You are on page 1of 590

R

KINR
l i
...L
BIR
MILLETIN
YENIDEN DOGUSU
r.
r
TÜRKÇESI:
.
Necdet SANDER
ri
.I
r-
CHRISTOPHER
SYKES'e
Lord Kinross
LI
.
L
.L
r.
.
.
.
A L
I
lÇlNDEKILER
Te
ekk
ü
r
ler
......................................................................
11
On
soz
14
BÍRINCi KESIM
-
L
OSMANLI
IMPARATORLUGUNUN
GERiLEYlS
VE
ÇÔKÜ$Û
.
,
i
1 Bir
Makedonyahnin Doëu;u
...........................................
19
2 Bir Subayin E itimi
..........................................................
31
Ir
a
i
rn
i
·
Z
......................................................................
4 'J õnT ü
rk'
Devrimi
...........................................................
45
5 Kargi Devrim
53
6 Bir Ku
rmay
Su
i
I
r
lag
r as
i
... ........................ ...
60
7 Bat! Trab lus Savag i
..........................................................
70
8 BaIk
an
Savag la
n
...............................................................
76
9 Sofya'da Görev
..
............................................................
82
10
Birin
ci

nya
Savag i
........................................................
93
G
IIb
11
A i
r
'
I AB" I
i UU I
GI
C4tct i
............,............................................
12 Bir Türk Zaferi
110 .......................... nommaammuum........... a ma nam.m. nu a assu s..
13 Dog
u
Cep h
el
eri
................................................................
126
14 Bir Alman
a
Zi
areti
141
y y
.........................................................
Urk
YT 1915
1 05€nl
ISI
16 Mü
tarek
e
..........................................................................
159
17 SuItan Me
clis
i D

ttiy
or
...................................................
169
18 ÌmparatorlugunPaylagilmasi
..........................................
175
19 Direnig Hazirfrklan
.............................................................
186
-
I
T
\KINClKESIM
"
KURTULUS
SAVA$l
20 Savag
imin
BagIan
gici
.......................................................
201
21 Erzu
rum
Ko
ngres
i
............................................................
213
22 Sivas Kongresi
.................................................................
224
23 Darnat Ferid'in Istif
as
t
.......................................................
232
25 Müttefikler Meclisi Baslyor
...............................................
245
26 Ka
nry
la A
n
ad
olu
'y
a
Geçig
.............................................
254
27 Ank
ara'd
a
M
ec
iis Toplan
ly
or
..........................................
260
28 lç Sava;
............................................................................
269
29 Yu
nan
istilâsi
....................................................................
276
30 Tü
r
k-Sovy
et
A
n
tia;
mas
i
..................................................
286
31 Bagibozuklann
Sonu
.......................................................
293
32 Birin
ci inõ
n
ü Savag
i
.........................................................
301
33 Londra Konferanst
...........................................................
307
34 Es kigeh ir'in Dü
g
ü
g
û
........................................................
317
35 Sakarya Sava;i
.......:........................................................
326
36 Tü
r
k-Fr
an
s
tz A
n
tl
ag
mas
t
.................................................
336
37 Doëu'nun Yardimi
...........................................................
343
38 Savaga Hazirkk
.................................................................
356
39 Niha"iZafer
364
40
izmirYan
gir
i
. .... ... . . .. ..
378
41
Çanakkale
Bunahmi
.........................................................
389
42 Saltanatin Sonu
401
43
Lo
zan

r
ü
gme
leri
..........................................................
416
44
Lozan Antlagmasinin
imzalanmasi
.................................
427
I
ÜÇÜNCÜ
KESiM
TURKiYE
CUMHURIYETININ
DOGUSU VE
YUKSELigi
Cumhu
riy
et'
in
Ilâni
...........................................................
443
Halifeli"in Kaldinlmasi
451
Terakkiperver Firka
..........................................................
455
Sey
h Sait I
syan
i
...............................................................
465
Musul So
rununun Çöz
ü
m
ü
............................................
473
$ap
k
a
Devrimi
.................................................................. 479
Kad
in
Iann
Özg
ûrlü
è
ü
.......................................................
487
Su ikast Du
rug
malan
........................................................ 494
is
tan
bu l'a Dö
n
ü
g
.............................................................
505
H
arf
Devrimi
......................................................................
510
Demokrasi Den emeleri
....................................................
515
Türkiye'n in Dü
ny
adaki
Yeri..............................................
528
Yeni Bir
Dit
ve
Tarih
.......................................................... 536
Türklerin Babasi
...............................................................
545
C.
.
Ataturk'un Olumu
565
4-2- IBBBUp- y sm@pg-g--wg
Empg-ym--Mene-----w--a ----upsp
S
75
|50
S
öO
Z
Haritalar
577 mmmanaggmaramagesp-----A-i-@iBUM-A-h
Ed-U------Basspi-----h- NOT¥-mi--miBB
.
r.
Kay
na
k
ça
..........................................................................
585
r
.
i.
r-
r
. .
I
I
.]
.
L
.
r
-
r
-
TESEKKÜRLER
En ba§ta,
Çankaya'daki
Cumhurbagkanhgi
argivlerinden yararlanma-
na
izin verdikleri
ve
aragttrmalarima
yardimci
olduklan
için Sayin Cemal
3ûrsel'le
Türkiye Cumburiyeti Hûkümetine
tegekkürlerimi sunmak iste-
im.
Atatürk'ün
savag
alanlarryla ülkenin diger bölgelerini
gezmemi
kolay-
.agttran
ve
gerekIi fotograflari saglayan Turizm
ve
Tamtma
Bakanhš ma
la
ayrica
tegekkûr
ederim. Yine bilgi
ve
resim
saglamak
ve
çal1§malanmi
:egvik
etmek suretiyle yardimda bulunan
Ankara Universitesi
Inkilâp Tari-
ú Bölümü
Bagkam
Profesär
Enver Ziya
Karal'a
da tegekkûr borçluyum.
Ïngiltere'de
tegekkür etmem
gerekenler: 1920
-
24
yillarmda
istan-
aul'da Bûyükelçilik
ve
Yüksek
Komiserlik görevlerinde
buluumus
olan
ba
aasi
müteveffa
Sir
Horace
Rumbold'un
dosyalarindan beni
yararlandiran
Sir
Anthony
Rumbold, Bt,
CB, CMG;
yaymlanmam1§
olan Naval
Memori-
es-Bahriye Amlan'm bana
okutturan
Amiral
Sir Bertram Thesiger, KBE,
CB, CGM;
Atatürk'ün yaymlanmam1§ Gelibolu
notlanm
veren
Alan Moo-
rehead;
Ali Fuat Cebesoy'un Moskova
Amlart'mn henüz
yaymlanmamig
alan
Ingilizce çevirisini
veren
Manchester
Universitesinden
J. D. Lat-
liam'dir.
Aynca
Amiral Bristol'ün belgelerini
okumama izin
verdikleri
için
Washington'daki,
Kongre
Kitaphg1'na; bazi
resmî kayitlan okiimami sagla-
diklan için yine Washington'da
Millî Argiv
Dairesi Di§i§leri Bölümüne;
Büyükelçi GreWun belgelerinden
yararlanmami saglayan Harvard Univer-
sitesi Widener
Kitaphš ma; Louis
E. Browne'un
belgelerinden yararlanma-
mi
saglayan Kaliforniya'daki Stanford Universitesi Hoover Kitaphgi'na;
Kemalist hükümetle Bombay'daki
Hilâfet Firkasi'mn ili§kilerini
belirten
belgeleri
okumama
izin veren
istanbul'daki
Pakistan Basin
Atagesi
S. Ha-
san'a tegekkürlerimi bildiririm.
Konumla
ilgili
säzlü
bilgileri
sagladiklan için
apagidaki
kimselere
te-
gekkûr
borçluyum.
Türkiye'de, Ísmet inõng
merhiim Rauf Orbay
(Hüseyin
Rauf,)
mer-
12
TESEKKURLER
hum General.Refet
Bele
(Refet
Paga),
General Ali
Fual
Cebesoy
(Ali
Fu-
ad), Tevfik
Rügtü Aras, Bayan Fethi Okyar,
Osman Okyar,
merhum
Hali-
de
Edip Adivar,
Falih Rifki
Atay,
,
Kihç Ali, Hasan Riza
Soyak, Yakup
Kadri
Karaosmanoglu.
Bayan Rugen Egref Ünaydm, Dr. ÂfetÍnan,
Bayan
Sabiha Gäkçen, Hamdullah Suphi Tanriöver,
merhum
Hasan
Âli
Yücel,
Bebiç Erkin,
Fuat Bulca, Tevfik
Biy1koglu, Îsmail
Hakla, Kâzun Özalp,
Fuat
Köprûlü,
Sakir
Zümre, Yusuf Kemal
Tengirgenk, Dr. Hüseyin
Pek-
tag,
Ahmet
Adnan
Saygun, Ului Iñdemir,
Cevat Dursunogin,
Ahmet
Emin
Yalman,
Sevket
Süreyya Aydemir,
Kadri Cenani, Ahmet
ve
Abbas
Celâl,
Behçet Kemal
Çaglar,
Dr. Akdes
Nimet Kurat, Bayan
Esma Nayman, Ba-
yan
Leylâ
Çambel,
Bayan
Sefika
Urgan
ve
Bayan Süreyya Agaoglu.
Aynca
te§ekkür etmeyi istediklerim:
HRH
Windsor Dûkü, Türkiye'
deki
eski
Ïngiliz Büyükelçilerinden
miiteveffa Sir Percy Loraine
ve
Sir
Knox Helm,
eski
Fransiz Büynkelçisi Mösyö
Ponsot, Eski
Ïran Büyükeiçisi
General Hasan Arfa, eski Polonya
Büyükelçisi Mõsyö Sokolnicki,
General
Rangabe,
ve
Atina'dan
A.A. Pallis, Sofya'dan Madam
Dayanova
ve
Sime-
on
Radev
Îstanbul'danYüzbagi Weeb Trammel,
Edward Whittall
ve
Sa-
mi
Günzberg;
Lady
(Charles) Townshend,
Mrs. Ethel McLeod-Smith,
mü-
teveffa Sir
Clifford
Heathcote-Smith, Albay
J.C.
Petherick,
J.G.
Wilson--
Heathcote,
J.G. Bennett
ve
Mrs. S.F. Newvombe.
Bundan
baska
yardimlanns
gördäklerim:
Ne§at
Sönmez, Yusuf Mar-
din,
Sofya'dan L.T.
Naslednikov
ve
N. Todorov,
Paris'ten B.T.
Nasledni-
kov, Dr. Tayyip Gökbilgin,
Kemal H. Karpat, Satve
t
Lütfi Tozan, Regit
Saffet Atabinen,
Özcan
Ergüder,
Yüzbasi
ÏrfanOrga
ve
egi,
müteveffa
Dr.
Ernest
AJtunyan,
Albert
Hurani, Münster'den Dr.
Gotthard Jaeschke, Har-
vard
Ûniversitesinden Sir Hamilton Gibb, Princeton
Üniversitesinden
Dr.
L.V.
Thomas,
New York'taki
Columbia Üniversitesinden
Dr. Dankwarkt
A. Rustow
ve
Dr.
J.C. Hurewitz; Salt Lake City
Üniversitesinden
Dr.
Fre-
derick P. Latimer,
Rutgers Üniversitesinden
Dr. Walter F. Weiker,
Anka-
ra'dan Lawrence
Moore,
New York'tan
Mrs. John Earl Davis,
Türkiye'de-
ki eski Fransiz ElçHerinden
M.
Gaston
Bergery,. eski
ingiliz Büyükelçile-
rinden
Sir
James Bowker
ve Sir Bernard Burrows,
Mr.
ve
Mrs. Geoffrey
Lewis'le
Îstanbul'daki Ïngif
tere
Baskonsoloslugundan
John Hyde.
Kitabin metnine gelince, üzerindeki
bûtün
yapici
elestirmeleri
için
Miss
Adele
Dogan'la
Robert Rhodes
James'e
ve
Andrew
Mango'ya,
daha
önceki safhalarda verdigi
ögütler
için W.E.D. Allen'e
ve
benim adima
ki-
TEbEKK Ü RLER
13
tbm
ayrintilari
ve
bütünü
üzerinde dikkal
ve
yardimlarun
esirgememig
lan Mrs. Jasper Streater'e
tegekkür ederim.
Mrs.
St. George Saunders
Ïngiliz
basin kaynaklan
alaninda
yapttgi
ragtirmalarla
bana degerli yardimlarda bulunmustur.
Ankara'dan Bayan
;ten
Erkin
ve
Bilge Karasu da
Tûrk kaynaklarm sabirla
okuyup ingilizce-
e
çevirerek
bana yardim
ettiler.
Hepsinden
üstün olarak. benim adima
zun
süre
cania,
bagla çali§ip
ara§tirma,
okuma
ve
çeviriler
yapan
istanbul
Jniversitesi
Ingiliz
Edebiyati Profesörû
Dr.
Mina
Urgan'a
sonsuz
tegek-
ürlerimi
sunarim.
Onun
yorulmak
bilmez
ve
bilgili igbirligi olmasaydi bu
itap bu
gekli alamazdi.
ÖNSÖZ
MUSTAFA
KEMAL,
sonraki adlyla Kemal Atatürk,
yirminci
yüzvihn ilk
yarisim
olaganüstä
ki igiyle
etkilemig
büyük bir
asker
ve devlet
adamty-
di. Onu çagimn
diktatärlerinden
ayiran
iki önemli
nokta vardi:
Dig politi-
kasi,
smarlara
geni§letmek yerine daraltmak
esasma;
iç politikasi ise kendi
ölümünden
sonra
da ayakta kalabilecek
bir siyasal
sistem
kurmak
dügünce-
sine
dayarnyordu.
Bu gerçekçi ruhladtr
ki,
memlekelini
yeniden canlandir-
mayi ve
ylkik,
dagimk Osmanh
imparatorlugundan
yeni, kataksiz bir Türki-
ye
Cumhuriyeti
yaratmaya
bagarabildi.
Atatürk'ün
dig görünügü
alisilmig
Türk
tipine
uymaz.
Çogu
Türkler-
den daha
sart§m
bir
rengi, çikik elmacik kemikleri
ve çelik
mavisi
ayrik
gözleri
vardi.
Yapist incé, hareketleri ölçülüydü. Vücudundan
dinlenme ha-
lindeyken
bile
enerji figkor; sanki
her
geyi
gören
ve
çeligik ruh
halleriyle
1;Ildayan
canli, keskin gäzleri
bu
enerjiyle
panldardi.
Bazen dügüncelerini
büyük bir
açakhkla anlatir,
bazen çok
az
konusurde. içindeki gerilim
ara-
da bir hirçm
bir
öfke
balinde patlak
verir, arkasindan nazik
ve
sevimli
bir
ifade içinde yatigardi. Dig görûnügünden
övûnç duyar, tiliz bir
zevkle
giyi-
nir,
ka§lanm kivinr,
ellerinin
ve
ayaklarimn
biçimli oluguyla
övûnür; battâ
çok yakm dostlanmn
yamnda, serinlemek
bahanesiyle, bahçedeki havoza
yalmayak
girmekten çekinmezdi.
Halkin
alkiglanndan
kendisine
agin
bir
gurur payi
çikarmazdi. Yük-
lendigi
görevi yerine
getirmek için
bu gösterilere ihtiyaci
oldugunu
bilir,
ama
bunlari
çok
kez
halife ahr
ve
pek seyrek kanardi. Dostlarmdan
biri,
bir
gñn
halkm
hoguna gidecek bir davramsta
bulunmasim
söyleyince
o
kü-
çümsemeyle:
'Ben yaptigimi gösterig için degil,. milletimi
ve
kendimi
tat-
min
için yapanm,' diye kargihk
vermigti.
Bu
iki
amaç
birbirine
uygundu.
Atatürk, yurdunu sahip oldugu
bûtûn
sevgi gücüyle severdi.
Iktidan, hayal
gücünûn tutusturdugu, üstün yarad11tgimn
ve bûkülmeziradesinin sürükledi-
gi
bir lursla isterdi: Ama, yalmzca, milletine
en
yararh olan geyi, kendi
zihninde
tasarlayip kararlagtigt
biçimdesaglayabilmek için.
ÖNSÕZ
15
Huzursuz bir
zihindi
bu. Bau uygarligrun,
on
dokuzuncu
yüzyildan
be-
Türk
liberal
dügününü etkilernig
olan ilkeleriyle
beslenmisti.
Boyuna.
kalarinm
dügûncelerini alir, kendine
nydurur,
benimser; ama
hiçbir
za-
n
sagduyudan uzakla§maz
ve
teorilere kargi
§ûpheci davramrdi. Dene-
ci yöntemle
hareket
eder;.
'Ìstenilen
amaca
degru
adun adim' ilerle-
k
için-yaradthymdaki
sabirsizhgi frenlemesini
bilirdi.
Bu
adimlan
yine
hizh atar;
çok kere dügmanlarma oldugu kadar dostlarma kargi da
sert
vranarak,
liberal amaçlara liberal olmayan
yollardan ulagirdi.
Atatürk,
zaman zaman
insan hayatim
önemsememekle beraber,
gad-
r
degildi. Însanlann karakterlerini
kavramakta,
nasil
davranacaklarm
ceden görmekte yamlmaz bir
sezgisi vardi. Onlara
kargi
davramplarmda
esnekti. Ne
zaman
inandirmak,
ne
zaman
okgamak, ne
zaman
korku-
>
emretmek
gerektigini
tam
olarak kestirmekte
büyük bir
siyasi incelik
sterirdi. Yagamaktan
ve
insanlarla birarada bulunmaktan
zevk
ahr,
söy-
iden hoglamrdi. Ülkenin
yõnetimi
üzerine katarlan sofra bagmda aldigi
irdu.
Bir
'eskek
Sarah
Bernhardt'mkine benzeyen
o
berrak,
çmlayici
se-
ve
keskin kuruluglu
cûmleleriyle
her
zaman
açik açik, çok kere
uzun
un,
zaman
zaman
igneli ve
nükteli
gekilde konu§mayi severdi.
Uzun y11-
süresince Bagbakanhh görevinde bulunan Ismet Înönü için bir defasm-
: 'Onun kafasinda elli tilki birbirini
kovalar,
ama
hiçbiri ötekinin
kuyru-
nu
yakalayamaz,' demisti.
.Atatürk, çevresindeki
hayati
zenginlegtiren bir insandi.
Kadmlann
ndisini
begenmelerinden hoglamr
ve
buna
aç2kça
kargihk
verirdi.
Ölü-
inü izleyen
rnhsal çöküntü döneminde,
yerine
daha gelenekçi bir insan
in Înönü geçtigi
vakit, Atatürk'ün hayranlanndan bir kadm, 'Tûrkiye,
vgilisini
kaybetti,' demisti.
¶imdi
artik
usly
uslu
kocasiyla
oturmasi gere-
cek.'
Bu, Türklerin çogunun paylagtigi bir duyguydu.
l
.
L.
r
.....
.
-I
i
I
I-
-.
L
i_,T
I
-
I
BIRIN
CI
KE SIM
Osmanh
Ímparatorlugunun
Gerileyi;
ve
Çökügü
l
I
.
-
;
-
I
I
I
.I
BÍRÍNCÍ
BÖLÜM
.
Bir
Makedonyahnm Dogugu
'
LP
DAÖLARI,
sel.
gibi
akan
lunaklariyla
Makedonya,
Osmanh
Împa-
trlugu
içindeki çegitli
minetlerin
bir
yandan rastlagip
kangtiklan, bir
dan da
kendilerine özgü farkh
ya§aylglanm sürdürdükleri
bir yerdi. Bu-
x,
Türklerin, be yüzyildan beri
Dogulu, Batih bir sürü
irki
birarada
tut-
c
için uyguladiklan
gevgek, fakat etkili organizmamn
kûçük bir
örnegi
ebilirdi. Makedonya, Osmanhlarm 'Rumeli'
diye
adlandirdiklan,
Bi-
sh
Rumlarnsa eskiden 'Romaldann
diyan' dedikleri
Avrupa Türkiye-
in
tam
ortasmdaydi. Makedonyahlar, Müslüman,
Hiristiyan
ya
da Mu-
;
Türk, Yunan, Slav, Ulah
ya
da Arnavut, hepsi ülkelerinin toprak
yapi-
a ve en
soguktan
en
sicaga kadar degigen ikliminin gerektirdigi disip-
: sertlegmig, saglam,
dayamkh insanlardi. Bati
uygarhgi
burlann üze-
.e
içten
ve
distan
yumugatici
bir
etki
yapabilmig;
ama,
Makedonyahlar
, bu birbirine kargit unsurlardan
dolay1,
kisisel
özgürlüklerine
simsiki
li kalmiglardi.
Mustafa
Kemal bir
Makedonyahydi.
Dogum yeri,
vilâyetin
denize
digi kozmopolit
bir liman
olan
Selânik, dogum
tarihi
ise
1881'di.
Hiris-
ulann
Müslümanlara
ve
Yunanhlara, Slavlann
Türklere
ve
birbirleri-
:argi ayaklandiklan,
Rumeli'nin
tümünü
olugturan çegilli unsurlann bir-
aden
kopup
dagildiklan bir tedirginlik çagt.
Milli duygulari kabarmig
i
bu topluluklar,
Imparatorluktan silkinip
kurtulmaya
ve
ülkeyi
Yuna-
In,
Bulgaristan
ve
Sirbistan
yaranna
olarak
kesip
biçmeye
çaligiyorlar-
Yay11ma
istegi peginde
kogan Büyük Devletler, birbirlerine
rakip
Rus-
re
Avusturya
-
Macaristan imparatorluklari,
bitigik
simrlan arkasmda
ikalar çeviriyor, uydulanm ayaklandinyor,
vakti
gelince harekete
ge-
bölgeyi istilâ için hazirhk yapiyorlardi.
Ïngiltere
toprak kazanmak için
ilse bile,
daha
dogudaki
sömûrgeleriyle olan ulagim yollarm koruyabil-
.
20
iMPARATORLIJÖUN
GERÏLEYÌSVE
ÇÖKÙSÜ.
mek
icin bir kuvvet dengesi kurmak
çabasm.daydi. Böyloce
MUSLafa'n
dogdugu
siralarda,
bir
zamanlar
Bati
nasil Dogu'nun önünde
dize
gelmi
se,
Dogu da Bati'mn
önünde
dize geliyor
ve
Osmanh
imparatorlugu,
ger
leyië
ve
çõkügüne
dogru
luzla kaylyordu.
O
zamana
kadar Ímparatorlugunkarylagtigi baski
kendi
sinirlana
içinden gelmigi. Ama Mustafa'mn dogugundan dört yll önce,
1877'de
t
baski digandan kendini gösterdi.
Akdeniz'e dogru yayilmak konusunda
Pan-Slav
rüyalarimn
peginde kogan Ruslar,
sinm
aparak
ÎstanbuPun
d
mahallelerine kadar ilerlediler. Burada onlan
ancak Ingiliz
donanma
durdurabilmigti. Büvük
devlederin ige kangmasi sonucu
Ayastafanos'ta
b
anla§ma
imzalandi. Bu,
ashnda
en
basta
Bulgaristan'in
yararma
olara
Türkiye'nia Avrupa'daki topraklarirun parçalara bölünmesi demeki
Ama,
bu
da, 'Düveli
Muazzama'run2
igine gelmedi.
ingiltere ile
Avustu
ya,
Rusya'mn Avrupa'ya bu kadar yayilrnasindan telâga dügtiller.
1878'd4
ki Berlin Kongresinde,
en
çok Disraeli'nin
etkisi
iie,
karar
degigtirildi
a
buna
karg2hk Rusya'ya
Dogu'da birtakim haklar
tamadi.
Böylece
Rume;
yeni
bir
yagama
hakki kazamyordu,
ancak
temeli
çürük
bir
hak.
Çünkü
y
m
bagmda komgu
olarak
daha kücük,
ama
daha
samataci
bir
Bulgarisu
ve
henüz Osmanh imparatorluguiçinde
olmasma ragmen her
an
patlam
ya
hazir
bir
Makedonya vardi.
Mustafa,
böylece içeride kargasaliklar
ve
diganda yabanci tehdille
ile kugatilmig
tedirgin
bir dünyaya gözlerini açtt.
Türk soyundan, küçük b
orta
simf
aileden, Müslüman
bir Osmanh
olarak
dogmustu.
Makedonyal
lann birçogu gibi kamnda bir
parçacik Slav
-ya
da Arnavut- kangir
olup olmadigi
hiçbir kamta dayanmayan bir
varsaytmdan
öteye.
geçeme
Ama,
büyüdükçe
renk
ve
tip
bakimmdao
bagkalarina
pek benzemedigi
e
gözle
görülüyordu.
Zaten
bu
kadar kariyk bir ortamda dogan
bir
çocugu
ana
babasmdan
daha geride hangi
irklarla
iligkisi
oldugunu aragtirmak
bl
unadir.
Mustafa'nin
babasi
Ali
Riza Efendi,
anasi
da Zübeyde Hammdi. Z
beyde Hanim,
Bulgar
simnmn
ötesindeki Slavlar
kadar
sarigndi;
düzgü
beyaz bir teni, derin
ama
betrak,
açik
mavi
gözleri
vardi. Ailesi
Selânik'
batisinda,
Arnavutluk'a
dogru, sert ve çiplak daglann genig, donuk
sula
gömúldügü
göller bölgesinden geliyordu. Eurasi,
Türklerin
Makedonya'
ve
Tesalya'yi almalanndan
sonra
Anadolu'nun göbeginden gelen köylüll
rin
yerlestikleri
yerdi. Bu yüzden
Zübeyde Hamm, damarlarint
1
Yeglköy
2 Büyük devletler.
BÏR
MAKEDONYALININ
DOGUSU
21
göçebe Türk
kabilelerinin torunlari
olan
ve
bâlã Toros daglannda üz-
yagamlanm sürdüren
sarigin
Yörüklerin
kanira tapdigun dugünmekten
lanirdt.
Mustafa da
annesine
çekmisti;
saçlan
onun
gibi
san,
gözlen
n
gibi
maviydi. Annesinin,
üzerindeki etkisi
büyük
oldu. Mustafa
bu et-
:
zaman zaman
sayglyla.
zaman zaman
da bagkaldirarak karghk
verdi.
halk kadim olan ve
bundan bagka
Lürlü
görünmek de istemeyen
Zübey-
Ramm güçlü
bir iradeye
ve
saglam
bir köylü
güzelligine
sahipti.
Dogug-
akdli
bir
kadinda, yalruz
yeteri
kadar
egitim görmemis,
okuma
yazma-
ncak ogrenebilmisti.
Karisindan yirmi
yag
daba büyük olan
Ali
Riza Efendi'nin daî1a
silik
kipiligi vardi.
Ancak,
bir Ilkokul
ögretmeninin
oglu oldugu
için biraz
:im
görmú§ ve bu
yüzden
küçük bir devlet
memuru
olabilmisti.
Gümrük-
le
ve
Evkaf
Ïdaresinde
çahsti. Mesleginde
hiçbir
zaman
fazla yüksele-
11.Zübeyde Hanun'la evlenmeye
talip
oldugu sirada,
ailesinin
istedigi
cligi
bile
verememisti.
Neyse ki
Zübeyde'nin agabeyisi Hüseyin
onun
ifitu
tuttu da Selânik'te
evlendiler.
Bundan
sonra
Ali
Riza
Efendi'nin
Olimpos dagt
eteklerinde
görev
al-
i
bir köye yerlestiler. Gümrükten aldigi azicik ayhkla
zor
geçinen
Ali
a
Efendi,
bu
zengin
ormanlik bölgede birçok kisinin keresteden
bol
pa-
azandigun
göruyordu. Ticaret konusunda hiç tecrübesi
olmadigt
halde,
murluktan ayrihp
kereste i i
yapmaya
karar
verdi. Tekrar
Selânik'e dö-
ek
Cafer Efendi adinda birisiyle ortak
oldu
ve
elindeki
birikmi§
parayi
§e
yattrdt. Bagta, igler lyi gitmigti.
Ali
Riza Efendi
bundan
cesaret ala-
ailesine
daha buyük bir
ev
yaptirdi. Bu,.iki kath, genig
odali bir
evdi.
tavut
kaldirimi dögeli
bir
sokaga bakiyordt. Arkada
bakimsizbir bahçe-
kizgm
gûnese
ve
merakli
komgulara kargi kafesle örtülmüg cumbalan
Ancak Ali
Riza Efendi,
ige
atumak
için
tarihin
kötü bir
amru
seçmig-
3u
daglar,
çok eskiden
beri Türk Beylerinin
baskismdan kaçan ve
ken-
.rine
yerli Hiristiyanlann
koruyucusu'süsü
veren
Rum çetecilerle doluy-
Simdi,
Türklerin Ruslara yenilmesi
ve
vilâyetteki
hükümet
otoritesinin
Eflamast
üzerine igi
bûsbütün
azitml§lar, açikça
bagkaldirip
çapulculuga
gmislerdi-
Ali Riza Efendi
de bu
e§klyalarm sûrekli saldinlanmn
kurbam oldu.
restelerini
yakanz'
tehdidiyle
ondan
para
sizdmyor,
parayi
aldiklari
le
yine
de
yaktyorlardi.
4çilerinin
gözlerini
korkutup ayartlyorlar,
kü-
.erin
kiytya ta§inmasma
engel
oluyorlardi.
Ali Riza Efendi ormanda
eg-
darla çarpigmak
zorunda
kallyordu. En sonunda, görevi çapulculan
te-
22
IMPARATORLUÖUN
GERILEYIS
VE ÇOKUSU,
mizlemek
olan Selânik
jandarma
komutanmm sözimü dinledi
ve zarar
neresinden
dönülse kârdir, diye bu i§ten
vazgeçti. Makedonya vilâyetint
Türk kanun
ve
düzeni
bu kadar
zaylflami§ti.
Zübeyde Hamm'm
Ali
Riza Efendi'den be§
çocugu
olmustu. An
bunlardan
yalruz ikisi, Mustafa
ile Makbule
yagadi. Ali Riza
Efendi,
gör
nege uyarak, Mustafa'mn
adim
dogdugu
zaman
kulagma fisildarngti. B
kendisinin küçükken kaza ile begiginden dügürüp
ölümüne
sebep
oldui
bir
karde§inin adlydi.
Atalari
köle
olan
bir
Arap
dadi,
Mustafa'ya
bakiyc
beyigini
sallarken
Bizans,
Slav ve
Türk melodilerinin
bir
kan§um
olan
e
ki Rumeli türkülerini
söylüyordu. Bu türküler ömrü boyunca
Mustafa'n
kulagmdan gitmeyecekti.
Zübeyde Hanim, atalarimn geleneksel
inançlarina körükörüne bag
bes vakit
namazmda
sofu
bir kadmdt. Gerek
kendi ailesi,
gerek
kocasin
ailesi
içinde hacilar bulunmasiyla
övünürdü. Mustafa'nm da onlarm yolui
izlemesini,
hafiz,
hattä hoca olmasim
istiyordu.
Bunun için de
gimdid<
mahalle mektebine
gidip, dini bûtün Müslüman
çocuklan gibi, Kur'an.ilk
lerine
uygun
bir
egitim görmeliydi.
Ali
Riza
Efendi'nin
bu
konuda ogluna
bir
yardimi oldu. Kendisi eš
lim
bahmmdan softaliga
karp,
açik görügluydü. Batidan
özellikle
Mak
denya=
ya
sizmakta olan yeni dügüncelere
saygi
besledigi için,
oglunun
Sel
a te
ilk
açilan
ve
çagdag egitim uygulayan bir okula,
Semsi
Efendi öz
okuluna gitmesi için
israr etti.
Epey tartigmadan
sonra
bir
uzlagmaya
var<
iar.
Ali
Riza Efendi, karis2mnistegini yerine getirmeye razi
olur gibi
ya¡
ve
Mustafa, görenege
uygun
dini tõrenlerle, Fatma Molla
Kadm
okului
gönderildi.
Sonradan
bunu
Mustafa
§öyle anlatir:
'Okula
gidecegim
sabah
annem
bana beyaz bir
entari
giydirmig, ba
ma
da
sirma
iglemeli
bir
sank
sararak süslemigti. Elimde valdizh bir d
vards. Sonra hoca
efendi, yanmda blitün
okul
çocuklanyla, evimizin
yes
liklerle bezenmig kapisma geldi. Duadan
sonra
anneme,
babama
ve
hoc
ya
temenna
ederek
ellerini
öptüm.
Ardmdan
yeni
arkada§1anmm alkigh
arasmda, sevinçli
bir
alay halinde
gehrin
sokaklarmdan geçerek,
camir
yanmdaki
okula
gittik. Oraya
vangimizda
hep bir
ag2zdan yeniden
dual
okundu,
sonra
hoca beni
elimden tutarak, çiplak
ve
kemerli bir
odaya
g
türdü,
Kur'an'm kutsal kelâmim orada bana
açiklamaya ba§1adi.'
Zübeyde Hamm'm
gönlü yapdmig, konukomgunun
gõzünde itiban l<
runmustu.
Mustafa
da
okula pek
ses
çikarmadi.
Ama,
Türkler arasmda
la
lâ çok
yaygm
olan
ve
annesinin de gänülden katddigi Müslüman
görene
lerine
ve
bunlann
uygulamp gekillerine
kar§1,.içinde
gimdiden bir çegit :
I
BÏR
MAKEDONYALINTN
DOÖUSU
23
:ilme
dogmaya ba lamisti.
Böylece Arapça
güzelyazi derslerinden
ve
sinif-
a
çocuklann
bagdag
kurup
yere
oturarak dizlerinin
üstände
yazrnalarm-
lan hiç hogianmadi.
Yabanci
çocuklann
bu biçimde oturmadiklanna,
yazi-
i
da böyle
yazmadiklarma
dikkat
etmisti.
Günün birinde kalkip
.ayakta
durdu. Hoca
oturmasim
emredince
de
lizlerinin tutuidugunu ileri
särerek
sözünn dinlemedi.
'Ne,' dedi hoca,
'bana
kary
mi
geliyorsun?
"Evet, kargi geliyorum,' diye
cevap
verdi
Mustafa.
Bunun
üzerine öteki
çocuklar da ayaga kalkarak, 'Biz de hepimiz si-
e
kargi geliyoruz,' dediler. Hoca, çocuklarla uzlagmak zorunda kaldi.
Bundan biraz
sonra
Ali
Riza Efendi, Mustafa'yi mahalle mektebin-
ten
alarak
Semsi
Efendi okuluna
gönderdi.
Zübeyde Hanim·1n
bagta iste-
ligi yerine getirilmigti,
onun
için bu ige
artik
ses
çikarmadi. Mustafa, yeni
ikulunda
egitimini
oldukça
baçanh bir
§ekilde ilerletti.
Mustafa, açik renk saçlan,
yüzünün daha düzgün
çizgileriyle öteki
ço-
:uklardan
hemen
aynliyorde.
Onlar
sokakta apk
atar,
meyva
çekirdekle-
iyle
oynarken
o,
kendilerini büyük bir insan gibi,
agirbaghhkla seyreder-
li.
Aralarma
hiç kangmazdi. Bir
gün
onu
da
birdirbir
oynamaya
çagirdi-
ar;
kambura
yatmayi
kabul etmedi. Ayakta
dururken
üzerinden
atlasmlar
liye çocuklara meydan
okudu.
Ötekilerden
uzak durur,
magrur
davramr,
istünlük
taslardi. Ufacik bir hakaret belirtisine
kargi hemen
tepki
gösterir-
Simdi
arok daha iyi
tammaya
bagladigi
i lek
bir ticaret
gehri olan Se-
ãnik, Mustafa'nm çocuklugu,
delikanhhgi
ve
daha
sonra
da gençligi
üze-
inde biçimlendirici bir
etki yapacakti. Dag eteklerinden
yukanya
dogru
irmanan,
büyük, durgun körfezinin
sulanna
yayllan
Selânik, çevresindeki
-
loma, Bizans
ve
Türk
surlanmn simrlanm
çoktan
agmig,
çagda§ Bati ölçû-
undeki
nhtim
ve bulvarlan boyunca
geligmeye
baglarmgti.
Cografya duru-
nu ve
bundan dogan tarihi,
ona
kozmopolit bir
gehir
niteligi vermisti.
Yi-
:Ik
istihkâmlanmn
üzerindeki
karmakarisik
çatilann arasmdan
minareler
'e
çan
kuleleri yükselirdi. Halki, kat kat
yagar
gibiydi. Müslüman
mahalle-
.i
en
yukardan,
tepeyi
çevreleyen Ortaçag surlarndan baglar, Arnavut kal-
linm11, dik, dolambaçh
sokaklardan meydana gelen
bir
labirent halinde
t§aip.ya
dogru inerdi. Bunun
altmda
ve
limamn
çevresinde, nüfusun
apagi
aan
yansmi
olugturan Museviler otururlardi. Bimlardan
'Dönme' deni-
en
bir
kismi Müslinnanhgx kabul etmiglerdi. Rum mahallesi, ikisi
arasm-
la,
gehrin merkezini
kaplar;
çevresinde
de denizle dag arasmda
çegitli
yön-
ere
dogru Bulgar,
Ermeni,
Ulah
ya
da
Çingenelerinve
en
önemlisi
her
24
iMPARATORLUÜUN
GERÏLEYÍSVE
ÇÖKÜSÜ
milletten
'Frenkler'in
mahalleleri uzamrdi.
'Frenkler,'
Insiltere, Fransa.
Almanya,
Avusturya,
italya
ve
Porrekiz'in zengin
tüccarlarlyla güçlü konso-
loslanydt
Tepenin
eteklerinde,
Rum kiliselerinin
çan
seslerini
duyabilecek ka-
dar yakunnda
oturan
Mustafa, böylece
yabancilarm
yagama tarzina
abga-
rak,
onlari nyamk
ve
ihtiyath bir
gekilde
degerlendirmesini ögrenerek
bü-
yüdit On
sekizine
gelmeden, Selânik'e trenin ilk
kez
girigini görecek
ve
bu burnundan
solmyan çelik
canavarm
yarattigt
heyecam
paylapcakti.
Seh-
rin
yerlilerinden
biri,
'Yûzyil
sona
ermekteydi,'
diye
yazar,
'Ban, usui
usel
içeri sokularak, harikalarlyla
Dogu'yu ayartmaya
çahí yordu...
Kamagnug
gözlerimizin
önüne,
bilimin büyüsünü
ve
buluglanmn
mucizesini seriyorde.
Igdtismi bir
an
için gözlerimizle
görmüg,
bizi kendine çagiran sesini ürkek
kulaklanmizla igitmigtik. Kendimizi, büyük bir
ziyafetteki
köyläler
gibi,
kü-
çük
ve
yabani
görûyorduk.
Ama
yine de bu
parlakhktaki soguklugu
ve
bu
yakinlagmamn
bize
ne
kadar pahabya
mal
olacag1m
içimizden sezmiyor
degildik.
Bu
arada
Mustafa
bir
süre
için,
Selânik'ten
aynlacakti.
Ali
Riza
Efen-
di,
sermayesinin
geri kalamm da
tuz
ticaretinde
ylyip bitirmigti. Yenideri
memurluga dõnmek için
bagvurdu;
almadilar. Kendini içkiye verdi,
barsak
veremine
yakalandt
ve
üç yil
süren bir hastaliktan
sonra
öldü.
Zûbeyde Ha-
mm
çok
zor
durumda
kalmisti.
Mustafa'vi
okuldan
aldi;
kizkardesi
Makbu-
le ile beraber,
Selänik'in
otuz
kilometre kadar
ötesinde
Dangaza yakinla-
nnda
bir çiftlik igleten agabeysi Hüseyin'in
yamna
götûrdû.
Burada,
ovamn yazm
kurak, kipn
batak olan
kirmizi
topragmda
çe§it-
li ekinler
yetigiyor
ve hasattan
sonra
ekin
diplerinde hayvantar
otluyordu.
Mandalarla çift sürûlürken peglerinden giden
uzun
bacakli leylekler
sapan
izlerini
gagahyor
ve
gicirtih kagmlar ürünleri
pazara
tagiyordu. Yegilligin,
topragm,
suyun ve
gübrenin kokusunu içine çeken Mustafa, ömründe belki
ilk kez topraga
ve dogaya kargi bir sevgi duymaya baglada.
Açik
havada
ya-
gamaktan ho§1aniyor, çiftlik iglerinin kolayca
üstesinden
geliyordu.
En
ya-
km arkadagi, tombul,
dikkafah, sözünü sakinmaz
ve
agabeysinden
daha iri
bir
kiz olan Makbule'ydi.
Ïki
kardes sik sik kavga ederlerdi.
Gündüzleri,
iki çocuk tarlada bir kulübede
oturarak
fasulyelere dadanan kargalari
göz-
Jeyip kovarlar; ki§ geceleri
de ocak
bagmda, ate§in
yamndaki
bir
çuvaldan
aldiklan
kestaneleri kavururlardi.
Bu saghkli çiftlik hayati Mustafa'ya yarlyordu. Kaslari geli§mig,
güç-
lenmi§ti. Yemek boldu. Dayisi Hüseyin de iyi bir
insandi.
Ama Mustafa,
çok
geçmeden sikilmaya
ba§1ad1.
Bu
köylü yagamuidan hoglammyordu.
3 Leon Sciaky, Farewell
to Salonika (Selânik'e
Veda).
BÏR
MAKEDONYALININ
DOÖUSU
25
,ekäsi
uvanmaya
baglanusu.
Artik
bir
gevler ögrenmek istivordu. Ovsa,
litimi
büsbülün
geri kalmaktaydi. Käyde ögretmen olarak yalmz
Mü'slü-
tan hoca ile Rum
papazi
vardi
ki, bunlann arasmda da büyük bir fark yok-
i. Mustafa'ya strayla
ikisine de
gönderdiler.
Ama, Mustafa kendisine
ya-
anct
olan
Rumcayi
sevmedi, Haristiyan
çocuklanma
soguk
davramslan da
arurunu
inciiLi.
Kisa bir süre de hocaya gittikten
sonra:
'Een
medresede
kumam,' diye diretti.
Zübeyde Hamm
ona
özel bir
ögretmen
buldu,
ama,
;
gün
sonra
Mustafa,
adamm
bilgisiz
oldugunu ileri sürerek
ondan
ders
imays reddetti. Arkasmdan
bir
komgu kadm
ders
verme
önerisinde
bulun-
u.
Ama, Mustafa
bir kadmdan ders
almak
istemiyordu.
Zübeyde Harum, artik oglunun dogru dürüst
bir
egitim
görmesi gerek-
gini
iyice
anlamigti. Mustafa'yi yine Selânik'e,
teyzesinin
yamna
gönder-
i. Mustafa, Selânik Mülkiye Rügtiyesine devam etmeye basladi
ama,
bu-
ida
da
uzun
sûre
kalmadi.
Bir
gün
çocuklar, aralarmda
kavgaya
tutuynu
ardi;
Arapça ögretmeni Kayrnak
Hafiz,
onu
elebagt yerine koyarak fena
alde dövdü
ve
yara
bere
içinde
birakti.
Mustafa
buna
adamakilli içerledi.
ikula
gitmeyi
reddetti.
Büyükannesi de
onun
tarafmi tutarak,
Mustafa'yi
kuldan
aldi.
Mustafa
bu
arada,
ne
olmak istedigini
yavag yavag
kestirmeye bagla-
upti.
Çocuklugundan
beri dig görünügüne dügkündü; girndi giyinigine
ve
üs-
inün
bapmn
temizligine
daha da önem
veriyordu.
Ôgrencileringiymek
runda olduklari galvarh,
ku
akh
geleneksel giysi
sinirine dokunmaya bag-
yordu. Bu,
artik
modasi
geçmi§
bir
uniformayd1.
Oysa
sokaklarda
biyik
urup
caka satmak,
azametli bir tavirla kihçlarim kaldirim
taglarna
vurup
ikirdatarak
geçerlerken
kendilerini saygiyla
izledigi
askerlerin
eniforma-
bana hiç benzemiyordu.
Mustafa onlann sorguçlanna, güvenlerine,
üs-
In durumlarma, yabancdarla dolu bir
gehirde,
Türklüklerini
ortaya
koyug-
trma
özenerek
bakiyordu.
En çok imrendigi, Askerî
Rügtiye'ye
giden
ve
üniformasiyla caka
sa-
m
Ahmet adindaki komgu çocuguydu. Bu arada annesi de Selânik'e dön-
Iñ§Lû.
Mustafa, askerî okula gitmek için
ona
yalvardi. Ama Zübeyde Ha-
tra kabul
etmedi. Oglunun, Peygamber'in
izinden
giLmesini
yürekten iste-
ligi.
Ama Mustafa bunu yapmayacaksa, hiç olmazsa
babasuun
baprama-
tgi
igi baprmala tüccar
olmaltydi.
Zübeyde Hamm da
her
ana
gibi
savas-
m,
ölümden
ve
her
Osmanh askerinin bagma gelen bitmez
tükenmez sür-
ürderden korknyordu. Hele, olur
a,
bir de
rütbe
alamazsa...
Ama, Mustafa'ya söz dinletmek kolay degildi. isteginikomgu çocugu
dunet'in binbagi
olan
babasma gizlice
anlatti
ve
onun
yardumyla,
annesi-
26
lMFARATORLUÖUN
GERiLEYÏS
VE
CÖKÜSÜ
ne
haber
vermeden, Askeri
Rügiye'nin girig smavlarma katilmayi bagardi.
Sinava çok sik i çabyrnste Girdi, kazandi
ve
bõylece Zübeyde Harum'i bir
olupbitti
ile kargi kargiya birakti. Ama yine
de okula yazilabilmesi için
an-
nesinin
imzah
iznini almasi
gerekiyordu. Mustafa
aklini kullanarak,
anne-
sirie,
babasimn dogumunda
ona
bir kihç armagan
etmig
ve
bu kihei, besigi-
nin
basucuna,
duvara
asmq
oldugunu hatirlatti. Bunun
tek bir
anlami
olabi-
lirdi. Babasi,
onun
bir
asker olmasim istemigti. Mustafa
bir kahraman
tav-
ri
takmarak annesine, 'Ben
asker
olarak
dogduin,'
dedi,
'asker
olarak öle-
cegim.'
Zübeyde
Hanim
yumutamaya
baglamisti.
En sonunda
ona
kararuu
verdiren,
tam
zamanmda gördügü
bir
rüya
oldu.
Rüyasmda
oglunun
bir
mi-
narenin
tepesinde,
altin
bir tepsi içinde
oturdugunu görmügtü. Minareye
dogra kogarken, kulagma bir
ses
geldi:
'Oglunun
asker okuluna gitmesine
izin
verirsen,
liep
böyle yüksekte·kalacak. Vermezsen
yere
atilacak,' diyor-
du. Oglunu
askerlikte parlak bir gelecegin
bekledigi anaya
malûm olmug-
tu.
Ïstegini
yerine getirdi, gerekli kâgidt imzalada,
Mustafa
saygi
ile
onun
elini
·öptü,
annesi
de
ona
hakkiru helâl
etti.
Böylece Selânik
Askeri Rügli-
yesine girmi§ oldu.
Mustafa,
gimdi
on
ikisine gelmigti.
Ailesinin
elinde alti ylldir geçirdi-
gi
çegilli ögrenimlerden
sonra,
meslegini kendi seçmigti. Bu
seçimde
de
ya-
Inlmannäti.
Subay simfi, ü.lkenin
seçkin tabakasi sayihyordu.
Õdenekleri
padigah
tarafindan
saglanan
askerlik
akademileri, ögrencilerine yalmz
as-
kerlik
konusunda degil, tarih, iktisat ve felsefe konulannda da temel bilgi-
ler veren
egitim.yuvalariydi. Bunlar, toplumun
bûtün
simílarmi içine alan
demokratik kuruluglardi. Ögrenciler
ancak yetenek
ve
degerleriyle yükse-
lebilirlerdi. Bundan bagka
okulu
bitirenler orduya girdikleri
vakit
seyahal
etmek,
dünyay! görmek
ve
yaygm
Osmanh Ïmparatorlugununücra kögele-
rindeki insanlarm
nasil
yagadiklarim
ögrenmek olanagim da buluyoriardi
ki,
bu,
sivillerin
kolay kolay elde edemedikleri bir firsatti.
Mustafa,
derslerini
çok kolay buldu
ve
çabuk
kavradi. En
sevdigi
ve
en
lyi bagardigi ders,
matematikti.
Simf
arkadaylari
henüz basit
aritmetil<
konulariyla
ugraprlarken
o,
cebir
problemlerini
bile çözmeye baglamisti.
Kendi adi
da
Mustafa
olan
matematik ögretmeni,
onu,
bu
alanda
kendisi-
ne e
it
sayacak
kadar
takdir edlyordu. Küçãk Mustafa,
güç
matematik
so-
rulari
bulup büyügüne
verirdi.
Bir
gün
õgretmen, adlari
birbirinden
ayiri
edilsin diye,
eski
bir
Türk
görenegine
uyarak, ögrencisine
ikinci
bir ad tak-
ti.
Genig anlamiyla
'olgunluk,
eksiksizlik'
demek olan 'Kemal' adim seçti.
Bu
ad, ölünceye kadar onda kalacakti. Bazen
ögretmeni,
dersleri lyi bildik-
BÍR
MAKEDONYALININ
DOGUSU
27
lerini öne süren
çocuklan, ötekilerin önünde
sinava
çagirirdi. Içlerinde
bu
cesareti
gösterebilen pek
azdi.
Yalmz,
ögretmenlerinin
bile
kendinden üs-
tün
olabilecegini kabul
etmeyen
Mustafa, hemen kalkar
ve
smifm
en
iyi
ögrencisi oldugunu ispadardi.
Mustafa
Kemal,
çabucak
çavus
rütbesine
yükseldi.
Artik,
ögretmenin
·
yoklugunda
onun
yerine geçiyor, karatahtanm önünde
arkada§lanna
ders
veriyordu.
Ögretici yaradihita
oldugu için, ögretmen
rolünde
hiç yabanci-
lik çekmiyordu. Olgun davramgi
onu
arkadaylarmdan
ayiriyor,
ötekiler gi-
bi bir
çocuk olmadigi belli
oluyordu. Büyük
simflardaki
çocuklann arkadag-
häirn
yegledigi
için, kendi
yagitlan arasinda pek
az
arkadas edindi.
Rengi-
nin
o
aligilmamig sangmligi,
yalmzligi,
o
mavi
gözlerindeki agir,
gururlu,
hatta küçümseyici bakig,
ona,
sanki
apayri
bir yaratik
niteligi veriyordu.
Otoriteye
içgüdüsüyle kargi
geliyor; ögretmenleri
ona
söz geçirmekte güç-
lük
çekiyorlardi.
Evde de Zübeyde Hamm'la
olan iligkileri
çogu
zaman
firtmaltydi. Ka-
dinlarla dolu bir
evde
tek
erkek olarak,
onlarm
davramplarim
küçümsüyor
ve
kendisini
aralarmda
yagamaya
zorlayan
babasizhgica kiziyordu.
Arka-
dan Zübeyde Hamm yeniden
evlendi.
Ïkinci
kocasi, Ragip Efendi admda.
oldukça
varhkh,
dul bir adamdi. Ïki oglu, iki de kizi
vardi. Mustafa,
anasi-
nm
hayatina
giren
bu ikinci adami, bir ânik gibi kiskandi. Annesinin,
para
sikmtisi yûzünden evlenmek zorunda
kahgi agnna gitmigti.
Ama Ragip
Efendi'nin,
annesi
için iyi bir koca oldugunu
görünce,
onunla iyi geçinme-
ye
bagladi. Subay
olan
ve ona
iyi
ögütler.veren
bir
üvey.agabesiyle
de dost-
luk kurdu. Genç
adam,
çocuga,
haysiyet
ve
gerefin önemini anlatti.
Musta-
fa kimseden dayak yememeliydi,
hiçbir hakaretin altmda
kalmamahydi.
Serefine
kargi girigilecek herhangi bir davram§a kargi koymahydi.
Ona,
kendini savunmasi
için
bir de biçak
verdi,
ama
bunu hiçbir
zaman
dügünce-
sizce
kullanmamasivu da
sõyledi. Bundan
sonra,
Mustafa, evden
uzun
süre
ayri
kalacakti.
Çünküon
dört ya§mdayken Rü§tiye'yi
bitirmi
ve
yatili ola-
rak,
Manastir
Askerî Idadisine
yazilmisti.
Siradaglar
arasmda
geniëleyen
ovamn
yüksek
bir
yerinde kurulmuy
olan Manastir.
yakmdaki Arnavutluk
ve
Yunanistan simrlanyla
daha
uzak-
taki Sirbistan ve
Bulgaristan simrlarina
hâkim bir durumdaydi. Bu yüzden
büyük bir
stratejik önemi vardi.
Makedonya'mn ba§11ca
askeri merkeziydi
ve
bir
tagra
gehri
olmasma
kargm, Selânik'in kozmopolit havasim
ve
zarifli-
gini
taklide
özenirdi. Oldukça gösteri§li
ve
sûslü
bir
yap1
olan
Ask
eri
Ïda-
di, Manastir'm
biraz
digina dûgüyordu
ve
kargismda
zarif
görünüglü
bir
dag
yûkseliyordu
ki, bu daga Rumlar, kigm kar tabakastyla
örtülen
zirvesinin
J
.'J
.TJ
28
ÌMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÏS
VE
ÇÕKD¶Ü
yumusak]iihadan
ötürü 'Pelister', yani
Rüvercin
derlerdi.
Barada
Mustafa Kemal ilk olarak kendini
bir çatigma
ortasmda
bul-
du. Makedonva'daki
Türk otoritesi. Yunan
ve
Slav
-eteleri
karsisinda
cit-
tikce zavifiavip
dauilmaktavd2.
Bu hava,
subav
adavi öërenciler
arasmda
apari
yön tutmalann
ve
ategli
rakipliklerin
dogmasma yol
a'çiyordu.
Okul
içinde de kargit görügler
çarpiglyor,
cesitli entrikalar
dönüyor, çok
kere
kan dökülmesine kadar
varan

çete
savaglan oluyordu. En
güçlü
çete.
Se-
lânikli
ögrencilerin
kurduguydu. Mustafa
Kemal bu çetenin önderlerinden
biri olmakla
beraber,
ak21h
davranarak geride kahyor, kavgalara
hiç kang-
miyardu.
Bu
dönemdeki
bir
arusitu,
yillar
sonra
bile unutmannstir:
Bir
ge-
ce
yatakhanede gözlerini
açrug ve
bir
çocugun,
elinde
bir biçakla, kendi
çctesinden olan
backa bir
çocugun
yatagimn
üzerine
egilmig oldugunu
gör-
mügtü.
Neyse
ki,
yataktaki
tam
zamanmda nyanarak, saldirgamn
elinden
biçagi çekip almigti.
Mustafa Kemal, gimdi okul
digindaki
genig
dünyada
ne
olup
bittigini
ilk olarak
farketmeye baghyordu.
Çocuklann
içi Osmanhlann Makedon-
ya'yi fethin.i
anlatan
kahramanhk hikâyeleri,
türküler
ve
efsanelerle
doluy-
du.
Simdi
ise ortahkta, isyan
ve
bu topraklann elden çikmasi
tehditleri do-
lagiyordu. Mustafa
Kemal,
Rumlann, Bulgarlann
ve
Sirplarm Türk
toprak-
larim ele
geçirmek için butün Rumeli'de casil çalignklano ögrenmigti,
1897'de Yunanlilar, Girit'te bir
bagimsizhk
savagi
açt21ar, Türkler
de Ru-
mell'de
onlara kargi yürüyüge geçti. Manastir
tam
bir
seferberlik
halindey-
di.
Sokaklar
adam almaz oldu. Erkekler,
davul
zurna
sesleri arasmda aske-
re
çagnhyor; sokaklarda ögrenciler,
ellerinde bayraklarla yürüyüg
yaplyor-
lardi. Yakm
daglardaki Türk çeteleri Ruralarla kiyasiya dövägmekteydi.
Bir
gece
Mustafa
Kemal'le bir arkadagi,
gönüllü
olarak askere gitmek
amac1yla
okuldan kaçtilar. Ne
var
ki,
ögrenci
olduklan anla§11mca, yaka
paça
okula geri gönderildiler. Arna,
genç
Mustafa
KemaPin
gönlünde,
yurtseverlik alevi
mtusmug ve
vatamna
karsi, koruma
istegiyle kangik, gid-
dedi bir sevgi
uyanmisti
Genç
adam,
Imparatorlugunher yamadan gönüllülerin akm ettigini
gördükçe,
onlara
katilamadigi için
yakimyordu. Manastir'dayken
Ömei·
Naci
adinda
genç
bir
gairle
arkadas
olmustu.
Bog
zamanlarinda,
beraberce
Selânik
tren
islasyonuna giderek,
askerlerin cepheye hareketlerini
izliyor-
lardi. Bir akgam,
istasyondaki kalabahgm
arasmda
uzun,
bol cüppeleri
ve
sivn
kü1ahlanyla
bir derviggrubu
gördüler. Dervigler, çaldiklan
davul
zur-
na
ve
neylerin
tiz
sesleri
arasmda kendilerinden
geçmig gibi görünüyorlar-
di.
Çevrelerindekiler
de onlann
bu cogkusuna uyarak isteri
nöbetine
tutul-
BIR MAKEDONYALININ
DOÜUSL
29
mu§çasina
baginp
çagiriyor,
dugüp bayiliyorlardi. Mustafa, bu-sahneyi
so-
äuk bir tiksinti ile sevretti.
Ömer
Naci've utancindan
yüzünün
kizardinini
açikladi.
lçinde, bu
çegit
yoba2hklara
karst
büyök bir
lepki
dogmu§1u.
Oku] hayatmm
seli
kogullan, Mustafa Kemal'in vücutça
gücünü
artur-
de
Ama, programdaki
jimnastik
dersleri dipinda herhangi bir
spora
merak
sarmadi.
Bütän dikkatiniçalismaya
vermeyi
daha
uygan
buluyordu.En
sev-
digi ders hain
matematikti.
Ama
bunun
yamnda,
bagka
konulara da ilgi
duymaya baglamt§ti. Ömer
Naci, yazdiäl siirleri
yüksek
sesle okumaktan
boglanirdi.
Mustafa Kemal
burlan dinliyar
ve
kelimelerin
ahengi,
ona ço-
cuklugunda ögrendigi Rumeli
rürküleri
gibi zevk
veriyardu.
Ömer Naci
ona,
okumak
için kitaplar
vermig,
Mustafa Kemal de böylece,
edebiyaL
di-
ye
bir
geyin
varligun
ögrenmisti.
Siirle
ilgilenmeye
bagladi,
Hatta kendi
de
biraz
yazmayi
denedt
ama,
matematik
õš retmeni
one
be
hevesten
vaz-
gcçirdi.
Mustafa Kemal,
bagka bir
arkadagi sayesinde
de
'siyaset
diye
bir
gey'in varhš min farkma vardi.
Eu
arkadagi, kendisi gibi Makedonyali
olan
Ali
Fethi=ydi. Fethi
rahat, çekici bir davramila, kivrak
ve
esnek
bir
zekäyi
kondinde birlegtirmigli.
Mustafa Kemarin
epey
geri oldugu Fransizcayi
çok iyi bilirdi. Fransizca
ögretmeninden
igittigi
azarlara üzülen
Mustafa
Kemal, tatilde,
kendi kendine Fransizca çahgmaya
baglamisti.
Simdi
ige
daha
siki sanldt.
Dil bilgisi ilerledikçe, Fethi,
ona
Rousseau,
Voltaire,
Auguste Comte, Desmoulins, Mont.esquieu gibi Fransiz Ïilozoflarmm
eser-
lerini tan.itti.
Çok
geçmeden iki
ögrenci,
bu
üstadlann
kendi üIkelerinin
so-
runlarim
ilgif endiren dügünceleri
üzerinde,
heyecanh
tartigmalar
yapmaya
bagladilar.
Artik
çocuk1uktan
çikmig
olan Mustafa Kemal, Selanik'e döndükço,
bu degisik
ve
serbest
yagayish
gehrin
zevklerini
tatmaya baglami
ti.
Çogu
zaman,
ùve
y
babasimn yakmlarmdan olan
gene
bir
arkadagiyla"
nhumdaki
clörtyol
agzmi
çeviren
ve
çogn
Rumlar tarafmdan
igletilen Olimpos,
Kris-
lal,
Yonyo gibi
gazinolara giderlerdi.
En çok Yonyo'dan ho§lamyorlardi.
Orada bira ile beraber
o
kadar
bol
meze
verirlerdi
ki,
aynca para
barca-
yip,
yemek
ismarlamaya
ihtlyaç kalmazdi.
Daha
kuvvelli içkileri
tatuklan
õteki
gazinolarda,
ancak
gezici
saticilardan
en ucuz yiyecek
olan
kebap
kestane
al
maya
güçleri
ye
tiyordu.
Oyle ki bir
gün Omer
Naci,
'Hayat kuru
bir
kestaneden
baska
nedir
ki?' diye
sairce
bir lâf
etmek zorunda
kalmisti.
Ama,
ne de
olsa
bu
alafranga
hayatti
ve
gençler bunu alaturka çalgih
bir-
takim kahvelerdeki hayata tercih
ediyorlarda.
I
4 Fuat Bu-ca.
30
1MPARATORLUÖUN
GERÏLEYͧ
VE
ÇÖKÜSÜ
,
Alafranga hayati daha yakindan
tammak
isteyen
iki genci Fransiz
ög-
retmenleri, gayrimüslimlerin devam
ettigi
bir
dans dersanesine götürdü.
Delikanblar burada
vals
ve
polka
yapmasim
ögrendiler. Ama danslara kiz-
lar
katilmadigi
için, erkek erkege
dans
ediyorlardi.
Bununla beraber
geh-
rin öbür ucundaki kafegantanlarda kizlar da
bulunuyordu.
Bunlari
Fuad'm
agabeyi
tamtm1§tt.
Bu gazinolarda orkestra
çahyor, kizlar §arki
söyleyip
oy-
nuyorlardi:
Napoli §arkilan
okuyan tombul Îtalyan
kadmlan, ellerinde
tef-
ler
ve
ayak
bileklerinde
ziller1e gikir
gikir
göbek
atan
Ermeni
kizlar. Son-
radan
kizlar
mû§terilerin
masasma
gelip
içki içiyorlardi.
Aralarmda hiç
Müslüman
yoktu. Sadece Hiristiyan
ve
Yahudi kizian; peçesiz, elde edil-
mesi
kolay kizlar. Sarigm
Mustafa
Kemal
o
kadar begeniliyordu ki,
çok
za-
man,
kadinlarin ondan
para
bile
almadiklar oluyordu. Böylece
kadmlarla
olan iliskilerinin
ana
çizgisi belirmeye ba§lannyti;
daima
'isteyen'den
çok
'istenen'
durumunda
olacak,
ama
pesinde
koganlara,
o
da, istekle
kar§ilik
verecekti.
Duygu bakimmdan
da
'seven'den
çok
'sevilen'
bir insandi.
Hele
su
siralarda, tatillerde özel dersler verdigi iyi bir
aile
kizimn ategli
ilgisi,
onan gururunu
iyice
okgamaktaydi.
Yaptlanmn
çogunlugundan hâlâ kendini
ayri
tutuyordu. Onu konugtur-
mak,
içinden geçenleri
ve
amaçlanm ögrenmek
istedikleri
vakit, onlara
sa-
dece
'Önemlibir insan
olacag1m' demekle yetiniyordu.
Bir geyler olmak
lursi, henûz
tam
yönünü
bulamamig olsa
bile,
içinde
tutugmaya
baglannsti.
Bitirme sinavlarim bagariyla
verdi
ve
13 Mart
1899'da
Istanbul Harbi-
ye
Okulu'nun piyade suulina girmeye hak kazandi.
IKINCI BOLUM
Bir Subaym Egitimi
TANBUL, yüzyihn dönümünde, birbirinden
ayn
iki
§ehir
halindeydi. Ha-
ç'in
kuzeyinde
Pera, yani Beyoglu yükseliyordu; Hiristiyanlann
§ehri. Gü-
:yindeyse
istanbul taraft; Müslümanlarm
gehri. Lirnamn
üstündeki
Gala-
.
köprüsûnden
geçmek,
bir dünyadan bir baska dünyaya, bir tarih
çagm-
m
öbürüne geçmek demekti.
istanbul,
sira sira
kubbe
ve
minareleri,
Sarayburnu'nun
üstünde saf ha-
ade
dizilmigkasirlanyla,
on
altmci
yüzyllda
mimari
bir
rönesansla
gelig-
lig
bir Ortaçag
gehriydi.
Simdi
ise, pitoresk
bir
çöküntü içinde
çürümeye
agru
gidiyordu.
Însanlan
hâlâ yüzyillarca öncesi gibi
yapyor
ve
gitgide
ço-
slarak
sokaklari
bir
ari
kovamna döndürüyorlardi. Labirenti
andiran yol-
rda
ve
kapah
çargilarda
igleriyle
me§gul
oluyor,
sonra
o
genig, ferah
ca-
i
ve
türbelerde
huzur
anyorlardi.
Ama
§ehrin güzel giinieri çoktan
sona
oi§,
eski görkemi
erimig, gösterigi, parlakligi
tarihten bir yaprak olmug-
i. Duvarlar yrkiliyor,
boyalar dökülûyor,
avlulann
tag
dögemeleri çathyor,
a
yollan
otlar
bürüyordu.
Sehrin
kadmlan kara
çargafh, peçeli hayalet-
r
halinde, karanlik basmadan
evlerine varmak
için duvar diplerinden sü-
1erek kaldomlarda
telâgla
yürärler, erkekler
kahvelerin derme
çatma
ykelerl üzerinde,
asnia
çardaklanmn,
ya
da
çmar
agaçlannm
gölgesin-
sessizce otururlar
ve
yalmz gimde
beg kez namaza
çagiran
müezzinin
siyle yerlerinden
kinuldarlardi. Geceleyin Îstanbul, Haliç'in
ötesinde
Lübir
siluetten
ibaret kahr
ve
bumin
ardada
Türkler, Dogu'nun
sonsuz
:ssizligine
bürünmüg
olarak uyurlardi.
Oysa, bugünün
gelui Beyoglu,
pml
piril
igiklarlyla
bir deniz kizi gibi,
bür
kiyidan
insam
çekerdi. Tavernalarm stralandigi kalabahk
nhtimlarm-
an
ba§layan bag dõndûrücü
yokuglar, Italyan
stilini
andiran
dar
ve
yûksek
inalarin
uçurumlar arastadan
yukanlara dogru tirmamrdi.
Yer
yer,
çift ka-
32
ÌMPARATORLUÕUN
GERÍLEYiSVE
ÇÖKÜSÜ
.-
natli, gösterigli
bahçe kapilari
ya
bir
konsolosluk avlusuna,
ya
da
zengin
bir tüccarin güzel konagma açihrdi. Bu konaklarm bahçeleri
çogu
zaman
kat kat, Bogaz kiydarma kadar inerdi. Säzde Bati
zarifligi
ve
havasi
ile Le-
vantenhgin
bayagiligim
birlestirmig
olan Beyoglu,
kenanu
çagdaghgm
or-
negi sayarak
böbürlenirdi. Saray gibi otellerinin palmiyeli salonlarmda
son
moda
giyinmig
madam
ve
mösyöler, kibar orkestra muzigini
dinlerdi.
Sokaklar
§ik
faytonlardan geçilemezdi. Magazalan Viyana
ve
Paris'ten
gelme
en
yeni mallarla doluydu. Eglencelerinse çegidi
oradaydi:
tiyatro-
las,
müzikholler,
kabareler
ve
yüksek
tabakamn poker
oynadigt, piyasa
ve
saray
dedikodulanmn
edildigi
Fransiz
özentisi
kulüpler.
Beyoglu, yabancilarm §ehriydi
ve
Ïmparatorlugunbütün serveti yaban-
cilarin
elindeydi.
Yabancilar
sirtlanin
kapitülasyonlara dayanu§iardi. Kapi-
tülasyonlar,
yabanclyi vergi
d1§1
sayan,
merkezi Türk
hükümetine önom
vermeden
kendi dinini
ve
kendi kanimlarrn uygulamakta serbest
birakan
birtaktm ayncaliklardi.
ilk
sultanlar,
bu ayr2cahklan, kendi çikarlari için
bagislamislardi.
Ïmparatorlugun
genigledigi strada, Bati
pazarlarima kapi
suu
açacak yabanci saticilar, Türkler için yararh
ve
gerekliydi. Ama
sonra-
dan
Bati
dünyasi
geli§ip, Türkler gerilemeye bagladikça
bu ayncahk bütü-
nilyle
yabancilarm
yararma
dönmügtü. Artik, Türklerin
yoksua
oldugu öz-
gürlüklerden,
yabancdar yararlamyordu. Böylece
devlet içinde güçlü
ya-
banci devletler dogmus, Osmanh imparatorlugu üzerindeki yabanc1 baskisi
o
kadar
siddellenmi§ti
ki, Türklere, kendi
vatanlannda
kendileri esir,
ya-
bancuar ise efendiymig gibi gelmeye
baglamigti.
Böylece modern
Beyoglu,
eski
Ìstanbul'u
iyiden lyiye
egemenligi altma
alnusti.
Siradion
sekizinde canh
bir delikanh olan
Mustafa Kemal buyük bag-
kentin
yagayipna
kendini birakiverdi. Uzerinde
henüz
az
çok
bir tasrahhk
cimakla
beraber,
ya§ama
istegiyle
dopdoluydu
ve
görgüsünü artirmak için
can
atiyordu. Yeni Istanbul,
onu,
eskisinden
daha
çok
ilgilendirmisti. Koz-
mopolit
Beyoglu çevresinde
her türlü eglence
vardi;
genç
adam
hepsinin
cadma
bakiyor, hiçbir istegine
gem
vurmuyordu.
Sezig
ve
kavrayisi eskiden beri güçlü oldugu
için istanbul adh
bu faci-
re-i dehr'ini
gerçek
karakterini degerlendirmekte gecikmemisti.
Okul
ar-
kadaglarmdan
Ali
Fuad'a
bir gün bu konudaki dugüncelerini anlatti. Os-
manh
hanedammn
ilk
padigahlarunn
memleketi
dürüst
ve
iyi
gekilde
yönet-
mig
olmalarma
hiç gagmlyordu.
Çünkü
onlarm merkezieri
Bursa
ve
Edirne
gibi
küçük
ve
katiksiz Türk
gehirieriydi. Oysa köhne gelenekleri, yozlagtin-
ci
etkilerlyle
bu
karisik
ve
için için kaynayan Konstantiniye'de
ergeç
çürü-
1 Fãoire-i dehr
=
Dünyarun koca
kahpesi
(Tevfik Fikret'in Sie giirinden)
BÏR
SUBAYIN
EÖÍTÌMÏ
33
füp
gitmeye
mahkûmdular.
Keyif sürälecek
bir
yerdi
burasi, devlet yönet-
mek
içm
degil-
Ali
Fuad, Mustafa
Kemal'in hayatinda bir
boglugu dolduracakt1.
Îstan-
Jul'da
ilk
g
än
ve
geceleri, her
türlü eglenceye
ragmen
yalmzlik içinde
geç-
nig, yabanci
bir
ilde essiz,
dostsuz, kimsesiz kalmigt1.
Selânik'te,
gösterig-
iz
ve
dar da olsa kendine
göre bir çevresi varken,
gimdi
onu
âdeta
yutmus
alan
büyük gehir ortammda, silik bir tagrahdan
bagka bir
gey
olmadigun
m.lam1§ti.
Sonra
Ali
Fuad'la dost
oldu. Fuad ondan
küçük
olmakla
beraber
yagi-
la
göre
olgundu.
Dogrna büyüme
Ïstanbulluoldugu
için üzerinde, kendini
:vinde
hissetmenin verdigi
bir
rahathk
ve
güven vardi.
Íyi
bir
ailenin
çocu-
u
oldugunu Mustafa Kemal
hemen anlamisti.
Saraydaki
bol bol zâdegân
oylanmn
digmda yüksek tabaka
yerini
tutan
eski
asker ailelerinden
biriy-
li
bu. Onlara kiyasla Mustafa Kemal kendi ailesini
gösterigsiz
ve
sönük
bu-
uyordu. Fuad'in
babasi ismail Fazil
hatin sayilir
bir
emekli
pagaydi. Oglu
mndan hep sevgi
ve
övünçle
söz
ederdi.
Mustafa Kemal
ona
biraz hüzün-
e,
baba
sevgisi
nedir
hiç bilmemig
oldugunu
açakIadi.
Ali
Fnadlar, Bogaziçi'nin
Anadolu yakasmda
Osmanli
soylularmm
ya-
lar
ve
korular
içinde yagadtklari
Kuzguncuk'ta
oturuyorlardt.
Fuad
bir
ün yeni arkadagi
Mustafa Kemal'i
aldi, evine götürdü. Îsmail Fazil
Paga,
u.
sirun
gibi, uyamk,
san§m
gençteki
üstün yetenekleri
he
men
sezmig,
nun
Selâniklilere
özgü terbiyesini
begenmigti. Burasim
kendi evi
saymasi-
1
söyledi.
Mustafa
da
Paga'yl bir bakima çocak
yagta
kaybettigi
kendi öz
abasimn yerine
koymaya
baglada. Artik
hafta
soulanm
Fuadlarla
birlikte
eçiriyor
ve
orada kendini gerçekten kendi evindeymig gibi
görüyordu.
Mustafa Kemal'le Fuad,
bo§
vakitlerinin
çogunu birlikte
geçiriyor
ve
a
genis,
degi§ik
gehrin
her yerini geziyorlardi.
Ïstanbul'uher yönüyle keg-
:tmeye
kararhydilar. Îsmail Fazil Pa§a'nm §ehrin
tam
bir
haritasim çikar-
Ialan
için verdigi ögüt, onlan
büsbûtim kamçilannätt.
Kayikla Bogaziçi'ni
: Marmara
kiyilarim
geziyorlard2. Yarm,
bir hafta
sonunu
Büyükada'da
eçirmeye
karar verdiler.
Oteller pahahydi.
Onun için, kumsal kiyilara ka-
ar
inen
ve
bu
adalara
bir Akdeniz
görünügü
veren
çamhklarda
kamp ku-
icaklardi.
Yaolarma
kap kaçak,
çira,
yiyecek
ve en
önemlisi,
içecek
gey-
,r
almalan gerekiyordu.
Mustafa, her zamanki
içkisi olan
biray1
öne sür-
d. Ama,
Fuad kasayla
bira
tagimarun
agir
olacagim söyleyerek,
onun
yeri-
a
bir gige raki almayi
önerdi. Mustafa Kemal,
bu
anason
kokulu, keskin
ürk içkisini
henüz
tatrm;
degildi. Ama içer içmez hoglands
ve
ondan
son-
a
raki
içmeyi ahgkanhk
edindi.
Atatürk
/
F: 3
34
ÍMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÏSVE
ÇÖKÜSÜ
Mehtaph bir geceydi. Yemegin
ve
rakimn verdigi hararetli,
romantik
duygulara dalddar.
Çevrelerindeki
dogal
güzellik,
mis gibi
kokan çamlar,
panltth deniz,
yildizli gökyüzü
kendilerinden geçirmigti
onlari. Heyecan-
dan
uykulan kaçmi§ti.
Birbirlerine
sevgi üzerinde hayallerini
anlatmaya,
iirler okumaya bagladilar. Bir
ara
Mustafa
Kemal, 'Fuad, dedi, eger
ma-
tematigin
üzerinde durdugum kadar
giir
ve
resim
üzerinde
de dursaydim,
Harbiye'de, dört duvar arasmda, kapamp kalmazdam.
Mehtaph
gecelerde,
okuldan kaçip
buraya
gelir
ve
§iir yazardim. Sabahleyin ortahk
aydmlamr
aydmlanmaz da resim
yapmaya
baglardim.'
Bunlar
geçici
hayallerdi. Harbiye'nin
ilk
yilmda gençlik
hülyalan ve
çegitli
eglenceler yüzünden,
kendini
derslerine
tam
olarak
veremeyen
Mus-
tafa, ikinci yllda
canla,
bagla
çahsmaya bagladi
Zihnini geligtirmeye ve
kafasun dolduran dügünceleri düzenlemeye
çahgiyordu. Baghca ilgilendigi,
hâlâ
askeri sorimlardi. Ama
bir yandan
da, bilgi
alamm genigletmeye bag-
lanugt1. Fransizcasim ilerletmeye
çahg1yor
ve
artik
Fransizca
gazeteleri
okuyabiliyordu.
Manastir'da Fethi'nin tamtmig
oldugu Fransiz yazarlarmi
da
gimdi
daha
iyi
anlayarak
ve
daha derinine
inerek inceleyebiliyordu. Bu
çe§it
bozguncu
kitaplar
ögrencilere yasak
oldugu
için, Mustafa Kemal bun-
lari geceleyin gizlice
okurdu. Bunlarla
beraber yakm bir
ihtilâlin öncüleri
olan Namik Kemal'i
ve
diger
aydm dügünceli
gairleri
de
okuyordu ki,
o
de-
virde,
bunlarm
adlartm
agza almak bile büyük suç
saydirdi.
'
Okul digmda,
Harbiye
ögrencileri açak tarti§malar
düzenler
ve
halk
içinde konugmay1
talim
ederlerdi. Kemal'in
önerisi
üzerine güzel konugma
yangmalari da dûzenlemeye
bagladilar. O bir
konu
seçiyor, konugma süre-
sini simrliyor
ve sonra
saat
tutuyordu.
Kendisi
daha
gimdiden, dinleyicileri-
ni etkileyip
sözlerine inandirmakta
büyük bir beceri göstermeye
baglaung-
ti.
Fakat
siyaset
dünyasunn daha
epiginde sayilirdi. Zihni,
henüz
tam
ola-
rak kavrayamadigt bir sürü
duygu
ve,
dügûnceyle ugragmaktaydi.
Bunlar,
genç
bir
adamm
politik bilinciain
geligme sancilanydt.
Bu bilinç
geligtik-
çe,
Mustafa
Kemal'in
kisisel tutkusuyla
yurt
sevgisi, mem1eketi kurtarip
yükseltmek ugrunda kendisinin bir geyler yapabilecegi dügüncesinde birleg-
ti.
Mustafa Kemal,
memlekette, geligmekte
olan
bir
özgürlük
.hareketi-
nin zorbahgm
tepkisiyle bastmldigt bir devirde.dogmustu. Üzerinde
gimdi
.
bilgi
ediameye bagladigi
Fransiz Íhtilâli'nden beri Osmanh imparatorlu-
gu,
ruhani
bir Ortaçag
devletinden
çagdag
bir
anayasa
devleti olmaya dog-
ru,
agir
ve
inigli
çikigli
da
olsa, sûrekli bir geligim göstermekteydi. On do-
kuzuncu yuzyilda bu
egilim,
zaman zaman
gözle görülür bir
hal
aldi.
Bu
BÍR
SUBAYIN
E
ÕÍTÏMÏ
35
kismen, aydin
bir sultan
olan
genç
Abdûlmecid'in
inisiyatifiyle 1839'da
n
olunan
ve
halkin
haklanyla
hükümdarm
sornmluluklarini
belirten Tan-
2at
Fermam
ve
onu
izleyen Bati usulü reformlarla;
kismen
de, 1876'da,
maaz
ilerici
bir sultan olan Abdülhamit'in,
azmliklann
çikarlarmi
korn-
.k
amaciyla
hareket eden
Batili devletlerin
baskisi altmda
parlamenter
anayasayi
kabul etmesiyle oldu.
Sultan Abdülhamit,
reform
ve
yenilegme
harekederini
sosyal
hayatin
:I
yönlerinde
särdûrüyordu. Ama, siyaset
yönünden demokratik
bir düze-
uzun
süre
göz
yummasma
olanak
yoktu.
Çünkü
Ïmparatorlugunu
her
dan tehdit eden
yllaci
güçlere kar§1
bazen
delilik derecesine
varan bir
ku besliyordu. 1877'de
Rus Savagim
bahane
ederek
Meclis'i
dagitung
ilkeyi
baskiyla yönetmeye koyulmugtu.
Bir çegit polis
devleti
kurmug
bu-
uyordu.
Kigi,
söz
ve
basm özgürlüklerini
kökünden
kazmus,
geni§
bir
ca-
.uk
örgûtü kurmuy
ve
atalarma
saray1
.olan
Dolmabahçe'yi
birakarak
rin oldukça
digmda
kalan Yildiz
Sarayf
nm
yedi, sekiz
metre
yüksekli-
leki
duvarlantun
güvenligi içinde
hüküm
sürmeye baglamistr.
Bu çegit
bir baski
ve
onun yanisira
geligen
ablâk
bozuklugu kargismda
ulan öfke,
güphesiz
ergeç
bir ayaklanma geklinde
patlak verecekti.
a
baglarda
Türk devrimcileri
ya bagka
ülkelere
kaçayor,
ya
da yeralti
iyetlerine girigiyorlardi.
Eskiden beri
hürriyetin
begigi sayilan
Paris
ve
tevre gibi gehirlerde
komiteler
kuruyor,
Bati dünyasun
kendi davalarly-
gilendirmeye
çahgiyor,
propaganda yazdan
yanpbastyor
ve
bunlan
ya-
ci posta
kamilanyla
gizlice ülkeye
sokuyorlardi.
Artak
onlara
sadece
rm da yetmez
olmustu.
Amaçlanna
ancak ihtilâlle, Sultan'i
devirmek-
rigebileceklerdi.
Istanbul'daki
bûrriyet
taraftarlan,
çabgmalanm gizli
yürütmek
zorun-
hlar.
Onlar da,
aym
ihtilâlci izde
yûrûyorlardi.
Tuhaftir
ki,
kendisini
rmek
için ilk faaliyete
geçenler, bizzat Abdülhamit'in
yetigtirmig
oldu-
eçkinler,
yani
rejimi
kornmak
ve
güçlendirmek
için
geligtirdigi askeri
larda okuyan
genç
ögrencilerdi.
Osmanh Tmparatorlugunda
hükûmeti
rmek
amaci
güden ilk
gizÌi
cemiyet,
Askeri
Tibbiye-i
Sahane
ögrenci-
tarafindan,
Fransiz
Ihtilâli'nin yüzûncü
yildönûmûnde,
1889'da
kurul-
u.
1896'da
--Mustafa
Kemal'in henüz
Manastar'da
ögrenci oldugu
st-
-
bu ihtilâlciler,
bir
hükümet
darbesi
yapmaya
kalkigtdarsa
da, bagan-
.agamadalar.
Elebaglannm
hepsi
tutuklamp
yargilandi
ve
Ìmparatorlu-
wak
kögelerine
sûrgûne
gönderildi. Abdülhamit
böylece, Tûrkiye'de-
.çunimaz
ihtilâl hareketini
daha
on
küsur yll için
erteleyebilmisti.
Mmtafa Kemal,
1902'de
tegmen olarak Kurmay
Okulu'na
geçtigin-
36
ÍMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÍSVE
ÇÖKÜSÜ--
de,
politik
dügünceleri, hizla, daha
belirli
bir
biçim
almaya
bailadi.
Bir
z
manlar
matematik
ve
giire
kar§1
duydugu
hevesle
simdi
kendini
tarih kon
suna
vermigti. Napolyon
üzerine
ne
buluyorsa okuyor
ve onu
-bazi
yönle:
ni
elestirmelde
beraber
-
çok bekeniyordu. John
Stuart MilPi okuyorc
Çagm
'halkçi'dügimcelerine
kapilmaktan,
o
da
kendini
alamamisti. Birk
arkadagiyla birlikte
gizli
bir komite kurup
elyazisiyla
bir
gazete
çikarma
bagladilar.
Idare
ve
siyaset
alamndaki kötülükleri
açaga
vurmak
amaci g
den yazilann
çogunu,
Mustafa
Kemal yaziyordu.
Sonunda
bu i§ler Saray'in kulagma
kadar gitti.
Okul müdürü kwar
ve
kendisine
suç1ulan
cezalandirmasi bildirildi. Müdür,
Mustafa Kemal
arkadaglanni
veteriner bölümünün
bir
okuma
odasmda gazetelerinin
ge,
cek
sayismi
hazirlarken
yakaladi. Ama hoggörü
sahibi bir
adam oldugu
ordudaki birçok
kidemli subaylar
gibi
o
da
Sultan'1
pek
sevmedigi iç
gençlerin
yaptigim
gönnerlikten
geldi. Sadece derslerini
ihmal ettikl
için
hafif bir
ceza
verdi
ve
sonunda
bunu
bile
uygulamadi.
Mustafa Kemal,
siyasete kar§1
uyanan
bu yeni
merakrun meslekî
e
timine
zarar
vermesini istemiyordu.
Kafasi,
bir
kurmay subay
adayunn
1
mesi gereken daha büyûk
strateji
ve
taktik
problemleriyle ugragmak
zori
daydi. Gece,
yatakhanede,
arkadaglan
nyurken
o,
gözlerini
kapamaz
geç
saatlere kadar
dügünür dururdu.
Ancak, sabaha kar§1
uyuyabilirdi. (
le ki
sabahleyin
kalk borusu
çaldigi
zaman,
nöbetçi subayi
onu
uyandi
lmek için
dürtmek
zorunda
kahrdi.
Arkada§lari
onu
hep
yari
uykuda
nirlardi. Sonra
anstzm
derste,
Mustafa, hepsinden
iki kat daha
uyamk ol
uñu ortaya
koyardi: Ogretmene
çapragik bir
soru sorar,
hepsini
dügül
kafa
patlatmak
zorunda birakirdi. Özellikle,
gerilla konusuna
.çok
mer
liydi. Bir gün,.keramete
yakla§an bir
õngörüyle
simfta, ba§kente kargi
A
dolu
yakasindan
girigilebilecek
bir
ayaklanma
hareketini
varsayan
bir
s
sormustu.
1905 yihnda Kurmay
Okulu'nu bitirip
yüzbasi
çiktigmda,
yirmi
«
yagmdaydi.
Beyazit'ta
oturuyordu; birkaç
arkadagiyla beraber, komgu
Ermeni
evinde bir
oda kiralamisti.
Siyasal
eylemlerini
orada
sürdürüyor
di.
Aslmda
bu,
dertlegmekten
ve
âdet
olduga üzere Sultan'i
kötüleyip,
i
di bir
kitaphg1
dolduracak
kadar çogalau
'yasak'
kitaplan okumaktan i
geçmiyordu.
Aralannda Harbiye'den
kovulmuy ve
gidecek yeri olma
için
yanlannda
barndirdiklari
bir
genç
vard2.
Bu
genç,
onlari
Saray'a
nal etti
ve sonra
düzmece
bir
mektupla yakindaki
kahvelerden birine ç
np
orada
yakalatti.
Mustafa
Kemal, Ali Fuad ve
yeni yüzbasi
çikm
y
olan iki arkadagi
BÏR
SUBAYlN EÖÍTÏMÏ
37
lapse atildilar
ve
teker
teker
sorguya
çekildiler. Mustafa bu
sorgu
sira-
_a,
epey
lurpalandt. Protokol bilen bir insan
olan Ali Fuad ise, Sul-
m
üniformasini
giyen bir
subaya,
Sultan'dan
daha
agagi rütbeli
birinin
.aldiramayacagmi ileri sürerek
ucuz
kurtuldu.
Sonra
Mustafa Kemal,
idaginm
bu
diplomalça
manevrasun
duyunca kendi
tecrübesizligine
aci
gülecekti. Tutuklu
kaldigi sirada,
annesi
onun
basina kötü
bir §eyler
nesinden
çok korktugu halde, kendisi
o
kadar tasalanmamisti.
Sur
yazi-
kaçak olarak edindigi
kitaplan
okuyor
ve
serbest
kahnca
neler
yapaca-
Lasarhyordu.
Tutuklular, sorusturma
sona
erinceye
kadar, birkaç
ay
hapiste
kaldi-
Okul
rnüdürü,
iglenen
suçun
bir gençlik
yanhgmdan ileri geçmedigi
te-
savunuyor
ve
tutuklulara yumugak davram1masmi istiyordu.
Sonunda
n
görügü
ajbr
basti
ve
genç1er bagkentten sürülmek koguluyla
serbest
bi-
ildilar.
Edirne
ve
Selânik'teki ikinci
ve
Üçûncü Ordulara
atanmalan
arlagttrildi. Kendi
aralannda
bir
karara
varamazlarsa, hangisinin
nere-
r,idecegini
tayin için
kur'a
çekilecekti.
Kemal'in bir i
areti üzerine,
hep-
una razi
olduklarim
bildirdiler.
Bu kadar çabuk karar
vermeleri,
önce-
hazirlannug bir
tertip güphesi
yaratti.
Böylece subaylann
birçogu
'kolay
kolay dönemeyecekleri' yerlere sü-
lüler.
Mustafa
KemaPle
Ali
Fuad
da
Sam'daki
Beginci
Ordu'ya atan-
lardi. Mustafa, kaderine
raziydi. 'Pekâlâ,'
dedi.
'Biz
bu
çöle gider
ve
da yeni
bir devlet
kuranz,'
Remen
vapurla
yola ç1ktilar
ve
iki
ay
kadar
ta Beyrut
limamna
vardilar.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
.
Kita Hizmeti
MUSTAFA KEMAL,
böylece,
subayhk
mesleginin ilk dönemine baglann
oldu.
Bir süvari alaymda
yüzbagi
olarak
baghca
görevi, katasmda
bulunan
fakat
onun
modern askeri okullarda
gördügn
egitimi
paylagmam1§
olan öte-
ki subaylara, kendi
askeri bilgilerini aktarmakn. Bu ige
ciddiyetle sarild
ve
ögretmenlik
konusundaki sevgi
ve
yetenegi sayesinde, kolayca
ba§ar
saglads.
Ali Fuad'la Mustafa Kemal,
bir süre birlikte bulundular. Socra Fuad
özel
bir görevle,
o
siralarda Türk egemenligi altinda
pek
adt
sani
amlma-
yan,
Güney
Arabistanh
bir kabile
geyhi olan
Íbni
Suud'un
yamna
gönderil-
di.
Mustafa Kemal'i
de
yamna
almak
için bagvuruda
bulundu,fakat bu
iste-
gi
kabul
edilmedi.
Tarih böylece bir firsat kaçirmig
oluyordu.
Birbirini
an-
diran yollarda yükselmeleri almlannda
yazih
olan
bu
iki insan, hiçbir
za-
man
kargilaçamayacaklardi.
Beginci Ordu'nun
görevlerinden biri de, Dûrzîleri
denetim
altmda
bu-
lundurmakti. Kökenleri
bilinmeyen
ve kendi1erine õzgü
gizli
bir dialeri
olan,
bu bagma buyruk, özgür kavim,
§am'm
güneyindeki daghk Havrar
bölgesinde
yaglyordu.
Uzun süre
Türk egemenligine
kargi koymuglar,
fa-
kat
on
yll kadar
önce dize
gelerek, Osmanh
ordusundaki askerlik
görevle-
rini,
yalmz kendi bölgeleri içinde
yapmalarma izin
verilmesi
ko§uluyla
ye-
rine getinneye
ve
vergi ödemeye
razi
olmuglardi.
Çikan
kangtkliklari
bas-
tirmak için, arada,
Havran'a
asker
göndermek zorunlulugu
beliriyor, be
da, Osmanh
subaylari
için
bir yagma
vesilesi oluyordu.
Mustafa Kemal
bir gün, alayi
Havran'a gitmek
ûzere emir aldigi
hal-
de kendisine böyle bir emir gelmedigini
görunce hayret etti
ve
ortada
bir
geyler
döndügûnû ilk
olarak
sezinledi.
Amirine,
bölûk komutam olarak
bir-
liginin
bagmda gitmesi gerektigini sõyleyerek itirazda
buluádu.
Ama komu-
KITA HIZMETI
39
am
kaçamakh
cevap
verdi: Kemal henüz staj dönemindeydi, karargâhtan
.
tyrilmasi
dogru olmazdi.
Mustafa Kemal'in
tepesi atti.
Besbelli igin içinde
:ski
subaylarm,
Kurmay
Okulu'ndan
yeni çikmag
subaylardan gizli
tutmak
stedikleri
bir geyler vardi.
Kendisi
gibi,
bu harekâta katilmaktan
ahkon-
nug
Müfiti admda
bir
subay
arkadagiyla beraber
aldigi
emre
karsi geldi
re
bir
Çerkes
köyünûn yakmlannda konaklami§ olan
birligine
gitti.
Çadir-
ar1
olmadigi için,
o gece er
çadirlannda
yattilar.
Mustafa Kemal, ertesi
gün,
kendi
yerine
geçirilmig olan subay1
gör-
fü. Bu
subay
ona,
önceki tecrübelerinden ötürä kendisinin buraya,
'özel
,õrev'le
gönderilmig
oldugunu anlatti.
Bunimla beraber, Kemal
sonradan
:imseye
bir
gey
söylememeye
söz
verirse, onlarla birlikte
gelmesine izin
verebilirdi.
Neler olup
bittigini
anlamak isteyen Mustafa Kemal, adama
öz
verdi.
Ogrendigi
de
su
oldu:
Askerler,
ödenmesi gecikmig
vergileri
top-
amak
bahanesiyle, lÍalktan
para
sizdirmaya
çahg1yor, olmazsa
evleri
ve
öyleri
yagma
ediyorlardi.
Mustafa Kemal, böyle bir
ige
kangmay1redde
tti.
Vicdanh
bir
genç
su-
ay
olarak, Dürzîleri güzellikle
idare etmeyi daha
uygun
buluyordu. Bir
öyde,
halki,
kendisiyle arkadagima
oraya
yagma için degil, yardim için
elmig
bulunduklarma inandirmayi
bagardi.
Köyün
ileri gelenlerinden biri-
iyle derhal bir
anlagmaya
vardi.
Adam, Mustafa Kemal'in dediklerini
yap-
aaya
raziydi.
Ama, ûzerlerine zulüm
ve
yagma için
asker yollayan
Osman-
L
ÜCVÎClinin iStedigini
yapmayi
reddetti.
Bir
bagka köyde ise, bir Osmanh
inbagismi tehlikeli bir durumda buldu
ve tam
vaktinde yetisti.
Uzun bir
.
onugmadan
sonra
köylüler
onun
iyi
niyetine
inanarak binbagiyi sahverme-
e razi
oldular.
Mustafa
Kemal bu
çe§it olaylarla
dikkati üzerine çekiyor, yeni yetig-
ii§
subaylarda kendisine
karg1
saygi,
eskilerdeyse kugku uyandinyordu.
Es-
.i
tip
bir Osmanh
subayi,
Sultan'm kendisinden
bekledigini
yerine getir-
·1ek
koguluyla,
kendi
ç1karlanm
gözetmekte serbest
oldugunu dügünür
ve
esap
vermek zorunlulugu.duymazdi. Askerligin
egitim,
taktik
ve
modern
kaikler konusunda ilerleyebilmek
amaciyla, bilime dayanan bir meslek
larak ele ahamasi
gerektigine kafas1 pek yatmazdi. Bu çegit
bir
subaym
özünde, bu
Harbiye
mezunu
gençler, kugku ile bakilmasi gereken
birer
apç1kti
sayihyorlardi.
Mustafa Kemal, Ïstanbul'agönderilmek
üzere hazirlanan gigirilmig
ra-
orlara itiraz
etmeye bagladi. 'Zafer' diye
nitelendirilmig
bir hareketin
as-
uda
hiç de öyle
olmadigma
dikkati çekti. Dügman kendi
istegiyle geri
I
i.
Sonradan
Ankara'da minetvekili olan Mütit Özdeg.
40
IMPARATORLUÖUN
GERILEYIS
VE ÇOKUSU ,
çekilmi§ti. Komutan,
onun
safhgtyla.alay etti:
'Sen henüz
cahilsin.
Sultan
Efendimizin
ne
istedigini anlayamiyorsun.'
Mustafa Kemal:
'Ben
cahil olabilitim,' diye
cevap
verdi.
'Ama
Padi-
Salumiz cahil
olmamahdir
ve
sizin gibilerin
ne
olduklarim anlayabilmeli-
dir.'
Dûrzî
köylerinden yagma
edilen ganknetlerin bõlügülmesine
sira ge-
lince,
yagh
subaylar, Mustafa
KemaPle Müfit'e de
pay
ay1rdalar. Müfit'in
tereddût
ettigini
görerek
ona
döndû
ve
sordu:
'Sen
bugünün
adami
m2
ol-
mak
istiyorsun, yoksa
yanmn
adami mi?
"Elbette
ki
yarimn
adami.
"Öyleyse
sen
de benim
gibi
bu
parayi
kabul
etmeyeceksin.'
Mustafa
Kemal
bu
sõzlerle, dü§ûncelerini
açiklamig oluyordu. Kendi-
ni
de bu
açidan
görmeye
baglann
ti.
O,
çevresindeki
bu
içi geçmig yaratik-
lar gibi,
eski
devir
adarn degil, gelecegin
insamydi.
'Zamane adami,'
çö-
küg
halindeki bu Împaratorlugun
beceriksizligini,
ve
ablâk
bozuklugunu
benliginde
canlandiran
insandi. Bu
gibilerin
davramplari kargismda Musta-
fa Kemal, bir
'ahlâkçf
dan çok, bir
'gerçekçi'
olarak irkiliyordu. Bunlar
sa-
dece
ahlâk
dig degil,
daha
kötüsü, artik
ige
yaramaz
hale
gelmig usuller-
di. Dürzîler'i yola getirmek,
Ímparatorlugu
kurtarmak gibi igler,
bugün
gid-
det, baski
ve
rüsvetle
ba
anlamazdi artik. Daha bilimsel
bir.yoldan.
usta-
hk, diplomasi
ve
akil kullanarak
çözmek
gerekti bu
sorunlan.
Sam,
bu
'Yaritan Ïnsam'
üzerinde
bir bagka
yönden
de
derin bir
e
tki
birakacakte Mustafa
Kemal,
ömründe ilk olarak
hälä
Ortaçag karanhgin-
da yagamakta
olan
bir
ehir görüyordu.
Simdiye
kadar tamdigi Selânik, Îs-
tanbul
ve
son
olarak Beyrut, hep kozmopolit
yerlerdi; çagdag
bir
uygarli-
gin
çe§itli
konEor
ve
eglenceleriyle
canh
gehirler. Oysa
kutsal
bir Arap ken-
ti
olan
bam,
bir
ahret
sehriydi.
Karanhk
bastiktan
sonra
dolagtigi
sokaklar,
bombog
ve
sessizdi. Evlerin ynkset duvarlarmdan
ve
kafesli pencerelerin-
den digari
ne
ses,
ne
soluk
sizardi. Soara bir
gece
Mustafa Kemal,
bir
kah-
veden çalgt sesleri tastigun duyarak sagt1. Kapidan bakinca
içerisinin
Hi-
caz
demiryolunda
çabgan Italyanlarla dolu
oldugunu
gördü. Mandolin
ça-
hp
garki
söyleyerek,
kanlan
ve
kiz
arkadaglaryla
dans
ediyorlard2
Musta-
fa
Kemal
oraya.
strtmdaki
ùniformasiyla .giremezdi. Ama,
içinden gelen
davramga
uyarak, hemen
eve
döndü, üstünü
degigtirip
geri
geldi
v'e
Ïtalyan-
larm
sevinçli
ve suursiz
eglencelerine katildi.
Bunun dipinda her
gey
karanlik içinde
ve
hava,
gericilik,
baski
ve
de-
rinden
derine
ikiyüzlülükle
doluydu. Mustafa Kemal,
milletinin gerçek düg-
mammn,
sadece yabancilar
olmadigmi
artik an11yordu. Türklerin,
bütün
saldirganhklarma raš men,
yabancilardan ögrenecekleri
bir
geylor
vardi.
KITA
HÏZMETÎ
41
rçek
dügman
kendi
aralarindaydi: Onlari, baska
milletlerin
yürüdügü
Il yoldan
ahkoyan, geligmeleri önleyen, baski altmda tutan
softalik
ve
azlik, Mustafa KemaPin görü§üne göre
Osmanli Ímparatorlugu,Müslû-
n
olmayanlarm cennetin biltün
nimetlerinden yararlandiklari, Müslü-
nlarm ise
cehennem azabi'çekmeye zorlandiklan
bir yerdi.
Burada,
Sam'da,
Mustafa Kemal kendini
zindanda
gibi göri.lyor, önü-
set
çeken parmakliklari yakip, bu
ölü topluluga
hayat
vermek istiyordu.
cmn tek
yolu
siyasal eyleme girismekti.
Bir
gün
iki subay
arkadapyla
gida dolagiyordu. Bir dükkâmn
önünde
bir
masa ve
birkaç
sandalye
gö-
e
oturdular. Dükkân
sahibi,
onlari Arapça degil de
Türkçe
olarak
selâm-
ngti
Mustafa
Kemal meraklands. Içeri girdi. Bir
masa
üzerinde
felsefe,
yoloji
ve tip
konusunda
Fransizca
kitaplar gördu. Dükkänc1ya, 'Siz
es-
mismiz,'
diye
sordu,
'yoksa
filozof mu?'
Adam,
'Esnafun
ama
okumayi severim,' dedi,
'hele
özgürlük edebiya-
Sonra Istanbul'da, ihtilãlci
harekellerin begigi
sayilan
Askeri Tibbi-
de
okudugu sirada
bozguncu
girisimlerinden
ötürü
hapse atildigim,
ar-
imdan
da
sürgüne gönderildigini açakladi. Adi
Haci
Mustafa'ydt. Musta-
Kemal'le arkadaylartm, birkaç
gece
sonras2
için evine
çagirdi.
Mustafa Kemal
yaruna
Müfit'i
ve
kendi siyasî dügüncelerine katilan
subay arkadagim daha alarak
gilti. Ev dar, karanhk bir
sokaktaydi.-Ha-
Mustafa kaplyi
sakinarak
açti.
Gelenleri içeri almadan, kim olduklarim
:e
görmek için
elindeki
gaz
lambasim kaldmp bakti. Ïçeride, hepsi de
cinmeden konugmaya baglad11ar.Haci
Mustafa çoktandir
gizli bir
siyasî
rnek kurmak istemig,
ama
güvenecek arkada§
bulamamgt1.
Mustafa Kemal'le
arkadaylarindan
ikisi
ona
yardim etmeye
söz
verdi-
.
ÜçüncLÏSÜ
iSe,
'Kalbim sizinie beraber,
ama
ben
çoluk
çocuk
sahibi
amun,
benden fa'al
yardim
beklemeyin,'
dedi.
Õtekilerin
de
istegi
üzeri-
onlardan
ayrddi.
Kalanlar
geç
saatlere kadar
konustular. Genç
subay-
'Ïhtilâl ugruna
can
vermëk'
gibi isteklerle
coëmaya
baglamiglardi. Ger-
çi
Mustafa
Kemal, onlan bu
rüyadan
uyandirds. Sert bir çikigla, 'Ama-
z
ölmek degil, ibtilâli baganya
ulagtirmak
ve
degüncelerimizi
gerçek-
tirmektir. Bunlan halka benimse
lmek
için de, yagamak
zorundayiz,' de-
Böylece, 1906 yihmn güzünde, Vatan
adinda
gizli bir
cemiyet kurdu-
Bunun
önemi,
bundan sonra
kna hizmetindeki
subaylar arasmda kuru-
:ak
olan
segitli
ihtilâl hücrelerinin
öncüsü
olugudur. Îhtiläl,
artik
istan-
42
Ï
MPARATORLUÖUN
GERÍLEYÏS
VE
ÇÖKÜSÜ-
bul da
Padigah'm casusluk aglart arasmda
degil,
ancal
burada, kitada
geli-
§ebilirdi.
Mustafa
Kemal,
sözde askeri
görevle gittigi Yafa, Kudüs
ve
Beyruf
ta
cemiyetin
gubelerini kurdu.
Ama bu
§ehirler anavatandan çok uzaktaydi.
Buralari, genel
akigm
digmda
kalmig bir
yer,
üstelik
bir Arap
diyartydi
ki,
bir
Türk
ihtilâlinin
bu topraklar halkmdan toplu destek görmesine
olanak
yoktu. Bu hareketler subiylar
arasinda kalmayá
mahkûmdu.
Íhtilâl için
era
belirl
merkez
yine Makedonya'ydi.
Dig dünyaya
daha yakm oldugu
için,
yeni
dügüncelere de daha açik olan Makedonya'da yabancilann
her yerde
hazir
ve
nazir
oluglan,
bir
yandan
milliyetçilik duygulanm
kärüklüyor, bir
yandan
da bu duygulann daha
rabathkla
yayilmasun sagliyordu. Saray
oto-
ritesinin
zayiflamig olugu,
bareket serbestligini
kolaylagtirmaktaydi.
Üç
yll
önce bu
vilâyete
birtakim reformlar
sokmak isteyen Avusturya
ve
Rusya,
Rumeli'de yabanci
subaylann
yänetimi altmda
bir
jandarma tegkilâti kurul-
masim
Türklere kabul
ettirmiglerdi.
Bu
yüzden
Sultan'in
gizli
polisi,
Selâ-
nik'te,
istanbul'dakikadar
etkili
olamiyordu.
Mustafa Kemal
ne
yapip yapip
Selânik'e gitmeyi kafasma koymustu.
Yafa
komutam,
onun
sözde
izinli olarak aynlmasma
göz
yumdu. Yoklugu
dikkati çekerse,
komutan,
ona
hemen haber uçuracakti.
Mustafa Kemal,
Misir
üzerinden
Pire'ye
ve
oradan
da bir Yunan
gemisiyle Selãnik'e gitti.
Sivil
giyinmisti.
Dikkati çekmeden
karaya
çikabildi. Kendisini
bir arkadagi
kargilamigti. Dogruca annesinin evine
gitti.
Zübeyde Hamm
onu
görünce, hem
çok
sevinmig,
hem de telâglanmig-
ti.
Mustafa
nasil
olur da Padigah Efendimizin emirlerine aykiri olarak
bu-
raya
gelmeye
cesaret ederdi? Mustafa Kemal, 'Gelmem
gerekiyordu,
gel-
dim,' diye
cevap
verdi. 'Padigah Efendimizin aslmda
ne
denli güçsüz oIdu-
unu
da
sana
gösterecegim,
ama
daha
sonra,'
O gün
evden
hiç di
ari
çik-
madi. Akgam olunca,
kendisini
Selânik'e
gelmeye tegvik etmis olan
Sükrü
admda
ileri
dugünceli
bir topçu
pagasimn
evine gitti.
Papa
onu
kargismda
görüverince
gagirdi
ve
mevkii
dolayisiyla kendisi-
ne
liili bir yardimda bulunamayacagmi
bildirdi. Ancak,
ona
engel
de
olma-
yacak
ve
girigecegi igleri
boggörüyle kar§dayacakt1.
Sadece, kendisini igin
içine
kar1§tirmamasim diliyordu. Mustafa Kemal istenilen sözü verdi
ve yi-
ne
annesinin evine
döndü. Paganm
tutumuna çok
cam
sikilmisti. Gece
geç
vakitlere
kadar
uyuyamadi.
Ne yapacagma,
nereye
gidecegine, ige
nere-
denbaglayacagma karar veremiyordu.
Sabahleyin
üniformamn
giyerek.karargâha
gitti.
Burada
Askerî
Rügti-
KITA HÍZMETÍ 43
Ve'den
tamdigt bir kurmay albaya gördü. Kim
oldugunu
hatirlattiktan
son-
-a,
yurtsever bir
adam olduguna inandigi albaya, içinde
bulundugu durumu
inlatti.
Albay,
ona
yaram
etmek
için bir yol dügündü.
Ïstanbul'a
yazmasi-
x
ve birliginin
adim
bildirmeden, sadece
Genelkurmay kadrosundan bir
dizbagt
gibi,
hastalik
izni
istemesini söyledi. Bu iglemin yüriimesine
kendi
3e
yardim etti. Bu hile,
umduklari
sonucu
verdi
ve
Mustafa
Kemal,
_
dört
ay-
ik
bir hastahk izni.kopardi. BöyIece Selânik'te
kahp serbestçe dolagabile-
:ekti.
Yine de, basta kargilagtigi
aksiliklere
cani
sikilmig
ve
kendi
gibi diigü-
1en subaylar arasinda
bile, plânlarina pek
uymayan
akimlar sezmig oldugu
.çin
ihtiyati
elden
birakmiyordu.Bununla beraber, dõrt
ay
içinde,
Selâ-
iik'te,
§am'daki
Vatan Cerniyetinin bir kolunu kurmayi ba§ardi.
Cemiye-
in adt
simdi
Vatan
ve
Hürriyet olarak genigletilmisti.
Yanm düzineyi bu-
an
üyeleri
arasmda
eski okul arkadagi
sair
ÕmerNaci'yle
askerî okul
ög-
etmenlerinden iki
subay
vardi. Toplantilar
bunlardan birinin
evinde
yapih-
ordu. Bu, müzik
seven,
flüt
çalan, arkadaglarini sirtmda Japon pijamasiy-
a
kargdayan
bir
adamdi.
En sonunda bir
gece,
hürriyet davasma ilk
baghlik yeminini etmek
izere burada
toplandilar.
Duruma
uygun
birkaç kahramanhk söylevinden
onra
Mustafa Kemal
bir kartm ûzerine
not ettigi, cemiyetin üç
ilkesini
akudu. Arkadan
bir tabanca
çikanhp ortadaki
masamn
üzerine kondu.
Os-
manh
gelenegindeki gibi,
Kur'an
ya
da subaylik gereli ûzerine
degil, bu
ta-
>anca üzerine
yemin
edilecekti. Bu, onlann
Ïhtilâle baghhklarim
ve
gere-
irse silâha sanlmak kararlarun
belirtiyordu. Teker
teker tabancay1
öpe-
ek and
içtiler. Sonra
Mustafa Kemal, 'Bu silah kutsal oldu artik,'
dedi.
'Ï-
ri
saklaym.
Bir gün bana
verirsiniz.
Bu
arada
Mustafa Kemal'in Yafa'daki
görevinin bagmdan aynIrms ol-
lugu istanbul'a duyurulmug, yakalanmasi için
Selânik'e
emir verilmisti.
3ir arkadagmm
nyarisi
üzerine,
Selânik'ten ayrdarak Yafa'ya
döndü. Kaç-
nasmda
yardimci olan komutan
onu
kargiladi
ve
hemen Birü§§aba gehrine
rolladi.
Buraya,
Ïngiliz-Misir
hükümetiyle
Akabe limani
konusunda çikan
iir
anlagmazhk üzerine,
Türk haklanm koriimak amaayla
bir
smtr
kuvveti
;önderilmig
bulunuyordu. istanbul'un, Mustafa Kemal'in hareketleri konu-
unda açtigi
bir sorusturmaya
cevap
olarak
düzenlenen
raporda,
Yüzbagi
VIustafa'mn aylardir Akabe bölgesinde oldugu
belirtildi. Selânik'teki
su-
>ay.
bir bagka
Mustafa olsa gerekti. Osmanh kirtasiyeciliginin
labirenti
çinde,
dosyalar
rasgele
tutulur ve
birbirinin
aym
olan isimler de
ayirt
edi-
emezdi.
Su
kargaphk içinde
böyle
bir hikâye
rahatça yutturulabilirdi.
I
44
ÍMPARATORLUÖUN
GERiLEYÎ$
VE
ÇÖKÜSÜ
,
Akabe, Türklerin elinde
kaldi. Mustafa Kemal de
§am'a
döndü.
Sim-
di,
'sûrgûn'
cezasinm
kaldmlmasim
saglamak
için
gayet
akilh uslu
hare-
ket etmeye baglanngti.
Zamam gelince kolagasi
(yüzbag1)
rütbesine
yüksel-
di
ve Sam'daki
Kurmay
Heyetine gönderildi.
1907 yihnm güzünde
de,
um-
dugu
gibi,
Rumeli'deki ÜçüncûOrdu
emrine verildi.
Ama
oraya
geldikten
sonra
kitaya degil, Selânik'teki Genelkurmaya
atandi.
L
DÖRDÜNCÜ
BÖI,ÜM
'Jön
Türk'
Devrimi
MAKEDONYA
için için
kaymyordu. Kafasi igleyen herhangi
bir
Türkün,
Împaratorlugun
parçalanmak
üzere
oldugunu sezmemesine imkân
yoktu.
Her
yerden
'Makedonya,
Makedonyaldanndir,' bagngmalan
yükseliyor-
du.
Ortahk, Rus
ve
Avusturya
casuslanyla doluydu. Bulgarlar
ashnda ted-
higçi
çetelerden baska
bir
gey
olmayan
'komitact
ordusuyla
devlet içinde
devlet
gibi güçlü
bir yeralti
örgütû
kurmus,
bombalar ve terör
olaylarlyla
her
yana
dehget
saçiyorlardi. Simrlarda
güvenlik diye bir
gey
kalmanugti.
Rum,
Bulgar,
Sirp
ve
Arnavut
çeteleri birbirleriyle
ve
Türk
makamlanyla
durmadan
çat1§maktaydi. Büyük
devletler
ise,
cesedi
didikleyip bölmek
içia
çevresinde gittikçe yaklagarak dönûp
duruyorlardi.
Bu les kargalari gö-
lenine sonradan bir
'davetsiz
misafir'
daha katilmisti:
Drang
nach
Osten
(Dogu'ya
bask2)
amaci
gütmekte olan
Alman
Împaratorlugu.
Bismarck, Ín-
giltere'de
Disraeli'nin dügmesinden ve
yerine
Yunan dostu,
Türk
dügmam
Gladstone'un geçmesinden
yararlanarak,
Abdülhamit'e, Maregal Von der
Goltz
bagkanhginda
bir
askeri
heyet
göndermig arkadan
da Kayzer,
Sul-
tan'a,
çok gürältü
koparlan
resmî bir
ziyarette
bulunmustu.
Dogru
dürüst bir siyaset
güdecek yerde,
hileye ba§vuran
Abdülhamit,
bütün
kozlari birbirine karsi
oynuyor,
yabanclyi
yabanclya,
Tûrk'ü
Türk'e
kargi kullaniyordu.
Rumeli'deki haflyelerinin
sayisim
artirmisti. Simdi
Se-
lânik'Le,
bunlann
kirk bini buldugu
söyleniyordu,
H1ristiydn azinliklar, hiç
olmazsa,
yabanci
devletler tarafindan
korunuyordu. Türkler ise, kendi
si-
mrlari
içinde
basklya
ugrayan
bir azinhk giblydiler.
Çevrelerinde
bir kurtu-
lug
çaresi
ariyorlardi. Görünüge göre, tek
umut,
Türk ordusunun
genç
su-
baylanndaydi.
Îhtilill
hareketi'böylece güçlenmekte
ve
htzla
geniglemekteydi. Împa-
ratorlugun her
yerinde kollar kuruluyor,
özgürlûk
ve
kurtulus dügüncelerini
.I
46 iMPARATORLUÖUN
GERÊLEYÍS
VE
ÇÖKÛ$Ü
bütûn halk tabakalan
arasma
yaymakla
görevli
propagandacilar yetigtirili-
yordu.
Ìhtilâl
hareketi, 1907 sonunda, Mustafa
Kemal'i geride
birakang
bu-
lunuyordu.Selânik'e
dönünce,
Suriye'deki
'sürgün'.cezasimn
kendisini
ha-
reketin
liderleri
arasina
katilmaktan
ahkoymuy oldugunu
act aci
farketti.
Kendi
dar
çerçeveli Vatan
ve
Hürriyet
Cemiyeti, Îttihat
ve
Terakki
Komi-
tesi
diye amlacak olan
daha
genig bir
örgütün geligmesiyle,
gölgede
ve ge-
ride
kalmisti.
Lider adayi üyeler
arasmda,
o zaman
postanede
çah§an
Ta-
lât
ve
albay
olan
Cemal vardi ki,
ikisi de sonradan
iktidann
üst basamakla-
nna kadar
yükseleceklerdi.
Bu cemiyette,
Mustafa
Kemal'in Ali Fethi'den
bagka pek arkadagi
yoktu. Talât'm
girigimiyle, Vatan
ve Hürriyet Cemiye-
ti, bu
kendinden
büyük grupla
birlegti
ve
adi artik
tarihe
karsmq
oldu.
Selänik'in
ötedenberi
gizli cemiyetler
dogurmaya
uygun
bir
siyasi
ha-
vasi
vardi.
Çok
eskiden
de burada Aziz Paul'un
ardmdan
Hiristiyanhgi ka-
bul edenler, Neron'un
zulmünden
kaçmak için
gizli olarak
örgûtlenmisler-
di. Ittihat
ve
Terakki
Cemiyeti de, Farmasonlann
binalanndan
ve teknikle-
rinden
bol
-bol
yararlanlyordu.
Girig
töreninde
aday üye,
gözleri baglana-
rak
pelerinli
ve
maskeli
üç kipinin huzuruna ahmyor
ve
memleketi
kurtara-
cagina, cemiyetin
emirlerini
tutacagma
-ki
bimlann
arasmda, verdigi
õlüm
cezalanm
yerine getirmek
de
vardi--
sirlano
ele vermeyecegine
hem
Kur'an,
hem de lohç
üstüne
yemin ediyordu.
Bu çegit
maskarahklar,
Mustafa
Kemal'in
yarad111pmaaykinydi.
Zaten
önceden
sadece
tabanca üs-
tüne
and içmigken,
bu yeminin içine din karigtinlmasi
sinirine dokunuyor-
du.
Ama
su
strada
Ïhtilâlcilerle
iyi kötü geçinmekten
bagka yapacak
gey
yoktu.
Onlarsa Mustafa
Kemal'i inatçi, kendini
begenmig
ve
atilgan
bulduk-
lan için pek sevmiyorlardi.
Makedonya demiryollanmn
denetlenmesi igi
de,
Mustafa Kemal'in
kurmayhk
görevleri arasindaydi.
ittihatçilar
bu
göre-
vin,
Selânik digindaki
propaganda çaligmalan
için yararh olacagi
bahane-
siyle,
onu
yanlanndan
uzakla§tirdilar.
Strbistan
ovasunn
kenannda
Üs-
küp'e kadar Vardar
boyu Mustafa Kemal'in
bölgesi
haline geldi.
istedigi-
ni
yapamamano
azabt içinde kivranmakla
beraber,
kendi önderlik
yetene-
Š ine
gün
geçtikçe
daha çok
inanmaya
ve çevresine
kûçük
bir
grup
toplama-
ya
baglamigt1.Arkadaglanyla
kahvelerde
ya
da annesinin
evinde bulugarak
gece geç
saatlere
kadar
oturuyor ve
konugup planlar kuruyorlardt.
ikinci
kez dul kalung olan
Zübeyde
Harum, kizaMakbule'yle
birlikte oturmaktay-
di. Ana kiz,
Mustafa'mn
bozguncu çaligmalanna
artik boyun
egmislerdi
ve
bu
gece
toplantilaranda
ihtilâlcif
ere
kendi elleriyle
kahve pigiriyorlardi.
Ïhtilâl
hareketi gitgide
geligmekteydi
ama
henûz
tam
anlannyla
oIgun-
JÕN TÜRK
DEVRÏMÏ
47
.gmarupti.
Olaylarm vakitsiz pallak
vermesine uluslararasi
durum
neden
.du.
Ingiltere
Krali
Yedinci Edward'la
Çar
Îkinci Nikola, Baltik denizin-
:
birtakim
nezaket
görügmeleri yaprm§lardi. Ïttihatçilar
bunu,
Îngiltere'
.n
Türkiye'ye
kargi
siyasetinde
kötü bir degigme oldugu
geklinde yorumla-
.lar.
Henüz
Trakya
ve
Anadolu'daki
subaylan kendilerinden tarafa
çeke-
.lmelt
için
zamana
ihtiyaçlan olmakla beraber,
artik ellerini çabuk
tutma-
.n
gerekiyordu.
Çiinkü
Abdülhamit
de
uyanmaya
baglamisti.
Açikça
faali-
:te
girigerek
Selânik'e
sorusturma
heyetieri gönderdi. ittihatçilarilk heye-
.
a
baskamm vurup
yaraladilar. Ikincisi, rü
vet
ve
wlagma
yolunu daha
uy-
in
buldu.
Cemiyetin
bazi
üyeleri,
birtakim
ödül
ve
terfi vaatleriyle
Îstanbul'a
iginlmiglardi.
Bunlann arasmda, Cemiyetteki
durumu
pek
o
kadar
önem-
olmayan Enver
adinda
bir
genç
binbag
vardi.
Enver,
çagny1
dialemeye-
:k
daga ç1kti
ve
bir direnme
hareketi hazirlamaya
bagladi. 4 Temmuz
202'de Arnavut
asilh, tecrübeli
bir
çeteci olan Ahmet
Niyazi
admda
bir
izbagi,
yamna
Manastir karargâhmdaki taraftarlanm da katarak
onn
izle-
L Cemiyet
igleri
için
o
dolaylarda bulunan
Ali
Fuad,
yamna
bir
müfreze
r
alarak Niyazi'nin
yardinuna
kogtu
ve
ona, amacim
açikça
ilân
etmesini
Syledi. Niyazi,
isyan halinde
oldugunu
Sultan'a bir telgrafla bildirdi. Ce-
Liyet
de
1876
Anayasasimn geri getirilmesini isteyen
bir bildiriyle ortaya
.hti.
Padigah
hemen
Anadolu'dan Rumeli'ye asker
gönderdiyse de, bunla-
n
bagmdaki
subaylar da isyancilar<hn
yana
geçtiler·
Abdulhamit, yenilmig oldugunu anlamisti.
Ïki
günlük
bir
tereddütten
mra
-ki
bu
arada müneccimbagisma
damstigx
säylenir--
Cemlyetin
ülti-
tatomunu kabul etti.
Ïttihatçilar
istekleri
reddedilirse,
Îstanbul'a yûrüye-
:klerini
ve onu
tahttan indirip yerine kardegini geçireceklerini söylemig-
rdi.
Sûray1
Devlet'in
sabaha kadar süren bir toplantismdan
sonra
Abdül-
amit,
bir kugak
önce
kaldirdigi
Anayasayi geri getirmeyi kabul
etti.
24
emmuz'da açiklanan
bu haber, bütün
Imparatorlukta büyük
bir
sevinç
ya-
itt1.
Niyazi
askerleriyle
beraber, 'Hürriyet, Uhuvvet, Müsavat,
Adalet'
ya-
.11 sancaklarla
süslenmig olan Manastir'a girdi. Ama siyasetten pek hog-
mmadigt
için
çok
geçmeden
memleketi olan Arnavutluk
daglanna
çekil-
L.
Beri yandan
genç
ve
gösteri§li Enver,
Selânik'teki Olimpos Otelinin
alkonundan muzaffer
bir
tavirla halki selâmhyor
ve
müthis
bir
kalabahk
trafwdan
gûnûn
politik kahramam
olarak alkiglamyordu.
Halka keyfi ida-
min artik
sona
ordigi
ve
bundan
sonra
din
ve
irklari
ne
olursa olsun,
bü-
in
vatandaylann
Osmanh olmaktan geref duyarak,
birarada karde;
gibi
1;ayacaklanm
bildirdi.
.
.
I
-
48
ÍMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÏQVE
ÇÖKÜSÜ
,
Enver'in dedikleri, sevinç sarhogluguyla
dolu ilk
günlerde gerçeklegi
gibi
oldu. Müslüman
hocalar, Hiristiyan papazlar, Musevi
hahamlar, yol
larda kucaklapp, kolkola geziyorlardi. Türk kadmlan peçelerini
yirtip
atti
lar. Hapishane kapilan
ardma
kadar açildi.
Íçeride
yaglanip
gitmig
siyase
suçlulan,
günese kargi gözlerini kirpigtirarak
dt§ari çiktilar
ve
artik
yüzleri
ni
bile
unutmus
olduklan lusim
akrabalanyla kucakla§tilar. Aubrey
Her
bert'in deyisine
göre
Ïstanbul,
'bir
gül gibi panldlyor
ve
heyecandan titri
yordu.'
Halka durmadan
söylevler'veriliyor,
demokrasi ilkeleri açiklaruyor
du. Henüz
ne
oldugu
pek
bilinmeyenbüyülü 'Megrutiyet'
kelimesi
herke
sin agzmda
dolagiyor
ve
sanki
cennet
vaat ediyordu. Böylece yeni
bir çaj
a
çilmigt1.
Mustafa
KemaPin bu
çok önemli olaylarda
bir
rolü
olmamigt1.
Selâ
nik'teki okul
balkonunda, Enver'in
arkasmda silik bir
siluet
gibi duruyor
du. Enver'inse
hürriyet kahramam olarak
sivrilmesi
az
çok
rastlantlydi.
Eu
nunla
birlikte
o
da bu
role
yaraµyordu.
Üniformasi
içinde
tig gibi
narin
zarif
ve
pml pml,
o
bakimh
biyiklan
ve
keskin selâm
ahylanyla
halkm

