You are on page 1of 7

AÇ FARE

Bir varmış bir yokmuş, çölde yaşayan bir fare varmış. Günlerden
bir gün acıkıp

bir bağa girmiş bağdan üç elma toplayıp yemiş o gün hava rüzgârlıymış rüzgâr elma
ağacının

yapraklarını farenin yüzüne saçmış fare buna çok kızmış ve bu yaprakları da yemiş.

Bağdan dışarı çıkmış yolda elinde su dolu kovası ile evine giden bir adamı görmüş

Fare; Hey Adam; bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr gelip yaprakları üstüme
saçtı onları

da yedim ve şimdide seni yiyeceğim .Adam;“ Bu kovayı başından aşağı dökerim neye

uğradığına şaşırırsın” dedi. Aç Fare adamı yakalayıp bir çırpıda yuttu.

Fare dere tepe düz gitti bir yere ulaştı ki yeni bir gelin dağılmış
ateşi topluyordu.

Fare; hey gelin hanım bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr gelip yaprakları üstüme
saçtı

onları da yedim yolda elinde bir kova olan bir adamla karşılaştım onu da yedim
şimdide seni

yiyeceğim Gelin; “Bu topladığım ateşleri senin başına saçarım kebap olursun”
dedi.

Fare gelini de yedikten sonra yola düştü gitti gitti ta bir yere ulaştı ki genç
kızlar oturmuş

nakış işliyorlardı. Fare; hey kızlar bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr gelip
yaprakları

üstüme saçtı onları da yedim yolda elinde bir kova olan bir adamla karşılaştım onu
da yedim

daha sonra yeni bir gelinle karşılaştım onu da yedim şimdi de sizleri yiyeceğim.

Kızlar; bu elimizdeki iğneyi görüyor musun bununla senin gözünü çıkarırız görürsün
gününü.

Fare bunlara aldırış etmeden onları da yuttu ve yoluna devam etti. Yolda
misket oynayan

çocuklarla karşılaştı. Fare; hey çocuklar bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr
gelip yaprakları

üstüme saçtı onları da yedim yolda elinde bir kova olan bir adamla karşılaştım onu
da yedim,

yeni bir gelinle karşılaştım onu da yedim nakış işleyen kızlarla karşılaştım
onları da yedim
şimdi de sizleri yiyeceğim. Çocuklar; ey ölümüne susamış fare bu bilyeleri yağmur
gibi

üzerine saçarız ölümlerden ölüm beğenirsin.

Fare çocukları da yuttuktan sonra yoluna devam etti yolda bir ihtiyar
kadınla karşılaştı

Fare; ey ihtiyar kadın bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr gelip yaprakları
üstüme saçtı

onları da yedim yolda elinde bir kova olan adamla karşılaştım onu da yedim, yeni
bir gelinle

karşılaştım onu da yedim nakış işleyen kızlarla karşılaştım onları da yedim ve


sonra yoluma

devam ettim yolda misket oynayan çocuklarla karşılaştım onları da yedim doymadım
şimdi

sıra sende senide yiyeceğim. İhtiyar kadın biraz düşündükten sonra söyledi;
ninesinin bir

tanesi ben ki bir deri bir kemiğim seni doyurmam bile. Dün akşam yağlı bir yemek
yaptım

izin ver alıp geleyim onu ye doyarsın.

Fare “ çok güzel git ama çabuk gel” dedi. İhtiyar kadın bu olayı ancak
bir kedinin

çözeceğini düşündü ve iri yarı hızlı ve çevik bir kedi buldu. Onu çantasının içine
koydu ta

farenin yanına ulaştı ki söyledi; <<gel ninesinin bir tanesi al bu yemeği ye


doyarsın>> dedi.

Ve kediyi farenin üstüne saldı farenin gözü kediye takılır takılmaz tabanları
yağlayıp dışarı

fırladı. Kedi peşine düştü ama yakalayamadı fare hızlı bir şekilde delin birine
gizlenip kendini

sağlama aldı. Fare deliğin içinde oturup beklemeye başladı. Bir müddet sonra sesi
ve sedası

kesildi. Fare sağı ve solu kolaçan etti ama kediyi göremedi. Kedinin yorulup
gittiğini

düşündü. Başını delikten çıkardı ama kedi ona ikinci bir fırsat vermedi pençesiyle
vurup

hemen oracıkta yakaladı. Ve karnını yardı o zaman yolda misket oynayan çocuklar
elinde bir

kova olan adam yeni gelin ve nakış işleyen kızlar farenin midesinden dışarı çıkıp
kurtuldular
ve her biri kediye güzel yiyecekler ikram edip teşekkür ettiler…

AÇ FARE

Bir varmış bir yokmuş, çölde yaşayan bir fare varmış. Günlerden
bir gün acıkıp

bir bağa girmiş bağdan üç elma toplayıp yemiş o gün hava rüzgârlıymış rüzgâr elma
ağacının

yapraklarını farenin yüzüne saçmış fare buna çok kızmış ve bu yaprakları da yemiş.

