You are on page 1of 91

Hilmi Yavuz _ Yazn Dil ve Sanat

Yazn, Dil ve Sanat


BOYUT KTAPLARI / DN YAZILARI DZS 3
HLM YAVUZ: III Yazn, Dil ve Sanat
Boyut Kitaplar Yayn Ynetmeni Uur Bke
Sanat Ynetmeni Murat ne}

Tamer Kaya
Dzelti Asl Ulusoy

Kapak Fotoraf Kamil Frat
Bu kitabn her trl yayn hakk Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereince Boyut Yaynclk A.J.'ye aittir. Tantm
amacyla yaplacak ksa alntlat dnda, yayncnn yanl izni olmakszn hibir yolla oaltlamaz.
ISBN 975-52 1-04 7.4
1. Basm Kasm 1996
2. Basm Mays 1999
Bask
Boyut Matbaaclk A..
Yazma adresi: Boyut Yaynclk A.. Yzyl Mah. Matbaaclar Sitesi No. 115 34560 Bagclat - STANBUL Tel.:
(0 212) 629 53 00 (Pbx) Faks.: (0 212) 629 05 74-75

Yazn, Dil ve Sanat
Hilmi Yavuz

BOYUT KTAPLARI BOYUT YAYIN GRUBU

indekiler
Yazn, Dil ve Sanat
Roman Yazlar
Romann Temel Sorunlarna likin Notlar i 5
Gerekilik Sorunu zerine 25
Betimleme ve deoloji 29
Romanda Tp Sorunu zerine, 1 33 Romanda Tp Sorunu zerine, II I 37
Romanda Tp Sorunu zerine, III 39
Burjuvazi ve Roman zerine 43
Trk Romannda Brokrasi ile Hesaplama 47
Romanda Trk nsan Sorunu 53
Nahid Srr rik ve Tarihsel Roman, I 57
Nahid Srr rik ve Tarihsel Roman, II 61
Romanda Nesnel Tarihsel Zaman 65
Edebiyat ve Yapsalclk-^ 71
Postmodernizm ve Roman Gelenei 75
'lmeye Yatmak' ve Kadn zgrl 77
'Yksek Gerilim' ve Diyalektik 83
'Apartman': Kentleme ve insan 87
Krsal Toplulukta Trelerin atlay:'Beyaz Trk' 91
iki Roman ve Bir yk Kitab zerine Ksa Notlar 95
'Trk Romanna Eletirel Bir Bak' zerine 99
iir Yaklar
iir in Kk Tractatus 107
iir ve Logos 109 ki iirsel Izlek i 113
iir ve Harfler 115 Divan iiri, Simgeci Bir iir mi? : 121
Yahya Kemal ve Dil 125
Yahya Kemal ve Mehmet Akif 129 Ahmet Him: Bellein airi i 133
Oktay Rfat'n iirinde Evre: Nesne, mge, Dil 137 Asaf Halet elebi'nin
Sem'- Mevln' iirini Yeniden-Okuma Denemesi i 141
Necatigil'in Da iirini'Yeniden-lna'Denemesi 153
Necatigil'in Kareler'i: Ak Yapt 163
Bir Davurumcu iir Temellendirmesi 169
Kpk ve Dure 175
Dil Yazlan

Dilin Dili Olsa i 185
'Estetize Edilmi Yaam':
Benjamin ve Oskay evirisi zerine 191
Bir Freud evirisi zerine iyice Ksaltlm Notlar 195
Koptagel-llal'e Hznl Bir Yant 201
Bir Goldman evirisi 'Kant Felsefesi Giri' zerine 205
'Tasavvufun Boyutlar' evirisi zerine Notlar 211 Roland Barthes'in nemli Bir Metni:
'Anlatlarn Yapsal zmlemesine Giri' 215
Sanat Yazlar
Bir Sanat Semiyoloj isinin Felsefi Temelleri zerine 221
Dou ve Bat Sanatlarnda Gelenek Sorunu 227
'Grme Biimleri've J. Berger 233
Fotoraf ve Kuram 237
Bir Zenaatkr: Mahmut Cuda 241
Neet Gnal'n Resimleri zerine Notlar 245
Trk Resminde Dnce Gelenei 249
Epik Bir Ressam: Nedim Gnsr 253
ki lm Yazs
Borges: Ayna ve Labirent Aragon: Sevi ve Balanm
259
263
yok cihanda, bilmezem, syler mi yok?
kinci Basma Sunu
i\fazn, Dil ve Sanat', basmlar ok nceleri yaplm olan iki I kitabmn, Yazn zerine (1987) ile Dilin
Dli'ndeki (1991) yazlarn toplamna, bu kitaplara girmemi yeni yazlarn eklenmesiyle olutu.
'Yazn ^erine'nin ilk basmna yazdm 'Suru'ta da belirttiim gibi 'Roman Yazlar' blmnde romann
kuramsal sorunlar arlk tayor. 'iir Yazlar' ise, belirli bir iir geleneini srdren ve zellikle bu ynleriyle
beni ilgilendiren airlerin (Behet Necatigil, Asaf Halet elebi, Ahmed Muhip Dranas) ne ktklar bir blm.
'Dil Yazlar' ve 'Sanat Yazlar'na gelince bunlarn neredeyse tm 'Dilin Dili'ndeki yazlardan oluuyor.
zellikle 'Dil Yazlar', yaymlandklarnda, biemlerindeki ironiden dolay byk tepkilere neden olmulard.
Bu tepkilerin bir bln kitabma almay dndm, ama sonunda bunun doru olmayacana karar
verdim. 'Yazn, Dil ve Sanat' benim kitabmd ve doallkla kitapta salt benim yazlarmn yer almas gerekirdi!
Kukusuz dileyen, biraz merak ederse, o yazlar bulup okuyabilir.
Ayaspaa, 1 Eyll, 1996 Hilmi Yavuz
kinci Basma Sunu
i\7azn, Dil ve Sanat', basmlar ok nceleri yaplm olan iki I kitabmn, Yazn zerine (1987) ile Dilin
DiVndeki (1991) yazlarn toplamna, bu kitaplara girmemi yeni yazlarn eklenmesiyle olutu.
'Yazn ^erine'nin ilk basmna yazdm 'Sunus'ta da belirttiim gibi 'Roman Yazlar' blmnde romann
kuramsal sorunlar arlk tayor. 'iir Yazlar' ise, belirli bir iir geleneini srdren ve zellikle bu ynleriyle
beni ilgilendiren airlerin (Behet Necatigil, Asaf Halet elebi, Ahmed Muhip Dranas) ne ktklar bir blm.
'Dil Yazlar' ve 'Sanat Yazlar'na gelince bunlarn neredeyse tm 'Dilin Di'ndeki yazlardan oluuyor.
zellikle 'Dil Yazlar', yaymlandklarnda, biemlerindeki ironiden dolay byk tepkilere neden olmulard.
Bu tepkilerin bir bln kitabma almay dndm, ama sonunda bunun doru olmayacana karar
verdim. 'Yazn, Dil ve Sanat' benim kitabmd ve doallkla kitapta salt benim yazlarmn yer almas gerekirdi!
Kukusuz dileyen, biraz merak ederse, o yazlar bulup okuyabilir.
Ayaspaa, 1 Eyll, 1996 Hilmi Yavuz
Yazn, Dil ve Sanat Roman Yazlar
hilmi yavuz
Yazin, dil ve sanat
Romann
Temel Sorunlarna likin Notlar
1Gereki yazarla doalc yazar arasndaki ayrm, genellikle gzard edilir; ou kez Doalclk Gerekilik
sanlr. Lu-kacs'n 'Gerekilik yanlsamas' diye adlandrd olgu bu.
ncelikle belirtilmeli: Gereki romanc, gereklii, belirli bir dnyagr iinde 'yeniden retmek'
durumunda. XIX. yzyl Avrupa romannda Gerekilik, somut gerekliin burjuvazinin dnyagr
dorultusunda yeniden-retilmesi demekti. Dnyagr, romancnn gereklii yeniden-retme biimini
belirlediine gre, gerekliin kendisi, romana belirli bir dnme uratlarak girecekti elbet. Baka bir
deyile, dnyagr gerekliin hangi dnme uratlacan belirliyor; ama bu dnmn roman
balamnda nasl gerekletirileceini gstermiyor. Romanc bunu nasl yapacak? Romanda bu dnm
gerekletirecek anlat kipi ne olmal? Tiplerin ve karakterlerin ortaya konulmasndan betimlemelere varncaya
dek biem zelliklerinin nasl olmas gerekiyor? Romanc bu sorularn yantlarn bulmak zorunda.
Bir rnekle aklamaya alaym. Henry James, ngiliz burjuva dnyagrnn tipik bir romancs. nsana,
doaya ve topluma ilikin gereklikler, bu dnyagr dorultusunda 'yeniden-reti-lir' James'in
romanlarnda. James, dnyagrn anlat tekniiyle btnletirir. Onun romanlarnda anlat, belirli bir
kiinin anlatdr: Dnme uratlarak romana giren somut gereklikler, bir tek kiinin bilincinin 'iinden'
verilir. Anlat tekniindeki bu dolaym (gerekliin bir kiinin bilincinden 'verilmesi'), dorudan doruya
HLM Y a v
Henry James'in dnya grnn anlat dzeyinde dilegeli kipidir. ngiliz Empirisist felsefe gelenei,
gereklii bireysel algnn gerekliine indirger. Henry James de romanda anlatnn, bir tek kiinin bilincinden
'verili' kipiyle tekilletirilmesi tekniini kullanarak, dnyagrn bu teknikle btnletirir. Tzvetan
Todorov'un dedii gibi, 'bir anlatc olarak, yntemini felsefi bir kavramn iine diker' Henry James.1 Anlatnn
duyumculuu, gerekliin yeniden-retilmesinde grlen Empirisist-Duyumcu dnyagryle btnleir.
yleyse u: Henry James'in romanlarnda anlat teknii, romancnn dnyagryle elimiyor. James,
gereklii yeniden-retir-ken ne lde duyumcuysa, yeniden-retilen gereklii anlatrken de o lde
duyumcu bir yazar olarak kyor karmza. yle de diyebiliriz: Henry James'in romanlarnda ngiliz burjuva
dnyagr-nn Empirisist-Duyumcu zellii, anlatlann ieriinde bir 'tavr' olarak nasl beliriyorsa,
anlatnn biiminde de bir 'biem' olarak ylece beliriyor.
Henry James rnei nemli. undan: Gereki romanclarmzn ounda gereklik sorununun ya bir bana
'dnyagr sorunu' ya da bir bana 'biem sorunu' olarak ele alndn gryoruz. Fakir Baykurt birinciye;
Ouz Atay da, ikinciye rnek. Bu tavr, Fakir Baykurt'u Gerekilikten ok, kaba bir Doalcla, Ouz Atay'
ise, deyim yerindeyse, ince bir doalcla gtryor. George Ste-iner, Zola'y anlatrken yle der: 'Zola'nn
yan ayrntlara, vakit cetvellerine, demirba eya izelgelerine kar doymak bilmez bir tutkusu vard. Bir borsa
fiyatn romana sokuturmaktan kendisini alamyordu'.2 Atay'n Tutunamayanlar'm, ya da Tehlikeli
Oyunlar'm
(1) Tzvetan Todorov, The Structural Analysis of Literature: The Tales of Henry James (Structuralism'de ed.
David Robey, Clarendon Press, Oxford, 1973 ('What is the origin of this idea of James's? In a sense all he has
done is to erect his method as a narrator into a philosophical cencept', s. 79).
<2) George Steiner, Gyrgy Lukacs ve eytan'la Anlamas, Trk Dili Eletiri zel Says'nda, 234, Mart 1971, s.
668
Z1N, DL ve sanat
okurken onda da bu trden bir 'tutku' grmek olanakl. u farkla: Zola'da nesnel olgularn insansal balama
ilikili olsun ya da olmasn ardarda sralanma ya da betimlenmesi, dnyagrne bamldr kukusuz.
Arthur Koestler yle rnekliyor: 'Homeros iin denizde frtna Poseidon'un fkesini simgeler;
gndoumunda ufukta grnen pembelik de gl parmakl Aurora'nn gkyzne dokunduunu belirtir;
Vergilius ise doay sakin, mutlu ve esenlik iinde grr'.3 Bu, Homeros'un da Vergilius'un da doay,
yaadklar an egemen ideolojilerinin (dnyagr) iinden betimlediklerini gsteriyor.
Gerekiliin lt, doann ve eyann, olduu gibi betimlenmesi deil yleyse. Betimleme, doay ve
eyay olduu gibi kopya etmez; betimleneni, egemen ideolojinin iinde yeniden-retir. Vergilius doay,
Roma mparatorluu'nun mutlu ykseli anda, sakin ve esenlik iinde grp yle betimlemise, onu o
yllarda talya'da hi mi frtna olmad, diye eletirmek gerekmiyor: Gereki betimleme, bir yanstma deil
nk...
Burada, bilinen bir ayrm, roman gereklii ile doa gereklii ayrmn bir kez daha vurgulamakta yarar var.
Bu ayrmn bir 'arkeolojisi' olduu unutulmamal: Dil'le Doa (Foucault) ya da Yaamla Anlam (Lukacs) bir
btnlk iindeyken, rnein Homeros'un yaad ada, sanatsal (?) gereklikle doal gereklik ayrmndan
szedilemiyor. Homeros'un doa gerekliinin insan gereklii ile btnletii, doann ve eyann insan'dan
henz yabanclamam bir dnemde yaadn biliyoruz, tlyada ve Odysseia' da doa ve eya
betimlemelerinin, kanlmaz olarak, insansal bir balam olmas bundan dolay. Homeros'ta nesnelerin
dinamizmi, onlarn insan btnleyen bir ilevi olmasndandr. Steiner de sylyor bunu: 'l-yada'da kl,
savann kolunun bir uzants, bedeninin bir paras olarak' grnr.
Arthur Koestler, Literature and the Law of Diminishing Returns, Encounter, Mays, 1970.
Hilmi Yavuz
2. Doaya ve eyaya, egemen ideoloji balamnda bakma sorunu, Trk yazn gelenei iinde yeterince
aydnla karlmad henz. Bu konuyla ilk kez ilgilenen, Gzin Dino oldu. Tanzimattan Sonra Edebiyatta
Gerekilie Doru adl incelemesinin ilk blmnde Dino, zellikle Ahmet Mithat Efendi'nin gerekilik
anlayna deiniyor ve onun bir romanndaki ev ve oda betimlemelerini aktardktan sonra yle diyor:
'Balzac'n bu yolda yapt bina ve oda tasvirlerini hatrlayacak olursak (Grandet'nin mahallesi, evi, evinin ii;
Goriot'nun pansiyonu v.s.) Ahmet Mithat'taki noksan daha iyi sezeriz. Balzac haric eya veya realitenin (ev,
sokak, oda, elbise, vs.) psychique veya sosyal bir ifade tadn syler ve bunu eserlerinde, btn bir devrin
madd, manev mnasn ifade ederek anlatmtr. Goriot Baba, Grandet, Baron Hulot, Cousine Bette'in evleri,
eyalar, elbiseleri, tavrlar, h; reketleri Balzac'n bu gayesinin ifadesidir, yani Balzac'n eya ve d dnyaya
verdii nem, eserinde organik bir rol oynar'.4 Dino'nun, 'btn bir devrin madd, manev mnas' diye
belirttii olgu, yazarn (Balzac'n), doay ve eyay ann egemen ideolojisinin (burjuva ideolojisinin) iinden
yeniden retmi olduudur.
Steiner'e dnelim. Doann ve eyann insansal balamda betimlenmesinin en yetkin rneini Tolstoy
vermitir ona gre: Anna Karenina'nn giysileri, Bezukhov'un gzlkleri, van Ilyi'in yata,
betimlemelerindeki salamlklarn ve varolu gerekelerini, hep romann 'insansal' balamndan almaktadr.
Steiner bu anlamda Tolstoy'u Homeros'a yakn buluyor; Sava ve Bartan rnekler vererek kantlamaya
alyor bu savn.5 Roman tipleri ve karakterleri kadar, doa ve eya betimlemelerinin insansal balamda
tad ilevi ne karan rnekler bunlar. Romanda insan, doa ve eyayla btnlemedike gereki bir
yazndan szedilemiyor nk.
" Gzin Dino, Tanzimattan Sonra Edebiyatta Gerekilie Doru, A Dil ve Tarih-Corafya Fakltesi Yaynlar,
94, Ankara, 1954, s. 22
'George Steiner, Tolstoy or Dostoievsky, Penguin Books, Londra, 1967, s. 52
1 18 \
Y A
z 1 n
fj i l ve sanat
3 Roger Garaudy, 1964 ylnda dzenlenen Felsefi Maddecilik ve Artistik Gerekilik konulu sempozyuma
sunduu bildiride, bir sanat yaptnda biimle ierik arasndaki dzmece, sahte kartln alabilmesi iin,
nce, yaptn konusunu, onun ieriiyle bir tutmamak gerektiini belirtir, onun ieriiyle bir tutmamak
gerektiini belirtir. Gerekten de, bir romanda ya da ykde, konuyla ieriin ou kez, zde sayldn,
bylelikle de birbirine kartrldn biliyoruz. Genellikle iyi okur olmayanlarda ska grlen bir yanlg bu. Bu
tr okur iin romann konusu, romann kendisidir. Bu yzden de romann gerekiliine, ou kez, konunun
gereklie uygun olup olmamasna baklarak karar verilir. Bir rnek vereyim: Vedat Trkali'nin Bir Gn Tek
Berna'sn okuyan biri yle demiti: 'Bir insan, salt sevgilisi ondan polis diye kukuland iin intihar edebilir
mi? Bu, bana gereki grnmyor.' Okuyanlar bilirler: Bir Gn Tek Bana'da Kenan, romann sonunda
sevgilisi Gnsel'in ondan polis diye kukulandn rendiktan sonra intihar eder. Dikkat ettiyseniz, 'Kenan
sevgilisi onu polis sand iin intihar etti' demedim; 'Kenan sevgilisinin onu polis sandn rendikten sonra
intihar etti', dedim. Gerekten de, bu iki olgu (Gnsel'in kukusu; Kenan'n intihar) arasnda, bir nedensellik
{causalit) bants deildir szkonusu olan; salt zamansal bir bitiiklik (contigut) szko-nusudur. Hume'un
ortaya koyduu gibi, insan zihni, zamansal bitiiklikle nedensellii kolayca birbirine kartrmaya yatkndr;
insan zihninin, birbiri ardnca gelen iki olgudan ncekini neden, sonrakini de sonu saymak gibi bir
koullanmas vardr. Post hoc, ergo proc-tor hoc. Bir Gn Tek Bana'da Kenan'n intiharyla, Gnsel'in
kukusu arasnda nedensellik bants kuran, bundan dolay da bu intihar inandrc bulmayan okur da
olaylarn birbirini izlemesine (zamansal olarak bitiik olmalarna) bakyor; baka bir deyile, roman salt konu
dzeyinde kavryor; gereklii, nedensellie indirgiyor; Kenan'n intiharn, Gnsel'in kukusuna balayp, 'bir
insan sevgilisi onu polis sand diye intihar eder mi? Bu, bana gereki grnmyor', diyor.
Oysa, roman ierik dzeyinde kavramak, bu iki olay arasndaki
19
Hilmi yavuz
ilikiyi bir nedensellik bants olarak deil, salt zamansal bitiiklik bants olarak kavramak demektir: Ne ilki
sonrakinin nedeni, ne de sonraki ilkinin sonucudur. Romann ierik olarak kavranmasnda gereklik, bir olayn
tekinin gerekten nedeni olup olamayaca sorununda deil, somut 'verili' gerekliin yeniden-retilmesin-
deki btnselliktedir. Romann gerekliini, olgular arasndaki nedenselliklerde aramak yerine, bu anlamda
bir btnsellikte kavramak gerekir.
Ne var ki, bu ikilii romanclarn felsefi tavrlarnn dolayl bir sonucu olarak grmek yanl olmaz. Roman
gerekliini nedensellie indirgemek, somut gereklie analitik, bir btnsellik olarak te-mellendirmekse
diyalektik bir yaklam ierir. Nedensellik aklamay (ya da betimlemeyi), btnsellik ise anlatmay ngrr.
Nitekim, Vedat Trkali'nin, Kenan'n intihar nedenini 'aklamak' gibi tikel bir sorunu ne karmak istediini
sanmyorum; tersine, Kenan'n intiharn, ideolojik bir balam iinde tmel bir sorun anlatmak istediini
dnyorum.
Lukacs, Moskova Yazlar'nda roman'n Feodalizme kar Burjuvazinin verdii ideolojik mcadelelerden
doduunu belirtir. Burjuva romannn btnsellii de, bu ideolojinin kendisidir. Ama Lukacs, zellikle
1848'lerden, yani egemen bir snf olan burjuvazinin 'maskesini yznden atmasndan sonra', burjuva
romanclarnn kendi snflar iinde 'tecrit' edildiklerine dikkati eker ve romanclarn, somut gereklii
'yaamadklar'n, onu 'gzlemlemekle' yetindiklerini belirterek yle der: 'Burjuva romanclar, artk
anlatmyorlar, betimliyorlard'.6 Lukacs'n bu iki anlat kipi arasndaki ayrm somutlamak iin, biri Gereki
(Tolstoy), biri de Doalc (Zola) iki yazar semesi nemli: Neden nemli? Bu baka bir yaznn konusu.7
(6,Georges Lukacs, Ecrits de Moscou, Editions Sociales, es/ouvertures, Paris, 1974, s. 63-78
(7) Bu konuda, bu kitaptaki Gerekilik Sorunu zerine ve Betimleme ve ideoloji adl yazlarmza baklabilir.
yazin, dil ve sanat
4. Tarih'le Yazn arasndaki bant nereden kaynaklanyor? Bu, tek yanl bir belirlenim bants m? Tarih,
yazn belirliyor mu srekli olarak? Yoksa, ok yanl bir belirlenim yaps m sz konusu burada?
Soruna, yaznsal metnin ne olduunu saptayarak girmek gerekiyor. Nedir yaznsal metin? Bir yarat m, bir
rn m?
Pierre Macherey, Pour une Thorie de la Production Littraire adl yaptnda, yazn urann, tarihsel olarak
nceden verilmi gerelerle yeni bir 'rn' ortaya koymak olduu kansndadr.* Yazar, demeye getiriyor
Macherey, zerinde iledii gereleri yaratmaz; tarihsel olarak nceden belirlenmitir o gereler. Deerleri,
mitleri, simgeleri, ya da genel deyile, ideolojileri (ki bunlar, Macherey'e gre, yaznsal yaptn gereleridir.)
yazar, tarih dzleminde belirlenmi olarak 'hazr' bulur. Macherey, yazarn zerinde alarak oluturaca
yaptn, kendisine, deyim yerindeyse nceden verilmi olan bu gerelerine, 'yanlsamalar adn veriyor.
yleyse yazarn ura, bu gereleri yapta dntrmektir. Yazar, szgelii bir otomobil fabrikasnn montaj
blmnde alan bir ii gibidir: nceden hazrlanm paralar (gereleri), belirli bir tasarma gre biraraya
getirir. Yazar, diyor Macherey, bu anlamda bir iidir, yaznsal yaptsa, bir rn.
Yaznsal yaptn 'rn' olmas nemli; nk bu Yaznla Tarih arasndaki banty temellendirmede kuramsal
bir tutamak. Terry Eagleton'n Marxism and Literary Criticism adl yaptnda da belirttii gibi, yaznsal yaptn
bir 'rn' olmas Marx'i sistemin bir gerei.9 Althusser'in genelde, 'pratik' olarak adlandrd da bu: Belirli
bir hammaddeyi (gereci), bir dntrme srecinde belirli bir 'rn' durumuna getirmek! Yazn, 'dilin ve
deneyimin gerelerini belirli bir rne' dntrmek oluyor.
Pierre Macherey, A Theory Of Literary Production, Routledge and Kegan Paul, Londra, 1980, s. 66-68
Terry Eagleton, Marxism and Literary Criticism, Methuen, Londra, 1976, s. 59 vd.
HLM Yavuz
Burada, vurgulanmas gereken u: Yaznsal metnin gerelerinin Tarih dzleminde belirlenmi veriler olmas,
Yaznla Tarih arasndaki bantnn olumsal {contingent) olmadn ortaya koyuyor. Bu bantnn zorunlu
olmas, yaznsal yapt bir 'yarat' olmaktan karp, bir 'rn' durumuna getiriyor.
Yaznsal yaptn 'rn' olmas, yaptn biemine ve tekniine ilikin sorunlarn (Tarihsel olarak 'verilmi'
gerelerin, yaznsal yapta nasl dntrleceine ilikin sorunlardr bunlar) ne kmasna yol amaldr.
Ayor da! Gerekten bir metni yaznsal klan, gerelerin dntrlmesindeki biem ve tekniklerdir. Nitekim
Fransz Boas, ilkel sanattan sz ederken belirli bir retimde teknik beceri ile artistik etkinlik arasnda sk bir
iliki olduunu belirtir.10 Demek ki yaznsal metnin zel oluunu, yaznsalln belirleyen biem ve teknikler
('biim'); genel oluunu ise tarihselliini belirleyen deerler, mitler, simgeler, kasaca ideolojiler ('ierik') ortaya
koyuyor. Bu, yaznsal metindeki (rndeki) diyalektik birliin, zel'le genel'i, biim ve ierik dzleminde
gerekletiren bir btnsellik olduu anlamna gelir. Bu Tarih'le Yazn'n da diyalektik birliidir.
5. Romann yapsna ilikin teknik kurgu elerinden biri de, kompozisyon. Kompozisyon, romanda
gelitirilen durum ve eylemlerin dzenlenmesi anlamna geliyor. Bu dzenlemenin dayand ilke de, denge
ilkesi. yle de diyebiliriz: Romanda kompozisyon, belirli bir denge ya da dengesizlik durumundan, buna
benzer bir duruma gei demek. Bu tanm, Tzvetan Todorov'un. Todorov Bocca-cio'nun yklerini
kompozisyon bakmndan incelerken11 bu yklerin bir denge durumunun vurgulanmasyla baladn,
bunu bir dengesizlik durumunun izlediini, sonunda da yknn yeni bir denge durumunu vurgulayarak
bittiini belirtir. Todorov, bu denge ve dengesizlik durumlarn, yk kiileri arasndaki yapsal ilikilere
dayandryor. rnein, De/cameron'da ilk 'denge' durumunu, genel
(10)Fransiz Boas, Primitive Art, Dover Publications, New York, 1955, s. 19 Tzvetan Todorov, Grammaire du
Decameron, Mouton, The Hague, 1969.
22
P 1 L VE SANAT
olarak iki yk kiisi (genellikle kar-koca) arasndaki evlilik ilikisi belirler. Todorov bu dengenin, kadnn
kocasna ihanet etmesiyle bir 'dengesizlik' durumuna dntn gsterdikten sonra, bu dengesizliin iki
n, aldatlan kocann cnden kurtulmak iin kamalaryla srdn ortaya koyuyor. Bunu, Todorov'un
deyimiyle, zinann bir 'norm stats' kazanmasyla belirlenen yeni bir denge durumu izliyor. Todorov,
kompozisyonla ilgili bu yapsal zmlemesine, Henry James'in romanlarna ve yklerine de uyguluyor;
nceki 'denge' durumunun, sonra ortaya kan 'denge' durumuyla zde olmadn da nemle belirtiyor.
Todorov'un bu zmlemesine bakarak, romanda kompozisyonun, genel olarak, bu tr bir 'denge/
dengesizlik/ yeni denge' evri-miyle belirlendii sylenebilir. Ama burada, zerinde durulmas gereken bir
nokta var: Bu denge ve dengesizlik durumlarnn, roman ya da yk kiileri arasndaki zel ve tikel ilikiler
zerine kurulmu olmas: rnein, Delcameron'da evlilik ilikisi, zina ilikisi. Todorov'un belirttii gibi, bu zel
ve tikel evlilik ilikisi, son 'denge' durumunda, aile kurumunun deil, ama belirli bir aile tipinin eletiri-siyle
sonulanr. Kukusuz, bu genelleme ideolojiktir. Baka bir deyile, kompozisyonun temelinde belirli bir ahlak
(ideoloji) varsay-maya dayanr. Todorov'un 'norm stats' dedii de bu: zel ve tikel bir ilikinin, sonunda,
ahlaksal bir norm'la vurgulanmas.
Oysa, toplumcu roman kuram balamnda kompozisyon, bir 'denge/ dengesizlik/ yeni denge' evriminde
okunsa bile, bu denge ya da dengesizlik durumunu belirleyen, zel ve tikel ilikiler deil; nesnel, genel ve
tarihsel ilikilerdir. Baka bir deyile, kompozisyonun 'denge/ dengesizlik/ yeni denge' evriminin her evresi,
'tez/ antitez/ sentez' sreleriyle karlkl-bamllk iindedir. Bu da, kompozisyonun diyalektikle
btnlemesiyle, kompozisyonun diyalektik srelere 'tekabl etmesi'yle gerekleir.
DL VE SANAT
Gerekilik

Sorunu zerine
anatla gereklik arasndaki bant, genel olarak iki ayr dz
vj/lemde ele alnr. Biri, sanatn ister i, ister d gereklik olsun, gereklii dorudan yansttdr. Buna
'Yanstma Kuram' deniyor. kincisi, sanatla gereklik arasndaki bantnn dorudan ve basit bir bant
olmad, karmak ve dolaynd bir bant olduudur. Buna da 'Dolaym Kuram' deniyor. imdi, ksaca bu
dzlemleri aalm.
Yanstma Kuram, empirik bir yanlgdan kaynaklanr. Bu yanlg, 'gereklik, grntedir' nermesiyle
zetlenebilir. Oysa bilim bize, grnle gerekliin rtmediini gsteriyor. yleyse, gerekliin bilgisine
varabilmek iin grnten yola kmak szkonu-su deil. Gerek nesne ile bilginin nesnesi farkl (Althusser).
Bu fark, sanatn nesnesi iin de geerli. Sanat alannda da grnn 'yanstlmas' bize gereklii vermiyor.
Yanstma Kuram bu yzden yetersiz.
Dolaym (mdiation) Kuram ise, somut gerekliin artistik olarak yeniden-retilmesini ieriyor. Bu yzden
dolaym, dntrme demek. Neyi dntryor? Empirik dzeyde, ya da grn dzeyinde verili olan,
somutu dntryor. Nasl dntryor? Bu dntrme, bir retim (daha dorusu, bir 'yeniden-retim')
ise, bunun belirleyicileri neler? nmzde duran soru, bu.
Gyrgy Lukacs, Gerekilikle Doalcl birbirinden ayrr. Ona gre, Gerekiliin belirleyici kategorisi, tipiklik
ya da temsil olan'dr. Lukacs, bunu XIX. yzyl roman (zellikle Tolstoy ve Bal-
Hilmi Yavuz
zac) ile rnekliyor. Bu iki romancda belirleyici olan, olaylarn, nesnelerin, durumlarn insansal bir balamda
sunulmalar; bir baka deyile, bunlarn roman tipleri ve karakterlerinin yaamlarna ikin olmalardr. Lukacs,
Tolstoy'un Arna Karenna'sndaki at yar blmn rnek veriyor.1 At yar, diyor Lukacs, Anna, Vronsky ve
Karenin'in bireysel tarihlerinde byk bir dnm vurgulamaktadr. Yarn, iin de, ayr ayr, yaamsal
anlam vardr. Bylece bir olay (at yar) ile insansal olan, bir yklemede (narration), at yarnn
yklenmesinde btnleir. Lukacs'a gre, gereki yazar nesneleri, olaylar, durumlar sadece betimleyen,
grn en ince ayrntlarna kadar sralayan biri deildir. Bunu, doalc yazar yapar, diyor Lukacs. Gereki
yazar ise, betimlemez, ykler. yklemeyi betimlemeden (description) ayran, grnn arkasndaki
insansa-l, dolaysyla da ikin anlam tayan semektir. Ksaca, diyor Lukacs, doalc yazar sralar ve betimler;
gereki yazarsa seer ve ykler. Bylece Lukacs, Gerekilii, Betimleme-Oykleme kartlnda temellenen
bir sorunsal olarak gryor.
Dikkat edilirse, Lukacs'n 'artistik gerekilik' dedii, grnn arkasndaki 'anlam'n (buna 'ikin anlam da
diyebiliriz) yklen-mesidir. Gereklik, bir anlam sorunu olarak kyor karmza. Ama bu, dil-ii 'metin
okuma' dzleminde beliren bir anlam deildir. Lu-kacs'ta gereklie tekabl eden anlam, gnlk insan
yaamnn belirlenimlerinin 'tipik' kld bir toplumsal balam sorunudur. yle de diyebiliriz: Anna
Karenina'daki at yar blmn salt metnin iinde kalarak okumak bize bu blmn roman kiileri iin
tad ikin anlam vermez, veremez. Bu blmn anlam (gereklii) ancak insann toplumsal pratii iinde
kavranabilir. Lukacs, bu savn pekitirmek iin, daha da ileriye giderek yle diyor: 'Nesnelerle onlarn somut
insan deneyimlerindeki ilevleri arasndaki bantnn kaybolmas, artistik anlamn da kaybolmas demektir'.
ok
George Lukacs, Writer and Critic, Merlin Press, Londra, 1978, s. 110-148 -1 26 I-
Y A
z i n
d|l ve sanat
nemli bir nokta bu. Lukacs burada 'meta fetiizmi' gibi bir kuramsal kavramdan yola karak, 'eyleme'nin
('rification') insanlarla nesneler arasndaki 'saydam'l ortadan kaldrdn; gnlk deneyimin (yaam pratii
iinde nesnelerin insanlar iin tad anlam) yok olduunu belirtir. Hegel'in diliyle sylemek gerekirse,
nesneler dolaymsz (dorudan) verilmemilerdir artk.
nsanla nesneler arasndaki bu saydamlk ve btnsellik kaybolunca yazar ya pasif bir gzlemci, bir
betimleyici olarak kalmak ya da nesneye ikin olmayan simgesel anlamlar dardan vermek durumunda
kalacaktr. Nesne, simge olmaktadr. te bu noktada Doalclk ile nesnelerin simgeletirilmeleri anlamnda
Formalizm arasnda bir fark kalmaz. Doalclk da nesneyi eksen yapar, Lukacs'a gre. yleyse, sanat yaptyla
gereklik arasndaki bant, ancak, Lukacs'n 'epik younluk' dedii durumlarda sahih olarak kurulabilir:
Sanat, gereklii temellendirebilmek iin nesneye deil, insann dntrc, bilinli eylemlerine (praksis)
ncelik vermelidir. XIX. yzyl romanlarnn bykl ve ycelii buradadr.
Nesne ile insan arasndaki bantlarn yokolduu 'saydam' olmayan toplumlarda, ideoloji sorunu birincil
nem kazanyor. Marx'in eretilemesini kullanrsak, 'k geirmeyen' (opaque) toplumlarda saydaml
ortadan kaldran, ideolojilerdir. yleyse artistik retimde ideoloji ne kertede belirleyicidir? rnein, 'Balzac
kralcyd, ama XIX. yzyln ilk yarsnda Fransz toplumundaki nesnel belirlenimler, Balzac' aristokratlar deil,
Jakobenleri daha sahih tipler olarak kurmaya gtrmtr,' demek yeterli midir? Gerekliin artistik retimi
srecinde retim aralarnn, tekniklerin, kullanlan gerelerin ve, -asl nemlisi- yazarn kurmacaya ilikin
tasarmnn da belirleyiciliini gzard etmemek gerekiyor. Balzac'n gerekilii, hi kukusuz, ak kralc
ynelimlerine karn, aristokratlar deil de, Jakobenleri yceltmesi olgusuna indirgenemez. Balzac'n
betimleyici deil, yklemeci olmas; nesnelerle (bunlara, durumlar, olaylar da katabiliriz) insan arasndaki
bantlar, insann dntrc etkinliine ncelik vererek kurmas: te onu gereki klan eler...
Aristokrasiyi eletiren ya da Jakoben-
1 27 1
HLM Y A V
leri ycelten her yazarn Balzac ohmamasmn znde, artistik retimin bu zgl belirlenimleri var...
Lukacs'n savunduu anlamda belirli bir balama gnderme yapan yaptlar, roman tiplerinin, u ya da bu
ideolojiye karn, nesnel belirlenimleri 'gsteren' tipler olduklar yaptlar deildir. stelik, ideolojinin, nesnel
belirlenimleri dolay imli bir biimde ortaya koyabilme gibi (Balzac rnei) 'olumlu' bir anlam varsa, gereklii
nesnel belirlenimlerden koparan ya da arptan ('yanl bilinlilik') 'olumsuz' bir anlam da vardr. Sanat,
ideolojik dzlemde bir yeni-den-retim olarak tanmlarken, ideolojinin bu 'olumsuz' yann da gzard
etmemek gerekir. Bunu, ideolojik konumun zorunlu olarak nesnel belirlenimleri 'gsterecei' gibi, yanl bir
okuma anlayna dlmemesi iin sylyorum. Sanatn bir yeniden-retim olmasnda, ideolojinin hem
olumlu hem de olumsuz belirlenimleri olacaktr. Benim vurgulamak istediim, sanatsal retimin, salt
ideolojinin belirlenimlerin indirgenemeyecei.
N D|L ve SANAT
Frederic Jameson, Marxism and Form, Princeton University Press, New Jersey, 1971, s. 165 vd.
1 29 I
Betimleme ve deoloji
Betimlemenin yaznsal metin iindeki ilevine, felsefi ierme-leriyle birlikte ilk deinen, sanrm Lukacs'dr.
(Erzhlen oder beschreiben? Internationale Literatur, 11, 1936. Dilimize, 'Oy-kleme mi, Betimleme mi?' diye
evrilebilir.) Burada, sorunun felsefi iermeleri nemli: Yoksa daha nce de betimleme zerinde durulduunu;
rnein Balzac'n Stendhal'in Parma Manostr'n eletirirken, bir kurmaca kipi (mode of fiction) olarak
betimlemenin ilevini vurguladn biliyoruz.
Oysa Lukacs betimlemenin, epik'ten sonra XIX. yzyl romannda yeniden ilev kazandn belirtir. Epik'te
(burada, Lukacs Ho-meros'u dnmektedir) betimleme, yklemenin kendisidir; epik ykleme, nesneyle
edim ya da daha genel bir deyile, 'gnlk yaamla anlamllk arasnda' kartln bulunmad bir
'saydaml' imler. Jameson'un dedii gibi, bu tr toplumlara zg sanat yaptlar, somut'tur; daha bandan
btn eleri anlamldr nk. Yazar, kullanr bu eleri, ama anlamlarn nceden ortaya koyma gereini
duymadan!1 Yineleyelim: Hegel'in diliyle sylersek, bu elerin bir dolayma gereksinmeleri yoktur. Bu
yzden epik yklemede betimlemeler, zorunlu olarak, gnlk yaama ikin'dirler.
Lukacs, epik yazn'n ayrdedici zelliinin, nesnelerin iirsellii
hilmi y a v u l
olduunu syler. Nesnelerin iirselliiyse, insanlarn yaamlarna balandklarnda gerekleir. Bu nemli
noktaya, ilk kez Lessing'in deindiini biliyoruz. Laokoon'da yle der Lessing: 'Homeros, salt edimleri
betimler. Tekil nesneleri ve insanlarysa, onlarn edime katldklar lde betimlemeye deer bulur.' Lukacs'n
'epik younluk' dedii de budur.2 Epik sanat betimlemez gerekte: i betimlemek deil, yklemek'tir
onun. yklemede nesnelerin betimlenmesi, ayrntlar, edimin somut grnlerini ileten aralardr. Ama
bunlar, edimden ve karakterlerden bamsz bir anlam kazanrlarsa, karakterlerin betimlenen durum ya da
nesneyle bir ilikisi kalmaz. Bylece, diyor Lukacs, karakterlerin yaam, artk, salt nesnelerin bir dizi
grntsn birbirine balamaya yarayan gevek bir ilmekten baka birey deildir: Nesneler
fetilemilerdir. Bu durumda betimleme, romann kompozisyonunda baat bir kurmaca kipi olur; betimleme,
epik anlamn yerini alr.
Zeraffa, nesnelerin (meta'larn) fetilemesini ieren mlkiyet ilikilerine tekabl eden kurmaca kipine, Alain
Robbe-Grillet'nin romanlarn rnek gsteriyor. Buna karlk Goriot Bafra'da Vauquer Pansiyonunun
betimlendii blme bakalm. Zeraffa, Balzac'n metninin toplumsal gereklii, pozitivist ve tarihsel dnce
kipi ile verdiini belirtiyor. Burada insanlar, sahip olduklar (sahip olmak, yaadklar pansiyonun yatak ve
yemek cretini demek anlamna gelse bile), hatt baktklar nesnelerle temsil edilmektedirler. Bu insanlar ve
bu nesneler, diyor Zeraffa, aslnda deiim-deerinden baka birey olmayan kullanm-deeri ile,
birbirlerinden zorunlu ve kanlmaz olarak, uzakta durmaktadrlar.' Balzac romannn belir-
'G. Lukacs, Writer and Critic, Merlin Press, Londra, 1978, s. 110 -148. Bu yaznn banda sz edilen yaznn
lngilizcesi (Narrate or Describe?) bu kitaptadr. Lessing'in Loofeoon'undan alnt da iinde olmak zere
Lukacs'tan tm alntlar, bu yazdan yaplmaktadr. Lessing'in Homeros'ta betimlemenin ilevi konusundaki
grleri iin ayrca, bkz. George Steiner, Tolstoy or Dostoievsky, Penguin, Books Londra, 1967, s. 51
Michel Zeraffa, Fictions, Penguin Books, Londra, 1976, s. 51
i 30 1
, w dil ve sanat y a z 1 n '
gin bir zelliidir bu: nsanlar nesneler temsil eder. Oysa daha sonra rnein Alain Robbe-Grillet'de ise,
insanlar nesnelerle temsil edilmezler; insan, nesnenin kendisi'dir artk... Bu balamda Vauqu-er Pansiyonu
betimlemesinin, snflarn ve karlarn rtt bir ara-konumu var: Goriot, Vautrin, Rastignac burada, bu
pansiyonda birlikteler nk...
Lukacs XIX. yzyl romanna gelinceye dein, betimlemeden s-zedilemiyeceini syler. rnein, bir yzyl
ncesinin, XVIII. yzyln romanlarnda (Le Sage'n, Voltaire'in romanlarnda) betimlemelere hemen hemen hi
rastlanmadn, olanlarnsa ikincil ve nemsiz bir rol oynadklarn belirtir. Bunun temelli nedenleri var elbet.
Ama Lukacs'n saptad u: Le Sage'n Gi! Blas'nda olduu gibi, karakterlerin d grnne ya da kiisel
zelliklerine yaplan sradan, yzeysel bir gnderme, bireyin toplumsal konumunu belirlemeye yeterken, XIX.
yzylda bu artk yetmemeye balyor. Roman karakterinin bireyselletirilmesi, onun edimleriyle ya da olaylara
gsterdii tepkilerle dolaymsz belirleniyordu. Le Sage rneindeki gibi... Lukacs yle der: 'rnein
Rastignac, Gil Blas'tan ok farkl trden bir servencidir. Rastignac gibi zgl bir servenci tipini btn
gereklii ile kavrayabilmek iin, onun salt edimlerini deil, ama iinde yaad evreyi de bilmek gerekiyor
artk; bu yzden Vauquer Pansiyonu'nun pisliini, kokularn, yemeklerini ve yemek servisini inceden inceye
betimlemek gerekiyor. Gran-det'nin evinin ya da Gobseck'in apartmannn da, ayrntlaryla betimlenmesi
gerekli: Birey olarak, ya da toplumsal tip olarak ikisi de, birbiriyle kartlaan iki farkl tefeci tipi nk...'
Aslnda, yazmn banda belirtmeliydim, ama buraya dein sylediklerimden anlalm olmal: Lukacs'n
betimlemeye deil, be-timleyici kurmaca kipine itiraz var. Romann kompozisyonu ile ideoloji arasndaki
bantlar szkonusu burada. ykleme ve betimleme, kurmaca kipleri olarak, belirli tarihsel koullara tekabl
ederler. ykleme, romanda 'epik younluu', nesneyle edim arasndaki dolaymsz ilikiyi temsil eden
kurmaca kipi'dir. Lukacs yle der: 'Nesnelerle onlarn somut insan deneyimindeki ilevleri ara-
] 31 ^
hilmi YAVUj
snda varolan karlkl bantlarn ortadan kalkmas -ki bu, yk-lemenin ortadan kalkmas demektir-,
sanatsal (artistik) anlamn yokolmas demeye gelir. Oykleme nesneyle edim arasndaki banty kurarak,
okuru katlmc klar. Oysa betimleme, edimden ba-mszlam, zerk bir kurmaca kipi olarak okuru, olsa
olsa, gzlemci klabilir.'
Lukacs, betimlemeci yazar: gzlemci (edilgin) okur sorunsaln ieren kurmaca kipinin (Zola'da bu kip baattr)
yaz yazma iinde zellemi bir uzmanla tekabl ettiini de sylyor. Kapitalist iblm anlamnda bir
zelletirmedir bu. Oysa yklemeci yazar: katlmc (etkin) okur sorunsaln ieren kurmaca kipinde (Bal-
zac'ta bu kip baattr), bu dorultuda bir zelleme szkonusu olmuyor. Oykleme ve betimleme, bu yzden,
Kapitalizmin iki ayr evresine (ve doallkla, ideolojisine) tekabl ediyor. Lukacs sylyor: 'Yeni biimler,
gerekliin temsilinde yeni yollar, eski biim ve bi-emlere bal olsalar da, artistik biimlerde ikin bir
diyalektikten kmazlar. Her yeni biim toplumsal ve tarihsel olarak belirlenmitir.' Bylece oykleme
Gerekiliin, betimlemeyse Doalcln (ve onun bir tr olan Formalizmin) kurmaca kipi oluyor Lukacs'a
gre.
deoloji ile betimleme bants zerinde durmal burada. Lukacs'n syledii udur: 'Bir yazarn ideolojisi,
onun deneyimlerinin btnnn belirli bir soyutlama dzlemindeki bireimidir. deolojinin anlam, yleyse,
yaamdaki elikileri dzenli ve yararl bir balam iinde grme olana vermesindedir. Doalc (dolaysyla,
Formalist) yazarn bu anlamda bir ideolojisi yoktur: Gzlem ve zerk betimleme, yaamda dzen kavramnn
yerini almtr nk...'
n , dil ve Sanat
Romanda Tip Sorunu
*
zerine, I
Amacm, romanda tip sonununu irdeleme alannda deiik bir yaklam nermek. Ama nce, tip'e dayal
roman nedir, bu soruyu amak, tip'in 'verilmi' ya da 'yaanmlna ilikin bir ayrm getirerek, sorunun
kuramsal balamn belirlemek istiyorum.
'Tip' romann, belirli bir tip ortaya koymak, bu tipin bireysel tarihini de, 'verilmi' deil, 'yaanm' bir tarih
olarak sunmak anlamnda kullanyorum. Burada, 'verilmi' ile 'yaanm' bireysel tarih arasnda ngrlen
ayrm amak gerekli. Bir tipin 'verilmi' olmasndan, belirli insan ynsemesinin en son kertesine vardrlarak
anlatlmasn anlyorum. rnein, kzlarna duyduu sevgiyi en son kertesine gtren Goriot Baba, bu
anlamda 'verilmi' bir tiptir. Go-riot Baba, ar sevginin belirlenmesiyle birlikte, nceden 'verilmi' bir tip
olarak ortaya konur. Bu yzden en son kertesine kadar srdrecei, bir 'veri' olarak nceden bellidir. unu
demek istiyorum: Tipin, karakteristik insansal konumunun daha bandan belirlenmi olmas, onun bireysel
tarihini nceden 'verilmi' klar. Goriot Baha'y okurken, Goriot tipinin belirli bir durum karsnda nasl
davranaca, nceden 'verilmi'tir adet. Bu yzden de roman okurlarnn 'Goriot Baba ne yapacak, nasl
davranacak?' diye deil ama 'Bakalm bundan sonra daha neler yapacak?' diye dndklerini sanmak yanl
olmamal. Goriot Baba'nn insansal ynsemesinin dorultusu, bu ynsemenin en son kerteye ulaacan
gsterir, aradaki bireysel tarih kesiti bir tr 'dolgu' niteliindedir. yle de diyebiliriz sanyorum: Abartlm ve
karakteristik ynsemesi nceden veril-
\ 33 \
HLM YAVUZ
mis bir tipin bireysel tarihinin, daha 'yaanmadan', kanlmaz olarak yaanacak bir bireysel tarih diye
sunulmas; - tipin 'verilmi' olmasndan bunu anlyorum.
Tp'in 'yaanm' bir bireysel tarihe dayandrlmas ise, belirli bir insansal ynsemeyi (rnein, Goriot'da
'sevgi'; Grandet'de 'cimrilik') son kertesine kadar yaayacann nceden 'verilmemi' olmasdr. Burada tipin
temellendirilii kadar, ama ondan da nemlisi, romanda, yaanacak olann, gerek yaamdaki kadar deiik,
artc ve izgisel olmayan bir sahihlik tamasdr. Tipin 'verilmi' deil, ama 'yaanm' olduu roman, belki
de, belirli bir insansal ynseme-nin son kertesine kadar gidecekmi gibi grnrken buraya varmad, bir
yerlerde takld, giderek tersine dnmler gsterdii bu tr bir sahihlik kavrayn ierir.1 Tiplerin
'verilmi' ya da 'yaanm' olmasndaki lt, tipin gereklik kavray'n deil ama, sahihlik kavraym
getirmi olmasdr. Bu kavray tipin 'verildii' deil, 'yaand' romanda, anlatlan bireysel tarih kesitini,
nceden varsaylan son kerteye ulalmay amalayan bir 'dolgu' olmaktan karr. Lukacs, Kafka'dan
szederken bu durumu yle somutlar: 'Kendisinin [Kafka'nn] zgnl, herhangi, yeni bir anlatm yolu
bulmasnda deil, yaratm olduu dnyay ve kiilerinin bu dnya karsndaki tepkilerini son derece
inandrc, fakat ayn zamanda da her zaman artc bir ekilde sunmasndan ileri gelir'2 (ab).
Aslnda, tipin 'verilmi' olmasnn temelinde, belirli ve karakteristik insansal ynsemenin (rnein, ar cimrilik,
ar sevgi, vb.) felsefi bir kategori yanll yatyor. Bu kategori yanll, insann bu karakteristik
ynsemesinin onun zn oluturduu; baka bir deyile bu ynsemenin dorudan onun zn belirledii
varsay-
n,Bu tr bir 'sahihlik' kavraynn, baz romanlarda nedensiz edimlerle (actes gratuits) ne karldn
syleyebiliriz. Nedensiz edimlerin felsefi iermeleri konusunda Sartre'n olumsuz tavrn Maurice Cranston
Sartre'da (Oliver and Boyd, Edinbutg ve Londra, 1962, s. 70) iyice vurgular. Bu konu Romanda Tp Sorunu,
Il'de, ayrntl olarak ele alnmtr.
(2,G. Lukacs, ada Gerekliin Anlam, (ev. C. apan), Payel Yaynevi, stanbul, 1969, s. 88
-
N f) | L VE SANAT
mndan yola klmasndandr. Bu insansal ynseme tipin zn be-Hrliyorsa, bu zn son kertesine kadar
yaanacann nceden 'verilmi' olmas doallar. Daha somut bir biimde sylemek gerekirse bu kategori
yanll yle konulabilir: Goriot Baba'nn kzlarna ar sevgi duymas, onun insansal zn (essence)
oluturmaktadr; Goriot Baba, yaamnn herhangi bir kesitinde bu sevgiyi gstermezse, Goriot Baba
olmaktan kar, o artk baka biridir. Bu yzden de baka trl davranmas olasl yokur.
lk bakta doru gibi geliyor bu yarg. Ama Grandet Baba yaamnn bir kertesinde cimri olmamay seerse,
ya da Goriot Baba yaamnn bir kertesinde kzlarna artk sevgi duymamaya balarsa, Grandet ya da Goriot
olmaktan kp bir baka insana m dnr? nsan deimez, dural (statik) bir zle belirlemek, onu (insan),
yaplan bir nesneye (Sartre'n verdii rnekle, mektup amaya yarayan bir baa) indirgemek anlamna
gelmez mi? Demek ki, en kesin anlamda isellemi insan ynsemeleri bile, tipin (dolaysyla, insann) zn
btnyle belirlemiyor. Tipin zn, bu dorultuda bir karakteristie indirgemek, onu sahihlikten
uzaklatryor.
Roman tipini belirleyen ar sevgi, ar cimrilik, vb. gibi, isel-letirilmi karakteristik ynsemeler, tipin zyle
mi ilgilidir, yoksa ilineksel (accidental) nitelikler midir? Bat romannda bu tipin felsefi temellendirilmesi nasl
yaplabilir? imdi bu sorunu ele almak istiyorum.

D|L VE SANAT
Romanda 'tip' sorununu irdelerken 'verilmi' tiplerle, 'yaanm' tipler arasnda bir ayrmdan szetmi,
'verilmi' tipin roman iindeki btn durum ve edimlerde nceden belirlenmi bir konumu olduu anlatmaya
almtm. 'Verilmi' tip, belirli bir insansal ynsemenin abartlm bit biimde ortaya konmas olduuna
gre, bu ynsemenin, en son kertede belirleyici olmas da kanlmaz oluyor. rnein, Goriot Baba, bu
anlamda 'verilmi' bir tip. Goriot Baba'nn btn durum ve edimlerini, en son kertede, onun bu abartlm
insansal ynsemesi (kzlarna kar duyduu ar sevgi) belirliyor. Goriot Baba'nn bu anlamda bir gereklik
kavray getirdiine kuku yok. Balzac'n bu romann okurken, byle bir insan olmaz, olamaz diye
dnmyor, bu yzden de Goriot Baba tipini gereklikten uzak bulmuyoruz. Ama, Goriot Baba gibi 'verilmi'
tiplerin daha bandan hangi dorultuda davranacan, kar karya kald durumlarda yapaca semeyi,
onun bu abartlm insansal ynsemesinin belirleyeceini de biliyoruz. Gereklik, sahih-lik'ten ite bu noktada
ayrlyor. Gereklik dzleminde kavranan, ama sahihlik dzlemine kavranamayan bir tip Goriot Baba.
Burada, temel bir felsefi kategori yanllna deinmek gerek. Bu yanllk, iki dzlemde gerekleiyor:
Birincisi, insann zn (essence), belirli ve abartlm bir insansal ynsemeye (Goriot Baba rneinde olduu
gibi, ar sevgiye) indirgemek; ikincisi, bu abartlm insansal ynsemeyi, btn durum ve edimlerde, son
kertede belirleyici klmak. Bu, doada ve insanda* zn, birbirinden farkl
Romanda Tip Sorunu zerine, II
hilmi yavuz
olmad dncesini ieren bir felsefi kategori yanll. Bir kere insan'n z, herhangi bir doa nesnesi
(rnein, aa) gibi, belirli bir zellie indirgenemiyor. kincisi, byle bir zellie indirgense bile, bu zellik
insanda son kertede belirleyici olmuyor. Aslnda Bal-zac'n yaad XIX. yzyln ilk yarsnda Fransa'da
egemen olan felsefi dnce, Katolik eleri ieren bir tr objektif idealizme dayand iin, Balzac'n, tip
sorununu bu erevenin dnda kavramas, elbette szkonusu olamazd. Baka bir deyile, Goriot Baba gibi,
Grandet Baba gibi tipleri, Balzac bu dncenin varlk ve gereklii deimez, mutlak bir ze balayan
ideolojik balam iinde kurmak durumundayd.
Bat romannda 'verilmi' tipten, 'yaanm' tipe gei nemlidir ve bu geiler, felsefe dncesinde grlen
dnmlerle dorudan bantldr. Balzac, 'verilmi' tiplerin romancsdr. Ama Fransa'da felsefi dnce,
objektif idealizmden (zellikle, doabilimleri ile in-sanbilimleri arasndaki ayrm belirginletike) sezgici bir
idealizme dnrken, 'tip' sorununu da dnme uratr. Bu dnm, tip sorununu, rnein Andr
Gide'de ikili bir dzlemde somutlatrr. Andr Gide'de tipler, Balzac'ta gzlemlediimiz lde izgisel
'verilmi' tipler deildir. Gide, Fransz dncesinin Bergson'la birlikte ald dnemetedir: Gide'de 'verilmi'
tipler (Dar Kap'daki Alissa) kadar, 'yaanm' tipler (Vatikan'n Z'ndanlar'nda Lafcadio) gzlemlenir.
Lafcadio'nun zgrln kantlamak iin giritii nedensiz edimler (actes gratuite), onu 'verilmi' deil,
'yaanm' bir tip klar.
Bu dnm, tipleme asndan Sartre'da dmlenir: Sartre'da 'tip' sorunu, btn btne ortadan kalkmtr.
nk Sartre, insann kendi zn srekli olarak yeniden kurduunu dnmektedir ve bu srekli deiim
iinde, 'verilmi' tip yle dursun, 'yaanm' tip bile szkonusu olamaz. Sartre'n romanlarnn tiplerden deil,
karakterlerden olumas da buna baldr.
pll ve sanat
Romanda Tip Sorunu zerine, III
Aragon La Mise Mort'da aa yukar yle der: 'Tarihsel kiilerin bir gn olumlu kahramanlar, ertesi gnse
olumsuz karakterler olarak nitelendirilebilmesi olasl, gereki roman yazmn olabildiince gletirir.'
Belirli bir tarihsel dneme ilikin gerekliin tmyle bilinmesinden sonra, o dnemin gereki dzlemde
yaznsallatrabileceini vurgulamak istiyordu Aragon bu szlerle. Ama bana yle geliyor ki, Aragon'un
deindii glk, roman yazmnda 'tipiklik' sorununun, en azndan, tarihe baml olduunu aklkla ortaya
koymaktadr.
yle: Tp, gereki yaznn tarihselliini ieren bir kategori. Lu-kacs' izleyerek tip'i, bir tarihsel dnemin zgl
elikileriyle belirlenmi bir varolu kipi olarak tanmlayabiliriz; ya da Adorno'yu izleyerek belirli bir tarihsel
dnemin 'diyalektik imge'si olarak... Demek ki tip, roman metnini tarihe, somut tarihe eklemleyen bir dolaym:
Gereki roman ancak, rettii tiplerle tarihsellik ediniyor. Dolaysyla, Frederic Jameson'un belirttii gibi,
rnein bir Balzac karakteri bir snfn ya da kuramsal tarihin tipii deil, belirli bir tarihsel dnemin, somut
tarihin tipii'dir. Jameson, somut tarihin dnda, o tarihe akn bir kk burjuva tipiinden deil, olsa olsa
belirli tarihsel srelere tekabl eden farkl kk burjuva tiplerinden szedebileceini vurguluyor. yle
diyor Jameson: 'Balzac'da akn bir kk burjuvadan deil, Napoleon'dan Louis-Philippe ynetiminin son
gnlerine kadar uzanan somut tarihin dnmlerine tekabl eden ve rnein giyim kuam stilinden
evindeki mobil-
HLM Y A V u

oil ve sanat
A Z l N
nceden 'verilmilerdir. Bu, roman metni ile gereklik arasndaki dolaymn somut tarihle deil, soyut kuramla
gerekletii anlamna gelir. Zola'nn Doalcln soyut kuram somut tarihe yelemi
olmasnda aramaldr.
Bu balamda, rnein Don Quixote'nin, yklmakta olan Feodaliteyi temsil eden bir tip olarak
tanmlanamayacan sylemek bile gereksiz; nk somut tarihin dnm sreci, retim tarzlarn deimez
ve akn kategorilerle birebir bant iine sokmaya elvermiyor. Sartre'n da eletirdii budur: Tipleri toplumsal
snflarn ematik temsilcileri olarak grmek, bu kategorileri deimez birtakm Form'lara indirgemektir.
dealizmdir bu Sartre'a gre, Platon'culuk-tur. zellikle Franois Mauriac' eletirirken Sartre'n bunlar
dndn biliyoruz. Mauriac'n La Fin de la Nuit romannda romancnn kendini Tanr yerine koyduunu
syler Sartre: 'There-se'in [romann kahraman] edimleri, budalaca bir inatla duvara trmanan bir
hamambceinin edimlerinden daha fazla ilgilendirmiyor beni.' Mauriac'n nyazg (predestination) anlay,
olacak olan hereyin nceden kestirilebilir olmas ilkesine dayanr Sartre'a gre. Dolaysyla, roman metni
gereklikten kopar, Therese de bir 'tip' deil, 'verilmi' bir karakter olur. nceden belirlenmiliin tipiklik
olamayacan, Sartre da kesinler bylece.4
Tipiklik, simgecilik de deildir. Lukacs'n simgecilie ynelttii eletirileri yinelemenin yeri deil buras. Ancak
u nemli: Bir durum simgeye indirgendiinde de somut tarihin anlam nceden ve dardan 'verilmi' olur.
Bu bakmdan tip, 'verilmi'liin, nceden belirlenmiliin karsndadr.
Trk romannda tipiklik sorununu da bu balamda irdelemek gerek. ou kez belirli abartlarn son kerteye
vardr-ld karakterlerin tip sayldna tank olduk. rnein, Orhan Kemal'in Murta-za's gibi; ya da
Tanpnar'n Saatleri Ayarlama Enstts'ndeki Halit
J. P. Sartre, Cnaues Uuera.es (Situations 1 ), Idees, Gallimard, 1947, s. 43-69
1 41 1
yaya, dilinden dnyaya bakna dek farkl kk burjuva tiplerinden szetmek olasdr'.1
Lukacs da romanda tipikliin, belirli snflar temsil eden karakterler olmadn srarla ne srer. Nitekim
Lukacs'tan Jameson'a kadar biroklarnn vurguladklar gibi tipiklik, ou kez, aykr karakterlerde somutlanr.
Lukacs'n srekli olarak Balzac ile Zola'y karlatrmakta niye bu denli srarl olduunu anmsamal burada:
Balzac'n kahramanlar 'romantik abartlaryla, gerekd grotesk-likleriyle Zola'nn ematik, ama ilk bakta
gerekiliin amalarn daha uygun gibi grnen karakterlerine oranla ok daha tipiktirler'.2 Ama abarty,
tipiklik iin her zaman geerli bir lt de saymamal. Daha nce de yazdm: Tip'in bireysel (somut) tarihinin
'yaanm' bir tarih olmas gerekli, 'verilmi' bir tarih olmas deil... Bir karakterin 'verilmi' olmasndan,
nceden belirlenmi olmasn anlyorum. Belirli bir insan ynsemesi (bir sevgi, bir tutku, vb.) son kertede
abartlarak sunulursa, bunun her zaman deilse de, ou kez 'verilmi' bir karakter oluturduunu biliyoruz.3
Bana sorarsanz, rnein, kzlarna kar duyduu sevgiyi son kerteye dek vardran Goriot Baba, bu anlamda
'verilmi' bir karakterdir. Abartlm, evet; grotesk, evet, ama Lukacs' anlamda 'tipik' deildir Goriot Baba...
Bireysel (somut) tarihi nceden bilinmektedir, neredeyse Hob-bes'cu bir karakter... Burada 'verilmi' olmay,
varoluu anlamda, 'znn varlndan nce gelmesi' anlamnda kullandm belirtmeliyim. unu demek
istiyorum: 'Tipik' olan, salt son kerteye vardrlm abatmalarda aramamal. Bu abartmalarn, karakteri
'verilmi' olana dntrmesi sakncas her zaman var. Abartma, karakteri somut tarihin dna itmemeli. O
zaman romanla gereklik arasndaki dolaym kurulmam demektir. Genelde, Jameson'la birlikte yle
sylenebilir kansndaym: rnein, Zola'da karakterler,
'"Frederic Jameson, Marxism and Form, Princeton University Press, New Jersey,
1971, s. 195 a)a.g.y., s. 194
<3) Bkz. Bu kitapta Romanda Tp Sorunu zerine, I, II.