zünde,
yakisikli
genç
Türk
subayinin
tam
bir
örnegini
canlandinyordu.

rekliligine
diyecek
yokta. Dügman ategi
altmda
bile
istifini
bozmadan
as
kerlerinin
önûnde
yürürdü.
Kendini begenmig
oldugu
için halkin
o
hayran
hk
gösterilerinden
bûyük.haz duyar,
bir
aynanm
önänden
geçerken
gö:
ucuyla
kendine
bakmadan
edemezdi.
Dindardi,
savaga
girerken
koynun·
dan Kur'an'i
eksik
etmezdi.
lçkisi,
sigarasi yoktu.
Özel
yagay141
da lekesiz·
di. Saraym ahlâksizhk
ve
dügüklûgüne karsi yönelmig olan
bir ihtilâl hare-
ketinin
burjuva duygularmi
tam
okgayacak
bir
gey.
Ama bu, aym.zamanda
romantik
bir ihtilâldi
ve
Enver de
onun
istedigi
gösterigli
romantik
hayal
canlandmyordu.
Karakterinin
hemen her yönûyle Enver'in
tam
kargiti olan Mustan
Kemal ise,
onu. gans
eseri
kahraman
rolüne
firlatilmq bir kukla olarak
gö-
r
ü.yordu.
Olimpus Otelinin balkonundaki gösteriden
sonra
Kristal
gazinosu
na
gitti. Orada, Ìhtilâlserefine kadeh kaldmp Enver'i göklere
çikaran
su-
bay
arkadaglarim
buldu.
Sinirlenerek,
'Ne
bu, hep Enver'i övüyorsunuz!
diye
söylendi.
'Enver de Enver; Enver'den
bagka bildiginiz yok. Onn
bt
kadar
yûceltmek iyi
bir
gey
degil
Subaylardan biri, 'Enver'i kiskanma,' dedi. 'Hürriyet için daga
çikt
o.
Elbe
tre'
överim.
"Niçin kiskanmayayim?
Ben de
orta
halli
bir
ailenin evlâdlyim.
Anla-
JÕN TÜRK
DEVRÏMÏ
49
miyor
musunuz?
Bütün bu övgü
ve
söylevler sonunda
öyle gimaracak,
ken-
dini öyle
begenmeye baslayacak
ki, ülkenin
bagina belä kesilecek,' Evet.
Mustafa
Kemal, Enver'i kiskamyordu,
ama
kendi yeteneklerine, ondan
üs-
tün
olduguna sarsilmaz
bir inanci
oldugu
için. Yoksa
onun
askerlik baki-
mmdan
degerini övmekten geri
kalmazdi. Ama,
Enver'in kendinden bekle-
r2ecek
igieri yapabilecek kiratta bir
adam
olmadigira ilk bastan
görmügtü.
Gerçekten
de.çok geçmeden güçlükler
birbirini kovalarnaya ba§ladi.
Jún
Türkler diye amlan subaylann yurtseverlikleri
tartigilamazdi,
ama
siya-
set
bakimmdan
tecrübeleri, daha dognisu belirli bir siyasetleri yoktu. Îbti-
lâlin tek
amact
Abdülhamit'i dize
getirmek ve her derde deva
sayilan
o
ilâ-
ei,
yani
megrutiyeti
elde
etmekten
ibaret kalmisti. Bunun digmda onlaan
yapligt ashnda
tutucu
bir devrimden bagka
bir
gey
degildi.
Ardinda
herhan-
rgi
bir
ideoloji
ya
da
program
yoktu. Osmanh Ïmparatorlugununkarsi kargi-
ya
bulundugu temel sorunlar anlay1hp
incelenmig degildi.
Çagdag
dünyay1
etkileyen milliyetçi
akimlari
göremeyen
ve
ruhça emperyalist
olan Jön
Tarklerin istedigi, sadece atalarmm
Irnparatorlugunu daha liberal
bir
bi-
çimde särdürebilmekti.
Ïttihatçilarn getirdikleri
rejimi
bundan öncekilerden
ayiran en
önem-
li
nokta,
Anayasa güvenligi
altmda
olmasiydi; halka
Ïttihat
(Birlik)
ve
Te-
-
rakki
(ilerleme)
vaat
edlyordu. Birlik; yani
hangi
irk
ve
dinden
olursa ol-
sun,
bütün vatanda§lara
aym
hak
ve
görevlerin
tamnmasi. Ilerleme; yani
egitim, ögrenim
ve
ekonomi alanlarmda
geligneler. Ve Fransiz Ïhtiläli'-
nin
ilkeleri
olan
'Özgürlûk,Egitlik
ve
Kardeglik'
slogamna eklenmig
olan
A.dalet.
Ama,
Türkler yine
Osmanh kalacaklardi. Bagimsizlik
için
sabirsiz-
lanan Hiristiyan
azinhklanna sunulan
tek
gey,
bir Türk
devleti
içiride
ayri
iinden özgür birer
vatandag olabilme
hakkiydi.
Buna karsi gösterilen tepki hizh oldu.
ihtilâl, Jön Türklerin umdugu
ibi, Imparatorlugun çözülmesini õnleyecegi yerde,
luzlandirmaya yaradi.
Bu
tepki, aslmda
bir Balkan kargi-devrimi
niteligindeydi.
Megrutiyetin üze-
inden daha
üç
ay
bile gegmeden, Bulgaristan, bagimsizligim ilân
edecek;
lyns
hafta içinde
Avusturya, Bosna-Hersek'e el
koyacak
ve
Girit, Yunanis-
an'la
bislegmeye karar
verecekti. Avusturya'mn
Berlin
Antlagmasini
hiçe
sayan
bu
hareketi, uluslararasi kurallarm
tek
tarafh
bozulmastyda ki,
Sir
Edward Grey, bunu izieyen
'Avrupa'mn anarsi çagi'm
bu
olaya
baglamak-
Mustafa Kemal, olaylardaki
karigikhgi bütün ç1plakhgiyla
görebiliyor-
Ja.
Yeni
idareyi
açikça elestiriyordu.
Hemen her
gece,
çocuklugundan
be-
ri
ahgik oldugu Selânik kahvelerinde subay
arkada§lanyla
oturuyor, içip
Atatürk |F:
4
50
iMPARATORLUÖUN
GERÍLEYͧ
VE
ÇÖKܧÜ
,
konuguyordu. Îhtilâlden
sonra
bütûn yasaklardan kurtulmog
olan
Olimpus
ve
Kristal gazinolar, kaldinmlara, hattâ caddelere dogru
tagrug
ve masa-
lari
tramvay
raylanna kadar yaklagmisti. Deniz kiyisimn öbür ucunda,
bü-
tün
koyu tepeden
gären
ve
aksam rûzgânm alan
yuvarlak Ortaçag kulesi-
nin
dibinde de Beyaz Kule
diye
yeni
bir
gazino
açãmisti.
Burada konugma
sesleri,
sokak saticilarimn
yaygarasma
ve
kalabahk
mermer
masalardar
yükselen domino
ve
tavla
§akirtilanna kangirdi.
Mustafa Kemal'in
keskin
sesi,
bunlann
arasmdan yükselerek, çevresi-
ne
açikhkla
yanstrdi. Güçlû bir gekilde
tartigir,
kendine kargi çikanlan
mat
ederdi.
Ïttihatçilariaçakça
ve
sözünü
sakimnadan
yeriyordu. Ihtilâl
ya-
pilmig
ve
megrutiyet
ilân
edilmig olduguna
göre,
Ittihat
ve
Terakki Komite-
sine artik
ne
gerek vardi?
Bu Mustafa
Kemal de
can
sikiyordu artik.
Bir görev
nydurup Selâ-
nik'ten uzaklagtmlmasi
gerekiyordu hem de bu sefer
Usküp'ten
filân da-
ha da
uzaklara.
Bu
sirada
bir
firsat
çikti.
Trablus'taki Cemiyet
temsilcisi
oradan aynldiktan
sonra
kangikliklar
olmustu.
Kendisinin bulunmadtgi.bir
toplantida, durumu
gözden geçirmek, Ittihat ve
Terakki adma gereken
ön-
lemleri almak üzere Trablus'a gönderilmesi kararlagtirildi. Mustafa Ke-
mal.bu
karari duyunca
ardmdaki
nedenleri
hemen
sezdi. Anlagihyordu ki,
dägmanlari
Trablus'u
onun
gerçek
olmasa
bile,
siyasî
mezari
olarak
seç-
miglerdi.
Buna
ragmen
o,
âdeta
bir
meydan
okuyug olan bu
öneriyi kabul
etmeyi
uygun
buldu
ve
gereken
parayi
aldiktan
sonra,
Kuzey
Afrika'ya
gi-
den bir gemiyle yola
çikti.
Yolda
gemi
Sicilya'da bir limana
ugradi. Mustafa Kemal
bir
yol arka-
dagiyla beraber kiyiya çikti
ve
arabayla
bir gezinti
yapti.
Yolda çocuklar,
baglanndaki
fesleri
alaya alarak üzerlerine
limon kabugu
auilar.
Mustafa
KemaPio
milli
gururunun
incinecegi
umulabilirdi. Ama öyle olmad1.
Aksi-
ne,
o
agradigi
hakarete kizacagi yerde,
o
andan
sonra
bagudaki festen
--Osmanh itibanmn bu
sokak çocuklarma
bile
maskara olan sembolünden
nefret
etmeye
bagladi.
Ïttihat
ve
TerakkPnin, henüz
Araplar
ve
daha da
gerici olan Türkler
üzerinde
tam
otorite saglayamamig oldugu Trablus'ta, Mustafa
Kemal düg-
manca bir
hava ile kargilagti. Cemiyet
temsilcisi
olarak,
önce bölge komu-
tam
olan
pa amn
dostlugunu kazanmasi
gerekiyordu. Bu igi, pagayla kahve
içtikleri
sirada,
tehditle diplomasiyi
birarada
kullanarak
bagardi.
Birtakim
Arap isyancilarimn kendisini ele
geçirmeyi
tasarladiklarim ögrenince, hiç
çekinmeden,
isyancilarm karargâln olan camiye gitti. Elebaglarma, hükü-
metin gikâyetlerini
dikkate
alacagma
söz verdikten
sonra
avludaki
kalaba-
I r
JON TURK DEVRIMI
51
gm
õnünde
säz
aldi.
Onlan,
din kardeglerim
diye selâmlayarak,
uzun,
tegli
bir
konusma
yapti
ve
yeni rejimin
gücünû
övmekle
beraber bu gücün
adece
onlari korumak ugruna
kullanilacagim
Israrla
belirtti.
Bu sözler
inleyenleri etkilemige
benziyordu.
Ama kurnaz
bir
adam olan Arap geyhi
onu
çagirtti
ve:
'Sen kimsin,
e
gibi yetkilerin var?' diye sordu.
Mustafa Kemal cebinden,
Cemiyetin
rmi§
oldugu
yetki.
mektubunn
çikarinca
geyh güldû
ve
kendi cebinden,
una
benzer üç
belge
çikanp
gösterdi: bimlar daha önce
gelen
ve
gelir
gel-
tez hapse atilan
temsilcilerin itimat
mektuplarydi.
Mustafa Kemal,
taktigini hemen
degigtirdi. 'Istersen
bu
kâgidi al,
.rt,'
dedi. 'Benim kâgida ihtiyacim yok. Dogrudan
dogruya seninle komly-
taya
gelmig
bir adam
say
beni.'
Seyh, 'Öyleyse
seninle
konugabilirim,'
dedi. Ve
sonunda
öteki
üç
tu-
ilunun
da serbest
birakilmasi komusunda
anlagtilar.
Selânik'e dönmeden önce Mustafa Kemal, Bingazi'ye
de ugradi. Bu-
Ida
Mansur admda
güçlä bir Arap geyhinin,
Türk yönetimine
kafa
tuttugu-
1 gördü.
Mansur, idarecileri
kukla gibi
oynatlyor, onlara her
istedigini
tpbuyordu.
Mustafa
Kemal,
bu
sefer,
daha
sert
hareket
etmek
gerektigi-
:
karar verdi.
Seyh
kendilerini ziyarete
geldigi
zaman,
hemen
saldinya
:çerek
onu
tehditle karigik olarak azarladi.
Sonra
da, bölgenin komutam-
t, bütün askerleri
bir denetleme için
kigladatoplamasim söyledi.
ÕtekisubayIar, bu denetlemeyi kusur
bulma bahanesi sanarak,
itiraz
lecek oldular.
Mustafa
Kemal,
övgü sözleriyle
onlann güphelerini
yatig-
·di.
Sonra kendilerine ufak
bir
piyade
talimi yaptiracagim söyledi. Subay-
r
buna
razi
oldular.
Mustafa Kemal onlara talimat
verdi: Bingazi
dogru-
ndaki
bir piyade alayi soldan gelen
bir dûgmana karsi
yürûyor;
o
strada,
g
taraftan yaklagan
daha güçlü bir dügmana kargi
koymak için
dönüg
yap-
a
emri aliyor.
Bu
hareket, kimsenin güphesini
çekmeden
yapildi
ve
son
hedefin
§eyh
ansur'un
evi
oldugu
ortaya
çikti. Ev
bir anda sanlmigti.
Íçerden eli
be-
z
bayrakh bir adam çikarak
teslim olduklarim
söyledi.
Mustafa
Kemal,
ansur'un gelip kendisiyle
görügmesi
koguluyla
kugatmay1kaldirmaya
ra-
oldu.
Bu
görügmede
de yeni rejimin niyederini
ve devrim
programim
yh'e anlatti.
Seyh,
koynundan
bir Kur'an
çikararak:
'Halife Efendimize
¡meyeceginize
dair bu kitap üstüne
yemin
eder misiniz?'
diye sordu.
Mustafa
Kemal, Kur'an'1 alip
öperek:
'Bu Kitabi kutsal
sayarim,'
de-
'Onun
ve
kendi gerefim
ûstüne
yemin
ederim ki,
bu Kitabm içinde
yazi-
i
ilkeler geregince
Halife denilen adama ilismeyecegim.'
Böylece
dini
52
ÏMPARATORLUÖUN
GE
RiLE

S
VE
Ç
ÕKÜ

-
kuruntulan
yatigan ve
gerefi kurtulan
$eyh,
siyasal yenilgiyi
kabul
etti.
Ya
pilan
anlasma sonunda,
hükiimet ve
ordunun
otoritesi
teltrar
tanituyor
vi
akilei
bir güç
dengesi kurulmu.) oluyordu.
Mustafa Kemal, görevinin sonucundan
memnun
olarak Selânik'e dön
dü.
Askerlikle diplomasiyi birarada yürütmekteki
ustahgim kendi kendini
kanitlamisti; bunu
ondan bagka degerlendirecek
kimse olmasa
bile.
I
BE$INCI
BOLUM
Kary Devrim
I
--
USTAFA KEMAL,
Kuzey
Afrika'dan yurda
dönûnce
siyasal bir
huzur-
izlukla
karsilagti.
Kaçmilmaz olan
tepkiler ba§göstermigti.
ittihat
ve
Te-
.kki
daha
basta
yabancilarm hizla kargi koymalan yüzünden güçlüge ug-
.m2gti.
Simdi
de
içeride gitgide
artan
bir
muhalefetle kar§ilagmaktaydi.
evrimeilerin. gerekii gücü kendilerinde bulamadiklan
için deviremedik-
ri Abdülhamit,
hâlâ tahtmda oturuyor
ve
zamanm
kendi lehine igledigini
liyordu. Tahtta kaldigi sürece
henüz
ayakta
duran
gerici
çevrelerin
gõzü
xian aynlmayacakti. Egitimsiz halk
yagmlan
kendisine
hâlâ bagh kahyor
onu
yalmz
Halife
degil,
Taurf
mn
yeryúzündeki
gölgesi
saylyorlardi.
·
Hem
sonra
devrim Selânik'ten
çikm16th
Selânik
ise imparatorlugun
,erkezi
degildi..Íttihalçdar
istanbul da durumu
tam
olarak ellerine alama-
oglardi.
Zaten baglangiçtan beri Jön
Türkler, iki kargit egilimli kûmeye
ynlm1§
durumdaydilar. Sagda
asd
'Merkez-i Umumî' bulunuyordu. Ïtti-
it'i,
yani
birligi,
merkeziyetçi
bir bükümet
biçiminde
görüyor
ve
otoriter
i.r ruh
tagiyordu. Sol kanatta ise, birçok küçük gruplara
aynlmig liberaller
irdi
ki, bunlar daha demokratik ilkeler
üzerinde kurulup
azmhklara
acrklik
haklari
taruyan
'aderni
merkeziyetçi' hir
rejimden yanaydilar.
çak
bir güç
denemesinde
a§inlar
agir
basarak,
liberal bir
sadrazam olan
ämil Paga'yi dügürüp,
yeri=nekendi seçtikleri
birini
geçirdiler. Bu,
sadece
unhlari öfkelendirmekle kalmadi, gizli gerici
güçlere de kaplyi
açmig
ol-
Gerginlik gittikçe
artlyordu. Durumdan
hognut
olmayan çegitli
unsur-
in alevlendirmek için ufacA bir olay
yetecekti. Bu da bir
gece
Galata
.
öprüsünde
liberal bir gazetenin
önemsiz
bagyazarmin
sözde
Ittihatçilar
liyle
öldûrûlmesi
§eklinde
ortaya
çakti.
Gazeteci,
basm
özgürlügünün bir
obidi
clarak, iyi bir
mizansenle
topraga
verildi.
Sonuç
olarak gerlat
ve
I
- i.I
54
-
ÏMPARATORLUÖUN
GERÌLEYÌSVE
ÇÖKÜSÜ
onun
temsil ettigi
'üstûn
Islâmotoritesi' adma,
bir kargi
devrim
patlak
ver-
di.
12
Nisan 1909
(31
Mart 1325)
günimün gecesinde, Birinci
Ordu'nun
birçok birlikleri
k261alarmda
bagkaldirdilar.
Subaylardan
bazilanm hapse-
derek, bazilanni da
vurup
öldürerek Galata
Köprüsüne indifer, §afak
sö-
künce de Ayasofya meydamndaki
Meclisi Mebusan
binasi önünde
toplandi-
lar. Yolda
aralarma
ba§ka birlikIer de kardmig,
hattâ Firka'nm
Selânik'
ten
gelmig olan
kendi birlikleri bile taraf degigtirerek
isyancilarla
birley-
miëlerdi.
Medrese ögrencileriyle,
erlere nutuk
çeken
beyaz
sarikli
hocala-
rm
araya
karismalari,
kesik kesik,
'Seriat
isteriz!'
diye bagiranlari
büsbü-
tün
azdirmigti. Bäylece isyancilar,
Meclisi Mebusan binasim bastilar Mec-
lis
bagkamnm çekilmesini,
Firka'mn
kapatilmasim,
hükümetin istifasim,
yeni
bir hükümet
kurulmasim istiyorIardi. ittihatçilar,
Meclis'ten
kaçip sak-
lanmiglardi. Ïsyancilar,
Meclis'te dinleyicilere
ayrilmig
yerlere
oturarak
sa-
birs2zhkla
ve
arada bir de alayli gekilde
lâfa karigarak
tartigmalarda
hazir
bulundular.
Sonunda isteklerini
Sultan'a
bildirme karari almdi.
Abdülha-
mit
ancak, akgam
üzeri yeni
bir sadrazam
tayin
etmeye karar
verebildL
Orta derecede
bir
megrutiyet
taraflisi
sayllan Tevfik
Paga'yi seçti. Haberi
isyanci
askerlere
bir süre õnce hafif bir felç geçirmig olan
yeni Harbiye Na-
zo
boguk ç2kan bir sesle
bildirdi.
Askerler,
sevinçten,
tüfekleriyle
havaya
ate:
ederek
dagildilar. îstanbul'u
bütün bir
gün
ellerinde
tutmuglardi
ya,
ye re
idi.
Ne
var
ki
bu, Abdülhamit'in
tahtmi kurtaramayacakti.
Selânik'in
tep-
kisi çabuk
ve
sert oldu. Merkez-i
Umumi
toplanarak,
derhal askerle
müda-
hale karari
aldi
ve
bilgili bir komutan
olan Mahmut
Sevket
Pa§a'run
emri-
ne
bu is
için önemli
bir kuvvet verdi. Mustafa Kemal,
toplantly1, asik
surat-
la
ve
ses
çikarmadan
izlemigti.
Trablus'daki
bagarilari, kendisine
Mer-
kez-i Umumi'de pek
az
bir
itibar saglarms,
terfi bile etmernigti. Hâlâ ada
sam
pek azulmayan
bir kolagastydi. Atagemiliter
olarak
bulundugu
Berlin'
den, harekâtta
üzerine
dügen rolü
oynamak için aceleyle
dönen
Enver'in
bu
olaylardan
kendisine çikaracagi
zafer
paymi,
gimdiden
kestiriyor
ve
bu-
na
cam
sikihyordu.
Bununla
birlikte, Mustafa Kemal'e
ilk olarak
kurmayhk yetenegini
göstermek firsati
verildi. Mahmut
Sevket
Papa omrindeki
bir
tümene
-ki
aslmda
bütün
orduya-
kurmay
bagkam
atands Hareket
plânlanm hazirla-
mak
için büyäk bir dikkat
ve
çaba
gösterdi. Kuvvete,
Hareket
Ordusu
adi-
mn
takilmasi,
biraz
da
onun
dügüncesiydi.
Bu
ordu, yönetim, disiplin,
mo-
ral
ve hareket
çabuklugu bakimmdan,
genç
Türk subaylarlyla
onlano
egiti-
KARSI
DEVRÍM
55
line
yardimci olan Alman
heyetinin
ö¾ebilecegi
bir
eserdi. Ordu,
bir
aftaya varmadan,
Ïstanbul'ukaradan kugarmig
ve
karargâlum
surlann
he-
1en digmdaki Ayastefanos'ta
kurmuy bulunuyordu.
Denizde
ise, mürette-
ati,
Firka tarafim
tutan
savag
gemileri, kugatma zincirini
tamamlamaktay-
i. Mahmut
Sevlet
Pa§a'ya,
zahmetinin
boguna
oldugunu söylemeye gelen
ir
Meclis
heyeti,
nazik
bir
red cevabiyla
geri
çevrildi.
Merkez-i
Umiimi'nin ileri gelenlerinden
çogu ve
bu
arada
bir hafta
nceki
olaylardan
beri
gizlenmekte
olan bazi
mebuslar
da orduya
katilmig-
.
Bunlar gehre girmeden önce, komutanlarla bagbaça
verip,
Padigah'i ne
apacaklarim
kararlagtirmak için bir Mil1î
Divan
kurdular.
Hepsi
onu
tah-
.ndan
indirmek dügüncesinde birlegiyor, kafasi
çok kizanlar ise, idammi is-
.yorlardi. Sonunda, Padigah'm
tahttan
indirilip yerine veliaht olan kardegi-
in geçirilmesine karar
verildi. Ancak,
subaylar,
Ïstanbul
halkmi
teläglan-
irmaktan,
hattâ
kendi askerleri arasmda hognutsuzluk çikarmaktan kork-
2klar
için, bu karan açiklamadilar.
Mahmut
Sevket
Pa§a, §ehir
halkim yatistirmak
amacim
güden bir bil-
iri yayinladi. Ïsyancilar
cezalandir11acak, sivil
halk korunacakt1. Görevle-
inden biri
de
Mahmut
Sevket'in
telgraflanni
kaleme almak olan Mustafa
lemal,
bildirinin
yazilmasma yardim etmigti. Hüseyin Rauf admda
genç
ir
deniz
subayi
onu
telgrafhanede
gördü. Soluk
benizli,
yorgun ve
sessiz
uran
Mustafa Kemal,
omzuna
bir pelerin
atmig,
koltukta
oturan
Mahmut
evket
Paga'mn
emirlerini
not
etmekteydi.
Deniz Kuvvetlerinin
ortak
hare-
âtml
planlamakta olan
Bahriye Nazm Cemal Paga, Hüseyin Rauf'la Mus-
ifa
Kemal'i tamstirdi. Bu önemli
bir
kargila§maydi, çñnkü
Rauf,
sonradan
fustafa Kemal'in
en
yakm arkadagi
ve
yardimcilanndan
biri
olacakti.
Geceleyin kurtulug kuvvetleri sessizce §ehre
s17maya
bagladi.
Õgleye
adar
sûren
sokak çarpigmalarindan
ve
bellibagh
iki kiglamn kugatumasm-
.
an sonra,
Îstanbul'u
ele geçirdiler. Ísyamneleba§lanndan
birkaçi,
Galata
öprüsünde,
halkm gözü
önünde asaldi.
Mahmut
Sevket
Papa gerçekten sö-
Emde
durmug
ve
sivil
halke iligmemigti. Ama yine de bir Rum
vatandag,
'imes
gazetesinin
muhabirine,
bir
çukur
içindeki
cesedi
göstererek, buuun
'imes'm
muhabiri oldugunu söylemekten
geri kalmadt.2
Firka, Sultan'm tahttan indirilmesinin,
yasal kogullar içinde
ve
gerlat
urallarina
göre
yapilmasim
kararla§tirmigti.. Meclis
toplandi.
Seyhûlislâm
,temeye
istemeye
Padigah'm
tahttan indirilmesi için fetva
vermeye razi
Yegiiköy.
Phing Graves, Briton and Turk.
56
TMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÍSVE CÖKÜSÜ
edildi.
Böylece
Abdülhamit
oybirligiyle
tahttan indirildi
ve
kendisine bú
haberi
uygun
gekilde
bildirmek için
Yddiz
Sarayi'na bir heye
t
gönderildi.
Sultan, 'Kismet
böyleymi
,'
dedi. Sonra hayatimn
bagglampbagiglanmaya-
caşm
sordo. Heyetin bõyle
bir
soruyu
cevaplandirma yetkisi
yoktu. Padi-
§ah
öfkeden
titreyen bir sesle, 'Bu felâkete sebep olanlan
Allah
kahret-
sin!'
dive haylordi. Yamnda bulunan küçük
torunu
aglamaya
ba§ladt; he-
yet
de
bu
arada saraydan ayn1di. Akyam üzeri Radigah'i
istasyona
götür-
mek
üzere
bir
subay
heyeti geldi. Kendisi için özel
bir
tren
hazirlanmisti.
Sürgün
edilecegi
yerin,
basma bütün
bu felâketleri
açan
Selânik oldugunu
ogrenince, Abdülhamit, bag haremagasmm
kollan
arasina
dü§üpbay11di
Bu strada Abdülhamit'in küçük kardegi Mehmet
Regat,
tahta geçiril-
mek
ûzere, agabeysinin
kendisini otuz yildir hapsetmig oldugu
saraydan
çi-
kanldi. Utangaç,
nazik
bir
ihtiyar olan
Mehmet Re§at
cülus
töreni için ka-
yilda Bogaz'dan geçerken
top
seslerini
duyunca, korkudan benzi atti.
Bu-
nun,
§erefine
atilan yüz bir
parça top
oldugunu
söylediler
ama,
rengi
an-
cak
karaya çikip
da
'Padigahim çok yaga!' seslerini
duyunca
yerine
gelebin
di_ Beginci Mehmet
adiyla
Padigah
ve
Halife
ilân
edildi.
isyanbastmlmi§, Ïttihat
ve
Terakki
tehlikeyi
atlatmigti. Ama
igleri lyi
yönetemedigi de açikça ortadaydi. Diganda, giddetini
artiran
dig baskilara
kary koymay1bagaramam1§, içerideyse saglam,
temelli
bir
politik bünye
kuramamigti. Mustafa Kemal'le Mahmut
Sevket
Paga'mn maiyetindeki
ar-
kadaglanndan
birkaç
subay, bu
ba§ansizhim
nedenini,
ordunun siyasete
karigmasmda
buluyorlardi. Hüseyin Rauf da
aym
dügüncedeydi.
Karargâh-
ta
tekrar bulugmuy
ve
durum hakkinda
uzun
uzadiya konugmuglardi.
Rauf,
görevli olarak
Îngiltere'de
bulundugu
sirada,
orada gördügü demokratik
kuruluglara derin bir
saygi
ile baglanmigti. O
da,
Kemal gibi
ittihatçalider-
lerin,
serbest seçimle
baça gelmig bir parlamentoya degil de, kuvvete, yani
ordunun destegine
dayandiklanm ileri sürüyordu. Bu,
degil
yalmz
amac:
ülkeyi
kalkmdirmak
olan megrutiyet rejimi
için, vatam
korumakla görevli
olan ordu için
de tehlikeli
ve
zarash
bir
yoldu. Resmi
raporlar
da bu
görü-
un
dogrulugunu belittecekti. Îsyamn
nedenlerini
aragtirmakla
görevlendi-
rilen
kurul,
kary devrimin, önemIi
mevkilerdeki
bazi
subaylann askerlik
görevlerini
ihmal
ederek,
siyasetle
ugragmalan
sonucu ortaya
çikmt§ oldu-
guna
karar
vermisti.
KemaPle
Rauf
un
dügüncelerini, Kâzim
Karabekir
adinda
genç
bir
so-
bay daha
paylagmaktaydi.
O, bu dügünceleri
1908
Îhtilâli henuz patlama-
KARSI
DEVRÏM
57
ne
särmü§tü. Aym tezi destekleyenlerden biri de Ismet'ti
(Ïsmet
Ìnö-
O da
ölekiler gibi askeri okullardan
yetigmi§,
oldukça kültürlü
bir
su-
di.
Mustafa Kemal
kendinden iki
yag
küçük olan
bu
subaym
kipiligini
eniyor
ve
meslekteki
ilerleyisini sayglyla izliyordu. Mustafa Kemal, Se-
ik'teki
Üçüncü
Ordu'da
ihtilâl
için çahgirken,
Ï
smet
de Edirne'deki
aci
Ordu'da
ayru
amaç
için çaba göstermigti. Bir yandan Selânik'teki
hi
Bey'le
öte vandan Ìzmir'deki subaylart ibtilâle haz2rlavan Dr.
Na-
la
baglanti
kuŠ ulmustu.
Hareket
Ordusu'nun demiryolu ulagimlyla
gö-
li olan Refet admda enesjik
bir
subay
da
Ismet'i destekliyordu.
Orduda
lece,
rejimin özünü degilse
bile,
yöntemlerini açikça elestiren,
yurtse-
subaylardan kurulu küçük
ama
etkili
bir
grup
dogdu: Mustafa Kemal,
hi, Rauf,
ÏSmeE,
Kâzim Karabekir, Refet,
Ali
Fuat
ve
bir
askeri
doktor
n
Tevfik Rügtü ile birkaç kigi daha. Enver
ve Merkez-i Umumi'deki
h-
atçilar,
bu gruba gitgide
artan bir
kusku ile
bakmaya bagla<iilar.
Mustafa Kemal, kendi grubunun dügünügünü, Merkez-i Umumi üyele-
e
bildirmig,
ama
kimse lafma kulak
asmamigo.
Partidekiler
omm
içtenli-
e
pek inanmiyorlardi, bunda da büsbütün haksiz degildiler.
Çünkü
Mus-
1
Kemal'in hem
asker,
hem de siıaset adami olmak
niyeti aç2kça
belli
yordu. Bununla birlikte, içtenlikten
büsbûtün yoksun degildi. Ortada he-
düzenli siyasi partiler
olmadigma
gõre devrimin
su
strada
ancak ordu-
2
destegi
ile güçlenip
toparlanabilecegini
gayet
iyi biliyordu. Bu yüzden
unun
bu dönemde,
teorik
bakundan
zararli
olsa bile, siyasete
pratik cla-
yarari
dokunabilirdi. Ama politikanm
orduya
zarar
vereceginden
güp-
edilemezdi.
Son
olaylar
da bunu ispatlamigi. Bir
yurtsever
ve
asker
ola-
Mustafa Kemal, ordunun
ve
dolayisiyla durumu gittikçe naziklegen
ül-
n
gelecegini tehdit
eden
bu
tehlikelerin varligma
içten
inamyordu.
Ïttihat
ve
Terakki
Firkasima yllhk kongresi.
Ïstanbul
un
kurtulusu'
ui
ùç
ay sonra,
Selânik'te toplandi. Kongreye, Trablus
delegesi olarak
ilan
Mustafa Kemal, grubunun sözcülügunü
yaFarak ilk Isez
siyaset sah-
inde
görürunüg
oldu.
ÎmpÃratorlugun
ve
megrutiyetin sûrmesi
isteniycr-
askeri
bir partioin degil, bir
yanda güçlü
bir
ordunun, öbür yanda da
le bir partinin
gerekli oldugunu
ileri
sürdü.
Üyeler,
bu dügünceyi yadir-
m§lardi.
Ama, Mustafa Kemal
geçici olarak
dikkati üzerine çekti. Iki
ndiye
birden
hizmete kalkigan
bir
subay,
hem
kötü bir
asker,
hem de
ü bir
siyaset adann olmaya mahkûmdur, diyordu.
Son isyamn gösterdigi
i,
askerlik görevlerini
savsaklar, balkla iligkisini kaybeder
ve
bõylece si-
I
I
-
I
.
58
IMPARATORLUÖUN
GERILEYIS
VE ÇOKUbU
,
yasî kargagahklara
ve
genel
hognutsuzluga sebep
olurdu.
Bundan
da
zarar
görecek ülkeydi. Subaylar
ya
partide kahp ordudan
aynlmah,
ya
da ordu-
da
kahp
partiden
çekilmeliydiler.
Sonra da
askerlerin
siyasal kuruluglara
girmesini önleyen
bir kanun çikarilmaliydi.
Mustafa KemaPin tezindeki güçlü ifade
ve
mantik,
ora
kongrede bir-
kaç
taraftar sagladi.
Ama bu konuda bagarabildigi
tek
is, Edirne'deki
Ïkin-
ci Ordu'nun
dügüncesini
ägrenmek
üzere
oraya
iki delegenin gönderilmesi
oldu. Mustafa Kemal'in tezi,
Ismet tarafmdan
siddetle
desteklenmesine
ragmen
çogunluk saglayamadi. Birkaç subay
bu dügünceye
uyarak ordu-
dan, birkaçi da partiden
aynldilar. Ancak, orduyla
parti birbirine
o
kadar
kaynagrmgti ki, onlan
ayirmaya
imkân yoktu.
Bu
kaynagma,
özellikle yük-
sek
kademelerde inatla sürdürûlûyordu.
Gerçi, bir yll önce Enver, politika-
dan çekilir
gibi
yapmig
ve
Berlin'e atagemiliter olmustu.
Ama,
tam
bir kar-
gi
devrimin arkasindan
böyle bir
jesti
tekrarlamaıa
niyeti
yoktu.
Simdionu
ürkütmeye
baglayan halk
yiginlarm
denetleyebilmek için askerî
ve
siyasî
iktidarin
bir
elde
toplaumasim gerekli görüyordu.
Mustafa Kemal'in hakli
oldugunu, ancak
zaman
ortaya
ç1karacak
ve
'Teklifim kabul olunsaydi, ile-
rideki
birçok felâketler
önlenebilirdi,'
sözünü dogrulayacakti.
Parti liderleri Mustafa Kemal'i
simdiye
kadar
sadece
can
sikici bir
adam
saydiklari
halde,
artik
tehlikeli bir
kisi olarak
görmeye baglamiglar-
di.
Komitacilari
ige karigttrdilar.
Parti
üyelerinden
biri
Mustafa KemaPi
ortadan
kaldirmakla
göreivlendirildi
ve
sõzde,
onun
kongrede
ortaya
attigt
sorunu
konugmak
üzere
bürosuna geldi.
Mustafa
Kemal
onun
davrangla-
rmdan
kugkulanmisti; bir
yandan hiçbir
gey
belli etmeksizin
konugurken,
öte yandan
yazi
masasimn
çekmecesinden
bir tabanca
çikararak
önüne
koydu. Sonra
genç
subaym sordugu sorulari yine
hiç istifini bozmadan
ce-
vaplandirdi.
Mustafa KemaPin güçlü konugmasiyla,
tabancamn gücü bira-
raya
gelince
genç
adam
dayanamayarak
onu
öldürmek
üzere geldigini,
ama
gimdi dügüncesini
degigtirmig
oldugunu açikladi. Mustafa Kemal,
bun-
dan
ve
daha
sonra ona
kargi
girigilen iki öldürme
tegebbüsünden söz eder-
ken, 'Ben kendi kendimin
koruyncusuynm,' diye äv¯ñnürdü.
Ikinci
sefer,
ona
koruyuculuk eden, ashnda,
onu
öldürmekle
görevlen-
dirilmig
biri
oldu. Bu, eskiden Firka
için birkaç kez buna benzer igleri gör-
müg olan,
ama
her nasilsa Mustafa Kemal'e
kargi büyük
saygi
besleyen
Yakup Cemil admda
biriydi. Yakup
Cernil, bu seferki görevini yalmzca
reddetmekle
kalmayip, gizlice Kemal'i
uyardt.
O da geceleyin
sokaga çik-
r. I'
KARSI
DEVRÏM
59
;I
zaman,
çok
daha dikkatli davranmaya
bagladL
Bir
gece,
arkasindan
bi-
lin
geldigini
sezerek,
hemen
bir kapi aralig2na sokuldu
ve
sirtini duvara
yayarak
elinde
tabanca,
adamin saldirisim
bekledi. Ama, Enver'in
akra-
larmdan biri oldugunu anladigt adam,
onu
görmemig gibi yaparak, önün-
n
geçip gitti.
Mustafa Kernal
de
ona
ilismedi.
.I
-
L
It
i
.a
I
I
.
--
I
i
L
AT-TINCI
BÖLÜM
Bir Kurmay
Subaym Olgunlagmasi
MUSTAFA KEMAL, davramplatim inançlanna
uydurarak
politikadan
çe-
kilmig
ve
kendini
askerlik
görevlerine vermisti. Hükämet, orduda yeniuk-
ler
yapmaya
giri§misti.
Dügman
digtan kaplya
dayanun§, ayrica
içerden
de
sartmg
oldugu için yapilacak çok is vardi.
Ïlk ba§ta,
çogu henüz
yeni askerî
okullarda ögretilen
komuta
prensiplerinden ve
modem
savag
tekniklerin-
den habersiz
olan subaylarn
eš itimi geliyordu. Mustafa Kemal, Üçüncü
Ordu'nun
egitim
koluna
aynlrugt1. Kendine
dügen
dersleri
enerjiyle
ver--
meye
koyuldu. Orduda hälâ
pürürlükte olan,
modasi
geçmig egitim
yöntem-
lerini
açikça
yerdigi
için
ya§h
subaylardan
çogunu
kizdirm1§ti.
Bunlar
sim-
di bu
geveze,
kendini begenmig
gencin is bagmda
neler
yapacagmi
merak-
la
bekliyorlardi.1
Mustafa Kemal, ögreticilikteki yetenekleri sayesinde çok
geçmeden kendi
subaylanmn
saygisun
kazandi. Bir
yandan da
ona
gasiyor-
lardi:
geç
vakte kadar
oturup
konugarak içki
içtigi halde, her
sabah
karar-
mâha ilk gelen
yine
o
olurdu.
Mustafa E emal,
Abdûlhamit'in
Türk
ordusunu
yetistirmek için
getirt-
mig oldugu
Alman subaylanm,
bir yurtsever
olarak
hiç çekemiyordu. Ama
meslekten bir
asker olarak onlann degerierini de takdir
ediyordn..Çûnkü
ister dost,
ister dügman
tarafmdan uygulansin,
askerlige bilim olarak
sayg1
duvardi. Hattâ
Berlin
Askeri Akademisinin
eski müdürlerinden General
Litzmann'm tahm
ve
bölük talimleri konusundaki
bir kÌtabim
Tûrkçeye bi-
le
çevirmigti. Bunun bit bsnnm yeni
çikan Tùrk Piyade Egitimi El
1 Mustafa Kernal, arkadaglari
arasinda bu üst kademedeki subaylari ço§u
zaman
kü-
ümser
ve
yeni orduda, binbagidan
yüksek
rütbelllerin
komuta etmesinin
yasaklan-
mast
gerektigini,
yan
paka
olarak ileri sûrerdi. Ona
kalsa,
sadece
binbayya kada<
olan
subaylarin
dosyalarini
tutup,
ötekiieri ortadan kaldirirdi.
Yarbaylarla
daha
yük-
sek
rütbedeki subaylar
ay
baginda manglartni
almaya
geldikleri
zaman
kendiierine,
'Efendim,
defterde sizin adimz
yok, siti tanrrniyoruz,' denird:.
BiR
KURMAY SUBAYIN
OLGUNLASMASI 61
(itabi'na ek
olarak yayinladt
Hizla degigmesi
gereken eski tablye
sisterni-
iin
yerine
yenisi uygulandigi
zaman,
askerlerin kargdagacagi
sorunlan
da
razdigt önsözde belirtli.
Abdülhamit'in
bir
zarnanlar
durdurmug
oldugu orde
manovralanna
imdi
yoniden baglanmigti. 1909
ydimn Agustos
aymda
Mustafa Kemal,
öprülü yakimadaki egitim manevralanmn denetiemnesiyle
görevli ola-
ak,
Ordu
Kurmay.Bagkanhgi emrine
verildi.
Bu, yillardir benzeri görni-
nernig
bir
askeri
harekâtu.
Bütün
bir
silvari
tagay1,
ordu komutanlan ve
kurmay
bagkanlanmn
önünde
manevralar yapmak üzere topianmisti.
Mus-
Lafa
Kemal, bunn,
çoktandir özledigi asl<erlik hayatimn gercek baglangici
saytyordu. Bir
gün
Alman
Askerî Heyetinin
saygideger
bagkam
Maregal
Von.
der
Goltz'un bir manevrayi
yönetmek için
Selânik'e gelecegini ögren
di
ve onun
icin
daha
önceden bir manevra
plani haziriamaya karar verd
Yüksek
rätbeli
subaylarm, bu
küstahhk
kargisinda
tepeleri
atrugt3.
'Maregal
Hazretleri
buraya bizlere
ders
vermeye
gellyor
dedile
'Bizden
ders alrnaya degil?
Mustafa Kemal askerlik
sanaamn
bûyük
ûstadrun
bilgisinden
yarar-
lanmak
gerektigini kabul ediyordu. Ama Türk Genelkurmayimn da, kendi
ülkesinin nasil savunulacant
konusimda
birtakim
dügünceleri
oldug¯unu,
Maregale göstermesi de avm
derecede önemliydi. Hem
Maregali plan ha-
zirlamak zahmetinden kurtarmak
da bir
nezaket geregiydi. Soara, isterse
plam begenmeyip
kendininkini uygulamakta
serbestti.
Maregal
geldiginde, Mustafa Kemal'in hazirladigi plani görünce bu-
nu
uygulamaya karar
verdi. Kendisi,
manevra
için
seçilen araziye yaban-
c1ydi,
oysa
Mustafa Kemal
burasim,
demiryolu yolculuklanndan çok
lyi
ta-
myordu.
Maregal, bütün
manevra
boyunca
genç
Türk subayru yamndan
ayirmayarak
ona
akil
damsti.
Von der
Goltz'un
son
elestirilerini de dinle-
dikten sonra
Mustafa Kemal,
sevinçten
gõgsü
kabararak, en
agagi Mare-
gal
kadar usta bir asker
olduguna
inandi.
Bu
çegit manevralar gitgide daha
ok
yapilmaya baglandikça Mustafa
Kemal
her zaman
ön
saflarda
görünûr
oldu. Be
manevralar
bir
yandan
ona
degerli bir tecrübe
saš lanns, bir
yan-
dan da kolagasi
rütbesini
a§an
bir
askerî ûn kazandirnugti.
Taktikçi olarak
savag
kendisi
idare
edlyormug gibi
davramr,
kendi ba-
gna
bir
plan
yapar,
verecegi
emirleri önceden yazarak
sonradan verilen
asil komutlarla kiyaslardi. Strateji yönünden de
planlar
yapar
ve
gözde bir
Alman
subayi olan General Rabe'ye
sunardi.
Onun
cevaplana
dikkatle in--
celer
ve
diigünceleri birbirine
nydugu
zamaa
sevinirdi. Bir ögretmen
ola-
rak,
manevra
sonuçlarim
özetledigi
zaman
açik
seçi¾
uyarict,
incelemele-
62 IMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÍS
VE
ÇÖKÜSÜ
-
rinde
kesindi.
Astlarma
kargi sertti,
aynntilara dikkat etmedikleri,
örne
gin,
haritaya
yanh;
okuduklan,
saate bakmadiklan
zaman
onlar
azarlar
böyle
küçük yanh;
ve
ihmallerin
savagta
felâketlere
yol
açabilecegini
söy
lerdi. Onlara, her
zaman
'en
iyi'nin peginde
kogmak istegini
agilamig
vi
hepsinin
saygtsim
kazanmigti.
Buna kargihk bâlâ egitim
ve
manevra
konulannda sõzlü
ya
da yazil
olarak
sundugu
toksözlü raporlarla
üst kademedeki
subaylan sinirlendiri-
yordu. Bunlar
onu, savag
alamnda
kita
bigmda
bagarisizhga mahkûm
bil
nazariyeci
olarak
görüyorlardi. Sonunda
ögretmenlÍkten
alarak,
bir
piyade
alayi komutanh ma atadilar. Böyle
bir komuta için
rütbesi
henüz
küçüktü.
Besbelli
onu
kendi kazdigi kuyuya dügürmek
amacmi
gütmüglerdi.
Ama
o,
kitadaki askerleri
yönetmekte de, karargâhtaki
subaylara egitmekte
göster-
digi
kadar baçanli oldu.
Osmanh Ïmparatorlugunun
Rumeli'deki çözülmesi
sürüp giderken,
Arnavutluk'ta
bir isyan patlak vermisti.
Bunun
bastinlmasma
Mustafa
Ke-
mal
de katildt.
Komutay1 alan Mahmut
Sevket
Paga, Hareket
Ordusu'nda-
ki hizmetlerinden
ätürú begenmig
oldugu
Mustafa Kemal'i Kurmay
Bag-
kanligma
seçti.
Mustafa Kemal, sonradan
taraftarlan grubuna katilacak
seçkin subaylardan
biri
olan Albay
Fevzi Bey'Je bu
sefer
sirasmda
tamsmig-
tar.
Durmnu
dikkatte
tarttiktan
sonra,
hayati
önemi olan bir geçidi ele
ge-
çirmek
amaclyla
bir tabiye plam çizdi.
Sevket
Papa bunu
kabul etti. Plan
o
kadar baçanli oldu ki,
geçit,
Mustafa
KemaPin
sonradan
övünerek
söyledi-
gi
gibi
'tek
Türk askerinin
burnu bile kanamadan' zaptedildi.
Böylece is-
yan
bastinlmig
ve
Mustafa
Kemarin
§öhreti
yine parlannsti.
Ama, bu
ona
terfi saglayacak
yerde,
ancak
onu
çekemeyenlerin
kiskançhgun
.
arttirdi.
Osmanli Ordusunun gizli kirtasiyecilik
sisteminde
kipisel dügmanhklar bü-
yûk
rol
oynardi. Mustafa Kemal yine
kolagasi olarak kaldi.
Seferin bagarisim kutlamak
üzere,
Selânik'te verilen
bir aksam
yeme-
gindensonra,
Alman Albayi
Von Anderten,
isyam bastirmig olan
Osmanli
ordusa
serefine
kadeh kaldirdi.
Serefe
içildikten
sonra,
Mustafa Kemai
ayaga
kalkarak, ortadaki
kahramanhk
havasim
söndürmek
için, alayci
ve
uzun
bir
konugma
yapti.
Bir
Tûrk subayi olarak,
ûlke mmrlan
içinde olan
Arnavutluk gibi
bir yerin
dize
getirilmesi cinsinden
ufak
bir
olay
gerefine
kadeh kaldirmay1 kendine
yakigtiramiyordu.
'Ama,'
dedi, 'Zamam
gelince
Osmanli
degil, Türk ordusu, Türk milletinin
bagimsizhguu
kurtaracaktir.'
Sonradan Alman
albays ile konugurken
Mustafa
Kemal, Türk ordusu-
nun
ûlkeyi
yalmzca
dügmandan
degil,
aym
zamanda yobazhktan
ve
dügün-
ce
üzerindeki
baskilardan da kurtardigi
zaman
görevini
ba§armig sayllaca-
BÍR
KURMAY
SUBAYIN
OLGUNLASMASI
63
LHI
RDÏ&ltl. Türkiye'nin
ana sorunu,
Bati
dünyasmdan geri
kalmi§ olmasi
: Türkleri
'muastr
medeniyet seviyesine' ulagtirmak zorunluluguydu.
O
yilm sorbahannda
Mustafa
Kemal,
Fransiz
ordusunun Picardie'de
apacagi
manevralari
görmek
için
Fransa'ya
gidecek olan
Türk
heyetine
ye
seçildi.
Bu
onun
Bati Avrupa'ya yapacagi ilk yolculuktu.
Selânik'ten
:ndine
Avrupa
kiligt sandigi bir takim
elbiseyle,
simn a§mca
giymek
üze-
: bir
de gapka aldt. Yamndaki
subay, fesini bagmdan
çikarmadi, çimkü
bu-
un
hâlâ
Türk sayginh min
bir sembolü
oldugunu santyordu.
Ama Belg-
it'ta
vagon
penceresinden
digan baktigi
zaman,
yemig satmakta olan kü-
ik
bir Sirp
çocugu
ona
hakaret dolu bir
sesle 'Tuh! Turkos!'
diye bagirdi.
acak,
Mustafa Kemal'in Bati kihgi
pek bir
geye
benzememigti. Paris'te
:agemiliter
olan Fethi
onu
görünce, 'Bu
ne biçim kihk?' diye
kahkahayla
imeye bagladi. Mustafa
Kemal'in kostümü koyu yegildi,
kafasinda da
rollülerin giydigi
gibi
acayip
bir
gapka vardi. Fethi'nin ögüdü üzerine
gap-
iyi
da, kostümü de bir kenara
atip
Paris modasma
daha
uygun
bir kiyafet
:çtiler.
Mustafa Kemal
ve
arkadaglari,_
ûniformah
olduklan
zaman
kalpak gi-
yorlardi. Bu, Türk
subaylanmn
kullandig1
resmi
bagliktL
Ama
onlan
he-
.en
öteki subaylardan
ayirt
ediyor
ve
hele Fransizlann
gözünde,
onlara
amik
bir Opera bouffe
oyuncusu
havasi veriyordu. Manevralann
yamstra
irütülen elegtiri konferanslannda
yabancilarm Türk subaylarm
ciddiye
al-
.adiklanni, Mustafa Kemal, kolayca
farketti. Ama, onlarm
bu
gik
kiyafet-
ri altinda, askerlik bilgiIerinde birtakim eksiklikler oldugunu anlamamig
:gildi.
Kendini
hiçbir
Avrupahdan
agagi
görmedigi için,
onlarm
kendisi-
: böyle
yan
bakmalari; yalmz
bagmdaki kalpak yüzünden degil, bozuk
-ansizcasi
yüzûnden de küçãk görmeleri
onu
üzüyordu.
Genellikle, agzmi
ç
açmadan
duruyor, ilk olarak
gördügü
bu
modern
Bati ordusunu dikkat-
, kendi içinde degerlendirmekle yetiniyordu. Ara
sira
bu
sessizligi
boz-
ak,
kargisindakilerden
nstür
buldugu
kendi
dügüncelerini
ortaya·
vurmak
:egini
dayuyordu.
Bir
gün
kendine
cesaret
vermek
için konyak içti
ve
harita
baginda
er-
si günkü
manevra
planlan tartyihrken uluorta
läfa kan§arak, büsbütün
Lyka
bir plan
te,klif
etti.
Hazir bulunan kurmay subaylara, kararlagtirmy
duklari
saldm
noktasmi
degigtirmeleri
gerektigini söyledi. Silbaylar
lun
bu iddiah, küstah
konugmasmi, küçiimsemeyle kan§ik bir
sinirlilikle
trgiladilar.
Ama, ertesi
gûnkü manevrada,
onun
hakli oldugu meydana
kti. Yüksek rütbeli yabanci subaylardan
biri
bunu
onun
yüzüne kargi iti-
f
ederek,
'Sizin görügünüz, herkesin
görügûnden daha
dogruymug,' dedi.
64
iMPARATORLUÖUN
GERlLEYÏS
VE
ÇÖKÜSÜ
Sonra pakayla,
'Ama
bagimza bu
tuhaf
geyi
neden
giyiyorsunuz?'
diye.ekk
di. "Bunu giydiginiz
sürece kimse
sizin
görüglerinize deger
vermeyecekrir
Mustafa
Kemal hiç
olmazsa
kendi heyet bagkam üzerinde
olumlu
o
etki
birakmisti.
Bagkan,
onun
kafast igleyen bir
subay olduguna
gerüyor
i
planianm dikkatle
dinliyordu. Ama Selânik'e döndükten
sonra
Mustad
Kemal yine
zaman zaman
umutsuzluk nöbetlerine
kapilmaya bagladi.
Çñi
kü hâlä terñinden söz edi1miyordu. Bir
aksam
onu
bürosundan almaya
ge
len bir
arkadagina, 'Ordudan
istifaya karar
verdim,'
dedi. Beyaz Kule
gaz
nosona
dogru
yarürlerken öfkeyle, 'Bu adamlarla
daha fazla
çabgamam
diye tekrarladi. 'Geçinemiyorum
onlarla.'
Ama, bir
saat kadar içip konu
tuktan
sonra,
fikrini degigtirdi.
Siyasal
alandaki
hevesleri de içinde kalmaktaydi.
Gerçi
Firka i§lcrin
faal
olarak
katamaktan vazgeçmigti
ama,
asil
amacmm
siyasal
iktidar
o
dugu
artik
belirmeye baghyordu. Gazinolardaki
gece
âlemlerinde içerket
iktidara geçtigi
zaman
yamndaki
arkadaglarmi nerelere atayacagmi anla
maya
baglamigt1.-
Fethi'yi Büyükelçi, Tevfik Rügtü'yü
Hariclye
Vekili,- Kf
zim'i Harbiye
Vekili
ve
Nuri
admda
baska bir
arkadagmi da Ba§vekil
yap:
caku.
Bütür arkadaglarma birer
yer
veriyordu.
'Peki
ya
sen,
sen
ne
olacaksin?'
Mustafa Kemal bu
soruya
esrarh
bir tavirla
cevap
veriyordu: 'Ben

sizi
hu yerlere atamaya yetkili adam olacagun.' Fethi gülerek,
ona
Bek
Sultan Mustafa diye
takilmaya
baglaangti.
Mustafa Kemal, bûyük bir adam.olacagim tâ içinde duyuyordu. Ge
çek
büyüklügün
ne
oldugunu da lyi
biliyordu.
Hareket
Ordusu'una Istar
buPa yü.ruyügünden
az
sonra,
bir
gece,
Kristal gazinosuna gitmig
ve
salor
da
ver
olmadigim
görunce
vukarida
sisara
dumam dolu bir
odava
eikmt
a.
Burada birkaç arkadagi raki
ve
bira içerek, Îhtilâl hakkmda
büyük lâ
lar ediyor
ve ba§ariya
ulagmasi
için bü.yük
adamlara
ihtiyaç
oldugunu söyli
yorlardi.
Mustafa
Kemal, onlari
dialedi.
Biliyordu ki her biri kendini, ülke
nin muhtaç
oldugu
büynk
adam olarak
görmektedir.. Sóz, bùyük
adam
o
mak
için,
ne
gibi
nitelikier
gerektigine
geldi.
Içlerinden
biri, Enver
ve
Talât'la birlikte Firka'mn bagmda
buluna
binbagiyt kastederek, 'Ben Cemal gibi olmak
isterdim,' dedi.
Ötekilerde böyle dügünüyorlardi. Mustafa KemaPe de
dügüncesia
sordular,
ama o
lâfa karismayarak
arkadaglanna
sessiz, soguk
bir bakig]
karghk yerdi. Oniar
bunu, biraz
da hakli olarak,
onan
kendi üstünlügür
olan
inancimn bir ifadesi
olarak
gördü.ler. Bundan
sonraki
tartigmalar
sir;
smda
iki
ayr1
görüg ortaya
ç:ku. Birisine
göre, vatani kurtaracak insan de
I
BÍR KURMAY SUBAYIN OLGUNLASMASI
65
istan
büyük
adam olmallydi.
ikincisinegöre ise, büyüklük
ancak yapua-
ik
igle
õlçülebilirdi. Bu ikinci fikir,
Mustafa
Kemal'indi.
Birkaç
gün
sonra
Cemal'le birlikte igten
çikmig,
tramvayla
Olimpos
teline
gidiyorlardi.
Cemal
ona
Selânik
gazetelerinden
birinde
çikan
im-
Esiz
bir
yaziyi
gösterdi. Mustafa Kemal, makaleyi okudu
ve
rasgele
bir
tzeteci
karalamasi diyerek önem
vermedi.
Cemal
o zaman, yaziyi
kendi-
n
yazdigmi açikladi. Bunun
üzerine
Mustafa
Kemal
ona,
'büyüklük'
ko-
isunda
uzun
bir ögüt
verdi.
Kendini
halk
yigmlarina begendirmeyi
amaç
iinmek lasa
gõrüglü bir politikaydi.
Mustafa Kemal, 'Büyüklük,
memle-
:tin
mutlulugu
için
ne
gerektigini kestirmek
ve
dogruca bu
amaca
dogru
irûmekten
bagka bir
sey
degildir... Kendi kendinin büpäk
degil, küçük
ve
tyif
oldtiguna,
ama
hiçbir yerden yardim ummadan sonunda
bütûn
engel-
ri
a§acagma
inanacak
ve
arkadan
biri
çikip
da
sana
«Büyük
Adam»
der-
güläp
geçeceksin,'
dedi.
Bunlar, Cemal'in dinlemeye ahgik oldugu türden
sözler degildi. Ama
lustafa Kemal'in parlak lâflara kargi besledigi güvensizligi yansitlyordu.
, bir
gerçekçi olarak
görünüge degil,
ama
dügünerek tasarlanmig,
bilim
aluyla planlammg
ve
sistematik olarak gerçeklestirilmig ige önem
veriyor-
i
Çevresinde,
sözümona
ülkeyi
yönetmekte olan1ardan
birçogu
geveze-
kten baska bir
§ey
bilmeyen,
duygulan ham, dügünceleri belirsiz
birtakun
.gilerdi. 'Bugünün adamlari'mn Dogulu kafalan,
soyut dügünceler ve
bun-
irin
duygular üzerinde uyandirdigi
etkilerle
geligirdi. 'Yarmn
adamlan'-
in
Batili kafal.an ise,
pratik
kavramlara ve
bunlann
eyleme
dönügtürlilme-
ne
dayamrdi.
Mustafa KemaPin Dogu'nun
yalmzca
zihniyetine
degil,
yöntemlerine
e
güveni
yoktu. Ïttihat
ve
Terakki Cemiyetinin Avrupa
anlammda
bir
par-
olmadigmi görebiliyordu. Bu
parti, arcak, Împaratorlugun
çe§itli eyalet-
rine dagilmig, merkezi
bir yönetimden
oldugu kadar
kendi aralannda da
lu
bir
anla
giadan
yoksun, bir heyetler
topluluguydu.
Belli bir lideri
= yokta. Yalmzca durmadan
degigen birçok liderleri
vardi.
Üstelik, Fir-
a'nm içini,
Dogu biçimi bir
gizlilik
ve
entrika
havas2kaplamisti.
Hâlâ bir
izli
cemiyet
gibi
çaligiyor, kararlanm, kapali
kapilar ardinda, gizli
tören-
:rinin
maskaraligt arasmda
aliyordu.
Tegkilât
içinde
entrikalar, çekemez-
lder, birbirinden öç
almalar
alrug yüriimügtü. Jurnalcilarm, fesatçilarm
a
katillerin
hâlã gözde
olmasi
yüzûnden,
yetkiler kõtüye kullamliyordu.
Bûtün burlar
Mustafa Kemal'in yaradih§iyla hiç bagdagmayan
geyler-
i. 'Sokak baglarinda iglenen
siyasi cinayetler'den ötedenberi nefret eder-
i.
Dogugu
ya
da yetigmesi yüzünden
degil, ama
kendi içgüdüsüyle, dügün-
Atatürk
|
F: 5
66
ÏMPARATORLUÖUN
GERÌLEYlS VE
ÇÖKÜSÜ
.
ce
ve
yöntem bakimindan
tam
anlamlyla Batiliydi.
Gelecegin toplumlan,
na
biçim
verebilecek
yapici
ruhun
ancak
Balida bulundugunu
anlamisti
Dogu
politikasinm
dalaverelerinden,
kaçamaklarindan,
_
dügünce
ve
sözle-
rindeki
kaypakhk
ve
örtülülükten
nefret
edlyordu. Kendisi,
içinden
geçen·
oldugu gibi açiklamaya, aka
ak, karaya kara demesini severdi.
O
kadar
ki.
bu
açiksõzlülû(,rû
dügmanlarim çileden
çakarmakla kalmaz, çok vakit
dost-
larim bile
zor
durumda biralardi.
Mustafa Kemal'i, kendinden önce gelmig olan
reformculardan
ayirar
nokta, Tanzimat
bareketi gibi yalmzca yasalar
ve
yönetim alamnda
kalma-
yip
bütün politikayi
içine alan
bir degigiklik istemesiydi. Ülkeninsiyasi
ya-
pistni
degigtirmek, halki
uyandinp
onun
Fransiz Ïhtiläli ile dogan
ve
gimdi
Bati Avrupa'nin birçok ülkesinde geligen millî
egemenlik
kavramtyla ilgi-
lenmesini
saglamak
istlyordu. Böyle
bir degi§ikligin
pek
çabuk olamayaca-
gmi
Mustafa Kemal
de biliyordo: Nedeni
islâm diniydi. Dini güçler,
de-
mokrasinin yerlegmesine
kargi
koyacaklardi. Müslämanhk,
gücanü
tartig-
madan degil,
baskidan; dügünce özgär1ügünden degil,
kayttsiz
gartsiz
itaat-
ten
ahrdi.
Mustafa Kemal'in nefret ettigi
dolambaçh
dügünce
ve
yäntem
aliskanhklari,
Ïslämzihniyetinin
yapismda
vardi. Onun için, Mustafa Ke-
mal, siyasi
reformu
her
§eyden önce dini
reform
olarak
görüyordu.
Çocuklugundan
beri
annesinin
kör
inançIanna
ve tapmma
âdellerine
meydan okuyan tepkisi,
onun
bilinçaltinda,
evren
sirlanmn
çäzülemeyece-
gi
dil;üncesine yol
açuu§ti.
Simdi
bu dügüncelerini,
kendi agnosticisme'ini2
Farmasonlara
katilmakla
göstermig
olan Fethi de
paylagmaktaydi. Ama
bu-
nu
kendiferinden
bagka
pek kimse bilmeyecekti. Mustafa
Kemal
hâlâ ihti-
yath
davraniyor,
1slâm
âdetlerini
uyguluyor
ve
ancak çok yakmlarma
açua-
biliyordu.
Çünkû
kargismdakiler, yalnizca
agin
gericiler
ve
cahil halk
ynginlari
degildi. Aydin
ve
seçkin
kisiler olan
kendi arkadaglanmn
çogu da
hâlâ,
din bakimmdan gelenekçi kimselerdi
ve
Îhtilâli
de, Müslümanlik
çerçeve-
si
içinde gerçelde§tirmiglerdi. Bazi
gericiler, her
ne
kadar subaylar aley-
hinde,
'imansiz'
yaygaralan
kopanyorlarsa
da, aslinda
bunlar
dine
bagli
insanlardi
ve
onlann gözünde
de
'imansiz'olan
Mustafa Kemal'den-bagka-
si
degildi.
Çünkü,
içki içiyor, densizlik ediyor,
kadinlarla
dügüp kalkiyor
ve ahlâk kurallarin: hiçe saylyordu.
Kendileri,
orta
simftan
uslu
akilli
bir
Müslüman
olarak geçiniyor,
bundan hognut görünüyorlardi.
Oysa Mustafa
Kemal, bu göreneklere kargi gelmeye
kalkiyordu.
Politik görüglerinden
2 Binnemezcilik: Tanrr
nm
ve evrenin nereden
türediginin
blinemedigini
ve
bilineme-
yecegini ileri
süren
ögreti.
BÏR
KURMAY
SUBAYIN OLGUNLASMASI
67
askerlikteki hirsindan çok, bu tutumundan dolays
ona
l<arsi cephe along-
Yine de yeni yetigen
bazi
gençler, Müslümanliktan
din
olarak degil
,
siyasal
bir
güç
olarak uzaklagmaya baglamislardi. Onun yerinde dine
Vasla
Irka
öncelik
tamyan,
Türkleri
ilk
olarak
Türk diye
niteteyen yeni
r
milliyetçilik
kavrami
dogmaktaydi. Bu
zamana
kadar Türk adi, Türk-
r
arasmda
bile
ancak Anadolu
köylüsänün
en
apagi tabakasi için kullam-
bilecek küçültücü bir sözdü. Yillar
sonra,
Mustafa Kemal'in
bir
vecize
arak
ortaya
attig1 bir
yurtseverlik
sözünde
bile bilinçli
bir kinaye
vardr
de
mutlu
Türküm diyene!» Ama
artik
Türk adi, yeni
ve
daha
soylu
bir
tlam
kazanmaktaydi. Taze kökler
arayan
Jön Türkler,
irklarimn
Orta As-
,
steplerindeki geçmi
ine
Uzanmaya baglamiglardi.
Burada Türkler, Os-
anh
ve
Müslüman
olmadan önce,
yalmzca Türk
olarak
ya§amislardi. Ye-
bir gelecegin
kurulmasi için gerekli olan
ortak
sosyal
ve
kültûrel kökler
rhalde
burada bulunabilirdi.
Böyle dügüncelerin istegine
kargihk
veren
bir dügünür
de
ortaya
çik-

bulunnyordu.
Bu, Selânik Rügtiyesinde felsefe
ve
yeni bir bilim olan
syoloji ögretmenligi
yapan
Ziya Gökalp'ti.
Îttihat
ve
Terakki'nin
gözde
relerinden
biriydi
ve o
da,
Mustafa
Kemal'in
ilk olarak kendini gösterdi-
,
1909'daki Firka kongresinde,
bir
eylem
adammdan çok,
bir
entelektüel
arak dikkati çekmigti. Gökalp'in
milliyetçi
dügünceleri önce
Turancihk
Junu izliyordu. Rusya'daki
Türk asilh azmhklar arasinda Pan-Slavizme
r
kargihk
olarak
baglayan
Turancihk, Tûrkiye
simrlan içinde
olsun alma-
1, dünyadaki
bütün
Türkleri birlestirmek
hülyasim
güdüyordu.
Kafasi,
bû-
n
insanlann dinsel
ve
sosyal
bakundan birlegmesi
gibi,
mistik
dügünceler-
n
hoglanan Enver de bu
teze.
katddi. Ama,
zamanla
bunun bo§ bir
hayal
dugu
ortaya
çikti
ve
Ziya Gökalp, dügüncelerini
yalmzca
Ïmparatorluk
si-
rian.içindeki
Türkleri kapsayan bir
Pan-Türkizme yöneltti.
Bu
utangaç
tavirli, tuhaf
görunüglü,
ufak
tefek, dalgm bakigh
adam,
mma orta
yerindeki istavrozu
andiran
yara
iziyle
-
delikanhhgmda, bir
.
nutsuzluk
amnda kendini
mirmaya
kalkigmigti--
Selânik
gazinolarmdaki
gikh genç
subaylar
arasmda
biraz
yadirgamyordu. Ama, Gökalp'in dü-
ocelerine
karg;
saygi
besliyorlardi. Ïçlerinde,
onun
etkisiyle yeni
bir
lirklük
duygusu geligmeye ba§lamisti. Eununla birlikte Müslûmanliktan
iceki
Türk törelerine dönülmesini isteyen
Ziya Gökalp'le,
Bati gelenek-
rini yegleyen Mustafa Kemal
arasmda
bir
görûg ayrthgi vardi. Mustafa
emal,
bu bakimdanbagka
bir
entelektüel
olan
ve
Türk
okuyucusuna
Av-
Lpa'mn
ve
özellikle
Fransa'mn
sosyal
ve
kültürel
yagayigim
tamtmak iste-
68
ÌMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÏS VE
ÇÖKÜSÜ
yen
gair Tevfik Fikret'e
ve daha sonralan, 'Ïkinci bir uygarhk daha yoktm
.
uygarlik
demek
Bati
uygarhgi
demektir
ve
gülüyle, dikeniyle kabul edilme
lidir,' dügüncesini
savunan
Abdullah
Cevdet'e
daha
yakm
bir ilgi
gösteri
yordu.
Mustafa Kemal'in
politik
adan
uzak kalmasma olanak
yoktu.
Çevresin
deki arkadag
topMugu, zamanla siyasal
bir
grup
niteligi
almi§ti.
Simdi

menindeki
subaylarla sik
sik
bulugarak
strateji
konusundakonnamalar
yap
maya
ba§lannäti.
Amirleri,
bunun altmda
da
siyasî
bir
amaç
sezdiler. Fir
ka'nm hafiyeleri
onu
Istanbul'a
jurnal
ettiler.
Harbiye Nazirhgma getiril
mig
olan
Mahmut
Sevket
Paga'mn
talimati
üzerine
M stafa
Kemal kita·
dan
almdi
ve
bagkente atandi. Burada
Genelkurmay bürolannda gözaltm-
da
bu]undurulabilecekti.
Ama, Mustafa Kemal
Ïstanbul'da
fazla
kalmadi.
Çünkt
1911
yihnu
yazmda dünya
durumu yepyeni bir geligme
gösternisti.
Dikkatler artù
Rusya
ve
Avusturya'mn
Balkanlar üzerindeki
emperyalist
faaliyetlerine de-
2,
Almanya
ile,
onu
hizla kovalayan Ïngiltere
ve
Fransa'mn Afrika kita-
smdaki emellerine çevrilmisti. Almanlann
Fas'taki
Agadir'e yaptiklar:
'panter
siçrayigi' orada
bir
savag
tehHkesi
yaratmigt1.
Bunun
sonucunda do-
gan
Fransiz-Alman anlagmasi ile
Fas, Fransa'ya,
Kongo'aun
ufak
bir kesi-
mi
de Almanya'ya verildi.
Bu
olay
emperyalizm
sahnesinde Italya'mn
da
görûnmesine yol
açti.
Kuzey Afrika
yagma edilecekse,
bundan
ona
da
pa)
,mlmahydt
Ïtalya böylece Türklerin ihmal ettikleri
Bati
Trablus
ve
Bin-
gazi
mutasarnfhklarmi
kendine katmaya karar
verdi:
Türkiye'ye
savag
aça-
rak
Trablus'la Bingazi'yi
ingal
etti.
Simdi
Enver'e kendine
çok
yara§an
kahraman §övalye rolünü
oyna-
mak
için yeni
bir
firsat çiknugti;
hem de
bu
sefer
bir islâmmûcahidi kihgi-
na
girerek. Bir
sürü
Balkan
eyaletleri
ve
Girit gibi,
Bat: Trablus'un
da ih-
mal yûzünden elden
gitmesine gäz yumulamazdi. Yoksa Müslüman
âlemi-
ne
kargi çok küçûk dügülürdü. Böılece
Enver, birtakim
ate§li
genç
subay-
larla
birlikte, bir
savimma
kuvveti kurmak üzere
Kuzey
Afrika'ya
gitti.
Mustafa Kemal,
bu
seferin akilhca
bir is
olduguna
inanmiyordu.
Asil
tehlikelerin Balkanlardari gelecegini
pek iyi bilmekteydi. Arkadaglari,
onun
aksine, her geyi
oldugu gibi
kabul ediyor,
Bati
Trablus'un
iggalinin
OsmanL
împaratorlugunun
tasflyesi yolunda atilun§
bir adim daha oldugu-
nu
ve
bu
gidigin ancak
Anavatan
dolaylarmda önlenebilecegini
kavrayami-
yorlard1.
Ama
o
da, kamu isteklerinin
akultisma karsi gelemezdi.
Savag
alamadaki- bagarilari, parti içindeki
durumunu saglamlagtirmaya
da
yar-
dim edebilirdi.
Hem zaten
nasilsa
burada, Istanbul'da,
Mahmut
§evket
Pa-
BÍR
KURMAY SUBAYIN OLGUNLASMASI 69
ona
göz
açurmiyordu. Ayrica Enver'den geri kalmayi da
kendine yedire-
:zd
.öylece
Enver'e katilmak üzere
gemiyle yola ç1kti. Sözde sivil
bir
ga-
teci olarak,'uydurma
belgelerle seyahat
ediyordu.
§imdi,
Firka'mn
göz-
bir
hatibi
olan
sair
arkadagi Omer Naci'yi
de
yamna
alrusti.
Son
daki-
da iki
parti üyesinin
daha
yanlanna
katilmasi,
Mustafa
KemaPin
olduk-
canim
sikti.
Çünkü
bunlardan biri, bir
zamanlar
onu
öldürmekle
görev-
·1dirilrnig
olan Yakup
Cemil'di
ki, kendisine kalsa,
böyle bir
iste, yol
ar-
dagligi için herhalde
onu
seçmezdi.
Yola
çikmadan
önce buradaki iglerini,
sonradan yaveri olacak olan
ya-
·1
arkadagi
Salih'e
(Bozok)
emanet
etti.
Ona,
annesine
verilmek
üzere
ra
birakti,
ama
gimdilik
gittigi yeri Zübeyde Hamm'a
bildirmemesini
yledi.
Gemiden Salih'e yazdigi
mektupta, 'Alaydaki arkadaglara selâm
le,' diyordu.
'Birlikte
hazirlamig
oldugumuz
manevra
programi
çok
gü-
I sonuçlar
verdi.
Sakm
sikilip
vazgeçmesinler.
Yine eskisi
gibi, tembel-
: ederlerse,
hiçbir
gey
bagaramayiz.'
I.
-1.
YEDÍNCÍ
BÖLÜM
Bati Trablus
Savagi
KUZEY AFRIKA
CEPHESI
iki kesime ayr1Lyordu:
Bab'da Trablus,
Do
gif
da Bingazi. Fethi Simdi Paris'ten
kalkung, aceleyle Trablus'a
yetigrueyc
çabylyor,
Mustafa Kemal de
Bingazi'ye
gidiyordu.
Buraya varmak
için Mi
sir'dan
geçmesi gerekiyordu. Misir ise, ingilizlerinelinde oldugu
için taraf
sizdi.
Savaga katilmaya giden
Türk
subay
ve
erlerinin ülkeden
geçmesim
izin
verilmiyordu.
BU
yüzden, Enver
ve
ötekiler
tamnmamak
için
çok
dik
kalli davranmak
zorundaydilar. Bir
giin Selânik givesiyle konu§an
bir dük·
känci,
'Olmayasm
sakm
sen
Enver? diye sordu.
Enver buna sogukkanhhk-
la, 'Keske
olabilseydim!'
diye
cevap
verdi
ve
bagka bir
soruyla
kargilagma-
dan ahäverigini
bilirdi.
Mustafa Kemal'e
gelince, Kahire sokaklarmda
hepsinden
çok
göze
çarpiyordu.
Gözalic1 açik rengi,
askerce durugu
ve
yürüyü.güyle
onun
bli
Türk
subayi oldugunu
kestirmek
güç
olmasa
gerekti. Misir Hidivi Abbas
Hilmi Paga'mn huzuruna
çika.
Hidiv,
onun
girigtigi
igle
yalandan
ilgilendi
ve
mânen destekleyecegine
söz verdi. Mustafa
Kemal bundan
sonra
Ïstan-
bul'dan ek ödenek
ve
subay
istedi
ve
Bingazi'ye göndermek
üzere oradaki
Sûnusilerden de gönüllüler
topladi. Sonra Arap
kihš ma bürünerek ilk fir-
satla
Bati
Sahra'ya dogru yola
çikti.
istegi ûzerine,
Selânik'ten iki dosto
daha kendilerine
hukuk ögrencisi
süsü vererek
Îskenderiye'de
ona
katilmig-
lardi.
Çöldekison tren
istasyonuna yanlarmda üç
kisi daba
oldugu
halde
ulagtdar. Bir
Türk
topçusu,
bir Arap çevirmen,
bir de
Misirh kdavuz. Yol-
cular
arasmda
bulunan be Tûrk subaymi
tutuklamak üzere emir aldigmi
açaklayan Misirli bir
subay
trende
arastarma
yapti. Sadece Arap kih ma
girmig olmakla
bu subayi
atlatamayacaklarmi
anlayan Mustafa
Kemal,
kimliklerini
açiga vurdu
ve
Misirh subaym dinsel duygularina hitap
ederek
BATI TROLUS
SAVASI 71
.
nunla
konu§tu. Su
savag,
Hiristiyan
gãvurlarina
kargi
açilmig
bir
Kutsal
'ihad'di.
O
da,
iyi
bir
Müslümansa, Peygamberimizin
ve
Kur"an'm
buy-
iklarma
kargi
gelmeye, Tann iradesini
engellemeye
kalki§mazdt herhal-
Mustafa
Kemal'in güzel
ve
akici konugmasimn
etkisi altinda kalan
su-
ay,
sonunda
uzlagmaya
razi
oldu.
Üç
Türk subayim
serbest birakacak, yal-
iz yanlarindaki
üç kisiyi
ahkoyarak
âmirlerinden talimat
isteyecekti. Ïçle-
inden
birini,
üstlerine
herhalde
Mustafa Kemal diye
yutturabilirdi. Ertesi
ün Türk
topçusu
digmda hepsi
serbest
birakildi.
Misir'daki
yeralti örgütünün,
tren
hattmm
gerisinde oldukça ustahkla
.urmu§
oldugu
bir
kampa dogru yol
alddar. Burada
at,
deve,
ylyecek,
su
:irbasi
gibi kendilerine
gerekli her geyi sagladilar.
Yalmz bir ilâç
sandigt
.ksikti.
Onu da zaten
beraberlerinde getirmiglerdi.
Çölün
göbeginde bir
iafta
kadar deve
sirtmda yol aldiktan
sonra
bir
gece
nihayet
simr
sandikla-
i
bir
yere
vardilar.
Sesleri duyulmasm diye
develerin
agtzlanna
Islak
bez
sagladilar.
Çadir
kurup
sirtlarmdaki Arap giysilerinin yerine
üniformalan-
u
giyerek, silâhlanm
gizlemig olduklari yerden
çikarddar. Ama
baglann-
la Ïngiliz
ve
Misir
subaylari bulunan
bir müfreze asker gelip yollarini
kes-
.?
Sözcülügü yine
Mustafa Kemal yapt1.
Tehdit
edici
bir tavirla burasi-
un
Osmanli
topragt
oldugunu
söyledi,- ötekilerin buraya girmeye
yetkileri
voktu.
Onlarsa
simnn
yakm
zamanda
degigtirildigini
ve
gimdi
burasimn
viisir topragi oldugunu ileri sürdüler.
Mustafa Kemal yine
kafa
lutarak
on-
ara
derhal
çekilmeleri
için bir
ültimatom
verdi.
Yoksa
ateg
açtiracakti. Ïn-
;ilizler
aradaki
sayi
farkma
gülmekle
beraber
sonunda
bogvererek
çekildi-
er.
Iki
gün
sonra
Mustafa Kemal
ve
arkadaglari
Tobruk digmdaki Türk
or-
Jugâluna
varm1§
bulunuyorlardt.
Ìtalyanlar
Trablus'u,
Bingazi'yi
ve
Libya'ma diger limanlarun
çabu-
ak ele geçirmisler, Tobruk'la
çevresindeki yliksek
tepelerde
saglam bir
avunma
durumti alm1§lardi. Türklerin karargâln §ehrin batisma dügnyor-
Ju.
Ellerinde ancak küçük bir garnizon kuvveti
vardi.
Daha
çok
Sünusi ka-
ailelerinin yardimma bel Baglamiglardi ki,
Enver'in gösterdigi bütün
çaba-
Lara
ragmen, onlara da
tam
olarak güvenemiyorlardi. Enver
bir
geyh
kiya-
Eetinebürümnüs
olarak gösterigli bir
çadirda
Araplari
kabul
ediyor
ve
onla-
ra
altm dagitiyordu.
Araplar
yine de
dövügmeye yanagmlyorlardi.
Enver'den
geri
kalmayi kendine yediremeyen
Mustafa Kemal de he-
rnen
onunki gibi
bir kihga girdi.
Seyh
kiyafetinin kendine
çok
yakigtigim
gõrdü. Sonradan
bu
kihg1ylaKahire
sokaklarinda
dolagip gösteri§ yapacak-
.
ti.
Ama
Mustafa Kemal,
askerlik bakimmdan Enver'den
daha gerçekçi
72
ÏMPARATORLUÖUN
GERÏ
LE
YÍSVE
ÇÖKÜ$Ü
,
davramyordu.
Siperleri at üstünde
denetlediklen
sonra
geyhleri
ve
kabile
reislerini
bir
toplantlya çagirdi.
Düzensiz
bir kalabahkla kargilagti.
Çogu-
.
nun
elinde modasi
geçmig
tüfeklerden
ve
sopalardan
bagka silâh yoktu.
Mustafa Kemal hepsinin önderi
durumun.da olan
Seyh
Mebre3yi huzuruna
getirtti,
ona
'din
kardesim' diye hitap ederek
islâmillerini iggale
gelen kâ-
firlere kargi
bir kutsal
savag açmaya
çagirdi. Tobruk'un
dogusunda,
savun-
ma
bakimmdan
zayif
olan bir kesime
geceleyin saldirmayi
teklif
etti.
Ama
Seyh bu kadar kolay harekete
geçecek
adamlardan
degildi.
Sopadan bag-
ka
silahlan pek
bulunmayan
adamlarimn
dövügemeyeceklerini ileri
sürdü.
Bunun
üzerine
Mustafa Kemal
de
cebinden
bir defter
çikardi
ve
içinden
bir geyler okur
gibi
yapti. Sonra, 'Senin kim oldugunu
gimdi anladim,
Seyh
Mebre,'
dedi. 'Misir'dayken senden
bana söz etmiglerdi. Italyanlarin
hesa-
bina
çahgan
bellibagh
casuslardan
biriymissin. Ben
buraya Ítalyan casusla-
nyla
degil, ülkeleri
ugruna dövüge hazir olan Araplarla
görügmeye gel-
dim. Daha
fazla konusmakta
fayda yok. Ben
daha
hazirlikh
ve
daha
iyi do-
narrns
olan öteki
kabileleri destekleyecegirn
'
Bu
manevra baganh oldu.
Ertesi gun
Seyh,
öbürlerinin
yardunina
te-
nezzül
etmeyerek sadece
kendi kabilesiyle saldmya
geçecegini bildirdi.
Araplara
birkaç tüfek
dagttip, nasil
kullanacaklan
da ögretildikten
sonra,
saldin sabaha
kar§i yapildi
ve
baçanyla
sonuç1andi. Yetmig kadar
top ele
geçirilmig
ya
da yok edilmig
ve
iki yliz
Italyan
esir
aluirmäti.
Bu
Italyan
as--
kerleri
--bundan
sonraki çöl
seferlerinde
de
görülecegi
gibi- artik
sava a
devam
etmeyecekleri
için sevinçliydiler.
Türkler
bu
esirleri,
Sahra'dan
ya
da
Misir ûzerinden, nasil
yolunu
bulurlarsa, ülkelerine
dönmek üzere
sah-
verdiler.
Bununia
birlikte, Tobruk'u ele
ge
çirmek
olanaksizdi.
Kiyi
boyundaki
öteki
kalelerde
oldugu gibi,
burada
da Türklerin elinden
gel.en tek
gey,
sa-
dece italyanlarm
surlardan digari çikmasim
önfeyebilmekti.
Bu savasta
Türklerin tek
basansi,
Italyanlari yardimei birlikler
getirmek
zorunda
bi-
rakmalan oldu
ki, deniz yoluyla geldigi için
bunu da
önlemeye
olanak
yok-
tu.
Bu
savag, böylelikle Mustafa KemaPe
sonradan
Gelibolu
savagnda
çok
igine
yarayacak olan
bir askerlik
dersi
verdi:
Deniz üstünlügünün
önemini
ve
denizden
topçu
atesiyle desteklenen
bir dügmamn, karaya çikarma
yap-
masmi
önlemenin
olanaksizhèmi anlamig
oldu.
Türk
deniz kuvvetleriyse
bu arada
varla
yok
arasinda
bir durumdaydi. Abdülhamit
sürekli
olarak
Haliç'te demir
atmig
duran
donanmasom
çürüyüp gitmesine
bile bile
göz
yummustu.
Bu arada Türk silah
ve
donanimi, Trablus'a
türlü tehlikeli
yol-
lardan
sokuluyordu.
Bu ip de
Hüseyin Rauf
a
dügüyordu,
BATl
TRABLUS SAVASI
.
73
RauPun elinde,
Çanakkale
digmdaki biricik Türk
savag
gemisi olan
amidiye
kruvazörú
vardi.
Hamidiye,
Amerikahlardan almrngh
ve
aslm-
I Bucknam Pasa
diye amlan tuhaf
bir
Amerikah
maceracimn kumandasi
tindaydi. Amerika,
gemiye
Atlantik'i
geçmek için
bir deniz subay!
ver-
eyi
reddedince,
bu igi, eski gilep
kaptam olan Bucknam üzerine
almigti.
mdi
de tagidigt her
gemi
yükü
silah
için, kargihginda
makbuz
göstere-
.k,
uygun
bir
yüzde almaya
yetkisi
vardi. Silahlar Suriye'ye gõtürülür
ve
·ada
Kuzey
Afrika
kiyisina
gidecek
gemilere aktanlirdi.
1912 ilkbaharm-
i
Italyanlar Rodos'u
ve On iki
Ada'yi
iggal
edince,
Bucknam Paga'mn igi
: güçle§ti.
Bu arada Mustafa Kemal, kendisinin
Derne'deki Türk karargähma
anmasun
saglannyti.
1912 yih sonbaharina
dek Tobruk'la
Derne
arasm-
a
gidip geldi. Enver'in yakmmda ilk olarak kita bizmeti
görtlyor
ve
raki-
nin
askerlikteki
bilgi
ve
degerini ölçme
firsatun buluyordu. Enver'in
za-
E
tarallarmi
hemen sezmisti. Cesurluguna her
zaman saygt
duymustu,
na
gimdi,
onun
mantik
ve
muhakeme
gücü bakimmdan
§a§ilacak
derece-
saf oldugunu
görüyordu.
Enver,
'hüsnu
kuruntu'
sahibi
bir
insandi. Sade-
görmel istedigi §eyleri
görûyor
ve
taktik
ya
da
strateji
gerçekleriyle
k ilgisi olmayan düglerle
kendi kendini kandiriyordu.
Mustafa Kemal açik görüglü asker mantigiyla,
bu
seferin
çapima
dar
ddguno
çabuk anladi. Türklerin
halyanJari
kiyidaki mevzilerden
söküp
malarma
olanak
yoktu. Öte
yandan
Ïtalyaniar da, kendi yönlerine çek-
syi
bagaramadiklan
Araplann elinde
bulunan
susuz

