KESK

EĞİTİM SEN
(EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİ SENDİKASI)

MERKEZ KADIN SEKRETERLİĞİ ÇALIŞMA YAŞAMINDA VE EĞİTİMDE CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN SAĞLANMASINA YÖNELİK GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİMİZ

8 Kasım 2006 Ankara

1

EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİ SENDİKASI - EĞİTİM SEN ’in ÇALIŞMA YAŞAMINDA VE EĞİTİMDE CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN SAĞLANMASINA YÖNELİK GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ Kadınların yaşamın her alanında hak ettikleri eşit statülere gelmelerinin ülkemizin demokratikleşme ve kalkınma hedefleri açısından tartışmasız bir önem taşıdığı bilinmektedir. Çağdaş ve demokratik bir sistem oluşturmanın ve sosyal adaleti tesis etmenin temel gereklerinden birisini de, hiç kuşkusuz kadın haklarının hayata geçirilmesi oluşturmaktadır. Nitekim, bu gereklilik Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren üzerinde önemle durulan hususlardan birisini oluşturmuştur. Daha Cumhuriyetin ilk yıllarında başta kadınların seçme ve seçilme hakkının tanınması olmak üzere çeşitli yasal reformlar gerçekleştirilmiş; kadınların eğitim hakkından yararlanmaları ve istihdama katılmaları önündeki engeller ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Türkiye kadın erkek eşitliğinin ve kadın haklarının tam olarak sağlanması konusunda uluslararası normlara ulaşma yönünde önemli aşamalar katetmiştir. Bugün ülkemizde kadınların kamusal yaşama katılımı, cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınlara yönelik ayrımcı uygulamalara son verilmesi açısından özellikle yasal düzlemde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Birleşmiş Milletlerin Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığı Önleme (CEDAW) Sözleşmesinin kabul edilmesinin ardından bu süreç daha da hızlanmıştır. Kadına karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılması konusunda CEDAW İhtiyari Protokole taraf olan ilk 20 ülkenin arasında yer almıştır. Kadın-erkek eşitliği konusu, Avrupa Birliği üyeliğimizin gerçekleşmesi açısından da önem taşımaktadır. Bugün, Avrupa Birliği’nin demokrasi ve insan hakları alanındaki normlarına uyum için gerekli yasal düzenlemeleri yapmış olmamıza rağmen, pratikte bu düzenlemelerin günlük uygulamaya kalıcı bir biçimde yansımalarında ciddi sıkıntılar yaşanmaya devam etmektedir. Bu durumun aşılabilmesi, ancak toplumumuzda var olan geleneksel erkek egemen zihniyetin aşılmasıyla mümkün olabilecektir. Dolayısıyla demokrasi kültürünün toplumun tümü tarafından özümsenmesine bağlıdır. Bunun en önemli aracının eğitim olduğunu düşünüyoruz. Tabi ki medyada bunun yaygınlaştırılmasında önemli bir role sahiptir. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen toplumumuzda kadınlara yönelik ayrımcılığın ortadan kalktığını; kamusal ve özel alanda kadın-erkek eşitliğinin sağlandığını söylemek ne yazık ki mümkün değildir. Nitekim kadınların seçme ve seçilme hakkını çok erken tarihlerde kazanmış oldukları ülkemizde bugün parlamentonun sadece yüzde dördünü oluşturuyor olmaları üzüntü vericidir. Yasal reformlar önemli olmakla birlikte toplumsal, kültürel ve tarihsel açıdan karmaşık ve derin kökenlere sahip olan cinsiyet eşitsizliği sorununun sadece yasal reformlarla ortadan kalkması beklenemez. Bunun için toplumsal bir dönüşüm perspektifiyle çok boyutlu bir çaba içinde olunması gerektiği açıktır. Böylesi bir toplumsal dönüşümün en önemli aktörlerinden birisini devlet kurumları oluşturmakta, toplum örgütlerine ise önemli roller düşmektedir. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Eğitim Sen kuruluşundan bu yana bu rolünün bilinciyle hareket etmiştir. Aşağıda istihdamın genel özellikleri ve eğitim iş kolundaki toplumsal cinsiyet yapısı ile çözüm önerilerimizle birlikte Eğitim Sen’in kadın politikaları yer almaktadır.

2

TÜRKİYE’DE KADIN İSTİHDAMI Kadın İstihdamının Genel Özellikleri Ülkemizde kadınların işgücüne katılım oranı göreli olarak düşüktür. Çalışan kadınların çok büyük bir bölümü ise tarımsal alandadır ve ücretsiz aile işçisi statüsündedir. Son yıllarda kırdan kente göçün artmıştır. Ancak kentler kadınlar için yeterli istihdam olanağı sunmaktan yoksundur. Tarım dışı işsizlik kronikleşen yapısal bir işsizliğe dönüşmüşken, iş gücüne dahil olmayan 19.264.00 kadından 13.025.00’ni kendisini “ev kadını”olarak tanımlamaktadır.1 “Ev kadınlığı” sorumluluklarından/ konumlarından kalkınma süreci içerisinde kurtuldukları anda aslında bu kadınların büyük çoğunluğu işgücüne katılmaya hazır hale geleceklerdir. Yani Türkiye’de ciddi boyutlarda gizli bir kadın işsizliği vardır. Bu kadınların çalışmaya hazır olarak işgücü piyasasına girmeleri, zaten tehlikeli boyutlara ulaşmış olan işsizlik sorununu daha da arttıracaktır. Bundan dolayı da işsizlik sorununu çözmeye yönelik aktif istihdam politikalarının aynı zamanda toplumsal cinsiyet bakış açısını içermesi ve istihdam politikalarının içinde kadın istihdam politikalarının yer alması gereklidir. Türkiye’de yeterli istihdam olanaklarının yaratılmamasının yanı sıra, istihdam yaratmayan ekonomik büyüme de kırsaldan kente göçle beraber kadınların işsiz kalmasına neden olmaktadır. Kadın istihdamının önündeki diğer nedenler ise; cinsiyete dayalı iş bölümü ve bu işbölümünü yeniden üreten tercihler ve yasal düzenlemelerdir. Çalışma yaşamını düzenleyen yasalarda çocuk bakımı kadının sorumluluğunda görülmekte, çalışma yaşamı ve aile yaşamını uyumlaştıracak düzenlemeler bulunmamaktadır. Çocuk bakımı nedeniyle iş piyasasından ayrılan kadınların, işgücü piyasasına geri dönüşünü sağlamak konusunda bir politika olduğunu söylemek güçtür. Doğum ve analık izninden dönen kadınların aynı veya eşdeğer pozisyonlara dönmesini garanti altına alacak, iş piyasasına döndüklerinde mesleki eğitimlerini sağlayacak düzenleme de mevcut değildir. Bakım yalnızca çocuk bakımı olarak değil hasta, yaşlı ve özürlü bakımı olarak da kadının omuzlarındadır. Bununla ilgili bir devlet politikası bulunmamaktadır. Etkisi giderek artan ve sosyal devleti büyük ölçüde ortadan kaldırmakta olan neo-liberal politikaların çalışma yaşamına yansıması, kadınları daha fazla etkilemektedir. Kentlerde çalışan kadınların önemli bir bölümü kayıt dışı sektörlerde düşük gelirle ve iş güvencesinden yoksun bir şekilde istihdam edilmektedir. Kayıtlı sektördeki kadın istihdamı gıda ve tekstil gibi imalat sektörü ile hizmetlerde yoğunlaşmaktadır. Hizmet sektörü kadın istihdam oranının göreli olarak yüksek olduğu sektördür. Ve eğitim işkolu hizmet sektöründe en fazla kadın istihdam edilen sektörlerden birisidir. Dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi ülkemizde de genel olarak işe girişte ve işyerinde kadınların aleyhine cinsiyete dayalı bir ayrım bulunmaktadır. Kadınların kazançları ve işteki konumları kadınların aleyhine sonuçlar göstermektedir. UNDP, 2005 İnsani Kalkınma Raporuna göre ücretlerde hesaplanan cinsiyet farkı % 46’dır. Ayrıca yine aynı rapora göre idari ve yönetim kademelerinde bulunan kadınların oranı % 62 iken profesyonel ve teknik alanlarda kadın oranı ise % 30’dur. Egemen durumdaki aile ideolojisi eve ekmek getirenin erkek olduğunu, kadınların gelirlerinin sadece aile bütçesine destek oluşturduğunu öngörmektedir. Bu durum, kadınların çalışma yaşamının asli unsurlarından birisi olmasını güçleştirmektedir. Öte yandan çoğunlukla
1

Türkiye İstatistik Kurumu, 2005

2

Bu oran bir önceki yıl için aynı kaynakta % 7 olarak verilmiştir. 3

kayıt dışı sektörlerde ve düzensiz bir şekilde istihdam edilmeleri, kadınların sendikalaşmalarını da güçleştirmektedir. Yapılan işler cinsiyete göre sınıflandırılmakta ve “kadın işi” olarak nitelenen işler düşük statülü, düşük ücretli işler olarak görülmektedir. Türkiye’deki toplam sendika üyelerinin çok az bir kısmını kadın üyeler oluşturmaktadır. Kamu sektöründe örgütlenen sendikaların kadın üye oranı imalat sektörüne göre daha yüksektir. Türkiye’de, istihdam piyasasında cinsiyet temelli ayrışmayı önlemek üzere kapsamlı ve sürekli bir çalışmanın yapıldığını ve bu doğrultuda gerekli önlemlerin alındığını söylemek zordur. Bu konuda yapılması gerekenler, kadınlar için eğitimden, çalışma yaşamına ve siyasette temsiliyete kadar hayatın her alanında fırsat eşitliğinin sağlanmasıdır. Burada önemli olan ise bu politikaların sonuçta eşitliği sağlayabilmesi için toplumsal yaşamda kadınların eşitliğini sağlayıncaya kadar geçici özel önlem politikalarının alınmasıdır. Ayrıca kadınların doğurganlığının çalışma yaşamında kadınlar için dezavantajlara yol açan bütün yasal düzenlemelerin kaldırılması gerekmektedir. Bu bağlamda yalnızca kadınlar için doğum izni düzenlemesi yapmak yeterli değildir. Kkadınların doğum izninden döndükten sonra değişen iş koşullarına uyumunu sağlayacak hizmet içi eğitimlerin işveren tarafından verilmesini sağlamak ve kadını aynı veya eşdeğer pozisyonda çalışmasını garantilemek gerekmektedir. Eşit ücretten eşit muameleye kadar cinsiyet nedeniyle yapılan her türlü ayrımcılığa ilişkin yeterli yasal düzenlemeler ve yaptırımlar uygulamaya konulmalıdır. Parlementoda kadın erkek eşitliği daimi komisyonunun kurulması kadın hareketinin bugün en önemli taleplerinden birisidir ve bu komisyonun meclise intikal eden bütün yasaları cinsiyet eşitlği perspektifinden değerlendirmesi gerekliliği istihdamda cinsiyet açığını kapatmak için şarttır. Cinsiyet eşitliğinin sağlanması yönüünde yapılması gerekenler şu şekilde özetlenebilir; Yapılması Gereken Yasal Reformlar Yasalarda cinsiyet eşitsizliğine neden olan maddeler kaldırılmalı; • İş kanunun kapsamı genişletilmeli, iş kanunu işe alma sürecini kapsamalı, iş güvencesi sağlanmalı, • Ebeveyn izni düzenlemesi yapılmalı, • Doğrudan ve dolaylı ayrımcılık tanımlanmalı, • Kreş ve oda açma yükümlülüğü toplam işçi üzerinden tanımlanmalı ve bu konuda işveren, devlet ve yerel yönetimlere sorumluluk tanımlanmalı, • İş yerinde cinsel taciz tanımlanmalı, • İş sürelerin haftalık 35 saat olacak şekilde düzenlenmeli, • Esnek çalışma biçimlerinde, insan onuruna yakışan iş ve ücret olmalı, sosyal güvenlik ve sosyal haklar tanımlanmalı, kanunda kısmı zamanlı çalışan işçi tanımlaması yapılmalıdır. Alınması Gereken Önlemler ve Kurumsal Hizmetler • İşe almada, terfide, meslek içi eğitimlerde ve yeniden eğitimlerde kadınlar için pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır. • Kadın erkek eşitliğine aykırı politikalar, yasal düzenlemeler ve uygulamalar kaldırılmalı, toplumda kadın ve erkek eşitliği sağlanıncaya kadar, kadınlara pozitif ayrımcılık yapılmalı bir devlet politikası olarak kabul edilmelidir. • Cinsiyet eşitliği eğitimi temel eğitimden başlayarak eğitim ve öğretimin her kademesinde, meslek içi eğitimlerde verilmelidir. • Toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar devletin bütün ana plan ve programlarının içine entegre edilmeli, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği sağlanmalı, programların ve

4

sonuçların izlenme ve değerlendirilmesi için gerekli mekanizmalar oluşturulmalı ve var olan mekanizmaların işler hale getirilmesi sağlanmalıdır. • Bütçe görüşmelerinde merkezi ve yerel düzeyde, bakanlıklar ve genel müdürlükler düzeyinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için bütçe ayrılmalıdır.