, m dil ve Sanat
Y a z 1
Burjuvazi ve Roman zerine
IOndokuzuncu yzyln ilk yarsnda Bat Avrupa'nn top- lumsal tarihi, Burjuvazinin egemen bir snf olmak
iin verdii savamlarn tarihidir. Burjuvazi bu savamlardan yengiyle kararak, egemenliini kkl bir
biimde gerekletirdikten sonra, yaznda da byk bir dnm grlr. Bu dnm, zellikle roman
alannda ortaya kmtr. Bat Avrupa roman, Bat Avrupa'nn toplumsal tarihiyle birlikte, ona kout bir
dnm izler. nsan, Doa ve Topluma ilikin somut gerekliklerin, bu toplumsal tarihin belirledii bir
bilinlenmeyle kavranmas, dnmn ne kan yandr. Roman, toplumsal tarihin yeniden-rettii somut
gereklikleri, roman gerekliine dntrr.
Bat Avrupa yaznnn en byk romanlarnn, zellikle bu dnemde, XIX. yzyln ilk yarsnda ortaya kmalar
rastlant deil. XIX. yzyln ilk yars, roman alannda, nitelik asndan olduu kadar, nicelik asndan da Bat
Avrupa'nn toplumsal tarihiyle dolaysz bir koutluk gsterir. Raymond Williams, The English Novel adl
incelemesinde,1 Dickens'in Dombey ve Olu, Emily Bronte'nin Rzgrl Bayr, Charlotte Bronte'nin ]ane Eyre,
Anne Bronte'nin Wild-fell Hall iftisi, Thackeray'n Vanity Fair gibi byk romanlarnn 1847-1848 yllarn
arasnda yaymlanm olduu olgusu ze-
(1)Roymond Wiliams, The English Novel, Paladin, Londra, 1974, s. 9
1 43 [
h 1 l m ! y a v u
rinde dnlmesi gerektiini belirtir. Williams, ngiliz romannn bu nemli yaptlarnn, yirmi ay gibi ksa bir
sre iinde, birbiri ardnca yaymlanm olmalarn, temelde bir 'kentsel kltr' sayd liberal burjuva
ideolojisinin yaygnlk kazanmasyla aklyor. Bu yaygnlk, bir yandan kentsel rgtlenmenin yapsndan
doan gereksinmelerden, te yandan da basm teknolojisinde grlen gelimelerden dolay ortaya kan bir
durum. Nitekim Williams, 1820-1860 yllar arasnda ngiltere'de, bir ylda yaymlanan kitaplarn saysnn
580'den 2600'e ykseldiini; bu ykselite romanlarn satnda byk bir artn grlmesinin nemli bir pay
olduunu belirtiyor. Demek ki XIX. yzyln ilk yars, romann hem nitelik hem de nicelik bakmndan gelitii
bir tarihsel dnem.
Bat Avrupa romannn burjuvaziyle bu bants, burjuvazinin kendi iindeki dnmn de izler. Alan
Swingewood'un The So-ciology of Literature'nda da belirttii gibi,2 XIX. yzyl romannn kaynakland
deerler, hmanist ve rasyonel deerlerdir; romanlarda insan yaam, anlaml ve yaanmaya deer olarak
sunulur. Romancnn yaam karsnda 'belirsiz' bir tavr taknmasnaysa, ok seyrek rastlanr.
Burjuvazinin dnmyle birlikte, genel anlamda yaam karsndaki bu hmanist ve rasyonel tavr ieren
Bat Avrupa romannn da kkl bir deiime urad grlyor. Artk ne kan, yaamn anlaml ve
yaanmaya deer olduu deildir; giderek romancnn yaam karsndaki tavr belirsizleir, sorunsallar (Bu,
E. Knight'n, A Theory of The Classical Novel adl aratrmasnda szn ettii iki romanc, Stendhal ve
Turgeniev, iin geerli; Stend-hal'de bu belirsizlik, onun burjuvaziyi egemen bir snf olarak kabul etmek
istemeyiinden; Turgeniev'de ise, arlk Rusyas'nda gl bir burjuvazinin yokluundan; yani Stendhal'de
znel, Turgeniev'de nesnel koullardan doar).
^ SW'ngeW00d' m Pa,adln, Londra,
1 44 L
>
2. Klasik burjuva romanndaki dnmler bu kadarla kalmyor. Giderek, romann zgl bir tr olup olmad
bile sorgulanyor artk. Lukacs'n ngrs (Lukacs, 'roman burjuvazinin kyle birlikte yok olacaktr'
diyordu), daha nceden gereklemie benziyor.
Peki ne oluyor yleyse romana? Sorgulamaya buradan balamak
gerekiyor.
nce u: Batl romanclarn birtakm deneylere giritiklerini, bu deneyleri sonunda da romanla rportaj,
romanla otobiyografi, romanla an, romanla felsefi deneme3 arasndaki klasik ve kat snflarn silinmeye,
belirsizlemeye baladn gryoruz. Szgelimi, Os-car Lewis'in Sanez'in ocuklar'm alalm: Roman m
sayacaz San-ez'in ocuklar'm, rportaj m, yoksa toplumbilimsel bir aratrma m? Bu tip yaptlar oalyor
gitgide. Doris Lessing'in Golden Note-books'u yaymlandnda George Steiner unlar yazmt: 'Bu kitab ne
sayacamz bir trl kestiremiyorum. Roman m bu, siyasal bir deneme mi, otobiyografi mi, yoksa bir ruh
hekiminin notlar m?'4
Romanda felsefi deneme arasndaki ayrmn belirsizlemesine ilk rnek, kukusuz, Hermann Broch. Onu,
Milan Kundera izliyor. zellikle Varolmann Dayanlmaz Hafiflii'nde Kundera Harmann Broch'la balayan
romanla felsefeyi badatrma deneyimini, deiik bir dzlemde gerekletiriyor. Kundera romanla felsefe
metinlerini badatrmaya, roman yer yer bir felsefe metni gibi kurmaya giriiyor. Kundera'yla birlikte ilk kez
yaznsal metinler ile felsefi metinler arasndaki ayrdedici snr izgisi ortadan kalkyor. Bu, byk bir dnm.
kincisi, (aslnda, birinciye bal) Kundera, Heidegger'den yola karak, gnlk yaamda kullandmz sradan
szcklerin bile, derin bir felsefi soruturmaya konu edilebileceini gsteriyor. Roman ilk kez, deyi
yerindeyse, gnlk yaamn felsefesini bu kitapla kavram oluyor.
ncs, kendisi de bir mziki olan Kundera'nm Varolmann Dayanlmaz Ha-fiflii'ri bir tr mzik metni
gibi kurmaya almasdr. Olaylar kronolojik deil, tematik bir diziye birbirlerine eklemleniyor. Bu, roman
kompozisyonu asndan da byk bir dnm. (Bu konuda bkz. George Steiner, Language and Silence,
Literatre and Post History, Penguin Books, Londra, 1969, s. 342 George Steiner, Language and Silence,
Literatre and Post History, Penguin Books, Londra, 1969, s. 34
\ 45 I-
\ H I L M I Y JjjM
Bunlar yazn'n ilevinin ne olduunu sorgulamaya gtryor. Oscar Lewis, Sanez in ocuklarnda bir baba
ve drt ocuktan kurulu Meksikal bir ailenin yaamn banda almt. Simone de Beau-voir, Fransa'da
dzenlenen bir ak oturumda bu yapttan szederken yle diyordu: 'Kendi kendime dndm: Bize
kentlerin, kylerin, deiik evrelerin, dnyann birbirinden farkl kesitlerinin gizliliklerini veren Sanez'in
ocuklar trnden yaptlar oalrsa -ki bu, teknik adan olaslk tamaktadr- yazn'n bir ilevi kalr m?'5
Unutmamak gerek: Bu dnmler kitle iletiim aralar teknolojisinin byk gelimeler gsterdii sanayi-
sonras toplumlarda, baka bir deyile 'tketim toplumlan'nda gereklemektedir. Kitle iletiim aralar
teknolojisinin gelimesi, klasik burjuva romancsnn amalad ilevin, yaznd olanaklarla da
gerekleebileceini gstermitir.
3. Trk romannn ise bu dnmlerden getiini nesrmek zordur. Sylemek bile gereksiz: Trk
romancsnn yaam karsndaki tavr, kendine ve Dnyaya ilikin gereklikleri kavray tarz, 1950'lere
gelinceye dein belirli bir snf syleminden uzaktr. 1950'lerden sonra grlense udur: Trk roman Bat'da
Tarihle Roman arasndaki bantlarn ardzamanl dnmnden gemeden, bu dnmleri aktarmakla
yetinir. Balzac, belirli bir tarihsel dnemin romann retir, Gide bir baka tarihsel dnemin, Robbe-Gril-let bir
baka tarihsel dnemin... ngiltere'de burjuvazinin dnm, bir tarihsel dnemde Dickens'i, bir baka
tarihsel dnemde ise Joyce'u karr. ngiltere'de toplumsal tarihinin dnm, Dic-kens'n Joyce'den nce
Fransa'da toplumsal tarihin dnm ise Gide'in Robbe-Grillet'den nce geliini belirler. Oysa, Trk
yaznnda durum farkldr: Yaar Kemal'le Ouz Atay, rnein, ezamanl olarak ortaya kabiliyorlar, ayn
tarihsel dnemde roman retebiliyorlar. Bununsa anlam u: Trk romannn bir tarihi yok...
Simone de Beauvoir, Yves Berger, Jean-Pierre Faye, Jean Ricardou, Jean-Paul Sartre, Jorge Semprun: Que
Peut La Littrature? 10/18, Paris, 1965, s. 75
YAZ,N. D.L VE SANAT
Trk Romannda Brokrasi ile Hesaplama
Cumhuriyet tarihimizin byk siyasal dnmlerini konu alan romanclarn, bu dnmleri temellendirirken
ortaya koyduklar tiplerden bazlar zellikle nem tayor. Bunlar, byk siyasal dnmlerin temelindeki
gereklii, somut bir btn olarak kavrayamayan, ya da kavramamakta direnen 'brokrat' tiplerdir. Yaanan
somut btnn yorumlanmasn, bu btnn ancak bir blmn kavrayarak eksik, tek yanl ve arpk bir
biimde yapan 'brokrat' tiplerin belirgin nitelikleri, onlarn ideolojik dnmler karsndaki trajik
durumlardr. Bu trajik durum, Lucien Goldmann'n deyii ile, 'bir yandan yaanan gerei, bir yandan da bu
gerei tarihsel olarak deitirmeyi reddetmekten'1 douyor. Baka bir deyile, brokrat tiplerin trajik
konumlar, hem siyasal dnmleri olumsuzlamak, hem de bu dnmlerin bilimsel olarak te-
mellendirilmesine kar koymaktan ileri geliyor.
Cumhuriyet dnemi Trkiye'sinde gzlemlenen dnmlerin temelindeki geeklii bir btn olarak
kavrayamadklar iin, bu tr bir trajik konumda bulunan brokrat tiplerin iki somut rneini, Kemal Tahir'in
Yol Ayrm'ndaki Ramiz Hoca'da ve Samim Kocagz'n Izmirin /inde'sindeki emekli albay Nafiz Tnaztepe'de
gryoruz. Yol Aynm'nda Ramiz Hoca, Ulusal Kurtulu Sava'na katlm, bu sa-
<1) Lucien Goldmann, The Hidden God, Routledge, Kegan and Paul, Londra, 1975, s. 142-150
I 47 \
HLM Y A yj
vata yedeksubay olarak arpm, Cumhuriyetin kurulmasndan sonra da yaamn lise retmeni olarak
srdrm bir Kuva-y Mil-liyecidir. Yol Aynmt'nda Kemal Tahir, 1930'larda, Serbest Frka'nn kuruluuna
ilikin politik dnm temellendirir. Ramiz Hoca 'btn eski Kuva-y Milliyeciler gibi' Serbest Frka'nn
kuruluuna 'nceleri hi nem vermemi'tir; 'Fethi Bey de yabanc deil'dir; 'byklerimiz bizden iyisini bilmez
mi? Bir gerei olmasa elbet kurulmaz Serbest Parti... Demek vardr yarar!' diye dnmektedir:2 'Fakat gnler
aylar geip zmir'deki kanl olaylarla iin dankl de smayaca anlalnca, Ramiz Efendi de teki Kuva-
y Milliyeciler gibi kendisini toparlamak iin 'n'oluyoruz' diye davranmaya' abalar: 'Orta halli esnaflarn,
fukara takmnn Halk Partisi'ne bu kadar dman olmalar, Ramiz Efendi iin akl alr bir ey deildi. Btn
gerek Kuva-y Milliyeciler gibi, bir tek soruya sarlmt Ramiz Efendi de smsk... 'Millet' ne istiyordu
kurtarclarndan, hem de kurtarlan gvur zmirliler neyi alp veremiyordu? Anadolu'da particilik yznden
yaralananlar, hatt lenler vard. Millet ikiye blnm, Cumhuriyetten sonra glkle kurulan devlet dzeni,
i gven, ksas, birlik, silinip sprlmt (...) Delirmek iten deildi'.3
Ramiz Hoca'nn 'milletin ikiye blnm olmasnn altnda yatan somut gereklii kavrayamamaktan
ilerigelen bu ideolojik tavr, gerekte, Kemalist ideolojinin ulusun snf gerekliklerine gre ayrmn
reddeden blnmezlii ilkesine dayanr ('mtiyazsz, snfsz, kaynam bir ktleyiz.') Ramiz Hoca, bir yandan
Serbest Frka'nn getirdii politik dnm kesinlikle olumsuzlarken, bir yandan da umut balad Halk
Frkas'ndan yava yava kopmaktadr. Ona gre, Halk Frkas'nda bir 'toparlanma' belirtisi yoktur; orada da
sorumlular 'yalan dolanla, palavrayla ileri idareye' almakta, 'gerei grmemek iin deta gzlerini smsk'
yummaktadrlar. Kemalist ideolojinin siyasal rgt olan Halk Frkasndan da umudu kesmek ze-
*> Kemal Tahir, Yol Aynm, Sander Yaynlan, stanbul, 1971, s. 145 Jbid.
48
L
n
D I L
v e sanat
e olan Ramiz Hoca, akn ve kskndr. Eski bir Kuva-y Milliyeci olarak, onun iin, Halk Frkas'ndan baka
bir seenek szkonusu deildir; ama bu yozlam durumuyla Halk Frkas da bir seenek olmaktan kmtr.
Ramiz Hoca'nn iinde bulunduu trajik konumu, bu ikili ve eliik ideolojik ynseme belirler.
Serbest Frka deneyi, gerekte, egemen brokrat evrelere baml olarak gelien bir tr arpk
burjuvalamaya (ki Kemal Tahir, Falih Rfk Atay'n ankaya'snda kulland deyimle, bu eilimi 'aferizm'
olarak nitelendirmektedir) kar bir tepki zellii tar. Bu tepki, brokrat evrelere baml olarak kendine bir
yol amaya alan burjuvaziyi, brokrasiye baml olmaktan karmak; brokrasiden tikel ve somut ilikiler
kurarak yararlanmak yerine, bunu, brokrasiye btnyle elkoyacak tmel ve soyut bir ilikiye kaydrmak
dorultusundadr.4 Ksaca sylemek gerekirse, Serbest Frka deneyi, brokrasiye baml bir burjuvaziden
('a/eri?rn'den), liberal ('laissez-faire'ci) bir burjuvaziye geiin, politik dzeyde rgtlenmesi anlamn ierir.
Yol Ay-nm'nda bu gereklii kavrayan gazeteci Murat olur. Ramiz Hoca'nn olu Kadir'le konuurken yle
diyecektir gazeteci Murat: 'Bana lzm olan hrriyet, Fethi Bey'in getirecei hrriyet deil. Bu hrriyet,
braknz yapsn, braknz gesin hrriyeti'.5 Murat konuyu biraz daha aacak ve Serbest Frka deneyinde
'aferistler takm'nn rolnn
(4) Bu konuda bkz. erif Mardin, Din ve deoloji, SBF Yaynlar, Ankara, 1969. Prof Mardin 'aferizm'i, Osmanl
'arpalk'(prebendiel) sisteminin bir devam saymakta ve yle demektedir: 'Bu devam dolaysyladr ki, baz
yazarlar Trkiye Cumhuri-yeti'nin iktisadi siyasetini yeni kurulan burjuva snfna yardum etmi olarak
deerlendirirler. Aslnda bunu (...) ayr srete toplamak mmkndr: 1) Devlet katnda olan kimseler,
devletin iktisadiyata bankalar, demiryollar yoluyla girmi olmas dolaysyla i hayatna kolaylkla
atlabiliyorlard 2) adamlar, salt adam olarak, devletten bir yardm grmeden, ona kaplar atrmadan i
yapa-myorlard. Bundan dolay rvet imknlar akt. Nihayet 3) Devletin kendisi memleketin iktisadi
yapsnn hkim noktalarn bir mddet sonra eline almaya balad. hayatnn bu ekillenii ok garip bir
ekilde Osmanl mparatorluunda grdmz davranlar hatrlatmaktadr' (s. 118). ' Kemal Tahir, a.g.y., s.
110
] 49 1
HLM Y A v]
byk olduuna deinerek 'bence bu hrriyet, madrabazlarn devleti ele geirmek atlm hrriyetidir. Ekiya
hrriyeti...' diyecektir. Gereklii somut olarak kavramasna karn, gazeteci Murat bunu salt empirik bir
gzlem olarak deerlendirdii, bilimsel bir zmlemeye gidemedii iin, bir btn olarak kavrayamamakta,
Ramiz Hoca'nn iinde bulunduu trajik konumu o da paylamaktadr.
Yol Aynm'nda Ramiz Hoca'nn Serbest Frka karsndaki trajik durumunu, Samim Kocagz'n tzmirin
iindesinde, ondan otuz yl sonra, ama bu kez Demokrat Parti karsnda, emekli albay Nafiz T-naztepe
yaayacaktr. Burada dikkate deer olan, her iki tip'in (Ramiz Hoca ile Nafiz Tnaztepe'nin) Ulusal Kurtulu
Sava'na katlm drst ve edremli eski subaylar olmalardr. 1950'lerin emekli albay Nafiz Tnaztepe'si tpk
1930'larn Kuva-yi Milliyeci'si Ramiz Hoca gibi, siyasal blnmenin nitelisini eksik ve tek yanl olarak
kavramakta, zmn brokratik ideoloji dorultusunda yapmaktadr. Ramiz Hoca'nn 'milletin' Serbest
Frka ile Halklar arasnda 'ikiye blnmln' knamas gibi, albay Nazif Tnaztepe de ulusun
Demokratlarla Halklar arasnda 'ikiye blnmlnden' ya-knacaktr. Tnaztepe yle der: 'Osmanl'dan
beri brokratlar, onlarn emrindeki kk memurlar, halk ezmitir. Atatrk, elinden geldiince halka yaklat,
halka kendini sevdirdi. Onun lmnden sonra Osmanl yneticilii yeniden hortlad: Atatrk'n, 'mtiyazsz,
snfsz kaynam bir ktleyiz!', 'Sen, ben yokuz, bir varz!' 'Kyl memleketin efendisidir' gibi sloganlarn
alaya aldlar. Yklendiler halkn stne, ismet Paa'nn gnah hanesine bunu da yazacaz... E, ne oldu sonra?
Menderes, kurnaz adam, halkn bu brokmtlsra kar ezilmiliini istismar etti. zgrlkle, saygszlkla orba
edip, halk kkrtan esnafn nne koydu. Halk oy iin smrmek, zgrln adna saygszlk demekle
mmkn oldu. Oysa bizim halkmz birbirini sever, sayard. Ne oldu sonunda, kylerde Demokratlarn kahvesi,
Halklarn kahvesi diye insanlarmz ikiye bld'.6
Samim Kocagz, Wm inde, Sinan yaym'lan, stanbul, 1973 s. 223
n|T VE SANAT
| A t I N
Samim Kocagz'n ustalkla sergiledii emekli albay Tnaztepe tipi yukarda yaptmz alntdan da
anlalaca gibi, tipik bir brokrattr. Albay Tnaztepe Osmanl brokrasisini eletirirken, brokrasiye
karym gibi grnen, gerekte, politik dzlemde partilere blnmeyi bile hogryle karlamayan tipik,
tek partici brokrat ideolojiden yanadr. Ama o, bunun bilincinde deildir. Tnaztepe, Ramiz Hoca gibi
CHP'den umudu kesmi gibidir; o da CHF?yi Kemalist ideolojinin politik rgt olduu iin bir seenek
sayma^ ama Kemalist ideolojiden dn verdii iin de seenek saymama gibi trajik bir elikiyi srdrr.
Demokrat Parti'nin getirdii siyasal dnm kavrayamaz bu yzden.
Oysa Demokrat Parti, 1930'larda, altyapda Serbest Frka'nn eksik brakt dnm gerekletirmi. DP
iktidar ile aferizmden liberal kapitalizme geilmitir. Prof. erif Mardin'in Cumhuriyet yneticilerince 'sosyal
bir tip' olarak benimsenmediini belirttii7 tccar tipi, DP ynetiminde geliip serpilme olanan bulmu;
lueral burjuvazi arln duyurur olmutur. Yol Aynm'nda Ramiz Hoca 'orta halli esnafn' Halk Frkas'na
kar Serbest Frka'y desteklemesini, iz-mirin iindesinde albay Tnaztepe 'esnafn' halk kkrtmasn olumsuz
birer gelime olarak eletirirken, tccar 'sosyal bir tip' olarak benimsemeyen brokrat ideolojiyi bir baka
ynden somutlam olurlar. Oysa Demokrat Parti ile birlikte egemen gler arasna girmi olan liberal
burjuvazi de, 1960'lara doru byk ve hzl deiimler yaamaktadr. Bu dnem, burjuvazinin tabakalat ve
tekelci sermayenin hzl oluumunun gerekletii yllardr. zmirin /nde'de burjuvazinin bu tabakalamasn,
iki tccar karde, Hidayet ve Hamdi Kor-yrek tipletirir. Hamdi Koryrek'in irketin i, Hidayet Koryrek'in de
irketin d ileriyle uratklarnn vurgulanmas, rastlantsal deildir. Hamdi Koryrek burjuvazinin 'babadan
dededen nasl grdy-se' yle ticaret yapan Anadolu tccar kesimini, Hidayet Koryrek ise tekelci sermayeye
dayal batc, liberal kesimini tipletirir.
erif Mardin, a.g.y., s. 116
I 51 \
HLM y J
2** donmIyer
dlkhn kadar, bu donmler ka " "J^^ine) vurgul -ekte direnen brokrat.al^eT Ve ^in
^ ^rbirlerinf btnlerler. ^ ^ getrdikle" eletirel tat"la
52 L_
z n
P | L VE SANAT
Romanda
Trk nsan Sorunu
Bundan bir sre nce nl bir eletirmecinin, bir toplant srasnda yle bir konumasna tank oldum: 'Bay
X'in romanlar, amz Trk insannn umutlarn ve korkularn dile getirdikleri iin byk romanlardr'.
Dorusunu sylemek gerekirse beni yadrgatt bu yarg; anlayamadm nl eletirmecinin ne demek
istediini. Geri son yllarda baz romanclarmzn, iledikleri roman tiplerinde 'Trk insan'na yneldikleri,
'Trk insan'nn aratrlmas ve byle bir tipin temellendirilmesi konusuna eildikleri ne srlmeye
balanm; 'Trk insan' tipinin z kaynaklarmza dnmekle yaratlabilecei sylenir olmutu. Ama gerekten
byle bir tip, bir 'Trk insan' prototipi yaratmann olasl var mdr? Trk insan korkular, umutlar,
sevinleriyle, szgelimi bir Fransz insanndan deiik nitelikler tayor mu? Umudun, korkunun, sevginin
kayna ve nesnesi deiebilir ama, z', insan gereine vergi olan z' deiebilir mi?
Ama insan belirli bir toplumsal snfa bal bir kii olarak dnrsek, elbette i deiiyor. Gene de ben bu
anlamda, bir 'Trk kyls', bir 'Trk emekisi', bir 'Trk memuru' tipinden bile sz amann olaslk
tamadn syleyeceim, insann bal olduu toplumsal snf, onun umutlarnn ve korkularnn kaynan
ve nesnesini belirler. ehov'un 'Memurun lm' yksndeki erviakov tipini ele alalm. Tiyatroda aksrp,
n srada oturan sivil generalin stn ban berbat edince, zr dilemek iin ne yapacan bilemeyen dlek
'kk memur'un gln olduu lde patetik yk-
1 53 1
HLM Ya
sdr bu. erviakov'un saplantya dnen korkusunun kaynan, kat bir brokrasi dzeninin o dzene
bal bir kk memurun bi-lindnda basklanan ileyiinde aramak gerekir. erviakov'un kuruntular, bir
yandan brokrasinin akld (irrationnel) niteliini, te yandan da bunun bilindnda basklanmasn temsil
eder. Bir tip olarak ehov'un ervinkov'u da, Dostoyevski'nin Yeralt nsan da, Kafka'nn ato'sundaki Bay K.
da, brokrasinin kk memurun bilindnda basklayarak oluturduu korkunun, birbirinden deiik bir
biimde ortaya kn gsterirler. erviakov'da bu korku sama bir kuruntu, Dostoyevski'nin Yeralt
/nsan'nda gsz ve ylgn bir bakaldrma, Bay K. da ise -Lukacs'n deyimiyle- 'varl yneten hiliin bir
yansmas' olarak belirlenir. Bu insan tiplerinin tmnde korkunun kayna, brokrasi dzenidir. Ama gene de
birbirlerine benzemezler bunlar; -herbiri ayr tip'lerdir...
Durum byleyken bir 'Trk insan' tipinden sz etmek bir soyutlama olmuyor mu? Belirli bir toplumsal snfn
kiileri bile, o snfn 'ideolojisinin bilin dzeyine kabilen yanlar ile ayr birer insan tipi olutururlarken
(erviakov, Yeralt nsan, Bay K.), nasl oluyor da, birbirinden farkl toplumsal snflarn dnda ve stnde bir
'Trk insan' tipinden sz edilebiliyor? Nitekim belirli bir toplumsal snfa bal insanlarn, bu snfn
'ideolojisinin bilin dzeyine kabilen yanlar ile bir tek tip oluturmadklar gerei Stalin'ci estetii tedirgin
etmi ve 'olumlu tip' ad altnda emekinin dnda ve stnde ayr bir kategori 'icad etmek' gerei
duyulmutur.
'Olumlu tip' gibi, 'Trk insan tipi' ad altnda yeni bir insan kategorisini yapay olarak zorlamak, bana Prof.
Gilbert Ryle'n 'kategori yanll' olarak adlandrd durumu anmsatt.1 Birey olarak insanlarn dnda ve
stnde bir 'Trk insan', bir 'Fransz insan' tipi nermek, -Prof. Ryle'n verdii rnekle- bir niversitenin
fakltelerini, snflarn, okuma odalarn, v.b. gezen birinin 'btn
(1) Gilbert Ryle, The Concept of Mind, Peuguin Books, 1966, s. 18 vd.
VE SANAT
D 1 L
bunlar grdm ama, niversitenin kendisini gremedim, nerde niversite? Ben onu grmek istiyorum'
demesine benziyor. Nasl ki fakltelerin, snflarn, okuma odalarnn v.b. dnda ve stnde niversiteyi
aramak bouna bir abaysa, birey olarak Trk insanlarnn dnda ve stnde soyut bir 'Trk insan' tipi
aramak, o lde kmaz bir yoldur; byle bir insan tipi yoktur nk.
Bir romanc iin nemli olan, 'Trk insan' tipini ya da 'olumlu insan' tipini temellendirmek deildir. Bir
kategori yanllnn sonucu olmaktan tede bir anlam tamayan bir tip nasl temellendi-rilir? Romancnn
gerek devi, 'insan' tipi yaratmak olmaldr. Horneros da, Balzac da, Tolstoy da, Dostoyevski de, Gid de,
Camus da 'Yunan insan', 'Rus insan', 'Fransz insan'n deil, sadece 'insan' tiplerini yarattklar iin sresizlik
kazanmadlar m? Burada Lukacs'n, bilgelik dolu u szlerini anmsyorum: 'Btn insan'n temsili ancak tip
yaratmakla olur. Bu da, znel insan ile (l'homme priv) ile toplumsal insan (l'homme publique) arasndaki
kopmaz ilikilerin var olduunu kabullenmek demektir'.2
. flection Maspero, 1967, s. 12
P I l ve sanat
Nahid Srr rik ve Tarihsel Roman, I
Gyrgy Lukacs, Tarihsel Roman adl byk yaptnda, Sir Walter Scott'la balayan tarihsel roman
geleneinden s-zederken, bu eski ve klasik tarihsel romanlarn 'bugnn (imdinin) somut tarih ncesini'
gsterdikleri iin 'tarihsel' sayldklarn belirtiyor. 'Buna karlk ada baz romanclara gelince,' diyor Lukacs,
'bunlar, bugnn somut tarih ncesini deil, bugnk sorunlarn tarihsel yansmalarn yazyorlar'; baka bir
deyile 'bugn bizi uratran problemlerin soyut tarih ncesini yazyorlar'.1
Lukacs'n bu szleri, romanda ideolojik ieriin hangi durumlarda tarihsellik kazanabileceini gstermesi
asndan nemli. Bu yzden de onun eski ve yeni tarihsel roman arasndaki ayrm ortaya koyan sav zerinde
durmak gerekiyor. lkin, 'bugnn somut tarih ncesi' kavramndan neyin anlalmak istendiini belirtmek
zorunlu. Bugnn somut tarih ncesi, Lukacs'a gre, insann pratik ve gnlk yaam iindeki etkinliinde
belirir. Bugnn somut tarih ncesi, romanda insan bir 'nesne' olarak deil, bir 'zne' olarak, dahas, etkin bir
zne olarak konumlandrmak demektir. Lukacs, Gus-tav Regler'in Tohum adl romann rnek gsteriyor. XVI.
yzyl Alman kyl ayaklanmalarn ileyen bu romanda, ayaklamann nderlerinin kyllerle kurduu ilikileri
zmleyen Lukacs yle di-
(1> Gyrgy Lukacs, The Historical Novel, Penguin Books, Aylesbury, 1969, s. 16 --1 57 I-
z 1 N
HLM y . 1
yor: 'Ayaklanmann savunucular ve nderleri olarak, roman kiilerinin kyllerle kurduklar ilikilerde, ezilen
kylln aclar da ortaya konur. Ama bu aclar srekli olarak devrimci propagandann nesneleri, ya da
devrimci taktiklerin sorunlar olarak gsterilir. [Oysa] propaganda ve taktikler, ezilen ve smrlen
kylln yaamndan karlamazlar'.2
Grlyor ki Lukacs, gnlk pratik yaam iindeki insann yerine, bir idea'y koyarak tarihsel romana
balamann, bugn bizi uratran sorunlarn soyut tarih ncesini verdii kansndadr. Buna karlk, rnein
Tolstoy'un Sava ve Barzs'nn, gene Lukacs'a gre, somut tarihten, ya da insann somut tarih ncesinden
karak ortaya konulmu bir 'tarihsellii' vardr. Lukacs, bu tarihsellii, Sava ve Bans'n kiilerinin zihinsel ve
pratik etkinliklerinde buluyor. Somut tarihsel bir olgunun (rnein, Fransz Ordularnn Rusya'y igalinin),
roman karakterlerinde gerekletirdii durumlar birbirinden farkldr: galin roman karakterlerinin yaamnda
meydana getirdii dnmler, onlarn duygularnda dilegelir. 'rnein', diyor Lukacs, 'Borodino
Muharebesinden nce Bolkonski ile Bezukov arasndaki konumada Bolkonski'nin kuramsal dnceleri bile,
onun znel duygularnn genelletirilmesinden baka bir ey deildirler'.3 yleyse u: Tarihsel romanda,
bugnn somut tarih ncesi, ancak, insann somut ve pratik etkinlii balamnda gereklik kazanyor.
Romanda, insan etkinliinin yerine soyut kuramlarn konulmas, bireysel etkinliin yerini soyutlamalarn
almas, romann gerek ta-rihselliini saptran, bozan, deitiren bir yaklam oluyor.
ite bu balamda, Nahid Srr rik'in Sultan Hamid Derken adl romannn, bugnn somut tarih ncesini
iermesi bakmndan gerek bir tarihsel roman olduunu syleyebiliriz sanyorum. Sultan Hamid Dserken'in
tarihsellii, onun Osmanl tmparatorlu-u'nun kn oluturan siyasal ve toplumsal koullarn soyut ve
<2>a-g.y.,s. 358 (3)a-g.y.,s. 346
58
d|l ve sanat
\ 59 [
t N
k amsal olarak temellendirilmesinden ileri gelmiyor. Kukusuz, ro-ann tarihsel balam budur. Ama Nahid
Srr rik, II. Meruti-etin ilnndan Hareket Ordusu'nun stanbul'a geliine kadarki dnemde yeralan
toplumsal ve siyasal gelimeleri, tpk Tolstoy'un Sava ve FJan'nda yapt gibi, roman karakterlerinin
bilincinde meydana getirdii dnmlerin iine yerletiriyor; bu dnmlerin bireyin duygularnda
znellemesini nekaryor. Mehmet Sahabettin Paa'nn, bir lttihad ve Terakki hkmeti olaslndan
duyduu korku ve tedirginliinin karsna, Paa'nn bu tehlike savuturulduktan sonraki iktidar tutkusunu
koyarak, bu duygusal dnm lkedeki nesnel siyasal ve tarihsel koullarn dnmn te-
mellendirmekte kullanyor. Burada soyut bir zmleme deil, somut bir temellendirme var. Nahid Srr,
toplumsal ve politik dnmlerin ok hzl ve dengesiz bir gelime gsterdii bu tarihsel dnemi Mehmet
Sahabettin Paa, Nimet ve binba efik Bey'in birer tarihsel zne (sujet) olarak gsterdikleri somut
etkinliklerde, onlarn duygu, davran ve edimlerinde ortaya koyuyor. Bu politik dnm younluu iinde
Mehmet Sahabettin Paa'nn kz Nimet'in bir roman karakteri olmaktan kp bir roman tipine dnmesine
tank oluyoruz. Bu, Nahid Srr rik romannn gerekten byk bir tarihsel roman olduunun ayrdedici
zellii. ki Merutiyet arasnda domu, kimlik oluumu Abdlhamid'in mutlak egemenlii sresinde
tamamlanm olan Nimet, politik olaylar Abdlhamit ynetiminin getirdii normlar balamrda kavramaya
alm olan Nimet, II. Merutiyet'le birlikte politik yaamn iinde etkin bir rol benimsemeye balyor. ki
Merutiyet aras politik yaama, sadece babasnn anlattklaryla pasif ve dolayl olarak katlmtr. Kurallar
Abdlhamid'e saptanm bir politik ortamda, eski deyimle kuv-ve'den fiile kmam, kmasna da olanak
bulunmayan tutkular, Nimet'i II. Merutiyet'in gnden gne deien politik koullarda, zellikle de efik
Bey'le evlenmesinden sonra, korkun ve lgnca bir iktidar zlemine itecektir. Nahid Srr rik, kurallar
belirlenmi somut bir tarihsel dnemden srekli deien somut bir tarihsel dneme geii, Nimet'in (somut)
bireysel tarihiyle temellendirir.
H 1 L M ] y
ki Merutiyet aras dnemde sradan, alelade ve herhangi bir paa kz olan Nimet, bu somut tarih iinde,
aklalmaz lde tutkulu ve hrsl (kocasn Abdlhamid'den sadrazamlk istemeye sevkedecek kadar) bir
Balzac ya da Dostoyevski tipine dnr.
Birka hafta ncesine kadar Rumeli'de bir binba olan efik Bey'in, Abdlhamid'den sadrazamlk istemeye
varan bu creti, tikel bir olgu deil kukusuz: Nahid Srr Orik, binba efik'in, gene birka hafta ncesine
kadar hayal edilmesi bile olanaksz bu istei gerekletirmeye kalkmasyla bugnn somut tarih ncesini
verir. Bu bakmdan roman, ikinci Merutiyetin tarihsel balamn aarak bugne kadar gelir. Sultan Harrud
Derken, Lukacs'n deyiiyle bugnn sorunlarn, 'tarihi, dekoratif bir gere kullanarak deil, bu sorunun
somut tarih ncesini ortaya koyarak' temellendirir.
1 60 L
p | L ve SANAT
Nahid Srr rik'in Sultan Hamid Dserken'ini zmlerken, romann somut bireysel tarihler zerine
kurulduunu, belirli bir dnemde yaanan nesnel ve toplumsal dnmlerin, bu somut bireysel tarihler
balamnda ortaya konulduunu belirtmitik. Bu somut bireysel tarihler, romann kuatt tarihsel dnem (II.
Merutiyetin ilan ile Hareket Ordusu'nun istanbul'a gelii arasndaki dnem) iindeki dnmlerin ideolojik
temelini de ortaya koyuyor. Nahid Srr Orik, roman kiilerinin somut bireysel tarihlerini toplumsal
dnmn soyut ve nesnel ideolojik yapsyla btnletiriyor. Somut bireysel tarihi kuran insansal ilikilerin,
bu ideolojik yaplarla belirlendiini gsteriyor. Bylece romanda somut olanla soyut olan bir btnlk
kazanyor.
Bu yaklamn tipik rneini romann sonlarna doru, II. Ab-dlhamid'in, efik Bey'e kar taknd tavrda
grmek olanakldr. Kars Nimet'in srar zerine sadrazamlk istemeye gelen efik Bey'e kar II. Abdlhamid,
bunun, bir yandan ttihatlar tarafndan dzenlenmi bir 'dankl d' olabileceinden kukulanrken
(nk efik Bey, eski bir ttihatdr.), te yandan 'bir tredinin tahakkm altnda saltanat srme' anlamna
geleceini dnmektedir. Burada II. Abdlhamid, deyi yerindeyse, bir tr aristok-ratik onurluluk
balamnda gsteriliyor. efik Bey gibi, 'ne id belirsiz' birinin 'hakikaten samimi olup taht ve tacn
muhafaza edeceine kat bir emniyet duymu olsayd bile' II. Abdlhamid, 'karsna kan bu son frsat
yakalamak cesaretini' kendinde bulacak de-
1 61 [
Y A Z 1 N '
Nahid Srr rik ve Tarihsel Roman, II
HLM Y . 1
ildir; nk 'bir tredinin [efik Bey'in] tahakkm ve minnetleri altnda saltanat srmek ok ac, altm alt
senelik bir mrden ve otuz senelik bir saltanattan sonra dayanlmayacak kadar ac bir ey' olacaktr.
Nahid Srr Orik, II. Abdhamid'in yapt bir semeyi (efik Bey'e sadrazamlk vermeyi reddetmesini),
aristokratik onurluluk balam iinde gsterirken, sultann ideolojik konumunu da belirlemi oluyor. Daha
doru bir deyile, II. Abdlhamid'in ideolojik konumu, efik Bey'le yapt konumada, kendiliinden beliriyor.
Nahid Srr Orik bu konumay, salt diyalogla vermiyor. II. Abdlhamid'in szleri, o srada aklndan geen
dncelere kout olarak verilirken, dnceyle sz arasndaki kartlk vurgulanm oluyor. yle de
diyebiliriz: Nahid Srr, II. Abdlhamid'in, efik Bey'in sadrazamlk istei karsnda duyduu, ama sz'le
dlatrmad ruhsal durumunu (fke, kuku, ac), bir tr betimleme gibi kullanyor. Bu durumlarn bir
'betimleme' zellii tamas da, onlarn d-latrlmam olmalaryla salanyor. Bu da duygulara, deta bir
nesne ilevi yklyor; duygular nesneleerek, II. Abdlhamid'i, dardan betimleyen bir zellik kazanyor.
fkenin szle ya da edimle dalatrlmam olmasnn salad bir anlatm kipi bu.
II. Abdlhamid gibi, romandaki teki tiplerin ideolojik konumlar da kar karya bulunduklar durum ve
eylemlerden kendiliinden kyor: Mehmed Sahabettin Paa, romanda, geleneksel Osmanl brokrasisinin
son dnemini tipletirir. Bu dnemde 'nazrlar ve devlet kademelerindeki yksek mevki sahipleri byk
irketlerin Osmanl lmparatorluu'ndaki ubelerinin idare meclislerine dahil olmadklar zaman bile, bu
irketlerin simsarlar durumundadr. Mesela Harbiye Nzn M. Rza Paa servetini Krupp'la olan ilikilerine
borludur; Hariciye Nzn Noradungyan Efendi, Osmanl Banka-s'na bal genel sigorta irketinin idare
meclisi bakandr. Padiahn ahsi ktiplerinden Nuri Bey ttn rejisinin idare meclis yesidir. Sadrazamlk
mevkiini igal etmi bir Sait Paa, Beyazt-ili arasndaki tnel inaatnn imtiyazn bir Alman irketine
vermek iin, Deutsche Bank'tan 15 bin Osmanl altn rvet istemektedir. Padi-
. i VE SANAT D 1 L
, t,ytn yaknlar ve Saraya girmi kiiler de, ayn ekilde lkece faaliyet gsteren yabanc sermayeli
irketlerde u ya da bu lde yksek mevkiler igal ederler'.1 Binba efik Bey'in ideolojik konumu, onun
iradesiz ve oportnist kimliiyle vurgulanr. te yandan efik Bey'in Mehmet Sahabettin Paa tarafndan
verilen mcevher ilemeli sigara tabakasn reddetmesi, daha sonra Nimet'le evlenerek daha byk bir
servete konma amacyla aklanmaktadr ki, Nahid Srr rik bu sigara tabakasn, romanda bir im olarak
kullanr: Talt Bey'i yemee ardklar gece, efik Bey bu tabakay cebinden kararak karsna sigara
tutacaktr. Sigara tabakas, burada, efik Bey'in, artk yksek Osmanl brokrasisi iinde yer aldn
imlemektedir. Okur bu sigara tabakasnn Mehmet Sahabettin Paa'ya, bir yabanc lkeye salanan ayrcalk
zerine verildiini bilmektedir ve bununla eski ittihat efik Bey'in de Osmanl brokrasisinin ideolojisiyle
btnletii anlatlmak istenir.
Sultan Hamid Dserken'in sorunsal Ittihad ve Terakki ile geleneksel Osmanl brokrasisi arasnda gerekte
bir fark olmaddr. 'Ittihad ve Terakki Cemiyeti'yle ordu, yava yava, ihtiyatla eski brokrasinin yerini alacak
ve emperyalizm karsnda selefiyle ayn bamllk durumuna decektir'.2 efik Bey ve Mehmet Sahabettin
Paa, bu durumu tipikletiren birer bireysel tarih olarak konumlanrlar.
Ama bu iki bireysel tarih arasnda, nemli bir fark vardr: II. Abdlhamid'in onurluluu, efik Bey'in
onursuzluu ile kartlasn aslnda Sultan Hamid Derken bu iki tipin, daha bandan kar karya
getirilmesini kanlmaz klacak dorultuda geliir. Mehmet Sahabettin Paa, Nimet ve teki karakterler, bu iki
kart tipin arasnda konumlanrlar. Mehmet Sahabettin Paa, belirli lde onurluluu iinde tasa da, Nahid
Sim rik onun yksek brokrat ide-
- Stefanos Yeras.mos, A, O** Srednie M* Gzlem Yayadan, istanbul,
1975, cilt: 2, s. 938 (2,a.g.3.,cilt.2,s. 1065
\ 63 [
D I l
v E SANAT
Romanda Nesnel Tarihsel Zaman
omanda 'Zaman' sorununun kuramsal olarak nasd ortaya
Lvkonabileceini irdelerken nesnel Tarihsel zaman'n kuramsal balamnn Burjuva gereki (Eletirel
gereki) ve Sosyalist gereki roman'da farkl olduunu belirtmek gerekiyor. Burjuva gereki romanc,
'Gemi Zaman/imdiki Zaman' sorunsaln gemiin bugnden daha iyi, ya da bugnn gemiten daha
kt olduu gibi bir 'ahlk' sorunu olarak ele alr. Sylemek gereksiz belki: Kategoriler iinde temellendirmek,
Burjuva gereki romanclarn ideolojik tavrlarnn bir gerei. Balzac gibi, Thomas Mann gibi, Eletirel
gerekiliin byk romanclar, nesnel Tarihsel zaman', romanlarnda ahlk kategorileri dzeyinde
temellendirmilerdir. Trk romann-daysa bu tavrn tipik rnei, Ahmet Hamdi Tanpnar'dr. Tanpnar'a gre,
Gemi Zaman/imdiki Zaman, 'iyi'lik, ya da 'kt'lk gibi ahlk kategorileri dzeyinde kavrandklar lde
gereklik tarlar.
Burjuva gereki romanclarn, romanda 'Zaman' sorununa bundan farkl bir tavrla yaklamalar sz konusu
deil. Ama Sosyalist gereki romanclarda.bunun byle olmamas gerek. Sosyalist gereki romanc iin,
'Gemi Zaman/imdiki zaman' sorunsal, gemiin bugnden daha m iyi yoksa daha m kt olduu
dorultusunda, bir ahlk sorununa indirgenemez. Sosyalist Gereki romanc, 'gemi Zaman/imdiki Zaman'
sorunsaln, Tarih'li toplumlarn retim tarzlarna gre geirdikleri dnmlerin balam iinde irdelemek;
'Zaman' sorunu karsndaki tavrn, dnyagrnn kuramsal balamna ilikin bilimsel kategoriler
dzeyinde belirlemek durumunda.
HLM V
1 A
Ama burada, doallkla, ortaya u soru kyor: Sosyalist gereki romanc, 'Zaman' sorununu, Tarih'li
toplumlarn dnmlerine gre temellendirerek de, ahlk bir tavr benimseyebilir. Marx' tarihsel
dnm sistematii, bize Tarih'li toplumlarn deiik retim tarzlarndan getiklerini gsteriyor: lkel
komnal topluluk, (Asya retim Tarz) Antik Kleci toplum, Feodalite, Kapitalizm, Sosyalizm. Marx' Tarih
bilimi, bu sistematik iinde Kapitalist retim tarznn, Feodal retim tarzna gre, diakronik olarak, sonraki st
evrede bir toplumun retim tarz olduunu vurgular. Durum byleyken, 'Zaman' sorununu, retim tarzlar
balamnda nesnel Tarihsel zaman olarak ele alan bir sosyalist gereki romanc, Feodalizmin Kapitalizmden
daha iyi ya da daha kt olduu dorultusunda bir tavr alabilir mi, ya da almal m? Soru, budur.
Bu soruya, rnein yle de bir yant verilebilir: 'Feodalizme gre Kapitalist retim tarz, Marx tarih
sistematiinde daha sonraki bir evreyi belirliyor, o halde Feodalizmle Kapitalizm'i romannda 'Gemi
Zaman/imdiki Zaman' sorunsal olarak temellendirmeye kalkan Sosyalist gereki romanc, Feodalizme gre
Kapitalizmi iyi, Kapitalizme gre de Feodalizmi kt bulduu srece, bir saknca yoktur'. Ama, rnein, ya
bunun tersini yapar da Feodalizm'e gre Kapitalizmi kt, Kapitalizme gre de Feodalizmi iyi bulursa? Bu
durumda romanc, Sosyalist gereki saylmayacak m? Sotuyu byle yantlamak Marx' Tarih anlayn ok
dar, s, mekanist bir 'baya sosyoloji' olarak grmek demektir. Bu neden byledir, bir rnekle aklamaya
alalm.
Okuyanlarnz bilirler: Yaar Kemal'in Yusufuk Yusuf roman, ukurova'da Feodal retim tarznn, yerini yava
yava, Kapitalist retim tarzna brakmakta olduu tarihsel sreci, 'roman zaman' olarak seer. Bu romanda
'gemi zaman', Feodal retim tarznn baat (dominant) olduu tarihsel sretir. Baka bir deyile, Yusufuk
Yusuf ta 'Zaman' sorunu, son zmlemede, ahlaksal bir sorun olarak deil, Marx'c Tarih biliminin
erevesini belirleyen retim tarzlar balamnda ele alnr. Ama Yusufuk Yusuf ta insanyla, doasyla ve
toplumsal ilikileriyle bu 'gemi zaman'n (Feodal retim tarznn baat olduu dnemin) tarmda
kapitalistlemeyle belirle-
1 66 j-
P I L
VE SANAT
nen 'imdiki zaman'a gre, ok daha iyi olduu izlenimi ar basar, feodal dzeni tipletiren Dervi Bey,
Kapitalist dzeni tipletiren Mahir Bey'den daha onurlu, daha drst, daha yiit, daha salam karakterli
vb.'dir. ukurova'da doas ve insanyla hereye, 'maddi servet' asndan bakan Mahir Bey ise ikiyzl,
yreksiz, sahtekr, onursuz ve zayf karakterli biri olarak verilir. Byle olunca da Feodal retim tarznn baat
olduu 'gemi zaman'n, Kapitalist tetim tarznn baat olmaya balad 'imdiki zaman'dan daha 'insan,
dolaysyla ok daha 'iyi' olduu, anlatlmak istenir.
Bu durumda Yaar Kemal'in Yusufuk Yusuf'ta nesnel Tarihsel za-man' ahlk kategorileri (Feodalite:
iyi/Kapitalizm: Kt) iinde temellendirerek bir tr dealizm'e dm olduu sylenebilir mi? Yusufuk Yusuf,
'Zaman' sorununu, Marxci tarih'in yapsal (metaforik) bantlar iinde (Feodalite: Gemi zaman/Kapitalizm:
imdiki Zaman) ele alm olmasna karn, gemiin bugnden daha iyi olduu tavryla karmza karak,
'Feodal dzen Kapitalist dzenden daha iyidir' demeye getirmiyor mu? Kanmca, hayr! Aslnda ilk bakta
doru grnen bir soru bu! Burada, zerinde nemle durularak vurgulanmas gereken Sosyalist gereki
tavr, Marx Tarih bilimi asndan Kapitalizmin, belirli tarihsel koullarda alncaya kadar Feodaliteden daha
devrimci olduunu belirtmektir. Sosyalist gereki romann 'Gemi Zaman/imdiki Zaman' sorunsalnn
(metonimik sorunsal) karsndaki tavrn nesnel olarak belirleyen lt budur. Sosyalist gerei romanc, son
zmlemede, bu tavr vurguluyorsa, 'Gemi Zaman/imdiki Zaman' sorunsaln, tarihsel adan doru
olarak koymu demektir. Feodal dzende insan, doa ve toplum ilikilerinin Kapitalist toplumdakine gre
daha 'insan', dolaysyla da daha 'iyi' saylabileceinin vurgulanmas ise, romancnn 'Zaman sorununa,
ahlaksal kategoriler asndan yaklat anlamna gelmez. Nitekim, Marx '1844 Elyazmakm'na, feodal
senyrle, topranda alanlar arasnda, dorudan siyasal bir iliki olduunu, bu ilikinin daha 'iten',
dolaysyla da daha 'insanca' olduuna deinir. Marx, ayrca yle der: 'Toprak sahibiyle toprak arasnda,
topran sadece maddi servet saylmasnn tesinde, daha yakn (intimate) bir iliki
\ 67 [
HLM Y A J
grnm vardr'.1 Feodal toplumda toprak sahibinin serfle olan ilikilerinin (Kapitalist topluma gre) daha
'insanca' bir yan olduu, Marx tarafndan aka belirtilir. Burada Marx'in kulland 'grnm' szc ok
nemli. nk Marx'in szn ettii 'insanca' grnmn arkasnda, smr gereklii yatyor. Demek ki,
romann btnselliini oluturan devrimci tavr, (yani bir yandan Kapitalizmin, onu da aacak bir tarihsel
dnmle 'gerici' bir nitelik kaza-nncaya kadar insanlk tarihinde 'devrimci' bir aama olduu; te yandan
da feodal toplumda, ilikilerin 'insanca' grnmleri arkasnda smr gerekliinin yatt) vurguland
srece, Marx'in sz ettii bu 'insanca' grnm, romanda bir tr ideolojik katman olarak kullanmak, yazar
sosyalist gereki bir romanc olmaktan karmaz.
Yaar Kemal'in Yusufuk Yusuf u, bu bakmdan ok salam kurulmu bir ideolojik yapya sahip. Oysa, rnein
'Yusufuk Yusuf'ta ele alnan Tarihsel/Nesnel zaman kesitini, tpk Yaar Kemal gibi 'Gemi Zaman/imdiki
Zaman' sorunsal olarak, roman zamanna dntren William Faulkner'in 'Absalom, Absalom'u iin, yukarda
sylediklerimiz geerli deil. Michel Zeraffa'nn Fctions'da belirttii gibi, 'Absalom, Absalom', gemi dzene
zlemi, modern topluma duyulan nefreti dile getiren' bir roman.2 Faulkner, bu romannda, Amerika Birleik
Devletleri'nin gneyinde tarmsal kapitalistleme ncesi dzenin soylu ycelii anlatrken, 'Gemi Zaman',
Tarih biliminin kuramsal erevesi iinde, Nesnel/Tarihsel bir zaman olarak deil, znel bir zaman olarak,
ahlaksal kategoriler iinde temel-lendirir. Bu yzden de, Faulkner'in, tarmda kapitalistleme karsndaki tavr,
btnyle ktmser ve reaksiyoner'dir. Oysa Yaar Kemal, ukurova'da dzen deiikliini anlatrken, 'o iyi
atlarn, o iyi insanlar' alp gittiklerini; ama ne kadar soylu ve 'insanca'da olsa bu gidiin kanlmaz olduunu,
romann sonundaki 'rm, yllanm, kokmu ar suyun, yeni alm topra doldurarak akmas'
eretilemesiyle ve nemle vurgular. Ayn nesnel Tarihsel za-
(1) K. Marx, 1844 Felsefe Elyazmakr, Payel Yaynlar, stanbul, 1975, s. 59-60 <2) M. Zeraffa, Fictions, Penguin
Books, Londra, 1976, s. 8