bölgelere
dogru
.ha
fa21a ilerleyemezdi.
Sonuç bir
çtkmazdan ibaretti. Kafasi isleyen her-
.ngi bir kurmay subay1,
burada Italyan1arinilerlemesini
önlemeye
yete-
k
kadardan
fazla bir kowet bulundermanm Türklerin
baska
cephelerde
ldelle muhtaç olduklan
asker
ve
malzemeyi
yok
yere
harcamak
oldugu-
görürdü. Ne
var'ki,
Enver durumu bagka türlü
görüyor, daha dogrusu
se-
ordu.
Romantik
hülyalarla kendini,
büyüdükçe büyüyen
topraklar
üzerin-
Trablus Araplarmm
sultam
olarak düglüyordu.
.Böylece Ïtalyanlann
rne'den
abhp
seferin
ganh bir
zaferle
bitecegine
hem kendini inandirs-
r,
hem de düzenledigi
toz
pembe raporlarla
IstanbuPu
kandirmaya
çalist-
rdu. Derne'yi ele
geçirmek için
boguna bir
çabayla,
Derne
vadisindeki
kurlar cesetlerle doluncaya kadar çok pahahya mal olan
bir
süru. harekä-
girigi.
Subaylarmdan. bir kisun bu
taktigi
yerinde
bulmuyorlardi
ama,
rumu
açikça
elestirmeyi
göze
alamtyorlardi. Bakglarim daha àstün
nite-
te
bir komutan
olerak gördükleri Mustafa Kemal
e
çevirmiglerdi.
74
iMPARATORLUÖUN
GERILEYÍSVE
ÇÖKÜSÜ
,
Ama, Mustafa
Kemal
de
güç
bir durumdaydi.
Bo kadar
küçük
bir kuv-
vet
toplulogu
içinde
çikacak bir ikiligin, hem burada, hem de
anavatanda
felliketli
sonuçlar
dagerabilecegini biliyordu. Onun için, ne
olursa olsun,
Enver'le kendi
arasmdaki anlagmazhgi açiga surmak istemiyordu. Eu yüz-
den sabirsizligina
gem
vurup
sesini
çLkarmiyor
ve
Enver'e kargi
resmî,
ama
nazik
davranarak
onun
saçmahklarmi elinden geldigi kadar önleme-
ye
çahylyordu.
En sonunda
binbasi
olabilmi§t'r. Terfi
haberi
ki§m geldi.
Cepheye
gönüllü olarak
katilmasi, hiç
olmazsa bu
kadarcik bir takdir gör-
mügtü.
Bu
arada Derne
vadilerinde, Ïnkilâb'a
yeni bir ruh getirmek azmiy-
le,
yurtsever
genç
subaylardan kurulu
bir topluluk dogmustu ki,
burlar
za-
manla Mustant Kemal'in
çevresinde
birlegmeye
baglayacaklardi.
Mustafa Kemal,
bir
sonnca
varmayan
çarpigmalariyla
Derne
seferini
çok
can
sikici bulmakla birlikte,
yine de
Ïstanbul'daki
arkada§i Salih'e,
kahramanLk havasiyla dolu bir
mektup
yazdi:
Silah
arkadaylarmdan bazilarmm, donanmasma sartml dayamig
bir dügmana
kargt çikmak
için Akdeniz'i
ve
uzak
çölleri
agmig
ol-
duklarmi
ve
buralardaki
yurtta§larlyla
kucaklagtzktan
sonra,
düg-
mam,
laymm bazi
kesimlerinde
durdurmays
bagardiklarmi
bil-
mek herhalde seni
memnun
etmigtir... bilirsin
ki,
benim
askerlik
mesleginin
en
çok sevdigim tarafi
ustaligidir. Burada bu
sanatan
bütiin gereklerini yerine getirmek için firsat
ve zaman
bulursak,
iilkenin yüzünii
güldürecek igler yapabilecegiz. Ah,
Salih,
Tanri
ahidim elsun ki, hayatta tek
istedigim
orduya
yararli bir eleman
olabilmektir.
Ulkeyi koruyup
vntandaylarmuzi
mutluluga
kavug-
turmak
için her geyden önce,
ordumuzun yine eski Türk ordusu
oldugunu diinyaya
ispat etmek gerektigine ötedenberi
inanmakta-
Ama,
cephedeki subaylar,
biraz
sonra
anavatandaki
iglerin kötü gitti-
gine
dair
haberler
almaya
bagladdar. ittihat ve
Terakki Firkasi
güçlukler
içinde
çalkalanlyordu.
Uzadikça
uzayan ve
millete
yük
olan Bali Trablus
savagmm
da bunda
ro1ü vardi.
Firka,
muhalefeti
susturmak amactyla, Mec-
Us'i dagitmig
ve
oydurina bir
seçim yaparak kendi taraftarlarimn
büyük
ço-
unlugu olusturdugu yeni bir Meclis
toplamisti.
Böylelikle perde gerisine
itilen
muhalefet, askeri
bir kihga büründû.
Tarih
bu
sefer
tersine tekrarlan
di
ve
bir
avuç
genç
subay Rumeli daglarma
çikarak
demokrasi
adina, Fir-
ka'mn zorbahš ma karsi bagkaldirdilar;
nasil
ki dört yd önce
Ittihatç1
subay-
lar da Sultana hagkaldirnuglardi.
Rumeli'deki subaylar,
1stanbul'daki
'Ha-
BATI TRU3tUS SAVAS1
75
askâr
Subaylar'(I)
grubuyla
igbirligi yaparak yeni
hükümetin çekilmesini
re
Meclis'in serbest
bir
gekilde
yeniden
seçilmesini
istediler. Ayra
zaman-
la bir zamanlar Mustafa KemaPin söyleyip dinletemedigi geyi,
yani
ordu-
Lun
Siyasetten
el çekmesini
de istiyorlardi.
Arnavutluk'ta
çikan
bir
isyan-
lan
sonra
hükümeti
devimieyi
ve
daha liberal
bir
kabineyi igbagma getir-
tieyi
bagardilar. Bütün subaylar
derhal
'gizli
ya
da açik
hiçbir siyasi cemi-
ete girmeyeceklerine
ve
ülkenin iç
ve dig
iglerine
hiçbir
surette
karigma-
acaklanna'
dair and içmek zorunda
kaldilar. Mustafa Kemal, Derne'den
elânik'teki eski silah arkadagi
Behiç'e (Erkin) Firka'nm çökûçü kargism-
laki üzüntüsünü belirten
bir
mektup
yazdt
ve
vaktiyle
kimsenin alding
et-
aedigi
öngörüleri hatirlatarak, 'Zaman
ve
olaylarin akagi
bütün gerçeklori
trtaya
çakarir
ve gösterir,' diye
ekledi.
Ne
var
ki. çok geçmeden, içteki
bu
sarsintiyi
felaketlerle dolu dig buh-
anlar izleyecekti. 1912 ylhmn
ilkbaharmda Rusya'mn kigkirtmasi
ve
Avus-
urya'mn
politik bir
bozguna ugramast
sonucu,
Balkan milletleri,
tarihlerin-
Leilk
ve
son
kez,
aralannöa anlagip Türklere kargi
bir
askeri anla§ma
im-
aladilar.
Ïki
ay sonra
Yunanistan
da bu ittifaka katildi. Böylece
Ïstan-
ul'un çevresindeki demir çember tamamlanmisti.
Avrupa'daki Osmanh
Ïmparatorlugunaöldürücü darbeyi indirmek
za-
aam
artik gelmisti.
Viyana Borsasmda
bir kumara girigen Karadag
Krah,
lini herkesten
çabuk
tuttu ve
8 Ekim 1912'de Türkiye'ye
savag
ilân etti.
lirkaç
gûn
sonra
Sirbistan, Bulgaristan
ve
Yunanistan
da
ona
katildilar.
kym zamanda Türkler de
Ïtalya'yIa
barig
imzalayarak
Batt Trablus'u
bo-
altmaya
ba ladalar.
Mustafa
Kemal, hemen
anavatan
yolunu
tuttu. Bu
sefer
Misir
simrin-
a
herhangi bir güçlükle karsila§madi. Bir Ingiliz subayi
ona,
'Sizi
taniyo-
am,¯
dedi, 'Mustafa Kemal'siniz siz.
Bu Tanrima
belâsi
ulkede
istediginiz
ere
gitmekte serbestsiniz.' Mustafa Kemal, Sirplarm
Manastir'i, Yunanli-
mn
da kendi dogdugu
yer
olan
Selânik'i
ele
geçirdiklerini
Kahire'de
duy-
u.
Avusturya, Macaristan
ve
Romanya. üzerioden
dolamba
çli
bir yol izle-
erek Ístanbul'a
geldi.
Halaskâri-Kurtartci.
I
.
SEKÍZÍNCÍ
BÖLÜM
Balkan Savaglan
MUSTAFA KEMAL istanbul
a
varda
gi
zaman,
Birinci Balkan
Savagt bit-
mig gibi bir geydi..Bütün Rumeli
elden
gitmisti.
Bir
ay
bile sürmeyen bir
yildirim
savagiada
Türkler, iki cephede de bozguna
ugramiglardi.
Yenilgi-
lerinin nedeni,
sayi
azhgindan
daha
çok, ikmal örgütünün yok denecek
ka-
dar
yetersizligi
ve
gerek
subaylarin,
gerek erlerin, Almanlarm
verdigi
me-
dern donamun kullanmaktaki
acemilikleriydi.
Makedonya
elden gitmisti. Mustafa Kemarin annesiyle kizkardesi de
evlerini
birakmiglar,
Selänik'ten aynlarak,
dügmandan kaçan
Müslüman
göçmenlerle, yarah askerlerden olugan sele kaulmiglardi. Bu insanlardan
binlercesine
Ïstan'ouPa varmak
nasip olmayacakti. Eski
Sultan
Abdülha-
mit,
hemen bir Ahnen
sava§
gemisine konularak,
maiyeti
ve
on
üç
karisty-
la
birlikte
Bogaziçi'nin Anadolu Yakasmdaki Beylerbeyi
Sarayina getiril-
misti. Burada gehri
göräp de
üzulmesin
diye,
arkada
bir
odaya
yerlesti
ve
alti
yi!
sonra
orada öldü.
Eteklikf i
bir
Efzun
müfrezesi ardmdan, Selänik=
c
giren
Yunan ordusu-
nu,
'Zito! Zito!' diye haykiran
ve
gül yagmuruna
tutaa
çugin bir
kalabahk
karyladi. Pencerelerde, damlarda
mavili-beyazli
Yunan bayragi dalgalan-
dirihyordu.
Ay-yildiz bäsbütün ortadan kalkmigti. Oularm arkasinda
da bir
Bulgar LEimeni, gehrin bir kesimini
isgal etti
ve
evlerle kiliselere
el koydu.
Bu, ittifakla
ortaya.
çikan
ve
Ikinci Balkan Savagina
yol
açacak olan çatla-
gin
ilk belirtisiydi.
.
Ömrününçogunu
geçirdigi yerin dügman
eline
dügmesi, Mustafa
Ke-
mal'e
çok dokunmustu. IstanbuPdaki
bir gazinoda bazi
subay arkadaglarum
görunce, bastan
savma
bir
selâm
vererek,
sesini
çikarmadan,
isteksiz!ikle
yaniarma gitti. Sonra
birden parlad1:
'Nasd
yapabildiniz bunu? O guzelim
Selänik'i diamana
nasd
teslim
edebildiniz? O
kedar
ucuza
casil
sata-
i
,
i
BALKAN SAVASLARI
77
iildiniz?'
Binlerce
Selânikli
Mûslümam cami avlularma
yigilrm§, perigan,
iç, sefil
bir halde, kisin
insafsiz sogugunda, ölüp
giderlerken
gördü. En
so-
tunda
annesiyle
kizkardegini buldu. Evinden olmamn acisiyla birden çök-
nüg
olan
Zübeyde
Hamm oturdugu
yerde bir ileri,
bir geri sallarup
dur-
aaktaydi.
Yamnda ölmüg
kocasima
yegeni
olan Fikriye de vardi. Mustafa
Eemal'in çocuk olarak
biraktigt Fikriye, artik yetigkin bir kiz olmus,
daha
la
olgunlagacagi
simdiden
görülmeye
baglanusti. Mustafa
Kemal
onlara
lir
ev
bulduktan
sonra,
Genelkurmaydaki
görevinin bagma döndü. Görevi,
3elibola yarirnadasima nasil savunulacagmi
aragtirmakti.
Anadolu'dan
gelen
askerlerle
Bati Trablus'tan
dönen subaylar,
Ïstan-
lul
önundeki
Çatalca
hattini takviye etmig
olduklari için, Bulgarlarin
iler-
emesi
durmustu.
Edirne, açhga
ve
bombardunanlara
aldirmayarak,
y11ma.-
.an
dügmana karsi
koyuyordu. Ama Türklerin moralini asil yükselten
§ey
famidiye kruvazörünün
kahramankklanydi.
Savagin
baginda Varna'yi
ombardiman ettigi strada
yan
tarafmdan
yara
alan
'hayalet'
kruvazör,
Ra-
f
un
idaresiyle
zar zor
Haliç'e gelebilmisti,
ama
bir daha denize
açilabile-
egini kimse
ummuyordu. Derken
Çanakkale
Bogazi'1u geçip Yunan do-
anmasmi
atlatarak Ege
denizine çiktigi duyuldu. Emekli
kruvazör §imdi
ski zamanlardaki
korsan gemileri gibi, Ege
ve
Adriyalik denizlerinde
kol
eziyor,
kiyi
gehirleriyle adalari
topa tutup,
Yunan
nakliye
gemilerini
bat2-
.yordu.
Ama,
yine eski
zaman
gövalyeleri gibi, yolcularla
tayfalarm hayat-
trun
kurtanyor
ve
onlari issiz kiyalara çikarip
birakiyordu.
Alçakgönüllü,
fendi bir
adam olan Rauf,
bu kahramanhklardan
bir
pay
çikarmiyor,
her
:yi
emrindeki
denizcilere
borçlu
oldugunu
israrla
ileri
sürüyordu.
Halk
a
onlan,
birer ulusal kahraman gibi
degerlendiriyordu.
Savagi
önleyememi§
olan
Büyük Devletler,
gimdi
barigi
saglama
çaba-
na
girigmislerdi. Yeniden sadrazam olan Kâmil. Pa§a, Trakya'mn
büyük
.r
bölümüyIe
Edirne'yi gäzden
çikarmigti. Eu
olursa,
Türkiye'ain
Avru-
s'daki
topraklari,
ÏstanbuPla
arkasindaki küçük
bir toprak parçasmdan
laret
kalacakti.
Ama
o
sitada
Enver Bey, Afrika'dan
döndü
ve Genel
ferkezi Edirne'nin
dügmana veriimesine
kuvvetle kargi
koy*maya
ikna
etti.
abine, Bablâli'nin
sirmah
ve
yaldizli
Meclis
salonunda
barig ko§ullanm
.rtagirken, elleri
bayrakli bir kalabahk, binamn änüne geldi.
Kalabahgtn
témda
olan Enver, arkasmda Talât
ve
õbürleri oldugu halde,
luzla
mer-
er
merdivenleri çikti,
genig holü
geçerek salonun kapisma
geldi.
Kaplyi,
arbiye
Nazin Nazim Papa
açti.
Türk
yenilgisinia baghca sornmlusu
olan
azim
Paga, heyeti, agzmda sigara,
teklifsiz bir
gekilde
kargilad1. Ìçle-
78
iMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÍS
VE
ÇÖKÜSÜ
,
rinden
biri
onu vorop
öldürdü.
Pa§a.
'Köpekler,
kiydimz camma!
diyerek
yere
ylgaldi.
Sadrazam, sogukkanhhkla,
'Zanmmca
Mühr-n Sadareti istiyorsunux
dedi. Mührü
uzattiktan
sonra
istifa
mektobuna
yazdi. Padigah, Mahmut
Sevket
Paga'mn
sadrazamitga getirilmesini
kabul
etti. Mahmut
Sevket,
Ba-
blâli'ye gelerek
tayin
emrini
halka
okudu. Bir hoca bularak,
zorla
dua et-
tirdiler. Sonra kalababk dagudi,
nazarlar
serbest barakildi. Enver,
artik ik-
tidarm
esinine ulagml§b.
Mustafa
Kemal, bu hükämet darbesini ve
özellikle
vapilig
geklini biç
begenmemisti. lleride
görälecegi
gibi, kanuna
uygon
idamlara itirazi ol-
mamakla
birlikte,
siyasi cinayetierden
nefret
ederdi. Bir gerçekçi olarak,
ban§m
elde edilebilecek
en
iyi kosullarla imzalanmasi
gerektigini
biliyor-
du. Ama
partideki
arkadaglarma hükümeti, önce
Anayasaya
uygun
yollar-
la
çekilmeye
zorlamalarrn
Israrla
söylemigti. Ancak,
hükümet
bu istegi
reddeder
ve
serbest seçimlere gitmekten
kaçmirsa, bir darbe
drigünülebilir-
di. O
zaman
da
bu
darbe,
ne
olursa olsun
kan
dökülmeden yapumahydi.
Bu çegit bunaltralari ileriyi görerek,
uygarca
çözmenin yolu buydu.
Ama
Mustafa Kemal'in
bu dügüncelerine
Fethi'den
ve
birkaç yakm
arkadagin-
dan bagka
kulak
asan
olmamisti.
Bu
arada halk, gonellikle linkümet darbesini
tutmustu.
ÛlkeningereG
siz bir teslimden
son
anda kurlanldigina inamyorlardi.
Yeni rejim, gimdi
Sirplardan da
yardim
gören
Bulgarlarm
büsbütün
giddelle dügürmeye çaby-
uklari
Edirne'yi
kurtarmaya
umuyordu. Genelkurmay, barekâta yeniden
bad
amadan
önce bir süre dikkatle hazirlanmayi gerekli
görüyordu. Ama
Enver
gözahci
bir
manevrayla
Edirne'yi
kurtarmak
hülyasmdaydi. Marma-
ra
kiyismdan
baglayan bir
saldinyla
Çatalca
hattima
dagmdan dolanacak
ve
böylece Bulgar
ordusunu ku§atacakb.
Komuta kendisinde almadigt hal-
de bu
yeni saldirimn
ilham
kaynagi Enver oldu.
Mustala Kemal, Gelibolu'daki
kolordunun harekât
dairesi bagkanhgi-
na
atanmisti.
Fethi de kolordu kurmay bagkamydi.
Herhangi
bir
Bulgar sal-
dirisma kar§i
Çanakkale
Bogazi'm
ve
dolayistyla Ístanbul'u
savunmak
on-
lara
dügliyordu.
Bu
lehlikeli
saldirinin sivri
ucunn
olusturuyorlardi.
Oysa
böyle
ciddi
bir
durumda bu kadar genig bir
harekete
girigmenin giddelle
kargismdaydilar. Gerçekten de saldiri
ilk andaki
bir baçandan
sonra
feci
bir
yenilgiyle sonuçlandi. Yiyecekleri
bol
Bulgar
ve
Yunanlilardan
kurulu
bir Beginci
Kol,

Türk
Garnizonunun
direnigini içerden
torpilleyerek,
Edirne'nin
dä§man
eline
dügmesini çabuklagtarmigti.
BALKAN SAVASLARI
79
Londra'da
toplanan bir bang konferansmda
Mahmut
Sevket
Paga,
ön-
:
kücültücü
bularak geri
çevirmig oldugu
kogullan
oldugu
gibi kabul
et-
Lek ZOrunda
kaldr.
Kamuoyunu yat1§tirmak
icin
onnn
Edirne'yi ancak
düg-
tkten
sonra
dûçmana verdigi söylendi:
Oysa
eski
hükümet, kenti, daha
smana
kar§i direnirken
teslim
elmeye
kalkigmisti.
Aradan
daha
on
be
an
geçmemisti
ki, Mahmut
,Sevket
Paga arabasiyla Harbiye Nezarctinden
abiâIi'ye giderken
yamna
bir ba§ka araba
yaklagti
ve
içindeki adam
ates
ti. Sadrazam yanagmdan
vurulmustu.
Kendini
kaybetmi§ halde Babi-
i'ye
götûrüldü
ve yarim saat
sonra
öldü.
Bu, Nazim Paga'nm
öldürülmesi-
kargi bir
misilleme
hareketivdi.
Bu olay, Enver'e
ve
Íttihatç11ara
Anayasayi bir
yana
itip diktatörce
r
yönetim kurmak
firsatim
verdi.
Muhalefetin
baghca liderleri asildi
ve
aver, Cemal
ve
Talât'tan kurulu
bir
'triumvira'
bundan
sonra
iktidarm
k yöneticisi durumana
geldi. Amaci kigisel yönetimi
yikmak olan
Jön
ärk
Ïhlilâli, böylelikle, hemen hemen padigalun
yönetimi
kadar zorba bir
Irti
oligargisine
dönügmüg oluyordu.
Tam
o
sirada
dig
olaylar oligarginin itibar kazanmasim
sagladi. Bal-
m
devleLlerinin,
savag
amac2yla kurduklar
igreti birlik,
savastan sonra
igilmaya
mahkiim, uydurma
bir birlegmeydi.
Ganimeti paylagirlarken
tvgaya tutugacaklar
bastan belliydi. Sonunda, bu sefer Bulgarlarla öteki-
r
arasinda
ikinci Balkan
Savasi patlak
verdi.
Türkler
batiya
dogru
yürü-
:rek
Edirne'yi
ve
Dogu Trakya'mn önemli
bir
parçasuu
yeniden ele
ge-
rdiler.
Plan geregince,
Türk kuwetleri Edirne'ye hep
birarada
girmeye
tzirlanirken,
Enver, onlan geride
birakarak bir süvari müfrezesinin
basin-
i herkesten önce gehre
girdi
ve
bir
kez daha, bir zafer kahramam olarak
ki lanmayi
sagladi.
Savag
plamm
hazirlamakla
görev almig olan
ve
aralarinda
Mustafa
smal'le
Fethi'nin bulundugu bazi subaylar
onun
bu aceleci
davranigma
-
zmi§lardi.
Edirné
valisi
onlarin Enver'le
aralanm bulmak için gehir
egra-
idan
birinin
evinde
hepsini biraraya getirdi. Orada gazeteci
olarak hazir
Llunan
Falih Rifki, sahneyi göyle anlatir: 'Fahri Papa
ve
Fethi Bey
sedir-
.ydi1er.
Ïyice
sarigin,
genç
bir
zabit,
bu
sedirin
kar§1smdaki duvarin
dibin-
.
bir
iskemleye
:oturdu.
Yakisikh,
temiz giyinmig, keskin
bakigh, gururlu,
itün
dikkatleri üzerine çeken
bu
zabitin pek
söze karistigi yoktu.
Ama
se-
iyordu ki, bu olup
bitenlerde
onun,
rätbesinden
üstün bir
õnemi
vardir.'
I, Mustafa
Kemal'in, kendisini
Birinci
Dûnya Savagamn
karanhk
günleri-
kadar
bir daha
göremeyecek
olan Falih
Rifkt da uyandirdigt
ilk izlenim-
Falih
Rifki,
onun
'bagi
kûlâhh,
gögsü figekli,
omzu
tüfekli fedai komita-
80
iMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÌS
VE
ÇÖKÜSÜ
.
cilar kil inda
bir
zabit olmadig2ni
ve
itibanmn,
olsa
olsa
baska
degerler-
i den
ileri
gelmesi
gerektigini'
görmûg
ve
sezmigti.
Îkinci
Balkan Savasi böylece
sona
erdi. Srbistan'la
Yunanistan,
Bük-
reg'te
imzalanan bir
antlasma geregince
Bulgaristan'in
kaybettigi toprakla-
rin
çogunu
payla§tilar, Edirne de kesin olarak
Türkiye'de
kaldi. Enver
yük-
seldikçe
yükseldi.
Harbiye Nazirhš ma getirildi;
paga
oldu; Osmanli
pren-
seslerinden
biriyle
evlendi
ve
Bogaziçi'ndeki bir.sarayda prensler gibi
yaga-
maya
koyuldu. O
yumugak bagh
'Hürriyet
Kahramam' böylece
tam
bir
as-
keri diktatör olunca herkes, 'Enver Paga,
Enver Beyi öldürdü,' demeye
bagladi.
Cemal,
iktidar
üçlüsünün
ikinci
adamiydi.
Distan bakildigmda
zarif
tavirlan,
vahgi
bir
çekiciligi vardi.
Ama bunun
altmda
yatan sert
ve acima-
siz
enerjisi, sogukkanli
zekâslyla
birlegince
ona
çogu
zaman
insafsiz
ama
becerikli bir
yönetici
niteligi
veriyordu. Üçüncü
adam, Talât,
aralanndaki
tek sivildi.
Ïri
yar1
bir Trakya köylüsüydü. Kirmizi
yanaklan
ve
çingene
gi-
bi kapkara, parlak
gozleri
vardi. Egitimini,
bir
Musevi okulunda
tek
Müs-
lüman olarak
yapmig
ve
sonradan
postanede
memurluk
etmigti. Kurnaz
ve
esnek zekâsim
maskeleyen
babacan
halleriyle herkesin
güven ve
sempatisi-
ni
kazamrdi. Hükümette•yalmzca iki kigi daha
önemli bir
rol oynuyordu.
Bunlardan
biri,
hükümetin sözde
bagmda
olan Prens
Salt Halim,
centil-
men
tavirb,
liberal dü§ünceli
zengin
bir
Misirh pa§aydi.
Yagça kendilerin-
den büyük
oldugu için
'triumvira'
onu
gimdilik sadrazamhga
uygun
bulmug-
tu.
Hükümetin
'ruh-u
habis'i ise,
Cavit
admda,
serçe
gibi
ufak
ve
nazik
bir
Selânikli
Yahudi
(dönme)
idi.
Cavit, çekici, iyi konu§an
ve
mali
i§leri
ça-
buk kavrayan bir
adamdi.
1913'te
Balkan
Savagimn
alanlanni
gezen
Îngiliz generali Sir
Henry
Wilson,
Ïstanbul'da
Enver
ve Cemal'le tamáti.
Ne
bunlar, ne
de
gördügl
öteki subaylar, Îngilizgeneralinin
üzerinde yetenekli birer
asker izlenimi
birakabilmi§lerdi.
Yalniz, bir
subay onlardan
aynhyordu.
General, 'Musta-
fa Kemal diye bir adam
var.'
dedi,
'genç
bir kurmay.
yarbay.
Ona
dikkal
edin.
Çok
yükselecektir? O sirada ortada henüz böyle bit belirti yoktu.
Türkiye'nin yönetimini
ellerinde
bulunduranlar ingilizgeneralinin.bu ileri
göri¼ünü
paylagmiyorlardi.
Yagi
otuz
ikiyi bulan Mustafa
Kemal, Enver'den
pek de
genç
olmadi-
gi
halde
askerlik
ve
siyaset alanlannda fazla ilerlemig
degildi.
Akip
geçer
önemli olaylara
hep
seyirci
kaliyordu. Sava§
alamadan bagka her yerde
1
Falih Rifki Atay,
Çankaya,
Dünya
Yaymlari, istanbul, 1958 Citt 1,
s.
57,
2
Times
g
azetesi, 11 Kasim 1938.
DALKAN SAVASLART
81
emli
olaylara
hep
seyirci
kahyordu.
Savag
alanmdan
baska her yerde
sa-
siz
olan
bir
insandi.
Kigisel iktidara dayanan bir
rejimde.
kendisine
ya-
va
da
zarari
dokunabilecek
kimselere
yaranmaya
tenezzül etmivordu.
ndi
kendini
denetlemeyi henüz õgrenmemigti. Ìkiyüzlülükten,
evet eien-
acilikten
ardamiyor;
baga geçmek
istedigini kimseden
saklamadigt
gibi,
p
kendisinin hakh,
berkesin haksiz
olduguno
da
çevresindekilere zoda
bul
ettirmeye çaligtyordu.
Bu öfkeli
genç
adam, böylece
yakinindakileri
cendirip
kuskulandinyor,
vataruna
kargi
olan büyük
baglihgina
ragmen,
cerlik
ve
siyaset
alanmda ilerlemesi bu yüzdera gecikiyordu.
En arada
siyaset alamnda
Mustafa Kemal'in
önüne bir firsat çakti. Fir-
mn genel
sekreterligine
Talât'tan
sonra
Fethi
getirilmigti. Mustafa Ke-
il
bir süre için Fe thi'nin evine yerlesti
ve ne yapmak
gerektigine
dair
m
tarta§malara giri§tiler.
Enver'le aralarindaki
uzla§mazhk,
son
hare-
.
siraswda
iyice artmisti. Kendisini hem açakça ele;tiriyor,
hem de aley-
LÖC imZ3SIZ ÖfOgüder
yayinlayarak
suç1uyorlardi. Mustafa
Kemal gibi
thi
de,
partiyi
komitacilardan, bu Balkan
tedhigçilerinden temizlemek
nanuun
geldigine kuvvelle inaniyordu. Ama komitacilarin
udeneklerini
mek için bütçede
kisinti yapilmasini
öne sürmek1e
fazla
ileri gitmig
ol-
Mustafa Kemal
onu,
bu
çesit
taktiklerin komitaclari dägmanlarlyla
le
vermeye kiskarlacagmi söyleyerek
uyardi.
Bu dägüncesinde hakh ol-
u
da
çok geçmeden
anlagildi. Yeni genel
sekreterin
aleyhinde gittikçe
wetIenen bir
cereyan nyanmaya
baglamigti.
Bir
gün
Fethi,
evinde
Mustafa KemaPle birlikte otururken Talãt'm
digini bildirdiler.
Talãt, Fethi'yi bir bagka odaya aldi
ve
ona
Sofya
Elçi-
ni
teklif
etti. Fethi
de bu
görevi
kabul etmenin, akillica
bir
hareket ola-
;1m
anlamisti.
Çok
geçmeden
Cemal
de
Mustafa Kemaf i çagirtti
ve
t
da bütän Balkan
ülkeleri nezdinde
atagemiliterlik göreviyle Sofya'ya
neyi
önerdL Mustafa Kemal,
önce buna
äiddetle
kargi koydu. Ama için-
:i
butün kirgmliga ragmen;
bu
görevi kabul
etmekten
baska çaresi olma-
mi
hiliyordu. 1905'tc, Harbiye'den
çiktigi
zaman Sam'a
gönderiligi gi-
bu da, gerek kendisi,
gerek
Fethi
için bir surgün cezasindan
bagka bir
degildi.
Ancak,
Mustafa Kemal'in
hayati, belki de bu sürgün yüzünden kurtul-
i
oldu.
Çúnkû
parti ile arasinda
çikan
ilk anlagmazlik sirasinda
oldugu
i, komitacilar, yine
camna
kiymaya hazirlarnyorlardi.
Üzerlerine
aldik-
einayet
görevini,
belki
bu
sefer
bagarryla yerine getirebileceklerdi.
Atat.ürk
/
F: 6
i
- ·
\
DOKUZUNCU ROLUM
Sofya'da Görev
MUSTAFA KEMAL'in Sofya'daki
yagantisi onun
için
yeni
ve
yararh
bi
deneme
oldu. Eu
onun
Batih bir toplum
içinde ilk
yagaylgiydi. Paris't!
hem
az
kalmig, hem de
zamammn
çogunu
askerlik
görevleriyle
harcamq
ti. §imdi
ilk olarak,
bir
Avrupa baskentindeki
toplum
hayatimn
incelikleri)
le karplapyordu. Sofya, aslma bakihrsa, pek
önemli olmayan,
orta
bir Bal
kan kentinden
bagka
bir
gey
degildi. Ama, 1913 siralannda
üzerinde kus
vetli
bir
Bati
cilâsi
tagiyor
ve
bu
da, Mustafa KemaPin
gözüne,
Orta
Avrà
pa'nm
büyük gehirlerinden
taçan
tath
yagam
havasun
yansitir
gibi görüni.1
yordu.
Ashnda
bir Coburg prensi
olan Bulgar Krah Ferdinand,
Avrupahlai
ca
'tilki'
diye amlan,
gõzü
yükseklerde bir adamdi. Ondan önceki kral,
o
dokuzuncu
yüzyil sonlannda, girintili çikmtih eski Türk
tarzmdaki Sofyal
kökünden kazzyarak yerine
uzun,
düz
sokaklari
ve
genig
bulvarlanyla,
As
rupa
stiHndebir
gehir kurdurmu§tu.
Romantik
bir
zevkle düzenlenmig
parl<
lari, korulari,
l<üçük
bir
Alman
bagkentini
andinyordu.
San
alçi
ve mel
mer
kangimi kabartma süslü yapilari,
tagra
çapmda
da
olsa yine
Sir
rokc
ko inceligi tagiyordo.
Sofya'mn kibar kadinlari
Viyana= dan
giyinir ve
opere
da
Viyana müzigi
dinlerlerdi.
Mustafa Kemal, Fethi Bey'in
arkasmdan ata3emiliter
olarak
Sofya'y
geldigi zaman
gehirde
bir
savag sonrasi
havasi
esiyordu. Balkan Savaglar
mn acisi,
bir sürú
eglence arasmda unutulmaya çaligihyor, dansli
çayla
yemekler,
kabuller, balolar
birbirini izliyor; digandan
kimsenin alinmadig
subay kulübûnün
haí¯tahk
dansh
toplantilannda
gik
uniformah
subaylar, kt
dmlari bile
gölgede
birakarak ilgileri
üzerlerine çekiyorlardi. Bulgarla:
dünkü
dügmanlari
Türklerle kaynagmaya istekli görünüyorlardi.
Fethi Be:
herkese karsi
uysal
ve
nazik davraniglanyla, onlarm
gözünde
Avrupabla;
SOFYA'DA
GÖREV
83
Türk
tipini canlandirtyordu.
Az zamanda Bulgar sosyetesinin
sevgisini
anm1§ti.
Mustafa
Kemal
de
onun
yamndan
hiç ayninnyordu.
Ïkisi de bekâr
ol-
larmdan çogunlukla
her
yere
birlikte çagnliyorlardi.
Eski Osmanh
za-
orinin palabiyigi
yerine, Jön
Türklerde yeni moda olan kirpik
biyiklarty-
asker deruglu, ince, göz ahci
genç
atagemiliter, iyi
giyiniyor,
düzgün
ramyordu.
Yine de,
pigkin
ve
yontulmug arkadagmdan
ayn
bir yaradilig-
ldugu kolayca anlagihyordu. Ïçkiyi
fazlaca seviyor, salonlarda
pek
egi-
Jükülmüyordu.
Îçine kapanik durusu,
az
konugmasi yüzünden
Bulgarlar
,
'Türk gibi
bir Türk' damgasim
vurmakta
gecikmediler.
Mustafa
Ke-
,
etkisi altmda
kaldigt
sosyete hayatma daha
tam olarak ahémamigti.
den çekingen
davramyordu. Balkanlardaki
görevi sirasinda
ögrendi-
lulgarcayi
henüz dürgün
konugamiyordu. Ama
Bulgar çevrelerine
girip
ikça
onu
da ilerletmeye
bagladt.
Çocuklugundaki
Rumeli
türkülerin-
kalma bir
ritm
duygusuna
sahip
ve
ayaklarina
hâkim
oldugu
için iyi
s
ediyordu.
Birkaç
dersten
sonra,
vals
ve
tangoyu
da ögrendi. Bu
yüz-
, her hafta subay
kulübünde verilen
dansh toplantilarda,
hammlar
ara-
a
sukse
yapmaya
bagladi. Kadmlar
onun
ilginç
görünügünün
etkisinde
yor
ve
havadan sudan
konugmayi
bilmemesine,
biraz
da sallapati
dav-
nasina
kar§in
onda
esrarli
bir havamn varhgim seziyorlardi.
Bir
gece,
Bulgar Türklerinden
Sakir
Zümre
admda bir arkadagiyla
ada verilen
bir
galaya gitti. Bu çok gik
bir toplantiydi.
Seyircilerin
par-
L I,
zarifligi,
Mustafa Kemal'in üzerinde derin
bir
etki
yapti.
Perde
inda
Kral Ferdinand'la
tamstirildi. Kral
ona
izlenimlerini sordu. Mus-
Kemal
sadece:
'Fevkalâde!' diyebildi.
Operadan
sonra
iki
arkadagi,
tarndiklanm
Grand Hotel de Bulgarie'de
yemege
götürdûler. Misafir-
;ittikten
sonra
Mustafa Kemal, daydugu heyecam
Sakir
2'ümre'ye açik-
Bati uygarhgi
buydu iste. Türkiye'de
böyle §eyler yoktu.
istanbul'da
·a
göyle dursun, adamakilh
bir
tiyatrobile yok
sayihrdi. Türkiye,
yakin
;elecekte
bu gibi
geylere
·kavugmahydi Türkler, Avrupa'daki
toplum
etion
inceliklerini,
güzelliklerini ögrenmeliydiler.
Gecenin eglencele-
:n
yorgun
dügmüg olan
Sakir
Zümre,
onu
gidip
yatmaya giiçlükle kan-
alldi.
Bununla birlikte, Mustafa Kemal, Sofya'ya
gitrneden önce
de
sosyete
.tina
bûsbütün yabanci
sayilmazdi.
Ïstanbul'dayken,
Õmer
Lütfü adin-
wir
subay
arkada§indan dul kaltm§ olan Corinne'le bir
baglanti kur-
I-
, beg yil
sonra
Ankara için hazirlanan
planlarda büyük
ve rnodem bir
opera
binasi
ipimina
yer verilecekti.
-I
84
IMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÏS
VE
ÇÖKÜSÜ,
mustu.
Îtalyan
asilh
ve
müzige istidatli
bir
kadm
olan
Corinne,
Beyoglu'l
daki
evinde
gece
toplantilan düzenler,
çegirli
kimseleri çagirirdt. Musta
Kemal de bu
toplantilara sik sik gitmeye baglamig;
Corinne
onun sosye
hayatim
ögrenmesine,
Avrupa edebiyatim tatmasma ve
özellikle Fransize
yi
ilerletmesine yardimci
olmustu. Mustafa
Kemal
simdi,
Sofya'da nasil.v
kit geçirdigiru, hälâ biraz
uydurma
ve
imlâsi da bozuk
olan
Fransizcasty
Corinne'e
anlatiyor, arada sirada
da
Latin ha-rfleriyl.eTürkçe yaziyordu:
Son mektubunn
aldim.
Her
gün
beni düsündügünüzü ögrenmi
beni çok
sevindirdi. Afrika
savagmdan
ne
kazandignmzi bildirdi;
niz
için de tegekkür
ederim... Sofya'ya
geldigim
zaman
inmig old
gum
Bulgaria otelinden çiktigimi biliyorsonuz.
Simdi,
yeni
yap
mig
olan Splendide
Palace'ta kahyorum.
Gerçekten
konforlo
I
otel. Banyolan, fam dögambrlari,
kisacasi
istediginiz her
gey
n
Oteldeki
eglenceler de
ayri.
Be
yüzden kaimaya degiyor. Ama h
ytr,
Corinne,
hayir!
Sofya'da bir tek gü zei
kadm
görmenin
imkä
yok.
Uygun
bir
ev
bulamadigam
için otelde kahyorum. Cevdet Be
le dostlugumuz
çok iyi.
Onun bu
kader
caea
yakm
ve
iyi bir de
olacagmi hiç sanmazdim. Onceki
gece
beni. Madam Denigi
adi
da,
eskiden
tamdigi
Parisli bir hammm evine
gätärdü.
Orai
önemli
biri vardi. Birka
nazarla vanlarmdaki
kimseler de baka
oynuyorlardi. Ben
oynan
adigun i in onlarla
selâmlagip
bir
iki 1
ettiklen
sonra
ayrddun.
Sunu
söyleyeyim ki,
Parisli
hamm1 güs
bulmadim. Samnm ki, Cevdet Beye beni getirmesini
e
söylem
Ayrrhrken
bana, 'Mon Commandant,'
dedi,
'bu
akgam
evimde
p
eglenemediniz,
ama
emin
olunuz
ki gelecek sefere sizi
mernnun
i
meye
çahµcagsm Yalniz, ben bund.an pek emin
degilim.
Arkadan
Novia
Amerika admdaki çalgzh kahveye
gittik.
Bir s
Alman, Fransiz
v.b. sarkiet kadm vardi, davet edilrnek umedu:
localarm
çevresinde dolagip duruyorlardi. Cevdet Bey iki Mac
kiza cagirdi. Bir
tanesi
Almanca
biliyordu. Daha kiiçük olan öte
si, Macarcadan bagka dil
bilmiyordu. Neden bilmem, hic
eglei
medim.
Canim sikildi.
Arkadan,
kizian
locada
birakarak gazir
dan
ayrildik.
Otele dönüp
yattigim
zaman, saat
gece
yarismi gi
mi ti.
Bana sik sik
yazin.
Sizi bütün
kalbimle kucaklanm.
Corinne'nin
bu
mektuba verdigi
cevap
üzerine, ögreacisi yeni
mektup yazde
-I
SOFYA¯DA
GÕREV
85
Son
mektubumda beklediginizden daha
az
imlä yanligt bulundu-
gunu
ve...
bunun bagka birisinin kaleminden çakmig
olabilecegini
yaziyorsunuz.
Bunu ben bir çegit iltifat olarak
kabut ediyorum.
Arkadan.
daha içten, ama
daha
agirbagh
bir ifade
tapyan
mektuplar
Bütüu
o
güksek
mevkili
dostlarmiza ragmen beni hatirdan
çi-
karmadigimzi
ve
bu hapmet!û,
devletlû2
kipilerle
sürdürdügünü
z
ahbaplik arasmda
benimle ugragacak bir
an
bulabildiginizi
bil-
mek
beni öyle sevindiriyor ki... Birtalam
tasarilarim,
hattâ büväk
tasanlanm
var.
Ama buniar yüksek bir
mevki
elde etmek
ya
da
zengin olmak gibi maddi cinsten geyler degiL Bu tasanlarimm
gerçeklegmesini,
hem iilkemin
yararma
olacak, hem de bana
göre-
vimi
yapmig
olmaktan dolayi zevk
verecek
büyiik bir
likri
bagariya
ulagtirmak
için istiyorum.
Bütün
ömrümce
tek ilkem bu
olmugtu.
Daha çok gençken
edindigim
bu
ilkeden,
son
nefesime kadar
vaz-
geçmeyecegim.
Bir süre
sonra
Mustafa Kemal, arkadagi
§akir'le
birlikte,
Elçilige
ya-
.
bir
ev
bulup tagindi.
Evin
dö§enmesi
tamam
olunca,
iki
arkadag,
Bul-
-
Adliye
Nazirina bir
ziyafet verdiler.
Yemekte
havyar, Tiirkiye'den
:1
olarak
gerirtilmig
en
iyi cins
raki,
en
sonunda da
§ampanya
vardi. Ye-
.gin gitzelligi
ve
gecenin çok baçanli
geçtigi,
ikinci
Balkan
Savagmda
.
istafa
Kemal'e kargi sava§rug
olan Harbiye
Naziri General
Kovaçev'in
.agina
gitú.
General daha. önce,
Makedonyali olan karisiyla birlikte,
rk atagemiliterini evinde
agirlamisti. Kendisi
de
ailesiyle
birlikte,
Mus-
a
Kemal'in evine davet edilmek istedigini bildirdi. Ïkincibir
zivaret
dü-
11endi
ve
Mustafa
KemaPle
Kovaçev
ailesi
arasada,
derin bir dostlugun
aeli
bõylece
atiltm§ oldu.
Mustafa Kemal, gimdi sik sik Kovaçev'lere gidiyor, Generalle
otura-
: iki
eski siläh arkadagi gibi
savag
amlanadan
konuguyor,
sava§
sanati
:rinde
uzun
tarti
malara girigiyordu. Baglarda
Generalin
sevimli, terbi-
i kizi
Dimitrina'ya
pek dikkat
etmemigli.
Sonradan bu
ince
vñcudu,
ko-
renk saçlan
bukleli
geriç
kizla,
yavag yavag
ilgilenmeye
ba§iadi.
Simdi
Emla
çekinerek, saygryla konuguyor;
rastla§tiklan
toplantilarda dansa kal-
lyordu.
Fransizca
olan
bu mektupta
Mustafa Kernal, 'Gros bonnets,
grosses
legumes'
geklin-
deki kelime
oyununu
kullanmig olacaktir.
(Çevirenin
notu.)
i.
-I
I
I
I
86
ÏMPARATORLUÖUN
GERJLEYÍSVE
Ç
ÕKÜ$Ü
Mustafa
Kemal, kisa bir süre
sonra
her
yere
çagrilmaya baglandi. Bir
gi
ceral
karasi
olan
ve
sosyetede
sözü
çok
geçen
Sultana
Ratcho
Petrova,
or
tanitmakta
ön ayak olmustu.
Mustafa Kemal,
sosycte hayatindaki
en
bi
yük bagarisun, sarayda
verilen
bir
maskeli
baloda
elde
etti.
Istanbul'a
b
emir eri
göndererek Müze'den kavugu
ve
mücevher
kakmah kihciyla
tai
takun bir yeniçeri
uniformasi
getirtmisti.
Bu
parlak
kihk içinde büyfikb
heyecan
yaratti ve
gece yarisi,
davetliler
maskelerini çikardiklan
zamai
Kral
Ferdinand
kendisini
çagirarak
tebrik
etti.
Hediye
olarak
gumüg bir
s
gara
tabakasi
verdi.
Yillar
sonra,
Kral Ferdinand
sûrgüne gönderildigi
a
man,
Mustafa Kemal de
onun
devlet adamligma kargi besledigi
saygiyi
be
lirtmek için kendisine
altin
bir
tabaka
gönderecekti.
Sofya'da hayat
güzel geçiyordu. Mustafa Kemal in kültürü de geli
mekteydi.
Bu strada bir yerde,
su
eski Fransiz
sözlerine rastladi
ve
bunk
n,
bir
dostuna yazdigt
mektupta
tekrarladi:
La vie
est br^eve La vie
est vaine
Un
peu
de
reve.
Un
peu
de
peine,
Un
peu
d'amour
Un
peu
d'espoir,
Et puis
bonjour. Et
puis bonsoir.3
Ama Sofya'da
sevismekten,
gülüp
oynamaktan
baska yapacak igler
d
ordi.
Mustafa Kemal gõrevlerine ciddi
olarak
sarilungti.
Fethi Bey'le
ker
disinin dü§üncesi de, bu
görevin askeri oldugu kadar siyasi oldugu yolur
daydi. Memleketi yakindan
tanunak
ve
özellikle
nüfuzlu
Türk
azmligiyl
daha yakm iligki kurmak çabasina
girigti.
Sakir'le
birlikte
Türklerin oturdt
gu
bölgeleri dolagti. Soydaglanmn bu yabanci ülkede çok iyi bir
hayat sür
düklerini görerek hayret etti.
Bulgaristan
Türkleri
rabatça
ticaret
yapiyo]
bunda da
bagari gösteriyorlardi. Oysa,
Türkiye'de aligverig,
sadece
yabar
c11arm
clindeydi. Türkler, Plevne'de
ve
daha
baska yerlerde endüstri
kui
muglardi.
lçlerinde
birçogu büyük
para
kazanmisti. Kadmlari da anayurtte
ki kadmlara göre
daha
serbeSLtiler,
çogunlukla peçesiz dolagiyorlardi. He
yerde, daha Türkiye'de benzeri görälmeyen güzel
okullar
açalmigtL
Musta
fa
Kemal, kendi ülkesinde de kendi
milletinin nasil
bir
yagam
düzeyine
eri
ebilecegi
ve
eri
mesi
gerektigi üzerinde
belirli
bir
dügünce
edinmeye
ba;
ladi.
3 Hayat kisacik Hayat
antamsiz
-
Azicik
hayal
Biraz
ishrap
Sevgi,
azicik
Ve
umut,
yalritz
Derken merhaba.. Derken elvedâ.
SOFYA'DA GOREV
87
L
Bu geziler sirasmda, köylülerde
gördügü
saglamhgi
da takdir
etmeye
aglamisti.
Bir
gün dansh
çay
saatinde, Sofya'da sik
bir gazinoda
oturmus,
rkestrayi dinliyordu.
O
sirada
köylû
kihš mda
bir
Bulgar girip, yamndaki
iasaya oturdu.
Garsonu üst üste
çagirdi;
garson onu
önce önemsemedi,
mra
da
servis
yapmayi
redde
tti.
Arkadan
da
gazinanun sahibi,
köylüye
çi-
Lp
gitmesini
söyledi. Köylü, 'Beni
buradan
atmaya
nasil
cesaret
edersi-
tz?'
diye kalkmay1 reddetti.
'Bulgaristan'i
benim
çahymam
yasanyor.
Bul-
aristan'i
benim tüfegim koruyor.' Bunun üzerine polis
çagirdilar.
O
da
ylüde.n
yana
ç1kti. Köylüye
çay
ve pasta
getirmek zorunda kaldilar,
o
da
tiolarin
parasmi
t1kir
tikir
ödedi. Mustafa Kemal
sonra,
bu
olayi arkadag-
trma anlatirken,
'Ïgte ben Türk köylüsünün
de
böyle
olmasim
istiyorum,'
edi. 'Köylü
memleketin efendisi
durumuna gelmedikçe, Tûrkiye'de
ger-
:k
bir ilerlemeden söz edilemez.'
Kafasinda, ilerideki Kemalist
slogan
yle
filizlenmi§ti: 'Köylü,
memleketin
efendisidir.'
Bundan
baska
bir parlamento
rejiminin nasil
igledigini
de
gözüyle
gö-
ap
ögrenecekti.
$akir
Zümre, Bulgar Meclisinde
milletvekiliydi.
Bir sürü
artilerden olugan
bu
mecliste, Türk
milletvekillerinden
kurulu
on
yecE ki-
lik küçük
grup,
sayistyla ölçûlmeyecek
bir
önem tagirdi. Karyk
tarti ma-
tr
arasmda
dengeyi korur, arada
bir
de oylanyla
bir
tarafin
agir
basmasi-
L saglardi..
Mustafa
Kemal geceler gecesi, meclisin
balkonunda oturur,
rügmeleri
dikkatle izler, ileride yararlanmak
üzere parlamento taktikle-
ni
derinlemesine incelerdi;
tipk1
bir
savag
alanmda askeri
taktikleri ince-
digi
gibi.
Üstelik, burada daha
elle
tutulur
bir
amaç
da güdüyordu. Türk
vmhgi eliyle,
politika
mekanizmasim
kendi
ülkesi
yaranna
igletmenin
tümkün
oldugu kamsmdaydi.
Bulgaristan Türklerinde, ilk
önce,
milliyetçi
bir bilinç uyandirmak
ge-
:kiyordu.
Mustafa
Kemal
bunun için,
elçilik
yoluyla, iki Türkçe
gazeteyi
enetimi altmda
bulunduruyor, haber
ve
yorumlarma
istedigi
gibi
yön
veri-
ardu. Türk azmhgi içindeki hocalan
ve
öteki nüfuzlu
kipileri
etkilemek
in ajanlar yolladi
ve
örtülü ödenekten hesapli gekilde
para
dagitti. Eu
ça-
pnalari sirasmda, gerici unsurlarla çati§mak zorunda kaldi. Bunlar, Mus-
Efa
Kemal'le Fethi Bey'in
Sofya
sokaklarmda
fesle degil de,
papkayla
do-
tgmas2m bir
türlû
hazmedemiyorlardi. Bir Türk elçisinin,
bu biçimde dav-
imgim,
çok uta'ndirici
bir
hal olarak görüyorlardi.
Bu
da Mustafa
Ke-
taPe,
õteden
beri
merakh oldugu
bir
konuda,
gapka
ile fesin kiyaslanma-
konusunda, birtakim konugma
ve
tart1§malara girigmek firsatim
verdi.
Bulgaristan'da Türklerden
yana
çekilebilecek bagka
bir
unsur
daha
irdi.
Bu
da, Îkinci Balkan
Savagmdan
sonra
buraya göçmüg
olan
Make-
88
ÍM.PARATORLUÖUN
GERiLEYÍ';i
VE
CÖKÜSU
donvalilardi.
Mustafa Kemal, Makedonvahlar
komitesivie yakm
iliskiler
kurdu.
Onlara
para
yardiminda
bulundu.'Dostu,
Bulgar
Harbiye
Naz-mmn
karisi, Madam Kovaçeva, Makedonyabydi. Yerli dedikoducular, ktzi Di-
mitrina
ile
Mustafa Kemal arasmda geligen
arkadagligin altmda
siyasi bir
koku seziyorlardi.
Oysa bu
arkadaghkta
daha
çok romantik
bir
çegni
vardi.
Mustafa Ke-
mal,
Bati inceligiyle
yetigmig,
iyi
aileden bir
genç
kizla ilk olarak
tarugt
yor,
Dimitrina ile asil
bu
yüzden ilgileniyordu.
Aralanndaki
flört bir
mas-
keli baloda iyice ilerledi. Mustafa Kemal,
boyuna
Dimitrina'yla dans
etti.
Îlk önce müzikten
konastular. Genç kiz
müzigi çok seviyordu. Az
sonra
si-
yasetten
söz etmeye bagladilar.
Mustafa Kemal, heyecanh
bir
ciddilikle,
Türkiye'yi batililagtirmak
ve
özellikle kadmlan özgürlüge
kavusturmak
yo-
landaki tasanlarm
anlatmaya baglada. Onlar da
peçelerini çakanp atmali,
bu
balodaki
kadinlar gibi,
erkeklerle
konusup kendilerini
bagladigi
köle-
lik zincirlerinden kurtulmaliydilar. Dimitrina, Mustafa Kemal'in bu güçlü,
akaci konugmasi kargismda, kendinden geçmig gibiydi.
O da, Dimitrina'yi kafasmda
tasarladigi
Avrupah
eg
olarak görüyor-
du.
Ama,
bunun
için
genç
kizi
babasmdan
istemesi
gerekliydi. O
zaman
da bir
red
cevabiyla kargilagmak tehlikesi
vardi.
Hiristiyan olan General,
kizimn bir
Müslinnanla evlenmesine
razi
olur
muydu?
Kendi
de bagka bir
Bulgar
kizina, General Ratcho Petrov'un kizma tutulmug
olan
FethPye da-
nign.
Birtakim aracilar yoluyla kiz
babalannm agzim arattilar,
ama sonuç
cesaret kinct oldu. General Petrov hic
dügünmeden'kargihk
vermigti.
'Kizi-
mi
bir Türk'e
vermektense
kafarn keserim, daba iyi: General Kovaçev
de,
arkadagi
gibi dügünüyordu. Türk
eleiliginde verilen
bir balo çagnsim
kendisi
ve
ailesi
adma
nezaketle reddetti.
Mustafa Kemal'le Dimitrina
bir-
birlerini
bir
daha
öremediler?
Bu arada Enver
ve
üçlüsü, 1914
baglarinda, bir sürû hizh
ve
yapici
re-
form
bareketine girismiglerdi. Balkan Sava§lan
en
sonunda Tûrklerde bir
milliyetçilik ruhu
dogurmu§tu.
Ba§larmda da, bütün keyfi davramglanna
ragmen, bu
ruhu milli
bir birlik biçimine
sokabilecek 'yeterlikte
bir hükü-
met
vardi.
4 Dimitrina,
Mustafa Kemal'i hiç
unutmadi çünkü
o
da
genç
kt2m allesiyle
temasi
kes-
memigti. Dört
yll
sonra,
Birinci Dünya
Savaginm sonianna
doëru, Dimitrina babasty-
la Ístanbul'a gitmeye
kalkti. Orada Mustafa Kemal'i
görmeyi umuyordu. Ancak Bul-
gar
cephesinin çäkmesi,
bu
yolculugu engelledi. Sonralan bir Bulgar mebusuyla
ev-
lendi,
ondan
dul kaldi. (Dimittina Kovaçev, 9
Agustos 1966 tarihinde
hayata
gözleri-
ni yumdu. Yakmiarmm
aniattigma göre,
son
gúnlerde
bile
Mustafa Kemal'den
söz et-
mekteymig.)
(Çevirenin
notu.)
.I
SOFYA'DA
GÖREV
89
Yöneti
min
bircok
alaniarmda, özellikle silahli kuvvellerde, bu
reform-
.it
daba
hizh gelstirilmekteydi. Enver orduya,
Cema!
de deniz
kuvvetleri-
L
-
1
yeru
bastan
örgütleme igine
girigmislerdi. Enver, enerjik
ve
verimli
bir
abymayla, eski
subay smihm temizieyip yerlerine yeni yetigmig
subaylari
etismeye
bagladi.
.
Bõylece
yeni
bir
un
daha kazanmig oluyordu. Artik
y'alruzca
yigit
bir
ava çi
degil,
ayra
zamanda
keskin
görüglü, becerikli bir
genç
tegkilâteiy-
1. Yapltklarim
Mustafa
Kemal bile begeniyardu. Sofya'dan Enver'e bir
ektup yazarak
onen
Harbiye Nazirligmdaki
baçanlarim kutladi.
Tevfik
.
ügt¯Œye
de
bu
yolda
bir
mettop yazd2,
ama
Enver'in
kurmay bagkammn
Igisizligini
elestirerek
onun
yerine kendisinin,
rakibinin
emri altmda
ça-
maya
hazir oldugunu bildirdi.
Ancak,
onun
bu göreve
atanmasi,
gerçek-
ymesi
pek
kolay olmayan
bir isti.
Ashnda
Tùrk
ordusunun bu yenilestirilinesi
kargliginda
ódenecek
bir
edel vardi:
Be
da,
Almanlarm Türk ordusunu gittikçe denetimleri altma
Imalarlydi.
Ordudaki
reformlari, Alman askeri
misyonu
dilzenliyordu.
He-
etin
simdiki
baskam,
güvenilir,
akilh bir kumandan olan General
Liman
on
Sanders'e Türk
ordusu üzerinde
genig bir yöne tim
yetkisi verilmisti. Al-
tian
subaylan, Genelkurmayla öteki ordu birliklerini
zaten
doldurmu§\ar-
LI.
1914 yllmda burlarm sayisi
luzla
kabardi.
Artik
en
yliksek
noktasma
ilagan
bu
'Alman yardmu' politikasi, Enver'in
elinde,
Osmanh Ïmparator-
ugu
için büyük felâketier doguracakti.
Çúnkü,savag
çok yakindi. Avusturya
veliahti Argidük
Franz Ferdi-
Land,
28 Haziran
1914'te Saraybosna'da tedhigçi
bir Sirp örgütünce
tuto-
up
silahlandir11an.
genç
bir
ögrenci
tarafindan
öldürüldû.
Bir
ay sonra,
kvusturyablar,
Sirbistan'a
savag
açtilar; Kayzer de
onlari
destekledi
ve
Bi-
inci Dünya Savagi baglamig
oldu. Bundan
iki gün önce,
Türkiye ile
Alman-
'a,
Rusya'ya
yönelmig gizli
bij
anlagmaya
varmiglardi.
Bundan, kabine
tyelerinden
yalnaca
dört
kisinin bilgisi
vardi. Anlagrna, 2
Agustos'ta imza-
andi.
Bununla
birlikte, bu henüz
Türkiye'nin
savaga
katilacagi anIamina
elmiyordu. Talât Paga,
ittifaki, Türkiye'nin
buyük
devletlerden birinin
lestegine ihtiyact olduguna
inandigt
ve
yalmz kalmasmdan
korktugu için
steriligti. Geleneksel dügman Rusya'ya kary ingiltere
ve
Fransa'dan
yeter-
i
garantiler elde etmek
yolundaki
ugragmalari boga
çikmisti. Ancak,
En-
ver'in
girigtigi
reformlara
ragmen,
Türk
ordusunun
toparlarup
güçlenmesi
çin daha
zaman
gerektigini
bilen
Talât
Paga,
Türkiye'nin mümkün oldu-
unca
tarafsizhgim
korumasi dügüncesini
savunmaktaydi.
90
iMPARATORLUÖUN
GERÌLEYISVE
ÇÖKÜşÜ
Sofya'da Mustafa Kemal, Türkiye'nin Almanya
yamnda
sava§a
kanl-
masinin
§iddetle
kargisindaydi. Almanya
savagt
kazamrsa,
Türkiye'yi
bir
uydu
haline getirecek, kaybederse Türkiye
de
çok
gey
kaybetmig olacakti.
Mustafa Kemal,
Enver'in
aksine, yalmz Almanlan
sevmemekle
ve
onlara
güvenmemekle kalmiyor; onlann
savasi
kazanacak yetenekte olduklarma
da inanmiyordu. Paris'i ziyareti
ona
askeri durumun, hesaplaumasi
güç bir-
takun faktörlere bagli oldugunu ägretmi§ti.
Gerçi,
Alman ordusu
Paris'e
doš ru hizla ilerliyordu
ama,
asker
Mustafa Kemal, arkadagi Salih'e yazdi-
gi
mektupta söyledigi
gibi, 'Almanlarm, çegitli
faktörlerin etkisi altmda
zikzakII
sekilde ilerlemek zorunda
kalacagmi
ve bunun da onlar için
za-
rarh sonuçlar
dogurabilecegini' görüyordu. 'Biz,
amacimizm
ne
oldugu-
nu
belirtmeden seferberlik ilân ettik. Bizim için büyük bir silahh kuvveti
uzun
zaman
ayakta
tutmak
zararh olacaktar. Bunun, kendimiz
ya
da
müttefikimiz için
ne
gibi
bir
sonuç
verecegi kestirilemez.'
Öte
yandan,
savag daha yayilacak olursa, Türkiye'nin
uzun
süre
taraf-
siz
kalamayacagru da
biliyordu. Bu durumda,
savaga
Almanya'mn
kargism-
da katumasim
uygun
bulmaktaydi.
16 Temmuz 1914'te Harbiye Nazm
En-
ver
Pa§a'ya gönderdigi
bir
raporda,
Sofya'daki
gözlemlerine dayanarak,
Bulgarlann Büyük
Bulgaristan tasanlanm gerçeklegtirmek
umuduyla,
git-
tikçe Avusturya'ya yaklagmakta
oldughnu
bildirmigti. Mustafa Kemal, onla-
nu
bununla yetinmeyeceklerini
de ileri sürüyordu. Doguya dogru da
genig-
lemek isteyeceklerdi ki,
bu da
ancak Tûrkiye'nin
zaranna
olarak
gerçekle-
ebilecek
bir
geydi.
Onun için Mustafa Kemal, Türkiye'nin
hareketsiz
dur-
masmi
tehlikeli
baluyordu. Bulgarlarm, çegitli yollarla,
Türklerin
gûvenini
.
kazanmaya çahgacaklan
belli bir geydi. Bu
arada
herbangi
bir Batih
grup-
la
baglantisi olmayan Türkiye'nin, Bulgaristan'la
dost
geçinir görünmesi
kendi
yararma
olurdu.
Ama, Mustafa
Kemal'in önceden gördügü gibi, Tür-
kiye
sava§a katilmak
zorunda
kalacak olursa
o
zaman
da
'Bizim için
yapi-
lacak
gey,
bir bahane
uydurup Bulgaristan'i iggal
etmekti.'
Bu çegit
bir
si-
yaset,
Türkiye'nin Yunanistan'daki çikarlan açismdan
da yararh olurdu?
Bu arada, ÍslanbuPdaki
dostlarma
da
israrla
mektuplar
yagdinyor,
uluslararasi
gerçekler
üzerinde
ne
kadar uzak görüglü oldugunu
gösteren
dügüncelerini onlara açikhyordu. Daha
o
zamandan, Amerika'nm
ergeç sa-
va§a
katilmak zorunda
kalabilecegini
ve
buuun da aslmda Birinci
Dünya
Savagi demek olacagmi
görmügtü.
Simdilik
Türkiye'nin
yaranna
olan
tqk
gey,
tarafsiz kahp askeri
gücûnü artirmaya bakmak, olaylarm
geligmesini
5 Cumhurbagkanii i argivleri,
Çankaya,
Ankara.
SOFYA'DA
GÕREV
91
izleyerek, karar
almak
zamam
gelinceye kadar,
iki
taraf
arasinda
bir den--
ge
kurmak
olmahydi.
Savaga
katilip katilmamak
ya
da hangi
taraha katil-
mak
soara
dügünillecek
bir
geydi. Aceleye gerek yoktu.
Çünkü
bu
uzun
bir
sava§
olacakti.
Mustafa
Kemal bunn
çok iyi biliyordu.
Öte
yandan,
Enver Paga,
sava§m
kisa
sürecegine
ve
Türkiye
bundan
bir
gey
koparmak istiyorsa, bir
av
önee
savaga
katilmasi gerektigine inam-
yordu. Durumun
onun
istedigi yönde geligmesini saglayan
iki
olay
oldu.
Bunlardan birincisi
Türkiye
için Armstrong
--
Whitworth tezgâhlarmda
ya-
pilmi§.
ve
par
asi
ödenmig olan
iki kruvazöre,
Ingiliz Bahriye
Nazirliginin
el koymus olmas1ydi. Kontra
tta, savag
çiktigi takdirde. anlagmamn
yürür
lüklen kalkacagi konusunda bir
madde bulunmasma
karém,
bu davramp
Ïtilâf
Devletlerinden
yana
olan
çevrelerde
bile öfkeli
bir
tepki
yaratti.
Ïkinci
olay da, Göben
ve
Breslau
adindaki Alman zirhhlarimn
tam
bu stra-
da, Enver'in de bilgisi
altmda, Akdeniz'deki
Ïngiliz
filosunn
atlatarak
Bo-
gaziçi'
ude
boy
göstermeleriydi. Eu gemilerin
silahtan armmalari gerekir-
ken,
Türk hükümeti onlan
satm
alarak Yavuz
ve
Midilli diye
adlandirdi.
Gemilerdeki
Alman
deniz
subay
ve
erleri,
halkin
ho§una gidecek
bir jest-
le, baglarmdan
kasketleri
çikarip fes
giyerek
yerlerinde
kaldilar.
Türkiye'nin
sava§a
katilmasi için gimdi
tek
eksik,
Ruslarla
bir çati§-
maydi. Kabine
üyelerinden
çogunun buna karst
olmalarma
ragmen,
Enver
için boyle bir
olay1
yaratmak
igten bile
degildi. Göben
ve
Breslau'1,
bir
ça-
tigma
çikar
umuduyla, sõzde
manevra
için, sik sik Karadeniz'e gönderme-
ye
baglamisti.
Ekim
sonunda
Yavuz, yanmda emektar Hamidiye
ve
bagka
gemiler de
oldugu halde
denize
açildt
ve
ortada hiçbir
neden yokken, ih-
tarda bile
buhmmadan, Ruslarm,
Karadeniz'deki
Odesa, Sivastopol
ve
No-
vorosisk
limanlarim bombardiman etmeye bagladt.
Alman amiralinin
ce-
binde, Enver Paga'mn gizli
bir
emri
bulunuyordu:
'Tûrk donanmasi Kara-
deniz'e zorla hâkim olmahdir. Rus filosunu
araymiz
ve
nerede rastlarsa-
mz,
sava§
ilân
e,tmeyi
beklemeden,
saldmya geçiniz."
Ç1kan
çarp1§mada
birkaç Rus gemisi batti.
Bu
bir
savag
durumuydu.
Enver Paga,
sözde,
bu
saldm haklanda
bilgisi
olmadigim
ileri
sürdü.
Talât Pa§a her
§eyi, ancak olduktan
sonra
ögrendi.
'Ke§ke ben
ölmüg
ol-
saydim da,
memleket sag kalsaydi,' dedi. Ama yine i§bagmda kaldi. de-
mal
Paga, haberi, Cercle d'Orient Kulübünde
kâgit oynarken ögrendi. Bü-
yük bir
gaskmhk geçirdi,
yüzü bembeyaz oldu
ve
kizimn bagi
üstüne, hiç
I-
6 Bu
savag
gemilerinin satm almmasi
için halk arasinda acilan kampanyaya Türk ka-
dmlan mücevherlerini
ve
de erli
egyalarmi vererek
katilmiglardt.
7
Ernest Jaeckh, The Rising Crescent (Yükselen
Hilâl).
92
iMPARATORLUOUN
GERÏLEY̶VE
ÇÖK.ÜSÜ
,
bir seyden haberi olmadigma
yemin
etti.
Ama
o
da
çekilmedi."
Sadrazam
Sait Halim Paga, Padisah'a
istifasuu
sundu. _Padigah,
ona
kucaklayarak,
kendini tek güvendigi
dayanaktan yoksun
birakmarnasi
ve
beceriksiz adam-
larm
ellerine
atmamasi için
yalvardi.
Papa
da yerinde
kalmaya
razi
oldu.
Fransiz
ve
.Ïngiliz
elçileri,
pasaportlarim istemeye
geldikleri'zaman,
Sadra-
zarmn
gözleriradenyaglar
akiyoidu.
Yalmzca Cavit, önemsiz üç
naziría
bir-
likte istifa
edecekti.
'Sava§i kazansak bile,
mahvolacag1z,'
demisti. Osman-
h Ïœparatorlugunungerileyis
ve
çökägündeki
son
dönem, böylece baglamm
oldu.
..I
r
-
-I
8 Sonradan sefil
bir
gekilde
Rus boyundurugu
altma
girmektense,
savasa
kahlmano
daha iyi
oldugunu ileri sürecekti.
ONUNCU
BÖLÜM
Birinci Dûnya Savay
MUSTAFA lŒMAL,
Türkiye'nin
savaga
girmesine kary gelmi§ti. Ama
bu
ig artik olup bittikten
sonra
bütün
enerjisi
ve
yurtseverligi
ile
kendini
sa-
vqa
verecekti. Almanlan hiç
sevmedigi
halde, imdi müttefik olduklarma
göre,
sabri yettigi
kadar
onlarla birarada
çahsmaya hazirdi.
Sofya'daki
ilk
i
Bulgarlara
savaga
girmeleri için
basia
yapalak oldu.
Her
yoidan
be
amaca
varmak için
çah§arak Fethi'ye yardim etti. Kargnarmda da Ruslar
,
yogun bir
propaganda
baraji
kurmuy
bulunuyorlardi
Mustafa Kemal'in bir
bagka
görevi de,
Bulgarlardan
Türk ordulan
için silâh
ve
yiyecek
saglamaku.'Bulgarlardan pegin
para
kargihgi büyúk
miktarda
un
vereceklerine
dair
söz
alda
ve bu
is için
Sakir
Zümre'yi
istan-
bul
a
gönderdi.
Sakir
Zümre,
o
sirada Maliye Nazm olan
Talat
Pa§a'yl
gördü. Ama,
Talât·onu,
istifa
etmekle birlikte perde arkasmda çah§an
ve
milli politika konusunda hükümete
ögütler
veren
Cavit'e gönderdi. Cavit,
be
paramn
verilmesini
uyguo
görmedi. Elde böyle
bir
is için
para
olmada.-
gun
säyledi
ve,
'Bu
savagm
yillar ylh sürecegini
samyorsunuz
galiba!'
diye
ekledi.
I-
--
"
Ïgin
sonucuou
sabirsizbkla
beklemekte
olan Mustafa Kemal,
Sakir
Zümre'yi Sofya istasyonunda Itargilade
Cavicin
red cevabmi ögrenince öf-
keyle, 'Böyle adam asilmayi
hak
etmigir!'
diye bagirarak bir
öngörüde
da-
ba
bulundu.2
1
Madam Petrova'nm anlattik.larina bakihrsa,
bir
akyam
evlerinde
içkiyi biraz fazla ka-
çiran
Mustafa
Kemal, bu gibi
kargi etkileri önlemek için
olacak,
Bulgarlara bol kese-
den vaatterde bulunmaya bagiamig. Bir
yanlig
antamayi
önlemek icin
araya
giren
Fethi
Bey de
igi
çakaya
bogmug. Bu anida
üzerinde durulacak
lek
Onemil
nokta,
Mustafa Kemaf'in yine
bir
öngÖrüyle
Türklye için Anadolu'da bir
hükümet merkezi
gerekti ¡nden
säz
etmesidir.
2
Cavit
1_926'daki
suikast dãvalarinin sonunda Ankara'da
asilmigtir,
94
iMFARATORLUÖUN
GERÍLEYͧ VE
CÕKOSÜ
--
Savagsürüp gitiikçe
Mustafa Kemal
de
sabtrsizhkla
kivranmaya
bagla-
di. Artik
yarbay oldugu için
tümen
komutanhš ma
hak kazanmisti.
Enver
Paga'ya
yazarak
rûtbesine
uygun
bir
görev
istedi. Ancak Enver, 'Orduda si-
ze
her
zaman görev bulunabilir
ama
Sofya'da atasemiliter
olarak kalma-
mz
üzellikle
gerekli görüldägünden sizi
orada biraklyoruz,'
diye
cevap ver-
di. Mustafa Kemal,
kendini daha kutsal bir görevin cepheye
çagirmakta
ol-
dugunu ileri sürerek, 'Eger
beni yü.ksek rütbede
bir subay
olmaya lâyik
görmüyorsaruz
açikça
söyleyin,' diye
yazdi,
Enver
Paga buna
cevap verme-
Bununla
birlikte,
Îstanbul'dangelen
bir
haberci, Enver Paga'am
bir
tasarisi
üzerinde
Mustafa Kemal'in
agzuu
arad1: iran üzerinden
Hindis-
lan'a üç alayhk
bir kuvvet göndererek Hint Müslümanlanni
Ïngilizlere
kar-
§1
ayaklandarmak.
Mustafa Kemal
böyle bir kuvvetin komutasini
kabul
eder miydi?
Mustafa
Kemal'e
göre, Enver'in
saçma
hülyalarindan
biri
olan
bu
öneri,
daha
savag
baglangicmda
onun
zihninin nasil
igledigini
gös-
teren
endi§e verici
bir belirtiydi. Teklifl
aci
bir
alayla,
'Ben
o
kadar kahra-
man
degilim,' diyerek
kargdadi. Ardindan
böyle bir is için
üç
alaym fazla
oldugimu
da
ekledi.
Yo! üzerinde
gönüllü toplayabilecek
tek
bir subay
ye-
ter
de artardi
bile.
Ama,
böyle bir
Seye
olanak
yoktu tabii. Mustafa Ke-
mal,
'Ïmkân alsaydi,
ben kimseden emir
beklemezdim. Bagum ahp
gider
ve
asker
toplardim. Sonra da Hindistan'2
fetheder
ve Ïmparator
olurdum,'
dedi. Kendi
ulkesinin
cephelerinde
çarpigmak niyetinde
oldugunu ekledi.
Sava§milk aylari Tûrkiye
için çok felâketli olmustu.
Bagtakilerde akil
olsayd2,
bu süreyi
bir
savunma
stratejisi
kurmaya ayirirlar, askeri
güçlerini
harcamayarak
kuvvellerinin egitimini
tamamlar,
önceden
hazirlanmig plan-
lara
göre yerlestirir
ve
itiläf Devletlerinin
hangi yönden saldiriya
girigecek-
1erini tahmine çabgarak
beklerlerdi.
Ancak, Enver
bunlarm hiçbirine
yanagruyor,
büyük
ve
romantik
serü-
ven1eri yegliyordu.
Kendini Asya'da yeni
bir Türk
Ïmparatorlugu
kurmak
için ingilizlerinüzerine
yûräyen
Müs10man
bir Ïskender rolünde
görüyor-
du. Onun
bu hayalleri de,
Almanya'mn
dünyayi
fethetmek
plamna
uygun
dügmekteydi. Enver, hayallerini
gerçeklegtirmek
için,
derhal
iki hücum
emri verdi:
Birincisi kuzeyde
Rusya'ya, ikincisi de güneyde Misir'a dogru.
Kafkaslardaki
Rus
kuvverlerini
çember içine
kistirmak
amacim
güden
ve
Alman komularn
General Liman
von Sanders'in
ögütlerine
ragmen
girigi-
len ilk
saldg1
tam
bir
bozgunla sonuçlandi.
Korkunç
kig
kogullari allmda
Türkler hemen hemen bütün
bir orduyu yilirdiler;
oysa
bn önemlikuvvetin
dogu cephesinin
savunmasi
için, yedek
olarak tutulmasi gerekirdi.
I
BÏRÌNCÏ
DÜNYA
SAVASI 95
Mustafa
Kemal,
ancak Enver'in
bu felâketli
sefere çikmasmdan
son-
göreve
çagmld1.
Zaten izinsiz de
olsa
Sofya'dan
aynlmaya
kararhydt
ve
alta
gönüllü
er
olarak
cepheye gitmekten bile
säz
edlyordu. Tam Sofya'
an
ayrilmak üzereyken, Enver'in yoklugunda
Harbiye Nazir
vekili
olan
igiden,
On
dokuzuncu Tümen komulanhš ma
atandigun
ve
hemen Istan-
ul'a dõnmesini
bildiren bir telgraf aldi.
Genel karargâha gelince,
onu,
dogudan henüz dönmüg
olan Enver'in
amna
götürdüler.
Zay1f
ve
solgun görünüyordu.
Mustafa Kemal:
'Biraz
yorgunsunuz
galiba,' dedi.
'Yok,
o
kadar
degil.
"Ne
oldu?
"Çarpigtik,
o
kadar.
"Simdiki
vaziyet nedir?
Enver,
'Çok
iyidir...' diye
cevap
verdi.
Mustafa Kemal
onu
daha fazla
sikistirmak istemeyerek, sözü, kendi-
te
verilen
göreve
getirdi:
'Beni
numaras1
19 olan
tümenin
komutanligma
ayin etmek lûtfunu
gösterdiginiz
için
tegekkür ederim. Bu tümen hangi
or-
luda
ya
da kolorduda bulunuyor?'
Enver, belirsiz
bir gekilde, 'Haa, evet,'
dedi. 'Herhalde Genelkur-
naydan
daha
kesin biIgi edinebilirsiniz.'
Mustafa
Kemal bunun
üzerine,
Genelkurmayda
oda oda dolagarak
tü-
nenini
aramaya
bagladi,
ama
bogyere! Sonunda
birisi
ona,
bürolan
Harbi-
te
Nezareti
binasma tagmnns
olan
Liman
von
Sanders ordusuna
bir
sorma-
.ini
ögütledi.
Mustafa Kemal buradaki kurmay baskamna
gitti. O da, 'Bi-
:im
kurulu lanmiz arasinda
böyle bir
tümen
yok,' diye
cevap
verdi. 'Ama,
3elibolu'daki
Üçüncü
kolordunun böyle bir
birlik
kurmayi tasarlamig
ol-
nasi
pek
mümkündür.
Oraya
gitmek zahmetine
kallamrsamz, herhalde
ge-
ekli bilgiyi
edinebilirsiniz.'
Mustafa
Kemal
ayrilmadan
önce General
von
Sanders'in
kargisma
.
pkti.
Henüz tampmamiglar,di
ama,
Mustafa Kemal'in açikça ortaya koydu-
u
Alman aleyhtari duygulardan
dolayi birbirlerini tamyorlardi.
Alman
Ge-
ierali
one
dostça bir
nezaketle
kargiladi. Sol'ya'dan
ne zaman
döndügünü
ordu.
Sonra, 'Bulgarlar
sava
a
katilmaya karar
verebilecek mi
acaba?' di-
re bilei
istedi.
ustafa
Kemal kendi görügüne göre, onlarm henüz
böyle bir
karar
rermeyeceklerini
söyledi. Bulgarlar iki
geyden
birini bekliyorlardi:
ya
Al-
naniarin
göz
ahci bir baçansim,
ya.
da
savagm
kendi topraklanna
siçrama-
nasmi.
Bu
cevap
kargismda, von
Sanders
sinirli
bir
hareket yapmaktan
I -L-
.
96
iMPARATORLU¯Ö
GERiLEYÍS
VE
ÇÖKÙ·SÜ
,
r..
kendini
ajamada
ve
alayla,
'Demek -Bulgarlar. Alman
ordusunun
basarm-
na
inannuyorlar,' dedi.
Mustafa
Kemal sükûnetle,
'Hayir,' diye
cevap
verdi.
Bunun úzerine
von Sanders ku kulu
bir
§ekilde,
'Ya sizin
görügünüz
nedir?'
diye sordu.
Mustafa Kemal bir
an
durdu. Henüz
daha
ortada
bile
olmayan
bir tü-
menin komutamyken, nasil
olur da fikir yüretebilirdi?
Öte yandan,
görügle-
rini
çoktan
beri
yazih olarak
belirtmig bolunuyordu.
Simdi
bandan geri
dö-
nemezdi.
Bundan
baska, herkesin içinde söylediki.eri
bir
yana,
Bulgarlarm
ihtiyath
siyasetini
dogru
ve
hakli
bulmaktan
da
kendini alamiyordu. Açik
konugmaya karar verdi
ve
kisaca, 'Bence Bulgarlarm hakka var,'
dedi.
Liman
von
Sanders tek kelime söylemeden
ayaga
kalkti. Mustafa Ke-
mal
de oradan aynidi. Tümeninin
henüz kurulus halinde
bulundugu Geli-
bolu Yanmadasina
gitti.
Bu strada Enver,
yine Liman
von
Sanders'in ögütlerine kulak
asma-
dan ikinci
göz abe sakiirisma
hazirlanmaktavdi. Süvevs Kanalma doëru
luzla inecek
ve
Incilizieri Misir'dan
kovacakti.
Alman Albayi
von
Kress'in
komutasmda çölü
-geçen
Türk kuvveti,
SüveyssKanalina
tam yedi günde
va-
rabildi.
Ama, geccleyin yürüdükleri için
ingilizleri gafil avlamiglardi. Bir
kismi
kanahn öbür hyisma ayak
basti. Fakat bati kiyisi iyice
tutulmustu
ve
ok geçmeden
Ïngilizkara
ve
deniz
bataryalanyla
daha da takviye edildi.
Böylece
Türk kuvveti gerilemek zorunda kaldi. Türkena
bu baskmi, In.gi-
Ezleri
uyarmaya yaramisti.
Kanal
böigesinin
savunmasim
öylesine
sa am-
la tird11ar
ki,
Türklerin
bundan böyle Misir'a
saldirmalanm
tümüyle önle-
mis oldular.
Yaptiklan iki saldirda da
basansizhga ugrayan Türkler simdi
itilâî
D
evle tlerinin
bir
saldinsiyla
kargi karplyayd11ar. 1915
yihmn bagmdan
beri
dügmanin
kara
ve deniz harekellerine iligkin
elde
edilen
istihbarat raporla-
nndan
dügmanlann
Çanakkale
õnündeki adalara y1ginak yapmahta olduk-
lan
ve Çanakkale
Bogaziyla
Marmara üzerinden
Ïstanbul'a
kargi bir
Ingi-
Hz
-
Frans2z
saldmsmm
her
an
beklenebilecegi belli
olmustu.
Kafkas
ve
Masir seferlerinin yenilgiyle
bitmesi,
maneviyati
çökertmig
ve
Ïstanbullu-
lar, ummsuziek içinde gehrin dügman eline geçmesinden, olmuy
bir
gey
gi-
bi
söz
etmeye
baglamislari Ruslann çikip geliverecegi korkusuyla sinirle-
ri
bozulan Almanlarsa,
ayri
bir banstan söz
eder
oldular. Türk
aii.eleri
Anadolu'ya
göç
etmeye
bagladt Hükümet Anadolu yakasinda bir saat için-
de harekete hazir iki
özel
tren
bekieliyordu:
biri Sultanla maiyeti, öbürü
de
kordiplomatik için. Beylerbeyi Saraymda
sürgünf
ügünü
çeken
Abdülha-
.
I
·
I
. . -
I
BíRiNCÏ
DÜNYA
SAVASI
97
t'e ailesiyle
birlikte
gitmesi teklif edildi.
Ama
o,
yerinden kimildamay:
ide tti
ve
gimdi
Padigah
olan
kardegine, yerinde
bir gör
ägle,
'istanbuf
n
bir kere
aynhrsan
bir daha
dönemezsin,'
dedi.
Hükümet
Eski§ehir'e
tagmmayi
tasarhyordu. Babiâli
argivleriyle
ban-
lardaki
altmlar
daha
simdiden
oraya
gönderilmisti. istanbul'unpolis ka-
collarmda,
gehri
tutusturmak üzere
teneke teneke petrol hazirlanml§ti.
nat eserleri müze
mahzenlerinde
saklanmig
ve
Ayasofya
da içinde ol-
ik
üzere, birtakim
resmî
binalann dinamitle
uçurulmasi kararla§tinlmig-
Amerikan
Büyûke]çisi, Ayasofya'ya
dokunulmamasun isteyince Talât,
tihat
ve
Terakki
içerisinde eski §eylere merakli olanlar parmakla
sayi-
'
diye
cevap-verdi.
'Biz hepimiz yeni geyleri severiz.'
.
Schir
bir
'yenilgi
ve
periçanlik
tablosu' halindeydi.
Binlerce Türk, giz-
.en
gizliye,
savagt
Ìtilâf Devletlerinin
kazanmasi için dra
ediyor,
emni-
t
müdürü ise bir ihtilâl korkusuyla, ipsiz
güçsüzleri
gehirden sürmeye ba-
rordu.
1915
yilimn
Subat
ayinda Ingiliz donanmasi
Çanakkale
Bogazi'
i
agzmdaki
kaleleri
tahrip
edince halk arasinda,
kocaman
iki tepenin
rle
bir
olduguna
dair
söylentiler
yaylliverdi. Ístanbullular
top
sesleri
du-
luyor
mu,
diye
kulak kabartmaya
ve
dügman
denizaltilarmin
periskopla-
a
görmek
merakiyla,
Marmara'daki adalara akm
etmeye
baglad11ar.
Yalnizca Enver Paga, Kafkas yenilgisinden
sonra
pek ortalarda
görün-
:mekle
birlikte, hâlâ
sogukkanli
ve
sakin
duruyordu. Enver'in seçkin
ni-
iklerinden biri de buydu.
Hiçbir
zaman
telâgh
ya
da heyecanh
görün-
:z, bir odaya girdigi vakit
beraberinde bir sükûnet
havasi
getirirdi.
Sim-
de lngilizlerin
Çanakkale
Bogazi'ndan asia geçemeyeceklerinden
yüz-
yüz
emin oldugunu
söylüyordu.
Herkes,
'budalaca
bir panige' kapilmig
Çanakkale
istihkâmlan
aplamazdi. Agilacak
olsa
bile, IstanbuPu Türk-
son
damla kanlanna kadar savunurlar
ve
dü§mana
asia
teslim etmezler-
Enver yeni
bir
hülya
pegindeydi;
ne
Almanya'mn,
ne de ba§ka herhan-
bir
ulusun
ba§arabilecegi
geyi
yapmak: Ingiliz
donanmasimn
yenilmez-
efsanesini
yakaninsan
olarak
tarihe
geçmek.
Enver Paga, olaylarm sonucunda
hakli
çikti
ama
ters
nedenler
ydzûn-
a.
18 Marttaki
ingiliz
saldmsi Bogaz'i zorlamakta
basan kazanamadi.
kadan
ba
ka
bir
saldm
da
olmadi.
Ingilizlerbirçok kangik
nedenler
yü-
aden,
donanmays karadan bir ilerlemeyle destekleyinceye
kadar,
seferi
rdurmays
uygun
bulmuslardi.
(Liman
von
Sanders onlann
böyle yapmak
unda kalacaklanni önceden tahmin etmisti.)
ÍstanbuPda
hükümetin
em-
le
bayraklar
asildi.
Ama Tûrklerin arasmda bunun
nihai
bir zafer
luguna inananlar
pek azdi.
Önlerindedaha
bir sürû
çetin
sava§
vardi.
Atatürk
/
F: 7
-L
98
1MPARATORLUÖUN
GERÏLEYÍS
VE
ÇÖKܶÜ
,
Enver,
Çanakkale'nin
savunulmasi için,
Beginci Ordu adlyla
ayri
b
ordu kurmayi kararlastirdi
ve
komutasim Liman
von
Sanders'e
verdi.
Saa
ders, yeni kurulmus olan On
Dokuzunce
Tümenin de kendi emrine
veri
mesini istedi. Yarbay Mustafa
Kemal, igte bu
Lümenin
bagmaatanmg
i
karargãh.im
Maydos'ta
kurmustu. Dü§man
saldirist
baglamadan, birlikler
ni örgütlemek
için, önünde ancak iki
aylik
bir zaman
vardi.
-
I
im
ON
BIRINCI BOLUM
Gelibolu
Ç1karmalan
LJSTAFA
KEMAL, Gelibolu bölgesini,
Balkan Sava§i sirasmda Bulgar-
a
karµ yûrütmûg
oldugu
harekâttan tamyordu. Karargâlu,
o
zaman
da,
adiki
gibi Maydos'daydi. O
zaman
yanmadamn
savunulmasma
dair
ke-
.
görügler
edinmigti. Bunlar öteki kurmaylarm
dügünceleriyle
çeligiyor-
.
Onlar kiyada yeterli bir
tel örgü tahkimati
yapmakla
dügman
çikarmasi-
1önlenebilecegini,
Mustafa Kemal, tersine,
denizden
topçu
ate§iyle
des-
denen herhangi bir dügmamn, karaya
çikabilecegini
ve
savunmanm
gö-
ànin
bundan
sonra
içerideki
mevzilerinden
hareketle
dügmam
püskürt-
kten ibaret
oldugunu
ileri
sürüyordu.
Bir
gün,
deniz
subay1 ol arak,
aym
görûëü
savunan
Rauf
la tartigirken,
ndini
dügman
-yerine
koyarale 'Siz istediginiz kadar tel örgü
tahkimati
pm,' demi§ti,
'ben
bunlari kolayhkla
yanp
karaya çikabilirim.
Ve eger
rada
benim ilerlememi durduracak ûstün bir kuvvetle kargilagmazsam,
rimadayi pekâlâ iggal
edebilirim.'
Mustafa Kemal,
bu askerlik dersini
.ti
Trab1us
seferi
s1rasmda, Ïtalyanlar
deniz
topçusunun
ategine sigmarak
raya
çiktiklan
ve
Türklerin
kiyi savimmasun
olanakstz
hale
getirdikleri
cnan
ögrenmi§ti. Böylece
denizden
yapuan
bombardunanlarm taktik
yö-
nden etkisini anlanns
bulunuyordu. Oysa, öteki Türk kurmaylan
deniz--
ra
i§birligi konusuna
yabaiici
olduklan
için
bu
dersi gimdi
ilk
olarak,
aci
nemelerle
ögreneceklerdi.
Alman
kometanhgt da,
Mustafa
Kemal gibi,
Türk
savimmasmm, ya-
aadamn
belkemigi demek
olan
yalçm tepeleri
tutmak
prensibine dayan-
ist
gerektigini dügünüyordu. Dügmam, karaya
ç1ktiktan
sonra,
bu tepele-
saldirmak
zorunda
birakacaklardi.
Emrindeki
alti
tümenin, kiyi
boyuna
çük birlikler halinde
serpildigini
gõren
Liman
von
Sanders, onlari içer-
daha yogun ve
büyük gruplar halinde
topladt. Kiyida
ise,
gayet
küçük
I
100
iMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÍS
VE
ÇÖKÜSÜ,
bir
örtücü kuvvet biraktt. Ama, asil
sorun,
düsmanm
nereden ç1karma
y
pacag1m
kestirmekteydi.
Mustafa Kemal, araziyi yakmdan tamdigi
içi
bunun
iki
bellibagh
noktadan
yapilacagma inanmigti: Birincisi, yarimad
mn
gûney
ucundaki Helles Burnu
(Seddülbahir) ki, dugman burada
den
topçusuyla iki
yandaki kiyiyi kontrol
edebilir,
ikincisi
d'e bati kiyismda
Kaba Tepe, ki bogazm dogu kiy1sina
en
kolay buradan inebilirdi.
Ancak,
Liman
von
Sanders'in tahminleri bambagkaydi. Onun dü§ünc
sinde çikarma iki
noktadan yapilabilirdi: Biri,
Çanakkale
Bogazinm As3
kiyilan,
ki
elindeki
tümenlerin ikisini bu dûsünceyle:
Truva dolaylant
gönderdi;
biri
de kuzeydeki dar Bolayir geçidi, ki buraya da iki
tümen
ayi
di. Elinde kalan iki tümenden birini,
Helles Burnu'na yolladi. Dogruda
dogruya
kendi denetiminde olan, fakat
gerçekte Mustafa Kemal'in komi
tasmda bulunan sonuncusunu,
yani On
Dokuzuncu Tümeni, yedek kuvv
olarak
Maydos yakmlannda
birakti. Bu
tümen,
saldmma
gelecegi yöne gi
re,
kuzeye,
güneye
ya
da batiya gônderilmek üzere
hazir
tutulacakti.
Mu
tafa Kemal
kendine
verilen
rolden
memnun
kaldi
ve
karargâh olarak bog
zm
kuzeyine dugen
ve
her iki kiy1ya
da yakm
olan
küçük Bogah köyin
SCSEi-
Buraya yerlegerek, çikarmayi beklemeye
ve
tepelerin
savunmasi

hazirlanmaya bagladi.
25 Nisan sabalu, dügman kuvvetleri, Mustafa Kemal'in önceden
tal
min emiis oldugu
iki kumluga ç1karma
yapmaya
bagladilar: IngilizlerHe
les Burnu'udan,
Avustralyahlarla Yeni Zelandahlar da Kaba Tepe'nin k'
zeyinden.
Aym
zamanda
iki oyalama
manevrasma
da girigildi: Fransizl;
Asya yakasma
baskm
yaparken, Kraliyet Bahriye Tûmeni
de Bolayir'(
bir
gösteriye
kalkiglyordt.
Von
Sanders, bu ikinci
oyalama
manevrasu
kandi. Itilâf Devletleri
kuvvetlerinin, yanmadayi
en
dar
yerinden
kesert
ordusunu çevirraek istediklerini sandi. Bu yüzden tümenlerden
birini
kuzi
ye,
Bolayir'a gönderdi. Kendi
de
maiyetiyle
birlikte
oraya
gitti. Böylelik
kuvvetlerini
asil
savag yerinden
uzaklagtirmig oldu.
Sonradan, kolordu k
mutam
Esat Paga'yi
güneyden gelebilecek
saldiriyi karplamaya
gönderdi
se
de,
takviyesiz
birakti, Oysa,
az sonra
Esat Paga'mn buna çok .ihtlya
olacakti.
Beri yandan
Mustafa Kemal,
o
sabah Bogal1'da
deniz
toplarmm
sesi
le
uyandigi
zaman,
kendini
savagm
tam
agirlik noktasmda
buldu. Top
se
leri, Saribayir sirtlannm
ardmdan geliyordu. Sanbayir, bati kiyisina
par
lel
uzanan,
üç
noktada
üçer
yüz
metrelik zirveler halinde yükselen
ve so:
ra
uçurumlar
ve sarp
kayahklarla dolu küçûk tepeler
geklinde
denize int
bir
silsileydi.
Mustafa
Kemal
hemen durumun kegfi için dogu sirtmdan
y
GELÍBOLU
ÇIKARMALARI 101
ya,
l<uzeydel<i Kocaçimen Tepe'ye dogru
bir
süvari
bölügü gänderdi.
sonra
dagm
bati baymndan
yukari,
güneydeki
Conkbayiri zirvesine
tu
'küçük
bir
dügman
kuvveti'nin ilerlemekte olduguna dair bir
rapor
.
Komgu
tümen de bu dügman kuvvetinin
önlenmesi
için bir
tabur
gön-
.1mesini
istlyordu.
Mustafa Kemal durumu hemen kavram1§ti. Bu gelen
'küçük
bir
düg-
1
kuvveti'
filân
degildi. Büyük
çapta
bir dügman
saldirisi
kargismdaydi-
Askeri
durumlarm özünä hemen kavrayabilen Mustafa Kemal, Sanba
ardanmn
ve
özellikle
Conkbayiri
tepesinin
simdi
butün
Türk
savuurna-
ri
kilit noktasmi teykil
ettigini anladi.
Dügman
burayi
ele
geçirirse,
ya-
adanm,
her tarafina hâkim
olmug sayilirdi.
Tek bir taburun Conkbayi-
i tutabilmesine ol anak yok
tu.
Bunun için bütün tümen
gerekliydi. Mus-
Kemal derhal sorumlulugu üzerine alarak tümen
komutanhgi
yetkisi-
.gan bir
emir verdi; alaylanmn
en
iyisi olan Elli Yedinci
Alay,
bir dag
iryasiyla
birlikte
Kocaçimen Tepe'ye
gidecekti. Bir rastlanti
olarak, El-
'edinci
Alay
o
gün
yapilmasi kararlagtirilan
bir
manevra
için toplanmg
mnyordu.
Mustafa Kemal aldigi karari karargâba bildirdikten
sonra,
ma
yaverini
ve
doktorunu alarak ilerleyisini yönetmek
ve
luzIandirmak
, atuu alay
karargâluna
sürdü.
Mustafa Kemal
cüretli
bir karar vermigti.
Dügmarun kuvveti
üzerinde
bir bilgisi bile yokken,
asil saldin
kargismda
bulunduklanm
ancak iç-
usüyle
anla yarak,
von
Sanders'in
ye
dek
ordusunun
büyük kismmi
sava-
okmusta.
Yamlsaydi -eger dugman asil çakarmaya baska
taraftan giri§-
li-- kargisinda yalruzca
tek
bir Türk
alayi
bulacakti. Ama Mustafa Ke-
yanilmann§ti. Kendine olan
sonsuz
güveniyle de, yanilmadigim biliyor-
Avustraly'aldarla Yeni Zelandalilar ise kendilerinin tasarlamig
oldugu
sklerin
de
bekledigi
gibi Kaba Tepe'ye degil,
bir
buçuk kilometre ka-
kuzeyde,
daha
sarp
bir
yer
olan Anburnu'na çikabilmi§lerdi.
(Burasi
adan Anzak
Koyu
olarak_adlandirdacaktir.) Türkler
hazirhksiz
olduk-
için,
Anzaklar
arazinin oldukça çetin olan engellerine
ragmen,
ancak
f bir direnmeyle
karplaçarak,
dagm
bati
yamaçlarma dogru ilerleme-
apladdar.
Dogudaki yamaçiarda, Mustafa Kemal
ve
yanmdaki alay
subaylarlyla
r,
kaya parçalarlyla dolu, kurumu§
su
yataklarrun ortasmdan
geçen ve
aliliklar arasmda yükselen yllankavi patikayi
güçlükle
izliyorlardi.
Ön-
:ikanlan
iki
rehber, asil
birlikte
baglantiyi
kaybetmislerdi. En sonunda
stafa
Kemal, kendisi,
bir bölû ür bagmda
atuu ileri
sürerek,
pusula
ve
102 iMPARATORLUÖUN
GERiLEYÍS
VE
ÇÖKܧÜ
--
harita
yardamtyla yolu buldu.
Kocaçimen Tepe'den
asagi
bakmca
1511111:
de
nizin
üzerine serpilmig
duran dügman
gemilerini gördü.
Ama
agagidaki
tt
peler
ilerleyigi görmesine
engel oluyordu. Erlerin
dik
bayiri
tirmanmakta
yorulmuy
olduklanin
görerek,
subaylara,
on
ãakikalik
bir
mola
vermeler
ni
emretti.
Sonra
kendisi, yamnda
snaiyetinden
birkaç ki§iylebirlikte
Conl
bavin'na dogru
yol aldt.
Õnceat
ästünde gidiyorlardi, fakat arazi çok
er
gebeli oldugu için indifer
ve
yollarma
yaya
olarak
devam
ettiler.
Tepe)
yaldagÊLki3D
SITada,
Slrttan
agagi kogarak inen
tam
ricat
halinde bir
bölf
askerle
karglagtdar. Bu, dügman
çikarmasini
gözetlemek için gönderilm
ileri karakol birligiydi
ve
üç
saattir
dü§mana kargi koymakta olan tek km
vetti.
Mustafa
Kemal
onlan
durdurarak 'Ne oluyor?'
dire
sordu, 'Nede
kaclyorsunuz?
'Geliyorlar! geliyorlar' cevabam
aldL
'Kim geliyor?
"Dagman
eeliyor,
efendim.
Ïngiliz,
Ìnziliz
Askerler,
yamacin
allmda fundahk
bir
arazi
parçasun
gösterdiier. 8
dizi
Avustralvah
burada
sorbestçe ilerliyordu. Mustafa Kemal'e diniensir
ler dive
veride
birakmig
oldugu kendi
askerlerinden
daha
vakmddar.
O
at
da,
sonridan
söyledigi
gibi
'belki
manukla,
belki
de
iç'güdüsüyle,'
ric:
eden askeslere: 'Dügmandan kaç:Imaz!' dedi.
Erler, 'Cephanemiz kalmada,' diye
itiraz ettiler.
Mustafa Kemai, 'Sünzüleriniz
var
ya!' dedi. Sün2ü
takm
yere
vatme
larma emretú. Gerive bir
subay göndererek kenöi pi
ade
erÏerlyle,
mür
kün oldugu kadar çok sayida
dag
topçosunun son
hizia
gelmesini söyled
kkadan, kendi
ardattigt gibi, 'Bizimkiler
yere
yatmea dügman da
yere ya
ti.
Böylece
bir
anhk
bir
zaman
kazaamig
olduk.'
Bu bir
anl:k zamanda Anzaklañn geçirdikkri duraksaraa
belki de
y;
pmadanm kaderini
tayin etti.
Ordann bu duraksamasi sirasoda Elli Yedh
ci Alay
yaldagnaktaydi. Mustafa Kemal
alaya
dogreca
savaga
surdn.
Kend
si
ati
ria
en
önde
aidivor
ve
askerleri sarsilmaz
bir
enerië·le
sirtin
vakans
na
gönderiyordu. Dag batarvalarmi sirta
yerleptirisker toplann
yerierin
konmasma yardim etti. Harekût kendi güvenligine hiç önem vermedea
ufuk
çizgisinin
ustünde
yönellyordu. Verdigi
bir
günkk
emirde:
'Size
be
taarruz
emretmiyorum; ölmeyi emrediyorum... Biz ölünceye kadar
gegt
cek
zaman
içinde yerimizi
bagka
kuvvetler
ve
bagka
kumandanlar
alab
lir...' diyordu. Gerçekten
de
o çarp ymanm
sonunda Elli Yedinci Alayi
hemen hernen biltün erleri ölmüs balunnyordu. Dü.ymantûleklerinin açtri
G
ELÏ
BOLU ÇIKARMALARI l.03
I
-
a
perdesi arasmdan.
durmadan hücum
ederek,
Türk
ordusunun
tarihin-
õlmezlige cristiler.
Ancak,
Türklerin açt1ş
aleg
de bunun kadar
öldürücüydü.
Anzaklar
zaman
bir
sirtm ardindan görünecek
otsalar
bu
ategle
kar§ila
arak
dur-
ik
zorunda
kallyorlardi. Dag
bataryasi da bir
yandan onlan
korkunç bir
capnel
yagmuruna tutuyor, dagilmak, bodur
çalilann
arasina
saklanmak
runda
b.rakiyordu.
Ate§e
karghk
verecek
durumda degillerdi.
Çünkü
31ari
henüz iglemeye
baglamamisti; deniz bataryalan bile bu kadar kan-
:
bir
cephede
kendi
askerlerinin üzerine
ate§
yagdirmaktan
çekinerek
su-
ErW-. pmum V= = 1
forlardi.
Gogus
goguse
karsilagmalar
ve
mevzi
degistirmeierle
savag o
dar kangik duruma gelmigti ki, gerek
Türkler, gerekse
Anzaklar
dört
yandan yagan
kurgun yagmuru
altmda
kimin dost. kimin dü
man
oldu
au
kosuremez
olmuslardi. Bu arada Mustafa Kemal yine yetkisi olma-
n
bir
emir
verdi
ve
Arap askerlerinden kurulu bu ikinci
alayi, birincisini
<viye
için, ates hatuna
surdü.
Sonra
atma
atlayarak
Maydos'taki
karargâ-
dönda
ve
Esat Paga'ya durumu
anlatarak eldeki
bü.tûn
meveutla
saldm-
.geçmenin gerekli
oldugunu
bildirdi.
Esat Pa§a,
onun
görug
ve
davrams-
:nn
yerinde
bularak
On Dokuzuncu Tümenin geri kalan
son
alayun
da
ar:ce verdi
ve
böyloce bütür Sanbaar
cephesi Mustafa Kemafin komu-
Ögeden
sonra
Anzaidar
gerilemeye bagladdar;
ama
Mustafa Ke-
in
istedi
i gibi denize
kadar degil,
sadece sabahleyin
k2yldaiggal ei-
4
eldeklen
çuanidara
ve
tepelere kadar. Gece
olunca
sava
biraz
yaus-
Ancak, resmi
tarih
yazarmm
dedigi gibi, 'O
gece,
bu
sarp
bayu-larda
enin
gözüne
nyku girmedi.
Ïki
taraf
da
yorguelutan
halsiz duimüg,
,
pa.rgalaam4ti. Herbangi bir
ilerleme kaydetmelerine olanak yok-
cak,
savag
güridtüleri
dinralyordu. Ïailâya kalkarlar da,
ugrayanlar
ulerini sadece dügman
tüfekler-inden
çakan panlttya göre ayarlaya-
ate
i
arahksz
iol
arak sürdûrdüler.'
Mustafa Kemal de
o
geceyi uykusuz geçirdi. At
üstüñde
bütür
ce
phe-
dela
pp
bügi edireneye gähgo, ertesi gür
için
emirier
verdi.
Bu
strada
.gman da
gece
karanhimdan yararlanarak k:ytya takviye birEkleri
çikan-
rdu. Ancak, ahyk olmadiklari
garapnel
ategi,
arazinin
önceden
kestire-
:mig
olduklan
sarphgt
ve
birliklerin dagdarak bagsiz kalan
yüzlerce erin
nya
dogra kaçoasi
Anzaklarirt moralini
bozmustu.
Gece
yansina
dogru, ÏngilizBagkomutam Sir Ian Hamilton'u
Queen
izabeth gemisinde
nykudan
kaldirarak, kendisine
Amk
komutam Gene-
i
Bisdwood'un
bir
mesajim verdile.r.
Komutan
yenilgiyi kabul
ediyor
ve
104
IMPARATORLUÖUN
GERÌLEYÍ
VE
CÖKÜ Ü
hemen
tahliyeye
girigilmesini öneriyordu. Hamilton, Birdwood'a acele
ce-
vap
yazarak
her
ne
pahasma olursa olsun dayanmasim söyledi.
Güneydeki
kuvvetler Helles (Seddülbahir) çevresinde
bir köprübagi
tutmus
bulunuyor-
ladi. Ertesi
gün
harekete geçerek Anburnu üzerindeki
baskiyi hafifletecek-
lerdi.
Sonunda,
'Ígin
zor
kismim atlattimz, gimdi
tek yapacagimz
§ey,
selâ-
mete erinceye kadar
kazmak, kazmak, kazmaktir.'
diye ekledi.
Sonradan
hatira defterine, 'Maraton bozgunundakomsalda koyunlar gibi bogazlan-
mig
olan Perslerin durumuna dügmektense, dügman
topragmda
kahrarnan-
casina
ölmek
daha iyidir,' diye
yazdi.
Igte
o
õlum
kalim gûründe
Türk
kuv-
vetlerinin
ba§mda Mustafa Kemal'in bulunmasi, bu
sonucun
elde edilmesi-
m
saglamigti.
Avustralyahlar
kendilerini biraz
toparlayarak siper
kazmaya bagladi-
iar. Kazma,
kürek
sesleri tepeden
duyuluyordu.
Mustafa Kemal
o
sabah
sa-
vunma
durumunda kaldi. Savagm
bagmda agir
kayiplar
vermisti.
Hem
as-
hnda
tehlikenin
bu sefer güneydeki Seddülbahir'den gelecegini
ve
bütün
yedek kuvvetlerin orada kullamlmas2 gerekecegini
biliyordu.
Ancak
Bola-
yWden takviye geldikten
sonra
yeniden saldmya geçti.
Dügman bu sefer
denizden
ve
karadan kuvvetli §arapnel ategiyle
cevap
veriyordu.
Harekäti
gemisinden
izleyen Hamilton,
sonradan Gelibolu Hattralarl'nda gualan
ya-
zacakte
Índirdigimiz
onca
vahsi darbeye ragmen, gebe daglar hâlâ Türk
dogurmaktaydi. Yer
yer
ilerleyen çizgiler;
yegil
çimenlerin üzerin-
de kimildavan
noktalar:
Saribavir
sirtmda,
yara
izine
benzeven
ge-
nig
bir kirmiz: toprak üzerinde birbirini izleyen noktalar...
igte
ye-
ni
bir
nekta
dizisi...
ve
yine bir
tane
daha... Yaklapyor, gözden
kaybolayor,
yine
ortaya çakiyorlar... mevzimizia
en
yüksek
ve en or-
ta
yerine,
birbirini kovalayan dalgalar halinde yükleniyorlar.
Bü·
yük
toplarm
gümbürtüsünün
yanisara,
makinelilerir. Ve
tüfeklerin
takirdisi
duyalayor
-
gökgürültüleri
arasmda
bir limonlugun da-
runa
inen
dolunun
çakardigi sesler gibi...
Sonra ateg halifledi...
SaldLrl
püsltürtälinügtü.
Bi.zirnidler
olduldari yerde
tutunabilmig-
lerdi. Yegil çimenliklerin
üzerinden geriye
az,
çok
az
nokta
dön-
dá. Ötekiler,
i<aranliklar âlemine
göçmiislerdi.
Mustafa Kemal'in
elinde
kalan
erler
yorgunluktan bitkin haldeydif
er.
Yeni
gelenler ise
araziyi
tammtyoriardi. Deniz toplanno
ategi
hepsinin gö-
zünä
ylldu·mmti.
Mustafa Kemal,
elindeki
kuvveti harcamm,
ama
dügmam,
deniz
kiyismda
dar
ve
suurh
bir toprak
parçasma
kadar sürmügtü. Burasi,
GELIBOLU ÇIKARMALARI
105
avresi
zor
savunulabilecek
bir
yerdi
ve
ancak hem degi§ik
rüzgärlara,
em
de dü§man ategine
açik olan bir
kumsaldan beslenebiliyordu.
Üstelik,
·ürklerin
gerçek
ve
psikolojik üstünlûgû
altmdaydi.
Çúnkü
Türkler, düg-
iana
görünmeden
onu
görebilecek durumdaydilar.
Mustafa
Kemal,
yari-
ladanm
kilit
noktasi
olarak
gördugü tepeleri
tutabilmisti. Istilãnm
nere-
en
baglayacagmi
önceden kestirerek daha ilk
anlarmda;
kesin görüg
ve
se-
igi, yerinde
kararlari
ve
õnderlikteki
azmi
sayesinde Türkleri,
dügmana is-
nbul yolumm
açilmasiyla
sonuçlanabilecek olan
bir
yenilgiden kurtarmg-
Anzaklar gibi, gimdi Türkler de siper kazmaya bagladilar.
Iki tarahn
.a
dügmarn
galil
avlamaya
dayanan
ilk hizi kesilmigti. Ama,
Mustafa Ke-
aal
30
Nisaada
yapt
küçük
çapta
bir
saldmnm arkasmdan,
dügmanm ka-
aya
yeniden kuvvet
çikarmasma meydan
birakmadan,
üçuncu bir
kar
i
sal-
nya
geçmeye
karar
verdi.
Erlerin moralini
ve
subaylarm komuta gucünü
üksek
tutmak
gerektigini
biliyordu.
§imdi
Kemalyeri denilen
mevkide,
su--
aylar:
çevresine topladi.
Çadirm
icinde,
yere
bagdag
¯kurup oturdular
ve
Ilerindeki
defterlere not
aldilar.
Mustafa Kemal, 'Karsumzdaki
dügmaru
epimizin
ölümü
pahasma
da
olsa
denize
dökmek
zorundayiz,' dedi. 'Düg-
nana
kiyasla durumumuz
zayif degildir. Dü§manm
maneviyati
tamamen
inlmyt2r.
Sigmacak bir
yer
bulmak için darmadan siper
kazmaktadir. Si-
erinin
yasuna
birkaç
mermi
discr dügmez
nasil kaçttklanm gördünüz...
una
inamyorum ki,
komutamiz
altmdaki birliklerde,
Balkanlar'daki
felâ-
etimizin tekrano
görmektense ölmeye
razi
almayacak
tek bir
er
bile
yok-
ur.
Araruzda buyle
adamlar oldugunn
santyorsamz,
buñ1an kendi elimiz-
e
vurahm
Aske rlere
de
§u
'eünliik
emsi' verdi:
Bura.da benimle heraber dövügen
her asker bilmelidir ki, tek bir
adun
dahi
gerilememek
namus
borcudur. Hepinize
gunu
hatirlati-
rim
ki,
siz yimdi dialenmek
isterseniz
yurdumuz hiçbir
zaman
hu-
zara
kavusamaz.
Riitän silab
arkadaglarimizm
bu
dügüncede ol-
duguna ve
dügmani denize dökünceye
kadar yorgunluk helirtisi
göstermeyecegine inamyorum.
Manga
komutanlarma da
erlerinin süngüsünden
bagka
hiçbir
geye

