You are on page 1of 5

David Swartz/Bourdieu

Bourdieu’nun birey toplum ve özne nesne ilişkisine yaklaşımı sosyal


hayatın sembolik ve maddi ilişkilerine yeniden bakışıyla anlaşılabilir.

B.’da sembolik gücün politik ekonomisi şunları içerir: sembolik dahil


olma ve ilgi ya da kar, kapital olarak güç teorisi, sembolik şiddet ve
kapital. Bular tabi ki b’da iç içe geçmiş yapılardır. B ayrıca kültürün
rölatif olarak ekonomy ve politikadan bağımsız olduğunu söyleyerek
üst yapının alt yapı tarafından belirlendiği marksist düşünceye
mesafe alır.

Bu düşünceyi b’nu ekonomik olanın ekonomik olmayan şeylerle ve


servislerle ilişkilendirmesindede bulabiliriz. Bu anlamda ekonomik
olanın alanının genişlettiğinden bahsedebiliriz. Dolayısyla B’nun
interested ve material dediği klasik ekonomy anlayışıyla sembolik ve
disinterested olan ekonomik olmayan arsında bağıntı kurduğunu
düşünebiliriz bu anlamda lkapşitali sadece economik olan ile değil
kültürel ve sembolik olna ilede ilişkilendirir. Bu anlamda sembolik
interest ve material interest diye 2 ayrı şey tanımlıyor....B. bu
anlamda eylem’i interest oriented human conduct olarak
tanımlıyor...ve eylem ister sembolik ister material olsun zaman
içinde oluşan stratejik bir tepki diyor.örneğin akraba ilişkilerinin
ekonomik ve sosyal ilişkilerle belirlenmiş biliçli ya da bilinçsiz
stratejik eylemler olduğunu söylüyor sembolik ve materyal intereste
dayalı.....bu anlamda stretejilerin mutlak anlamda biliçli olduğunu
söyleyemeyiz diyor...kültürel üretimin de fayda prensibiyle çalıştığını
ve ödül merkezli bir çıkar ürettiğini söylüyor...bu anlamda political
economy of culture is also ekonomik. Ailenin bir anlamda irrational
yani ekonomik prensiplerle mutlak olarak anlaşılamayacağını
söyleyen genel sosyolojik düşünceye bu anlamda karşı çıkıyor.
(sayfa 67nin sonuna kadar......)

İnsan eylemi konusundaki düşüncelerinin ekonomist görüş açılarına


eleştirel olduğunu dile geiriyor. Habitus kavramı öncelikle ekonomist
determism’e karsı cıkıyor.

Distinction adlı eserinde B. Habitus kavramının yiyeceklerdeki tat ve


zevklerin gelir dağılımının doğrudan bir sonucu olmadığı fakat
kalıtsallaşmış biir yaşam şekli olduğunu söylüyor.. buradan 2 sonuç
çıkarabiliriz:

1- ekonomik, politik, sosyal ya da kültürel olsun eylem dışarıdan


belirleyici yapılara mekanik bir karşılık veren bir şey
değildir.davranişlar, gelenekler, ve adetler, inançlar bireysel
ve kollektif verilen responseları belirler, fitreden geçirir, ve
yeniden biçimler.

2- Homoeconomicus görüşünü reddeder: ekonomik olnaın


kültürel olan ile iç içe geçişini ifade eder bu anlamda cezayirli
bir köylü ile avrupalının benzer ekonomik yapı ve
belirlenimlere cevapları farklıdır.

“all action is self interested.” Bu sözü çok önemli.....tabiki bu


interest’in oluştuğu materyal koşullara bir üstünlük sağlamıyor
onlarla beraber düşünülen bir interest oriented action görüşü var.

B.’nun interest oriented action görüşünde verilen cevabın baze


bilinçli bazen de spontan bilinçsiz olduğunu David Swartz ileri
sürüyor.

Interest: is not a goal oriented action rather it is dispositional


(eğilimsel) and practical.

B:

“far from being an anthropological invariant, interst is a historical


arbitrary, a historical construction that can be known only through
historical analysis, ex post, through emprical observations, and not
deduced a priori from some fictious- and so naively Eurocentric-
conception of “man”.