EĞİTİM İŞKOLUNDA KADIN İSTİHDAMI VE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTİZLİĞİ Ülkemiz bugün eğitim sisteminin hiçbir aşamasında kadın erkek eşitliğini sağlayamamıştır. Türkiye toplumsal cinsiyet eşitliğini gerçekleştiremeyen ve 2015'e kadar gerçekleştirememe riski bulanan 12 ülkeden biri. Ülkemizde toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi ve kadınların güçlendirilmesi, ilk ve orta öğretimde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin tercihen 2005 yılına, bütün düzeylerde ise 2015 yılına kadar giderilmesi hedeflenmektedir. 7.5 milyon okuma yazma bilmeyen kişinin, 6 milyonunu kadınlar oluşturmaktadır. 15 yaş ve üstü kadınların % 22.8’i ise hala okuma yazma bilmiyor. Türkiye’de ilköğretim çağında olup da okula gitmeyen kabaca 1 milyon çocuk vardır. İlköğretim düzeyinde okullulaşmada cinsiyetler arasındaki fark %7’dir. İlköğretim çağında olup da okula gitmeyen kız çocuk sayısı aynı durumdaki erkek çocuk sayısından 600,000 daha fazladır. Kız çocuklarını okullaştırma kampanyalarıyla ilköğretimde bu oranın göreli olarak yükselmesine karşın, ortaöğretimde okullaşma oranı, erkek çocuklarda %74.3 iken kız çocuklarda %57.2 olarak gerçekleşmiştir. Milli Eğitim Bakanlığının verilerine göre, 8 Yıllık Zorunlu Temel Eğitim Reformunun sonucu, şehirlerde kız çocukların okula kayıt oranında %30, kırsal kesimde ise %16 civarında artış sağlanmıştır3. Eğitimin her kademesinde bölgesel eşitsizler mevcuttur. Ekonomik olanaksızlıklar ve geleneksel değerlerin kadınların eğitimleri konusunda kısıtlayıcı bir rol oynadığı bilinmektedir. Eğitimin amacı, bireyin ve toplumun istek ve ihtiyaçları doğrultusunda bireylerin ilgi ve yeteneklerini geliştirerek onları topluma kazandırmaktadır. Herşeyden önce eğitim alma en temel insan haklarından biridir. Bu nedenle, sistem dışı kalmış, sistemden ayrılmış veya ayrılma riski bulunan (okula hiç kaydolmamış veya okula kayıtlı olup da devam etmeyen), düzenli yöntemlerle erişilmesi mümkün olmayan, bölgesel farklılığın ve cinsiyetler arası farklılığın yüksek olduğu yerlerde yaşayan çocuklara ve özellikle kız çocuklarına mevcut eğitim sistemi içinde yerlerini almalarının öncelikli olarak sağlanması gerekmektedir. UNİCEF ve MEB tarafından ortaklaşa yürütülen “Haydi Kızlar Okula” kampanyası da aslında bu amaçla bütünleşmektedir. Bu nedenle sendikamız bu kampanyaya ciddi değer biçmektedir. Resmi olmayan rakamlara göre birinci yıl 40 bin, ikinci yıl 73 bin çocuk eğitime kazandırıldı. 2003'e oranla artış ise 11.44 oldu. Kampanya süresince 53 ilde 113 bin kız çocuğu okula kazandırıldı. Ancak, genel tablo içinde kız-erkek oransal dağılımında bu artış sadece yüzde 1'lere karşılık gelmektedir. Bir yıl içinde okula giden kız çocuğu oranı yüzde 47'den, yüzde 48'e çıktı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın verilerine göre hala ilköğretime kazandırılması gereken 566 bin 789 kız var. Bu durum aslında sorunun kampanya ve sınırlı önlemlerle bertaraf edilemeyecek
3

Milli Eğitim Bakankığı resmi WEB Sitesi

5

kadar köklü değişimleri gerektirdiği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Kaldı ki, kadın erkek eşitliğinin, yalnızca nicel artışlarla sağlanamayacağı göz ardı edilmemelidir. Sendikamızın saptadığı ve Mili Eğitim Bakanlığının da tespitleriyle örtüşen, kız çocuklarının okullaşmalarının önündeki engelleri kısaca şöyle belirlemek mümkün: Okul ve derslik yetersizliği; okulların genellikle yerleşim yerlerinden uzak olması ve birçok ailenin özellikle kız çocuklarının bu kadar yol gitmesini istememeleri; ailelerin, çocuklarını, fiziksel koşulları elverişsiz, örneğin tuvaletsiz, su şebekesi olmayan okullara göndermek istememeleri; birçok ailenin ekonomik güçlük içinde olması; ailelerin yetişkin erkekleri ve erkek çocukları kadınlara ve kızlara göre önde tutan geleneksel önyargıları; çocukları evde çalıştırarak aile gelirine ek katkı sağlama eğilimi; birçok ailenin kızlarının bir an önce evlenmesini eğitimden daha önemli sayması; kırsal bölgelerde kadın rol modellerinin nadiren görülmesi ya da hiç olmaması; orta öğrenim imkânlarının sınırlı olmasının ilköğretime yönelik ilgiyi azaltması olarak tespit edilmektedir. Ülkemizin kimi yörelerinde okul öncesi çocukların Türkçe bilmemeleri de bir sorun olarak değerlendirilebilinir. Öte yandan kimi yerlerde aileler taşımalı sisteme kaygılı yaklaştıkları için kızlarını okula göndermemeyi tercih edebilmektedirler. Yoksulluk ise kız çokçuklarının eğitimi önündeki temel engellerden birisidir. Sosyal, psikolojik ve zihinsel gelişimin erken yaşlarda şekillenmesi nedeniyle, okulöncesi eğitimin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak, programlarının kalitesini yükseltmek, sosyo-ekonomik dezavantajları olan çocuklara yönelmek, çalışan annelerin çocuklarına gündüz bakım ve eğitim olanağı sunmak eğitimin kalitesini doğrudan etkileyen fiziki altyapı, donanım, müfredat, öğretmen ve öğretim üyesi istihdamı açısından eğitim kurumlarının yeterli düzeye getirilebilmesi için finansman imkanları geliştirilmelidir. Uygulanan IMF politikalarıyla eğitime ayrılan payların hissedilir biçimde azalmasıyla artan yoksulluk, varolan toplumsal değerler ve cinsiyetçi tutumlarla birleştiğinde özellikle alt gelir gruplarındaki kadınların ve kız çocuklarının eğitim olanaklarından yararlanmasını iyice zorlaştırmıştır. Kadınların eğitim süreçlerine katılımı ile ilgili sorunların kaynağında, eğitime ayrılan payın düşüklüğü, iç göçler, yoksulluk, toplumsal değerler, cinsiyetçi kalıp yargılar, eğitimin yapısından ve içeriğinden kaynaklı (programlar, öğretmen tutum ve davranışları, ders kitapları ve materyalleri) problemler bulunmaktadır. Eğitimdeki bu cinsiyetçi yapılanma genel olarak toplumdaki cinsiyetçi işbölümünü pekiştirmekte, kadınların işgücüne eksik katılımına yada kadınların belli sektörlerde yoğunlaşmalarına yol açmaktadır. Eğitim sisteminde kadın–erkek eşitliğini sağlamak her şeyden önce temel bir anlayış değişikliğini gerektirmektedir. Kadınlar arasında okumaz yazmazlığın tamamen ortadan kaldırılması, bilim ve teknolojiye, meslek eğitimine ulaşmalarını sağlayacak pozitif destek politika ve araçların yaratılması gerekmektedir. Kız çocukların eğitimini sağlamanın somut bir yolu, kız çocukların eğitiminin önemi konusunda toplumu bilinçlendirmek ve anne babaları kız çocuklarını okula göndermeye ikna etmektir.

6

EĞİTİMİN İÇERİĞİ Eğitimdeki çarpıcı sayısal eşitsizliğin yanı sıra, eğitimin içeriği, eğitim ortamları ve öğretmen tutumları ile de cinsiyet ayrımcılığı sürdürülmektedir. Okulların ve eğitsel uygulamaların içerikleri toplumdaki cinsiyet rollerine ilişkin kalıp yargıları gizli ya da açık iletilerle öğrencilere taşındığı gerçeğinden yola çıkarak bizler öğretmen adaylarının, kadın erkek tüm eğitimcilerin toplumsal cinsiyet konusunda duyarlılık kazanmalarını ve öğrendiklerini davranışa dönüştürmelerini hedefliyoruz. Ders kitapları ve materyalleri de, geleneksel cinsiyet rollerinin genç kuşaklara aktarılmasında önemli işleve sahiptir. Cinsiyetçi ideolojiyi ve güç ilişkilerini körükleyen, kadınlık-erkeklik rollerini pekiştiren siyasal içerikte düzenlenmektedir. Kadınların edilgen ve itaatkar, erkeklerin baskın rolleri ön plana çıkarılmaktadır. Yeni Müfredat Programında cinsiyet eşitliğine yönelik olumlu bir takım düzenlemeler öngörülmekle birlikte ders kitapları henüz cinsiyetçi öğelerden arındırılabilmiş değil. Bu araç ve gereçlerin cinsiyetçilikten arındırılması kadınlarla erkekler arasında daha eşit ilişkiler kurulmasına yardım edeceği gibi, daha demokratik, barışçı bir toplumun yaratılmasını da sağlayacaktır. Eğitim sistemimiz, son yıllarda eğitim materyallerinin cinsiyetçilikten arındırılması ve kızların temel eğitimden yararlanması yönünde gerçekleşen kimi kazanımlara rağmen, hala cinsiyetler açısından eşit olanak ve fırsatı sağlamaktan uzaktır. Eğitimin yapısının, erkek egemen dil de dahil cinsiyetçi içeriğinden arındırılmasına ve bunları denetleyen bir mekanizmaya ihtiyaç vardır. Öğretim programları geleneksel cinsiyetçi rollerin yeniden üretilmesini kolaylaştırmaktadır. Eğitim materyallerinin yanı sıra öğretmenlerin de bu yönde eğitilmesi gerekmektedir. Eğitim kademeleri ve yöneticilik pozisyonlarına göre öğretmenlik mesleğinde cinsiyet dağılımında ciddi eşitsizlikler mevcuttur. Kuşkusuz toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak ve daha demokratik bir eğitim sistemi oluşturma mücadelesinin en önemli aktörlerinden birisi sendikalardır. Sendikamız istihdamda, eğitimde ve toplumsal yaşamda toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınların karşılaştıkları özgül sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalarını kadın sekreterliği aracılığı ile yürütmektedir.