.enmemeleri
bildirilmigti.
Erler, ilerleme
sirasmda
dügman siperlerine
-
elmeden
durmayacak
ve
karanhk basar basmaz dü
mana
saldiracaklardi.
Saldiridan bir gün
önce,
Alman Albayi Kannengiesser
su
sirada Mus-
afa Kemal'in tümeniyle
karismq
olan
bir bagka
tümenin kornutasun
al-
-
-_r_I
.J
306
ÏMPARATORLUÖUN
GERÌLEYÌSVE
ÇÕKÜSÜ
trak
üzere karargãha geldi. Eu
'sakin,
ne
istedigini
bilere
çakykan
ve
zeki
adam'
onu
çok
etkilemi§Li.
'Bagkasmdan
ne
yardun,
ne
de
destek bekleye-
rek,
her
meseleyi
kendine ölçüye
vuruyor ve
kendi bagma karar
veriyordu.
Yerinde,
ama az
konusuyordu. Soguk
olmamakla
birlikte her
zaman
uzak
ve
içine
kapamk bir hali
vardi.
Vücut
yapisi
pek
kuvvetli degilse bile, ince
ve cevikti. Ìnatcl
enerjisi savesinde
hem
emrindekilere,
hem de kendine
ta-
mamivle hâkim
oldunu
belliydi
'
S-a!dm
lyi bagladi.
Karsida tek
bir k2yibataryasi
vardL
Yalraz,
Musta-
fa
Kemal
hesabmda bir
yanhghk
yapmigti.
Deniz
topçusunun
korumasi al-
unda
yaplan
bir
çikarmaya engel
olunamayacagmi
takdir ettigi halde,
ay-
m
topçunun kiytya
ayal
basmig kuvvellere
yapabilece
i yarduni
küçümse-
mi
ti. Ingiliz
zirhhlariyla
kiyidaki
agir batoryalar Türklerin
sadece
köhne
dag toplanyla
korunan
mevzilerine mermi
yagdirmaya baglatii
ve
hücam
heir:en
yava
ladt. Tusklerin
birbirl
ardmdan
yaptigt
saldirilar,
dügman:n
ezici
topça
üstünlügü
karpsmda
eriyip
gidlyordu.
Sonunda bazabölükler
pa-
e
ugräyip
kagmaya
ha
laddar. Mustafa
Kemal
dügman
hallanm
gecelo-
n
varabilmek
umudoyla
butün vedek!crini
savaga
soktu. Ama movzilete
yi
bayraraadi,
ll-k
olarak,
t'aktik
bir
yeniigiye ugrami: a
_
Not deh
eri-
f
irmi
don
sa a suren savag,
askenmm
yorgan
dryarrnog
olonguamn.
n:n n.
dormasi
kin emir
verdim,¯
diye yazdi.
Soaraden ommia
gazeteci
afatlyla
konu§maya gelen Rosen E c?e
sa-
sivasm
bir
tra
ancak
on
mcEre
k dar
ätede
010.6
dDgman
hatandac
an a
eg,le,
Uk
sigerdeki
Lütün Türk
askederinie nasn
biçüdig.
Di
ardan
,
cookie
loi
bilivor,
uma
vdme
cri ud-. Okuma blenler
el!erinde
Kar=an'
r.
blmeveder'da±:Klai-
ada
nnn n
ad¯
03dunu
Laude
oldúler.
Hensi
de
cancie
giõeceklorine gnvenlyod:u:dr. Mesafa
.ema!
ise
·:k
e_s
rieri-
n
bi:
s
ui,
encu savesinde zalero origoccuine inanivora
.
Ama
ou
gini bo-
La
S'·:DJJGaf
UÏú 070.0.500010
KΞ],iCO.
túd!T3R11:ySCG|1
ag,12
K2.y:>aia
as
ordu.
K derda
i¿umam.ian!
Esat Pagi,
Heles
Burmfadaki sa!±nya ker-
Lovahünack i in
clindeki
kuwederi ida:e
etmek
zorundavdi. Enndan do-
yi
Musu.:faKemale ledde bir
çosit
harekâttan kaçmnias
ni
bildirdi.
Yine de 18 Mav:ssa Türkler,
Anzaklaan Emtu½
köprübagna 60
äk
r
saldu,da
daba buierdular. Bu. General Liman
von
Sanders'in
niaa- ci-
akta
bei-aber, isin içinde Enver'in
gösterig merab sezilmiyor
degild¯.
Mustafa Kemal,
sadece
bir
tümen
komutam
olduga
için,
bu
saldmma
ta-
sarienmasmBa
hiçbir
rol
oynamamgt1
Strateji bajam:ndan büyük hir incen-
i olmayan
bu plan, .Sedd
ü.lbahir'den
ve
Asya yakasmdan
desteklenen
as-
GELIBOLU CIKARMALARI
107
..I
.ün
bir
kuvvetle
Ariburnu'na ynklenerek
Anzakl.ari
yok etmek,
ya
da
oldu-
gu
gibi denize
dökmek
amaci
güdüyordu. Anzaklar Helles'i güçlendirmek
lçin
Anburnu'ndan
asker
çekmig olduklarindan, Türkler dügnandan
sayica
bire üç
üstündùler.
Ama
gimdi Anzaklarm üstünde
ve
ancak
birkaç metre
tclerinde
olduklan için,
toplara
açik hedef oluyorlardi. Dügmanm önce-
den hazirladigi
siperlere saldirmak
zorundaydilar.
Sonuç âdeta bir
kalliam
oldu.
iki tarafin da
ugradigt agir kay1plar,
onlan, älülerini
gömmek
igin
aralarinda
bir ate§-kes anlagmasi
yapmaya
zorladi. Anlagmayi görügmek
için
dügna.n
mevziine gideri Türk subaylan
arasinda Mustafa Kemal de
vardi. Anzaklar
onlann gözlerini bagladilar ve
siperlerini geni; göstermek
lçin
var.olmayan tel örgülerin üstünden
atlatarak kiyidaki bir
:nagaraya
gö-
tardüler.
Burast, General
Birdwood'un
s
nagtydi.
Burada
dokaz
saadik
bir
atey-kes
enlasmasma
vanidt. Anlagma
yapumcaya
kadar
Aubrey
Her-
bed de Turk
kesimindeki dostlan yamada
gerem bir
rehirm clarak
ahkon-
:augtu
ve
halinden pel: itàyeogi aid
go
söylenemeza
Haziranda
Mustafa Kemal albayhga yliseldi. Liman
von
Sanders
onu
birat basma
buyruk bulmakia birlikte,
mmen
komutam
olarak
yete-
neklerini begeniyordu. Euca karso Eaver Paga, hâlâ orAan
kught-lamyer
ve
yanhgan
pkarmak
için
nrsat
kollayordu. Ay
sanunda
cepheye
yapt
21-
s; th-
ziyaret s:casmda aradg
bahaneyi
bulde. &
ale.·mdaki
uvegnazhä
eidii gekilde
vadsk
verdi.
Kcmuí.asna
verü;ni olan
secka¯
bir
alave. :-
men
I-/iustafa Kemai,
EsaE
P4a'dan
Avustra!ya
aan
ki 1--
nevriler aden
bi-
arte
sa_dtr::çin
.z-n
almi§u; ou meva
düs
se
Gü§marca
yarcandacan
çe
reek zorunda kalabilecegine inamyordu. Arna.. En--or Faga buna kary
g.:
-
di
ve
Mus:afa
Kernali,
belki de biraz hakk
olarak, cok
can
telef
e
mekle
suçhe:l:. Von Sanders
aralarim
boldo
-ve
sa!din
yaps
i Fäkat, 51,-
yaadan
.
zakiaña
Türkien gasttmak igin
a
taklan havai
figek ve me
a
eiere L¯aa-
pn
giddelli bir
'nitmaam
kopmasi, bir
yañdan da
alay
komataamte daba
saannya
geçmeden
a mest
yuzunden caµnoznala
sonaçìandt
Mus
ata
Kemal
aqans=zugm saçunu,
caver'm ige Kan§masma
y,a.wie-
di.
Enves de
askerlerin
kalr¯amani
o
överken
onun
komaîasic_i
kü.çilmse-
yen
sözler söyl:edi. Mustafa
Kemal derhal istifa
citi. Fakst.
Enver'in
Istaa-
buPa dönügünde.n
sonra
Lunan
von
Sanders'in
yatgarmas:yla yine
Lümeni--
:nn
bagna
geçõeye razi
oldu.
Ann,
durumundan
memrun
degildi Gerçi Gelibolu savaamm
ilk
:·a-
uñdunn
milletine kazand2rm1§ti
ama,
savagin
genel
yöñetiminde
söz
sabibi
olamam1§tt Aynca,
kolorde merkezi ile yetkilerizin derecesi, kuvvetleri--
.
•---
la
GI
ur
.
108
iMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÍS
VE
CÖKÜSÜ
nin yetersizligi
ve simdi
yamna
verilen.Alman subayimn
yetkilerinin
belir-
tilmesi konularinda
boyuna çatipyordu. Kolordu
komutam Esat Paga'nin
bu
Arburnu
mevkiine
yeteri kadar
önem
vermedigine
inamyor
ve
ona
dur-
madan,
burasuu
savuruna
sorunlan üzerinde
uzun_ve
aynntih raporlar
gön-
deriyordu.
Kafast, Saribay2r'in
ötesindeki
Conkbaytri
ve Kocaçimen tepele-
rine
takihp kalnugt1.
Dügman, birliklerini güçIendirdikten
sonra
yeniden
saldinya
geçmek
niyetinde
oldugunu belE etmisti,
Mustafa Kemal saldin-
mn
bu
sefer de Saribay1r'a yöneltilecegini iyi
biliyordu. Bu
yerin
önemine
daha önce de inannng
ve
hakli ç11emitt;
hâlä da inarayordu.
Esat Paga'yi
da buna inandirmaya çabéti
ama
bagaramadi. Tepelerin
savunulmasmda
Mustafa Kemal'in
kilit
noktasi
olarak
gördugü bir
yer
var-
di: dogrudan degruya Conkbayin'na çikan Sazhdere atagt Dagin
etekle-
rinden
yukan tirmanacak
bir dügnan, bu kayahk dere yatagtmn içinden
kendini göstermeksizin
ilerleyebilirdi. Baglangiçta
kendi
komutasmda olan
bu
yer
gimdi iki komuta
arasinda
bir
simr
çizgisi
haline gelmig
gibiydi. Bu
önemli
bölge kimin idaresi altmdayda?
Mustafa Kemai'in mi, yoksa
Als
man
Binbasi Wilmer'in mi? Eu
noktamn
açiklaamas2
gereklyordu.
Esat
Pa§a, durumu kendi gözüyle görmek için,
kurmay bagkaniyia bir-
likte
tümen
karargâhina
geldi. Mustafa
Kemal
onlari
zirreye ç1kardi
ve
du-
rumn
tepeden gösterdi. A.sagida,
çepeçevre
yayilan
ve
Sazhdere'yi iki
yan-
dan
saran
kayahk,
sarp
arazi, alttaki kumsal,
.SuviaKörfezi
ve
daha geride
kalan Tuz Gölü'yle 'Kocaçimen
doreguna
dogru
kuzeydogu
yönürade yükse-
Ten
sira
tepeler.
Bulunduklan yerden, göge yükselen
bu
sira
tepeler a§il-
masi
imkânsiz gibi görünüyordu.
Kurmay
bagkam bu
sarp
araziden
ancak
küçük baskm grupianmn
iler-
leyebilecegini söyledi. Esat Papa da Mustafa Kemal
e,
'Dügman nereden
gelebliir?'
diye
sot
du.
Mustafa
Kemal eliyIe,
Ariburno
yönünden Suvla'ya
kadar
uzanan
kiy.dan igaret ederek, 'Buradan, diye
cevap
verdi.
Paga,
'Pekâlâ,'
dedi. 'Buradan geldiäirà
farzedelim,
sonra
nasd
ilerle-
vecek?'
KemaÏ
yme
Anburnu
nu
gösterdi
ve
Kocaçimen'e dog;¯u
genig bir
ya-
run
yuvarlak
çizerek,
'I§te
böyle ilerier dedi.
Papa gülumseyerek
ortun omzunu
sivazladi. 'Merak etmeyin,
beyefen-
di.
Bunu yapamarlar.'
Mustafa Kemal
tartymayi
uzatmamn bir ige
yaramayacagmi görerek,
'Ingallab.' dedi. 'Umana ki siz
hakh
çikarsiruz.'
Hatira defterine
bu konugmayi
not
etti. Soaradan geligen olaylar
üze-
rine
bu satiriana altun
kirmizi
mürekkeple
çizerek
yan
tarafa da kendi dü--
GELÏBOLU ÇIKARMALARI
109
üncesini
kabul
etmeyerek
'askerî
durumu
ve
ulkenin gelecegini büyük bir
ehlikeye atanlar' hakkmda
pek yerinde olan
bazi
yorumlarda
bulundu.
ûnkü ikinci kez olarak,
Mustafa Kemal
iddiasinda hakh
çikacakti.
Bu
arada seferin
baglangicindan beri
mektuplagmakta oldugu Corin-
ie'e
gunlan yaziyordu:
Burada hayat
o
kadar sâkin degil. Gece, gündüz durmakstzin
ba-
gumzm
üzerinde garapneller
ve
türlii
rnermiler pathyor.
Kurgun-
lar
ishk
çalarak geçiyor
ve
bombalarla
toplarm
gümbürtüsü birbi-
rine kanglyor.
Gerçekten,
cehennemde gibiyiz.
Neyse ki,
askerle-
rim
dügmandan çok daha
cesur ve
dayamkh. Öte yandan, içlerin-
deki
inanç, çogu
zaman
canlarini feda
etmelerini
gerektiren
emir-
lerimin yerine getirilmesini çok kolaylagtirlyor.
Çückü,
onlara ba-
kilirsa, bu igin yalmz iki yüksek
sonucu
vardir;
ya
gazi,
muzaffer
ofmak
ya
da gehit. Bu
sonuncusu ne
demektir,
biliyor musunuz?
Dogrudan
dogruya cennete
gitmek.
Orada
Tanrmm
en
güzel ka-
dmlari, hurileri onlart
kargilayacaklar
ve
ebediyen
emirlerine
âmâde olacaklar. Ne
biiyük
mutluluk!
Mustafa Kemal,
'olaylarin
sertlestirdigi karakterini
biraz yumugat-
mak
ve
hayatm
güzel, tatli taraflanndan
zevk
'duyabilmesine
yardim
et-
rnek için' biraz
roman
okumak istedigini
mektubuna eklemigti. Corinne'-
den bir
roman
listesi çikarip
Istanbul'da
ikisinin de tanidigt
bir arkadagma
vermesini
rica ediyordu. O, kendisine
gönderirdi. Bunlar Corinne'in
o
her-
kesi büyüleyen
tatli
ve
zeki konugmalarium
bog biraktigi yeri belki biraz-
cik doldurabilirdi.
I- ·.
I
ON
ÍKÍNCÍ
BÖLÜM
Bir Tûrk Zaferi
SEFERÏN
bagmdan beri
ikinci kez olarak Mustafa Kemal'in
görü§ü
dog-
ru,
ûstlerininki ise yanhg çikti.
6
Agustosta
dügman,
tam
Esat Pasa'ya söy-
lemig oldugu çizgi
üzeriride saldiriya
gcçti. Gerçekten
de bu sefer Britan-
yablarm
niyeti,
saldirimn agirhäim, Seddülbahir'den Anburnu cephesine
kaydirmakti.
Anzaklann
tullugu köprübagna, gizlice
25.000
asker
daha
ça-
kardilar.
Sartbayir'a önden saldirmayi
tasarliyorlardi.
Bir
kol
tam
Sazhde-
I
re
çukurundan
Conkbaytri batisina dogru ilerleyecek, ikinci bir kol daba
kuzeyden
dolambaçh
bir
rotayla vadi
ve
sirtlari
agarak Kocaçimen'e
ve
.
Conkbayiri'yla Kocaçimen'in arkasmdaki
tepelere
ç2kacakti.
Bo
çifte
iler-
leyisi
desteklemek
için
Suvla
Körfezi'ne
yeniden,
çogu
Kitchener'in
'Yeni
Ordu'suna bagh 20.000
askerin
çikarslmasi
öngörülmügtil
Bunlar da Ana-
farta'nin kuzey
sirtma tirmanacaklar
ve
böylece
Anzaklar'in
-da
katildigi
bir kugatina hareketiyle bogaza dogru ilerleyerek yarimadayi
ikiye böle-
cek;
Türk
ordusunun
büyuk kismim
üst
yamndan
ay1rm1§
olacaklardi.
Daha
ilk baraj
ateginin
gümbürtüsü,
sirtlart
sarsmaya
bagladigt
anda
Mustafa Kemal,
saldirimn
önceden tahmin
ettigi
gibi,
tam
merkezde gelig-
mesini
bekliyordu. Oysa Liman
von
Sanders, saldirmin
ya
lam sag kanada
ya
da
hemen sol
kanada,
Bolay1r'a
karst
yapdacagini
samms ve
bu
kesim-
lerdeki birlikiere telikte bulunmalan içiu
emir vermisti.
Dügmanm
Sariba-
yar'm güriey
sirtlarina
da
saldirabilecegini
dügünüyordu. Gerçekten
de
o
aksam
Anzaklar,
Saribayir'in
güney
sirtlarmda
bir
oyalama
hareketine gi-
rigtiler
ve
Esat Paga'nin yedek
kuvvetlerinin
önemli
kismim
ortaya
çekti-
ler. Böylelikle, Mustafa Kemal'in bile tahmin etmemig oldugu bir saatte,
geceleyin baglayacak olan saldiri için meydan
bog
kalmi§ oldu. Bu
saldiri-
da
tepeleriti
gün dogmadan önce
ele
geçirilmesi tasarlanmisti.
Saldinya, karanhk bastiktan
sonra,
birkaç
gûn önceden
prova
etmig
BIR
TURK 2' AFERI 111
alduklan
bagarih
bir hileyle,
Türk siperlerinin
denizden
bombardimamvla
irigtiler. Yine gecenin
tam o
saatinde mermiler
yagmaya ve
projektör'ler
artlan
taramaya
baglamisti.
Türkler de
aym
saatte, bir
önceki
gibi
siperle-
ini barakip
bagka
yerde
mevzi almiglardi.
Bu
sefer
dügman
igiktan
yararla-
1arak
onlann izinden gitti
ve
böylelikle
Türklerin ilk mevzileri ele geçmig
aldu.
Çarpigma,
Sazlidere
boyunca
devam
etti. Türkler, Mustafa Kemal'in
lyarmalanna
ragmen elverigli
bir
savunma
durumuna
geçirilmemig olan
au
yerden
çekilmek
zorunda
kaldilar.
Türk ileri karakollarindan
çogu sa-
Jece örtücü kuvvetler tarafmdan
savunulmaktaydi. Tepelere yapilacak
>lan
ana
saldirl için yol açik birakilmigti. Durum,
Anzaklar
için çok umut-
u
görünüyordu.
Mustafa Kemal'in
tûmeni,
sürekli
ates
altmda olmakla
beraber, basta
arp1§maya
dogrudan dogruya katilmadi.
Çünkü
dügmamn Sazhdere
çuku-
unun
kuzeyindeki
tepelere
dogruizledigi asil çatalh yol, zirveler
de için-
Je olarak, yandaki
birliklerin
Zirhh Tepesi
diye
adlandarmig
olduklari
bir
:epedeki
gözetleme yerinden,
çarpigmamn
yapildigt kesimle
telefonlagiyor-
du.
Sadece
tam
sagmdaki
Conkbaym'ndan, daha kuzeydeki Agildere
tara-
Emdan da
sûrekli
olarak piyade
ateginin
gürültüsünü duyuyordu. Ergeç, be1-
ki de
sabaha
dogro, kendi
cephesine
de bir
saldm
bekliyordu. Bunun
için,
uk sik kisa
emider ç1kararak
birliklerinin
tetikte
bulunmasim sagladt. Sa-
baha
kary
3.30'da
su
talimati
verdi:
Dügmanm sabahleyin bizim
cephemize saldmda boluumasi muh-
temeldir.
Aramizdaki mesafe çok azdtr. Herhangi bir anî saldirlyx
geri
püskürtebilmek için,
askerimizin uyamk
ve
silah kullanmaya
hazir buluumasi
gereklidir.
Subaylara, askerlerini
nyamk
tutmala-
rmi
ve
nazik
tabiye
durunmnnu
gerektirdigi
gekilde, her
an
hazir-
likh
bulundurmalarmi
bildiririm.
Saldiri,
bir
saat
sonra,
gafagm ilk
igigiyla
birlikte
bagladi.
Bu
saldm,
Oonkbaym'mn ahnmasiyl.a
aym zamana
rastlamak
ve
i§gal
kuvvetlerinin
sag kanadim, Mustafa Kemal'in
tümeninden
gelecek
yan
ategine
kary ko-
tumak
amaclyla
tasarlanmigtL
Zirveden inen bir kol,
Zirhh Tepe'ye yükle-
necek,
bir bagka kol da
apagidan
yukanya
akm edecekti.
Ancak,
gece.
iyi baglayan
dügman saldmsi çok geçmeden güçlükle
kar-
gilagti.
Anzaklan
yenen
karanhk olmugtu. Birinci
kolun bir bölügû
öncüle-
rin.yanhghš ma
kurban
olarak
yolunu kaybetti
ve
boguna
bir
sûrü
inig
çikig-
tan sonra,
kendini yine ba§ladigi
yerde
buldn.
Ikinci
böluk
bir sirta kadar
tirmandiysa da, öbürleri olmadan daha
ileri gidemedi.
Kuzeydeki Agilde-
I
-
EL L 1
i
..._
IL
112
ÍMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÏSVE
ÇÖKÜSÜ
,
re
çukuruna
sapmig
olan
ikinci kolun
sonu
ise, daha da kätü
oldu. Karan-
hkta yollanm kaybeden askerler,
uzun zaman
nereye
gittiklerini
bilmeden
yürüdiikten
sonra, yorgun ve
peri§an
bir halde sirtlara
yayalipkalmislardi.
Müttefikler Sanbayir'1 gafaktan
önce, dogru dürüst savunulmad2gi
bir
stra-
da
ve
ani
bir baskom
pagkmligmdan yararlanarak ele geçirmek f2rsattni
kaçimnglardi.
Buna kargm, apagidaki kuvvetler, artik yukandan
desteklenmekimkâ-
ni
kalmadi
im
ve
Mustafa Kemal'in
savunma
mevzilerinin
Türklerin
en
kuvvetli hatti olduguau
bile
bile, saldirlya geçtiler. Bu da felâketle
sonuç-
landi.
Yürekli,
ama
tecrübesiz olan Avustralyalilar,
Mustafa Kemal'in
nya-
tuk
ve
hazirhkh
erlerinin üzerine,
intihar
edercesine dalga
dalga
atilarak,
eriyip
gittiler.
Bu sirada
Îngilizlerin'Yeni Ordu'sunun askerleri kuzeyde, Suvla Kör-
fezi
kiydanna çikarma yapmaktaydilar.
Kar§11armdakiTürk kuvveti
Binba-
1 Willmer'in komutasinda, hafif silahli üç
tabordan ibaret oldugu
için faz-
la direnmeyle kargilagmadilar. Buna
ragmen
ilerlemekten çekinir gibi
bir
ha
lleri
vard.i.-Liman
von
Sanders
ise
asil
saldinnin burada,
merkezde oldu-
gunu
en
sonunda anlanusti. Bolay1r'dan, Asya yakasmdan
ve
yardimci Ingi-
liz saldinsmin çökmüg oldugu Helles Burnu'ndan, Suv1a'ya
ve
Anzak koyu-
na takviye istedi. Ama bunlann gelmesi için geçecek
yirmi dört
saatlik
sû-
re
boyunca T
ürklerin
ve Saribay1r'in durumu
çok
tehlikeliydi.
Mustafa Kemal tehlikeyi oldugu
gibi görüyordu. Bu kadar
az
direnig-
le kargilagan
bir
dügman kuvveti, kuzeydogudan
gelerek kendi tümenini ku-
atabilir
ve
bu da Türklerin
bütùn Arburnu
cephesinden
çekilmesine yol
açabilirdi.
Mustafa Kemal kugku
içerisinde,
gözlerini kendi komutasmda
olmayan Conkbayiri
ndan ayiramiyordu.
Sabalun
erken
saatlerinde
kendi
tümeninin girigtigi
çarpigmay1
kazandiktan
soura
tümen
yedek
birligini
Conkbaym aganismdaki çikmtiya ileri karakol olarak gönderdi. Az
sonra
Albay
Kannengiesser
de güneyden iki alay
askerle gelerek
zirveyi
tuttu ve
sabahleyin,
üç
ay
siper
içinde kalmaktan
yorgua
dügmü.5AnzakIarm
sag-
dan girigtigi saldmya
karsi, gögsünden agir yaralanmak
pahasma
burasmi
elinden
birakmamayt basardi.
Ertesi gün
gafakla
birlikte Anzaklar, Mustafa
Kemal'in
'tarif
edileme-
yecek
vah§ette'
diye
nitelendirdigi
yeni
bir
saldmya girigtiler.
Bir
gün önce-
ki
gibi
agir
kayiplar
vereceklerini samyorlardi
ama,
korkuyla
çiktiklari
te-
perin ardmdan hiç
ateg
gelmeyince gaçardilar. Zirveye vardiklan
zaman sa-
dece bir Türk
makinelisinin
baguda uynyakalmig
bir
avuç
asker
buldular.
BIR TÜRK
ZAFERÍ 133
de
erleri,
anlagilmaz
bir
nedenden
õtùrú
doruktan
çekilmisti..
Conkba-
böylece ele geçirilmig oldu.
Ama,
Anzaklar
da
tehlikeli
bir durumda kalmiglardi.
Gün dogar dog-
z,
iki yandan
birden
giddelli
bir yaylan ate§ine
futuldular.
Ateg,
sagda
Listafa
Kemal'in Zirhli Tepesi'ndeki mevziinden
ve
solda, saldirunn
püs-
rtülmü§
oldugu
tepelerden gellyordu. Toprak çok
sert oldugu
için
dogru
rûst
siper
kazmalanna imkän
yoktu. Askerlerin
çogn öldü. Yine de,
sa
Lanlar, komutanlannin.yürekliligi
yüzünden tepeyi
tutabilmiglerdi.
Ka-
ihk
hasmca takviye
birlikleri yeti§ti. Böyiece ertesi sabaha
kadar biraz
dendiler.
Türklerin kendileri
kadar tehlikeli
bir durumda
oldugunu nereden
bi-
eklerdi?
Mustafa Kemal için bu,
sinir, kugku
ve
çaresizlik içinde
geçen
gün
olmu§Lu.
Saginda Türk
savunma
hadar2mn
kaosa
yaklagan
bir
kan-
hk
¡çinde bulundugunu daba sabahm
erken
saallerinde anlamisti. Karar-
ha gelen haberler ortada
bellibagh bir komata
bulunmadigirn
apaçik
be-
:dlyordu.
Örnegin,bir
subaydan göyle
bir
mesaj
ahnmytr
Conkbayin'na hücum edilmesi için emir geldi.
Bu emri kime ilete-
cegim?
Tabur komutanlarmi
arlyorum, ama
bularuyorum. Her
sey
karmakarigik. Durum ciddi.
Hiç olmazsa araziyi
bilen bir ko-
mutan
tayin
edilse.
Ne
rapor,
ne de
bilgi alabiliyoruz.
Ne
yapaca-
gimi sagirmig
haldeyim.

tün
birlilder birbirine karigmig durumda. Ortada bir
tek
subay
yok.
Oldugum
yerdeki eski alay komutani vurulmug.
Ne olup
bitti-
gine
dair bir bilgi
veren
olmadi. Subaylarm hepsi
ya
ölmiig
ya
da
yaralanmig.
Bulundugum yerir;
admi
bile bilmiyorum. Gözcü
ye-
rinden
hiçbir
gey
göremiyorum. Milletimizin selâmeti adina, bölge-
yi yalandan
tamyan
bir subaym
atanmasmi
dilerim.
Sagkma
dönmüg olan bir bagka
subay
da
sunu bildiriyordu:
'Safakla
·aber
birtakim askerlerin
şahinsirt'tan
Conkbayiri'na
dogru
çekildikleri
·üldü.
Simdi
Conkbayiri'nda
siper
kaziyorlar.
Ancak
bu
askerlerin düs-
n mi,
yoksa
bizimkiler
mi
oldugu
bilinmiyor.'
Mustafa Kemal bordarm dügman
askeri oldugunu
tahmin
ederek,
ke-
için
tümen
emir subayi ile yaverini
oraya
gönderdi. Yaver vurulup öldü.
sefer
tümen kurmay baskanru gönderdi. Onun
raporu
kendi gözlemleri-
uyuyordu.
Eu
arada Nuri
admda
bir
alay
komutam
(ki
sonradan Musta-
Kemal'in yaveri
olacaktir)
grup
harargãlundan telefon
açti.
Dedigine
e,
grup
límnutam
ona
Conkbaym'na
yürüyûp oradaki
dügmana
saldir
Atatürk
/
F: 8
i
-
I.
-.
..r
.-
- .
i
114 IMPARATORLUGUN
GERILEYIS
VE COKUbU
masmi
omrelmisli. Nuri, Conkbaviri'ndaki
birlikler
ve
komuta hakkind
bilgi
istemis,
ama
çok
sinirli
görünen
komutanla kurmay bagkani bu bilgi
vermekten. çokinmislerdi,
ya
da bilgi
verecek
durumda
degillerdi. sSimc
Nuri, Mustafa Kemal'e, 'Lülfen
durum
hakkmda
beni
aydmlatiruz,' diy
y
Wanyordu. 'Orlahkla konnilan diye bir
gey
yok!'
Mustafa
Kemal,
ona
hemen Corikbaym'na yürämesini
emretti
ve
'Kr
mutam
olavlar
tavin
edecektir,'
dive ekledi.
Ashnda
lepe'yi
tulmakta
olan
tümenin iki komutam
birbiri ardma
n
nilmus
ve
yerlerine hemen baskalan
geçirilmigti.
Simdiki
komutan, Istar
huPdan
yeni gelma olan bir
yarbaydi
ve
cephe harekâtmdan çok, ceph
gerisindeki
demiryolu
ulagumin yönetmekte
recrübesi
vardi.
Ustelik ker
dinden daha vüksek
rütbedeki
kurmavlara
emir vermek gibi
haur kina bl
durumda
bulunuyordu.
Tchlikeyi önlemek için
dügünebildigi tek
çare,
eli
ne geçen
bülün
askerleri, plana
filân
bakmaksizm Conkbayin'na yollamai
tan
ibaretti.
Mustafa Kemal,
grup
komulanhš ma
telefon
ederck bu dun
mu
elegirdi
ve
hemen
önlem
ahnmasim istedi.
Ama 'Elimizden
geleni
yt
plyoruz'dan
baska
cevap
alamadt Bu telefon konugmasindan
ve
okudug
emirierden
gu sonuce
çikardi:
Grup
komutanhš mdaki
kunnaylar
ne
yapr
caklarmi sastrmiglar
ve
sorumlulogu birbirlerinin üstúne atmaya baglami
lardi. Eu darum
üzerine
o
akgam
hatira defterine,
'Sorumluluk
yükü
ölun
den de agir,' diye
yazdi.
Çok
geçmeden, durum
daha da gerginlesti.
Anafartalar
Gruba Komt
tam
Albay Fevzi
Bey, Von
Sanders'in
istedigi takviye
tümenleriyle
birlikt
Bolayar'den gelmisti. Mustafa Kemal
ona
hemen bir
mesaj
göndererel
kendisinden milletin selameti
adina,
Conkbavin'ndaki
nazik
duruma Vc
Sanders'in dikkatini çokmesini istedi. Az
sonr'a
kurmay bagkara, Von
Sai
ders
alma
kendisine
telefon
ederek
durum
üzerindeki
görii
ünu sordi
Mustafa Kemai
dügüneesini.kesinbir dille
.bildirdi.
Dügman genel bir
said
nya
geçoisi. Yapligi
çikannalar
sonucu,
çok üstün bir darumdaydt
Bü.ti
dag dizisinin
elden
gitmesini istemiyorsa, hemen harekete geçmek
gereki
dL Mustafa Kemal, 'Tek
bir
dakikamiz
kaldi,' dedi.
'O dakikayi
da kaç
nrsak
genel
bir felnkede
kargi karg1ya
gelecegiz.'
Elma
kary ne
duçündügü
sorulunca, 'Birlegik bir komuta diye
ceve
verdi.
Sonra daba da ileri
viderek.
'Tek
çare,
bütün birlikleri benim
emr
me
vermektir
'
dedi.
Kurmay bagkam biraz
alayla,
'Çok
gelmez
mi?'
diye
sordu.
Mustafa
Kemid, 'Az
gelir!'
diye cevap
verdi.
Felâket
sadece Sanbayirt degil,
kuzeyindeki Suvia
cephesinde
bub
BIR TURK ZAFEIU
115
m
Arafarta
strtru
da tehdit
edlyordu. Anafartalar'da
Binbati
Willmer'in
nrindeki
ü.çtabur,
kirk
sekiz
saate
yakmdir
tepeyi
tutmaktaydi.
Bu asker-
r
hayatlanm sadece
ingilizierin
kararsizhš ma borçluydular.
Ìngilizasker-
ri
o
günü
tepelere
tirmanacak verde, Kolordu Komutanlari General Stop-
rd'un
sayesinde
kurnsallarda
Ëenize
girmekle geçirmiglerdi.
Ama bu
el-
:tte
böyle
sürüp gidecek
degildi. Ingiliz]er
her
an
saldinya
kalkabillrler-
Fevzi Bey, Bolayar'den gelen askerlerinin hemen.
o
gün,
yani
8
Agus-
s
sabahi
Ïngilizlerekargi harekete
geçmoye
hazir olacaklanna dair Von
.nders'e
dü§ûnmeden
söz
vermisti.
Ama simdi
o
da kararsizhk içindeydi.
kit ögleyi geçtigi halde askerler
hâlâ
hazir degildiler. Fevzi Bey onlarm
tesi sabah gafaktan önce
saldmya
hazir olamayacaklarim
ileri
sürüvor--
i.
Von
Sanders
ölkeyle
o
akgam saldinya girigilmesinin
gerekli oldugun-
.
1srar etti.
Fevzi,
tümen
komutanlanmn
dügüncesine göre bunun müm-
in olmadigini söyledi.
Askerler
yorgun
ve
açtilar. Araziyi
tammiyorlardi.
:teri
kadar toplan yoktu.
Von Sanders: 'Grup komutaru
sizsiniz, siz
ne diyorsuntz?' diye sordu.
:vzi
Bey, 'Ben de
onlar
gibi dügünüyorum,' diye
cevap
verdi.
Liman
von
aders
hemen
o
an
Fevzi'yi komutanhktan aldi. Sonradan,
'O
ak§am Ana-
rtalar
kesimindeki
bütün kitalann komutasim On Doktzuncu
Tümen Ko-
utani
Mustafa Kemal Beye
verdim,'
diye
yazacakt2. 'Kendisi sorumlulu-
.
sevinçle
kargilayan bir
önderdir... Enerjisine
tam
güvenim
vardir.'
Mus-
a
Kernal
de
o
aksam kendi
kendini kutlayan bir
ruh
durumu içinde hati-
defterine
gu
felsefi dû ünceleri
not
odlyordu: 'Tarih
ne
güzel
bir aynal
sanlar, özellikle ahlâkça
geri kalmig
soylardan
gelenler, kutsal
davalar
rysinda
bile kötü duygularun açiklamaktan
kendilerini
alamazlar.
Bü-
k
tarih
olaylarina
katlanlann
davrarug
vc
tutumlari, ahlaklanmn
gerçek
:ehgira
ortaya çikarir-
Mustafa Kemal
en sonra
bütün
cephenin denetimini ele almisti.
Sükû-
Lle,
Once sabahleyin
Conkbaym'na yapilacagmdan
emin oldugu
saldin-
kargt gerekli önlemleri
ahh.
Sonra
tümen
komutanhgim
bagkasma dev¯
.ti.
Tümene,
askerlere
cesaret
veren ve
fedakârhklanm
öven bir aynkk
:saji
yazdi. Gece yansmdan
az
önce de
atma
binerek kuzeye, Anafarta
danna dogru yola
çikti.
Asd tehlike
simdi
buradaydi.
Anafartalar
henüz
"¯'
lag
görmemigti. Mustafa Kemal hattra defterine, 'Dört aydir ilk olarak,
çok
te
mir
bir
havayi
içime
sindiriyorum,'
diye yazdi.

ünkü
Arburnu
dolaylannda teneffüs ettigimiz hava
çürämü§ insan cesederinia.
kokusuy-
ze
hirle
nmig
ti.'
116
ÏMPARATORLUÕUN
GERÍLEYÌS VE
ÇÖKÜ$Ü
Hem kendine
bakmasi,
hem de kayiplann agir olacagim sandgi Ana
fartalar
cephesinde
bir
revir
kurmasi için,
tümen
doktorunu da
yamria
al
nusti.
Mustafa
Kemal, kaç gecedir
uyku
uyumamig,
sadece yorgunluktal
degil,
aym
zamanda
bir
türlü silkip atamadigt sürekli bak2misteyen
sitm:
nöbetlerinden
ötürü.
halsiz dügmü§tü.
Avurdu
avurduna
yapiqung,
benzi
sa
rarmq;
çukura
batik
gõzlerine dalgm
bir
ifade gelmigti. Ozellikle
su
andi
elinde
ne
kendinin,
ne
de dügmammn kuvvetine dair kesin bilgi
olmaylyn
dan
çok
tasalamyordu. Ama bu dig
gerginligin ötesinde,
içi güven doluydu
Sorumluluk
ona uyanci
bir ilâç
etkisi yapiyordu.
Kendinden apagi gördügi
birtakim
kisilerin yanhylanna
ve
yarattiklan
karigkhklara kary
bir
gey ya
pamamaktan dogan bir
öfke
içinde, eli kolu bagh olarak seyirci kalmaya
cakti artik.
istedigi gibi hareket
etmekte serbestti
ve
askeri
duruma keski
ve
hesaph bir
gekilde
kavradigi için,
yapilmasi gereken
igi, henüz
ayrmtila
riyla
degilse
bile,
genel
çizgileriyle
biliyordu.
Aldatici
bir lyimserlige ka
pilmig degildi,
Bagka
komutanlana, hayatlan
ya
da
meslekleri
pahasina
kaybetmig
olduklari
bir
savag
devralau
oldugunun
farhodaydi. Ke
ndis
de bagarisizhga ugrayabilirdi. Ama
bûtúa
iradesi,
bütun
yurtseverligi
m
kendi yetenegine olan bütün inancryla
zafere ulagmak
istegindeydi.
ileridt
o
geceki
duygularim
söyle anlatacakti: 'Böyle
bir
sorumlulugu yüklenmel
kolay is degildi;
ama
zaten vatamm
mahvolduktan
sonra
ben
de
ya§ama
maya
karar
vermig
oldugum için, bu sorumlulugu
lâyik
oldugu gururla
üze
rime aldim.'
Mustafa Kemal, cephedeki
karga
ahgin izlerini hemen gördü. 'B1ça
gin
kemige
dayanmig
oldugu
gu
sirada,' askerlerinin çarp1§tigi
yerden çol
uzaklarda
bombog
duran
bir tümen
komutamyla maiyetine rastladi.
He
men
cepheye gitmelerini emretti. Bir
bagka karargâhi
zifiri
karanhk için
de buldu.
Ne
bir
igik
vardi,
ne
de bir
ses.
Herkes
uykudaydi
Mustafa Ke
maPle
yamadakiler onlara sesleadiler. Eu
sahneyi hattra defterinde göyk
anlatir:
'Çadirlarm
birinden
bagmylarimiza
cevap
olarak gecelikli
bi
adam çikti. 'Burasi
neresif
diye
sordum. 'Binbag Willmer'in
karargalu,
dedi. Ama
pek
bir geyden haberi yok
gibiydi.
Beni komutana
götürmesin
söyledim.
Fakat adam komutam
tammadigi için dedigimi yapmak isteme
di. Sadece
eliyle
karanhkta bir yeri gösterdi. Bizi
oraya
götürmesi için
zor
ladim.
Willmer'in yattigi kulübeye
götürdü. Willmer uyuyordu. Maiyetin
deki
subaylardan
biri
olan
Haydar Bey'le görügtüm.
Anafart.alar grubu ka
rargâhimn nerede oldugunu sordum.
'Bugûn buradaydi,
ama
sonra,'
-eliy
le kuzeyi
'göstererek-
'gu
taraflara bir
yere
kaldmldi,' diye
cevap
verdi.
Su
bay,
Mustafa
KemaPin bilmedigi bir
yer a
di
söylemigti.
-L
BÏR TURK ZAFERI
117
Vakit
kavbetrnek istemeven
Mustafa
Kemal, karanhkta atim
o
vöne
I
gru
särdu.
Gece
yansmdan
sonra, saat
1.30'da,
grup
karargâhim buldu.
Irmay
baskam,
subaylarla
beraber kendisini bekliyordu.
Mustafa Ke-
il'in
ilk igi, dügmarun yerini
ve
kuvvetini sormak
oldu.
Kendi
emrindeki
tümen
neredeydi,
durumlan
neydi?
Grup
komutanhgimn
onlara
vermig
Jugu.son
emirler nelerdi?
Kurmay baskani burlara kesin bir yamt
vere-
ordu.
O
zaman
Mustafa
Kemal kendinden
önceki
komutam
Fevzi Be- ly
nerede oldugunu sordu.
Çadiri'nda
uyuyor,
dediler. Uyandmimast
ve
a
verdigi
emri kendi
önünde
-
dognúamasi
gerektigini söyledi. Kurmay
skam,
imzasiz bir
emir
kägidi gösterdi.
Mustafa Kemal, 'Bu
emri
Fevzi Bey
verdiyse
altml
imzalasm,' diye
is-
Kurmay bagkani, Mustafa Kemal'le Fevzi arasinda birkaç kere gitti,
ldi. Ama, Fevzi
imza atmayi
reddediyordu.
Mustafa Kemal
en
sonunda
izadan
vazgeçti.
Kurmay
subaylarim
toplayarak tümenlerin
nerede
oldu-
nu ve
hücum için
ne
emir aldiklanni
sordu. Subaylar
bildikleri kadarmi
ylediler. Íçlerinden biri,
cepheyi
biraz
görmüg
olan
bir kurye,
ötekiler-
n
biraz daha
açiklay2ci
bilgi
verdi. Ama
durum yine de
aydialanmg
ol-
ady.
Neredeyse
sabah olacakti;
fazla sorusturma
yapacak
zaman
yoktu.
ustafa Kemal
hemen bir
emir yazarak komutamn kendine geçtigini
bil-
odi
ve
bir sirttan
öbürüne
kadar
bütün
cephe
boyunca. genel bir
saldiri
1ri
verdi.
Subaylardan
mevzilerini
ve
almig
olduklan önlemleri hemen
ndisine
bildirmelerini
istedi. Emrin birer
örnegini
iki
subay eliyle
tü-
n
komutanlarma
gönderdi. Saghk
hizmetleri kumanya
ve
öteki
leva-
n
konusunda hiçbir hazirhk
yapilmaml§ oldugunu görerek,
bu konuda da
reken
önlemleri aldi. Sonra sabaha karsi
saat
4.30'da
atma
bindi
ve
ya-
idaki
bir gözetleme yerine gitti. Yakmda baglayacak
olan
çarpigmayi bu-
lan izleyecek
ve.yönetecekti.
Çarpigmarun sonucu,
Türklerle
Ingilizlerin
Anafartalar
s:rti
dorukla-
da
ve
özellikle Tekke Tepe'ye ulasmak için yapacaklari
yariga
baghydi.
taraf
da
-özellikle, Türklerden çok, Ingilizler- iki günlerini
boga
geçir-
.glerdi.
Simdi
kaybettikleri
zamam
kazanmak için
acele ediyorlardi.
Li-
an
von
Sanders,
.acimaksizin
grup
komutanlarim degigtirisken, daha
a;
rt
bir
kumandan olan Ian Hamilton
en
sonunda
Suvla önüne gelmig bulu-
yor
ve
isteksiz
fümen
komutanlanna,
Tekke Tepe'yi gafakla
beraber al-
slari
için
söz
dinletmeye
çahyyordu. Tepede, Türkleri engelleyecek
tek
taburun
bile,
geriden gelen orduya
hesapsiz yardimi dokunabilirdi.
Ne
var-ki,
bu bir tek tabur da kisa
zamanda
güçlüklerle kargilagti. Ko-
I¯ l.
118
ÌMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÌS
VE
ÇÖKÜbÜ
--
mutan
askerlerini
toplamak için fazla vakit harcannsti. Erler yorgunluktar
sersem
giblydiler; yola
koyulmadan bir gecikme daha oldu. Bir
bölük, öte-
kilerin
arkadan
gelmesini
sõyleyerek
änden gitti. Bu arada Türkler de
ba-
ytrm
öbür
yarundan
tepeye
dogru
urmanmaklayddar.
Fundahk
arasindar
ilerlemek zordo
ve
ingiliz bölügü dagimk gruplara
ayrilmigtL
Gün
dogal
dogmaz
önden
ve
yandan Türklerin sürekli ategiyle karglagtdar.
Sonunda
lepeye
varan
bir
avuç
[ngiliz, kargi
yamaçtan
gelmig
olan
bir Türk
müfre-
zesini
kargismda bulda.
Tekke Tepe
yarigtm tam
yarim
saat
farkla Türklet
kazanmisti.
Mustafa Kemal'in askerleri
yokus
aga
i,
dügman kuvvellerinin
arasi-
na
öläm
ve
feläket saçarak iniyorlardi. Sir Ian Hamilton,
zirhhsmm
güver-
tesinden
teleskopla
iziedigi sahneyi sonradan pöyle
anlatir.
Çok
geçmeden garapneller solumuzdaki siperlerin
üzerine
diisme·
ye ve
askerier kuzeyden
güneye panik halinde kaçmaya
bagladilar.
Daha
dildaitli bakmca, dügmanm kendi attigt garapnellerin
ardm-
d
an
ilerlemekte
ve
bizim hatti soldan merkeze
dogru
püskürtmek·
te
oldugunu görebiliyorduk... Bizim merkez kesimi, dormadan iler·
leyen Türkleri geri
puskärtmek için
son
bir gayretle
silkinir
gibi
oldu...
Sonra
sabah
saat 6
siralarmda
bätün kesimler,
sag
kanal
da içinde
clarak,
ansizm
çöküverdi. Bizimkiler sadece gerilemekle
kalmaditar,
bazilart hemen hemen denize kadar
kaçap
geldiler.
Bütün strtlarda
görnriü§
aymydi. Kitchener ordusundaki
askerier,
Türkler
üzerimizde!'
feryadlyla darmadagm olmustu. Türklerin ategi
o
ka-
dar
siddetliydi
ki, fundalar
tutusuyor
ve
Ingilizler
canfarm
kurtarmak içir
çil
yavrusu
gibi
kaçiglyorlardi.
Õgle
olunca,
Mustafa Kemal, Suvla
sava§i-
mn
kazamldigma inandi.
Askerlerine
siper kazmalarim emretti. Tam
mev-
cutlu bile almayan tek bir tümenle,
çok
daha güçlü bir dügmam yerinder
söküp
atabilmigli.
Sonradan,
bu
zaferin
dügmam
gafil avlamak sayesinde
kazamlmi oldugunu söyledi. Küçûk kümeler halinde ilerleyen
dü§man
çarpigmalarm halif olacagun
sanmi§ti.
Oysa, komutanlari taraftadan lyi ör-
gütlenen
ve
ni§ancihk
bakmundan daha üstün
olan
Türk askerleri
voku
apagt daha da
etki
kazanan
auglariyla
dägmamn
maneviyalim
kirm1§1ardi.
Mustafa Kemal, orada bulundugu halde,
emirlerinin uygulanmasmi sagla-
yamayan
Hamilton'un
tereddüdü
kargismda
pagip
kaldigim belirtmekt.er
kendini
alamadi. Hamilton'un
komutanlarimn
zamamnda
karar
almaktald
yetersizlikleri
ve
'yenilgiye
yol
açan
bir
sorumluluk
korkusu' içinde olduk-
larim
sezmi§Li.
Öyle
ki, General Stopford'un
nazikliginden
savaga
bir türlt
BAR TÜRK
ZAFEIG 119
L-
.
glamaysp kondisinin
gelmesini bekler
gibi bir hali
oldugunu
alayci
bir
lle belirtti.
Anafartalar. böylece güven
altina abndi. Suvla saldirisi püskürtühnüy
Ama
diigmarun, Sanbayir'dan da
atilmasi gerekiyordo.. Conkbaym'nda
rmn,
her
zamankinden
daha korkuluydu.
Anzaklaim
geceleyin
yaptikla-
yeni
bir
saldiri,
tam
baganya
u1a§mamig
da
olsa, siraaki yerlerini
'oiraz
ha saglamlagtirmaya
yararmgu.
Conkbayiri'm hâlê bütün
sava§m
mihve-
olarak
gören
Mustafa
Kernal, Suvia
ovasmdaki
ilerleyigi durdurdu
ve
en
,vendigi
iki
alayi
sirta
dogru bir
karsi saldmyla göreviendirdi. Erler
gece-
a
yansodan beri
savagmaktaydilar
ve
dinlenmeye hak kazannuglardi.
aun
icin
Mustafa
KemaL iki
tümenin
komutan
vekillerine
su
talimal
ver-
:
'Bu
acce
Conkbay1ri'ndaki
askerlerimizden buvuk fedakârhklar isteye-
gim.
Bu arada bölgede
savaga
katilacak
olan
iki
piyade alayma
sicak
rba saglamanm
bildiririm
Sonra
Liman
von
Sanders'le hücum
plam
üzerinde
gërügmeye
gitti.
man,
Kocaçimen
tepesinin
altmdaki
Agildere bölgesinde, dügmanm
sol
madma
dogru bir saldmyi
uygun
buluyordu.
Mustafa
KemaPse dogrudan
roya
tehLkenin kaynagi
olan
Conkbaym'na
cepheden saldirmayt tereih
ilyordu.
Orast tekrar ele geçirilirse,
Agildere'deki
dügman kendiliginden
kilmek
zorunda kalacakti.
Liman, Mustafa Kemal'i karar
vermekte
ser-
st birakti: 'Bu harekâtm
sorumlulugunn siz
üzerinize aldimz. Planlanm-
kangmak istemem,' dedi. 'Sadece akhmdan
geçeni, bir düsünce
olarak
ylemek istedim.'
Mustafa
Kemal,
savagi
cephe üzerinde
bizzat
yönetmek
niyetindeydi.
kgam
üzeri
atma
binerek
maiyetiyle
birlikte
sitt
boyunca Conkbaym'na
ru
gitti. Bir dügman uçagi alçalarak
tepelerine doji;ru
gelmeye
baglach.
Ibaylar
kaçigtilar;
Mustafa Kemal yamnda
bir
tek
subayla
patikanin orta-
adan
ilerlemeye devam
etti.
Uçak da,
onlari
bir süre izlediyse de, saldin-
.
geçmedi. Zirvenin arkasindaki
tûmen karargâluna
gelince, atiyla siper-
r
arasinda
dolagti ve birlik,
komutanlariyla
ayn ayn
görüstü.
Komutanlara,
askerlerini
toplayarak onlara,
taze
bir
ruhla
dövü§mele-
için cesaret
vermelerini
bildirdi. Komutanin zaylflamasi crlerin de
ma-
:viyatim
sarsmigti.
Bütün
sikintilar
bundandi. Ïnsiyatifik.it,
egitirn
ve
ögre-
mden
yoksun
olan
Osmanli
askeri, yönetimsiz
de kahnca
ne
yapacagini
lemezdi. Bu yönetimi yeniden kurmak görevi Mestafa KemaPe dügüyor-
i. Sekizinci Türnene
gafakta saldmya geçmek
üzere
hazirlik emri
verdi.
olda olan
iki
alay
da bu tümeni.takviye edecektL Biraz
sonra
tümen
ko-
utam,
yaranda
Galip
admda
bir
kurmay subayi oldugu
halde
onu
görme-
120
iMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÍS VE
ÇÕKܧÜ
ye
geldi.
Galip,
maiyetindeki
bazi
subaylann
gõrüglerini
belirtmek. içir
izin istedi. iki gündür
Conkbaym'na
saldirmaktaydilar.
Agir
kayiplar
ver-
mig, fakar hiç
bagar
saglayamamiglardi.
Cesaretleri iyiden iyice
k1nimi:
durumdaydi
ve yeni bir
saldirirun,
digandan gelen
iki
alaym yardimiyla
bi-
le, baçanya ulagabilecegine
inanmiyoriardi. Ustelik alaylardan biri de he-
nüz gelmemi§ti.
Onsuz baglanacak
bir
saldiri bozgimla
sona
erebilirdi.
Mustafa
Kemal bu
subayi
tamr ve
sayardi.
Onun ate; altinda
ne
ka-
dar yürekli
oldugunu
görmügtü.
Ba§ta
onun
bu disipline
aykin davramgina
cam
sikilroakia
beraber, içinden, dügüncelerinin akla
uygun
oldugunu
ka-
bul
ediyordu.
Ancak, sonradan hattra
defterine yazdigi gibi,
'bazi
inançlat
mantik
ve
muhakeme
kurallanvla ac1klanamaz'di;
ve
'sava§in
en
kanh
ve
atesli
arunda içimizde duydugumuz
inançlar da böyledir.
Galip'in
söyledik-
leri durumu
çok
iyi
açikhyordu.
Ama yine de görü§leri
benim kararimi
de-
istiremezdi.
Dügmam
apansiz
bir baskmla
gafil avlayarak yenebilecegi-
miz
sonucuna varmigtim.
Bunn
bagarabilmemiz
için bize
sayi
üstünlügün-
den daha çok, sogukkanhhk
ve
cesur
bir komuta
gerekiyordu.'
Böylece, Mustafa
Kemal tümen
komutamna, karann kesin oldugunu
ve
ikinci alay gelse
de, gelmese de uygulanacagun bildirdi.
O geceyi tu-
men
karargâhinda, her geyi kendisi
denetleyerek
geçirdi.
Bu, uykusuz kal-
digt dördüncü.
gece
oluyordu; sitmadan
son derece
rahatsizd2; ategi
yüksek-
ti. Ama, dinlenmesine olanak yoktu.
Bir yandan saldin
düzenlerken, bir
yandan da
Anafartalar
cephesini
yõnetmek zorundaydi. Bu cepheden
ge-
len
haberler
ya
eksik
ya
da
yanhg oluyordu.
Aynca,
buradaki kuvvetlerin
içindeki kangikhgi
bir düzene
sokmaya çahyyor,
fakat
ya
kayip birlikleri-
ni
ya
da komutanlarm
arayan
subaylar çadinna girip
çikarak kendisini
bo-
yuna
tedirgin
ediyorlardi.
Safaktan
õnce Mustafa Kemal, çadinnm
önüne çikti
ve
her geyin ha-
zir
olup olmadigim
görmek için çevresine bakmdi. Dügmana ancak yirmi
metre kadar uzakhkta olan gözetleme mevzilerine
bir alay yerleptirmi§ti.
Bunun
otuz
metre kadar gerisindeki bir bagka hatta da,
karanhgtn
da
yar-
dimiyla sessizce,
iki alay
daha
sürmügtú.
Sonuncu
alay
da
vaktinde
yetigir-
se,
durumun
gerektirdigi gekilde
savaga
sokulacakti.
Ilk
saldin
tam
bir
ses-
sizlik
içinde yapilacakti. Ne
top, ne
de tüfek atilmamasi için kesin emir
vermigti.
Süngüden
bagka hiçbir
silah
kullamimayacakti.
Her iki hattaki
as-
kerler de
karanhkta hiç
ses
çikarmadan, luzla dügmamn üzerine at11acak-
lardi. Savagm kaderi
bu
ilk iki
dakika içinde sürprize
baghydi. Ondan
son-
ra
ne
olacagun
olaylar
gästerecekti.
Mustafa
Kemal saatine
bakti
ve
hemen hemen
dört buguk oldugunu
gördü.
Birkaç
dakika
sonra
ortahk aydmlanacak
ve dügman birbirine
yakm
DÍR TÜRK
ZAFERÌ
121
¯ümelenmi§
duran
Türk askerlerini görebilecekti. Eger görür
ve ate§
açar-
,a,
saldiri
suya
dügerdi.
Mustafa
Kemal ileriye dogru kogtu. Tümen komu-
ani
da
yaruna
geldi. Õteki
subaylarla
birarada
erlerin önünde
durdular,
Austafa Kemal,
siperler
boyunca ilerleyerek
alçak sesle
erlere talimat
ver-
li:
'Askerlerim, ka.rgmizdaki dügmam
mutlaka
yenecegiz. Yalmz acele
et-
neyin.
Ben
änden gidecegim. Kirbacimi kaldint
kaldirmaz
hepiniz ileri
ttum.'
Oteki subaylara
da
erlere
aym
igareti
vermelerini söyledi.
Sonra,
>irkaç
adun
ilerledi
ve
karbacim kaldirdi.
Bir
an
içinde,
erler
süngû
tak-
m§,
súbaylar
kaliçlarmi
çekmig olarak, sonradan kendi
aniattigma
göre,
aslaniar
gibi' karanhš m içine
atildilar.
Bir
an
sonra
dügman
siperlerinden
talniz
'Allah!'
sesleri
duy
iluyordy.
Ìngiliz
askerleri, silaha
davranmaya bile
vakit
bulamamiglardi.
Siper-
erdekiler,
ezici bir
sayi
üstünlügü altmda
can
vermig, açiktakiler de çabu-
:ak
yok
edihniglerdi.
Hamilton'un
cephe
batti yiki]migti. Kendi anlau§1yla,
ezici
dügman y 1m' tepeden, bayirlardan a§agi sel gibi inerek sag
kanadi-
n sarmig ve
agagidaki hatlari
yanp
geçerek, birliklerini tepeden
apagi si-
ip
slipùrmügtü. 'Generallerin
er
sahnda dövügtügü
ve
erlerin ellerindeki
si-
ahlan
atip
girtlak girtlaga bogustugu
bir çarpigmaydi
bu...
Türkler
tekrar
ekrar saldarlyor, Tannmn admi anarak
gahane
bir
gekilde
dövügüyorlardi.
3izimkiler
de bu
saldinya gögns geriyor
ve
irklanmn
geleneklerine yakigir
ekilde
kahramanhk gösteriyorlarda. Korkup kaçmak
yoktu. Saflannda,
ge-
ilemeden
can
verdiler.'
Ama Ingiliztoplari da,
Türklere
tam
bir kargilik
verdi.
Gün
agardik-
an
sonra,
Mustafa Kernal'in yazdigt gibi, Conkbayin'ni
'echenneme
çevi-
en'
bir
mermi
yagmuruna
tuttular.
'Gökten
garapnel
ve
demir
saganaklan
aglyordu.
Deniz toplannin
agir
gülleleri topraga gömülüyor,
sonra çevre-
nizde
kocaman
çukurlar açarak palhyordu. Bütün Conkbayin koyu bir du-
nan ve ates
tabakasiyla
örtülüydü. Herkes kadere
boyun
egmi§,
bagma
ge-
ecegi
beldiyordu.' O ilk hücumun
kahramanlartadan pek
azi
sag
kald2.
ostlar
ceset
doluydu.
Birçogu,
hâlâ hecum
emri
beklercesine tüfeklerine
amsiki
sanimig
olarak
ölmüglerdi. Yüksek komutanlardan biri, Mustafa
(emal'e '¯Kuvvetleriniz
nerede?
diye
sorunca,
'Kuvvetlerim
mi?
igte bu
ratan
öläler!'
diye
cevap
verdi.
Mustafa
Kemal korkusuzca
ate;
altinda durarak
emirler verivor
ve as-
.
cerlerini
cesaretiendiriyordu.
Bir
ara
bir
garapnel
parçasi
tam
gögsäne isa-
>et.etti.
Yaverlerinden biri dehget içinde, 'Vuruldunuz
efendim!'
diye ba-
şrdi.
Mustafa Kemal bagkalan
daymasm diye
eliyle
yaverinin agzim kapa-
tarak
'Yok öyle gey!'
diye
cevap
verdi.
Sarapnelparçasi,
gögüs
cebine
122
iMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÌ$VE
ÖKÚSÜ
arparak cebin
içindeki saati
parçalam1§
ve gögsünde
yalmz
büyükce.bir
rük
barakmisti.
Sonradan,
Harblye'deki günlerinden
beri kullandigi saati
kardi
ve,
'iste
bir saat ki
bir
b.ayat
deger!' diye felsefe
yi.)rüttü.
Çarpigma-
n
sommda .Liman
von
Sanders'in istegi
üzerine
bu
saati,
bir hatira
olarak
ona armagan
etti.
Liman
von
Sanders de kargihginda, üzerinde alle
arma-
si
islenmis of
an
enze! bir kronometre
verdi.I
Eomt ardim
n
Türklere
agir
kaylp
verdirmekte
birlikte,
Anzaklann
Suribayir'da tutuomalarim sagiayamadt Bazi inatça dügman birlikleri
yer
yer
aksama
kadar
çarpigmaya
devam
ettler. Fakat Anzaklarin
ana
kuvve-
sabah
ona
dogru buyinn
eleklerine
ve
daha
aµgidaki
kiylya kadar püs-
rillmüs
bulunuyordu. Cephe saldinsi
sonucu
yanlan
açik
kalan sag ka-
anaki
üstün
dügman kuvveti
de
geri
çekilmek zorenda
kalmigtL
Böylece,
Mustafa
KemaPin
Liman
von
Sanders'e
kargi, saldmmn
yandan
degil,
cep-
heden yapumasim ileri sürmekte
bakh oÏdugu
ortaya
çikmiqu.
Sir Ian Ha-
mikon
hûlò iyimserlik içinde §öyle yaziyordu:
'Corkbaym'm hemen he-
men
iki gün,
iki
gece
elimizde
tuttuk.
Simdiye
kadar Türkler
biraz
sik:ca
yerlestigimiz
mevzileri
bir daha
ele
geçirmeyi
bagaramamigiardi. Eu
sefer
basardilar
m2
acaba? Pek
sanmryorum...
Tü.rk komutasi çok iyiydi: Bunu
iraf
ederim.
Generalleri
bizi hemen Conkbayin'ndan sökup
atmazsa ba
1-
na ne
gelecegini
biliyordu.
Onun için ilk i§1eri
bu
oldu,
Ama ziyam yok,
aaha
son
sözümüzü söylemig
degliz.'
Her
geye ragmen,
Ìngilizler için, tek bir cihz
umut
daha
vardi.
Gerçi
Conkbaym bi.isbütün elden gilmigli
ama
Suvla'da durumu kurtarabilmeleri
henüz
mEunkimdü.
Tekke Tepe'yi almak için girigilen yeni
bir
saldin
da
borguna
ugradi. Ancak Türkler, Anafastalar
cephesinin kuzeyindeki
IGraz
Tepe'de oldukça zayiftdar.
Liman
von Sanders
kuvvetlerini
toplayamadan,
buraya
yapdacak
bir dugman
saldmston,
sag
yam
da
sanp
bütün ordusunu
kup tmasmdan ciddi olarak korkuyordu.
Onun için,
ertesi
gün
de Türkler
zaferi
henüz
tam
kazamlmig saymiyorlardi.
Sinirleri iyice gergin
olan
Mus-
tafa Kemal,
yorgun
erlerini
durmadan dövügtürüyor
ve
onlara hâlâ cephe
battmda,
bizzat kumanda ediyordu.
Simdi
artik
hiç
yaralanmayacagina
gü-
venerek
dü§man
ate§i
altinda sanki kendini
kornyan bir büyü
varmig
gibi
dolaniyor
ve
askerlerinin
gözunde
bir masal kahramam
niteligine
bûrünü-
yordu.
Komutanlan bilgiliydi, yürekliydi. Ama,
her
geyden çok,
ganshydi
§
.
da.
1 Sonradan Türk hükürneti,
saati
bir
müzeye
koymak üzere Afmanya¯dan geri
almak
istedigi
zaman,
Alman hükümeti,
saatin çalinmig oldugunu bildirdi
BIR TURK· ZAFERI
323
I
Bir gün,
söylendigine
göre, bir çarpi§ma
strasmda Mustafa KemaPin
alundugu sipere
dügman bataryas2
ates
açar.
Menzili
tam
olarak besapla-
nglardir, mermilerden biri
siperin
ilerisine düger; ikincisi yirmi metre ka-
.ar
vakma
ve
üçüncüsü daha da yirmi metre
yakma... Dördüncu
merminin
un
siperin kenarma,
Mustafa
KemaPin
oturdugu
yere
isabet
edecegi
ke-
in
ekilde
belidir.
Subaylardan
biri kaçmass için yaivanrsa
da
o,
'Aruk
ok
geç,' der.
'Askerlerime kötä
örnek olamam.'
Ve sigarasun igmeye de-
am
eder. Siperdekiler
dehgetten
dona
kalm2s
bir
halde dörduncü
mermi-
in dü;mesini beklerler.
Fakat
hiçbir
gey
olmaz. Dügman üç
mermi
atm1§,
.ördüncu
ati§i yapmarugtir.
Kireç Tepe
savagmda takviye birlikleri gedrmek için
cephe
gerisinde
.t
üzerindedir.
Gecebilecekleri
tek
vol
deniz1e sul
arasmda,
dü§man filo-
unun
ategine
açakar. Askerler
bu bogaza gelinee
cluru:-lar. Mustafa
Ke-
aal'e,
'Dügman ölüm
saçiyor,
ku§ bile
geçirmiyor,' derler. O hemen, 'Böy-
o
geçebilirsiniz,' diyerek kurrnay
bagkam
ve
yaveriyle Beri doš ru auhr
ve
stekilere
de pe§inden zelmelerini
emreder.
Askerler
tek
sira
halinde
onun
eginden
kopriar
ve
çok kaylp vermekle beraber, mevzii yeriden
ole
geçi-
Kendisinin hei-
an camm vermeye
hazir olu3u,
emrindekileri
de
övie
lavranmaya
zorluyordu.
Eu da ona
büsbütün
efsanelestiriyordu. Birkaç
;ün
sonra
Anafartalar'm iki tepesini
almak için yapilan bir
çarp1§ma
sira-
maa,
yedek piyade kuvvetlerinia yetigebilmesi
için biraz zaman
kazan-
nak
gerekmi§ti. Mustafa Kemal, Fransiz
athlanrna Asya klyismda,
piyade-
erinin ilerleyigini korumak
için, ölume gittiklerini
bile
bile gövalyelere
ya-
:qir
bir
saldmya girigtiklerini
duymustu.
Bunu
hatirladi
va
sert
bir karar-
a, ayni
geyi
tekrarlayarak,
atlilarm
komutamna
saldm
emri verdi.
Komu-
an
önce, 'Bagüstüne'
dedi, sonra bir duraklama
geçirdi. Mustafa
Kemal
>riu
geri
çagirdi: 'Ne dedigimi
anladimz,
degil
mi?
'Evet,
efendim.
Ölmemizi
emrettiniz.'
Athlardan
çogu öldü. Ama
onlann saldmsi,
dügman
akmim
geciktir-
nig
ve
böylece
o
öremli zirvenin
kurtulmasmi saglam1§tl.
Anafartalar'daki
bu
son,
kanh çarpismalar, aslmda Gelibolu
seferinin
on
çalkantilanydi.
Conkbaym'mn
Türklere geçmesinden hemen
bir
hafta
onra
Sir Ian Hamilton telgrafla Kitchener'e baçansizhklanm bildirmisti.
fürkler gimdi
sadece
sayica
degil,
moral
bakimmdanda
üstünlük
kazan-
m§Iardi.
Artik
sürprizden de yararlanamayacak olan
Hamilton'un
saldm-
ra
tekrar
baglayabilmesi için
yeniden
yüz
bine yakm
asker
getirmesi gerek-
nekteydi.,.Hamilton,
raporunu:
'Kargimizdaki ordu, kahramanca dövügen
.I
124
ÏMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÍSVE
ÇÖKÜ$Ü
--
ve
mükemmel
yörretilen gerçek Türk ordusudur,'
diye bitiriyordu.
Ïngilizleriki kez
'sürpriz'
silahim
kullanmaya kalkymiglar,
ancak
ara-
zinin sarphgi, planlanum
yanhghgi
ve
komutanlannm kararsizhgi
yüzün-
den baçansizhga
ugramiglardi.
Üstelik,· õnceden hor gördükleri Türkler,
bu
silahi kendilerine
kargi
çevirmiglerdi.
Ïngilizleri
gaprtan
ilk
§ey, savagm
tam
canahci
arunda
ve
yerinde, askerlikteki ustahgi
kendilerine yalniz egit
degil, üstün bile olan bir Türk
komutamma
ortaya
çikisiydi.
Îkinci
sürpriz
de,
asil Türk askeri
olmustu.
Mustafa Kemal strateji
bilgisinin temellerini
kavradigi kadar
askerlerinin
ruhunu
da anlanusti. Türk psikolojisini
ve
Türk'un
bir kere bagmdakilere güvenip de
kam
kizigtiktan
sonra,
nasil
azimle, kiyasiya
dövûgebile·ceginibiliyor, bundan yararlanmayi da iyi
baga-
r1yordu.
Böylece, Mustafa KemaPle,
Mehmetçik biraraya gelerek Gelibo-
lu yanmadasim kurtarruglardi.
Îngiliz
resmi
tarihçisinin
deyigiyle: 'Tek bir
tumen
komutanamn üç
ayn
seferde
kazandigi baçanlarn,
sadece bir
sava-
m
gidigi üzerinde
degil, bütün
bir
seferin akibeti
ve
hattä
bir
milletin ka-
deri üzerinde
bu d rece derin bir
etki
birakmasi, tarihte e§i çok
az
görül-
müs
bir
olaydir.'
Mustafa Kemal sonradan Conkbaym
ve
Anafartalar
çarpigmalarm
ta-
rihin
en
çetin
savag
alanlari olarak
niteledi.
Yillar
sonra Çanakkale'deki
savag
alanlarim
gezerken
söyledigi
sözde
hiç
yapmacik yoktur.
Yamadaki-
1erden biri buraya
neden
büynk
bir
amt
dikilmedigini sordugu
zaman,
'En
büyük
anit Mehmetçigin kendisidir,' diye
cevap
verdi.
'Bu yerlerin Türki-
ye
simrlari içinde
kalmasi
onun
sayesindedir.'
Mustafa Kemal gimdi artik
dinlenip kendine bakabilirdi.
Savag
sarasin-
da bile
rahatim
saglamasim
bildigi için,
çadmndan ç1karak
agaç kütükle-
rinden
yapiima
rahat
bir kulübeye yerle§ti.
istanbul'dan gelen
bir heyetin
üyeleri
burasim,
'savagmak
için degil
de, huzur
içinde denizi seyretmek
için
yapiluus'
bir
yere
benzettiler,
derli toplulugun
ve
kendilerine
sunulau
dört
tûrlü
yemegin kargismda
agmp
kald11ar.
Alman
bir dostu2
sitmamn
Mustafa
KemaPi
çok
zaylf
dügürmüg
oldu-
gunu
gördû ve
onun
çõkmüg
hali kargismda dehgete dü§tü. Ama, Mustafa
Kemal'in kafasi her zamanki
gibi igliyordu.
Arkadaµyla
hemen askerlik
konularmda
konugmayabagladi. Kazanmig oldugu
zaferin
kesinligine inan-
mak
kendi kendini aldatmak olurdu.
Deniz
kuvvetlerinin canalici önemine
hâlâ eskisi gibi inamyordu. 'Karada kistmim2g
durumdayiz, tipki Ruslar gi-
bi, diyordu. Bogazlan
ve Çanakkale'yi
tikamakla Ruslari Karadeniz'in
içi-
ne
kapamig
oldum
ve
eninde sonunda
çökmeye mahknm ettim.
Çnnkü
2 Emst Jaeckh.
.I
BÌR
TÜRK
ZAFERl 125
öylece
müttelikleriyle
baglanm kesmig
oldum. Ama biz de
çökmeye mah-
ûrnuz, hem de
ayni
nedenden.
Gerçi
Akdeniz'in, Kizddeniz in ve Hint
)kyanusu'non
eteklerindeyiz
ama
herhangi
bir
okyannsa açuamryoruz.
De-
iz
kuvvetinden voksun bir kara
kuvveti olarak yarimadamizi,
kara kuvvet-
rini çekinmeden
getirebilecek
olan
bir deniz kuvvetine kargi
hiçbir
za-
lan
savanamayiz.
Aylar geçtikçe
savas
durguniasti
ve
yeniden siper
çarpigmasma
dön-
ü. Mustafa Kemal dùçmanm yarimadayi bogaltmaya hazarlandéma inan-
aava baglamisti.
Buna firsat
vermeden
oru
yok
etmek
icia
son
bir
Türk
alda
rismin
tam
zamamdir diyordu. Ama,
vine
üstlerine
söz dialetemedi,
aldm
için
istedigi izin,
'lÌarcanacak
kuvvetimiz, hattâ bir tek
erimiz bile
ok,' diye geri
çevrildi.
Bunun
üzerine, Mustafa Kemal
yanmadadaki
göre-
inden
ahamasina
istedi;
von
Sanders de
onu
bagka bir
goreve
atamay1
ka-
ul
etti. Zaten
saghk
durumu kötûlegmi§ti;
cephede
kalacak hali yoktu. Bu-
ada yapabilecogi
bir
is de kalmamisti.
Bu
arada Selânik'ten
arkada i Tevfik Rùstú, doktor olarak
Gelibo-
/ya
gelmi.iti. Mustafa Kemal
o
anda
aldigi bir kararla, 'Ben de
seninle
leraber
Ïstanbul'a
gelecogim,' dedi.
Çoktandir
ayhk almadigi
için bir sürü
-arasi
birikmisti. Buna birliki.e barcayacaklardi.
Mustafa
Kemal
böylece
lelibolu yarimadasindan ayrd
di,
Ba kente
vangmdan
on
gün
sonra
Mûttelik Kuvvetlerin belli
etmeden
e
hiçbir kaytp
vermeden
yarunadadan çekilip gitmig olduklanm haber
al-
1.
Sonuna
kadar,
her dediginde hakh
çakangti.
I¯-.
h i
.
ON
ÜCÜNCÜBÖl
ÜM
r..
Dogu Cepheleri
INGILIZLERIN
Çanakkale'deki
yenilgisi, geçici de olsa, Türklerin iç
g
üç1erini yükseltti. Yakm tarihlerde ilk ol
arak,
bir
Avrupa devletine kargi
zafer
kazanmiglard2.
Gerçi böylelikle yabanci
baskisam
kalkacagma
ve
imparatorlugunkendini toparlayip yeniden
dirilebileceñine inanan pek
az-
dt.
Ama
ne
de
olsa
kötümser
ve
karanhk
ufkun
üstünde
bir umut
qi
belir-
migú. Eski Türk
ruhu
hâlâ ayaktaydi demek! Milletin ganh
gcçmigindeki
nitelikler,
azim,
cesaret
ve gurur,
Gelibolu sirtiarmda bir kez
daha kendi-
ni
göstermigti.
Türkler
kaluamanhk
pe
inde kogan
bir
irkur;
gimdi
ortaya
onlan
kur-
taracak
yeni bir
kabraman
çikmigtL
Gerçi, Mustafa Kemal,
Ïstanbul'a
dö-
nu
unde
bir
zafer
alayr ile kargilanmig degildi.
O zarnana
kadar pek
kimse-
nin
tammad i
genç
albaym
basanlarma basmda da
çok
yer
verilmedi.
Adi
az
aneldi, resmi
az
basildi. Gelibolu
savasi
üzerine
bir
gazeteye
verdi-
gi
demecira yayinlanmasina
da Enver Pasa engel
olde.
Bunuala birlikte, agtzdan agiza
yayilan bütun
efsaneler
gibi
onun
da
.
adr
ve bagardan halk
arasmda
duyulmaya
baglamigtL
Korku
necur
bilme-
yen.
öh.ime gerbetli oklugu
için
vücuduna
kurgun iglemeyen,
baginm üstün-
den ingü:z
snermileri
kus gibi
uçup
giderken
yayhm ate.gleri arasmda
yürü-
yüp
gccen
Türk
savasçisi,
masal
gibi
dillerde geziyordu.
Özellikle arak,
3ön
Türk yönetici1erinde aradiklanm
bulamami§
olañ
genç
kugagm seçkin-
Jeri için, lyiden lyiye baglandiklan
bir
sembol·olmustu.
Herkesin özleyip
bekledigi milii
kahraman bu Mustafa Kemal miyd acaba?
Gerçi
onun
askerlik
dehasma deger
veren
Enver Pa§a'mn kendisin-
den
'yerime
geçebilecek
tek
adam diye söz ettigi duyulmugtu. Ama,
En-
ver Pasa bu igi
çabuldattirmak
için
ortada
bir neden görmi¯iyordu.
Yüksek
bir
askeri rütbenin
ve paga unvansmn
sadece
orduda degil, ordu
digmda da
I
I r
.L
Ğ OÖU
CEPHELERI 127
tibar
ve
utorite
demek
oldugunu pek
iyi biliyordu.
Bunu
Mustafa Kemal
le biliyordu. Gelibola'dayken
albayhga
yùkselmisti. Enver de
omm
gimdi-
ik albay olarak kalmasmi
uygun
buluyordu.
Böylece
istanbuP
a
dönügünde Mustafa Kemal kendini
yinc
eli kolu
>agh
ve
huzursuzluk
içinde-
buldu. Saglik
durumu düzelinceye kadar
anne-
iyle kizkarde§inin
yamnda, Selânik'ten kaçtiklan
zaman
onlara
tutmus
ol-
lugu
Begiktaf
taki
evde
kahyordu.
Ama
buradaki kadmca hava
sinirine
do-
onmaktaydl.
Gerçi úvey babasinm yegeni
olan
Fikriyc'nin gitgide
olgunla-
an
güzelligi,
sdantistm
az
çok
halifletiyordu,
ama ne
de oisa
artik
kendi
agma
bir
ev
bulmamn
zamam
gelmigti. Eu
arada,
daha algun
ve
daha
mo-
crn
bir hava
özledigi
Ëçin
yine Corinne Lütfü'nün
arkadaghgun aradt.
Co-
inne'le
bütün
Gelibolu
savag
bovunca
mektuolagmig Mustafa Kemal'in
eleceginin parlakligma inanan
C'orinne,
ona
hep
cesaret
vermigti.
Bir
aksam
bir
muzikli
toplantida Corinne, piyano bagindayken, Musta-
a
Kemafin
gitmesi gerekti
ve
ayaklanrun
ucana
basarak
sessizce odadan
tkti.
Gittigini
farkeden Corirme, çaldigt
parçamn
yansmda duruverdi. Da-
etlilerden
biri, bir
Türk gairi, hastalandi sanarak telâgla
yamna
kogtu. Fa-
at
o,
salondakilere dönerek,
Ayaklanmn
ucuna
basarak digan çtkan
se-
aym
kim
oldugunu
billyor musunuz?' dedi.
'Mustafa Kemal. Bir
gün
o-d-
k bir
adam
olacak
ve
sadece Türkiye'ye degil, bätün dimyaya ür
sala-
ak.
·
Ne
var
ki, Mustafa Kemal'in
bMikte çahitigt insaniar
pek böyle dü-
nmüyorf ardi.
Yine
vluorta säyledigi
dügünceleri
ve
insam
gagirtan
hoyrat
avranislanyla
baglanna dert olmustu.
Íçin
için sabirsizlikla
kaymyor
ve
endini
dialemek
sabnm
gösteren
ese
dosta.
görüglerini
zorf
a
kabu.\
ettir-
neye
ugraë2yordu,
Gelibolu
zaferi gözlerini
kamastirmis degil.di. Savagin
Eurkleri felâkete surakledigini
ve
Alman
askerî
misyonunun
igieri gitgide
laha
kötü
yönettigim
açikça
goruyordu. Sadrazama,
one
surdugu
geylen
elgelede
destekleyerek,
ayrmtih raporlar
yazdi.
Asker
ve
donatun bog
ye-
e
harcanmaktaydi. Yanhy kararlar ahmyordu.
Mustafa
Kemal, Bahrlye
ezaretindeki arkada.gi Rauf
a yarup
yakimyordu. Bütün.
suç
Almanlann
linde oyuncak olan Enver'deydi.
Almaniar,
;batidaki
çikarlan ugruna,
Türkleri kazanamayacaklan
bir
avasta
mahva
sürüklemekteydiler. Enver Papa
da bütun bunlara
göz yume-
or, ses
çikarunyordu. Ülkeye daha
çok
gerekli olan silahlarla donatumig
n
lyi hirlikler
Almanlann
Dogu Avrupa'daki savaglanna gönderiliyordu,
3eriye
kalan birlikler
ya
adi
var,
kendi yok
cinstendi;
ya
da
on
alta
on ye-
Si ya§mdaki
acemi erlerden
kuruluydu,
Ennlann egitirai
subaylann
bütür
128 ÏMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÍS
VE
ÇÖKÜSÜ
zamamm
ahyor,
baska iglerle ugragmalanna engel oluyordu. Silah azdi;
se-
kiz bin
ki§ilik
bir birlige sadece
bin tüfek dügüyordu. Alman subaylan ise,
Türkiye'nin kaynaklarunn
sonsuz ve askerî durumunun her
zamandan
da-
ha iyi
oldugunu
söyleyerek, kendi
bagkomutanhklarim kandiriyorlarda.
Mustafa Kemal görüglerinden
ve
içine
dogan feläket korkulanndan
hükümeti haberdar
etmek
icin Hariciye Nazmndan
bir
randevu
sagladi.
Nazir, genel
durumdan
büyih<
bir iyimserlikle söz ediyordu. Mustafa
Ke-
mal
tam
aksi
görügü
savundu
ve
savag
yakindan .görmüg
biri olarak kugku-
1arim
anlatti.
Sinirlenmeye
baglayan Nazir,
ona
gerçek.
durum
üzerinde
Genelkurmay'dan
bilgi
edinmesini
söyledi.
Kemal,
daha yüksek perdeden
konugarak,
bütün õmrünü
askerlik meslegine vermig
bir insan
olarak,
Türk
ordusunu
ve
bu
ordunun
degerini
herkesten iyi
bildigini ileri sürdü. (Tabii
bu,
Nazir
Beyden de,
anlamina
geliyordu.) Ortada bir
tek Genelkurmay
bulundugunu,
bunun da
kendisini
asidir
diye
ordudan
attirmaya çalismig
olan Alman askeri.
misyonunki
oldugunu
sözlerine ekledi.
ÎstanbuPun
havasmdan kaçmak için bir süre Sofya'ya gitti, oradaki
es-
ki dostlarlyla
bir süre birlikte oldu.
Akla
uygun
bir
görev teklifiyle kar§11a-
acak
olursa, kendi adina
kabul
etmesi
için yaverine talimat birakru§ti.
Eir
süre
sonra,
gene
bir sürgün anlamma
gelen bir
atama
haberi aldi.
Bu,
I
Gelibolu'dan
çekildikten
sonra
Edirne'de din.lenmekte
olan, fakat daha
uzak
bir
cepheye
gönderilmesi
dûgänülen On
Altmei Kolordunun
komutan-
hš iydi. Mustafa
Kemal,
Gelibolu
cephesinden
yeni
gelmig olan
bir plyade
tümeninin
bagmda Edirne'ye girdi
ve
son
savasta
kazanmi
oldugu ün
yü-
zünden,
halk
tarafindan sevgi gösterileriyle
karplandt Bulgaristan'm
bir
an
önce
sava§a
girmesini akhna
koymugtu
ve
Kral Ferdinand'm kaçmil-
maz
olan
bu adinn
atmaktan
çekindigini
gördükçe sabirsiziamyordu.
Edir-
ne'ye gidigini
firsat bilerek
Bulgaristanh
Türk
milletvekillerinden
bir heye-
ti bir denetieme
gezisine
çagirdi. Mustafa Kemal Edirne'de
alti hafta ka-
dar kaldt On
Altmci
Kolordu ile birlikfe
ikinci Ordu Enver'in
o
felå ketle
biten ilk
seferinin
döküntülerini
biraz olsun
toparlamak
için Rus
cephesine
gönderildi. Rus
sald2risiyla
geri püskürtülmüg
olan
Uçüncü
Ordu'yu güç1en-
direcekler
ve
ominla
birlikte
1916
yihmn
yazmda bir karsi saldmya
geçe-
ceklerdi.
Mustafa
Kemal, kendisine sorumlulugu agir
bir komuta
verilmesine
karém,
henüz albayhktan
generailige yükselmis degildi. Bunda da,
Ïttihat
ve Terakki'nin
eskilerinden
olan
ve
Mustafa KemaPin hareketlerini
da-
ima
kuskuyla izleyen Dr. Nazim'm
biraz
rolü vardi.
Dr. Nazun, Gelibolu
savapadan
sonra
Mustafa KemaFe
'Napolyonluk
tasiamamast
için
nyan-
DOÖU
CEPHELERÍ
129
a
bulunmays gerekli görmüglü.
Mustafa Kemal de
bir gür
§akir
Züm-
ye
-daha
önce Cavit için
söyledigi
gibi- 'Böyle
adami
asmak gerek."
de-
isti.
Dr. Nazim,
Enver Paga'ya, Kafkas
cephesine gitmeye
pek
istekli
rmedigi Mustafa Kemal'in, ancak yola çiktiktan
sonra
terfi
ettirilmesini
lik
vermisti.
Terfi haberi
Mustafa Kemal
oraya
vardiktan
birkaç hafta
ra
geldi. Bõylece,
en
sonunda
pa§a
olabilmi§ti.
Diyarbakir
yakmlarmda Silvan'da bulunaakarargâluna
ulagtiktan
son-
i Corinne'e
göyle yazacakti:
I
Ïnsan
uzun ve
yorucu
bir yolda, batidan doguya
iki
ay
süren bir
yolculuktan
sonra
bir
an
olsun dinlenmeye hak kazanir, derdiniz,
degil
mi?
Ne gezer! Dinlenmek galiba ancak öldükten
sonra na-
sip
olacak. Ama,
bu hayal
rahata erigmek
için bile
olsa,
sizin Bon
Dien'nüzün (Tann) cennetine gitmeye pek
öyle
kolay kolay
razi
ol-
IJ-
mayacagim.
Kitap
okumayi
elden
birakmadigim
Corinne'e göstermek
için
olacak,
ir Fransaz
askedik
tarihinden
aldigi
parçayi
da
ekledi
ve
mektubunu Cha-
:aubriand'm
bir
vecizesiyle bitirdi: 'Büsbütün unutulmaktansa hiç dog-
iami.)
olmay1 yeglerim.'
Mustafa Kemal, karargâha
geldigi
zaman,
büyük
bir karigiklikla kar-
Elagti.
Buradaki
birlikler,
yorgun,
morali
bozuk,
hastahktan kirilmig,
silah-
tz, cephanesiz bir
ordunun dökiintülerinden
bagka
bir
gey
degildi.
Vicdan-
iz
subaylar, ahlâksiz
müteahhitlerle
birlik
olmug, askerleri sömürüyorlar-
2.
ÍstanbuPa telgraf
çekerek silah, yedek
kuvvet
ve
saghk malzemesi
iste-
i.
Ama
cevap
alamaymca
da
pek gagmadi. Kolorduyu
az
çok
dövügebile-
ek
bir biçime
sokmak
için tek bagina
ugragmasi
gerekiyordu.
Ïyi bir
gans
seri olarak, burada
akh
bagmda,
çaliskan bir
komutan yardimcist buldn.
Lu,
Selânik=
te, onun
orduyu siyasetten ayirmak yolundaki çabalarmi des-
eklemig olan Kâzim Karabekir'di.
-Yalm
ilk aylarinda Ruslar, Enver'in ugradigi
bozgundan,
geç
de olsa
ararlanmaya karar
vererek Anadolu'ya
yürümüg
ve
önemli Erzurum
müs-
1hkem
mevkiini aldiktan
sonra,
Karadeniz'deki
baghca
Türk limam
olan
'rabzon'u
i§gal
etmiglerdi.
Türkler Erzurum'u
almak
için
temmuz
ayinda
ir kargi
saldirlya geçmeyi tasarbyorlardi.
Ancak, Ikinci Ordu henüz hazir
legildi.
Üçüncû
Ordu'yla
tam
bir baglanti da kumlamamisti.
Böylece,
Nazim da Cavit
gibi 1926'da Ankara'daki suikast
durugmalarindan
sonra
asildt.
Atatürk
/
F: 9
130
IMPARATORLUÖUN
GERILEYlS
VE ÇOKUSU'
.
Ruslar Türklerden çabuk davranarak,
bütün cephe
boyunca bir kere daha
saldirdilar. Türkler
de
kanh çarpigmalardan
sonra
daha gerilere
çekilmek
zorunda kaldilar.
Kendi kolordusayla
ÎkinciOrdu'nun sag yamnda dövügenMustafa
Ke-
mal,
çarpigmanin en
hareketli yerindeydi. Bir
ara,
askerleriyle
beraber,
çevrelerini neredeyse
büsbütün
kugatan
bir
'süngü
ormaru' arasmda,
büyük
bir
piyade kuvvetiyle gögûs gögüse dövügmek
zorunda kaldt.
Ancak, soguk-
kanliligi
ve
kendi
sûngüsänü
bütün gücüyle
kulÏanmasi
sayesinde,
bu çar-
pigmadan
stynldt
ve
böylelikle muhtemel bir ölümden
ya
_
da
esirlikten
kur-
tulmug oldu.
Sonra
sorumlulugu
üzerine
alarak
genel
bir çekilme
emri
ver-
di. Ruslarin, arkadan
gelmeyeceklerine güveniyordu. Gerçekten
de öyle
oldu.
Emir digt hareketiyle tehlikeye
atrug
oldugu meslek
hayati, böylece
kurtuldu.
Geri çekili§ strasmda yambagmda
bir
erin,
'Su
bizim komutanlar
da
amma
korkak yahu! Ruslari
öldürüp
duruyordum. Bizi
ne
diye
geri
çeker-
ler? diye
söylendigini
duydu.
'Pekâlâ,'
diye
cevap
verdi. 'Ama
savag
bir tek
senin Ruslan öldürmen-
le kazarulmaz. Kocaman
bir ordu bu. Geri
çekilmesinin
belki de, senin
an-
layamadgm
bir
nedeni vardir.
"Senkim oluyorsun
ki?
"Ben
senin
komutammm.'
Askerin yüzünde
bir §agkolik
belirdi.
Sonra yumugayarak, 'O
zaman
bagka,' dedi.
Subaylarmm, her zamanki
gibi,
en
önden kaçtigim
sanmigti.
Türkler
ellerindeki
kuvveti yeniden toparladilar.
Mustafa Kemal,
or-
du komutan yard2mcisiydi,
komutan da izzet Paga.
Eski
okuldan,
liberal
si-
yasi
dügiinceli bir general olan
izzet Pa§a önce Abdülhamit'e muhalefet
et-
mig, arkadan
bir sûre
ItLihat
ve
Terakki'nin Harbiye Naztrhgim
yapmig,
ama
sonunda onlarla
da
geçinememisti.
Mustafa Kemal gibi
o
da,
Türki-
ye'nin
savaga
katdmasma kargi
gelmigti. 1914'ten
beri boylma, Kayzer'in
hem
ülke,
hem
de
ordu yönetecek
kiratta bir
adam olmadigi
dûgüncesine
dayanarak, Ahnaniarm mutlaka yenilecegini söyleyip
duruyordu.
Tath
yüz-
lû, iri yapih,
kararsiz yarad1hyta
bir
adamdt.
Ìkinci Ordu,
agustos
baglarmda kargi saldinya
geçti. Mustafa Kemal,
yenilgiden
sonra
birliklerinin moralini öyle
yükseltmigti ki, komutasmdaki
iki tümen beg
gûn
içinde yalmz
Bitlis'i degil,
onun
kadar õnemli
olan
Mu¢u da ele geçirerek Ruslann
hesaplaram altûst etti.
Îzzet
Paga, Íkinci
Ordu'nun
üst yamyla cephenin öteki
kesimlerinde
aym
bagarly1
göstereme-
. --. - ---
I ..I.".- L JIA••|
r
DOÖU
CEPHELERI
131
ince, saldiri pek
bir
sonuca
baglanmadan
sona
erdi. Böylece birbirini izie-
en
yenilgiler arasmda,
tek Tûrk
zaferini
Mustafa Kemal kazanmig oldu.
'ararhgma
kargihk kendisine 'Altm
Kihç' madalyasi
verildi.
Corinne Lüt-
iye Diyarbalar'dan, 'Insamn deger verdigi
kimseler arasmda
aleg ve ölü-
1e
gögüs germesi
ne
büyük zevk!' diye yazdi.
Mektup,
_son
zamanlarda
det
edindigi gibi,
Fransizca bir deyigle
sona
eriyordu.
Simdi
bogzamanla-
.m
okumakia geçiriyordu. Hatira
defterine 'Est-il possible de renier
le
lieu?
kitabim
okumaya devam ediyorum,' diye
not
aldi.
Birlikler
çetin
ve
sert
geçecek
bir kiga kargi
hazirhgi tamamlami§lar-
1.
Uzun
ve
yetersiz ulagtirma
hatlarna bagli
olan
izzet Paga'mn ordulan
idece
silah
degil, ylyecek
bakimmdan da
sikmti
içindeydiler. Böyle bir
orde bir orduyu
uzun
süre
beslemek de çok
zordu.
Ermeniler
göçmüg
ol-
uklanndan,
ne
ürûn yetistirecek köylü,
ne
de
is görecek zanaatkâr
kalang-
.
Tümenlerden
birinde adam
ba§ma ûçte
bir
taym dûçüyordu;
yûk hayvan-
m
için
yem
hiç yok gibiydi. Erlerden
birçogunun
sirtmda sadece
yazhk
niformalari vardi. Ayaklarma postal yerine paçavralar
sanyorlardi.
Sid-
etli
tipilerden
sonra
magaralarda soguk
ve
açhktan
ölüp
kalang
müfreze-
re
rastlamak
olagandi.
O kig,
Mustafa
Kemal i§te bu mevcudu
azalnug ordunun
komutanligi-
a
terfi
ettirildi.
Simdi
hem Îkinci, hem
de ÜçüncüOrdulann bagma geçi-
1mig
olan
ÎzzetPaga'nm yerini aldi.
Neyse ki,
ilkbaharda sava§mak
zorun-
a
kalmadilar.
Çünkü
1917
Martmda dünya çapmda önemli bir olay -Rus
itilâli-
pallak
vermigti. Kafkas cephesi
gimdi
az
çok sakindi. Erlerin,
su-
aylann
rätbe
igaretini sökûp,
kurmaylara komuta etmeleri yuzünden düze-
i bozulan Rus
Ordusu,
yava; yavag
parça'lanarak
en
sonunda Tiflis'e
dog-
1 çekildi.
Bu arada Mustafa Kemal'in
bu ilk ordu
komutanligsmn baghca önem-
yam,
sonradan
en
yakm
i§birligi
yapacagi kisiyle
arkadaghk
kurmasiydi.
u.
tipk2 Kâzim
Karabekir
gibi,
Selânik'teki
parti çatigmasmda
one
des-
klemi§ olan
Albay
îsmet'ti. Ísmet
Bey, ynmugak
bakieli, gözlerinin içi
11dayan,
kulagi biraz agir igiten,
ufak
tefek, sessiz bir
adamdi
A lr, fa-
at
saglam
igleyen bir kafast vard1;
görevine dugkimdü. Ïkisinin
de ögre-
mleri
ve
sonra
meslekte geligmeleri birbirine
agagi yukari paralel
olmug-
L
Mustafa Kemal, Trablus'ta italyanlarla
dövûgûrken, Ismet,
Yemen'de
r
Arap isyamyla ugragmig
ve
o
da Mustafa Kemal
gibi, Balkanlar
tehlike-
yken, ordulari
bu
uzak
Arap
ülkelerine
baglayan Pan-Îslâmpolitikasmi
eûntûyle
kargilann§ti. Orada, sikmti içindeyken tek
avuntusu
izzet
Paga
I
132
ÏMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÍS
VE
ÇÖKOSÜ
ile
ya satranç ya
da briç
oynamakti.2
Ïsmet Bey
simdi
yine
Ïzzet Paga'nin
maiye
tine
verilmig
ve
Mustafa Kemal'in
arkasmdan
Kafkas
cephesine
zel-
misti.
Yolda, iki
gün durarak, babasmm
isranyla,
yuzünü bile
görmedigi
bir kompu kiziyla
evlenmisti.
Egini,
dügünden
sonra
da pek görememigti.
Askerlik mesleginin gerekleri yüzünden, ancak alti yil
sonra uzun,
mutln
ve
düzenli
bir
aile hayatma baglayabilecekti.
Ïsmet, okumayi, dügünmeyi
seven
bir
adamd1. Mustafa Kemal'le
aym
radikal
düsünceleri
paylagiyor, görügleri birçok
noktalarda
birbirine
uyu-
yordu. Savagm felâketli
gidigini, Batt'daki siper
savagmm
Almanlan
y2prat-
tigim,
Türklye'yi
kurtarmak
için
bir
an
önce
bariga gidilmesinin
gart
oldu-
gung
Türk askerlerinin
Avrupa'ya gönderilmesine yol
açan
politikano
yanhghgim,
Asya'daki
Türk
ordularimn acikh
dur
imunu
ikisi de açikça gö-
rayorlardi.
Ïsmet Bey, pratik,
modern
bir
asker olarak, özellikle
Ïkinci Or-
du'nun
bagma
is
açung
olan
levazim sorunlanmn
üzerinde
duruyordu. 'Ya-
nmn
adami'
olarak demiryollanmn hayati önemini kavrarngti. Ruslar, bu
bakimdan
Türklerden
ilerdeydiler.
Erzurum'u alir almaz gehre
ve
gehrin
ötesine
dar bir demiryolu dögeyerek kendi iç ikmal hatlariyla birlestirmig-
.
Ierdi. Türklerse, Toroslarm dogusunda demiryolu bulimmadigt için, ikmal
bakimmdan kötürüm
gibiydiler.
Mustafa Kemal'le Ïsmet Bey
aym
görüg
ve
amaçlan
beslemekle bera-
ber
yaradih§ bakimmdan
o
kadar
aynydilar ki, sanki
birbirlerinitamamh-
yorlardi. Mustafa
Kemal'in kafast genig çözüm yollanna,
ahgdmamig tepki-
lere
açik, cesaretli yargilara
varmaya
hazir,
çabuk
ve
esnek çahgirdi.
Is-
met'in
dügünceleriyse, daha dar bir
çerçeve
içinde daha agir, daha temkin-
li igler
ve
aynntilar üzerinde
titizlikle dururdu. Mustafa Kemal'in
macera-
ci bir
ruhu, bagimsiz. bir karakteri vardi; hareketlerinde kesin .kararhydi.
ÏsmetBey ise ihtiyath, bagkalanmn
görügüne bagh,
insiyatifi
az,
karar
ver-
mekte
acele
etmeyen bir
insandi. Mustafa Kemal, insan karakterini
ve
davramami içinden gelen bir
seziyle anladigi halde,
Ïsmet, insanlar
üzerin-
de
pek
kesin yargida bulunmaz ve herkese karsi çekinden, hattâ biraz güp-
heci
dururdu. Kemal
ne
derece içi içine
sigmaz, çabuk
kizan,
ruh
halleri
sik sik
degigen,
içki
ve
kadma dügkün bir
erkekse,
Ïsmet
o
kadar sâkin,
sa-
birh,
agirbagh, içkiye dügkünlügû olmayan bir
adam, örnek bir aile
baba-
siydi. Kisacasi, Mustafa Kemal'in
tam
kargiti
ve bu yüzden
de
tam ona
2 Yeni bir byun olan brici, subaylara ÍzzetPapa ö retmigti. Ama, ismetBeyi asti
avu-
tan, ingüiz
subaylatiridan
kalma bir
ylgin gramafon plâgiyd1. Bunlar
ona,
õmrünce
súrecek bir klasik müzik sevgisi agiladt.
DOÖU
CEPHELERÎ
133
ereken
yardimelydi. Daha dogrusu
Ïsmet,
tam
bir kurmay
bagkani
olarak
iratilmisti;
dûrüst
ve
õzenli.
Mustafa Kemal
ona
planlanm
not
ettirdigi
aman,
ismet'in
bunlari dogru
olarak yorumlayacagina ve
etkinlikle
uygu-
tyacagina
güvenebilirdi. ismet böylece
Mustafa Kemal'in
vazgeçilmez
ölge'si haline
geldi.
Mustafa Kemal, Ïmparatorlugunbu
uzak,
vahgi
kögesinde bile
komu-
inbk
sofrasmda
uygar
bir
görünüge
uyulmasim
israrla
isterdi. Subaylar
ye-
·1ege
vakitli vakitsiz
gelmeye
ahâmislardi. Yemek yerken
kalpaklarim bag-
.
mudan
çikarmadiklart
gibi,
ceketlerinin
dhš melerini
de
çözüyorlardi.
.
(
dustafa
Kemal
bu
görgüsüzee
ah§kanhklara derhal
son
verdi.
Giyinig ko-
usunda her
zaman
titiz
oldugu
için,
subaylara
uygun
bir biçimde
giyinme-
orini
ve
davrani§lanna dikkat
etmelerini
bildirdi.
Sofraya,
Avrupah
subay-
ar
gibi-bagaçik
oturmahydilar. Subay
kantininde, hele
sava§
aralacridaki
eçici
durgunluk
zamanlannda, Bati'daki gibi,
az
çok
üslup gözetilmelly-
li. Nitekim,
Mustafa Kemal
istedigini de yaptirdi. Masa bagmda
oturur,
çer
ve
konusurdu. Subaylanni
ilgi çekici
tart
ynalara
Legvik
eder ve
bu
çe-
.it
konymalarda
kendini
göstermekten hoglarurdi.
Bir gün,
karargâha
ye-
11
gelmi
olan
bir
telsizciye,
Ïstanbul'da
neler
olup bittikini sormustu.
Adam,
'Çok
üzücü
geyler,
efendim,'
diye
anlatmaya
bagladi.
'Eski göre-
1ekler
hep
unctuluyor.
Kadinlarimiz önüne
gelen
yerde
peçelerini
açmaya
3a§llyorlar
Mustafa
Kemal,
meydan okurcasma,
bu gibi
geylerin
burada,
Dogu il-
erinde de
olmasi gerektigini ileri
sürdü.
Hemen,
'Zabitan
Mahfeli'nde
air dansh toplanti düzenledi
ve
dolaylardaki
birkaç
Ermeni
haninum
da,
Túrk
subaylarma
dansta
eglik etsirder diye çagirdt
Ancak,
çarpqmalarin durmus
oldugu
gu
sirada,
Mustafa Kemal'i,
ki-
tap
okuyup
dans etmek diginda ugra§taran
seyler
de
vardt Aki
yal önce Se-
iñnik'te
kendisini
öldürmekle
«örevlendirilmis,
ama
sonradan
onun en
sa-
dik
yandag:
kesilmi
olan
komiSaci
Yakup Cemil,
istatibnPda
tutuklanmig-
ti.
Suçu,
hükümeLi
deviriti bagtakileri
õldürmeyi
tasarlamakti. Yakup
Ce-
rail,
savagm
daha
§imdiden kaybedildigini
ve
ülkenin
artik ayakta
duracak
hali kahnadigun
ileri
säräyordu.
Yeni bir hükümet
kuru1mah
ve
Mustafa
Kemal
Harbiye Nazm
olmahydi. Aym
zamanda Enver'in yerine bagkomu-
tan
vekilligini üzerine
alarak'ayri
bit
bang
için
görügmelere baglamahydi
Yakup Cemil,
Mustafa KemaPin bu
dügünceleri
destekledigini biliyordu.
Yakup
CemiPin
yargilanmasi
sirasmda,
üstü kapah
gekilde,
be
ige
Mustafa
Kemal'in de
karigmig
oldugu
söylendi. Söylentilere bakihrsa, Di-
134
ÏMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÏSVE
ÇÖKÛ$Ü
--
yarbakir'dan
öleki
ordu
komulanlarma
birer telgraf
göndererek
savagm
yö-
netiligini
ve hiikümetin kararsizhgim yermig
ve
ahnacak önlemleri
görüg-
mek
üzere bir toplanti yapilmasim
öne surmügtû.
Bunlari, Enver'e,
Musta-
fa Kemal'in dü§mam olan
bir
paga
anlatun§ti.
Ondan sonra.gifreli
yazigma-
lari
gizlice incelenmeye
baglandi. Yakup
Cemil ölüm
cezasma
çarptinidi,
suç
ortaklan
da hapsedildi. Mustafa
Kemal sonradan,
Rauf la konugurken,
komutanlara
telgraf
çektigi söylentisini
yalanladt
ve bunubir dügmamn
ki-
isel
garazi
olarak
niteledi.
Komploya gelince, darbe
baçanya
ula§1p
da
kendisine
Enver'in yerine
geçmesi
teldif
edilmig
olsaydi,
bunu
kabul
edebi-
lecegini saklamada.
Ancak
o zaman
ilk igi,
su
Yakup
Cemil denilen adami
asmak
olurdu.
Bu arada
ne
Mustafa
Kemal,
ne
de Ismet,
dagilmakta
olan Rus
cep-
hesinde fazla kalmadilar.
Bagha yerlerde, özellikle
güneydeki
Suriye
cep-
hesinde,
yapilmasi gereken
daha
acele igler
vards.
Önceismet Bey, kolor-
du komutanlini
ile .Suriye'ye
gönderildi.
Biraz
sonra
da
Mustafa Kemal,
basta hâlâ
Ikinci
Ordu'nun, arkadan
da Halep'te
kurulmakta
olan önemli
Yedinci Ordu'nun
komutam olarak
onu
izledi.
Ingilizordusu
hem Suriye'de, hem
de Mezopotamya'da
baskisini
artir-
migti.
1917
ylluun
Martmda
Almanlar,
bu
cephelerdeki
askerleri serbest
birakabilmek için,
Enver Pa§a'yi Medine'deki
kolordu
garnizonunu geri
çekmeye
razi
ettiler.
Medine gimdi,
savunulmasi
güç olan
uzun
Hicaz de-
miryolunun
ucunda, çevresi
dûçmanla kugat21mig
bir
yer
durumuna
gelmig-
ti.
Kutsal Mekke gehri,
Emir
Faysal'm
ayaklanmasi
sonucunda
zaten
Arap-
larm eline geçmig
bulunuyordo. ingilizler
simdi
Albay
Lawrence
ve
ba§ka
subaylar eliyle
Faysal'a yardim ediyorlards.
Enver Pa§a,
Medine'nin bo§altilmasun saglayacak olan
kuvvete
komu-
tan
olarak Mustafa
Kemal'i seçti.
Medine Müslümanlar
için Mekke'den
sonra
ikinci kutsal gehir olduguna
göre bu bogaltma igini üzerine alan
su-
bay,
milletçe
lânellenmeyi
de
göze
almahydi.
Üstelik,bu is askerlik
açisin-
dan
da çok tehlikeliydi
ve
Arap
baskisi karaismda bütün Türk
kuvvetinin
esir
ya
da
yok
edilmesiyle sonuçlanabilirdi.
Mustafa Kemal bu
görevi
ke-
sinlikle reddetti.
Zaten
garnizonun dinine
bagh komntam Fahri
de
gehri
bi-
rakmaya
razi
olmuyordu.
Böylece
Enver'in plamndan vazgeçildi.
Yoksa,
Mustafa Kemal'in
Lawrence'e
esir
dügmesi bile akla gelebilirdi.
Medine
imdilik Türklerin elinde
kalmisti.
Lawrence'in
deyisiyle Türkler,
'siperler-
de
oturuyor
ve
artik
besleme
gücûnde
olmadiklar
hayvanlan
kesip yiye-
DOÖU CEPHELERi
135
ek,
kendi hareket imkânlarun
ortadan
kaldinyorlardi.
Bu
sirada
Medine'yi ikinci
plana
atan daha büyük bir
felâketle
kargt-
asildi.
Ingilizlerle
Hintlif
er
Bagdat'i ele geçirmiglerdi. Bagdat'm kaybi ül-
cede geni§ üzüntü
ve
ölke.yaratti
ve
ilk
olarak
halk
arasmda, Enver Pa-
a'ya kargi belirli bir hognutsuzlukba§gösterdi.
Enver, Bagdat'i geri almak
çin hemen harekete geçti. Buldugu
çare
her zamanki
gösterigli stratejik
asardardan
biriydi
ve
bu
sefer, hemen hemen yaltur Almanlar tarafindan
rürütülecekti.
Saldiri için
'YildirLm
Ordulan Grubu' diye adlandmlan
bir
zuvvet
kuruldu/
Bu ordunun
amaci, en
agagisindan gösterigli
bir yürüyügle
ölü
yanp
geçerek Bagdat'i
ingilizler'in
elinden almakti.
Bagdat'in
ötesin-
le
de Ïran
ve
Hindistan uzanmaktaydt ki,
bu da,
Alman
imparatorlugunun
mcak
doguda büyük topraklar
ele geçirmekle kurtulabilecegine
inanmaya
Jaglayan
von
Ludendorff'a
pek
çekici geliyordu.
Almanlar,
Türk ordusuna
sadece
egitmenlik
ve
danigmanlik
ettikleri
ddiasini
artik
birakmak zorundaydilar. Bu seferki
grup,
kurmay heyetiyle
comutam
Alman olan,
tam
bir
Alman
ordusuydu.
Kómutam
General
von
Falkenhayn'di.
Önceleri
Alman
Genelkurmaym bagkam
olan
von
Falken-
aayn,
bir
yll
änce
Verdün'ä dügüremedigi için bu görevden
alinmig
ve
yeri-
le
von
Hindenburg
getirilmigti. Bu
yüzden
von
Falkenhayn gimdi
parlak
air
Dogu seferiyle
itibarun
yeniden
kazanmak istegindeydi.
Ylldinm
Ordu-
.an
Grubu'nun
çekirdegi, Türklerin Yedinci
Ordusuydu
ve
bunun komuta-
,1
da,
bagkasi
yokmug gibi, Mustafa Kemal'e
verildi.
Yaver bu
aEanmayi
aildiren
telgrafi getirdigi
zaman
Mustafa Kemal uykudaydi. Yataginda
logrularak telgrafi okudu
ve
sonra
yaverinin
sorusuna
kargihk: 'Evet' de-
Ji,
'Elbette
kabul
edlyorum;
ama
sizin
dügûndügûnüz
sebeplerden
degil,
adece bu Alman generalinin Bagdat'a kary kanli bir
saldinya
girismesini
inlemek
için.'
Mustafa Kemal, Bagdat'in geri almmasimn, dügman eline
gecmesi
1asd
önlenememisse,
aynenedenlerden
dolayi
mümkün
olmadigru
billyor-
in;
çöldeki ulagtirma sisteminin
kötülügü, demiryolundaki kesintiler,
3 Seven
Pillars
of
Wisdom kitabmdan, Fahri,
Muhammed'in
mezarmi
savunmayl,
mü-
tarekeden
sonraya
kadar inatia
sürdürdü. Sonunda Istanbul'dan üst
üste gelen emir-
ler
ve
kendi kurmay subaylannin yapti§i
bir
topianti
karpsinda
istemeye istemeye
gehri
teslirn
etti. Bu
yü2den
bütün Müslûman
Türkiere kendini
sevdirmig oldu. Bunun-
la
birlikte, türbeyi gölgeleyen
palmlyeleri kestirmig
oldugu \çin
ona
kizanfar da
yok
degildi.
‡ Bu,
Napolyon'un Misir seferine Türklerin vermig olduklan addi.
I
-
136
ÌMPARATORLUOUN
GERÌLEYÏS VE
ÇÕKÜ$Ü
,
trenf
er
için yakit
bulunamamasi, Firat
nehri
üzerinde
tagit
olmayi§i." Von
Falkenhayn'm
ne
ülkenin
iklim
ve kogullari,
ne
de halki
hakkanda bilgisi
vardi.
Buralari
daha iyi bilen yurttaglarma, yani
Alman askeri
heyetindeki
subaylara
da
akil
darugmiyordu.
Zorbalik taslayan, inatçi,
patavatsiz bir
adamdi
ve
çok geçmeden çevresinde
herkesi
aleyhine
döndürmagtü. Yal-
niz
Enver Paga, burlarin digmdaydt.
Alman Maregali
her
nedense,
bütun Türklerin
salm
alinabilecegini
sa-
niyordu.
Mustafa
KemaPe de rügvet
teklif
etmek
akilsizligim
gästerdi. Su-
baylarmdan biriyle
ona
hediye olarak
'zarif
küçük kutular' yolladi. Kutular
açilmca içinden altin
çikti.
Bu komik
mizanseule
için için alay
eden
Musta-
fa Kemal,
altinlarin ordu
giderlerine
kargilik
gõnderildigini
sanmis
gibi
davrandi
ve
ordu mutemetligine
yatirilmasini söyledi. Alman
subayi, sikila
sikila
amacunn bu
olmadigim anlatti.
O
zaman
Mustafa Kemal
ona
parayi
saydirtti,
kargihš mda bir de makbuz
yazd2.
Subay bunu istemeye istemeye
aldi. Mustafa
Kemal de altmlan yine
makbuz
kargiliginda veznedara
tes-
lim
etti.
Mustafa Kemai daha
bastan beri
von Falkenhayn'1 açik açik
elestir-
mekteydi. Sert
ve
alayci
bakiglarun MaregaPe dikerek, AJman subaylan-
mn
gözü
önünde
onun
planlanm
yererdi. Suriye'de tipki bir kral debdebe-
slyle
hüküm
súren
ve son
zamanlara
kadar sözü
kanun yerine
geçon
Ce-
mal
Papa da Mustafa Kemal'i destekliyordu. Filistia
cephesi
komutam ala-
rak
Cemai de tipki
onun
gõsterdigi
nedenf erden
dolay1 Bagdat projesine
siddelle
kargiydi. Eldeki kuvvetleri
Halep'le
Sam
arasmda
toplamak
ve
du-
ruma
göre,
nereye gerekirse
oraya
gundermek istlyordu. Enver
Paga, Ha-
lep'te Mustafa Kemal'in
de katildigi bir
ordu komutarlan
toplantismda
bu-
na
cevap
olarak sadece seferin kararlastmlmig
ve
eldeki
en
iyi Alman
ge-
neralinin
basa getirilmig oldugunu
söyledi. 'Rica ederim'
diye
ekledi,
'be-
ni
fikrimden caydirmaya çah§arak
zaman
kaybetmeyin.'
Neyse ki, Maregal, önemli
kurmay subaylanndan
biri
olan Binbagi
Franz
von
Papen¯in yerinde ögntleri sayesinde,
fikrini degigtirmeye
ba§ia-
migu.
Filistin cephesinde
von
Papen'le
yaptigi bir
gezi strasmda tehlikeyi
gördü.
ingliz!er hücuma kalkarlarsa Türk rnevzilerini
yanp
Filistin
ve
Su-
riye'ye
geçerek Bagdat'la
büiün
ulagtirma
yollanm kesebilirdi.
Böylece
von Falkenhayn, än pesinde
kogmak yerine
ibtiyath davranmayi daha
ny-
gun
gördû
ve
Bagdat saldmsirn
gimdilik
ertelemeye
karar verdi.
Boyuna itibarna korumak sevdasmda olan Enver Papa da yine
o
eski
5 Trenieri igletmek icin yakit oiarak
pamuk tohumu, zeytin dah,
asma
kütügü,
meyan
käkü, hattå deve
teze i kußandiyordu.
DOÖU
CEPHELERÌ
137
lvasma dönmügtü: Ingilizleri
Misir'dan kovmak! Sina cölü üzerinden
bir
hriya girigilirse Ïngilizieri, karp
saldiriya
geçmelerine Ersat
vermeden,
Süveys kanalina kadar
sürmek mümkün olabilirdi.
Cemal
Pa§a'nm
§id-
L]i
karsi koymalarina
ragmen plan kabul edildi. Zaten Simdi Cemal her
nuda
von
Falkenhayn'a
kendinden üstür
yetkiler
verildiš ini
görmektey-
Enver'in yen.i planina Mustafa Kemal de giddelle itiraz ediyordu. Von
pen ona
ordusuyla
birlikte
Nablus'a giderken
rastladi
ve
ahnacak önlem-
konusunda
von
Falkenhayn'la anla§amadigim
ve
müthis
bir
öfke
içinde
lugunn'
gördü.
Bu,
'son
derece üzücü' bir
durumdu
Mustafa Kemal
o
sirada
zaten
Rörevinden
istifa
etmeve
nivetlerimis-
Bundan önce, Osmanh Ïmparatorlugunun
1917 yihtun EylûI ayindaki
rumunu
nasil
mördüãünü,
Talät
ve
Enver Paga'lara
gönderdini
uzun ve
rintill bir
raporda
belirlii. Raporun kaleme
alinmasmda,
Ismet Bey de
ndisico
yardim etmigi.
Ïsmet Bey, Ïstanbuf
a
ugradiktan
sonra,
yeni bir
-Je grubunun
bagma
geçmek
nzere
Haleb'e gelmig
bulunuyordu.
Ke§i§
man'
sifala strtlannda
bir
haftalik, gecikmig bir balayi geçirmek
ona
sbutün zindelestirmig
gibiydi. Mustafa Kemal
raporunun
bagmda, Türk
Iknun
savastan
b2kipusannug
oldugLmu
ileri
surüyordu:
Simdiki
Türk
häkümetlyle arasmda
hiçbir bag
kalmamigttr. Za-
ten
'mHletimiz', hemen hemen
sadece kadmlardan, çocuklardan
ve
sakatlardan ibaret.
Herkesin
gözünde
de hükümet kendilerini
Israrla
açlaga
ve
ölüme süren bir
kuvvettir. Devlet
teskilût
otorite-
den
yoksunder.
Îdare
anargi içindedir. Atilan her adim hallen hü-
kümete kargt doydugu derin nefreti
arurmaktadir,
Bütun
memur-
lar rüsvet almakta,
görevierini
kötäye kullanmakta, her
türf
ü
ych
suzluge yapmaktadirlar. Adalet mekanizmass iglemez hoe gelmig
tir. Emnivet kuvvetleri calmamivor. Ekonomik havat korkunc bir
hizla cökmektedir. Ne hal"
ne
de devlet
memurlan
veleceae
rüve-
nehiki ektedir.
Hayatta kalabilme
çabast yüzünden
en
i i
en
dürüst
kigiler
bile.
her
türlü
kutsal duyguyu
unntryoriar.
Sava§
daha
uzun
sûrerse,
hükümet
ve
hanedamn
çökmeye yuz
tutmas
olan
yapis:
birdenbire
paramparça
olabilir.
Bundan
sonra
Mustafa Kemal, Türk
ordusunun
za:pf
durumuna
synn-
artyla açikhyordu.
Birliklerin
çogu gereken kuvvetlerinin beste birine in-
ti.
Yedinci
Ordu'nun Ïstanbuldan gönderilmig
olan bir tümeni,
yañsi
akta
bile duramayacak kadar
zayif erlerden kuruluydu. En iyi
örgüt-
Franz
von
Papen'in Hattralar'indan.
Uludag.
---
138
ÏMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÍ$ VE CÖKܾÜ
lenmis
tümenier bile, erlerin
kaçmasi
ya
da hastalanmasi
yüzünden,
dah,
cepheye
varmadan
yari yanya
azahyordu.
Mustafa Kemal
bu
durumu düzellmek için
gerekli askeri
stratejiyi
§öy
Ic
anlatiyordu:
Bu
topyekûn bir
savunma
stratejisi olmah
ve
askerlerin
havatm ,I I
.
.
M
mümkün
oldugu kadar ölümden
koruruayi öngörmelidir. Yabanc
depletlerin çakarlars için
tek
bir
er
bile vermemeliyiz.
Türkiye'nir
hizmetinde hiçbir Alman
çaisymamalldir. Türk ordusunun eldi
kalant du bir
von
Falkenhayn'an kigisel
hirsluri yüründen
çilgmc;
tehlikeye
atilmamalldIr.
Almanlarin,
bu
savagi,
Türkiye'yi el altm
da bir
sömürge
durumuna
dügärünceye kadar, uzatmalarma fir
sat
verilmemelidir.
Mustafa Kemal, komutanm yeniden Cemal Pa§a'ya
verilmesini
isti·
yordu.
Avrupa'daki
bütiin
Türk
kuvvetleri
geri almmall
ve
ingilizlerinha-
zirladiklan
saldinya kar§i
Suriye'yi
savunmaliydi.
Sonra biltün cephe bii
'Müslüman Osmanh komutammn' emrine verilmeli
ve von Falkenhayn
kullamlmasi kaçimlmazsa,
onun
emrinde
çahämahydi. Kendisi
de, rütbe
kaybmi bile göze
alara1<, kurulacak
böyle bir komuta
sistemi içinde
görei
almaya hazirdi. Bu dedikleri kabul edilmedigi takdirde Yedinci Ordu
ko-
mutanliúmdan affmi rica ediyordu.
Enver
ve von
Falkenhayn,
Kemal'i düsüncesinden
vazgeçirmeye
çahg-
tilar.
Ama
o,
caymada. Enver
de istifayi kabul etmekten
baska
çare
bula-
madi.
Bu
onun
için,
can
siklet
bir durumde.
Çünkü
Mustafa
Kemal'in dili-
ni
tutmayacagi belli bir §eydi; bu yüzden
istanbul'da durumu karistirabilir-
di. Von Falkenhayn
disiplin cezasmdan
söz
ediyordu.
Görünü§ü kurtarmals
için
Mustafa
Kemal'i yine Diyarbakir'daki
ikinci Ordu komutanhš ma
ta-
yin ettiler,
ama o
bunu
kabul
etmedi.
Genelkurmay sonunda, uzlagma yolt
olarak
ona
bir aylik
izin
verdi.
Mustafa
Kemal, bu
mücadeleyi
Cemal
adma vermi§
ve
kaybetmig ol-
dugu için,
onun
da istifa
etmesi
gerektigine inamyordu. Cemal istifayi dü-
§ündügünä, yalmz yakmda
Sam'a
gelecek olan Enver'i
beklemeyi
tercih et-
tigini
söyledi. Ancak
Enver geldigi
zaman,
hem
onun,
hem
de kendi
mai-
yetindeki
memurlann
yalvarmalarma dayanamayarak, görevinde kalmaya
karar
verdi.
Mustafa Kemal, görevinden ayrilmadan önce,
Alman
Marega-
linin
ona
rügvet niyetine göndermig oldugu
altm
kutularam hatirladi.
Bu ku-
tulan bir
makbuz
kar§ihš mda kendi yerine gelen
komutana
teslim etti.
Sonra bu
makbuzun
Falkenhayn'a
ilk
verilmi§
oldugu makbuzla
degi§tiril-
DOÖU
CEPHELERÏ 139
:sini
istedi. Yaverlerinden ikisini bir mesajla
Falkenhayn'a gönderdi:
araniz
buraya yatinlmigttr,
ama
Mustafa Kemarin
bu paradan çok
daha
.gerli
olan imzasi
sizde
kalamaz.' Von Falkenhayn
önce böyle
bir
para-
n
haberi olmadigiru
ve
makbuzun
dosyalarinda bulunmadigmi
söyledi.
icak,
Mustafa Kemal
i§in ashm
ortaya
çikaracagina
dair üstü
örtülü teh-
lerde bulunarak
israr edince, makbuzu
geri
verdi.
Mustafa Kemal
simdi
istanbul'a dönmek için
tren parast
bile
olmadi-
a
görmügtü. Yaverine, kendi
mah
olan
bir
düzine
au satmasim
söyledi-
du el
koyar
korkusuyla atlart
kimse
almak
istemiyordu.
En
sonra,
atla-
a
cins
olduklarim
bilen Cemal
Papa bunlan
satm
aldi.
Mustafa Kemal
Îstanbul
trenine binebildi. Yine
de, kendisiyle birlikte istifa etmedigi
n
Cemal'e
kirgiudi. Onlari sonunda
barigtiran Rauf oldu.
Cemal'in Is-
abul'a
bir gelisi sirasmda
ikisini de Pera Palas'ta
yemego
çagirdi.
Ce-
il'in
bir bagka hareketi, Mustafa Kemal'i daha
da
yumu atmaya
yaradi.
:mal
ona
gönderdigi bir haberle atlari aldigi flyatm iki
katma
satmi§
ol-
gunu
söylüyor
ve
aradaki
farki
nereye
yatirabilecegini soruyordu.
Oysa,
ari
kesin
olarak
satm
aldigi için
böyle bir flyat farkt ödemek zorunda
de-
di. Mustafa Kemal bu
jest
kargismda
memnunlugunu
gizlemedi.
istan-
l'daki
su
issiz
ve gözden dügmügdurumunda,
bu
para
çok igine
yaraya-
kti.
.Bis
säredir
yapmak istedigi gibi,
annesinin
evinden ayrildt
ve
daha
best olabilecegi
Pera
Palas oteline
tagmdi. Yapilmasi gereken iglere ait
gli inançlar içinde,
sabirsizliktan
yerinde duramiyordu. Ne pahasma
rsa
oisun,
ülkenin nüfuzlu
insanlarim
savagm
kaybedilmig olduguna
ve
i
bir barigla
sona
erdirilmesi gerektigine
inamhrmak
zorundaydi.
Muha-
etin
liderlerinden olan Fethi
ve
daha
birkaç
dostu
onun
bu
görügünü des-
liyorlardi.
Bu dostlardan biri de
Rauf
tu.
Rauf, Mustafa
Kemal'e
göz
lak
oluyor
ve
bagim derde sokabilecek siyasi entrikalardan
uzak
tutma-
çabylyordu.
Mustafa Kemal'e
durmadan ihtiyath, sabirh
ve
sogukkanli
vranmast için
karde§çe ögütler veriyordu.
Bu genel hognutsuzluk
ortami,
entrika için gerçekten uygundu.. Musta-
Kemal'le
Fethi
yüksek
görevdekiler
arasmda kendileri
gibi
savaga son
mek
isteyen kimseler buldular. Hattâ
Harbiye
Nazirhš mdaki bir dostu
Istafa
KemaPin
agzmi arayarak barig yapmak için yeni
bir askeri kabine
ulacak
olursa
burada görev ahp almayacagun
sordu
ve Enver Paga'mn
Vle
.bir
hareketi
engelleyip
bastirmak amactyla, is arkadaglarina
bildir-
.den
gizli
bir
silahh
kuvvet toplamq
oldugunu
da haber verdi. Mustafa
mal'le
Fethi, bu haberi gizlice Talât'a
bildirdiler. Olaylarm gidiginden
l_40
iMPARATORLUÖUN
GERÌLEYÍS
VE
ÇÕKÜ$Ü
.
zaten
memnun
olmayan Talät, Enver'e
böyle bir
kuvvetin
varhgim
zork
itiraf
etti. Ama, Enver bu kuvvetin
Talât'm
içinde görev
aldigi
herhang
bir kabineye
kargi kullanilmayacagi
konusunda teminat
yerdi.
Bu
arada
Enver, Mustafa
Kemal'den
hâlâ kugkulamyordu. Bu kugku
.
yu
yat1§tirmak
için,
Rauf Bey yine arabuluculuk yaparak
ikisini Pera Pa
las'ta bir
ögle
yemeginde bulugturdu. Mustafa
Kemal,
yemek sûresince
ga
yet
iyi davranmigti. Bunu,
yemekten
sonra
Rauf Bey'le konusurken, Enve
de itiraf
etti.
Sadece,
onun
yedi
yd
önceki itiraziru
bilinçalti
bir
alayla
tek
rarlayarak: 'Ancak
orduya siyaset karistirmasina izin
vermeyecegim!'
diyt
ekledi.
Bir
gün
Mustafa Kemal'i çagirdi
ve onu
kendi kazdigi kuyuya dü
gürmek istercesine, ordudan
çekilip
Meclis'e girmeye davet
etti.
O da
mil
le
Evekili
olmak
istemedigini,
ordadan
çekilmeye
de
niyeti
olmadigmi
söyle
di. O
dänemde milletvekillerinin
sadece
bir
memur,
ordununsa tok
iktida
kaynagi oldugunu
çok
iyi biliyordu.
Bu
arada Suriye'deki olaylar da
çok geçmeden
onun
bell bagh iddia
sini
hakh
çikarmaya baglamisti. Õnceden tahmin
etmig
oldugu gibi,
meg
hur 'Yaldirim' harekâti
sadece
läfta kalmisti.
Mustafa Kemal buna içinde:
sevindi.
Daha Türkler harekete
geçmeden
Allenby'nin kuvvetleri Sina
cep
hesine
saldirmmlardi.
Von Falkenhayn, saldinya geçmek göyle
dursun, bi
sakunyt
önieyecek
kadar bile hazirhkh degildi. Kiytdaki Gazze
cephesini
yöneltilecegini tahmin
ettikleri
saldiri, içerdeki Birüs
eba cephesine yapil
di
ve savunma
hatti
az
zamanda yarildi. Türkler,
ingilizlerin
bir bilesins
aldanm2§1ari
Sözde
'keyifle
görevli bir
Îngiliz
kurmay subay, Türk
nöbet
çisinin kovalamaswdan kaçarken
evrak
torbasim
<iügn.rmustü.
içindeki

