You are on page 1of 2

Hafıza müzesi 26/03/07

Rezalete bakın:
Hrant Dink cinayetini organize eden kişinin, istihbarat elemanı olduğu çıktı ortaya...
Bir yandan cinayeti örgütlüyor, öte yandan bu hazırlığı Trabzon Emniyeti'ne bildiriyordu.
Tam 17 rapor yazmıştı "Hayal, Hrant'ı öldürtecek" diye...
Hatta "Ensesinden vurulacak" diye tarif etmişti.
Bu raporlardan sadece 1'i İstanbul'a bildirilmişti.
Trabzon Emniyeti elemanın cinayetten aylar önce polisle ilişiğinin kesildiğini söylemişti.
Şimdi ortaya çıkıyor ki, ilişik kesmeden sonra elemanımız Trabzon polisiyle tam 25 telefon
görüşmesi yapmış.
Sonuncusu ne zaman?
Hrant öldürüldüğü gün....
Ne konuşmuşlar?
Cinayetten 4 gün önce oda arkadaşı, bizim elemana sormuş:
"7.65'lik mermiler geldi mi?"
Eleman, telefonların dinlendiğini hatırlatarak azarlamış onu...
Bu görüşme kaydedilmiş.
Hrant 7.65'lik bir mermi ile öldürülünce kayıt, önem kazanmış.
Lakin Emniyet yetkilileri, görüşmeyi rapor ederken telefondaki ifadeye müdahale edip
"7.65" ifadesini çıkarmışlar.
Müfettişler, tutanağı inceleyince "7.65" ifadesinin silinerek, delillerin karartıldığı ortaya
çıkarılmış.
Peki biz bunları araştırarak mı öğrenebiliyoruz?
Ne gezer?
Fatih Altaylı'nın dünkü yazısına bakılırsa cinayetin sorumluluğunun Cerrah'ın sırtına
yükleneceğini hisseden İstanbul Emniyeti, medyaya haber sızdırarak, karşı tarafın yani
Ankara ve Trabzon Emniyeti'nin- açıklarını ortaya koymaya çalışıyor.
***
Ne çabuk unuttuk değil mi Hrant cinayetini?..
Suçlular da gücünü bu unutkanlıktan alıyor zaten...
Bu cinayetler, o belgeler, tetikçiler, yetkililer unutulur sanıyorlar.
Hafızası geçici olarak köreltilmiş toplumların günün birinde hatırlamaya başlayabileceğini
bilmiyorlar.
Onlara ibretlik bir örnek vereyim:
Cumartesi günü, Arjantin'de 24 Mart 1976'da yapılan askeri darbenin yıldönümüydü.
Arjantinliler nasıl andılar darbeyi biliyor musunuz?
Son cunta liderini tutuklayarak...
30 bin kişinin hayatını kaybettiği 7 yıllık diktatörlük döneminde 4 bin muhalifin ortadan
kaldırıldığı askeri kampın komutanı, bir internet mesajında taraftarlarına "Bizim yarım
bıraktığımızı tamamlayın" dediği için tutuklandı. Ve yıllarca yönettiği askeri kampa kondu.

Arjantin basını "Her suçlu, suç mahalline geri döner" diye yazdı.
Cumhurbaşkanı, darbeden dolayı devlet adına özür diledi yurttaşlarından...
Genelkurmay Başkanı "diktatörlük ekonomisinin" işsizleştirme, sendikasızlaştırma
politikasını eleştirdi.
Savunma Bakanı, kendi makamına "Devlet Terörizmi: Bir Daha Asla" yazılı bir plaket
çaktı.
Hükümet, askeri rejim sırasında işlenen insan hakları suçlarının araştırılması için Silahlı
Kuvvetler'e ait gizli dosyaların Ulusal Hafıza arşivine nakledilip kamuya açılması talimatını
verdi.
Siyasal nedenlerle ülkesini terk etmek zorunda kalmış mültecilere yurtdışında geçirdikleri
her gün için 25 dolar tazminat ödenmesi kararlaştırıldı.
Arjantin'de darbenin yıldönümü resmi tatil şimdi...
O gün Arjantinliler, "Bellek Müzesi"ne dönüştürülen eski askeri kampı gezdiriyorlar
çocuklarına...
Ev hapsinde tutulan cunta liderlerinin konutlarına geziler düzenleniyor. Evlerin köşe
başlarındaki levhalarda "Dikkat, katil çıkabilir" yazıyor.
***
Türkiye'nin bir "hafıza müzesi" olacak mı bir gün?
Bütün unuttuklarımız orada capcanlı saklanacak mı?
Resmi arşivlerdeki karartılmış belgeler, koruma altına alınmış katiller, onlara kol kanat
geren yetkililer gün ışığına çıkarılacak mı?
Sorumlular yargılanacak mı?
Evet, olacak bunlar...
Bir gün hatırlayacağız.
Ve o günden sonra bir daha aynı kuyulara düşmeyeceğiz.

can.dundar@e-kolay.net