You are on page 1of 196

IMMANUEL K ANT N

FEL SEFES
Eserin bu yeni basmm
Tomris Mengiiolu hazrlamtr.
Hei nz Hei msoeth
Immanuel
KANTm
Felsefesi
eviren:
Takiyettin MENGOLU
Mmnx K i tabevi
Ankara Caddesi 93 stanbul
TEMI-.l. D Z: 14
EVR M Matbaaclk Ltd. ti.
Selvili Mescit S. 3 Caalolu - stanbul 1986
N D E K L E R
Birinci Baskya n s z ...................................................... . 7
GR: K A NT N HAY ATI VE DNCELERNN
GELMES......................11
1. KANTI N GENLK Y API TLARI, EVRENB L M
VE DOA FELSEFES .................................................25
2. KANTIN 1780 LE 1770 Y ILLARI ARASINDA
DNCE D N Y A SI ...................................................... 35
3. SALT AKLIN K R T ...........................................88
A. nsz ve Giri ......................................................66
B Transcendental A e s t h e t i k ........................... 78
C. Transcendental A nalitik (K ategoriler Teorisi) 85
D. T ranscendental Deduktion . ........................... 91
E. Salt Anlama Y eteneinin lkeleri . . . . . 95
F. T ranscendental Dialektik ...................................... 103
4. PRAT K AKLI N K R T . . . . . . . . . 123
A. Salt Pratik Akla Dayanan Ethikin
Temellendirilmesi ...................................................... 123
B. Amalar lkesi ve Autonomi Sorunu . . . . 135
C. Salt Pratik Aldn P ostul atl ar ...........................140
5. Y ARGIGCNN K R T ......................................153
A. nc K ritiin S o r u n l a r ................................ 153
B. Estetik Yarggcnn K r i t i i ...........................185
C. Teieolojik Y arggcnn K ritii...........................172
6. K ANT N D N VE TAR H FELSEFES..................... 182
BR NC BASKIY A
NSZ
Bu kk kitap, Profesr Heinz Heimsoethn konuk
profesr olarak niversitemizde 1950-51 yllarnda Kant
n Felsefesi zerine verdii derslerin evirisidir. Ksa bir
sre nce Almanyada bir Armaan yaymlanarak 80,
doum yl kutlanan Profesr Heinz Heimsoeth, tannm
bir Kant aratrcsdr. Halen Kln niversitesinde ders
ler vermekte, seminerler dzenlemekte; almalarn ve
yaym hayatm canl bir ekilde srdrmektedir. Birka
ay nce Kantn Salt Akln Kritii adl yaptna bir Ko-
mentar yaymlad; bunu ikinci ve nc ciltler izlemek
zeredir.
Trkesini sunduumuz bu derslerde. Profesr Heinz
Heimsoeth, Kantm hayatn, hayat boyunca arpt
glkleri; yaptlarm, bu yaptlarndaki ana sorunlar ve
zm yollarn Kant ok iyi tanyan bir filozof rahatl
ile ele almtr. Kant felsefesinin sorunlarn bu kadar ksa
bir yazda, tam bir aklkla ortaya koyup gstermeyi, an
cak Kantla uzun yllar uram bir aratrc baarabi
lirdi. Bu kitapta okuyucu, Kantm btn yazlarndaki so
runlar, yaymlandklar tarih srasna gre, ak bir ekil
de, ilk elden grebilecektir. Kant felsefesi zerine ka
ranlk ve ou zaman yanl dncelerin dnp dolat
memleketimiz iin, bu kitap, bu bakmdan ok nemlidir.
7
Bundan baka, Kantn urat birok soruna ili
kin yanllar, bugn bizim bilim, felsefe ve dn hayat
mzdaki baz dnme tarzlarnda, hatta gnlk hayat
mzda srp gitmektedir. rnein, kavramclk bunlar
dan birisidir. Kant, memleketimizde sk sk bavurulan,
insan bo gurura ve havada duran fikir oyunlarna gt
ren .kavramclk la arpm ve insan aklnn bu alanda
ki snrlarn gstermitir.
Kavramclk, genel olarak Doulunun hem bilim ala
nnda, hem de gnlk hayatta en ok bavurduu bir d
nme tarzdr. Doulu iin bilim ve felsefe, ezberlenen,
yklenilmesi gereken ii bo bir kavramlar ykdr; onla
rn dnyayla, hayatla ilgisi yoktur. niversitelerde gen
ler, bilim ve felsefe yapmay deil, bilimi ve felsefeyi
renirler; yani ezberlerler. Gnlk hayatta da kavramclk,
yapp ettiklerini kavramlar arkasnda saklamak; olmayan
eyi var gstermek; var olan da kendi karna gre yo
rumlamak eklinde olup biter. nsanlar, kklklerim,
tutarszlk ve yalanlarn, manta dayanan kavram oyun
lar ile rterler. Hatta ou zaman yalnz rtmekle kalmaz
lar, bunlar en yksek insansal amalara balarlar, 'sanki
yksek deerlerin insan hayatndaki yeri ve devi, insa
nn karlarna, yalan ve kklklerine, paravana olmak
m gibi.
te Kant, analitik yarglar ve gelenekle gelen metafi
zik hakknda ortaya koyduu dncelerle, insan hatal
ve sahte yollara dren akln bu yeteneine snrlarn
gstermitir.
Kanta gre,eer insandan kesinde oturarak dn
me yeteneinin btn olanaklarm kullanp, rationalist
metafiziklerin yapt gibi, kavram kurgular yapmas is
temeydi; bu, kolay ve insann kendi hesabna pek gurur
verici sonulara varaca bir i olurdu. Halbuki ondan
insan olmay gerekletirmesi beklenmektedir. Burada
8
insan, pratik akim ona gsterdii insan olmaya inan
maktan baka hibir temele sahip deildir: Ne bir kant
lama olanana, ne de bir mutluluk amacna. Ondan ger
ekletirmesi beklenen insanlk, onun ayn zamanda var
lk temeli ve varlk nedenidir. Bunu gerekletirmede in
san yapayalnzdr: Ona ne doa, ne de tanr yardm ede
bilir; yle ki. btn baar ve baarszlnn; mutluluk
ve mutsuzluunun teksorumlus, nsann kendisidir. nsan,
insan olmay, ne bakasnn kiiliinde, hatta ne de
dinlerin yapt gibi tanr iin bir ara olarak kul
lanmaldr.
Pratik akim insandan mutlak bir geerlikle ger
ekletirmesini istedii insan olma temeli zerinde, b
tn insanlar birleirler. Bu bakmdan Kant, insanln has
talkl, kriz dnemlerinde saplanlan mutlak bir bireycilik
ve greceliin de snrlarm izmitir.
nsann kendisini, kendi bana bir amacn ger
ekletiricisi olarak grmesi, Kantin insan iin izdii bu
gurur dolu alakgnlllk tablosu, gerekten heyecan
vericidir. Kantm bu grnn Bat dnyasnn dnr
leri, sanatlar zerinde derin etkileri olmutur.
Felsefi aratrmalarnda bilgi sorunundan, gnoseo-
logik bir grten hareket etmi olduu halde, Kantn in
san sorunlarnda varm olduu sonular, ona, bugn e
itli ynlerden ele alnarak uralan felsef antropolojinin
kurucusu saylma hakkm kazandrmtr. Bunun nedeni,
onun insan sorunlarnda, insann maddi ve manevi kar
larn gzetip kollamayan, drst ve objektif bir tavr
taknm olmas; eletirilerinde hibir pein yargya dayan-
mamasdr.
* *
Trk dilinin hzla geliip olutuu bir ada yayo
ruz. Bu bakmdan bu eviri yaplrken, u srada yaz ya
9
zan herkesin kolayca anlayaca birok glklerle ar
pmak zorunda kalnmtr. Burada, dile, kar saygs olan
herkesin yapaca gibi, uy dur uluv ermi, ya da dilimize bir
kltr zentisi olarak baka dillerden girmi olan ve
onu bozan kelimelere yer vermemeye alld. Fakat bir
eviride en byk glkle, terimlerde karlalmaktadr.
Bizde, genel olarak, Bat dillerinden alnan terimler, ar-
tk hangi dilden aktarlmsa, o dilde okunduu gibi, Trk
Alfabesi ile yazlr. Bu da birok karklklarn doma
sna neden olmaktadr. Bu bakmdan bu yazda, hem bi
zim dilimizin kendi iinde, hem de Bat kiiltr evresi ile
bir birlik kurabilmek iin, bu kelimelerin Bat dillerine
geldikleri kaynaklardaki yazl ekillerine Greke ya da
Latinceden geldiklerine gre, Greke ya da Latince yaz
l ekillerine elverdii kadar bal kalma denendi.
Geri dili yapmak tek bir insann ii olamaz; fa
kat dil yine de teklerin yaptklaryla olumaktadr. Dilin
olumas kanlamaz bir olaydr. Onun gelimesi iin ge
rekli olansa, ortaklaa bir dnme ve grmenin doma
sdr. Dnp grlerek deil de, yaktrlan, uydurulan
kelimelerle, kelime yaratma larla yaplmaya, gelitiril
meye allan dil, birliini ve anlamn yitirir. Bunun iin
yaz yazan herkesin, alakgnlllkle Trke dnmeye
almas; kelime uydurmada deil, yapabiliyorsa dn
mede yaratc olmas, dilin korunmas ve gelimesinin en
salam yoludur.
stanbul 1967 T. M.
10
GR
KANTTN HAY ATI VE DNCELERNN
GELMES
Kant, 22 Nisan 1724de Knigsbergde, basit bir
zanaatnn olu olarak dnyaya geldi. Doutan zayf ve
hastalklyd. Sonralar bu konuda, doann kendisine ya
ama gcnden ancak kk bir pay verdiini syler.
Doann bu hasislii, Kantm hayat boyunca, yksek d
nme yeteneiyle gl iradesinin, bu yetersiz beden ya
ps le savamasna neden oldu. Gerekten Kantm ha
yatnda ortaya koyduu byk baarlar 80 yama ka
dar srdrebilmesi, ancak onun iradesinin srekli arp
malar ve pek ok eyden vazgemesiyle mmkn ola
bilirdi.
stelik Kantm beden yaps bakmndan bu zayfl
na, onun ruh bakmndan ar duyarlnn katlmas,
bu irade savan bsbtn gletiriyordu. Kant genlik
yllarn anlatrken, ok defa hem kendimden, hem de
dnyadan bkm bir haldeydim, der.
Kantm srdrmek zorunda kald bu arpmalar
la dolu hayat, ona, erkenden ve olaanst bir irade gc
kazandrd. Uzun eitim yllarndan sonra, hayatn ka
zanmak iin, varlkl aileler yannda retmenlik yapt.
Bunun yansra, kendisine ar bir ders yk ykleyen
niversitedeki hocalk almalarn da yrtmesi gerek
11
ti. Felsefe tarihinde adn lmszletiren, Avrupann d
nme tarihi zerinde byk ve derin etkiler yapan ya
ptlarn, ancak, hayatnn ellinci yllarnda yazmaya ba
lad. Kantn dnme gcnn aa yukar yetmi ya
ndan sonra zayflamaya baladm gryoruz. Bundan
derin bir znt duyan Kant, hibir zaman almalarn
brakmad. mrnn son yllarndaki almalar, onun,
dnya hakkn d ak i grn tamamlamak ve derinletir
mek iin sorunlarla sonuna kadar nasl arptm gs
termektedir,
Baba evi, Kant fikir bakmndan besleyecek bir
durumda deildi. Fakat Kant, sonralar kendi gemiine
bakarken, baba ocan saygyla anar; baba evinden ah
lak ve erdemden baka zellikle annesinden ok ey
rendiini, bir insann edinebilecei en yksek eyleri;
dinginlii, dinginlik iindeki neeyi hibir arln bulan
drmad gnenci tattn; baka insanlar ekememe ve
kinden uzak, sevgi dolu bir hogry orada yaadn
anlatr.
ocukluunda onun yksek yeteneklerini ilk *kz
gren, sonralar teoloji profesr olan Knigsbergli bir
rahipti. Bu rahip, Kantm babasn, olunu, kendisinin
ynettii Collegium Fridericonuma gndermeye raz etti.
Bu okul, o zamann en iyi okullarmdand. Fakat gelece
in filozof ve bilim adam Kantn yetimesi iin yeterli
deildi. Bu okuldaki eitim Latinceydi ve forma 1 bir te
mele dayanyordu. Matematik ve manta ok az yer ve
rilmiti; hele corafya, tarih ve doa bilimlerine hi yer
verilmemiti. Halbuki bu bilgi alanlar, Kantn sonralar
ok ilgilendii, hatta zerinde dersler verdii alanlar ol
mutur.
Bu okulda Kant. Latin airlerle tanmtr. Y aptla
rnda baz iirlerini aktard bu airler yoluyla. Kantm
12
duiinme ve hayat biimine stoaea bir anlara girmitir.
Kant, bu okuldaki, arl aras kesilmeyen dua ve tapnma
larla dolu eitim yllarm anmsamak hi istemezdi. Bun
dan dolay o, verdii pedagoji derslerinde, ocuklarn z
gr bir ekilde eitilmesini ister; yle ki, ocuklarn g
nlleri sevin dolsun, baklar gne gibi parldasn
der.
Kant, 1740 ylnda niversite renimine balad.
nl ve gen profesrlerin etkisi altnda kalarak, en ok
doa bilimleriyle urat. Balangta Kantm ilgilendii
alanlar, matematik, fizik ve astronomi olmutur. Kant,
hocas Knutzen yoluyla, fizik ve astronomi bilimlerinin
Y eniadaki nemli gelimeleriyle tant. Y ine bu hocas
ona, ilk kez saac Newtonun Doa Felsefe:tinin Mate
matik lkelerini tantt, Newtonun ad ve yapt, Kantt
hayat boyunca yneten bir kutup yldz olmutur. Daha
niversite reniminin b dneminde Kant byk bir so
runun karsnda bulunduunu farkediyor. O, ancak krk
yl sonra, bu sorunu ele alp, Doab il i inlerinin Metafizik
ntemelleri ad altnda yazaca kitapta, ortaya koyup
ileyecektir.
Kant, 1747 ylnda faklteye sunduu bir yaz ile
niversite renimini bitirdi. Bu yaznn bal uydu:
Fizik Glerin llmesi. Bu teorik mekaniin bir
problemiydi ve o sralarda Descarteslarla Leibniz yan
dalarm! Descartes da Leibniz de fizikiydiler ara
snda br tartma konusuydu. Yirmi yandaki Kant, bu
yazsnn nsznde yle diyor: Ben, kendime, zerinde
yryeceim yolu artk izdim; beni bu yolda yrmekten
hibir ey alkoyamaz. Halbuki Kantm dnme yete
nei daha bu gibi problemlerin glkleriyle baa ka
cak gte deildi. Bu problemin doru zmn, Fran
sann byk doa bilgini dAlemhert bulmutu; fakat
Kant bunu bilmiyordu.
Kantm babas 1746da ld. Bundan sonra, onun
kendi hayatn kazanmas gerekti; sekiz yl boyunca, iste
meyerek, evlerde zel retmenlik yapt. Bu srede bi
limsel almalarnn peini brakmad; doabilimleri ve
felsefe alannda almalarn srdrerek, kendisini aka
demik meslee hazrlad.
1755 ylnda yine niversiteye dnd; bylece Kant'
m magster dnemi balam oldu. Bu dnemin balan
glarnda, iki yaz ile karmza kmaktadr; bunlardan
birincisinin bal udur: Metafizik Bilginin lk lkele
rinin Yeni Anlam. Bu yaz, Kantm ilk felsef yazsdr.
Bu soran, metafiziin temelleri ve ilkeleri sorunu, onu
hayat boyunca uratrm tr.
kinci yaz, doa bilimleriyle ilgilidir; genel bir ev
ren gr tamaktadr. Doa, Tarih ve Gkyznn
Genel Teorisi adndaki yaz, onun ilk dneminin ana
yaptdr. B yazy, ksa bir sre sonra, Latince yazlm
bir bakas izledi. Bal, Kantm Leibnizden beri sre
gelen Alman metafizii ile olan ilgisini gsterir: Fizik
Monadoloji. Bu yaz, Leibniz ve Christian Wolff meta
fizikleriyle Newtonun doa bilimlerinin ilkeleri arasnda
ilgi kuran ilk denemedir.
Kant, on be yl boyunca, doent olarak niversite
de alt. Bu srede pek ykl olan derslerinden ald
para ile geiniyordu. nceleri mantk, matematik ve me
tafizik dersleri veriyordu; sonradan mekanik, teorik fizik,
fiziksel corafya; daha sonralar da etik, hukuk felse
fesi, antropoloji ve felsef din teorisi dersleri verdi. 1760
yllarnda Kantm rencisi olan, sonralar onun felsefe
sine kar dnceler ileri sren Herder, yazlarnda. Kant
m bu doentlik dneminin ok canl, ilgi ekici bir tab
losunu izer.
Kant, ar ders yk yannda felsefe aratrmalarn
srdryordu. Bu almalar, zaman zaman kk yazt-
14
lar halinde yaynlyordu, Kantn 1760 yllarndaki bu
yazlar, eskilerine gre daha bamszdr. Bunlardan bir
tanesi, Tanrnn Varlm Kantlamak in Mmkn
Olan Biricik Yol baln tayordu ve Kanta o zaman
ki Alman felsefesinin ileri gelen filozoflar yannda ba
msz bir filozof olarak yer kazandrd. Bu tarihten son
ra Kant, zamannn tannm filozof ve bilim adamlaryla
mektuplamaya balad. Bunlar arasnda, dAlembert ve
Mendelssohnu sayabiliriz.
1760 yllarnda Kant, Wolffdan sonraki Alman felse
fesinde ortaya kan, metafizik geleneinden yava yava
ayrlmaya balyor. Halbuki Kant, o zamanki retim
geleneine uyarak, bu felsefenin elkitaplarma gre dersler
veriyordu. Bu tarihlerde, artk bunalml bir dneme gir
me yolundadr. Onda yava yava, fakat gl bir dn
sel kaynama balyor. Zamanndaki felsefenin gelenekle
gelen metafiziinden kukuya dyor. Bu metafiziin s
regelen tarz ve temellendirmeleri ona kukulu grnyor;
tanr, evren ve insan hakknda matematie benzer teorem
ler ve kantlarn bir sistemi halinde, kesin savlar ileri sr
mesi onu dndryordu.
Yine bu yllarda, Kantm ilgisi, felsefenin baka alan
larna kayd; Alman felsefe geleneinin dnda bulunan
filozoflar, onun ilgi alanna girdi. imdi, Kant eken
problemler etik ve estetik problemlerdir; insann varlk
-yaps ve amac, dnme gc hakkmdaki sorulardr.
B alanda onu etkileyen filozoflar Montaigne, Hume,
Hutcheson, Shaftesbury ve zellikle J . J . Rousseau olmu
tur. Rousseaunun yazlar, K antn dncesinde, i dn
yasnda byk bir deiiklik yapyor. Artk felsef d
ncesinin arlk noktas, doa felsefesi ve varlk meta
fiziinden, insann i dnyasna, ahlakla ilgili alana ka
yyor. imdi onun balca sorunlar insan eylemleri ve
15
insann evrendeki yeridir; insann vaik-yaps, insanl,
onun felsef dnmesinin yneldii alandr. Bundan son
ra Kant, Alman felsefe geleneinden gelen metafiziin
sadece kukulu bir duruma girdiini grmekle kalmyor;
ayn zamanda onun, iddialarnn, insann i-hayat, yani
zgrl ve aulonomsi bakmndan tehlikeler tadn
da gryor,
17601 yllarn ortalar, K antin iinden kamad
felsef dncelerle bunald yllardr. O, artk susuyor;
bu susma gittike byyor. Nihayet 1769 yl ona yolunu
aydnlatacak olan getirmi grnyor.
Bu sralarda, Kantm d hayatyla ilgili bir olay,
onu, felsef almalar bakmndan, daha iyi bir duruma
getiriyor. Krk alt yandaki doent, nihayet oktan beri
beklenen profesrle ykseliyor; bylece hayatn kazan
mak iin, birok alanlarda vermek zorunda kald an
garya derslerden de kurtulmu oluyor. Mantk ve meta
fizik profesrlne atanan Kant, o zamann gelenekleri
ne uyarak, Latince bir yaz, bir doktora tezi yaymlyor:
.Duyular Dnyas le ntellegibel Dnyann Form ve-t^
keleri (1770). Bu. yaz, Kantn almalaryla iine gir
dii yeni felsefi yolun ilk baarsdr.
Artk Kantm hayatnda yeni bir a balamtr;
imdi onun hayatm sadece kendi felsef almalar, ara
trmalar doldurmaktadr. Fakat o, bu almalarn he
men yaymlamyor; tersine, susuyor. Bu, hibir ey ya
ymlamama, susma, tam on vl sryor. Bu yllar onun
dnce hayatnda byk arpmalarn, didimelerin olup
bittii yllardr. Bu savalarn iaretlerini, zamannn fi
lozoflarna yazd mektuplarn baz paralarnda; o s
rada okuduu kitaplarn kenarlarn dolduran notlarda g
ryoruz. Kantm da kar sustuu bu on yl, onunla
ilgili aratrmalar zellikle kendisinden sonraki yzyl
iinde pek ok uratrmtr,
16
Kant bu on yl geriye ekilerek tam bir yalnzlk
iinde geirdi. Bu srada, dikkatini zerine ektii kendi
a, ona, bo yere, cevapsz kalan sorular yneltiyordu.
K antn bu on yl iindeki almalarnn ne kadar g
lkler ve didinmelerle dolu olduunu, biz, onun, derin bir
ekilde deien slubundan ve hayat eklinden anlyoruz.
rnein, 1764 ylnda yazd Gzellik ve Ycelik Duy
gusu zerine Dnceler adl yazsyla; 1767 ylnda ya
ymlad Ruhlarla Konuann Ryalar adl yazsnda
grdmz incelik, somut canllk ve kvraklk artk
kayboluyor; bunun yerini, yazlarnn okunmasn, ince
lenmesini zorlatran g ve canskc, ar bir hava al
yor. Hayat tarz, byk alma yknn altnda ok
daralan, sonunda kl krka yarmaya kadar varan bir don-
muluk kazanyor. Kantn bu dnemindeki hayat tarzyla
ilgili nkteler anlatlr. Kant, sanki demir bir ember
iinde yaad bu yirmi yl boyunca yapt almalary
la hayatnn byk yaptlarn ortaya koyacaktr. Bu ya
ptlar, Kantn adalarna ve sonraki kuaklara brak
t, dnce hayatnn gerek baarlardr.
1781 ylnda, sustuu bu on yllk hazrlanma dne
minden sonra, bu dnemin verimi olan ve ksa bir sre
iinde yazlan Salt Akln Kritiim, olgunluk ann
ilk yaptn yaymlad. Bu yaz, gelecekte ortaya kabi
lecek her metafizik iin bir hazrlk, propaedeutik ola
rak dnlmt. Bu yaznn nsznde, binlerce yllk
almalarn alan olan felsefede devrim yapan bir filozo
fun hakl gururu grlmektedir. Kant, felsefe alannda
yapt bu devrimi, kendisinden yzyl ncc Koperikus
un astronomide yapt devrime benzetir.
Geni tutulan ve g olan bu yapta kar balan
gtaki ilgi zayf oldu. Hatta, eserin asl anlamn kavra
madan, onu ilgisizce yadsyan, eletiriler yapld. ann
tannm dnrleri bile, Kantn bu yaptn anlayama
KF 2 17
dlar; yararlanmay bilemediler. rnein, yllarca Kantla
mektuplaan Mendelssohn, b yazdan asap trps
diye szediyor; o zamandan beri Kant iin yinelenen su
deyimi kullanyor: Her eyi krp dken Kant.
Salt Akln Kritii nin yaymlanmasndan iki yl
sonra, 1783de, Kant, bu kitabn ana dncelerinin ksa
bir zetini yaymlad. Bu kitap, kolay anlalabilecek bir
ekilde ve Salt Akln Kritiinin yanl anlalmasn n
lemek iin yazlmt. Bal yleydi: Gelecekte Bilim
Olarak Ortaya kabilecek Her Metafizie Prolegomena.
Bu kitabn yaymlanmasndan sonra, Kantm dnceleri
yava da olsa, yerlemeye, an etkilemeye balad.
Bu arada almalar sryor ve ilerliyordu. Kritik
felsefe, K antin felsefe iin gznnde bulundurduu iki
ana sorun alannda yol amalyd. Felsefenin bu ana so
runlarndan birisi doa metafizii, tekisi ahlak metafizii
ile ilgiliydi. Birincisi, batanberi K anti derinden ilgilen
diren doa bilimleriyle, doa metafiziiyle ilgili sorunlarn
bir devamyd; imdi bu alann sorunlar, insan aklnn
incelenmesiyle elde edilen ilkelere dayanarak, yeniden 'ele*-
alnmalyd. 1786 ylnda Kant, bu sorunlarla ilgili olarak
Doa Bilimlerinin Metafizik OntemeUeri adl kitabn
kard. Bu yapt, Kantm doann (canllar alan dndaki--
doann) genel ilkelerini inceledii, doa felsefesidir.
Ahlak metafiziine gelince: Kant iin ahlak metafi
zii, insan hayatnn ahlaki temel-yaps hakkmdaki fel
sefi bilgidir; bu yap, temelini insann salt pratik akl
sahibi olmasnda bulur. Bu yzden, insan aklnn kendi
kendisini yenibatan yoklamas; geni bir temel zerinde
akln kritiinin yaplmas gerekmekteydi. Bylece kritie
dayanan yeni felsefenin, yani Salt Akln Kritiinin ya
nnda, Pratik Akln Kritii (gelecekte yaplabilecek olan
ahlak metafiziinin genel temdi olarak) yer ald.
18
Kantm ahlak baklandaki dncelerini, iki yazsn
da buluruz: Birincisi, 1785de yaymlad Ahlak Meta
fiziinin Temellend\riimesidir. Bu kitap da, tpk Prole-
gomena gibi, okunmas kolay olan bir giri olarak d
nlmtr. kincisi de, Pratik Akln Kritiidir. 1788 y
lnda kan bu kitap. Kant ahlaknn temel dncelerini
ortaya koyar; bundan baka, Kanta gre, gelecekte ya
plabilecek ahlak metafiziklerinin esaslarn gsterir. Bu
rada metafizik kavramndan, kaynak sorularnn, yani din
yolu ile dnme alanna giren baz hayat problemlerinin
felsefi bilgisi anlalr. Kant, insan aklnn kendisinde, ken
dinden ayrlmaz bir ekilde tadn grd bu sorular
ide altnda toplar: tanr, zgrlk ve lmszlk.
Kantn ahlak felsefesini ortaya koyan bu yaptlar,
yaymlanmalarndan hemen sonra, an etkilemeye ba
lamlar; ilk kez Almanyada olmak zere, ortaya kan
Kantlk akmnn ilgi merkezi olmulardr. Kantm ilk
ana yapt olan Salt A kim Kritiim\\ felsefi aratrma
ve abalarn hedefi olmas, hatta n salmas, bu ahlak
felsefesiyle ilgili dnceler yoluyla oldu. O zamanlar, bu
yeni felsefeden byk bir hayranlk ve heyecanla ilk kez
szeden, Kari Leonard Reinhoid olmutur. Onun, Kant
m Felsefesi Hakknda Mektuplar 1786-87 ylnda ya
ymlanmtr Kanta, kendi amda n salayan ilk ya
zlar olmutur. Reinhoidun 1789 ylnda kan, nsann
Dnme Yetisi zerine Bir Teori Denemesi adl yazs
da, Kantn sistemini, felsefi dncelerini ilerletmeyi de
neyen ilk felsefi aratrmadr. lk Kantlar, hatta bunla
rn en nllerinden birisi olan J . G. Fichte de bu yapttan
etkilenmitir.
Reinhoid, 1787 ylnda J ea niversitesinde profe
sr olduktan sonra, J ena, Kant aratrmalarnn ilk mer
kezi oldu. Bylece J ena, Kantdan sonraki byk Kant
filozoflardan Fichtenin, biraz sonra Schellingin, daha
19
sonra Hegelin, yani Alman dealizminin yaratclarnn
felsefi eitimlerini kazandklar; sonra da hoca olarak et
kiledikleri bir yer oldu., 1790 tarihinde, Leibzigde bir
feologi rencisi olan FicMenin eline Pratik Akim Kri
tii geiyor. Kitab okuduktan sonra, onun, kendi ze
rindeki etkisini yle anlatyor: Pratik Akln Kritiini
okuyalberi yepyeni bir dnyada yayorum. Bu felsefe
sisteminin insanla nasl bir onur ve bize ne byk bir
g kazandrd anlatlamaz. air J ean Paul, 1788 y
lnda bir dostuna unlar yazyor: Tanr akna bu iki
k 11ab satn al (K antin iki Kritii ni), Kat dnyann
deil, prl prl parlayan gne sisteminin btndr.
Bunlar, K antin en sekin dn adamlar zerinde
yapt ilk etkileri gsterecek belgelerdir. Bundan soma
K antin yaptlar, 19. yzyl boyunca ve 20. yzylda, e
itli Avrupa uluslarnn saysz dn adamlar iin ara
trma alan olmutur. Tpk eskiden Platon ve Aristoteles
in yaptlarnn olduu gibi.
Bylece Kant, imdi, dn alanndaki veriminin ve
etkisinin ilk tepe nok tasma varmt. Bu yllarda ahlak
sorunu, yahut metafizii yannda, henz domakta olan
br felsefe disipliniyle, tarih felsefesiyle ilgili dnceler
ortaya koymaya balyor. Tarih felsefesine ait en nemli
yazs, Herderin insanlk Tarihinin Felsefesi zerine
deler adlt yapt ile yapt bir hesaplama olan. Dnya
-Vatandal Asndan Genel Bir Tarih desi adl ya
zsdr. K antin bu yazsnn kmas, Herderin, Kanta
kar, sert ve haksz karkoymalarmn balamasna ne
den olmutur. K antin nsanlk Tarihinin Varsay labile-
cek Balangc (1786) adl makalesiyle Aydnlanma Ne
dir? adl yazs da, tarih felsefesi sorunlaryla uramak
tadr. Sonralar Hegel, kendi tarih felsefesinde, K antin
dnceleriyle Herderin dncelerini birletirmeyi dene
mitir.
20
Bu arada, K antm yorulmak, dinmek bilmeden s-
riipgiden almalarnda, yeni bir sorun daha ortaya
kyor. O zamana kadar, doadaki ve sanat yaptlarndaki
gzelliin ve yceliin yaanmas gibi sorunlar zevk teo
risi ad altnda inceleniyordu. Kant bu sorunlar kendi
felsefesi erevesinde; yani insan akl, insan geist ve
genel olarak insann eitli yetenekleri erevesi iinde
yeniba^tan ele alarak, onlara yei bir k getirdi. By-
lece 18. yzyln ortalarndan beri estetik adn almaya
balayan bu alana, sorunlar sunuundaki yenilikten do
lay. bambaka bir alann sorunlarm da soktu; bu, canl
doa alandr.
O zamana kadar, Kantm doa felsefesi, (ilk yazla
rndan, 1786da kan Doahilimlerinin Metafizik n-
temelleri adl yaptna kadar) Newton mekaniinin ve
teorik fiziin etkisinde kalmt: canl doann, hayvan
ve bitkiler dnyasnn, zlmeyi bekleyen sorunlarn,
aratrmalarnn dnda kapal bir alan halinde brakm
t. te imdi, Kant, bu a lan m sorunlarn estetik alann
sorunlaryla birletiriyordu.
O zamana kadar, Kanttn alma plan iinde arat
trd soran alanlar arasnda bir ikilik vard: teorik ve
pratik akl; bunlarn alanlar olarak, bir yanda doa
metafizii, te yanda ahlak metafizii; bir yanda doa
sorunlar, te yanda zgrlk ve insan hayatna ekil ka
zandran ahlak, hukuk ve devlet sorunlar. Bu alanlar
arasnda bir uurum varm gibi grnyordu; halbuki
her iki alan, eylem ve bilgi alanlar, ayru insan var
lnn btnlne dayanmaktayd. imdi Kantm kar
sna, ilk bakta birbirinden apayr grnen bu iki alan
arasndaki geitleri; doayla zgrlk arasndaki kprle
ri gstermek gl kmaktadr.
Kant, sorunlar bu ynden incelemeyi, nc Kri
tiinde ele alr. Bu kitapla Kant, sisteminin nc ana
yaptn vermi olacaktr. Bu nc Kritiin ad, Yar
ggcnn Kritii d ir.
1790 yllarnda yaymlanan bu kitap, sorunlar ba
kmndan ok zengindir. Fakat bu sorunlar, kendilerine
zg yeni glkler de getirmilerdir. Bu yzden Kant,
kitabnn son blmnde, metafizik sorunlara girmek zo
runda kalmtr. Bu da glkleri bsbtn arttrmtr.
Bu kitap, domak zere olan Alman dealizmini
ok etkilemitir. nc Kritik, Fichtenin oluumunu ok
etkilemi; ayn ekilde, Scheling ve bu yolla da Hegel
zerinde ok byk rol oynamtr. Filozof air F. Schiller
ve felsefe alan dnda bulunan Goetheye de Kantm
bykln bu yapt, Yarggcnn Kritii tantm
tr. K antin, estetik sorunlarla, canl doa alannn sorun
lar arasnda balar kurmas, o zamann dnrleri ze
rinde derin etkiler yapm; zellikle Romantizmin do
uunda byk rol oynamtr.
Kant, nc Kritiinin nszn u cmlelerle bi
tirir: Bu yazmla, btn kritik almalarma son veri-'
yorum. Artk zaman kaybetmeden doktrinal (yani, me
tafizik gibi bilimsel bakmdan aratrlmas gereken) so
runlara gemeliyiz. Gittike artan yamdan, amacma eri-'
mek iin gerekli zaman olabildiince kazanmaya bakma
lym. Kant, nc Kritiini bitirdii zaman, altmalt
yandayd. Son yirmi ylnn byk alma ye baarlar
yznden, artk, yaratma gcnn doruuna ulamt.
Bundan sonra, baz yeni sorunlar yenibatan ele almaya
balad. Bunlar, K antin allak metafizii adn verdii
geni alana giren hukuk ve devlet sorunlaryd. Bunlardan
sonra, dinle ilgili sorunlar ortaya kt. Alman dn
evresi, K antin din sorunlar karsndaki tavrn sabr
szlkla ve merakla bekliyordu. Bu bekleme, K antin 1792
22
ylnda bir dergide kan Radikal Kt zerine adl
makalesinden sonra bsbtn gergin bir durum ald.
Kant, yllar nce din felsefesiyle hukuk felsefesi ze
rine dersler vermiti. imdi, b dersleri bir araya toplad.
1793 ylnda bir kitap halinde yaymlad. Bu kitabn ad,
Salt Akln Snrlar inde Dindir. Kantm din felse
fesine ilikin dncelerinin zn nsan Doasndaki
Kkl Kt adl makalesinde buluruz. O, buradaki d
nceleriyle, hem kendi ann akl iyimserliinin, hem
de Rousseaumm u dncelerinin karsndayd: insan
doas aslnda iyidir; onu bozan uygarln yanl yolla
ndr.
Bu kitapta, Kantm dnme gcnn artk azalma
ya baladn gsteren iaretler vardr. 1796 ylnda, ah
lak metafiziinin devler ve erdem teorisiyle ilgili yaz
larn, Hukuk Teorisinin lk Temelleri genel ad altn
da yaymlad. Buradaki sorunlar, kendisinin ortaya koy
duu yeni felsefe grne gre ele almayarak, eski ders
lerini biraraya toplamakla yetinmitir.
Bu yazlarn yannda birka makale daha vardr ki,
bunlarda Kant, kendi an ilgilendiren tarih ve dinle
ilgili baz sorular zerinde dncelerini aklamaktadr:
Her eyin Sonu (1794); Ebedi Bar (1795); Fakl
teler Arasndaki atma (1798) gibi. Yine ayn yl,
Kantn nceleri ders olarak verdii bir yazs daha k
yor: Pragmatik Bakmdan A ntropoloji. Burada pratik
hayat bakmndan insann tannmasna yarayan bir bilgi
ele alnmtr. Artk ya ilerleyen Kant, teki derslerinin
yaymlanmasn (rnein, mant) gen arkadalarna b
rakyor.
1796 ylnda, 72 yandayken, profesr ve doen
olarak niversetideki krk yllk hocalk hayatna, al
malarna son veriyor; 'kendisini, kendi felsefi planlarm
gerekletirmeye adyor. Kantm hayatnn bu son sekiz
23
yladan, bize, bir yn notlar, taslaklar, fragmentler kal
mtr. Bunlar arasnda hem doa felsefesini, hem de in
san ve tanr sorununu ele alan metafizikle ilgili baz yeni
dnceler vardr.
Bu yaz yn, ancak yzylmzda byk emek ve
abalarla. K antin Opus Posthummu ad altnda ya-
ylanabiimitir. Kant, bu son sekiz yl iindeki dnce
ve almalarna artk bir birlik verememitir; nk d
nsel younlama ve hatrlama gc zayflamt. Kanta
bu son durumu, dnme gcnn knts, derin ac
lar vermitir; bunu 1798 ylnda yazd bir mektupta
aka gryoruz. Bundan sonraki yllar iinde, yava ya
va eriyerek 12 ubat 1804 ylnda gzlerini hayata ka
pad. Knigsbcrg niversitesi rencileri, onu, mezarna
kadar saygyla tadlar.
Bu sralarda, Kantm yaptlarnn ama etkisi en
yksek noktasna varmt. Bu etki, ilk kez Almanyada
balad ve yava yava btn Avrupaya yayld. 19. yz
yln ilk te birinde, K antin ilk byk etki dalgas za
yflanma balad. Fakat yzyln ortalarnda, eitli Av
rupa lkelerinde, K antin felsefesine ve Kritisizmim kar
ilgiler yeniden canland. Bylece Almanya, Fransa, talya,
ngiltere'de Y enikantlk Okulunun doduunu gryo
ruz. Bmda sonra K antin yaptlar hatta, Opus Posthu-
mun u, Avrupadaki btn bilim, felsefe ve tarih ara
trmalarnn ve abalarnn kendisine evrildii, bereketli
bir alan olmutur. Bu almalar, 19. yzyln son on yl
larnda ortaya kan Kant Filolojisi akm ve Kant hak
knda yazlan nl yaptlar ve yorumlarla gnmze ka
dar srp gelmitir.
24
1
K ANT N GENL K Y API TLARI
EVRENB L M VE DOA FELSEFES
Genlik ann Doa ve Evren Kavramlar
Kant, genlik ann ilk byk yaptn 1755 yln
da yaynlamtr. B kitabn ad Genel Doa Tarihi ve
Gkyz Teorisi, yalut Gk Cisimlerinin Yap ve Ha
reketlerinin Balangc zerine Newton Fiziine Gre Bir
Denemedir. Kant, kitabnn adma Ncwtonun adn kat
makla, kendisini, Kopernikus, Kepler ve Galilei ile ba
layan modern astronomi ve fizik geleneinin iine sokmu
oluyor.
Bilim dnyasn yeni bulularyla altst eden Ko
pernikus, Kepler ve Galiieinin, yeryziindeki ve gkteki
hareketler; yani fizik ve astronomik hareketler hakknda
ortaya koyduklar bilgileri; Newton, tek br sistem ha
linde birletirmeyi baarmt. Nevvton mekaniinin ilkele
ri, evrendeki btn maddi olaylar iine alyordu: Evrenin
en. genel yasas, yerekimi yasasdr. Doa felsefesinin
ilkeleri, matematik ilkelerdir. Zaman, mekn ve hareket
gibi kavramlar, ok genilemi olan matematik doa bi
limlerinin en banda gelen kamaralardr.
Gen Kant, doa bilimlerine dayanan evrenbilimin
bu anlay erevesi iinde, gk cisimlerinin balangcn,
25
kendisini deneyimize sunan doa dzeninin yava yava
olusunu, mekaniin ilkelerine gre anlamay ama edini
yor. Byle bir ide ile, yani evrenin oluunu, bilimd
mitoslar yerine, mekanik olarak kavrama abas ile, lk
ada, nceleri Demokritosda, sonra Epikuros ve Luk-
retiusda karlayoruz. kinci bir denemeye, 17. yzylda
yeni bilimsel gre dayanarak Descartes bavurmutu.
imdi, Kant bu yazsnda, Nevvtonun doa ilkele
rinden kalkarak, bu ilkeleri evrenin oluuna uygulamaya
alyor; ayn zamanda onda yeni bir dnce de gelii
yor: Keplerdenberi hareket biimleri ve yasalar kesin bir
ekilde bilinen bizim gne sistemimizin dndaki sabit
yldzlarda da ayn uyumlu dzen vardr. Samanyolu, sabit
yldzlarn ve saysz yldz sistemlerinin bir yn olarak
kavranmaldr. Kant, bunu yle dilegetiriyor: Sabit yldz
larn dzeni, gne etrafnda dnen yldzlarn dzeninden
baka trl deildir.
Kant, evreni bu ekilde, zaman-mekn iinde cisimler
ve onlarn hareketlerinden oluan bir btn olarak kav
rar. Bu btnde egemen olan temel yasa, Newtonun kef
ettii ekim yasasdr. Maddedeki iki temel kuvvet ve
yalnz bu iki temel kuvvet, btn olaylar ve dzenleri bize
aklayabilir: bu kuvvetler ekme ve itme kuvvetleridir.
Nevvtonun kendisi, gne sisteminde ortaya kan
baz glklerin giderilmesi iin, tanrsal bir gcn, yani
bir amaca gre ynveren bir akim dzenleyici etkisinin
varln kabul etmek gerektiine henz inanyordu. Kant
m evren grnde byle teolojik bir anlayn yeri yok
tur. Ona gre zaman-mekn iindeki dnya, yani maddi
doa, bir mekanizmdir. Bu mekanizmdeki btn sistem
leri, maddenin kendi gleri ve deimeyen kendi yasalar
dzenler.
Bir btn olarak ve mutlak anlamda zaman-mekn,
Newtonun doa felsefesinin ilkelerine gre, sonsuzdur.
26
Gen Kat da mekn ve zamann sonsuzluuna ayn e
kilde inanr. Kant, bu yazsnda mekn iin: Tanrsal
varln sonsuz evresi der. Ona gre doa, zaman-mc-
kn iindeki evren, btn sistemleriyle sonsuzdur. Evren
sel olaylarn oluu da, sonsuz olan zaman iinde olup bi
ter: Yaratl, evrenin oluu, bir anda olup bitmemitir;
yaratl, maddenin ve cevhcrin (substanslarn) sonsuzca
ortaya kmasndan sonra, daima artan bir oalma ile,
ebedi olarak srp gidecektir; aklar iinde ebedilii t
ketemeyecek olan bu yzyllarn ardarda gelmesinde, b
tn dnyalar, tanrsal varlkla canlanacaklardr. (Kant bu
nunla, evrendeki btn sistemler en sonunda bizim gne
sistemimiz gibi olacaktr demek istiyor). Gen Kant iin
evren, sonsuzlua yaylm sonsuz bir gelime halindedir.
Bu gelime, evrendeki sistemleri srekli olarak oaltr.
Evrenin oluumu, byk ve ykselen bir gelimedir.
Kant, evren iindeki sistemlerin sonsuz olarak geli
ip oalmasnda, bir plana gre hareket eden tanrsal
bir gcn etken olduunu dnmez. Bu olu, maddenin
gleri ve yasalarnn etkisi ile olup biter; evrenin bt
nndeki oluum, uyumlu dzenlerin sonsuzluk iinde o
almas, sadece, Nevvtonun saptad yasalarn ynetimin
dedir. Zamann ak iinde, sonsuzlukta yer alan btn
evrensel dzenler, evrensel ileyiin, mekanik nedenselli
in rndr. Gen Kant der ki: Bana maddeyi verin,
ben size bundan bir evren kuraym. Bunun anlam udur:
Bilimin, yldzl semada bir parasn kefettii ve mate
matik olarak, saylar ve formllerle kavrayp ifade ettii
evren, maddenin ve hareketin temel yasalar ile aklana
bilir.
Kant, astronomi ve fizik bilimine dayanan evren bak
landaki grnn, mekanist doa anlay ile kartrl-
mamasn ister. nk mekanist gre gre, evren ve do
adaki en son ey, hatta balca var olan ey, sadece mad-
27
de, onun gleri ve yasalardr. Halbuki Kant, kendisini
hu trl naturalistlerden, hele doa bilimlerine dayanan
felsefe grlerinin ilk kurucularndan olan Demokritos
dan ve onun yolunda yryenlerden, kesin bir dille ayrr.
Kanta gre, dzenlerin salt rastlantlarla; akl yolu ile
varlan akld bir eyle, ynetilmesi olanakszdr; madde
kavramnn kendisi, kendine zg gleriyle, bizi ister is
temez, evrendeki dzenin kayna olarak madde ve ev
reni aan sonsuz doa btnnn yaratcsna, tanrsal
olana gtrr. Maddenin nitelikleri, g ve yasalar, her
eyin yaratcs tarafndan yle sonsuz bir bilgelikle se
ilmitir ki; bu sayede evrende, tanrsal varln her ya
nn doldurduu bu sonsuz evrede, yeni dzenlerin olu
mas, artk kendi kendine braklmtr.
Bu dncelerden de anlalaca gibi, gen Kantda,
btn evreni kaplayan doa mekanizmi arkasnda, her
eye kaynak olan bir ide, tanrsal akl yer almaktadr.
Kant, tanrsal akln ebed idesinde btn eylerin, esas
yapya uygun birtakm niteliklerle donatlarak, ortaya kon
mu olduklarn syler; fiziko-teolojinin, yani doann k i
tabndan tanrnn okunmasnn en doru yolunun bn ol
duunu syler. Doada, zel olandan kalklarak tanrsal
olana varlamaz; tersine, kurulmalar kendi kendilerine>
braklan sistemlerin, dzenlerin bir btn olan doa b
tnnden, tanrsal evrene, temele gidilebilir.
Evrenin bykl, sonsuzluu, dzenleri ve dei
meleri ile dopdolu olan bu genlik yazsnda Kant, insan
dan pek szetmez. Sonsuz nedensel olaylar iinde, insana,
onun zgrlne yer kalmama benziyor. F. Nietzsche.
bir yazsnda der ki; Kopcrnikusdan beri insan, eik
bir yol zerine dm grnyor. Onun aalara doru
yuvarlanp kaymas, gittike hzlanyor; yle ki, insan,
artk evrenin ortasndan itilmi gitmitir; onun varlkta
28
yer ald yksek basamaa, onur ve biri c iki iine, verinin
doldurulmazlma olan inan, eriyip kayboluyor.
Gerekten Kan t'm bu genlik yazs, insann saygn
lktan drlmesinin ilk basamaym gibi grnebilir.
Fakat Kant'da, bu yazy yazd sralarda bile, bu trl
evren ve doa tasavvurlarnn br snr olduu dncesi
vard, O. kesin bir dille u sylyordu: Bu mekanist
gr, canll aklamaya yetmez; nk burada sunu
syleyemeyiz: Bana maddeyi ver, ben sana bundan bir ot
parac, yahut bir kurt az yapaym.
Kant bu yazsnn sonunda, insan ruhunun lmezli
inden, kendi dndaki dzenli evreni gren, hayran ka
lan, aratran insandan szeder. Burada insan, bir alc
olarak sanki doann byklnn, eriilmez uyumu
nun, kendisinde yansd bir aynadr. Varlktaki byk
lk ve ycelik, evrenden; evrensel dzenlerin oluundan
gelmekte grnyor. Gen astronom ve doa filozofu
Kantm, evrenin sonsuzluu karsnda duyduu hayranlk,
yasalarn dzenledii bir sistem olarak kavrad evrenin
onda uyandrd coku, ylesine 'byktr ki, bundan,
insann evrendeki yeti ve nemini dnmeye pek sra
gelmemie benziyor. Gerekten bu g sorun, evrenin
mekanik dzeni iinde insann zgrl ve sorumlulu
unun nasl yer bulabilecei sorusu, gen K antin dnce
ufkunda henz belirmemiti. Oysa sonralar, tam da bu
sorun, Kantn felsefi almalarnn merkezi olacaktr,
Kantm genlik ann ikinci yapt, Fiziksel Mo-
nadoIojid\r. Adndan da anlalaca gibi, Leibnizden-
beri sregelen Alman metafizik gelenei iinde yer alr.
Bilindii gibi, monad kavramn Lelbniz ortaya atmt:
hem doa ve Geist, hem de madde ve ruh iin ortak
olan ve birlik ifade cde bir cevher ilkesi anlamn ta
maktayd. Fakat Wolff ve onun ardndan gidenler, fizik
monad1lar, yani basit maddi cevherlerle, ruh monadlarn
29
birbirinden ayrdlar. Doa bilgini gen Kant ise, sadecc
fizik monadlardan szeder.