tlarda, Birü§§eba'ya yapilan
saldiri
hazuhklan bir aldatmacadan
bagk.
bir
gey
degiimig gibi
gösteriliyordu.
Gayet
siddelli
bir
topçu
bombardima
.
rayla
geri püskürtülen Türkler, yedek
kwvetlerini
zamamnda
getirip ikinc
bir savunma
harti kurmayi bagaramadilar.
Lloyd George,
Allenby'den,
Ingilizlere
Noe!
hediyesi
olarak, Kr
düs'n
a.Imasm istemig
o
da
almisti. Allenby
böylece.
Türlderin
maneviva
:ma
soñ
bir
act
darbe indirmig
oldu.
MekkË
ve
Bagdat'tan
sonra
Kudü:
dügman
eline
düben
üçúncü
kutsal
gehirdi.
1917 ydi Osmanh
Ïmparatorlt
go
tço
tar
relaxet
ym
olmu.stu.
I
-
-I
ON
DÖRDÜNCÜ
BÖI
ÜM
I
.
Bir
Almanya Ziyareti
U
ARADA, Mustafa Kemal'in eline
Almanya'mn içinde bulundugu duru-
tu, kendi
gözleriyle
görmek
firsati
geçti. 1917 ydunn
Arahk
ayinda Kay-
:r, Padigahi Alman Ïmparatorluk
Karargâlum ziyarete
davet
etmigti.
Pa-
Egah,
böyle bir
yolculuga çikabilecek durumda olmadigmdan, yerine kar-
:gi
Veliaht
Sehzade
Vahdettin Efendinin gitmesine
karar
verildi. Enver
a§a,
Mustafa Kemal'den kisa bir süre bile
olsa
kurtulmak
için,
bu firsat-
in yararlanmak
istedi.
Kendisine
Sehzadenin
maiyetifideki
heyetle bera-
er,
Almanya'ya
gitmeyi teklif
etti.
O
da bu çagriya
'peki'
dedi.
.
Ïsyanci,
cumhuriyetçi Mustafa Kemal öteden beri Saraya
ve
onun
tem-
1ettigi geylere deger
vermezdi. Ama Saraydan kendi dü.yünceleri için
ya-
trlanmakta
da bir
sakmca görmüyordu. Ïleride
tahta
geçecek
olan
Veli-
lit ile bu çegit bir iligki kurmak pekâlâ
igine
yarayabilirdi.
Birlikte
yapa-
Iklan
bu
yolculuk,
ona
Almanya'mn
içyüzünü bûtün
çiplakhglyla
görmek
lanagru da
saglayacakti.
Oysa,
Enver Papa,
herhalde
bunun
tam
tersini
tnuyordu.
Sehzade,
yola
çikmadan
önce
kendisini
kabul etti. Görügme, jaketa-
ty
giymig bir sürü. adamm
bulundugu bir
kabul
resmi sirasmda oldu. O
si-
ida
yine
jaketatayh
bir
adam gelmis,
sedi.rin
en
ucuna oturmustu.
Musta-
i Kemal,
bunun
Veliaht oldugunu souradan
anladi.
Elli yaglanada, zaylf,
ügûk omuzlu,
yüzü
uzur
ve
kemikli, karga burunlu bir
adam.
Mustafa
Kemal, bundan
sonra
geçenleri dikkatle
ve
alayci
bir gözle
dedi.
Sonradan
anlattigma göre,
'adam,
ilk
önce,
sanki derin bir dügünce-
e
dalmig gibi gözlerini
kaparmyti. Bir süre
sonra,
göz kapaklanm kaldira-
Ik
gu
sözleri söylemek lütfunda bulundu: «Sizinle tamstigima
sevindim.»
ukadan
gözlerini yine
kapadi. Ben bu
nazik
lâflara karg1hk
vermeye
ha-
Irlamrken,
adamm bir kere daha
rüya
âlemine dalung
oldugunu farket-
142
ÏMPARATORLUÖUN
GERÏLEYiS
VE
ÇÖKܶÜ
tim.
Cevap
vereyim
mi,
vermeyeyim mi
diye dügunürken, konugma
gücüni
Lekrar
elde etmesini
beklemeyi daha
uygun
buldum. Biraz
sonra
gözlerin
bir daha
açti
ve:
«Yolculuga
birlikteçikacakmigiz, öyle
mi?»
dedi.' Musta
fa
Kemal
de
öyle oldugunu
söyledi. Saray'dan ayrilirken, arabadaki arka
dagryla ileride
bagmahükümdar
diye böyle bir
yaratik gegecek olan ülke
nin
gelecegi üzerinde
aci
aci
konugtular.
Bu
ziyaret
askeri
bir nitelik
tagidigt için,
Mustafa Kemal
Saray erkâ
mndan
birine
Sebzadenin
iiniforma
giymesi gerektigini hatirlatmigtt.
Oysa
islasyona
geldikleri
zaman,
sivil giyinmig
oldugunu gördü.
Sehzade,
veli-
aht olarak, rütbesinin
feriklikten mirlivaligai
indirilmi olmasma alinmi
ve
yolculuga sivil kihkla
çakmayi
daha
elverigli
bulmustu.
Mustafa Ke-
mal'in sonradan söyledigine
göre,
'aslmda
hiçbir asker rätbe
tagamaya
lâ-
yrk degildi.'
Velfaht,
istasyondaki
geref
kitasini, hiç
yakisik almayacak
ge-
kilde,
iki elini almaa
götüräp alaturka selâmlayarak
teftig
etti.
Tren kalka-
cagi strada,
Mustafa Kemal, pencereden halki selâmlamasinin
uygun
ola-
cagim
söyledi.
Sebzade,
'Gerçekten gerekli
mi?'
diye sordu.
Evet,
cevabi-
m
ahnca
razi
oldu.
Tren, Trakya ovalari arasmdan
geçerken Vahdettin, Mustafa Kemal'i
kompartimana
çagirtti. Bu sefer
onu,
gözleri açik
olarak kargilamigtl.
Kisa
bir
nutuk çekerek,
onun
kim
oldugunu¯ancakyeni ögrenmig
oldugundan
do-
layi
özür diledi. Kendisini
Gelibolu'daki bagarilarmdan dolayi iyi
tamdigi-
ru,
yol arkadagligmdan
onur
ve
kivanç duydugunu da
ekledi.
'Sizin
en
bü-
yûk hayranlarimzdan
biriyim,' dedi. Bunun üzerine Mustafa
Kemal, Veli-
ahtin
o
kadar akilsiz
bir
adam olmadigina
karar
verdi.
Saraydaki garip
davranigi, herhalde
üzerindeki
baskilardan
ileri
geliyordu.
Simdi
bu baski-
lar kalkmig oldugu için,
Sehzadenin
iyi
yönleri
ortaya
çikabilirdi.
Mustafa
Kemal gimdi
onu,
hem kendisinin,
hem de ülkenin
iyiligi için harekete
ge-
çirebilecek
bir
adam olarak
gärmeye baglanugti.
Bundan-sonraki
konugma-
larinda durmadan
veliahta
olaylar
üzerindeki
kendi özel
görüglerini agila-
maya
çalgtt.
Heyet, Kayzer'in genel
karargâlum kurmus oldugu
küçük
gehre vards.
Heybetli
bir
salonun acundaki platformda
duran
Kayzer,
yamnda
von
Hin-
denburg,
von
Ludendorff
ve
bûtün Genelkurmay üyeIeriyle
birlikte,
Veliah-
ti
kargilamak
için bekliyordu. Willhem'le Vahdettin
birbiriyle kucaklaga-
rak
kargihkli birkaç
nezaket
sözû
söylediler. Sonra Veliaht
maiyetindekile-
ri
tamtmaya bagladi.
Bir elini Napolyon
pozuyla ceket dügmelerinin
1 TümgeneraiHkten
tuggeneradige.
. ..... - ---
I
BÏR
ALMANYA
ZÌYARETÍ
143
arasma
sokmus olan
Kayzer,
sira
Mustafa
Kemal'e
gelince öbür elini
uza-
tarak,
yûksek
sesle,
'On
Altmci
Kolordu! Anafartal'
diye
bagardi.Hazir
bulunanlar,
o
anda sesini
çikarmadan
duran Mustafa
Kemal'e
dogru
dön-
düler.
Kayzer, Almanca olarak,
'Siz
o, On Altmci
Kolorduya
komuta
eden
ve
Anafartalar'i
dügmana
.vermeyen
Mustafa
Kemal degil misiniz?'
diye
sordu..O
da buna,
en
düzgün
Fransizcasiyla,
öyle oldugunu
söyleyerek
ce-
vap
verdi.
Ïmparatorluk
karargâlu olarak
kullamlan
otele rahalça
yerlegen
Veli-
aht,
yarana
Mustafa
KemaPi alarak
von
Hindenburg'la
von
Ludendorff
a
resmi
ziyaretler
yapti.
Hindenburg'un
odasinda
olduklan
sirada,
Maregal
au derece
resmi
bir görügmenin
protokolunu
agarak, Veliahta,
dolayisiyla
fürk milletine,
savag
durumu
üzerinde
iyimser
bir yorumlamada
bulundu.
Sehzade,
bu
avutucu
bildiriye
tesekkür
etti.
Savag
durumu üzerindeki
dü-
ünceleri çok
daha
az
iyimser
olan Mustafa Kemal ise,
Maregalin
bu sözle-
ini sadece
bir nezaket
gösterisi gibi
gördü.
Von Ludendorff
da
ayru
derecede nazik
ve iyimserdi. Zafere
olan
gü- reninin
nedenlerini
açikladi
ve
özellikle
bati
cephesinde
Îtilâf Devletleri-
le
kargi girigilmig
olan
parlak
saldari
üzerinde
durdu.
Mustafa Kema1,
ar- ik
kendini
tutamadi. Saldin hakkmda
az
çok
bilgisi
vardi.
Von. Luden-
lorff
un
bunu, Alman milletiyle
savag
ortaklarima
moralini
düzeltmek
için
:ullanmakta
oldugunun
da farkindaydi.
Lâfmi esirgemeden,
'Bu
saldiri
so-
tunda
hangi hatta kadar ulagabiliriz?'
diye sordu.
Eu kadar aç1k
bir
sore
karysmda ga§alayan
von
Ludendorff
bir
an
dü-
lindü,
sonra
ona
dönerek kaçamakla
bir
cevap
verdi:
'Biz kendi açimizdan
aldmyi
bagarlyla
yürütmekteyiz. Olaylarm
nasil
geligecegini
zaman
göste-
:cek.'
Mustafa Kemal
bemen
kargthk
verdi:
'Bence,
bu
saldirnun
etkilerini
egerlendirmek
için
ne
olaylann
geligmesini,
ne
de
sonucu
beklemek
gere-
ir.
Çünkü
ashnda
bu
yeni
saldm
ancak
bölgesel
bir
saldmdir.' Von Lu-
andorff
ona
lyice bir bakti,
ama cevap
vermedi.
Mustafa
Kemal bu arada,
konusmalari
dikkatle dinleyen
ve
dügünce-
rini
paylagar
gibi
görünen Vahdettin'le
oldukça
samimi bir fligki
kurmug-
e
Ïttihat
ve
Terakki
Firkasi'm
hiçbir
zaman turmamig olan
Veliaht,
Ta-
t'la
Enver'den'ho§1anmadigim
ve
onlann
ülkeye
zarar
verdiklerine
inan-
gim
Mustafa
KemaPe aç1kladt.
Bir
gün Veliahtm
oteldeki odasmda
ko-
Iguyorlardi.
Mustafa Kemal
ona,
Türk halkim,
Bagkomutanhš m
yaptagi
bi, katlandigi
fedakârhklann
Alman
ordulan
sayesinde zaferle
ödenece-
ne
inandirmaya çahymamn
faydasiz oldugunu
anlatmak
istiyordu.
Von
L
.
144
ÍMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÌ$VE
ÇÖKÜSÜ
Ludendorff
bile
savagm
kaderinin
Allaha
kaldigim
ima
eder yollu
konu§-
mamig
miydi? Mustafa Kemal inandirici gekilde
konuguyor,
Veliaht
da
onan
sozlerine
hak
verir
görünüyordu.
Tam
o
sirada otelin içinde bir
patire
koptu
ve 'Kayzer!
Kayzer!' diye
bagngmalar duyuldu. Kayzer,
Veliahd-1
Sâhâne'yesaygt
ziyaretinde
bulun-
rnaya
gelmigti. Bütün
centilmenligini takmmig olan Ïmparator,
Osmanh
devletinin
güvenilir
ve
yakm dostlugundan
ve
müttefik
olarak
Almanlarm
gözündeki
degerinden
hararetle söz
etti. Enver Paga'mn,
görevini
iki dev-
let
arasmdaki birligin önemini kavramig
olarak
yürüttügünü belirtti
ve
Al-
man
Bagkomutanhilyla
Genelkurmayimn bu
degerli
subaya
sonsuz
güven-
leri oldugunu da sözlerine
ekledi.
Veliaht ise
bu demece. duruma
uygun
gördügü dolambaçh bir
üslûpla
ve
cevirmen aracihgiyla göyle
cevap
verdi:
Majestelerinin,
Türk
milletinin Almanya'ya kary duydugu
dost-
luk
ve
baghlik üzerindeki sözleri
ve
savag
ortaklarimizm
pek
ya-
kmda
dileklerine
kavugacaklari konusunda
besledikleri umut, gö-
revi ülkesinin gelecegini
dügünmek olan bendenize
sevinç
ve tesel-
li vermig bulunuyorlar.
Ancak, genel·
durumun- incelenmesinden
dogabilecek bazi
dügünceleri de bir.
yana
barakarak, bir nokta üze-
rinde aydmlatalmak
ihtiyacml
duyuyorum:·
Împaratorlugumuzun
bagrma indirilen darbelerin arkasi alinung degildir,
aksine bu
darbeler gittikçe daha
piddetlenmektedir. Bu böyle devam
ederse.
Osmanli imparatorlugu
yok olacaktir. Demecinizde bana bu dar-
belerin
önlenecegi
umudunu verebilecek herhangi bir
teminata
raslamak mutluluguna erigemedim; bu
noktayI
biraz
aydmlatmals
suretiyle endigelerimi bir
parça
giderebileceginizi
umarim.
Kayzer dimdik
ayaga
kalktL
Birtakim kimselerin Veliahtm zihnini
bu-
landirmaya çabstiklanmn farkma
vardigim söyledi.
'Ama
gimdi
ben, biz-
zat
Almanya
Ïmparatorn
size
gelecekten ve
yakinda kazanacagmiz basan-
dan
söz
ettikten
sonra
hâlâ güpheniz
var mi,
olabilir
mi?'
Veliaht korkula-
nmn
büsbütün giderilmedigi
cevabim verdi.
Kayzer tekrar oturmayip ayak-
ta
durarak
artik
gitmek istedigini belirtti.
.
Kayzer'in
verdigi
bir
yemekte Mustafa Kemal,
von
Ludendorff
un sa-
gma
dügmügtü.
Bu
gösterigli Alman komutamyla,
kafasmdaki
baglica
ko-
nu,
yani
sava§m
aldig1 yön
ûzerinde
konugup tartigmak için
can
atiyordu.
Ancak,
von
Ludendorff
buna
yanagmadL
Yemekten
sonra, von
Hinden-
burg daha konugkan çikti. Suriye'deki
durumun
düzelmig
oldugunu,
sor
günlerde
cepheye
yeni bir
süvari tümeninin- gönderildigini söyledi. Musta-
BÍR
ALMANYA ZiYARETÍ
145
maPse onun
sadece
Suriye'deki
Alman
generallerinden
aldigi rapor-
ekrar
etmekte
oldugunu
biliyordu.
Sözu
geçen
tümen,
kendisinin
ay-
önce
Yddmm
Ordularsmn
takviyesi
içln
istemig
oldugu
türnendi. O
e
bitkin
bir
haldeydi
ki, atlanm
ige yarar
duruma
getirmek
için önce
,a
sahp besiye
çekmek
gerekmigli.
Bir süre sonra
tümenin hazir
olup
idigmi
sormuy
ve
bu
tümenden
hiçbir gey
beklenmemesi
gerektigi
ce-
m
alm1§t1.
Mustafa
Kemal bu
ayrmtili
bilgileri
von
Hindenburg'a
anlattiktan
son-
sözüne:
'Korkanm
benim
söylediklerim
size
gelen
raporlara
uymuyor,'
devam
etti.
'Ama
sözlerimin
gerçek
olduguna
sizi
temin
ederim;
Suri-
leki
durum
düzelmig
degildir,
inamn
bana.'
Yemekte
içtigi
bol ;ampan-
an
da
cesaret
alarak,
'Maregal
hazretteri,'
diye
ekledi. 'Bunun
digmda,
arada
önemli bir
saldmya
giri§mis
bulunuyorsunuz.
Ama
ben
buna
pek
,rendigiaizi
sannuyorum.
Aramizda
kalacagma
sõz
verirsem, bana
bu
sal-
ida
ne
gibi bir amaç
ve
hedef
güttügünnzü
söyler
misiniz?'
Mustafa
Kemal
bu
soruya
tabii
cevap
beklemiyordu.
Sonradan
von
.ndenburg'u,
'gözleri
her
geyin
derinine
inen,
dili
ise susmamn
degerini
len bir
adam'
olarak
niteleyecekti.
Maregal
ayaga
kalkrmyn.
Sadece,
'Si-
bir
sigara
ikram
edebilir
miyim,
Ekselans?
dedi.
.
Veliaht
ile
maiyeti, ban
cephesinin,
üzerlerinde
lyi
etki
birakmak
ve
wen
vermek
amac1yla
seçilmig
birçok
kesimlerini
gezdiler.
Ama,
Musta-
Kemal'in
düzenlenen
programa
uymayarak,
kendi ba§ma
incelemeler
apmasi
ve
kitadaki
subaylan
sorguya
çekrnesi
yüzünden
bu
gezintiler
pek
ayanh
olmadi. Krupp
fabrikasun
da
gördükten sonra,
Berlin'e
gittiler
ve
layzer'in konugu
olarak
Adion
otelinde
kalddar.
Veliahtm
yamadaki
tzun
ve
sinir
gerici
yagaygtan
sonra
Mustafa
Kemal
gehrin kabare ve
4achtlokaPlerinde2
eglenerek
biraz
kendini
avuttu.
Bir
wün Adlon
otelinde valmz
olduklan
bir
sirada
Veliaht
Mustafa
Kemal'e
dönerek,
'Ne
yapmam
gerekiyor? diye
sordu.
Mustafa
Kemal,
'TarÏhimizi
biliyorsunuz,'
diye
cevap
verdi.
'Osmanh
.
tarihi, sizi
hakh
olarak
korku ve
endigeye
dügüren
olaylann
benzerleriyle
doludur. Simdi'size
bir
teklifte
bulunacaşm.
Kabul
ederseeiz hayatum
si-
zin hayatunza
baglayacag1ma
sõz
verlyorum.
Ïzin
verir
misiniz?
"Buyrun.
"Henüz
häkümdar
degilsiniz.
Ama
Almanya'da,
Imparatorun,
veliah-
to
ve bütün
prenslerin birer
görevi
oldugunu
gördünüz.
Siz
niye
devlet
2
Gece
kuf
übü. Atatürk
/
F:
10
-.6
146 iMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÌS
VE
ÇÕKÚSÜ
i§lerinden
uzak
kaliyorsunuz?
'Ne
yapabilirim
ki?
"Ïstanbul'a
döner
dönmez
bir ordu
komutanhgi
isteyin.
Ben
sizin
kur
may
baskammz
olurum.
"Hangi
ordunun
komutanhgi?
'Beginci
Ordu'aun.'
Bu,
Bogazlan
savunmakla
görevli olan
orduydu.
Vahdettin
itiraz
etti: 'Vermezier
ki.
"Sizvine
de
iste
in.'
Sehzade
ihtiyat
a,
'Îstanbul'a
dönügümüzde
dügünärüz,'
diye
cevap
verdi.
Dönügte,
Sofya'dan
geçerlerken,
SakirZümre
ile bazi diger
dostlan
Mustafa
KemaPi istasyonda
karguaddar.
Onlara, 'Almanya
savagi kaybet-
migtir,'
dedi. istanbuPa
döndügü
zaman
da,
Osmanli
imparatorlugunun
tek
bagma barig
imzalamasi
için
eskisinden
daha äiddetle
bir mücadeleye
giri§Li.
Ama yeniden
hasta
dùçünce
bu
çabasi yarida kaldi.
Birkaç ylldir
ya- kasmi
birakmayan
ve bir gençlik
hastahš ma
kangarak
siddellenmig
olan3
böbrek
hastahgi
ona
iyice
sanci
vermeye
baglanugti.
Doktorlari
kendisini
Viyanah
bir
uzmana
gönderdiler.
Uzman
onu
gehir
digmdaki
özel
bir has-
tanede bir
ay
tedavi etti. Sonra
kendisini
toplasm diye
Karlsbad'a
gönder-
di. Sofya'dan
ayni trene binmig olan
Sakir
Zümre
de yanmdan
aynlmamig-
Bu
zoraki dinlenig
Mustafa
KemaPc
yeniden
kitap okumak
ve
ülkesi-
nin
gelecegi
ûzerinde
dnglincelerini
bir
düzene
sokmak
firsatim verdi.
Franstzca
olarak luttugu
hatira
defterinde
siyasal
görüglerini
açikhga
ka-
vusturuyordu.
Bu
arada
Avusturyah
bir kizia flört
etti.
Kendisine
gönül
ve-
sen
ya
da sonradan
arkadaglarina
övünmek
için
böyle
anlatan
genç
kiz,
onunla
evlenmek
istiyordu.
Mustafa Kemal
ona
umut
vermemek
için,
úlke-
sinde
bir
niganhst
oldugunu söyledi.
Kiz üzüldû
ve
ni§anhsuun
kim oldugu-
nu sordu. Mustafa
Kemal gülerek,
'Valamm'
diye
cevap
verdi.
Kizm
yü-
zünde
bir
sa
kmhk ifadesi
belirmisti.
Mustafa
Kemal,
sözüne,
'Ben
aske-
rim,'
diye devam
etti.
'Ömriimün
sonuna
kadar
vatammi sevmek
ve
onun- la
ya§amak
zorundayim.'
1918
Temmuzunun
baglarmda
bir gün Mustafa
KemaPi
görmeye
ge- len
bir
arkadagi,
Sultamn
öldügünü
ve
tahla Vahdettin'in
geçtigini
haber
3
Mustafa
Kemal
genç\iginde
lyi
tedavi
edilmeyen
ve sontadan
tepen bir belsoguklu-
§unatutulmugtu.Dügmanlannm
çikard
söyjentilerin
aksine,
frenglye
yakalanmg
oldu§u düpedüz
yalandir.
BÏR
ALMANYÁZÏYARETÍ 147
rdi.
Bunu duyar duymaz,
§u
anda 1stanbuPda
bulunmadigina çok
cam si-
di. Eu durumda
yeni Padigaha
bir
tebrik telgraft
göndermekten
bagka
pacak
bir
gey
yoktu.
Bu telgranna,
ahyddik
biçimde
bir tegekkürle
kargi-
verildi.
Vahdettin tahta kugku içinde çikti.
Seyhülislâma
bu
makama
geçmek
n
hazir olmadigtm
açtkladi.
'Ne
yapacagimi
bilemiyorum,
bendenduam-
eksik
etmeyin,'
dedi. Enver'le
.birlikte
arabasina
binip
törene
giderken,
natizmalarindan
yakmdi.
Arabadan
inince bastonunu
istedi,
ama
alma-
§lardi.
Vahdettin, 'Ne felâket,' diye sizlandi.
Saraya ilk ayak
basarken
andan
çikan
bu sõzler, saltanatmm
gelecegi için
hiç de
ugurlu say11a-
d
.
LZ I.
Mustafa Kemal,
Karlsbad'da, dogu cephesinde beraber
bulunmus ol-
gu
Ïzzet Paga'nm
zat
igleri
reisligine
getirildigini, yani aslmda
Padiga-
I askeri damsmani
ve
kurmay bagkani
oldugunu
haber
ahnca,
yeni bir
tuda
kapddi. izzet Pagarnn
Îttihat
ve
Terakki'yle
arast
iyi olmadtgi
için,
atama
Enver'in yetki
alanimn daraltilmasi anlamma
gelebilirdi. Bu da
aret
verici
bir geydi. Yaverinin hemen
Ïstanbul'a
dönmesini
tavsiye
an
telgraflari üzerine Mustafa Kemal
temmuz
sonunda Karlsbad'dan
ay-
L,
ama
Viyana'da bir süreden
beri Avrupa'yi kinp geçirmekte
olan
Is-
1yol
nezlesine yakalanmast
onu
geciktirdi.
Istanbul'a
dönünce Izzet
Pa-
onu görmeye
Pera Palas'a
geldi
ve simdi
Altmci
Sultan Mehmet adlyla
.ta
çikmig olan Vahdettin'le yeniden
iligki kurmasim ögüt verdi. Kendile-
in
savag
durumunun ciddiyeti yolundaki
dügüncelerine, Padigaln nasd
çe-
3ileceklerini
tart1§t11ar.
Îzzet Paga'run
da
uygun
görmesiyle,
Mustafa Ke-
1, Sultan'm huzuruna çikmak
isteginde bulundu. Bu istegi
kabul edildi.
Yeni
Padi§ah,
onu
dostça kar§iladt
ve
eskiden nasilsa yine öyle
davra-
gibi
göründü. Mustafa Kemal,
onun
izniyle, her zamanki dügüncelerini
rarladi
ve
Padigalun
artik
bagkomutanhgr
kendi
eline almasun
ve
kendi-
de kurmay
baskanhš ma
getirmesini diledi.
Ama, Vahdettin
ilk
kargdagtiklart
günkü haline dönmügtü.
Gözlerini
adi. Bir süre
sonra
açarak, 'Sizin dügüncelerinizi
payla§an bagka komu-
lar
da
var
un?
diye sordu.
'Var Efendimiz.
"Buhususu dügünürüz.'
Görügme
sona
ermigti.
Birkaç
gûn
sonra
Îzzet
a
ile beraber tekrar huzura çagrildi. Ama, Padigah
bu sefer,
daha ihti-
.!
davrand1. Ancak
genel konular konuguldu.
Mustafa Kemal yilmaya-
, bir üçûncü
görügme isteginde
bulundu. Vahdettin bu
sefer ondan
önce
randi:
148
iMPARATORLUÖUN
GERÏLEYTS
VE
ÇÖKÜbÜ
"Paga,' dedi,
'ben
her
seyden
önce Istanbul halkina yiyecek saglamal
zorundayun. Millet
aç.
Bu duruma
çare
bulunmadikça baska
ne
yapsal
bostur.'
Mustafa Kemal,
'Dügünceleriniz çok yerinde diye
:cevap verdi. 'A
ma
Istanbul halkim doyurmak için
yapdacak
isler
ülkenin
kurtarilmast
içii
gerekli
olan çabuk
ve
kesin önlemleri
almaktan
Zatt
Sâhânelerini
ai.ikoy
maz. Kamu
güvenliginin
saglanabilmesi
için
girigilecek
her çaba, bütül
mekanizmamn iyi iglemesini gerektirir.
Bütünü
iglemedikçe
mekanizma
dan
yanm
yamalak
da
otsa
bir
sonuç
almamaz.
Söylediklerimin
dogru
ol
dugundan
eminim.
Belki
Zati
Sâhâneleri
benim
bu harekerimi
yerinde
bul
mayacaklardir
ama,
yeni Sultan'in yapacagi ilk igin
otoritesini göstermel
oldugunu
söylemek
zorundayim. Vatarun,
milletin
ve
müttefiklerimizin

venliginin
bekçisi
olan
bu kuvvet, bagkalarimn
elinde bulundukça,
siz
de is
men
Sultan
olursunuz
'
Mustafa Kemal fazla ileri gitmig oldugunu farketti. Padigah
ona
verdi
gi
cevapta,
'Yapilmasi
gereken
geyleri
Talât
ve
Enver Pagalar
Hazretleriy
le
görügtüm,'
cümlesini
kullandi. Bir kere daha
gözlerini
kapadt
ve
Musta
fa Kemal'e
elini,
hiçbir
gey
söylemeden,
uzatti.
Mustafa
Kemal,
dügnanlaruun,
Padigahi elde
etmig
olduklanm anla
magti.
Buna
ragmen,
bir ordu komutam
olarak,
her hafta
Yildiz
Sarayind.
yapilan
Selâmhk
törenlerinde
görnmneye
devam
etti. Bir
cuma günü,
bek
leme
salonunda Enver, Ïzzet
ve
Balkan Savaglanndan
kalma
birkaç
'ala)
h'
pagayla karsdagti.
Namazdan
sonra
Padigalun,
Mustafa KemaPi kabt
salonunda
görmek
istedigini
söylediler. Mustafa Kemal,
'Yalmz mt?'
diy
sordu.
'Hay1r. Yamnda
bir
iki
Alman
generali
var
Vahdettin, generallere, Mustafa
KemaPi,
'Çok
deger
verdigim
v
çok güvendigim
bir komutandir,'
diye
tamtti.
Oturduklan
zaman,
'Sizi Suriyc=de Ordu Komutanhš ma atadim,' diy
ekledi. 'Oradaki harekât büyük önem kazanmi§ bulunuyor.
Sizin
oraya
gi
meniz gerekti. Sizden istegim
gn:
Bu yerlerin, dügman eline
dügmesin
meydan
vermeyin.
Size
güvenerek
verdigim
bu görevde, parlak bagarik
kazanacagmizdan hiç güphem yok.
Goreve
derhal baglamahsiruz.'
Atam
emriniimzaladiktan
soara,
Alman
generallerine
döndüve: 'Bu
zat beali
söyledigim
igi bagaracaktir,'
dedi.
Görknürde, Mustafa Kemal'e büynk bir
§eref verilmi§ti.
Ama
o,
bö:
le dügünmüyordu.
Icinden Padigaha gualan söylemek
geçti:
'Efendimiz,
b:
na
öyle
bir görev
veriyorsunuz ki, gimdi orada bulunan
birtakun
genera
BÏR
ALMANYA ZÏYARETÍ
149
r,
aslmda
bu isle daha
önceden görevlendiritmiglerdi.
Beni onlarri bagi
a
komutan olarak
gönderiyorsunuz,
öyle
mi?
Eger öyleyse, benim
için bü-
ik bir
geref
olan bu buyruga,
seve seve
boyun
egerim. Ama acaba
siz
so-
mu
temelinden
kavramig
durumda
rusruz? Beni,
bir süre önce
komutan-
imdan
istifa
etmig oldugum
ve dogrusunu
söylemek
gerekirse,
o
cephede-
bütün
ordular
gibi, benden
sonra
yenilgiye ugramig olan bir ordunun ba-
na
gõnderiyorsunuz. Bu kogullar altmda
bana
verdiginiz
görevi
nasd
baga-
..bilirim?'
Ama
baniann
hiçbirini söyleyemeyecegini biliyordu.
Padigahtan izin
Leyerek
mabeyne döndü. Enver Papa
gülümseyerek
ona
degru geldi. Mus-
fa Kemal 'Bravo!
Tebrik
ederim!
Siz kazandimz!' dedi. Sonra daha cid-
.
olarak: 'Dostum,' diye
ekledi;
'sizinle
hiç degilse bazi
temel sorunlar
rerinde
konusmak
istiyorum.
Benim
bildigim ve
anladigim
kadanyla, Su-
ve'deki
ordumuz.
kuvvetimiz durumumuz
sadece lâftan ibarettir. Beni
I
aya
göndermekle iyi
öç
almig
oldunuz.
Aym zamanda geleneklere aykin
r
is yaptimz.
Padi§alun
bana
sahsen
emir
vermesine
yol açtiruz.'
Enver'le yamndaki
paga
güldüler. Ötekiler
pek
orah olmadi. Salonun
r
kögesinde Balkan Savasma
kat11mig olan birkaç
subay
ate§li
bir konug-
Laya
dalmiglardi. Içlerinden
birisi:
'Bu Türk askerleriyle hiçbir
gey
yapila-
raz.'
diyordu. Öküz
gibidirler.
Sadece
kaçmasim
bilirier.
Acmm böyle be-
.nsiz
bir sürüyü
idare etmek
zorunda
kalanlara.'
Mustafa Kemal bu sõzleri
dayunca
öfkeyle
lâfa kangti: 'Paga,'
dedi.
ien
de
askerim. Bu orduda
ben de komutanhk
ettim. Türk askeri
kaç-
laz. Kaçmak
me
demektir
bilmez.
Omm
sirtim
döndügünü gördünuzse,
tutiaka
bagmdaki komutani kaçmigtir.
Kendi
kaçigimzm
ayibun Türk
as-
erlerine yüklemek haksizbkttr.'
Mustafa
Kemal'i
tammayan,
ya
da tammazliktan gelen Paga, bir
an
:sini
çikarmadi. Sonra
arkadaylarma dönerek, 'Ki
dir bu
adam? diye
ardu. Fisudayarak
cevap
verdi. Mustafa Kemal
de
sessizlik
içinde
oradan
yrdde
Rauf Bey,
onu
Haydarpaga'da ugurlamaya geldi. Mustafa Kemal
na,
Padigahm
huzuruna çiktsmi anlatti
ve tam tren
kalkacagi
sirada
kula-
ma,
'Fethi'yle .bag,lantryi kesme. Durumu yakmdan izle,'diye fisddadi.
Lauf
Bey
onu
bir
kez daha
nyardi:
'Askerlikte
kaldigim
sürece,
siyasî igle-
: karigmamaya kesin
olarak karar
verdim. Fethi=yi Megrutiyet'ten beri
ta-
mm, ama
siyasi
bakimdan
orumla
igbirlini
yapmayi
dogru bulmuyorum.
"ren,
istasyondan ayrildi
ve
güneydoguya dogru ilerlemeye bagladi.
ON BE
ÍNCÏ
BÖLÜM
Türk Yenilgisi
i
MUSTAFA
KEMAL, dugmamn Türkiye'yi
büsbütün
savas
digi
e
tmek
için
tasarladigi
son
saldmdan
bir
ay
önce, Yedinci
Ordu'nun komutasim yeni-
den
ele almak
ûzere Filistin'e
geldi.
Von Falkenhayn gitmig,
onun
yerine
ordu
grubu komutanhgma
Liman
von
Sanders getirilmigti. Mustafa
Ke-
mal,
ordusunu
korktugundan daha da
perisan
ve
bitkin
halde
buldu. Enver
ona
sadece asilsiz umut
vermekle
kalmamig, bilgi
ve
rakamlari
da yanlig
olarak
göstermigti. Batidan doguya dogru
uzanan
cephe
boyunca
üç
Türk
ordusu yedestirilmisti; Dördiincü Ordu
da
nehrin
dogusunda
mevzi almisti.
Ama
bunlar, yedekten yoksun birer
ordu
iskeletinden bagka bir
gey
degil-
di. Mustafa Kemal,
Ïstanbul'dan
ayrilmadanönce
bütün bu
ordu
kalmtilari-
mn
tek komuta altmda
ve
yogun
bir kuvvet
halinde
toplanmast için
israr
et-
mig,
ama
bu
öneri,
yine
onun
ki§isel lurslarmn bir göstergesi olarak
yo-
rumlanip
önemsenmemisti. Nablus'taki
karargâhindan,
ce
phenin merkez
kesimini
uzun
uzun ve
bagtanbaça denetledikten
sonra savagm
daha ba§la-
madan
kaybedilmig oldugu
sonuenna
vardi.
Birliklerin
birçogo
alti
aydir hiç
dinlenmemiglerdi. Türklerin
o
gele-
neksel
dövügme
gücü,
yiyecek yoklugundan çökmûg
durumdaydi.
Takviye
birlikleri, yolda
erlerin
çogunun
kaçmast yüzünden,
dökülerek geliyordu.
Bundan
sonra
bu kadari bile gelmeyecekti.
Çünkü
bir
ikinci cephe
daha
açalmisti. Enver Pagayla
Almanlar,
milletin
içinde bulundugu korkunç teh-
likeye bakmadan
Kafkaslara
yeni bir ordu
göndererek
o
eski
Pan-Íslâm,
Pan-Cerman hülyalari ugruna, dagilan Rus ordularun kovalamaya kalkmig-
lardi.
Mustafa Kemal'in emrindeki
tümenlerden birine
gönderilen bir
alay, komutanstz
ve
kurmaysiz
olarak geldi. Bunlar kendilerine haber bile
verilmeden,
yerlerine
yenileri de
atanmadan
Kafkas cephesine
gönderil-
miglerdi.
Alaym
iki
taburundan
biri, Türk ordularnun durumunun
umutsuz
TORK
YENÏLGÏSÏ
151
dugu yolunda
Ingilizajam
Araplarm yaydigi
propagandaya kannus
ve
ol-
igu
gibi kaçmists.
Eylül baglannda
Mustafa Kemal,
bir
doktor arkadagma
göyle
yaziyor-
Suriye acmacak
halde. Ne
valisi
var,
ne de komutam.
Ingiliz
pro-
pagandasi alrug, yürümiig.
Îngiliz gizli
servisi her yanda faaliyet
halinde. Halk, hükümetten nefret
ediyor
ve
Ingilizierin
gelmesini
bekliyor. Dügman hem asker, hem de ulagtirma
bakimmdan
güç-
lü.
Ontarm
kargismda
biz pamuk ipligi
gibiyiz. Ingilizler artik bi-
zi propaganda yoluyla
savagtan daha kolay
yenebileceklerine
ina-
myorlar. Her
gün uçaklarmdan bombadan çok, boyuna 'Enver
ve
Çetesi'nden
söz eden kâgitlar atiyorlar...'
Bu, Türklerden
iki kat kuvvetli,
suvari
ve
uçak
bakimmdan ezici
bir
tünlükte olan General Allenby'nin,
Türk ordusunun
kalmtisina indirmeyi
sarladigi
'strateji
gaheseri'ne hazirhk olarak girigilen
yipratma
yöntemle-
iden biriydi. Allenby'n.in plam cüretli
ve basitti.
Önce
piyade
kuvvetiyle
irk
cephesini yaracak,
sonra
da
üç Türk
ordusunun
ikmallerini
sagladik-
1
ûç
noktaya
geriden süvariyle
hücum edecekti. Eu
plan luzla
ve
bir aksi-
çikmadan uygulamrsa,
Allenby
bu ordulan sadece
yenmeyi degil, bäs-
tün
yok etmeyi
umuyordu.
ilk
yarma
hareketi, kiyidaki
Sekizinci
Or-
'ya
karsi yapilacakti.
Ama Ïngilizler
içerdeki Yedinci Ordu'ya
hücum
ecekmi§ gibi davranarak Türkleri aldatmak
ve
gafil avlamak niyetindey-
er.
Bu,
Allenby'nin
bandan önceki seferde
kullandigi taktigin
tam tersiy-
Bu
alda
tma
manevras1öyle
inceden inceye hazirlandi
ki, örnegin Ingi-
ler Kudüs'te
bir
otele
el
koyarak
ona
Genel Karargâh süsi3 verdiler;
Se-
.
nehrinde
köprûler yaptilar;
vadide
yeni kamplar kurdular
ve
hattâ
ço-
idan yapilma
on
beg bin
tane at
mankeni
bile hazirladdar.
Arada
bir,
:de
at1arm nelurden
su
içmeye
g1ttigi
1zlemmim
vermek
1çm,
katirlann
<tigi
kizaklarla
yerden
toz kaldinyorlardi. Bu arada
saldmda
kullamla-
c
asil
kuvvetlet
geceleyin vürüyerek tepelerden
kiyidaki ovalara
dogra
nekteydi.
Çadir
kurmuyor,
zeytinliklerde
ve
portakal
bahçelerinde
gizle-
orlardi. Böylece
yerli halka
bile belli etmeden mevcutlar
iki katma
cselmig olda.
Bu
aldatma
gerçekten baçanli oldu.
Türkler, saldmdan
bir gün
önce-
.
e
kadar dû§mamn
kly1daki
yiš magindan habersiz, kuvvetlerini
Seriava-
152
IMPARATORLUÖUN
GERILEYIS
VE COKUgU
disinde bekledikleri
saldiriva
kar§i
viúmaktavdilar.
Vadin.in
komutasi Mus-
.I
·
tafa
Kemal deydi. iki gün örice Ïngiliz
ordusundan
kaçan bir
Hintli gerçel
saldm
yönünü,
tarihi
ve
saatini Türklere bildirmis,
ama
buna Mustafa Ke-
mal'den
baska kulak asan
olmamisti. Rapore ahr almaz,
nüksetmig olar
böbrek
sancisi
yüzünden hasta yattigi
yataktan firladi.
Kurmay beyetini
top·
ladt ve
dügmanm
19
Eylill sabaln saldmya
geçecegi tahminine
dayanas
bir
emir yazdirdi. Saldirmin yönü konusunda
da
aldanmamak için komata·
si
ahindaki bütün birliklerin
alacaklan önlemieri aynntilanyla saydi. Em·
rin
bir kopyasmi da
bilgi
edinsin
diye
Liman
von
Sanders'e gönderdL Li-
man,
Mustafa Kemal'in saldiri tarihine dair
Lahminini
ciddiye almamakh
birlikte, hazirhkh
bulunmaktan
zarar
gelmeyecegi cevabun
verdi.
18
Eylül
aksami
Mustafa Kemal, gerekli
önlemleri alnug
olduklann
dan
emin olmak için
emrindeki
iki kolorduya komuta eden arkada§lan
Ís
rnet
ve
Ali
Fuat'la
telefonlagti. Daha telefonu
henüz
kapatmisti ki,
Ìngili:
topçu
bombardimanima ilk gümbürtüsünü duydu. Ingilizler
ellerindeki

tùn
toplarla
on
be§ dakika
süren âni
ve
çok §iddetli bir bombardimana gi
ri§tiler,
bunun
arkasmdan-da dakikada
yuz metre
kadar hizla
ilerleyen bi
baraj
ategi açtdar.
Kendi
cephesinde
bir
iki ufak çarpigmadan
sonra
asil
darbenin bura
ya,
merkeze degil de, kaçan Hintlinin söyledigi gibi sag
kanada yöneitildi
gi
hemen belli oldu. Gerçek darbeyi
yiyen Sekizinci Ordu'ydu.
Türkler
ga
alayip
ylldinmla
vurulmuga
dõnmüg,
kar§i koyamamiglardi.
Çokgeçme
den darmadagm halde kuzeye,
Medigo
ovasma
dogru çekilmeye
bagladi
lar.
Allenby, burasmm, tarihin baglangicmdan beri, kesin
sonaçlu savagla
ra
sahne oldugunu çok lyi biliyordu. Piyadelerini Türklerin
pe§ine salar
ken athlanm da
ana
çekilig
yolunu kesmek üzere doguya
yöneltti. Etkil
bombardimanlar
Türklerin haberle§me
hatlanni kesmi§ti. Bu yüzden
Li
man
von
Sanders,
bozgunun büyüklügünü
ancak yirmi dört saat
sovra
anla
yabildi. Nezaret.'deki karargâlu
geceleyin yol almig olan
dügman
ath km
vetleri
tarannaan bas11di.Daha
yatakta olan Liman
von
Sanders'le bütü
kurmay
heyeti
az
kalsin esir dügüyorlardi.
Allenby'nin athlan Türk ordusunun yanlanm hizla
çevirerek. çembe
sikistirmaktaydilar. Wavell bu
harekâti
'mentegeleri
dag
eteklerinde
v
tokmagi kiyida
olan geni§
ve
agir
bir
kapiyf
tokmagindan
tutup
iterek
as
maya
benzetir. Mustafa
Kemal'in Yedinci Ordu'su kap1mn
mentegelerini
bulundugu
yerdeydi. Ordunun sag kanadi dagilmig,
ya
da-
esir
diigmügti
Mustafa Kemal geri kalan kuvvetini
biraraya topladt ve
sag
kanattaki
ye
nilginin
yayllmasim
önlemek için dayanabildigi kadar
dayandi.
Dügmann
I
TÜRK YENÍLGÏSÏ
153
eria
nehrinin
dogusuna
geçmesini
önlemenin
sart
oldugunu gärüyordu.
lu
kesimdeki Dördüncü
Ordu
zaten
Türklerin tek gerileme yolunu kesme-
'e
çabgan
Faysal
ve
Lawrence
komutasmdaki Arap
lejyonlarmin baskisi
al-
mdayd-. Dügmano geçici
olarak durdurulmasmdan
yararianan
Mustafa
Cemal, sag
ve
soi
kanadindaki ordu
kalmtilanyla baglantisuu
mümkür ol-
lugu
kadar kesmemeye
çali§arak Seria
yönünde çekilme emri
verdi.
Eski
karargählari.olan
Nablus'tan
geçtiler. Halk,
sessiz
ve
ilgisizdi.
saska
yerlerde de Arap
köylülerinin ingilizieri
kargdamak
üzere
bayram-
iklanm
glymig olduklarru
görmüglerdi. Türkler adim ad:m
ve
düzenli
ola-
-ak
gerilemekteydiler.
Yer
yer
yapuan Ïngiliz hücumlanna
kargi koyuyor
te
sayica
çok
az
olduklan
halde onlari durdurmaya ve
yeniden
toparlanma-
p
zorluyorlardi. Yeterli yedek
kuvvetleri olsa
mevzilerini pekälâ tutabile-
:eklerdi.
Ama
elde yedek kuvvet diye bir
gey
yoktu.
Askerin
maneviyati
üzerinde yikici bir
etki
yapan
hava
akolan yüzün-
den
bûyük
kayiplara
ugruyoriardi. Buna karym
Mustafa Kemal
azimli
ve
ydmak bilmeyen
önderligi
ve
güçlüklerle dolu
bir haftama
sonunda,
askeri-
ni
dúgmarun
çemberinden kurtarip
Seria
nehrinin kargi kiyisma geçirmig
bulunuyordu. Kolordusuyla
geriyi
tutan
Ïsmet Bey,
hücumlarm
simdi
güney-
den degil
de,
kuzeyden gelmeye
baglad1 mi
farketmigd.
Ingilizler, kolordu-
nun Seria'yi
geçmesini
önlemek
için
sûratle güneye
sarkmaktaydilar.
Seria
vadisi
daha
simdiden
Yildmm
Ordularima
dagunk döküntüleriyle
doluydu.
Ïsmet
Bey
ta§1t
araçlarim tahrip
etti.
Tümenlerini elden
geldigi
kadar du-
zenH
tutmaya
çal1§arak atlari yûzdürdü,
askerlerini
suya
daldirdi
ve
onlar-
la
birlikte, dü.5man
ategi altmda,
kargi
klytya
geçti.
Kuvvetli bir akmti
var-
di. Yan bellerine
kadar
suya
girmi.glerdi.
Yamndaki Alman
Albayi,
kansty-
la
kLZmln
ÍOLO
raflhTI ISlandi
diye
üzülüyordu. Ïsmet
Bey,
'Ugurdur,
ugur-
dur.'
dedi. 'Kutsal
§eria
suvunda vaftiz oldular,
fena
mi?'
Ïsmet
Bey,l
Mustafa
Kemal'i,
Aclun'da, bir zamarilar Selâhattin'in
Haçhlari
Seria
nehrini geçmekten
alikoydugu kalenin duvarlari
altmda,
hasta
ve
sancib olarak bindu.
Ne
olup bittigini
ve
igin
nereye
varabilecegi-
ni henüz
ikisi de
kestiremiyorlardi. Dördüncü
Ordu çorak çöl yollanndan
Sam'a
dogru gekilmeye
baglannyti
bile.
Acaba
von
Sanders
Sam'i
savuna-
cak
miydi? Bilemiyorlardi. Ertesi gün daglar
arasmdan Deria'ya
yollandi-
lar. Arap
köylüleri
de
onlara
saldirmaya
kalkistilar,
ama
Türkler
dönüp
üzerlerine yürüyûnce
dagild11ar.
Deria'ya
vannca Sam'a
dogru
çekilmeleri-
ni bildiren
bir
emir aldilar. Mustafa
Kemal,
Yedinci Ordu'ya
Sam'm
güne-
yinde
Kisve'de
toplanma
emri
verdi.
154
ÏMPARATORLUÖUN
GERiLEYÍS
VE
ÇÖKÜSÜ
,
Mustafa Kemal
gam'a
maiyetinden
birkaç kigiyle
yalmz girdi.
Asker-
lerini
biraz dinlenip
sonradan
gelsinier diye geride
birakmigts.
Sam'a
asker-
liginin ilk günlerinden tarudigi
için yerli hallan Türklere kargi takmdigi
so-
guk,
dügmanca
tavri
sezmekte
gecikmedi. Pencerelerde
Faysal'in
bayragi
asiliydi.
Silahh Arap çeteleri
heyecandan sarhog
bir halde
sokaklarda
dola-
iyor
ve
havaya
ateg
edip
binicilik gösterileri
yaparak
egleniyorlardi.
Seh-
rin
elden
gittigi belliydi. Kisve'ye
dönünce
von
Sanders'in bir emrini bul-
du. Birliklerini
Dördüncü
Ordu Komutamna
teslim ederek
Rayak'a
gitme-
sini
ve
cephenin çegilli
yerlerinden
kurtulmus
birlikleri toparlaylp
komuta-
si
allma
almasuu
bildiriyordu.
Von Sanders
asimda
Sam'isavunmayi
tasarlamis,
ama
askerferin
yor-
gunlugu
ve
düzensizligi,
baglanti
yoklugu
ve
dügmamngörü.lmedik
luzi kar-
ismda
plamndan
vazgeçmek
zorunda
kalmigti.
Simdi
artik geri
çekilen
bir-
likleri daha
kuzeydeki Humus'da
yeniden
toparlamak,
Barada
vadisinden
Rayak
ovasma uzanan bir
savunma
hatti kurmak
umudundayd2.
Bu
hat
ay-
m
zamanda
Beyrut'u da
koruyabilirdi. Böylece
Emir Faysal zafer genlikle-
ri
içinde
Sam'a
girdi.
Ondan bir iki
gün önce
de
Albay
Lawrence gelmigti.
Sam
kadmlan,
onun
§erefine
peçeleriin
y1rtip
almiglar
ve kafeslerden
sar-
kip çiglik çigliga kahkahalar
savurarak, sokaklarda
üstü açik
Rolls-Roy-
ce'uyla
dolagan Lawrence'nin üzerine
llamam
taslarlyla esanslar
serpmig-
leidi.
Arap
askerleri
Sam'a
girerken
Mustafa Kemal
Rayak yolundaydi.
Li-
man von Sanders'i Alman Asya
Kuvvetleri Karargâhinda
buldu. Karargä-
ha komuta
eden Alman
albayi
onlara
birer bardak buzlu bira sundu. Bira-
lar içilirken
albay,
yeni kornutamna her
geye
ragmen
mükemmel
kuvvetle-
rinin
mükemrnel
durumunu
harita üzerinde
canlandirmaya
çalipyordu.
Albay
sözlerini
bilirince, Mustafa
Kemal,
von
Sanders'e
sordu:
'Bu
su-
bay
benim emrimde
midir?
'Evet.
"Õyleyse,
Albayim,
bana
birliklerinizin
bulunduklari
yerleri,
sayllari
ni ve
durumlarini
söylemek
lütfunda bulunur
musunuz?'
Albay
§agakalmisti.
'Kesin olarak
söyleyemem,'
dedi,'Birliklerin
hare-
ket halinde olugu durumu
biraz kangtmyor.'
Mustafa
Kemal, 'Albaylm,
burada benim ülkemin
hayati sözkonusu-
dur,' diye
cevap
verdi. 'Vatammi
savunmakla
gärevli olanlar
tahminierle
yetinemezler.
Hemen
§u
anda
birtakun kararlar
almak
zorundayim.
Siz-
den
ne
umabilirim?
Lütfen
söyler misiniz?'
Albay
biraz
dûgündükten
sonra
dogruyu söyledi:
'Güvenebilecek
hiç-
I
-
TÜRK
YENÏLGÍSÏ
155
. -
L
ir kuvvetim
olmadigmi
itiraf
etmek zorundayam,
Komutamm.
"Demek oluyor .ki, kargimda sadece
bir
albayla
kurmaymdan baga
içbir
gey
yok, öyle mi?
"Oyle,
"Haydikarargâhmuza gidelim
o
halde,
Mustafa Kemal'in
karargâhi Rayak'da,
von
Sanders'inki ise Baal-
ek'deydi. Anladigma
göre
buralardaki
asker topluluklan, sadece birlikle-
.ni
kaybetmig,
moralleri
iyice
bozulmus birtakim dag1mk
gruplardan bag-
a
bir
gey
degillerdi.
Mustafa Kemal güvendigi subaylan,
bu
askerleri
top-
tyip
birlik
geklinde örgûtlemelle
görevlendirdi. Birkaç
yüksek
rütbeli
su-
aym
at
sirtmda kuzeye dogru
geçmig
olduklarmi
ögrendi.
Sam'i savun-
takla
görevlendirilen general gehirden ayrdung; kolordu kometanlarmdan
iri de
askerlerini dügmana
teslim
ederek
Beyrut'a kaçmi§ti.
O
aksam Mustafa Kemal artik hiçbir
cephede
ve
hiçbir birlikte otori-
: diye
bir
gey
kalmanns oldugunu anladi. Durumu kendi eline almamn
za-
iam gelmigti. Yine yetkilerini agarak
bûtün kuvvetlerine kuzeye dogru yol-
mmak
emri verdi.
Bunlar
Sam
bölgesinde Ísmet'in, Baalbek
bölgesinde
e
Ali
Fuat'm komutasi altmda
bulunan birliklerdi. Humus'taki
von San-
ers'e
de bildirdigi bu emir yüzünden agir elestirilere ugrayabilirdi.
Çün-
ü, artik
bir daha geri dönemeyecek
gekilde
geni§
ölçûde
bir gerilemeye
irigmigti. Ama Mustafa Kemal
kendi görügüne güveniyor
ve
bu.davramgi-
I
savunabilecegini biliyordu.
Von
Sanders,
Rayak'm
bowltilmasi için
emir vermigti.
Ïngilizler
am'in kuzeyindeki
yoldan
ilerlemeye bagladiklarma
göre Rayak'1
elde
itmak
artik
olanaksizdi.
Mustafa Kemal, gehir
halkmm açtigi
atege
kar-
n tren
istasyonunu
atege
verdi,
makine
ve su
tesislerini
yok etti. Bütün
as-
erleri
topladiktan
sonra
da
Baalbek'e
dogru
yola çikti.
Burada
emrini Ali
uat'a
tekrarlayarak
geceleyin trenle Humus'a
gitti. Liman
von
Sanders'i
rerek,
aldigi
kararm bu kogullarm
altmda
almabilecek
tek
karar oldugu-
u
israrh
bir ifadeyle anlatti. Von
Sonders
ona
hak verdi.
'Dedikleriniz
çok
dogtu.
Ama
ben
ne
olsa bir yabanczylm. Böyle
bir
arar
alamam. Bunu ancak ülkenin
sahipleri
yapabilirler,' Von Sanders bum
ararin,
önemli Suriye eyaletinin hemen hemen
tûmünü dügmana b2rak-
tak
anlanuna
gelecegini
biliyordu.
Mustafa Kemal
en
etkili
tavriyla
cevap
verdi.
'Õyleysekarar
uygula-
acaktir.'
ikisi birarada, hasta
yatan
Tûrk kunnay
baskammgörmeye
gittiler.
O
.
a
Mustafa .Kemal'e
hak
verdi. Ellerinde
kalan
kuvvetlerin
hepsini
.
I
I.
I
156
ÏMPARATORLUÖUN
GERÌLEYIS
VE
ÇÖKÜSÜ
200 kilometre
kadar kuzeydeki
Haleb'e, yani
Suriye'nin
en uç
köpesine
gönderecek
ve
orada
toplayarak
yeni
bir karar
alacaklardi.
Son
emti
ve-
ren
von
Sanders oldu,
ama
artik
gerçek
komuta
Mustafa
KemaPin
elindey-
di. Kaderin garip bir
cilvesi olasak,
baglangiçta
istedigi
gey,
yani üç
ordu-
nun
aym
komuta
altmda
toplanmasi
en
sonunda gerçeklegmisti
ama,
ordu-
Iar hemen hemen yok
olduktan
sonra.
Böylece
Allenby'nin
tam
anlamda
bir
'Yildom harekâti' olan saldm-
si
bir
süre
için duraklamig oldt. Allenby, cüretli bir karar
vererek asd
kuv-
vetinin
izleyemeyecegi
ufak
bir öncü
kuvvetiyle
yüruyü§ünli
sürdürdü. Ama
dügmania
arasim
hayli
açm1§
olan Mustafa Kemal dagimk kuvvetlerini
top-
laylp Türk
topraklanm
savunmak için
hazirhga girigecek kadar
zaman
ka-
zanabilmisti.
Halep,
bunaltici bir sicak
altmda
cansiz
bir
gehir
gibi
görünû-
yor,
askeri araç1ar geçtikçe havalanan
san
renkli
kalm
toz
bulutlari
sokak-
lart kaphyordu. Mustafa Kemal,
kolordu komutanlan Îsmet
ve
Ali Fuat'm
bagkanhš mda
reorganizasyon
komiteler' kurmustu. Yavag
yavag
iki yeni
tü-
men
meydana getirdiler. Bunlardan
biri
Katina'da
mevzi
aldi. Kuzey
ve
batida iskenderunlimamna dogru inen
dag
yollarm kontrol
altmda
tutu-
yordu. Von
Sanders
maiyetinin
büyük losmim limamn gerisindeki
Adana
ehrine
göndermisti. Bir säre
sonra
kendi de onlan izledi
ve
böylece he-
men
hemen
savag
sahnesinden
çekilmig oldu.
Gerileme harekâtt
strasmda yakasun
birakmaang
olan
böbrek
sancila-
n,
Halep'e
vangmdan
az sonra
Mustafa Kemal'i yine yataga dügürdü. Er-
meni
hastanesine yatti. Hastabakicilarin
oturma
odasmda
verli
idareciler
ve
generallerle toplantilar
ymplyor ve
hastahga· kargi gösterdigi dayamkh-
hk doktorlan gagirtiyordu. Bu
arada
Ìngilizlerin-
ztrhh
araçlardan kurulu
bir
ileri birligi
Türk artçilariyla kûçük
bir
çarpigmadan
sonra
gehre yaklag-
m'3
ve
Türklere
te
slim olmalari için
haber göndermisti. Türkler teslimi ka-
bin
etmediler. Íngilizler,
takviye birlikleri gelinceye
kadar iki gün bekledi-
let
ve
bu arada gehrin
sammma
tesislerini
kegfe çahstilar. Bir
ara
Araplar
gehrin kalesiyle hükümet konagim
ellerine
geçirdiler. Mustafa Kemal
gim-
di Baron otelinde
kahyordu. Sanc11an
geçmemisti.
Odasinda
yatarken
so-
kaktan
aten
sesleri duydu
ve
balkona
çikip
bakti.
A§agida
büyük bir karga-
ahk vardi.
Bir sürü Arap, panige kapilmig olan Türk askerlerini
yarip ge-
çerek,
onu
ve
subaylarim
ele geçirmek
için
«tele
girmeye çal1§1yorlardi.
Mustafa Kemal agagi indi
ve
kamç1smi
sallayarak Araplari digari kovdu.
Bu strada garnizon komutam, korkusundan okuyamadigi
bir
raporu
onun
eline
tutugturdu. Mustafa Kemal sükûnetle okudu. Rapor, gehrin dügman
hücumuna
agradigim
bildiriyordu.
I-.
,
TÜRK
YENÌLGÏSi 157
Arkadan Mustafa Kemal'in, sirtmda kusursuz
üniformasi, agzinda si-
arasa,
korguni gõzlerinde
emin
bakip
ile, dimdik, otelin
taraçasiña
çiktigi
örnidü. Sakin,
telâgsiz birkaç
emir
verdi.
Sonra
sokaga
çikip
agir agir
yü-
Unieye bagladi.
Savunmaya
çahguga
Halep halkmdan bazilanmn damlar-
an
bagma
el bombalari
attigim
içinden
act
aci
gülerek
göräyordu.
Tedbir-
.
davranarak yakmlara
yerlestir.mig
oldugu
askerler
stratle yetistiler, der-
.al
yayilarak
makineli ategiyle
Araplan dagitular. Cesetter
kaldinmlara
erilip
kalmigu.
Sehirde
düzen kisa
zamanda saglandi.
Ama,
Halep'i bogaitrna
zamam
gelmi§ti.
Allenby'nin yaklagan saldin-
armdan bagka, geriden Ískenderun'a
bir
çikarma
tehlikesi
de
vardi. Mus-
afa Kemal otornobiline
binerek
gehri dola§ti
ve
gereken
emirleri verdi.
ionra oleline döndü. O
gece
ordunun artçúan, harekete
tam
bir
çekilme
.dsü
vererek gehrin
guneyini bogalttilar.
Aslmda
ana
kuvvet
sehrin
kuzey-
ali
varoglarma çekilmi§ti.
Mustafa Kemal'in bir
süre önce yattig1 hastanede bütun
savag
boyun-
a
kalan
iki Ïngiliz
hempiresinden biri, bondan
sonraki
'an_a
baba
günü'nü
öyle
aniatir·
'Sabahm saat
altismda
silah sesleri geluin her
yamm
sarmi§ti.
Gök-
ten
sanki
kur§un
yagiyordu.
Degil
sokaga, balkona bile çikmaya
ola-
nak
yoktu.
Araplar sokaklan
tutrnug,
rasgele
ateg
ediyorlardi. Evle-
rin
çogunu yagma
eden
Araplar kap kacaga
kad.ar
ne
bulurlarsa
ahp
götürüyorlardi.
Karpmizdaki
bir
eve
saldinp girdikierini ve
ele
geçirdikleri yatak, yastik
gibi
her tür1ü egyayi
atlanna
yükleyip gö-
türdüklerini
gözümüzle gördük.
Saat
sekiz olunca bizim
ordunun
önünden gelen
Hicazh Arap
birlikleri baginp
garkilar
söyleyerek
gehre girdiler. Atlano
dörtnala süri.iyor
ve
ttifeklerini, kihçlanm,
bayraklarmi
havada
salliyorlardi. Ïngilizierin
de
uzakta
olmadigim
biliyorduk. Saat
dokuzda
bay
migferli
askerlerimizin zirhh
araba-
larla §ehre
giri§lerini
görerek
sevindik.
§ükran
duygularimiz
içimiz-
den
tagiyordu.
Di§ardakilerin alki§lan
ve ya3a
sesleri arasmda ken-
di bayraşmizi
çektik.
Hastanemizin kargisma
dügen
tepelerden si-
yah bir
çizginin gitgide yaklagmakta
oldugu
görülüyordu.
En sonuñ-
da
athlaruniz
da
§ehre girdi.
Yanm
saatlik
bir
moladan
sonra
mev-
zi
almak üzere
gehrin kuzeyine
geçtiler. Yazik ki Türkler
orada
pu-
suya
yatmiglardi.
Birden hücuma kalkmca
askerlerimizden
bir kis-
mi can
verdi
ve
birçogu da
yaralandi.'l
I
i
Hempir~e Ethel Curry (Mrs.
E. McLeod Smith),
Nurses' League Journal.
158
IMPARATORLUÖUN
GERILEY15
VE COKUSU
--
Buno
Uleyen bir sûrü artçi bareldu strasmda
Mustafa KemaPin
ordu-
su
üstüste
hücuma ugradigt
halde hiçbir
zaman
yenilmeden
sehrin
arkasin-
daki
Lepelere
katlar çekildi.
Ïngilizler
Sam'dan
takviye getirtmek
zorunda
kaldilar. Türkler gimdi ilk kez
olarak
Arap
topraklaram degil, kendi
valan-
larmm
topragim
savunuyorlardi,
çünkü
burasi Türkiye'nin
dogal sunnydi.
Ama, Mustafa
Kemal, her geyin
sona
ermek
üzere
oldugunu
çok iyi
biliyordu. Osmanli
imparatorlugu
imparatorluk olmaktan
çikmigts
artik.
Balkan Sava§lan,
imparatorlugu
Avrupa'daki
topraklarindan
etmig,¯Dûnya
Savaga
da bútün Arap eyaletlerini
elinden
a
imi§ti.
Eu
yenilgi
kendisine
aci
gelmekle
beraber,
MUSLafa
Kemal bn topraklarm
kaybina
o
kadar üzülmü-
yorde;
bir
baktma
bunun böyle olacagim
öteden beri
görmügtü.
Bu
onun,
kanserli d4
organlarmi
kesip
almig, atalaruun bereketli topragmda
yogun
ve
saglam
bir beden halinde
tekrar
hayata kavugmug
yeni bir Tûrkiye liaya-
lini daha da
elle tutulur
hale getirmisti.
Yabanct
topragi
olan
Suriye
elden
gitmisti.
Ama
Türk
anayurdu Anadolu
henüz yaglyordu,
yagamasi
da gerek-
liydi.
Ü1keningeçoi.si
ve
gelecegi,
igte burada,
su
siradaglarm
ardmda
ya-
I
tryordu.
ON ALTINCI
BÖLÜM
I
.
Mütareke
I
_
i.
·J3
U
HAYALIN
GERÇEKLESMESI
için
vakit
daha
erkendi.
Bu arada,
:hlike
en
yüksek noktasun
bulmustu. Humus'tan Halep'e çekildikleri
sira-
a.ve
daha
sonralari.
Mustafa
Kemal hep çok
yakm
oldugunu
bildigi yenil-
Enin
doguracagt sonuçlan
dügünüpdurmustu.
Eger
Osmanh
Hükümeti
ge-
:n yll, kendisinin
israrla
istedigi
gibi, Almanlardan
ayn
olarak
bang
yap-
up
olsaydt,
belki Ïtilâf
Devletlerinden
daha
uygun
koguHar koparilabile-
:k
ve
ülkenin
gerefli
bir
gekilde
ya§amasi
saglanmig olacakti.
Ama gimdi
ürkiye'nin
bütün
varhämm
tehdit
altmda
oldugunu
görüyordu. Bu
tehdide
asil
kargi konulabilecekti?
Kabinenin her
an
istifast bekleniyordu. Artik barig istemekten
bagka
tpacak
bir
gey
kalmamisti. Ama bu, çökmüg
ve
gözden dügmüg olan Ta-
t
Paga'nm
yapacagt
is degildi. Yeni
bir hükümet kurulmahydi. Mustafa
emal'e
gäre bu hükûmetin
bagma getirilebilecek tek adam îzzet Paga'
li. O da savaga
kargi gelmisti; siyasî
görügleri
ihmh
olmakla
beraber,
irtsever
bir
adamdi.
ittihat
ve
Terakki'ye
kargi ötedenberi cephe
almig,
illiyetçilere daha yakinhk göstermisti.
Mustafa Kemal
bu dügüncesini, ba§yaveri yoluyla Padigaha iletmek
:ere
bir telgraf çekti. 'Durum
son
derece
ciddidir,'
diyordu. 'Askerlerimi-
n
maneviyati
gün
geçtikçe'
çökmektedir...
Sadece ordumuzun varhgi
de-
l, devletimizin gelecegi de tehlikededir...
Onun için her
ne
paha
sma
olur-
.
olsun bang yapilmasim
israrla
sahk
veririm.'
Yaverden
bu
görügü Sulta-
i
açaklamasim
ve.
Ïzzet Paga'yi yeni
bir kabine kurmakla
görevlendirmesi
in
Israrda
bulunmasim
rica
etti. Mustafa
Kemal, kabineye Fethi
ve
Rauf
sylerin
ve
Harblye Naziri
(dolayistyla
bagkumandan
vekili)
olarak kendi-
iin
almmasim açakça
ileri
sûrûyordu. Telgrafim
'Bu
kabine derhal Ïtilâf
evletleriyle
temasa
geçerek askerî harekâtm
durmasmi
saglayacak
bir
160
iMPARATORLUÖUN
GERiLEYÍSVE
ÇÕKÜ'.)Ü
--
I
mütareke
imzalamahdir,'
diye
bitirdi.
istanbufda
da olaylar zaten bu
yönde geligmekteydi. Talãt
Pa
a
Al-
manya'ya yaptigi bir
ziyaretten dönmügtü. Sofya garindayken
Bulgar
cephe-
sinin çöktügünü
ve
Kral Ferdinand'in tahttan çekilmeden önce
bir
mütare-
ke imzalamaya
çalistigun haber
almigti. Böylece Osmanh
Imparatorlugu
hem
Dogudan, hem de Batidan tehdit
allma giriyardu.
Selânik'e kadar
so-
kulmu olan
dügman
kuvvetlerine Istanbul yolu-. açamig demekti. Istanbul
sokaklannda,
herkesin
nefret ettigi Fransiz generali
Franchet d'Espérey'
nin
§ehre
çok yakmda girecegine dair
söylentiler
dolagmaya ba f
annsti.
Bu
generalin, Ïstanbul'u
bir
Frenk gehri
yapacagi
ve
Tü.rkleri köle durumuna
sokacagi soylercyordu.
Talâ
t
Paga,
döraer dönmez
Padigaha istifasun
sundu.
O da
bunu
basta
red,
ama sonra
kabul
etti.
Bundan biraz
sonra
Enver,
Cemal
ve
Talât
bir
Alman zirhhsiyla
Karadeniz'e kaçt21ar.
Talät, Almanya'ya
gitti, üç yll
son-
ra
orada
intikamci bir
Ermeninin
kurgunuyla
vurulup ölecekti. Enver'le
Cemal, Rusya'ya
sigmdtlar
ama
onlarm
da
sonu
daha
az
kanh
olmadi.
Itti-
hat
ve
Terakki Firkasi
son
bir
toplanti
yaparak suç1armi kabul
etti
ve
ken-
di kendini daştmaya karar
verdi.
Eskiden beri
yasak savmak için kendisine bagvurulan ibtiyar Tevfik
Pa§a, yeni
bir
hükümet kurmay: bagaramayinca, bu görev Ïzzet Paga'ya
teklif
edildi. Mustafa Kemal'le
arkadaglarimn 2srari
kargismda Îzzet
Paga
görevi,
bagkomutanm
emnne
boyun
egen bir
asker olarak, kabul
etti.
Gü-
decegi siyaset, Wilson ilkelerine
uygun
bir bang
saglamak
olacakti.
Rauf Bey, Ïzzet Paga'mn,
Mustafa KemaPi
ya
Harbiye Naz:n
ya
da
Genelkurmay Bagkani
yapmasi
için
çok çall
ti,
Ama
Papa
gimdilik
bu
gö-
revlerin
ikisinin
de kendi
elinde
bulunmasun
daha
nygun
görüyordu.
Mus-
tafa KemaPin
cephedeki iginin henüz bitmedigini ileri
sürerek,
banga
ula-
11diktan
soara
Harbiye Nazirhš ma geçebilecogini
söyledi.
Bu arada Ísmet
Bevi Harbiye Nazareti Müsteparhš ma. Rauf Bevi
Bahrive
Nazirligma
ve
Fethi
Beyi
de Dahiliye Nazirhš ma
geLirdi.
Mustafa KemaPin
eksikligine
ra men
bu,
içinde
milliyetçilerin
yer
aldigt
ilk kabineydi.
Ïlk igi
de mütare-
ke
vallarmi
aragtirmak
olacaka.
Daha önee Îngilizler, Lawrence'nin
subaylanndan
Albay
S.F.
New-
combe
ellyle
Talat'a gayri
resmi
görü.5me teklifinde bulunmuglardi.
New-
combe, Filistin'de
esir
dügerek Bursa'ya
getirilmig
ve
buradan,
sonradan
evlenecogi Bursah
bir kizm
yarduntyla
Istanbul'a kaçmisti.
Bir ingilizkur-
mayi
olarak
Íngilizlercekabul
edilecegini umdugu kopullan Türklere
bil-
dirmig ve
aracihk
önerisinde
bulunmustu. Bu
teklifi,
Izzet Papa hükümeti-
MÜTAREKE
161
de
tekrarladi,
ama
daha yüksek rütbeli
bir
subaym
bu igi
daha iyi
yapa-
A
lecegini ileri sürdû. Bu
da,
Bagdat seferi sirasmda
bagarisiz Kut
savun-
.asma
komuta
eden
ve
gimdi
de
gözde
bir esir olarak Büyükada'da bulu-
in
General Sir Charles Townshend'di. General, bunun
arkasmdan
Ïzzet
a§a'ya, Rauf Beyle haber göndererek Ingiliz
makamlarlyla
bang görüg-
eieri
için
aracihkta
bulimmayi teklif
etti.
Ïzzet Paga, nasd olsa
bir
müta-
ke
yolu aradigina
göre, bu
kendi gelen
teklifi
kabul etmekte sakinca
gör-
edi.
Böylece
Îngilizgeneralini
çagirarak serbest
birakti.
Britanya'ya kargi
sledigi
saygi
ve
dostluk
drygularmi belirttikten
sonra
ülkesinin
bu
sava-
karsi
taraftan
girmig
olmasiru
bir
suç
olarak
uiteledi.
Ïngiltereaskeri ha¯
kâti
derhal durdurursa, Türkiye
.gu
anda
îtilâf
Devletlerinin
elinde olan
tün Arap
eyaletlerine
özerklik
vermeye
hazirdi. Yalmz iggal altinda
an
bagka
topraklarla
ülkenin geri kalan kismmda Türklerin siyasal
ba-
msizligi
tanmmahydi.
Bu görügmenin
ardmdan
Rauf Bey de, Generali,
lyükada'da ziyaret etti. Mütareke
kogullarmda
Türkiye'nin askeri gerefi-
saygi gösterilecegini
umdugunu
belirtti.
'Biz Bulgarlara
benzemeyiz'
di.
'Ïngiltere'nin
sorunu
sessizce çöznmlemesi
ve
Türkiye'nin centilmen-
ine güvenmesi
iyi'
olur.'
General Townshend,
Bozcaada'ya
ve
oradan da
r
Türk
bahriye
romorkörûyle Midilli'ye
götürûldü.
Onu burada bir
Ingi-
5 deniz subayi karyladi. Aralarmda
gu
konugma geçti:
'Kimsiniz?
"General
Townshend.
"Ne diyorsunuz? Sizi gördügüme çok sevindim,
generalim.
"Yine
Ïngilizbayragt
altmdayim.
24 Ekim 1918'de Ïzzet Paga'yla Ïngilizhükñmetinin
mûtareke
görüg-
elerine
hazir
oldugu
ve
bu
is için
Amiral
Calthorpe'u görevlendirdigi
bil-
rildi.
Townshend
daha õnce
äzel olarak Türk heyetine Rauf Bey'in
de
ttilmasim
öne sürmügtü. Ìzzet Paga kabineyi topladi,
sonra
durumu Padi-
ha anlatmaya gitti. Padigah, heyete, enigtesi Damat Ferit'in
bagkanhk
et-
esini
istedigini söyledi.
Îzzet
Pa§a, Padigahm, hükûmdarhk otoritesini belittir bir tonla
yapti-
bu olmayacak
teklif
kargismda
gagirip
kaldt. Öncehiç sesini
çakarmadi.
mra,
'Iyi
ama, o
mecuunun
biridir!' diye bagirdi. Damat Ferit, Padigalun
zkardegi
Mediha
Sultanla evli
olmaktan bagka hiçbir degeri
olmayan
bir
lamdi.
Mediha'mn ilk kocast ölünce Abdûlhamit,
prenses
için otuz,
Gen. Sir Charles Townshenci: My Mesopatamian Canpaign.
Atat ürk
|
F: 11
162
ÌMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÌS
VE
ÇÖKÜSÜ
--
kirk yaglan
arasmda, lyi aileden gelme, hiç kadin yüzü
görmemig
bir koce
buluomasim
emretmigti.
Londra'daki Türk Elçiliginde
silik
bir
birinci kâ-
tip olan Ferit
bu
nitelikleri
tagidigi
için
IstanbuP
a
getirilmig,
Mediha
Sul·
tanla
evlendirilmigti. Sonradan
Ferit kansim
Abdülhamit'e
göndererel
Londra
Elçiligini
istetmisti.
Ancak Padi§ah, 'Hemgire,
Londra okul
degil
dir,
gayet
önemli
bir elçiliktir.
Oraya
ancak siyasi yetenek
ve
tecrübesi
bu
lunanlar atanabilir,'
diye
cevap
vermisti.
Böyl'e
terslenen Ferit
evine
ka
panmig
ve otuz
yil digari
çiktigira gören olmamisti.
Ígte
Abdülhamit'in kardesi §imdi
bu
adami
mütareke kogullanm görü
ecek
heyete bagkan
yapmak
istiyordu.2
Ïzzet
Papa,
kabinesine damsmas
gerekligini
söyledi. Sultan buna
razi
olduysa
da,
Dama
t
Ferit'in
kabinedei
talimat
beklemek üzere
kendisiyle beraber
Babiâli'ye gitmesini istedi. Iz
. zet Paga, Damat
Ferit'i bekleme
odasinda birakarak toplanti
salonuna gir
di
ve
durumu kabine
arkadaglanna bildirdi. Ònce
kimse agzim
açmada
Sonra
Rauf Bey birden
patlayarak
sessiz1igi bozdu.
Ona
kahrsa, Sultan, Iti
lâf
Devletleri'nin kendisini tahttan çekilmeye
zorlayacaklarmdan
korkuyor
du. Ï
ngilizlerce
tamnan ve
begenildigi
söylenen
enigtesinin bagdelege. ol
masi
böyle bir
hareketi
önleyebilirdi. Rauf Bey,
kendi
tahtim
kurtarmak
tan bagka
dügüncesi olmayan bir adamm bu yolda davramgim
normal
görä
yordu.
Ancak
acaba Sultan,
gerçekten,
ülke
tarihinin
su
tehlikeli
amada
bir
yanm
akillimn Türk
haklanm
hükümet
üyelerinden
daha
lyi koruyabi
lecegini mi
sanlyordu? îzzet
Paga'yla öteki kabine
üyeleri
kendisini destel
lediler. Digarya bir haber
gönderilerek Damat Ferit'e daha
fazla bekle
mesinin gerekli olmadigt
bildirildi. Sultaa karara boyun
egmek
zorund
kaldi. Damat
Ferit'in yerine delegelige
Rauf Bey
seçildi. Heyetteki ötel
üyelerle
beraber,
Amiral Calthorpe'un
geçici amiral gemisi Agamen
non'un Mondros
önlerinde demir atmig
oldugu
Limni
adasma gitti.
Görügmeler gemide,
centilmence bir hava içinde
yapildi. Tam
otuz a
ti saat
sürdû
ve
sadece
askeri
kogullari
kapsadi. Rauf Bey, büyük bir di
rüstlükle
her §arti tek
tek
tartisti.
Amiral Calthorpe,
iki deniz
subayi
art
sindaki
bu
konugmalarda uzlagici
gekilde davramyordu.
Ilk yirmi dört
sa;
içinde, Ïstanbul'un
onaylamasina
bagh
olarak, genel bir
anla§maya
vard
lar.
Íngilizlerinöne
sürdügü baglica
kogullar
Çanakkale
ve
Ïstanbul Boga:
lanmn
açalmasi; bütun
änemli stratejik
nok
an
Müttefikler
tarafmde
i§gali;
smirlarda
güvenlik ve
·iç
düzeni
sa
.amak
için gerekli
birlikli
2 Damat
Ferit'in gerekirse
Londra'ya gidip
Kral Beginci George'la gör
ügmeye
ve
Türi
ye'nin 1914'ten
beri kaybetti i topraklarirl, hatir
\çin, geri verilmesini istemeye
ha;
oldu§unu
söy1ed1§i rivayet
edilir.
MÜTAREKE
163
ida
bütün
Türk ordusunun
terhisi; iggal
altmdaki
topraklarda
bulunan
garnizonlanmn
teslim
olmasiydi. Yalmz
bu
garnizonlardaki
silahla-
.eslim
edilecegi
aynca
belirtilmig degildi.
Türkler
iç iglerine herhangi
carisma
önerisi
kargisinda duyarh davranlyor,
özellikle
bu kogullardan
·1bul'un
i§gali anlami çikac.ak diye
kuskulamyorlard1. Ama kendilerine
e
bir
geyin sözkonusu olmadigma dair
güvence
verildi.
Ancak, Türkler
:nligi
saglayamayacak olursa,
Ïtilâf
Devletleri kendi
vatandaglarim
ko-
ak geregini
duyabilirlerdi.
Görügmelerin
yari
yerinde
Fransizlar,
amiralleri Amet'nin
de
görüg-
ere
katilmasim isteyen
sert bir nota göndermiglerdi. Bu istek,. Türkle-
talmz
Ïngilizheyetiyle görügmeye
yetkili oldugu gerekçesiyle
reddedil-
ion
zamanlarda
Fransizlar Îngilizleredamsmaksizm Bulgarlarla müte-
:
imzalanuglardi.' Bummla birlikte,
görügmelere
ahnmamalarrnn
bag
sni,
boyuna
Paris'e damgmak isteyerek konferansi
uzatmalari
korkusuy-
Bunu önlemek
için
Clemenceau
ile dogrudan dogruya yüksek kademe-
emasa
geçildi.
Clemenceau,
Îngilizlerin
varacagi anlagma
kogullanm
stanbul Bogazimn bir Îngiliz
amiralinin
komutasma
verilmesini
bagtan
til
etti.
Mütareke,
böylece 30
Ekimde
kargilikh kutlamalar
arasmda
imzalan-
-tmiral
Calthorpe buna iligkin
olarak
kogullardan bazilarm yorumlayip
layan
bir
de
gayri
resmi mektup hazirladi.
Imzadan
soara
Calthorpe,
mütarekeyi
imzalamakla yillardir sürüp giden kan dökûlmesini durdu-
L 1W1Zl umuyorum.' dedi. Rauf'un
elini sikti
ve
Türk-Ingiliz iligkileri-
dostça
olmaSL
için besledigi
'derin
istegi'
belirterek Ïngiltere'nin
verdi-
Sze her
zaman
bagh kaldigim, tamklar õnünde
yineledi. Bütün madde-
oldugu
gibi, titizlikle
uygulanacakt1. Rauf Bey verdigi
cevapta,
Îngille-
in Tûrkiye'ye
en
yüksek
degerde
bir temsilci göndermesi dileginde
bu-
lu.
Çünkü
Büyük Britanya'mn
bundan
böyle Türkiye'de
'rakipsiz
bir
ski'
i§gal etmesini
istiyordu.
Mustafa Kemal
mûtareke
haberini
ve
ateg-kes emrini aldigi strada
hâ-
-lalep'in
arkasmdaki
daglarda dûgmana kargi
direnmekteydi. Liman
Sanders, 'Bu
son
günlerdeki
çarpigmalarda ordu, silahlarmm yüksek
:fini
kornmasim bildi,' diye
yazar.
Böylece
uzun ve
felâketli dört
savag
an
kanh bogwmalanadan, hiç
yenilgiye ugramadan çikan
tek
Türk
ko-
am,
Mustafa Kemal'di.
Mütareke, Mustafa Kemal için
bir
son
degil,
bir baglangiçti. Savasta
ye-
1emig
oldugu
gibi, ruhça
da hiç yenilmig degildi.
Simdi
bir
çegit
barig
ya-
cakti. Azna âdil bir bangm
ancak savagamla
kazamlabilecegini
ve sava-
·
l•
164
ÍMPARATORLUÖUN GERÍLEYÍS
VE
CÖKÜSÜ'
gimm uzun
ve
çetin olacagim
biliyordu. Kendini bu
savagmun
önderi ol,
rak
gõrmeye bagladi.
Bunun
nasil alacag1m gimdiden pek
kestiremiyordu.
O
siralar yine
ki
gmhk içinde bulunmaktaydi. Izzet Paga'nm Harbiye
Nazirhgim
ona vermi
mig
olmasi çok
agnna
gitmi§
ve
Pagamn
'bangtan
sonra' elele çahuacakl:
nna
söz vermig olmasi da
onu
yumugatmamisti. Önlerinde
nazik
ve
önen
bir
geçig
dönemi
vardir
ki,
Mustafa Kemal
asil
bu
sirada, ülkesine
yarai
hizmetlerde
bulunabilecegine
inanmaktaydi. Bunu izleyecek olan döner
lerde ise Harbiye Nazirhgma kendinden daha
uygun
kimseler
bulunabili
di. Bu
makam
için
isrardan
vazgeçmiyordu.
Rauf Beye birisiyle haber
göl
dererek,
Îzzet Paga'y1
razi
etmesi
için ricada
bulundu. Ama, Rauf
gn
ant
yapilacak hiçbir
gey
olmadigim
söylemek zorunda
kalda. .Mustafa Kema
Izzet Paga'ya disiplin
digi telgraflar
gönderiyordu.
Sadrazam
yeni
bir Ga
nelkurmay
baskani seçince bunu
protesto
ederek
yeni bagkaran
sözünü dia
emeyecegini
bildirdi.
Bu arada,
ordt
grup
komutanhgim
Liman
von
Sanders'ten devralma
bildirilmigti. Hemen
Adana'daki karargâha
gitti.
Alman
Generali
onu
hi
zamanki resmi nezaketiyle
kar§·dadi. Ancak, aynhk
sözlerini söylerken,
si
sirA: icten bir
üzüntü ifadesi vardi.
E selans,'
dedi,
'sizi
Anburnu
ve
Anafartalar cephelerine
kumand
ettiginiz
günlerde yakmdan
tamdim.
Dogrusunu isterseniz,
aramizda
ba
r
omsiz
olaylar geçmedi
degil;
ama
sonuç bakmundan bimlar
ancak
bizi:
f
rbirimizi
daha iyi
tammamiza
yarad1.
Arttk
samimi
iki dost
oldugumus
amyorum.
Bugün,
memleketinizden aynlmak zorunda
oldugum
gu
and
emrimdeki ordulan,
bu
ülkeye
ilk geligimden
beri takdir ettigim bir
aski
re
emanet
etmekteyim. Bu genel felâket içinde büylik bir üzüntü yükü
a
trida
ezilmemek elde mi?
Beni tek avutan
gey,
komutayi
sizin elinize
b
rakmamdir.
Su
andan itibaren âmir sizsiniz; ben
sizin misafirinizim.'
Bu sözler kargismda heyecanlanan
Mustafa Kemal sadece, 'Otur;
hm,' dedi. Birer
sigara
yaktdar.
Mustafa Kemal'in
istegi
üzerine
von
Sai
ders, iki kahve
ismarladi.
Kahvelerini kargihkh, geçmige
ve
gelecege
da
dügüncelere
dalmig
bir
halde, sessizlik içinde
içtiler. O
gece
Adana.gökle
ri, Almanlann
ate
e
verdikleri
mühimmat depolanmn alevleriyle
aydmlaa
misti.
Alman
ve
Tûrk subaylarunn aynha
toplantisinda bir
Alman
genera
geçmigteki silah arkadaghklarim
öven
konugmasmi,'Yenildik' diye
bitird
'Bizim
igin her
gey
bitti
artik.' Mustafa Kemal
ise
_demecine,
'Savag, mütti
fiklerimiz için bitmig
olabilir.
Ama
bizi ilgilendiren
savag,
Ístiklâl Sava;
miz,
ancak gimdi
bagliyor,' diye
son
verdi.
M
ÜTAREKE
165
Izzet Pa§a'dan aldigt
red
cevaplanna
cam
s11almaklaberaber, Musta-
Ce
mal,
Güney
Anadolu'daki
bütün
ordularin
komutasim
üzerine aldiş
ian,
ne
de
olsa bir
sevinç
duyda Bu
görev,
savag
bittigi için,
ona
büyûk
çabyma
alam veriyor
sayilmazdi. Mütareke kogullarma
göre,
terhis
ne-
eyse
baglayacakti. Ama
öte
yandan
bu görev
ona
siyasi
bir
avantaj sagh-
J.u. ilk kez
ÌstanbuPdaki
häkümetle dogrudan dogruya
temas
edebile-
ti. Hükümet de ashnda
onu
tuttuguna göre,
hiç olmazsa artik sesini
du-
abilir,
belki
de siyasete
etki
yapabilirdi. Dügmanlari gitmig, iktidara
Llari
gelmi§ti. En sonunda
on
ylldir hep elinden kaçmi olan siyasal
:llerini
gerçeklestirebilmek
için bir umut kapisi
açilmisti.
Askerlik alamnda
da yapilabilecek birtalam §eyler
vards.
Simdilik
eli-
m:
altmda
hiç olmazsa iki
ordu
bulunuyordu: Íkinci
ve
Yedinci Ordular.
tarekeye
göre bunlarm
görevi sadece
simr
bekçiligi
etmekti.
Ama,
stafa Kemal bunlarin
sembolik
birer yerel ordu olarak kalmasun istemi-
lu. Yerine geçici olarak
Ali
Fuat3
birakarak,
ordulanm gerçek bir
mil-
avunma
kuvveti
haline
getirmek
için çabgmaya koyuldu.
Birlikleri yeni
tan
toplayip düzenledi,
yurt
içindeki
merkezlere
dagitti;
elindeki silah,
bane
ve
malzemeyi
güvenli yerlere göndertti
ve
ilgili komutanlara
ge-
Li
emirleri verdi.
Komutanlarm da dikkatle
aymp
seçiyordu.
Onun mü-
eleci
görühlerini paylagmayan bazi subaylari bagka
yerlere nakletti.
Ke-
iz bir
savimma
hatti kurabilmek için yararlanmayi
nmdugu
Musul' daki
mei Ordu'yla siki bir baglanti
sagladi.
Öniimüzdeki
giinlerde
ne
olursa
m,
hiç olmazsa
kendi kendine
yeterli
bir
asker
kuvvet
çekirdegini elde
.bilirdi.
Daha
sonradan
bu kuvvetin
sadece
Güney
Anadolu'
nun
degil,
.in
memleketin
savimrnasmda
rol
oynamasi
pekâlâ
mnmkündü.
Zihninde Elizlenmekte olan tasarilardan bazilan daha gimdiden ken-
.
belli etmeye
baghyordu. Mütarekeden
önce Ïstanbul'dan
Antep'e aile-
görmeye
gelen
Ali
Cenani
adinda
birine
rastlamigt1. Ali Cenani, geh-
daha
gimdiden
dügman tarafmdan yagma
edildigini
ve
hele Türk
ordu-
kdana'ya
çekilirse, halkm
büsbütün
dügman
elinde
kalacagim
söylüyor,
sini daha güvenli
bir
ye're götürmeyi
tasarhyordu. Mustafa Kemal,
,
'Ülkenizde
hiç
mi erkek
kalmadi?' diye
sormustu.
'Kendinizi
savun-
i.
am
bir
çaresine
bakm.'
R.
'Ïyi
ama
nasil? Neyle?
"Örgütlenin.
Millî
bir
kuvvet toplaym. Ben
size
gerekli
silahlan veri- .
Kendilerine güvendigi
subaylara da, 'Gruplar
halinde, çete
savagi
.
hazirlamn,' diye
emirler veriyordu.
Dügmamn
anavatan
topraklanna
166
ÍMPARATORLUÖUN
GERILEYIS
VE
ÇOKUSU
.
sokulmasuu
önlemek için çeteler kurmak gerekecekti.
Mustafa
Kemal,
ge
lecegi gözönünde
tutarak
Ï
ç
Anadolu'da
direnig
merkezleri olabilecek
An
tep ve
Marag gibi
yerlere silah daştti. Bunlar,
gereginde
kullamlmak
ûze
re
gizlice depo
edilecekti.
Simdi
kendine dagen görev,
mûtareke kogullarma kargi
yilmadan mü
cadele etmekti. Mütarekeyi kay1tsizgartsiz
bir teslimden de daha
kötü bi
§ey
olarak görüyordu.
Türkler,
neredeyse
dügmamn
ülkeyi
ele
geçirmesint
yardima söz
vermiglerdi.
Mustafa Kemal, Itilâf
Devletleri'nin
her istedig
kabul edilirse
memleketin boydan boya iggal
edilecegini
ve
sonunda hükü
meti
de dügmanlarm kuracagmi
kabineye
anlatmak istiyordu. Sonradan
'Bunu
görebilmek için
falci
olmaya-
gerek yoktu!' diyecekti.
Böylece
Mustafa Kemal, izzet
Paga'ya üst
üste
telgraflar göndermeyi
bagladi.
Bu telgraflann
birçok
yerinde
soruna
deginiyordu. Özellikle,

