You are on page 1of 7

Su Bazlı Boya Sistemlerinde Kıvamlaştırıcılar

 Makale
 Ziyaret: 1868
 ozan, onur, reoloji, su bazlı boya, vizkozite
 Son Güncelleme: 9-09-2013

Share on Tumblr inPaylaşın
Reoloji bir sıvının kuvvet altında nasıl aktığını ve deforme olduğunu anlatır. Tanım olarak vizkozite (ƞ) kayma
gerilimi (τ) / kayma hızı (D) olarak ifade edilir (Şekil 1). Bu şekilde sıvıların basınç altındaki davranışını ve
uygulama sırasında kuvvetin boya filminin en üst tabakasından en alt tabakasına nasıl aktarıldığını, ne tip bir
davranış sergilediğini anlayabilir ve boya filmini uygulama yöntemine uygun karakterize edebiliriz (Şekil 3).


Boya endüstrisinde genellikle ilgilendiğimiz reolojik profiller Newtonian, psödoplastik ve tiksotropik profillerdir
(Şekil 4). Uygulanan kuvvetin artışı ya da azalışı ile vizkozitesinde bir değişiklik olmayan sıvılar newtonian olarak
sınıflandırılır. Uygulanan kuvvet ve meydana gelen kayma gerilmesi ile birlikte psödoplastik ve tiksotropik
davranış gösteren sıvıların vizkozitesinde ise düşüş meydana gelir. Bu noktada tiksotropi ile psödoplastik akışı
birbirinden ayırmak gereklidir. Psödoplastik akışta vizkozite uygulanan basınç ile düşer ve değişmeden kalır.
(Ör:Yoğurt). Ancak tiksotropik davranışta vizkosite uygulanan basınç ile düşer ve basınç ortadan kalktığında
zamanla eski seviyesine ulaşır (Time-Thinning/Thickening). Bu davranış boyada aplikasyon vizkozitesini
düzenlememize yardımcı olmaktadır.
Örnek olarak boyanın kap içi stabilitesi, kayma oranı sıfır ya da düşük aralıkta, yayılma ve duvardan damlama
düşükorta aralıkta, fırçaya boyanın tutunması orta aralıkta iken; rulo ve sprey uygulamaları yüksek aralıkta yer
almaktadır (Şekil 3-4). Farklı uygulamalar ve boya tipleri için farklı kayma oranları söz konusudur. Örnek olarak bir
sprey uygulamasından iyi bir sonuç elde edebilmek için yüksek tiksotropiye sahip bir kıvamlaştırıcı seçilmelidir ki
sprey atışı, damlama ve parlaklık özelliklikleri iyileştirilebilsin. Diğer taraftan iyi bir yayılma elde edebilmek için
newtonian bir reoloji profili gerekmektedir.
Neden Kıvamlaştırıcıları Kullanıyoruz ve Etkileri Nelerdir ?
Kıvamlaştırıcılar su bazlı sistemlerde ürünün birçok özelliğini iyileştirmek ve kullanım amacına göre
şekillendirmek için kullanılırlar. Bunlar; damlama direnci, iyi bir yayılma, parlaklığın korunması, renk şiddeti ve
kabulü, örtücülük, daha az sıçrama, iyi bir rulo-fırça yükleme / sürüşü, pigment stabilizasyonu, iyi öğütme
koşullarının sağlanması, kap içi çökme oluşumunun önlenmesi, leke tutma ve su direnci, ovalama direnci, faz
ayrımının ve renk kaymalarının engellenmesi, uygulama kolaylığı, film oluşumu, fırça izlerinin engellenmesidir.
Kıvamlaştırıcılar Nasıl
Sınıflandırılır?
Su bazlı sistemler için
kıvamlaştırıcılar etkileşimli ve
etkileşimsiz olmak üzere iki gruba
ayrılır. Etkileşimsiz
kıvamlaştırıcılar geleneksel
kıvamlaştırıcılar olan selulozik
(HEC) ve akrilik (ASE – Alkali
Swellable Emulsion)
kıvamlaştırıcıları içermektedir. Bu
tip kıvamlaştırıcılar sistem içinde
sadece su ile etkileşim
halindedirler. Etkileşimli
kıvamlaştırıcılar poliüretan- HEUR
(Hydrophobically modified
Ethylene oxide URethane) ve
HASE (Hydrophobically modified
Alkali Soluble Emulsion) dir.