nl ve sanat
lk kez 1977 ylnda Roman Kavram ve Trk Roman'nda (Bilgi Yaynevi) yaymlanan bu yaznn ele ald
soruna Prof. Dr. Berna Moran da deinmitir. Pof. Moran, Yaar Kemal'de Yozlama Mitosu balkla yazsnda
(B. Moran, Trk Romanna Eletirel Bir Yaklam, Cilt II, letiim Yaynlar, stanbul, 1990) 'Yaar Kemal ilerici bir
yazar olarak kylnn smrld despotik derebeylik dzeninin karsnda yer almak ve Marks tarih
grne gre daha ileri bir aama olan kapitalizme geii olumlu bir gelime saymak zorunda deil mi?
Ama tam tersi oluyor romanda, derebeyliin kmesi ve yerini kapitalizme btakmas bir yozlama olarak
deerlendiriyor. Bildiim kadaryla bu soruna ilk kez parmak basan Hilmi Yavuz olmu ve 'Romanda Nesnel
Tarihsel Zaman' adl yazsnda Yaar Kemal'in zaman' ahlaksal kategoriler iinde deil, sosyalist gereki bir
romancdan bekledii gibi retim tarzlar kategorisi iinde nesnel tarihsel zaman olarak ele aldn sylemiti.
Geri Yaar Kemal'in gemi zaman, imdiki zamandan daha 'insani' olma anlamnda daha 'iyi' olarak
nitelendirdii kabul ediyor Hilmi Yavuz, ama bu tutumun yaptn sosyalist gereki bir yapt olmasna engel
saylamyaca kansnda. nk 'insani'gr-nmn arkasnda smr gerekliinin yattnn fakndadt
Yaar Kemal' diyor ve unlar ekliyor: 'Doru, derebeyliin k ve kapitalizm gelii Yaar Kemal'e gre
kanlmazdr ve bir anlamda 'zaman' retim tarzlar kategorisi iinde ve nesnel tarihsel zaman olarak alr ele.
Ama kanlmaz olarak grd bu deiiklii iyimser bir bakla olumlu olarak yorumlad sylenebilir mi?'
Prof. Moran romanda 'gemi zaman karsnda kuramsal dzeydeki tutumla, duygusal dzeydeki tutumun'
ayn olmadn, nk Yaar Kemal'in 'kafasyla derebeylie kar olsa da yreiyle ondan yana' olduunu
belirtiyot ve yle diyor; 'Baka ekilde sylersek Yaar Kemal'in sorunu, gemi feodal dzene zlemle,
ilericilii badatrmak' (a.g.y., s. 120-121). Sn. Moran'n grleri iin bu ilgin yaznn tmnn okunmas
gerekir.
\ 69 I-
y a z ' N '
man karsnda Faulkner ne kadar ktmser ve ahlksalsa, Yaar Ke-mal o kadar iyimser ve tarihseldir.
Yusufuk Yusuf ta feodal ilikilerin 'insanca' grnmn kullanlmas, Yaar Kemal'in 'gemi zaman'
sorununa salt ahlaksal kategoriler asndan bakt anlamna gelmez; Yusufuk Yusuf a ideolojik bir sahihlik
(authenticit) katar.
Yaar Kemal Yusufuk Yusuf la, ukurova'nn toplumsal tarihini, tarmda kapitalistlemeye kadar getirir ve
orada brakr. Orhan Kemal'in Bereketli Topraklar ^erinde'si ise, ukurova'nn Nesnel/Tarihsel diyakronisini,
Yaar Kemal'in Yusufuk Yusuf unun brakt zamandan balatr. Bu iki roman, ukurova'nn toplumsal
tarihinin 'Gemi Zaman/imdiki Zaman' sorunsaln, Marxi tarih tipoloji-sinin kurumsal balam iinde
btnler gibidir.3
_,. , ve sanat
1 71 \
Edebiyat ve Yapsalclk
ada toplumbilimin, belirli bir toplumsal olgunun temel-lendirilmesi alannda uygulad bir yntem var:
Bir olguyu toplumun btnselliinden bamsz olarak ele almamak; onu, bal olduu sistemin balam
iinde yorumlamak. lk kez Durkhe-im'in nerdii bu yntemin, toplumsal bir olgunun irdelenmesine
yapsalla ilikin perspektifler getirdiini biliyoruz, Durkheim, Les Formes Elmentaires de la Vie Religieuse
adl yaptnda bu yntemi yle saptyor: 'Toplumsal olgular, bir blmn oluturduklar sisteme gre
deiirler; bu olgularn bal olduklar sistemden bamsz olarak anlalmalar olanakszdr. Bu yzden,
birbirinden farkl iki topluma ilikin iki olgu, salt birbirlerine benziyorlar diye karlatrlamazlar; bu trl bir
karlatrma iin olgularn deil, toplumlarn birbirine benzemesi zorunludur nk.'
Durkheim'in ortaya koyduu yntemin zerinde durulmas gereken yan, toplumsal olgularn bal olduklar
sistemden bamsz olarak anlalmalarnn olanakszldr. ki toplumsal olgunun benzerliklerinin saptanmas
-bu olgular bal olduklar sistemlerin yapsndan soyutlanarak ele alndklar srece- bir anlam tamyorlar
demektir..Durkheim'in toplumsal olgulara ilikin olarak nerdii bu yntem, giderek dilbilim aracl ile
felsefe ve insanbilim (antropoloji) alanlarnda da geerlik kazand. Wittgenstein, Tractatus'unda szcklerin
ancak kullanldklar tmcenin balam iinde imlemi olabileceini belirtti; Lvi-Strauss da yabanlarn dnce
yapsn temellendirirken totem olgularn bal olduklar sistemden soyut-
hilmi Y
layp yorumlamann olanakszln kantlad bu yntemle.
Bilim ve felsefe alannda yapsal zmlemeyi hazrlayan bu yntem, edebiyat alanna, zellikle karlatrmal
edebiyat alanna, bugne dein geerli olan yntemleri tepetaklak eden perspektifler getirmitir. Bu
perspektif, edebiyat rnlerinin karlatrlmasnda onlarn birbirine benziyor olmalarn deil, bal olduklar
sistemlerin yapsal olarak birbirine benziyor olmalarn aratrmaktr. Klasik anlamda karlatrmal edebiyatn
yntemi, edebiyat rnlerinin yapsal ilikiler asndan deil, tematolojik ve genolojik benzeimler asndan
yorumlanmas biiminde gelimitir. Edebiyat rnleri, ya edebiyatlarn birbirlerinden aldklar tema'lar
(tematoloji), ya da edebiyat trleri ve sluplarnn karlkl etkileimleri (genoloji) perspektifinden
karlatrlmlardr. Bu yntem tarihsel ilikileri saptama ynnden yararl olabilir; ar a yapsal dorultuda bir
yorumu getirmez. Edebiyat rnlerinin temellendirilmesi ancak yapsal yntemle, baka bir deyile, bu
rnlerin bal olduklar sistemlerin balam iinde irdelendikleri srece gerekletirilebilir. Levi-Stra-uss'un
deyii ile bu temellendirme, dsal benzeimden (external ana-logy) isel balama (internal homology)
geilince salanabilir (Totemisin). sel balam, yzeydeki benzeimlerin deil, tersine, yzeydeki farklarn
kkenindeki yapsal ilikileri saptamak, yorumu bu ilikiler asndan temellendirmek demektir.
Yapsal zmlemeye aykr den karlatrmalar, zellikle Yunus Emre konusunda ortaya kyor.
Karlatrmaclar Yunus Emre'nin iirlerini bu iirlerin yapsal olarak bal olduu sistemden (tasavvuf
sisteminden) soyutlayp ele alyor, karlatrmalarm dsal benzeimlere dayanarak srdryorlar. Dikkat
edilirse, bu dorultudaki karlatrmalarda, yoruma, sistemin yapsndan karlan bir sonu olarak
varlmamakta; tersine, belirli bir yorum bu karlatrmaya, dardan ve nceden, yklenmektedir. Bu aykrl
rneklerle aklamakta yarar vardr. Szgelimi, Sabahattin Eybolu, Yunus'un
ktm erik dalna anda yedim zm dizesiyle balayan athiyye'sini bat humanizmasnn belirleyici ni-
|n> dil ve Sanat
-I 73 }
teliklerinden biri olan 'glen dnce' (humour) saymakta, bu at-hiyye'yi 'glen dncenin, kltrl
akann, artarak dndt-menin ve dndrc samalamann en gzel rneklerinden biri' olarak
yorumlamaktadr.1 Oysa yapsal sistem zmlemesi asndan Yunus'un athiyye'sinin humour'u
rneklendirmesi ya da bu athiyye'nin 'glen dnce' dorultusunda yorumlanmas sz konusu deildir.
Eybolu burada, athiyye'yi, onun 'tasavvuf rumuzuna lyikiyle in olanlarca pek sarih bir mns'
olduunu2 dikkate almadan, dsal benzeim yoluyla yorumlamaktadr. Baka bir deyile Yunus'un
athiyye'sine (dolaysyla, genel olarak athiyye'ye) tasavvuf sisteminin yapsal balamndan soyutlanm bir
yorum, dardan, ve nceden, adeta empoze edilmektedir. Oysa, daha nce de belirttiimiz gibi, bir edebiyat
rnnn yorumu, onun isel balam yoluyla temellendirilmesinden sonra ortaya kar. ki edebiyat
rnnn karlatrlmas, onlarn kendi yapsal sistemleri iinde ayr ayr irdelenmesinden sonra beliren
anlamlarnn, belirli bir yapsal btn oluturup oluturmadklar asndan yaplabilir.
Eybolu'nunkine benzer bir aykrla Cevdet Kudret'te de tank oluyoruz. Kudret de Yunus'un bu
athiyye'sini Oktay Rfat'n Peremli Sokak'ndaki dizelerle karlatryor ve u sonuca varyor:
'ktm erik dalna anda yedim zm msrann kuruluundaki mantk ile
Telgraf tellerinde gemi leleri msrann kurulu mant arasndaki yaknl sezmemek mmkn deildir'.3
Burada, daha deiik bir yorum getirilmekle birlikte, gene de, dsal benzeimin l olarak alnd bir
deerlendirme sz konusudur. Cevdet Kudret'i bu karlatrmaya gtren, athiyye'deki dizelerin lojik
kuruluu ile Peremli Sokak'taki dizelerin lojik kuruluu
(1) Sabahattin Eybolu, Yunus Emre, Cem Yaynlan, 1970. <2) Fuat Kprl, Trk Edebiyatnda tik
Mutasavvuflar, 1966. "'Nevzat Yesirgil (Cevdet Kudret), Yunus Emre, Yeditepe Yaynlar, 1958.
HLM Y A J
arasndaki 'yaknlk, ya da benzeimdir. Yapsal zm yntemi dizelerin lojik temelini oluturan simgeler
sisteminin btnselliine, Le-vi-Strauss'un deyii ile, bu simgelerin sistemin yapsal balam iinde bulunan
teki simgelerle olan ilikilerine bakmadan bir 'mantk yaknl' kurmann olanakszln ortaya koyuyor.
'Levi-Strauss'a gre, 'ilkel toplumlarn bilgilerini organize etme' (ya da simgeler arasndaki ilikileri yapsal
olarak btnleme) abalar 'bricolage (er p birletirme) adn verdii bir srele oluyor. 'lkel adam tabiatn
olaylarnn modelini tabiat iinden kard dier ekillenmi 'ey'lere dayandryor. rnein, ilkel adam
'benim kym bir tavus kuudur' gibi bizce anlamsz bir cmle ile ortaya kt zaman kynn tavus
kuunun ekline benzer bir ekli olduunu veya kendi klnndaki aile ilikilerinin tavus kularnn hayatnn
belirli bir ynne benzediini belirtmek istiyor. Bu adan kaplumbaa etinin yendii bir toplumda bir yerlinin
Levi-Strauss'a syledii u cmle son derece anlamldr: 'Kaplumbaa yemek iin deil, dnmek iin
yararldr'. Baka bir anlamla bu yerli iin kaplumbaa kainat modelini hatrlamasn mmkn klan ifreyi
zerinde tamaktadr'.4
Bu perspektiften baklnca Yunus'un aduyye'sini ve Oktay Rfat'n Peremli Sokak'm oluturan simgelerin
dizelerin kuruluundaki dsal benzeime karn, birbiriyle uzaktan ya da yakndan ilikili olmayan sistemleri
temellendirdii kolayca anlalr. Yazmzn banda Durkheim'den yaptmz alnty biraz deitirerek sz
balayalm: Edebiyat rnleri, bir blmn oluturduklar sisteme gre deiirler; bu rnlerin bal
olduklar sistemden bamsz olarak anlalmalar (yorumlanmalar) olanakszdr. Bu yzden birbirinden farkl
iki sisteme ilikin iki edebiyat rn, salt birbirlerine benziyorlar diye karlatrlamazlar; bu trl bir
karlatrma iin edebiyat rnlerinin deil, sistemlerin birbirine benzemesi gerekir. Levi-Strauss'un paradoks
gibi grnen u szn anmsayalm: 'Gerekte benzeimler deil, farklardr birbirine benzeyen.'
Prof. erif Mardin, Din ve ideoloji, S.B.F. yaynlar, 1969.
p l ve Sanat
Once malumu ilm: Trk roman gelenei, Bat romannn bir varyantndan te bir ey deil! Ve bu, yine
herkesin bildii gibi, ardzamanl! 19. Yzyl Balzac'n, 20. yzylda Balzac gibi yazmaya zenen Trk
romanclar izliyor. Bu, klasik romann ard-zamanll!.. Modern romanda da durum farkl deil. 20. Yzyln
banda 'Ulysses'i yazan Joyce'u, neredeyse elli yl sonra Modernist Trk romanclar izlemekte. Ardzamanllk,
evet! Bu, bizim roman
geleneimizin ayrdedici zellii.
Ama Postmodernizm iin durum byle mi? Postmodernist anlat (daha nce de syledim: Postmodern roman
olmaz!), kurmaca dzyaz geleneimizi, tpk Klasik ve Modernist roman gibi, ardzamanl olarak m
dntryor?
Hemen belirteyim: Postmodernizm, anlat geleneimizi, ardzamanl olarak deil, tersine, ezamanl
saylabilecek bir dzlemde dntryor. Orhan Pamuk, Thomas Pynchon'la ayn zamanda yazyor.
Peki bunun anlam ne?
Anlam u: Batya ardzamanl deil de, ezamanl olarak dnm bir anlat geleneiyle eklemlenmek, Trk
dzyaz edebiyatnn, evresel (periferik) bir edebiyat olmaktan kmas demek...
yle dnyorum: lmmanuel Wallerstein'in Dnya-sistemi kuramn (ya da perspektifini!), bir Roman-
sistemi kuram nesre-rek uyarlayabiliriz. Wallerstein, genelde 16. yzyldan balayarak dnya ekonomisinin
ticaret araclyla dnmesini ve buna ba-
\ 75 \
z n
postmodernizm ve Roman Gelenei
HLM Y ^ v|
ml olarak dnyann eitli yrelerinde ortaya kan dnm biimlerini inceler. Bu kapitalist dnm,
Osmanl mparatorluu'-nu 'Avrupa (Merkez) pazarlar iin hammadde reten ve bu pazarlardan sanayi
mallar alan' bir evreye dntrmtr. Huricihan Islamolu'nun da belirttii gibi, 'Onaltnc yzyl sonras
tarihi, Osmanl'nn dnya sistemi tarafndan ierilmesi ya da evrelemesi-nin' yksdr'.1
Roman gibi, Kapitalizmin entellektel dilegeli formlarndan birinin, belki de en temelli olannn,
Wallerstein'den yolakarak bir merkez/evre bants ierisinde temellendirilebilmesi bana pekl olanakl
grnyor. Osmanl ekonomisi Dnya-Sistemi ierisinde nasl evreleiyorsa, sanrm, Osmanl (dolaysyla da
Trk roman) Dnya Edebiyat-sistemi ierisinde ylece evreleiyor!..
Basit, hatta mekanik bir ema sunduumu biliyorum. Ama bu basitliin, kuatc, hatta kkrtc bir aklama
potansiyeli var. Trk romannn Balzac ya da Joyce dolaymndaki ardzamanll, kurmaca dzyaz
geleneimizin, Merkez ya da Bat Edebiyat Sisteminin dnm ierisinde evrelemesinden kaynaklanyor.
Post-modemizm, Frederic Jameson'un deyiiyle, ge Kapitalizmin rn. Ge Kapitalizmin ekonomide
merkez/evre farkllamasna son vermesi ne anlama geliyorsa, Postmodernizm de, anlatda metkez/ev-re
farkllamasnda tastamam o anlama geliyor. Postmodern anlatnn ezamanll, Trk anlat geleneini, (Bat)
Edebiyat sisteminde evre'den Merkez'e itiyor; Trk anlat gelenei, postmoder-nizmle birlikte
evrelemeden (periferilemeden) kurtuluyor...
W raS13111Sam8lU' Srmnh /m*"<"^ Devlet ve Kyl, letiim Yay.nla-
76
1 H
p l ve sanat
'lmeye Yatmak' ve Kadn zgrl
Adalet Aaolu'nun lmeye Yatmak', 1930 yllarnda doan Trk aydnlarnn roman. Batc cumhuriyet
ideolojisinin temellendirilmeye alld yllatda eitim grm, bu ideolojinin dnmleri karsnda kyl
ya da kk kasabal ailelerin geleneksel yaam biimlerini deitirmemekte direnmelerinden doan
elikileri yaam bir kuan roman da denebilir. Aaolu romann bakiisi olan Aysel tipinde, eitim
dzeyinde ortaya konan Batc modem cumhuriyet ideolojisi ile aile dzeyinde ortaya konan geleneksel
ideolojiyi kar karya getiriyor. Romancnn, Trk toplumunun bu iki kurumunu (aile; eitim) birbiriyle elien
iki toplumsal kesit olarak semesi rastlantsal deil. lmeye Yatmalc'ta temel-lendirilmek istenen kadn
zgrl sorunu, belirli bir tarih dzeyinde, aile ve eitim kufumlar arasndaki bu elikide somutlan-yor;
geleneksel ideolojiyi davuran aile kurumu ile modern (Batl) cumhuriyet ideolojisini davuran eitim
kurumu, kadn zgrl sorununun trajik bir olgu olarak kavramasn olanakl klacak bir biimde eliiyor,
ieriin dayand bu yapsal eliki, Aysel'de tikellesin Aysel geleneksel ideoloji ile modern cumhuriyet
ideolojisi arasndaki bu elikiyi btnyle yaarken, Dndar retmen (Aysel'in ilkokul retmeni) somut
gerekliin bir yann, cumhuriyet ideolojisi'ni; Salim Eferdi de (Aysel'in babas) somut gerekliin teki yann,
geleneksel ideoloji'yi yaarlar. Bu iki eliik ideolojinin belirledii durumu tek yanl olarak kavrayp teki
yann kesinlikle grmezlikten gelen tiplerin okul ve ailede yetkeyi (otoriteyi)
HLM V . J a v
temsil eden 'retmen' ve 'baba' olarak belirlenmesi, daha romann banda, ieriin dayand yapsal
elikiyi kesin izgilerle ortaya koyar: Salim Efendinin dkknna giden Dndar retmen, 'olunuzdan,
kznzdan aydnlk haberler aldnz umarm. Sizi bu ilede herkese gzel bir rnek olarak gstermekten en
byk sevinci duymaktaym. Sa olun, var olun. Beni krmadnz. Kaymakammz krmadnz. Aysel'i ortaokula
gnderdiniz. Bu benim aln ak yaamama elverir' derken, Salim Efendi'nin retmen gittikten sonraki ruh
durumunu romanc u szlerle belirtecektir: Aysel'i bakente yollamadan da boulmaktayd Salim Efendi.
Olu okur-yazar olduundan bu yana boulmakta. Kaymakam mahfellerde, bayramlarda, kalknan kl bir
lkeden sz ettike boulmakta (...) Kimin kimden yana olduunu karmadka boulmakta. Memurinin
gittike dna dtn, hiletiini grerek boulmakta. Boulduka nemrutlamakta. Nemrutlatka
yenilik, uygarlk adna ne grnrse ortalkta, topuna birden soukluk duymakta, hatta kin toplamakta...' (s.
51). Bu perspektiften deerlendirilirse lmeye Yat-mak'm Aysel'den sonra iki nemli kiisi, yapsal elikinin
iki yann temsil eden Dndar retmen ile Salim Efendi'dir. Bunlar, somut gereklii deiik ltlerde
kavrayarak bir uzlama ya da bakaldrmaya giden teki karakterler izler. (Aydn, Bahire, lhan vb.). lmeye
Yatmak'ta okur, nceleri toplumu bu elikiden kurtaracak doru zm yollarn Aysel'in gstereceini
sanrsa da, romann sonlarna doru bunun byle olmadn anlalr. Acaba doru zm yolunu, Aysel'in
devrimci rencisi Engin mi gsterecektir? lmeye Yatmak'ta bu durum, kesinlikle belirtilmez, soru yantsz
kalr.
lmeye Yatmak'n getirdii temel sorun, Aysel'in niin doru zm yolunu gsterememi olmasnda
dmleniyor. Aysel aile dzenine egemen olan geleneksel ideolojinin, kadn kstlayc ve kat normlarndan
her naslsa kendine bir yol aarak niversite doentliine kadar ykselmi aydn bir cumhuriyet kadn. Ama
40 yana yaklamken bir gn intihara kalkyor, 'lmeye yatyor'. Grnte Aysel'i 'lmeye yatmak'a
gtrecek bir bunalm sz konusu deil:
1 78 l
VE sanat
Mutlu bir evlilik yapm, toplumda saygn bir yeri var: Batc cumhuriyet ideolojisinin 'zgr kadn' ltlerine
tpatp uyuyor yaa-ml. yleyse intihar neden?
Aslnda Aysel, ilkokuldan bir erkek arkada ile parkta oturmay bile balanmaz bir su sayan geleneksel
ideolojinin kat normlarna kar bakaldrmamtr; tam tersine, bu normlarn iinde kapal kalm,
yaptrmlarn kendisine uygulanmasn gerektirecek cezalandrc durumlardan uzak durmay semi,
renimini ancak byle davranarak tamamlayabilmi, dolaysyla da zgrlnn bakaldrmaya bal
olduunu srekli olarak gzard etmitir. Aysel, zgr olmadnn bilincine ok daha sonra varacaktr: 'Syle
bana Engin: imdi hayran hayran ve gvenle yzne baktn kadn zgr m? zgrleti mi hi? Syle
Engin, kurtard m bir eyleri? Bu mmkn m? Tek bana kurtulmak ve kurtarmak mmkn m?' (s. 354).
Modern cumhuriyet ideolojisinin 'kadn zgrl'ne ilikin varsaymlar, Aysel'in somut yaam pratii
karsnda soyut sloganlar olarak grnr: 'Neden bu denli yalnz koymuuz erkeklerimizi? Niye
inandramamz kendimize? Ata'mzn ruhu zerimizde hep kol gezip dururken, 'kadn zgr olmayan
lkenin erkei de zgr deildir' deyip dururken ve O'na lyk olmak iin ka milyon Trk kadnna srtmz
evirip bamzn aresine bakmak zere kck gvdelerimizi nelere, ne trelere siper etmiken, niye?' (s.
320).
Aysel geleneksel ideolojinin kadna evlenip aile kurmaya yarayan cinsel bir 'nesne' olmak dnda varolu
olana tanmayan normlar karsnda, 'aydn' olmay seer. Wilhelm Reich' anmsa-mal burada.1 Reich,
nevrozlarn kkeninde, geleneksel ideolojinin kadn 'cinsel bir nesne sayan' deer yarglarnn bulunduunu
syler. Aysel de, kadnln bask altnda tutmu, geleneksel ahlkn kurallar ile atan cinsel isteklerini,
srekli olarak bilin dna itmitir. Bu itiin (re/otdement) bir nevroz'a dnmesi ise, kadnn
> Wilhelm Reich, la Revolution Sexuelk'den aktaran j. M. Palmier ('Wilhelm Reich'), Union Generale d'Ed.tions:
10/1; Paris, 1969, s. 94 ve devam,.
79
1 N
HLM y
ancak, cinsellik dnda bir baka alanda kimliini onaylatmasy ertelenebilir. Aysel ise, geleneksel ideolojinin
normlarna ve yasaklarna bakaldrmadan (nk, renimini srdrebilmesi ancak bununla salanabilir),
kendisini bir 'kadn' olarak deil, ama bir 'aydn olarak onaylatmay baarabilmitir.
Aysel'in 'aydn'l, soruna kkl bir zm getirmiyor oysa. Aysel 'aydn'ca konumalarda bile, erkein ona
bir 'dii' olarak baktnn bilincine varr: 'Metin'in btn fikirlerine akll akll, bilgili bilgili; karlklar
verebildiim ve kar durabildiim bir srada ite byle dncelerimi gzel gzel savunurken; yle ite kendi
gzmde ycelip dururken, soluk solua aha kalkm bir ksrak gibi ycelirken kendi gzmde ve fikirlerimi
dinlediini, dinleyip dncelerimden etkilendiini sanp dururken 'ne gzel dudaklar!' diye birden stme
atlay' (s. 320). Aaolu, bununla, geleneksel ideolo-ji'nin znesi olarak kadnn temel niteliinin 'diilik'
olduu gereinden kurtulamadn im eder.
Geleneksel ideoloji ile cumhuriyet ideolojisi arasndaki tmel eliki, Aysel'in bilincinde, 'kadn' olmakla 'aydn'
olmak arasnda tikel bir eliik olarak yaanr. Aysel kadn iin 'aydn' olmann, ona bireysel ve toplumsal
dzeyde zgrln kazandracak bir zm ya da kurtulu yolu getirmediini anlar.
Aaolu'nun soruna yaklam, bu noktada D. H. Lawrence'nin Lady Chatterley'in Sevgilisi romanndaki
yaklamn anmsatyor. Bu romanda Constance ile Mellors arasnda kurulan iliki, kadnn gerek
mutluluunun onun 'disi'liinde olduu; erkekle entellektel dzeyde eitlik savamnn kadnn temel
nitelii olan 'dii'liini yitirmesiyle sonulanaca savna dayandrlmtr.2 'Aydn' bir kadndr Constance
Chatterley (tpk Aysel gibi); 'aydn' olmakta onunla boy lemeyecek bir erkekle (Mellors'la) yatar; bu yat
Constance' bir 'dii' olarak gvdesinin bilincine vardrr. Aysel de,
T^rsT"'3' SWngeWd' m S0dloSy /L~e. Paladin books, Londra,
1 80 [
p 1 L VE SANAT
Constance gibi, ondan bir aydn olarak aa dzeyde 2-Lrisi Engin'le yatacak ve yle dnecektir: 'O saba!
tlpk Constance gibi, ondan bir aydn olarak aa dzeyde bulunan rencisi Engin'le yatacak ve yle
dnecektir: 'O sabahtan balayarak ilk kez gvdemin elle tutulur, bakp grlr somut birey olduunu
anladm. Ama o sabah henz ekingendim. Kllar alnrken bile kendi gzmde bir kadn gvdesi olduu
uzun yllr unutulmu, kocamla seviirken bile hep bir fikir yn haline gelmi bu ba, boynu, bu kollar, bu
bacaklar hemen yeniden var saymakta bocaladm. Ellerimi belime, kalalarma koydum. Giyinirken ylece
nden, arkadan seyretim kendimi. Bir an soyunup aynann karsnda rlplak durmak istedim. Bu isteimi
aynadaki grntm azarlayarak yendim. Yine salarma sndm. Salarm yeniden ve bir dolu fraladm' (s.
184).
Aysel tipinin gelitirilmesinden anlalyor ki, bir aydn olan kocas mer'e kar Engin'le yatmas, onun iin bir
bakaldrma giriimi, 'zgr' olduunu kendi kendine kantlamay amalayan bir edimdir. Constance
Chatterley'in 'aclarla kvranan modern kadn kafas'nn tedirginlikten kurtulamay gibi, Aysel de gvdesinin
('diiliinin') bilincine varmann getirdii ksa bir mutluluktan sonra, gene eski skntlarn yaamaya balar.
Engin'le yatmas bir kurtulu olmamtr; 'bilmek adna, anlamak adna evin iinde rlplak dolatrd'
delikanl da bir zm yolu getitmemitir. Aysel bir baka kurtulu yolunu dener: ntihar. Bu da, tpk Engin'le
yatmas gibi, bir bakaldrma giriimi, zgr olduunu kendi kendine kantlamay amalayan bir edimdir.
Aysel, tikel dzeyde 'aydn' olmakla 'kadn' olmak arasnda beliren bu elikinin, tmel dzeyde geleneksel
ideoloji ile modern cumhuriyet ideolojisi arasndaki yapsal elikiye bal olduunu grr; bu yapsal elikiyi
aabilecei zm yollarn kuramdan pratie dntrecek zgrlkten yoksun olduunu anlar. 'zgr'
olduunu kantlayacak edimleri (Engin'le 'yatmas'; lmeye 'yatmas'), bireysel ve kksz birer deney, rasyonel
amalara dayanmayan birer 'act gratuit' olmaktan teye gidememek-tedir nk.
Aaolu'nun, 'lmeye Yatmalc'ta deiik roman tekniklerini (belirli bir toplumsal durumu belirginletirmek
iin kulland 'montaj'
1 8i 1
HLM y
'bilin akm' ya da yen^^T^ ^
gulays., biim olarak romana da^K Vararlanma tek^') uy-
benzer. Doa.l.kla buradal"^
le olan kurgusal ilikilerinin anTai d erik'
gereklest,rmesd,r. AaoglT V^ ifte ilevini biliyor. 85 tekn.kler.n romandaki bu
H 82 L
p)L ve sanat
1 83 1
'Yksek Gerilim' ve Diyalektik
lmeye Yatmak adl romanyla cumhuriyet ideolojisinin belirli toplumsal yaplardaki elikilerini
somutlatrarak Eletirel gereki Trk romannn, hi kukusuz, en baarl bir ka rneinden birini veren
Adalet Aaolu, Yksek Gerilim'deki ykleriyle, bu kez, eletirel dzeyi aan Sosyalist bit sotunsalla kyor
okur nne. Aaolu Gereklii arpk ve tek yanl grnleriyle ortaya koyan ideolojik elikiler karsnda
eletirel bir tavr almakla yetinmiyor; bu elikileri aarak Gereklii, btnsellii iinde kavtayan bir
Dnyagr dorultusunda temellendirmeye giriiyor. yle de diyebiliriz: lmeye Yatmak'ta Adalet
Aaolu cumhuriyet ideolojisinin elikilerini yaayan 'tip'leri anlatmt; Yksele Gerilim'deki yklerinde ise,
Gereklii bir btn olarak kavrayan 'durum'lar anlatyor.
Adalet Aaolu'nun Yksek Gerilim'deki yklerinde ortaya koyduu sorunsalda tip'lerden durum'lara
grnen bu ama, Eletirel gereki dzeyden Sosyalist gereki dzeye geii belirleyen bir kesik ('coupure')
niteliindedir. Tip'lerin deil, durum'larn vurgulanmas, Sosyalist gereki edebiyatn ne kan
zelliklerinden biri, giderek balcas. Friedrich Engels, Minna Kautsky'ye yazd bir mektupta (26 Kasm
1885), belirli bir (ideolojik) ynsemeyi ieren edebiyatn ('tendenzliteratur') ematizmin tuzaklarna
dmemesi iin u yolu nerir: Ynseme (ya da yazarn 'yan tutmas'), 'durumdan ve edimden kendiliinden
kabilmeli'dir. Aaolu'nun kitabndaki yklerin tm, bu trden, durum'lar ve edim'ler zerine
HLM ya
kurulmutur. Tp'lerin vurgulanmas, bilerek, geriye itilmi; buna karlk insanlarn karlkl gerek ilikilerini
vurgulayan durum'lar ve edim'ler ne karlmtr. Baka bir deyile, Eletirel gereki edebiyatn tip'leri
temellendirmede ulat en son aama, yani insan bir 'kendinde-son' (fin en-soi), ya da bir ama gibi
temellendir-meye ynelmi metafizik kavray almakta ve insan, bir durumun belirlenmesine ya da bir
edimin gerekletirilmesine, pratik yaam etkinliiyle katkda bulunan bir zne olarak arlmakta'dr. Adalet
Aaolu'nun Yksek Gerdim'deki hikyelerinin sorunsal buna dayanr.
Tip-yks' yerine 'durum ve edim-yks'n getiren bu sorunsal, yazar genel olarak, anlaty artistik
dzeyde dnttrecek biimler aramaya gtrmelidir. Bu, anlatlarn allegori ya da simgelerde
dilegetiriliyor olmasdr. Allegori, ykde eretileme ('metaphor') dzeyi ile, szck ('literal') dzeyi arasnda
bire-bir-tekabl ilikileri kurar (Onvell'in Hayvan iftlii'nde olduu gibi); simgeci ykde ise bu iki dzey
srekli olarak birbiriyle bire-bir tekabl ilikisi iinde bulunmaz. Aaolu, 'Yol' yksnde allegoriyi, 'Duvar
Oyk-s'nde ise simgeyi bir anlatm arac olarak kullanlr. 'Yol' ile birlikte kitabin en iyi yklerinden biri olan
'Duvar yks', szck dzeyinde ('literal level') yal bir duvarn iine girerek onu kerten kk bir andz
tohumunun masals yksdr (Doa'nn dnm); eretileme dzeyi ('metaphorical level') ise, Tarihin
dnmn imler. Burada u noktay nemle belirtmek gerekiyor: Doal srelerle allegorik yoldan tarihsel
sreleri imlemeye (ya da En-gels'in Minna Kautsky'ye yazd mektuptaki deyile: 'Toplumsal atmalarn
gelecekteki tarihsel zmlerini anlatmaya) ynelmek, byk tuzaklar tayan bir anlatm biimi. nsan
tarihindeki sreleri, doal srelere indirgenmi (gibi) gsterme sakncasn birlikte getiren bir yaklam bu.
Ama Adalet Aaolu, 'Duvar y-ks'nde, bu tuzaa dmyor. 'Duvar yks', 'bir tohumdan daha
devingen olduunu bilmenin' gveniyle, insann bu etkinliin bilincine varmasyla bitiyor: Yolcu, kazmasn
topraa saplayp bir an durdu. Aacn tutsaklna bakt. Dnd. Sonra dallardaki par-
1 84 l
n 1 L ve SANAT
avralar iplikleri, bez paralarn dmlerinden teker teker zmeye koyuldu. Her bir paray birbirine
dolatrmamaya ve aacn yeni srgnleri ucundaki sar ieklerin dl yataklarn incitmemeye zen
gstererek zmeye koyuldu. zldke paralar, paralarn dokunduklar iplikleri daha yakndan tand.
Bylece, bu ipliklerin dokunduu paralar, bu paralarn rd duvar ykmak iin o da kendi kavgasnn
yollarn rendi. Kula, yuvarlak ve yumuak yapraklarn esen yelde usul usul anlatt duvar yksnde ve
bir tohumdan daha devingen olduunu bilmenin gvenliiyle eildi topraa; kazmasn srtlad'.
Bu ykde yolcu, 'aacn tutsakl' ile imlenen doann durall karsnda, insann pratik yaam etkinliiyle
ortaya konulan devingenliini belirtir. Ama bu devingenliin bilincine varabilmesi iin, deyim yerindeyse,
uzun bir yolu izlemesi gerekir insann: Bu 'yol' da, insan toplumlarnn tarihsel dnm'dr elbet...
'Duvar yks' zerinde bu kadar uzun uzadya durmann nedeni, Adalet Aaolu'nun bu ykde (John
Cruickshank'n Albert Camus'nn Veba's iin syledii gibi), 'somut ile soyutu organik olarak zorunlu bir iliki
biiminde' birletirmi olmasdr. Cruicks-hank, Camus'nn Veba's iin yle diyordu: 'hem szck dzeyi,
hem de eretileme dzeyinin birbirine iyice girmi olmas, her iki dzeyin de okuyucu tarafndan hemen
anlalm olduunu ve her ikisinden de ayr ayr haz duyduunu gsterir. yknn kendisi srekli bir allegori
ile ilenerek ar derece gerilmemitir. Okuyucunun simgeyi yorumlamas kesintisiz bir sre deildir. Bir
dzeyden tekine gei, ancak kesik kesik olur. yknn szck anlam dnda kalan yn daha inandrcdr.
nk bu yn her zaman deil, ancak aralklarla ortaya kar'.1 Bu zmleme, 'Duvar yks' iin de
geerlidir.
Adalet Aaolu roman, yk ve oyunlarnn devrimci bir sorun-
j. Cruickshank, Albert Camus and the Literatre of Revoh, Oxford University Press, Londra, 1960, s. 168
\ 85 [
HLM v j 1 A
sal tamasna ne lde nem veriyorsa, bu ieriim belirli anlatm teknikleriyle uyumlanmasna da o lde
nem veren, sayl birka yazarmzdan biri. Belirli bir durumu, anlatm temposunu yavalatp abuklatrarak ,
gerilimlerden ve gevemelerden yararlanarak veriyor. Szgelimi, 'Gn U Dakika' yks, sabrszlkla
beklerken bir haberin ('af haberi'nin) getirdii duygusal tedirginlii, kesik, staccato bir anlatm temposuyla
iler. Ama, te yandan da szgelimi, 'Bileyici' yksndeki o ar, kapank ve belirli bir sonuca ('bileyicinin
mteahhidi ldrmesi') doru gittii belli olan olaylarn balants, kesiksiz ve yava yava sertleen bir
tempoyla verilir.
j 86 L
p|L VE SANAT
Demirta Ceyhun'un iki uzun yksnden ('Apartman' ve 'Kurana Ana') oluan kitabnda yazann, belirli bir
balam iine oturmaya alt sorunlar ve tipler ne kyor: Genel anlamda 'Kentleme olgusu
(Apartman/gecekondu sorunsal) ve bunun dcmm! Burada insansal ve Trajik olan' yakalamak ya da
gecekondu ile gecekondu insanlar arasnda belirli yapsal koutluklar kurmak, bu kitabn nemli zellii gibi
grnyor. Kukusuz, Demirta Ceyhun'un ilk kez bu dorultuda bit yaklam getirdiini sylemek
istemiyorum. Memduh evket Esendal'n 'Ayal ve Kiraclar' ile Yakup Kadri Karaosmanolu'nun 'Kiralk
Konak', Trk Toplumunun belirli dnm evrelerinde insan tipleriyle konut tipleri arasnda koutluklar kuran
romanlar saylabilir. M. . E. olsun, Karaosmanolu olsun, salt bu dorultuda koutluklar saptamakla
yetinmemiler; bu tarihsel olgudan bir anlatm gereci olarak yararlanabilmek iin belirli bir konut tipini,
yaanan dnmn simgesi olarak kullanmlardr. 'Ayal ve Kirac!an'nda oda oda kiraya verilen apartman,
cumhuriyetin ilk yllarndaki kentlemeyi hazrlayan toplumsal tabakalamalarn; 'Kiralk Konak' ise, stste
gelen deiiklikler dolaysyla kopan aile ilikilerinin anlats olur. Demirta Ceyhun da 'Ayal ve Kiraclarnda
olduu gibi (ama oda oda deil, bu kez daire daire) kiraya verilen bir apartman Kapitalistleme-nin simgesi
olarak kullanyor: 'Apartman', bir devir simgesi olarak kullandm. Apartman, bence toplumumuzun kendine
zg bir olgusu deildir. Bat emperyalizminin zorlamasyla oluan o bozuk (Yves
1 87 1
Y A '
'Apartman': Kentleme ve insan
HLM Y A J
Lacoste'un deyimiyle, 'pilemi') kapitalist dzenin btn hastalklarn bnyesinde tayan ok tipik bir
simge (...) Apartman olgusunun toplumumuza ne denli yabanc olduu, insanmzn bu olguya bir tepkisi diye
yorumladm gecekondu gereinden de anlalmaktadr bence. Gecekonduyu insanlarmzn bilgisizlii,
paraszl vb. gibi nedenler yznden domu bir gerek eklinde deerlendirmemek gerekir. nk sanayi
toplumlartnn bir eseri olan apartman biz, tepeden inme getirmi ve bir eit ember gibi insanlarmz
cendereye sokmuuz. Yani bir apartman ahlki yokken kr ahlk ile apartmanlarda yaamaya balamz. Bu
nedenle de, apartman, iinde yaadmz nn bence tipiidir'.
'Apartman' yks bu balamda geliir: Bir solcu aydn (aktr), snfszlatrlm bir kyl (kapc), (arpk)
kapitalist gelimenin ortaya kard arac tipi (gmrk komisyoncusu kirac) ve bir Osmanl paazadesinin
(ev sahibi) oluturduu insanlar arasndaki ilikiler zerine temellenen olaylar, dnyagrleri (daha doru bir
di-legetirile, 'ideolojileri') asndan yorumlanr. Ancak yknn an-lksal (zihinsel) kurgusu, btnyle bu
ematik ilikiler dzenine dayand iin, insancl ve trajik elikiler kesin izgilerle belirgin-leip ne kmaz;
Ceyhun'un, kapcnn ihbar zerine apartmanda saklanan bir gen iftin yakalanmas olgusuyla vurgulamak
istedii trajik gerilim, bu yzden, salt yzeysel ve betimsel bir gerilim olarak kalr.
Buna karlk, ykde Ceyhun'un, belki de, sorunsal yklemek istemedii bir tip, ister istemez, ne karak
trajik bir kimlik kazanyor: Ev sahibi Esat Bey! Eski bir Osmanl paazadesi olan Esat Bey, mparatorluun
k dnemindeki byk kent dzenine (ve doallkla, bu dzeni belirleyen toplumsal yapya), gemiin
konaklar ve kklerde geen byk ve blnmemi aile yaamna derin zlemlerle baldr. Abdlhak inasi
Hisar ya da Nahid Srr rik'in romanlatrd tipler gibi... Esat Bey, bu yzden, apartmanlara kar
kklerinden koparlm bir dnyaya duyduu irenmeyi duyar. Buraya kadar Esat Bey tipinde bir
olaanstlk, ya da trajik bir yan yok. Ama Esat Bey, bu yknn trajik tipi olarak (ve yk-
, L VE SANAT
t 1 H
nn kurgusuna karn) ne kveriyor ite... (Burada Lucien Gold-mann'n 'trajik dnce, insanla onun
toplumsal ve tinsel dnyas arasndaki derin elikiden doar' szn anmsayalm). Aslnda Demirta Ceyhun
trajik olan, olaylarn duygusal geriliminde (nicel olarak) deil, tiplerin iinde yaadklar derin bunalmlarda
(nitel olarak) 'temellendirmeyi denese ve szgelimi yky, Esat Bey'in 'toplumsal ve tinsel dnyas' zerine
kursayd, 'apartman'n bir simge olarak ematik olmaktan kurtulmasn salard. Nitekim, 'apartman' salt Esat
Bey balamnda (deyim yerindeyse, konak ve kk kltrne bal Osmanl paazadesi balamnda) bir
elikiyi imledii iin dinamik'tir; teki kiiler iinse dural (statik)... Oysa Ceyhun Esat Bey balamnda bir insan
tipi ile bir konut tipi arasndaki ilikiyi bir eliki olarak ortaya koyduysa, gmrk komisyoncusu Rza Bey
balamnda da bunu bir btnleme olarak ortaya koyabilir, bylelikle ykye derinlikli bir zihinsel yap
kazandrabilirdi.
Kitabn teki yks 'Kurana Ana'da, Demirta Ceyhun, 'a-mosan'daki yklerinden balayarak konu
edindii 'aydn sonmlu-luu' problemini temellendirmeye yneliyor. Gecekondusu yklmak zere olan yal
bir Anadolu kadn, Kurana Ana, kyls olan bir avukata (avukat Mithat) giderek bu ykmn durdurulmasna
araclk etmesini ister. Oysa, avukat solcu bir aydndr ve Kurana Ana'nn istei 12 Mart dnemi aydn
kymnn srd bir dneme rastlamaktadr. Kurana Ana'nn bu isteini yerine getirebilmesi iin avukat
Mithat'n sk ynetime gitmesi gereklidir. Ama ya onu orada tutuklarlarsa? yknn duygusal ierii, avukat
Mithat'n bu ikilemi zerinde geliiyor. Demirta Ceyhun, 'Apart-man'da, Esat Bey asndan zihinsel dzeyde
koyduu trajik ikilemi, bu kez, avukat Mithat asndan duygusal dzeyde yerine oturuyor; bir kuruntuya
dayansa da, korku ile sorumluluk arasndaki tinsel elikiyi somut bir tarihsel balam iinde yerine
oturtabiliyor. Bir anmsatma: Ceyhun, bu elikinin temellerini soyut,allegorik ve genelletirilmi bir balam
iinde, 'amur' yksndeki aydn tipinde de temellendirmeye almt.
Son bir nokta: Trk edebiyatnda, zellikle, ky edebiyatnda
89 I---: ., . - '
HLM v .
ne kan Trk-Anadolu insan tiplerinden biri de, yal Anadolu kadn tipi'dir. Kemal Tahir'de (Emey Ana),
Yaar Kemal'de (Mer-yemce Ana), Fakir Baykurt'ta (Irazca Ana) grdmz yal kadna, Demirta Ceyhun'un
yklerinde de sk rastlanr. Kurana Ana, (yknn zihinsel yaps, onun zerinde deil de, avukat Mithat'n
temel ikilemleri zerinde gelise bile), torununun elinden tutup hakkn arayan bir Anadolu kadn niteliiyle
arln duyuruyor. Avukat Mithat'ta solcu bir aydn olarak sorumluluk duygusunun ar basmasnda,
Kurana Ana'nn bu niteliinin, tipik bir Trk insan olmasnn byk pay vardr. unu da eklemek istiyorum:
Eer avukat Mithat'a bavutan Kurana Ana deil de, daha baka bir tip olsayd, yknn kurgusu bu lde
inandrc olamazd.
1 W l
Y
O l ve Sanat
Krsal Toplulukta Trelerin atlay: 'Beyaz Trk'
Bekir Yldz'n ykleri, birbirinden ilk bakta ayrlan, ama son zmde btnleen iki ayr dzlemde geliir:
Gneydou Anadolu Blgesi insannn tinsel yaamna kat, acmasz ve giderek iddete (violence) varan bir
disiplinle egemen olan trelere s-kskya bal toplumsal yaama biimini irdeleyen ykler; bu toplumsal
yaama biiminden Almanya'ya g ederek deiik bir toplumsal rgtlenmenin getirdii, gene sert ve
acmasz, ama baka bir dzeyde gerekleen kurallara ayak uydurmaya alan insanlar ileyen ykler.
Baka bir deyile, Bekir Yldz'da Krsal topluluun treleri ile Kapitalist toplumun kurallar, Anadolu insannn
tinsel yaamna egemen olan yaama biimleri olarak eklemlenmi grnrler. Birinci dzlemdeki yklerinde
insanlar, edimlerinin dorultusunu nceden belirleyen 'yaban' toplumsal rgtlenme biimin trelerine
skp kalmlardr. 'Kara arafl Gelin'de Genzua Kz, babasnn ldrd adamn ailesine verilir;
'Akyavuz'da Ak-yavuz, kaaklar ele veren 'mzevir'i ldrr; 'Hamu'ta ise kendisine cinsel saldrda
bulunmaya yeltenen, ama teslim olmamak iin adam ldren karsn, 'lekelendi' diye vurur ahap... Gene de
Yldz'n insanlar, tinsel yaamlarna kuatc bir biimde egemen olan trelerin buyruklarn bilinsizce
kabullenmek durumunda deildirler. Bekir Yldz Trk ykclnde, ancak son on yllarda belirmeye
balayan bir yaklamla, Anadolu insannn treler karsndaki tavrn zmler. Bu trelere bakaldrmayan
ya da hi deilse deitirilmesi dorultusunda bir aba gstermeyenler, kadnlardr.
1 91
| | N
HLM Y A y
Bekir Yldz'n yklerinde, tre buyruklar karsnda kadn ve erkein farkl tavrlar, son derece nemlidir.
Yldz, ataerkil ve yaban krsal topluluklarda kadnn, gvencesiz ve gsz kaldn, trelerin gereini yerine
getirmekten baka bir kar yol bulamadn gsterir. 'Kara arafl Gelin'de, kzn kocasnn ldrd
adamn ailesine vererek 'kann balatan' kadn bu gvencesizlii imler. Buna karlk, treleri zorlayan,
deitirmeye alanlar, erkeklerdir. 'Barutu Maho'da yaban krsal topluluun treleri, Nalac Hseyin'e,
yeenini ldren Tayyar' vurmasn buyururlar; ama Hseyin yeenini vuran deil, vurduran ldrmek
isteyecek, trelerin dna kacaktr. 'Barutu Maho', krsal ve geleneksel topluluklarda retim ilikilerinin
deimesiyle birlikte trelerin de zorlasnn, yer yer atlaynn bilincini imler.
Beyaz Trk'de, bence zerinde nemle durulmas gereken iki yk var: 'Tahir Usta' ve 'Celp'. 'Tahir Usta'da,
retim ilikilerinin dnm srecinde insan ilikilerinin geirdii dnme tank oluruz. Tahir Usta, kk
kardeinin ivereni olduu bir kutu atel-yesinde ii olarak almaktadr. Hafta sonunda iveren karde bir
sipariin parasn alamad iin aabeysi Tahir Usta'nn fazla mesai cretini vermeyecektir. Yldz, bu ykde
iiyle iveren arasndaki ilikinin yaps ile (Kapitalist ilikiler), iki insan (zellikle iki karde) arasndak ilikinin
yapsn (Akrabalk ilikileri) birbiriyle karlatrarak ne karr. Tahir Usta, iidir; kardeine olan tresel, saf
ve karlksz sevgilisi azalmamtr. Oysa iveren olan kardei iinde yaad (yeni) ilikiler gerei, deimekte
ve sistemin acmasz ve insanszlatrlm mantna uymaktadr.
'Celp' yksnde ise Yldz, Almanya'ya g ederek yeni bir toplumsal rgtlenme dzenine geen Anadolu
insann 'tipik' bir zelliinden yakalar: Kars gece mesaisine kald iin evdeki bebei beslemek durumunda
kalan Mu'lu ii, biberonu kullanmasn bilmedii iin ocuunun lmne neden olur. Bu ykde nemli
olan, yeni toplumsal rgtlenme dzeninde aile iin ataerkil iblmnn deimesi olgusudur. Bebein
lm, erkein tresel toplum iinde kadna ait olan bir grevi stlenmesinden ve bu grevin na-
1 92 [

1 M
D 1 L
V e sanat
sil yerine getirilebileceini bilememesinden ileri gelir.
Bekir Yldz'n Trk ykclne getirdii, bir oklarnn sand gibi, Gney Anadolu'dan kesitler vermesi
deildir. Bekir Yldz'n yklerini, krsal toplumun insanlarnn baland trelerin betimsel bir yaklamla ele
alnd etnolojik bir gere yn saymak yanltr. Tam tersine, Bekir Yldz bu gerelerden toplumsal
rgtlenme biiminin varyantlar olarak, Anadolu insannn iinde bulunduu temel sorunlar imleyen
durumlar kurmakta yararlanmaktadr. Treler, Bekir Yldz'n yklerinde kendi balarna bir ama olarak
deil, birer ara olarak vardrlar.
] 93 r
dil ve Sanat
y A * 1 H '
ki Roman ve Bir yk Kitab zerine Ksa Notlar
1'Aks Olmayan Sular', Pnar Kr'n ykyle roman arasn- da rahata dolaabildiini gsteriyor. Ama u var:
Uzun-y-kler mi bunlar, yoksa kolaylkla romana dnebilecek kurgulary-la ksa-romanlar m? Ne olursa
olsun, roman bir etki sorunu: ykyle roman arasndaki ayrd edici izgiyi, bu etki oluturuyor. Althus-ser'in
'Lire Le Capital'indeki kavramsal izlei yaygnlatrarak unu diyebiliriz: Kr'n yklerinde bir leffet roman
var. 'Bir Deli Aa'-tan bu yana Kr'n ykleri, bu etkileriyle okuru onlar bir roman olarak almlamaya
gtryor.
Dahas var: Kr'n ilk metinlerinde ('Yarn Yarn', 'Kk Oyuncu') yaznsallk kadar bu yaznsall kuatan
(yoksa, 'snrlayan' m demeliydim?) somut tarihten yola kyor olmas ar basyordu. Bu, romanlar biyografi
ve toplumsal eletiri zellikleriyle ne karmaktayd. Oysa Kr, yklerindeki yaznsallkla bu leffet roman'
vermekle kalmyor, yaznsalln kuatlmasna ya da snrlanmasna da olanak vermiyor. Goldmann' izleyerek
yle diyebiliriz sanyorum: Romanlarnda, bu snrlanmadan dolay, karakterlerinin bilincini aamyordu Kr.
Oysa yeni metinlerinde, yklerinde yapyor bunu: Karakterlerinin bilincini ayor. Kr'n yklerinin belirli bir
iro-ni'yle yazlm olmas da bundan. Belki yeri deil ama, rnein Ouz Atay'da da, bu amann getirdii bir
ironi'den sz edilebilir. Bir farkla: Atay'n romanlarnda ya da yklerinde ironi, kendini alabildiine ortaya
koyan, davuran bir ironi'ydi. Pnar Kr'de ise 'ben ironiyim' diye barmyor ironi, kurgunun kendisi oluyor.
HLM v
2. 'Sess? Ev', Orhan Pamuk'un ikinci roman. Roman, karakterlerin 'anlatan' ('anlatc') olarak grndkleri
episodlardan kurulu. Sadece devrimci torun Nilgn ve l dede Dr. Selahattin Darvno-lu, 'anlatlanlar'
olarak grnrler: Dr. Selahattin, kars Fatma'nn anlatm nesnesi olmakla snrl; Nilgn ise, bir anlatlan
olarak, neredeyse btn metne yaylyor. Bu dzlemde okunursa, Sessiz Ev Dr. Selahattin'le Nilgn'n anlats
saylabilir: Dr. Selahattin roman baladnda oktan lmtr; Nilgn'se roman biterken lecektir. Bu iki
anlatlan' birbirine balayan, lm'dr. (te yandan, Anlatanlar dzleminde Hasan 8, Fatma 7, Recep'le Faruk
6'ar, Metin'se 5 kez anlatan olarak grnrler.) Bir baka dzlemdeyse Sessiz Ev, Ha-san'la Nilgn'n anlats:
Hasan, ldren, Nilgn'se ldrlen. Burada da anlatan'la (Hasan) anlatlan (Nilgn) lm birbirine balyor.
Recep (cce) ve smail'le (topal), bu 'lm' izlei (romann izlei bu, bence!) bir sylen'in yapsna yerleiyor.
Sessin Ev, ada bir sylen. Romanda bir sylen yapsnn bantlarn gryoruz: Hasan, ldrd
Nilgn'n vey amcasnn kz olduunu bilmiyor rnein.
Orhan Pamuk, Sessiz Ev'de Henry James'in, bir karakterin teki karakterlerin bilincinden almland anlat
tekniini kullanyor. Bu teknik zellikle Fatma'nn 'anlatc' olarak grnd episodlar-da uygulanyor.
Fatma'nn Dr. Selahattin'den ve ona duyduu korkun nefretten tede bir varoluu olmadn anlyoruz.
Ancak bu anlatdaki i konuma ok dzenli. Okur, '90 yandaki bir kadn nasl oluyor da bu kadar mantksal
dnebiliyor' demekten kendini alamyor. Orhan Pamuk, gecikmi bir Aydnlanmac'y, Dr. Sela-hattin'i ve
onun bilim tutkusunu ne kararak Batllama sorunsalnda farkl bir tip kuruyor. Madame Bovary'deki
eczac M. Ho-mais'yi anmsatsa da Dr. Selahattin bu yzyln bandaki pozitivist tbbiyeli Osmanl'nn
tipletirilmi bir rnei. Sonunda kendini alkole vurduunu (doallkla Fatma'nn anlatsndan) reniyoruz.
Ama ilgin olan u: Olu Doan da alkole tutunacak, onu da olu Faruk izleyecektir. Orhan Pamuk, bu kez
tarihsel boyutta 'lm'n romann temel izlei olduunu belirtiyor bize.
3. 'Berci Kristin p Masallar', Latife Tekin'in roman. Roman-

P l ve Sanat
\ "7 1
ja ilk dikkati eken, Tekin'in dili. Btnyle somut bir dil anlatya egemen. Gndelik dildeki eretilemeli
(metaforik) kullanmlar, somut ve dz bir kullanma dnyor. rnein, romann bitimine doru 'iektepeli
kadnlarn yznde derin aknlk izleri kal-d'ysa, bu 'izlerin rtlmesi' iin 'kadnlar gzlerinin etrafna boya
svyor'lar. Dilin somutlanmas, Doa olgularnn insana zg edimlerle dilegetirilmesinde de {'Pathetic
Fallacy') kendini belli ediyor: Trk 'yoruluyor', rzgar 'geziyor', sabah 'haber yayyor'. Dilin somut ve
antropomorfik kullanm, anlatnn temelini kuran hurafe ve btl inanlar sylemini yaplanmasna olanak
salayan bir sahihlik kazandrm Berci Kristin p Masaan'na. Bruno Snell, The Discovery of Mind'da
Homeros'un dilinin de somut ve eretilemesiz bir dil olduunu vurgular. Tekin Homeros'a yknyor bir
bakma, onu oaltyor. Bedeni bir btn olarak kavratmyor; bedenin yapp etmelerini dardan anlatyor.
rnein gzler 'glerek uuyor, iekli kumaa konuyor'. Bedene ilikin edimler, edilgin kullanmlaryla bu
'dardan betimlemeyi destekliyor. Hurafe sylemini kurabilmek iin dili iyice yabanllatryor Latife Tekin.
Tekin, bir gecekondu mahallesinin kuruluunu (tpk Dnya'nn kuruluuna ilikin kozmogoniler gibi)
anlatyor. Gecekondu, bir kurmaca olarak hurafe syleminde yeniden retiliyor Berci Kristin p
Masallan'nda... Nedensellik bantsn kasten zayflatarak, arptarak ya da yer yer tarihsiz toplumlarn rf ve
detlerinden yararlanarak yapyor bunu: Kara Hasan'n grev kutlamas, bir iiden ok bir amann
davranlarn andryor. Grevciler dileklerini beze yazp grev yerine asyorlar ya da sendikaya adak adyorlar.
Bu tip yerdeitirmelere sk sk bavuruyor Latife Tekin: Sendikayla bir yatr'a yer deitirtiyor.
Tekin, bir anlatc olarak sk sk mdahale ediyor anlatya. Hurafe syleminin somut dile yaslanan ierden
anlatsna karyor; yazarn sz'nn hurafe syleminin dnda kaldn vurgulamak istiyor sanki.
Berci Kristin p Masallar bir bakma sosyologlarn 'Halk Dini' adn verdikleri, Resmi Din'in altnda ikincil bir
kurum olarak basit imgelere dayal Volk slam'nn bir anlats da saylabilir.
D1L ve sanat
'Trk Romanna Eletirel Bir Bak' zerine
hmet Mithat Efendi'den Ahmet Hamdi Tanpnar'a kadar
./Vsekiz romancnn 'Trk romanna hangi ynlerden katkda bulunduklarn, gelitirdikleri teknikleri ve
ounda ortak olan Ba-t-Dou sorunsalna yaklamlarna roman trn ne denli baaryla kullandklarn'
saptamak. Berna Moran, Trk Romanna Eletirel Bir Balcs'n1 nsz'nde amacn byle aklyor. Hemen
belirteyim ki, Trle Romanna Eletirel Bir Bak, Trk romann belirli bir sorunsaln dnm balamnda ele
alan nemli bir yapt. Dahas, kitap, kendi trnde imdiye dein yaplm incelemelerin en yetkini; buna hi
kuku yok. Ne yazk ki burada kitabn ancak ksa bir tantmas yaplabilecek; kitapta nesrlen dncelerin
ayrntl bir irdelemesine girilmeyecek. Bu, kukusuz, ok daha geni kapsaml bir almann konusu. u
kadarn nceden belirtmekte yatar var: Trle Romanna Eletirel Bir Bak, bata edebiyat retmenleri olmak
zere, edebiyatla yakndan ilgisi olan herkesin mutlaka okunmas gereken bir bayapt bence.
Trk Romanna Eletirel Bir Balcs'n bir bayapt olduunu sylemek, kukusuz, bu kitapta bulduum
ayrntya ilikin baz eksiklikleri vurgulamama engel deil. Bu eksikliklerden birincisi, 'Divan Edebiyatnn Saray
merkezli bir edebiyat' olduu (s. 26) gr. Bu
,1) Berna Moran, Trk Romanna Eletirel Bir Bak, letiim Yaynlar, stanbul,
1983.
HLM y .
1 A
yarg doru, ama eksik: Divan Edebiyat, salt 'Merkez'e (Saray'a) dayal bir edebiyat deil nk. Prof. Dr.
Sabri Ulgener, XVI. yzylda yazlm bir Terkib-i Bend (Badadl Ruhi'ninki) ile XIX. yzylda yazlm bir
Terkib-i Bend'i (Ziya Paa'nnki) karlatrarak, bu iki yaptn Merkez'de (Saray'da) ve Periferi'de (burada,
'Tara' anlamnda) 'radikal bir zihniyet ve norm fark' gsterdiini belirtir. Demek ki, Divan edebiyatnn
periferilemesi de szkonusu.2
kinci eksiklik (buna eksiklik denebilir mi, bilmiyorum) Bat'da ve bizde ilk romanclarn geleneksel anlat
trlerinden yararlanmalarna ilikin. Bat'da romanstan, bizde ise k hikyelerinden ilk romanclarn bir
kompozisyon modeli olarak yararlandklarn biliyoruz. Romanslar Moran'n deyiiyle, 'genellikle mutlu biten
bir ak yksn dile getirir; olay rgs ve episodlar belli kalplar tekrarlar. Kiileri de siyah beyazdrlar, ya
iyi ya kt' (s. 26). Bat'da romans, bu yaps ile romann kompozisyonunu nasl belirlediyse, bizde de k
hikayeleri ilk romanlarmz zerinde o kertede belirleyici olmutur. Buna kuku yok. Ama romans trnn
(dolaysyla, k hikayelerinin) de indirgenebilecei; yineleme yapsnn belirli bir tr anlatya, mit'e ama onun
da belirli bir kesimine zg olduu belirtilmeli burada. Doallkla mit'te, bir anlatnn episodlarn kuran
bantlarn yinelenmesinden szediliyor, yoksa romanslarda ya da k hikayelerinde olduu gibi farkl
anlatlarda ayn kalplarn yinelenmesinden deil! (Burada, Berna Moran'n aynlk/tehlike/bir-leme biiminde
btn romans ya da k hikayelerinde yinelendiini syledii kalplarn, Todorov'un Grammaire du
Decameron'da daha farkl bir izlek balamnda, denge/'dengenin bozulmas/yeni denge olarak zmlediini
de anmsamal).3
Benim szkonusu ettiim 'yineleme', mitlere ilikin. Lvi-Strauss ksa evrimli mitlerde episodlarn kartlk
yapsyla (structure d'opposition) deil, yineleme yapsyla (structure de rduplication)
(2) Sabri F. lgener, Zihniyet, Aydnlar, tzmler, Der Yaynlar Ankara, 1983, s. 30-38 131 Bu konuda bu
kitaptaki 'Romann Temel Sorunlarna likin Notlar' adl yaznn 5. blmne baknz.
1 loo l
^ dil ve Sanat
C. Lvi-Strauss, L'Origine Des Manires De Table (Mythologiques), Pion, Paris, 1968, s. 70-106
\ 101 [
temellendiini belirtir. Byle bakldnda, ksa evrimli mitlerle tefrika roman arasnda bir edeerlik
olduunu syler Lvi-Strauss. Tefrika roman da mutlu son'u arar: 'iyinin dllendirilmesi ve ktnn
cezalandrlmas ile tefrika roman, bu tr mitin kapal yaps-nn belirsiz ve karikatrs bir edeeri olur. Ahlk
dzeni, Doa dzeninin yerine almtr burada'.4
Bu sorun zerinde bu denli durmamn nedeni u: Grlyor ki, burada 'yineleme yaps' episodlar arasnda
deil, ama ykler arasnda anlatnn konstrksiyonunu belirliyor. Lvi-Strauss tefrika romanlarda da
'yineleme yaps'nn belirleyici dzey olduunu sylyor. Bunun bizim amzdan nemi urada: lk trk
romanclar, romanlarn 'tefrika' edilmek zere yazmlardr. Dolaysyla, ilk romanlarmzda tefrika' olgusu ile,
'yineleme' arasnda bir bant olabilir; bu bir. kincisi, yine 'tefrika' ile, kiilerin iyi ya da kt olmas, ksaca
Doal dzenin yerini alan Ahlk dzeni arasnda da bant olabilir. Sorun bu balamda ele alnnca, durum
ilginleiyor. rnein, psevdi'de tefrika edilmi olmasna karn 'mutlu son' yok! Tam tersine psevdi, Lvi-
Strauss gibi sylersek 'Lojik ve Doal Olan'a dn' imleyip Ahlk dzenini olumsuzlamasyla tefrika roman
yapsna hi uymuyor. Bana yle geliyor ki, Lvi-Strauss Hseyin Rah-mi'yi okusayd, onun byk romanc
olduunu dnrd herhalde... Sadece Yasalar ve Ahlk' Doa'ya aykr bulduu iin deil, ama ayn
zamanda, Berna Moran'n deyiiyle, 'bir bakma tarihten soyutlanm bir toplumun geleneklerini, rf ve
detlerini' betimledii iin!
Sz Hseyin Rahmi'den almken, eksik bulduum bir baka soruna da deinmem gerekiyor. Moran yle
diyor: 'Grpnar Kokotlar Mektebi'ne yazd nszde de, istedii eyleri aka yazamadndan, yasalarn
elini kolunu baladndan ac ac ikayet eder. Bundan tr kendisini gvenceye alabilmek iin bulduu
are,
HLM y a
'Tehlikeli' sayd dnceleri serserilere, olumsuz karakterlere ya da kaklara syletmektir'. Moran, bu
yntemin Hseyin Rahmi'ye zg olmadn elbette bilir. Shakespeare'in oyunlarnda (zellikle, Kral Lear)
kimsenin sylemeye cesaret edemedii dorular, bu tiplere (Fool: Saray Soytars) syletilir. Moran, nedense,
sorunun bu yanna deinmiyor. Bu o kadar nemli deil! Ama nemli olan, bu yntemin bizim anlat
geleneimizin iinde de zgl bir yeri olmas. (Bu, nemli; nk Moran k hikayeleri, meddahlk, ortaoyunu
ve karagz gibi geleneksel anlat trlerinin ilk romanclarmz tarafndan nasl kullanld sorunu zerinde
zellikle duruyor.) Halkn grlerine uymayan ileri fikirlerin 'meczub' ya ada 'divane' diye anlan kiilere
syletilmesi, bir tr anlat olarak fkra ve mesel geleneinin bir paras. Feridddin-i Attar'n Utumame'sinde
radikal ve aykr fikirlerin niin bu tiplere syletildiini Helmut Ritter gereince aklyor: 'Bu divanelerin teki
insanlarla olan ilikilerini belirleyen, bu tr kaklara tannan zgrln korumas altnda, normal insanlarn
sylemesine izin verilmeyen eyleri sylemeleri ve yapmalardr. Bu yzden bu divaneler, yneticilerin, trl
dinsel safsataclarn en keskin eletirmenleri olarak grnrler'.5 Dolaysyla Hseyin Rahmi fkra ve meselden
bu tr yararlanyla da anlat geleneine balanm oluyor.
Trk Romanna Eletirel Bir Bak zerine ok ey sylenebilir. Bunlardan biri de, Trk roman zerine olduu
kadar, romann genel sorunlarna ilikin, yeri geldike yaplan aklamalarn da Mo-ran'n kitabnn deerini
bsbtn arttrddr. Nitekim okur, 'anlatma' ve 'gsterme' teknikleri arasndaki; tip, karakter ve soyut simge
arasndaki; ii monolog ile bilin akm arasndaki farklar Moran'dan reniyor. Moran, yine sras geldiinde,
daha nce yaplm olan baz yorumlarn kofluunu da ortaya koymaktan ekinmiyor. Bence kitabn retici
yan, eletirel yaklam kadar nem-
H. Ritter, Muslim Mystics Strife With God, Oriens, Cilt: 5, Sayt: 1, Leiden, 1950. -1 102 |-
V e sanat
, 1 f
amas kimlii kazanyor.