Bağdan dışarı çıkmış yolda elinde su dolu kovası ile evine giden bir adamı görmüş

Fare; Hey Adam; bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr gelip yaprakları üstüme
saçtı onları

da yedim ve şimdide seni yiyeceğim .Adam;“ Bu kovayı başından aşağı dökerim neye

uğradığına şaşırırsın” dedi. Aç Fare adamı yakalayıp bir çırpıda yuttu.

Fare dere tepe düz gitti bir yere ulaştı ki yeni bir gelin dağılmış
ateşi topluyordu.

Fare; hey gelin hanım bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr gelip yaprakları üstüme
saçtı

onları da yedim yolda elinde bir kova olan bir adamla karşılaştım onu da yedim
şimdide seni

yiyeceğim Gelin; “Bu topladığım ateşleri senin başına saçarım kebap olursun”
dedi.

Fare gelini de yedikten sonra yola düştü gitti gitti ta bir yere ulaştı ki genç
kızlar oturmuş

nakış işliyorlardı. Fare; hey kızlar bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr gelip
yaprakları

üstüme saçtı onları da yedim yolda elinde bir kova olan bir adamla karşılaştım onu
da yedim

daha sonra yeni bir gelinle karşılaştım onu da yedim şimdi de sizleri yiyeceğim.

Kızlar; bu elimizdeki iğneyi görüyor musun bununla senin gözünü çıkarırız görürsün
gününü.

Fare bunlara aldırış etmeden onları da yuttu ve yoluna devam etti. Yolda
misket oynayan

çocuklarla karşılaştı. Fare; hey çocuklar bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr
gelip yaprakları

üstüme saçtı onları da yedim yolda elinde bir kova olan bir adamla karşılaştım onu
da yedim,

yeni bir gelinle karşılaştım onu da yedim nakış işleyen kızlarla karşılaştım
onları da yedim

şimdi de sizleri yiyeceğim. Çocuklar; ey ölümüne susamış fare bu bilyeleri yağmur


gibi

üzerine saçarız ölümlerden ölüm beğenirsin.

Fare çocukları da yuttuktan sonra yoluna devam etti yolda bir ihtiyar
kadınla karşılaştı

Fare; ey ihtiyar kadın bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr gelip yaprakları
üstüme saçtı

onları da yedim yolda elinde bir kova olan adamla karşılaştım onu da yedim, yeni
bir gelinle

karşılaştım onu da yedim nakış işleyen kızlarla karşılaştım onları da yedim ve


sonra yoluma

devam ettim yolda misket oynayan çocuklarla karşılaştım onları da yedim doymadım
şimdi

sıra sende senide yiyeceğim. İhtiyar kadın biraz düşündükten sonra söyledi;
ninesinin bir

tanesi ben ki bir deri bir kemiğim seni doyurmam bile. Dün akşam yağlı bir yemek
yaptım

izin ver alıp geleyim onu ye doyarsın.

Fare “ çok güzel git ama çabuk gel” dedi. İhtiyar kadın bu olayı ancak
bir kedinin

çözeceğini düşündü ve iri yarı hızlı ve çevik bir kedi buldu. Onu çantasının içine
koydu ta

farenin yanına ulaştı ki söyledi; <<gel ninesinin bir tanesi al bu yemeği ye


doyarsın>> dedi.

Ve kediyi farenin üstüne saldı farenin gözü kediye takılır takılmaz tabanları
yağlayıp dışarı

fırladı. Kedi peşine düştü ama yakalayamadı fare hızlı bir şekilde delin birine
gizlenip kendini

sağlama aldı. Fare deliğin içinde oturup beklemeye başladı. Bir müddet sonra sesi
ve sedası

kesildi. Fare sağı ve solu kolaçan etti ama kediyi göremedi. Kedinin yorulup
gittiğini

düşündü. Başını delikten çıkardı ama kedi ona ikinci bir fırsat vermedi pençesiyle
vurup

hemen oracıkta yakaladı. Ve karnını yardı o zaman yolda misket oynayan çocuklar
elinde bir

kova olan adam yeni gelin ve nakış işleyen kızlar farenin midesinden dışarı çıkıp
kurtuldular

ve her biri kediye güzel yiyecekler ikram edip teşekkür ettiler…

AÇ FARE

Bir varmış bir yokmuş, çölde yaşayan bir fare varmış. Günlerden
bir gün acıkıp

bir bağa girmiş bağdan üç elma toplayıp yemiş o gün hava rüzgârlıymış rüzgâr elma
ağacının

yapraklarını farenin yüzüne saçmış fare buna çok kızmış ve bu yaprakları da yemiş.