7

EĞİTİM SİSTEMİNE YÖNELİK ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ Gerek yaygın gerekse örgün eğitim alanında kadın erkek eşitliğinin sağlanması ancak özel önlemleri içeren eğitim politikaları ve uygulamalarıyla mümkün olabilecektir. Sorumlu korumdaki devlet organları Pekin Pekin+5 taahhütlerini yerine getirmelidir.  Öncelikle kırsal alanda kız çocuklarının nüfusa kayıt olması sağlanmalı, kızların okula düzenli devamı konusunda (kızların okula kaydedildikten sonra tarlaya çalışmaya ya da iç göçle başka bir kente gitmeleri durumunda oluşan) eğitimden gizli uzak kalma sorununu takip edecek mekanizmalar geliştirilmelidir. Eğitimdeki burs, barınma, araç gereç vb imkanlardan yararlanmada eşitliğin sağlanması hedeflenmeli ve bu durum sayısal verilerle izlenmeli, kızlar lehine geçici özel önlemler alınmalıdır. Ders kitaplarında bulunan ayrımcı öğeler ayıklanmalı ve sürekli denetlenmelidir. Ana–baba eğitimine ve eğitimcilerin hizmet içi eğitimine özel önem verilmelidir. Okul çağındaki bedensel ve öğrenme engelli kız öğrencilerle mahkum kadınları, eğitime ve topluma kazandırma yönünde özel çalışmalar yapılmalıdır. Kız çocukları ve kadınların eğitim hakkını kullanmaları yönünde destek ve teşvik politikaları süreklileştirilmelidir. Toplumsal cinsiyet perspektifinin eğitim programları ve materyallerine (ders kitapları, yazılı-görsel malzemeler, ninniler, şarkılar, oyunlar vs) yansıtılması yoluyla çocukların cinsiyetçi kalıplardan sıyrılmaları sağlanabilir. Bu anlamda, toplum örgütlerinin bu yöndeki çalışmaları ve diğer iyi örnekler paylaşılmalı, bunlardan faydalanılmalıdır. Eğitimin her düzeyinde ve içeriğinde, ders kitapları ve materyalleri cinsiyetçilikten arındırılmalı, toplumsal cinsiyetle ilgili konular ve dersler yer almalıdır. Toplumsal cinsiyet perspektifinin eğitimin her aşamasında hayata geçirilmesinde eğiticilerin eğitimi hayati önem taşıyor. Bu bağlamda, eğitim programları ve materyalleri (ders kitapları, yazılı-görsel malzemeler vs) toplumsal cinsiyet perspektifi taşımalı. Toplumsal Cinsiyet Dersi eğitimin bütün kademelerinde, özellikle eğitim fakültelerinde zorunlu olmalı. Bu dersi alamamış olan eğitimciler içinse meslek içi eğitim kapsamında toplumsal cinsiyet eğitimi verilmeli. Anca bu dersin klasik sınav-not sistemli bir ders değil, sorgulatıcı, katılımcı, etkileşimli ve dönüştürücü bir ders olması önem taşıyor. Bakanlığın, Hizmet İçi Eğitim Programlarına “Toplumsal Cinsiyet” konusu dahil edilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığında “Eşitlik Komisyonu” oluşturulmalıdır. Bu komisyonun görevi, eğitim sistemindeki cinsiyet eşitsizliğini takip etmek, eğitimleri ve eğitim materyallerini materyalleri denetlemek, eğitimin her düzeyinin eşitlik temelinde yeniden yapılanması için çalışmalar yapmak olmalıdır. Erkek idarecilerin ezici çoğunlukta olmaları öğretmenlerin cinsiyetçi tutumlarının ve dillerinin pekiştirilmesini sağlayan unsurlardan biridir. Dolayısıyla, okul yönetimlerinde, YÖK’te, eğitimle ilgili olan komisyonlarda kadınların idari mekanizmalara dahil olmaları sağlanmalıdır. Lisans ve yüksek lisans düzeyinde “Kadın Araştırmaları Bölümleri” açılmalı ve bu alanda çalışma yapmak isteyen öğrenciler desteklenmelidir. İş kanununda yer alan 25522 sayılı “gebe ve emziren kadınların çalıştırılma şartlarıyla emzirme odaları ve çocuk bakma yuvalarına dair yönetmelik” ile ilgili olarak, kreş açma sorumluluğunun sadece kadın üzerinden tanımlanması cinsiyetçi bir bakışın ürünüdür. Bu madde, “belirli sayıda çalışan bulunduran her kurumda kreş bulundurulması”nı sağlayacak

   

 

 

8

şekilde değiştirilmeli. Okulların yoğunluklu olarak bulunduğu bölgelerde Okul Öncesi Kurumlar açılmalıdır. EĞİTİM ve BİLİM EMEKÇİSİ KADINLARIN ACİLEN ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNU: SÜT İZNİ Anayasamız Türkiye Cumhuriyetinin sosyal bir hukuk devleti olduğunu dile getirmektedir. Sosyal devlet olmanın gereklerinden birisi de çalışanların sosyal haklarının korunmasıdır. Sosyal bir devletin çalışma hayatını düzenleyen bütün yasa ve yönetmeliklerinin de adil ve çalışanları koruyucu olması beklenir. Bu açıdan ülkemizdeki çalışma mevzuatının kimi olumlu düzenlemeleri içerdiği belirtilebilir. Eksikliklerin ise başta ILO sözleşmeleri olmak üzere çalışanlar lehine olan uluslar arası normlara paralel bir şekilde giderilmesi gerekmektedir. Çalışan kadınların annelik haklarının korunup geliştirilmesi açısından da kimi yasal reformlara ihtiyaç bulunmaktadır. Öte yandan mevcut yasalarda yer alan hakların kullanımında da zaman zaman sorunlar yaşanmaktadır. Örneğin çalışan kadınların süt iznine ilişkin bu tür bir sorunla karşı karşıya bulunmaktayız. İlgili yasalara göre çalışan kadınların süt izni vardır. Fakat işkolumuzda bu hakkın kullanılmasını düzenleyen genelge fiilen kadın öğretmenlerin süt izinlerini kullanmalarını engellemektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu memurlara bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilmesini öngörmektedir. Yasada yapılan değişikliğe göre süt izninin kullanılması annenin saat seçme hakkı bulunmaktadır. Devlet Personel Başkanlığı da “Devlet memurlarına Doğum Sebebiyle Verilecek İzinler Hakkında 2004/3 numaralı Tebliğinin 2. sayfasında “süt izni” başlığı altındaki açıklamasında “… çocuğu henüz bir yaşandan küçük olan memurun, … bir buçuk saatlik süt izninden yararlandırılması ve anneye saat seçim hakkı tanınması gerekmektedir” demektedir. Her iki düzenlemede de annenin seçim hakkının kısıtlanabileceğine dair en küçük bir ibare yer almamaktadır. Dolayısıyla bu emredici düzenlemelerden annenin hiçbir koşula bağlı olmaksızın süt izni hakkından yararlanması gerektiği ve bu hakkın hiçbir gerekçeyle kısıtlanamayacağı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken Milli Eğitim Bakanlığının süt izninin kullanımını düzenleyen genelgesi kadın emekçilerin bu haklarını kullanmalarını engellemektedir. Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün yayımladığı 27.12.2004 günlü ve 4523/93570 sayılı süt izni konulu Genelge, eğitim işkolunda çalışan kadınlar açısından önemli sıkıntılara yol açmaktadır. Genelgede yer alan “eğitim ve öğretim faaliyetlerinin aksatılmadan yürütülmesi kaydıyla” ibaresi ile altıncı paragrafında yer alan “Bu itibarla eğitim ve öğretimin aksatılmadan öğretmen-yönetim işbirliği içinde yapılması gerekmektedir” ibaresi, kadın emekçilerin süt izni hakkından yararlanmaları önünde engel haline getirilmektedir. Genelgenin yol açtığı mağduriyetin önlenebilmesi için sendikamız tarafından 2005 yılında Danıştay’a yürütmeyi durdurma davası açılmış bulunmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı savunmada çalışan annelerin süt izni haklarını kullanmalarını “eğitim hakkının engellenemeyeceği” gerekçesi ile kısıtlanabileceğini belirtmiştir. Buna göre okul yöneticisi süt izninin kullanılmasını eğitim ve öğretim faaliyetlerini aksatıcı buluyorsa bu hakkın kullanılmasını engelleyebilecektir. ILO sözleşmelerine ve AB normlarına uyum çerçevesinde çalışanların haklarını korumak ve geliştirmek üzere yasalar çıkarılmakta iken, yasalarda yer alan hakların yorumlanması halen çalışanların aleyhine sonuçlar verebilmektedir. Süt izninin kullanılmasına ilişkin MEB genelgesi bu anlayışın bir soncudur ve eğitim işkolundaki çalışan anneleri ve bebekleri mağdur etmektedir.

9

Bu genelgenin en kısa zamanda çekilerek yasada açıkça tanınmış olan süt izni hakkının kullanımını sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmesini talep etmekteyiz. EĞİTİM SEN MERKEZ KADIN SEKRETERLİĞİ Türkiye’de kadın istihdam oranının en yüksek olduğu alanların başında eğitim sektörü gelmektedir. 2004 yılı verilerine göre kadın öğretmenlerin oranı %45’tir. Eğitim işkolundaki en büyük sendikalardan birisi olan Eğitim Sen ise kadın üye oranının en yüksel olduğu sendika durumundadır. Sendikamız eğitimde, çalışma yaşamında ve toplumsal yaşamın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda duyarlılık sahibidir; bu duyarlılığını bütün çalışmalarına yansıtmaktadır. Merkezi düzeyde oluşturduğumuz ve yerel örgütlerimizde de hayata geçirdiğimiz kadın sekreterlikleri de bu duyarlılığımızın bir ürünüdür. İşkolumuzdaki çalışan kadınların sorunları ve istihdamın toplumsal cinsiyet yapısı, ülkemizin genel kadın istihdamının yapısından bağımsız değildir. Bunun yanı sıra eğitim işkoluna ilişkin kimi özgün hususlar da bulunmaktadır. Eğitim Sen’in toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik yaklaşımı tüzüğünde ve programında yer almaktadır. Buna göre sendikamız kadın üyelerin çalışma yaşamında ve sendikal etkinliklerde kadın olmaktan kaynaklanan sorunlarına çözüm üretmeyi, ek haklar elde etmelerini, onlara olanaklar sunmayı görev olarak benimsemiştir. Kadın üyelerinin yönetsel birimlerde daha etkin bir biçimde yer almalarını özendirmeyi amaçlamaktadır. Kadınların karar ve yönetim organlarındaki temsil düzeyini yükseltmeye yönelik olarak sendikamızın kadın üyelerince gerçekleştirilen Kadın Kurultayı’nda kota benzeri pozitif ayrımcılık uygulamaları benimsenmiş fakat bu karar henüz sendikanın kararına dönüştürülememiştir. Bununla birlikte seçim yönetmeliğinde seçimlerde eşit oy alanlardan kadınlar lehine pozitif ayrımcılık uygulanacağı ilkesi benimsenmiştir. Sendikamızın cinsiyet eşitliğine ilişkin en önemli adımı Kadın Sekreterliğinin kurulmuş olmasıdır. 2000 yılında kongre kararı ile Eğitim Sen Kadın Sekreterliği’nin kurulmasıyla bu konudaki çalışmalar kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Kadın Sekreterliği merkez yönetimin unsurlarından birisi durumundadır ve yerel örgütlerdeki kadın sekreterliklerinin çalışmalarını da koordine etmektedir. Kadın sekreterliğimizin temel amacı, öncelikli olarak genelde kamu emekçisi özelde de eğitim emekçisi kadınların haklarının savunup geliştirilmesi; işyerinde yaşanan bütün ayrımcı uygulamaların açığa çıkarılarak ortadan kaldırılması, kadınların toplumsal yaşama ve sendikal örgütlenmeye aktif katılımının arttırılmasını sağlamaktır. Bu perspektifle destek eğitim program ve projeleri hayata geçirilmiş ve çeşitli faaliyetler yürütülmüştür. Üyelerimizin toplumsal cinsiyet eşitliği konunda bilinçlenmeleri ve duyarlılık kazanmaları amacıyla karma eğitimler düzenlenmiş; örgütlenme ve basın yayın çalışmaları yürütülmüş; sempozyumlar, kurultaylar düzenlenmiş ve bilimsel araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Kadın sekreterliğimiz bu çalışmalarını kadın örgütleri ile dayanışma ve işbirliği içinde yürütmektedir. Eğitim Sen’in kuruluşundan itibaren gösterilen duyarlılığa rağmen ne yazık ki sendika içinde cinsiyet eşitliği açısından henüz istenilen bir düzeye erişebilmiş değiliz. İşkolumuzun ve sendika üyelerimizin yarıya yakının kadınlardan oluşmasına karşın, sendika yönetim organlarındaki kadın oranı %20 civarında kalmıştır. Denetleme ve disiplin kurullarımızda kadın yer almamakta, üst kurul delegelerinin ise sadece %12’sini kadınlar oluşturmaktadır.