Hidrofobik olarak modifiye edilmiş
bu kıvamlaştırıcılar formülasyon
içerisindeki tüm hidrofobik
yüzeyler ile etki halinde
olmalarından dolayı bu isimle
adlandırılırlar. Başta bağlayıcılar
olmak üzere pigmentler, dolgular ve sürfaktanlar ile etkileşim halindedirler.
hidrojen bağları ile çevresindeki su molekülleri ile etkileşmeye yatkındır. Bu şekilde polimerin hidrodinamik hacmi
kayda değer oranda artar (Şekil 5). Bunun sonucunda latex, pigment, dolgu gibi parçacıklara daha az yer kalır,
serbest hareketleri kısıtlanmış olur. Sonuç olarak vizkozite artar. Etkileşimli kıvamlaştırıcılarda ise tüm hidrofobik
yüzeyler arasında ağ oluşumu ile sistem immobilize olur ve vizkozite artar (Şekil 6).
Selülozik Kıvamlaştırıcılar
HEC sentezlenirken hidiroksil guruplarının hidroksietoksil gurupları ile değiştirilmesi (Hidroksi Etil selüloz - HEC)
selülozun non-kristalin özelliklerini etkileyerek malzemeyi hidrofilik halde tutar (Şekil 7). Pigment, dolgu ve
bağlayıcı ile en az etkileşime giren ve en iyi depolama stabilitesine sahip olan selülozik kıvamlaştırıcı HEC olduğu
için boya sistemlerinde en çok kullanılan ürün olmuştur.


Selülozik
Kıvamlaştırıcılar
Nasıl Çalışırlar?
Yumak formunda
bulunan HEC, pH
7.5’ten büyük
olduğunda ya da
sıcaklık 40°C’nin
üstünde
olduğunda
açılmaya başlar
ve açıldıkça
ortaya çıkan
hidrofilik yapı
yukarıda
bahsedildiği gibi
bir hidrodinamik
hacim artışına
giderek şişer. Yüksek moleküler ağırlık ve zincir dolaşıklıkları (coiling) yüksek kıvamlaştırma etkinliği
getirmektedir. Kıvamlaşma mekanizması çözünmüş selüloz molekülleri ile su molekülleri arasında ve moleküller
içi hidrojen bağları ile meydana gelen zincir dolaşıklıklarının oluşması ile açıklanır. Bu hidrodinamik hacim artışı,
etraftaki diğer molekülleri hareketsiz kılarak vizkoziteyi arttırır. Boya aplikasyonu sırasında selülozun zincir
yapısında meydana gelen oryantasyon düşük boya vizkositesi ile sonuçlanır (Shear-thinning). Zincir dolaşıklıkları
zayıf etkileşimlerdir ve kesme gerilmesi ile deforme edilirler. Kütle ne kadar yüksek ve dolaşıklık ne kadar fazla ise
kıvamlaştırma etkinliği o ölçüde yüksek olur ve daha geniş psödoplastik etki meydana getirir. Bu durum yeniden
oryantasyon ve gerilme zamanlarındaki gecikme ile açıklanır (Yüksek kayma gerilmesinde uncoiled, düşük kayma
gerilmesinde coiled).
HEC’in Avantajları Nelerdir ?
Düşük kesme bölgesinden başlayan bir vizkozite profiline sahip olduğu için iyi öğütme koşulları ve reolojisi, su
tutucu etkisi ile uzun açık zaman, kutu içi vizkosite ve depolama stabilitesi sağlar. Güçlü gövde yapısına sahip
boya, sıva, kaplamalar elde edilmesine olanak verir.
HEC’in Dezavantajları Nelerdir ?
Selülozun özellikle tek başına kullanımı dezavantajlar doğurmaktadır. Daha yüksek miktardaki dolaşık zincir
yapısından (coiled) dolayı, yüksek molekül ağırlıklı selülozlar daha geniş bir psödoplastik etki yaparlar ve yeniden
oryantasyon ve gerilme zamanları daha uzundur. Yüksek molekül kütleli HEC, küçük olanlara kıyasla daha geniş
psüdoplastik profile sahip olduğundan rulo uygulamalarında daha fazla sıçramaya neden olur. Öğütme ve
karıştırma zamanı uzundur. Mikrobiyolojik üremeye açıktır. Yüksek miktarda kullanım ile su direnci azalır ve
kuruma zamanı uzar. Selülozun bahsi geçen kıvamlaştırma mekanizması pıhtılaşma (syneresis) ve faz ayrımına
neden olur. Bunun nedeni köprüleme flokülasyonudur (Bridging Floculation). Bu faz ayrımı boya sistemi
içerisindeki seluloz eter omurgasının karakteri ile açıklanabilir. Selülozun büyük omurgası, yakın iki parçacık
arasında kendini konumlandıramaz ve dışarıda kalır. Bu da hidrofobik olan latex ve pigment parçacıkların
ayrışmasına neden olmaktadır. Bu olay tersinirdir ve gerçek bir flokulasyon olarak algılanmaz, ama yine de
yetersiz yapı gelişimi, zayıf akma davranışı, düşük parlaklık gibi yan etkileri vardır. Latex bağlayıcılar ve
pigmentlerde flokülasyon, moleküllerin sıkışması sonucunda yayılma ve parlaklık gelişimini olumsuz
etkilemektedir Şekil 8.