tarekenin
Tiirk garnizonlanmn
Suriye'den
çekilmesini
isteyen
maddes
ona kugku
vermekteydi.
Bu anlagmaya
göre
Suriye'nin simn
neredeydi
Osmanhlarm
eskiden beri kabul
ettikleri
gibi,
Halep'in
ardmdaki
siradag
lardan
mi
geçiyordu; yoksa
Ïskenderun'uda
içine
alarak
tâ Kilikya
içleri
ne
kadar
ru
uzayacakti? Dügman
gimdi
Iskenderun
garnizonundaki
Yedir
ci Ordu'nun,
Suriye'de bulundugunn
öne
sürerek,
teslimini
istemekteydi.
Mustafa KemaPe göre, Ìngilizler
terimlerdeki bu belirsizlikten
bil
bile yararlanmak
istiyorlardi.
Ístanbul'a
telgraf çekerek,
'Açik
ve
samir
kamm
gudur
ki,' dedi,
'mütarekenin
yanlig anlagilip yorumlanmasim
önle
yecek
tedbirleri almadan
ordulanmizi dagitir
ve
Îngilizlerinher
dedigin
boyun
egersek, onlarin haris
emellerine hiçbir
§ekilde
set
çekmemiz mür
kün olmayacaktir.'
Izzet
Paga,
cevabmda,
mütareke'nin Ingilizlere
Iskenderun'u iggal
e
mek
hakkim
vermedigini
bildirdi.
Ancak, Türkler
geri
çekildikleri sirad
güney
demiryoluyla
köprûleri
yrkmig
olduklaradan, yarah ve
malzem
nakli
için limam
ve
Halep
yolunu kullanabileceklerine
dair, ingilizlerl
sòzlü bir
'centilmenlik
anla§masi'
yapilmisti.
Benunla
birlikte,
Îskendert
limam
ve
gehri Türk yõnetiminde kalacakti.
Mustafa Kemal'in bunlari
Il
giliz
komutamna
da bildirmesi isteniyordu.
Mustafa
Kernal
buna,
üzerinde
'geciktirme
ölümle
cezalandmha
kaydi ile
verdigi acele
cevapta,
kargi
dügûncelerini tekrarlayarak ingilizo
dulanmn Halep
ve
dolaylarmda
bol malzeme depolari
bulundugunu
,
asil amaçlanmn Ïskenderun'u
iggal
ederek
yollan kesmek, böylece
Yedi.
ci Ordu'yu teslime
zorlamak oldugunu ileri
sürdü. Eu
çegit
centilmenlik
a:
..T
lagmalarm dogru bulmadgim da
saklamiyordu.
Onun
icin Îzzet
Paga'n
L
MÜTAREKE
.
167
,öylediklerini
Íngilizkomutamna bildirmek
niyetinde degildi.
Daha
da ile-
·i
giderek, 'Ïngilizlerin, her
ne
bahane ile
alursa olsun,
iskenderun'a
as-
er
çikarmak için
yapacaklan bir te§ebbüse
kuvvetle kar§1 koymak
emrini
verdim,'diyor,
arkadan da, davramplarm
bagkomutanligm
resmi
görügleri-
1e
uydurmaya olanak olmadigi için,
en
kisa
zamanda görevinden
geri
ahn-
nasun
rica ediyordu.
Izzet Paga
sert
bir kargihk
vererek Mustafa
Kemal'in
bu
emrinin
dev-
etin
çikarlarna
ve
politikasma
büsbütün
aylon oldugunu bildirdi
ve
he-
nen
geri
almmasim
istedi.
Mütareke
kogullanmn yorumlamp
uygulanma-
mda
gerçekten birtakim yanhgliklar
olmustu. 'Ama, her
geye
kargin
'
diye
levam
edlyordu,
'bu
uygunsuz
gartlan, ileri- görü
lü olmadigimiz için de-
til,
toptan
yenilgimizin
sonucu
olarak
kabul
ettik.
Devlet,
durumu düzelt-
reek
için
diplomatik
te§ebbüslere
girismigtir
ve
burlann basanya ulaçacagi-
cu
ummaktadir. Bu
zor
zamammizda,
devletimizin
gelecegi için
son
dere-
De önemli olan
bu görügme
ve
önlemleri
yönetme
konusunda size
güvene-
bilecegimizden
eminim. Ama, durum
herhangi
bir
tart1§ma ve
gecikmeyi
kaldirmayacak kadar tehlikeli
oldugu
için ordularm1za
verdigimiz
talima-
tm
harfi harfine yerine
getirilmesi garttir.' Izzet Paga bundan
sonra
Musta-
fa
Kemal'in komutasmdaki
ordu grubunun
dagitildigim
ve
sadece Yedinci
Ordu'ya indirildigini bildiriyordu.
Sadrazama kafa
tutup
içini bogalttmg
olan Mustafa Kemal, bu sefer
uzlagici
bir
yazi
hazirladt. Ulu
Tannmn Izzet Pa§a'mn
politik çabalanna
yardimci olmasim
umdugunu bildirdi
ve
hem
kendisine,
hem
de
ülkesine
olan baghhgim
tekrarladi. Buna
ragmen, olaylar
onun
kugkularim yerden
göge kadar hakh
ç1karmaktaydi. Ingiliz1er,Izzet
Pa§a'ya fena halde baski
yaplyorlardi.
Rauf, Ïngilizlerinimzalarim tanlyacaklanna dair
vermig
ol-
duklari
geref sözünü Calthorpe'a hatirlatiyor,
Calthorpe da verilen sözü
unutmadigi için
Londra'ya protestolarda bulunuyordu.
Londra, Agemem-
non
zarhhsimn güvertesinde iki
kidemli deniz
subayi
arasinda dogan
d'cen-
tilmence havayi
hemen dagitmaya baglam1§ti. Uzun
bir süre için olmasa
bi-
le, bir
kerecik
olsun aralarmda anla§an eski askerlerle eski politikacdar,
mütarekeyi
daha sert bir
gekilde yorumluyorlar, iglerine geleni alip, gelme-
yeni birakiyorlardi. istedikleri
stratejik yerlerden
biri
iskendenm,
öteki
de
MusuPdu ki, Mustafa
Kemal bunu bir
telgrafindan
çoktan belirtmisti.
Dicle boyanca
Türkleri izlemekte olan ingiliz birlikleri, mütarekenin
imzasi
sirasmda, MusuPun 60 kilometre kadar güneyinde bulunuyordu. Sa-
vag
kabinesinin
talimati üzerine
daha
ilerleyerek üç
gün
sonra
Musul'a gir-
miglerdi.
Ba§lanndaki
general,
gehrin
ve
içindeki Altmci
Ordu'aun teslimi-
168
iMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÏSVE
ÇÖKÜSÜ
ni
istedi. Rauf
Bey bu
iggal hareketinin,
mütarekenin
Calthorpe tarafmdan
yorumlanmig olan
kogullanna aykm oldugunu söyleyerek
itirazda bulundu
ve
'Türk
hükümeti,
Baskometammzm
sözünde
duracagma güvenmekte-
dir,'
diye
ekledi.
Amiral
Calthorpe ise
buna
o
kadar güveamiyordu. Londra'ya
telgraf
çekerek
Rauf
Bey'in
görügünün kendi
görügüne
uydugunu
bildirdi.
Ama in-
giltere Harbiye Nazirhgt,
uzlagma
tanumyor
ve
Türk
Genelkurmay harita-
sinda
Musul'un Osmanh Ïmparatorlugunda
degit Irak'ta gõsterildigini
be-
lirtiyordu.
Calthorpe, boyun egmek
zorunda kaldi.
Böylece Musul'un bogal-
tihp,
silahlann
teslimi emredildi.
Emri alan
Îzzet Papa,
biraz dalkavukça
bir telâgla
Amirale,
telgrafi
sabah
saat
sekizde aldigim
ve
'agagi
yukari
ay-
m
saatte' kendinin de
MusuPa
emir verdigini
bildirdi.
Ïskenderun'unbagma da
aym
gey
geldi. Ne Londra
Calthorpe'un
läfi-
na
kulak
asangti, ne de Ïzzet Paga Mustafa Kemal'in,
ingiltere
hûkümeti,
Îskenderun'un
belirli bir
zaman
içinde General
Allenby3ye
verilmesini,
yoksa kuvvete
bagvurulacagun bildirdi.
izzet Paga bir kez daha bag
egdi
ve
Yedinci
Ordu·çekilmek
zorunda
kaldi. Ïzzet Papa, Ïngilizlerin
bu insafsiz
davrampmdaki
suçun,
kendi
emirlerine
kargi
sert
ve
nezaketsiz
gekilde dav-
ranan
Türk komutamna yüklendigini imâ ederek, 'ÜIkenin
yüksek
menfa-
atleri
adma,
ne
derece
zayif
durumda oldugumuzu
unutmamamiz
ve
kendi-
mizi
çok
fazla apagilatmarnakla birlikte,
sözlerimizde
ve
hareketlerimizde
ölçülü olmamiz çok
önemlidir,'
diye talimat
verdi.
Mustafa Kemal,
Sadrazamm imâlarim giddetle reddederek
israrla:
'Ne kadar
zaylf
ve
güçsüz oldugumuzu çok iyi biliyorum,'
dedi. 'Ama
buna
ragmen
devletimizin kabul etmek zorunda oldugu
fedekärhklarin
bir
simn
olmasi gerektigine inanmaktayim. Yoksa Almanlann
yamstra son
yenilgi-
ye
kadar dövügenbizier, ingilizlerinbize sormadan almaya çahstiklan
gey-
leri kendi
elimizle
onlara verirsek genellikle
Osmanhlann
ve
özellikle
imdiki hükümetin tarihine çok
karanhk bir sayfa
eklemi§ oluruz.'
Ama Yedinci
Ordu
her
geye
kargm Iâgvedilmig
ve
Mustafa
KemaPin
elinde yalmz
bir kolordu kalnn.iti; milli
bir
savimma
gucü
kurmak
yolunda
bütün umutlanm
bagladigi
tek
bir kolordu.
I
ON
YEDÍNCÍ
BÖLÜM
Sultan Meclisi Dagitiyor
TANBUL, Ïtilâf
Devletlerinin
'himayesi'
altinda
ûzgün, umutsuz
ve
felâ-
a
duygusunun
agirligi altmda ezilmig
gibiydi.
Herkes,
'Simdi
artik
bize
tediklerini
ya
parlar,'
korkusu
içindeydi.
Soguk,
karanhk bir kig baglarms-
Kömür yoktu. Tramvaylar iglemiyordu. Bogaz vapurlar1
az
Ve seyrekti.
nacaddeler
yari
aydmhk,
yan
sokaklarsa
kapkaranhk
oldugu
için lursizla-
i, soygunculara
gün dogmug, hava karardiktan
sonra
kimse tabancasiz di-
en çikmaz olmustu. Polis azdi; onlara
da, yolsuzluk
yaptiklan için kimse-
n
güveni yoktu. Vurgunculuk alnug
yürümügtü;
para
degerini kaybetmig,
yecek
flyatlan
agiri
derecede
yükselmi§ti.
Türkler
evlerine
kapanm1§,
:ndi
kendilerinin
gölgesi
gibi,
ancak -o
da
ateg pahasma-
ekmek almak
.
in digari çikiyorlardi.* Bazilari gehre girmig olan
Îtilâf
Devletleri l<uvvet-
rinin
yamnda i§
bulabilmek
için feslerini
atarak Türk
olmadiklarun
bile
:ri
suruyoriarai.
Beri yandan
Rumlar,
sokaklarda caka satarak
dolasiyor
ve
rastladikla-
Türkleri, itip
kakarak duvar
kenanna säräyorlar, geleni geçeni Yunan
trargâlonda
dalgalanan
mavi
beyaz bayrap
selâmlamaya zorluyorlardi.
ärkler
bu
agagdamaya
boyun
egmemek için, arka
yollardan
dolasmak
zo-
ada
kahyorlardi Bir
gün Ïstanbul
sokaklarinda panik
yaratan
bir
söylen-
duyuldu:
'Ayasofya'ya
çan
takiyorlarmig Bir Müslüman kalababgi çig-
tidan
çikmig
bir
halde
Ayasofya'ya
kogtu. Ama Türk askerlerinin hâlâ
av-
da
nöbet
tulmakta
oldugunu
görünce
rahat nefes
aldilar.
Kasimin ortalarina dogru
Ïtilâf
Devletleri ordulan gehre girdi,
Ami-
.1
Calthorpe, ingilizlerle
öteki müttefik
savan
gemilerinden
meydana
gel-
is 16
mil uzunluganda
bir konvoyun bagmda gösterigli
bir
tõrenle
Ça-
Arkadaglar
birbirine, 'Beni karanlikta
görecek olursan selârn verme;
ne
olur,
ne
ol-
maz,
diyorlardi.
I --.
L
-·i
170
iMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÍSVE
ÇÕKÜSÜ
nakkale'den
geçerek Bogaziçi'ne
geldi.
Burada Haliç önlerinde
demir
atti
lar. Limam öylesine
doldurmuglardi ki, gemilerin arasindan deniz
zor

rülüyordu.
Tiirkler için
bagka
bir
kara gün de,
General
Franchet d'Espé
rey'nin
askerlerinin
bagmda
muzaffer
bir tavirla istanbul'a
girdigi gündü
Dizginsiz,
beyaz bir
ata
binmig
olan
Fransiz generali, Bizans'a
aym
gekil
de giren Fatih
Sultan
Mehmet'in hayalini belleklerden
silmek
istemigti
Çok
geçmeden
Fransizlar eski
istanbul
semtine,
ingilizler Beyoglu yakast
na,
Ìtalyanlar da Bogaz
sirtlanna
yerlegmig bulunuyorlardi. Siyasi
ve
idar
denetim
hâlâ Türklerin
elinde. oldugu
için, gehri
'teknik'
bakimdan
i§ga
etmig sayilmazlardi.
Ama, Türkler bunun,
admdan
ba§ka
her geyiyle, igga
demek oldugunu biliyorlardi.
Siyasi
durum
çok
kangikti. Enver, Cemal
ve
Talât üçlüsunün kaçma-
si,
Meclis'te
bunahm
yaratimsti.
Ìttihat
ve Terakki
milletvekilleri
kend
canlarun
kurtarmak
telâglyla, Osmanh
imparatorlugu'nun
sava§a
giriginde·
ki kipisel
sorumluluklarim unutuvermi§ler
ve
eski nazirlara
kargi
cephe ala·
rak mahkeme edilmelerini
istemeye kalkigmi§lardi. Izzet Paga
kabinesin·
deki
nazirlardan
üçü de,
bu
arada hücuma ugramaktaydilar. Bunlar,
sava.
m
ilâni
üzerine
istifasim
vermig
olan Maliye Naziri Cavit'le
savagi uygui
bulmus
olan
Seyhülislâm,
bir de
1913'te
Parti'nin genel
sekreterligini
yap·
mig
olan
Fethi Bey'di.
¯~
Sultan,
gimdi
bu
durumdan kendine
güç
saglamak için
yararlanmaya
bakiyordu.
Âyan
Reisi2 Ahmet
Riza'yi Ïzzet Paga'ya göndererek
adi
geçei
e
üç
nazirm
istifasmi istedi. Ya da kabine toptan istifa etmeli
ve
bu üç kig
digarida birakilarak
yeni
bir hükümet kurulmahydi. Izzet Paga, Fethi
vt
Rauf
an
da
destegiyle buau
reddetti
ve aaayasa
geregince
Sultan'in emia
vermeye
degil, ancal<
görü
ünü bildirmeye hakki oldugunu,
kisisel
sorumlu·
luguna
saygt
göstermek durumunda bulundugunu ileri
sürdü.
Rauf Bey de
mütareke
ko
ullari
ve
Calthorpe'un gayri
resmi rnektubt
hakkmda
bilgi
vermek
uzere
huzura
çiktigi
zaman,
her
zamanki
açrk säzlü·
J
ügüyle
Sultan¾
oyarmisti.
Calthorpe, asayig
bozulmadigt ve
müttefik
uy-
ruklarimn
ya§ami
tehlikeye
girmedigi
sûrece
istanbuPun
iggal altma alm·
mayacagma
söz
vermisti.
Oysa, Simdi bu çegit kangikhklarm çikmasmdai
korkuyordu.
Çünkü;
Sultan'm yakun olmaktan
bagka bir
ünü
bulunmayal
Damat Ferit,
hukumete
zarar
verecek
ili§kilere
girigmig, hükümetin
Rum·
lari kesmeye hazirlandagim
söyleyerek ortahkta
ikilik
ve
geçimsizlik
yarat·
maya baglamisti.
Rauf Bey,
mütarekeden
sonra
karisikhk içine dügmü
2 Senato
Bagkani.
SULTAN MECLÍSÍ
DAÖlTIYOR 171
olan Bulgaristan
ve
Avusturya'da
bu durumdan
en
çok
zararh
çikanlann
o
ülkelerin ba§mdakiler oldugunu
da
sözlerinde belirtti.
Bunu duyan
Sultan heyecanlanmig,
elleri titremeye baglami
ti.
Sigara-
si
agizhgmdan
yere
dügtü. Mabeyincisi sigarayi yerden
ahp
bir tablaya
koy-
dt. Padigah,
eni§tesinin dügüncelerine katilrnadigmi
söyleyerek
ayaga kalk-
ti.
Bu, görügmenin
sona
erdigini gösteriyordu.
Padi§ah, Rauf Bey'e anlam-
h
anlamh
bakti ve
biraz
sertlikle,
'Beyefendi,
bizim
millet
koyun
sürüsü
gi-
bidir,' dedi.
'Bagmda
bir
çoban ister. înte
o
çoban da benim.
Rauf Bey bir
gey
söylemedi.
Sag eliyle isteksiz
bir
selâm vererek hu-
zurdan aynldi. Besbelli
Sultan,
çoban rolünde, sürüsünü toplayip,
dogruca
Ìtilâf
Devletlerinin agilma sürmek
niyetindeydi. Rauf Bey
ertesi
gün
kabi-
neye
bilgi
verdi. Izzet Papa
hastaydi.
Ustelik
asker olarak,
savag
alanlarm-
da dövügmeye
ahgik
olsa
bile
siyaset alamadaki
savagçiliga
belli bir smir-
dan öteye
geçmlyordu.
Hele,
megrû
hilkümdarlanna karsi bir
sava§a
gir-
meye ne
karakteri,
ne
de
görenegi
elveri§liydi. Müttefik
donanmasimo
Bo-
gaz'da
demirli
oidugu
gu
sirada siyasi
bir bunalim
yaratip
birlisi bozmak-
tan
özellikle çekiniyordu. Padigah bu
seferlik
bag
esse
bile,
ileride
bu tür-
lü pürüzler
eksik
olmayacakt1. Izzet
Paga'ya
yapacak bir
gey
kahyordu: O
da, Padigalun anayasaya
aykm davrandigun ileri sürüp çekilmek. Oteki na-
zirlar da, ellerinden
baska
bir
gey
gelmedigi için, buna razi
oldular.
Padigah, hükümetin istifasim
kabul etti. Izzet Paga'ya
veda ederken,
'Fena
oluyorum,' dedi. 'Pencereden digan
bakamaz oldum. Bunlan görme-
ye
dayanamiyorum.'
Bogaz'daki gemileri gösteriyordu.
Böylece,
ülkenin
gerçek çikarlari
ugruna,
demokratik
ve
liberal bir
rejim
kurnaya çaligan
son
Osmanh hükümeti de, bir
ayi
biraz
agan
bir
görev
sürosinden
sonra,
ik-
tidardan
aynlung
oldu.
Durumu
kurtarmak için
son
bir tegebbüs
daha
yapildi.
Buna
da
en
çok,
mücadeleci
ruhuyla, Adana'dan
hemen
trene
atlayip
Îstaubul'a
gelen
Mustafa Kemal önayak oldu. Onun bu
geli§i
Ïngilizdonanmas2yla
aym za-
mana
rastlarn§ti.
Bu görûnü
onu
ilk
önce kizdirdi,
sonra
da filozofça bir
dü§ünce
yürütmesine yol' açti: 'Gelirler,
ve
bir gün, geldikleri
gibi gider-
I
,
er.
Rauf
la
beraber
dogruca Ízzet Paga'ya
giderek
onu
karanndan
caydir-
maya
çah§tt
Sultan,
Sadrazamhga
Tevfik Pa;a'yi atamigt1.
Tev6k Paga,
kendisinin hep bagkalannin bozdugu i§1eri düzeltmek
için Sadrazamliga
getirildiginden yakinarak görevi kabul
etmek istememi§,
ama sonr
adan
Pa-
digabm iradesine boyun
egmisti.
Ancak
bu atamamn daha Meclisten
geç-
mesi gerekiyordu.
Bundan dolayi Mustafa Kemal, Izzet
Paga'yi,
tekrar
172 ÍMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÏSVE
ÇÖKÜSÜ
Sadrazamhgi
kabul
etmeye ve
daha
güçlii,
daha
milliyetçi
bir
kabine kur-
maya razi
etti. Rauf Bey
de, biraz durup dügündükten
sonra, onu
destekle-
di. Bir arada, içinde
en
sonunda
Mustafa Kemal'in
adimn da
yer
aldigi
bir
kabine listesi hazirladilar. Arkadan da,
bütün gûçleriyle milletvekilleri
ara-
sinda
bir kulis çahsmasma girigerek, Tevfik
Paga'mn
Meclisten
güvenoyu
almasim
önlemeye
çahytilar.
Mustafa
Kemal, parlamento
ve
parlamenter usullerle ilk olarak
karp
karplya
geliyordu. Sivil giyinerek kulislerde
ve
grùp
odalarmda enerjik
bir
çah§maya
koyuldu. Milletvekillerinden çogunun
Tevfik Paga'ya kargi ol-
duklanni,
ama
Meclisin dagitilmasi
korkusundan
ona oy
vermeye
uygun
bulduklarim
gördû.
Böylece
zaman
kazanmayi umuyorlarda. Kendisi
daha
gerçekçi görügüyle kime
oy
verirlerse
versinIer,
Meclisin dagitilmasima ka-
ç1mlmaz
bir
gey
oldugunu,
ama
Ïzzet Paga'ya
zaman
kazandirabilecekleri-
ni
ileri
sürdü. Fethi Bey'in aracihgiyla
milletvekillerin
bir toplantismda
kendisine söz verilmisti.
Dügüncelerini
güçf
ü
ve
etkili
bir gekilde onlara
açiklayarak,
arkasi
ne
olursa
oisun, Tevfik Paga'ya
guvenoyu vermemeleri
için israr
etti. Hepsi
bu keskin baki§h, düzgün
sivil
kiyafetli, muzaffer
genç
generali ilgi
ve
sempatiyle dialediler. Sesinde kendine
güven
vardi.
Ï
çten ve
kesin konuguyordu. Eazilart
ona
kesin olarak söz verdiler
ve
gü-
ven- oyu
için
toplanti
zili
çaldigi
zaman,
baçanh bir
sonuç
almayi umdukla-
nm
sövlediler.
Mustafa Kemal
balkonda bir
yer
bularak, oylamayi
seyretti. Oylar
atudi, sayildi
ve
ba kan
sonucu
bildirildi. Tevfik Paga kabinesi
büyük
ço-
unlukla
güvenoyu
almisti. Mustafa
Kemal,
gagkinhşm
gizleyemedi. Mil-
letvekillerin
önemli
bir bölümü
onun
önerisini kabul
eder
görünmüglerdi.
Meclis havasma
yabanci bir asker
olarak
milletvekillerinin
dönekligi kary-
sinda
gagirmisti.
Kendi durumlarma
güvenemeyen, askerlere
de inanma-
yan
milletvekilleri.
mücadeleye girmekten
kaçmmislardt.
Mustafa Kemal bu oylamayi, millet
iradesinin bir yenilgisi saydi. .5m-
di
artik
yalmzca
Sultan'm iradesi
hüküm
sürûyordu.
Bunu
son
umut olarak
gördü. Almasi gereken önlemleri
açikça anlatmak
için Sultan'dan
bir gö-
rügme rica etti.
Birkaç
günlük bir bekleyigten
sonra
Selämhga çagrddi.
Vahdettin ondan önce davrandi:
'Ordu komutanlanyla
subaylarunn size
bû-
yük
saygi
beslediklerinden eminim,'
dedi.
'Onlarm bana karsi bir hareke-
te geçmeyeceklerine dair garanti verebilir misiniz?'
Böyle
tepeden inme
sorulan
bir
sora,
Mustafa
Kemari
gagirtmisti.
Biraz
dügündükten
sonra,
'E-
fendimizin orde
tarafindan tahta
kargi
girigilmigherhangi bir askeri
hare-
kete dair kesin bir bildikleri
var
mi?'
diye sordu.
I
. .
|
SULTAN
MECI
ÏSÏ
DAÖITIŸOR
173
Sultan, gözlerini kapadi. Sonra
sorusunu
tekrarladi.
Mustafa Kemal,
'istanbuPa
ancak
birkaç gûn önce gelmig bulundugu-
mu
söylemek
zorundayim,'
diye
cevap
verdi.
'Onun
için durumu pek yakm-
dan bilmiyorum.
Ancak ordudaki
komutan ve
subaylarm Zâti
Sahaneye
cephe
almalari
için
ortada herhangi
bir
neden
oldugunu
sammyoriim.
Bu
bakundan korkulacak bir
ley
olmadiguia
sizi
temin
edebilirim.'
Vahdettin
gayet
ciddi
bir
tavirla:
'Sadece bugünü degil,
yarmi
da kas-
tediyorum,' dedi.
Padisah, herhalde ordunun hoguna
gitmeyecek
bir
siyaset
gütmeye ka-
rar
vermi.S
ve
Mustafa Kemal'in,
buna
kargi
nasil
bir tepki gösterecegini
anlamak
istemisti. Bu durumda
o
da görü§
ve
önerilerini açiklarsa
hem
kendini,
hem de
savundugu
davayi tehlikeye atmi§
olacakti. Vahdettin
ger-
çokten
onun
agzim kapamigti.
Mustafa Kemal
biçbir
§ey
söylemedi. Sultan
da tekrar gözlerini
a
çarak, 'Siz akilh bir
subaysimz,
eminim
ki,
arkadagla-
nuizi
nasil aydmlatip yatigtirmak gerektigini de
biliyorsunuzdur,'
diye
söz-
lerini bilirdL
Gärügme,
pek
bir sonuca
var11madig1
halde, bir
saat
sürmügtü.
Tekrar
bekleme odasma döndügü
zaman
Mustafa Kemal, anlamh
bir
soru
dolu
bakiglarla
kar§ilagti. Nedense, herkes
onun,
kendini
ve
asker arkadaglarini
baga
getirecek bir
rejime
hazirhk
olarak, Padigaha, Meclisin dagitilmasi
konusunda ordunun destegini
vaat
etmig oldugunu samyordu. Mustafa
Ke-
mal'e
kalsa, buna çoktan
raziydi. Ancak
Sultan'in
tasarisi
bamba§kaydi.
Meclisi dagitmaya gerçekten kararhydi. Ne
var
ki
amaci,
orduyu degil. Ïti-
lâf
Devletlerini
hognut etmekti. Sultan, kaderini, iggal kuvvetleriyle
birleg-
tirmeye karar
vermi§ti.
Mustafa
Kemal, Meclisin bu
gekilde
dagit11masi
kendi
igine
yarama-
yacagi için, buna
§iddetle kargi koymaya ba§1adi.
Fethi Bey'in çikardigi
Minber adh gazetede bir kögesi
vardi.
Burada megrutiyet ilkelerini
savunu-
yor,
yurttaglarmi kendilerini
bekleyen
tehlikelere kargi uyarlyordu. Mecli-
sin
dagitilmasi,
hükinneti diledigi gibi hareketle serbest
b2rakacakti,
onun
istegi
de,
di4manla
isbirligi
yapmakti.
'Meclisin, bugün Osmanla
milletinin
anayasasmm
simgesi oldugu-
nu
unu'tmamallyiz.
Simdiki
Meclis üyelerinin seçim bölgelerinde,
yeni bir seçim yapumasma imkân
vermeyen,
olaganüstü darum
hükäm sürmektedir. Sadece be bile bize Meclisi
dagitmanm nasd
bir
çugmhk eldugunu
göstermeye
yeter.
Barig kogullarma karar
lagtaracak olan
bagtaki häkümetin, milletvekillerin destegine
sa-
hip olmass parttir.'
I
174
ÌMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÍS
VE
CÖKÜSÛ
.
Ama, Sultan
"Su
Allah'in
belâsi
Meclis"ten kurtuImayi aklma
koymug-
tu.
Tevfik Paga'ya
ve
özel hukukçularina damsarak,
anayasamn
birbiriyle
çeligen
bir sürú
maddesi
arasmda aradigt
bahaneyi buldu..
Yedinci
ma
dde
geregince çikanian
fesih fermam
Dahiliye
Naziri tarafindan
Mecliste
okundu.
Ferman
epeyi
gürültü
kopardi.
Milletvekilleri baginp çagirarak
protesto etmeye
ve
hep bir
agtzdan
birbirini
tutmayan
sözler söylemeye
bagladilar. Sultan'm davramgina kargi koyan çok oldu. Ama, Tevfik Pa-
a'ya çogunlukla
güvenoyu
vermig
olduklan
için, bu itirazlari
saglam
bir
te-
mele
dayanmiyordu. Ferman böylece
uygulandi. Milletvekilleri
dagud11ar.
Agabeyi
Abdülhamit'in gelenegine, kendine
özgü
silik
biçimde de
ol-
sa
bagh kalan
Padisah,
demokratik
güçleri yenmeyi gimdilik
bagarmisti.
I
L
,
LL
ON
SEKÍZÍNCÍ
BÖLÜM
Împaratorlugun
Paylaplmasi
i
.L
ABA
SÏMDÎ,
Padi§alun
elindeki Osmanh Ímparatorlugununkahntilari
olacakti?
1919
yihmn Ocak aymda Paris'te toplanan
Bang
Konferansi,
L
Ïmparatorlugun
gelecegi üzerinde
bir karara
varmak
amacmi
güdüyor-
i. Türkler,
mütareke
isterlerken,
Bagkan Wilson'a, kendisinin On
Dört
Il-
sine
-yani
self
determination
(kendi
kaderini tayin) ilkesine-
uygun
bir
ing üzerinde görügmeye
hazir
olduklarm bildirmiglerdi.
Îngiltere
1sigleri
Bakam Lord
Curzon, Ingiliz
kabinesine
simdi,
kendi anlayi§ma
>re bu ilkeye
uygun
bir çözüm
yolu smamustu.
Böylece, yalmz
Osmanh
aparatorlugundaki Ermeniler
ve
Araplar
gibi
Türk uyruklu
etnik
toplu-
klara
degil,
Türklere de kendi kaderini
seçme
hakki
tammyordu.
Bagim-
a
bir
Arabistan
ve
Ermenistan'dan baska, bir de bagunsiz
Tûrk devleti
1rulmahydi.
Bu devlet,
geçmiste oldugu gibi, Anadolu
yarimadasimn
si-
rlan içinde
kalmah
ve
bagkenti de
ya
Bursa
ya
da Ankara
olmahydi.
ord Curzon,
Türkleri ancak
bu gekilde tatmin
edebileceklerini
ve
milli-
:tçi
bir
ayaklanmamn, ancak
bu
§ekilde
önlenebilecegini
ileri
sûrüyordu.
Curzon,
bir
yandan da
3411ardan
beri herkesi
ugragtiran, bagina be-
.
açan...
bir entrika
ve
fesat
kaynagi
olan' Türkleri
Avrupa'dan
büsbütûn
karip
atmak istiyordu. Böylece Ístanbul
ve
Bogazlar Türklerin
elinden
ilmp
Cemiyet-iAkvansini'yönetimineverilmeliydi. Butürlübir çözümyo-
l,
belki
su
psikolojik
anda, zaylf
bir
Tûrk hükûmeti tarafindan
kabul edile-
Ama
bunu,
Ingiliz hükümeti kabul
etmedi.
Çünkü
Lord Curzon'la sü-
kli
çatigma
halinde
olan Lloyd George'un
bambagka dügûnceleri
vardi.
unlar, öteki
müttefiklerle,
Fransa
ve
Ïtalya ile daha
õnemli sorunlar üze-
.ndeki
uyumun
bozulmamasi gerekçesine
dayamyordu.
Ortadogu
Birinci
Dünya Savapndan
sonra
Cenevre'de kurulan
Milletier Cemiyeti.
176
ÍMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÍSVE
ÇÖKÜSÜ
'
sorunlanna
karsi bilgisiz
ve
ilgisiz
olan Lloyd
George,
Osmanh
Ïmparator-
lugunu
geçmigi,
bugünû
ve
geIecege
yönelik istekleri
olan canh
bir varhk
ga
bi degil, harita
üstündehir
gekil
olarak
gärüyor; birtakim
çikarlar
karyh-
toda,
öteki ortaklarma pegkeg çekebilecek
bir
ambar
samyordu.
Íngilizhükümeti,
savag
sirasmda
müttefiklerinin
savaga
girmesine
kar-
ihk
bagig
ya
da
rügvet
diye girigmig oldugu
dört
gizli
anlagmayla baglan-
mig
durumdaydt Balkan Savaginda,
Orta Avr=upa devletleriyle nydulan,
Avrupa Türkiye'sini nasil
paylagmiglarsa, gimdi
de itilâf Devletleri bu
an-
lagmalar geregince,
ÎmparatorlugunAsya k1tasmdaki topraklanm
da bölüg-
meyi
tasarliyorlardi.
Ririnci anlagma, ingilizlerinÏran'da.bir nüfuz
bölgesi
saglamalanna
kargihk,
Ïstanbul'u, Dogu Trakya'yi
ve
Bogazlari Ruslara
veriyordu.
Ama yeni Sovyet hükümeti bu çegit
Çarhk
hirslarmdan
vazgeçti-
ini ileri sürdûgü için,
bu
anlagma artik yürürlükten
dügmügtû.Íkinci anlag-
ma,
yani
Sykes-Picot
anlagmasi,
Arap
dünyasuun büyük bir kismun Fran-
sa'yla
Ingiltere arasinda
pay
ederek
Mezopotamya'yi
Íngiltere'ye
ve
Suri-
ye
ile Kilikya'yi
Fransizlara bagighyordu.
Uçüncü
ve
Dördüncü anlagmalar
ise, Îtalyanlara Anadolu'da
oldukça
genig topraklar
saghyordu.
Antalya
bölgesi, Oniki Adalar, Izmir
limam
ve

kesimi gibi. Böylece Anadolu'-
nun bütün Akdeniz
ve
Ege kiyilan ile iç
taraftaki geni§
bir
toprak
parçasi,
Fransa ile Italya'an eline geçiyordu.
Türk
devleti Íç Anadolu'daki
birkaç
vilâyete
inecek, Karadeniz k1yilanm
elinde
tutmasma
karg1hk, Ege'de
sa-
dece bir tek limani bulunabilecekti.
Ancak,
bu bölûgme
tasansmda
en
önemli -ve
sonunda
en
tehlikeli-
un-
sur,
Yunanhlarm gitgide
artan
ihtiraslanydi.
1915
yihmn
baglannda Sir
Edward
Grey, Yunanhlara
savaga katilmalarim
tegvik için
'Anadolu kiyila-
nada
geni§ imtiyazlar'
vaat
etmigti. Bu
vaadler,
Yunan Bagvekili
Venize-
los
tarafindan kabul edilmi§ti
ve
Venizelos,
Yunanh1ann geleneksel
'Me-
galo
Îdea'sim, Tani 'Heleninnin çaglar
boyu hûküm sürdügü
topraklan
kapsayacak
gerçokten büyûk bir Yunanistan' emelini
beslemeye baglanu§-
ti.
Ama
o
strada
tarafsizhk politikast
üstûn gelmig, Venizelos istifa ermig
ve
ancak 1917'de
Kral Constantine,
Ïtilâf Devletlerince
tahttan indirilip,
Venizelos
yeniden
iktidara geçtikten souradir ki, Yunanistan
savaga
katd-
migti.
Sava§ biter bitmez
Ve-nizelos,
Amdolu'nun
bütün Ege
kiyis1yla

kesi-
minin
Yunanistan'a verilmesi
istegiyle Lloyd
George'a bagvurdu.
Oysa bu
topraklar,
Îtalyanlarasöz veritmig
bulunuyordu. Venizelos
bu
bölgede Yu-
nanhlarin
çogunlukta olduguou
ileri sürerek
tezini
etkin
bir
temele
dayi-
yordu. Karadeniz
daglanndaki
Pontus
Riimlan
için de durum
aymydi. Ve-
l'
iM
PARATORLUÖUN
PAYT
ASILMASI 177
zelos
barism
temelini olusturmasi
gereken
'kendi
kaderini tayin' ilkesi-
n
gerçeklestirilmesini
istiyordu. Nitekim iki
ay sonra
bu
tezi
'tath
bir
iksözllilük
maskesi altmda'
ve
düzgün
bir Fransizcayla Paris'teki Bang
onferansmd
a
Yüksek Konsey önünde
savunmak
tan
geri
kalma di.
Venizelos'u, 'Perikles'ten
sonra
Yunanistan'm-yetistirdigi
en
büylik
:vlet.adaru'
sayan
Lloyd
George, bu istegi hem
hakh, hem de elverigli
.duyordu. Hindistan'la Ingiltere arasmdaki
ulagtirma
yollarm
koruma ko-
asunda
Yunanlilann Türklerin yerini almasi,
Ïngiltere'nin
daha i§ine geli-
:rdu.
L
ord
Curzon
ve
Ingiliz Digi§ieri,
Yimanhlara
Trakya'da
toprak
ve-
imesini
daha nygun
gõrmekte;
generaller
onlarm
Anadolu'ya
girebilme-
rini
askeri yönden güphe ile kar§ilamakta; Ïtalyanlarbir
yana
itildiklerin-
n
dolayi
yakmmakta;
Eagkan Wilson, Yunanhlann ileri
sürdügü
kendi
iderini
belirleme
savun
yersiz bulmaktaydi. >Wa Lloyd
George, bu güç-
i nedeniere
karsin,
yine
<ie
Yunanhlann Anadolu topraklan üzerindeki is-
.klerini,
bütün
yüregiyle desteklemekten
vazgeçmedi.
Igte, Itilâf Devletleri, Türkleri, Sultan'm
da
yardimiyla,
bu
çegit
bir
mia
zorlamayi
tasarliyorlardi. Mustafa Kemal,_igsiz bir general olarak,
.dana'dan
istanbul'a dönügûnde be durumla
karylagmigti. Annesinin evin-
ki
baskilardan
sikildigi için
Sigli
semtinde,
dar,
uzun,
büyneek bir
ev tut-
r.
Du arada, ailesinin
isranyla
evlendigi
bir
Misirhdan
bogannug
olan
ku-
.nl
Fikriye
de bu
evde kendisini
ziyarete
gelebiliyordu.
Mustafa KemaPin
ca
kary
ilgisinin
uyanmasinda,
genç
kadinm
açiga
vurdugu
duygularm bü-
ik
paya
vardi. Fikriye'nin
onun
kahrarnanhgina karsi besledigi
taparcasi-
1
saygi,
zamania sevgiye
döomüg,
giradi
Sigli'deki
evde, Zübeyde
Hani-
Em
baskismdan da kurtidan
genç
kadm. çekingenligini búsbütün
atmig ve
lustafa
KemaPle aralannda çok yakin bir bag kurulmu§tu.
Meclisin dagitilmasindan
sonra,
Mustafa Kemarle arkadaylarunn
sir-
na,
bir
yenilgi duygusunun agirhgi
çökmüglü. Kötümserlik
içlerini
sarmig,
r gey
yapamamak
duygusu
ellerini, kollarim
baglamigti. Ïngiliz
dostlari-
o
centilmenlige sigmayan
bareketleri
kargisinda üzülen
ve
düg kirikhgi-
a
ugrayan
Rauf Bey,
onlaia
kargi daha sert
bir
tutum
takmmigt1.
Fethi
ey,
çikardigt
muhalefet
gazetesinde
Tevlik Paga'ya kary bir kampanya-
a
girigmisti
ve
kuvvetli bir hükümetin
gerekli oldugu
gu
sirada. Tevfik
Pa-
I kabinesinin,
millî
felâket kar§ismda
sadece,
sessiz bir
seyirci olarak
kal-
igun
öne
sürüyordu. Mustafa Kemai
elindeki
paramn
bir
kismim bu
gaze-
tye-
yatirdi
ve
Fethi'yle birlikte
gazete
idarehanesinde
çahamaya
bagladt.
¯azdigi imzasiz yazilarla halk
oyunu
etkileyebilecegini
ummaktaydi.
Üç
arka
dag,
Sigli'deki
evin
ilk katmdaki buyük
odada ülkeyi
kurtarma-
Atatürk
/
F:
12
178 iMPARATORLUÖUN
GERiLEYÍSVE
ÇÖKÜ$Ü--
nm bir yolunu
bulmak için bagbasa
verip
planlar
yaplyorladi. Ashnda,
am
ci
hükümeti
istifaya zorlamak, yeni
bir kabine kurmak
ve
gerekirse St
tan'i
tahtmdan
indirmek olan
bir ihtilâl komitesi
kurmuglardi.
Ama içleri
den
en az
bir tanesi,
Mustafa Kemal'in fazla ileri
gittigini di¼ünüyor, ka
gilagacaklar
tehlikelerden korkuyordu.
Komite, bu
yüzden
dagildi. Zate
belki de ihtiläl bu is
için çikar yol
degildi.
Çünkü
böyle bir
te§ebbüsün Ît
lâf Devletlerince
o
anda bastmlacagt
kesindi
Mustafa
Kemal
simdi
de,
belki
müttefikler
yoluyla
bir
is
bagarilabil
diye
dügünmeye
baglamisti. Pera
Palas'in iggal kuvvetlerine
ve
müttefil
lerarasi
Yüksek Komisyona bagh subaylarla
dolu, gark
taklidi
mermer
si
lonlarmda, üzerinde madalyalar
ve
Hünkâr
Yaveri igaretiyle süslü
tem
üniformasi
ve
farkli
duruguyla
zaten göze çarpmaktaydt. Anafartalar
kahra
main
oldugu
ögrenilince
büsbütün ilgi topladi. Ama
o,
baglarda
uzak
du
mayi daha
uygun
bulmustu.
Ancak, §imdi
kargi
tarafla ili ki kurmanm
kendi
amaçlarma yarayab
lecegini dügünmeye
baghyordu. Ne
de
olsa, älkenin kaderini ellerinde
tt
tan
onlardi. Fransizlar,
Ïskenderun'açikmig, Kilikya'ya
dogru ilerliyorlai
di.
Antalya'ya
çakmak üzere olan
Ïtalyanlarindaha
da içeriye sokulmalal
mümkündü.
ingilizler, Trakya'dan
Kafkasya'ya kadar
Împaratorlegun
he
yerinde, ordunun terhisini
ve
silahtan
arinmasim
denetim altinda
bulunduz
mak
için kontrol subaylari
yerlegtirmiglerdi.
iktidari
elinde
tutan
Padi§a
lun, Mustafa
KemaPi, kadrosu gitgide daralmakta
olan Türk
ordusund
nemli
bir
göreve
atamasi
sözkonusu
degildi. Oysa,
onun
yetkisiz olmal<
tansa
herhangi
bir yetkili
görevde
buhmmasi,
isteklerini, yani Lord
Cur
zon'un çekindigi milli ayaklanmayi
gerçeklegtirebilmesi
için
gartti
Acaba
Itilâf
Devletlerinden,
hele
Osmanh Imparatorlugundan
toprak istegiudi
bulunmamq
olan
Îngilizlerden
bir
mevki
koparamaz miydi? Onlar
bura
dayken elde edilecek
bir yetkinin,
çekilip gitmelerinden
sonra
memleketi
daha yararh
bagka yollarda kullamlabilmesi
pekâlâ mämkündü.
Mustafa Kemal,
ingilizlerinagzuu
dolayh yoldan
aratmaya karar
ver
di
ve
aracihga,
tamnmig
bir
gazeteci
olan
Daily Mail
gazetesinin
muhabir
G. Ward Price'i seçti.
Pera
Palas otelinin müdüräyle
haber göndererek
ga
zeteciyi
kahve içmeye çagirdi. Ward Price de Genelkurmaym
istihbara
servisindeki albaya
dangtiktan
sonra
çagriyi
kabul
etti.
Mustafa
Kema
onu
üniformasiyla
degil
de, sirtmda
jaketatay ve ba§mda fesle
kargiladi
Ward
Piice,
Mustafa Kemal'i yakigikh
ve
erkek
tipli buldu.
Elini kolum
oynatmadan, sâkin
ve
õlçûlü
bir
sesle
konusuyordu.
Yamnda arkadagi
Re-
fet Bev vardi.
-
I

ÍMPARATORLUÖUN
PAYLASILMASI
179
Mustafa Kemal,
gazeteciye, ülkesinin.
savaga
yan11§safta
Ëatilrms
ol-
ugunu
itiraf etti. Türklerin
Ìngilizlerle
hiç çatigmamalan gerekirdi.
Bunu
trf
Enver'in baskisiyla yapnnglardi. Savagi
kaybetmi§1erdi.
Simdi
bunu çok
ahali ödeyeceklerdi.
Anadolu
bölünecekti.
Mustafa
Kemal, Fransizlarin
lke
içine
sokulmalanna
karglydi.
Halk, belki bir Îngilizyönetimini
daha
z
güçlükle
hazmedebilirdi.
'Eger Ingilizler
Anadola'da
sorumlulugu üzerlerine almak niyetindey-
ler tecrubeli
valilere
ihtiyaçlari olacaktir,'
dedi. 'Bu sifatla yardimi
arze-
ebilecegim
bir makamla
temasa
geçmek
isterdim.'
Ward Price, gizli
servisteki
albaya
bu konusmayi anlatti. Albay
bunun
zerinde
durmayarak, 'Yakmda is isteyen daha
bir sürú Türk generali çika--
ak,'
dedi.
Italyanlar kendileri
girigime geçarek Mustafa
Kemal'e
dogrudan dog-
lya öneride
bulundular. Ïtalyan
Yüksek Komiseri Kont Sforza, Lloyd
Ge-
rge'un
Yunanhlan
desteklemesire giddetle
kargiyi.
Her
ne
kadar Türki-
s'nin
bölänmesi
konusanda müttefikleriyle
igbirligini kabul etmisse
de,
erhangi
bir bagarisizlik
olasiligina
karp milliyetçilik
hareketinin liderle-
yle
bir bag kuracak kadar kurnazdi.
Bu liderlerin
'kendi
kuvvetlerine
ger-
skten
güvendiklerini'
görüyordu.
Kont Sforza'mn aracdarmdan
biri,
milliyetçi
bir
hükümet
kurmak
ko-
asunda
Mustafa Kemal'le Fethi'nin
agzim
aradi.
Ayrica iki
araci
da
ÎtalyanIari
tutmakta
olan
iki Türk
gazetecisi- Ïzmir
gerisinde Yunanlila-
i
karsi Mustafa
Kemal'in komutasmda girigilecek
bir
askeri
direnmeyi
alvanlarm
silahla destekleyeceëine
söz verdiler. Gerekli
ortam hazirlan-
ktan
sonra,
Mustafa Kemal,
Sf-orza'yla
tamitirildi. Kont
ona,
bûtün giri-
.cegi iglerde
Italya'run destegine
güvenebilecegini açikça
belirtti.
=Eger
igmiz sikigacak
olursa,
bu
elçiligin
her
zaman
emrinize
âmade olduguna
ivenebilirsiniz'
dedi. Mustafa Kemal verdigi cevaplarda fazla
açilmadi.
ma tasarilan daha geligtigi takdirde,
Ïtalyanlann
desteginden yararlana-
1ecegirn anlamigti.
Bu arada
Allenby,
Filistin'den
gelerek Ïstanbul'a kisa
ama
firtina
gibi
r
ziyarette
bulunmustu. Bazi Türk generalleri
onun
mütareke kogullan
:erindeki
görügüne aykiri olarak, askerlerini
terhis etmekte zorluk
çikan-
rlardi. Allenby,
Harbiye
ve
Hariciye
Nazirlarini çagirtarak agizlanm
aç-
aya
bile firsat
vermeden
onlara
isteklerinin listesini okudu.
Bunlann
ara-
2da,
ön planda suçlu
gördügü Musul
cephesindeki Altmci
Ordu komutani-
a
geri alinmast
da
vardi.
Ïstediklerinibe§
dakika içinde elde eden Al-
aby, vakit
kaybetmeden
Filistin'e döndü.
Suçlu görülen
Altmei
Ordu ko-
.
t..
I
180
iMPARATORLUÖUN
GERILEYÍS
VE
ÇÖKÜSÜ
mutantysa, Ístanbul'a gelir gelmez Ïngiliz
makamlari
tarafmdan tutuklai
di.
Allenby'nin
ziyaretinden
az sonra
-ve
ona
kahrsa·bu
ziyaretin
bir
si
nucu
olarak-
Harbiye
Nezareti, Mustafa
KemaPe ordu komutam
rütbes
nin
indirildigini
bildirdi.Hünkâr Yaveri
olarak sahip
bulundugu
imtiyazh
kaldirilmig, emrindeki makam otomobili geri ahnmig
ve maa§i
azaltilmr
ti.
Kendisine yine de, komutammn
geri çagmimasindan
sonra
terhis
edik
cek olan Altinci Ordunun komutanhgi teklif
edildi.
Mustafa Kemal but
derhal
reddetti.
Böylece, büsbütün
açikta kalm1§ oluyordu.
1919
Subattran
sonunda Padigali,
hükümeti
degigtirdi. Ötedenberi
a
sarladigi bir geyi gerçeklegtirmenin
sirasi
gelmisti. Zaten kaç keredir çeki
mek isteginde bulunan Tevfik Pa
a yi
görevinden affetti. Yerine,
kimseni
adam
yerine
koymad 1 enigtesi Damat Ferit'i getirdi. Ferit,
otuz
yll önc:
ki
Hariciye memurlugundan
sonra,
ilk olarak
rosmi
'oir
görev
almig bulura
yordu. Yurtsever Tü.rkierin gözünde
zerre
kadar itiban
olmayan, ige
yan
maz bir
adamdi.
Ama Ingilizler
onu,
güven
verici
Batih
görünügü,
pas
b
yiklan
ve
ûzerinde
o
Avrupa
kültürü cilâstyla
'tam
bir
Türk
efendisi
say
yorlardi. Damat Ferit
aradiklan
kuldamn
ta
kendisiydi.
Muhalefeti ortadan kaldirmaya kararli olan Damat Ferit Paga'nm 0
igi,
bir sürü
yeni tutuklamalara
girismek
olde. Kugkulandaklari asker
ve
pc
litikacilan Malta'ya
sürmeye baglamig
olan
Ïngilizier
de
onun
bu hareke
lerini desteklemekteydiler. Daha
önce de,
Tevfik Paga, Müttefiklerin
z<
ruyla, eski
Ïttihatçi
nazirlari
hapse
attirmista.
Simdi
de Damat Ferit'in D:
hiliye
Nezareti, 'Divan-1 Harp' yoluyla kestirme
mahkeme
yöntemleri
u:
gulayarak yeni
bir temizleme
hareketine koyuldu. Fethi
Bey de
seçile
kurbanlar arasindaydi. Savastan önce
Parti'nin genel
sekreterliginde
ve s.
vastan
sonra ve
Dahiliye Nazirhš mda bulundugu için, dügmanlan
taren:
dan
haksiz olarak Enver,
Cemal
ve
Talät
üçlüsünün
kaçmasma
göz
y,n
makla suçlanmaktaydi.
Mustafa Kemal
onun tutuklanmak üzere oldugm
haber
aunca
gece eve
gitmemesini
söyledi.
Fethi Bey, her
zamanki
uma
samazhgiyla,
durumu hañfe aldi. Damat Ferit in
ona
tehlikede olmad
na
dair teminat verdigini söylùyordu.
Ama daha
o gece,
evine
doner döl
mez
tutuklandi.
Mustafa Kemal
bir
yoluna
bularak
Harbiye
Nezareti
hapishanesinc
arkadagm
görmeye
gitti.
Bu ugursuz
yere
sanki
kendi de
mahpustnug
gi
geldi. Merdivende
rastladigi
jandarmalann, ne
olur
ne
olmaz
diye elleri:
sikti.
Çunküaci aci
içinden
geçirdigi gibi, kendi
de tutuklanacak
olursa
i
adamlar
onun
igine
yarayabilirdi. Arkadaglanm üst
katta, dar
ve
karanl:
Ï
MPA RATO
RLUÖUN
PAYLASILM
AS I 181
koridorun iki yamndaki karglikh
hücrelerde
buldu.
Burasi
nazirlar,
si-
set
adamlari, gazeteciler,
önem1i
ve tamurug
kipilerle doluydu.
Hepsi
savag
suçlusu gibi i lem görüyorlard2. Hücrenin kapisi
açdmca çevresini
-dilar.
Konusmaya
can
a
tiyorlardi.
Aralannda
savagm
ilk yillarimn sadra-
tni olan Prens Sait
Halim
Paga da
vardi.
Mustafa Kemal, Fethi Bey'le ,
u
katma
çikarak
dolagip konuptu. Ama
gõzetlendiklerinden kugkulandigi
n,
fazia kalmayi dogru
bulmadi.
Artik
kendi
güvenliginden de
güphelenmeye,
gece geç
vakit
kapi
çali-
lea irkilmeye baglamigtt. Bir
gazete,
lttihatçuar
yakaland
gi
halde, Mus-
à
Kemal'le
Rauf'un
niçin hâlâ
'Beyoglu'nda,
ellerini
kollarmi
sallaya
Llaya
dolastiklanm'soruyordu. Mustafa Kemal, Ítalyanlarla
olan temasla-
a
daba çogaltti. Kont
Sforza'nm
himayesi
altinda olduš u
bilinirse,
logi-
lerin
onu
yakalatmaktan
çekinebileceklerini dügünûyordu. Son tutukla-
alar kar§ismda
duyulan
öfke,
millî
duygulari canlandirmaya yaradi. Libe-
l egilimli olmak1a beraber,
kesin programlart
buhmmayan birtakim poli-
: gruplar,
istanbul tarafindaki bir
evde,
bir
çegit 'Millî Kongre' kurmak
laclyla
toplandilar. Ama yaptiklan is, konugmaktan
pek ileri gitmedi.
aha kesin görüs
ve
planlari bulunan
Mustafa Kemal
ve
Rauf,
bunlann
asmda
ihtiyati
elden
barakmiyorlardi. Bu toplantida bol
miktarda iyi ni-
t
buldular. Ama içlerinde
kendi taraftarlar dahil,
bu
iyi niyeti elle
tutu-
c
bir
dügünce
ya
da
hareket biçimine sokacak pek
az
kisi
vardi.
Iggalin
tin kogullanndan yllmig olan
birçoklarmin kafasi da, daha
çok kendi
kisi-
I çikarlanna
ve-birtakun çekemezliklere takilip kalmisti.
Çözüm
yolunu bagka yerde
aramak gerektigi
belliydi.
Bu yollardan
bi-
ii,
onlara, ordunun
terhisinden
sonra
hastalik izniyie
Adana'dan
dönen
li Fuat gösterdi. Ï
stanbul'a
ge
lir
gelmez Mustafa Kemal'in
Sigli'deki
evi-
gitti
ve
geceyi orada geçirdi.
Bundan sonraki haftalarda
birçok
geceleri-
,
bu
evde geçirecekti. Kulagmdan
rahatsiz olan Mustafa Kemal,
Ali
Fu-
'I
sirtmda
robdögambrla
kargiladi. Yattigi
odaya alarak koltukta
yer
gös-
rdi. Kendisi de bagucunda gazeteler ylgili
duran
yatagimn
üzerine
otur-
L
Gece
yarisma
kadar konustular.
Ali
Fuat,
ona,
Anadolu'nun ac1kla
durumii
ûzerine
bilgi
verdi.
Idare
ekanizmasi felce ugramis,
güvensizlik
her
yana
yayilmigti. Yerel
idare
et-
siz
ve
yetersizdi.
Partilerin
tagra
örgütleri
arasmda birlik yoktu.
Mustafa
emal'in
surati asilmisti.
'Çok
kötü,'
dedi. Ïkisi de, itilâf
Devletlerinin ül-
:nin
çogunu iggal
etmeye
kararh olduklarim, hükümetime bima
kargi ko-
icak
istek
ve
yetenekten yoksun bulundugunu anhyorlardt. Iggalkuvvetle-
,
ordunun terhisi
ve
silahlarm
toplanmasi igini
holandarmaktaydalar. Ig-
182 ÏMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÏSVE
ÇÖKÛ$Ü
ten
anlayan
görevliler, Îttihatçalan
tuttuklan
bahanesiyleidareden-ve
ordu-
dan uzaklagtiriliyor; yerlerine,
iggalcilere boyun egmeye hazir
'evet
efen-
dimciler'
geçiriliyordu. Tek
çözüm yolu,
bir milli direnme
hareketiydi. Bu-
nun.için
bir
program
hazirladilar.
Bu, yalniz iki yoldan
biriyle
gerçeklegebilirdi:
ya
digandan,
hükümeti
istifaya zorlayarak.
ya
da içerden, Harbiye
ve
Dahiliye
Nazirhklanna mil-
liyetçi
unsurlar sizdirarak. Birinci
yolu
bagaramamigolduklanna
göre,
gim-
di ikinci
yolu denemenin
sirasi
gelmisti. En
iyisi,¯Mustafa
Kemal in
Harbi-
ye
Naziri olmas1ydi.
Dahiliye Nazirligi
için
uygun
bir
aday
da Fuat'in aile
dostu
ve
Damat Ferit
koalisyonunun etkili üyesi
Mehmet
Ali Bey'di.
Onun
gibi bir kimsenin yardimi olursa, amaç1arma ihtilâlle
degil de,
bir içeri
siz-
ma
yoluyla eri§ebiHrlerdi.
Ali Fuat,
Mehmet
Ali
Bey'e Mustafa Kemal'den
söz
etti.
O da Musta-
fa Kemal'in akilli, enerjik,
yurtsever bir
genç
subay oldugunu
zaten duy-
mustu. Ïttihatçaolmadigma
da inandiktan
soara
kendisiyle
tanigmaktan
ge-
ref
duyacagmi
bildirdi. Ail Fuat'm, Bogaz'm Anadolu
yakasindaki evinde
bir ak§am
yemegi
düzenlendi.
Mehmet
Ali,
kendi çevresindeki
grubun git-
gide
nüfuz
kazandigim
ve
bu
grubun önemli rol
oynayacagi bir
hükümet
kurmak taraftari
oldugunu belirtti. Bununla
birlikte Harbiye
ve
D
ahiliye
gibi änemli nazirliklarin
Damat Ferit'in kendi
güvendigi
kimselere verile-
ceinden
korkuluyordu.
Yani, rejime faze milliyetçi
kam agilamak
pek öy-
k
kolay
bir I; degildi.
Mustafa Kemal
kabinedeki
nazirlarla
gizlice iligkiler
kurmaya bagla-
di içlerinden bazilari, Enver'le Talât'a
cephe almig oldugunu
bildikleri
için
onu
kendi yönlerine çekmek
istediIer. Enn1ardan
biri Bahriye
Nazir1
Avni
Paga'yda;
ama o
da
bir hükümet darbesine
istekli
görünmüyordu.
Bir
tanesi de Padi§ah üzerindeki etkisine
gûvenerek Dama
t
Ferit'in
yerine
gcçmeyi
uman
Ayan Reisi Ahmet
Riza'ydi.
Gizli
bir bulugmada
bir
milli
cephe
kurmak dugüncesini
öne
sürdü.
Mustafa Kemal
ihtiyati
elden
birak-
mamayi ve
fazla aç11mamayi
daha
uygun
buldu. Nitekim,
Ahmet
Riza'mn
çevirdigi
manevra bir
sonuç
vermedi.
Damat Ferit iktidarda kaldt.
Hükiimeti
içten yikmamn
kolay olmadigi artik anlagilmisti.
Durum
an-
cak
Anadolu'da
çözümlenebilecekti.
Ama
sorun
oraya
gidebilmekti.
Ali
Fuat'm izni
bitmig
ve
Mustafa KemaPin eski
ordusundan
kalan
tek birlik
olan kolordusuna
dönme
zamam
gelmigti.
Mustafa KemaPe
hâlâ komutan
gözüyle bakan Ali Fuat,
karargâlum kuzeye, bir direnme
hareketi
için
merkezi
durumda
olan Ankara'ya nakletmeye
razz
oldu.
Demiryolu, Ital-
yanIarin denetimi altmda
bulundugu için bu igi yapmak gimdilik
zordu.
Fa-
ÍMPARATORLUÖUN.PAYLASILMASI
183
gerekirse
askerlerini
yaya
olarak
götürecelti. Mustafa Kemal'den de
ip
kendisini
orada
bulmasim
istedi.
Sigli'deki
evde
Rauf la
beraber
son
bir akgam
yemegi yediler.
Ayak-
ma
hareketinden belirsiz bir hayal degil, kesin bir
gerçek gibi
söz
etti-
Rauf Bey'in,
bir
deniz subayi olarak Anadolu'ya
geçmesi kolay degil-
Ama
o,
bu
ugurda görevinden istifa
etmeye
bile
hazirdi.
Mustafa
Ke-
I de
Anadolu'da
genig yetkili bir
görev
ele
geçirmek için
ne
mnmkünse
lacak,
bunu bagaramazsa kendi bagma
Anadolu'ya
geçecekti.
Rauf,
görevinden alinmasi
için Babriye Nezaretine
bagvurdu.
Damat
·it
kendisini çagirtti. Rauf Bey sirtmda
sivil
elbiseyle
gitti. Ferit Paya
on-
1, karanndan
vazgeçmesini
istedi.
Rauf da açik konugarak, hükümet
bu
da devam
ederse ordunun
üzerinde
Israrla
durdu.
Hükümet
bunlari
mieketlerine
göndermeye
söz vermig,
ama
bu
sözünde
durmamigti. As-
1er
ortahkta

ve
periçan
serilip
kalruglardi. Sokaklarda yabanalara
Eç aç1yorlardi.
Kan
ve
ates arasmda
ülkeleri
için dövügmügolan
bu er-
gimdi ölümden
daha kötü bir
sefalet
içindeydiler. Bütün bunlar isyana
açacak geylerdi.
Gerçeklerle böyle
yüz yüze
gelmeye aligik olmayan
Ferit Pa§a,
'Ne
nek?
Bu da
nesi?'
diye
minldamyordu.
Rauf
Bey sözüne devamla,
'Size
sadece kendi gözümle
görmüg
olduk-
.m1
söylüyorum,' dedi. 'Megrutiyetten
önce
ve sonra
bu
ülkede
yapilan
ün ihtilâlleri gördiim...
Bu
igleri bilen bir insan
olarak size,
er geç
bir
in ç1kacag1m
söylüyorum. Bu isyanda
asker olarak
rol
oynamak
istemi-
um.
Kendi sorumlulugum altmda hareket edebilmek için
bütûn
resmî
ran
ve
ayricahklardan
kurtulmak istiyorum.
Ferit Pa§a §agkmhk
içinde
ona
bakakalmisti. Sadece,
'Pekâlâ efen-
1,'
diyebildi.
Rauf Bey'in Bahriyeden
istifasi bu
gekilde
gerçeklesti.
Mustafa Kemal,
Sigli'deki
evine
Ïsmet Bey'i
de çagirang
ve
eski
bir
t
gibi
karguamigti. Îsmet,
Harbiye
Nazirhš mda
müstepardi.
Paris'te
ya-
icak
olan
Barig Konfe.ransi için
gerekli
belgeleri hazirhyor
ve
buraya
aderilecek
Türk heyetine üye
seçilmeyi umuyordu.
Merhabalagrken,
:leri
parlayarak, 'Ne haber? Bir geyler
var
galiba? diye sordu.
Mustafa
Kemal,
cevap
olarak, ortaya
bir
Tûrkiye haritasi koydu. Tec-
eli kurmay subay1ismet, hemen
cebinden
bir
pergel çikardi. Mustafa
taal
ondan Amadolu'ya gitmek için
en
iyi yolun hangisi oldugunu
sordu.
direnig hareketine girismek için
en
elveri§li
bõlge hangisiydi?
Ísmet,
onun
ne
dügündügünû
sezerek sevinç1e
bakti: 'Demek
kararun-
'erdiniz?'
r rr
184
iMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÌS
VE
ÇÕKܶÜ
.
.I
.
Mustafa Kemal, 'Henüz bundan söz etmenin
strasi
degil,' dedi.
Ïsmet,
ses
çikarmadan,
dikkatie haritayi
incelemeye bagladi. Sonra
ayaga
kalkarak ihtiyatla, ½nadolu'ya
gitmek için bir sûrü yol
var,'
dedi,
'bir
sürü de yer.' Arkadan,
güliimseyerek,
'Ne yapacagimizi bana
ne
za-
man
söyleyeceksiniz?'
diye sordu.
Mustafa
Kemal,
'Strasi
gelince,'
diye
cevap
verdi.
Mustafa Kemal, böyle bir karari aceleyle verecek adam
degildi.
Teh-
likeli
bir
oyuna
girigecekti.
Durumu her
açidari,
her geyi
tartarak incele-
mek gerekiyordu. Planim yapmak, arkadaglanm
kendi görügüne inandmp
kararlarun saglamlagtonak
ve
direnmenin dayanaca ,1
ideolojik temele
hem
kendi, hem de onlann kafasmda belirli
bir
biçim
vermek
için daha
za-
man
gerekiyordu. Hâlâ Padigahtan,
Ítilaf Devletlerinden, Taarf
dan,
ya
da
buna benzer
bagka bir
kaynaktan bir geyler
uman
kisiler çoktu. Dügmana
kuvvetle kargi koymaktan bagka
çikar yol olmadigimn anlagilmasi için olay-
lann
ve
kafalann daha
geli§mesi gerekiyordu.
Bu sirada, Trakya'da
bir
kolordu
kalmtisina komutanhk
etmekte olan
Kâzim
Karabekir Paya Istanbul'a gelmisti. Gösterigli,
agir, saglam
Kara-
bekir,
askerlik
bakmundan tipik bir
eski
Türk savaççisiydt,
ama
siyasi
görü-

bakunmdan demokrasiye içten
ve inatla inanan bir insandi. Kafkas
geh-
rinde Mustafa
Kemal'in komutan yardimcihš mda
bubmmustu.
Simdio cey
hedeki
ordudan
artakalan
tek birlik olan
On Beginci Kolordunun komutasi-
m
devralmaya giderken,
Sigli'de
kendisini
görmeye
gelmi§ti.
Mustafa Ke-
mal'e, Türkiye'nin
kurtulus umudunun orada, doku
bölgesinde
olduguna
inandigim
israrla
belirtti.
Savag hinnetinin
çogunu yapang
oldugu bu bölgelerde, halk kendisini
sever
ve
sayard1.
Ordusu kuvvetliydi. Halk da bu
orduyu
tutnyordu. Tek
bir
eksik vardi:
gercek
ve
azimli
bir
önder. Mustafa Kemal
ne
yap1p
yapip
Ana
dolu'da bir komutanhk bulmanm çaresine bakmahydt
Öteki
yurtsever
subaylar da ister
görevli olarak, ister kendiliklerinden
onun
peginden git-
meliydiler.
Mustafa Kemal Amadolu'ya geçince hemen
doguya gelmeliydi.
Orada bir
milli
hükûmetin temelini attiktan
sonra
bunu Erzurum'da Kâ-
zim
Karabekir'e
teslim ederek batiya gidebilirdi. Eger, Mustafa
Kemal,
Anadolu'ya
gelemeyecekse, Kâzun Karabekir kendi bagma harekete
geçe-
cekti. Mustafa Kemal,
onun
dûgüncelerini yerinde buldu
ve
Erzurum'da
onunla
temasa
geçmeye
çahyacagma
söz verdi. Kânm Paga
o
gelinceye
kadar gerekli
ortamt hazirlamayi
vaat
etti.
Gerçekten de
bir ihtilâlci gözüyle Anadolu'daki
durum, umut
verici
görünmeye baglanugti.
Oradaki kargi
koyma isteginin ÍstanbuPdakinden
ÍMPAFATORLUÖUNPAYLASILMAS1
185
A daba
olumlu
ofdugu
onlaphyordu. 1918 yiluun aralik ayindan beri
nadolu'da
yer yer
milliyetçi
gruplar
ortaya
çikmiga. Burdar kendiferine
füdafaa-i Hukuk
ve
Reddi-Ilhak
Cemiyeti gibi
adlar
vermislerdi.
Eu
·uplarm
en
kuwedi olduklan yerier, yabanci tehdidine
eo
çok açik olan
bleelerdi. Yeaanlilara
kar§i Trakva
ve
Ìzmir'de güclüydüler. Fransiziann
keyi
g
ale yardimci olmasi
için'
bir Ermeni
Lejyonu
kurduklan
Kilik-
t'da
ve
itilâf Devletlerinia uydurma
bir
Ermenistan
yaratmayt
tasariadLk-
n, savaçç>
ve
örgürlûk
duygusuna bagli
bir
halkm
yagadigi dogu illerinde
durum 1:,övlevdi.
KâZLm
Karabekir. Mustafa Kemal'in
de
ona a
ile do-
daki
bu
çegitti gruplan
biraraya toplayarak
ruiliiyetçi
hükümetin temell-
almayi
tasarhyordu.
Käzim
Karabekir'in ziyareti
Mustafa
KemaPi yüreklendinnekle kal-
amm,
kesin kararun
vermesine
yardimci olmu§tu.
Mustafa Kemal simdi
nadolu"da,
biri
ortada,
biri de doguda
olmak
üzere
iki
ordunun
destegi-
: güvenebilirdi.
Ama
cevabi
hâlâ
verilemeyen
bir
soru
vardi: Anadolu'ya
asil
gidecekti? Bu
sorunun yamtmi,
hiç
umulmadigt
halde iggal kuvvetleri
:mdneri
verdiler.
L.
ON DOKUZUNCU
BOLUM
Direnig Hazirliklan
ÏTÏLÂF
DEVLETLERÏ,
Anadolu'da
iggalleri digmda
kalan bölgelerin
anargiye
dogru
yuvarlandigmi görüyorlardi. Birçok
yerde kanun, düzen di-
ye
bir
gey
kalmamisti.
Eskiya çeteleri, Balkan Savagindan
önce Makedon-
ya'da
oldugu
gibi, ülkeyi
haraca kesmeye baglannslardi. Halk
dehget için-
deydi. E§kiyalar yolculari
pusuya
dügürüp
soyuyor,
igkence ediyor, adam öl-
dürüyorlardi.
Türkler,
Îtilâf Devletlerinin ülkenin
tümünü
iggal
altina almalanndan
çekiniyorlardi.
Oysa,
onlann
bunu
yapmaya
ne
istekleri,
ne
de olanaklar
vardi;
durumu düzeltmek için
de
Türk makamlanmn
igbirligine güvenmek
zorundaydilar.
Fakat, Türklere çok
agir gelecegi kesin olan
bang kogullan
açikland2gt
vakit,
by igbirligini
kaybedeceklerini de anliyorlardi.
Öyleki
Türklerin, Anadolu'daki
Hiristiyanlar ûzerinde
bir
misillemeye
girismeleri
bile akla
gelebilirdi.
Ïtalyanlann,
kendi toprak istekleri
ugruna,
Türkleri Yunanhlara
kargi
kigkirttiklari
Ïzmir dolaylarmda,
durumun daha da alevlenmesini, ancak
li-
mandaki
iki Ingiliz
savag
gemisi önleyebiliyordu.
Samsun'da görevli Ingi-
liz
komutam, Yunanlilarm bagimsiz bir Pontus kralhät
kurmak hülyasmi
.
güttükleri bu bölgedeki
durumu
açiklayan
bir
rapor
göndermi§ti. Yûksek
Mütareke Komisyonu bu
raporu,
Damat Ferit Paga'ya
ileterek hükümetin
Rum
köylerini
Türk
tecavüzünden korumak, kanun
ve
düzeni yeniden.kur-
mak
için derhal
önlem
almasi
dileginde bulundu. Komisyonun
dügüncesine
göre bu bir insanlik
göreviydi. Hukämet
bunu
yapmazsa,
iggal kuvvetleri
duruma
el
atmak zorunda kalacaklardi.
Damat Ferit
Paga telaglandi, ilk is
olarak
Dahiliye Nazir
vekilini
çagirtti. Ïyi
bir
rastlantlyla
bu zat, Mustafa
KemaPle Ali Fuat'1n
daha önce
görügmüg
olduklari
Mehmet Ali
Bey'di.
Mustafa
KemaPin
istediklerini yerine getirmek için firsat
kollayan Meh-
DÍRENÍSHAZIRLIKLARI
187
et
Ali Bey3in eline
böylece bir
gans
geçois
oldu.
Damat
Ferit,
ne
yapmak
gerektigi üzerinde
dûsüncesini sordu. Meh-
it
Ali
Bey, Îngilizlerin
raporundan
durnmun artik
ÎstanbuPdan
denetimi-
olanak kalmadigi
gibi, yerel
makamlann
da bununIa basa çikacak güç-
olmadiklanmn
anlagildigmi söyledi. Ona kahrsa,
tek
çözüm yolu, hükü-
:tin
kendisine güvenebilecegi
genç
ve
enerjik
bir
subayi
Samsun'a
gön-
rmekti.
Görevi,
askeri
ve
idari
imsurlan,
kanun
ve düzeni
saglayabile-
k
güçlü bir
yönetim altmda
toplamak
ve
bõylece ingilizleregüvenlik
ver-
:k
olacakti. Ferit Pa§a
bu
igi yapabilecek bir
subay
göstermesini isteyin-
, Mehmet Ali Bey, Mustafa
KemaPi öne
surdü.
Damat Ferit birden karar
veremedi.
Mustafa
Kemal'den biraz kusku-
nrdi.
Ote yandan bu,
onu
uzakla§tirmak için iyi bir
firsat
sayilabilirdi.
ice
sicilini
incelemek,
ardadan
da
ne
çe§it bir adam olduguru kendi
gö-
yle görmek istedigini söyledi.
Mehmet Ali Bey, ikisirti.
Cercle
d'Ori-
t'de bir
akgam
yemeginde kargi kargiya getirdi. Mustafa Kemal de iyi
e't-
birakacak
§ekilde
davranmaya dikkat
etti.
Kisa
bir süre
sonra
Harbiye
Nazm
Sakir
Papa kendisini çagirtarak,
drazarran dü§üncesini
açikiadi.
Damat Ferit, Mustafa Kemal'in
Anado-
ya
gidip Türklerle Rumlar arasmdaki
durum hakkinda bir
rapor
hazirla-
isim
uygun
görmügtü. Kemal,
tereddüt etmeden
cevap
verdi:
'Sevinerek
lerim.
Fakat, görevim
yalniz
bundan
mi
ibaret olacak?
"Evet,
öyle
karar
verildi.
"Pekâlâ!
Yalmz,
müsaade
buyurursamz tayinim
usulü
dairesinde yapil-
..
Zât1âlinizi bununla fazla meggul etmeyeyim. Bu konuda Genelkurmay
skamyla
görügsem
olur mu?'
Nazir, 'TabiP dedi. 'Öyleyaparsiniz.'
O
sirada
Genelkurmay Bagkam,
Yedinci Ordu
komutanhš mda önce
adi
yerine
geçen,
sonra
da kendisinin yerine
geçmig
oldugu
eski dostu
vzi
Paga'ydi.
Ancak
kendisi hasta oldugu için Mustafa Kemal,
onun
yeri-
vekiline
bagvurdu. Burada da
gansi ona
yardimci oldu.
Çiinkü
Fevzi Pa-
mn
yerine
bakan Diyarbakirli Kâzim Pagal da hem dostu, hem
Sigli'den
tagusuydu.
Mustafa Kemal,
ona
dûçûncelerini çok
kez açiklamiga.
Kâzim Paga'mn Mustafa Kemal odasmdan içeri girinceye
kadar,
böy-
bir
görevden
haberi bile
yoktu.
Gözlerindeki ifadeyi
görûnce
gülerek,
a
oluyorf
diye sordu.
Kemal, Kâzim'm âmirlerinin, kendisini
baglann-
a
atmak lçin bir görev
uydurmug oldoklarm1
söyledi. Bu
da
onun
igine
Emigti.
Simdi
Kânm Paga'mn, Naarm
kendisinden
tam
olarak
ne
Kâzim Inanç.
T:,"-.I
188
iMPAPATORLUÖUN GERÍLEYÏS
VE
ÇÖKܶÜ
istedigini
ögrenmesi gerekiyordu.
Soara birlikte aynntilar üzerinde çah§a-
bilirlerdi.
Kâzim Paça
direktif
ahp
döndü.
Mustafa Kemal, sadece Samsun do-
Jaylañnda
Rumlara kargi koyan
Türkleri cezalandmnakla
kalwayacak,
ya-
kialañnda
bulunan
çegitii
milliyetçi
kuruluglan da dagitmakia görevlendiri-
lecekti. Kemal, 'Mükemmel!'
dedi,
'Haydi gimdi kâgit kalem alahm...'
Bagbaça, Mustafa Kemal
e
genis
bir çahäma
alam
saglayacak birta-
kun
yetkiler uydurmaya
koyuldular. Bu bir
'niüfe
triglik'görevi olacakti.
Asä önemli
nokta,
kendisine genis bir
yetki saglayabilmekti.
Bütün
Anado-
lu'va emir verebilecek durumda olmahydi. Iki
madde
daha eklemek eere-
kiyordu: Samsun'un dogusundaki birliklere de komuta edebilmesi
ve
tagra-
daki
valilere
duyuruda bulunabilmesi için.
Kânm Papa kaslarmi
kaldirdi,
sonra
gülerek, 'Vazifemiz,'
dedi,
'Eli-
mizden
geleni
yapmaya
çahgacag1z.' Bir
tasiak
hazirladi,
ertesi
gün
bir da-
ha
okuyup üzerinde
düzeltmeler
ve
eklemeler
yaptilar.
Kânm Paga, biraz güpheyle, 'Bu yetkiler
biraz
farla olmadi
mi,
Pa-
a?' dedi. 'Karkanm Nazir bunu kabul
etmeyecek.
'Pekâlâ... eger
kâgidiimzalamak istemezse, hiç
olmazsa
mühûrletme-
ye
çalism.'
Kâzim Paga, taslagi ahp gitti. Nazir,
biraz
rahatsizdi.
'Siz
yüksek
ses--
le
okuyun,
ben dinlerim,' dedi.
Kâzim
Paga
okudugu sirada Nazir:
'Siz Uçimcü Ordu
müfettigligi
de-
gil,
Anadolu'nun
tûmüne
yaygm
bir
müfettiglik
kurmussunuz,'
dedi. 'Bu da
ne
demek?
Kâzim Paga,
bunun
normal
bir
usul
oldugunu
söyledi.
Kendi
alam
di-
mdaki mülkî
idare ile baglanti halinde bubmmak da bir ordu müfettiginin
gõrevleri
arasinda
sayihrdi.
(Anadolu
Müfettig-i
Umumisi)
unvam
ilk kez
kullamhyor
degildi ki. Nazirm, imzasim atmaktan
çekindigi
belliydi. En
sonunda Kâzim Paga'ya basun kaldmp
gülûmseyerek
bakti
ve
mnbrünü
ahp
önüne atarak, 'Eenim imzam
§art
degil,' dedi,
'gunu
alm,
kendiniz mü-
hürlersiniz.'
Mustafa Kemal bunu duyunca, belgeye birkaç
gey
daha
eklemek
iste-
di.
Kâz2m
Papa,
Nazira
bildirmedigini
söyleyerek gakadan
itiraz
ettikten
sonra
bimlari da
yazdi. Sonra iki nûsha olarak
temize
çektiler.
Kânm Pa-
ga
ikisini de
mühürledi
ve bir tanesini: 'Pa§a, ingallah
baptmiza bir is
aç-
·
mazlarf
diyerek Mustafa Kemal'e
uzatti.
Mustafa Kemal'in
aldigi
talimat,
asayigin yeniden saglaamasim
ve
gimdiki kangikhklarm nedenleri
üzerinde
bir
sorupturma a
çñmastm;
bütün
I
DÏRErdS
HAZIRLIKLARI 189
,ilah
ve
cephanenin toplanip depo
edilmesini,
bagbozuk birliklerin
silah-
an armmasim
ve
bandan
sonra
her türlü
asker topl.amanm
ve
silah
dagit-
-aanm ördenmesini kapsiyordu. Bu is için kendisine beg
viläyet
üzerinde
dogrudan
dogruya
yetki
tanmtyor,
emrine
de iki kolordu
verillyordu.
Beg
tyn
vilâyet
üzerinde
de dolayh yetkisi olacakti.
Buralara isteklerinin dik-
<atle
gözönime
ahnmasi bildiriliyordu.
Sonradan Harbiye
ve
Dahiliye
Na-
arlan ile yap11an
sozlü
bir
anla§maya
göre burlara iki
vilâyet
daha
eklen-
Mustafa
Kemal bu belgeyi
cebine s:kica yerlestinnig, Harbly: Nezare-
Linden
ayñLrken
'inamlmaz
gans;
kargismda
heyecandan dudaklarm
isa-i-
yordu. Dügman
sandigi adamlar, ruhlan
bile
duymadan.
ona
yardimci
ol-
muglardi.
Sonradan bu halini, 'Kafes
açamig, öñümde genig bir âlem
var-
di.
Kanatlanni
çirparak
uçmaya
hazirlanan bis ku§ gibiydim,' diye anlatir
Haberi bildirmek için,
Rauf Bey'le
beraber hemers hâlä hapiste
olan
Fethi Bey'i görmeye
gini. Hapishare
raüdürü
onu
büyäk
saygi
göstere-ek
karidadi. Mustafa Kemal bir
zamanier
or.a
ouyük bir lyilikte bulunmugm.
Pagam,' dedi,
'haberi
doyduk.
Anadolu'ya gidiyarmussunuz. Ne
zaman
emrederseniz istedi.giniz kisileri
serbest
birakir
ve
kendim de onlarla
bera-
ber
crada size katihrim.'
Mustafa Kemal,
be
sefer Fethi Bey'le yalmz kalabilmisti. Eskisirden
daha
rahat konugarak
kafasmda
dönüp duran
ve
nihayet
simdi
gerçekig-
me
yoluna giren planlanm