10

EĞİTİM SEN’İN DE YER ALDIĞI KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU/KESK’İN ÇALIŞMA YAŞAMINDA, TOPLUMDA VE EĞİTİMDE CİNSİYET EŞİTLİĞİNİ SAĞLAMAYA YÖNELİK ÖNEMLİ KAMPANYALARI • Eğitim Sen 1. Kadın Kurultayı: Yaklaşık iki yıllık bir ön hazırlığın ardından 2004 yılında düzenlenen Kadın Kurultayının amacı, işkolumuzdaki kadınların çalışma yaşamında, eğitimde ve sendikalarda karşılaştıkları güçlükleri saptamak ve bu güçlüklere karşı yürütülecek mücadele stratejilerini belirlemek; alınan kararları sendikanın genel politikalarının bir parçası haline getirmekti. Kurultayda alınan kararlar doğrultusunda kadın sekreterliğimizin çalışma programı oluşturulmuş, eylem takvimi şenlendirilmiştir. Dünya Kadın Yürüyüşü: Kadın Sekreterliği, amaçlarına ulaşmada ulusal ve uluslar arası düzeydeki kadın örgütleri ile ilişki içinde olmayı, ortak etkinlikler düzenlemeyi önemsemektedir. Bu doğrultuda 2000 ve 2005 yıllarında Dünya Kadın Yürüyüşü Türkiye etabında etkin bir şekilde yer alınmıştır. “Eşitlik İçin Örgütlen Kampanyası”: Kamu çalışanı kadınların pantolon giyinmelerini yasaklayan kıyafet yönetmeliğine karşı kampanya yürütülmüştür. Kampanyamız başarıya ulaşmış ve kadın öğretmenler pantolon giyinme hakkını elde etmişlerdir4. “Eğitimde Cinsiyet Ayrımcılığına Hayır Kampanyası”: Ülkemizde eğitimin her aşamasında ve bütün kurumlarında cinsiyet ayrımcılığına rastlanmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının yönetsel yapısından ders kitaplarının içeriğine, okullardaki hiyerarşinin en üstünde hep erkeklerin bulunmasından kız ve erkek öğrencilerin mevcut cinsiyet rollerine göre yönlendirilmelerine kadar geçerlidir. 2005 yılında düzenlediğimiz Eğitimde Cins Ayrımcılığına Hayır Kampanyası ile bu duruma dikkat çekmek, eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik duyarlılık oluşturmak amaçlanmıştır. “Sözümüzü Örgütlüyoruz Kampanyası”: Çalışma yaşamında kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması yönünde mücadele etmek ve kadınların sendikalara daha aktif katılımını sağlamak amacıyla, 2003 tarihinde bir dizi etkinlikten oluşan bir kampanya düzenlenmiştir. Doğum ve süt izinleri ile kreşe ilişkin taleplerimizi içeren bir imza kampanyası düzenlenerek 20 bin imza toplanmış, başbakanlığa verilmiş, kadın parlamenterlerle görüşmeler yapılmıştır. Yapılan yasal değişiklikle çalışan kadınların doğum izni 9 haftadan 16 haftaya çıkarılmıştır. Konfederasyonumuz KESK düzeyinde 8 Mart 2006 tarihinde başlattığımız, “Eşitlik Haklarımızı ve Geleceğimizi İstiyoruz” kampanyamızı 8 Mart 2007 tarihine kadar sürdürmeyi hedefliyoruz. Kampanya süresince gerçekleştireceğimiz tüm faaliyetlerin gerek kamu çalışanları, gerekse toplum nezdinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yönelik bir farkındalığın yaratılacağına inanıyoruz. Aşağıda görülebileceği gibi bu kampanyamızın amacı toplumda, çalışma yaşamında ve eğitimde cins ayrımcılığını ortadan kaldırmak,

4

Bu kampanya sonucunda Devlet Bakanlığı’nın 7/12/2001 tarihli 33480 sayılı yazısı üzerine, “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik”in yürürlüğe konulması sonucunda kamu çalışanı kadınlar pantolon giyinme hakkını elde etmişlerdir.

11

kamu çalışanı kadınların çalışma yaşamından kaynaklı sorunlarını çözmek ve kadınların sendikal katılımını yükseltmektir. Kampanya talepleri arasında yer vermiş olduğumuz kreş talebi çocuk sahibi kamu emekçileri açısından oldukça yakıcı bir sorun durumundadır. EŞİTLİK HAKLARIMIZI VE GELECEĞİMİZİ İSTİYORUZ YARIN DEĞİL BUGÜN…! Kampanyanın Gerekçesi: İkinci Kadın Kurultayımızda yaptığımız tespitlere göre sermayenin küreselleşmesi ve uygulanan neo-liberal politikalar, ülkeler, bölgeler, sınıflar ve cinsler arasındaki eşitsizliklerin ve ayrımcılığı derinleştirmiştir. Kadınların büyük çoğunluğu bu süreci ekonomik olarak yoksullaşma, dışlanma, emeklerinin ve varlıklarının görülmemesi biçiminde yaşıyorlar. Son yıllarda Türkiye’de ki kadın emeğinin, istihdamdaki oranı %23’lere gerilerken; kadınlar kayıt dışı sektörlerde serbest ticaret bölgelerinde ucuz ve güvencesiz koşullarda çalışıyorlar ve bunun olumsuz sonuçlarını zaman zaman canlarıyla ödüyorlar. Kamuda çalışanların yaklaşık %34’ü kadındır. Yine sektörel anlamda bazı işkollarında kadın oranı oldukça yüksektir. Cinsiyetçi politikalar kadınları yok sayıyor, yedek işgücü olarak görüyor, işyerine şiddete ve tacize maruz kalıyor, bilgi ve birikimi yeterli olduğu halde terfi ve atamalarda mağdur oluyor, yükselemiyor. Bugün kamu kurum ve kuruluşlarının üst yönetimlerinde kadınlar yok denecek kadar azdır. Yine Hükümet ILO sözleşmelerindeki eşitlik politikalarına çekince koyarak, kadınların hak ve çıkarlarını gömemezlikten geliyor. Kadının işgücüne katılım oranı 80’lerde yüzde 40 iken, şimdi dramatik bir biçimde yüzde 23’e düşmüştür. 1964 yılında ILO tarafından kabul edilen 1977 yılında Türkiye’nin onayladığı “122 Sayılı İstihdam Politikası Sözleşmesi”, sözleşmeyi onaylayan ülkelerin kadın istihdamına özel önem vermesi gerektiği açısından önemlidir. İstihdamda işe almada kadınerkek eşitliğinin sağlanacağı bu sözleşmede ifade ediliyor. Fakat bu sözleşmeye rağmen kamuda üst düzey yönetimlerde kadın yok denecek kadar azdır. Yine Hükümet tarafından çıkarılması öngörülen Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı, Kamu Personel Rejimi Yasa Tasarısı en çok kadınları mağdur edecektir. Güvencesiz ve olumsuz iş koşullarında çalışan kadınlar için emeklilik bir hayal olacaktır. Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi temel hizmetlere kadınlar daha zor ulaşacaktır. Yukarıda saydığımız birçok neden kadınların sendikal mücadeleye katılımı için bizlere görev yüklemektedir. Kısaca sendikalarımızın kongre kararları gereği, kadınların kadın olmaktan kaynaklanan sorunlarına sahip çıkmak, cins ayrımcı politikalara karşı mücadele etmek en temel görevlerindendir. Bir bütün olarak örgütümüzün kampanyayı sahiplenmesi, kadınların sendikal mücadeleye katılımının önünü açacak, sendikalarımızı ve kadınları güçlendirecektir. Kampanyanın Hedefleri: • • Sendikalarımızdaki kadın üye sayısını %20 arttırmak. Özel ve kamusal alanda ekonomik, sosyal ve siyasal düzenlemelerdeki eşitsizlik ve cinsiyet ayrımcı politikaları açığa çıkarma ve bilinç oluşturmak. 12

• •

Cinsiyetçi düzenleme ve uygulamalara karşı kamu emekçisi kadınlar arasında dayanışmayı geliştirme ve güçlendirmek. Kadınların ortak ve özgür talepleri ile eğitim, panel, sempozyumlarla toplumsal bilinci geliştirme, gibi sendikal faaliyetleri içerir.

Kampanyanın Talepleri : 1- En az 50 çalışanın bulunduğu işyerlerinde ve 50’den az çalışanın bulunduğu işyerleri için çalışma alanına yakın ortak bebek bakım üniteleri ve kreşler açılmalıdır. Bu hizmet SHÇEK bünyesinde verilmelidir. Kreşler ücretsiz ve SHÇEK yönetmeliğine uygun düzenlenmelidir. Gece çalışması olan ve vardiyalı işyerlerindeki kreşler 24 saat açık olacak biçimde düzenlenmelidir. Hükümet, kreşlerin açılamadığı durumlarda geçici önlem olarak kreş ücretini karşılamalıdır. 2- Doğumdan dolayı ücretsiz izne ayrılan kamu çalışanı kadınların, izinde geçen süreleri emekli kesenekleri devlet tarafından ödenmeli ve emeklilikten sayılmalıdır. 3- İşe almada, terfi ve yükselmelerde olumlu ayrımcılığın uygulanması, kadın istihdamını arttırmaya yönelik istihdam politikalarının oluşturulması yönünde somut adımlar atmalıdır. 4- Eğitimde cinsiyetler arasında eşitliği sağlamak için; Milli Eğitim Bakanlığında “Eşitlik Komisyonu” oluşturulmalı, eğitimin her düzeyinde ve içeriğinde, ders kitapları ve materyalleri cinsiyetçilikten arındırılarak, toplumsal cinsiyetle ilgili konular ve dersler yer almalıdır. Kız çocukları ve kadınların eğitim hakkını kullanmalarının önündeki engelleri kaldırmaya yönelik, destek ve teşvik politikaları hayata geçirilmelidir. 5- Bütün kadın kamu çalışanlarına yönelik mesai saatleri içerisinde düzenli “Kadın Sağlığı” eğitimleri verilmelidir. 6- İşyerinde cinsel tacizin; “Kişilik haklarını tehdit eden ve zedeleyen, belli bir cinsiyete mensup olma sebebiyle cinsel nitelikte veya başka türlü davranış şeklinde, özellikle üst yöneticiler ve mesai arkadaşları tarafından yapılan, arzu edilmeyen ve kabul edilemez söz, tutum ve davranışlar, cinsel tacizdir.” biçiminde yasal tanımı yapılmalıdır. Cinsel taciz konusu mesleki eğitimlerin bir parçası olmalı; koruyucu tedbirler alınmalı ve yasal yaptırımların uygulanmasında mağdurun şikayeti yeterli olmalıdır. 7- ILO'nun “Aile Sorumlulukları Olan Kadın ve Erkek İşçilere Fırsat Ve Davranış Eşitliği Sağlanması”na İlişkin 156 sayılı sözleşmesi ülkemiz tarafından bir an önce onaylanmalı ve hayata geçirilmelidir. 8- Anayasadaki “aile” tanımı, boşanmış ve çocuğuyla yaşayan kadınları kapsayacak biçimde genişletilerek yeniden düzenlenmelidir. 9- Yargı mensuplarına, güvenlik güçlerine, sağlık görevlilerine, öğretmenlere, sosyal hizmet uzmanlarına, psikologlara, hukukçulara, kadın ve çocuklara karşı şiddet konusunda zorunlu hizmet içi eğitim verilmeli, seminerlerle desteklenmelidir. 10- Hükümet, belediyelerin görev ve sorumluluklarını içeren 5393 sayılı yasanın “Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50 bini geçen belediyeler, kadın ve çocuklar için koruma evleri açar” maddesi doğrultusunda, sığınma evlerini uluslar arası standartlara göre inşa edip bakımının yapılarak, uygulamaya geçirilmesi için gerekli önlemleri almalıdır. 11- 8 Mart’ta kamu emekçisi kadınlar ücretli izinli sayılmalıdır. Kampanyanın Araçları:

13

• • • • • • • • • •

Sanatçı, bilim kadını, gazeteci gibi kadınlardan kadınlara çağrı Kampanyanın basın ile paylaşımı Kadınların sendikalara üye olmalarını ifade eden cd, Bildiri (talepleri ifade eden) Afiş El broşürü Kampanyanın başlangıcında talepleri içeren imza kampanyası En az 10 soruluk kadınların sendikadan ne beklediğini anlamamızı sağlayacak çalışması İllerde bölgesel düzeyde panel, söyleşi, eğitim faaliyeti, şenlik vb… etkinlikler Kokart

anket

Sendikamızın üyesi bulunduğu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu-KESK’in yukarıda sıraladığımız kampanyaları toplum içinde önemli etkilerde bulunmuştur. Ayrıca bu güçlü kampanyalar sonucunda ilgili kamu kurumları dile getirilen taleplere duyarsız kalamamışlardır. Kamu çalışanı kadınların pantolon giyinme hakkı ya da çalışan annelerin doğum izinlerine ilişkin somut kazanımlar elde edilmiştir. Bu etki, sendikalar ve kamu kurumları arasında olması gereken diyalog açısından önemli bir aşamaya işaret etmektedir5. Son kampanyamıza ilişkin de beklentimiz bu yöndedir. Özellikle yukarıda da belirttiğimiz gibi çocuk sahibi kamu emekçileri açısından kreş hakkı oldukça yakıcı bir durum arz etmektedir. Sayın bakanımızın bu konuya özenle eğilmesi, daha önceki talepler açısından olduğu gibi bu talebin karşılanmasında da olumlu etkide bulunacaktır. Saygılarımla Elif Akgül Ateş Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri

5

Kadının Sorunları ve Statüsü Genel Müdürlüğünün yürüttüğümüz kampanya taleplerine ilişkin konfederasyonumuza gönderdiği ve aşağıda yer verdiğimiz yanıt yazısı söz konusu olumlu etkinin ve diyalogun örneklerinden biridir. KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU (KESK) BAŞKANLIGINA Konfederasyonumuza bağlı ekli listede belirtilen sendikalardan Devlet Bakanlığımıza intikal eden ve aynı içerikli olmak Üzere 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa göre çalışan kadınların doğum izinlerine ilişkin taleplerin yer aldığı dilekçeler incelenmiştir. Söz konusu dilekçelerde yer alan işyerlerinde kreş açılması ve biran önce ILO'nun 183 Sayılı Annelik Koruması Sözleşmesinin onaylanarak hayata geçirilmesi için gerekli önlemlerin alınması talepleri ilgisi nedeniyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına iletilmiştir. Aynı içerikli dilekçelerde söz konusu Ücretli doğum izin sürelerinin doğum öncesi 6, doğum sonrası 18 hafta olmak Üzere toplam 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin talep ise halen sürdürmekte olduğumuz "Devlet Memurları Kanunu, İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Taslağı" çalışmalarında değerlendirilecektir. Durumun ekli listede yer alan sendika şubelerine iletilmesi hususunda bilgilerinizi ve gereğini rica ederim. Leyla COŞKUN ÇINAR Genel MÜdÜr V. Adres:Meşrutiyet Cad.No:19 Kat:4-5-7-8 06650 Bakanlıklar/ANKARA Tel:4192979 Fax:41S4917

14

EĞİTİM SEN’İN EĞİTİMDEKİ CİNSİYET AYRIMCILIĞINI GÖRÜNÜR KILMAYA VE DUYARLILIK OLUŞTURMAYA YÖNELİK ARAŞTIRMALARI 1-) YÖNETİCİLİK ERKEK İŞİ A) İLKÖĞRETİM Yöneticilik altında müdürlük, müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılıkları kabul edilmektedir. Örneklemde 225 müdür, 98 müdür başyardımcısı ve 450 müdür yardımcısı yer almış olup; 699 erkeğe karşılık sadece 77 kadın yönetici olduğu saptanmıştır. Araştırmada 7 bölge, gelişmişlik düzeyine göre 5 kategoride iller ve toplumun gelir durumuna göre okulların bulunduğu 6 gelir gurubu esas alınmıştır. Erkek 86,21 89,86 91,58 88,28 92,55 83,33 97,37 90,04 85,06 85,79 94,19 91,50 100,00 90,04 87,76 92,48 94,02 90,22 86,60 93,75 90,04 Yüzde Kadın 13,79 10,14 8,42 11,72 7,45 16,67 2,63 9,96 14,94 14,21 5,81 8,50 0,00 9,96 12,24 7,52 5,98 9,78 13,40 6,25 9,96

Marmara Ege İç Anadolu Akdeniz Karadeniz Güneydoğu Doğu Anadolu Toplam 1. Derecede Gelişmiş İller 2. Derecede Gelişmiş İller 3. Derecede Gelişmiş İller 4. Derecede Gelişmiş İller 5. Derecede Gelişmiş İller Toplam En alt Alt Orta alt Orta Üst En üst Toplam

Cinsiyetlere göre ayrımlaşma kadın aleyhine Doğu Anadolu ve Karadeniz’de daha da artmakta, gelişmemiş illerde (5. derece gelişmişlerde) müdür yardımcılıkları da dahil olmak üzere hiçbir kadın yöneticiye rastlanmamaktadır.

15

Erkek

Kadın

10 0 10 20 30 40 50 60 70 80 90 0
Marmara Ege İç Anadolu Akdeniz Karadeniz Güneydoğu Doğu Anadolu Toplam 1. Derecede Gelişmiş İller 2. Derecede Gelişmiş İller 3. Derecede Gelişmiş İller 4. Derecede Gelişmiş İller 5. Derecede Gelişmiş İller Toplam En alt Alt Orta alt Orta Üst En üst Toplam 0 9,96 12,24 7,52 5,98 9,78 13,4 6,25 9,96 2,63 9,96 14,94 14,21 5,81 8,5 13,79 10,14 8,42 11,72 7,45 16,67 86,21 89,86 91,58 88,28 92,55 83,33 97,37 90,04 85,06 85,79 94,19 91,5 100 90,04 87,76 92,48 94,02 90,22 86,6 93,75 90,04

Müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılıkları ile ilgili detaylar aşağıda verilmektedir. Müdürlük Müdürlükler hem branş, hem de cinsiyet açısından bariz şekilde farklılaşmaktadır. Sadece erkek işi değil, aynı zamanda sınıf ve branş öğretmeni işidir. Branşlara Göre Durum: Alan Ayrımcılığı Branşlara göre oranları görebilmek için o branştaki kadın-erkek öğretmen sayıları da verilmiştir ki, normal bir dağılım içinde öğretmen oranlarıyla müdür oranlarının birbiriyle örtüşmesi gerekmektedir. Ama sonuçlar böyle bir örtüşmeyi göstermemekte; aksine branşlara göre önemli ayrışmalara işaret etmektedir.

Müdürlerin Branşlara Göre Dağılımı (%) 16

Okul Öncesi Öğretmeni Rehber Öğretmeni Özel Eğitim Öğretmeni Sınıf Öğretmeni Müzik Öğretmeni Resim İş Eğitimi Beden Eğitimi Din K./Ahlak Türkçe Sosyal Bilgiler Fen Bilgisi Matematik İngilizce/Almanca/Fran. Bilgisayar Sözleşmeli Eğitim Bilimleri Ziraat Toplam

0,4 1,5 0,0 49,2 0,0 0,8 0,8 0,4 3,8 6,9 11,2 11,9 8,5 2,7 0,0 0,0 1,5 0,4 100

Müdürlerin branşlara göre dağılımı dikkate alındığında bazı önemli sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: • Eğitim Bilimleri kökenliler ile Sosyal Bilgiler ve Fen Bilgisi Öğretmenleri mevcut kadro durumlarına göre yaklaşık 2-3 kat daha fazla oranda müdür olma şansı yakalamaktadır. • Matematik, Din Kültürü ve Ahlâk ile Sınıf Öğretmenleri de müdürlükte mevcut kadro oranlarından daha yüksek temsil edilmektedir. • Müzik, Özel Öğretim ve Bilgisayar Öğretmenleri müdürlükte hiçbir şansa sahip olmazken, Okul Öncesi, İş Teknik, Resim ve Beden Öğretmenleri de çok düşük oranlarda temsil edilmektedir. • Özel Öğretim ve Bilgisayar Öğretmenlikleri görece daha genç yaştaki bir grubu oluşturmakta ise de, Okul Öncesi, Müzik, Resim, Beden ve İş Teknik gibi alanların özellikle dezavantajlı olduğu ileri sürülebilir.

17

Müdürlerin Branşları

0,00 Okul Öncesi Öğretmeni Rehber Öğretmeni Özel Eğitim Öğretmeni Sınıf Öğretmeni Müzik Öğretmeni Resim İş Eğitimi Beden Eğitimi Din K./Ahlak Türkçe Sosyal Bilgiler Fen Bilgisi Matematik İngilizce/Almanca/Fran. Bilgisayar Sözleşmeli Eğitim Bilimleri Ziraat 2,70 0,00 0,00 1,50 0,40 0,00 0,80 0,80 0,40 0,40 1,50 0,00

10,00

20,00

30,00

40,00

50,00

60,00

49,20

3,80 6,90 11,20 11,90 8,50

Bölgesel Farklar: Kadın Aleyhine 1/40’lik Oranlar Müdürlük erkek mesleği olarak öne çıktığı kadar, başka daha derin izleri de yansıtmaktadır. Üç bölgede (Karadeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu) toplam 42 okuldan hiçbirinde kadın müdüre rastlanmamıştır.

18

Marmara Ege İç Anadolu Akdeniz Karadeniz Güneydoğu Doğu Anadolu İlin Gelişmişlik Derecesi 97,33 1. Derecede Gelişmiş İller 90,48 2. Derecede Gelişmiş İller 96,55 3. Derecede Gelişmiş İller 100,00 4. Derecede Gelişmiş İller 100,00 5. Derecede Gelişmiş İller 100,00 Okulun Konumu 97,33 En alt 96,77 Alt 97,73 Orta alt 100,00 Orta 94,64 Üst 98,08 En üst 100,00 97,33

Müdürlerin Cinsiyet Gruplarına Göre Dağılımı Yüzdesi Erkek Kadın 90,48 9,52 100,00 0,00 98,36 1,64 97,37 2,63 100,00 0,00 100,00 0,00 100,00 0,00 2,67 9,52 3,45 0,00 0,00 0,00 2,67 3,23 2,27 0,00 5,36 1,92 0,00 2,67

Cinsiyet gruplarına göre bazı sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: • • • • • 226 okuldan 220’sinde erkekler, 6’sında kadınlar müdürlük yapmaktadır. Bu sonuçlara göre kadınlar nerdeyse 40’a 1 düzeyinde kalmaktadır (% 2,67). Bölgelere göre kadın müdürlerin dağılımları da dengesizdir. 6 kadın müdürden 4’ü Marmara Bölgesinde bulunmaktadır. Üç bölgede (Karadeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu) örneklemdeki okullarda hiçbir kadın müdüre rastlanmamıştır. Müdür olabilen kadınlar ise illerin gelişmişliğine göre 1. ve 2. dereceden üst gruplarda, Yine okulun o şehirdeki konumuna göre de orta ve üst konumdaki okullarda yoğunlaşmaktadır.