\ 103 I-

. dil ve Sanat
I n <
1 iir Dil deildir, Sz'dr..
1.1. iirin tarihi Dil'den Sz'e dorudur (Historisizm).
1.2. iirin tarihi, kopma'larla belirlenir. Mallarme'nin iiri, ondan ncesiyle yerdeitirmi bir iirdir.
1.3. iirin gelenei, onun tarihi deildir.
2. iir Dil iken kapal, Sz iken 'ak yapt'tr.
2.1. iir Dil'den arndka, anlamdan da arnr.
2.2. iirin gsterilen'i kavram deildir, imge'dir.
2.3. Bir tanm: iir, dnyann zihinsel imgesidir.
2.4. yleyse, zneldir iir: Bir imgenin iki ayr zihinde birbirine benzer olup olmadklarn denetlemez:
'Si duo idem faciunt non est idem'.
2.5. 'Gne bir altn gldr' dizesinin zihinsel imgesinin, her zihinde ayr bir 'resmi' vardr.
3. imgenin nasl almlanabilecei konusunda okura yol gsterilebilir mi? Bu yol gstericiliin pratik bir yarar
var m dr? Bu yol gstericilie karn, gene de okurun airin zihnindeki imgeyi (eer, byle bir imge varsa!
Olmas gerekmez nk...) almlayp almlamad denetlenemez.
3.1. imgenin almlanmas iin iirsel metnin kendisine konulacak yol gsterme eklentileri, metni iirsel bir
metin olmaktan karr. Neden?
3.2. air, iirine 'ey okur bu imgeyi yle almla!' diye bir yol gs-
1 i? 1
iir in Kk Tractatus
(Tractatus: Poetico-philosophicus)
hilmi Ya
terme eklentisi yapamaz. Oysa mziksel metinlerde bu trl yol gsterme eklentileri (Elgar, Stravinsky) oktur
ve bu eklentiler, metni mziksel bir metin olmaktan karmaz. Neden?
3.3. Mziksel metinde yol gsterme uyarlar icracya yneliktir. iirsel metin asndan byle bir dolaym
yoktur.
3.4. Mzikte icrac, deyim yerindeyse, bu tr eklentileri 'szer'.
3.5. Buna karlk Karlheinz Stockhausen, Klavierstuck XI'de bir dizi mziksel yap nerir. crac bu yaplardan
herhangi birini, balang iin zgrce seebilir (bkz. Umberto Eco). Necatigil'in Kareler'de yapt bu deil
midir?
3.6. Bir imgenin nasl almlanmas gerektii konusunda okura yol gstermek, o imgeyi 'imge' olmaktan
karar, 'kavram'a dntrr. iir de, Sz olmaktan km, Dil olmutur artk.
3.7. 3.1.'deki sorunun yant 3.6.'dadr.
1 108 l
dil ve Sanat
iir ve Logos
Anlatrlar: Rilke, uzun sre iir yazamamaktan yakndnda, yontucu Rodin, 'azizim Rilke', demi, 'niin gidip
nesnelere bakmyorsunuz? iir de resim gibi yaplr nk...'1
Rilke'nin bu de uyup Paris'in o ok nl hayvanat bahesine gittiini, orada, kafesinde dolanan bir panteri
uzun uzun seyrettikten sonra, oturup Panter iirini yazdn biliyoruz. Rilke, Rodin'e hak vermi olmal:
Demek ki, nesnelere baklarak resim ya da yontu yaplabildii gibi iir de yazlabiliyor! yleyse, resim ya da
yontu retme eylemi iin kullandmz 'yapmak' fiilini, iir retme eylemini gstermek iin de kullanamaz
myz?
Edip Cansever'in eski iirlerinden birinde, 'yaplan bir eydir iir'2 diye bir dize vardr. Bugn Bat dillerinin
ounda 'iir'i gsteren szck, Grek dilinden 'poiema'dan geliyor. 'Poiema', 'yaplan ey' demek. Eski
Greke'nin bir zellii de, bugn bizim 'gzel sanatlar' diye adlandrdmz artistik etkinlikleri gsteren bir
szcn bu dilde bulunmamas. Eski Greke'de hem gzel sanatlar hem zenaatlar hem de beceriye ilikin
etkinlikleri gsteren bir tek szck var: 'Techne' szc. Demek ki, Eski Greke'de bir airin, bir
J. B. Leisman, Rilke, Selected Poems, Introduction. Penguin Modern Eupean Poets dizisi, Penguin Books,
Londra, 1964, s. 15 <2) Edip Cansever, Btn iirleri (Yeniden), Cem Yaynlar, stanbul, 1981, s. 26 (bkz.
'Kaybola' adl iir.)
1 109 [
HLM Y A y
yontucunun etkinlii ile, rnein bir mlek yapmcsnn etkinlii, znde, birbirinden ayr saylmyor.3
airin yapc deil 'yaratc' olduu dncesinin gemii ise daha eskidir. airin yaratc olduunu
dncesinin, onun bilicilii ya da yalval ile bants olmal. E. R. Dodds, The Greeks and the Ir-rational
adl yaptnda4 bir yalva ya da bir bilici olarak air imgesinin, 1. O. V. yzyldan daha da eskiye ait bir imge
olduunu belirtir. lon'da5 iyi airlerin, iirlerini yazarken, akllarnn banda olmadn syleyen Platon'un da,
byk bir olaslkla, bu imgeden yola kt dnlebilir.
iirle akld arasndaki bantnn slam ncesi Arap ve Trk yazn balamnda da kurulabildiini gryoruz.
Fuad Kprl, Trk Edebiyat Tariru'nde6 'Bah-Ozan'larn dinsel trenlerde kendilerinden geerek tepinip
sradklarn, bu arada da iir sylediklerini yazyor. 'air' szcnn, Arapa'da 'bilici', tantc' anlamna
geldiini de gene, Kprl'den reniyoruz.
Dnyay akld olandan arndrma eylemini stlenen Platon'un iiri kentinden kovmasna armamal. Gzel
iirler, ancak aklbanda olmayan airlerce sylenebiliyorsa, gzel iiri sokmayacaz kente!.. Ama ya
aklbanda airler gzel iirler yazabiliyorsa? Platon bu olasl dnmedi: Ona gre iir'le logos
badamyor nk; air sylediklerini aklayamad, ne dediini bilmedii srece logos'un dnda kalmak
durumunda: Logos, 'belirsiz imge'lerle
() Bir yontucu ya da bir mleki, ura el emeine dayand iin btn bir Antik Dnya'da (zellikle de
Yunanistan'da), airden daha aa bir konumda saylmtr. Bu konuda bkz. Arnold Hauser, The Social History
of Art, 1, Routledge, Kegan and Paul, Londra, 1968, s. 102-103
(4) E. R. Doods. The Greeks and The Irrational, Routledge, Kegan and Poul, Londra, 1957, s. 82
,5) Platon, lon, 534 A. airler 'akllar balarndan gitmi (katekomenia), esrimeye dalm bir halde, st ve bal
eken Bakkant'lara benzerler'. (Burada, Ion'un Maarif Vekaleti, Yunan Klasikleri: 22 evirisinden yararlandk.)
161 M. Fuad Kprl, Trk Edebiyat Tarihi, tken Yaynlar, stanbul, 1980, s. 67-68
O L VE SANAT
(eikasia) gereklemiyor; 'kt imgelerle dilegetirilen' (eikaze t'is ka-kos to logo) iirse hibir eyi aklamyor.
Sanrm Platon bir noktada yanlyor.7 iir'le dnyann akla dayal aklamas yaplamaz; ama iirin de bir
logosu yok mu? air yaz-dklaryla dnyay aklayamasa bile, ne yazdn aklayabilemez mi gerekten?
Savunma'da Sokrates airlerin 'bir sr gzel eyler syleyip de ne demek istediklerini bilmeyen' kiiler
olduunu syler, biliciler ya da yalvalar gibi. iirle logos badamyor, iirle dnyaya ilikin aklyrtmeler
olanaksz, Platon byle dnyor.
Oysa dnyaya ilikin aklyrtmeler beklenmiyor iirden. stelik, iirin ii deil bu. Dnyaya ilikin
aklyrtmeyen iir, zorunlu olarak, airi ne sylediini, ne yaptn bilmeyen biri de klmyor. airden,
yalvalk ya da bilicilik beklenmiyor artk. Yaratc sayld srece biraz yalva, biraz bilici gzyle baklan air,
ne demek istediini bilmedii iin balanrd belki, ama imdi balanmyor. iiriyle dnyay aklamasn,
ama iirini aklasn isteniyor. Ksaca, ne yaptn bilsin isteniyor...
Ne yaptn bilen air, yaratc deil, yapcdr. iir nceden ta-sarlanabiliyorsa, bu, iirin ex nihilo yaratlan bir
nesne deil, yaplan bir nesne olduunu gsterir. 'Yapmak' eylemi, bir tasarm ierir nk. Varoluu dille
sylemek gerekirse, bir nesne olarak iirin tasarm ya da z, varlndan nce gelir. Dolaysyla, Edip Canse-
ver hakldr: 'Yaplan bir eydir iir*.
iirde, belki de genel olarak btn sanat alanlarnda tasarmn, dolaysyla bu tasarm pratie dntrecek
tekniklerin belirleyicilii de buradadr ('teknik' szcnn Greke'deki 'techne'den geldiini anmsayalm).
Mayakovski, iir Nasl Yazdr'da 'rastlanty, sa-
171 Platon, zellikle Devlet'te (534b ve devam), dnyaya ilikin aklyrtmenin di-yalektikinin ii olduunu
belirtir. Diyalektiki, her eyin 'varlnn aklamasn (Logos tis ousias) ister. Bu Logos'u veremeyenin,
kavray (nos) eksiktir, der Platon. Ayrca Platon'un sadece airleri deil, matematikileri de, nesrdkleri
varsaymlar 'aklayamadklar' (logon didonali) iin serte eletirdiini unutmamak gerekiyor.
HLM
rn, ,ap,lan bir nesne 2T'" ^ H' * b'' gos'u, onun tasannu, il tu S TT' 'erit iirin L-* gzel s,,,
ya2ab,livoriaf ip ,ty *;f^ b.
PL ve sanat
ki iirsel zlek
Yaama sevinci ve yaama azab: Bu iki izlein Trk iir gele-neindeki yeri gereince irdelenmi deil.
Yaama sevincinin Garip iiri ile birlikte, bir izlek olarak grnd belirtilir. Bir lde yledir de: iir,
Garip'ilerle birlikte kla dolar. air Doa'nn yenidendouu karsnda bir cokuyu yaamaktadr. Orhan
Velinin
Deli eder insan bu dnya
Bu gece, bu yldzlar, bu koku
Bu tepeden trnaa iek am aa
dizeleri geceyi bile aydnlatan bu cokunun iiridir.
'Yaama sevinci'nin Trk iirindeki tarihinin mitik (mythique) bir tarih olduunu belirtmeliyim burda. Bu, bir
Yenidendou mi-ti'dir. Bir izlek olarak 'yaama sevinci', topluluun ortaklaa yaad bir cokuyu ve
esrimeyi imler. zlein taycs olan air, bir 'birey' deildir burada: Yenidendou mitini yeniden-reten bir
topluluk adna konumaktadr. Baka trl sylersek, 'yaama sevinci', bir 'varlk sorunu' olarak konulmaz
Trk iirinde.
yleyse unu kesinleyebiliriz: Orhan Veli'nin insan 'deli' eden 'Dnya's ile, rnein Nail'nin 'mestane'
baklan 'Alem'i arasnda bir ontolojik ayrm vardr; Naili
Mestne nuku-i suver-i leme baktk Her birini bir zge tem ile getik
derken, Orhan Veli gibi aatan, yldzlardan, ieklerden, ksaca
1 US \
h L M ! y A v
nesnelerden (eylerden) deil, naklardan ('nuku'), ya da bir baka deyile, nesnelerin imlerinden szeder.
Ama her iki iirde de vurgu, seyretme ediminin verdii cokuda, esrimededir. Evren, birini 'deli' eder,
tekiniyse 'mestne' kendinden geirir. Naklardan (imlerden) somut nesnelere geilmise, bu dil'in simge-
dil'den im-di-li'ne dnmesindendir. Vurgununsa edim'de (bu edimin simge-dil-deki karl temasa
[contemplation], im-dilindeki karlysa bak-ma'dr), ya da edim'in nesnesinde deil, ama edimin getirdii
cokuda olmas olgusu deimemitir.
'Yaama azab' izleiyse, sanki daha temelli bir sorunmu gibi grnyor. Tanpnar, Akif Paa'nn 'Adem
Kasidesi'ndeki dilteng'i hes deyiini, 'yaama azab' ('angoisse') diye evirir ve iirin, 'bu kelime veya tabir
gzden karlmadan okunmasn' salk verir. Tan-pnar'a gre dilteng-i hest, teki kavramlarda birlikte
('varlk', 'yokluk') bir felsefi sorunu imler: 'ferd meselelerin bu tarz bir nev felsefi azaba yol aacak kadar plan
deitirmesi, eski edebiyatmzda ilk defa grlen bir vakadr', der Tanpnar.1
Hemen belirteyim: Tanpnar yanlyor. Akif Paa'da yaama azab, Tanpnar'n sand gibi, 'bireysel' (ferd) bir
sorun olarak ne-kmaz. Kaside, Akif Paa'nn bu sorunsal bireysel deil, dinsel bir sorun olarak kavradn
gsterir. Burada da air, bir cemaat syleminin iinden konumaktadr. Yaama sevinci izlei ne denli mitik
(mythique) ise, yaama azab o denli dinsel bir izlektir burada: Trk iirinde birey yoktun iir ister mitik, ister
dinsel olsun, her iki dzlemde de, bir cemaat sylemi olmak konumundadr. iirde birey olmad iin,
felsefede yoktur.
A. H. Tanpnar, i 9 uncu Asr Trk Edebiyat Tarihi, alayan Kitabevi, 5. bask, stanbul, 1982, s. 98
1 n
DL VE SANAT
iir ve Harfler
1.
Yanlmyorsam, 'szn simyas' zerinde ilk kez ayrntl a olarak duran, Platon'dur. 'yleyse V harfi ile
balyalm' der Sokrates, Kratyios'ta, 'bu harf bana her trl eylemi bildirmek iin kullanlan bir ara gibi
geliyor. (...) nce rhein (akmak) ve rhoe (aknt) szcklerinde dorudan doruya bu harfle eylemi yanslyor;
sonra tromos (titreme), daha sonra trakhs'te (sert); bunlardan baka krouein (arpmak), thrauein (krmak),
ereikein (paralamak), thrptein (ufalamak), kermetizein (para para etmek), rhmbein (evirmek) gibi fiiller.
(...) Bu adlar koyan kimse, konuurken dilin bu harfe gelince hi durmayp en ok titrediinin farkna varm
olmal. (...) T ise, hereyin arasndan kolayca geip gidebildiinden olacak, btn ince eylerde iine yaryor.
(...) Ad koyarken 's'; 'ps', 'ph' harfleriyle souk'u (pskhron), 'slk alan' (seon), sallanmak' (se-iesthai) ve
genel olarak 'sarsnt'y (seismos) yanslyor. nk bu harflerde soluk vardr. (...) te yandan dili sktran ve
aaya basan 'd' ve 't' seslerinin zellii, ona 'balama' (desmos) ve 'durma'y (statis) yanslamada yararl
grnm olmal. Sonra (1) harfini sylerken dilin pek ok 'kaydn' (olisthanein) grdnden, bu
benzerlikten 'dz u (leion), asl 'kayma'nn (olisthaein) kendisini, 'ya-l'y (poran), zamk gibi 'yapkan'
(kollodes) ve btn buna benzer szckleri yaparken yararlanmtr. G'nin etkisi, dilin kaymasna kar
koyduundan, bu sesle 'yapkan' (gliskhron), 'tatl'y, (glk) ve 'am sakzn andran' (gloides),
yanslamtr. te yandan, n'nin bir i ses kardnn ayrdna vararak harflerle olaylar tasta-
115
HLM y A v
mam ortaya koyduu dncesiyle 'ite' (endon) ile 'iinde' szcklerini ona gre koydu. Sonra 'a'y 'byk'e
(megalo) ve e'yi 'uzun-luk'a (meke) verdi; nedeni bu iki harfin uzun olmasdr. 'Toparlak' (gonglon)
anlatmak iin 'o' harfine gerekseme duyduundan, bu adn hamuruna en ok ondan kartrd'.1
2. Jakobson da, dilde seslerin duyumsal niteliklerinden dolay belirli anlamlar iletebileceklerini belirtir; bir 'ses
sembolizmi'nden sz eder. Ses sembollerinin deiik duygu trlerine, zellikle de iitim ve grmeye bal
nesnel ilikiler olduunu ne srer. Bu yzden de, 'sz zincirindeki hibir paraya indigenemeyen ve gsteren
dzleminde yer alan, brnsel (prozodik) nitelik tayan vurgu, titremleme (ertonasyon), sre ve durak gibi
para st birimler (supraseg-mental units) nem kazanr. Jakobson, bu alanda ses dokusuna ilikin olarak
yaplacak aratrmalarn bileik fonemik birimlerden deil, onlarn bileenlerinden yola klarak
gerekletirilmesini nerir. Tiz ve pes nller arasndaki fonemik karolum'a dikkati eker Jakobson, yle
der: 'i'inin mi, yoksa u'nun mu daha koyu (sombre) olduunu soralm. Bazlar bu sorunun bir anlam
olmadn syleyeceklerdir; ama hibiri 'i'nin daha koyu olduunu syleyemeyecektir'. Ancak, burada, nemli
bir olgunun altn izmek gerekiyor: Bu harfleri ieren szcklerin, dile getirdikleri anlam, kukusuz, ok
farkldr. Seslerin duyulara gnderme yaparak kurduu anlam (buna, Jakobson'dan yola karak lsynestezik
anlam diyebiliriz), tpk mzikte olduu gibi clz ve belirsizdir: Szcklerle betimlenebilir, ama szcklerle
evrilemezler; szel anlamdan (verbal meaning) farkl eylerdir nk.2
3. R. Wellek-A. Warren da, Jakobson gibi bir 'ses sembolizmi'nden sz ediyorlar: 'Birka duyguyu birden
etkileyen synestetik ve ok arml szckler btn dillerde vardr. Bunlar da, airler-ce iyice
kullanlmlardr. Rimbaud'nun nllerle (wovels) renkler
l1> Platon, Kratylos, Maarif Vekleti Yaynlar, Ankara, 1944, s. 426-427d.
(2) R. Jacobson, Linguistics and Poetics (T. Sebeok'un [ed.] Style in Language'nda.
j DL VE SANAT
Y A * '
arasnda birebir bant kuran, o ok bilinen 'Les Voyees' iirinde, 'e' ve 'i' gibi n-nller (damaksllar) ile
ince, hareketli, parlak, ak nesneler arasnda; te yandan da 'o' ve 'u' gibi art- nller (art-damaksllar) ile
hantal, yava, canskc (donuk) ve karanlk nesneler arasnda baz bantlar kurulabilir'. Wellek ve Warren
byle dnyorlar.3
4. Trk yaznnda, benim bilebildiim kadaryla 'ses semboliz-mi'den ilk sz eden Mehmet Kaplan olmutur.
Kaplan, zellikle A. I. Trannoy'tan yola karak Tevfik Fikret'in iirinde 'armoni' sorununu irdeler ve iirde
armoni'nin ya alliterasyon ya da assonans yoluyla salandn belirtir. Kaplan'a gre, 'alliterasyon nszlerin
(consonnes), assonans nllerin (voyelles) bir ya da birka dizede yinelenmesi' anlamna gelir. Kaplan, Tevfik
Fikret'in ikisine de bavurduunu syler.4
Kaplan da Y nszn nemsiyor, yle diyor: V konsonu, Fikret'in iirlerinde gh yumuayarak,gh sertlee-
rek akan, fakat hi dinmeyen bir nehir gibidir'. Fikret'in 'r' nszn birka anlamda badatrdn belirtiyor
Kaplan ve 'bazan devaml bir grlt intiban uyandrd'n; 'bazan yumuak, kadifem-si ve kaypak
hareketleri' anlattn; 'bazen de ok yava, tembel ve zevkperest hareketlere refakat ettiini sylyor, 's'nin
Fikret'in iirlerinde 'serinlik, sknet, sabah tazelii, parlaklk, dini huu' anlamlaryla armonize edildiini; ''nin
'iddet, grlt, parlaklk, nee intibalar' verdiini: 'n'nin 'hznl veya neeli, iddetli veya sakin bir
tannaniyet (tn) saladn; Tnn (umumiyetle hayali, geceye ait ve uzak eylerin izlenimlerine elik ettii; 't'
nin, 'sertlik, iddet, bazen de titreklik' izlenimi verdiini belirtiyor. nllere gelince, Kaplan, kaln nllerin,
zellikleri yuvarlak olanlarnn (yuvarlak olanlarn incesinin de), genellikle 'karanlk bir atmosfer ve ruh haleti'
uyandrmak iin kullanldn; 'u', ''nn bazan 'a', 'e',
131 R. Wellek-A. Warren, Theory of Literature, Penguin University Books, Londra, 1973. s. 162
(4)M. Kaplan, Tevfik Fikret ve iiri, Trkiye Yaynevi, 1946, stanbul, s. 149-159
1 117 [
HLM Y A yW
'i' ile 'fasllandrlarak, bir raks, bir dalgalanma' izlenimi verdiini; 'e' ve 'i'nin ounlukla 'neeli, hafif yahut
ince, gaml' duygulara elik ettiini sylyor.
5. Dr. Hasan Cebi, Necip Fazl zerine yapt almada5 'bilindii gibi'diyor, 'iirde armoniyi salayan, msra
rgsndeki seslerdir. (...) Daha umumi bir syleyile, sesli ve sessiz harflerin msra-lardan meydana getirdii
mzik ve ahenktit armoni...' Necip Fazl iirinin neredeyse tmnde 'b' nsznn 'kendisini ilk anda belli
eden' seslerden biri olduunu belirtiyor Cebi ve 'b'nin 'd' ile birlikte iire yumuaklk verdiini sylyor. ''nin,
yumuak nszlerden 'm' ve'n' birlikte, ou zaman 'daha fazla dini, metafizik konularda' yazlm iirlerde
grldn sylyor, 'r'nin ince ve zarif aknn, 'm' ve 'n' nsz ile'airin dilinde akc, lirik duygular ifade
eden bir edas' olduunu syledikten sonra yle diyor: 'Suyun akndan tutun da yalnzln verdii
melankolik havaya kadar her hisse bir ifade vastas olur'. Cebi, 's' nsz iin de u yargya varyor: 's', Necip
Fazl'n iirinde ses, ahenk, armoni ve mzik iin bavurulan en mhim konsonlardan biridir, (p, , k, )
sesleriyle birletii kelimeler sessizlik, serinlik, sisli duygular ifade ettii gibi, sknt ve buhranlarda da ayn
derecede kullanlr.'
6. Dilbilim'de Nkhet Gz, Fe'tes Gakmtes'a ilikin yazsnda, hem 'ses sembolizmi'ne gnderme yapyor hem
de Verlaine ile rnekliyor6 Fetes Gakmtes'daki iirleri bekte topluyor N. Gz: Karamsar, kayg dolu, hzn
verici iirler', 'tasasz, alay ieren iirleri' ve 'her iki izlein de yer ald, alay, zlem, giderek biraz da hzn
tayan iirler'. Gz'e gre, 'birinci bekte yer alan iirlerin ortak niteliklerinin belki de en nemlisi, uzun ve
pes seslerin, ksa ve tiz seslerden ok daha fazla yer almas'dr. yle diyor: 'Ayrca genizsi nller ve
nszlerin iitim sresini uzatan nllerle pekitirilmi iki tr nszden yararlanlmtr: Grltl, uyumsuz
sesler; nlye ya-
(5) Hasan Cebi, Btn Ynleriyle Necip Fazl Ksakrek'in iiri, Kltr ve Turizm
Bakanl Yaynlar, Ankara, 1987, s. 98 vd. 161N. Gz, iirsel lev ve Yapsal zmleme, Dilbilim, VII. 1987.
0 1 L VE SANAT
kn yumuak ezgisel sesler. nllerin skl, iirlerde dizemi {rhm) yavalatr. Genizsi sesler, titremleme, pes
sesler zerine den vurgular, hzn tar. (...) Seslerin kartl belirgindir. Pes, uzun, zayf seslerin varl,
giderek okluu, iirlerdeki nee verici, ksa tiz, gl sesleri, ses dizgelerini ikincil klp, kart hzn tayc
bir dizem getirir, keder havasn veren seslerin banda 'minr' sesleri (/oe:R/,/U:R/) sayabiliriz'. Tasasz, alay
ieren iirlerdeyse, ksa ve tiz seslerin ounlukta olduunu sylyor N. Gz: 'ounlukla akc sesler gze
arpar: /R/ ve /I/. Vurgular (...) tiz sesler zerine der. Tiz/Pes kartlnn sk sk yinelenmesi neeli, alayc bir
ezgi havas verir iirlere'.
] 119 [
dil ve Sanat
z n .
Divan iiri, Simgeci Bir iir mi?
Divan yaznndan szeden yazn tarihileri, bu yaznn kuralc, soyut, yaamla ilikisi neredeyse yok kertesinde
olan kitab bir yazn olduunda birleiyorlar. Divan yaznnn, zellikle de Divan iirinin, srekli yinelenen bir
mazmunlar sistemi olduu da syleniyor: Yaamdan kopuk, kitab ve mazmuncu... Bu eletirilere bir de Divan
iirinin bir Saray yazn olduu; biemi ve sylemiyle saray ve ona bal sekinler iinde, byk halk
ynlarna kapal kald eletirisi de eklenmitir. imdiye dein sorguya ekilmemi, verildii biimiyle
onaylanm yarglar... Yadrgamamak gerek: Resmi Tarih, ideolojik bir tarihtir; btn ideolojik tarihler gibi
olumsuzlaycdr. Yazn tarihi de, Resmi tarihin iinde yer alyor. Osmanly olumsuzlayan bir tarih, onun iirini
de olumsuzlayacak-tr kukusuz.
Divan iirinin yaamdan kopuk olmas ne demektir? Sormal: Hangi yaznsal yapt, yaamn kendisidir? Divan
iirinin yaamdan kopuk olduunu ne srenler, kukusuz, yazn'la yaam arasnda dolaymsz bir bant var
sayyorlar. Gene sormal: Acaba bu bantlarn dolaynd olabileceini dndler mi? Belki sorunu bu
dzlemde alrsak Divan iirinin gerek yaamla bantlarn yzeyde deil, ama derin yapda ortaya
koyabiliriz. stelik, rnein Agh Srr Levend bile, 'Mazmun ve mefhum edebiyat' dedii bu yaznn, her
yazn gibi, 'kendi devrinin hususiyetlerini, zevklerini, sanat telkkilerini, hurafelerini, itikadlarn, hakiki ve batl
btn bilgilerini' tadn sylyor; 'hayatla alkas ne kadar az' olsa bi-
1 121 1
HLM y a
le...1 Anlalr gibi deil: Hem yaamla ilikisi az olacak hem de kendi dneminin btn zelliklerini tayacak!
Yazn'n yaamn kendisi olmad, olamayaca yle dursun (yaznsal yapt, kurma-ca'dr nk), bir yazn
ana tanklk ediyorsa, onun yaamla ilikili olmad nasl sylenebilir?
Divan iiri, simgeci bir iir (Simgecilii, bir yazn akm olarak deil, dilbilimsel bir terim olarak kullanyorum
burada). Evet, simgeci: mazmunlar sistemi, burada szckle onun gsterdii kavram arasnda nedensel bir
bant olduunu koyuyor ortaya. Buhur-u meryem iei, dourganl simgeliyor rnein. Mazmunlar
sistemi, nedenli benzeim bantsna dayanan terim iftlerinden oluuyor. Sa deyince ylan'n, yz deyince
ay'n, kirpik deyince ok'un terim iftlerini oluturmalar mazmunlar sisteminin eretileme do-laymnda
kurulduunu gsteriyor. Divan iirinin kuralc olduu doru: Sistemi deitirmiyor; tersine srekli yineleyerek
mazmun-latryor. Yineleme yoluyla, saymaca bir nitelik kazanyor bu sistem. Bunda gatipsenecek bit yan
yok: Antropoloji bize, by ve mit yaplarnn, eretileme dolaymnda kurulan bir simgecilie dayandn
gsteriyor. Bilim-ncesi toplumlarn dnyay kavramada, (nesnelerin bilgisini edinmede) kurduu simge
yapsn, Divan iiri de kullanyor; ama temelli bir farkla: By ve mit, bizim 'benzeyen' ve 'benzetilen' diye iki
ayr varlk olarak dndmz eyler arasnda ontolojik bir ayrm gzetmez. Culler'n syledii gibi:2 Doa
ile, Doa'ya ilikin olarak sylenen arasnda bir ayrma gereklemi deildir; 'benzeyen' ve 'benzetilen',
dzdeimece ile birbirlerine balanmlardr. Byde olduu gibi, resim, resmedilenin yerini alabilir. Leach'i
izleyerek sylersek, byde bir eretileme bant-
A. S. Levend[Divan Edebiyau, Enderun Kitapevi, Istanbul, 1980, s 7 Jonathan Culler, 'The Linguistic Basis of
Structuralism' Structuralism^ (ed. D Robey), Clarendon Press, Oxford, 1973, s. 27
1 122 1
[N DL VE SANAT
1 123 1
s olan bu bant,3 sanki bir dzdeimece bantsym gibi konulur. Mitlerde de byledir bu: gkyznde
akan bir imek, bir ylann kvrml grnne benzetilmekte kalmaz, ylan sanlr.*
Sorun burada: benzeyenle benzetilenin bir ve zde varlklar olmadnn anlalmasndan sonra (iirle
bynn, iirle mit'in birbirinden ayrld kopma byle gereklemitir), eretilemenin srmesini nasl
aklamal? Tanpnar, mazmunlar sistemini Saray eretilemesi evtesinde toplar. Gne, gl, padiah ve sevgili
arasndaki eretileme bantsn Osmanl toplumsal yaamnn Saray evresinde odaklanmasyla aklar. Bana
yle geliyor ki, Saray ile Doa arasnda birebir bir tekabl bantsndan szetmek mazmunlar sisteminin
yinelenme zelliini aklamyor. Bu srekli yinelenmeyi, belki de, Osmanl toplumunun kapal ve kendi
kendine yeterli ky yaamnn, retim tarz iindeki belirleyici konumuna balamak daha doru grnyor.
yle sanyorum ki, bu yap sadece krsal sanat deil, Saray sanatn da belitlemi olmaldr. (Geleneksel kyl
sanatnda stilize edilmi motiflerin srekli yinelendiini anmsamal burada.) Bu varsaym doruysa, Divan
iirini halk sanatndan ayrmann yapay ve yzeysel, Resmi tarih dorultusunda yaplm bir ayrm olduunu
sylemek; Divan iirini de formel bantlar asndan, derin yapda bir krsal sanat saymak gerekecektir. Krsal
sanat, motifleri yineliyordu; Divan iiri ise eretilemeleri yineleyerek, onlar saymaca klarak mazmunlatryor.
Yineleme, eretilemenin mazmuna dnmesi iin zorunlu bir nkoul oluyor. Mazmunun, bir stilizasyon
olmas da bundan. Bir baka deyile, geleneksel kr sanatnda yinelenen motifler ile, Divan iirinde yinelenen
eretilemeler (mazmunlar) arasnda bir ilevdelik (fo-
(3> Edmund Leach, Culture and Communication, Cambridge University Press, Cambridge, 1976, s. 31
141 Ernest Cassirer, The Power of Metaphor, Mythology'de (ed. P. Maranda), Penguins Books, 1972. Cassirer
yle diyor: 'Eer imek'in grnen imgesi, dilde saptand biimiyle, 'ylans'lk (kvrmllk) zerinde
younlarsa, bu, imek'in bir ylan olmasna (to become a snake) neden olur'.
Y A V
mology) szkonusu- Mazmunl, tullandabilirnesneVe;,;,,^8 T """ ml""Va somu, b
Herb^m bir zge tems tie getik.
Dil VE SANAT
Yahya Kemal ve Dil
Trk yazmda iirin bir dil 'problemi' olduunu kefeden ilk air Yahya Kemal'dir demek, bilmem yanl olur
mu? Hi sanmyorum. Daha 1905'te Paris'te gen bir renciyken, iirde bir yere varabilmenin, 'hlis iir'in,
ancak 'hazr dil'i olumsuzlayarak gerekleebileceini dnen o deil miydi? yleyse, rahatlkla unu ne
srebiliriz: Yahya Kemal'in iirinin tarihi, onun iiri bir dil'e dntrme abasnn tarihidir...
Yahya Kemal'in 'hlis iir'in (la posie pure), 'hazr dil'le sylenemeyecei vurgulamas ok nemli. Sanyorum
bunun, Yahya Kemal'in yazn geleneimizdeki konumunu ortaya koymakta belirleyici bir arl var: 'Hlis
iir'in 'hazr dil'e uzakln kesinlemek, klasik Divan iirimizin belagat (loquence) geleneini olumsuzlamak
demektir. Ama o, klasik iirimizi bu dzlemde olumsuzlarken, bir baka dzlemde de kesinleyecektir: klasik
iirimiz liriktir -ve gelenei bu dzlemde kesinler Yahya Kemal. (Lukacs, Bela Bartok zerine yazd bir yazda
lirizmin, toplumsal muhalefet ya da protesto olanaklarnn bastrld dnemlere zg olduunu belirtmiti.1
Bu doruysa, bizim klasik Divan iirimizin batan sona lirik olduunu sylemek yanl olmayacaktr!). 'iirle
mzik', der Brmond, 'ayn eydir'.2 Yahya Kemal de, asl iirin lirik iir olduunu syler ve lirik
<1,G. Lukacs, Bela Bartok, New Hungarian Quarterly, 41.
<2) H. Brmond, La posie pure, Grasset, Paris 1926, s. 23. ('Le Pote n'est qu'un musicien entre les autres.
Posie, musique, c'est mme chose'.
i 125 1
HLM y
iiri, tpk Brmond gibi, mzik olarak dnr; 'lirik iir eski Yu-nan'dan beri tekml ede de sazn brakm,
yalnz name kesilmitir'3 Ne var ki, klasik Divan iirimiz bu lirizmi ('name'yi) ya da Yahya Kemal'i izleyerek
sylersek, 'cokunun dile dnmesini, kendi estetiinin buyruuna fazlaca girerek yitirmi gibidir. Belagat
(loquence) iirselliin (potique), mazmun da terkib'in yerini almtr. Eski iirimizde terkip yok, sadece
msralar, beyitler vard. Yahya Kemal'in gerek bykl de burada kendini gsterir: Klasik Divan iirimizin
belagat (ve mazmun) estetiini aacak, dizeyi byk bir terkibin (kompozisyonun) mzik tmcesine
dntrerek lirizmi deyi yerindeyse, yeniden baat klacaktr. Belagat geleneini (zellikle Nbi'den sonra
giderek kendini daha ok duyuran bir gelenektir bu) olumsuzlayarak lirik gelenei kesinlemek! Tanpnar bunu
yle anlatyor: 'Yahya Kemal'in byk mazhariyeti, eski iirin asl hususiyetini veren, bize ait lirizmin esas
olan bu sesi bulmasdr'.4
Yahya Kemal'in 'hlis iir'in ardna dnn tarihinin 1905'te baladn biliyoruz. Anlarna baklrsa, o yl
eski Yunan airlerinin Lecomte de Lisle tarafndan Franszca'ya yaplan evirilerini okumutur, hem de
hayranlkla! Syrakusal Theokritos'u, onun izinden giden hemehrisi Moskhos'u, izmirli Bion'u... 'Onlar
okuduktan sonra kendi ana dilim, gzme beyaz bir mermer gibi grnd' diyecektir. Sras gelmiken
syleyelim: Yahya Kemal, dil iin 'beyaz' ve 'plak' sfatlarn sk sk kullanr. Trke'nin de, Yunan sanat gibi,
'beyaz ve plak gzelliini' belirtecek bir iir yazmak istemektedir. Ama, onu dndren bir sorun vardr: bu
iir, Arap ve Iran etkisinden uzaklap Latin ve Yunan 'edebi terbiyesine' balanmakla m gerekleebilir?
Balangta, onun byle dndn biliyoruz. 'O zaman genlik harareti ile, Trke'de
i&TS"9:emal'Yahya Kemal,i *r*-^ 2*2
\ 126 [
n il ve Sanat
I n
(5) Yahya Kemal, Edebiyata Dair, s. 272. Ayrca, N. S. Banarl, Yahya Kemal'in Hatralar, Yahya Kemal Enstits
Yaynlar, stanbul, 1960, s. 95
<6)a.g.y., s. 21. Yahya Kemal yle diyor: 'Dern ahenk terkibinin Trke'de ilk defa 1912'de kullanlm
olduunu zannederim; (...) lkin bu terkibe Franszca'da, ben ancak 1920'de, yni (...) sekiz sene sonra, Rahip
Brmond'un hret alm olan z iir mubhasesinde tesadf ettim. Bana yle geldi ki Rahip Brmond'la
aramzda bir tevrd olmutur ve onun rythme intrieur terkibi, bizim dern henk'den sekiz on sene
sonradr'. Ayrca, N. S. Banarl, Yahya Kemal'in Hatralar, s. 97 ,7)a.g.y.,s. 272
\ 127 [
]sjev-Yunan dediimiz bir enide, Trkemizin gzelliini belirtecek bir r tecrbe ediyoum' diyecektir.5
Sonra Mallarm'yi okur. Mallarm'nin iir tanm, gen Yahya Kemal'i alt st edecektir. Mallarm, 'iir
szcklerle yazlr, fikirlerle deil-' demitir. Bu, Yahya Kemal iin, dil'in artk bir fikrin, bir imge'nin, bir
duygunun, ksaca, onun kulland anlamda bir mazmunun anlatm olmaktan kurtulmas demektir. Klasik
Divan iirimizde, diye dnr, dize ierdii mazmunla (bir fikir, ya da bir imgeyle) o mazmunun buyruuna
verilmi dilden kurulmutu. Oysa as-lolan, Mallarm'nin tanmn izleyerek sylersek, ritmin ('derun ahenk',
diyor Yahya Kemal)6 'dil haline' gelmesi; dizenin bir 'mzik cmlesine' dnmesidir. (Yeri gelmiken
belirteyim: Yahya Kemal, 'hlis iir'in tanmlarnda, 'dil haline gelme'yi, ayrdedici bir lt olarak kullanr:
'evkin' dil haline gelmesi, 'hissin' dil haline gelmesi; 'ritmin' dil haline gelmesi, vb.)
Yahya Kemal, szcklerle kurulan ritmin dile dnmesini, konuma dilinin 'edasnda kefeder. Bir
konumasnda 'hissettim ki' diyecektir, 'asl Trkeyi 900 seneden beri yaza yaza deil, syleye syleye
yaratmz.7 Onun bu geree, yine Fransa'dayken, Verla-ine'in Ftes Galantes'n okuyarak vardn biliyoruz.
Verlaine, bu iirleri XVIII. yzyl Franszcasyla, hatta o yzyln Sarayda konuulan soylular diliyle (Yahya
Kemal, 'bir eit terifat dili' diyor) sylemektedir. O yzylda yaayan, konuulan bir dildir Ftes Galan-
HLM Y A y
tes'm dili. Oysa Yahya Kemal'in kendinden ncekilerden devrald dil, iirde belagatin egemen olduu bir
dil'di. Dzyazda ise, Namk Kemal'le balayan 'edebi dil', Yahya Kemal'in deyiiyle, bir 'kitabet lehesi'! Btn
bir Tanzimat yazn bu kurumlam, resm yaz diliyle retilmiti. Kitabliin barok haviyle, yani gereksiz ve
tumturakl yinelemelerle kurumsall imleyen, dpedz bir 'kraat' metni! Neredeyse Barthes'n 'okumalk
(lisible) metin' kategorisine rnek gsterilebilecek bir dzyaz tipi... Tanpnar yle diyor: 'Byk edebiyatlar
daima nesirle teekkl eder. O arar, yoklar, kefeder, insan iinde ve dnda deitirir. Eski iirimiz nesrin bu
yardmndan mahrumdu'.8 Klasik yaznmzn iki byk kolunun, iirle dzyaznn, kesinkes kart bir
dorultuda gelitiini vurgulamann tam sras: Nedim ve eyh Galip dnda, Klasik Divan iirimiz, XVIII.
yzyldan balayarak, neredeyse zdeyi ya da 'hikmet' sylemeye varan bir sz tutumluluuna (belagat'e)
giderek daha ok saplanrken, dzyaz sz iyice uzatan bir laf kalabalna (haviyata) srklenmektedir: Bir
yandan kurumlam ve haivli dzyaz dili, te yandan belagate dayal iir dili. iir, tam bir kmaza girmitir.
Ne iir dili ne de dzyaz dili yardm edebilir bu kmazdan kurtulmaya. Yahya Kemal, ite burada, bu kmaz
dile, deyim yerindeyse mdahale eder. 'Yaayan milletin canl lehesi'yle ritmi, ya da ed'y, dile dntrr.
Dil, nceden verilmi bir ara olmaktan kar Yahya Kemal'de, ritmin dnmesiyle varlan bir erek, bir telos
olur.
Yahya Kemal'in gemie ilikin iirlerinin (zellikle de gazellerinin), gemie dn neren bir tarihsel ya da
politik bildirisi olmadn da burada kesinleyelim. Bu gazellerde Yahya Kemal, gemi zaman ardnda,
reaksiyoner bir tarih anlayn imlemiyor. O, Tarih'in deil, Dil'in kendi kendini imlemesinin ardndadr: Tabii,
o byk ve tutkun Dionysos 'nevesi'yle...
A. H. Tanrpnar, Yahya Kemal, s. 111 -1 128 \
n dil ve sanat
\ 129 {
Yahya Kemal ve Mehmet Akif
Yahya Kemal, Sermet Sami Uysal'la yapt Sohbetler'de Mehmet Akif'ten szeder bir ara: 'Akif, der slam
ahlak ve akaidinin airidir, lslamn iirinin airi deildir, lslamn iirinin airi olsayd vaiz gibi deil, air gibi
iirler yazard'.1
lmnn 50. yldnmnde Mehmet Akif'i anarken, Yahya Kemal'in tanklna m bavurmak gerekirdi,
diye sorulabilir. Yahya Kemal'in Akif'in iirini nemsemediini, hi nemsemediini biliyoruz. Akif,
'Sa/anat'mda iir aryorsan, arama!..' demitir ya, Yahya Kemal, onun air olmadn kantlamak iin bu sze
bavurur sk sk.2
Ne var ki, Yahya Kemal'in Akif iin syledii 'O, islam dogma'-snn airidir' sz zerinde durmak gerekiyor.
Yahya Kemal'in Akif'i air deil, vaiz saymasnn gerekesi budur nk. Kukusuz, Yahya Kemal de szcn
tam anlamyla Mslman bir airdi. Ama o, bir air olarak slam'n dogma'sn deil, estetiini ne
karmaktan, slam' byk bir 'medeniyet' olarak rettii artistik ve 'dern' deneyimlerle tanmlamaktan
yanayd. Daha nce de sylemitim, bir kez daha yineliyeyim: Yahya Kemal'le Mehmet Akif arasndaki ayrm,
slam'a ilikin kavramlara verdikleri farkl anlamlarda te-mellendirmek gerekir. Eski deyimle, 'medlul bir, fakat
mns
111 Sermet Sami Uysal, Yahya Kemal'le Sohbetler, Kitap Yaynlar, stanbul, 1959, s. 28
HLM v
1 A"
muhtelif kavramlarda... rnek mi istiyorsunuz? 'Cami' kavramn alalm. 'Cami', Mehmet Akif'te Mslman
cemaatin toplanp Allah'a ibadet ettikleri bir mekndr. Yahya Kemal'de ise, slam mimarlnn plastik
yetkinliini dile getiren bir simge. Akif'te ahlaka ve imana dayal olan slam, Yahya Kemal'de estetime edilmi
bir slam olatak kar karmza. Tanpnar'n Mahur Beste'sinde Molla Bey'in szlerinde Yahya Kemal konuur
gibidir: 'Gene anladm ki, bizim ark, mslmanlk, u bu diye tebcil ettiimiz eyler, bu toprakta kendi
hayatmzla yarattmz ekillerdir. Bize ulhiyetin ehresini veren Hamdullah'n yazs, Itr'nin Tekbir'i, kim
olduunu bilmediimiz bir iinin yapt bir mihraptr'.3
Yahya Kemal'le Mehmet Akif arasndaki bu derin ayrm, yle anlalyor ki, slam' birbirinden farkl sylemler,
kurumlar ve pratikler (Foucault'nun deyiiyle, 'dispositif'ler) olarak ele almalarndan kaynaklanyor. slam,
Akif'le birlikte bir cemaat sylemi, Ke-lam'n ve Fkh'n rettii eriat kurumlar ve ibadete ilikin pratikler
olarak belirirken, Yahya Kemal'de kiisel ve isel bir sylem, tasavvufun rettii kurumlar ve artistik pratikler
olarak ne kar. slam, iki ayr dispositif olarak, Akif'te ve Yahya Kemal'de iki farkl anlam sistemi kurar.
Denilebilir ki bu iki dispositif i Yahya Kemal'le Akif'ten daha iyi temsil eden baka iki rnee raslamak zordur.
Sylemek bile fazla: Bu durum Akif'in iirinin epik bir iir olmasn gerektirir. Cenab ahabeddin'in, Akif'i bir
'destan airi'4 saymasnda, alacak bir yan yok. Cemaat sylemine, eriat kurumlarna ve dinsel ibadet
pratiklerine dayal bir dispositif in iiri, hi kukusuz, anlamn dolaymsz iletimini belirler. Sleymaniye Krs-
s'nden cemaate seslenen air, elbette dolaymsz bir dille konuacakt. Hegel'in terimiyle sylersek, bu
anlatmn bir dolayma gereksemesi yoktur. Oysa Yahya Kemal, dolaynd bir dilin iinden ya-
llf Tanpinv' ^ Yd Yaynlarl- istanbul, 1975 s 124
-Engnun, Yem Trk Edeblyatl Ara^ ^ ^
i 130 L
p 1 L VE SANAT
z N
zar; cemaatin deil, tekil insann; sylevin deil, i monologun iiridir onunkisi. Bu yzden de, iiri liriktir
Yahya Kemal'in.
Akif'in slam insan, bir 'gazi' tipini betimler. Bat'nn bilim ve 'fenn'i karsndaki tavr da (Akif'in 'Garpl' da)
rtk bir gaz ve cihad syleminin iinden belirlenmi gibidir. Dolaysyla rnein Tevfik Fikret'in bu anlamda
Batclndan ayrlr. Fikret iin 'Garbn ilmini almak' Batllamann, Akif iinse (Hristiyan) Bat karsnda,
slam kalabilmenin nkoulu olur bylece.5
Yahya Kemal'in slam insann ise, Tanpnar betimliyor bize. Bu, aktif sava bir 'gazi' tipi deil, daha ok bir
'rind' ve dervi tipidir. Bir byk uygarl, ierden yaayan, iselletiren ve 'din telakkisini enelhak felsefesine
doru derinletiren'6 bir rind...
(5) B. Ayvazolu, M. Akif'le T. Fikret'in 'Garbn ilmini almak' konusunda, 'ayn fikri' savunduklarn ne
srmektedir. Ona gre 'lim sz konusu olduu zaman, mesel Mehmed Akif, Abdullah Cevdet, yahut Ziya
Gkalp'ten farkl birey syleyebilecek durumda deildir. Baka bir ifdeyle, Fikret'in olu Halk ne derece
Promete'yse, Akif'in Asm' da o derece Promete'dir; bu estir kahramann gkten 'deh-y nr' almas gibi,
gidip batdan ilmi ve fenni getireceklerdir'. (Beir Ayvazolu, Yahya Kemal Eve Dnen Adam, Birlik Yaynlar,
Ankara, 1985, s. 47) Oysa bu grn geerli olmadn rahata syleyebiliriz. Fikret'te batllama bir ama,
Akif'te ise Bat karsnda slam'n varoluunu srdrebilmesi asndan bir ara'tr.
<6) A. H. Tanpnar, Yahya Kemal, Yahya Kemali Sevenler Cemiyeti Neriyat, stanbul, 1963, s. 44
-I 131 \
n L
V E
SANAT
Ahmet Him: Bellein airi
ilke, Duino Elejileri'nin Lehe evirmenine yle der: 'Biz,
.Lvgrnmeyenin arlaryz. Grnenin baln, lgnca devi-ririz; onu grnmeyenin altn kovanna toplamak
iin'.1 Rilke'nin 'biz' dedii, airler elbet. Bu eretilemeyle Rilke, neredeyse bir gizemciliin, Grnen'den
Grnmeyen'e (Zhir'den Btn'a) ulanan bir esoterisme'in altn iziyor gibidir. Gizemcilik,
Grnen/Grnmeyen sorunsalnn temelindeki zgl birlii vurgular. Rilke'de olsun, ok farkl bir balamda
slam tasavvuf iirinde olsun, bu sorunsal iirin derinletii, iirle felsefe dncesinin rtt bir alan.
Abdlhak inasi de Ahmet Haim'i anlatrken, 'an' mecazn kullanr: 'airler dnya ve hayat iinde, bahar iine
yaylm arlar gibi, muttasl ararlar ve bulduklar, topladklaryla bir bal yaparlar ki biz ona iir diyoruz. Ahmet
Haim hayatta daima bir nevi uultu duyar, ve, buna k olan ar, her eyi icmal eden bir bal yapmak
isteyerek, her iee konarak, ruhuna iirine yarayacak bir tat, bir renk, bir ahenk toplard ve her eyi hulasa
ettiini duyarken, kendisine hibir ey ifade etmedii sylenince buna aar ve kzard'.2
Eric Heller, The Disinherited Mind (Rilke and Nietzsche) Penguin Books, Lond-ra, 1961, s. 148
Abdiilhak inasi Hisar, Ahmet Hajim Siiri ve Hayatt, Hilmi Kitabevi, Istanbul, 1963, s. 191
1 133 h
HLM Ya
airlerin arya, iirin de bala benzetilmesi Platon'un Ion'undan' beri biliniyor (Sokrates syler: 'Lirik airler
Musa'larn bahelerinde, aal vadilerinde, arlar gibi oraya buraya uutuklarn, bal pnarlarndan bal
aldklarn, iirler koparp bize getirdiklerini sylerler') Ama Rilke'nin Grnen'in baln Grnmeyen'in altn
kovannda toplayan an's ile Abdlhak inasi'nin an's farkl. Haim'in iiri Grnen'in tesindeki
Grnmeyen'e uzanmaz. Grnen'in tesinde bir Grnmeyen yoktur Haim iin. iiri, nesnelerin g-
rnmezletii yerde susar. Bu yzden gizemli ya da esoterique deildir onun iiri, sadece mphem'dir. Ibham
ise, Grnmeyen ve akn (traracendent) olana gnderme yapmaz; grnen nesneleri belirsiz-letirir sadece.
Grnen'in belirsizlemesi, onun nesnelerden kendine, kendi Tn'ine dnmesidir. Ibham ya da belirsizlik, bir
iedn-tr: Dnyadan Tin'e geitir. Nesneler, artk grndkleriyle deil, andrdklaryla varolurlar. air,
Gl Saatleri'nin Mukaddimesinde syledii gibi, 'ekl-i hayat', 'bir havz- hayalin sularnda' seyreder.
Soruna byle baknca, Haim'in hangi anlamda simgeci bir air olduu daha kolay anlalyor. Haim'de
simgeler, nesnelerin kendileridir: Gnderme yaptklar akn (transcendent) ya da Grnmeyen bir te-alan
yoktur. Simgecilik, burada, her trl aknln karsnda yer alr. Bu yzden kavramsallamaz Haim'in iiri;
deyi yerindeyse, ikonlamaz. Herey, Grnen ve Grnen'in bellekte antrdklardr. Tanpnat syler:
'Haim gzleriyle, galiba biraz da derisiyle yaard'.4
Tanpnar, Haim'in 'hayatn kasden datlatrmaktan' holandn da belirtir. Dorusuysa, Haim'in hayat
daraltt deil, iirin
Eflatun, lon 534 A-C, Maarif Vekaleti Yaynlar, Ankara, 1942, s. 11-13. Platon'un (Eflatun) lon'da (534 B)
szn ettii air, Simonides'tir. Suidas Lexicon da, Simonides'ten 'Melikertes' diye sz ediyor. ('Biemin
tatll nedeniyle o'na Melikertes dendi'). 'Melikertes' (Greke'de meli, 'bal') szcnn deiik kullanmlar
var (rnein 'Melikerton': 'bal erbeti' iin bkz. Odysseia 10.519) Ahmet Hamdi Tanpnar, Yaadm Gibi,
Trkiye Kltr Enstits Yaynlar, stanbul, 1970, s. 129
] 134 1
|n, dil ve sanat
i5> Michael Riffaterre, Semiotics of Poecry, Indiana University Press, Bloomington, 1978, s. 6 vd.
"'Julian Roberts, Walter Benjamin, Macmillan, Londra, 1982, s. 176-177, Erfahrung yle tanmlanyor:
'Proust'u memoire involontaire'in ierii; insan zihnini, kokularn ve seslerin beklenmedik ve rastlantsal
armlaryla deneyimin unutulmu ve ilevsiz kklerine gtren anmsama.'
\ 135 [
matrislerini daralttdr. Burada, Riffaterre'i izleyerek, Haim'in i-irindeki matrislerin 'akamlar hznldr',
'sonbahar gamldr', 'ocuklar yalnzdr' gibi birka tmceye indirgenebileceini syleyebiliriz sanyorum.5
Yinelenen bu daraltlm mattislere karn, onun iirini derinletiren nedir? Bu soruyu yantlamak kolay
grnmyor. Belki de, iirin yaryarya bilind bir bellek yaantsna (Benja-min'in 'Erjahrung' dedii) ak bir
iir olmasndan... Haim, Proust'u izleyerek sylersek,6 belki de Trk iirinde, istensiz bellei (memo-ire
involontaire) yeniden-reten tek airdir (Ahmet Muhip ve Fazl Hsn de Haim'e eklenebilirdi. Ama ikisi de,
Haim lsnde bellek deneyimine girimemilerdir); ya da, belleiyle yazan tek air...
Ek: Haim'de simgelerin, gemie gmlm bellein anlatm olmas, onun iirini yer yer arketipsel de
klabiliyor. Haim'de rastladm bir benzetmenin ('ser-i maktuu andran gne'), rnein Apollinaire'de
('Adieu, adieu, soleil cou coup') ve Nzm'da ('Gnein boynunu vurup/kann gle akttlar') da grlmesi
bana bunu dndrtyor.
N DL ve Sanat
Oktay Rifat iirinin srekli yeniliklerle deien bir iir olduu sylenir teden beri. Dorudur. Gelgelelim, bu
deiimin kuatc ve toparlayc ats belirtilmedii iin, iirin 'yenilikiliinden sz edilirken, ou kez
dzensiz, rastgele deien, daldan dala atlayan, neredeyse maymun itahl bir airle kar karya olduumuz
izlenimi ortaya kmtr. Oysa Oktay Rifat iirinin, temelli bir okumayla -ve Dil'le ilikisine baklarak,
birbirinden farkl, para-digmatik evreden getii saptanabilir. Dolaysyla, bu evrelerin ayrdedici snrlar
izilmedike, Oktay Rifat iirinin geirdii dnmlerin kavranmas olanakszdr.
1. Bu evrelerden birincisi, Oktay Rfat'n Dil'i, Gereklik'in betimlenmesi iin, salt onun iin kulland Gereki
evre'dir. 'Garip' dnemiyle balayp Peremli Sokak'a (1956) kadar srer bu evre. iirlerinde Gereklik'in
betimlenmesini ne karr; Dil, Gereklik'in edilgin bir aracdr. Verili olan' standart bir dille, verili dil'in
deyimleri, tekerlemeleri, syleyim kiplikleriyle dilegetirir. 'Garip' iirinin, nkteli ve talamal sylemi, Oktay
Rifat'n bu evredeki iirlerinin de baat sylemidir. Bu evredeki 'Yeniliki'liini Oktay Rifat, 1945 ylnda
yaymlanan 'Gerek Peinde' balkl bir dzyazsnda ortaya koyar:1 'Yeniler, dnyay kar kar fethe kan
eski zaman
,1) Oktay Rifat, Gerek Peinde, Ulus Gazetesi, Gzel Sanatlar Sayfas, 13. 5. 1945
1 137 f-
y A
Oktay Rifat'm iirinde Evre: Nesne, imge, Dil
hilmi y .
1 A y
gemicilerine, macerac gezginlere benziyorlar. lerinde tutuan bu macera hrs nereden geliyor bilinmez,
ama bu atele yandklar muhakkak. ounun iddias gerei ele geirmektir (ab, H. Y.). (...) Yenilerin olaylar
nndeki durumunu yle aklayabiliriz: Yeni, elindeki btn vastalara bavurarak, akl, duygular, duyular,
hayal kurma gcn, uur altn araya koyarak gerein btn belirtilerine dokunmak, gerein btn
belirtilerini elden geirmek istiyor'. Jules Supervielle'in, 'vazgeemediimiz u dnyay temsil etmek (ab, H.
Y), iirin devidir'2 szn andktan sonta unlar ekliyor Oktay Rifat: 'uras var ki, Baudelaire'e kadar air
duygularn, olaylarn, fikirlerin dndadr. Baudelaire'den sonradr ki, iir, kendi i olaylarmzn ve bylelikle
insann iine vuran d gerein topyekn ifadesi oluyor'.3
2. Oktay Rifat'n bu Gereki sorunsaldan kopuu, Peremli So-kak'la gerekleiyor; bu kitapla, Oktay Rifat
iirinin ikinci evresi balam oluyor. Behet Necatigil'in dedii gibi, Oktay Rifat'n 'kargalar, tilkiler
tuzandan' kurtulmasdr bu!.. air, Peremli So-kak'la, Gereklik'ten, nesnelerin dolaymsz dilegetiriliinden
mge'ye geiyor: Dil'in Gereklik'e birebir tekabl ettii varsaym geriye itilmi, Dil'in imgesel kullanm ne
km, Nesnenin yerini mge almtr. Peremli Sokak'm nsznde, bir anlam kuramndan yola karak,
imgeci sorunsal savunur Oktay Rifat. yle: 'Bir dili kullanmak, kelimelerin bizde uyandrd grntlerin
(imge: hayal) yardmyla birey anlatmak demektir. O eye anlam diyoruz. Bir szn anlam, ou zaman o
szn gzmzn nne getirdii grntden baka birey deildir. (...) Bir szn gzmzn nne gelen
grnts, olabilecek bir eyse o sze anlaml, olmayacak bir eyse o sze anlamsz deriz. Ahmet Dt,
sznn bir anlam vardr, nk Ahmet debilir. Lambann salar slak sznn bir anlam
(2) Orhan Veli'nin, o ok nl 'Vajgeemediim'iirinin, Supervielle'in bu sznden
esinlenerek yazldn sanyorum. <3> Baudelaire'den nce ve sonra ayrm, Andre Suares'indir: 'II est une
faon de sen-
tir avant Baudelaire, et une faon de sentir apres lui'.
1 138 1
,n, dil ve Sanat
yoktur, nk lambann sa olmaz'4 Oktay Rifat, Gereklik'in gndelik dzeninin deitirilemeyeceini, ama
'kelimelerin konuma dilindeki gndelik dzeninde' deiiklik yaparak, Gereklik'e bakmzda 'yeni bir aya'
sahip olabileceimizi savunur. Bu, ona gre 'gerein unuttuumuz yz'dr.
Aka grlyor: Oktay Rifat, bu ikinci evrede, bir szcn anlamn, imlemledii nesnede deil (bu onun
birinci evresinin ltdr), onun imgesinde temellendirmeyi amalyor. Bu, onun da kesinledii gibi,
Gereklik'ten kesin bir kopuu deil, olsa olsa, 'Gereklik'in unuttuumuz yz'nn ortaya kmasn
salayacaktr. Dolaysyla, birinci evreden ikinciye doru grlen dnm, bir coupure potique (iirsel
kopma) saymak szkonusu olamyor.
Hemen kesinlemeliyim: Anlam mge'ye indirgeyen bu kuramn, felsefi hibir tutana yoktun Oktay Rifat,
daha sonra, Asaf Halet elebi'nin de yineleyecei gibi, felsefi bir tutarszlktan bir 'poetika' retmeye
alyor:5 Bir eyin anlksal imgesi (image men-tale) ile, bu imgenin anlam (kavram) apayr eyler nk!..
yle de sylenebilir: Bir kavramn bir yarg nermesi iinde kullanlmas, zerine yargda bulunulan eyin
anlksal imgesinin bir kopyasnn orada (anlkta) bulunmasn gerektirmez.6 Gerektirseydi, o zaman aziz
Augustinus'un da belirttii gibi, 'ac', 'hzn' vb. szckleri kullanma konusunda belirli bir ekince duymamz
szkonusu olurdu. Her kullanmzda bu szckler, imlemledikleri tatsz deneyimlerin soluk tasarmlarn
(imgelerini) anlmzda canlandrm olurlard nk... Byle olmad iindir ki aziz Augustinus, rnein, 'ac',
'hzn' gibi szcklerin kavranmasna (anlamlandrlma-larna) ilikin anlksal edimler iin 'notiones' terimini
kullanr; bunu da 'imagines'ten zenle ayrr.
3. Oktay Rifat'n imgeci sorunsaln iinden iir yazd ikinci
(4) Oktay Rifat, Peremli Sokak, Yeditepe Yaynlar, stanbul, 1956, s. 7-8 (5>Bu konuda, bu kitapta Asaf Halet
elebi'nin Sem'- Mevln iirini 'Yeniden
Okuma Denemesi' yazsna baklabilir. (6) Peter Geach, Mental Acts, Routledge Kegan and Paul, Londra, 1964,
s. 108
\ 139 r
H i L M I y
evre, 1969'a, o yl yaymlann iirler kitabna kadar srer. Bu kitabyla Oktay Rifat, tastamam bir coupure
potique gerekletirir: Bu evrede artk, Nesne ya da mge deil, Dil'in kendisidir ne kan. Dil, kendisinden
baka, kendisinin dnda bir eyi imlemleyen bir kullanm nesnesi, bir ara olmaktan kmtr iirin bir Dil
sorunu olduunu, bu nc evresinde kavrar Oktay Rifat. Gerekliin (nesne ya da imge) kullanmna
baml olmaktan, standart ya da verili dil'den kurtulmutur. Behet Necatigil bunu yle anlatyor: 'Gnn
eilimi bizi kolaya ayartr; gn nedir, gn, ufkun byklnde yatat. Oktay Rifat bunu anlad; iirin uzun
yzyllar boyu bir mecaz ii olduunu, gncel ve gndelik yaantlarmzn ancak mecaz potasnda sonraki
zamanlar iin dayankllk kazanacan, po-lat boyutlat kazanacan biliyor. iir, zamana mecazla meydan
okur. Mecaz denen, Trkesi bile henz tek szckle verilemeyen bu ok ynl hazineyi Oktay Rifat cmert
usta balyor. Ben onun 1969'da km son kitab rfer'deki srl pitoreski, oturmuluu dnerek byle
konuuyorum'.7
zetlersek, ayr evresi var Oktay Rifat iirinin. lk evrede nesneler, ikincisinde imgeler, ncsnde ise Di!
ne kyor. Unutmamal: Oktay Rifat byk iirini, 1969'dan sonra yazd. Baz airler gerekten talihli
oluyorlar. Hep dnrm: Oktay Rifat, iirler'i yaymlandnda, 1969'da 55 yandayd. Eer 50 yanda
lseydi rnein, iirler'i, Yeni iirler'i, oban! iirler'in 'Kap' blmndeki iirleri yazmam olacak, belki de
orta halli, haydi haydi iyice bir air olarak anlacakt. Oysa asl, 1970'lerden sonra yazdklaryla, asl onlarla
yarna kalacak Oktay Rifat. Necatigil ne kadar hakl: 'nk asl iirler bekler baz yalan'.
'-1 140 |-
. || , dil ve Sanat
Asaf Halet elebi'nin 'Sem'- Mevln' iirini Yeniden-Okuma Denemesi
IAsaf Halet elebi, istanbul Dergisi'nde yaymlad bir dizi yazda, zellikle 'mcerred iir' (soyut iir) ve
'mahhas malzeme' (somut gere) bants zerinde durur ve yle syler: 'Sanatkarn mahhas (concret)
malzeme ile ina edecei iir lemi bizim kafamzda mcerred (abstrait) hayallere yol aar. iir bize tpk
hayatta olduu gibi mahhas malzeme ile mcened bir lem yaratr'.1
Bir felsefi sav bu: elebi soyut'a somut'tan gidileceini, d dnyann somut eylerden (eya'dan)
kurulduunu, 'kafamzda birtakm mcetred hayaller' oluturabilmek iin, bu 'mefhum'larn (elebi, 'mcerred
hayal' ile 'mefhum'u eanlaml kullanyor) 'saysz defalar gzlerimizin nnden geip gitmesinin lazm
geldiini' sylyor, 'birok tekrarlardan sonradr ki mcened ortaya kabilmitir'2 diyor.
elebi'nin burada, bilginin kaynaklar konusunda ngiliz deneycileri (Locke ve zellikle Hume) gibi
dndn syleyebiliriz snyorum. Konu nemli: elebi'nin iiriyle, ne srd felsefi savlar arasnda
bir bant olup olmadn gsterebilmek iin, bu savlarn irdelenmesi gerekiyor nk... Srdrelim
elebi'den yaptmz alnty: 'Mesela 'keder' mefhumunu ele alalm', diyor elebi, ' Hangi neviden bir
kederdir? (...) Keder lakrdsn dndmz zaman gzmzn nne kederli bir yz gelecektir, ve bu yz
hitap
<1) Asaf Halet elebi, Benim Gzmle iir Davas, stanbul dergisi, Temmuz-Aralk 1954'den aktaran Semih
Gngr, Asaf Halet elebi, Suffe, stanbul, 1985 (?), s. 111 wa.g.y.,s. 112
] 141 [
HLM YA
ettiimiz ahsn muhayyilesinde muayyen bir kederli yz canlandracaktr'. elebi, geerlilii son kertede
kukulu bir felsefi sav dile-getiriyor: Tpk Hume'un yapt gibi, 'mefhum' (Hume'da 'idea') teriminin iki
anlamn birbirine kartryor. Bir eyin zihinsel imgesi (mentol image) ile bu imgenin kavramnn bir yarg
nermesi iinde kullanlmas, apayr eyler oysa. yle de sylenebilir: bir kavramn bir yarg nermesi iinde
kullanlmas, zerinde yargda bulunan eyin zihinsel imgesinin bir kopyasnn orada (zihinde) bulunmasn
gerektirmez.3 Gerektirseydi, o zaman Aziz Augustinus'un da belirttii gibi, 'ac', 'hzn' ve benzeri szckleri
kullanm konusunda belirli bir ekince duymamz szkonusu olurdu. Her kullanmzda bu szckler,
imledikleri tatsz deneyimlerin soluk tasarmlarn (imgelerini) zihnimizde canlandrm olurlard nk...
Aziz Augustinus, rnein, 'ac', 'hzn' gibi szcklerin kavranmasna ilikin zihinsel edimler iin 'notiones'
terimini kullanr, bunu da 'imagines'ten ayrr.4 yleyse elebi'nin: 'Sanatkrn mahhas malzeme ile ina
edecei iir lemi, bizim kafamzda mcerred hayallere yol aar. iir bize tpk hayatta olduu gibi, mahhas
malzeme ile mcerred bir lem yaratr' sznn bir felsefi geerlilii yoktur. elebi, iirinin semantik yapsn,
geersiz ya da yanl temellendi-rilmi bir deneyci felsefe sorunsalndan karsamaya kalkyor.
iirin semantik yapsnn, elebi'nin nerdii sorunsaldan yola klarak temellendirilemiyeceini syledik.
Semantik yap, zihinsel imgelerle (elebi'nin deyiiyle 'mefhumlar'la ya da 'mcerred ha-yaller'le) deil,
im'lerle kurulur nk.
Evet ama, hangi imlerle?
2. Riffaterre, iirin semiyotik birliinin bir matrisin varyant olduunu syler. Bu matris, bir szck ya da bir
tmce'dir. iir, bu matrisin bir metne dnmesidir ona gre. Bu dnme srecinde birtakm temsil imler
retilir; bunlardan bir bl de iirsel im'lerdir. Riffaterre'in deyiiyle im'ler, 'daha nce varolan bir sz
<3) Peter Geach, Mentol Acts, Routledge and Kegan Paul, Londra, 1964, s. 108 ,4,feid.
1 142 1
|N DL VE SANAT
\ 1*3 [
beine gnderme yaptklarnda' iirsel im'e dnrler. nceden varolan bu sz beklerine Riffaterre
'hipogram' adn veriyor. Hi-pogram bir klie, bir alnt ya da dilde konvansiyonel olarak birara-da bulunan
benzetmeler olabilir.5
imdi, elebi'nin bize nerdii gibi zihinsel imge'lerden deil, iirsel im'lerden yola karak onun Sem'-
Mevln iirinin semantik bir zmlemesine girieceiz. Sem'- Mevln tennure giymi aalar ak niyaz
eder mevln
iimdeki nigr baka bir nigrdr iimdeki sem'a nece yldzlar akar ben dnerim
gkler dner benzimde gller aar
gneli baelerde aalar halaka-ssemvti-vel'ard'h ylanlar ney havalarn dinler tennure giymi aalarda
emen ocuklar mahmur caan
seni aryorlar yolunu gaybeden gnelere brakp glmserim
ben uanm
gkler uar6
l5) Michel Riffaterre, Semiotics of Poetry, Indiana University Press, Bloomington, 1978, s. 2-23
,6) Asaf Halet elebi, Om Mani Padme Hum, Adam Yaynclk, stanbul, 1983, s. 40.
hilmi y A
3. nce u: Asaf Halet elebi: 'imdiye kadar hakkmda yaplan birok tenkidlere ve itirazlara ramen', diyor,
'hi korkmadan ve ekinmeden iirlerimde mistisizmin byk bit rol aldn itiraf ediyorum'. Bir ok iirinde
