ileri gelir. Bylece
kalp daha az yorulur, fke ilkesiyle beraber akl n daha ok iine yarar.

Ruhun yemeye, imeye ve vcudun tabii olarak ihtiya gsterdii btn eylere itah duyan
ksmna gelince, tanrlar onu gbekle orada bul unan bir deri arasnda uzanan yere koymular,
btn bu yerde vcudun beslenmesi iin bir yeml ik kurmulardr. ... Onun akldan
anl amayacan, u veya bu ekilde biraz sezse bile, nedenl eri aratracak yaratlta
ol madndan, daha ok gece gndz hayallere, hayaletlere kaplacan bildikleri iin, buna
are olarak, karacieri vcuda getirdiler, bulunduu yere koydul ar. ... Zeka, itah duyan ruhu
bylece korkutur. ou zaman, bu i iin karacierin acln kullanarak ona korkun hayaller
gsterir; btn karaciere ustalkla burukluk verir; orada d renginde renkl er meydana karr,
yahut da onu sktrr, tamamyla buruuk, prtk bir hale getirir.

Gerekten tamamyla akl banda ol ar hibir insan tam manasyla doru, gelecei tam grr
bir bilince varamaz. Bunu ancak akln kudretini balayan uykudayken, yahut da akl, hastalk
veya cokunluktan, yolunu armken baarabilir. Ryada veya uyankken, bilme kudretiyle,
cokunlukla sylenmi szleri hatrlayp, onl ar zerinde dnmek, grl m btn hayalleri aklla
denemek, onlarn ileride olacak veya ol mu bir ktl k veya iyilii nasl, kime haber verdiklerini
aratrmak insanoluna der. Ama bir insan sayklama halindeyken, akl bana gel meden ne
grd ne de syl edii eyler hakknda bir hkm verebilir; kendi iini kendi grmenin, kendi
kendini bilmenin ancak bilge kimsel ere vergi ol duunu syleyen atasz ok dorudur. te
bunun iindir ki yasa, tanrlarn ilham ettii bilmeye dair hkm yrtmek iin peygamberl er
soyunu ortaya karm. Onlara bazen bilen diyorlar: Bu onl arn kranlk grnml erl e szlerin
tercman ol duklarn, bir bilen olmadklarn tamamyla anlamamak demektir. Bunun iin onl ara
bilen deil, bilmenin tercman demek daha doru olur.

Trmz yaratanl ar yiyip imeye kar dayanamayacamz, oburl uumuzdan haddi nden,
ihtiyacmzdan fazla yiyip ieceimizi nceden tahmin etmilerdi. leriyi gren tanrlar lml l er
soyunun hastalktan yok olmasn, kemal e erimeden, hemen snp gitmesini nl emek i in
fazladan yiyip itiimiz eyleri iine al sn diye karn yarattlar. Aldmz gdalarn ba rsaklardan
abucak geip, vcudumuzdan tekrar baka gdalar istemesine, doymak bilmez bir hal
almasna, bu yzden btn insan soyunun fel sefe ile sanatla uramaktan, iimizdeki en tanrlk
ksma boyun emem geri kal masna mani olmak iin barsaklar st ste oraya dol adlar.

Kemikl ere, ete, bu eitten btn teki tzlere gel ince; onl ar iin de durum yle ol mutur.
Onlarn hepsi de kemik iliinden gel mektedir; nk, ruh tene bal ol duundan, hayat balar
kemik iliinde birletirilmi, lml soyu oradan kk salmtr; ama kemik iliinin kendisi baka
tzlerden meydana gel mitir.

Fakat bizi yaratan sanatlar kendi kendilerine daha uzun, ama daha kt hayat olan bir insan
soyu meydana getirmek mi, yoksa daha ksa, ama iyi hayat ol an bir soy yaratmak m gerektiini
sordul ar. Ksa ama daha iyi bir hayatn, uzun ama daha kt bir hayata, herkes iin, her
bakmdan tercih edilmeye deer olduuna karar verdiler. Bylece ba, eklemi olmad ndan
etle, kirile deil, ince bir kemik tabakasyla rttl er. Btn bu sebepl erden trdr ki insan
10
vcuduna eklenen ba, vcudun btn teki ksmlarndan ok daha duygulu, daha zeki, ama
daha zayftr.