kladi. Kendi
komutasmaa
millî bir
ihtilâl
or-
dusu
kuracak, A
nadolu'da
balk iradesine dayanan bir
meelis toplayacakta.
Amacina ulagmadaa da istanbul'a dönmevecekti.
Atanmasmm kesinlegmesi daha kabinenin
onayma
baghydi.
Nazirk-
dan
bazilannin
kendisine
verilen yetkileri
agm
bulmalan tehlikesi
vara
Melunet
Ali
Bey bunu da
önlemenin
yolunu buldu. Damat
Ferit'i Cercie
d'Orient'da kâgt
oynarken geviek bir âmnda yakaladi
ve
atama emnne
imzasim
attr-dt.
Öteki
nazirlann bu imzayi
gördukten
sorsa
itiraz
odemeye-
ceklerini
hessplamiyi
Aralannda
bir
tek §üpheli olan
Seyhülislâmdi.
Mus-
tafa
Kemal için,
·Bu adarun hilâfeti
de, geriati da yikmak
istedigi
gözlerin-
den
okunuyor
dedigi söylenirdi. Nihayet
atama
emri
hükümetço
anaylan-
di ve
1919
yili Nisan
avmin son
günü de Padigalun onaymdan
geçti.
Damat
Ferit,
altin
çerçeveli gözlü.klerinin arkasmda
inik
kapakli
göz-
lerlyle Mus:afa KemaPi
kabul etti. Kendisine
tam
yetki
vermig
olduguna
bir kere daha
tekrarlayarak,
'Bir isteginiz
olursa, dogrudan dogruya bana
bikiirin,'
dedi. 'Hiç gecikmeden yerine getirilecetinden
emin alabilirsi-
niz.'
Mustafa Kemal, yaptigt
seçimden
dolayi Harbiye
Nazinm tebriktea
190 iMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÏSVE
ÇÕKÜSÜ
'
dönen Mehmet
Ali
Bey'i
de gördü. O da dogrudan
dogreya
kendisi
ile
te
mas
etmesini söylüyordu.
Haberle§me zinciri
böylece tamamlanrugti.
Mustafa Kemal gimdi
apagi
yukan
yirmi
subaydan
kurulacak
maiyeti
ni
seçme
igine giri§ti. Ïsmet Bey'i
görerek emrindeki
iki kolordudan
biri
nin komutanhš mi
önerdi. Bu, Ali Fuat'in Ankara'da
buluvan
Yirminci
Ko
lordusuna
kar
Ilik,
Sivas'ta kurulan Üçünch Kolorduydu.
Ancak,
Ísmet
kendisi için
vakti
biraz
erken
buluyordu.
Kemif
in
istedigi igin
ne
gibi bi;
sonuç
verecegini,
hattâ daha Anadola'ya
gidinceye
kadar, nasil
bir gelig-
me
gösterecegini bile pek
kestiremiyordu.
Bütün yurtseverligine
ragmen,
bu
derece riskli
bir girigime atilacak
karakterde
bir insan degildi. Dogug-
tan
temkinliydi.
Üsteliksmarlari
açikça
belirlenmig
durumlara
ahgik,
as-
ker kafah
bir adamdi. Mustafa
Kemal'in
ilk kar§ilagacagi
mesele siyasi ni-
telikte
olacak
ve
kaypak bir durumla
ugragmak
zorunda
kalacaktL
Ïsmet,
Harbiye Nezaretinde emniyetli
bir yerde
bulunuyordu.
Sarayda da tamdik-
lan vardi.
istanbuPda
kalip olup
bitenlere
gözkulak olmass
daha ige
yara-
yacakt1;
ya
da kendisi
böyle
dügünüyordu.
Sonra Paris'teki,
Barig Konferan-
sma
delege
olarak
gönderilmesi hâlâ mümkündü.
Orada
milliyetçiler
hesa-
boa çabgabilir,
Ïtilâf Devletlerinin
durumunu kollayabilir
ve
diplomatik
oyunlardan
bazilarmi
ögrenmeye
firsat
bulabilirdi. Arkadan
da Mustafa
Kemal'e
katshrdi.
Mustafa
Kernal
onun
yerine
kolordu
komutanhš ma Albay Refet
Bey'i
seçti. Refet
de öteki
beg
yigit
gibi Kemal'in
dügüncelerini eskiden
beri
pay-
laganlardan
birlydi. Selânik'teki
ilk ihtilâl günlerinden
beri
tamgiyorlardt
Refet Bey,
son
zamanlarda istanbul'da
jandarma komutanligi
yapnny
ve
Mustafa
Kemal
ona
rejimi
burada, yerinde devirmek
yolundaki
tasanlan-
m
açiklamisti. Refet,
ufak
tefek, hareketli, gikhk meraklisi
bir adamdi.
Fransiz kültürünün
elkisiyle
kati
inançlan
alaya alan
kivrak bir zekâsi
var-
di.
Süvari subayligiran
parlak
görimügüne pek
uygun
dügen rahat, kaystsiz
halleri birçok
zor
durumlardan siynlmasim saglamigt1.
Sonra
sara
Rauf
a,
bu yurtseverligi
tartigilmaz, dürüst denizciye
geldi.
O Rauf ki, Bati
dünyasimn liberal
ilkelerine simsiki
bagh
ve
ingilizlerin
görenek
ve
geleneklerine
hayran
oldugu
halde,
bugûn onlarm,
kargisma
dägman olarak dikildikierini
görûyordu.
Onun da sivil kiyafetle Bati Ana-
dolu'ya
geçmesi, yolculuga Ïzmir dolaylarinda
baglamasi
ve
oralardaki
du-
rum ve
çegidi milliyetçi
gruplar
konusunda
bilgi ediamesi
kararla
tmldt.
Sonra
Ankara'da Ali
Fuat'm
karargâluna gidecek
ve
oradan Mustafa Ke-
mal'le
iligki kuracakti.
Mustafa Kemal,
Samsun
için
planlarmi
yaparken, Lloyd
George'la
DÏRENÍS
HAZIRLIKLARI
191
Venizelos
da
Ízmir'le
Bati
Anadolu'da
girigecekleri harekâti tasariamak-
taydilar. O sirada Mr. Balfour'un yerine
Ïngiliz Di§iglerine bakan Lord
Curzon, Türkiye'deki durumu
artan
bir endigeyle izliyordu.
Mart sonlarma
dogru kabineye verdigi muhtirada
barig konferansimo
gecikmesi
ve
mütte-
liklerdeki galibiyet azminin azalmasi
yäzünden, Türklerde
direnme duygu-
sunun
canlanmasi
tehlikesine iµret etmigti.
'Eski
rejimi
hortlatmay1
uman
ihtiyar
Türkle, mümkür olsa zaferimizin
ganimetlerini elimizden kapip
kaçmak isteyen
genç
Türk,
Ïstanbul'unharap
yangin
kulelerinin
tepesin-
den' müttefiklerin
ne
derece kararsizhk
ve
hayal kmkligi içine dügtükleri-
rii
seyrediyorlardi.
Lord Curzon'un bu
sözlerine,
ÏngilizDigiglerindeki bir
avuç
taraftann-
dan
bagka kimse kulak
vermedi. Müttefik Yüksek Konseyi gimdi
Ïzmir
ve
dalaylarmi Yunanistan'a
vermeye
niyetleniyordu. Lord
Curzon bir
muhtira
daha yazdi: 'Selânik'in
iki
adim
d1§ansmda bile
düzen saglamayi
becere-
rneyen Yunan111arm, Anadolu'aun
böyle
önemli bir
kesimini yönetebilecek-
lerine
nasil
güvenilirdi? Yunan iggali gerçeklesince de
göçmenlerin
ülke-
de çikaracaklari karisikhk
sonucu,
degil
yalmz
Osmanli Ímparatorlugu-
riun,
hattâ
balifeligin bile bilfiil ortadan kalkacagmf ileri sûrdü. Müslü-
man
bagnazhgima bütün
Bati
dünyasim kapsayacak
'ç11gm
bir
öfke' halin-
de patlak
vermesinden
korkuluyordu.
Bütün burlar Lloyd George üzerinde
hiçbir
etki
yapmadi.
Ïtalya, Fi-
ume
soruma
yüzünden
Yüksek
Konseyden çekilince, Yunan planlanz
ger-
çeklestirmek
için
bekledigi firsat
eline geçmig oldu. Türkiye
masasi uz-
raanlanmn
uyarmalanna kargm, Bagkan
Wilson'u
da Yunanhlarm
tarafma
ekmeyi
bagardt. Ρi bagmdan
askm olan Clemenceau da itirazda
bulimma-
paca,
ÜçBüyükler
mayis
bagmda
Yunanh.lann Ïzmir'i ingallerine izin
ver-
Jieyi
kararlagtirdilar. Italyanlar, Konseye
tekrar döndükleri
vakit,
bu kara-
ra
istemeye
istemeye de olsa
resmen
katildilar. Venizelos,
böylece dört bü-
4
devlet
adma
hareket
ettigini
ileri
sürebilecekti. Ancak, Churchill'in
ledigi
gibi bu
ige
pek
'bagtan
kara' gingmigti.
15
Mayis
günn bütün
kargi koymalara
ve
uyarmalara
kargm, Yunan
,irlikleri
20 bin
kipilik
bir
kuvvet
halinde Îzmir'de karaya çiktilar.
Yine
hurchilPin deyi§iyle 'Küçük Asya'yi istilâ
ve
fetih
yolunda
bayraklanm
falgalandirarak' .demiryolu
boyunca ilerlemeye bagladilar. Bir koordinas-
fon
yanh§i yüzünden Istanbul'daki
müttefiklerarast
Yüksek Komisyonun
au
çikarmadan
resmen
haberi yoktu.
Rapor kendilerine bir toplanti
strasm-
la
verildi
ve bir hükümet darbesi kadar
gagkmhkyaratti.
Kont Sforza
ag-
Emdan
agu·
bir lâf çikmasm diye kendini
zor tuttu ve
kaplyi vurarak
oda-
192
ÏMPARATORLUÖUN
GERÏLEYÍS
VE
ÇÖKObÜ
--
dan digan firladi.
italyanlar
hemen
güney
bölgesine asker
çikarmak yoluy.
l
a
misillemeye
girigti.
Burasi gizli
bir
aniasma ile
kendlerine
verilmisti.
Ïzmir
valisi
iggal haberini Ïtilâf
Devletlerinin
deniz kuvvetierinden ög
renmigti.
Silâhlanm henüz
teslim
etmemig olan
birkaç biriikle
karp
key-
maya
niyetlendi.
Karanm
ÏstanbuPa
telledi. Genelkurmay Bagkam Fevz
Paya daha önce bu çegit bir istilâya kuvvetle kar§: konulmasmi bildirmisti
Geigelelim
gimdi
Harbiye Nazm,
ona
daragmadan, iggalin
mütareke
kogul
lanna
rygun
olarak yapddigi nedeniyle,
direnme gösteriimemesini
emre-
..
decekti. Fevzi Papa, braun
ilzerine
Naztra istifasim
verdi.
Yunanhlar
böyle izmir'e,
geçit töreni
yapar
gibi, 'Ya;asm Venize-
Jos!'
diye bagirarak girdiler.
Silanlanz
çatip
çevresinde sevinçten
dans et-
tiler,
Sehirdeki
büUm
sivil Romlar
sokaga
dökülmüg, Müslümanlara küfûi
yagdinyorlardi. O
strada
bir kaza kurgunu padadt
Arkasmdan
da
silablæ
atilmaya
ve
kan
dökülmeye bagladt.
Türk
birlikleri beyaz bayrak
çekerei
bir
nakliye
gemisine bindirilmek ûzere elleri
baglanmn
üstünde rihtuna
yü-
rätüidüler. Rumlar
särü
halinde
arkalanndan
giderek erlere
>±a çekiyor,
sopalarla
vuruyor,
baglarmdaki fesleri
parahyoriardi
Fesini bagodan çaka-
p
çignemeyi
reddeden
bir
Türk
albayun
varup
öldürdüler.
Vali
de
tutuk-
lanmy,
evierinden
çekilip
ahnan
gehir esranyla beraber,
sirtma
siegn da-
yatilarak
nhtimda
yürümeye
zorlanm1§tt
Bunun arkasadan büsbütün
azgma
dönen Yunan askerleri
yüzlerce
Türkü gebit
attiler.
Cesetlenni degruca denize
firlaap
anyorlari
Amiral
Calthorpe,
neredeyse
emir
verircesine.
Yunanh amirale duruma
häkim ol-
rñasm
bildirdi. Bazi Türk subaylan,
sehrin
merkezindeki
Yahudi
mezarh-
glada
bir
miting
yaparak Wilson prensiplerini ileri sürdüler
ve her
çegit
10
haka kary protestoda bulundular, Ancak
Türk
makamlanndan
hiçbir
yar-
dun
görmedikleri
için dagdddar
ve
birçokien direnme yuvalan kumai
a-aacayla
ülkenin
içerilerine
yayúd.dar. Bu arada Yunan kuvvetleri geni;
Meñieres
ve
Gediz
vadnerinden
içeriye,
Aydm
ve
Manisa'ya dogru
ilerli-
yarlard
.
istanbul halki, Izmir'in iggal
haberi kargsmda
taskmhktan
donup kal-
méti.
Ama gaskmhk duygasu, derin
bir
ölkeyle kansip settlegerek
birden-
bire milliyetçi
hareketin
canlanmasma
yol
açtt
Yurdun
Îtilâf Devletlerin-
ce
iggali,
nihayet
öntine
geçilmesi olanaksiz
bir feläket
olarak
kabul
edile-
bilirdi.
Ancak, yüzlerce
yddan beri küstah
ve
hain bir
cyruk olarak
biliner
Yuñanldanñ iggaline ugramak, hiçbir
prtsever
Türkün
sindiremeyeceg
bir hareketti.
Eu
tam,
Türkün
sava;çi
ruhunu
bir
kere daha ateslemek içit
gereken kmieimä Sultanahmet , Camiinin
önündeki meydanda
elL
DIRENÏ
$
HAZIRLIKLARI 193
ri·kisi
toplandi.
Çogunun
ellerinde
siyah bayraklar
vardi.
Konugmacilarm
kasma
ayyildizli
kirmizi
-
beyaz bayragi
sembolik
bir
gekilde kapatan si-
h bir
örtü asilmisti. Karalar giymig,
yüzü
peçesiz
bir
kadm,
ategli bir ko-
yma
yapt1.
'Kardeglerim, yurttaglanm'diyordu. 'Gecenin
en
karanhk
ol-
gu ve
hiç bitmeyecek samldigi
zaman,
gûn
dogugunun
en
yakm oldugu
d
,
man
ir.
Bu kadm Halide
Edip'ti. Kendisi politikaya
atilnug sayih Türk kadm-
rmdan
bir tanesiydi
ve
ileride yeni
ihtilâlin
saflarmda güçhi
bir
rol
oyna-
cakti. Sonradan gunlan
yazmistir:
'Ïzmir
iggaline dair aynntilari
ögrendikten
sonra,
girismemiz gereken
LËSal
SaVastan
bagka hiçbir
geyden
söz edemez oldum. Türkiye,
bu
katille-
1 elinden,
bu
sözümona medeni Yunan
ordulanndan
temizlenmeliydi.
Ar-
c
kisisel
varligimi
unutmus, sadece bu
olaganüstü millî cezbe içinde bir
rim olarak
çaligiyor,
yazlyor ve
yagiyorum,'
Lord Curzon'un
hakh oldugu
>ylece
ispa
tlanmigt1. Ïëgalhaberi
Sultanm da gözlerini
yagartmigti.
Bir di-
.n
toplantismdan çikarken
amcazadesi Abdulmecit
Efendi'nin
koluna
yas-
narak: 'Bak, kadmlar gibi agliyorum,' dedi.
Mustafa Kemal, haberi, ha-
kotinden
bir gün önce
Bab2âli'de Mehmet
Ali
Bey
ve
daha
birkaç nazir-
görü
meye
gittigi
zaman
duydu.
Mehmet Ali Bey:
'Yarabbim,
ne
küstahlik?
diye
haykirdi. 'Duydunuz
u? Yunanlilar Ïzmir'i iggale baglamiglar.'
Mustafa
Kemal: 'Bu da
mi
oldu?"diye sordu. Heyecanlanmig, fakat
z1a
pagirmamisti.
Birkaç giinden
beri basmda,
bu çe§it
bir harekete dair
iberler
görülmügtü.
Çevresindeki
nazirlann
telâgli,
gaskm yüzlerine
bak-
Sonra
sükûnetle sordu: 'Ne
yapmayi
dûgünûyorsunuz?'
Aldigt
umetsuz
vap,
'Protesto
edecegiz'den
ibaret
kaldi.
'Pek güzel. Ancak Yunanhlarm
ya
da
Ingilizlerin bu protestoyla geri
kile
ceklerini mi
sa
myorsunuz?
'
Omuzlarun kaldirarak:
'Elimizden
bagka
ne
gelir?'
dëdiler.
'Belki
de
ahnacak daha kesin önlemler bulunabilir!
"Ne
gibi örnegin?'
Dügüncelerini açiklamadi, yalmz
imâ yollu, 'Benimle beraber gelebi-
csiniz,'
dedi. Sonra
Bahriye
Nazinna, 'Beni
Anadolu'ya götürecek
gemi
mr
mi?
diye
sordu.
'Birkaç
günden
beri...
Bandirma
vapuru
emrinize âmadedir.'
Ertesi
gün
yola çikacakti. Yaveri, gemi
sûvarisine
hitaben bir kâgit
tzdi,
Nazar da imzaladi.
Mustafa
Kemal,
nazirlan §agkmliklanyla
bagba-
i birakarak
çikti.
Atatürk
/
F: 13
194
iMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÍSVE
ÇÕKÜSÜ
'
Bir akgam
önce, dalla i§gal haberi duyulmadan,
Damat
Ferit Pa§a'yla
beraber
yemek
yemigti.
Fevzi Pa§a'nm yerine Genelkurmay Bagkani
olari
Cevat Pa§a
da oradaydi. Ferit
Paga tasali görünüyordu. Hakki da yok
de-
gildi.
Çünkû
Îngilizler
Mustafa Kemal'in
a<hm
pek duymarms
olmakla
bir-
likte,
bu
müfettiglik
tasarisima
o
kadar akilhca
bir
is olmadiguu, bag
tercü-
manlari Ryan'la2
kendisine bildirmiglerdi. Ferit Paga onlara gerekli temi-
nati
vermisti.
Ama
gimdi Kemal'e soruyordu:
'Komutanhš mizm
tam
simri-
m
bana harita
ilzerinde
gösterebilir
misiniz?'
Mustafa Kemal,
kesinlikten kaçmarak eliyle
göyle
bir
iki
vilâyeti
gös-
terdi
ve:
'Pek emin degilim,' dedi.
'Söyle
küçük
bir
yer
olsa gerek.' Cevat
Paga'ya
bir
göz
igareti
yapti,
o
da
aym
geyi söyledi.
Sonra bu i§e önem
ver-
miyormug
gibi
haritamn ba.ymdan
uzaklagti.
Sadrazam ferahlanuga
benzi-
yordu.
Yemekten
sonra
Cevat Paga: 'Bir
gey
mi
yapacaksm
Kemal?' diye
sor-
du.
'Evet
pagam.
Bir
§ey
yapacagim.'
.
Ertesi gün Yddiz Sarayma gitti. Vahdettin
kendisini huzura kabul
et-
ti.
'Pagam,' dedi.
'Simdiye
kadar devlete büyük
hizmetlerde bulundunuz.
Artik
bunlar tarihe
karigti. Unutun onlari.
§imdi
yapacagunz hizmet hep-
sinden daha
önemlidir.
Pagam, isterseriiz
ülkeyi
kurtarabilirsiniz.'
Mustafa Kemal, Padigahm sözlerinden,
'Güenmûzü, kuvvetimizi
kay-
bettik. Ü1keyikurtarmamn
tek
yolu, 1stanbuPu
elinde
bulunduranlarn iste-
gine
boyun
egmektir,'
sonucunu
çikarrupti.
Padigaha:
'Merak buyurmaym,' dedi. 'Zâti
Sâhänelerinin
noktai
na-
zarlarm
pek iyi
anladim.
Emirlerinizi
bir
an
bile
aklimdan çikarmam.'
Sultan
kendisine bagarilar diledi.
Üzerindekendi
turasi
iglenmig
bir
de
altm
saat
armagan
etti.·
Artik
her
'gey
yolundaydi. Mustafa Kemal, Harbiye Nezaretine
geldi-
gi
zaman
Fevzi Paga, gãrevini Cevat Paga'ya devretmekle ugragiyordu.
Onun
da
aym
ruhla
çahgacagina inamyordu. Masamn üzerindeki
haritaya
egilerek
Ïstanbul'u
gösterdi. 'Anlayannyorum,'
diye kükredi.
'Surac1kta ra-
hatimiza iligmesinler diye bütûn yurdu dügmana teslim
ediyoruz. Delilik
bu, delilik.'
Cevat Paga da
aym
dügûncede
görünüyordu. Mustafa
Kemal, Fevzi
Pa§a'ya: 'Haklmmz,'
dedi.
'Anadolu'ya
hakli oldugunuzu ispat etmek
için
gidiyorum. Uzun uzadlya konugmamazagerek yok. Sizden
bir
tek
§ey
bekli-
yorum.
Bana
yardim edeceksiniz.'
2 Sonradan Sir Andrew Ryan,
KBE, CMG.
DIRENIS
HAZIRLIKLARI
195
Cevat Paga'ya döndü: 'Siz de,
özellikle siz.
Çünkü
sorumlu
bir
mevki-
iulunnyorsunuz.
Birlikte çali§abilecek miyiz?
"$üphesiz.'
Mustafa Kemal bunun
ûzerine:
Timdi
Ulukigla'da bulunan Yirminci
orduya
hemen
Ankara'ya
hareket
emri verebilir misiniz?'
diye
sordu.
lmz,
trenle degil, yürüyerek gitsinler.'
Cevat Paga: 'Gereken emri
veririm,'
dedi. Dogrudan
dogruya haber-
1ek
için özel
gizli
gifresini
de
Mustafa
Kemal'e verdi.
Artik Mustafa
Kemal'in gidigine yalmz bir tek
gey
engel
olabilirdi. O
ngilizlerin
son
anda
girigecekleri
bir
hareket. Kendisi
ve
kalabahk
ma-
E
için gerekli
vize
bir hafta önceden,
Harbiye Nazirhš mda irtibat suba-
larak
bulunan Bennett
adh
genç
bir Ingilizyüzbagsi eliyle Ïngilizler-
istenmi ti. Yüzbagi
listeyi okurken, askerlik
yetenegi yüksek
eleman-
an
kurulmu§
oldugu
gözünden kaçoadi. Kendi üstleri
o
sirada orada
adigindan
talimat
istemek için listeyi Genel Karargâha götürdû. Ora-
[
nöbetçi
kurmay
subaya,
bunun bir barig
misyonundan
daha
çok
bir
sa-
komitesine benzedigini
söyledi. Kendisine
biraz beklemesi bildirdi.
tefik
Yüksek
Komisyonuna
sormak
gerekiyordu. Bir
saat
sonra
Yüzba-
ennett'i çagirdilar,
kendisine:
'Vizeleri
verebilirsiniz,'
dediler, 'Padigah'in Mustafa Kemal Pa§a'ya
ni
tamdir.'
Böylece
Mustafa
Kemal, Íngiliz
yüksek makamlarmdan
imzali
vizeyi
e
geçirmig oldu.3
Hapisbaneye giderek Fethi Bey'i
son
bir kez
daha
ziyaret etti.
Veda-
aynldiktan
sonra,
Fethi'nin hapishane arkadaglar
ortada
bir
geyler
fügünü anladilar. Fethi Bey sinirli
ve
dügûnceli
görünûyor,
sorulara
ne-
:de
kaçamakh cevaplar veriyordu. Bir
gey
söylernemeyi
tercih ederek
ima
uzanda,
yüzûnü duvara dänerek
uyur
gibi
yapt1.
Ama
sonra
dayanamayarak
kom§usu Yunus Nadi'ye, Mustafa Ke-
'in
ertesi'gün yöla
çikacagim
ve
onun
gidecegi
yere
sagsalim vardigim
:ninceye
kadar,
üç
gûn gözüne uyku girmeyecegini
açiklad1. Gerçi
Îngi-
.r
durumdan habersiz
görûnüyorlardi. Ama içlerinden
bu iglere akh
adigah'in bazi yakiniari
onun o
sirada
iki
tarafli
bir
politika
iziedigini
ileri sürerler.
'r
yandan diganya
kargt Ferit Paga'yi
ti,darken,
bir
yandan
da
g1zlice milliyetçileri
qvikten
geri
kalmazmig.
Bu konuda kencline Dig Papa diye
lakap
taktigi
Sami
ünzberg'e
açiiirmig.
l½,rstafa
Kemal'in baçansmdan
sonra,
bir
gün, daha
sonralan
-
adrazarn olan Ali Riza Paga'nin da önünde, artik yapacak
híçbir
gey
kalmayinca,
ç
olmazsa yurdun canevini kunarsin diye
onu
Anadolu'ya
sözde kendisinin yolladt-
ni
söylemig.
-l
196
ÍMPARATORLUÖUN
GERÍLEYÍSVE
ÇÖKÜSÜ·-
eren
bir
iki
subay
pekâlâ
onun vapura
binmesine
engel olabilirler,
ya
(
gittikten
sonra
arkasindan
kovalayabilirlerdi.
Fethi Bey: 'Dogum
sancisi
çekecegiz,' dedi.
'Aman
ötekilere
bir
gi
sezdirmeyelim. Hattà bundan burada konugmasak daha
iyi.'
Mustafa Kemal, Ístanbul'daki
son
gecesini Begiktaytaki evde
anne
ve
kizkardesiyle beraber geçirdi.
Zübeyde
Hanimm yataginm bagueunt
bir
sininin çevresinde
bagdag
kurup
oturdular.-.Kendilerine,
nereye oldugl
nu
bildirmeden
'çok
önemli
bir
görevle'
derhal
yola
çikmak
üzere
oldug
nu
söyledi.
Haber alrnalanna kadar
birkaç
gün
geçecekti. ϧibagarabilmi
si
için kafasmira
rahat
olmast
gerekiyordu. Ne onlar kendisi için üzülmel
ne
de
o,
onlarm üzüntülerini
kendisine
tasa
etmeliydi. Bankaya
para
biral
misti,
ihtiyaçlar oldukça
ya
kendi mühürleriyle
ya
da
onun
mührüyle çekt
bilirlerdi.
Zübeyde Hanun haberi
duytmca fenahk
geçirdi. Sonra saghgma
a
bagansina dua
etti.
Makbule,
saglanhgim
gizleyemedi. Eskiden
savaga g
derdi, çarpistigim bilirlerdi.
Ancak
bu
sefer
nereye, ne
yapmaya
gittigi
kestirmek
zordu.
Kemal,
son
kez
vedalagmak için
Sigli'ye
geldi.
Kemal
gi
ikten
soara
da Makbule'yi teselli
ederek
bir
asker kardesi olarak hiçb
ra n
gözya
i dökmemesini, yabancilarm önünde
kederini
ortaya
vurm;
arm
fembih
etti.
Socra
oturarak,
belki
de
günlerce,
onun
sag
salim
gida
egi
yere
vardigun
kendif
erine
bildirecek olan
telefonun
çalmasim bekla
moye
bagladilar.
Bir Yunanhdan
satm
almmis Ingiliz
yapisi
küçük bir gilep
olan Bai
dirma,
rihtuna
yanagmig
bekliyordu. Rauf Bey
Mustafa Kemal'i nhtm
kadar gecirdi,
ama
ugurlamaya gelecek olan Mehmet
Ali
Bey, ikisini
bir;
rada görmesin. diye, çabuk aynldi. Kendisi
de bir
hafta
sonra
birkaç ark
dagiyla birlikte gizlice yola
çikacakti.
Kafileye
son
dakikada katilan Ref
Bey'in
vizesi
yoktu. Ancak
o
böyle
geylere
aldirmayacak
kadar beceril
bir
subaydi.
Agabeysinin
kendisi için
satm
almig oldugu
bir düzine
ati,
v
pura
yüklemek bahanesiyle,
rütbe igaretlerini çikararak
içeriye girdi. V
pur
Bogaz'dan çikmcaya
kadar
atlann
arasinda
sakh
kald2.
Bandirma,
16
Mayis ak§ami yola çikti. Mustafa Kemal, Ingilizlerin
v
puru
yolda
batirmaya,
ya
da kendisini
yakalamaya
kalkigmalarmdan
çekin
yordu. Rauf bu dü§üncede olmadigim sõylemisti.
Ingilizlerinböyle bir
niy!
ti
olsa kendisini
yola çakmadan ahkoyarlardi. Refet Bey
de korkusunun bl
oldugunn
söylilyordu. Ancak, Mustafa Kemal igi
rastlantiya
birakmak
niyl
tinde degildi.
Eindikleri
vapur,
açik denize
dayanacak
bir tekneye
benzi
4 Fethi Ny sonradan Malta'ya sürülmügtür.
DIRENIS
HAZIRLIKLARI
197
ordu, pusulasi bozuktu,
süvarisi
de
pek
usta
görünmüyordu.
Mustafa
nal
ona
rotasmi
degi§tirmesini
ve
kiyiya
yakm
gitmesini
emretti.
Böyle-
>ir
dügman
gemisi
yollanm kesecek
olursa kendilerini
çabucak
karaya
ailirlerdi.
Bu
arada
Ïngilizler,
Mustafa Kemal'in
bu yakin
zamanda
yola
çikigi-
arkasindan
neler gelebilecegini
nihayet
anlar gibi
olmuglardi. Yuksek
nisyonda atagerniliter olarak bulunan
Wyndham
Deedes,6
geceyansi
nâli'ye, Sadrazami
uyarmaya
kogtu.
Ancak,
Ferit Papa koltugunun
arka-
L
yaslandi. Iki parmagimn
ucunu
gaklatarak
yava§ça, 'Çokgeç
kaldimz,
elans,' dedi. 'Kug
uçtu bile.'
Buna
ragmen
Ïngilizler,
vapuru
yakalamaya kalki§mad11ar. Bandir-
,
19 Mayis 1919'da firtma11bir
havada Samsun limamna demir
atti.6
Yeni
genel
müfettigi
ve
maiyetini
karaya
çikarmak
için kiyidan kaylk-
geldi. Mustafa Kemal, kûçûk limanda
rihtim igi
gören
derme çatma
ta
iskelelerden
birine
çikti. Küçük bir
birligin baginda
üç subay ile
geh-
ileri gelenlerinden iki kisi tarafmdan kargilandi. Kendisini
bir
Rum evi-
gótürdüler.
Karargâhmi burada kurdu. Evin bulundugu tozlu
caddenin
<aç
yüz metre
apagisindaki
yerel banka binasmda da bir Fransiz
ve
iki
iliz denetim subayi
oturuyorlardi.
Böylece, Yunanlilarm Ege
kiyilarina iggal
bayragini
dikmelerinden
k.açgün
sonra,
Mustafa Kemal
de
kurtulus sancagtm
Karadeniz kiyilan-
dikmig
balunuyordu. Simdi
Anadolu
sava§i
baglayacakti.
Türk
milleti-
tarihinde yeni bir yaprak
açilmigti.
Okuyucula<imizdan bazilari.
Ikinci Dünya
Savagi sirasinda Londra radyosunda
Türk-
.
ge
konugmalar
yapan
Sir
Wyndham Deedes'i iyi hatirlayacaktardir,
Ydar
sonra
Mustafa Kemal,
dogum tariNni
soraniara
19 Mayts 1919 diyerek gaka
ederdi. I
-
I
-i. . -i.
.
r
rL
.
I
T
--

.r
-
i.
ÎKÍNCÍ
KESÌM
Kurtulug Savaµ
I.
L
I
.
T..k
.
I
r.
I
-L
.
I
I
,I
h
AmN MR
WINEV1
KITMIN ORißNAL ADI
ATATÜRK:
THE R.EBlRTH OF A NATION
Bu kirabin relif
haklarr
Ïneilreie°de
Inlemational Literary Agency'den
Akcair Ajans aracd; ;yla alinmrµrr.
YAYIN
Hamiu
LORD KlN ILOSS©
ALTIN
K.!TAPLAR
YAYlN
EVI
VE
TICARET
A.S.
©
19. BASIM / KASIM 2007
AKDENIZ
YAYlNCILlK
A.S.
Göztepe Mah. Kazim Kambekir Cad.
No: 32 Mahmutbey
-
Bagellar
/ isianbul
BU KlTABIN HER
TURLU
YAYlN
HAKLARL
.
I¯iKIR
VE SANAT
ESER.LERÍ
YASASI
GERECINCE
ALTIN
KlTAPLAR.YAYlNEVI
VE T1CARET A.S.'YEAlTTilt
.·I
ISBN 975
-
405
-
035
-
X
ALTl N
K.iTAPlAR
YAYlN
EVi
Celät Ferdi Gökçay Sk. Nebioglu
Ígham
Cajaloghi
-
istanbul
.
·
-
I
Tel:
.
0.2.12.513 63 65 / 526 80
L2
0.212.520 62
46
/
513 65
18
Faks: 0.212.526 80 11
http://www.aliinkilaplar.com.tr
info@ahinkitaplar.com.tr
ALTIN
KITAPLAR
YÍRMÍNCÍ
BÖLÜM
Savapmm
Baglangici
(USTAFA KEMAL, hem
kendisi,
hem de
yurdu
için bûyük önem
tagiyan
u
döneme, kirkina
yaklagnug, olgun
ve
kendine
güvenen bir
savançi
ola-
ak bagltyordu.
Geride
biraktigi
on
dört
çetin
savag
yllmda askerlik alanin-
aki degerini
ortaya
koymugtu.
Simdi,
siyaset
ve
devlet adami
olarak
da
endini
göstermesi gerekiyordu.
Îçin
için kaynadigi halde istedigini
yapma-
a
olanak bulamadigi
yillardan
sonra,
aradigi
zor
ve
atilganlik
isteyen
i§,
imdi kargisma
çakm1§ti.
Mustafa Kemal'in
son
zamanlarda väcudu
geligmi§, yüzü
toplamig
ve
zerinde
çizgiler
belirmeye baglarmiti. Saçlanmn,
biy1klanmn
rengi
do-
Luklagmisti.
Ama teninin
açikligi, bakiglanmn canhhgi, tepkilerinin çabuk-
ugu
one
oldugundan daha
genç
gösteriyordu.
Dik durugu,
yüzünün
keskin
izgileri
ona
tam
bir
asker
hali
veriyordu. Ancak
kendisinde,
çevresindeki
.rkadaglarim, älçüsü,
ritmi,
temposuyla
çok
gerilerde birakan
gizli
ve
bag-
a
tür1û bir
ústünlük vardi. Vûcut
ya
pisi
daha
inceyken onlardan daha iri
brünür,
adimlari agir oldugu halde daha
luzh yürüyor
samlirda.
Solgun te-
,
genig çikik
elmacik
kemikleri, ince parmakli
uzun
elleri
ve
süratli
hare-
etleri
bile
onu,
ötekilerden
ayirmaya
yeterdi.
Ancak Mustafa Kemal'deki diger farkli
unsuru
asil yansitan §ey,
o
çik
renkli,
sert
ve
kirpilmayan gözleriydi.
Bu
gözler, geni§ alm
ve
yukart-
a
dogru
kivnk kaglari altinda,
meydan okur
gibi
sabit, soguk
bir
igikla
pa-
ildar;
her
an
bir
geyi
görär, saptar, yansitir;
bundan baska,
akil
ermez
bir
ekilde, sanki
aym
zamanda her tarafa birden
bakiyor
gibi
görünärdü. Bu
özleri, bûyük
bagi
ve
saglam, çevik bacaklarlyla huzursuz
bir
kaplana ben-
erdi. Askerce bir deyimle,
çelige
özgü
sertlik
ve
esnekligi kendinde
bir-
egtirir, yûksek
sinirsel gerilimi
ile,
her
an
bo§alwaya hazir bir
yayi
andirir-
Hepsinin içten
arzuladiklari milli
savagm
bu ilk döneminde
arkadagla-
202
KURTULUS
SAVASI I
'
rmm
gereksinme
duyduklAn
gey,
Mustafa Kemal'de gördükleri
bu
ola
ganüstü
haldi. Onun dûgünceleri ötekilerden
her
zaman
bir adim
dah;
ileride,
harekelleri bir
derece dalla kesin olmustu.
Ötekilerinçogunda
eksik
olan önderlik
uiteligi
onda vardi. Rauf
Bey,
prensip sahibi,
ama
kisir görfiglü; Kâzim
Karabekir, dürüst,
ama
esneklikten yoksundu.
Re,
fet, atilgan,
ancak
ihtiyatsizdi. Ali
Fuat'in
elinden
is gelir,
ama
zekâs
fazla iglek degildi. Hepsi yurtlanm
seven,
kafalari çahgan
sagduyu
sahi·
bi,
usta askerlerdi. Ancak aralarmda iç
ve
dig
-sorimlara
etrafh
biçimde
kavrayan, özel
bir
akil
ve
içduyu kariginuna sahip olan
tek insan,
Mus-
tafa Kemal'di.
Üstelik,böyle tehlikeli bir igi baçanli bir
sonuca
ula§L1r-
mak
için gerekli olan
irade
yalniz onda vardi.
Erismeyi
tasarladigi
son amaci
ve
geçmesi gereken
yollan,
neredeyse
gaipten haber almaya
varan
bir açikhkla, önceden
görûyordu.
Dost, düg-
man
lierkesin
ruhunu
okuyan
görügüyle, yohmun üzerine dikilecek
olan
as-
keri
ve
siyasi nitelikteki
engelleri seziyor,
bunlan yenmek
için kullanacagi
çareleri
aragtiriyordu. Gerçekçi tabiati ile
mücadelenin
uzun
sürecegini
ve
sabirla, adim
adini hazirlanacagun
biliyor, dügüncelerini
birdenbire açikla-
maylp zamanm
kogullanna
ve
duygusal
havaya
göre
hesaplamasi gerektigi-
ni
anliyordu. Aydm
kafasiyla,
sava§m
yalmz silahlarla
degil,
ama
insan.la-
rm
zihnine
ekilip
geligtirilecek dügüncelerle kazamlabilecegini
görüyordu.
Bütün
bunlarm baçanya
erdirilmesi,
ancak zorlu
bir beyin çaligmasi
ve
in-
sanüstü bir irade gücüyle olabilirdi
ki, bu dogal sürükleyici
güç, yalmz
Mustafa Kemal'de
bulunuyordu.
Bu kuvvetin kaynagi,
her
geyin üstünde
olan giddetli
bir tutkuydu: bir
yurtseverin, ülkeye
yararh olduguna
inandig1 geylerle kayna§m1§
tutkusu.
Mustafa Kemal
kendi adma iktidar
ya
da
gan ve
geref
peginde kogmuyor-
du. Ennu
sadece,
yanmn
Türkiyesi üzerinde besledigi
yapici
dügimceleri
gerçeklestirmek
için
istiyordu.
Mustafa Kemal, insan iligkileri açismdan,
içinde
sevgiye
en
son
yer ayiran
bir kimseydi.
Kadmlara,
pek
az
.
zaman
ayirirdi.
Eski silah arkada§lanyla, maiyetindeki
subaylann
dostluklanndan
hoglanir
ve
kendisiyle
yan§maya
l<alkigmadiklan sûrece
onlara
açik yürek-
li davramrdi.
Kendisine egit
olan
ya
da olabilecek
kimseler kargismda daha
ilitiyat-
h
bir
tavir
takimrdi.
Bu hali, gimdiki is arkadaglan
kargismda daha da ke-
sinle§migti.
Çünkü
onlarm
da kendisine kiyasla bir çegit
üstünlükleri
oldu-
gunu
hissediyordu. ArkadaçIan
türlü
sosyal
tabakalardan
gelme
kimseler-
di.
Rauf Bey Kafkas soyundan,
Ali
Fuat ise
birkaç kugak
äncesinden
beri
saygt
duyulan bir
asker ailesinden geliyordu. Refet'in atalan
Tuna
ovala-
SAVASIMIN BASIANGICI
203
rmda
ya§amig
äzgür
toprak
beyleriydi.
Hepsi,
Îngilizcedeki
anlam1yla,
soy-
larina kargi duyulan saygidan ötürú
kendilerine güvenen, dürüst davran-
makta
güçlük çekmeyen, önderlige dogu§tan
aliskanhklar olan birer
'cen-
tilmen'
sayihrlardi.
Mustafa
Kemal,
sert
yönlerini
yiimu§atmig
olan
bütûn
inceliklerine
ragmen,
orta tabakayamensup
bir
aileden geldigini biliyordu. Bunu bagka
türlü göstermek
göyle
dursun, kendi
kisiligini
ve
gûcünü
daha
da belli et-
mek için,
bir
imik çocugu oldugunu ileri
sûrmekten
ve soyca
kendisine
üs-
tün
olanlarm göreneklerine kary gelmekten
çekinmiyordu.
Ötekilere
gelince, onlar da
ona
sevgiden çok,
saygiyla
bakardi. Îdea-
list Rauf
onn
bugün için
yararli
bir
adam olarak
görüyor,
ama
gelecekte
gerekliligine
pek inanmlyordu.
Daha kati
ve
politikadan
daha
uzak
bir in-
san
olan
Ali
Fuat ise,
onu
bir
eylem adami olarak kabul
ediyor,
aynca
es-
ki
bir
arkada§ gözüyle görüyordu. Refet'e gelince,
o
Mustafa Kemal'in
ye-
teneklerine
deger
vermekle
beraber,
niyetlerinden
kugkulamyor
ve
kendisi-
ne
ötekilerden daha
az sayg1
gösteriyordu. Bunimla
birlikte, hepsinin
ortak
uitelikleri, ülkelerine
kar§i besledikleri kõklü
ve
derin
sevgiydi.
Yurt
sevgisi, Mustafa
KemaP
e
iki kaynaktan geliyordu:
bir yandan
gençliginden beri
ülkesinin kaderi
kargismda duydugu övûnç, bir
yandan
da
yurdun, yabancilar
ve
beceriksiz
yöneticiler elinde gitgide çökmesinden
dogan
bir
utanç duygusu. Eu
sevgi, ugruna çarpigtigi
ve
daha
da
çarpigaca-
gi
vatan topragina,
Rumeli'nin
ova ve
daglarma, Anadoln'nun genig düz-
lüklerine
kargi besledigi
baghhkla daha
derinlegmigti. Kendisiyle
birarada
sava§mig
olan insanlari yakindan
tammasmin
da bunda
õnemli
pay:
vardi.
Mustafa
Kemal,
Türk
halla
ûzerinde hayale
kapilmiyordu. Onun kati,
tutu-
cu,
kadere inamr,
zekâ
ve
inisiyatif bakimmdan
agir
davramgli
oldugunu
bilmiyor
degildi.
Ama
aym
zamanda inatçi, sabirli,
dayamkh,
savagçi,
üst-
lerine
bagli
ve
gerekirse
aldigi
emre
uyarak
camm vermeye
hazir oldugu-
nu
da biliyordu.
Osmanh hükümdarlan,
Anadolu köyläsünü
her
zaman
a§agt
görmüg,
ihmal etmiglerdi.
Simdi
ise Imparatorlugun
belkemigini
olusturan bu köy-
lüydü
ve
Mustafa Kemal'le arkadaglari,
Ïmparatorluktangeri
kalam
kur-
tarmak için onlara güveniyorlardi. Derinden gelen bir
duygu
ona,
atalarm-
dan kalan ve
kutsal bir
nitelik kazanan
bu topragin
savunnlmasi ugruna,
iç-
lerindeki
kivileimin tutusturulabilecegini
söylüyordu.
Uzun
savaglar,
köylü-
yü bezdirmig,
maneviyatim
çökertmigti. Yine
de, vatamn
kurtulugu dügún-
cesi, alti
yüz
yilhk
bir imparatorluktan
sonra,
onlarda
bir övûnç
ve
özgûr-
lük duygusu
uyandirabilirdi. Anadolu köylüsünü
yeniden
sava§a
atumaya
i
I,i
204
KURTULUS
SAVASI ,
razi
etmeye Tann'mn bile
gücü
yetmeyecegi söyleniyordu.
Ama bir Musta-
fa Kemal, Her
Seye
Kadir
Tann'mn
bile
gücünü
agan
bir igte bagari
göste-
rebilecek miydi?
Ige
elverigli bir
durumda bagladi. Izmir'in Itilâf
DevletIerince i§gali,
eline
rahatça
kullanabilecegi umulmadik
bir koz
vermisti.
Ancak, Anado-
lu halkm:
bu
iggalin
niteligi
ve
dogurabilecegi
sonuçlar
konusunda
uyarma-
si
gerekiyordu. Samsunlulann çikarma
haklanda· pek
az
bilgi
edinmig ol-
duklanm gördû. Ïlk
yaptigi
iglerden biri,
Abdülhamit'in
kendi
casusluk sis-
teminin iyi iglemesini saglamak
için kurdugu
mükemmel
telgraf gebekesin-
den yararlanarak, yetkisi
altmdaki
idari
ve
askeri makamlara haber sal-
mak
oldu. Her
yerde
protesto
mitingleri
düzenlenmesini
ve
Babiâli
ile
ya-
banci
devlet temsilcilerine,
Türk
milletine
karg2
iglenen hakstzligm
onard-
masim
isteyen
telgraflar
yazdmlmasim bildirdi.
Samsun'un içinde de, halk-
ta
bir direnme duygusu uyandirmak amactyla, Bûyûk
Cami'de
mitingler
düzenledi.
Askeri
alanda,
Anadolu
ve
Trakya'da kalmig
birliklerle hemen
iligki
kurdu;
siyaset alamndaysa, çegitli Müdafaa-i Hukuk gruplan
arasin-
da
baglanti
saglamaya
giri§ti
ve
kendisine
verilen
emre
nyup
da bunlan da-
itacak
yerde, yenilerini
kurmaya koyuldu.
Bir yandan da, mütareke
strasinda Adana'da
yaptig1
gibi, Harbiye
Ne-
zaretine,
Îngilizlerdengikâyetle
dolu
telgraflar
yagdirmay1
sürdürüyordu.
Türk
makamlarma
haber vermeden
bölgedeki kuvvetlerini çogaltmmlardi.
Ïngilizler,
mütareke
kogullarma
aykm
olarak daha içerilere
girmeye hazir-
lamyor,
iggalin daha da
yayilmasim
ve
bir Pontus devleti
kurulmasim iste-
yen
Rum çetecilere
gõz
yumuyor,
yardim ediyorlardi.
Îstanbul'da îngilizler
telãsa dügmüglerdi. Mustafa
Kemal'in Anado-
lu'ya
geçiginden tehlikeyi
çok
geç
sezdigi için yola çikigmi önleyememig
olan Bagkomutanlari
Sir George Milne,
gimdi
onu
geri
çagirsmlar
diye
Harbiye Nezaretini zorluyordu.
Kendisine
önce, Mustafa Kemal'in Anado-
lu'da
bulumnasima huzur bozucu
degil,
yatistiria
bir
etki
yaptigi
cevabi
ve-
rildi.
Kabi.ne, Kemal'in yetkilerini kisitlamak
yoluyla
uzla§mayi
öngören
bir teklifi görügmek
üzere
toplandi. Nazirlardan birkaçi,
Îngiliz
komutam-
mn
kugkularmi paylagmaktaydilar. Kemal'in
telgraflarindaki,
sanki onla-
rm
Anadolu'daki
durum ûzerindeki
bilgisizliklerini yüzlerine
vuran ve igle-
ri
diledigi gibi yönetmek karar1m belirten, horlayici,
saygisiz
ifade onlari
gittikçe
dûgündürmeye
baglanusti.Mustafa Kemal, yapacag1 igler
için ön-
ceden izin almay1
gerekli
görmüyor,
sadece sonunda onlara
bilgi
vermekle
yetiniyordu. Bu telgraflar, nazirlara
okundugunda, içlerinde hâlâ Ittihatçi-
SAVA§IMIN
BASLANGICI 205
.an
tutanlar, 'Biz demedik mi?'
gibilerden gülümseyerek Damat
Ferit'e
aaktilar. Sadrazam,
'Müfettig Paga bizi boyuna
azarliyor âdeta,
'
dedi.
Sanki,
ben
yapacagmu bilirim,
siz
kendi
iginize
balan,
der gibi.' Bunun
azerine
kabine, Mustafa Kemal'in
geri çagrilmasim kararlagtirdi. Sonuç,
lngiliz
Baskomutamna
bildirildi.
Bu
arada Mûfettig Papa -Gelibolu kahramam
oldugunu
açiklamayi
he-
riüz
uygun
görmedigi
için Samsun
halki
onu
böyle tamyordu-
burada
kendi-
ai
yeteri kadar
serbest
hissetmemeye
ba§lamigtL
ingiliz denetim
subaylari-
tun
bu kadar yakmda
bulunmalari
onu
tedirgia
ediyordu. Zaten
Refet Bey
de
onun
verdigi demeçIer
ve
girittigi propaganda
çahsmalari kargismda
te-
lâga kapilmi§
görünüyordu.
Mustafa Kemal, daha
serbestçe çah§abilmek
için,
Samsun'da bir
hafta kaldiktan
sonra,
karargâlum seksen kilometre
içerideki Havza'ya tagidi.
Buna
da bahane
olarak, Samsuif
a
geldiginden
beri yeniden ba§lami§
olan
böbrek
sancilarina karsi, Havza kaphcalarm-
dan
yararlarmak
istedigini ileri sürdü.
Küçük
subay
grubu
böylece,
arizah,
ve
dönemeçli bir
yoldan,
genig
Anadolu yaylasina dogru
turmanmaya
bagladi. Denizden
1200
metre
yuk-
seklikteki
bu yayla, doguda
iran ve
Rusya
simrlan
ile
Agn
dagindan
ba la-
yip,
batida
Eskigehir'e, ve
Ege ile Marmara
kiyilarmdaki daglara kadar
bin
beg yüz
kilometre boyanca
uzamyordu.
Mustafa KemaPin eski otomobi-
liyle, olgunla§maya baglayan nusir ve
bugday tarlalan
ve
yeni
yegeren or-
man
kümeleri
arasmda
yükseklere dogru
çakarlarken,
apagida Yegihrmak
kiyilara
dogra kivrilip bükülerek
akmaktaydt. Türklere
mi, Ruirdara
nu
air
olduklan
minarelerinden
ya
da
çar
kulelerinden belli olan, kerpiç du-
varh evleri çökmeye yüz tutmug
köylerden geçtiler.
Yolculuk sirasmda,
araba birkaç
kez
bozuldu. En
sonunda Mustafa
Kemal arabadan indi
ve
iki
arkadagiyla
birlikte
yola
yaya
olarak
devam
etti. Daglann temiz havasi-
m
cigerlerine dolduruyor,
bereketli
topragm
kokusunu kokluyorlardi
Çev-
relerindeki
özgürlük
havasma
uyan
subaylar bir
garki
mmldanmaya ba§la-
miglardi.
'Bapm duman
almig
daglardan,
agaçlardan, kuglardan,
gümüs
derelerden' söz
eden
roniantik
bir isveç
çarkisi.
'Yürüyelim, arkadaglar!
Sesimizi
yer,
gök,
su
dinlesin,
Sert
adimlarla her
yer
inlesin,
inlesin!'
Bu §arki,
sonradan geniëleyerek bütûn
Anadolu'yu kaplayan
'arkada¢
gruplarigun
agzmda
ihtilâl garkisi
olacak
ve
sonralari -yabanci bir kay-
206
KURTULUS
SAVASI
'
nak
tan
ge
ldigi bile
unutulup-
genç-
Cumhuriyet çocuklarunn okul
ma rgi
ola-
rak
kutsal bir
emanet
gibi
saklanacakti.
Havza,
Yunan
çetecilerinin
en
çok
faaliyet gösterdikleri
bölgeydi. Hü-
1
& kumet,
Birinci Dünya
Savagi strasmda
kargagalik çakaran
Rumlan
doguya
sürmüg, onlar
da
mütarekeye
kadar orada uslu
durmuglardi.
Simdi,
Pontus
devleti ugt
una
kurulmug
bir siyasi
örgüt, bir Rum
patriginiti
önderligi altm-
da Rumlari
tekrar ayaklanmaya zorluyordu. Musfafa
Kemal,
-tipki
gençli-
ginde
Makedonya'da oldugu gibi-
bellerine figeklikler dolaml§,
karalar
giymig
Rum çetecilerinin Tûrklere
korku saçt2klarm,
yolcuÏan
soyup
öldür-
düklerini, Türk köylerini yaktiklarim,
ileri gelenleri daga kaldirdiklanm,
Türk askerlerini
pusuya
dügürdüklerini duymugtu.
Buna
kargi
Türklerin
elinden pek
bir
gey
gelmiyordu.
Çünkü
Ingilizler,
bir yandan kangikhga
onlarm sebep
oldugunu ileri sürerek, mütareke
hükümlerine göre ellerin-
den silahlartni abrken,
öte yandan Rumlann elindeki
silahlan
birakmak-
taydilar.
Böylece
Havza
ve
dolaylanndaki
köyler, bir direnme hareketinin
bag-
langici için
elverigli
bir
ortam
yarattyordu. Gelibolu
kahramam
oldugu
ar-
tik ögrenilmig olan
Mustafa Kemal,
gehrin
egrafun karargâha
toplayarak:
'Dügman
bizi
öldürmek isteginde
degildir,' dedi. 'Dügmamn
niyeti
bizi
me-
zarmiza
diri diri
gömmektir.
Simdi
çukurun
tam
kenarmda
bulunuyoruz.
Fakat
son
bir
gayretle
toparlamrsak, kendimizi kurtarmamiz
mûmkündür.
Sonra
onlan
kendi
aralarmda
konugmaya birakti. Belediye
Ba§katuna, ken-
di
askerce
usullerine
göre,
uzun
bir
soru
listesi
verdi.
Bu bölgedeki
Müslü-
man
ve
Haristiyan
halkm
ne
oranda
oldugunu,
ne
gibi siyasi
egilimler
bes-
lediklerini, aradaki anlagmazhgm nedenlerini
ve
buna
bir çözüm yolu bul-
mak
için
almacak
önlemleri ögrenmek istiyordu.
Türklerden ileri gelenle-
rin
adlarm, davramp
ve
karakterlerini
gösteren bir de dosya istedi. Halkm
vergi
borcu
var
miydi,
varsa ne kadardi? Mustafa Kemal gimdi
nereye
git-
se,
bu
çegit
pratik
ve
dikkatli
aragtirmalarla,
ihtilâl amaciyla, ülkenin
duru-
mu
üzerinde bilgi
toplamaya çahgiyordu.
Bu arada §ehrin
ileri
gelenleri, kendisinin
isteyerek
katilmadigi iki
toplanti
sonunda,
direnig konusunda görüg birligine
varnuglar,
bunun
teme-
lini olugturmak
üzere Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti'nin
bir gubesini kurmug-
lardi. Camide büyük bir kalabalik
toplanda, dualar edildi. Arkasmdan geh-
rin
küçük
meydamnda
bir toplanti
dûzenlendi. Hâlâ
dogrudan
dogruya ige
kangmig
göriinmek istemeyen Mustafa Kemal,
halkm tepkisini
ölçmek
için subaylarun kalabahš m
arasma
göndererek, toplantlyi karargâhm
pen-
ceresinden
izledi. Konusmacilar,
yurdun
tehlikede oldugu
ve
dügnan
çiz-
SAVASIMIN BASIANGICI 207
esi
altmda
can
vermek istemiyorlarsa,
bütün
Müslümanlarm silaha sanl-
alari gerektigi üzerinde
durdular.
Din
kurallanna
uygun
§ekilde
and
içil-
.
Mustafa
Kemal, bunu izleyen
aylar
içinde
yurdun çegitli
yerlerinden bir-
ik
benzeri kurulacak
olan
direnig yuvalarmdan birincisinin temelini atmig-
Ïzmirbölgesinde direnig
çabuk
baglamigti.
Bunda tek baglanna ige gi-
gen
subaylarn
büyük
payi
vardi.
Tûrkler
basta,
çegitli
direnig
gruplanm
rbirine
baglayan gevgek bir
cephe
kurmuglar,
ama
sonradan iggal kuvvet-
rinin
istanbul
Harbiye
Nezareti kanahyla kendilerine gösterdikleri,
Mil-
i
hatti
denilen bir
hatta çekilmek
zorunda
kalnuglardi.
Bununla
beraber,
Lglarda
çete
savagi yapan
bagka
gruplar
da
vardi.
Rauf Bey Istanbul'dan
i dolaylara geldigi
zaman,
halki
tam
anlamiyla ayaklanmig
buldu.
Daha
va;
öncesinden beri Osma
nh
hükümetine bagkaldirmig olan
efeler,
ken-
sini görmeye
geldiler.
Simdi
dügmanlari
Yunanlilara kargi çarpigacaklan
in daha
sevinçli görünnyorlardi.
îçlerinden bir tanesi,
Demirci Mehmet
fe, kizanlarimn
'kuzu
gibi ivi
niyetli' Rauf
un
emri altma
girdiklerini,
ne
rse
yapacaldanm söyledi
ve
'Analarmuz
bizi bugün
için dogurdu,' dedi.
Simdi
Mustafa Kemal'in Havza'dan da aynlmasi gerekiyordu. Topu
pu
otuz
kilometre
ötede,
Merzifon yolu
üzerinde
konaklam2g
olan
ingiliz-
r,
açik
hava toplantisimn haberini alm1§lardi. Bundan
bagka,
Havzahlar
igilizlerin
dogudaki Tûrk kuvvetlerinden
ahp
hayvan
sirtmda
Samsun li-
anma
gönderdikleri
on
bin kadar tûfek
mekanizmasim ele geçirmigler,
11ari
gülünç duruma dûgürmüglerdi. Yurtsever Türklerden
kurulu
bir
çe-
, ta§it
konvoyunu puhuya dügürerek ele geçirdigi silahlart
bir
depoda sak-
mig,
hayvanlari da direnig hareketine
para
saglamak için
satmisti.
Amas-
Llilar,
Mustafa Kemal'e baghhklarru bildirmek içia bir heyet
göndermig
Ilunuyorlardi.
Ingilizlerindaha sert
davranmaya
baglayacaklarmi sezen
lustafa Kemal, daha
uzak
ve
daba önemli
bir
gehir olan
Amasya'ya
git-
eyi
uygun
buldu.
Havza hallona
sivil
giyinmig
olarak
veda
etti. Böylece artik
yalmz
as-
ri
degil,
sivil
bir
direnmenin de söz konusu
oldugunu göstermek
istemig-
Sehrin
digmdaki
köprüde kendisini
bekleyen
arabasma kadar, halkla
be-
ber
yürüyerek gitti. Belediye Bagkanma
son
talimatun
bildirirken,
Merzi-
n
Amerikan
Kolejindeki
Amerikahlan
tayyan
iki
otomobil
yanlannda
Irdu.
Bagkan
sesini alçaltti.
Kemal'e de
yavag
sesle
konugmasim
söyledi.
ma
o,
inadma,
meydan
okur
gibi
daha yûksek sesle: 'Saklayacak
bir
geyi-
iz yok,'
dedi.
'Varsm duysunlar. Bu igte
o
kadar ileri
gittik ki, arak geri
Sneme
°z;
208
.
KURTULUS
SAVASI
Mustafa KemaPin kafasi
da gözleri gibi,
aym
zamanda
iki
ayn
yönû
görebilecek uitelikteydi.
Içeride Ana
dolu'ya
baktigi gibi, digarida dünyay!
gözünden
kaçirmlyordu. Miitarekeden
beri, Tûrkiye'nin tek
umudu, Bag-
kan Wilson'un On
Dört
Ïlkesi'nedayamp kalmi§ti.
Aydmlann
kurdugu
bir
Wilsoncular
Dernegi, Türkiye kendine gelinceye kadar,
Amerika'an
ga-
rantisini
ve
yardimmi saglamak
için
bir tasari
hazirlamisti.
Simdi,
yurdun
bölünmesi tehdidi kargismda Paris'te
dogan buna benzer
baska bir görüg,
Îstanbul'da
taraftar kazanmaya baghyordu: Türkiye'nin bütününün
ya
da
bir
parçasuun
bir
Amerikan,
Ïngiliz
ya
da herhangi
bir büyük devlet
man-
dasi altma verilmesi.
Bagkan Wilson,
Mayism
17'sinde, Müttefikleraras1 Yüksek
Kurulca
Izmir'iningaline karar
verildigi
toplantida, Ermenistan,
Ïstanbul
ve
Bogaz-
lar
üzerinde
böyle bir
mandayi
kabul
edebilecegini söylemisti.
26 Mayista
da Damat Ferit
Papa, 'Türkiye'yi,
büytk
devletlerden
birinin
koruyucu
yar-
dmn altma koymak' için aldigi karan açiklad2. Mustafa Kemal bu karan
derhal
protesto
etti.
Haziran
baglannda Ferit Paga'ya ülkesinin
durumunu
bani konferansmda
tarti
mak ñrsati verildi.
Türk
Delegasyonu
bir-Fransiz
kruvazörü ile
Marsilya'ya
ve
oradan
Paris'e gitti.
Ismet Bey,
o
kadar iste-
mesine
ragmen,
bu heyete
almmannst1.
Mustafa Kemal, daha heyetin gi-
decegini duydugu
anda,
buna kary tepki gösterdi. Emri altmdaki
grup
ko-
mutanlanyla
valilere, milli haklarin önemini
belirten, sert ifadeli bir
ge-
nelge
yelladi. Damat Ferit'in Ermenilere özerklik
verilmesi
ilkesini kabul
edigine
ve
bir ingiliz
himayesi önerisine
giddetle çatiyor, Türklerin
çogun-
lukta
olduklari Türk
topraklarmda hallanmn koronmasi
ve
kendilerine
tam
bir
özgürlük
tamnmasi
üzerinde israr ediyordu.
Ïki gün
sonra
Harbiye
Nezaretinden
Ïstanbul'a
dönmesinibildiren
em-
ri
ala Ne bung
ne
de
bundan
sonra
gelecek emirleri
dialeyecekti.
Arka-
daslarmi toplamamn
ve
harekete geçmenin
zamam
gelmi§ti. Yirminci Ko-
lordu
ile
Ankara'ya
varmig
olan Ali
Fuat'tan bir telgraf aldi. Kendisinden
esrarh
bir
§ekilde
'bildiginiz
bir kimse' diye sõz
ettigi
Rauf Bey'in
Güney-
bati
Anadolu'daki
gezisinden
döndügünü bildiriyor
ve
iki karargâh
arasm-
da
bir yerde bulugmay1
öneriyordu.
Mustafa
Kemal, benzin azhämdan do-
layi, Havza bölgesinden ayrilamayacagmi
bildirdi. Kendi
yerine onlarm,
kiyafet degigtirerek
ve
kimliklerini gizleyerek Havza'ya gelmelerini
istedi.
Ali
Fuat
ile Rauf, at
arabasiyla
bozuk
yollar üzerinde, elden geldigi
kadar
az
mola vererek
ve
üzerlerine güphe çeimemeye çah§arak,
alti günlük
bir
yolculuktari
sonra
Havza'ya
geldiler. Sonra Mustafa Kemal'le beraber
Amasya'ya geçtiler.
-
SAVASIMIN
BASLANGICI 209
Amasya,
milli
bir
ayaklanmamn
begigi
olmaya elverigli
bir
yerdi.
cun
ve
seçkin
tarihi boyunca
hep
özgürlük
ruhuna
bagh kalmisti.
Mogol
-
ilâsmdan kurtularak bir
siire
Osmanh Ïmparatorlugunun bagenti
olmu§-
Istanbul'un ahnmasmdan
sonra
da
Veliaht
Sehzadenin
Amasya'da
egi-
a
görmesi
ve
gehirde
valilik.
yapmasi
gelenek haline gelmisti. Bu yüzden
nasya,
ayncallkh
durumunu koruyor
.ve
sanki Istanbul'a
ders
veriyormu.
Ji
bir duygu
besliyordu.
Mustafa
Kemal, Amasya'ya yaklagirken
önüne
yüksek daglar dikildi.
iha
ileride,
Sam'mkiler
kadar yegil,
verimli
ve
sicak
meyva
bahçeleri
Ismdan
geçerken bu yamaç1ann,
Ye§ihrmak'm
daralan
vadisini
kugattik-
·un
gõrdü.
Eski Pontus krallarimn mezarlariyla delik degik olmug
sarp
magrur
sirtlar, gehri yemye§il akan
nehrin
kiyisma
sikigtiran,
dar bir bo-
z
olugturuyordu. Tepede
eski
kale görünüyordu. Amasya dig dünyayla il-
si olmayan, kendi havasmda
yagayan
bir
yerdi. Ama kendi dünyasunn
a
merkezi
durumundaydi.
Camilerin, tûrbelerinin,
dinsel yapilanmn
bol-
gu
ile Bursa'yi andiran
bir
görünügü
vardi. Yalmz, Amasya, padigahlarm
rarh gerici etkilerinden uzak
kalmig,
saf
Islâm geleneklerini
oldugu
gibi
ruyabilmig,
özgür bir
§ehirdi. Mustafa
Kemal, burasimn
geriye
degil,
ile-
re
bakan
bir
yer
oldugunu umuyordu.
Yamlmayacakti.
Ortodoks
papazima
emrindeki
Rum
çetecilere
karsi koymak için
.
irk gönûllüleri
de
bir
Musluman hocamn
çevresinde toplanmiglardi. Ho-
hemen
Mustafa Kemal hesabma çahgmaya koyularak
camide
bir
vaaz
rdi. Kemal
de söz
alarak,
millî
direni§ hareketinin üç
ayri
cephede
bag-
aug
oldugunu halka bildirdi:
Batida,
Yunanhlara
kargi
Îzmir'de;
güney-
,
Fransizlara
ve
Ermeni yardakçilarma
kargi
Adana'da; doguda, Ermeni-
ce
kargi Erzurum'da,
'Amasyahlar,'
dedi,
'daha
ne
bekliyorsunuz?. Dü§-
an,
Samsun'a ayak basacak olursa, ayagumza çanklanunzi
giyip daglara
(mamiz,
vatan topragim
son
kaya
parçasma
kadar
savimmamiz
gereke-
k.
Eger, Taurunn
iradesi
bizim
yenilmemizi
uygun
görmüsse,
yapacagi-
tz
gey
evimizi,
barkimizi
4tege
vererek,
yurdu harabeye
çevirdikten
son-
issiz
bir
çöle çekilmektir.
Amasyahlar,
hepimiz bunu yapacagimiza
ye-
'Ln
e
tmeliyiz.'
Amasya halki, Mustafa
Kemal'in emirlerini yerine
ge
tir-
eye
hazir
olduklarmi bildirdiler.
Mustafa Kemal,
en
güçlü taraftarlarru
din adamlan arasmda
buldu.
insel gûç1erden ilk olarak açikça
ve
resmen
yardim görüyordu. Sivil halk-
a
olup
da, kendisini tutanlar ise daha
güpheli
bir kökene
sahiptiler;
çûn-
L
bunlar
oradaki Ïttihat
ve
Terakki üyeleriydi. Mustafa Kemal, bütün Mil-
Mücadele boyunca, kendilerine
kargi her
zaman
biraz
güvensizlik
Atatürk
/
F: 14
210
KURTULUS
SAVASI
-
besiedigi Ittihatçilarla igbirligini fazla ileri götürmekten çekinmigtir.
An-
cak, bu igbirligini büsbütûn
reddetmesi
de
mümkün degildi.
Çünkü
çok
yer-
de,
direnië yuvalarunn çekirdegini Îttihatçuar kurmuglardi. Öte
yandan,
aralannda
gerçek yurtseverIerin
de bulundugu inkâr
edilemezdi.
Kemalist Devrim
böylece dogmug oluyordu.
Ïstanbul'da
bunu tasarla-
mig
olan dört arkadag
simdi
Amasya'da
bir
'Bagimsizhk Bildirisi' kaleme
almak
için bulugmuglardi,
ilk
olarak
Ali
Fuat Paga
ile
Rauf
Bey geldiler.
Refet
Bey
ertesi gün
kendilerine katilacakti.
Geliglerini Kâzim Karabekir
Paga'ya
telgrafla
bil-
dirdiler. Kemal artik
niyetlerini açaklayacakti.
Arkadaglarina, gerek aske-

ve
idarî
makamlarla,
gerekse Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleriyle siki
bir
bag
kurmug oldugunu anlatti. Direnig
dügüncesi, cesaret
verici
bir
gekilde,
her tarafta
geligmisti.
Simdi
buna birlegik bir
cephe niteligi vermek gereki-
yordu. Bunun için Sivas'ta hemen
milli
bir kongre toplamaya karar
verdi.
Burasi cografi
bakimdan
'en
güvenli yer'
olarak
gözüküyordu. Ïki yuz
-
kilometre kadar daha doguda, denizden de
aym
uzakitktaydi. Anadolu
yay-
lasom kenannda,
yüksekte kurulmustu. Bütün
vilâyellere
bir genelge
gön-
dererek temsilcilerin,
gerekirse kimliklerini saklayarak, Sivas'a gelmeleri-
ni
bildirdi. Arkada§lars
bu
genelgeyi
uygun
buldular. Kemal onlara birara-
da, Dogu vilâyetleri
temsileilerinin daha önce Erzurum'da
toplanacaklari-
m
bildirdi. Aslmda
bu
toplanti,
kendisi
daha Anadolu'ya gelmeden önce,
Kâzim Karabekir
Papa tarafmdan düzenlenmi§ti.
Ertesi
gûn
arkadaglari Ali
Fuat,
Rauf
ve
Refet'e onaylaylp
imzalama-
lan için bir
bildiri
verdi.
Bu bildiride,
älkenin
bagimsizhgimn tehlikede ol-
dugu
açaklamyordu. Bagkent,'
yabanci iggalindeydi.
Hükümet, yabanci
kon-
trolu
altmda
bulunuyordu. Dolayislyla, ülkeyi yönetecek
durumu kalmamig-
to
Milletin kendisini, kendi iradesini kullanarak, kurtarmasi gerekiyordu.
Kurulan çegitli
savunma
gruplari,
milletin yabanc1
baskisma kargi diren-
mek
kararmi açikça
belli etmig bulunnyorlardi.
Simdi
bimlarm, digandan
gelecek
etki
ve
baskilardan armarak,
halkin isteklerini duçünüp
dile getire-
cek
düzenli bir
milli
kurulug halinde
birle§tirilmesi gerekliydi. Sivas Kong-
resi
bu
amaçla
toplanacakti.
Ancak
kongrenin yeri
ve
toplanti tarihi gimdi-
lik
gizli tutulacakti.
Eu bildirinin, yalruzca
ülkenin
savimmasmi
örgütlemekten
daha
öteye
gittigi
belliydi.
Sivas Kongresi
tarafindan, istanbul'dan
ayn
olarak,
bir
mil-
li hükümet kurulmasun
da öngörüyordu. Ali Fuat bunu hiç
dügünmeden ka-
bul
ederek imzasmi
atti.
Rauf Bey de kisa bir duraksamadan
soura
imzala-
di. Geç geldigi için ilk konugmalara katilmamig olan Refet
Bey ise bu ka-
SAVASIMIN
BA§LANGICI
211
ileri gitmekten çekiniyordu.
Ancak Ali
Fuat
Paga
onun
tereddûtlerini
ordi
ve
Refet
Bey
de kâgidm
altma
gösterigli imzasim basti.
Böylece
t
arkadagi
Türkiye'nin kurtulug
savagmda
ilk dûzenli
tasanyi
olugturan
hi
bir
anlagmaya
varung
oldular.
Ïmzadan
sonra,
anlagma
metnini
Kâzim Karabekir Paga'ya
ve
Kon-
3a
ordu
komutam olarak
bulunan
Mersinli
Cemal Paga'ya tellediler.
i
de
verdikleri
cevaplarda
bunu
onayladiklanm
bildiriyorlardi. Böylece
a§ma
kuzeyden
doguya
ve güneye
kadar olan bölgeyi kapsamig oluyor-
Cuma
namazmdan
sonra,
halkm
silah altma çagnldigi
ilan
edildi.
Ïstanbul'daMustafa
Kemal'in
dostu Mehmet
Ali
Bey Dahiliye Nazir-
ndan
aynlunsti. Yerine
geçen
Ali
Kemal,
vilayetlere
bir genelge
gön-
erek,
Mustafa Kemal,
ÏstanbuPa
dönme emrini dinlemedigi için, artik
Edisiyle
bütün
resmi
iligkilerin kesilmesini
ve
emirlerinin
dinlenmemesi-
iildirdi.
Böylece, Mustafa Kemal
artik
Babiâli'nin her
an
kendisini
ya-
atmak
ya
da büsbütün ortadan kaldirmak için
tegebbüse
geçmesini bek-
abilirdi.
Erzuriim Kongresine giderken ugramaya
niyetli
oldugu Sivas'ta
birta-
i
güçlüklerle karplagabilecegini haber
alnugti. Amasya'dan
bir
sabah
ice,
yamna
yalmz Rauf Bey'le yaverlerini alarak ayrildi. Ancak,
bir
as-
i birlige de kendisini izlemesi
ve
baglantiyi kesmemesi için talimat
ver-
Amasya bogazmdan
çikip,
köylülerin
ekinlerini
biçmeye bagladiklar
ihrmak
vadisinden
Tokat'a
dogru
yollandi. Tokat da Amasya gibi,
üze-
le
eski
bir
kale
bulunan bir dag
etegindeydi.
Buraya gelince
telgrafha-
e
el
koydu, yola
çiktigimn Sivas'a henüz
bildirilmemig
oldugunu ögren-
Sehrin
ileri gelenlerinden bazilarm
toplayarak kendilerine heyecanh
demeç
verdi.
«Savagmakiçin
topumuz,
tüfegimiz olmayabilir, bu takdir-
digimiz
ve
urnagimizla
dövügürüz..»
Alti
saat
uzakta olan
Sivas'a git-
k için
yola çikmadan
önce,
valiye
geldigini
bildiren bir telgraf
yazdi,
a
bunun, liareketinden alti
saat sonra
çekilmesini söyledi.
Böylece
valinin
kendisinden
erken
davranmasini
önlemek
istiyordu.
kü 1stanbul hükûmetiniti emriyle, Sivas'ta
onu
tutuklamak için
bir
aplo
hazirlammsti.
Böylece
kongrenin yapilmasi önlenecek, milli
hare-
daha
dogmadan bogulmuy
olacakti.
Îstanbul
bu
maksatla,
Ali
Galip
v
admda eski
bir
kurmay subayi, sözde Mâmuretülâzizi valiligine
ataya-
,
Sivas'a göndermisti. Ali Galip, gehrin duvarlanna kâgitlar
astirmig,
stafa Kemal'i,
'hain,
asi,
tehlikeli adam' ilân
etmisti. Vali
Regit Pa-
ri,
Dahiliye Nezaretinin emrine uyarak, Kemal'i
tevkife
zorluyordu.
- ..
I
212
KURTULUS
SAVASI
-
Vali
ve
çevresindekiler
bu
i§e pek yanapnaml§lardi. Mustafa Kemal, geh-
re
yaklagt i
stralarda hâlâ
aralannda tarti§maktaydilar.
Yol, yaylaya varmadan önce iki- dag
engelini
dolagiyordu.
Çamlibel
denilen ikinci
geçidin tepesine geldikleri
zaman,
Mustafa,Kemal, bir kay-
nak
bagmda
durarak biraz
su
içmek istedi. Yamadaki
sürücülerden
biri
ona
vermek
için bir
tasa su
doldurmaya bagladi.
Kemal,
ona:
'Dur Baba,'
.
dedi,
'ben
elimle içerim.' Adamm adt
bundan
sonra
Dur Baba kaldi.
.
.
Son sirti da
geçtikten
sonra
Mustafa Kemal
nibayet yaylamn
kuru ha-
vasim
içine
çekebildi.
Õnündeve
çevresinde,

ufuktaki puslu tepelere ka-
dar, kil
renginde
bir düzlük
uzamyordu.
Kemal'in
sava;
alam burast ola-
cakt1. Yüzlerce
yil önce Orta Asya
steplerinden buraya göç
etmig olan
Türklerin yeni
kaderi, i§te bu
'dünyamn
dami'nda kararlagtmlacakti. Bu
kez bagka bir bûyük
nehrin, Kizihrmak'm
kiyilarm izleyerek
gehrin
dig
mahallelerine
vardi.
Vali Paga kogarak
kendisini
kargilamaya gelmig, §ehre giri§ini ertele-
meye
çaliglyordu
Mustafa
Kemal nazik
bir
manevrayla Valiyi, Rauf
Bey'in yerine, üstü açik arabasma aldi,
yaruna
oturtarak gehre
dogru hare-
ket etti. Bu kez gelisi duyiilmustu.
Sehrin
kapismda
selamlama
töreni
için
dizilmig
askeri
bir birlikte,
yolun iki
yamm
dolduran
cogkun
bir halk
toplu-
lugu tarafwdan
kargilandi. Bu karg11ams,kendisini tutuklamak için girigile-
cek
herhangi bir tegebbüsü
önlemig
ve
Regit Paga'am, pek içten olmamak-
la
birlikte, bundan
sonrasi
için kendisine
baglanmasim
saglammti.
Roller
degigince Mustafa
Kemal, Ali
Galip'i
yakalattirdi.
Kargasma
ekerek iyice
azarlad2,
uzun
bir
sõylevle
direnig
hareketinin ilkelerini açik-
layarak,
kendisini
vatan
hainligiyle damgaladi. Geceleyin
Ali Galip, Mus-
tafa
Kemal'i
bir
kez daha
ziyaret etmenin kendi hayrma olacagmi dügün-
dü.
Bu
sefer
iyi
niyetinden
söz
etmeye
bagladi. Mustafa
Kemal'in
dedigine
göre,
'bin
türlü delille' kendisini görünü§e
aldanmamasi gerektigine inan-
dirmaya çaligti.
Ali
Galip
sözde
Sivas'ta
Mustafa Kemal'i
görüp
emri alti-
na
girmek
için geldigini ileri sürüyordu. Mustafa Kemal: 'Beni
sabaha
ka-
dar
meggul etmeyi
bagarm
y
oldugunu
itiraf
etmeliyim,'
der.
Ertesi
sabah yine eski arabasma
atlayarak,
doguya dogru
yola çikti.
Yayla üzerinden Erzurum'a dogru, yolda bilgi toplamak
ve
talimat
ver-
.
mek
için durarak,
bir
hafta
sürecek
uzun ve yorucu
bir yolculuktu bu.
I
I
YÍRMÍ
BÍRÍNCÍ
BÖLÜM
Erzurum Kongresi
lOÖU
ANADOLU'NUN
bagkenti "sayilan
Erzurum,
koyu
renkli,
sert
yüz-
i bir
§ehirdi.
Yaylamn Ìran ve
Kafkas
simrlarma dogru
koi
attigi yerde
ku-
11mustu.
Seiçuk Türkleri,
ülkeye geldiklerinde
burasun
kendilerine
kale
apmig ve sehri,
askerce
saglamlikla
uygarca
inceligi kendinde birlestiren
apilarla suslemiglerdi.
Erzurum
hep
müstahkem
mevki
olarak kalmig
ve
an
yüzyillar boyunca
sürekli Rus
istilâlarna kar§i Türk
sammmasma
tab-
a
görevi
görmügtü.
Ihtilâli
hazirlayanlann.begincisi olan
Kazim
Karabekir, burada,
En-
er
Paga'mn son
Kafkasya
Ordusunun
kalmtilanndan,
yurdun öte kesimle-
inde
kalanlardan daha güçlä bir
askeri
kuvveti kurtanp
ayakta
tutmay1
ba-
armigt1.
Halkm, Bûyük Ernenistan tehdidi
altmda gahlanmig olan
äzgür-
ik duygularam besleyerek, bölgeyi
tathlikla yöneten
Karabekir, Dogu'da
lir
baba gibi
sayihr
ve
sevilirdi. Bu bölge, savastan
bütùn diger yerlerden
Wha
çok
zarar
görmügtü. Ruslann denizin yûkselip
alçaimalan gibi ilerle-
ip
çekilmesi, yörenin
ytkilmasma,
halkm dagilmasma yol
açmig,
Ermeni-
orin Türkleri, Tûrklerin de
Ermenileri
kovalamasi
ve
'geride
dûgmamn
gine yarayacak bir
gey
birakmamak'
siyaseti,
ekinleri mahvetmig,
sûrûleri
tiçe
indirmigti. Nüfus,
savag
öncesine oranla, onda
bire dûgmügtü.
Hasta-
iklar
salgm halindeydi;
yiıecek
diye yumurta ve
kara
ekmekten
bagka bir
ey
buhmmuyordu.
Çaylanni,
ortadan
böldükleri
gige dipleriyle içiyorlardu
3ardak
bile kahnannsti.
Kâzim
Karabekir Paga,
içinden gelen
babahk
ve
sevgi
duygusuyla,
>inden
fazla
öksûz çocugu kendine
evlât
edinmisti.
Dörtle
on
dõrt
yas
ara-
mdaki
bu
çocuklara
üniformaya
benzer
elbiseler giydirmig,
subaylanm
da
mlara bir
çegit
asker
egitimi
vermekle
gõrevlendirmisti.
Çocuklara
ilk õg-
etimi
ve
yararh
bilgileri vermek
için okullar kurmugtu. Kâzun
Pa§a
müzi-
214
KURTULUS
SAVASI
ge
merakliydi,
bo§
zamanlannda
biraz
da keman çalardi.
Bu yüzden çocult
lara,
sanat ve
elisi
bilgileri
yamsira
müzik
egitim de
veriyordu.
Küçükle
ora
'Pa§a Baba' der
ve
kendisini äylesine
sever ve
sayarlardi
ki,
Karabe
kir, hemen hemen hiç
ceza
vermeden onlara
sözünü dinletir;
özgür bire
insan olarak yetigmelerini
tegvikederdi.
Ïtiläf Devletleri, Rawlinson adh
bir
albayi resmi
bir
görevle
Erzu
rum'a
göndermislerdi. Rawlinson,
bagimsiz bir Ermenistan kurulmasi
ola
naklarim
ara§tirmak
ve
Türklerin.silahlanm
teslim etmelerini saglamakl;
görevliydi. Karabekir'in egitim
faaliyetinin
o
derece etkisinde
kaldi ki
'Bu
is
bütün
ülkede
böyle
devam
edecek olursa,
zaten
dogustan yürekli
vi
dayamkh olan Türkler, yalmz Dogu'da degil,
belki Bati'da da
büyük bi
güç
haline
geleceklerdir. Bu, Batih devletlerin
savastan
sonraki
barig kon
feranslarmda gimdiye
kadar tuttuklari
yoldan
ayn
olarak,
önemle
gözänün
de bulundormalari gereken bir
leydir,' diye yazdi. Paga'mn zekâsma,

rüstlügüne, mesleginin
her kolunu kapsayan
bilgisine hayran
kalmi§ti
imdiye kadar
rastlamak
mutluluguna erigtigim
birinci sunf Türk subay1
mn
tam
bir
örnegi,' diyordu.
Albay Rawlinson
da, Kâzim Karabekir'in sözde igbirligiyle,
görevin
aym
dikkat
ve
dürüstlükle
yapmaya
çahgiyordu.
Silahlan, malzeme
depola
nm,
cephanelikleri,
tahkimati, celp
kâştlarm
ve
ayhk bordrolarm dikkat-
le inceliyor, asker mevcudunu
ve
silah miktanni,
mütarekenin
izin
verdig
simra
indirmek
istiyordu. Ba§lica i§i,
top
kamalanyla
tüfek
mekanizmalan-
na
ei
koyup bunlan
trenle ingiliz tümenlerinin
konakladigi Transkafkas-
ya'ya yollamakti.
.
Ancak
bu
is,
'güphe
uyandiracak kadar
çok olan
tren
kazalan'
yüzijn-
den
pek agir gidiyordu. Trenleri
igletenler Kâzun Karabekir'in adamlany-
di.
Bunlann bagka bir âdeti de
vardi; trenleri
basip içindekileri ahyor, ka-
tirlara, arabalara yükleyerek kaçayorlardi.
Trenler bazen hiç
iglemez hale
geliyordu. Bir
defasmda bu
anza
aylarca
sürmüglü. Albay Rawlinson
by gi-
bi hallerde,
deve kervanlan düzenlemek
ve bunlan dag yollanndan
Trab-
zon
limanina yollamak zorunda
kaliyordu.
Bir
gün
albayin adamlari
yepye-
ni
toplar
ve
cephanelerle
dolu
gizli
bir
silah
deposu kegfettiler.
Tûrkler bu-
nu
bildirmeyi
'unutmuglardi.'
Oysa,
Rus Ïhtilâli
patlak
verdigi
sirada
Çar'a
bagh kalan Ruslann
sakladildan
da
hesaba katihrsa,
Ïngilizlerin
bu-
lamadiklan daha bir
sürü gizli
depo olmasi gerekirdi.
Albay
Rawlinson, Kâzim Paga'mn silahlanm
teslime
niyetli
olmadig:-
m
anlamakta
gecikmedi.
Karabekir,
bütün sorulanna dolambaçli
cevaplar
vererek
onu
nazikçe
atlattyordu.
Îki asker, karghkh,
dostça
catmaktayda-
ERZURUM KONGRESI
-
.
215
-.
ar.
Günün birinde Rawlinson, Kâzim Karabekir'e gözdagi
vermek
ister gi-
Ji
'Ingilizlerin
elinde
kaç
zirhh
var,
biliyor musunuz?' diye sordu. Kâzim
'aga:
'Türk yilmaz!' diye
cevap
verdi.
Bu,
sözlerini
ve
müzigini kendi
yaz-
hgi
heyecanh
bir
parçamn
adiydi
ki
sonralari Kurtulu§ Savagimn
margla-
indan
biri
olmustu. 'Türkün her
biri bir
zirhlidir,'
diye sözünü
sürdürdü.
Milyonlarca zirhliyi emri altina almaya kimin
gücû yeter?
Rawlinson,
Kahveniz pek
nefis olmus,'
diye
cevap
verdi.
'Bir fincan daha lütfeder
mi-
iniz?'
Yalmz
müzik
degil, tiyatro
konusunda da yetenekli olan Karabekir
'aga,
Izmir'in
iggalini haber
ahuca
hemen
milli
bir trajedi
yazarak, ögret-
nenlerden
ve
subaylardan
kurulu bir grupla halka
gösterdi.
Îtilâf Devlelle-
·inin
bu
bölgede buna benzer bir barekete kalkigmalari olasiligma kary
la, Erzururn'da bir Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri Kongresi toplamak için
aligmaya
gmgti.
Kâzim Pa§a, kongreyi
hazirlarken
belirli bir amaç
gûdüyordu. Gele-
·1eklerine
bagli bir
subay olarak, ûstündeki
makamlara
saglam bir
görev
Juygusu
ve
derin bir
sayglyla baghydi. Bölgedeki
milli
hareket
öncûleri,
<endisine,
Erzurum'u bogaltmak
emri verilirse
ne
yapacag1m sorduklari
za-
nan,
bir
asker olarak
emirlere
boyun egmek
zorunda oldugunu söylemis,
irkasmdan
da, 'Ancak hükümetin emirlerinin
üstünde
ba§ka bir irade,
mil-
.etin
iradesi
vardir,'
diye
eklemigti.
'Millet, temsileilerinin
aracihgiyla, ba-
aa
emir verirse,
onu
dinler
ve
istilâya
karsi koyanm.' Erzurum Kongresi
pöylece
ona
diledigi gibi davranmak için gereken kanuni yetkiyi
saglamig
alacakti.
Kâzim Karabekir,
Mustafa
Kemal'i bu Dogu
vilâyetinin kendisine
Jaghhgim
belirtenbir törenle
kargiladi. KemaPin buna ihtiyaci
vardi.
Çün-

durumunu
pek
saglam görmüyordu. Yolda gelirken ugradigi bir
yerde,
EIarbiye Nezaretinden
ve
Saray'dan gönderilen
ve
hemen istifa
edip Istan-
aul'a dönmesini bildiren bir telgraf yagmuruna
tutulmustu.
Çünkû
Dahili-
fe
Nazinnm
vilâyetlere
gönderdigi genelgeye
ragmen, henüz görevinden
resmen
ahnmig degildi. Ingilizlerin
girigtigi
faaliyetlerden fazlasiyla kugku-
Landiklankendisine bildiriliyor
ve
bang
imzalaylp da durum
açikliga
kavu-
¡uncaya
kadar bagka bir görevi kabul
etmesi
isteniyordu. Mustafa
Kemal,
du
emirlere
red
cevabi vermisti.
Bu tel yagmuru, Erzurum'da telgraf
makinesi
bagmda
Padigalun Bag
Mabeyinciyle
kar§1hkl1
bir
konugma
geklini aldi. Bag Mabeyinci· neredeyse
yalvanyordu. Padigalun Mustafa Kemaf
e
kargi besledigi büyük
sevgiyi
.
kendisinin bile laskandigitu
söylüyor, Ístanbul'a dönecek
olursa
hayatima
-
-• L
I
216
KURTULUS
SAVASI
ve
geleceginin güven
altma ahuacagim
bildiriyordu. Ïlle gelmek
istemiyor-
sa,
izinli olarak Anadolu'da
kalabilirdi. Padigah
böyle
arzu
ediyordu.
Mus-
tafa
Kemal, Zâti
Sâhâneye
olan
baghhäm2
ve saygisim
bir kere daha
bildi-
rerek nazikçe
cevap
verdi,
fakat
görevini
birakmaya
razi
olmadi.
Ama artik iginden
çok
kisa
zamanda atilacag1
belli olmustu. Rauf
Bey ve Kâzim Karabekir Paga,
bu durumu
önlemek
için kendiliginden isti-
fa etmesmi
söylediler.
Hattâ degil yalmz görevinden, ordudan
da çekilme-
liydi. Bu, halkm
üzerinde
daha iyi
bir étki
yapahakti.
Sivas'ta
bulunan Re-
fet Bey de benzer dügûncedeydi. Ordudan aynhrsa, artik Istanbul'a geri
çagnlamayacagim
ileri sûrüyordu.
KA71m
Paga, kendi
hesabma
onu,
ordu
müfettigi
degil de, herhangi
bir
vatandag olarak daha fazla sayacagim söy-
lüyordu.
Ama, Mustafa Kemal,
karanm
veremiyordu.
Tasarladigi igi yapabil-
mek
için,
resmi
bir
sifat
tagimasom
önemli oldugunu biliyordu. 'Halkm,
bir lideri
sadece
besledigi idealden dolayi
sevdigini
dügimmek saçmadir,'
diye
cevap
verdi.
'Aksine,
onu
kudret
ve
kuvvetini aç1ga
vuracak
gekilde,
gösterigli bir kihkta
görmek ister.'
Askerlikteki
rütbesi,

çocukken. Selä-
nik'teki askerî
okula girmeyi bagardigmdan beri,
onun
için her
geyi
ifade
ediyordu. Silik
bir
ailenin
çocugu
olmaktan dogan
güvensizlik duygusuna
bu
sayede yenebilmig,
yagami
bu sayede bir
anlam
kazanmigti.
Simdi
sinir-
leri
bozulmaya baglanusti.
Ruhsal
bir
çöküntû
içindeydi. Rütbesi elinden
gittikten
soara,
çevresindekilerin kendini hâlâ
sayip
saymayacagi,
tutuptut-
mayacagi
dügüncesi
onu
tedirgin
ediyordu.
Kendi
benligine olan güveni
birdenbire
gevgemig gibiydi.
Ama
en
sonunda arkadaglanmn
istifamn
kaçim1maz bir
gey
oldugu
yo-
lundaki dûgûncelerine katilmak zorunda kaldi.
Biri Harbiye Nezaretine,
bi-
ri
de
Padigaha
iki telgraf çekerek hem gõrevinden, hem de
ordu
hizmetin-
den
aynldigim
bildirdi. Bu telgraflari, Istanbul'dan
gönderilen
ve
iki igin-
den de
almdigmi
bildiren bir tel
yazisi
ile kargilagnugti. Mustafa Kemal,
is-
tifastru Erzurum halkina bildirirken, bundan
sonra
'Kutsal
millî
ülkümü-
zün bagariya ulagmasi için'
bir
vatandag
olarak
savagmaya
devam edecegi-
ni
söylüyordu. Rauf Bey
ise daha
simrh
bir
gekilde,
'Hilâfet
ve
Saltanatm
güvenligi
tamamen
elde edilinceye
kadar'
onun
yaninda savagacagim açik-
hyordu. Ertesi
gim,
Kurmay Bagkam Albay Kâzim Bey'lel
oturmu§,
resmi
telgraflan
elden
geçiriyorlardi. ϧbitip de
Mustafa
Kemal
kahve
1smarladi-
gi
sirada,
Kâzim
Bey ayaga
kalkarak sükûnetle: 'Pagam,' dedi, 'Ordudan
istifa etmig bulunuyorsunuz, artik sizin yammzda
göreve
devam
ERZURUM
K.ONGRESI
'
217
lemem.
Ïzninizle, Kâzim
Karabekir
Paga'ya, bana bagka bir
askeri
görev
rmesini rica edecegim.
Bu
kâgttlari kime devredebilirim?
Mustafa
Kemal'in
yüzu
bembeyaz oldu. Kâzun
Beyin bu davramgi
u
öyle
sarsmigti
ki
sadece:
'Öyle
mi, Beyefendi!' diyebildi.
'Pekâlâ, Be-
fendi,
evraki
Hûsrev Beye
devredebilirsiniz.'
Sonra,
ç1kip gidebilecegini
yledi.
Kâzim Bey, bir kabadayi
davramilyla, rap
rap
yürüyerek kapidan
çik-
Mustafa Kemal, büyük bir üzûntü
içerisinde
koltuguna
çökmügtü. Rauf
ey'e dönerek, 'Görüyor
musun,
Rauf?'
dedi. 'Hakkim
yok muymug?
Mev-
ve
rütbe sabibi olmamn
ne
kadar önemli oldugunu
gösteriyor... Kendisi-
uzun
zamandan
beri gayet
yakmdan tamrmgimdir.
Hiç
bu kadar
endi§e-
: kapildigun
görmemigtim.'
Rauf Bey
onu
yatigtirmaya
çah§ti.
Ordudan
ayrdmig olmasi,
ne
kendi-
ne
kargi duyulan
saygiyi,
ne
de etkisini
azaltabilirdi. 'Mücadelemize
gi-
ymeden
önce bu
çegit zaylf unsurlardan
kurtulmamiz daha iyi
olur,' dedi.
Mustafa
Kemal,
'Duygu bakimmdan belki haklism,' diye cevap
verdi.
kma pratik
noktadan
degil. Îngallah
bu, buna
benzer hareketlere bir bag-
LHglç tegkil
etmez.' Hiç âdeti olmayan
bir
umutsuzlukla ekledi: 'Seninle
ana,
yapilacak bir
tek
is kaliyor.
O da
ayaklar
altmda ezilmemek için
gü-
:nilir
bir
yere
çekilip saklanmak.'
.
Rauf Bey böyle dügimmüyordu. Ordudan
istifasi, Mustafa Kemal'in
iti-
anni
daha
da
artirabilirdi.
Kâzun Karabekir
Paga
ona,
kendilerine önder-
k
edebilecek
tek
adam olarak
bakiyor,
gimdiye kadar
oldugundan
daha
izla
sevgi
ve
sayg1
gösteriyordu.
Ama,
Mustafa Kemal derin bir
umutsuz-
iga
kapilmisti.
'Ingallah öyledir,' diye
cevap
verdi.
Sonra
birden patlaya-
ik:
'Su
Allalun
belâsi
Amerikan mandasi nudir,
nedir,
varsm bir
an
änce
abul edilsin de
ülke
bu
karisikhktan kurtulsun!' dedi.
Yaveri
içeri
girerek Kâzim
Karabekir Paga'mn kendisini
görmek iste-
igini söyledi. Mustafa Kemal'in gözlerinde
endigeli
bir balag
belirdi. Har-
iye Nezaretinin kendinden bogalan
yeri
Kâzim
Pa§a'ya
teklif ermig oldu-
unu
biliyor
ve
gimdi
bunu kabul
etmig olmasmdan çekiniyordu. Act
act
gû-
imseyerek Rauf Bey'e:
'Görüyor musun,
hakkun
varnny,' dedi. Yavere
,e,
Pagayi içeri almasmi
söyledi.
Kâzim Karabekir,
odaya ûstûnün kargisma
çikan bir
subay tavriyla gir-
6. Mustafa Kemal.'i hartrol
vaziyeti alarak,
resmi
gekilde selâmladt. Son-
a:
'Size
maiyetimizdeki
subay
ve
erlerin
sayg11arim
iletmeye geldim,' de-
li. 'Geçmigte
oldugu gibi, gimdi
de
saygideger
komutamunzstmz. Size
ma-
218
KURTULUS
SAVASI
-
kam arabamzi
ve
süvari muhafiz
kitamzi getirdim. Hepimiz emrinizdeyi2
Pa§am!'
Kemal,
bir
an
heyecandan oldugu yerde _sendeledi.
Bir
rüyadan
uya
mr
gibi gözlerini ovusturdu.
Sonra gidip Kâzim Paga'yi kucakladi, iki
ya
naklanndan
öptü, üst üste
tegekkür
etti.
Rauf Bey de
onu,
hiç
bu
kadar he
yecanh halde görmemigti. Yalmz
bir kez,
o
da
Anafarta savagindan
sonr.
kendisine: 'Hamdolsun, Istanbul'u kurtardik,' yledigi
zaman
böylesine he
yecanlanmisti.
Simdi
durumu saglamlagmig, kendisine güveni geri gelmi§
ti.
Dogudaki
kuvvedere, iyice güvenerek dayanabilirdi.
Îki
kat
çogalan
bi
enerjiyle, yurdun
her
yamna
telgraflar
göndermeye
bagladi. Kâzim
Kara
bekir Paga,
bunlara sadece
usule
uysun
diye imza atmakla yetinlyordu.
Mustafa Kemal,
birkaç
gün
sonra,
kendisini
uniforma
ile
degil de, kä
lot pantolon
ve
sade
bir
ceketle
görerek
emrini dinlemekten
çekinen
bil
bagka
subayla alay edebilecek kadar eski
halini bulmustu. Subayi
sertçe
azarlayarak:
'Size emri
veren,
apoletli
ve
yddizh üniforma
degil,
Mustaf:
Kemal'di,'
dedi. 'Ïçte kargimzda yine Mustafa Kemal
var.
Onun için
emr
alacak
ve geregini derhal yapacaksimz.' Subay
ba§
egdi. Mustafa
Kemal
sonradan hikâyeyi anlatirken: 'Kendi kendime
dugünüyordum,'dedi. 'Ya
zi-
le basip da iki asker
çagirsa
ve
beni yakalatsaydi, halim
nice
olurdu?'
Îstifasiduyulduktan hemen
sonra,
Mustafa
Kemal,
Müdafaa-i
Hukui
Cemiyeli Erzurum
Subesi
Heyeti Temsiliye Bagkanhgma
seçilmig,
Raul
Bey de
ba§kan yardimcisi olmustu. Ancak,
toplanacak olan
kongreye kati-
labilmesi için daha bazi
engelleri
yenmek gerekiyordu.
Kongreye
geler
temsilciler, Dogu
illerindeki
tüccar,
çiftçi, avukat, gazeteci, hoca
gibi
çegit-
li
meslek
adamlanyla
Kürt
geyhlerinden
ve
Laz reislerinden
kurulu karma
bir topluluk
oluituruyorlardi.
Bunlar kongreye
bölge içi bir
sorun
gözüyle
bakmaktaydilar.
Bu kongrede, sivil
ve
askeri
idareyi daha iyi igler hale
ge-
tirmek,
silahlarm gizlice
depo
edilmesini
ve
ingilizkontrol subaylanndan
geri ahnmasim saglamak,
Ermeni
tehdidine kargi evlerini,
barklanm koru-
mak
gibi konulan görügeceklerdi.
Bu Bati'dan
gelme Paga'mn da bir Er-
meni
devleti kurulmasma kargi oldugu
biliniyordu.
Ancak
ne
de olsa,
içle-
rinden
biri degildi.
Onu
sadece admdan
tamyorlar; bu
da kugkularun
gider-
meye
yetunyordu.
Aralannda
bazi
eski
îttihatçdar da vardi ki,
bunlar Mustafa Kemal'e
dügman
gözüyle balayorlardi.
îstifasmdan
sonra
bile hâlâ
üniforma
ve
Hün-
kâr yaverikordonlanyla
dolagtigun görenler
olmustu. Kemal'i
tutanlar,
ya-
nma
yeteri
kadar
sivil elbise almadigt için,
böyle gezdigini
söylemekteydi-
ERZURUM KONGRESÍ 219
.
-a
er.
Ama bazi kimseler
de bunu,
üstünlük Inrsimn belirtisi
olarak gösteri-
orlardi. Kimileri saltanat
konusundaki
tasarilanndan
güphekniyorlardi.
kynca, içkiye dügkün
oldugu
da duyulmustu.
Yine
de,
en
sonunda, Käzim
Karabekir'in itibar
ve
etkisi
kendisini
,österdi.
Kâzim Pa§a,
§üphesi olanlara, Mustafa KemaPin
milliyetçilik
ül-
:üsüne
her
geyini
feda etmekle gûvenlerine hak kazandtämi
sõyledi
ve
sim-
E
de
onu
desteklemek
zorunda
olduklanna
kendilerini
inandirdi. Kongre-
e
temsilci olarak ahnmakla
kalmamah, bagkan
seçilmeliydi.
Böylece
delegeler
arasmda
iki kisi
kendi
yerlerini Mustafa Kemal'le
tauf
Bey'e biraktilar. Kongre
on
bey gün gecikmeyle,
1908 Hürriyet Bay-
anumn on
birinci ylldönümünde
açildi.
Kâzim
Karabekir Pasa, büyük
bir
ar
yemegi düzenlemigti. Subaylarla
öksüz çocuklarm
katildigt heyecanli ti-
'atro
gösterileri yap11di. Kongrenin
açilmasina rastlayan
bu tarihte Damat
2erit,
bütün
ülkede
bir
emir
çikartung
ve
'sözde
bir
meclis
toplantisi
hava-
a
verilmek
istenilen' bu gibi
geylerin
°önüne
geçilmesini
istemisti. Bir Er-
neni
okulunda toplanan
kongre
on
beg
gün
sûrdü. Îlk
oturumda, üyeler
bir-
taç
muhalife
kargm,
Mustafa Kemal'i ba§kanhga
seçtiler.
§imdi
yine
res-

bir
sifati vardi,
ama
sivil olarak. Üstüne,
bunu belirtmek için, Erzurum
talisinden
ödünç
aldigi bir
redingot giymigti.
Yillar
sonra,
kongredekiler
cendisini
bagkan
seçmemig
olsalardi
ne
yapacagim
soranlara,
hiç tereddüt-
üz, 'Gider
bagka
bir kongre toplardim,' diyebilecekti.
Mustafa
Kemal,
Havza
ve
Amasya'da, askeri
direnigin temelini
atmig-
1;
gimdi de Erzurum'da bunun
siyasi kargiligmi kuracakti. Kongreyi
açië
öylevin
g,
devrimin
iki temel ilkesini ortaya atti:
Bimlardan
biri
milletin
laklan,
öteki,
halkm iradesiydi.
Ïlki,
ikincisine dayamlarak
yeni
bir
hûkü-
net kurulmastyla
gerçeklegecekti.
Çevrelerinisaran
'kara
ve
korkunç teh-
ike'den,
'milli
harekete ilham
veren
ve
bir
elektrik akimi gibi
ülkenin
en
icra kögelerine kadar yayilan yenilmez
ruh gücünden'
söz
etti. Türk mille-
inin
kendi
kaderine
sahip ç1kma
karan
ancak Anadolu'dan
dogabilirdi.
Una
bu, yalna halkm iradesine dayanarak olmahydi.
Mustafa
KemaPin
önderligindeki hareket, Jön Türklerinki
gibi
tepe-
3en inen
ve
iktidann birkaç
kisinin
elinde
toplanmastyla
sonuçlanan, sirf
askeri
bir
hareket olmayacakti.
Alesine, gimdiye
kadar
ne
Tûrkiye'de,
ne
le
bagka
bir Dogu
ûlkesinde
uygulanmamp biçimde,
milletin
bagrmdan
;1kmig
bir
çognaluk
idaresi hareketi olacakta.
Tûrkiye'nin, Türk
halkimn
Jütûnû
tarafmdan
seçilmig
ve
tutulmug bir
rejimi,
gücünü
halk
çogunlugu-
mun
dilek
ve
kararlanndan alan bir
hükûmeti
olmahydi.
Yäneticilik yerin-
220
KURTULU§ SAVASI
deki kimse, kendi ad2na degil, herkesin adma
hareket
etmeliydi.
Mustafa
Kemal'in, Erzurum'dan
sonra
bütün
Anadolu'da
durmadan yineleyecegi
mesaj
igte buydu.
Bu,
Osmanh ÏmparatorlugununBatili unsurlarlyla
birara-
da
yagamig,
Eati
demokrasisi prensiplerini incelemig
ve
demokrasinin,Tür-
kiye'nin bugünkü dünya
içerisinde
varhgun
sidürebilmesi
için gereken
tek
siyasi
temel
oldugunu anlamig
bir insamn
mesajiydi.
Kongre
sirasinda
kendisine,
'Yoksa
Cumhuriyete
dogru
mu
gidiyo-
.
ruz?'.
diye
soran
bir
arkadagma:
'Hâlâ
güphen mi var?'diye
cevap
verdi.
Ama
bu
henüz gizli tutulacakti.
Bu
dönemde, girigilen hareketin padigahli-
ga ya
da
halifelige kargi
olmadigim
belirtmeye dikkat
ediyordu.
Sadece
bunlarm
arkasmdaki
yabanci tehdidine yöreltilmisti.
Õte
yandan, hareketi-
nin,
kanun çerçevesi
digma
çakmadigun
belirtmeye de önem veriyor,
yapi-
lan iglerin yürürlükteki Osmanh kurallarma
uygun
olarak,
tagradaki
valilik-
lerce
resmen
kayit
ve
tescil
edilmesini
saghyordu. ·
Bu
çerçeve
içinde, kongre sonucunda elde edilen baghca is, sonradan
Misak-1
Millî dive
tanmacak olan
bir bildirinin kaleme
ahnmast
oldu.
Bu
bildiri, bang konferansinda karara baglanan
ve
sõzde uygulanan
self-determination
(kendi
kaderini
tayin).ilkesini
esas
olarak
kabul
ediyor-
du.
Anadili
Türkçe
olan
halkm çogunlukta
bulundugu Türkiye
smirlanmn,
oldugu
gibi
kalmasinda israr ediyor,
buralara kargi
girigilecek
her
türlû
te-
§ebbüsün direnmeyle kargilaçacagim
belirtiyordu. Geçici bir hükümet
seçil-
mesi,
Türk olmayan unsurlara hiçbir
ayncahk
tamumamasi
öngörülmügtü.
Ancak
kongre, böyle
geçici bir hükümet kurulacak
olursa,
merkezi hükü-
metin
uyguladigi kanunlan izleyecegini
ve
'Misak-i
Millî'yi gerçeklestir-
dikten
sonra
dagilacagim da
karar
altma almigt1.
Misak, bir bildiri geklinde
bütünyurda
ve
yabanci devlet temsilcileri-
ne
dagitildi. Mustafa Kemal, oldukça
hakh
olarak,
'Kongrenin ciddi
karar-
lar
almig
ve
bütün dünyaya kargi
milletin
varhgim
ve
birligini dile getir-
mig oldugunu söyledi. 'Tarih,
bu kongrenin çaligmalarim,
benzerine
az
rastlatur
bir bagari
olarak uiteleyecektir,'
dedi.
Kongre
sona
erdigi
sirada,
Harbiye
Nazirhš mdan kolordu karargâln-
na
bir telgraf geldi:
Bablâli
häkümetinin
emirlerine
bagkaldErmnian
nedeniyle,
Musta-
fa Kemal Paga ile
Refet
Bey'in
tutuldanarak Ïstanbul'a gönderil-
mesini karar altma ahmytar.
Yerel
makamlara
gerekli emirler
ve-
rilniig
oldugundan, Komutanhguuzm
bu emri derhal yerine getir-
mesi
ve sonucunu
bildirmesi
teblig olanur.
ERZURUM KONGRESÏ
221
Mustafa Kemal kisaca, 'Kolordu
Komutam gereken
cevabi
verdi.'
r.
Kâzim
Karabekir
Pa§a, bu
yamtta,
bu
iki aydm
ve
degerli
vatandagm
Idun
yaranna
çahgttklanm
söyleyerek itirazda
bulundu.
Daha
sonra,
>ngre çahgmalan üzerinde hükämete
verdigi
raporda,
bu toplantimn
mil-
bir
nitelik tagidigim ileri sürerek:
'Bu
bareketi
sadece iki
kipiye yükle-
ekle.onu küçültmüg oluyorsunuz,' dedi. Kongre,
halkm
içinden
gelen duy-
I
ve
isteklerden
dogmug; bükümet
genelgesi ise
onlann üzerinde çok kö-
bir
etki
yapru§t1.
Erzurum
Kongresi, Kâzim
Karabekir Pa§a'mn durumunu
öylesine
avvetlendirmisti ki, artik silahlann teslimi konusunda,
ne
mütareke kogul-
nm,
ne
ingiliz
subaylanni,
ne
de
kendi hükümetinin
emirlerini
dinliyor-
1.
Simdi
halkm igleri
kendi eline
aldigmi
ve
hiçbir
silalun ülkeden çikanl-
.astaa
izin
verilmedigini
ileri
sürüyordu. Bandan biraz sonra
Albay
Raw-
ason,
Lomira'dan aynhp, durumu,
Ermenistan simrlan içinde
sayilan
Sa-
kanu§
ve
Kars'tan izlemek
emrini
aldi.
Ïngilizler,
Anadolu'daki
mevcut-
trim
azaltmaya baglamiglardi.
Batum limamma bogaltilmasi
da