'var olmak uurunun eridiini' ve 'sonsuz bir temaadan ibaret' kaldn sylyot elebi, 'tabii', diyor, 'bu
mertebeye eren ruh iin zaman ve mekan bahis mevzuu deildir'.7 elebi'nin 'sonsuz bir temaadan ibatet'
kaldn belirttii iirlerinden biri de Sem'-! Mevln. Sem- Mevln'y elebi bu hl'e rnek gsteriyor.8
elebi, Sem-t Mevln iirine bir baka yazsnda da gnderme yapyor. Bu yazda elebi, mevlev sem'n
anlatrken yle diyor: 'Sem edenin ba hafife sa tarafa eilir ve yz sola evrilir. Gzleri geirdii vecd
ve haletin tesiriyle szlr. Yzne deta glmseyen bir hl gelir, artk onun 'benzinde gller aar', nk
'iindeki nigr baka bir nigrdr', o cn artk baka bir lemden 'arldn duyar', 'yalnz kendisinin
utuunu deil, yldzlar ve gnele-riyle gklerin utuklarn'grr'.9
Sem'- Mevln iirini zmlemeden nce, bu zmlemeye yardmc olarak baz tasavvuf terimlerinin
aklanmas gerekiyor: 'Tem', 'sem', 'vecd' ve 'fena',10 Bu aklama, iirin semantik yapsnn
zmlenebilmesi asndan nemli nk.
Ancak biz burada, iirin He'deki (1942) yazmna uyduk. elebi He'de 'bahe' szcn 'bae', 'kaybeden'
szcn de 'gaybeden' biiminde yazmtr. Om Mani Padme Hum'un ilk basmndaysa (Yeditepe Yaynlar,
1953), bu szckler Adam Yaynclk basmndaki gibidir. ' Semih Gngr, Asaf Halet elebi, s. 121-123.
elebi, burada, Goldziher'den yararlanm olmaldr. Goldziher, Mevln'nn bir beytini anarak yle diyor:
'L'espace et le temps eux-mmes cessent d'tre pour sa conscience les catgories de l'existence'. (Ignaz
Goldziher, Le Dogme et La Loi de l'Islam, Librarie Paul Geut-her, Paris, 1920, s. 128) ' Semih Gngr, a.g.y., s.
124
1 Asaf Halet elebi, Mevln ve Mevlevlik, Turgut Atasoy ve Orta Matbaaclk ti., stanbul, 1957, s. 191
" R. A. Nicholson, slam Sufileri, Kltr Bakanl Yaynlar, Ankara, 1978, s. 51.: 'Su-filerce az ok 'extase'
karl olarak yaygn bir ekilde kullanlan mecazi terimleri arasnda fena, vecd, sema (...) ve hl deyimleri'nin
bulunduuna dikkati ekiyor.
1 144 1
,n, dil ve Sanat
nce 'sem' alalm. Sem'n birok anlam var. 'Mevln dneminde ise zellikle yar din mahiyette sazl ve
arkl ziyafet'11 anlamna geliyor. Biz burada sem', 'gzel ses dinleme ile bunun neticesinde elde edilen
vecd ile vcudun uzuvlarn harekete getirme (raks) anlamnda12 ele alacaz. Her ne kadar Arapa'da (mzik)
dinleme ve dans anlamna gelen 'sem' ile 'gkyz' anlamna gelen 'sem' ayr biimlerde yazlyor iseler de,
szcn bu anlamn da gzard etmemek gerekiyor.
4. Burada bir ayra aarak unu da belirtelim. Sem'da (Mevlev dans anlamnda) gvdenin devinimi
Barthes'n, ada danslar konusunda syledii gibi, 'bireyin, evresindeki gvdelere aldrmadan kendi
iselliini coturmaya' ynelmitir:13 elerle yaplan ikili danslarda (iftlerin dans) olduu gibi, gvde 'dsal
bir etki' yaratmak durumunda deildir. Barthes srdryor szlerini: 'rnein bugnk danslarda gvdenin
sergilendii sylenemez. Yzlerce delikanlyla gen kzn topland bir dans salonunu dnn: herkes yalnz
kendisi iin dans eder gibidir. ki kii arasnda bir olay deil artk dans; herkes kendi bana, gvdesini iinden
yayor sanki (...). Bunu bir tr esrime, kendinden geme de (un option extatique) sayabiliriz. Eski
topluluklardaki yinlerin havasna girerek kendi kiiliinden syrlmaya alyor birey'.14 Barthes'n ada
kitle-dans-lar (danse-fouk) iin syledikleri, sem' ile nemli benzeimler gsteriyor. Kitle-danslarnda kii,
'birey olarak bsbtn yalnz kalm, kaybolmu kitlesel bir biz (une sorte de nous massif) iinde, bir 'dans-
biz' (danse-nous) iinde eriyip gitmitir'.15 Barthes bu olguya dayana-
(11) Tahsin Yazc, Mevln Devrinde Sem', arkiyat Mecmuas, V, istanbul, 1964,
s. 135 <12)a.g.y.,s. 138
<13) Critique, 423 - 424, Aot-Septembre 1982. Un Texte Indit de Roland Barthes, Encore Le Corps, s. 652.
(Bu metnin Trke evirisi iin bkz. ada Eletiri, yl 3 Ocak 1984)
,14,ibid.
(15,bid.
\ 145 [
hilmi YA
rak. gvdenin yalnzln kazandn, ama bir kollektivitenin (Bart-hes, buna 'bir tr biz' diyor) iinde kendini
yitirdiini belirtiyor.
5. Sem', bir kollektivite iinde yitmek anlamnda deilse bite, yine de bir yitii imler. Sem'da zne, teki
zneler yn iinde deil, Allah'ta yitmeye (onda son bulmaya: Fen'ya) ynelmektedir. Ziya akir'in
syledii gibi 'Sem' esnasnda msivy tamamen unutarak lhut lemin cezbesine garkolmak arttr'.16 Bir
baka deyile, 'hareket halinde (Sem'da) olan insann kainatta Allah'n cemlinden baka birey grmemesi
lazm'dr. Sem', 'sem' edenin Allah'a olan akn, kuvvetli arzusunu, evkini harekete getirir, pekitirir ki,
bundan da hller doar. Bu hller ateleri ile kalbi yakar, onu pisliklerden temizler. Bu temizlikten sonra
insanda mahade ve mkefe hsl olur'.17 Sem' srasnda semzenlerin edimlerinin tasavvuf
simgeciliinde ayr birer anlam vardr: 'Dnmek, Tevhid'i gsterir'. Tevhid (Allah'n birliini onaylamak)
makamnda 'arifler her cihette mahbub ve matlub'u (Allah') grr ve dndkleri her tarafta bir feyze nail
olurlar. Sem'da 'sramak ve oynamak, (...) Allah'tan gayr hereyi alt ettiini' gsterir. El sallamak ise 'visalin
husulnden hasl olan sevince, kemal mertebesine ynelmeyi' simgeler.18 Birey, 'kendi kiiliinden syrlr', bir
vecd (esrime, extase) iinde Allah'n kendisini yakn (kesin bir bilgi olarak, H. Y.) gzyle mahede eden'19
gerek bir m'min olur. Mevln'nn sem' srasnda byk bir vecd iinde hereyde Allah' grdn
sylediini, evresindekilere gzlerindeki Allah nurunu seyretmelerini buyurduunu Eflaki'den reniyoruz.20
'Tem' ise, 'Allah'tan baka hibir eyi grmemek'tir. elebi'nin 'var olmak uurunun erimesi' olarak
niteledii 'Fena', 'Fen'nn son mertebesi de varln Ai-
(16,Ziya akir'den aktaran A. H. elebi, Mevln ve Mevlevilik, s. 191 (17)Tahsin Yazc, Mevln'dan Sonra
Sem', s. 138-139 (18,a.g.y.,s. 142
(19)R. A. Nicholson, slam Sufileri, s. 51
1201 Ahmed Eflaki, Mana/ab el - Arifin (Ariflerin Menkbeleri). Trk Tarih Kurumu Yaynlar, Ankara, 1959-
1961, s. 104
1 146 [
, n , dil ve Sanat
lah'ta srdrme, 'Beka'dr. Prof, Annemarie Schimmel'in belirttii gibi, 'Fena' ve 'Bek' (Allah'ta hileme ve
Allah'ta ebedi yaam), 'Mevln ve onu izleyenlerce anlald anlamda, mistik dans (sem') devinimlerinde
temsil edilmektedir'.21
6. imdi elebi'nin iirlerindeki imleri iirsel im'e dntren hipogramlar grebiliriz. elebi'nin Mevln'dan
evirdii An mutrib-i name-i rin-dehen med
diye balayan gazeldeki22
'Arz denilen bu kuyuya dm bir ok ruhlar, evvelce yollarn kaybetmi olduklar halde imdi vatanlarna
geldiklerini sanyorlar' dizesi, Sem'- Mevln'daki 'yolunu gaybeden gneler' imini iirsel bir ime
dntrr. 'Yolunu gaybeden gneler', Sem'da, Prof. Dr. Schimmel'in deyiiyle 'domayan ve batmayan
gne (burada, Allah, H. Y.) evresinde dnen zgr ruhlar' imler. Yine bu gazelde, 'Btn aalar sabrettiler,
ayrlk bir kuyu, sabr da ip gibi idi' dizesi, elebi'nin evirdii bir baka gazelin23
'Karanlk suyun dibinden gne kuyuya douyor', ve 'Yusuf gibi yzlerce gne kuyuya dndler' dizeleriyle
birlikte okunduunda, henz vecd ile 'Allah'n kendisini yakn gzyle mahede etme' durumuna gelmemi,
Allah'tan (Lht Evreni'nden) ayr dm, Nst'taki (nsanlk Evren) m'-
minleri imler.
Mevln'nn, elebi tarafndan evrilen,
Biy biy ki tui cn- cn- cn- sem' matla'l gazelindeki24
1211 Annemarie Sc^immel, Mystical Dimansions of slam, The University of North Carolina Press, Chapel
Hill, 1975, s. 184. (Bu blmn Trkesi iin bkz. A. Schimmel, Tosawu/un Boyuttan, Adam Yaynclk, stanbul,
1982, s. 164) (22) A. H. elebi, Mevln ve Mevlevlik, 87, XXXIII. Gazel. i23)a.g.y., s. 72, IV. Gazel. I24,a.g.y.,s.
71, II. Gazel.
\ 147 [
HLM y
'Yzbin yldz seninle gnln aydnlatr' dizesi, elebi'nin 'iimdeki sem'a nece yldzlar akar'
dizelerini iirsel ime dntren bir hipogram grevini yerine getirir. te yandan, elebi'nin evirdii
Mest ve k vu cvn vu cins-i n
matla'l gazelinde25 Mevln'nn
'Gnller, ilerindeki in dilberlerini gsterdiler' dizesi, Sem'- Mevln'daki
'iimdeki nigr Bir baka nigrdr'
dizelerini iirsel ime dntrr.26
Sema-i Mevln'da geen 'emen ocuklar' imi ise, Divan yaznmzn mazmunlarndan biri. Mevln'dan
elebi'nin evirdii
Ey baban ey baban med hazan ender hazan matla'l gazelinde27
'serviler, lale ve yasemenler nerede emenlerin yeil giyinen ocuklar nerede?' dizeleri var. Bki'nin
emen etfalinn uyhularn uurd yine Subhdem gulgule-i fahte glbank- hezar
beytinde 'emen etfal' ('imen ocuklar') geiyor. imen ocuk-,25)a.g.y.,s. 84. XXIX. Gazel.
(26) Ahmet Cafer elebiler, Asaf Halet elebi zerine Robert Kolej'de yazd bir term-paper'de (A. H. elebi:
An Alienated Mystic, Robert College Library, Baslmam Tez, 1968), 'nigr- in'in elebi'nin 'Ayna' iirinde
Ak', lml insandan ayran byk uzakl simgelediini sylemektedir.
<27> A. H. elebi, Mevln ve Mevlevlik, s. 192
1 148 f-
|n, dil ve Sanat
1 149 [
lan' mazmunu, eretileme yoluyla 'iekler'i imliyor.28 Yukarda szn ettiimiz An mutrib-i ho name-i
rin-dehen med
matla'l gazelde geen
'ieklerin ruhlar sonbaharn verdii uyuukluktan uyanyordu' dizesi de 'emen ocuklar'nn niin 'mahmur'
olduklarn gsteriyor bize: ilkyaz gelmitir nk; -iekler, yeni uyanmlardr!..
7. imdi bu hipogramlar (Tasavvuf metinleri ve Mevln'nn gazelleri) balamnda Sem'- Mevln'daki
iirsel imleri, belirli bir semiyotik birlii oluturmak zere eklemleyebiliriz artk. Sem'- Mevln, ilk bakta,
hem ilk yaz (Doa'nn Yenidendouu'nu) hem de 'vecd', 'tem', 'fena' ve 'bek' balamnda ruhlarn
Allah'ta Yenidendouu'nu (fen'dan bek'ya) gsteren iki dzeyden olumaktadr. Hemen belirtmeli: Bu
dzeylerin ikisi de allegorik dzeyler. Bir baka deyile, elebi bize sem' anlatrken ilkyaz (ya da, ilkyaz
anlatrken sem') anlatmak istemi deil. Sem'-! Mevln, bu iki dzey birbirleriyle yer deitirebilecek
biimde kurulmu. Bu iki dzeye ilikin iirsel imleri
'ylanlar ney havalarn dinler tennure giymi aalarda' dizeleri eklemliyor. elebi'nin Mevln ve Mevlevilik
adl kitabnda tennurelerin al ile ilgili szleri bu balamda ok nemli. yle diyor elebi: 'Sima' eden sol
ayann baparmann mihveri etrafnda sa ayayla tam yz seksen derecede bir arh atarken geni
tennurelerin etekleri de o zaman hakikaten iekler gibi alr' (altn ben izdim: H. Y.).29 Semazenlerin
dn' ile ilkyazda ieklerin yeniden yaama dn'n (Yenidendou'u) imleyen 'tennute giymi aalar',
Trk yazn'nn gerekten benzersiz iirsel imlerinden biri.
<28) Haluk ipekten, Baki, Atatrk niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi, Edebiyat
Blmleri Ders Notlar, Teksir, Erzurum, 1984, s. 61 (29) A. H. elebi, Mevln ve Mevlevlik, s. 192
HLM Ya
'Tennure giymi aalar', iirsel ime dntren hipogramlar neler? Bunun iin Sema'- Mevln'daki bir
nceki dizeye
'ylanlar ney havalarn dinler'
dizisine bakmak gerekiyor. Ney taksimi, Mevlevilik'te srafil'in sur'unu temsil eder: 'Taksimin sonuna doru
hafifleyen ney sesine baka bir ney, yahud baka neyler dem tutarlar. Derviler birden iddetle ellerini zemine
vurup ayaa kalkarlar. Bu hareket sur'u duyan canlarn kyamet gnnde dirilmelerini temsil etmektedir'.30
Demek ki ney sesi, srafil'in sur'u dolaymnda 'canlarn Kyamet G-n'nde (yeniden) dirilmeleri'ni imliyor.
Yenidendou ya da Yeni-dendirili... elebi'nin deyiiyle 'cn'larn yeniden tenlere girii (Kyamet Gn'nde),
Mevln'nn ilkyazda ruhlarn tenlere girdiini syleyen
'Baharlarda btn ruhlar tenlere giriyorlar'.31
dizesi dolaymnda, lkyaza eklemleniyor: ruhlar tenlere, aalar tennurelere giriyorlar.32
imdi, Sultan Veled'in Maarifinden u blm alntlayabiliriz: 'Fakat o Peygamber 'Bildir!' surunu azna
koyup ard vakit, srafil'in surunun nefesi gibi bu dalm olan paralar, mezar gibi olan bedenlerde,
canlanp bagsterdiler. (...) Sen grmyor musun? Bu cansz, donmu toprakta, bu lm ve fena bulmu
taneler, srafil gibi olan bahar, Hamel burcundan, bu yok olmu mezar gibi olan tanelere, veyahud tabut gibi
olan aa dallarna (...) eritii zaman, hepsi kazmasz, kreksiz ve kimsenin yardm olmadan ba-gsterip
karlar ve o mahpesten kurtulurlar'.33 yleyse israfil'in sur'u ile canlarn Yenidendou'u ve ilkyazda
ieklerin amas (Doa'nn Yenidendou'u), Sultan Veled'in metni bir hipogram
(30)a.g.;y.,s. 188
m>a.g.y., s. 87. XXXIII. Gazel.
<32) Burada, ten/tennure sesbenzeimini gzard etmemek gerekiyor. (33) Sultan Veled, Maarif, Tercman
1001 Temel Eser, istanbul, 1984, s. 139. Ayrca srafil'in Sur'u iin bkz. Kur'an Taha, 62; Yasin, 56; Zmer, 110.
1 150 1
1 H
D.L VE SANAT
olarak alndnda, 'tennure giymi aalar' imini, iirsel bir ime dntrm oluyor. Kukusuz, Bek (Allah'ta
yenidendou), bu dolaymda iire eklemleniyor.
yleyse Sema'- Mevln'da iki deil, dzey olduunu syleyebiliriz:
iirsel imler
Hipogramlar mleyen mlenen
Kur<an,~MW (Sulum Veled) W
a, 'Sem'
Gazeller (Mevlana)
an'larn yeniden dirilii (Klarnet Gn)
AlLah'ta^ndinlisfBek')
Gazeller (Mevln) 'Tennure giymi Doa'nn yeniden dirilii
aalar' : (lkyaz)
Ney, Tasavvufta srafil'in sur'unu temsil eder, ama nsan- K-mil'in de simgesidir.34 zellikle Mevln'da
byledir bu. Kmil insan ise, seyr-i slk'ta yedi nefs mertebelerinden geerek arnan kiidir. Bu
mertebelerden ilki, srekli ktle eilimli olan nefs-i emmare'dir. Mevln, Mecs- Seb'a'da nefs-i
emmare'yi 'ylan' diye adlandrr.35 Ylanlarn (nefs-i emmare'nin) ney sesini (nsan- Kmil'i) dinlemesi,
Tasavvuftaki nefs mcadelesini, dorudan ya da dolayl yoldan Mahede makamna gidii imler. Bu da,
Mevlevilik'te Sem' ile salanr.
imdi Sema'- Mevln'nn matrisine gelebiliriz. Bu iirin matrisini Tasavvuftaki Devir retisi oluturur: Alem-i
Gayb'dan Alem-i uhud'a inen varlk, nce cemd (canszlar), sonra nebat (bitkiler), sonra hayvan, en sonra da
insan suretinde tecelli eder. yleyse insann cesedi, bu suret'e brnmeden nce 'Alemde dank bir halde
idi. Onlardan nce de drt unsurda (anasr- erbaa), toprak, hava, su ve atete ve drt tabiatta (soukluk,
scaklk, yalk, kuru-
1341 A. Glpnarl, Mesnevi erhi, Babakanlk Kltr Mstearl Kltr Yaynlar,
stanbul, 1973, cilt: I, s. 33 (35> Mevln, Meclis-i Seh'a'dan aktaran, A. H. elebi, Mevln ve Mevlevilik, s.
136
-1 151 |-
H I L M | y
luk) idi. Bu drt unsur ve drt tabiat ise gklerin dnmesinden meydana gelmektedir. nsan btn bu
evrelerden getikten, insan mertebesine ykseldikten sonta 'asl hakikatinden haberdar olmak ve aslna
dnmek'36 gereksemesini duyar. Ondan sonra da derece derece ykselerek Hakk'a ular. Sem' Mevln
iirinde, 'Ben dnerim gkler dner'
dizeleri, Sem'daki dn dolaymnda insann yaradln (Seyr-i Nzul: ni),
'Ben uarm gkler uar'
dizeleri ise, insann unsurlarndan ykselerek aslna kavumasn (Seyr-i Uruc: Ykseli) imler. Dolaysyla,
Sem'- Mevln iirinin matrisi, 'Herey aslna dner' tmcesidir. Bylece iir, bu matristen yolakarak, hem
Tasavvufun Devir (Dn) retisini, hem Beka retisini, hem slam eskatolojisini (Kyamet retisi), hem de
Do-a'nn Srekli Yenidendou retisini (ki bu ok bilinen, Etemel Retour Miti'dir) kuatan byk bir iirdir.
1361 Sultan Veled, Maarif bk? \A a l
/hb.M.AmharcIog,u.nun'Alk,amalar,bIm
l 152 (
|N, l ve Sanat
Necatigil'in Da iirini
'Yeniden-lna
Denemesi
1Necatigil'in iirini iki dnemde dnmek gerekiyor. lk dnem, Kapahar, evre, Evler ve Eski Toprak'tan
oluuyor. kinci dnemi ise, (bana gre) Yaz Dnemi ile balyor. Arada ise, Dar a ile birlikte, bit ara-dnem,
Necatigil iirinde bir arakesittir. Bu iki kitab birarada dnrsek (ki dnmememiz iin bir neden yok)
Arada, gerekten arada bir kitaptr ve Necatigil iirinde bir gei'i belirler.
iirinin dnemselletirilmesini Necatigil de onaylyor. En/ Cam'n yaymlanmasndan sonra Kamuran ipal ile
yapt bir konumada (bu konuma 28 Temmuz 1970 gnk Yeni Ga^ete'dedir) Necatigil, 'eletirmen ve
okuyucu sizin iir serveninizi izleyebiliyor mu? Eski Toprak'tan sonra hikayeyi braktnz. Neden?' sorusuna u
yant veriyor:
'iirimde hikayeyi, narration'u asgariye indiriyorum. Hikayeyi nasl soyutladm anlatacam. Hikayeyi
frenlemek iin kendimizi zorluyoruz. Ama Divan iirinde olduu gibi, iirde de gizlemeler, saklamalar, kendini
bir kelime ile ele verir. Bugnk iirim Eski Toprak'tan sonra balad.'
ipal Sorar:
'Eski iirlerinizi inkr m ediyorsunuz?'
Necatigil yantlar:
'Evet'
Necatigil'in deyiiyle, 'iirde hikayeyi, narration'u asgariye indirmek', onun iirinin Yaz Dnemi ncesi ve
sonras olarak dnemsel-
1 153 1
H I L M I v
A V o
letirilmesinde ayrdedici bir snr izer. iiri hikayenin, ykleme-nin tesinde kurmak, Necatigil'de pratik bir
sorundur. Bunu belirleyen ise, kuramsal bir sorun: iirde anlam. Necatigil, yklemeyi en az'a indirgemeyi,
iirde anlam sorununu zmleyebilmenin bir nkoulu olarak grmtr.
2. Bu yaz, ite bu sav kantlamay ngryor. yleyse yaplacak olan, Necatigil'in Yaz Dnem'nden nce ve
sonra yazd iki iiri rnek olarak almak, bu iki iirde (ya da, daha geni dzlemde, iki dnemde) 'anlam'
sorununu nasl temellendirdiini ortaya koymak olacak.
Bu iirlerden ilki, Yaz Dnemi ncesinde yazlm 'Gizli Sevda' iiridir.
Han bir sevgilin vard
Yedi sekiz sene nce Dn yolda rasladm Sevindi beni grnce
Sokakta ayakst
Konutuk ordan bur dan Evlenmi, ocuklar olmu Bir kz, bir olan
Seni sordu
Hi deimedi, dedim, Bildiin gibi.. Anlyordu.
Mesutmu, kocasn sevi^ormus Kendler'nmmij evleri.. Bir sulu gibi ezik, Sana selm syledi.
'Gizli Sevda' daha ilk okuyuta belli ki, anlam verili, standart dil ('standart dil' terimi, Mukarovsky'nin)
dzleminde kuruyor. iiri, gereklie yapt gndermelerle anlamlandrmaya baml kl-
1 154 f.
i N/.' D 1 L v E Sanat
yor okuru. Buysa, iirin bildiriim amacyla gnderme ilevini ne-karyor: iirdeki im'leri, gereklikte
gnderme yaptklaryla zde klyor. Dil, konvansiyonel balamndan uzaklam deil. Okur, bu iir
karsnda, kurallarn bildii bir oyunu izliyor gibi. Bir belirsizlik (Empson'un 'ambiguity', Riffaterre'in
'ungrammaticality' dedii) szkonusu deil bu iirde. Ksaca, bir ykleme bu iir; hikaye anlatyor. iirde
dil'in kendisi, sz-ediminin kendisi deil, gereklik ne-kyor ('nekma' terimi, Mukarovsky'nin: eke
'actualisace'yi, ngilizce'de 'foregrounding'i karlyor).
3. imdi de Yaz Dnemi sonrasnda yazlm bir iiri alalm: 'Da' iirini:
Ette czrt keyy
Bir kuzgunun indii birline dedii Bizi hep o aalar Barnda her dakika keyy
Bu hangi ocaktr tav, akam ez Srdrr hastal iyi etmez Tahta perde sevgililer Yaslanr bakarz zlemle
uzaklara
Aalara dnlr sonra kararr bahe Bolukakta ey Dnce midir krlr dal ince Akam en/cam ve keyy
lk okuyuta ayrdna varyoruz: 'Da', 'Gizli Sevda'ya benzemi-yor-hi benzemiyor! Belli ki anlam verili,
standart dil dzleminde kurmuyor. iiri, gereklie yapt gndermelerle anlamlandrmak nekmyor bu
iirde. Dolaysyla, bildiriimin gerekletii bir gnderme ilevi bulamyoruz. iirdeki im'ler, onlarn
gereklikte gnderme yaptklaryla zde deiller nk. Dil, konvansiyonel balamndan uzaklam 'Da'
iirinde. iirde dil'in kendisi, sz-ediminin kendisi nekyor -gereklik deil... Okur bu kez, bu iir karsnda
kurallarn bilmedii' bir oyunu izliyor gibi, iirde belirsiz-
1 155 1
HLM v .
1 A
likler var. Ksaca, bir oykleme, bir narration deil bu iir; hikaye anlatmyor.
'Da', Jakobson'un deyiiyle, dilin gnderme ilevinin deil, iirsel ilevin (ya da, Mukarovsky'nin deyiiyle,
'iirsel dilin ile-vi'nin) nekt bir iir. iirsel ilev ise, dilin bildiriim amacyla kullanmn dta brakyor.
Dolaysyla iirin 'yaznsal'l (terim Jakobson'un) onun yk anlatmamasndan, Necatigil'in deyiiyle,
'hikayeyi, narration'u asgariye' indirmesinden ileri geliyor. iirsel ya da estetik ilevin nekmasyla da iir,
gnlk (standart) dili bozuyor, 'gnlk dile rgtl bir iddetle'1 yneliyor.
Burada nemli bir soru var: iir bildiriim dzeyinde gnderme ilevinin nekt durumlarda m anlam iletir
sadece? Eer yleyse, estetik ilevin, iirsel ilevin ne kt metinlerde ('Da' iirinde olduu gibi) anlamsz
mdr iir?
4. Michel Riffaterre Semiotics ofPoetry'de okuma balamnda iki anlam dzeyi ayrdeder: mimetik anlam ve
hermeneutik anlam.2 Mi-metik anlam dzleminde okur, dilsel imleri, birincil olarak, gndermeleri ile kavrar.
Jakobson'un iirde gnderme ilevinin nekt-n syledii durumdur bu: Okur, gndermeler dzleminde
kavrayabildii srece sorun yoktur. Ama, ya birtakm belirsizlikler szkonu-suysa? Ya, bildiriim
gereklemiyorsa? Daha somut sylersek: ya, im'lerden bir bl, gndermeler dzleminde
anlamlandrldkla-rnda, garip ya da eliik sonular veriyorlarsa? Dahas, iir gnderme ilevini ne kertede
gerekletirirse gerekletirsin mimetik okuma (anlam) dzeyinin baz sorunlar olacaktr iirin bir ses (uyak,
ritm) dzeni, bir ls ya da baz retorik eleri vardr -kukusuz, bunlar birer im olarak, gnderme
dzleminde anlamlandrma szkonusu deildir. Dolaysyla, iiri te bir dzeyde, hermeneutik dzeyde
okumak ve anlamlandrmak gerekiyor.
(1) Victor Erlich, Russian Formalism: History- Doctrine, The Hague, Mouton, 1965, s. 214
121 Michael Riffaterre, Semiotics of Poetry, (ndiana University Press, Bloomington, 1978, s. 6
, n , dil ve Sanat
Riffaterre, yaznsal olgunun metin ile okur arasnda bir diyalektik bant kurduu dncesindedir. Okur,
iirde anlamn dorudan deil, dolayl olduunu bilecek, iirin bir 'btnl' olduunu kavrayacaktr.
Okuma, iirde bu btnln aratrlmasdr. yleyse, diyor Riffatetre, okur bu btnl kavrayabilmek iin
gnderme dzlemindeki ak anlam bir yana brakmal, iirdeki im'lerin dolayl olarak dile getirdikleri
btnletirici etmeni kavrayabilmeli-dir.3
5. Burada bir ayra aarak, Necatigil'in yukarda szn ettiim konumasna dnmek istiyorum. ipal
soruyor:
'Bir eletirmen EnlCam' okuyucuya aklayacak, onu sevdirecek mi? Yeterince sizi onlara iletecek mi?'
Necatigil yantlyor:
'yi niyetliyse, angaje taraf yoksa, bu kitap zerine dnrse, bir eskizaman hayvann kemiklerinden ina
eder gibi, onu yeniden kuracaktr.'
imdi, Necatigil'in deyiiyle, iiri 'yeniden kurmak' ya da 'Da' Riffatene'in hermeneutik dzleminde
anlamlandrabilmek iin, bir yeniden-okuma deneyimine girimek istiyotum. Bu amala da Riffatene'in
kuramsal kavramlarndan yola kacam: matris, hipog-ram, betimleme bei, iirsel im.*
6. Riffaterre'e gre iir, bir szcn ya da bir cmlenin bir metne dnmesidir. Bir metne dnen szck
ya da cmle ise, o iirin (metnin) matrisi'dir (Matris, eer bir szck ise, Riffaterre o szcn iirde
grnmeyeceini belirtiyor). Demek ki iir, matris'in dnmdr. Matris bu dnm srasnda baz temsili
im'ler retir -ki, bu im'lerden bir bl, 'iirsel im'lerdir. te yandan, bir szck ya da tmce (phrase), daha
nceden varolan bir szck beine gnderme yapyorsa iirsel im'e dnr. Daha nceden varolan bu
szck beine Riffaterre 'hipogram' diyor. Hipogram bir alnt, bir
(4)a.g.y. Ayrca J. Culler, The Pursuit of Signs, Routledge and Kegan Paul, London, 1981, s. 80-99
\ 157 \
" 1 L M | y
slogan, bir klie-sz, ya da konvansiyonel olarak biraraya gelmi bir bek olabilir. Riffaterre, konvansiyonel
olarak biraraya gelmi bir bek olarak hipograma 'betimleme bei' adn veriyor. Hangisi olursa olsun
hipogram, gemiteki yaznsal ve semiotik pratiin rndr. Bir im'in daha nceden varolan bu tmceye ya
da bee yapt gndermeyi kavrayan okur, bu im'i bir 'iirsel im'e' dntrm olur. Riffaterre'e gre,
metinde iirsellik nekacaksa bir hipograma gnderme yapan im'in (iirsel im'in), metnin matrisinin bir
varyant olmas gerekir.5
7. imdi, bu kuramsal balamda 'Da', 'bir eskizaman hayvann kemiklerinden ina eder gibi' yeniden
kurabiliz.
'Ette cyrt': iirin adndaki 'Da' imi'nin bir yzey ekli olarak da'a deil 'dalamak'a gnderme yaptn
ortaya koyuyor. 'Czrt', dalamann ette kard sesin yanslamas.
'Keyy': Belirsizlik, bu szckle balyor. nemli: nk iirde kez geiyor 'Keyy'. Szlk-anlamlar bir
tutamak vermiyor. 'Keyy'i bu iir balamnda bir iirsel im'e dntren metin, bir tp incelemesi: Akil Muhtar
zden'in 'bni Sina Tbbna bir Bak'.6 Bu metinde yle deniyor: 'Key, pek faideli bir usuldr. Kzgn bir
aletle yakmaya denir. Hastaln dalmasna menfaati olur.' Bylece 'Keyy' 'Da(lama)': 'Ette czrt'dan oluan
betimleme bei'ne gnderme yaparak iirsel im'e dnyor.
'Kuzgun' : Bu szck, sessel olarak 'Kzgn' szcn artryor. Jakobson'un da belirttii gibi,7 iirde
eretileme salt analoji alannda (rn.: kuzgun, kartal) deil, ses alannda (rn : Kuzgun, Kzgn) benzerliklere
dayanabiliyor. yleyse 'Kuzgun'u da, 'kzgn' szc dolaymnda, betimleme bei'ne katabiliriz:
^Intn^T" Byk TTk ^ * TTK Yay.n, ls.
80-81 ' StructUTabsm d Semiotics, Methuen, London, 1977, s.
* M , dil ve sanat
Ette czrt: Da(lamak): Keyy: Kzgn (Kuzgun) } Hipogram
'Barnda her dakika': Bu tmce, Tevfik Fikret'in Promete iirine gnderme yapyor. Fikret'in iiri
Kalbinde her dakika u ulv tahassrn
Minkar- ateinini duy, daima dn diye balyordu. Necatigil, 'Kalbinde her dakika'y 'barnda her da-
kika'ya eviriyor. Fikret'in 'minkar- ten'i ('ateten gaga') ile betimleme bei daha da geniliyor. 'Ateten
gaga' hem 'Kalbinde her dakika'y betimleme beine eklemliyor, hem de 'kuzgun'la bir dz-deimece
bants kuruyor.
'Bu hangi ocaktr tav': Bu tmceyi de betimleme bei iinde dnmek gerekiyor: Da(lama) ileminde
kullanlan madeni aletin, bir ocakta kzgn akkor durumuna gelip tavn bulmas szkonusu burada.
'Srdrr hastal iyi etmez': Necatigil, sonunda iirin matrisine gnderir bizi: Yaam, bir azaptr. Kayg,
korku, znt ile yaam, kzgn bir demirle dalanm gibi, barmzda duyarz. Gerekten Necatigil, 1941
ylnda yazd bir iirin ('Yeldeirmenleri') ilk dizesini ('Yaamak azaptr ok zaman'), 'Da' iirine bir matris
olarak almtr.8 Tevfik Fikret'in Promete'sine gnderme yaparak da Promete'yi yenidenretir. Fikret'in
Promete'si bir mit kiisi'dir: Ulkleti-rilmi, yceltilmi bir kahraman simgesi. Necatigil'in Promete'si ise,
181 Necatigil, Bile/Yazd'da (s. 113) 'yaamak azaptr ok zaman' bal altnda yle diyor: 'Bu bir ruh yaps
sorunudur, sonucudur. Ben ilk kitabma o msrayla balarken, elbet bilemezdim deimez dorultunun bu
olacan, olduunu. Belki bir tesadfn yze kard, demek ki bilin altnda vard, yeerdi, kk sald.
'Yaama azab', klasik Divan iirimizin de matrislerinden biri. A. H. Tanpnar, 19. Asr Trk Edebiyat Tarihi'nde
(s. 96) Akif Paa'dan sz ederken, onun Adem Kaside-si'ndeki 'di/leng-i hesti' terkibine dikkati eker ve
kasidenin, felsefi bir balam kurabilmesi Necatigil'in bu iiriyledir. 'Da' karlmadan' okunmasnda srar
eder. Ancak yaama azabnn felsefi bir balam kurabilmesi Necatigil'in bu iiriyledir. 'Da' geleneksel bir
matrisin, st-dil dzeyinde nasl yeniden-rctildiini de gs-tetir.
\ 159 r
HLM Y
A v
yiit ve soylu bir edimden dolay deil, salt yaad iin azap eken, sradan bir insandr. Fikret'in
lkletirdiini, Necatigil, herkes'leti-rir. Kayglar, tasalar ve zntleri ile yaama azab eken 'her-kes'ten
biri. Bu anlamda Necatigil'in insan, Heidegger'in 'her-kes'idir ('Dos Man'). Herkes, ya da gerek olmayan bir
varolu...
'Tahta perde sevgililer': 'Tahta perde' bir dermeatmal imler. (Jakobson, 'iirde gsterenler, birer gstetilen
olmulardr' diyordu). Necatigil, tasa ve azaptan, ak gibi dermeatma, blk prk yaam deneyimleriyle
kurtulunamayacan vurguluyor. Gerekten 'tahtaperde', salt bir gsterilen de deil, iiri ikiye blen bir im.
iirin anlam uzamn da ikiye blerek birbirinden ayryor: Birinci drtlk, yaam azaptr matrisinin iirsel
metne dnmesiydi; son drtlk ise lm kanlmazdr matrisini iirsel metne dntryor. Akn
dermeatmalnn imlendii ara-matris ise, 'tahta perde' imiyle, iiri ikiye blyor:
ilk 6 dize
} Mattis 1: 'Yaam, azaptr'
7.,8. dizeler
]} Ara matris:'Ak, bir zm
deildir J tahta perde
son 4 dize
1} Matris 2:'lm, kanlmazdr'.
.'Aalara dnlr...': 3. drtlk bu tmceyle balyor. Bu drtlk, biti yine bir betimleme bei, tekiyse bir
alnt olan iki hipog-rama gnderme yapyor. Betimleme dizgesi: {bahe, aa, dal}; alnt ise Yahya Kemal'in
bir rbaisidir:
Her rind bu bezmin nedir encam bilir Dnyamz ngh zlm rtebilir Bir bitmeyecek evk verirken beste Bir
tel kopar, ahenk ebediyyen kesilir
i 160 1
. vj DL VE SANAT
Yahya Kemal'in rubaisinde encam: zlm (karanlk) telin kopmas ile, Necatigil'de ise en/cam: karanlk, daln
krlmas ile eklemlenir. lm, Yahya Kemal'de 'bir telin kopmas' ile imleniyordu; Necatigil'de ise bir 'daln
krlmas' ile imleniyor. Ama krlma, en/cam'm cam'yla eklemlenerek, iiri anlamca daha da younlatryor:
Yahya Kemal: encam: karanlk: tel'in kopmas. Necatigil: en/cam: karanlk: dal'n krlmas. 'Boluk': hem
yaamn bo'luuna hem de gmtn boluuna gnderiyor bizi. 'Akta her ey' ise, lmn kanlmazl
kavrandnda hereyin apak anlalacana! Necatigil, 1. matris ('yaam azaptr') balamnda Heidegger'in
Das Man ('herkes') kategorisini yenidenretiyorsa, 2. matris ('lm kanlmazdr') balamnda da
Heidegger'in Sein zum Tode ('lme kendinden nde yrme') kategorisini yenidenretiyor. Sein zum Tode,
bireyin ('Dasein') lmle hep gzgze olduunun bilincinde olursa, gerek bir varolua sahip olabilecei
anlamna gelir Heidegger'de.9
Bylece 'Da' iiri, iki ayr matris balamnda bir st-dile, felsefe diline de gnderme yapyor. 'Da' derin bir
felsefi ierik de kazanyor.
Joseph P. Fell, Heidegger and Sartre, Columbia University Press, New York, 1979, s. 341-351. Ayrca, Lucien
Goldmann, Lukacs and Heidegger, Routledge and Kegan Paul, Londra, 1977, (Glossary blm); yine ayrca,
Macit Gkberk, 'nsannn Gereklii', Cumhuriyet, 12 Haziran 1976.
-1 161 i-
,N, DL VE SANAT
'Da doble luz a tu verso, Para leido de frente Y al sesgo'1
Antonio Machado
NecatigiPin Kareler'i: Ak Yapt
Behet Necatigil'in Kareler'i, Trk yaznnda tekil bir yapt olma zelliini koruyor. Gerekten benzersiz bir
yapt Kareler ('benzersiz', tekillii vurguluyor burada, yceltmeyi deil). Tekillii, iirde anlam sorununa zgl
bir zm getirme deneyimi olmasndan. Hemen sylemeli: Necatigil iiri, zihinsel iermeleri olan bir iirdir.
Bu da, onun iirini, felsefi bir iir klyor. zellikle de Ka-reler'de belirgin bu zihinsel iermeler. Anlam
sorununun nasl zmlendiine ilikin bir yaklam, bu iermeleri gzard etmemek zorunda.
Kareler'e ilikin ilk ierme u: Kareler'deki iirlerin tm, birer ak yapt'tr. Nedir 'ak yapt'? Umberto Eco'yu
izleyerek, bunun okura belirli bir yorumu kabul ettirmeye almayan yapt olduunu syleyebiliriz. 'Tpk'
diyor Eco, 'ada atonal mzikte olduu gibi... cracya zgrlkler tanyan algsal kompozisyonlardr
bunlar'. Eco, Karlheinz Stockhausen'in Klavierstek XI'ini rnek veriyor. Bestecinin, nceden verilmi
direktifleri yoktur bu mzikte: Stockhausen, salt bir dizi mzikal yap nerir. crac, balang iin
(1) iirine ifte anlam ver
Hem nden okunsun (soldan saa) Hem apraz
The Poem itsel/, (ed. Stanley Burnshaw, Penguin Books, Londra, 1964, s. 173
1 163 \
y A z
HLM Ya
bu yaptlardan dilediini, sonrakilerin ardkln belirlemek zere seebilmektedir. Ksaca, bitmi kesin
bildiriler, nceden belirlenmi formlar iermiyor 'ak yapt'lar.2
Atonal mzik, gerekten ak yapt'n betimlenebilmesi iin iyi bir rneke. Kukusuz, tonal mzikte de icracy
bir lde zgr brakt dnlebilen besteciler var. rnein, Handel. Ode on St. Cecilia's Day'n bir
yerinde organ ad lib diye yazar Handel, icracy (orgcuyu) o blm deitirmek ya da atlamakta zgr
brakr. (Bu durumun tersi de var elbet: Elgar ve Stravinsky gibi bestecilerin ya-ptlarysa, bu yaptlarn nasl
alnmas gerektii konusunda, icraya ilikin direktiflerle doludur). Gelgelelim, Handel'in mzii izgisel-dir;
soldan saa okuma'da boluklar brakan, ya da boluklar deerlendiren bir yorum zgrldr icracya
braklan. Atonal mzik-teyse, icracnn balang iin bir dizi mzikal yapdan dilediini seebildii
kompozisyonlar, okumann (burada, elbet, nota oku-ma'nn) dzeyi (yukar-aa, aa-yukar) ve konumu
(sa-sol, sol-sa) ile bantldr. Webern, Hildegarde Jone'a yazd bir mektupta atonal notalandrmay, nl
bir antik formlden yola karak bulduunu belirtir. Bu Kareler'in semantik yapsn kavramamz asndan
nemli: Webern'in szn ettii antik forml, yukardan aa--aadan yukar; sadan sola-soldan saa
okunduunda deimeyen szck dizilerinden kurulmutur:
SATOR AREPO TENET OPERA ROTAS
'Bir dizi (12 ses dizisi) buldum', der Webern bu mektupta, '12 sesin kendi aralarnda isel bantlar olan bir
dizi bu: nce yatay olarak (soldan saa-sadan sola), sonra da dikey olarak (yukardan aa-
<2) Umberto Eco, L'Oeuvre Ouvene, Seuil, Paris, 1965, s. 15-37
1 164 1
, Jj , DL VE SANAT
****'\J d Btan Escrkn 6 (D^br 2), Cem Yaymevi, stanbul, 1983, <*' Behet Necatigil, Butun enen
s. 520 1 w S (iirler 3), Cem Yaynevi stanbul, 1982 s. 12
<*> Behet Necatigil, Btn Eserler, 3 (.rler
(6)a.g.y-,s. 13-
\ 165 1-
ya-aaya yukarya).' Eco gibi sylersek, 'kendini, iinde hibir ayrcalkl ynn bulunmad bir kme
olarak sunan ses dizisi'.3
Necatigil'in, Webern'i ve atonal mzii izlememi olsa da, iir iin tastamam byle dndn biliyoruz.
Rauf Mutluay'la bir konumasnda Kareler iin yle diyecektir: 'Bu iirlere beni z zorlad; zn iki bal deil,
-drt ynl oluu. O iirlerin sadan sola, yukardan aa, merdiven basamaklar gibi inili kl; okunmak
istenileri'.4 Necatigil, bu okuma kipini 'yolculuk' eretileme-siyle anlatr; iiri de 'tren tarifeleri'
eretilemesiyle: Ka ynde trenler istasyon nerde
yukardan aa aadan yukar
hangisi saa sola
hangi saatlerde doru yolcu katarlar5
Stockhausen, Klavierstck XI'de balang iin icracy zgr brakyorsa, Necatigil de yolcuyu ('okuru)
tarifenin ('iir'in) nasl okunmas gerektii konusunda zgr brakr. Kark Tarife iiri yle biter:
imdi siz syleyin gideceiniz yeri
ne zaman ve nasl nerelerde olmal
kolay m grmek ynleri ayn anda
nce baz eyleri okumasn bilmeli6
yleyse imdi soruyu sorabiliriz: Necatigil, 'bu iirlere beni z zorlad' derken ne demek istemiti? Yant yine
Necatigil veriyor. yle: 'Szcklerin aralarn atm, szcklerden deiik kombinezonlarda baka baka
anlam dizileri karmay denedim. Bir deniz fenerinin tek odaktan yayd ve nesnenin trl yanlarn, gr-
HLM y
nmlerini gsteren n demetleri gibiydi bunlar'.7 lgin bir homo-loji: Webern iin (Eco'nun deyimiyle),
'tonal bir merkez'in bulunmad bir ses dizisi neyse, Necatigil iin de semantik bir merkez'in bulunmad bir
anlam dizisi, o! Demek ki, z'n zorlamas, Necati-gil'de metafizik deil, semantik bir problem olarak, anlam
sorununa deiik bir zm nerme zorunluluu olarak beliriyor.
Burada bir ayraz amalym: Hi kukusuz, Necatigil, Henri Bre-mond'un La Poesie Pure'ndeki savlar (ki bu
savlar, Haim'in iir Hakknda Baz Mlafuz<:alar'nda da yeralr), yani bir iiri, okunmas gerektii gibi
okumak (iirsel okuma) iin, onun anlamn kavramann gerekli olmadn; stelik, zor bir olaslkla kavransa
bile, bunun iirsel 'okuma' iin yeterli olmadn biliyordu. yleyse niin anlam sorununu ne karyor
Necatigil, niin 'anlam dizileri' karmak istiyor?8 Sanrm, sorunun dm de buradadr: Necatigil, ne denli
sz'e dayansa da, iirin, dil'in imleyici karakterinin dnda kalabilmek gibi bir sorunu olduunu da biliyordu.
Bunu biraz amak gerekli: 'imlemleme', szckle onun gsterdii nesne arasndaki bantdr, 'imleme' ise,
szckle onun anlam arasndaki bant.9 Barthes de be-
(7)Bahet Necatigil, Btn Eserleri 5 (Dzyazlar I), Cem Yaynevi, stanbul, 1983, s. 57
,8) Tahsin Ycel de, Kareler'den szeden bir yazsnda, Necatigil'in bu iirlerinin 'eski biimlere kartlklaryla
birer te-iir' saylabileceklerini belirttikten sonra 'ama dzyazya kartlklar daha da kesindir, nk,
belirttiimiz gibi, dzyazda dnlmesi bile olanaksz olan birtakm iirsel kurallar ierirler' diyor. Ycel,
unlar da ekliyor: 'Necatigil, bir dzyazda tasarlanmas hile zor olan bu zgn okuma biimini getirirken,
dzyaz diline kart bir iir dilini kesinlemekle kalmaz, iirsel anlamn zn de gn na karr, onun tekil
deil oul, izgisel deil btnsel olduunu bir kez daha kantlar'. Tahsin Ycel, Yazn ve Yaam, ada
Yaynlar, stanbul, 1976, s. 100-101 " Bu ayrm Wittgenstein'dan. Wittgenstein Tractatus'ta 'imlemek'i
(bedeuten) 'im-lemek'ten (bezeichnen) ayrr. Bu, bir lde Frege'nin sinn (anlam) ve bedeutung (imlem)
ayrm zerinde temellenir. Tractatus: 3.3. Jakobson'da ise denatation'un (dolaysz anlam) imlem'e
connotation'un ise (yananlam) anlam'a tekabl ettii dnlebilir. ngilizce felsefe metinlerinde de imlem
iin re/erence, anlam iinse sense terimleri kullanlmaktadr.
1 166 1
zlN, DL VE SANAT
lirtir: yaznsal metinler imlemleyici deil, sylemsel'dirler.10Bu, yaznsal yaptlarda bir dzey olarak,
imleme'nin baat olduunu gsterir, imlemleme dzeyinin ortadan kalktn gstermez. Bu durumda dilin
imlemleyici karakteri, iris Murdoch'un Sartre'a dayanarak syledii gibi, 'aire tedirginlik verici bir engel gibi
grnmeye' balayabilir.11 air imlemeyi nasl baat klacak, sylemsellii nasl nekaracaktr?
'Kullanr*: bir sz ama hangi anlamda?' te Necatigil'in iir siyasas... Necatigil, szckle imlemledii nesne
arasndaki dolaysz bant ortadan kalkmasa bile, imleme dzeyinin baat klnmasnn ardna dmt. Bu
da Jakobson'u izleyerek sylersek, 'sanatn ilevinin iletiim ilevine stnl' demektir. Bu stnlk 'iletiimi
(yani, dolaysz anlam, denotation'u) ortadan kaldrmaz; ancak onu birok anlama gelebilecek (ambigu) bir
biime sokar'12 Necatigil'in istedii buydu!
Sartre'n da Jakobson gibi dndn biliyoruz: imlemleme dzeyinin ortadan kaldrlmas olanakszdr;
Mallarm denemitir bunu: 'Mallarm, dili, hibir eyi imlemlemeyen bir varlk klmay baaracak, olanaksz ve
gzpek bir eylemin ardndayd. Rimbaud ise, tersine, dil'i imlemlere tkabasa doldurarak, onun imlemleyici
karakterini zayflatmaktan yana olmu'tu.13 Oysa hemen belirtilmeli: Necatigil'in sorunu, imlemleme
dzeyiyle deildir. Mallarm ya da Rimbaud gibi, szc 'im' olmaktan karp, onu Sartre'n deyiiyle bir
'nesneye dntrmek istemez Necatigil. Kareler sanki, dilin imlemleme dzlemi yokmu gibi, imleme
dzeyini oaltmaya koyulur. Szckleri ne imlemlerle tkabasa ykler, ne de imlemler-den arndrmaya
giriir: anlam, gndermeye deil, okumaya balar. Kareler'i Trk yaznnda tekil klan da budur.
101 Roland Barthes, 'L'effet de rel', Littrature et Realite"de, Seuil, Paris, 1982, s. 81 vd. Barthes gereklik
balamnda rfrentiel (imlemleyici) olan, discursive'den (sylemsel) ayrr.
(11,lris Murdoch, Sartre, Collins, Londra, 1967, s. 36 vd.
(12) Roman Jakobson, 'Qu'est ce que la posie', Poe'tique'de say: 7, s. 277
(13) Iris Murdoch, a.g.y., s. 36 vd.
\ <" i- i.
Bir Davurumcu iir Temellendirmesi
1Felsefe ile resim arasnda, grece zerk alanlar olsalar da, belirli birtakm koutluklar kurulabiliyor. Bu,
bilinen bir olgu. Felsefe, Dnyay kavramsal olarak yeniden-kurma'nn; resim ise, teki Grsel sanatlarla
birlikte Dnyay resimsel olarak yeniden kurma'nn alan. Felsefe, Dnya'y kavramsal olarak yeniden-
kurarken, bu ilemin temel-koyucu esinin ne olduunu (olmas gerektiini) sorgulayarak ie balar. Ya da,
en azndan, Dnya'y ye-niden-kurma'ya bu soruyla balayan dizgeler var... Bu temel-koyucu ge, D
Dnya'da varolduklarn kesinlediimiz, onayladmz ey'ler olabilir; ey'lerin olguya dayanan duyumlar
olabilir; ya da ey'lerin ve duyumlarn dnda, bir z (eidos; essentia) olabilir. Baka biimde sylersek:
Gereklik ey'lerde midir, duyum'larda mdr, yoksa saltk Ylerde mi? Aristoteles dizgesinin temel-koyucu
esi, tek tek eyler; Mach ve Avenarius dizgesinin temel-koyucu esi, duyumlar; Husserl dizgesinin temel-
koyucu gesiyse, z, eidos...
Felsefe tarihini bu dorultuda okuduumuzda, Ortega'nn deyiiyle,1 'garip bir koutluk' gryoruz felsefe ile
resim arasnda. Resim tarihi de, resmin Dnya'y resimsel olarak yeniden-kurarken, bu ilemin temel-koyucu
esinin ne olduunu (olmas gerektiini) sorgulayarak ie baladn gsteriyor. 'Garip koutluk' burada
ite:
Jose Ortega Y Gasset, The Dehumanisaaon of Art, A Doubleday Anchor Book, NevvYork, 1956, s. 117 vd.
1 169 1
HLM Ya
Resimde de bu temel koyucu ge, D Dnya'da varolduklarn ke-sinlediimiz, onayladmz ey'ler,
durumlar, ya da bir eidos (essentia) oluyor. Naturalist resim gelenei iin Gereklik, D Dnya'da-ki
ey'lerdedir. zlenimci resim gelenei Gereklik'i duyumlar'da te-mellendiriyor. Davurumcu resim
geleneiyse Gereklik'i eidos'ta, z'de aryor. Bu balamda bir 'paralel metin' olarak okunduunda Felsefe
tarihi ile Resim tarihi arasndaki birebir bantlar ak-se-ik grlebiliyor. Aristoteles'le Giotto Naiv
Realizm'de ve Natra-lizm'de; Mach'la Manet Duyumculuk ve zlenimcilik'te; Husserl'le Kokoschka ise
Fenomenoloji ve Davurumculuk'ta, ne kardklar Gereklik balamnda ilikilendirilebiliyorlar.
2. Husserl'in Fenomenolojisi ile Davurumcu sanat arasndaki bant, teden beri biliniyor.2 Ama nce u:
Davurumcu sanat, ey'lerin Dnyas'n (D Gereklik) yadsmyor; D Gereklik'ten kopuk bir mistisizmi
imlemiyor. Husserl'in Fenomenolojisi de yle, Fenomenolojinin de, eyler dnyasn olumsuzlamak gibi bir
sorunu yok! eyleri yadsmyor; ama onlarn Gereklik'le bir ilikisi olduunu da dnmyor.
Davurumculuk, eylerin 'en asl z'ne ulaabilmek iin onlar iinde bulunduklar sahte gereklik'in zerine
karmakta; onu gereksiz ayrntlardan ayklamaktadr.3 eylerin 'rastlantsal zelliklerini paranteze almak, onu
empirik gerekliin zerine karmak iin' Davurumcu sanat, 'fenomenolojik indirge-me'ye bavurur.
Bylece Fenomenoloji ile Davurumcu sanat arasnda bir koutluk kurulmu olur.4
3. Felsefeyle resim arasnda kurulan koutluk, felsefe ile iir arasnda da kurulabiliyor. Trk iirinin, belki de tek
Davurumcu airi, bu anlamda Behet Necatigil olsa gerek. Necatigil'in iiri, Husserl'in deyiiyle, iinde
yaadmz 'hergnk yaam dnyamz'
<2) Bu konuda Trke'de bkz. ismail Tunal, Feke/enin Inda Modern Resim, Remzi Kitabevi, stanbul, 1981,
s. 149-161
<3) K. Sha Ergand, Ekspresyonist Edebiyatta ki Farkl Tavr, Baslmam Doktora Tezi, istanbul, 1988, s. 34-45
'KA
\ 170 \
|n, dil ve sanat
, at rn Yavnevi, stanbul 1982, s. 66 i n Fserleri 3 (iirler 3), Cem Yaynevi, > Bahet Necatigil, Butun
Eserleri u
______I 171 1---
(unsere alltagliche Lebenszeit) btn eyleriyle paranteze alan ve onlar bal grndkleri rastlantsal
(ilineksel) balardan syrtmay deneyen bir iirdir nk... Necatigil, iirlerinde (zellikle de Kareler Aklar,
Beyler ve Sylerizde) kendi gndelik yaam dnyasn kuran eyleri, empirik ve ilevsel balamlarndan, bu
balamlar paranteze alarak kendi asl z'lerine, eidos'larna indirger. rnein: Bir dosya, bir ila kutusu, bir su
deposu, bir saat, bir yrr merdiven, bir yol antas, bir tren tarifesi vb., paranteze alndktan sonra kendi e-
dos'larn, asl z'lerini imlemeye balarlar. Hergnk yaam dnyamz, naturalist ya da empirik gerekliin
dnt bir dnyay te-mellendirir.
4. imdi bu dnm Necatigil'in bir iiri balamnda izleyelim:
Yaz Gerei
Yarmdr tam ka yan
Yazn -ne demeye geldii
Hznn keyfini sr!
Sizi tutuyorlar brakrlar bkarlar
Acmaszdr uzak
Yakn, gecikme, kendini sr!
incelikler ne isterler Bilmezden gelelim gelelim Gerek ok zaman rtldr
Bazan da yakn kollar uzak anlar
Vakit, srncemede dosya
Balanr, al gtr!5
Necatigil, bu iirde bir dosya imi'nden yola kyor. nk ey-
HLM v
Y A v
ler Dnyas'yla, hergnk yaam dnyamtz'la ilgili tek im, 'dosya' bu iirde. te yandan, 'dosya' imi ile de
ilikilendirilebilecek bir tek im var: iirin adnda geen 'yaz' imi... nce bu imle imlemlenen dosyann, gnlk
yaam-dnyamzda tandmz dosya ile bir bantsnn olmad grlyor. Bu bantszlk, hergnk
yaam-dnyamzdan tandmz dosyann, bir 'ey' olarak paranteze alnmasndan ileri geliyor. iir, dosya'nn,
iinde yer alabilecei balamlardan (ilevsel, empirik) hibirine bir gndermede bulunmuyor. Dosyann,
'srncemede', olduunu ve balanarak alnp gtrleceini biliyoruz; o kadar! Bu yzden 'dosya', eyler
dnyasna ait zelliklerinden syrlr syrlmaz, fenomenolojik indirgeme yoluyla, neredeyse Kafkaesque
diyebileceimiz bir Dnya'nn iirsel imlerinden birine dnyor. 'Dosya', bir karabasan gibi lm', hilik'i
imlemeye balyor. 'i bitmi' katlarn, 'yaz'larn srncemede braklmadan balanp gtrlmesi, o
hereyin ayrdnda olduunun ayrdnda olan Transandantal Ego'yu, bu dosya'nn eidos'uyla yzy-ze
getiriyor; dnyasal ieriinden arndrlm Dosya, hilik'in imi oluyor: 'Dosya', burada, 'tabut'la, dosyann
iindeki yazlar da, 'l beden'le yerdeitiriyor. Bu, gerekten mthi bir yerdettirmedir. Hilik gibi, Yaam
ve lm gibi insan kuatan kavramlar, Brokratik bir Dnya'nn sradan ve gndelik efleriyle eretilenerek
di-legetirilmi oluyor.
5. Burada bir ayra aarak Yaam/lm sorunsalnn Davurumcu sanatta nemli bir yer kapladn da
belirtmek gerekiyor. rnein, nl bir Davurumcu air, Georg Trakl, birok iirinde 'gz' ve 'akam'
imlerinden yolakarak Ben'in aclarnn, yalnzlnn, hznnn temellendirmesini yapar; bu iki im araclyla
dorudan doruya insan varoluuyla bir bant kurar. Bu iki im, Trakl'n iirlerinde ykl, yok oluu ve
lm' dilegetirir.6 yle de denebilir sanyorum: Dnyaszlatrlm eyler, Transandantal
(6)K. Sha Ergand, a.g.y., s. 66
1 172 L
|N D I L VE SANAT
ggo'ya bir Yaama Azab ykler. Davurumcu Alman iirinin temel izleklerinden biridir Yaama Azab.
Necatigil'in, baz iirlerini Trke'ye evirdii Trakl'da bu izlein ne ktn biliyoruz. Onun 'Akama Dal'
(Abendgang) iirinde u iki dize, bu balamda zellikle dikkati eker:
Vergiss, vergiss, uas die Seele der trbt
Das Werdende sei dein Schmerz.
(Unut, unut nesi donuklatrdn ruhunun
Bir zdrab olduunu varolounun)7
Necatigil de Bile/Yazd'da 'Yaamak Azaptr ok Zaman' bal altnda yle der: 'Bu, bir ruh yaps
sorunudur, sonucudur. Ben ilk kitabma o msrayla balarken, elbet bilemezdim deimez dorultunun bu
olacan, olduunu'.8
6. Fenomenolojik indirgemeyle paranteze alnan dosya'nn ei-dos'una ilikin bir te-yorum daha var burada; -
Dosya'nn ve Ta-but'un soyut Geometrisi: Dosya'nn ve Tabutun dikdrtgen biimlilii, Fenomenolojinin
geometrik biimlerle eidos arasnda kurduu ilikiyi de dndrtr. 'Yaz Gerei' iirinin, Necatigil'in Kareler
Aklar kitabnda yer aldn anmsamal burada: Kitabn adndaki 'Kareler' imi'nin bu balamda da
okunabilmesi szkonusu olabilir elbette. Necatigil, ey'lerden uzaklamay, ya da eyler Dnyas karsnda
benimsenebilecek (Husserl'in deyiiyle) btn 'doal tavr-lar'dan (natrliche Einstellung) vazgemeyi dile
getirmek istemi olabilir, 'Kareler' imini seerek!
7. Necatigil, 'Yaz Gerei' iirinde
Gerek ok zaman rtldr dizesiyle neredeyse bir fenomenolojik program sunuyor bize. Ger-ek'in 'rtl'
olmas, onun ancak 'paranteze alndktan' sonra, bir
(8) Bahet Necatigil, Bile/Yazd, Ada Yaynlar, stanbul, 1978, s. 113 -1 173 |-
HLM y .
A
eidos olarak ortaya kmas demektir. Paranteze alma, Necatigil'de 'rtnn kaldrlmas' anlamna geliyor.
Kukusuz, burada Necatigil'in bavurduu iirsel imlere de bakmak gerekiyor: 'i bitmi' bir dosyann kapa
nasl kapatlrsa, bir tabutun kapa nasl kapatlrsa, ya da bir gmtn st nasl rtlrse, Gereklik de
onlar gibi 'rt'ldr. 'rt' kaldrlnca da Gerek, olanca plaklyla ortaya kacaktr: 'Peki, biz insanlar da
dahil, btn dnya iin iinden karldktan sonra geriye ne kalyor? Dnya-btn genel olarak varolan
eylerin btn deil midir? Geriye ne kalyor diye sormann bir anlam var mdr? Tabii-normal hayatta
salamca bastm varl olduu gibi aparan epoche, bizleri 'hilie' mi gtrd?" Husserl'in de onaylad
gibi Fenomenolojinin canalc sorularndan biridir bu ve Necatigil 'Yaz Gere'nde bu durumun altn iziyor.
8. 'Yaz Gerei' Fenomenoloji ile Davurumcu Sanatn rtt- bir kesiti daha ortaya karyor: Dnyada
yaanan trajedilerin, bireye ilikin zel trajediler olmad, Yaamn kendisinin, yukarda belirttiim gibi, bir
'zdrap', bir 'azap' olduu... Edschmidt'in, Davurumcu sanatnn 'belli bir zihniyetin, fikrin, acnn, znel
trajedinin tutsa olmadn' belirtirken dilegetirmek istei de, tastamam, budur.10
K. Sha Ergand, a.g.y., s. 41
1 174 L
dil ve Sanat
ITrk dncesinde iirle bant kurma'dan, ne yazk ki, kolay kolay sz edemiyoruz. Ya da, sz edilse bile,
dizgeli bir bantnn temellendirilmesi szkonusu olamyor. Akas, Trk iiri, felsefi dncenin kuatc,
yolac ve temellendirici desteinden yoksun. Bir temellendirme yle dursun, iirin felsefi sylemin iinde
'okunmas' olanaklarnn bile, gereince kurcalanmad, ir-delenmedii, sorgulanmad apak. Hlderlin,
Trakl ve Rilke'nin, Heidegger'in okumalaryla felsefi bir ierik kazandklarn kim yadsyabilir? Ya da, Sartre'n
Mallarm okumalaryla? Trkiye'de felsefecilerin (filozof zaten yok!), bir iki istisna dnda, iirle, zellikle de
Trk iiriyle ilgilendiklerini syleyemiyoruz ksacas. stisna, Hilmi Ziya lken. lken'in Asaf Halet elebi'nin ve
Rfk Mell Meric'in iirlerini belirli bir felsefi sylemin iinden 'okumaya' altn biliyoruz. Meric'in
rubailerini 'erh' ettii bir de kck kitab var lken'in. Halil Vehbi Eralp, Yahya Kemal'in onca yaknnda
bulunmu olmasna karn, onun iirinin felsefi ierlemelerine ilikin hibir ey yazmam. Yinelemekte yarar
var: Trkiye'de iir, dncenin (burada elbette, felsefi dnce szkonusu) desteinden yoksun...
2. Bununla birlikte Trk yaznnda genel anlamda felsefeyle yazn arasnda dizgeli denilebilecek bir ilikiden,
Dergh dergisi dola-ymnda szedilebilir sanyorum. Bu bakmdan Dergh, tekil bir rnek. Felsefi dnce,
Dergh'lar iin, (derginin ilk says 16 Nisan 1921'de yaymlanm; 42 say km) dnyay anlksal dzlemde
so-
] 175 \
Kpk ve Dure
(A. M. Dranas'n Bir iiri zerine Yeniden-Okuma Denemesi)
yut ve tmel bir kavray olmaktan ok, yaama yn verecek bir dnyagr olarak gndeme geliyor.
Dergh, Kurtulu Sava'm Bergson'cu bir lan vital olarak kavryor; bu da, felsefenin bir dnyagr, bir
praxis olarak kullanmn imliyor. Bu, kukusuz, nemli. Ama, belki de daha da nemlisi, Yahya Kemal'de,
Ahmet Hamd Tanpnar'da -ve hi sz edilmedii halde Ahmet Muhip Dra-nas'ta Bergson dncesinin
Dure kavramnn bir felsefi matris olarak kullanlmasdr. Bu yaz, szkonusu kullanm Ahmet Muhip
Dranas'n 'Kpk' iirinden yolakarak gstermeyi amalyor.
3. Bergson, Dure'nin temel ayrdedici zelliinin, deimek ve yenilenmek olduunu syler: 'Ne kadar yaln
olursa olsun her saniye deimeyen hi bir ruh durumu yoktur; nk belleksiz bir bilin olmad gibi,
imdinin duyumsanmasna gemi nlarn ansn eklemeksizin de hi bir devam olamaz. te Dure budur (...)
Dure, gemii, imdi iinde uzatan bir bellein kesiksiz yaamdr; (...) Gemiin imdi'nin iinde bu devam
olmakszn Dure'e olamaz, sadece ezamanllk olur'.1
Derghlar, bu kavramdan yolakyor (Yahya Kemal, Dure'yi 'imtidd' szc ile karlyordu), ve Dure'yi
bir kltrel kimliin temellendirilmesi iin kullanyorlard. Gemi'le hesaplamak m, gemiin bir devam
olmak m trnden sorular, Derghlar bu kavrama gndermekteydi. Yahya Kemal'in 'Kk mazide olan
tiyim' dizesinin, ya da Tanpnar'n 'Bugnn rzgarnda ykanan mazi gl1 dizesinin Dure'yi (imtidd')
imledii biliniyor. Tanpnar'n,
Ne iindeyim zamann
Ne de bsbtn dnda
Yekpare, genij bir nn
Paralanmaz aknda
dizeleri, Bergson'un Bilincin Dolay imsiz Verileri (Les Donnes Imme-
"'Ziya Somar Benson, Semih Ltfi Kitapevi, stanbul 1939 . . "e , Bergson un U Pen,, * U Mndan yaptl,
j 176 \-
,n, dil ve Sanat
diats de la Conscience) adl nl almasndaki Ben ve Dure arasndaki bantlar zerine sylediklerini,
neredeyse szc szcne yineler gibidir: 'Ben'in kendi kendisini yaamaya brakt zamanlar, gemile
gelecek arasnda hibir ayrlk amakszn, olduu gibi, zamann btnl iinde, paralanmaz bir akla
akt nlardaki o Dure'dir.2
4. Ahmet Muhip Dranas da 'Kpk' iirinde Dure'yi temellen-dirmeye giriir; ama Tanpnar gibi, Bergson'u
szc szcne aktararak deil!.. Dure'yi bir felsefi matris olarak alr Dranas, ve bu matrisi betimleme
bekleriyle dntrerek iirsel imlerle yeniden kurar.3 'Kpk' iiri, bir szcn, Bergson'un Dure'sinin, bir
metne dnmesidir. Dolaysyla, Dure, bu iirin hermeneutik anlamn kavrayabilmek iin bir (felsefi) matris
oluturur. Riffaterre'nin belirttii gibi, matris baz temsil imler retir ki bunlar, ancak bir hi-pograma (burada
betimleme bei) gnderme yaparak iirsel imlere dnrler. Riffaterre, altn izerek syler: 'iirin matrisi
bir sz-ckse, o szck iirde asla grnmez!' imdi 'Kpk' okuyalm:
Oyun bitti ve her ey yerini buldu Akamla ebedi kzlar anne oldu Aynalara bakma, aynalar fenalk Denizi,
sonsuz olan dn artk Bir gn beni hatrlayabilirsin ancak Gzelsem soyabilirsin rlplak Oradaym hep
ben, orada derinde, Gemilerin ihtiyar kpklerinde
5. 'Kpk' bir matrisin dnm olarak okuyabilmek iin betimleme beklerini (konvansiyonel olarak
biraraya getirilmi szler)
yapfg. eviriden sadele^rilerek^ (3) Bu konuda bu kitapta bkz. s. 1 W-1W
] 177 [
H I L M I y
' a
ayrdetmemiz gerekiyor. Betimleme beklerini, bu iirde ikili kar-olumlar (binary oppostions) olarak ele
alacaz ve bu ikili karolum-lardan oluan betimleme beklerinin, matrisin rettii temsil imleri iirsel
imlere nasl dntrdn ortaya koymaya alacaz.
lk bakta, iirde temel anlksal edim'i (menta! act) ayrdet-mek gerekiyor: Bakmak, Dnmek, Hatrlamak.
Bakmak'n nesnesi ayna, Dnmek'in nesnesi deniz, Hatrlamak'n nesnesi de Ben (-Kpk)
Bakmak ---, Ayna
Dnmek Deniz
Hatrlamak Ben (=Kpk)
te yandan 3. dizede Riffaterre'in deyiiyle 'gramere aykrlk' (ungrammaticality) var: 'Aynalar fenalk'.
Fenalk' szcnn bu dizedeki konumu, Trke szdizimini zorlayan bir kullanm imliyor. 'Fenalk' szc,
genellikle 'yapmak', 'etmek' gibi yardmc fiillerle kullanlr Trke'de. Burada byle bir kullanm yok;
dolaysyla 'fenalk' bir belirsizlii ieriyor.
Bu belirsizlik, 'fenalk' szc 'ktlk' anlamnda deil de, Arapa'daki fena (son) anlamnda alnrsa
ortadan kalkyor [kukusuz, fena szcnn tasavvuf sylemiyle Osmanlca'ya da girdiini unutmuyorum].
Bylece 'fenalk', bir sonraki dizede geen 'deniz'le, 'sonsuz olan'la kartlatrlabiliyor:
Ayna Sonlu
Deniz Sonsuz