Fakat ba, kemikten kutusu iinde rlplak mevsimlerin scana, souuna maruz brakmak
mmkn olmad gibi onu duygusuz, aptal edecek bir et ktlesiyle de rtmek kabil deildi. Etin
tz kurumadndan, etrafnda kendi bykln geen, kendi nden ayr bir zar meydana
gel di: Bugn buna deri diyoruz: Bu deri, beynin ya olmasndan byd ve btn kafay
kaplayacak ekilde kendi zerine kapand. Kafa kemiklerinin birleme yerlerinden szan yalk bu
deriyi slatt, onu bir eit dm hal inde ban tepesinde kapatt.

Tanr bu deriyi ban her yanndan ate yankl aryla bld; bu deri delinip, btn rutubet
arasndan sznca saf svyla, saf s kp gitti; ama derinin kendisini de meydana getiren organl a
vcuda gelmi olan ey, bu hareketle ykselerek ine kadar ince tel ler hal inde darya uzand;
fakat hareketin a rl yznden kendisini evreleyen d havann basks altnda tekrar derinin
altna girerek orada kk sald. te tabiat deri iindeki salar byle yaratt: Salar deri ile bir
zden, tel ekl indeki tzlerdir; ama deriden ayrlan her sa souyup younlat zaman, bu
soumann tesiriyle meydana gelen skma yznden, daha sert ve daha youndur. te tanr bu
sylediimiz nedenl ikten faydalanarak bamz salarla rtt. Et yerine salarn beynimizi
korumak iin daha hafif bir rt ol acan dnd. Salar duyarlmz iin ne bir engel ne de bir
rahatszlk halini almadan bamza yazn glge, knda bir snak vazifesi grecekl erdi.

Bizi yaratanlar bir gn kadnlarla baka hayvanlarn insandan doacan biliyorlard; asl bu
yaratkl ardan ounun, trl trl eyler iin, birer peneye ihtiyalar olacan da
dnmlerdi. Onun iin insanl ara daha doarken trnak vermilerdir. ... nsan zne yakn bir
z, baka ekiller, baka duyularla kartrarak baka eit bir canl yarattlar. Bunl ar, bugn
ziraatla ehliletirilmi, eitilmi ve bizimle artk dost olmu aalarla bitkiler ve tanelerdir. Hayata
karan her nesne hakl ol arak canl adna l ayktr; bizim imdi szn ettiimiz tr de yerini deri ile
gbek arasnda gsterdiimiz, nc eit ruhl ardandr. Bu ruhun kanaatle, aklla, zeka ile bir
ilgisi yoktur. Onun yalnz ho ve ho olmayan duyumlar, istekl eri vardr. Gerekten bitki her
zaman edilgindir, onun dn kendisine, kendi iinde, kendi zerinde dnmeye, d harekete
kar koyup kendi hareketinden faydalanmaya, kendisini ilgilendiren herhangi bir ey zerinde
dnmeye onun ne ol duunu sezmeye i mkan vermez. Demek oluyor ki bir hayvan gibi
yaamaktadr, ama topraa baldr, hareketsiz ve kk salm bir durumdadr, nk kendi
kendine hareket etmek kudretinden mahkumdur.

Bizden stn ol anlar btn bu eitleri biz kul larna gda olsun diye yarattlar.

Her canlda kan saran i ksml ar ve damarlar, kendilerinde bir ate kayna varm gibi, en scak
ol an ksmlardr. te merkez ksmn boyl u boyunca ateten, iimizdeki btn teki ksmlarn da
havadan rldn sylediimiz zaman, bu blgeyi bunun iin kafesimizin rgsne
benzetiyorduk. Bu scakln darya, ayn zden ol an d atee tabii ekilde meylettiini kabul
etmek lazmdr. Ama darya kmak iin iki yol vardr: Biri btn vcuttan, br de azla burun
del ikl erinden geen yol .

Ate yedikl erimizi bler, iimizde solukla beraber, ayn hareketle ykselir ve onunl a beraber
ykselirken karnmzda blnm olan yiyecek paralarn alr, damarl ara boaltarak onlar
doldurur. te btn bu canl vcutlarnn her yannda bylece bir yiyecek aknts dolar. ... Ama
11
suyu blen ve ona damgasn vuran krmz renk hepsine hakimdir. te bunun iin vcutta akan
nesnenin rengi bu anl attmz renktir. ... Ama genl erin kkl eri, birok dmanl ara kar uzun
zaman devam ettirdikleri savalarda geveyince artk dardan gel en besleyici genleri bulup
hazmedemezl er; bu sefer dardan gelenl er onlar kol ayca bler. O zaman savata yenilen
btn canl, yava yava ker ve bu hale yallk denir. Nihayet, kemik iliinin genl erini bir
arada tutan balar yorgunl uktan geveyip dayankllklarn kaybedince, ruhun balarn da
gevetirler, o da yaratlna uygun olarak kurtul ur, sevinerek uup gider; nk, tabiata aykr
ol an her ey insana nasl ac verirse, tabiata uygun ol arak meydana gelen her ey de zevk verir.