Müdür Başyardımcısı: Büyüklüğün Göstergesi Müdür başyardımcılığı ile ilgili en önemli bulgu, “Batıya” ve “Akdeniz’e” doğru, iller geliştikçe ve “okulun statüsü yükseldikçe” başyardımcılık oranı yükseliyor. 19

Bazı önemli bulgular şu şekildedir: • • • • • • Marmara’da 41 okuldan 20’sinde başyardımcı bulunurken bu oran Karadeniz’de 30’a 8’dir. 1. ve 2. derecede gelişmiş illerde okulların % 40’dan fazlasında başyardımcı bulunurken diğerlerinde % 25’in altına düşmektedir. Üst ve en üst konumdaki okullarda % 55’lere çıkarken diğerlerinde % 30’lar civarındadır. Cinsiyete göre dağılımına bakıldığında erkek ağırlığının yine (müdürlerde olduğu gibi) yüksek olduğu görülmektedir. 88 erkeğe karşılık 10 kadın başyardımcılık yapmaktadır. Bu sonuçlara göre kadınlar nerdeyse 9’a 1 düzeyinde kalmaktadır (% 10). Cinsiyetler itibariyle müdürlüklerden farklı olarak bölgelere, illerin gelişmişliğine ve okulun o şehirdeki konumuna göre daha dengeli bir dağılım söz konusudur. Yüzdesi Erkek 83,33 100,00 91,30 95,00 100,00 60,00 87,50 89,80 88,46 83,33 96,77 85,71 100,00 89,80 85,71 91,67 93,33 86,36 90,00 100,00 89,80 Kadın 16,67 0,00 8,70 5,00 0,00 40,00 12,50 10,20 11,54 16,67 3,23 14,29 0,00 10,20 14,29 8,33 6,67 13,64 10,00 0,00 10,20

Marmara Ege İç Anadolu Akdeniz Karadeniz Güneydoğu Doğu Anadolu İlin Gelişmişlik Derecesi 1. Derecede Gelişmiş İller 2. Derecede Gelişmiş İller 3. Derecede Gelişmiş İller 4. Derecede Gelişmiş İller 5. Derecede Gelişmiş İller Okulun Konumu En alt Alt Orta alt Orta Üst En üst Toplam Müdür Yardımcıları: Doğu Anadolu Farkı

Müdür yardımcılığı nerdeyse okul başına 2 düzeyinde bir standarda kavuşmuş gözükmektedir. Bazı önemli sonuçlar şu şekildedir: • Okul başına yaklaşık 2 müdür yardımcısı bulunmaktadır. • Okullar arasında konumlarına göre bir farklılaşma gözlemlenmektedir. “Üst” konuma doğru yardımcı sayısı artış göstermektedir. • Müdür yardımcılığı cinsiyetlere göre yaklaşık 7 erkeğe karşılık 1 kadın şeklinde gerçekleşmektedir. 389 erkeğe karşılık 61 kadın müdür yardımcılığı görevi yapmaktadır.

20

• •

Diğer bölgelerde kadınların erkeklere oranı % 12-20 arasında değişirken Doğu Anadolu’da kadın müdür yardımcısı sayısı 45 erkeğe karşılık 1 kadın olarak gerçekleşmektedir. Cinsiyet dağılımı açısından genel bir eğilime illerin gelişmişlik düzeyinde rastlanmaktadır. İlk üç gelişme grubuna göre gelişmemiş grupta kadın yardımcı oranı düşmektedir.

Erkek Marmara 84,81 Ege 81,08 İç Anadolu 88,14 Akdeniz 82,76 Karadeniz 87,93 Güneydoğu 80,77 Doğu Anadolu 97,78 İlin Gelişmişlik Derecesi 86,44 1. Derecede Gelişmiş İller 81,40 2. Derecede Gelişmiş İller 80,56 3. Derecede Gelişmiş İller 90,71 4. Derecede Gelişmiş İller 88,30 5. Derecede Gelişmiş İller 100,00 Okulun Konumu 86,44 En alt 83,02 Alt 89,61 Orta alt 90,91 Orta 88,68 Üst 81,10 En üst 90,48 86,44

Yüzde Kadın 15,19 18,92 11,86 17,24 12,07 19,23 2,22 13,56 18,60 19,44 9,29 11,70 0,00 13,56 16,98 10,39 9,09 11,32 18,90 9,52 13,56

Sonuç olarak; Toplumumuzda olduğu gibi okul yöneticiliğinde de erkek egemen bir anlayışın olduğunu vurgulamak istiyoruz. Yapılan tüm araştırmalar ilköğretimde ve ortaöğretimde kadın yönetici sayısının yok denecek kadar az olduğunu ortaya koymaktadır. Oysa eğitim öğretim alanında çalışanların %50’sini kadınlar oluşturmaktadır. Bu durum, Türkiye’de kadına yönelik geleneksel bakış açısının bir sonucudur. Son dönemde yapılan müdür yardımcılığı sınavların başvuranların % 40’a yakının kadınlar oluşturmaktadır. Ancak, atamalarda, atama komisyonlarının takdir puan yetkisini erkeklerden yana kullandığını özellikle belirtmek gerekmektedir.

21

B-) ORTAÖĞRETİM Yöneticilik altında müdürlük, müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılıkları kabul edilmektedir. Örneklemde 206 müdür, 157 müdür başyardımcısı ve 637 müdür yardımcısı yer almış olup; yönetici konumunda 851 erkeğe karşılık sadece 149 kadın bulunuyor. Cinsiyetlere göre ayrımlaşma üç büyük kent ile Karadeniz’de görece daha az (1/4, 1/5 düzeyinde), diğer bölgelerde neredeyse mutlak erkek lehine bulunuyor (yaklaşık 1/10). Yönetici Dağılımı Yüzde Cinsiyet Bölge İstanbul Ankara İzmir Marmara Ege İç Anadolu Akdeniz Karadeniz Güneydoğu Doğu Anadolu İlin Gel. Der. İstanbul Ankara İzmir 1. Der. Gel. İller 2. Der. Gel. İller 3. Der. Gel. İller 4. Der. Gel. İller 5. Der. Gel. İller Okul Türü İmam Hatip, AİH Kız Meslek, KT, AKML Endüstri Meslek, ET, AEML Ticaret, AT Lise, SL Anadolu Toplam Erkek 85.10 85.10 72.22 82.35 74.55 86.72 93.55 87.43 92.19 82.52 84.85 90.43 85.10 72.22 82.35 74.55 88.16 87.59 90.40 80.00 91.87 85.10 96.97 52.07 90.31 81.21 92.83 87.40 85.10 Kadın 14.90 14.90 27.78 17.65 25.45 13.28 6.45 12.57 7.81 17.48 15.15 9.57 14.90 27.78 17.65 25.45 11.84 12.41 9.60 20.00 8.13 14.90 3.03 47.93 9.69 18.79 7.17 12.60 14.90

22

Müdürlük: Normal Lisede Kadın Müdür Yok Gibi Müdürlükler hem cinsiyet, hem de okul türleri açısından bariz şekilde farklılaşıyor. Müdür konumundakilerin sadece % 11,65’i kadın, gerisi erkeklerden oluşuyor. Yani 1/10’luk bir farklılaşma bulunuyor. Örneklem kapsamında İmam Hatip Liseleri ile birlikte normal liselerde de hiçbir kadın müdüre rastlanmıyor. Kız Meslek Lisesi müdürleri genellikle kadın olup, Anadolu Liselerinde de % 13,50 ile kadınlar temsil edilme fırsatı buluyor. Müdür Dağılımı Yüzde Erkek Kadın 88.35 11.65 88.35 11.65 88.35 11.65 88.89 11.11 91.67 8.33 88.89 11.11 91.67 8.33 100.0 0 0.00 87.18 12.82 93.33 6.67 91.30 8.70 80.65 19.35 82.61 17.39 88.35 11.65 88.89 11.11 91.67 8.33 88.89 11.11 92.86 7.14 89.29 10.71 94.29 5.71 82.35 17.65 82.14 17.86 88.35 11.65 100.0 0 0.00 29.17 70.83 97.50 2.50 96.43 3.57 100.0 0 0.00 86.49 13.51 23

Cinsiyet Erkek Kadın Bölge İstanbul Ankara İzmir Marmara Ege İç Anadolu Akdeniz Karadeniz Güneydoğu Doğu Anadolu İlin Gel. Der. İstanbul Ankara İzmir 1. Der. Gel. İller 2. Der. Gel. İller 3. Der. Gel. İller 4. Der. Gel. İller 5. Der. Gel. İller Okul Türü İmam Hatip, AİH Kız Meslek, KT, AKML Endüstri Meslek, ET, AEML Ticaret, AT Lise, SL Anadolu

Toplam

88.35

11.65

Erkek 0 Toplam İstanbul Ankara İzmir Marmara Ege İç Anadolu Akdeniz Karadeniz Güneydoğu Doğu Anadolu Toplam İstanbul Ankara İzmir 1. Der. Gel. 2. Der. Gel. 3. Der. Gel. 4. Der. Gel. 5. Der. Gel. Toplam İmam Hatip, AİH Kız Meslek, KT, AKML Endüstri M., ET, AML Ticaret, AT Lise, SL Anadolu, AÖL
2.50 3.57 0.00 13.51 0.00 29.17 0.00 12.82 6.67 8.70 19.35 17.39 11.65 11.11 8.33 11.11 7.14 10.71 5.71 17.65 17.86 11.65

Kadın
60 70 80 90 100
88.35 88.89 91.67 88.89 91.67 100.00 87.18 93.33 91.30 80.65 82.61 88.35 88.89 91.67 88.89 92.86 89.29 94.29 82.35 82.14 88.35 100.00 70.83 97.50 96.43 100.00 86.49

10

20
11.65 11.11

30

40

50

8.33 11.11 8.33

Branşlara Göre Durum: Alan Ayrımcılığı Branşlara göre oranları görebilmek için o branştaki kadın-erkek öğretmen sayıları da verilmiştir ki, normal bir dağılım içinde öğretmen oranlarıyla müdür oranlarının birbiriyle örtüşmesi gerekmektedir. Ama sonuçlar böyle bir örtüşmeyi göstermiyor, aksine branşlara göre önemli ayrışmalara işaret ediyor. 24

Branşlara Göre Müdür Dağılımı Branşl Sadece Liseler ar Öğretmen Yüzdesİ Müdürlük Yüzdesi Türk Dili 19.04 17.2 Tarih 9.20 25.9 Coğrafya 6.60 3.4 Felsefe 5.22 1.7 Fen Bil. 16.47 22.4 Matematik 18.23 17.2 İngilizce 10.55 1.7 Meslek 0.0 0.0 Öğr. Resim 3.08 0.0 Beden Eğ. 5.92 1.7 Din 8.6 K./Ahlak 2.84 Total 100.0 Müdürlerin branşlara göre dağılımı dikkate alındığında bazı önemli sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: • Tarih öğretmenleri neredeyse üç katı ağırlıkla (öğretmen % 5,81, müdür % 14.00) müdürlük yapıyor. • Meslek Öğretmenleri ile Din Kültürü ve Ahlâk Öğretmenleri de müdürlükte mevcut kadro oranlarından daha yüksek temsil ediliyor. • İngilizce öğretmenleri neredeyse oranlarının 1/7, Felsefe Grubu Öğretmenleri de 1/3’ü daha az ağırlıkla müdür olma şansı buluyor.
Öğretmenlikteki Oranı (%) 0.00 Türk Dili Tarih Coğrafya Felsefe Fen Bil. Matematik İngilizce Meslek Öğr. Resim Beden Eğ. Din K./Ahlak 1.90 1.50 1.50 3.81 3.00 7.00 5.81 3.84 3.00 3.14 1.50 12.38 11.50 11.62 10.16 29.21 5.00 10.00 15.00 20.00 Müdürlükteki Oranı (%) 25.00 30.00 35.00 40.00 45.00

11.82 10.50 14.00

41.50

2.24

5.00

25

Sadece Normal Liselere de bakıldığında bu genel eğilim sürüyor. Özellikle tarih öğretmenleri, hızla yükselme şansı buluyor.