j 178 f.
N DL VE S A N A T
Bakmak Dnmek Hatrlamak
Ayna Deniz Ben (-Kpk)
-------
ve
Ayna Deniz
Sonlu Sonsuz
^V V . , , c i^j:, Ovleyse;
Bilin V
(Dure) "
Bellek
-- Ben Ayna: Deniz: Kpk _
- Sonlu: Sonsuz: rM_____ (Dure)
f Hatrlamak r^km^ Dnmek: Hatrlamak
(4)a.g.>. s- 168-169. Som viriden sadeletirerek.
J 179 \
HLM y A y
Bu durumda Ayna: Deniz: Kpk/Sonlu: Sonsuz: ( )/Bakmak: Dnmek: Hatrlamak, bir metaforik bek; Ben
(=Bilin): ( ): Hatrlamak (=Bellek) ise bir metonimik bek olutururlar. Bylece Dure'yi bir felsefi matris
olarak ieren 'Kpk' iiri, bu matrisin rettii temsil imleri (bu iirde: 'Ben', 'Hatrlamak'), bir betimleme
beine (burada: metonimik bek) gnderme yaparak iirsel imlere (burada: metaforik bek)dntrr. Bu
dntrmenin lojii de, parantez iindeki boluklarn Bergson'cu balamda Dure ile doldurulmasn ierir.
Ama, Lvi-Strauss'u izleyerek sylersek, bu iirin anlamnn kavranmas, salt bu dntrmeyle tamamlanmaz.
Bundan sonra yeniden verili bee, metonimik dzeye, dnmek ve verili bei bu dntrmenin
altnda yeniden okumak gerekir, mler, ancak bundan sonra, verili olduklar ilk (metonimik) dzeyden ok
daha farkl olarak kavranabilirler.
\ 180 \
,n dil ve Sanat
1Boazii niversitesi retim yelerinden Dr. Arda Dan- kel'in, Boazii niversitesi'nce bir kitab
yaynland: Anlama: Anlatma ve Anlama. Kitap, 'letiim zerine Bir Felsefe Ara-trmas'dr. Dr. Denkel'in bu
kitabndaki temel savlardan biri de, 'dilin iletiim amacyla ortaya ktn ve ana ilevin de iletiim olduunu'
ortaya koymak...
Dr. Denkel bir felsefeci, hem de uzmanlk alan dil felsefesi olan bir felsefeci!.. Szn ettiimiz kitap, Trke
yazlmtr. Bunu, zellikle belirtmekte yarar var. nk bir dil felsefecisinin, hele kitabnn 'nsz'nde felsefe
dili olarak Trke'nin 'kavramsal fakirliinin yol at kmazlar'dan sz eden bir felsefecinin, iletiim ve
anlam bantlar konusundaki felsefi bir aratrmann stesinden nasl geldiini merak ediyorsunuz. Bu
yzden de dil felsefesi uzman, zellikle anlamn nasl iletildii sorunu zerine bir doktora almas yapm
olan Arda Denkel, bize Trke'de nasl felsefe yapldn gsterecek herhalde, diye dnyorsunuz.
Onsz'de 'Trke mevcut szlk karlklar kaypaklk veya belirsizlik ynnden uygun bulunmadndan', yeni
szckler nerme yolunu tuttuunu belirttiine gre, Dr. Denkel'den Trke'nin 'kavramsal fakirlii'nin
ortadan kaldrlmas yolunda byk ve nemli katklar bekliyorsunuz.
Dr. Denkel de sizi hayal krklna uratmyor, Trk felsefe diline 'ynletim' terimini armaan ediyor. Dr.
Denkel 'ynletim' terimini armaan ediyor. Dr. Denkel 'ynletim'i dil felsefesinde (zellikle Frege, Russell, ve
Wittgenstein'da ok temel bir terim olan 're-
\ 185 \
y a z
Dilin Dili Olsa
HLM V .
'Av
ference'm karl olarak neriyor. Ama bir nokta var: Trk dilbil-gisinde '-im' ekiyle ad retmek, bu ekin fiil
kkne bititirilmesiy-le yaplr: 'Girimek'ten 'giri+im', 'ulamak'tan 'ula+m' gibi... Dr. Denkel ya Trke'de
'ynletmek' diye bir fiil olmadndan haberli deil, ya da Trke'de ad retmenin belli kurallar bal
olduunu bilmiyor. nemli deil, diyorsunuz, ama bunu demeye kalmadan Dr. Denkel'in Trke'de fiilerin
nasl kullandndan haberli olmadn gryorsunuz. rnein, yine 'nsz'de, szc szcne yle
diyor Dr. Denkel: 'Bu szc bu anlamda kullanrken TDK Szl'nn 1974, altnc basksn izledim.'
zlemek', Trke'de 'seyretmek' ya da 'takip etmek' anlamnda kullanlr. Dr. Denkel 'yararlandm' diyebilirdi;
demiyor tabii, dilimizin 'kavramsal fakirlii' karar vermi bir kere, yeni szckler tretmek iin szlk 'izliyor'...
Szlk nde Dr. Denkel arkada, onu izlerken brakalm, diyorsunuz, ama ne mmkn! Hemen 'baz
szcklerin Trkelerinin iyi tannmadn' syleyerek sizi bsbtn artyor Dr. Denkel. Bunu okuyunca Dr.
Denkel'in, kendisini iyiden iyiye dil hafiyeliine vurduunu, 'iyi tannmayan', yani kt hretli szcklerin
ardna dtn anlyorsunuz. Dilimizin 'kavramsal fakirliinin nedenlerinden birini de, gene 'nsz'de
'toplumumuzda felsefenin az yaplyor olmas, az felsefeci bulunmas'na balyor Dr. Denkel, 'Az
felsefeci'olmaz kukusuz; 'az sayda felsefeci' demeliydi, diye dnyorsunuz, demiyor! Ama bakn baka
birey sylyor Dr. Denkel: 'letiim szcnn baz ilgilenmediimiz anlatmlarn yolumuzdan syrmalyz'.
Hangi birini dzeltmeli? 'Baz ilgilenmediimiz anlamlar' deil, 'ilgilenmediimiz baz anlamlar' ya da, daha
iyisi 'bizi ilgilendirmeyen baz anlamlar' demeliydi, diyorsunuz. O bir yana, Dr. Denkel, 'kavramsal adan fakir'
zavall Trke'ye dehetli katklarda bulunmay srdryor ve bize 'yoldan syrmak' deyimini (s. 1) armaan
ediyor!
Dr. Denkel'in Trke'ye nemli(!) katklarndan biri de, ngilizce'deki 'to satisfy the criteria' deyimini 'ltleri
baaryla doyurmak' biiminde evirmesi oluyor. Dr. Denkel yle diyor: 'Anlamllk burada, doal anlamllk
anlamnda kullanlm olmakta ve Grice'n
J 186 f.
I N , DL VE SANAT
-I 187 \
ltlerini baaryla doyurmaktadr' (s. 14). Szkonusu olan, ae-vinde pilav st kuru'yla karn doyurmak
deil; glkle anlald gibi, anlamlln Grice'n ltlerine uygun olduunu belirt-mek'tir. Neden
'baaryla doyurmak'? nk, 'to satisfy the criteria'y olduu gibi Trke'ye eviriyor Dr. Denkel; hani 'sabah
sabah nereye gidiyorsun'u 'Moming moming <where are you going' diye evirmek gibi!..
2. Dil felsefesi uzman Dr. Denkel, Trk dilinin 'kavramsal fa-kirlii'ne karar verdi ya, yeni fiiller tretme iini
srdryor; tpk bu kitabn ngilizce olarak yazd doktora tezinden 'tretmesi' gibi! To intend fiilini
'niyetlemek' (s. 43) diye eviriyor. Dncenin bir senteze vardndan m sz edecek Dr. Denkel, 'sentez
edilen dnce' (s. 55) diyor. 'Dnceyi sentez ettirerek' dile ettii yetmiyormu gibi, kitabn bir baka
yerinde 'sentezlemek' (s. 50) fiilini kullanyor. 'Dnceyi sentezlemek'le dnceyi 'sentez etmek' arasnda
bocalarken, bir bakyorsunuz Dr. Denkel 'yaratc birleim (sentez)'den (s. 46) sz ediyor! Bu kez ne yapacan
iyice aryorsunuz. Trke'ye 'sentezlemek' fiilini armaan eden Dr. Denkel, bu arada 'birleim' szcn
kullanyor. Bunun da 'birleim' deil, 'bireim' olduunu sylemek zereyken, 'sembol' szc giriyor
devreye. Kitabn 8. sayfasnda 'simgesel'i 'ikonik' anlamnda kullandn belirten dil felsefesi uzman Dr. Arda
Denkel, 'sembolik'i, 'temsil' anlamnda (s. 18) kullanyor. Tabii, kitabnn 'nsz'nde belirttii gibi, Trke'nin
'yalnzca artlm, dolaysyla da fakirletirilmi bir dil' olduuna inand iin yapyor bunu! Oysa daha
ilkokulda retirler: 'Milletvekilleri bizi temsil eder, bayrak ise ulusumuzun simgesidir', lkokul ocuklar,
'simge' (symbol) ile 'temsil' (representation) arasndaki ayrm nasl biliyorlar dersiniz? Dr. Den-kel'e bakarak,
bu soruyu 'dil felsefesi uzman olmadklar iin!' diye yantlamak gerekiyor. imdi 'sembol' hangisi?: 'Ikon' mu,
'simge' mi, yoksa 'temsil' mi? Srdrelim Dr. Denkel'in Trke'sini 'izle-me'yi. rnein, 'elektriin yandn
dmeyi evirerek reniriz' mi deriz, yoksa Dr. Denkel'in dedii gibi 'dmeyi evirerek lambalarn yanaca
bilgisini reniriz' mi? (s. 45). 'Bu tanm kullanma-
HLM y A v
ya gerek yoksa da salt soruna yeterli aklk getirmek iin belirtmeyi yararl grdk' m deriz, yoksa Dr.
Denkel'in dedii gibi 'her ne kadar bu tanm kullanmaya gerek olmayacaksa da tam bir doyum salamas
amacyla bildiriyoruz' mu? (s. 41). 'Bu balamda nemli bir ayrm gerekiyor' mu deriz, yoksa Dr. Denkel'in
dedii gibi, 'Bu iliikte nemli bir ayrm gerekiyor' mu? (s. 5) 'Ryle ile bir alp veremediimizin olmamas
gerekir' mi deriz, yoksa Dr. Denkel'in dedii gibi, 'Ryle ile bir alp vermediimizin olmamas gerekecei
dnlebilir' mi? (s. 59). rnekler oalyor, oaldka da Wittgens-tein'in deyiiyle 'zihinsel kramplar'
balyor okuyucuda. Ama sabr, ey okuyucu! Sra, dil felsefesi uzman Dr. Denkel'in, -dilinden getik-
felsefeciliine, felsefi kavramlar arasndaki ince ayrmlara nasl yaklatna geliyor. Kitabnn 'nsz'nde
Trke'nin, 'kavramsal fakirlii'nden dolay rnein, ingilizce'deki to think ile to consider arasndaki ince
'semantik ayrm' vermediinden yaknan Dr. Denkel'in, ngiliz felsefecilerinden yapt alntlarda bu tr
kavramsal incelikleri Trke'ye nasl aktardn merak ediyorsunuz.
3. Bir de bakyorsunuz ki, Grice'den yapt bir alntda Dr. Denkel 'ierme' terimini kullanm (s. 10). Bir
mantk terimi olarak 'ierme', ngilizce'deki implication teriminin karldr; oysa Grice, sz edilen alntda
entailment terimini kullanyor. Dr. Denkel'in daha nce de implcation'u 'ierme' diye aktardn bildiiniz
iin duraksyorsunuz: 'erme' implication mu, entailment mi? Mantksal anlamlar asndan birbirinden ok
farkl olan bu iki kavram ('implication' ve 'entailment') tek bir terimle ('ierme' ile) karlayan Denkel'in,
kavramsal incelikten sz etmeye hakk olup olmadn dnmeye balyorsunuz. bu kadarla kalsa, yi! Dil
felsefesi uzman Dr. Denkel'in Geach'ten yapt bir alntda 'Dnce ile tmceler arasnda nemli bir
ayrlk'tan (s. 23) da sz ediliyor. 'Tmce', Trke'de, sentence karldr; oysa Geach, ngilizce metinde
speech diyor. Dil felsefesi uzman Dr. Denkel, speech ile sentence arasndaki 'semantik ayrma', herhalde,
dilinin ve gnlnn zenginliinden dolay yz vermiyor! Dahas da m var demeyin. Geach'ten yapt o ufack
alnty, dil felsefesi uzman Dr. Denkel, 'Bir
188 l
zlN, DL VE SANAT
dncenin arka arkaya gelmi kavramlarn toplam olarak grlmesi olanakszdr' diye eviriyor (s. 23). Oysa,
ngilizce metinde 'kavram' demiyor Geach, 'idea' diyor, burada da 'kavram'la 'dn', 'concept'\e 'idea'
arasndaki ayrm, dpedz gme gidiyor...
4. Negation'un karl Dr. Denkel'in dedii gibi, 'yadsma' mdr, yoksa 'deilleme' mi? Denial'n karl
'yadsma' m, yoksa Dr. Denkel'in dedii gibi 'yokumsama' m? Grice'n belief dediini, Dr. Denkel 'dnce'
diye evirmekte bir saknca grmedii gibi, inten-tion'u da bir rpda 'ama' yapveriyor (s. 34). Stimulus'u
'veri' szcyle karlarken (s. 50), datum ne oluyor diye dnyorsunuz? stelik Dr. Denkel, felsefi terimler
konusunda tutarl da deil: 'Neden' terimini 'reason' karlnda kullanrken (s. 70), birka sayfa sonra cause
ve reason arasndaki farktan sz edebiliyor (s. 74). Sonunda yeniden 'zihinsel kramplarnz balyorken u
tmceleri okuyor ve artk ne yapacanz bilmiyorsunuz. 'letiim amacnn sergilenmesinin tannmas
olgusunun bir tanmn gelitirdikten sonra, imdi, sylenimin anlalmasnn zerinde younlaabiliriz' (s. 53);
'Bir davrann, duruma, nceden karlkl konuma olmu olup olmadna, ve kiinin ne lde konukan ve
yardmc (cooperative) oluuyla kout biimde, deiik grnmleri olabilecektir' (s. 39); 'Syleyenin,
uyandrd dnceyi dinleyene yneltmi olmas, bunu aka aktaryor, iletiyor olarak grlmesini istiyor
olmas da gerekmektedir' (s. 35). O noktadan sonra ipin ucunu karyor, kitaba dilerinizi geirip garip sesler
karmaya balyorsunuz.
Boazii niversitesi Felsefe Blmnn Dil Felsefesi Uzman Dr. Arda Denkel'in, Anlama: Anlatma ve
Anlama adl bu yaptnn 'baarl' olduunu syleyebiliriz. nk Dr. Denkel, kitabnn 49. sayfasnda szc
szcne, yle diyor: 'Syleyen birey meramn doru drst anlatamasa bile, onun, doru drst
anlatamad dinleyence anlalabilmise iletiim baarlmtr.'
\ 189 [
jH dil ve Sanat
'Este t ize Edilmi Yaam': Benjamin ve Oskay evirisi zerine
Walter Benjamin, pek bilinmiyor lkemizde; sava ncesi Avrupas aydnlar arasnda -oysa, yaptlar
1950'lerden sonra yaynlanabildi- belirgin bir konumu var; yaznsal metinle Tarih arasndaki zgl bantlara
ilikin almalar (Alman Barok tragedyas Trauerspiel'in kkenleri zerine; Fransa'da kinci imparatorluk ve
Baudelaire zerine almalar) buna tanklk ediyor. Ye-ni-Kantln yorumsamac (hermeneutic)
ynteminden yola karak Siyonizme, oradan da Marx'la varan dolambal bir yolun temel izleidir Tarih.
Tarih Felsefesi zerine Tezler de Benjamin'in getii btn bu entellektel uraklardan izler tayan bir son
yapt...
Benjamin'in, zellikle estetiin ideolojiye eklemlenmesine ilikin kuramsal dncelerinin Tarih'le olan
bantlar da belirtilmeli burada. Bu eklemlenmede, dolaym (mediation) sorunu, Adorno ile olan
yazmalarnda somutlanyor. (styapya ilikin tekil zellikleri, Benjamin'in dolaymsz olarak altyapya
balamasn 'metodolojik bir talihsizlik' sayyordu Adorno). 19. yzyl Paris'inin egzotik eya satan
dkknlarnn bulunduu byk pasajlarn (Arcades) Bonapartizmle; Paris'in byk caddelerinde amasz
dolaan d-nrgezerin (flneur) kk burjuvaziyle; teknolojinin baskc devletle olan ilikileri, zellikle
1930'lardan sonra, Benjamin'in temel izlekleri. Estetik, Perry Anderson'un da belirttii gibi, Aydnlanma
andan beri, 'felsefenin somut dnyayla en yakn kpry kurduu' alan. Gelgelelim, Benjamin'in, estetii,
nce allegorik, sonra da
1 191 1
HLM Y a
politik bir sorunsal olarak ald vurgulanmal burada. Barok dramn (Trauerspiel) melankolik yazar ya da
ikinci imparatorluun Paris'inin caddeleri dolaan dnrgezeri Benjamin iin allegorik bir sorunsal.
Dnrgezer, meta retiminin yok ettii 'aura'y, baklaryla yakalamann ardndadr. Aura, nesneleri
Benjamin'in deyiiyle, 'Kullanm azabndan' kurtarmakta, nesneyi estetik bir nesne klmaktadr. (Terry
Eagleton, dnrgezerin, kenti, bakyla estetize ettiini sylyor). Ayrntlara girmeye gerek yok:
Benjamin'in Tarih anlay, belirli kopmadan nce, 17. yzyl Barok dramndan, Baudelaire'e uzanan allegorik
bir Tarihtir. Bu Tarih, bir yandan Kapitalizmin soyut ve saymaca kld nesnelerin byl bir anlam
kazandrlarak estetize edilmesinde Erfahrung nosyonuna; te yandan da meta retiminin somut ve empirik
srecine (teorik bir kavram olarak 'meta fetiizmi'ne deil!) dayand iin Adorno tarafndan eletirilen
Tarih'tir. Nitekim Adorno, 'By ile Pozitivizm arasnda' skp kalm olmakla sular Benjamin'i. Bu eletiriler,
onu sorunlara daha temelli bakmaya yneltecek; Benjamin faizmin, estetii politik yaamn t iine
soktuunu grecektir. Benjamin, nesnelerin aura ile estetize edildii allegorik sorunsaldan, Faizmin siyaseti
estetize ettii politik sorunsal'^ geer bylece. Yukarda da belirttim: Benjamin'in dncesinde temelli bir
kopma bu: Allegoriden politikaya doru grlen bu kopma, 'Mekanik Yeniden retim anda Sanat Yapt'
adl denemesinde belirgindir. Marinetti'nin Futurist Manifestosu'ndan 'Sava Gzeldir!' slogann alarak,
faizmin siyaseti 'estetize' ettiini syleyecektir Benjamin; -ya da, daha genel anlamda Art Nouveau'nun,
yaam estetize ettiini!..
Oskay'n, Estetime Edilmi Yaam', kendi yazlarn ('Walter Benjamin zerine; Walter Benjamin'de Tarih,
Kltr, Fantazya'), Benjamin'in baz yazlarn ('Alman Faizminin Kuramlar; Tarih Felsefesi zerine Tezler') ve
Ansgar Hillach'n 'Siyaset Estetii' adl yazsn kapsyor. Hemen belirtilmesi gereken u: Oskay, bu yaz ve
evirilerde dil asndan eine az rastlanr bir sorumsuzluk rnei veriyor; savruk ve aburcubur bir
szdaaryla okuru, deyim yerindeyse, bir dil fesad'ha uratyor! 'Katastrof, 'impotans', 'projekte edilmi
erek',
I 192 [
! m , DL VE SANAT
] 193 1-
'partener', 'konfigrasyon', 'trans figre', 'enerjistik ilikiler syndrome'u, 'sekanslar topluntusu' gibi, zensiz bir
daarn yansra 'itial', 'tereddi', 'telfi', 'ikame', 'istinad', 'mnezzeh', 'kefalet', 'mrur-u zaman', 'meftuniyet'
gibi Osmanlca szcklere; 'filolojist', 'mozelyum', hele hele 'kotasyon' (bu ne id belirsiz szck, kitap
boyunca sk sk yineleniyor 'alnt' karlnda. Ne id belirsiz; nk ngilizce'si 'guotation'dir ve 'koteyn'
okunur; Franszca's ise 'ctatton'dur, 'si-tasyon' okunur. Oskay'nki ngilizce szc Franszca gibi okumak
oluyor!) gibi yabanc szcklere yer veriliyor.
Oskay'n ztrke konusunda da kurald tretmelerini rneklemek gereksiz. Bir bilim adam iin
balanmas olanaksz savrukluk rneklerini, zellikle alntlarda sergiliyor Oskay. Gerek kendisinin, gerekse
Anslach'n yazlarndaki Tarih Felsefesi zerine Tezlerden yaplan alntlarla yine kitapta yer alan Teflerde
bunlar karlayan tmceler, birbirini tutmuyor (rnek: s. 16'daki alnt ile s. 169'daki metin; s. 136'daki alnt ile
s. 170'deki metin; s. 138'de-ki alnt ile s. 168'deki metin; s. 140'daki alnt ile s. 179'daki metin; s. 143'deki
alnt ile s. 171 'deki metin), sanki ayr metinlermi gibi okunuyor; ayn ngilizce tmce, bir sayfadaki alntda
baka, metnin kendisinde baka bir biimde evriliyor. Tmceden getik, szckler de birbirini tutmuyor ou
kez (Bir rnek: s. 140'ta XVI. Telden yaplan alntda 'laf daarc' diye evrilen szck, s. 179'daki Tez'in
kendisinde 'umumhane' diye evriliyor!.. Olur ey deil! Yine s. 140'ta 'Tarihin devamlln itiale
uratabilmek' diye evrilen ifade, s. 179'da 'Tarihin srenginliini (?) iinden infilak ettirmek' oluyor'...) Oskay,
alntyla asl metindeki blmn ayn olduunun farknda deil!
evirideki tutarszlklar, metinde alnt dnda da gze apmak-ta. Terim yanllklar, zerinde durulmaya
deer boyutlara varm. 'Correlate' 'kout' deildir; 'Cycle', 'dnem' deil, 'evrim'dir; 'need', 'tutku' deil,
'gerekseme'; 'wisdom', 'basiret' deil, 'bilgelik'tir. Uzatmak gereksiz. Salt terimler deil, anlam bozan,
tepetaklak eden vahim yanllklardan da geilmiyor. (rnein s. 40'ta Schriften s. 416'dan yaplan alntda; ya
da s. 158'deki alntda olduu gibi). Tu-
Um,
=SC;'
bir dlpnotta. Oysa bu h n?, yaZ,S'ndan Vararland^n,.b7 -deyse
Ne evIn ne telif ne de derleme o, U Sad'k ka,a" bir ya Sunmayan bir yararlanma'u7 ^
ni^nd,nlmesne ^
Y A v o2
194
j n , dil ve Sanat
Bir Freud evirisi
*
zerine
yice Ksaltlm Notlar
Sigmund Freud'un Psikanalize Giri'V ('Vorlesungen Zur E'n-fhrung in die Psychoanalyse'), Prof. Dr. Gnsel
Koptagel-llal tarafndan dilimize evrildi. Prof. Dr. Koptagel-laFin, uzun yllar retim yelii de yapm bir
Freud uzman olduu biliniyor. yleyken, eviride teknik terim ve deyimler (Koptagel-llal, nsz'de, birinci
basmdan bu yana geen on yl iinde 'psikanaliz dilinde yerine oturmu olan teknik terim ve deyimlerin'
dzeltilmi olduunu vurguluyor) asndan olduu kadar dil, anlatm ve eviri asndan da ciddi, giderek
vahim bozukluk ve yanllklardan geilmiyor.2 O kadar ki, teknik terimler ya da Freud'un kuramsal
kavramlarna ilikin yanllklar ve savrukluklar, evirinin bir uzmanca yapld konusunda ciddi kukular
yaratyor okurda.
1. Sylemek bile fazla: Freud'un dizgesi, kuramsal kavramlar arasndaki bantlarla temellenen bir dizge. Bu
kavramlarn ya da onlarn eklemlenmelerinin yaps kavranamazsa, Freud'un anlalabilmesi gleir giderek -
olanakszlasn.. Koptagel-Ilal'nsa bu konuda zenli ve dikkatli olma abas yok: Kuramsal kavramlar, daha
nce nasl bir karlk bulduunu hesaba katmakszn, diledii gi-
<1,S. Freud, Psikanalize Giri, Altn Kitaplar Yaynevi, 3. basm, Ocak 1984.
121 Bu eviriyi, Freud'un, ngilizce (The Standard Edition'dan The Pelican Freud Library'ye alnan 1.
Introductory Lectures On Psychoanalysis adl yapt; eviren: James Strachey) ve Franszca (Introduction la
Psychoanalyse, Petite Bibliothque Payot, 1967, eviren: Dr. S. Jankelevitch) evirileri ile karlatrdk.
"I 195 1
HLM y a v
bi eviriyor. Okurun sabrn tarmadan rnekler vermeye balayalm. Displacement, Freud dizgesinde
bilindnn temel srelerinden birini imleyen kuramsal bir kavram. Koptagel-llal bu kavram, nce
'kaydrma' (s. 34 ve 42) ile karlamken, daha sonra 'yer deitirme' (s. 87) yapveriyor. Dil bilmeyen bir okur,
her iki szcn de displacement'i karladn nereden bilecek? Phantasy'yi bir yerde 'dnce' (s. 34) diye,
bir baka yerde 'd' (s. 97) diye evirdii gibi, mental'i de 'dnce' (s. 61) ile karlyor. Koptagel-llal iin
psychical, 'dnsel' (s. 114-125); parapraxis, 'yanllk' (s. 23) anlamna geliyor! Dahas var: Koptagel-llal
'hezeyan' (delusion) ile 'san-r'y (hallucination) eanlaml sanyor! (s. 31) inanlr gibi deil! Haydi, instict'i bir
yerde 'igd' (s. 104), bir baka yerde 'drt' (s. 117) olarak evirmesini Freud'un trieb szcne ykledii
anlamn belirsizliine verelim;3 fixation'un bazen 'saplanma' (s. 59), bazen de 'taklma' (s. 61, 139) ile
karlanmasna da gz yumduk diyelim; symptom'un arasra 'belirti' (s. 66), ya da 'semptom' (s. 65) olmasn
evirmenin dikkatsizliiyle aklayalm; peki component-ins-tmcts'in hem 'bileik igdler' (s. 109), hem
'blmsel igdler' (s. 122) hem de 'blmsel drtler' (s. 123-124) diye evrilmesine ne demeli? nsan,
gerekten ok aryor!..
2. Kavramsal savrukluk, salt Psikanalize ilikin kuramsal kavramlarn evirisinde deil... rnekler ok:
Koptagel-llal function szcn, sk sk 'alma' (s. 123-137) diye evirdii gibi, process szcn de yer
yer (s. 66) 'alma' diye evirmekte bir saknca grmyor! Experience szc, bir yerde 'anlar' (s. 24) ile
karlanrken (?), baka bir yerde 'deneyim' (s. 34) oluyor. 'Niteliksel' (s. 85) ne zamandan beri descriptive'!
karlamakta? Distinction ne zamandr 'ayrcalk' (s. 83, 102) diye evriliyor? Asl nemlisi, 'ensest' (incest), ne
zamandan beri 'akraba sevgisi' (s. 133) anlamna geliyor? nanlr gibi deil! Koptagel-llal 'ensest' iin, akraba
sevgisi'nin
(3) Gerekten de Freud'un kulland trieb szc ngilizce'ye instinct diye evrilmitir. Oysa drive, drt'ye
daha yakndr. Bu konuda bk. Prof. Dr. Engin Getan, Psikanaliz ve Sonras, Maya Yaynlar, s. 19
1 196 L
j |D , DL VE SANAT
yansra, 'akraba aras bir sevgi' (s. 131), 'akraba-aras cinsel iliki' (s. 134) karlklarn da, hi ekinmeden
kullanyor. Koptagel-lal'n antropolojiye katklar (!) bu kadarla da kalmyor: Freud, dn gecelerinde
bardak, tabak gibi nesnelerin krlmas geleneinden sz ederken, erkeklerin krlan paralardan birini
aldklarn, bunun da simgesel olarak, gelin zerindeki haklarndan vazgetikleri anlamna geldiini syler.
Koptagel-Ilal'da 'erkekler', 'herkes' oluyor: Bu durumda gelin zerindeki haklarndan herkes, dolaysyla
kadnlar da (!) vazgemi oluyorlar! (s. 51) Dahas var: Freud, bu gelenein tekelilik ncesi ('before the
establishment of monogamy') bir gelenek olduunu belirtir; Kaptagel-llal, bunu 'tek kiiyle evlenme
(monogami) tresiyle birlikte domu bir alkanlk' diye evirmekte bir saknca grmyor!
3. rnekleri srdrelim: Freud 'Zedelenmelerde Saplanma: Bi-lind' adl konferansnda, adn vermeden,
nl hastas Anna O.'dan szederken, onun salkl olmasna karn 'bir kadnn normal kadnlk ilevlerini'
yerine getirmediini belirtir. Koptagel-llal, ngilizce metinde, 'she remained healthy and efficient, but avoided
the normal course of a vjoman's life' (Franszca metinde: 'tout en ayant re-couvre la sante et
laccomplissement normal de toutes ses fonctionnes, elle s'est soustraite au sort normal de laf emme') diye
geen cmleyi, inanlr gibi deil, tastamam yle eviriyor: 'Bu kez iyiletikten sonra da yaamdan bir
dereceye kadar uzak kalm, salkl ve hareketli olduu halde bir kadnn normal i grevlerini
yklenmemiti' (s. 60). 'Normal kadnlk ilevleri', Koptagel-llal'de 'normal i grevleri' (ne demekse?) oluyor...
Freud, Psikiyatri ile psikanaliz arasndaki ayrmlardan szederken Psikiyatri iin, 'it omits to make any inferen-
ces from the content of the delusions' diyor: Koptagel-llal ise bunu 'Psikiyatri, hezeyann iindeki kapsamna
nem vermez' (s. 36) diye eviriyor. 'indeki kapsam' deyiinin ne anlama geldiini dnyorsunuz ve
evirmen Koptagel-llal'in Freud'u anladndan iyice kukulanmaya balyorsunuz. nk Freud, 'Ego'nun
bastrma amacna ynelimi' derken, Koptagel-llal, 'bastrlm Ben eilimi' (s. 186) diyor. Freud, 'olupbiten
herey, kayg duyulmasayd da naslsa olacak,
] 197 [
HLM y A
belki de ok daha iyi olacakt' diyor; Koptagel-llal, 'eer korku olumazsa yaplmas gereken herey daha
gzel ve kukusuz ki daha iyi yaplacaktr' diyor (s. 199). Ama en gzeli u: Freud, Oidipus kompleksinden
szederken, Tanrlar arasndaki ilikilerde ensest'e izin verildiine dikkat eker. Koptagel-llal ise bunu,
Tanrlarn insanlar arasnda ensest'e 'hi dnmeden izin verdikleri' biiminde anlyor (s. 131)! Hangi birini
sylemeli: Freud'un devout (fr. croyant) dediine, Koptagel-llal 'saygdeer'i yaptryor. Freud 'zooloji' diyor;
Koptagel-llal bumu 'hayvanat bahesi' diye Trkeletiriyor( ! ) (s. 266). Yetmez mi?
Hayr! Bu konuyu kapatmadan nce iki rnek daha vermek gerekli. Koptagel-llal, Almanca angst (ing. anxiety;
fr. anxit) terimi iin 'kayg'y neriyor. Buna bir diyecek yok. Bu ad tayan konferansn evirisine dt
dipnotta (s. 197), Koptagel-llal angst'n Almanca'da 'korku' anlamna geldiini sylyor. Dolaysyla, metinde
de angst karlnda bazen 'kayg', bazen de 'korku' kullanlyor. Gelgelelim, Freud'un kendisi bu kanda
deil. Koptagel-llal'n evirisiyle Freud, tastamam yle diyor:
'Kanmca kayg (anksi^ete) bir duruma ait olup nesneyle bir ilikisi yoktur, oysa 'korku' (Freud, Almanca
metinde 'korku'yu angst'-la deil, Furent szc ile karlyor) szcnde dikkatler dorudan doruya
nesneye ynelmitir' (s. 200). Aslnda Freud'un ngilizce evirmenlerinin dt bir hata bu: Koptagel-llal da
ayn yanll yapyor.
kincisi, Freud'un ngilizce evirmeni James Strachey'in beset-zung'u karlamak zere nerdii cathexis terimi
ile ilgili. Freud'un bu eviriye baz itirazlar ynelttiini biliyoruz.4 Cathexis, 'bir nesne-tasarmna ya da bir
anlksal yapya balanan enerji nicelii' diye tanmlanabilir.5 Koptagel-llal, herhalde, Almanca'da
beset^ung'un
(4) Bu konuda zellikle bkz. Octave Mannomi, Freud: The Theory of Unconscious, New Left Review Editions,
Londra, 1971, s. 138
"'Charles Rycroft, A Critical Dictionary of Pyschoanalysis, Londra, 1972. (Bk. Cathexis maddesi)
1 198 L
N D 1 L VE SANAT
szlk anlamyla 'yatrm' demek olmasndan yola karak, cathexis'i 'yatrm' diye eviriyor (s. 229). Bu kadarla
kalsa iyi: ngilizce metinde 'object-cathexis' diye geen terimi ne hikmetse, 'nesne kaplamlar' diye evirmekte
(s. 229) bir saknca grmyor!
4. nanlmaz eviri yanllaryla (biz sadece ok az bir blmn aktardk) dolu olan Psikanalize Giri'te bozuk
ve dk cmlelerden de geilmiyor, (s. 101'de 2. paragrafn 3. ve 5. cmleleri; 103. sayfann 6. cmlesi; 110.
sayfada 2. paragrafn 2. cmlesi; 107. sayfada ilk paragrafta sondan bir nceki cmle vb. vb...). Ya u anlamsz
cmleye ne demeli: 'Bunun gibi, baar da llere verilen adla llmez' (s. 39). Koptagel-llal'in dilbilgisi
dehet verici: 'Okamalar kendi bedeninde kullanmak' (s. 225); 'sua atamak' (s. 127); 'uygunluun ka-
rarlatrc olmas' (s. 113) gibi inanlmaz deyilerden geilmiyor. Sz, dilden almken evirmenin
szdaarna da bakalm. Koptagel-llal, 'yastamak' (s. 99, 100, 113, 132); 'saynma' (s. 40); 'abay' ve 'abaylamak'
(s. 24) 'kanm' ve 'kanmlamak' (s. 24); 'yo edilmek' (s. 71) gibi szckler kullanyor. Bu szcklerin
karlklarn Trke S^k'lerin hibirinde bulamadk. Ancak, 1935'te Trk Dili Aratrma Kurumu'nca
hazrlanan ve 'Trke'den baka denilen dillerin de aynen Trk kaynandan olduu'nu savunan Cep Klavuzu
imdadmza yetiti. Hani u 'belediye'nin 'uray', 'toplamann 'cumlama', 'dayanma'nn 'cusundahk',
'Meclis'in 'Kamutay' olduu dnemden kalma Cep Klavuzu... Dileyen, bu Klavuz'a bakabilir.6
Peki ya atlamalara ne demeli? Koptagel-llal, skt yerde atlyor. rnekler verelim: s. 61'de 3. satrdan sonra;
s. 65'te 11. satrn sonunda, s. 110'da 2. paragrafn 1. cmlesinden sonra...
Yazko Edebiyat Dergisi'nin Ocak-ubat 1984 tarihli 39-40 saysnda Ece Ayhan'n 'Yine Gmlk m' balkl
gnlklerinden tastamam yle deniyor: 'Gnse-li'den de 'yastamak' szcnn anlamn, Almanca'sn
soruver. Gnseli, Fre-ud'dan evirdii 'Psikanalize Giri' kitabnda iki- yerde bu 'yastamak' szcn
kullunm' Ece, Koptagel-llal'den bu konuda bir yant ald m, bilmiyoruz, ama szn ettiim Gne- Dil
Teorisi art Cep Klavuzu'nun 319. sayfasna bit bakversin!..
\ 199 ^