Vcuttaki hastaln balca sebebi fazla ateten ileri gel ince, ate iltihaplar, devaml nbetler
yapar. Halbuki fazla hava gnl k nbetlere, fazla su da gnde bir gelen nbetlere sebep
ol ur, nk su havadan da ateten de yavatr. Toprak fazlal na gel ince, toprak drt eden
en yava ol duundan temizlenmek iin onun drt misli zamana ihtiyac vardr, onun iin o drt
gnde bir gel en nbetlere sebep olur, bu nbetleri geitirmek kolay deildir.

te vcut hastalkl ar byle meydana gelir. imdi de vcudumuzun yaratlna gre, ruh
hastalkl arnn nasl meydana geldiini grelim. Balca ruh hastalnn akl noksanl ol duunu
kabul etmek lazmdr. Fakat akl noksanl iki trl olur: Biri del ilikten, br cahillikten. Bu
bakmdan birine veya brne sebep ol an eye, hastalk adn vermek, haddinden fazl a
hazlarla aclarn da ruh iin en tehl ikeli hastalkl ar olduunu kabul etmek gerekir. nk, insan
neel i yahut da aksine olarak son derece kederli olursa, zevki tatmaya yahut da kederi bir yana
brakmaya vakitsiz bir gayet gsterir ve hibir eyi ne doru iitmeye ne de doru grmeye
imkan bulur; adeta bir deliye benzer, akln bana alacak hali kalmaz. nsann kemik iliinde,
meyvesi bol bir aa gibi, fazla sperma bul unursa, istekleri ve bu istekl erin neticeleri onun her
eyi de saysz aclar, saysz hazlar duymasna sebep olur. ... Ruhu, vcudunun yznden hastadr,
lgndr; ona bir hasta gzyle deil, bile bile ahlakszlk eden biri gzyle baklr. Hakikat udur ki
cinsi arzul arn taknl aslnda kemiklerin gzenekl i olmas sayesinde onlardan geerek btn
vcudu slatan bir tek zn vasflarndan ileri gelen bir ruh hastaldr. Sanki insanl ar bile bile
ktlk ediyormu gibi hazlardaki lszle ykletilen hemen hemen btn kabahatler haksz
ithaml ardr, nk hi kimseye isteyerek ktl k etmez. Ktler vcutlar kt yaratld, kt
eitildikleri iin kt olurlar; bu iki ey herkesin cann skar ve kendi isteimize ramen ol ur. Aclar
iin de bu byl edir: Ruhun ektii byk aclarn sebebi de yine vcuttur. ... Bundan baka
yaratltaki bu bozukluklar kt kurallarla, ehirlerde zel veya genel yerlerde duyum szlerle
byd zaman, daha kk yatan itibaren hastal giderebilecek bir retim grmemi sek,
iimizdeki btn ktler kendi el lerinde olmayan iki sebepten tr kt olurlar. Bunun
kabahatini her zaman ocukl ardan ziyade babalarda, talebelerden ok retmenl erde
aramak lazmdr. Ama insan btn gcyle, tahsil ve terbiyesiyle, yaayyla, ktlkten
kamaya, onun zdd olan erdeme varmaya almaldr.