Hem fiziki, hem de astronom olarak, Newtonu
rencisi olan Kant, Leibniz-Wolff okulunun metafiziini,
Newtonun matematik doa ilkeleri ve geometri ile bir
letirmeyi ama olarak semiti; bunu bu yaznn ad da
gsteriyor. Buradaki glk, u noktadayd; Alman meta
fizik geleneine gre monacTlar, basit cevherler olarak,
maddenin eleridir ve bamsz g birlikleridir. Monad
lar kontiniteden yoksun, kapal birliklerdir. Meknda
yeralan btn cisimler monadlann biraraya gelmesinden
olumutur. Oysa geometrinin ve Nevvtonun doa felsefe
sinin kendisi ile urat mekn, kesintisizdir; kontinuun
dur, yani sonsuza kadar blnebilir; bundan dolay me
kn dolduran maddenin de kesintisiz ve sonsuz, blne
bilir kabul edilmesi gerekir. te bu noktada, iki teori,
birbiriyle uzlatrlmas g olan bir kartla derler.
Kantm sonralar, bu kartlk zerine yapt aratrma
lardan, onun antinomt ler teorisi doacaktr.
Salt Akln Kritihnds ortaya koyduu drt antino-
miden ikisi, madde hakkndaki bu birbirine kart kf
teori ile ilgilidir: Meknda yer kaplayan eylerin kesinti
sizliini, sonsuz blnebilirliini kabul eden teori ile, mad
deyi artk blnemeyen, bamsz en son elerin, yahut
substanslann birlii olarak gren teori.
Kant bu yazsnda, (Fiziksel Monadoloj'), bu sorun
iin ileri srd zm eklini, sonralar yetersiz bul
mutur. Bu zm yolu yleydi: Monadlar dinamik bir
liklerdir ve birbirlerini etkilerler; bu yolla, yer kaplama
fenomenini, yani maddedeki kesintisizlii, kontinuiteyi
olutururlar. Basit substanslann, monad 1arn, birbirini kar
lkl etkemelerinin sonucu olarak, nce onlarn o an
daki yerleri, durumlar ve mekn doldurmalar ortaya
kar.
30
Sonralar Kant, kendisine u soruyu sormutur: Eer
daha nce mekn ve mekndaki ilgiler, balar olmasayd,
karlkl etkileme, monadlarn da etkileri nasl olabilir
di? Kantm, maddenin temel nitelikleri olarak, ncelikle
rini ileri srd kuvvetler, itme ve ekme kuvvetleri,
(itme ve ekme yasasn, Newton, maddenin en yksek
yasas olarak grm," Kant da bu dnceyi, ondan alm
tr) sonsuz ve mutlak olan, yani bu kuvvetlerden bamsz
bir meknn, nceden kabul edilmesini gerektirir.
Kant nc genlik yazs, Metafizik Bilginin lk
lkelerinin Aydnlatlmas adn tar. Kant, bu yazsn
da, doann en genel ilkeleri olan zaman, mekn ve mad
denin kuvvetlerini, (hatta kuvvetin kaybolmamas ilke
sini bile) varln en genel ve en yksek ilkelerinden
karmay dener. Kant, varln en yksek ilkeleri olarak,
mantn ilkelerini; yani zdelik, elimezlik ve yeterli
-neden ilkelerini grr. Kantm en yksek Iojik-ontolojik
ilkelere dayanan deduktiondan hareket etmesi, Wolff ve
onun ardndan gidenlerin rasyonalizm geleneine henz
bal bulunduunu gsteriyor.
Metafizik, evren, ruh ve tanr hakknda felsefi bilgi
olarak, doa ilkelerini de iine alan bir evrenbilim olmak
isterse daha nceleri Spinozann gstermi olduu gi
bi k sk deduktiv bir sistem olarak kurulmaldr.
Felsefe, tanm ve aksiyomlardan kalkan, sorunlarm bu
yolla zen matematik gibi, kesin ve ak kantlara da
yanmaldr. nk metafizik, salt akln bir bilgisidir;
yani metafizik, her trl deneyin dnda, sadece akln
kavramlaryla, kesin mantk ilkelerine dayanarak kurula
bilir. elimezlik ilkesi, mantkta olduu gibi, metafizik
te de en yksek basamak zerinde bulunur; bunun ya
nnda, Leibniz tarafndan formle edilmi olan yeterli ne
den ilkesi yer alr. Bu ilke, hem bir mantk ilkesi olarak,
mantki temellendirmelerde kullanlr; hem de varln
31
genel bir yasasdr (rnein, bir doa olayna, baka bir
doa olaymn neden olmas gibi).
Mantk ilkelerinin ayn zamanda varln da ilkeleri
olduu dncesine, ilk kez Kantm kendisini ok been
dii bir filozof, Crusius kar koydu. Crisuis unu ak
olarak grmt: Eer yeterli neden ilkesi, mantkta ol
duu gibi, geerlii tam olan genel bir varlk yasas ise,
insann eylem ve istemelerinde zgr olmasna olanak yok
tur; insann irade zgrlnden konuulamaz. Eer var
olan ve olmakta ola her eyi yneten birer neden varsa,
o halde insanlar arasnda olup bitenler de, tpk yasala
rm matematik yolla lesabettiimiz doa olaylar gibidir.
Rationalist varlk anlaynn, yani varln mantk ya
salar tarafndan ynetildii, her eyin birbirinden kt
grnn kanlmaz sonucu, determinizm, yahut 18. yz
yln diliyle fatalizmdit.
Kant, genliinde, Crsiusun bu dncelerine kar
durur; yeterli neden, ilkesini, metafizik bilginin en geerli
ilkesi olarak grr. Kant, bu ilkeyi inceden inceye ara
trarak, ok nemli bir ayrma varyor: Bu ilke, bir yan
dan b* bilgi ilkesi (ratio cognoscendi), br yandan lyr
varlk ilkesi (ratio essendi)dir. Kant, determinizme d
memek iin, Crusiusun yapt gibi, her eyin bir nedeni
olduunu syleyen yeterli neden ilkesinin snrlandrlmas
yoluna gitmez; zgrlk kavramnn tahlili ile determiniz
mi nlemeye alr. Kanta gre, olaylarn, kendilerin
den nce gelen yabanc nedenler tarafndan ynetilme
siyle, insann kendi grne dayanan davranlara karar
vermesini birbirinden kesin olarak ayrmak: gerekir. Kant,
dardan deil, iten ynetilmeye zgrlk der.
Kant sonralar, Salt Akim Kritihndc, bu tr z
gldk anlayna komparativ (karlatrmal) adm ver
mi; otomatik olarak hareket eden br kebap iinin pseudo
(yapmack) zgrl ile karlatrarak, alay etmitir. z
32
grlk sorunu, Kart', bu ilk yaptlarnda kalk nokta
sn amaya zorlayan, felsefesinin, mayasn oluturan bir
sorundur. zgrlk ve ynetilme (doa alanndaki nc-
dcnlilik anlamnda) arasndaki kartlk, sonralar bir an-
r'motni olarak (drt antiomiden iitciisii), Kanrn kri
tik felsefesinin ana sorunlarndan birinde yerini buldu.
Kantm genlik ca iin nemli noktalardan birisi
de udur: Gen Kant, henz Leibnizden gelen ve 18.
yzyl boyunca srp giden optimizmin (iyimserlik) yolu
zerindedir; ona gre, gerekliin btnnde yksek bir
uyum egemendir. Eer biz, tam tarafndan yaratlm olan
evrende, yetkin olmayan, kt, ykc, amasz eylerle
karlayorsak; bu kusurlarla amaca uygun ve iyi olan
arasnda bir uzlamazlk, bir kartlk gryorsak; bu bi
zim gr amzn snrl olmasndandr. Btn iinde,
ktnn, de iyi gibi, gerekli ve anlaml bir yeri vardr.
Evrenin lsz zenginlii, sonsuz eitlilii; sevin ve
ac, salamlk, ve hastalk, tamlk ve eksiklik gibi btn
kartlarn var olmasn gerektirir. Aslnda tanr, evren
deki eksiklikleri ve ktlkleri, btnn zenginliinin ia
reti olarak, gerekli, grmtr. Evrenin biiyk oluu, olu
un tkenmeyen sonsuz bereketlilii iinde, yok olmann,
lm ve ykcln her tiirn tpk hayatn, saysz
biimlerde ortaya kan oluunun, saysz uyumlu sistem
lerin douunu iine ald gibikuatr, iine alr. Kant
der ki: Evrendeki bir yapnn kmesine, doann bir
kayb gz ile bakp, iizlnemeliyiz; nk doa, zengin
liini. bir tr savurganlkla gstermek ister.
Kant, evrende her eyin, her varln kendi yerini bul
duu, btn eksiklikleri aan bir uyumdan szed.er. nsan
alannda ortaya kan kt de, btndeki uyum bakmn
dan gereklidir; insan varlnn zenginliidir. Gerek olan
her eyin, evrenin, yetkinliinde bir pay vardr. Evrenin
basamakl yapsnda, duygularn ve eilimlerin, akldan
IKP >
33
ar bast varlklar olduu gibi; aktn, eilimleri, hak
ve ahlk yasalarna gre ynettii varlklar da vardr. B
tnde her ey kendi yerini bulur; btn, tanrnn istedii
bir ey olarak, iyidir.
Kantm 1759 ylnda kan yimserlik zerine Baz
Dnceler adl yazsndaki grleri, kendi ann tleo-
dizee sorunu zerindeki dnceleri erevesi iinde ka
lr. Sonralar, Kant, bu yazsndaki dnceleri doru bul
madn, baka bir yazsnda sylemi; hayatnn sonun
cu on yl iinde Theodizee Sorunu zerine Yaplan
Btn Denemelerin Baarszl adl bir yaz yazmtr.
Genlik ann iyimserliine karn, onu, erdem ve er
demsizlik, iyilik ve ktlk yeniden uratracak; evren
deki btn kartlar eriten, rationalist iyimserliin snr
lar dna kmaya zorlayacaktr. Salt Akln Kritiindc,
salt akl bilgisinden kalkarak, tanrmm vc onun nitelikle
rinin, evrenin yapsnn ve deerinin gsterilebilecei inan
cna dayanan aklc iyimserlik yolunu tamamen terkede-
cektir.
34
7
K ANT N 1760 LE 1770 Y ILLARI
ARASINDA DNCE DNYASI
I.
Kantn felsefesi 1760 ylndan sonra yeni bir dne
me girmitir. 1762-63 yllarnda yeni yazs kyor.
Bu yazlar, K antin artk kendi yoluna girdiini gsteriyor.
60larn ortalarnda kan yazlarnda ise, K antin gele
nekle gelen metafizik karsndaki tavrnn byk bir sar
snt geirdii grlyor. Onda, byk varlk sorunlarn
aratran insan bilgisinin, bu sorunlar zmeye yeterli
olup olmad hakknda kukular uyanyor. Bu kukular,
onu zaman zaman skeptizime yaklatryor. .1769 yl
Kant iin bir dnm noktas oluyor. Notlarnda u cm
leyi okuyoruz,: 1769 yl bana byk bir k getirdi.
Kant, 1750 yllarndaki yazlarnda, sadece evrenbi
lim ya da doa felsefesi sorunlaryla urat halde; 1762
-63 yllarnda tanr sorununu ele almtr. Descartes, Lei'b-
nizde olduu gibi, Spinoza ve VVolffda da gelenekle ge
len aklc metafiziin temel sorunu, salt akldan kalkan,
tanr zerine felsefi teori, yani theologia rationalistdi.
Zaten Ar i s t ot ele s d e nb eri metafizik kavram, tanrya ili
kin felsefi teori ile sk skya birbirine balyd. Kant ya
zlarnda, tanr sorunu zerine yle der: Btn bilgilerin
35
en nemlisi tanrnn bir olduu bilgisidir. Aslnda, bu
yazsnda Kant, artk tanr kantlarnn esasl bir kritiini
yapmaya balamt.
Daha genlik anda, Kant'da, Crusiusun etkisiyle,
rationalist metafiziin ana sorununun zmnde, yani
tanrnn varlnn, ontolojik kantlanp kantlanamayaca-
zerinde kukular uyanmaya balamt. Otolojik ka
ntlama, Descartesla balam, Kant zamannda yeniden
yze km, nem kazanmt. Varolmas gereken yet
kin bir varlk kavramndan kalkarak, mantk yolu ile
onun varlnn gerek bir varlk olduu kantlanyor.
Burada mantn elimezlik ilkesi, yalnzca bu ilke, bir
eyin varolmasnn garantisi oluyor. Oysa, elimezlik, ba
ka yerlerde, rnein matematikte, yalnz saylar ve ekil
ler arasndaki bantlarda lt (kriterinin) roln oynar.
Otolojik tanr kantnda ise, durum bambakadr. Bu
rada, yetkin bir varlk kavramnn gerekten varolma
mas, bu kavramn kendi iinde bir elime olduunu gs
terecektir, deniliyor. Bu elimeyi kaldrmak iin, yetkin
bir varlkm gerekten var olduunu kabul etmek gere
kir. Grld gibi, ontolojik tanr kantnda, akl, iddia
snda ok ileriye gidiyor; salt bir kavramdan kalkarak
ve bir mantk ilkesine dayanarak yetkin bir varlk m
olduunu altedilmez bir salamlkla kantladn savunu
yor.
imdi, K antin yeni yazs u bal tayor: Tanr
nn Varlnn Gsterilmesi iin Olanakl Biricik Kant
lama Temeli, Kitabn balndan da anlalaca gibi.
Kant henz tanrnn varlnn, felsefi kantlamalarla gs
terilmesinin olana olduuna inanyor. Burada Kant, Salt
Akln Kritiinde ortaya koyaca tezden ok uzaklarda
dr. Bu tez, salt akl kavramlarndan kalkan kantlama
larn szde birer kantlama olduklarn ileri srer. Bunu
36
savunduu iin, gelenee bal metafiziki adalar, onu,
her eyi krp dken Kant adn vereceklerdir.
Oysa K antin bu yazsnda ileri srd yeni, kant
lama da rational teolojiden bir paradr. Fakat ona, bi
ricik kantlama yolu olarak grnyor; kendisinden nce
ileri srlen savlarn hepsini, yetersiz bularak' ykyor.
Kant, bu yazsnda, gelenekle gelen metafizii bsbtn
terk etmeden dzeltmek istiyor. Sonralar, Salt Akln
Kritiinde, bu yeni kantlamalardan sz bile etmeden,
btn kantlamalar terkcdeeektir.
Byk bir blm Salt Akln Kritiinm Transcen
dental Diyalektik blmnde bulutlan K antin kritik d
ncelerinden imdi bizim iin en nemli olan udur:
Varolma, ontolojik kantlamalarda yapld gibi, var
olan eylerin baka nitelikleriyle bir tutulmamaldr. Var
olma, mantn elimezlik ilkesinin yrrlkte olduu
kavramlar alanm aar, Varolma, eylerin, nitelikleri ara
sndaki bir balant (relation) deil, kendi basma, mutlak
bir eydir: bir eyin bu ey ister tanr, isterse geliig
zel bir ey olsun varl lakkmdak yarg, dorulu
unun lt, elimezlik ilkesi olan analitik bir yarg
deildir. Varlk yargs, z gereince, sentetik bir yarg
dr; burada, kavramlarn tahlil ve karlatrlmasnda kul
lanlan ltlerden baka ltlere bavurulmas gerekir.
1.760i yllarda Kant, henz analitik ve sentetik yar
g ayrmn yapmamt. Fakat gelenekleen rafionalizmin
temellerinde ilk gedii at. Varlk sorununun ele aln
masyla, salt akl bilgisinin dayand mantk ilkesinin
elimezlik ilkesi btn alanlarda yeterli olamayaca
ortaya kmt. Varlk, varolma rational kavranabi
lir bir ey deil, irrationafdk. Bundan dolay varlk ala
n mantk kurgulan ve decluktionlarnn yetki alanlar
nn dnda kalr.
37
II,
Kant'm bu grup yazlarndan bir kincisi ve pek nem
lisi, onun rationalizmde at ilk gedii bytmektedir.
Bu yaz garip bir balk tayor: Olumsuz, Nicelikleri
Evren Bilgisine Uygulama Denemesi. Olumsuz ni
celikler kavram matematikten alnmtr. rnein (4)
ile (8) saylar birbirinden nicelik bakmndan farkl
dr. Bu fark, tpk ( + 4) ile ( + 8) arasndaki fark gibidir;
fakat birinci saylar, olumsuz saylar olarak, olumlu sa
ylarn kartdr. Bu saylar olumsuz saylar olduklar hal
de, bir okluk gsterirler; sfr anlamnda bir yokluk
gstermezler; olumlu saylara olan kartlklarnda onlar
la ayn deeri tarlar; yle ki, olumlu bir sayy olumsuz
bir say sfra indirir: +8 ve 8.in sonucu sfrdr.
Kanta gre bu olumsuz niceliklerden felsefenin bir
son karmas gerekmektedir. Kant, doa felsefesinde,
doada ekme ve itme gibi iki kuvvetin maddenin temel
kuvvetleri olduunu gstermiti. Her dinamik etki ve kar
etki, bu kuvvetlere dayanr; bu kuvvetler birbirine kar
ttr; karlatklar zaman birbirlerini yok ederler; eet
bir cismi eit deerde itme ve ekme kuvveti etkilerse,
cisim hareket etmez, duraan durumda kalr; yani, hare
ket sfr olur.
Kant bundan u sonucu karyor: Fizik ve mate
matik alanda ortaya kan kartlklar, mantk alannda
ortaya kan kartlklardan bambakadr. Mantk alann
daki kartlk ,(opposition), bir elimedir. Mantk bak
mndan bir elimenin olduu yerde, rnein, A ve
non Anm karlatklar yerde sonu, fizikteki kuvvet
ler dengesinde olduu gibi duraanlk durumu, yahut ma
tematikte olumlu ve olumsuz niceliklerde olduu gibi,
saylar dizisi iinde belli bir yeri olan sfr deildir; bu
rada hibir ey ortaya kmaz; bir elime ile hibir ey
38
yaplamaz; bu elimenin ortadan kaldrlmas gerekir.
O halde mantktaki kartlk, matematik ve fizikteki kar
tlktan bambakadr. Kant, matematik ve fizik alandaki
kartla, real repugnanz adn verir.
te burada biz, sadece mantk alan iinde kalan
akln snrlan ile karlayoruz. Sadece akl kavramlarna
ve mantn en yksek ilkelerine dayanarak, real kart
lklar, rnein doadaki kuvvetlerin karlamalar kav-
ranamaz; bu, akim snrlarm amak istemesi olur. Bu
nun anlam udur: real varln yapsyla, hatta matema
tik varln yapsyla, mantnla arasnda bir uygunluk
yoktur. Kant, sonralar, Salt Akim Kritiide bunu
yle aklar: Matematik ve fizik alannda olup bitenler,
ne srf elimezlik ilkesini lt olarak alan analitik yar
glarla kavranabilir; ne de mantk yoluyla bu alanda yar
glara varlabilir. Bu alandaki yarglar, sentetik yarglar
dr. Yani bu yarglar, deneyim ve algya dayanrlar.
Kant real kartlk, real repugnanz iin verdii r
neklere yenilerini katar, doa glerinden insann i ha
yatna geer: Sevin ve acnn birbirine kar durumu,
8 ile +8in birbirine kar olan durumu gibidir. Se
vincin eksiklii, ac durumu deildir. Bir kaytszlk, il
gisizlik halidir. Acnn, bu olumsuz duygunun, kendisine
zg sanki olumlu bir gcii vardr; ac ve sevin arasn
da real bir kartlk vardr. Bundan baka, nefret etme
ve sevme; tiksinme ve arzu etme; irkin ve gzel de bir
birine karttr. nsann btn i hayat, mantksal e
limeden bambaka bir yapda olan bir 'kartlk rgs
iinde geer; burada mantksal deil, real bir kartlk
szkonusudur.
Bu, Kantm ok nemli bir dncesidir. Kartlk
ilkesi, daha nceleri Pythagoraslarda ve Herakleitosda,
evreni ve insan hayatn yneten evrensel bir ilke olarak
ortaya atlmt. imdi Kant, bu ilkeyi yenibatan ele al
39
yor. Bu ilkeyi, Kantt an sonra Alman dealizmi, zellikle
Hegel ele alp ilemitir. Hegelde kartlk ilkesi, d
nceler alannda, varlk ve olutaki diyalektiin temeli
oluyor. Onda. K antin ak bir ekilde gsterdii, man
tki ve real kartlk arasndaki fark siliniyor. nk He
gel, mantk ve metafizik (yahut, ontoloji) arasnda bir
uygunluk gryor. Oysa Kant, gelenee bal metafizikle
savaarak bu gr ykmak istemiti.
Real repugnanz a Kant verdii rneklerin son gru
bu, onun evren grnn gelimesini gstermesi bak
mndan ok nemlidir. Kant eksiklikten doan ktln
karsna yokn ktln koyuyor; eer hayvanda
akl eksikse, yahut 'bir insanda keskin, bir akl eksikse;
bu, sadece, eksiklikten gelen bir ktlktr: nk her
varlk, her eye sahip olamaz; her varln, bakalarnda
bulunan birok eyleri eksiktir. Fakat hatann yaps bam
bakadr;' eksiklikten apayrdr. Bir eyi bilmemek, bilgide
bir eksikliktir; hata ise hakikat olan bilginin karsnda
bulunan kart bir durumdur.
Ahlak alannda da durum ayndr: Hayvanlar ahlak
bakmndan iyi olan bir eylemde bulunamazlar. Bu, cn
imin kt, erdemsiz olmalar demek deildir; sadece bir
olanaktan yoksun olma, yani bir eksikliktir. nsanda iyi.
olmayan, kt bir ey olarak, bambaka bir .eydir:
nk kt olan, iyi olanm karsnda onun real bir
kart olarak bulunur. Hatta insanda, yaplmas gere
keni yapmama bile, iyi karsnda real bir kartlktr:
bu bakmdan, sevmek, gerektii yerde sevmemek ile kin
arasnda, sadece bir derece fark vardr.
Bu dncelerle Kant, genlik andaki evren gr
n. evrenin yetkinlii ve uyumu grn terketmi olu
yor. Bu deiiklikten kendisi s zetmiyor; fakat grn
de baladm grdmz deiiklii, yukardaki dn
celerin kendileri gsteriyor. Y ukardaki dncelere gre.
40
kt, bir glgcdcj, ok renkli, lkl olan evren tablo
sunda sadece bir k azlndan domam aktadr; tersine
kt ile iyi arasnda gerek bir kartlk vardr. Daha
sonralar, hayatnn son yllarnda, evren hakkmdaki iyim
serlie kars olduunu kendisi de syler. Bir yallk ya
zsnda Kant der ki: Leibnizc gre, her ev, gereklik ve
olumsuzun birlemesinden oluur; kt iyi le birleerek
k ve glgeden bir evren tablosu izer; ac, sadece se
vincin, ktlkler de iyiliin eksikliinden baka bir ey
deildir. Kanta gre, b dnce, alglanan dnyann bize
gsterdii gerekteki atmay (real konflikti) grme
mezlie geliyor. Bundan baka, kty, sadece iyinin ek
siklii saymak, ahlaka aykr bir grtr.
Bu yazdan iki nemli sonu kmaktadr: 1. Man
tk ilkelerinin getikleri alan dnda, varln geni, son
suz geni baka alanlar vardr. 2. nsan varlndaki iyi
ve kt arasnda ortaya kan kartlk, bizi, bu alandaki
bir ilkeye, olmas gereken (balanma = obligatio) ilke
sine gtrr. Ahlak bakmndan, sevilmesi gereken br
eyi sevmemek le ondan nefret etmek arasnda, sadece
bir derece fark vardr. nk kaynan, insann varlk
-yapsnda bulan sevmelisin! buyruuna, sevmemek de,
nefret etmek gibi aykrdr.
Kant bu yllarda kan bir baka yazsnda, matema
tik bilgi ile felsefi bilgi, zellikle ahlak felsefesi arasn
daki fark incelemekte, bunlar arasndaki fark gsterme
ye almaktadr. Bu yazsnda Kant u dnceleri ileri
srer: Ahlak felsefesi, bir kavram zmlemesi deildir.
O, rnein, tanr, insan, evren kavramlarn tanmlayp
bunlar arasndaki ilgileri incelemez; tersine, ahlak felsefe
sinde insan, bakn kendi iine evirir; btn ahlak olay
larnda, kendine zg bir aklkla geerlii olan bir il
keyi arayp bulur. Bu ilke, olmas gerek, balanma
(obligatio) kavramnda ifadesini bulur. Bu ilke bize, do-
41
nidan doruya, kendine zg bir kesinlikle, blnemez
bir ilke olarak verilmitir. Bu dnce, K antin sonralar
ok geliecek olan, ahlak felsefesinin mayasn olutura
caktr.
K antin ahlak felsefesi, bizim kendi varlmzda bi
lip tanyacamz, aa karacamz bir ilkeye; olmas
gerekten gelen buyrua, imperative dayanr. Y ukardaki
rnekte, sevme ile sevmeme arasnda bir gerek kartl
n bulunduu dncesinin kayna budar; sevmenin ge
reklilii, bu balanma, bize, kendi isa varlmzda,
dorudan doruya ve kesin bir aklkla verilmitir.
Y ukarda ad geen olumsuz nicelikler hakkmdaki
yaz, K antin felsefi dnmesinin gelimesi bakmndan
ok nemli olan bir soruna daha ksaca dokunmaktadr.
Bu sorun, nedenliliktir. Bu sorunu Kant, genlik ann
metafizik bilginin ilkeleri zerine yazsnda, yeter neden
ilkesi bal altnda incelemiti. Burada Kant, henz ge
lenekle gelen felsefi dnce erevesi iinde bocalamak
tayd; nedenli olaylar alannda tpk mantk alannda ol
duu gibi, salt kavram zmlemeleriyle kantlamalar ya
plabileceine inanyordu. Yani, Salt Akln Kritiinu
diliyle sylersek, nedenlilik alanndaki yarglar, analitik
yarglardr, diyordu.
Olumsuz nicelikler lakkmdaki yazsnda ise, Kant
yle sylemektedir: Sonu, asla, zdelik ilkesine daya
narak nedenden karlamaz. Bir eyden, kendisinden bam
baka olan bir eyin kmasn anlamama olanak yok
tur. Bir cisim, baka bir cisme dokunuyor ve onun ye
rini deitiriyor, onu harekete getiriyor. Burada olup bi
teni, cisim ve hareket kavramlarndan kalkarak, bu kav
ramlarn mantk bakmndan yaplan zmlemelerine da
yanarak, kavrayamam. Ben burada, neden, ve sonu, kuv
vet ve hareket kavramlar le de durumu kurtaramam;
burada gerek olana, olayn kendisine dayanmam gerek.
42
nk bu olay anlamak iin, benim, olup biteni, bir ne-
den-sonu balants iinde grmem gerekir,Y ani, bir eyi
baka bir evin nedeni olarak grrsem, ya da bir eyin kuv
vetinden szedersem, ben orada, gerekteki bir temele
dayanan bir balanty gryorum, demektir. Ancak bun
dan sonradr ki, nanttk ilkeleri, zdelik ilkesi, bana yar
dma olabilir.
Sont olarak grlyor ki, ok nemli vc genel olan
gereklik alanndaki bir balantnn bilgisine varmak iin
salt mantk formlar yetmez. Bizim zmlemelerimiz, ne
denli olaylarda bile, gerek eylerin yaln ve blnmez
kavramlarnda sona erer. Fakat bu kavramlarla, eylerin
olaylarda ortaya koyduklar sonular, hibir zaman ak
olarak dnlemez. Burada bize, ancak deneyim ve alg
yardm edebilir, Neden-sonu arasndaki temel balant,
-tpk kuvvetler arasnda, itme-ekme kuvvetleri arasn
daki bada olduu gibi salt akla, manta dayanan
sonu karmalarla bulunamaz. Burada, salt akl bilgisi
nin snn ile karlayoruz; yani hem mantn, hem de
ontolojinin bir ilkesi olarak grlen yeterli neden ilkesinin
gereklik alanna uygulanmasnda, akln snrlarn aan
irrational bir eyle karlamaktayz.
III.
Bu yllarn nc ana yapt, bilgi teorisinin bir
sorunu ile uramaktadr. Bu yazda felsefenin yntemi
ile bilgisi, matematiikinden ayrdediliyor. Buradaki d
ncelerinde Kant, Descartesda Spinoza, Leibniz ve
Wolffa kadar felsefe gelenei ile gelen Yenia rationa-
lizmine kardr. Bu rationalist dnrlere gre, meta
fizik, niversal br mat'hesisdir. Spinoza'nn ana yapt,
bilindii gibi, Euklid geometrisini rnek tutarak, aksiyom,
43
postulat ve tanmlarla ie balyor; sonra saysz meta
fizik teoremler karyor.
Kant bu. yolu, felsefe iin yararl ve gvenli bir yol
olarak grmyor. Matematik bilimlerinin tutumu ve bura
daki kesinlik (evidenz), felsefedekinden bambakadr. Me
tafizikte, matematikte olduu gibi, tanmlar bata gelirse,
bu ok nemli olan kavramlarn nce aklanmas,
zmlenmesi ve temellendirilmesi gerekir. Matematikte, sa
ylar ve byklk kavramlar, nasl sonulara, varlaca
n grmek iin,istendii gibi deiik balantlar teinde
karlatrlrlar. Metafizikte ise, her kavramn, gerekten
varolan gsterip gstermedii, aklayp aklamad so
rusu sorulmaldr,
Leibniz karanlk tasavvurlardan oluan basit bir
substcns dnd, buna uyku halinde bulunan monad
adm verdi. Bu kavram geree uygun bir kavram mdr?
Y oksa, gerek bir anlam tamayan, sadece dnlm
bir kavram, mdr? Matematikte genel ve soyut olan, her
zaman, somut olarak gsterilebilir: rnein, bir dorunun
ya da mekndaki eylerin, sonsuz bliiebiiiiinde oklu
u gibi.
Oysa, felsefenin soyut kavramlar, byle bir somut
luk niteliinden (alg alannda gsterilebilmeden) yoksun
dur, Bu yzden, felsefenin verilmi eylerden kalkmas
gerekir. Kant, Newtonun aratrma ynteminde bu ekil
de hareket ettiini gsterir, Newton, gvenilir deneyim
ve alglara dayanarak, gerektiinde geometrinin yardmy
la, belli doa olaylarnn dayand ilkeleri aratrr. By
le bir aratrmada, cisimlerin varhk-yaplarnda tadk
lar eyi, olaylarn ilk nedenini gremeyiz. rnein, ekme
kavram ve yasasnda durum byledir: ekme kuvvetinin
kendisinin, olup biten ekme olaylarnn dnda, ne ol
duu aklanamaz. Bununla birlikte, fiziin ortaya koy
duu bilginin, olup biten btn maddesel olaylar iin en
44
yksek bir genellik karakteri tad, denemelere dayana
rak, verilen eylerin denenmesiyle, gsterilebilir.
Kant, metafizik ve ablak felsefesinin dc ayn .ekilde
hareket etmesini ister: Emin, olan i deneyime, yani do
rudan doruya olan bilgiye dayanarak genel olan bir e
yin kavramnda bulunan, nitelikleri aratrn; bu i de
neyimle bulduunuz nitelikler, size o eyin zn vermese
bile, birok eyler karmanza vardm edeceklerdir. Kant
bu yazsnda, bu yntemi uygular. Burada, insann ahlak
zgrln aratrmaktadr. Kanta gre bu ok nemli
sorun, kavram tanmlarna dayanan, nceden hazr bir
sistemden kalkarak zlemez. zgrlk kavram, im
diye kadar hi kimse tarafndan, valin ve herkesin bildii
kavramlara dayanarak anlalr bir hale getirilemedi. Ay
n ey itme-ekme yasasnda da olmutu. O halde felsefe,
bu problemde, tanmlamalar yapaca yerde, ideneyimimk
ze ak ve kesin bir ekilde verilen genel bir olaydan kalk
maldr. Kant iin bu olay, balanma, ohligatiodm.
nsanlar, kendilerinden insan olarak baz eyle
rin. istendiini, baz eyleri gerekletirmelerinin beklen
diini, dorudan doruya bilirler. nsandan beklenen ey
lerin bazlar, rastlantlara bal ya da koullu olabilir. Fa
kat bunlar arasnda, bir yasa gereklilii tayanlar da
vardr. Ahlak buyruklar bu trdendir. Bu buyruklar, ok
genel olan bir tek buyruk altnda toplanabilirler. Kant bu
buyruu bir kitabnda yle ifade eder: Yapabilecein en
yetkin olan yap. Bu cmle artk baka hibir aksiyoma
kavram tanmna gtrlemez; fakat kendisinde, kendine
zgi bir kesinlik ve aklk tar. Bu buyruk, pratik bil
ginin, yani ahlak bilgisinin kantlanamayan baka ilkeleri
ne balanabilir. rnein, yle bir tek tmceye: nsan
lktaki sevginin karlkl olmas gerekir gibi. Bu tmce,
sevgi kavramndan, mantk ilkelerine dayanarak, nasl
karlabilirdi?
45
Bu dncelerde, K antin daha sonraki ahlak felse
fesi ve insan zgrl hakkndaki grnn ekirde
ini buluyoruz. K antin bu arattrmalarnda, dardan ge
len yei bir etkinin izleri grlmektedir. Bu etki, 18.
yzylda moral hakknda yazlar yazan ngiliz filozofla
rndan gelmektedir. K antin bu yazsnda, Shaftesbury,
Hutdeson ve David Humeun adlan gemektedir. Kant,
o zamanlar, bu filozoflarn insan doas zerine yaptk
lar zmlemelerde, u dncelerle karlayordu: n
sann iyi ve giizel hakkndaki bilgisi, artk mantk ba
kmndan zmlenemeyen bir bilgidir.
K antin bu dnemde, ngiliz felsefe geleneine ka
tld ve empirist olduu dnlmemelidir. Byle bir
ey. Kant felsefesinin en ksa bir dnemi iin bile, sy
lenemez. nk hibir empirist. K antin u tmcesini
anlayp kabul edemez: Kavramlarn her eidi, bizim
dnmemizin kendi aktivitesine dayanmal ve temellerim
burada bulmaldr. Bundan baka, Kant iin, yukarda
anlatlan ahlak buyruklar ve onlarn uygulanmasnda,
deneyim ynnn ya da alkanln tad kesinlik ve
gereklilikten daha gvenli bir kesinlik ve gereklilik var
dr. K antin sonraki dili ile sylenirse, yle denebilir:
Bu buyruklar, hem sinthetikdirler, hem apriori'irlet,
yani mantk yoluyla 'baka yarglardan karlmamlardr;
analitik yarglar deildirler.
I V.
K antin 1760 ile 1765 yllar arasnda kan bir ba
ka yazs daha vardr. Bu yazda Kant, ilk kez, estetik
sorunlar ile urar ve insann sanat baarlarm ahlak
alannn snrlar iine alr. Bu kitap, Gzellik ve Yce
lik Duygusu zerine Dnceler (1764) adm tar. Kant'
46
m bu yazs, sonralar yazd, Estetik Yarggciinn
Eletirisi adl yaz kadar nemli deildir; daha ok, o
zamanlar ngiliz filozoflarnn ahlak ve sanat problem-
lar hakknda yazdklar yazlara benzemektedir; Shaftes-
bury, Hutcheson ve D. Hmeun etkileri ok ak bir
ekilde grlmektedir.
Bu yazsnda, K antin b dnrlerde vd nok
ta, gzelliin alglanmasnda, iyide okluu gibi, insann
duygularna nem verilmesidir. lk kez zamanmzda, bil
ginin gerek bir imgeleme yeteneinin, iyiyi duymann
da duygularn bir ii olduu anlald. Gzelliin, yce
liin zmlenmesi, bizi, iyide olduu gibi, yaln duygu
lara, artk blnemez duyumlara gtrr. Bu aratr
malar, i hayatmzn en son elerine kadar geriye g
trlerek, insan doasnda yaplan zmlemeler olmas
bakmndan, felsefenin aratrma alanna girerler. Bu e
kilde, Alman felsefe geleneinde yaplagclmektc olan, ak
im kavramlarnn mantk bakmndan incelenmesi, yani
insan aklnn bilme yeteneinin incelenmesi yannda, yeni
bir alan, duygu ve heyecanlar, duyumlar alannn ince
lenmesi yer alacaktr.
Sonralar Kant, ahlak felsefesinde bu duyum ilke
sini terketti; fakat rationalistlerin akl yeteneine geri
dnmedi. Pratik Akln Eletirisi adl kitabndaki pra
tik akl, K antin ahlak felsefesinin temeli olan akl, bilgi
yapan akldan ayr bir yap ve varlk biimine sahiptir.
nsann ahlak-varhmm en sonuna kadar gtrlen ve
artk bliinemeyen ilkeleri, dnyay bilmenin kavram ve
ilkelerinden bambakadr. Kantm akl ilkeleri arasnda
temelli bir fark yapmasnda, ngiliz filozoflarnn ahlak
ve estetik zevk teorilerinin dayand duyum ilkesi rol
oynamtr. Sonralar, duyum ilkesi, Kantm gzellik ve
ycelik hakkmdaki felsefi dncelerinde srdrlecektir.
47
Kan t'm, .1764 ylnda yazd b yazdan sonra, bu
problem hakknda, elyazs ile yazlm notlarndan, onun
bu srada bir baka etki altnda daha kalm olduunu
grrz,; bu etki, J . J . Rosseau'dan gelmektedir. Kant,
bu yllarda, J . J . Rousseauim yazlarm byk bir heye
canla okuyordu. Rosseau, zamannn eitim sistemleri
nin, insann sadece akl ve anlay yeteneklerine nem
vermesine kar koyuyor; duyum teorisini savunuyordu.
Onun ana problemi insand; ana dncesi de, insan do
asnn aslnda yaln bir iyilik tadyd, Rosseau,
Emil adl, kitabnda eitim, felsefesi, yapyordu. Kant*
m Rosseau yoluyla insan problemlerine almas, onu,
en ok ilgilendii evrenin oluu problemleri yannda, -
, sann varhk-yap, amac sorularm ele alarak, insana da
bir yer ayrmaya zorlad. Bu sralarda yazd notlarda.
Kant, iin byk anlam tayan. Nevvton adnn yannda
Rosseau adnn da yer almaya baladn gryoruz,
Ncvvton, .kendisinden ncekilerin bir dzensizlik ve
eitlilik grd yerde, ilk kez tam bir yalnlk iinde
bir dzenin varolduunu grmt: Artk gkcisimleri
geometrik ekiller iinde deviniyorlard. Rosseau da ilk
kez, insanlarn oluturduklar ve iinde yaadklar eitli
formlarn okluunda (Kant bununla insan topluluklarn
ve trl uygarlklar sylemek istiyor), rtlm, sak
lanm ve gizli kalm olan insan doasnn yasasn, tan
rsal olann insan iin koyduu, dikkatli bir gziin tan
yaca yasay buldu.
Kant, bununla, unu demek istiyor; lk kez Tslewton
kendi, doa teorisinde, evrendeki olaylarn grnteki
dzensiz eitliliinde, bunlar yaln bir btn olarak,
matematik yolla kavrayan yasay buldu. Bu yasa, bize
evren olaylarndaki dzen ve uyumu gsterdi. Tpk. New-
ton gibi, Rousseau da insan topluluklarnn ve kltrle
rinin grnteki eitlilii ve dzensizliinde gizli kalm
48
olan insan doasndaki yasay, insann varlk-yapsmdaki
olanaklarn kendisinden kt yasay buldu.
Bu yllarda, K anta, dnyann yeni bir boyutu a
lyor: nsan baka insanlara balayan, onlarla birlik ku
ran, ahlak dnyasnn -balarnn kurulduu, insann ie
varl. Kant, Nevvtonda, zaman-mekn iindeki evre
nin dzenlerinin sonsuzluunu ve yceliini renmiti.
Rousseaunu etkisiyle yeni bir ycelik ona ald: Bu,
insann kendi ahlak-varlnn yapsndaki ycelik, insan
olma onurundaki yceliktir, .Salt Akln Kritiinin son
blmnde, K anti n en ok sz edilen u dncelerini
buluruz: Beni zerinde dnp aratrdm, zaman hay
ranlk ve ycelik duygusu ile dolduran iki ey var: Ba
mn stndeki yldzl gkyz vc iimdeki ahlak ya
sas .
Bunlardan, insan hayran eden, ycelik duygusu ile
dolduran ilki, evrenin sonsuzluudur. Bu sonsuzluun b
tnn. tek vc yaln bir yasa, itme ve ekme yasas d
zenler. Kant der ki: Bu birincisi, benim d dnyada
tuttuum yerden balayarak, sonsuz bir bykle ular:
dnyalar, dnyalara katlarak sonsuz bir zaman iinde
birbirlerine balanrlar. kincisi, grnmeyen ben i mden.
benliimden balar, beni gerekten sonsuz bir dnyann
iine gtrr; bu dnya sadece anlay yeteneinin se
zebildii (duyularn deil) bir dnyadr. Burada ben, ken
dimi, tekinde olduu gibi raslantlardan gelen balar iin
de deil, genel ve gerekli olan ballklar iinde bulurum.
K anta gre, Roussearnm birok yazlarnda ele
ald insan doasnn zii, insann kendi kendisini y
netmesi; insanlarn birbirine derin ve kanlmaz bir e
kilde balanmasnn kaynadr. Bu ba, insann doayla,
d-dnya ve evrenle olan bandan ok daha derin ve
gereklidir. Kant, Rousseada vicdann cokun bir heye
canla yceltildiini griir. Rousseauya gre vicdan, sa-
1KF4 49
decc iyi ve kty yarglayan yanlmaz bir yarg organ
deildir. O, insann eylemlerindeki ahlaklln kayna
dr. Roosseauya gre vicdan ve duyma, ahlak kurallarnn
bizim iimizdeki temelleridir. Fakat ahlakllk, insanlar
birbirine balayan bir ba, ya da bir yetenekten ibaret
deildir. A hlak, insan varlna, doa taralndan verilen
bir varlk-amac olarak grlmelidir.
K ant, o zamanlar, insan problemine evrilmeyi, ken
disinde ok byk bir deiiklik olarak yaad. Notlarn
da yle cmlelerle karlamaktayz: Ben doutan ara
trcym, bilgiye kar byk bir susuzluum var. Bilmek
iin, iimde, beni bunaltan bir hrs duyuyorum. leriye
doru attm her adm da beni sevindiriyor. Bir zaman
lar, bilgili olmann, insanln bir onuru olduuna inan
yordum. Bilgisiz halk takmn aa gryordum. Rous-
sea benim gzlerimi at; bendeki aldatc stnlk duy
gusu kayboldu; insanlara kar sayg duymay (irendim.
Eer felsefe aratrmalarmn, baka insanlara, insanl
n haklarn yeniden duyurmak ii bir anlam taya
bileceine inanmasaydm, kendimi geliigzel bir iyapar-
dan daha yararsz bulacaktm.
Bu tarihten sonra, Kant "mfelsefe almalarnn ar
lk noktas yer deitiriyor. O, artk, doadan, zamar,
-mekn iindeki evrenden, insanvarh alanna geiyor.
nsan sorunlarnda K antm yolu, bilgiden pratik alana;
teorik bilgi tavrndan, insan eylemlerinin kayna olan
ahlakl tavra ulayor. nsan varlnn ta derinlerinde kk
salm olan insan haklar yasasnn, insann kendi var
lnda, varlnn amac olarak, bulunup aydnlatlmas
gerektii dncesi, K ant felsefesinin en nemli sorunu
olmutur.
Sonralar Rosseau'nun, insan doasnn balangta
ve doal halde iyi olduunu ileri sren teorisi ile, K at
u insan varl hakknda ulat bilgi arasnda derin bir
50
ayrlk ortaya kacaktr. 1790 ylnda. K antin din fel
sefesi ile ilgili 'bir yazsnda, nsan Doasndaki Kkl
Kt Hakknda adl yazsnda ortaya koyduu dn
celerle bu kartlk cn yksek noktaya ular. K ant, ya
llnda, nsann doal olarak iyi olduu inanc iin
yle syler: Bu. Senecadan Rousseauya kadar bir sr
iyi kalpli moralistin pein bir dncesidir. Gerekte, ta
rih, her ada, btn gcyle bunun tersini ortaya koy
maktadr. K t ile iyinin insan varlndaki kanlmaz
gerginlii, insann dnyadaki ainyazsn, ok nemli olan
grevini gsteriyor. K anti n sonralar yazd insan ak
lnn eletirisinin z, imdi balangtaki bu soruda, in
san iin evrene konan alnyazsnn ne olduu somlun
dadr.
1760 yllarnda yazd notlarda yle der: nsann
gerekten gereksindii bir bilgi varsa, o da, insana, ya
ratlnda verilmi olan yeri doldurmay, yani insan olmak
iin nc yapmas gerektiini reten bilgidir.
V.
K anti n 1765ten sonra kan ok nemli bir yaz
snn yle garip bir bal vardr: Metafizii Hayallerle
Aklayan Bir Gaipten Haberverenin Hayalleri. Ad ge
en grnmezden haberveren, yazlar ve anlattklaryla
o srada heyecan uyandran, sveli mistik teolog Swe-
denborgdur. Kant, bu yazsnda Swedenborg ile alay eder.
Fakat onun asl amac, son eyleri aratran bir felsefi
bilgi olmak isteyen metafizie girmekti. Svvedenborg bu
rada bir kalk noktas olarak kullanlmt.
Saf manevi dnya probleminde, insan, bir akl ve
ruh varl olarak, maddesel olmayan manevi-varlk
alanyla, bu en yksek dzenle, balar kuran birletirici
51
bir rol oynuyordu. 18, yzyln pncumatologicsi, yahut
ruh teorisi, byk bir saflkla, bu problemlerle urayor
du. rnein, Crsisa gre, pneumatologie, bir ruha,
byle balar kurabilmek iin ne gibi zelliklerin gerekli
olduunu aratran bir bilimdir. Evrenle ilgili sorunlardan
insan sorununa geen K ant, o yllarda okullarda okutu
lan metafizik disiplinler arasnda, ruh sorunlaryla ura
an ruh metafiziine, kendisini daha yakn buluyor. O
zamanlar ruh metafizii, psychologia rationalis, yani
saf bir akl bilimi olarak dnlyordu: nsan ruhu, ma
nevi bir cevherdir; bu manev cevhcr, apriori olarak, yani
ruh kavramnn mantksal zmlemeleriyle aklanabilir.
Bu sralarda K ant, salt akl kavramlarna dayanan
metafizik bir bilginin sorunlarn, sadece mantk ilemle
rine dayanarak zebileceine kuku ile bakmaya bala
mt, rnein, rational psikolojinin, ana sorunlarndan
birisi olan ruh ve beden balarnda rhun, bedenin
rmesinden sonra da varlm srdren manevi bir cevher
olduunu kantlayabileceine inanmyordu. Byk meta fi
zikilerin bir dnce birliine varamamas, hep birbiie-^
rinin karsnda bulunmalar bunu gsteriyordu. Fakat
K ant, hibir zaman positivistlerin yapt gibi, metafizik
sorunlarn varolduklarm yadsmad.
K ant, metafizik sorularn, insan akima bal olan,
insan dnmesine dev olarak sunulan sorular olduu
nu syler. Fakat bu sorulara ak ve kanta dayanan ya
ntlar verilebileceinden kukuludur. K ant, bu yazsnda,
balndan da anlalaca gibi, mu soruyor: Sakn me
tafiziin kendisini 'yksek bir bilim sayarak ileri srd
savlar, tpk ruhlarla konuan Svvendenborgun ryalar
gibi hayal rn olmasnlar?
K ant, b yllarda yle der: Metafizii sevmek, be
nim almyazmd; fakat hibir zaman bu sevgimi gerek
letiremedim. Sonra szleri ekler: K endime ve ba-
52
kalanna kar ok souk bir tavr taknarak, gelenekle
gelen metafiziin yapsn eletirel bir gzle ele aldm ve
denemek iin durumu tersine evirdim.
Y ukarda ad geen yazsnda K ant, ruh ve manevi
varlk hakknda, kendisinin inanmadm bildiimiz baz
dnceleri, deneme yapmak iin, ileri srer. Burada ele
ald, meknda yer tutan maddi dnyann bir esi olan
fizik monad deil, maddeden bamsz olan manevi, yaln
bir cevherdir. imdi yle sorular ortaya kyor: ster
kendi tarznda olsun, ister madde ile birlemi olsun, ru
hun varl nasl bir eydir? Genel olarak manevi cev
herler arasnda nasl bir ba, karlkl etki vardr? A sln
da, maddesel olmayan bir eyin, meknda yer almas
(Descartcs anlamnda res cogitansin res inextens'a ola
rak), zaten kuku gtrr bir eydir. Bedende ruhun ye
rini arayan eski gr de bunu gstermektedir.
