You are on page 1of 41

CİNİUS YAYINLARI

ŞİİR

Babıali Caddesi, No. 14 Cağaloğlu - İstanbul Tel: (0212) 5283314 — (0212) 5277982 http://www.ciniusyayinlari.com iletisim@ciniusyayinlari.com

Serkan Akcan

KARA KAPILAR

Yayına hazırlayan: Zeynep Gülbay Kapak tasarımı: Diren Yardımlı

BİRİNCİ BASKI: Nisan, 2008

ISBN 978-605-0068-18-4

Kitap Matbaası’nda basılmıştır

© SERKAN AKCAN, 2008

© CİNİUS YAYINLARI, 2008

Tüm hakları saklıdır. Bu yayının hiçbir bölümü yazarın ön izni olmaksızın, herhangi bir şekilde yeniden üretilemez, basılı ya da dijital yollarla çoğaltılamaz.

Printed in Türkiye

 3

KARA KAPILAR

Serkan Akcan

üretilemez, basılı ya da dijital yollarla çoğaltılamaz. Printed in Türkiye  3 K ARA K APILAR Serkan

Serkan Akcan 1976 Şubat’ının yirmi beşinci günü İstanbul’da dünyaya geldi. İlk ve ortaokulu doğduğu semt olan Mecidiyeköy’de okudu, daha sonra Kağıthane Profilo Anadolu Teknik Lisesi’ni bi- tirdi. İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği bölümüne girdi ve aynı zamanda bilişim sektöründe çalışmaya başladı. İçinde her zaman başka bir dünya büyüttü. Bu nedenledir ki, gençliğe adımını atar atmaz yazmaya başladı. Uzun yıllar davul ve daha sonra klasik gitar çalarak müzikle ilgilendi. Şarkı sözleri yazdı, besteler yaptı. Yıl- lar sonra kendini, fotoğraf sanatı ile ifade etmeye çalışırken buldu. Şair bugün bilişim sektörünün tanınmış simalarından biri ve tanın- mış şirketlerinden birinin kurucu ortağı.

Hayatıma açılan küçük pencerem www.serkanakcan.com

Anla Beni

Bakıyor görmüyorsun Ne sana muhtaç beni Ne nefessiz halimi anlamıyorsun Büyüyorsun içimde ağrılı bir çıban gibi Yüreğimle besleniyorsun

Kurumuş bir nehir gibi çatlamış gözlerim Avuçlarımda yüzyıllık çınar kırışıklığı Sen ise bana güneşten bahsediyorsun Kanım akmıyor Anlamıyorsun

Seni Sevmek ve Sensiz Olmak

Seni sevmek Ve sensiz olmak İkisini aynı şiirde Aynı yazıda

Aynı mektupta anlatmak

O kadar zor ki

Önce seni sevmek düşer Kalbin en değerli yerine En zayıf noktasına Tam ortasına Yeniden doğmuş gibi olur tüm beden

Yeniden yaratılmış gibi Güneşi ilk kez gören bir bebek misali

O bilindik gülümseme düşer

Sana susamış dudaklara Bahar çiçekleri büyür usul usul Göçmen kuşlar geri gelir Renklerinden bir gökkuşağıdır artık hayat Her gün yeniden doğuverir

Sonra sensiz olmak

Bir kobra zehri gibi

Ansızın

Hızlıca

Ölümüne girer şahdamarından insanın

Göz kırpmaya fırsat yoktur Can bedenden ayrılır Tırnak etten ayrılır Kan damardan ayrılır Sana doğru akar

Seni sevmek Ve sensiz olmak İkisini aynı şiirde Aynı yazıda Aynı mektupta anlatmak O kadar zor ki

Aynı vücutta yaşamak ise İmkânsız

Alfabe

A’da doğdum Çocukluğum geçti B’de C’de gençliğe attım adımımı Ç’nin çengeline takıldım düştüm Ayağa kalktım D ile Merhem oldu E yüreğime Zaman aktı gitti böyle

Sonra N çıktı karşıma ansızın Değişti dünya bütün N’nin her köşesi canımı yaksa da Bir başka mutluydum artık

Bütün kuş isimleri N ile başlar oldu Bütün sevdalara N kazınmıştı Kalpler N şeklindeydi gözümde Bütün harfleri geçtim Elif ve alfa bile kıskandı N’yi

Tuttum İlk harfi yaptım alfabemin Anlamadı

En çok Z darıldı bana N’de ölmek istediğim için

Saklasam Kendimi

Saklasam kendimi beni bul diye Saklasam kendimi aynaların önüne Birçok ben olsa karşında Hiçbiri ben olmayan Ben bile bilmesem nerede olduğumu Kim olduğumu