Akrilik Kıvamlaştırıcılar – ASE (Alkali
Swellable Emulsion) Etkileşimsiz
kıvamlaştırıcılardan diğeri akrilik
kıvamlaştırıcılardır. Bu
kıvamlaştırıcılar asit fonksiyonelliği
taşıyan akrilik polimerlerin suda
dispersiyonlarıdır. Düşük pH’lı bir ürün
olarak sunulur ve asit grupları uygun
bir baz ile nötralize edildiğinde
selülozik kıvamlaştırıcılarda da olduğu
gibi molekül şişer ve sistemin
kıvamlaşması başlamış olur. Asidik
koşullarda polimer sıkı bir yumak halindedir. Sisteme alkali ürün eklenince pH artar ve asit fonksiyonel gruplar
ayrışmaya başlar. Sonuç olarak polimer suda çözünebilir olur ve yumak formu bozulmaya başlar. pH daha da
artar ve 7.5 üzerine çıkarsa karboksilik grupların katyonlarla doygunlaşması gerçekleşir (ulaşılması gereken pH
8.5 – 9.5 aralığıdır), polimer daha uzun zincirli hale gelir, su ile etkileşen kıvamlaştırıcı molekülleri kendi zincileri
ile dolaşıklaşır (Şekil 9).


ASE’nin Avantajları
ASE’nin sisteme kazandırdığı akma
dayanımı (yield stress) orta ve yüksek
sertlikteki bağlayıcılarla iyi bir doku
(texture) reolojisi elde edilmesini
sağlar. Ekonomik olarak selülozlardan
daha avantajlı ve selülozların aksine
biyostabildirler. Sonradan eklenebilme
avantajı kolay viskozite kontrolü
sağlar. Çökme ve damlama direnci
yüksektir.
ASE’nin Dezavantajları
Aynı mekanizma ile çalışan HEC’e göre kutu içi stabilite, akma dayanımı ve öğütme reolojisi daha düşüktür.
Seyreltilmeden kullanılması durumunda pH şokundan dolayı lokal jelleşmelere neden olabilirler. Seyreltme üretim
yapılan kazanın boyutlarına göre 1/1’den 1/10’a kadar çıkabilir. Yüksek kayma gerilmesi bölgesinde yeterli etkiye
sahip değildirler. Sistemin su direncini düşürmesi, pH
değişikliğine duyarlı olması, HEC’de olduğu gibi yayılma ve parlaklık gelişimini sınırlandırması diğer
dezavantajlarındandır. PU Kıvamlaştırıcılar - HEUR (Hydrophobically modified Ethylene oxide URethane)
Poliüretan kıvamlaştırıcılar etoksile üretan zincirine bağlı iki hidrofobik uçtan oluşan yapılardır. Şekil 10’da
görüldüğü üzere 3 yapının birleşmesinden meydana gelirler. A - Hidrofobik uç gruplar: Uzun alkil zinciri,
hidroksi ya da amin bileşikleridir. Bu guruplar, hidrofobik etkileşimler,
polar olmayan molekül yüzeylerinde adsorpsiyon ve 3D network oluşumundan sorumludur.
B - Üretan Grupları : Hidrojen bağlarını oluştururlar. C - Polimer Omurgası: Su kompatiblitesini sağlar ve
hidrojen bağları oluşturur.
PU kıvamlaştırıcının etkileşim
özelliklerini materyalin kimyasal
yapısı ve molekülün
kompozisyonunu belirler. Kısa
hidrofobik uç guruplar daha çok
newtonian akış davranışını
sağlar. Zincir uzunluğunun
artması ve hidrofobisitenin
azalması ile, reoloji profilii yüksek
psödoplastikten newtoniana
değişiklik gösterir (Şekil 11).