K ant kesin bir dille der ki: Ruhun meknda nasl
yer alaca imdiye kadar bilinemedi. Genel olarak manevi
varlktan, salt manevi bir cevherden ne anlalmas ge
rektii de bilinemiyor. Benim ruhum, ayn yapdaki ba
ka varlklarla, imdi yahut gelecekte, ne tiirl balantlar
iinde bulunabilir? Bu problemler iin dnlm baz
eyler vardr; fakat kantlanm bir ey yoktur. Gerekte,
btn pnematologie, olumsuz anlamda bir bilimdir. Cev
herin, devinimin, eden-sonn ilikisinin ne olduu doa
alannda aka gsterilebilir. Fakat maevi-varhk alann
da sadece olumsuzluklar vardr: Bedeni olmayan, fizik
olmayan, nedensellik yasasna bal olmayan etkiler gibi.
Bu alanda olumlu kavramlara, kesinliklere ulamak iin
deneyim ve alg verileri eksiktir, Manevi-varlk kavram,
kendi bama alndnda, kendi varln ilgilendiren soru
lara, varln koruyabilecek yantlar veremez. Burada, an
cak, olumsuz snrlandrmalar yaplabilir. (Kant, sonralar.
53
sadece olumsuz snrlandrmalar yaplan bu tr dnme
alanlarna olumsuz anlamda noumenon adm vermitir).
K anti n, bu kitab hakknda hu kadarla yetiniyoruz.
Bu yaznn sonlarna doru olumlu baz dnceler de
ortaya kyor. Hatta bunlar arasnda. K anti n sonralar
gelien felsefesinin ekirdei olan dnceler de vardr.
K ant, yukarda anlatlan noktadan, ruhsal varlkla
rn birbirlerine olan ballklar noktasndan, ahlak olay
larna geer. nsann doal, yani, duyulara bal olan b
tn gleri, kendi benine evriktir. Bu gler, insann
doal'Varhnn korunmasna yararlar. Her canl varlk,
sanki kendi iin, kendi iinde dnp dolar. A hlak mo-
tivlerinin, itmelerinin birletikleri merkez, kendi dmzda
bulunan baka akl sahibi varlklardr. K ant der ki: Giz
dolu bir g, bizim bakalarnn iyiliine ynelmemizi
gerektiriyor; bu balanma", borlu olma (biz, ken
dimizi daima, insan olarak bakalarna iyilik yapmaya
borlu gryoruz) yasasnn etkisi, hi kesintiye uramaz.
Roussearya gre, bu yasa, kaynan insan doasnn de
rinliklerinde bulur.
K ant burada, Newtonun ortaya koyduu, doadaki
karlkl etki yasasna benzer bir ey kavramaya bal
yor: Biz, ahlakl eylemlerimizde, eylemlerimizin en gi zl i .
devindiricisi olarak, genel olan bir istemenin yasalarn
buluyoruz. Bu temel zerinde akl sahibi varlklarn dn
yasnda, bir ahlak birlii, yksek bir yasaya gre biim
lenen sistematik bir yap ykseliyor. K ant, bu yaznn
bir baka yerinde yle der: Dnen doal varlklarn
ahlak motivlerinin grn alanna kmasna, karlkl
etkilerine bakp, bunlar aktiv olan manevi bir gcn so
nucu olarak dnmek olanakl deil mi? yle ki, ahlak
duygusu, tek insanlarn istemesini, sanki gene! olan bir
istemeye balar; teklerin istemeleri arasnda ballklar
kurulur, bylece de yksek bi r ahlak birliine ulalr.
.54
nsann bilgi alannda da buna benzer bir eyle kar
layoruz. nsan bilgisi, insann yarglarnn bakalar
n nkilerl e karlatrlmas, onlarn birbirine balanmas
eklinde olup biter. Biz kedi yarglarmzn, insann ge
nel anlay yeteneine bal olduunu grrz.. Bunu gr
mek, dnen biitn varlklar arasnda akl birlii trn
den bir birlik kurmann yoludur.
Bu dncelerinde K ant, yeni bir maevi-varlk
felsefesi kurmaktadr. Bu felsefe, onun sonralar gelien
sisteminde, daha sonra da Alman felsefe idealizminde s
rp geliecektir. Bu felsefe, manevi-varlm, ruhun, br
cevher olduu dncesinden hareket etmez; bunun yerine
kendi manevi hayatmzn, i hayatmzn deneyimlerinden
hareket eder; bunu yaparken de hem bilgi hem ahlak
alanndaki olaylara dayanan fenomenleri ele alr.
Manevi-varlklar dnyas, grnmez dnyadan haber
verenlerin, ruhlarla konuanlarn anlattklarnn tersine, bi
zim bilgimize ak deildir; tmden kapaldr. Ne salt akl
dan kalkan bir pneumatologie, ne de duyularst deneyim
lere dayanan bir ruhlar bilgisi olana vardr. Fakat biz,
akla dayanarak, kendi bilgimiz ve eylemlerimizi inceler
sek; burada, akl varlklarn birbirine balayan genel ve
gerekli balarla karlayoruz. Bu ekilde manevi dnyay
olduu gibi bilmi olmuyoruz; ancak onun, bu dnyada
olup biten eylemlerimizde, bilgimizde ortaya kt ka
darn bilebiliyoruz.
Metafiziin grevi, sadece byk hayat problemle
riyle uramak deildir; aklmzn hangi problemlerde ba
arya ulaabileceini; hangi problemlerin, bilgi yetenei
mizin snrlarn atn aratrmaktr. O halde, Metafi
zik, insan aklnn snrlann aratran bir bilgidir. K ant,
b dncesini, .Salt A k l n Kritii adl kitabnda ger
ekletirmitir. Bilginin olanak ve snrlar. K ant felsefe
sinin urat temel sorunlar olmulardr.
55
K anti n grnmezden haber verenler hakkndaki ki
tabnn sonlarnda ortaya erkan nemli bir dncesi de
udur: Ruhlarla konuanlara, duyulariist bir varln sz
cln yapanlara, K ant yle der: Bize, yaradlmzla
verilen dnya, alg dnyasdr. Biz. alg dnyasnda eyler
ve yapp-cdcriz; bilgimizin 'kkleri de bu dnyadr. nsan
yararl olana tutunur, yokluunu farketmedii eyleri ara
maz. Mancvi-varlk dnyas, bizde bilme istei uyandrm
da olsa, bu dnya hakkndaki bilginin yokluunu duymu
yoruz,. Hatta, son eyler hakkndaki byle bir bilgiyi kal
drp kaldramayacamz sorulmaldr. Eer insan, me-
tafizikilerin savunduklar gibi, lmden sonra ruhun var
ln srdreceini; bu dnyada geirdii hayata gre,
cezaya ya da mutlulua hak kazanacan tam bir ak
lkla bilebilseydi, kendi kendisine dayanan bir eylem olan
ahlakl eylem, ktden kamak, iyiyi iyi iin gerekletir
mek istemek olana olur muydu?
K anti n u dnceleri ok nemlidir: Baka bir
dnya vardr diye mi iyi ve erdemli olmalyz? Eylemle
rimiz, kendi bana, kendi iin, iyi ve erdemli olursa, bize
mutl olmak iin daha ok hak kazandrmaz m? ylev
dnmek, insann gerek varlna ve ablak bakmndan
halis olmaya daha uygun gelir: nsann iyi eylemler yap
mas, on baka bir dnyay ummasna dayanmamal; s
baka bir dnya baklandaki umutlar ve beklemeler, sa
lam yapl bir ruhun duygularna dayanmaldr.
B cmlelerde. K anti n, sonralar, pratik akln pos
tulatlar, ahlak autonomisi hakknda ortaya ataca d
ncelerin. ekirdekleri sakldr. Daha bu yazda, K ant,
ahlak inanc kavramm ortaya koyuyor. Salt A kl n Kri
tii adl kitabnn nsznde, K ant unu syler: nan
maya yer hazrlamak iin, bilgiyi kaldrmak zorunda kal
dm. Burada, terkedilen bilgi, metafizik bilgidir; inan
mann, dinsel inanma ile ilgisi yoktur. Buradaki inanma,
ahl ak n aut onomi sine inanmadr. Kant sunu sylemek is
tiyor: Son eyler hakkndaki bilgi, ahl ak al amam alonomi-
sinin halisliini tehlikeye drebilir.
Daha 1765 ylnda K antda u dnce beliriyor:
insan akimn son amac, teorik gcn sonsuz ve mutlak
olan alanlara kadar uzatmak deil, insan hayatna ahlak
bakmndan biim vermektir.
VI .
K ant'n 1760 ylnda yazlan ksa bir yazsnn ba
l yledir Mekndaki Ynler Arasndaki Farkn Te
melleri (1768 ylnda yaymland). Bu yazda K ant, bir
kez dala, L eihniz-Wolf metafizik gelenei iindeki d
ncelerle, A lnan matematik ve fizikisi L conhard Enler
de simgelenen, yeni doga bilimlerini karlatryor. Leib-
nize ve kendisinin balangtaki anlayna gre, mekn,
eevhcrler arasndaki bir badan baka bir ey deildir.
imdi ise yle sylyor: Mekn, maddenin varlna
bal deildir; onun, maddenin yaplnn bir (emel ola
na olarak, kendisine zg bir gereklii vardr. Mekn
daki ynler arasndaki bakalk, sadece 'bir balant ba
kal deildir; bir vidann bir kez saa, bir kez sola ev
rilmesindeki bakalk, meknn kendisine, yani mutlak
genel mekna gre olan bir bakalktr.
Bu dnceler, K ant u problemlerle karlatryor:
Mutfak ve sonsuz mekn nedir? Mekn bir cevher de
ildir; nk cevherin gleri vardr. Mekn, sadece ey
ler arasndaki bir ba, ya da cevherlerin bir zellii (ak-
zidenz) de deildir. Btiifl yer kaplayan eylerin, btn
cisimlerin, mekndaki kuvvet balarnn ilk koulu olan,
mutlak ve sonsuz olan bir mekn, varlk yapsna uygun
olarak nasl dnlebilir?
57
Bu ontolojik soru ile birlikte, bilgi teorisinin bir so
rusu daha ortaya kyor: Biz mekn nasl bilebiliriz?
Mekn ve mekn balarn inceleyen ve tam kes in (ex akt)
bir bilim olan geometri, bize bu kadar ok vc tam bir
bilgi nasl salayabiliyor? Bu bilginin deneyimden gelme
dii aktr. Meknn kendisi, mekndaki eyler, cisimler
gibi duyularn bir objesi deildir. Tersine, mekn, btn
d alglarn olanan salayan bir temel kavramdr. F a
kat biz, bu temel kavrama nasl varyoruz? Mutlak ve
sonsuz bir varl biz nasl bilebiliriz? Gerekte biz, me
kn, somut olarak, ok iyi biliyoruz; mekn, geometri
nin bilgisine de daima aktr. te bu noktada, sadece
dncenin bir objesi olmayp, gereklii olan bir bt
nn kavramna nasl varabiliyoruz? sorusu, cevaplandrl
mas ok g olan bir soru, karmza kyor.
K anti n hayatnn bu dneminde, mekn sorunu, onu
en ok uratran sorunlardan 'birisidir. Balangtan beri
mekn sorununda K anti uratran glkler unlard:
Fizik monadlarm yaps ile meknn sonsuza kadar b-
lnebilirliinin uzlatrlmas; gaipten haber verenler lak-
kndaki yazsnda, ruhun meknla ilgisinin gsterilmesin
deki glk; tanrnn tantlanmas hakkndaki yazsnda,
tanrsal manevi bir varlkla, her eyi saran, iine alan
mekn arasnda nasl bir ilginin bulunmas gerekir? so
rusunun cevaplandrlmasndaki glk.
Bunlara benzer glklerle K ant, zaman problemin
de de karlam olmaldr. Zaten, L eibniz ve Newton
dan beri, zaman problemi, mekn problemi ile birlikte ele
alnmaktayd. Zaman da, mekn gibi, mutlak ve sonsuz
bii" ilkedir; deiikliklerin kavranmasnn ve biitiin algla
rn nkouludur.
Nihayet 1769 yl, K anta bu glkleri aydnlatacak
olan getirmie benziyor; 1770 ylnda, ilk ve biricik
yazsnda, zaman ve mekn hakknda yeni bir teori or
58
taya koyuyor. Bu yazun bal .udur: Duyular Dnyas
le Intellegihel Dnyann Form ve lkeleri Hakk nda.
Bu yaz, K anti n felsefe sisteminin ilk tasladr. B ara
trma, bir bilgi teorisidir; objesi metafizik, daha dorusu
evrenle ilgili bir objedir; yani, burada evren kavram ara
trlmaktadr. Bu yazda yeni olan, K antin bilgiler ara
snda yapt farktr.
Bu yazda, balndan da anlalaca gibi, iki dn
ya birbirinden ayrdediimektedir. K ant, nce Pl atonl a
kendisi arasnda iliki kurar. Platon, duyularla kavranan
grn alan ile (plainomenon ile), yalnz aklla (Nus
ile) kavranan ideler alann (nomenonu) birbirinden ay
rr. Platonun ideler ya da eide adn verdii noumenon
alan, sadcce dnceler olarak dnlmemitir: ideler
varln ilkeleridir; onlar daima vardrlar. Alg ile bilmen
eyler, grn alannn objeleri ise, meydana gelirler ve
kaybolurlar.
K anti n kalk noktasna gre, problemi Platonu-
kinde bakadr. Bu yzden de K anti n iki ayr dnya teo
risi bambaka bir yz gsterir. Bu yaz, cevherlerden
meydana gelmi bir btn olan evren kavram hakkndaki
bir sorunla balar (Compositum substantiale). Salt mutlak
bir akl kavram olarak dnlen bu btn, artk bol-
nemeyen son paralardan meydana gelmi olmal. L eibniz
in evren kavram byled. Bir btn saylan evren, artk
bliinemeyen teklerden, m onadkrdan meydana gelmi
tir.
imdi K anta gre, eer btnn ve onun parala
rnn kavramlar, maddesel varlklar bakmndan d
nlr ve somut olarak ele alnrlarsa, durum tmden de
iir. nk btn somut tasavvur ve alglar, zaman-me-
knla ilgilidir. Mekn (ayn ekilde zaman) bir btn
dr (totum). Alglanan her eyi iine alan bu btn, ya
ln elerin bir araya gelmesi, bir birlii deildir. Bu b
59
tn, sonsuza kadar blnebilen bir btndr. Y ani za
man ve mekn sonsuza ulaan ko n t i n u m r i lardr (kesinti
sizlik); buradaki paralanma ve birlemelerin sonu yok
tur. Halbuki evren, varlk, sa.lt kavram olarak dn
lrse, zaman ve meknn yaln son elerden olumu bir
btn olmas gerekir. Fakat: somut tasavvur ve alglar,
kavramn gerektirdii bu durumu yanllar.
K antn zaman ve mekn sorunuyla ilk zamandan
beri urat yukarda gsterilmiti. Salt A k l n Kr iti
i nde K antm ortaya att drt antinomiden ikisinin bu
alanla ilgili olduu da. sylenmiti. Bu an t i no m Herden, bi
rincisi, evrenin btn sorununda ortaya kar: Evrenin
btn sonlu, snrl mdr, yoksa sonsuz, snrsz mdr?
Evrenin btnl kavram, kavram olarak, kapal bir
btnl gerektirir. Evrenin alglanmas, somut imgelen
mesi ise, bizi bir snrszla, sonsuz olan bir zaman-me-
kn anlayna gtrr.
Burada K antm yeni teorisi .udur: Zaman ve me
knda bir snra varamamak insan bilgisinin almyazs ge
reidir. V arlk kavramna somut bir i kazandrabilmek
iin, zaman ve mekna bal alglara gereksinim vardj;.
Algya bal bilgiler, bizden gelen zellikleri de birlikte
getirirler. Deneyim alannda algladmz ve imgelediimiz
evren, yani zaman ve mekn formlar ve ilkeleri iinde
grp tandmz evren, bu ekli ile, bize, yani insim bil
gisine, algya verilen evrendir.
1770 ylnda, K antm dncelerinde devrim yapan
byk bir deiiklik olup biter: Zaman ve mekn, hem
bizim alglarmzn, deneyim dnyamzn, hem de New-
tonun aka gsterdii gibi doann, doa bilimlerinin
nkoul olarak ortaya koyduklar, ilkeleridir. Fakat za
man ve mekn varln ilkeleri deildirler; sadece alg
lamamzn kendi yapsna bal formlardrlar. Duyular
dnyas (mrndus sensibilis), bizim gibi snrl varlklara,
60
yani insanlara, duyulara dayanan alglamaya, duyu tasav
vurlarna bal vc muhta olan varlklara grnen dn
yadr,
L cibniz'in de kulland Pktonun bir terimi olan
plainonena (grnler), K ant'ta sbjektiv bir nitelik ka
zanyor: kendisini bize gsteren dnya, sadece bir gr
n dnyas.
Biz insanlar, bilgimizde daima alglara, duyularn
bize verdiklerine balyz. V erilen eyler iin bir alcl
mz (receptivite) olmasayd, dnya hakknda bir bilgimiz
dc olmayacakt. Baka yapda olan bir varln, baka bir
alglama biimi olacakt. rnein, tanr iin, salt dn
sel bir alglama iin, duyu koullarna bal olmayan bir
alglar biimi dnlmelidir. Burada artk sonsuza ka
dar blnebilme ve birleme, yani zaman ve mekn form
lar gerekli olmayacakt. Duyulara bal olmayan, duyu
larla snrlandrlm olmayan tanrsal bir anlayn dn
yasnda, zaman ve mekna ballk yoktur. Tanrsal bir
anlayn, kendi bana varolan eylerin, nonnenon'un
biim ve ilkeleri bambakadr.
Bu dnceler, K anti n yeni dnceleridir. Buna g
re: Mekn, her eyi iine alan, kendi bana varolan bir
ey deildir. Mekn, sadece bizim alclmzn, duyular
yolu ile varolan eyler lakkmda bilgi edinen bilgi yete
neimizin 'bir temel formudur. Zaman ii de ayn ey
sylenebilir. V arolan her eyin zamana bal olmas ge
rekmez. Zaman, her eyi kendisi ile birlikte srkleyen
mutlak bir ak olarak anlalmamaldr. Tersine, zaman,
sadece insana zg olan, fakat insann bilgi ve tecrbesi
nin kendisinden, yoksun olamayaca bir bilgi formudur.
Zaman ve mekn, kendi bana varolan eyler de
ildir; sadece bizim kavrama yeteneimizin, bylece de
kavradmz dnyann, duyular dnyasnn formlardr. Du
yular dnyas, mundus sensibiHs, anlay yeteneinin kav
61
rayaca trden, kendi bana varolan bir dnya deildir.
Duyular dnyas, bize grnen, yani bize zg formlara,
bilgimizin zaman ve mekn formlarna brnen grn
dnyasdr.
Burada bilgimizin maddesi ile formu arasnda, ok
nemli bir fark yapmalyz. Empiristler hep duyu bilgisi
nin maddesinden, yani duyu verilerinden szederler. F a
kat her duyu yoluyla kavramada, bu kavramann yaps
bakmndan, ynetici iki form vardr; bunlar algnn form
lar olan zaman ve mekndr. Zaman ve mekn, algya
dayanan bilginin formlar olarak, temellerini insanda, in
sann bilgi yeteneinde bulurlar. K ant, zaman ve mekna
insan dncesinde bulunan yasalar adn verir (leges menti
insitae); zaman ve mekn sanki bizim dncemizle do
mutur (connatae).
Bu formlar iin, L eibniz ve Wol ffun duyu bilgisi
iin ileri srdkleri, duyu bilgisinin bulank olduu,
ak seik bilginin ancak kavramlara dayanan 'bir bilgi
olaca kabul edilemez. Nitekim meknn, bizim alglama
mzn salt bir formu olan meknn bir bilgisi olarak geo
metrinin bize verdii bilgi, gerekten ak ve seiktir. H at
ta geometrideki alglanabilMik, bu bilginin gr tarznn
kavramlarn manta dayanarak yaplan zmlemele
rinde asla ulalamayacak olan tamkesin ve verimli bir
gr tarznn temelidir. Bizim alclmzn bu formlar
nn, insan dncesinde varolduklar, ak- ve seik olarak
kavranabilir. te bilginin bu kaynam, bu zel yapm
empiristler gremediler. Srf kavramlar ve mantk ilemle
riyle uraan aklclar da. bunu yanl anladlar.
Doa bilimlerinin tek tek olaylar saptamakla kalma
yp, Nevvtoun matematik doa bilimleri anlamnda ya
salara varmalar, ite bu formlar bilgisine dayanr. Doa
bilimlerinin bilgisi, mutdus sensihs'in, deneyim dnya
62
snn bilgisidir. Bu alandan elde edilen bilgi, hakikat olan
bir bilgidir. Bu bilgi, hakikat olmak bakmndan, hibir
zaman salt kavramlara dayanan bir bilgiden geri kalmaz.
u nokta ak olarak grlmelidir: Doa bilimleri zaman
-mekn ilkelerine dayand, bundan dolay da grnils
alanndaki ballklarn bir bilgisi olduundan, ak ve
seik bir hakikat tarlar; metafizikle ilgileri yoktur. Du
yularmzla bize verilen, iinde bulunduumuz deneyim
dnyas, zaman-mekn iindeki dnya, mundus intellegi-
bilis'ten saf anlay alanndan, kendi bana varolan dn
yadan baka bir obje alan, baka bir bilgi alandr.
1770 ylnda yazlan bu yaznn asl amac, metafizi
in yeibatan temelendirilmesini hazrlamakt. K anta
gre kendi bana varolan tanr, ruh, evrenin yaps gibi
kavramlara ve cevherler arasndaki ilgiler sorununa, du
yulardan gelen tasavvurlar bulatrlmamahdr. Bundan
sonra yaplmas gereken ey udur: Mundus intellegibilis
in kavramlarn, zaman-mekn koullarndan ayr tutmak.
Duyulara dayanan tasavvurlarn, alglarn ve deneyimin
koullar, varolan dnyann kendisinin formlar ve ilkeleri
deildir. Mekn d ve st, zaman d ve st eyler,
duy koullarna dayanmadan dnlmeli ve kavranma-
ldr. Ruhun meknda nasl yer alabilecei sorusu, ruhun
varl ile ilgili deildir. Bu soru, bizim duyularmza da
yanan alg dnyamzn erevesi iinde ruhun bize nasl
grnebileceini sorar. Ayn ekilde saf manevi bir var
lk olan tanr da, mekna bal formlara sktrlamaz.
Bu srada K ant, henz, duyu koullan ve formlarna
bulatrlmam, temiz tutulmu kavramlar yardm ile,
salt akla dayanarak bir metafiziin gerekletirilebileceine
inanyordu. K anta gre, anlay yetenei, tecrbe alann
da, grn dnyasnda sadece mantn kullanlmasnda
ie yarayabilir (anlay yeteneinin usus logicusu). Alg
lanan realite, bilimlerde olduu gibi, anlay yetenei ta
63
rafndan dncelerle ilenir. Ayn anlay yetenei bir
kez de metafizikte ileme alan bulmaldr (anlay yetene
inin ss realist). Btn vc para, birlik ve oklrk, cev
her ve etkileme, karlkl ba, rehtion gibi temel kav
ramlar, kaynaklarn! salt anlay yeteneinde bulurlar
K ant sonralar bunlara anlay yeteneinin kategorieleri
adm verir. Bu kavramlar yoluyla intellegibel dnyann
form ve ilkeleri kavranabilir. Duyu koullar bulatrlma
m saf anlay yeteneinin kavramlar, eylerin grn
lerini deil, nasl okluklarn verir. Fakat bu yolla yap
lar metafizik bir bilginin, nasl bir sekil alacan, K ant
1770 ylnda yazd bu yazda gstermiyor; sadece unu
ileri srmekle yetiniyor: Salt anlay yeteneinin kavram
lar ile ekle edilen bu bilgi, alglarla bezenmi, i kazan
m bir bilgi, somut bir kavrama, bir grme deildir. Bu
bilginin simgesel bir nitelii olabilir; kendi basma varolan
eyleri soyut bir ekilde ve ok genel izgileriyle verebilir.
Zaman-mek ve grn dnyas iin b yazda or
taya konan tez, hemen hemen hi deimeden, Salt A kl n
Kritiinde yer alr. Fakat bu yaznn yaymlanmasndan
ksa bir sre sonra. K ant burada ileri srd duy ko
ullarndan temizlenmi, salt anlay yeteneinin kavramla
rna dayanan bilgide baz glklerle karlayor. Bu
glklerle arpma, tam on yl srecek, K at insan
bilgisinin temelleri, olanak ve yollar hakknda, derin d
ncelere, yepyeni bir kalk noktasna getirecektir. Kan!
ulat bu yeni dnce sistemine, kendisinden sonra bir
ok kimsenin de kulland transcendental idealisin ad
n veriyor.
K ant, 1781. ylnda yaymlad Salt A kl n K i l l i -
gf nde transcendental idealisin! ortaya koyuyor. Bu bi
rinci K ritiin ardndan, K anti n teki iki K ritii gelecek
tir. Bu K ritikten dolay, Katn felsefesine 'K ritisizm
ad verildi. K antm felsefesine bu ad 19. yzyl somn-
64
da Y enikantlar verdiler. Fakat unutulmamaldr ki, K ant
felsefesinin amac, kapal, snrlanm bir sistem kurmak
deil, gelecekteki felsefe aratrmalar iin yol hazrlamak
t. Gerekten de yle oldu. K anti n kendisi, Salt A k i m
Kritiii i , yeni br felsefe iin Propaedcutik (nreti)
olarak gsterdi.
Salt A k l n Kritiinde u aratrlyor: Duyulara
verileni, deneyimi ve deneyim ile bilinebilir olan amak
isteyen insan bilgisinin snrlarn yoklamak. Bu, metafi
zikle, metafiziin gvenli bir bilgi olmak istemesi ile ilgi
lidir. Burada K anti n gzniinde bulundurduu metafizik,
Descartesla balayan, gelenek halinde Spinoza, L eibniz,
Christian Wolff ve rencilerinde srdrlen rationalizmin
varlk teorisidir.
Y ukarda da anlatld gibi, bu metafizik salt akla
dayanarak kuruluyordu: tpk matematik bilimlerin yap
akl ar gibi, apak temellerden kalkarak, bir dnceyi
tekine dayandrarak, deduktion yolu ile sistematik bir
yap kurmak. K anti n kendisinin iinde yetitii bu gele
nee, metafiziin bu savlarna, balangta nasl yaknlk
duyduunu gsterdik. 1770 ylnda yaymlad yazsnda
yer alan, salt anlay yeteneinin gereklik alanna uygu
lanmas teorisi, bu ban son kalntsdr.
IKK 5 65
3,
SAL T A K L N K R T
A . nsz vc Giri
Salt A kl n Kritiinin birinci basksnn nsznde,
metafizik hakknda u dnce ileri srlyor: Felsefe,
bizim en yksek metafizik ilgilerimizin objeleri olan tanr,
evren ve ruh hakknda insan aklnn kantlama yetenei
ne dayanan br sistem olarak kurulduu zaman, eletiriye
dayanacak gte, gvenilir bir bilgi deildir. O hakle, saf
anlay yeteneinin ss realis' (gereklik alanna uygu
lanmas) olanakszdr; kendi bana varolan, duyular itstii
olan mundus intellegibi! i s'ten bize haber veremez.
Bu eserin kendisi bize, aklmzn bizi tarih boyunca
gelmi gemi dnrlerin ve onlarn ardndan gidenlerin
vardklar metafizik sonularda nasl uzlamazlklara,
ekimelere gtrdn; akim, kendisinden gelen bir ka
nlmazlkla, metafizik sistemlerde nasl elikilere, hatal
yollara dtn gsterecektir. Salt A k l n Kritiinin
en geni blm olan Trcmscendcntal Dialektik adn
tayan blm, b sorunlarla uramaktadr. Y apt, akln
metafizik alannda kullanlmas olanaklarn aratrdna
gre, b blm yaptn ana blmdr.
K anti n metafizik sorul arn gereksizliini, yeni bilim
gr iinde metafizik sorulara yer kalmadn savun-
66
maya ca doaldr. Bunu, 19. yzyln positivisni, dala
nce de, btn metafizik kitaplarn atee atmay salk
veren David Hme ileri srer. K ana gre metafizik, bu
kitabn nsznde sylendii gibi, temelini .akln varlk
-yapsnda bulur. Metafizik sorular babo bir bilme hr
snn zorlamasndan domamaktadr; akim kendisinden gel
mektedir. Dncenin, verilmi duyular dnyasnn snr
l an iinde kalmayp, derinlere gitmek istemesi, temelini,
insan aklnn varlk-yapsnda bulur. Fakat eer insan yal
nz kendisine zg olan akln yitirmek istemiyorsa, bu
amay yapmamaldr. Felsefenin bu alannda, insan akl
kendisini garip bir aknlk iinde bulur. Bu alandan ge
len sorular, ne geri evrilebilirler, ne de denemelerle ka
ntlamalar yapan bilimlerin verdikleri trden bilgilerle ya
ntlanabilirler. Buraya, teoriler kuran teorik akln gc
yetiememektedir. te teorik akln kritiinin yapld Salt
A k l n Kritii bize bunu gsterecektir.
imdi K ant iki cephede arpacaktr. Bunlardan bi
rincisine K ant dogmali sm adn vermitir. Buradaki dog-
matismin kilisenin dogmat i smi ile ilgisi yoktur. K at, bu
ad, hibir eletirinin rahatsz etmedii, dokunmad ak
im, her trden varln zn kavrayabilecek gte oldu
una inanan rationalistlere vc onlarn felsefelerine veriyor.
Akln kendisine bu kadar gvenmesini ok abartmal bu
luyor.
K antm arpaca ikinci cephe, metafizikten kuku
duyanlarn, metafizik sorulara ilgisiz kalanlarn cephesi
dir. K ant Salt A k l n Kritiinin. nsznde yle der:
nsan aklnn ilgisiz kalamayaca bu gibi aratrmalara
kar ilgisiz bir tavr taknmak, bounadr.
Salt A k l n K r i t i h m n ikinci basksnn nsznde
bu nszn baz yerleri birinciye gre ok deitiril
mitir Rantm kendisini, szn ettii aknlktan nasl
kurtarmak istediini gryoruz. Biz, burada ortaya kan
67
ynvcrici dnce ile, daha nce, grnmezden haber ve
renler hakknda yazd yazda da karlamtk. Bu d
nce uydu: nsan akl sadece teorik bir akl deildir;
yani sadece el altnda bulunan kavrayp, onun ne oldu
u hakknda teoriler kuran teorik bir akl deildir. Akim
bir de pratik yan vardr. Hatta salt pratik bir yan vardr.
O, kendisinde, insann ne yapmas gerektii hakkndaki
bilgiyi de birlikte tar ve bunu insana gsterir.
Ne bilebiliriz? kritik sorusu yannda, akln bundan
daha az nemli olmayan baka bir sorusu yer alr: Ne
yapmalyz? Eer aklmzn kaderi insan varlnda in
sana verilmi olan ama , iyice aratrlrsa, bize insann
ne yapmas gerektiini gsteren pratik akln, varlmzn
anlamn ynettii grlr. Fakat teorik akim neler yapa
bilecei, nereye kadar gidebilecei ile pratik akim insan
hayatnda grd anlam arasnda bir uyum bulunmaldr.
Salt A k l n Kritiinin ikinci basksnn nszndeki u
arpc szleri bu anlamda anlamak gerekir: hummaya
yer hazrlamak iin bilgiyi kaldrmak zorunda kaldm.
K ant, kukucu deildir. O burada, btn bilgiyi or
tadan kaldrdn sylemek istemiyor. Sadece dogmatik
nyarglar, saf akln teorileri ve kantlarna dayanan;
sonular, pratik, ahlak hayatmz etkileyecek olan me
tafizik grleri geri eviriyor. Eer K ant inanmaya yer
amaktan szediyorsa, bu inanma, u veya bu dinin gr
lerine inanma deildir; salt pratik akim kendi kendisinde
tad bilginin aklk ve kesinliine; ahlak bilgisinin buy
ruklarnn yerine getirilmesindeki gereklilie inanmadr.
K antin ikinci K ritii, Pratik A k l n Kritii bu .sorunlar
ele alacaktr.
nsan akl aslnda birdir; fakat teorik ve pratik ol
mak zere birbirinden apayr iki ilem alan, apayr yasa
lar vardr. kil sahibi bir varlk olan insanda, insann
btnnde bu birbirinden ayr yasalar bir uyum iinde
68
birlemelidir. Metafizik sorular alannda babo kalan
akl, tarihin gsterdii gibi, bizi hem. dogmatik tanr ka
ntlarna, hem de atheist sonulara, tamnn yadsnmasna
gtrmtr; hem insann zgr bi r varlk olduuna, hem
de determinizme (K ant buna, fatalizm der) ayn rahatlk
la ulamtr. Bu yolla, hem materyalizme, hem de varola
nn temelinde manevi bir varlk ve substans olarak ruhun
bulunduu sonucuna ayn kolaylkla varlabilir.
te akldan kalkarak, szde ak seik kantlamalar
yapan dogmatik teoriler, materyalizm, fatalizm, atleizm
gibi teoriler arasndaki atma, K antm srf teorilerle me
tafizik sonulara varmak isteyen akla kar yapt ele
tirinin kalk noktasdr. Metafizik alandaki dogmatism,
yani salt akln hibir kritie gerek grmeden istedii yere
kadar ulaabilecei nyargs, ahlaka kar olan inan
szln kayna olmutur. Gerekten, her adaki inan
szlk, kaynan dogmatizmde bulur.
Akln metafizik alandaki bilgisinin kritiine girmeden
nce. K ant, salt akln baka alanlardaki bilgisinin baa
rlarn gzden geiriyor. nsan bilgisinin akla dayanan
kavramlar, baz bilimlerde bize ak ve kantlanabilir bir
bilgi salayabiliyorlar. Mantk byle bir bilimdir; matema
tik byle bir bilimdir. Her iki bilim de salt akla dayanr;
tecrbe ve denemelere bavurmaz. Doa bilimlerinin bir
blmnde de, yani hareket teorisinin temel ilkelerini ara
tran teorik mekanikte de durum ayndr. O halde K anta
gre, metafizik bilgi sorunlar ile matematik ve matema
tiksel doa bilimleri, kendilerine zg kesinliklerinin kay
nanda yani, salt akla dayanmalarnda birleiyoiar.
Bylece Sait A k l n Kri t i i nde matematiksel doa bilim
lerinin bilgi teorisi, metafizik bilginin K ritiinin yannda,
hatta niinde yer alyor; ruh, tanr, evren hakkndaki me
tafizik kantlarn ele alnd Transcendental Dialektik
blmnden nceki blmlerde inceleniyor.
69
K anti n sonralar bu kitabn anlalmasn kolayla
trmak iin yazd bir zette, Prokgomenada, Salt
A k l n Kritiinin sorunlar drt soruda toplanr. Burada,
Salt bir matematik ve matematiksel doa bilimleri nasl
olanakldr? sorusu, metafiziin bilim olarak olana so
rusundan nce yer alr.
lk kez K ant, Y eniain matematie dayanan doa
bilimleriyle matematikteki salam yapnn; ve bu bilim
lerle felsefe, daha dorusu metafizik arasnda gze batan
kartln farkna vard. nsan bilgisinin bu her iki al a
nnda da ayn heyecan ve cokuyla genliinden beri u
raan K ant, imdi bu iki bilgi arasndaki kartl btn
arpcl ile gryordu. O, Descartes, L eibniz, Spinoza
ve Wolf un inand gibi felsefenin geometri yntemi ile
(more geometrico), Mathesis universalis olarak kurula
bileceine artk inanmyordu. K ant, metafizikte kantlar
arayan akln, karlat glkleri, genliinde metafizik
le urarken yakndan grp yaamt. imdi K ant bu her
iki alan arasnda gze arpan keskin kartln nedenini,
akln bu alanlarda ortaya koyduu baarlarda aramak is
tiyordu.
Salt A k l n Kritii bir bilgi teorisi, bir bilim teo
risi olarak, bu sorunu kendisine ana sorun yapmt. Bu
nunla birlikte bu yaptn asl amac, insana doann ver
dii metafizik yapy, insan akimn anlamn aklamak
tr. Daha nce de sylendii gibi, bu Kritik, gelecekte
kurulacak bir felsefe sistemi iin sadece bir hazrlk, bir
Propedetiktir, Bu yapt, K anti n bir mektubunda yaz
d gibi, metafiziin bir metafiziidir.
Salt A k l n Kritii, btn bilgilere olanak salayan
i nsan akimn ilkeleri hakknda tam bir gr ve bilgi
elde etmeye alyor; ayn zamanda akln kullanlabile
cei alann snrlarn bilmek istiyor ve aratryor. nsan
aklnn snrlann izmek; insan aklna kendi varlnda
70
neyin verilmi olduu sorusu; insan varlndaki amacn
ve anlamn ne olduu sorus. ile iiedir. Bu yzden K ant5
in akl eletirisi bir insan felsefesidir. Bunu, bu kitabn
ikinci basksnn nsznden alnan ve yukarda verilen,
bilgi ve inanma hakkndaki cmlesi de btn akl ile
gstermektedir.
Burada K antn akl iki ayr anlamda dar ve geni an
lamlarda kulland imdiden sylenebilir: Geni anlamda:
insann balar ve yasalar kuran bilgi yetenei; dar anlam
da: anlama yeteneinden ayr dnlen akl (insann bilgi
yeteneinin btn iinde). Akl bu ok zel anlamda
Transcendental Dialektik blm ele alacaktr.
K ant, daha girite bir ayrm yapmakla ie balar:
Salt bilgi ve empirik, duyulara dayanan bilgiyi bir
birinden ayrr. K antm kendi terimleriyle, apriori bilgi
ve deneyime dayanan bilgi (K ant buna aposteriori bilgi
adn verir). Bu ayrm, A vrupann felsefe gelenei iin
deki bilgi teorilerinin en nemli konularndan birisi ola
gelmitir. rnein, Pl atondaki yeniden anmsama teori
sinde, ya da Descartesda ve rationalistlerdeki doutan
Meler teorisinde olduu gibi. Fakat K ant, ne dotan Me
lerden, ne de anmsamadan sz eder; nk bu her iki
teorinin de arkasnda byk bir metafizik teori yatmak
tadr. K ant unu grmektedir: Duyulara imdi gerek ola
rak verilmi olan alg bilgisinden apayr bir bilgi tr
vardr. Bu bilgi, salt bir kavrama ve bilmeye dayanr;
geneldir ve zorunluluk tayan bir bilgidir. Daha L eibniz,
verites de fait nin karsna verites necessaires i koy
mutu. Bu tr bilginin varolduu, mantk ve matematikte
ak olarak grlyor. imdi K ant, deneyimi kalk nok
tas olarak alan empiristlerin daima kuku ile baktk
lar bir felsefe gelenei iinde yer almaktadr. Empirist-
lerin ideler ve ilkeler hakkndaki yanl anlayn arkada
brakyor. Kukuya yer vermeden btn apriori bilginin
71
ancak zamanla elde edilmesi gerektiini gsteriyor. K ant
bu bilgiye, asl bilgi adn verir. Bu bilgi, ancak bilgi
yeteneimizin deneyim yoluyla uyandrlp almasyla ger
ekleebilir. Bu bilginin zellikleri, kendisinde okunabilir.
Hakikat olarak geerlii, deneyimlerin bira raya getirilme
sini, ya da deneyler yaparak kantlanmay gerektirmez;
zorunluluk ve genellik bu bilginin zndedir.
Oysa duyu verileri, bize ancak belli bir zamanda
olup biteni verirler; mantk ve matematik bilgideki genel
ve zorunlu olma, onlarda yoktur. L eibniz, verites de
faitye ayn zamanda verites contingentes adn da ve
riyordu. Verites de fait, bizim iin baka trl olabile
cekleri de iine alan, plak bir olaydr. Matematik ve
mantn genellii, btn tek tek durumlar iine alr; gn
lk hayattaki tek tek alglarn birlemesinden doan ge
nellikten bambakadr. Kant, gnlk hayattaki genellie,
komparativ genellik adn verir.
K antin salt ya da apriori bilgi karsna, em-
pirik bilgi ya da duyu verilerini koymasnda yepyeni bir
ey ortaya kyor. K ant, ister gnlk hayatta, isterse bi
limde olsun, deneyim dediimiz eyi zmler. Bu
zmleme sonunda, deneyimden o kadar ok: szeden em-
piristlerin gremedii bir sonuca varr. Bu sonucu, aklc
filozoflarn akl edebilmelerine zaten olanak yoktu. B
sonu udur: Deneyim, duyu verilerinin ynndan, bir-
araya toplanmasndan fazla bir eydir. Duyu verileri, de
neyimin sadece maddesini olutururlar. Her deneyimde dai
ma ballklar gznnde tutulur. O zamana kadar olmu
bitmi olaylardan farkna varmadan ya da yntemi i ola
rak kalkarak, nelerin beklenebilecei karlr. O halde,
deneyimin kendisinde, tek tek olaylar aan, genellie, d
zen ve yasaya gtren, bir nceden grme vardr; onda,
olaylardaki salt olmu bitmi olmann tersine, bir zorun
luluk sakldr. Bu empirik bilginin, yani duyulara dayanan
72
bilginin form zelliinden domaktadr, K anta gre, era-
pirik bilginin form zelliinin kayna, bilginin maddesi
nin kaynandan; yani, duyu verilerinin kaynandan baka
dr. Bu formlar, duyu verilerinin gerek deneyim bilgisine
evrilmesi iin gerekli nkoullardr. Bunlar (matematikte
ve mantkta) apriori bilgi dediimiz trden bilgilerdir.
Biz iki ayr deneyim kavramn birbirinden ayrma
lyz. Birincisi, empirist bilgi teorisinin deneyim kavram
anlamnda, duyu verilerinin bir yndr. Byle bir dene
yim, bize olup biteni gerek olarak retemez. Gerek
dnya hakknda bir bilgi veremedii gibi, bu, ballklardan
yasalara varan bilimsel bir bilgi de olamaz. kinci zel
anlamdaki deneyim, ise, bir birletirme, birbirine balama
dr. Eer bizim deneyimlerimiz varsa ve bunlardan bir
eyler reniyorsak; eer deneyimde btn grme, ka v
rama varsa; bu, onun maddesi olan duyu verilerinin bilgi
formlaryla birletirilmesindendir. K ant bu noktada, ken
disinden nce, apriori bilgi probleminde varlan sonutan
ok daha ileriye, eine rastlanmam olan bir sonuca vard.
imdi burada bir sorunun sorulmas gerekiyor: De
neyimin apriori yannn bilgiye etkisi nedir? Bu sorunun
cevabm. Yenian doa bilimleri, olaylarda, olup biten
lerde matematik bir yap bulunduunu gstermekle kolay
ca vermektedir. Hibir empirist, o zamana kadar deneyime
dayanan bilgide matematik bir yap, bir bilgi grememiti.
Matematik bilgi, genel olan ve zorunluluk tayan apriori
bir bilgidir. Eer yeni doa bilimlerinin gsterdii gibi,
doa yasalarnn temeli matematik yasalara dayanyorsa;
apriori nkoullar btn doa bilimlerinin bilgilerinde,
deneyimlerin bir araya toplanmasnda ve yaplan deney
lerde (experiment\erde) de var demektir.
Bilimsel bilgide daha baka form ilkelerinin de n
koul olduklar aktr. Bunlarn banda, geerlii btn
doa aratrmalarnda, genel ve zorunlu olan nedensellik
73
ilkesi gelir. Deneylerin yaplmas, toplanan deneyimlerin
deerlendirilmesi, aratrmann bu en yksek nkouluna
dayanr, Apriori bilgiler sadece soyut 'bilimlerde bulun
mazlar; gnlk hayattaki genel anlama yetenei de bun-
larsz olamaz,
Bylece K ant, felsefe aratrmalarnda yeni bir amaca
ynelmitir: nsan akimda varolan bilgi formlarn bul
mak, Burada aranan formlar, ne duyular dnyasnn, ne
de intellegibel dnyann formlardr. n san akl, bilgi teo
risi bakmndan zmlenerek, buradaki form ve ilkeler,
saylan ve ballklaryla ak bir ekilde ortaya konma
ldr. Bu, kendisini tanmak isteyen akim, ilk ve byk
devidir. Ancak bundan sonradr ki, akim asl kritii ak
ln kullanlabilecei yerlerin snrlarn izmek olana elde
edilecektir.
K ani, insan aklnn kendisindeki bilgi formlarn ara
tran bu zmlemesine, transcendental felsefe adn
verir. Transcendental terimi K ant felsefesinin temel te
rimlerinden birisidir. Sonralar bu terimi, A lman dealizmi,
Y enikantlar, bilgi teorisi yapan baka filozoflar, rnein,
E. Husserl de kullanmtr. Bu kavram, K antta kayna
ndaki anlamndan, skolastik felsefedeki anlamndan bam
baka bir anlam kazanmtr. K ant bu kavram yl eta
nmlar: Ben transcendental bilgi ile, yalnz objelerle de
il, ayn zamanda objelerden elde edilen bilginin trle
riyle de uraan, bilginin apriori yann aratran bilgiyi
anlyorum.
Salt AMn Kritiinin nsznde bulunan nemli
bir dnceye daha iaret etmeliyiz: K ant, yarglar, ana
litik ve sentetik diye ikiye ayrr; bu ayrmaya ok nem
verir; bu ayrmann klasik olma niteliini lakettiini
syler. K anttan sonra, yarglarn analitik ve sentetik yar
glar diye ayrlmas, pek ok tartmalara neden oldu.
74
rnein matematik yarglar, K antm savunduu gibi sen
tetik yarglar mdr; yoksa analitik varglar mdr? gibi,
K antm yarglan ikiye ayrmasnn nedeni ksaca zet
lenirse, rationalismi terketmek iin bavurulmutur, dene
bilir. L eibaiz, btn bilginin sadece kavram zmleme
lerden (ve sonra bir araya getirilmesinden) ibaret oldu
una inanyordu. Bundan dolay bilginin ana ilkeleri, man
tn ana ilkeleri oluyordu. A nalitik yarglar, yklemin
aklanmasyla zne kavramnn aklanmasndan baka
bir ey deildir. Bmu yaparken sadece mantk bakmn
dan bir elikiye dmemeye dikkat etmek yeterlidir. e
limezlik ilkesi, analitik yarglardaki en yksek temel il
kedir,
K ant'a gre, bu tr zmlemelerin byiik yaran
vardr; fakat bilginin yaplmas, verilenlerin, elde varolan
larn bilgi haline getirilmesi bakmndan yararszdr. Biz
zmleme yaparken, kavramlar varolanla, bize verilen
le karlatrmadan, kavram erevesi iinde dnp dola
rz. Buna karlk sentetik yarglar, analitik yarglar gibi
sadece aklayan yarglar deil, bilgimizi genileten, o
altan yarglardr. B yarglarla, eylerin birbirine bal
I klar, ilgileri gsterilir. rnein, btn cisiml erinmekn-
da yer kapladklar bilgisi, daha cisim kavramnn kendi
sinde vardr; nk cisim batan beri byle tanmlanr.
Fakat btn cisimlerin^adklamrn olduu varssh sen
tetik bi r yargdr, (Bu yarg gzn grdne aykrdr.
Ta der, fakat duman ve gazlar, sanki arlklar yok
mu gibi, havaya doru ykselirler). ster bizim hafif dedi
imiz, ister ar dediimiz olsun, btn cisimlerin 'hare
ketleri bir ve ayn yasaya, Newtonn itme-ekme yasa
sna gre olup biter. Bu yasa da sentetik bir yargdr.
Spinozanm subslans kavramndan, b kavramn ta
nmndan, (Spinoza bu tanm, kendiliinden anlalr br
hakikat olarak, Descartesdan almtr) substansm biri-
75
cikliini karrsak, yani u yargya varrsak: Sadece bir
ve biricik substans vardr; o da tanr ya da doa olarak
adlandrlabilir; ite bu analitik bir yargdr. K ant bu
rada unu soracaktr: Substans kavramnn metafiziin bu
ana sorularn (tanr, doa) yantlamaya ne hakk vardr?
Bu ilev b kavrama nereden geliyor? Descartes ve Spi-
nozann tanmn yapt substans kavram, varla ve var
lk balarna gerekten uygun .mudur?
Deneyimden gelen btn yarglarn sentetik yarglar
olduklar aktr. Bu yarglarda kavramlar, duyu verile
rine, alglara dayanarak birbirine balanrlar. Btiin ana
litik yarglar ise, salt mantk ilkelerine gre yaplan kav
ram. zmlemeleridir. Bunlar ancak, aklayc kavramlar
olarak, geree, varolana uygun olduklar kadar retici
olabilirler.
Transcendental felsefenin zel sorunu, sentetik yar
glarla bu yarglarn genel ve zorunluluk tayan yar
glar olmalar bakmndan ilgilidir. Metafiziin btn
yarglar, eer gvenli bir bilgi olmak savn gerekletir
mek istiyorsa, apriori sentetik yarglar olmaldr. Halbuki
o, deneyimi, denenebilirlii ap, duyular stne kmak
istiyor.