Bulmak istesen ararsın beni Kırarsın aynaları bir bir Kaçmam, kaçamam senden Beni bul, bana beni göster

Tekrar Seversem

Çiçekli bahçeler yapacağım Gökkuşağına boyayacağım odamı Şiirler yazacağım her gün Şöyle okkalı aşk şiirleri Bir de her gün tıraş olacağım Eğer tekrar seversem

Ve sever sevmez öleceğim Hiç kimse yaşatamayacak bana verdiğin acıları Her gün binlerce defa ölmeyeceğim Her ölüm günlerce sürmeyecek Bir kez ama tam öleceğim

Demek ölmek sevdana düşmekten daha güzelmiş Emek vermek kazanmayı gerektirmezmiş Ölmekten daha zoru seni sevmekmiş Zaman yavaşça akmış, ölüm vakti gelmiş

İki Resim

İki resim İki yol ayrımı gibi Belki önümde duruyor belki arkamda Bir sevda iki gönüle sığmadı sanki Senin içindi ne yaptımsa

İki resim Resimlerde gülmüşüz şimdi ağlasak da

Kelebek

Bir buğulu düş, rengârenk bir kelebek Dünyadaki en güzel canlı, en sıcak ateşsin Bir eziyetsin belki ölümlere dek Renkli gözlerin gibi sen de sahtesin

Beyaz

Dört yanım beyaz bu gece Boş sokaklar bembeyaz kar Sokak lambasının ışığından Korkar karanlıklar

Beyaz kazaklı resmin odamda Bir abide gibi dikilir Beyaz gecelerin ortasında ‘Bir adam’ın haykırışı yükselir

Ben beyazı güzel bilirdim Saçlarım ağarana kadar Oysa en acı şiirlerimi Beyaz sayfalar saklar

Bu beyaz gecelerde Beyaz tenin gelir aklıma Beyazlar içinde Kara bir hüzün başlar

Karşılaşma

Gözlerimi görünce gülecekti gözlerin Bir buse konacaktı yine yüreğime Kısık sesinle kulağımı okşayacaktı sözlerin Bilemedim gözlerini kaçıracağını benden

İstemem

İstemem senden gelecek hayrı Ne olur bana uzak ol Bir kez düşürdün beni Başkasına tuzak ol

Sakın yoruldum deyip Sırtını bana verme Ne yaparsan yap ama Bir daha geri dönme

Renkler

Hiç bu kadar renkli olmadı dünya On parmağımda on renk Hangi birini süreceğime karar veremiyorum dudaklarına Her bir renk bir ömre denk

Bir anda 10 ömür yaşıyorum yanında Gece olup evinden ayrıldığımda Parmaklarım kaybediyor renkleri Anlasana Aslında sensin renklerin sahibi

En çok mavi halini sevdiğimi söylemedim mi? Sen maviyken gördüğüm Büyük bir okyanusta küçük bir gemi

O geminin kaptanı sanıyorum kendimi

Dalgalarınla savaşıyorum

Ya da

Dalgalarınla sevişiyorum

Kırmızı halin kışkırtıcı, sarın cesaret Yeşilin sakinlik, siyahın asalet Grin muhtaçlık, beyazın bereket

Ne kadar güzel her rengini sevmek Her rengine sahip olmak Tek korkum seni kaybetmek Bir gün renk körü olmak

Ne dersin?

Özlemiyorum seni eskisi kadar Sana tutsaklığım bitti mi dersin? Yeşil gözlerini anımsayamıyorum artık Gemiler limandan gitti mi dersin?

Çirkin oyun

Dört yanımda rezillik üstatları Yol gösterdi akıllarınca Dediler belli etme sevdiğini

O kovalar sen kaçınca

Önce o tutsun elini Yoksa kaçar sen tutunca

Sonra bu kadar çok arama dediler

O da seni özlesin

Her an geleceğin umuduyla Yollarını gözlesin

Oysa ben ölesiye sevdim Yer yoktu içimde ne gurura ne utanca Hatta belki ölüp de geldim Yeniden doğacaktım O da beni sevince

Şimdi düşünüyorum da Neyim varsa O’na verdim Yapma dediler, uyardılar:

“Aşk çirkin bir oyundur Hep kaybeder oynamayanlar”

Dinlemedim onları, kulak arkası ettim Yalansız yaşadım, yalansız sevdim Ve gün geldi öğrendim Onlar hep haklıydılar