yi olan her ey gzel dir, gzel de hibir zaman orantsz ol maz. O hal de esas olarak unu
dnmek gerektir: Bir canl gzel olabilmek iin tam orant iinde bulunmaldr. Ama biz de
orantlar ancak kk eylerde sezip, onlarda hesaba katyoruz; en nemli, en byk eyl erde
ise farkna bile varmyoruz. Mesel a, shhatle hastalklar, erdemle ktlk iin ruhla vcut
arasndaki orant veya orantszlkl ardan daha neml isi yoktur. ... Dnmeyiz ki kuvvetli ve her
bakmdan byk bir ruh ok zayf, ok kk bir tende bul unursa, yahut da durum bunun
tamamyla aksi ol ursa, canl bir btn ol arak gzel ol amaz, nk orantszdr, orant ise her eyin
banda gelir. ... Mesel a bir vcudun bacaklar ok uzun, yahut baka bir organ orantsz olursa
12
bu vcut sadece irkin olmakla kalmaz, ayn zamanda bu organ baka organl arla bir i
gryorsa, vcut ok yorul ur, birok gergin hareketlere urar, dzgn yryemez, der ve
kendi kendine bin trl aclar verir. Bunun canl dediimiz ruhla vcut bileimi iinde, byle
ol duundan emi n olalm. Canldaki ruh vcuttan daha kuvvetli olur, ayn zamanda da karklk
iinde yzerse btn vcudu iinden sarsar, onu hastalkla doldurur; kendini tamamyla baz
incelemel ere, aratrmalara verirse onu harap eder; bakal arna bir eyler retmeye kalkr,
genel veya zel yerl erde hararetli mnakaalara girerse onu bu mnakaalarn dourduu
kavgalarla, rekabetle sarsar, alevlendirir; onu nezlel ere yakalatr. ... Aksine olarak vcut kk ve
zekas clz birruhla birlemi olursa, insanda tabii olarak biri yiyecee ait olan vcudun tekisi de
bilgelie ait ol an iimizdeki tanrlk ksmn istei olmak zere iki istek bul unduuna gre, en
kuvvetli ksmn hareketleri en zayf ksmn hareketlerine stn gelir, kendi tesir alanlarn artrr, zor
renen, kolayca unutuveren ruhu aptallatrr, bylece onda hastalklarn en an ol an cahillie
sebep ol ur. Bu iki hastala kar yalnz bir ila vardr: Ne vcudu ruhsuz ne de ruhu vcutsuz
harekete geirmemek, ta ki birbirine kar kendilerini koruyarak ikisi de dengelerini kursunlar ve
salklarn korusunl ar. Demek ol uyor ki matematikle uraan, yahut kendilerini herhangi bir kafa
iine balayanlar vcutlarn da idmanla iletmel idirler, te yandan vcuduna dikkatle bakan
kimse, musiki ile fel sefenin btn konaryla uraarak ruhunu da altrmaldr; ancak bu artla
onl arn ikisi de iyi ve gzel adna hak kazanrlar.

Vcudu temizleyip onu rahatlatmak iin en iyi are idman hareketleridir.

Hastalklar iin de byledir: Onlar da hkmn srmeden i lalarla sona erdirilirse, kk
hastalkl arn byk hastalkl ara yol at, saylarnn oald grlr. te bundan tr her
hastala mmkn olduu kadar yoluyla bakmal , azgn hastalklar ilalarla bsbtn
azdrmamaldr.

Fakat iin en neml i, en beklemeye tahamml olmayan taraf, idare etmek iin yaratlm olan
ksm, bu ama iin el den gel dii kadar gzel letirmeye, iyi bir hale sokmaya var kuvvetimizle
almaktr. ... Bizde ayr ayr yere yerletirilmi eit ruh bulunduunu, her birinin de ayr ayr
hareketlere sahip olduunu sk sk tekrarlamtk imdi de mmkn olduu kadar ksaca,
bunlardan birinin tembel lik ,edip kendine den hareketl eri yerine getirmedii zaman, pek tabii
ol arak ok zayf deceini, aksine ol arak alan ruhun da ok kuvvetleneceini sylemeliyiz. ...
Biz topran deil; gn bitkisiyiz, bunu aka syleyebiliriz. Tanr bamzla kkmz, ruhun
nce meydana getirildii yere asm, bylece btn vcudumuzu ge doru yksel tmitir.
Onun iin, bir insan kendini tamamyla tutkularna, istekl erine verir, btn gcyl e onlar
doyurmaya urarsa btn dnceleri ister istemez l ml olur, kendisinde, mmkn olduu
kadar, lml taraftan baka bir ey kal maz, nk yalnz o tarafn gelitirmitir. Ama bir insan
kendini srf bilgi uruna, gerek bi lgelie verir, yetileri arasnda en ok, l msz, yce eyleri
dnmek yetisini ilerletir, hakikate ermeye muvaffak olursa, insanolunun zmszl e
karmasna imkan olduu l de, kendisinin de bu lmszl e ermesine hibir engel kalmaz;
bu insan her zaman kendisindeki yce taraf dikkatle koruyup iindeki daimonu iyi bir hal de
bul undurduundan stn bir bahtlla kavuacaktr. Zaten herhangi bir eyi dikkatle korumann
bir tek yolu vardr. O da onu kendisine has ol an gdalarla, hareketlerle besl emektir.