V a
kuram' 'L-.___i. ---- ulr > s- ''t/de cnw ' >,
rime', 'evrir
' cvnr'"c,s. zrte'belir-r 't, i. ., ' ujte'ev.
t**' - * S ;an';rl;.!, 'f* o* -
; J. W* 'Sinirle.. * 'biimlel
WW, a|n51m. olaca|[ "/'lit 21-23, 21-28; .lor*
Z|N, DL VE SANAT
1 201 [
Koptagel4lal'e Hznl Bir Yant
Bu yazy istemeye istemeye ve, ne yalan sylemeli, biraz da hznle yazyorum. Sayn Koptagel-tlal'in yantn
okuduktan sonra, evirinin doru mu yoksa yanl m olduu ikincil, nemsiz bir soruya dnyor nk;
ok daha baka sorularn sorulmas gerekiyor. Sayn Koptagel-llal'e imdi syleyeceklerimi sylemek
durumunda kalmak!.. Bu, bana gerekten hzn veriyor.
Burada tartlan, bir Freud evirisidir. Koptagel-llal vahim, ciddi, zellikle de uzmanlndan kukuya
drtecek kertede nemli yanllar yapmtr. stelik bunlar, braknz bir psikiyatr, yabanc dil bilen
herhangi birinin kolaylkla -evet kolaylkla!- saptayabilecei trden yanllklardr. Sayn Koptagel-tlal'in
anlayabileceini dnerek, salt sormakla yetindiim baz sorular, bu kez burada daha ak ve seik bir
biimde dile getirmeye alacam.
Hemen belirtilmesi gereken u: Sayn Koptagel-tlal'in evirisini karlatrrken, zgn metinden deil, ama
zellikle Dr. S. Jankele-vitch tarafndan yaplan Franszca eviriden (ve James Strachey'in Standard Edition
diye bilinen basmndan) yararlandm. Dr. Jankele-vitch'in evirisi, Freud tarafndan onaylanm bir eviridir ve
kitabn ilk sayfasnda bu nokta nemle belirtilir. Dolaysyla, evirinin zgn dille, Almanca ile karlatrlmas
zorunlu olmuyor.
mdi, Sayn Koptagel-tlal'in dediklerine bakalm. Once displacement konusundaki szleri. yle diyor sayn
evirmen: 'ngilizce'de displacement olarak getiini syledikleri 'kaydrma' szc Almanca orijinalde
verchicbung'dur. Ancak kimi yerde de olayn nite-
HLM Ya
ligi asndan 'yer deitirme' deyimi uygun dmtr.' Bense disp-lacement'in Freud dizgesinin temel
kuramsal kavramlarndan biri olduunu belirtmi; bundan dolay da bu kavramn bir tek terimle
karlanmasnn zorunlu olduundan sz etmitim. Dahas, unu da vurgulamtm: Freud dizgesinin
kavranmas, bu kuramsal kavramlarn bir biimde korunmasna baldr. Bu tutarllk titizlikle korunmadan,
Freud'u kavramak olanakszdr. Sayn Koptagel-llal'e bunu aklamak zorunda kaldm iin gerekten
zgnm. Bilimsel metinlerin evirisi ile yaznsal metinlerin evirisi arasndaki ayrdedici izgi de burada
izilebilir. Ksaca Freud'u, rnein bir Hemingway evirir gibi eviremezsiniz! Dizgenin kuramsall evirmene
terimlerin olduu gibi korunmasn, deyim yerindeyse, empoze eder. Bu yzden de Freud dizgesinin temel
kuramsal kavramlarndan birinin, displacement'in, bir yerde 'yer deitirme', bir yerde 'kaydrma' olarak
kullanlmas szkonusu olamaz. 'Uygun dt', ya da 'ben yle uygun grdm' demek, evirmenin bu vahim
savrukluunu balamamza yetmiyor. Kald ki, sayn Koptagel-llal, Freud'un ngilizce ve Franszca
evirmenlerinin de 'uygun dt' diye verschiebung'u niin farkl szcklerle karlamadklarn dnmek
zorunda. Onlar (yani, Dr. Jankelevitch ve James Strachey), sayn Koptagel-llal kadar konunun gerekten yetkili
uzmanlar deiller mi yoksa?
Sayn Koptagel-llal, parapraxis teriminin de Almanca metinde olmadn belirttikten sonra (sanki ben, bu
szck Almanca metinde geiyor, demiim gibi!..) 'yanllk' diye evrilmesinde srar ediyor. Ne yazk ki,
psikiyatri uzman olduu savnda olan evirmenin bu konuda ne srd gerekelerini kesinlemek
olanaksz. Freud, fehlleistung terimini (Fr. actes manques; lng. parapraxis) Trke'de 'srme' diye
karlayabileceimiz (dil srmesi, kalem srmesi) edimleri de iine alan, ad unutma, eya yitirme, yanl
okuma vb. gibi bilind srelerin tm iin kullanr. Dolaysyla, 'yanl-lk'n, fehlleistung'u karlamas sz
konusu deil! stelik 'yanllk', bilinli de olabilir: Yani, yanll yapan, bunu niin yaptn kendi kendine
bulgulayabilir (rnein, bir matematik probleminin -
-I 202 L
z I N , DL VE SANAT
zmnde olduu gibi). Oysa, Freud'da fehlleistung, btnyle, bilind sreleri imler.
Phantasy szcne gelince, sayn Koptagel-llal beni kastederek yle diyor: ' Bu szcn ille 'd' diye
evrilmesini istemeleri olduka gariptir'. Benim eletiriyi okuyanlar greceklerdir: 'lle d diye evrilsin' diyen
yok! Sadece, phantos^'nin bir yerde 'd', bir yerde 'dnce' diye evrildiini; te yandan mental'i de
'dnce' ile karladn belirterek, bunun bir kavram kargaas yaratacan anlatmaya almtm. Sayn
Koptagel-llal anlamam grnyor. Doaldr. Mantk sylemlerimiz farkl nk! Sayn Koptagel-llal'e gre
phantasy sc, 'kiinin o olay kimi yerde kafasnda dnerek yaratt gerekesiyle, 'dnce' szc ile
karlanabilir'! Bu esiz mantndan (!) dolay sayn Koptagel-Ilal'i yrekten kutlamak gerek: nk bu
manta gre, kii kimi yerde kafasnda dnerek yaratt iin, rnein 'simge' yerine 'dnce', 'an' yerine
'dnce', 'inan' yerine 'dnce' vb. dememiz gerekecek... Gerekten inanlr gibi deil!..
Sayn Koptagel-llal'in mcest'i akraba sevgisi' diye evirdiini belirtmitim. Bu durumda, rnein insann
daysn sevmesi, Koptagel-llal mantna gre, 'ensest' oluyor! Sayn uzman psikiyatr evirmen, artk beni
gerekten artmayan bir mantkla 'ne deseydik yani? Kzlbalk m deseydik?' karln veriyor! Bunu sayn
Koptagel-llal'e anmsatmak zorunda kaldm iin gerekten zgnm: Burada tartlan, neyin sylendii'dir;
neyin sylenmedii deil!.. Ben incest, 'akrabalk sevgisi' diye evrilmitir; bu, kargalar bile gldrr, diyorum;
Sayn Koptagel-llal 'kzlbalk m deseydim?' yantn veriyor! Sayn psikiyatr evirmen, incest'i 'akrabalk
sevgisi' diye evirdii iin (ya da, 'kzlbalk' diye evirmedii iin!) neredeyse, bizden kendisini kutlamamz
istiyor! Bu, bir kiiyi ldrd iin yarglanan sulunun, kendini 'ama iki kiiyi ldrebilirdim, ldrmedim!'
diye savunmasna benziyor. Kald ki, mcest'i karlayan bir ok szck var. Ama sayn evirmen, aratrma
zahmetine katlanmyor. Dedim ya, doaldr. Sayn Koptagel-llal'le mantk sylemlerimiz farkldr nk.
-I 203 [
V A y
Sayn Koptagel-llal'in 'sanr' ile 'hezeyan'n 'psikoloji ile psikiyatride hayli zamandr' eanlaml olarak
kullanldklar konusundaki aklamalarna teekkr ederim. Ama unu da hemen ekleyerek: Acaba hangi
psikiyatri szl, 'kadnlk fonksiyonlar'n 'normal i grevleri' diye karlyor? Acaba hangi szlk,
'erkekler'in 'herkes' diye evrilmesine izin veriyor? Bir de unu: Acaba niye, rnein Prof. Dr. Gke Cansever
gibi, Prof. Dr. Engin Getan gibi konunun gerek uzmanlar, 'hezeyan' yerine 'sanr' demiyorlar?
Son bir nokta: Sayn Koptagel-llal, Psikanalize Giri evirisi iin imdi eletiri yazmam nedense anlaml
buluyor. Galiba, benim bu eletiriyi zel amalarla, rtk kt niyetlerle yazdm sanyor! Yantm basit:
eviriyi yeni okudum, o kadar!.. (Bir de, 'ar motivasyon iinde olduumdan sz ediyor sayn Koptagel-llal.
Dorudur. Bu eletiriyi yazarken, gerekten ar bir 'motivasyon' szkonusuy-du benim iin: Trk okurunu,
zellikle de tp rencilerini, sayn Koptagel-llal trnden evirmenlerin tasallutundan kurtarmak!..) Peki ama
bu ar evhamn nedeni ne ola? 'Doru ve gerek olmayan, fakat kiinin yle sand durumlarn' Psikiyatride
bir ad vardr sanyorum; ama ben uzman olmadm iin elbette bilemem bunun ne olduunu. Onun iin
yant bir bilene brakyorum.
j 204 L
zN. dil ve Sanat
Bir Goldmann evirisi 'Kant Felsefesine Giri'

zerine
Lucien Goldmann'n Kant Felsefesine Giri adl yapt, Afar Timuin tarafndan evrilerek yaynland.1 Timuin,
daha nce de Goldmann'n iki yaptn ('nsan Bilimleri ve Felsefe', 'Diyalektik Aratrmalar') evirmiti. Bu yaz,
szkonusu eviriler balamnda Goldmann'n dncesine genel bir yaklam iermedii gibi, Kant
Felsefesine Giri balamnda bir tantma yazs olma savn da iermiyor. Bu yaz, ad geen evirideki
tutarszlklar, yanllklar ve eksiklikleri szkonusu ediyor.
1. Hemen belirtmeli: Bir felsefeci, felsef metinlerin kavranmasnda terimlerin ne kertede nemli olduunu
bilmek zorunda. Ama, Kant Felsefesine Giri, salt eviri bir metin olma dzleminde incelenince, aka
anlalan u: Timuin, terim tutarllnn -zellikle bir felsef metin szkonusu olduunda- neminin farknda
grnmyor! Bir dedii tekini tutmuyor! Dolaysyla, evirmenin bir 'felsefeci' olduunu dikkate alarak,
terimlerdeki tutarszln gsterilmesine ncelik vermek gerekiyor.
Terim tutarszlklar, neredeyse savruklua varyor Timuin'in evirisinde. rnein, u talihsiz 'belirleme'
terimini alalm. Bu te-
(1) Lucien Goldmann, Kant Felsefesine Giri, eviren: Afar Timuin; Metis Yaynlar, Mays, 1983. Bu kitabn
Franszcas, nce, La Communaut Humaine et L'Univers Chez Kant adyla (Presses Universitaires de France,
Paris, 1948), sonra da Introduction La Philosophie de Kant adyla yaymlanmtr. Biz, eviri metni, zgn
metnin ilk basmyla karlatrdk.
-| 205 \
hilmi y a v
rim 100. sayfada hem affirmation hem dtermination (affirmation ise, 111. ve 183. sayfada bu kez, 'varsama'
ile karlanacak), 112. sayfada dveloppement, 118. sayfada indication, 126. sayfada ise dmonstration
karlnda kullanlyor. Dtermination ise 100. sayfada 'belirleme' ile karlanmken, 67. sayfada 'gerekirlik'le
karlanyor. Dahas var: 111. ve 183. sayfalarda 'varsama' diye evrilen affirmation, 100. ve 164. sayfalarda
'belirleme' ile karlanmken, 141. sayfada bu kez, 'belirlenim' diye evriliyor. Timuin, ii tam arapsana
evirmek istercesine 'belirlenim'i, 181. sayfada md'carion'u, 193. sayfada apprciation'u ve -sk durun!- 194-
sayfada dtermination'u karlamak zere kullanyor! Bu yetmiyormu gibi, Timuin 204- ve 224- sayfada da
remarque'i 'belirleme' diye eviriyor!
Tutarszlklar salt bunlarla bitmiyor: Communaut 29., 31. ve 91. sayfalarda 'topluluk'; yine 29. ve 129.
sayfalarda 'toplum' diye evriliyor. 70. sayfada 'uzam', espace karlnda kullanlrken, bu szck 119.
sayfada bu kez, e'tendue'y karlyor. Antinomi, Kant dizgesinin temel lojik kavramlarndan biri. 'atk'
terimi, 204- sayfada antinomi'yi karlamak zere kullanlm. 'Ne iyi!' diyorsunuz; ama sevinciniz kursanzda
kalyor: Timurin'in 'atky 131. ve 170. sayfalarda, antagonisme; 76. sayfada ise conft'yi karlamak zere
kullandn anmsyorsunuz nk... rnekleri srdrelim: Raison, 67. sayfada 'neden', 71. sayfada 'us' diye
evriliyor. Timuin'e gre pistemologie bir yerde 'bilgibilim' (s. 70), bir baka yerde (s. 55, 56, 60) 'bilgi
kuram'dr. Action, hem 'edim'dir (s. 132) hem de 'eylem' (s. 177)... Visionnaire hem 'hayalci'dir (s. 92, 93) hem
de 'ngrr kii' (s. 92, 93)... Ama asl elencelisi u: 'lksel' 98. sayfada id-ologique'i, 101. sayfada ise
idal'i karlyor. Fait'yi 'olgu' diye eviren (s. 125) Timuin, daha nce 'olgu'yu phnomne karlnda
kullandn (s. 72) unutuyor! Savrukluk saymakla bitmiyor: 'Erek' 143. sayfada /in'i, 145. sayfada but'
karlyor. (Fin ise 150. sayfada 'a-ma'la karlanyor. Ayn sayfada final ise, 'sonusal' oluyor!..) Forme
categorical 130. sayfada 'en genel biim', hemen bir sayfa sonra ise 'kavramsal biim' oluyor. nemli bir
felsefe terimi, occasion, 45. sayfada, -ne hikmettir bilinmez!- 'raslant' diye evrilmiken, 'ras-
-) 206 (-
Z,N, dil ve sanat
tlant', daha sonra (s. 64) accident karlnda kullanlyor. (Timuin'in neresini dzeltmeli? Rastlant' ile
karlad accident, aslnda 'ilinek' demek'), Existence bris 47. sayfada 'gnl krk', 48. sayfada 'yaral kii'
oluyor. Timuin'in felsefe daarna diyecek yok: 'zerk' anlamnda autonome'u, 'ayr' (s. 7, 39); 'kesinlemek'
anlamnda af-firmer'i 'nermek' (s. 50) ve 'varsama' (s. 163); 'yanlsama' anlamnda illusion'u, 'yanl' (s. 50) ve
'yanlg' (s. 162) diye eviriyor! 'Bilgelik' anlamnda sagesse'i, 'erdem' (s. 80); 'zel' anlamnda special'i, 'zgl'
(s. 81) diye evirmekte saknca grmeyen Timuin, biograp-hie'ye 'yapt' (s. 47), thologie'ye (tanrbilim)
'dinbilim'i, impossibiU-t'ye, 'olas olmay' (s. 139) yaktrveriyor! Btn metin boyunca Timuin'in
possibilit ve probabilit arasndaki farkn farknda olmadn gryorsunuz. Timuin possible'i, srekli
olarak, 'olaslk' diye eviriyor (s. 147 dnda) nk... Dplacement, Timuin'e gre, 'dalm' (144); ternit,
'lmszlk' (s. 198); existence 'yaam' (s. 37); existante ise 'varolu' (s. 55)... Felsefeden biraz nasibi olan biri,
hypostase', 'nitelik' (s. 125) diye evirmez! -Timuin bunu da yapyor... 'Esin', ayn sayfada (s. 125), hem
illumination'u hem de inspiration'u karlyor. 'Kkel', Timuin'de hem radikal'm (s. 151) hem de originaire'in
(s. 149) karl oluyor. Haydi contemplative'i, 'gzlemci' (s. 46); clair'i, 'kesin' (s. 77); contestable'i,
'benimsenebi-lir' (s. 84) diye evirmesine gz yumduk diyelim; ama bir felsefeci iin unu balamak olana
yok: Timuin, Empirisist felsefenin temel kavramlarndan biri olan association des images' 'imge ortakl' (s.
42) diye eviriyor!.. Dehete dyorsunuz! Timuin, bu tamlamadaki association'u, bir hukuk terimi sanm
olmal!.. evirmenimiz, burada assocat'on'un 'arm' anlamna geldiinin farknda grnmyor. Haydi, bir
iki elenceli rnek verelim: Franszca'ya yeni balayanlar bile table'n 'masa' anlamna geldiini bilir. Timuin o
kadar savruk ki, table' 'tablo' diye eviriyor (s. 128). Franszca'da 'trivial' 'kaba', 'baya' anlamna gelir,
Timuin, szcn bandaki 'tri'yi grd ya, trivial'i 'l' diye eviriyor (s. 59). Hele, teorik'in, herhalde
teolojik diye okunduu iin 'dinbilimsel' diye evrilmesi (s. 107) savrukluktan baka nedir? La lettre de la loi,
hukuksal bir deyim
\ 207 l
H 1 L M 1 Y A v
olarak, 'yasann lafz' demektir; Timuin, 'yasann yazs' (s. 153) diye evirmekte bir saknca grmyor!..
2. Gelelim eviri yanllarna: ki elenceli rnekle balayalm. Franszca metinde 'le romantisme du sentiment
protestant au nom de la libert de 'l'individu', diye geen cmle-parasn Timuin, buradaki protestant
szcn 'Kalvinci' anlamnda 'protestan' sanyor olmal ki, 'prostestan duygusuna dayal duyguculuk,
bireyin zgrl adna... kar karak' (s. 118) diye eviriyor! Oysa, buradaki protestant szcnn,
protestanlk'la ilgisi yok; 'protesto eden', 'kar kan' anlamna geliyor. Timuin, protestant' iki anlamda da
evirerek, iinden klmaz bir savrukluk rnei veriyor. Timuin'in Goldmann'n anna nasl ot tkadnn bir
rnei de, Franszca metindeki 'Si es visions individualistes du monde ont mis l'homme en tant que tel au
centre de 'l'intrt' cmle-parasn, 'bireyci dnya grleri insan insan olarak karn ortasna yerletirdiler'
diye evirmesi (s. 157)! 'karn ortasna yerletirmek' ne demeye geliyor, diye sormayn. ok basit: Timuin,
centre de l'intrt szcn, 'kar' sanyor; -oysa 'ilgi' demek! Cmle-paras 'ilginin merkezi yaptlar'
(ilginin oda yaptlar), diyor, Tmuin'se 'karn ortas'!.. 'Ben diyorum bayram haftas, sen diyorsun mangal
tahtas' dedikleri bu olsa gerek!..
rnekler oaltlabilir: Franszca metinde 'ce qui est nouveau c'est l'ide exprime dans le passage suivant'
cmlesi, 'Bu yazda yeni olan deneysel fikirdir ve u parada aklanr' (s. 110) diye evriliyor. 'Deneysel fikir'
de ne oluyor, demeyin! Timuin, exprime'yi exprience sanm olmal... Dolaysyla, 'deneysel fikir'
glnlnn kayna anlalyor. Oysa l'ide'e exprime, 'ifade edilen', 'ifadesini bulan fikir' demektir; ve
cmlenin dorusu udur: 'Bu yazda yeni olan, u parada ifdesini bulan fikirdir'. Yanllar o kadar ok ki,
insan hangisini aktaraym diye dnyor. rnekleri srdrelim. Franszca metinde 'sur ce point Goethe
semble tre la seule exception vritable, mais si l'on pense sa fuite en Italie et la manire dont il nous a
dcrit dans le Tasse la vie du pote gnial la Cour, cette exception mme devient tout la fait
problmatique' cmlesinin Timuin evirisi
I 208 [
z 1 N , DL VE SANAT
yle: 'Bu noktada Goethe tek gerek ayrcallk gibidir, ama bu dhi airin talya'ya ka ve Tasse'de sarayda
yaayn anlat biimi dnlnce bu ayrcallk da iyice sorunlu duruma gelir' (s. 47). Hangisini dzeltmeli?
Timuin 'dhi air' ('le pote gnial') nitelemesini Goethe iin kullanlm sanyor. Oysa metinden kolayca
anlalaca gibi, bu, Tasso'yu (Timuin, Tasse diye yazyor) niteliyor. Timuin evirisinden, Tasso'da
(Goethe'nin nl oyunu) saraydaki, yaay anlatlann Goethe olduu anlam kyor. Oysa bu oyunda
anlatlan, Tosso'nun saraydaki yaaydr. Franszca metinde 'cette peine ne devait pas tre perdue' ifadesi,
Timuin'de 'zahmete demezdi' oluyor (s. 93); oysa, 'bu aba boa gitmemeliydi' denmek isteniyor. Franszca
metinde, 'Kant est enfin devenu professeur et chappe ainsi aux soucis matriels les plus pressants' cmlesi,
Timuin evirisinde, 'Kant ok ge profesr olmu, en ar maddi glklerle kar karya gelmiti' (s. 106)
oluyor. evirmenin Franszca bilgisinden ciddi biimde kukulanmaya balyorsunuz. nk enfin burada,
'ok ge' deil, 'nihayet', ya da 'nnde sonunda' demektir. Hadi buna gz yumduk diyelim, 'chappe ainsi
aux soucis matriels les plus pressants'in 'en ar maddi glklerle kar karya gelmiti' diye evrilmesine
ne demeli? Goldmann, 'Kant profesr oldu ve bylece en ar maddi glklerden (kayglardan) kurtuldu'
diyor; Timuin ise, 'Kant' maddi glklerle kar karya' brakyor. Franszca metinde, 'mais ce caractre
pathologique du corps social permit justement au lments progressifs de la bourgeoisie allemande
d'accder une connaissance philosophique beaucoup plus claire et plus profonde que dans le reste de
l'Europe' cmlesini Timuin, 'Ama toplumsal yapnn bu hastalkl zellii Alman burjuvazisine br Avrupa
lkelerinden daha aydnlk ve daha derin bir felsefi bilgiye ulama yolunda ilerletici eler kazandrmt' diye
eviriyor (s. 114). 'Toplumsal yapnn hastalkl zellii' Alman burjuvazisine 'ilerletici eler' kazandrtmyor
oysa; 'Alman burjuvazisinin ilerici elerine' 'daha derin ve daha aydnlk bir felsefi bilgiye ulama olana'
kazandryor. Son bir rnek verelim: Franszca metinde 'Kant visiblement tient la deuxime ventualit pour la
plus probable et croit que les
\ 209 [
HLM y a
espoirs ne sont que des reveries' cmlesi, Timuin'de 'Kant hu iki olaslk arasnda dten baka birey
olmadna inanr' (s. 97) oluyor. Oysa dorusu yle olmal: 'Kant, aka ikinciyi en olas sayar ve umutlarn
dten baka birey olmadklarna inanr'.
3. Timuin evirisinde birok atlamalar ya da evrilmeden geitirilmi blmler de var. 65. sayfadaki
dipnotun son cmlesindeki 'atomcu' szc; 76. sayfann 2. paragrafndaki sondan bir nceki cmlenin
'pantheiste' szc; 77. sayfann 3. paragrafnn son cmlesindeki 'soyut' szc atlanm. te yandan
sayfa 98'in sondan ikinci satrndaki 'elli yldaki', 'yz elli yldaki'; sayfa 107'nin 16. satrndaki 'bir dnr
zerindeki'; 'bir dnrn teki zerindeki'; sayfa 127'nin 6. satrndaki 'kuramsal bir yeti', 'kuramsal bir
bilme yetisi'; sayfa 177'nin 7-8. satrndaki 'bu sorunu ortaya koyduu zamanki kadar ak olmad', 'bu so-unu
ortaya koyduu zamanki kadar ak bir biimde trajik olmad' olacak. 194- sayfann son paragrafndaki
'nk' diye balayan blmde de ayrca nemli bir atlama var.
4. Son olarak evirmen kadar, yaynevinin savrukluuna da deinmek gerek. Kant Felsefesine Giri, dizgi
yanllarndan (yoksa deil mi?) geilmiyor. nemli bulduklarm, bu kitab alan okurlara duyduum sayg
gerei, belirtmek istiyorum. Sayfa 60, 22. satrdaki 'yana', 'yola'; sayfa 77 sondan ikinci satrdaki 'nitelik',
'nicelik'; sayfa 90, 22. satrdaki 'badar', 'badamaz'; sayfa 92 dipnottaki 'dnlmemeli', 'dnlmeli';
sayfa 93 satr 8'deki 'yetinmemek', 'yetinmek'; sayfa 106, 11. satrdaki '1881', '1781*; sayfa 119, 29. satrdaki
'dramatik', 'dogmatik'; sayfa 120, 20. satrdaki 'niteliksel', 'niceliksel'; sayfa 128, 31. satrdaki 'bamsz',
'baml'; sayfa 144, 14. satrdaki 'nicelik', 'nitelik'; sayfa 149, 13. satrdaki 'syleme', 'ey-leme'; sayfa 155,
25. sattdaki 'bilmeleri' ise, 'bilmemeleri' olacak.
i 210 l
,,k, dil ve sanat
Annemarie Schimmel'in Mystical Dimensions of Jslam (The University of North Carolina Press, 1969) adl
yapt, Tasavvufun Boyutlar adyla yaymland. Yazar, Trkoloji ile uraanlarn yabancs deil; zellikle
tasavvufa ilikin almalar biliniyor. Prof. Schimmel'in bu alandaki Trke ve Almanca almalarn burada
saymak gereksiz: Bunlar, Tasavvufun Brryut/ar'nn arkasna konulmu olan geni bibliyografyada yer alyor.
Burada bibliyografyada yer almayan bir yaptn analm: Dinler Tarihine Giri. Bu kitap, Ankara niversitesi
lahiyat Fakltesi Yaynlar arasnda km (1955). Prof. Schimmel'in, 1950'lerde, istanbul dergisinde Cemile
Kratl adyla edebiyat yazlar yazdn da anmsayanlar olabilir.
Prof. Schimmel, bu yzyln ilk eyreinde rn veren Nichol-son, Massignon, Horten gibi nl msterikler
kuann ardndan, onlarn brakt byk kalt deerlendirmeye ynelenlerden biri. Bat dncesi, slam
mistisizmini zellikle Nicholson, Massignon, Horten ve Ritter'in incelemelerinden tanmtr. Nicholson'un
Mevln'ya, Massignon'un Hallac'a, Ritter'in Attar'a ynelik almalarnn bugn bile ald sylenemez.
Prof. Annemarie Schimmel de Tasavvufun Bcryutian'nda, ana kaynaklardan olduu kadar, bir nceki
msterikler kuann monografilerinden yararlanyor.
Tasavvufun Bo^utlan'n Trke'ye Ender Grol evirmitir. evirmenin byt iyiniyetine karn, evirinin yer
yer olduka savruk ve dikkatsizce yapld izlenimini edinmemek olanaksz. Dikkatsizlikler, evirmenin
tasavvuf terminolojisini yeterince bilmemesin-
-I 2i 1-
'Tasavvufun Boyutlar' evirisi zerine Notlar
hilmi y a v
den kaynaklanyor byk lde. Bunlardan nemli grdklerimizi sralayalm: Grol, yazarn intimacy ve
respect szcklerini 'ns' ve 'huu' diye eviriyor (s. 19); oysa respect'in tasavvuf terminolojisindeki karl,
'heybet'tir. Terim tutarszl, evirmenin respect'i bu kez 'sayg' szcyle karlamasnda (s. 94) grlyor.
Dahas, yazarn ngilizce metinde italikle 'hayba' biiminde yazd szck, Trke metinde 'heybe' oluvermi
(s. 122). Oysa dorusu, yukarda da belirttiimiz gibi, 'heybet'tir. Biame, terim olarak 'melmet' ile
karlanmak gerekirken, 'taksirat' (s. 48) oluyor. Trke metinde ngilizce yazmla 'Jsharat' diye braklm olan
szck (s. 60), bildiimiz 'iaret'; 'da' olarak braklm szck (s. 115 vd.) 'rza'; 'hazal' olarak braklm
szck (s. 275), 'hezl' olacaktr. evirmen, ngilizce metinde 'majdhub' biiminde yazlm olan szc, srarla
(s. 29, 263), 'mecnun' diye yazyor. Tasavvuf terminolojisini yeterince bil-memezlik bu: 'Majdhub', 'mecnun'
deil, 'meczub'dur. Trke metinde 'Rumeli Seluklular' diye geen tamlama (s. 268), hi kukusuz 'Anadolu
Seluklular' olacaktr. 'Kaj Klah' (s. 29) 'kec klah'; 'rukh' (s. 259), 'ruh' (yanak anlamnda) olmaldr.
Hucviri'den yaplan bir alntdaki (s. 93) lav szc 'buyruk'; truth szc ise 'gerek' olarak evrilmitir.
Dorusu law karl 'eriat', truth karl da 'hakikat'tir. Ayn alntda infidel, evirmenin sand gibi
'mnkir' deil, 'kfir'; heretic ise 'kfir' deil 'mlhid' olacaktr. Ha-giography, 'evliya tezkeresi' (s. 162) deil,
olsa olsa 'menkb' diye evrilebilir.
Ender Grol, eviride olduka savruk davranyor, demitik. yle: Ascetic szc bazen 'ileci', bazen 'zhid'
(s. 42); predestination szc bazen 'yazg', bazen 'kader' (s. 175); truth szc bazen 'gerek', bazen
'hakikat' (s. 93, 94) olarak karlanyor. Hallac'n nl 'Enelhak' sz ise, bir yerde 'Ben Mutlak Doru olan'm'
(s. 73), bir baka yerde 'Ben mutlak Hakkn kendiyim' (s. 66) diye evrilmitir. eviride ok elenceli iki yanla
da dikkati ekelim. Ka-ratay Medresesi'nden sz edilirken (s. 269), duvarn zerinde, 'stnde Kur'an'dan
ayetler bulunan bir davulun' ykselmekte olduu belirtiliyor. evirmen tambour szcn 'davul' diye
evirmi; oy-
A z i n , dil ve sanat
sa tambour, burada bir mimarlk terimi olarak kullanlyor; dolaysyla, 'kubbe kaidesi' ya da 'kubbe kasna'
diye evrilmeliydi. teki de u: ngilizce'de, in a nutshell, 'ksaca', 'zetle' anlamna gelir. evirmen, onu
'fndk kabuunun iinde' diye eviriyor (s. 65) ve yle bir tmceyle kar karya brakyor okuru: 'Attar
tarafndan anlatlan bu hikye, bir fndk kabuu iinde Hallac'n hayatn, akn ve lmn iziyor.
Gerekten nemli bir yanllk da u: '(Allah) 'Ben sizin rabbi-niz deil miyim?' diye sormu onlar (insanlar) da
'Elest bi Rabbi-kum' diye cevaplamlar: 'Evet tanz (Rabbimiz olduuna) (bal hidnY (s. 34). Kur'an'n
Araf Suresi'nin 172. ayetinde yer alan bu tmcede 'Elestu bi Rabbikm', eviride olduu gibi, insanlarn
Allah'a verdikleri yant deil, Allah'n insanlara sorduu sorudur. Dolaysyla, doru tmce yle olacaktr:
'Allah 'Ben sizin Rabbiniz deil miyim?', 'Elestu bi Rabbikm' diye sormu, onlar da 'evet tanz (rabbimiz
olduuna) ('bal hidn') diye cevaplamlardr.'
Alntlarda da dikkatsizlikler grlyor. Nizami'den yaplan alntda (s. 253) 'kehribar arar myd saman?'
sorusu, tam tersine 'saman arar myd kehribar?' olacaktr. Azm'nin iirinde de (s. 286) nemli bir yanllk
var. Metinde, cehennem ateinden yaknan airin, Allah'a 'Hamamc msn, klhanbeyi mi?' diye seslendii
belirtiliyor. Oysa iirin aslnda bu dize, 'Hamamn m var, klhanc msn?' biimindedir. evirmen 'klhanc'y
'klhanbeyi' yapvermi! Dizgi yanllarn (rnek: A. Halet elebi'nin s. 166'daki Sem'- Mevln iirinde,
inanlmaz dizgi yanllar var!), atlamalar (rnek: s. 182'de son paragrafn ilk tmcesi evrilmemitir); zel
adlarn yazmndaki yanllklar (rnek: Sari es-Sakati deil, Se-riyy's Sekati) ayrntl biimde sz konusu
etmiyoruz; ayrca burada aldmz yanllklar nemli grdklerimizden sadece bir blm.
\ 213 \
AziN, dil ve Sanat
Roland Barthes'n nemli Bir Metni:
'Anlatlarn Yapsal zmlemesine Giri'
Gerek Yaynevinin balatt Yeni Dizi'nin ikinci kitabn Ronald Barthes'n Anlatlarn Yapsal zmlemesine
Giri ('Introduction Lanalyse Structurale des Rcits') adl metni oluturuyor. evirenlerin nsz'nde de
belirtildii gibi, Barthes'n bu metni, ilk kez Communications Dergisi'nin 8. saysnda (1966) yaynlanmtr.
(Belirtmekte yarar var: Communications Dergisi, Paris'teki nl Ecole Pratique des Hautes Etudes'e bal Kitle
letiimi ncelemeleri Merkezi'nin yayn organdr). lk yayn tarihine baklrsa, olduka eski bir metin! Gene de,
bu metnin Barthes'n, daha sonra yaynlanan iki kitabnda yer ald da belirtmek gerekiyor.
ncelikle unu sylemeliyim: Anlatlarn Yapsal zmlemesine Giri, anlat incelemelerinin (deyi
yerindeyse) tekniine ilikin bir alma. Dolaysyla Barthes'n, rnein Mythologies'i (1957) gibi, daha ok
deneme trne girebilecek 'popler' metinlerinden deil; -zellikle uzmanlar ilgilendirecek bir inceleme... Bir
de u: Bence bu metin, ilk kez yaymland Communications Dergisi'nin o saysnda yer alan teki
almalarla, (zellikle de Greimas'n, Br-mond'un, Umberto Eco'nun, Todorov'un ve Grard Genette'in
yazlaryla) birlikte okunursa, daha temelden kavranabilir. Dahas, Anlatlarn Yapsal zmlemesine Giri,
Communications 8'in iindeki ilk yaz. Bunun byk nemi var. Bu, Barthes'n sz konusu metni, belirli bir
izlek, Anlatnn Yapsal zmlemesi evresinde birara-ya getirilen yazlara, editrn 'sunu' yazs gibi
kurmu olduunu gsteriyor. Yaz da zaten, Anlatlarn Yapsal zmlemesine Giri ad-
\ 215 [
HLM Y A V u
ni tayor. stelik Barthes'n bu metinde sk sk Communications 8'de yaymlanan teki metinlere
gndermeler (rnein, s. 17, 29, 36, 46, 50, 58 vd.) yaptn da hesaba katarsak, bu metnin bir 'sunu' ya da
'giri' yazs olarak kurulduunu aka grebiliyoruz. Gene de, ok zgn ve ok nemli bir metin Anlatlarn
Yapsal zmlemesine Giri... Ama dorusu, Communications 8'de yer alan teki 'semiyolojik aratrmalar'
balamnda, yani Greimas'n, Genette'in, Todorov'un ve Brmond'un yazlaryla birlikte evrilip yaymlan-sayd
ok daha iyi olurdu, diye dnmeden edemiyor insan.
Anlatlarn Yapsal zmlemesine Giri, ok zgn ve ok nemli bir metin, dedim. Barthes, nce anlat
zmlemesinin yntemi zerinde duruyor: Anlatlarn sonsuz okluu karsnda tmevarmn, bir 'topya'
olduunu, bu yzden de tmdengelim ynteminin seilmesi gerektiini belirtiyor. Tmdengelim iinse, bir
'Kuram' gerekli: Ancak bir 'Kuram'dan yola klarak tmden gelinebiliyor... yleyse Kuram ne olacak?
Barthes'a gre, bu 'Kuram', Dilbilim olacak...
Dilbilim ise, bir 'Kuram' olarak, anlatnn yapsal zmlemesine kuramsal bir kavram sunuyor: Betimleme
dzeyi (Niveau de description). Geri 'dzey', zellikle sylem zmlemesi alannda, teden beri bilinen bir
kavram: Retorik, bir sylem dilbilimi olarak, elocutio (syleyi) ve dispositio (dzenleyi) gibi iki betimleme
dzeyi belirlemiti (Barthes bu metinde, Todorov'un Communications 8'deki Les Categories du Rcit Littraire
adl yazsnda yapt yanl, 15 nolu dipnotta, ad vermeden dzeltir: Todorov, bu dzeyleri dispositio ve
inventio olarak belirler nk). Aslnda, ortaa reto-rik'inden de nce, kkleri Platon'a ve Aristoteles'e kadar
uzanan bir dzey ayrtrmasndan szedilebiliyor: rnein, Platon'un lexis (syleyi biimi) ve logos
(sylenen, sz) ayrm gibi...
'Anlatlarn Yapsal zmlemesine Giri'te ise Barthes, ayr betimleme dzeyi ayrt ediyor: 'levler'
(Functions) Dzeyi, 'Eylemler' Actions) Dzeyi ve 'Anlatma' (Narration) Dzeyi. Bylelikle de Barthes,
Todorov'un (ve daha sonra da ondan esinlenen Genette'in), Benveniste'den ald 'yk' (Histoire) ve
'Sylem' (Disco-
] 216 l
zin, DL ve sanat
urs) dzeylerinden yola klarak yaplan zmlemelere de bir alternatif getirmi oluyor. Bu alternatif
araynn 'Kuram'n Dilbilgisi mi, yoksa Dilbilim mi olmas gerektii konusundaki anlamazlkla ilgili olduunu
sanyorum. Todorov ve Genette'in zmlemeleri, Dilbilim (Linguistique) deil, Dilbilgisi (Grammaire) kkenli
zmlemelerdir. Dolaysyla, Barthes'n betimleme dzeyli zmleme rnekesi, kendi alannda tekil bir
rneke olma ayrcaln koruyor. Sadece 'tekil' deil, ayn zamanda 'btnleyici' de: nk bu betimleme
dzeyi, Barthes'a gre, 'Kendi aralarnda giderek artan bir btnleme (un mode d'intgration progressive)
biimine gre balant' kuruyor: Anlatsal yapttaki 'ilevler' dzeyi, Propp ve Brmond'un benimsedikleri
anlamda; 'eylemler' dzeyi Greimas'n eyleyenler'i (octants) anlamnda; 'anlatma' dzeyi ise, Todorov'un
'sylem'i anlamnda teki dizgeleri de kuatan bir nitelik kazanm oluyor.
'Anlatlarn Yapsal zmlemesine Giris'te baz eviri ve dizgi yanllklarna deinmeden geemeyeceim:
evirmenlerin 'narration' karlnda niin 'ykleme'yi semediklerini anlamak g. Sadece s. 19'daki bir
dipnotta, 'ykleme de denebilir'; denmi. Oysa, 'ykleme', 'narration'un karl olarak yerlemi bir
terimdir. Homologie, bir yerde 'eilevlilik' bir yerde 'ilevdelik', olarak verilmi. Sayfa 44'n sondan ikinci
satrndaki 'yardm', 'yardmc' olmalyd. Ayn sayfada yine alttan 12. satrda 'iin' ile 'onun' arasna, 'bile olsa'
eklenmeliydi. Ama, bence asl nemlisi, evirmenlerin Barthes'n metnine, zellikle Communications 8'deki
teki metinlerle ilikili olarak aklayc dipnotlar koymam olmalar... Bu o kadar gerekli ki... rnein Barthes,
Todorov'un anlat kiilerinin girebilecekleri byk bantya ikikin temel yklemleri (Les predicates de
base) 'sevgi', 'bildiriim', 'yardm' olarak gsterir. Aslnda Barthes yanlmaktadr; nk bu 'temel yklemler'
Todorov'da 'istek', 'bildiriim' ve 'katlm'dr. Bir dipnotla, Barthes'n yanl anmsad belirtilebilirdi, rnein.
\ 21T \
C/3
g
I
azin. dil ve Sanat
Bir Sanat
Semiyoloj isinin Felsefi Temelleri zerine
'Sanat yaptlarnda yetkin dzeyde bulunan bu yanltc kopyalarn rnekleri oktur. Zeuxis'in resmetmi
olduu zmler. Antikiteden bu yana bir sanat aheseri olarak anlm ve doann yknlmesinin bir zaferi
olarak kabul edilmitir; nk pek ok gvercin bu zmleri yemee gelmilerdir (...) Genel olarak
yknmeden doan ve onunla yetinen bir sanatn doayla yanamayacan ve bunun tersinin bir kurtuun
srnerek bir fili yknmesine benzediini sylememiz gerekir.'
G. W. F. Hegel
(Aesthetik, 1, s. 71-74'den aktaran N. Bozkurt, Seme Metinler, Remzi Kitapevi, 141-142)
'Senatr (Pokokrante):
-O iki tablo, Rafaeo'nundur. Birka yl oluyor, salt une-yim diye, ok yksek bir fiyata aldm onlar.
talya'da en gzel eylerin bunlar olduklarn sylerler, ancak hi houma gitmiyorlar: Renkler pek karanlk,
ehreler gerei kadar deirmi olmayp iyice ortaya kmyorlar; giysilerin kumaa benzer hibir yan yok. Tek
kelimeyle, ne derlerse desinler, bu tablolarda doa'nn gerekbir yanstln gremiyorum. Bir tabloda gerek
doay grebildiimde seveceim o tabloyu (...) dedi.
Voltaire
(Kandd ya da yimserlik stne, ev. Server Tanilli, Say Yaynlar, s. 120)
1 22i 1
HLM ya
1. Claude Lvi-Strauss, resim sanat balamnda sanat yaptnn konumu nedir? sorusunu, sanat yaptnn
nesne (Doa) ile dil arasnda, bir ara-konum'da olduunu belirterek yantlat 'Sanat yapt', der Lvi-Strauss,
'Doann tam bir yanslamas olamaz: Modelle yapt zde iseler, Sanat Doay (mekanikbiimde) yeniden-
oalt-mtr. Bir baka deyile, retilen ey, sanat yapt deil, bir nesne'dir'.1 te yandan bir sanat yaptnn,
bir Dil gibi yaplanmas da szkonusu deildir. Dil, Ferdinand De Saussure'n belirttii gibi, 'gstermeye
alt eylere hibir maddi ilikisi olmayan bir gstergeler sistemi'dir. Gsterdii eylerle maddi illikisi
olmayan (De Saussure, bu durumu gsteren'le gsterilen arasndaki ilikinin 'nedensiz' olduu biiminde dile
getiriyor) bir ey, sanat yapt deil, dilbilimsel bir gsterge olurdu. Bylece dorudan doruya u sonuca
varyor Lvi-Strauss: Sanat yapt, ne Doa'y yeniden-oaltr ne de Dil'i yeniden-oaltr!.. Sanat yapt, ne
bir nesne retir (ortaya koyar) ne de dilbilimsel bir gsterge!.. yleyse sanat yapt, nesne (Doa) ile Dil
arasnda ara-yerde'dir.
2. Sanat yaptnn Dil ve nesne (Doa) arasnda konumlandrlmasnn, sorunun kuramsal dzlemde
kavranmas balamnda byk nemi var. Lvi-Strauss'un bu temellendirmesi, bir yandan Doalc (Natralist)
sanatn, bir baka deyile, Doa'y yanslayan sanatn (Mimetik sanat), niin sanat olmadn gsteriyor:
retilen (oaltlan) ey, nesne'dir; sanat yapt deil!..
Kukusuz, Doalc Sanat', nesneyi kopya ettii, onu yeniden oaltt iin sanat saymamak anlalabilir bir
konumdur. Ama, Sanatn bir Dil olmadna ilikin olarak Lvi-Strauss'un ne srd dnceleri amlamak
gerekiyor.
Sanat Dil'in alan iinde konumlandrmaktan, acaba soyut sanat m anlalmal? Soyut sanat, Lvi-Strauss iin,
bir ssleme'dir. yle diyor: 'Soyut resmin bana ekici gelen ynleri var; ama ne
G. Charbonnier, Conversations With Claude Lvi-Strauss, Cape Editions Londra 1969, s. 108
-| 222 [
ZIN, DL VE SANAT
yapsam, onun sslemeci ynn aklmdan karamyorum. Bence sanat yaptnn en nemli zellii yoktur
onda: Semantik (anlambi-limsel) bir tr gereklik sunmak'.2
3. Grlyor: Lvi-Strauss'un soyut sanata ynelttii eletiri, soyut sanatn anlam iletmeyiinden
kaynaklanmakta. Soyut sanatn ortaya koyduu semantik sorun da, tastamam burada beliriyor: Sanat yapt,
Geteklik'le olan bantlarn tmyle koparm (De Saussure'n deyiiyle, 'gsterdii eylerle maddi ilikisi
olmayan') biimler ve simgelerle kurulmaz. Gereklikle bantlarn koparm bu biimler ve simgeler, 'kendi
balarna anlaml eler' deillerdir nk... Bu adan bakldnda, soyut sanat hem gsterdii eylerle
maddi ilikisi bulunmayan (De Saussure'n deyimiyle, 'nedensiz') hem de saymaca (verili ve herkesin
onaylayp kabul ettii) olmayan bir gsterge ( ?) retmi olmaktadr. yleyse, burada Lvi-Strauss'un
sylediini bir kez daha yineleyebiliriz: Soyut sanat, semantik (anlambi-limsel) bir gereklik sunmaz bize. Ya
da yle: Soyut sanat, hem bir dilbilimsel gsterge gibidir (gsterdii eyle maddi ilikisi olmamas asndan:
Ksaca, nedensiz'dir) hem de ilikinin, verili ve herkese bilinen bir iliki olmamas asndan: Ksaca, saymaca
deil'div). Dolaysyla, soyut sanat, tastamam bit dilbilimsel gsterge retmiyor.
Lvi-Strauss, sanat yaptlannda semantik ilevin (anlam iletme ilevinin) azalmasnn (i) bireysellemenin
artt ve (ii) yanslamann (mimesis'in; taklidin) anlamn yerini ald durumlarda ortaya ktn
sylemektedir. 'Bireysellemede, diyor Lvi-Strauss, 'dile-getirme ilevi, semantik ilevi geride brakr'. Somut
mzik ya da soyut resim gibi ar durumlarda, yaptn tm, Lvi-Strauss gibi sylersek, 'herhangi bir
semantik kuraln dnda, gerekleir. 'Bir anlam szkonusuysa', diyor Lvi-Strauss, 'bu, raslantsaldr'.
Dil'de ve (dolaysyla) sanatta bir enin, belli bir semantik deeri vardr. Baka bir deyile, bir dizgedeki
ayrdedilebilir birimleri
ma.g.y., s. 100
] 223 \
HLM Y a v u
balayarak (ilikilendirerek) bir semantik dzlem kurabiliriz. Lvi-Strauss, salt yansdamann (mimesis; taklit)
hibir anlam iletmediini (non-semantic) belirtir: nk, bir nesnenin ya da kavramn temsili (representation),
o nesnenin (ya da kavramn) kendisi olacaktr. Yanslamada, o nesnenin ya da kavramn baka birimlerle
kodlanmas szkonusu deildir. Bunun gibi, salt dilegetirme de (expression) hi bir anlam iletmez (soyut
sanatta olduu gibi)... Yani, salt dilegetirme, tpk salt yanslama gibi, anlam iletmez. Burada da, gsteren'in
baka birimlerle kodlanmas szkonusu olmuyor. James Boon, salt dilegetirmenin anlam iletmeyiini yle
anlatyor: 'Kod'la kodlanan arasnda baz isel ilikiler (sanatta bir lde du-yumlanabilir bir iliki olsa da)
zorunlu ya da mmkn olduu iin deil, ama herhangi bir anlamn ortaya kabilmesi iin deiik
dzlemdeki oul gsterge dizgeleri (ses-imgeleri, grafik, kavramlar) zerinde nceden toplumsal olarak bir
uzlama varlm olmak gerekir. Salt dilegetirmeyle, byle bir uzlam (saymaca bir iliki) kurulmu olmaz'.3
yleyse, sanatta anlam iletme, nesneyi yeniden-o-altma (mimetik sanat) ile rastlant (soyut sanat)
arasndadr. Bu alan da, De Saussure'n simge alan'dr. Yani, simge soyut sanat gibi, Dil'le nesne (Doa)
arasnda yeralr; ama nemli bir ayrmla: Simge, nedenli olduu iin nesneye (Doa'ya), soyut sanat nedensiz
olduu iin Dil'e; yine simge, saymaca olduu iin Dil'e, soyut sanat saymaca olmad iin nesneye (Doa'ya)
yakndr.
4. Bu aklamalardan Lvi-Strauss'un, sanat, De Saussure'n simge alan olarak (Dil'le Doa arasnda)
belirledii blgede konumlandrdn syleyebiliriz. Baka bir deyile, Lvi-Strauss'ta Dil ve nesne, mimesis'le
ssleme arasnda konumlandrlan sanat, De Saussure'n Simge alan ile rtr.

James Boon, From Symbolism to Structuralism, Basil Blackwell, Oxford, 1972, s. 84
-| 224 [
Yazin, dil ve sanat
De Saussure _ \
Lvi-Strauss
DL
SANAT
DOA
Dilegetirme ilevi Yanslama levi
Grlyor ki, Lvi-Srauss, burada: Doa, Dil ve Sanat, ya da baka trl sylersek: Doal, uzlamsal
(conventionnel) ve sanatsal (artistique) imler arasndaki bantlardan kurulan bir strktr betimlemi oluyor.
Bir formel strktr koyuyor ortaya.
Bu strktre bir felsefi temellendirme yaplabilir mi? imdi ksaca bunu irdeleyelim.
5. Varsayalm ki, artistik imlerin ontolojik alann belirleyip snrlarn izebilmek iin, Lvi-Strauss'un
bavurduu ilem, bir fenomenolojik indirgeme olsun. Unutmayalm, bu sadece bir varsaymdr.
Bu varsaym doruysa, bu indirgeme, yani, Doa'y ve Dil'i 'paranteze alma', bizi strktr dzleminde
brakmayacak, strktrn bilgisini temellendirecek, ya da strktrn anlamn onu oluturan bantlar aan,
transandantal bir temele oturacaktr. Oysa Lvi-Strauss'un yapt ilem, aslnda bantlar yeniden-
tanmlayarak gerekletirilen bir dntrmedir. Uygulanan ilem bizi, strktr temellendirmeye
gtrmediine gre, fenomenolojik balamda bir
\ 225 \
hilmi yavuz
'paranteze alma' ilemi olamaz. Baka trl sylersek, Levi-Stra-uss'un yukarda dilegetirdiimiz ilevi,
sanatsal/artistik im'i kuran strktr, bantlar an ortaya karmaktadr. Yoksa, bu strkt-r semantik
dzlemde temellendirecek bir transandantal zneyi deil!.. Ricoeur'n, Lvi-Strauss'un strktralizmini
nitelemek iin kulland u deyi, bu balamda tastamam geerli: Strktralizm, yani transandantal znesi
olmayan bir Kant'lk!..
zetle sylemeli: Lvi-Strauss iin bir temellendirme sorunu yoktur; bir strktr ve onun dnmleri vardr.
Bantlarn nasl dizildiklerine, dzenlendiklerine bakar o, anlamn nasl retildiine, strktrn bilgisinin
hangisi derin dzlemde dorulanabilir olduuna deil!.. Kendi de syler bunu: 'Benim yntemim' der, 'bir
szckle karakterize edebilir: Semantie kar sentaksn seilmesi...' ('Je characterise un mot la methode: c'est
un choix la syntaxe cont-re la semantique').
Sylemek bile fazla: Lvi-Strauss iin anlam, her zaman ikincil ve indirgenebilir bir fenomendir. Dolaysyla,
Lvi-Strauss ncelii strktre, yani indirgenemez olana verir.
Bu adan baklrsa Lvi-Strauss'un dizgesinin, bir felsefi temel-lendirmeye ak olmayan bir dizge olarak
kurulmu olduunu rahatlkla syleyebiliriz. Yukardaki analizde de grld gibi strktr betimlemek,
eler arasndaki bantlar gstermek yetecektir. Daha derin bir dzlem, bir felsefi dzlem iermez Lvi-
Strauss'un dizgesi. yleyse bir temellendirme de yaplamaz.
-I 226 (
zin. dil ve Sanat
Dou ve Bat Sanatlarnda Gelenek Sorunu
1Sanatta Gelenek sorunu ve bu sorunun temeli olan dn- m srecinin btnln ortaya koyacak
dizgeletirme, ncelikle soyut ve anlksal (zihinsel) bir 'yeniden-retim' sorunudur. Bat sanatnn ikonografik
zmlemesi, resim alannda simgesel (symbolique) olandan temsil (reprsentative) olana doru dnm
gsteren bir ema sunar ve emann hangi somut tarihsel koullarla belirlendiini ortaya karmak ise,
elbette, ikonografik zmlemeden farkl, soyut ve anlksal bir dizgeletirmeyi ngrr.
Demek ki bu dizgeletirme, figrle simge arasndaki ilikinin bulgulanmas anlamna gelmiyor. (Bu bulgulama,
ikonografinin alanna girer). Dizgeletirme, figrle simge arasndaki saymaca (conventionnel) ilikiyi, ya da
Panofsky'nin deyiiyle, 'belirli tarihsel koullarda belirli temalarn ya da kavramlarn nesneler ve olaylarla
ifadelendirilmi biimi'ni k noktas olarak ele alan ikonografik zmlemeden te bir temellendirme
demektir.
Panofsky'ye gre ikonografi, bir zmleme yntemi. Oysa, somut bir kltr verisi olarak resmin anlksal ve
soyut 'yeniden-re-tim'i, ikonografiden btnyle farkl bir yntemi gerektiriyor. Bu ynteme Panofsky,
'ikonolojik yorumlama yntemi' adn veriyor. Ona gre, 'ikonografi, salt betimsel (descriptif), ou kez de,
istatistik bir yntem ya da yaklamdr. Dolaysyla, nasl etnoloji insan rklarnn betimlenmesi ve
snflandrlmas ise, ikonografi de imgelerin betimlenmesi ve snflandrlmasdr; snrldr, ve belirli temalarn
hangi belirli motiflerle nerede ve nasl grselletirildii konu-
I 227 (-
hilmi yavuz
sunda bizi aydnlatan ikincil bir incelemedir. Bize, szgelimi, sa'nn nerede ve nasl drt iviyle, nerede ve
nasl iviyle armha gerildiini bildirir. Buna karlk ikonoloji, belirli tema'larn ve kavramlarn nesneler ve
olaylarla anlatl deil, insan anlnn (zihninin) temel ynsemelerinin, deiik tarihsel koullarda belirli te-
ma'lar ve kavramlarla anlatldr.1 Grlyor: konografik zmleme ynteminde kavramlar ve tema'lar
birer ama, ikonolojik yorumlama ynteminde ise birer ara'trlar. Birincisinde, kavramlarn ve tema'larn
nesneler ve olaylarla nasl dilegetirildikleri aratrlrken, ikincisinde insan anlnn temel ynsemelerinin
kavramlar ve temalarla nasl dilegetirildiklerine baklmaktadr.
Kavramlarn birer ara nitelii kazanmas 'somutun anlksal ve soyut olarak yeniden-retilmesi' demek olan
dizgeletirmenin bir gerei. Bu dizgeletirme, kavramlar ve temalar araclyla ve yaanan deiik tarihsel
koullarnn zgll iinde siyasal, dinsel ve felsefi dncelerin ksaca, 'ideoloji'nin, (ya da, Panofsky'nin
deyiiyle, 'kltrel semptomlar'n) ulat btnln kavranmas demektir. Panofsky'ye gre, ancak bu
btnln kavranmasyla sanat yaptnn 'isel anlam' (intrinsic meaning) bulgulanm olacaktr. Sanat,
yaptnn tad isel anlam'n bilincinde olmayabilir (Panofsky, 'isel anlam'n, sanatnn bilinli olarak
amalad anlamdan kesinlikle farkl olabileceine dikkati ekiyor); bu dnce, yaplarn dsal
benzeimlerde deil, isel eilevlerde (internai ho-mology) aranmas gerektii konusunda Lvi-Strauss'un
ne srd grlerin bir trevi gibidir.
Simgeyle figr arasnda saymaca (conventionnel) ilikide -ki bu, dilbilimsel (linguistique) bir ilikidir- anlam,
dsal bir olgu niteliiyle kavranr. De Saussure'n dedii gibi, simgenin zellii, onun hi bir zaman
btnyle 'keyf' olmamasdr: 'Simge, bo deildir; gsteren ile gsterilen arasnda (burada, simge ile figr
arasnda) doal bir ba izine rastlanr: 'Ha' figrnn Hristiyanln; 'terazi' fig-
l1) Ervin Panofsky, Meaning in the Visual Arts, Penguin Books, Londra, 1970, s. 51-67
\ 228 [
yazn, dil ve Sanat
rnn Adaletin simgesi olmas gibi'.2 Bat Hristiyan sanatnda dinsel tasvirler, bu anlamda, btnyle
saymaca bir zellik tarlar: Belirli kavramlar (Tanrsallk, Erdemlilik, vb.) ya da temalar (isa'nn ge k, vb.)
araclyla grselletirilmilerdir. Rnesans sanatna gelinceye kadar Bat Hristiyan sanat, 'saymaca anlam'
dzeyinde, Simgesel bir sanat olarak kalr.
Yukarda szn ettiim, Simgesel olandan Temsil olana doru dnm, Bat Hristiyan sanatnda 'saymaca
anlam'dan 'isel an-lam'a doru bir dnm imler. Genel olarak toplumsal, siyasal ve felsefi yaam son
kertede belirleyen maddi yaamn retim tarz deiiklie uram, yeni ve daha ileri retim ilikileri ortaya
kmtr. Feodal retim tarznn, yerini, Kapitalist retim tarzna brakmasyla deien tarihsel koullarn
biimlendirdii insan tipi (Birey) ve topluluk tipi (Ulus), bu deimenin zgllne dayal anlksal yaplar
oluturmaya balamtr. Bu dnm, Bat Hristiyan sanatnda Gerekilik'i temellendirir. Saymaca anlamdan
isel anlama, Simgesel olandan Temsil olana doru dnmn Gerekilik ile olan balantsn Herbert
Read'in verdii u rnekte bulabiliriz: 'Vincenzo Foppa'nn National Gallery'de bulunan (...) resmini ele alalm.
Meryem ok asil ve arbal ideal bir kadn olarak canlandrlyor; krallar hrmet, yiitlik ve kahramanlk
rneidirler; seyis ve uaklar bile kendilerine gre sevimli veya asildirler. imdi, Flaman okulunun ayn konuyu
nasl ele aldn grelim: National Gallery'de Mabuse'nin tannm akar resminde lkse dkn bir devrin
arad btn zenginlik ve taknlk vardr. Fakat buna ramen Meryem, artk ideal bir tip olmaktan kp bir
Flaman ev kadn halini almtr; krallar asildir; fakat modelden alldn gsteren hatlarda gndelik hayat
kaygular grlr; mukaddes grubun zerinde tapnan melekler uuurken aada tam nde, deme kr
ve birisi bir kemik dileyen iki kpek grlr'.3
(2) Berke Vardar, Ferdinand de Saussure ve Dilbilim Kavramlar, Yeni insan Yaynlar, istanbul, 1971, s. 66
(3) Herbert Read, Sanatn Anlam, T. Bankas Kltr Yaynlar, stanbul, 1974, s. 69
\ 229 [
hilmi yavuz
Sylemek bile fazla belki: Szgelimi Meryem, Feodal Bat Orta-a'nn dinsel tasvirlerinde Erdemliliin
simgesi iken, deien tarihsel koullarla birlikte, erdemli bir kadn (bir Flaman kadnn) temsil etmeye
balamtr. Bat Hristiyan sanatnda resmin 'isel anlam' temsil dzlemde temellenir. Bat resminde
Gelenein yaps, ancak, bu ilikilerin btnlyle aklanabilir.
2. Dou sanatnda ise bu dorultuda bir dnm grlmyor. Dou sanatnda Simgesel olanla Temsil olan,
tarihsel koullar gerei bir srete birbirini izlemezler. Simgesel olanla Temsil olan arasnda bir diakron den
sz edilemez. Tersine belirli bir tarihsel kesitte, birbirinden bamsz olarak bir arada bulunurlar
(senkroniktirler) Dou sanatnda, ok daha dikkat ekici ve kendine zg bir dnm grlr: Burada simge
ile figr arasndaki ikonografik iliki, Bat sanatnda olduu gibi, nceden belirlenmi ve saymaca bir iliki
deildir. Bir figr, bir toplumdan teki topluma, salt kompozisyon asndan belirli sluplatrma farklaryla,
ncekinden btnyle ayrlan bir baka dnceyi simgelemek zere, aktarlr. Szgelimi, 'Boa'yla Den
Arslan' figrn ele alalm. Willy Hartner ve Richard Ettinghausen, bu figrn 3000 yllk gemii sresince, bir
toplumdan tekine, deiik simgesel anlamlar kazanarak getiini belirtirler;4 ilk Pers, Elam ve Mezopotamya
uygarlklarnda Boa'yla Den Arslan figrnn, yln dnemlerini belirten gkbilimsel bir simge
olduunu; milattan sonra XII. yzyl Anadolu'sunda, Diyarbakr'daki Ulu Camiin giriinde grlen bu figrn,
bu kez Seluklu mparatorluu'ndaki feodal beyler arasndaki mcadeleleri belirten siy asal/askeri bir simge
nitelii kazandn; ve sonunda XVIII. yzyla ait bir resim-yazda ise ayn figrn dinsel bir simge olarak
ortaya ktn gsterirler. Dou sanatnda Simgenin, Bat'da olduu gibi, belirli bir tarihsel dnemde ilevini
yerine getirdikten sonra ortadan kaybolmas, Gelenein yapsnn temellendirilmesi asndan
(4> W. Hartner, R. Ettinghausen, The Conquering Lion, The Life Cycle of a Symbol, Oriens Dergisi, eilt 17,
1964.
230
Yazin, dil ve Sanat
byk nem tar. Figr, birbirinden deiik (simgesel) balamlarda sregider; sonunda simgesel balamdan
da syrlp salt artistik bir biim olarak ssleme nitelii kazanr. Marshall G. S. Hodgson'un dedii gibi,
simgesel figrler, 'tarihin geliimi iinde yaar ve deiirler; bir balamdan tekine kayar, deiik amalar iin
kullanlabilirler'.5 Burada, Hodgson'un simgesel figrn balam deitirmesini, Dou sanat asndan ele
aldn unutmamak gerekir.
Dou sanatnda Temsil resim (rnein, minyatr), Batl anlamda temsil resim deildir; 'insan anlnn temel
ynsemelerini' kavramlar ve temalarla, grsel olarak dilegetirmekten yoksundur. Dou sanatnda minyatrn
temel zellii onun kavramsal deil, antsal oluudur. Simgesel Dou resminde olduu gibi Temsil Dou
resminde de isel anlamdan yoksunluk, Gelenek asndan ister istemez ierikten ok, biim sorunlarn ne
karr. Dou sanatnda Gelenein yaps, ierie bal bir dnmde deil, ama kompozisyon ve
sluplatrma gibi biime bal bir dnmde aranmaldr: yleyse, unu kesinleyebiliriz: Dou sanatnn
ikonografisi olabilir, ama ikonolojisi olamaz!6
G. S. Hodgson, slam and Image, History of Retigions, III, 1964. Bu yaz zerine Bedreddin Cmert bir eletiri
yaynlad ve benim Panofsky'ye dayanarak ne srdm baz savlar eletirdi. Cmert yle dedi: 'Panofsky,
bir yaptn bilimsel aratrma yntemleriyle gerek bir yorumunu yapmak anlamna gelen ikonolojiye
varabilmek iin, n-ikonografik betimleme ve ikonogtafik zmleme evrelerini hem gerekli hem de
ikonolojiyle iice grmtr. Byle bir anlaya kar kan grler de vardr. Ama u gerek ki, Panofsky bir
resim yaptnn tam olatak alglanp tadlabilmesi iin, bu evre'nin 'doru' bir biimde almasn art koar
ve n-ikonografiye 'betimleme', ikonografiye 'zmleme' dedikten sonra sezgi gcn de gerektiren,
birletitici bir ilem olan ikonolojiye 'yorum'
i 231 ^
HLM YAVUZ
adn verir. Ama, ikonolojidir. Yaptn tm verilerin nda yorumudur; bunun iin de n-ikonografi denilen
betimleyici bir evreyle, ikonografi denilen zmleyici bir evre gereklidir. (...) Eer bir rn sanatsal nitelikte
bit yaptsa, ikonolo-jik yotumu kesinlikle vardr, yoksa ne sanatn tarihinden en de eletiriden sz edilebilir.
rnein, Canaletto'nun Venedik manzaralatnn n-ikonografik betimlemesi vardr, ikonografisi yoktur; fakat
ikonolojik yoromu mutlaka olmak zorundadr. El Greco'nun Laocoon tablosunun hem n-ikonografik
betimlemesi hem iko-nografik zmlemesi hem de ikonolojik yorumu yaplmak gerekir; nk ikonolojik
yorum Panofsky'ye gre, ikonografik zmleme yaplmadan gerekletirilemez, yani zmleme yaplmadan
bireime varlamaz.' (Yeni Halk, 21 Ocak 1976)
Cmert'i, bu katksndan dolay, bir kez daha zlemle anyorum.
| 232 [
zin, dil ve Sanat
| 233 (
'Grme Biimleri' ve J. Berger
1Grme Bimien'nde John Berger'n, sanat yaptnn iinde retildii toplumsal ve tarihsel koullarla
belirlenmesine ilikin snrl bir sanat sosyolojisi ile yetinmedii anlalyor. Bir yanl anlamay nlemek iin
hemen belirteyim: Grme Biimieri'nde baat olan yntem, elbette, sanat yaptn nesnel belirlenimleriyle ne
karan bir yntem. 'Berger bununla yetinmiyor' derken, unu sylemek istiyorum: Sanat yaptn bir nesne,
deyim yerindeyse, salt snfsal bir nesne olarak konumlandran snrl bir sanat sosyolojisi, bu nesneyi
almlayan 'zne'yi, bu znenin edimini sylem d brakr. Berger zneyi, sanat yapt zerine retilebilecek
bir sosyolojik sylemin kurucu elerinden biri olarak gryor; 'dndklerimiz, ya da inandklarmz,
nesneleri grmz etkiler' diyor. yleyse, sanat yaptn hem tarihsel belirlenimleriyle bir nesne hem de
bu nesneyi almlayan bir zne olarak kuatan bir sylem szkonusu burada. Pierre Bourdieu, sanat yaptn
salt sanfsal bir nesne olarak kavrayan 'Sanat sosyolojisi/yerine, 'Algnn Sosyolojisi', ya da 'Gzn Sosyolojisi'
(Sociologie de l'oeil) terimini kullanyor. John Berger'n da Grme Bmler'nde byle bir sylemi
temellendirmeyi amaladn sanyorum. Frederic Jameson'n Benjamin iin kulland bir deyimle sylersek,
bir tr 'Marksist yorumsamac' (hermene-utic) bir sylemdir bu! Berger, bu sylemin felsefi temellerini
aklkla belirtiyor: 'Dnyann bugnk durumu salt nesnel bir gereklik deildir, buna bilinlilik de katlmtr'.
2. Grme Biimleri, yedi ayr denemeden oluuyor. Yedi deneme,