Aşk çirkin bir oyundur

Ölümüne Sevmek

Ölümüne seviyorum derdin Bilemedim dokuz canlı olduğunu

Kara

Kara kalem dert ortağım Bir yıl oldu sana muhtaç olmayalı Kapında diz çökmeyeli

Bir yıl oldu Kara derenin zehirli sularını Yudumlamayalı

Umuda koştum çoğu zaman Bazen sevdiğime koştum kilometrelerce Karasular indi ayaklarıma

En güzel derelere gittim Albatroslar, pelikanlar göreyim diye Karabatak buldum her gidişimde

Bir kuş buldum son gidişimde Kuşum dedim gönlüme koydum Kara bir güneş doğdu ansızın

Karşıma aldım konuştum Kuşum dedim şu gökyüzüm senin olsun Kapkaraydı gökyüzüm

Dedi: Ben seni dost bildim Göçümde bir durak bildim O an kara zindanda idim

Kuşum yaralıydı gördüm Kapkara olsa da dünyam Yarasına kara merhem oldum

Her sürüşümde merhemimi Ömrümden ömür gitti Giden kara ömrüm idi

Kanatlarımı kuşuma verdim Yükseklerden yere düştüm Kara balçık içindeydim

Yakında iyileşecek kuşum Göçüne devam edecek arkasına bakmadan Resmini çizecek kara kalemim

Yaralı kuşum, ak yüzlü kuşum Seni sevmek bildiğim tek suçum Karaydı ak oldu, bir gecede saçım

Kara kalem dert ortağım Bir yıl oldu sana muhtaç olmayalı Kapında diz çökmeyeli

Yaz bu gece bütün karanı yüreğime Karaya boya beni baştanbaşa Boya ki incinmişliğim gizlensin

Beyazımı aradım yıllar boyu Karamı buldum her defasında Kara kapılar arkasında

Senli Dünya

Bir bulutsun tepemden ayrılmayan Bazen bembeyazsın canıma can katan Bazen gölgelerindir yarama tuz basan Gökleri senle, dört yanı gamla dolu dünyamın

Elveda

Buraya kadarmış elveda sana Bu kadar zulüm yeterli bana Dostluğun yalanmış aşkların bayat Kısmet bugüneymiş, elveda hayat

Bir Delinin Öyküsü

Önce karşıma geçip söylendi Küfretti azarladı Sonra gitme deyip yalvardı Boynuma sarılıp ağladı

Gitmedim arkamı dönüp Gözyaşlarına yenildim Bal dudaklarından öpüp Sabaha kadar seviştim

Akşam oldu döndük başa Tutuştuk kavgaya yine Üstüme saldırdı birden Hiç özlememişim diye

Gideyim dedim kal dedi Sensiz yapamam dedi Terk edip gidemedim İşte böyle delirdim

Fotoğraf

Ne kadar utansan da Kaçıramam gözlerimi senden Saçlarına dokunmamak Günah gibi geliyor

Şirin burnundan aldığı her nefes “Bir bahar akşamı” şarkısını anımsatıyor

Yüzündeki bu güzel tebessüm “Haydi durma öp beni” Anlamına geliyor

Güzel bir fotoğrafa bakınca insan Sahibini görmek istiyor

Seni Sevmiyorum

Hiç bakma yüzüme Arama güneşi gözlerimde Gözlerim yansa da alev alev Yüreğim sönmüş küller gibi kirli Eskimiş duvar çatlakları Suya hasret dudaklarımda Sen de benim gibi Bir güneş hayal et ufukta

Bataklık

Kan rengi karanlıklar Senle dolu yalnızlıklardayım Onurum engel gel kurtar demeye Parçalanmış yürekte bir aşk Bir de onur kalıyormuş meğer

Bir gün ölecektim elbet Sen öldürmeseydin eğer Düşe kalka bataklığından geçeceğim Yaşadığım her an seni seveceğim

Döndüm

Asma kilit dilimde Yüreğim açık ardına kadar Döndüm demeye yok cesaretim Kara kalem elimde Söyleyemediklerimi yazar Yokluğun yüreğime Dipsiz kuyular kazar

Bahane

İçmek istiyorum bu akşam Yokluğun bahane Ölmek istiyorum bu akşam ‘Gidişin’ bahane

Tükenmiş

Ne desem, ne yazsam bilemiyorum Öyle bir boşlukta sallanıyorum Bir ileri bir geri Aklımda hep hayalin Aşılmaz yükler taşıyor dermansız dizlerim Gücüm kalmadı artık Dayanamıyorum artık Yok bir adım atacak halim Ne ileri ne geri Yine de dön demeyeceğim ‘Bir gün ölecektim elbet Sen öldürmeseydin eğer’ ‘Sensizliği böyle hayal etmemiştim’ Yokluğun ne büyük acıymış meğer

30

Sensiz Olmaz

Seni senden iyi tanıyorum Gözlerinden anlıyorum ne demek istediğini Gözlerini hiç görmedim Yirmi yedi yıldır seni arıyorum

31

Hoş geldin

Bir ışık gibi düştün önüme Karanlıkta kalmış yüreğim Volkan olup akıverdi O güzel gülüşünle

Anlattım bir bir hayallerimi Asırlardır seni beklediğimi Bilmiyordun seni kaç defa Beyaz laleler içinde düşlediğimi

Beş yıl önce sana haykırdım ‘Yirmi yedi yıldır seni arıyorum’ dedim Yirmi yedi Şubat’ın ilk saatlerinde Buldum seni beklediğim yerde

Korkma kendini bana bırakmaktan Yerinden oynasın taşlar Koşalım laleden bahçelere Büyük ‘sevdalar böyle başlar’

Göçlerini bitirip yere konar kuşlar İki kumru buluşup hoşsohbete başlar Lalenin bittiği yerde papatya başlar Bundan böyle ‘her sabah seninle başlar’

Ben

Ben Dağlar arasında kaybolmuş aşk kahramanı Ben Sevdasını kalbine mühürlemiş âşık Ben Hiç yazılmamış şiirlerin şairi Ben Sensiz hiçbir şeyim

Kapılar

Dört duvara hapsetti beni Her duvarda bir kapı Yeni bir odaya çıkar Her kapının ardı

Hangi odada kaybettim onu Hangi acıda boğuldum Kapılar tüketti beni Yaşamaktan yoruldum

Farkı var mı kapıların? Sonu sensizlik dolu Açıyorum her birini Yüreğim umut dolu

Hangi odada kaybettim onu Hangi acıda boğuldum Kapılar tüketti beni Yaşamaktan yoruldum

Gelme

Gelme gittiğin uzaklardan Uzaktan daha güzelsin

Biliyorum

Biliyorum Güneş doğmasını istediğim için ufukta Elimi uzatsam da erişemem Günlerce peşinden koşsam da Mutluluğum güneşin varlığından Özlemimi hiç sorma

İyi ki Doğdun

Hep derdime içecek değilim ya Sana içiyorum bu akşam Yokluğunda gözlerim küflenmiş Yüreğim yosun Şerefine içiyorum bu gece Doğum günün kutlu olsun

Büyümek

Küllerini savurmuş engeline Yenilmiş umutlarım Susuz kalmış yokluğunda Gözyaşı bulutlarım

Yine de başım dik Yolumda yürüyorum Herkes gibi ben de Acılarla büyüyorum

38

Hatırlar mısın?

Hatırlar mısın? Her akşam seni almaya gelirdim Sen de hep yorgunum eve gideceğim der Geçiştirirdin Oysa ben saniye saniye sayar beklerdim akşam olmasını

Hatırlar mısın? Her gece şiirler yazar yollardım sana Sen de hep nasıl yazıyorsun bunları der Geçiştirirdin Oysa ben satır satır yaşardım yazdıklarımı

Hatırlar mısın? Bir günde onlarca kez arardım seni Sen ya telefonu açmazdın ya da meşgulüm der Geçiştirirdin Oysa ben yaşamak için sesine muhtaçtım

Hatırlar mısın? Sana hep hediyeler alırdım Sen de niye zahmet ediyorsun der Geçiştirirdin Oysa ben bir kez gülmen için dünyaları verirdim

Elbette hatırlarsın! Ben de hatırlıyorum an ve an her şeyi Sana ne kadar çok şey verdimse Bin katını vermeye hazırım unutmak için

Elbette hatırlarsın! Hiç hatırlamak istemesen bile En az senin kadar hatırlamak istemesem de Unutamam Unutmak nankörler için

39

Marmaris

Güzel bir Marmaris sabahı Burnumda kırmızı saçlarının kokusu Uyuyan şişkin iki göz Hâlâ hatırımda sana verdiğim söz

Her sabah uyandığımda gözlerini ararım Kırmızı saçlarına uzanır ellerim Nafile Kaplar içimi ağır sancılı bir his Aklımın kaldığı tek yer Marmaris

40

Bu Son

Bu son diye başlıyorum her sigaraya Bu son diye başlamıştım senle sevdaya Ne sigaramın koru söner, ne kalbimin koru Unutulmakmış meğer her şeyin sonu

Bu son olsun Bu son aldanış Her aldanış yeni bir son Her son yeni bir başlangıç

Bu son olsun Senle olsun Senin olsun Son nefesim

41

Ağlayamam

Ucunda ölüm olsa sana giden yolların Kaderime başım gökte giderim Dağlardan büyük olsa da eziyetlerin Yine de ağlayamaz erkek yüreğim

42

Sensizlik I

Koklayacak bir şeylerin kalacaktı bende Birkaç resmin kalacaktı bakmadan uyumadığım Birkaç mektup belki Her kelimesine anlamlar yüklediğim

Senle geçen güzel günlerimi anlatacaktım En iyi dostlarıma Az da olsa beni sevmiş olmanın mutluluğunu Kara toprağa taşıyacaktım

İyi ki O’nu tanımışım İyi ki O’nu sevmişim diyecektim kendi kendime Belki de gizlice özleyecektim seni Gözlerin aklıma geldiğinde Saklı bir tebessüm belirecekti yüzümde

Çilingir soframa arkadaş Çayıma şeker olacaktın Geceleri sen diye sarılacaktım yastığıma Gündüzleri seni arayacaktı gözlerim

Yine de kızamayacaktım gidişine Beni sevmiş olman düşüncesi Ömür boyu mutlu edecekti beni Sensizliği böyle hayal etmemiştim

43

Sensizlik II

Sigaramın dumanında yüzünü arıyorum Her sabah uyandığımda Tiksiniyorum yaşıyor olmaktan Ne bir resim Ne bir mektup Tek hatıran kırgın yüreğim

Yine de seni görüyorum Gözlerimi diktiğim her noktada Çürük, kokuşmuş bir yara büyüyor içimde Gözlerim kan çanağı uykusuz gecelerden Gözlerim kan çanağı Hiç sevilmemiş olmanın acısı yayılıyor beynime doğru Habis bir tümör gibi

Fikrinden kurtulmak için Saniye saniye sayıyorum öleceğim günü Yaşamak istemiyorum senin dünyanda Yaşamak istemiyorum senli dünyada Yaşamak istemiyorum sensiz dünyada

Hayır, hayır… Yaşamak istiyorum Belki bir gün Tekrar görürüm seni uzaktan

Görüyor musun ne çaresizim? Sonu yok bunun Mutlu etmiyor beni artık Ne varlığın ne yokluğun

44

Sensiz de mutlu olmalıydım Özlemeliydim varlığını Beceremedim

Yükünü taşıyamaz oldum Artık ölmeliyim Sensizliği böyle hayal etmemiştim

45

Rehber

Hayatını yalanlar üzerine kurmak Yalanını hayatlar üzerine kurmaktan Daha kötü değildir

46

Bu Gece

Bu gece yazarım Bin şairin bin yılına yeter Yüreğimdeki mürekkep Bu gece mezar taşıma yazıyorum Ben yazarım şiirimi Ben kazarım mezarımı

47

Yüz Kalbin Aynasıdır

Bir adam Atmış kendini pencereden Dün akşamüstü Ölmüş Parça parça olmuş Cesedinin başında komşuları Dedikodu sarmış her tarafı “Zaten ayyaştı” “Bir kadın yüzünden olmuş” Eğildim yüzüne baktım Yüzünde sevdamı gördüm

Bu sabah küçük bir çocuk Bakkalın çırağından Bir araba sopa yiyordu Ayırdım Neden vuruyorsun dedim küçük yavruya? Nefsine yenilmiş Küçük bir şeker çalmış Küçük elleriyle Eğildim öptüm yanağından Bir şeker daha tutuşturdum eline Yüzünde korkumu gördüm

Akşam, yaşlı bir adam ilişti gözüme Dağınıktı Üzgündü Ağlamaklıydı Gittim derdini sordum Susuzmuş Açmış Evinin yolunu unutmuş

48

Karnını doyurdum Evine götürdüm Gözlerini gözlerime dikti Yüzünde çaresizliğimi gördüm

Bu gece öldüreceğim kendimi Bir bidon benzinle Yakacağım her yerimi Önce yüzüm yanmalı Cesedime bakan Anlamamalı Kara sevdamı

49

Sen ve Ben

Biz aynı telden çıkan notalar değiliz sanki Aynı renk değiliz bir palet üzerinde Bir elmanın iki yarısı da değiliz belki Başka arılarız başka çiçeklerde

Ama aynı yolun yolcusuyuz Seslerimizden çıkıyor yeni notalar Renklerimizle güzelleşiyor duvardaki tablolar Suyunla dönüyor gönlümdeki değirmen

Damla damla bulaşıyor suyun unuma Hamur olup doğuyoruz başka bir dünyaya Aşkın ateşi pişiriyor bizi ağır ağır Sen kokan bir ekmek oluyoruz sonunda

50

Bir Gülsen

Bir gülsen ağaçlar yeşerecek En güzel üzümünü verecek bağlar En lezzetli şaraplar yapılacak o üzümlerden İçip keyifleneceğim Bir gülsen Seni daha çok seveceğim

51

Yenik

Yüzünde gülümseme içinde acı Omuzları düşmüş dağılmış saçı başı Ne yapsa dönmeyecek başının tacı Son darbeyi yemiş yorgun savaşçı

52

Bitti

Bildiğin adam değilim artık O adam gitti Kendimi bile inandırdığım Yalan bitti

53

Deniz

Acımasız fırtınalar ortasındayım Kara senin kadar uzak Gücüm yok dümeni çevirmeye Güzergâhım belirsiz Mezarım olacağını bilsem de Yaşayamam denizsiz

54

Bencil

Sevdiğim Seni terk ediyorum Çünkü dayanamam Beni terk etmene

55

Kafiyesiz

Ne kadar koşabilirim sana doğru? Kanım oluk oluk akarken damarlarımdan Gözlerim kapanırcasına şişmişken uykusuzluktan Ne kadar koşabilirim?

Yüreğimde hançerin duruyorken Cam kırıkları batmışken her yanıma Nasıl düşünebilirim Sana yazdığım şiirlerdeki kafiyeyi?

Sana hiç benim ol demedim Ben, ben değilim artık Kendime dönmeye çok geç Dünya dönmüyor artık

56

Geceleri

Her gece bu saatlerde sen gelirsin aklıma Korkar Azrail canımı almaya Şeytan sokulamaz yanıma Bardaklar parçalanır avuçlarımda

Her gece bu saatlerde yokluğun Bir kefen gibi bedenimi sarar Her gece bu saatlerde Seni anan biri var

57

Uzak Dur

Uzak dur

Fakat

Sevmiyorsan beni

Yaklaşma

Hiç arkana bakmazsın

Yaklaştırma

Yaptığını tartmazsın

İzin ver Uzaktan uzağa seveyim seni Yeşermesin içimde Zehirli umut çiçeği

Tartsan bile kendine Bir paye çıkartmazsın Hayatı sorgulayıp Doğruyu aramazsın Yine de Sevdim seni

58

59

Sen

Bin yıl yaşamak isterim Beni sevdiğini bilsem Bütün tanrıları topla Evrenlerle çarp Tırnağına değişmem Dünyaları versen Hiçbir şeyde gözüm yok Hiçbir şeyden korkum yok Sen Yalnızca Sen

60

Bana Seni Soranlara (Sen varken)

Bana seni soranlara yaşam gibidir diyorum

Onunla geçen zaman şelaleden akan su gibidir Akar gider Bataklıkta açmış bir gül gibidir

Ya da bir çocuğun elindeki pamuk şeker

Güzel yüzü sabahın ilk ışığına benzer

O ince ve derinden sesi insanın nefesini keser

Telaşı bile güzeldir onun diyorum Küçük elleri titrer Bir de korkusu vardır, yitirme korkusu sevdiklerini

O yüzden tutunur sevdiğine, başına taç eder

İyisiyle kötüsüyle diyorum, sevdiğim yaşama benzer Bir an daha yaşamak onunla yedi ömre bedel

Bana Seni Soranlara (Sen yokken)

Bana seni soranlara ölüm gibidir diyorum Üzerine yemin ettiğin felaket Kaçmaya çalışıp beceremediğin Kavuşmak isteyip cesaret edemediğin kara nokta Önceleri yüzüne bakmayanların arkanda saf tuttuğu yalan Hiç kavuşamayacak olmanın hamiline yazılmış senedi Geldiğinde kalbin durduğu, kanın donduğu kıyamet Tanrıya son yakarışın takipçisi Sonunda hep ağlatan kumar Bana seni soranlara ölüm gibidir diyorum Yüzünde patlayan en son şamar

61

Sabret

Az kaldı sabaha ha gayret gönül Bir geceye sığdı koskoca ömür Uyusan rüya, uyumasan hayal Fikri bırakmaz peşimi gönül

Her gece işkence ya sabır gönül Her gece tükenir yeni bir ömür Gelmen diriliş, ölmem kurtuluş Bir türlü huzura kavuşmaz gönül

Sık dişini verme canını Vur dibine iç şarabı Yak içinde ne kalmışsa Yırt kefeni çık sabaha

62

Dün – Bugün

Eskiden ne güzeldi seni rüyada görmek Beni sevdiğini söylediğin zamanlarda Geceleri keyifli bir özlemle geçirmek Sabaha seni görmek umuduyla

Sonra salaş bir çay bahçesinde Şiirler yazmak peçetelere Seni beklerken

Ne güzeldi her anı seninle yaşamak Sevgin ömrüme ömür katarken

Şimdi sensiz bir köşede aç susuz Rüyalardan uzak kalmak için uykusuz Hatıralarda boğulmuş sefil bir adamım

Gündüzleri kör gözleri ışıksız Geceleri şeytan gibi Tanrısız Günahları birikmiş rezil bir adamım

63

İyi – Kötü

Kötüyü kendime aldım İyiyi sana sakladım Karşıma bir ayna aldım Düşündüm bütün gece

Bütün kötüler bende Kötü değilsin öyleyse Bütün iyiler sende İyi değilim öyleyse

Bir yalan söyledim sana ‘Kendimi bile inandırdığım’ İçimdeki mikrobu Sana da bulaştırdığım

Hep iyiyi aradım yüzünde Kötüler yapıştı üzerime Sen melek, ben şeytan İşte sana koca bir yalan

64

İsimsiz

İskele yakın Biliyorum ki yoksun Yine demir alıp limandan limana koşacağım Martılara seni anlatacağım Seyir defterimde hep adın yazacak

İsimsiz 2

Bir gece de ölmesem diyorum Bin gece sürerken ölümlerim Kendimi öldürmesem Bir gece de gelmesen aklıma diyorum Gündüz aklımda yokmuşsun gibi

İsimsiz III

Yılların sevgisizliği çöktü üstüme Hem de bir gecede Deliler gibi âşık oldum Hiç tanımadığım birine

Ne olur sen başkaları gibi olma Kanayan yarama tuz basma

Gün olur Şiirlerim senin olur Sen benim ol ne olur

65

Adam Gibi Yaşamak

Her canlıya bahşedilmiş En büyük nimettir ölüm Bir nevi kurtuluştur ölen için Kalanlara ise zulüm

Biri ölen için ağlar Biri öleceğini hatırladığından Köşede kalmış yitik biri ise Ağlar hâlâ yaşadığından

En çok doğru düzgün sevmiş olan ağlar O doğru düzgün sevilmemiştir çünkü Hep aynıdır dertler hep aynıdır acılar Eziyetler aynıdır, ha yarınki ha dünkü

Madem ölüm var, adam gibi yaşamalı insan Sevdiği kadar sevilmeli Öyle olmuyor ama Yok dünyanın ‘adalet’i

Öyleyse darılma yaşadığım için ağladığıma Bu işkence bitmeli Adam gibi yaşayamıyorsak Adam gibi ölmeli

66

Son Perde

Bir perde daha kapandı hayat sahnemde Oyuncular da gitti bu kez Seyirciler de Son bir kez selamlamanı isterdim beni Şimdi tozlu sahnede tek başımayım

Senaryomu sen yazmışsın belli Kaderimi yazdığın gibi En aldanmış karakteri bana vermişsin Varsın olsun, oyunmuş der geçerim Umudum yok, son perdeyi beklerim

Bir gün son perde inecek elbet Sahne kapanacak Son perde dindirecek acıları Trajedi bitecek Perdeler utanacak senden Son perde sahneye değil Gözlerime inecek

67

Kırmızı

Bütün şiirlerim kırmızıdır benim Bıçak yaptım onları Bir bir sapladım kendime Önce bacaklarıma, karnıma Ve sonra yüreğime Kan bulandı ellerime, şiirlerime Sonra gözlerimi oydum Kestim bileklerimi, şahdamarımı Acımadı canım Tanrı şahidim Canımı acıtan tek şey terk edişin

68

Sokak Köpekleri

Bu sensiz gece nöbetleri Dert dolu tasa dolu Saatimin tik tak sesi Gecelerin tek dostu

Sağ tarafımda belirli belirsiz Sokak lambasının renksiz ışığı Bir de ulu orta havlayan Benden farksız köpekler

Sabah uyanacaksın yeni bir güne Her uyanışın yeni Her günün taze

Benim için öylesine bir gün yine Öylesine kara Öylesine çile

Seni nice güzellikler bekleyecek Gündüzleri geceleri Beni bekleyen birkaç kadeh Bir lamba Bir de sokak köpekleri

69

Beş Yıl Sonra

Sensiz doğmazdı güneş Sana doğru akardı nehirler Rüzgâr taşırdı kokunu Gözlerinin rengini denizler

Yokluğun amansız bir kuraklık olurdu Yağmak bilmezdi yağmurlar Senle akar giderdi Sensiz geçmeyen saatler

Ansızın terk edip gittin Doyamadım öpmeye seni Beş koca yılı tükettim Koyamadım yerine kimseyi

70

Bugün

Gün doğacak az sonra

Şarkılarını söyleyecek kuşlar Sonra o bilindik koşuşturma

O tanıdık bakışlar

Yeni bir yalana uyanacak dünya

Sahte insanlar sahte konuşmalar Takım elbiseli adamlar

Ve boyanmış kadınlar

Bir sen farklı uyanacak Telaşlanacaksın bugün Hatırlayacaksın elbet Bugün benim doğum günüm

Yıllar öncesi düşecek aklına

Bir fotoğraf gibi siyah beyaz Öldürdüğün adamı hatırlayıp

İç çekeceksin biraz

Duvarların ağlayacak bugün Ne yapsan ne etsen nafile Bugün benim doğum günüm Ölüm günüm olur belki de

71

Buraya Kadar

Teşekkür etme İnsan sevdiğini nasıl bırakır Kara günlerinde?

Düşünme artık olanları Kayıpları, acıları Kötü günler geride

Hastalığın da geçti Ateşlerin de düştü Bahar geldi kış gününde

Bırakmadım seni Zor günlerinde yalnız Uzattım elimi eline

Karalarını paylaştım Yaralarını dağladım Kanayan yüreğimle

Yoruldum ağır ağır Yaralandım, karalandım Yollarımız ayrılıyor burada

Kuşum buraya kadar Göçmen kuşlar seni bekler Yaşatırım seni hayallerimde

72

Muhtaç

Kendimi kaybetmişim Önce “bana” muhtacım Kendimi bulsam bile Doğru yola muhtacım Ben bensizim Ben sensizim Ekmeği suyu geçtim Bir tek sana muhtacım

Yolun sonu bataklık Sıcaklığına muhtacım Hiç görmesem bile yüzünü Varlığına muhtacım Sensizlik ağır Sensizlik zor Ayakta kalmak için Omuzuna muhtacım

73

Korkak

Sen korkağın tekisin benim için Birine kendini adamaktır cesaret dediğin Ölümü seçebilmektir yokluğuna karşın Uykusuz gecelerde umut dokumaktır gönül tezgâhında Sönmemek için direnmektir ayrılık rüzgârında Bazen kulu olmaktır sevdiğinin Bazen Tanrısı Bazen de alıp ceketini gitmektir cesaret dediğin Sen korkağın tekisin benim için

74

Unuttum

Günler oldu yazmayalı Sanma ki unuttum seni Ben kendimi unuttum Yıllar oldu unutalı Dünya durdu sen gideli Güneş battı, doğmaz oldu

75

Kutsal Yalan

Ağzından çıkan her sözü Kutsal sandım, kutsal saydım Tanrı yaptım seni dünyama Adını koydum dualarıma

Sonra bir gün Kovuldum cennetinden şeytan gibi Tanrı yalan söyler mi? Ama söyledi… Bir yalanıyla dünyamı cehennem etti

Şimdi susuz çöllerde bir bedevi Tanrısını arıyor yana yakıla

Benim İçin Aşk

O

eski

Bir yiğidin dev bir orduyla çarpışması benim için aşk

O

yalansız Tanrısını

Ya da değirmene su taşımak belki döner umuduyla

Günahlarının tek sebebi

Talihsiz bir ceylan yüreğim Afrika çöllerinde Yenilmek yazılmış kitabıma

Aldanmışlığı bir yalancıya

Yalnızca yenilmek

O

saf

O

zavallı aldanmışlığı

Vazgeçmeyeceğim sana yenilmekten

76

77

Aylar Sonra

Aylar geçti aradan Asırlar kadar uzun Ve gördüm seni uzaktan Yüreğimde yine hüzün

Kaçmadım bu defa Kendimle yüzleştim Keskin bir öfkeyle Karşında devleştim

78

Neredeyim?

Güneşin doğmadığı yerdeyim Bir kurdun bir ceylanı kovaladığı Sisli ormandayım Soğuk namlunun ucunda Patlayan volkanın ortasındayım Çaresizim Kutuplarda çırılçıplağım Günlerdir susuzum Afrika çöllerinde Bitkinim En ucuz kölesiyim Dünya denen bu köle pazarının Okyanusun dibinde nefessiz Körkuyularda merdivensizim Tanrı’nın bittiği yerdeyim. Aşktayım

79