Bağdan dışarı çıkmış yolda elinde su dolu kovası ile evine giden bir adamı görmüş

Fare; Hey Adam; bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr gelip yaprakları üstüme
saçtı onları

da yedim ve şimdide seni yiyeceğim .Adam;“ Bu kovayı başından aşağı dökerim neye

uğradığına şaşırırsın” dedi. Aç Fare adamı yakalayıp bir çırpıda yuttu.

Fare dere tepe düz gitti bir yere ulaştı ki yeni bir gelin dağılmış
ateşi topluyordu.

Fare; hey gelin hanım bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr gelip yaprakları üstüme
saçtı

onları da yedim yolda elinde bir kova olan bir adamla karşılaştım onu da yedim
şimdide seni

yiyeceğim Gelin; “Bu topladığım ateşleri senin başına saçarım kebap olursun”
dedi.

Fare gelini de yedikten sonra yola düştü gitti gitti ta bir yere ulaştı ki genç
kızlar oturmuş

nakış işliyorlardı. Fare; hey kızlar bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr gelip
yaprakları

üstüme saçtı onları da yedim yolda elinde bir kova olan bir adamla karşılaştım onu
da yedim

daha sonra yeni bir gelinle karşılaştım onu da yedim şimdi de sizleri yiyeceğim.
Kızlar; bu elimizdeki iğneyi görüyor musun bununla senin gözünü çıkarırız görürsün
gününü.

Fare bunlara aldırış etmeden onları da yuttu ve yoluna devam etti. Yolda
misket oynayan

çocuklarla karşılaştı. Fare; hey çocuklar bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr
gelip yaprakları

üstüme saçtı onları da yedim yolda elinde bir kova olan bir adamla karşılaştım onu
da yedim,

yeni bir gelinle karşılaştım onu da yedim nakış işleyen kızlarla karşılaştım
onları da yedim

şimdi de sizleri yiyeceğim. Çocuklar; ey ölümüne susamış fare bu bilyeleri yağmur


gibi

üzerine saçarız ölümlerden ölüm beğenirsin.

Fare çocukları da yuttuktan sonra yoluna devam etti yolda bir ihtiyar
kadınla karşılaştı

Fare; ey ihtiyar kadın bağa girip üç tane elma yedim rüzgâr gelip yaprakları
üstüme saçtı

onları da yedim yolda elinde bir kova olan adamla karşılaştım onu da yedim, yeni
bir gelinle

karşılaştım onu da yedim nakış işleyen kızlarla karşılaştım onları da yedim ve


sonra yoluma

devam ettim yolda misket oynayan çocuklarla karşılaştım onları da yedim doymadım
şimdi

sıra sende senide yiyeceğim. İhtiyar kadın biraz düşündükten sonra söyledi;
ninesinin bir

tanesi ben ki bir deri bir kemiğim seni doyurmam bile. Dün akşam yağlı bir yemek
yaptım

izin ver alıp geleyim onu ye doyarsın.

Fare “ çok güzel git ama çabuk gel” dedi. İhtiyar kadın bu olayı ancak
bir kedinin

çözeceğini düşündü ve iri yarı hızlı ve çevik bir kedi buldu. Onu çantasının içine
koydu ta

farenin yanına ulaştı ki söyledi; <<gel ninesinin bir tanesi al bu yemeği ye


doyarsın>> dedi.

Ve kediyi farenin üstüne saldı farenin gözü kediye takılır takılmaz tabanları
yağlayıp dışarı

fırladı. Kedi peşine düştü ama yakalayamadı fare hızlı bir şekilde delin birine
gizlenip kendini
sağlama aldı. Fare deliğin içinde oturup beklemeye başladı. Bir müddet sonra sesi
ve sedası

kesildi. Fare sağı ve solu kolaçan etti ama kediyi göremedi. Kedinin yorulup
gittiğini

düşündü. Başını delikten çıkardı ama kedi ona ikinci bir fırsat vermedi pençesiyle
vurup

hemen oracıkta yakaladı. Ve karnını yardı o zaman yolda misket oynayan çocuklar
elinde bir

kova olan adam yeni gelin ve nakış işleyen kızlar farenin midesinden dışarı çıkıp
kurtuldular

ve her biri kediye güzel yiyecekler ikram edip teşekkür ettiler…