Dnyaya gelen insanl ar arasnda korkaklk gsterenl er, hayatlarn ktlk etmekle geirenler,
dnyaya ikinci gel ilerinde kadn olarak dodular. Bundan tr, tanrlar o zaman bizde cinsi
temas isteini uyandrdlar; bizde baka bir can, kadnl arda da baka eit bir can meydana
13
getirdiler; her ikisini de u ekilde yarattlar. Cierleri getikten sonra, havann basks ile darya
atlmak zere, bbreklerin alma giren ikilerin vcudumuza akt yolun banda, tanrlar, batan
balayarak boyundan ve bel kemiinden aaya inen koyu ilik kemiinde, bundan nceki
szlerimizde tohum adn verdiimiz kemik iliinde, bir delik amlardr. Bu kemik ilii canl ol duu
ve kendine bir yol bul duu iin bu yolun bulunduu ksmda kuvvetli bir karma istei yaratm,
bylece dnyaya ocuk getirme sevgisini dourmutur. Bunun iindir ki erkeklerin cinsel
organl ar, tpk akldan yana sar ol an hayvanlar gibi, tabii olarak serketir ve hkmetmeyi sever;
kendini azgn itahlara kaptrarak her yanda hkmn geirmek ister. Kadnl ardaki rahim, ayn
sebeplerden dolay, onlarda ocuk yapmak arzusuyla yaayan bir canldr. ... Bunl ar rahmin
iinde besl enir, byr, sonra dnyaya gelerek canllarn meydana gel mesini tamaml ar.
Kadnlarn ve btn dii cinsinin asl budur.

Sa yerine tyleri olan kularn soyuna gel ince onlar kk bir deime ile ktl olmayan
hafif, gkyzyl e megul, fakat saflklar yznden gzle grdkleri eylerin yaratanlar olduuna
inanan ekil deitirmi insanlardr.

Karada yaayan hayvanlar ile yrtc hayvanlarn soyu da kafada meydana gelen hareketleri
kullanmadkl ar, kendilerini sadece gslerine yerl etirilmi ol an ruh ksml arnn eline braktkl ar
iin hi fel sefe ile uramayan ve gk cisimlerinin hibirinin zne dikkat etmeyen kimsel erden
meydana gelmitir. ... Tanr en budalalarna, topraa daha ok bal kal snlar diye, daha ok
ayak vermitir. lerinde en ahmak ol anlarna, ayaklar hibir ilerine yaramad iin, vcutlarn
boylu boyunca topraa uzatanlara gelince, tanr onlar ayaksz, topran stnde srnr
yaratmtr. Nihayet drdnc tr, suda yaayanlar, insanlarn en aptallarndan, en
bilgisizlerinden meydana gel mitir. Onlara bu ekli veren yce yapclar tam manasyla soluk
almalarna bile izin vermemilerdir, nk ruhlar iledikleri gnahl ar yznden, ktl kle
doluydu. ... Bugn de canl varlkl ar, zeka veya budalalkl arnn azalp oalmasna gre,
birbirlerinin klna girmekte, ekil deitirmektedirler.

N NO OT TL LA AR R

37. Tefsircilerin ouna gre varlk ile olutan baka nc gerek, yerdir. Aristo'ya gre Timaios'ta madde ile yer
ayn eydir.
49. Grlyor ki Platon damarlara sinirlerin ilevlerini vermekte ve atardamarl ar toplardamarl ardan ayrt
etmemektedir.
50. Platon genellikle bilicilie inanmakta, hele tanrlara kurban edilen hayvanlarn karacierleriyle yaplan gelecee
ait keiflere nem vermektedir. Bu inanladr ki karacierin rol ne dair olan bu garip izahlar tasarlamaktadr.
51. Platon'a gre deri adeta etin bir kabuudur. Bu kabuk etin yze gelen taraflarnn ksmen kurumasndan
meydana gelmitir. Etsiz kafatasnn zerinde de deri bulunmasn, vcuttaki derinin beynin rutubeti sayesinde ve bir
nevi gelime ve kuruma i le oralara kadar uzanm olduunu ileriye srerek izah etmektedir.
60. Burada Platon 'un szn ettii kutsal hastalk da saradr. Eskiler bu hastaln tanrlar tarafndan gnderildiine
inandklar iin ona bu ad vermilerdi.