ünülü-
ardu.
'Misak-1 Millî'nin bir
örnegi Albay Rawlinson'a
gönderildi. Albay,
ongrenin
açalmasmdan
önce
Mustafa
Kemal'le yaptigi
uzun
bir
konusma-
Ln etkisinde kalmigti. Arkadan
Londra'ya giderek
o
da Amiral Calthorpe
ibi,
milliyetçi hareketin ileride
gösterebilecegi
geligmeler üzerinde
Ingi-
z
húkümetini bog
yere
nyarnaya
çah§ti. Sözlerine, yalmz Curzon
kulak
orir
gibi
oldu. Mustafa Kemal'in
ne
gibi barig ko§ullan
umdugunu
ve
ka-
ul
edebilecegini
ögrenmek
istiyor,
ama
Misak-2 Millf yi, ûzerinde konug-
iaya bile degmeyen.bir
gey
gibi
reddediyordu.
Bu yüzden, Albay Rawlin-
an'u Mustafa Kemal'in
agzim
aramak için yeniden Türkiye'ye
yolladi.
ocal Rawlinson Erzurum'a
gelinceye kadar
kig bastirrus
Kemal,
batiya
eçmigti: Olaylarm bundan
sonraki
akigt, ikisi
arasmda
böyle
bir
bulugma-
a
firsat
vermedi.
Bu arada,
Damat
Feri in
Barig
Konferansmdaki górevi bir flyasko ile
anuç1anmigti. Ulkesi adina, bir yandan,
olanlan
hakh
göstermek isteyen,
ir yandan, kendisini
alçaltan, bir yandan
da akil almaz istekler öne
süren
zun
bir
savimma
yapti. Savag
süresince, Türkiye'nin,
'insan
vicdanim deh-
et
içinde birakan birtakim
suçlar iglemig
oldugunu' itiraf
etti. Ancak 'Os-
2anh
milletini
en
kötü
gekilde gõründügü
kisa
bir dönem
içinde degil, bû-
an
tarihi
boyunca
yargtya
vurmanm
daha
insafh
bir bareket' olacagmi ile-
i
sürdü.
Bütün bunlar,
gimdi
mubakeme edilerek suçlu
bulunmu§
olan
Îtti-
latçilarm
igiydi. Onlann
cezaya
çarptinlmasi,
Türkiye'nin
uygar
dünyamn
222
KURTULUS
SAVASI
-
gözünde tekrar itibar kazanmasim saglamisti.
Türkiye,
bundan
sonra
ken-
dini
'yogun
bir
ekonomik
ve
kültürel
çahymaya'
verebilirdi.
Damat Ferit
Paga, bütim bu hafifletici
nedenler
gõzönünde tutularak.
status
quo
ante
bellum
(savastan
önceki
durum) temeline
göre,
son
kirk
yll
içinde kendili-
ginden
en
azma
inmig
olan
Osmanh Imparatorlugu simrlanmn oldugu
gibi
tutulmasun
diliyordu.
Bu
görügünú de,
mütarekede
tamnan
Wilsoa Îlkeleri-
ni
de agarak,
Pan-islamizm
tezine dayanmaktaydi. Ona
kalirsa Osmanh
Imparatorlugu bälünmez
bir
bûtündü. Parçalanmasi,
'Dogudaki
bari§
ve
huzunin zararma' olurdu.
Sadrazamin
uzun savunmasi,
Konsey üyelerini
hiç
etkilememigti.
Bir·-
kaç gün
sonra
kendisine
aci
bir
cevap
göndererek,
sadece, Türk
hûkümeti-
nin
savag
suçlarndan
sorumlu oldugu
üzerindeki
dügüncesine katildiklarim
bildirdiler.
Ancak
Türkiye'nin
tarihinin
'kritik
bir döneminde,
insanca duy-
gu
ve
prensiplerden
tümüyle yoksun
olan
bagarsiz kigilerin eline
dügmüg
olmasi,'onu
bu suçlarm
cezasim
çekmekten
kartaramazdi.
Konsey, Türk
milletinin nitelikleri
ne
-kadar
yüksek olursa olsun,
bunIar arasmda
'yaban-
ci
irklari
yönetmek gibi
bir
yetenegin bulunduguna'
inanmiyordu.
'Ekono-
mik
ve
kültürel
alandaki
dilekleri'ne gelince, böyIe
temelli bir degisme,
dognisu çok §agilacak
bir geydi
ve
yararh olacagmdan kimsenin
güphesi
yoktu!
Arkadan
Türk
beyetine konferanstan
ayrilmak
izni veriliyordu.
Mr.
Balfour,
bu sorunlann
Tlirkiye'den bagka devletlerin çikarlarim
da ilgilen-
dirdigini
ve
hemen bir
çözüm yolu bulunmastnm sözkonusu olmadigim
açaklamigtL
Amerika,
mandaterligi
kabul edip etmemek konusunda bir ka-
rar
almcaya
kadar, görûgmelere
ara
vermek gerekiyordu.
Ancak
kötü bir
rastlantlyla,
birkaç
gün
sonra
Bagkan
Wilson felç olunca,
bu
i§ daha aylar-
ca
geri atdmig oldu.
Böylece Ferit Pa§a, 1stanbul'a elleri
bog döndü. Veliabt Abdûlmecit
Efendi,
zamam uygun
bularak,
milletin
durumunu anlatan
bir muhtira
yaz-
di. Bu, Mustafa Kemal'in
bile daha iyisini yapamayacagi, devlet adamlart-
na
yakigir
bir belgeydi.
Hükümet ülkeyi
parçalamaktadar, diyordu. Salta-
nat
kurumu, parti
politikalanmn üstünde
kalmah
ve
tarafsiz bir denge kur-
maliydi.
Hemen seçimlere
gidilmesini
ve
milliyetçilerin
de
temsil
edilece-
gi
bir
koalisyon kabinesi
kurulmasim istiyordu.
Ancak
ne Padigah,
ne
Sad-
razam,
bu ileri görüglü äneriyi
dikkate
aldilar.
Kemal
bu arada, Damat Ferit'in Paris'teki
yenilgisinden
yararlana-
rak,
kendisine bir geçmig
olsun
telgraft gönderdi. Içerisine
bir iki
tehdit
ka-
nyt1rmay1
da
uniitmarmp:
ERZURUM KONGRESI
223
'Dokuz aydan beri iq bagma gelen kabinelerin, hep, birbirinden
daha çok güçsüzlüge
ugramasi
ve
en
sonunda,
ne
yazik
ki, arttk
felçIi bir hale
dügmesi,
milletin
yüksek
haysiyeti kargisinda gerçek-
ten
çok
üzücü
oluyor...
Yagama hakla
ve
bagimstzligi için çaligan
milletin
maksadmdaki temizlik
ve
ciddilige karg1hk,
merkezi
hükü-
met
dügmanca bir
tutum
takmmaya
daha
uygun
buluyor. Bu tür-
lü bir davramp çok
ilzüntü vericidir.
Milleti,
merkezi
hükümete
kargi,
arzu
edilmeyen hareketlere
itebilecek niteliktedir.
Çok
açak
yüreklilikle arzederim ki, millet her
türfü istegini
elde
edebilecek
giiçtedir. Tegebbüslerinin öniine hiçbir kuvvet
geçemez...
Herkes,
hükiimetin, megrû olan millî alama karga koymaktan
vazgeçerek
Kuvaya Milliye'ye güvenmesini
ve
girigtigi
her
türlü
igte millî istek,
leri gözönünde
tutmasmi
dilemektedir.
Bunun için de
millî
varlik
ve
iradeyi
temsil
edecek olan Meclis'in
en
kisa bir
zamanda
top-
lanmasi
saglanmalldir.'
Mustafa Kemal,
agustos
sonlarinda,
bu
ruh hali
içinde
Sivas'a gitti.
trdun
çegitli yerlerinden gelen delegelerin
de
yolda olduklarm
ögren-
§ti. Türk direnig hareketiain kurulugundaki ikinci
ve
en
önemli dönem,
ylece baghyordu.
.I
..
I
.1
-
r I
YÌRMÍÍKÍNCÍ
BÖLÜM
.
Sivas Kongresi
'TÜRK,
badalahklann yükü altmda ezilmig, suçlarla lekelenmig,
kötü
yö-
netim
yüzünden çûrümüg,
savasta
yenilmig, bitmez tûkenmez felâketler,
sa-
vaglarla çökmüg, çevresinde Imparatorlugu
paramparça
olmu.stu. Ama
O
hâlâ
canhydi.
Gögsünde
dünyaya meydan okumu§
ve
yüzyillar
boyunca
bü-
tün
istilâctlara kary bagarryla
savag
vermig
bir
irkm
kalbi çarplyordu. Elin-
de
yine modern
bir
ordunun donammt
ve
bagmda, kendisi hakkmda bildigi-
miz
kadariyla, kiyametin därt
ya
da beg olaganüstü
insamyla boy
ölçügebi-
lecek kiratta bir
Bagkumandan vardi. Dünya
yasasma
düzen verecek adam-
lar Paris'in duvarlan
kumag kapli, yaldizh salonlannda toplanmiglardi.
Ïs-
tanbuPda Müttelik filolannm
toplan altinda çahgan
bir kukla hükümet bu-
lunuyordu. Ancak Türkün anayurdu
Anadolu'nun
sarp
tepeleri
üzerinde
bir
avuç
yoksul
insan, kaderlerinin bu
gekilde tayin
edilmesini
kabul etmi-
yorlardi.
Se
anda,
bir
açik
ordugâb
ategi önünde,
bir mültecinin eski püskü
elbiseleri altmda
oturan, yüce
bir
§övalyelik
ruhuydu.' Winston Churchill,
Mustafa Kemal
için
burlan
yazmigti
Su
sirada
girigtigi hareket,
yerinde bir deyimle,
henüz
'diplomasi,
ör-
gütlü ayaklanma,
çete
savasi ve
açik
savag
hali
arasmda alacakaranhk
bir
dönem"
denilen geyin egiginde
bulunuyordu.
Çevresindekilere
henüz tam
olarak
güvenemiyordu,
modem ordusu
ile donammina güveni ise daha
az-
di. Erzurum'da çogu
bagibozuk
olan Kuvayi Milliye birliklerinin,
Ïtilâf
Devletlerinin düzenli ordulan kargsmda
ne
ige yarayabilecegini
soran
kö-
tümser
bir dostima
pu
cevabi
vermisti:
'Bu
milli
kuvvetler, namuslu
bir
ada-
nun yastigimn
altmdaki
tabancaya benzer. Namusunu kurtarmak
umu-
1
Churchill:
The
World Crisis: The
Aftermath.
.
-
2 Dankwart A.
Rustow• The Army
and
the_
Founding
of
the Turkish Republic.
SÏVAS
KONGRESÏ
225
L.
mu
büsbüti¯myitirdigi
zaman,
hiç olmazsa tabancasiru çekip kendini
õldü-
bilir
Mustafa Kemal, Erzurum'da, siyasi çahgmalannm
yarustra,
kongre-
n
sorunlari
ile Kuvayi Milliye'nin kurulmasi
igiyle
ugragmak zorunda kal-
isti.
Îlk önce kendine bagli komutanlari hem birbirleriyle, hem de
sivil
eticilerle
biraraya getirmesi,
sonra
da
içlerinden
tutumu
güpheli
görü-
n
bazilarini
se
çip. ayiklamasi
gerekmisti.
Harbiye Nezarelindeki
bazi
stlar, özellikle gimdi Genelkurmay Bagkani olan Cevat Papa
bu
igte
ken-
sine yardimci olmuglardi. Ama,
bir
yandan da dügmanlan, Anadolu'ya
idigaha
bagh
subaylari atayarak
igini bozmaya
çalig1yorlardi.
¶imdi
elinde
birlegik
ve
kay1tsiz
gartsiz
yardimlarina güvenebilecesi
i
ordu vardi:
Daguda Kâzim Karabekir'in
ve
Batida
Ali
Fuat'mki.
Anka-
'da,
Ali
Fuat düzene
uygun
birliklerine
ek olarak saglam
bir de düzen di-
savunma
kuvveti kurmustu.
Bandan
bagka,
Amasya'dan döndükten
sonra
lgraf
merkezlerine
el koymug
ve
Orta
Anadolu'nun
bütün
sivil yönetim
ekenizmasini kontrolu
altina almigtt.
Ancak,
bagka
yerlerde milliyetçilerin
durumu bu kadar
saglam
degil-
.
Amasya konferansmdan beri, kumandanlara,
yerlerini
birakip Ïstan-
al'a
dönmeleri için
boyuna
baski yapillyordu. Amasya Beyannamesini des-
kleyenierden,
Konya'daki ordu
komutam
Mersinli Cemal Papa, bu baski-
rin
altmda ezilenler arasinda
bulunuyordu. Eu yûzden Mustafa
Kemal,
itün kumandanlara
bir
genelge
gönderek görevlerinden
ayrilrnak
zorun-
i kalsalar bile
olduklan
yerden
uzakla§mamalarm
ve
birliklerini dagit-
a
emrine uymamalanni
istodi. Hiçbir
subay hiçbir gekilde
Tstanbul'adön-
evecekti.
Samsun'da, Mustafa
KemaPin ÜçüncüKolordusuna komuta eden Re-
t
Bey
gu
anda
tehlikeli
bir
durumda
bulunuyordu. Îngilizlere
karsi lânm
kumadigi için, onlar da Ïstanbul'a
geri çagnlmasmi
istemigler
ve Da-
at
Ferit'in
orraylyla
kendisini getirmek için bir
muhrip göndermiglerdi.
arbiye Nazirligmca Refet in yerine
atanan
Albay Selâhattin Bey,
yanm-
i bit ingilizkurmay
binbadlyla,
aym
gemide
bulunuyordu.
Refet Bey alay-
bir
gekilde,
deniz tutmasindan çekindigi için binemeyecegini
söyledi.
inbasi kendisine bu kadar
sudan
bir mazeret
gösterdigi
için
çik2ginca,
)ogrusunu
isterseniz, beni Malta'ya götürürsimüz diye korkuyorum,'
yam-
n
verdi.
Bir Îngiliz
sava§
gemisiyle
dönmek,
onuruyla
bagda§amazdi.
raa birkaç
gün
sonra
kendiliginden gelecegine
söz
verdi:
Böylece kolor-
Isunu,
ileride
milli.
kuvvetlere katilacagmi nodugu Selâhattin Bey'e
tes-
n
eui.
Sonra,
Harbiye Nezaretine
istifasim göndererek, öteki delegele-
Atatürk
|
F: 15
.
I
226
KURTULUS
SAVASI
-
rin
de
toplanmakta
oldugli
Sivas Kongre
sine
gitmek üzere hazirhga
girigti.
Sivas Kongresi,
milliyetçi
dernekleri
birer bölgesel
kurulus olmaktan
çikan
p
milli
plana yükselecekti.
Ama Kongreye
katilan temsilcilerin
sayisi
ve
geldikleri
yerler
yüzünden
bu
yapilamadi.
Çagnlan
iki
yüzden çok kisi-
den, yalmz doksan dokuzu
gelmigti;
bunlann da
on
ikisi,
Mustafa
Ke-
mal'in
yamndaki subaylar
ve
arkadaglarydi. Yunan
tehdidi
altmda
bulu-
nan
Trakya'dan, önceden
yapilan
uyanlara ragmen kimse gelmemigti. Yi-
ne
Yunanidarm, Türkleri içerilere
sürdäkleri
Îzmir'in ardmdaki
dag
ve
ovalardan
ancak birkaç
kisi
vardi.
Ne Konya'mn çevresindeki Tuzgölü
yay-
lasmdan;
ne
de gûneyde. italyan i§galindeki
Antalya
kiyilanndan kimse
gelmemigti. Fransiz iggali
altmda
bulunan
Toroslar
ardmdaki
sicak
ve zen-
gin
Adana
ovalarmdan, Ïngiliz1erin
bulundugu Mezopotamya
ve
Kürdis-
tan'LB ÇOrak
çöllerinden, dag eteklerinden de gelen çikmamigti.
En tuhafi,
-
Îngilizlerin
çekilip
gitmeye
hazirlandiklan Karadeniz kiyilan ile daglann-
dan kimsenin gelmeyigiydi. Padigalun gerici
müstahkem mevkii
ve
iggal
kuvvetlerinin kalesi
durumunda
olan
istanbul bir tek
ûye gönderni§ti.
Bir
de Tibbiye
Okulu temsilcisi
oldugunu
ileri süren bir
genç
vardi.3
Bu ylizden Mustafa Kemal, ige, küçük ölçüde
baglamak
zorunda
kal-
di. Kendisini destekleyenler,
sayica,
ûlke
nüfusunun
ancak dörtte birini
temsil ediyor;
ancak
toprak ölçüsü
bakimmdan daha genig bir alam kapsi-
yordu. Erzurum'un batismdaki daghk bölgeye kadar
Anadolu
yaylasuun
buyük kesimi kendisiyle beraberdi. Bastan beri istedigi
geyi, Türkiye'nin
yüregini eline
geçirmi bulunuyordu. Buradan yeni bir
yurt
geli§ip
büyûye-
bilirdi artik.
Sivas Kongresi, 4 Eylül 1919'da,
duvarlan beyaz badanah klasik bir
lise
binasmda
toplandt. Bahçeye, yeni Kolordu Komutam
Selâhattin
Bey'in askerlerinin
kullandigt
bir
tek
koruyucu sahra
topu
yerlegtirilmi§ti.
Okulun çevresinde,
on
üçüncü yüzyil Selçuk Türklerinden
kalma
zarif
yapi-
lar
vardi.
Sivas
eski
bir Selçuk kalesiydi. Yüzyillarmasaf Türk
gelenekleri
ve
özgürlük duygusu, Amasyahlar gibi, Sivashlarm da
içine
iglemig
ve
bu-
güne
kadar
gelmisti. Burasi
simdi,
saglam Anadolu
irkmdan
gelme köylü-
lerin yerlegmig oldugu bir hayvan
yetigtirme merkeziydi.
Toplantilar,
tagra
zevkine
göre
süslenmig,
uzmi
dikdörtgen biçiminde-
ki bir
sunfta
yapihyordu.
Sivashlar,
dögemeyle duvarlan, getirdikleri hall-
larla süslemisledi. Odamn bir
ucuna
bir
namaz
seccadesi serilmisti. Tem-
silciler,
üstüne
mürekkep
hokkasi koymak
için delikler
olan
yanm
düzine
kadar kaba okul stralanna oturmuglardi. Mustafa Kemal'e
ayn
bir
masa
3 Hakkân
temsilcisi
oldug¡unu
söyleyen bu üye, aslinda Erzurum'dan gelmigti.
SÍVAS
KOÑGRESÍ 227
rilmig, arkasmdaki
duvara da
üzerinde
'Padigalum çok
yaga' yaz1h bir
h
asdmigti. Ancak
o,
bu hahyt,
havi
dökülmüg koltuguna örterek üzerine
muayi
daha
uygun
buldu. Bununla
birlikte, çogunlukla öteki üyelerle
bi-
rada
oturuyordu.
Yanda,
onun
için hazirlanmig olan yatak
odasmda
ge-
¡
bir
demir karyola,
yaldiz taklidi pirinçten lâmbalar
ve
özel toplant1Iar
n
birkaç sandalye
bulunuyordu. Yatagin üstünde,
fiyonglarla, çiçek
mo-
leriyle ince ince iglenmig ipek
bir örtü seriliydi. Eu
örtüyü, Sivash
bir

kiz,
çeyiz
sandigmdan
çikararak, Mustafa Kemal Pa§a'ya armagan
et-
Kongre
üyeleri,
en
çok
fasulye, pilavdan
ibaret
okul yemegiyle
kann-
-un
doyuruyor
ve
gehirdeki evlerde
misafir
kahyorlardi.
Aksamlari,
kah-
de domino
oynayarak,
ya
da
Kizihrmak
üzerindeki
bir
köprüye dogru
zmeye
çikarak
vakit
geçiriyorlard1. Sivas111arburada
onlarla
konugup
ngreden
haber
sorarlardi.
Rauf Bey'e yaklag1p
görü§mek
kolaydi. Ancak
ustafa Kemal uzak
duruyor, kongre
binasmdan digan çikmlyordu. Orada
Imz
temsilciler
ve
kentin ileri gelenleriyle toplantdar
yapiyor;
onlan
mdirmak, aydinlatmak,
yola getirmek, anlagtmp
birlestirmek için dur-
idan
konuguyordu.
Sivas'a geligi, halkta
büyük bir
ilgi uyandirmig, yaki-
11 halini
gören
önemli
bir hoca
efendi
bile
yüksek
sesle, 'Tann
nazar-
n
saklasm, magallah!'
demekten
kendini
alamamqti.
Bu emredici gözle-
L
arkaSinda
korkulup sayilmaya deger bir
gef vardi. Degersiz
kisiler
yam-
yaklagmaktan çekiniyorlardi.
Çückü
bu
adamm
bir bakigta
kendilerinin
oldugunu
anlayacagmi,
gerçegi görüp
sezecegini
ve
üzerlerinde
igreti,
lanci
ne varsa
soyup,
asillarim
bütün
çiplakhg1yla
ortaya
çikaracagini
bi-
orlardi.
Mustafa Kemal kendisini
hâlâ hilâfet adma
hareket
ediyor gibi
göster-
k zorundaydi. Bu yüzden temsileiler,
Kur'an'a el
basarak
agagidaki
bi-
tide
yemin
ediyorlardi:
'Yurdumun
ve
milletimin kurtulup
bariga kavngmasi digmda her-
hangi
bir kigisel hirs
ya
da
çakar peginde kogmayacagama,
Ïttihat
ve
Terakki Firkasms
tekrar
canlandarmaya
kalkt;mayacagima, hiç-
bir siyasi partinin çakarma hizmet etmeyecegime Tanrs'nm ada
üzerine
yemin
ederim.2
Bu
sefer
Mustafa Kemal'in kongreye bagkan seçilmesine
ilk itiraz
n
Rauf Bey'in kendisi olmugtu.
Demokrasi
geleneklerine
bagh
olan
ve
rekerin
milliyetçi
ve toplumsal
karakteri üzerinde
Israrla
duran
Rauf
y,
KemaFin
bagkanhgmm
daha
bastan, çok kigisel
ve
istabdata kaçan
.
I
I
228
KURTULUS
SAVASI ,
bir durum yaratmasmdan korkuyordu. Yine de
o,
üç
muhalif
oya
karsi,
ço·
gualukla
baskan seçildi.
Arkadan
kongre
çahgmaya
bagladi:
Mustafa Ke-
mal,
kendilerini tehdit
eden
tehlikenin, ötekilerden
daha
çok
farkmda ol-
dugu için
süratle
ice girigti;.
öyle
ki, kongre igini
bir
haftada bitirmig
oldu.
Kongre, ilkönce, Erzurum Kongresinde
ahnan
kararlari
anaylada,
bu-
nun
yaninda
da
Misaki Millî'nin metrani
daha güçlü biçime
sokan degigik-
likleri kabu.I
etti.
Eu kararlan
uygulamak
üzere bir
'Heyeti Temsiliye'
se-
çildi. Buraya kadar bir anlagmazhk çikmammti.
Anlagmazhk, ülkenin
ileri-
deki hukukî durumu konusunda ba gösterdi. Bütün
yurtseverliklerine
kar-
gtn,
Sivas Kongresi
üyeleri
arasmda ülkenin
tam
bir bagunsizhga kavugabi-
lecogine
caudan
inanan
pek
az
kisi
vardi,
Bu, büyük bir inanç
ve
irade
gû-
cü isteyen
bir
geydi
ki,
o
da
ancak
Mustafa KemaPle kendi
gibi
bir
avuç
in-
sanda
bulunnyordu. Ust
tarafi, önlerine
sürülen
hazir
lokmayl,
yani
Ameri-
kan
Mandasim
yutmaya
hazir görünüyorlardi. Bu yeni
ve
«saygideger»
söz,
durnmu kollamak için
kendini de buna taraftamus gibi gösteren Ismel
Bey'in deyimiyle
'zamama
yaldizh hapi',
bütûn
agizlarda
dolasiyor,
o
tik-
sindirici
'ilhak'
sözünün yerini almig
bulunuyordu. Yurtseverler
bile
bunL
hig olroazsa
'ehveni
§er'gibilerden,
haysiyet kinc1 bir bangin
yerini alabile-
cek
bir çözüm
yolu olarak
görmeye baglamiglardi.
Mustafa Kemal, Erzurum Kongresinde
_
havayi yoklamak
içirs Türki-
e'den
toprak
istekleri
buhmmayan bir
büyük devletten yardim istemek
so-
unarou
estaya armig,
ama
akilhca
bir davrampla, Amerika'nm adim
an-
ak:an kaçmmigt1.
Çünkü
bu
ad,
doguda
o
herkeste
nefret nyandiran
'ba-
imsiz
Ermenistan' projesi ile kayna§m1§
gibiydi. Ne
var
ki, burada, Si-
vas'ta, durum degigikti. Ulkenin
bagka
kesimlerinden gelmi§ olan
bu
tem-
silcilerin
gözlerinde
Amerika adi
bu derece
ugursuz
bir
anlam
tagmuyor-
du.
Bu
yüzden Amerikan
Mandast
sorunu,
Sivas Kongresinde, önceden
za-
ten
onaylanmg olan
Millî
Misak'a kiyasla,
daha ön
plâna
geçmigti.
Ameri-
kan Mandasmm Ïstanbul'daki uyamk
taraftarlanndan biri de .Halide
Edip'ti.
Uluslararasi politika i§lerine
akh
eren,
zeki
bir kadm
olan Halide
Edip, Paris'te Dört Büyükler tarafmdan kurulan King-Crane komisyonu-
.
nun
baglarmdan Charles R. Crane'i-
yakmdan
tamyordu.
Eu komisyonun
görevi daha
çok
Arap eyaletleriyle
ilgili bir manda
sorununu
incelemekti.
Ancak
aym
komisyon, dogrudan dogruya, Türkiye için de bir
rapor
hazirla-
mqti. Bu
raporda
biri
Ermenistan,
biri îstanbul, biri de
Anadolu'aun
ka-
lan
kesimi üzerinde
olmak üzere üç
manda
kurulmasi
öngörülmekteydi.'
Halide Edip,
Mustafa Kemal'e gönderdigi
nzun
bir
mektupta,
Ïtilâf
4 Bu
rapor,
Amerika Digiglerince dikkate
almrnamigtir.
S1VAS
KONGRESÏ
229
avletlerinin Türkiye üzerindeki
düguncelerini
özetleyerek
Ïstanbul'da
tnerikan
Mandasimn
en
'az
tehlikeli
çözüm
yolu' olarak görüldügüne
iga-
t
etmisti.
Böyle bir
gey
Türkiye'yi yabanci
azinhklarm
isteklerine kargi
ruyacak,
Türk
köylüsünün
çagdag
bir
millet
haline
gelmesini saglayacak
ki
Tärkiye
bunu
yapacak
deneyimden
ve
malî
kaynaklardan
yoksundu--
Avrupa emperyalizmine kargi
savunmasim
güven
altma alacakti. Hali- 1
Hamm, Birl.egik Devletlerin Filipinler'de
elde ettigi
bagariyi
örnek
gõs-
tiyor
ve
'yirmi
yilhk
bir
süre içinde yeni
bir
Türkiye kurabilecek
siyasal
tenegin,
yalmz Amerika'da
bulundugunu'
ileri
sûrüyordu.
Halide Edip'in
tavsiyesi
ûzerine,
Sivas Kongresine, bir
Amerikan
ga-
teci gönderildi.
Louis E.
Browne
adh
bu
gazeteci,
gärünügte Chicago
.
Æy News gazetesinin
muhabiri,
ashnda
ise Mr. Crane'in özel
temsileisiy-
.
Mustafa Kemal kongrede tek
Hiristiyan olarak
hazir bulunan Mr.
-owne'u
lyi kar§11adi.
Aralannda
geçen
bir dizi konugma sirasinda Musta-
Kemal, hep
'manda'
kelimesi yerine Türk izzeti
nefsine
daha
uygun
dû-
a
'Amerikan
yardmn' deyimini kullanda.
Bu yardimin siyasal degil,
sos-
1ve
ekonomik
bir
nitelik
tagunasi
gerekiyordu. Sivas Kongresinin, Ame-
ca'yi bu
çegit
bir
mandayi kabule çagiran bir karar ahp
almayacagi
sorul-
igu vakit Kemal, 'Evet'! dedi.
Arkasindan
bir
gart
ileri
sûrdü: 'Ancak
siz
bana, böyle bir
gey
istenecek
olursa
Amerika'mn
buna
kabul edecegine
tir.garanti
vermelisiniz.'
Browne,
ülkesinin
bunu kabul
edecegine pek
gü-
nmedigini
söyledi. Kemal
de bunun
fizerine,
elinden
böyle bir
garanti ol-
adan,
Türkiye'nin
bir yabanci
yardimi
istedigini
resmen
açiklamak
so-
mluIugunu
üzerine alamayacagim
bildirdi.
Manda
sorununun
tartigilmasi
kongrenin iki
uzun ve
kangik
oturumu
tyunca sürdü. Mustafa Kemal
ihtiyath bir
tutum
izliyorde.
En sonunda,
luf
Bey'le
birlikte, kongrenin de
kabul ettigi uzlagtmci
bir çözûm yolu
ildu.
Amerikan
Kongresi'nden,
ülkeyi
incelemek
ve
gerçek durnmu üze-
ide
bir
rapor
hazirlamak
ù.zere, bir heyet
gönderilmesi istenecekti. Bu is-
k
ve
Sivas Kongresi
hakkinda gereken
bilgi,
Mustafa Kemal, Rauf
ve
da-
.
birkaç
kisinin
imzasim
tapyan
bir telgrafla
Amerikan Senatosu'ca
iletil-
Bu
yazimn
gönderilmesi,
Mustafa Kemal
ve
arkada§lanz sorumluluk
tina
sokmalda
beraber,
mandadan
yana
olanlan
yatigtirmaya
yaradi;
ayn-
.
bir
milliyetçi
hareketin
varligim
diinyaya duyurmus
oldu.
Kemal, Gene-
l J.G. Harbord baskanhginda
bir
Amerikan
heyetinin
manda
konusunda
tuerika'yt.ilgileadiren
sorunlan
incelemek üzere,
Bagkan Wilson'un
em-
tle Ermenistan'a gitmek üzere yolda oldugunu
biliyordu. Senatoya gön-
230
KURTULUS
SAVASI
derilen telgraf, bu
heyet üzerinde
de
olumlu
bir
etki
yapabilirdi. Sonuç ole
rak
bu, Kemal'in diplomatik saldinst
içinde taktik
bir
hareketti ki,
yaral
zaranndan
çok
olabilecekti.
General
Harbord
ve
heyeti, kongrenin bitiminden bir hafta
kadar
sor
ra
Sivas'a
geldiler.
Harbord, Mustafa Kemal'i aç1k renk haçlarina
ve
çiki
elmacik
kemiklerine bakarak,
'atalannda
Çerkesya
da
bagka bir
sar §i
kan bulunan, güçlü ve
çok zeki
bir
genç
adam' olarak
gördü. Kemal,
sil
madan rahatsiz
bulunuyor
ve
yorgun
görünüyordu. Ama
iki buçuk
saatli
bir görügme süresince kolayhk
ve
rahathkla
konu§arak, dügûncelerini bi
mantik
düzeni içinde
öne
sûrdû. Amerika
ile bir
'agabey
iligkisi' kurma)
yadirgamtyor gibiydi;
ancak
bo iligkinin, yalmz bir
ögüt
ve
yardim
temeli
ne
dayanmasms istiyordu.
Amerika'nin otoritesini
fazla duyurmasim,. hel.
Türkiye'nin iç iglerine kangmasim kabul etmiyordu. Harbord, Türkiye'ni
geçmigteki
siciline
deginerek,
kendi
kendisine
saygisi
olan hiçbir
milletir
elinde
tam
bir
otorite
bulundurmadan
mandaterlik
sorumlulugunu alama
yacagi
cevabim
verdi.
Ve Ermeni kiyimmdan söz
etti.
Mustafa Kemal, ba
ymda
bulundugu
hareketin her
irk
ve
dinden insanlann haklanna
sayg1
gös
termek
isteginde bulundugunu
ve
gerekirse bir açaklama yaparak Hiristi
yanlarin
bu konudaki korkularmi gidermeye hazir
oldugunu
bildirdi.
Harbord,
'Simdi
ne
yapmak
niyetindesiniz?'
diye
sordu.
Konugmalan sirasmda Mustafa Kemal, ince parmaklan arasada
çe
virdigi
bir tespihle
oynamaktaydi. Bu anda, sinirli
bir hareketle tespihizi
si
cimini
koparmisti.
Taneler
yere
dügüp dagudi.
Kemal,
taneleri
teker
teke
topladi ve bunun
Generalin
sorusuna cevap
oldugunu söyledi. Böylece, ül
kenin dagilm1§
parçalanm
biraraya
getirmek, çegitli
dügmanlardan temiz
lemek, başmsiz
ve uygar
bir devlet yaratmak istegini
belirtmek
oluyordt
Harbord,
bu
türlü
bir
umndun
ne
mantiga,
ne
de askeri
gerçeklere
uydugu
nu
söyledi. 'Birtakim insanlardan kendi
canlarma
kiydiklarmi
biliyortu
Simdi
de bir
milletin
intiharma
mi
tanik olacagiz?
Mustafa Kemal,
'Söylediginiz dogrudur, General,'
dedi.
'îçinde
bulun
dugumuz durumda yapmak istedigimiz
gey, ne
askerlik açismdan,.
ne d
ba§ka bir
açidan açiklanabilir.
Ancak,
her
§eye
ragmen,
yurdumuzu
kurtar
mak,
özgür
ve
uygar
bir
Türk
devleti kurmak,·insan
gibi yagayabilmek
içi:
yapacagiz
bunu.
Avucunu
yukanya dogru dönük olarak,
elini
masamn
üzerine
koydt
'Bagaramazsak,' diye
devam
etti,
'bir
kug
gibi
dügmamn
avucu
içine dûçe
cek
ve
agir
ve
gerefsiz bir
ölûme
katlanacak yerde'
-konustugu
sirada
par
maklanm
yavag yavag
kapatlyordu-
'atalarumzin
çocuklan olarak,
dövüge
SÍVAS
KONGRESÏ
231
ek ölmeyi
tercih
ederiz'. Yumrugu
tamamen
kapanmigtt.
Mustafa Kemal'in kararliligi,
y11mazhgi,
Harbord'u
etkilemigti. 'Her
eyi
hesaba katmigtim,
ama
bunu
degil,' dedi, 'Sizin
yerinizde olsaydik,
iz
de
aym
§eyi yapardik
Ancak,
Kemal, Harbord'un
yamada
bulunanlardan bir Türke, kendi
evresindeki
adamlan
göstererek, 'Ïstanbul'a dõndügünûz
zaman,' demig-
i,
'bizden
duamzi
eksik etmeyin.'
I
:
I
.I
I
I
Ir
i
1r
YÍRMÍ
ÜÇÜNCÜ
RÖLÜM
Damat Ferit'in
Ístifasi
SÏVAS KONGRESí
sona
ermek
üzereydi.
Mustafa Kemal, bazi
nedenler-
den dolayi,
konugmalan kisa kesmek istlyordu. Gerçi, Refet Bey'in kendi-
sine
bildirdigi gibi,
Íngilizlerinkongreyi
engellemek
için Sivas'a yürümele-
ri,
ya
da Fransizlarm
bütün bölgeyi iggal etmeleri için
tehdidere kulak
asti-
gi
yoktu.
Hiçbir devletin,
bu
derece pahahya mal
olacak
bir ige girigeme-
yecegini
biliyordu. Ancak
simdi
eline
geçen
telgraflardan,
Padigahla hükt-
metin
kongreyi dagitmaya
ve
kendisini
ve
diger temsilcileri yakalatmaya
hazirlandiklarun ögrenmigti.
Bu igle Erzincan valisi Ali
Galip
görevlendi-
rilmig
ve
kendisine,
yanma
ath Kürtlerden muhafizlar alarak, gizlice Si-
vas'a
gitmesi
bildirihni ti. Erzurum
Kongresinin dwarda
biraktigi kötü etki-
den epeyi
ku§kulannus olan Istanbul, 'Bu gehirde
haydi haydi beg
on
kisi-
nin
katilacagt mitinglerden, önemli
hiçbir
gey
çikmayacagim,
hiikümet
pe-
kâlâ
bilmektedir,
ama
bonu Avrupa'ya anlatmak
güç oluyor,' diye tellemig-
Mustafa Kemal
hemen harekete geçerek Ali
Galip'in
üzerine
asker
gönderdi. AJi Galip, Malatya'da,
yamnda E.W.C. Noel
admda
bir
ingiliz
binbagiyla
beraber Kürtlerden bir kuvvet
topluyordu. Bu subay,
Musul'un
i§galinden
sonra,
Irak'in kuzeyindeki Kürtlerin,
birtakun yan-özerk
vilûyet-
ler halinde örgütlenmelerine
yardun için Süleymaniye'ye gönderilmig;
gim-
di de Osmanh hükûmetinin
de
onay ve
destegiyle,
ÎngiHz makamlari
tara-
findan,
simnn
ötesindeki
Kûrt agiretlerinin
durumunu incelemek üzere Ma-
latya'ya
yollannn§ti.
Siyasi bir
subay olan
Noel'in kural digi
iligki
ve
çah§-
malan sadece
Türkleri kugkul4ndirmakla kalmaz, çok kere Allenby
ordu-
sundaki kendi
arkadaglarma
bile
utanç
verirdi.
Simdi
de
yamna
eskiden
bu
bölgeleri haraca kesmi§
olan Bedirhan adh
Kürt
agiretinden
iki kisiyi al-
m14t1.
-
1. Celâdet
ve
Kâmuran Beyler.
(Çevirenin
notu).
DAMAT
FERÍTAN ÌSTÏFASI
233
Mustafa Kemal, hem
Ali Galip'in, hem de
Noel in tutuklanmalari
-
in emir
verdi.
Ali Galip, bir gûn
önce Sivas'a gitmek için
emir ald i
hal-
bu
ige harcanacak
para
konusunda hâlâ pazarhkta
oldigu için hareketi-
geciktirmisti. Biraz
fazla gecikmig olmah ki,
milliyetçilere yakalanma-
ak için,
yuz
kizartici bir
gekilde, Malatya daglanna kaçoak
zorunda kal-
. Geride
suçuna
ostaya
veran
birtalam kâgillarla
önemii bir
para
birak-
isti.
Bunlarin yamada,
amacimn
'Mustafa Kemal
Papa
ve
avenesinin
ten-
li'
oldub3unu
belirten
bir de
makbuz
bulundu.
Kilrtler dagitildt. Binbagi Noel de
simra
kadar gönderildi.
Eu
arada
tanbul'a biraz da
safhkla, gifresiz
bir telgraf
çekerek
milliyetçilerin
ken-
sine
kar§i
kötü davrandaklarmdan
yakmm1§ti. Böylece, Ryan'in telgrafi
ir
almaz dügündügü gibi, igler km§maya bashyordu.
Mustafa Kemal'in
ine, kendisine
kargi
sadece Damat
Ferit tarahndan
degil,
Ingilizler
tara-
tidan
da
alçakça
bir tertip hazirlandiguu
belirten kamtlar
geçmisti. Bun-
.rdan
bol bol
yararlanacagt
belli
bir
§eydi.
Ali
Galip ici,
omm
için her bakimdan bir bigari
olmustu. Bu
arada
sa-
lerce telgraf
bagmda
durmag,
resmi
bir
devlet
memuruna
kargi harekete
çmekten korkan,
aynca
ellerinde yeterli
kuvvet de bulimrnayan komu-
rdan
yari
zorla,
yan
tathhkla yola
getirmeye çaligungti. istanbul'dan
ge-
n
haberleri kopya ederek kendisine veren
milli ülküye
bagh
telgrafçilara
çok
gey
borç1uydu.
Artik
her
geyi ögrenmig oldugu için, dayanamadt
ve
ahillye
Naziri
Adil
Bey'e,
kendisini alçaklik
ve
vatana ihanetle
suçlayan
akaret
dola bir telgraf
gönderdi. Käzim Karabekir Paga bu telgrah
hos
arsdamadi; ifadesini
kongre bagkanhgi
gibi
'toplumda
mevki
sahibi' bir
i§iyeyakigtiramamigt1.
Ali Galip
olayi
ve
kongrenin kapaamasi,
aym zamana
rastladi.
Üyele-
bo
yere
telãsa
dügürmek
istemeyen
Mustafa Kemal
bu
olaydan kendile-
ne
çok
az
söz
etmigti. Ama gimdi
bundan ve
hükümetin,
ele
geçen
belge-
rle
ortaya
çukung
olan
suç
ortakligindan
en
genig gekilde yararlanmak
is-
yecekG. Misaki Millî
ve
öteki
sorunlar
üzerinde
son
karar
verildikten
mra,
bu karan
alarak, bir dükkânin
üzerindeki telgrafhaneve gitti. Bu
da, birkaç gün için
onun
karargâln
olacakti. Buradan, di§aridakilerin
git-
kçe büyüyen
meraki arasmda, sonunda
Ístanbul
hükümetiyle
aradaki
bag-
trm
kopmasma
varacak olan bir
telgraf
savagma
girigti.
Ïlkönce Ïstanbul'da
Dahiliye Nazirim
makine
bagma
çagirtarak kong-
:
kararim
bildirdi
ve
bunun Sultan'a
arzedilmesini istedi. Nazir
reddetti.
unun
üzerine, orada
hep hazir buhmmuy
olan Louis
Browne'un
anlattigi-
a
göre,
'telgraf
telleri birkaç
dakika süre ile Türkçe küfürlerle titredi. Na-
234
KURTULUS
SAVASI
zir,
Mustafa
KemaPe Rauf
Bey'in canî,
vatan
haini
ve
daha bilmem
ne
oJ
dugunu söylüyordu.
Onlar da kendisini bir lokma
ekmek pahasma
Ïngilizle
re sa
tilmig olmakla suçluyorlar di.'
Mustafa Kemal,
tam
havasim bulmustu. Yapacag1
her
§eyi
bir
sava
yänetir gibi tasarhyor,
telgraflara hemen kargilik
veriyor, aldigi cevaplai
kisaca yorumluyor,
bir. apagi bir yukan
dolagarak, sigarasim
içiyor, Rat
.
Bey'le
ötekilere
dampiyor, konuguyordu. Digarida balk, olup
bitenleri
ög
renmek
için
beklegmekteydi.
Bu dönemde, Sultan'a kargi dogrudan
dogruya hücuma
geçmekten ka
ç2nmamn
daha
uygun
bir taktik
olacagma karar
vermiglerdi:
'Tegebbüs

cünû, çegitli hedeflere yöneltmekten
kaçinarak bir
noktada
toplamak,. ihti
yata
daha
uygundu.
Biz
de saldin
hedefi olaralt,
yalmz Ferit Paga kabinesi
ni
aldsk
ve
Padigalun
bu
iglere kargmig
oldugunu bilmezlikten geldik. Fe
rit
Papa kabinesinin,
Padigaha gerçekleri
bildirmeyip, kandirmakta oldugi
tezini
tuttuk.2
Bunun úzerine Padigaha
bir telgraf çekilerek,
'zamamn
gerektirdig
birçok göstermelik
lâf içinde, hükümetin
savag
yoluyla kongreyi basmak
su
retiyle
Müslümanlar arasmda kan dõkülmesine
kalkigtiş
ve
millet
paras1·
m
harcayarak, Kürdistan'1 ayaklandirmakla
vatani
parçalamak istedigi'
bil·
dirildi. Telgraf, 'Mille
t,
namuslu
kigilerden yeni
bir kabine kurularak bi
.
casus
§ebekesi hakkmda
sorupturma
açilmasmi
ve
adaletin
en
kisa
zaman·
-
da yerine getirilmesini
istemektedir,' diye devam ediyordu.
Mustafa Kemal çok
geçmeden
Anadolu'nun geri
kalamyla baglant
kurdu. Browne,
Chicago Daily News'a gönderdigi
bir
telgrafta göyle .diyor-
du: 'Bu
gece
gördügüm kadar iyi igleyen bir telgraf §ebekesini
ömrümde
görmedim.
Yanm
saat
içinde Erzurum, Erzincan, Musul, Diyarbakir,
Sam-
sun,
Trabzon,
Ankara,
Malatya,
Harput, Konya
ve Bursa hepsi birbiriyle
haberle§me
halindeydiler. Bütün
bu yerlere
ulagan
telin bir ucunda
Musta-
fa Kemal
oturuvor,
õbür ucunda
da bu gehir
ve
kasabalann askeri komu-
tanlaryla
mülki'
idare âmirleri
bulunuyorlardi. Durum, oldugu
gibi kendi-
lerine anlat21di
ve
bir
tek istisnayla, bütün Anadolu,
Mustafa
Kemal'e
ken-
di diledigi gibi hareket etmesini
ve igin
sonuna
kadar
gitmesini emretti.
Yalniz Konya, gebirde
Ïtalyanbirlikleri
bulundugundan tarafsiz kalmak
zo-
runda
oldugu cevaban verdi.'
O gün
ve
ertesi
gece
süresince bütün telgrai
merkezleri
kolordu komutanlari tarafmdan
iggal
edilmigti.
Mustafa Kemal, 'Fakat Sadrazam
ortadan -kaybolmug gibiydi,
cevaç
vermiyordu,'
der. En sonunda, mesajm,
telefonla
kendisine
bildirildigi
2 Gazi Mustafa
Kemal: Nutuk.
DAMAT
FERÍT'ÏN
ÏSTiFASI
235
.
I
-
evabi almdi. Ferit Pa§a, 'Bu gibi
maruzat, usulû
dairesinde telgrafla
arz-
ilunmahdir,'
demi§ti. Sadrazamm bu
yamti,
kongre imzastyla bir
ültima-
om
gönderilmesine
yol
açti:
'Milletin
Padigahimizdan bagka
hiçbirinize güveni kalmamigttr.
Bu yürden durum ve dileklerini
ancak
kendiferine
bildirmek
zorundadtriar. Heyetiniz millet ile Padigah arasmda engel
oluyor.
Bu inadmiz bir
saat
daha sürerse,
millet artik kendisini her
tür-
lü hareket
ve
icraatmda
serbest saymakta
mazur
görülecektir
ve
bütiin vatanm,
megrulugunu
kaybeden
heyetinizie,
kesin
olarak,
iligigini
ve
baglantismi
kesecektir. Bu
son
ihtiramizdir?
Ïstanbultelgraf
merkezi
bu
mesaji
kabul
etmek
istemeyince, bir saate
adar
kabul etmeyecek
olursa,
hükiimet
tuerkezi
ile
Anadolu arasmdaki
>ütün
telgraf hatlannm
kesilecegi
konusunda
uyanda
bulunuldu.
Bu
sava§
sürüp
gittigi strada, Sivas'ta
onun
hakkmda
acayip söylenti-
er
dolagmaktaydi. Halk,
'Kahrolsun Damat Ferit!'
diye baginyordu. 'Yu-
ianhlan
denize
dökecegiz. Ïngilizler
YunanIilan
tutarsa,
onlan da
eze-
it.'
Etrafta, Ìngiltere ve
Yunanistan'a kargi
sava§
.ilän
edildigi
söylentisi
tayilmca, kalabahkta bir
sevinç baggösterdi.
Ellerinde yagli bezlerden
rapilmig
megaleler
tastyan
göstericiler,
yan
sokaklardan çikarak caddeleri
ioldurmaya
ve
telgrafhanenin
önünde
toplanmaya bagladilar.
Mustafa
Kemal,
çilgmca alkiglar
arasinda
balkonda
göründü.
Sonra bir
ölüm sessiz-
.igi
içinde,
kongre karan
yüksek sesle okundu. Halk
bir an
sesini
çikara-
nadt, arkadan
bagnçarak
karan
benimsemig
oldugunu
bildirdi.
Mustafa
Kemal'le danigmanlari bütün
gece
telgrafhane.de uyumadan
aturdular; ülkenin bûtün telgraf
merkezlerinde
de kendisine bagh
subaylar
lyni gekilde bekliyorlardi. 12
Eylül sabahi
saat
beste,
Îstanbul telgrafhane-
sinin
hâlâ
Saray'la olan baglantlyi
açmay1
reddetmesi
üzerine bütün
mer-
kezlerden bir genelge
çikarildi.
Bunda,
'megrû
bir hükümet igbagma geçin-
ceye
kadar,' Ístanbul
hükümetiyle bütün
resmi
baglann ve posta,
telgraf
baberlegmesinin
kesildigi¯ bildiriliyordu.
Ali Fuat Pa§a'ya, Ïngilizlerle
hükümet kuvvetlerinin
takviye almamalan için, birliklerini
Eskigehir
demiryolu
kavpginda
mevzilendirilmesi
ve
hükümet tarafmdan
yurt
içine
gönderilmek
istenecek
memurlann
yakalanmast emredildi.
Bundan
sonra
yapilacak
gey,
hükümeti istifaya
zorlamakti, Bunun için
de Sivas
Kongresinin Genel Kurulu, 'Heyeti
Temsiliye'nin geçici hükü-
3 Bu telgraf
11/12 EylüF 1919 gecesi saat
4'te
çekilmigtir.
(Çevirenin
notu.)
236
KURTULUS
SAVASI
,
met gibi çahsacagun
ilân
etti
ve
halkm
güvenini kazanmig
bir
milli
hükü-
met
kuruluncaya
kadar milletin
iglerini kanunlara
uygun
olarak
ve
Padigah
adma
yürütecegine
söz verdi.
Ülkedekanun
ve
düzen saglanacakti.
Aslm-
da Mustafa Kemar
e
ve
milliyetçilere
Anadoluinun
bûyük bir k1smiüzerin-
de
yönetme
yetkisi verilmig oluyordu.
Böylece Anayasaya
uygun
ve
yasal
bir
temele
dayandiklarm ileri sürebileceklerdi.
Gescekten 'Heyeti
Temsi-
liye',
ilk
ihtilâl
hükümeti olmustu.
Ancak,
heyet hiçbir
za
man toplanmadi-
gi
için, igleri yürüten
Mustafa Kemal'den
bagkasi degildi. Yalniz,
bunu
heyet
adma
yaptigi
izlenimini
vermek
için, kâgitlara heyet miihränü
basi-
yordu.
Heyetin istegine
uyularak,
Anadolu'nun
her
taran
ndan
megru
hükü-
mete, çekilmesini
isteyen
binierce
telgraf yagdmhyordu.
Bu arada Mustafa
Kemal, dostlariyla
dü§manlarm ayiklamaya
bagla-
nagu.
Davastna
katamakta geciken
bölgeleri
ya
inandirma
ya
da
tehdit
yoluyla
elde
etmeye çahgiyor,
baghligma güvenmedigi subaylari
ya
boyun
egmeye
zorluyor
ya
da yerlerinden
atiyordu. Bütür ülkeyi
Padigahla
milli-
yetçiler
arasinda
bir seçim
yapmaya
zorlamamn
strasi
gelmigti.
Ancak,
bunu yaparken,
Sultan'a Halife olarak hücum etmekten
ve
böylece dini
duygulan incitmekten dikkatie kaçimyordu.
Telgraf
bagmda
Selânik'ten beri yakm
dostu olan, eski okuldan
yetig-
me
kurmay subaylardan
Abdulkerim admda
bir pagayla agdah
bir Müslü-
man
üslûbuyla
_sekiz
saat
sûren bir konugma
yapt1.
Abdülkerim
Pa§a, Ferit
Paga'mn istegi üzerine,
Mustafa KemaPe, Padigahm
temsilcileriyle
kendi
temsileileri arasmda ortak bir toplanti
yapumasim kabul ettirmek
istiyor-
du. Basindan
sonuna
kadar Tann'ya dualar
ve Kur'an sureleriyle
dolu
olan bu
telgrafla§ma sirasmda Mustafa Kemal, Kerim
Paga'yi
'Hazreti
evvel
=
Büyü.k
Hazret' diye çagmyor,
o
da
ona
'KutbüP aktap=
Kutuplar
kutbu' diye hitap ediyordu.
Çünkü
Kerim Paga, daha Selânik'teyken,
çevre-
sindeki
dostlanna Hazret,
Kutup
ve
benzerleri
gibi
-kendisince
kargismda-
ki insanda gördûgü
yetenege göre
-
makamlar
verirdi.
Mustafa
Kemal'e
de
'Kutuplar kutbu'derdi.'
Mustafa Kemal,
'pek
muhterem
ve temiz
kalpli
kardegine,'üzülerek,
Damat Ferit'in
uyugma
teklifini kabul edemeyecegini
bildirdi. 'Evet,
ya
da
hayir suretinde
cevap
verilmesini
diledigimiz
sorular,
ne
yazik ki
cevap-
siz
kalmistir... Azizim
Yedullahi fevka eydihim?
Fakat, bunim1a
birlikte
sorunlañ
ve
güçlükleri
çäzmek
için bir yol
aralayanlann
belirli bir
amaca
yöoelmeleri gerekir;
Ibtiyar
Paga. yorulmustu.
Telgrafla,
'Son iki sözüm
4 Gazi Mustafa Kemal: Nutuk.
5. AllaWm
eli her
elin
üstündedir.
DAMAT
FERÌT'ÍN ÏSTÏFASI 237
tuim,'
dedi.
Ancak Mustafa Kemal,
son
sörü kendi
söylemel< için israr
.erek, milletin gücünü bir daha belirtti
ve
'Yûce hükùmdann
lütfen
bir
.rara
varip
sorunu
çözmeleri
zamamdir,' dedi.
Ïngiliz
Yüksek Komisyonu,
onun
'yerinde
tutunmak
yolunda gösterdi-
sagilacak
ustahga' her
ne
kadar
güvense de, Damat
Ferit,
artik
daba
da
dayan.amayacakti. Önceleri,
Ïstanbul'da
'Kuvayi
Milliye'ye deger
rilmiyordu. Bunlar,
ordudan kovulmug
olan,
su
halde
ne
dûzenli birlikler
.erinde
yetkisi,
ne
de
bagbozuklar ûzerinde
tam
otoritesi
bulunan bir
lamm
yönettigi çapulculardan bagka ne
olabilirdi ki? Ancak haberlegme
dlarma
zorla el
konulmasi
hem Ïtilâf
Devletlerini,
hem
de Ferit Pa§a
L
LL
abinesini
tehlike
ile yûz yüze
getirmigti. Bunun,
merkezi hükümete
karp
r
'savag
ilâm'
oldugunu
anladilar. Mustafa
Kemal,
ortami
iyi hazirlamig-
Sivas
'Heyeti
Temsiliye'sinin,
geride Ordu
Komatanian
ve
idari
akamlarca desteklenen güç1ü bir
kurulug
oldugu
ve
artik hesaba katilma-
.gerektigi
belli
olmu
tu.
Uyugma
yolunda
bagan gösteremeyen
Damat
Ferit, yine bir
kuvvet
isterisi
dugüncesine
dönerek,
Ìtilâf
Devletlerinden asilere kargi
yardim
teginde bulundu.
Milliyetçilere karsi,
Eskigehir'e büyük bir
kuvvet gönde-
Imesini istedi.
Ancak
onlar
ne
bimo
kabule,
ne
de askervermeye yanage-
.r.
Milliyetçilerin tehdidi,
kendilerini
zor
durumda biraknusti.
Milliyetçi-
.r,
ancak
Yunanhlarla
italyanlarin
Ïzmir dolaylanndan
çekilmesiyle
yatig-
rdabilecekti,
ki buna da
imkân yoktu.
Öte
yandan onlara kargi
koymak.
tütarekenin
bozulup
savagm
yeniden
baglamasi
dernekti;
hem
de bu
sefer,
munun
ne
olacagt belli
olmayan bir iç
savag.
Bunun
üzerine
ingilizler,
kalan kuvvetlerini de
Anadolu'aun
tehlikeli
oktalanndan çekme karan ald11ar.
Ïlk önce,
Samsun'dan
çekildiler,
bu
lay Sivas'ta fener
alaylari
ve
'Kahrolsun iggal' sesleriyle kutlandi. iki gün
mra
Ali
Fuat
Pa§a, Ïngilizlerin
demiryolunu korumak için bir
kuvvet
uluodurduklari
Eski§ehir kav§agma
yürudü.
Ancak Ingilizler, daha önce
skilmiglerdi. Anadolu yaylasom
bati
kenan
simdi
lyice
milliyetçileria eli-
e geçaug
oluyordu.
En
sommda Damat
Ferit, Sultan'm
israriyla,
istifasim
verdi. Hariciye
laziri
olarak kabinede
kalmak istedi
se
de kesin bir
red cevabi
ahh.
y
,
laten,
Ferit
Paga buuu, nazir
sifatiyla yerlegmig
oldugu rahat
bir
konagi
linden
kaçirmamak
için istemisti.
Yerine, Tevfik Papa
kabinesinde de
ahgmig olan Ali
Riza Paga
'bir
uzlagma
kabinesi'
kurmakla
görevlendiril-
.i.
Milliyetçilerin dileklerine
uymus
gäränmek
için
kendisine kisa
zaman-
a
seçimlere gitmek ûzere talimat
verildi.
Ali Riza Paga, halka biraz
238
KURTULUS
SAVASI
--
--i
güven vermi§ti.
Öncesansür gevgetildi. Basm,
degil yalmz
Damat Ferit
Pa§a'ya
hücum edecek, daha
ötesi
ilk olarak
Mustafa Kemal'in dûgiincele-
rine
yer
verecek
ve
milliyetçi
hareket
ûzerinde
haberler
yayacak kadar
özgürlüge kavugtu.
Mustafa Kemal, dostu Rugen Egref'e verdigi
bir demeçte;
limdi
birinci
agama sona
ermig bulunuyor,' demekte hakhydi.
Samsun'a ayak
bastigmdan
beri
geçen
dört aydan
biraz
uzun
bir
zaman
içinde, kendisin.i
ordudan
atmig olan
hükümeti
ve ÍtilâfDevletlerine u§aklik eden Sadraza-
mi
dü§ürmügtü. Saglam
ve
alallica
politikast, gittikçe geligtirdigi
örgütü
ve
açik seçik prograruyla,
kargilannda bundan böyle sirti egik
bir kukla hükü-
met
degil, haklanna
ve
isteklerine güvenen
ve Osmanh Împaratorlugunun
küllerinden silkinip kurtulmaya çahgan güçlü
bir
rnilli
kuvvet
bulacaklarini
itiläf Devletlerine göstermigti.
I
YÍRMÍDÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Ankara'ya Gidig
Í
RIZA
PASA, Mustafa Kemal'in
niyetlerinden
kugkulamyordu. Bir
n,
kabinesindeki
nazirlardan Ahmet
Îzzet
Pa§a'yla konugurken, 'Cumhu-
et
yapacaklar, Cumhuriyet!' diye bagirnnsti.
Ama, yine
de
milliyetçiler-
uyugmaktan bagka
yapilacak bir
gey
yoktu. Îktidara
geldikten
sonra,
ara-
·mda
geçen
telgraflagmalarda, Mustafa
KemaPin
Israrla
öne sürmekte
rar
gördügü
isteklere
tathlikla cevap
verdi.
O da, sert görünügü
altmda
ha uzla§ict
bir tutumla
kendi yanda§lanna,
'yeni
kabine
tarafmdan
milli
2açlarimizm
yasalhäi
ve
Kuvayi Milliye'nin
egemenligi esaslari
kabul
ilerek
milletle
hûkümet
arasmda
tam
bir
anlagma'
oldugunu bildirdi.
icak
yeni seçirnlere gitmek konusunda
verilen
söz
yerine getirilinceye
dar, Sivas'taki
'Heyeti Temsiliye'yi dagitmayi kesinlikle
reddetti.
Ali Riza Paga'mn ilk iglerinden biri
Anadolu'ya
temsileiler
gönder-
k
oldu.
Bunlar
çegitli bölgelerdeki durumu
kendisine
bildireceklerdi.
thriye
Naziri Salih
Paga'yi
·'Heyeti Temsiliye'yle görügmelerde
bulun-
sk
için, Amasya'ya .yolladi. Mustafa
Kemal,
daha
birkaç
ay
önce, reye
racagi
kestirilemeyen bu
hareketin
dogugunu
görmüg olan halkin
allagla-
arasmda Salih
Pa§a'yi bizzat
kargiladi.
Amasyahlar
simdionun
Ístanbul
.kümeti
tarafindan
resmen
tanmmig
oldugunu görüyorlardi. Tartigmalar
nunda her noktada anlagmaya
vanldi
ve
bari§ konferansina
yalmz milli-
tçilerin
güvenini
kazanmig kimselerin gönderilmesi ilke
olarak
kabul
ildi.
Arkadan,
yeni
seçilecek olan Meclis'in
Îstanbul'da
mi,
yoksa Anado-
'da
mi
toplanacagi
sorunu
ortaya
çikti. Mustafa
Kemal, Ïstanbul'a
ve
ora-
ci
havasina kargi içinde derin bir
güvensizlik besliyordu.
Öteden
beri
siya-
tin
agirlik
merkezini
Anadolu'ya çekmek istegindeydi;
gimdi,
belki,
bu-
a s1rasi
gelmisti. Bunun için yabanct
iggali altmda
bulunan
Îstanbul'un
I -i.&
240
KURTULUS
SAVASI
'mebuslana
yasama
görevlerini hakkiyla yerine
getirmelerine pek
uyguz
bir
yer
olamayacagi'
konusunda
diretti. Barig
imzalaymcaya kadar
Mec-
lis'in Anadolu'da
toplanmasi için örnek olarak,
1870'den
sonra
Franso
Parlamentosunun Bordeaux'da
ve
Almanlann
da
son
zamanlarda Wei·
mar'da
toplannus
olduklanni
ileri
sürdü.
Salih Papa da
tartigmalar
sonun-
da
bu
düêünceyi
benimsemisti.
Ama kabine
adma
bir
baglantrya
girigerai-
yordu.
Bununla
birlikte,
bu görügü,
öteki
nyelera
de kabul ettirmek
için
ça-
h§acagina söz
verdi.
Ne
var
ki,
onlar bunu kabul
etmediler.
Mustafa
Ke-
mal, IstanbuF
daki kendi örgütünden de destek
görmedi. Onlar da,
-içle-
rinden
bazilan
milliyetçi mebuslann
Meclis'teki yerlerini almalanran
ihti-
yatsiz bir hareket olacagim
dügünmekle
birlikte
-
parlamentonun
pekâlâ
tchlikesizce Ïstanbul'datoplanabileceginde israr ettiler.
Mustafa Kemal bunun üzerine,
sorunu
görügmek
üzere,
kolordu ko-
mutanlanm
Sivas'ta bir toplantiya çagirdi. ' Burada,
faallyet merkezinin
Anadolu
olarak kalmasi
gerektigini savondu; yoksa milli hareket
luzirn
kaybedecek
ve
balk
da yine eski durgualugu
içine
dügecekti.Eu yüzden
Meclis'in
ya
Ankara,
ya
da Eskigehir'de
toplanmasi
ve 'Heyeti Temsili-
ye'nin fiilen
bu Meclis'in hükümeti durnmuna gelmesi üzerinde
israr
etti.
Anayasa ilkelerine her
zaman
bagh olan Kâzim Karabekir
Papa, ige
pek kargmak istemiyordu. Baglarda kararyz olan
Rauf Bey, sonradan
Ali
Fuat Paga'nm dügüncesine
katilarak Sultan'm
nasil
olsa
parlamentoye dagi-
tacagim ve bäy1ece Anadolu'da yeni
bir Meclis toplanmasma
yol
açacag1-
m
söyledi.
ÏtilâfDevletlerinin haksiz
davramplarmi
ortaya
çikaracak bir du-
rum,
milliyetçilerin öteki
yabanci devletler gözünde itibanm
daha da
yük-
seltmeye
yarayabilirdi.
Mustafa Kemal,_
arkadaglarw.m
görüsüne katilmasi gerektigini
anladi.
Bir
Anadolu
arlamentosu icin vakit henüz
erkendi.
Bövlece
Meclis'in Ís-
tanbuPda toplanmasinda
anlasmaya varddi.
Yalmz,
mebuslar
daha
önce-
den 'Heyeti Temsiliye'
ile görügerek
kentte almalan
gereken korunma ön-
lemlerini
ve
güdülecek ortak politikayi
kararlagtiracaklardi. Kemal,
kendi
dostlanmn
-bu
arada
da yaverlerinin- mebus
seçilmesi için
çahgmaya ko-
yuldu. Davasma
en
lyi
§ekilde onlar yardirnci olabilirlerdi.
Eu
toplanti
sirasinda neredeyse
uynmu
bozucu bir
imsur
olarak Fevzi
Paça
çikageldi.
Yanmda Ali Riza
Paga tarafmdan gönderilen
bir
aragtirma
heyeti vardt Îzmir'in iggalinde,
Genelkurmay Bagkanhš mdan istifa
ermig,
Anadolu'ya
geçigi
sirasmda
Mustafa
KemaPe
gayret
vermi§
olan
Fevzi Pa-
a,
milliyeiçilere
dost biliniyordu. Ama gimdi hem kendisinin,
hem de
ya-
umdakilerin
tutumu,
kugku
vericiydi.
Fevzi
Paga
milliyetçileri
daha
ymnu-
ANKARA'YA
GID1S
241
bir
yola sokmaya çaligiyor,
hükümete karµ fazla
sivri
davramplardan
nmalarmi
ögüt
veriyordu.
Fevzi
Paga,
o
sirada Sivas'ta
rastladigi Kâzim Karabekir'in i§birligine
:nmig,
halla
ona,
Mustafa
_
Kemarle
Ali
Fuat
Pa§a'yl tutuklamak
gibi
lügünceden
bile söz
etmi§ti.
Sert
ve
gösterige duskün bir
adam
olan
Kâ-
Paga
ile Mustafa Kemal arasmda
zaman zaman
sûrtügmeler
eksik
ol-
dt.
Bu
da Kemal'in
ona
karsi
biraz teklifsiz davranma
egiliminde ol-
mdan;. girigtigi igleri kendisine bildirmeyi
gerekli görmedikten bagka,
kere
onu
hesaba
katmadan
kendi ba§ma
emirler
verip atamalar
yap-
mdan ileri
geliyordu. Karabekir,
aynca
milli hareketin Kemal'in
elin-
Fazla
ki§isel
bir
yolda
geli§Ligini
görüyordu. Doguda,
çevresindekiler
aal'in
tutkulanndan kugku duyuyor
ve
keyfi davramglanm
bogenmiyor-
L Bu duygulann
bir
kisrum
o
da,
paylagmaktaydi.
Ama yine de,
Fevzi
f
ya
verdigi
yamtta
akilli
ve
dürüst
davranarak
§imdilik
Mustafa Ke-
'i
desteklemenin part
oldugu
ûzerindeki dugüncesinden
caymadt. Ke-
,
milletin
amacmi
gerçeklettirebilecek tek
gefti; aksi halde Ïtilâf Dev-
rinin
kontrolu
altindaki
hükümete ba§
eşnekten
bagka
yapilacak
bir
kalmazdi.
Fevzi
Pa§a
da
bir
süre
sonra
bu dügünceye
katildi;
Mustafa
nal
ise, baglangiçta
onu
tutuklamaktan söz etmisken, Ïstanbul'a döner-
,
Fevzi Paga'ya biraz
soguk
da olsa,
nezakelle
iyi
yolculuklar diler.
Mustafa Kemal'le 'Heyeti
Temsiliye' Sivas'ta dört
ay
kaldilar.
Ama
di,
seçimler yaklagtigi
için, daha batiya gitmek
zamam
gelmisti.
Kâzim
a,
Dogunun tek
bagma kalmasindan
ve
yine
kangikliga dügmesinden
kuyor, bunu pek
istemiyordu.
Mustafa Kemal,
karargäh olarak,
Anka-
i seçti. Ankara, Istanbul'a
trenle
bagh
olan,
aynca
Kuvayi Milliye ko-
asinda,
ya
da
kendi
ba§lanna
hareket
eden çetelerin Yunan, Fransiz
talyan
iggal
kuvvetleriyle
çarpigtigt bati ve güney
cepheleriyle baglanti-
ulunan
merkezilbir yerdi. Bundan dolayi,
milliyetçi mebuslara, Ïstan-
a
gitmeden önce talimat
almak
için Ankara'ya
gelmeleri bildirildi.
Mustafa
Kemal
ve
arkadaglari 18
AralLk
1919'da Aukara'ya dogru
yo-
pktilar.
Her
yerde çok
iyi
kargilamyorlardi.
Kirgehir'e geldikleri vakit
k,
kemlilerini içten
sevgi gösterileriyle
selâmladi. Mustafa Kemal, ken-
ileri gelenleriyle konugtu,
.genç1ere
bir
söylev verdi.
Serefine
bir
fener
yi
düzenlenmigti.
Mustafa
Kemal,
beyecaulanarak,
milletin
bagnndan
.
tmg bir
KemaPin,
Namik Kemal'in
gu
misralarmi okudu.
'Vatanm bagrma dügman dayamig
hançerjni,
"Yogirnig
kurtaracak bahti kara
maderini!
Atati3rk
|
F: 16
242
KURTULUS
SAVASI
Buna, yine
milletin
gögsünden
fiskirmig bagka bir
Kemal göyle kargi
hk
veriyordu:
'Vatamn
bagnna dügman dayanug hançerini,
"Bulunur kurtaracak bahti kara
maderini.'
Ertesi
sabah Ankara'ya
gitmek için
Kirgehir'den ayrildi.
Burayi il.
olarak
görecekti. Mustafa Kemal, Ankara'yi,
'kent
ve dolaylarmdaki hal
kin
milli
davaya kargi gösterdikleri olaganüstü
baghhk yüzünden,
kendini
merkez
olarak
seçmigti. Ankara,
Jön
Türk devrimi zamamnda
da, halk
çok daha
tutacu
olan
Konya'dan
ve
-KemaFin merker
olarak
ilk dügündü
gü, ama
Ístanbul'a
ve
Bati
etkisine çok
yakm olmasmdan
dolay1vazgeçti
gi-
Eskigehir'den
daha
üstün
bir yurtseverlik göstermi ti. Halki bakmnn
dan,
Ankara,
Anadolu'aun
en
güvenilecek yerlerinden
biriydi.
Ankaralilarin
heyecanh kargilaylgi, Mustafa Kemal'in
bu
seçimi
yap
makta
hakh oldugunn gösterdi.
'Mustafa
Kemal
ve
ye§il ordusunun'
gelig
sokaklarda tellâIlarla
ilân
edilmigi.
Padigah
rejiminin
Ingmma
ugrayip
da
ga
kaçanlar,
onu
selâmlamak için gizlendikleri yerlerden çikip
geldiler
halk kendisini Kirgehir yolunda kargilamak için,
kent digmdaki yollara dä·
küldü; dervigler, bu geli§i dualarla kutlamak için caddelerde
siralandilar.
Mustafa Kemal,
eskimig
lâstiklerinin içine
bez
doldurarak
gigirildigiñ
söyledigi,
külüstür açik
Benz otomobiliyle göründü. Arkadaglarlyla
birliktc
kente
yaklagirken,
kendilerini bir
gönûllû ordusu
kargiladi. Yüzlerce all
ve yaya,
yerel giysileri içinde,
eski
biçim kocaman tüfekleriyle
gösterile;
yapiyor,
bayraklarru
salhyor,
arada bir siradan ayrilarak
havaya
s1çrayi;
yerli
oyunlar
oynuyorlardi. Kaleye çikan dar
ve
dik sokaklar
davuI
zurne
sesleriyle
çmlamaktaydi.
Arkadan,
daha
agirba§li
bir
yürüyügle çegitli
es-
naf
loncalarimn adamlari
geliyordu.
Ankaralilar,
gimdiye kadar
böyle büyük bir toplanti görmemiglerdi
Kentte bulunan birkaç yabana,
bu hali ga§kmhkla seyrediyorlardi. Toplu-
luk, milli duygulannm
ço
kunlugunu gõstermek için,
ol
degigtirerek, bir-
kaç
gün önce
Ïngilizleriniggal ettigi
istasyondan geçti. O
sirada
daha üze-
rinde
Fransiz
bayragi
dalgalanan,
sonraki Meclis
binasinm çevresinde.
Fransizlarla Tunuslu askerleri duvarlann üstüne
tünemig bakiyorlardi.
Mustafa Kemal, Haci Bayram Veli
Camii
ve
türbesine kisa bir ziyarette
bulunmayi ihmal
etmedi.
Sonra hükümet
konag1mn balkonundan
a§agida-
ki halka
bir
tegekkür söylevi
verdi.
O
akgam
her
yere
genelge
geklinde
bir
telgraf
gönderek,
'Sivas'tan Kayseri yoluyla Ankara'ya
hareket
eden Heye-
ti Temsiliye'nin,
bütün
yol
boyunca
ve
Ankara'da
büyük
milletimizin
sicalt
ANKARA'YA
GÍDϧ 243
:andan
yurtseverlik
gösterileri içinde,
bug
ün
Ankara'ya
varmig
oldugu-
bildirdi.
Ankara'ya geldikten
biraz
sonra,
Ismet Bey
nihayet gelip
kendisini
lu. istanbul'da, Ismet
Bey,
Harbiye
Nezaretinde Fevzi Paga ile birlikte
imigti.
Harekete katilmakta gecikmesi, §imdi
de
ancak
ortami
yokla-
:
için
gelmig
olmasi
çekimserlikle
kargilanmasina yol açti. En basta
stafa Kemal
ona
her
zamankinden daha
az
sicak davrand1. Direnig ha-
:ti
ugruna ilk andan
beri
her
geyi
göze
almig olan
Ali
Fuat Pa§a
ve
öte-
re
gelince,
aç1kça
soguk
durdular. Böylece, Kemal'e
bagli
olanlar için-
ihtilâlin
kuruculariyla, sonradan
katilanlar
arasinda
bir
anlagmazhk
östermi§ti.
Bu
anlagmazlik
gittikçe daha
giddetlenecek
ve
aslmda
hiç-
raman
büsbütün
yattymayacakt1.
Artik
mebuslar
teker teker
ya
da küçük
gruplar halinde
gelmeye
bag-
glardi. Mustafa Kemal, onlann dügüncelerine
aç1khk verebilme
ve
bir-
k.bir tutum
uygulamalan gerektigini
anlatmak için günlerce, sabirla
ça-
.
Ancak Meclis'te, Türk görüg
birligini saglamak kolay bir i; degildi.
buslar
çegitli
akimlan temsil
ediyorlar,
bazilanysa
yalmz kendi
çtkarla-
dügünûyorlardi.
Kigisel
ç1karlar
üstûndeki
milli bir
amaç
çevresinde
egmek
dügüncesi henûz
olgimlagmig degildi.
Mebuslardan
bazisi
Musta-
Cemal'den kugkulamyor; birçogu
da kararsiz halde bulunuyorlardi. Bir
_mt
da, artik kanun digi durámdan kurtularak, Istanbul'a
milletvekilligi
.
gerefli
bir
unvanla
dömnek
olanagim kazanmig
olduklari
için,
bundan
ta Kemal'e ihtiyaçlan
kalmadigun
samyorlardt.
Çogu,
lâfru dinlemi-
.ardi.
Dinleyenler içinde de, daha
sonradan milliyetçi
harekete
yeteri
.ar
inanmadiklan,
ya
da bu
inançlarmi açakça
belirtip,
ûzerinde israr
et-
iten
çekindikleri için, Kemal'in sert
elestirilerine ugrayacak olanlar
i Bunlar, savagimlarmda gevgek
davranan,
Tûrk milletinin
tarih içeri-
le
bir
ölûm
kalim
savagma
girismig oldugunu
bir
türlü
kavrayamayan
tselerdi.
Mustafa Kemal'in
korktugu
gibi,
Ïstanbul'un
çegitli
etkileri altmda,
buslarin
inançlari sönüvermig
ve
üzerinde önemle
durmus
oldugu
birle-
bir parti
dügûncesi, gimdilik
gerçeklegememigti. Daha
ötesi, Meclis
top-
:liktan
sonra
mebuslar,
Kemal'in Anayasa geleneklerine uymak
kaygi-
a,
Meclis
bagkanhgma koydugu
adayligi da desteklememiglerdi.
Musta-
(emal, Meclis'in
ergeç
dagitilacagma inamyordu. Meclis
bagkani
olur-
bu
unvan,
durnmunu
güçlendirebilecek
ve
kendisine yeni
bir Meclis
lama imkâm
verecekti. Ancak mebuslar,
onun
'Meclis arkasi bir güç'
rak
kalmasim daha
uygun
görerek kendisini bagkanhga
seçmediIer.
L
.
.r
244
KURTULU§ SAVASI
Bu
arada
Ïsmet Bey, direnig konusuuda almacak
önlemleri
Harbiy
Nezaretinde Fevzi Pa§a
ve
öteki
arkadaglanyla
görügmek üzere,
geçici ola
rak
Ïstanbul'adönmügtü.
Mustafa Kemal'in
su
anda Ankara'da
durumun
saglamlagttrmaktan
ve
Îstanbul'da
nasil olsa
patlak
verecek olan olaylal
beklemekten
baska
yapacak bir
geyi
yoktu. Bu bekleme,
çok sürmeyecels
rl
..
I
I
YÍRMÍ
BE
ÍNCÍ
BÖLÜM
Müttefikler Meclisi Basi
or
SMANLI MEBUSAN MECLISI, 16 ·Ocak
1920'de
Ïstanbul'da
toplandi.
:malist
bir
çogunlugu kapsayan bu
ilk Meclis,
ancak
iki
ay
yagayabildi.
Inkü
Itilâf
Devlelleri ige
hemen el atruglardi.
Harblye Nazm
Cemal Pa-
I
ile Genelkurmay Bagkam Cevdet Paga'mn
istifasmi istediler.
Ali
Riza
ma,
kabinesiyle
toptan
çekilmektense, bunu kabul
etmeyi
uygun
gördü.
endi çekilirse, I§gal Kuvvetleri, belki de yine Damat Ferit'in ba§kanhgi
tmda,
bir kukla bükümet kurarlardi.
Ancak
Itilâf
Devletlerinin bu zorba-
ş,
hiç
olmazsa
Mustafa
Kemal'in hazirladigi
'Misak-1
Millî'nin Mec-
çe
onaylanmasma
yaramig
ve
ona
resmi
bir
unvan
kazandirmi§
oldu.
Simdi
durumun
çözümlenmesi
en
çok Londra
ve
Paris'in
elindeydi.
Igkan
Wilson'un hastahgi
ve
Amerika'mn
igi
ele
almast umudu, Türkler-
bang
anlasmasi görügmelerirún
alti
ay
ertelenmesine yol
açmisti.
Musta-
Kemal'e de,
Lord
Curzon'uil
ötedenberi sezinledigi gibi, gerçek
milli
renig yaratabilmesi için
bu
kadar bir
zaman
gerekiyordu.
Lloyd
Geor-
:'un
Snandigirn savimmak
için tek
parmagim bile oynatamayan
gagkm
ve
.kat
peygamber'
dedigi
Bagkan WHson, birkaç ay
sonra
Amerikan sahne-
aden büsbütün
çekildi. Bundan
sonra
da,
Ortadogu'ya bir
Amerikan mü-
thalesinden
artik sõz edilmez oldu.
Lord Curzon
Türkiye
içinbir bang
anlagmasi taslag1
hazirlamak
za-
_ammn
geldigine karar
vermigú. Anadolu'da
bagimsiz bir
Türkiye plam-
I
hâlâ bagli
bulunuyor,ama
Türkleri
'bohçalanni
ellerine verip' Avru-
idan
atmayi
tasarhyordu.
Lloyd George'la hiç
olmazsa
bu
noktada
bir
brüg birligine
varruglardi.
Buna
ragmen, kabinede Hindistan
igleri Nazi-
Mr. Edwin
Montagu onlara
giddetle kargi
koydu. Halifenin
Istanbul'
in atilmast bütün Îslamâlemini gücendirecek
ve
Îngilizlerin
Hindistan'
MersinNCemal Paga.
'
246
KURTULUS
SAVASI
daki durumunu sarsacakti. Íngiliz Harbiye Nezareti
de, çegitli nedenlt
den dolay1,
bu görügü
destekleyince, kabine
en
sonunda,
Türklerin
Ïsta
bul'da
kalmalanna
büyük bir
çogunlukla
karar
verdi.
Yalmz bu, bogazl;
dan geçigin
serbest olmasi
konusunda
varilacak
uluslararasi
bir
anlagma
bagh olacakti,
Karar, Fransa
yoluyla
Türklere iletildi. Ankara'da Mustafa Kem;
bu
'yaldizh
vaade'
pek inanmamigti: kaldt ki
bunun
yamnda, Yunanhl
da
içinde olarak
Iggal Kuvvetlerine kargi girigilmig
olan
hareketlerin de
hal durdurulmasi da
isteniyordu. Mustafa Kemal'e
gõre
bu, hükümetin
m
li kuvvetleri kontrol altma alamadtg1m bahane
ederek,
Istanbul'u iggal
te
didinden bagka
bir
gey
degildi.
Bu arada Fransizlar,
milli
harekete kargi daha uzlagici
bir
tutum
b
nimsemiglerdi.
Fransa'mn Suriye Yüksek Komiseri Georges
Picot,
Sive
tayken,
Mustafa Kemal'i
ziyarete
gelmisti. Bu gezisi,
ne
Beyrut'un,
ne
i
Ìstanbul'un
resmen
onaymdan
geçmi§
olmasma
ragmen,
Picot
kendisii
'Fransa Hükümetinin Temsilcisi' olarak
tamtrug,
Kemal
de
onu
öylc
k
bul
e
tmigti. Türk-Fransiz dos tlugunun
geligmesi konusund
a uzun uzun
k
nustular. Adana
bölgesindeki
karigik
durumdan
özellikle
tedirgin olan
I
cot,
ourada
barism
korunmasi için Kemal'in yardimci
olmasim
istedi. I
zivareti,
ilk olarak yabanci bir
devlet tarafadan tamnma
anlarmna al.
Kemal, kendini güçlü hissediyordu. Fransiza,
yüksekten atarak, emrinde
'milli
ordular'dan
söz etti. Bu
tutumu,
bu
ordulann birkaç bagibozuk birli
ten
ba ka
bir
gey
olmadigun
bilen
Rauf
Bey'le
arkadaglarim
bile
agirtmi
ti.
Mustafa Kemal, Fransizlar Kilikya'da
gözleri
olmadigini
ispat edince
kadar,
Türklerin
bagtmsizliklarmi korumak için
çarpigmaya
devam
edece
lerini
söyledi. Picot,
bu kararh
tutumun
etkisi altrida
kaldi
ve
Îstanbulh
kümetine kiyasla Kemal'e daha
iyi bir not
verdi.
Biraz
sonra
Paris gazet
lerinde milli harekete kargi
sempati
besleyen yazilar çikmaya
bagladi.
Mustafa Kemal
bu gibi belirtilerden,
Kilikya'da Fransizlara kargi h
rekete
geçmek
zamam
geldigi
sonucunu
çikardi; 'Yüzyillardan beri Fra
sa'ya kargi
besledigimiz
dostinga dayanarak, Urfa, Marag
ve
Antep'in
m
tarekeye
aykm
olan iggalini, Heyeti Temsiliye adma
protesto
etti
ve
hall
bu i§ga.lekarp koymaya
çagirdi.
Ilk önce Maraf
a
hücum
etti. Fransizlar,
buradaki durumlari
zay1f
c
dugu için çekilmek
zorunda
kald11ar. Mustafa KemaPin silahh çetelea
daglardan inerek
jandarmalara
yardimci
olmuglardi. Mütarekede kurm,
oldugu
gizli depolardan yararlanan
bu
kuvvetler, oldukça
iyi
silahlanrn
IL
I
MUTTEFIKLER
MECLISI BASIYOR
247
i ...
irumdaydilar.
Türkler, Fransizlarla birlik olan Ermeniler
üzerine, evleri-
n
damlarmdan, pencerelerinden
ateg
açm1§1ardi.
Ermeniler
kaçigmaya
igladilar.
Bir yandan
da
gehirde
yangm
çikmigti.
Sehir
digmdaki bazi
yer-
rde
koyu
Müslümanlarla Hiristiyanlar arasmda kanli çarp1§malar oldu.
Fransizlar, ancak
üç
hafta süresince kan döküldäkten
sonradir
ki, Ma-
.g'i
tekrar
ele geçirmek
için
oldukça güç1ü bir birlik gönderebildiler.
ma
bu
kuvvet
tam
gehre yaklagirken
kökeni
belli
olmayan bir kaynaktan,
:ri
çekilme
emri
aldi. Fransizlardan yardim uman
Ermeniler de
panige
ipildilar.
Fransiz
askerleri,
kutuplardaki kadar sert
bir iklimde, dag yolla-
adan kendilerini Suriye
sminna
ulagtiracak bir geçit
bulmaya
çahgiyorlar-
. Arkalarina
da
binlerce Ermeni takilmigti. Yolun
kenanndaki
karlarm
erine dü§üp ölenler oldu.
Îki yüz Fransiz
askeri,
sadece
donma sonucun-
1 kollanm, bacaklarim kaybettiler.
Bazilanmn elleri, ayaklan
birden
andu.
Bütün bu harekât
sirasmda, yedi,
sekiz
bin
kisi
can
verdi.
Bu
olay,
srupa
için üzücü olmustu.
Mara;
çekilisi, Fransiz
politikasinda Kilikya'mn büsbütün
bogaltilma-
na
kadar
gidecek
olan
bir
degigikligin baglangiciydi.
Ïyicekugatilan Urfa
:hri,
cephanesi
tükenince teslim
oldu. Bagka yerler
de, Fransizlardan
da-
a
iyi
silahlanmig
olan
ve
dolaylardaki köylerden
asker
toplayan
Türk
ge-
llacilanmn eline geçti..
Antep biraz daha
uzunca
dayandi. Ancak Türk-
:r,
daglik bölgelerde
üstünlük
kurmus
ve
genig Kilikya
ovasma
dogru
sik
.
k öldürücü çikiglar yaparak, Tarsus,
Adana
ve
Mersin gibi önemli
mer-
:zleri
tehdit
etmeye
baglamiglard1.
Böylece ateg-kes istemek
zorunda
ka-
in
Fransizlar,
1920
Mayismo
sonunda,
Ankara'ya
bir heyet
gönderdiler.
u
ateg-kes
her ne-kadar
daha
sonra
bozulduysa
da, Mustafa
KemaPe, gü-
evdeki kuvvetlerini
toplama
firsatim kazandirdi. Ama bundan daha önem-
Alan
nokta,
bir
büyük devlet kargismda
zafer elde ederek,
prestijini yük-
:ltmig
ve
rejiminin
tamnmasim
saglamig olmasiydi.
Mustafa Kemal'in
bu bagarisi, Ingilizlerin
öteden
beri dügündükleri
Ër
tasanyi
uygulamalarim luzlandirdi: Milliyetçi hareketini
büsbütün
orta-
an
kaldirmak...
Anadolu'ya silah
kaçmlmasi,
Ïngilizleri,
artik
iyice
tasa-
mdirmaya
bag1amisti.Bu kaçirma igi, baglannda
çok
kez eski Türk subay-
inmn
bulundugu
yeralti örgütleri
tarafmdan bagariyla
yürütülmekteydi.
lunlarm
pek
zorlukla
kargilagtiklari
söylenemezdi.
Bir kere, depolarm
ço-
unun
bekçileri
'Tûrktü;
somra
çalman silablan Îngiliz
devriyeleriyle Yu-
an
çetecilerinin
burnunun dibinden
Anadolu'ya geçirmeye gönüllû
sürü
e
hamal, sandalci
ve
sûrücü
vardi.
Bunlari käylü
arabalarma,
saman ve
ömür ylgmlarmm
altma sakhyorlar,
yalmz geceleyin yol
ahyor, gün dog-
iadan
önce topraga
gömülüyorlar;
gece
olunca
tekrar
yükleyip,
bundan
248
KURTULUS
SAVASI
sonra
varacaklart
yere
kadar yeniden
uzun ve
agir yolculuklarma
deva
ediyorlardi.
Harbiye Nezareti bile,
mütarekenin
silahsizlanma
ile ilgili kl
§ullanm uygulamaktan sistemli
§ekilde kaçunyordu. O
strada
yine Harbi:
Nazirl olan Fevri
Pa§a gibi
yurtsever
subaylann
da bu
igde
rolleri vardi.
Simdi
Framizlar
da
silah
hirsizhš ma
gäz
yummaya
baglamiglardi.
Mi
liyetçiler,
Gelibolu'da Fransizlann korumakta
olduklan
bir
silah
deposa
dan büynk ölçüde
silah
yagma etmi§lerdi. Fransizlar
buna
karsi, sadec
saldirganlann
kendi
nõbetçilerinden
sayica
üstün oldugunu söylemekle
yi
tindiler.
Yunanhlarla çekigme
halinde
olan
Italyanlar, daha bagtan be
milliyetçileri
tutmakta
ve
gimdi
de, birliklerini çekmeye hazirlandiklari
;
sirada onlara
silah
satmaktaydilar.
Üstelikta§iyicilara kendi
müttefikler
nin
kontrolundan siynlmak için
yardim
bile
ediyorlardi.
Îngilizlere
gelia
ce,
onlar
da bagtan beri
silahlarm
toplamp
saklanmasi igini pek siki
tutm:
nuglardi. Bir
ingiliz
kurmay1, genel
karargâhta, yalniz
Türklerin silahlar
ni
alip da Rumlannkini birakmamn hakh
bir
gey
olmadigun söylemigtl
Milliyetçi kuvvetlerin silahlanmasi
böylece sürüp
gidiyordu.
Fransizlann Kilikya'daki yenilgisini
ve
bunu
izleyen
temizleme hari
kâtim
ögrenen
Paris'teki
delegeler, bir
milliyetçi
tehlikenin varhgim anl:
maya
bagladilar.
Lloyd
George,
Mustafa Kemal'den
söz ederken;
'aske
istihbaratimiz
hiçbir
zaman
zekâdan
bu
derece yoksun olmarmiti,'
deme
zorunda kaldi.
Simdi
bile
Kemal'in
kendi
adma
mi,
yoksa
Ìstanbul hûki
metinin emriyle
mi
davrandigun daha kestirememiglerdi. Lord
Curzon b
le,
'ikisi
arasinda
bu kadar
yakm bir iligkinin
varh mi ancak gimdi
anl:
mig
oldugunu' açikladi. Bunu
son
aldigi
raporlardan
ögreamisti. Musta.
Kemal, kuralmasi tasarlanan Ermenistan Devleti içinde bir
gehir
olan E
zurum
valiligine
atannugti! Arna,
onun
resmi
durumu
ne
olursa alsun,
be
ng
anlagmas2m
hazirlarken bunu
uygulamak yo11arim
da aragtirmak gerek
yordu.
Bu konuda dügüncesi sorulan Yüksek Komiser Amiral
de Robeck,
y:
pilacak
sert
bir anlagmamn,
pyüzde
yüz
direnigle kar§ilanacagim, Itil
2
Bu konuda komik bir
olay
gudur: itilât Devletlerinin Haliç kiyllanna yakin bir yerde
silah depolannm kapisina her
gece
balmumu
mühürler
konutuyer,
ama
sabahley
bu mühüder parçalanmig olarak
bulunuyordu. Nöbetçiierin hiçbir geyden habe
yoktu. Bir
gece
binays
gözetlemek
igin
nöbet
tutan
bir Ïngilizsubayi,
yan
babge3
bir keçi
sürüsü sokulmug oldugunu gördü. Bu sakalli
yaratiklar, kaplya
yaklagara
iki
tutam ot arasanda
b1r de
mühür
ylyoriards.
-
Harold Armstrong: Türkey in Trav
il
(Türkiye'nin
Do§umu).
3 Sonradan Filo Amirali Sir Jon
de
R>beck.
MÜTTEFÍKLER
MECLÍSÌ
BASIYOR 249
Devletlerinin bunu
hesaplayarak Ïstanbul'daki durumlarini güç1endirmele-
ri gerektigini bildirdi. Bunun
üzerine
Yüksek Kurul,
Türkleri
yola getir-
mel< için,
bu kuvvet
gösterisine girismeyi tasarladi. Bu da,
Mustafa Ko-
mal'in önceden sezmig oldugu gibi, Isgal Kuvvetterinin gimdlye
kadar
sade-
ce
'var
olduklari'
ÌstanbuPun
busbütür
ve
sikica iggali biçiminde
olacakti.
Sivil yönetime yine kan§ilmayacak,
ama
Harbiye Nezareti
kontrol altma
almacak
ve
askeri bir sansür kurulacakti. Yüksek
Kural,
gerçege pek de
uygun
olmayan
bir teklif
yap1yor,
'Mustafa
Kemal'in Erzurum'dan azlini'
(aynen)
istiyordu. iggal, ban§
anlagmasi kogullanmn uygulanmasma
kadar
surecekti.
Mustafa
Kemal,
Ístanbul'unyakm
zamanda
iggal edilecegini Fransiz-
lardan ögrenmigi.
Haberi, Rauf Bey'e
ulagtirarak, Milliyetçiliderlerin
§e-
hirden
avrilmava
hazir
olmalanm bildirdi. Meclis,
ne
olursa olsun,
Ítilâf
Devletterinin kararlarrn
dialememeli
ve
çaligmalarim
sürdùrmeliydi.
Ama
milliyetçilerden
yeteri
kadanmn, Istanbul'dakinin
yerini alacak
bir
hükümet kurabilmek için,
Anadolu'ya
gelmeleri
gerekliydi. Bunlarm kaça-
sim
kolayla§tirmak
için Osmanh
Bankasina
para
da yollamisti.
16 Mart
1920 sabahi erken saatlerde,
ingiliz
savas
gemileri karanhk-
Tan
yararlanarak Galata köprüsü yakmlarma geldiler. Ïngiliztanklan Ïstan-
-bul
ve
Beyoglu sokaklarmda dolagmaya bagladi. îngiliz
askerleri, karakol-
lari, inzibat
noktalarm
ve
baghca
resmi
binalari iggal ettiler. Haber,
An-
kara'ya
railliyetçilere bagh
bir
telgrafçi tarafmdan
ulagtirilmisti:
'Bu
sabah,
Sehzadebagtadaki
Muzika.karakolunu,
ingilizler basip
oradaki askerlerle ingilizler
müsadame ederek
neticede
Istanbul'u
iggal altma
ahyorlar...
Simdi
de Harbiye'nin iggalini
haber aldik.
Haltâ
Beyoglu telgralianesinin önünde Ingiliz
askeri
oldoku,
fakat
telgrafhancyi ingal
edip etmeyecegi
meçhuldür
Mustafa Kemal,
Aukara telgraf
merkezinde
oturmus,
telgraflari oku-
yor,
kâtiplerine buniarx
azellemelerini
ve
bütun
kornutanlara göndermele-
rini söylüyordu.
Harbiye Nezaretinden de bir
mesaj
gelmisti:
'Sabah Îngilizler basarak
ahi
kisi
gehit
ve on
beg kadar da
mecruh
oldu.
Simdi
Ingiliz
askerleri
dolagiyor.
Simdi
içeriye giriyorlar. Ni-
zamiye
kapisma. Teli
kes. ingilizlerburadadir.'
Ïstanbul
Merkez telgrafhanesi de olaylan dogruluyordu:
4 Bir tarih belgesi de§erindeki bu
telgrafiarin
dili v