K anti n syledii gibi, bizim kurgusal (speklatv)
bilgimizin (kurgusal bilgiden K ant deneyime dayanmayan
teorik bilgiyi anlar) en son amac, sentetik apriori yarg
lara varmak olmaldr. rnein, tanrsal varlk hakkm-
daki metafizik yarglar dnelim: Eer bu yarglarla ev
renin u ya da bu ekilde varolduu temellendirilecekse,
rnein, grndnden baka trl olduu, ya da hi
varolmad, yahut da ak halinde bulunduu veya srekli
ve zorunlu fcir nedene dayand gibi ; bunu, mutlak
geerliinden kuku duyulmayacak neden-sonu ilkesine
gre temellendirebilmeliyiz. Y ani burada, apriori sentetik
yarglara varabilmeliyiz. Nasl doa aratrcs, hakl ola-
76
rak, neden-sonu ilkesini aratrmalarnn temeli olarak
gryorsa, bu ilke, metafizik bilgi iin de bir temel ilke
olmaldr.
imdi K ant soruyor: Says pek de az olmayan ba
kalar yannda bu ilke, sentetik bir ilke olarak apriori.
olabilir mi? Y ahut Descartes gibi yapp, sorunu kolay
yanndan alarak, bu -bilgi bize doutan tanr tarafndan
verilmi bir bilgidir mi demeliyiz? Bu noktada K ant, trans-
cendental felsefenin en nemli sorusunu sorar: Sentetik
yarglarn, apriori olmalarna olanak var mdr? Sentetik
apriori yarglarn olana var mdr? Byle yarglarn var
olduklar, yasalar arayan doa bilimlerinde ok verimli
olduklar kukusuzdur. rnein sadece nedensellik yasas
deil, kuvvetlerin eitlii (etki-tepki), btn doa bilim
lerindeki deneylerin kendisine dayand, doada hibir
eyin kaybolmad ilkesi gibi ilkeler, doa bilimlerinin
temellerini oluturan ilkelerdir. Doa bilimlerinde, verilen
ler zerindeki aratrmalarda, b temel ilkeler, temel ko
ullar olarak, apriori ilkelerden oluan bir birlik, bir
topluluk meydana getirirler. Y ani bu ilkeler, deneyimlerin
hr araya toplanmasndan karlamazlar; tersine, biitiin
tek tek alglarn, deneyimlerin deerlendirilmesi, bunlara
dayanr. Kant, bu ilkelerden oluan sisteme salt doa
bilimleri adm verir.
Doa bilimleri, matematik gibi, tmyle apriori yar
glardan ibaret deildir. Fakat deneyime dayanan doa
bilimleri, z olarak, salt doa bilimlerine dayanrlar.
Bunn olana var mdr? Nasl olur da bizim aklmz,
btn deneyimlerden nce, daha deneyin yaplmasnda,
doann yaps hakknda (doada olup bitenlerin neden
sellik yasasna dayand gibi) apriori kesin bir bilgiye sa
hip olabilir?
Bu soruyu matematik iin de sormak gerekir. 1762-63
yllarnda yazd yazlarda K ant, matematik yarglarn
77
sadece kavramlar aklayan, bunu da mantk ilkelerine
dayanarak yapan yarglar olduklarn sylemiti. imdi
ise, matematik yarglarn ,sentetik yarglar olduunu sy
lyor. Sentetik yarglarda kavramlar, sadece manta da
yanmazlar, doaya da dayanrlar. Algnn kendisine zg
liitii (kriterinin) vardr. Oysa matematikte deneyimdeki
ltlere bavurulmaz. nk, matematik yarglarn hepsi
apriori'ilirlc: ve deneme gerektirmezler. rnein geomet
rideki alg, salt br mekn algsdr. Mekn ise, asla de
netlemez. O halde matematik, zel nitelikleri olan bir
alandr ve matematik yarglar, apriori sentetik yarglardr.
Sonu olarak diyebiliriz ki, en az nemli bilgi
alannda sentetik apriori yarglarla karlayoruz. Bu
alandan ikisinde, yarglarn sentetik apriori olduklarndan
kuku yoktur. Bu alanlardaki srekli gelime, bilimin ke
sintisiz ilerlemesi, buradaki bilgilerin kesinliini gsteri
yor. Buna karlk nc bilgi alannn (metafiziin) yar
glarnn sentetik apriori olduklar problematiktir; yoklan'
mas gerekir. K ant bu bilgi alann, salt doa bili m
leri, matematik ve metafiziin birbirinden ayr incelcn-
meini ister. Transcendental felsefe hu incelemeyi gerek
letirecektir. lk iki bilim, Salt A k l n Kritiinin Trans
cendental Aesthetik ve Transcendental Analitik b
lmlerinde; ncisii, Transcendental D ialekti k bl
mnde ele alnacaktr.
B. Transcendental Aes t h eti k
Salt A k l n Kritiinin ilk byk bliim, zaman
ve mekn bizim bilgimizin formlar olarak ele alr. 1770
ylnda yazd yazlarda K ant, zaman ve mekndan du
yular dnyasnn formlar olarak szeder; yani, duyular
yoluyla edinilen alglarn bize verdii, gsterdii dnyann
78
formlar olarak. Bu yaznn konusu, evrenle ilgiliydi. Oysa
akln eletirisinin yaplmas, salt bir bilgi teorisi sorunu
dur. Burada bilginin formlar, en nce de duyulara da
yanan algnn formlar aratrlmakladr. V arlan sonu,
zaman ve meknn, her trl algnn, duyulara dayanan
bilginin genel ve zorunlu formlar olduudur. Y ani zaman
ve mekn, bu bilginin apriori formlardr.
Trcmscendenal Aesthetik balnn sylemek is
tedii budur. Fakat bu terimin bugiin anlam deimitir.
Aesthetik szc burada gzellik felsefesi, ya da sanat
felsefesi anlamn tamaz. Aistlesisin (Greke, algyla,
duyularla kavrama demektir) burada apriori yan arat
rlacaktr. Aisthesisin apriori yannn aratrlmas, trans-
cendentai felsefenin devidir.
K antdan nceki rationalistler, bilgiyi kavramlar ze
rinde bir alma olarak anlyorlard. Buna karlk, n
giliz felsefe geleneinde, L ockedan beri duyu verileri,
duyulara dayanan alglar (aistlcsis), bilmenin temeli ola
rak grlyordu. K ant yeni bir tez ortaya koydu: En ya
lnndan en soyutuna kadar, btn bilgide iki ayn yan
vardr: Alg ve kavram. Bir yanda duyulara verilen, bizim
somut olarak kavradmz yan; te yanda, anlama yete
neinin dnce ile balar kuran yam. K ant bu dn
cesini ksaca yle anlatr: Algsz kavramlar bo; kav-
ramsz alglar krdr-. plak kavramlar kendi balarna
hibir bilgi salayamazlar. Bilginin meydana gelebilmesi
iin somut alglar gereklidir. Ayn ekilde alglar da kendi
balarna, sadece duyu verileri, verilerin bir yn olarak
bize bilgi salayamazlar. Tam bir bilginin, dnce ba
laryla balanmas gerekir. Bilgide, dnce yardm ile.
kavranan eyler yorumlanr; nesneler ya da olaylar, bir
birine balanr; anlalr bir hale getirilir. Bu, anlama ye
teneinin iidir. A ncak anlama yeteneinin ie karma
79
syla, duyu verilerinin gstermek istedikleri obje, g
rlebilir .
K anti n giri in sonunda syledii gibi, bizim btn
bilgimiz ister duyulara dayanan somut, isterse soyut
bilgimiz olsun bir deil, iki kaynaktan, iki kkten gelir.
Bu kaynaklar, duyular ve anlama yeteneidir. Duyular,
bizim verileri alma yeteneimiz, receptivite mizdir. A n
lama yetenei ise, dnme yetenei, kavramlar kurma,
yarglama yeteneidir. A nlama yetenei bu ilemleri kendi
spontanitessine (etkinliine) dayanarak yapar. Gerek
bir bilgi, sadece bir yanstma olamaz: cmpiristlere gre,
balmumuna benzetilen ruhun zerine verilerin izilmesin
de olduu gibi. Ama sadece mantk ilkelerine gre kav
ramlarn ilenmesi ile, yani anlama yeteneinin sponta-
nite si ile de gerek bir bilgi elde edilemez.
te Transcendental Aesthetik blm, bilginin re-
ceptivite esi ile uraacaktr. A nlama yeteneinin spon-
tanitesini, K ant, Salt A k l n Kritiinin dala sonraki
byk blmnde ele alacaktr. Bu blme, Transcen
dental Mantk; zel olarak, Transcendental Analitik
adm verir. Bilgide doal olarak birbirine bal olan 'bu
eler, ancak bilgi teorisi bakmndan aratrma yaplr
ken, birbirinden geici olarak ayrlabilir; yoksa bu iki e,
daima birbirine baldr; birlikte alrlar.
K anta gre, alg, duyularn receptivite'si, empirist-
lcrin savunduklar gibi, eitli duyu organlarnn aldklar
duyu verilerinin sadece bir yn deildir. Empiristler bu
ekilde, algnn sadece maddesini gznnde bulundurmu
oluyorlar. Oysa, receptivitenin de formlar vardr. Bu
formlar, yle yap ve boyutlardr ki, ancak genel ve zo
runlu olarak duyu verileri ile birlikte ortaya kabilirler.
Receptivitenin bu formlar, zaman-mekndr. Dtan ge
len hibir veri yoktur ki, meknla bal olmasn. Ayn
ekilde, iten gelen hibir veri yoktur ki, bunun alglan
80
mas, rnein bir arnn duyulmas, zama ak iinde
yer almasn. (Dala Locke, alglar, d ve i alglar olmak
zere ikiye ayrmt). Bundan da anlalyor ki, mekn
da bal duyularn; zaman da, ie bal duyularn for
mudur. Fakat zaman, d alg alanna da uzanr. Mekn
iinde ortaya kan her ey, olaylar halinde, olu iinde
birbirine balanarak olup biter; bir olup bitme olarak
zaman iinde geer.
yleyse zaman ve mekn her trl algnn temel form
lardr. Bu formlar, btn tek tek alglardan nce gelen
nkoullardr. Ama zaman ve meknn her algdan
nce gelmesi, onlarn genel kavramlar olmas demek de
ildir. Zaman ve meknn her -birisi, birer btndr. r
nein iinde dolatmz, iinde yer aldmz mekn, ge
nel kavramlarda olduu gibi, tek tek mekn paralarnn
bir araya getirilmesi ile genel bir kavram haline getirilmi
deildir. Her mekn paras, ayn ve bir tek meknn
parasdr. Zamanda da durum ayndr. Btn zaman par
alar, btn anlar, sonsuz bir ak iinde -bulunan bir
ve ayn zaman btn iinde yerlerini alrlar.
Birer kavram olmayan zaman ve mekn, duyulara
dayanan alglarn formlardrlar; ve kendileri alglanabi
lirler. Fakat onlarn alglanmas bir duyu verisinin alg
lanmas gibi deildir. Ancak empiristler, onlar birer alg
esi olarak grmlerdir. Oysa algnn alclnn (re-
ceptivite) bu genel ve gerekli formlar, zaman vc mekn,
apriori alglardr, ya da K antn dedii gibi, salt alg
lar dr.
Duyulara dayanmayan, salt olan, duyusal koullara
bal kalmayan bir algnn (zaman, mekn algsnn) var
olduunu gstermesi, K antm ok nemli baarlarndan
birisidir. Gerekten klasik geometri, bu temel zerinde
kurulmutur. Burada yaplan kantlamalar salt birer kav
ram zmlemesine, ya da kavramlarn bir araya getiril-
IKF 6
81
meine dayanmazlar; mekna bal alglan gerektirirler.
Fakat kantlamalar, mekna bal duyusal alglardan da
karlmazlar. Sadece tek tek alglara dayanldt yerde,
matematik bilgilerin geerlik derecesine ulalamaz. Bir
geometri problemini kavradmz zaman, dorudan do
ruya genel ve zorunlu bir bilgiyi kavram oluruz. Y an
burada biz, algnn, izilen eklin, arkasnda bulunan,
salt: bir algya dayanmaktayz. Salt matematiin yarg
lar, sentetik apriori yarglardr. Bu varglarn alg temeli,
daima ayn kalan, duyusal algyla verilemeyen; ama b
tn mekna bal alglarn nceden temelinde bulunan bir
mekn algsdr.
1768 ylnda, mekn probleminde K ant' u zor soru
uratryordu: Mekn nasl bilebiliriz? Bu sorunun ce
vab, 1770 ylnda yazd yaznn ana dncesinde belir
miti: Mekn ve zaman, bizim dmzda varolan eyler
deildirler; bizim alglama yeteneimizin formlardrlar;
bizde bulunurlar ve insann akl giiciinn -biimleridirler.
Zaman ve mekn, Kantra deyiiyle, bilen, siijede apriori
hazrdriar. Y ani biz, bize verilen ekli ile dnyann,
nundus sensibiiis'm formlarm peinen kendimizde tan
maktayz. te geometri, insann, duyular dnyasn ken
dileri ile kavrad bu formlar, salt algnn bu formlarn
kendisine obje yapmtr.
K ant, Transcendental Aest het i k blmndeki drt
kantlamasyla unu gsterir: Zaman ve mekn birer kav
ram deil, algdrlar; onlar duyusal alglarn bir soyutla
mas ya da induktion u ile elde edilmi deildirler. Trans-
cendental A e s t h e t i k blmnde, zaman ve mekn hak
knda yaplan tartmalarda, zellikle u nokta zerinde
durulmaktadr: Salt sentetik apriori yarglarla kurulan geo
metri ve mekanik gibi bilimlerin olana, b alg form
larnn bizim kendimizde apriori olarak bulunmasna da
yanmaktadr.
Sonu olarak denebilir ki: Zaman ve meknn mut
lak bir gereklii (realitesi) yoktur. Zaman ve mekn
ideal varlklardr. Buradaki ideal varlk teriminin anlam,
zaman ve meknn sadece insann alg yeteneinde bu
lunmasdr. Fakat bundan dolay zaman ve mekn salt ha
yale dayanan formlar deildirler; tersine btn insan bil
gisinin genel ve zorunlu kavray formlardrlar. K ant bu
na zaman ve meknn transcendental idcalitesi der. Bu
formlar transcendental olduklar, btiin duyulara dayanan
alg bilgimizde geerlikte olduklar iin, onlarn ay za
manda empirik real ite leri vardr; duyulara dayanan b
tn alglarda, gereklik olarak algladmz ler eyde,
zaman ve mekn koulu ldr; onlar duyularla kavra
nan gerekliin kavranma koullardr. Bu bakmdan bit
li ayalden ibaret olamazlar; gereklikleri vardr. Ama bu
gereklik, sadece biz insanlar iin bir gerekliktir.
1770 ylnda yazd kitaptan da bildiimiz gibi, K ant
iin zaman ve mekn iindeki dnya, sadece bir grn
dnyasdr. Grnn anlam udur: Bize grnen, bi
zim kavraymzn kavrad. V arolann kendisinin zaman
ve mekna bal olduunu savunmaya hakkmz yoktur.
Zaman ve mekn sadece duyulara bal, onlara verilen
grn dnyasnn formlardr.
Grn kavramnn kart, kendi bana var
olan kavramdr. Bizim sadece zaman ve nek iinde
verilenleri bilebilir, kavrayabilir olmamz; varolan ler e
yin zaman ve mekn iinde olmasn gerektirmez; faka!
bizim kendi bana varolan eyleri algladmz da gs
termez.
K ant, bu grne transcendental idealisin adn
verir. Bu terimi yukarda anlatlan anlamda anlamak ge
rekir. Zaman ve mekn mutlak anlamda gerek (real)
varlklar olmayp, ideal varlklardr; bize bal olan, bi
zim duyular dnyamzn genel ve zorunlu formlardrlar.
Bizim iinde hareket ettiimiz ve bilimlerle yasalarn
kavradmz dnya, bir grn dnyas, insana bal bir
dnyadr.
K ant kendi grn, Berkeleyden beri idealizm
ad verilen felsefe grnden kesin bir ekilde ayrr.
Berkeley iin mekndaki her ey, madde, bizim tasavvur
larmzdan baka bir ey deildir. Gerek olan, sadece
birer manevi varlk (Spirit) olan bizleriz. Berkeleyin fel
sefesi aslnda salt bir spiritualism dir. O, madde ve doa
hakkndaki bilgiyi bir varlk bilgisi olarak kabul .etmez.
Kan tm transcendental idealismi ise, duyulara verilen
lerin, doa bilimlerinin aratrd, duyu alglarnn ken
disinden geldii doann tam gerekliini kabul eder.
Bundan baka, K antm grn ve ideal kav
ramlar, i duyularn alanna da uzanr. Biz kendi iimiz
de olup bitenleri, i hayatmz zaman formu iinde bilip
kavrarz. Kendi varlmzn, kendi bana bir varlk
olarak zamana bal olup olmad sorusu ak brakl
maldr. Maddi dnya, bir hayalden, bir grnten iba
ret deildir; tam bir duyusal gereklie (empirik realite)
sahiptir. Hem de Descartesn gerekliinden asla ku
ku duyulamayacan syledii benim kendim den daha
az olmayan bir gereklie sahiptir.
Fakat bu ben, akan zaman iinde bulunan, za
man iinde son bulan ben, bizim iin bir grnten
baka bir ey deildir. Bizim dna kamadmz kav
rama ve bilme tarzmza; kendi hakknzdaki 'bilgiye (bi
lince) baldr. Bizim duyular yoluyla kendisini bildiimiz
ruh varl, doa ve maddeden daha gerek deildir. Bu
her iki varlk alannn gerekliini (ruh ve maddenin rea
litesini), kendi bana varlk saymaya hakkmz yoktur.
Bizim duyular yoluyla algladmz gereklik, kendi ge
nellik ve zorunluluk temelini, bizdeki bilen sjedeki, btn
halindeki bir koullar sisteminde bulur. te K antm
84
Transcendental Aesthetik blmnde ortaya koyduu
transcendental idealisin tezinin z budur.
C. Transcendental Analitik (Kategoriler
Teorisi)
Y ukarda, bilgimizin iki kknden birisi olan re-
ceptivite, yani duyu verilerinin alnmas ve bmn form
lar olan zaman ve mekn zerinde duruldu. Grld ki,
btn empirik, duyulara dayanan alglarda, objelerin bize
dorudan doruya verilmesinde, yasalar salt aklda
apriori bulunan birtakm temel yaplar vardr.
Bilgimizin ikinci kk, dnmedir: Kavramlar ku
ran ve yarglayan. dnme. Dnme, edilgin bir alclk
deil, tersine etkinliktir; balantlar kurmaktr. Duyulara
dayanan algnn receptivitesine karlk, dnmenin
spontanite'si vardr.
Dnmenin kendisine zgii birtakm formlar, apriori
formlar olduu, eskiden beri bilinmektedir. Bu genel
formlar, Aristotelesten beri aratrlagelmi; dnmenin
formlar, anlama yeteneinin formlarnn yasalar olarak
ele alnm, ortaya konmutur. Bunlar, btn yarglama
larda, sonu karmalarda uyulan mantn temel yasala
rdr. Fakat K antm imdi burada aratrd, mantn
yasalar deildir. O, anlama yeteneinin form kavramla
rn, dnmemizin temel ilevlerini aratryor. Bunlar,
btn sentetik yarglarda, eylerin ve eyler arasndaki
balarn kavranmalarnda rol oynarlar.
Kant, 1770 ylnda yaymlad yazsnda bile, an
lama yeteneinin mantkta kullanlmas sorununu ilerken,
sadece formal mantn genel yasalar erevesi iinde
kalmakla yetinmemiti. nk ona gre, bizim dnme
miz, sadece duyularn bize verdii eyler arasnda ilgiler
85
kurmakla kalmaz: daha algda, alglar ynnda, deneyim
ve deneyimler arasndaki balarn kurulmasnda, anlama
yetenei etkin rol oynar. Bu noktay Descartes bile bal
mumu rneinde gstermiti: Mum atee tutulursa, erime
ye balar ve ekli deiir; yani, duyu verileri deiirler.
Oysa bu objenin zdelii, z, duyu verilerinin deime
sine karn, deimeyen bir ey olarak bizim tarafmzdan
alglanr. Descartes der ki: Bunu, anlama yetenei tek
bir bakla saptar (sola inspectio menti s). te empiristlerin
gremedikleri nokta budur.
Duyu verilerinin bize objeleri verebilmesi, yani duyu
verilerinin bir eyin nitelikleri olarak, bu ey ile belli ba
lantlar iinde kavranmas, anlama yeteneinin iidir. A n
lama yetenei, duyusal alglarn objesini kavramamz sa
layan bir yetenektir. Kavramsz alg krdr demek,
dnme olmasayd, sadece duyu verileri bize objeyi ve
remezdi, demektir. Bize verilen duyu verilerinde bir d
zen kuran balant formlar olmasayd, alglarm/ rya
bile olamazd. Duy verileri objektif bir dzenden yok
sun olsaydlar, baz kark ryalarmzda iine dt
mz karklktan daha byk bir aknlk iinde kalrdk.
O halde, algnn, deneyimin yaps hakknda sorulacak
soru, bizi, e basitinde bile, genel ve zorunlu olan zaman
ve mekn formlarnn tesinde bir form yapsna, apriori
olan, bir obje olarak kavramaya gtrr. Y ani alg ve
deneyimde anlama yetenei aktif bir rol oynar, onun ss
reals' vardr.
K ant vard bu yeni dnceyi, Prolegomeada,
alg ve dnmeyi karlatrarak aklamaya alr. Sa
dece tek tek verilerin duyumlanmasna dayanan duyu
-algs yargs yle olacakt: Gne var ve ta snyor.
Deneyime dayanan deneyim yargs ise yle olacakt:
Gne ta styor. Bu son yargda dnme, ayr ayr
iki algy birletirmitir: Gne olduu iin ta snyor.
86
Burada ay 11 ayr iki alg verisi (gnein grnmesi, tan
snmas) birbirine balanyor. Bu balama, salt sbjektiv
bir birletirmeye ve alkanla dayanmyor; eyin kendi
sinden gelen, objektiv alanda olup biten bir birbirine
balanmadr. Burada ynverici bir dnce, bir temel kav
ram sakldr: Neden-son balantsnn kavram.
Bu kavram, sadece bilimde, dnmeye dayanan fi
kir yrtmelerde deil, bizim evremize ynelen bilgimizde
de nemli rol oynar; anlama yeteneinin, dnmenin bir
kavramdr. I snnca zellikleri deien balmumunda, de
imeyen eyi gren; tan snmasn gnein etkisi ola
rak kavrayan anlama yetenei, her deneyimde, kendisin
deki apriori kavramlarla balantlar kuran bir dnme
eylemidir.
A nlama yeteneinin apriori kavramlarn, bu objek
tiv temel formlarn ilevlerini, bilgi ve deneyimin zm
lenmesi ile a karmak iin, dnmenin yeni bir fel
sefesinin yaplmas, yeni bir mantn kurulmas gerekir.
Transcendental felsefenin bir blm olacak olan bu yeni
mantk, daha nce ele alman transcendental aesthetik
yannda yer alacaktr. K ant, bilginin bu yeni mantn
genel ve form al mantktan ayrmak iin, buna transcen
dental mantk adn verir.
Aristoteles, her iki Analyticasnda, sadcce soyut
dnme formlarndan, sillogismden szettii halde; K ant
m salt anlama yeteneinin zmlenmesi (transcenden
tal mantn ilk 'blm) apriori temel kavramlarla u
rar. Bt temel kavramlar, anlama yeteneinin sus realis
inin, objeler hakkndaki her bilginin, btn objektiv ba
lantlarn kavranmasnn dayand kavramlardr. Salt an
lama yeteneinin bu temel kavramlar, sadece dnme
nin formlar deil, btiin bilginin ve deneyimin ynetici
ilkeleridir.
87
Doa bilimlerinin olana neye dayanr? sorusuna
cevap verebilmek iin, doa aratrmalarn yneten ilke
lerdeki kavramlarn formlarn; genel olarak deneyim ve
aratrmay olanakl klan, balar kuran dnmenin form
larn, aratrmak gerekir. te salt anlama yeteneinin
bu temel kavramlarna, K ant kategoriler adn veriri
Bu terim, aslnda A ristotelesden gelmektedir. A ristoteles
den beri, Kategorilerin tr ve says, felsefe aratrma
larnda nemli bir rol oynamtr. Aristoteles, kategori
den, varln her zaman, her yerde ortaya kan en genel
zelliklerini anlyordu.
A ristoteles, ifadelerin zmlenmesinden on kategori
kard; (kategorinin kelime anlam, ifadedir). K ant,
bunlara kendi yeni bulduklarn ekledi. Fakat o, A risto
telesden daha fazla bir ey istemektedir: Kategorilerin
tablosunu bir sistem haline sokmak. K anta gre, bu kav
ram formlar, kklerini anlama yeteneinde, dnmenin
spontanitesinde bulurlar. A ristotelese gre ise, bizim ifa
delerimizde varln esaslar gizlidir. fadelerin zmlen
mesinden elde ettiimiz kategoriler, varln da kategori
leridir. K ant, varlktan kalkmaz; akl sahibi, dnen ki-"
jeden kalkar. K antm yeni grne gre, nasl zaman
ve mekn varlk boyutlar olmayp, bizde bulunan, bizim
kavraymz dzenleyen, duyulara zg formlarsa, kat e
goriler de yledirler. Onlar, eylerde deil, bizim anlama
yeteneimizde aranmaldr. K ant, kategorileri, birincil d
nmenin formlar olarak grm, dnmede aramtr.
Kategorilerin varlka belirlenip belirlenmedii sorusu, da
ha sonra sorulacaktr.
K antm kategoriler tablosu, salt anlama yeteneinin
kavramlar, on iki dnme formundan oluur. Bunlar da
drt grupta toplanrlar. K anta gre kategorilerin nemi,
en iyi ekilde doa bilimlerinde gsterilebilir. K ant bu
rada, Newtoncu fizik ve evrenbiliminin ilkeleri zerinde
88
durur. Aristoteles, zaman ve mekn, ortaya koyduu on
kategori arasnda; nerede?, ne zaman? sorularnn
cevaplan olarak grr. K ant, Nevvtifun doa felsefesinin
ilkeleri iinde, genel formlar olarak nemle tanmlanan
zaman ve mekn, kategoriler arasna sokmaz. Zaman
ve mekn formlar, algnn receptivitesinin formlardr;
onlar anlama yeteneinin ilevlerinden domazlar; yani
spontanite nin formlar, kavramlar, deildirler.
Birinci grup kategoriler, nicelik kategorileridir. Ev
ren ve evrendeki sistemler, ya da herhangi bir obje, nasl
kavranrsa kavransn; yani ister deneyim yoluyla, ister
doa aratrmalarnda; isterse metafizik spekulationlar
yoluyla olsun; biz onu daima bir okluk, bir birlik
ya da btnlk halinde kavrarz. Birlik, okluk,
btnlk nicelik kategori sidir.
Kategorilerin ikinci grubunda, nitelik kategori terin
de de kategori vardr. Fakat bunlar bugn terim ba
kmndan kavramak olduka gtr. Bir eyin bilgisi, o
eye baz eyler ykler, baz eyler de ondan ayrr. r
nein, hayvan canl bir varlktr; ama akl ve kavrama
yetenei olmayan bir varlktr, gibi. Bir eye, baza nesne
zellikleri verilir (L atince realitas, res = nesne ile ilgili);
ya da byle zelliklerin onda olmad sylenir. te ger
eklik ve olmsuzlama bu ikinci grubun, niteliin ilk
iki kategorisidir. Bu grubun nc kategorisi, limitation
ya da snrlandrma kategorisi adn alr. eylere ve
rilen, ya da onlarda olmad sylenen nesne zellikleri,
bu zelliklerin btnnden snrlandrma ile karlrlar.
nc grup olan balant (relation) kategorileri,
kategorilerin en nemlileridir. A ristotelesde substans k a
tegorisi, birinci kategoridir. Btn nitelik ve nicelikler
bir eyin nitelik ve niceliidir. Y ani, nicelik ve nitelii
gsterilen eyin, bunlardan nce olmas gerekir. A ristote
lesin metafiziinde, substans kavramnn tad nem,
89
onun bu kategoriye verdii nemden ileri gelir. Balant
kat eg o ri kti, genel olarak nicclik vc nitelik kategorilerim
gre, ikincil saylmlardr. Oysa, K anta gre tam ter
sidir. K ant, doa bilimlerinden kalkar, Modern doa bi
limleri, matematikle kesin ekilde iade edilen birtakm
yasalarn, yani balantlarn bir bilgisidir. Bu bakmdan,
balant kategorilerimin bu bilimler iin zel bir nem ta
dklar aktr.
Substans, bir balant kavramdr; eyle nitelikleri;
g kayna ile bu gc etkisi arasnda bir ba kurar.
kinci balant kategorisi, neden-sonu kategorisidir; K ant
m dedii gibi, neden (etki yapan) ve dependenz dir (bal
olan, etkilenen). Bu ban her trl bilgide, gnlk ha
yatta, bilimde ve metafizikte ne kadar temelli bir yer tut
tuunu ayrca sylemek gerekmez.
Balant /(afe^on'lerinden ncsii, karlkl ba-
llktr. Y eryznde birbirini eken cisimler ve bir fizik
sistemi iindeki paralar, byle bir bala birbirine bal
drlar. Canl varlklar da, hareket etme ve bir hareketin
hedefi olma; karda bulunann hareketin sonularn^ta
mas gibi balarla birbirlerine balanmlar, birbirlerine
braklmlardr. Evrendeki karlkl ballk lar, en b
ynden e kne kadar, teklerden oluan her b
tnde, yapp-etme ve yaplan ekme (edilgenlik) kar
lkl ball; etki, tepki karlkl deimesi eklinde olup
biter. K ant bu nc balant kategorisine birliktelik
kategorisi de der.
Drdnc grup kategorilere K ant, modalite kategori
leri adn verir. K ant burada yle temel kavramlar or
taya koyar ki, o zamana kadar bu kavramlar, ne A risto-
telesde ne de bakalarnda kategoriler arasnda saylm
lard. Bu kavramlar, K antda ok zel bir anlam kazan
mlardr. Bu ii kategori unlardr: Olanak, gerek
lik (K ant buna.- varolma da der), zorunluluk. Btn
90
insan bilgisinin b kavramla alt ve bularsz ola
mayaca aktr. rnein, br eyin olmas olanak ta
yabilir; o ey olanakl grlebilir. Bu olanak yerine
gelirse, yani olursa, o ey gerekleti dernektir. Bir e
yin olmas, bir nedenm-sonucu olarak zorunludur; ya
da bu eyin bir olayn yapsnda bulunmas gerekir.
Gnlk alglarmzda, deneyimlerimizde, bilimlerin ara
trmalarnda ayn ekilde metafizik spekulationla.dd, zo
runlu olandan, ya da raslantdan; gerek olandan
ya da bir eyin gerek olmadndan konuuruz. te
K antin kategoriler tablosu bunlardan meydana gelir.
D. Transcendental Dedukt i on
imdi K ant anlama yeteneinin bu temel kavramlar
n birlik haline getirecek olan i balant, iten gelen
zorunluluu arayacaktr. Salt Anlama Yeteneinin Kav
rat slarnn Transcendental Deduktionu baln tayan
blmn aratrd sorun bu d ur. K ant, buradaki glk
lerle yllarca deta boumu; bu bliim son eklini aln
caya kadar birok yollar denemi; birka kez ekil dei
tirmitir. K anti n bu sorun hakkndaki dnceleri, mo
dem bilgi teorisini, zellikle kendisinden sonra gelen Rant
lar iinde Fichtenin ben felsefesini, derin bir e
kilde etkilemitir, Burada, sadece bu blmdeki ana d
nceler zetlenecektir: Her bilebilme, bilen bir siijenin,
bir bilincin varolmas kouluna dayanr. Bilin, bu tr
tasavvurlarn iinde ortaya kt ii bo bir alan; ya da
duyu verilerinin zerine ilendii balmum undan bir levha
deildir. Her bilincin yapsnda, bir kendi kendisini bil
me de vardr. Ama bunun her zaman farknda olmayz.
Bilen sje, ou kez bakt ve kavramak istedii eye
o kadar dalar ki, kcndisbnin hemen hemen farknda
91
olmaz. Ama, her objeyi bilmede, bir i olanak olarak,
potantiel olarak kendisini bilme; bakan, deneyen, kavra
yan, objeye ynelen ben i bilme vardr.
Bilginin yapsndaki bu fenomeni, K ant yle anl a
tr; Ben dnyorum, benim btn tasavvurlarma
elik edebilmelidir. Bunun anlam udur; Benim her ta
savvurunda, alglamamda, her objeyi bilmemde, bu
reflexion un, bu bilginin olmas gerekmez; ama olabilir;
olmas olana vardr. Bilen bilincin yapsnda, her an ken
disine, bene dnme yetisi vardr.
te bu, her bilgi fenomeninin temelinde bulunan bir
olanaktr. Kant, dnmenin bu benine, apperception
un transcendental birlii adn verir. L eibniz, appercep
tion u, bilerek kavrama anlamnda, perceptionnn kar
sna koymutu. imdi K ant un sylemektedir; A p p e r
ceptionun beni, bir birlik olarak, her perceptionun,
ler kavramann, her alglamann apriori nkouludur. Fa
kat bu, bir birlik olan ben, tek tek kiilerin somut
benleri deildir; btn tek tek kiiler iin olanakl ler
bilginin genel ve zorunlu koulu ve ayn derecede ls
olacak bir bendir. * **
O halde, bilince herhangi bi r eyin girebilmesinde,
bu, ister duyu verileri, ya da alglar; isterse dnce
nin karmaml yap-birlikleri olsun daima bir apper
ception, hi kesilmeyen bir kendisine dnebilme olana,
her zaman ayn ben, bir nkoul olarak bulunur. Y ani,
bilince, her an ben taraf ndan dnlm olmayan hi
bir ey giremez. Descartesda da felsefenin temel ilkele
rinden birisi, ben in dnme a k t faryla beslendii, var
lk kazanddr. K antm katks udur; Bu dnme akt-
lar her eyden nce, balayc bir dnme, sentetik
yarglardaki sentetik akmAt. Demek ki bilince, bilinte
bulunan baka eylere, sentetik abl arl a balanmayan hi
bir ey giremez.
92
imdi K ant u noktaya gelmitir; Kategoriler, d
nmenin temel, kurucu, balayc formlarndan baka bir
ey deildirler; bunlarsz bilince hibir ey giremez; on
larn bizim bilebileceimiz her eyde geerlikleri vardr.
Kategoriler, deneyim objelerinin, mundts serisi bili" in kav
ranabilmesinin kouludurlar. Eer duyularst intellegihel
objeler varsa, burada da anlama yeteneinin dnme
formlarnn, kategorilerin geerlikte olmas gerekir. Ka
tegoriler, apperceptionm temeli olan ba kurucu ilev
leriyle, olanakl her obje bilgisinin, her alglama ve kav
ramann temel koullardrlar. Buna karlk zaman ve
mekn, bizim duyu verilerini alabilmemizin, bize, insana
bal olan koullarn, repect i vi t em mn formlardrlar. Ka
tegoriler ise, dnmenin sponianitesinin, yani objelerin
appereeptiomnun temel formlardrlar.
te receptivitenin formlar olan zaman ve meknla,
dnmenin spontan'tesinin formlar olan kategoriler ara
sndaki ilgiyi grememe; rationalist metafiziin, duyular
st bir genellik ve zorunluluk tayan kavramlar elde
edilebileceine inanmasnn dayand temeldir. K antm
kendisi de 1770 ylnda yazd Duyular Dnyas ile In-
tellegibel Dnyann Form ve lkeleri Hakknda adl ya
zsnda, anlama yeteneinin temel kavramlarna dayanarak,
munds inteUegibiliscten hi olmazsa sembolik bir bilgi
elde edilebileceine inanyordu.
.Salt Akln Kritiinde yeni bir durum ortaya k
yor; Balayc formlar, ancak bize balanacak eylerin
verildii yerde, bir bilgi elde edebilirler. Bize verilen, bi
zim alabileceimiz her eyde, duyu verisi zellii vardr;
insann anlama yeteneinin formlar nkouldur. Sonu
olarak: Salt anlama yeteneinin formlar, gereklik ala
nndaki kullanlmasn (usus realis'm) alg dnyasnda
bu dnyann formlar olan zaman ve mekn iinde
93
bulabilir. Alg dnyas ile ilgisi, olmayan salt kale gori
l d e dayanan bir dnmenin olana vardr; ama bu, salt
ka t eg o r i kte dayanan bo bir dnme olur. K antm ok
nemli cmlelerinden birisinin yeri ite burasdr: Alg
nz kavramlar botur. Duyularmzla anlama yeteneimi
zin birlikte alt yerde ve ancak byle bir yerde, halis
bir bilgi, halis bir grme ve kavrama vardr. O halde biz,
eyler ve olp bitenler hakknda halis bir bilgiyi, ancak
deneyimlerimizin, alglarmzn dnyasndan elde edebili
riz; K antn diliyle: Mundus sensibilis, ya da grn dn
yasndan.
Mundus iutellegibilis, sadece kavramlarla dnle
bilir. Byle olduu iin de, bo bir dncedir; her trl
verimden yoksundur. Alg ve deneyimin yeri olmayan bu
dnmede, sentetik yarglar da yer bulamaz. Salt ana
litik yarglarla hibir halis bilgiye ulalamaz; sadece salt
anlama yeteneinin kavramlarna dayanan bir metafizik,
gvenli bir bilgi olamaz. Bize bir ey retmek isteyen
br metafiziin sentetik yarglarla almas gerekirdi. n
k apak (evident) bir bilginin ve kantlamann sorumlu
luunu, ancak apriori sentetik yarglarda bul abi l i ri z/Sen
tetik olma, aralarnda ba kurulacak olan verilmi ey
lerin nceden varolmas kouluna dayanr. Verilme, biz
insanlar iin, daima zaman-mekn dnyasnda olup biter.
Grn dnyas ile metafizikilerin salt anlama ye
teneinin kavramlaryla bilebileceklerini sandklar dnya
arasnda; plainonena ile noumena arasnda, temelli bir
ayrlk vardr. K ant, Salt A k l n Kritiinin bir blmne
bu ad vermitir. Burada artk noumenanin bilinebilirlii
szkonusu edilemez. K ant, grnmezden haber verenler
hakknda yazd yazsnda, salt ruh kavramnn, salt bir
ruh substansmm, olumsuz bir kavram olarak kalacan
sylemiti. Byle bir substans'm varolup olmad hakkn
da olumlu hibir ey syleyemeyiz.
94
Salt Akln Kritiind& durum udur: N ou men. bi
zim bilgimiz iin nomen olarak olumsuz bir anlam
tar. Zaman-mekn dndaki varlklar, kendi bana
varolan eyleri, biz dnebiliriz. Hatta alg ve deneyim
dnyasnn btnnn dndaki bu eyleri dnmeye bizi
zorlayan bir zorunluluk vardr (bu biraz sonra ele alna
caktr). A ma, bizim bilme abalarmz, sadece duyular
dnyas ile yetinmek istemese de, biz nomenden, mini
ci us iutellegibilis'den hibir ey bilemeyiz.
Sonu olarak; Kategorilerin, bilgimizde gerekten kul
lanldklar aku, deneyim dnyas ve deneyimlerle snr
landrlmtr.
E. Salt Anlama Yeteneinin lkeleri
Deneyim alannda salt anlama yeteneinin kavram
lar ile algnn salt formlarnn, zellikle zamann birlikte
almasyla, doa bilimlerinin apriori ilkeleri ortaya
karlar. Somadan K ant, bu sorunla ilgili kitabna u ad
vermitir: Doa Bilimlerinin Metafizik n/emelleri. Bu
bilgi ilkeleri ayn zamanda doann kendisinin, mundus
sensibilis'in de ilkeleridir. Bunlarn hepsinin stnde, sen
tetik yarglarn en yksek ilkesi bulunur. Bu ilkeye gre,
bizim karlaabileceimiz her eyin, grn dnyasnn
btn objelerinin uyduklar, koullar, bizim appereeplio-
krmz, deneyim ve kavramlarmz yneten koullarla
ayndr.
nsan dnmesi ile doa arasnda, ilkeleri bakmn
dan bir uygunluk vardr. Doa, bize yabanc olan, kendi
bana bir varlk deildir; grnlerin btndr. Do
ada olup biten her ey, zaman ve mekn yasalarna gre
olup bitmek zorundadr. Zaman ve mekn yle formlardr
ki, biz algladmz objeleri, ancak bu formlar inde ab
95
glayabiliriz. Nedensellik yasas gibi bir ilke, doann en
yksek yasasdr, demek, doayla biz, ancak sbjektivite
nin, apperceptionun transcendental birliindeki dnme
ve alg balan iinde karlaabiliriz, demektir. K endi
bana varolan eylcrin nedensellik yasalarna uyup uy
madn; uyuyorsa, ne dereceye kadar uyduunu bilme
mize olanak yoktur. Buradaki nedensellik dc salt bir
noumenon olarak kalmak zorundadr.
Olaylarn zaman iinde birbiri ardndan gelmesi, salt
doa bilimleri nin b ilkesi, nedensellie gre olup bi
ter, Salt anlama yeteneinin teki temel ilkeleri iin de ayn
ey sylenebilir. Bu ilkeler, bizim apriori olarak bilebil
diimiz varlk ilkeleri deildirler; intellegibel dnyann
ilkeleri de deildirler; nk bu dnyay hi bilemeyiz.
B ilkeler, grn dnyasnn sentetik apriori ilkeleridir.
Bu dnyada tam bir geerlikleri olduundan, ayn zaman
da btn doa bilimlerinin ntemelleri, ba ilkeleridirler.
K ant, bu ilkelerle kategorilerin sistemine benzer bir
sisteme ulamaya alyor. Kategori 1er tablosu, yani salt
anlama yeteneinin kavramlar, bize doal olarak, doa
nn ilkelerini verir. nk bu ilkeler, kategorilerin, g
rn dnyasnda, doada kulanlmasndan baka bir
ey deildir. Bu kullanma, ya matematik; ya da dinamik
br yolla olur; nk, yra alg alannda (yani, zaman, me
kn formlarna bal olan alanda, matematiin objektiv
geerlii olan, llebilir alanda) olur; ya da grnlerin
kendileriyle ilgilidir. Grnlerin kendileriyle ilgili olma
lar demek, bu ilkelerin dinamik kullanlmalar demektir.
Burada da, matematik bir yolla kullanlmalarmda ol
duu gibi, apriori ve zorunludurlar; ama kurucu (konsti-
tutiv) deil, dzenleyici (regulativ) bir geerlikleri vardr;
yani empirik olarak kantlanmalar gerekir.
Salt anlama yeteneinin ilkelerinin tablosu yledir:
1. Zaman vc mekna bal algnn aksiyomlar; 2, Algnn
96
atilisi p a t i o t f u; 3 Deneyi mi n analoglun; 4. Empirik d
n m enin post uI odl ar .
1. Zaman, mekna bal algnn aksiyomu: Btn
grnler, algladmz her ey, boyutsal (extensiv) b
yklklerdir. nk banl ar, algnn zaman, mekn form
lar iinde yer alnlardr; yani, llebilir, saylabilir
geylerdir. Extensi.v byklkler, btnn tasavvur edilebil
mesi iin, bir paras yeten byklklerdir. Grnler
deki b matematik ilke, bilgimize byk bir gelime ola
na verir; matematiin kesintiye uramadan tam bir kul
lanlma bulmasn salar.
2. A lgnn antisipationu : Obje olarak kavranan
real eylerin grnlerinde younluu olan (itensiv) bir
byklk, yani derecelenme vardr. Alglamak demek, bir
eyi empirik olarak bilmek demektir. A lgnn objesi olan
grnler, bo grnler deildirler; bir objeyi bize
verirler. Bu verme, bizim sjemize bal sbjektiv bir
bilme eklinde olur. te bu sbjektiv empirik bilgide, bir
dereceleme yaplrsa, siibjektivlige yol aan real eden
kurtulmu oluruz:. Bylece, elimizde zaman, mekn iinde
ki llebilir yan kalr ki, burada da matematik tam bir
ekilde kullanlmasn bulur.
Grn alanndaki gerekliin derece ile llen b
ykl, younluu (intensitesi) anJ ara baldr; bizi
btne gtrmez. Bunun iin bu byklk boyutsal (ex-
tensivj byklkten farkldr; tam tersine, younlukla ilgili
(intensiv) bir byklktr.
Biz varlkta, kendi bana varolanda bu derecele
rin bulunup bulunmadn, onun bir mathesis universalis
le kavranp kavranamayacam hibir ekilde bilemeyiz.
Fakat grn dnyasnda, doada younluun (intenste)
bulunduunu apriori olarak biliyoruz. Bu sayede doa bi
limleri, matematii kullanarak bilgimizi geniletmek ola
na buluyor.
IKF 7 97
3, Deneyimlerin cnalogilcri: Bu ilke una dayanr:
Deneyimlerin olana, temelini, verilen eylerin zorunlu
birtakm balarla birbirine balanmasnda bulur. Salt an
lama yeteneinin balant kategorisindeki kavramlar, g
rn dnyasndan gelen duyu verilerinin ynn, zaman
iinde olup bitenlere gre birbirine balar. gte bu balar,
doa bilimlerinin en yksek ilkeleri, doa yasalardrlar.
Birinci ve ikinci gruptaki ilkeler, matematiin tam
bir geerlik bulduu ilkeler olarak, kurucu (kons tilut iv)
ilkeler olduklar halde; K ant bu nc gruptaki ilkelere
dinamik ilkeler adn verir. Burada kurgular (konstruklion
J ar) yerine, kurall ara gre balantlar (analogler) yaplr. Bu
ilkeler, dzenleyici (regulativ) ilkelerdir. Burada son sz,
alglar syler. Bunlar, doa bilimlerinin srekli aratrma
larnn ortaya koyduu yasalarn dayand ilkelerdir. Bu
rada yaplan analogilcr, matematikteki gibi, byklkle
rin, niteliklerin karlatrlmas; gerekince lesap edilmesi
eklinde olup bitmez; rnein, gne nn scaklnn
hesabedilmesinde olduu gibi; ya da kenar verilen bir
drtgenin drdnc kenarnn hesabedilmesi, gibi.
Buradaki analogilcr, nitelikseldir. Y ani deneyimlerin
analogisinde, enin verildii yerde, drdncnn ken
disi deil; bu enin drdncyle olan ilikileri, ba
lar apriori bilinebilir. enin kendisini, bize empirik alg
verecektir.
Grn dnyasnda olup bitenler, zama iinde ge
erler, Zamann modasu (tarz) analoginin ilke
sidir. Zamann nod/sundan birincisi, substans'm s
reklilii ilkesidir. Biz sbstansm ne olduunu bilmiyoruz.
K antdan nceki folozoflar, substans hakknda trl d
nceler ileri srmlerdir. Grn alanndaki bilgimiz
de sadece n kesin ve apriori olarak biliyoruz: Zaman
iinde olup biten btn deiiklikler, deimeyen bir e
yin var olmasn gerektirir. Doa bilimlerinin sentetik
98
apriori yarglarnn sreklilik ilkesine dayanmalarnn te
meli buradadr. Doa felsefesinde ortaya konulan, madde
nin kaybolmamas; Descartesm ortaya kard hareketin
kaybolmamas; Leibnizin bulduu, kuvvetin kaybolmama
s, sreklilik ilkesinin zel halleridir.
Deneyimlerin ballklarndaki ilkelerin dzenleyici
olduunu sylemitik. Bunun anlam udur: Ne gibi ey
lerin deimediini, matematik yolla nceden bilmeye ola
nak yoktur; aratrmalarn bunu bize gstermesi gerekir.
Nitekim 19. yzylda enerjinin de kaybolmad bulun
mutur.
Fakat zaman iinde olup biten btn deimelerde,
deimeyen, kalan bir eyin varolduunu, apriori olarak
biliyoruz. Bu, her aratrmann nkoulu, doa bilimleri
nin metafizik ntemellerinden birisidir. Kant bu ilkeyi y
le dile getiriyor: Grnlerin biitiin deimelerinde,
substans deimeden kalr; onun guantumu (nicel deeri),
doada ne oalabilir, ne de azalabilir. O halde, doada
ne hiten bir ey kabilir, 11e de bir ey hi olabilir. Bu,
grn dnyasnda byledir; noumenorida nasl olduu
nu bilemeyiz.
Zaman /Ofr/M/lamdan kincisi, kategoriler tablosun
da balant kategorilerinden kincisi olan neden-sonu
kategorisi, doa bilimlerinin nedensellik ilkesinin temeli
dir. Doa bilimlerinin nedensellik ilkesine dayanan apriori
sentetik yarglar, salt anlama yeteneinin neden-sonu
kategorisine ve alg formlarndan zaman iinde ohp bi
ten olaylarn tersine evrilemez ardarda gelmesi modts
una dayamr. Deneyimlerin bu ikinci ilkesini, K ant yle
dile getirir: Btn deimeler, nedensellik balarnn il
kesine gre olp biter. Y a da, Bir eyin olup bitmesi
iin, b olup bitmeyi dzenleyen bir ilkenin nceden var
olmas gerekir.
99
Kendi bana varolanda, kendisi baka bir nedenin
sonucu olmayan bir etkinin; yani deneyim dnyasndaki
nedensellik ilkesi dnda bir etkinin varolup olmadm
biz bilemeyiz. Oysa metafiziktiler rnein, Crsisun
Wolffculara kar savamasnda olduu gibi yeter ne
den ilkesinin geerliinin snrl m, snrsz, m olduu;
yani Geist varlnda (tanr) ve onun istemesinin kararla
rnda, bu ilkenin geerliinin olp olmad sorunlaryla
bo yere uramlardr. Bizim kendi bana varolan var
ille alan iin hibir kriteriumumuz yoktur. Bu alann
zaman iinde olmayan olaylar, bizim bildiimiz zaman
-mekna bal doa olaylarnn olup bitmesinden belki
bambaka bir ekilde olup bitmektedir; ama biz bunu bi
lemeyiz.
Biz, grn dnyasnda olup bitenleri bilebiliriz.
Grn dnyasnn olaylar da, zaman, iinde olup biter.
Doa bilimleri, bu zaman iinde geen olaylar aratrr;
nedensellik ilkesinin bu atanda tam bir geerlii vardr.
Deneyimlerin analogis'mdc kullanlan nc ilke;
kategoriler tablosunda balantnn (relation) nc ka
tegorisi ve zamann nc modus olan birlikte ortjya
kmaya dayanan, karlkl etki ilkesidir K ant buna
birliktelik adm da verir ve yle aklar: Meknda
ayn zamanda alglanan subsiamlat, ard aras kesilme
yen bir karlkl etkileim iindedirler. Kendi bana
varlk alannda da bunun byle olup olmadn bileme
yiz. yle eyler varolabilir ki, hatta bunlarn pek ok
olabilecekleri bile dnlebilir bunlar bizi ne dolaysz,
ne de dolayl etkileyebilirler. rnein, Leibniz, nonad-
1arn bu ekilde birbirine kar tam bir bamszlk iin
de, birbirlerine hibir real etkileri olmayan varlklar ola
rak dnmt. Salt dnlm olmaktan teye gee
meyen bu trl tasavvurlarda, bilgiyi bo dncelerden
ayrmak iin elimizde hibir lt yoktur.
100
Deneyim dnyamzda, kendi snrlan iine kapanm,
her eyden ayrlm bir eyin bulunamayacan biliyoruz.
Doa bilimleri buna dayanyor. Eer biz, eylerin birbi
rini karlkl etkilediklerini alglamasaydk, mekndaki
ballklar arasnda birlikte ortaya kma ban ger
ek olarak bilemeyecektik ve bu ba saptayamayacaktk.
rnein, astronomide durum yledir: Gk cisimlerinden
birisinin tekiyle zamanda olup olmadn, ancak biri
sinin tekini, yrngesini izerken etkileyip etkilemediini,
dorudan ya da dolayl saptayabiliriz. Doada etki ve kar
etki ballnn dnda olan, kendi iine kapal hibir
ey yoktur.
4. Anlama yeteneinin kavramlarna dayanan ilke
lerden drdnc grup, modalite kategorisinin ilkeleridir.
Kant buna, empirik dnmenin postulatlar da der.
Modalite kategorisindeki kavramlar, olanak, gereklik, zo
runluluktu. Zaman ve mekn iinde olup biten eyleri
aratran doa bilimlerinde de olanak, gereklik, ve zo
runluluk, empirik dnmenin postulatlar olarak yer alr
lar.
Kendi bana varolanda neyin olana olduunu,
salt kavram zmlemeleri, analitik yarglarla bilemeyiz;
nk mantk bakmndan elimezlik, varlkta dnl
m olan eyin real olanam salayamaz. Ama doada
neyin olanakl, neyin olanaksz olduunu, biz ancak g
rn dnyasnn form ilkelerinden, en yksek doa ya
salarndan karabiliriz; yani, deneyimin form koullarna
uygun gelen ey olanakldr. Bu form koulan, algnn
apriori formlar olan zaman, mekn ve zaman, mekn al
glarna dayanan kategorilerdir.
Gerekten, varolmay biz sadece kavramlara dayana
rak elde edemeyiz. Ontologik tanr kantlamalar, sadece
kavramlara dayanarak tanrnn varlnn gerekliini gs
terdiklerine inanyorlard. Oysa, bir eyin varlnn ger
101
ekliini, bize ancak sentetik yarglar syleyebilir. Sentetik
yarglar da, algnn apriori kavramlarndan baka, dolayl
ya da dolaysz deneyimi de gerektirirler. Bma gre K ant
ta gereklik ilkesi yle ifade edilmitir: Deneyimin mad
di koullarna uygun gelen her ey gerektir. Deneyimin
maddi koullar (algnn form ilkelerine kart olan algnn
maddesi), dorudan doruya verilmi olan duyu verile
ridir.
Varlktaki zorunluluk da salt kavramlarla yarglana-
maz. Dnyann kendi bana varolan bir varlk olup
olmad; varlnn zorunlu mu olduu; yoksa raslantya
m bal bulunduu hakknda hibir lt yoktur. Spinoza,
dnyada ona gre dnya, tanr le birlemi olan doa
dr mutlak bir zorunluluk grr. te yandan, metafizik
geleneinin en nemli tanr kantlarndan birisi, dnyann
varlnn rastlantya bal bir varlk olmasna dayanr.
K anta gre, metafizik teorilerin byle kartlklara d
meleri de gsteriyor ki, salt akl bu trl metafizik yar
glara varmaya yetkili deildir. Zorunlu bir varlk, bi
zim kavraymz iin, olumsuz anlamda bir noumenon
olarak kalr. * -
Deneyim dnyasnda durum bambakadr. Btn do
a bilimleri aratrmalarnda, zorunluluk kategorisi verimli
bir ilke olarak nemli bir rol oynar. Fakat bu gereklilik,
kendi bana varolan varlkta olduu dnlen mut
lak zorunluluk deildir. Buradaki zorunluluk, grn
dnyasnda olup bitenlerin birbiri ardndan gelmeleri zo-
runluudur; yani greceli bir zorunluluktur. Bu trlii zorun
lu olma, bize, rnein astronomide, bir kuyrukluyldzn
yine ne zaman grnmesi gerektiini nceden hesabettirir.
Astronomideki hesaplar, bir yandan nceden yaplm gz
lemlere, yani duyu verilerine dayanan alglara, te yan
dan, doann form yasalarna; yani zaman, mekn ve ne
densellie dayanrlar. O halde, K antm diliyle yle sy-
102
kurulmasnda, durum beyledir. Evren kavram, kategori
cinsinden bir kavram deildir. Kategorilerin kavramlar,
zaman ve mekn iinde bulunan, bize verilmi olan ey
leri, koullar dizisine gre birbirine balar. Oysa evren
kavram, akim bir /c/esidir. Evrenin obje olabilecei hi
bir deneyimin olana yoktur. nk biz ancak eyleri
ya da eyler arasndaki ballklar alglayabiliriz. Bunlar
ister byk, ister kk olsun, durum deimez. Evren ide
si ise btime, bu eylerin hepsini, bilebildiimiz her
eyi iine a km btnc uzanr. K antm diliyle sylersek:
Evren kavramnda koullarn stne kan, kendisi artk
koulsuz olarak dnlen bir koullar btnl ne va
rlmtr.
Akln idesi, kelimenin dar anlamnda, koulsuz ola
nn ide sidir. Bu Melere gre, eer koullara bal bir ey
verilmise bile, (rnein kozmik bir olayn grlmesi gibi)
bu olayda daima ilke bakmndan, koullar dizisinin b
tn verilmi saylr; yani koulara bal olmayan bir ey,
btn bir evrenin oluu. Aslnda burada kolay br yola
bavurulmakta, tek tek olular birbirine balayan anlama
yeteneinin tek tek ilemleri evrenin btnne kadar bir
anda geniletilmektedir. te yanlsamann gizlendii yer
burasdr. Salt anlama yeteneinin bu ekilde geniletil
mesi, aldatc bir hayaldir. Biz her trl koulun dnda
bir ey dnebiliriz; ama byle bir eyi bilemeyiz.
Biz evren ide sini dnebiliriz; hatta dnmeliyiz
de. Koullara bal eyleri bilen insan, (rnein evrendeki
tek tek cisimlerin hareketlerini, olularn, ya da yldz
kmelerini), bunlarn kart olarak, hibir koula bal
olmayan bir eyin ide sine de ister istemez sahiptir. te
insan akimn metafizie sapmas bundandr. Bu yzden
insan akl, evrenin yaps ve varlk tarz hakknda ko
ullarn kavramasna olanak olmad hakle teoriler ku
rar. nsan bir akl varl olduu, sadece belli ve snrl
105
Kant bu blm adlandrrken, ona Transcendcntaf
Dudektik ada vermekle, u noktaya iaret etmek istiyor:
Eer akl kendisindeki /c/elerle gvenli ve gerek bir bil
giye varmak isterse, hataya der. Diakktik kelimesi,
K antta, Platon ve HegePdeki anlamndan baka olan zel
bir anlamda kullanlmaktadr. K ant bu terimi, kendi iin
de bou bouna dnen bir kavram atmas anlamnda,
sofistler ve Eristiklerden almtr. K ant bu blmde, salt
akla dayanan metafizik kantlamalarn yanllndan sz
etmiyor; onun gstermek istedii ey, bambaka bir ey
dir. O, insan akimn yapsnda bulunan, akl sahibi hibir
kimsenin kendisinden kanamayaca bir dinamizmin var
ln gstermek istiyor.
Transcendental Dialektik, salt anlama yeteneinin
ilkelerinin incelendii transcendental analitiin yapt gibi,
bilimlerin bilgisinin olumlu ltlerini vermez; paradoks
gibi grnen bir grnt mant ortaya koymak ister.
nsan akimn yapsnda yle bir yanlsama (Ultsion) vardr
ki, bundan kamlamaz; hatta bu farkedilse, buna yanl
sama olarak baklsa bile, o kaybolmaz.
Salt anlama yeteneinin btn bilgisi, bir koullar y
n iinde olup biter. rnein bir olay, nedensellik ilke
sine gre, kendisinden ncekine balanr ve buna gre
ortaya kar. Zaman-mekn iinde bulunan bir eyi, dai
ma bir baka ey belirler. Buna karlk akl, anlama ye
teneinin anlayn aarak, daima koulsuz olana ulama
ya abalar. Anlama yetenei her zaman bir koullar y
n iinde (neden-sonularn grlemeyene kadar uzayan
dizisi iinde) dnp dolat halde; akl, birbiri ardnca
sralanan koullarn dizisinin btnn kavramak ister.
K antm, szleriyle: Akln ide ler i koullarn t ot a! i t esi (b
tnl) ile urar.
Bizim her zaman kullandmz ve zellikle metafi
ziin ana sorunlarndan birisi olan evren kavramnn
104
Icyebiliri/,: Deneyimin genel koularna dayanarak ger
eklikle olan balan saptanan eyin varl -var olmas
zorunludur,
F. Transcendental Dialektik
K antm yeni bir bilgi olarak ortaya koyduu trans
cendental mantk, iki byk blme ayrlmt. Bunlardan
birincisini, nccki iki blmde ele aldk: K antm kategori
ler teorisi ve doann temel yasalar, salt doa bilimleri
nin ilkeleri olan salt anlama yetenei nin ilkelerini in
celedik. Transcendental Analitik adm alan K antm
transcendental mantnn bu ilk blm, onun deneyim
ve deneyime dayanan bilimler hakkndaki teorisini ak
lar. Bu blmde K ant, en nemli bilgi teorileriyle, bilim
teorilerini de ele alr. Bu blm o kadar temellidir ki,
daha sonralar yaplan btn bilgi ve bilim teorileri, K ant
m buradaki dncelerini gznnde tutmak zorunda kal
mlardr. Transcendental mantn imdi ele alacamz
ikinci blm, salt akim asl kritiinin yapld b
lmdr.
Bu blmde K ant, metafiziin bilimsel geerlik ba
kmndan ne baarabileceini aratryor. Burada akl ke
limesi dar anlamda kullanlmaktadr. Burada akl, insa
nn salt anlama yeteneinin ilemlerine gre- daha
ileri giden, daha yeni olan 'bir yetenei, aktivitesi olarak
grlyor. Salt anlama yetenei, kategorikri, nasl temel
kavramlar olarak kendisinde tayorsa, bu dar anlamdaki
akl da kendisinde birtakm apriori kavramlar tar. Ak
ln bu apriori kavramlarna, K ant ideler adn verir. Bu
blmde akln /VMerinin, gerek bilgiler iin ne baara
ca ele alnacak, aratrlacaktr.
103
bir evre ile yetinmedii iin, evren hakknda soru sor
maktan kendisini alamaz, O halde evren idesi, insan ak
imdan ayrlamayan bir kavramdr. Fakat bu ide ile hibir
bilgi elde edilemez. Evren idesinin bo kalmas, hibir
ekilde alglanamamas, onun varl gereidir. K ant
nl cmlesi, kavramlarn algsz bo kalmaya mahkum
olduklarn syler.
Akln buradaki mant, btn eylerin salt btn
l K/esinden, salt kavramlardan, evrenin yapsyla ilgili
sentetik apriori yarglara varmak istiyor. te yanlmann
kayna buradadr. Burada akl, dialektik bir duruma d
er. Dialektik kavram, yanltan grnt mant, insann
kendi kendisini yanltmas anlamn tar. Bunun sonucu
olarak, akl sahibi insann en zgn, en doal yetenei
olan metafizik soru sorabilme yetenei, onu hayali bir
baarya, bir pseudo bilime gtryor. Bu bilim, sadece
salt akla dayanan, en yksek ve en gvenli br bilgi ol
duuna gvenen metafiziktir. Bu yzden doa bilimleri,
bir kez kantlanm, gsterilmi olan bilgilere dayanarak,
durmadan ilerlerken; metafizik sistemlerin, tarih boyunca
birbirleriyle savamalarnda alacak hibir ey yoktur.
K anta gre salt akim temel ide si vardr: ruh, ev
ren ve tanr. Bu en yksek akl idesine uygun olarak,
balca skolastik metafizik yaplagelmitir. Bunlardan
birincisi, rational psikoloji (yani, salt akim felsefi ruh
teorisi); kincisi, rational evrenbilim (yani, evren hakknda
empirik aratrmalara dayanmayan, akla dayanan teori);
ncs, rational theologidir (yani, din kaynaklarna, din
geleneklerine dayanmayan; salt akla dayanarak tanrnn
varl hakknda kurulan teoriler).
Transcendental Dialektik, byk blmde, bu
ide yi ele alp incelemektedir. Birinci blmde, ruh ide
si ele alnmaktadr. Bizim rulsal-varhk hakkndaki bilgi
mizden. yani kendimizde bildiimiz ben-birliinden kal
106
karak, hibir koula bal olmayan bir rhun varolduu
hakknda yarglara varmak, yanl bir sonu karmaktr.
Bu, akln bir puralogism idir (mantk yaktrmasdr);
nk bedene bal olmayan, ama insann yaamasnn, ey
lemlerinin srekliliini salayan manevi bir sbstansm var
olduuna, kendi ruhsal varlmz hakkndaki bilgiden va
ramayz.
Platomdan Wolffa kadar yaplageltni olan ruhun
lmezlii hakkndaki kantlamalar, dialektik olan, asla da-
yanlabilecek salamlkta olmayan kantlamalardr. Fakat
Kant, bununla, insan dncesinin hibir koula bal ol
mayana, duyularn tesine uzanmak istemesini anlamsz
bulduunu sylemek istemiyor. Ruh /esinin salt akln ide
si olmas, akim varlk-y ap gereidir, de olarak onun
her zaman kendisi iin bir yeri, bir hakk; akim varlk,
-yaps bakmndan da zorunluluu vardr. K antin ikinci
K ritiinin (Saf Pratik Akln Kritiinin) ele ald pratik
akl iin de, ruh ide si, buna bal olarak lmszlk so
runu, sorun olarak varolmakta devam eder.
Biz Pratik Akln Kri t ii m ele aldmzda grece
iz- ki, K ant, hibir koula bal olmayan eyler hakkm-
daki bilgi iin yeni olanaklar gstermektedir. Ama imdi
burada salt akim teorileri ve bilgisi bakmndan, hibir
koula bal olmayan bir ruh ide si, zlmesine olanak
olmayan, bir sorun olarak kalmaktadr.
Evren idesi ve bu ide evresinde yaplm olan haya
le dayanan K antn diliyle dialektik temellendirmeler,
Salt Aldn Antinomi\erh adl blmde ele alnr. K ant
m antinomfier teorisi, Salt Akln Kritiinin, derin etki
leri olmu, daha da olacak ok nemli dncelerini ie
rir, Kant burada zaman ve mekn balar ile balanm
olan biz insanlar iin, eylerin btnn kavramak iste
yen evren fesinin, hibir ekilde gereklikle doldurula
mayacak bo bir kavram olduunu gsteriyor. nk biz
107
insanlar iin gerek bilgi, alg alannn boyutlar iinde,
olanakldr. Geri alg alannn kofullar olan zaman ve
mekn bizi sonsuza gtryor; ama bize snrsz olan (mut
lak olan) hakknda bir yargya varma hakkn veremez;
nk biz, dncemizle btn kavrayarak, koullarn d
nda olan, hibir koula bal olmayan bir birlie ula
may istediimiz anda, yanlsama (illusion) balar. Burada
artk terimlerin bo formlarnn mant, grnt man
t almaya, ilemeye balar; hakikat olduklar ayn
ekilde gsterilebilen birbirine kart teoriler, birbiri eriyle
arprlar.
Nicelikten kalkan birok byk metafizik sistemler,,
evreni kapal, sonlu bir ey olarak grrler: Bizim imgeleme
gcmze gre ok byk de olsa, yine de sonlu bir
mekn ve sonlu bir zaman iinde; yan olt belli bir an
da balam olan kapal bir btn. Bu metafizik teori
lerden hi de az nemli olmayan bakalar da, evreni me
kn bakmndan snrsz; zaman bakmndan sonsuz, yani
hep varolmu ve hep varolacak bir btn olarak grrler.
K antm genlik yazlar ele alnrken gsterildii gibi, gen
liinde K ant da bu dncelere katlyordu; evrenin sonsuz:
ve sonrasz olduu tezini savunuyordu.
imdi ise Kant gstermek istiyor ki, bu bbirine kar
t metafizik sistemler, btn kantlar ile birlikte, gelip
geici deil, temelini akim varlk-yapsnda bulan dn
celerdir. K ant kitabnn bu blmnde, nce btn inan
drc delilleriyle tezleri; ve hemen bunlarn karsna da
yine ayn gte olan kartezleri koyuyor. Bylece bize
akln dialektiini gsteriyor.
Evrenin btn hakkndaki ide, akln vazgeemeye
cei bir idedk. Fakat bu ideye bir i kazandrmak, onu
bir gereklik olarak kavramak istersek, hemen zama-me-
kn balar iine deriz ki, bu balar, kendi olanaklar
bakmndan, bizim sonsuz ve sonrasz olan bir evren b
108
tnn bilmemize izin vermezler. Biz, evrenin ne sonlu,
ne de sonsuz olduunu savunabiliriz. nk biz, kavram
larmz, ancak sonuna kadar gtrmemize olanak olma
yan, yani balangcm ve sonunu bilemediimiz, bunun
iin de tam olarak belirleyemeyeceimiz zaman ve mekna
bal alglarla doldurabiliriz.
K antm ele ald ikinci antinomiyc gelince, banmla
ilgili dncelerle birok kez karlatk. Atomcular vc
Leibnizin dncelerini benimseyenler iin, evren, basit,
blnemez elerden olumaktadr. Baka meta fizikiler,
rnein Descartes iin ise, madde mekna bal bir ke
sintisizliktir (konntum), yani sonsuza kadar blnebilir.
Spinozaya gre de, varlk bir kontinuumdur. Varolan tek
tek eyler, varln deiik ekilleridir. Grld gibi
Kant, ikinci antioni olarak, madde hakkndaki metafizik
kart teorileri ortaya koyar. K ant bu dncelerin rast
lantsal, geliigzel ortaya kmadn, bunlarn akln ya
psndan doduunu gsterir. Akl, maddenin blnp b-
liinmedii sorununda, hibir koula bal olmava bir so
nuca varmak ister; bu ynde soru sorarsa; bir kez, artk
blnemez olan atom kavramna; bir kez de, mekn ta
savvuru ile sonsuz bir srp gitmeye, bununla da sonsuza
kadar bl ne biliri ie ular. te maddenin blnme ve
birlemesi sorununda hibir koula bal olmayana ula
mak isteyen dncenin dialektii budur.
Gerekte biz, varln, ne basit bir substans olduun
dan, yani fizik monodlardm szedebiliriz; ne de varln
sonsuza kadar blnebilirliinden. K ant, genliinde yaz
d yazlarnda, sonsuza kadar blnebilir bir btnden,
fatan kontinuumdm bahsediyordu. imdi ise diyor ki:
Biz evreni ve evrenin maddesini, ancak zaman-mekn ko
ularna bal olarak bilebiliriz. Bu koullar iinde, son
eylere asla ulalamaz: ne en kk paraya; ne de sonsu
za kadar blnebilir bir btne.
109
Bu iki antinomiye Kant matematik antinomiler ad
n veril-, kinci grup dinamik antinomiier ise, birincilerde
olduu gibi, yerkaplama ve blnme le deil, balant ka
tegorisindeki ilkelerle; modalite ile ilgilidir. K ant'n felse
fesinin en nemli dncelerinden birisi, nedensellik ile
ilgili olan nc cmlnomide ortaya kar. Bu antinomi,
zgrlk antinomisi adn da alr.
Bu antinomi'de ele alman zgrlk sorunu, bizi he
men birinci Kritiin, yani Salt Akln Kritii nin snrlan
dna, <Pratik Ak im Kritiiae gtrecektir. Kat, akim
idelerini sayarken, ou kez, ruh, evren ve tanr yerine;
tanr, zgrlk ve lmszlk, de der.
Evren konusunun bir paras olarak zgrlk sorunu,
bize, b idelerin en nemlisi olarak grnyor. Evrende olup
biten olaylar, neden-sonu ba iinde kavrar ve biliriz.
nsann kavrayan ve balayan anlama yetenei doal ola
rak, hep koullar iinde ve bunlara bal bulunur. Anlama
yetenei, neden-sonu dizisini, yasalarn emas iinde ve
deneyimleyebildii kadar gerilere doru gtrebilir. Buna
gre olayla)', hep kendilerinden nce gelenlere balanacak;
onlarn nedensel sonucu olarak grlecek ve aklanacaktr.
Fakat akl bununla yetinmeyecektir; o, hibir koula
bal olmayan son eyleri soracaktr. Burada, hemen, fel
sefe tarihi boyunca birbiriyle atan kart iki tez ortaya
kverecektir. Bunlardan birincisi, K antm kartez dedi
i, nedensellik ilkesinin mutlakln ileri srecektir. Buna
gre, bir eyin baka bir eyle aklanmasn gerektiren
nedensellik, bir doa yasas olan nedensellik, ayn zamanda
bir evren yasasdr da. rnein, Hobbes ve Spmoza byle
dnyorlard.
Bna kar olan tez ise, u dnceyi savunacaktr:
Neden-sonu dizisi boyunca geriye doru gidersek, sonun
da yle bir ilk nedene varmamz gerekir ki, bunun ken
disi, artk hibir nedenin sonucu olmasn ve bu dizi onunla
110
balam olsun. Bu dnceye gre, neden-sonu dizisinin
bir balangc vardr; yani kendisi iin hibir neden ge
rekmeyen, koulsuz olan bir ey, balang olmutur. K o
ula bal olmayan 'bu nedene, Kant, zgrlk, ya da
zgrln nedensellii adm verir. Bu, zgn bir etki
lemedir.
Evrenin var ve olaylarnn bir balangc olduunu,
yaratldn ileri sren btn metafizik teoriler, Aristote
lesin izleyicisi olarak, bir ilk hareketi verenden sz
ederler; hibir koula bal olmayan bir aktiviteyi, evrenin
son temelinin zgr bir eylemini, nedenler dizisindeki ilk
neden olarak grrler. Bu anlamda bir evrensel zgrlk
ten, yani evrenin oluunda, artk hibir koula bal olma
yan bir ilk nedenden, zgrlkten sz ederler.
te doada olup bitenlerin tersine, kendisi artk ba
ka bir etkiden domam olan bir neden, koulsuz bir ey
aranrsa, o zaman zgrlkten doan bir etkilemeye va
rlr. Bylece tez ve kartez birbirine kar durur. Ger
ekte bu durum, akln diaIektiinden baka bir ey deil
dir; yani hayale dayanan grnt mantnm, akln ya
nlsamasn, her iki ynden kantlamasdr. Aslnda biz,
zaman-mekn iinde, koulara bal bir nedensellikten, ne-
den-sou balarndan baka bir eyle karlamayz. Za
man iinde, bir eyin ardndan gelen baka bir ey vardr.
B eyi de, baka bir ey meydana getirmitir. Biz, zaman
boyutu iinde, hibir ekilde, bir ilk nedene varamayz;
neden-sonu dizisini bir btn olarak kavrayanlayz. lk
neden hakkndaki dnceler algya dayanarak gsterile
mediinden, bir i kazanamazlar ve bo dnceler olmak
tan kurtulamazlar.
Bu noktada K ant, bataki iki antinomide ortaya k
mayan yeni bir sonuca varyor. Birinci ve ikinci antinomi-
lerde ileri srlen, bu antinomilerin tez ve kartezlerin-
den; snr tlik vc snrszhktan; ne birincisinin, ne dc ikin-
isinin, kendi bana varolan varlkta bulunabileceini ileri
srebilirdik. nk biz, ilke olarak, ancak zaman-mekn
iindeki eyleri bilebiliriz. Bu nc antinomidc ise du
rum bambakadr. Nedenselliin, doa aratrmalarnda,
doa bilimlerinde, bir doa yasas olarak, tan bir geer
lii vardr. Nedensellik yasasnn, mndts sensibilis (du
yular dnyas) alanndaki bu alan bizim anlama yetene
imizin koullarna bal olan grn dnyas olduun
dan geerlii, genel ve zorunludur. br yandan ise,
zgrln nedenselliinin, noumenc, kendi bana
varolan varlk alannda her ne kadar hibir zaman
kesin olarak savunulamazsa da geerlikte olduu d
nlebilir. Kendisi hibir eve bal olmayan, koulsuz olan,
kendiliinden (spontan) olarak ortaya kan ve neden-sonu
dizisinin banda bulunan bir etki, biz onu hibir e
kilde alglayamasak da kedibama varolan varlk
alannda bulunabilir.
Byle bir etki, bu tr bir nedensellik zgrdn
nedensellii artk grn dnyasnn nedensellik yasa
sna bal olmayacaktr. Ama bundan dolay da onun bir
yasaszlk olmas gerekmez. zgrln nedensellii,
kendi iinden, yapsndan gelen bir belirlemeden (de-
termination} yoksun olamaz. Y alnz burada, kendinden
nce olup bitenlere balla dayanan doa yasalarndan
bambaka olan yasalar geerlikte olmaldr; bu yasalar, ar
tk zaman koullarna bal olmamaldrlar.
Bu dncelerde zgrln nedensellii iin gs
terilen olanak, teorik olarak ele alnrsa, grlr ki: iiiin-
cii antinomic ileri srlen kart dnceler, birbirleri ile
tamamen uyumaz deildirler. Bu, her iki tr nedensellik
de, birbirine zarar vermeden birlikte varolabilir: zgr
ln nedensellii, tellegibel alanda; doa yasalarnn
dayand nedensellik ise, grn dnyasnda. Ama bu,
her iki etkinin birbirinden tamamen ayr olan iki alanda
112
bulunmas demek deMdlr. nk, zaman-mekn iindeki
doa, intellegibel dnyann grnnden baka bir ey
deildir. Grn alannda ortaya kan bir etki, zaman
bakmndan kendinden nce gelen bir olayn sonucu ol
duu gibi; ayn zamanda intellegibel olanm grn ala
nna kmasdr da. Y ani, bu noktada K ant, doadaki zo
runluluun genel yasas ile, zgrln nedensellii nin
birlemesi olanan gstermek istiyor.
K ant'n ok soyut vc geel olarak ifade ettii; belir
siz ve kesinlikle gsterilemez bir teori gibi grnen bu
dnceler, insan varl alanna gtrlr, insann yapp
ettikleri gznnde bulundurulursa, hemen somut bir gn
cellik kazanrlar. Kant, bu dncelerini insan varl ala
nna uygulamay, zgrln Nedenselliinin Evrensel
desi adl blmde ele ald. K ant, insann varlk-yapsm-
da, intellegibel olanla, empirik olan diye iki ayr zellik,
nitelik grr. nsan bir kez, tpk biitn doa gibi, duyu
verilerinin, grn dnyasnn bir parasdr. Kant, in
sann bu yannn empirik bir karakter tadn syler.
Fakat, insan, kendisinin sadece bir doa paras olmad
n da biliyor. nsan, kendisini, ayn zamanda, trans
cendental appcrceptionun sjesi, dnen hir ben ola
rak da biliyor. nsan, dnen bir ben olarak artk, bir
deneyim objesi deildir.
nsann dnen beni, onun i alglamayla bildii
ruhsal varlna bal, ruhsal bir olay deildir. nsandaki
ruhsal olaylar, zaman iinde olup biterler; i duyulara ve
rilmilerdir. Y ani, insann bu yan, onun grn dnya
sna bal olan yandr; deneyim dnyasnn bir parasdr.
Transcendental apperceptionun beni, deneyim yapa
bilmenin koulu olan b ben ise, kendiliinden (spon-
tan) dnen, vc balayan, anlayan bir bendi\ nsann
bu anlayan ve dnen beni, artk, empirik deil, in-
iellcgihel bir objedir, O halde insan varlndaki, inteile-
ICF 8 113
gibel nitelikte olanla, duyua] nitelikte olan yanlan birbi
rinden ayrmak zorundayz.
nsann duyusal nitelikteki yan, yani onun bedeni ve
ruhsal varl psychcsi , doa yaslarna bal olduu
iin, doa bilimleri tarafndan aratrlp bilinebilir. Buna
karlk, insann intellegibel nitelikteki yann, bu ekilde
bilemeyiz. nk insann bilgisi, zaman-mekn formlarna
bah duyu verileri alannda olup biter. nsann akl (yani,
intellegibel yan) ise doann balayc koularna dayan
maz. Biz insan akln, insann eylemleinin dayand is
temesinin kayna olan, irade kararlarn veren, etki yapa
bilen bir ey olarak kavryoruz.
te biz, akl hakkndaki b tasavvurumuzun doru
luunu, onun kendisine zg bir nedensellii olduunu,
eylemlerimize dzen veren buyruklarda daha iyi gryoruz.
Bu buyruklar, bizden, iyiyi yapmamz, ktden kama
mz isteyen buyruklardr. Bize yapmamz gerekenle, yap
mamamz gerekeni gsteren; bizi zorlayan bir ey var.
Y apmalsn! buyruu, doann hibir yerinde ortaya
kmayan, insann akl varlnn yapsndan gelen bir liir
balanmay, bir gereklilii gsterir. Burada, bizim aklmz
ve aklmzn ynettii irademiz, grn dnyasndaki
eylerin dzenine uymaz; sadece kendi spontanites'me da-,
yanarak, kendisindeki Merin dzenine yar. Aklmzn
ve irademizin uyduu dzen, grn dnyasndaki ev
lerin dzeni deildir. Bu dzen, akln tmden kendi spon-
tanitesine dayanarak, kendisi iin, kendi /Y/derine gre
kurduu dzendir.
Eer akln byle, idelere ve kendi spontemitesine da
yanan baka bir dzeni varsa, bunun etkilerini deneyim
alannda da grmeliyiz. Nitekim, bizim varlk-yapmzda,
intellegibel nitelikte olan yanmzda, kendisini bilemedii
miz yle bir yetenek vardr ki, bununla biz, spontan ola
rak hareketlerde bulunuruz; ite biz buna, iradeyi yne-
1.14
te akln nedensellii diyoruz. K ant'a gre, evrensel bir
ide olarak, kantlanamayan, alg alannda gsterilemeyen.
bu yzden alg ile doldurulamayan bir dnce olarak kal
ma zorunda olan akln bu ide si, yani zgrln neden
sellii, insanda, onun zgr eylemlerinin temeli oluyor.
K ant'm teorisine gre, insann eylemlerinde grn
alanna kan, onn duyusal nitelikte olan yandr. nsann
bu yam doadaki neden-sonu dzenine uyar. nsan var
lnn duyusal nitelikteki yannda olup bitenler, aslnda,
doa olaylar gibi; nceden lesabedilebilir, bilinebilirler;
ve baka olaylar tarafndan ynetilmilerdir. Y ai insan,
bu yan ile zgr deildir; bir doa parasdr. Fakat insan,
sadece bir doa paras deildir. Baz yetenekleri, onun
sadece bir doa paras olmasna olanak vermezler. nk
insan, yapmalsn! buyrusn duyan, zgr eyleyebildi
bir varlktr. nsann bu yan, temelini, duyulara dayanan
receptivite yi aan akl varlnda bulur.
Y ukardaki bu dnceler, Salt Akln Kritiinde
yer alan ve bunu Pratik Akln Kritii adl, insann ah
lak varln ele alan yaptna balayan, kpr roln oy
nayan dncelerdir. K ant, Salt Akln Kritiinde, zgr
lk /efesini, nedensellik sorunu bakmndan, akim antinon-
lerinden birisi olarak ele alr. Kozmolojik bir ide olan
zgrlk, insan varl alannda, insann akla dayanan ey
lemlerinde gerekleme olana buluyor. K anta gre, z
grln olana ve gereklemesi, insann bilen varln
da, yani insan aklnn ilgilerinin bilmeye evrildii yerde
deil; akln pratik alandaki kullanlmasnda aranmaldr.
Kant, pratik akl, yeni bir sorun alan olarak, Pratik A k
im Kritiinde ele alacaktr.
imdilik Salt Akln Kritii erevesi iinde, zgr
lk sorunu hakknda bu kadarla yetinip, K antm bu ki
tabnda ortaya att antmomilcr sorununa geri dnelim.
Salt Akln Kritiindc, salt akln nc ide si olarak
ele alman ide, tanr /'efesidir. Tanr ide si ile rational teo
loji uramakta; tanrnn varl ve tanrsal varln ya
ps hakknda, din kitaplarnn rettiklerine bal kalma
dan, akla dayanarak, kantlamalar yapmakta, dnceler
ileri srmektedir. Kant kitabnn tanr fesini ele alan b
lmne, Transcendental ideal zerine adn vermitir.
Hibir koula bal olmayan, ya da koullarn fatalite
si olarak, kendisi hakknda soru sorulan tanr ide sinde
durum,, evren ide si ile ruh /esinde olduundan baka tr
ldr.
Bu omnitado realis ide si, bu biricik varlk, ruhun ve
evrendeki her eyin kendisine benzedii br varlktr. Bi
zim dnyada tandmz her ey, birtakm gerekliklerin
ve olumsuzluklarn birlemesinden oluur. Her ey, bir
takm olumlu nitelikler ve glerden snrl bir ekilde pay
almtr; baz eyler de onda eksiktir; evremizde eksiksiz
bir varlkla karlamyoruz. Her eyin kendisine benze
dii eksiksiz varlk, varln temeli ise, btn gereklik
lere sahip olan bir varlktr. Dnyadaki eitli eyler
dalm, yaylm bulunan; hem de ancak bir dereceye
kadar bu eylerde bulunabilen her ey, bu varlkta birara-
ya gelmitir; hem de en yksek derecede. Salt akln bu ide
si, bir ens realissinundm; yani btn varlk olanaklarn,
varlk trlerini, en yksek derecede iine alan, birletiren
bir varlktr.
Bu ide, K anta gre, akln, spekulationhmm geliig
zel dzmesinden domu; ya da, sadece, dinlerin ortaya
attklar bir ide deildir. Bu ide, kaynan, akln varlk
-yapsnda bulur; akln hibir koula bal olmayana, to
talitere uzanmasndan, doar. Bu en yksek varlk tasav
vuru, btn eylerin kendisinden doduu kaynak, temel
sorunu; Pltondan beri btn metafiziklerin tarih boyun
ca sregelen bu ide si; insan aklnn kendisinden kurtula-
116
maya ca, kendi doasndan, varlndan domaktadr. Me
tafizik, doal bir yetenek olarak, temelini, insann bir akl
varl olmasnda bulur.
Fakat akla dayanarak, aksiyomlar, tanmlamalar vc
sonu karmalarla uraan metafiziin, kendisini, salam
bir bilgi saymaya hakk yoktur. Sadece salt akl bakmn
dan zorunluluk tayan kavramlara, idelere dayanan meta-
fizikiler, kardklar sonulanl objektiv gereklikleri ol
duunu; kendi bana varolan varln, bizim tarafmz
dan bilindiini savunuyorlar. Metafizik, salt akim bir bi
limi olarak, e m recdissimumm, hi bir koula bal ol
mayan, mutlak olan "birin, varln ve yapsn gsterip,
kantlamak istiyor. Aristotelesdcn balayarak, kilise ba
balarndan, skolastiklerden Descartesa, Spinoza, Ma-
lebranche, Leibniz ve Wolffa kadar yaplan btn tanr
kantlamalar, kendilerini salam ve gvenli buluyorlard.
K anta gre, burada, yine salt akim bir yanlsamas,
iilusionu, dialekfii, ya da grnt mant ile kar kar-
yayz. Burada akim kendisinden ayrlamayan bir ide
si, obje olarak kavranabilen, gsterilebilen bir varla ev
riliyor; eyletiriliyor ve koullara bal deneyim dnya
snn temeli olan kendibama varolan varlk olarak g
rlyor. Halbuki gerekte, bizim bilebildiimiz btn ger
ekler, substans ve gler, ancak zaman-mekn iindeki
duyu verilerinin duyusal gereklikleri olabilir, Res reallis-
simum en gerek varlk ise, eylerin olanann kayna,
eylerin kendisine dayand ilk temel olarak dnlyor.
ou kez de bu btn real eylerin ideali, sadece ey-
letirilmeklc kalmyor; ayn zamanda k i i le t iril i y o r
da; btn eylerin temeli, olana, en yksek bir anlama
yeteneinde; btn varlklarn ilk rneklerini iine alan
bir intelligensde grlyor; hem de bunun, sadece d
nlm bir olanak, bir ide olduu hesaba katlmadan. n
sann snrl anlay yeteneinin bir sorunu olduu gzden
1.17
karlarak, kavramlar, tanmlar ve kantlamalarla, sadece
dnlm bir eyin varlnn kantland sanlyor.
Salt Akln Kritiinin bir blm olan Btn Spe-
klativ Metafiziklerin Kritii adl blmde ileri srd
b dncelerden dolay Mendelssohn ona, her evi krp
dken Kant demiti.
Kant, Kritiinde tanrnn ti kantlanmasn ele
alyor. Bu kantlamalardan birincisi, K antn daha ilk ya
zlarnda kendisi ile savat ontolojik kantlamadr. Bu,
ens reatissimumm salt kavramndan, onun varolduunu;
bir mantk ilkesine, dncelerin doruluunun bir kri
teri u m u olan elimezlik ilkesine dayanarak, kantlama
giriimiydi. Kant buna yle kar kyor: Varlk hakkn
da ancak sentetik yarglar sz sahibidir. Halbuki burada,
bilimdeki kantlamalarn sentetik olan yarglarna, gerek
lik ilkesine yer yoktur. nk burada, deneyimin maddeye
dayanan koullarndan, yani duyu verilerinden sz edile
mez. En yksek varlk, ens reaiissinun, duyular st bir
varlk olarak dnlmtr; onun varl zaman-mekn
koullarnn dndadr. Byle olunca, ens ralissinm.urj.
varl hakknda, insan bilgisi, sentetik apriori yarglan ne
reden bulsun?
kinci kantlama trne K ant, kozmolojik kantlama,
adn verir. Burada, evrenin kontingent, rastlantsal varl
ndan, bunun temeli olan ve rastlantya bal olmayan
bir varln zorunluluuna varlyor (absolute necessariun).
Leibniz bu kantlamaya contingentia mimdi adn verir.
Bu kantlamadaki ilhsion u noktadadr: nedensellik
ilkesi, ontolojik bir ilke olarak grlyor; yani, kendi-
bagma varolan varln ilkesi saylyor. Aslnda bu ilke,
doa olaylarnn, zaman-mekn koularnn bir ilkesidir.
Gerekte, biz, rastlant ve zorunluluu, ancak, deneyimleri
mizi birbirine balayan greceli bir kavram olarak bilebili
riz. Biz, ancak, baz eylerin, baka baz eylerin zorunlu
118
sonucu okluunu bilebiliriz. Mutlak bir zorunluluk, akim
sadece bir idesidir (tpk hibir koula bal olmayan ey
gibi). Mutlak zorunluluun gerek olana hakknda hi
bir ey syleyemeyiz. Olasla bal olan, ancak, duyular
dnyasnda arayabileceimiz gibi, kontingent kavramnn,
duyu verilerinin ve ballklarnn dnda, bizim iin hi
bir anlam yoktur. Koulsuz bir olasla ballk ve koul
suz bir zorunluluk, yani, mutlak bir rastlant veya mut
lak bir zorunlulua inanmak, insan aklnn en gerek teh-
likelerindendir.
Kant, nc tr tanr kantlamalarna teolojik-fizik
kantlamalar, der. Bu kantlamalar, tanrnn varln, fi
ziksel doadan (physisdm) karmak isterler. Kant, bu
yoldaki dncelere, genliinde ok nem vermi; bun
lar byk ve derin bir ilgiyle izlemi; hatta kendisi de
katlmtr. imdi bunlar burada, kritik felsefenin balan
iinde sonradan da Pratik A k i m Kritiinde yeniden
ele alnmakta, fakat K ant iin eski nemlerini yitirdikleri
grlmektedir. Kant, tanr kantlamalarnn son blm
olan bu blme, Teolojik-fizik Tanr Kantlamalarnn
Olanakszl baln vermitir.
Bu nc kantlama da, evrenden kalkyor. Evrenin
bir temelinin olmas gerektiine gre; her eyin kendisin
den kt bir varln gerektii sonucuna varyor. Fakat
burada dncenin kalk noktas, evrenin varl deildir.
Burada evren hakkndaki zel bir bilgiye dayanlyor: biz,
doada bir dzen, bir amaca uygunluk, bir gzellikle kar
layoruz. nsan bilgisi, doann derinliklerine ne kadar
inerse, ne kadar genilerse; kavranamaz lde bykten,
gzle grlemeyen ke kadar, her yerde, bir dzenin,
bir birliin egemen olduunu grr. Canl varlklarda,
geni canllar alannda grnen dzen daha da etkilidir.
Doann insan artan, hayran brakan, bu akl almaz
dzeni, insan bu uyumun yaratcsn sormaya zorlar. Teo-
119
lojik-fizik dnn kantlamalar, evreni bir plana, bir
dzene gre yaratan manevi bir varla ular.
Bu tr dncelerin balanglarna daha Aaxagoras
ta rastiarz. Ta o zamandan beri, bu dnceler, metafi
ziklerde ve teolojilerde, daima yeni biimlere girerek, bin
lerce yl boyunca srp gelmitir. Evrenin en byk ve
en kk parasnda tanrnn kurduu ve gerekletirdii
yksek ve sonsuz uyumun gzellii ve iyiliini gstermeye
alan Leibniz, bu dnce zincirinin halkalarndan bi
risidir. K antm genlik yazlarnda da, evrendeki dzen
ve uyumdan; bu dzen ve uyumu kuran ve seyreden ma
nevi bir varlktan szedilir.
Oysa, Salt Akim Kritiinde, bu tr kantlamalarda
akim grnt mantnn alt; burada, insan akimn
dialektii ile karlald gsterilir. Bu kantlamalardaki
benzetmeler, kantlar bir doruluk olasl tasalar bile,
kesin bilgiler olamazlar. Bu benzetmeler una dayanyor:
Y ksek ve gzel kltr yaptlar arkasnda, nasl bunlar
yaratan kii dnlyorsa, doadaki dzenin arkasnda
da, b dzenin kurucusu dnlmelidir. K anta gre bu
rada, evreni yaratan deil, evreni kuran bir ustann d-"
nlmesi daha doru olurdu. nk, gzellik ve amaca
uygunluk, eylerin formlar ile ilgilidir; maddeleri ile de
il. Bu formlar, bambaka da olabilirdi: rnein, daha 1
az dzenli. O zaman evrenin rastlantya bal olduu sonu
cuna varacaktk; bundan dolay da yksek bilgi sahibi bir
yaratc dnmemize yer kalmayacakt.
Platonun doa felsefesini aklayan Timaios adl di
yalogundaki Demiurgos da, evrenin kurucusu, bir mimar
olarak dnlmtr. Evrenin maddesi ona verilmitir;
o da bu maddeye evrenin dzenim vermitir.
Leibniz-Wolff ve gen K antm savlan, Platondan
daha ileri gider. Bunlar, evrende, her eye yetkili, en yk
sek bilgiye sahip bir yaratcdan sz ederler. Ama imdi
120
Kant, Kritiinde, bu dncenin temcilendirilemeyeceini
sylyor. nk, evrene dzen veren yksek bir varlk
tasavvuru, her eyin ilk nedeni, dncenin dialektiin-
den douyor ki, insan bilgisi iin, byle bir ilk nedeni
bilebilmek olanakszdr.
K antm tanr kantlamalarna kar yapt bu ele
tiri, ayn zamanda, salt aldn speklativ ilkelerine da
yanarak yaplan btn teologielerin de eletirisidir. Kant
burada, sadece tanr kantlamalarnn yetersizliini gster
mekle kalmyor; her eyin temeli olan bir varln varlk
niteliklerini tanmlamaya ve bilmeye insan aklnn yeterli
olmadn da gsteriyor.
Tanr desi, insan aklnn zorunlu bir ide sidir; ama
insan, duyular dnyas ve deneyim alann aan bu ide
hakknda, bir obje karsnda olduu gibi, bilgi sahibi ola
maz. nk burada sentetik apriori yarglara varmaya
olanak yoktur. nsan akimn bu abalarndaki ama, in
sann bu sorulardan gelen huzursuzluunu gidermektir.
Oysa yetersizlii, onun huzursuzluunu oaltmaktadr. n
san dnmesini tedirgin eden, mutlak olan, bir ve en yk
sek varlk hakkndaki sorular (metafizikilerin urat
sorunlar), insan aklnn yapsmdan gelmektedir.
Metafiziin bir bilim olmasna olanak yoktur; ama
metafizik, doal bir yetenek olarak, temelini, insann akl
sahibi br varlk olmasnda bulur. Biz, doann ve eylerin
varlndan, tanrnn varolduunu karamayz. Fakat in
san aklnda, duyularn tesine, koulsuz olana doru bir
ykselme abas vardr. Tanr, bilgi yapan salt teorik akl
iin, salt bir /dedir; nesnel gereklii kamtlanamasa bile,
yadsnmasna da olanak olmayan ve btn insan bilgisini
evreleyen, talandran bir kavramdr.
Fakat u soru ak kalmaktadr: Acaba, mutlak olana
doru insandaki bu aba, bu tedirginlik, baka br yoldan,
insann varlkla olan balar ynnden giderilemez mi?
121
Gerekten, e yksek varlk, teorik ak tarafndan ne gs
terilebilir, ne de yadsnabilir olsa da; akln pratik alandaki
kullanlmasnda, yani pratik akln insan hayatn salt akl
yasalarna gre dzenlemesinde, bu sorun iin ak bir
kap bulunmas olana vardr. Salt akln btn /efeleri:
ruh ide si, evren ide si, zgrln nedensellii, burada ken
dilerine yer bulacaklardr,
Salt Ak im Kritibndc, metafizik psikoloji, kozmo
loji, teolojiye kar yaplan eletirilerin olumsuz sonulan,
bunlar birinci Kritiin soru alannn dna atyor. Kant,
bu kitabnn nsznde, inanmaya bir yer hazrlamak iin
bilgiyi kaldrmak zorunda kaldm der. Bna uygun ola
rak, dialektik blmnn sonlarna doru da yle syler:
nsann ilgi duyduu en yksek, en son eylerdeki bilgi
sizliinin uurumlarnn meydana kmasndan sonra, akl
mzn son amacnda byk bir deiiklik yaplmaldr.
nszden alnan cmledeki inanma, K anta gre, yerini
pratik aklda bulur. Bu inanma, daha belirsiz, daha az g
venli bir bilgi tr deildir. Kant, mutlak olanla, hibir
koula bal olmayanla, hayat ve pratik akl arasnda ok
zel bir ballk grr. K anta gre, insan aklnn son ama
cn, edilgin bilgiden baka bir yerde aramak gerekir. A k
ln son amac, insann yaamasnda, yapp ettiklerinde
(pratik alanda) aranmaldr. Pratik Akln Kritii tim g
revi, bize bunu gstermek olacaktr.
122
4,
PRAT K AK L I N K R T
A. Salt Pratik Akla Dayanan E thik in
T emellend irilmesi
Pratik akl, felsefenin ok eski bir sorunudur. Daha
Aristotelesin terminolojisinde, pratik akn teorik akldan
kesin br ekilde ayrldn gryoruz. Nikomahos Ethiki,
onun pratik akl felsefesinin ana eseridir. O zamandan beri,
insann eylemleri, hayat tarz, yapp ettikleriyle uraan
felsefe, ahlak felsefesi, bu kavrama sk bir ekilde ba
land.
K antin, pratik akl felsefesine, kritik bir felsefe
adn vermesi, onun, Ahlak Metafiziinin T emel end iril
mesi adl kk kitabnda akland gibi, birnei K ritik
te, duyular st olan hakknda gvenli bir bilgi olduunu
savunan metafiziin bu hayali aa karlyordu; hibir
koula bal olmayan, totaliteyi kavramak isteyen akla, s
nrlar gsteriliyordu.
Pratik akl da bir tehlike iinde bulunmaktadr. Fa
kat bu tehlike birincisinde olduundan (salt akldaki tehli
keden) baka bir ynden, tam tersine bir ynden gelmek
tedir. Ahlak felsefesi tarihi boyunca, insann eylemlerin
deki, yapp ettiklerindeki akln (pratik akln) anlam, ou
kez ve hep yinelenerek mutlulukta (etdaemomdc); tek ya
123
da oklar iin mutlulua ya da yarara ulamada grld.
Buna gre, insan hayatnn felsefe bakmndan anlam,
eulaeumism ya da utilitarism (yararclk) kavramlarnda
aranyordu; ve bu, pratik akln kolay ve yaygn anlamyd.
Bu grte gnlk hayat tecrbesi bile, hayatn anlam ve
amacn kolayca ve aka ortaya koyar grnyor.
Her insan, her insan topluluu, mutlulua, yarara ula
maya abalar. Biitn canllar, kendi rahatlklarm ama
larlar. Akl sahibi olan insann, bu amaca, akl sayesinde
ulaabilme olana ve stnl vardr. Bu gre gre
pratik akl, mutlulua ulamak iin, olup bitendeki balar
ve yasalardan yararlanarak, en doru yolt bulma yetisidir.
K antm iinde yaad an ahlak felsefesi, byle
eudaemonist ve utilitarsi bir yolda yryordu. nsandaki
pratik akim anlamnn, mutlulua ulamak olduundan hi
kukt duyulmuyordu. te K antn ahlak felsefesi bu g
rle savamtr.
Bu teoriler, K anta gre, ters ynde yryorlard.
nsan hayatnn ve pratik akln derin ve zel anlam yeri
ne, salt deneyim alan, esas almyordu. Buradaki yanl
ma, metafiziin bir bilim olduunu ileri srerken yapt
mzn tersine deneyimlerden edinilen gre fazla de
er biilmesi; yalnz duyulara bal bir amacn, yani tiirl
eilimlerimizin doyurulmas gibi bir rahatln hedef olarak
gsterilmesiydi.
Kant, duyulara bal deneyim alannn bu dogmatiz
mine karlk olarak, pratik akl kavramnda esasl bir
ayrma yapyor: Teknik pratik aklla (bu szck kendisi-
nindir), salt pratik akl birbirinden kesin bir ekilde ay
ryor. Teknik pratik akl, gerek bilgiyi kullanan, ondan
yararlanan akldr. Gerek bilgide, anlama yetenei ne
densel balan kavradndan, bu bilgiye dayanan insan,
amac iin gerekli aralar, yollan dnerek seip bula
bilir. Buradaki amaca, onu gereksinmeleri, istekleri yn
124
lendirir. Btn gereksinmeler, btn eilimler, doyurulma
ya, yani insaun mutluluuna ynelmelerinde birleirler.
Eudaemonizm ve Militarizm, insan sadece teknik pratik
akl sahibi bir varlk olarak grr: Y arar ve mutluluk ama
cna erimek iin, aralar arayan ve bulan bir akln sa
hibi.
Akl, daha dorusu anlama yetenei, burada, insann
doal eilimlerinden gelen bir iradenin, isteklerin buyru
unda bulunuyor: btn canllarda olduu gibi. Salt pra
tik akl ise, bambakadr. Salt pratik aklda iradeyi yne
ten, eilimler, istekler deil, akln kendisidir. Akl bu y
netmeyi, apriori olan yani geerlii genel ve zorunlu
olan yasalar, ilkelerle yapar. Eilimleri, istekleri bakmn
dan ler sam mutlu klacak olan eyler baka bakadr;
bu noktada bir yasa ya da tam bir birlik bulamayz. Olsa
olsa, eilimler ve abalarn amalan bakmndan, belli bir
derecede bir birleme olana vardr. Salt pratik akl, he
nz bunun varlnn gsterilmesi gerekir sentetik apriori
ilkeler koyar: radenin kendi kendisini yneten ilkelerini.
Byle bir akln varolduunu; insan aklnn, insann
hayatn, kendi varlk-yapsna uygun olarak yneten, zel
ve ok temelli bir ilevinin olduunu; bize, insann allakh
eylemleri, ahlak fenomenleri gstermektedir. Bir insann
mutlulua, ama olarak eriip eri memesi i, onun ahlak
varl ile hibir ilgisi yoktur. Kukusuz, insann istedii
maddesel hedeflere erimesi iyi bir eydir. Ama biz, bir
insana, iyi insan dersek; buradaki iyi, bambaka bir
iyidir. Buradaki iyi olma, ktnn, ktii olmanin
karsmdadr: tpk erdem ve erdemsizliin birbirinin kar
snda olmas gibi. Bu kavramlarn maddi kazanla, bir
ey iin iyi ve yararl olma ile ilgileri yoktur.
K antm, Ahlak Metafiziinin Temellendirilmesin adl
kk, ama ok nemli yazs, onun ok tannm olan u
125
cmlesi le balar: Dnyada... iyiyi istemekten baka,
kendi bana iyi olabilecek bir ey dnmek olanaksz
dr. radenin iyilii, onun ulat sonula llmez; onun
bir amaca ulamas, ie yaramas demek deildir; iyilik,
istemenin kendisinin bir tarzdr: Sadece irade, kendi-
bana iyidir.
K ant, mutluluk ve yararclk grnn karsna, in
sann hayat anlayndaki ahlakll koyar. Salt pratik
akim alan, insann ahlak bilgisinin alandr. Salt pratik
akim kritii de, Kan tm ahlak felsefesidir. K antdan alnan
yukardaki cmlede, iyi ve ktnn znn, eylemin niye
tinde, ynelmesinde, aranmas gerektii, K anta gelinceye
kadar hibir ethikin yapamad en yksek derecede ve
anlamda, bir (intention) niyet etlikidir. yi niyet, uygula
mada istedii sonuca ulaamasa da, iyilik derecesinden, ni
teliinden bir ey yitirmez: O, bir niyet olarak, bir m
cevher gibi kendi bana prl prl dr.
Bir irade, ancak herhangi bir istek, gereksinme, do
al bir eilim tarafndan deil, salt pratik akl ve onun
ilkeleri tarafndan ynetilirse, bir iyi niyet, bir iyiyi iste
me dir. Salt pratik akim ilkeleri, salt teorik akl ereve^
iindeki anlama yeteneinin sentetik apriori ilkelerinden
bambakadr. Bu ilkeler de, genel ve gerekli (ahlaka zo
runlu) olan yasalardr; ama deneyim alanndaki balantt
larn yasalar (analogileri), yani doann yasalar deildir
ler. nsann ahlakl eylemlerindeki akl ilkesi, bir buyruk,
gereklilik gsteren bir ilke nitelii tar. Bu ilkeler, insa
nn iradesini, eylemlerini, doada nedensel yasalarn doa
olaylarn ynettii gibi ynetmezler. Onlar, sadece yap
malsn! buyruu ile, bir gereklilikle ortaya karlar.
Kant, daha genlik yazlarnda, balanma (obli-
gatio) kavramm, ahlak felsefesinin temel talarndan bi
risi olarak gstermiti. K kn, insann kendi varl hak-
kmdaki bilgide bulan, insan topluluklarnda trl biim-
126
Icrdc ortaya kan yapmalsn! buyruunun anlam, bu
balanmada aranmaldr.
Fakat bundan nce, problematik gereklilik ile ya
sa gereklilii arasndaki bakalk ele alnmaldr. Bu iki
gerekliliin karl, hipotetik buyruk ile kategorik buy
ruktur. Btn hipotetik buyruklarda, mantn incele
dii hipotetik varglarda olduu gibi , bir eer gizlidir.
rnein, tutumlu ol! buyruunda olduu gibi (gnlk
anlamda). Bu buyruk, karla ilgilidir: Eer paran iyi
kullanrsan, hastalk ve ihtiyarlkta iine yarar demektir.
Bu eer ou kez sylenmez; ama buyruun anlamnda
gizlidir. Bu gibi durumlarda, insandan, akl adna, akll
ca davranmas istenir. Bu akl, teknik pratik akldr; salt
pratik akl deil. Burada, tutumlu yasamak, akllca,
dnceli bir davranla, mutlu olmak, ya da mutsuz ol
mamak iin bir ara olarak kullanlmaktadr. Burada ira
deyi yneten akl, yarar ve karn hizmetindedir; salt pra
tik akl deildir; nk baldr, kendiliinden davranmaz..
Ahlak buyruklarnda, kategorik buyruklarda, durum
bambakadr, Y alan sylememelisin! buyruunda gizli
bir eer yoktur. Bir eer gizlenirse, o buyruk bir ah
lak buyruu olmaktan kar. nk ahlak buyruklar ka
tegorik buyruklardr; ilerinde hibir eer gizlemezler;
yarar ve kar iin yol gsterici deildirler; sadece buyu
rurlar. Ahlak buyruklar, btn insanlardan, durum nc
olursa olsun, buyrlan yapmasn isterler. Bu buyruklar
insandan dorudan doruya vc genel bir geerlik isterler.
Bunlar, salt pratik akln sentetik apriori yarglar halindeki
yasalardr.
O halde ahlak alannda, teorik akl alannda insann
gereklemeyen bir abas olarak kalan ey, gereklemi
bir halde karmza kyor; Bu, hibir koula bal ol
mama dr. Burada, koula bal olmayan ey, koullarn
ttalitesi, hibir koula bal olmayan bir varlk deil;
hipotetik olmayan, kategorik olan bir gerekliliktir. Bu
trl koulsuz buyruklarn var olduu; onlarn insann
kendi varl hakkndaki bilgisinden geldikleri, ak bir ah
lak fenomenidir; baka trl olmasna olanak olmayan, bir
gerektir.
Kategorik gereklilik, ahlak alannn baka tiirlii ola
mayacak bir olaydr; deneyimin tek tek olaylarndan
birisi deil, akln kendisinin bir olaydr/ salt pratik ak
ln temel fenomenidir. Bu olay, K antm deyimiyle, kendi
olana ve bundan karlacak sonular hakkndaki fikir
yrtmelerden nce gelir. Bu olay hakknda fazla bir ey
sylenemez; onu, ancak, insan aklnn derinlii, temeli ola
rak kavrayabilir, aklayabiliriz. Ahlak Metafiziinin Te
mellendirilme si adl yazsnn sonunda, bu, yle anlatl
maktadr; Ve bylece biz, ahlak buyruklarnda pratik bir
gereklilik kavrayamyoruz; fakat onlarn kavranlmazl
n kavryoruz. Bu, insan akimn son snrlarna varmaya
abalayan bir felsefeden kendi ilkelerine sadk kalacak
sa beklenebilecek yeterli bir sonutur.
Koula bal olmayan bir ey (koulsuz bir gerekli
lik), baka kavramlar, baka eylerle nasl aklanabilir?
Bu yaplabilseydi, onun bal, koullu bir ey olmas gere
kirdi. K ant, felsefesinde, duyu alglarndan anlama yetene
ine ve onun koularna; oradan spekdation yapan akla
ve akln idelere, koulsuz olana ulama abasna; oradan
da, pratik akl alannda hibir koula bal olmayan ge
reklilie ular. nsann eylemlerinde, niyetlerinde ortaya
kan, hibir koula bal olmayan gereklilik hakkndaki
bilgiyi, K ant, akim varhk-yapsmda tad en derin an
lam olarak grr. nsan aklna verilmi olan son ama,
bilgi alannda deil; onun eylemlerinde, salt pratik akln
kategorik buyruklarna gre yapp etjnelerinde ortaya
kar.
128
K ant, doal gereksinim ve isteklerden, eilimlerden
gelen eylemleri, ahlakl eylemlerin karsna koyar; ahlakl
eylemlere, salt pratik akim ynettii istemelerden gelen ey
lemlere, deve dayanan eylemler der. dev ve eilim
birbirlerine karttr. Fakat K ant, her ahlakl eylemin ei
limlere kart olmas gerektiini sylemez. Y alnz yle
durumlar vardr ki, orada dev, eilimlerin karsnda bu
lunur; yaplmas gereken, insandan beklenen, insan ei
limlerini bastrmaya zorlar. te bu noktada, isteklerin na
sl derin bir ekilde ahlakl istemeden, iradeden, ayrld
grlr.
K ant verdii br rnekte, deve uygun eylemlerden
szeder. deve uygun eylemde, deve dayanan eyle
min tersine, buyrua uygunluk ile yarar ve kar birle
mitir. rnein, bir satc drst davranr ki, alcs oal
sn. Fakat bu, K antin dedii gibi, sadece deve, yasaya
uygun bir davrantr. Gerek ahlakllk, insandan de
ve dayanan, dev bilerek, yaplan bir eylemdir. dev,
dev olduu iin yaplr; gerekten iyi iyet, ite bu-
dur; ancak dev buyruunun ynettii br irade, iyi ni
yete dayanr.
K ant bu kartl, deve dayanan isteme le ei
limlerden gelen isteme arasndaki kartl, baka bir kav
ram ifti ile daha gsterir ki, biz, bu kavramlar, K antin
bilgi teorisinden tanyoruz. Bu kart kavramlar, form ve
maddedir. Bilgi teorisinde, bilginin maddesi, duyu verileri;
formu da, salt alg formlar olarak zaman-mekn ile anla
ma yeteneinin favori l eri ydi . K anti n teorisine gre, bil
ginin bu formlar, apriori kavramlar ve alg formlar ola
rak, sjenin formlardr.
Bunun tam benzeri ile, yani form ve madde ile, salt
pratik akla gre davranan insann eylemlerinde karla
yoruz. nsann eylemlerinin maddesi, insann doal varl
na bal duyulara, eilimlere, isteklere ama olarak veri-
IKF 9
129
ie yarar deeri ve 'hedeflerdir. Ahlakl eylemler, iyi ni
yet ten doan eylemlerdir. Bunlarn amac, isteme yete
nei ni n apriori formlamda, istemenin salt formunda bu
lunur. Bu formlar, kategorik buyruun, ahlak yasalardr.
Btn hipotetik buyruklar, maddi bir amac olan buyruk
lardr. Ahlak yasas ise, eylemin insan nereye gtrece
ini bir kenara brakp, istemenin belli bir formu olarak,
insana buyruklar verir. Kategorik buyruk, insandan drst
davranmasn ister; bizden, herkes iin geerli olmasn is
teyebileceimiz bir yasaya gre davranmamz ister.
Kant, kategorik buyruu oul halde ok az kulla
nr. Birok kategorik buyruklarn, ahlakl eylemlerin ol
mas doaldr. rnein, geleneklerin insanlara yasaklad
eyler (kimseyi ldrme, bakasnn malna gz dikme!
gibi), ya da olumlu buyruklar, insanlar, hatta dmann
da olsa, sev! gibi...
Fakat K ant, btn buyruklarn, en yksek bir buy
rukta toplanabileceine inanyordu; yle ki, salt pratik ak
im bu en yksek yasasnn, btn ahlakl eylemlerde bir
lt (kriterinin) olarak geerlii olacaktr. Bu yzden
Kant, ok yerde kategorik buyruk ya da ahlak yas'as*
der. nk, hipotetik buyruklarn saysz amalan ol
mas bakmndan okluu karsnda; iyi niyetin, btn
buyruklar iine alabilecek bir tek apriori akl formu var
dr.
K ant, 1760l yllardaki notlarnda, daha nce anla
tld gibi, Newtonun evrenbiliminin en yksek doa ya
sas olarak ortaya koyduu ekim yasasna paralel ola
rak, ahlak alannda da bir tek ahlak yasas olduunu sy
lemiti. K ant bu dncesi yle anlalmaldr: Her iki
alanda da olup bitmekte olan saysz olaylar, hepsini iine
alan bir tek yasa tarafndan ynetilmektedir: Ahlak dn
yas ve doa; daha geni olarak, ahlak dnyas ile zaman
-mekn iindeki evren kar karyadr. Her iki dnya
130
arasnda gzden karlmasna olanak olmayan byk bir
bakalk vardr: Ahlak dnyasnn yasas, ahlak yasas,
yapmalsn! buyruudur; insann iradesini ynetir; doa
yasas ise, olup biten biitn doa olaylarnn yasasdr.
Kant, bu en yksek kategorik buyruu, ahlak vasa-
sn, insann iradesini ynetmesi gereken bu yasay, ksa
bir ekilde dile getirir. K ant, birok kez, kesin bir biimde,
kendi ahlak felsefesinin, yeni ahlak amalar, ilke ve ideal
leri ortaya atmak istemediini; sadece, eskiden beri, ok
eitli y/asa ve yasaklar eklinde insanlar arasnda geer
lii olan ilkeleri yeni batan ve temelli olarak ifade et
tiini syler. O, en yksek ahlak yasasn bir keresinde
yle dile getirir: Herkes yle hareket etmelidir ki, (tek
olarak o, neye abalarsa abalasn) bu eylemin motif
inin, bu iradedeki esas tutumun, hi saknmadan, btn
insanlar ve onlarn btn eylemleri iin, geerliini iste
yebilsin. K ant, motif szcn kullanmaz; mcaim sz
cn kullanr. Maxim szc, bugn bizim iin yadr
ganan bir szck olmutur. Bu szciik bir istemedeki znel
niyet ve ilkeyi ifade ediyordu. rnein, bir kimse herkes
tarafndan beenilmek iin baz eylemlerde bulunuyorsa,
n kazanmak istemek, bu eylemin maximidir. Fakat bu
mcaim, herkesi iine alacak bir ykseklie karlabilir;
bir yasa haline getirilebilir. O zaman maxim insann z
nel sferinden, niyet, ve isteklerinden, insanlar arasndaki
ilgilere, balara ykseltilmi olur.
Maxim szcn boy 1ece akladktan sonra, K ant
m ok nl kendi cmlesini ele alabiliriz: yle hareket
et ki, senin iradenin mcaimi, her zaman, ayn zamanda
genel bir yasann ilkesi olarak geebilsin. Ayn anlama
gelmek zere, onun bu yasay baka ekilde de ifade etti
ini gryoruz: nsan kendi eylemlerinin maxinrmm ge
nel bir yasa olmasn isteyebiimelidir. Bu, genel olarak,
ahlak bakmndan yarglamann lsdr. Daha nce de
131
sylendii gibi, K ant, bu genel yasayla, hayattaki btn
eylemlerin ahlaka uygun olup olmadklarm, kesin olarak
aa karacak bir lt vermek istemektedir.
Kant, b yasay, Ahlak Metafiziinin Temellendiril-
mesi adl yazsnda daha kolay anlalr bir ekilde sy
lemitir: yle hareket et ki, bu hareketinde, insanl
(insan olmay), lem kendinde hem de baka insanlarn
her birisinde, her zaman bir ama olarak alasn; fakat as
la salt bir ara olarak kullanmayasn. Bu, insandan i
alannda yararlanlmamas anlamna gelmez. Bu yararlan
ma her yerde olup bitmektedir. Her ite, her yardmda in
sanlar kullanlr. Her kuruluta, insann her buyruk altna
girdii yerde, br dzenin ve buyruun amacna hizmette,
insanlar ara olurlar. Fakat K antm sylemek istedii ba
ka bir eydir. O, insan sadece bir ara olarak grmemeli,
diyor. Her insan, en sonunda, insanln taycs olarak,
sanki kutsal bir varlktr. Biz, her insanda, insan bir son
ama, kendi bana bir ama olarak grmeliyiz. Y app-ct-
melerinde, insan, kendisindeki bu insanl hesaba katma
ldr.
Bu sonuncu tanmlama erevesi iinde, K antn bir
rnei, biraz nce ad geen kartl dev ve eilim
ler kartlm btn keskinliiyle gstermektedir: Derin
ve mitsizce aclar iinde kvranan bir kimsenin, btn
eilimleri, onu, hayatna son vermeye srkleyebilir. Fa
kat o, bu eilimlerine boyun ememelidir. nk insan,
her eyleminde kendisini bir ara deil, br ama olarak
grmelidir. Oysa, mutsuzluu ve ektii aclar yznden
kendisini yok etmeye kalkan bir kimse, kendi varln mut
luluk iin bir ara olarak gren bir kimse demektir. n
sann bu durumda, kendi insanlna kar olan devi ba
kmndan, varln bir mutluluk arac olarak grmemesi
ve eilimlerine uymamas gerekir.
132
Bu ekilde formle edilen ahlak yasas, salt pratik
akim artk grmemezlikten gelemeyeceimiz bir olaydr.
nsan kendi varlnda, hayvanlarla ortak olarak sahip ol
duu eilimleri yannda, devini de duyar: Y apmalsn!
buyruunu, kendi iinde bulur. te bu, insann bir akl
varl olmasnn temel olaydr. Burada u soru sorulmaz:
nsan deve, devini yapmaya zorlayan nedir? nk o
zaman, insan akimdan gelen yaplmas gereken, eilim
lerin alanna sokulmu, onlarla bir tutulmu olurdu. Oysa,
insann iradesini yneten, onu etkileyen, insandan bir ey
bekleyen, ona buyuran, akim kendisidir.
Kant, ahlak yasasn istememizin maximi yapan; ii
mizden bizi harekete getiren, iten eyin ne olduu sorusu,
yle cevaplandrlabilir der: Bizi iimizden iten, harekete
getiren biricik ey, ancak sayg duygusu olabilir. Kant,
duygulan, salt duyusal, maddi olan isteklere bal grr;
hatta acma duygusu karsnda da kukucu bir tavr ta
knr. nk acma, dardan gelen bir etkiden doar.
K anta gre, sayg duyma zel bir duygudur. Y ksek bir
duygu olan sayg, temelini, apriori olarak, bizim kendi
hakkmzdaki, kendi insanlmz hakkndaki bilgide bu
lur. Bu duygunun kayna d iarda deil, akldadr. Sayg,
birinci derecede, ahlak yasasnn uyandrd bir duygudur.
K anta gre, ahlak yasasna kar duyulan sayg, ahlakl
ln sbjektiv harekete getiricisi olarak grlmelidir. O
halde sayg, halis bir ahlak duygusudur.
nsann eylemlerini ahlakl yapan ey, bu eylemlerin
deve kar saygdan domalardr. nsann her iyi eyle
mini douran, onun kendi iindeki ahlak yasasna kar
duyduu sayg olduu iindir ki, her iyi eylemde, eylemi
yapan ve teki insanlar hesaba katlrlar. Ahlak yasasnn
biraz yukardaki forml de bunu sylemek istiyordu; biz
den, insanlara kar, yapp ettiklerimizde, onlarn kiili
indeki insanla sayg duymamz istiyordu. Her insan,
133
bir eylem yaparken, bir ey yapmaya karar verirken, ah
lak yasasnn bir sjesi, bir akl sjesidir; bundan dolay
da ahlak yasas, onun iin sayg duyulacak bir yasadr.
nsan olma onura, bizim btn eylemlerimizde, her
insann kiiliinde (ayn zamanda kendi kendimizde), her
zaman hesaba katlmal ve son l olmaldr. eyler, bir
ara olarak grlr ve kullanlrlar; takat kiiler, bizim
iin daima, en yksek saygnn objesi olmaldrlar; hatta
baz kimseleri kk grmek ii nedenlerimiz olsa bile...
Bir memrn olan, insanlara kar sayg duymak devine
gre, li kimseyi amalarnm bir arac derecesine indir-
memeliyim.
K antm ahlak yasasnn yu kardaki formlnn; in
sandan, herkesin insanlna sayg duymasn, kiilerin in
sanlk onurunu her eyin stnde tutmasn isteyen bu ah
lak yasasnn, isiz, soyut bir yasa olduu asla sylenemez.
Fakat Kat, form ve maddeyi, dev ve eilimleri birbi
rinden yle kesin -bir ekilde ayrmtr ki, burada ister
istemez u soru sorulmaktadr; Kategorik buyruun salt
form ilkesinde, genel olarak, ahlakl bir hayatn nasl ola
cana ait iaretler bulunabilir mi? Eer iradenin maddi
amalara, yarara evrilmesine izin verilmiyorsa, ahlaka uy
gun ne istenebilir? Ahlak bakmndan ne istenebilir? K ant
m ikinci formlnde, ama kavram geer; fakat baka
bir anlamda. Bu formlde, kiiler, objektiv amalar ola
rak gsteriliyor. Bunun anlam udur; Her insann deeri,
kii olarak, eylerin deerinden bambakadr ve yk
sektir; hatta bu eyler, dnyann en deer biilmez eyleri
de olsalar.
K ant bir yerde der ki; eylerin fiyat vardr; kiile
rinse onuru. nk kiiler akim sjesidirlcr; ahlak ka
rarlarnn, bir ama koymann sjesidirler; yoksa sadece
istekler ve eilimler tarafndan ynetilmezler. Her kii
kendi bana bir deerdir; K antn deyiiyle, her kii ob-
134
jektiv bir amatr; duyusal amalarsa, kiiseldirler; mut
luluun buyruundadrlar. Eudoemonism de, utilitarism de,
sadece sbjektiv amalar gznde tutarlar. Salt pratik
ak, insan istemelerini ynetirken, ahlakl istemeyi be
lirlerken objektiv amalar koyar. Bu ama, insan olmak;
kendi varlk-yapsmn temeline, akla dayanarak kendi ken
disini yneten bir varlk olmaktr.
Teker teker hangi kiisel amac iine alrsa olsm, bi
zim eylemlerimizi, yapp ettiklerimizi, kendi akl varl
mzda bulduumuz ahlak yasasna ve en yksek varlktan
pay alan varla insan olmayakar duyulan dei
tirilemez bir saygnn ynetmesi gerekir. Bu en yksek
varlktan bize haber veren, yapmalsn! buyruu, kate
gorik buyruktur.
B. Amalar lik esi ve A tonomi Sorunu
Kategorik buyruk, insanlara, kendilerine ve birbirle
rine sayg dolu bir duygu ile balanp, byle hareket et
meyi buyurmakla; onlar arasnda, yani akl varlklar ara
snda, btn hayat durumlarnda ideal bir birlik, bir bera
berlik hazrlam olur. B birlik, irade sahibi varlklar
iine alan bir alan, bir lkedir. Burada, ortak olan
akl yasas, herkesi birbirine balar. Bu sentetik apriori
ilke, bu lkede doadaki karlkl ballk ilkesinin yerini
tutar. Doadaki karlkl ballk ilkesi, zaman-mekn
iindeki eyleri birbirine balar; ahlak yasas da, ahlak
lkesinde, kii olarak insanlar birbirine balar.
Gerekten, insann istemelerindeki maximlcn, btn
irade sahibi varlklar birletiren bir ba olarak dniile-
bilmesinin temeli nedir? Biz bunu yapmalsn! buyru
unun kendisinde buluyoruz. imizde duyduumuz ahlak
yasas, akl varlklar iin yksek bir dzen olarak, en
yksek bir yasa olmak istiyor. Akl yasasnn geer olduu
bu btne, bu ahlak dnyasna, Kant, amalar l
kesi der. Bununla, objektif amalar m dzenli btn;
hibir koula bal olmayan deerierin taycs olan
varlklar; akl sahibi olma, insan olma onuru kastediliyor.
B lkede her tek, hem yasann yapcs, hem de
bu yasann ynettii bir varlk olarak, ayn hakka sahip
tir; teker teker birbirine eittir. Ahlak yasas insana d
ardan verilmemitir; o, insan akimn varlk-yapsmdan gel
mektedir. Ahlak buyruklarnn temeli, insann insanl
dr; insann kendi akimdan, kendi iinden gelir. Kant, bu
durumu ok kullanlm bir terimle, autonomi kelimesiyle
ifade eder. Bunun anlam: Akln ynettii iradenin, kendi
kendisini ynetmesidir. Bunun kart olan kavram, hete-
ronomidk. radenin dtan gelen yasalarla ynetilmesi de
mektir. Sadece doal gereksinmelerin, mutluluk eilimle
rinin ynettii bir isteme, heteronomm. O, akim deil,
doann yasalar tarafndan ynetilmektedir; yani, hipo
tetik buyruklara uymaktadr. Salt pratik akl sahibi olan
insan, kategorik gerekliliin buyruu altna girer; istemesi
autonom olan bir varlk olur. Amalar lkesinde bulurfan
herkes, birbirine kar akl sahibi varlklar olarak ayn
durumdadr. Akl sahibi varlklarn istemesi, ayn zaman
da yasa koyucudur; yoksa kendileri, kendi bana ama
olmaktan karlard. Ahlakl isteme, akl sahibi bir var
lk olma onuruna dayanr. Bunun anlam, onun kendi
yasasm kendisinin kovmas, autonom olmasdr.
Y ukarda anlatlanlar da gsteriyor ki, K antm ahlak
yaas isiz, soyut bir yasa deildir. K ant, yallk yaptla
rndan birisi olan ahlak metafiziinde, bir devler teorisi
kurar; devleri amalar lkesinden alarak snflandrr:
I nsann insanlara ve eylere kar devleri, diye ayrr.
nsann insanlara kar olan devlerini de, kendisine ve
bakalarna kar olmak zere snflandrr.
136
Kant, ahlak yasasndan, insanlar birbirine balayan,
insana ekil veren bir yasa; evrenin empirik olmayan, du
yular st bir ilkesi olarak, dindarca bir sayg ile szeder.
insandaki bu ahlak varl, aklanmasna olanak olma
yan; acak, insann akl sahibi olmas ile temellendir ile-
bilecek bir fenomendir. K ant ahlak yasasn, ancak din
kitaplarnda rastlanabilecek derin bir duygu ile ele alr.
Birok kez, insann bu kendi buyruuna oymasndaki ke
sinlii; bu buyruklarn insandan, nasl, btn eilimlerinden
syrlp, en kk bir gz yummaya yer vermeden, koul
suz, kendisini vermesini istediklerini vc insann onlara na
sl teslim olduunu anlatr; insann ahlak yasalarnn gr
kemine hibir zaman doyamayacam syler. Bu yasalar
insann iinde duymas, onu yceltir, der.
Gen K anti n yceliinden szettii bir ey daha var
d. Balangta anlatld gibi, bu, evrenin btndr;
sonsuz dzenlerin dzeni evrendir. K anti genliinden
beri, bann stndeki yldzl gkyz nn ycelii, lep
derinden etkilemitir. imdi karsna kan ikinci bir y
celik, onu ayn ekilde derinden etkilemektedir. Kant,
Pratik A k i m Kritihnde, bu ycelii nmde gryo
rum, kendi hakkmdaki bilgimde ona, kendi varlma ba
lyorum diyor.
Birinci ycelii, o yle anlatyor; D duyular dn
yasnda, benim bulunduum yerden balayarak, iinde be
nim de yer aldm, sonsuz bir bykle ulayorum; dn
yalar dnyalara; sistemler sistemlere eklenerek, sonsuz bir
zaman iinde, dzenli hareketler srp gidiyor.
imdi karsna kan bu yeni ycelik de, onun iini
birincisinden az olmayan ve durmadan oalan bir hay
ranlk ve saygyla dolduruyor. Bu, diyor Kant, iimiz
deki ahlak yasasdr. Bu yasay, onun dzenleyici ve yne
tici gcn, karanlklarda, uzaklarda; gzmn gremeye
cei yerlerde, uydurulmu bir alanda aramaya ya da san
137
maya gerek yoktur. rnein, ruhlarla konutuunu savu
nan Swedenborgun Duyularst Dnyadan Ryalar adl
kitabnda yapt gibi. nsan, bu ikinci ycelii, kendi var
lnda, kendi varl hakkndaki bilgide bulacaktr.
Kant diyor ki: Bu ikinci ycelik, benim grnme
yen benimden, benim kiiliimden balyor; yani kii
olarak, intellegibel bir varlk, salt pratik akln sjesi ola
rak, insann kendi ben-varlndan... Bu grnmeyen,
intellegibel olan benin kendisi, gerekten sonsuz olan
bir dnyada, ancak anlama yeteneinin duyabildii bir
dnyada ortaya kar. (nk intellegibel varlk, alg
dnyasnn duyularna verilmemitir). K ant srdrerek di
yor ki: Ahlak dnyasnda, amalar lkesinde ben ken
dimi, deneyim dnyasnda olduu gibi, rastlantlar iinde
grmyorum; tam tersine, genel ve gerekli olan balarla
balanm gryorum. te biz, ancak burada, gerek son
suzluu duyarz. Burada duyduumuz sonsuzluk, duyu al
glaryla kavrayamadmz, ulaamadmz evrenin son
suzluundan daha gerektir. lk kez burada, btn varl
mza ve eylemlerimize yn veren, onu hareket getiren J )ir
gereklilikle karlayoruz. nk insan varl, ilk kez
burada, hibir koula bal olmayanla karlamaktadr:
Bilen aklmzn idelerde bo yere ulamaya alt mut
lak olanla, koulsuz olanla....
Evrenin yceliine, evrensel sistemlere ve olua, bu
saysz, sonsuz dnyalara bakm, benim bedene bal ve
ksa mrl varlm hilefirir; sonsuzluk karsnda beni
bir toz parac kadar nemsizletirirken; kendi insan
-varlmda duyduum ycelik, beni, zaman-meknn, b
tn koullarn stne ykseltir. imdeki ahlak yasasna
baktm an, benim varlm, duyu dnyasndan bamsz
bir kii olarak, ahlakn autonom dnyasna alr. nm
de alan bu dnyaya, hibir teorik bilgi, teorik akln hi
138
bir metafizii ulaamaz. Duyular diinyasm koullar ve
snrlar dndaki bu dnya, sonsuza uzanan bir dnyadr.
Bundan sonraki blmde K ant, salt pratik akln pos
tulatlarm ele alr. Burada salt teorik akim ideleri: ruh.
evren vc tanr; daha dora olarak: ruhun lmezlii, z
grlk ve tanrnn varl, tekrar ele alnacaktr. Postulat
lar blmne gemeden, br noktann daha aklanmas ge
rekiyor: Kant, edilgen bir mistisizme yanda deildir.
K ant, iimizdeki ahlak yasasnn bilgisiyle, kendimizi,
gzle grlmez bir ben, bir kendi bana ama, duyular
dnyas dnda bulman ve gerekten sonsuz olan bir
dnyaya balanm bir varlk olarak grdmz syler
ken; bununla, insann ahlakn taycs olarak, edilgin bir
mistisizme dmesi gerektiini sylemek istemez. Y ani
Kant, mistik filozoflar, ya da ruhlarla konuanlarn yap
t gibi, duyular dnyasnn dnda bulunan, saf intelle-
gihel bir varlk alanna ulamay, ama olarak gstermez.
nsan, iyiyi ister ve yaparken; yani insan yaptklarnda
ettiklerinde, kendisini, bu amalar lkesi nin bir yesi
olarak grr; grmelidir de. Ahlak yasas, insana, insan ol
may buyuran bir yasadr. nsann yaptklar ettikleri, ey
lemleri, duyular dnyasnda, deneyim alannda olup biter.
K ant'ta kategorik buyruklar, hep, yle hareket et
ki... ile balar. Ona gre biz, bu buyruklar yerine getir
mekle, varllc nedenimize uygun yaam oluruz. Varlm
zn anlam, ahlakl eylemlerde, yani insanca yapp-etmeler-
de gerekleir. Sonralar Fichte de bu anlamda dnce
ler ortaya koymutur: nsann insanlk onuru ve varlnn
anlam, akim pratik alanda (ahlak alannda), kullanlma
snda; akim insann iradesini ynetmesinde gerekleir.
K antin amalar lkesi hakknda ileri srd d
ncede, insann, duyular dnyasnn tesine sadece bak
mas, bu lkeyi sadece seyretmesi, istenmemektedir. Bu
ide yle bir idedir ki, insann duyular dnyasnda, d
139
dnyada olup biten hayatna, balarna, ekil verir; d
zen kazandrr. Amalar lkesi gereklemek isteri nsann,
kendi hayatnda, baka insanlarla olan balarnda... O
halde nisann yasad bu dnyada.
K ant, ahlak metafizii terimini kullanmakla, yaad
mz dnyann dnda, iinde salt ahlak yasalarnn her
evi kendiliinden dzenledii, duyularst bir baka dn
ya vardr, demek istemiyor. Amalar lkesi, ahlak dn
yas, insann iyiyi istemesinde, ahlakl olmasnda, yani,
ancak onun yaptklarnda ettiklerinde gerekleir. Akl sa
hibi bir varlk olarak, ahlak yasalarn gerekletirmek,
insann devidir. Bu gerekletirme, insana, ilgileri, doal
eilimleri, istekleri olan insana, kesin bir .ekilde buyru
lur; yoksa insana hazr bir ekilde verilmi deildir. nsan
akl, insandan, bu yasalar gerekletirmesini ister; hem
de gereklik dnyasnda; birbirine balanan, birbirine da
yanan insanlarn gerek insanca ballklarnda, bu yasalar
bir ide olarak gerekletirilmelidir.
Akim bilgi alanndaki /deleri, bilgi bakmndan
gerekleemeyeceinden hayaller olarak kalmak zorun
dadrlar. Fakat bu ideler, akim pratik alandaki kullanl
masnda, yani insan hayatnda, insan hayatna biim ve
ren ilkeler olarak, gerekleirler. Daha dorusu bu ide
ler, nisandan, onun insan olarak eylemlerinde, uygulama
alannda kendilerine bir gereklik kazandrmasn isterler.
C. Sait Pratik Akln Postulatlar
K ant, Salt Akln Kritiinde, nc antinomi olan
zgrlk sorununu, Pratik Akln Kritiinde yeniden ele
alr. Teorik akim kritiinde, bu soruna kesin bir zm
yolu bulamamt. Orada bu sorun, neden-sonu balarna
gre, sonsuza kadar uzayan nedensel olaylar dnyas ba-
140
knmdan, kozmolojinin konusu iinde ele alnm; sonun
da, zgrln nedensellii dncesine varlmt. K ant
m buradaki dnceleri, kozmolojik zgrlk sorunundan,
zel bir konuya, insan zgrlne ulamt.
Kant insanda, doada olduu gibi, iki ayr zelliin
bulunduunu gstermi; insan varlnn empirik ve intel
legibel zellikteki yanlarn ve buna uygun olarak da, not-
menon ve phainomenom birbirinden ayrmt. Bu iki
avn dnyann, birbirine zarar vermeden, birlikte bulunabi
lecei, teorik bir olanak olarak grlm; gerekten de.
insanda, birlikte bulunduu gsterilmiti: nsan bir kez du
yular dnyasna, bir grn olarak, doal nedensellik ya
salarna baldr; bir kez de, bir akl varl, ya da dn
menin sjesi olarak, zgr eylemlerde bulunabilir. imdi
Pratik Akln Kritiinde, zgrln nedenselliinin in
sim iin bir gereklik tayp tamad, ahlak felsefesi ba
kmndan, yeniden ele alnmaktadr.
zgrlk, K ant felsefesinin en nemli sorunudur.
Kantm idealist felsefesinin ilk tezi, zaman-mekn idea-
litesi; kincisi ise, apperceptiomm transcendental birlii;
yani, dnen bir sje olarak insann doaya yasalar koy
mas d r. Buradaki doa, grn dnyas anlamndadr.
Kantm felsefesindeki nemli nc dnce, akim ide-
Ieridir: nsan bilgisinin koullara bal olan ap, fatalite
ye; hibir koula bal olmayana ynelmesindeki bu dina
mizm, insan aklnn tek tek eylerle yetinmeyip, mutlak
olan aramas, istemesi eklinde ortaya kyor.
K antm felsefesinin en derin, en etkileyici sorunu,
zgrlk olmutur. K antin zgrlk zerine dnceleri,
kendisinden sonraki dnrleri ok etkilemitin Alman
idealizmi, Hegel ve Schelling; sonradan 19. yzyl d
nrleri bu dncelerin etkisi altnda kalmlardr. K ant'
m Kritikleri, kendinden sonraki dncc dnyasnn en
nemli fikir haznesi olmutur. Kant, zgrlk zerine
141
kendi dncesini felsefe sisteminin atsn tamamlayan
son yap esi olarak grr.
nsan, zgr olduunu, kendi deneyimi ile bilemez.
nk btn deneyimler, salt anlama yeteneinin ilkeleri,
yani deneyimlerin ballklar ile nedensellik yasasna ba
ldrlar. Duyular dnyas ve deneyim, insana, kendisinin
grn dnyasnn bir paras; doann balan ile bal
bir doa varl olduunu gsterebilir. Bu alanda, sadece
doa yasalarnn sonu gelmeyen nedensel ballklar di
zisi vardr. Deneyime bal bir zgrlk duygusu, insana
zgrln olanan gstermez. Bu noktada, K ant, Spi-
noza'y hakl buluyor. Bu, sadecc olumsuz bir durumdur;
eylemin nedeninin bilinmemesi demektir. Eer insan, z
gr olduunu kesin olarak biliyorsa, bu bilgi ona bam
baka bir yerden gelmektedir.
Bu bilginin kayna, insann iinde duyduu buy
ruktur. Bu buyruk, gerektir. nsan bu buyrua gre ha
reket etmese, ona bal kalmasa bile, onun kendisinden
bekledii eyi bilir. nsann, hibir koula bal olmayan
yapmalsn! buyruunu, kendi iinde duymas fenomeni
akln temel fenomeni, temel olaydr.
imdi, Kant u soruyu sorar: Kategorik bir buyru
un olanann temeli nerededir? B soru, o, nereden
geliyor? sorusu ile bir deildir. nk kategorik buyruk,
salt pratik akln baka trl olmas olanaksz, derin bir
fenomenidir. Bu soru ile u soruluyor: eyleri etkileyen
koulsuz bir yapmalsn! buyruunun olana, temelini
nerede buluyor? Bu olanak, temelini, istemelerinde zgr
olan ve yapmalsn! buyruuna gre hareket edebilen
bir varlkta bulur: Y apmalsn, nk yapabilirsin! K ant
n burada vard sonu budur. Bu sonu, teorik olan
mantksal bir sonu deil, bir postulattr. Eer aklmzn
byle bir ahlak yasas olmasayd, zgr olduumuzu sa
vunmaya hakkmz da olmazd. Biz zgr olduumuzu
142
dolayl olarak biliyoruz: ahlak yasas, insann, zgr oldu
una ilikin bilgisinin temelidir^zgrln ratio cognos-
cendik. Kategorik yapmalsn! buyruunun gerekli
varille koulu, zgrln gerekliidir. zgrlk, ahlak
yasasnn ratio essendhi varlk temelidil'.
.Teorik Akln Kritii a de, akim bir ide si olarak ka-
mtlanamadan kalan, gereklii gsterilemeyen, fakat yad
snmasna da olanak olmayan zgrlk ide si, ahlak ala
nnda gereklik kazanyor. Salt pratik akim bir buyruu
olan, hibir koula bal olmayan yapmalsn! buyru
unu insann bilmesi, insan zgr yapar. nsann zgr
olmas, onun salt pratik akim buyruunu, koulsuz yap
malsn! buyruunu bilmesi, yani ahlak bilgisi sayesinde
olanak bulur. Byle hareket et! buyruu altna girmesi,
insana kendinden bir etkileme, kendiliinden hareket ede
bilme olana kazandrr. Y ani, insanda zgrln ne
densellii gerekten vardr.
Biz, insann kendi bana varolan, intellegibel nite
likteki yanm bilemeyiz; ama insann koulsuz bir buy
rua uymak zorunda olmas, onun kendi bana ama
olan yann, yadsyamayacamz bir aklkla gsterir; ya
ni insann zgrln nedenselliine sahip ve isterse
ahlak yasasnn gerekli grd eyi yapabilecek olan bir
varlk olduunu gsterir.
nsann zgrl basamakl bir zgrlk deildir.
Bu anlamda bir zgrlkten K antn kendisi genliinde
szetmiti. imdi K ant der ki: Byle bir zgrlk anla
y, baz kimselerin tutunmak istedikleri pek zavall bir
dayanaktr; ve ok zor olan bu sorunu lfa bomaktan
teye gidemez. Bu yolda yaplan binlerce yllk aba boa
gitmitir. nsann zgrl, transcendental, mutlak bir
zgrlk olarak anlalmaldr. zgrlk, bize, alglana
bilir bir olay olarak verilmi deildir. (Y oksa onu dene
yim dnyasnda alglayacaktk). Onu bize doa deil,
143
salt pratik akln bir olay olarak ahlak yasas, yok sa
yamayacamz bir ekilde, fakat sadece gstermektedir,
Eer insan zgr olmasayd, pratik objektiv yasa
larn (ahlak yasalarnn) hibir anlam olmazd; zgrlk
ve ablak yasalar, birbirlerini temellendirmektedirler, z
grlk idesi ne uymaktan baka trl hareket edemeyen
her varlk, pratik bakmdan gerekten zgrdr. Bu cm
ledeki pratik bakmdanm anlam, teorik kantlamalara
dayanmadan demektir; Matematiksel doa bilimlerinin, ya
da rationaiist metafiziin yapmaya alt teorik kant
lamalar dnda demektir. O halde zgrlk, yani ahlak
hakkndaki bilgi, pratik akl bakmndan, buna sahip var
lklar iin gerekli bir ey olarak ortaya kmaktadr.
zgrlk bir geliigzellik demek deildir; bir yasa
szlk, yneten bir temelden yoksunluk olamaz. Eer byle
olsayd, zgrlk, K antm deyimi ile olumsuz an
lamda bir zgrlk olurdu. Olumlu anlamda zgrlk, bir
yasaya uymadr, nsann istemesinde zgr olmas de
mek, uymak gereken hibir yasann bulunmamas demek
deildir; tersine, deitirilemez, ama zel bir yasann ne
denselliine autonom olarak uymak demektir. Autonomi,
insann kendi iradesinin yasasna uymasdr. te olumlu
anlamda zgrlk budur.
Burada manevi varla zg bir kesinlik, bir inan
drc g ortaya kmaktadr. Bu kesinlik ve inandrc
g, bilimlerde ve deneyim dnyasnda olduundan baka
dr. Burada, teorik akim kritiinde (Salt Akln Kritii)
geen ve daha nce birka kez yinelenen inanmaya bir
yer hazrlamak iin bilgiyi kaldrmak zorunda kaldm
cmlesindeki bilgi ve inanma arasndaki bakalk ortaya
kyor, Sal Pratik Akln Kritiinde Kant, bu inanmaya,
pratik akla inanma diyor; Veriler dnyasnn zorlad bir
inanma deil de, zgr bir gerek sayma... ahlak yasas
n kabul etme amac bak mndan bir inanma. Bu inan
144
ma, teorik akla kapal ola bir alanda, pratik akn ala
nnda olup biten bir gerek saymadr.
Akln inand bu gibi eylere, Kant, postulat diyor.
Postulatlar, K ant anlamnda, insan gnlnn, arzulan, is-
tekleri deildir; ya da bir ie yarasnlar diye ileri srl
memilerdir. Bu postulatlar, -rnein, insan zgrdr
gibi, teorik bakmdan kant!anamayacak dncelere,
pratik alanda bir nkoul olmalar bakmndan, kuku
gtrmez bir kesinlik veriyorlar.
Pratik akln zgrlkten baka postulatlar da var
dr. K anta gre salt pratik akln postulat vardr: lm
szlk, zgrlk ve tanrnn varl. Bu postulatta da
durum, zgrlkte olduu gibidir. Anlama yeteneinin
bir kavramnda (zgrln nedenselliinde) duyular st
alanda bir kez ulalan objektiv gereklik, baka kategori-
lere de ... objektiv bir gereklik olana kazandrr; ama,
sadece pratik alanda kullanlmalar bakmndan.
zgrlk kavram, doa alanna yapt etkiyle, bu
alanda gerekliini gsteren, duyular st dnyann biri
cik kavramdr. Btn ideIcr arasnda, olanan apriori
olarak bildiimiz ide, zgrlk /Y/esidir. Bizim ok iyi
bildiimiz ahlak yasasnn bir kouludur.
Bu noktada, insann hareketleri bakmndan, kate
gorik buyruktan karlmas gereken sonular vardr. Bu
rada, yasadan ve onun geerliinin gerekliliinden, bu
yasann ynettii bir istemenin varolmas gereken bir
objesine varlr. Akln tek tek gerekletirmelerinin (pra
tik objelerinin) hepsi, gereklilik tamazlar. Bizim iin,
ancak salt pratik akim objesinin koulsuz totaliteri bir
gereklilik tar. Kant, salt pratik akln objesinin hibir
koula bal olmayan totalitesm, en yksek iyi der.
En yksek iyi, K ant iin, kendinden nceki a
larn birok filozoflarnda olduu gibi, eudaemonia de
ildir. Eudaenonia, doal gereksinimler, eilimler alannn
IKF 10 145
totalite kavramdr. Sadcce edaemoniayn gre hareket
eden bir insann iradesi, daima baldr (heteronomdm).
Autonomi bambaka bir totalite yi. gerektirir. Dnyada
hatta dnyann dnda bile snrsz olarak iyi olduu
sylenebilecek biricik ey: iyiyi istemezdir, iyi niyettir;
yani insann kendisini, kiiliinde ahlakl olma onurunu ta
yan bir varlk olarak grmesine dayanan bir irade.
yle grnyor k, erdem, insann sahip olabilecei
en iyi eydr. Stoallar erdemin iyi eylern en yk
sei, yani iyi eylerin totalitesi olduunu sylerler; erde
min edaetnoniay da iine aldm gstermeye alrlar.
Oysa K ant, insanlarn gnlk hayattan, dnyann gidiin
den kazandklar bu deneyimlere, yararlla srt evirir.
O, insann iyiyi istemesinin, onun umutlarnn gerekle
mesinden doan mutluluk ve sevinten ne kadar apayr,
bamsz olduunu gsteriyor. Nitekim, sadece iyiyi iste
yen insann karsna nasl da hep ktlkler kar! ou
kez onn ahnyazs, sadcce ac ekmektir. Kti olann, bu
dnyada cezalanmadan, dnyann sanki tadn kard,
ne kadar ok grlmtr. O halde insan, eudaemopia^ya
kendi iyiliinden dolay eriemez. Mutluluk, insann iste
mesinin gcne de bal deildir. Erdem, iyi eylerin
en stndr; sadece onun snrsz bir deeri olabilir. Fa
kat o, hayatta biricik iyi ey deildir.
Byle olduu halde, insann ahlakl hareket etmesi
ile mutlu olmay istemesini birbirinden ayramayz. Ger
ekten erdem, insan iin, insann kiilii bakmndan, kendi
bana yksek bir deer tar ve dev olarak yaplan ha
reketlerde ortaya kar. dev ile mutluluk; devini yapma
ile eudaemoria arasnda bir ban bulunduu da doru
dur. Bu ban varl, pratik alan iin, sentetik apriori
bir ilkedir. Bunun anlam udur: erdemli olmak, mutlu
olmaya hak kazanmak, ona yarar olmak demektir. Er
dem, arzu etmeye deer grlebilecek her eyin mutlu
146
olmaya hak kazanmay da iine alan lcr eyin en yk
sek kouludur. Bu yzden erdem, en yksek iyi eydir.
Insa abalarnn ve arzularnn gereklemesini, yani
mutlu olmay ister. nsann mutlulua ynelmesi, ormn
doaya, duyular dnyasna bal yanndan; onun gerek
sinmelerle dolu olan varlndan gelmektedir. Aslnda in
san, mutlulua yarar olmaya gereksinmelidir; ondan pay
almaya deil. Bu ikisinin birlemesi yarar olma vc
pay alma akl sahibi bir varln yetkin olan istemesi
ile bu isteme ayn zamanda gl de olacakt ola
nak bulabilirdi. (K anta gre bunun olana yoktur; biz,
byle bir varl ancak dnebiliriz). Kategorik buyru
un anlamna gre, bizim insann hizmetlerine ve iyiyi
istemesine karlk olarak, onun mutluluunu istememiz
gereklilii vardr; bunu istemek, salt pratik akln devi
dir. O, bizi, en yksek iyiyi islemeye zorlar. O halde,
byle bir eyin olanann olmas gerekir.
Bundan K ant u sonucu karr: Bu olanak, doa
btnndeki nedenlerin aklarnn dnda kalan bir var
ln postulat olarak kabul edilmesini gerektirir; yle ki,
bu varlkta mutluluk ve ahlakllk tam olarak birlemi
olsun. Dnyada bu en yksek iyinin varolmas, ancak,
doada, ahlaka uygun bir gcn, en yksek neden ola
rak, varolduunun kabul edilmesi ile olanakldr. Byle
bir varla biz, tanr diyoruz. Tanr, en yksek iyinin
gerekli nkoulu olarak, doadaki en yksek nedendir.
Tanr, bir anlama yetenei ve irade olarak, evrenin b
tnn ynetmesi; mutlulua yarar olma ve mutlu ol
may birletirmesi bakmndan vardr; o. salt pratik akln
bir postulat olarak vardr.
Salt Akln Kritiinde, btn tanr kantlamalar,
salt kavramlara, grnt mantna dayanan kantlama
lar, akim diyalektii olarak gsterildikten sonra, burada,
ethik temellere dayanan bir teoloji ile tanrnn varolmas
147
'gerektii gsteriliyor. Akln bu ide si. bu transcendental
ideal, salt pratik akln nda, kendisine zg objektiv br
gereklik kazanyor: nsann ahlak bilgisi bakmndan olan
bir gereklik. Buradaki ahlak bilgisi bakmndan gerekli ol
ma, insann iinden, gelen belirsiz bir gereksinmeden deil,
berrak bir akl bilgisinden gelen bir gerekliliktir; Y apma
nn gerekmesi, yapabilmeyi gerektirir. O halde tanry bir
postulat olarak kabl etmek zorundayz.
Kant, bu dnceleriyle, kendisi ile arpt edae-
monizjne dmez. O, kendi allak felsefesinden, ahlak ya
sasnn sertlii ve .hibir koul tanmamas le srlp at
lan, ama hayat bakmndan yadsnamayacak olan mutlu
lua ynelmenin, insann hayat btnnde olmas gereken
yerini gstermek istiyor.
nsann eilimlerine uymas, arzularn gerekletir
mek istemesi, yarar deerlerine ynelmesi, onun doaya
bal yanndan gelmektedir. nsimin bu doal yan, intel
legibel buyruu gerekletirmek isteyen yan kadar, insana
gereklidir ve onda temellidir. nsann intellegibel yan,
ondan mutlulua yarar olmasn ister; ayn zamanda b e
kalarnn mutluluunu istemesini buyurur. Bu da gsteri
yor ki, salt pratik akl en son temelinde, erdemle mutlu
luun uyum iinde olmasn ister.
K antm ethike dayanan teolojisi, tanrnn varlnn
salt pratik akln bir postulat olduu gr, onun daha
nce sorduu sorudan nc sne verilecek cevabn
zdr. Bu sorudan birincisi: Ne bilebiliriz? dir. Bu
nun cevabn Salt Akln Kritii vermitir: Biz, deneyimin
olanakl olduu alanda, gvenli ve sonsuz derecede iler
leyebilecek bir bilgiye sahip olabiliriz. Fakat, bu deneyim
ve bilimsel bilgi alannn dnda, metafiziin alannda,
gerek ve kantlanabilir bir bilgi elde edemeyiz. Metafi
zik, temelini, akln doal bir yeteneinde, onun varlk
148
-yapsnda bulur. yle ki, onu yok edemeyeceimiz gibi,
bu alanda gvenli bir bilgi de elde edemeyiz.
ikinci soru: Ne yapmalyz? B soranm cevabm
K antm ahlak felsefesi, en yksek noktasnda amalar
lkesine varlan, ahlak metafizii verir: Erdem ve devin
(hukukim ilkelerini de ieren) bir sistemi halinde.
nc soru: Ne umabiliriz? sorusudur. Bu soruya,
ahlakn duyular st dnyas intellegibel dnya ile
mutluluk hakkndaki postulat cevap verir. Biz, bu en yk
sek uyumu kantlayanlayz; zaten onun bilinmez ve kant
lanamaz kalmas gerekir. Beklemelerimiz ve umutlarmz,
bilgiden deil, ahlakl hareketin kendisinden doabilir;
domaldr da. nk insan aklnn son amac, bilgide
deil, (bu yolla insan ancak gvene, rahatla kavuabilir),
insann hareketlerinde, istemesinde gerekleir.
Ahlakl bir hareketin saf ve temiz olabilmesi, yarar
ve kar ilgilendiren dncelerle bulandrlmamas iin
ister bu dnyadaki, ister br dnyadaki kar hesap
laryla olsun, bu hareketin arkasnda bilen bir vicdann
varolmas; her eyden nce, ahlaka, pratik akla inanmak
gerekli kouldur. te K antm kendisine yer hazrlamak
iin teorik akln metafizik bilgisini kaldrmak zorunda kal
d inanma budur.
K ant, pratik akl, teorik spekiilativ akl karsnda
bir ncelie (primata) sahiptir, der. Pratik akl, akln, du
yular st olduu iin deneyim alannda yer almayan, fa
kat ok nemli olan sorunlarnda, insana yol gsterir. Salt
akln pratik ilgilerine ayrlmaz bir ekilde bal olan ve
sadece inanlan ilkeleri, spekiilativ akl alanndaki ilkelerle
birbirine balanmal, karlatrlmaldr. Y alnz burada
unu nceden bilmek gerekir: Bu balanma, teorik akim
bilgisini, gerek bir bilgi haline getirmez; sadece, pratik
alana girerek, kullanld alan geniletmi olur. nsan ak
lnn ilgilerinin hepsi en sonunda pratiktir. Hatta teorik
149
akl bile koullara baldr; ancak pratik alanda kullanl
masndan sonra tamamlanmtr.
Pratik akim nc postulat, ruh idesidir. Ruh ide
si Salt Akln Kritiinde, akln bir diyalektii, grnt
mantmn kantlamak istedii metafizik bir teori olarak
gsterilmiti. Ruhun lmezlii, teorik olarak kantlanamaz;
lmezlik, gvenli bir bilginin konusu olamaz; ama salt
pratik akim bir postulatdr. Burada da bu postulat insan
kalbinin bir zlemi, biyolojik canl bir varlk olarak doa
nn ona izer grnd snrlar amay umduran, onun
ok gereksindii bir tasavvur deildir.
Ruh hakkndaki postulat da, kaynan, brleri gibi
akln, ahlak bakmndan olan umut ve beklentilerinde bu
lur. Bu postulat a da tanr postulatnda, evrenin yne
ticisi ve yarglaycs olarak tanrmm varlnn gereklilii
ne inandmz gibi ahlakn taycs olan kiinin, ah
lakl hareket eden ve buna abalayan kiinin, lm aa
rak, iimizdeki ahlak yasasnn bizi baladn duyduu
muz gerekten sonsuz olan bir dnyaya ulaacana ina
nrz. Bylece, pratik akim bu inancnda, teorik akln, rul
ide si, objektiv bir gereklik kazanr.
Kant, bu sorunu yle iler: En yksek iyi nin biz
den her eyden nce bekledii ey budur: Btn niyetle
rimizde ahlak yasasna tam olarak uymak. Fakat, snrl
ve sonlu bir hayat iinde bunu tam anlamyla gerekletir
meye olanak yoktur. Bizim yapmzdaki insandan, bu bek
lenemez. nsan hayatnda, en gl bir istemenin abalar
bile, manevi olann duyulara stn gelmesinde; form il
kelerini insann maddi amalarnn yerine geirmede; ok
ar ilerleyen, tamamlanamayan bir baar salayabilir.
Btn eylemleri ve niyetlerinde, ahlak yasasn ger
ekletirmeyi, ancak kutsal bir varlk baarabilir. nsann
btn ile kutsal bir varlk olmas, kutsal bir istemeye
ulamas, bizim hayat deneyimlerimize gre, olanak dii
li 50
dr. Bununla birlikte, kutsal bir isteme, bir ahlak varl
iin, ulamaya abalamas gereken son ama, en yksek
mutluluktur. Burada yine insan varlnn snrlar m aan
bir totalte, akln (insann ahlak varlnn) bir devi ola
rak karmza kyor. nsann hayatnda gerekletireme
dii, ama kendisinden istenen bu totalte nin, - iyi niyet
bakmndan olan bu totalte nin, aslnda olana olmaldr.
nk, yaplmas gerekenin olanann da olmas gerekir.
Fakat, duyular dnyasnda yaayan akl sahibi vatlklar
dan hi birisi, varlnn dnyadaki siresi boyunca buna
eriemez: Byle bir eyin pratik bakmdan ahlak ba
kmndan beklenmesi gerektiinden; tam bir baarya,
ancak sonsuza dek uzayan bir olu iinde varlabilecein
den, salt pratik akln bir ilkesi olarak, pratik bakmdan
bir amay bu dnyay amay (lmszl), iste
memizin gerek bir objesi olarak kabul etmemiz gerekir,
K anttan alman bu son cmle, onun lmszlk pos-
tulatmm, lmszlk hakkndaki btn teorik metafizik
kantlamalardan nasl ayrldm ak olarak gsteriyor.
Hayatn sona ermemesi, lmszlk, K ant iin, dnce
nin z bakmndan, teorik bir varsaym deil; ahlakl is
temenin, akim vard bir sonu olarak, insann en yk
sek niyetleri ve abalarnn bir beklentisi, bir inancdr.
Kendisini autonom bir kii olarak bilen insann, ahlaka
uygun iyi niyetlerinde, abalarnda, kendisine gerekli ola
rak gsterilen ama ve hibir koula bal olmayan ahlak
l bir varlk olma devi bakmndan, varlnn sonsuza
kadar sreceini postulat olarak kabul etmesi gerekir.
Bu lmsz varlk, sadece akl varl deil, kiiler, onun
taycs olan tek tek insanlardr.
lmszlk, gen K ant iin, bilgimizin en uzak dn
yalara kadar uzanp genilemesi umuduna dayanyor. K ant
m felsefesinin son evresinde ise, lmszlk, kutsal bir
varlk olmaya alan insann, ahlak alannda olgunlua
151
ermesi umuduna balanmtr. Fakat bu, sonsuza kadar s
rp gitme nasl olup bitecektir? K ant bu noktay ak b
rakmtr. nsan bilgisi duyular dnyasnn bilgisidir; intel
legibel dnyay insan bilemez; ancak onun kavranlmazl
n bilebilir. Fakat biz insanlar, iimizdeki ahlak yasas
ile intellegibel dnyaya balyz; kendimizi bt amalar
lkesinin bir yesi olarak grrz.
lmszlk postulat ile K ant, ne umabiliriz? so
rusuna yeni bir cevap verdii gibi; ok nemli olan ve
btn soruyu da iine alan drdnc bir soruya da
cevap hazrlamtr. Bu drdnc soru; isan nedir? soru
sudur. K antm antropolojisi, en derin kklerini, oun z
grlk ilkesi ile insann autonomisi hakkndaki dnce
lerinde bulur. nsan, iki dnyann yurttadr. O, bir
kez, kendisindeki intellegibel nitelikle, insana gerek bir
sonsuzluu ayor grnen amalar lkesine baldr;
ayn zamanda da doaya, duyular dnyasna; yasalarn
aratrarak, sonsuza giden bir bilgi elde etme olanana sa
hip olduu deneyim dnyasna, pratik akln eylemlerinin
iinde getii grn dnyasna baldr. Doa ve zgr
lk, insan varlnn iki kutbudur. Doa ve zgrlk dn
yas, insan varlnda birleen iki ayr dnyadr. Bu iki
dnyann birbiriyle balan, Salt Akln Kritiinde, tanr,
zgrlk ve lmszlk sorunlarnda aydnlatc bir gre
ulatktan sonra, Kantm nc ve son Kritiinde tekrar
aratrma konusu olmutur. Bu nc Kritik, Yarggii-
cimim Kritii dr.
152
5.
YARGIGCNN K R T
A. nc Kritiin Sorunlar
K antm son Kritii hangi sorunlar ele almtr? n
san varlnn hangi yanm ileyecektir? K itabn ad bunu
aklamamaktadr. Bu yaptta insan dncesinin iie
girmi eitli ilgileri, bir birlik halinde ele alnacak, bir
birine balanacaktr. Boy 1ece bunlarn hepsi, yntem ba
kmndan birlik gsteren bir gr altnda toplanacaktr:
Kant buna, reflcxionlu yarggc der,
B kitapta K antm yapmak istedii udur: nsan ha
yatnn ve felsefi aratrmalarnn, biraz nce sz edilen,
iki ayr alann doa ve akl dnyasn , insann var
lk btnnde biraraya getirmek. ki K ritikten kan so
nuca gre, insan, iki ayr dnyann maldr: bir kez duyu
lar dnyasnn, bir kez de intellegibel dnyann. Duyular
dnyasnn ilkelerini, teorik akln ilkeleri olarak, doa
metafizii; intellegibel varln, amalar lkesinin, zgr
lk dnyasnn ilkelerini de, ahlak metafizii ele almt.
K antm ahlak metafizii, Ahlak Metafiziinin Temellen-
dirilmesi ve Salt Pratik Akln Kritii adl yaptlarnda
yaplmtr. imdi, insann aym ekilde iinde bulunduu,
yceliini yaad b iki dya, K ant bunlar, ba
mn stndeki yldzl gkyz ve iimdeki ahlak yasas.
153
diye ifade etmiti arasnda bir uurum alr gibi gr
nyor.
Doay, sonsuza kadar uzayan zaman-mekn balan
iinde, bir yasalar sistemi halinde, teorik olarak kavrayan
aklla; pratik alanda yapmalsn! buyruunu duyan, ken
disine ahlak yasas koyarak, insann istemesini autonom
yapan akl, bir ve ayn akldr. Akl bir ve ayn olduu
halde, onun kavrad dnyalar, doa ve ahlak (zgrlk)
birbirinden derin bir uurumla ayrlmtr.
Doada, yalnzca doa yasalarnn nedensellii y
rrlktedir. Duyular dnyas ucu buca olmayan byk
bir mekanizmadr. Sadece astronomi ve fizik bilimlerinin
alan olan maddede deil, ayn zamanda, insann ruhsal
varlnda, onun i alglarnda da bu yasalar, kesin de
terminizmleriyle geerliktedirler.
Amalar lkesinde ise zgrln nedensellii,
doann deil yrrlktedir. Bu lkeyi, yapmal
sn! buyruu ynetil*. Bu dnyann yasalarna, kendi iin
deki zle balanan insan, kendisinden baz eylerin bek
lendiini grr. te, nc Kritiin ele alaca soru u
dur: Acaba, balangta, birbirinden bu kadar ayr gr
nen bu iki dnyann birliini gsterecek deneyimler, ya
anm eyler, veriler yok mudur?
K ant, ortaya att bu ok nemli soruya, ayr
dnce erevesi iinde cevap bulmaya alr. imdi bu
rada K antm srasn izlemeden, bu dnce ele al
nacaktr.
Kant, 1760 yllarnda yazd Gzellik ve Ycelik
Duygusu Hakknda Dnceler adl yazsnda, ngiliz ah
lak filozoflar ve estetikilerin Schaftesbury ve Hutche-
sonn etkisi altnda bulunuyordu. Bu genlik yazsna
gre, bugn ethik ve estetik diye ayrdmz alanlarn
deerleri, birbirine sk skya baldr. rnein, insanlarn
karakteri hakknda, bir kez ven, bir kez de yeren nite
154
likler sayabiliriz: Soylu, sradan, adi, iyi kt, yiiksek,
alak vb. gibi. Biz, birok nitelikleri sadece insanlar iin
deil, ayn zamanda doa ve insanlarn yaptlar iin de
kullanrz: Ho olan br eyden, incelikten, hoa giden bir
uyumdan, gzelden szederiz; ve bunlarn karsna, ir
kini koyarz. Bir doa manzarasnn yceliinden, mimari
yaptn grkeminden szederiz.
Burada, gerekte iki ayr deer alan vardr. Biz, bu
gn b alanlar ethik ve estetik kavranlan ile birbirinden
kesin bir ekilde ayrrz. Ethik bir ahlak felsefesi olarak,
insana ve onun eylemlerine verilebilecek olumlu ve olum
suz deerlerle urar. Estetik ise, doadaki (insan da ii
ne girer) ve sanatlardaki gzellik ve ycelikle urar.
Ethik ve estetik alanlar, bu ngiliz filozoflarn essay-
lerine gre birlik gsterirler. Bu filozoflara gre, her iki
alanda da yaantlarn bir olmas: dildeki kelimelerin, bi
zim her iki alanda da deer bierek ayn tavr taknd
mz gstermesi; bu iki alann birbirine sk skya bal
bulunduunu gsterir. Biz, her iki alanda da, kritik bir
tavr taknarak, ya olumlu vmelerde, ya da tam tersine,
yermelerde bulunuruz.
Bu ngiliz filozoflarna gre, (ethik ve estetik alann
daki) deer bien yarglarla, algya dayanan bilgi yarg
lar arasnda fark vardr. Deer bien yarglar, yaanan
duygulara dayanrlar. Biz, biraz nce, 1760 yllarnda K ant
m bu ngiliz filozoflarn nasl etkisi altnda kaldm gs
termitik.
Fakat imdi, K antm kritik sistemi bu etkiden ok
uzaklamtr. Ahlak alan, duygu deil, akl alandr; ak
ln pratik alanda kullanlmasdr. Bir kiinin mutlak de
erini, yceliini; bir karakterin iyiliini, ruh gzelliini,
(gzellik, Schaftesbury, Schiller, Goetle anlamnda kul
lanlyor; nk K ant, bu deyimi ahlak alannda kullan
maz) pratik akl yarglayabilir. Duygular, K anta gre, bu
155
alanda sadece karklklar meydana getirirler. Ahlak ala
nnda yalnz bir duygu, sayg duygusu; ahlak yasasnn ta
ycs bir kii olarak her insan karsnda duyulan sayg;
pratik akln kendi ahlak varln gerekletirmede dayan
d sayg duygusu vardr.
Gzellik ve Ycelik Duygusu zerine Dnceler
adJ yazsn yazdndan beri, K antm, doa ve sanat ya
ptlarnn insanda uyandrd gzellik ve ycelik duygusu
hakkndaki dncelerinde nasl bir gelime oldu?
Sanat yapt incelenir, sanal: eletirisi yaplrken bir
estetik zevkten szedilir. Bu, ne demektir? Kukusuz, bu
radaki zevk szcnn duyularla bir ilgisi yoktur; manevi
bakmdan bir anlam tar. Burada yapt, kritik bir d
nce szgecinden geirilmektedir. Dnceler, kantlar
zerinde dnlmekte; bunlar birbiri ile karlatrlmak
tadr. O halde, estetik zevke dayanan yarglar, K antm
1760 yllarndaki yazlarna gre esasl incelemelere da
yanan felsefi bir zevk teorisinin ii olabilir. K anttan nce
yaam bir filozof, Wolffun bir rencisi, felsefeye bu
alan iin yeni bir kelime getirmiti: Aesthetik. K ant, o
yllarda, teorik akim kritii yannda, br zevk kritii yap
mak demek, yani aesthetik yapmak demek bambaka
bir alana evrilmek demektir, der.
te nc Kritiin ele alaca alanlardan birisi bt-
dur. Bu Kritik, insann yaptklarn, bilin ieriklerini
ruhsal bir ey; ya da Baumgartenm yapt gibi, sadece
duyularla ilgili bir soran olarak deil, transcendental fel
sefenin bir sorunu olarak ele alr. nsann yaantlarnn,
onun iindeki gerekli ve genel temelini aratrr. Bylece
Kant, eski duygular sorunuyla estetik kritii birletirmi
olur.
Doann ve sanat yaptlarnn zerimizde braktklar
etkiler, arap ve yemeklerin tadlmasmda olduu gibi, ho
ve ho olmayan szckleriyle yal m bir biimde diiegetiri-
156
lemezler. Burada, bu etkilerin llp tartlmas, dn
celerin. birbiriyle tartmas sonunda bir aydnla; yani,
o .eylerin deeri hakknda bir yargya varlmas gerekir.
O halde estetik alanda varlacak yarglarda, ak olarak,
genel bir geerlik aranr; bu yarglarda da apriori ilkele
rin varolmas gerekir.
Kuku, yok ki, yarggc, hu alanda, yaptlarn grup-
landrlmas iin birtakm pein normlar, ller ve yasa
lar ortaya koyamaz. Burada, tek tek eylerin kargsnda,
manevi bir zevk almada olduu gibi, inceleyen bir tavr
taknmal ve somut olan teklerden, genel olana varlma
ldr. Y a da, bu teklerde genel olan zerinde dnlmeli
dir (rejlexion). Bu tr yarglamaya K ant, reflexionlu
yarggc der; bunu bilgi ve ahlak alanndaki yarglardan
ayrr. Reflexionlu. yarggc, bilgi ve ahlak alannda ol
duu gibi, belirleyici bir yarglama deildir. nk, bu
yarggc, tek tek eylere genel yasalar uygulayan; ya
da alglanan tek eyi, bilinen bir yasa altnda toplayan
bir yarglama deildir. Burada, bir altnda toplama ye
rine, reflexion\u bir yarglama vardr.
K antm bu nc Kritiinin ilk iki byk blm,
Estetik Yarggcnn Kritii adn tar. Bu blmler
de, reflexionlu bir yarggc olarak, estetik yarggc ele
alnr ve incelenir. Bize gzellii ve ycelii duyuran ya
antlarn estetik bakmdan kritii yaplr. Bu nc
Kritiin sorun alan budur. Kant, bu sorunla bir baka
sorun alann; kendisini yllarca uratran, fakat ele alp
henz ileyemedii bir sorunu birletirir. Bu, canl doa
sorunudur.
Anorganik zaman-mekn dnyasnn yasalarnn b
tn iinde yer alan canllar dnyas hakknda K ant, gen
liinde yazd Kozmolojiye ait bir yazsnda, Genel
Doa Tarih ve Gk Teorisi adl kitabnda u dn
celeri ileri srmt: Newtonun yolunda olan bir ara-
157
t n a nu syleyebilir: Bana maddeyi verin, size bundan
bir evren yapaym. Fakat bir ot parac iin ayn eyi
syleyemez. Canl bir varlk, ae kadar nemsiz olursa
olsun, onu, sadece maddenin nedensel yasalaryla mey
dana getirmeye olanak yoktur.
K ant, 1786 ylnda yazd Doa Bilimlerinin Me
tafizik ntemelleri adl yazsnda, lenz sadece, cansz
madde ve onu harekete getiren kuvvetleri ele alyordu.
Fakat ,simdi, nc Kritikte, canl doa sorunu, yeni ve
nemli bir sorun olarak u ekilde ortaya atlmaktadr:
Organizmalarn ve onlar hakkndaki bilginin temel ilkeleri
nelerdir? Neler olabilir?
K anta gre, doada hareketi meydana getiren kuv
vetlerin mekanik dzenin ve bunlara uygun den anlama
yeteneinin ilkeleriyle, bunlarn metafizik ntemelleri; can
llar dnyasn anlamak iin yetmez grnyor. Daha can
lnn aklamasna girmeden, betimlenmesinde bile, yep
yeni bir kavrama gereksinimimiz olacaktr. Bu, ama kav
ramdr. Ama kavramnn anlam, organlarn, canlnn b
tn iinde, ilevleri, bakmndan, birbirlerine gre olma
lar; aralarnda bir dayanmann bulunmasdr. ' *-
Organ ve organlarn grevi kavramlarnda, ereki,
teleolojik bir dnme formu vardr. Fakat bu, bizim can
llar bir ama kavram altnda toplayabileceimizi gs
termez. Bir ama kavram altnda toplamak, ancak, bir
amacn peinen gznnde tutulduu; yapnn bu amaca
gre yapld teknik alan iin olanakldr. Canllar ala
nndaki ama kavram ise, bizim, doann bu alacak
yaptn, onun paralarnn ilevlerini, bu ilevlerin, kar
kln ve birliini anlamamza bir yol hazrlar. Bura
daki yarglama, rejlexion\u yarggcnn yarglamasdr.
Biz, yapp-etmelerimizin amacn, teknik bir yapnn
ne iin yapldn, toplumsal bir kuruluun niin kurul
duunu biliriz. Ama, doann amacn bilemeyiz. Biz, do-
158
ganin, bu ya da u hedefe erimek iin, bunu byle, onu
yle yaptm savunamayz. Burada durum yledir: Biz,
canl varlklar ancak betimleyebiliriz. Bir amaca gre
birbirine uyma kavram olmadan, canl hakknda hibir
bilgiye erienleyiz. Biz, doann bu varlklarn, bir ama
asndan yarglamak zorundayz; ama bu ama, bizim
hayatmzdaki amalar gibi deildir. Bu, bizdeki teleolojik
hareketleri ancak hatrlatan bir amatr.
nc Kritiin ikinci blm, Teleolojik Yargsg-
c n'n Kritii adn tar. Bu blm, bizim doa bilgimi
zin ilkelerinin eletirel bir tartmasnn yapld, bir doa
felsefesidir.
K antm bu kitabnda bu ok ayr trden olan iki alan,
estetik vc canllar dnyasn birletirmeye almas, ken
dinden sonraki alar zerinde ok etkili olmu; Schellingi,
zel olarak da Goetheyi ok etkilemitir. Kattan son
ra Hegel ve Fichte ile balayan Alman dealizmi'nin ken
disine kalk noktas olarak setii dnce, nc K ri
tiin bu temel grdr.
nc Kritiin, estetik ve canllar dnyasndan son
raki nc byk sorun alan, K antm bu yapt iin iki
kez birbirinden farkl bir ekilde yazd nszde gste
rilmitir: Bu alan, doa felsefesi alandr. Bu felsefe, do
ay bilmek isteyen insann bilgi abalan karsnda, do
ann, insann aratrmalarna yava yava almas soru
nuyla urar. Kant buna, zel yasa sorunu der.
nsann doay tanmasnn olana neye dayanr?
sorusu, felsefenin urat en eski sorunlardan birisidir.
Parmenidesten beri, bu soru yinelenerek sorulmutur. Pa-
menides bu soruyu, varln dnceyle zde olduu ek
linde cevaplandrmt. Oysa biz, bazan yanl da dn
rz. Varolmadklar halde birok eyleri var sanrz. Y a
da, biz dnce yoluyla onlar buluncaya kadar, birok
eyler bize gizli kalr. Hatta, hep gizli kalmas olas pek
159
ok ey de vardr. Bu yadsmamayacak olan olaylar, var
l dnceyle zde saymann yanllm ak olarak gs
termektedir,
nsan bilgisinin ler alanda, ancak adm adm iler
leyen, aratrmalar yapan, kendisine verilen zerinde a
lan bir bilgi olmas; dnce ve varln, insan akl ve
gereklerin bir ve ayn ey olmadklarm gstermektedir.
K ant, byle bir ey, ancak tanrsal bir varlk iin ola
bilirdi, der. Ancak salt yaratc bir dncenin sonsuz gc,
varl da birlikte yaratabilirdi.
Ortaa teolog ve filozoflar, felsefelerinde, bu tr
bir tanr kavram kurmulardr. K antm byle bir tanr
kavramna yer vermeyecei aktr. Y aratan bir tanr ta
savvuru, ancak akim bir idesidir. B ide, bizim gibi snrl
olan varlklar karsna konan bir idedir. Biz, byle bir
varln gerekten varolup olmadn, hibir zaman bile
meyiz. B kavram, akln bir ide si olarak, bo kalmaya
mahkmdur. Biz, ancak kendimizin, yani insann, dn
me ve kavrama tarzn bilebiliriz. Bizim gibi varlklar iin
b ide, ancak bir snr kavram dr.
K ant'm imdiye kadar grdmz grne gre,
dnce varlkla zde deildir: Kendibana varlk ola
rak varln kendisini, biz, hibir zaman kavrayanlayz.
Bizim gerek olarak bilebildiimiz dnya, zaman-mekn
iindeki dnya; yani, bizim anlama yeteneimizin formla
rna gre verilmi olan, grn dnyasdr. Deneyime,
duyulara dayanan bilgilerimiz, bu dnya iinde olup biter.
Geri doada (duyular dnyasnda), dnce ile var
lk (grnlerin varl) arasnda bir zdelik vardr. Fa
kat bu zdelik, hibir zaman, birbirini tam bir rtme
derecesinde deildir. Eer bir rtme olsayd, daha nce
de sylendii gibi, bilimlerin bilgisinin yzyllar sren ar
ilerlemesine gerek kalmazd. Fakat, aratrmalar yneten
160
en yksek ilkelerle, doann en yksek yasalar arasnda,
bir birleme, bir zdelik vardr,
Salt Akln Kritiinde, Transcendental Deduktion
da gsterildii gibi, doaya yasalar koyan anlama ye
teneinin bizdeki formlar ve kategorilcnnin balar kura
rak ie karmas ile, alg objelerimiz ve deneyimlerimiz
meydana gelir. Sentetik yarglarn en yksek iKesi, bizim
deneyimlerimizin temel koularnn ayn zamanda, duyu
larn bize verdii objelerin de, bilebildiimiz doann da
temel koulan olduunu gsteriyor. Sentetik apriori ilke
lerin bir sistemi olarak, insann anlama yetenei ile za
man-mekn iindeki grn dnyas olan doa, birilirle
riyle en genel formlarnda birleirler, rtrler. Doa
bilimlerinin metafizik ntemeileri, ayn zamanda, en yk
sek doa yasalardr: nedensellik yasasnda, ya da btn
deimelerde deimeyen bir eyin kaldn gsteren yasa
da (bu, ister madde, ister kuvvet, sterse enerji olsun) ol
duu gibi.,.
Bu yasalar, genel doa yasalardr. K ant, Salt A k
ln Kritiinde, bu genel yasalarla, zel yasalarn da (r
nein, dme yasas, kohesion, manyetizm ya da kimyasal
birlemelerdeki yasalarla, canllardaki zel yasalar gibi)
verilmi olduunu sanmamak gerekir, der. lk ve Orta
an Aristotelese dayanan doa felsefeleri, zel yasala
rn mantk ilemleri ile genel yasalardan karlabileceine
inanyordu; ve bunun olana olduunu savunuyordu.
K anta gre, kendi deyimleriyle, durum yledir: Do
a dzeninin en genel hatlarndan, zel alanlarn (astro
nomi, fizik, kimya ve biyoloji gibi) yasalarn karmak,
belirleyici yarggcnn (teorik akln yarggc) ii de
ildir. Bu teorik akln yarggc, manta dayanarak, zel
olan, genel olan altnda toplamaya yetkili deildir. zel
yasalar, ancak yava yava oalan deneyimlerin biraraya
getirilmesi; bunlar zerinde teori ve hipotezlerle yapla
IKF II
161
cak almalar; decme ve snamalarn tekrar tekrar gz
den geirilmesi; olabildii yerde deneyler yaplmas sa
yesinde elde edilebilir. Salt doa bilimleri, ya da K antn
kulland anlamda, doa metafizii, sadece en genel ya
salar ve bilgi formlarm ele alp, bunlar sistematik bir
ekilde ileyebilir. Oysa, doann zel alanlar, duyusal
gerekliin, (empirik realitenin) zel dzenleri hakknda,
hibir ey syleyemez. Doann bu zel alanlarnda, insa
nn anlama yetenei ile doann (dimcc ile varln)
zdeliinden hibir ekilde szedilemez.
te bu noktada, K antn zel yasa dedii nemli
bir sorun ortaya kmaktadr. Bizim bilimsel aratrmala
rmz, deneylerimiz, bize daima ve tekrar tekrar gster
mitir ki, tek tek grnen birok olaylar, genel yasala
rn (nedensellik; kausaiite gibi) erevesi iine girmelerin
den baka birbirlerinden btnyle ayr, birbirleriyle
ilgisiz deildirler. Biz aratrmalarmzda, zel alanlarn
tek tek olaylar arasnda, bunlar birletiren balar, ben
zerlikler ve zel dzenler buluruz. Eer bu byle olmasay
d, bilimlerin ilerlemesi olana olmazd; en genel yasa
larla yetinmek zorunda kalrdk. '
Gerekten, bize duyularmzn, ilk nce sonsuz bir
eitlilik iinde gsterdii grn dnyasnn, sadece he-
terogen bir yn olmadn, aratrmalarmz ve bilgimiz
ilerledike grrz. Heteroget grnen eyler arasnda
bir uygunluk; oklukta, bir birlik vardr. Her ada insan,
hi ummad birlik ve dzenler kefetmitir. Fizik alann
da 19. yzylda yaplan bir aratrmay ve buluu rnek
alalm: Elektrikle mknats arasndaki ballk, ancak 19.
yzylda kefedildi. Ortaadan beri bilinen mknats olay
lar ile elektriin birbirleriyle olan ilgisini, aratrmalar
dan nce bilmeye olanak yoktu. lk kez 19. yzylda, bu
iki tr olayn karlkl ball grlebildi; ve elektro
-manyetik yasalar bulundu.
162
Bu yasalar o zaman aratrp bulan aratrclardan
hangisi, n da. bu elektro-manyetik olaylar iinde bir
gn yer alacam bilebilirdi? Elektrik nn bulunmas,
insann aratrma vc deneylerinden elde ettii yepyeni bir
eydi. nsan, eer, bu tr beklenmedik yeni bulularn
kendisine ak olduunu bilmese, byle bir umudu olma
sa, bir dzen bulmak, verilmi eyler arasnda balar,
yani zel yasalar kefetmek iin, doann sonsuz grnen
eitlilik ve karkl iine atlr myd? Bilimin aratr
malarnda. birbirine, eklenen bir gelime olana olur muy
du?
te, K ant'n zel yasa sorunu budr; Yarggc
nn Kritii nin nsznde bu sorulara cevap vermeye
almaktadr. Eer doann, sonuna kadar rational bir
dnce sistemi olduu peinen kabul edilirse; bu, yanl
bir dogmatism olur. Doa, deneyim ve alglarn sonsuz
eitliliinin bir yn olan doa, rationalist filozoflarn
hep yeniden ileri srdkleri gibi, bizim sonuna kadar bi
lebileceimiz, bir yapda deildir. Geri doann genel yasa
lar ve formlar ile bizim anlama yeteneimizin formlar
arasnda bir uygunluk vardr (yoksa K ant'a gre, doa,
bize grnen, bilgimize alan bir objeler dnyas, gr
n dnyas olamazd); fakat doadaki eitlilik, bizim
balar kuran dnmemize ve dzene sokma abalarm
za, sonuna kadar baml deildir. nsann bilgi alanndaki
aratrmalar, olanan ite burada bulur. Bu, transcenden
tal apriori bir kouldur. Fakat, bilginin ilkelerinin siste
minden apayr olan bir kouldur.
Burada, insana, apriori ve genel oian, reflexion da
yanan bir varggc gereklidir. Doadaki eitlilikte zel
yasalarn bulunduu dncesi, bir idedir; ama anlama
yeteneinin bir ilkesi deildir. K ant der ki: Biz, doay,
sanki o, bizim anlama yeteneimize uygun bir dzenmi;
bir birlik halinde kavrama gereksinmemize gerekten uy-
163
gumu gibi kabul etmeli ve grmeliyiz. Doadaki sonsuz
eitlilik iinde, insanm yarggc, kargsna kan, daha
da kacak olan zel ballklar kurarken, yneten yar
ggc (teorik akldaki yarggc) gibi tek tek eyleri ge
nel yasalar altnda toplayamaz. O, burada, ancak rejlexion-
da bulunabilir; reflexionh bir yarggc olarak, doadaki,
somut okluu, eitlilii, beklenen dzenler, birlikler ha
line getirilebilir; yani zel yasalar koyabilir.
K ant der ki: Bize verilen doay, sonsuz grnle
rin ve deneyimlerin bu lkesini, sanki o, stmzde bulu
nan bir varlk tarafndan, bizim bilgi yeteneimize gre
bize verilmi gibi grmeliyiz ve kabul etmeliyiz. Bu kabul
etme, salt bizim zel yasalarla, deneyimlerin bir sistemini
kurabilmemiz iindir. Bu tasavvura gre, doa, bizim an
lama abamzn ve anlama gcmzn amacna uygun
bir idedir. nsanm doada grmesi gerekli olan bu ama
ca uygunluk tasavvuru, srf form bakmndan, dn
me gcmze, abamza uygunluu bakmndandr. Y ok
sa, doay tamamen kavradmz ve bunu kantlayabi
leceimizi ileri sremeyiz. nsann bilmek, anlamak ge
reksinimine uygun gelen bu amacn, doann kendisinde
de bulunduunu savunamayz.
Doa hakkndaki bu dnceler, zgrlk dnyas
ile nedensellie dayanan yasalarn bir sistemi olan doa
arasndaki uurum zerinde bir kpr kurmaktadr. Bu
kpr, akl ilkelerine gre kurulmu bir kpr deildir;
verilmi somut eylerden kalkan ve genel olana ynelen
bir dnce tarzna dayanr ve artk daha fazla aklana-
mayacak, katlanamayacak olan bir baa, reflexion\a
vararak kurulmu bir kprdr.
Biz, doayla insan dncesi arasndaki uygunluun
snrlarnn nereye kadar vardn bilemeden, onlar sanki
birbiri iinmiler gibi dnmeliyiz. Bilmeye ve akla
maya abalayan insan dnmesi, kendisine verilmi olan
164
eylerin zenginliini, bir nimet bilmeli; bunlarn iine gi
rerek, aralarnda birlikler, dzenler kurmaya almaldr.
K ant, bu dncelere unu da ekliyor: nsana veri
len deneyim dnyas ile insann anlama yetenei arasn
daki bu uyum, uygunluk ide si, bize doadaki eitli
liin, yani grn dnyasnn intellegibel olan bir teme
linin varolduunu; bilen insanla dnya arasnda, duyu
lar st bir ban varolduunu gsteriyor. Biz, kendi-
bana varolan bu varl, alglarmza verilmediinden,
bilemeyiz. O, bizim iin saf bir intellegibel temel olarak
kalmak zorundadr. K ant anlamnda transcendental felsefe,
bizim aklmzn snrlan iinde kalr. B akl, bilmeye a
balayan, bilgisini sonsuz derecede oaltabilen, yaratc /efe
lerle ynetilen; fakat, salam metafizik yaplar kurduunu
asla ileri srmeyen bir akldr.
Btn insan bilgisi ve aratrma, yaps gerei, in
sana verilenlerin stnde olan bir eye, bir uyuma ynel
mitir. Bu uyum, doann insana obje olarak verilmesin
den, tek tek doa ve insan karlamalarndan daha fazla
bir eydir. Amaca uygunluk kavramnn insan bilgisi
nin oalmasna hizmet etmesi, derin ve bilinmeyen bir
alanda bulunan birlii; amaca uygun hareket eden manevi
bir varlkla (zgrlk alan ile), belirlenmi doal varlk
arasndaki ball gsterir.
Yargtgcrn Kritii nin nsznde yer alan zel
yasalar zerine dnceler bunlardr. Bu kitabn en nem
li blmlerinden birisi, Estetik Yargtgiicniin Kritiidr.
imdi bu blm ele alalm.
B. Estetik Yarggcnn Kritii
Baumgartenm nclnden sonra, ilk kez K antin
bu kitabnda sistematik bir estetik, daha dorusu, idea
165
lizm in estetii yaplyor. Fakat, K antta sorunun ortaya
atl, sorunun soruluu, doadaki ya da sanat yaptla
rndaki gzellii nplana getirmiyor. Bunu yerine, insa
nn gzellik ve ycelik duygusunun, gzel olan ve yce
olan yaamasnn, dnce bakmndan yaps aratrl
yor; yani, estetik zevke dayanan yarglar inceleniyor. Kant,
1771 ylnda yazd bir mektupta buna zevk teorisi
de der.
Estetik zevke dayanan yarglar, ho ve ho olmayan
hakkndaki duyulara dayanan yarglardan bambaka olan
yarglardr. Bu ikinci eit yarglar, rastlantlara, kiilerin
tat alma durumlarna bal bir geliigzellik tarlar.
Zevklerin tartlmazl, sadece duyulara dayanan zevkler
iin dorudur; yoksa bu tartlmazlk, estetik zevkle il
gili duygu ve yarglar iin doru deildir. Gerekten, es
tetik zevk alannda, gzel olan ve olmayan hakknda, e
itli dnce ve grler karlatrlr, tartlr; yani sanat
eletirisi yaplr. Y oksa buna olanak olmazd.
Fakat burada, bir eyin objektiv olarak amacna uy
gunluu (rnein, bir makinenin); ya da bir eyin yetkin
lii (ahlak ya da hukuk bakmndan) hakknda olduu
gibi, rationel llere gre verilmi, kesin yarglara va
rlamaz. nk, gzel olan eyin kendisinde, maddesinde
objektiv bir tamlk, yetkinlikle karlamayz; gzellik fc-
yin biimi ile ilgili bir niteliktir.
K antm estetik teorishe gre, biimle ilgili olan bu
nitelik, bizim dncemizde serbest bir hareket alm bulur.
Doada ya da sanat alannda, gzel olanla karlatmz
zaman, birbirine kar olan iki bilgi yeteneimiz, tasavvur
larn ve dncelerin uyanp kaynat bir canllk kaza
nr. rnein, bir ycelik karsnda, bizde uyanan ycelik
duygusunun btn ahlak varlmz sardn duyarz: Y
celik duygusu, iimizde ahlakla ilgili bir duyguya evrilir.
Gzellik ve ycelik, kendi i hayatmz bakmndan, bize
166
verilen eyler iin bir amaca uygunluk anlam tar
grnyor.
Verilmi eylerde kendi i varlmz bakmndan
grdmz bu amallk (gzel ve yce olma), teknik
bir aracn amacna uygunluu gibi, kesin bir ekilde be
lirli deildir. Doada grdmz gzellik ve ycelik
bizim iimizdeki uyumu harekete getiren biimsel bir ni
telik tar, K antm syleyiiyle: Bu, amac olmayan bir
amallklir, O halde, bu alandaki yarglar, kesin bir
ekilde belirleyici olan yarggcnn yarglar olamaz. Y a
ni, bir doa paras ya da sanat yaptnn gzel olduu,
veya gzel olmadn, elde bulunan ve tek tek hallere
uygulanabilecek olan deimez kriteriumlara gre lme
ye; burada somut olan, genel bir yasa altna sokmaya
olanak yoktur. Estetik alanda, belirleyici deil, reflexion-
l bir yarggiic vardr.
Estetik zevk, bizden unu ister: Belli hibir ama
gtmeden (bu, ister ahlak, ister teknik bir ama, isterse
duyulara dayanan bir zevk olsun), verilen somut nesnenin
gzelliini, kendi manevi varlmzda canl bir uyuma
dntrmek. nsann, kendisinden bamsz olan doa
daki gzellik ve ycelii duymas; doayla intellegibel
varlk; zaman-mekna bal gereklik dnyas ile ide
lere ynelik yeteneklerimiz arasndaki birlii gsterir. Bu
birlik, ancak duyulabilir, ama sonuna kadar kavranamaz.
Estetik olaylara dayanarak, doann, insann estetik ya
salarna uygunluu hakknda bir metafizik yaplamaz.
Doann insanda uyandrd estetik duygular, rej-
leionh yarggcnn geni bir alma alandr. Kant,
gzellik hakknda, Sebiller kadar ileri gitmez. Sebiller son
ralar, K anta dayanarak, gzelliin, grn dnyasn
da ortaya kan zgrlk olduunu ileri srecektir. Bu
ekilde Sebiller, zgrlk dnyas ile nedensel yasalara
bal grn dnyas, doa arasnda bir kpr kurmak
167
istiyordu. K ant, dncelerinde, Schillerden daha dikkat
lidir. O, bu iki dnya arasndaki birlik hakknda, kesin
eyler sylenemeyeceine inanyordu.
Burada, iki noktaya daha iaret edilmesi gereklidir.
Bu noktalardan birincisi, ycelik konusu; kincisi de, sa
nat yaptlarnn yaratlmas, deha sorunuyla ilgilidir.
Gzmzn nnde, ufukta sralanan dalarn y
celiinde; sonsuzluu iindeki dinginlii, ya da kpren
lgn dalgalan ile denizin yceliinde, bizi sarsan, kavra
yan nedir? Burada bize verilmi olan ey, bizim anlama
yeteneimizi aar. Aslnda, biz, bu grnler karsnda,
tehlike ve gvensizlik duygusuna kaplmalydk. Oysa,
sanki ykseldiimizi duyuyoruz. K ant der k: Burada g
zellikte olduu gibi, sadece biim deil; garip bir ekilde,
hibir biimi olmayan, sonsuz ve bilinemez bir ey, b
tn kayglar ve tehlike duygularm bir yana atp, i var
lmz sanki altst ederek devindirir, dilee tir ir. Kavra-
namazln yceliinin bu yaanmasnda, hibir belli d
nce, hibir yasa yoktur. Burada, insann i varl, san
ki devinmektedir; kaynamaya balamtr. Bu kaynama
da, gerek bir kartlk ortaya kar: nsanm gven' ve
rahatlk arayan duyulara bal varl iin hibir deer
tamayan doann bu grkemi, insann i varlndaki
uyum ve manevi yetenekleri bakmndan yksek bir ama5-
llk tar: Belli bir amac olmayan bir amallk.
K antm deha ile ilgili dncelerine gelince: Sa
nat, rnein air, insan artan yaratma gc ile, yalnz
kendi ama deil, sonraki kuaklara, sanata ak her
kese, rnek alnacak yaptlar sunar. Halis bir sanat ya
pt, insanlara rnek olacak, yolu izlenecek bir yapttr.
Fakat, halis bir sanat yapt taklit edilirse, yeni doan
yapt, artk halis olmaktan kar; onun artk sanat deeri
yoktur, sadece bir taklittir. Ondaki bir gzellikten, yce
likten szedilemez.
168
Her sanat yaptnn, her stilin kendisine zg kural
lar vardr; hem de yksek bir derecede. nk, hibir
sanat yapt, bir geliigzellik, dzensizlik iinde olua
maz, Bu dzen, her yaptn kendisine zg bir dzendir;
bmm saptanp taklit edilmesine olanak yoktur. Y ani,
sanat yaptnn teklii vardr; hem de en yksek derecede.
Sanat yaptndaki kurallar ve dzen, yaratc kaynan ken
disinden gelir; yoksa, bilen, hesabeden bir anlay yete
neinin igi deildir (teknik yaptlarda olduu gibi). Bu
dzen, belli bir amaca ynelmemiti!'. Sanat yapt, kendi
i uyumu bakmndan yksek bir amallk tar. Bu
amallk, bizim i varlmzn zgr devinimi, sanki oyu
nudur. K ant, Estetik Yarggcnn Kritii adl bl
mn 46. paragrafnda, bunu yle anlatr; Gzel sanat
yaptlar, dehann rnleridir. nsann i varlnn bir
yetenei olan deha sayesinde, doa sanata kurallar ko
yar; yani, deha yle bir yetenektir ki, kendisinde kesin
olarak gsterilemeyecek kurallar bulunan yaptlar meyda
na getirir. Y aratc nsan, sanki ok derinde bulunan ve
yaptlara kurallar koyan, dzen getiren gizli bir gcn
geit noktasdr.
Bu derin gten, K ant, doa diye sze der. Fakat
buradaki doa, zaman-mekna bal, nedensel yasala
rn geerlikte olduu doa anlamnda kullanlmamtr;
zgr yaratmann manevi ilkelerini tayan bir i varl
olarak anlalmaldr. Burada, gene, duyularmzla kavra
yamadmz, kesin bir ekilde anlayamayacamz bir ey
le, bir varlkla kar karyayz demektir.
K antm estetik feIer hakkndaki dnceleri, onun
estetiinde nemli ilkeler olarak yer alr. Bu dnceler,
deha ile sanat yapt arasndaki ballkta ortaya kar.
K antta Geist kavram, ilk kez ve sadece estetikte ortaya
kar. Bu kavram, sonralar Hegelde, akl kavram yann
da, felsefenin geni bir alannn ilgi merkezi olmutur.'
169
Kant, Geist kavramndan, alglarn verdii eitlilii
hayalgcnn apriori rnekleri eklinde rnein iir
yaratmalarnda bir birlik haline sokan, onlar balayan,
akln yaratc bir yeteneini anlar. Geist, estetik Meleri
betimleme gcnden baka bir ey deildir. Estetik ide
ler, akln /delerinden bambaka /efelerdir. Bu /eler, teo
rik ve pratik akln /deleri olan, ruh, tanr, evren, ya da
tam anlamyla adil bir devlet ide si gibi idelerden tmy
le ayrdrlar. Bu idelerde bir tr zenginlik vardr. Este
tik /delerden K ant, duyulara, alglara dayanan hayal
gcnn tasavvurlarm anlar. Bunlar, hibir dilin tam ola
rak anlatamayaca, nk kesin kavramlarla yaplamayan,
tasavvur ya da dncelerdir. Demek ki estetik /deler,
K anta gre, akim bir kavram deil, hayalgcnn ta
savvurlardr; hem de yeni dncelere yol aan, dnya
nn, hayatn zenginlikleri ile ykl tasavvurlar. Estetik
/deler, bitmez tkenmez anlamlarla dolu olan, algya da
yanan somut tasavvurlardr. yle ki, seyrettiimiz sanat
yapt, bize pek ok ey syler. Fakat biz bunu, kesin yar
glar, ak kavramlarla anlatamayz.
Bu /delerle akln /deleri arasndaki benzerlik, ikisinde
de bizim hibir zaman sonuna kadar gerekletiremeye
ceimiz bir beklemenin, bir niyetin bulunmasdr. Akln
/delerine uygun bir algnn varolmasna olanak yoktur.
Estetik /delere, hayalgcnn bu /delerine nygu gelebi
lecek kavramlar ve kavram birlikleri bulmak olana da
yoktur. K ant, /deler, hayalgcnn, deneyim alannn s
nrlarn ap, akl kavramlarna yaklamak isteyen tasav
vurlardr; ama bu i alglara hibir kavram tam uygun ge
lemez der.
Kant, dinsel /delere, lme, sevgiye, erince ya da k
tlklere ait /delere iirlerle rnekler verir ve gsterir ki,
sanatn bu /deleri, dnyada rastlanabilecek rneklerden
170
daha tam bir somutluk tarlar. Sanatn tasvirlerinde, bi
ze, kendisini hibir kesin kavramla anlatamayacamz
kadar ok dnme olana verilir. Bu olanak, alamm,
estetik bir yap iinde, lm ve lmszlk kavramlarna
kadar uzatr.
Hayalgcnn yaratcl ile harekete geen ideler,
kavranamaz bir dnyann tasavvurlarna evrilirler. D-
h ye vergi olan ey udur: Verilmi bir eyin kavra
mnda Meri bulmak; ve buna anlatm biimi kazandr
mak. (Somut olarak, yani dille ya da grsel olarak bi
imlendirmek). te, diyor K ant, burada, ayn zamanda
yeni bir kural getiren yeni bir stil ortaya karan, zgn
etken Geisttr.
Bu dnceler, K antm felsefesinin, estetik alannda
da idealist bir felsefe olduunu gstermektedir. nsan d
nmesinin gzellik ve ycelik alannda ekil verdii ey
ler, (sanat yaptlar), K anta gre, duyulara verilmi ey
leri, deneyimi aar. Sanat, doann taklit edilmesinden iba
ret deildir. Sanat, verilmi eylere yeniden ekil vererek
onlar akla dayanan manevi varla balamak, ykselt
mektir, Bu baa, algladmz ve kavradmz eylerde
yalnzca iaret edilmitir. Ulalan sonu, yani sanat ya
pt duyulara bal olmayan, snrl algy aan bir ey
dir. Sanat yapt, ideal bir nitelik tar; yani, duyulara
bal gereklik dnyasnda, ona tam olarak denk gelebi
lecek bir ey bulma olana yoktur. Sanat sanat yapan,
ona, deneyimler dnyasnda bulunmayan bir eyin, insa
nn duyulan aan sanat yaratclnn karmasdr.
K ant, idealist bir estetiin yolunu at; ondan sonra
idealist estetik geliti. Schiller, Hlderlin, Schlegel ve No-
valis gibi ar-filozoflarn, spekulativ dnrlerin sanat
felsefeleriyle; Schelling, Hegel, Solger ve Weisse gibi sa
nat metafizikilerinin teorileri, K ant izledi.
171
C, Teleolojik (Ereki) Yarglarn Kritii
Yarggcnn Kritii nin ikinci blm, T e teolojik
Yarglarn Kritii adi altnda, canllk sorununu ele alr.
Bu blmde, canl hakkndaki bilgi ve bu bilgi alannn
kavramlar ilenir.
lkan, Ortaan, batta Renaissancem doa felse
felerine gre, canllkta bilinmeyen bir ey yoktur. Canl
varlk, bizim bilebileceimiz, bildiimiz bir eydir. Doa,
canl varlk hakkndaki bilgimizden balayarak kavraya
bileceimiz bir alandr. Canllk gleri, canlnn formu,
abas ve gelimesi: te evrenin her yannda grdmz
budur. Doa metafiziinin douundan beri, Thalesden
Empedoklese, Platon ve Aristotelesden ta, Y enian
balanglarna kadar, talyan ve Alman doa filozoflarnn
gr budur.
Hlozoism adm alan doa anlayna gre ise, btn
madde (Mile) canllkla (zoe) doludur; btn hareketler
bir amaca ynelmitir. Aristoteles ve Ortaa fiziine,
tam bir hlozoism denemese bile, bu an gr tarz,
temelleri bakmndan, tmyle teleolojik bir grtr. r
nein, tan dmesi olay, tan amacn gerekletirme
sidir; nk tan doal yeri, yerdir; bundan dolay da
tata yere dor bir aba vardr. Alev ve dumann yk
selmesi, bitkilerin boylanp bymeleri, tpk hayvanlarn
yiyecek aramalar gibi, bir amaca ynelmitir.
Bu doa grne gre, cansz ve canl doa arasn
da, tarzlar baka olsa da, yaplar bakmndan birlik var
dr. Bir amaca ynelmi olmalar canl ve cansz doay
birbirine balar. Kepler, Galilei ve Newtona kadar uza
nan modem astronomi ve fizik, doa hakkndaki bu g
r temelden deitirmitir: Y eryzndeki maddede ve
gkcisimlerinde, bir canllk, bir amaca ynelme yoktur.
Maddenin yasalar, canllkla, bir amaca yknelme ile hi-
172
bir ekilde ilgili deildir. Maddede, ne bir amaca aba
lama, ne de kendi znde tad forma gre bir ge
lime vardr, Maddede salt nedensel yasalar, arlk ve
arpma, itme ve ekme yasalar geerliktedir; sevgi ve
nefret gibi (Empedokles); sempati ve antipati gibi (Renais-
sancen doa anlaynda olduu gibi) ilgiler yoktur. Mad
de dnyas, salt bir mekanizmadr. Maddede, astrono
mik cisimlerden, gzle grlemeyen en kk parack
lara kadar, her yerde, mekaniin genel yasalar egemendir.
Descartes, felsefesinde, ilk kez mekan st bir doa
anlaym, bir metafizik olarak, kkten ve btn sonulan
ile gelitirmitir. Bu yol onu, kendisine kadar gelen canl
doa grnn tam tersi olan sonulara gtrmtr,
Descartes, btn canllarn sadece bitkilerin deil, hay
vanlarn da salt mekanik yasalarn, mekanik ilevlerin
br sistemi olduunu ileri sryordu. Ona gre, byyen,
gelien, oalan ve yalanan canl varlklarn maddi var
lktan fark, sadece bir derece farkdr. Canllkta, mad
dede olduundan daha kark bir mekanizm egemendir.
Descartes ve onu izleyenler, hayvanlarn birer makine ol
duklarm ileri srmler; o zaman, yalnz hayvanlarn
deil, insana benzer otomatlarn da yaplabilecei dn
cesi moda olmutur.
Bu grte, byk bir aykrlk, bir anlamszlk var
dr; fakat, bilimlerin ilerlemesi bakmndan verimli olmu
tur. Bu dnce yoluyla, insanm kendisinden hareket ede
rek, evrene, bir amaca ynelmi yaayan bir varlk g
zyle bakmas son buldu. Descartesa gre, insandan ba
ka btn canllar alannda maddeyi yneten mekanik ne
densel yasalar yrrlktedir. Ruhu ile bir res cogitans
olan insann bedeni de, b dnyann bir parasdr. Ruh
ve beden birbirinden kesin bir ekilde ayr iki varlktr.
Canl varlklar, arlklar, kaslarnn, kemiklerinin hare
ketleri ile maddenin statik yasalarna baldrlar. Kann
173
damarlarda dolamasnda svlardaki basn yasalar geer
liktedir. Descrtesm bu gr, canllarn aratrlmasnda
yol ac, ilerletici bir rol oynamtr.
Fakat canllarn cansz doada bulunmayan zellik
lerinin grlmesi, bu yolda daha uzun bir sre yrmeye
olanak brakmad. Mekanizm sayesinde maddenin evren
sel yasalarnn canl varlklarda da geerlikte olduu ke
sin bir ekilde kantland: Maddenin temel yasalar, canl
varlklarn da temel koullardr. Oysa, bitki ve hayvan
dnyasndaki btn canllk olaylarn, bu yasalarla ak
lamaya olanak yoktur. Bu yzden, bir yandan biyoloji ve
psikoloji bilimleri ilerlerken; bir yandan felsefe alannda,
Descartesdan K anta kadar , canllara zg geliine,
beslenme, oalma gibi zel canllk olaylarnn varol
duu ileri srlmtr. Bu ekilde, panmekanizm karsna
vitalizm kyordu. Vitalizm, astronomi ve fiziin mekanik
glerinin dnda, yepyeni ve bambaka bir gcn varl
m ileri sryordu.
Hi kuku yok ki, maddenin glerinin dnda bir
takm vital gler kabul etmek, biyoloji aratrma ve de-'
nemelerinin iine yaramazd. Bu vital gler tasavvuru,
ou kez tanrnn hikmeti olarak grlyordu. Canl var
lklarn insanda hayranlk uyandran yaps, her eyi bu-
kadar yerli yerinde ve amaca uygun yaratan bir varl;
tanry dnmeye gtryordu. Bylecc canllar alan,
fizik-teolojik dncelere sapmak iin ok elverili bir
alan haline geliyordu. Canl doa alanndaki amallk
tan, onu en ince ayrntlarna kadar dnp yaratm olan
bir yaratcya kolayca geilebiliyordu.
K ant canl doa sorununu ele ald zaman, sorunun
genel durumu buydu. K antm doa metafizii, kozmo-
lojik-astronomik soranlar inceledii genlik andan,
Doa Bilimlerinin Metafizik ntemelleri adl yazsna
kadar sadece cansz doayla uramtr. Astronomi ve
174
fizik, K antm zel bir ilgiyle urat alanlardr. Ama o,
balangtan beri, bu alanlarn yasalarnn canllar dnya
sn kavramaya yetmeyeceini grm; Newtonun evren
deki btn hareketleri aklayan yasalarnn, tek bir ot
paracn bile anlamaya yetmeyeceini ileri srmt.
imdi, Yargtgcnn Kritiinde, kendi doa metafizi
ini tamamlamak, canl varlklara yaklamak iin, apriori
kavranabilecek bir dizi yasalar, canllardaki zel yasa
lan ele alacaktr.
Kant, canllarda, yukarda ad geen vital bir dizi g
ler grme yoluna girip, tanrnn bu yolda kantlanmasna
saplanmad. Salt Akln Kritiinde gsterdii gibi, tanr
nn varlnn b yolla kantlanmas, spekulativ bir dn
me tarzndan doan bir dogmatizmdir; bizim bilgimizin
snrlarm aan bir savdr. Felsefecinin ii, cansz varlk
alannda olduu gibi, bu alanda da yaplan bilimsel ara
trmalar gzden karmamak, deneysel doa bilimlerinin
elde ettii bilgilere kulak vermektir.
Kant, -Doa Bilimlerinin Metafizik ntemelleri adl
yazsnda, yle der: Hlozoism, btn doa felsefeleri
nin lm demektir. Madde, madde olarak canszdr.
Canl madde kavram, eliik bir kavramdr. Fakat, me
kanizmin yalnz bana organizmleri aklayamayaca da
kuku gtrmez. Mekanizm, sadece bir aklama yolu
olabilir: Mekanizm, maddeler arasndaki farkn bir ak
lama eklidir; bu sayede maddelerin (canl, cansz) en
kk paralarnn yapllar ve birleme ekilleri, bir
makine olarak aklanr. Ama bu aklama, kendi iinde
bir btn olan canl varla ne derece uygun gelebilir?
K anta gre, gerekten biz, canllar, onlarn varlk
larn srdrmelerini, gelime vc oalma olaylarn, an
cak canllarda ve canllk olaylarnda bir amacn bulun
duunu dnmekle aklayabiliriz. Canllarn amaca uy
gun organlarndan (organ=ara anlamnda), canl varln
175
paralanln birbirleri iin ve karlkl olarak amaca uy
gun rollerinden sz ederken, bize kendi pratik hayatmz
dan kazandmz tasavvurlar rnek olur. Pratik hayatta
bir amac gerekletirmek iin yaplan bir eylemde, biz
ama iin gerekli aralar nceden bilerek seeriz. Can
llarda nceden bilme yoktur. Canllardaki ama, objesini
meydana getiren bir ama olmad gibi; o, doadaki ob
jeleri, kendi yasalar bakmndan kavrayan insann anla
ma yeteneinin bir kategorisi de deildir. Fakat, amac
olma tasavvuru, canllar ele alnd zaman, yarglamann
br ilkesi olarak, vazgeilmez bir tasavvurdur.
Canl varlklarn hayat btn, kendi paralarnn
ilevleri ve yapsna baldr. Fakat, paralar da, paras
olduklar canl btnnn yap ve ilevlerine baldrlar:
ne paralar btnsz, ne de btn paralar olmadan anla
labilir. Biz bu olay, ancak, teleolojik nitelikteki kav
ramlarla yarglayabiliriz: yle ki, her organ btnn bir
arac: ayn zamanda, 'btn de, paralar sayesinde var-
olabilen bir btn olarak kavrayabiliriz.
te bu tr yarglama, reflexion\u yarggcnn ii
dir. Eer doaya teleoloji pein bir tasavvurla bakp,
canl varlklar hakkndaki bilgimizi kesin kavramlarla ifa
de ederek, onlar belli bir amacn aralar olarak grsey-
dik, olup bitene ters bir yol tutmu olurduk. nk by
le bir yarglama, ynetici, belirleyici yarggcnn ii ola
caktr. Y neten yarggcnn yarglan, kesin yarglarn ala
nnda salt akln ilkeleri ve kategorilerine sk bir ekilde
bal olarak varlan yarglardr. Canl varlklarn amall
ndan gzettiimizde, somut olandan kalkar, bu varlkla
rn birlik ve btnlkleri hakknda reilexion\ bir yargla
mada bulunuruz. Canl varlklar alanndaki olaylar, cansz
varlk alannda, fizik ve astronomide olduu gibi ilkelere
dayanarak kesin bir ekilde kavrayamayz.
176
Kant der ki: ntuitiv bir anlama yetenei, canllardaki
para-btn balarnn yasalarn bir bakta, derinliine
kavrayabilecek bir yetenek olurdu. Halbuki, bizim diskursiv
anlama yeteneimiz, verilmi tek tek eyleri birbirine ba
layarak adm adm ilerledii iin byle bir btn kav
ramay baaramaz. Bizim diskursiv anlama yeteneimiz,
canllar karsnda ama tasavvuruna bavurmak zorun
dadr. Ancak b tasavvur yoluyla canlnn btn ve par
alarm; onlar arasndaki balar aratrarak, tasvir edip,
ileyebiliriz. Fakat ama tasavvuru, hibir zaman aklayan
bir ilke olamaz.
Canl varlklar alanndaki ama tasavvuru, estetik
yarglamada olduu gibi, bizim iin: bizim anlaymz
bakmndan ola; yani, eyin kendisinde bulunmayan bir
amallk (amasz bir amallk) deildir. Canllar ala
nndaki yarglarmz, real bir varlk alan olan doal var
lklar gznnde tutar. Y ani bu yarglardaki ama tasav
vuru, nesne) bir amatr. Ama bu ama, canllarn dnda
bulunan bir ama deil; her canl varln kendisinde,
onun kendi kendisini yaatan ve btnnde bulunan bir
ama olarak dnlmelidir. Biyoloji bilimi, canl doa
varlklarn, her parann, kendi btnnde, kem ama
hem de ara olduu bir btn olarak grr.
Doada bu ekilde nesnel amalar tasavvur etmek,
insann kavrama yeteneinin kanamayaca bir durum
dur. Bu ayn zamanda, aratrmalarn ilerlemesini yne
ten ok verimli bir dn tarz; reflexian\n yarggc
nn yarglamas olduundan; canl varlklarn kendisini
gerekten aklayamaz.
K antn teleolojik yarggcnn kritiinde, canl doa
bilimleri hakknda vard sonu udur: Teleolojik dn
me tarz, mekanizm ilkelerine ve neden-sonu balarna
dayanarak yaplan aklamalar bir kenara itip, terketme-
melidir. Her gerek aklama, fizik ve kimyann yasala-
FKF 12
177
rina dayanmak zorundadr, Teleolojik kavramlara, aratr
malarda, ancak heuristik bir maxim olarak, yani aratr
may yneten bir ilke olarak, izin verilebilir. Geri canl
doa alannda, fizikte olduu gibi, nedensellik ilkesine da
yanarak, tam bir aklamaya eriilemez. Fakat, K anta
gre, canllarn mekanik yasalara gre meydana getirilme
sinin olana olmayacan da, nesnel olarak savunama
yz, Bununla birlikte, bilgimizin canllar karsnda teleo
lojik tasavvurlara bavurmamazlk edemeyeceini de bili
yoruz, nk bu tasavvurlar, heuristik mavimler olarak
bilgimizin ilerlemesine yardm ederler.
Kant, canl doa felsefesinde ileri srd baz d
ncelerde, canllarn yap ekilleri vc bu ekiller arasn
daki benzerlii anlalr bir hale getiren ortak tr ve
bunun gelierek insana kadar uzanmas teorisine yakla
maktadr. Bylece Kant, Buffon, Geoffroy, St, Hilair ve
Goethe gibi, L amarck ve Danvinin trbirlii teorilerinin
ncs olmutur.
Teleolojik Yarggcnn Eletirisi'nde canllar hak-
kndaki dncelerinde K ant, tarih boyunca yinelenerek or
taya kan vitazm ve mekanizm ikileminin dnda kal
may baarmtr. K anta gre her iki tez de, insanm
bilgi gcn ve snrlarm hesaba katmayan dogmatik teo
rilerdir. Aratrcya aratrmalarnda, yasalarn bulunma
snda, reflejdonl bir yarglamann, teleolojik gr tar
znn yardmc olduu aktr. Burada biz unu syleye
biliriz: nsan bilgisi, canllar alannda, ok heterojen d
nce tarzlaryla almak zorundadr. Bundan fazla bir
ey ileri srp savunmamza olanak yoktr.
K anta gre canl varlklar alannn bilgisinde, do
ayla zgrlk dnyas arasndaki uurum, sanki bir kp
ryle birlemi gibi grnyor. Canllarda, teleolojik ta
savvurlarn oraya kt bir doa varl ile karlayo
ruz. Teleolojik yarggcmiiz, bizim anlama yeteneimizin
178
ve pratik aklmzn birbirinden kesin bir ekilde ayrlan
alanlarnn duyular st birliini gsteriyor. Rejlexion\\x
bir yarggc olan teleolojik yarggiicnde, birbirine kart
varlk tarzlarn birletiren bir temel yap ilkesi (substrat),
bir ide ortaya kyor.
K anttan sonraki idealistler, zellikle gen Scheliing,
ondan sonra da Hegel, K anttan daha az kritik olan bir
tavr taknarak, b ide yi metafizik bir ilke haline getirdi
ler. Onlarn doa felsefeleri, Y enian hiilozoismdm yz
evirerek, canllar alannda baarlar elde etmesini hie
sayd. Bundan dolay Scheliing ve Hegel, doa felsefele
rinde, canllar alannn felsefesini, kendi doa ve Geist
teorilerinin merkezine koydular ve evrensel bir ilkeden
kalkan bir metafizik kurdular.
Kant, birbirinden kesin bir ekilde ayr grnen iki
dnya (doa vc zgrlk dnyalar) arasndaki kpr so
rununda, canl doa varl hakknda dnceler ileri s
rerken, bir adm daha ileri gidiyor. Ona gre, sadece can
llarn yapsnda, yaamalarn srdrmelerinde deil; olup
biten btn olaylar (canl-cansz) iine alan doa bt
nnde de eitlilii bir uyum iinde birletiren balarla
karlayoruz. Biz insanlar, doadaki bu uyumu, bir b
tn halinde sanki bunun dnda ve stndeymiiz gibi
bir yapcnn yapt olarak kavrayanlayz. Biz, doaya,
ancak reflexionl\ bir yarglama le, bir amaca gre d
zenlenmi bir btnlk idesi ile yaklaabiliriz. Burada in
sann anlama yeteneine ynetici yarggciine aratr
malarn ilerlemesi iin heuristik bir maxim yardmc ol
mak zorundadr. rnein, der Kant, doann llln
den szederken, byle bir ilkeye bavurmaktayz.
Doann btnnde, amaca uygn dzenlerin bir
sistembni gren; ya da evrendeki uyumdan szeden eski
metafizikler, reflexion\u yarggcnn ynetici Misinden
yararlanyorlar. Fakat biz, ancak, doay btnl ve
179
sonsuz bykl iinde, sanki btn ayrntlar ile bir
yaratcnn dnp tanarak dzenledii bir yaptm
gibi grebiliriz; baka trl yapamayz da. Fakat bura
da metafiziklerin, fizik -1e o I o j i k kantlamalarn yapt gibi,
nesnel aklayc bir ilke karabileceimizi ileri snmeme
liyiz.
K antm Teleolojik Yarggcnn Kritii nde ula
t sonuca gre: Bizim reflexionh varmak zorunda kal
dmz intellegibel temelde, (tanr /esinde), mekanizm ve
teleolojisin kartl ortadan kalkmaktadr. Doadaki g
zellik iinde insam da yer ald bir sistem olan do
ann btnndeki amalln bir tarz olarak grlebilir.
Teleolojik yarglama, doada amalar grmekle bize can
llar anlamamzda yardm ediyorsa; bu, doada bir ama
lar sistemi bulunduu ide sine yer verilmesine hak kazan
drr.
Biz, doadaki gzellii, doann bize bir ba ola
rak grebiliriz. K ant, bu byledir demez; byle g
rlebilir der. Duyular st substrah biz bilemiyoruz; hi
bir zaman da bilemeyeceiz. Fakat, znel olan, bununla
birlikte temelsiz olmayan, hatta gerekli olan bir refle.rion-
l yarggc, bizi bu ynde aydnlatr.
K antn bu gr, kendisinden sonra gelen dnr
ler zerinde derin etkiler yapmtr. Bu noktada, insann
metafizik gereksinimi, K antn Kritiinin gsterdii snr
lar aan grlere ulamtr. Y irmi yandaki Schelling,
Fichtenin dn yolda olarak, 1795 ylnda, yani n
c K ritikten be yl sonra, u kitab yaymlad: Felsefenin
Bir lkesi Olarak Ben, ya da nsan Bilgisinde Koulsuz
Olan z, erine. Bu kitapta Schelling. K antn nc K ri
tiini, zellikle bu kitabn 76. blmn vmekte ve bu
kadar ksa bir blmde, birka sayfa iinde bu kadar de
rin dncelerin bir araya sktrlmas, grlmemi br
eydir, demektedir. K antin ilk temel zerine akln g-
180
nilerini anlatan u dnceleri, Schdlingi hayran brak
mtr: Burada artk olanak ve gereklik, iibir ekilde
birbirinden ayrlamaz; zorunlu olanla yaplan arasndaki
kartlk; mekanizmle teleoloji arasndaki aykrlk da or
tadan kalkar.
K antm bu dnceleri, Schellingin, sonra da He-
gelin, felsefelerinde gelitirdikleri en yksek akl ve var
lk ilkeleri oluyor. Bylece bu dnrlerde snrl insan
akl ve yarggc ile tanrsal bilgelik, snrsz kavray ara
sndaki ayrm ortadan kalkyor. Hegelin mant, kavram
ve gerekliin birliini mutlak bir hakikat sayan; buna
dayanarak mutlaklk Meini diyalektik tarzda gelitirip ke
sin kantlamalar yapan bir felsefe olmak istiyor. Oysa,
K antm teleolojisi, kritik karakterini titizlikle koruyan, in
san akimn snrlarn amayan bir teleoloji olarak ka
lyor.
K anta gre, insan bilgisinin, dnmesinin elde et
meye abalad, ama bilgi alannda ulalamaz olarak
kalan mutlaklk ve koulszluk, insanda yalnzca bir ta
lep olarak, ondan beklenen devin bir gerei olarak var
dr. Kant, mutlaklk hakknda bundan fazlasn ileri sr
mez.
181
6.
K A NT N DN VE TA R H FEL SEFES
Kant, nc Kritii zerinde alrken, buradaki
dncelerin erevesi iine giremeyecek olan iki ayr ko
nu ile daha uramaktayd. Bunlar, din sorunuyla o za
manlar henz gncellik kazanan ve felsefenin bir aratr
ma alan olmaya yeni balayan tarih sorunudur.
Kant, 1793 ylnda Salt Akln Snrlar inde Din
adl yazsn yaymlad. K antin bu yallk yaptnn ba
l, dinin, salt akl, yan apriori bilgi alannn snrlar
iinde ele alnacan sylemek istiyor. Buradaki salt akl
kavramnn anlam udur: Din ve inanma fenomenlerinin
geni alan iinde, sadece aklla kavranabilir olan gz-
ntinde tutmak. K ant bu yazsnda gelenekle gelen di
nin K ant iin bu din Hristiyanlktr kendi felsefe
sistemi bakmndan ele alnmas ilgilendirmektedir. Din
felsefesi, onun felsefesinin z bakmndan, akim artk
yetiemedii, dinsel inanmann balad yere kadar uza
nabilir.
Burada, K antin Kritikleri kadar etkili olmayan bu
yallk yazsndan, sadece bir dnceyi ele alp akla
makla yetinilecektir. Bu, K antin, kkten kt hakkn-
daki teorisidir.
K anta gre, dinin can damar, insan hayatnda ah
lakn gerekliliine inanmadr. Felsefe bakmndan dinin
182
z, ahlak fenomenlerindcdir. Kant iin din, ahlakn gs
terdii devlerin, tanrsal bir buyruk olarak grlmesidir.
imizdeki ahlak yasasm ulalmaz br ycelie kararak,
bu yasann koyucusuna, tanrsal yasa koyucuya ulayoruz.
Bylece ahlak yasasnn insanlar zerindeki etkisi g
lendirilmi oluyor.
Dinin ahlak bakmndan en nemli sorunlarndan bi
risi, insan doasndaki ktnn kaynadr. Tek tek in
sanlarn hayatlar, ya da genel insanlk tarihi gznnde
tutulursa, yaplmas gereken ey, bilindii halde, onun,
inendiini, ahlak yasasna aka kar hareket edildi
ini grrz. Bu, sadece urada burada deil, ou kez
vc genel olarak, hem de insan doasnn kklerinden gc-
lircesine, hep yinelenmektedir.
K anta gre, insanlarda, her insanda, dev karsn
da eilimlerin stn gelmesi; duyulardan gelen isteklerin,
ahlak buyruklar karsnda ar basmas eilimi vardr.
Kkl olan, yani insana kkten bal grnen bu eilimin
kayna, insan iin kavranamaz bir ey olarak kalyor.
Ayn ekilde, pratik akim ahlak yasalarnn da ancak kav-
ranamazlm kavrayabiliyoruz.
K ant, Ahlak Metafiziinin Temellendirilnesi adl
yazsnda, insanda, ona zg intellegibel zgrlkle bir
likte ktye doru bir eilimin de bulunduunu sylyor.
Fakat Kant, bununla, insann kkten kt olduunu ileri
srmez. O, byle bir dnceden ok uzaktr. Kant unu
sylemek istiyor: Animal rationabile olan, akl tarafndan
ynetilen insann varlk-yapsmda, akim gsterdii ol
mas gerekene kart bir aba da vardr.
K ant, ktnn, akln ve yetkinliin bir eksiklii;
vital glere bir taklp kalma olmadn, daha bir gen
lik yazs olan Olumsuz Nicelikler adl yazsnda ak
lamt, Bu yazdaki dnceleri ile o, ilk kez kendi a-
183
nm akl iyimserliine kar koymaya balam, ilk tep
kiyi gstermiti.
K t, isada gerek bir kartlk olarak iyitin
karsnda bulunan kt sadece bir eksiklik, yetkinliin
tamamlanamamas demek deildir. K ant 1760 yllarnda
byle dnyordu. imdi yallnda, din hakkndaki bu
yazsnda, kt ile iyi arasndaki gerek kartlk soru
nunu yeniden ele alyor.
K t, motiflerin tersine dnmesidir. Ktde arzu edi
len eyler bilerek, isteyerek akln insandan beklediklerine
stn geliyorlar. Bu, ktlk olsun diye akln ynnn
ktye evrilmesi demek deildir. Burada sadece itici g
ler yer deitirmitir. san hayatnn dzeninin bu ekil
de tersine dnmesi, sadece urada burada ortaya kan
bir fenomen olmayp; batan beri her insanda bulunan bir
eilimdir. Ktye kar bir eilim, bizim iimizde daima
vardr; bunu tmden ortadan kaldrma olana yoktur.
J . J , Rousseaunun savunduu gibi, insan doas as
lnda susuz ve iyi deildir. nsan, iyiyi gerekletirsin
diye vardr. nsan varlnn anlam, iyinin gereklemesin
de ortaya kar. nsan, aklnn buyruklarn gerekletirme
olanan tar. Fakat bu zgrlk olana ile birlikte, in
sanda bunun kartna doru bir eilim de, gerek bir
kartlk halinde, ortaya kar. nsan tr olarak, motif
lerin doru olan dzeninden kaymak; istemelerinde de
kendi maximmen ayrlmak eilimini tar. Tarihte olup
bitenler, zellikle insan topluluklar, devletler arasnda ge
en olaylar, bunu ak olarak gstermektedir.
Kt olana eilim, eylemlerimizde ve deneyimleri
mizde ortaya kan, kkn bizim varlmzda bulan bir
olaydr. Bu olay, daha fazla aklanamaz. Biz insanlar k
ty, bize yabanc, bizim dmzda bir ey olarak deil;
kutsal ve yce yasaya kar, ar bir kartlk olarak, si
li 84
mrlarn bilemediimiz kendi sululuumuzda yaar vc
tanrz.
Felsefe alannda theodice problemi ynndeki, btn
abalar, baarszla mahkumdur. Bu dnceyi, K ant
m dala nce kendisinden szedilen bir yazsnn bal
da aklyordu. K anta gre evrendeki uyum ve uyumsuz
luk ne ekilde olursa olsun, kt, insan hayat bakmn
dan nne geilemez bir olaydr. Kty evrenin kl
tablosundaki glgeler olarak kavramaya olanak yoktur.
Daha gen K ant, kendisine kadar gelen felsefe gelenei
nin, Leibniz-Wolff okulunun dncelerinin karsna k
mt.
imdi o, bu yazsnda daha ileri giderek unlar sy
lyor: nsan iradesi, insan varlnn temelindeki kt
den dolay, sua kar ve iyi olmak iin ne kadar byk
bir enerji ile abalarsa abalasn, yine de yetersiz kalr.
Ktden kurtulma, insann abalaryla gerekleemez. K
tden kurtulmak iin bu kkl eilime kar insanm g
rnde tam bir devrim olmaldr. Bunun iin, iyinin in
san varlndaki ekirdeklerinin tazelenmesiyle eylemleri
nin deimesi, gerek bir yeniden doma gereklidir.
Bizim insan zerine bilgimiz bu deimenin nasl
olabileceini bilmek iin yetersizdir. Biz, sadece durumun
eksik yanm biliyoruz; yani, bizim irademizin, isteme g
cmzn pek yava ilerleyen slahnn, bizi tam bir iyilie
gtremeyeceini gryoruz. nsan, kendisini batan sona
iyi olan bir varlk haline getirmek iin, btn irade g
cyle abalayabilir; yksek bir yardmcnn yardmna hak
kazanmaya hazrlayabilir. nsann bu abalan yannda,
iinden, akln ktye kar zafer kazanacana inanmas
gerekir. nsanm bu zafer iin tanrnn yardm edeceine
inanmas, dncenin snrlarm aan, hesab verilemez,
yalnzca bir inan olarak kalmak zorundadr.
185
Grld gibi Kant bu dncelerinde, insann k
tden kurtulmas iin, aklla kavranamayacak olan derin
dinsel dnce ve inanlara kadar uzanr.
Din sorununu ele alan bu yazsnda Kant, bir akl
dincilii ile kendi ann deisn grne saplanmam-
tr; din tarihine, bu yolla da kendisini hayatnn son yirmi
ylnda ok ilgilendiren tarih sorunu girmitir.
K antm tarih felsefesinin, tarihteki gerek olaylar
(izel bir alan olarak, doa alannn yanma yerletiren Al
man dealizminin tarih gr zerinde Herderinkinden
nemsiz olmayan uyarc etkileri olmutur. Kant, tarih
felsefesi hakkndaki grlerini, zel bir kitap halinde ya
ymlamad; bunlar makaleler halinde ktlar. Bu maka
lelerden birisi, 60 yandayken yazd, Dnya Yurtta
l Amacna Ynelik Genel Bir Tarih Dncesi adn
far (1784). Herderin o zaman yeni kard nsanlk
Tarihinin Felsefesi Hakknda deler (1785) adl kitabna
karlk olarak, nsanlk Tarihinin Balangc Hakknda
Varsaymlar (1786) balkl makalesi ile, ksa bir yazs:
Aydnlanma Nedir? (1784), nsan Irk Kavramnn
Tanmlanmas (1785) gibi yazlar bu sorunla uraan*"
yazlardr.
Kant 1790 yllarnda tarih sorunu zerine aratrma
larn srdrd. Din hakkndaki yazs, K atn tarihin
metafizik bir yan olduuna inandn gsteriyor. Bu s
rada kan makaleleri unlardr: Btn eylerin Sonu
(1794); Ebedi Bar z,erine (1795); Fakltelerin a
tmas ,
dealist felsefi estetiin kurucusu olan K ant, nasl sa
nat alan ile dorudan doruya ilgili deilse, tarih alannda
da bir tarihi deildir. Onda Hegel gibi, uza gren bir
tarih anlay, balar kuran bir tarihi gr yoktur. Her-
der'in de bu bakmdan K anttan ilerde olduu kukusuz.
Kant, tarih konusunu insan akl hakkndaki felsefe siste-
186
mine gre ele alp ilemitir. Bu bakmdan, onun iin ta
rih sorunu, doa ile zgrlk; pratik akln amalar ile
duyuma bal gerekliin nedensellii arasndaki balar
erevesi iine giren bir sorundur.
K antm yazlarnda ister genel olarak tarih, isterse
insanln tarihi bakmndan olsuninsanln balangc
zerine dinsel grlere bavurduunu gryoruz. rne
in, o, yazlarnn daha balklarnda, insan trnn ba
langc ve sonundan szediyor. K ant iin tarih sorunu,
kt ve iyi glerin yeryziideki atmas- sorunudur;
tpk dinle ilgili yazsnda olduu gibi.
Kant da Lessing gibi, tarihte bir gelime, ilerleme
grmek istiyor. Fakat o, aklcln iyimserliinden, a
nn ulatna inand aklclktan gurur duymaktan ok
uzaktr. Kant, I . J . Rousseau'nun kltr ve uygarlklara
kar yapt eletirilerin derin etkisini tamakta; ahlak
ve dinle ilgili temel dncelerinde olumsuz glerin s
rekli etkilerine inanmaktadr. 1798de kan ve bu konu
ile ilgili yazsnn bal udur: nsan Tr, Acaba Daha
yiye Giden Yolda lerlemekte midir? Bu soru da gste
riyor ki, K anta gre tarih, iyi ve ktnn srekli yer de
itirdii ve bunun byle siirp gittii bir ala da olabilir.
K antin bu sorundaki tutumu yledir: Tarih alann
da deneyim bize yardmc olamaz. Doa bilimlerinde ol
duu gibi, apriori bir tarih bilgisi de olanakszdr. nsan
ln ilerledii dncesi, bizim aklmzn bir /efesidir. Bu
ide yapp etmelerimiz ve aratrmalarmz iin sbjektiv
bakmdan gerekli olan, ynetici bir dncedir.
Dnyann gidiinin nceden belirlenebileceine inan
mak, lszlk olur. K ant burada da bilgimizin snrla
rn gstermek istiyor. Bu noktada bilginin snrl olmas,
olumlu bir inanmaya hizmet etmektedir: Tarih olaylarnn
btnnde, bizim grmzn yetiemeyecei bir anlamn
varolduuna inanma.
187
K ant der ki: Gelime dncesi bizim iin reglativ,
yani dzenleyici bir ilkedir. Biz tarihe, sanki onda bir ge
lime varm gibi bakmal vc yle davranmalyz. Sanki
tarihte olup bitenler, insanl yava yava ilerleten bir
plana gre olup bitmekteymi gibi hareket etmeliyiz. Bu
idenin ynetiminde, tarih aratrcsna, tarih olaylar, olup
bitenler, byk bir sistem ve birlik halinde grnecek
lerdir.
nsann ahlakl eylemlerinin kayna olan aklnn,
iyiye doru bir ilerleme, bir gelime olduuna inanmas,
bunu ummas gereklidir. Byle bir umut olmakszn, in
sann insanln mutluluu iin kalbini arptran, onu
canlandran bir atlm yapmasna olanak kalmazd. Bu
umutta, tanrya olan inan sakldr.
K ant der ki: Eer biz, bir yandan, akldan yoksun
olan doann yaratmalarndaki bilgelii verken; te yan
dan, en yksek bilgeliin kendi amacn aa vurduu
grn alanlarndan birisi olan insan trnn tarihine
bakp, orada grnen ard aras kesilmeyen aykrlklar
dan dolay, tarihte akla uygun gelen bir amacn bulun
mad dncesi ile; gzlerimizi istemeye istemeye biT
ama umabileceimiz baka bir dnyaya (br dnyaya)
evirmek zorunda kalacaksak; akldan yoksun olan doa
alanm vmemizin ne imlam olabilirdi? Bu dncele
riyle K ant, bir dnr olarak, ahlak ve hak bakmndan
dnyada bir gelimenin varolduuna inananlar arasnda
yer alr. Buna inanmayanlara kar, Fakltelerin at
mas adl yazsnda, insan trnn daima daha iyiye
doru gitmekte olduunu ve bunun bylece sriip gidece
ini syler.
K antn bu dncesi, bir ide den kalkan idealist bir
dncedir; sonradan positivistlerin ortaya koyduklar iler
leme dncesinden tamamen ayrdr. Ficlte ve Hegelin
tarih metafizikleri, K antm bu idealist dncelerine da
188
yanr. Fakat onlarn ifadeleri d al a keskindir ve felsefi
bakmdan da kamtlanabilirlik snrlarn aarlar.
K ant, insanln balangc zerinde yle dn
yordu: Balangta, doal durumda insan, bir animal rato-
nule idi. Fakat onda, sahip olduu akl gelitirme yete
nei vard, lerleme, aklla kendisini ynetme, kendisine
yasalar koyma yoluyla oldu. lerleme doadan balad,
zgr bir varlk olma, zgrce etkileme ynnde gelime
sini srdryor. K antin idealist grne gre, tarih, in
san zgrlnn byk apta bir oluumundan baka bir
ey deildir, nsann doal varlk durumundan kp, ken
disini yneten zgr bir varlk olmaya ulamas, bir anda
vc insan trnn balangcnda olup bitmi deildir; bu
olu srp gitmektedir.
nsan trnn bir olanak olarak doutan getirdii
gizli dnsel yetenekler, yava yava gncellik kazanmak
tadr. Bu noktada K antin ok zel bir dncesi ortaya
kar, O da udur: Bu gncelleme, teklerin atlm, ve
tek tek zgr eylemler tarafndan deil, bambaka yapda
olan dinamik gler tarafndan srdrlmektedir. Kant der
ki: nsanlar bar ve erin iinde yaamak isterler. Fakat
doa (Kant, doa szcn burada dinlerin anlamnda,
her eyi nceden belirleyen yksek bir g anlamnda kul
lanr), insan tr iin neyin iyi olduunu daha iyi biliyor.
Bu da, birlik ve dinginlik deil, ikilik ve atmadr,
nsan bir akl ve zgrlk varl olarak, kendisin
deki akl yetenekleri gelien, varlk-yapsmda uyuklayan
olanaklar uyandran, devindiren ve ykselten bir varlk
tr. Bu uyandrma, devindirme vc ykseltme, gerginlikler;
karlarn, amalarn kartlklar; tutkularn atmalar
iinde gerekleir. Tek insan iin, Rousseaunun dingin
doa ryas, zlenen bir ama olabilir. Ama insanln a
lp gelimesi iin, kartlklar, atmalar gereklidir.
189
Hatta her tek insanda, isteklerin antagonismi egemen
dir. nsann bir yandan, Aristotelesin syledii gibi, top
lumsal br varlk olduundan kuku duyulamaz. Fakat,
onun ayn zamanda, kendisini teki insanlardan ayrmaya,
yalnz kalmaya da ihtiyac vardr. nsan her iki yne doru
da itilir. Hobbes, insanlar iin, herkesin herkesle at
makta olduunu syler. Oysa, aslnda insanlarn ilgi ve
karlar, onlar birlemeye zorlar.
Kant der ki: nsanlarn ilerinin anlamsz grnen
gidiinde, sanki gizli bir plan sakldr... dolambal yollar
da sonunda, insan tr iin nceden izilmi olan amaca
kar. K antm burada szn ettii dolambal yollar,
insanlarn karlarnn birbirleriyle atmas; insan dn
yasnn trl antagon/.s?; deridir: Saygnlk tutkusu, mal-mlk
tutkusu, egemen olma tutkusu vb. gibi. nsandaki bu tut
kular, anlamsz ve toplumsal birlie kart grnebilir.
Fakat bunlar, ancak toplumsal birliklerde ortaya kabilir
ve orada doyurlabilirler. Eer aslnda insann bu sevil
meye deer olmayan zellikleri olmasayd... insanlar tam
bir uyum, yetinme ve karlkl sevgi iinde yarasaydlar,
o zaman insann hibir yetenei gelimeyecek, btn in
san yetenekleri, ebedi olarak ekirdek halinde gizli kal
maya mahkum olacakt. nsanlar koyun gibi uslu olsalard,
onlarn ruhlarnda hibir deer geliemezdi ve onlar da
evlerinde besledikleri koyunlardan farksz olurlard. O
halde, ekememezlikler, atmalar, tutku dolu gurur, edin
meye, egemen olmaya doymazlk iin doaya krler
olsun!
te K anta gre istekler, tutkular ve bunlardan do
an atmalar ve aclar, tarih felsefesi bakmndan byle
olumlu bir anlam tarlar. steklerin mekanizmas, yani
tutkularn ve isteklerin zorlu dinamizmi, K anta gre tek
tek insanlarn bilgisi ve niyeti dnda yksek bir amacn
190
hizmetindedir. Bu ama, insan trnn amac olarak, akl
yeteneklerinin gelimesidir.
K ant bu anlamda garip bir deyimle tarihteki
nceden kurulmu makineden szeder. Sonu olarak,
atma ve aclarla dolu olan tarihsel varlk alan, bt
nnde olumlu bir anlam tar. nsan topluluklarnn tari
hinin btnnde, toplumd-benci birtakm gler, bir
varln gelimesi iin devindirici, ileriye doru itici rol oy
narlar; kendi kendisini ynetmeye, kendisi olmaya ve
zgrln gelimesine vardm ederler. K antin bu dn
cesi, sonradan Hegelde, biraz deierek akln hilesi
ekline girmitir.
Hegel ve K antin tarih hakkndaki dncelerinin
znde, tanrsal bir nceden grme ve ynetme yer alr.
K anta gre tarihteki ilerleme, insan haklarnn dzen ve
g kazanmas idesme gre geliir. Devletler de tek in
sanlara benzerler. Onlar da gereksinmeler harekele getiril-,
baka devletlerle balar kurmaya zorlar. te burada, zel
likle burada, yukarda sz edilen verimli antagonisner,
hem ok tehlikeli, hem de ilerletici rollerini oynarlar.
nsan topluluklar arasndaki savalar, nceden ku
rulmu olan makineye gre olup biter. K ant'a gre sa
valarn oalmas, yaygnlamas ve korkun bir hal al
mas, srp giden bu savalar iinde yaayan devletlerde,
bara kar olan istei glendirir. Dnya Yurttal
Amacna Ynelik Genel Bir T ar ili Dncesi adl yaz
snda Kant, insanlkta diinyadalk dncesinin iler
lediini yazar. Bu yazda ayr ayr uluslarn kurduklar
devletlerin birlemesiyle, bir uluslar birliinin kurulmas;
bu birliin ebedi bar salayp korumas gerektii, te
mel dnce olarak ilenmitir. Kant bu yazsnda, stn
de durarak sonu belirtmitir: Bu dncelerin mazimi
zneldir. Bunlar, olup bitenler hakknda kesin bir geer
likleri olduu ileri srlen dogmatik dnceler deildirler.
191
Kant, insanlk tarihindeki ilerleme zerine dnce
lerinin, kendi ama uygun gelen dnceler olduuna,
her ahlak ve hukuka uygun dncenin, bunlar maxim
olarak grmesi gerektiine inanmtr. K antm insan ak
lnn ve ahlaknn insana gsterdii ve ondan bekledii
idelere dayanan idealist tarih felsefesinin temel grleri
bunlardr ve modem felsefenin nemli bir blm olan
tarih felsefesinin douunu ok etkileyen nc grler
olmulardr.
192
vs:r; ~.3:^sos"~