Bunun sonucunda 3 farklı tipte
poliüretan kıvamlaştırıcı elde
edilir (Newtonian,
orta psödoplastik , yüksek
psödoplastik). Polimer partikülleri
sürfaktanlar, diğer kıvamlaştırıcı
molekülleri, pigmentler ve
dolgular gibi hidrofobik yüzeye
sahip tüm materyaller ile etkileşim
gösterirler. Etkileşim sonucu
oluşan üç boyutlu ağ yapısı bu bileşenleri immobilize eder ve sistem kıvamlaşır (Şekil 12).








Poliüretan Kıvamlaştırıcıların
Avantajları Nelerdir ?
PU kıvamlaştırıcılar çok geniş bir pH
aralığında sorunsuzca çalışırlar.
Reolojik profil çeşitliliği farklı kayma
oranları için istenen reolojik
davranışlarının elde edilmesini
sağlar. Ağ oluşumu daha iyi bir boya dispersiyonu elde edilmesini sağlar. Bu sayede mükemmel yayılma, akma
direnci, boya
transferi, renk şiddeti ve parlaklık etkisi elde edilir. HEC ile kombine halde kullanımları rulo uygulamasında
saçılmayı azaltır. Bazı durumlarda PU’lar dispersant ve ıslatıcı gibi davranabilirler. Pigmentin tipine göre hidrofilik
ve hidrofobik kısımlar etkileşime girerler. Kıvamlaştırıcının pigment
ve dolgular ile etkileşimi çökme ve rub-out üzerinde pozitif etki yapmaktadır. Biyolojik olarak stabildirler.
Poliüretan Kıvamlaştırıcıların Dezavantajları Nelerdir ?
PU kıvamlaştırıcılar öğütme reolojisi ve çökme direnci sağlamazlar.Tekstürlü boya, dekoratif sıva vb.
uygulamalarda tercih edilen yüksek film gövdesini veremezler. Polimer tanecik büyüklüğü ile bağlayıcı
miktarındaki değişikliklere karşı duyarlı olması ve hidrofobik bileşenlerle yüksek etkileşim göstermesi
(dispersantlar ile yarışmalı davranış) formülasyon değişiklerine karşı hassasiyeti arttırmaktadır.
HASE Kıvamlaştırıcılar - Hydrophobically modified Alkali Soluble Emulsion
Etkileşimli kıvamlaştırıcılardan HASE uçları hidrofobik makro moleküllerle modifiye edilmiş akrilik kıvamlaştırıcı
(ASE) zincirleridir (Şekil 13). Hem etkileşimli hem de etkileşimsiz kıvamlaştırıcıların özelliklerini taşımaktadırlar.
Tipik olarak terpolimerlerdir. Emülsiyon polimerizasyonu ile etilakrilat,
metakrilik asit ve bir etkileşimli makromonemerden oluşur. Vizkozite gelişimi, reoloji profili ve kayma tepkimeleri
hidrofobik uç boyutu, asit içeriği, moleküler ağırlık, iyonik zincir genişlemesi, polimer zincir uzunluğu gibi birçok
faktöre bağlıdır.
HASE Nasıl Çalışır?
Asidik düşük vizkoziteli emülsiyonlar
halinde sunulan HASE
kıvamlaştırıcılar HEC ve ASE de
olduğu gibi bir yumak halindedirler.
Aynı şekilde uygun bir baz ile nötalize
edildiklerinde (ideal çalışma aralığı pH
8.5 – 9.0) karboksilik asit omurga
iyonizasyon ile genişler, zincir uzar ve
hidrofobik uçlar ortaya çıkar.
Poliüretan kıvamlaştırıcılardaki
hidrofobik etkileşimlere ek olarak,
etkileşimsiz kıvamlaştırıcılarda
olduğu gibi hidrodinamik hacim artışı ile de vizkozite gelişimini sağlarlar. Hidrofobik guruplar yüzey adsorbsiyonu
ile hidrofobik partüküllere bağlanırlar. Bu şekilde sistem mobilitesi azalır ve vizkozite artar.
HASE Kıvamlaştırıcıların Kullanım Amacı Nedir?
Pıhtılaşma ve faz ayrımı HEC ve ASE’lerde yaşanan hacim sınırlamasından dolayı oluşan flokülasyon nedeniyle
gerçekleşir (Şekil 14 sol). Bu da zayıf akış özellikleri, düşük parlaklık, renk kabulü ve şiddetinin azalması ve
opasiteye neden olmaktadır. HASE kıvamlaştırıcılar hem etkileşimli hem de etkileşimsiz mekanizma ile
çalışmaları sayesinde poliüretan kıvamlaştırıcılarda olduğu gibi üç boyutlu bir ağ yapısı oluşturmaktadırlar (Şekil
14 sağ).
HASE’nin Avantajları Nelerdir?
Etkileşimli ve etkileşimsiz çalışma
mekanizmasının her ikisini de
barındıran HASE kıvamlaştırıcılar ile
HEC kısmen ya da tamamen ikame
edilebilir ve kıvamlaştırıcılar arasında
maliyet optimizasyonunun
yapılabilmesine olanak tanır. HEC ve
klasik akrilik kıvamlaştırıcılara kıyasla
daha iyi yayılma, akış davranışı, damlama ve sıçrama direnci, pigment ve bağlayıcı ile daha stabil dispersiyon
oluşması,
parlaklıkta iyileşme sağlamaktadır. Formülatörler düşük moleküllü HEC’in kısmen ya da tamamen ikame edilmesi
için düşük molekül ağırlıklı HASE’yi, yüksek molekül ağırılıklı selülozun sağladığı kutu içi görünüm ve aplikasyon
için ise yüksek molekül ağırlıklı olan HASE’yi tercih edebilirler. İki farklı HASE combine kullanılarak daha iyi
sonuçlar elde edilebilmektedir. Sonradan eklenebilme özelliği sayesinde kolay reoloji kontrolü sağlamaktadır.
HASE’nin Dezavantajları Nelerdir ?
Etkileşimsiz kıvamlaştırıcılarda olduğu gibi HASE kıvamlaştırıcılar da yüksek pH duyarlılığına sahiptir (pH > 7.5 –
ideal pH 8.5 – 9.5). Örnek olarak iyi bir ovalama direnci elde edebilmek için pH : 9.00’da tutulamlıdır. Poliüretan
kıvamlaştırıcılarda olduğu gibi polimer tanecik büyüklüğü ile bağlayıcı miktarındaki değişikliklere karşı duyarlı
olması ve hidrofobik bileşenlerle yüksek etkileşim göstermesi
(dispersantlar ile yarışmalı davranış – dispersiyon ajanı seçimine ve miktarına dikkat edilmelidir) formülasyon
değişikliklerine karşı hassasiyeti arttırmaktadır. Geleneksel akrilik kıvamlaştırıcılarda olduğu gibi su ile
seyreltilerek kullanım önerilmektedir (karıştırma koşulları uygun değil, bağlayıcı reaktivitesi yüksek ise yavaşça
ekleme ve seyreltme gerekir).
Sonuç
Su bazlı sistemlerde Poliüretan ve HASE kıvamlaştırıcılar, geleneksel Selülozik ve Akrilik kıvamlaştırıcılara
kıyasla çok daha iyi uygulama reolojisi verirler. Boyanın akış özelliklerini uygulama şekline göre başarı ile
karakterize etmek mümkündür.
Kıvamlaştırıcı Önerilerimiz:
Organik Kimya olarak; yazımız boyunca özellikllerine değindiğimiz 4 tip kıvamlaştırıcı grubu ile ilgili çözümlerimizi
sizlere kendi ürünlerimiz olan Orgal serisi, Munzing ürünleri olan Tafigel serisi ve Weikem ürünleri olan Wekcelo
serisi ile sunmaktayız.
Selülozik Kıvamlaştırıcılar:
Weikem ile farklı moleküler ağırlıklarda biyostabil tipler de olmak üzere onlarca HEC alternatifi sunmaktayız
(Wekcelo HEC 100H, Wekcelo HEC 30.000).
Akrilik Kıvamlaştırıcılar:
Orgal M 420 : Psödoplastik – newtonian arası kolay uygulanabilir bir profil vermektedir. Orgal M 340 : yüksek
performanslı akrilik kıvamlaştırıcıdır.
Poliüretan Kıvamlaştırıcılar:
Munzing ürünleri ile farklı profillerde çözümler sunmaktayız (Şekil 15).
HASE Kıvamlaştırıcılar:
Orgal HT 465 – Psödoplastik bir
üründür. Kısmen ya da tamamen
HEC kıvamlaştırıcılar ikame edilebilir.
Tafigel AP 10 – Psödoplastik
/Newtonian – Orgal HT serisi ile
kombine kullanılarak kısmen ya da
tamemen HEC kıvamlaştırıcılar ikame
Tafigel AP 20 – Psödoplastik – Ekle
ve karıştır. Son dakika vizkozite
ayarlaması için kullanılır. Nötralizayon
gerektirmez. pH : 13’ekadar çalışabilir.