Hlm! Yavuz
diyorum; Berger, salt resimlerin eklemlenmesine dayanan, yazsz iki blmn de okunabilirliini savunuyor
nk. Bir anlamda da bir protestoyu da ieriyor bu yazsz denemeler: Gnmzde resmin 'sylenen szleri,
szsel yetkeleri dorulamak iin bir alnt olarak' kullanlmasna kar kyor Berger.
Berger'a gre 'her imgede bir grme biimi yatar'. Bir imgeyi alglaymz, 'grme biimimize' baldr.
Grme biimleri nasl ya da neye gre deiiyor yleyse? Berger, ilk olarak perspektifin imgeyi ya da grme
biimini deitirdiini belirtiyor. 'Perspektif diyor, 'bir tek gz, grnenler dnyasnn merkezi yapar'. Baka
bir deyile, nesnelerin kendilerini insana (seyreden Tek'e) grlmek zere sunduklar bir dnyay betimler
perspektif. Bu, anamalcln (Kapitalizmin) dnyasdr. Bu dnyada nesneler salt grlmek iin deil, satm
alnmak iin de sunarlar kendilerini. 'Mlke ve alverie kar edinilen yeni durumlarla belirlenilen dnyay
grme biimleri, grsel anlatmlarn' yalboyada bulurlar. 'Anamaln toplumsal ilikilerde yapt etkiyi,
yalboya, resim grntlerinde yapar' diyor Berger.
3. Perspektif ve yalboya, fesim sanatnda Kapitalizmin belirlenimleri olarak deiik 'grme biimleri'
retirler. Berger'n yalboya zerine syledikleri burada anlmaya deer: 'Yalboya resimde nesneler, ou
kez olduklar gibi gsterilir, gerekte bunlar, satn alnabilir nesnelerdir'. Burada benim ok nemli bulduum
bir ilikiye de deiniyor: Bir nesneye sahip olmakla, o nesnenin (yalboya resimde) grntsne sahip olmak
arasndaki benzerlie! Bu benzerlik, nesnenin kendisi ile onun resimdeki grnts arasndaki metafor
(eretileme) bantsn kurar. Resmi satn alansa, nesneyle grnts arasndaki bu banty, sanki
birbirleriyle yer deiebilir-lermi gibi tasarladndan, bir metonimi (dzdeimece) olarak kavramaktadr.
Tpk by nesnesi ile, bylenmek istenen kii arasndaki bantnn kavranmas gibi!.. Leach'in by
balamnda ortaya ktn syledii bu yanlg (metafor bantsnn, bir metonimi bants olarak
kavranmas), yalboya resimde nesneyle onun grnts balamnda da geerlidir. Berger pek zerinde
durmuyor ama, resmin zellikle Quattrocento'da, yani Berger'n yalboya ge-
yazin, dil ve sanat
] 234 \
] 235 I-
leneinin balang tarihi olduunu syledii 1500 ylndan nce, ressamla resmi smarlayan kii arasnda
yaplan szlemelerden de bu yanlgy karsamak mmkndr. M. Baxandall, Painting and Exprience in
Fifteenth Century ltaly adl yaptnda bu tr szlemelerin metinlerini yaymlamtr. lgin olan udur: Resmi
smarlayan kii, szlemeye ressamn hangi renk boyay, hangi kalitede boyay, nerede kullanmas gerektii
konusunda maddeler koydurmaktadr, rnein Ghirlandaio'nun L'Adoration des Mages adl yaptn
smarlayan resim sahibi, bu tabloda ak mavi boyann 'ons'u 4 florin olanndan kullanlmas' gerektiini
szlemeye koydurmutur.1 Burada resmin sahibi grnty nesnenin kendisiymi gibi gryor kukusuz.
Belki de, yalboya resmin, deyi yerindeyse toy's buradadr. Kukusuz, Berger'n Benjamin'den yola karak
belirttii gibi, yeniden-canlandrma'dan nce, (evirmen, bu szc, 'rprodksiyon' karlnda kullanyor)
yalboya resmin aura's, onun anlamnn biri-cikliinde ya da 'biricik olarak sylediinde'dir. Yeniden-
canlandr-ma ile resim, 'aura'sn yitirmi, onun yerini, resmin deiim-deeri-nin getirdii yalanc 'aura'
almtr. Ama unu da unutmamak gerekiyor: Resimdeki nesnelerle, onlar istenilir (arzu edilir) klan
grntleri arasndaki bantnn, tpk byde olduu gibi bir metonimi olarak kavranmas (yani,
grntnn, nesnenin yerini almas) da aura's olan bir grme biimi'dir.
4. Sylemesi bile fazla: Berger'a gre, perspektif ve yalboya, resim sanatnda Kapitalizmin belirlenimleri
olarak ortaya karlar. Berger burada, deyi yerindeyse, bir tr Kapitalizm fenomenolojisi yapyor ve bize,
Kapitalizmin dnmesiyle bu belirlenimlerin de dntn sylyor. Fotoraf makinasnn icad,
perspektifin getirdii tek bakas diye bir eyin bulunmadn gsterir. Fotoraf, resmin imgelerinin
biricikliini yok etmi, resmin anlamn deitirmitir. Berger, 'fotoraf makinas yznden, imdi resim,
seyirciye gitmektedir, seyirci resme deil' diyor.
M. Baxandall, Painting and Exprience in Fifteenth Century ltaly, Oxford Univer-sity Press, Londra, 1985.
Hilmi Yavuz
5. Grme Biimleri, sanat tarihinde 'kadn' imgesinin grnme biimi zerinde de duruyor. Burada zellikle
'grnme biimi' deyimini kullanyorum; nk Berger'a gre kadn, kendini bir nesneye, 'zellikle de grsel
bir nesneye -seyirlik bir eye' dndrmektedir. Dolaysyla erkek-egemen bir toplumda kadn, hi durmadan
'kendini seyretmek zorunda'dr. 'Her zaman', diyor Berger, 'kadn, kendi imgesiyle birlikte dolar'; kendini
istenir klmaya ynelik bir grme biimi deil, grnme biimi edinir. Kadnn nesnelemesi bundandr.
Berger, nesneyle kadn arasndaki Kapitalist bantlara girmiyor. Oysa ok ilgin sonular retilebilirdi, diye
dnyorum... Bunun yerine Berger, n ile plaklk arasndaki ayrm zerine derinletiriyor sylemini. Ve
nemli yerlere varyor.
1 236 |
ziN, DIl ve Sanat
Fotoraf ve Kuram
Roland Barthes'n, nl Le Photograp/e'da Angelo Schwarz ile, fotoraf zerine bir konumas yaymland.
Schwarz, fotorafn bir 'dil' olduu konusunda yaygn bir kannn bulunduunu sylyor, 'bu tanm biraz
bulank bir tanm deil mi?' diye soruyordu. Barthes'in yantysa aa yukar yleydi: 'Fotorafn bir dil
olduu hem doru, hem de yanltr. Yanltr; nk fotoraf imgesi, gerekliin analojik bir oaltmasdr;
bu yzden de fotoraf imgesinde, im sayabileceimiz herhangi birey yoktur. (Dil, bir imler dizgesi olduuna
gre, fotorafn rettii imgede im yoksa, fotoraf bir dil olamaz, demek istiyor Barthes. H. Y.) Baka bir
deyile, fotorafta szck ya da harf'e tekabl eden bir edeer yoktur. Dorudur; nk bir fotorafn
kompozisyonu ve stili, betimlenen gereklik ve fotorafnn kendisine ilikin bireyler syleyen ikincil bir
mesaj gibi ilev grr: te bu, yananlam'dr (connotation), ki dil'dir. Fotoraf, her zaman dzanlam
(denotation) dzleminde gsterdiinden ok daha farkl bireylere, yananlam olarak gnderme yapar. Ksaca
fotoraf, stil olarak, salt stil araclyla bir 'dil' olarak kendini gsterir.'
Barthes, fotorafn resim gibi bir 'sanat' olamayacan da belirttii bu konumasnda, fotorafla resmin
farklln yle temellen-diriyordu: 'Fotoraf, sanat yanslayabilir, ya da kopya edilebilir. (Sanat, kltrn
kodlanm biimlerinden biridir.) Sanat kopya edebilir, ama sanat gibi iyi kopya edemez; nk imlem'i, yani,
fotorafn ektii obje, o fotorafa bakanlar tarafndan gereklik olarak almlanr; (bir im olarak deil! H. Y.)
te yandan, bu objenin
| 237 [
Hilmi yavuz
Yazin, dil ve Sanat
fotoraf tarafndan seildiini de unutmamak gerekir. Kamerann optik dizgesi, Rnesans'n getirdii
perspektifin kalt olan, olas dizgelerin arasndan seilmitir. Btn bunlar, temsil edilen objeyle bantl
olarak, ideolojik bir tercihi ierir. Ksaca, fotoraf, kendini doal birey olarak sunan objenin saf ve yaln bir
transkripsiyonu olamaz. (...) Ayrca, mekanik olarak kopya ettii iin de, bit sanat deildir fotoraf. Dolaysyla,
herhangi bir fotoraf kuram, bu zorlu elikiden yola kmak zorundadr'.1
Barthes'n aklamalar, bir Fotoraf Kuramnn postulatlarn di-legetirme savn deil ama, fotorafn
kuramsal alann snrlayc bir yaklam ieriyor. Snrlayc; nk Barthes, fotorafnn objeye
mdahalesinin, ancak o objeyi semekle (Barthes'n deyiiyle: 'ide-objik tercih') snrl olduunu belirtiyor.
Doallkla seme, salt fotoraf objesinin ne olacan deil, onun (objenin) hangi baklacsndan sunulacan
da ierir. Daha dorusu, fotoraf zorunlu olarak, obje karsndaki yerini, konumunu da belirlemek
durumundadr. Objeye mdahale, objenin uzamsal konumuna mdahale biiminde de gerekleebilir ayrca:
Fotoraf, rnein, k vb. koullar gerei, objenin yerini deitirebilir. Ama bunun tesinde, objenin
gereklik olarak almlanmasn engelleyebilecek bir mdahale, Bart-hes'a gre, objenin obje olarak deil de
bir im olarak almlanmasna neden olacaktr. Buysa fotoraf, fotoraf olmaktan karacak, onu, gerekliin
imlerle kodlanm dizgelerinden birine (rnein, resme) dntrecektir. Sanrm, Barthes'n sylemek istedii
budur.
yle grnyor ki, Barthes fotoraf ekenin objeye mdahalesini kstlayarak objenin im'e dnmesini
nlemenin, fotorafn kuramsal snrlarn izdii kansndadr. Objeyi im'e dntrmek, bir kez daha
yineleyelim, objeye dardan mdahaleyle deil, salt objenin seimiyle ('ideolojik tercih') gerekleir.
Dolaysyla, fotoraf objesi dzanlam olarak Gereklik, yananlam olarak da lm'dir. Ya
(1)Le Photographe, ubat, 1980. Bu konumann ngilizce'si iin bkz: The Grain of the Voice, Hill and Wang,
New York, 1985, s. 353-354
da Lvi-Strauss'un sanat yapt iin sylediini fotorafa uyarlarsak, fotoraf, gereklikle Dil arasnda, ara-
konum'dadr, diyebiliriz.
Kukusuz, bu grn kendi iinde tutarl olup olmadn tartmak gerekiyor. Fotorafn Barthes'n
belirledii bu ara-konum'u, ne kertede kesin bir arakonumudur? Fotoraf, objesini semek ve ona nereden
bakacan belirlemekle yetinmeyip, daha radikal mdahalelerde bulunmaya kalkarsa, o zaman ne olacaktr?
rnein fotoraf, objesini (diyelim ki bu obje, bir insandr), kendi diledii gibi giydirmi olsun. Giyim, hi
kukusuz, kltrn kodlanm biimlerinden biridir. yleyse objeye, belirli bir giyim stili empoze ederek, onun
simgesellii daha da belirginletirmek ya da vurgulamak isteyemez mi fotoraf? ahin Kaygun'un
portrelerini anmsyorum burada. Bu tr bir mdahale, objenin Gereklik olarak almlanmasn engellemedii
varsayld iin mi onaylanabiliyor?
Barthes, bu soruya 'kukusuz, evet!' yantn verecektir. Diyelim ki, varsaym dorudur. Ama fotoraflkta,
objeye mdahalenin dnda, baka mdahale tarzlar da vardr elbette. rnein, fotorafnn, verili fotoraf
teknolojisine mdahalesi de szkonusu olabiliyor. Burada da snr, gereklik duygusu ile belirlenmi oluyor.
Ama asl sorgulanmas gereken, kukusuz, verili teknolojinin gereklii belirledii konusundaki saymaca
(conventionnel) yaklam... Bunu gzard etmemek gerekiyor.
Galiba sorun da burada dmleniyor. Gerekten, Fotoraf Kuramnn snrlarn Barthes'n nerdii kesin
izgilerle mi izmeli? Barthes, sanrm, koyduu bu kuramsal snrlarn a priori deil, saymaca olduunu,
birtakm nkabullere bal olduunu dnmyor. Bilimle ideoloji arasndaki snrlarn kuram-baml
olduklarn anlalmken, niin fotorafla resim arasndaki ayrdedici snr izgilerinde, bu izgileri korumada
diretelim?
Ayrca bir de u var: Niin bir 'Fotoraf Kuram'? Barthes, arabay atn nne kouyor burada: nce snrlar
koyuyor, sonra da bunlarn bir kuramn (?) snrlar olduunu sylyor. Snrlar kuramlar belirlemez oysa;
tersine, kuramlar snrlar belirler; doru olan da budur.
] 238 f-
j 239 I-
YAZIN
D I L
V E
Sanat
Bir Zanaatkar: Mahmut Cuda
ranz Boas, Primitive Art adl yaptnda, sanatta formel gele-
r ri incelerken zellikle bir olguyu dikkatimizi eker: lkellerin sanat retiminde teknik virtuosit ile artistik
dzey arasnda karlkl bir bant vardr: 'Kaliforniyal kzlderili kadnlarn hasr r-mecilikte ya da Pueblo
Kzlderilileri'nin mlek yapmnda gsterdikleri byk ustalk derinlemesine incelenirse grlecektir ki', diyor
Boas, 'teknik beceri yetkinlii, artistik faaliyetin gerekletirilme srecinden bamszlam deildir.' lkel
sanatnn form ve yzey rntlerinde (pattern) grlen uyumlu yaplanma, Boas'a gre, teknik bilgi ve
beceri olmadan gerekletirilemez.1
Boas'n gsterdii dorultuda bir karlkl bant sz konusuysa bu, bizi u varsayma gtrecektir:
Zenaatkrlk olmadan sanat olunamaz! Buna yle geliyor ki, artistik etkinlik alanlarnn tm iin geerli olan
bir bantdr bu. Artistik ura alannn tekniklerindeki incelikleri yeterince renmemi bir sanatdan byk
yaptlar beklenebilir mi? Dorusu hi sanmyorum. Kukusuz, burada sz konusu edilen, benzetme ustal, ya
da kaba yanslamac (mime-tik) yaklam deildir. Herkes bilir ki, Michelangelo, Mantegna, Raffeallo insan
bedeninin doal formuyla dilediklerince oynamlardr; Giotto'nun figrlerinin doal gerekile uyduklar da
syle-
F. Boas, Primitive Art, Dover Publications Inc., New York, 1955. s. 16-22
1 241 [
hilmi yavuz
nemez. yleyse u saptamay yapabiliriz sanyorum: Form'un bilgisi olmadan, form'u yeniden-retebilme
olana yok! Artistik alanda ise formun bilgisi, teknie ilikin pratik bilgi ve beceriden ayr dnlemez.
Mahmut Cuda, ada Trk resminde teknik bilgi ve becerisini form anlayna en ak ve en etkin biimde
geirmi ressamlarmzdan biri. Bir zenaatkr Mahmut Cuda; -gerek anlamda bir zenaat-kr!.. yle de
diyebiliriz: Mahmut Cuda, snrl bir nesneler evreninde, srekli olarak snrsz yzey rntleri kurmaya
alyor. Snrl nesnelerle snrsz rntler kurmak! te Mahmut Cuda'nn zenaatkr sanatl... Bir kilim
ustasnn bir ya da birka motifi kullanarak gerekletirdii rntlerde yeni anlam dzeyleri retebilmesi
gibi, Mahmut Cuda da zellikle son natrmortlarnda, sayca ok snrl nesnelerle deiik yzey rntleri
kurmakta direniyor.
Niye natrmort? Cuda 'adm natrmortuya kt. kar ya, en ok ilediim konudur. Peyzajla portre az'
diyor, ama niin natrmort yaptn aklamyor. yleyse biz soralm bu soruyu: Niin natrmort? Bana
kalrsa Cuda, natrmortun nesnelerine (portakallara, ieklere vb.) birer nesne olarak deil, birer motif olarak
bakyor. Bir kilimdeki rnein, stilize edilmi motifler rnts, Cuda'nn natrmortlarnda stilize edilmemi
nesneler rntsne tekabl ediyor. Nesneler, Cuda'nn natrmortlarnda birer motif sim-gesellii kazanyor.
Cuda bu simgesellii, natrmortun dzenlemesine allmadk nesneler yerletirerek vurguluyor: Bir gnye, bir
tabebek, bir oyuncak eek! Bu nesneler, klasik natrmort nesnelerinin (ieklerin, meyvelerin vb.) de
simgesel balamda kavranmas iin yol gsteriyor.
Teknik beceri/teknik virtuosit, dedik. Cuda'nn natrmortta direnmesi bundan. Srekli olarak ayn szcklerle
ayn kalplar iinde yeni anlam olaslklar aratran bir air gibi davranyor da denebilir. Ahmet Him gibi
rnein... Cuda'ya niin natrmort diye sormak, aslnda Him'e niin gl, karanfil ve akam diye sormak
gibi... Cuda, simgecilii Haim'in yolundan giderek, 'teksif
] 242 \
Yazin, dil ve Sanat
yoluyla gerekletiriyor: Somut'ta soyut olan, nesnede im'i aratryor. Bu da, deimeyen nesnelerle deiik
yzey rntleri kurmaya gtryor onu. Teknik virtuosit, derken sylemek istediim, bu...
Cuda'nn teknik virtositesini somutta grmek isteyenler, onun, alfabe almasn incelemelidirler. Bu
almada bir zenaatkrn, byk bir incelikler ustasnn dnyay 'bir zge tem' ile seyreden, kendi halinde
bir ftvvet erinin sabr ve titizlik dehs, ylesine apak grnyor ki...
(1980)
-| 243 |-
azn, dil ve Sanat
Neet Gnal'm Resimleri zerine Notlar
eorges Charbonnier ile yapt nl konumalar dizisinde
V^J Lvi-Strauss, sanat yaptnn ontolojik konumunu, 'sanat yapt Dil ile Doa arasnda ara yerdedir' diye
belirliyor.1 Gerekten de Doay yanslad, Doa'y oaltt lde nesneye yaklaan sanat yapt,
Doa'dan koptuu lde de Dil'e yaklar. Bu, Doalclk (Natralizm) sanat yaptn nesneye ne kertede
yaklamyorsa, soyut sanat da yapt Dil'e o kertede yaklatryor anlamna gelir gibi grnyor. Ama, yle
deil! Sanat yapt, ne nesnenin kendisidir, diyor Lvi-Strauss, 'ne de gnderme yapt nesneyle saymaca
olmann tesinde hibir bants olmayan bir ey...'
Bu, bize sanat yaptn sanat yapt olmayandan ayrdetme balamnda kesin bir lt salamaldr. nk,
Voltaire'nin Candi-de'indeki senatr Pococurante gibi, Doa'y birebir yanslayan kaba bir Doalcl resmin
anlam iletmesi iin biricik lt sayanlar kadar, resmin Doa'dan btnyle koptuu lde anlam
iletebildii-ni savunanlar da vardr. Bu tavr, sanat yaptn ya Doa'dan btn btne koptuu ya da btn
btne Doay yanslad bir ontolojik konumda grmek demek oluyor. Lvi-Strauss'un kar kt tavr, bu
tavrdr...
Bkz. Bu kitapta, 'Bir Sanat Semiyolojisinin Felsefi Temelleri zerine' balkl yazmz. Gnal'n, alntlanan
dnceleri iin Sezer Tansu'un, Be Gereki Trk Ressam'ndan (Geliim Yaynlar, stanbul, 1975)
yararlanlmtr.
\ 245 \
HlLMi Yavuz
Neet Gnal, Akademi'de resim renmeye balad yllarda doann en byk retici olduu formlnden
yola ktklarn belirtir ve yle der: 'Bu, bizi Doay taklid yolu ile resim renmeye gtrd. Doayla bilinli
bir iliki kurmadm. Doann gerei ile resmin gerei arasndaki ayrm sonralar anlamaya baladm.'
Gnal'n, Leopold Levy'den rendii 'Doay taklid et, yeter!' ilkesinden yola karak resme baladn
biliyoruz. Kaba bir Doalclk gen Neet Gnal', nesne rettiinin ve sanat yapt retmediinin bilincine
vardrmtr. Ama bu durum Gnal'da soyuta doru bir alm da getirmemitir. Oysa, Gnal kua Trk
resminde grlen eilim, Ressamlarn genellikle Doa'y yanslamayla ie baladklar; ama, ortaya koyduklar
yaptn, Doann dntrlmemi bir uzanmdan baka birey olmadn anladktan sonra, soyut resme
yneldikleridir. Sanki soyutla Doalc figratif resim arasnda, ara yerde bir 'resimsel alan' yokmu gibi
davranlm, soyut resimle Doalc figratif resim, birbirini dtalayan kartlk biiminde konulmutur. (Bunda,
kukusuz, Worringer trnden idealist sanat dnrlerinin byk pay var. Gelgelelim, Bat resmini bu tr
ikili kartlk balam iinde grmek gibi bir mistifikasyon, sorunun zelde Trkiye'ye aktarl ile ilgilidir.
Yoksa, Bat'da dealist sanat tarihi geleneinin dnda, resmin ontolojik konumunu bu iki kartlk balamnda
grmeyenler de vardr.)
Gnal, kendi kuann resim anlaynda grlen bu mistifikas-yonun tuzana dmemi ender
ressamlarmzdan biri. Resmin bir anlatm sorunu olduu ilkesi (bu ilke tartma gtrse bile!), biime ilikin
problemleri ikincil problemler durumuna getirmez. Gnal biliyor bunu ve sylyor: 'Resim sanatnn bir
anlatm sanat olduu temel ilkesinden hareket ederken amaladm anlatmn biim zo-runluunu da
beraber getireceini, anlatmn somut niteliinin ancak biim yolu ile belirlenebileceini bildiimi sylemek
isterim.' Ama biim sorunu nasl zmlenecektir? Ne soyut ne doalc olmann formel zm,
stilizasyondan m geiyor? Gnal'n bu soruya verdii yant, bana yle geliyor ki, daha ok Dali'nin, bir
kertede de Leger'nin yantdr. Dali, dlemi deforme ediyordu; Gnal nesnel
] 246 r
yazin. DL ve sanat
Dnyay deforme ediyor. Deformasyon, Gnal'da gizli bir deformas-yondur; kendini aka belli etmez ve bir
stil (slp) sorunu deil, bir kompozisyon sorunu olarak grselleir. 'Toprak Adamlar' dizisinden bir resmi
alalm: Elinde yabasyla bir toprak insan, ayakta durmakta, aa kovuu ile desteklenerek derme atma bir
adra benzetilmi rtnn altnda, biri hamakta, biri yerde, iki ocua bakmaktadr. ocuklarn zerinde adr
grevi gren rtnn biimi, Dali'nin dlemsel bir uzamda, scaktan gevemi saatlerine benzer. Gnal'da-ki
hnerli, sanki yokmu gibi grnen deformasyon, belli ki, gnderme yaplan nesnelerle ilgili: Resim, Dlem'i
deil, Gereklii temsil etsin istiyor Neet Gnal! Ama resim yaps, nesneler farkl bile olsa, Dali'nin resminin
yapsdr. Altnda biri iri karnl ve oturan, teki yatm iki kk ocuun bulunduu korkuluk, hem gvdesi,
hem de zerindeki kuma ile neredeyse dlemselin snrlarn zorlar; sanki Gnal, bu resminden sonra
dlemsel, Dali'sel resimler yapacakm gibi bir izlenim brakr. (Gnal'n resminde rtler ya da kumalarn,
ikonografik eler olduunu, bu arada, belirtmek gerek).
Gnal'n resminde insanlarn, zaman zaman, bir fotoraf maki-nas nnde poz verirmi gibi istiflenmi
olmalar da dikkati ekiyor. Bu resimlerde insan figrleri, dorudan ressama bakmaktadrlar. Ressam figrlerin
bakt yerde duruyor. Ama sadece ressam m? Seyirciler de bu dural (statik) ereve iinde onlarn baktklar
yerde deil mi? Dolaysyla, ressamla seyirci, resmin dnda, ezamanl olarak birbirlerinin yerini almas
olanaksz bir dizge olutururken; ardzamanl (diakronik) olarak birbirlerinin yerini alabilen bir dizgeye
dnyorlar. Seyircinin ya da ressamn, aradaki uzaklktan tr, resimdeki figrlerle yer deitirebilen,
metonimik eler olarak bir dizge oluturmalar olanaksz. Ressamla seyirci ardzamanl olarak yer
deitirebilirler, ama her iki durumda da insan figrleriyle kar kayadrlar. Bu kartlktan nereye gidilebilir?
Resmin durall, bize kartln almaz olduunu imliyor. Seyirciyle insan figrleri arasndaki kartlk ('kar
karya'lk) figrlerin, cepheden, adet poz verircesine istiflenmelerini gerektiriyor. Kompozisyona ilikin bu
gereklilik ise, resmi dural klyor.
i 247 [
hilmi yavuz
gisi ne nesnenin grnmnde, ne de onu aan kavramndadr; onlarn diyalektik birliindedir! Bylece
soyutla figr, nesneyle form arasndaki bant, bir stil sorunu olmaktan kyor, bir epistemolo-jik sorunsala
dnyor.
Bat resim tarihi, dnemsel olarak, bu dealist epistemoloji zerinde temellenmi stillerin tarihi. Trk resim
tarihi ise, epistemolo-jik temellerle stiller arasndaki bantnn kurulamad bir tarih! Daha dorusu, tarihsiz
bir tarih. te tastamam bu yzden soyut resimle figratif resim ynsemeleri, Trk resim geleneinde, episte-
molojik dayanaklarndan yoksun, ksr ve evrimsel ekimeye dnyor. Nesnenin epistemolojik konumuna
ilikin dizgeletirilmi dnce gelenei eksikliinden kaynaklanan bir ekime bu! Bir stil ekimesi! Bat'da,
rnein zlenimci resim Duyumculukla, Davurumculuk Fenomenoloji ile olan bantlar kavranmadan
temel-lendirilemiyor. Ortega Y Gasset, rnein, Velasquez'in Descartes' dnceye, Davurumcularn ise
Husserl'e neler borlu olduklarn anlatr uzun uzun. Ama bu stiller, -buras ok nemli- dizgeletirilmi bir
Felsefe gelenei olmayan Trk toplumuna, epistemolojik karlklar olmadan aktarld; -aktarlmaya devam
ediyor?
Demek ki, soyut resim/figratif resim ikilemi, gerekte, yzeysel bir ikilem. Yapsn temelde, hep o
deimeyen epistemoloji belirli-yor. stelik, Batl stiller, onlar karlayan epistemolojik balamdan yoksun
bir dnce geleneine aktarlyor. Bu, soyut resim/figratif resim kartln daha da younlatran, daha da
uzlamaz gsteren, bir 'stil kartl'na dnyor. Trk resim tarihinin bu amazna nasl bir zm
getirilecek? Sorun bu!
Nuri lyem'in resmi, ite burada byk nem kazanyor. yem, uzun yllar soyut resimle figratif resmi, birbirini
dtalayan bir kartlk olarak, bir stil sorunu olarak ele almken, son yllarda bu kartln yapayln
kavram bir resme yneldi. yem giderek, bu iki stili btnletiren bir dnce geleneinin resmini yapyor.
Bunu yaparken de, bir stil yanllna dmyor: rnei, minyatr Trk resminin dnce geleneiyle
bant kurabilmek iin bir model olarak almyor, iyem, burada, stil geleneine deil, nesneyle for-
| 250 f.
yazin, dil ve sanat
mun, soyutla figr'n rtt bir dnce geleneine yaslanyor. Minyatr, nesnenin akn ve kavramsal
yann ne karr; islam dnce geleneini ierden belirleyen bir varlkbilimsel (ontolojik) tavra tekabl eder.
Bunu reddediyor yem. Figr yineleyerek ve yzeyde bylterek motifletiriyor. Bylece figr, belirli bir
zaman ve uzam bants iinde, bir ikon'a dnyor, lyem'in figrleri, deyim yerindeyse, varlkbilimsel ve
akn balamlarndan arndrlm, din d ikon'lardr (rrwdonnalar). yem, bylece simgesel olanla temsili
olan, figrle kavramsal' btnletiriyor. Soyutla somutu ezamanl olarak dolaysz bir biimde kavratyor: Ne
figrn kavramsall ne de salt grnm! Trk resminde deta bir epistemolojiyi yaplandryor iyem.
Soyutla somutun diyalektik birliini temellendiren bir epistemolojiyi...
(1981)
1 251 |.
zin, dil ve Sanat
\ 253 [
Epik Bir Ressam: Nedim Gnsr
Nedim Gnsr, bir konumasnda, simgeyi bir anlatm arac olarak kullanmaya kar olduunu belirttikten
sonra yle diyor: 'Oysa sanatn kendi doasnda simge esi vardr. (...) Benim yaptlarmda kendi
gerekliklerini aan biimler olduunu sylyorsunuz. Bundan doal ne olabilir? Bu durum, yaantnn,
gerekten sanatsal dzleme getiini aklamaz m?'
Gnsr, bu szleriyle, kendi resmi balamnda nemli bir olguyu vurguluyor: Bir nesneye, dardan kendi
geekliini aan, simgesel bir anlamn eklemlenmesine kar olduunu belirtiyor. Gnsr'e gre, nesneye
dardan bir anlam yklemek, sanatn 'kendi doasn-daki' simge esinin dta braklmas oluyor. Gnsr'n
simge anlay nesnenin, resmin btn iinde kazand anlam zerine kurulu: Bir nesnenin, resmin anlatt
yapy oluturan bantlar iinde ikin bir anlam tamas baka, o nesneye nceden belirlenmi bir simgesel
anlamn dardan eklemlenmesi ise baka!..
Byle bakldnda, Nedim Gnsr epik bir ressam... Gnsr'n 'grsel ideolojisi'nin epik kurgusunu ise,
Hadjinicolaou'nun, bir tanmndan yola karak 'insanlarn iinde yaadklar koullarla, kendi yaamlar
arasndaki ilikiyi akladklar biimsel ve tematik elerin zgl bileiminde' aramak gerek.
Gnsr'n resimlerinde nce sluba (Hadjinicolaou, slup yerine, 'grsel ideoloji' diyor), yani resmin 'biimsel
ve tematik elerin zgl bileimine'1 bakalm. Nedim Gnsr neleri resmediyor? Gecekondular, krdan kente
gler, bayram yerleri... Mehmet Er-
hilmi yavuz
gven'in de belirttii gibi, bunlar Gnsr'n deiik dnemlerde yeniden ileme gereini duyduu konular...
Bu tematik alan iinde ilk dikkati eken renk, hacim, k vb. gibi biimsel eleri yaplandrmakta Gnsr'n
'devinim' (hareket) ilkesini temel ald. rnein, bir tepenin zerine serpitirilmi kk noktalar halindeki
gecekondular, Mondrian'n baz resimlerindeki kk geometrik lekelerde olduu gibi, devinimin neredeyse
z 'ne, soyut ve derin yapsna kadar uzanyor ve orada, figratif zelliklerinden kopmadan, srekli bir
kmldan iinde grnyorlar. Bu, devinimin Gnsr resminin temel ilkesi olduunu gsteriyor. Gnsr'de
biimsel elerin dzenlenii, bu elerin soyut geometrisine (Mondrian'da olduu gibi) indirgenmeden,
figratifle soyut arasndaki snr blgede kalyor; devinim somutla soyut arasnda belirleyici snr izgisi oluyor.
Gnsr'n, resmin konusuna ilikin tematik nesneleri seerken de, soyutla figr arasndaki bu snr blgede
kaldn, srekli olarak bu blgenin olanaklarn aratrdn gryoruz: Bayram yerlerinin dnme dolaplar,
uurtmalar, balk alar, trenler, bayraklar... Bu nesnelerle, devinimin somut grntlerini veren dzenlemeler
(insan figrlerinin sralan; gecekondularn sralan) arasnda derin bir yap birlii grlyor. Gnsr, bize,
grnteki duyumsanr devinimin arkasnda empirik olarak alglayamadmz, kavramsal devinimin yapsn
veriyor.
Devinim, epik younluun temel ilkesi. Gnsr'n resimlerindeki biimler ve temalar, bize devinimin
belirledii bir anlatmn zgl bileimini veriyor. Baka bir deyile, Gnsr'de biimsel ve tematik eler yle
bir dzenleme iindeler ki, anlam devinimin bir ilevi olarak ortaya kyor. Bylece de, anlam ve devinim,
gerek bir epik younluk oluturacak bir btnlk kazanyor. Gnsr'n resimlerinde anlamla devinim (ya da
eylem) arasnda dolayl deil, ancak dorudan bir belirlenim bantsndan sz edilebiliyor.
(1,N. Hadijinicolaou: Histoire de L'Art et Lutte des Classes, Franois Maspero, Paris, 1978, s. 105 vd.
1 254 ^
yazn, dil ve sanat
Anlamla devinim arasndaki bu bant, Gnsr' epik klan temel zelliklerden biri. Nitekim, ancak bu
bantya dayanarak nesnelerin Gnsr'de ikin bir anlam kazandklar sylenebilir. Sanrm, Gnsr'n
sanatn 'kendi doasnda' bir simgecilikten sz etmesinin gerek anlam da budur.
Devinim ilkesi, Gnsr'n grsel ideolojisinin de temelinde yatar. Burada, yine Hadjinikolaou'dan yola karak,
Gnsr'n grsel ideolojisinin zelliklerine bakacaz. nce devinimin Gnsr'de 'kavramsal' bir nitelik
tadn bir kez daha vurgulayalm. Onun resminde devinim, belirsiz bir 'fikir', bir nosyon deil, birok
belirlenim ve bantlardan oluan bir kavram! Bu devinim, Gnsr'n resminde, bilinli ve dntrc bir
eylem, bir praksis olarak beliriyor. Gnsr'n grsel ideolojisinin ayrdedici zellii de, bu dntrc
eyleme en uygun plastik anlatm oluyor: Davurumculuk... Ama, klasik anlamda bir Davurumculuk deil bu:
Renk, k, hacim gibi biim eleri ile Gnsr resminin zgl tematik eleri, ne izlenimcilikte olduu gibi,
birincilerin (biim elerinin) belirledii, nesnenin kendi iindeki deviniminin ritmini; ne de klasik
Davurumculuk'ta olduu gibi, ikincilerin (tematik elerin) belirledii, znenin kendi iindeki deviniminin
ritmini vermektedir. Yineleyeyim: Gnsr'n Davurumculuunda devinim nesne ile znenin karlkl
etkileiminden doan dntrc bir eylem, bir praksis nitelii tar: Nesne, ancak insan figr ile karlkl
bir etkileim iindeyse, anlam kazanr.
Gnsr'le, bir resmini gerekletirme sreci iinde yaptmz bir konumay anmsyorum. Resimde, bir sahil
kasabasnda denize inen bir sokak, evleri, aalar ve btn ayrntlaryla ilenmi, ancak resme henz insan
figrleri yerletirilmemiti. Gnsr, resminin 'insansz' bitmi saylmayacan syledi, Gnsr'n resmi
balamnda bu, nemli bir aklama.. nk evler, sokak, kap nne braklm bir sandalye, ya da
penceredeki saks ne kendi balarna ne de dzenleni biimleri gerei, bir anlam iletmezler. Anlam, ancak
insanla ve onun eylemiyle btnleince ortaya kar Gnsr'n resminde. Onu epik klan da budur!
] 255 \
HLM
Yavuz
YAZIN
D i L
v e
Sanat
Borges:
Ayna ve Labirent
mberto Eco'nun o artk ok nl 11 nome delki rosa (Gln
V^J Ad) romannda Baskervle'li ngiliz kei William ile yardmcs Melk'li Adso'nun (Sherlock Holmes ile Dr.
Watson mu yoksa?) bir italyan manastrnda ilenen bir dizi cinayetin gizini nasl zdkleri anlatlr. Anlatc,
bu olayn latinee yazlm bir ortaa yazmasnn XVIII. yzylda Franszca'ya, ondan da talyanca'ya yaplm
evirisine dayandn syler. Melk'li Adso'nun azndan yklenen bu elyazmasn dorulayacak kantlar
gerekir anlatcya. O da bu kantlar ieren bir kitab, Buenos Aires'in Corrientes caddesindeki bir sahafta
bulduunu syler. Corrientes caddesindeki sahaf!.. Bu sahaf, Borges'in Tln, Uqbar ve Orbis Tertius
yksnde, Carlos Mastronardi'nin 'Uqbar' maddesini ieren Anglo-Amerikan Ansi/dopedisi'nin 'kara ve altn
renkli ciltlerini' bulduu sahaf olmasn sakn? Az kalsn unutuyordum: Eco'nun romanndaki italyan
manastrnn bir de kitapl vardr (Ortaan en byk kitapldr bu) ve bu kitapln yneticisinin ad,
Jorge'dir -Jorge de Burgos!..
Sylemek bile gerekmez belki: Ne Ortaadan kalma bir Latince elyazmas vardr aslnda, ne de evirileri!..
Buenos Aires'in Corrientes caddesindeki sahaf da gereklikte olmayabilir - olabilir de! Ama btn bunlarn
gerelikte varolmas (ya da olmamas) deildir ki sorun- nemli olan, metinleraras bir bantnn
kurulmasdr. Eco'nun metniyle, o rktc yazarn, Buenos Aires'teki Biblioteca Nacional' (Ulusal Kitaplk)
uzun sre ynetmi olan Jorge Luis Bor-
1 259 t
HLM YAVUZ
ges'in metinleri arasnda kurulur bu bant. Bu bantyla da gereklik, nesnel gereklik olmaktan kar,
yaznsal gereklie dnr.
Yaznsal gereklik, ya da kurmaca! Jorge Luis Borges, hi kuku yok, gelmi gemi en byk kurmaca
ustalarndan biri. Btn teki sylemler gibi, kurmaca sylemi de, kendi gerekliini kendisi retir: Dsel ya
da imgesel olann nesnel gereklikle yerdeitirdi-i bir sylemdir bu. Borges'in Tn, Uqbar ve Orbis Tertius
yksnde bir kfire sylettii u sz ne kadar anlamldr: 'Aynalar ve babalk tiksintir; nk her ikisi de bu
evreni oaltp datrlar!' Kurmaca syleminin rettii gereklik, bundan daha ak seik betim-lenemezdi
sanrm. Aynalarn oaltt imgelerle, babaln (iftlemenin) oaltt gereklik arasndaki ayrm
kaldryor Borges, aynalar ve iftlemeden, sanki oalttklar arasnda ontolojik bir ayrm yokmu gibi
szediyor. Elbette yle szedecek! Kurmaca syleminde byle bir ayrm yok nk...
Jorge Luis Borges, kurmaca syleminin snrlarn son kertesine dek zorladndan olmal, ancak altmndan
sonra, oktan haketti-i ne kavuabilmiti. 'Tpk krlk gibi, n de bama yava yava kt' diyor,
Dopdolu Yllar adl otobiyografik denemesinde.1 Ste-iner'in Extraterritoria'da aktardna gre2 Borges,
1932'de yaymlad bir kitabnn, topu topu 37 tane satlabilmi olmasndan yaknmak yle dursun, tersine
sevinmi gibi durur. 'Bu kitaplar satinaran insanlar gerekti' demi Borges, 'herbirinin bir yz, bir ailesi
vardr, oturduu bir soka vardr.' Peki, ama 37 deil de, rnein 2000 tane satsayd ne olurdu? 'Sanki hi
satlmam gibi olurdu' diye ekliyor Borges, '2000 ok byk bir rakam, imgelemin kavrayabileceinden ok
daha byk... rnein, 17 tane satabilirdi, hatta belki, en iyisi 7 tane...' Sonunda Samuel Beckett'le birlikte
For-mentor dl'n kazanyor, 1961 ylnda. Bunu (dolaysyla, nlenmesini), kitaplarnn Franszca'ya
evrilmi olmasna balyor.
(1) Jorge Luis Borges, Dopdolu Ydlar (deneme), ev. Bertan Onaran, Yazko eviri, l
(Temmuz-Austos 1981), s. 31 (2,George Steiner, Extraterritorial, Penguin Books, Londra, 1972, s. 33
\ 260 [
YAZIN, DL VE SANAT
'nk', diyor, 'yaptlarmn Franszca yaymlanmasndan nce hemen hemen hi bilinmeyen bir yazardm -
yalnz yabanc lkelerde deil, kendi yurdumda, Buenos Aires'te bile. Bu dln ardndan kitaplarm bir gn
iinde Bat dnyasna yaylverdi.'
Borges'in kurmaca syleminin yinelenen nesneleri, aynalar ve labirentler. Angelo Rinaldi'nin sylediine
gre,3 Marguerite Yourcenar, lmnden ksa bir sre nce onu Cenevre'de grmeye gittiinde yle
demiti: 'Borges, labirentinizden ne zaman kacaksnz?' Niin labirent?4 Kurmacann anlats bir labirenttir de
ondan... Borges'in o benzersiz lm ve Pusula yksn anmsayalm. Bir dedektif yksdr bu: Pierre
Macherey'in dedii gibi, Lonn-rot'un (dedektifin ad budur) zme doru att her adm, bir st-sorun'un
varln bildirir bize: Giz'i zmek, giz'in bir parasdr; tuzaa dmemek iin gerekletirilen her edim,
tuzan kendisine grtr Lonnrot'u. Anlatnn bir labirent gibi kurulduuna, dilimize Yuvarlak Tapnan
Kalntlar adyla evrilen yksnde de tank oluruz. Bu ykde bir insan dleyen biri, kendisinin
dlendiini anlar: 'Rahatlayarak, aalanarak, korkarak anlad ki, kendisi de bir imgedir; kendisini de baka
biri dlemektedir.' (Bence bu yk, 'Dngsel Kalntlar' adyla evrilmeydi!)
Peki ya ayna? Ayna da, anlatnn kendi kendini yanstan bir kur-
l3) Angelo Rinaldi, La premire vie de Jorge Luis Borges, L'Express Dergisi, 27 Haziran 1986.
<4) Niin labirent? sorusunu, belki de en iyi Terry Eagleton yantlamtr. Eagle-ton'un Benjamin zerine
yazd Walter Benjamin or Towards a Revolutionary Criticism (Verso Editions, Londra, 1981 ) adl kitabnn
nsz yle balar: 'Bir leden sonra, Walter Benjamin, Saint Germain des Pres'deki Deux Magots
kahvesinde otururken, birden yaamnn bir emasn izme konusunda, nne geilmez bir istek duydu.
Bunu isterken, nasl izilmesi gerektiini de tastamam bili-yordu. Bir ema izdi ve her zamanki kt
rastlantlardan biri sonunda, bir ya da iki yl sonra bu emay kaybetti: ema, hi amamak gerek, bir
labirent'ti...' unu da eklemeli: Roland Barthes'n 1978 - 1979 ders ylnda, Collge de France'da dzenledii
bir seminer 'La mtaphore du Labyrinthe' (Labitent eretilemesi) ko-nusundayd {Critique, Aout-Septembre
1982, 423-424, s. 793).
1 261 [
Hilmi Yavuz
gu olduunu gsterir bize. Klcn izi yksnde bir ihanet ya da ele verme olay anlatlr: Ama ele veren, ele
verildiini syleyen kiidir: 'Ben' derken 'O'nu, 'O' derken de 'Ben'i gsterir anlatc. Ya da Don Quixote Yazar
Pirre Menard yksndeki gibi: 'O (Pierre Menard), baka bir Quixote yazmak deil -bunu yapmak kolaydr-
Don Quixote kitabnn kendisini yazmak istiyordu. Sylemeye gerek yok, zgn eseri kelimesi kelimesine
yeniden yazmay aklndan bile geirmiyor-du; onun amac kopya etmek deildi. Onun akllara durgunluk
veren amac, Miguel de Cervantes'inkilerle -kelime kelime satr satr-rtecek birka sayfa yazabilmekti.'
Hem kendisi hem de teki olan bir anlatdr Pierre Menard'n Don Quixote'u: Tpk aynadaki grntnn, hem
grntlenenin kendisi hem de teki olmas gibi... Bor-ges ve Ben adl ksack yksnde de sylyor: 'Ben
kum saatlerini, haritalar, onsekizinci yzyl basklarn, kahvenin tadn ve Steven-son'n dzyazlarn
seviyorum. teki (Borges) bu beenileri benimle paylayor, ama (...) sahtekarlkla yapyor bunu.'
Bylece, Borges'te okuma sorunsalna gelinmi oluyor. Okuma, yazan znenin bir yanssndan te birey
olabilir mi? Yine Borges ve Ben yksn analm. yle diyor Borges: 'te Borges byle yaratyor yaznn ve
bu yazn benim (Borges'in) varoluumu doruluyor.' Onun o ok nl, 'Ben yaamadm, okudum' zdeyiini
de, bu balamda anlamal bence. Borges'in tutkunu olduu Kabbala gizemcilii de Dnya'nn bir kitap (ya da
'bakalarnn deyiiyle, Kitaplk') olduunu sylemiyor muydu? yleyse okumak, varolmaktr ona gre.
Borges, neredeyse Descartes'in formlasyonunu deitirerek u bildiriyi sunar gibidir: 'Okuyorum, yleyse
varm!
Uzun yaamnda edindii bu byk ve snrsz bilgi daaryla rktr bizi Borges, ama bir yanyla da
glmsetir. Steiner'in aktardna gre bir Fransz eletirmen yle demitir Borges iin: 'Cehaletin kol gezdii
bir ada, ok iyi bir eitimden gemi olanlarn bile stnkr bir klasik ve felsefi bilgiye sahip olduklar
dnlrse, bu snrsz bilgi, gerekten bir fantezi gibi durmaktadr.'
te bir fantezi: Borges ld! Bu, 'Borges, artk okumuyor' demektir... (1985)
Yazin, dil ve Sanat
Aragon:
Sevi ve Balanm
O on kitabnn ad, Les Adieux. Sanrm, 'bu dnyadan gider'
V^/olan byk airler, 'kalanlara selam olsun' demeden edemiyorlar. Aragon da yle. Gariptir, Sartre'n da
lmnden nce Simone de Beauvoir ile yapt konumalarn yaymland kitabn ad La Crmonie des
Adieux idi. Sartre'la Aragon arasndaki yaknlk salt bu rastlantya bal deil. Bu yazda, yeri geldike farkl
balamlarda bu yaknlklara deinilecek.
Aragon'u Trk okuru nce air olarak Elsa'nn Gzleri (eviren: Orhan Veli) adl nl iiriyle biliyor. Bu doal;
Aragon nce air nk. Dadac, sonra Gerekstc, sonra da Gereki air. Tza-ra'nn Dada's hereyi
olumsuzlayan ykc bir bakaldryd. Gen Aragon da, ilk iirlerini Tzara'nn Littrature dergisinde yaymlad:
Derginin ad Littrature (Edebiyat) idi ama, ama edebiyat yerle bir etmekti. Bu olumsuz bakaldry
Gerekstclk izledi. Ara-gon'un bu dnemi 1918-1931 yllarn kapsar. Gerekstclk, yeni bir gerein
aratrlmasyd. Bunun iin de yeni bir yazma yntemi gerekiyordu, bulundu da: L'Ecriture Automatique, ya
da bilin-dn yazmak. Bu, Gerekstcleri dnyay betimlemekten kurtaracak, onlar bilind dlemlerine
gtrecekti: 'Yalana kar dten te neye gvenilirdi ki?' (Aragon, daha sonra, Gerekstc dnemine, Le
Roman lnachev'de byle gnderme yapacakt.)
Unutmamak gerek: Aragon Gerekstclerle birlikteyken tam bir balanm iinde deildi. Gerekstclerin
dzyazy, dolaysyla roman bir tr olarak tutmadklar, gereki betimlemelerin L'Ec-
H 263 \
Hilmi Yavuz
riture Automatique ile badamad gerekesiyle roman kmse-dikleri bir dnemde, 1921'de Aragon ilk
romann yazacakt: Ani-cet. kinci roman Le Paysan de Paris ise 1926 ylnda yaymland. Romann izlei,
Aragon'un yaad kentti: Paris. Betimlenen gerek bir kentti, ama anlatm lirik ve gerekstcyd. Gerekle
gerekstnn birliktelii, Aragon'un, 1931 ylndaki kesin balanmna dein srecek bir ikiliktir. Ama
Aragon'un izleklerini (bala-nml bir yazar olarak) imlemesi bakmndan, onun gelecekteki yazarlk yaamn
belirleyecek bir yapttr bu. Roger Garaudy, -ki Aragon'un yakn arkadadr- Aragon zerine yazd kitabnda
Le Paysan de Paris'i, idealizmin, idealist yntemler kullanlarak ald bir roman olarak niteliyecektir.
Aragon'un sosyalizme geii kolay olmad. Tours Kongresi'nden sona bir grup sosyalist, partiden ayr'arak
Fransz Komnist Parti-si'ni kurmutu. Aragon, arkada Andr Breton'la birlikte yeni partinin merkezine
gidecek, orada karlat parti grevlilerinin 'bayal' Aragon'u rktecektir. Aragon, partiye giriini 'alt yl
erteleyen' bu rky nasl atn Les Yeux et la Mmoire adl iir kitabnda anlatr. 192 7'de partiye girer;
ama Gerekstclerle ilikileri srmektedir. 1927-29 yllar arasnda yazd La Grande Gait, Aragon'un
yaamn, Adereth'in de belirttii gibi,1 siyasal ve iirsel iki ayr 'blme'ye ayracaktr. Aslnda, yukarda
deindiimiz ikiliin sregitmesidir bu: 'Balanm, tm kimliini kuatmamtr henz.' Tam bir balanm,
varoluun gerek anlamnn kavranmas savamdr.
Varoluun gerek anlam!.. Aragon, Sartre ve Camus'den 20 yl nce, dnyann 'samaln vurgulayacak ve
bireyin salt bir kez yaayacan, baka bir yaam olamayacan anlad andaki durumunu, yine garip bir
rastlantyla, Sartre'n yllar sonra kullanaca 'bulant' szcyle anlatacaktr. Tpk Sartre gibi Aragon da, ok
M. Adereth, Commitment in Modern French Literature, Schocken Books, New York, 1968, s. 88
\ 264 \
yazn, dil ve sanat
farkl koullarda ayn eyi bulgular: Trait du Style'de bu 'samalk' karsnda intiharn bir zm yolu
olmad sonucuna varr. Ama Venedik'te gezideyken Aragon'un intihar giriiminde bulunduunu ok az kii
bilmektedir. Bu olaydan iki ay sonra da Paris'te Rus asll bir gen kzla karlar Aragon. Eisa Triolet'dir bu;
Mayakovski'nin ei Lili Brik'in kzkardeidir. Elsa'nn Aragon'un yaamna giriini fazla abartmamak gerekir.
Jean Sur'e gre Aragon 'umutsuzlua gml' deildir Elsa'yla tantnda;2 'tanmasaydm susardm' (je
me serais tu) demitir; ama gerekte, 'tu'den sonraki ''yi yazmak istemedii iin, 'kendimi ldrrdm' (je
me serais tu) mi demek is-temitit? Bu, bilinmiyor; ama Sur'n belirttii gibi Eisa, teki insanlarn varoluunu
kabul etmesini salayacak gerek sevgiyi, tam zamannda sunmutur Aragon'a.
1930'da Sovyetler Birlii'ne gider. 1935'de yaynlanan Pour une Ralisme Socialiste'de, bu geziyi cokuyla
anlatacaktr. Rusya dn tam balanml bir yazardr artk. Yazn'la siyasetin ayr tutulmasnda direten
Getekstclerden kopmutur Aragon. 1932'de ba belya girer. Front Rouge adl iirinden dolay 'anarizm
propagandas' yapt, 'ordunun ve ulusun moralini bozduu' gerekesiyle sulanr. 'L Affaire Aragon' diye
bilinen bu olay Aragon'un Gereks-tc bir arkada protesto edecektir: Breton, 'iir yasalarn dndadr'
der; yazn ayr, siyaset ayrdr... Bu savunuyu reddeder Aragon; Gerekstclerle yol ayrmna gelinmitir.
Balanml bir yazardr artk; propaganda ilerine verir kendini; L'Humanite"de yazar, Commune dergisini
ynetir. Balanm, roman dzleminde de srdrcektir bundan byle. Le Monde Rel bal altnda bir dizi
romana balar. Bu dizinin nc kitab, Les Voyageurs de Llmpriale (1943), adnn yapt gndermeden de
anlalaca gibi, toplumsal olaylarn dnda durmay yeleyen balanmz yazarlarn 'yukardan bakn'
eletirir. Romann bakiisi Pierre
Jean Sur, Aragon, Le Re'afame de LAmour'dan aktaran M. Adereth. a.g-}., s. 91
HLM YAVUZ
Mercadier, -ki Aragon, Franois Cremieux ile yapt konumalarda3 Mercadier'i yazarken gerek yaamdan
bir kiiyi, bykbabasn rnek aldn belirtecektir- zgrlk adna balanm olumsuzlar. Tpk, daha sonra
Sartre'n Les Chemins de La Liberts indeki Mathieu Delarue'nn yapaca gibi!.. Le Monde Rel dizisi siyasal
bir balanmn kanlmazlna karn, bireysel zerklii yceltir; Ta-rih'e kar bireyin zerkliini... Jean Sur,
Tin'in gizleriyle Tarih arasndaki bantlar ortaya koyduu iin Aragon'u Aziz Augustinus'a benzetecektir.4
Les Cloches de Ble, Le Monde Rel dizisinin ilk kitabdr (1934), bildirisi ise u: Anamal evreninde gerek sevi
yoktur!.. Aragon bu roman Elsa'ya okuyacak, Eisa beenmeyecek ve soracaktr ona: 'Kimin iin yazyorsun?'
Sartre da, ok sonra Edebiyat Nedir'de bu soruyu sorar. (Aragon, Commune dergisinde bir anket konusu
yapar Elsa'nn sorusunu; ama kendi yantn romanlarnda verecektir.) Bu romann ikinci blmnde Aragon,
'kadn sorunu'na eilir. Yazn tarihinde ilk feminist romandr bu ve Clara Zetkin'in kadnn gerek kurtuluuna
ilikin syleviyle biter.
Les Beaux Quartiers skc tara evresinde, tipik bir 3. cumhuriyet politikacs olan babaya bakaldran iki
kardein romandr; bu dizinin en nemli yapt ise, kukusuz, Aurlien. Romann bakiisi Aurlien Leurtillois,
Aragon'un deyiiyle, 'kendisi olmakszn deien bir dnyaya atlm'tr; sivil yaama ayak uyduramayan bir
eski askerdir Aurlien. Gndelik yaamn dnda, onu bir bogezer olarak izleyen biri. Yaamla arasndaki
'akl' bir seviyle kapatmay umut etmektedir. Brenice'e tutulur, ama bu kez yaama ilikin grlerinin
ortaya kard 'aklk'lar girer araya. Brnice, bir 'bu-lant'y yaamaktadr. Aurlien, Aragon'un neredeyse
arketipsel izle-i olan sevi'yi yeniden gndeme getirir. (Aragon, Jean Sur'e 'her roman bir zm nerir; bu
zm, sevidir' diyecektir). Les Communistes ile Le Monde Rel dizisi sona erer.
(3) L. Aragon, Entretiens arec Francis Cre'rm'eux'dan aktaran M. Adereth, a.g.y., s. 95 (4)Jean Sur, a.g.y.'dan
aktaran M. Adereth, s. 91
\ 266 [
YAZIN. DL VE SANAT
Sava ve nazi igali, Aragon'u yeniden iir yasmaya yneltir. Ulus bilinci'dir artk Aragon'un izlei; bu bilin
gerek bir yurtseverin iirlerinde anlatmn bulur. 1939-1945 yllar arasnda yaymlanan iir kitaplar, igalci
nazilere kar verdii savamn iirleridir. Le Crve Coeur (1941) iin yle diyecektir: 'nanyorum ki polis
korkusuyla bu iirleri yazmasaydm, insanlk onurundan vazgemeyi kabullenseydim, yaayamazdm; evet,
yaayamazdm!' Le Crve Coeur'un en gzel iirlerinden bir Les Lilas et Les Roses'dur ('Gller ve Leylaklar'
adyla Trke'ye lhan Berk evirmitir bu iiri):
te ts yok, dman karanlkta dinleniyor Birden bire Paris dt diyorlar bu akam Dnyada ne o yitirdiimiz
ak bir daha Ne o gller ne de o leylaklar unutamam
Le Yeux D'Elsa'da yurdu ve Elsa'dr anlatlan. Le Muse Grevin ibirliki Ptain rejimiyle Broceande ve En
Franais Dans Le Texte 'de igalci nazilerle alay eder. La Diane Franaise ise zaferin iiridir. iir kitaplar ya
gizlice 'yeralt' basks olarak kacak ya da tarafsz svire'de baslacaktr. En Franais Dans Le Texte'in ad
anlamldr: Aragon, igalci Vichy propagandasnn resmi diliyle (Fransa'nn gerek ve ulusal karlarna kar
kullanlan Franszca'yla), yurdunun bamszln savunan iirlerinin dilinin (Aragon'un 'gerek Franszca'
dedii Franszca'nn) ayrmn belirtmek ister.
Burada, Aragon'un iir diline ilikin dncelerini sylemenin tam sras: Aragon'a gre iir, kendi deyimiyle,
bir 'bel canto'dur. air, ark syleyendir, dolaysyla mzik, iirin ieriinden ayrlmaz. Chroniques du Bel
Canto'da (1947), Goethe'yi izleyerek, iiri 'koul-lar'n belirlediini syler. Bu, iirin gerekliin bir yanyla
bantl olmas demektir: Koullar bilmiyorsanz, iirin anlamn kavraya-mazsnz, demek ister Aragon. Bu
yzden de iir kitaplarn aklayc notlarla donatr, iirin bir ;yapm olduunda da diretir.5 Bir zenaat-
<5> L. Aragon, Les Yeux D'Eisa, Collection des Chahiers du Rhne, Neuchtel, 1942'de, yle der: 'L'histoire
d'une posie est celle de sa technique...' (Bir iirin tarihi, onun tekniinin tarihidir). Bu konuda, ayrca bkz. bu
kitapta iir ve Logos adl yaz.

HLM YAVUZ
nn aralarn, bir ressamn fralarn kulland gibi, airin de kendine zg aralarn kullanmasn ister.
Ama iirin bykl, ona verilen emekle belirlenmemitir: byk air yaptnda bu emei duyulmayandr.
Adereth, bunun diyalektik sre olduunu belirtiyor: air, iirinin formunu semekte zgrdr (bu, ilk
evre'dir); ikinci evre, iyi iirin belirli bir emekle yazlmasdr ki bu zgrln olumsuz-lanmasdr. nc
evre, seme zgrlyle stn iilii birletiren, daha st dzlemde bir zgrlktr. Aragon'un iir
kitaplarnda, rastlantyla yazlm bir tek dize bulamazsnz', diyor Adareth.6
Sava sonras yaptlarnda Aragon, gemi zaman ardndadr, o yzden de bu yaptlarn ou otobiyografiktir.
Les Yeux et La Mmoire (1951), Le Roman Inachav (1956), Eisa (1959) adl iir kitaplar bu balamda ele
alnmaldr. 1960'da yaymlanan Les Potes de, kendinin ve teki airlerin deneyimlerinden yararlanarak iirsel
yaratmn 'gizlerini' bulgulama ilemine giriir. 'Gerek tutkum' der Aragon, 'bu servenler, bu ykmlar, bu
atmalar anda iirsel imgeleri szcklere, szckleri iirsel imgelere dntrmenin b-ysdr, dilin
bysdr.'
Garaudy'nin 'amzn epii' dedii Le Fou D'Elsa (1961), 1492 ylnda Granada'nn Ispanyollar'n eline geii
srasnda geer. Burada Granada, insan yaamnn simgesi olur. Kitabn adndaki 'Fou' szc, aslnda
'Mecnun' diye evrilmeli: Bu byk epik iirinin kiilerinden biri, Mecnun'dur nk... Aragon'un Mecnun'u,
drt-buuk yzyl sonra doacak olan Elsa'ya tutulmutur. Mecnun, bu derin tutkusundan dolay kfr ile
sulanr: nk Allah yerine, domam bir kadna tapmaktadr. Le Fou D'Elsa, Aragon'un temel izlei olan
'sevi' sorununa, kadnla erkein bir 'ift' olarak birlikteliini vurgulayan bir zm getirir. Kadnla erkein
birlikteliinin ycelii... Marx, 'insan, insann geleceidir' demiti; Aragon 'kadn, erkein geleceidir'
demektedir.
M. Adereth, a.g.y., s. 218: 'From Le Crve coeur to k Fou d'Eisa, there is hardly a line of his left to chance.'
i 268 L
H I l M I Y A V U
gon'un mezar tana yazlr m, bilemeyiz, ama bu yazy, o 'yaz' ile bitirelim (eviri: Orhan Veli):
'Dostlarn kk kzlar halka oldular
Sana elenkler rdler
Ufack yalanlarnla
Sana kat getirdim
Ve ok iyi bir kalem
Ebediyette iirler yazacaksn
Koruyucu melek seni teselli eder
Kravatn balar
Ve sana glmesini retir
Artk beni unuttun
Allah benden ok daha gzeldir.'