Öğretmenlikteki Oranı (%) 0.00 Türk Dili Tarih Coğrafya Felsefe Fen Bil. Matematik İngilizce Meslek Öğr. 0.00 0.00 3.08 5.92 1.70 10.55 1.70 3.40 6.60 5.22 9.20 5.00 10.00 15.00

Müdürlükteki Oranı (%) 20.00 19.04 17.20 25.90 25.00 30.00

16.47 18.23 17.20

22.40

Resim 0.00 Beden Eğ. Din K./Ahlak

1.70 2.84

8.60

Müdür Başyardımcısı: Büyüklüğün Göstergesi Müdür başyardımcılığı ile ilgili en önemli bulgu, “Batıya” ve “Akdeniz’e” doğru, iller geliştikçe ve “okulun statüsü yükseldikçe” başyardımcılık oranı yükseliyor. Bazı önemli bulgular şu şekildedir: • • • • Büyük illerde neredeyse her okulda müdür başyardımcısı bulunurken bu oran küçük illerde düşüyor. Yine 1. ve 2. derecede gelişmiş illerde okulların hemen tamamında başyardımcı bulunurken diğerlerinde bu oran bir miktar düşüyor. Cinsiyete göre dağılımına bakıldığında erkek ağırlığının yine (müdürlerde olduğu gibi) yüksek olduğu görülüyor. 141 erkeğe karşılık 16 kadın başyardımcılık yapıyor. Bu sonuçlara göre kadınlar nerdeyse 10’a 1 düzeyinde kalıyor.

26

Müdür Başyardımcısı Dağılımı Yüzde Erkek Cinsiyet 89.81 Bölge 89.81 İstanbul 64.29 Ankara 90.00 İzmir 75.00 Marmara 86.96 Ege 100.00 İç Anadolu 93.10 Akdeniz 100.00 Karadeniz 92.86 Güneydoğu 95.24 Doğu Anadolu 94.74 İlin Gel. Der. 89.81 İstanbul 64.29 Ankara 90.00 İzmir 75.00 1. Der. Gel. İller 85.71 2. Der. Gel. İller 93.02 3. Der. Gel. İller 100.00 4. Der. Gel. İller 90.48 5. Der. Gel. İller 95.24 Okul Türü 89.81 İmam Hatip, AİH 100.00 Kız Meslek, KT, AKML 70.59 Endüstri Meslek, ET, AML 90.63 Ticaret, AT 77.27 Lise, SL 95.35 Anadolu, AÖL 96.55 Toplam 89.81

Kadın 10.19 10.19 35.71 10.00 25.00 13.04 0.00 6.90 0.00 7.14 4.76 5.26 10.19 35.71 10.00 25.00 14.29 6.98 0.00 9.52 4.76 10.19 0.00 29.41 9.38 22.73 4.65 3.45 10.19

27

Erkek 0 Toplam İstanbul Ankara İzmir Marmara Ege İç Anadolu Akdeniz Karadeniz Güneydoğu Doğu Anadolu Toplam İstanbul Ankara İzmir 1. Der. Gel. 2. Der. Gel. 3. Der. Gel. 4. Der. Gel. 5. Der. Gel. Toplam İmam Hatip, AİH Kız Meslek, KT, AKML Endüstri M., ET, AML Ticaret, AT Lise, SL Anadolu, AÖL
4.65 3.45 9.38 22.73 0.00 29.41 14.29 6.98 0.00 9.52 4.76 10.19 10.00 25.00 0.00 6.90 0.00 7.14 4.76 5.26 10.19 35.71 13.04 10.00 25.00

Kadın
60 70 80 90 100
89.81

10

20

30

40

50

10.19 35.71 64.29

90.00 75.00 86.96 100.00 93.10 100.00 92.86 95.24 94.74 89.81 64.29 90.00 75.00 85.71 93.02 100.00 90.48 95.24 89.81 100.00 70.59 90.63 77.27 95.35 96.55

28

Müdür Yardımcıları: Doğu Anadolu Farkı 179 okulda 637 müdür yardımcısı görev yapıyor. Bazı önemli sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: • • • • • Okul başına yaklaşık 3,6 müdür yardımcısı bulunuyor. Okullar arasında türlerine göre bir farklılaşma gözlemleniyor. Kız Meslek ve Endüstri Meslek’te görece daha fazla müdür yardımcısı görev yapıyor. Müdür yardımcılığı cinsiyetlere göre yaklaşık 4-5 erkeğe karşılık 1 kadın şeklinde gerçekleşiyor (528 erkeğe karşılık 109 kadın, müdür yardımcılığı görevi yapıyor). Kız Meslek de dahil, bütün okul türlerinde erkek yardımcı oranı daha yüksek bulunuyor. Üç büyük ilde kadınlar lehine bir miktar düzelme oluyor, 5. derece gelişmiş illerde ise tam tersi olarak oranlar % 95’e 5 olarak gerçekleşiyor. Müdür Yardımcısı Dağılımı Yüzde Erkek Cinsiyet 82.89 Bölge 82.89 İstanbul 68.97 Ankara 78.26 İzmir 71.05 Marmara 85.19 Ege 90.48 İç Anadolu 86.09 Akdeniz 89.47 Karadeniz 77.27 Güneydoğu 83.75 Doğu Anadolu 91.78 İlin Gel. Der. 82.89 İstanbul 68.97 Ankara 78.26 İzmir 71.05 1. Der. Gel. 87.50 2. Der. Gel. 85.63 3. Der. Gel. 87.07 4. Der. Gel. 76.67 5. Der. Gel. 94.59 Okul Türü 82.89 İmam Hatip 94.12 Kız Meslek 55.00 Endüstri M. 88.71 Ticaret, AT 77.78 Lise, SL 89.83 Anadolu, AÖL 83.61 Toplam 82.89

Kadın 17.11 17.11 31.03 21.74 28.95 14.81 9.52 13.91 10.53 22.73 16.25 8.22 17.11 31.03 21.74 28.95 12.50 14.37 12.93 23.33 5.41 17.11 5.88 45.00 11.29 22.22 10.17 16.39 17.11

29

Erkek 0 Toplam İstanbul Ankara İzmir Marmara Ege İç Anadolu Akdeniz Karadeniz Güneydoğu Doğu Anadolu Toplam İstanbul Ankara İzmir 1. Der. Gel. 2. Der. Gel. 3. Der. Gel. 4. Der. Gel. 5. Der. Gel. Toplam İmam Hatip, AİH Kız Meslek, KT, AKML Endüstri M., ET, AML Ticaret, AT Lise, SL Anadolu, AÖL
10.17 16.39 11.29 22.22 5.88 5.41 17.11 12.50 14.37 12.93 23.33 8.22 17.11 31.03 21.74 28.95 14.81 9.52 13.91 10.53 22.73 16.25

Kadın
60 70 80 90 100
82.89

10

20

30

40

50

17.11 31.03 21.74 28.95 68.97

78.26 71.05 85.19 90.48 86.09 89.47 77.27 83.75 91.78 82.89 68.97 78.26 71.05 87.50 85.63 87.07 76.67 94.59 82.89 94.12 45.00 55.00 88.71 77.78 89.83 83.61

Değerlendirme: Kadının Yükselme Şansı 10 Kat Zor Yöneticilikle ilgili en belirgin özellik cinsiyet ayrımcılığı olarak özetlenebilir. Mesleki pozisyon yükseldikçe bu ayrımcılık daha da artış gösteriyor ve müdürlük ve müdür başyardımcılığı için yaklaşık 1/10 düzeyine çıkıyor. Bir başka deyişle kadınların önemli pozisyonlara gelmesi, erkeklere göre 10 kat daha güç gözüküyor.

30

2-) ÜNİVERSİTE YÖNETİMLERİNDE KADINLARA YER YOK Eğitim Sen rektörlük seçimlerinin yapılmakta olduğu bir dönemde bu soruna dikkat çekmek amacıyla bölgelere ve kentlerin gelişmişlik düzeyine göre seçtiği 16 kamu üniversitesinin yönetim hiyerarşisini araştırdı. Araştırma, üniversitelerdeki yönetsel kadroların ezici çoğunluğunun erkeklerce doldurulduğunu göstermiştir. Araştırmanın Kapsamı İnceleme Kapsamındaki Üniversiteler: 1- Ankara Üniversitesi/Ankara 2- Gazi Üniversitesi/Ankara 3-Boğaziçi Üniversitesi/İstanbul 4- İstanbul Üniversitesi/İstanbul 5- Ege Üniversitesi/İzmir 6- 9 Eylül Üniversitesi/İzmir 7- 19 Mayıs Üniversitesi/Samsun 8- Karadeniz Teknik Üniversitesi/Trabzon 9- Atatürk Üniversitesi/ Erzurum 10- 100. Yıl Üniversitesi/ Van 11- Dicle Üniversitesi/ Diyarbakır 12- Mersin Üniversitesi/ Mersin 13- Muğla Üniversitesi/Muğla 14- Celal Bayar Üniversitesi/ Manisa 15- Trakya Üniversitesi/ Tekirdağ 16- Selçuk Üniversitesi/ Konya İnceleme Kapsamındaki Kadrolar: 1- Rektör 2- Rektör Yardımcısı 3- Dekan 4- Dekan Yardımcısı 5- Enstitü Müdürü 6- Bölüm Başkanı Araştırma Sonuçlarına Göre; Araştırma kapsamında yer alan 16 üniversitedeki toplam 1201 yöneticinin erkek, %21.9’u kadındır. Bu personelin yönetim görevleri ve cinsiyetlerine göre dağılımı aşağıdaki gibidir: Rektör Erkek: %93.8 Kadın: %6.2 %78’1’i

31

Rektör yardımcısı Erkek: %88.7 Kadın: 11.3 Dekan Erkek %86.3 Kadın: 13.7 Dekan Yardımcısı Erkek: %72.4 Kadın: 27.6 Enstitü Müdürü: Erkek: %83.1 Kadın: 16.9 Bölüm Başkanı: Erkek: %77.3 Kadın: %22.7 Zaten az olan kadın oranının yönetim hiyerarşisinin tepesine doğru daha da azaldığı görülmektedir. Başka bir ifade ile en üst düzeydeki yönetsel organlar daha çok erkekler tarafından işgal edilmekte, daha aşağılara inildikçe kadınlara kısmen yer açılabilmektedir. 16 üniversitede yönetim hiyerarşisinin en üstünde yer alan rektörlükteki kadın oranının %6.2 iken, rektör yardımcılığında %11.3, dekanlıkta % 13.7, dekan yardımcılığında ise 27.6 oranında kadın bulunması bunun bariz bir göstergesidir. Üniversite Yönetimlerindeki Cinsiyet Kompozisyonunun Kentlere Göre Dağılımı Araştırma sonuçları üç büyük kentteki üniversitelerin yönetimindeki cinsiyet kompozisyonu ile diğer 10 kentteki cinsiyet kompozisyonu arasında kayda değer bir fark olduğunu göstermektedir. Buna göre 3 büyük kentteki toplam 6 üniversitenin yönetiminde yer alanların %71.3 erkek, %28.7 kadın iken Ankara, İstanbul ve İzmir dışındaki kentlerdeki üniversite yöneticilerinin %82.9’u erkek olup kadınların oranı sadece 17.1’de kalmaktadır. Yönetsel kademedeki akademik personelin cinsiyet kompozisyonu açısından en belirgin bir şekilde farklılık gösteren Üniversite Boğaziçi Üniversitesidir. Bunun nedeni sadece rektörünün kadın olmasından kaynaklanmamaktadır. Boğaziçi Üniversitesinin yönetsel kademelerde yer alan personelinin %51’ni kadınlar %49’unu ise erkekler oluşturmaktadır. Ankara’da Ankara Üniversitesi ile Gazi Üniversitesi arasında da bu açıdan bir fark olduğu gözlenmektedir. Elde edilen sayısal verilere göre Ankara Üniversitesinde yönetsel kademelerde bulunan akademik personelin %72.5 erkeklerden ve %27.5’i kadınlardan oluşurken Gazi Üniversitesinde kadınların oranı daha da düşmektedir. Gazi Üniversitesindeki oranlar sırasıyla %78.6 erkek ve %21.4 kadındır. Rektörlük Seçimleri ve Cinsiyet Kompozisyonu Bu veriler ışığında yapılmakta olan son rektörlük seçimlerine bakıldığında, kadınlar lehine olumlu gelişmeler olduğu izlenimi uyanmaktadır. Bilindiği gibi ülkemizdeki kamu