He sees the concept of interest as “an instrument of rupture”.....bu


konuda ısrarla durmamın nedeni interest ve action arasında kurduğu
bağıntının hem mutlak yapıların bireyi belirlediği konusundaki
görüşe alternatif olması bakımından hemde kişisel değer ve
davraniş kavramını ve de sosyal olarak belirlenen inanç collektif
davraniş kavramlarını içine alan kritik bir bir felsefi duruş sağlaması
bakımından.... elbette evrensel bir interest kavramıda geliştiriyor
değil bu pratikle belirlenen bir şey....

POWER AS CAPITAL

Kapital fikrini değişik alanlarda kurulan sosyal ilişkilere taşıyor ve


buna “resources”diyor...kapital kavramını gücün her türüne
uyguluyor: ekonomik, material, cultural, social, symbolic
capital......bireylerin kendi sosyal pozisyonlarını güçlendirmek
devam ettirmek için bu powerlara başvurduğunu ya da enact ettiğini
söylüyor...

Marx: capital is accumulated labor.

B: capital represents power “over the accumulated product of past


labor...and thereby over the mechanism which tend to ensure the
production of a particular category of goods and thus over a set of
revenues and profits”....ikisi arasında böyle bir fark var B. Power’la
capital’i tanımlamak istiyor onu kalıplaşmış pratikten yoksun
yapısından ayıklamaya çalışıyor....

Emek B. Göre 4 önemli kapital tarafından belirleniyor, ekonomik


kapital: para ve mülkiyet; kültürel kapital: kültürel ürünler ve
servisler; sosyal kapital: bilgi ve networks; sembolik kapital: kanun
ve kuralları uygulamak...

Bu anlamda ister kapitalist olsun ister olmasın emek bu power


relations tarafından belirleniyor (kapitals)....

B.’ya göre bireylerin kendilerini gerçekleştirmek için ya da


pozisyonlarını güçlendirmek için ne çeşit stratejiler kullandığı ve
bunu yaparkende hangi kapitalleri işe koştuğu önemli....

CULTURAL CAPITAL

ESTETİK TERCİHŞER, EĞİTİME AİT LİSANSLAR birikimler, genel


kültürel farkındalık bunu oluşturan öğelerden......

Kültür bir bakıma güç kaynağıdır diyor....buna informational kapital


de diyor...çokça aileden kalıtsal olarak aktarılıyor...erken çoçukluk
döneminde biçimlenmeye başlıyor....freud’un infantile neurosis’ini
hatırla benlik çoçukluk döneminde beliriyordu....MEHMETİN NOTU...
Class based eşitsizliklerde aktarılıyor böylece

Eğitim sistemi bunun kurumssal bir formu...kitaplar sanatişleri,


bilimsel araçlar kültürel formların nesneleşmiş halleri, biçimlenmiş
hali bunlardan ibaret...

Modern toplumlardaki eşitsizliğin nedeni bu kültürel kapitalin


nesneleşmiş hali....

Postindustrial toplumlarda bilgi yeni bir ürün biçimi haline


geliyor....özel mülkiyeti en önemli yapan hiyerarşide üst sıraya
geçiyor...

Güç ve kontrol uzmanlıkla yerdeğiştiriyor...örneğin ımf, worldbank


vs...günümüzde yeni formlar içinde himaye edilen devlet tarafından
himaye edilen sanatçılar edebiyatçılar olduğunu söylüyor tmda bu
bizdeki devlet sanatçılığı kavramına denk düşüyor. Bunun kültürel
hayatın özerkliğini bir şekilde tehdit ettiğini söylüyor...

Dolayısyla kültürün alanı ekonomiye bağlı kalıyor....bu anlamda


kurumsallaşmış sanat yüksek değerdeki kültürel formlarla uyum
içinde oluyor (high culture).....

SYMBOLİC VIOLENCE OR CAPITAL

Gelişmiş toplumlarda doğrudan şiddet yerini sembolik


manipilasyonun yapıldığı bir tür şiddete bırakıyor. Sembolik
sistemler 3 fonksiyonu yerine getiriyor:
1- COGNİTİON: yapılandıran yapılar olarak sembolik sistemler
(structuring structures)dil mitler, din, sanat bunlar bir tür
bilişsel işlev görüyorlar.(exercise cognitive function)

2- COMMUNICATION: yapılandırmış yapılar olarak sembolik


sistemler. Bunlar bir kültürün bütün üyeleri tarafından
paylaşılmış yapısal anlamların kodları.....sosyal entegrasyon
fonksiyonu görüyorlar...

3- SOCİAL DİFFERENTIATION: sembolik sistemler baskı altına


alma araçları olarak kullanılıyor....politik boyut....

A SOCIOLOGY OF SYMBOLIC FORMS:

SEMBOLİK SÜREÇLER ELBETTE DİL İLE BAŞLIYOR, sembolik formlar


öncelikle ikili zıtlıklar (binary oppositions) içinde farklılıklar ve
ayrımlar ortaya koyuyor...iyi kötü çirkin güzel...kadın erkek....vs... en
önemliside –dominant dominated arasında......bu ikilikler esasında
arbitrary (keyfi) ve sosyal gerçekliği yansıtmıyorlar...tarihsel insani
oluşumlarla bu yapılar eşit olmayan güç ilişkilerini
yasalaştırıyor....b.’nu bu anlamda evrensel bilgiyi reddettiğinide
söyleyebiliriz......fakat bu ilişkilerin sonucu ortaya çıkan güç ilişkileri
keyfi değil (arbitrary) çünkü bireyler ve toplum arasındaki ilişkileri
düzenliyor.... şu alıntı çok önemli.......

“social structures become internalized into the


cognitive structures of individuals and groups who
then unwittingly (istemeden) reproduce the social
order by classifing the social world with the same
categories with which it classifies them” (Swartz...85-
6)....

sembolik güç bu anlamda eş zamanlı olarak kavramsal ve sosyal


ayrım yapma eyleminin ta kendisi.....dolayaısyla güç gücü kullanan
ve maruz kalanıda kapsayan bir süreçte ortaya çıkıyor...bu nşamda
eylemden bağımsız bir power yok.....işaretlerin b.’ya göre eylemden
bağımsız bir kendilikleri yok....

SYMBOLIC VIOLENCE AND CAPITAL:

Sembolik sistemlerin politik fonksiyonu:

1-yasalaştırma yoluyla baskı altına alma gücü....

2-gücün uygulanışı, hayata geçirilişi...

b. ideolojiyi ya da sembolik şiddeti: gizlenmiş, garanti altına alınmış


ekonomik ve politik gücü gösteren sosyal bir dünya yoluyla empose
edilen araçların kapasitesi olarak görüyor. Dolayasıylşa sembolik
güç dünya yapan kuran bir güç....gücün exercise edilmesi onun
tamamıyla arbitrary –keyfi olan karekterini yanlış tanımlamamıza yol
açıyor...bu da Marxın yanlış bilinçlenme dediği şey... ekonomik ve
sosyal interestlere dayalı pratiklerin inkarıya da
anlaşılmamasına.....bu da bireyde ilgisizliğe yol açıyor ya da
kopukluğa.... (disinterest). B. ‘ya göre, bu anlamda sembolik kapital
reddedilen kapitaldir....it disguises the underlying interested
relations as disinterested pursuits........

burada sormamız gereken soru:

HOW DOES THE INTERESTED DIMENSION OF HUMAN ACTION


BECOME TRANSFORMED INTO DISINTERESTED IDEOLOGY?

BURADA SEMBOLİK LABOR2UN ÖNEMİ ÜSTÜNDE


DURUYOR....ÖRNEĞİN ENTELLEKTÜELLER, AKRABALIK YA DA
KOMŞULUK İLİŞKİLERİNİ YASAL İLİŞKİLER HALİNE
DÖNÜŞTÜRDÜĞÜNDEN BAHSEDİYOR.....ONLARI BİRER VATANDAŞ,
OY ATAN BİRİLERİ HALİNE GETİRİLMESİNDEN.....
ŞİMDİ HABİTUS.............................