32

üniversitelerinin sadece ikisinin, ikisi de İstanbul’da bulunan Boğaziçi ve Marmara Üniversitelerinin rektörleri kadındır (%3.7). Son yapılan rektörlük seçimlerinde ise 15 üniversiteden çıkan toplam 103 rektör adayının 8’inin kadınlardan oluştuğu görülmektedir. Başka bir ifade ile adayların %7.9’unu kadınlar oluşturmaktadır. Şu anda 4 kadın aday diğer adayları geride bırakarak ilk sıraya yerleşmiş bulunmaktadır. Bunlar Kocaeli Üniversitesi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Tokat Gaziosman Paşa Üniversitesi ile Balıkesir Üniversitesindeki adaylardır. Dört kadın aday arasında en yüksek oyu Kocaeli Üniversitesindeki aday almıştır. İlk sıra adaylarının yanı sıra Manisa Celal Bayar Üniversitesinde de ikinci sırada bir kadın aday yer almaktadır. Önceki yıllarda kadın aday sayısının daha az olduğu ve ilk sırada hiç yer almadıkları düşünüldüğünde bu durumun bir gelişme olduğu sonucu çıkartılabilir. Rektörlük seçimlerinin düzenleyen 2547 sayılı yasa, üniversite yönetimlerinin özgürce ve daha demokratik bir şekilde oluşması önündeki en önemli engellerdendir. Dolayısıyla halihazırda sürmekte olan rektörlük seçimlerinin başta üniversite bileşenlerinin katılımı ve temsiliyeti konusu olmak üzere eleştiriye açık bir çok yönü bulunmaktadır. Buna karşın önceki yıllara göre kadın adayların artmış olmasının bu seçimlerin olumlu yönlerinden birisini oluşturduğu belirtilebilir. Eğitim Sen’in 16 üniversitedeki yönetsel düzeydeki akademik personel üzerine yaptığı cinsiyet araştırması, üniversite yönetimlerinde kadınların yer almasının ne denli güç olduğunu çarpıcı bir şekilde göstermektedir. Üniversitelerin cinsiyet kompozisyonunun daha eşitlikçi bir şekilde oluşması için çok kapsamlı bir cinsiyet eşitliği stratejisinin hayata geçirilmesi gerektiği açıktır. Kadınların üniversitelerdeki yönetsel kademelerde erkeklere göre çok daha az yer alıyor olmaları, toplumda, çalışma hayatında, aile içinde ve aslında yaşamın her alanında var olan cinsiyet eşitsizliğinin dolaysız yansımasından başka bir şey değildir. Bu açıdan üniversitelerdeki cinsiyet kompozisyonunun değişiminin ancak toplumsal bir dönüşümle birlikte gerçekleşmesi mümkün olabilir. Öte yandan üniversitelerin cinsiyetler açısından daha eşitlikçi ve demokratik bir yapıya kavuşmasının, söz konusu toplumsal dönüşümü hızlandıracağı da göz ardı edilmemesi gereken önemli bir husustur. Bu nedenle rektörlük seçimlerinin, yönetsel düzeydeki kadın akademisyen oranının az da olsa arttıracak olmasının yanı sıra, üniversitelerin yönetim kademelerindeki cinsiyet eşitsizliğini yeniden kamuoyunun gündemine getirerek bu konuda duyarlılık oluşturacak olması da olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

33

3-)

“Eğitim İşkolu Çalışanı Kadınların Çalışma Yaşamından Kaynaklı Tespiti Anketi

Sorunların

Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği’nin AÜ. Eğitim Bilimleri Fakültesinden Dr. Fevziye Sayılan’nın desteği ile 2004 yılında gerçekleştirdiği bu anket eğitim sektöründe çalışan kadınların (öğretmen, öğretim elemanı, memur ve hizmetli) sorunlarını tespit etmeyi amaçlamıştır. Söz konusu araştırma, Türkiye genelinde 24 ilde toplam 1853 kadın ile yapılan anket sonuçlarının analizine dayanmaktadır. Kişisel Bilgiler Anketi yanıtlayan kadın çalışanların mesleklere dağılımı Öğretmen % 70.7 Memur % 8.9 Hizmetli % 3.7 Öğretim Elemanı % 8.9 Yönetici % 1.1 Araştırmaya katılan kadınların % 63.7’si ilköğretim, % 17.1’i ortaöğretim, % 12.9’u ise yüksek öğretim kademesinde görev yapmaktadır. Tablo 1 Yaşa Göre Dağılım Sıklık Yüzde 20-24 25-29 30-34 35-39 40-44 45+ Toplam CEVAPSIZ 141 458 464 326 280 150 1819 34 1853 7,8 25,2 25,5 17,9 15,4 8,2 100,0

Toplam Yüzde 7,8 32,9 58,4 76,4 91,8 100,0

Sektörde çalışan kadınların % 58.5’i 35 yaş altındaki grupta toplanmaktadır. Bu nedenle meslekte geçirdikleri toplam sürenin, yaş dağılımına paralel biçimde daha çok 12 ( % 64) yılın altında olduğu görülmektedir. Meslekte 20 yıl ve daha fazla hizmet verenlerin oranı ise % 14’tür. Tablo 2 Medeni Durum Sıklık EVLI BEKAR DUL BOSANMIS Toplam CEVAPSIZ 1241 483 26 57 1807 46 Yüzde 68,8 26,8 1,4 3,0 100,0 Toplam Yüzde 68,8 95,6 97,0 100,0

34

Toplam

1853

Evli kadınların % 38’inin eşinin de öğretmen olduğu görülmektedir. Sıklık 293 454 531 89 12 1379 Tablo 3 Çocuk Sayısı Yüzde 21,2 32,9 38,5 6,5 ,9 100,0 Toplam Yüzde 21,2 54,2 92,7 99,1 100,0

Çocuksuz 1 2 3 4 Toplam

Eğitim sektöründe çalışan kadınların % 58’i siyasi konulara ilgi duyduklarını belirtmiştir. Türkiye’nin en önemli üç sorunu konusunda ise çalışan kadınların düşünceleri şöyledir: Eğitim ve Sağlık sorunları % 44.3 İnsan Hakları İhlalleri % 37.9 Hayat Pahalılığı % 34.3 Yolsuzluk ve rüşvet % 28.0 Kadınların % 31.4’ü Türkiye’de kadın sorununu geleneksel yapılara , % 27.1’i toplumsal eşitsizliklere, % 22.7’si ise eğitim sorunlarına bağlamaktadır. Kadınların herhangi bir kadın örgüte ya da kadın grubuna üyelik ya da katılım oranı ise % 3.4 gibi son derece düşük düzeydedir. Çalışma Yaşamına İlişkin Sorunları

Kadınların çalışma yaşamına ilişkin olarak öncelikli sorunları konusundaki görüşleri şöyledir. En önemli sorun olarak ücret düzeyinin düşüklüğünü (% 34.1 ), ikinci olarak yöneticilerin keyfi tutumunu ( 28.0), üçüncü olarak da işyerinde kreş olmamasını (10.8) görmektedirler. Çalışma yaşamında kadınlara yönelik olarak işe almada (% 40.1), terfi ve atamalarda( %32), hizmet içi eğitimden yararlanmada ( % 17), ücret ve çeşitli ödemelerde (% 16.1), işten çıkarmada ( %15.1) ve emeklilikte (3.9) ayrımcılık yapıldığını düşünüyor. Eğitim sektöründe çalışan kadınların yarısı (48.4) yöneticilerin çoğunlukla erkek olmasını en rahatsız edici cinsiyetçi uygulama olarak görmektedir. İkinci olarak erkek öğrencilerin kız öğrencilere ve kadın öğretmenlere yönelik cinsiyetçi tutumlarını ( 13.4) üçüncü olarak da terfi atamalar konusundaki erkek yanlılığını (11.6) cinsiyetçilik olarak değerlendirmektedirler. Yanı sıra kadınların beşti biri çalıştıkları işyerini erkek egemen bir ortam olarak değerlendirmekte, % 12.8’i yöneticilerin kadın çalışanları hafife aldığını ve önemsemediğini, % 8.7’si ise terfi ve ödül konusunda erkek yanlısı tutum sergilediğini düşünüyor. Çalışan kadınların % 15’i işyerinde cinsel taciz ile karşılaştığını belirtmiştir. Eğitim sektöründe cinsel tacizin asıl olarak “kadın cinselliği ile ilgili imalı sözler ve şakalar” ile “kadınları aşağılayıp, dalga geçme” konusunda odaklandığı görülmektedir. Cinsel taciz ile karşılaşanların çoğunluğu (% 75.2) bu durumu yalnızca iş ve iş dışındaki arkadaşlarıyla paylaştıklarını, % 16.8’i ise bu konuda sessiz kalmayı tercih ettiğini, yalnızca % 8.4’ünün yönetime ve sendika işyeri temsilciliğine şikayette bulunduğu görülmektedir. 35

Kadın çalışanların büyük çoğunluğu (76.1’i) yönetici olmak istemediğini belirtirken, yalnızca dörtte biri (% 23.9) çalıştığı işyerinde yönetici olmak istediğini söylemiştir. Yönetici olmak istemeyenlerin dörtte biri yöneticiliği tercih etmediğini, beşte biri ise zamanının olmadığını, yüzde 15’i ise yöneticiliği kendisine uygun görmediğini belirtmiştir. Yönetici olmak isteyenlerin üçte biri daha iyi yöneticilik yapabileceklerini, % 15’i yöneticilik vasıflarına sahip olduğunu, % 15’i ise kadınların iyi yönetici olacağını göstermek için yönetici olmak istediğini belirtmiştir. Ev ve Aile Yaşamı ile İlgili Sorunlar: Çalışan kadınların yarısından fazlası (% 66.6) aynı zamanda ev ve aile yaşamının gerektirdiği sorumlulukları üstlenmenin yaşamını olumsuz etkilediğini düşünüyor. Bu kadınların yarısı kendine zaman ayıramadığını, üçte biri ise “iyi anne, iyi eş ve iyi öğretmen olma baskısı altında yaşadığını” belirtmiştir. % 34.4’ü ise bu durumdan etkilenmediğini belirtmektedir. Sektörde çalışan evli kadınların yarısından çoğu (% 55.5) doğum ve sonrasındaki çocuk bakımı sorumluluklarının işteki konumunu olumsuz etkilediğini düşünüyor. Eğitim sektöründe çalışan kadınların yarısından fazlası (%57.1) ev işleri ve çocuk bakımına günde 3 saatten fazla, hafta sonları ise 5 saatten fazla zaman ayırırken, her üç kadından biri bu konuda ücretli ya da ücretsiz destek almaktadır. Dört kadından biri bu desteği anne ve aile çevresinden almaktadır. Eş desteği ise, asıl olarak geleneksel işbölümündeki erkek rollerine uygun biçimde faturaların ödenmesi (%73.5), alış veriş (%70.3) ve eviçi tamirat işlerinde (%55.3) odaklanmakta; çocuk bakımı (%31), yemek hazırlama (%18), ve temizlik (%20.5) gibi kadın işi olarak görülen işlerde eş desteği düşmektedir. Ev ve aile sorumluluklarından kalan zamanı, kadın çalışanların üçte biri arkadaş görüşmeleri ile, yüzde 28’i kitap okuyarak, yüzde 13’ü sendikal çalışmayla, yüzde 11’i sinema, tiyatro vb kültürel faaliyetle, yüzde 9.6’sı spor ve çeşitli hobilerle değerlendirmekte, yüzde 2.4’ü de lisans üstü eğitim yapmaktadır. Sendika üyesi olanların ise çoğunluğu (83.4) kendi konumunu pasif olarak değerlendirmektedir.

36

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful