You are on page 1of 336

FELSEFE DNYASI

2012/2 Say: 56 YILDA K KEZ YAYIMLANIR ISSN 1301-0875


Sahibi
Trk Felsefe Dernei Adna
Bakan Prof. Dr. Ahmet NAM
Sorumlu Yazi leri Mdr
Prof. Dr. Murtaza KORLAEL
Yaz Kurulu
Prof. Dr. Ahmet NAM
Prof. Dr. Murtaza KORLAEL
Prof. Dr. Hseyin Gazi TOPDEMR
Prof. Dr. Celal TRER
Do. Dr. Levent BAYRAKTAR
Do. Dr. amil AL
Dr. Necmettin PEHLVAN
Felsefe Dnyas Hakemli Bir Dergidir.
Felsefe Dnyas 2004 ylndan itibaren PHILOSOPHERS
INDEX ve TUBTAK/ulakbim tarafindan dizinlenmektedir.
Yazma ADRES
PK 21 Yeniehir/Ankara
Tel & Fax: 0 312 231 54 40
Fiyat: 25 (KDV Dahil)
Banka Hesap No: Vakf Bank Kzlay ubesi: 00158007288336451
IBAN : TR82 0001 5001 5800 7288 3364 51
Dizgi ve Bask
Trkiye Diyanet Vakf
Yayn Matbaaclk ve Ticaret letmesi
Alnteri Bulvar 1256 Sokak No: 11 Yenimahalle/ANKARA
Tel: 0 312 354 91 31 (Pbx) Fax: 0 312 354 91 32

NDEKLER
Abdlkudds BNGL .....................................................................................................3
UYANI DNEMNDE SLAM KLTR EVRENNDE MANTIK GELENENN OLUUMU

brahim EMROLU .....................................................................................................23


SADNN BOSTANINDA BAZI AHLK MESAJLAR ve MANTIKSAL NCELKLER

brahim APAK ..............................................................................................................56


CRCANNN ER-RSALETL-KBRA FL-MANTIK ADLI RSALES LE HALDNN
KFAYETL-MBTED ET-TAHKK F FENN LML MANTIK ADLI RSALESNN
KARILATIRILMASI

Caner TASLAMAN .........................................................................................................78


TANRI PARACII: FELSEF BR DEERLENDRME

Ali TAKIN ......................................................................................................................94


HUMEUN ADALET KURAMI

Derda KKALP .......................................................................................................109


FAYDA, ZGRLK VE DEMOKRAS LKS BALAMINDA JOHN STUART MILLN
POLTK FELSEFES

Mehmet NAL...............................................................................................................126
KTLK PROBLEMNE EPKTETOSUN MUTLULUK RETSYLE BAKMAK

Mehmet GNEN .........................................................................................................147


MODERN FELSEFENN DYALEKT

engl ELK ................................................................................................................175


LEARNING FROM AL- GHAZALI

Zikri YAVUZ ..................................................................................................................189


MODERN ZAMAN TEORLER VE ZAMANIN GEREKL

Adem YILMAZ ..............................................................................................................202


ETK VE SOSYAL SORUMLULUK KAVRAMLARININ LETM KURAMLARI
BALAMINDA ANLAMLANDIRILMASI

ahin EFL .....................................................................................................................226


ENSTENA GRE BLM, DN VE FELSEFE: DN FELSEFES AISINDAN BR
ZMLEME

M. Nesim DORU ............................................................................................................249


MR DMDIN HUDS KONUSUNDA BN SNYA YNELTT ELETRLER VE
HUDS-U DEHR GR

Mehmet K. KARABELA ..............................................................................................274


ORTAA SONRASI AVRUPA VE SLM FELSEFE TARH VE FELSEFE TARH
YAZICILII ZERNE: ARS DSPUTAND VE DBL-BAHS BALAMINDA BR ANALZ

Ali EBRAHMZADEH .................................................................................................287


MOREWEDGEN SIDDKN KANITINA YAPTII YORUMUN DEERLENDRLMES

Sever IIK ......................................................................................................................304


FTE CNAYET: TANRININ LMNDENNSANIN LMNE

Necmettin PEHLVAN ..................................................................................................322


MUHAMMED KEFEV VE RSLE FL-DBI

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

UYANI DNEMNDE SLAM KLTR EVRENNDE


MANTIK GELENENN OLUUMU
Abdlkudds BNGL*

Hepimizin bildii gibi Miladi 610 ylnda yeni bir ilahi din, slam, peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V) tarafndan tebli edilmeye balam, 632 ylnda
son gelen vahiyle bu dinin tamamland, kitab olan Kuranda yer alan bir ayetle
bildirilmitir. Daha ilk dnemden itibaren gerek i ve gerekse d dinamikleriyle
din merkezli yeni bir bilim ve tefekkr hayat, dolaysyla yeni bir kltr anlay
ortaya kmaya ve gelimeye balam, nihayet eitli din ve rklara mensup olup
da, slam dinini kabul eden milletlerin katklaryla, daha sonra kltr ve uygarlk tarihinde kendine zg karakterleriyle hakettii yeri alan bir slam Kltr
olumutur. slam kltryle, slam Dinine Ait Kltr kastedilmemektedir. Bu
deyimle slam Corafyas zerinde oluan ve gelien kltr kastedilmektedir.
Bundan da anlalabilecei gibi, bu kltrn olumasnda bu corafya zerinde
yaayan ve ancak Mslman olmayan bilim ve dnce adamlarnn da katks
vardr.
zellikle Batl kaynaklarda bu kltre Arap Kltr denilmesi, tayc
dilinin Arapa olmasna dayandrlsa da, eitli rklardan oluan slam Toplumu
adna, Arap rkndan olmayanlarn hakkn teslim etmemek asndan, bunu
hakl bulmadm da ifade etmeliyim. Sz konusu kltr iin en kuatc sfat
kukusuz slam dr.
Uyan dnemi kavramndan ise bu kltrn tomurcuklanmasndan itibaren dallanp-budaklanmaya yz tuttuu dnemi yani 7. yzyldan balayp 11.
ve hatta 12. yzyla kadar uzanan bir zaman dilimini kastediyorum. te bu dnemde slam Kltr evreninde kendine zg bilim ve tefekkr anlayna uygun
bir mantk geleneinin nasl olutuu, bu makalenin konusunu oluturmaktadr.
Mantk kelimesinin, birisi Mantkl Dnme Tarz, dieri Mantk Bilimi
olmak zere iki ayr delaletinin olduu bilinmektedir. Bunlardan birincisi insanla
beraber vardr. Bu, insann akl sahibi bir canl olarak varla getirilmi olmasnn
bir gereidir. Nitekim dn olduu gibi, bugn de mantk biliminin muhtevasn
oluturan kurallardan hi de haberi olmad, hatta byle bir bilimin varln
dahi bilmedii halde mantkl olabilen binlerce insan vardr ve Mantkl Dn*

Attrk niversitesi Eitim Fakltesi Radyo Televizyon Sinema Blm, Prof. Dr.

Felsefe Dnyas

me Tarz insanla e zamanl olarak ortaya kmaktadr. Dolaysyladr ki, tarihi geliimi ierisinde hemen her uygarln kendine zg bir mant da vardr.
Ksaca tutarllk diye adlandrabileceimiz bu anlamda, tarih sahnesinde var olduklar andan itibaren yaadklar her ada ve her corafyada, birbirine sk skya bal olan kurumlardan oluan uygarlklar kurmu milletimizin de ne kadar
gl bir geleneksel manta sahip olduu, Trk Uygarlk Tarihi incelendiinde
aka grlecektir.
Bununla beraber tutarlln sorgulanmas ve bu suretle nsan zihninin ileyi yollarnn dnceye konu oluu ve giderek Mantk adyla bir ilmi disiplin biiminde ortaya k daha ge bir zamandadr. Bu ikinci anlamyla, ksaca
bilinenden bilinmeyene giden yolda akl hata yapmaktan koruyan bir disiplin,
dnme sanat, akl yrtme bilimi vb. diye tanmlayabileceimiz Mantk Biliminin kurucusu, ilk mantk metni olan Organon adl eserin sahibi Aristoteles (M.. 381-322)tir.
Aristotelesten nce her ne kadar mstakil Mantk almalar olmasa da
Elal Zenon ile Pytagore (M. VI. yzyl) arasndaki felsefi tartmalar, Mantk alanndaki ilk aratrmalar balatm; Sofistlere kar kan Sokrates (M..
469-399), Matematik ve Fizik ilimlerde olmasa bile, ahlaki kavramlarda sabitlik
olduunu ne srerek Genel Kavramlar (Klliler-Tmeller) teorisinin ilk kurucusu olmu; Platon (M.. 427-3479), bu teoriyi btn bilgi alanlarn kuatacak
ekilde geniletmi ve Akl Yrtme konusunda da dikkate deer grler ortaya
koymutur. Kukusuz btn bunlar Aristoteles mantnn konularn hazrlayan
almalard. Ancak Platonda dahi mantk konular Bilgi Teorisinden sarahaten henz ayrlm deildi. te Aristoteles, Grek Dnyasnda kendinden nce
gelien bu almalar da ok iyi deerlendirerek, adeta her eyi yerli yerine koyan bir mimar gibi, manta mstakil bir disiplin olma hviyetini kazandrm
ve Organon adl eserini meydana getirmitir. Organon, bize kadar ulaan Klasik
Manta (Suri Manta) ait tam ve mkemmel biricik eserdir. Dolaysyla Mantk Biliminin ilk abidesi saylmakta hakldr. Organon Aristoda Kategoriler,
nermeler, I. Analitikler, II. Analitikler, Topikler ve Sofistik Deliller diye alt
kitaptan olumaktayd. Daha sonra yine Aristonun olan Poetika ve Retorika da
bu alt kitaba ilave edildi. Nihayet yeni Eflatuncu Porphyriosun Aristotelesin
kategorilerine giri olarak kaleme ald Eisagoge adl eserinin de ilavesiyle mantkla ilgili metinler dokuz kitap halinde ortaya kt.
Gerek Douda ve gerekse Batda mantk adna asrlarca yaplan btn
almalarn merkezinde hep Aristotelesin bu eserleri yer alm, yaklak yirmi
be asrlk Mantk Tarihi Onun fikirleri etrafnda ina edilmitir. Sreklilik arz
eden bu inada her bir kltr evreninde deiik rklardan, eitli milletlerden,
4

Felsefe Dnyas

filozof ve bilim adamlarnn etkin olduu da bir gerektir. Kukusuz, slam kltr
evreninde Trk mantklarnn, filozof ve bilim adamlarnn da bu etkinlikte
nemli bir yeri vardr.
Aristotelesin eserlerinin slam kltr evrenine ulancaya kadar geirdii
sre olduka dolayldr. smail Kzn de belirttii gibi1, bu srete Stoaclar ve
Yeni Eflatuncu arihler nemli rol oynuyorlar. M.. I. Yzylda iero (106-43),
Yunanca Mantk terimlerinin Latince karlklarn bulmutur. M.S. II. Yzylda
mantk konusunda eser sahibi olan en nemli kii fiziki ve tp Galen (129199)dir. Galen, Aristotelesi incelerken, Stoac okullarn teknik terimlerini de
kullanmtr.
III. yzylda pheci bir filozof olan Sextus, Aristocu ve Stoac mantk anlaylarn deerlendirirken tarafsz kalm, Yeni Eflatuncu Alexander dAphrodise,
Aristoteles taraftardr. Onu arh edenlerin nemlilerinden birisidir. Stoacl
ve Epikrcl eletirmitir. Yine III. yzyln sonlarnda Aristotelesin Organon adl kitabna, daha nce de anld gibi Eisagoge adyla bir giri yazan
Porphyrios (232-298), bu kitabnda be tmeli incelemitir. Daha sonra bu kitap Organonun bana konulacak ve Aristoteles mantnn nemli bir blm
haline gelecektir. IV. Yzylda ise Antika Yunan kltrnn gerileme iine
girdiini sylemek yanl olmaz. IV. yzylda Suriyelilerin Aristoteles mantna olduka nem verdikleri ve mantk metinlerini Sryaniceye evirdiklerini
gryoruz. Hatta kilisenin izin verdii kadaryla Organonun ilk drt kitabn,
mantk eitiminde de kullanmlar, bylece mantk eitiminin bir yntemini de
oluturmulard.
Btn bu tespitler, slam mantk geleneinin olumasnda etkili olduklar
iin olduka nemlidir. Her eyden nce Mslmanlar Suriyeyi, Msr ve ran
fethettiklerinde Aristoteles mantnn olduka inkiaf etmi bir haliyle karlayorlard. Hatta yukarda ksaca deinilen gelime sreci dikkate alnrsa, sadece
Organon deil, yeni Eflatuncu yorumlar, Stoal arihler, Epikr Felsefesi de bu
birikimin iinde yer alyordu. Dolaysyla btn bu gelimeler, balayacak olan
eviri faaliyetleriyle, slam kltrne etki edecek, bilim ve tefekkr hayatn etkileyecek, mantk geleneinin oluumuna dorudan katk yapacakt. lk evirilerin Sryaniceden olduu, daha sonralar bir saguci geleneinin olutuuvb.
dikkate alnrsa bu tespitlerin ne kadar nemli olduu sanrm daha iyi anlalr.
Stoac ve yeni Eflatuncu szgeten geerek bylece, skenderiye, Antakya, Nusaybin, Harran mekteplerinde ilenerek, Aristoteles mant Miladi VIII.
1

Bkz. Kz, smail, slam Mantk Klliyatnn Teekkl, Felsefe Dnyas, Say:30, 1999-2,
s. 91-112.

Felsefe Dnyas

yzyldan itibaren, Arapaya yaplan evirilerle slam Kltr dnyasna girmeye


balamtr.
Farabinin, kendi dnemine kadar mantktaki gelimeleri be dnemde ele
almas ve bunlar,
1- Erken Yunan Dnemi (Aristo ve takipilerini iine alan)
2- skenderiye Dnemi
3- Hristiyanlk gelinceye kadar Roma hkimiyeti dnemi
4- slama gelinceye kadarki Hristiyan stnl dnemi
5- slam Dnemi, diye sralamas olduka dikkat ekicidir.
Bilindii gibi Arapaya yaplan ilk tercmeler Halid b. Yezid b. Muaviye
(l.704) tarafndan yaptrlmtr. Halid, skenderiye akademisinin Arapa bilen
bilginlerini Dimaka ararak kimya, tp ve ncumla ilgili kitaplar evirtti.
eviriler Abbasiler zamannda hz kazanm, Halife Ebu Cafer al-Mansur
(l.775) dneminden itibaren Cnd-i apur Akademisindeki Sryaniler, ranllar,
daha sonra Harranllar ve Nebatiler bu faaliyetlere katlmlardr. Harun al-Reit
dneminde eviri yapanlar arasnda Pehlevi (ran) dilinden eviri yapan mer b.
al-Ferruh al-Taberi (l.815)yi, Yunancadan tercme yapanlar arasnda Yahya b.
al-Batriki zikredebiliriz.
eviri faaliyetleri dneminde Halife Memunun (l.833) nemli bir yeri
vardr. Birinci dnem evirilerde eitli ynlerden hatalar oluurken, bu ikinci
dnemde hem ilk evirilerdeki hatalarn dzeltilmesi yoluna gidilmi, hem de
Yunanca asllarndan evirilere ynelinmitir. Badatta kurulan Beytl Hikme
btn bu faaliyetlerin merkezi haline gelmi, adeta Nusaybin, Harran okullarnn
bir devam olmutur. X. yzyln sonlarna kadar olduka mehur mtercimler
yetimitir. Bunlarn yetimesinde Badatn nemli bir katksnn olduu da
aktr. Bu mtercimler arasnda Abdullah bn al-Mukaffa (l.759) ve olu Muhammed, Hunayn b. shak, Sabit b. Kurra, Zekeriyya al-Razi ve Kuta b. Luka
al-Balebekkiyi sayabiliriz.
unu da belirtelim ki, bu mtercimlerden bir ksm eviri faaliyetleri
yannda erhler ve telif eserler de ortaya koyabilmilerdi. Mesela, Sabii bir ailenin ocuu olan ve Harranda doan Sabit b. Kurra mtercim olduu kadar
matematik, tp, astronomi gibi alanlarda da eserler vermitir. Beytl Hikmenin
en nemli drt evirmeninden birisidir.
brahim apakn2 da deindii gibi balang dneminde slam Kltr
evreninde mantk eserlerinin tercmesine ynlendiren balca sebepler yle
sralanabilir.
2

Bkz. apak, brahim, slam Dnyasndaki lk Mantk almalarna Genel Bak, Sakarya
niversitesi lahiyat Fakltesi Dergisi, 9/2004, s.25-42.

Felsefe Dnyas

1- Mslmanlar gittikleri her yere eitlik ve fikir hrriyeti gtrmlerdir. Bu fikir hrriyeti, din fark gzetmeksizin slam topraklarnda yaayan herkesin dncelerini ortaya koyma, hatta Mslmanlarla bunu
tartma imkn ve frsatn vermitir. Bu hrriyet ortam her konuda
eserlerin okunmasna sebep olmu ve bylece mantn renilmesine
bir zemin hazrlanmtr.
2- slamn yayld yerlerdeki Hristiyan, Yahudi ve dier deiik
inanlara sahip kiiler, kendi inanlarn Grek dnyasndan aldklar
mantk metodu ile savunuyorlard. Bu durum, Mslmanlarn da
delillerin ortaya konmas ve dzenlenmesinde bir metoda ihtiya
duymalarna sebep olmu ve bylece Yunan mantnn tannp
renilmesi zorunluluu domutur.
3- slamn douundan sonra bamsz bir disiplin haline gelen Kelam
ilmi, yukarda anlan dinlere ve Yunan dncesine kar, slam
inancn savunmada mant kullanma ihtiyac duymutur.
4- Mantn akla dayanmas ve Kuranda da pek ok ayetin akletme, inceleme, ibret, bakma, grme, tefekkr ve tezekkr etme, fkhetme gibi
emir ve tavsiyeleri ihtiva etmesi, slam dnyasnda akli faaliyetlere
nem verilmesine neden olmutur.
5- Bu dnemde genel dnce asndan geerli hakikat ltlerinin ve
mantki tartma metotlarnn bilinmesine kar duyulan inan, Mslmanlar mantk eserlerini tercme etmeye zorlayan baka bir sebeptir.
Hemen belirtelim ki, eitli kltr evrelerinin birbirlerini tanmalarnda
ve yeerip, dallanp budaklanmalarnda tercme faaliyetleri her zaman olumlu
bir rol oynamtr. Tarihte, Smer dilinden inceye, Akad dilinden Hinteye,
Asur dilinden Trkeye, Grek dilinden Arapaya vb. dillerinde ortaya konulan eserlerin karlkl olarak yaplm olan tercmeleri zellikle kltrn bilim
ve felsefeyi oluturan entelektel diliminde verimli sonular salamtr. Bu bakmdan tercme devrini yaam olmay, bir kltr evreni iin nemli bir ans
kabul etmek gerekir.
Kukusuz bu eviri faaliyetleri, byk bir telif faaliyetini de hazrlam,
teorik alanda orijinal eserler reterek byk bir gc de harekete geirmitir. Din
Bilimleri Metodolojisinde (usul ilimlerinde) kendine duyulan ihtiya nedeniyle
mantk incelemelerine zel bir ilgi gsterilmitir.
slam Dnyasnda mantk alannda ilk mstakil eser veren kii el-Kindi
(796-866)dir. Bir yanyla tercmeler dnemine, dier yanyla tabir caiz ise, sistematik dneme ait olan el-Kindi, andaki tm bilim dallarn ihtiva eden telif
7

Felsefe Dnyas

ve tercme olmak zere 270 kadar eser brakmtr. Said el-Endlsi, Kindinin
mantkla ilgili eserlerini, ilimlerle ilgili konularda yararlanmaktan ok uzak grr. Ona gre Kindinin bu eserleri her konuda gerein renilebilmesi iin yegane yol olan tahlil sanatn ihtiva etmektedir. Cabiri ise, bu eksikliin Kindiden
deil, dneminde ilenen mantk konular arasnda Kitab al-Burhann olmamasndan kaynaklandn sylemektedir.
El-Kindi, Aristotelesin kitaplarnn says zerine adl risalesinde mantkla ilgili kitaplarnn sekiz olduunu ifade eder ve onlar Kategorilerden itibaren
Retorikaya kadar sralar. Bunlarn ierikleri ve amalar hakknda bilgi vererek
zerlerine arhlar da yazmtr. Ayrca Porphyriosun Eisagogesini de arh etmitir. Ancak bu ilk dnemde yaplan mantk almalarnda terimler bir yandan
lgat anlamlaryla Arapaya aktarlrken, te yandan ou terimler Apodiktika,
Kateguryas, Analitika, Topika, Sofistika vb. gibi Yunanca mantk terimlerinin
byk bir ksm aynen korunmutur. eitli evirilerde yeni yeni teklifler ileri
srlm, Arapa da sistemli bir mantk dilinin olumas olduka zaman almtr.
Dolaysyla bu dnem eviri eserleri, ne temsil ettikleri bilimin dnce formunu
tam aktarabilecek ve ne de sz konusu bilimin bu yeni kltr ortamna yerleerek
kendi orijinal tarzn oluturmasn salayacak niteliktedir. Bu nedenle ereti terimler zerinde duran mantk biliminin, eviri bilim yaftasndan kurtulup iinde
bulunduu kltrn dilinde kendi terimlerinin kavramsal ierikleriyle birlikte karlklarna kavumas gerekmekteydi. te bu aamada, slam Kltr Dnyasnda
mantn Yunan dncesinin raklndan kp, slam Kltrndeki ahsiyetini
kazanmasnda iki byk Trk filozofunun abalarn grmekteyiz.
unu net olarak syleyebiliriz ki, slam Mantk Tarihinde eviriler devrini
kapatp, eviri eserler yerine yetkin, tam, kendi felsefe sistemi ile uyumlu, tertipli
ve zengin ierikli eserler ortaya koyarak, slam Mantna hviyet kazandran
ve mantk terimlerini Grekenin anlam dnyasndan alarak Arapann dnce
kalplarna dkm olan ilk filozof Uzlukolu Farabi (870-950) olmu ve X.
yyda slam Dnyasnda Farabi ile olduka iyi bir seviyeye ulaan Mantk, stn
bir hrete sahip olan bir baka Trk filozof bni Sina (980-1037) ile de gelimesini srdrmtr. Denilebilir ki, slam Dnyasnda mantk gelenei bu iki
filozofun eliyle kurulmutur. Farabi ve bni Sina mantk sanatnn slam Kltr
Dnyasna gerektii ekilde yerleip, hakkyla anlalmasna byk hizmet etmilerdir.
Geri Farabinin slam Dnyasnda ilk filozof sfatyla igal etmi olduu
yer, el-Kindi mnasebetiyle tartma konusu olmu olsa da, son yzyldan beri
yaplan aratrmalar, eviriler devrinden sonra mantn gerek kurucusunun Farabi olduunu, Onun slam Dnyasnda Muallim-i Sani lakabna layk bulun8

Felsefe Dnyas

duunu kesin olarak ortaya karmtr. Farabi, sahip olduu keskin zekas, sistematik ve buluu kafas, mkemmel lisan bilgisiyle genelde slam, zelde Trk
Mantk Tarihinde her eyi yerli yerine koymaya gelen kii grnmndedir. Bu
noktada O, Muallim-i Evvel lakabna layk bulunan, Aristotelese benzemektedir. Sanki Aristotelesin Grek Dnyasnda yapt eyi O, slam Dnyasnda
gerekletirmitir. Dolaysyla kendisine Muallim-i Evvelden sonra gelen anlamnda Muallim-i Sani denilmitir.
Kendi ahsnda slam ncesi ve slami dnem Trk Kltrnn fikri
mirasn aksettiren, Trk Dnce kabiliyetini temsil eden Farabi, Farab ehrinin Vesic kynde m.870 ylnda domutur. Bir sre Mervde tahsil grm
felsefe renimini Badatta tamamlamtr. Mantk derslerini Ebu Bir Metta
b. Yunustan almtr. alkanl ve stn zekasyla arkadalar arasnda ksa
srede kendini gstermitir. Badattan sonra Harrana geen Farabi, burada
Yuhanna b. Haylandan yine Mantk ve felsefe dersleri alarak bu konularda uzmanlamtr. Yeniden Badata dndnde Eflatun ve Aristotelesin kitaplarn
btn ynleriyle incelemitir. Birka dil bilen Farabi, bir sre am ve Msrda
da bulunmutur. Halep ve am dolaylarnn Sultan Seyf al-Devle, Farabiye ok
sayg duymu ve saraynda korumutur; m.950 ylnda vefat ettiinde, Seyf elDevlenin ok zld ve cenaze namazn bizzat kldrd sylentiler arasndadr.
Farabi, hsaul-Ulumunda mantn blmlerinin zorunlu olarak sekiz olduunu kaydederek, ilk blmn Kategoriler, dolaysyla kavram olduunu syler. Ancak Riselatu Cemiil-Mantks-Semaniyesinde ve dier baz eserlerinde
Kategoriler konusunun daha iyi anlalmasnda faydal olaca gerekesiyle bu
sekiz blmn bana bir giri olarak Porphyriosun sagojisinin bir muhtevasn,
baka bir ifadeyle Be Tmeli koyuyor. Dolaysyla bn Haldunun da belirttii
gibi, Farabinin, mant dokuz blm halinde inceledii kanaati yaygndr. Bu
blmler: 1) Manta Giri veya saguci, 2) Kitab el-Malukat, 3) Kitab el-bare,
4) Kitab el-Kyas, 5) Kitab el-Burhan, 6) Kitab el-Cedel, 7) Kitab el-Sufistai, 8)
Kitab el-Hitabe ve 9) Kitab el-ir balklar altnda toplanabilir. Bunlardan birincisi Poprhyriosun sagojisine, dier sekizi de Aristotelesin mantk metinlerini
oluturan sekiz kitabna tekabl eder.
inde yetitii kltr evresinin geleneklerine uygun olarak eserlerini
Arapa yazan Farabi, bylece Trk-slam Mantk Tarihinde mant dokuz blm halinde inceleyerek sistemli bir mantk klliyatn ilk kez ortaya koyan byk bir mantkdr. Onunla slam Dnyasnda Mantk, Yunan tefekkrnn raklndan karak ahsiyet kazanm ve sistemli bir mantk dilinin oluumunda
da O, nemli bir rol oynamtr.
9

Felsefe Dnyas

Farabinin mantk klliyat ayr nsha halinde zamanmza kadar gelmitir. Bunlardan birini Merhum Prof. Dr. Ahmet ATE, Millet Ktphanesinde
bulmu; Feyzullah Efendi Kitaplnda bulunan ikinci bir nshay Prof. Dr. Nihat
KEKLK tantm ve son olarak Fuat SEZGN, Topkap Saraynda Emanet ksmnda bulunan nc bir nshadan haberdar etmitir.
Farabi, mant teorik ilimlerden sayar. Ona gre Mantk, btn halinde,
akl yrtmede doru yolu gsteren; akl dzeltmeye, yanl yaplmas mmkn
olan btn akl faaliyetlerinde insan doru yola ve hakikat olan tarafa yneltmeye yarayan ve herhangi bir kimsenin dnlende (makulatta) yanl yapm
olup olmadndan emin olunmazsa, onun denetlenmesi iin kullanlan kurallar
gsterir.
Mantk ilminin dnme ve akl yrtmeye olan nispetini, Dilbilgisi lmi
(Nahiv)nin lisan ile kelimelere; Aruz lminin iir vezinlerine nispetine benzeten
Farabi, bu konudaki dncelerini yle srdrmektedir:
Akln yanl yapp yapmadndan veya gerek olan idrak etmekte
kusur edip etmediinden akl ilerinde, onlar deneme ve snama aleti olan
mantk kanunlar, hissin aldanp-aldanmadndan veya miktarn idrakte
kusur edip-etmediinden emin olmadmz birok cisimleri kontrol etmek
iin alet olan terazilere ve llere benzer (Mantk Kanunlar), dairelerde
yuvarlakln idrak etmekte hissin yanlp-yanlmadndan ve kusur edip
etmediinden emin olunmad zaman onlar kontrol iin kullanan pergel
gibidir3.

Farabiye gre btn bunlar mantn amacdr. Zaten onun ad da ama


ve maksadn hepsini gstermektir. Mantn insana salad yararn bykl
de amacndan anlalmaktadr. Bu bakmdan Ona gre Mantk Reisul-Ulumdur.
Farabiye gre Mantk adnn kendisinden tredii Nutuk kelimesinin
anlam vardr:
a- Sesle kan ve insann zihninde bulunan bir anlam ifade eden sz,
b- nsann ruhunda mevcut olan ve szlerin (lafzlarn) gsterdii fikirler
ve dnceler (Makulat),
c- nsann ruhunda yaratlta mevcut olan ve insandan baka bir canlda
bulunmayan ayrt etme ve bilgiyi, ilmi ve sanatlar yapma gc.
Grlyor ki nutuk kelimesi insann makulleri kavrad gce delalet ettii
gibi, insan zihnindeki kavramlara, yani i konumaya ve zihinde bulunann dil ile
sylenmesine, yani d konumaya da delalet etmektedir. Bunun iindir ki, mantkta i konumann (dnmenin) kurallarndan bahsedildii gibi, d konuma
3

Bkz. Farabi, hsaul-Ulum, Ahmet Ate evirisi, stanbul, 1955.

10

Felsefe Dnyas

hakknda btn diller iin ortak olan kurallardan da bahsedilir. Toplumdan topluma farkllk arz eden tek tek diller iin, ayr ayr kurallardan sz etmek ise Dil Bilim (Nahiv)in iidir. Manta gelince O, daha ok dili anlama delaleti asndan
inceler. Btn dillerde kullanlan ortak kanunlar verdii iin de, Mantk bilimi
hibir dile ve millete ait olmayan, insanolunun ortak bir bilim daldr.
yle anlalyor ki, Farabiye gre mantn bir konusu da szlerin
delalet etmeleri ynnden dnlenlere (makullere), dnlenleri gstermesi
ynnden de szlere uygulanan kurallardr veya kanunlardr. Zira, fikirlerin gerekle ve doru ile olan mnasebetleri, gerekten ne kadar uzak veya ona ne kadar
yakn olduklar, szlerin fikirlere, fikirlerin szlere olan uyumlarnn gsterilmesiyle mmkn olmaktadr.
Hasan Aykla yaptmz Farabide Dil-Mantk likisi konulu doktora
tez almasnda grdk ki4, Farabide dil-mantk ilikisi, olmu bitmi ve kendi
tarzn oluturmu bir mantk ilminin herhangi bir dil durumu ile ilikisinden olduka farkl grnmektedir. nk Farabinin temsil ettii mantk baka kltre
ait olup Arapaya tercmeler yoluyla aktarlmtr. Arapa ise, doal bir dil durumunun tesinde, iinde bulunduu kltrn entelektel formunu oluturan bir
mantk grnmndedir. Bundan dolay Farabide dil-mantk ilikisi, belli bir
yapya oturtularak evrenselletirilmi bir dil durumunun, bu dile yeni aktarlm
ve henz tercme boyutundan kurtulamam mantkla ilikisi eklinde kendini
gstermektedir.
Bu nedenle Farabi, henz Arapaya yeni aktarlm olan Aristoteles mantn ncelikle tercme ilim yaftasndan kurtararak onun kavramlarn Arapa
terimlerle telif eden, bu ilmin gerektirdii dnce yapsnn temel unsurlarnn
slam dncesi ierisine yerletirilmesini salayan, bunu yaparken de sz konusu dncenin entelektel formunu oluturan dil ile adm adm hesaplaan bir
mantk konumundadr. O, ne kendinden nceki mantklar gibi sadece bir mtercimdir, ne de kendinden sonrakiler gibi mantn teknik ayrntlar ile uraan
mantk konumundadr. Aksine o, hem tercmeler yoluyla aktarlan klasik mantn anlalmasn salayan erh ve haiyeci dilci, hem de bu ilmin ngrd
dnce formunu Arapann oluturduu dnce yapsna yerletiren ve bu
balamda yeni bir kavram erevesi oluturan filozof durumundadr.
Farabinin mantk klliyat incelendiinde onun kulland kavramlar dilbilimcilerin kulland kavramlarla paralellik arz ettii grlmektedir. rnein
dilbilimciler Arapa edatlar dilbilim asndan tasnif etmilerken, o ayn edatlar mantk ilmine gre tasnif etmitir. Dilbilimciler dilin douu ile ilgili eit4

Bkz. Ayk, Hasan, Farabide Dil Mantk likisi, Rize, 2007, s. 303 vd.

11

Felsefe Dnyas

li grler ortaya koymularken o da, dilin douunu ele alm ve rasyonel bir
deerlendirmeye tabi tutmutur. simlendirme (tesmiyetl-meani), mastar-fiil
tartmas, izafet, nispet, mpteda, haber ve sfat mevsuf gibi terimleri ele alm,
bunlar mantk ilminin ngrd dnce formu ile karlatrmtr.
Bata hsaul-ulum adl eseri olmak zere Tenbih ala sebilis-saade,
Kitabul-elfaz gibi eserlerinde mantk ilminin slam dncesinde var olan ilimler arasndaki konumunu ele alm, ounlukla onu dilbilimle karlatrarak
bu ilim karsnda belli bir konuma yerletirmitir. zellikle Kitabul-huruf, etTavtia fil-mantk, Kitabul-elfaz isimli eserlerinde dil-mantk ilikisine younlaarak, dildeki kelimelerin ve ifade ekillerinin (sz edim ekillerinin) mantktaki
konumlarn ele alm, bylece mantk terimlerine Arapa ierisinde yer amtr.
Kitabul-huruf adl eserinde, ayrca dilin douunu Arapa balamnda ele
alarak, Arapay ve onu oluturan temel zihniyeti rasyonel bir deerlendirmeye
tabi tutmutur. Bu deerlendirme esnasnda tespit edilen rasyonel boluklar Aristoteles mantnn ngrd dnce formu ile doldurulmutur. Bu balamda
Farabinin Aristotelesin mantk klliyatna yapt erhler, onun eserlerine harfi
harfine bal kalmayan, Arap dilinin ve slam dncesinin zelliklerini tayan,
Aristotelesin dncelerini zihninde yourup hazmettikten sonra slam dncesine dken eserler durumundadr.
Farabinin dil-mantk ilikisi erevesinde yerine getirdii en nemli fonksiyonlardan biri de, Aristoteles mantn temsilen rasyonel dnceyi slam dnce yaps ierisinde konumlandrmasdr. Byle bir konumlandrmay gerekletirmek iin o, nce mantk terimlerini tercme boyutundan kurtarp kavramsal
ereveleri ile birlikte Arapann anlam dnyasna aktarm, sonra da bu terimlerin temsil ettii rasyonel dnceyi Arapann anlam dnyas ile telif etmitir.
rnein Kitabul-huruf ve Kitabul-elfazda Arapadaki edatlar ve cmlenin
eleri olan mbteda ve haberi, temsil ettikleri anlamlaryla birlikte deerlendirerek mantk ilmindeki kategoriler ve konu-yklemle ilikilendirmitir.
Buna bal olarak slam dncesinin tikele dayanan duyumcu karakterini deerlendirerek, bu yapy rasyonel bir temele oturtmaya almtr. rnein
Kitabul-hurufda, Arapann dil durumundaki varlk anlayn, bunu temsil
eden kelimelerin ve bu kelimelerden oluan cmlelerin yapsn anlam asndan tahlil ederek, mantk ilminin ngrd varlk anlayn, bunu ifade eden
terimleri ve bu terimlerin oluturduu nermeyi bu dilin anlam dnyasna yerletirmitir. Ayrca dilbilimciler tarafndan Arapann temeline konulan mastar ve
fiili ele alarak, bunlarn mantk ilminin ngrd dnce formunun temelini
oluturan orta terim karsndaki konumlarn ve nesnel dnceyi ifade etmedeki
yetersizliklerini belirtmitir.
12

Felsefe Dnyas

Farabi, Arapann anlam dnyasnda oluan cedel ve hitabet metodunun


ve bunlarn dayandklar dnce kadrolarnn nesnel dnceyi deil, ok anlamll dourduklarna dikkat ekerek, bunlara karlk mantk ilminin temel
metodu olan burhan ve bununla elde edilen zorunlu bilgiyi ortaya koymutur.
Farabinin bu dnceleri daha sonra el-Elfaz (szn anlama delaleti-delalet)
bahsinin de mantn blmleri arasnda yer almasn salayacaktr.
Tpk Aristoteleste olduu gibi Farabinin Mantk sisteminde de Burhan
Nazariyesi (spat Teorsi) bu bilimin bel kemiini tekil eder. Bu amala Farabi nce kavram tahlili yapmakta, sonra nermelere gemektedir. Daha sonra da
kyas incelemektedir. Bu blm kendisiyle fizik ve metafizik alanda zaruri
(kesin) bilgilerin elde edildii Burhan Nazariyesine, yani sonucu kesin olan akl
yrtmeye (zaruri istidlale) bir hazrlk nitelii tar. Ona gre bu zaruri istidlalin
bilgisi yannda bir de sonucu olumsal olan akl yrtme (mmkn istidlal)nin
bilgisi vardr. Farabi bu ikincisini Cedel kitabnda incelemektedir. Burhann bilgisi geree uygun bilgi olduu halde, Cedel, gerek olann belirlenmesine bir
dereceye kadar imkan salamaktadr.
Sofistik Delillerin rtlmesi, Hitabet ve iirin konusu ise, hangi hallerde akl yrtmenin yanl olduunu, baka bir ifade ile, azdan kan
szlerin yanl anlama gelmek iin hangi hallerde bulunmalar gerektiini ortaya
koymaktadr. Bylece Farabi genelde, slam Mantk Tarihinde, zelde ise Trk
Mantk Tarihinde ilk defa Mant kavram mant (tasavvurat) ve hkm mant (tasdikat) diye ayran kiidir. Bu ayrm bata bn Sina olmak zere btn
Trk ve slam Mantklarnda srp gidecektir.
te Farabinin nemli aklamalar getirdii bu mantk konular, Onun lmnden yaklak 30 yl kadar sonra domu olan baka bir Trk Filozof ve Mantk bn Sinann elinde adeta gelimesini tamamlayacaktr. Mant Farabinin
eserlerini okuyarak rendiini syleyen ve Trk-slam Dnyasnda mantklar
arasnda stn bir hrete sahip olan bn Sina (980-1037) ile slami Dnem Trk
Kltrnn fikri ve ilmi mirasna uygun bir mantk gelenei kurulmutur.
Farabide olduu gibi bn Sina da eserlerini Arapa yazmtr. Onun,
manta dair el-ifa (1. Blm), el-Necat (1. Blm), el-arat ve el-Tenbihat
(1. Blm), el-Mantk, el-Markyyin gibi nemli eserlerinin yannda birok
risalesi vardr ve bunlardan birou Ayasofya Kitapl yazmalar arasnda mevcuttur. bn Sinann mantkla ilgili baz eserleri bat dillerinde de neredilmitir.
bn Sina mant felsefe iin gerekli ve zorunlu bir medhal olarak grr.
Onu sistemin bana koyarak onunla felsefesine adeta bir giri yapar. Ona gre
bu durumuyla mantk, bir bilimdir ve felsefenin, kendi ifadesiyle hikmetin bir
blmdr. Bu ilim sayesindedir ki, biz, gerek tanm (hadd-i tam, tam zsel ta13

Felsefe Dnyas

nm) ve kesin delil (burhan)in doru olarak kendilerinden yapld maddelerini


ve bunlarn kendilerine has formlarn biliriz.
te yandan bn Sina, dier ilimlere nispetle Mant bir alet olarak kabul
eder. yle ki, Mantk, hadimul-ulum (ilimler iin hizmeti)dur; btn ilimlerin
kavranlmas iin en gzel bir yardmcdr. Grlyor ki, bn Sina, mantn iki
ynne iaret etmektedir; bir ynyle mantk bir bilim, dier ynyle bir alet, bir
sanat olmaktadr. Esasen Aristotelesin sisteminde, mantn bir ilim mi, yoksa
bir sanat m olduu belirtilmemi ve fakat Ortaada bunun tartmas yaplmtr.
bn Snya gre manta verilen bu iki anlam arasnda bir eliki yoktur.
Aksine biri daha genel, dieri daha zel iki anlamdr. Nitekim insan ve canl
kavramlarn ele aldmzda, nsan kavramna canly ykleyebiliriz. nk
her insan canldr; ancak her canl insan olmad iin canl kavramna insan
ykleyemiyoruz. Tpk bunun gibi, ilimler iin let olan her ey, mutlak anlamda
ilimden bir cz (bir para) olur; buna karlk mutlak anlamda ilimden bir cz
olan her ey ilimler iin let deildir. Bununla beraber, ou kez bilinen her bilgi,
doal olarak baka bilgilerin kazanlmasnda yardmc olur. Mesel, Matematik
bilgisi kuvvetli olan bir kii, Astronomi ilmini daha kolay renir.
bn Snya gre mademki her bilgi ya tasavvur (kavram bilgisi)dur, ya da
tasdik (hkm bilgisi)tir. yleyse bilmediklerimiz de bildiklerimiz gibi ya bir
ksm tasavvurlar (kavramlar), ya da bir ksm tasdikler (hkmler)dir. O halde
bizim bilmediklerimiz hakkndaki aratrmalarmz, ya tasavvurlar (kavramlar)
ya da tasdikleri (hkmleri) elde etmee yneliktir. Kukusuz bu gelii gzel
bir aba deildir. Bilkis, bunlarn bilgisine mantn ortaya koyduu prensipler
dhilinde bir takm zihin faaliyetleriyle ulalr. Bizi tasavvurlara ulatran zihin
faaliyeti zsel tanm (hadd), tasdiklere ulatran zihin faliyeti ise kyastr. Bu
ikisinin her birinden bazs gerek (hakikate uygun), bazs da gerek deildir;
ancak herhangi bir adan faydaldr. Bazlar da geree benzer olduu halde
doru deildir. nsan yaratl icab, ou kez bunlarn arasn temyiz edemez.
Eer byle olsayd aklllar arasnda anlamazlk olmaz, dncelerinde eliki
ortaya kmazd.
Halbuki bildiklerimizden bilmediklerimizi karmak, bilinenden bilinmeyene gei, hem belirli bir maddeyi, hem de belirli bir ekli (sreti-formu) gerekli klar. yleyse tanm ile kyasn her biri iin kendilerinden telif edildikleri
maddeleri ve telifin kendisiyle tamamland sretleri vardr. Nitekim her hangi
bir maddeden tesadfen ev veya krs yaplmas doru olmad gibi, her hangi
bir ekilde ev veya krs yaplmas da doru olmaz. te bizi bilinenlerden bilinmeyenlere ulatracak dncelerimizde ve akl yrtmelerimizde de durum
14

Felsefe Dnyas

byledir. Bazen bozukluk surette, bazen maddede ve bazen de her ikisinde birden
olabilir. Oysa mantk, dnceleri ve akl yrtmeleri her iki ynden inceleyerek,
bir yandan bilinenden bilinmeyene hatasz intikalin kanunlarn ortaya koyarken,
te yandan akl takviye ederek, insana zihin faaliyetlerinde gerek olanla gerek
olmayan birbirinden ayrt etme yeteneini ve lsn kazandrr.
yle grlyor ki, bn Sn, kavram mant (tasavvurat)nn ana konusunu tanm, hkm mant (tasdikat)nn ana konusunu da kyas olarak belirlerken,
zihnimizin bu iki ayr ileminde her biri iin madde, sret ayrmn yapmaktadr.
Tanmn maddesi be tmel, kyasn maddesi nermelerdir. nermelerde konu
ile yklem arasnda kurulan ba, her zaman ayn kuvvette deildir. Dolaysyla
nermelerin bilgi deerleri de farkldr. Bunun iindir ki, mesel imkn ifade
eden ncller ieren bir kyasn sonucu zorunlu bir nerme olamaz.
bn Snnn bu konudaki aklamalar, her ne kadar kayna Aristoteles
olsa da, Ondan farkldr ve olduka orijinaldir. Onun bu dnceleri kendisinden
sonra da etkili olmu ve sonraki mantklar, maddesi ynnden kyas be sanat
bal altnda incelemilerdir.
bn Snda da Mantn blmleri Frbdeki gibidir. u farkla ki, bn
Sn, Frbnin dncelerinden esinlenerek, karlkl fikir al-veriinin sadece
dil aracl ile yaplabildiini, anlam ile sz arasnda her hangi bir ilikinin bulunduunu, ancak bu ilikinin tabi trden olmadn, ou kez szn durumlarnn
anlamn durumlarn etkilediini, bunun iin de mantknn toplumdan topluma
deien ekliyle deil, mutlak anlamda dilin durumlarn aratrmas gerektiini
belirterek, mantn ilk konusunun bb el-elfaz (Szn Aratrlmas) olduuna
iaret ediliyor. Bylece bn Sndan itibaren Mantk on blm olarak ekilleniyor.
Muhammed Fevzi Efendi, Hulasetul-Mizan adl eserinde bu konuda yle diyor: Rzi, Ktib Kazvini gibi sonra ki baz mantklar Mebhis el-elfaz
mantn bir blm saydlar. Bylece mantn blmleri dokuz deil on oldu.
Ancak bunun mantktan bir blm saylmas kavramlar dile getirmede sze olan
iddetli ihtiyatan dolaydr5. zmirli smail Hakk Bey de konuya temas ederken,
say adlar olmakszn bir matematikinin matematik ilmini kurmas nasl mmkn deil ise kelimelerin yardm olmadan da mant meydana koymaya imkn
bulamamlardr, diyor6.
Bununla beraber, mant her trl szl vastadan kurtarmak isteyen ve
ondan daha basit ve soyut bir vasta aratran bn Sina, bu vastay bulamam
5
6

Fevzi, Muhammed, Hulasetul-Mizan, stanbul, 1301/h, s.18-19.


zmirli, smail Hakk, Felsefe Dersleri, stanbul, 1330/h, s.73

15

Felsefe Dnyas

olsa da, onun olasln hissetmitir. Onun bu konudaki grleri zetle yledir: ayet mant renmek sadece ve tek bana bir eyin zihindeki varl ile,
yani kavram ile mmkn olsayd, yahut soru ve cevaplarnz dilden baka bir
vasta ile ortaya koyabilseydik, bylece yetinirdik. Bu taktirde dilin aratrlmas
da bizim iin sz konusu olmazd7. Bu dnceleri ile bn Sina, sembolik mant
sezen ilk filozoftur. Ayrca son aratrmalar, yklemin nicelii problemini de ilk
ve mkemmel bir ekilde ileyen kiinin bn Sina olduunu gstermektedir.
yle grnyor ki, XI. Yzyln ilk yarsna gelindiinde, slam Kltr
Dnyasnda mantk, iki byk Trk Filozof Farabi ve bn Sinann himmetiyle
en geni muhtevasna kavumutur. Daha sonra yetien mantklarmzn, bu iki
filozofumuzun eserlerini aratrma, inceleme ve onlar takip etmenin tesinde,
zde bir gelimeyi ortaya koyacak nitelikte bir alma yapmam olmalar, XIX.
Yzyln son eyreine kadar mantk anlaymzda Onlarn dncelerinin hakim olmas, bu tespitin doruluunu gstermektedir.
Bu uyan dneminde slam Dnyasnda mantn garip bir durumuna da
ksmen iaret etmek istiyorum: Ebu Bekir al-Bakillani gibi baz kelamclar, bn
Salah, el-Nevevi gibi baz hadisiler mantk ilmine hcum ettiler. Tartma konusu olan temel problem inikas- edillenin kabul veya reddi meselesiydi. Delilin butlanndan medluln butlan lazm gelir mi, gelmez mi? (Delilin rtlmesiyle delillendirilen konunun da rmesi gerekir mi, gerekmez mi?) noktasnda
younlamaktayd.
Hemen belirtelim ki, mantk biliminin slam dncesi ierisinde urad
deiikliklerde Gazali, nemli bir ke ta ve ayn zamanda dnm noktas durumundadr. Bu balamda, belli bir anlay paylamalar asndan mantklar,
nceki mantklar anlamnda mtekaddimin, sonraki mantklar anlamnda ise
mteahhirin olarak isimlendirilmektedir.
slam dncesi literatrnde ska kullanlan bu ayrm, bir anlamda
mantk ilmi karsnda kelamclarn tutumunu zetlemektedir. Bu ayrmda nceki
mantklar olarak isimlendirilen mtekaddimin, inikas- edille denilen, delilin
rtlmesiyle delillendirilenin de rm olaca (delilin butlanndan medluln butlan lazm gelir) ilkesini kabul etmilerdir. Onlar, bu ilkeden hareketle,
hem mantk ilminde ortaya konulan ve akl tarafndan oluturulan delile hem de
mantk ilmine kar kmlardr. nk mantk ilminin kurallarna gre oluturulan delillerin rtlmesi, delillendirilenin de rmesini gerektirmemektedir.
Bu nedenle sonraki mantklar olarak isimlendirilen mteahhirin, inikas- edille
ilkesini reddederek, delilin rtlmesinden dolay delillendirilenin rmesinin
7

Bkz. bn Sina, if, Sleymaniyede kaytl yazma nsha, varak-5.

16

Felsefe Dnyas

gerekmeyeceini sylemiler ve mtekaddiminden olan bilginlerin kabul ettii


delil anlayn reddederek mantk ilmine geit vermilerdir.
Hseyin aldakla yaptmz Aristoteles Mantnn slam Usl Bilimlerine Etkisi konulu doktora almasnda grdk ki8, mantk slam dnyasna girdikten sonra eitli tepkilerle karlamtr. Manta kar kp, onu okumann
zndklk olduunu ileri srenler olduu gibi, mant savunup onun gerekliliini
ispat etmeye alan ve onu renmenin zorunluluunu syleyenler de olmutur.
Manta kar kan nemli isimlerden biri de bn Teymiyyedir. bn Teymiyye, mantn konularndan tanm, nerme ve kyasa farkl ynlerden eletirilerini yneltmitir. Mant savunup meruiyetini ortaya koyanlarn banda
ise, yukarda belirttiimiz gibi Gazali gelir. Gazali, mant bilmeyenlerin ilmine
gven olmayacan belirterek, mantn tamamen kabul edilip kullanlmasna
vesile olmutur. Gazalinin bu abalar, mant usul bilimlerine sokacak kadar
etkili olmutur. Bylece slam kltr dnyasnda, felsefecilerin yannda din bilimcileri de manta ilgi duymulardr.
Manta kar karak tanm teorisini eletiren slam bilginlerine gre, tanm, laf uzatmaktan baka bir ey deildir. Kavrama, tanmla ulamak gibi bir
zorunluluk yoktur, nk basit eylerin tanma ihtiyac yoktur, bileik eyler ise,
tanmlanmadan da tasavvur edilebilir. Ayrca, zsel tanm (had), nelii (mahiyeti) veya z (zat) tanmlayc deil, sadece, kullanana gre tanmlanann ismini
ve sfatn aklayc bir szdr.
bn Teymiyye ve Suyuti gibi manta kar kan slam bilginleri, tmel
kavramlarn d dnyada (harici lemde) olmadklarn, Aristoteles mantndaki
tmel kavramlarn zihinde sadece itibari olarak var olduunu ileri srmlerdir.
nk onlara gre, duyu organlar ile elde edilen bilgiler, tmel olmaz. Mesela,
tek tek atlar olmakla birlikte bu somut atlarn toplamndan meydana gelmi tmel
bir at kavram da mevcuttur. Ancak, d dnyada bunun bir gereklii yoktur.
Dolaysyla bu itirazlar, tmel nermeye, zellikle tmel nermenin byk
ncl olduu kyasa yneliktir. nk nerme, apak olur. O halde, onun kaplad tm fertlere de tmel nermenin delaleti apaktr, ya da apak deildir. Bu
durumda, onun doruluunu apak ispatlayacak baka delillere ihtiya vardr.
Byle bir nerme ise, kyas iin ncl olamaz.
Btn bu itirazlara ramen, Aristoteles mant, slam dnyasna girdikten sonra, Gazali gibi mant savunanlarn gayretleriyle birok konusuyla din
bilimleri yntemlerinde kullanlmaya balamtr. zellikle fkh usulnde oka
8

Bkz. aldak, Hseyin, Aristoteles Mantnn slam Usl Bilimlerine Etkisi (Fkh sulndeki
rnekleriyle), Atatrk niversitesi Sosyal Bilimler Enstits, Erzurum, 2006, s. 149 vd.

17

Felsefe Dnyas

kullanlan mantk, ayn zamanda usul kitaplarnn da girii haline gelmitir. Mesela, Gazalinin, el-Mustasfa adl eseri mantkla balad gibi, ayn ekilde bu
etkilerin devam olarak, Molla Fenarinin yazd Fusulul-Bedayi eseri de yine
mantkla balar.
Mantk, slam kltr dnyasna girmeden nce, slami ilimlerin gelimesiyle birlikte, kukusuz usul ilimleri de ekillenmeye balam ve belli bir dzeye
gelmiti. Ancak mantn bilinmesi ve uygulamaya konulmasyla birlikte bu ilimlerde deiiklikler ortaya kt da bir gerektir. Bu deiiklikler, eitli konularda olmakla birlikte, daha ok kendisini mantki kyasta gstermitir. Zaten kyas
da, hem mantkta hem de usul bilimlerinde en ok kullanlan karm eklidir.
Mantki kyasta, esas rol oynayan unsur orta terimdir. Fkhi kyasta ise,
bu nemli unsur, sebep (illet)tir. Aslnda kyasta da orta terim sebeptir. Mantki
kyastaki ncllerden zorunlu sonucun kmas ilemine orta terim, vazgeilmez
esastr. Fkhi kyasta da sebep (illet), sonuca varmak iin gerekli arttr. Yani illet
tespit edilmeden herhangi bir sonu elde etmek mmkn deildir.
Belirtmek gerekir ki, mantk, slam dnyasna girmeden nce, slam usulclerinin kullandklar kyas ile mantki kyas farkl karm metotlardr. Zira
slam dnyasnda kyas, daha slam dncesinin ilk oluum dnemlerinde kullanlmaktayd. Fakat kullanlan bu kyas, mantktaki kyasla ayn yapda deildi.
nk mantki kyasta, kabul edilen ncllerden zorunlu olarak sonu karrken,
fkhi kyasta ise asl olan, iki olay arasndaki benzerlikten yola karak sonuca
varmaktr. yle grlyor ki fkhi kyas, mantktaki analojiye karlk gelmektedir. nk analoji, aralarndaki benzerlikten dolay bir olay hakkndaki hkm
dier bir olay hakknda vermektir. Bu, onun tamamen fkhi kyasla ayn yapda
olduunu gstermektedir.
Bununla birlikte, fkhi kyas ile analojinin de farkl yaplarda olduunu
syleyen dnrler vardr. Bu farkllk, her iki metodun tikelden tikele eklinde
yaplan bir karm yolu olduu halde, fkhi kyasn daha ok bilimsel tmevarma dayal bir akl yrtme metodu olarak telakki edilmesinden kaynaklanmaktadr. Konumuz itibaryla analoji ve tmevarm, slami usul ilimlerinde kullanlan
metotlarla sk skya ilikilidir. nk tmevarm, mantki kyasta nclleri bilmenin yoludur. Ayrca tmevarm, slam usul ilimlerinde kullanlan bir karm
yntemidir. Tmevarmn slam dnyasnda kullanm, Gazali ile grlmeye balam; ancak btn ynleriyle atbi tarafndan sistematize edilmitir.
Sonu olarak diyebiliriz ki eviri faaliyetleriyle balayp el-Kindiden itibaren zgn eserlerin oluturulmaya ynelindii slam kltr evreninde uyan
dnemi diye nitelendirdiim VIII. Yzyldan XII. Yzyla kadar olan dnemde,
zellikle iki byk Trk mantk Farabi ve bn Sinann almalaryla slam
18

Felsefe Dnyas

kltr dnyasnda bir mantk gelenei olumutur. yle ki daha bu kltr evreninin dilinden itibaren kendi bilim anlayna uygun, onunla entegre bir mantk klliyatnn XI. Yzylda btn detaylaryla ortaya koyulduunu gryoruz.
Manta kar gelip onunla uramay kfr sayanlarn yannda, mant doru
bilgiye giden yolda zaruri olarak gren Gazzalinin gayretleriyle bu inan yklm ve mantk renilen ve retilen bilimler iinde yer almtr. Bylece slami
ilimler metodolojisine de yerlemi olan mantk onun dnce sistemi rengine de
brnmeye balamtr.
Delil anlayndaki bu deiimin, slam dncesinde tam anlamyla bir
epistemolojik krlma noktas olduunu syleyebiliriz. unu da ilave edelim ki,
Usulcler, zellikle de Kelamclar ve Hadisiler ile mantklar arasnda kan
ihtilaf, mantk bilimine kar olumsuz bir tavrn ortaya kmasna neden olmu ve
Aristotelesin Cevher tanmnn slam akidesiyle telifini imknsz gren kelamclarn etkisiyle, mantk kitaplarndan el-Maklat (Kategoriler) blm kartlmtr.
Bylece Aristoteles mantna dayal da olsa, daha tanmndan balayarak,
onun konularnn tertibi, formel ve ontolojik karakteri zerindeki tartmalardan;
tanm, modal nermeler, kyas ve be sanat konularnda ortaya koyulan farkl mlahazalarla, genel mantk tarihi ierisinde nemli bir ekol oluturan Farabi ve bn
Sina mant, yalnz felsefecilerin urat bir alan olarak kalmam, Dini limler
Metodolojilerinde (Usul limlerinde) de nemli rol oynamtr. Bunun iin de
uygulama alanlarnda yararl olmas asndan mantn baz konular gereinden
fazla incelenirken, baz konular adeta ihmal edilmitir. Usulcler, mantn zellikle kavram tahlili, delalet ve tanm konularndan son derece yararlanmlardr.
z
Uyan Dneminde slam Kltr Evreninde Mantk Geleneinin Oluumu
Bilindii gibi 610 yl insanlk tarihi iin olduka nemli bir dnm noktasdr. Zira bu tarihte, son peygamber Hz. Muhammet (S.A.V.)in ilk vahyi teblileriyle Arap yarmadasnda yeni bir din zuhur ediyordu. lerleyen yllarda eitli
inan ve rklardan milletlerin bu dine girmesiyle din ekseninde bir slam toplumu
oluuyordu. Bu toplum daha ilk dnemlerinden itibaren gerek i ve gerekse d
etkenlerle, daha dilinden itibaren bilimiyle, tefekkr hayatyla, sanatyla vb.
kendine zg bir kltr evrenini de hzla oluturuyordu. eitli kltrlerin etki
ve katksyla oluan bu kltr evreninde kendine zg bilim anlay ierisinde
mantk biliminin de, Aristoteles mantk anlayna dayal da olsa, bir gelenei
oluuyordu. te bu makalede uyan dnemi diye adlandrdm 8. Yzyldan
12. Yzyla kadar olan zaman dilimi ierisinde genel mantk tarihi ierisinde zel
19

Felsefe Dnyas

bir yeri olan slam mantk geleneinin nasl olutuu ortaya koyulmaya allmaktadr.
Anahtar Kelimeler: slam Kltr Evreni, Mantk, Aristoteles, Frbi, bn
Sina, Metod Bilimleri, Gazzali
Abstract
Formation of the Tradition of Logic in Islamic Cultural Universe During
the Era of Awakening
The year 610 was a turning point for the history of humanity because the
first divinely revelations to Prophet Muhammad were sent, and the birth of a
new religion appeared in Arab peninsula. There became an Islamic population
along with inclusion and conversion of various faith and race groups to Islam.
This group of people, or society, was establishing its unique cultural world with
the language they share, thought system, art and science from the first decades of
emergence. In this cultural world, which consisted of the contributions and the
effects of several other cultures, the science of logic, though it depended on Aristotles idea of logic, was also emerging to become a tradition of its own among
other sciences. This study attempts to present the establishment of Islamic tradition of logic which has a unique place within general history of logic in the era,
which I call the era of awakening, between 8th and 12th centuries.
Keywords: The world of Islamic Culture, Logic, Aristotle, Frbi, bn
Sina, Sciences of Methodology, Gazzali
Kaynaklar

Ali Sam al-Near; al-Mantk al-Sur, skenderiye-1955.


Atuf, Nfi; Trkiye Marif Tarihi Hakknda Bir Deneme, stanbul-1930.
Aayk, Hasan, Farabide Dil Mantk likisi, Rize, 2007, Sayfa: 303 vd.
Baltacolu Cahit; XV. ve XVI. asrlarda Osmanl Medreseleri, stanbul-1975.
Bingl, Abdulkudds; Gelenbevnin Mantk Anlay, stanbul-1997
Klsik Mantkn Tanm Teorisi, stanbul-1995
Semerkandnin Kstasnda Kyas Teorisi, Felsefe Dnyas, s.20,
Bahar-1996, s.10-33.
Trk-slm Kltr Dnyasnda sagoji, Atatrk n. Fen-Edebiyat Fak.
Aratrma Dergisi, s.15, Erzurum-1985, s.349-355.
bn Snda Mantk Mahiyet ve Bilinmesi, Uluslararas bn Trk, Harezmi,
Frb,
Beyrn ve bn Sn Sempozyumu, Bildiriler, Ankara-1990, s.139-147.
20

Felsefe Dnyas

XVIII. Yzyl Trk Mantklar, Atatrk n. Fen-Edebiyat Fak. Aratrma


Dergisi-14, Erzurum-1986, s.55-67.
Trk Mantklarnda Mantk ve Dil, Atatrk n. Fen-Edebiyat Fak. Aratrma
Dergisi, s.16, Erzurum-1988, s.227-334.
al-Semerkand ve Kstasul-Efkar, Atatrk n. Fen-Edebiyat Fak. Aratrma
Dergisi, s.19, Erzurum-1991.
slm Kltr Dnyasnda Mantk Geleneinin Kurulmasnda Trk
Dnrlerinin Yeri, Atatrk n. Fen-Edebiyat Fak. Aratrma Dergisi-18,
Erzurum-1990.
Trk Kltr Tarihinde Mantk Hareketleri, Trk Kltr ve Felsefe Panelleri,
Kayseri, 14-15 Nisan-1991, Tebliler, Kayseri-1992, s.11-24.
aldak, Hseyin, Aristoteles Mantnn slam Usl Bilimlerine Etkisi (Fkh
Usulndeki rnekleriyle), Atatrk niversitesi Sosyal Bilimler Enstits,
Erzurum, 2006.
apak, brahim, slam Dnyasndaki lk Mantk almalarna Genel Bak,
Sakarya niversitesi lahiyat Fakltesi Dergisi, 9/2004, Sayfa:25-42.
Al-Ebher, Esirud-Din Mufaddal b.mer; saci, stanbul-1312 H.
Frb; al-Elfaz al-Mustamele fil-Mantk, (Muhsin Mehd Nr.) Beyrut-1946.
Risalet Cemii-l-Mantkyye-tis-Semaniye, (Yazma Nsha), Hamidiye-812.
Uyn al-Mesail, Kahire-1910.
Kitab al-Huruf,(Thk. Muhsin Mehdi) ,Beyrut-1990.
Kitab al-bare (Prof. Dr. Kyel Nr.), Aratrma, c.IV., 1966.
hsaul-Ulm, (ev. Prof.Dr.A.Ate), stanbul-1955.
bn Haldun; Mukaddime, Beyrut-1981.
bn Sn; Kitab al-Hudd, (yazma nsha), ehit Ali Paa, 2725/51.
al-rt ve al-Tenbht, (Sleyman Dnya Nr.), Kahire-1960.
Mantk al-Markyyin, Kahire-1910.
al-Nect, Msr-1938.
Resail bn Sn, (Hilmi Ziya lken nr.), Ankara-1953.
al-ifa, (brahim Madkur nr.) Kahire-1959; Yazma nsha, Sleymaniye.
smail Hakk (zmirli); Felsefe Dersleri, stanbul-1330 H.
Keklik, Nihat; Trkler ve Felsefe, stanbul-1986.
slm Mantk Tarihi ve Frb Mant, stanbul-1969-1970.
Kz, smail, slam Mantk Klliyatnn Teekkl, Felsefe Dnyas,
Say:30, 1999-2, Sayfa:91-112.

21

Felsefe Dnyas

Kyel, Mbahat (Trker); Trkiyede Cumhuriyet Dneminde Felsefe Eylemi,


Ankara-1976.
Frbnin Baz Mantk Eserleri, DTCF Dergisi, c.XVI. S.3-4, Eyll-Aralk,
1958.
Frbnin eraitul-Yakn ve Burhan Kitab, DTCF Felsefe Aratrmalar
Enst. Dergisi, c.1, Y.1963.
Frbnin Peri Hermenias Muhtasar, DTCF Fel. Ara. Enst. Dergisi, c.VI.,
Ankara-1968.
Frbde Dnce ve Dil Arasndaki liki, DTCF Fel. Ara. Enst. Dergisi,
c.X., Ankara-1979.
Muhammed Fevzi, Hulasetul-Mizan, stanbul, 1301/h, Sayfa:18-19.
Semerkand, emsud-Din Muhammed b.Eref; Kstasul-Efkr fi Tahkik alEsrar, Sleymaniye/Ayasofya, 2565/2.
lken, Hilmi Ziya; Mantk Tarihi, stanbul-1942
Trkiyede ada Dnce Tarihi, stanbul-1979.

22

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

SADNN BOSTANINDA BAZI AHLK MESAJLAR


ve MANTIKSAL NCELKLER
brahim EMROLU*

Sadi irazinin Hayat ve lmi Kiilii


Eb Muhammed Sadi Merrefddin Muslih bin Abdillah bin Merrif
irz, 1213te rann iraz ehrinde domu, ilkrenimini irazda tamamladktan sonra Mool istilas nedeniyle 1225 yllarnda Badata gitmitir.
Nizamiye Medresesinde eitimine devam ettikten sonra Suriye, Anadolu,
Msr, Marake, Azerbaycan, Belh gibi yerleri gezmi, nl mutasavvf ihabddin Suhreverdi ile tanm, 1256da irza dnmtr. Daha sonra hacca gitmi,
dnnde Tebrize uram, Cveyn aracl ile Mool hkmdar Abaka Han
ile grmtr. En sonunda iraza dnm ve 1292de orada vefat etmitir.1
Hayatn irad ve halka hizmetle geirdii anlalmaktadr.
Geni bilgisi ve yksek kltr sayesinde dou kaynaklarnda eyh Sadi
olarak nam bulmutur. Mezar iraza yakn Sadiyyededir.
Dou edebiyatna byk etkisi olan Sadinin eserleri lmnden sonra toplanm, Ahmed b. Ebubekir tarafndan Klliyat olarak baslm olup 16 kitap, 6
risle olmak zere 22 veya 23 eseri ihtiva etmektedir.2 Dili harikulade denilecek
kadar fasih ve belidir. Onun asl n mesnevi trnn en byk statlarndan
biri olmasndan ileri gelir. Sadinin eserlerinde ounlukla eitici ve retici bir
hava vardr. O, toplumun ve ferdin en iyi insan modeline ulamasn hedefler. O
sebeple yazd iirlerinin toplumun her kesimine hitap etmesine zen gstermitir. ok sayda eser vermesine ramen Sadinin dnya apnda en mehur eserleri
Bostan ve Glistandr.
nl eseri Bostan, 1257 ylnda, dostluunu kazand Salgurlu hkmdar Ebubekir b. Sad b. Zenginin adna, yazmtr. ran edebiyatnn en byk
eserlerinden olan bu nl kitap mnacaat ve naat ile balar. Ardndan drt halifeye vgden sonra eserin yazl sebebi ve tarihi yazlmtr. Ebubekir bin Sad
*
1
2

Dokuzeyll niversitesi lahiyat Fakltesi, Prof. Dr.


Yazc, Tahsin, Sad, slam Ansiklopedisi, stanbul 1988, C. 10, s. 36-40.
iekler Mustafa, Sad-i rz, TDVA, stanbul 2008, C. 35, s. 406.

23

Felsefe Dnyas

bin Zengiye methiye vardr. Eser sonra on blm halinde devam eder. Bostann
Mukaddimesi yeryznde sylenmi en lirik edebi paralardan saylmaktadr.
Sadi bu eseri yazma sebebini yle aklar: Dnyann her tarafn gezdim
dolatm, oka insan tandm Bununla beraber irazn temiz insanlar gibi
mtevaz insan grmedim Bu insanlarn muhabbeti beni amdan Rum illerinden ekti, artk iraza dnmek istedim. Fakat buralardan dnerken dostlarmn
yanna eli bo dnmek ok arma gitti. Msrdan dnenler gittikleri yere Msr
ekeri gtrrler ben ise eli bo dnyorum. Dostlarma eker gtremiyorsam
da ekerden daha tatl szler gtreceim dedim ve bununla teselli buldum. Ne
yazacam dndm ve tertibini yazdm. Dndm eyden adeta gzel bir
saray oldu ve o saraya (Giriten sonra) on kap yaptm:3
1. Adalet, memleket idaresi, Allahtan korkma
2. Cmertlik ve iyilik yapma
3. Gerek ak ve muhabbet
4. Alakgnlllk
5. Kadere boyun eme ve rza
6. Kanaatkr insanlar
7. Edep ve terbiye
8. Salk ve shhat iin kretme
9. Tvbe ve doru yol hakkndadr
10. Mnacat ve kitabn sonudur.
Yukardaki blmlerde incelenen hususlar ksa hikyelerle zenginletirilerek anlatlmtr. Onca hikyenin deeri, Hikmet laydnn da belirttii gibi,
vakasndan ziyade canlandrd, uyandrd fikirlerdedir.4 nsan ruhuna hitap
etmeyi n plana karan fars edebiyatnn gzellikleri bu eserde grlmtr.
Sdinin Bostan kaleme alrken, klasik dou edebiyatnn metodunu takip
ettii grlr. O, bu eserini mrnn sonlarna doru yazd anlalmaktadr.
Hayatnn byk ksmn kapsayan seyahat ve maceralar esnasnda tand birok milletten insan ve farkl kltrler sayesinde Sdinin ufku genilemi ve zenginlemitir. O, eserlerinde bu insanlarn karakter yaplarndan miza tahlilleri
yapm ve karlat kltr unsurlarnn zelliklerinden bahsetmitir.
Sadi, mistik kiiliine ramen sosyal hayattan kopmam, hayatn canl
ak iinde o da dinamik ve hamleci bir ruhla hep iyiden, gzelden, hayrdan
yana tavr alm ve insanlara yol gstermekten geri durmamtr. O hem fert hem
3
4

Sadi, Bostan, ev. Hikmet laydn, MEB, stanbul 2001, s. 10-11.


Sadi, Bostan, s. IV (evirenin nsz).

24

Felsefe Dnyas

toplum ahlak ile ilgili dncelerini somut rneklerle, arpc bir dille ilemitir.
O bu dncelerini Kitaptan, Snnetten, engin tecrbelerinden, gezi ve gzlemlerinden, tarihi olaylardan, sfiyne bakndan, hikemi tarzndan oluturmutur.
O bu ierii, zengin, derin, etkileyici ve arpc dil gcyle kaleme veya dile
dknce karmza hayrete drc gzellikler kmaktadr.
I. Ahlak Anlay
Sadinin ana hedefinin insanlara dini gzellikleri anlatmak, ahlak gzellikleri kazandrmak, hak ve adletin hkim olduu bir yapy ilemek olduu anlalmaktadr. (17, 135, 141)5 O, bu gzellikleri Bostanda adalet, ihsan, sevgi,
alakgnlllk, rza, kanaat, terbiye ve tvbe eklinde sergiler.
Sadinin temel ahlk kavramlar ileyii veya anlat didaktiktir. O,
konunun anlalmas iin ferd ve sosyal hayattan bolca rnek verir, konuyu
hikyelerle aar ve sadeletirir. Hikyenin sonunda bir telkin edasyla mesajn
verir. Bu hikyelerin deeri olaydan ziyade uyandrd izlenimde ve fikirdedir.
Hikyelerden baka Sadinin yetlerden iktibasta bulunduunu (5, 6, 13, 26, 68,
74), gnlk yaantdan rnekler verdiini, ataszlerini ve vecize kabilinden gzel
szleri bolca kullandn (rnek iin bkz. 21-22, 135, 141) grrz.
Sadi, fertleri yalnz olarak deil, geni bir camiann uzuvlar olarak inceler. Mutlu fert ancak dzenli bir toplum iinde yaayabilir. Toplum her trl
uzuvlaryla bir btndr. Her trl insan ve kurum ferdin saadetini ve toplumun
dzenini salamakla ykmldr. Nihayet bir oban olan hkmdar da kendi
srsnn hizmetisidir. Hatta tasavvuf ve tarikat dahi halka hizmet etmekten
baka bir ey deildir. Allaha kar iyi, halka kar kt olan aklszlar, ibadetlerin meyvesini yiyememilerdir. (180) Onun anlatt mutluluk, srf madd sadet
deil, lmle kesilmeyen lmn tesinde devam eden mnann sadetidir, ebed
sadettir. Akll insan mnaya meyleder, zira yerinde kalacak ey sret deil,
mnadr. (97) nsan, arlkla huyundan, soyundan dolay sevilir yoksa boyundan, posundan, endamndan dolay deil! (160) Bu ebed sadeti kazanmak iin
ise nefse hkim olmak, tutkular dizginlemek gerekir. Bu, bilge insann iardr ve
terbiyenin gyesi budur. (nsz, V)
Sadinin ahlak, temelini ve izahn dinden alr. u ifadeler bu konuda
hayli fikir vericidir:
Allahn emrinden dar kma ki senin emrinden de hibir ey dar kmasn. Memlekete hkmeden kimse Allahn emrinden kmazsa, Allah da

5 Bundan sonra Bostan (Hikmet laydn, MEB, stanbul 2001), metin iinde, dorudan sayfa
numaralaryla, bu ekilde gsterilecektir.

25

Felsefe Dnyas
onun gzeticisi, yardmcs olur. O seni dost bildikten sonra, imkn yok,
dmann elinde brakmaz. (20)

Ahlakta model insan, rnek kii Hz. Muhammed (sav) dir. O, Ahlak gzel, detleri ho olandr; btn insanlarn peygamberi, btn mmetlerin efaatisidir. (7)
Sadinin dncesinde ahlk stnlk veya ahlk gzellik esas alnmtr. nsan iyi huylu, gzel ahlakl denmesinden daha stn paye aranmamaldr.
(177) nsana hner, fazilet, din ve olgunluk gerek. Mal, mevki denilen ey bir
gelir, bir gider. (247) nsan gzel ekle aldanmayp iyi huylar kazanmaldr. Ona
dmdz boy deil, doru yol gerek. (290) st ba temiz fakat ahlk kirli olan
kimsenin cehennem kapsn amak iin anahtara ihtiyac yoktur. (180)
1. Ahlak iyilikler
Bahtiyar adam iyilik yapar, dorularn izinde gider. (79) yi adam, Hak yolundan merte yryen kii, iyilerin iyi davranlarn dinleyip onlar takip eder.
(115) yi nam brakan kii iyilerle, gnl erleriyle birlikte yaar. ayet meyvesi yenilmek isteniyorsa iyilik aac yetitirilmeye allmaldr. Bakalar iyilik
harmann kaldrrken vaktiyle tohum ekmemi olmak acnacak bir durumdur.
(47-48) eref isteyen kii yoksulun elinden tutar. Bugn muhabbet tohumu ekmeyen kii yarn Tubann dalndan meyve alamaz. (199) Kt adamn iyilikle
karlamas duyulmu bir ey deildir. (60) yilik yapan meyveli aaca benzer.
(138) Kerem aacn besleyip byten bir gn meyvesini yer. (195)
Gcn yettii kadar iyilik et (128) diyen Sadi, bir yerde, iyiliin gstergesi olarak nazar sahibi ve fukara dostu olmay gsterir. (198) O iyilikle ilgili
u gzel rnei verir:
Bir yol stnde nme genten biri kt. Ard sra bir koyun kouyordu. O
delikanlya dedim ki:
Bu koyun senin ardndan u iple u tasma sayesinde geliyor.
Delikanl derhal koyunun halkasn, zincirini zd ama koyun yine peinden geliyordu. Delikanl bunun zerine:
Onu benimle beraber gtren ey bu ip deildir! Ettiim iyilikler onun boynuna kement olmutur, ey akll zat dedi.
Kkreyen fil bile grd iyilik yznden filciye asla saldrmaz. (117)
Bu konuda Sadi u tavsiyede bulunur:
Hem sereye, hem keklie, hem de gvercine yem ver ki gnn birinde
tuzana bir devlet kuu dsn. Attn yz tane oktan bir tanesi elbette
hedefe gider ve bunca sedeften de bir tane inci kabilir. (131)

26

Felsefe Dnyas

Ktlk etmemek gerekir. Ktlk tohumundan iyi bir meyve hsl olmaz.
Ktle kar iyilikte bulunmak daha hayrldr. nsan dmanlaryla iyi geindikten sonra, ok gemeden bunlarn hepsi dost olur. (117) Aklllarn tabiatlarna baylrm. Onlar o kadar iyidirler ki ktlere bile iyilik ederler. (205) diyen
air filozofumuz bu konuda u tavsiyede bulunur:
Ktleri oka ey temiz insan. Kpek de senin ekmeini yiyince seni korur;
parsn dii, iki gn peynirini yalad adama kar kesmez olur. (118)
nat kimsenin errini iyilikle gider. Himmetin pazs kuvvetin elinden stndr. (51)

Sadinin, hayr ahlakndan veya olumlu ahlak deerlerden zerinde durduu u kavramlar ksaca ilemek istiyoruz.
Tevazu (alak gnlllk): Eer yce mertebelere kmak istiyorsan bu
ykseklie tevazu iniinden varabilirsin (202) diyen Sadi, insann yzn topraa srmesini yani alakgnll olmasn ister. (19) Allah yolunun yiitleri, kibir klahn atmlar, ycelik tacyla balarn ykseltmilerdir. (197) Sekin bir
akll mtevaz olur; meyveyle ykl daln ba eik olur. (176, 213) Kendini
kk sayan bir byk, dnyada da byktr, ahirette de. En di insann ayanda
dahi toprak olan kii, dnyadan temiz kul olarak gider. (215)
Tevazu byklerden gelirse iyidir. En gerek Allah adam, dkn grnen ferman sahibidir. Yoksul tevazu gsterse bile bu onun tabiatdr. (13)
Tevazunun zdd byklenmedir. Kendisini byk gsteren kii kullarn
gznde de Allahn indinde de klr. (212)
nemli ahlak deerlerden biri de hikmettir. Bilgece bak, olgun davran gerektiren bu kavramla ilgili Sadi den bir rnek verip gemek istiyoruz:
Kimin altn, gm, haznesi, mal kalmsa bunlarn hepsi sahibinden
sonra az zaman iinde pymal olmutur. Lakin daimi bir ey brakan kimsenin ruhuna her zaman rahmet ular El lem harman kaldrrken vaktiyle
tohum ekmemi olmak ne gevekliktir, bilmez misin? (47-48)

Alamak ne demek?... (47) rneinde olduu gibi, Bostanda bir erdem


olarak ecaatle ilgili hayli rnek bulmaktayz. zellikle siyaset ahlknda Sultanlara bolca hikmet ve ecaat tavsiyeleri yaplr.
Yapma cancazm, din ve adlet tohumuna emek ver, iyi nam harmann
yele verme (328) tavsiyesinde bulunan Sadi, zellikle idareci konumunda olanlarn bir elini keremle, cmertlikle uzatmalar, br elini ise zulmden, hrstan
ekmeleri gerektii zerinde durur. (68)
dareci insafn, adletin bekisidir. (86) Sadinin adletli idareciye u ekilde vgler yadrdn grrz: nsanlar daima zamann gidiinden, felein
27

Felsefe Dnyas

dnnden inler dururlar. Fakat ey ulu padiah, senin adlet gnlerinde kimse
zamandan ikyet etmez. Senin devrinde halk huzur iindedir ama senden sonra
balarna neler gelecek, bilmiyorum. (14)
Bunun aksine, Sadinin, adlet ve merhameti olmayan idarecileri de u
ekilde pervaszca eletirdiine ahit olmaktayz:
Allah ancak dil olanlara efkat gsterir. Sen nce kendin merhametli ol da
ondan sonra Allahtan merhamet um. Zavall esirler kuyuda, zincirde inlerken benim duamn sana ne faydas dokunur? Sen halka acmadn halde saltanatta nasl rahat ediyorsun? Ardnda zulm grenlerin beddualar dururken
eyhin duas senin elinden tutar m hi? (66) Kpek de hakl incitenden
stndr. Kendine fenalk eden bir ahlksz, insanlara ktlk yapanlardan
daha iyidir. (74)

Sadi, merhametli olmakla ilgili bol rnek verir. O, zellikle sultanlara,


rfk ile muamele etme, efkat ve merhamet gsterme ve dil olma konularnda
nemli nasihatlerde bulunur. (68,82,86,94,96,43) Ona gre dost gnllerini derli
toplu tutmak, hazine toplamaktan daha iyidir. Halk strap ekeceine versin hazine bo olsun. (50) Omuzlar kuvvetli olann zayflar yere vurmamas gerekir.
Zira bir arpa deerinde bile grmediin bir yoksul, yarn bir padiah Allahn
huzuruna gtrebilir. (58) Merhamet konusunda mer b. Abdulazizle ilgili bir
anekdot olduka dikkat ekicidir. Halife mer b. Abdulazizin yznde kuyumcularn paha bimekte zorlandklar ok deerli bir ta vard. Naslsa bir yl
ktlk beliriyor, halk alktan kvrlyor. Halife, fakirlere, yetimlere alara acyor
ve bu deerli yzn gm para ile satlp ihtiya sahiplerine datlmasn
emrediyor. Paha biilmez deerde olan bu yzk bir daha ele gemez, onu neden
satyorsun? sorusuna mer, gzyalar yamur gibi boalr bir vaziyette yle
diyerek bir merhamet rnei sergiliyor:
ehir halknn kalbi yoksullukla yaral iken idarecinin zerinde ss irkin
gider. Ben tasz bir yzk de takabilirim. Ama halkn elem ekmesi doru
olmaz. (44)

unu da eklemek gerekir ki, insann nce kendisi merhametli olmal, merhamet rnei sergilemeli, sonra dier insanlardan ve Allahtan merhamet beklemelidir. (66)
Adlet ve merhamet konularnda olduu gibi hilimde de Sadi, arlkla
idarecilere tavsiyede bulunur:
Sen halka kar yumuak davran ki yarn sana Allah da sert davranmasn, ey
mutlu insan!.. Kudretin, mevkiin devam ettike yoksulun ve halkn zaafna
kar zorbalk etme Emrin altnda bulunanlarn kalbini krmaman lzm.
Allah etmesin, sen de gnn birinde emir altna girebilsin. (113)
28

Felsefe Dnyas

Hiddet zaman kzmayp muhabbet gstermek daha da hotur. Sadinin


aktard bir anekdotta, bir padiah, gyabnda kendisine svp sayan bir eekinin hakaretini duyuyor, eei amura batm bu kfrbaz sahibini bela iinde gryor. Adamn haline acyor, onun souk szlerinden doan fkeyi hazmediyor
ve kendisine para, at, krkl kaftan veriyor. (129)
Yiit kiilerle dvmeyi kafasna takm cahil bir sarho, insann yakasn
yrtabilir. Fakat akl banda bir adam byle bir kimsenin yakasna sarlrsa yakk almaz. Hner sahipleri cefa grdkleri halde muhabbet gsterirler Soysuzlara kar soysuzluk etmek mmkndr. Lakin, diyor Sadi, insan olann elinden
kpeklik gelmez. Tahamml insana nce zehir gibi grnr fakat tabiatna kk
salnca bal kesilir. (190-192) Felek, yumuaklk sayesinde insan korkun bir yerden alp, yksek bir makama ulatrr. Yumuak sz, kzgn adamn ateine kar
suya benzer. Savalarda ok ve klca kar korunmak iin yz kat ipekten yaplm
kaftan giyenlerde grld gibi yumuaklk, keskin kllar kesmez eder. (201)
Sadi alakgnll veya hilim sahibi olma konusunda u arpc tavsiyelerde bulunur:
Yksek bir makamda msn? Akln banda olduka bir dkne glme.
Nice ayakta duranlar ayaktan oldular da onlarn yerlerini dknler aldlar.
Tutalm ki sen kusursuzsun, fakat ben kusurluyu hor grme. (177)
Dmann derisini yumuaklkla yzebilirsin. Sertlik gsterdin mi, dostun
bile sana dman olur. rs gibi sert yzl olup da kafasna tedip ekici
yemeyen kimse yoktur Tatl sz karsnda bykler gnlszleirler, kafalarn dikmezler; kkler de balarn eerler. Baar tatl dille elde edilir.
Hrn tabiatl kimse daima strap eker. (188)

Hogr: Bugn alakgnll olanlar yarn naz edecekler, gururlular ise


utanla balarn eecekler diyen Sadi, devamla, hogrl ve balayc olma
hususunda u tavsiyede bulunur:
Hesap gnnden korkuyorsan senden korkanlarn hatalarn affet. Elin altndakilere eziyet etme. nk senin elinden daha stn bir el vardr. (213)

Kendi gecesini zevk sefa ierisinde geirenin, garibin nasl bir gece geirdii umurunda olmayabilir. Durun, ey evik delikanllar, kervann iinde mecalsiz kocalar var. Devenin yular devecinin elindeyken sen devenin hevdecinde
(zerindeki tll odacnda) ne gzel uyuyorsun. Ne ovadan, ne dadan, ne tatan, ne kumdan haberin var. Fakat yol halini geride kalanlara sor; yayalarn kan
yuttuklarn bilemezsin! adrda gnl rahatlyla uyuyanlar, karn a olanlarn
halinden ne anlar? (295) cmleleriyle Sadi, deta empati kurdurarak merhametli, anlayl ve hogrl olmay ilemektedir.

29

Felsefe Dnyas

Sadinin belirttiine gre gerek gnl erleri bir gnl iin yklere katlanrlar, bir gl iin dikenlere tahamml ederler. (132) Dostun ydiyle olduktan sonra sabr insana ac gelmez. (142) Sabr sayesinde kimse utanmaz diyen
Sadi, devamla, aile sadetini salama ve srdrmede sabrn nemini yle belirtir: Olum sen bu skntya eyvallah de. Mademki bir gl seviyorsun, dikenine
katlanacaksn. Her zaman meyvesini yediin aacn dikeni sana batt zaman
tahamml etmelisin. (273)
Sadiye gre, Allahn verdii talihe, rzka kanaat etmeyen kimse Onu
bilmemi, Ona ibadet etmemi olur. Dnyay dolaan o hrs azgn bilmeli ki
adam zengin eden ey kanaattir. (234) Sana yaadn srece elinde kalanlar
yeter (47) tavsiyesinde bulunan Sadi iraz, kanaat gstermeyip dnyalk mala
mlke kar hrs gsterenleri u ekilde knar: Kanadna hrs ta taktn doan,
gklerin ycesine uabilir mi? (234)
Hrs insann onurunu krar, bir arpa iin bir etek dolusu inciyi harcatr
Midesinin kulu olan ok kere mahcup duruma der. Sadiye gre mide darl
gnl darlndan daha iyidir. (239) Bal, inenin yarasna demez. nsann kendi
pekmeziyle kanaat etmesi daha iyidir. Gnl kaytsz olan bir dilenci, kanaatkr
olmayan bir padiahtan iyidir. (242, 244)
Sadi iraz alma konusunda u gzel tavsiyelerde bulunur ki bunlarn
retme, emein kutsall, iyilikseverlik ve cmertlik temalarn etkili biimde
vurgulad grlr:
Hey kalp adam, git de yrtc bir aslan kesilir. yle al ki aslan gibi senden de bakalarna bir eyler kalsn. Neden tilkiye benzeyip artklarla doyunacaksn?.. Ura, didin. mkn bulduun mddete kendi emeinle gein.
Ey gen, ihtiyar yoksulun elinden tut. Allahn merhameti, kendi varlnn
glgesinde halk dinlendiren kullar iindir. (119)

Sadi, Bostannda cmertlik konusuna ayr bir blm ap konuyu geni


biimde ve bol rneklerle ilemektedir. Bu rneklerden Htem-i T ile ilgili
aktardklar olduka etkileyicidir. (121 vd.) Hele hele Htemi ldrmeye gidip
bunu gerekletirememenin akabinde Ben onu deil, cmertlik, ihsan ve fazilet
klcyla o beni ldrd sz ok arpc grnmektedir. (126)
Sadiye gre keramet cmertliktedir. Allah adamlar bol bol datmakla ilerlemilerdir. (120-121) Kim alarsa alsn cmerdin kaps mutlaka alr.
(153) Cmert insanda zaten keml vardr. Eli bol olan kimse ekmek bulamad
zamanlarda bile gene eskisi gibi zengin ruhludur. Ama isterse Karun olsun, alak
adamn di tabiat deimez. (246) Altn kara tan iinden dostlarla, sevgililerle
yensin diye karrlar. (134) Kii, aresizlik gnnde meyve versin diye topraa
tohum atar. (136)
30

Felsefe Dnyas

Vefadan ayrlma, cmertlii det edin (112) diyen Sadinin, cmertlik


konusunda u tavsiyelerde bulunduunu gryoruz:
Gnlnn perian olmasn istemiyorsan perian olanlar gnlden karma.
Hemen bugnden hazneyi dat; yarn bunun anahtar senin elinde olmayacaktr. Sen kendi azn yannda gtr. Yoksulun plak vcudunu rtmeye
al ki Allahn aff da senin gnahlarna perde eksin. Garibi kapndan bo
evirme. (97-98) Azn iyi insanlarla birlikte ye, nk onlar da yalnz
balarna yemek yemezler. (119) Kendinle birlikte adn da lmesin. Kerem aacn beslersen, iyi adla anlmann meyvesini yersin. (195) Dikkat
et zalim isen kbetini dn. Vefadan ayrlma, cmertlii det edin! (112)

2. Ahlk Ktlkler (Olumsuz Ahlk Vasflar)


Bir karncann rahatsz olmasn bile ho gren kii kara yreklidir, ta
kalplidir diyen Sadi, her canlya iyilik etme, merhamet gsterme yanlsdr:
Sen perian olanlarn gnllerini kurtar ki felek de seni perian etmesin
(116)

Bazlar ktler, kendilerine tahamml edildike daha ok azarlar; kpein nne sofra kurulmamal; ifteli hayvana ar yk yklenmeli. Sava meydannda bir tane mzrak kam yz tane eker kamndan daha deerlidir. Herkes
ihsana lyk olmaz. Bazsna mal vermek, bazsnn da kulan bkmek gerek.
Kediyi okadn m gvercini kapar; kurdu semirtirsen Yusufu paralar. Temeli
salam olmayan binay ykseltmemeli, ayet ykseltilirse ondan korkmal (140)
eklinde kanaate sahip olsa da, Sadi, yukarda da belirttiimiz gibi, ktle
iyilikle karlk verme yanlsdr:
Olum, iyilik et. Vahi hayvan tuzakla, demolu iyilikle avlanabilir.
Dmann boynunu ltuflarnla bala; bu kemendi klla dahi kesmek
mmkn deildir. Dman kerem, ltuf, cmertlik grd m artk ondan
ktlk gelmez.

Ona gre eer insan ktlk yaparsa iyi olan dostundan bile fenalk grr.
Ktlk tohumundan iyi bir meyve hsl olmaz. (117)
Kt veya ktlk glenmeden yaylmadan tedbir alnmal veya kontrol
altnda tutulmaldr. Diclenin bendi, suyu azken yaplmal, ylann ba kkken ezilmelidir. (140-141)
Ktlk, iyiliin zddna, olumsuz bir ahlak deerdir. Haliyle, kt kiinin de birok olumsuz zellikleri vardr. Bunlardan bazlarna deinecek olursak,
kt kii kafas akldan yana bo, kibirden yana dolu, muhtemelen karn haramla
imi, erilikle etei kirlenmi, cahillikle kapkara olmutur. Ne doru yryen
bir aya, ne de nasihat dinleyen bir kula vardr. Sefih bir mr sren, heva
31

Felsefe Dnyas

ve hevesine uyan gfil biridir. (178) Aldatcdr, buday gsterip arpa satabilir.
Riyakrdrlar. (228-230, 195-196) Ne takvalar vardr ne de bilgileri! Laf tayan,
ayp arayan, itham edici ve pein hkmldr. (196, 268-269) Kskantrlar. (33)
ehvet, kibir, hrs ve haset damarlarnda kan, bedenlerinde can gibidir. (249) Kibirli ve gururludur. (176, 200) Kendi dam yksek olunca, aadaki damlara ier
yahut sprntlerini oraya atar. (73) Zlimdir, zulme vasta olur. Hibir zulmn
devaml olmadn ve mazlumun hesabnn bir gn sorulacan dnmekten
gafildir. (51) Zira o gnl yaral yoksulun canna deil, kendi vcuduna zulmetmitir; iledii gnahlar zlimin kendi boynuna yklenmitir. (76)
3. Siyaset Ahlak
Sadi, siyaset ahlakna kitabnda geni yer vermitir. Buna nem veriini
kitabnn ilk ve geni konusunun Adalet ve Hkmdarla Dair baln tayan konudan olumasndan anlamak mmkndr. Onun siyaset ahlakn arlkla
Sultann grev ve sorumluluklarn ilemek veya onlara nasihat vermek oluturur.
Sadiye gre, garezden salim olan bir nasihat, hastal defetmekte kullanlan ac
ila gibidir. (64) Saltanatn ve mlkn devam iin ahlk gereklidir. Bir kimsenin
hazinesi, ordusu, debdebesi varsa, emri yryor, cihana hkm geiyor ve kendisi de muradnca yayorsa, ahlk gzel olduktan sonra bu saadet daima onun
emrindedir. (72)
Sadinin siyaset anlay dini karakterlidir. Ona gre devlet sahibi dini
dnrdr. Dnya nasl olsa gemektedir. Eer bir sultan saltanatnn alt st
olmasn istemiyorsa, din kaygsyla saltanat kaygsn birlikte ekmelidir. (85)
Sadiye gre, devlet bakan halkn refah ve esenlii iin gerekli tedbirleri
almaldr. Bir memlekette padiahn tedbiri obannkinden az olursa, o tahtn, o
saltanatn sarslmasndan korkulur. Devlet bakan yle uyumal ki adlet isteyen
biri feryat edince iniltisi kulana desin. (42) Halk da bilinli olup ynetimi
takip edecektir. Padiahtan adlet istemeyen kimsenin intikamcs Allahtr. (43)
Sadinin siyaset ahlknda halk esastr. Onu ifadesine gre, halk kke
benzer, sultan aaca; aa, kknden kuvvet alr. Hkmdarndan halknn skld bir lkede ferah aranmaz. (21) Ksacas halkn iyilik ve refah iinde adletle
ynetilmesi esastr. (21-23) dareci laftan ok icraata nem vermelidir (46), bugnk tabirle, sz deil, hizmet retmelidir.
irazi Sadinin Bostannn ilk ksmn adalete ve hkmdarla ayrdn
yukarda belirtmitik. O bu blmde Sultana yol gsterici tavsiyelerde bulunur.
Bu tavsiyelerden bazlar yledir:
Sultan, ileri ehline vermeli, kadir kymet bilmeli. (25)
32

Felsefe Dnyas

stiareye nem vermeli, eletiriye ak olmal. Bir kiinin iyiliini isteyen kimse, ayet varsa, yolundaki dikeni haber vermelidir. Yolunu
kaybedene iyi gidiyorsun demek byk bir cefa, iddetli bir zulmdr.
Kusuru kendisine sylenmeyen adam, bilmezlikle aybn hner sanr.
(81)
Sertlik ve yumuaklkta ly karmamal, itidalli ve ihtiyatl olmaldr. (26) efkati ve merhameti elden brakmamaldr. (44, 50) O,
insafn ve adletin bekisidir. (86) Halkn halinden ve dilinden anlayarak, onlar paylamaldr. (52) Kuvvetlilerin ykn zayflar ekerken
padiaha tatl uyku haramdr. (54, 56, 59, 82)
stihbarat gl olmal, cezalandrmada dil ve ihtiyatl olmal. (27)
Kaba, krc ve despot olmamal. (28) fke gcn kontrol etmeli. (37)
Zulm yapmamal, zulme frsat vermemeli. Zira bir yerde zulmn eli
uzand m, orada artk dudaklarn glp ald grlmez. (49)
Atamalarnda dikkatli olmal, icraatnda kendi bana buyruk olmamal. (29)
Dnya hrsna kaplmamal. Zira bir idareci Karunun hazinesini ele
geirse, o bile kalmaz; kii ancak baladn, ihsan ve ikramda bulunduunu gtrebilir. (70)
Kanaatkr, iyiliksever, sabrl ve dayankl olmal. (47)
Diiliini kullanan kadnlara, kskan vezirlere, dalkavuklara ve dedikoduculara kar dikkatli olmal. (30, 33)
Farkl dnce ve anlaylara kar hogrl olmaldr. Buyruk, akl,
fikir ve byklk sahibi olan bir padiah, halkn ihtilafndan hatta kavgasndan rahatsz olmaz. Tahammlden yana bo, fakat gururla dolu
olan bir baa padiahlk tac haramdr. (37)
Sulh yanls olmal, zorda ve darda kalmaynca savamamal. Yeryz
saltanat yere bir damla kan aktmaya demez. (40)
Tutuklu ve hkmllerin artlarn iyiletirmeye almaldr. (38)
Vergileri dil koymal, askeri iyi beslemeli, halk ezmemeli. Zira tebaa
aaca benzer, eer baklrsa meyvesi alnr; kk kaznp, buda kesilirse bir ey alnmaz. (39-40)
Hayrla anlacak gzel iler yapmaldr. (26)
Dmann bile saygsn celbetmelidir. (41, 50)

33

Felsefe Dnyas

II. MANTIKSAL TAHLLLER


Sadi, ilk etapta akl gcnn, haliyle mantksal abann snrl olduunu,
yle belirtir:
Kalk dedi, O Sultann bilgisi yeryzn iine almtr, ama senin kyaslarn onu kucaklayamaz. (6) Onun byle dnmesinde tabi ki mistik kiilii
nemli rol oynamaktadr.
1. Dil ve Mantk
Sadinin sz konusu eserine Hayat var eden Allahn, dilde sz yaratan
O Hakmin adyla balamasn dil ve mantk asndan olduka nemli grmekteyiz. Bu dilin menei, fonksiyonu ve gc hakknda bir hayli fikir vermektedir.
Onun u ifadelerinde de szn gcnn ve gzel anlatmn neminin dile getirildiini grmekteyiz:
Bilgin vezir bu mna incilerini dizince padiah:
Bundan daha yksek sz olamaz. Fesahat de bu kadar olur, belgat de
dedi (36)
Bu sz syleyene yz bin aferin! Bakn hele, ac bir gerei ne kadar tatl
gstermi! (185)

u beyitlerde de baarl iletiimde tatl dilli olmann ve beden dilini iyi


kullanmann nemine dikkat ekilmektedir:
Tek rmak kenarndan scak su i de eki suratlnn souk gl erbetini
ime. Yz sofra gibi karmakark olan bir adamn ekmeini tatmak haramdr!... Haydi altnn, gmn, bir eyin yok diyelim, Sadi gibi tatl dilin de
mi yok? (189-190)

Sadinin, Akll insanlar, gururla suratna sirke bulatran kimsenin elinden eker yemezler (239) cmlesinde akl/mantk ile ahlak ve baarl iletiime
iaret ettiini dnyoruz. Zira hitabet ve iletiimde yine szn, beden dilinin
kullanm ekli tartlmaz neme sahiptir.
2. Mantk
Sadi, nce nesneyi, fikirleri kstasa/lye/mihenk tana vurma yani nesnel l bulma gereini belirtir:
Zaten hnerden nasibi olann, hnerinden bahsetmesine lzum kalmaz; hner kendisini gsterecektir. Eer halis miskin yoksa syleme; varsa o kendini kokusuyla belirtir. Bu altn Magrib (yksek ayarl) diye yemin etmee
hacet yok. Mihenk ta onun ne idin syler. (232)

Sadi, aadaki rnekte olduu gibi, yer yer, doru, mantkl ve tutarl
olmaya vurgu yapar:
34

Felsefe Dnyas

Bu szler doru. Gerei saklamak olmaz! (66)


O, Tanksz olan dva utanla biter (122) szyle iddiay delillendirmenin, mantkl delil getirmenin gereine ve nemine iaret eder. u beyitle de,
ayn ekilde, tartmalarda kuvvetli delil getirmen nemi belirtilip, kaba kuvvete
bavurmann ie yaramayaca gerei ilenir: Mnakaada kuvvetli, mnev
deliller lazmdr. Boyun damarlarn kabartmak ie yaramaz . (182)
Sadi, yer yer, teori ile pratii birletirir. u beytinde onun akl/nazar olan
pratie dkmenin, uygulamaya sokmann gereine iaret ettiini grmekteyiz:
nce onu akl lsyle tartp denemeli, sonra varlna gre mertebesini
artrmal. (29)
u beyitlerde de teoride, szde kalmayp uygulamada bulunmann, bir
ahlk prensibi olarak sz - eylem uyumun salamann gerei ilenir:
Yolda laf etmek deil, adm atmak lzm. Yrmedikten sonra, lafn mnas
kalmaz. (46)
Kadir olan Allahn krn yerine getirmek dilin hac deildir. Bunu ancak her nefeste canla demek lzm. (292)
Mnasz sz, ii bo davuldur. Kyamet gn Cennetle, ancak mna isteiyle dvay terk eden kimseleri grrsn. Sen dvay mna sayesinde salamlatrabilirsin. Amelsiz sz, gevek bir dayanaktr. (121)
Eer Htemin cmertliine ahitlik ediliyorsa, gerekten bu onun hakkdr.
nk hretiyle gnl birlikte yryor. (126)

Bostanda, mantn ana ilkelerinden olan sebeplilik ile ilgili bol rnekle
karlamaktayz. Bunlardan bir kan burada aktarmak istiyoruz:
Dman, bir kusur bulunca, byklerin kalplerini dalar. Ate, ufack bir
eyle de alevlenebilir. Fakat onunla koca koca aalar tututurmak mmkndr. (31)
ehzade zor kullanp para toplarken ordu bakmsz kald, dald. Tccarlar
bu zulm rendiler, orasyla alverii kestiler. Tarm kalmad, tebaa kavruldu. Hsl memleket dman istilasna urad. (57)
Kimse yoktur ki iyi insanln tohumu eksin de ondan gnlnn diledii
harman kaldrmasn. (60) Murdar tohumdan temiz meyve hsl olmayacaktr. (63)
iftilerin de gnln strap eker. Lkin harman meydana knca tatl
uyurlar? (151)
Olum, dedi, adamsan eer, almakszn, abalamakszn bir makama
ulalacan aklndan kar. (155)
Kokusu, rengi olmayan bir gle blbln sevdalanmas garip deil mi?
(160)
35

Felsefe Dnyas
Feryadmn bir sebebi var! (279)
Olum, bana da genlerle gezinmek yakmaz. nk yzmde kocaln
sabah belirmi. (309)

Sebebi arama, bir bakma, bir argmann illetini/ortak terimini aramak demektir:
Bir diri bir cansza niin tapyor? Bu maceray bir trl anlayamadm.
(301) Bunu kyas formunda yle ifade edebiliriz:
Tapmay hak edecek canl olmaldr;
Putlar canl deildir;
yleyse, putlar tapmay hak etmemektedir!
Demek ki bu adam o ipi ekiyor, put da bylece elini gklere kaldryordu.
(305)
Sadinin Bostannda modal nermelere rnek tekil eden ok sayda ifadeyle karlamaktayz. Buna bir paragraf rnek olarak vermemiz yeterli olacaktr:
St bozuklardan iyilik gelmez (imkn). Kpek terzilik edemez (imknsz).
Btn Yunan ve Rum feylesoflar birleseler gene zakkumdan bal yapamazlar (imknsz). Vahi hayvann insan olmas mmkn deildir (imknsz);
onu terbiyeye almak bouna (imknsz). Aynada pas gidermek kbildir
(imkn). Fakat tatan ayna yapmak mmkn deildir. Uramakla st dalndan gl bitmeyecei gibi, zenci de hamama gitmekle aarmaz (beyazlamas mmkn deildir). (225-226)

Yine Bostanda karlatrmal nermelere de ska rastlarz. Buna rnek


olarak unlar gstermek istiyoruz:
Askerin kendi padiahn korumas, cenge girip dvmesinden daha hayrldr. (89)
Topran altnda iken gnl diri olan bir l, gnl l olarak yaayan bir
bilginden daha iyidir. (111)
Btl sz iitmektense sar olmak daha iyidir. (203)
Dar pabu giymekten yalnayak gezmek daha iyidir. (271)
Hi yaamamak, yllara hata iinde yaamaktan daha iyidir. Bunun gibi,
hem sermayeyi, hem kr kaybetmektense, dkknn kapsn sabahtan kapamak daha faydaldr. (310)

Sadi,nin Bostannda ou rtk, bir ksm da artl olmak zere ok sayda kyas rnekleri grrz. Bunlardan, nce rtk olanlarna birka rnek gstermek istiyoruz:

36

Felsefe Dnyas
eriat birinin lmne fetva verdii takdirde onu ldrmekten ekinme.
Ama oluk ocuk sahibi olduunu biliyorsan onlar esirge ve rahat yaat.
Kabahat o zalimindir. Karsnn, zavall ocuunun ne gnah var? (38)

Bu ifadeleri mods ponnes (yani nbileeni onaylayan bitiik artl kyas)


formunda yle gsterebiliriz:
Bir insan suluysa, oluk-ocuu deil de kendisi cezalandrlmaldr;
Bu insan suludur;
yleyse, oluk-ocuu deil de kendisi cezalandrlmaldr.
Halkn mustarip gnlle yatmasna sebep olan o ta yreklinin uyku uyumasna aarm. (50)

Bu ifadede de rtk olarak hem I. ekilden hem de II. ekilden iki kyas
kartlabilir:
I. ekil:
Halka strap veren kii rahat uyuyamaz;
Bu ta yrekli halka strap vermektedir;
yleyse, bu ta yrekli rahat uyuyamaz.

(E)
(A)
(E)

II. ekil:
Halka strap vermeyen kiinin rahat uyumasna almaz;
Bu ta yreklinin rahat uyumasna almakta;
yleyse, bu ta yrekli halka strap vermeyen kii deildir.

(E)
(A)
(E)

yi ama senin korkmana sebep yok ki. Zehir ancak tiryak(panzehir)n


olmad yerde adam ldrr. (52)
Bu beyitte de yine rtk olarak I. ekilden E A E modunda bir kyas sakldr:
Tehlikede olmayann korkmasna sebep yoktur;
Siz tehlikede olmayansnz (emniyettesiniz);
yleyse korkmanza sebep yoktur.
Diken ektinse gl biemezsin. (54)

(E)
(A)
(E)

Bu ifadede de rtk olarak, yle bir bitiik artl kyas gizlidir:


Eer diken ektinse gl biemezsin;
Diken ektin;
yleyse, gl biemezsin.
Yk hafif olanlar daha abuk yrrler. (59)

Bu ifadede de yklemli kesin kyasn I. ekli zere yle bir karm gizlidir:
37

Felsefe Dnyas
Yk hafif olanlar daha abuk yrr;
Senin ykn hafiftir;
yleyse, sen de abuk yrrsn.

(A)
(A)
(A)

Olum, kklere eziyet etme. Bir gn olur, senin bana da bir byk
kar. (64)
Burada da mods ponnes formunda yle bir kyas gizlidir:
Kklere eziyet eden eziyet grr;
Siz de kklere eziyet ediyorsunuz;
yleyse, siz de eziyet grrsnz.

Eer kbetin mutluysa, matem zamann dn dernek olur. (83) beytinde de aynen yukardaki gibi yle bir kysa gizlidir:
Eer kbetin mutluysa, matem zamann dn dernek olur;
kbetin mutlu;
yleyse, matem zamann dn dernek olacaktr.

Odunun kkne baltay vururlar. Fakat meyve veren aaca balta vurmazlar. (138) ifadesinden de II. ekilden yle bir kyas kmaktadr:
Odunun kkne baltay vururlar;
Meyve veren aaca balta vurmazlar;
Meyve veren aa odun deildir.

(A)
(E)
(E)

(Sevgilinin) yz gzelse ykne katlan. (156) tavsiyesinin zmnnda


mods ponnes formunda yle bir kyas yatmaktadr:
Sevgilinin yz gzelse ykne katlanlr;
Sevgilinin yz gzel;
yleyse, ykne katlanrsn.

Ahh! diyordu, eer dostumu gcendirmeseydim, dmanmn elinden


cefa eker miydim? (324) beytinde de yle bir artl kyas drldr:
Eer dostumu gcendirmeseydim, dmanmdan cefa ekmezdim;
Dostumu gcendirdim;
Bundan dolay, dmanmdan cefa ekmekteyim.

Ey akll kimse, hekim sana ac ila gnderdii zaman hastalktan korkma. Dost elinden gelen her eyi i. (165)
Bu beyitten yle bir kyas kurmak mmkndr:
la veren dostundur;
Doktor ila vermektedir:

(A)
(A)
38

Felsefe Dnyas
Doktor dostundur.

(A)

A iddiac, diyordu, ak senin harcn deil ki! nk ne sabrn ne de


ayakta durmaya kudretin var! (173) Bu ifadelerden II. ekilden aadaki kyas
karmaktayz:
Ak, sabr ve kudreti olanlarn harcdr;
Senin sabrn ve kudretin yoktur;
yleyse, ak senin harcn deildir.

(A)
(E)
(E)

Baa kocaln tozu konduktan sonra bir daha genlik ann zevkini
bulamazsn. (309) Bu beyitten de yle bir kyas kmaktadr:
nsan yalannca genlik ann zevkini bulamaz;
X yalanmtr.
yleyse, X genlik ann zevkini bulamaz.
Cennet, temiz, sevimli bir yerdir; mitli temiz insanlarn makamdr. Gnah amuruyla kirlenenlerin orda ne ii var? Cenneti yannda ibadet gtrenler
alrlar. Nasl ki paraya ihtiyac olanlar arya mal gtrrlerse! (326) Bu alntdan da I. ve II. ekilden u iki kyas kartmaktayz:
Gnah amuruyla kirlenenler cennete giremez;
Sen gnah amuruyla kirlendin;
yleyse, sen cennete giremezsin!
Cennet, yannda ibadet gtrenlerindir;
Sen yannda ibadet gtremedin;
yleyse, sen cenneti hak edemedin.

(E)
(A)
(E)
(A)
(E)
(E)

Gnahlarndan u anda kork ki kyamet gn korkun olmasn. (331) beytinde de yle bir artl kyas karmak mmkndr:
Eer gnahlarndan korkarsan kyamet gn kimseden korkmazsn;
Gnahlarndan korkuyorsun;
yleyse, kyamet gn kimseden korkmazsn.

Sadi irazi Bostannda analojilere ve temsili anlatma bolca yer verir. Bu,
akl yrtme, benzeri benzere kyaslama, anlay kolaylatrma, anlata akclk
salama ve renk katma bakmndan olduka nemli ve yararldr. Bu tr anlatm,
Sz sanatn bilenler bir ey sylesinler de Sadi ona bir temsil getirmesin,
imkn var m? (164) beytinden anlalaca gibi, Sadinin byk bir maharetle severek yapt grlmektedir. Bunun rnekleri, aktaracamz u beyitlerde
aka grlecektir:

39

Felsefe Dnyas
Msrdan gelenler eker getirirler, dostlarna armaan verirler dedim ve
gezdiim bahelerden dostlarn yanna eli bo dnmek bana ac geldi. Elimde o ekerlerden yoksa bile, ekerden daha tatl szlerim vardr. (10) (Gzel
szler ekerlere benzetilmi)
Zaten halk kke benzer, sultan aaca ve aa kknden kuvvet alr evladm (12) (Haliyle idareci de halktan kuvvet alr.)
Eski vezir, bu akll zatn bir kusurunu gremedii iin, aleyhinde bulunamyordu. nk gvenilir adam leene, kt fikirli insan karncaya benzer.
Halbuki karnca, ne kadar urarsa urasn, leeni rseleyemez. (30)
Anann bar, anann tatl kuca bir cennettir; meme bu cennetin st rmadr. (287)
Dman askerinin iine anlamazlk girince sen kendi klcn knna koy.
Kurtlar birbirine dt zaman aralarnda koyun rahat eder. (93)
Hakikat ssl bir saraya, heva ve heves de uan tozlara benzer. nsann
gz salam da olsa, toz kalkan yerde grmez olur. (161)
Kerem sahibi insan meyveli aaca benzer. Onu bir yana brakrsan, geri
kalanlar da odunudur. Odunun kkne baltay vururlar. Fakat meyve veren
aaca baltay vurmazlar. (138)
Yrin sarholar melmet arab ierler. Ama sarho olan deve, yk daha
tez gtrr. Onlar Beytl-mukaddes gibi, ileri kubbelerle dolu olduu halde, d duvarlarn harap brakrlar. pek bcei gibi sarnmazlar, pervane
misali atee atlrlar. (142-143)
Ak atetir, t de rzgrdr, olum. Kzgn bir ate rzgrla daha ycelir;
kaplan vurulduka daha ok kzar. (171-172)
Ceyhun kysnda yaayanlar suyun kymetini ne bilecekler? Bunu gne
altnda kervandan geri kalanlara sor. Dicle kenarnda oturan Arap, Zerd
lnn susuzlaryla kayglanr m? Saln kadrini birka zaman stmayla
eriyen kimse bilir; gecenin uzunluunu hastalar bilir. (293)
Dar pabu giymektense (kt huylu, geimsiz ein kahrn ekmektense)
yalnayak gezmek daha iyidir. Bunun gibi, evde kavga etmektense, yolculuk
belsna katlanmak daha hotur Evinde kt kars olan koca iin seyahat
bayram olur. (271)
Delikanlnn biri bir ihtiyarn yannda karsnn huysuzluundan ikyet
etti:
Deirmenin alt ta nasldr? Ben de bu zorlu dmann altnda yleyim
dedi. (273)

Tekrarlayacak olursak, rnekte de grld gibi, temsili anlatm meselenin anlalmasn hem kolaylatryor, hem somutlatryor, hem akc klyor,
hem de espriler katarak skclktan kurtaryor. Bu tarz anlatm konumuzun veya
40

Felsefe Dnyas

konumamzn en azndan retorik deerini artrdndan dolay nemli ve verimli


gzkmektedir.
Bostandaki u temsili anlatmlar veya kullanlan analojik dil de olduka
dikkat ekici ve arpc grnmektedir:
Eer ocuklarla yumruklaamyorsan yiitlerin karsnda nra savurma.
(63)
Dknlere zulmetmek insanlk deildir. Karncann nndeki daneyi alak
ku kapar. (39)
Her gn koca deitiren dilberle sevimek doru deil. (71)
Marur adam, kendi dam yksek olunca aadaki damlara ier yahut sprntlerini atar. (73)
Ucuna bak dedii zaman kalemin dili daha kaygan olur, grmez misin?
(78)
Orulu kimse sofraya hasret eker. (278)
(Hak klarnn) asma gibi hem meyveleri, hem glgeleri boldur. (148)
Parann saklanmakla deer kazanacan aklndan kar: Durgun suyun kokusu bozuk olur. (246)

Sadinin Bostanna mantksal adan baktmzda ierik mant yani 5


Sanatn her biriyle ilgili malzeme bulmaktayz. yle ki zellikle yakniyattan
ncller veya malzeme kullanmakla burhana, mehur ve msellemt kullanmakla cedele, makbul ve maznunt tr nclleri kullanmakla ve bolca nasihatta
bulunmasyla hitabete, kitabn bizzat kendisi ile iir sanatna; yanllara iaret etmesi ve onlardan korunma yollarn gstermesi ile de mugalataya rnek malzeme
sunulmaktadr. imdi bunlar ksaca rneklendirmek istiyoruz.
Sadece bir sayfadan setiimiz u ifadeler burhan sanatna ncl olan mcerrebata rnek olabilecek niteliktedir:
Srgn olarak bakalarnn bana bel yollamak doru deildir. Sonra gittii yerlerde, Bu biim adam karan o memleket yere batsn derler
verirken varlkl adam se; mflis bir kere boynunu bkt m, sadece feryat
eder. Mrif (emin katip) emanete hyanet edince zerine bir nazr tayin etmeli. Bu nazr da onunla bir olursa hem onu hem mrifi iten karmal.
Emaneti, Allahtan korkan bir adam olmaldr. Srf senden korkan emine
gvenme. Emin, azilden, ikenceden, lmden deil; Allahtan ekinmeli. Ama her eyi evvela kendi elinle yoklayp sayarsan, ondan sonra rahat
edersin. nk bu adamlarn yzde birine gvenemezsin Eskiden beri
anlam iki kafa dengini ayn yere gndermek doru deildir, ne bilirsin,
belki uyuurlar, el ele verirler, biri hrsz kar, br gzclk eder. Halbuki hrszlar birbirlerinden korkup ekinirlerse, kervan aralarndan sa salim
41

Felsefe Dnyas
geer. Birini mevkiinden karrsan, bir mddet getikten sonra suunu affet.
(25)Yumuaklk gsterdiin takdirde dman yiitlenir. Hmlannca da
herkese usan verirsin. Sertlik de, yumuaklk da beraber olunca iyidir. (26)

u ifadeleri de mcerrebata rnek olarak almak istedik:


Askerin gnl rahat, karn tok olursa hkmdarn eli dmana galiptir. Hazine askerden esirgenince o da elini klcn knna gtrmekten esirger. (90)

Aadaki ifadeleri cedel sanat asndan deerlendirmek istedik:


Hakikaten benim itibarmla erefi krlan bir vezirin errinden fersah fersah
kamalym. Ama buna ramen, padiahn gazabndan kayglanmyorum.
nk gnahsz olan, pervasz konuur. Muhtesip (ahlak zabtas) dolarken gocunanlar, terazilerinde dirhem ta noksan olanlardr. Benim kalemimden kan yaz doru olduktan sonra tenkitiler buna ne yapabilir? (34)

Bu alntda, tartmada hakl olann gl olduu somut rneklerle gzel bir biimde ilenmektedir. Devamla Sulu, riyakrlkla, dilbazlkla suunda
kurtulamaz (35) ifadesinde de sz makamnda veya tartmalarda lafla gerein stnn rtlemeyecei belirtilmek istenmektedir. Yine ayn sayfada geen
Kudreti olmayan bir yoksul, zengine nasl hasretle bakar, bilirsin ifadesi de
cedelde ncl olarak kullanlan msellemat tr nermeye rnek tekil eder. Aada gstereceimiz rnekler ise yine cedelde ncl olarak kullanlan mehurat
tr nermelere rnek oluturabilmektedir:
Ne ekersen onu biersin. (62)
Den her zaman kalkm deildir. (67)
nsan sknt ekmeden iyi gnlerin kadrini bilmez. (293)
Krlm barda ne kadar gzel yaptrsalar, gene salamn deerini
vermez. (312)
yi tannan insan kimse tutuklamaz. Allahtan korkan emirden korkmaz.
(332)
u beyitiyle Sadi, hem gzel sz sylemenin (retoriin) nemini hem de
gzel bir rneini vermektedir:
htiya gnnn azn varlk gnnde ayr. Krbay (su tulumunu), testiyi
her zaman dolu bulundur; kyde mtemadiyen rmak akmaz diyen kyl
kadn ne ho sylemi! (104)

u ifadelerin de hitabet sanat asndan bir deerinin olduunu dnyoruz. Zira rneklerin ou, hitabette ncl olarak kullanlan makbult ve maznunt
tr nermelerdir.
Elin bosa sevgilinin yanna gitme! (105)
Mademki ayaktasn, denin elinden tut! (107)
42

Felsefe Dnyas
Bir memlekette padiahn tedbiri obannkinden az olursa, o tahtn, o saltanatn sarslmasndan korkulur. (42)
Yolu takip etmeyen bedbaht svari, doru yryen yayadan geri kalr. (60)
hsan, keskin dileri kesmez eder. Tedbir ve alttan almakla cihan elde edebilirsin. Isramayacan eli pmelisin Deersiz kimselerle savamaktan
ekin... Ne kadar zayf olursa olsun, dmann dost kalmas iyidir. Fil gibi
kuvvetli olsan, penen de aslanpenesini andrsa dahi, bar daima savatan
stndr. (87)
ifteli hayvana ar yk gerek Herkes ihsana lyk olamaz. Bazsna mal
vermek gerek, bazsnn da kulan bkmek! Kurdu semirtirsen Yusufu paralar. Temeli salam olmayan binay ykseltme. ayet ykseltirsen ondan
kork! (140)
Dar pabu giymekten yalnayak gezmek daha iyidir. (271)

3. Yanl ve Yanla Dme Nedenleri


Dier ahlak, eitimci, hekm, edip ve air gibi Sadi de gerek bilgi, gerek
fikir, gerekse tutum yanlna kar sz beyan etmektedir. rnein onun Eer
akln banda ise sahte sofilerden kan (149) szyle yanltc kiilerin ve fikirlerin, daha genel bir ifadeyle, yanl yapanlarn tuzana kar uyank ve tedbirli
olmak gerektii fikrini iler.
Sadi, insanlarn yanlla, sahtekrlkla, aldanma ile yz yze olduklarn
hatta bu aldatmay incitmeden, tatllkla, makyajlayarak yaptklarn ve bu konuda yine uyank ve tedbirli olma gereini yle dile getirir:
Henz pek ufaktm. Merhum bana bir yaz tahtas, bir defter, bir de altn
yzk almt. Fakat anszn bir mteri kt: Bana bir hurma verip yz
elimden ald. Kk ocuk yzn ne olduunu bilmedii iin bunu tatllkla onun elinden alabilirsin! (322)

Sadinin Bostannda yanla dme nedenleriyle ilgili hayli malzeme


bulmaktayz. Bunlardan ilk etapta dikkatimizi eken neden, grn-gerek,
ekil-mna ayrmna dikkat etmemektedir. Sadi ilk etapta ekil deil mnaya
deer vermek gerektiini yle vurgular:
Eer akll isen mnaya meylet. Zira yerinde kalacak olan ey mnadr, sret
deil. u halde bilgisi, cmertlii ve takvas bulunmayan kiini sretinde de
hibir mna yoktur. (97)

Sadi aadaki beyitlerinde, yanl yapmamak iin grn-gerek, sretmna ayrmnda bulunmann gerekliliini ilemektedir:
Tarikat hrkayla, tespihle, seccadeyle olmaz. Sen saltanat tahtnda otur da
gene temiz ahlknla dervi ol; samimiyetle, istekle hizmete bel bala. Fakat
sama sapan eylerden, dvalardan bahsetme. (46)
43

Felsefe Dnyas
Eer akln banda ise sahte sofilerden kan. Bu adamlar insan klnda eytanlardr. nsan hemen etten, kemikten ibaret olmaz. Fakat her eklin
iinde de mna denilen ruh yoktur Eer btn i taneleri inci olsayd,
ar katrboncuu gibi inci dolard. (149)
Eek, atlastan ul rtnse dahi, gene eektir. (184)

u rnekte de grne taklp kalmann aldatcl ve yanla yol aaca


zerinde durulmaktadr:
Testisi ister altndan, ister topraktan olsun, temiz su deiir mi? Her eyden
evvel adamn kafasnda akl, beyin bulunmal. Bana seninki gibi gsterili
bir sark lzm deil. Kafas byk olmakla insan bir eye ulaamaz. Kabak
da kocaman kafaldr, ama ii botur. (183)

u alntda da grne taklp kalmama, ona aldanmama gerektii ilenip,


bunun aksine ekilde kalanlar ar bir dille eletirilir:
Grnte bu kadar sararp solmular, bu kadar zayflamlardr, ama oburlukta Musann assna benzerler. Ne takvalar vardr ne de bilgileri. Yalnz u var ki dnya karl dini satarlar. Kendileri kaplan biimi abalar
giyerler, karlarn Habe kumandan yaplm srmal elbiselerle donatrlar.
Ramazanda erken yatp, yemee seher vakti kalkmaktan gayr snnet bilmezler. (196)

Son olarak u iki rnekte de srf ekle taklmann insan yanla sevk edecei ilenerek byle yapanlar knanmakta hatta aalanmaktadr:
Ama sen bu gzel ekle aldanmayp iyi huylar kazanmalsn. nsana dmdz boy deil, doru yol gerek. nk kfir de ekilce bizim gibidir. (290)
Evet, gnl erleri deri gzelliine gnl vermemilerdir. Bunu olsa olsa
beyinsiz ve ahmak insanlar yaparlar. (144)

u iki alntda da zannn yanla dme nedeni olarak gsterildiine ahit


olmaktayz:
Hkmdarn kt zann gereklemiti. Neredeyse hiddetinden parlayacakt. (32)
Sen kendini bilgiyle dolu sanmsn. Dolu bir kaba baka ey konur mu?
(200)

Ne yazk ki btlla uratk, gafil olduk, haktan uzak dtk. (311) ifadesinde de yanla dme nedeni olarak gaflet gsterilmektedir. u alntda ise
yanla dme nedeni olarak kzmak, fkelenmek ilenmekte ve bunun korkutuculuu vurgulanmaktadr:
Ben, Savatn zaman sebat et demiyorum; Gazaba geldiin (fkelendiin) vakit akln banda olsun diyorum. Akl banda olan kimse tahamml
eder. Fakat bu akl, fkeye yenilen akl deildir. fke pusudan askerlerini
44

Felsefe Dnyas
saldrtt zaman, ortada ne insaf kalr, ne takva, ne de din kalr. Ben, u gklerin altnda, bunca melei rkten (fke gibi) byle bir eytan grmedim.
(37)

Sadi, insann doasnda hrs ve tamahn var olduunu hatta byk yer
tuttuunu, haliyle kontrol edilmediinde insan yanla dreceini u szleriyle
anlatr:
nsanda tamahn az o kadar fazla almtr ki onu bir lokma ile kapatamazsn. A soysuz, u kerpiten vazge; bir kerpile Ceyhun rman durduramazsn. Sen kr, mal dncesiyle gafilken mrnn sermayesi ayaklar
altnda kald. (317)

Hrsa kaplrsan hikmet defterini drersin. Tamahkrl brak. (43) diyen Sadi, hrsa kaplan u ekilde knar:
San gibi, diini hrsa batrm kimse iri doan nasl avlayabilir? (131)

Hrsa kaplann belsn bulacan syleyen Sadi, devamla, kiinin kendi


elinin emeiyle yedii arpa ekmeinin, kerem sahiplerinin sofrasndaki somundan (yani kaliteli ekmekten) daha iyi olduunu belirtir. (242) O sonunda, hrsa
kaplmamak iin u tavsiyede bulunur:
Hrsa kaplma, ban dikme, dnyay yakma. Mademki O seni topraktan
var etmi, sen de atee benzeme. (174)

Uygun olmayan yapma istei yanla dme nedenlerindendir. Bu, mantksal olduu kadar metafiziksel ve ahlak nitelik arz etmektedir. Bunun kklerini Hristiyanlarn adlandrmasyla asl gnaha kadar gtrmek mmkndr.
Bostanda uygun olmayan yapma ile ilgili ok rnek grmekteyiz. Ancak biz
burada, bir fikir vermesi dncesiyle onlardan seerek sadece birkan vermek
istiyoruz:
O (blis) bizim kahrolmamz istemi, Allah da onu bizim yzmzden
kovmutu. Bizse eytanla barz, Allah ile cenk ediyoruz. Bu utancn iinden bamz nasl kaldracaz? (323)
Olum sel yoluna ev yapma; bu binay kimse tamamlayamamtr. Kervancnn yolda ev yapmas, akl, tedbir ve marifet ii deildir. (245)
sa zayflktan lyor, sen eei besleme kaydndasn. A soysuz, dini verip
dnyay satn alma; sann ncilini satp eee yem atma. (235)
Senin akln nerde? Bunu bile bile soruyorsan sualin yersizdir. (52)

Bostanda Sadinin baz mantk yanllar iin gsterebileceimiz rneklerle karlamaktayz. rnein u anekdotu mantk yanllarndan eliik zanna6
rnek olarak aktarmak istiyoruz:
6

Bu yanl hakknda bilgi iin bkz. Emirolu, brahim, Mantk Yanllar, Ankara 2004, s. 221.

45

Felsefe Dnyas

Susuzluktan can veren biri:


Ne mutlu diyordu, suda boulanlara! (151)

u rnekte ise neden olmayan neden olarak alma yanl7na iaret edilmektedir:
Cancazm, dedi, zannetme ki bu eek senin tarlandan kem gz defedecektir. O kendisi dahi acz iinde yaral bereli lm, lnceye kadar bandan
kndan denei defedememitir.
Sadinin, halkn ekitirerek zenginin derisini yzdkleri, zengin birinin
dkn durumunu ganimet bildikleri, holuun ardndan naholuun geleceini
dnerek, dkn durumdaki zenginin halini garipsemeyecekleri, sermayesi az
birisinin zengin olursa zaten bu alak dnya soysuzlara yr olur diyerek dudak
bkecekleri, bakalarna tahamml edenleri adam yerine koymayarak zavall
korkudan ban kaldrmyor diye dnecekleri, bunun aksine yiit ve tavizsiz
erkekleri ise bu ne biim delilik diye ayplayacaklar; (281) az yiyenleri ayr,
ok yiyenleri ayr, iyi giyenleri baka, kt giyenleri baka, gezeni baka oturan
baka, evleneni baka, bekr gezeni baka knayacaklar; cmerti datan savuran, kanaatkr ve tutumlu olan ise pintilikle itham edecekleri (282) rnekleriyle popler delil8e iaret ettii kanaatindeyiz.
Sadi, bu uzun rnekleri verdikten sonra popler olana, bir baka adlandrma ile, halkn yaygn beenisine, benimsediklerine ve llerine bavurmann
doru olmadn u ifadeleriyle gzel bir ekilde deerlendirmektedir:
Ne halkn cefasndan irkinler kurtulabilir, ne de gzeller irkin szl alaklardan. Peygamberimiz bile halkn fenalndan kurtulamad Msrda
bir klem vard. O kadar utangat ki ban nnden kaldrmazd. Birisi dedi
ki: Bu ocukta hi akl fikir yok. Biraz kulan bk de terbiye olsun. Bir
gece kleye barp armtm. Ayn adam bu sefer: Miskin herif, kleyi
ezadan ldrecek! dedi. (282-283)

Bostanda popler olana bavurma ile ilgili olarak u uyarc malzemeyi


grmekteyiz:
Yzclkte yiit de olsan, elini ayan ancak plakken kullanabilirsin.
u halde hret, namus ve riya halkasn srtndan karmalsn; elbiseyle
suya batan kimse ciz kalr. (170)

4. Yanllardan Korunma Yollar


Kii, yanl hakknda fikir sahibi olduktan, yanla sevk eden nedenleri
bildikten sonra nihayetinde onlardan saknma veya korunma cihetine gitmelidir.
7
8

Sz konusu yanl hakknda bilgi iin bkz. Emirolu, Mantk Yanllar, s. 161 vd.
Popler olana bavurma yanl iin bkz. Emirolu, brahim, Mantk Yanllar, s. 192.

46

Felsefe Dnyas

nsan hata yapmayan bir varlk deildir ama Sadinin u beyitlerinde de dile
getirdii gibi, nemli olan yanllara kar tedbirli olma veya onlar telafi etmeye
almaktr:
Krlm barda ne kadar gzel yaptrsalar, gene salamnn deerini vermez. ayet gaflet edip elinden drdnse, imdi yaptrmaktan baka yol
yoktur. Kendini Ceyhun rmana at diye sana kim syledi? Fakat mademki
bir kere dtn, yzmeye al. (312)

Bu alntdan, yanl yapmamaya almak gerektii, fakat yapldysa bo


durmayp onu tamire gayret etme gerektii anlalyor. Biz burada son olarak
Bostanda yanllardan korunma yollar ile ilgili grdmz malzemeyi u ekilde toplayarak deerlendirmeyi uygun grdk.
nsann yanllara kar korunmas iin akll, uyank ve tedbirli olmas gerekmektedir. Aydn gnll, bahtiyar bykler talarn, tahtlarn aklla, tedbirle kullanmlardr (58) diyen Sadi, akll, asl ve cevherli kiilerin hata etmeyeceini belirtir (127) ve bu konuda u rnekleri verir:
Eer akllca hareket edip ar davranmasaydm, dmann szne uyarak,
onu incitmi olacaktm. (36)
Hkmdarn kt zann gereklemiti. Neredeyse hiddetinden parlayacakt. Bununla beraber yine akln bana alp tedbirli davrand. Yavaa:
Ben seni akll sanmtm. Memleketin srlarn sana emanet etmitim. Seni
uyank, idrak sahibi bir insan olarak tanyor, alak, mnasebetsiz olduunu
bilmiyordum. Meer bu kadar yksek makam senin harcn deilmi. (32)
Elli ylda kazanlm nice iyi adlar vardr ki, bir tek kt hret hepsini
ayaklar altna almtr. (38)

Akll, uyank ve tedbirli kii yanl yapmamak iin zor anlarda veya
bilmedii hususlarda yardm (akl) talep eder (73), elindeki varl veya eitli
imknlar bakasna kaptrmaz (95), dorularn izinden gider (79), eriyi-doruyu, dostu dman iyi ayrt eder (170), kurulan tuzaklar fark eder (226), sz
lerek, bierek, dnerek syler. Zira yanl, doruyu iyice dnenler, hazrcevap olan herzevekillerden stndr. (250)
Devlet adamlarna bolca nasihat eden ve taktik veren Sadi, yanl yapmamalar iin akll, uyank ve tedbirli olma ile ilgili birok yerde onlara bilgi verir.
Bunlardan birinde yle seslenir:
Ey lkeler zapt eden padiah, sen iki trl insana iyi bak: Sava erlerine ve
akll kiilere. Bilginlerle kl erlerini besleyen bir hkmdar, nl kimselerin elinden devlet topunu kapar. (92)

47

Felsefe Dnyas

Mutlu ve baarl olmak iin aklllarn szn-sohbetini dinlemeyi gerekli


gren Sadi, yanla dmemek iin akll, uyank ve tedbirli olanlar hem ver
hem de uyarr:
Yklerini davuldan (kervan kalkmadan) nce hazrlayan o mesut, o akll
insanlara ne mutlu! Yolda uyuyakalanlar, balarn kaldrdklar zaman, gidenlerden iz bulamayacaklar Baharn arpa eken, hasat zamannda buday bier mi?..
Akl gzn varsa, gzlerini karncalar yemeden nce mezar hazrln grmeye
bak mrn ah u vahla geirme. Frsat kymetlidir ve zaman kl gibidir.
(313-314) Bir kuun ayan, ipin ucunu elinden kardktan sonra deil, imdi
balamalsn. (315) Yarn geri dnecek bir yol bulunmayaca iin bugn akll
uslu hareket etmek lazmdr.
Yanllara dmemek iin temyiz gcnn, iyi ayrt etme veya iyi seimde
bulunmann gereklilii ortadadr.
Kendilerine Hak srrnn ikr olduu kimseler, btl Hakka tercih etmemilerdir. Fakat karanlktan nuru ayrt edemeyenlerin nazarnda eytann
sretiyle hurinin yz birbirinden farkszdr. (234)
Sana sylemek iin az, dnmek iin akl vermiler; bana gz, kulak
koymular. Bunlarn hepsi inii yokuu birbirinden ayrt etmen, iyiyi kty
kartrmaman iindir (256)

szleriyle bilge airimiz, temyiz gcnn farknda olmamz, iyi ayrmlarda bulunarak yanl yapmamamz konusunda bir farkndalk oluturmak ister.
O, sabrl ve salam iradeli olup, hiddet ve iddete kaplmama, ksacas
fkelenmeye kar uyarr:
Tahammlden yana bo, fakat gururla dolu olan bir baa padiahlk tac
haramdr Gazaba geldiin vakit akln banda olsun diyorum. Fakat bu
akl, fkeye yenilen akl deildir. fke pusudan askerlerini saldrtt zaman,
ortada ne insaf kalr, ne takva, ne de din kalr. Ben, u gklerin altnda, bunca
melei rkten (fke gibi) byle bir eytan grmedim. (37)

Yanllara kar korunmak iin yaplacak bir i de zeletiride bulunmak


olacaktr. nsan nce kendine eilmeli, kendi eksiini grmeli, yanla kar korunmas iin zeletiride bulunmaldr. Akll insan, diyor Sadi, dnya ile deil,
kendisiyle megul olur. (266)
Meth sena ipiyle kuyuya inme. Htem gibi sar ol da kendi ayplarn
dinle. (204)
Ey Akll kimse, onun bunun aybn ortaya dkme; el lemden vazge de
kusurlarnla megul ol. (255)

48

Felsefe Dnyas

Olgun insan eletiriye ak olmaldr. Bu durum onu gelitirecek, onun


olgunluuna olgunluk katacaktr. Bykler, yce kiiler kendilerini cihanda
herkesten daha dk, daha fena grmlerdir. (215) Bunun aksine zeletiride bulunmayan veya kusuru kendisine sylenmeyen adam, bilmezlikle aybn
hner sanr. (81) Haliyle eletirilen kii eksiini grme ve onu giderme imknn
bulmu olur. Buna her insann ihtiyac vardr. Hatta yapc tenkitlerde bulunanlara, bizi yanllara kar uyardklar iin teekkr etmeliyiz:
Benim iin iyi eyler syleyen kimse ancak, kusurumu bana aka gstermi olandr. (255)

Ancak eletiride bulunurken tek yanl bakmamak, akl ve insaf llerini


amamak, bardan dolu tarafn da grmek gerekmektedir. Sadinin u beyitleri
bu konuda uyarc niteliktedir:
Sen onun sadece noksann gryorsun. Bu kadar hnerine kar akl gzn
kapal m?
Ey akl sahibi, gl ile diken beraberdir. Niin dikenle urayorsun? Sen
gl demetle Parmak basmak iin kusur arama.
Ey akl sahibi, gl ile diken birliktedir. Bu hal, senin gzlerini, kendi aybn grmekten alkor. Sen kendini yorumlarla korurken bakasna kar sertlik
gsteriin yakksz olur. (284)
Her grdn ka gz gzel olmaz. Sen fstn iini ye de kabuunu atver. (285)
Yanllardan korunmak iin alnacak nemli tedbirlerden biri de nefsi eitmek olacaktr. Tasavvufta nemli bir yer tutan bu konu haliyle mistik temalar
arlkla ileyen Sadi iin de nemlidir. O Bostann Terbiyenin Tesirine Dair
balkl 7. Blmn banda nefis terbiyesi veya nefsi dizginleme ile ilgili yle
der:
Sen kendine dmen olan nefsinle ayn evde oturuyorsun. Hal byle iken
niin yabanclarla dvp durursun? Nefislerinin dizginini haramdan dndrebilen kimseler, yiitlikle Rstemden ve Smdan (Byk ran pehlivanlarndan) daha ileridirler. O ar grz dmann beynine vuracana, nce
denekle (ocuklar gibi) kendini terbiye et. Sen kendini yenemedikten sonra
kimse senin gibi bir dmandan ekinmez. (249)

Yanl yapmamak iin nefse hkim olunmaldr, nefse hkim olmak iin de
onu fazla besleyerek azgnlatrmamak gerekir. Sadinin ifadesiyle Nefsini naz
nimet iinde beslersen, uzun sre dmanna g vermi olursun. Hakikat ssl
bir saraya, nefsin heva ve hevesi de uan tozlara benzer. nsann gz salam da

49

Felsefe Dnyas

olsa, toz kalkan yerde gremez olur. (161) Ama iaret ettiimiz gibi, nefse hkim
olma, onu eitme kolay da deildir:
Biliyorsun ki biz yoksuluz, zavallyz, nefs-i emmrenin zebunuyuz. Bu
azgn nefis ylesine kouyor ki, dizgini aklla zapt edilecek gibi deil. Kendi gcyle nefsin ve eytann hakkndan kim gelebilir? Karnca kaplanlarla
dvemez ki! (337)

Yukarda da belirttiimiz gibi, yanllara kar korunmak iin nefse hkim


olmak, onu kontrol altnda tutmak gerekmektedir. Bunu baarmak iin nce kiinin kendisine younlamas, kendisini tanmas ve otokritikte bulunmas gerekir.
Sadiye gre akll kii dnya ile deil kendisiyle megul olan kiidir.
Nefse hkim olmann, nefsin heva ve hevesini krmann bir yolu da onu
akln kontrol altnda tutmaktr. Rasyonel ahlakta da nemli yer tutan bu hususla
ilgili Sadi Akln penesini keskin grnce heva ve hevesin inad kalmaz (250)
der.
Yine nefsin heva ve hevesini krmann bir yolu da nefsin ehev hislerini
kontrol altnda tutmak (277) ve hrslanmamaktr. (161) Nefse hkim olmada ve
onu eitmede alakgnll olma (209), kibir ve gururu krma nemli bir yer tutmaktadr.
Sekin bir akll alakgnll olur; meyvelerle ykl daln ba yerlere
eilmitir.
Byezd-i Bistam bir bayram gn sabaha kar hamamdan km. Yolda
hi haberi yokken, evin birinden bana bir leen kl dkmler. Byezd, sa,
sar kirlenmi olduu halde, elini yzne srp kretmi; Ey nefis ben atee
lykm. Birazck kl iin yzm ekitir miyim? (176)
Yanllardan korunma yollarndan, son olarak, uygun olan yapma zerinde duracaz. Bu konu salt mant olmasa da ahlak ve uygulamal mant
zellikle de tutum yanllarn yakndan ilgilendirmektedir. Bu balk altnda iyi
olma, iyi olan yapma, iyilerle iyi ilikiler kurma, haddini bilme, szn bilme,
sabrl olma, deneyim sahibi olma gibi hususlar zerinde rneklerle durulacaktr.
yi olma, iyilik yapma, iyileri takip etme, onlarla iyi ilikiler gelitirme bizi
yanla kar korumada gl klacaktr.
Sen de, ardnca lnet okunmasn istemiyorsan, iyi ol (55), yi hareket
et de kt fikirliler noksann sylemeye mecal bulamasnlar (211) diyen
Sadi gnah yknn altna girmeme yani yanla dmememiz konusunda bizleri uyarr. (325) Ona gre kii, gcne gidecek eyleri bakalarna
yapmamaldr. (78) Eer benimle dostluun olsun istiyorsan Allahn sana
dman olaca ileri yapma. Dost gibi benim elimi peceine, git benim
dostlarm dost edin. (50) Dmann ta ile ezdin diyelim; hi olmazsa ca50

Felsefe Dnyas
hillik edip dostunla savama! (290) Muhataplar iyi semeli, onlarla ilikileri
iyi kurup srdrmelidir. (325) nsanlara seviyelerine gre hitap etmelidir.
Etkili olaca dnlmeyen yerde t vermek doru deildir. (171) Lyk
olmayanlarn yannda Allahn adn anmak uygun deildir. Alaa bilgiden
bahsetmek bounadr. Tohum orak yerde yabana gider. (85) Demir peneli
insanlarla didimek cahillik olur. Dman olduunu bile bile bir adam dost
edinmek akl kr deildir. (170)

Kiini haddini bilmesi, imknlarn ve gcn gzden geirmesi de uygun


olan yapmaya yardmc olur. rnein yukarda da dediimiz gibi demir peneli
insanla didimek cahillik, had bilmezlik olur. (170) Kys grnmeyen suda, yzcnn gururu ie yaramaz. (227)
Sz dzgn, yerinde, doru ve seviyeye uygun sylemek de uygun olan
yapma cmlesindendir. Bu konuda Sadide uyarc ve yol gsterici ok sayda
beyitle karlamaktayz:
Bilginler gibi bir syle pir syle. Yz tane ok attm yz de hatal. Akl
banda bir adamsan bir defa at, fakat doru at. Meydana kt zaman yz
kzartacak olan bir sz gizlice niin sylemeli?.. Kalbin ii bir kaledir. Dikkat et, srlar kalenin kapsn ak bulmasn. (251)

Hayvanlar susarlar, insan cinsi konuur. Sadiye gre sama sapan syleyen kimse hayvandan beterdir. Akll uslu konumayann hayvanlar gibi susmas
daha iyidir Sersemler ok ten ii bo tambur gibi ok ses kartrlar. Ate de
batanbaa dildir ama azck bir su ile sndrlebilmektedir. (253-254) Bundan
dolay, insan yanl yapmamas iin, dilini kontrol altnda tutmal; doru, ll,
anlaml ve yerinde konumaldr. (258, 280) Ayrca konuulanlarn doru, seviyeye uygun ve pratik deerinin olmas gerekir. Zira Solmu gller ie yaramaz
ve onlardan kimse demet yapmaz. (310)
Bir uygun olan yapma rnei de sabrdr. Sabr yanllara kar nemli bir
kalkandr. (283, 129)
Yanllarda korunmak iin yaplacak uygun bir i de kiinin tecrbelerine bavurmas (25) rnek ve rehber konumda olanlarn tecrbelerinden yararlanmaktr. Kkler, elini byklerin eteinden (bugnk tabiriyle ellerinden)
ayrmamal zira onlarn bilmedikleri, grmedikleri yolu karmalar gtr. (327)
Uygun olan yapma ile ilgili Sadiden, neredeyse vecizelemi bir ka
cmle sunarak konuyu noktalamak istiyoruz:
Akln ve tedbirin varsa, hkmdar ocuunun elini henz ehzadelik dairesinde bulunurken p Sonbahar mevsiminde gl fidann yakma ki ilkbahar
gelince zarif grnsn. (133)

51

Felsefe Dnyas

Bir fesatnn niyetinden haberdar oldun mu, onun hakkndan gel Seni
aldatann izinden yrme Sazl atee verdiin takdirde, eer akllysan, oradaki aslanlardan ekin. nsan sokan ylann yavrusunu ldrme. Fakat bir kere
ldrm bulundunsa o evde durma. Bir ar kovan m bozdun, o yerden ka;
ateler iinde kalrsn. Kendinden daha evik bir kimseye ok atma, lkin olan
olmusa tabanlar yala. Duvarn temelini kazdktan sonra dibinde durma. (305)
III. SONU
Sadi iraz, dil, edebiyat, hikmet, siyaset ve ahlak alanlarnda Dou ve
Batda hret bulmu nemli bir air dnrdr. Onun hedefinin insanlara dini
gzellikleri anlatmak, ahlak gzellikleri kazandrmak, hak ve adletin hkim olduu bir yapy ilemek olduu anlalmaktadr.
Sadinin ahlak, temelini ve izahn dinden alr. nsan olumlu ahlaki deerlerde isellemeli, olumsuz vasflardan syrlmaldr.
Sadi, siyaset ahlakna kitabnda geni yer vermitir. Buna nem veriinin
nedenini, idarecilerin sorumluluunu ilemek, adalet fikrini canl tutmak, zulmn
ktln hatrlatmak, halkn refah iinde yaamasna katk vermek bylece
hem kendi limlik sorumluluunu hem mmin olarak emr-i bil-maruf neh-i
anil-mnker grevini yerine getirmekte aramak mmkndr.
Sadinin siyaset ahlknda halk esastr. Halkn iyilik ve refah iinde
adletle ynetilmesi esastr. dareci laftan ok icraata nem vermelidir, bugnk
tabirle, sz deil, hizmet retmelidir.
Bir dil ustas olarak Sadinin, szn gcn ve gzel anlatmn nemini
dile getirmesi ve uygulamada bunun en gzel rneklerini gstermesi bizim iin
nemli grnmektedir. O, bunu yaparken, akl/mantk ile ahlak ve baarl iletiimi btnletirmitir denebilir. Onun anlatlarnda dili ve mant salam kullanmann, haliyle bunun gerei olarak verilen hkmler, gsterilen gerekeler,
kullanlan deliller, yaplan mukayeseler, sergilenen tartmalar; bunlarn aksine
mant iyi kullanmama sonucu yaplan yanllar, bunlarn nedenleri ve bunlardan korunma yollar ile ilgili dikkat ekici tavsiyeler, rnekler ve aklamalar
grmekteyiz.
Grld gibi Sadinin Bostan adl eseri, edeb, hikemi, ahlki, siyasi
ve mantksal adan irdelendiinde nemli ve faydal bilgi ve deerlendirmelerle
karlamaktayz. Benzer alardan onun Glistan adl eserini de incelememizin
yararl olacan dnmekteyiz.

52

Felsefe Dnyas

IV. DUA
Makalemizi sfi, bilge air Sadinin nce kendisi iin sonra da bizim iin
yaptn dndmz iki duasyla bitirmek istiyoruz:
Ey Rabbim! Temiz insanlar hakkyn, beni ktlklerden uzak tut. Elimizden fenalk ktysa ho gr. ehadet vaktinde dilimi balama. Yakn yla yolumu aydnlat. Elimi ktlklerden rak bulundur. Grlmesi lyk
olmayan eylerden gzm evir; beenilmeyecek eyleri yapmama frsat
verme ya Rabb! (337)
Gnln aydn, vaktin rahat olsun! (Doru) Yolun deimesin, kadrin ycelsin! Hayatn ho, gidiin doru, ibadetin makbul, duan kabul olsun! (86)

z
Sadnin Bostannda Baz Ahlk Mesajlar
Ve Mantksal ncelikler
Sadi iraz, dil, edebiyat, hikmet, siyaset ve ahlak alanlarnda Dou ve Batda hret bulmu nemli bir air dnrdr. nl eseri Bostan, 1257 ylnda,
dostluunu kazand Salgurlu hkmdar Ebubekir Zenginin adna yazmtr.
Onun hedefinin insanlara dini gzellikleri anlatmak, ahlak gzellikleri kazandrmak, hak ve adletin hkim olduu bir yapy ilemek olduu anlalmaktadr.
Sadinin ahlak, temelini ve izahn dinden alr. nsan (tevazu, hikmet,
ecaat, adlet, merhamet, hilm, tevazu, hogr, alma, cmertlik, kanaat, vefa
gibi) olumlu ahlaki deerlerde isellemeli, olumsuz vasflardan syrlmaldr.
Ktlk, iyiliin zddna, olumsuz bir ahlak deerdir. Haliyle, kt kiinin de
kibirlilik, riyakrlk, kskanlk, ehvet dknl, cimrilik, cahillik gibi birok
olumsuz sfatlar ve zellikleri vardr. Bunlardan syrlmak iin ciddi bir nefs
eitimi gerekmektedir.
Sadinin Bostannda siyaset ahlak nemli yer tutar. Onun siyaset
ahlknda halk esastr. Halkn refah ve mutluluunu salamak iin Sultana ok
nemli tler verilir. Sadi, nce nesneyi, fikirleri kstasa/lye/mihenk tana
vurma yani nesnel l bulma gereini belirtir, yer yer, doru, mantkl ve tutarl
olmaya vurgu yapar; iddiay delillendirmenin, mantkl delil getirmenin gereine
ve nemine iaret eder. O, yer yer, teori ile pratii birletirir. Bostanda, mantn ana ilkelerinden olan sebeplilik ve eitli nerme tipleriyle karlalr. Yine
ayn eserde ou rtk, bir ksm da artl olmak zere ok sayda kyas rnekleri
grlr. Bostanda analojilere ve temsili anlatma bolca yer verilir. Szkonusu
esere ierik mant asndan bakldnda burhan, cedel, hitabet, iir ve safsata
ile ilgili hayli malzeme bulunur. Ayn kitapta grn-gerek, ekil-mna ayrmna dikkat etmemek, zann, gaflet, hrs, tamah, kzmak, fkelenmek yanla
53

Felsefe Dnyas

dme nedeni olarak gsterilmektedir. eliik zan, yanl neden, popler olana
bavurma gibi yanllara rnek olabilecek misaller bulunur.
Bostanda yer alan rneklerden anlaldna gre, insann yanllara kar
korunmas iin akll, uyank, tedbirli, sabrl salam iradeli ve temyiz gcnn
yerinde olmas, gerekmektedir. zeletiride bulunmak, nefsi eitmek, uygun olan yapmak da kiiyi yanllara kar nemli lde koruyacaktr.
Anahtar Kavramlar: Sadi, Bostan, ahlak, iyilik, ktlk, mantk, yanl.
Abstract
Some Ethical Messages and Logical Niceties in Bostan By Sadi
Sadi irazi is a renowned poet and scholar in East and West in areas such
as language, literature, aphorism, politics and ethics. He wrote his famous work,
Bostan, in 1257 for Ebubekir Zengi, the Sovereign of Salgur, after gaining his
companionship. It seems that among his aims were to narrate religious beauties,
to bring in ethical charms, and to advocate a just and righteous social structure
among people.
Sadis understanding of Ethics finds its roots in religion. Human race must
internalize affirmative ethical principles (humility, aphorism, courage, mildness,
lenity, tolerance, assiduousness, generosity, grateful, loyalty and etc.) and be
avoided from negative characteristics. Wickedness, as opposed to kindliness, is
an unfavorable tenet. Therefore, a wicked person has hostile attributes and qualities such as arrogancy, hypocrisy, jealousy, lust, greedy, ignorance and so on. In
order for one to save himself from these attributes, he must contemplate the very
deep spiritual training.
Political ethics takes a very considerable place in Sadis Bostan. The people have the central focus in his political ethics. It is advised to the Sovereign to
suffice his people with wealth and happiness.
Sadi indicates that it is necessary to primarily apply things and ideas to
a criterion or a touchstone, i.e. an objective measurement. At some points, he
emphasizes to be accurate, logical and consistent. He also points out indispensability of validating an argument along with importance of proposing a logical
argument. He occasionally combines theory with practice.
In Bostan, one can see reasoning and a variety of propositions, which are
main principles of Logic. Examples of implicit and disjunctive syllogism could
also be considerably observed in the book. Bostan contains a lot of analogies and
representative expressions and signs. When looked through the whole book in
terms of matter of logic, plenty of instances of Demonstration, Dialectic, Rheto54

Felsefe Dnyas

ric, Poetica and Sophistical Refutations could be seen. In the book, presumption,
unawareness, ambition, greed, anger and not being aware of distinction of semblance and truth, form and matter are shown as the causes of falling in fallacy in
logic. One can also see some examples of fallacy in logic such as argumentum ad
populum, false cause, and false presumption.
Based on the examples in Bostan, one must be wise, alert, cautious, patient, strong-willed and discreet in order not to fall in fallacy. Furthermore, he
should make self-criticism, educate his soul and practice the appropriate as well.
Keywords: Sadi, Bostan, ethics, kindliness, wickedness, logic, fallacy.
Kaynaklar

Yazc, Tahsin, Sad, slam Ansiklopedisi, stanbul 1988, C. 10.


iekler Mustafa, Sad-i rz, TDVA, stanbul 2008, C. 35.
Sadi, Bostan, ev. Hikmet laydn, MEB, stanbul 2001.
Emirolu, brahim, Mantk Yanllar, Ankara 2004.

55

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

CRCANNN ER-RSALETL-KBRA FL-MANTIK


ADLI RSALES LE HALDNN KFAYETL-MBTED
ET-TAHKK F FENN LML MANTIK ADLI RSALESNN
KARILATIRILMASI1
brahim APAK*

Giri
Crcani, 14. yzyl, Halidi ise 19. yzyl alimlerindendir. Her iki alimin de
hem mantk hem de dier ilimlerle ilgili nemli almalar bulunmaktadr. Bu
almamzda 14. yzyl ile 19. yzyl mantk almalar arasnda konu sralan
ve ieriklerinde benzerlik veya farkllklarn olup olmadna dikkat ekmek istiyoruz. Bu durumun mantk almalarnn seyri asndan alana katk salayaca kanaatindeyiz. nk zaman ierisinde mantkla ilgili baz konular ihmal
edilirken, bazlar da olmas gerekenden fazla nemsenmitir.
Seyid erif Crcani2, hamdele ve salvele ile balad er-Risaletl-Kbra
fil-Mantk adl risalesini Ebul Beraketin olu iin kaleme almtr. Birok gzel kaideyi ve yce ilmi menfaatleri ihtiva eden bu risle, Farsa olarak yazlmtr. Mtercim, Arap dilinin akl, kolayl ve bu dilin gzellii nedeniyle
evlad iin bu risaleyi, Farsadan Arapaya evirdiini ifade etmektedir. Bunu
*
1
2

Sakarya niversitesi lahiyat Fakltesi, Prof. Dr. , capakibrahim@hotmail.com.


Bu makale, 1-3 Kasm 2012 tarihinde Kahramanmarata dzenlenen Felsefe, Edebiyat ve Deer
sempozyumunda sunulan bildirinin gzden geirilmi ve gelitirilmi halinden olumaktadr.
Crcani, 24 ubat 1340 tarihinde rann Asterabad blgesinin Crcan vilayeti civarndaki
Taku nahiyesinde Peygamberimizin soyuna mensup bir aileden dnyaya gelmitir. Crcaninin
ad Ali b. Muhammed olup Peygamberimizin soyuna mensup olduu iin kendisine es-Seyyit
e-erif denilmi, Crcanda doup byd iin de el-Crcn nisbesiyle anlmtr. Knyesi
ise Ebul-Hasandr. Tam ad, Ali b. Muhammed b. Ali es-Seyyid e-erif ez-Zeyn Ebul-Hasan
el-Hseyni el-Crcn el-Hanefidir. 6 Temmuz 1413 (6 Rebilahir 816) tarihinde irazda
vefat etmi ve Attik Camii civarndaki Vakip Mezarlna defnedilmitir. Bkz. M. Nasih
Ece, Crcaninin er-Risaletl-Kbra fil-Mantk Adl Eseri zerine Bir nceleme, Sakarya
nv. Sos. Bil. Enst. (Baslmam Y. Lisans Tezi) Sakarya 2011, s. 4 vd. Sadreddin Gm,
Crcn mad. TDV slam Ansiklopedisi, c. VIII, s. 134, Sadreddin Gm, Seyyid erif
Crcn ve Arap Dilindeki Yeri, stanbul 1984, s. 83; smail, Abdulemir, Mavsuatl-AlamulUlema ve Adbl-Arabil-Mslimin, Beyrut 2005, c. V, s. 187. vezmuhammet Abdullayev,
Seyyid erif Crcnde Tanr-lem Tasavvuru, U.. Sosyal Bil. Ens. (Baslmam Dr. Tezi),
Bursa 2005, s. 14, 19

56

Felsefe Dnyas

yaparken de risleye hibir ey katmadna, ondan hibir ey eksiltmediine ve


Seyid erifin yazdklarna bal kaldna dikkat ekmektedir.3
Ahmed b. Sleyman el-Halidi4 Nakibendi de hamdele ve salveleden sonra
risalesine u ifadelerle balamaktadr: Bu bir mantk risalesidir ve mantk ilminin maksatlarnn ounu ierir. Bunlar benden baz dostlar istediler. Ben bunu,
bu ilmi telif edenlerin eserlerinden derledim. Onlar bir mukaddime, drt bb ve
bir htimeden tertib ettim. Allahtan doruya ulamada bana yardm etmesini ve
son nefes gzellii vermesini istiyorum.5
1. Tasavvurat ve Tasdikat
Crcani risalesine tasavvurat ve tasdik kavramlarn aklamakla balarken, Halidi risalesine tasavvurat ve tasdikat ile deil, kavramlarn delaleti ile balamaktadr. Crcaniye gre btn suretler, zihin denilen bir kuvvede meydana
gelmektedir. Bu ya tasavvur ya da tasdik ile olur. Eer zihinde bulunan bu
suretler, bir baka duruma nispet edilirse tasdik olarak isimlendirilir. Bu ya Zeyd
yazcdr eklinde olumlu, ya da Zeyd yazc deildir eklinde olumsuz olarak
gerekleir. Eer iki durum arasnda herhangi bir nispet sz konusu deilse tasavvur olarak isimlendirilir. Bylece kavramak (idrak) olan ilim, tasavvur ve tasdikle
snrldr. Dier bir ifade ile gerek yklemli gerek bitiik gerekse de ayrk
nispet, olumlu veya olumsuz ekilde olsun tasdik ya da hkm olarak isimlendirilir. Bu durum dnda gerekleen kavramaya ise tasavvur denir.6 Tasdikin
gereklemesi iin konu, yklem ve baa ihtiya olduuna dikkat eken Crcani,
tasdiki ve tasavvuru zorunlu ve teorik (nazari) olmak zere ikiye ayrmaktadr.
Zorunlu tasdik, gereklemesinde teorik bir fikir ameliyesine ihtiya duyulmayan
3
4

Crcani, er-Risaletl-Kbra fil-Mantk (thk. M. Nasih Ece) s. 132.


Halid el-Badadinin en son halifesi olan Halidinin, Osmanl Devletinin bir vilyeti olan
Trablusamn Ervad kasabasnda doduu ve Ervadi nisbesi ile anld bilinmekte ise de, doum
tarihi konusunda kesin bir tarih tesbit edilememitir. Halidi, 1264/1848de Gmhnevye
stanbuldaki Hlid eyhlerinden el-Ukrye sohbet eyhi olarak balanmasn tavsiye ederek,
memleketi Trablusama dnmtr. Trablusam mfts olarak da anlan Ahmed b. Sleyman
el-Halidi 1858 senesinde memleketinde vefat etmi, Diba Mescidindeki medfen-i mahsusuna
defnedilmitir. Bkz. Muharrem zkaya, Ahmed b. Sleyman el-Halidinin Kifyetl-Mbtedi
et-Tahkik fi Fenni lmil-Mantk Adl Eserinin Tercme, Tahkik ve Deerlendirmesi, Sakarya
nv. Sos. Bil. Enst. (Baslmam Y. Lisans Tezi) Sakarya 2012, s. 11-14 Mehmet Zahid
Kevseri, Altun Silsile, (Trc. M. Vehbi ahinalp, M. Zahid Kalfagil), zmir 1982, s. 101, 104;
rfan Gndz, Ahmed Ziyaddin Gmhanevi, stanbul 1984, s. 38.
Halidi, Kifayetl-Mbtedi et-Tahkik fi Fenni lmil Mantk, (thk.Muharrem zkaya), Ahmed
b. Sleyman el-Halidinin Kifyetl-Mbtedi et-Tahkik fi Fenni lmil-Mantk Adl Eserinin
Tercme, Tahkik ve Deerlendirmesi, Sakarya nv. Sos. Bil. Enst. (Baslmam Y. Lisans
Tezi), Sakarya 2012, s. 91.
Crcani, er-Risaletl-Kbra fil-Mantk,, s. 133.

57

Felsefe Dnyas

tasdiktir. Gne aydnlatcdr, Ate scaktr gibi. Teorik tasdik ise meydana
gelmesinde fikri ve nazari bir akl yrtmeye ihtiya duyulan tasdiktir. Allah
vardr, lem sonradan yaratlmtr nermeleri gibi. Crcaniye gre zorunlu
tasavvur, gereklemesinde nazari ve fikri bir akl yrtmeye ihtiya duyulmayan
tasavvurdur. Scaklk, soukluk, siyahlk, beyazlk vb. tasavvurlar buna rnek verilebilir. Teorik tasavvur ise fikri ve nazari bir akl yrtmeye ihtiya duyularak
gerekleen tasavvurdur. Ruh, melek, cin vb. tasavvurlar gibi.7
2. Kavramn Delaleti
Crcani, tasavvur ve tasdik ifadeleri zerinde durduktan sonra lafzlar zerinde durmaktadr. Ona gre mantklar, manalarn renilmesi (istifade) ve
retilmesini (ifade) gerekletii iin lafzlara ihtiya duyarlar.8
Lafzlar balamnda delalet konusuna deinen Crcani, delaleti bir eyin bilinmesi durumundan baka bir eyin bilinmesinin hsl olmasdr eklinde
tanmlamaktadr. Delaletin istikra yoluyla vazi, akli ve tabii olmak zere e
ayrldna dikkat eken Crcani, sz konusu delaletleri de szl ve szsz olmak
zere ikiye ayrmaktadr. Bylece karmza toplam alt eit delalet kmaktadr.
1. Szl vazi delalet. Zeyd lafznn Zeyde iaret etmesi gibi.
2. Szsz vazi delalet. izgi, alamet, iaret ve yol iaretlerinin istifade
iin bir manaya dellet etmesi gibi.
3. Szl akli delalet. Duvarn arkasndan gelen bir sesin bir kiiye dellet
etmesi gibi.
4. Szsz akli dellet. Sanatn, sanatya dellet etmesi gibi.
5. Szl tabii dellet. h h seslerinin gs rahatszlna delalet
etmesi gibi.
6. Szsz tabii dellet. Utanmaktan kaynaklanan yzn kzarmas gibi.
Crcani, sz konusu delaletler ierisinde mantk asndan szl vazi delaletin nemli olduunu ifade etmektedir. nk retme ve renme bu yolla
gereklemektedir. Ona gre szl vazi dellet de mutabakat, tazammun ve
iltizam olmak zere ksma ayrlmaktadr:
1. Mutabakat yoluyla dellet: Terimin, konusu olan manann tamamna
dellet etmesidir. nsan teriminin, konuan canlya dellet etmesi gibi.
2. Tazammun yoluyla dellet: Terimin, konusu olan manann bir ksmna
dellet etmesidir. nk bu dellet, konusu olan manann bir ksm7
8

Bkz. Crcani, age., s. 134-135.


Crcani, age., s. 135.

58

Felsefe Dnyas

na karlk gelmektedir. nsan teriminin canl ya da konuan manasna


delleti gibi.
3. ltizam yoluyla dellet: Terimin, konusunun dndaki bir manaya
dellet etmesidir. nsan teriminin ilim renme ve yazma yeteneine
sahip olmas byledir.9 .
Yukarda da ifade edildii gibi Halidi, risalesinin mukaddimesine kavramn delaleti ile balamaktadr. Halidi de Crcaninin yapt gibi delaleti nce
vazi, akli ve tabii olarak e daha sonra da bunlarn her birini szl ve szsz
olmak zere ikiye ayrmaktadr. Halidi, sz konusu delaletlere Crcaniden farkl
rnekler vermektedir. Ayrca Halidi, Crcaninin szl vazi delaletin eitleri
olarak verdii mutabakat, tazammun ve iltizama deinmemektedir.10
3. Kavram
Halidi, kavram eitlerinden sadece tmel ve tikel kavramlar tanmlayp
rnek verirken,11 Crcani, kavramlar zerinde daha ayrntl bir ekilde durmaktadr. Ona gre bir kavramn (lafz), konu iinde kullanlmasna gerek kavram (hakiki lafz) denir. Eer konunun bir parasnda veya konunun dnda
kullanlrsa buna da mecaz kavram denir. Mecaz, kendisini gerek kavramdan
ayracak bir karineye ihtiya duyar. Aslan hamamda grdm gibi.
Kavramn manas bir tek eye dellet ederse tekil (mfret), birok eye
dellet ederse mterek olarak isimlendirilir. Ayn lafz gibi. Farkl iki lafzn ayn
anlamda kullanlmasna eanlaml (mteradif) (nsan ve beer gibi), iki lafzn,
mana itibariyle birbirinden farkl olmasna da ayrk (mtebayin) denir. nsan ve at
gibi. Crcani, yer verilen kavram eitlerinin dnda basit ve bileik kavramlara
da deinmekte, bunlar tanmladktan sonra, basit lafz (kavram), paralar olan
ancak paralar bir anlama delalet etmeyen (Zeyd gibi), paralar olmayan (istifham hemzesi gibi), paralar olan ve bir anlama delalet eden (zel isim olarak
kullanlan Abdullah kelimesi gibi) ve paralar olan ve bu paralar bir manaya
dellet eden kavramlar (konuan canl gibi) olmak zere drt ksma ayrmaktadr. Ayrca basit (mfret) lafzlar, isim, kelime ve edat olmak zere ksma ayran Crcani, bileik lafz, tam ve eksik olmak zere iki ksma ayrmaktadr. Tam
bileik, sylenilen birleik sz zerine sktun gereklemesidir. Yani konuan,
szn tamamlad zaman dinleyici, yklemin konuyu veya konunun yklemi
bekledii gibi beklemez. Tam bileik, kendisinde doruluk veya yanllk barndryorsa haber veya nerme olarak isimlendirilir. Eer tam birleik, yapsnda
9 Bkz. Crcani, age., s. 135-136.
10 Halidi, Kifayetl-Mbtedi et-Tahkik fi Fenni lmil Mantk, s. 91.
11 Bkz. Halidi, age., s. 92.

59

Felsefe Dnyas

doruluk ve yanll ihtiva etmiyorsa buna da inai denir. Eksik bileik ise
sylenilen sz zerine sktun gereklememesidir.
Crcani, kavramlar konusunu tikel ve tmel kavram tanmlayarak tamamlamaktadr. Ona gre aklda oluan btn mefhumlarn tasavvuru, bir ortakla engel ise yani okluun itirakinden olumuyorsa buna tekil (cz-i hakiki)
(Zeyd gibi), eer aklda oluan tasavvur, bir ortakla mani deilse buna da tmel (kll) kavram denir.12
4. Be Tmel
Crcani cins, tr, ayrm, hassa ve ilintiden oluan be tmel zerinde
Halidiye gre daha ayrntl bir ekilde durmaktadr.13 Ona gre tmel, gerek
fertlerine nispet edildii zaman, fertlerin hakikati asndan ya tam, ya cz ya
da fertlerin gereklii dnda kalr. Eer tmel, fertlerin hakikati asndan tam
olursa buna gerek tr denir. nsan kavram gibi. nk insan, Zeyd, Amr,
Bekir ve bunlarn dndakiler iin tam bir mahiyet vermektedir. Bunlardan her
biri insann gerekliinden ve mahiyetinden sadece mahhas arazlarla ayrlmaktadrlar. Crcaniye gre tr fert iin O nedir? veya fertler iin Onlar nelerdir? sorusuna verilen cevaptr. Dier bir ifade ile tr, O nedir? sorusuna cevap
olarak gereklik bakmndan, birok eyi ifade etmek zere sylenen tmeldir.
Zeyd nedir? veya Zeyd, Amr ve Bekir nedir? dendiinde insandr demek
gibi.
Tmel, bir eyin mahiyeti ve o eyin mahiyetinin dndakiler iin tam bir
ortakla sahipse buna cins denir. Ortakln tam olmasndan amalanlan aralarndaki ortak cz deil; dndaki ortaklktr. Canl gibi. Canl kavram,
insan ile atn gereklii arasnda tam bir ortakla sahiptir. nk insan
ile at zsel olarak birok ortakla sahiptir. Her ikisinin boyutlar olmas, byyor, hissediyor olmalar ve iradeleri ile hareket ediyor olmalar gibi. te canl bunlarn toplamndan ibarettir. Cins, hakikatleri farkl olan fertler iin, Onlar nedir? sorusuna cevap olan tmeldir. rnein, nsan, at ve kz nedir?
dendiinde canldr eklinde cevap verilir. nk soruyu soran kii, onlarn
arasndaki gerek ortakln tamamlanmasn istemektedir. Gerek ortaklk da
canldr. Sadece insan sorulduu zaman, verilecek cevabn cins (canl) olmas doru olmaz. Bilakis cevap konuan canl olmaldr.
Bir hakikatin, birka cins olmas mmkndr. Baz cinsler baz cinslerin
stnde bulunur. Canl gibi. Canl, insann cinsidir. Canl cinsinin stnde
12 Bkz. Crcani, age., s. 137-139
13 Be tmel iin bkz. brahim apak, Porphyrios ve bn Sina Mantnda Tmeller, Ankara 2011,
s. 34 vd.

60

Felsefe Dnyas

byyen (nami) cisim vardr. Byyen cisim cinsinin stnde ise mutlak
cisim vardr. Onunda stnde cevher vardr.
O nedir? sorusuna ortaklarn tamamn kapsayacak ekilde cevap olan
cinse yakn cins denir. Canl gibi. nk canl, insann ve insann canlda
ortak olduu her eyin cevabdr. O nedir? sorusuna verilen cevap ortaklarn tamamna cevap olmuyorsa , cins uzak cins olur. Byyen cisim gibi. Byyen
cisim insanlar, bitkiler ve hayvanlar arasnda ortak bir cinstir. Ancak, insan ve
canllk ortakl iin uygun bir cevap olmaz. Ortaklktan kaynaklanan iki cevabn kendisinde bulunan btn cinsler, tek mertebeyle uzak cinstir. Byyen
cisim byledir. Kendisinde cevab barndran btn cinsler, iki mertebeyle
uzak cins olurlar. Mutlak cisim gibi. Bu duruma gre, en uzak cinslere, stn
cins (cins-i li) denir. Cevher gibi. En yakn cinslere de aa cins (cins-i safil) denir. Canl gibi. stn cins ile aa cins arasnda bulunan cinslere orta
cins (cins-i mutavasst) denir. Byyen cisim ve mutlak cisim buna rnek
verilebilir. Ortakln tam olmad cinse ise, ayrm (fasl) denir. nk ayrm,
bir mahiyeti bir dier mahiyetten cevher ynnden ayrmaktadr. Konumann,
hakikatiyle insan fertlerine has olmas byledir. Eer ayrm, bir mahiyeti dier
btn mahiyetlerden ayryorsa buna yakn ayrm (fasl- karib) denir. Eer ayrm,
bir mahiyeti dier btn mahiyetlerden ayryorsa; ancak tam bir ortakla sahip
deilse buna da uzak ayrm (fasl- beid) denir. Duygulu (hassas) olmak, buna
rnek verilebilir. Bylece ayrm, znde O hangi eydir sorusuna verilen cevaptr.
Crcaniye gre eer tmel, fertlerin hakikati dnda olup bu zellik bir
tek hakikate ait olursa zellik (hasse) olarak isimlendirilir. zellik, bir mahiyeti
dier mahiyetlerden arzi olarak ayrr. Arzi olarak, deiik birok hakikat zerine, O hangi eydir? sorusuna verilen cevaptr. nsana nispetle glen byledir.
Eer tmel, birok hakikate ilikin olursa buna da ilinti (araz- amm) denir.
nsan ve dier hayvanlar arasndaki ortaklktan dolay yryen rnei byledir.
linti, arzi olarak eitli mahiyetler zerine sylenen tmeldir.14
Crcani, cins ve ayrm zati tmeller olarak kabul ederken Halidi cins, tr
ve ayrm zti tmel olarak kabul etmektedir. Halidi, cinsi Crcani gibi tanmlayarak ayn rnei vermektedir. Halidiye gre ayrm, yle bir eydir ki, cinsin
iinden bir blm ayrr. nsann tarifi nedir? dendiinde konuan canldr
demek gibi. Tr, iin Tr, insan, canl gibi bir cinsten, konuan gibi bir fasldan
olumaktadr diyen Halidi, araz, hassa ve araz- amm olarak ikiye ayrmakta
bunlarn tanmlarna yer verdikten sonra, Crcanide olduu gibi cinsi yakn, orta
14 Bkz. Crcani, age., 139-141.

61

Felsefe Dnyas

ve uzak; ayrm da yakn ve uzak olmak zere ikiye ayrarak, bunlara rnekler
vermektedir.
Halidi, Crcaniden farkl olarak zikredilen tmellerin her birinde drt nispettin yani eitlik, ayrklk, tam giriimlilik ve eksik giriimlilikten birinin mutlaka bulunmas gerektiine dikkat ekmektedir. Ona gre;
Ayrklk (tebayn), farkllk demektir. nsan ve at gibi. Her iki kavram da
tmeldir, fakat hibirinin ferdi dierinin fertlerini kuatmaz.
Hibir insan at deildir.
Hibir at insan deildir.

Eitlik (tesavi), iki kavram arasndaki eitlik demektir. nsan ve yazc gibi.
Bu ikisinin her bir ferdi dierini karlar.
Her insan yazcdr.
Her yazc insandr gibi

Tam giriimlilik (umum ve husus mutlak): Aralarnda mutlak ynden


umum ve hususluk vardr. Mesel, insan ve canl gibi. Canl, insann btn fertlerini kuatrken insan, canlnn bir baz fertlerini kuatr. Btn insanlar canldr
denebilir, ama aksi sylenemez. Yani;
Her insan canldr.
Baz canllar insandr veya
Her resul nebidir,
Baz nebiler resuldr.

Eksik giriimlilik (bir ynden umum ve bir ynden husus): Mesel, canl ve
beyaz gibi. Canl, beyazn fertlerinden bazsn ieri alr.
Baz beyazlar canldr.
Baz canllar beyazdr gibi.15

5. Tanm ve eitleri
Crcani ve Halidi tanm (muarif), tam zsel tanm (hadd-i tam), eksik zsel tanm (hadd-i naks), tam ilintisel tanm (resm-i tam) ve eksik ilintisel tanm
(resm-i naks) olmak zere drt ksma ayrmaktadrlar. Melliflerimizin tanm
eitlerini tanmlamalar ayn olmakla beraber rnekleri ksmen farkllk arz etmektedir.
15 Halidi, age., s. 92-93. Bkz. brahim apak, Anahatlaryla Mantk, stanbul 2012, s. 65.

62

Felsefe Dnyas

Tam zsel tanm, tarif edilmek istenen bir eyin yakn cinsi ile yakn ayrmndan oluur. nsan, konuan/dnen canl olarak tanmlamak byledir.
Eksik zsel tanm, bir eyin uzak cinsi ile yakn ayrmndan yaplr. nsan tarif
ederken konuan byyen cisim, konuan mutlak cisim veya konuan cevher olarak tanmlamak gibi. Tam ilintisel tanm, bir eyin yakn cinsi ile hassasndan yaplan tanmdr. nsan glen canl ve yazan canl olarak tanmlamak
gibi. Eksik ilintisel tanm ise bir eyin uzak cinsi ile hassasndan yaplan tanmdr.
nsan glen byyen cisim, glen cevher veya yazan cisim olarak tanmlamak gibi.16
Halidi, Crcaniden farkl olarak tanmn kavl-i arih olarak da isimlendirildiine dikkat ekerek tanm, tarif edilenin bilinmesine sebep olan eydir
eklinde tanmlamaktadr. Ona gre konuan canl ifadesi bir tarif (muarrif),
insan ifadesi ise tarif edilendir (muarref).17
Crcaniye gre bir eyi tanmlarken tanmda mecaz ve esesli (mterek)
lafzlar kullanmak doru deildir. Ancak, ak bir karine varsa mecaz ve mterek lafzlarn kullanlmasnda bir saknca olmaz. Ayrca Crcani, insan, at vb. d
gereklii olan varlklarn tanmlanmasnn, bu varlklarn cins ve ilintilerinin;
ayrm ve hassalarnn birbirlerinden ayrt edilmelerinin son derece zor olduuna
dikkat ekmektedir. Fakat Crcaniye gre stlahi mefhumlarn tanmlanmas ve
bu mefhumlarn, cins, ilinti, ayrm ve hassalarnn bir birinden ayrt edilmesi zor
deildir. Kelime, isim, fiil, harf ve ekimli olan mureb (murabul-munsarf) mefhumlar byledir.18
Halidi, Crcaniden farkl olarak tanmn artlar zerinde durmaktadr.
Ona gre tanmn art vardr:
1-Tarif edenin tarif edilenden daha ak olmas, onunla eit seviyede olmamas gerekir. Mesel, hareketin hareketsizlikle, hareketsizliin hareketlilikle
tanmlanmas byledir. kisi de gizlilik ve aklkta eittirler. Yani ayn eyi tarif
etmektedirler.
2- Tarif, tarif edilenin ferdlerine aykr olmamaldr. Dier bir ifadeyle
tanmda sadece tanmlanan ile ilgili bilgilere yer verilmelidir. nsan konuan
canl olarak tanmlamak gibi. Eer tanmda tanmlanan eyle ilgisiz kavramlara
yer verilirse tanm doru olmaz.
3-Tarif eden, tarif edilen eyin btn fertlerini iine almaldr. Yani, efradn cmi ayarn mani olmaldr. nsan tanmlarken onunla ilgili gerekli olan
16 Crcani, age., s. 142, Halidi, age., s. 94-95.
17 Halidi, age., s. 95.
18 Crcani, age., s. 142

63

Felsefe Dnyas

bilgilere yer verilmelidir. rnein, insan tanmlarken O canl bir Habeidir


dendiinde tanm eksik olur.19
6. nerme
Halidiye gre nerme bir ey hakknda hkm vermektir. Zeyd ayaktadr gibi. Zeydin ayakta olmas bir nermedir, nk hkm bildirmektedir.
Bu nerme doru da olabilir, yanl da. Ona haber de denir.20 Crcaniye gre
nerme, bir sz syleyen kii iin O, sznde doru syler veya yanl syler
demenin mmkn olduu szdr.
Crcani, nermenin unsurlarn konu, yklem, konu ve yklemi bir birine
balayan ba ve olumluluk-olumsuzluk bildiren hkm eklinde sralamaktadr.
Ona gre konu ile yklemi bir birine balayan hkm ile olumluluk-olumsuzluk
ifade eden hkm arasnda fark vardr. Bu fark phe durumunda ortaya kar.21
6.1. nermenin eitleri
Crcaniye gre nermeler nispet itibaryla yklemli, bitiik artl ve ayrk artl olmak zere ksma ayrlmaktadr. Bir nermenin konu ve ykleminin
mfret veya mfret hkmnde olmasna yklemli nerme denir. (Zeyd ayaktadr, Zeyd ayakta deildir gibi). Konu ve yklemin mfret veya mfret hkmnde
olmamasna artl nerme denir. Eer artl nermede mukaddem ve talinin
olumlu veya olumsuz birlemeleri hkm olunursa bitiik artl (Eer gne
domusa, gndz vardr, Eer gne domamsa, gece mevcuttur gibi), eer
artl nermede mukaddem ve talinin olumlu ve olumsuz durumlar ayr olmalar
hkmolunursa buna da ayrk artl nerme denir (Bu say ya ift ya da tektir.
Bu say ya ift ya da tek deildir gibi). Halidi de Crcani gibi yklemli, bitiik
artl ve ayrk artl nermeler zerinde durmaktadr. Halidi, yklemli nermeye
Crcanide olduu gibi Zeyd ayaktadr, bitiik artl nermeye de Eer gne domusa gndr vardr rneklerini verirken ayrk artl nermeye Say
ya ifttir ya da tekdir rneini vermektedir. Her iki mellifimize gre de artl
nermenin birinci ksmna mukaddem, ikinci ksmna da tali denmektedir.22
Crcaniye gre yklemli nermelerde konu, tekil (czi) ise ahsi (mahsuse) nerme, (Zeyd ayaktadr, Zeyd ayakta deildir gibi), nermedeki konu
tmel olup, fertlerin nicelii belirtilmemise belirsiz (mhmele) (nsan ktiptir,
nsan ktip deildir gibi), nermede konu, nicelik asndan belirtilmise mahsura nerme olarak isimlendirilir. Mahsura nerme, tmel olumlu, tmel olumsuz,
19
20
21
22

Halidi, age., s. 95.


Halidi, age., s. 96.
Crcani, age., s. 143.
Crcani, s. 143, Halidi, s. 196.

64

Felsefe Dnyas

tikel olumlu ve tikel olumsuz olmak zere drt ksma ayrlmaktadr. Halidi de
yklemli nermelerin ahsi, belirsiz ve mahsure olanlarna dikkat ekerek, mahsure nermeleri tmel ve tikel olarak ikiye ayrmaktadr. Crcani, bunlara rnek vermezken Halidi her birini tanmlayp, rnekler vermektedir. Fakat Crcani
Halididen farkl olarak madule ve muhassala nermeler zerinde de durmaktadr. Ona gre bir nermede olumsuzluk harfi, yklemin bir paras ise madule
nerme, (Zeyd ktip olmayandr gibi) olumsuzluk harfi yklemin bir paras deilse muhassala nerme olarak isimlendirilir (Zeyd ktip deildir gibi).23
Hem Crcani hem de Halidi, ayrk artl nermeleri mniatl-cemi vel
huluvv, mniatl-cem ve mniatl-huluvv olmak zere ksma ayrmaktadrlar. Mniatl-cemi vel huluvv, ayn anda bir eyde ne birlemesi (cem), ne de
ayrlp hepsinin birden bulunmas (hulv) mmkn olmayan artl nermelerdir.
Say ya tektir ya da ifttir gibi. Mniatl-cem, sadece bir anda bir eyde birlemeleri mmkn olmayan artl nermelerdir. Bu ey ya aatr ya tatr gibi.
Bir eyin ayn anda hem aa hem de ta olmas mmkn deildir. Mniatlhuluvv ise bir eyden bir anda ayrlmalar mmkn olmayan artl nermelerdir.
Yani ikisinin bir arada olmas caizdir. Zeyd ya denizdedir ya da boulmayacaktr gibi. Yani Zeyd karadadr ve boulur denirse, bu doru olmaz. kisinin bir
arada olmas mmkndr. Zeyd denizde olup boulmayabilir. O gemide olabilir
veya gzel yzebilir. Dolaysyla onun hem denizde olmas, hem de boulmamas mmkndr.24
6.2. nermelerde Modalite
Halidi, nermenin modalitesi zerinde durmazken, Crcani, modalitesi
bakmndan nermeyi zorunlu, mmkn, devaml ve mutlak olmak zere drt
ksma ayrmaktadr. Yklemin konuya nispeti, olumlu ya da olumsuz olsun zorunlu olmas mmkndr. Yani yklem ile konunun ayrlmas mmkn olmayan
bu tr nermelere zorunlu nerme denir. Btn insanlar canldr, Hibir insan
ta deildir nermeleri gibi.
Mmkn, zel ve genel olarak ikiye ayran Crcaniye gre, yklemin
konuya nispeti asndan bir nermenin, gerek olumluluk gerekse olumsuzluk
boyutunu kaldrmaya zel mmkn (mmkne-i hasse) denir. zel bir imkn
ile Btn insanlar ktiptir demek gibi. Bu nermedeki olumluluk ve olumsuzluk anlam ayndr. Yani ktipliin insan iin olup olmamas her iki adan da
zorunlu deildir. Eer mmkn nerme, olumlu veya olumsuz ynnden bir tek
tarafa iaret ederse buna da genel mmkn (mmkne-i amme) denir. Genel bir
23 Bkz. Crcani, 143-145, Halidi, s. 196.
24 Bkz. Crcani, age., s. 143-146, Halidi, age., 196-197.

65

Felsefe Dnyas

imknla, Btn insanlar ktiptir demek gibi. Yani insan iin ktipliin sbutu
zorunlu deildir.
Yklemin konuya nispeti asndan bir nermenin zorunlu durumu deil
de sreklilik taraf gz nnde bulundurulursa devaml nerme (kaziye-i daimiyye) olarak isimlendirilir. Eer nemenin bilfiil taraf gz nnde bulundurulursa
buna da mutlak nerme denir. nsan ktiptir gibi.25
6.3. nermelerin Dndrlmesi
Dndrme konusunda Crcani ile Halidinin grleri neredeyse ayndr.
Ancak Crcani dndrmenin nasl olacan ifade edip, rnek vermekle yetinirken
Halidi, bunlarn hangi durumda doru ve yanl olabileceine de dikkat ekmektedir. Melliflerimiz sadece dz dndrme zerinde durmulardr. Onlar dz
dndrmeyi de ele alrken sadece yklemli nermelerin dndrmesine dikkat
ekmilerdir. Her iki mellifimize gre de yklemli nermelerin dndrlmesi
(aks), nermenin olumluluk, olumsuzluk ve doruluklarna karmadan, yklemin
konu; konunun yklem yaplmas eklinde gerekleir. Her iki mellifimiz de
dz dndrmeye ayn rnekleri vermektedirler. Buna gre;
1. Tmel olumlu nerme, tikel olumlu olarak dndrlr.
Btn insanlar canldr. (Doru)
Baz canllar insandr. (Doru)

Tmel olumlu nerme tmel olarak dndrlemez. Mesel, Her insan konuandr ve Her konuan insandr dendiinde, buna itibar edilmez. nk bu
zaten bilinen bir durumdur.
2. Tikel olumlu bir nerme, tikel olumlu olarak dndrlr.
Baz canllar insandr. (Doru)
Baz insanlar canldr. (Doru)

Bu dndrmede, yklem ile konu, konunun zatnda birbirini karlamaktadr.


3. Tmel olumsuz bir nermenin dndrlmesi, zorunlu olarak tmel
olumsuz olur.
Hibir insan ta deildir. (Doru)
Hibir ta insan deildir. (Doru)

4. Tikel olumsuz bir nerme dndrlemez.


Baz canllar insan deildir. (Doru)
Baz insanlar canl deildir. (Yanl)
25 Crcani, age., s. 145

66

Felsefe Dnyas

Halidiye gre tikel olumsuz nermenin dndrlmesine itibar edilmez.


nk tikel olumsuz nermenin dndrmesi her zaman doru sonu vermez.26
6.4. nermelerde eliki
Crcaniye gre eliik (tenakuz) nerme, olumluluk ve olumsuzluk ynnden bir nermenin baka bir nermeyle elimesidir. Bu nedenle iki nermeden birinin doru olmas durumunda dierinin yanl olmas veya birinin yanl
olmas durumunda dierinin doru olmas gerekir. Halidiye gre ise eliki (tenakz) ister mfred isterse nerme olsun, szlkte bir eyin varl veya yokluu
anlamna gelmektedir. Halidi, mfrede Bekir, Bekir olmayan; nermeye de
Bekir ayaktadr, Bekir ayakta deildir rneklerini vermektedir. Ona gre stlahta eliik cmle, iki cmlenin birbirine olumlu ve olumsuz adan ihtilafl
olmasdr. Yani eer biri doru ise dierinin yanl olmas gerekir.
Crcani, sadece tmel ve tikel nermelerin eliiine dikkat ekerken, Halidi, ahsi ve belirsiz nermelerin eliiine de dikkat ekmektedir. Ona gre
nermenin konusu ahs (belirli) ise, eliiinin konusu da ahsi olur. Bekir yazcdr, Bekir yazc deildir gibi. Halidiye gre belirsiz nerme banda herhangi bir niceleyici bulunmayan nermedir. Belirsiz nermenin kendisi olumlu
ise eliii olumsuz olur. nsan canldr, nsan canl deildir gibi.
Hem Crcaniye hem de Halidiye gre tmel olumlu bir nermenin eliii tikel olumsuz; tmel olumsuz bir nermenin eliii de tikel olumlu olur.
Btn insanlar canldr. (Doru)
Baz insanlar canl deildir. (Yanl)
Hibir insan ta deildir (Doru)
Baz insanlar tatr (Yanl) gibi.

Halidiye gre eer olumsuz nermenin banda her ifadesi bulunursa,


bu nermenin eliii tikel olumludur. nk olumsuz nermenin eliii olumlu olur. Tmelin eliii ise tikeldir.
Hibir insan canl deildir
Baz insanlar canldr gibi.27

7. Akl Yrtme
Crcani, akl yrtmeyi (hccet), kyas, tmevarm ve analoji olmak zere
ksma ayrmaktadr. Halidi ise sadece kyas zerinde durmakta, tmevarm
26 Bkz. Crcani, age., s. 146, Halidi, age., s. 98.
27 Bkz. Crcani, age., s. 146, Halidi, age., s. 96-98. bn Sina, aretler ve Tenbihler (ev. A.
Durusoy, M. Macit, E. Demirli), stanbul 2005, s. 39.

67

Felsefe Dnyas

ve analojiye iltifat etmemektedir. Crcaniye gre kyas, tmelin durumundan


tikelin durumuna delil getirilmesi eklinde olur. Ona gre kyas, birka nermenin bir araya gelerek oluturduu bir szdr ki; o nermelerin kabul edilmesi durumunda dier bir nermenin kabul edilmesi gerekir. Halidiye gre ise kyasn
lgat manas, bir misali baka bir misalin zerine takdir etmektir. Mantkta kullanlan anlam ise iki veya daha ok nermeden oluan lafzdr. O iki nermeden de
baka sonu kar. Grld gibi her iki mellifimizin kyas tanmlar birbirine
yakndr. Her iki mellifimizin kyasa verdikleri farkl rnekler olmakla beraber
verdikleri ortak rnek yledir:
lem deiendir.
Her deien sonradandr.
O halde lem sonradandr.

Hem Crcani hem de Halidi, iktirani ve istisnai kyaslar zerinde durmaktadrlar.


1. ktirani kyas: Crcaniye gre iktirani kyas, sonucu veya sonucunun
ztt ncllerde bilfiil zikredilmeyen kyastr. Halidiye gre ise iktirani kyas, iinde istisn edat olmayan, terimleri bazsnn bazsna denk
geldii kyaslardr. Her iki mellifimiz de iktirani kyasa aadaki
rnei vermektedirler:
Btn insanlar canldr.
Btn canllar cisimdir.
O halde btn insanlar cisimdir.

Bir kyasta terimin bulunduuna dikkat eken melliflerimiz, her iki


ncl bir birbirine balayan terimin orta terim, sonucun konusu olan terimin
kk terim, sonucun yklemi olan terimin ise byk terim olduunu, ayrca
kk terimin iinde bulunduu nermenin kk nerme, byk terimin iinde
bulunduu nermenin ise byk nerme olduunu ifade etmektedirler. Onlara
gre iktirani (yklemli) kyasn drt ekli vardr.
Orta terim, kk nermede yklem, byk nermede konu olursa kyasn
birinci ekli; eer tam tersi yani orta terim kk nermede konu, byk nermede yklem olursa kyasn drdnc ekli; orta terim, her iki nermede yklem
olursa kyasn ikinci ekli; orta terim, her iki nermede konu olursa kyasn nc ekli meydana gelir.
Her iki mellifimiz de kyasn ilk eklinin artlar zerinde dururken,
Crcani drdnc eklin zerinde insan tabiatna uygun olmad gerekesiyle
durmamaktadr. Ayrca Crcani, birinci, ikinci ve nc ekillerin modlar zerinde durmakla beraber birinci eklin modlarna rnek vermemektedir. Halidi ise
68

Felsefe Dnyas

kyasn drt ekline ve bu ekillerin modlarna dair bilgiler vermekle beraber,


eserinde birinci eklin 3 ve 4. modlar ile ikinci ekil ve modlar yer almamaktadr. Ancak Crcaninin tersine Halidi, kyasn drdnc eklinin kurallar ve
modlarna yer vermekte ayrca drdnc eklin modlarna rnekler vermektedir.28
2. stisnai kyas: Crcaniye gre istisnai kyas, sonucu veya sonucunun
ztt ncllerde bilfiil hem maddesi hem de sureti itibariyle zikredilen
kyastr. Halidiye gre ise istisnai kyas, iinde istisn edat olan kyastr. Halidi, istisnai kyasla ilgili ayrntl bilgi vermeyerek u rnek
zerinde durmaktadr:
ayet Cenb- Allah vcibl-vcud olmasayd cizl-vcud olacakt.
Eer Cenb- Allah cizl-vcud olsayd hdis olacakt.
Eer O (c.c) hdis olsayd, o zaman Onun bir muhdisi olacakt.
Muhdise ihtiyac olunca da bu sefer ilhlar oalacakt.
lhlar oaldnda da yeryz ve gkyz fesada urayacakt.
Fakat yer ve gk de fesat olmad.
Olmaynca da Allahn cizlii de olmamtr.
O halde Allahn vcibl-vcud olduu sabit olmutur.29

Crcaniye gre istisnai kyas, bitiik artl ve ayrk artl olmak zere iki
ksma ayrlmaktadr.
a) Bitiik artl kyas, ya bitiik artl nerme (muttasla- luzumiyye) ile mukaddemin onaylanmasndan (vazi) oluur. Bu durumda
kyasn sonucu, talinin onaylanmasyla gerekleir. rnek:
Eer bu insan ise, o canldr.
O insandr.
O halde o canldr.

Ya da, bitiik artl nerme (muttasla- luzumiyye) ile talinin onaylanmamasndan oluur. Byle bir kyasn sonucu, mukaddemin onaylanmamas eklinde olur. rnek:
Eer bu insan ise, bu canldr.
O canl deildir.
O halde o insan deildir.

b) Ayrk artl kyas, ya ayrk artl nerme ile bu nermenin mukaddem


veya talisinin onaylanmasndan oluur ki; bunun sonucu dier czn
onaylanmamasdr. Ya da ayrk artl nerme ile bu nermenin mu28 Bkz. Crcani, age., s. 147-149, Halidi, age., s. 99-103
29 Halidi, age., s. 104

69

Felsefe Dnyas

kaddem ve talisinden birinin onaylanmamasndan meydana gelir. Bunun sonucu ise dier czn onaylanmas eklinde olur. Drt ekilde
sonu verir:
Birinci ekle rnek:
Bu say ya ifttir ya da tektir.
Fakat say tektir
O halde say ift deildir.

kinci ekle rnek:


Bu say ya ifttir ya da tektir.
Fakat say ifttir.
O halde say tek deildir.

nc ekle rnek:
Bu say ya ifttir ya da tektir.
Fakat say tek deildir.
O halde say ifttir.

Drdnc ekle rnek:


Bu say ya ifttir ya da tektir.
Fakat say ift deildir.
O halde say tektir.30

7.1. Tmevarm ve Analoji


Yukarda da ifade edildii gibi Halidi, tmevarm ve analoji zerinde durmamaktadr. Crcaniye gre tmevarm (istikra), tikellerin tmel zerine delil
olarak getirilmesi eklinde olur. Btn insanlar, kular ve karada yaayan canllar inerken, alt enelerini kullanrlar. O halde btn canllar inerken alt
enelerini kullanrlar demek gibi.
Crcaniye gre delillerin ncs ise analoji (temsil)dir. Analoji, bir tikelin durumundan baka bir tikelin durumuna delil getirmektir. Hamr haramdr
hkmne dayanarak; Nebiz haramdr demek gibi. nk hamr ve nebiz
haramlk illetinde ortak zellie sahiptirler. O ortak zellik ise, her ikisinin de
sarholuk vermesidir.
Crcaniye gre tmevarm ve analoji, zan ifade ederken, kyas, kesinlik
ifade eder. Ona gre tasdiktn retiminde itibar edilen akl yrtme ekli de
kyastr.31
30 Bkz. Crcani, age., s. 149-150.
31 Crcani, age., s. 147

70

Felsefe Dnyas

8. Halidinin zerinde Durduu Dier Konular


Halidi, Crcaninin zerinde durmad, kyasla ilgili devr, teselsl, kyasn sonucu, eksik ncll kyaslar, kyasn eitleri olarak kabul ettii burhan,
cedel, retorik, safsata, burhann eitleri olan buhan- inni ve burhan- limmi
zerinde durmaktadr. Halidi, risalesini kyasta yaplabilecek bir takm hatalara
dair bilgiler verdii bir sonula tamamlamaktadr. imdi bunlar ksaca ele almaya alalm.
8.1. Devr ve Teselsl
Halidiye gre nazar ncllerin zorunlu olarak bir sonuca gitmemesi ciz
deildir. Eer zorunlu bir sonuca gidilemezse, o zaman ya devr ya da teselsl
meydana gelir. Bunlarn ikisi de geersizdir.
Halidiye gre devr, bir eyin dier bir eye balanmas ve tekrar baa
dnmesidir. Ona gre devr, vastal ve vastasz olmak zere ikiye ayrlr. Vastasz devr, devr-i musarrah (ak devir) olarak isimlendirilir. Gnein tarifi gibi.
Gne, gndz grlen bir yldzdr. yleyse gne gndze baldr, gndz de
gnee baldr. Gndz, gnein douu ile bat arasndaki zamandr. Vastal
devr ise devr-i mudmar (gizli devir) olarak isimlendirilir. kinin tarifi gibi. ki
says iki eit paraya blnebilen ilk saydr. kinin ayrd saylar da birbirlerine eittirler. Birisi dierinden fazla deildir.
Halidiye gre teselsl, bir eyin baka bir eye, onun da baka bir eye
bal olmas ve bylece sonsuza gitmesidir. Mesel;
Allah kadm olmasayd hdis olurdu.
Eer hdis olsayd Onun bir muhdisi olurdu.
O muhdisin de bir muhdisi olurdu.

Bu durumda ilk muhdise geri dnldnden devr olur. Biri dierine,


o da dierine eklinde gidildiinde de bu sonsuza gider ki, o da teselsl olur.32
Halidi, devr ve teselslden sonra kyasn sonucunun nasl olmas gerektii
zerinde durmaktadr. Ona gre sonu, kyasn ncllerinden zayf olanna baldr. Zayflk ise ncllerin olumsuz ve tikel olmasdr. Dolaysyla ncllerden
biri olumsuz ve tikel ise sonu da olumsuz ve tikel olur. ncllerin olumlu ve
tmel olmas ise stnl gsterir. Olumsuz nerme tmel olsa bile zayftr.
Olumlu olsa bile tikel de zayftr. Buna gre:
-Kyasn ncllerinde bir veya iki zayflk varsa sonu da ona tbidir.
32 Bkz. Halidi, age., s. 100-103.

71

Felsefe Dnyas

-Olumsuzluk birinci eklin ikinci modunda, byk nclde bulunur. Bundan dolay sonu tmel olumsuz olur.
-Tikellik, birinci eklin nc modunda, kk nclde bulunur. Bundan
dolay sonu tikel olumlu olur.
-Birinci eklin drdnc modunda iki zayflk var. Byk nclde olumsuz, ncllerden biri tikel olmas gerektii iin sonu tikel olumsuz
olur.33
Halidi, eksik ncll kyaslar zerinde de durmaktadr. Ona gre bir kyasn kk ncl, byk ncl, sonucu veya ncllerden biri ile sonucu hazfedilebilir. Halidi, hazifle ilgili sz konusu durumlarn her birine birer rnek vererek ksaca aklamalarda bulunmaktadr. rnein Halidi, ncllerden birinin ve
sonucun hazf edilmesine Allahtan baka ilah olsayd yer ve gk fesada urayacakt ayetini rnek vermektedir. Ona gre burada ikinci ncl ve sonu hazf
edilmitir. Kyasn tam ekli yledir:
Allahtan baka ilah olsayd yer ve gk fesada urayacakt.
Yer ve gk fesada uramamtr.
O halde Allahtan baka ilah yoktur.34

8.2. Be Sanat
Crcani, risalesinde be sanat olarak kabul edilen burhan, cedel, hitabet, iir
ve safsataya dair hibir ey sylemezken Halidi, be sanattan olan safsata, cedel,
burhan ve hitabeti kyasn eitleri olarak zikretmekte, be sanattan biri olan iire
ise deinmemektedir. Klasik mantk kitaplarnda be sanat, akl yrtmelerin en
son konusu olarak anlatlrken Halidi be sanatta devr ve teselsl kavramlarndan
sonra kyasn sonucuna dair verdii bilgilerden de nce yer vermektedir. Ayrca
burhann eitleri olan burhan- inni ve burhan- limmiyi burhann altnda deil,
eksik ncll kyaslardan nce ele almaktadr. Onun ele ald sanatlar syledir.
Safsata: st kapal nermelerden meydana gelen bir kyastr. Bunlar, geree benzeyen yanl (yalan) nermelerdir. Mesel bir at resmi grdmzde,
Bu attr.
Her at kiner
O halde bu kiner demek gibi.

Cedel: Bu kyas, insanlar arasnda hret bulmu bir takm nermelerden


olumaktadr. Adalet gzeldir, Zulm irkindir demek gibi.
33 Halidi, age., s. 105.
34 Halidi, age., s. 106. Bkz. brahim Emirolu, Klasik Manta Giri, Ankara 2004, s. 182-183.

72

Felsefe Dnyas

Burhan: Bu kyas gerek olan nermelerden oluur. Bir, ikinin yarsdr


Dinlerin hayrls slmdr, Msr ve am vardr demek gibi.
Hitabe: Bunlar kabul gren nermelerdir. Bundan maksat insanlara fayda
verecek eyleri tevik etmektir.
Beraber mzakere etme zihni amakta, anlamay kolaylatrmaktadr.
Bunu ihmal etmemek gerekir.
O halde beraber mzakereyi ihmal etmemek gerekir.

Veya hitabet pheli olan nermelerden oluur. Bunlara akl, zan vastasyla
hkm verir ama bunun tersi de olabilir. Mesel;
u adam tek bana yayor, insanlarn arasna girmiyor.
nsanlarn arasna girmeyenler kibirlidir.
O halde bu adam kibirlidir.35

Halidi, Crcaniden farkl olarak burhann eitleri olan burhan- limmi


ve burhan- inni zerinde de durmaktadr.
Burhan- Limm: Burhan- innide orta terim zihinde ve harite, kk
ncln ve byk ncln varlnn sebebidir. Mesel;
Zeydde birtakm kt kokular vardr.
Her kt koku tayan ateli hastadr.
O halde Zeyd ateli hastadr.

Buna gre bu birtakm kt kokular Zeyd iin hem zihinde, hem de harite
hummann delilidir.
Halidiye gre bu kyas, limmiyyeti (limeyi) ifade ettii iin, limm diye
isimlendirilir. Neden Zeyd bu hastala yakaland? denildiinde; nk o, birtakm kt kokular tayor, diye cevap verilir.
Burhan- nn: Burhan- innide orta terim burada, hem birinci ncln,
hem de ikinci ncln yalnz zihinde illetidir. Mesel;
Zeyd ateli bir hastala yakalanmtr (humma).
Her ateli hastala yakalanan kt koku salmaktadr.
O halde Zeyd kt koku salmaktadr.

Buna gre o kt kokular harite deil de, zihinde hummann varlna


dellet eder.

35 Halidi, age., 104-105.

73

Felsefe Dnyas

Halidiye gre bu kyas, hkmn illiyyetine bal olduu iin ona inn denilir. O hkm gerekte var ama o i onun harite sebebi deildir.36
Halidi, risalesini kyasta yaplabilecek bir takm noktalara dikkat ekerek
sonlandrmaktadr. Ona gre;
1. Kyas yaparken hatalardan saknmak gerekir. Bu hata bazen kyasn
meydana geldii nermelerden, yani kelimelerden, cmlelerden meydana gelir. Mesel u ayndr gibi. (ayn hem altn hem de pnar anlamna gelmektedir).37
2. Mubyin, yani zt manalara gelen lfzlar da vardr. Mesel;
Bu kltr.
Her kl da keskindir.
O halde bu kesicidir.

Fakat bu kyas geersizdir. nk buradaki kesicilikten, kesici olan kl


kastedilmemitir. Kl dediimiz ey bilinen bir lettir. Burada o kastedilmemektedir. Bazen mana bakmndan yanl bir nermeyi doru bir nerme ile kartrma sz konusu olabilir. Mesel;
Gemide oturan bir kii hareket eder.
Her hareket eden de bir yerde sabit deildir.
O halde gemide oturan kii de sabit deildir.

Bu kyas da yanltr. nk kk ncln haberi olan hareket, buradaki


hareketi kendi ztnda gerek bir hareket gibi gstermektedir. Dolaysyla kk nermedeki hareket zt, byk nermedeki hareket rizdir. Birincisi kiinin
kendi hareketi, ikincisi ise normal harekettir. O iki nermeden biri sonutur, o da
reddedilmitir. nk sonu bellidir, ayr bir eyi tarif etmez. Burada fazlalk bir
bilgi meydana gelmektedir, buna da msdere denir.
3. Bir de bir trn hkm bir cins zerine verilir. Mesel; Eek canldr. Btn canllar konuur. Burada tr olan insan hkm, cins olan
hayvan zerine verilmitir.
4. Vehm, pheli olan bir eyi kesin gibi gstermek. Chil hakknda;
O, sama sapan konuan, kelimeleri saa sola savuran kiidir.
Sanrsn ki o bir ilim erbb gibi konuuyor.
Her byle konuan da limdir.

36 Halidi, age., s. 107.


37 Ayn dendiinde altn akla gelmekle beraber, onun gz, gzc, pnar, diz kapa,
pnar gibi anlamlar da vardr. .

74

Felsefe Dnyas

O halde o bir limdir, demek gibi, bu aka geersizdir. Bunun sebebi,


onun gerekten lim olduu vehmi ile hareket etmektir.
5. Bazen de ekil, yani grn bakmndan olur. Kyas, gemi nermelerin ekillerinden hibir ekle uymuyorsa, o ekillerin neticelerinin
artlarn tamyorsa yanltr.38
Sonu
Hem Crcani hem de Halidi, mantkla ilgili temel konular risalelerinde
ele almlardr. Ancak konu sralanlarnn yan sra bir takm konular ele al
ekillerinde de baz farkllklar vardr. rnein Crcani, risalesine tasavvurat ve
tasdikat ile balarken Halidi, risalesine kavramlarn delaleti ile balamaktadr.
Kavramn delaleti konusunda Crcani ile Halidinin grleri paralel olmakla
beraber Halidi, Crcaninin deindii mutabakat, tazammun ve iltizam yolu ile
delalete deinmemektedir. Crcani, kavram eitleri zerinde detayl bir ekilde
dururken Halidi, sadece tmel ve tikel kavramlar zerinde durmaktadr.
Be tmel konusundan Crcani ile Halidi arasnda paralellikler olmakla
beraber Crcani, cins ve ayrm Halidi ise cins, tr ve ayrm zati tmeller olarak
kabul etmektedirler. Ayrca Halidi, tmellerin her birinde mutlaka eitlik, ayrklk, tam giriimlilik ve eksik giriimlilik nispetlerinden birinin olmas gerektiine
dikkat ekerek bunlar aklamaktadr.
Tanm konusunda melliflerimizin benzer grleri olmakla beraber farkllklarda bulunmaktadr. rnein her iki mellifimiz de tanmn drt eidini ele
almakta, bunlar ayn ekilde tanmlamakta ve benzer rnekler vermektedir. Ancak Crcani, bir tanmn mecaz ve esesli kavramlardan olumamas gerektiine
dikkat ekerken, Halidi tanmn artlarn maddeler halinde zikretmektedir.
nerme konusunda melliflerimiz arasnda ciddi benzerlikler olmakla birlikte baz farkllklar da bulunmaktadr. rnein, Halidi nermenin modalitesi
zerinde durmazken, Crcani modaliteyi zorunlu, mmkn, devaml ve mutlak
olarak drde ayrp aklamaktadr. nermenin eliiklii konusunda da Crcani
sadece tmel ve tikel nermeleri konu edinirken, Halidi tmel, tikel, belirli, belirsiz nermelerin eliikliinin yan sra mfred kavramlarn eliiklii zerinde
de durmaktadr.
Akl yrtme konusunda Crcani kyas, tmevarm ve analoji zerinde dururken, Halidi sadece kyas zerinde durmaktadr. Her iki mellifimiz de kyasn
ilk eklinin artlar zerinde dururken, Crcani drdnc eklin zerinde insan tabiatna uygun olmad gerekesiyle durmamaktadr. Ayrca Crcani, birin38 Halidi, age., s. 108

75

Felsefe Dnyas

ci, ikinci ve nc ekillerin modlar zerinde durmakla beraber birinci eklin


modlarna rnek vermemektedir. Halidi ise kyasn drt ekline ve bu ekillerin
modlarna dair bilgiler vermekle beraber eserinde birinci eklin 3 ve 4. modlar
ile ikinci ekil ve modlar yer almamaktadr. Ancak Crcaninin tersine Halidi,
kyasn drdnc eklinin kurallar ve modlarna yer vermekte ayrca drdnc
eklin modlarna rnekler vermektedir. Halidi istisnai kyas tanmlayp bir rnek
vermekle yetinirken, Crcani istisnai kyas bitiik artl ve ayrk artl olarak
ikiye ayrmakta her birini rneklerle aklamaktadr.
Crcaninin kyasla ilgili deinmedii baz konular da Halidi incelemektedir. rnein Halidi devr, teselsl, kyasn sonucunun nasl olmas gerektii, eksik ncl kyaslar ve be tmelden burhan, burhann eitleri olan burhan- inni
ve burhan- limmi, cedel, hitabet ve safsata zerinde durmaktadr. Ayrca Halidi,
kyaslarda dikkat edilmesi gereken baz noktalara dikkat ekmektedir.
z
Crcaninin Er-Risaletl-Kbra Fil-Mantk Adl Risalesi le Halidinin
Kifayetl-Mbtedi Et-Tahkik Fi Fenni lmil Mantk Adl Risalesinin
Karlatrlmas
Bu almada, Crcaninin er-Risaletl-Kbra fil Mantk Risalesi ile
Halidinin Kifayetl-Mbredi et-Tahkik fi Fenni lmil Mantk adl risaleleri karlatrlacaktr. Crcani 14. Yzylda, Halidi ise 19. Yzylda yaamtr. Her iki
alimin de mantk ve dier ilimlerle ilgili nemli almalar bulunmaktadr. 14.
Yzylda yazlm mantk risalesi ile 19. yzylda yazlm mantk risalesi arasnda baz farkllklar bulunmaktadr. Biz bu farkllklar zerinde duracaz. Biz
risalelerin benzerlik veya farkllklarn olup olmadna dikkat ekmek istiyoruz. Bu durumun mantk almalarnn seyri asndan nemlidir. nk zaman
ierisinde mantkla ilgili baz konular ihmal edilmitir.
Anahtar kelimeler: Mantk, Akl yrtme, kavram, tanm, nerme, kyas
ve be sanat,
Abstract
Comparison Between Jurjanis al-Risale al-Kubra fi al-mantiq and
Khalidis Kifayat al-Mubtadi al-Tahkik fi fann ilm al-mantiq
In this study, Jorjanis ar-Risalat al-Kubra fil Mantq and Khalidis
Kifayetul-Mubtedi at-Tahkik fi Fenni lmil Mantq treatises will be compared.
Jorjani lived at the 14th Century and Khalidi lived at the 19th Century. Both
scholars are also important work on logic and other sciences. There are some
differences between logical treatises written in the 14th and 19th century. We will
76

Felsefe Dnyas

focus on these differences. We would like to draw attention to whether treatises


similarities or differences. This condition is important for the process of logic
studies. Because some of the issues related to reasoning in time are neglected
Keywords: logic, reasoning, concept, definition, proposition, syllogism
and five arts topics of logic,
Kaynaklar

Abdulemir smail, Mavsuatl-Alamul-Ulema ve Adbl-Arabil-Mslimin,


Beyrut 2005.
Crcani, er-Risaletl-Kbra fil-Mantk (thk. M. Nasih Ece) Crcaninin erRisaletl-Kbra fil-Mantk Adl Eseri zerine Bir nceleme, Sakarya nv.
Sos. Bil. Enst. (Baslmam Y. Lisans Tezi) Sakarya 2011.
Halidi, Kifayetl-Mbtedi et-Tahkik fi Fenni lmil Mantk, (thk.Muharrem
zkaya), Ahmed b. Sleyman el-Halidinin Kifyetl-Mbtedi et-Tahkik
fi Fenni lmil-Mantk Adl Eserinin Tercme, Tahkik ve Deerlendirmesi,
Sakarya nv. Sos. Bil. Enst. (Baslmam Y. Lisans Tezi), Sakarya 2012.
bn Sina, aretler ve Tenbihler (ev. A. Durusoy, M. Macit, E. Demirli),
stanbul 2005.
brahim apak, Anahatlaryla Mantk, stanbul 2012.
brahim apak, Porphyrios ve bn Sina Mantnda Tmeller, Ankara 2011.
brahim Emirolu, Klasik Manta Giri, Ankara 2004.
rfan Gndz, Ahmed Ziyaddin Gmhanevi, stanbul 1984.
M. Nasih Ece, Crcaninin er-Risaletl-Kbra fil-Mantk Adl Eseri zerine
Bir nceleme, Sakarya nv. Sos. Bil. Enst. (Baslmam Y. Lisans Tezi)
Sakarya 2011.
Mehmet Zahid Kevseri, Altun Silsile, (Trc. M. Vehbi ahinalp, M. Zahid
Kalfagil), zmir 1982.
Muharrem zkaya, Ahmed b. Sleyman el-Halidinin Kifyetl-Mbtedi etTahkik fi Fenni lmil-Mantk Adl Eserinin Tercme, Tahkik ve Deerlendirmesi,
Sakarya nv. Sos. Bil. Enst. (Baslmam Y. Lisans Tezi) Sakarya 2012.
vezmuhammet Abdullayev, Seyyid erif Crcnde Tanr-lem Tasavvuru,
U.. Sosyal Bil. Ens. (Baslmam Dr. Tezi), Bursa 2005.
Sadreddin Gm, Crcn mad. TDV slam Ansiklopedisi, c. VIII.
Sadreddin Gm, Seyyid erif Crcn ve Arap Dilindeki Yeri, stanbul 1984.

77

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

TANRI PARACII: FELSEF BR DEERLENDRME


Caner TASLAMAN*

Giri
plak gzle nfuz edemediimiz mikro dnya, ilk olarak 2500 yl kadar
nce, Antik Yunan Atomculuu ile felsefenin gndemine gelmitir. Antik
Yunanda atom blnemeyen, en kk birim demekti. Bu dnemin Atomcular grnemeyen bu en kk paradan hareketle ontoloji oluturuyorlar, deiimi ve deiimin arkasndaki deimeyen z aklamaya alyorlard. Daha
sonra slam dncesi iinde yer alan Kelam Atomculuu gibi yaklamlarla da
mikro dnya felsefi ve teolojik yaklamlarn gndeminde olmaya devam etti.
Newton, 17. yzylda, gazlarn genilemesini, gaz oluturan atomlarn bo uzaya yaylmas olarak aklarken bile mikro dnya deneysel ve gzlemsel bilimin
konusu olamamt.
lk olarak, 19. yzylda, John Dalton, kimyasal bileikler zerinde
alarak, dorudan atomu gzlemleyemese de deneysel ve gzlemsel verilerden
hareketle bir atom teorisi oluturdu. 1897de Cambridgete, John Thompsonun,
atomun hareket halindeki paracklardan olutuunu kefetmesi mikro dnya
hakkndaki anlaylarmz asndan nemli bir dnm noktasdr. Atomun,
literal anlamna zt bir ekilde blnebilecei anlaldktan sonra da atom ifadesi kullanlmaya devam etti. 20. yzylda, atom ve atom-alt paracklarn, gelimi teknolojinin yardmyla gzlemlendii birok deney ve gzlem yaplrken,
atom, felsefe ve teolojiden ok bilimsel almalarn objesi oldu. nce proton ve
ntronlarn ekirdekte olduu, elektronlarn etrafta dnd gne sistemimize
benzer bir atom resmi karmza kt.1 Daha sonra proton ve ntronlar da yksek
teknoloji harikas parack hzlandclarda blnd ve bunlar oluturan kuark
denen daha temel paracklarn varl renildi.
*
1

Yldz Teknik niversitesi Felsefe Blm, Do. Dr.


Kuantum teorisiyle tm bu paracklarn ayn zamanda dalga da olduklarnn ifade edilmesini
anlamaktaki zorluklardan kaynaklanan bilimsel ve felsefi kriz, hala alamamtr ve bilim ile
felsefenin gndeminde durmaktadr. Kuantum teorisiyle ilgili bilimsel ve felsefi sorunlar iin
u kaynaklara bakabilirsiniz: Bernard dEspagnat, Veiled Reality: An Analysis Of The Present
Day Quantum Mechanical Concepts, Addison Wesley, New York 1995; Murray Gell-Mann,
The Quark And The Jaguar, W. H. Freeman and Company, New York 1995.

78

Felsefe Dnyas

Albert Einstein, Niels Bohr, Paul Dirac, Max Planck, Ernest Rutherford,
Wolfgang Pauli ve Abdus Selam gibi birok nemli fizikinin deerli teorik almalar, ayrca parack hzlandrclarda ok yksek teknoloji ve byk maliyetlerle yaplan deneylerin birleimiyle standart model denilen tablo elde
edildi. Bu tablo, e paracklar eklinde gzken kuark iftlerinden (up ve down
kuarklar gibi), e paracklar eklinde gzken lepton iftlerinden (elektron ve
elektron ntrino gibi), ayrca kuvvet taycs olan bozonlardan olumaktadr. Bu
tablodaki tm bu unsurlar, mkemmel matematiksel aklamayla beraber deneysel dorulamay beraber iermek erdemine sahiptirler.
Sadece bu haliyle standart model Bahsedilen paracklar, birbirlerinden
olduka farkl ktlelerini nasl kazand sorusuna cevap veremez. Bu konu zerinde alan fizikilerden biri olan Peter Higgs, 1964 ylnda, temel paracklarn, her yerde mevcut olan bir alan (Higgs Alan olarak anlmaktadr) ile srekli
etkileimleri sonucu ktle kazandklarn aklayan modelini ortaya koydu.2 Bu
alann parack olarak gzlemlenmi haline Higgs Bozonu, Higgs Parac veya
ksaca Higgs denmektedir; bu paracn sonradan popler olan ismiyse Tanr
Paracdr.
CERNden yaplan aklamalara gre Higgsin teorik almasndan 48 yl
sonra, 2012 ylnda, bu paracn varl (dolaysyla Higgs Alannn varl)
deneysel olarak doruland. Bu deney srecinde ve sonrasnda, bahsedilen parack popler ismi olan Tanr Parac ile ska gndeme geldi ve bu paracn, Tanrnn varln gereksiz kld veya Tanrnn varln ispatlad gibi
aslsz iddialarda bulunuldu. Sokratesten beri gelen felsefe geleneinde, yanl
iddialarn yanllnn sergilenmesi felsefenin vazifelerden biri olarak gsterilmitir. Bu gelenei takip ederek, bu iddialarn hatalarn gstermek, bu makaledeki balca hedeflerimizdendir. Bunlara ilaveten Tanrnn gizlilii ile Tanr
Parac arasnda kurulan analojiden baz dersler karp karamayacamza;
ayrca insan zihninin evreni anlamasndaki bu baarsndan hangi felsefi sonular karabileceimize de deineceiz. En son olarak, fizik ve fizik felsefesi ile
bilim felsefesinde varl devam eden sorunlara ve biliminin snrlarna dikkat
ekerek makalemizi bitireceiz. Tm bunlar yapmaya girimeden nce Tanr
Paracnn ne olduunu, nemini ve CERNde yaplanlar ksaca anlatmaya
alacaz.

Peter Higgs, Broken Symmetries, Massless Particles, and Gauge Fields, Physics Letters, No:
12, 1964, s. 132-133; Peter Higgs, Broken Symmetries and the Masses of Gauge Bosons,
Physical Review Letters, No: 13, 1964, s. 508-509.

79

Felsefe Dnyas

Cerndeki Deneyler ve Tanr Parac


Ktlesiz bir cisim biroumuz iin o kadar dnlemezdir ki, ktlenin
nasl kazanld sorunu ok temel bir fiziksel gereklikle ilgili olmasna ramen,
herhalde biroumuzun aklndan bile gememitir. Nitekim 20. yzyldan nceki
fiziin birok dev isminin de bu sorunu gndeme bile getirmemi olmalar herhalde bylesi bir durumdan kaynaklanmaktadr. Ktle, harekete kar direntir
ve ktle olmasayd; btn her ey, ktlesiz fotonlar gibi k hznda savrulurdu,
bylesi bir evrende ise ne yldzlar ne dnyamz ne de biz var olabilirdik. Ancak
20. yzylda, paracklarn nasl ktle kazand ve bunla ilgili dier sorular fizikilerin nemli bir gndem maddesine dnt. Higgs, almalaryla, temel paracklarn nasl ktle kazandklar ve bu konuyla ilgili birok sorun iin olduka
baarl matematiksel bir model nerdi. Bu modelin baarl uygulamalar modele
gveni arttrd. rnein Nobel dln kazandklar ve Higgs Mekanizmasn
kullandklar almalarnda Abdus Selam ve Steven Weinberg, evrendeki drt
temel kuvvetten ikisini; elektromanyetik kuvvet ve zayf nkleeer kuvveti birletirmek (bu bileik kuvvet elektro-zayf kuvvet olarak anlr) gibi nemli bir
baarya imza attlar.3
Bilim tarihini incelediimiz zaman, birok nemli kefin nce teorik olarak ortaya konduunu daha sonra gzlemsel kantn elde edildiini grmekteyiz.
Kimi zaman, evrenin genilemesinin anlalmasnda olduu gibi, nceden ortaya
konmu teoriden bamsz olarak hareket eden bilim insanlar gzlemi gerekletirirler: Edwin Hubble, evrenin genilediini gzlemlediinde Georges Lemaitre ve Alexander Friedmannn teorik bulgularn bir alma erevesi olarak
benimsememiti.4 Kimi zaman, kozmik fon radyasyonun bulunmasnda olduu
gibi, nceden ortaya konmu teoriye baml hareket eden bilim insanlar aratrma yaparken, bakalar tesadfen buluu yaparlar, fakat ne bulduklarn anlamalar nceki teorinin yardmyla mmkn olur: Robert Dicke ve arkadalar,
nceden George Gamow ve arkadalarnn teorik olarak gerekliliini ortaya koyduklar kozmik fon radyasyonunu ararlarken; bu radyasyonu gzlemek ve Nobel
dln almak, bahsedilen radyasyonu baka bir konuda alrken rastlantsal
bir ekilde bulan Arno Penzias ve Robert Wilsona nasip oldu (nceden bu radyasyon teorik olarak bilinmese, muhtemelen neyi bulduklarn anlayamayacaklard).5
Bazen deneysel gzlemsel sre, tamamen nceden ortaya konan teorinin rehber3
4
5

Steven Weinberg, A Model of Leptons, Physical Review Letters, 19, 1967, s. 12641266.
Ralph A. Alpher ve Robert Herman, Genesis Of The Big Bang, Oxford University Press, Oxford
2001, s. 17-19.
David Filkin, Stephen Hawkingin Evreni, ev: Mehmet Harmanc, Aksoy Yaynclk, stanbul
1998, s. 101-104.

80

Felsefe Dnyas

lii dorultusunda yrtlr ve teori deneysel olarak dorulanr. Standart modeldeki birok paracn kefi, rnein 1995te top kuarkn kefi, bylesi bir
srece rnektir.6 Higgs Bozonunun kefi de bylesi bir srece rnektir. Zaten, bu
Higgs Bozonuna zel tasarlanan ve ok yksek teknolojiyle pahal deneysel artlar gerektiren sre incelendiinde, teoriden bamsz ve rastlantsal bir srele
bu paracn bulunmasnn mmkn olmad grlecektir.
Higgs Alan, evrenin her yerinde mevcut olan bir alan ifade etmektedir;
balklarn kendilerini yaatan suyun farknda olmadan suda yzdkleri gibi, biz
de ktlemizin sebebi bu alann farknda olmadan yaamaktayz. Anlalmay kolaylatrmak kastyla ska verilen rneklere benzer bir rnekle Higgs Alannn
ne olduunu anlatmaya alalm: Belli bir alandaki kalabal Higgs Alan gibi
dnebiliriz. Bu alandan ok nl bir arkcnn, daha az nl bir arkcnn ve
hi kimsenin tanmad bir kiinin gemeye altn hayal edelim: Bu alandan geerken ok nl arkc, etrafna toplanan youn kalabalk sebebiyle en
zor hareket eden kii olacaktr (ktlenin harekete kar diren olduunu hatrlayalm), daha az nl arkc ilkinden daha az zorlansa da onun da hareketini
etrafna toplananlar engelleyecektir, hi kimseyle temas etmeyen son kii ise ortamdan hi hz kesmeden geebilecektir. Benzer ekilde, fotonlar Higgs Alan
ile hi etkileime girmedikleri iin mmkn olan en yksek hz olan k hznda
hareket ederler, top kuark ise bu etkileimin sonucunda ei bottom kuarkn 40
katna yakn ktleye sahip olmaktadr. Bazen ise bahsettiimiz kalabalk, kendi
iinde toplanp sohbet etmek suretiyle bir yerde kmelenebilir; bu ise analojimizde Higgs Alannn Higgs Parac olarak gzlenmesine karlk gelmektedir.
Higgs Paracnn gzlemlenmesini 48 yl erteleten sebep, bu paracn
bulunmas iin ok yksek enerji deerlerine klmasnn gereklilii oldu. Higgs
Paracnn ktlesi, bir protonun ktlesinin yz katndan daha byk olduu
iin ok yksek enerji deerlerine klmas gerekiyordu; bu deerlere kldnda ise bu parack saniyenin ok kk dilimlerinde grnp hemen kayboluyordu. Bu ise ok yksek teknoloji, ok geni ve sofistike bir ekip almasnn
yannda milyarlarca dolarla ifade edilen ok yksek bir bteyi ve ok byk
bir parack hzlandrc makineyi de gerektiriyordu. svire-Fransa snrnda,
CERNde (Avrupa Nkleer Aratrma Merkezi) ina edilen, yzlerce metre yer
altnda ve 17 mil uzunluktaki, insanlk tarihinin en byk ve en pahal makinesi
olan Byk Hadron arptrcs gibi bir makine olmadan Higgs Paracnn
gzlemlenmesi mmkn olamazd.7 Burada, binlerce mknatsl bir sistemin
6
7

F. Abe ve dierleri (CDF Collaboration), Observation of Top Quark Production in ppCollisions


with the Collider Detector at Fermilab, Physical Review Letters, 74 (14), 1995, s. 26262631.
CERNn resmi internet sitesi: www.cern.ch

81

Felsefe Dnyas

yardmyla, ok yksek hzlarda, saniyede yz milyonlarca proton arptrld


ve ok zel tekniklerle bu arpmalarn sonucu gzlendi (Higgs ok hzl bir
ekilde gzkp kaybolduu iin ancak ok zel teknikler ve brakt izlerle
gzlemlenebildi). CMS ve Atlas adnda iki grup birbirlerinden bamsz olarak
almalarn yrtt ve ikisi de 2012de Higgsi bulduklarn akladlar. Higgs
aranrken, bu alanla-parackla ilgili zaten yaplan felsefi ve teolojik tartmalar,
bu aklamayla zirveye ulat.
Tanr Parac Tanrnn Varl veya Yokluu Hakknda Bir Delil
Olabilir mi?
Nobel dll fizikilerden Leon Lederman, 1993te ilk kez yaymlanan
God Particle (Tanr Parac) kitabnda, Higgs Bozonuna Tanr Parac
takma adn verdiini syledi. Bu paracn, fizik asndan ok nemli olmasna
ramen bir trl deneysel olarak dorulanmamasna dikkat ekerek ve kard
dertler ile at masraflar nedeniyle Tanrnn Cezas Parack ismini almay
da hak etmesine ramen yayncnn bu ismi kabul etmeyeceini syleyerek, bu
ad takma sebebini aklad.8 Daha sonra bu isim medyada Higgs Bozonunun
nne de geerek ok popler oldu. Higgs, paracn bu ismi almasndan memnun olmad ve dindarlarn rencide olabileceklerini syleyerek bu ismi eletirdi.9
Dier yandan birok kii, kendi ismini ksmen geri plana ittii iin bu isme kar
ktn dnd. Kimilerine gre bu isimlendirme, bilimsel bu konunun mthi
ilgi ekmesini tetikledii iin hayrl oldu; kimilerine gre birok yanl anlay tetikledii iin zararl oldu. Fizikiler bu ifadeyi kullandklarnda (aslnda
daha ok Higgs ifadesini kullanrlar) ancak metafor olarak kullanyor olsalar
da literal anlamda kullandklarna dair yanl zan olduka yaygnlat. Sonuta bu
ismin verilmesi; bu paracn-alann fizik asndan ok temel zelliklere sahip
olmas, akaclk, marketing gibi birok unsurla ilikili olsa da -yaylan yanl
kan sonucu zannedildii gibi- Tanrnn varln veya yokluunu ispat gibi bir
iddiayla ilikisi yoktur.
Bu isimlendirme dnda bu paracn bulunmasnn Tanrnn varln
ispatladn veya Tanry gereksiz kldn syleyen yorumlar da yanl anlamalar oaltt. Bu paracn bulunuunu Tanrnn ve Hristiyanln lehinde bir
durum olarak deerlendiren u yorum bunlara bir rnektir:
Eer ki bir Hristiyan isen, Higgs Bozonu ile ilgili haberleri mutlulukla
karlyorsundur, nk bu haberler, zaten ahsen deneyimlediin gereklii
8
9

Leon Lederman ve Dick Teresi, The God Particle, First Mariner Books, New York, 2006, s. 22.
Ian Sample, Anything But The God Particle, The Guardian, 29 Mays 2009, http://www.
guardian.co.uk/science/blog/2009/may/29/why-call-it-the-god-particle-higgs-boson-cern-lhc

82

Felsefe Dnyas

tasdik ediyorlar: Bir Tanrnn var olduunu ve Tanr ile sa Mesihe inanmak
suretiyle bir iliki kurabileceini.10
Bu parackla-alanla ktle kazanmann mekanizmasnn evrendeki tasarm gsterdii gibi bir yaklamla, bu paracn bulunmasn tasarm delili asndan kullanmak isteyen teist dnrler olabilir. Fakat evrendeki hassas ayarlar ile
ilgili veriler zaten ok olduu ve bu tartma daha ziyade ok-evrenler teorileriyle
evrenin tasarland fikrine kar klp klmayaca gibi hususlar zerinden
yapld iin bu parack bu ynyle gndeme pek gelmemitir.11 Bu paracn
Tanrnn varln ispatlad sylendii durumlarda ise yukardaki alntda olduu gibi temelsiz, daha ziyade retoriksel yaklamlar sergilenmitir.
Dier yandan Tanr Paracnn bulunmasyla standart modelin tamamlandn ve Tanrnn varlna ihtiya kalmadn syleyenler de oldu. rnein
internette yle bir cmle yaygnlat: 4 Temmuz 2012 tarihi itibariyle, Tanr
tamamen gereksiz olmutur.12 ncelikle standart modelin evrenimizle ilgili tm
bilgiyi sunmadn, rnein yer ekimi kuvvetini bu modelin aklayamadn
belirtmeliyiz (ilerleyen sayfalarda modern fiziin eksikliklerini ve genelde bilimin snrlarn ele alacaz). Fakat bu tip iddialarda asl dikkat edilmesi gerekli
temel yanl, din felsefesi asndan nemli bir konu olduunu dndmz
ve yanl speklasyonlarn en nemli kaynaklarndan olan boluklarn tanrs
(God of the gaps) yaklamlaryla ilgilidir. Boluklarn Tanrs yaklamlarn ileri srenler, teistlerin Tanrnn varl konusundaki yegane dayanaklarnn
evren ve canllar konusunda bilinmeyen hususlar olduunu, bu bilinmeyen boluklar Tanr ile doldurduklarn, dolaysyla boluk kalmazsa Tanrya gerek
kalmayacan dnmektedirler. Gerekten de baz teistler, Bak kalbin nasl
attn bilmiyoruz, demek ki Tanr kalbi yapm veya Yldzlarn nn nasl
retildiini bilmiyoruz, demek ki Tanr yldzlar yapm gibi yaklamlar gstermilerdir. Fakat Tanrnn varlyla ilgili argmanlar ileri sren gnmz teist
felsefecilerinin ve teologlarn hemen hibiri boluklarn Tanrs yaklamlarn
benimsememektedirler. Gnmzde ileri srlen kozmolojik delillerin veya tasarm delillerinin hepsi modern bilimin sunduu verilere dayandrlmaktadr; evren
konusundaki cehaletimize deil.13
10 Will The Recently Found Higgs Boson (God Particle) Bring Atheists and Agnostics To Believe
In God?, 5 Temmuz 2012, http://notashamedofthegospel.com/apologetics/god-particle/
11 ok-evrenlerle ilgili baknz: Robin Collins, The Argument From Design And Many-Worlds
Hypothesis, Philosophy Of Religion: A Reader And Guide, Ed: William Lane Craig, Rutgers
University Press, New Brunswick 2002.
12 The God Particle Makes God Unnecessary, 6 Temmuz 2012, http://www.zimbio.com/
CERN+Hadron+Collider/articles/B66z_EfQyHY/God+Particle+Makes+God+Unnecessary
13 Bu tip sofistike argmanlara rnek olarak baknz: Richard Swinburne, The Existence Of God,

83

Felsefe Dnyas

Bu yzden Tanr Paracnn bulunmasyla bir boluun daha tamamlandn, bylece Tanrnn varlnn gereksiz olduunu veya Tanrya ihtiyacn azaldn syleyenler; ok sk tekrarlanan mantk hatalarndan biri olan ve
mantk literatrnde korkuluk hatas (straw man fallacy) olarak anlan hatay
ilemektedirler. Korkuluk hatasn ileyenler, kart grn gerek fikrini gz
ard etmekte, onun yerine kart grn kt veya abartl bir rneine kar
-gerek pozisyonmu gibi- eletirilerini yneltmektedirler. Boluklarn Tanrs
yaklamlarn teizmin gerek pozisyonu gibi gsterip korkuluk hatasn ileyenlerin iinde Stephen Hawking gibi nl bilim insanlar da vardr.14 Burada
dikkat edilmesi gerekli nemli bir husus, fizikilerin, her ifadelerinin fizikle ilgili
olmaddr; fizikiler kimi zaman evren veya madde zerine konuurken felsefe
veya teoloji gibi alanlara gemekte, fakat kiileri sylediklerinden ziyade akademik kimlikleriyle deerlendirenler, birok zaman, bu geii anlayamamakta ve
bu sylenenleri bilimin deneysel ve gzlemsel verileriyle kartrabilmektedirler.
Tanr Paracnn bulunmasyla, Tanrnn varl veya yokluu lehinde
bir durum olumadn uradan da anlayabiliriz: 1964de bu paracn-alann
varl teorik olarak ileri srlmtr ve bu parack kadar popler olmasalar
da alternatif baz ktle verici fiziksel mekanizmalarn varl da ifade edilmitir. Fakat bu tarihten nceki veya sonraki, teist ve ateist fizikilerin, filozoflarn
ve teologlarn tutumlarn incelediimizde; bu paracn var m yok mu olduu
hususunda, teistler bir tarafta, ateistler bir tarafta eklinde bir blnmeye rastlamyoruz. Eer ki bu paracn varl Tanrnn varl veya yokluu lehinde bir
delil niteliinde olsayd, bylesi bir blnmeyi bekleyebilirdik. Nitekim evrenin
balangc olup olmad konusunda bilimsel veriler aa kmadan nce; teistlerin evrenin balangc olmas gerektiini, ateistlerin ise evrenin ezeli olduunu
syledii bylesi bir blnme gzlemlenmiti, bylece bu hususta -baz istisnalara ramen- belirgin bir blnmeye rastlanmt.15 Fakat Tanr Parac zerinden byle bir blnmenin yaanmamas, bu paracn Tanrnn varln veya
yokluunu ispat eden bir delil olmadnn delillerinden biridir.
Tanr Parac Ve Tanrnn Gizlilii Sorunu Arasndaki Analoji
Din felsefesi asndan Tanrnn gizlilii (hiddenness of God) nemli
bir balktr. Ateist felsefeciler, Tanr varsa bunun neden apak olmadn ve
Clarendon Press, Oxford 2004.
14 Hawkingin Byk Tasarm (Grand Design) kitab bu hatann rnekleriyle doludur: Stephen
Hawking ve Leonard Mlodinow, Byk Tasarm, ev: Selma n, Doan Kitap, stanbul
2012.
15 Aristoteles ve bn Sina, bylesi bir blnmede, bu kategorilere yerletirilemeyecek nl ve
istisna dnrlere rnektirler.

84

Felsefe Dnyas

Tanrnn neden gizlendiini gndeme getirerek teizme itirazlarda bulunmular;


teistler, Tanrnn varl iin yeterli delil olduu (kozmolojik delil, tasarm delili
gibi) iin tam olarak gizli olmad ve Tanrnn daha ak varln gstermesiyle
insanlarn zgr iradeleriyle imtihanda olmalaryla ilgili olgunun zedelenecei
gibi cevaplar vermilerdir. Burada bu tartmann detaylarna girmeyeceiz fakat bu meseleyle Tanr Parac arasnda kurulabilecek bir analojiye dikkat
ekeceiz.
Teizme gre Tanr, her an her yere hakimdir, varlmz her an Onun sayesinde devam etmektedir, dier yandan insanlarn duyu organlaryla alglayamayacaklar ekilde duyu organlarmzdan gizlidir. Tanr Parac da evrenin her
an her yerinde mevcuttur, u anda varlmz mmkn klan ktlemizin varl
bu alan-parack sayesinde devam etmektedir, dier yandan bu kadar temel bu
paracn varl duyu organlarmzdan gizlidir. Bu analojiyi kullanan bir teist,
Bakn bu kadar temel ve her an varlmz borlu olduumuz fiziksel bir varl
duyu organlarmzla alglayamamamza ramen varln modern bilim ispat etmitir, demek ki Tanrnn her eyden daha temel ve her an varlmz Ona
borlu olmamza ramen duyu organlaryla Onu alglayamamamzda mantki bir
eliki yoktur diyerek, Tanrnn varlnn gizlilii sorununa cevap verebilir.
Analojilerin snrlar hakknda felsefe literatrnde ok ey sylenmitir;
dier yandan analojilerin birok zaman ufuk ac boyutu olduu da yadsnamaz, zaten analojilerin birok alanda yaygn kullanlmasnn sebebi de budur.
Bu analoji de fonksiyonlar abartlmamak artyla kullanlabilir. Fakat bu analoji,
sadece savunmac bir yaklamda kullanlabilir; aklayc olamaz. Yani teizme
Tanrnn gizlilii balyla gelecek itirazlarda bir savunma arac olarak veya
savunmalara katkda ifade edilip; bir eyin apak algdan gizli olmasnn yokluunu gstermediini, Tanrnn gizliliinden hareketle ateistik bir ontolojinin temellendirilemeyeceini ifade ederken kullanlabilir. Fakat Tanrnn gizliliinin
sebebini aklayan bir analoji olarak veya aklayc yaklamlara katk salayan
bir analoji olarak deerlendirilemez.
Evrenin Rasyonel Yaps ve nsan Zihninin Evreni Anlamas
Tanr Paracnn bulunmasyla insanolunun en byk baarlarndan
birine imza atlm oldu. Bu baarnn ardnda getiimiz yzylda iki dnya savan yapan lkelerin bir araya gelmesi, souk savataki ideoloji merkezli iki kutuplu dnya sisteminde iki ayr kutupta yer alan devletlerin beraber almalar,
milyarlarca dolarn farkl devletlerden gelen bteyle oluturulmas gibi uluslarararas ilikiler hatta siyaset felsefesi asndan deerlendirilmesi ilgin olabilecek
hususlar var. Burada, bunlara girmeden, ok daha temel olan ve bu kefi mmkn
85

Felsefe Dnyas

klan din felsefesi asndan nemli bulduumuz bir noktaya dikkat ekmek
istiyoruz. Standart modeldeki paracklarn nasl ktle kazand gibi fiziin dev
sorunlarna kar Higgs, matematik temelli bir aklama getirdi, bu aklama sorunlar ok baarl ekilde zerken, hepimizin iinde olduu, alglamamamza ramen etkileimde olduumuz ve bize ktle veren bir alandan- paracktan
bahsediyordu; CERNde bylesi inanlmaz bir iddia doruland. Bu parackla
beraber bir kez daha dorulanan nemli hususlardan biri; bu baary da mmkn
klan bir olgu olan, evrenin dilinin matematik olduudur. Yani matematii evrene
ykleyenin zihnimiz olmad ama evrenin zne ikin matematiksel yapsn
evrenden zihnimizin okuyabildiidir. Bu, Phythagoras, Platon ve Descartes gibi
felsefecilerle Galile, Kepler, Newton ve Einstein gibi fizikilerin ngrd, felsefi-bilimsel yaklamlarn (bilim felsefesinde realizm olarak da ifade edilen)
bu apriori kabul zerinde oluturduklar bir temeldir.
Einstein, en anlalmaz hususun evrenin anlalmas olduunu, birok kiinin dikkatinden kaan bir husus olan insan zihninin evreni anlamasnn nemini, bu olgunun dinsel duygularla ilikisini, kendinin Tanrya inancna Tanrnn
stn zihnini aa karan evrendeki rasyonel yapnn yol atn birok kez
ifade etmitir.16 Eugene Wignerin dedii gibi Mucizevi bir ekilde matematiin
dilinin fizik yasalarn formle etmeye uygun olmas, bizim anlayamadmz ve
hak edecek bir ey yapmadmz mkemmel bir hediyedir.17 Burada birbirleriyle ilikili tane ayr fenomene dikkat etmek gerekmektedir: Birincisi, evrenin
matematiksel yasalara uygun rasyonel yapda olmasdr. kincisi, insann bilin
ve mantksal kurallarla ilemek gibi zellikleri sayesinde rasyonel bir zihne sahip
olmasdr. ncs, insan zihniyle evrenin uyumlu olmas sayesinde evrenin
anlalabilmesidir. Din felsefesi asndan bu hususlarla ilgili nemli iddia, teizmin savunduu bilinli bir Tanrnn varlnn, bahsedilen fenomenleri aklamada ateist-natralist ontolojiden daha baarl olduudur. Buna gre varlk ve
zihin (ontik ve logik) arasndaki uyumun kkeninde; evrenin ve zihnin ayn Yaratc tarafndan yaratlmas ve bilinli bir ekilde bu uyumun oluturulmas vardr.
20. yzyln en sofistike ateisti olarak gsterilmi olan Antony Flew, doann
matematie uygun rasyonel yaps olmasn, ateizmi terk edip Tanrnn varlna
inanmaya balamasnn sebepleri arasnda saymtr.18 John Polkinghorne, evrim
teorisinin doal seleksiyon mekanizmasnn gnlk hayattaki sorunlarla baa 16 Albert Einstein, Ideas and Opinions, ev: Sonja Bargmann, Dell, New York 1973, s. 255; Ian
G. Barbour, When Science Meets Religion, Harper Collins Publishers, New York 2000, s. 53.
17 Eugene Wigner, The Unreasonable Effectiveness of Mathematics in the Natural Sciences,
Communications in Pure and Applied Mathematics, Vol: 13, No: 1, ubat 1960.
18 Antony Flew, There Is A God: How The Worlds Most Notorious Atheist Changed His Mind,
Harper Collins, New York 2007, s. 96-112.

86

Felsefe Dnyas

kacak bir zihin yaps oluturmasnn beklenebileceini, fakat mikro dnyadaki


kuantum teorisinin ve genel izafiyetin kozmolojik sonularn anlayabilecek bir
zihin yapsnda olmamzn yaam mcadelesindeki uyum sreciyle aklanamayacan sylemektedir. Polkinghorne, bahsedilen fenomenleri aklamada teizmin ateist-natralist anlaytan daha baarl olduunu ifade etmektedir: Teizmin,
anlalabilirlik ile ilgili soruna verdii cevapta olduu gibi; eer ki evren ve
insanlar rasyonel bir Tanrnn yaratmasnn neticesi olduu kabul edilir ise, evrendeki dzen ve insan zihninin bu dzeni kavramas baarl bir ekilde cevaplanabilmektedir. 19
Evrenin rasyonel-matematiksel yaps ve insan zihninin buna nfuz edebilmesi konusunda Higgs Bozonu ok enteresan bir rnektir. Fakat bu ok geni
konuda bu paraca gzel bir rnek olabilmesinden fazla bir mana atfetmemek
gerekir. Bu konu, Higgs Bozonunun aklad deil, fakat hatrlatt nemli bir
felsefi konu olarak deerlendirilebilir.
Tanr Parac, Fiziin Kalan Sorunlar Ve Bilimin Snrlar
CERNde aranan Tanr Paracnn bulunmasn takip eden srete fiziin en ciddi sorunlarnn zld, fiziin evrenle ilgili en temel sorularn
hepsini cevaplayabilecei eklinde yanl bir kany yaygnlatranlar oldu. Buna
ilaveten Tanrya ihtiyacmz kalmad, nk evrenle ilgili bilgimizde bir eksiklik kalmad eklinde grler ifade edildi. Daha nceki sayfalarda, evrenle
ilgili artan bilgimizle Tanrya ihtiya kalmayaca grnn bir korkuluk hatas olduunu syleyerek, bu tip iddialar cevapladmzdan bir daha bu konuya
girmeyeceiz. Fakat bahsedilen yaklamda iki ayr hata vardr ki burada onlara
dikkat ekmek istiyoruz. Bunlardan birincisi Tanr Paracnn bulunmasyla
fiziin temel sorunlarnn halledildii eklindedir. kincisi daha derin bir hata
olan ve getiimiz yzylda ciddi boyutta etkisi olan bilimcilikten kaynaklanmaktadr; bu gr hayatla ilgili temel sorularn hepsini ancak bilimin cevaplayabilecei eklindedir.
Tanr Paracnn CERNde gzlemlenmesiyle standart modelin tamamen doruland sylenebilir, bu gerekten de insanlk tarihinin ok nemli bir
baarsdr (bu parac daha iyi anlama abas ise devam etmektedir). Fakat her
eyden nce standart model yer ekiminin aklamasn iermemekte ve modern
fiziin makrodaki en nemli teorisi olan izafiyet teorisi ile mikrodaki en nemli teorisi olan kuantum teorisini birletirememektedir.20 Bu sorun fiziin olduu

19 John Polkinghorne, Science and Theology, SPCK, Londra 2003, s . 72-73.


20 Joseph Lykken, Beyond the Standard Model, arXiv:1005.1676 [hep-ph], 2010, s.2

87

Felsefe Dnyas

kadar fizik felsefesinin ve bilim felsefesinin de en nemli sorunlar arasndadr.21


Modern bilimin kozmoloji modeline gre, evrendeki drt temel kuvvet, evrenin
balangcnda birbirlerinden ayrt edilemeyecek ekilde bitiikti, nce yer ekimi
kuvveti; gl nkleer kuvvet, zayf nkleer kuvvet ve elektro manyetik kuvvetten ayrlmtr. Daha sonra kalan bu kuvvet birbirlerinden ayrlmtr. Btn
bu ayrlmalar ise Tanr Paracnn ktleleri vermesinden nceki ok temel
srelerdir. Sonuta bu parackla ilgili bulgular, bu paracktan nceki temel
sreler hakkndaki nemli sorular cevaplayamamaktadr. Ayrca kara madde ve
kara enerjinin gerekte ne olduu gibi birok nemli sorun da bu paracn bulunmasyla halledilmi olmamaktadr.22 Sonuta bu parack bulunduktan sonra
da fiziin ve bunla ilgili olarak bilim felsefesi ve fizik felsefesinin birok nemli
sorunu hala cevaplanmay beklemektedir.
Fakat bir an iin bahsedilen fizikteki sorularn da cevaplandn; izafiyet
teorisiyle kuantum teorisini birletirmenin mmkn olduunu, standart modelin
yer ekimini kapsayacak ekilde gelitirildiini, kara madde ve kara enerjiyle
ilgili tam aklamalara sahip olduumuzu vb. dnelim. Buradaki nemli soru
udur: Fiziin bu en temel sorunlar zmlendiinde evrenle ve hayatla ilgili
temel sorunlarmz cevaplanm olacak mdr? Naif bilimcinin olumlu cevap verecei bu sorudaki bizim cevabmz olumsuzdur. Dikkat edilmesi gerekli nemli
bir husus, bilimin doa yasalarnn neler olduu, bu doal yasalarnn neye sebep
olduu hakknda bize bilgi verdii fakat Niin bu doa yasalarnn var olduu
konusunun bile bilimin snrlar dnda bir konu olduudur. Bahsedilen tm bu
baarlar gerekletirilmi olsa bile Leibnizin nl sorusu olan Neden hibir
ey yerine bir eyler var,23 ayrca buna ilave edebileceimiz Neden kaos yerine doa yasalar var veya Neden doa yasalar, evrende gzlenen tasarmlar
ve tm eitlilii ile canllarn oluumunu olanakl klacak ekildedir tipindeki
sorular cevaplanm olmaz.24 Bu tip sorular cevaplamaya kalktmzda felsefe
ve teoloji alanlarna gemi oluruz. Felsefe ve teoloji bu sorular cevaplarken, bilimin sunduu verilerden faydalanabilir (doal felsefe ve doal teolojide olduu
gibi), fakat bu durumda bile bu sorularn cevab felsefe ve teoloji gibi alanlara
geilerek verilmektedir. Ayrca genelde bilimin ve fiziin metodunun ne olmas
gerektii tipindeki sorunlar bile felsefenin alanndadr. Bilimin metodu deney
ve gzlemdir eklindeki bir cmle bile deneyin ve gzlemin konusu olamamaktadr. ok nl baz fizikiler bile fiziin snrlar ve bu temel sorulara felsefenin
21 Ian G. Barbour, When Science Meets Religion, Harper Collins, New York 2000, s. 65-89.
22 Lykken, 2010, s. 1.
23 G.W. Leibniz, The Principles of Nature and of Grace, Based on Reason, Leibniz Selections,
Ed: Philip P. Wiener, Charles Scribners Sons, New York 1951, s. 527.
24 Caner Taslaman, Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanr, stanbul Yaynevi, stanbul 2012, s. 231-243.

88

Felsefe Dnyas

alanna gemeden cevap verilemeyeceinden habersiz gibidirler. rnein Stephen Hawkingin u szleri, eletirdiimiz zihniyetin bir rneini ortaya koymaktadr:
(Bahsettiklerimize benzer sorular iin) Geleneksel olarak bunlar felsefeye ait
sorulardr ama felsefe ldr. Felsefe, bilimdeki zellikle fizikteki ada
gelimelere ayak uyduramamtr. Bilgi araymzdaki keiflerin mealesi
artk bilim insanlarnn elindedir.25

Hawking, bunlar syleyerek, ada bilim felsefecilerinin ve fizik felsefecilerinin fizikteki gelimeleri ne kadar yakndan takip ettikleri ve fizikteki gelimelere paralel ne kadar ok yayn yaptklarndan habersiz gibidir. Daha da ilginci, alnt yaptmz kitabnn birok yerinde modele dayal gerekilik gibi
bilim felsefesinin nemli konularna girmektedir ama felsefi iddialarla dolu kitabnn balangcnda felsefe ldr diye giri yapmtr. Burada, bir kez daha,
fizikilerin, fizikteki konularla ilgili olanlar dahil, her aklamalarnn bilimsel
olmadn; birok zaman felsefe ve teoloji alanlarna gei yaptklarn ama bu
aklamalarn bilimsel bir aklama gibi sunduklaryla ilgili hususa dikkat ekmek istiyoruz.
Fiziin zerine konuunca bile fiziin-bilimin snrlar almasnn yannda
anlamla, ahlakla, aksiyolojiyle ilgili tm sorunlar da ki bunlarn birou evren
ve yaam asndan ok nemli sorunlarla ilikilidir- zelde fiziin ve genelde
bilimin snrlarnn tesinde felsefe ve teoloji gibi alanlarla ilgilidir: Bu evrenin anlam nedir, Hayatn anlam nedir, yi ve ktnn rasyonel temeli nedir veya Gzel kavram izafi midir gibi sorularn cevab bilimin snrlarn
amaktadr. Bu yzden ne Tanr Paracnn bulunmas ne de baka fiziksel
bir baar; bu sorulara ne cevap salayabilir ne de bu sorunlar gndemden kaldrabilir. Bu sorunlar, bilimin zmeye alt sorunlarn snrlarnn tesindedir.
Bilim felsefesinin yaklamlaryla bilimin snrlar belirlenmek suretiyle, bilimciliin dt dikkat ekilen hatalardan saknlmasnn nemli bir husus olduu
kanaatindeyiz.
Sonu
CERNdeki dnyann en byk makinesiyle ve tarihin bir deneye ayrlan
en byk btesiyle Tanr Parac olarak da anlan Higgs Alan-Paracnn
bulunmasyla, bilim tarihindeki en nemli keiflerden biri gerekletirilmi oldu.
Bu alan-paracn aranmas srecinde bu alan-parackla ilgili birok felsefi ve
teolojik iddia seslendirildi. Sokratesten beri gelen gelenekte yanl grlerin dzeltilmesi de felsefenin vazifelerinden biri olduu iin, ayrca bu kadar nemli bir
25 Hawking ve Mlodinow, 2012, s. 11.

89

Felsefe Dnyas

gelimenin felsefeyle ilgili hangi hususlar gndeme getirebileceini belirlemek


nemli bir felsefi ura olduu iin; bu makalede fiziin bu ok nemli gelimesi
felsefi bir deerlendirmeye tabi tutuldu. ncelikle bu paracn Tanrnn varln veya yokluunu ispat ettiini syleyen yaklamlarn hatal olduu gsterilmeye alld. Bu paracn varlnn tahmin edildii 1964 ylndan sonra teist
ve ateist felsefecilerin bu paracn varl veya yokluu zerinden blnmemi
olmas gibi hususlarla bu yaklammz destekledik. Ayrca bu paracn bulunmasyla veya fizikteki herhangi bir gelimeyle Tanrnn varlnn gereksiz
olduunu syleyenlerin, en sk ilenen mantk hatalarndan biri olan korkuluk
hatasn ilediklerini; ada din felsefecileri ve teologlarnn hemen hibirinin, evren hakkndaki bilgisizliimizden Tanrya ykselme gayretini ifade eden
boluklarn Tanrs argmanlarn kullanmadklarn belirttik.
Ayrca din felsefesi asndan nemli baz konularda, bu paracn bulunmasnn nemli bir analoji kayna ve rnek olabileceine deinildi. Bu paracn tm evrene yaygn olmas ve tm ktleli varlklara ktlesini vermesine
ramen gizlilii, din felsefesi asndan nemli bir balk olan Tanrnn gizlilii
konusunda bir analoji kayna olabilir. Fakat byle bir analojinin, ateizmden gelen itirazlara kar savunmac bir yaklamda kullanlabileceine, dier yandan
Tanrnn gizliliinin sebeplerini aklayan bir analoji olarak deerlendirilemeyeceine dikkat edilmelidir.
Bilim felsefesi, zihin felsefesi ve din felsefesi gibi alanlar asndan nemli
bir husus insan zihninin evreni anlama becerisidir. Hem evrenin matematik
yasalarla aklanabilir olmas, hem insan zihninin rasyonel yaps, hem de evrenzihin aras mevcut uyumun birlemesi bunu mmkn klmaktadr. Kendilerine
bu hususta katldmz, nemli baz fizikiler felsefeciler, bu uyumun, evren ve
zihni akn bir Tanr tarafndan oluturulmu olmasnn en iyi aklama olduunu
ifade etmilerdir. Standart modeldeki sorunlarn, ok baarl matematiksel bir
yapyla aklanmas olanan sunan bu paracn, nce insan zihninin evrenin
rasyonel yapsn matematik araclyla kavramas sonucu ortaya konmas, sonra zor ve pahal bir srele bulunmas; insan zihninin evreni anlama becerisi,
evrenin rasyonaliteye uygunluu ve dilinin matematik olduu konusunda
verilebilecek en gzel rneklerden birisidir. ok geni bir konu olan bu hususta
Higgs Bozonunun varln ortaya koyma ve bulmayla ilgili sre arpc bir
rnek vazifesi grebilir.
Bu paracn bulunmasyla fiziin tm sorunlarnn zld veya
bilimin tm sorunlar zecei eklinde dile getirilen yaklamlarn hatal olduuna da dikkat ektik. ncelikle bu paracn bulunmasyla standart model
tamamlanm olsa da standart model yer ekimini aklayamamaktadr, fiziin en
90

Felsefe Dnyas

nemli iki teorisi olan izafiyet teorisi ve kuantum teorisi arasndaki uyumsuzluk
gibi fizik ve felsefe asndan zlmesi ok hayati sorunlar hala zmszdr.
Ayrca doa yasalarnn neden var olduu, bilimin metodu gibi bilimle ilgili konular; ayrca ahlakla, estetikle, anlamla ilgili konular, bilimin alan dndaki felsefe ve teoloji gibi alanlarla ilikilidir. Sonuta Tanr Paracn bulmak insan
zihninin ve modern bilimin en byk baarlarndan biridir; fakat bu baaryla,
fiziin ve bilimin epistemolojik snrlarn olduundan daha geni gsterme yanlna dlmemelidir.
z
Tanr Parac: Felsefi Bir Deerlendirme
Son yllarda hibir bilimsel konu Tanr Parac (Higgs Bozonu) ve
onla ilgili CERNde yaplan deneyler kadar geni halk kitlelerinin ilgisini ekmedi. Bu makalede, nce, bu paracn ne olduu ve CERNde neler olup bittii ksaca tantlacaktr. Sonra bu paracn Tanrnn varln veya yokluunu
ispat ettii eklindeki hatal yaklamlar dzeltilmeye allacaktr. Ayrca bu
parackla Tanrnn gizlilii arasnda kurulabilecek analoji ele alnacaktr. laveten insan zihninin matematii kullanarak evreni anlamasndan nasl felsefi karmlar yaplabileceine de deinilecektir. Son olarak, bu paracn bulunmasyla
fiziin temel sorunlarnn zlp zlmedii ve bilimin snrlarnn ne olduu
incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: Tanr Parac, Higgs, din felsefesi, bilim felsefesi,
bilim-din ilikisi
Abstract
The God Particle : Phisolophical Interpretation
In the last years, no scientific subject has attracted extensive attention like
the the God Particle (Higgs Boson) and the experiments related to it in CERN.
In this article, first of all, what this particle is and what is going on in CERN
will be introduced briefly. Later, erroneous beliefs that this particle proves either
the existence or the non-existence of God will be endeavored to be corrected.
Besides, an analogy that can be found between this particle and the hiddenness
of God will be covered. In addition, how philosophical deductions can be made
from the comprehension of universe with the help of mathematics will also be
examined. And finally, with the discovery of this particle, whether it will be possible to solve the fundamental problems of physics or not, and the borders of
science will be studied.

91

Felsefe Dnyas

Keywords: God Particle, Higgs, philosophy of religion, philosophy of science, science-religion relationship
Kaynaklar

Abe, F. ve dierleri (CDF Collaboration), Observation of Top Quark


Production in ppCollisions with the Collider Detector at Fermilab, Physical
Review Letters, 74 (14), 1995.
Alpher, Ralph A. ve Robert Herman, Genesis Of The Big Bang, Oxford
University Press, Oxford 2001.
Barbour, Ian G., When Science Meets Religion, Harper Collins, New York
2000.
Collins, Robin, The Argument From Design And Many-Worlds Hypothesis,
Philosophy Of Religion: A Reader And Guide, Ed: William Lane Craig, Rutgers
University Press, New Brunswick 2002.
dEspagnat, Bernard, Veiled Reality: An Analysis Of The Present Day Quantum
Mechanical Concepts, Addison Wesley, New York 1995.
Einstein, Albert, Ideas and Opinions, ev: Sonja Bargmann, Dell, New York
1973.
Filkin, David, Stephen Hawkingin Evreni, ev: Mehmet Harmanc, Aksoy
Yaynclk, stanbul 1998.
Flew, Antony, There Is A God: How The Worlds Most Notorious Atheist
Changed His Mind, Harper Collins, New York 2007.
Gell-Mann, Murray, The Quark And The Jaguar, W. H. Freeman and
Company, New York 1995.
Hawking, Stephen ve Leonard Mlodinow, Byk Tasarm, ev: Selma n,
Doan Kitap, stanbul 2012.
Higgs, Peter, Broken Symmetries, Massless Particles, and Gauge Fields,
Physics Letters, No: 12, 1964.
Higgs, Peter, Broken Symmetries and the Masses of Gauge Bosons, Physical
Review Letters, No: 13, 1964.
Ian G. Barbour, When Science Meets Religion, Harper Collins Publishers, New
York 2000.
Lederman, Leon ve Dick Teresi, The God Particle, First Mariner Books, New
York, 2006.
Leibniz, G.W., The Principles of Nature and of Grace, Based on
Reason, Leibniz Selections, Ed: Philip P. Wiener, Charles Scribners Sons,
New York 1951.
Lykken, Joseph, Beyond the Standard Model, arXiv:1005.1676 [hep-ph],
2010.
92

Felsefe Dnyas

Polkinghorne, John, Science and Theology, SPCK, Londra 2003.


Sample, Ian,Anything But The God Particle, The Guardian, 29 Mays 2009,
http://www.guardian.co.uk/science/blog/2009/may/29/why-call-it-the-godparticle-higgs-boson-cern-lhc
Swinburne, Richard, The Existence Of God, Clarendon Press, Oxford 2004.
Taslaman, Caner, Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanr, stanbul Yaynevi, stanbul
2012.
Weinberg, Steven, A Model of Leptons, Physical Review Letters, 19, 1967.
Wigner, Eugene, The Unreasonable Effectiveness of Mathematics in the
Natural Sciences, Communications in Pure and Applied Mathematics, Vol:
13, No: 1, ubat 1960.

93

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

HUMEUN ADALET KURAMI


Hibir erdem adaletten daha ok sayg grmez ve hibir erdemsizlik
adaletsizlikten daha ok nefret uyandrmaz1

David Hume

Ali TAKIN*

I. Humeun Yntemi, Moral Epistemoloji


Epistemoloji ve Ahlak
Felsefeyi bir btn olarak grmek en doru yol olmakla birlikte, felsefi disiplinleri ve konular sistematik bir biimde blerek irdelemek gelenek olmutur.
Sistem filozofu olarak anlan kimi filozoflarn kendi dnce sistemlerini kurarken, felsefenin hemen btn konularna yle ya da byle deindikleri, bal
bulunduklar sistemin dna kmamaya zen gsterdikleri bir olgudur. Bu
filozoflarn, genel anlamda, bir filozof olarak kabul edilmekle birlikte, felsefelerinin tikel alanlarnda daha zgn ve belirleyici grlere sahip olduklar, ortaya koyduklar zel reti ile zdeletikleri de ska grlmektedir. zellikle
nedensellik zmlemesi ile ampirik okulun en nemli ismi kabul edilen Hume
da akladmz filozof tipine uygun bir filozoftur. Varlk ve bilgi retilerini
birlikte ele alan bu filozofun, bilgi kuram ile ahlak retisi arasndaki paralel
tutumu dikkat ekicidir. Bilgi kuramnda dnsz uygulad ampirik yntemi
ahlak konularnda da baaryla uygulamas, Humeun nemli bir sistem filozofu olduunu gstermektedir. Epistemolojisinin glgesinde kalsa da, moral
epistemoloji ve moral psikoloji alannda temel saylabilecek grlere kaynaklk
etmesi gibi zellikleri, Humeu zgn klmakta, onu deiik alardan incelenmesi gereken bir filozof yapmaktadr. ok ynllne ve bu yoldaki glklere
ramen, sistemi ierisinde btnl koruyabilmesi nedeniyle, Humeun ele
ald spesifik bir konuyu irdelerken, bal bulunduu sistem erevesinde bir
btn olarak bakmay gerekli klmaktadr. Filozofun adalet retisi de, bu inceliklere dikkat edilerek incelemeyi hak eden bir retidir.
*
1

Cumhuriyet niversitesi Fen Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm, Do. Dr.


David, Hume, A Treatise of Human Nature, (Treatise), Ed. Selby, Bigge, Great Britain, 1960, s.
577; David Hume, nsan Doas zerine Bir nceleme, (nceleme) ev. Ergn Baylan, Bilgesu
Yaynclk, Ankara, 2009, s. 384.

94

Felsefe Dnyas

Az nce de iaret edildii gibi, Humeun felsefesi ierisinde nemi ve


zgnl bakmndan ilk sray bilgi kuram alr. zgnl tartlsa da, ahlak retisi de iinde bulunduu gelenek asndan olduka nemlidir.2 Birok
konuyu ele ald ahlak retisi ierisinde ok nemli bir yer tutan adalet anlay, teorik olmaktan ok pratik ve toplumsal bir karakter tar. Onun, adalet
anlaynda Aristotelese yakn durduu sylenebilir.3 Duyumcu, deneyci hatta
doalc felsefe geleneinin nemli isimlerinden biri olan Humeun adalet zerine
gelitirdii grler irdelenirken, onun bilgi ve ahlak retisi arasndaki paralellie iaret edilmeden, soyut felsefi karmlarla insann pratii arasnda kurmaya
alt uyum zerinde durulmadan yaplacak deerlendirme ve karmlar eksik
kalacaktr. Her eyden nce, Hume, insan bir btn olarak ele alr ve onu eitli ynlerden tanmay felsefesinin merkezine koyar. te bu nedenle, on yedinci
ve on sekizinci yzyllarda, zerinde nemle durulan konularndan bir tanesi de
insan doasn tanma olmutur. Daha nce Hobbes, Locke ve Hutchesonda
grlen bu alandaki zmlemeler onlardan sonra Humeun da ok nem verdii
bir konudur. Baz ynlerden ortak zelliklere sahip olan bu filozoflar ierisinde
Humeun ilk sray ald sylenebilir; nk o, nsan Doas zerine Bir nceleme ad altnda bamsz bir eser yazarak, konuya ne kadar nem verdiini
gstermitir.4
2

3
4

nemli sko felsefecilerden Norman Kemp Smith (1872-1958) ve Glassgow niversitesi


felsefe blmnden emekli Profesr Alexander Broadienin Humeun zgn bir ahlak retisi
olmadn ne srdklerini, Hutchesonn ahlak retisi zerine tezler gelitirdii yolunda
deerlendirmeleri vardr. Bkz. Norman Kempt Smith, The Philosophy of David Hume A Critical
Study of Its Origins And Central Doctrines, Edinburgh, 1940, s. 562; Alexander Broadie, The
Tradition of Scottish Philosophy, A New Perspective on Enlightenment, Edinburgh, 1990, s.
95. Ancak, ayn yerde Kemp Smithin, zgn olmasa da, Humeun en tutarl retisinin ahlak
retisi olduu ynndeki deerlendirmesi nemlidir.
Aristoteles, adaletin ok anlamllndan sz etmekle birlikte, yasaya uygunluk ilkesi ile
toplumsal bir erdem olmas eklindeki anlamlar tercih eder. Bkz, Aristoteles, Nikomakhosa
Etik, ev. Saffet Babr, Bilgesu Yaynclk, Ankara, 2007, s. 91.
Humeun, A Treatise of Human Nature, adl eserinin amacn Deneysel akl yrtme metodunu
moral konulara uygulamaya bir giriim olarak belirlediini hatrlatmakta yarar var. O,
bylece, saysal bilimlerdeki kesinlie benzer bir yntemin szel ya da sosyal alanlar diye
tabir edilen alanlara ne lde uygulanabileceinin de bir soruturmasn yapacak, insann
eitli ynlerden snrllklarn ortaya koymaya alacakt. nk Hume, insan doasnn
bilimini, bilimlerin bakenti olarak kabul ediyordu. Bkz. Treatise, s. xx. Ama, amzn
nemli Hume yorumcularndan John Passmorea gre, ...Humeun gznde, tam ve kesin
ispatn, insan yaamnda, matematik alan dnda hi yeri yoktur. Bkz. Bryan Magee, Byk
Filozoflar, Platondan Wittgensteine Bat Felsefesi, ev. Ahmet Cevizci, stanbul, 2000, 156.
Passmore, moral konular ifadesini Humeun ok geni bir biimde anladn belirtirken
unlar sylyor: Ahlaki konular yalnzca ahlak felsefesini, yalnzca bizim bugn sosyal
bilim adn verdiimiz, siyaset teorisi, ekonomi ve politika gibi disiplinleri deil, fakat
psikoloji ve onun zihnin karm yapt srada nasl ilediiyle ilgili bir teori olarak grd

95

Felsefe Dnyas

Hume, baarsz bir deneyim olarak grd, 1739 ylnda yaynlanan,


nsan Doas zerine Bir nceleme (A Treatise of Human Nature) deneyiminden
sonra, ok soyut felsefe konularndan uzaklamaya karar vermiti. O, bir baka
nemli eseri olan ve 1747 ylnda yaynlanan nsann Anlama Yetisi zerine Soruturma (Enquiry Concerning Human Understanding) balkl eserinde, felsefenin ok soyut biiminin kabul grmediini, anlalmas g metafiziksel zmlemelerle uraan filozoflarn, yakn evresinde bulunan meslektalarnn bile
dikkatini ekemeyeceini anlatrken, ilk eserindeki d krklna iaret eder.5 Bu
gerekeyle, soyut felsefe konularndan uzaklaan Hume, pratik bir sorun olmas nedeniyle ahlak popler felsefe dallarndan sayar ve ncelikli bulur. Humeun
almalarnda bilgi kuram ile birlikte, en ok yeri ahlak konularna ayrd bilinmektedir; nitekim ciltlik Treatisen II. ve III. Ciltlerinin tamam, Enquiry
Concerning Human Understandingin ilk blm, An Enquiry Concerning The
Principles of Moralsn tamam ve eitli adlarla yaynlanan baka denemelerinin
de byk ounluu yine ahlak felsefesi konularna ayrlmtr.6 nsan tanmada
da ahlak konusunu en nemli felsefi sorun sayan filozof bu dal insan doasnn
bilimi olarak niteler.7 Hume, insanln srdrlmesi, ynlendirilmesi ve yeniden biimlendirilmesi iini de, insan iin en nemli bir deer olan erdemi de,
kendi deyiiyle, moral felsefenin grevi olarak betimler.8
Hume, moral felsefede biri duyumcu dieri de aklc esasa dayal iki temel
okuldan sz eder. Moral felsefenin retilmesinde ve irdelenmesinde insann duyum ve davranlarn esas alan, insann duyumlar tarafndan ynlendirildiini

5
6

7
8

mant da ieriyordu. Edebiyat eletirisinin ilkeleri bile, onun iin ahlaki konular arasnda
yer almaktayd bkz. a.g.e., s. 152.
Bkz. David Hume,An Enquiry Concerning Human Understanding, (Enquiry),The Open Court
Publishing Co, Chicago, 1927, s. 4-5.
Bu alandaki iddial yazlarnn, Treatisen dnda, An Enquiry Concerning the Principles of
Morals (EPM), adl temel ahlak eserinde bulunduu uyarsn yapan (EPM, s. 1) ve Treatise
adl eserden yola karak kendini eletirenleri iyi niyetli bulmayan Humeun bu kna karn,
ne hikmetse, yirminci yzyldaki kimi yorumcular onun bayapt olarak Treatise sunarlar.
ok soyut felsefi tartmalar ieren, Humeun, matbaadan l dodu dedii, ok gen yata
(henz niversite rencisi iken) yazd bu eserdeki elikili yorumlar zerinde tartmalar
eksik olmamtr. Humeun itiraf ettii bu baarsz denemeyi yaklak yedi yl sonra
yaymlad eitli konularn ele alnd ve yukarda da deindiimiz denemeler takip eder.
Bu nedenle, onun ahlak felsefesi zerine yazd yazlar iin ikinci eser dikkate alnmaldr.
Hume bu denemeler sayesinde nlenmi; kazand n felsefesini yeniden ina etmede, bir
anlamda, kendini kabul ettirmede kullanmtr. Biz de, Treatisede yazdklarn dieri ile paralel
tartmalar nemli bulmakla birlikte, Humeun uyarsn dikkate alarak, son deerlendirmelerde
onun An Enquiry Concerning the Principles of Morals adl eserini esas almaya altk.
Bkz. Hume Enquiry, s. 1.
A.g.e., s. 1.

96

Felsefe Dnyas

ileri sren okulla ilkini, insan eylemde bulunan bir varlk olmaktan ok akl
sahibi bir varlk olarak gren daha ok anlama yetisini irdeleyen, insan akln
ilkeleriyle aklayan okulla da ikincisini tanmlar.9 ngilizce taste (tat) ve sentiment (duygu) gibi kavramlar ahlakn temeline koyan Humeun birinci okulun
nclerinden olduunu, nemli eseri Treatisen nc kitabnn banda Ahlaki Farkllklar Akldan karlamaz10 eklinde bir alt balk kullanarak, ann
aklc ahlak retilerine kar kmas nedeniyle anlamak mmkndr. Ancak, bu
temele dayanarak Humeu bu okulun temsilcisi saymaya ynelten olduka fazla rnek olmasna ramen, onu dnsz bir ampirist olarak deerlendirmenin
risklerine de hazr olmak gerekir.11 nk, Humeun kimi zaman iki okul arasnda yumuak geilerine rastlamak da mmkn gzkmektedir.
II. Adalet Kavram, Tanm, Kayna ve Tarihsel Balam erisinde
Humeun Gr
John Rawlsun sosyal kurumlarn en nemlisi dedii12 adalet, ahlak
felsefesi konularnn en nemli, anlam en geni, ayn oranda da tartlan kavramlarndan birisidir. Hem nemli hem de karmak bir yapya sahip olan adalet
kavramnn en ok ktye kullanlan kavram olduu da ayrca zikredilir.13 Yerine gre hukuk sistemlerinin bile ayrmlarnn kendisinden kt bu kavramn
etimolojik yapsn burada ayrntlaryla incelememize olanak yoktur; dolaysyla
makalede, ok ksa etimolojik aklamalardan sonra, Humeun adalet kavramnn
kkeni, ilevi, kurumsallamas ve etkisi zerine yapt aklama ve yorumlar
zerinde durulacaktr. Bylesine bir anlam geniliine ve tanm eitliliine sahip bir kavram hakknda tartmann birok glkler tamas doaldr.
Felsefi adan ele aldmz adalet, Platonun terminolojisinde, Yunancada doruluk anlamna gelen Dikaioun () kelimesinden tretilmitir. Latince, Dicaeosyne, ngilizcede Justice, (Righteousness ve Farirness)14
9 Hume Enquiry, s. 1.
10 Bkz. Hume, Treatise, s. 455.
11 Humeun dnsz ampirik temellendirmesi iin u rnek yeter sanrm: Zihinde
alglardan baka hibir ey olamaz; grme iitme, yarglama, sevme, nefret etme ve dnme
eylemlerinin tm alg bal altnda ele alnr. Zihin kendini hibir zaman alg terimiyle
kapsayamayacamz bir eylemde ortaya koyamaz; sonu olarak bu terim ahlaksal iyiyi ve
kty ayrt etmemizi salayan yarglara zihnin dier ilemlerinden daha az uygulanabilir
deildir. Bir kiilii beenip, bir dierini knamak yalnzca ok saydaki alglardr. Hume,
nceleme, s. 307.
12 John Rawls, A Theory of Justice, Oxford, Oxford University Press, 1999, s. 3.
13 Ernest Hir, Hukuk Felsefesi ve Hukuk Sosyolojisi Dersleri, Gncel dile uyarlayan, Seluk
Baran (Vezirolu), Banka ve Ticaret Hukuku Aratrma Enstits Yayn, Ankara, 2001, s.168.
14 http://www.theoi.com/Daimon/Dikaiosyne.html

97

Felsefe Dnyas

olarak geen adaleti, Aristoteles de Dikaion terimi ile karlar. Yine, Latince
Just (doru, hak, adil, adalet)15 kavram ngilizcede Justice kavram ile karlanr. Hume bu kavram doru anlamnda adalet iin kullanr.16 Genel olarak,
herkesin hakkn teslim etme, ortak yararlar konusunda eitlik esasna gre paylamay salama, hakka uygunluk, eitlik gibi anlamlara gelen adalet, toplu yaamann gerekli koullarndan bir olarak kabul edilmitir. Adaletin ortaya k
anlam ve erevesi hakknda ok deiik grler mevcuttur. Kimi kuramclar
ona ideal ve doal bir erdem olarak bakarken, kimileri de, insanlarn ihtiya duyduklar anda kurumsallatrdklar, yapay bir erdem olarak bakar.
kinci gre yakn duran Hume, adaletin ortaya kmasn insann doa
durumundan aile ve toplum durumuna, oradan ehirlere ve daha sonra da toplumlar (uluslar) aras ilikilere kadar uzanan bir srecin balangcndan itibaren var
olduunu kabul eder. O, adaleti toplumsal kurumlarn en nemlisi olarak grr
ve yle der:
Hibir erdem adaletten daha ok sayg grmez ve hibir erdemsizlik adaletsizlikten daha ok nefret uyandrmaz; kald ki ister sevimli isterse iren
olsun, kiilii belirleme konusunda daha ileri giden bir nitelik yoktur. mdi
adalet yalnzca insanln iyiliine ynelik bir eilim tad iin ahlaksal
bir erdem ve gerekten de o amaca uyan yapay bir bulutan baka bir ey
deildir.17

Bu satrlardan da anlalaca gibi, gerek adalet gerekse baka ahlaki erdemlere bak asndan Hume toplumcu bir filozof olarak deerlendirmek
mmkndr. Humea gre ahlakllk kiinin yalnzca kendisi ile ilgili olmayp,
insanlarla ilikilerini de dzenleyen ve salkl bir yapya kavuturan bir gerekliliktir.18 Doaya kar zayf bir yapda olan insan doal eksikliklerini ancak toplum halinde yaamak suretiyle giderebilir; toplum halinde yaarken de adalete
gereksinim duyar.19 Bu noktadan yola kan Hume iin bu kadar nemli olan adalet, ne herkesin doutan getirdii bir hak, ne de zorunlu doal bir erdemdir. O
toplumun yararna bal olarak sonradan ortaya kan ve koullara gre deien
esnek kurallardan oluan bir sosyal kurumdur. Yani, toplumun ihtiyac ve kar
adaletin ortaya k nedeni, baka bir deyile, biricik kkenidir. Bu da kendiliinden oluan bir ey deil, ampirik bir yolla elde edilen kimi ilkelerden oluur.
Bu yapay erdemin kkeninde ilahi ya da rasyonel bir unsur bulunmaz.20 Hume,
15
16
17
18
19
20

Sina Kabaaa, Erdal Alova, Latince Trke Szlk, stanbul, 1995, s. 331.
Thomas Mautner, Dictionary of Philosophy, Printed in United Kingdom, 2005, s. 320.
Hume, nceleme, s. 384.
Hume, An Enquiry the Principles of Morals (EPM), Oxford Universty Press, London, 1998, s. 11.
Hume, Treatise, s. 478.
Hume, nceleme , s. 332

98

Felsefe Dnyas

btn insanlarn her trl ihtiyacn karlayacak kadar her ey doada fazlasyla
bulunduu srece adalete asla gerek duyulmayacan dnmektedir. rnein,
en ok ihtiya duyulan hava ve suyun yeterli miktarda bulunmalar nedeniyle, bireysel adan asla mlkiyet konusu yaplmamas ve bu konuda gereksiz uralara
girilmemesi bu grn desteklemektedir. Yerlilerin az olduu verimli geni
arazilerde, toprak hususunda da byle bir durum sz konusudur.21
III. Adalet, Mlkiyet ve Szleme
Adaletin kkeni mlkiyetin kkenini aklar.22 Rnesanstan sonra yaplan baz yorumlarda, insann doa durumunda (state of nature) iken mutluluk
ve bar ierisinde, olumlu ya da olumsuz anlamda birbirleriyle ilgilenmeksizin
yaamlarn srdrdkleri, bencil duygularn gstermelerini salayan, anlamazlk konusu olan paylama ve potansiyel sorun olabilecek baka ilikiler ortaya knca insanlar arasnda savan da balad savunulmaktayd. Machiavelli,
Hobbes ve ksmen Locke ve Rousseau da bu grte idiler. nsan doas konusunda Hobbesla paralel dnmese de, Humeun da, tartma yaratacak sorunlar olmaynca, adaletin gereksiz olacana ilikin deerlendirmesinde onunla
ayn gr paylat belirtilmelidir. rnein, Humea gre, airlerin altn a
olarak adlandrd dnemde ne doal afet ve felaketler, ne beeri kskanlklar,
ne de zalimlik bencillik gibi kt hasletlerden sz edilirdi. tenlik, merhamet,
duygudalk egemen olan zelliklerdi. Burada ne mlkiyet ne ykmllk ne de
adaletin kati kavram ve kurallar vard. Bu iirsel kurgunun benzerini, kart
kurgulamalardan yola kan felsefeciler yapmlard, diyor Hume. Felsefi kurguya gre ise doa durumu, en ar muhtaln hkm srd sava ve iddet
durumudur. Hume bu durumu yle aktaryor: nsanolunun ilk kkeninde, cahil ve ilkel doas o kadar hkimdi ki, karlkl gvene yer vermezdi; ancak her
insan korunmas ve gvenlii iin kendine ve gcne veya kurnazlna dayanmak zorundayd. Hukuk duyulmamt, hibir adalet kural bilinmiyordu, hibir
mlkiyet ayrm gzetilmiyordu, haklnn tek lt gt ve herkesin herkesle
daimi sava insanlarn yabani bencilliinin ve barbarlnn bir sonucuydu.23
Doadaki canllara bakldnda, sahip olduklar g asndan en zayf olan insan, acmasz doa koullarna kar bireysel direniler yannda, toplumsal bir
21 Hume, baz lkelerde, yeterli miktarda bulunduundan, toprak iin herhangi bir dzenleme
yaplmazken, snrl olmas nedeniyle su iin bir yasa karlmasn retisi iin rnek
vermektedir; bkz. Hume, EPM, s. 11.
22 Hume, Treatise, s. 479.
23 Doann bu durumunu Hobbesa balayan genel anlayn yanllna da iaret ediyor Hume.
Bu grn Platondan bile nceye dayandn, Platonun, Devlette bu anlayn aksini
kantlamaya altn, Ciceronun da bu dnceyi savunduunu aklyor. Bkz. David Hume,
Ahlak, ev. Nil imek, Dergh Yaynlar, stanbul, 2010, s. 31, 2 numaral dipnot.

99

Felsefe Dnyas

yaamdan da destek almak zorunda idi.24 Toplum yaam baladktan sonra da


toplumsal ilikileri ve bu ilikileri belirleyen kurallarn ortaya kmas gereklilik
halini ald. Bencil deil de bakalarn dnme duygusu daha baskn olan bir
insan anlayn benimseyen Hume, adalet kurallarnn olumasnda bu erdemin
de etkili olduunu savunur.25 Hume, adaletin ortaya kma srecinde bir doa
durumunun varln kabul eder; ancak, insann egoizminin baskn olduu grne de doal hukuk anlayndaki doal adalet anlayna da itibar etmez.26 nsann, hayrseverlik ya da iyilikseverlik (benevolence) zellii yannda bencillik
ve kiisel kar peinde olma niteliklerine de sahip olduu bir vakadr. Hume,
esas olann iyilikseverlik olduunu iddia eder, fakat kimi zaman dier erdemsizliklerin ne kabileceini de gz ard etmez. Byle durumlarda adalet kurallar
devreye girer. Hume bu dncesini de yle ifade eder:
Yreim komumun karlar ile kendi karlarm arasnda bir ayrm yapmyorsa fakat onun btn aclarn sanki benimkilermi gibi ayn kuvvet ve
dirilikle paylayorsa, niin onun arazisi ve kendiminki arasnda snr talar
ykselteyim?27

Duygudalk ve iyilikseverlik egemense hibir nlem almaya gerek yoktur, Humea gre. nk, bireyler arasndaki karlkl iyilikseverlik glendike
aralarndaki mlkiyet ayrm byk oranda karr ve kaybolabilir. Ayn ekilde,
Kanunlar araclyla evli kiiler arasnda dostluun imentosunun, iyeliklerin btn ayrmlar ortadan kalkacak kadar gl olduu varsaylmaktadr28
Herkes iin yeterli olacak ekilde her ey var iken neden kavga ksn, neden
paylama ihtiyac olsun diye soran Hume, bu durumda da adalet denilen mekanizmann gereksiz olduunu savunur.29 Az nce de iaret edildii gibi, ihtiyaca
cevap veremeyen bir gereklilik ortaya ktnda kavgann fitili de atelenmi
olur; bylece, egoizmi ve sava yn harekete geen insan dizginlemek iin
adalete ihtiya duyulur. Adalet arada anlamazlklar ve kavgalar balad zaman
toplumsal bir zorunluluk olarak ortaya kar. Bu gereklilii Hume u kararl ifadelerle ortaya koyar:
Toplum faydas adaletin biricik kkenidir ve bu erdemin yararl sonular
hakkndaki refleksiyonlar adaletin deerinin biricik temelidir; bu nerme,
daha ok merak uyandrdndan ve nemli olduundan, incelememizi ve
aratrmamz daha fazla hak etmektedir.30
24
25
26
27
28
29
30

Hume, Treatise, s. 420.


A.g.e., s. 422
Hume, Ahlak, s. 32.
A.g.e., s. 27.
A.g.e., s. 28.
Bkz. a.g.e, s. 26.
Hume, EPM,, s. 11.

100

Felsefe Dnyas

Mlkiyetin korunmasnda da karlkl yarar ilkesi temel ilkedir. Siz bakasnn mlkne dokunmayacaksnz, o da ayn ekilde sizin mlknze dokunmayacak. Karlkl gven herkesin yararna olacaktr.31
Adalet Szlemeden Domaz (!)
Hobbesun felsefesinde, insann gvenilmez bir doaya sahip olduu,
bu gvensizlii gidermek iin karlkl szleme yaplmas gerektii yolunda
yaplan deerlendirmeler nemli bir yer tutar. Humeun da ierisinde yer ald kimi filozoflar, Hobbesun insanlarn birbirlerine olan gvensizliini abartt
grndedirler. Oysa Hobbes, insann zgeci yn ar basar diyen Shaftesbury,
Hutcheson ve Hume gibi filozoflarn grlerine benzer bir dzeyde, tabii ki onlarn grlerine muhalif olarak, insann bencil ve kavgac ynnn daha ar
bastn iddia eder. O, bu kskan ve kavgac ynn mutlak olmadn, arzi
bir durum olduunu belirtmekle birlikte, sistemini bu gereke zerine kurar.32
Bu kabulden yola kan Hobbesun deerlendirmelerine gre, herkesin kendi
deneyimlerine dayanarak bildii ve kabul ettii gibi, insanlar doal karakterleri
gerei genel bir gcn korkusu tarafndan snrlandrlmadka birbirlerine gvenmezler. Byle bir korku sz konusu olunca da, herkes gc ve becerisi orannda kendini koruma gdsyle hareket eder ve aralarnda yapacaklar szleme
ile karlkl bir gven ortam oluturmaya alrlar.33 Hume, salt gvensizlie
dayal bir szleme yaplmasn mantkl bulmaz. Yukarda da iaret edildii gibi,
Treatisede Hobbesu ve ona paralel dnenlerin yorumlarn ar bulur ve eletirir.34 Ancak, bu eserde, adaletin bir szleme ile ortaya ktna da ilke olarak
kar kmamakta, hatta onaylamaktadr.35 Mesela u szler Humeun adaletin
szleme ile ortaya ktn sylemesine ak rnektir:
Adalet douunu insanlarn karlkl anlamalarna borludur; bu anlamalar, insan zihninin belli niteliklerinin dsal objelerin konumlar ile akmasndan doan belli uygunsuzluklara kar bir are olarak dnlmlerdir.
Zihnin sfatlar bencillik (selfishness) ve snrl cmertliktir (limited generosity). Dsal nesnelerin konumu ise, insanlarn dilek ve istekleri ile karlatrmadaki darlklarna ek olarak kolayca deimeleridir.36
31 Hume, nceleme, s. 329.
32 Bkz. Thomas Hobbes, Elementa Philosophica DE CVE, Yurttalk Felsefesinin Temelleri, ev.
Deniz Zarakolu, stanbul, 2007, s. 12-13.
33 Hobbes, a.g.e., s. 11.
34 Hume, Treatise, s. 486.
35 Bkz. Treatise, s. 489;
36 Hume, nceleme, s. 331; nsan Doas, s. 427. Bu alntdan yola karak, Humeun da insann
birbirlerine kar bencilliklerinin egemen olduu dncesinde olduu dnlmemelidir; nk
o, ayn eserde Hobbes ve benzerlerinin insan egoizmi ile n plana karmalarn eletirmekte,

101

Felsefe Dnyas

Hume, buradaki grlerinin nihai grleri olmadn da zaten daha sonra yazd yazlarda dile getirmektedir.37 Humeun buradaki kararszl Ahlakn
lkeleri zerine Bir Soruturma (An Enquiry Principles of Morals) eserde ksmen giderilmitir. kinci eserde, adaletin szlemeden doduu yolundaki grleri sama bulurken, szleme kavramn aklama gerei duymakta, klasik gelenee uygun, baka deyile genelin anlad anlamda bir szlemenin adaletin
ortaya k nedeni olamayacan ne srmektedir. Hume, sz vermek ya da
szleme yapmak ifadelerini gereksiz ve anlamsz bularak, byle bir ykmllk altna girmeksizin, karlkl yarar ilkesi ile mlkiyeti ortadan kaldrabiliriz
demekte, kelimeler zerinde gereksiz tartmalara girmektedir.38 Burada da yle bir deerlendirme yapmaktadr: Adaletin insanlarn szlemelerinden ortaya
kt insanolunun gnll seiminden, rzasndan veya uyumasndan ileri
geldii bazlar tarafndan ileri srlmtr. Eer szlemeden kast bir sz verme
ise (ki kelimenin alldk anlam budur), hibir ey bu durumdan daha sama olamaz. Verilen szlere riayet edilmesi, adaletin en nemli paralarndan biridir ve
szmz tutmaya kesinlikle bal deilizdir; nk szmz zaten tutmak iin
vermiizdir. Eer szleme ile kastedilen, her insann kendi yreinde hissettii,
arkadalarnda iaret ettii ve onu genel eylemler plannn veya sisteminin iinde bakalaryla uyumaya tayan ve toplum faydasna meyleden bir ortak kar
hissiyse, bu anlamda, adaletin insanlarn szlemelerinden ortaya kt kabul
edilmelidir.39 Grld gibi, Hume, bir yandan, adalet mekanizmasn szlemeden tretirken, dier yandan da adalet olgusunun ihtiya duyulduunda ortaya
kan ve yazl, somut bir szlemeye gerek duyulmadan moral duygu yoluyla
anlalan, karlkl gven ve rzaya dayanan bir durum olarak grmektedir. Bu
da, onun bu konuda kararl bir tutum sergilemediini gstermektedir. Humeun,
sz verme ile bir ortak kar hissine dayal doal szlemeyi ayr tuttuu
anlalmakta, korku ve gvensizlik gdsyle yaplan mukaveleyi kabul
onlarn insann bencillii yolundaki deerlendirmelerini abartl bularak, insann bakasn
dnme duygusunun daha n planda olduunu kabul etmektedir. Bkz. Hume, Treatise, s.
486-487; nceleme, s. 326. John Passmore gre de, Hume, insan doasnn ilahiyatlarn bir
kesiminin dedii gibi ne tam kt ne de bir baka kesiminin dedii gibi yar-tanr bir varlk
olduuna inanr. O insanlarn iyiliksever olabileceklerini dnmtr. Bkz. Magee, a.g.e., s.
161)
37 Enquiry Concerning the Principles of Moralsn banda yer alan duyuru ksmna baklabilir.
38 Bkz. EPM, s. 89; Ahlak, s. 141.
39 Hume, Ahlak, s. 140-141. Hume burada convention ile promise kelimeleri arasndaki
paralellie dikkat ekiyor. Ona gre, eskilerin karlkl szleme akdi anlamna gelen
conventionu ya da contract ile promise, yani sz verme ayndr. Dolaysyla eer
convention promise anlamna gelmiyor, salt dtan zorlamalarla yaplan bir akit deil de,
iten, toplumun ortak kar hissine gtren bir duygu ise, adaletin szlemeden doduu kabul
edilebilir, diyor Hume, Bkz. EPM, s. 89.

102

Felsefe Dnyas

etmemektedir. Azdan verilen sz gereksiz bulan Hume, u deerlendirmeyi de


yapyor: nsanlarn, yararl olduuna dair bir duygu ve izlenimleri varsa, ortak
kara dayal zaten doal bir uzlama olacaktr. Aksi hallerde zaten bu erdeme
uymann bir anlam kalmazd. ki adam, ortak kar iin herhangi bir sz verme
ya da anlama olmakszn ortak szleme yoluyla bir kayn kreklerini ekerler.40 Altn ve gm dei toku lt olarak bu yolla deerlendirilmekte, ayn
ekilde sz, kelimeler ve dil insan szlemesi ve anlamas ile dzenlenmektedir.
Herkesin roln yerine getirmesi birden fazla kii iin yararl olur, bireysel hareket edilirse hibir kimsenin yarar olmaz. O halde bu tr szlemeler ak sz
verme ile deil, bir anlamda zmn (kapal), ortak yarara dayal gdden ortaya
kar.41 Hume, kar kt sz vermenin gereksizliini samimi duygularla ortaya kan kimi davranlardan rneklerle ortaya koyup, evlilikle ortadan kalkan
ben sen ayrm da buna rnek verip yle diyor:
Candan bir duygu her eyi dostlarn ortaklna aar; zellikle de evlenen
insanlar karlkl olarak mlkiyetlerini brakrlar ve toplumda son derece
zorunlu olan ve fakat bir o kadar da rahatszla neden olan benim ve senin
kavramlarn unuturlar.42

Humeun bu rnei her zaman geerli olmamtr. O dnemin zel koullar ok bilinmemekle birlikte, gnmzde, evlilik kurumunda, aralarnda kmas
muhtemel anlamazlklara kar gvence olmas iin eler hakknda hukuki dzenlemeler yaplmakta, sahip olunan mlkiyet, ortak yarar ilkesine gre kayt
altna alnmaktadr. Eler arasndaki sevgi ve karlkl fedakrlk, devletin gvencesine dayal hukuki bir dzenleme ile glendirilmektedir.
Adalet, gerektiinde, insanlarn maharetiyle (artifice of men) meydana
getirilen yapay bir erdemdir!
Humeun, gerek ncelemede, gerekse Ahlakn ilkeleri zerine yazd denemelerde yer alan adaletle ilgili yazlarna baklrsa, adaletin toplumsal yarar
gerei ortaya kt aka grlecektir. Bu eserlerde, insann doutan sahip
olduu kimi erdemler ile, herhangi bir yarar gerekesiyle sonradan meydana getirdii erdemler arasndaki farklar rneklerle anlatlmaktadr. Adalet idealinin
ycelii, doutanl ya da onun doall yolundaki grleri Hume kabul etmez. Ona gre adalet, insann deneyiminden deil de, doal eiliminden gelen
duygudalk tr bir erdem deildir. Humeun u rnekleri doal erdemi anlatmaktadr: Bir ebeveyn, o doal duygudalkla kendinden geerek, ocuunun
yardmna koar Cmert (generous) bir insan, arkadana hizmet etmenin bir
40 Hume, EPM., s. 89.
41 A.g.e., s. 90.
42 Hume, nceleme, s. 331

103

Felsefe Dnyas

frsatn keyifle kollar; nk kendisini iyiliksever duygulanmlarn hkimiyeti


altnda hisseder43 Hume, doal olmayan, yapay erdem iin de u aklamay yapyor: nsanln koul ve zorunluluklarndan kaynaklanan bir tr marifet
(artifice) ya da icat (contrivance) araclyla haz ve onay reten baz erdemler
vardr. Adaletin de bu tr bir erdem olduunu ileri sryorum44 Hume, bu
konudaki gerekesini aklarken, ahlaki gzken eylemlerin kendisinin deil, onlar meydana getirdiini dndmz gdnn iyi ya da kt olduu
yolunda yargda bulunuruz diyor. Eylemin kendisi, ancak onu meydana getiren
gdnn niteliine ilikin bir iarettir. nemli olan, ite olan ve bir iaret olmadan bilemeyeceimiz gddr. Eylemin kendisi gstermelik olabilir, bu nedenle,
onun ahlaki deerini bilebilmemiz iin ie bakmamz gerekir.45 Bir kimseyi,
eylemi gerekletirmedii iin sularken, onu eyleme geirmesi gereken gd
ynnde hareket etmedii iin sular, o gdy dikkate almamasn onun erdemsizlii olarak grrz. Bu nedenle tm erdemli eylemler deerlerini erdemli gdlerden tretirler.46 Salt eylemin erdemine duyulan saygnn o eylemi reten ve
onu erdemli klan ilk gd olabileceini varsaymak, bir nevi ember ierisinde
akl yrtmektir. te bu gerekeyle Hume, bir eylem biz o eylemin erdemine
sayg duymadan nce erdemli olmaldr. yleyse belli bir erdem gds o saygdan nce gelmelidir der. ocuunu ihmal ettii iin bir babann knanmas,
her ebeveynin devi olan efkat asndan yetersiz olmas sebebiyledir. Doal
efkat dev olmasayd byle bir knama da gereklemezdi. Bakalarna srekli
iyilikte bulunan, insanlarn skntlarn gideren bir kimseyi, iinde bulunan yce
bir insanln gerei olarak bu eylemleri gerekletirmi olduu dncesiyle erdemli buluruz. Onun bu insanl eylemlere bir deer kazandrr, eylemler ikinci
plandadr, der Hume.47
Hume, adaletin doal ya da yapay erdem trlerinden hangisine girdiine
ilikin deerlendirmeyi yaparken, nce u geerli maksimi anyor: Hibir eylem, insan doasnda o eylemi retecek, ahlak duygusundan ayr, belli bir gd
(motive) olmadka erdemli ya da ahlak iyi olamaz.48 Burada ok nemli bir
nokta vardr ve o da udur: Hume, herhangi bir eylemi harekete geiren niyet ya
da gd ile ahlak duygusunu ayr tutuyor. Az nce iaret edildii gibi, o, bir
eylemin ahlaki deeri olmas iin niyet ya da gdnn nemli olduunu gryor.
Normalde, eylemi reten insani zelliin, doal olan gd ya da dev duygusu
43
44
45
46
47
48

Hume, EPM, s. 87; Ahlak, s. 139.


Hume, Treatise, s. 477, 484; nceleme, s. 320.
Hume, Treatise, s. 477.
A.g.e., s. 377.
Ag.e., s. 378.
A.g.e., s. 379.

104

Felsefe Dnyas

olacan savunurken, daha formel ve da ynelik olan ahlak duyusunun da


erdemli bir eylem retebileceini savunuyor, Hume. Bu eylemin retilmesinde, az nce zikredilen gd ya da niyetten yoksun bir insan, kendisindeki bu
eksiklii gidermek amacyla aba gsterebilir, erdemli bir eylemde bulunabilir.
Gstermelik gibi gzken bu erdemli eylemler de yarar ya da knanma
gibi kayglarla gerekletirilebilir. Ald borcu iade eden birinin bu devi yerine
getirmesinde ok farkl etkenlerden sz edilebilir. Mesela, demedii takdirde
ihtiya duyduu baka bir zamanda ondan mahrum olaca kaygs, knanma,
toplumda itibar grememe vb. hesaplarla devini yerine getirebilir. Humea gre
ne dev, ne iyilikseverlik (benevolence), ne de kamu yarar adaletin kkensel
gds olamaz. Grld gibi, insan doasndan ayrlmaz bir nitelik olarak
grd, duygudalk, hayrseverlik gibi gdlerin adaletin gds olmayacan ne sren Hume, adaleti bir kanunlar manzumesi olarak grp, gerektiinde
askya alnabilen geici, yapay bir erdem olarak nitelendirmektedir. Sofistik akl
yrtme olduu gerekesiyle, yukarda saylan erdemleri adaletin gds kabul
etmeyen Humeun sofistik emberden kurtulduunu sylemek zor gzkyor!
Yine de Humeun bu savn buraya alp dikkatle yorumlamak yararl olabilir,
yle diyor Hume:
Hakkaniyet (equity) yasalarna boyun eme konusunda hakkaniyetin kendisinden ve o boyun emenin faziletinden baka gerek ya da evrensel hibir
gdmz yoktur; hibir eylem, ayr bir gdden doamadnda, adil ya da
faziletli olamayaca iin, burada ak bir sofistlik ve bir dng iinde akl
yrtme sz konusudur. yleyse doann bir sofistlik meydana getirdiini
ve bunu zorla kanlmaz kldn kabul etmedike, adalet ve adaletsizlik
duygusunun doadan tremediini, aksine her ne kadar zorunlu olarak eitimden ve insan szlemelerinden olsa da, yapay bir ekilde doduunu kabul etmemiz gerekir.49

Zaruret Halinde Adalet (Yasalar) Askya Alnabilir!


Humea gre adalet ve hakkaniyet (equity)50 kurallar tamamen toplumda grlecek yarara baldr. Ar durumlarda adalet de hakkaniyet de btn
kurallaryla askya alnabilir. Bir eyin, adalet ve mlkiyet konusu olmayacak
kadar bol olmas, sava, gayri nizami mcadele, terr gibi sorunlarla yz yze
gelinmesi gibi durumlarda adalet dediimiz, hukuki dzenlemeler askya alnabilir.51 Toplumun yarar ilkesine dayandrlan ve yapay bir erdem olarak nitele49 Hume, nceleme, s. 324; 332; 384.
50 Hakkaniyet (Nasafet), bir anlamda, somut olay adaleti ve hukuktaki katln giderilmesi,
zel durumlara ait bir eit zm yolu anlamna gelir; bkz. Ejder Ylmaz, Hukuk Szl,
Ankara, 2005, s. 254.
51 Buraya, normal dnemlere ilikin adalet kurallar diye bir eklemede bulunmak yararl

105

Felsefe Dnyas

nen adaletin, insanlarn zarar grecei bir kural haline dnmemesi iin istisnai
durumlarda askya alnmas, Humeun niyeti asndan tutarl bir grtr. Bu
istisnai durumlar bir iki rnekle aklamak daha aydnlatc olacaktr. rnein
bir gemi kazasndan sonra herhangi bir gvenlik vastasn zapt etmek su tekil eder mi? Ya da kuatma altnda tutulan bir ehir halk alktan lme tehlikesiyle kar karya ise, adalete uymak adna kendilerine ait olmayan koruma
aralarna dokunmayp, lme gitmeyi gze almalar ne lde savunulabilir?
Kullanlmas, toplumun dzeni ve mutluluunu salamak olan adalet erdemini,
yok olma pahasna uygulamann doru bir ey olmad aktr. htiyac olan bir
topluluun, olaanst durumlarda, tahl ambarlarn amalar hakkaniyet erevesinde deerlendirilecei iin adalet e aykrlk tekil etmez.52 Humeun bu
yorumu, onun, adaletle pozitif yasalarn ayn ey olduu dncesini de ortaya koymaktadr. nk o, belirli durumlarda, yasaya uymamay da hakkaniyet erevesine alarak, adaletin toplum aleyhine iletilmeyeceini gstermi olmaktadr. Humeun, yarg otoritesinin geniletilmesini istemesi ve hukuk
adamlarnn istisnai durumlarda inisiyatif kullanmalarnn hakkaniyet ilkesi
asndan ok nemli olduunu vurgulamas dikkat ekicidir. nk burada asl
olan toplumun yararn gzeten bir zm retmektir; adaletin varlk sebebi de
budur zaten.53 Baka bir rnekte, haydutlarn eline den bir kimsenin, yasa ve
iktidarn korumasndan mahrum olduu bir durumda, kalkann ya da klcn kime
ait olduunun ne nemi olur, diye soran Hume, Adaletin olaan kurallarnn gerektiinde askya alnabileceini srarla savunur. Ayn kural uluslararas hukuk
asndan da deerlendirmek mmkndr. Sava durumunda, medeni toplumlar
da olsa, sava kurallarn geerli klp, kanl saldrlara daha kanl bir biimde
yant verebilir.
Sonu
David Hume, genel felsefesinde olduu gibi hukuk felsefesinde de bir
kpr grevi grmtr. Bir yandan doal ve geleneksel hukuk anlaylarna
yer verip benimserken, dier yandan da, yarar ve adalet arasndaki ilikiyi n
plana kararak modern hukuk kuramclarnn grlerine nclk etmitir. Hi
kukusuz, Hume ikinci akma ok daha yakn grler ortaya koymutur. Hume
ahlakn nemli bir dal olarak grd adaleti, yeri geldiinde ina edilen bir
kurum olarak grmekte, mutlaka yazl bir szleme olmas gerektii grne katlmamakta, toplum yararna, doal ve imal bir anlama ya da uzlamay
olacaktr; nk olaan olmayan dnemlerin de kendilerine gre hakkaniyet erevesinde bir
baka dzenlemeyi gerektireceini gzden karmamak gerekir.
52 Bkz. Hume, Ahlak, s. 29-30.
53 A.g.e., s. 28.

106

Felsefe Dnyas

yeterli grmektedir. Ona gre, doal hukuku ve adaleti savunanlar da, modern
ve pozitif hukuku savunanlar da, grlerinin sonsuza kadar geerliliini koruyacan savunmakla isabetli bir deerlendirme yapmamaktadrlar. nsann, zaman
ierisinde karlat koullarn bir rn olan ve btnyle mlkiyetin korunmasna ynelik bir yarar ilkesine dayanan adalet kurallar yasallk ya da kanuna uygunlukla e anlamldr. Adalet yasalar esnektir; zaruret halinde askya
da alnabilir. Adaletle ilgili hibir kurala evrensellik ve ebedilik verilemez. Yani
pozitif hukuk ve adalet anlayna da, deimeyen doal adalet anlayna da uzak
duran Hume, adaleti, mlkiyetlerin korunmasn ve dzenli paylamn salayan,
bireyin ve toplumun yararn ilk planda tutan, herkesin verdii szn ve zerine
ald ykmllklerin yerine getirilmesini salayan yapay bir erdem olarak grmektedir. Yarar ilkesini adaletin ve mlkiyetin temeline koyan Hume, dorudan
ya da dolayl olarak, yararc okulun nemli filozoflar olan Bentham ve Milli
de etkilemi bir filozoftur denilebilir.
z
Humeun Adalet Kuram
Hume, ahlakn aklla deil de duygularla temellendirildiini vurgulamas
nedeniyle, anti rasyonalist ve bir ampirist olarak bilinir. Erdem duygusu ve iyilikseverliimizin akldan ok duygudalk duygusuna bal olduu gibi; o, erdem ve
dorulua ilikin yarglarmzn aklmzdan ok duygudalk kapasitemize bal
olduuna inanr. Humeun dncesinde, adalet doal deil, aksine yapay bir
erdemdir. Humea gre, adaletin varl insanlarn aralarnda fiil anlamalarna baldr; nk adalet duygusu birincil gds bakalarnn yararn dnme
duygusudur. Bundan dolay Hume, psikolojik egoizmi reddeder. O, adalet teorisini aklamada toplumsal kar merkeze koyar. Hume, bu yolda, Bentham ve
Mill gibi yararc filozoflar etkilemitir.
Anahtar szckler: Hume, adalet, yapay erdem, iyilikseverlik, yararclk.
Abtract
Humes Justice Theory
Hume is seen as an empiricist and an anti-rationalist because of his emphasis on sentiment as the basis of morality. He believes that judgments about
virtue and rightness depend on our capacity for sympathy rather than on the form
of reason, which in turn, being virtuous depends on feelings such as benevolence
and sympathy rather than on reason. To Hume, justice is not a natural but an
artificial virtue. Hume argues that justice arises from the convention among
people. Since, the primary motive of justice is the consideration of the interest of
107

Felsefe Dnyas

others. In this way, Hume rejects psychological egoism in the account of justice.
He places social utility at the centre of his explanations for the theory of justice.
In this respect, Hume influenced utilitarian philosophers such as Bentham and
Mill in the development of their theories.
Keywords: Hume, justice, artifical virtue, benevolence, utilitarianism

Kaynaklar

Aristoteles, Nikomakhosa Etik, ev. Saffet Babr, Bilgesu Yaynclk, Ankara,


2007.
Broadie, Alexander, The Tradition of Scottish Philosophy, A New Perspective
on Enlightenment, Edinburgh, 1990.
Hir, Ernest, Hukuk Felsefesi ve Hukuk Sosyolojisi Dersleri, Gncel dile
uyarlayan, Seluk Baran (Vezirolu), Banka ve Ticaret Hukuku Aratrma
Enstits Yayn, Ankara, 2001.
Hobbes, Thomas, Elementa Philosophica DE CVE, Yurttalk Felsefesinin
Temelleri, ev. Deniz Zarakolu, stanbul, 2007.
http://www.theoi.com/Daimon/Dikaiosyne.html
Hume, David, A Treatise of Human Nature, (Treatise), Ed. Selby, Bigge, Great
Britain, 1960.
Hume, David, Ahlak, ev. Nil imek, Dergh Yaynlar, stanbul, 2010.
Hume, David, An Enquiry Concerning Human Understanding, (Enquiry),The
Open Court Publishing Co, Chicago, 1927.
Hume, David, nsan Doas zerine Bir nceleme, (nceleme) ev. Aziz
Yardml, dea Yaynevi, stanbul, 1996.
Hume, David, An Enquiry the Principles of Morals (EPM), Oxford Universty
Press, London, 1998.
Hume, David, nsan Doas zerine Bir nceleme, (nceleme) ev. Ergn
Baylan, Bilgesu Yaynclk, Ankara, 2009.
Kabaaa, Sina, Alova, Erdal, Latince Trke Szlk, stanbul, 1995, s. 331.
Kempt Smith, Norman, The Philosophy of David Hume A Critical Study of Its
Origins And Central Doctrines, Edinburgh, 1940.
Magee, Bryan, Byk Filozoflar, Platondan Wittgensteine Bat Felsefesi, ev.
Ahmet Cevizci, stanbul, 2000.
Mautner, Thomas, Dictionary of Philosophy, Printed in United Kingdom, 2005.
Rawls, John, A Theory of Justice, Oxford, Oxford University Press, 1999.
Ylmaz, Ejder, Hukuk Szl, Ankara, 2005.
108

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

FAYDA, ZGRLK VE DEMOKRAS LKS


BALAMINDA JOHN STUART MILLN POLTK
FELSEFES
Derda KKALP*

Giri
John Stuart Mill, ok ynl bir dnrdr. Mill temelde bir politika filozofudur. Fakat Mill dneminin geni ufuklu dier filozoflar gibi, politikay
ahlak, eitim, epistemoloji, sosyoloji, tarih ve ekonomi konularyla balantl
olarak ele ald iin, onun felsefesi, sz konusu konular ilgi oda olarak alan
disiplinler iin de nemli bir deere sahiptir. Millin politik felsefesi sz konusu
olduunda iki nemli hususun gz nnde bulundurulmas gerekmektedir:
lk husus, Millin bir gei dnemi dnr olmasdr. Millin politik
felsefesinin kimi ynleriyle klasik liberalizm, kimi ynleriyle ise modern liberalizm ile benzerlikler tayor olmas, onun gei dnemi dnr olmasndan
kaynaklanr.1 rnein, Millin, negatif zgrlk anlayn ve siyasal iktidarn
snrlandrlmas dncelerini savunmas, onun klasik liberalizmi benimsemi
bir dnr olduu izlenimini uyandrrken, bireyin ierisinde bulunduu sosyal
balama ynelik ilgisi ve bu ilgi temelinde belirli durumlarda devletin toplumsal
yaama mdahalesini savunmas ise, onu on dokuzuncu yzyln ikinci yarsnda
ortaya kan ve klasik liberalizmin soyut birey anlay yerine tarihsel-toplumsal
bir birey anlayn esas alan ve bu birey anlay temelinde devleti bireyin maddi
ve manevi geliiminin nndeki engelleri kaldrmakla ykmleyen pozitif bir
zgrlk anlayn benimseyen modern liberalizme2 yaklatrr. Mill, oy hakknn alanlar ve kadnlar da kapsayacak ekilde geniletilmesinin ve kadnlarn
sosyal yaam ierisindeki dezavantajl konumlarnn dzeltilmesinin nemine
dikkat ekerken de, bir gei dnemi dnr olduunu gsterir.3 Tarihin ile*
1
2
3

Uluda niversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakltesi Kamu Ynetimi Siyaset ve Sosyal
Bilimler Anabilim Dal, Do. Dr.
Fatmagl Berktay, Liberalizm: Tek Bir Teorik Pozisyona ndirgenmesi Olanaksz Bir deoloji,
Modern Siyasal deolojiler, der. Birsen z, stanbul Bilgi niversitesi Yaynlar, stanbul,
2010, s. 77.
Levent Kker, Demokrasi zerine Yazlar, mge Kitabevi, Ankara 1992, s. 45.
Fatmagl Berktay, a.g.e., s.79.

109

Felsefe Dnyas

yii demokratikleme ynndedir ve genel olarak demokratik haklara zel olarak


ise kadn haklarna ynelik vurgularyla Millin dnceleri sz konusu ileyiin
izlerini tar.
kinci husus ise onun dncelerinin farkl felsefi ve ideolojik akmlarndan izler tayan eklektik bir karaktere sahip olmasdr.4 Mill, gerek babas James
Mill gerekse babasnn yakn arkada ve aile dostlar olan Jerremy Benthamn
etkisiyle dnce hayatnn balarnda faydacl benimsemitir. Fakat Mill sonralar Alman romantik felsefesi ve tarihselci dnceyi tandka Benthamc faydaclktan uzaklam ve literatrde niteliksel faydaclk olarak adlandrlan bir
faydaclk anlayn savunmutur.5 Alman romantik felsefesi ve tarihselci dnce Millin zgrlk anlay zerinde de etkili olmutur. Millin zgrlk
ile bireyin ierisinde bulunmu olduu tarihsel, toplumsal, ekonomik ve kltrel
balamlar arasndaki ilikiyi dikkate alarak, mensubu olduu klasik liberal dnce geleneinden farkl olarak lml bir negatif zgrlk anlayn savunmas
sz konusu etki ile aklanabilir. 6 Ayn ekilde Millin dnceleri babas James
Mill ve Bentham gibi felsefi radikallerin dnceleriyle yaknlk gsterse de, Mill
yine romantik felsefe ve tarihselci dncenin etkisinin bir sonucu olarak, felsefi
radikallerin statik politik dzen anlayn eletirmi ve politik dzenin toplumlarn tarihlerinden ve kltrel zelliklerinden bamsz olarak dnlemeyeceini kabul etmitir.7 te yandan Millin felsefesi sosyolojiyi tarih felsefesiyle
birletiren erken dnem Fransz sosyoloji dncesinden de izler tar.8 Mill, bir
politika filozofu olmasna ramen, almalarnda zgrlk ideali ve ideal politik
dzen ile uyumlu olmayan tarihsel-toplumsal koullarn neler olduunun altn
izerken bir sosyolog gibi dnr. Millin dncelerinin eklektik karakteri bir
liberal dnr olarak onun sosyalizme ilikin deerlendirmelerinde de kendini
gsterir. Mill, sosyalizmi, Saint-Simon, Fourrier ve Owen gibi topyac sosyalistlerin sosyalizm tanmlar balamnda ele alr. Mill, ortak mlkiyeti, devletin
deil bireylerin zgr iradeleriyle kurduklar ve demokratik zynetim esasna
gre ynettikleri birlik, irket, dernek ve kooperatiflerin retim aralar zerindeki mlkiyeti olarak anlayan ve devletin dorudan iktisadi hayata mdahalesine
kar kan sz konusu sosyalizm anlayn, liberalizmin bireysel zgrlk ve
4
5
6
7
8

R. J. Halliday, Political Thinkers Volume IV: John Stuart Mill, Edited by Ceraint Parry,
Routledge, London and New York, 2004, s.1-23.
Cengiz ala, Adann Harika ocuu, Mill, Cengiz ala, Say Yaynlar, stanbul, 2007, s.24.
John Skorupski, Liberal Doalcln Kaderi, ev. Selim Dingilolu, Mill, Cengiz ala, Say
Yaynlar, stanbul, 2007, s.70-71.
Nicholas Capaldi, John Stuart Mill A Biography, Camridge University Press, Camridge, 2004,
s. 91-93.
A.g.e., s. 164-165

110

Felsefe Dnyas

zerklik idealleriyle elikili olarak grmez. Tersine Mill bu tr bir sosyalizmin


bireyin endstriyel alan karsnda zgrln ve bamszln gelitireceini
dnr. 9
Millin btn almalarndan politika felsefesi ile ilgili birtakm sonular
karsanabilirse de, zellikle olgunluk dneminde ortaya koymu olduu Utilitarianism, On Liberty ve Considerations on Representative Goverment isimli
almalarnn onun politika felsefesinin anlalmasnda ayr bir neme sahip olduu sylenebilir. Millin dncelerinin en kmil halinin yansmasn bulduu
sz konusu almalar birbirlerini tamamlayc niteliktedir. Mill Utilitarianism
isimli almasnda politika iin bir deerlendirme lt olarak grd fayda
kavramn ele alr. Bu almasnda Mill kendi faydaclk anlaynn yan sra
faydacln ahlak ve politika felsefesi bakmndan anlamn ve faydaclk ile
bir politik kavram olan adalet arasndaki ilikiyi ortaya koyar. Mill, zgrlk ve
temsili demokrasiyi fayda temelinde savunduu iin Utilitarianism, On Liberty
ve Considerations on Representative Govermentin anlalmas bakmndan kilit
neme sahip bir almadr. Mill, On Libertyde zgrln ne anlama geldii,
zgrln ve bireysel farkllklarn neden bireylerin ve toplumlarn mutluluu
iin gerekli olduu, zgrln hangi durumlarda politik iktidar tarafndan snrlanabilecei konularn, Considerations on Representative Govermentta ise, hem
bireysel ve toplumsal yararn artrlmas hem de bireysel yarar ile ortak yarar arasndaki uyumun salanmas asndan temsili hkmetin (demokrasi) nemi, toplumlarn geliimi ve insanln ilerlemesi ile temsili hkmet arasndaki iliki ve
temsili hkmetin toplumsal ve kltrel koullarla ilikisi konularn ele almtr.
Politikann Meruiyet Zemini: Niteliksel Faydaclk
Mill, Utilitarianismde, ncelikle faydacln bir izahn yapar. Mill, insan hareketinin amac olduunu dnd fayday, iyi ve ktnn ne olduu
konusunda kendisine mracaat edeceimiz nihai deerlendirme lt (summum
bonum) olarak kabul eder.10 Mille gre, failine fayda getiren eylem iyi, strap
getiren eylem ise ktdr. Bu durumda ahlak kendilerine uyulmas insanlar iin
faydal olan birtakm hareket kurallar ve ilkelere karlk gelir. Bu faydac ahlak
izah Millin savunmu olduu faydacl anlamak bakmndan nemli olsa da
yeterli deildir. Zira bu izah Millci faydacln, Benthamc faydaclktan farknn ne olduu hususunu aydnlatmaz. Sz konusu hususun aydnlatlmas iin
Millin Benthamc faydacla yneltmi olduu eletiriler k noktas olarak
alnabilir. Mill, Benthamc faydacl genel olarak nedenden dolay eletirir:
9

Bruce Baum, J. S. Millin ktisadi zgrlk Anlay, ev. Ece Cihan Ertem, Mill, Cengiz
ala, Say Yaynlar, stanbul, 2007, s.154-157.
10 John Stuart Mill, Faydaclk, ev. ahap Nazmi Cokunlar, AraBasmevi, Ankara, 1946, s. 13-14.

111

Felsefe Dnyas

- lkin Mille gre, Benthamc faydaclk, ncelikle, faydalar arasnda niteliksel bir ayrm gzetmedii, dolaysyla da faydalarn llebileceini varsayd iin sorunludur. Benthamc faydaclk her faydann niceliksel bir deere
sahip olduunu kabul ettii iin btn faydalar birbirleriyle kyaslanabilir olarak
grr. rnein Benthamc bir kii kitap okumakla, tka basa karnn doyurmann
kyaslayabileceini ve hangi eylemin kendisine vermi olduu fayda niceliksel
olarak daha yksekse onu tercih etmenin doru olacan dnr. Bu kii, eer
tka basa karnn doyurmann kedisine 2 birim, kitap okumann ise 1 birim fayda
getireceini hesaplamsa tka basa karnn doyurmay okumaya tercih edecektir.
Buna karn Millci bir kii, faydalar arasnda niteliksel bir ayrm gzettii iin kitap okumakla tka basa karnn doyurmann kesinlikle kyaslanamayacan dnr.11 Millci bir kiiye gre kitap okumak bir entelektel bir faaliyet olduu iin
onun getirecei fayda her zaman daha stn olacaktr. Millin faydalar arasndaki
niteliksel ayrma yapm olduu vurgu, daha temel bir ayrmdan kaynaklanr.
Mill haz duymay insan da dahil btn organizmalarn ortak bir zellii olarak
grr. Fakat Mill bu ortak zellie ramen insann dier organizmalarda olmayan
birtakm daha yksek yetilere sahip olduunu, dolaysyla da bir organizmay tatmin eden eyin insan mutlu etmek bakmndan yeterli olamayacan belirterek,
mutluluk ile doyum arasndaki ayrmdan hareketle insan ile dier organizmalar
arasndaki mahiyet farknn altn izer.12 Mill, zihin, duygu ve hayal gc ilgili
hazlar ile srf maddi duyularla ilgili hazlar eitleyen Benthamc faydacl bu
mahiyet farkn ihmal ettii iin eletirir.13 Bu eletiride romantizmin Millin dnceleri zerindeki etkisinin nemli bir pay olduu aktr. 14
-kinci olarak, Benthamc faydaclk, faydann tarihsel balamn ihmal
etmesi nedeniyle Mill tarafndan eletirilir. Benthamc faydaclk, bu ihmalden
dolay fayday zamana ve mekna gre deimeyen evrensel bir deerlendirme
lt olarak grmtr. Buna karn Mille gre, insanlar hibir zaman fayday
evrensel olarak dnmezler. nsanlar herhangi bir zamanda belirli durumlarda
belirli kiilerle karlarlar ve bu nedenle fayda anlaylar da ilgili olduklar bu
kiilerle ilikilerine bal olarak deiir.15
Faydann tarihsel olduunu kabul etmenin zlmesi gereken bir sorunu
da beraberinde getirecei aktr. Bu, tarihsel olan bir eyin (faydann) nasl olup
11 John Stuart Mill, Faydaclk, s. 20.
12 A.g.e., s. 16.
13 David O. Brink, Mills Deliberative Utilitarianism, Philosophy and Public Affairs, Vol.21,
No.1 Winter 1992, s.79.
14 Nicholas Capaldi, a.g.e., s. 259-261.
15 Clarc W. Bouton, John Stuart Mill: On Liberty and History, The Western Political Qarterly,
Vol.18, No.3 (Sep.,1965), s. 569-570.

112

Felsefe Dnyas

da ahlaki ve politik eylemler iin bir lt olarak dnlebilecei sorunudur.


Mill bu sorunu ilerleme dncesini kabul ederek zer.16 Mill ilerleme dncesini benimseyen dier filozoflar gibi tarihselcilii radikal sonularna kadar
gtrmez. Dier filozoflar gibi Mill de tarihi, ierisinde insan doasnn aa
kt, bu nedenle de yn ileriye doru olan bir sre olarak grr. Bylece,
Mill, insanln tarih ierisinde gelitiinden hareketle, ilerleyen bir varlk olarak insann kalc karlar17 zerinde temellenen bir fayda anlayn savunur.18
Mille gre, sz konusu karlar, yani nitelik olarak daha yksek karlar, ileri
(medeni) toplumlardaki insanlarn takip etmi olduklar karlar olduklar iin,
bu toplumlar insanlk asndan en faydal olann hayata getii toplumlardr.19
Tarihselcilik radikal sonularna kadar gtrldnde Millin fayday bir
lt olarak almas nedenden dolay mmkn olmaz. ncelikle radikal tarihselcilii kabul ettiimiz taktirde, faydann da belirli bir tarihsel dnem (rnein
kapitalist toplumda) iin geerli bir lt olduunu kabul etmek zorunda kalrz.
kincisi, radikal tarihselcilik kabul edildiinde tarihin ileyiinde bir dzenlilik
olduunu iddia edemeyeceimiz iin deneyim de bir referans olma niteliini yitirecektir. Mill, faydann bir lt olmasnn tarihsel deneyime referansla dorulanabileceini kabul eder. Nihayetinde, radikal tarihselcilik kabul edildiinde,
belirli bir insan doas anlay esas alnamayaca iin insanln geliiminden
bahsetmek, dolaysyla da insanln ilerlemesine bal bir fayda anlayndan
bahsetmek de mmkn olmayacaktr.
-Mill, Benthamc faydacln bireysel faydadaki bir artn ortak faydada
bir art da beraberinde getirecei, bireysel fayda ile toplumsal fayda arasndaki
uyumun otomatik olarak salanaca ynndeki varsaymn da eletirir. Biraz
daha derinlemesine dnldnde, aslnda Millin eletirisinin, Benthamc
faydacln zerinde temellendii birey anlayna ynelik bir eletiri olduu
grlr. Bentham metodolojik anlamda bireyci olduu iin bireyin toplumu ncelediini varsaym ve toplumun faydasn tek tek btn yelerinin karlarnn toplamna eitlemitir. Bu anlay nedeniyle Benthamc faydaclk, bireysel
fayda ile ortak faydann uzlatrlmasnda, bireyin ierisinde bulunduu sosyal
balamlarn ve devletin nemini dikkate almayarak, bireylerin kendi faydalarnn
peinden gitmelerinin engellenmedii bir ortak yaam dzeninde toplumsal faydann da kendiliinden artacan kabul etmitir. Buna karn Mill, insan sosyal
16 Clarc W. Bouton, s. 577.
17 Iain Hampsher-Monk, A History of Modern Political Thought: Major Political Thinkers from
Hobbes to Marx, Blackwel, Oxford and Cambridge, 1992, s. 375.
18 John Stuart Mill, Faydaclk, s. 26-29.
19 Henry M. Magid, John Stuart Mill, History of Political Philosophy, edited by Leo Strauss and
Joseph Cropsey, The University of Chicago Press, Chicago 1987, s. 789.

113

Felsefe Dnyas

bir varlk olarak grd iin bireysel fayda ile ortak fayda arasndaki uyumun
salanmasnda bireylerin ierisinde bulunmu olduklar politik-sosyal balamn
nemli olduunu dnmtr.20 Mill, kanunlarn ve ortak yaam dzenleyen
kurallarn, her bireyin faydasn mmkn olduu kadar genel fayda ile uyumlu
hale getirmesini salayacak biimde olmas gerektiini belirtirken, politik balamn nemine dikkat eker.21 Bu anlamda Mill, kamu otoritesine, yani devlete
nemli grevler dtn dnr. Millin yeri geldiinde devletin toplumsal
yaama mdahalesine olumlu bakmasnn gerisinde bu dncenin yattn syleyebiliriz.
Millin adalet kurallar ile dier ahlak kurallar arasndaki ayrma ynelik
izah da onun ortak fayda ile politik balam arasndaki balanty nemsediini
gsterir. Mille gre, btn ahlak kurallar gibi adalet kurallarnn da varlk nedeni faydadr. Fakat Mill, adalet kurallarnn, kendilerine uyulmasnn toplumsal
fayda asndan ok daha hayati bir neme sahip olan kurallar olmalar bakmndan dier ahlak kurallarndan farkl olarak, uygulanmalar, devlet gc ile
gvence altna alnm kurallar olduklarn belirtir.22 te yandan Mill, kamuoyunun bireylerde salam bir ortaklk duygusu oluturmas gerektiini belirtirken
ise, bireysel fayda ile ortak faydann uzlatrlmasnda sosyal balamn nemini
vurgular. Bu noktada, Mill, bireylerin ierisinde bencil karlarnn tesine geerek ortak fayda temelinde hareket etme bilincini ve kltrn edinebilecekleri
birtakm sosyal gruplarn neminin altn izer.23
Ilml Negatif zgrlk Anlay
Mill Utilitarianismde, ahlaki ve politik eylemleri deerlendirme lt
olarak grd fayda anlayn ortaya koyarken, On Libertyde zgrlk anlayn ortaya koyar. Millin iki almas arasndaki balant ise onun zgrl
hem birey, hem toplum, hem de insanlk iin faydal olduunu dnd iin savunulmas gereken bir deer olarak gryor olmasdr. Mill, bunu On Libertyde
iki yerde ok ak bir ekilde ortaya koyar. lk olarak Mill zgrlk kavramndan
genel olarak bahsederken, insanlarn birbirlerinin tercihlerine ve bu tercihler dorultusunda yaam tarzlarn oluturmalarna tahamml gstermeleri durumunda,
her bir bireyi belirli bir biimde yaamaya zorlamalar durumunda olduundan
ok daha fazla yarar elde edeceklerini belirtirken, zgrln, deerini fayda
zerinden kazandnn altn izer.24 kinci olarak ise Mill, dnce ve ifade z20
21
22
23
24

Nicholas Capaldi, a.g.e., s. 365.


John Stuart Mill, Faydaclk, s.31-33.
John Stuart Mill, Faydaclk, s. 102, 110.
A.g.e., s. 58-59.
John Stuart Mill, Hrriyet, ev. Mehmet Osman Dostel, Milli Eitim Basmevi, stanbul, 1997, s.23.

114

Felsefe Dnyas

grl blmnde bu zgrln nemli olmasnn nedenlerinden bahsederken fayday lt olarak alr. Mill, sz konusu bahiste, ifade edilen fikrin btnyle doru, ksmen doru veya btnyle yanl olabilecei durumun ihtimal
dhilinde olduuna dikkat ekerek, eer ifade zgrl varsa durumda da
insanln fikri saadetinin bundan fayda salayacan belirtir. Mille gre ifade
zgrl, ilk durumda doru olan bir fikrin bilinmesine, ikinci durumda hkim
olan fikirle ksmen doru olan fikir arasndaki atma yoluyla hakikate ulalmasna, nc durumda ise yanl olan fikir karsnda hkim fikrin savunulmas
yoluyla hem hkim fikrin doruluunun akl temelinde izahna, hem de bu fikrin
nemine olan inancn canl tutulmasna imkn salayaca iin faydaldr.25
Mill, zgrl deerli klan eyin, fayda olduunu kabul ettii iin faydac liberalizm26 anlaynn bir temsilcisidir. Sonuu bir etik anlay olan faydaclkta fayda, btn iyilerin kendisine gre deerlendirildii en yksek iyi (summum bonum)ye karlk geldii iin, faydac liberalizmin deerler hiyerarisinde
fayda baka bir iyi olan zgrln stnde yer alr.27 Buna karn, deontolojik
bir etik anlay zerinde temellenen doal hukuku liberalizmde zgrlk bir ilke
olarak benimsendii iin, getirecei faydadan bamsz bir biimde deerli olarak kabul edilir. Benzer bir karlatrmay hak kavram zerinden de yapabiliriz.
Doal hukuku liberalizm,28 bireylerin doutan birtakm haklara sahip olduunu
ve bu haklarn doal olduu iin korunmas gerektiini savunurken; faydac liberalizm, haklarn doal olmadn, insanlarn haklar bireysel ve toplumsal adan
yararl olduu iin benimsediini, bu nedenle de, haklarn korunmas gerektii
dncesinin gerisinde bu korumann salayaca faydann bulunduunu iddia
eder.
Mill, negatif zgrlk anlayn benimser. Negatif zgrlk anlay ise
zgrl, mdahalenin yokluu olarak kavramlatrr. Mill de, On Libertyde,
zgrl, bakalarna zarar vermedii srece bireyin hareket alanna bir mdahalenin olmamas olarak tanmlar.29 Negatif zgrlk anlay, kendi maddi
ve manevi gleri zerinde, dolaysyla da, tercih ve eylemlerinde mutlak sz
sahibi olan zerk bir birey anlay varsayar. Bireyin, kendisi zerinde, bizzat
kendi vcudu ve dima zerinde bana buyruk olduundan ve bu nedenle de
yalnzca kendisini ilgilendirdii srece diledii gibi eylemde bulunabileceinden
25 John Stuart Mill, s. 100-101.
26 John Christman, Social and Political Philosophy: A Contemporary ntroduction, Routledge,
London and New York 2002, s. 108-109.
27 Francisco Vergara, Liberalizmin Felsefi Temelleri, ev. Blent Arba, letiim Yaynlar,
stanbul 2006, s. 59.
28 Bkz. Christopher Wolfe, Natural Law Liberalism, Cambridge University Press,Camridge, 2006.
29 John Stuart Mill, Hrriyet, s. 3.

115

Felsefe Dnyas

bahsetmesi, Millin zgrlk kavramlatrmasnn gerisinde de sz konusu birey


anlaynn bulunduunu gsterir.30 Ayn ekilde Millin, bir eylemin bakalarn
dorudan etkilemesi, onlara dorudan zarar vermesi durumunda, zgrle mdahale niteliinde bir eylem olaca ve bu nedenle de ancak byle bir eyleme ynelik mdahalenin hakl grlebilecei ynndeki dncesi de, negatif zgrlk
anlay ile uyuur.31 Zira negatif zgrlk anlay yalnzca niyet edilmi, yani
dorudan ve bilinli bir ekilde yaplm ve sorumlu tutulabilecek bir faili olan
eylemleri (mdahaleleri) zgrl kstlayc nitelikteki faktrler olarak grr
ve bakalarnn zgrlk alann daraltmas durumunda siyasal iktidarn yalnzca
bu trden eylemlere mdahale etme hakknn olduunu kabul eder.32 Negatif zgrlk anlayna gre ierisinde bulunulan sosyal, ekonomik ve kltrel koullar
gibi bireyin eylem ve tercihlerini dolayl olarak etkileyen faktrler zgrl engelleyici faktrler olarak grlemez.33 Bu paralelliklere karn On Libertyde ve
baka almalarnda zikretmi olduu baz hususlar dikkate alndnda, Millin,
negatif zgrlk anlayn belirtilen zelliklerini esneterek kabul ettiini gsterir. Bu nedenle Millin, negatif zgrlk anlaynn lml bir yorumunu sunduunu syleyebiliriz.
Millin lml bir negatif zgrlk anlayn benimsemesi, onun bireyi tarihsel-toplumsal bir balam ierisinde dnyor olmasndan kaynaklanr. Mill,
pr bir negatif zgrlk anlaynn temelinde bulunan toplumu nceleyen zerk
birey anlay yerine, zerkliini, ancak toplumsal yaam ierisinde dierleriyle
etkileim halinde hayata geirebilen bir birey anlayn savunur.34 Bu nedenle
Mill, negatif zgrlk anlayn kat bir yorumunu savunan dnrlerin aksine, bireylerin ierisinde bulunduklar tarihsel, toplumsal ve kltrel koullarn
zgrlkleri kstlayc bir mahiyete sahip olabilecekleri gereini dikkate alr.35
Millin eitimin nemine yapm olduu vurgu ve devleti genlerin eitimi ile
ykml grmesi bunun bir gstergesidir.36 Negatif zgrlk anlayna sahip
olmasndan kaynaklanan bir hassasiyetle zorunlu eitimin bireylere belirli bir
dnceyi alama tehlikesini barndrdna dikkat ekmesine ramen, eitimin
devletin grevi olduunu kabul etmekle Mill, baz durumlarda siyasal iktidarn
30
31
32
33

John Stuart Mill, Hrriyet, s. 3, 18.


A.g.e., s. 17.
Isaiah Berlin, ki zgrlk Kavram Cogito, no. 32 (2002), s. 205.
Ian Carter, Positive and Negative Liberty, Stanford Encyclopedia of Philosophy, http://plato.
stanford.edu/entries/liberty-positive-negative/, 06.11.2012
34 Cengiz ala, John Stuart Millin Siyaset Felsefesi, Mill, Cengiz ala, Say Yaynlar,
stanbul, 2007, s. 56.
35 John R. Fitzpatrik, John Stuart Mills Political Philosophy, Continuum, London-New York,
1998, s. 79.
36 John Stuart Mill, Hrriyet, s.159-160.

116

Felsefe Dnyas

toplumsal yaama mdahalesinin zgrlklerin lehine olabileceini kabul ettiini gstermi olur.37 Ayn ekilde Mill, maddi kaynak ve olanaklarn yetersizliini
zgrle engel olan bir kstlama olarak grd iin, devletin ekonomik yaama mdahalesinin de baz durumlarda bireyin zgrl iin gerekli olduunu
dnr. Mille gre, birey, meslek seimi, evlilik ve eitli yaam biimlerini
deneyimleyebilmek iin kendisine anlaml bir bamszlk salayacak belirli bir
maddi gce ihtiya duyar. Mill, alan kesimin ounluunun ok az meslek seimi zgrlne sahip olduunu ve bu nedenle de ou zaman patronlarn isteklerine tabi olduklarn belirtir.38 Mill, kadnlarn dezavantajl konumlarna dikkat
ekerken de, zgrlk ile toplumsal koullar arasndaki ilikiye iaret eder. Mill,
kadnlarn e seimlerinde erkeklerden ok daha az zgr olduklarn, bunun nedeninin de, kadnlar kendi yaamlar konusunda sz sahibi olmaktan alkoyan,
kadn iin evlilii bir yaam tarz seenei olmaktan ziyade, bir zorunluluk haline getiren yasa ve gelenekler olduunu belirtir.39 Yine Mill, On Libertyde, her
ne kadar ilerlemeci tarih anlayndan kaynaklanan oryantalist bak asnn bir
sonucu olsa da, bahsetmi olduu zgrlk anlaynn, geri kalm toplumlarda
deil, ancak medeni toplumlarda hayata geebileceini belirtirken40 ise zgrln tarihsel balamnn nemine iaret eder.
deal Politik Dzen: Temsili Demokrasi
zgrlk ile zynetim arasndaki iliki nedeniyle, demokrasiyi ideal ynetim biimi olarak gren Mill, bu konuya ilikin deerlendirmelerini ise, Considerations on Representative Goverment isimli almasnda yapar. Mille gre,
ideal ynetim biimi halkn ynetimde sz sahibi olduu demokratik ynetimdir. Mill halkn ynetimde sz sahibi olmasna, yani katlmn iki ynne dikkat
eker. Katlm bir ynyle egemenliin ya da nihai denetleme yetkisinin tm
toplum tarafndan kullanlmasna karlk gelirken, dier ynyle ise, tm vatandalarn en azndan zaman zaman yerel ya da ulusal birtakm kamu grevlerini
kiisel olarak stlenmesine gnderme yapar.41 Bu anlamda Mill, demokratik rejimi, zgrlklerin hayata gemelerine imkn veren bir zemin olarak grr.42 Mill
37 Joseph Hamburger, John Stuart Mill on Liberty and Control, Princetion University Press,
Princetion-New Jersey 1999, s. XV.
38 Bruce Baum, J. S. Millin ktisadi zgrlk Anlay, ev. Ece Cihan Ertem, Mill, Cengiz
ala, Say Yaynlar, stanbul, 2007, s. 113.
39 John Stuart Mill, Kadnlarn Kleletirilmesi, ev. Burcu Erdoan, Mill, Cengiz ala, Say
Yaynlar, stanbul, 2007, s. 320.
40 John Stuart Mill, Hrriyet, s. 18.
41 John Stuart Mill, Temsili Ynetim stne Dnceler III. Blm: En deal Ynetim Biimi Temsili
Ynetimdir ev. Selin Dizgiliolu, Mill, Cengiz ala, Say Yaynlar, stanbul, 2007, s.293.
42 J. S. McClelland, A History of Western Political Thought, Routledge, London and New York 1996, s. 460-461.

117

Felsefe Dnyas

katlmn artt lde bir demokratik ynetimin mkemmele yaklaacan, bu


nedenle de en tali kamusal dzeyde bile olsa katlmn faydal olacan belirtir.
Mille gre, toplumun gelikinlik dzeyi elverdii lde katlm arttrlmaldr.
Fakat Mill, kk bir kent nfusunu aan bir toplulukta herkesin kamu grevlerine dorudan katlmnn mmkn olamayacandan hareketle, ideal ynetim
biiminin temsili demokrasi olduunu belirtir.43
Mill, demokrasiyi ideal ynetim biimi olarak grme nedenini aklarken
de fayday lt olarak alr. Mille gre, demokrasi hem bireysel hem de toplumsal fayday artrd iin ideal ynetim biimidir.44
Mill, demokrasinin bireysel faydann artrlmas bakmndan nemli olmasn bir kiinin karlarn ve haklarn en iyi ekilde kendisinin koruyabilecei ynndeki dnce ile aklar.45 Mill, oy hakknn gerek kadnlarn gerekse
iilerin katlmn da kapsayacak lde geniletilmesi gerektiini bu dnce
temelinde savunur. Millin demokrasi ile bireysel yarar arasnda kurmu olduu
iliki, onun zgrlk ile zynetim arasnda kurmu olduu iliki ile uyumludur.
Demokrasi, yani zynetim bireyin ierisinde bulunmu olduu koullar kontrol
edebilmesine ve dntrebilmesine imkn salar.46 Sz konusu imkn, bireysel
tercih ve hareket alann geniletici (zgrl artrc) bir fonksiyon grd
iin bireysel fayday olumlu ynde etkiler.
Mill demokrasi ile toplumsal fayda arasndaki ilikiyi aklarken ise, farkl
grlerin, farkl bak alarnn ynetime yansmasnn toplumsal fayday artraca ynndeki dnceye dayanr. Mille gre, toplumsal yaam ilgilendiren
bir meselenin farkl ynleriyle tartlmasn beraberinde getirecei iin, birbirinden farkl, hatta birbirleriyle atan grlerin parlamentoda temsil edilmesi,
toplumsal fayday artracaktr. Mil, demokrasinin, bireylerin etkinlik duygularn
artrarak farkl araylara zemin hazrlamas bakmndan da toplumsal faydann
lehine olduunu dnr.47 Mill konuyu aklamak iin despotizm ile demokrasiyi karlatrr. Mill gre, ynetimin bir kiinin elinde olmas, dier insanlarn
ynetim ileriyle ilgilenmelerinin nn kapatarak, onlarn gndelik yaama ilikin meselelere odaklanmalarn beraberinde getirecei iin, despotik ynetimin
hkm srd bir toplumda durgunluk kanlmaz olacaktr.48 Mill yine oryantalist bir deerlendirmeyle, despotizmin toplumsal gelimeyi engellediinden
43 John Stuart Mill, Temsili Ynetim stne Dnceler III. Blm: En deal Ynetim Biimi
Temsili Ynetimdir, s. 305.
44 A.g.e., s. 296-298.
45 A.g.e., s. 294.
46 A.g.e., s. 295-296.
47 A.g.e., s. 297.
48 A.g.e., s. 290,299.

118

Felsefe Dnyas

bahsederken, Dou toplumlarn rnek olarak gsterir. te yandan, Mill eitli


dzeylerde ynetime katlmn bireylere ortak karn nemine ilikin bir bilin
kazandracan dnd iin de, demokratik bir ynetimle toplumsal yarar
arasnda olumlu bir iliki bulunduunu dnr. 49
Mill, tpk birey ve zgrlk gibi, ideal ynetim biimini de, tarihsel-toplumsal bir balam ierisinde dnr.50 Mill, ilk olarak bir toplum iin temsili
hkmetin uygunluunun o toplumun uygarlama srecinde bulunduu aamaya
bal olduunu belirtir. Mill, temsili hkmetin en iyi biimde ileri toplumlarda ileyeceini belirtirken bu koula dikkat eker. Mill, baz durumlarda geri
kalm toplumlarda halkn kendini ynetmesinin yarardan ok zarar getireceini
belirterek, bu durumlarda ileri bir toplum tarafndan ynetilmesinin sz konusu
toplumun uygarlamasna katkda bulunacan syler.51 Millin bu deerlendirmesinde batl toplumlarn dier toplumlardan ileri olduklar, bu ileri olma niteliinin ise onlara dierleri zerinde hkimiyet hakk verecei dncesini ieren
oryantalist bak asnn etkisi olduu aktr. Mill, geri kalm baz toplumlarda
ise, despotik ynetimlerin o toplumlarn ilerleme srecinde faydal olduklarn
rneklerle aklarken de, ynetim biimleriyle tarihsel balam arasndaki ilikiye
dikkat eker. Mill ikinci olarak ise, bir toplumun politik kltr ile temsili hkmet arasndaki iliki zerinde durur. Mille gre, bir toplumda temsili hkmetin
var olabilmesi iin, halkn, temsili hkmeti benimsemeye istekli olmas, temsili
hkmetin korunmas iin gerekli olan yapmaya istekli ve yetenekli olmas ve
nihayetinde temsili ynetimin gerektirdii devleri yerine getirmeye ve temsili
ynetimin ileyebilmesini salayacak olan grevleri yapmaya istekli ve yetenekli
olmas gerekir.52
zgrlk-Demokrasi likisi
Mill, toplumsal koullarn zgrl kstlayc mahiyetine ilikin olarak iki hususun zerinde durur ve bu husular onun, zgrlk-demokrasi ilikisi hakkndaki dncelerine k tutmas bakmndan ayr bir neme sahiptir.
Demokratik rejimlerin belirli durumlarda zgrlkleri tehdit edici bir mahiyet
arz edebileceklerine dikkat eken ilk husus, Millin, kamuoyunun tahakkm
kavramlatrmas nda; demokrasinin zgrlklerin korunmasndaki nemine
49 John Stuart Mill, Temsili Ynetim stne Dnceler III. Blm: En deal Ynetim Biimi
Temsili Ynetimdir, s. 304.
50 A.g.e., s. 294.
51 John Stuart Mill, Temsili Hkmet stne Dncelerden Seme Paralar: 1. Temsili
Hkmetin lksel Olarak En yi Hkmet Biimi Oluu, ev. Sina Akin, Batda Siyasal
Dnceler Tarihi 3, der. Mete Tunay, Sevin Matbaas, Ankara 1969, s. 86, 90.
52 A.g.e., s. 87-88.

119

Felsefe Dnyas

iaret eden ikinci husus ise, zgrlk ile z-ynetim arasnda ngrm olduu
iliki balamnda anlalabilir.
Yukarda da belirtildii zere, negatif zgrlk anlay zgrln ancak sorumlu tutabileceimiz bir failin niyet edilmi eylemiyle kstlanabileceini varsayar. Negatif zgrlk anlay bu varsaym dorultusunda bireylerin,
gruplarn veya belirli kurumlar temsil eden grevlilerin dorudan uygulam
olduklar yasad mdahaleler bir tarafa brakldnda, zgrl kstlayc en
nemli faktrn arkasnda bir iradenin bulunduu yasalar olduunu kabul etmitir. Buna karn Mill, yasal kstlamalarn dnda, belirli bir faile atfetmemizin
mmkn olmad kamuoyu basksnn da zgrl kstlayabileceinden bahseder.53 Millin kamuoyu basks olarak bahsettii ey, yine zgrl kstlayc
bir faktr olarak grd ounluun basksndan farkl bir eydir. ounluun
basks yasal kstlamalar kapsamna girer ve demokrasilerde ounluu temsil
eden siyasal iktidarn sz konusu ounluk karna aznln zgrln kstlayc yasalar yapmasna karlk gelir.54 Mille gre, kamuoyunun tahakkm
toplumsal yaamn ayrntlarna szp ruhu kleletirdii iin gizlice etkinliini
srdrr. Kamuoyu tahakkm insanlarn dnce ve eylem zgrlklerini bask
altna alarak onlarn bireysel zgllklerini ortaya koymalarn engeller.55 Millin
yaklam asndan bireysel zgllk ve eitlilik zgrln en nemli koulu
olduunu iin, kamuoyu tahakkm, aynlatrc mant nedeniyle, zgrln
en nemli dman olmak durumundadr. 56
Mill kamuoyunun tahakkmn iki biimde dnr. lk biim topluluklarn zlmesi ile birlikte ortaya kan kitle toplumundaki baskdr. Mill, tpk
Tocqueville gibi, atomistik bireyler yn olarak grd kitle toplumunun aynlatrc mahiyetinden endie duyar.57 Bu anlamda Mill, farkl yaam tarzlarnn
varlna imkn vereceini dnd topluluklarn nemine vurgu yapar. Bu
anlamda Millin, bireylerin gnll birliktelikleri olmas kouluyla topluluklar,
farkl yaam tarzlarnn, dolaysyla da oulculuun bir n koulu olarak grdn gzlemlemek mmkndr.58 Millin bu dncesi, onun, liberalizminin
bireyin toplumsal balamn, dolaysyla da bireyin deerler ve tercihleri ile topluluk yaam arasndaki ilikiyi ne kadar nemsediini gsterir. Negatif zgrlk
anlaynn kat bir yorumunu benimseyen liberaller, bireyin topluluu ncele53
54
55
56

Joseph Hamburger, a.g.e., s. 6.


John Stuart Mill, Hrriyet, s. 6-7.
A.g.e., s. 8.
Alan S. Kahan, Aristokratik Liberalism: The Social and Political Thought of Jacop Burckhardt,
John Stuart Mill and Alexis De Tocqueville, Oxford Universirty Press, Oxford, 1992, s. 67.
57 Richard Boyd, John Stuart Mill ve Liberal oulculuun kilemi, ev. Burcu Erdoan, Mill,
Cengiz ala, Say Yaynlar, stanbul 2007, s. 162.
58 A.g.e., s. 163-164.

120

Felsefe Dnyas

diini varsaydklar iin farkllk, oulculuk ve topluluk arasndaki ilikiyi ihmal etmilerdir. te yandan Mill, bireylerin kamuoyu basksna yalnzca kitle
toplumunda deil, topluluk ierisinde de maruz kalabileceklerini dnr. Bu
ikinci biimiyle dnldnde kamuoyu basks bu sefer de topluluk yaam
ierisinde bireysel farkllklarn trplenmesine yol aar. Bu nedenle bir liberal olarak Millin nem atfetmi olduu topluluun, bireye seenek sunan fakat
bireyin istedii zaman terk edebilecei gnll bir birliktelie karlk geldiini
syleyebiliriz.59
Millin, bireyin, dolaysyla da zgrln toplumsal balamna atfetmi
olduu nem, onun zgrlk ile z ynetim arasnda kurmu olduu ilikiden de
karsanabilir. Mill bireylerin ierisinde bulunmu olduklar toplumsal ve siyasal kurumlarn ynetimine katlma imknndan mahrum olmalarn da zgrl
kstlayan bir faktr olarak grr. Mill, birok liberal dnrden farkl olarak bireylerin yaamlarnn devlet tarafndan olduu kadar eitim kurumlar, toplumsal
cinsiyet ilikileri, evlilik ve aile balar ve eitli ekonomik kurulular tarafndan
ynetildiini kabul ettii iin, her bireyin ierisinde bulunduu ilikiler balamnda ynetimde sz sahibi olmalarnn nemli olduuna dikkat eker. 60
Millin zgrlk ile zynetim arasnda kurmu olduu iliki onun zgrlk-demokrasi ilikisine ynelik dncelerinin anlalmasna da k tutar.61 Bilindii gibi liberal dnrler genellikle zgrlk ile demokrasi arasnda gerilimli
bir iliki bulunduunu dnrler. Bu dncenin nedeni ise, demokrasinin zerinde temellendii eitlik idealine ynelik ar vurgunun, bireysel zgrlklerin
aleyhine olabilecei ynndeki endiedir. Bu nedenle bir ok liberal dnr,
negatif zgrlk anlaynn kat bir yorumunu benimseyerek, zgrln, kendini ynetmekle deil ynetimin snrlandrlmas ile ilikili bir kavram olduunun
altn izerek, zgrlk ile demokrasi arasnda zorunlu bir ilikinin bulunmadn, dolaysyla da demokrasiye yalnzca iktidarn barl yollarla deimesine
imkn veren bir rejim olmas nedeniyle olumlu bir anlam yklenebileceini belirtmilerdir. Liberal bir dnr olarak demokrasinin eitlik mantnn zgrlk
iin bir tehdit oluturabileceini kabul etse de, tpk Tocqueville gibi, Mill de, sz
konusu tehdidi ounluun snrlandrlmam ynetimine indirgendii kitle toplumundaki bir demokrasinin ierdiini kabul eder.62 Mill ve Tocqueville, bireyle
devlet arasnda bulunan ve zynetim esasna gre ynetilen birlikleri, toplumun
bir kitle toplumuna dnmemesinin gvencesi olarak grmler ve bireylerin
glerini birletirerek karlarn koruduklar sz konusu demokratik birliklerin
59
60
61
62

Richard Boyd, s. 184-187.


Bruce Baum, a.g.e., s. 114.
Bruce Baum, J. S. Mill on Freedom and Power, Polity, V.31, No.2 (Winter, 1998), s. 190.
Terence H. Qualter, John Stuart Mill, Disciple of de Tocqueville, The West Political
Quarterly, Vol.13, No. 4 (Dec., 1960), s. 883-884.

121

Felsefe Dnyas

bireyi devlet karsnda ya da devlet gcn kullanan ounluk karsnda zayf olmaktan kurtaracan varsaymlardr. Bu anlamda Mill ve Tocquevillein
demokrasi ile zgrlk arasndaki gerilimin ancak daha katlmc bir demokrasi
yoluyla giderilebileceini dndklerini syleyebiliriz.63
Sonu
Millin politik felsefesinin, politik dnce bakmndan birok ynyle
nemli olduunu syleyebiliriz. ncelikle Mill bireysel zgrle, farklla ve
oulculua ynelik vurgular nedeniyle liberal dnce geleneinin nemli bir
temsilcisidir. Ayrca Mill zgrlnn toplumsal koullarna ynelik ilgisinin
bir sonucu olarak, eitlie ynelik duyarll ile kendisinden sonra ortaya kacak olan modern liberalizmin de habercisidir. kincisi, Millin faydaclk yorumu,
onun dncelerini ahlak felsefesi bakmndan da nemli hale getirir. Literatrde
niceliksel faydacln eletirisi yaplrken sklkla Millin faydaclk anlayndan
yararlanlmas bu nemin bir gstergesidir. te yandan, zgrlk ile eitlik ve
birey ile topluluk arasndaki ilikiye ynelik deerlendirmeleri ile Mill, demokrasi teorisi bakmndan da nemli bir dnrdr. Gnmzde liberal demokrasi
teorisyenleri eitlie ynelik abartl bir vurgunun ounluun tahakkmne kap
aacandan bahsederlerken, sklkla Mille atfta bulunurlar. Yine, Mill, ada
demokrasi teorisinde kimlik, farkllk ve oulculuk konular balamnda yaplmakta olan birey, topluluk ve zgrlk arasndaki ilikiye ynelik tartmalarda
da, kendisine referansta bulunulan klasik dnrlerin banda gelir.
Belirtilen nemine karn, dier filozoflarn dncelerinde olduu gibi,
Millin dncelerinde de yaad tarihsel dnemle, yetitii kltrel ortamla ve
tesirinde kald felsefi veya ideolojik akmlarla balantl olan baz snrllklar
bulunmaktadr. Bu snrllklardan biri, Millin bir yandan genel oy hakkn savunurken, dier yandan sekinci bir yaklamla eitim ve bilgi dzeyi daha yksek
kiilerin oylarnn arlk gcnn daha fazla olmas gerektiini dnmesi ise,
onun gei dnemi dnr olmasndan kaynaklanan bir eliki olarak kendini
gsterir. Dier snrllk ise, Millin almalarnda zaman zaman karmza kan
oryantalist deerlendirmelerdir. Bu deerlendirmelerde genel olarak ilerlemeci
tarih anlaynn etkisi olduu kadar, ilerleme dncesini sosyolojiye uyarlayarak toplumlarn tarih ierisinde ilkel biimlerinden uygar biimlerine doru bir
evrim geirdiini iddia eden ilk dnem sosyoloji dncesinin de etkisi olduu
aktr. Dier ilerlemeci dnrler gibi Mill de, dou toplumlarn henz uygarlk aamasna ulamam geri toplum biimleri olarak grm ve zgrlk
idealinin ve ideal politik dzenin hayata geebilmesine uygun olmayan toplumsal
63 Richard Boyd, a.g.e, s. 161-162.

122

Felsefe Dnyas

koullar ve kltrlerden bahsederken genellikle dou toplumlarndan rnekler


vermitir. Tpk Montesquieunun dou toplumlarnn despotik rejimlerin rneklerini sunduklar ynndeki deerlendirmesi gibi, Millin dou toplumlar
ile ilgili deerlendirmelerinin de, gerekten sosyolojik gzlemin bir rn olup
olmad tartmaldr.
z
Fayda zgrlk ve Demokrasi likisi Balamnda John Stuart Millin
Politik Felsefesi
Bu almada John Stuart Millin politik felsefesi, fayda, zgrlk ve demokrasi ilikisi balamnda ele alnmtr. Millin politik felsefesinde fayda; ahlak ve politikann meruiyet ltn oluturur. Millin gerek zgrlk gerekse
demokrasi dncesinde bu ltn temele aldn gzlemlemek mmkndr.
Mill, zgrlk ve demokrasiyi fayda temelinde savunur. Millin faydacl, insanln kalc karlarn esas alan niteliksel bir fayda anlayna dayanr. Mill,
zgrln tarihsel ve toplumsal balamn nemsedii iin, lml bir negatif
bir zgrlk anlayna sahiptir. Yine Mill, ideal ynetim biimi olarak temsili
demokrasiyi savunurken de, demokrasiyi tarihsel ve toplumsal bir balam iinde dnr. Mill, demokrasi ile zgrlk arasnda olumlu bir iliki ngrmesine
ramen, demokrasinin ounluku biimini zgrlk asndan bir tehdit olarak
grr. Mill, bireylerin toplumsal yaamdaki eitli sosyal birliklerde karar alma
srelerine katlmn sz konusu tehditten kurtulmann bir yolu olarak grr.
Mill, zgrlk-demokrasi ilikisi konusundaki dnceleriyle demokrasi tartmalar asndan nemli bir dnrdr.
Anahtar Szckler: ounluku Demokrasi, Fayda, zgrlk, Temsili
Demokrasi, Politik Felsefe, Niteliksel Faydaclk.
Abstract
John Stuart Mills Political Philosophy in the Context of the Relationship
between Utility, Freedom, and Democracy
In this study, John Stuart Mills Political Philosophy is examined in the
context of the relationship between utility, freedom, and democracy. Utility in
his political philosophy is a measure for the legitimacy of ethics and politics,
and could be observed used by Mill as base in both his thoughts on freedom
and democracy. Mill defends freedom and democracy based on utility and his
utilitarianism relies on a qualitative understanding of utility predicating lasting
interests of humanity. He has a moderately negative understanding of freedom,
for he gives importance to the historical and social context of freedom. In arguing
123

Felsefe Dnyas

the representative democracy as ideal form of government, he, also, discusses democracy in a historical and social context. Although he finds a positive relationship between democracy and freedom, he considers the majoritarian democracy
as a threat for freedom. Mill sees the individuals participation in the decisionmaking processes in the various social bodies of communal living as a way to
escape from that threat. Mill is an important thinker with his ideas on the relationship between freedom-democracy in discussions on democracy.
Keywords: Majoritarian Democracy, Utility, Freedom, Representative Democracy, Political Philosophy, Qualitative Utilitarianism
Kaynaklar

Alan S. Kahan, Aristokratik Liberalism: The Social and Political Thought


of Jacop Burckhardt, John Stuart Mill and Alexis De Tocqueville, Oxford
Universirty Press, Oxford 1992.
Bruce Baum, J. S. Mill on Freedom and Power, Polity, V.31, No.2 (Winter,
1998)
Bruce Baum, J. S. Millin ktisadi zgrlk Anlay, ev. Ece Cihan Ertem,
Mill, Cengiz ala, Say Yaynlar, stanbul 2007.
Cengiz ala, Adann Harika ocuu, Mill, Cengiz ala, Say Yaynlar,
stanbul 2007.
Cengiz ala, John Stuart Millin Siyaset Felsefesi, Mill, Cengiz ala, Say
Yaynlar, stanbul 2007.
Christopher Wolfe, Natural Law Liberalism, Cambridge University
Press,Camridge, 2006.
Clarc W. Bouton, John Stuart Mill: On Liberty and History, The Western
Political Qarterly, Vol.18, No.3 (Sep.,1965)
David O. Brink, Mills Deliberative Utilitarianism, Philosophy and Public
Affairs, Vol.21, No.1 Winter 1992.
Fatmagl Berktay, Liberalizm: Tek Bir Teorik Pozisyona ndirgenmesi
Olanaksz Bir deoloji, Modern Siyasal deolojiler, der. Birsen z, stanbul
Bilgi niversitesi Yaynlar, stanbul 2010.
Francisco Vergara, Liberalizmin Felsefi Temelleri, ev. Blent Arba, letiim
Yaynlar, stanbul 2006.
Henry M. Magid, John Stuart Mill, History of Political Philosophy, edited
by Leo Strauss and Joseph Cropsey, The University of Chicago Press, Chicago
1987.
Iain Hampsher-Monk, A History of Modern Political Thought: Major Political
Thinkers from Hobbes to Marx, Blackwel, Oxford and Cambridge 1992.

124

Felsefe Dnyas

Ian Carter, Positive and Negative Liberty, Stanford Encyclopedia of


Philosophy,
http://plato.stanford.edu/entries/liberty-positive-negative/,
06.11.2012
Isaiah Berlin, ki zgrlk Kavram Cogito, no. 32 (2002
J. S. McClelland, A History of Western Political Thought, Routledge, London
and New York 1996.
John Christman, Social and Political Philosophy: A Contemporary
ntroduction, Routledge, London and New York 2002.
John R. Fitzpatrik, John Stuart Mills Political Philosophy, Continuum,
London-New York 1998.
John Skorupski, Liberal Doalcln Kaderi, ev. Selim Dingilolu, Mill,
Cengiz ala, Say Yaynlar, stanbul 2007.
John Stuart Mill, Kadnlarn Kleletirilmesi, ev. Burcu Erdoan, Mill,
Cengiz ala, Say Yaynlar, stanbul 2007.
John Stuart Mill, Temsili Hkmet stne Dncelerden Seme Paralar:
1. Temsili Hkmetin lksel Olarak En yi Hkmet Biimi Oluu, ev.
Sina Akin, Batda Siyasal Dnceler Tarihi 3, der. Mete Tunay, Sevin
Matbaas, Ankara 1969.
John Stuart Mill, Temsili Ynetim stne Dnceler III. Blm: En deal
Ynetim Biimi Temsili Ynetimdir ev. Selin Dizgiliolu, Mill, Cengiz
ala, Say Yaynlar, stanbul 2007.
John Stuart Mill, Faydaclk, ev. ahap Nazmi Cokunlar, AraBasmevi,
Ankara 1946.
John Stuart Mill, Hrriyet, ev. Mehmet Osman Dostel, Milli Eitim Basmevi,
stanbul 1997.
Joseph Hamburger, John Stuart Mill on Liberty and Control, Princetion
University Press, Princetion-New Jersey 1999.
Levent Kker, Demokrasi zerine Yazlar, mge Kitabevi, Ankara 1992.
Nicholas Capaldi, John Stuart Mill A Biography, Camridge University Press,
Camridge, 2004, s. 91-93.
R. J. Halliday, Political Thinkers Volume IV: John Stuart Mill, Edited by
Ceraint Parry, Routledge, London and New York 2004.
Richard Boyd, John Stuart Mill ve Liberal oulculuun kilemi, ev. Burcu
Erdoan, Mill, Cengiz ala, Say Yaynlar, stanbul 2007.
Terence H. Qualter, John Stuart Mill, Disciple of de Tocqueville, The West
Political Quarterly, Vol.13, No. 4 (Dec., 1960)

125

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

KTLK PROBLEMNE EPKTETOSUN MUTLULUK


RETSYLE BAKMAK
Mehmet NAL*

I. Giri
Din felsefesi, felsefenin bir alt dal olarak, dine rasyonel adan bakmak1
ve din zerine dnmek olarak geni anlamda ele alndnda felsefe tarihi kadar
eski bir gemie sahiptir2. Fakat dar anlamda din felsefesi, din fonksiyonun ve
bu fonksiyonun kategorilerinin teorisi3 veya dinin felsefi adan ele alnmas,4
olarak ifade edilirse 17. Yzyldan sonra gelien ok yeni bir felsefe dal olarak deerlendirilebilir. Yani bu son anlamda felsefe araclyla dinin zaman ve
mekn st znn yakalanmas hedeflenmektedir5. Hemen hemen her din felsefesinde artk mutat hale gelmi olan u temel aratrma konularyla karlayoruz: Tanrnn varl ve sfatlar, iman ve akl ilikisi, peygamberlik, vahiy ve
mucize, ktlk problemi, Tanr, insan ve doa ilikisi, lm ve sonras ile dinin
dier bilgi dallaryla ilikisi
Tanrnn varl ile ilgili tartmalara paralel olarak ekillenen temel konularndan biri olan ktlk problemi ciddi anlamda felsefeye David Humenin
(1711-1766) Doal Din zerine Diyaloglar adl eserindeki tartmalaryla girmi
bulunuyordu. Nitekim Hume henz Din Felsefesi diye bir disiplinin olmad bir
dnemde, bu alana ait pek ok problemi ciddi bir felsef duyarlkla analiz etmitir6. Daha sonra Leibnizin(1646-1716) Teodicy adn verdii bir eser kaleme almas ve ktl enine boyuna tartmas ile teodise adyla tartlmaya baland.
Her ne kadar problemin kendisi bu iki Yenia filozofunun almalaryla resmi
anlamda tartmaya konu olmu olsa da kkleri itibariyle ok eski bir tartma
konusudur.
*
1
2
3
4
5
6

nn niversitesi, Fen-Edebiyat Fakltesi, Felsefe Blm, Do. Dr., mhtbv63@gmail.com,


Mehmet S. Aydn, Din Felsefesi, zmir lahiyat Fakltesi Vakf Yaynlar, zmir, 2002, s. 3.
Ahmet Arslan, Felsefeye Giri, Vadi Yaynlar, Ankara, 2001, s. 219.
Paul Tillich, Din Felsefesi, eviren: Zeki zcan, Alfa, stanbul ve Bursa, 2000, s. 42.
Aydn, 2002, s. 1.
Necip Taylan, slam Dncesinde Din Felsefeleri, Marmara niversitesi lahiyat Fakltesi
Vakf Yaynlar, stanbul, 1997, s. 15.
Mustafa evik, David Hume ve Din Felsefesi, Dergh Yaynlar, stanbul, 2006, s. 5.

126

Felsefe Dnyas

Epikros felsefesine dayanarak Tanrnn adaletini sorgulayan ve onun


varl ile ktln bir arada dnlemeyeceini ima eden Humeye gre ktln drt (doal) nedenin vardr. Bunlar: Hem insan hem de hayvanlarn ac
hissetmeye yatkn olmalar, dnyann genel yasalar tarafndan ynetiliyor olmas, hayvanlarda var olan zelliklerin ve glerin kstl olmas ve son olarak da
doada mevcut kt iiliktir.7 Humenin bu grleri ktlk konusundaki tartmalarn din felsefesi asndan balatcs olmutur. Fakat daha geni anlamda
baktmzda, ktlk problemi kk itibariyle felsefe tarihinde Platona ve hatta
ondan ncesine kadar gtrlebilir. ayet Mehmet Aydnn din felsefesinin, metafizik ve kozmolojik problemler grubunda sayd, insann topyekn lemdeki
yeri ve nemi8 sz konusu edildiinde, ktlk probleminin felsefe ncesi bir
gemiinin olduu bile sylenebilir.
II. Felsefede Ktlk Probleminin Arka Plan
Trkede ktlk, aa ve deersiz olan, hoa gitmeyen, zarar veren i,
knama ve ayplamann konusu olan ey ya da er olarak isimlendirilen her eye
yklenen sfattr. Din felsefesinde ktlk bir kavram olarak moral (ahlaki) ktlk ve doal ktlk olmak zere ikiye ayrlmaktadr. Ahlaki ktlk genellikle,
zgr bir varlk olarak insanlarn ortaya koyduu, sava, zlm, tecavz, katliam,
intihar ve dier iradi davranlar ile bunlarn sonularndan kaynaklanan ktlkler olarak tanmlanrken, tabii (fiziki) ktlk, deprem, sel, yangn, tusunami
veya kuraklk gibi insandan bamsz doal felaketlerdir.9 Baz yazarlar ahlaki
ktlk listesine insan eliyle ilenen ac ve hakszlklar yannda sahtekrlk, yalanclk, cimrilik gibi kt karakter zelliklerini10 de eklemektedirler.
Felsefe tarihinde bu ktlklerin sebebi olarak ok farkl nedenler gsterilmitir. Mesela Frb (870-950) insan iradesinden bamsz olarak meydana
gelen tabii ktln maddenin her kemli kabul edememesinden doduunu savunurken, bata Augustinus (354-430) olmak zere Hristiyan ilahiyatlar bunu
insann ilk gnahyla balayan dne balamlardr. Aydna gre bu son
yorum doru deildir, nk biz, insanolu yaratlmazdan nce de dnyamzda tabii afetler ve depremlerin olduunu biliyoruz.11 Gerek ahlaki gerekse doal
ktlkler tek tek bireylere dokunduu zaman onlarda baz olumsuz duygulara
7
8
9

evik, 2006, s. 34, 35.


Aydn, 2002, s.12.
Rafiz Manafov, John Hickenin Din Felsefesinda Ktlk Problemi ve Teodise, z Yaynclk,
stanbul, 2007, s. 37.
10 Michael Peterson, William Hasker, Bruce Reichenbach, David Basinger, Akl ve nan: Din
Felsefesine Giri, eviren: Rahim Acar, Kre Yaynlar, stanbul, 2006, s. 177.
11 Aydn, 2002, s. 157.

127

Felsefe Dnyas

yol aarlar ve inanl insanlarn bile kafalarnda baz sorular belirir12. nsanlar bu
durumda ya sevdii Tanrya sitem ederek, ya isyan ederek ya da Onun varln
reddederek ktlkler karsnda olduka farkl tutumlar sergilerler.
Daha lk adan beri Tanrnn varl ile ktln bir arada telif edilemeyeceini savunanlarn bir ksmnn amac Tanrnn varln reddetmekti. Teist
olmayan bu din felsefecileri bir noktaya kadar ahlaki ktl anlayabileceklerini nk bunun Tanrnn zgr insan iradesine mdahale etmemesi olarak
yorumlanabileceini ancak tabii ktln anlalmasnn mmkn olmadn,
nitekim Tanrnn varl ile bu kabuln elieceini iddia etmilerdir13. Onlar,
ayet ktlk varsa- ki var- neden Tanr buna mani olmuyor? Tanrnn buna mani
olacak gc m yok, yoksa ktle bilerek mi mani olmuyor? Ya da, eer O
hem gl hem de iyi ise neden bu ktlkleri engellemiyor?14 diye soruyorlard.
Yani, onlar ktlk ile Tanr kavramnn birlikte dnlmesinin insan kmaza
srkleyeceini iddia etmilerdir. Bundan bir sonraki soru ya da sonu hi kukusuz, Yoksa Tanr mevcut deil mi? Olacaktr.
Epikrosular David Humedan (1711-1776) ok daha nce tam da bu
soruyu sormak istemilerdir. Bunun en gzel ahidi bu makaleye konu olan
Epiktetosun anlattklardr.15 Onun Epikrosu adalar ile aralarnda yle bir
diyalog geer: Epikrosu: -Bir ilah hikmet var mdr? Srekli burnum akyor!
der. Epiktetos, -Sen bir klesin! Ellerin ne gne duruyor? Onlar burnunu silmek
iin deil mi?deyince, Epikrosu, -Dnyada hi balgam ve smk olmamas daha iyi deil mi? diye karlk verir. Bunun zerine Epiktetos, -Peki ya
burnunu silmek ilah hikmeti sulamaktan, ona itiraz etmekten daha iyi (kolay)
deil mi?16 diye kr. yleyse ktlk problemi Tanrnn varl ve sfatlarna
inanma konusuna bitiik bir tartma olarak domutur, diyebiliriz.
David Hume ve Leibnizden (1646-1716) ok nce Sokrates (M.. 470399), Platon (M.. 428-348) hatta Homerosta (M.. 8. Yzyl) ve ondan en az
bin be yz yl kadar nce yazlm olan, Glgam Destannda bile ktlk ciddi
bir anlam problemi olarak ele alnm ve zm yollar aratrlmtr. Mesela,
Homerosun lyadasnda unlar okuyoruz:
12
13
14
15

Cafer Yaran, Ktlk ve Theodise, Vadi Yaynlar, Ankara, 1997, s. 8, 9.


Peterson..., 2006, s. 183.
Aydn, 2002, s. 153.
Epiktetosun fikirleri iin Trkede yeterince kaynak olmad ve ondan evirilerin de henz
tamamlanmam olduu iin bu alma boyunca onun hem ngilizce hem de Trke evirilerinden yararlanlmtr.
16 Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, eviren: Cemal Sver, Kakns Yaynlar, stanbul, 2007,
s. 64.

128

Felsefe Dnyas
(Zeus Tanrlar toplantsnda konuuyor:) Hayret, nasl da Tanrlar suluyorlar insanlar imdi! Bizden geldiini sylyorlar ktlklerin, hlbuki kendileri kendi budalalklar yznden ksmetten ok aclara katlanyorlar.17

Ayn zamanda, Glgam Destannda, lm, aclar ve tufan gibi tabii ktlk konular ktmser bir hisle ele alnm ve bir zme ulatrlamadan destan
tamamlanmtr. Destann lmszl Aray balkl blmnde lm ve getirdii aclarla ilgili olarak u derin ve duygulu ifadelere rastlyoruz:
Arkada iin ac ac alad Glgam. Avc olarak l dolat. Acyla haykrd: Nasl olup dinlenebilirim? Yreimi umutsuzluk kaplad. Kardeim
imdi neyse, ben de ldmde yle olacam. lmden korkuyorum; iyisi
mi, gidip Uzaktaki (Yce) diye tannan, Utnapitimi bulaym. nk o Tanrlarn arasnda yer almtr.18

Burada aka Glgamn Tanr(lar) ve ktlk (lm) problemi arasnda


bir iliki kurduunu ve adeta, bu nasl oluyor, hem Tanr(lar)n var olduunu
sylyoruz hem de ac ekiyoruz anlamnda bir sitem ve pheye iaret ettiini
gryoruz.
Ayn kadim problemin, Tevrat, ncil ve Kuranda zellikle eytann ortaya
k, lk Gnah, Cennetten kovulma ve yeryz imtihannn balamas sahneleriyle birlikte tekrar gndeme geldiini grebiliriz. Ancak bu ilahi kitaplarda
daha ok ahlaki ktle ve bunlarla mcadele etmek iin Tanrnn mesajn
getiren peygamberlere vurgu yaplmaktadr. Yani, her ne kadar bu ilahi kitap
ktl Tanrnn adaletsizlii olarak grmese de probleme dikkat ekmeleri
ynyle nem arz etmektedirler. Demek ki felsefeden nce dinler, mitolojiler ve
destanlar ktlk problemini derin felsefi akl yrtmeler eklinde olmasa bile,
ciddi olarak ele alp felsefeye konu olmas iin zemini hazrlamlardr.
Epiktetosun iinde yetitii lka Yunan felsefesinde ktlk kavramnn nasl alglandn birka rnek vererek aklayalm. Bunun iin nce Tanr
inanc ile ilgili szlere kulak verelim. Mesela, bir Pythagoras olan Alkemeon
(M.. 5. Yzyl) Doa adl eserinde yle diyordu:
Grnmeyen eyleri tam olarak Tanrlar bilir, biz insanlar ise sadece (tahmini) sonular karabiliriz. nsanlarn yok olup gitmelerinin nedeni balangc sona balayamamalardr (sonu karamamak). nsan teki varlklardan biricik kavrayan varlk oluuyla ayrlr, tekiler alglarlarsa da
kavrayamazlar.19
17 Walther Kranz, Antik Felsefe, Sosyal Yaynlar, eviren: Suad Y. Baydur, stanbul, 1984, s. 6.
18 Glgam Destan, eviren: Sevin Kutlu, Teoman Dural, Hrriyet Yaynlar, stanbul, 1973, s.
102.
19 Kranz, 1984, s. 48.

129

Felsefe Dnyas

Burada hikmet sahibi (hakim=sofos) olan bir Tanrdan bahsedilmektedir ki


Ksenofanes (M.. 570- 475) bu Tanry u ifadelerle anlatyor:
lmller doduunu sanyor Tanrlarn. Ve kendileri gibi giyimleri, sesleri ve ekilleri olduunu (Hlbuki) hep gz, hep dnme, hep kulaktr
O (Tanr). Batan gstermedi(ler) lmllere Tanr(lar) her eyi. (B14, 23,
26)20

Yani insan eksik bir varlk olarak baz iyilikleri kt sanabilmektedirler.


Nitekim ayn konuyu ele alan Herakleitos (M.. 544-484) ktlk ve Tanr konusunda u aklamay yapmtr:
Tanr iin btn eyler gzel, iyi ve haka (adaletli)dr. nsanlar ise birtakm eyleri haksz buluyorlar birtakmn haka. - Haksz eyler olmasayd
hak adn bilmezlerdi.21

Bu, ktln iyilii ortaya karmak iin bile bile yaratlm olduunu
iddia eden sonraki din felsefecilerini hatrlatmaktadr.
Platona gelince onun Homerosu izleyerek ilk kez ktlk konusunu sistematik olarak incelediini ama pek de tatmin edici bir sonuca ulaamayarak, ktln sebebi olarak Tanry deil de evrende dzensizlik karan kt ruhlar
sulamakla yetindiini gryoruz. Fakat daha sonra bata Plotinos (205- 270)
olmak zere, yeni Platoncular Platonun aksine btn ktlklerin anas olarak
kt ruhlar deil maddeyi grdklerini syleyeceklerdir.22 Bu rneklerden hareketle Epiktetostan nceki Yunan felsefesinde gl bir Tanr inanc olduu ve
bu inanca bal olarak Tanrnn kudret ve adalet sfatnn ou filozof tarafndan
aka benimsendii gzkmektedir.
Bilinen teist filozoflar bu sorular zinciri karsnda aadaki u tutumlardan birini taknmlardr. Baz batl ilahiyat ve filozoflar Hristiyanln da
etkisiyle ktln sebebi olarak ilk gnah grrken, ounluunu Mslman
dnrlerin oluturduu dier baz filozof ve ilahiyatlar ise bu dnyann bir
imtihan mekn olduu iin ktln sadece bir ara olarak yaratldn iddia
etmilerdir. Bu ikinci gruba dhil edilecek bir ksm din felsefecisi ise iyilik ve
gzelliin ortaya kmas iin, az bir ey ktln yararl olduunu ve bu yzden zaten snrl olan ktln Tanrnn varl ile elimeyeceini savunmulardr. Leibniz ve Gazl (1058-1111) gibi bir ksm teist filozof da bu dnyann
mmkn dnyalar iinde en uygun olan olduu iin ktln mevcut olduunu
savunmulardr.
20 Kranz, s. 53.
21 A.g.e., s. 66.
22 Aydn, 2002, s. 153, 154.

130

Felsefe Dnyas

zetle ifade edilecek olursa, teist olmayan filozoflar ktlk konusunu


dile getirmekle Tanrnn varln inkr etmek ya da en azndan insanlar phe
ve agnostisizme yneltmek amac gtmekteydiler. Mesela, ada din felsefecilerinden J. Hicke Tanrnn varlna bir meydan okuma gelenei olarak grd ktlk problemini u dilemma ile ifade etmektedir: Eer Tanr batan
ayaa iyilik ise ktl yok etmeyi isteyecektir. Eer her eye gc yetiyorsa
ktl yok edecek gtedir. Fakat ktlk (hl) mevcut olduuna gre, Tanr
en yksek iyiye ve her eye g yetiren bir kudrete sahip deildir.23 Ahmet
Arslana gre, 17. yzylda La Mettrie (1709-1751) ve Holbach (1723-1789) gibi
filozoflar zellikle kilise ve din kurumu araclyla ortaya kan sava ve hogrszl Tanrnn yokluunun delili sayan aklamalar gelitirmekle tutarsz davranmaktadrlar. Bunlara birisinin, dinlerin ve kiliselerin yapm olduklar
olumsuzluklardan Tanrnn sorumlu tutulamayacan ve te yandan dinlerin
insan hayatnda oynad son derece olumlu rollerin de bulunduu gereini hatrlatmas gerekirdi.24
Ktl teizme kar kuvvetli bir itirazn dayana olarak benimsemi25
olan baz ada din felsefecileri bunu ya Mantk Problemi ya Delil Problemi
ad verilen iki itirazdan birini kullanarak yapmlardr. Mantk problemi, evrendeki ktln varlndan hareketle, iyi ve gl olan bir Tanrnn varlna
inanmann imknsz ve akl d olduunu savunur.26 Bunlara itiraz edenlerin,
yani Tanrnn varl ile ktln bir arada mmkn olabileceini yine mantk
araclyla ispat etmeleri beklenmektedir. Mesela ada din felsefecilerinden
J. Leslie Mackie (1917 -1981), Humenin agnostisizmini kendi ateizmine kalk
noktas yaparak27, Mantk problemi olarak, ktlk konusunu ele alm ve kadir-i
mutlak, lim-i mutlak ve salt iyi olan Tanr vardr nermesi ile dnyada ktlk
vardr, nermelerinin mantksal olarak birbiriyle elitiini iddia etmitir.28
Delil problemi ise bir mantk konusundan ok teizmin ktlkler iin makul bir izah getirip getiremeyeceini tartmaktadr. Onlar zetle, teizmin akla
yatkn olmad tezini savunurlar. Bu delilin nemli temsilcilerinden olan Wesley Salomon lemdeki maksatsz ktlk, lemin son derece akll, cmert ve
kudretli bir varlk tarafndan yaratldn iddia eden geleneksel teleolojik argmana kar kar. nk delil problemini ne karanlara gre ktln varl
23
24
25
26
27

John Hick, Philosophy of Religion, Englewood Cliffs, New Jersey, 1973, s. 36.
Arslan, 2001, s. 240.
Peterson 2006, s. 176.
Manafov, 2007, s. 51.
Adnan Aslan, Tanrnn Varlna Dair Argmanlar, (Ateist Din Felsefesi Eletirisi), SAM Yaynlar, stanbul, 2006. s. 14.
28 Petersonl, 2006, s. 178.

131

Felsefe Dnyas

Tanrnn var olma ihtimalini ortadan kaldrr.29 Burada asl nemli olan eyin
mantk deil dncenin ierik olarak kabul edilmemesi olduundan bu durum
mantk deil delil problemi olarak adlandrlmtr.
Baz teist filozoflar da yntem olarak yukarda geen itirazlar ve sorular
ile onlara bal olarak gelitirilen delillere kar ya kendi iinde btnl olan
Optimist Teodiseler gelitirerek, ya muarzlarnn tezlerini rtmeye ynelik
Savunmalar hazrlayarak, ya da bunlarn her ikisini birlikte kullanarak cevaplar
vermeye almlardr. Ayn konuda Mehmet Aydn, ktlk problemi Tanrnn
yokluunu ispat edecek bir gce sahip deildir ancak teistik aklamalarn baz
tutarszlklarn gstermesi bakmndan nem arz etmektedir, diyerek bu durumun zellikle Monoteist dinler asndan nemine dikkat ekmitir. Nitekim bu
teistlerin baz temsilcileri hem evrenin btnyle Tanrnn eseri olduunu sylyorlar hem de orada ktln var olduunu kabul ediyorlard.30 te bu teodiseler, dar anlamda Tanrnn varl ile ktln varln kabul eder ve bunlarn
bir eliki dourmayacan aklamaya alrlar. imdi genel olarak teodise ve
savunma arasndaki farka iaret ederek konuyu biraz daha netletirelim.
Bu dnyada ktln olmas ile Tanrnn varl arasnda bir eliki olduunu syleyenlerin fikirlerini rtmek maksadyla onlarn tutarszlklarn
gstermeye ynelik almalar savunma olarak adlandrlmaktadr. Cafer Yaran,
Leibnizden aadaki alnty yaparak dar anlamda teodise ile savunma arasndaki fark ortaya koymaya alr. Bir ey aklla kavranmakla, o eyi itirazlara kar
mdafaa etmei birbirine kartrmaya kimsenin hakk yoktur. Bir fikrin mdafaasn yapan kimse (respondens) hibir suretle tezini aklla kavramaa mecbur olmayp sadece muarznn itirazlarna cevap vermekle mkelleftir.31 Yarana gre
Leibniz bu iki kavramla ifade edilen amalar gerekletirmek iin Teodicy adl
eseriyle hem kendi Teodisesini kurmu hem de bir ktlk ile Tanrnn varlnn bir arada dnlmesinin eliki douracan iddia eden din felsefecilerinin
grlerinin tutarszln ortaya koymaya ynelik bir savunma hazrlamtr.32
Din felsefesinin zellikle ktlk konusundaki bu geleneksel kartlk yannda bir nevi orta yol diyebileceimiz bir yolu benimseyen felsefeciler de vardr. Bunlarn en tipik olanlarndan birisi Alfred North Whiteheadin (1861-1947)
temsil ettii Sre Felsefesidir. Bu varlk alannda meydana gelen her eyin faili
ve sorumlusu olan Kadir-i Mutlak bir Tanr yerine ikna edici sfata sahip, zorla29 Petersonl, 183.
30 Mehmet S. Aydn, Tanr-Ahlak likisi, Trkiye Diyanet Vakf Yaynlar, Ankara, 1991, s. 175.
31 G. W. Leibniz, Theodice Denemeleri, eviren: Hseyin Batu, M.E.B.Yaynlar, stanbul, 1986,
s. 77.
32 Cafer Sadk Yaran, Leibnizde Teodise ve Savunma, Felsefe Dnyas, Temmuz, 1999-1,
s.73, 74.

132

Felsefe Dnyas

yc olmayan bir Tanr grn benimseyen Whiteheadci ulhiyet savunucular


bylece basit anlamda, ktlkten Tanrnn sorumlu olmad sonucunu karmaktadrlar. Onlara gre ktlk eylerin karakterlerinin karlkl olarak birbirine engel olmalarndan doar. Bylece onlar Tanrnn sorumlu olduu mutlak
ktlkten bahsedilemeyeceini ve Tanrnn yaratklarn zgrln gerekletirmesi iin bizzat kendi kendisini snrladn kabul etmektedirler. 33
ok az da olsa bir grup din felsefecisi teodise konusunda zm ktln varln tmden reddetmekte bulmulardr. Mehmet Aydna gre bu grubun
ktln reel varln inkr etmesi doru deildir, nk tecrbeyle sabittir ki
yamurun topran ihtiyac kadar yamasna iyi diyorsak, sel felaketine de kt
dememiz normaldir.34 Bu son yaklama, yani ktln tmden inkarna ynelik
olarak gelitirdii mutluluk retisi iinde hem teodise hem de savunma tanmna
uyan aklamalarda bulunan Epiktetos kendi nev-i ahsna mnhasr bir tanr fikri
ve teodise gr gelitirmitir. Onun Yunan-Roma kltr ve felsefesine dayanan
ilgin grlerine gemeden nce ksa da olsa hayat ve felsefesine ksaca deinmek yararl olacaktr.
III. Epiktetos Hayat ve Felsefesi
Roma Stoas35 temsilcilerinden olan azatl kle Epiktetos da dier Stoaclar
gibi ahlak felsefenin odak konusu ve asl amac yapm ve bir eit mutluluk
retisi gelitirmitir. Epiktetos zel bir isim olmayp, satn alnm kle ya da
uak demektir. Onun gerek adn bilemiyoruz. M. S. 1. asrn ilk yarsnda Firigya (Bat Anadolu) blgesinde bulunan Hierapoliste (Pamukkale) esir bir ailenin
olu olarak dnyaya geldii ve mparator Neron zamannda Romaya gtrld bilinmektedir. Epiktetosun felsefesi hakknda hemen hemen btn bildiklerimiz rencisi Arriann onun azndan yazd Sohbetler (Diatribai) ve Dnceler (Encheiridion) adl iki kitabn bize bildirdikleridir.36 Epiktetosun ktlk
konusunda syledikleri de ite bu iki eserden alntlar yaparak ortaya konacaktr.
Epiktetosa gre insan, bu dnyada adeta bir rejisr olan Tanrnn verdii
rol szlanmadan oynamakla ykml bir aktr gibidir. Bu rejisr bizlere ister
bir dilenci rol, ister bir topal kle rol, isterse de bir kral rol vermi olsun, fark
33 Mevlt Albayrak, Tanr ve Sre, Faklte Kitabevi, Isparta, 2001, s, 197-199.
34 Aydn, 2002, s. 187.
35 M. S. 1. yzylda, Epiktetosun da iinde olduu Son Stoaclarn grleriyle zellikle Romal
aydnlar arasnda ok fazla taraftar bulduu iin onlarn felsefeleri Roma Stoas adyla anlmaya balamt.
36 Bahsi geen bu son eser ayn zamanda bir elkitab (Handbook) olarak da bilinmektedir. Bundan
baka ondan gnmze ulaan 30 kadar fragman (para) da bulunmaktadr fakat bir btnlk
iermeyen bu fragmanlar bu makalede kullanlmamtr.

133

Felsefe Dnyas

etmez. nsana den rollere itiraz etmek deil, verilen rolleri en uygun ekilde
oynamaktr. Ona gre, bamza gelen felaket ya da ktlk zannettiimiz durumlarn hepsi Tanrdandr. Onun bizim iin istedii, bizim kendimiz iin istediklerimizden daha hayrldr. Bu konuda ilahi adalete gvenmek, ona itiraz ve
isyan etmemek gerekmektedir. Bu yzden, biz olaylarn dilediimiz gibi gelmesini beklememeli, nasl geliyorlarsa yle gelmesini istemeliyiz. Byle yaparsak
her daim mutlu oluruz. Yoksa bamza gelen eylerden dolay tanrsal adaleti
sularsak ve her eye szlanrsak ok skntl ve mutsuz bir hayat yaarz.37 Ksacas, Epiktetos iin i zgrlk ve akla boyun eme daha nemlidir. Bu boyun
ei onda dinsel bir duyguyla, yani tanrsal ngrye duyulan tam bir gvene
iaret etmektedir. 38
Onun felsefesine daha ok kendi iinde sistematik bir btnlk ve tutarllk tamad eletirileri yneltilmitir. nk o, fikirlerini bazen rasyonel akl
yrtmeler biiminde bazen de eylemlerin sonularna dayanarak tecrbe araclyla temellendirmeye almaktadr. Ayrca onun zaman zaman tamamen t
verici hatta bir vaiz gibi davrandna da ahit oluyoruz. Bu yzden o hem betimleyici hem emredici nerilerde bulunmak suretiyle olgu ve deer arasnda gidip
gelen belirsiz bir yntem kullanmtr,39 diyebiliriz. Fakat bu olumsuzluklarn
bizzat onun kendi fikirlerinin tutarszlndan m yoksa bize intikal eden eserlerinin bir kitap format eklinde olmayndan m kaynaklandn tam olarak bilemiyoruz. Nitekim ona ait dnceler, yukarda getii gibi, takipisi Arrian (M.S.
I. Yzyl) tarafndan fragmanlar biiminde derlenmitir. imdi Epiktetosun bu
felsefesi iinde zellikle ktlk problemine nasl yaklatna bakalm.
IV. Epiktetosun Teodisesi
Epiktetosun teodise grn ortaya koymak iin nce onun Tanr inancna bir gz atmak gerekecektir. Her ne kadar Epiktetos kendisine atfedilen eserlerde bazen Tanr bazen de tanrlar tabirini kullansa da onun grlerine bir btn
olarak bakldnda ak ve seik bir ekilde her eye gc yeten, ilim ve kudret
sahibi bir Tanrya inand aikrdr. Ona atfedilen eserlerde geen tanrlar ibarelerinin ya rencilerine ait olduu ya da sadece lka din dili ile ilgili olduu
sylenebilir. Nitekim lkada pek ok filozofun tek tanrya inand halde politeist kltrn oluturduu din dilini kulland ve konuma ve yazlarnda bazen
Tanr bazen tanrlar dedii bilinmektedir. Platon ve Sokratesin szlerinde
37 Mehmet nal, Epiktetos Felsefe Ansiklopedisi, cilt: 5, Ebabil Yaynlar, Ankara, 2007, s.
525, 526.
38 Jean Brun, Stoaclk, eviren: Medar Atc, letiim Yaynlar, stanbul, 1997, s. 24, 25.
39 Sedat Yazc, Epiktetosun Ahlak felsefesinde Aklclk ve Doalclk, Felsefe Dnyas, say
29, Temmuz 1999, s.109.

134

Felsefe Dnyas

bunlar aka grebiliriz. Biz bu iki filozofun politeist Tanr anlaylar ile mcadele ettiklerini hatta Sokratesin bu uurda can verdiini biliyoruz.40 Mesela
Platon Mektuplarnda, aynen unlar yazyor: Ciddi mektuplarma Tanr, o
kadar ciddi olmayanlara da tanrlar kelimesi ile balyorum.41 Bu durumda,
genellikle Roma halk dilini kullanan Epiktetosun tanrlar ibaresini kullanmas
da aynen Platonda olduu gibi sadece bir dil meselesi gibi gzkmektedir. En
azndan Epiktetosun tanrlar tabirini kullanm olmas onun politeist olduunu
gstermek iin yeterli deildir. Nitekim Stoa felsefesinde en stn g olarak
kabul edilen varla bazen tanr bazen Zeus denir. Bu yzden dnemi iin en
nemli dnrleren biri olan Seneca (M..5 -M.S.65) bu Zeusu halk inancndaki Zeustan ayrmak gerekir42 diyerek konuya dikkat ekmitir.
Stoal filozoflarnn genel olarak panteist Tanr inancna sahip olduu ifade
edilse de bunun Epiktetos iin kullanlacak doru bir ifade olmad sylenebilir.
Ksaca her eyin Tanr olduunu, Tanr ile dnyann tek bir btn olduunu savunan bir doktrin olan panteizm43 yaratan ve yaratlm ayrmn ortadan kaldrmaktadr. Epiktetosun artc bir ekilde, Yahudilik, Hristiyanlk ve slamda
olduu gibi tek tanrl dinlerin savunduu, iyilik, adalet, merhamet, ilim, kudret
ve irade sfatlarna sahip bir Tanr inancn benimsedii ve onu birledii rahatlkla sylenebilir. Dnceler adl eserinde o: Ey yalnz kii! Bil ki Tanr da
yalnzdr ve yalnzlndan honuttur44 diyerek tek Tanrya inandna ak bir
ekilde dile getirmektedir. Ayn eserin son ksmnda da Tanrya yle seslenmektedir: Sen ey yce Tanr, sen ey kudretli talih! Gitmemi mnasip grdn
yere beni gtr. Sizi btn kalbimle, hi tereddtsz takip edeceim. Sizin emirlerinize kar gelmek istesem de, gnahkr ve hain olsam da, ister istemez sizi
takip edeceim45 diyerek Tanr konusunda dier lka deistlerinden ve mensubu olduu baz Stoaclardan farkl fikirlere sahip olduunu gstermitir. Nitekim
Mehmet Aydn panteistlerin ezeli, uurlu, lemi bilen ve ihata eden, deiebilen
bir varlk olan Tanrya inandklarn ifade etmitir ki ona gre byle bir tasavvur,
dinin Tanr anlayna felsefi adan en uygun deeri veren grtr.46
40
41
42
43

Mehmet nal, Sokratesin Tanr Anlay, Ekev, Say: 32, s. 25-37.


Platon, Mektuplar, s. 90.
Bertrand Russell, History of Western Philosophy, s. 277.
Spinozac panteistlere gre Tanr tek gerektir ve dnya, srekli realist olmayan ve kendine
zg cevheri bulunmayan tama (sudur)larn toplamndan ibarettir. Ancak materyalist ya da
natralist panteistlere gre Tanr sadece var olan gereklerin toplamdr.( Zeki zcan, Din Felsefeleri Yazlar, (derleme eviri), s. 354).
44 Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 130.
45 A.g.e. s. 49.
46 Aydn, 2002, s. 179.

135

Felsefe Dnyas

Aydnn bahsi geen grn ispat etmek iin verilecek en gzel rneklerden biri hi phesiz Epiktetostur. Ancak Epiktetosun kelimenin tam anlamyla bir panteist olduunu savunmak ok zordur. Nitekim o ok net olmasa da
nesnelerden bamsz ahsi bir tanr tasavvuru ve ok net olmasa da bir ahiret
inancna sahipti. Sohbetler adl eserinde Tanrnn huzuruna giderken, son nefesinde ona u cmlelerle haykracan bildirmektedir:
Emirlerinize kar ktm m? Sizden hi ikyet ettim mi? Hastaydm, nk siz byle istemitiniz, ben de yle istedim. Fakirdim nk siz byle istemitiniz, ben de bundan honuttum. Halimden hi ikyeti olduumu
grdn m? Krldm, szlandm hi grdn m? u an dahi hakkmda
vereceiniz her hkm kabule razym. Bu muhteem seyirlikten kmam
m istiyorsunuz? kyorum. Btn eserlerinizi grmek, kinatn harikulade
nizamn gzlerime sunmak iin beni buraya kabul etme tenezzlnde bulunduunuzdan dolay size binlerce krler.47

Burada aka tek bir ahs olan Tanrya hitap var.


Epiktetos din felsefesinde konu edilen, Tanrnn varl, sfatlar ve ilahi
adalet konusunda kendi zamanna kadar gelen teist ve teist olmayan yaklamlar
ok iyi bildiini gstermektedir. Karmzda sanki ada bir din felsefecisi varm gibi konuan Epiktetos bu konuda zetle unlar sylemektedir: (Bazlar)
Tanrnn varln inkr ederken, dier bazlar Tanrnn var olduunu ama aktif
olmadn kabul etmektedirler. Bunlara gre, Tanr hibir eyle ilgilenmemektedir. Dier grup, Tanrnn var olduunu ve baz nemli gksel meselelerle ilgilendiini kabul etmekle birlikte, Onun dnyamzda olan dier nemsiz eylerle ilgilenmediini savunmaktadrlar. Tanrnn dnyada olan ve insanlarn bana gelen
hususlarda aktif olduuna inanlarn bir ksm ise onun bu ilgisi genel anlamdadr,
diyerek Onun czileri bilmediini savunmaktadrlar. Sokrates ve Odysseusun
da dhil olduu bu son grup her eyin Tanrnn bilgi ve kudreti dhilinde olduuna ve adeta onun bilgisi dnda hi bir eyin (bir yapran bile) kmldamadna inanmaktadrlar.48 Grld gibi onun bu aklamas din felsefesinin temel
konularndan birincisi olan Tanr inanc hususunda ok dikkat ekici bir tasniftir.
Epiktetosa gre yukardaki Tanr tasavvurlarndan hangisinin doru olduunu anlamak iin hepsinin itina ile incelenip deerlendirilmesi gerekmektedir.
Kendisi de tam olarak bunu yapm ve yukardaki Tanryla ilgili aklamalarn
tek tek akl szgecinden geirerek eletirel bir deerlendirmeye tabi tuttuktan
sonra, Sokratesin de iinde bulunduu son grubun her eyin Tanrnn bilgi ve

47 Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 121.


48 Epiktetos, The Discourses The Handbook, Fragments, 1995, s. 32, 33.

136

Felsefe Dnyas

kudreti dhilinde olduu grnn akla daha yatkn olduu kanaatine varmtr.49
Daha sonra Epiktetos burada kalmayarak ktlk denen eyin sadece insann kendi yapp ettikleriyle ilgili olmas yznden Tanrnn varlna zarar vermeyeceine dair btnc aklamalardan oluan bir teodise oluturmu ve teist
olmayanlarn, ktln varl ile Tanrnn varlnn elitiine, dair grlerinin tutarsz olduunu gstermek suretiyle, bir eit savunma ortaya koymutur.
Epiktetosa gre nasl ki bir ehir ya da bir ev yapcs olmadan var olamaz ise,
bu kadar muazzam bir makine hkmnde olan evren de bir yaratc olmadan var
olamaz, var olsa bile varln bir dzen iinde srdremez?50 Bu gryle o
hem lemin bir yaratc olmadan var olamayacan savunan kozmolojik delile,
51
hem de bu leme bir nizam veren ve iine bir gaye yerletiren, ilim kudret ve
inayet sahibi bir Tanrnn var olduuna inanmay savunan nizam ve gaye deliline
dayanmtr.52 Ona gre Tanr insanlar mutlu olsunlar diye yaratmtr ama
onlarn bedbaht olular kendi hatalar yzndendir53.
Onun mutluluk felsefesini Dnceler adl kitabn hemen banda geen u
zet cmleler ortaya koymaktadr:
Bu dnyada olup biten eylerin bazlar elimizde, bazlar deildir. Elimizde
olanlar fikirlerimiz, hislerimiz, arzularmz, nefretlerimiz ve tek kelimeyle
sylersek, btn bize bal olan davranlarmzdr. Elimizde olmayanlar ise,
bedenimiz, malmz, hretimiz, makammz ve yine tek kelimeyle bilinli
davranlarmz dnda kalan, elimizde olmayan btn olup bitenlerdir. Bizim elimizde olan eyler tabiatlar icab her eyden bamszdr, engellenemez ve geciktirilemez.54

Bir baka yerde de yle diyor:


Dostum ne diyorsun? Beni zincire vurmakla m tehdit ediyorsun? Bunu beceremezsin! Sadece bacaklarm zincire vurabilirsin ama irademi ve ruhumu
asla. O her zaman hr kalacak.55

Ksacas Epiktetos ktlk saydmz eylerin aslnda dikkatli bakldnda ktlk olarak grlemeyeceini ve Tanrnn ilahi adaletinin kolayca savunulabileceini iddia eder. nk ona gre, ktlk, olaylarda ve nesnelerde
deil, bizim olaylarla ilgili yanl yorumlarmzda aranmaldr. O halde aslnda
49
50
51
52
53
54
55

Epiktetos, s. 33.
Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s.104.
Aydn, 1992, s.41, 42.
A.g.e., s. 63.
Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 143.
Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 64.
Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 56.

137

Felsefe Dnyas

bir gereklik olarak deil de bir vehim olarak ktlkten bahsedebiliriz. yleyse Epiktetosun grleri bir btn olarak ele alndnda, bir mutluluk retisi
gelitirmek iin lahi Adalet Teorisine56 benzeyen kendi iinde tutarl bir teodise
olarak grlebilir. Fakat onun grleri tek tek fragmanlar eklinde okunduunda
daha ok ilahi adaleti inkr eden lka filozoflarna kar yaplan bir savunma
olarak deerlendirilebilir. Ancak Epiktetosun ktlk olarak alglanan eyler
karsnda aada sralanan ok renkli ve ok eitli aklamalardan birini benimsedii grlr.
1- Tanrnn saysz nimetlerini hatrlatmas ve insan nankrlkle sulamas: Epiktetos dnyada bize kt gzken birka olaya karlk Tanrnn saysz nimetlerini hatrlatmakta ve bu kadar ihsan karsnda baz filozoflarn ilahi
adaleti sulamasn hayretle karladn bildirmektedir.
Eer azck duygumuz olsayd fert ve toplum olarak btn hayatmzda,
bize bahettii ve her anmzda istifade ettiimiz nimetler iin Tanrya kretmekten gayri bir ey yapmazdk. Hlbuki Epiktetosa gre biz O kadar
nankrz ki, Tanrnn bize ihsan ettii harikalar bile sz konusu olsa, bunun
iin kretmek bir yana, onu sular ve ondan ikyeti oluruz.57

Burada o, ktl bahane edip Tanrnn nimetlerine saygszlk edenleri


knamakta ve nimetler karsnda klfet ve skntlarn konu edilmeyecek kadar
az olduunu hatrlatmaktadr. nsana btn bu nimetleri verenin bu nimetleri yeniden istemesi durumunda onlar iade etmekte direnen insanlarn hem nankr
hem de deli olduklarn savunur. 58
Epiktetosun knad bir dier husus da insanlarn bir ksmnn bencillikleri yznden ilahi adaletin kendilerine uymasn istemeleridir. Bunlar srf kendi
nefsi istekleri iin Tanrnn doa yasalarn deitirmesini isterler. te bu yzden kendi karlarna uymayan bir durum karsnda bu tembel ve bencil kimseler
tanrsal adaleti sulamakta ve onu inkra yeltenmektedirler. yleyse insanlarn
bencillik ve imanszl kalplerinden skp atmas gerekir.59
2- Kt sanlan eylerin aslnda kt olmadn ispat etmeye almas: Bu dnyada kt olarak gzken olay ya da nesneler aklla kavranacak bir du56 Epiktetos bir savunmac olarak alglanr ama aslnda o kendi iinde tutarl bir lahi Adalet
Teorisine sahiptir. Amalar asndan ayn ama yntemleri asndan farkl olan Savunma ile
lahi Adalet Teorisi bir metal parann yaz ve tura yzleri gibi grlebilir. Savunma, ktle
dayal argmann hususi bir formlletirilmesinin baarsz olduunu kantlamaya ynelik iken,
lahi Adalet Teorisi Tanrnn niin ktle msaade ettiini aklamaya ynelik (Michael Peterson Akl ve nan: Din Felsefesine Giri, s. 189).
57 Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 73.
58 Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 153.
59 Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 132.

138

Felsefe Dnyas

rumda ise Epiktetos onu akli olarak izah etmeye alm ve zannedilenin aksine
onun insann yararna olduunu gstermek istemitir. Epiktetosa gre ktln
sebebinin, zenginler, zorbalar ve krallar60 olduunu sananlar yanlmaktadr. Ktln sebebi bu kiiler deil her bir insanda bulunan: mal, mlk ve makam hrsdr. nsanlar Epiktetosa gre bu kiilere deil kendi hrslarna uaklk yaparlar.
yleyse ktlk baka bir nesne ya da kiide deil insann kendi iindeki hrslarna yenik dmesinden doar. Bu hrslardan evden kam bir klenin efendisini
grdnde kat gibi kamalyz.61
Epiktetosa gre elimizde olan davranlarmza gelince, burada iyiyi belirleyen, olay ya da nesnelerin kendisi deil bizim onlar kullanma biimimizdir.62
Bu yzden Epiktetos iin de zgr isten ahlakn mutlak kouludur. Ona gre
hastal kt sal iyi olarak adlandrmak doru deildir. Hastal iyi kullanmak iyi, kt kullanmak ise ktdr. Bu anlamda nankrlk, dinsizlik, korkaklk
veya cesaretsizlik gibi bizim kendi davran ve tutumlarmz ktdr.63 Bu szleriyle Epiktetos, bizim iyi sandmz ve elde etmek istediimiz pek ok eyin
aslnda bu trden kanmamz gereken arzu ve vehimler olduunu tekrar tekrar
hatrlatmak ihtiyac duymaktadr. O, kendisine yaplan ktle kar koyup
almasnn nesinin kt olduunu soran birisine,
Dostum sana ktlk yaplmamtr. nk iyi ve kt senin iradene baldr. Zaten herhangi birisi sana hakszlk ederek kendini yaralam ve ktlemi ise, bu hakszla karlk vererek niin sen de kendini yaralamak ve
ktlemek istiyorsun64

Diyerek zetle, ktl sadece insann kendi iradesine bal eylemleriyle


snrlamak istemitir.
3- Ktlk sanlan olumsuzluklar alt edecek yetenekleri hatrlatmas:
ayet insanolu ktlk olarak bilinen bir eye kar onunla ba edecek bir yetenee sahipse, Epiktetos bu durumu da ktlk olarak grmemektedir. Mesela
temizlik iin zahmete girmeyi bir zorluk ya da ktlk olarak grenler iin Epiktetos yle diyor:
Doa bile sana temizlii salk verir. Yemek yediinde dilerinin arasnda
artk kalmamas imknsz olduu iin sana su vermi. Bir maymun ya da

60 Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 81.


61 Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 85.
62 Sedat Yazc, Epiktetosun Ahlak felsefesinde Aklclk ve Doalclk, Felsefe Dnyas, 29.
say, s.105.
63 Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 139.
64 Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 98.

139

Felsefe Dnyas
domuz olmayp da insan olduun iin sana su vermi. Tenine kir musallat
olduunda yunman emretmi.65

Bir baka yerde Epiktetos, ehvetin iyi sanldn ama onu Tanrnn herkese ortak olarak bahettii iyilik terazisinde (aklla) tarttmzda hafif geldiini hepimiz grebiliriz66 der. Burada ksaca, akln bizi ktlkten koruyacak
bir nimet olduunu ve Tanrnn bunu bize bahetmekle bizi ktle kar koruduunu vurgulamak istemektedir. yleyse son tahlilde, biz bu olumsuzluu
fark edecek gte olduumuz iin bunlar ktlk saylmaz. Yani bize akl nimeti verilmese de sadece ehvet verilseydi bizim bunu kt olarak yorumlamamz
mmknd ancak biz onun zararlarn nleme kabiliyetine sahip olduumuz iin
onu faydal ynde kullanarak iyilie dntrebiliriz.
Bylece Epiktetos sadece ktlkler karsnda Tanrnn insana bahettii
yetenek ve imknlar sayp dkmekle kalmayp bir adm daha ileri giderek, insann ktlk zannettii ve kendisine zarar verdiini dnd bu eyleri kendi
lehine evirecek, iyilie dntrecek bir art yetenee de sahip olduunu iddia
etmektedir. Onun ifadesiyle, her trl kaza ve belay bile mutlulua dntrmek
elimizdedir67. Dnceler adl eserinde bu konuyla ilikili olarak unlar sylyor:
Bana gelen herhangi bir eye kar kendi iine dnmeli ve bu durum karsnda hangi mevcut kabiliyetini kullanarak onu faydaya dntreceini
aratrmalsn. ok gzel bir ocuk veya kadn m grdn? Buna kar iinde
kendini kontrol kabiliyetini bulacaksn. Bir acya m maruz kaldn? Bunun
iin tahamml kabiliyetini bulacaksn. Bir tacize mi uradn? (Bu kez de)
iinde sabr kabiliyetini bulacaksn. Bu kabiliyetlerini kullanmay alkanlk
haline getirirsen isteklerin seni hibir zaman sapknla drmeyecektir.
68

4- Ayn olayn birine iyi dierine kt gzktn sylemesi:


Epiktetosa gre, aslnda d dnyada olan olaylarn herkes iin iyi ya da kt olmas mmkn deildir. Bu yzden ona gre, hi kimse, gndze iyi, geceye kt
diyemez. Ancak, biz bunlardan hangisi ile amacmz daha rahat gerekletiriyor
isek ona iyi, dierine kt diyoruz. Epiktetos bu durumu lm gibi ok kt grlen bir olguyu rnek vererek aklamak istemitir.
rnein lm ele alalm, o kt bir ey deildir, eer yle olsayd Sokratese
de yle grnmesi gerekmez miydi? Fakat bu konudaki korkumuz, lm
korkun bir eydir diyerek verdiimiz lmle ilgili kendi hkmmzden
kaynaklanr. yleyse biz her ne zaman bunalr veya huzursuz olur veya z65
66
67
68

Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 175.


Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 99.
Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 173.
Epiktetos, 1995, s. 290.

140

Felsefe Dnyas
lrsek, dier insanlar deil fakat yalnzca kendimizi sulayalm zira bunlar
(olumsuzluklar) bizim kendi yargmzdan kaynaklanmaktadr.69

Epiktetos, Platonun Sokratesin Savunmas adl eserinde geen bir sahneye atfta bulunarak, Sokratesin zindanda olduu ve bir gn sonra leceini
bildii halde ilahiler yazdn70 syleyerek lmek zere olduu halde onun buna
aldrmadn gstermitir. nk o lm kt bir ey olarak grmyordu.
6- Pozitif dnmesi ve kt kavramn olabildiince az kullanmas:
Epiktetos bizim dmzda cereyan eden, daha doru ifadeyle, irademize bal
olmayan durumlar iin kt kelimesini kullanmamaya zen gsterdii gibi, gnlk dilde kullanlan kt kelimesi yerine de iyi deil ibaresini nermektedir.
Birisi erken mi banyo yapyor? Onun kt yaptn syleme, fakat sadece
erken banyo yaptn syle. Birisi ok fazla m iiyor? Ona kt itiini
syleme, fakat ok itiini syle. Onun niin yle davrandn bilmeden
nasl olur da kt davrandn sylersin ki? Ve byle yapmazsan sen asl
dikkat etmen gerekeni grmek yerine baka bir eyi grm olursun.71

Burada o, adeta kt kelimesinin zaruri aklamalar hari mmknse


dilden tamamen sklp atlmasn isteyen bir yaklam iindedir.
7- radeyi hadiselere gre ayarlamak gerektii gr: Epiktetos sadece tanrsal adaleti yceltmek ve ondan gelen her eye hikmet nazaryla bakmak
gerektiini savunmakla kalmayp ayn zamanda istediimizin aksinin olmas durumunda bile irademizin, bundan honut olacak ekilde eitilmesi gerektiini72
sylemitir. Sohbetler adl kitapta geen u pasaj bunun en gzel delilidir.
lm cesaretle beklemek, hekim iyilemekte olduunu syleyince lgnca sevinmemek, ktletiini syleyince de mteessir olmamak gerekir. Zira
ktlemek ne demektir. Bunun manas, cann tenden ayrlaca vaktin
yaklamasdr. Bu ayrla ktlk diye mi bakyorsun? Bu ayrl vakti bugn gelmese bile yarn gelmeyecek midir? Sen ldnde dnya yok mu
olacak? yleyse shhatli iken nasl dinginsen, hasta iken de yle ol.73

Buradan kan sonu udur: esas nemli olan olaylarn irademize uygun
olarak gelmesi deil, irademizin olaylara uymasdr.
8- Ktlk iyiliin anlalmas iin vardr gr: Epiktetosa gre ayet yukardaki durumlarla aklanamayan bir olumsuzluk varsa onun da ancak
iyiliin deerinin anlalmas iin bir ara olarak var olduu dnlmelidir. Ona
69
70
71
72
73

A.g.e., s. 289.
Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 91.
Epiktetos, 1995, s. 303.
Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 101.
Epiktetos, 1995, s. 127.

141

Felsefe Dnyas

gre, nasl ki tatly acyla, temiz olmayan temizle lyoruz, aynen bunun gibi
ktlkle de iyilii takdir etmi olmaktayz. Bu anlamda Epiktetos temel felsefesine uygun olarak, burada da ktln sadece bizim dncemizde var olan bir
ey olduunu kabul etmektedir.74
Eer ktlk olarak yorumlanan olayn yukarda bahsi geen durumlardan biriyle aklanmas mmkn gzkmyorsa bu durumda Epiktetos ya hikmet
kavramna bavurmu ya da olayn bir de ahiret sreci olduunu hatrlatmtr.
imdi din felsefesinde nemli olmakla birlikte pek fazla ne karlmayan ve
zellikle ktlk konusu ilenirken nadiren dikkate alnan hikmet ve ahiret kavramlarna Epiktetosun sisteminde nasl bir yer verdiine bakalm.
9- Tanrsal hikmete mutlak itimat edilmesi: Zaman zaman lka felsefesinde baz filozof ve dnrler hikmet kavramna bavurarak Tanrsal adaleti
savunmular ise de, onlarn hibirinde hikmet kavram Epiktetosda olduu kadar
etkili ve derinlikli olarak dnce sistemlerine dhil edilmemitir. Geni anlamyla eya ve olaylarn birbiriyle balantl olduunu bilme ve ona gre eyleme
olarak anlalan hikmeti Epiktetos, Tanrnn yolunda yrmek, arzularna istikamet vermek ve akln iyi kullanmak75 ifadesiyle tanmlamtr. Ona gre, tabii
olan her ne varsa onda bizim bilemeyeceimiz bir ilahi hikmet vardr. Ancak bu
lemde btn olaylar arasnda var olan bu balantlar grecek bir zihin gcne
sahip deiliz. yleyse kt sandmz pek ok durum bizim bilgi gcmzn
kstl olmasndan kaynaklanan hikmeti gremeyiimizin sonucunda yaadmz
hislerdir. Ksaca, Epiktetosa gre, tek bir bireye kt gzken kinat asndan
iyidir ya da sonunda iyilie dnr. En basitinden ktlk denen olaylarla savaan kii bu sayede karakter kazanr ve olgunlar.76
Epiktetosun bu hikmete dayal yaklam btn felsefe tarihi boyunca en
ok bavurulan savunma biimlerinden biri olmutur. Nitekim ada din felsefecilerinden olan Stephen Wykstra Tanrnn ilerini snrl insan zihninin tam olarak
kavrayamayacan ve bu yzden insann baz varlk ve olaylarn hangi maksatla
yaratldn ve ktlklerin ne ie yaradn anlayamayacan sylemektedir.
Bu yaklam ada din felsefesinde drak Snrlamas Mdafaas adyla anlmaktadr.77 Epiktetosa gre ite bu noktada Tanrnn adaletine gvenmekten
baka bir are yoktur. Bu u anlama gelir: ayet biz olaylara tanrsal hikmet nazaryla bakabilseydik bu lemde ktln olmadn ayan beyan grecektik.

74
75
76
77

nal, Mehmet, Epiktetos, Felsefe Ansiklopedisi, cilt 4.


Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 76.
nal, Epiktetos, Felsefe Ansiklopedisi, cilt 4.
Peterson, 1995, s. 187.

142

Felsefe Dnyas

yle gzkyor ki, Epiktetosa gre ktlk konusunda hikmet kavramnn asl fonksiyonu tanrsal sfatlar arasnda eliki olmadn gstermesidir. Bu
konuda din felsefecisi Cafer Sadk Yaran, Tanrnn sadece kudret sfatna ya
da sadece adalet sfatna ncelik vererek ktlk problemini zmenin mmkn
olmadn syler. Ona gre ktlk problemi ancak Tanrnn bu lemi hikmete
binaen bahsi geen her iki sfatn birlikte kullanarak yarattn kabul ederek zlebilir.78 Ksaca sylersek, Tanrnn varln onun ktle mani olamamas
yznden eletirenler aslnda ona ait bu iki sfatn arasnda bir eliki olduundan
hareket etmektedirler. Asl ama bir hikmetin gereklemesi ise bu durumda eliki ortadan kalkmaktadr.
Epiktetos bir yandan Tanrnn hikmet sfatn tantmaya alrken, bir
yandan da insann derin ve btncl dnmeye altrlmas iin hikmet yolunda
ilerlemesi gerektiini vurgulamtr. Bu yzden o felsefe ve filozof yerine sophia
(hikmet= bilgelik) ve sofos (hikmet sahibi=bilge) kelimelerini kullanmay tercih
etmitir. O ayn zamanda olup bitenlerin de Allahn hikmet sfatna uygun olarak
deerlendirilmesi gerektiini de nermitir. Ksacas, onun iaret ettii hikmet
kavram, hem Tanrnn abes ve eliik bir ey yaratmayacann garantisi olan
bir sfat olarak, hem de bu sfat kazanmak iin alan filozof bilgeye ait bir
zellik olarak kullanlmtr.
10- Ktl deerlendirirken ahireti de hesaba katmas: Epiktetos
ktlk olarak grnen pek ok olayn bir nevi imtihan arac olduunu sylemektedir. Bu adan, bir aracn ya da zorluun iyi bir amaca ulamak iin kullanlmasn ktlk olarak okumamak gerekir, grndedir. nk ahirette insanlarn
dnya imtihan sayesinde kazanm olduklar cevherleri gstermesi istenecek ve
sonunda mkfat kazanp kazanmad llecektir.79 Bir baka yerde ise Epiktetos Tanrnn hibir eyi ihmal etmediini ve bu dnya hayatnn bir imtihan
olduunu u ifadelerle dile getirmektedir:
Tanr beni imtihan ediyor, benim iyi bir asker, iyi bir vatanda olup olamayacam anlamak istiyor, hl ve hareketlerimle insanlar arasnda kendisinin
varlna tanklk etmemi istiyor.80

Epiktetosta o kadar gl bir ahiret inanc vardr ki o ktlk olarak bilinen lmn bile insan ahirete gnderen kestirme bir yol olduunu dile getirmektedir.

78 Cafer Sadk Yaran, Leibnizde Teodise ve Savunma, Felsefe Dnyas, say 29, Temmuz,
1999-1.s. 81.
79 Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 160.
80 Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, s. 149.

143

Felsefe Dnyas
Bizi ldren bir kl, bir tekerlek, bir deniz, bir kiremit ya da bir zorbadr.
Seni ahirete ulatracak yolun ne nemi var? Hepsi birbirine msavi (deil
mi?). Bu yollarn en ksalarndan biri seni bir zorbann ahirete yollad yoldur. Bir zorba, bir insan kesinlikle alt ayda ldrmez. Hlbuki bir hastalk
yllarca srebilir.81

V. Sonu
Epiktetosun, bazen rasyonel akl yrtmelere, bazen eylemlerin sonularna bazen de betimleyici aklamalara dayanarak hkmler karmas ve grlerini kaderci bir dille sunmas felsefi anlamda bir eksiklik ya da zaaf olarak
eletirilebilir. Ancak, biz bu eksikliin onun akl yrtme tarzndan m yoksa
kendi eliyle yazd bir eser brakmamasndan m kaynaklandn tam olarak
bilemiyoruz. Bu anlamda onun kendi eliyle bir eser yazm olmamas asndan
Sokrates ile benzer bir kaderi paylatn syleyebiliriz. Aslnda, onun ilk bakta daha ok t verici ve buyurucu cmlelerden kurulu halk bilgelii eklinde alglanan mutluluk retisine, din felsefesinin kavramlar ile yaklaldnda
onun ok ciddi bir teodise oluturduu kolayca grlmektedir. Fakat bu teodiseyi
baka teodiselerden ayran temel zellik, onun bir ynyle ktln gereklilii
ya da kanlmazln ne karan Optimist Teodiselere, bir ynyle de Tanr ve
sfatlarn korumaya adanm bir lahi Adalet Savunmasna benzemesidir. Bu adan o, aynen Leibniz gibi hem bir teodise gelitirmi hem de etkili bir savunma
yapmtr diyebiliriz.
Genel anlamda, Epiktetosun ortaya koyduu teodise adeta onun, ktl
alg, anlam ve tanm olarak deitirmeye ve onu yalnzca insana ait iradi davran
alanyla snrlamaya ynelik bir mcadele iinde olduunu gstermektedir. Onu
dier din felsefecilerinden farkl klan da ite bu mcadeleyi sadece pheleri
gidermek ve muarzlarna cevap vermek iin deil, ayn zamanda mutlu bir hayat
tarznn gerei olarak grmesidir. Bu yzden onun savunmasn ieren grleri, souk ve skc ifadelerle anlatlan bir din felsefesi deil, scak ve hayatn
btnn kuatc bir hikmet retisi olarak her tabakadan insann zevkle okuyaca fikirler olarak alglanmtr. Ancak, btn bir mrn Tanrnn varl
ve sfatlarn savunmaya adam ve Onun varl ve sfatlarna yneltilen btn
eletiri, phe ve inkrlara cevap vermek iin abalam samimi bir dnr olarak Epiktetosa din felsefesi asndan gereken kymetin verildiini sylememiz
mmkn deildir. Hlbuki o retisi iine din felsefesinin btn boyutlarn byk bir ustalkla sindirmitir. yle ki 18. yzyldan sonra ne kan hemen hemen her din felsefesi sorunu iin onun grlerinde direk ya da dolayl olarak
verilmi bir cevap bulmak mmkndr.
81 Epiktetos, a.g.e. s. 92.

144

Felsefe Dnyas

Onun bu makalede ortaya konan grleri tahlil edildiinde u konuda


ada din felsefesine ciddi katklar salayaca ve baz almlara imkn verecei anlalmaktadr. Bunlar: (1) Ktlk problemini mutluluk retisi ve hayat
anlay ile birlikte bir btn olarak ele almas, (2) ktlk problemini amada
kullanlmak zere, hikmet ve ahiret kavramna dikkat ekmesi, ve son olarak da
(3) teist olmayan din felsefecilerinin, ktlk varsa Tanr yoktur, nermesini tersine evirerek Tanr varsa ktlk yoktur, eklinde ifade edilecek bir kar argman gelitirmi olmasdr.
z
Ktlk Problemine Epiktetosun Mutluluk retisiyle Bakmak
Bu makalede, Roma Stoas temsilcilerinden biri olan Epiktetosun (55135), ktlk problemi (teodise) hakkndaki grleri deerlendirilecektir. Bunun iin nce, din felsefesinde ktlk probleminin genel anlamda aklamas
yaplacak ve bu balamda, son yllarda din felsefecilerinin yapt teodise ve savunma ayrmna dikkat ekilecektir. Daha sonra, insanlk tarihinde ne kan baz
destan ve dinlerde geen ve bat felsefe geleneinde ortaya konan ktlk konusundaki yorumlar ele alnacaktr. te bu tarihi zeminde Epiktetosun, Tanrnn
varl ve adaletini hedef alan eletirilere kar gelitirdii bir nevi savunma olan
mutluluk retisi onun eserlerinden yaplan alntlara dayanarak ilenecektir.
Makalenin sonu blmnde ise Epiktetosun theodise grnn din felsefesine
ne gibi katklar saladna ve ayrntlarnn neler olduuna iaret edilecektir.
Anahtar Kelimeler: Epiktetos, din felsefesi, ktlk problemi, savunma,
mutluluk retisi.
Abstract
Looking at the Problem of Evil through
Doctrine of Happiness of Epictetos
In this article, Roman Stoic Epictetos (55-135) ideas on theodicy will be
treated. For this, first, it will be set forth in general meaning of theodicy in philosophy of Religion and in this context, differences between the concept of defence and theodicy in current philosophy of religion will be pointed out. Then,
for the most part of remarks of theodicy which took place in epic poems, religions
and the western philosophies, will be dealt. In this historical ground, Epictetos
ideas, as a kind of theodicy and defence against both the denial of existence of
God and criticism on justice of God, will be treated with the help of references
taken from his own words. In conclusion, the effects of Epictetos ideas on the
philosophy of religion will be indicated and detailed.
Keywords: Epictetos, theodicy, philosophy of religion, defence, doctrine
of happiness
145

Felsefe Dnyas

Kaynaklar

Albayrak, Mevlt, Tanr ve Sre, Faklte Kitabevi, Isparta, 2001.


Arslan, Ahmet, Felsefeye Giri, Vadi Yaynlar, Ankara, 2001.
Aslan, Adnan, Tanrnn Varlna Dair Argmanlar (Ateist Din Felsefesi Eletirisi),
SAM Yaynlar, stanbul, 2006.
Aydn, Mehmet S., Din Felsefesi, zmir lahiyat Fakltesi Vakf Yaynlar, zmir, 2002.
Aydn, Mehmet S., Tanr-Ahlak likisi, Trkiye Diyanet Vakf Yaynlar, Ankara,
1991.
Brun, Jean, Stoaclk, ev. Medar Atc, letiim Yaynlar, stanbul, 1997.
evik, Mustafa, David Hume ve Din Felsefesi, Dergah Yaynlar, stanbul, 2006.
Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, ev. Burhan Toprak, MEB Yaynlar, stanbul,
1989.
Epiktetos, Dnceler ve Sohbetler, ev. Cemal Ser, Kakns Yaynlar, stanbul,
2007.
Epictetus, The Discourses The Handbook, Fragments, ev. Robin Hard, Everyman,
London, 1995.
Glgam Destan, ev. Sevin Kutlu, Teoman Dural, Hrriyet Yaynlar, stanbul,
1973.
Gkberk, Macit, Felsefe Tarihi, Remzi Kitabevi, stanbul,1980.
Hick, John, Philosophy of Religion, Prentice, Inc., Englewood Cliffs, New Jersey,
1973.
Kranz, Walther, Antik Felsefe Metinler ve Aklamalar, ev. Suad Y. Baydur, Sosyal
Yaynlar, stanbul, 1984.
Leibniz, G. W., Theodice Denemeleri, ev. Hseyin Batu, MEB Yaynlar, stanbul,
1986.
nal, Mehmet, Epiktetos, Felsefe Ansiklopedisi, cilt 4, Babil Yaynlar, 2007.
nal, Mehmet, Sokratesin Tanr Anlay, Ekev, Say: 32, Yaz, 2007.
zcan, Zeki, Din Felsefeleri Yazlar I, Alfa, stanbul, 2001.
Peterson, Michael, William Hasker, Bruce Reichenbach, David Basinger, Akl ve
nan: Din Felsefesine Giri, ev. Rahim Acar, Kre Yaynlar, stanbul, 2006.
Platon, Mektuplar, ev. rfan ahinba, M.E.B. Yaynlar, stanbul, 1997.
Bertrand Russell, History of Western Philosophy, s. 277.
Rafiz, Manafov, John Hickenin Din Felsefesinda Ktlk Problemi ve Teodise, z
Yaynclk, stanbul, 2007.
Taylan, Necip, slam Dncesinde Din Felsefeleri, Marmara niversitesi, lahiyat
Fakltesi, Vakf Yaynlar, stanbul, 1997
Tillich, Paul, Din Felsefesi, ev. Zeki zcan, Alfa, stanbul ve Bursa, 2000.
Yaran, Cafer Sadk, Leibnizde Teodise ve Savunma, Felsefe Dnyas, say 29,
Temmuz, 1999-1.
Yaran, Cafer Sadk, Klasik ve ada Metinlerde Din Felsefesi, Ett Yaynlar,
Samsun, 1997.
Yaran, Cafer, Sadk, Ktlk ve Theodise, Vadi Yaynlar, Ankara, 1997.
Yazc, Sedat, Epiktetosun Ahlak Felsefesinde Aklclk ve Doalclk, Felsefe
Dnyas, say 29, Temmuz 1999-1.
146

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

MODERN FELSEFENN DYALEKT


Mehmet GNEN*

Felsefe tarihinde filozoflarn tartmas, onlarn birbirlerini amaya almasdr. Ama sz konusu amann, bir filozofun dierinden daha byk olduunu ispatlamas olarak deil de, bir meseleyle ilgili olarak daha doru cevabn
kendisinde olabilecei anlamnda deerlendirilmesi gerekmektedir. Bu anlamda
felsefe tarihinin, filozoflarn birbirleriyle olan mcadelesi olarak grmek yerine
meselelerin incelenmesi ve dorunun aranmas olarak grlmesi daha uygundur. u halde meselenin ve cevabn ne olduunun anlalmasnda diyalektik bir
bak asnn kullanldn inkr edemeyiz.1 Bu bak asn modern dneme
evirdiimizde aklclar ile deneyimciler arasnda yaanan tartmann n plana
ktn grebiliriz. Birbirine kart iki akm arasndaki ilikiyi diyalektik olarak
nitelendirmenin ve bunun Kantta bir senteze kavuacak ekle dnt fikrinin bu yaznn iddias olduunu belirtmeliyiz. Bu nedenle tez ksmna aklcl,
antitez ksmnysa deneyimcileri senteze de Kant koyduk. Bunun yannda her
filozof anlatldktan sonra onlara Kantn yapt eletiriyi vermeyi Kantn onlardan nasl faydalandn daha iyi belirlemek asndan uygun bulduk. Sonu
ksmnda Kantn her iki akma kar yapt eletiriyi yani sentezi ortaya koyduk. Belirtmemiz gereken nemli bir nokta, amacmzn sadece Kantn kimlerden etkilendiini syleyerek bu filozofu aklamaktan ziyade, Kantn modern
dnemde kendisinden nceki bu iki akmn filozoflarn megul eden hangi temel
meseleye ya da meselelere ilikin zm nerdiini ortaya koyarak modernlie
ilikin diyalektik bir fotoraf ekebilmektir.
*
1

stanbul niversitesi, Felsefe Blm, Yrd. Do. Dr.


Diyalektiin birbiriyle alakal olan iki biimine gre deerlendirmemizi yaptk. Sokratik
anlamda diyalektik iki kart grn doruya ulama abasnda elimezlik ilkesine gre
birbirlerinin yanllarn ortaya koyarak geriye dorunun kalmasnn salanmasdr. Hegelci
anlamyla diyalektik ise, bir nevi, kartlarn olmasnn deil kartln olmasn zorunlu klar.
Bu zorunluluun bir sonucu yani sentezi iinde barndrmas ve gereklik kazanmas sz konusu
yntemi bir tarihsel ya da varolusal bir sre iinde deerlendirmekle salanr. Makalemizin
arlkl olarak ilkini ksmen de ikincisini kabul edeceini belirtelim. nk aklclarn ve
deneyimcilerin bir mesele hakknda birbirlerini tutarszlklarn gstermeye altklar aikrdr.
Bunun yannda iki akm arasnda yaanan atmann akla ait bir aratrmayla Kant tarafndan
zld iddias bir sre iinde bunun bir senteze dntrldn gstermektedir.

147

Felsefe Dnyas

Modern dnem filozoflarnn anlaylarna gemek iin modern dnemdeki bilim anlayna ksaca bir gz atmalyz.2 Skolstik felsefe, matematiin evrenin anlalmasnda etkisi olabileceini reddetmiyorsa da Aristotelesin metafizik
anlay erevesinde belirlenen evren grnn dna kmay kendi otoritesini
sarsmak olarak deerlendiriyordu. Buna karn, otoriter snrlarn bilimsel
keifler ve bunlara paralel olarak meydana gelen corafi keiflerce zorlandn
rahatlkla syleyebiliriz. Bu snrlarn farkl olmasna bir rnek olarak, modernleme srecini skolstik felsefeden keskin bir biimde ayrmann yanl olduu
artk bilinse de, Skolstik felsefede kullanlmayan matematiin 16. y.y.da kullanlmasn verebiliriz.3 Aslnda matematiin kullanlmasnn evrenin anlalmas
kadar maddenin yeniden dntrlmesi gibi birbiriyle alakal ama ayn zamanda
birbirinden farkl olan iki taraf vardr. Bir yanda simyayla, maddenin dntrlmesinde matematie bavurularak Pisagorcu yaklam tekrar canlandrlmak
istenmi, dier yandaysa matematiin kurallaryla evrendeki gezegenlerin hareketleri anlalmaya ve aklanmaya allmtr. zellikle ikinci tarafn matematik anlaynda, genellikle olduu gibi, olmas gereken olan belirlemi ve matematiksel uslamlamann verdii gven Aristoteles fiziinin saduyuya yakn olan
aklamalarna baskn kmtr.4 Aslnda yeni gzlemler yapldka matematii
kullanan bilim adam ya da filozoflar yanllanmtr. Ama bu durum, matematiin yanlln gstermiyor aksine baka bir teoriyle ama yine matematiksel
bir biimde dzeltilmesi olarak geri dnyordu. Bylece birbirlerini reddeden
deil, birbirlerini matematiksel yntem zerinden gelitiren bilim adam ve filozoflar grubu hkimiyet kazanmaya balamtr. te evreni, Rnesansta olduu
gibi ondaki gizil glerle deil de, niceliksel kesinlikte olan5 sebeplerle aklayan
bu grn sahipleri, mekanik bilim ve felsefe anlaynn temelini atmlardr.
Bu grubun nemli bir figr olarak Galileonun eylemsizlik ilkesinin yeni
bir madde anlaynn oluturulmasndaki etkisini belirtmek gerekmektedir. Bilindii zere Aristoteles maddenin hareketine ereklilik yklyordu. Hareket etme
bir yerden bir yere mesafe katetmeden ziyade belirli bir eree ulamayla ilgili
olarak deerlendiriliyordu. Bu nedenle fidandan aaca doru bir geliim de ha2

3
4
5

Nesne ile madde arasnda epistemolojik adan bir fark olduunu; yani nesnenin basit anlamda
eyden veya maddeden daha belirgin olduu iin dnen znenin karsndaki varlk olarak
bilgi konusu olmaya daha yakn olduunu syleyebiliriz. Bu nedenle bazen birbirleri yerine
kullanmak kanlmaz olsa da elimizden geldiince bilimin bak asndan bahsettiimizde
madde terimini, felsefeye geince de nesne terimini kullanacamz belirtelim.
Alexandre Koyre, Yenia Biliminin Douu, ev. Kurtulu Diner, Gndoan Yaynlar,
1994, ss. 1-61.
John Henry, Scientific Revolution and the Origins of Modern Science, Palgrave Macmillan,
2001, s.17, e-brary.com.
Niceliksel kesinlikle matematik ve geometrik ifade etmeye hazr hale getirilmeyi kastediyoruz.

148

Felsefe Dnyas

reket anlamna gelebiliyordu. Sonuta belirli bir eree ulamay arzulayan canl
maddenin davran ve olu biimini ifade eden iten da doru olan bir hareket
sz konusuydu.6 nk varln btnl olarak kozmos, hareket etmesiyle
deil belirli bir eree gre eylemde bulunmasyla yani mkemmel olana doru abalamasyla, Aristotelesin iyice olgunlam Yunan dncesinde, kozmos
adn alabilmekteydi. Hlbuki Galileonun eylemsizlik ilkesi maddenin hareket
etmesini ya da etmemesini iten da deil dtan ie doru olarak deerlendirerek maddeyi canszlatrr. Madde hareket halindeyse devaml hareket edecektir
ama duruyorsa, bir baka madde ona arpmad mddete durmaya da devam
edecektir. Maddenin doal hali eylemsizlik olmu ve hareket, arpma ile itmeye
bal olarak mekanik bir biimde aklanmtr. Bylece maddenin hareketi bir
yerden bir baka yere srklenmesinden ibaret olmutur. Hareketin maddenin
zyle ilgisi olmadndan maddenin deiiminden ve geliiminden bahsetmenin
de anlam kalmamtr. Dolaysyla eylemsizlik ilkesiyle madde, erek tamayan
mekanik ve cansz bir yapya indirgenmitir. Artk madde hareket etmekten ziyade hareket ettirilir ve maddenin nasl hareket edeceinin ve ettirileceinin anlalmasnda kullanlan matematik, bu nedenle, mekanik bilimin temeli olmutur.
te sz konusu bilimsel yaklama felsefi temel veren kii Descartes olmutur.7
Aslna baklrsa Descartes, yeni bir filozof tipinin rneidir. Onunla beraber
gze arpan deiiklik, nceki filozoflarda gzken teoloji arlkl yaklamn
mekanik temelli bilimsel yaklama yerini brakmasdr. Artk ayn konular hakknda nceki filozoflarn grlerinin okunmas ve tenkiti eklinde ilenmesi braklr. Bu sebepten olsa gerek Descartes, geometriden optie kadar birok alanda
nc olurken yeni bir ynteme ihtiya duymutur. nk eski felsefenin tekrar
deil, yeni bilimsel keiflerde i grecek bir ynteme ihtiya duyulmaktayd.8 Bu
yntem, kesinlik, ak ve seiklik gibi kavramlar iermesinden de anlalaca
zere temelinde matematikseldi. Maddeye tz olarak uzamn yklenmesi aslnda
maddenin dnmenin istedii biime yani ak ve seik olmaya indirgenmesiyle
olduka ilgilidir. Sz konusu indirgemecilik, znenin kendisini dnen varlk
olarak belirlemesinin yannda maddeyi res extensa ad altnda sadece llebilir
olarak nitelendirmesine neden olmutur. Res extensa, varlkta olduu dnlen
6

7
8

Gerek potansiyellikten aktellie gei gerekse bununla beraber deerlendirilmesi gereken


energia, dynamis ve ergon kavramlar bu ereksellik balamnda deerlendirilmesi gereken
kavramlardr. Bkz. Aristoteles, Metafizik, 1045b 25, ev. Ahmet Arslan, Sosyal Yaynlar,
1996.
lgin olan nokta aslnda Descartesin filozof olarak almalarna balamaddr. Felsefesinin
temelinde onun filozofluktan ziyade mzik, optik ve mekanik zerine alan bir bilim adamnn
arl vardr. Henry, a.g.e.,s. 26-27.
G.H.R. Parkinson, History of philosophy, Volume 4: Renaisance and 17.yy Rationalism,
Routledge, 1993, ss. 156-158.

149

Felsefe Dnyas

ereklere gre deil, znenin hedeflerine gre belirlenen varlk alannn addr.
Aristoteles felsefesinde olduu zere varlk ile dnme arasndaki paralellik,
artk insann belirledii ller iinde dzenlenecektir. Dolaysyla artk varln
aslnda ne olduu deil, znenin kendisine bir varlk alan icat etme ya da oluturma kaygsnn olduunu gz nnde bulundurmak gereklidir.
16-17. yy. felsefesi, geleneksel felsefenin yannda Rnesanstan da ayrlmak istemitir. Nitekim Descartes, Rnesansn gizil kuvveti olan etki yerine sebebi kullanmtr. nk Descartesin temsil ettii mekanik anlayta maddenin
aklanmasnda mistik ya da kutsal glerin yani etkinin olmas artk yntem
ddr.9 Maddenin aklanabiliyor olmas mekanik bir nedensellik erevesinde
kalnrsa istenilen amaca uygun olabilirdi. Yukarda da ksmen deindiimiz zere, uzam tz maddenin sadece mekanik biimde hareket edeceini deil, ayn
zamanda hareket ettirilebileceine iaret ediyordu. Evren eylemsizdi ama dzensiz deildi nk Tanr tarafndan, mekanik bir yapya uygun olarak yaratlmt. Hlbuki Rnesans felsefesi, doay ve maddenin hareketini aklarken, gizil
glerin olmasna dayanyordu. Geri Tanr kilisenin anlad biimde doay
ynetenden ziyade doada kendisini gsteren maddesel bir g olarak deerlendirilmekteydi. Bylece Tanr yarattndan stn ve ayr bir varlk olarak nitelendirilmiyordu.10 Bunun zellikle modern mekanik anlay iin rahatsz edici olan
taraf, maddenin zneye uygun olan bir belirlenimden uzak klnmasyd. nk
Descartesin yaklamnda maddenin hareketinin belirlenebilirlii Tanrnn koyduu kurallarn anlalmasyla ilgiliydi yoksa Tanrnn anlalmasyla deil. Bir
bakma, Rnesansn yaklamnda maddenin, insan ile Tanr arasndaki ilikiyi,
modern bilimin yaklamndaysa Tanrnn, insan ile madde arasndaki ilikiyi
merulatrmada arac olduunu syleyebiliriz.
Res extensa ve cogitans ayrmnn bir dier nedeni, bilginin elde edilmesinde nemli bir yeri olan duyularn dzenlenmeye ihtiya duymasyd. Duyulardan gelen veriler ilenirken akln matematik ve geometrik kurallarna ihtiya
vard. Nitekim Descartesin anlaynda duyulardan hareketle yaplan bir soyutlama yani idelerin tecrbeye dayal olarak meydana karlmas kabul edilemez
nk nihayetinde bir nesnenin asl, onun duyularla alglanmasndan farkl bir
yapdadr. Bu nedenle Descartesin eriyen mumunun duyulardan geriye kalan tek
zellii uzam olduunda bunu ileyecek olan duyumsamann kendisi deil, daha
yksek bir yeti olan dnen znenin matematik ve geometrik kurallaryd. Nes-

Richard S. Westfall, Modern Bilimin Oluumu, ev. smail Hakk Duru, Tbitak Yaynlar,
1994, ss. 28-44.
10 Richard S. Westfall, s. 162.

150

Felsefe Dnyas

nenin temel niteliinin uzam olarak belirlenmesi bu nedenle anlalrdr.11 Tekrar


belirtmek gerekirse, Tanr d dnyann bir zellii olarak uzamn gerekliinin teminatyd. Bir bakma Tanr, d dnya zerine bilginin dnceye uygun
olmasn salayp maddeye temel zellik olarak uzam veren yegne varlktr.
Sonuta maddenin uzamsall Tanrya dayandndan onun asli zellii olarak
kabul edilebilmitir.12
Aslna baklrsa Descartesin dnen zneyi modern dnyann merkezine
yerletirmesine bundan sonra herhangi bir itiraz gelmez. Ama gerek zne plannda dnen akln snrlarnn sorgulanmas ve dzenlenmesi, gerekse znenin
karsnda yer alan nesnenin ve onun yer ald gerekliin biimlendirilmesi gerekmektedir. Sz konusu znenin daha salam bir zemine basarak kuvvetlenmesi iin imknlarnn belirlenmesi gerekecektir. Kantn Descartesi eletirmesi bu
iki hususu da tar. Bilindii zere Descartesin metodik phesi znenin varln salama alyordu. Her ne kadar yukarda Tanrnn teminatndan bahsetsek de
nesneden ya da d dnyann varlndan, zne kadar pheden uzak bir biimde
bahsetmek sz konusu deildir. Nihayetinde znenin varl Tanrdan baka bir
noktaya; znenin kendi dnmesine dayandrlmt. Bu dnme kendi iinde
bir dnceyi zorunlu olarak varsayyordu. Bu anlamda Descartesin metodik
phesi aksiyomatik bir tarzdadr. Buna karn Descartes Dnyorum o halde varm dediinde bir sonuca ulamaktan ok bir sonutan hareket etmekteydi. phe hibir zaman d dnyann varlna ilikin gerek bir aratrmay
iermiyordu.13 te Kant, Descartesin olmas gerektii biimde ne d dnyann
ne de znenin varln kantladn dnyordu.14 Nitekim Kant, Descarteste
d dnyann varlnn kesin deil de ihtimalli olmasn problematik idealizm
nitelendirmesiyle eletirecektir.15 Kant Descarteste, dnen znenin henz
kimliinin olmamasn eletirmitir.16 Akl dnmektedir ama ayn zamanda ben
olduunun bilincinde deildir. Bunun nedeni, Descarteste ortaya kan bilin
anlaynn nesneyi hesaba katmamasndan kaynaklanmaktadr. Kant, sz konusu
olan Dnyorum srecine nesneyi dhil eder.17
11 Robert G. Meyers, Understanding Empiricism, Acumen Publishing Limited, 2006, s. 12,
12 rnek vermek gerekirse, Descartesin arkada olan Mersenne yle demitir: Eer pratik
olmasayd, bilimler ok nemli bir sslemeden ve yararllktan yoksun kalm olurlard. tiraf
etmek gerekir ki, Tanr da kendisinin retmi olduu eyleri taklit etmemizi ister Tulin
Bumin, Tartlan Modernlik: Descartes ve Spinoza, YKY, 1996, s. 35.
13 Tulin Bumin, s. 21; s. 37.
14 Tom Rockmore, Kant and Idealism, Yale University Press, 2007, s. 44.
15 Daniel Garber, Kant and the Early Moderns, Princeton University Press, 2008. s. 26.
16 Tulin Bumin, Hegel,YKY, 2005, s. 21.
17 I. Kant, The Critique of Pure Reason, tr. by Norman Keimp Smith, St Martins Press, 1929,
B275.

151

Felsefe Dnyas

Burada Kantn yapt ayrma dikkat edilmesi gerekmektedir. Kant zaman formu araclyla ortaya kan kalclk kavramnn bilincine varlmasnn
ben bilincine yol atn ama kalclk kavramnn da insann kendisine dayanmadndan kendisi dnda olan varsaymak zorunda kaldn belirtir. Hlbuki
Descarteste durum tam tersidir. Dolaysyla benin varl benin dndaki varlk
olarak bir eyi kabul etmeyi zorunlu klar. Nitekim anln saf kavramlar olarak
kategoriler de dnmenin dnda olan bir ey zerine olduklarnda anlamn
bulmaktadrlar. Ayrca dnmenin nesne zerine bir yarglama ve bilgi edinme
ilemi olduu gz nnde bulundurulduunda sadece Dnyorum, o halde
varm. yargs yeterli deildir. Bir dier deyile, dnen varlk olduunu sylemek ancak bu dnmenin nesne ile nasl balantda olduunu, yani yarglamann
nasl olduunu analiz etmekle mmkn olur. Bu bir kitaptr yargsnda aslnda
duyu verilerinin okluunu yarglamada birletiren bir dnme sz konusudur.
Nesne zerinde yargda bulunulduunda aslnda znenin yapt, duyu verilerinin okluunu dzenleyerek nesneyi tek bir yargnn formu halinde dnmenin
konusu haline getirmek ve bylece dnebilmektir. Descartesin phe duymadan hareket ederek ortaya kard dnme yetersizdir nk bu dnme duyu
verilerinin okluunu biraraya getirme ilevinin farknda deildir. Bu nedenle
sadece dnen bir varlk olduunu syleyecek ama kendisi dna kamayp
nesneyle karlamadndan gerek anlamda zne olma bilincine varamayacaktr.18 Kant sz konusu dnmenin birletiricilii altnda bilinci daha ilevsel hale
getirerek algdan tamalgya19 geii salamtr. Ben, aslnda yarglarn ortak bir
dnme olarak ben kavramnda toplanmasdr. Bu ben znel deildir yani kiinin kendisine ait olsa da kiiden kiiye deimez nk alglamann ve dnmenin biimsel formlar btn benlerde ayndr. Nitekim Kant iin tamalgnn
nesnel birlii ile bu ben arasnda bir fark yoktur. Burada dikkat etmemiz gereken
husus, Kantn dnmenin biimselliinde ortaya koyduu benin herhangi bir
varolua sahip olmaktan ziyade dnmenin imknn salayan mantksal bir ilevi olduudur. Bir dier deyile bilen znenin beni, deneyimde a priori bilginin
imknn salayan mantksal ya da epistemolojik bir karakterdedir.20
Aslnda Kanttan nce znenin kendine gvenen admlarla katettii yolu
sorgulamaya balayann deneyimciliktir. Nitekim bu dnce akmnda, bilginin
kaynann yannda anln snrlar, imknlar ve kapasitesi sorgulanmtr. Aslnda merkeze yerletirdiimiz Kantn deneyimcilere yaklam Locke, Berkeley
ve Hume izgisi zerine olmasna karn modern bilimin mekanik ynn kulla18 Bumin, Hegel, s. 22.
19 Aperception.
20 Rockmore, a.g.e., s. 150.

152

Felsefe Dnyas

nan ve yukarda bahsettiimiz izgiyi etkileyen Thomas Hobbesu deerlendirerek deneyimcilie balamak daha dorudur. Hobbes her eyin temeline hareketi
indirgeyerek felsefeyi bir sebep-sonu bilimi olarak grmtr.21 Hobbes iin
sebep-sonu ilikisi kurmak maddenin hareketini arpma-itmeye dayal olarak
aklamaktr. Ayn yntem zne ile nesne arasndaki ilikiye ve dolaysyla bilginin oluma srecine yanstmtr. Nasl bir maddenin dierine arpmas, sebebi,
dierinin buna gsterdii tepki de sonucu ortaya karyorsa nesnenin zneye
arpmas ve znenin buna gsterdii diren sonucunda izlenimler, bunlarn zerinde akln i grmesi sonucunda da ideler meydana gelmektedir. Bu nedenle,
Hobbesun materyalizmi znde mekaniktir.22 Hobbes, mekaniklik anlayna
paralel olarak psikoloji ve ahlak anlay da oluacaktr. Ona gre aslnda gerek
psikoloji gerekse ahlak alan bu etkileimlerle ilgili olarak aklanmaldr. Bir
anlamda ahlak psikolojisi ya da psikolojik ahlak olarak nitelendirilen bu gre
gre, ahlaki olarak bilinen birok kavramn temelinde insann duygular yatmaktadr. rnek vermek gerekirse, ak, sevgi, yardmseverlik, korku gibi duygular
tamamyla duyularn faaliyetlerine ve dolaysyla duyular etkileyen d faktrlere dayal olarak aklanabilirdi.23
Deneyimcilerin zellikle kar koymaya altklar filozof Descartes ve
onunla birlikte anlan doutan ideler fikri olmutur. Aslnda biraz daha geni bir
bak asndan deerlendirdiimizde aklclar ile deneyimciler arasndaki sorunun, varla ilikin bilginin yani realitenin a priori olarak bilinip bilinmeyeceiyle ilgili olduunu syleyebiliriz. A priori olan deneyimden nce yani doutan
gelen anlamndaysa buna John Locke tamamyla kar kar. Buna karn insann belirli bir biimde dnmeye meyilli olmasna kar ktn syleyemeyiz.
Geri akln belirli bilgileri elde etmeye ya da belirli sonulara ulama kapasitesinin olmas Locke iin anlamszdr.24 Ama Lockeun daha ok belirli bir yetinin
deil de belirli bir bilginin doutan ve mutlak olmasna kar kt dnlmelidir. rnek vermek gerekirse, krmznn krmz olduu yargs a priori olarak
dorudur ama buradan hareketle ikincil nitelikler olarak krmznn a priori olarak
krmz olduunun ya da mutlak olarak krmz olduu sonucunu karamayz.
Yine bunun gibi matematikte sz konusu olan sorun, a priori ilikilerin olmamas deil, bunun doutan idelerde olduu zere deneyime dayanmadan bilinmesinin ve gereklikte bir karlnn olduunun iddia edilmesidir. Mantksal
ya da matematiksel yarglar aslnda dnmenin belirli bir zorunluluunu ifade
21
22
23
24

Solmaz Zelyut Hnler, Drt Adal, Paradigma Yaynlar, 2003, ss. 5-6.
Parkinson, a.g.e., s. 239.
Parkinson, a.g.e., s. 238.
John Locke, nsan Anl zerine Bir Deneme, ev. Vehbi Hackadirolu, Kabalc Yaynevi,
1992, ss. 64-71.

153

Felsefe Dnyas

ederler. Ne kavramlarn ne de gerekliin kendisinin bu trden bir karlnn


olduunu kesin olarak kartlmaz. Bir dier deyile, zorunlu olarak yle dnmek zorunlu olarak yle bir eyin olduu anlamna gelmemektedir. Dolaysyla
Lockeun a priori olarak iliki kurmaya yatkn zihne sahip olduumuzu kabul
ettiini, buna karn byle bir yatknln aa kmasnn ancak deneyimden
hareketle mmkn olduunu dndn syleyebiliriz.25 Aslnda Lockeun
mehur tabula rasa benzetmesine yakn ifadeler deneyimciliin ortaya kmasndan daha nce kullanlsa da Leibniz tarafndan Lockeun felsefesinin merkezine alnmtr. Locke bilginin elde edilmesinde akln nemini inkr etmez ama
bilginin deneyimle karlamadan doutan gelmesini de kabul etmez. Nitekim
Descartes refleksiyonu, dnme olarak deerlendirirken, Locke refleksiyonu
dnme ii olsa da nihayetinde dardan gelen malzemenin isel bir biimde
deerlendirilmesi dolaysyla i deneyim olarak grmtr.
Kantn, Lockeun idelere izlenimlerin karlatrma, ayrtrma ya da
birletirilmesiyle vardn eletirecekse, byle bir yolun olmad iddiasndan
deil, byle bir yolun daha derin bir anlam ifade ettiinden hareket etmesi
gerekmekteydi. Bu nedenle Kant, bilgi edinmenin sadece anln deil, anln
kavramlarnn ve sadece izlenimlerin deil, izlenimlere formunu ekleyen duyarlln ortak almas olduunu ortaya koymutur. Kantn akln snrlarn incelemesi deneyimcilerle benzerlik tayordu ama Kantn kaygs, bu snrlar sentetik
a priori bilginin imknndan pheye decek bir ekle dntrmek bir yana tam
da byle bir bilginin imknnn salanmasna ynelikti. Nitekim Kant insan aklnn snrlarnn anlalmasn transandantal olarak nitelendirirken, bu balamda,
kendisini deneyimcilerden ayrmaktayd.26 Daha ayrntl olarak aklamak gerekirse, bu durum duyarlln formlarnn transandantal estetik ad altnda, anln
saf kavramlarnn da transandantal analitik altnda ortaya konulmas demekti.
Buradaki transandantal vurgusu sentetik a priori bilgi edinmenin imknlarnn
aklanmas anlamna gelmekteydi. Ayrca Kant, bilginin meydana gelmesinde
gerek duyarlln gerekse anln ayr ay deil de birlikte i grdklerini ortaya koymak iin deneyimcilerin nem verdii hayalgcn devreye sokmakta
ama bunu yaparken de kavramsal harita olarak deerlendirebileceimiz emay
kullanmaktayd. Ancak bu ekilde bilginin sentetik a priori bir biimde oluturulmas sz konusu olmaktayd.27 Bylece, duyusal veriler anln saf kavramlar
olarak kategorilere dayal ilendiinde kesinliin yannda yasalln olduu
iddias hem Lockea hem de Humea kar kullanlabilirdi.
25 Meyers, a.g.e.,s. 2.
26 Garber, a.g.e., s. 80.
27 James Collins, A History of Modern Philosophy, The Bruce Publishing Company, 1954, s. 491.

154

Felsefe Dnyas

Deneyimci akmn nemli bir dier filozofu Berkeley, Lockeun varlk grn ilerletmi ve varln alglamaktan ibaret olduunu iddia etmitir.
Berkeleye gre, dorudan bilinen, nesnelerin kendisi deil, zihindeki idelerse
ve genel olarak varln kendisine ilikin olarak gelen dorudan bir ide yoksa o
zaman nesnelerin varlndan deil, idelerin ve onlarn alglanmasndan bahsetmek daha doru olacaktr.28 nk Berkeley iin varln nasl dnceye yol
at sorusu cevapsz kalsa da tersinden dnldnde bir sonuca varlmakta
yani Alglamak varla yol amaktadr. denilebilmektedir. Hatta Berkeleye
gre doru veya yanl yarg da aslnda deneyim dnyas iinde deil, idelerin
alglanmas srecinde ortaya kmaktadr. nk bir olaya ilikin sonuca varlyorsa idealar arasnda bir iliki kuruluyordur.29u halde Locketa, varla ilikin
bilginin kaynann ne olduu sorusu Berkeleyde gerekliin sorgulanmasna
dnmtr. Locke bilgiyi deneyime dayandrrken, Berkeley deneyimin neye
dayandn sormu ve Varlk alglanm olmaktr. demitir. Berkeleyin ulat bu sonula beraber varln grn ile asl arasnda bir ayrm yaplmas
gerekli olmutur. delere dayal olarak oluturulan sadece bilgi deil, ayn zamanda varln kendisiyse algda oluan ile aslnda olan arasnda zorunlu olarak
bir ayrmn yaplmas gereklidir. Kantn varl, grnte ve kendinde eyler
olarak tasnif etmesi Berkeley ile iyice gn yzne kan gereklik sorunun dzenlenmesi olarak grlebilir.30Nitekim Kant (zaman ve) mekndaki gereklii
Berkeleyde olduu gibi yanlsama deil, grn olarak adlandracaktr.31
Varln alglanmaya dayand iddias, ilk bata duyumculuun nplana
karld izlenimini verse de alglananlarn yer ald meknn da nihayetinde
hayali32 olduunun belirtilmesi Berkeleyin daha farkl bir yerde durduunu gstermektedir.33 Berkeley mutlak meknn olacan sylerse maddelerin kendinde
varolduunu sylemi olacakt ki bu onun felsefesinde elikili bir durum yaratabilirdi. Kant da mutlak meknn olmas durumunda byle bir sonuca varlmas
gerektiinin farknda olsa gerek, meknn ve bununla beraber nesnenin varln
reddetmek yerine, mekn kavramnn insann duyarllk yetisine dayal olan znel
28 Meyers, a.g.e., s. 31.
29 Meyers, s. 37.
30 Burada fenomenal dnya ile numenal dnya ayrmna iaret etmek istemediimizi belirtmek
gerekir. nk kendinde eyler bilinemez ise de numenal dnya aslnda ahlak yasasnda
olduu zere bilinemez deildir. Bu nedenle Kantn duyulara konu olan dnyay grnler ve
kendinde eyler olarak ayrmas ile fenomenal dnya ile numenal dnya ayrm arasnda fark
olduunu dnyoruz. nk kendinde eyler bilinemezdirler.
31 Garber, a.g.e., s. 126.
32 Burada hayaliyi imagination karl olarak kullandk.
33 Nitekim Kanta gre deneyimci Berkeley aklc Descartes ile ayn safta yer alabilir. Rockmore,
a.g.e., s. 144.

155

Felsefe Dnyas

bir form olduunu ileri srmtr. Bu nedenle Kantn Berkeleyden faydalandn dahi sylemek mmkndr. Sonuta Kantn bak asndan deerlendirme
yaptmzda, Berkeleyin nesnelerin hayali olduklar sonucuna varmas aslnda
meknn hayali olduunun dnlmesi durumunda kanlmazdr. te burada
Kant, meknn neden kendinde eylere dayandrlamayacan ve ayn zamanda
da neden deneyimin nesneleri olarak grnlere dayanmak zorunda olduunu
aklamak isteyen bir filozof olarak grmek gerekmektedir.34Ama Kantn sz
konusu ayrmnn ne lde Berkeleyin idealizmini at tartmaldr. Yani bilginin kendinde eylere ait olamamasna karn, grnler zerinde ina edilen
gereklie ilikin olmas bu trden bir bilginin kymet-i harbiyesini sorun haline
getirmitir.35lk kritiin ikinci basksnda bu sorunun zlmesi iin dealizmin
reddi eklenmitir ama burada yaplan ekleme tatmin edici olmamtr. nk
fenomenal dnya, bilgide sentetik a priori nitelii salasa da ontolojik anlamda
varlk ile insan arasna kesin bir snr koymaktadr. Bu Berkeleyde olduu gibi
varln olmad anlamna gelmez ama varla ilikin olan bilginin nihai bir anlam ifade etmeyecei u pheyi daim klar: Bilginin artmas eer varln aslna
ilikin deilse bir deer ifade eder mi?36
Deneyimci ekoln son halkas olarak David Humeun felsefesinin, ayn
Berkeley de olduu zere, Locke ile balayan srecin ilerletilmesi olduunu syleyebiliriz. Nihayetinde Humeun doaya ilikin bilimsel bilginin kesinliinin
olmamasna ilikin gr, Lockeun bilgiye duyulardan gelen verilerin soyutlanmas sonucunda ulald iddiasndan kaynaklanmaktadr. nk deneyimci
ekolde doa hakknda asli bir bilgiden ziyade duyu verilerinden hareketle yaplan
soyut karmlarn olduu dncesi hkimdir. te bu nedenle Hume, Lockeun
grlerini ilerleterek, bilimsel bilgiye temel tekil edecek anln temel kavramlarnn varsaymdan teye gidemeyeceini iddia edecektir.37 Zaten Locke ve
Humeda belirgin olarak gze arpan husus, doutan idelere dayal olarak kesin
bilginin dayanakszln gstermek olmutur.38Bilginin nasl doru olduunun
34 Garber, a.g.e., ss. 117-118.
35 Will Dudley, Understanding German Idealism, GBR: Acumen, 2007, s. 47, ebrary.com.
36 Aslnda Kantn fenomenal dnya ile numenal dnya arasnda yapt ayrmn sadece
epistemolojik dzlemde olduunu sylemek doru deildir. Nitekim Kantn iddias numenal
dnyaya yer amak iin fenomenal alann snrlandrlmas gerektiidir. Doay nedensellik
ilkesine gre anlamlandraca iin insann doada ahlakn temeli olan zgrl bulmas
mmkn deildir. Bu nedenle numenal dnyann tamamyla bilinemez ya da ilenmez bir alan
olduunu sylemek doru deildir.
37 Nesnelerin ard ardna gelmesinden dolay ortaya kan alkanlk sonucu varsaymda bulunma.
David Hume, nsan Zihni zerine Bir Aratrma, ev. Semlin Evrim, MEB, 1945, s. 94.
38 Graham Bird, A Companion to Kant, Blackwell Publishing, 2006, s. 95.

156

Felsefe Dnyas

kayna tam olarak bilinemez ve nihai olarak Humeun syleyebilecei bilgi ile
doa arasnda bir nceden kurulmu bir ahengin olabileceidir.39
Akln kesin bilgiye ulamada kulland ve bilimsel bilgiye temel tekil
eden zorunluluk ve nedensellik ilkelerini eletiren Hume bunlar alkanla dayandrmaktayd.40 Daha detayl bir biimde aklamak gerekirse, gemite meydana gelen olaylarn gelecekte de ayn ekilde sonulanacan insan alkanlk sonucunda beklemekteydi. Bylece gnein u ana kadar doudan domas
bundan sonra da hep yle doacann tesinde yle olmas gerektiini bizlere
kabul ettirmekteydi. Hume duyumsamadan gelen verileri ileyen hayalgcnn
alkanlkla beraber ileyen bir yapya sahip olduunu dnmekteydi.41 Zaten
Hume iin madde zerine bilginin geerlilii, dnlebilirliinin aklna
deil, duyulabilirliinin canllna dayanmaktayd.42 Algnn iine canl alglar
olarak izlenimi koyan Hume, izlenimlerin anln ilkelerine gre dzenlenerek
algdaki ideleri oluturduunu iddia eder ki aslnda burada ortaya kan ideler,
izlenimlerin birbirleriyle ilikisi sonucunda meydana gelmektedirler. u halde
bilgi, izlenimlerin kopyas olan idelerin birbirleriyle ilikisi sonucunda olan ama
izlenimlere gre daha az canl olan alglarn toplamdr. Anlk da bu ilikiyi saladndan algnn iinde olan bir yetidir.
lgin bir biimde Locke, Descartesi; Leibniz de Lockeu karsna
alrken, Kant, Hume ile olan ilikisini karna almak yerine Dogmatik uykumdan
uyandrmak eklinde tarif etmitir.43 Kant uykudan uyandran nokta onun akln
bir takm kesin bilgilerinin ya da kavramlarnn nesnel bir gereklik ifade etmediini fark etmesidir. Nitekim Kant, akln nedensellik kavramndan phe duyan
Humeun grlerini daha da ilerletmi ve felsefesini metafizik ile akln btn
kavramlarna ynelik bir sorgulamaya dntrmtr. Kantn yapmaya alt, modern dnemde zellikle deneyimcilerin yapmaya altna yakn durmaktadr: nsan aklnn snrlarn ve kapasitesini belirleyerek neyin bilinebilir, neyin
bilinemez olduunu gsterebilmek. Hume iin hayalgcnn kategoriler ve ema
araclyla evrensel ve zorunlu bir biimde duyu verilerinin okluluunu belirlemesi imknszd.44 Kantn sorgulamasysa bunlarn imknszl zerine deil,
imknnn salanmas zerineydi. Szkonusu imkn, ayn Locketa olduu zere,
byle bir bilginin akln yetilerinin ibirliinin daha derinlemesine gsterilmesiyle
39
40
41
42
43

Hume, a.g.e., s. 82.


Hume, a.g.e., s. 64.
Meyers, a.g.e., s. 53.
Hume, a.g.e., s. 22.
Aslnda Kantn faydalansa da karna ald ve dogmatik uykusu olarak nitelendirdii LeibnizWolff okulunun aklcldr.
44 Bird, a.g.e., s. 104.

157

Felsefe Dnyas

salanabilirdi. Bu nedenle Kantn, akln sentezleyici ilevi zerine yapt vurgu


zellikle Humea kar alnm bir tedbir olarak kabul edilebilir. Alglamadan
dnmeye kadar bilgi sreci bir dnmd ve bu dnm aslnda bandan
beri akln almasnn sentezden ibaret olduuna iaret etmekteydi. Sentez, kategorilerin anln saf kavramlarnn ema araclyla zaman formu zerinden
deneyimin yasalarn salamaktayd.45Deneyimciler, ne duyarlln formlarn
ne kategorilerin kavramlarn ne de bu ikisi arasnda balant kuran emann ilevinin farknda deillerdi. Kant ise anln kavramlarn kategoriler bal altnda dzenlemekten ve bunlar doadaki yasalln temeli olarak belirlemekten
ekinmedi.46 Kanta gre, doada yasann olmasndan bahsedilmesi sorunlu olsa
dahi insan dnmesinin doal bir neticesi olarak yasallktan bahsedilmesi zorunludur. nsan akl nedensellik gibi kategorilerin erevesinde doa olaylarn
anlamak iin yasallk yklemek zorundadr.47 Hatta doa, insan iin yasalln
cisimlemesi sonucunda anlamn bulur. Dolaysyla doadaki yasallk kategorik
alglaman ve dnmenin neticesidir.48 Sentetik a priori bilginin imknysa, yasall merulatrmaktayd nk byle bir bilgiyi reten akln insan psikolojisine
dayanmadan nasl mmkn olacan gstermekteydi. Bu anlamda Kantn, zellikle Locke ve Hume izgisinin yaratt boluu kapatmak amacnda olduunu
syleyebiliriz. u halde Berkeleyi ayr tutacak olursak, Locke ve Hume ayn
cevabn muhatabdrlar. kisine de sentetik a priori yarglarn nasl mmkn olduuna ilikin bir aklamada bulunularak cevap verilmitir.
Sz konusu meseleyi daha ayrntl olarak incelediimizde, Kantn
Humea verdii cevabn deneyimin analojileri bal altnda toplandn grebiliriz. Buna gre aslnda tam da nedensellik ilkesi yani alglarn zorunlu balantsnn tasavvuru deneyimi mmkn hale getirmektedir. Bilindii zere ilk analoji
tzn kalcln, ikinci analoji ise deiimin sebepsel balantya gre meydana
gelmesini iddia eder. te Kant, kalc olan tzn sebep-sonu ilikisi erevesinde anlalmas gerektiini iddia etmi ve kalc tzn aslnda sebep, z bilincinse
sonu olduunu dnmtr.49 Bylece Kant, doada nedenselliin olmad,
bunun insan psikolojisine dayal olduu iddiasna kar, formsal alglamann ve
kategorik dnmenin olduunu syleyecektir. Dnmenin dnme olarak
kendisini sergilemesi ve bilgiye dnmesi aslnda iki olay ya da iki nesne arasnda bir nedensellik ilikisi kurulmasna baldr. Dolaysyla iki ey arasnda
45
46
47
48

Garber, a.g.e, s. 121.


Bird,a.g.e. s. 104.
Rockmore, a.g.e., s. 60.
Andrew Bowie, Aesthetics and Subjectivity : From Kant to Nietzche, Manchester University
Press, 2003, s. 18, ebrary.com.
49 Rockmore, a.g.e., ss. 146-147.

158

Felsefe Dnyas

balantda deil, balantnn kurulmas ve deneyimin imkn iin nedensellik


formunda olan dnmeye ve anlamaya ihtiya vardr. Nasl Descartesin znesi nesneyi darda braktndan dolay ben kimliine ya da bilinince yeterince
sahip deilse Humeun dnmeyi nemsizletirmesi de ayn derecede sorunludur. Her ikisi de aslnda dnmenin bir yarglama ilemi olduunu unutmutur. Descartes yarglamada nesneyi kenarda brakrken Hume ise zneyi kenarda
brakmtr. Nedensel balant kurarak yarglamak znenin dnme biimidir.
Bu dnme biimi zneye, znenin benliine sirayet edecek kadar baldr.
Yukarda bahsedilen deneyimin analojileri bu hususu vurgulamaktadr. Sonuta
Kantn, Humeun iddia ettii alkanl znenin belirli bir biimde dnmesine
evirdiini syleyebiliriz.50
Buraya kadar deneyimci ekoln nemli aktrlerinin temel anlaylarn ve
Kantn bunlara yaklamn vermeye altk. imdiki aamada aklcla gememizin uygun olduunu dnyoruz.51 Bu akm altnda inceleyeceimiz Leibniz ve Spinozaya gemeden nce aklclktan genel olarak bahsetmenin faydas vardr. Aklclarn deneyimcilerden kendilerini ayrdklar noktalarn banda
bilgide duyular ile hayalgcne ve buna bal olarak deneyimden ziyade akla
dayanmalar gelmektedir. Deneyimcilerin duyulara ve hayalgcne verdikleri
nem dolaysyla bilginin kaynan kanlmaz olarak psikolojik bir yapya dayandrmalar aklclar tarafndan eletiri konusu olmu, bunun yerine onlar, akln
idelerinin ak ve seikliine veya mantn salamlna dayanmak gerektiini
dnmlerdir.52Sonuta deneyimciler izlenimlerin canllnn aklk ve seiklii verdiini dnrken aklclar kavramlarn aklk ve seiklik verdiklerini
dnmlerdir.
Aklclarn dnme yapsna baktmzda neden duyulara dayanarak bilgi edinilmesine kar ktklarn anlayabiliriz. Mesela bir gkkuann harika
grntsne ramen onun bir takm zerreciklerden olutuunu, dolaysyla bu
grntnn aslnda farkl olduunu biliriz. Buna karn akla dayal olan mantk ve matematik alannda bu trden bir farkllkla karlamayz. Gkkuana
ilikin yzeysel bilginin almas iin aslnda zerreciklerden oluan bu dnyada
izlenilebilecek en iyi yol duyular yerine, zerrecikleri kendine gre ama kesin bir
biimde dzenleyen akla dayanmaktr.53 Akln kavramlarnn ve ileyiinin bir
50 Kant, a.g.e., A176-209/B219-257.
51 Her ne kadar Descartesten daha ncesinde bahsetsek de onun konumu daha ok modern
felsefenin kurucusu ve modern bilim anlaynn bir takipisi olmas nedeniyleydi. Bu anlamda
gerek Leibnizin gerekse Spinozann temsil ettii aklcln iinde bata olsa da bu makalede
ayr bir sralamada kullanlmtr.
52 Huenemann, a.g.e., s. 6.
53 Huenemann, s. 9.

159

Felsefe Dnyas

gereklie karlk gelmeyebilecei sorununuysa aklclar, Tanrnn varlna


dayanarak amaya almlardr.54 Kavramlar gerekliklerini Tanrdan almaktadrlar nk nihayetinde bu kavramlarn anlamlar insan tarafndan oluturulmamaktadr. u halde aklclar iin akln dnmesi Tanrnn koyduu anlamn
aa kartlmasdr ki burada sz konusu olan, Tanrsal hakikatin anlalmasdr
yoksa anlamn sfrdan oluturulmas deildir. Buna karn daha nce bahsettiimiz Descartes ve aada bahsedeceimiz Leibniz ile Spinoza, geleneksel metafizik yaklamda sz konusu olan Tanrnn merkeziliini modern bilimin bak asna uyarlamaya almlardr. Nitekim imdi bahsedeceimiz Leibnizin
felsefesi btn dehasna ramen bir sistemden ziyade, geleneksel metafizik ile
modern bilimi uzlatrmaya almann kaygsn tayacaktr.
Hristiyanln yeniden dirilme inancn kendi monadolojisinde dikkatli bir
biimde kullanan Leibniz, artk gc azalan metafizik ile bilimi Hristiyanlkta
ayr bir mezhep olarak din savalarna yol aan Protestanlk ile Katoliklii uyuturmaya almtr.55 Leibnizin uzlatrmac yaklamnn geleneksel metafizik
konularn anlalabilir veya aklsal hale getirilerek bilimsel klnmasnda kendisini daha belirgin olarak gsterdiini syleyebiliriz. Metafizik, Leibniz iin, genel
olarak varlk hakknda olan ve Tanrya dayandrlmas gereken bir bilimdi.56Bu
nedenle, Leibniz bir paradoks oluturacan bilse de, modern bilimin ortaya koyduu verileri geleneksel metafizik ile uyumlu hale getirecek bir felsefe oluturmaktan ekinmedi.57 Leibniz Aristotelesin felsefesinden etkilenerek, monadlara58 varln nihai amac olarak ykledii ereksellik, monadlarn olabilecek btn
aktel durumlar tamas olarak ele alnarak varln bilimsel olarak aklanmasna ak kap brakmtr.59 Monadlarn okynll onlarn ne olduklarna ve
nasl davranacaklarna ilikin olan btn yklemlerin karlmasna imkn salamaktadr.60 Nitekim Leibniz iin gerek olan ile aklsal olan arasndaki ayrm
sathidir. Leibnize gre gereklikte bilmediimiz bir ey varsa bunun nedeni ona

54
55
56
57
58

Huenemann, s. 11.
Huenemann, a.g.e., s. 15.
Sebahattin evikba, Leibniz ve Felsefesi, izgi Kitabevi, 2006, ss. 269-270.
Leibniz, Monadoloji, ev. Atakan Altnrs, Dou Bat Yaynlar, 2011, s. 49.
Leibnizin fizik anlayndaysa, boluk, maddi tz yoktur. Bunlarn yerine uzam, byklk,
ekil ve varyasyonlar vardr. Yine antik dnemde kullanlan atom retisinin modern dnemde
tekrar kullanlmaya balamasna karn Leibniz atomlarn yerine monadlar nermitir. Monad
terimi, Yunanca kaynakl olup birlik, tek, anlamlarna gelmektedir. Leibnizden nce modern
dnemde bu kavram kullanan ngiliz felsefeci Henry Moredur.(1614-87)
59 Leibniz, a.g.e., ss. 47-48.
60 Parkinson, a.g.e., s. 358.

160

Felsefe Dnyas

henz nasl yaklalacan bilmememizden kaynaklanmaktadr. Bu durumda bir


nesnenin bilinemiyor olmas onun rasyonel olmad anlamna gelmez.61
Buna karn kendisini zellikle deneyimcilerden ayrmak isteyen
Leibnizin, anla yapt vurgu kavramlarn ak seikliiyle ilgiliydi. Anlkta
yer alan kavramlar ak ve seik olduklar lde bilginin dayana olabileceinden duyulara ihtiya yoktu. Bu durumda Leibnizin, Descartesten farkl bir ey
sylemedii ve aklcl devam ettirdiini dnebiliriz. Ama Leibniz kavramn
ak olmasndan ziyade seik olmas gerektiine vurgu yaparak Descartesin eksikliini kapattn dnmtr. nk zellikle monadlar dnldnde bir
kavramn ak olmas deil ayn zamanda dier monadlardan ayrlp seik hale
gelmesi de nem arzetmektedir. Leibnizin tz olarak kabul ettii monadlarn
birlii ve teklii bunlarn birbirleriyle nasl iliki ierisinde olacaklarn sorun
haline getirmitir. Bu sorunu amak iin Leibniz, uyum fikrini kullanr. Her bir
monad kendisi dndaki monadlar ile uyum iinde alacak ekilde hareket etme
potansiyeline sahiptir. Zaten Leibnizin felsefesinde yer alan monadlarn nemli
bir zellii ok ynl olmasdr. Sonuta, monadlar bireysel olsalar da birbirleriyle olan uyumlar onlar evrensel klmaktayd.
Leibnizin geleneksel metafiziin ve onun kurucusu olan Aristotelesten
ayrld nemli bir nokta gerekliin bir eyin ne ise o olduu eklindeki grne ilikindir. Geleneksel metafizikte nermeler gereklikte karlk buluyorsa
doru oluyordu. Leibniz buna bir ekleme daha yaparak dorunun sadece nermelerin karln bulmas sonucunda meydana gelmediini, kavramlarn kendileri arasnda kurulan tutarl ilikilerin de bir doruluk deeri tadn iddia
etmitir.62Bir dier dikkat edilmesi gereken nokta, Leibnizin monadolojisinin
Spinozac tarzda bir monizm olmaddr. Leibnizde tek bir varln kendisini amasndan ziyade tek tek varlklarn olmas, Spinozann yaklamndaysa
varln tek tek olmas deil, sadece tek olmas sz konusudur.63 Bu anlaya
kar olarak Leibniz her bir varln bireysel ynnn olmasna nem vermitir.64
Gerek Spinozann tek olan tznden gerekse Descartesin farkl tznden
ayrlan Leibniz tzler arasnda bir cins farkndan ziyade derece fark olduunu
iddia ederek ayr tzden ziyade ayn tzlerin farkl aamasnn olduunu
savunmutur. dereceli tz anlayna gre en alt srada bilinsiz olan monadlar, stnde bilinli olan monadlar ve en st seviyede de kendi z-bilincinde olan
monadlar vardr ki bunlar ayn zamanda akl yrtme de yapabilmektedirler.65
61
62
63
64
65

Bird, a.g.e., s. 90.


Parkinson, a.g.e., s. 359.
Parkinson, ss. 364-365.
Bird, a.g.e., s. 81.
Bird, s. 81

161

Felsefe Dnyas

Descartesin, maddenin temel zelliinin uzam olduunu ne srmesine karn Leibniz, maddenin znn uzam deil, enerji ya da gten ibaret olduunu dnmtr. G ya da enerji maddenin hareketi ve deiimini
onu canszlatrmadan aklamaya yaramaktadr. Uzam buna bal olarak
deerlendirilmesi gereken bir znel bir durumdur.66 Bir dier deyile, g ya da
enerji maddenin temel nitelii iken uzam bu iki zelliin olmas iin varsaylmas gereken znel nitelendirmedir. Aksi halde Yer kaplad iin madde madde
olmaktadr. gibi bir sonuca ulamak gerekecektir. Hlbuki madde enerji ya da
bir g olarak varla sahip olduu iin hacmi olmakta ve bu hacim de bir yere
karlk gelmektedir. Nitekim Leibnize gre, (soyut) uzam olgusal bir ey deildir; sadece mmkn olan bir iliki dzeninin dncesidir. Zaman da benzer
biimde, alglamalar esnasnda eyler arasnda kurulan bir ilikidir. Alglarn e
zamanll, ardardal nce ve sonra gibi zaman kavramlarn meydana getirir
ki bu aslnda alglamalar zerinde tasarrufta bulunan anln bir ilevidir. Sonuta
Leibniz, zaman ve meknn bu ilikiler dzeni sonucu ina edilen soyut kavramlar olduunu dnmtr.67Ayrca madde uzamsal olarak deerlendirildiinde
maddelerden oluan dnyay da bir yn ya da bir snf olarak deerlendirmek
gerekecektir. Hlbuki dnya basit olarak bir yn ya da snflar toplam olmann
tesinde organik bir btnlk arzetmektedir. rnek vererek aklamak gerekirse, askeri bir ordu bir snf ya da bir gruptur. Ya da dklm aa yapraklar
bir yndr. Bunlarn bir arada olmalarndan bahsedilebilir ama birlikte olarak
bir btnlk arzetmelerinden bahsedilemez.68 Descartesin mekanik dnyasnda maddenin z uzamsal olarak nitelendirildiinde d dnyada hibir varln
kendine ait bir biriciklii ya da bireysellii sz konusu olamayacandan dnya
bir yn haline gelmektedir.69 Hlbuki Leibnizin dnyasnda bireysel bir yapya
sahip olan madde olarak monadlar, sadece maddi deil ayn zamanda manevi bir
yapdadrlar. Onlarn manevi yn aslnda Aristotelesi anlamda kabul edilmesi
gereken organik yaplaryla ilgilidir. Nasl Aristotelesin form retisinde tzler,
kendilerinde yer alan forma gre deiim ve geliim gsteriyorlarsa monadlar
da kendi yaplarnda gizli olan aa karmak ve bylece daha mkemmel olan
monadlara benzemek iin mcadele etmektedirler.70
Yukarda bahsettiimiz gibi, evrenin temel unsurlar olarak monadlar nasl
olabileceklerine ilikin zorunluluklar iermektedir. Leibniz, monadlarn hareketlerinin kendi ilerindeki aktif kuvvetlerden geldiini ve dolaysyla hareketin
66
67
68
69
70

evikba, a.g.e., s. 239.


evikba, a.g.e.,s. 260.
evikba, a.g.e., s. 82.
Henry, a.g.e., ss. 88-89.
Henry, a.g.e., s. 82.

162

Felsefe Dnyas

monadlarn zne ilikin olduunu iddia etmitir. Bylece Tanr aslnda pasif
maddenin yaratcs deildir. Aksine, Tanr monadn yani tzn nasl hareket etmesi gerektiini belirleyen yaratcdr. Tz anlamak tzdeki aktif kuvvetlerin
anlalmas demektir ki, burada Leibniz tarafndan Tanrnn matematik bir dil
kullanarak zorunluluk altnda hareket ettii ne srlmektedir.71 Ama buradaki
zorunluluk mkemmellii ierdiinden geleneksel Tanr fikrine zarar vermez.
Leibniz mekaniin yasalarnn, ereksel nedenlere, yani en mkemmel olan yapacak biimde belirleyen Tanrnn iradesine bal olduunu dnse de Tanrnn
maddenin mmkn olan btn biimleri iinde en mkemmelini yklediini dndnden dnyann da en mkemmel yapda yaratlmak zorunda olduu sonucuna ulamtr.72Bu balamda Leibniz, Tanrnn yaratt dnyann tam anlamyla Tanry yansttn dnr. nk yaratlan dnyann Tanrnn zorunlu
mkemmellii gerei en mkemmel olduu kabul vardr.73 Sonuta Tanrnn
iradesi noktasnda dikkatli bir ayrm yapmak gereklidir. Descartesin aksine Leibniz iin Tanrnn iradesi keyfi deildir. Aristotelese yaklaan Leibniz, saf
aklsal bir varlk olmasna dayandrdndan Tanrnn aklsallk dnda olan
irade edemeyeceini dnr. Tanrnn yaratmas her zaman ihtimaller arasnda
en iyi olan meydana getirecek ekilde olmaldr.74 nk Tanrnn yaratmasnn
Tanrsal olmas iin en mkemmel olan iermesi gerekmektedir. u halde neden
Leibnizin bu dnyann yaratlm olanlar iinde en mkemmel olduu fikrini
savunduunu daha iyi anlayabiliriz. Ama ayn zamanda Kantn, doadan hareketle bir Tanrya ulamann mmkn olmadn iddia etmesinin hatta bir erein
bile ancak varsaymsal olarak koyulabilecei dncesinin kimi hedef aldn da
anlayabiliriz.
Kant ile Leibniz arasndaki ilikiyi aklamadan nce Leibnizin aklcln
ve geleneksel metafiziin temsilcisi olmasnda baka bir filozofun etkisinin olduunu belirtmemiz gereklidir. Leibniz bir sistem oluturacak lde felsefesini
ilerletememise de daha sonra gelecek olan baka bir filozof Christian Wolff bu
eksiklii kapatmtr. Nitekim Kantn yaad dnemin Almanyasnda (ya da
Prusyasnda) sadece Leibnizden deil, Leibniz-Wolff okulundan bahsedilmesi
gereklidir. Kantn btnyle Leibnize dayandn sylemek mmkn olmad
gibi btnyle ona kar ktn sylemek de doru olmaz. Dolaysyla Kantn,

71 Henry, a.g.e., s. 78.


72 evikba, a.g.e., s. 244.
73 Ian Hunter, Rival Enlightenments : Civil and Metaphysical Philosophy in Early Modern
Germany, Cambridge University Press, 2001, s. 288.
74 Bird, a.g.e., s. 81.

163

Felsefe Dnyas

Leibnize kar karken aslnda Leibniz-Wollf ekolyle kar karya olduunu


gz nnde bulundurmalyz.75
Kant, Leibniz-Wolff ekoln takip ederek felsefi servenine balamsa da
daha sonra Newtonun teorisine uygun olan bir gereklii ina etme projesinde
gittike bu ekolden uzaklamaya balamtr. Kantn Leibnizin metafizik anlayn tamamyla reddetmedii iddia edilebilir. Buna ramen Kantn hedefinin,
metafizii geleneksel anlayta yer alan llerde tutmak olduunu sylemek
doru deildir. Leibniz, geleneksel metafiziin bilimin verileri ile uyumlu olacak
ekilde daraltmak yerine modern bilimin geleneksel metafizik anlaya uyumlu
olacak ekilde yorumlanmasn istiyordu. Hlbuki Kant, metafizii bilimlerin bilimi olarak ilk sraya yerletirmek yerine onun konularn daraltarak dzeltmek
istiyordu. Dolaysyla Kant, Leibnizin aksine, hesabn geleneksel metafizik ile
bilimin ayr hatta uyumsuz olduu dncesi zerine yapmt.
Kantn, Leibnizden farkllat noktalardan bir dieri, bir nesnenin tanmlanmasnn onun zne ilikin olarak anlalmasyla ilgilidir. Kantn felsefesinden bildiimiz zere, zaman ve mekn formlarna dayanldnda nesnelerin
zsel nitelikleri kendinde eyler olarak deerlendirilir. Bu nedenle Kant, Lockeun
yanl bir biimde nesnede, sezgide sunulmayandan daha fazlas olmayacan
Leibnizin de nesnede, nesnenin kavramnda bulunmayandan daha fazlas olmayacan varsaymasn eletirmitir.76 Sezgide ve kavramda olandan daha fazlas,
bilindii zere, zaman ve meknla anlamn bulan duyarlln formlar ve anln
kategorileridir. Zaman ve meknn znel olduklar Leibniz tarafndan da bilinen
bir husustur.77 Bu znelliine ramen Leibniz varln aslnn bilinmesine ilikin
herhangi bir sknt olduunu dnmemitir. Ama monadlar temel gereklik,
meknysa znel olarak kabul ettiimizde Kanta gre sorun kmaktadr. nk geometride meknn, en azndan o dnemde, snrszca blnebilirlii kabul
edilmiken varln nihai birimi olan monadlar ise blnemezdirler. Bu nedenle
Kantn, Leibnizin felsefesinin bir ikilem ierisinde olduunu dnmesi normaldir.78 Kanta gre, Leibnizin kartrd bir dier nemli husus duyarlln
nesneleri ile anln nesneleridir. Bu hususu Dnce Kavramlarnn Amfibolisi bal altnda inceleyen Kant, nesneler arasndaki ilikinin aslnda anlk
ile duyarllk arasndaki ilikinin transandantal bir refleksiyonu olduunu dnmtr. Byle bir refleksiyonu gz nnde bulundurmayan Leibniz bu nedenle,

75
76
77
78

Garber, a.g.e., s. 50.


Bird, a.g.e., s. 84.
Henry, a.g.e., s. 89.
Garber,a.g.e. s. 46.

164

Felsefe Dnyas

grnler ile yani duyarlln nesneleri ile anln nesnelerini birbirinden ayramamtr.79
Leibnizin Kant tarafndan eletirildii bir dier nemli nokta mantn
ilkeleri hakkndadr. Kantn kar kt husus elimezlik ilkesine dayal olarak
kullanlan tmdengeli yntemi ve mantnn kullanlmasdr. Leibniz zerinden
geleneksel metafiziin eletirisini yapan Kant, skolstik retinin tzsel formlar
ve z kavramn kullanmak istemediinden farkl bir mantk yntemi kurmak
istemitir. Kantn transandantal mant bu nedenle yenilik arz etmektedir.80Bu
mantk anlaynda, bilginin elde edilmesinde znel bir gereklik anlayna vurgu yapldn, akln ileyiinin merulatrld, buna karn varln zne ya
da tze ilikin olarak yaplan deerlendirmelerin kendinde ey olarak snflandrldn syleyebiliriz. nk transandantal mantk anln nasl yargda bulunduunu ve ayrca sentetik a priori yarglara ilikin olarak konusunu belirlerken
varln aslna ilikin olarak bir yargda bulunmaktan geri durur. Bir dier deyile
varln nasl olduu deil nasl bilindii zerinde durur Kantn mantk anlay.
Nitekim yeter-sebep ilkesini de eletiren Kanta gre, Leibniz bir olayn sebebi
ile onun aklanmas arasnda herhangi bir fark grmemektedir. Bir dier deyile, Leibniz de dhil olmak zere aklclar, sebep ile nk arasnda bir ayrm
gzetmemektedirler. Halbuki Kantn felsefesinden bildiimiz zere, anlk bir
olay kendine gre znel olarak akladnda kulland nky ayn olayn
nesnel olduunu dnd sebebi haline getirir. te, deneyimci Humeun etkisinde kald anlalan81 Kanta gre, Leibniz, yeter-sebep ilkesinin anln znel
ileyiiyle ilgisi olduu grememi ve bu ilkeyi nesnel olarak adlandrmtr.82
Bu balamda deerlendirilebilecek bir dier husus ise, baz kavramlarn kendi
dnda olan bir bilgiyi zorunlu olarak iermesiyle ilgilidir. Monadolojiye gre
herhangi bir monad kendisi ile iliki iinde olabilecek btn durumlar ierir.
Dolaysyla da kavramnn vadi kavramn iermesi gayet mmkndr. Hlbuki
Kantn da katlaca deneyimci yaklamda, dalarn vadiyi artrmas sentetik a priori bir bilginin olmas iin yeterli deildir. nk da kavramndan
zorunlu olarak vadi kavram kmaz.83 Bu anlamda aklclarn zellikle yanlgya
dtkleri nokta mantksal dnmede ortaya kan zorunluluu gereklikte de
varsaymalar olmutur.
Aklclar arasnda deineceimiz son filozof olan Spinoza ortaya koyduu
grler itibariyle aklcln iinde olan ama ayn zamanda aklcln tesinde
79
80
81
82
83

Ross, a.g.e,, s. 115.


Bird, a.g.e., s. 86.
Hume, a.g.e., s. 49.
Bird, a.g.e., s. 86.
Bird, a.g.e., s. 102.

165

Felsefe Dnyas

deerlendirilmesi gereken bir filozoftur. Spinoza, ayn Leibniz gibi, doada olan
her eyin bir aklamas olmas gerektiine inanr. Bu anlamda Spinozann sebep
kavram ile Leibnizin yeter-sebep kavramlar birbirine olduka yakn olarak kullanlan kavramlardr.84 Buna karn gerek Tanrnn gerekse akln merkezi rol
Spinozann felsefesinde dier aklclara nazaran daha farkldr. Nitekim merkezi
rolde yer alan akl, Tanr ve doa farkl bir yaklamla karmza kmaktadr.
Doann, Descarteste Tanrnn yarattklarndan bir tanesi olduu, Leibnizdeyse en iyi yaratt olmas sanki Spinozaya yeterli ve uygun gelmez. Spinoza,
Descartesin Tanrya tand matematiksel olann dnda yaratma kuvveti ve
iradesini ya da Leibnizde olduu zere Tanrnn en iyi olan semesinin zaten
Onun mkemmellii gerei olduu dncesinin tesine gitmitir. Bu ikisinden
farkl olarak Spinoza, dnyann matematik-geometrik dzeni ile Tanr arasndaki ilikiyi yorumlarken Tanrnn geometrik dzeninin kendisi olduunu sylemitir. Bylece doann geometrik dzene gre inas deil de geometrik dzene gre Tanrnn kendisini ina etmesi sz konusu olmu olur. Sonuta doa
Tanrnn yaratmas ya da yansmas deil, bizzat Tanrnn kendisi olur.85 Nitekim bu farkllk Spinozann Leibnizden ayrld bir dier noktadr. Leibniz
monadlar Tanrdan ayr bireysellikleri olan varlklar olarak grp varla bir
eitlilik yklerken, Spinozada tek varlk olarak Tanr grldnden herhangi
bir eitlilikten sz edilemez.86
Spinozann doay gzlemleyerek veya tecrbeden hareket ederek doaya ilikin olarak bir bilgiye ulatn sylemek mmkn deildir. Spinoza da,
Descartesin klidden beri gelen doaya ilikin bilginin mmkn olduunca
geometri ve matematiin ilkelerine uygun hale getirilmesi abasna katlr.87 Bu
uygunluu salayacak olan husus doann temel niteliinin uzam olarak grlmesidir. Bunun yannda temel nitelik aslnda doann deil Tanrnndr. nk
Spinozann Tanrs kendisini doada uzamsal olarak ifade etmektedir. Uzamn
geometrik olmas, geometrik ilkelerde grlen sonsuzluun, deimezliin Tanrsal bir yapda olduunun iareti olarak kabul edildiinde doann Tanrnn bir
nitelii olmas merulatrm olur. Bylece Tanrdan doaya ya da doadan
Tanrya doru bir giditen ziyade aslnda geometrik ilkelerden baka anlalmasna gerek olmayan bir kozmos anlay ortaya kmaktadr.
Spinozaya gre kendi bana var olan ve kendisi ile tasarlanan, yani kendisini tekil edecek baka hibir fikrin yardm olmakszn hakknda fikir edin84
85
86
87

Richard Schacht, Classical Modern Philosophers: Descartes to Kant, Routledge, 1984, s. 75.
Spinoza, Etika, nerme 15-16, Dost Kitabevi Yaynlar, 2004, ss. 46-51.
Bird, a.g.e,, s. 81.
R.S. Woolhouse, Descartes, Spinoza and Leibniz. The concept of substance in 17. Metaphysics,
Routledge, 1993, s. 28.

166

Felsefe Dnyas

diimiz ey tzdr.88 Aslnda nitelikler ile tz arasnda bir fark yoktur. Nitelikler de ayn tzler gibi kendiliinden anlalabilen, tanmlanmas iin baka bir
zellie ihtiya duymayan yapdadrlar. Tanr dndaki varlklar aslnda tek bir
tzn yani Tanrnn farkl nitelikleridir. Varlk tek bir tzdr ve onun niteliklerini tayan eitli modlar sz konusudur.89 Nasl bir aksiyomdan karlan sonular
yine aksiyoma dayanmak durumundaysa Tanrnn nitelii olarak uzamdan karlacak geometrik ilkeler de tek tek varlklara yansyan Tanrnn modlarndan
ibarettirler.90Tanrnn temel nitelii bu nedenle doann da temel nitelii olduu
gibi bunun tersi yani doann temel nitelii de Tanrnn kendisidir. Tanrdan
balanarak yaplan bu aklamann, doann Tanrnn bir yansmas olmasndan
ziyade Tanrnn nasl olmas gerektiine dair bir aklamaya dnmesi ilgintir.
Tanrnn zgr ve iradesi olan bir varlk olarak insan tarafndan tanmlanmas
aslnda, insann Tanry kendisine benzer biimde anlamas iin yapt analojilerden teye bir anlam tamamaktadr. Bu nedenle Tanrnn zgr olduunun ve
bir iradesinin olduunu sylemek Tanr tanmlamasna aykrdr. nk Onun
zgrl dahi sebep olmasn ortadan kaldrmaz. Tanr bu nedenle baka bir
varla ihtiya duymadndan zgrdr ama her eye de sebep verdiinden zgr sebeptir.91 Bu anlamda, O, dardan hibir zorlamaya uymaz; nk hibir
ey onun dnda deildir. Tanr eyleri yaratmaz, retir, dolaysyla da eyler
Tanrnn kararlarna baml deildir.92Sonuta Tanr mkemmel varlk olarak
en yksek mantksal zorunluluu iereceinden Tanrnn kendi varl varln
da zorunlu sebebi olacaktr.
Spinozann, doa ile Tanry bir tutmasn sadece Onun nitelikleri balamnda deerlendirilmesi gerektiini iddia eden grler vardr.93 Kanmzca,
buna kesin bir cevap vermek mmkn deildir. nk yukarda da belirttiimiz gibi Spinoza birok yerde doa ile Tanr arasndaki zdeliin zorunluluunu savunmaktadr. Buna karn Spinozann pantheismi farkl bir adla da
tanmlanarak kozmikd olarak tanmlanmtr. Onun anlaynda kozmosun,
mkemmelliinden ziyade geometrik kesinlii sz konusudur. Kesinlik, kozmosun kendi dnda olan Tanrya ulamay hedeflemekten ziyade kendisi ile
ayn olan yani doa ile i ie gemi ve herhangi bir amac olmayan bir anlay
yanstmaktadr. Bu nedenle Tanrya duyulan ak, Ona ulama arzusu aslnda
88
89
90
91
92
93

Spinoza, a.g.e, Tanm III, s. 31.


Woolhouse, a.g.e., ss. 39-40.
Charlie Huenemann, Interpreting Spinoza, Cambridge University Press, 2008, s. 54.
Richard Schacht, Classical Modern Philosophers: Descartes to Kant, Routledge,1984, s. 81.
Bumin, Tartlan Modernlik, s.79.
Huenemann, a.g.e., ss.64-65.

167

Felsefe Dnyas

doann anlalmasndan ibaret bir haldir.94 Tanry sanki ayr ya da stn bir
varlkm gibi sevgi nesnesi klmak mmkn deildir. nk Tanrnn sevilmesi
insann da dhil olduu doann anlalmasndan ibarettir. Bu anlamda, yukarda
da ksmen vurguland zere, Tanrnn doaya indirgenmesi Tanrnn sadece
doa olduunun sylenmesidir.
Belirtildii zere Descartes maddenin llebilir olmasn Tanrnn bu biimde yaratmasna dayandryordu. Spinozann yaptysa bunu Tanrnn iradesine dayandrmaktan ziyade Tanrnn zne dayandrmasdr. Bylece Spinoza,
maddenin llebilir olmasn onun iinde bir dnce olmasna, bu dncenin
de Tanrnn kendisine dayanmas nedeniyle Tanrnn kendisiyle zde olduu
sonucuna varmtr. Elbette Spinoza, Descartesten etkilenmitir. Bu anlamda
Descarteste olduu zere, doann Tanr tarafndan nicel bir dzene gre ina
edilme fikri Spinozann felsefesinde merkezi bir rol stlenir. Ona gre doada
mutlak bir kesinlik vardr ve kesinlik aslnda Tanrnn kendini amasnn yollarnn banda gelir. Descartes bu trden bir kesinlii doann kullanlmas iin
Tanrnn bir ltf olarak grrken Spinoza, doay Tanrnn anlalmas iin
tek yol olarak grr nk doa Tanrnn kendini amas anlamna gelmektedir. Bylece doa Tanrnn yaratt bir ey olmaktan ziyade Tanrnn kendisini
yaratmas olur. Sonuta Spinozann amacnn tam da mekanistik felsefenin sylemleriyle uyutuu ama bu sylemi Tanrnn darda olduu bir sistemin deil
de bizzat sistemin Tanrlatrlmas olarak grlebilecei kanaatindeyiz.
Kantn Spinozaya kar eletirisi teorik olmaktan ziyade pratiktir. Aslnda byle olmas Spinozann kendi eserine Etika adn verdii dnlrse gayet
normaldir. Ama bilindii zere Etika, yntemi teorik olan yani geometrik dzene gre kantlanm bir felsefeyi ifade eder. Buna karlk Kant teorik alandan
ziyade pratik alanda Spinozaya bir karlk vermeyi uygun grdyse bu alanda
Spinozann bir tehlike oluturacan dnm olmas muhtemeldir. Vurgulamaya altmz gibi Kant, felsefenin temel meselelerini zmeye alrken
bir yandan da kendisinden nce gelen filozoflarla hesaplamaktadr. Bu anlamda
Descartes ile Leibnize teorik balamda verilen cevaplar Spinozann felsefesine
verilen cevaplar olarak da kabul edilebilir. Nihayetinde bu filozoflardan ilki modern felsefenin dieri de geleneksel Alman felsefesinin kurucusudur. Dolaysyla Kantn Spinozaya ilikin olarak bir tavr gelitirirken onun Tanr anlayna
kar kmasnn teorik deil de pratik balamda olmasnn sebebini iyi anlamak
gerekir. Spinozann doa felsefesine ilikin grleri cevap vermeyi hak edecek nitelikte olabilir. Ama doa felsefesinin sorunlarna Spinoza zerinden cevap
94 Huenemann, a.g.e., s. 69.

168

Felsefe Dnyas

vermek yerine Leibniz zerinden cevap vermek muhtemelen Kant iin daha anlamlyd. nk Leibniz-Wolff okulunun temsil ettii anlayn geleneksel metafiziin arln Kant zerinde hissettirmesi daha muhtemeldi.
Kanta gre, Spinoza ateisttir. Buna karn sz konusu olan ateistlik ahlaki
adan bir eksiklik tamaz. Ama ahlaki adan dzgn srdrlen bir yaamn
ancak Tanrya olan inanla daha anlaml hale gelebilmesi mmkndr. Hlbuki
Spinozann Tanrya pratik anlamda inanmas deil de teorik anlamda kabul etmesi sz konusu olduundan bir nevi onun inanc teoriktir, ahlaki yani pratik
deildir. Bu balamda Spinoza her ne kadar teolojiden ziyade dine kar ksa
ve iradesinden ziyade akl bozulmu olsa da ahlaki ateisttir. Sonuta Spinoza,
Kanta gre, Tanrnn varlna inanmasa da Tanr varm gibi yaayan birisidir.95 Buna karn Kantn, Spinozay eletirmesinde vurgulamak istedii husus,
Spinozann ahlaki bir yaam srse de bunun sonucunda mutluluk beklentisi ierisine girilmemesini syleyerek tutarszla dm olmasdr. Kant mutluluun
ama haline getirilmesi ile mutluluk beklentisi arasnda fark gzetir. Bu anlamda
ahlakn mutlulua gre dzenlenmesi deil, ama mutlulukla dzenlenmesi mmkn olmaldr. Ama Spinoza iin dnyadaki her eyin bir zorunlulua gre ilemesi sz konusu olduunda sadece mutluluun deil, zgrln dahi sorun
olaca aktr. Nasl bir genin i alarnn toplamnn 180 derece olmasnn
zgrlk ile bir ilgisi yoksa ne insann ne de bu geometrik dzene hareket eden
Tanrnn zgrlnden bahsetmek anlaml olacaktr. Bunun gibi mutluluk da
geometrik dzenin dnda olan bir beklenti anlamnda kabul edilirse bir kuruntudan ibaret olacaktr. Gerek birinci kritik gerekse ikinci kritik ve gerekse Kantn
ilk eletiri sonras btn eserleri Spinozann bu radikal grlerine temelden
kardr.
lk kritikten anlalaca zere Kanta gre, Tanrnn ne varl ne de yokluu zerine bir bilgiden bahsetmek mmkn deildir. Tanr kavram saf akln
bir idesi olarak dzenleyici bir ileve sahiptir ve dzenleyicilik akln znel ileyii ierisinde deerlendirilmelidir. Bir dier deyile, doaya ilikin bir bilgi
edinme merkezi deil, anln kavramlarna birlik ya da kurallarna ilke veren ve
bylece akln tmle96 ulama arzusunu tatmin eden bir idedir. u halde Tanr
kavramnn ina edici ilevi ancak zgrln yer ald pratik alanda olabilir.
Spinozaysa, aksine, tam da bu alanda ve bu balamda Tanrnn olmasna kar
kmakta ve Tanrnn insan tarafndan bilinmesinin teorik zorunluluk olarak deerlendirilmesi gerektiini dnmektedir. Ayrca Kant, mutluluk ve erdem ili95 Immanuel Kant, Lectures on Ethics, trans. By Louis Infield, Hackett Publishing Company,
1930, s. 86.
96 Totalitat/Totality.

169

Felsefe Dnyas

kisinin en iyi uyumu olan en yksek iyi balamnda Tanrya gei yapmann zorunlu olduunu ne srerken, Spinoza ne mutluluktan ne de erdemden Tanrya
gemeyi nermez. Hereyin geometrik bir zorunlulukla olduu bir varlk anlaynda, mutluluun doann dnda erdeme temel tekil eden ahlak yasasna
dayanmas Spinoza iin sz konusu olamaz.
Bir felsefe yntemi olarak kabul edilen diyalektiin felsefe tarihinde herhangi bir dneme aitmi gibi deerlendirilmesi doru deildir. nk bir dnce dier dnce tarafndan ayn ya da kart ekol iinde olsun, eletirildiinde
aslnda felsefi dnme olumakta, derinlemekte ve ilerlemektedir. Nitekim
modern dnem filozoflarnn kendilerinden nce gelen filozoflar eletirmenin tesinde derinletirdiklerini syleyebiliriz. rnek vermek gerekirse, gerek
Hume gerekse Berkeley, Lockeun belirledii deneyimcilikte ilerlerken sanki
Lockeun uslamlamalarn yetersiz bulmakta ya da daha ilerletmektedirler. Nitekim Humeun bilime kar duyduu phe ile Berkeleyin varln alglamak olduunu sylemesi aslnda bilgi deneyime indirgendiinde ulalabilecek sonulardr. Yani duyuma dayal olarak bilginin elde edildii ne srldnde aslnda
Berkeleyde olduu gibi bir nesnenin ya da Humeda olduu gibi kesin bir bilginin olmasndan pheye dlmesi normaldir. Aklclar asndan bakldnda
da, dnya ile Tanr arasnda insan tarafndan kurulan ilikinin Descartes ile balayan srecinde Spinozaya doru gidiin kanlmaz olduunu syleyebiliriz.
Descartes Tanrnn dnyay yaratmasnn mkemmel olduunu syleyecektir
ama ona gre Tanrnn tek mkemmel varlk olmas gereince, daha farkl bir
dnya yaratabileceinin de kabul edilmesi gerekmektedir. Leibniz de ayn izgi zerinde yrr ama Descartesin yanl dndn ne srerek, Tanrnn,
mkemmellik gerei, mkemmel olmayan bir dnya yaratmayacan dnr.
Hatta ona gre, Tanrnn iradesi zaten ona gre mkemmel olan ncelemez nk bir yeti olarak irade zaten bir eyler zerinde tasarrufta bulunmak zorundadr.
Spinozann felsefesiyse, Tanr zerine konuulduunda mkemmellikten, doa
zerine konuulduunda da geometrik yntemden vazgeilmeyecekse o zaman
bunlar zde kabul etmekten baka bir alternatifin kalmadnn ifade edilmesidir. 97
Buna karn diyalektik ileyi sadece ayn ekol iinde olan filozoflarn birbirlerini eletirmeleriyle olumamaktadr. Birbirine kart ekolleri birletiren yani
tez ve antitez ilikisi kurarak bir senteze varmaya almak diyalektii sadece
bir yntem olmaktan ziyade bir gereklik haline getirmektir. Kantn iki akm
arasndaki kartlktan senteze varmas meseleyi akln ileyiine ait bir atk
97 Nitekim Alman filozof Jacobi, aklclk ile panteizmi bir tutmu yani aklc olan birisinin
zorunlu olarak panteizme kayacan belirtmitir. Bkz. Dudley, a.g.e., ss. 48-49.

170

Felsefe Dnyas

olarak grmesiyle birlikte gereklik ya da nesnellik kazandrr.98 Gerek nc gerekse drdnc atk hem deneyimcilere hem de aklclara kar verilmi
cevaplar ierir. Ayrca transandantal paralogism zellikle Descartese verilmi
olan cevaptr. Transandantal diyalektik bal altnda saf akln diyalektik karmlar olarak belirlenen sz konusu mesele akln kanlmazcasna dt ve bu
nedenle de aklla ilerini grmeye alan filozoflarn da daha sk yaptklar bir
problematik yani sorunsaldr aslnda.
Yukarda Descartesin felsefesinden bahsettiimiz ksmda ksaca belirttiimiz zere cogito ergo sum yargs ile kendisini ifade eden zne d dnya
hakknda hibir ey sylemedii iin kimlii olmayan ya da ii bo olan bir znedir. Daha ak bir biimde ifade etmek gerekirse, nasl ki kategoriler anln saf
kavramlar olarak bir varla sahip olsalar da ancak duyarllktan gelen verilerle
anlam kazanyorlarsa Ben de dnmenin sonucunda ortaya kan bir olgu ya
da bilgi nesnesi deil daha ok dnebilmenin mantksal imknna ilikin zorunlu olarak kabul ettii sahte bir tzdr.99 Descartesin znesine ilikin olarak
yaplan benzer ikinci bir eletiride de Dnyorum o halde varm. yargsnda
bulunan yalnlk ve buna dayal olarak oluturulan znenin bo olduunu ifade
eder. nk Kanta gre, znenin sadece dnyoruma dayal olarak ina ettii
varl, aslnda dnceler arasnda kurulmas gereken mantksal birliin gereidir.100
Saf akln diyalektik karmlar sonucunda dlen sahte karmlarn ikincisi olarak atklar hem aklclar hem deneyimcilere ve ncs de zellikle
aklclara kardr. Ama Kantn aklclar ve deneyimcilerin yanl ya da doru
olduklarna deil, onlarn nerdii biimde hatal sonulara varacak akln ileyiine vurgu yaptn grebiliriz.101 Nedensellik, zaman gibi deneyime ait form ve
kavramlarn, Tanr ve zgrlk gibi deneyimi aan kavramlarla ilikisi sorunludur. Akln idealar ile anln kavramlar birbirleriyle altndan atma kanlmazcasna ortaya kmaktadr. Dolaysyla deneyimciler ile aklclar arasndaki sorun aslnda akla ait olan bir sorun; atkdr. nc atk nedensellik
ve zgrlk balamnda iken drdnc atk dnya ile Tanr arasndaki
ilikiyle alakaldr. Her ne kadar Tanr drdnc atkda yukarda bahsettiimiz
mkemmel varlk balamndan ziyade zorunlu varlk balamnda ele alnsa da
zorunlu varlk kavram kendi iinde mkemmellii de barndrr. Zaten burada
mesele, snrlar aan yarglarla ilgili olduundan gerek zgrlk gerekse Tanr
98 Kant, a.g.e., A339/B397.
99 Kant, a.g.e., A349-351.
100 Kant, a.g.e., A352-355.
101 Kant, a.g.e., A406-566/B433-595.

171

Felsefe Dnyas

konusunda verilecek herhangi bir yargnn sorunluluuna iaret etmektedir. u


halde atklarda sorun anln snrlar dna karak akln kyaslarda bulunmasdr. Akl kendi ileyii neticesinde ve dolaysyla kanlmaz olarak meru
olduunu sand szde kyaslar retmektedir.102 Aslnda Kant metodik pheyi
nererek deneyimcilere yakn bir izgide durmaktadr. Ama Kant ayn zamanda
Descartesten izler tayan bu yntemin bilgide kesinlii amaladn syleyerek
kendisini zellikle Hume ve Berkeleyden ayrmaktadr.103
Varln asl veya tesi hakknda sz sylemek deil, byle bir sz
sylemenin imknn salayan akl zerine bir dn yapmann ya da buradan
balamann Kanta daha doru bir yaklam olarak geldiini syleyebiliriz. Aslnda bu daha ok akla ait bir durumun sergilenmesidir. Ama modern diyalektik
ileyite Kantn nerdii zm ve ulat sentez bundan ibaret deildir. Bu
durumu amak iin yaplmas gereken, akl pratik ve teorik olarak, d dnyay
da numenal ve fenomenal olarak ayrmaktr. Bylece Kant bilginin olumasnda merkezi rol olan metafizii farkl bir konuma yerletirir. Artk doru yaklam, felsefenin temel meseleleri hakknda metafiziin otoriterlii yerine akln
snrlar ve ileyii zerinde durarak nesnel ve eletirel olmaktr.104 Bu nedenle
akl snrlara ayrp Tanr ve zgrlk gibi temel kavramlar pratik alana kaydrmann Kant tarafndan kanlmaz klndn syleyebiliriz. Bu Kantn ulat sentezdir. Ama felsefe tarihinde Kantn ulat sentez ile Kantla balayan
sentezin birbirinden ayrlmas gerekecektir. Kantn akln ileyiini sergiledikten
sonra meseleyi pratik alana tamas yerinde olabilir. Buna karn pratik alana
giderken Kantn geriye brakt dnya, yani kendinde ey, kaytsz kalnacak bir
dnya deildir. Nitekim daha sonra gelecek olan idealist ekol, znenin numenal
ve fenomenal alanla olan ilikisini dzenlemeye alacak ve kendinde eyi tam
da bu zne zerinden tekrar canlandrmak isteyecektir. Bu ise Kantla balayan
sentezin yeterli grlmeyerek diyalektiin daha farkl bir biimde devam etmesi
anlamna gelmektedir.

102 Kant, a.g.e., A421-422,B 448-450.


103 Kant, a.g.e., A424- B451-452.
104 Mesela zaman ve meknn metafizik amlanmas ile anln kategorilerinin metafizik
karmlanmas buna rnek olarak gsterilebilir.

172

Felsefe Dnyas

z
Modern Felsefenin Diyalektii
Felsefenin tarihine diyalektik pencereden bakmak meselelerin ortaya kn ve bunlara ilikin cevaplara bakmay gerekli klar. Bu balamda filozoflarn
birbirlerine yaptklar eletirileri felsefenin temel meselelerine ilikin bir zm
bulma aray olarak deerlendirebiliriz. zellikle modern dnemde aklclar ile
deneyimciler arasnda yaanan atmann diyalektik bir biimde anlalabileceini dnyoruz. Nitekim Kant iki akm arasndaki atmay akln bir meselesi
olarak grmesiyle meseleye byle yaklamtr. Ona gre mesele aklclar ya da
deneyimcilerden ziyade akla ilikindi. Bylece Kantn meseleye ilikin ortaya
koyduu dnce felsefe tarihinin modern dnemde diyalektik bir ileyiini ifade
etmektedir.
Anahtar Kelimeler: Modern felsefe, Kant, rasyonalizm, empirisizm, felsefenin dialektik sreci.
Abstract
Dialectic of Modern Philosophy
Looking at the history of philosophy through window of dialectics impoeses some interrogatives and eventually some answers on the fundemental
problems of philosophy. In this context, we can regard the critiques which were
made by one philosopher to another as search for solutions to those philosophical
problems. Especially in th Modern era, the controversy between rasyonalists and
empricists can be understood as a dialectical and productive debate. In fact Kant,
seeing this controversy as a matter of reason, made this debate as part of dialectical process of history of modern philosophy.
Keywords: Modern philosophy, Kant, rationalism, empricismi, dialectical
process of philosophy.
Kaynaklar

Alexandre Koyre, Yenia Biliminin Douu, ev. Kurtulu Diner, Gndoan


Yaynlar.
John Henry, Scientific Revolution and the Origins of Modern Science, Palgrave
Macmillan, 2001, e-brary.com.
G.H.R. Parkinson, History of philosophy, Volume 4: Renaisance and 17.yy
Rationalism, Routledge, 1993.
David Ross, Aristoteles, ev: Prof. Ahmet Arslan, Kabalc Yaynevi,1999.
Richard S. Westfall, Modern Bilimin Oluumu, ev. smail Hakk Duru, Tbitak
Yaynlar, 1994.
173

Felsefe Dnyas

Robert G. Meyers, Understanding Empiricism, Durham, GBR: Acumen, 2006,


ebrary.com.
Charlie Huenemann, Understanding Rationalism, Acumen Publishing Limited,
2008.
Tom Rockmore, Kant and Idealism, Yale University Press, 2007.
Daniel Garber,. Kant and the Early Modern, Princeton University Press, 2008.
James Collins, A History of Modern Philosophy, The Bruce Publishing Company,
1954.
Solmaz Zelyut Hnler, Drt Adal, Paradigma Yaynlar, Mart 2003.
John Locke, nsan Anl zerine Bir Deneme, ev. Vehbi Hackadirolu Kabalc
yaynevi, stanbul 1992.
Graham Bird, A companion to Kant, Blackwell Publishing, 2006.
David Hume, nsan Zihni zerine Bir Aratrma, ev. Semlin Evrim, MEB, 1945.
Andrew Bowie, Aesthetics and Subjectivity : From Kant to Nietzche, Manchester
University Press, 2003. ebrary.com.
George MacDonald Ross, Kant and His Influence,Continuum International
Publishing, 2006.
Sebahattin evikba, Leibniz ve Felsefesi, izgi Kitabevi, 2006.
Leibniz, Monadoloji,ev. Atakan Altnrs, Dou Bat Yaynlar, 2011.
Ian Hunter, Rival Enlightenments : Civil and Metaphysical Philosophy in Early
Modern Germany, Cambridge University Press, 2001.
Immanuel Kant, Lectures on Ethics, trans. By Louis Infield, Hackett Publishing
Company, 1930.
I. Kant, The Critique of Pure Reason, tr. By Norman Keimp Smith, St Martins
Press, 1929.
Spinoza, Etika, Dost Yaynlar Kitabevi, 2004.
R.S. Woolhouse, Descartes, Spinoza and Leibniz. The concept of substance in 17.
Metaphysics, Routledge, 1993.
Richard Schacht, Classical Modern Philosophers : Descartes to Kant,
Routledge,1984.
Charlie Huenemann, Interpreting Spinoza, Cambridge University Press, 2008.
Aristoteles, Metafizik, 1045b-25, ev. Ahmet Arslan, Sosyal Yaynlar, 1996.
Tulin Bumin, Tartlan Modernlik: Descartes ve Spinoza, YKY, 1996.
Tulin Bumin, Hegel,YKY, 2005.
Will Dudley, Understanding German Idealism, GBR: Acumen, 2007, ebrary.com.

174

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

LEARNING FROM AL- GHAZALI


engl ELK*

Introduction
It is an important question whether the old historical names finished their
mission in their time or they can still teach the modern people. For the modern
generations to learn from old sayings is problematic since the conditions are usually totally different. It is also possible to assume ancient names were for the
ancient times they enlightened their contemporaries and that is all.
If every situation needs a particular tendency it is hard to say that thinkers
have effects to the new generations. However it seems there is something universal despite the sayings of Heraclitus. At least, human beings still needs water
and oxygen to survive. Thus the value of water and oxygen for human beings is
indisputable for biological needs. Since water and oxygen are not necessary only
for human but for all living beings there is no definition saying human is a water
drinking being. There are definitions that point out the significant characteristics
of human being such as: thinking, speaking, tool making. Therefore it is not surprising that thinking for Descartes is a proof of existence. If thinking can be
a kind of proof for existence it can also be evidence for having some universal
characteristics.
The stories of creation of man in each culture have similar characteristics.
The famous creation stories of Babylonian, Greece, Jews, Christianity and Islam
have some common points. Ancient mythology is a mirror of pagan culture and
the creation stories of Abrahamic religions mirror the believers belief. Despite
the certain difference in their worldviews the story of creation and the nature of
man that is told in the stories have similarities. The most common Greek creation
story is told by Hesiod in his Theogony. Man that is told in the story is created
from clay like it is told in all Abrahamic religions and also Babylonian myths.1
Mud, dust, clay and water are the most common mentioned source of human
physical creation. The Abrahamic religions assume one omnipotent God whereas
the Greek myths include lots of gods, goddesses, and half-god creatures. After
*
1

Fatih niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi, Felsefe Blm, Yrd. Do. Dr.


Sir A. E. Wallis Budge. The Babylonian Legend of Creation, British Museum, Project
Gutenberg, 2011. p.5.

175

Felsefe Dnyas

the physical creation in Greek mythology it is Athena who gave life by a breath
and in Abrahamic religions God gave man a piece from his soul. This piece of
God is the source of every good thing in human and the evils come from the clay.
Thus the most common specialty of human soul is it is imperfectness.
It is said the secrets of being human is tucked away in the creation story.
That is may be why Thomas Hobbes assumes wisedom is acquired, not reading
of Books, but of Men.2 He believes whosoever looketh into himself, and considereth what he doth, when he does Think, Opine, Reason, Hope, Feare, &c, and
upon what grounds; he shall thereby read and know, what are the thoughts and
Passions of all other men, upon the like occasions3 In this sense we can enlarge
Hobbes understanding going from ones own self to humanity to from past to
future. Thus, if a thinker is thought to be read men then of course there are great
names that can be a source for learning for the future generations. From this point
of view we can also say old sayings of ancient names especially that read human
as it is and offer the habits to live well can still teach the forthcoming generations.
Al Ghazali who is the one of the most discussed thinker in history of Islamic
philosophy gives special importance to understand human. In order to learn from
past Ahmet nam assumes it is necessary to go to the past and bring it to the
future4. He contends the past that I cannot convey is not mine5 He propounds
Ghazali is not a dead thinker of middle ages but he is a cultural being that lives
the problems of our age, our country and Islamic Culture.6
For Aristotle ethics is not a theoretical science since its aim is not to know
what virtue is but it is for to become good. That is why his teachings on virtue
focus on practicing. He contends virtue of character is a result of habituation.
From this it is clear that none of the virtues of character arises in us by nature.7
His ethical principle lies on habituation. He thinks For nothing natural can be
made to behave differently by habituation.8 So besides the importance of reading human being as it is, it is also crucial to find out which habits flourish the
goodness.
During the Enlightenment human becomes a central authority in moral
life. Hobbes and his forerunners give importance to human however it is after
2
3
4
5
6
7
8

Thomas Hobbes. Leviathan, epubBooks, 1651, p.7.


Ibid. 8.
Ahmet nam. Gazalinin Kalb Ordusu, slami Aratrmalar Dergisi, stanbul, 13: 3-4, 2000. p.511.
Ahmet nam, p. 511
Ahmet nam, p. 512
Aristotle. Nicomachean Ethics, Cambridge: Cambridge University Press, 2004. p. 23.
Aristotle, p. 23.

176

Felsefe Dnyas

Enlightenment that human authority takes place of Gods authority including the
moral life. The Hegelian liberal individualistic life model finds its golden age by
developing technologies. Consuming Culture is living its zeal in most of liberal
states. Marx from his economical viewpoint was certain about the side effects of
this individualism that is why he always supports human nature as social. Eugene
Kamenka states, for Marx; The human essence or spirit is what is common to
all men: their eternal nature. It must therefore express itself above all in the unity
of men, in overcoming the divisions created by their empirical particularity.9 He
asserts Conflict for Marx stems from the empirical particularities and distinctions among men he quotes from Marx That the individual locks himself into
his empirical nature against his eternal nature. These claims about human nature
are indeed an introduction to state a social organization with civil society. The
rationality of human is enough for him to organize society thus there is no need
for a state authority like in traditional morality and laws accept. However Marx
belief about the reality of the existence depends on matter. His attempt to draw a
universal human nature that can overcome the empirical particularity and reach
eternal essence is a contradiction in his material world. Moreover the Darwinist
theory that alternates the traditional religious ethics and laws helped the capitalist
understanding instead of socialist revolution. Shaw states;
Nineteenth-century social Darwinism interpreted evolutionary theory as a
justification for laissez faire ideals. Accordingly, the surivival of the fittest
was interpreted as a legitimation of the emerging capitalist economy, with
natural selection supposedly favouring the captains of industry10

Although the Darwinist theory helped the Capitalist understanding instead


of Marxist Revolution it becomes a source to devastate the religious assumptions.
The atheist existentialism with Darwinian Evolutionary theory brings out the
transcendental human. The arguments of moral foundation reached a point where
people discuss to create themselves in new forms. The Second Sex of Simone de
Beauvoir was asserting one is not born, but rather becomes, a woman.11 She
states her thoughts from a gender biased perspective. It was an unusual rebellion
of an existentialist woman to inequalities between the two sexes. Foucault goes
further to say As the archaeology of our thought easily shows, man is an invention of recent date. And one perhaps nearing its end.12 He states a continuous
9 http://www.marxists.org/archive/kamenka/1962/ethical-foundations/ch04.htm
10 Debra Benita Shaw. Technoculture: The Key Concepts, New York: Berg, 2008. p. 99.
11 Simone de Beauvoir. The Second Sex. Trans. Constance Borde, Sheila Malovny-Chevallier,
USA: Vintage Books, 2011. p. 283.
12 Michel Foucault. The Order of Things: An Archaeology of the Human Sciences, London:
Routledge, 1989. p. 422.

177

Felsefe Dnyas

creation and recreation of the self and the world. The antihumanism of Foucault
is a continuation of the secular humanism. Nietzsche announced to his contemporaries the death of God. For Foucault the death of God and the last man are
engaged in a contest with more than one round13 he thinks man and God belong
to one another, at which the death of the second is synonymous with the disappearance of the first, and at which the promise of the superman signifies first and
foremost the imminence of the death of man.14 Nietzsches promise of superman
give a birth todays transhumanism and cyborgs.
It is claimed The origins of European modernity are often characterized as springing from a secularizing process that denied divine and transcendent
authority over worldly affairs.15 In the modern era the new understanding of human lost its spirituality and is lack of nexus with God and afterlife. The new era
is a constitution of science and technology. Hardt and Negri assume The powers of science, knowledge, affect, and communication are the principal powers
that constitute our anthropological virtuality and are deployed on the surfaces of
Empire.16 They think a radical change occurred.
What in the midst of the crisis in the 1920s appeared as transcendence against
history, redemption against corruption, and messianism against nihilism now
was constructed as an ontologically definite position outside and against, and
thus beyond every possible residue of the dialectic. This was a new materialism which negated every transcendent element and constituted a radical
reorientation of spirit.17

Today with the developing new technologies of genetic engineering it is


discussed whether a parent can reshape their babies before birth by genetic modifying. Cryonics becomes a new technique of a delayed recurring with a hope of
an eternal life. Most scientists are waiting for the whole decipher of Human genome to update the beliefs about human being, new medicine, or may be to realize the eugenics. It is stated that Biotechnology raises not only ethical questions
but also broader and more profound philosophical questionsabout the goals of
medicine, about human nature, about the nature and purpose of technology, and
ultimately about ones view of the world.18 Transhumanism is not a mere fantasy of science-fictions any more. It is possible to transplant tissues from human
13 Michel Foucault, p. 420.
14 Ibid. 373.
15 Michael Hardt and Antonio Negri. Empire, Cambridge, MA: Harvard University Press, 2000.
p. 71.
16 Ibid. 365.
17 Ibid. 378.
18 C. Ben Mitchell et al. Biotechnology and the Human Good, Washington, DC: Georgetown
University Press, 2006. p. 32.

178

Felsefe Dnyas

to human from animal to human. It is possible to remake organs from stem cells.
It is possible to transplant mechanic organs. Human is thought to be perfected
by modification of new technologies. Technologies for perfecting human performance are developing but the old questions of how should one live stands still.
The famous question of ethics that Plato stated in the Gyges ring myth considering the possibility of running away with what have you done is today a matter of
collecting evidence that laws command to prove innocence. If you have chance to
cheat the law you are free to run away with what you have done.
Ghazalis Theory of Man and Morals19
It is thought that before Islam in Arabia virtue is mainly consisted in courage, in defending the honour of the tribe and Generosity was another wellknown aspect of the Arab Character.20 Since they are predominantly a bedouin
nation they had neither developed and refined culture nor any moral order worth
that name.21 The way they conduct their life by the governance of their economical state was hedonistic.22It is after Islam they changed their whole outlook.23
In Islamic science tradition all Islamic sciences are originated by Quran. Ethics
also, takes its origin from the Quran.24 It is a general acceptance that The
Quran lays down the foundation of a religious system on purely ethical principles, hence there is not much to distinguish between Islam as such and Islamic
Ethics.25 The important books on ethics before Al Ghazali are Ibn Miskawaihs
Tahdhib al-Akhlaq, Abu Talib al-Makkis the Qut al Qulub, al-Qushayris the
al-Risala al-Qushayriya and Raghib al Isfahanis Makarim al-Sharia26 all these
books are trying to formulize the ethical teachings of the Quran and the prophet.
Following his forerunners Al Ghazali also wrote his books following Quran in
spirit and keeps the Prophet before him27
Al-Ghazali in his books Ihya and Kimya include parts that are devoted to
understand human. His ethical understanding depends upon the meaning of being
human. For Muhammed Abul Quasem, Al-Ghazalis ethics starts from the core
19 The summary of Ghazalis thought is mainly from Kimya-i Saadet in Turkish and translated by
the author.
20 M. Umaruddin. The Ethical Philosophy of Al-Ghazzali, New Delhi: Adam
Publishers&Distributers, 2003. p. 64.
21 M. Umaruddin, p. 64.
22 M. Umaruddin, p. 64.
23 M. Umaruddin, p. 64.
24 M. Umaruddin, p. 64.
25 M. Umaruddin, p. 64.
26 M. Umaruddin, pp. 71-72.
27 M. Umaruddin, pp. 71-72.

179

Felsefe Dnyas

of man, which is the soul.28 However he does not draw a dualist picture of human. In his system every organ of the body and each attribute of the soul have a
place in building a good character.
The Alchemy of happiness for Ghazali is a divine way of hearts which
can be surmounted only by the guidance of prophets. In the very beginning of
Kimya he claims the alchemy of happiness should not be searched in a crones
box. The treasures of God are hidden in angelic essence in the sky and in the
prophets heart on the earth.29 That is why the source of happiness for him should
be searched not in anywhere but only in the prophets. By the word Alchemy it
is intended to mean discarding redundant qualities and to be equipped with perfected qualities. Thus Alchemy is for purifying the hearts from vicious qualities
and to fill it with virtuous hearts essence through striving. In this striving the
prophets are the basic guides. For Ghazali, happiness which is the core issues of
ethics is purifying the hearts by the guidance of prophets. So as for all the Islamic
scholars, for him, the foundation of Islamic ethics is God and His revelation. The
foundation of ethics can neither be a list of rational imperatives nor feelings. It
cannot be derived only from the acts. It is a matter of thinking, feeling, and living
in the light of revelation.
To reach the Islamic moral life Ghazali follows a way of knowledge/action
combination through revelation. In his Kimya there are four degrees for gathering
knowledge in a Muslims way to God. The beginning of knowledge is from the
knowledge of self to knowledge of God and knowledge of this world to knowledge of hereafter. In order to follow the right acts he first establishes the theoretical inside of ethics focusing on human essence. After stating what a human being
consist of he try to tie this being with all other creatures and God by explaining
the meaning of most act in life conduct. He examines why we need eyes, ears,
legs, etc. He states why we are eating, sleeping, mating with respect to Human /
God, Earth/Afterlife relations. In Kimya, after showing human place in cosmos
in first four degrees he starts the action part.
The action part also has four elements two of them are for external principles and two of them for internal principles. The first principle of external element is for the acts of God command that is called worship. It is the basic of
religion. The second principle of external element is the transactions between
people that are called custom. It is the basic of law. The first principle of external
elements is purging heart from misdeeds. Its purifying, the first step. The second
28 Muhammed Abul Quasem. Ethics of Al-Ghazali. New York: Caravan Books 1978. p. 43.
29 Muhammed Gazali. Kimya-i Saadet. Trans. A. Faruk Meyan. stanbul: Bedir Yaynevi. p. 15.

180

Felsefe Dnyas

principle is to embellish the heart with virtues. Its adorning the second step in
external elements.
The most important step is to understand the first degree that is know
yourself. The knowledge of self has also two types. One is exoteric that even
the animals can have this kind of life conducting principles. The real esoteric
knowledge is the one that can tie the nexus between the self and God through the
significant questions of being: Who are we? Where did we come from? Where
are we going? Why are we here? Why are we created? What is our happiness
hidden in? What is our havoc?30 After asking these questions he states the inner
attributes of human dividing into four groups. These are the attributes
1. That human share with all animals
1. Those are shared with predators
2. Those are shared with devils
3. Those are shared with angels
One should know which of those characters he has as essence and which
of them as accidental. Each of those four attributes has its own sustenance and its
own happiness. The sustenance of animal is nourishment, repose, and mating. Of
predators it is to claw, snipe and assault. Of the devils, to do evil, deceive, betray,
and cheat. The sustenance of angels is to contemplate on Gods grace.31
In first degree he profoundly analyzes human. He claims human is created as comprised of two elements. The external element that can be seen is the
mold that is called as body. The second element is internal. It is called as soul,
spirit, heart. This part is the original truth of human existence. He uses four basic
concepts to draw human psyche. They are: soul, reason, heart, spirit. The truth of
heart is not from this world. The heart in the body is the bearer of this reality and
all other parts of the body are the soldiers of heart. It is from angelic essence. It is
from God. From epistemological viewpoint there is no doubt about the existence
of the heart since it knows itself directly. The mold stands still even after death
so body cannot be the source of life. Heart is the truth of spirit. The spirit cannot
be measurable like concrete things it is inseparable. It is neither accidental nor
eternal. The heart is the spirit that knows itself essentially. The heart is one of the
key elements to understand human being. Since Ghazali always focus on hearth
as the supreme director of the both inner and outer sensations Umaruddin thinks
for Ghazali mind has supremacy over matter.32 He just puts forth all the aspects
30 Muhammed Gazali, Kimya-i Saadet, p. 17.
31 Muhammed Gazali, Kimya-i Saadet, p. 17.
32 Umaruddin. The Ethical Philosophy of Al-Ghazzali, p. 92

181

Felsefe Dnyas

of human sensations with their functions. In this system you need your body as
much as your heart for contemplation. There is not absolute superiority but there
is continuity and relative superiority between the sensations of the outer sense
organs and the heart. Of course the heart has an utmost function in contemplation.
The grading between mind/body is not in a dualist sense. Ghazalis system is depending on a holistic and monistic system. The only authority over every creature
is the omnipotent omniscience God. He uses metaphors such as reason is the vizier of the heart.33 This does not mean that heart and reason are rivals. The ethical
system he tries to set forth is a monistic one and the aim is to found the unity of
mind/body, heart/reason, and earth/afterlife. The relations between these pairs are
the key to the nexus between God and human. In Cartesian system one can drive
a justification to use animals in experiments since they are mere automata and
they are lower in degree by their nature. However the aim of a Muslim philosopher is to read the ayat of Gods creation and follow the way to heaven that
is shown by the Prophet. Thus to assign a superiority between the creatures or
the attributes is not allowed to any human. Each concepts such as; heart, reason,
soul, spirit is equated in Ghazalis Islamic Psychology. Fundamentally, Islamic
Psychology is holistic. It rests on a perception of the self as comprising several
components and functions; Videlcit, the inner self (Qalb or inner heart), the
intellect (Aql) and the lower drives (Nafs Amara), and the body.34
For example he quotes from Fath al-Mawsili that the heart will perish if it
is cut off from wisdom and knowledge for three days.35 He says He did indeed
speak the truth, for the nourishment of the heart, on which its life depends, is
knowledge and wisdom, just as the nourishment of the body is food.36 Even every human has heart it does not mean they have the privileges of being the caliph
of God if it does not do its function well. He claims
Whoever lacks knowledge has an ailing heart and his death is certain; yet
he is not aware of his doom because the love of this world and his concern
therewith have dulled his sense, just as a shock from fright may momentarily
do away with the pain of a wound although the wound be real. Thus when
death frees him from the burdens of this world he will realize his doom and
will, though to no avail, greatly regret it.37

It is the purified one who follows the way of Quran and The Prophet that
is worth to be the caliph of God on earth. A human that abuse his capacity has no
33
34
35
36
37

Ghazali, Kimya, 21.


Mental Health, Religion & Culture
http://www.ghazali.org/works/bk1-sec-1.htm.
Ibid.
Ibid.

182

Felsefe Dnyas

value over any creature even it is originally a human by its nature. The superiority
is hidden on functioning well, following Quranic way. Superiority is not lying
on having a heart, soul, spirit or intellect. Although spirit and heart have a special
place in Islamic tradition they are not sufficient for superiority. The functions of
heart are described quite frequently in the Quran along with the sensory capacities of human beings, indicating that what the qalb does is an extension and a
superior function of what is being done at the lower level by the sensory organs
like eyes and ears.38 What Ghazali tried to do is to analyze the ethical system
focusing on the functions (hikmath) of each being and concept just for the sake
of enlightening the way that a Muslim should follow for salvation. His system
is not an invention but just a commitment to understand the Godly system. The
spirituality is meaningful when the self can reach the love of God by following the rules of contemplation. The contemplation is a complicated process that
needs every organ and its function in its full sense. May be, the superior function
of the heart in contemplation makes us to think the superiority of it. However it
is not every heart that can be superior over bodily attributes. It is only the heart
that serves well for contemplation that can be superior. The hearts that does not
functioning well in contemplation results in a degradation of the self below animals. Moreover, even the afterlife for Ghazali is not an all mental entity that we
can support the idea of spirituality for him.
In his system there are good and bad attributes. He uses four metaphors for
these attributes. They are 1. Animal character that is used for lust and ambition.
2. Monster for aggression 3. Devil for deceit and sedition 4. Angel for wisdom.39
Then he counts not in humans essence but in its scab four things: Slavishness,
Pigsty, Devilry, and Angelic. He calls these four things as wrestlers that are with
human in this world and afterlife.40 From each wrestler an attribute occurs. The
attributes look like the doer. The attributes of these four wrestlers is called morals. All morals are a combination of these four wrestlers. If the combination is
mostly from first three wrestlers it cause bad character if the angelic attributes
overcome and direct the other three it is good. The acts those cause bad character
is called as sin. The acts those flourish good character is called obedience.41

38 Zafar Afaq Ansari. Introduction, Quranic Cocepts of Human Pysche, Ed. Zafar Afaq
Ansari. Islamabad: Islamic Research Institue Press, 1992. p.6
39 Ghazali, Kimya, 23.
40 Ibid, p. 24.
41 Ibid, p. 25.

183

Felsefe Dnyas

How to Convey Ghazalis Theory to Present-Day


The ethical system of Ghazali is indeed a God-oriented system that can
never concede neither the transcendence of nature or human. There is only one
transcendent being that is omnipotent, is the only God, the creator of all beings.
According to Quranic revelation Human is the ultimate being among all the creatures. The historical approaches towards human and its nature show us that Derrida start the deconstruction of transcendent man, Foucault claims continuous
recreation of the self, and Nietzsche gives inspiration to the idea of transhumanism. However having extraordinary attributes or idea of God-like creature is not
an original thought for neither to the old Greeks or for the Babylonians. Nor even
for the believers. The main difference is that the possibility of transcendence is
not a God-given attribute in modern thought unlike its predecessors. Another difference is that by the word Transhumanism it is intended to mean a continuous
transcendence unlike the exceptional events in religious belief. An important difference is that the secularists think human can overcome the outdated dogmatic
religious beliefs by becoming more powerful to control the nature. On the other
hand believers believe that the possibility to have a great power always threatens
the moral life of people. Power to dominate or control others with extraordinary
attributes or just with having some more belongings is as old as human history. It
is sometimes the power of hope from Pandoras Box to fight with evils or a piece
of fire from Mount Olympus or it can be a centaur. A virtuous character who wins
eternity like Maarkandeya in Indian culture or a messiah who will bring salvation
in Abrahamic religions can represent the old form of transcendence. Indeed human has always a chance for transcendence in most of worldviews.
Transhumanism is not a word that is used in Islamic resources. However to
have some extra ordinary specialties of human by following a special way of life
conduct is possible. However in most of the religious belief power is for bringing
justice and stopping suffering. So the power that will be misused is decried.
For Al-Ghazali subjective experience of believers that obtains unusual capabilities is possible through the conquering of heart. He alleges heart is like iron
that produce mirror. If the iron is without rust it reflects the reality but if it has rust
on it, the reflection deviates from reality. Rust is a metaphor that is used to mean
the sins and misdeeds that dim out the heart. Even the dreams are the sources of
reality but only the pure and refined heart can see it without deviation. This will
bring the truth to the self. The pure truth can result in some gifted specialties.42
Other than miracles of prophets there are miraculous events that are called as
42 Ghazali, Kimya, pp. 25- 32.

184

Felsefe Dnyas

karamat. It is defined as the extraordinary events that are shown by awliya.43


Nicholson states A miracle performed by a saint is termed karamat, i.e. a favour which God bestows upon him, whereas a miracle performed by a prophet is
called mujizat, i.e. an act which cannot be imitated by anyone.44 In Sufi way
its not a mere fiction that a Sufi can change dimension both in time and place. It
is not surprising if a Sufi is heard to be walking on the sea, hearing disciples without speech. There are many examples from Sufis life. Nicholson points out that
It would be an almost endless task to enumerate and exemplify the different
classes of miracles which are related in the lives of the Mohammedan saints-for instance, walking on water, flying in the air (with or without a passenger), rain-making, appearing in various places at the same time, healing
by the breath, bringing the dead to life, knowledge and prediction of future
events, thought-reading, telekinesis, paralysing or beheading an obnoxious
person by a word or gesture, conversing with animals or plants, turning earth
into gold or precious stones, producing food and drink, etc.45

However these kinds of extra ordinary gifts never appreciated by religious


authorities as they believe it is a kind of gift from God and thus it should be kept
as a secret. Nicholson emphasize this In the higher Sufi teaching the miraculous
powers of the saints play a more or less insignificant part46 Thus it is thought
these are only extra ordinary gifts that God can give who needs them. Whether
to a heretic or to a Muslim, or pious or impious can have extra ordinary events.47
The transcendence in this sense does not mean anything other than a gift and it
never open a way to think the one who has a kind of transcendence can act over
the rules of morals. On the contrary the ones that have extraordinary specialties
should be following the rules more carefully than the others since they are gifted.
The idea of modern Transhumanism is a heritage of old myths in new form. The
problem is not having an idea of human with supernatural powers. However the
idea is set forth to cut the nexus between man and God with a cost of destroying
the essentials of moral life. It is an unchanging truth that from the beginning till
now the creation theory has always antagonists also. So, although secularism as
the basis of social systems is new the heretic culture is as old as ancient thought.
The difference is that we are mostly not orienting our thoughts along with religious belief any more in modern age. The main problem is what it costs to us.
Ghazali states a human being with all its dimensions both material and spiritual.
43
44
45
46
47

slam Ansiklopedisi. Cilt 25, Keramet, Ankara: TDV Yaynlar, 2002. p. 265.
Reynold A. Nicholson. The Mystics of Islam, London:.Routledge, Kegan Paul, 1914. p. 139.
Ibid. 129.
Ibid. 139.
slam Ansiklopedisi, p. 265.

185

Felsefe Dnyas

He does not reject the reality of the body and bodily needs although he believes
the reality of human is underlying in his spirit. Thus the life he offers is a life
that is not away from human needs. The important point is that his system is
a religious one including the idea of hereafter. The most significant part of the
thought of hereafter is its implication of a monitoring system that reports every
kind of deeds. This kind of monitoring system is one of the best answers to the
questions that Plato brings with Gyges ring. Of course human is talented to create tools to stop the wrongdoers running away with what have they done like
cameras, retinal scanners, fingerprint scanner, voice authentication tools or any
kind of biometric security devices. Despite the low probability there is always a
chance to cheat these products. However theoretically there is no way to cheat an
omnipotent, omniscience one that sees everything, hears every sound. The idea
of an Ideal Observer has no possibility of being cheated. An understanding
of human in unity of its body and spirit that cannot be seduced with any kind of
transcendence can help human flourishing.
z
Gazaliden rendiklerimiz
nsan doas hakkndaki grler bir ok ahlak teorisini ekillendirmitir.
Ahlakn temelleri insane doasnn nasl anlaldndan esinlenmitir. zellikle modern dnemde insane doann bir rn olarak grlmekte ve Tanr-nsan
arasndaki ba kopmaktadr. Gelien teknoloji ile insann aknl dncesi
transhmanizm akm ile sonulanmtr. nsan doa bilimlerinin bir nesnesi
haline gelmekte ve manevi yn terk edilmektedir. Doal ahlak ilkeleri de artk balad noktadan farkl bir yere gelmitir. Mutluluk artk daha ok insanlarn ihtiya ve isteklerinin karlanmas olarak alglanlmaktadr. slam dnr
Gazalinin maddeci insan anlayndan farkl bir insan doas anlay bulunmaktadr. Gazalinin kalb anlay maddeci dnya ile kaybedilmi maneviyat arasnda
kpr olabilir.
Gazalinin yntemsel farkll onun slami dnya grne dayanmaktadr. Gazalinin ahlak anlay ruh ve beden btnln vurgulayan insan varlnn hakikatine dayanmaktadr. Bedenin varln ve ihtiyalarn red etmeyen
bilakis tefekkr iin gerekli ve nemli olduunu savunan bir anlaya sahiptir.
Vcud duygularn taycs, duygular akl iin, akl kalp iin, kalp de tefekkr
iindir. Bu makalenin amac modern teknolojik insann maneviyatn gelitirecek
bir yol bulmaktr.
Anahtar kelimeler: Gazali, insan, insanlk tesi, ruh, kalp, akl, nefs.

186

Felsefe Dnyas

Abstract
Learnng from Al- Ghazal
The theories about human nature shaped most of moral principles. The
foundations of ethics are inspired how people understand human. Especially in
modern times human is defined a product of nature and the God/human nexus
is cut. The belief in the transcendence of human with developing technologies
resulted in Transhumanism. Human became a subject of natural sciences and its
spirituality is left. The natural ethics reached a different point than its ancestors.
Happiness became more a matter of satisfaction of human needs and wills. AlGhazali the famous Islamic philosopher had a different perspective on human
nature than the new materialist human. His theory of heart can bridge the gap
between the material world and the lost spirituality.
The distinction of his method depends on his Islamic worldview. Ghazalis
ethical understanding depends on the truth of human being that is a combination
of both body and soul. He does not reject the reality of body and bodily needs.
He contends body is an important vehicle that human can use for contemplation.
Body is a bearer of feelings, feelings are for reason and reason is for the heart and
heart is for contemplation. It is the main aim of this article to find a way to flourish the spirituality of the modern technological man.
Keywords: Ghazali, human, Transhumanism, soul, heart, reason, spirit.
References

Aristotle. Nicomachean Ethics. Edited by Roger Crisp. Cambridge: Cambridge


University Press, 2004.
Beauvoir, Simone de. The Second Sex. eviren Sheila Malovny Chevallier
Constance Borde. USA: Vintage Books Press, 2011.
Ben, Mitchell. C., and et al. Biotechnology and the Human Good. Washington
DC: Georgetown University Press, 2006.
Budge, Sir A. E. Wallis. The Babylonian Legend of Creation. British Museum:
Project Gutenberg Books Press, 2011.
Foucoult, Michel. The Order of Things: An Archealeology of the Human
Sciences. London: Routledge Press, 1989.
Ghazali, Muhammed. Kimya-i Saadet. eviren A. Faruk Meyan. stanbul:
Bedir Yaynevi.
Hobbes. Leviathan. epub books, 1651.
slam Ansiklopedisi. Ankara: TDV Yaynevi.
187

Felsefe Dnyas

Negri., Michael Hardt and Antonio. Empire. Cambridge,MA: Harvard


University Press, 2000.
Nicholson, Reynold A. The Mystics of Islam. Edited by Kegan Paul. London:
Routledge Press, 1914.
Quasem, Muhammed Abul. Ethics of Al-Ghazali. New York: Caravan Books
Press, 1978.
Shaw, Debra Benita. The Key Concepts. Technoculture (Berg), 2008.
http://www.marxists.org/archive/kamenka/1962/ethical-foundations/ch04.htm

188

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

MODERN ZAMAN TEORLER VE ZAMANIN


GEREKL
Zikri YAVUZ*

Giri
Dnce tarihine gz attmzda zaman hakknda sz sylemi birok
dnrn birbirinden olduka farkl fikirler ileri srdn, ortak bir noktada
buluamadklarna tabir caizse bir kafa karklna tank oluyoruz. Bu kafa karkl sadece bu konu zerinde herhangi bir bilimsel bir aratrma yapmam,
dardan bir takm kimselere ait bir durum deildir. Elli yla yakn bir sre zaman hakknda bilimsel almalar yapm bir felsefeci olan C.D. Broad (18871971), zamann doas ile ilgili olarak en az be defa dncesinin deitiini
ifade etmitir. Hi phesiz zaman problemi ile ilgili olarak felsefenin en sk
atlm dmdr derken haksz da saylmaz. Benzer anlama gelecek bir ifadeyi Broaddan yzyllar nce Augustinein sylemi olmas da tesadf deildir.
Augustinee hkim olan belirsizlik dncesi genel olarak yaygn ve paylalan
bir kanaat olduundan, burada ondan ksaca alnt yapmak istiyorum. Augustine
u ekilde ifade etmitir:
Peki o halde zaman ne? Hi kimse bana sormazsa biliyorum da, biri sorup
da ona aklama yapmann gerektiinde bilmiyorum. Buna ramen bildiimden
eminim diyeceim bir ey varsa o da udur: hibir ey geip gitmemi olsa gemi zaman olmaz, hibir ey gelecek olmasa gelecek zaman olmaz, hibir ey
u an olmam olsa imdiki zaman olmaz. O halde u iki zaman, yani gemi ve
gelecek nasl var olabiliyor, yani gemi artk yoksa, gelecek de henz yoksa?
imdiye gelirsek, eer imdi hep imdi olmu olsayd ve gemie akp gitmemi
olsayd, zaman olmaktan kp ezeli ebedi olurdu. Bu yzden imdinin zaman
olmas gemie akp gidecek olmasndan kaynaklanyorsa, imdinin olduunu
nasl syleyebiliyoruz, varlk sebebi olmamaya dayandna gre? Yani aslna
bakarsanz zaten var olmamaya ynelik olmam olsayd biz zamann var olduunu syleyemezdik1

*
1

Ankara niversitesi lahiyat Fakltesi Din Felsefesi ABD., Yrd. Do. Dr.
Augustine, tiraflar, ev. idem Drken, Kabalc, stanbul, 2010, s. 376.

189

Felsefe Dnyas

Yukardaki alntdan anlalaca gibi zaman kavram sz konusu olunca


insan olarak en temel sezgilerimizden birisi gemile gelecek arasnda bir farklln olduudur. Buna gre u anda bir kitap okuyorsam ve bundan nce bir kahve imi isem, bu iki olayn birbirinden nce ve sonra meydana geldiine, kahve
ierken daha kitap okumam ve kitap okurken de kahve imi olduuma ve bu
olayn da gemite kaldna artk var olmadna inanrz. Dolaysyla zamann
gelecekten gemie doru bir ak halinde olduunu sylediimizde, ou kimse
bunun iin felsefi bir teoriyi gelitirmek bir yana bunu ifade etmenin bile anlamsz olacan syleyeceklerdir. Buna gre zaman gelecek, imdi ve gemi olarak
gelecekten gemie doru bir ak halindedir.
Bununla birlikte sradan, zerinde ok fazla fikir yrtmediimiz ve bize
dorudan gelen bilgimizin ifade ettii ey doru mudur? Bu bilgi eleyici materyalistlerin ileri srd gibi, bir halk psikolojisi (folk psychology) olamaz m?
En azndan fizikiler zaman konusunda byle bir ayrm yapmann, yani gemi
ile gelecek arasnda simetrik olmayan asimetrik bir ilikinin var olmasn pek
olanakl grmemektedirler. Einstein bunu u ekilde ifade eder: Biz ikna olmu
fizikiler iin, gemi, gnmz ve gelecek arasndaki fark yalnzca srarl bir yanlsamadan ibarettir. Gerek olan tek ey, uzay-zamann tamamdr.2 Dolaysyla fizikiler ve bu bak asndan felsefe yapan bilim felsefecilerinin ekseriyeti
youn uralara ramen byle bir sezginin savunulmasnn mmkn olmadn,
gelecekle gemi eit derecede gereklie sahip olduunu dolaysyla aralarnda
simetrik bir ilikinin var olduunu, bunlarn birbirinden ayrt edilemeyeceini
iddia etmilerdir. Dolaysyla fizikiler ne kadar urarlarsa urasnlar, fiziksel
yasalar ierisinde zamann aktna dair bir sezginin gerekten var olduuna dair
bir bulgunun ortaya koyulmasnn mmkn olmad iddia edilmitir.
Cambridgeli filozof D. H. Mellor (1938-?)birok felsefecinin felsefede
herhangi bir gelimenin olmad kanaatini hala paylatklarn ifade eder. Ancak
Mellora gre bu kanaatin gerek olmadn grmek iin zaman felsefesine bakmak yeterlidir. Ona gre birisi fizik alannda dieri de metafizik alannda olmak
zere son yzyln banda zellikle zaman felsefesi konusun nemli gelimeler
olmutur. Fizik alanndaki gelimeler Einsteinn 1915 ylnda ortaya atm olduu genel grelilik teorisi ile metafizik alanndaki yeni yaklam ise McTaggartn
1908 ylnda deiim ile ilgili A ve B zaman teorilerini ortaya atmas ile olmutur.
Bu iki nemli temel katk, zamann akp akmad ve zamann uzaydan bamsz
olarak bir gereklie sahip olup olmad ile ilgili olarak temel varsaymlarmzn
2

Albert Einstein and Michele Besso, Correspondence 1903-1955, ed. P. Speziali, Paris,
Hermann, 19729, Brian Greene, Evrenin Dokusu, Tbitak,ev. Murat Alev, Ankara,2010, dan
alnt, s. 170.

190

Felsefe Dnyas

ngrmedii bir takm yeni sorunlar ortaya koymutur. Mellora gre fizik ve
felsefede ortaya kan bu yeni almlar, bizim zaman hakkndaki fikirlerimizi
byk oranda deitirmitir.3 Bu anlamda ilk nce Mctaggartn yapm olduu
ayrmlara bakacaz.
McTaggart ve Zamann Gerek Dl
J. Ellis McTaggart (1866-1925) Zamann Gerek Dl (1908) adl
makalesinde, makalenin balndan da anlalaca gibi, zamann gerekten var
olmadn ileri srmtr. Hegelci felsefenin nemli temsilcilerinden biri olan
McTaggart byle bir gr Bertrand Russella kart olarak idealizm adna ileri srmesi pek artc deildir. Bu anlamda her iki filozof da aslnda zamann
gerekte var olmadn ileri srm olmalarna karn, bunu ileri srme konusundaki metotlar ve yapm olduklar ayrmlar asndan farkllk gstermilerdir. McTaggart, zamann olmadn iddia ederek idealizme giderken, Russell ise
zamann olmayn natralizm adna temellendirmeye almtr. McTaggartn
ortaya koymu olduu zm kendisinden sonra Russelln ortaya koymu olduu zmn aksine, takip edilmese de Onun zaman felsefesinde yapm olduu
ayrmlar halen zaman felsefesindeki tartmalarn ana kavramlarn oluturur.
McTaggarta gre zamanda var olan durumlar iki ekilde birbirinden ayrlrlar: bunlardan ilki var olan bir nesne baka bir nesne ile ncelik, sonralk veya
e zamanllk ilikisi ierisinde bulunabilir. Ona gre her bir durum bir baka durumdan nce, baka bir eyden sonra ve baka bir eyle eanldr. kincisi ise, zamanda mevcut olan durumlarn gemi, imdi ve gelecek olarak tezahr ettiklerini ileri srer. Birinci duruma daha sonradan adlandrld ekliyle statik durum
veya zaman kavramn kullanrken, sonraki duruma dinamik durum veya zaman
kavramn kullanlmaktadr. Bunun en temel nedeni birinci anlayta olaylarn
meydana gelmeleri bir eyden nce, sonra veya o eyle e zamanl olarak tanmlandklar iin, deimenin sz konusu olamayacadr. rnein, stanbulun
fethi, Msrn fethinden ncedir ifadesi btn zamanlarda ayn ncelik ve sonrala sahip olacaktr. Dolaysyla bu nermenin farkl bir doruluk deerine sahip olmakszn ieriinin deitirilmesi mmkn deildir. Dier yandan gemi,
imdi ve gelecek zaman kiplerini ierisinde barndran bir nerme iin ayn eyi
iddia etmemiz mmkn gzkmemektedir. u anda kitap okuyorum gibi bir
cmle, bilfiil okuma eyleminden nce kitap okuyacam olarak ifade edilecek,
okuma eylemi bittikten sonra da, kitap okudum olarak ifade edilecektir. Dola-

D.H. Mellor, Space, Time, and Relativity, The Oxford Handbook of Contemporary
Philosophy, ed. Frank Jackson, Michael Smith, Oxford Un. Press, Newyork, 2005, s. 615.

191

Felsefe Dnyas

ysyla ifade edilen cmlenin farkl durumuna iaret edilmesi sz konusudur.


Dier bir ifade ile farkl doruluk deerini ifade ettiini syleyebiliriz.4
Mctaggart zamann gereklii asndan zamanda meydana gelen olaylarla
ilgili olarak B zaman teorisi kadar A zaman teorisini de meydana getirdiini dnr. Ona gre bu iki zaman serisi olmakszn bizim zaman tecrbe etmemiz
olanak ddr. Dier bir ifade ile A zaman teorisi ve B zaman teorisi zamann
gereklii asndan vaz geilmezdir. ncelik, sonralk ve e zamanllk olarak
ifade edilen B zaman teorisi kadar gemi imdi ve gelecek zaman kiplerini kabul
eden A zaman teorisi de zamana zseldir.5 Dolaysyla McTaggarta gre, zamann gerek olup olmad sz konusu olduunda sadece B zaman teorisinin ne
srm olduu ncelik, sonralk ve ezamanllk yeterli olmayacaktr. A zaman
teorisinin varln ne srd kipler olmakszn zamann direk bir algsna sahip olamayz.6
zet olarak ifade edecek olursak, McTaggartn argman u ekilde ifade
edilebilir:
1. Deiim zamana zseldir.
2. Deiim A serisinin gerek olmasn gerektirir.
3. A serisi elikilidir bu yzden gerek deildir.
4. Bu yzden deiim yoktur.
5. Bu yzden zaman yoktur.7
B Teorisini Savunanlar: Russell versus McTaggart
McTaggartn deiimin znde A zaman teorilerinin olduunu ileri srmesi ve A teorisinin deiimin ayrlmaz bir paras olduunu iddia etmesinin
en temel nedenlerinden birisi olarak Russelln deiim ile ilgili iddialarna kar kmak iindir. Russell deiimi, The Principle of Mathematics (1903) adl
kitabnda belirli niteliklere sahip olan bir nesnenin belirli bir mddet sonra bu
nitelikleri bir kenara brakmas ve baka niteliklere sahip olmas olarak tanmlamaktadr. rnein, belirli bir t1 zamannda krmz bir araba t2 zamannda baka
bir renge boyanm olursa, burada bir deiim meydana gelmi olur. Zamann
burada deiime katt bir ey yoktur. Dolaysyla Russella gre, deiim hibir
ekilde A teorisini gerektirmez, deiimin tanm iin gerekli deildir. Dier bir
4
5
6
7

J. Ellis, McTaggart, Unreality of Time, Mind, New Series, vol.17, no 68, 1908, s. 458.
McTaggart, a.g.e., s. 458.
McTaggart, a.g.e., s. 459.
Tim Crane, Katalin Farkas, Introduction, Metaphysics: A Guide and Anthology, Oxford
University Press, USA, 2004, s. 441.

192

Felsefe Dnyas

ifade ile Russella gre deiimi sadece B serileri ile tanmlamak mmkn ve
yeterlidir.8
Russella gre B teorisi sadece A teorisine dayanmamann tesinde, ayn
zamanda A teorisinin de temelini oluturmaktadr. Russell McTaggartn yapt
gibi, zaman serilerinden birini dierine dayandrarak aklamaya alm fakat
aralarnda ontolojik bir ba olduunu kabul etmemi gzkmektedir. On the
Experience of Time da Russell baz olaylar u anda meydana geliyor nermesinin o olayn bir takm duyu verileriyle e zamanl olarak meydana gelir
olmasndan farkl bir anlam olmadn iddia eder.9Dolaysyla ona gre, zaman
gerekte var olan bir eyin tesinde insann psikolojik bir unsuru olmaktadr. Bu
psikolojik zaman anlay olarak da adlandrlr. Deiimle ilgili olarak McTaggart ve Russell arasndaki farklar u ekilde ifade edebiliriz:
McTaggarta gre;
a) Deiim sadece B serisi terimleriyle ifade edilemez: A serisi terimleri
zseldir. Bylece, bir nesnenin (object) deimesi iin o nesnenin belirli bir durumda olmas ve daha sonra o durumda olmamas gerekir.
b) Deiim olmakszn zaman olamayaca iin, ve B seri ilikileri zamansal ilikiler olduu iin, B serileri (ontolojik olarak) A serilerine
dayanmaktadr.
Russella gre ise
a) Deiim sadece B serisi terimleriyle analiz edilebilir. Bylece bir nesnenin deitiini sylemek o nesnenin bir zamanda belirli bir durumda
dier zamanda ise o durumda olmamas anlamna gelir.
b) A seri ifadeleri B seri ifadeleri ile ilgili olarak analiz edilebildikleri
iin, A serileri, hem ontolojik olarak hem de ifadeye denk den anlamla ilgili olarak, B serilerine dayanmaktadr.10
A Zaman Teorisi ve Zamansal Kiplerin Elenememesi
Ben burada A zaman teorisinin daha doru olduu, gelecek, imdi ve gemi zaman kiplerinin gerekte var olduunu ve B zaman teorisinin daha az tutarl
olduunu iddia edeceim. Dolaysyla bu argmann doruluu adna birka noktay ifade etmeye alacam.
8

Bertrand Russell, Principles of Mathematics, 2nd edn., New York: W. W.Norton & Co.,
Inc.,1903, ss. 442:469471.
9 Bertrand Russell, On the Experience of Time, Monist, 25, 1915, s.221.
10 Robin Le Poidevin, The Past, Present, and Future of the Debate about Tense Questions of
Time and Tense, Clarendon Press, Oxford, 1998, s. 16.

193

Felsefe Dnyas

A zaman teorisine gre, zamanda var olan kiplerin elenmesi mmkn deildir. Kip bizim dnyaya bakmzdaki temel ve ayrlmaz bir unsurdur. Sahip
olduumuz dil kipsel elerinden ayrlamaz nk gerekliin kendisi kipsel
bir yapya sahiptir. Bu u anlama gelmektedir ki, kip denen olgu sadece bizim
dilimize ait bir durum olmayp btn gereklii resmeden bir eydir. rnein,
Geen sene Galatasaray ampiyon oldu ve Gelecek sene Galatasaray ampiyonlar ligi kupasn alacak gibi iki cmlede var olan gemi ve gelecek zaman
kipleri dilsel kip olmann tesinde ayn zamanda bizatihi zamann bir zellii
olarak vardr. Peki burada kiplerin sadece dilsel bir e olmad, gerek bir
anlama sahip olduu nasl gsterilebilir? Buna zamann dinamik bir yapya sahip
olduunu iddia eden bir kimse bunun kiplerin dilden elenebilir ve ondan ayrlabilir bir ey olmadklar eklinde cevap verirler. Dier bir ifade ile dildeki kipsel
ve endeksli yaplarn dilden arndrlmas durumunda dilin kullanmdaki ilevinin
ortadan kalkacan dolaysyla kipler olmakszn dilin gereklii resmedemeyeceini ileri srmektedirler. Onlara gre dilde kipler vardr nk gereklik kipsel
bir yapya sahiptir. Dilde kipler vardr nk dil gereklikte var olan bir eyi resmeder. Dolaysyla bunlar sadece dilimizde kullanma ait unsurlar olamaz, onun
tesinde bir anlama sahiptirler.
Kipli cmleler kipsiz olan dnmlerinin sahip olmadklar bir bilgiye ve
anlama sahiptirler. nsan dncesi ve eyleminin ierii eer kipten arndrlrsa
ilevsiz hale gelmesi kanlmaz olur. Standfordda felsefe profeser olan John
Perry zellikle kipsiz cmlelerin insan dncesi ve davrann ilevsiz hale
getirecei konusunda nemli almalar yapmtr. rnein faklte toplants
leyin balar gibi kipsiz, geni zaman olarak ifade edilen bir inanca sahip bir
profesr tahayyl edelim. Btn sabah boyunca lene dek profesr bu inanca
yani toplantnn leyin balayacana sahip olmu olsun. Byle bir inanca sahip
olma, kiide hibir ekilde toplant vakti ayaa kalkmas gerektii ve toplantya gitmesi gerektii inancn dourmaz. Bu eylemi yapmas gerektii inancn
douran ey toplant imdi balyor ifadesinin dourduu inantr. Dier bir
ifade ile profesrn toplantnn balayacana dair sahip olduu geni zamanl
eylem hali, Onun eyleme balama iradesini iermez. nk birinci nerme btn zaman kuatacak ekilde bir doruluk deerine sahip olmasna karn, ikinci
nerme eylemin o ana kadar yani lene kadar yaplmamas, daha sonra toplant
an geldiinde yaplmas gerektiini ifade eder. Dolaysyla toplantnn balama
anna, geni zamanla ifade edildiinde yklenilmeyen bir deer ve anlam ykler.
Bu iki cmleyi ifade eden herhangi bir kimse her iki cmleyi ifade ettiinde ayn

194

Felsefe Dnyas

davran biimlerini gstermez. Zira ikinci cmlede var olan zaman kipi, eylemin
o anda baladn ifade eder. Perrye gre, kipsel veya endeksli ifadeler var olduklar cmlelerin ayrlmaz ve zsel paralardr. Onlarn yerine konmu ifadeler
hibir ekilde yerine konmu ifade ile ayn anlamsal ierie sahip deildirler.11
Bu bak asna ilaveten A teorisini savunan bir kimse iin, kipsiz tarihli
cmleler kipli cmlelerle ayn bilgiyi de vermezler. rnein Prof. Ahmet evde
deildi gibi kipli bir inanca, onun 8 Mays 1906da evde olmadn, kipsiz cmlede ifade edildii gibi, bilmeksizin sahip olabilirim. Bir kimse ayn zamanda
zaman kavramn kaybetse de, makul bir ekilde toplant 16 Haziran 1976da
leyin balar cmlesinin doruluuna inanabilir fakat ayn zamanda toplant imdi balyor cmlesinin de varln inkr edebilir. Buradan kipli teoriye
inanan bir kimse B zaman teorisinin iddiasnn aksine iki cmlenin ayn anlama
sahip olmad sonucuna varmaktadr.12
A zaman teorisine baka bir itiraz da, kipli cmlelerin kipsiz cmlelere
bir eyden nce, sonra olma veya o eyle e anl olma gibi dnml ifadelerle ifade edilebilecei, dolaysyla kipli ifadelerin cmlelerden elenebilecei
ynndedir. rnein, Bugn benim doum gnmdr veya Be dakika sonra
istasyonda bomba patlayacak gibi cmleler, Doum gnm bu ifademle ayn
andadr iken ikincisi ise Bu ifadeden be dakika sonra istasyonda bomba patlar
olarak ifade edilir. Burada imdiki zaman ve gelecek zaman kipi, e anl olma
ve bir eyden sonra olma gibi B zaman ifadelerine dntrlmtr. Dolaysyla imdiki zaman kipi ancak benim ifademle o olayn e anl olduu anlamna
gelir. Bu durumda imdi ve gelecek zaman kipi cmleden elendiinde cmlenin
anlamnda bir eksiklik meydana gelmez. Dolaysyla elenebilir ifadelerdir bunlar.
Fakat A zaman teorisini savunan bir kimse burada, B zaman teorisini savunanlarn aksine, bir anlam kaybnn olduunu dntrlen cmle ile dntrlm
cmlenin ayn anlama sahip olmadn ifade eder. Burada anlam kaybnn ne
olduunu klasik olarak A.N. Priorun ifadesindeki rnekle verebiliriz.13 Olduka
ac veren bir kanal tedavisine maruz kaldmz varsayalm. Kanal tedavisi bitip
diiden ktktan sonra krler olsun bu da bitti ifadesini kullandmz dnelim. Yukardaki rnekteki gibi bu cmleyi dntreceimizi varsayarsak,
11 John Perry, The Problem of the Essential Indexical The Problem of the Essential Indexical:
and Other Essays, Oxford University Press, New York, 1993, s. 35.
12 Perry, The Problem of the Essential Indexical s. 45
13 Arthur N. Prior, Thank Goodness Thats Over, Philosophy, 34, 1959, ss. 12-17; ancak burada
dikkat edilmesi gereken husus, Trke ile ngilizce arasnda bu cmlenin anlam farkl ekilde
ifade edilmektedir. krler olsun bu da bitti derken biz gemi zaman kullanrken gerekten
gemi bir eyden sonra olduu anlamna gelir. Fakat ngilizcede bu anlam gemi zamanla
deil de geni zamanla ifade edildiine dikkat edelim.

195

Felsefe Dnyas

sevincimizi ifade eden cmle, diiden ktktan sonradr. Dier bir ifade ile B teorisini savunan bir kimse krler olsun bu da bitti ifadesi diiden kmdan
sonradr eklinde dntrlebileceini ifade eder. Ancak A teorisini savunan
bir kimse bu iki cmlenin ayn anlama gelmediini ifade edecektir. Buna gre,
nlem ifadesinin ifade ettii ey, gemiteki uygulamadaki kran duygusudur.
A zaman teorisini eletiren kipsiz zaman doru kabul edenlere cevap veren Michael Tooleye gre bu da bitti14 deki zamansal endeksin ifade ettii ey, bizatihi
ifadenin literal anlamna deil, onun gerekten meydana geldii zaman kastedilir.
Tooley u ekilde ifade etmitir:
Bu gr kabul edildiinde krler olsun bu da bitti cmlesinde olan
ey, belirli bir zamann cmle ile onun e anllna iaret etmi olmas ve bir
kimsenin bu zaman hakknda daha nceki acnn devam etmedii konusundaki
memnuniyetinden bahsediyor olmasdr. O kiinin memnun olduu eyin kendisi
bylece, olay ve olayn zamannn ifadesi arasnda herhangi bir iliki barndrmaz.15
Bu dnce gayet makul gzkmektedir. nk burada iaret edilen nokta
eylemle ondan sonra meydana gelen durum arasndaki iliki olmaddr. Daha
ziyade eylemin bitmi olduu durumdaki zamana gndermede bulunulmaktadr.
Tooleyin de ifade ettii gibi burada ilikisel bir ekilde deerlendirmek yerine
bizatihi zamann kendisine gnderimde bulunmak daha makul olarak gzkmektedir.
Yeni Kipsiz Teori
B zaman teorisinin en nemli temsilcilerinden birisinin Bertrand Russell
olduunu ifade etmitik. Fakat Russelln zmnn yetersizlii B zaman teorilerinin savunucular tarafndan da kabul edildikten sonra, D. H. Mellor tarafndan yeni kipsiz teori gelitirilmitir.16 Mellor kipli cmlelerin kipsiz cmlelere
dntrlemeyecei konusunda kipli dnceyi savunanlarla hemfikirdir. Ona
gre kipli ekilde ifade edilmi bir cmle kipsiz ekilde ifade edildiinde bir anlam kayb meydana gelir. Ancak ona gre kipli cmleler her ne kadar anlam kayb
olmakszn kipsiz cmlelere dntrlememesine karn, kipli nermelerin doruluk deeri kipsiz durumlar tarafndan salandn ileri srerek yeni bir anlay
ileri srmtr. Bir cmlenin doruluk artlarn ortaya koymak, cmlenin hangi
artlarda doru olacan belirlemekle mmkndr. Mellor imdiki zaman kipli
bir cmle, ancak bu kipin vuku bulduu olay zamannda meydana geliyorsa;
14 ngilizcede geni zamanl olarak ifade edildiini, Thats over eklinde, gz nnde
bulunduralm.
15 Michael, Tooley, Time, Tense, Causation, Oxford University Press, New York, 1997, s. 247
16 D. H. Mellor, Real Time II, Routledge, London, 1998.

196

Felsefe Dnyas

gemi zaman kipli bir cmle tasvir etmi olduu olaydan daha sonraki bir spesifik zamanda meydana geliyorsa; gelecek kip ilgili zamandan daha nceki belirli
bir zamanda meydana geliyorsa doru olduunu kabul eder. rnein imdi
1980dir gibi bir cmleyi ele alalm. Bu cmleye S diyelim. Yukardaki tanmlamaya gre, S ancak ve ancak eer 1980de meydana gelirse dorudur deriz.
imdi 1980dir ak bir ekilde S 1980de meydana gelmitirle ayn anlama gelmez. Mellor eski B teorisini savunanlardan farkl olarak bu iki cmlenin
ayn anlama gelmediini kabul etmektedir. Dier bir ifade ile bu iki cmlenin
birbirine anlam kayb olmakszn dntrlemeyeceini kabul etmektedir. Dolaysyla bu anlamda A teorisini savunanlarla kiplerin cmlelerden anlam kayb
olmakszn deitirilemeyeceini ileri srmektedir. Ancak buna ramen Mellora
gre, S 1980de meydana gelir nermesi S iin yani imdi 1980dirin kipsiz
olarak doruluk koullarn yerine salam gzkmektedir. Dier bir ifade ile
imdi 1980dirgibi kipli bir cmle, 1980de bu kipin ifade edilmesi kouluyla
dorudur. Bu olgu baka zamanda ifade edilmi olsayd, o zaman doru olmu
olurdu, bu zamanda yani imdi 1980dir de doru olmazd. Ancak 1980de
meydana gelmise bu kip dorudur. Dolaysyla Mellor kipli nermelerin varln kabul etmesine ve bunlarn cmleden elenememesini makul grmesine karn,
yine kipli nermelerin doruluk koullarnn kipsiz nermeler tarafndan salandn ileri sryor. Bu koullar kipsiz olduklar iin, kipli cmleleri doru kipli
durumlarn var olmalar zorunlu deildir. Aksine kipli nerlerin doru olmas
iin kipsiz, her zaman geerli olan ve deimeyen srekli olan doruluk koullar
zorunludur. Baka ifade ile ihtiyacmz olan ey, sadece kipsiz durumlardr, kipli
durumlarn doru olup olmadn ancak bylece bilebiliriz. 17
Ancak bu yeni teorinin aslnda eskisinden ok da fazla bir ey ortaya koyduunu sylememiz olanakl gzkmemektedir. Yeni kipsiz teoriye yneltilen
ilk eletirilerden birisi, mantk kurallarn ihlal ettii ynndedir. Yukarda da
ifade edildii gibi, Mellor kipli cmlelerin doruluk koullarnn kipsiz nermeler tarafndan salandn ileri srmektedir. Buna gre, birbirinden farkl iki
kipli cmlenin doruluk koullarn her zaman ayn dorulua sahip olan kipsiz
bir cmle vermektedir. rnein iki kiinin ayn anda imdi 1980dir dediini varsayalm. Birinci kiinin cmlesine R, ikinci kiinin cmlesine S diyelim.
Mellorun bu cmleler hakkndaki doruluk analizi u ekildedir:
(R) imdi 1980dir R 1980de gerekleir.
(S) imdi 1980dir S 1980de gerekleir.

17 D. H. Mellor, Real Time II, Routledge, New York, 1998, ss. 44-46.

197

Felsefe Dnyas

Byle bir dntrmede temel problem, Rnin mantksal olarak R 1980de


meydana gelire eit olduu ve Snin mantksal olarak S 1980de meydana
gelire eit olduu sylendiinde, R zorunlu olarak Syi gerektirirken R 1980de
meydana gelir zorunlu olarak S 1980de meydana geliri gerektirmeyecektir.
Dolaysyla bu iki cmlenin birbirine dntrlerek ayn doruluk deerine sahip olduu sylenemeyecektir. Daha da kts, eer R mantksal olarak Sye ve
S mantksal olarak S 1980de meydana gelire eitse, bu durumda Rnin ak bir
ekilde Syle mantksal bir ekilde eit olduunu syleyebilmeliyiz. Ancak ak
bir ekilde gryoruz ki bunlar mantksal olarak birbirine eit deildirler. R ve
Sde meydana gelen doruluk koullar birbirinden farkl ve ayr kipsiz doruluk
koullarysa eer, bu durumda bunlar ayn doruluk koullar olmadklar iin, R
ve S ayn olguyu ifade etmezler. Aksini iddia etmek mantksz olurdu.18
Kipli nermelerin kipsiz bir ekilde doruluk deerine sahip olduunu bu
ekilde iddia etmenin geerli olduunu gstermek mmkn deildir. Mellorun
yapm olduu ey daha ziyade, bir kipin doru bir ekilde ifade edilmesinin
kipsiz kuralnn verilmesidir.
R doru bir ekilde ifade edilmitir R 1980de gerekleir.
S doru bir ekilde ifade edilmitir S 1980de gerekleir.
Bu ekildeki kipsiz bir kullanm ifade edildiinde bir problem ortaya koymaz. Fakat bu R veya Snin kipsiz doruluk koullarna sahip olduu anlamna
geldii de iddia edilemez.
Dinamik teoriyi savunanlar kipli cmleler iin kipli doruluk deeri teklif
edebilir. Kipli teorinin kendisinin de doruluk koullarna sahip olduunu ileri
srmek iin, bir kimsenin yapmas gereken ey, R dorudur ancak ve ancak.
cmlesinde drn kipsiz olmas gerektii iddiasna kar kmaktr. dr imdiki zaman kipi ise, Rnin u anda doruluu iin doruluk koullarna sahibiz
demektir. Kipli doruluk koullarn ifade ettiimizde, Tp pnin19 doruluuna
standart ema saladmz ekilde buluruz. Bu Tarskici ema olarak adlandrlmtr. Mantk Alfred Tarskiye gre, bir nerme ancak ve ancak eer bu
nermenin sylediinin gerek olmas durumunda, doru olduu anlamna gelir. Kar beyazdr ancak ve ancak kar beyaz ise dorudur. Waterloo Savas
1815de gerekleti ancak ve ancak eer Waterloo Sava 1815de gereklemise, u anda dorudur. Bu tekabliyeti teoriye dayal bir doruluk anlaydr. Bu bak asnn varsayd ey, u anda bilfiil kipli durumlarn veya kipli
18 William Lane Craig, Time and Eternity, Exploring Gods Relationship to Time, Crossway
Books, Wheaton, 2001, ss.120-121.
19 Bu Tarski emas olarak adlandrlr. Buna gre bir nerme ancak ve ancak nermenin ifade
ettii ey doru ise dorudur. Bylece kar beyazdr ancak ve ancak kar beyaz ise, dorudur.

198

Felsefe Dnyas

olgularn var olduudur.20 Dolaysyla kipli olgularn doruluunu belirleyecek


koullar ileri srebilirler.
Aristotledan itibaren gelecek zamanl nermelerin doruluk koullarnn
ne olaca bir takm problemleri de beraberinde getirmitir. B zaman teorisine
gre gelecek zamanl nermelerin doruluu konusunda bir problem gzkmemektedir. Gelecek, imdi ve gemi bu zaman teorisi asnda ayn gereklie
sahip olduu ve var olan nermeler kipsiz bir ekilde ifade edildikleri iin nermeler btn zaman kuatacak ekilde doruluk deerine sahiptirler. Ancak A
zaman teorisi gelecek ve gemi arasnda asimetrik bir iliki grdnden ve
bunlarn ontolojik statleri bir birinden farkl olduundan, gemiin zorunlu gelecein ise mmkn olmas gibi, gelecek zamanl nermelerin doruluk deerine
sahip olamayacana dair temel bir itiraz ileri srlmtr. Dolaysyla bu bak
asn eletirenler gemi ve imdinin doru olabilmesi iin ona tekabl eden
bir gereklik olmadndan dorulua da sahip olamayacan ileri srmlerdir.
Bu yzden bir nermenin doru olmas iin onu doru yapan (truth maker) eyin
gereklikle rtmesi gerektii iddia edilmitir. A zaman teorisine gre gemi
ve gelecek var olmad iin bunlar doru yapc unsurlar bulunmamaktadr.
Dolaysyla A zaman teorisinin yanl olduu ileri srlmtr. Ancak bununla
birlikte doru yapc kavramn niin gereklikle rtmesi gerektii veya dier
bir ifade ile tekabliyeti bir ekilde anlamam gereklidir, gibi bir soru kipli zaman anlayn savunanlar sorabilir. Bu konuda tekabliyeti teoriyi kabul etmem zorunlu mudur? Tekabliyeti teoriye dayal doru yapc kavram olduka
tartmaldr. rnein, btn kuzgunlar siyahtr veya tek boynuzlu at diye bir
ey yoktur gibi nermelerin doruluk deerleri nedir? Bunlarn doru olmasn salayacak bir ey gerekten var mdr? Tekabliyeti adan bakldnda
bunlarn doru olduklarn syleyecek bir iddia var gzkmyor. nk birinci cmle tmevarmsal bir karsamaya dayal iken, ikincisi ise zaten yok olan
bir eyin yokluunu iddia ediyor. Bu tr problemlerden dolay bir filozof bu tr
nermelerin doru olmasn bu tr varlklarn bir ekilde var olmasnda deil,
onlarn aksine rneklerin var olmamas nedeniyle doru olduklarn ileri sren
David Lewise katlmaktadrlar. Lewis klasik tekabliyeti teoriye dayal olan
doru yapc ilkeye bir itirazlar yneltmektedir. Dolaysyla doru yapc kavram
burada daha detayl olarak ele alamayacamz bir ok itiraza konu olmutur ve
bu yzden tartmaldr. Ancak bu durumda bu kavram bir kenara brakmal ve
doruluk iddialarndan vaz m gemeliyiz gibi bir soru akla gelebilir. Buna cevabmz hayr olacaktr. Bu yaznn konusu olmad iin deinmeyecek olmamza
20 Craig, Time and Eternity, s. 122

199

Felsefe Dnyas

ramen birok farkl doruluk teorisi vardr ve bunlar A zaman teorisi ile uyumlu
olabilirler.21
Dolaysyla kipli ekilde ifade edilmi bir cmle kipsiz olarak dntrldnde kipli cmle ile ayn anlam ifade etmez. Kipler ve endeksler cmlede
onu ifade eden kimsenin ifadesinin tesinde bir gereklie tekabl eder. Cmlelerdeki zamansal ifadeler, gelecek, imdi ve gemi gibi, geni zamana dntrlerek btn zaman kuatacak ekilde doruluk deerine sahip olduklarn iddia
etmek ve bunun yeterli olduunu varsaymak, temel doutan sahip olduumuz
inanlarla elien bir bak as ortaya karmaktadr. Bunun ayn zaman da metafizik adan rnein zgr irade gibi baka problemlere de yol at dier bir
gerektir. Dolaysyla A zaman teorisi B zaman teorisine gre daha tercih edilebilir ve saduyuya uygun bir bak as olduu aktr.
z
Modern Zaman Teorileri ve Zamann Gereklii
Zaman hakknda iki ekilde dnrz. Buna gre zaman gemi, imdi
ve gelecek eklinde, gelecekten gemie doru bir olu eklinde ve ncelik, sonralk ve e anllk olarak tasavvur ederiz. McTaggart ilkine A serileri, ikincisine
ise B serileri demitir. Bu makalede zaman hakknda tecrbemizin A serilerine
bavurmakszn aklanamayacan ve bylece A zaman teorisinin B zaman teorisine gre daha doru olduunu ileri sreceim.
Anahtar Kelimeler: A B zaman teorisi, zamansal olu, McTaggart, Kipli
ve Kipsiz zaman, Mellor
Abstract
Contemporary Theories of Time and Reality of Tense
There are two ways in which we think about time. We understand time
in terms of temporal becoming, or events being past, present, and future and
changing their position with respect to those notions, and we understand time in
terms of temporal relations, which are unchanging relations of earlier/later than
and simultaneous with, between, and among events. McTaggart called the time
series that runs from the far past up to the present now and then on into the future the A-series and the time series that is entirely independent of the present
21 Thomas M. Crisp, Presentism, The Oxford Handbook of Metaphysics, ed. Michael J. Loux
and Dean Zimmerman, Oxford University Press, Oxford, 2005, ss. 236-239; Drt boyutlu
anlay savunan Reaya gre A zaman teorisi asndan doru yapc kavram bir sorun tekil
etmez. Bu Michael C. Rea, Four-Dimensionalism The Oxford Handbook of Metaphysics, ed.
Michael J. Loux and Dean Zimmerman, Oxford University Press, Oxford, 2005. s. 261.

200

Felsefe Dnyas

the B-series. In this essay I defend the A theory by arguing that it cant indeed
account for certain key features of our experience of time without recourse to
tensed properties.
Keywords: A-B theory time, temporal becoming, McTaggart, Tensed and
tenseless time, Mellor
Kaynaklar

Arthur N. Prior, Thank Goodness Thats Over, Philosophy, 34, 1959.


Augustine, tiraflar, ev. idem Drken, Kabalc, stanbul, 2010.
Bertrand Russell, Principles of Mathematics, 2nd edn., New York: W.
W.Norton & Co., Inc.,1903.
Bertrand Russell, On the Experience of Time, Monist, 25, 1915,
Brian Greene, Evrenin Dokusu, Tbitak, ev. Murat Alev, Ankara,2010.
D. H. Mellor, Real Time II, Routledge, New York, 1998.
D.H. Mellor, Space, Time, and Relativity, The Oxford Handbook of
Contemporary Philosophy, ed. Frank Jackson, Michael Smith, Oxford Un.
Press, Newyork, 2005.
J. Ellis, McTaggart, Unreality of Time, Mind, New Series, vol.17, no 68,
1908.
John Perry, The Problem of the Essential Indexical The problem of the
essential indexical: and other essays, Oxford University Press, New York,
1993.
Michael C. Rea, Four-Dimensionalism
The Oxford Handbook of
Metaphysics, ed. Michael J. Loux and Dean Zimmerman, Oxford University
Press, Oxford, 2005.
Michael, Tooley, Time, Tense, Causation, Oxford University Press, New York,
1997.
Robin Le Poidevin, The Past, Present, and Future of the Debate about Tense
Questions of Time and Tense, Clarendon Press, Oxford, 1998.
Thomas M. Crisp, Presentism, The Oxford Handbook of Metaphysics, ed.
Michael J. Loux and Dean Zimmerman, Oxford University Press, Oxford,
2005
Tim Crane, Katalin Farkas, Introduction, Metaphysics: A Guide and
Anthology, Oxford University Press, USA, 2004.
William Lane Craig, Time and Eternity, Exploring Gods Relationship to Time,
Crossway Books, Wheaton, 2001.

201

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

ETK VE SOSYAL SORUMLULUK KAVRAMLARININ


LETM KURAMLARI BALAMINDA
ANLAMLANDIRILMASI
Adem YILMAZ*

I. Giri
nsann varoluuyla birlikte balayan iletiim, ie ve evreye dnklk sergileyen bir eylemler btndr. Kiinin isel iletiimi, kendini bilmesi ve kendi
yaam pratiklerini aklama abas iken; balangta sadece ailesi olarak tanmlad dar bir sosyal evreyle iletiim kurmakta olan bireyin, bir adm daha ileri
giderek, kendi dndaki geni bir fiziksel ve sosyal evreyle iletiime girmesi,
iletiimdeki dsall biimlendirmektedir. nsanlarla olan iletiim, zamana ve
mekana bal olarak gelimekte; aile, grup ve toplum ierisindeki durumsalla
gre farkllamaktadr. Btn bu aamalarda toplumsal ilikilerin anlamlandrlmasn ve yrtlmesi bireylerin, gruplarn ve toplumlarn gelitirdikleri politikalara, verdikleri kararlara ve bu kararlar etkileyen etik ve sosyal sorumluluk
kavramlarna baldr.
Toplumsal ilikilerin kendine has zellikleri, kendi dinamizmi, koullara
bal geerlilii ve gereklii vardr.1 Yaam en basit dzeyde srdren insanlarn aile kurmalar ve kendileri gibi olan dier ailelerle iletiime girmeleri aileler aras iletiimi olutururken; zamanla sosyal birlikteliin kavim, klan, komn,
cemiyet gibi biimler kazanmas iletiimin sosyal topluluklar aras bir aamaya
ulamasn salamtr. Mlkiyet biiminin ynetsel alanda krallk, imparatorluk, aristokrasi, feodal beylikler, ulus devletler biiminde kendini gstermesi,
iletiimin de bu gelime ve deiime paralel olarak dnme uramasna yol
am; gereksinimler iletiimin rgtlendii yapsal konumun, iletiim aralarnn ve tepki iletiimlerinin (geribildirimlerin) ieriini ve dzeyini deitirmitir.
Sanayi Devrimi sonrasnda egemenlik kazanan yeni retim biimi (kapitalizm),
beraberinde yeni ekonomik g sahipliini ve ynetim anlayn da getirmi;
buna bal olarak faaliyetlerde uzmanlamann, ilikilerde bireyselliin ve ide*
1

Atatrk niversitesi letiim Fakltesi Radyo Televizyon ve Sinema Blm, Yrd. Do. Dr.,
adem@atauni.edu.tr.
Korkmaz,Alemdar, Erdoan, rfan, letiim Egemenlik Mcadeleye Giri, mge Yaynevi.
Ankara.1990.s.224.

202

Felsefe Dnyas

alletirmelerde ulus devlete dayanan milli kimliklerin nemli bir konum edindii gzlenmitir. Kapitalist retim biiminin, ortaya kndan gnmze dein,
sosyal ilikilerin ekonomik, siyasal, kltrel, yasal vb. alanlarda resmi ve gayri
resmi olarak denetlenmesi ve yrtlmesi srecinde etik ve sosyal sorumluluk
kavramlarnn nemli bir yeri olduu bilinmektedir.
Kapitalist sistemin bireyler zerindeki egemenliinin enformasyon toplumu, bilgi a, biliim uygarl gibi sloganlarla gizlenmeye alld gnmzde, ulusal ve uluslararas medya kanalyla sunulan/dayatlan etik ve sosyal
sorumluluk anlaynn, temelde egemen yapyla uyumlu olan norm ve yarglarn
devam ettirilmesi, i ile alma yaamndaki kurallarn ve standartlarn benimsenmesi; uyumlu olmayan sosyal deer ve tutumlarn ise terk edilmesi biiminde
ortaya kt grlmektedir. Bu alma kapsamnda da etik ve sosyal sorumluluk olgularna iletiim aratrmalar ierisinden yaplan bir snflandrma ile yaklalmas amalanmaktadr. letiim aralarnn ieriini oluturan haber, yorum,
bilgi, reklam, ilan gibi unsurlarn okuyucular/dinleyiciler/izleyiciler tarafndan
nasl anlamlandrldklar ve bu unsurlara yer veren medyann hangi politikalara
dayanarak sunduklarn merulatrd bu incelemenin kapsamn oluturmaktadr. Etik ve sosyal sorumluluk olgular, kavramsal aklamalardan kuramsal yaklamlara dein geni bir yelpaze ierisinde ve medya-izleyici-gsterge geni
ierisinde yer bulmaktadr. Ahlaki deerlerden farkl olarak etik, ne yaplmaldr?, sosyal sorumluluk ise nasl yaplmaldr? sorularna verilen yantlarla
btnlemi bir ierie sahip olup; Baudrillardn bahsettii gibi medya ile olan
ilikisi sayesinde birbirine kenetlenmi bir anlamlar a ina etmektedir.2 alma
kapsamnda soruna yaklam tarzlarnn, etik ve sosyal sorumluluk ile olan balarnn kurulmas, medyann anlamlandrlmas bakmndan nemlidir.
II. Medya-Etik-Sosyal Sorumluluk Bann Tarihsel Geliimi
XIX. yzyln ortalarndan itibaren kitlesel zellik kazanmaya balayan
iletiim ortamlar, ticari ilikilerin ve mlkiyet yapsnn kapitalist ekonomik dzen ierisinde olgunlamasna paralel olarak piyasa koullarnn biimlendirdii
yeni bir srece girmitir. Popler ve ticari karaktere sahip yazl-basl iletiim ortamlar biim, ierik, datm, mlkiyet sahiplii ve okuyucu kitle asndan ncl konumundaki duyurum kanallarndan nemli lde farkllamtr. Mesajn
souk, mesafeli ve tonsuz biimde kamusal alana iletiminden uzaklalarak; haberlerin arpc balklar, dramatize edici illstrasyonlar ve nem derecesinin zayflamasna bal olarak ana sayfadan ieriye doru yerletirildii yeni bir yapda
2

McRobbie, A. Postmodernizm ve Popler Kltr. ev. A.zdek. Sarmal Yaynevi. stanbul.


1999. s. 310

203

Felsefe Dnyas

biimlendii gzlemlenmitir. Bu dnemde ierik, siyasi ve sosyal olaylardan


su, dedikodu-magazin, mizah, moda, spor ve aile yaamna doru evrilmitir.
Popler ve ticari iletiim, temsili demokrasinin geliimine bal olarak kendine
yeni bir faaliyet sahas oluturmaya balam ve yazl-basl medyay oluturan
gazete, dergi, bror ve el ilanlar, hakikat arayan kamuyu bilgilendirme hedefinin tesine geerek, okura odaklanlm haber toplama-sunma ve tipografiye
ynelmitir. Basnn kendisini kap tutucu, kamu bekisi, halk mahkemesi
ve kamu zgrlnn koruyucusu olarak tanmlamasnn dnda drdnc
g kavram evresinde yeni bir tanm yaplmaya balamtr.
Klasik dnemde iletiim etii, partizan basnn yelerince siyasal bir amaca, bir gre ya da bir partiye hizmet etmek, gzlemci basnn yelerince (spectator) tarafsz bir yaklamla kitleleri doru bir biimde bilgilendirmek, reformcu
ya da radikal eylemci basnn yelerince ise zgr, eitliki bir kamusal alan
savunmak, despotlarn ve aristokrasinin gcn azaltmak eklinde farkl biimlerde ifade edilmeye allmsa da 3ticari medyann kamusal alana sahip dier
gler tarafndan kabul ve kitlesellemesi drdnc g kavramyla anlam
kazanmtr. Drdnc g (fourth estate) kamusal alan ve bu alandaki siyaset felsefesini oluturan yasama, yrtme ve yarg glerinin karsnda deil,
bilakis yasamann bir eklentisi olarak ilevselletirilmesi istenen yazl basn tanmlamak iin kullanlmtr. Temsili demokrasinin geliim gsterdii ve kapitalist ekonomik ilikilerin olaan bir dzen iinde geliim gstermeye balad
bu dnemde basn, yasamann ve kanun koyuculuun uzants olarak alglanm
ve Genel oy prensibinin snrl dzeyde kulland lkelerde, henz oy verme
hakkna sahip olmayan kesimlerin temsil edildii ve yurttalarn kanun koyucularla iletiiminin saland bir ortam olarak betimlenmitir. Bu tarz bir temsiliyet, hi phesiz, ynetme erkine sahip olan iktidarlarn keyfi uygulamalar
karsnda dolayl olarak kamuoyunu rgtleme ve harekete geirme yetenei
anlamna da gelmektedir.4 Ancak aristokrasinin kan ba ve inanlarn temsiliyeti
ile burjuvazinin sermaye birikimi ve oyverme hakkna sahip olanlarn isteklerine
dayal gc, basn (bir dier ifade ile okuryazarlk becerisine sahip olanlar) iin
sz konusu olmadndan; ticari medya ksa srede gc kendinden menkul bir
yapya dnmtr.
letiim bilimci Colin Sparksa gre drdnc g, ok farkl balamlarda,
uzlalm ve sabit bir tanma gndermede bulunmadan kullanlmaktadr. Sparks,
szcn yaygnlk kazand dnemde bile tam olarak tanmlanmam olduuna
3
4

Ward, J. A. Stephan ,The Invention of Journalism Ethics: The Path to Objectivity and Beyond.
Montreal. McGill-Queens University Press.2004.s.135
Ta, Ouzhan, Gazetecilik Eitiminin Mesleki Snrlar. letiim Yaynevi. stanbul.2012.s.51.

204

Felsefe Dnyas

dikkat eker. Drdnc g kavramnn kullanm, XIX. yzyln ilk eyreinde


gler ayrl doktrininin yerlemesiyle yaygnlk kazanmaya balamtr. Kavram, yrtme ve yargya dayal gler ayrmna ek olarak, bunlarn etkisinden
bamsz ve g kullanma yetkisine sahip bir drdnc estate olarak basnn ayrt
edilmesi dncesine dayanr5. Ancak buradaki g, hukuk dzeninden gelen fiziki ve sosyal yaptrmlar eklinde kendini biimlendirmemekte; aksine ruhsal ve
moral (ahlaki) deerlere dayal kamu vicdannn sesine dayanmaktadr. Medyann etik ve sosyal sorumluluk ille olan ilikisi bu noktada balamtr.
Drdnc g yorumu ile btnleerek basna ve zaman ierisinde kitle
iletiiminin yrtld her trden yazl-iitsel-grsel haber ortamna atfedilmeye balayan tarafszlk ilkesine gre, iletiim aralarnn sosyal stats, her
tr iktidarn kty kullanmnn temsilcisi olunan kamusal alann dikkatine sunulmas sonrasnda aa kacaktr. Medya, toplumsal iktidar odaklar ile kamusal alan arasnda bir sosyal uzama yerletirilmi ve bu yeni konumlanmada
sosyal sorumluluk ve hesap verebilirlik geleri, basnn kendi istemiyle harekete
gemesi ve takipisi olmas nedeniyle tartma kayna olmaktan kurtulmutur.
Sparksa gre buradaki belirsiz nokta, basnn iktidar odaklarna ya da kamuya
eit uzaklkta m yoksa bunlardan birine daha m yakn olduu, baka bir ekilde sylersek, bu mesafenin nasl korunduudur. Bu belirsizlik, basnn zmnen
ntr bir aktarc olarak grlmesi ve kendi iindeki iktidar potansiyelinin gz
ard edilmesinden kaynaklanmaktadr.6 XX. yzyln son yllarna dein basnn
drdnc g olarak tanmlanmas ve ideolojik ierikten syrlm bir kurgusal
yap olarak ifade edilmesi, medya endstrisinin iinde olduu/hizmet ettii ekonomik ilikiler ana kolaylkla eklemlenmesini ve siyasal aktrlerden biri olarak
benimsenmesini salamtr. II. Dnya Sava sonrasnda ise farkl kitle iletiim
ortamlarnn mlkiyetinin tek bir ya da birka elde toplanmas ile medya endstrilerinin ticari birer giriime dnerek birbirleriyle i ie gemi kitle iletiim
ortamlarnn kurumsal entegrasyonunu salamalarnn yeni bir ikilem douraca
beklentisi ise profesyonelleme varsaymyla almtr. Medyann drdnc
g ilevini kitlesellemeye balad XIX. yzyln ikinci yarsndan itibaren
mkemmel bir biimde yerine getirmesi ve elde edilen deneyimler ile tecrbelerin yeni dneme aktarlmasnn sektrel bir profesyonelleme aa kard
varsaylmtr. Tarafszlk ve drdnc gcn kullanm akademik ortamlarda
tartlm ve medya alan olmaya aday konumdaki genlere henz mesleki
formasyonlarnn biimlenmeye balad ilk yllardan itibaren profesyonelliin
5
6

Sparks, Colin, The Media as a Power for Democracy. Javnost ,Aktaran, Ta Ouzhan,
Gazetecilik Eitiminin Mesleki Snrlar The Public 2(1): 1995.4748.
Sparks, Colin, The Media as a Power for Democracy. Javnost The Public 2(1):,Aktaran, Ta
Ouzhan, Gazetecilik Eitiminin Mesleki Snrlar 1995.s.52den.

205

Felsefe Dnyas

retilmesiyle birlikte, etik kayglarn giderildii bir uzmanlk sahasnn ortaya


kt varsaylmtr. Medyada profesyonellemenin, bir yandan drdnc gcn devamlln salarken dier yandan da iletiimin kurumsal vizyonuna katk
salayan ve iktidarlarn siyasal ve ekonomik basksndan syrlmay kolaylatran
bir sre olduu ifade edilmitir.
XX. yzyln son eyreinde modernizmin sanat ve kltre dayal sorgulamalarnn ekonomik ve siyasi boyuta tanmasyla birlikte, iktidar erklerinin
ilerleme ve akla dayanma gibi mutlak dzen hlyalarndan hazzetmeyen ve
uygun adm zindana giden uzun bir yry durdurmaya alan teorisyenlerin
yn verdii bir postmodern kavramsal ereve olumaya balamtr. Postmodernizm, modernizmin ald, geride brakld varsaymlarnn tesinde gnlk
yaam denetleme, gzetleme ve kontrole dayal panoptikon toplumlarnn yklmas gerekliliini ifade eden, totaliter devletlerin ki bu devletler lke olarak
rgtlenmenin tesinde en sadk modernizm mridleri eliyle birey olarak deneyimlenmektedirler ekolojik ykmna ve ahlaki deer yarglarnn kntsne vurgu yapan bir yaam kavram biimi olarak tanmlanabilecektir. rnein
Zygmunt Baumana gre modernizmin ve onun getirdii etik anlaynn dudak
uuklatc boyutlarda mutlak ve baskc olmasnn nedenleri, bu toplumlarda
iktidar erkine sahip olanlarn srf topik vizyonlarnn nesnelliine hibir tartmaya yer vermeksizin sonuna kadar inanmalarnda aranmaldr. Bireysel katlmn artmas ve postmodern yaklamn gnlk yaamn hemen her alanna nfuz
etmesiyle birlikte, medya endstrisi bir yandan piyasa oyuncusu dier yandan
da kamu yararnn koruyucusu olarak kendini yeniden konumlandrma arayna
girmi ve haber ieriklerine dnk eletirileri yattrmak, kamusal yaptrmlar
engellemek ve sektrel itibar koruyarak ticari reklam kazanlarn garantilemek
iin etik deerlere ynelmitir. Etik kurullarn oluturulmas, basnn eylemlerini hakllatrmak iin ilkeler gelitirilmesi, dnya genelinde bir mesleki profesyonelliin mmkn olduu savyla btnletirilmitir. 1990l yllarn ikinci
yarsndan itibaren sosyal sorumluluk ve hesapverebilirlik geleri medya etiiyle
ilgili tartmalarn semiyotik alanna yerlemi ve hakim retorik olarak karmza
kmaya balamtr. Kurumsal sosyal sorumluluk, piyasa etii, pazar sorumluluu, kamusal hesapverebilirlik, profesyonel hesapverebilirlik, kurumsal ynetiim, global ynetiim, kresel eko-sistem gzetimi gibi kavramlarn tm, medya endstrisinin ticari hedeflerinin tesine gemesi ve toplumsal rolnn farkna
varmas gerektii fikrine gndermede bulunmaktadr7. Ancak yine bu dnemde
n plana kmaya balayan internet ortamnda alternatif gazetecilik pratikleri ile
2000li yllarn sosyal medya habercilii, kitle iletiiminin sosyal sorumluluk
7

Ta, Ouzhan, a.g.e. 2012. s132-133.

206

Felsefe Dnyas

roln bireysel sorumlulua, hesapverebilirlii de hesap sorulamazla indirgemi durumdadr. Gnmzde iletiim ortamlarnn kitleden bireye doru yneldike etik deerlerin pratiklerden uzaklat ve moral (ahlaki) prensiplerden
koptuu grlmektedir.
III. Etik ve Sosyal Sorumluluk Kavramlarnn letiim Teorilerinde
Ele Aln
almann bu blmnde iletiim alanndaki yaklam tarzlarnn temel
dzeyde bir snflandrmas yaplm ve etik ile sosyal sorumluluk kavramlarna
ilikin deerlendirmelerinin dayanaklar tartlmtr.
III. 1. Geleneksel-Ana Akm Yaklam
Geleneksel-Ana Akm yaklam benimseyen almalarda, iletiim olgusu, insanlk tarihinin farkl aamalarnda, farkl bireysel ve sosyal rgtlenmelerle ilikilendirilerek tanmlanmaya ve konumlandrlmaya allmaktadr. letiimin akademik bir yap iinde yer bulmas (gerek bilimsel yntem ve srelerin
iletiim aratrmalarnda kullanlmasnn gerekse sosyal bilimlerde iletiim konusunun incelenmeye balanmas) XX. yzyln bandan itibaren mmkn olmutur. Sosyal bilimlerde yaanan gelimeler, klasik bilim dallar olarak tanmlanan
felsefe, tarih, corafya, arkeoloji, iktisat vd. dnda XIX. yzylda yeni bilim
dallarnn ortaya kmasna (psikoloji, sosyoloji, antropoloji, pedagoji vb.) ve
XX. yzylda da disiplinleraras almalarn (sosyal antropoloji, sosyo-psikoloji,
iletmecilik, ekonometri, siyaset bilim vb.) arlk kazanmasna yol amtr. letiim alanndaki aratrmalar balangta disiplinleraras zellikler arz etmise de;
kinci Dnya Sava sras ve sonrasnda bireyi, toplumu ve toplum (cemiyetten
gruba dein farkl topluluk dzeyleri) iindeki bireyin ilikilerini anlama abasnn konu edinildii almalar pek ok sosyal bilimcinin (Lasswell, Newcomb,
Festinger, Osgood, De Fleur, Lazarsfeld vb.) iletiim alanyla ilgilenmesine ve
kamu kurulular ile zel irketlere ynelik aratrmalardan akademik aratrmalara ynelinmesine neden olmutur.
ABDli sosyal bilimci Harold D. Lasswell, 1930larn ikinci yarsnda siyasal yapy ve ilikileri aklamak iin gelitirdii modelini, 1948 ylnda yaymlad Toplum aamnda letiimin Yaps ve levi balkl almasnda iletiim
alanna uyarlayarak, iletiim olgusuyla ilikili kuramsal almalarn balamasn
salamtr. Lasswelle gre ileticinin alcy etkilemek amacnda olduu daha
batan kabul edilmekte ve buradan iletiimin iknaya ynelik bir sre olduu
sonucuna varlmaktadr.8 Lasswellin kuramsal yaklam yukarda sralanan
8

McQuail, Dennis. ve Windahl. Seven, Kitle letiim Modelleri. mge Yaynevi. Ankara.1997.s.25

207

Felsefe Dnyas

sosyal bilimciler tarafndan olduu gibi kabul edilerek, deitirilerek ya da gelitirilerek incelemelerin odak noktasna yerletirilmitir. Geleneksel-Ana akm
iletiim almalar, znde, sosyal bilimlerdeki kuramsal paradigmaya paralel
bir geliim gstermektedir. letiimin, insan odakl bir alma alan eklinde
tanmlanmas, toplumsal olay ve olgular aklamaya ynelen sosyal bilim kuramlarndan farkl dnlemeyecei gereini vurgulamaktadr: letiimle ilgili
kuram ya da yaklamlar da belirli bir toplum kuramndan karlmtr. Byle
bir temelin olmad sav ya da kuramszlk veya herhangi bir -izm veya eilime dahil olunmadn ne srmek ve aratrmalar bu grnm altnda sunmak
gnmzde inandrcln yitirmitir. letiim alanndaki ok saydaki kuram
aslnda birbirinden farkl deildir. Kukusuz farkl gelime aamalarnn ortaya
koyduu zellikleri anlama asndan aralarnda farkllklar vardr; ama bu, temelde benzetikleri ana zellikleri ortadan kaldrmaz.9 Geleneksel-Ana akm iletiim paradigmas, mevcut toplumsal ilikiler ana odaklanan, mevcut mlkiyet
ilikilerinin deimeksizin devamllna vurgu yapan egemenliin korunduu /
gelitirildii/glendirildii ve bilimsel nesnellik ad altnda sosyal gerekliin
dna den yorumlara sk skya sarlan mikro ve makro dzeydeki yaklamlardan olumaktadr. Paradigmay oluturan kuramlarda yerel ya da uluslararas
boyut grmezden gelinmekte ya da yan e olarak -gerekli grld hallerdeincelemelere dahil edilmektedir.
letiim alanndaki almalarda hakim olan bu gr (paradigma) Ana
akm (mainstreaming) olarak tanmlanmaktadr. Ana akma bal olarak yrtlen aratrmalarda iletiim aralarnn bireyi ve toplumsal yaplar nasl etkiledii ve etkilerinin sonular konu edinilmitir. Bu yaklam tarznda bireyin toplumsal yaamna egemen olan g ilikileri, tahakkm tarzlar, dn biimleri
mcadele ilikilerinden yoksun bir karakter sergilemektedir: letiim an ve sreci, insan, tarih ve bu tarihe egemen zelliini veren toplumsal retim biiminden
soyutlanr; iletiim en iyi biimiyle sosyal ilikideki psikolojik bireye indirgenir; buna sosyal eklenir; alglar, tutumlar, davranlar ve inanlar bu seviyedeki
grnmleriyle gzlemlenerek deerlendirilir ve sonular karlr.10 Anadamar
geleneine dahil olan almalarda, pozitivist ampirisizmin metodolojik yaklam benimsenmekte, iletiim bireysel-atomik bir soruna yaklam tarzyla sunulmaktadr. letiime etki asndan yaklaan ana akm teorisyenler (Schramm,
Katz, Lazarsfeld, Tannenbaum, Westley ve MacLean, Maletzke, Hovland vb.)
kitle iletiim aralarnn etkisini glden snrlya, snrldan zayfa, zayftan
uzun sreliye doru ilerleyen bir izgide tanmlanlardr. Geleneksel-Ana akm
9 Alemdar, K. ve Erdoan, . (1990). letiim ve Toplum. Bilgi Yaynevi. Ankara 1990.s.13
10 Erdoan, . , letiim Egemenlik Mcadeleye Giri. mge Yaynevi. Ankara. 1997.s.43.

208

Felsefe Dnyas

yaklam tarz, bir tek grten ziyade iletiim paradigmasna bal eitli modellerin (Suskunluk Sarmal, Gndem Hazrlama, Kltrel Gstergeler vb.) ifade
edildii; kapitalist retim ilikilerinin yol at sorunlara kapitalist sistemi sorgulanmakszn cevap arand dinamik bir gelenektir.
Ana akm yaklama bal olarak yrtlen almalarda, zamanla ampirisist yntemlerden nitel yntemlere kayma ve ana akm dndaki eitli teorik
modellemelerden (teknolojik belirleyicilik, gstergebilim, yapsalclk, yapbozumculuk vb.) de yararlanma yoluna gidildii grlmtr. Ancak ana akm
paradigmaya bal kalnarak iletiim srelerinin ve kitle iletiim aralarnn
etkilerinin farkl modellerle incelenmesinde dahi, toplumsal sreleri douran,
gelitiren ve deitiren ekonomik, politik ve kltrel pratiklerin dlanmas esas
alnd sylenebilecektir. Bu tarz bir kopukluk, ana akm yaklamnn kiiler,
rgtler, kltrler ve uluslararas iletiime mikro ve makro dzeydeki modellerle
yaklamasna ve gelitirilen modellerde kuramsal bir uzlama salanamamasna
neden olmutur.
Geleneksel-Ana akm yaklamn etik konusuna ahlak kavram ile yakndan ilikili bir bak as gelitirmesi, iletiimin anlamlandrlmasndaki dnmle yakndan ilikilidir. Ana akm geleneinde Lippmann-Lasswellci kitlelerin hareket ve eylemlerine mesafeli bak, 1950lerde Schramm ve Lernerda
kitleleri anlama ve ynlendirme; 1970 sonras dnemde ise gerek Bat toplumlar
iinden gerekse Bat d toplumlardan egemen dzene getirilen eletiriler sonucu zihinsel dzlemde iletiim tarzn merulatrma abalarna dnmtr. Bat
d toplumlarn neokolonyalizm, rklk, geri kalmlk ve temsili demokrasi
konularnda Batya dnk eletirileri, kitle iletiim aralarnn ve iletiim ieriklerinin uluslararas rgtlerce belirlenen moral ilkelere uyumlandrlmas abasn da beraberinde getirmitir. UNESCOnun 1978 ylnda benimsedii Kitle
letiim Aralarnn, Bar ve Uluslararas Anlayn Glendirilmesine, nsan
Haklarnn Yaygnlatrlmasna ve Irklk, Irk Ayrm ve Sava Kkrtclna
Kar klmasna Katksna likin Temel lkeler Bildirgesi ile kamunun bilgi
edinebilmesini gvence altna almak, kamunun kullanabilecei bilgi kaynak ve
aralarnn eitlilii ile olur. Bylece her bireyin gereklerin doruluunu aratrabilmesi ve olaylar yansz olarak deerlendirebilmesi salanr. Bu amala,
gazetecilerin haber verme zgrl ve bilgi toplayabilmek iin her trl olanaklar bulunmaldr. Ayn biimde, kitle iletiim aralarnn halklarn ve bireylerin kayglarna duygusuz kalmamas da nemlidir, bylece enformasyonun deerlendirilmesinde kamunun katlm zendirilmi olur11 deerlendirmesi kabul
11 UNESCO. Uluslararas Anlay ve Kitle letiim Aralar Semineri. Hacettepe niversitesi
Yaynlar. Ankara. 1980

209

Felsefe Dnyas

grm ve iletiimde yeni etik anlay bu prensip erevesinde gelitirilmitir.


Meslek kurulularnn, niversitelerin ya da basn eitimiyle ilgilenen vakflarn
etik kurallarn uygulamada bu Bildirgenin ilkelerine zel bir nem vermeleri
gereklilii Bildirgenin 8. maddesi ile hkme balanm; UNESCOnun etik ereveyi belirleyen temel uluslararas rgt olduu vurgulanmtr.
Kitle iletiim aralarnn etkisini geni lde, bir gndericinin zihninde
varolan mesajn, alicinin zihnine aktarlmas anlamnda dorudan bir etkisi varm gibi lmeye younlaan12 ana akm iletiim almalarnda, iletiim aralar btn toplumun yarar iin ortak deerlerin szcs olarak ele alnmaktadr.
Buna gre iktidar belli bir grubun elinde toplanmam, rekabet halindeki deiik
kar gruplar arasnda dalmtr. Ana akm paradigmaya gre, iletiim rgtleri ve medya farkl kar gruplarnn sylemlerini tarafsz bir ekilde yanstarak
sosyal sorumluluunu byk lde gerekletirmektedir.
Geleneksel-Ana akm yaklam en genel ifade ile temel dayanak noktasn
izleyici ilgisinin tesadfiliinde bulmakta; hedef kitlenin deerlendirmelerinde
mesaj alanlarn tutum ya da fikirlerinden ok mesajdaki enformasyonun belirleyici olduunu vurgulamakta; kaynan prestijli, gvenilir ya da beenilir olmasnn medyay ynlendirdiini ifade etmekte ve kiisel ilikilerin mesajn ynne
kart olmadndan bahsetmektedir. Ana akm iletiim aratrmalar zerinde younlaan eletiriler bir yandan farkl yntem, varsaym ve kavraylara sahip yeni
iletiim teorilerinin ortaya kmasna dier yandan da ana akm paradigmann
sosyal sorumluluk ve medya ynetiimi gibi kavramlar dolaymnda kendisini
gncellemesine yol amtr.
III. 2. Liberal-oulcu Yaklam
letiimi karlkllk erevesinde ele alan oulcu yaklam tarz liberal
gelimeci dnsel gelenein (Locke, J. Stuart Mill, J. Bentham) etkisi altnda
biimlenmektedir. letiime geen taraflarn karlkl mesaj akna (transferine)
giritiklerini, iletiim srecinde sosyal evreye bamlln esas olduunu ne
sren bu yaklam tarz iletiim srecini kendisine konu edinmektedir. oulcu
liberal dnce basn, kendini, yasama, yrtme ve yargnn yannda drdnc
g olarak nitelerken bir yandan da temsili demokrasilere ynelen eletirilere
bir yant oluturmutur. Genel ve eit oy ilkesine dayanan temsiliyet, dier yandan seim dnemleriyle snrl kalmakta, bir kez seilen yneticiler semenlerinden kopmakta ve denetim d kalmaktadr. Burada basnn rol bir watch dog
(beki kpei) gibi hkmet uygulamalarn denetlemek ve halk olup bitenden
12 Garnham, Nicholas, Ekonomi Politik ve Kltrel almalar: Birleme mi Boanma m?
ev. Sevilay, elenk, Teori ve Politika.1997. Say: 8. s. 87-104.

210

Felsefe Dnyas

haberdar etmektir.13 letiim srecinde karlalan sorunlarn sosyal politikalarn ve bireysel abalarn birbirini desteklemesiyle zmleneceini savunan J.
Keane, M. Shudson, G. Tuchman vd. liberal kuramclar almalarnda nesnellik,
etik, ussallk ve politik anlamda demokratikleme unsurlarn ne karmlardr.
letiimdeki denge bozukluklarnn politik (dsal) mdahaleler araclyla zmlenebileceini ve iletiim bozukluklarnn/kmelerinin/krlmalarnn ancak
bireyin btn iletiim kanallarn kullanarak giderebileceini savunan yaklam
tarz, zellikle II. Dnya Sava sonrasnda dilbilim-gstergebilim (ve son yirmi
ylda da sylem analizi ile sibernetikin) dahil edilmesiyle sosyo-ekonomik g
ilikilerinin dland bir erevede geliim gstermitir.
Liberal-oulcu yaklam etik olgularn biimlenmesinde piyasa koullarna gnderme yapmaktadr. letiim pazarnn, rekabeti desteklemekte, giri
engellerinin zerine gitmekte, tek bir firmann fiyatlar kontrol etmesine ya da
rakiplerini ortadan kaldrmasna engel olmakta ve rnlerin fiyatlarnn maliyet
dzeyine ekilmesini salamakta olduunu varsayan liberal-oulcu yaklamn
piyasa baarszlklar karsndaki tutumunu eletiren John Keane, snrlanm
zgrlkler zerinde durmaktadr: Pazar liberalleri gerek bir iletiim pazarnn asgari u zelliklere sahip olmas gerektiini vurguluyorlar. Tketici bireyler
tercihlerini etkili bir biimde ve dorudan doruya kullanabilmeliler, rn maliyetlerini finanse etmek isteyen ve buna gc yeten reticiler pazara girme zgrlne sahip olmallar.14 letiim alannda fiyatlarda, nitelikte ya da rnlerin
eitliliinde seme zgrl ile tketicinin tatminini arttrc etkenlerin ancak
ve ancak etik kurallarnn ilemesiyle ortaya kacan belirten yaklam, etii
bireysel dzeydeki ykmllkler olarak betimlemektedir.
Liberal-oulcu yorum demokratik srete medyann ok nemli bir ilevi olduunu ve sre iin hayati rol stlendiini iddia etmektedir. Bu anlamda
medya drdnc g, medya profesyonelleri de toplumsal gereklii anlama kapasitesi olan ve objektif olarak yanstrken ayna grevi yapan zerk ve mantkl
bireyler olarak grlmektedir.15 Medyann, gerekliin aynas olduu anlaynn
deiik kaynaklan vardr. Bir yandan bu metafor, medyann hakim profesyonellik
ideolojisi iinde yatan nesnellik ve tarafszlk kavramlarna ilikin ntr tutumun
bir yansmasdr. Ayn zamanda medyann, toplumsal ve siyasal kurumlarn satlarn yapmalar ve kamu destei iin yarmalarn mmkn klan bir formun
saladn varsayan, oulcu toplum grnden kaynaklanmtr.16 Dolaysyla
13 nal, Aye, Yazl Basn Haberlerinde Yapsal Yanllk Sorunu, Toplum ve Bilim, Say: 67.
Birikim Yaynlar. stanbul,1995.s.14-15.
14 Keane, John, Medya ve Demokrasi, ev. H.ahin, Ayrnt Yaynevi, stanbul.1993.s.242
15 nal, Aye, 1995, a.g.e. s.16.
16 Curran, James. vd. letiim Aralar zerine alma: Kuramsal Yaklamlar. ev.
Meral,zbek, LEF Yllk. Ankara. 1993.s.242.

211

Felsefe Dnyas

medya drdnc g olarak, her trl yargdan zellikle de olaylar kaydeden


profesyonellerin nyarglarndan uzak, olaylar doru ve nesnel olarak yanstmaldr. Bu dnce, gerek ile yorum ayrmn beraberinde getirmektedir. Buna
gre, yorum serbest olurken, gerekler olduu gibi yanstlmaldr. Profesyonel
gazetecilik normlar da sz konusu kabul erevesinde gelimitir. Bu normlar
arasnda olduka neme sahip nesnellik ilkesindeki en nemli lt, olay taraflarnn tmne haberde yer verilmesidir. Bu salanmazsa, haber yanl olacaktr.17
Yanllk medyann i yap biiminden; izleyicinin alglamasna dein geni bir
perspektifte etik sorunlarnn tartlmasna yol aacaktr.
Liberal-oulcu yaklam, piyasa dinamiklerinin medya ve haber olgular
karsnda getirdii zm nerilerini esas almaktadr. zellikle Souk Sava
sonras dnemde kresel lekte yaanan zelletirme ve dereglasyon uygulamalarnn kamu yayncln ve sosyal sorumluluk tartmalarn n plana kardn vurgulayan Keane, tpk ii sendikalar, siyasal partiler ve yasama
organlar gibi kamu hizmeti medyalar da, devlet ve sivil toplumda hizmet verdikleri kitleyi temsilde ada rollerinin kapsam ve nitelii konusunda derin bir
kukuya srklenmilerdir demektedir.18 Kamu hizmeti salayan kitle iletiim
aralarnn kalite, denge ve evrensel eriim konularnda ciddi bir biimde sorgulamadan geirilmeleri gerektiini savunan liberal-oulcu yaklam, kalitenin
kamusal kaynaklarn gereksiz yere israf edilmesi karlnda olmamas gerektiini belirtir. erikte dengenin farkl seslerden ok aykr grlerin yer bulmasn
salamakla elde edileceini vurgulayan paradigma, temel eletirisini evrensel eriimin olgusu zerinden yrtmektedir. Evrensel eriimin ana akm yorumcularca
uluslararas ilikilerin ve ilikide olunan lkelerin haber ajanslarnn tek ynl ya
da baskn mesaj aktarm olarak alglandna dikkat eken liberal gr, evrensel
eriimin mesaj aknn karlkl olmasyla mmkn olacan vurgulamaktadr.
Evrensel eriimi temel insan haklar ile zdeletiren yaklam iin medya kullanm-tketimi gstergeleri gelimiliin de ltleri olarak okunabilecektir.
Temelinde siyasal iktidarn toplumun btnne yayld dncesi yatan
liberal-oulcu yaklama gre, siyasal katlm sadece seimlere itirak etmek
demek deil; ayn zamanda bask gruplarnn siyasal iktidar zerinde kuracaklar denetim yoluyla demokratik mekanizmalar glendirmektir. Bu noktada ise
yasama, yrtme ve yargdan sonra basn drdnc g olarak kamuoyunu bilgilendiren, bireyleri dnmeye zorlayan, sorunlar ortaya koyup, zm nerileri
neren ileviyle, oulcu yapnn nemli bir tamamlaycs olmaktadr.19 Egemen
17 rvan, Sleyman. Medya, Kltr, Siyaset. teki Yaynevi. Ankara.1997, s.4
18 Curran, James,1993. A.g.e., s.111
19 nal, Aye, 1995, a.g.e., s.2.

212

Felsefe Dnyas

liberal-oulcu model, ABD toplumunda eitlilik olduunu varsayar ve Amerikan kamusal alannn ileyiine byk deer vererek dier toplumlara rnek
gsterir. ktidarn, birbirleriyle rekabet eden kar gruplar arasnda datld
dnen liberal-oulcu yaklamda sosyal sorumluluk, toplumun genel deerleriyle balantl eylemlerin ve bireysel hareketlerin dengede olduu bir srete
karmza kmaktadr. letiim sorunlar ister mikro (bireysel) ister makro (toplum) lekte yaansn sorumluluk her daim iletiime geen taraflardadr. letiim srecindeki eksikliklerin ya da g ilikilerinin beraberinde getirdii iletiim
tarz farkllamalarnn sorumluluu mesaj sunan ya da alan bireye yklenir ve
egemen iletiim sistemi tartmalardan uzaklatrlr.
III. 3. Kltrel almalar Yaklam
Kltrel almalar farkl teorik yaklamlardan gelen kavram ve varsaymlarn oluturduu bir aratrmalar mozaii gibidir. rnein Volosinov ve
Bakhtinin iaretin ok vurgulu olduu konusunda yazdklar, Barthesin dil iinde gerekliin ve ideolojinin nasl kurulduuna ilikin tartmalar, Althusserin
medyann devletin ideolojik aygt olduu ynndeki nermesi, Gramscinin
hegemonyann kltrel pratikler dolaym ile kurulduu ynndeki vurgusu,
post yapsalc kuramclarn zneyi bir anlamlandrma sreci olarak ele al,
Laclau ve Mouffen sylemsel pratikler iindeki zne zerindeki vurgusu, yine
Gramscinin direnme kavramna ilikin nermeleri kltrel almalarn medya
metinlerini ve bu metinlerin retim ve almlanma srelerine ilikin kuram biimlendiren yaklam ve kavramlar oluturmutur.20 Kltrel almalar yaklam, kltr, yaamn iinde, ekonomiye bal olmakla birlikte belirlenimliini
kendi dinamiklerinden alan bir olgu olarak aklamaktadr. zellikle ngilterenin
Birmingham niversitesinde, 1964 ylnda Richard Hoggartn ynetiminde kurulan ada Kltrel almalar Merkezinin almalaryla birlikte anlan (dolaysyla ngiliz kltrel almalar olarak da adlandrlan) bu yaklam, kltrel
retimin ve simgesel biimlerin toplumsal koullanmas; yaantlanan kltrel
deneyim ve bu deneyimin snf, ya, cinsiyet ve etnik ilikilerce biimlenmesi,
ekonomik ve siyasal kurumlar ve srelerle kltrel biimler arasndaki ilikiler
zerine younlamtr.21
Saussureun dilbilim, Barthesin gstergebilim, Lacann psikanaliz ve
Althusserin yapsalclk grlerinden faydalanarak metin (film, fotoraf,
radyo-tv programlar, gazete, dergi, kitap vb.) zmlemesi yapan ada Kltrel almalar Merkezinin temel eilimi, yapsalc Marksist bak asn,
20 nal, Aye, Haberi Okumak, Temuin Yaynlar, Ankara. 1996, s.43
21 Mutlu, Erol, letiim Szl, teki Yaynevi, Ankara. 1995, s.233-234.

213

Felsefe Dnyas

dilbilimsel gelimelerin nda tekrar ele alarak ideoloji, dil ve zne sorununu dinamik ve btncl bir yaklamla tanmlamak olmutur. Medya almalar
asndan merkezin asl nemi, almlama sorununu tartmaya amak ve iletiim
aralarnda yer alan farkl trlerin okunma biimlerini, kodlama/metin/kodamlama modeli iinde sorgulamaktr.22 Kltrel almalar yaklam, ulusal alanda
olduu gibi uluslararas alanda da piyasalara konu olan metinlerin zmlenmesi yoluyla egemen kltrn ortaya konulabileceini gstermektedir. zellikle
1980lerde Glasgow niversitesi Medya Grubunca gerekletirilen ngiliz hkmetine ait kamu maden ocaklarnn zelletirilmesi srasnda yaanan grevlerin medyada sunumuna ynelik haber analizleri gerek yntembilimsel gerekse
metinlerin almlanmas konusunda byk tartmalara yol amtr.23 Kltrel
almalar yaklamna bal kalarak gstergebilim almalarn yrten Derrida
ise iletiimi, gsterge araclyla vericinin alcya bir eyler iletmesi olarak tanmlamaktadr: Derridaya gre iletiim kavram, bir zneden bir bakasna gei
srecinden ve anlam verme ilevinden ayrlabilen, ondan ayr olma hakkna sahip
gsterilen bir objenin, bir anlamn veya bir kavramn kimliini geirmekle ykml bir aktarmay iermektedir. letiim nceden zneleri varsayar ve objeleri
de nceden varsayar; bunlar gsterilen kavramlardr, yani dnlen yle bir anlam ki, iletiim geidinin onu ne yaplatrmaya, ne dnme uratmaya hakk
vardr. A, Cye Byi iletir.24 Gstergebilim almalarnda son yllarda, iaret/im/
gsterge, sinyal ve sembollerin tadklar zelliklerin uluslararaslamas vurgulanm ve dnya genelinde bir kltrn oluumunda oynadklar rol ele alnmtr.
Kltrel transfer modelinin benimsendii aratrmalarda ise, Bat kapitalizminin kendi stnlne olan inancndan hareketle, dnya geneline Bat kltrn gtrme, uluslararas ibirlii, kltrel alveri ve kltrel gecikme konular ele alnmtr. Modernleme ideolojisi lkeler arasnda kltrel gecikmeden
kaynaklanan farklar bulunduunu; gecikmenin giderilmesiyle az gelimi/geri
kalm olarak snflandrlan lkelerin gelieceini savunmaktadr. Ogburn tarafndan gelitirilen kltrel gecikme kavram, zgl bir teknolojinin gelimesiyle toplumda bu teknolojiyi denetleme aralarnn gelimesi arasndaki zamansal
fark olarak ifade edilmitir.25 Ogburnun modeli, Posner tarafndan uluslararas
ticareti aklamak iin gelitirilen teknolojik gecikme modelinin adeta iletiimdeki yansmasdr. Kltrel transfer modelini kullanan kuramclara (Schramm,
Pye, Lerner, Klapper vb.) gre, modernleme srecinde ortaya kabilecek sorun22 nal, Aye, 1996, a.g.e., s.42-43.
23 nal, Aye, 1996, a.g.e., s.47
24 Derrida, Jacques. Gstergebilim ya da Gramatoloji. ev. A.Akay. teki Yaynevi. Ankara.
1994, s.43.
25 Mutlu, Erol, 1995, a.g.e., s.235

214

Felsefe Dnyas

lar zmede iletiim temel aratr. Gelitirilen varsaymlara gre, kitle iletiim
aralar modern-geleneksel ayrmnda kiinin kendisini dieri yerine koymasn
(empati) salayarak; gelenekselden modern kiilie geii salamaktadr.26 Bat
kapitalizminin eitli kanallar (IMF, Dnya Bankas, Marshall Plan, GATT)
kullanarak az gelimi/gerikalm lkeler olarak snflandrd lkelere yapt
yardmlar kltrel alveri olarak nitelenmektedir. Kltrel alveriin, lkeler arasndaki farklar seici-eriim (kltrel unsurlar arasnda benimsenenlere
ynelme, kabul grmeyenleri dlama) yoluyla giderecei ve balangtaki tek
ynl akn karlkl bir aka dnerek uluslararas dengenin salanaca savunulmutur.
Siyasalbilimler teorisyeni Daniel Lerner, modernleme politikalaryla
transfer edilen kltrel deerleri mutlak bir olgu gibi tanmlamtr. Lernere
gre, Bati lkelerinin geirdii baz sreler evrenseldir: ehirlemenin artmas
okuma yazma orannn artmasna yol aar; okuma yazma orannn artmas iletiim aralarna almay arttrr; iletiim aralarna ak kalmak daha geni ekonomik (kii bana den gelir) ve siyasal katlmay (oy verme) beraberinde getirir.27
Transfer srecinin nndeki engel olarak kltrel gecikme gsterilir. Kltrel almalar, iletiimin, sosyolojik deiimde, gnlk pratiklerin gerekletirilmesinde ve insan psikolojisine etkisindeki konumunu deerlendirmeye ynelik olup;
bireylerin yaam biiminde uluslararas yapnn etkisini ksmen incelemektedir.
II. Dnya Sava sonrasnda uygulanan modernleme politikalarnn yansmas olarak yeni iliki tarzna bal olarak ortaya kan yeni ihtiyalarn yeni
pazar kurallaryla ynetilmesi ilkesi, geleneksel kltr benimseyen evrelerce
ksa srede youn bir eletiri ve tepki ile karlamtr. Latin Amerika, Afrika
ve Uzakdou Asyadaki modernleme uygulamalar, feodal/ulusal/yerel etik yaplarna tahribat verdii lde eletirel bir gelenein de domasn salamtr.
Pek ou henz feodal retim ilikilerini yaayan lkelerde, modernleme uygulamalarna dnk eletirelliin ulusal bamszlk savalar ile btnletii 1950
ve 1960l yllarda, ncelikle ulusal kltr tezlerinin hakim olduu grlmtr.
Etik tartmalarnn bamszlk savan veren burjuvazi, kyller ve entelekteller tarafndan biimlendirilmesi abalar, bu lkelerin ksa srede yeniden Bat
kltrnn etkisi altnda kalmalarna ve takip eden dnemde de kltrel emperyalizm tartmalarnda aktif rol oynamalarna yol amtr. Kapitalist dzende
bir egemenliin deerlerinin bask, g, ekicilik ya da rvetle dier deerlere
sahip toplumlara kabul ettirilmesi biiminde ifade edilen kltrel emperyalizm
kavram, evre lkelerinin etik deerlerini kendi alarndan tanmlama abas
26 Geray, Haluk, Yeni letiim Teknolojileri, Klaslan Matbaaclk. Ankara. 1994, s. 113.
27 Geray, Haluk,1994, a.g.e., s.114

215

Felsefe Dnyas

erevesinde gelitirilmitir.28 Kltrel emperyalizm kavramnn uluslararas


rgtlerde ve evre lkeleri konu edinen bilimsel aratrmalarda yaygn kabul
grmesi, Bat dnyasnn kltrel aratrmalarda ie dnmesi ve egemenliine
ilikin yeni merulatrma yollar aramas ile sonulanmtr. Bu dnemde etik
anlayndaki geliim, zmlemelerde ilk olarak teki olann eklenmesine neden olmutur.
alma ilikilerinde Bat dnyasnn yokedici rekabetten younlam
sermaye anlayna ynelmesi; yirminci yzyln bandan itibaren i-ii ve iyeri arasnda btnletiricilii salayan, standart kalplar balamnda i gren
fordist retim tarznn ksaca retim band yerine alan ile yaplan arasnda
araclla dayanan esnek retim anlayna geilmesine yol amtr. Etike ilikin yeni yaklam tarz bir yandan modernizmin kalplatrd i yap biimlerine kar esnek retimi savunurken; dier yandan da siyasal egemenliin politik
yaamndan syrlarak kendini gnlk yaamda gelitirmesini salamtr. Sermaye birikimindeki deiime paralel olarak etik, kardakini anlayan, anlamlandran
ve evresine aktaran bireyin Ne yaplmaldr? sorusu yerine Neler yaplabilir?
sorusuna verdii yantlar kmesi olmutur. Kltrel almalar yaklam, etii
moral deerlerden (ahlaki retilerden) uzaklatrarak, her kltrn ve toplumsal
yapnn farkl alglad ve kendi sosyal ilikileri ierisinde deerlendirdii bir
zellik olarak tanmlamaya balam ve bireyin ait olduu grup ierisindeki yerine-rolne gre anlamlandrlr olmutur.
almalarna Birmingham niversitesinde Stuart Halln ynetiminde
balayan ve medyay etkisi dolayl ve hatta zor anlalr geni toplumsal ve politik glerin bir ifadesi olarak gren kltrel almalarn hedefi yeni kltrel biimler, pratikler ve kurumlarla toplumsal deiimin arasndaki ilikileri kavramsallamasna katk salayacak aratrma politikalar gelitirmek olmutur.29 Dil
dahil her aracn yaptrc-kurgulayc potansiyeli zerinde younlaan kltrel
almalar yaklam, kltrn maniple edici olduunu ve halkn tmyle pasifliini savunan yaklama kar karak; izleyicilerin pasif ve birbirinin ayn sayan
anlay ykp onun yerine, farkl siyasal ve sosyal ynelimlere sahip izleyicilerin,
mesajlar deifre edi biimlerinin farkln ne karmtr.
ngiliz kltr teorisyenlerinden Raymond Williamsn kltr yaam biiminin tm olarak tanmlamas sosyal sorumluluk erevesinin de tarihsel birikim ierisinde ilerleyerek gelien bir olgu olarak geniletilmesini salamtr.
Williamsa gre iletiim aralarnn kefi snf karlarndan stn olan bir ortak
anlamn kefidir. i snf ise ortak kltre katkda bulunarak toplumun ge28 Schiller, Herbert, Communication and Cultural Domination, Ablex. New Jersey, 1976
29 Kker, Eser, Politikann letiimi letiimin Politikas, Vadi Yaynlar. Ankara. 1998, s. 68

216

Felsefe Dnyas

limesi iin yardm eder. Bu tanmlama kltr snf egemenliindeki rolnden


yoksun eder, snflar ii ve snflar aras kar atmalarn bertaraf eder. Ortak
deerler sadece ideoloji, bilin ve pratikte bir anlama sahiptir.30 Ona gre medya
toplumsal gruplarn karlarnn atma alandr. Yani medya metinleri maddi
tahakkmden ok kltrel liderlik peinde koan toplumsal ajanlarn atmalarn yanstr. Bu nokta da kltrel almalar iinde Gramscinin etkisi kendini
gstermitir. Kltrelci almalar, alt gruplarn hakim snf fikirlerine nasl hem
tabi olup hem de kar kmaya altklarn aklamak iin, Gramscinin bir
mcadele alan olarak ortaya att hegemonya kavramndan yararlanmlardr.
Sosyal sorumluluk ise her toplumsal bloun kendi talepleri dorultusunda ynlendirdii tarihsel ilikiler ierisinde gelimektedir.
Neyin nasl yrtlecei/gerekletirilecei konusunu inceleyen sosyal sorumluluun kltrel almalar yaklam ile olan ilikisi, bireylere stlenmeleri
gereken rol ve statler ile sergilemeleri gereken deerleri ait olduklar toplum
ierisinde ve kendi ilikilerinin neden olduu gereksinimlerde aa kmaktadr.
Medyann her toplum iin farkl bir yeri ve zel atfedilen nemi olduunu vurgulayan kltrel almalar geleneinde toplumun kavrayndan koparlm bir
ierikte deerlendirilen sosyal sorumluluun gerekliin yanlsamas biiminde
algland grlmektedir. Medyaokumak/dinlemek/izlemek isteyenler iin temel toplumsallama aracdr: Medyann genilemesi, eitlenmesi, glenmesi
ve bylece artk toplumdan ayr bir e olarak grlmesidir; medya toplumun srekli olarak tanmlad bir ortam haline gelmitir bugn. Ya da, postmodernizm
kuramclarnn polemiki bir yaklamla ortaya koyacaklar zere, medya toplumdur. Medya neredeyse her konuda bir takm kararlar verir; sosyal ve politik
meseleler konusunda kendi gndemini yaratr ve sonuna kadar bunlarn peinden
gider. Medya dnyasnda rekabet arttka kendisini ahlak bekisi gibi gstermek,
cokulu, fke dolu, heyecan yaratc haberler peinde komak, gazetelerin tirajlarn muhafaza etmek ve ykseltmek iin kullandklar stratejilerden biri haline
gelmitir. Ayn zamanda dengeyi koruyup okuyan halkn daha geni bir kesimini ki bu kesim her durumda eskiye oranla daha ok blnmtr ekmeye
alrken, bu meseleler zerinde gemie oranla daha geni bir fikir yelpazesi de
sunulmu olacaktr.31
III. 4. Eletirel Okul
XX. yzyln ikinci yarsnda iletiim tartmalarnda etkin olan ekonomipolitik yaklama sahip kuramclar, zmlemelerinde Frankfurt Okulunun ka30 Korkmaz, Alemdar, Erdoan, rfan, a.g.e., 1990, s. 285
31 McRobbie, A. Postmodernizm ve Popler Kltr, ev. A.zdek. Sarmal Yaynevi. stanbul.
1999, s. 294.

217

Felsefe Dnyas

pitalist sisteme ve kltrn metalatrlmasna ynelik eletirilerine katlmakla


birlikte, g ilikilerinin dlanmasna ve emeki-izleyici-tketici kitlelerin edilgen bir unsur olarak ele alnmalarna kar kmlardr. Eletirel Okul olarak
tanmlanan ve almalarnda ekonomi-politik yntemi benimseyen teorisyenler,
iletiim konusunu ulusal sorun ve tartmalardan hareketle uluslararasna tayan
bir yapda zmlemeyi tercih etmilerdir. Kapitalist retim tarz ve ekonomik
ilikilerini sorunun kayna olarak gren (Marksist ya da Marksist ynelimli)
kuramclar arasnda da, iletiime ve iletiimin dnya genelinde ileyiine ynelik
zmlemelerinde bir fikir birlii salanamamtr. zmlemeler Souk Savan sona ermesine dein geen srete ksmen kabul edilebilirlerse de; 1990lardan itibaren toplumsal olgular aklamada eksik ve yetersiz kalmaktadr. Gnmzde iletiim konusuna ekonomi-politik bir bak asyla yaklalmas, ulusal
boyut yerine global (dnya genelinde) boyutun bir hareket noktas olarak kabul
edilmesini ve sorunlara bir ya da birka dzeyden deil, tm dzeylerden yaklalmasn gerektirmektedir.
Eletirel Okul teorisyenleri arasnda da iletiime yaklam dzeyleri tartmalara yol amtr. 1970lerin sonunda Kanadal Dallas Smythe, Avrupadaki
eletirel aratrmalarn dayand kuramsal erevenin, televizyonu kopuk kopuk
stratejilerin, ideolojilerin retim yeri gibi gstermesinin aratrmalara zarar verdiini belirterek, Avrupal kuramclar televizyonun ekonomik mant konusunda
krlkle (blindspot) sulamtr. Smythe, kart bir dnce olarak, televizyonun hangi balamda olursa olsun her eyden nce reklamclara satlabilir izleyiciler reticisi olduunu, ada kapitalizmde izleyicinin, iletiim rnlerinin
metalam biimini oluturduunu ileri sryordu. Buna karlk olarak, ngiliz
aratrmac Nicholas Garnham ise bu tavrn, televizyonu belirlemede ekonomik
mantk kadar etkili olan siyasal ve kltrel boyutu yeniden kmaza sokmak anlamna geldiini sylemitir.32
ngiliz iletiim kuramcs Nicholas Garnham, toplumsal ve tarihsel olmayan kuramlarn tuzandan kanmak iin, kitle iletiim aralarna ynelik
incelemelerde tarihsel maddecilik yaklamna bavurulmas gerektiini savunmutur.33 Garnham, nce ulusal ekonominin ardndan da dnya ekonomisinin yaratldn; kapitalist sistemin anlamlandrlabilmesi ve geliiminin tespit
edilmesi iin retim sisteminin kendini srdrme yetisinin, art deerin eitsiz
dalmnn merulatrlmasnn ve ekonomi ile ideoloji arasndaki balarn in32 Mattelart, Armand ve Mattelart, Michele. letiim Kuramlar Tarihi, letiim Yaynevi. stanbul.
1998, s. 98-99.
33 Garnham, Nicholas, Capitalism and Communication: Global Culture and the Economics of
Information. Sage Publications. London. 1990, s. 203

218

Felsefe Dnyas

celenmesi gerektiini savunmaktadr. Garnhamn, kltrel maddecilik olarak


adlandrlan yaklamda; ekonominin ideolojik belirleyiciliinde iletiim aralarnn grevi n plana kar. Garnham yaklamn u ifade ile zetler: imdi kitle
iletiiminin kurumsallam pratikleri ve demokratik siyaset arasndaki ilikiyle
ilgili temel iddiam ksaca zetlemek istiyorum. lk olarak, demokrasi teorisi ve
pratiinin tam kalbinde iletiimsel eylemin bir trnn yattn aksiyom olarak
kabul etmekteyim. Bir vatandan hak ve grevleri genellikle toplanma, ifade ve
enformasyon edinme zgrlkleri asndan tanmlanmaktadr. Bu zgrlkler
olmasayd vatandalarn aralarnda toplumsal hedefler ve aralar konusunda tam
(consensual) ya da ounluku (majoriterian) bir uzlamaya varmalar iin gerekli olan bilgilere; birbirlerinin grlerinin bilgisine; yrtmeyle ilgili sorumlu
grevlerde bulunanlarn icraatlaryla ilgili bilgilere; toplumsal ve zel karlarla
ilgili uygun kararlara ulamak iin gerekli evresel faktrlerin bilgisine ulamalar imkansz olacaktr.34 Garnham, ideolojilerce anlamlandrlan zgrlklerden ok o zgrl douran tarihsel koullarn incelenmesi gerektiini savunur.
Garnhama gre, kltrel maddecilik simgesel iliki srelerinin indirgenemez
maddi belirleyicilerine eilmeyi ve kapitalist retim biiminin genel gelimesi
iinde, tarihsel olarak bu srelerin mal retimi ve deiimi alan iine ve hangi etkilerle getirildii yollarna bakmay gerektirir. Garnham, 1980-90l yllar
ise kltrel maddeciliin uluslararas boyutta anlam kazanmaya balad dnem
olarak tanmlar: Tarihsel olarak sistem rasyonalitesinin hem ekonomik hem de
siyasal ynlerinin sadece kresel olmakla kalmadn, biraz da kresel dolayml
iletiim sistemlerinin bymesi ve yaylmas sayesinde, dnya nfusunun gittike artan bir ksm tarafndan kresel olarak anlaldn dnyorum. inde
yakn zamanlarda meydana gelen olaylarn da gsterdii gibi, artk tm siyasal
aktrler tek bir dnya sahnesinde oynuyorlar; dilsel ve kltrel eviri sorunlarna
kar da sembollerden oluan bir dnya dilini kullanyorlar.35 Farkl kltrlere ramen, kapitalist sistemin dnya genelinde bir kamusal alan yarattn ve
bu kamusal alann ayakta durmasnn da enformasyon toplama, deerlendirme
ve iletiim sistemiyle salandn belirten Garnham, evrensel siyasal ve medya
sistemi sayesinde yaratlan evrensel etkiyi gzler nne sermektedir. Ona gre,
eer pazar gleri kreselse, ie yarayacak her siyasal yant da kresel olmak zorundadr. Tek bana bir vatanda veya bir grup, nadir olarak rastlanan durumlar
dnda, zerinde karar verilmi oyun her ne olursa olsun, oyundan ekilemez,
oynamay reddedemez.36
34 Garnham, Nicholas, 1990, s. 278-280.
35 Garnham, Nicholas, 1990, s. 283.
36 Garnham, Nicholas, 1990, s. 285.

219

Felsefe Dnyas

Eletirel Okul asndan etik konusu ise daima tartmal bir konu olmutur. Marx ve Engelsin toplumun retim aralarna sahip olanlar o toplumdaki
zihinsel ve fikri retimi de belirler yaklamndan hareket eden eletirel okul
kuramclar (Smythe, Schiller, Garnham, Mattelart, Mosco vd.) moral\ahlaki anlamda kt olan ile etik anlamda yanl olann farkllklarna vurgu yapmlardr.
zellikle Nazi rejimi dnemi Almanyasnn kitle katliamlarn estetikletirme
abasna total bir eletiri getiren Frankfurt Okulu, insan onurunun ne karld
ve insanlar arasndaki dayanmann vurguland etkinlikleri etik olarak grmtr. Genel i yap pratiklerinin doasndaki ahlak dla ve her zaman kapitalist sistemin ileyiini destekleyecek biimde kurallatrmalarna dikkat eken
eletirel okul, yirminci yzyln ikinci yarsnda evrensel etik kurallarna sarlan
uluslararas dzenin karakteristik yapsna vurgu yapmaktadr. Etik anlaynn
halkla ilikiler asndan deerlendirmesini yapan Erdoan37a gre Bernaysin
1920lerde gelitirdii paradigma zellikle halkla ilikiler irketlerinin i vereni her pozisyonda savunmas ve bununla birlikte gelen nesnellikten yoksunluk
artc olmamaldr; nk ticaretin kabul edilen doas budur. Medyann etik
sorununun temelinde, kitle iletiim etkinliklerinin sahte imajlar yaratma, yanltma ve ynlendirme arac olma ve gerei yeniden retme dnceleri yatmaktadr. Cemiyet, dernek ve vakflarn srekli etik konusunu ilemelerinin ardnda
kapitalist ideolojinin kontroll alternatif ina etme, gndem oluturma ve gndem ynetiminde kulland bir anlay yer almaktadr. Eletirel Okul, ideal veya
standart bir etik anlayna gndermede bulunan ve dier deneyimleri etiksizlikle
sulayan ana akm yaklama kar, neyin nasl yapldn anlamlandrmaya alan bir ereve izmekte ve bireyleri etik olmamakla sulamak yerine bireylerin hangi koullar altnda dncelerini eyleme geirdiini inceleyen bir soruna
yaklam tarzna sahiptir. Eletirel Okula gre etiksizlik diye bir ey olmaz.
kltr farklar ve bu farklarn altn izdii etik farkllar oluur.38
Eletirel Okul sosyal sorumluluu kltrel farklar, etik, korku kullanm,
seks ve iddet gibi alanlarn iine hapsetmek ve kurumsal dzeyde medyaya yklemeksizin bireyi biimlendiren toplumsal retim ve g ilikileri ierisinde aramaktadr. Sorunlar, eylemlerin yksek ahlak standartlarna uygun bir biimde
gerekletirilmemelerine, moral deerlerin dmesine, pazarda rekabet halindeki
organizasyonlarn doruyu sunmamalarna ve bireylerin drst olmamalarna
bal bir srecin sonucu deil nedenidir. Sorun toplumsal g ilikilerinin, eylemleri yaplmas gerekenin yapld eklinde nitelemesinde ve eylemler baka
trde ekillenirse zaten olandan farkl bir ey olacana gndermede bulunmasn37 Erdoan, rfan, letiimi Anlamak, Erk Yaynevi. Ankara, 2002, s. 395.
38 Erdoan, rfan, a.g.e., 2002, s. 397

220

Felsefe Dnyas

da aranmaldr. Serge Halimi, kitle iletiim aralarnn sorumluluunu u szlerle


betimlemektedir: Gittike daha bir hazr ve nazr kesilen medyalar, gitgide daha
itaatkar gazeteciler, gnbegn bayalaan haber. Toplumsal dnm iradesi
daha uzun bir sre bu engele taklacak. simsiz bir parti, hibir ey beklenemeyecek bir oligari karsnda, medyadaki izgi dlklarnn deimez olduunun
bilincindeki muhalif sesleri aramak ve cesaretlendirmek tek kar yol. Eer biraz
olsun bu kara tabloya -ki bu tablo ayn zamanda bir tahmindir- bir ferahlk getirebiliyorsa, bunu propagandann baarszlna borluyuz. Toplumsal hayat ekrana diren gstermekte, nk bu hayat sanal deil ve iktidarn mekanizmalarn,
reddin ivediliini haberden daha iyi gzler nne sermekte.39 Medya ile sunulan
basit bir haber deil; ekonomik, politik ve kltrel lekte gerekleen bir sistem
merulatrma giriimidir ve izleyicilere/okurlara den sorumluluk ise kendine
sunulann\satlann sosyalliinin (daha dorusu sosyal ilikilere egemen olan kr
gdsnn) bilincinde olmaktr.
Sonu
Gnmzde medya kurulularnn genel anlamda benimsedikleri ilkeler
ve sorumluluk anlaylar liberal-oulcu bir anlay ierisinde ekillendii gzlenmektedir. Basn zgrln demokrasinin temeli olarak kavrayan bu yaklam tarz medya rgtlerinin de alma tarzn ortaya koymaktadr. Ayn sistem ierisinde medya holdinglerinin yayn denetimlerinden sorumlu kurumlarn
(Trkiyede RTK, Amerikada FCC gibi) topluma kar sorumluluk anlay
gerei ana akm yaklam benimsedikleri ve medyann yayn politikasnn denetimini de yasal dzenlemeler erevesinde ele aldklar sylenebilir. Bu kurumlarn bulunduklar siyasal sistem ierisindeki zerklik yaplar, uygulamalarn nasl
bir ekil aldn ortaya koymaktadr.
Medya alanndaki yasal dzenlemelerle, ierdii yaptrmlar ve cezalar, medyadaki baz uygulamalar caydrc hale getirmektedir. Medya profesyonelleri etik
ilkeleri iselletirerek uygulamak yerine, bu yasal engellerden syrlabilme yollan
zerinde younlamaktadrlar. Ancak, medya endstrisindeki egemen dinamiklerin,
meslein kurallarn ve uygulan biimlerini belirledii kanlmaz bir gerektir.
Medya kurumlarndaki egemen profesyonel kltr, alanlarn biimlenmelerinde birinci derecede etkilidir.
Kamuoyunda merak uyandran ve haber deeri olan olaylar hakknda bilgi
toplamak iin bavurulan yntemlerin ou kez etik olmadklar dikkat ekmektedir. Etik kuram ve ideallerin gazetecilik faaliyetlerinde uygulanamayaca ileri
srlmektedir. Bylece, gazetecilerin etik olarak duyarl ve sorumlu olmas gerek39 Halimi, Serge, Dzenin Yeni Bekileri, ev. R. Duran. Evrensel Yaynevi. stanbul,1999, s.133

221

Felsefe Dnyas

tii dncesi, sadece retorik olarak kalmaktadr. Etik, gazetecilik faaliyetlerinin doru drst yaplmasn engelleyen bir olgu olarak alglanmaktadr. Medyada
sorumluluk ve etik tartmalarnn odana, en alt dzeyde alan ve en az denetim
olana bulunan kii olarak muhabir yerletirilmektedir. Medyann sahipleri ve karar mekanizmalarnn en st noktalarnda bulunan kiiler daha az sorgulanmaktadr. Etik problemler ounlukla medyann mlkiyet yapsndan ve yerleik profesyonel pratiklerden kaynaklanmaktadr. Buna karlk sorunlar, muhabir ve editr
dzeyinde zmlenmeye allmaktadr.40
Akademik evreler ise gnmzdeki medya politikalarn deerlendirirken
konuyu farkl ynleri ile ele alarak izleyici, mlkiyet yaps, rgt alan gibi
konular zerine aratrmalar yapmaktadr. niversitelerin medya olgusuna yaklam tarz olarak gelenekselcilie kart bir tavr benimsedikleri; ancak kartln
kltrel almalar ierisinden gelitii grlmektedir. zellikle son dnemde
younlaan postmodern kltr ve etkilerinin dnya leinde yaygnlamas yerel kltrn geri plana itilip etik anlaynn kresel lekte deerlendirildii bir
yapnn biimlenmesini salamtr. rgtsel yapnn ve izleyicilerin yerellikten
hareket ederek kresele ulama abalar ile direniin yerel olan sahiplenilerek
gerekletirilmesi tartmalarn yerel-kresel ekseni etrafnda yrtlmesini salamtr.
Uluslararas rgtler ve haber ajanslar da medya faaliyetlerini kltrel
olgular zerine odaklayarak kltrel transferler ve kltrel farkllklar zerine
oturtmakta; rgtsel yap pratiklerine belirli standartlar getirme abasna girmektedirler. 1970lerin bandan itibaren uluslararas ilikilerde egemen klnmaya allan denge ve anlay ortamna haberleme ve iletiim unsurlarnn nemli
lde katkda bulunabilecei pek ok ortamda vurgulanm ve 1978 Bildirgesi
ile netletirilmitir. zleyicilerin de aktif katlmn esas alan yeni yaklam tarz
balangta ABD ve ngiltere tarafndan reddedilmise de, zamanla uluslararas
kabul grm etik ilkelerinin yumuamas ve sanayileen-btnleen medya holdinglerinin karlaryla uyumlu hale gelmesi nedeniyle dnya leinde benimsenmitir.
letiim alannda alanlarn sosyal sorumluluklarnn salt izleyicilerine
kar deil, toplumun geneline kar olduunu savunan yaklam, grevin sadece
olup biteni aktarmak deil; ayn zamanda olaylarn nedenleri zerinde durmak
ve bunlar okuyuculara-izleyicilere iletmek olduunu belirtmitir. Bu durum etik
ve sosyal sorumluluu iletiim de salt ilke dzeyinde kalmamas gereken, ayn
zamanda eyleme de geirilmesi zorunlulua dnen bir sre olarak grlmeyi
gerektirmitir.
40 apl, Blent, Medya ve Etik, mge Yaynlar. Ankara, 2002, s. 221-222.

222

Felsefe Dnyas

z
Etik ve Sosyal Sorumluluk Kavramlarnn
letiim Kuramlar Balamnda Anlamlandrlmas
Kapitalist sistemin bireyler zerindeki egemenliinin enformasyon toplumu, bilgi a, biliim uygarl gibi sloganlarla gizlenmeye alld gnmzde, ulusal ve uluslararas medya kanalyla sunulan/dayatlan etik ve sosyal
sorumluluk anlaynn, temelde egemen yapyla uyumlu olan norm ve yarglarn
devam ettirilmesi, i ile alma yaamndaki kurallarn ve standartlarn benimsenmesi; uyumlu olmayan sosyal deer ve tutumlarn ise terk edilmesi biiminde
ortaya kt grlmektedir. Bu alma kapsamnda da etik ve sosyal sorumluluk olgularna iletiim aratrmalar ierisinden yaplan bir snflandrma ile yaklalmas amalanmaktadr. letiim aralarnn ieriini oluturan haber, yorum,
bilgi, reklam, ilan gibi unsurlarn okuyucular/dinleyiciler/izleyiciler tarafndan
nasl anlamlandrldklar ve bu unsurlara yer veren medyann hangi politikalara
dayanarak sunduklarn merulatrd bu incelemenin kapsamn oluturmaktadr. alma kapsamnda soruna yaklam tarzlarnn, etik ve sosyal sorumluluk
ile olan balarnn kurulmas, medyann anlamlandrlmas bakmndan nemlidir.
Anahtar Kelimeler: Etik, Sosyal Sorumluluk, letiim Kuramlar, Medya
Abstract
Interpretation of Ethical and Social Concepts
in the Context of Communucation Theories
It is now being observed that the Capitalist system is emerging in todays
world where its hegemony is being tried to be concealed by the terminologies
like information society, information age and information civilization either by; sustaining the norms and judgments of ethics and social responsibilities
dictated by national and international mass media or; adoption of the rules and
standards in the professional and business life or; abandonment of irrelevant social values and attitudes. It is aimed to approach to ethics and social responsibility cases by a classification within communication researches in this study. The
main content of this study is based on the perception of the components of mass
media like news, commentaries, information, advertisement and notices, etc. by
the readers or audience and based on the which strategies the represented content
being legitimated by the mass media giving place to these components. Within
the content of this study, it is essential the determination of styles to approach the
problem in terms of construing the mass media and establishing the connections
between ethics and social responsibilities.
Keywords: Ethics, Social Responsibility, Communication Theories, Media
223

Felsefe Dnyas

Kaynaka

Alemdar, Korkmaz. ve Erdoan, . (1990). letiim ve Toplum. Bilgi Yaynevi.


Ankara

Curran, J. vd. (1993). letiim Aralar zerine alma: Kuramsal


Yaklamlar. ev. M.zbek. LEF Yllk. Ankara.

apl, B. (2002). Medya ve Etik. mge Yaynlar. Ankara.

Derrida, J. (1994). Gstergebilim ya da Gramatoloji. ev. A.Akay. teki


Yaynevi. Ankara.

Erdoan, . (1997). letiim Egemenlik Mcadeleye Giri. mge Yaynevi.


Ankara.

Erdoan, . (2002). letiimi Anlamak. Erk Yaynevi. Ankara.

Garnham, N. (1997). Ekonomi Politik ve Kltrel almalar: Birleme mi


Boanma m? ev. S.elenk. Teori ve Politika. Say: 8.

Garnham, N. (1990). Capitalism and Communication: Global Culture and the


Economics of Information. Sage Publications. London.

Garnham, N. (2001). Bir Kltrel Materyalizm Teorisine Doru. ev.


S.elenk. Praksis No: 4.

Geray, H. (1994). Yeni letiim Teknolojileri. Klaslan Matbaaclk. Ankara..

Halimi, S. (1999). Dzenin Yeni Bekileri. ev. R.Duran. Evrensel Yaynevi.


stanbul.

nal, A. (1995), Yazl Basn Haberlerinde Yapsal Yanllk Sorunu. Toplum


ve Bilim. Say: 67. Birikim Yaynlar. stanbul

nal, A. (1996). Haberi Okumak. Temuin Yaynlar. Ankara..

rvan, S. (1997). Medya, Kltr, Siyaset. teki Yaynevi. Ankara.

Keane, J. (1993). Medya ve Demokrasi. ev. H.ahin. Ayrnt Yaynevi.


stanbul.

Kker, E. (1998). Politikann letiimi letiimin Politikas. Vadi Yaynlar.


Ankara.

Mattelart, A ve Mattelart, M. (1998). letiim Kuramlar Tarihi. letiim


Yaynevi. stanbul.

McQuail, D. ve Windahl. S. (1997). Kitle letiim Modelleri. mge Yaynevi.


Ankara.

224

Felsefe Dnyas

McRobbie, A. (1999). Postmodernizm ve Popler Kltr. ev. A.zdek.


Sarmal Yaynevi. stanbul.

Mutlu, E. (1995). letiim Szl. teki Yaynevi. Ankara.

Schiller, H. (1976). Communication and Cultural Domination, Ablex. New


Jersey

Ta, O. (2012). Gazetecilik Eitiminin Mesleki Snrlar. letiim Yaynevi.


stanbul.

UNESCO. Uluslararas Anlay ve Kitle letiim Aralar Semineri. Hacettepe


niversitesi Yaynlar. Ankara. 1980

Ward, J. A. (2004). The Invention of Journalism Ethics: The Path to Objectivity


and Beyond. Montreal. McGill-Queens University Press.

225

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

ENSTENA GRE BLM, DN VE FELSEFE:


DN FELSEFES AISINDAN BR ZMLEME
ahin EFL*

Giri
Hi phesiz ki, Albert Einstein (18791955), sadece 20. yzylda deil, bilim ve dnce tarihinde de gelmi ve gemi en byk bilim adam ve
dhilerden birisidir. Onun sra d bir kimlie ve kiilie sahip olmasnda stn zeks ve bitmek tkenmek bilmeyen alma azmi yannda ortaya koyduu
bilimsel teoriler ve bu teorilerin altnda yatan derin felsef anlay etkili olmu
olsa gerektir.1 Bu balamda Einsteinn fizik kadar olmasa bile genlik dneminden itibaren felsefeyle de yakndan ilgilendii bilinmektedir. Onun ilm ve fikr
dnceleri zerinde Alman felsefe geleneinin ve zellikle bu gelenein nde
gelen filozoflarndan Immanuel Kantn (17241804) etkisi olduka byktr.2
*
1

nn niversitesi, Fen-Edebiyat Fak., Felsefe Blm, Yrd. Do., sahin.efil@inonu.edu.tr.


Einstein, zafiyet Teorisi adl kitabnda, izafiyet (zel izafiyet ve genel izafiyet) teorilerini
hem yetkin bir teorik fiziki, hem de bir felsefeci gibi ele alm ve zmlemelere gitmi
grnmektedir. zafiyet teorileri hakknda geni bilgi iin bkz bkz. Albert Einstein, zafiyet
Teorisi, ev. Glen Akta, Say Yay., stanbul 1998. Ayrca o, Kuantum Teorisine de ciddi
katklarda bulunmu bir bilim adamdr. Bkz.Stephen W. Hawking, Zamann Ksa Tarihi,
ev. Sabit Say-Murat Uraz, Milliyet Yay., stanbul 1991, S. 68. Kuantum teorisinin tarihesi,
mahiyeti ve buna ilikin tartma ve yorumlar hakknda geni bilgi iin bkz. Werner Heisenberg,
Fizik ve Felsefe, ev. Necibe akrolu, stanbul Teknik niversitesi Matbaas, stanbul 1972.;
Max Planck, Modern Doa Anlay ve Kuantum Teorisine Giri, ev. Ylmaz ner, Spartaks
Yay., stanbul 1996. Ayrca bkz. Alastair I. M. Rae, Kuvantum Fizii: Yanlsama m, Gerek
mi?, ev. Yurdahan Gler, Evrim Yay., stanbul 2000.
Bu anlamda Einstein, genlik yllarnda bata Kantn en nemli yapt saylan Saf Akln
Eletirisi olmak zere, Pratik Akln Eletirisi ve Yarg Gcnn Eletirisini zmseyerek
okumutur. Dahas o, bir smestir boyunca Yeni Kantlkn temsilcilerinden August Stadlern
seri konferanslarna da devam etmitir. Geni bilgi iin bkz. Don A. Howard, Albert Einstein
as a Philosopher of Science, Physics Today, December 2005, s. 3540.; Kr. Jrgen Neffe,
Einstein: Bir Yaam yks, ev. Fikret Doan, letiim Yay., stanbul 2009, s. 43, 68.; Shana
Priwer ve Cynthia Philips, Her Ynyle Einstein, ev. Haydar Yaln, Arkada Yay., Ankara
2009, s. 22-23. Ayrca Einsteinn ileri srd teorilerle Kant Felsefesi arasnda genel olarak
nasl bir iliki olduunu grmek iin bkz. Friedel Weinert, The Modern Synthess: Einsten
And Kant, Forum Philosophcum 14(2009), s. 193216. Dier taraftan Einsteinn okuduu
felsef yaptlar sadece Kantla da snrl deildir. Platonun Diyaloglar ve Spinozann Etiki
de bu okumalar arasnda nemli bir yer tutmaktadr. Bkz. Albert Einstein, Yaam, lm, Sava,

226

Felsefe Dnyas

Bu etkiyi, o, yle dile getirir: Almanyann salna kavumasn, Kant ve


Goethe gibi nemli kiilerin sadece zaman zaman anlan isimler olmaktan karak, ilkelerinin toplumsal hayat ve genel bilin dzeyinde yaygn hale gelmesini
umut ediyorum.3 Bu bakmdan, Einstein, fiziksel teori ileri srme ve gelitirmeyi, bunlar zerinde cidd ve derin zmlemeler yapmay, mantksal ve felsef
akl yrtmeleri, dahas fizie felsef bir perspektiften bakabilmeyi byk lde
Kant felsefesine borlu olsa gerektir. Dolaysyla Einsteinn ileri srd teoriler, hem bilimsel, hem de felsef veriler zerine oturmu4 grnmektedir.
Bununla birlikte, Einstein gibi nde gelen bir bilim adamnn din, Tanr ve
felsefeye ilikin dnceleri, bu dnceleri neye dayandrd ve nasl deerlendirdii, bunlarla nasl bir iliki iinde olduu gibi konular teden beri hep merak
konusu olmutur. Bu balamda birinci snf fiziki ve muhteem bir zihin5 olan
Einsteinn din ve metafizie dair dncelerini aa karmak, bu dnceleri
felsef adan ele almak ve deerlendirmeye tabi tutmak, byk bir nem tamaktadr. Dolaysyla bu mesele, felsefeyi olduu kadar din felsefesini de yakndan ilgilendirmektedir. Kald ki, Einsteinn bilge6 ve filozof-bilim adam7
olmas, onun bilimsel dncelerinde olduu gibi din ve teolojik dncelerinde
de felsef bir boyutun olduuna iaret etmektedir.
Hemen belirtelim ki, Einstein, hangi din olursa olsun, genelde dinin anlam
salayc bir unsur olduuna inanm, bu bakmdan onun nemini ve deerini
takdir etmitir. Ona gre,
nsan hayatnn ya da bir btn olarak organik hayatn anlam dini varsaymay gerektirmektedir. Bu bakmdan, hem kendi, hem de trdelerinin
hayatnn anlamsz olduuna inanan, sadece bahtsz deil, ayn zamanda neredeyse bu hayattan diskalifiye olmu biridir.8

3
4
5
6
7
8

Bar, Bilim, Din, Tanr ve Dier eyler zerine, ev. B. Gndz, Sarmal Yay., stanbul
Tarihsiz, s. 32, 43.; Antony Flew, Yanlmm Tanr Varm, ev. Hasan Kaya-Zeynep Ertan,
Profil Yay., stanbul 2008, s. 98.
Albert Einstein, Benim Gzmden Dnya: Felsef ve Siyasi Yazlar, ev. Demet Evrenosolu,
Alfa Yay., stanbul 2009, s. 83.
F. S. C. Northrop, Doa Felsefesi Sorunlarna Giri, Fizik ve Felsefe (iinde), ev. Necibe
akrolu, stanbul Teknik niversitesi Matbaas, stanbul 1972, s. 132.
Krista Tippett, Giri, Einsteinnn Tanrs (iinde), ev. Gizem Aldoan, Haz. Krista Tippett,
H2O Yay., stanbul 2012, s. 32.
Tippett, Giri, s. 32.
Teoman Dural, Filosof-Bilim adam ve Felsefe-Bilime likin Mlakat, http://www.
teomandurali.com/node/46 (30. 01. 2009).
Einstein, Benim Gzmden Dnya, s. 1.

227

Felsefe Dnyas

Buna gre din, insann anlam arayna cevap verebilecek nerdeyse tek
kutsal yapdr.9 Bu bakmdan, dinin insan hayatna ve iinde yaad dnyaya
anlam katmas olduka nemlidir. nk anlamszlk, insan bolua ve bunalm felsefesinin ana drerek mutsuzlua sevk edebilir. Bu yzden, Einstein,
dinin gerekliliine ve nemine ayr bir vurgu yapmtr. Ona gre, kendi hayatn ve dier canllarn hayatn anlamsz olarak niteleyen bir insan, sadece mutsuz
deil, ayn zamanda yaamaya deer de deildir.10 Bununla birlikte, Einstein,
genel olarak din inan ve dncelerin nasl ortaya ktna da aklk getirmeye alr. Buna gre o, dnce tarihi boyunca insanlarn eitli sebeplere bal
olarak dine ve Tanrya inandklarn, bunlar arasnda korku ve toplumsal beklentilerin nemli bir yer tuttuuna iaret eder. Ancak o, kiisel olarak din ve Tanr
fikrinin ortaya kmasna kaynaklk eden bu sebeplere itibar etmez grnr.11
Einstein, sz burada din veya metafizikle kiisel olarak nasl bir iliki iinde
olduuna ve hangi anlamda dindar olduu konusuna getirir:
Her ne kadar korkuyla karm olsa da, dini douran ey esrardr. Aklmzn sadece en basit ekilde kavrayabildii, nfuz edemediimiz bir eyin
varolu bilgisi, en derin akln ve en parlak gzelliin tezahr gerek bir
dini tavr oluturan da, bu bilgi ve duygulardr. te ben sadece ve sadece bu
anlamda gerek bir dindarm.12

Dier bir deyile, benim dindarlm, gereklii kavrayabilmemiz iin


kendisini kklerde aa vuran sonsuz byklkteki bir ruha duyulan mtevaz hayranla dayanr.13 Einstein, burada gerekliin kavranyla dindar olmak
arasnda bir iliki ve bir ba kurmaktadr. Ona gre, sanat ve bilimin kkeninde
olduu gibi dinin kkeninde de esrarengiz olann deneyimi14 gizem15 veya
hayranlk yatar. Hem bilim ve sanatn, hem de dinin kkeninde bir gizem ve
esrarn olmas dikkat ekici grnmektedir. nk bir bilim adam olarak, o da,
evrene ilikin aratrmalar yaparken esrarengiz olan ve hayranlk uyandran bir
deneyim yaamtr. Bu, isel, gizemli ve derin bir deneyimdir. Dolaysyla kendi deyimi ile Einsteinn dindarl evresinden veya kutsal kitaplardan ok
9

10
11
12
13
14
15

Bkz. Einstein, Yaam, lm, Sava, Bar, Bilim, Din, s. 36. Anlam ihtiyac, insann egzistansiyel
ihtiyalarnn banda gelmektedir. Bkz. Cafer Sadk Yaran, nsann Egzistansiyel htiyalar
ve Dinin Perenniyal Cevaplar,Ondokuz Mays niversitesi lahiyat Fakltesi Dergisi, Say:
1213, Samsun 2001, s. 8283.
Albert Einstein, Fikirler ve Tercihler, ev. Z. Elif akmak, Arion Yay., stanbul 2004, s. 21.
Geni bilgi iin bkz. Einstein, Benim Gzmden Dnya, s. 2426.; Einstein, Fikirler ve
Tercihler, s. 48-49.
Einstein, Benim Gzmden Dnya, s. 5.
Einstein, Yaam, lm, Sava, Bar, Bilim, Din, s. 32.
Einstein, Benim Gzmden Dnya, s. 5.
Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 20.

228

Felsefe Dnyas

genelde bilimsel aratrmalar neticesinde yaad ve rendii bir eydir. Ona


gre,
Daha yksek bir dzenin btn bilimsel almann arkasnda dnyann
mantkl veya anlalabilir ekilde yaratlm olduuna dair, dini duyguya
benzer bir inan olduu kesindir Kendisini deneyim dnyasnda ortaya
koyan stn bir akl iersinde yer alan bu salam ve derin duygulara sk
skya bal inan, benim Tanr anlaym anlatmaktadr.16

Grld kadaryla bilimsel almalarn kkeninde yer alan salam ve


derin duygular, Einsteinn dine ve Tanrya ilikin grlerinin temelini de tekil
etmektedir. Dolaysyla bu duygular, onun fiziksel dnya ile metafiziksel dnya arasnda veya kutsalla bir ba kurmasna sebep olmu grnmektedir. imdi
Einsteinn szn ettii bu duygunun mahiyetine biraz daha yakndan bakalm.
a-Kozmik Din Duygu veya Din Tecrbe
Din anlaya kaynaklk eden, Einsteinn asl zerinde durduu ve benimsedii temel faktr, kendi deyimi ile kozmik din duygudur.17 Hemen belirtelim
ki, onun burada kullanm olduu kozmik din duygu tabiri yerine, din tecrbe tabirini kullanmak, konunun daha grnr hale gelmesine ve daha anlalr
olmasna katkda bulunacaktr. Ancak her iki tabiri kullanmak da mmkndr.
Peki, bu, nasl bir duygu veya tecrbedir? Einstein, konuya u ekilde aklk
getirmeye alr:
Bu duygudan nasibini almam birine, bunun nasl bir ey olduunu anlatmak ok zordur Birey, insan arzularnn ve amalarnn nafile olduunu,
hem doada, hem de dnce dnyasnda aa kan ycelii ve harikulade
dzeni hisseder. Bireysel varoluunu, bir nevi hapishanede olarak alglar ve
evreni anlaml tek bir btn olarak tecrbe etmeyi ister. Kozmik din duygunun balangc, geliimin erken dnemlerinde bile kendini gsterir. rnein
Davudun ilahilerinin ounda ve dier peygamberlerin ilahilerinin bazlarnda mevcuttur.18

Einstein gibi dindar dhileri19 dier insanlardan ayran en nemli zelliklerden birisi de, yle grnyor ki, birincilerin kozmik din duygu veya tecrbeye
sahip olmalardr. Evrendeki sra d hassas dzeni ve ince ayar 20(the fine-tu16 Albert Einstein, Ideas and Opinions, trans. Sonja Bargman, Dell, New York 1973, p. 225den
naklen Flew, Yanlmm Tanr Varm, s. 100101.
17 Einstein, Benim Gzmden Dnya, s. 29.; Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 49.; Einstein,
Yaam, lm, Sava, Bar, Bilim, Din, s. 33.
18 Einstein, Benim Gzmden Dnya, s. 2627.
19 Einstein, Benim Gzmden Dnya, s. 27.
20 Bilim adamlar, son yirmi otuz yl boyunca, evrende insan yaamna imkan verecek olduka
kompleks ve hassas baz zel artlarn var olduunu kefetmilerdir. Bkz. William L. Craig,

229

Felsefe Dnyas

ning) idrak eden bilim adam, evreni anlaml tek bir btn olarak tecrbe etmeye
balad andan itibaren metafizikle bir biimde balant kurmu demektir.
Bu balamda kozmik din duygu, daha ok doadaki hassas dzen, ince
ayar ve doa yasalar, dnyann muhteem yaps ve ileyii21 karsnda bilim
adamnn hissettii mucizev, cokulu ve metafiziksel bir duygu ve snrsz bir
hayranlktr.22 Bu duygunun, daha ok bilim adam, iinde yaad lemi bir btn olarak kavrarken ve tecrbe ederken meydana geldii grlmektedir.23 Dier
bir deyile, kozmik din duygu veya tecrbe, kaostan deil, kozmostan hareketle
ortaya kan ve oluan zel bir tecrbedir. Einstein, bizzat yaad bu duygu younluunu, dolaysyla dini tecrbeyi daha ak ve daha anlalabilir bir biimde
yle ifade eder:
Derin bir bilimsel kavraya sahip olan kiiler arasnda, kendine zg bir
dini duyguya sahip olmayan, neredeyse yok gibidir. Fakat bu, sradan insann dininden farkldr. Bu balamda dini duygu, mthi bir akln da
vurumu olan doa yasalarnn uyumu karsnda duyulan cokulu bir hayret
biiminde kendini gsterir.24

yle grnyor ki, din tecrbe, derin ve kapsaml bilimsel aratrmalar


srasnda bilim adamnn zihinsel ve kalb dnyasnda oluan ve ortaya kan bir
nevi mistik ve metafizik duygu younluudur. Kozmik din duygu, bir yandan
evrenin entelektel mahirliinde bir huu hali, bir hayranlk hissi yaratrken,
bir yandan da, evrenin hametinden, yceliinden, devasa halinden onun sra
d incelii, gzellii ve matematiksel zarafetinden de25 izler ve etkiler tar.
Bu din duygu, kozmosu yekpare bir btn olarak kavramann ve tecrbe etme-

21
22
23
24
25

The Teological Argument and The Anthropic Principle, The Logic of Rational Theism
Exploratory Essays, (ed. W.L.Craig, Mc Leod Mark S), Edwin Mellen Press, Lewiston, 1990,
s. 128. Doann temel kuvvetleri (ekim kuvveti, elektromanyetik kuvvet, zayf ve gl
ekirdek kuvvetleri), parack ktleleri, evrenin genileme oran ve baka birok ey, evrende
uurlu ve canl hayat meydana getirmek iin ok hassas bir biimde ayarlanm olmas, yani
oradaki ince ayar birok bilim adam ve dnr derinden etkilemitir. Bkz. John Leslie,
Creation Stories, Religious and Atheistic, International Journal for Philosophy of Religion,
vol. 34, No: 2, London, October, 1993, s. 67.; John Leslie, Universes, Routledge, London-New
York, 1989, s. 27.
John Polkinghorne, Kuarklar ve Yaratl, Einsteinnn Tanrs (iinde), ev. Gizem Aldoan,
Haz. Krista Tippett, H2O Yay., stanbul 2012, s. 255.
Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 52.; Einstein, Yaam, lm, Sava, Bar, Bilim, Din, s. 41.
Einsteinn dini ve Tanrsal inanc, dolaysyla kozmik dini tecrbesi hakknda geni bilgi iin
bkz. Flew, Yanlmm Tanr Varm, s. 97101.
Einstein, Benim Gzmden Dnya, s. 29.
Freeman Dyson ve Paul Davies, Einsteinnn Tanrs, Einsteinnn Tanrs (iinde), ev.
Gizem Aldoan, Haz. Krista Tippett, H2O Yay., stanbul 2012, s. 47.

230

Felsefe Dnyas

nin beraberinde getirdii ruh halinin ve duygu younluunun yaratt bir (din)
tecrbedir. nk
Bilim adam, evrene bakt zaman orada bir dzen ve bir tertip gryor.
lemin bu yaps ve anlalrl (makuliyeti) bilim iin esastr. Ancak dzenli olan, tekrar eden ve anlalabilen eylerin bilgisine (ilm bilgisine) sahip olabiliriz. te bilim adam, zerinde ayrntl olarak durduu paradan
gzlerini ayrp kinatn btnl zerinde dnmee balaynca, yani bir
eit metafizik yapmaya koyulunca, iman konusu da fikr bir problem olarak
karsna kar.26

Einsteinn kozmik din tecrbe dedii ey, bu olsa gerektir ve o, byle


bir srecin sonunda gereklemektedir. Engin bir bilimsel kafaya sahip olanlar
arasnda kendine ait dinsel duygular olmayan birine zor rastlarsnz27 derken, o,
hemen her bilim adamnn kendine zg bir din tecrbe yaadn vurgulamaktadr. Buna ramen, btn bilim adamlarnn veya fizikilerin byle bir tecrbe
yaadn veya yaamas gerektiini elbette ki, syleyemeyiz. Bu, bilim adamna
gre farkllk gsteren bir durumdur.28 En azndan kendilerini ateist veya agnostik
olarak tanmlayan bilim adamlar iin byle bir tecrbeden sz etmek olduka
gtr. Kald ki, din tecrbeyi yaad ileri srlen bilim adamlarnn, bu tecrbeyi bir ve ayn ekilde yaadklar da sylenemez. nk din tecrbe, genelde,
ortak noktalar olmakla birlikte, daha ok subjektif ve kiiye zeldir. Dolaysyla
din tecrbe, farkl boyutlar ve farkl veheleri bulunan bir olgudur.29
Btn bu aklama ve yorumlardan sonra denebilir ki, Einstein, nce
David Humecu k noktasn, yani karmlarn ancak gzlemlenebilir sonular iin geerli olduu fikrini benimsemi, daha sonra Spinozac bir ulhiyet
anlayna meyletmi30 ve mrnn son yllarnda Yaratc Ulhiyet fikrine
yaklamtr.31 Nitekim Einstein, bu ulhiyet fikrini, kinatta aa karlan
stn bir yaratc gcn varlna kar bu derin duygusal inancm, benim Tanr
fikrimi ekillendirir32 eklinde zetler. Einsteinn Yaratc Tanr fikrine Yahudi
26
27
28
29

Mehmet S. Aydn, Din Felsefesi, Seluk Yay., Ankara 1992, s. 271.


Einstein, Yaam, lm, Sava, Bar, Bilim, Din, s. 35.
Bkz. Aydn, Din Felsefesi, s. 279.
Bkz. William James, Varieties of Religious Experience, Routledge, London&New York 2002.;
Aydn, Din Felsefesi, s. 81-82, 86-92.; Evans, C. Stephen ve Mans, R. Zachary, Din Felsefesi:
man zerine Rasyonel Dnme, ev. Ferhat Akdemir, Elis Yay., Ankara 2010, s. 107111.
30 Einstein, bu meylini yle dile getirir: Ben insann eylemine ve kaderine mdahale eden
bir tanrya deil, kendini tm var olanlarn uyumunda aa vuran Spinozann Tanrsna
inanyorum. Einstein, Yaam, lm, Sava, Bar, Bilim, Din, s. 32. Ayrca bkz. Priwer ve
Philips, Her Ynyle Einstein, s. 227.
31 Aydn, Din Felsefesi, s. 273.; Einsteinn Tanrs hakknda geni bilgi iin bkz. Dyson ve
Davies, Einsteinnn Tanrs, s. 33-52.
32 Einstein, Yaam, lm, Sava, Bar, Bilim, Din, s. 44. Ayrca bkz. Priwer ve Philips, Her Ynyle

231

Felsefe Dnyas

ve Hristiyan kltrnn etkisinden ok ilm ve fikr aratrmalarn neticesinde,


dolaysyla bizzat yaam olduu din duygu ve tecrbe nda ulatn sylemek daha doru grnmektedir.33 Dolaysyla Einstein, yaratc bir Tanrnn
varlna ve gerekliliine inanmaktadr. nk ona gre, tek hkim, adil ve kurtarc bir Tanrnn varl insanlara rahatlk, yardm ve klavuzluk sunar.34
Aada grlecei gibi, din ve Tanrya ilikin dnceleri, onun bilim ve felsefe
ile nasl bir iliki iinde olduunu anlamamza imkn vermesi bakmndan da son
derece nemlidir.
b- Din Tecrbenin Felsef Yorumu
b.1-Din Tecrbe ve Fizik/Bilim
Grebildiimiz kadaryla, Einsteinn bizzat yaad din duygunun, dolaysyla din tecrbenin hem bilimsel, hem de felsef uzantlar ve yansmalar
bulunmaktadr. Bu bakmdan, bu tecrbe, bilimsel adan olduu kadar din ve
felsef adan da byk bir nem tamaktadr. Dolaysyla bu tecrbe, bilim ile
ilikisi yannda din felsefesi asndan da zerinde durmay, tahlil etmeyi ve baz
terkiplere gitmeyi hak eden bir meseledir. Nitekim kozmik din duygunun bilimsel aratrmalardaki roln ve ilevini Einstein u ekilde aklamaktadr:
Kozmik din duygunun bilimsel aratrmann en yce ve en gl tevikisi
olduuna inanyorum. Bu duygunun gcn, teorik bilimde nclk eden
almalarn ne kadar muazzam bir aba ve hayatn dolaysz gereklerinden
uzakta yrtlen bu almann nasl bir zveri gerektirdiini kavrayanlar
anlayabilir sadece.35

Einsteina gre, bilimsel aratrmalarn en gl ve en soylu drts, kozmik din duygudur.36 nk salt bilim, doas gerei insann merak gdsn ve
tutkusunu harekete geirebilecek bir yapya ve ileve sahip deildir. Bu trden
eyleri, daha ok din ve manev gelenekler tevik eder.37 Byle bir din duygunun bilimsel almalarn yegne itici ve tevik edici bir gc olduunu Einstein
gibi bir bilim adamndan duymak ilgi ekici olduu kadar dndrcdr de.
Einstein, s. 230.
33 Bu, elbette ki, Einsteinn Yahudi ve Hristiyan kltrnden hibir ey renmedii anlamna
gelmez. Nitekim o, ncili sk sk okuduuna iaret eder. Bkz. Einstein, Yaam, lm, Sava,
Bar, Bilim, Din, s. 38.
34 Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 58. Einsteinn Tanr anlay hakknda geni bilgi bkz. Dyson
ve Davies, Einsteinnn Tanrs, s. 3352.
35 Einstein, Benim Gzmden Dnya, s. 28.; Kr. Einstein, Yaam, lm, Sava, Bar, Bilim, Din,
s. 33.
36 Einstein, Benim Gzmden Dnya, s. 28 .; Neffe, Einstein: Bir Yaam yks, s. 400.
37 Tippett, Giri, s. 25

232

Felsefe Dnyas

Ona gre, bu duygu, bilim adamnn hayat ve almalar iin son derece byk
bir neme ve vazgeilmez bir deere sahiptir. Bu bakmdan, bilim adamnn tm
sistematik dncesi ve eylemleri, bunun yannda sadece nemsiz birer fikirden
ibaret kalr. Bencil arzularn esaretinden kurtulabildii srece, bu duygu hayatn
ve almalarn ynlendiren en temel ilkedir.38
yle grnyor ki, kozmik din tecrbe, bilim adamn bilimsel almalarda harekete geiren, motive eden, bir btn olarak onun hayatn ynlendiren
olmazsa olmaz bir prensiptir. Bu tecrbenin byle bir bilimsel ilevi bile tek bana onun nemini ve deerini ortaya koymak iin yeterlidir. Bu demektir ki,
Einsteina gre, bilime en byk katk, kozmik din duygu ve bu duygu sonucunda oluan ve ortaya kan kozmik din tecrbe yoluyla salanm grnmektedir.
Bu, dorudan bir katk olmaktan ok dolayl bir katkdr. Takdir edilmelidir ki,
bilim adamn harekete geirecek bir g, bir dinamik ve bir aray yoksa doal
olarak ortada bilimsel bir alma da olmayacaktr. Bu adan, bilim ile kozmik
din duygu (din) karlkl olarak birbirini gerektirmekte ve birbirine ihtiya duymaktadr, denilebilir. Einstein, bunu, yle dile getirir: Bilim, din olmadan eksiktir; din ise bilim olmadan krdr.39 Bu demektir ki, bilim, bilimsel sonular
yannda, bilim adamnn metafizikle balant kurmasna da neden olmakta, din de
bilime motive edici gcyle katk salamaktadr.
Ayrca, kozmik din duygu, sre iinde bir eit dini tecrbeye dnt
iin bilim adamnn hissettii sadece bir duygu deil, ayn zamanda bizzat yaad ve iinde yer ald bir tecrbedir. Bu tecrbenin duygusal ve tecrb bir boyutu olduu gibi kognitif bir boyutu da vardr. nk bu, bilim adamnn mevcut
bilimsel bilgiler nda ve dorultusunda yaad bir deneyimdir. Burada bir
anlamda ilm bilgiden inanca gitme abasnn40 olduu grlmektedir. Dolaysyla Einsteinn din ve Tanr algsnn daha ok byle bir abann sonucunda
ortaya kt anlalmaktadr. Burada dile getirilen din duygu ve tecrbenin bilim ile ilikisi, aslnda bize din-bilim ilikisinin daha ok Einstein rneinden,
dolaysyla kiisel tecrbeden hareketle farkl bir boyutunu sunmaktadr.
b.2-Din-Bilim likisi
imdi sz Einsteinn din ile bilim arasnda nasl bir iliki kurduu meselesine getirebiliriz. Burada grlecei gibi o, din-bilim ilikisi konusunda da
kayda deer eyler sylemi bir bilim adamdr. Hemen belirtelim ki, burada bu
konu, Einsteinla snrl olarak ele alnacaktr. nk din-bilim ilikisi, burada
38 Einstein, Benim Gzmden Dnya, s. 29.
39 Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 58.
40 Aydn, Din Felsefesi, s. 274.

233

Felsefe Dnyas

ele alamayacamz kadar geni ve farkl boyutlar olan bir konudur.41 Einstein,
din ve bilim arasnda gerekten almaz bir ztlk42 ve bir atma var mdr?
eklindeki bir soruyla konuya giri yapar. Onun gibi bir bilim adamnn din ile
bilim arasnda bir ba olabileceine dair aklama ve yorum yapm olmas, phesiz ki, din, bilim ve felsefe adna nemsenmesi ve ciddiye alnmas gereken bir
meseledir.
Einstein gre, din-bilim ilikisinin doal srete ve salkl bir biimde ortaya konulabilmesi iin, her eyden nce, her iki disiplinin de genel kabul gren
bir tanma sahip olmas gerekir. Bu bakmdan, Einstein ie nce bilimin tanmn yaparak balar: Bilim, alglarmzla yaadmz eyler arasnda kurallarla
balant kurabilmek iin kullanlan yntemli dnmedir.43 Dolaysyla bilim,
dnyann alglanan dngsn sistematik dnce ile bir araya getiren ve bir btn halinde sunmaya alan bir asrlk abadr.44 Dier taraftan, dinin tanmnn
bilimin tanm kadar kolay ve rahat bir biimde yaplamayacan tahmin etmek
zor deildir. Bunun farknda olan Einstein, hakl olarak herkesin kabul edebilecei ortak bir din tanm yapmann zor olduu kansndadr.45 nk yeryznde
pek ok din vardr ve bu dinlerin mensuplarnn kabul edebilecei ortak bir tanm
yapmak son derece zordur. Din kavram, bir Yahudi ile bir Budistin zihninde
ayn eyleri artrmad gibi nemli ortak zellikleri bulunan bir Mslman ile bir Hristiyann dinden anlad ey de, byk lde ayn deildir.46
Bu durumda, daha nce bir nedenle zerinde durduumuz Einsteinn yaratc
ulhiyet anlayna dayanan din algs da ortak bir din tanm ortaya koymaktan
uzak grnmektedir. Eer din ile bilim arasnda sahici ve salkl bir ilikiden sz
edilecekse, yle grnyor ki, dini tanmlama gl bu ilikiyi zorlatrmaktadr. Bu bakmdan, burada temel problemlerden birisi, dinin tanm, dolaysyla
41 Din-bilim ilikisi konusunda atma, ayrma, diyalog ve uyuma eklinde genelde drt temel
yaklam vardr. Son zamanlarda bu balamda yaplan geni ve yararl bir alma iin bkz. Ian
G. Barbour, Bilim ve Din: atma-Ayrma-Uzlama, ev. Nebi Mehdi-Mbariz Camal, nsan
Yay., stanbul 2004. Uyuma ve diyalog hakknda geni bilgi iin bkz. Paul Davies, Tanr ve
Yeni Fizik, m Yay., stanbul 1994.; Adnan Advar, Tarih Boyunca lim ve Din, Remzi Kitabevi,
stanbul 1994. slam-bilim ilikisi hakknda geni bilgi iin bkz. Pervez Hoodbhoy, slam ve
Bilim: Banazla Kar Aklcln Savam, ev. Eser Birey, Cep Kitaplar, stanbul 1993.
Ayrca bkz. slam Bilimi Tartmalar, Haz. Mustafa Armaan, nsan Yay., stanbul 1990. Dinbilim atmasnn tarihi gemii hakknda geni bilgi iin bkz. John William Draper, History of
the Conflict Between Religion and Science, Watts&Co., London 1927.; Bertrand Russell, Din
ile Bilim, ev. Akit Gktrk, Say Yay., stanbul 1996.
42 Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 62.
43 Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 62.
44 Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 56.
45 Bkz. Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 62.
46 Bkz. Aydn, Din Felsefesi, s. 5.

234

Felsefe Dnyas

alglanmas noktasnda ortaya km grnmektedir. Ayrca Einsteina gre, din


ile bilim arasnda gemite meydana gelen atmann bir ksm dinin yanl anlalmasndan kaynaklanmaktadr. Dini tanmlama glne ramen, ona gre,
din ile bilim arasndaki farkllklar dikkate alndnda herhangi bir atma sz
konusu olmayacaktr:
Dindar bir kii hibir mantksal temel iermeyen veya mantksal alma
ynelmeyen bu insanst ama ve nesnelerin ycelii ve nemi hakknda
kuku duymadan kendini adar. Bu amalar kiinin varl gibi gereklilik ve
nesnelikle bantldr. Bu balamda din, insan yanda bir aba olup, bu
deer ve amalara tamamen ve net bir biimde ulamak ve etkilerini glendirip yaymak iin vardr Bilim olan soruturabilir, ne olmas gerektiini
deil te yandan din, sadece insann dnce ve davranlaryla ilgili deerlendirmelerle ilgilenir; gerekler ve gerekler arasndaki iliki hakknda
somut bir fikir yrtemez.47

Einstein, burada hakl olarak din ile bilim arasnda bir ayrma giderek bu
disiplinlerin konu ve ilgilendikleri alan bakmndan birbirinden farkl olduuna
iaret eder. Buna gre din, deer, ama ve anlam kendisine konu edinirken,
bilim ise, daha ok somut olgular zerinde durur ve olaylar arasndaki nedensel
ilikiyi aratrr.48 Dolaysyla bilimin amac, nesne ve olaylarn zaman ve uzay
iindeki karlkl balantlarn belirleyen genel kurallar oluturmaktr.49 Ortak
bir tanm yapmann glne ramen, yine de, din hakknda genel geerlilii
olabilecek baz eyler sylemek mmkn ve yararl grnmektedir. Buna gre
din,
bir deer koyma, deer bime ve yaama tarzdr. Dini deerlendirme, derinlik, geni kapsamllk ve kutsallk arz eden bir deerlendirmedir. Mtel
ve kutsal bir Yaratcya isteyerek balanma, teslim olma, Onun iradesine
tabi olmadr Din, bir takm eyleri duyma, onlara inanma ve onlara gre
bir takm iradi faaliyetlerde bulunma meselesidir.50

Einstein, hakl olarak burada din ile bilimin iki farkl disiplin olduuna,
bunlar arasnda belli bir otonomluun bulunduuna, konu ve ama bakmdan onlarn farkllk arz ettiine dikkat ekmektedir. Bylece o, bu farkllklar gz nne almak kaydyla din ile bilim arasnda bir balant kurulabilecei kansndadr.
Ayrca, Einstein, gemite din ile bilim arasnda vuku bulan atmalarn genelde
dinin bilimin, bilimin de dinin sahasna mdahale etmesiyle ortaya km olduunu dnmektedir. Buna gre,
47
48
49
50

Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 57.


Bkz. Barbour, Bilim ve Din, s. 14, 21.
Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 59.
Aydn, Din Felsefesi, s. 6.

235

Felsefe Dnyas
rnein, dinsel bir grup ncildeki her bir ifadenin kesin doru olduunda
diretirse bir anlamazlk kabilir. Bu da dinin bilim dnyasna mdahalesidir; Kilisenin Galileo ve Darwinin dncelerine kar verdii mcadeledir. te yandan, bilimin temsilcileri birok kere bilimsel yntemi kullanarak deerler ve amalar hakknda kesin yarglara varmaya almlardr ve
bylece kendilerini dinin karsna yerletirmilerdir. Bu tr ztlamalar, ok
nemli hatalardan domutur.51

Aslnda gemite yaanan atma, dorudan din ile bilim arasnda deil,
din adamlar ile bilim adamlar arasnda vuku bulmu grnmektedir. Dolaysyla
konuya genel olarak bakldnda ortada bir din-bilim atmasndan ziyade bu iki
alann birbiriyle attrlmas sz konusudur. Bu da, gemite Hristiyan Batda
baz din adamlar ile bilim adamlarnn dt bir hata ve yapt bir yanltr.
Dier taraftan, bilimle ters den genelde dini inanlarn mitsel veya daha
ok sembolik ierikleridir. Bu olay, genelde bilim dnyasna ait olan konular
zerinde dini fikirlerin ierdii sabit dogmatik belirlemeler yznden olur.52 Burada atmaya konu olan ey, dorudan kutsal metinlerden ziyade, bu metinler
zerinden yaplan ve artk mitolojik hale gelmi yorumlar ve dinsel geleneklerin
simgesel ieriidir.53 Ancak, bazen dorudan kutsal kitapta yer alan bir takm
ifadeler ve hikyeler de atmaya sebep olabilir. Bu balamda Einstein, ncil ve
Tevratta dile getirilen hikyelerin simgesel bir ze sahip olduklarndan dolay
bunlarn doru olamayacan vurgulamaktadr.54 Ona gre, bunlarn kesin bir
biimde doru olduklarnda srar etmek, bizi atmaya srkleyebilir.55
Oysa bu konuda yaplmas gereken ey, hem dinin, hem de bilimin kendi doal alanlarna ekilerek ilevlerini yerine getirmeleridir. Bilime dinin,
dine de bilimin ilevi yklenemez. Zaten bu atma ve gerginlii Bat, ilm
ve din anlayta ortaya koyduu kkl deiiklikler sayesinde, ksmen de olsa,
giderebilmitir.56 Dolaysyla Einsteina gre, z ve doas itibariyle din ile
bilim arasnda herhangi bir atma yoktur.57 Bu bakmdan, Einstein, hakl olarak
51
52
53
54

Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 57.


Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 63.
Einstein, Yaam, lm, Sava, Bar, Bilim, Din, s. 39.
Einstein, Yaam, lm, Sava, Bar, Bilim, Din, s. 44. Ayrca bkz. Neffe, Einstein: Bir Yaam
yks, s. 388.
55 Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 57.
56 Aydn, Din Felsefesi, s. 267.
57 Ancak dinlerin bilim karsndaki tutumu, bilimle ilikisi, kutsal metinlerde yer alan ifadelerin
bilimle atp atmamas, uyumas vs. gibi hususlar, dinden dine farkllk gstermektedir.
Bu farkllk, dinlerin kendilerine has zelikler tamasndan ileri gelmektedir. rnein ncil ve
Tevratta bilimi tevik etmek gibi hususlar yer almad gibi dorudan metnin iinde bilimle
atan konular da bulunmaktadr. Yine, rnein Hristiyanln byk lde bir mucizeler
dini olmas, din-bilim atmasnn bu alanda younlamasna sebep olmutur. Ayn trden

236

Felsefe Dnyas

din-bilim atmasnn bilime olduu kadar dine de zarar verecei kansndadr.58


Bu skntlar, ister istemez, bilim adamlar ile eitli dinlere mensup insanlar da
etkileyecektir. yleyse farkllklara ramen, bu iki disiplin arasnda olumlu bir
iliki ve ba olduu sylenebilir.59 Nitekim Einsteina gre,
Bilimin ve dinin dnyalar birbirinden kesin izgilerle ayrlm olmasna
ramen, bu ikisi arasnda gl ortak ilikiler ve bamllklar vardr. Din,
amac belirliyor olmasna ramen, en geni anlamyla bu amaca ulaabilmenin yollarn bilimden rendiini reddedemez. Fakat bilim de yalnzca gereklik ve kavrama konularna kendilerini adam insanlar tarafndan
yaratlabilir. Bu duygunun kayna da din dnyasndan gelir. Buna varolu dnyasnn kurallarnn mantkl olabilecei, mantkla aklanabilecei
inanc da dhildir. Bu derin inanca sahip olmayan gerek bir bilim adam
dnemiyorum.60

Bir fiziki olarak Einsteinn daha nce zerinde durduumuz kozmik din
tecrbe ile ilgili aklamalar dikkate alndnda din ile bilim arasnda nasl bir
iliki ve uyum grd daha iyi anlalr. Ona gre, en azndan ou bilim adam, metafizikle balant kurmay kutsal kitaplara deil, byk lde yaptklar
bilimsel aratrmalara borlu grnmektedir. Tuhaf olmakla birlikte, bilim, bilim
adamn metafizikle, iman sorunuyla kar karya getirebilmektedir. Buradaki
tuhaflk, bilimin kendi amac dnda da byle bir ilev grebilmesi ve bunun
Einstein tarafndan aka dile getirilmesidir. Bilimin asl grevi ve ilevi, elbette
ki, bu deildir. Buna, belki bilimin dolayl etkisi olarak bakmak da mmkndr.
Bu balamda Einstein, bilimin dine, dinin de bilime katk saladn ve bunlarn
birbirini tamamladn dnmektedir.61 Bilimin dine katks udur: Bilim, sadece dinin sunuluundaki baz ie yaramaz eyleri temizlemekle kalmyor, ayrca

58
59

60
61

bir atmann slamla bilim arasnda olduu sylenemez. Dolaysyla bazen atma,
Hristiyanlk rneinde olduu gibi dorudan dinin znden de kaynaklanabilir. Bu adan,
din-bilim ilikisini ele alrken genel bir din tabiri yerine bundan hangi dinin kastedildiinin
aka belirtilmesinde yarar vardr. Aksi takdirde, konuyu yanl ve yanl bir biimde ele almak
kanlmazdr. Bkz. Aydn, Din Felsefesi, s. 263270.
Einstein, Yaam, lm, Sava, Bar, Bilim, Din, s. 39.
amzda din ile bilim arasnda olumlu bir iliki olduuna artk dnyada gittike daha ok
fiziki vurgu yapmakta ve bu konuda daha ok aratrmalar yaplmaktadr. rnek olarak bkz.
Polkinghorne, Kuarklar ve Yaratl, s. 255.; Davies, Tanr ve Yeni Fizik .; Barbour, Bilim ve
Din.
Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 5758.
Max Planck de, din ile bilimi, birbirinin tamamlaycs olarak grr. Bkz. Max Planck, Where
is Science Going?, trans. James Murphy, Norton, New York 1977, s. 168. Din ile bilim
arasnda olumlu bir iliki kuranlar, sadece Max Planck ve Einsteinla snrl deildir. Werner
Heisenberg, Paul Dirac ve Erwin Schrdinger gibi kuantum teorisine ciddi katklarda bulunan
ve kayda deer bilimsel keifler yapan bilim adamalar da bu iki disiplin arasnda olumlu bir
iliki grmektedir. Bkz. Flew, Yanlmm Tanr Varm, s. 101104.

237

Felsefe Dnyas

bizim hayat anlamamzdaki dini yorumlarmza katkda da bulunuyor.62 Buna


gre, Einstein, bilimsel bilgi ve bulularn ister istemez dini, dini yorumlama
biimini olumlu bir ekilde etkilediini dnmektedir. Bugnk bilimsel gelimelere bakldnda genel gidiat Einstein hakl karm grnmektedir.63
O halde, Einsteinn din ile bilim arasnda ift ynl bir iliki olduunu
kabul ettii sylenebilir. Ancak o, dinin bilim zerindeki etkisinden ok bilimin
dini ve dine ilikin yorum ve alglamalar nasl etkiledii zerinde durmutur
64
ki, daha nce buna deinmitik. Ayrca Einstein, din ve bilimin konu, ama
ve yntem bakmndan farkl olduklar, bunlar birbirine kartrmamak gerektii
hususlar dikkate alndnda, bu iki disiplin arasnda olumlu bir iliki kurmann
mmkn ve yararl olaca kansndadr. Dolaysyla din ile bilimin iki farkl alan
olmas, onlarn arasnda hibir iliki ve ba kurulamayaca anlamna gelmez.65
Ayrca, Einstein, burada din ile bilim arasnda bir balant olduunu sylerken, bu sylem, onun masa banda kurgulad salt teorik bir mesele deildir.
Bunlarn, bilimsel aratrmalar srasnda ayn zamanda dini tecrbe de yaadn ileri sren bir bilim adamnn aklamalar olduu dnldnde, bu husus
daha iyi anlalacaktr. Bu bakmdan, Einstein, meseleleri deerlendirmeye tabi
tutarken, felsef birikimini ve vizyonunu da kullanarak, bilgide btnln nemini kavramtr. O, eitli konularda aklama ve yorum yaparken olabildiince
bu btnl dikkate alm grnmektedir. nk byle bir kavray, bilge ve
filozof-bilim adam olmann da bir gereidir. Bu bakmdan, filozof-bilim adam olmak, sadece paraya odaklanarak btn grmezlikten gelmeyi deil, ayn
zamanda para ile btn arasndaki ba grmeyi ve byle bir ba kurmay, meselelere felsef veya btnsel olarak bakabilmeyi de gerektirmektedir. nk bu
tutum, gereklii daha kapsaml ve derin bir biimde kavramamza imkn verecektir. Dolaysyla
nsan, deerli bulduu her ciddi tecrbe alan iin bir takm sorular sorma
ihtiyacn duyar. Ve din, son derece nemli bir insan tecrbe sahasdr. nsan, baka alanlardan getirdii bilgilerle dinin rettikleri arasnda uyumlu
bir birlik salamak ister. Bunun iin de her tecrbeyi bir teki tecrbenin
nda dnp deerlendirmek ister. Onun dini tecrbesi bir yanda, ilm
62 Einstein, Fikirler ve Tercihler, s. 61. Ayrca Einsteinn din-bilim ilikisi hakkndaki grlerinin
zeti iin bkz. Priwer ve Philips, Her Ynyle Einstein, s. 227230.
63 Bu gelimeler hakknda zl ve yararl bilgiler iin ahin EFL, Mucizenin Bilimsel
Yorumunda Meruiyet Krizi, Marife, Yl: 6, Say: 21, Gz2006, s. 3-4.
64 Einsteinn din-bilim ilikisine dair grleri hakknda geni bilgi iin bkz. Einstein, Fikirler ve
Tercihler, s. 4865.
65 Din ve bilim ilikisi hakknda son zamanlarda yaplan kayda deer bir alma iin bkz.
Barbour, Bilim ve Din.; Dyson ve Davies, Einsteinnn Tanrs, s. 36. Ayrca bu konuda geni
bilgi iin bkz. Aydn, Din Felsefesi, s. 260-284.

238

Felsefe Dnyas
veya ahlk tecrbesi baka bir yanda olmaz. Yaanan beer tecrbe, bu
eit bir paralanmay men eder.66

Einsteinn sadece din ile bilim arasndaki iliki deil, ayn zamanda din ile
felsefe ve bilim ile felsefe arasnda kurduu iliki de onun meselelere btnlkl
bir perspektiften baktn gstermektedir. Bilgide btnl esas aldmzda da
din-bilim iliki, hem doal, hem de anlaml ve nemli bir ilikidir diye dnyoruz. Bu iliki, Einstein rneinde olduu gibi, bilimden dine, fizikten metafizie
doru bir eilim de gsterebilmektedir. Din-bilim arasnda u veya bu biimde
bir ba olduunu veya olmadn syleyenler, bu konuda kafa yoranlar, genelde
teolog ve felsefecilerdir. Oysa Einstein, bir teolog veya bir felsefeci deil, bizzat
bilim yapan ve bilimin dorudan iinde olan bir insandr. Bu adan, onun din ile
bilim arasndaki ilikiye dair sylediklerinin daha nemli ve daha anlaml olduunu dnyoruz.
b.3-Fizik-Metafizik likisi
Kozmik din tecrbe, daha nce iaret ettiimiz gibi, bizi dorudan doruya
fizik-metafizik ilikisine de gtrmektedir. Bilindii gibi, felsefe tarihi boyunca
metafizik farkl ekillerde anlalm ve yorumlanm67, eitli ekillerde de eletiriye tabi tutulmutur.68 Hemen belirtelim ki, burada sz edilen metafizik, doa
zerinde yaplan ayrntl inceleme ve aratrmadan, gklerde ve yerdeki hassas
dzen ve ince ayardan hareketle Tanrya ulamaya ve Onu anlamaya alan bir
teolojidir ki, buna felsefe literatrnde doal teoloji denir. 69 Einstein gibi cidd
ve birinci snf bir bilim adamnn metafizik veya doal teoloji ile iliki kurmu
olmas ilk bakta tuhaf gelebilir. Bu bakmdan, onun metafizikle ne gibi bir ilikisi olduu da sorulabilir. Oysa eitli bilim dallarnda alan insanlar arasnda
66 Aydn, Din Felsefesi, s. 10.
67 rnein Aristo, metafizii ontoloji veya varl varlk olmak bakmndan ele alrken (Bkz. Aristo,
Metafizik, ev. Ahmet Arslan, Sosyal Yay., stanbul 2010.), Kant ise, varl, bilinebilirlik veya
epistemolojik adan deerlendirmitir. (Bkz. mmanuel Kant, Salt Akln Eletirisi, Seilmi
Yazlar, ev. Nejat Bozkurt, Remzi Kitabevi, stanbul 1984, s. 73vd.) Ortaada ise, metafizik
daha ok teoloji eklinde alglanmtr. bn Sina ise, metafizii, ontoloji ve teolojinin bir sentezi
olarak grmtr. Bkz. mer Mahir Alper, slam Felsefe Geleneinde Metafiziin Konusu
Sorunu: zgnlk Asndan Bir inceleme, slam Felsefesinin zgnl, ed. Mehmet Vural,
Elis Yay., Ankara 2009, s. 47-83. Felsefe tarihi boyunca metafiziin alglanma ekilleri
hakknda geni bilgi iin bkz. Ahmet Cevizci, Metafizie Giri, Paradigma Yay., stanbul 2001.
68 Bu eletiriler hakknda geni bilgi iin bkz. Cevizci, Metafizie Giri, s. 90105.
69 Doal teoloji ve yeni doal teoloji hakknda geni bilgi iin bkz. Cafer Sadk Yaran, Natural
Theology in Christianity and Islam: Is There A Common Core?, Ondokuz Mays niversitesi
lahiyat Fakltesi Dergisi, Say: 11, Samsun 1999, s. 35-53. Ayrca bkz. Cafer Sadk Yaran,
Yeni Doal Teoloji ve Dou slam felsefesi Miras, Tezkire, say: 31-32, Mart/Haziran 2003,
s. 157-168.

239

Felsefe Dnyas

inananlar da inanmayanlar da vardr. Fizik, astronomi vs. gibi ilim dallarnda


inceleme ve aratrma yapanlar arasnda metafizie kayma abalarna daha sk
rastlanmaktadr.70 Einstein, bunun en somut ve kayda deer rneklerinden birisidir. Buraya kadar dorudan Einsteindan yaptmz alntlara, bu konuda yaplan
aklama ve yorumlara bakldnda fizik ile metafizik arasnda olumlu bir ba
ve bir iliki olduu, byle bir ilikinin de doal bir srete gerekletii sylenebilir. Bu bakmdan, kozmik din duygu, aslnda din ile bilim veya din ile felsefe
arasnda olumlu bir iliki olabileceini de ima etmektedir. Dolaysyla Einstein,
bilimsel almalar yaparken kendisi buradan metafizie giden bir yol bulmu
grnmektedir. Kald ki, byle bir eyi dile getiren tek bilim adam Einstein da
deildir. rnein Teorik fiziki Paul Daviese gre, bilim, Tanrya ulamada
dinden daha kesin bir yol sunar.71 Epeyce iddial olmasna ramen, Einsteinn
yaad derin din tecrbelere bakldnda bu yaklamn bilim adamlarnn en
azndan bir ksm iin doru ve geerli olduu sylenebilir. Ancak sradan insanlarn nerdeyse hibirisi, tpk felsefe tarihinde Tanrnn varlna dair delillere72
dayanarak Tanrya inanmadklar gibi, bilimsel gelimeleri ve sonular dikkate
alarak da Ona inanm deildir. Zaten doas ve yaps itibariyle bilimin byle
bir grevi ve ilevi de yoktur. yle grnyor ki, bilimden din ve Tanrya, dolaysyla fizikten metafizie bir k yolu olabilecei sylemi, teorik deil, daha
ok pratikten, dolaysyla Einstein rneinden ve zelinden yola karak zerinde
durduumuz bir konudur.
Bu demektir ki, fizik olmadan metafizik de olmaz.73 Dier bir deyile,
metafizik (ki, o, ister ontoloji, isterse teoloji anlamnda kullanlm olsun fark
etmez) hakknda konuabilmenin yollarndan birisi de fiziin bilgisine sahip olmaktan geer. Bu bakmdan, fizik tesi tahliller yapacaksak, fiziksel dnyann
ileyiindeki grkemli incelii ve sistemi grmek arttr.74 Dolaysyla metafizik
yapmann ve Tanrnn sakl yzn aa karmann yollarndan birisi de fizii
ve fiziksel dnyann altnda yatan mkemmel ileyii ve mant iyi bilmekten
gemektedir. Einstein gibi bilim adamlar iin, doann dzeni, uyumu ve birlii
temsil ettiini75 dikkate aldmzda bunlarn onlar hayrete, derin dncelere
ve bilimin snrlarn aan bir kavraya srklemesi hem kanlmaz, hem de
70 Aydn, Din Felsefesi, s. 279.
71 Davies, Tanr ve Yeni Fizik, s. 13.
72 Bu, elbette ki, sz konusu delillerin nemsiz ve gereksiz olduu anlamna gelmez. Tanrnn
varlna ilikin deliller hakknda geni bilgi iin bkz. John Hick, Philosophy of Religion,
Prentice-Hall, Inc., Fourth Edition, Englewood Cliffs, New Jersey 1990.
73 Jennifer Trusted, Fizik ve Metafizik, ev. Seval Ylmaz, nsan Yay., stanbul 1995, s. 271-287.
74 Gerald L. Schroeder, Tanrnn Sakl Yz, ev. Ahmet Ergen, Gelenek Yay., stanbul 2003, s.
18.
75 Priwer ve Philips, Her Ynyle Einstein, s. 227.

240

Felsefe Dnyas

doal grnmektedir. Dolaysyla Einstein rneinde grld gibi, fiziksel


aratrmalar, bilim adamn u veya bu biimde metafizikle kar karya getirebilmektedir. Ancak byle bir durumda metafizik ve felsefe yapmak, birinci
derecede bilim adamnn deil, felsefecinin yapaca bir eydir. Burada bilim,
felsefeciye zerinde felsefe yapabilecei veriler sunar. Felsefe yapmann tek yolu
bu olmamakla birlikte, felsefeci de bu verileri hesaba katarak felsefe yapar veya
onlar felsef bir verimlilie dntrr. Batl bir dnr, fizikle metafizik arasndaki ilikiyi u ekilde aklar: Ancak fizik zerine yaplacak ayrntl bir
almadan sonra ulalabilecek metafizik bilgiye sahip olmalyz. nk fizik,
metafizikle yakndan alakaldr ve hatta metafizii ncelemek durumundadr.76
Bu mesele, bilim ve felsefe tarihinden somut rnekler eliinde de aklanabilir.
Nitekim Aristonun nce Fizik, sonra da Metafizik adl eserini kaleme alm olmas, dier bir deyile Fizikte tartt konular daha sonra metafizik ve felsef
adan da ele alp deerlendirmeye tabi tutmas, fizik-metafizik ilikisi asndan
da yorumlanabilir.77 Kald ki, Aristonun kendisi de, fizikten metafizie kan bir
yol olduuna aka iaret etmitir. 78 Dolaysyla fizikten hareketle metafizik ve
felsefe yaplabilir ve bu, son derece doaldr.
Bu rnekler, fizik olmadan metafiziin olamayacana, en azndan metafizik ve felsefe yapmann yollarndan birisinin de byle bir konsepten getiine
iaret etmektedir. Dier bir deyile, fizik, bizi gittike daha fazla felsefenin ve
metafiziin alanna79 doru srklemektedir. Dolaysyla bu rnekler, fizik ile
metafizik arasnda bir ba ve bir iliki olduuna dair bize nemli ipular vermektedir. Bu balamda, tabiatst olmakszn tabiatn varl eksik olduu gibi,
tabiatsz tabiatst de var olamaz Tabiatstn kabul etmemek, eksik olanla
ve gerek olmayanla yetinmektir.80 yle grnyor ki, Einstein, bu gerein far76 Schroeder, Tanrnn Sakl Yz, s. 33
77 Aristo, Metafizikin birok yerinde konular ele alp felsef olarak temellendirmeye alrken
ilgili konularn daha nce Fizikte irdelendiine ve tartldna sk sk iaret eder. Bu da, nce
Fizikin, sonra da Metafizikin yazldn gsterir. rnek olarak bkz. Aristo, Metafizik, s. 89,
105, 143. Ayrca fizik-metafizik ilikisi hakknda geni bilgi iin bkz. Schroeder, Tanrnn Sakl
Yz, s. 2533.
78 Bkz. Aristo, Select Fragments in The Works of Aristotle, ed. W. D. Ross, v. XII, Oxford
University Press, Oxford 1952,s. 12a.
79 Schroeder, Tanrnn Sakl Yz, s. 30. Bat da birok fizikinin bu alanda meydana gelen yeni
gelimeleri hesaba katarak teolojik ve felsefi yorumlar yapmas buna rnek gsterilebilir.
rnek olarak u almalara bkz. John Polkinghorne, Bilimin tesi, ev. Ersan Devrim, Evrim
Yay., stanbul 2001.; Carl Sagan, Tanrnn Kapsn alan Bilim, ev. Reit Aolu, Altn
Kitaplar, stanbul 2007.; Michael J. Behe ve Arkadalar, Evrenin Bilinmeyen Tarihi: Tasarm,
ev. Orhan Dz, Gelenek Yay., stanbul 2004.
80 Nurettin Topu, syan Ahlak, ev. Mustafa Kk-Musa Doan, Dergh Yay., stanbul 1995, s.
172.

241

Felsefe Dnyas

knda olan, fizikle metafizik arasndaki olas ilikiyi, bunun nemini ve deerini
yakinen idrak eden bilim adamlarnn banda gelmektedir.
Bu balamda fiziin metafizie ve felsefeye ihtiyac olduu gibi metafizik
ve felsefenin de fizie ihtiyac vardr. Ayn ekilde fizik alanndaki gelimelerden
yola karak metafizik ve felsefe yaplabilir, yaplmaldr da. nk bu, bilim
kadar felsefe iin de byk bir nem tamaktadr. Burada bilim, felsefeye bir
takm veriler sunarken, felsefe de bilimsel teorilerin ileri srlmesinde ve gelitirilmesinde olduka nemli bir rol oynar. Ancak bunu yaparken, ncelikle fizik
ile metafiziin snrlarn iyi bilmek, bu iki disiplinin otonom olduunu, bunlar
birbirine kartrmamak gerektiini daima aklda tutmak zorunludur. Dolaysyla Einsteinn izledii izgide fizikten metafizie veya bilimden (din) inanca
giden bir yol vardr. Nitekim o, buna yle iaret eder: Btn yaptmz, Tanrnn daha nce izmi olduu izgileri Onu takip ederek izmekten ibarettir.81
yle grnyor ki, bilim adam, gzlerini paradan ayrp bu kinatn btnne
evirdii ve bu btn zerinde enine boyuna dnmeye balad andan itibaren
konu, bir ynyle bilimin alanndan kp dorudan metafizik ve felsefenin alanna girmektedir. Dolaysyla Einstein rnei zerinden yaplan bu soruturma
gstermektedir ki, fizikiler veya bilim adamlar iin de metafizie ak bir kap
vardr ve onlar da bu kapdan ieri girmek suretiyle dini bir tecrbe yaayabilmekte82 ve iman problemi ile kar karya kalabilmektedir.
Bu bakmdan, bundan sonra bilim adamnn ileri srecei dnceler ve
yapaca yorumlar, bilim kadar felsefeyi de ilgilendirmektedir. Bu balamda
kozmik din duygu, hem bilimsel aratrmalarn altnda yatan en byk motive
edici g, hem de din ve felsef boyutu olan bir olgudur. Bu durumda, felsefecinin veya din felsefecisinin bu verileri ciddiye almas ve buradan yola karak
felsefe yapmas, bilim kadar felsefe ve metafizik iin de olduka nemlidir. nk bir filozof, bilimsel sonulara ramen deil, bilimsel sonulara gre felsefe
yapacaktr.83 Bu adan, bir felsefeci, dorudan doruya bilimsel verilerden yola
karak felsefe yapabilecei gibi bir bilim adamnn bu evrenin ince ayar ve olaanst hassas dzeni karsnda hissettii duygular ve dnd eyleri dikkate alarak da felsefe yapabilir. Dolaysyla din felsefecisi, metafizik erevesi
iinde kalarak pozitif ilimlerin ieriiyle ilgili olay ve olgular pekl tartabi81 Lewis S. Feuer, Noumenalism and Einsteins Argument Fort he Existence of God, Inquiry,
26, 1983, s. 254den naklen; Aydn, Din Felsefesi, s. 273.
82 rnein kuantum fiziine ciddi katklarda bulunan Max Planck, Werner Heisenberg ve
Paul Dirac gibi birinci snf fizikiler de bilim adamn fizikten metafizie gtrebilecek bir
imkndan sz etmektedir. Bkz. Flew, Yanlmm Tanr Varm, s. 101104.
83 Mehmet S. Aydn, Kant ve ada ngiliz Felsefesinde Tanr-Ahlak likisi, T. D. V. Yay., Ankara
1991, s. 13.

242

Felsefe Dnyas

lir. Ama bu takdirde asla pozitif ilim yapyor olmaz.84 Bu bakmdan, bilimsel/
fiziksel verilerden metafiziksel ve felsef sonular karmak da bir nevi felsefe
yapmaktr. Nitekim ada din felsefesinin nde gelen filozoflarndan Antony
Flewn (19232010) hakl olarak vurgulad gibi, bilimsel verilerden felsef
sonular karyorsanz, bir filozof gibi dnyorsunuzdur.85 Bizim bu almada yapmaya altmz ey de budur.
Son olarak, yanl anlamaya meydan vermemek iin bir hususu daha vurgulamakta yarar gryoruz. O da udur: Einstein rneinden hareketle bu almada din, bilim, fizik, metafizik ve felsefeye, bunlar arasndaki olas ilikilere
dair eitli konular zerinde durmamzn asl amac, dini (slam) veya belli bir
din anlay desteklemek deildir. Felsefe ve bilimi, dinin hizmetine sokmak hi
deildir. Zaten dinin byle bir destee ihtiyac olmad gibi bilimin de byle bir
ilevi yoktur. ncelikle, burada temel ama, Einsteinn din, felsefe ve metafizie
nasl baktn tespit etmek, onun bu disiplinlerle bilim arasnda kurduu iliki
ve balantlar olabildiince objektif bir ekilde aa karmak, btn bu veriler
nda felsef adan bir deerlendirmeye gitmek ve din felsefesi yapmaktr.
Sonu
Sonu itibariyle, Einstein, kozmik din duygunun (dini tecrbenin), hem
bilimsel aratrmalarn en byk motive edici gcn oluturduu, hem de onun
byle bir aratrma srasnda bilim adamnn metafizik ile balant kurmasna sebep olduu kansndadr. Bu bakmdan, Einsteinn bizzat yaam olduu din
tecrbe, son derece nemli din ve felsef uzantlara ve yansmalara sahip olan
bir tecrbedir. nk bu tecrbe, bilim adamnn fizik ile metafizik arasnda bir
iliki ve bir ba kurmasna imkn vermektedir. Bunun sonucunda da bilim adam
metafizik yapmakta ve kozmik iman problemi ile kar karya gelebilmektedir.
Fizik ile metafizik arasndaki ba, din ve felsefeyi de yakndan ilgilendirmektedir. Burada din felsefesi, Einsteinn din, bilim/fizik ve felsefeye ilikin dnceleri arasnda bir kpr ve ba kuran bir disiplin olarak ilev grmektedir. nk
din felsefesinin aray bulmaya alan, kprler kuran bir karakteri vardr. O, bu
aralkta ya, ya da deil de ve diyen bir felsef faaliyettir.86 Dolaysyla din felsefesi, din, metafizik ve bilim arasnda balant kurarken, hem bunlara btnlkl
bir perspektiften bakmamza, hem de bilgi ve tecrbede btnl esas almamza
imkn vermektedir.

84 Ahmet Yksel zemre, Fiziksel Realite Meselesine Giri, Kutadgubilig Felsefe-Bilim


Aratrmalar, Say: 2, Ekim 2002, s. 211.
85 Flew, Yanlmm Tanr Varm, s. 90.
86 Recep Alpyal, Trkiyede Otantik Felsefe yapabilmenin mkn ve Din Felsefesi, z Yay., stanbul
2010, s. 28.

243

Felsefe Dnyas

Ayrca, Einstein, doas ve z gerei din ile bilim arasnda bir atma
olduu anlayna kar olduu gibi bunlar arasnda kat bir ayrma olduuna
ilikin anlaya da kardr. Ona gre, din ile bilim, konu, ama ve yntem itibariyle birbirinden farkldr. Bu gerei, aklda tutmak kaydyla din ile bilim arasnda bir uyuma ve bir diyalog olduu sylenebilir. Bununla birlikte, Einsteinn,
din ile bilim, fizikle metafizik arasnda bir iliki ve bir ba olduunu sylerken,
bunun sadece zihninde kurgulad salt bir dnce egzersizi olmadn, onun
bizzat yaad bir tecrbe sonucunda ulat/kurduu pratik bir balant olduunu vurgulamak gerekir. Bu balamda dile getirilen eyler, teorik boyutu olmakla
birlikte, pratik boyutu ne kan, daha ok pratikten hareketle ortaya konan hususlardr. Bundan dolay Einstein iin metafizik (iman) problemi, epistemolojik
olmaktan ok varolusal bir problemdir.
Btn bunlar, ayn zamanda Einsteinn ok ynl bir bilim adam olduunu da gstermektedir. Bu ok ynlln iinde onun bilimsel dnceleri kadar
dini, felsef ve metafizik dnceleri de nemli bir yer tutar. Bir filozof-bilim
adam olmas da, onun bu ok ynl yapsna iaret etmektedir. Bu bakmdan,
Einsteinn ele ald ve zerinde durduu meselelerin altnda ciddiye alnmas
gereken bir felsef anlayn yatt sylenebilir. Bu noktada zellikle Kant felsefesinin izleri daha belirgin bir biimde grlmektedir.
z
Einsteina Gre Bilim, Din ve Felsefe:
Din Felsefesi Asndan Bir zmleme
Albert Einstein, filozof-bilim adam modelinin en nde gelen rneklerinden birisidir. Bir bilim adam olmasna ramen, o, din, Tanr, metafizik ve felsefe gibi konularla da ilgilenmi ve bu noktada ciddiye alnmas gereken eitli
grler ileri srmtr. Bu bakmdan, Einstein, din tecrbe ile bilim, fizik ile
metafizik, din ile bilim arasnda kayda deer balar ve ilikiler kurmutur. Bu
ilikilerin, nemli diyebileceimiz metafizik ve felsef uzantlar bulunmaktadr.
Bu alma, bu uzantlar aa karma, inceleme ve felsef olarak deerlendirme
amac gtmektedir. Buna gre, Einsteinn din, bilim ve felsefeye dair grleri
bizi felsef adan iki nemli sonuca gtrmektedir: Birincisi, din ile bilim arasnda karlkl bir iliki ve etkileim vardr. Dolaysyla din bilimi, bilim de dini
etkiler. kincisi, fizikten metafizie kan bir yol vardr. Bilim adam, bakn
ayrntl olarak zerinde alt paradan bu lemin btnlne kaydrdnda metafizikle kar karya gelir. Bu bakmdan, fizik ile metafizik arasnda bir
ba vardr. Son zmlemede, bilimin sunduu veriler, felsefeciye felsefe yapma
imkn sunmaktadr. Dolaysyla, burada, Einstein rnei zerinden bilimsel ve-

244

Felsefe Dnyas

rilerin felsef potansiyeline, din felsefesi yapma imknna ve bu felsefenin (din,


bilim ve felsefe arasnda) ara bulucu veya kpr kurucu rolne iaret edilmitir.
Anahtar Kelimeler: Fizik, metafizik, din, din tecrbe, filozof-bilim adam, din
felsefesi.
Abstract
According to Einstein Science, Philosophy and Religion:
An Analysis in Terms of Philosophy of Religion
Albert Einstein is one of the most prominent examples of philosopherscientist model. Although he is a scientist, he has also been interested in issues
just as religion, God, metaphysics and philosophy, in this context put forward
verious ideas that must be taken seriously. In this respect, Einstein has connected with noteworthy connections and relationships religious experience between
science, physics between metaphysics and religion between science. There are
the important metaphysical and philosophical implications of these relationships.
This paper aims at revealing, studying and evaluating in terms of philosophy these implications. Accordingly, Einsteins ideas about religion, science and philosophy leads to us two important conclusions in terms of philosophy: Firstly, there
is an interaction and mutual relationship religion between science. Hence, religion affects science, science also affects religion. Secondly, there is a way which
from physics to metaphysics. When scientist turns his eyes away from part to the
integrity of this universe, he faces with metaphysics. In this regard, there is a relationship between physics and metaphysics. In the final analysis, data that science
has presented give the possibility of philosophising to philosopher. From example Einstein, therefore here it has been pointed out the philosophical potential of
scientific data, the possibility of the philosophising of religion, (among religion,
science and philosophy) the mediator and bridging role of of this philosophy.
Keywords: Physics, metaphysics, religion, religious experience, philosopher-scientist, philosophy of religion.
Kaynaklar

Advar, Adnan, Tarih Boyunca lim ve Din, Remzi Kitabevi, stanbul 1994.
Aydn, Mehmet S., Din Felsefesi, Seluk Yay., Ankara 1992.
-----------, Kant ve ada ngiliz Felsefesinde Tanr-Ahlak likisi, T. D. V. Yay.,
Ankara 1991.

245

Felsefe Dnyas

Alper, mer Mahir, slam Felsefe Geleneinde Metafiziin Konusu Sorunu:


zgnlk Asndan Bir inceleme, slam Felsefesinin zgnl, ed. Mehmet
Vural, Elis Yay., Ankara 2009.
Alpyal, Recep, Trkiyede Otantik Felsefe yapabilmenin mkn ve Din
Felsefesi, z Yay., stanbul 2010.
Aristo, Metafizik, ev. Ahmet Arslan, Sosyal Yay., stanbul 2010.
--------, Select Fragments in The Works of Aristotle, ed. W. D. Ross, v. XII, Oxford
University Press, Oxford 1952.
Barbour, Ian G., Bilim ve Din: atma-Ayrma-Uzlama, ev. Nebi MehdiMbariz Camal, nsan Yay., stanbul 2004.
Behe ve Arkadalar, Michael J., Evrenin Bilinmeyen Tarihi: Tasarm, ev. Orhan
Dz, Gelenek Yay., stanbul 2004.
Bernstein, Jeremy, Albert Einstein, ev. Y. Uzunenfe Yazgan, Tbitak Popler
Bilim Kitaplar, Ankara 2006.
Cevizci, Ahmet, Metafizie Giri, Paradigma Yay., stanbul 2001.
Craig, William L., The Teological Argument and The Anthropic Principle, The
Logic of Rational Theism Exploratory Essays, (ed. W.L.Craig, Mc Leod Mark S),
Edwin Mellen Press, Lewiston, 1990.
Dawkins, Richard, Tanr Yanlgs, ev. Kalisto Tun Tuncay Bilgin, Kuzey Yay.,
stanbul 2007.
Davies, Paul, Tanr ve Yeni Fizik, m Yay., stanbul 1994.
Dyson, Freeman ve Dierleri, Einsteinnn Tanrs, ev. Gizem Aldoan, Haz.
Krista Tippett, H2O Yay., stanbul 2012.
Dyson, Freeman ve Davies, Paul, Einsteinnn Tanrs, Einsteinnn Tanrs
(iinde), ev. Gizem Aldoan, Haz. Krista Tippett, H2O Yay., stanbul 2012.

Dural, Teoman, Filosof-Bilim adam ve Felsefe-Bilime likin Mlakat,

http://www.teomandurali.com/node/46 (30. 01. 2009).


Draper, John William, History of the Conflict Between Religion and Science,
Watts&Co., London 1927.
EFL, ahin, Mucizenin Bilimsel Yorumunda Meruiyet Krizi, Marife, Yl: 6,
Say: 21, Gz2006.
Einstein, Albert, Benim Gzmden Dnya: Felsef ve Siyasi Yazlar, ev. Demet
Evrenosolu, Alfa Yay., stanbul 2009.
----------, Fikirler ve Tercihler, ev. Z. Elif akmak, Arion Yay., stanbul 2004.
------------, Ideas and Opinions, trans. Sonja Bargman, Dell, New York 1973.
----------, Yaam, lm, Sava, Bar, Bilim, Din, Tanr ve Dier eyler zerine,
ev. B. Gndz, Sarmal Yay., stanbul Tarihsiz.
-----------, zafiyet Teorisi, ev. Glen Akta, Say Yay., stanbul 1998.
246

Felsefe Dnyas

Evans, C. Stephen ve Mans, R. Zachary, Din Felsefesi: man zerine Rasyonel


Dnme, ev. Ferhat Akdemir, Elis Yay., Ankara 2010.
Flew, Antony, Yanlmm Tanr Varm, ev. Hasan Kaya-Zeynep Ertan, Profil
Yay., stanbul 2008.
Feuer, Lewis S., Noumenalism and Einsteins Argument For the Existence of
God, Inquiry, 26, 1983.
Hawking, Stephen W., Zamann Ksa Tarihi, ev. Sabit Say-Murat Uraz, Milliyet
Yay., stanbul 1991.
Heisenberg, Werner, Fizik ve Felsefe, ev. Necibe akrolu, stanbul Teknik
niversitesi Matbaas, stanbul 1972.
Hick, John, Philosophy of Religion, Prentice-Hall, Inc., Fourth Edition, Englewood
Cliffs, New Jersey 1990.
Hoodbhoy, Pervez, slam ve Bilim: Banazla Kar Aklcln Savam, ev.
Eser Birey, Cep Kitaplar, stanbul 1993.
Howard, Don A., Albert Einstein as a Philosopher of Science, Physics Today,
December 2005.
Kant, Immanuel, Pratik Usun Eletirisi, ev. smet Zeki Eybolu, Say Yay.,
stanbul 1999.
---------, Salt Akln Eletirisi, Seilmi Yazlar, ev. Nejat Bozkurt, Remzi
Kitabevi, stanbul 1984
Leslie, John, Universes, Routledge, London&New York 1989.
-----------, Creation Stories, Religious and Atheistic, International Journal for
Philosophy of Religion, vol. 34, No: 2, London, October 1993.
Jammer, Max, Einstein and Religion, Princeton University Press, Princeton 1999.
James, William, Varieties of Religious Experience, Routledge, London&New
York 2002.
Planck, Max, Modern Doa Anlay ve Kuantum Teorisine Giri, ev. Ylmaz
ner, Spartaks Yay., stanbul 1996.
---------, Where is Science Going?, trans. James Murphy, Norton, New York 1977.
Neffe, Jrgen, Einstein: Bir Yaam yks, ev. Fikret Doan, letiim Yay.,
stanbul 2009.
Northrop, F. S. C., Doa Felsefesi Sorunlarna Giri, Fizik ve Felsefe (iinde),
ev. Necibe akrolu, stanbul Teknik niversitesi Matbaas, stanbul 1972.
slam Bilim Tartmalar, Haz.: Mustafa Armaan, nsan Yay., stanbul 1990.
zemre, Ahmet Yksel, Fiziksel Realite Meselesine Giri, Kutadgubilig
Felsefe-Bilim Aratrmalar, Say: 2, Ekim 2002.
Polkinghorne, John, Kuarklar ve Yaratl, Einsteinnn Tanrs (iinde), ev.
Gizem Aldoan, Haz. Krista Tippett, H2O Yay., stanbul 2012.
247

Felsefe Dnyas

-------------, Bilimin tesi, ev. Ersan Devrim, Evrim Yay., stanbul 2001.
Priwer, Shana ve Philips, Cynthia, Her Ynyle Einstein, ev. Haydar Yaln,
Arkada Yay., Ankara 2009.
Rae, Alastair I. M., Kuvantum Fizii: Yanlsama m, Gerek mi?, ev. Yurdahan
Gler, Evrim Yay., stanbul 2000.
Russell, Bertrand, Din ile Bilim, ev. Akit Gktrk, Say Yay., stanbul 1996.
Sagan, Carl, Tanrnn Kapsn alan Bilim, ev. Reit Aolu, Altn Kitaplar,
stanbul 2007.
Schroeder, Gerald L., Tanrnn Sakl Yz, ev. Ahmet Ergen, Gelenek Yay.,
stanbul 2003.
Trusted, Jennifer, Fizik ve Metafizik, ev. Seval Ylmaz, nsan Yay., stanbul 1995.
Topu, Nurettin, syan Ahlak, ev. Mustafa Kk-Musa Doan, Dergh Yay.,
stanbul 1995.
Tippett, Krista, Giri, Freeman Dyson ve Dierleri, Einsteinnn Tanrs, ev.
Gizem Aldoan, Haz. Krista Tippett, H2O Yaynclk, stanbul 2012.
Weinert, Friedel, The Modern Synthess: Einsten And Kant, Forum
Philosophcum 14 (2009).
Yaran, Cafer Sadk, nsann Egzistansiyel htiyalar ve Dinin Perenniyal
Cevaplar,Ondokuz Mays niversitesi lahiyat Fakltesi Dergisi, Say: 1213,
Samsun 2001.
----------, Yeni Doal Teoloji ve Dou slam Felsefesi Miras, Tezkire, say:
3132, Mart/Haziran 2003.
----------, Natural Theology in Christianity and Islam: Is There A Common Core?
Ondokuz Mays niversitesi lahiyat Fakltesi Dergisi, Say: 11, Samsun 1999.

248

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

MR DMDIN HUDS KONUSUNDA BN SNYA


YNELTT ELETRLER VE HUDS-U DEHR
GR
M. Nesim DORU*

slam dncesi tarihinde filozoflar ile kelamclar arasnda meydana gelen


en nemli metafizik tartmalardan biri de, Tanr-lem ilikisi balamnda ortaya
kan kdem ve huds asndan lem meselesidir. Tartma konusu olan meseleyi bir isimlendirme farkll olarak gren bn Rdn1 iyimser tavr bir tarafa
braklrsa, sonular dikkate alndnda birbirinden farkl iki metafizik dnce
ve bu dncelerin birbirinden farkl epistemolojileri ile kar karya olduumuz grlmektedir. Filozoflar ile kelamclar arasndaki ayrlk, imkn ve huds
ayrl olarak formle edilmi olup filozoflar imknn, kelamclar ise hudsun
epistemolojisini ina etmilerdir.
mkn ve huds epistemolojisinin en nemli esi zaman mefhumudur.
slam filozoflar lemin zamanda yaratlm olmasna yani hudsa kar kmlardr. Onlara gre eer lem zamanda yaratlm olsayd, yaratcnn niteliinde
bir deiim olur ve bu durum Onun Tanrlna zarar verirdi. slam kelamclar
ise, lemin ezeliliini reddetmek iin lemin bir zamanda yaratlm olduu grn benimsemilerdir. Onlara gre lemin ezeli olduu kabul edildiinde, Tanr
ile beraber baka ezelilerin varl iddia edilmi olacaktr ki, bunu kabul etmek
mmkn deildir.2 nk kelamclara gre lem, bir zaman diliminde Tanrnn
ezeli iradesi ile meydana gelmi olup hdistir.
Bu iki dncenin uzlaamaz gibi grnen bir katlkla birbirine uzak olduu dikkat ekmektedir. Ancak slam dncesinde bu katl yumuatma ve
uzlaamaz gibi grnen sz konusu ayrm uzlatrma abas iinde olan teebbsler olmutur. Bu balamda bn Sn (.1037)nn huds-u zat, Mr Dmd
(. 1630-31)n huds-u dehr ve Molla Sadra (. 1640)nn hareket-i cevher

*
1
2

Mardin Artuklu niversitesi Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm, Yrd. Do. Dr., nesimdoru@
artuklu.edu.tr
bn Rd, Faslul-Makl, Darul-Merk, Beyrut, 1986, s.41
Seyyid Hseyin Nasr, Mull Sadr: His Teachings, (History of Islamic Philosophy, ed.
Seyyed Hossein Nasr&Oliver Leaman, Routledge, 1996 iinde), c.1, s.650

249

Felsefe Dnyas

grleri, sz konusu sorunu amaya ynelik nemli admlar olarak deerlendirilebilir.


16. ile 17. yzyllarda ran corafyasnda ortaya kan felsefi almalarn
hemen hepsinde Mr Dmdn etkisi olduu grlmektedir. Fakat her ne kadar
onun, slam felsefesinin tarihsel geliimindeki yerini ve nemini ortaya koyan
baz snrl almalar olsa da, slam felsefesi ile ilgili alan aratrmaclarn bu
byk filozofa kar kaytsz kaldklar da baka bir gerektir. hreti, rencisi
Molla Sadrnn glgesinde kalmsa da Mr Dmd, slam felsefesi tarihinde
orijinal bir ahsiyet olarak karmzda durmaktadr.
Bu makalenin inceledii tartmann erevesi, konunun huds ve zaman konular etrafnda ekillenmesini zorunlu klmaktadr. Bu balamda, Mr
Dmdn bn Snnn huds-u zat grne ynelttii eletiriler ve zm
olarak sunduu huds-u dehr gr, felsefenin nemli meseleleri olan zaman
ve yaratma kapsamnda ele alnacaktr.
1. Mr Dmd Kimdir?
Asl ad Seyyid Muhammed Bkr b. Muhammed Hseyn el-Esterbddir.
Kaynaklar lm tarihini 1630 veya 1631 olarak kaydetmilerdir. Ailesi, dnemin
nemli din bilginlerinden muhakkik-i sn lakapl Ali b. Abdll ile hsm olduu iin Dmd lakab almtr. Bu sebeple daha ok Mr Dmd olarak bilinir.
Bu zatn kim olduunu ortaya koyabilmek iin bugnk ran corafyas ve evresinde Safevlerin iktidara geldii 1499dan hkmranln sona erdii 1720ye
kadar iki yzyl aan dnemin siyasi, sosyal ve entelektel muhitini yakndan
bilmek gerekir.
Szkonusu dnem, iiliin kurumsallat bir srece tekabl etmesi bakmndan n plana kmaktadr. zellikle Safev iktidarnn I. ah smail (. 1524)
ynetiminde aldranda Osmanl ordusuna kar yaad yenilgiden sonra,
hanedanln merkezinin nce Kazvine oradan da sfahana tanmas, tarihte
sfahan Okulu olarak bilinen felsefi muhitin zeminini hazrlamtr. Efsanevi
ah olarak bilinen ah Abbas zamannda merkezi sfahan olan hanedanlk, Osmanllarn Azerbaycandan ekilmesi ile birlikte Dou Kafkasya zerindeki iktidarn glendirmi ve bylece szkonusu blgede Snni Osmanl devletinden
ve Mool iktidarndan uzak Avrupa ile daha rahat ilikilerin kurulduu bir sre
balamt. Buna bal olarak farkl kltrlerle etkileim iinde olan bir entelektel muhit olumutu. Bu gelimelerin yannda iktidarn iilik ideolojisini kurumsallatrma gayreti ve beraberinde iiliin kelam ve hukuk alannda gelimesi,
felsefe ile megul olanlarn temkinli hareket etmelerine sebep olmutu. Bundan
dolay Mr Dmdn eserlerinde anlalmas zor, mulk bir slubun hkim ol250

Felsefe Dnyas

duu ve Molla Sadrnn da bir dnem kltr merkezlerinden uzak, srgn hayat yaad iddia edilmitir. Ama szkonusu dnemde, ister hanedanln saray
muhitinde Tp ve Astronomi ilimlerine duyulan ilgiden olsun, ister filozoflarn
ahsi direncinden olsun, felsefi muhitin de hukuk ve kelam muhiti kadar yayld
sylenebilir. te bu srete yeni bir felsefi muhit de ortaya km bunun ncln henz orta ya dneminde bulunan Mr Dmd yapmtr.
Mr Dmd, Esterbdda zengin ve kltrl bir ailenin ocuu olarak
dnyaya gelmi, renimini Mehedde ve sfahanda tamamlamtr. zellikle
Mehedde bulunduu srada bn Snnn eserleri zerinde almalar yapmtr.
Yazd eserlerden hem dini hem de akli ilimlere kar merakl olduu, Fkh, Tefsir, Hadis gibi ilimlerin yan sra Matematik ve Felsefe eitimi ald grlebilir.
iirlerinde rak lakabn kullanm olan Mr Dmd; Aristoteles ve Frbden
sonra nc muallim olarak isimlendirilmitir. 1631 ylnda Kerbelya giderken yolda hastalanm, Necefte vefat etmi ve burada defnedilmitir.
Mr Dmd; Henry Corbin ve Seyid Hseyin Nasr tarafndan entelektel
ve felsefi bir muhit olarak tasvir edilen sfahan Okulunun ncln yapmtr. Okul, yetitirdii filozoflarn slam dncesinin farkl ekollerini bir araya
getirip eklektik yeni bir dnce ina etmeleriyle belirgin bir zellik kazanr. Bu
erevede Mr Dmd, zellikle bn Sn ve Shreverdye ayr bir nem vermi
ve eserlerinden anlald kadaryla bn Arabnin vahdet-i vcd felsefesinden
de etkilenmitir. Dolaysyla bu okulda, slam dnce tarihinin Me, rk ve
Sf yorumlar bir arada bulunmu ayrca ii fkh ve kelam da bu dnce yaplar iindeki yerini almtr. sfahan Okulunun bir zellii de, zellikle Batda
yerleen bir kanaat olarak slam dncesinin bn Rdn lmyle birlikte (13.
yzyl) duraklama iine girdii eklindeki yaygn kanaati rten durumudur.
nk sfahan Okulunun varl, 16. yzyla kadarki srete slam dncesinin
farkl ekollerinin canl olduunu gstermektedir. Zira bu okul, sz konusu ekolleri yeniden yorumlayarak, farkl bir epistemoloji ortaya karabilmitir.3
Mr Dmdtan sonra sfahan okulunda yetien ve bir ksm Mr Dmdn
rencisi olan birok filozof yetimitir. Bunlarn en mehuru kukusuz Moll
Sadrdr. Molla Sadr, hocasnn fikirlerini gelitirmi hatta hreti stadnn
hretini geride brakmtr. Onun zellikle hareket-i cevher dncesi doulu
ve batl birok filozof zerinde etkiler brakmtr. Moll Sadrdan baka, eyh
Bahauddin Amil, (. 1622), Mr Findirisk (. 1640), Molla Abdurrezzak el3

Henry Corbin, slam Felsefesi Tarihi (Balangtan bn Rdn lmne), ev: Hseyin
Hatemi, letiim Yay., st., 1994, s.13; Seyyid Hseyin Nasr, Mslman Bilge, ev: Ali
nal, nsan Yay., st., s.69

251

Felsefe Dnyas

Lhic (. 1661), Molla Muhsin Feyz-i K (. 1670) ve Molla ems Gln (.


1670), bu entelektel muhitin en nemli isimleri arasndadr.
Mr Dmd, felsefe, kelam ve tasavvufa ait birok eser yazmtr. Btn
eserleri arasnda kmr kz anlamna gelen Kabast ve Farsa yazd odun
kz anlamna gelen Cezevt adl eserleri ayr bir neme sahiptir. lki onun deta
aheseri saylr. Bu eserinde Tanr-lem ilikisinin ve bu ilikinin analizinde ileri
srlen huds grnn zaman, yokluk, varlk tabakalar bakmndan bir incelemesini yaparak mehur teorisi olan huds-u dehrnin epistemolojisini sunar.
Cezevt adl eserinde ise, varln bn Arabci bir tarzda yukardan aaya ve
aadan yukarya olmak zere boylamsal (tl) ve enlemsel (arz) mertebelerini
ele alr.4 Bu eserin son ksmn ise say mistisizmine ayrmtr.
Mr Dmdn felsefi eserlerinin genel zellii, bu eserlerin zaman felsefesine tahsis edilmi olmasdr. Nitekim Kabast ile birlikte Sratul-Mustakm,
mazt, el-Ufukul-Mbn ve Hulsetul-Melekt adl eserleri, zaman mefhumu
etrafnda Tanr-lem ilikisinin keyfiyetini aklamaya ayrlmtr. Felsefe alannda, ontolojik grlerini ele ald Takdist, kazt ve zlt adl eserleri de
nemlidir. Bu eserleriyle beraber yetmi be eser yazd kaynaklarda gemektedir.5
2. Kavramsal ereve
Ele alnacak tartmann spesifik olmasndan ve konunun hem bn Sn
hem de Mir Dmdn eserlerinde ounlukla dank bir ekilde ele alnmasndan dolay, almann anahtar kavramlarn mstakil bir balk altnda ele almann doru olacan dnyoruz. Bu nedenle ncelikle zamana gre varlk
kategorileri, zamana gre yaratma ekilleri ve hudsun eitleri ile ilgili kavramlar ele alacaz. Bu kavramlar, 1. Zamana gre varlk kategorileri: Sermed
4
5

Bkz: Mr Dmd, Cezevt, Bombay tabasks, ntiarat- Behnam, 1304/1886, s.8-10


Mr Dmdn hayat, eserleri ve grleri iin bkz: Seyyid Hseyin Nasr, The School of
Ispahn, (M. M. Sharif, A History of Muslim Philosophy, Wiesbaden, 1963 iinde),c.2, s.90431; Hamid Debashi, Mir Dmd and the founding of the School of Isfahn, (History of Islamic
Philosophy, ed. Seyyed Hossein Nasr&Oliver Leaman, Routledge, 1996 iinde), c.1,s.597-634;
T. Izutsu, Mr Dmd and his Metaphysics, (Mr Dmd, El-Kabast, ed: Mehdi Muhakkk,
Tahran niversitesi Yay., Tahran, 1988 iinde), s. 1-14; Fazlur Rahman, Mr Dmds Concept
of Hudth Dahr: A Contribution to the Study of God-World Relationship Theories in Safavid
Iran, Journal of Near Eastern Studies, Say:39/2, 1980, s. 139-51; Sajjad H. Rizvi, Between
Time and Eternity: Mr Dmd on Gods Creative Agency, Journal of Islamic Studies, 17:2
(2006), s.158-76; Ali Ucib, Kelimetu Muhakkik, (Mr Dmd, Takvimul-man, Nr: Ali
Ucib, Tahran niv. Yay., Tahran, 1376/1998 iinde), s.161-80; Mehdi Muhakkk, Tesir-i
bn Sina ber Mr Dmd, (Mr Dmd, El-Kabast, ed: Mehdi Muhakkk, Tahran niversitesi
Yay., Tahran, 1988 iinde), s. 144-56; Mustafa z, Dmd, Muhammed Bkr, DA, st.,
1993, c.8, s.435-6

252

Felsefe Dnyas

lemi, Dehr lemi ve Zaman lemi, 2. Hudsa gre var edili biimleri: bda,
Halk ve Tekvin, 3. Hudsun eitleri: Huds-u Zat, Huds-u Zaman ve Huds-u
Dehrdir.
2.a. Sermed, Dehr ve Zaman
slam filozoflar zaman grlerine bal olarak varlklar snflandrmlardr.6 Buna gre sermed, dehr ve zaman lemlerinden sz edilmitir.
bn Sn, zamann hareketinin gerekletii varlklar birbirinden ayrr.
Buna gre eer zaman sabit varlklarda gerekleiyorsa, bu varlklar zamann
iinde deildir ama zamanla beraberdir. Zamanda olmayp zamanla beraber olann, zamanla olanla ilikisi dehr adn alr. Burada sabit varlklar, hareket bakmndan nce ve sonraya tabidir. Ama zat bakmndan nce ve sonraya tabi
deildir. Dolaysyla birinci ynden zamanla beraber, ikinci ynden ise zamann
dndadr. Zatlar gerei zamanda olmayp hareket bakmndan zamana bitien
bu sabit varlklarn meydana gelmesi, dehr bir durumdur. Ezeli varlklar ise, herhangi bir hareket, zaman, bakalama ve deime olmakszn ezelidirler. Ezeli
varlklarn ilikisi ise, sermed olarak isimlendirilir. Bu iliki zamanda olmayann zamanda olmayanla ilikisidir. Dehr, zatnda sermeddir ama zamana nispetle
zamann meydana gelmesinin sebebidir.7 Dier bir eserinde ise bn Sn, sermed
ve dehr kategorilerini aynlatrr. Buna gre, Tanrnn faal akla veya gk cisimlerine nispeti, zamansal olarak llebilen bir nispet deildir. Bu iliki sonsuz
varlklarn ilikisidir. Sonsuz varlklarn ilikisine sermed ve dehr ad verilir. Sonsuz varlklarn zamanla ilikisi ise, dehr adn alr. 8 bn Snya gre
zaman, nce ve sonrann tertibi zerine devam eden ldr. Bu l, harekete
6

7
8

Zamann varlklara gre ald isimlerin detaylarn slam felsefesinin ortaya kmasndan
nce skenderiyede Yeni-Pltoncu filozoflardan Proklusun eserlerinde grmek mmkndr.
Muhtemelen slam filozoflarnn zamana dair kategorik ayrmlar Proklusun el-Hayrul-Mahz
eserinden dn alnmtr. Proklus zaman kategorik bir varlk olarak ele alrken, dehri esas
alr. Buna gre zaman dehrden nce ise, lk llet; dehr ile beraber ise Akl ve dehr sonras ise
Nefs adn alr. lk llet, sakin (hareketsiz) olup sebeplerin sebebidir. Eyaya varlk vermesi bda
trndendir. Akl ise, altndakine bda trnden deil maddeye suret vermek trnden varlk
verir. nk bda, sadece lk llete aittir. Akl, zaman iinde olmayp dehr ile beraberdir. Bu
sebeple zaman iinde var olan cisim ve okluktan ayrdr. nk Akl, lk lletten meydana
gelmi (mubda) ilk varlktr. Bylece akl, byklk ve cisim olmayp cismani bir hareket
tr ile hareket etmeyen bir cevherdir. Bu sebeple de zaman stdr. Proklus ayrca semavi
varlklarn zamanla beraber olduunu zamann sonsuzluu gibi gk cisimlerinin de sonsuz
olduunu zellikle ifade etmitir. (Proklus, El-Hayrul-Mahz, (A. Bedev, el-EfltuniyyetulMuhdese ndel-Arab, Vekletul-Matbuat, Kuveyt, 1977 iinde), s.4-5, 10,19 ve 39
bn Sn, Kitabu-if -Fizik, ev: Muhittin Macit-Ferruh zpilavc, Litera Yay., st., 2004, c.1,
s.220; a.mlf., Uyunul-Hikme, thk: Abdurrahman Bedev, Darul-Kalem, Beyrut, 1980, s. 28
bn Sn, Et-Talikat, thk: Abdurrahman Bedev, Mektebul-lamil-slami, Kum, 1404, s.43

253

Felsefe Dnyas

baldr. Buna gre zaman, varlklar birbirine bal olan nce ve sonra gelenin hareketinin ls olmaktadr.9 Zaman ve hareket bir cisimde olduuna gre
bunlarn meydana geldii kategorik boyut ise zaman boyutudur.
zetle; bn Snnn eserlerinde zamann farkl varlk trlerine gre deiik
isimler ald aktr. Zaman, ezeli ve sabit varlklar iin sz konusu olduunda
sermed ve dehr, sonlu ve bir zamanda olan varlklar sz konusu olduunda
ise, zaman adn alr.
Dmda gre ise, llebilir ve akp giden varlk kategorisi veya varolusal deiimler iin srekli llebilen yokluk kategorisi, zaman olarak ifade
edilir. Ak bir yoklukla ncelenen varln ak boyutu, llemez olan sabit
varlklar iindir. Bu da dehr boyutudur. Deiimin ilintileriyle bsbtn ilgisiz olan sabit varlklar boyutu ise, hibir surette yoklukla ncelenmeyen ve her
ynden salt fiil halinde olan sermed boyutudur.10 Bu kategorik ayrmda dehr,
zamandan daha stn ve geni olduu gibi, sermed boyutu da dehrden daha
stn ve genitir.11
2.b. bda, Halk ve Tekvn
Felsefi terminolojide ibda, madde ve zamanla ncelenmeyen bir eyi
var etmek iin kullanlr. Bu yaratma tr, madde ile ncelendii iin tekvinden,
zamanla ncelendii iin de hudstan ayrlr. bda ile tekvin (oluturma/meydana getirme) ve huds arasndaki iliki, ztlar ilikisidir. Biri var olduunda dierinin olmas mmkn deildir. bdann bir dier anlam da, bir eyi nesnesiz
(min la ey) var etmektir. Halk ise, bir eyi bir nesneden yaratmaktr. Dolaysyla ibda, halktan daha genel olmaktadr.12
bn Sn, imkn halinde olan varln var edilmesi eklindeki yaratmaya
ibda adn vermitir. Ona gre bdann bir dier anlam ise, bir eyi madde, alet
ve zaman gibi araclar olmakszn yoktan yaratmaktr. bn Snya gre, mutlak
yokluktan bir arac olmakszn illet sonucu ortaya kan bda tarzndaki yaratma,
dier yaratma tarzlarndan daha stn ve ycedir.13 te yandan zamansal bir yok9 bn Sn, Uyunul-Hikme, 27
10 Mr Dmd, el-Kabast, ed: Mehdi Muhakkk, Tahran niversitesi Yay., Tahran, 1988, s.67; a.mlf., mazt, (Mr Dmd, Musanneft- Mr Dmd, Nr: Abdullah Nuran, Tahran,
2003/1381 iinde), s.5-6; a.mlf., Es-Sratul-Mustakm fi Rabtil-Hdis bil-Kadm, thk: Ali
Ucib, Miras- Mektub, Tahran, 1381/2002, s.106-7
11 Mr Dmd, El-Kabast, s.7; T. zutsu, Mr Dmdn yapt ontolojik varlk boyutlar ile ilgili
olarak; sermed boyutu iin No-Time/zamanszlk; dehr boyutu iin Meta Time/zaman st
ve zaman boyutu iin Time/zaman ifadelerini kullanr. Bkz: T. Izutsu, Mr Dmd and his
Metaphysics, s.4
12 Crcn, Tarift, Mektebetu Lbnan, Beyrut, 1985, s.5-6
13 bn Sn, Risale fil-Hudud, (bn Sn, Tisu Resail, Darul-Arab, Kahire, t.y. iinde), s. 101;

254

Felsefe Dnyas

luun nceledii varlk ise, arac bir maddeye ihtiya duyar. Bu ekilde var olan
varlk, zamansal hudsla var olmutur. Bu da tekvin ve huds ya da halk
olarak ifade edilir.14
Dmda gre btn varlklar, hdis olup yaratlmlardr. Bu yaratma
(huds) ya ibda ile var olmak, ya da ihtira ile yaratlmak yahut tekvin
iledir. Dehr boyutundaki yaratma ibda ve ihtira eklindedir. Zamanda
yaratma ise, sun ve tekvin eklindedir. bda mutlak bir yokluktan (leys-i
mutlak) bir varl var etmek (teyis) olup, yaratma tarzlar arasnda en stn
olandr.15 Dmd, eserlerinde baz farklarla yaratma biimleri iin benzer isimler kullanmaktadr. Buna gre Tanrnn yaratmas dehr varlklarda ibda ve
sun eklindedir. Zamansal hudsta ise huds ve tekvin eklindedir.16 Mr
Dmd, hdis olma ve yokluktan yaratlma hususunda ibda ve tekvin arasnda
bir ayrm yapmaz. Ona gre aralarndaki ayrm maddeyle iliki ynndendir. O,
bu dncesini u ekilde ifade etmitir:
bda ve tekvinle oluan varlklar, dehr boyutunda kadim bir varlkla ve
ak bir yoklukla ncelenmi olmada eittir. Fakat aralarndaki ihtilaf, maddeye taalluk etmekle, srekli yoklukla, zamanla, deiim ve yenilenmede
olan madde ile ilgilidir.17

2.c. Huds-u Zat, Huds-u Zaman ve Huds-u Dehr


Huds, bir eyin yokluundan sonra var olmasdr.18 bn Sn iki huds
eidi kabul etmitir. Biri zat/ontolojik huds (huds-u zat) dieri ise zamansal huds (huds-u zaman)tur.19 Zamansal huds, gemi bir zamanda olmayan bir eyin var olmasdr. Zat huds ise, zat gerei varla sahip olmayan
(ama varla sahip olma potansiyeli tayan) eyin varlk kazanmasdr. bn Sn
hudsu zat ve zamansal olarak ikiye ayrd gibi kdemi de ayn ekilde zat
ve zamansal kdem olmak zere ikiye ayrmtr. Buna gre zat kdem, zatnn
varl iin bir ilkenin olmamasdr. Zamansal kdem ise, bir eyin gemi zaman-

14
15
16
17
18
19

a.mlf., El-rt vet-Tenbiht, thk: Mcteba Zari, Bustan- Ketab- Kum, Kum, 1381, s.286;
a.mlf., e-if: el-lahiyt, Nr: brahim Medkur, b.y.y, t.y, c.2, s.266; a.mlf., el-Mebde velMead, Nr: Abdullah Nuran, Tahran, 1363/1998, s.77
bn Sn, Risaletun-Neyruziyye, (bn Sn, Tisu Resail, Darul-Arab, Kahire, t.y. iinde),
s.137; El-rt vet-Tenbiht, s.286; Risale fil-Hudud, s.101
Mr Dmd, mazt, s. 14
Mr Dmd, El-Kabast, s.26; mazt, s. 18
Mr Dmd, mazt, s. 4
Seyit erif Crcn, Tarift, s.86
slam dncesinde huds teriminin sistematik olarak ontolojik ve varolusal olmak zere
ayrlmasnn bn Sn ile balad kabul edilmektedir. Bkz: Muhammed Fatih Kl, bn Snnn
Huds Yorumu, Beytulhikme An International Journal of Philosophy, vol:1/2, 2011, s.107

255

Felsefe Dnyas

da sonsuzluu olup, zatnn varl iin zamansal bir balang ilkesinin olduu
kdemdir.20
Mr Dmad ise hudsu, zat huds, dehr huds (huds-u dehr) ve
zamansal huds olmak zere e ayrr. Buna gre hudsun ilk iki tr, zaman
gerektirmeyen ve mutlak yokluktan sonra varolmak anlamna gelmektedir. Bu
ise iki eittir: birincisi zat bir sonralkla mutlak yokluktan sonra bir eyin var
olmasdr. Burada szkonusu olan varlk, illetten sonraki mall ya da failden
sonraki varlk olup, daha nce ifade edildii gibi bu, zat hudstur. kincisi ise,
zatn ncelemesi ile deil, aksine zamansal olmayan, llemeyen ve saylamayan bir kopuun ncelemesi ile varln meydana gelmesidir. Burada birincide olduu gibi illet ile beraber bir mall ya da zat ile bitimi bir varlk deil, ak bir
kopu vardr. Bylece varln bilfiil taayyn etmesinden ncesinde var olmaya
mukabil salt ak bir yokluk szkonusudur. Dmd buna el-ademus-sarih adn vermektedir. Bu da dehr hudstur.21 Dmda gre huds, zerinden ak bir
yokluk gemi olan varla verilen bir isim olduuna gre bunu en ok hak eden
dehr hudstur. Zamansal huds ise, potansiyel imkn (el-imknul-istidd)22
ile ilikili olmasndan dolay zamansal bir sonralkla zaman boyunca yokluu devam eden bir zamandan sonra bilfiil var olan varlktr. Dmd, zamansal hudsu
ksma ayrr. Birincisi tedrici huds olup, zaman sresi boyunca aamal
bir ekilde ortaya kar. kincisi ivedi (defi) huds olup, blnmeyen bir zaman ksm olan anda, zamana yaylmakszn ortaya kar. ncs zamansal
huds ise, zamann bir parasnda, balangc ve sonu olan bir zaman diliminde
gerekleir.23
Mir Dmd, huds gibi kdemi de zat kdem, dehr kdem ve zamansal kdem olmak zere gruba ayrr. Buna gre zat kdem, apak
sermedi olan ezeli eklinde ifade edilen sermedi kdemdir. Yani zati kdem demek sermedi kdem demektir. Ve gerekte zamansal kdemin stndedir. nk
zat hudsta zatn mmkn olmas sz konusu iken zat kdemde zatn ve varln zorunluluu sz konusudur. Burada kadim varl, yokluk ve kuvve ncelememi olup varlk, bilfiil vardr. Zat kdem, zatyla zorunlu olup zaman ve
20 bn Sn, Risale fil-Hudd, s.102; a.mlf., en-Nect fil-Mantk vel-lahiyt, Darul-Cil, Beyrut,
1992, s.69
21 Mr Dmd, El-Kabast, s.4
22 Dmd, imkn zati ve potansiyel (istidad) olmak zere ikiye ayrmtr. Zati imkn,
tasavvurlarmzda zorunlu ve imknsz olann dnda olan, varla zat bakmndan ncelii
olan ve maddi olmas gerekmeyen imkndr. Potansiyel imkn ise, bir ey fiile ktktan sonra
nitelik trnden olan llebilir arazi varlktr. Dolaysyla potansiyel imkn, varla kmadan
nce bir mahalle muhtatr ki o da, maddedir. Mr Dmd, mazt, s.38
23 Mr Dmd, El-Kabast, s.23; a.mlf., Es-Srtul-Mustakm, s.224-5; a.mlf., mazt, s.24-5

256

Felsefe Dnyas

dehr lemlerinin stndedir. Dehr kdem ise, ezeliliktir. Yani dehr boyutunda
ak yoklukla ncelenmeyen ve bilfiil hsl olan varlk olup, sermedi ezeli diye
isimlendirilir. Zamansal kdem ise, varl herhangi bir zamansal varla bal
olmayan zamansal varln btn zaman uzamnda varl sreklidir. Zamansal
kdemin en nemli zellii, potansiyel imknla bir ilikisinin olmamasdr. Oysa
zamansal hudsta potansiyel imkn ve maddenin hareketi zorunludur. Zamansal
kdem, ancak zaman ve meknla olabilir. Bu sebeple zati kdemle ya da niceliksel
olmayan apak sermediyetle nitelendirilemez.24
Mr Dmdn huds ve kdemin ksmlar ile bunlarn arasndaki iliki
hakkndaki dncelerini onun u ifadelerinde toplu bir ekilde grmek mmkndr:
Bir n veya bir zamanla sabit olan varlk, balangcndan kopmutur. Ona
huds-u zaman denir. Konusu zamansal hdistir. Deien ve yenilenen varl daha nceki bir zamanla ncelenmitir, onda vuku bulan daimi
yokluk, zamansal bir nceliktir. Karsnda srekli varln deiim ve yenilenmeyi yok etmesi olan zamansal kdem bulunur. Zamansal kdem btn
zamanlarda ve anlarda gerekleir ve zamansallklara zgdr.
Varln dehr boyutunda ak bir yokluktan sonra gelmesine huds-u dehr
ad verilir. Konusu dehr hdistir. Varlk; zaman veya an, yokluun sreklilii veya zamansal hdisin nitelendii sreklilik ile deil, dehr boyutunda
dehr bir ncelikle mutlak yoklukla ncelenmitir. Varl dehr boyutunda
olup, zaman ufkunda deildir. Karsnda ise dehr kdem bulunur ki, bu,
ezeliliktir. Yani varln zaman boyutunda deil, dehr boyutundaki ezeliliidir.
Gerein iptali ve zatn helakinden sonra varln zihni olarak fiili durumu
ise, huds-u zt olarak isimlendirilir. Konusu zat hdistir. Burada zat
ve varlk ncelenmitir. ptal ve yoklukla var olduu mddete ebedi olarak
var olur. Fakat burada zati ncelik ve zihni durum olup, dehr bir ncelik ve
reel varolu yoktur. Bu varlk, imkn leminin temellerini yok eder. Mukabilinde ise, zat ile zorunlu olana eit zat kdem bulunur25

3. bn Snnn Huds Gr
bn Snnn huds grnn salkl bir ekilde deerlendirilebilmesi
iin tartmay onun genel varlk gr ile birlikte ele almak gerekir. Baka bir
ifade ile onun zaman ve ezelilik hakkndaki gr; sdr teorisi, illiyet ve zamann tekabl ettii varlk alemleri gibi problemler etrafnda ele alnmadnda;

24 Mr Dmd, El-Kabast, s.18; a.mlf., Es-Sratul-Mustakm,s.198


25 Mr Dmd, mazt, s.3

257

Felsefe Dnyas

tartma, konunun terimlerini birbiriyle karlkl olarak savatrmaktan teye


gemez.
bn Snya gre varl bakasndan olan yani mmkn olan her varlk,
yokluu hak eder. nk onun var olmadan nce bir varl yoktur. mkn, tek
bana varla kamaz. Onu varlk alanna karan bir sebebinin olmas gerekir. te zat huds, yokken varl mmkn olann, varla kmasdr.26 Varl
zatndan olmayan ey, ancak bir illetle var olabilir. O, bir illetle varla ktnda mall olur. Mall olan her varln bir ncesi ve sonras vardr. Bylece her mall, hdis bir varlk olmaktadr.27 Yani zatnda bulunmayan bir eyi
(varlk) bakasndan almtr. Bu sebeple o bizzat hdistir.28 Bir baka anlamda,
bn Snya gre btn malller deil, varl zamanla ncelenmi olan mall,
hareket ve deiimle ncelendii iin hdistir.
bn Snnn sudr teorisi, lemin kategorik olarak ikiye ayrlmasn gerektirir ki, bunlar ay-st ve ay-alt lemleridir. Ay-st lemde bulunan akllar,
nefs ve semavi kreler ile ay- alt leminde bulunan zamansal hareket ve deiimler, bir btn olarak lem adn alr. lemin btn ksmlar bir mall olarak
ele alndnda, hdistir. Ancak ay-st varlklarn malliyeti ile ay-alt lemin
malliyeti arasnda bir ayrma gidilmelidir. Ay-st lemin malliyeti, ontolojik bir malliyettir. Yani illetin onu ncelemesi zamansal deil, zatdir.29 Bu iki
varlk (illet ve mall) arasndaki iliki, sebep-sebeplilik ve birliktelik (maiyyet)
ilikisidir. Yani illet malln yaratcsdr ve yaratma eyleminin taraflar zamanda beraber olmak zorundadr. bn Sn bunu mehur el ve anahtarn hareketi rnei ile aklamaktadr. Yani el ve anahtarn hareketi zaman bakmndan beraber
ama zat bakmndan anahtarn hareketi elin hareketinden sonradr.30 Bu ilikide
illet tarafnda herhangi bir deiim sz konusu edilemez. nk illetin mall
var etmesi, bir zaman iinde deil ontolojik bir zorunluluktan dolaydr. Bylece
Tanr ile lem arasnda ontolojik bir ncelikten bahsedilmektedir. bn Snnn
zat huds dedii budur. Buradaki yaratma yani illetin mall var etmesi, bda
olarak isimlendirilir. Yani zati olarak yaratlm olan ay-st lem, zamansal olarak Tanr gibi ezelidir. bn Sn, zamansal olarak ezeli olan Tanr ve yine zamansal olarak ezeli olan lem arasndaki ilikiye sermed adn verir. Ele aldmz
26 bn Sn, El-rt vet-Tenbiht, s.285; bn Snda zat hudsun daha geni bir aklamas iin
bkz: Muhammed Fatih Kl, bn Snnn Huds Yorumu, s.108-114; Ayrca bn Snnn
huds ve imkn arasnda kurduu iliki iin bkz: M.Cneyt Kaya, Varlk ve mkn:Aristotelesten
bn Snya Kadar mknn Tarihi, Klasik Yay., st., 2011, s.233-8
27 bn Sn, Et-Talikat, s.85
28 bn Sn, en-Nect fil-Mantk vel-lahiyt s. 75; a.mlf., e-if: el-lahiyt, c.2, s. 266
29 bn Sn, e-if: el-lahiyt, c.2, s. 266
30 bn Sn, El-rt vet-Tenbiht, s.285

258

Felsefe Dnyas

konu itibariyle de tartmann merkezi burasdr. Burada bn Snnn hudsu,


zati ve zamansal olarak ikiye ayrd gibi, kdem meselesinde de ikili bir ayrma
gittii hatrlandnda yani zamansal kdemin zamansal bir balang ilkesi, zati
kdemin ise bal olduu ontolojik bir ilkesi olmad sz konusu edildiinde,
sonu olarak zat bakmndan kadim olan, Tanr; zaman bakmndan kadim olan
ise, lem olur.
Sudr teorisinde varlk verme, ay-st lemden ay-alt leme srekli taar.31 Faal Akl, ay-alt lemdeki maddelere semavi varlklardan yardm alarak
suret verir ve bylece onlara varlk bahetmi olur.32 Bu iliki de, ezeli varlklarn
ezeli olmayan sonlu varlklarla ilikisi anlamna gelir. bn Sinann dehrden kast
ettii de budur.
Ay alt lemin varlklar ise, bir zamanda meydana gelmi olup zaman ve
mekn/imkn unsurlaryla var olurlar. Var olmadan evvel varlklarnn bir imkn
olan varlklar, zamansal varlklardr. Zamansal olarak meydana gelen varlklarn
imknlar varlklarndan ncedir. Ama semavi varlklarn imknlar varlklarndan nce deil varlklaryla beraberdir. Zamansal olann zamansal olanla ilikisi,
zamansaldr.33
Hseyin Atay, bn Sn ile ilgili yapt kapsaml aratrmasnda, onun semavi varlklarn ibda ile yaratld tezinin sebebinin, gemilerinde bir imknn
olmadna balar. Bu teze gre imkn, eksikliktir. Varlk ise, yetkinliktir. Semavi cisimler, yetkin olduuna gre, bir imkn durumlar olamaz. Eer imkn
durumlar olsayd, kuvve halinden fiil haline gemi olmalar gerekirdi ki, bu
intikal yetkin varlklara uygun deildir. Atay, bn Snnn semavi varlklarn
yetkinliklerini Tanrnn yetkinlii seviyesinde grmediini de syler. nk bu
durumda ezeli varlklarn says oalacaktr. Bylece dorudan Tanr tarafndan,
aracsz, nesnesiz ve zamansz yaratlm yani ibda edilmi olmalar gerekir. Dolaysyla hem yaratma hem de ezelilik, beraber olmaktadr.34
bn Sinann semavi varlklar Tanrnn yetkinliine eit grmedii hususunda Atayn tespitlerine katlmakla beraber, zamanla beraber olmada onlar eit
grd gerei de gz ard edilemez. Bu sebeple bn Sina sonras tartmalarda,
filozof en ok bu hususta tenkit edilmitir. Esasnda Mr Dmdn da eletirileri
bu nokta etrafnda toplanmaktadr.

31 bn Sn, el-Mebde vel-Mead, s.83


32 bn Sn, El-rt vet-Tenbiht, s.317-8; a.mlf., Et-Talkt, s.129
33 bn Sn, Risaletun-Neyruziyye, s.137; Ayrca bkz: Hseyin Atay, Farabi ve bn Sinaya Gre
Yaratma, Kltr Bakanl Yay., Ankara, 2001, s.217
34 Hseyin Atay, Farabi ve bn Sinaya Gre Yaratma, s. 234

259

Felsefe Dnyas

4. Mr Dmdn bn Sina Eletirisi


Mir Dmd, bn Snnn lemin hudsuna dair getirdii kantlarn felsefi/burhan olmayp kelm/cedel olduunu iddia etmitir. Ona gre bn Sn,
Tanrnn leme nceliinin llebilir bir ncelik, zamandan nce Tanr ile
lemin balangc arasnda mevhum bir uzam ve lemin varlndan nce cisim
ve hareketin varlnn mmkn olduunu sylemitir.35
bn Snnn Tanr-lem arasndaki ilikiyi illet ve mall ilikisi olarak grp, zamansal beraberlii savunmas ve bylece ikisinin ezeli olduunu sylemesi, Dmda gre kabul edilebilir deildir. Ona gre mall olan lem, Tanrdan
ontolojik bir kopula; baka bir ifadeyle salt yoklukla ncelenerek mall olmutur. Onun konu hakkndaki u ifadeleri arpcdr:
O halde lemin Tanrnn varlnn akli mertebesi karsndaki sonral,
malln sonraldr. Bu sonralk Tanrnn gerek varlndan kopusal
(infikk) bir sonralkla zdetir. Tanrnn leme ncelii de zat mertebesinde sebep olma nceliidir. Bu ncelik gerek varlkta esiz ncelik ile
zdetir. Mahiyet ve mutlak zt ncelii de bu ekildedir.
O halde lk Gerek olan Hak Teldan sonra gelme, ister mall olma, ister mahiyet olma bakmndan ya da tabii bir sonralkla olsun hepsi mutlak
surette dehr bir kopua dner. Onun zat olarak ncelii de ister illet olma,
ister mahiyet bakmndan ya da tabii bir ncelikle olsun hepsi mutlak surette
ezeli (sermed) bir ayrla dner. Burada Tanrnn lemle olan ilikisi ile
gnein nlaryla ilikisi arasnda, akli mertebede, zati ncelik ve sonral
mukayese etmek doru deildir. Bunlar dilin tekrarlad bo ve anlamsz
eylerdir. Gnein durumu hakknda rendiin zere, lahi lemde olduu
ekliyle onun akli varl; gerek, varolusal varlna zde deildir. Ayn
ekilde zerinde bir yzk olan elin hareketinin analojisi de bu ekildedir.36

Mr Dmdn bir dier eletirisi de, bn Snnn sermed ve dehr kategorilerine yerletirdii varlklar ve onlarn huds ile ilikisi hakkndadr. Bilindii
gibi bn Sn hudsu aklarken kategorik olarak zorunlu ve mmkn arasnda kesin bir ayrm yapmtr. Ancak bu kategorilerin ilikisi ile ilgili olarak
ayn derecede net ifadeler bulmak zordur. Onun zellikle sermed ve dehr ile ilgili
aklamalarnda mtereddid bir hal yaad kolayca grlebilir. Onun ifadelerinde dehr, bir taraftan sermedin bir paras dier taraftan sermed ve zaman arasnda
bir aracdr. Esasnda bn Snnn, eserlerinde zaman kategorik olarak biri sonsuz ve ezeli dieri sonlu ve zamanda yaratlan olmak zere ikiye ayrp, sonsuzun
iine Tanr, akl ve semav kreleri koymak ve dehri sonsuz ve sonlu varlklar
35 Mr Dmd, El-Kabast, s.34
36 Mr Dmd, El-Kabast, s.75-6

260

Felsefe Dnyas

arasnda arac yapmak istedii grlebilir.37 Dehr, burada sonsuza ait ama zamansal varlklara da sebep olan bir varlktr. te yandan Fazlur Rahmann ifadesiyle,
bn Snnn ontolojik sisteminde Zorunlu Varlk olan Tanr ile mmkn varlk
olan lem arasnda belirgin bir fark gzetilirken, zat huds ile ilgili yorumu,
Tanr ve ilikili olduu lem arasndaki farklln mantksal ve zihni olduunu
dnd izlenimini dourmutur.38 Nitekim bn Snnn u ifadeleri bu farklln gerek deil zihni olduunu ortaya koymaktadr:
Filozoflar tarafndan ibda olarak isimlendirilen ey, bir eyi mutlak yokluktan (leys-i mutlak) sonra var etmektir (teys). nk zatnda mall olan
eyin varl kendisinden deil, sebebinden dolaydr. Varl kendisinden
olan ise, kendi dndakinden zihinsel olarak (indez-zihn) zamanda deil
bizzat daha ncedir. Bylece btn mall varlklar, zati bir sonralkla yokluktan sonra meydana gelir.39

bn Snnn illet ve mall arasnda yapt ayrm mantk/zihinsel bir


seviyeye indirgemi olmas, te yandan Tanr ile beraber semavi cisimler ve
akllar ayn kategori (sermed veya dehr) iine yerletirmi olmas, onun genel
ontolojisinde kat bir biimde yapt zorunlu ve mmkn ayrmn buharlama tehdidiyle kar karya brakmtr. te bn Snnn kulland zat huds
ifadesinin ya da ezeli yaratma grnn zorunlu ve mmkn arasndaki uurumu kapatmaya ynelik olduu iddia edilse de,40 onun dncesinde Tanr ve
mmknler arasnda lfz bir anlama brnd grlen bu kavram Mir Dmd
yeniden yorumlamtr. Dmd, tm zati imknn Tanrnn varlndan gerek
bir kopua yol atn ve akllar serisi olsun semavi kreler olsun onlarn fiili
yokluk tarafndan ncelendiini syleyerek, bn Snnn tezini yorumlam ve
yeniden ina etmitir. Dmd bunu yaparken sermedi dehr mertebesinden tamamen koparmtr. Sermed mertebesi ontolojik olarak dehrden tamamen farkl
olduu iin zaman olmas bir tarafa onunla herhangi bir ekilde ilikiye girmesi
dahi dnlemez.41
37 bn Snnn en nemli rihlerinden biri olan Nasiruddin Ts, bn Snnn szkonusu
meselede birbirinden farkl zaman kategorisini kullandn ifade eder. Ona gre bn Sn,
daimi zaman sermed alemi ile, zaman kavramn, varlk uzamnda birbirini takip eden deiim
alemiyle aklam ve dehr kavramn da deiim aleminin sabit aleme nispeti balamnda
dehr alemi iin kullandn ifade eder. bn Sna, el-rt vet-Tenbiht (Nasruddin Ts ve
Kutbettin Raz erhleri ile birlikte), Nerul-Bela, Kum, 1375, s.119
38 Fazlur Rahman, Mr Dmds Concept of Hudth Dahr, s.146
39 bn Sn, e-if: el-lahiyt, c.2, s.266
40 Hseyin Atay, bn Snnn huds-u zatyi ibda ile e anlaml kullanmasndan maksadnn
zorunlu ve mmkn arasndaki uurumu kapatmak olduunu syler. Bkz; Hseyin Atay,
Farabi ve bn Sinaya Gre Yaratma, s. 225-6 ve 234
41 Fazlur Rahman, Mr Dmds Concept of Hudth Dahr, s.141-2 ve 147

261

Felsefe Dnyas

Dmda gre yaratmann (ibda) ve tekvinin sahibi, kdemde yalnzdr,


srekli, ezeli ve sermeddir. lem ise akllar, nefsler, heyla, suretler, cisimler ve
arazlarn hepsi yoklukla ncelenmi, hudsla ortaya km (tarifun bil-huds),
yok olmaya mahkum/ipotekli (merhunun bil-helk) ve rmeye maruz (memnuvvun bil-butln)dur.42 Oysa bn Snnn yorumlarnda illet ve mall arasnda bir zamansal eitlik szkonusudur. Burada byle bir eitlik gr, illet-mall
ilikisinin tabiatna aykrdr. Mr Dmdn bu konu hakkndaki ifadelerine bavuracak olursak, illet-mall ilikisini sermed mertebesinde deil, dehr mertebesinde ele aldn grrz:
Mall, yaratc etken illetin zatnn varlk mertebesinde var olamaz, nk
varlk malle illetin zat sebebiyle ular, fakat ikisi de illet olan zatn mertebesinden dolay deil, mall olan zatn mertebesinden ve gerek varlktan
dolay varlkta beraber bulunurlar.43

Mr Dmda gre Tanr, zaman ve meknn yaratcsdr. Mahiyet ve varlklarn ve her eyin kuatcsdr. Onlardan daha yce ve stndr. Tm zamanlar
ve zamansallklar ona nispetle birdir. Tanrnn beraberlii zamansal ve meknsal
bir maiyet deil, llemeyen bir kuatma ilikisidir. Bu beraberlik, dehr bir
beraberliktir. Btn imkn leminin paralar, bu ilikide tek varlk gibidir. Onlarn yaratcs, onlardan asla ayrlmaz, zaman ve mekn olarak da bitimez.44 Ona
gre zaman st olan btn varlklara, yani ibda ile var edilmi akllar ve semavi
cisimlere sermedi bir ncelik verilmesi ve varolusal olarak yaratlanlarn hepsine de dehr bir sonralk verilmesi doru deildir. Mr Dmdn dncesinde
szkonusu gr, Tanrya ortak komakla edeerdir. nk sermedi ncelie
ancak Tanr sahip olabilir. Dehr ve zamansal varlklardan oluan imkn lemi
ise, dehr sonralkta eittir.45
Mr Dmdn felsefesinde Hak Tel, tm ynleri ve nitelikleri ile
sermedde olup dehr ve zamann dndadr. Dehr ve zamann araz ve niteliklerinden de ycedir. Akllar, nefs ve semavi varlklar ise, nitelik ve arazlar ile ve
onlara yklenen yetkinlikleri ile dehr kategorisinde olup ne sermed ne de zaman
boyutunda bulunurlar. Deiken ve zamansal olan varlklar ise, zaman boyutunda olup dehr ve sermed boyutunda deildir.46 Ona gre kutsal nurlarn klar,
madde ve madde ile ilgili olan varlk alannn dnda olup, zaman ve mekndan
mnezzehtir; dehr boyutunda olup bir zaman, mekn ve anda deildir. Yaratc
42
43
44
45
46

Mr Dmd, El-Kabast, s.1


Mr Dmd, El-Kabast, s.75
Mr Dmd, mazt, s.14
Mr Dmd, mazt, s.5
Mr Dmd, El-Kabast, s.17; a.mlf., mazt, s.7

262

Felsefe Dnyas

Tanr, nurlarn nurudur, sermed arndadr, dehr ve zaman iindekileri ile beraber kuatr.47
Mr Dmda gre bn Sinann zt huds ve kelamclarn zamansal huds
teorilerinin ikisi de varlk ve yoklukla ilgili temel artlar tamadklar iin doru
deildir. Bu balamda Mir Dmda gre varlk ve yokluk, birbirinin kartdr.
Varln meydana gelmesi iin yokluun ortadan kalkmas gerekir. Zamansal yaratmada bu kartlk salanmamaktadr. nk zamansal yaratmada varl nceleyen yokluk ile yokluktan sonra meydana gelen varlk farkl zamanlardadr.
Oysa kartlk, ayn zamanda olanlar arasnda meydana gelir. Bu sebeple zamansal yaratmada varlk ve yokluk kartl salanmad iin lem, zamansal yaratma anlamnda hdis deildir. Ayrca lemin zamansal yokluk iinde mmkn
olduu iddias, Tanrnn cmertliinin olduu bir zamanda, bunun karlnn
olmad gibi teolojik bir sakncaya da yol amaktadr. Baka bir ifade ile bu
iddia, Tanr varken ve leme kar bir cmertlii yokken bir varln bulunduu anlamn tamaktadr. Bu sebeplerden dolay Dmd, zamansal hudsa kar
kmtr.
te yandan zat hudsta yani ontolojik yaratmada da, varlk ve yokluk
arasnda bir mtekabiliyet sz konusu deildir. nk zat huds mantksal bir
sonralk ifade eder ki, mantksal yokluun reel varla kart olmas kartln
koullarn tam olarak salamamaktadr.48 Dmda gre sadece dehr huds, szkonusu koullar tayabilir. Buna gre bir eyin yokluu varln nceler. kisi
beraber dehr mertebesindedir. Dehr mertebesinde nce gelen ak yokluk, sonra
gelen hdis varla zihinsel olarak deil, meknsal olarak kart olur. Baka bir
ifade ile dehr yokluun yerine dehr varlk gemitir.49 te yanda zat hudsu
nceleyen ey, zat yokluktur. Oysa zat yokluk grecelidir ve ak olan bir nitelik deildir. Bu sebeple de lemden nce zat bir yokluk sz konusu edilemez. 50
5. Mr Dmdn Huds-u Dehr Gr
slam dncesinde filozoflar ve kelamclar arasnda huds konusunda
meydana gelen tartmada, filozoflarn Tanr-lem ilikisinde lemin ontolojik
sonraln, kelamclarn ise varolusal yani zamansal sonral savunduu grlmektedir. Filozoflarn teorisi zat huds olarak isimlendirilirken, kelamclarn
gr de zamansal huds olarak belirlenmitir. Mr Dmd ise, bu iki teorinin
lemin varln aklamada yetersiz kaldn dnr.
47
48
49
50

Mr Dmd, mazt, s.5


Mr Dmd, El-Kabast, s.17
Mr Dmd, El-Kabast, s.18 ve 225
Hamid Debashi, Mir Dmd and the founding of the School of Isfahn, c.1, s.612

263

Felsefe Dnyas

Esasnda ele aldmz filozoflar arasnda huds ile ilgili ortaya kan tartmalar, zat huds ve zamansal huds ile ilgili olmaktan ok dehr huds ile ilgili olmutur. Mir Dmdn bu tartmaya katks, dehr huds kavramna getirdii
yorumlar etrafnda ekillenmitir.
Dmd, zat huds ve dehr hudsun ayn anlama geldiini syler. Bunlarn anlam mantksal olarak zihinde farkl olsa da, realitede birdir.51 nk dehr,
sermed ile kuatlm olup onun bir glgesi ve mall gibidir.52 Szkonusu huds
eitlerinin realitede ayn olmas, illetten btnyle bir zaman ve bir anda deil
bir defada feyezan etmesi ile aklanr. Bylece varlk, illetten bir defada huds
eder, uzam ve uzamszln olmad dehr boyutunda ortaya kar.53 Dehr sreklilik, sermediyettir. Dehr boyutunda yokluktan sonra ortaya kan varlk, varln
yokluun yerine, onun meknna gemesidir. Bu durum, bir cismin aynyla baka bir cismin yerine gemesi gibidir. Ama zaman boyutunda yokluktan sonraki
varlk, yokluu iptal edip onun yerine gemez. Aksine yokluk devam eder. Bu
durum, bir zaman diliminde iki meknda iki cismin olmasna benzer. Bylece zaman boyutunda hdisin yokluu, varl iin ilineksel ilkelerden biri olur.54 Dehr
huds bir baka adan ise zat hudstan ayrlr. nk dehr hudsun varl d
dnyada yokluu tarafndan ncelenmitir.55
Dmdn dehr hudsu zat hudusla aynlatrmaya ynelik aklamalar,
bn Snann ay-st lemin Tanrdan zat hudsla meydana geldii eklindeki
dnceleri ile kartrlmamaldr. Onun zat hudus yorumu Tanr ve lem arasnda deil, Tanr ve mahiyetleri (isim ve sfatlar) arasndaki iliki ile ilgilidir.
Yani Mir Dmdta zat huds, sermed mertebesinde bulunan Tanrnn isim ve
sfatlar ile olan ilikisi balamnda ortaya kar. Buna gre, bu tanrsal zler,
btn varlklarn mahiyetleri olup Tanr ile beraberdirler. Tanr, onlarn varlk
sebebidir onlar da bu anlamda mall varlklardr. Bunlar, gerek varlk deildir
ama gerek varlk olan Tanr ile beraber bulunurlar. Bu mahiyetler reel olmasa da
mantken Tanrdan sonra gelmektedir. nk onlar Tanrnn varlna muhta
iken, Tanr onlarn varlna muhta deildir. te Mr Dmdn zat huds ya da
zat takaddm dedii ey, budur. te yandan bu mahiyetler, Tanrnn varlnn
tabii sonucu olarak Onunla beraber olduklar iin gerekte yaratlm olduklar
sylenemez. Onlar reel anlamda deil ancak ilkesel olarak yaratlmlardr. Tanr
ile aralarnda varolusal bir kopu olmad iin Tanrdan ayr olarak var deil51
52
53
54
55

Mr Dmd, El-Kabast, s.26; a.mlf., mazt, s.18


Mr Dmd, mazt, s.6
Mr Dmd, Es-Sratul-Mustakim, s.231
Mr Dmd, mazt, s.8-9
Mr Dmd, Es-Sratul-Mustakim, s.231

264

Felsefe Dnyas

lerdir.56 Mir Dmda gre gerek huds ise, Tanrdan gerek bir kopu (infikk)
anlamna gelir. Akllar, semavi varlklar ve bu dnyadaki her ey byle bir kopu
iinde Tanrdan ayr bir varla sahiptirler. Onlarn varl Tanrnn varlnn
tabii bir sonucu deil, Tanr ve Onun fiilleri tarafndan malldrler. Gerek
anlamda yaratldklar iin de, sermed mertebesinde deildirler. Tanr ile yaadklar koputan dolay onlar, dehr mertebesindedir.57
Dmda gre dehr hudsla varolan lem, yaratcnn ibdasna bal olarak dehrde ak yokluktan varla kmtr. Yani yokluk iptal edilmi ve varlk
yaratlmtr (ibda). Bu fiil, bir zaman boyunca madde, alet ve hareket ile deil,
dehr olarak bir defada olmutur.58
Dmda gre imkn leminin akl ve nuran varlklar, zamansallklar
ve maddi varlklar, dehr boyutunda yokluktan sonraki varlkta eittirler. Tanr, btn mallleri dehr boyutunda ak yokluktan varla bir defada karm
ve onlarn zerinden yokluk kaydn kaldrmtr. Tanrnn dehr varla nispeti,
ncelik bakmndan sadece ilk yaratlana deil tm nedenlilere olan nispetidir.59
Dmda gre btn lemler arasnda, gerek yaratcdan ebedi olarak bir defada
sudr etme konusunda eitlik ve uygunluk vardr. Bylece lemler, yaratcnn
bulunduu sermed leminin glgesi gibidir.60 Mr Dmdn bu gr, akllara
zorunlu olarak bn Arabnin vahdet-i vcd felsefesindeki hazert- hamse hiyerarisinde zat ya da ahadiyet mertebesinden sonra isim ve sfatlarnn taayyn
ettii ulhiyet veya vhidiyet mertebesi olarak da isimlendirilen ayan- sabite/sabit arketipler mertebesini getirmektedir.61 Dmdn bu grlerinin ifade
edildii nemli pasajlardan biri aada verilmitir:
O halde byk lem, total sisteminin btn paralaryla, mutlak anlamda,
Yaratc, Faal ve an yce Tanrnn mertebesinden sonradr. Kesin bir biimde ezeli gereklikte yer etmi olan varln Yaratcnn mahiyeti ve hakikatinin kendisi olduu aa knca, akli mertebe ve varolusal gereklik
mertebesi tamamen ayn olur ve her ynden Onun hakikati ve sonsuz varlk,
Onun akli varl olarak tamamen zde olur. Tanrsal lem iin, kesin bir
biimde varolusal lemde yer etmi olan varolu, insann (akli) mahiyetinin
ya da imkn leminde Akllarn kesin bir analojisidir.62
56
57
58
59
60

Fazlur Rahman, Mr Dmds Concept of Hudth Dahr, s.145


Mr Dmd, El-Kabast, s.88
Mr Dmd, El-Kabast, s.26
Mr Dmd, mazt, s.14
Mr Dmd, Hulsetul-Melekt, (Mr Dmd, Musanneft- Mr Dmd, Nr: Abdullah Nuran,
Tahran, 2003/1381 iinde), s.294-5
61 Bkz: bn Arab, el-Fthtul-Mekkyye, el-Mektebetul-Arabiyye, Kahire, 1985, c.2, s.226
62 Mr Dmd, El-Kabast, s.75

265

Felsefe Dnyas

Dmda gre hdis varlk iin huds nitelii yani yokluktan sonra var
olmas, zatn cevherindeki noksanlktan, sermediyet ve kdemiyeti kabul edebilme derecesinin kusurundan dolaydr. Yoksa failin yaratmas ve tesirinden deildir. Yani lemin mutlak yokluktan yaratlmas, yaratcnn acziyetten kudrete,
imknszdan imkna intikali ile deildir. Ancak varl ve sbutu iin devamllk
ve beka nitelii failin tesirinden olup, zattan dolay deildir.63
Zamansal hudsa gelince; o, salt zat imknla gereklemeyen, aksine potansiyel imknla varl rehin alnan (merhn) hudstur. Dmda gre bu, maddeye dayanan potansiyel imkn ile ilikilidir.64 Yani zamansal hudsun varlndan nce bir madde, kuvve ve konu olmas zorunludur.65 bda ile meydana gelen
varlklarn ncesinde potansiyel bir imkn yoktur. Onlarn imknlar varlklar
ile beraberdir. mkn onlarn mahiyetlerinin bir sfat olup, onlar sabit olmadan
var olmazlar. Yani imknlar varlklarnn iindedir. Ancak maddi varlklar, var
olmak iin maddeye muhtatr. nk gc, fiil ve dem fiile kar eittir.66
Zamanda hdis olan her ey, zamansal yokluunu ortadan kaldrr. Bu yokluk, varlk zamanndan nce, dehr boyutundaki yokluktur. Zamanda hdis olanlar
yok olduunda ise, dehr varlnn kk kalmaya devam eder. Ortadan kalkan
ey, zamansal varlnn devamdr. Burada iki varlk deil, iki itibari durum vardr. Dehr boyutunda vaki olanla baki kalr, zamansal boyuttaki durumuna gre
ortadan kalkmaz, zamansal sreklilii dier zamanlarda devam eder.67 Buradan
zamansal hudsun ayn zamanda dehr huds olduunu da karmak mmkndr.
nk Dmda gre zamansal huds iin dehr huds olmad zaman, ortada
reel bir hudstan bahsetme olana kalmaz, aksine dehr boyutunda sermedi bir
varlk kalm olur.68
Zamansal huds iin, reel varlndan nce vcuda geldii ana kadar tm
zamanlarda devam eden ak bir yokluk ve gemi bir zamandan sonra vcuda
gelmi baka bir ifade ile dehr bir yokluktan sonra meydana gelmi bir varlk
vardr. Bu iki farkl anlam, biri dehr dieri de zamansal huds olarak isimlendirilir. Bylece hdis varlk var olduunda onun dehr boyutundaki varl ve zaman
boyutundaki varl sz konusu olur.69 Baka bir ifadeyle deiim iindeki dnya, varln dehr boyutundaki yokluka borludur. O halde lemin hdis olmas,
dehr boyutunda var olan varlklarla hibir ortak noktasnn olmad sonucunu
63
64
65
66
67
68
69

Mr Dmd, El-Kabast, s.22; a.mlf., Hulsetul-Melekt, s.294-5


Mr Dmd, El-Kabast, s.26
Mr Dmd, El-Kabast, s.23
Mr Dmd, mazt, s.39
Mr Dmd, mazt, s.12
Mr Dmd, mazt, s. 30, 36
Mr Dmd, mazt, s.30

266

Felsefe Dnyas

dourur. lem, dehr boyutunda olmad gibi dehr de, sermed leminde mevcut deildir. Tanrnn zatnda ne dehr ne de zaman vardr. O btn hametiyle
yalnzdr. Her biri kendi leminde vardr ve sermed, dehrn, dehr de zamann
sebebidir.70
zetle; Mir Dmdn zaman kategorilerinin her biri, belirli bir ontolojik
mekn olarak tasavvur edilmitir. Ayn zamanda bu varlklar, kendi zel alanlarnda daimi olan sabit ve duraan halinde statik varlklar deil, aksine her biri
dieri ile srekli ve hareket halinde dinamik bir iliki iinde olan varlklardr.
Dmd, sermed boyutuna kendi bana varolan, deimeyen ve mall olmayan
ve asla tanmlanamayan Tanrsal varl yerletirir. Tanrsal varln sonsuz sayda ynelimleri gizli bir biimde vardr ki, bunlar tanrsal z (mahiyet/sfatlar)
olarak kabul edilir. Buna gre Tanr ve gizli ynelimleri arasnda dinamik bir
iliki bulunur ki, bu sermed olarak isimlendirilen ezelinin ezeli ile olan ilikisidir.
Ayn zamansal bak asyla sabit arketiplerin zamansal olanla ilikisi ise dehr
boyutundadr. Burada iliki, bir taraf zamansal olana bitise de zaman stdr.
nc olarak zamansal olann zamansal olanla ilikisi sz konusudur ki, burada
varolusal olarak ncelik ve sonralk ilikisi vardr. 71
Mr Dmd, zat, dehr ve zamansal huds ile ilgili dncelerini toplu bir
biimde yle ifade etmitir:
Bilmelisin ki, hudsun ilk anlamnda [zat huds] bir gr ayrl yoktur.
O halde nasl oluyor da soyut akllar, zamann kendisi ve ibda ile var edilenler iin iddia edilebilir! nc anlamda da [zamansal huds]bir tartma
yoktur. nk bu anlamdaki huds, bir eyi imkn klesinden azat etmektir.
kinci anlama [dehr huds] gelince, tartma konusu olan da budur. nk
ibda ile var edilmi varlklar ezeli olarak grmeye pek hevesli cahil felsefeciler, dehr huds ve zamansal hudsun zihni olarak beraber olup reelde
beraber olmamas durumunda dehr deil sadece zamansal hudsun ortaya
kacan zannettiler ve dehr hudsun iki itibari manasn ne srdler.
O halde varolanlar, dehr boyutunda varolma durumuna gre, varl dehr
bir ncelikte salt yoklukla ncelenmitir. Zamansal boyutta ise, zaman ve
madde ile zamansal olarak ncelenmitir. bda ile var olanlar ise, dehr boyutundaki sermedi varlklardr. Ancak Yaratcnn zat ile zati olarak [ontolojik] ncelenmitir.
imdi akln nurunu burhanla tamamlama zamandr. Hikmetin ycesinde ortaya kan ey udur: Dehr huds, zati hudutsan mana bakmndan ayr olsa
da, nesnelerde gerekleme bakmndan ona elik eder ve mutlak anlamda
imkn leminin temellerini yok etmede onunla benzeir. Zamansal huds
70 Seyyid Hseyin Nasr, The School of Ispahn,s.917
71 T. Izutsu, Mr Dmd and his Metaphysics, s. 6-7

267

Felsefe Dnyas
ise, anlamca onlardan farkl, nesnelerde araz olmas hasebiyle onlardan daha
spesifiktir. Her dehr hdis, elbette zamansal hdis deildir ama her zati
hdis, dehr hdistir.72

6. Sonu ve Deerlendirme
Tanr-lem ilikisi ve bu ilikinin zaman mefhumuna gre yorumlanmas
meselesinde Mr Dmd, bn Sindan hareket etmek suretiyle dncelerini ortaya koymutur. Epistemolojik olarak bn Sinadan hareket eden Mr Dmdn
dncesi, ounlukla bn Sn felsefesi ile bir tr hesaplama iinde olmutur.
bn Sn, Zorunlu ve mmkn ayrm teorisinin bir sonucu olarak varlk leminin
varoluunu ikili bir ayrma tabi tutar; ontolojik varolu ile zamansal varolu. Her
iki varolu tr de iki farkl lem olan ay-alt ve ay-st lem ile ilgilidir. Ontolojik huds, bn Sn tarafndan bu ayrm yumuatmaya ynelik bir gr olarak
ele alnmtr. Ayn ayrm, Mr Dmdn felsefesinde l bir kategori ile yaplr. bn Snnn kategoriler arasnda yaknlama kurma kaygs, Mr Damadta
tersine ilemi ve kategoriler arasn ayrmak ve onlarn arasna ontolojik boluk koymak onun felsefesinin nemli bir zellii olmutur. Bu ontolojik ayrm,
lemden nce ak bir yokluk esasna dayanr. Baka bir ifade ile, bn Snnn
mantksal olarak sermed ve dehr arasnda bir ayrm yapmasna ramen ontolojik
mertebe bakmndan onlar aynlatrma eilimi gstermi olduu sylenebilir.
bn Sn felsefesinde Sermed ve dehr boyutlarnn geiken bir zellik tamas
onun genel varlk felsefesi ile uyumlu bir dncedir. Mr Dmdn buradaki en
nemli farkll, zamana gre varlk kategorilerini hem ontolojik hem de zamansal olarak kesin bir biimde birbirinden ayrm olmasdr. Dolaysyla ele aldmz konu asndan nemi, onun sermed ve dehr boyutlar arasnda geikenlie
olumlu bakmamasdr. Bu da, dehr boyutundaki lemin varlnn ncesinde bir
yokluk aramasndan dolay olmaktadr.
Yaratma terimleri ile ilgili olarak, ibda etrafnda dnen tartmalarda, bn
Sn zamana gre varlk kategorilerinin yaratlmas arasnda farklar gzetmitir.
Ona gre ay-st lemin varlklar, ay-alt lemin varlklarndan daha zel olduklar iin bda ile, dier varlklar ise zamanda yaratlmtr. Mir Dmd ise,
hudsun btn varlklara uygulanabilir olduunu ve hepsinin de ak bir yoklukla ncelendiini dnr. Onun dncesinde Akllar, nefs ve semavi kreler ile
zamansal olarak yaratlan varlklar arasnda sonradan yaratlma bakmndan bir
fark ve zel bir durum yoktur.
Mr Dmd, bn Snnn zat huds ile ilgili grnn lemin olumas
srecini tam olarak aklayamadn dnmtr. Ona gre, zorunlu ve mm72 Mr Dmd, mazt, s.3-4

268

Felsefe Dnyas

kn ayrmnda Tanr ve lem arasn tamamen ayran bn Sn, sz konusu teorisiyle bu iki varlk arasndaki fark, zihni bir farka indirgediinden, bu kabul edilemez. Dmda gre, Tanr dndaki her ey, bir llet tarafndan meydana gelmi
ve bylelikle hds olmulardr. lemin paralar arasnda huds asndan bir
fark yoktur. Yani zamansal lemde meydana gelen her ey yoklukla ncelendii gibi, akllar, nefs ve semavi varlklar da ak bir yoklukla ncelenmilerdir.
Btn varlklar, zaman st lem olan dehr boyutunda yoklukla ncelenerek var
edilmitir.
Dmd, varlk kategorileri ile bu kategoriler arasndaki iliki balamnda
kendi orijinal grn ortaya koymutur. Buna gre varlk, yukardan aaya sermed, dehr ve zaman lemleri arasnda hiyerarik bir dzendir. Bu kategoriler, salt ontolojik mertebeler deil, bununla beraber mertebeler arasndaki
dinamik bir ilikinin de ifadeleridir. Buna gre sermed boyutunda Tanr ve onun
mahiyeti yer alr. Mahiyetten kast Tanrnn isim ve sfatlardr. Burada zat ve
mahiyet arasndaki iliki, deitirilemez olan ezeli bir ilikidir ki, sermedi adn
alr. Tanrnn mahiyetleri ayn zamanda sabit arketiplerdir. Ve zaman leminin
iindeki varlklar bu lemden szlrler. Bu noktada sabit arketipler ile zamana
bal olarak deien varlklar arasnda ortaya kan iliki, dehr olarak adlandrlr.
lemdeki btn varlklar dehri bir hudsla bu mertebede yaratlmlardr. Buna
da dehr huds ismini vermitir. Son olarak deienin deiene nispeti ise, zaman
adn alr. Bu boyut, Aristotelesin hareketin ls olarak ald zamanla ayndr.
Mr Dmdn dncesinde szkonusu edilen her bir mertebe, sonraki
mertebenin sebebidir. Tersinden syleyecek olursak, her mertebe st mertebedeki
yokluun fiil (vcd) bulmu halidir. Dolaysyla zamansal lem dehr leminde,
dehr lemi de sermed leminde mevcut deildir. Esasnda bu dnce, varlktan
nce ak bir yokluk kabulnn de temelidir. yle ki, rnein sermed boyutundaki dehrin mmkn yokluu, dehr iin fiili bir yokluk olur. Dehr boyutundaki
zaman leminin mmkn yokluu da, zaman leminin ak bir yokluudur. Bylece Dmda gre btn dehri ve zamansal varlklar ak bir yoklukla ncelenerek var olmutur. Bu yaratma zamansal deil, dehri bir huds ile olmutur.
Baka bir ifade ile zamansal varlklar dehr boyutundaki ak yokluklaryla, sabit
arketipler de, sermed boyutundaki ak yokluklaryla ncelenmilerdir. Burada
ak bir yoklukla ncelenmeyen boyut ise, sermed lemidir.
Bylece Mr Dmd, bn Sinnn felsefesinde bulduu elikileri eletirmi ve felsefeciler ile kelamclar arasnda Tanr-lem ilikisi ile ilgili tartmada
ara yol olarak formle edilebilecek dehr huds teorisini ortaya koymutur. Bu
teori, genel olarak hem bn Snnn grlerine bir eletiri mahiyeti tamakta
hem de lemin zamansal olarak yaratldn savunan kelamclara da eletiriler
269

Felsefe Dnyas

barndrmaktadr. Biz konuyu onun daha ok bn Snya ynelttii eletirileri


kapsamnda ele aldk. Ancak bu almann kapsam dnda kalan bir husus olarak, Mr Dmdn kelamclarn huds grn de eserlerinde eletirdiini ifade
etmek gerekir. Bu sebeple, zat huds ile ilgili yapt deerlendirmeler ve eletiriler onu kelamclara yaklatryor izlenimini uyandrsa da, bn Sn eletirisinin
arkaplannda bir kelam epistemolojisinin olmad sylenebilir.
Mr Dmdn en orijinal grlerinden biri olan dehr huds ile ilgili grlerini ortaya koymaya altk. Ancak bu alma, Mr Dmdn felsefesini
btn hatlaryla kapsad iddiasnda deildir. Ele aldmz konular erevesinde onun bn Arab ile mukayesesi ve kelamclarla ortak ve farkl ynleri zerinde
zel almalar yaplmaldr. Ama ncelikle Mr Dmdn dncelerinin tam
olarak anlalmas iin onun dncesinin temel kaynaklarn ortaya karmaya
ihtiya olduu grlmektedir. Bu yapld zaman onun Grek ve Yeni-Pltoncu
etkiler nda, slam dncesinin Me, rk ve Sf geleneklerini bir araya
getirdii felsefesinin temel meseleleri ortaya karlabilir.
z
Mr Dmdn Huds Konusunda bn Snya Ynelttii Eletiriler ve
Huds-u Dehr Gr
Bu makale, 17. yzylda yaam slam filozofu Mr Dmdn huds-u
dehr grn ve bn Sna ile Mr Dmdn szkonusu meseledeki farklarn ele almaktadr. Bu gr, Tanr-lem ilikisi meselesinde slam filozoflar
ile kelamclar arasnda meydana gelen ezelilik ve yaratma taraftarlarna sunulan nc bir yol olarak nem arz etmektedir. Dmd, lemin yaratldn ama
bunun kelamclarn anlad anlamda zamanda deil zaman st gerekletiini
savundu. te yandan, lemin zaman stnde yaratld tezi, lemin bn Snnn
savunduu ekliyle ezeli olduu anlamna gelmediini ileri srd. Dmd, grn temellendirirken ounlukla bn Snnn verilerine dayand. Ama onun
zat (ontolojik) huds grnn lemin meydana gelmesini izah etmede yetersiz
kaldn dnd. O, Tanrnn dnda hibir adan baka ezeli varlklar kabul etmemekle bn Sin felsefesinden kesin bir ekilde ayrld. Bu sebeple kendi
dehr huds teorisini ortaya koydu.
Anahtar Kavramlar: Mr Dmd, Huds-u Dehr, bn Sn, Huds-u Zat,
Sermed, Dehr, Zaman.

270

Felsefe Dnyas

Abstract
Mr Dmds Notion of hudth dahr and his criticism of Ibn Sina
concerning the Hudth
This article concerns the notion of hudth dahr by the 17th-cc. Muslim
philosopher Mr Dmd and the difference regarding this notion between him
and Ibn Sina. This notion bears the importance of posing as a third path presented
to the supporters of eternity and creation which came to being among Muslim
philosophers and theologians. Dmd maintained that the universe was created
but that this creation happened on a super-temporal level, i.e. not as a temporal
event which the theologians claimed. Furthermore, he proposed that the thesis
of super-temporal creation of the universe did not mean that the universe was
eternal, which was claimed by Ibn Sina. Dmd supported his thesis by relying on Ibn Sinas suggestions, but thought that Ibn Sinas notion of ontological
existence was insufficient for explaining the creation of the universe. He made
a sharp departure from Ibn Sinas philosophy by rejecting the possibility of the
existence of any eternal beings other than God, and thus presented his own theory
hudth dahr.
Keywords: Mr Dmd, Hudth Dahr, bn Sn, Hudth Dhat, Sarmad,
Dahr, Time.
Kaynaklar

Corbin, Henry, slam Felsefesi Tarihi (Balangtan bn Rdn lmne),


ev: Hseyin Hatemi, letiim Yay., st., 1994.
Crcn, Seyit erif, Tarift, Mektebetu Lbnan, Beyrut, 1985.
Debashi, Hamid, Mir Dmd and the founding of the School of Isfahn,
(History of Islamic Philosophy, ed. Seyyed Hossein Nasr&Oliver Leaman,
Routledge, 1996 iinde), c.1, s.597-634.
Izutsu, T., Mr Dmd and his Metaphysics, (Mr Dmd, El-Kabast, ed:
Mehdi Muhakkk, Tahran niversitesi Yay., Tahran, 1988 iinde), s. 1-14.
bn Arab, el-Fthtul-Mekkyye, el-Mektebetul-Arabiyye, Kahire, 1985.
bn Rd, Faslul-Makl, Darul-Merk, Beyrut, 1986.
bn Sn, El-rt vet-Tenbiht, thk: Mcteba Zari, Bustan- Ketab- Kum,
Kum, 1381.
bn Sna, El-rt vet-Tenbiht (Nasruddin Ts ve Kutbettin Raz erhleri
ile birlikte), Nerul-Bela, Kum, 1375.
bn Sn, El-Mebde vel-Mead, Nr: Abdullah Nuran, Tahran, 1363/1998
bn Sn, En-Nect fil-Mantk vel-lahiyt, Darul-Cil, Beyrut, 1992.

271

Felsefe Dnyas

bn Sn, E-if: el-lahiyt, Nr: brahim Medkur, b.y.y., t.y.


bn Sn, Et-Talikat, thk: Abdurrahman Bedev, Mektebul-lamil-slami,
Kum, 1404.
bn Sn, Kitabu-if -Fizik, ev: Muhittin Macit-Ferruh zpilavc, Litera
Yay., st., 2004.
bn Sn, Risale fil-Hudd, (bn Sn, Tisu Resail, Darul-Arab, Kahire, t.y.
iinde).
bn Sn, Risaletun-Neyruziyye, (bn Sn, Tisu Resail, Darul-Arab, Kahire,
t.y. iinde).
bn Sn, Uyunul-Hikme, thk: Abdurrahman Bedev, Darul-Kalem, Beyrut,
1980.
Hseyin Atay, Farabi ve bn Sinaya Gre Yaratma, Kltr Bakanl Yay.,
Ankara, 2001.
Kaya, M.Cneyt, Varlk ve mkn:Aristotelesten bn Snya Kadar mknn
Tarihi, Klasik Yay., st., 2011.
Kl, Muhammed Fatih, bn Snnn Huds Yorumu, Beytulhikme An
International Journal of Philosophy, vol:1/2, 2011, s.104-32.
Mr Dmd, Cezevt, Bombay tabasks, ntiarat- Behnam, 1304/1886.
Mr Dmd, El-Kabast, ed: Mehdi Muhakkk, Tahran niversitesi Yay.,
Tahran, 1988.
Mr Dmd, Es-Srtul-Mustakm fi Rabtil-Hdis bil-Kadm, thk: Ali Ucib,
Miras- Mektub, Tahran, 1381/2002.
Mr Dmd, Hulsetul-Melekt, (Mr Dmd, Musanneft- Mr Dmd, Nr:
Abdullah Nuran, Tahran, 2003/1381 iinde).
Mr Dmd, mazt, (Mr Dmd, Musanneft- Mr Dmd, Nr: Abdullah
Nuran, Tahran, 2003/1381 iinde).
Muhakkk, Mehdi, Tesir-i bn Sina ber Mr Dmd, (Mr Dmd, ElKabast, ed: Mehdi Muhakkk, Tahran niversitesi Yay., Tahran, 1988
iinde), s. 144-56.
Nasr, Seyyid Hseyin, Mull Sadr: His Teachings, (History of Islamic
Philosophy, ed. Seyyed Hossein Nasr&Oliver Leaman, Routledge, 1996
iinde), c.1, 643-662.
Nasr, Seyyid Hseyin, The School of Ispahn, (M. M. Sharif, A History of
Muslim Philosophy, Wiesbaden, 1963 iinde), c.2, s. 904-31.
Nasr, Seyyid Hseyin, Mslman Bilge, ev: Ali nal, nsan Yay., st, t.y.
z, Mustafa, Dmd, Muhammed Bkr, DA, st., 1993, c.8, s.435-6.
Proklus, El-Hayrul-Mahz, (A. Bedev, el-Efltuniyyetul-Muhdese ndelArab, Vekaletul-Matbuat, Kuveyt, 1977 iinde).
272

Felsefe Dnyas

Rahman, Fazlur, Mr Dmds Concept of Hudth Dahr: A Contribution to the


Study of God-World Relationship Theories in Safavid Iran, Journal of Near
Eastern Studies, Say:39/2, 1980, s. 139-51.
Rizvi, Sajjad H., Between Time and Eternity: Mr Dmd on Gods Creative
Agency, Journal of Islamic Studies, 17:2 (2006), s.158-76.
Ucib, Ali, Kelimetu Muhakkik, (Mr Dmd, Takvimul-man, Nr: Ali
Ucib, Tahran niv. Yay., Tahran, 1376/1998 iinde), s.161-80.

273

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

ORTAA SONRASI AVRUPA VE SLM FELSEFE


TARH VE FELSEFE TARH YAZICILII ZERNE: ARS
DSPUTAND VE DBL-BAHS BALAMINDA BR
ANALZ
Mehmet K. KARABELA*

On ikinci yzyln sonlarna doru ortaya kan ve logica moderna olarak


bilinen tartma sanat ars obligatoriaya ilikin Bat yazn, on altnc yzylda ars disputandi olarak bilinen yeni bir metoda dnmtr. Ayn tarihlerde,
soruturma sanat ve kurallar anlamndaki dbl-bahs, disiplinler aras kullanma sahip yeni bir teori olmasndan tr, yzyllarca stnln srdrm
olan cedel ve hilfn yerini alm ve klasik sonras slm entelektel tarihinin
en nemli gelimelerinden birini temsil etmeye balamtr. Ars disputandi ve
dbl-bahs klasikleri, on altnc yzyldan on sekizinci yzyla kadar, Avrupa,
Orta Dou ve Orta Asyadaki pek ok orta a sonras ilim adam tarafndan yorumlanm, ancak, tartma teorisine ilikin gerek Arapa, gerekse Latince yazn
trleri orta a sonras dnemlerde deiiklik geirmitir. Bu makale, her iki teorinin kendi klasik formlarndan nasl farkllatn ve ikisinin hangi noktalarda
bulutuunu ve farkllatn incelemek zere, orta a sonras ars disputandi
metodunu, klasik sonras dbl-bahs ile karlatrmay hedeflemektedir.
ncelikle ars disputandi, sonrasnda dbl-bahsn ne olduunu
tantmakla balamak uygun olacaktr. Orta a sonras Avrupada yaygn olan
argmantasyon teorisi ars disputandinin bir parasn oluturduu uzun ve zengin tartma gelenei olan ars obligatoriann tarihi bir zet verilecektir. Burada,
orta a sonras ars disputandinin tarihsel arka planna ilikin detayl bir analiz
verilmeyecek, orta a sonras teorinin daha byk gelenek iindeki balamna
yerletirilmesi ve sonraki argmantasyon teorisinin orta a ars obligatoriasndan hangi alardan ayrldna ilikin bir aratrmayla yetinilecektir. Bu ayrm,
ars disputandi ile dbl-bahs arasndaki nihai karlatrmaya dayanak oluturacaktr. dbl-bahsteki sil (soru soran) ve muallil (cevaplayan/delilleri
ortaya koyan) kavramlarnn ars disputandi yaznndaki karlklarnn opponens
(soru soran) ve respondens (cevap veren) olduunu belirtmek gerekir.
*

McGill niversitesi, ICAMES Research Fellow, Dr., kadrikara@hotmail.com,

274

Felsefe Dnyas

Ars Disputandi Tarihesi


Aristotelesin Topikler kitabnn tartma teorisinin ve pratiinin tarihi zerindeki etkisi yadsnamaz bir gerektir: Topikler, Orta adaki ars
obligatoriann tarzn ve yapsn etkilemitir. Topiklerin yan sra, Orta a
sonras ars disputandinin tarihsel arka plan, iki farkl gruba ayrlabilecek karmak bir Orta a tartma teorisini kapsamaktadr: (a) bir zme ulamak iin
soruyla balayan ve soru soran tarafndan nerilen bir dizi argmanla devam eden
nl quaestio yazn; ve (b) ars obligatoria yazn. Quaestio kaynaklar, slm hukuk tarihindeki hilf yaznnda1 olduu gibi, yalnzca tartma rnekleri sunmakta
ve kurallar ile yntem stratejileri zerinde dnmemektedir. Sonu olarak, Orta
a tartma teorisini ortaya koyamamaktadr. Dier yandan, ars obligatoria
yazn (obligationes), olduka farkl bir karaktere sahiptir. Bu alandaki eserler,
tartmada uyulacak kurallarla zenginletirilmi olup bunun sonucu olarak, tartmaya teorik bir yaklam sunmaktadr.2
On nc yzyldan on altnc yzyla kadar, tartma teorisi ars obligatoria zerine odaklanmtr. Orta a tartma teorisi olan quaestio, savunulan pozisyona kar gelitirilen argmanlarn izledii bir soruyla balar. Dier yandan,
Orta a sonras tartma, cevap verenin (P) soru sorann (Q) itirazlarna kar
savunduu bir nerme ve teze ilikin bir aklama ile balar. Cevap veren, karlk olarak, kabul edebilir, reddedebilir ya da bir fark grdn ne srebilir.
Bir fark olduunu ne srdnde, soru sorann ncln ret edebilir veya kabul
edebilir. Bu adan, Orta adaki quaestio, Orta a sonras yntemden daha
dinamiktir, nk iki taraf da kendi perspektiflerini savunabilmektedir.3
Ars disputandide biri soru soran ve dieri cevap veren olmak zere genellikle iki kii vardr. Tartmay yneten bir bakann (praeses) nc kii
olmas gerekir, ancak, bu kii sonucu etkilemez ve bylelikle onun grevi kazanan veya kaybedeni ilan etmek deil, bir futbol hakemi gibi oyunun kurallarn
uygulamaktr. Argmantasyonu kazanmak veya kaybetmek yalnzca iki katlmcnn (tartmaclarn) sorumluluundadr. Tartmann konusu, tartmadan nce
cevap veren tarafndan ortaya atlm bir tezdir. Bu tez ak bir biimde doru
veya yanl olamaz, tartmal bir konu olmaldr ve genel kabul grm ahlaki
1
2

Hilf metodu iin, bkz. zmirli smail Hakk, lm-i Hilf, stanbul 1330; kr zen, Hilf,
DA, XVII, ss. 527-538; George Makdisi, The Scholastic Method in Medieval Education: An
Inquiry into its Origins in Law and Theology, Speculum 49 (1974): 640-61.
Ars Disputandi gelenei hakknda geni apl akademik alma Donald Felipenin baslmam
doktora tezidir. Bu tez iin bkz., Donald L. Felipe, Post-Medieval Ars Disputandi,
(Baslmam doktora tezi, The University of Texas, 1991), ss. 4-15. Burdan sonra Felipe, Ars
Disputandi, olarak kaynak verilecektir.
Felipe, Ars Disputandi, ss. 28-40.

275

Felsefe Dnyas

standartlara aykr olmamaldr. Tartmaclar mantk alanna vkf olmal, tartlan konuda bilgi sahibi olmal ve iyi bir ahlaki karaktere sahip olmaldr.4
Orta a sonras dnemde, bir tartma, eski rneklerde olduu gibi soruyla deil bir tezin ortaya konmasyla balard. Sonra, soru soran teze bir argmanla
kar verirdi. Ancak, cevap veren, kar tez sunmakla ykml olmayp yalnzca
belirli kar hamleler kullanmak suretiyle tezini savunmakla ykmldr. Karlklar veya zmler, cevap verenin, soru sorann argmannn tezle elimediini gstermek iin soru sorann itirazlarn zmeye alt tartma hamleleridir.
Buna rnek olabilecek birka karlk hamlesi vardr. Bu hamlelere ilikin balca
ifadeler unlardr: Reddediyorum (nego); Kabul ediyorum (concedo); Bir
fark gryorum (distinguo). Reddediyorum (nego) hamlesinin balca iki biimi
vardr: basit bir ret veya ispat ykn soru sorana ykleyecek ekilde, ncln
basit bir ekilde olumsuzlanmas.5
Tartma zerine on yedinci ve on sekizinci yzyl Alman skolastik kaynaklarnda iki yntem aka ortaya konmutur: (a) Modern kyas metodu ve
(b) Eski Sokratik yntem. Bu yntemler arasndaki fark u ki, modern yntemde kyas argmanlar soru soran (tartmac olarak tanmlanan) tarafndan cevap
verenin nerdii bir teze saldrmak zere sunulurken, eski yntemde, soru soran,
bir dizi soru sormak suretiyle cevap verenin tezine kar hamle yapard. Bu kriter, Orta a sonras modern yntemi bir argman yntemi (kyas); eski yntemi
bir soru yntemi yapmaktadr.6
Modern metodun gerektirdii kyas argmanlarnn daha doru bir diskuru
mmkn kld gerekesiyle bu metodun bir gelime olduunu dnen Christian Thomasius rneinde olduu gibi modern yntemin eski yntemden daha
stn olduunu dnen eletirmenler vardr. Jacob Syrbius de, zellikle daha
kolay ve hatalara kar korumada daha etkili olduu gerekesiyle modern kyas
ynteminin stn olduunu savunur. Ancak Syrbius, kyas ynteminin bunu nasl
salad konusunu akla kavuturmamaktadr.7
Modern yntem, soru sorann tartmada kyas argmanlar sunmasn gerektirir. Bu kuraln birinci amac, tartmadaki argman trlerini snrlandrmak
deil, ancak teklif edilen herhangi bir argmann formel karmlarnn deerlendirilmesinin bir yolunu temin etmektir. Bu, ncller ile sonu/hkm arasnda
bir karm kurmaya ynelik bir teebbstr. rnek vermek gerekirse, erken on
yedinci yzylda Cambridgede, soru soran, cevap vereni adm adm kendi tezi4
5
6
7

Felipe, Ars Disputandi, ss. 41-50.


Felipe, Ars Disputandi, ss. 53-55.
Felipe, Ars Disputandi, ss. 56-77.
Felipe, Ars Disputandi, ss. 56-63.

276

Felsefe Dnyas

nin tam tersini mantksal olarak kabul etmek zorunda kalaca bir pozisyona zorlamak amacyla dikkatlice kurularak tasarlanm bir kyas izgisi takip ederdi.8
Soru soran modern yntemde tartmasna izin verilen tek katlmcdr, bu
da, bir fark gryorum (distinguo) hamlesini Orta a sonras tartmasnn
merkezine koymaktadr.9 Bu yntem, kelime mulklklarn zmekle ilgilendii
kadar, incelemek amacyla iki zt pozisyonu ortaya koymakla pek ilgilenmez. Bu
anlamda, status controversiaeyi oluturma (temel soruyu tayin etme prensibi)
soru sorann grevidir: Bu grevin tm amac tartma konusu tezin anlamnn
tartmaclar ve seyirciler/takipiler iin akla kavuturulmasdr.10 Ars disputandi, bir tezin terimlerinin anlamnn akla kavuturulmasna, tezin lehine ve
aleyhine olan argmanlarn deerlendirilmesinden daha ok nem vermektedir.
Soru soran, temel soruyu (status controversiae) olutururken, tezi, cevap verenin
kulland anlama gre aklamaldr. Modern yntemde, bu, cevap verenin soru
niteliinde hamleler yapmasna izin verilen tek noktadr. Soru soran, tezin anlamnn mulak olmas halinde bir ya da iki soru sorabilir.11
Ars disputandide tartmann amac, hakikatin/dorunun soruturulmas ya da dorulanmasdr. Daha nce iaret edildii gibi, Orta a sonras ars
disputandide, tartma, bir sorudan ok, bir tezin ifade edilmesiyle balar. Daha
sonra, soru soran tarafndan bir argmanla teze kar hamle yaplr. Ancak, soru
soran, argman yalnzca belirli kar hamleler kullanarak savunabilecei iin
kar bir argman gelitiremez. dbl-bahsta da greceimiz zere, daha
sonraki kaynaklarda soru soran ve cevap verenin grevleri ayn kalm olsa da,
tartmann asl amacnn dorunun/hakikatin ortaya karlmas olduu ileri
srlmtr.
Klasik Dnem Sonras dbl-Bahs Teorisinin Douu
Aristotelesin Topikleri, ars disputandi zerindeki etkilerine benzer biimde, slm tarihinin klasik dnemini aka etkilemi ve bir argmantasyon diskuru
olan cedel, sekizinci ve on ikinci yzyllar arasnda, ge on nc yz ylda tm
bilgi alanlarna uygulanabilen ve genel bir argmantasyon teorisi olarak bilinen
dbl-bahse dnmtr. dbl-bahs, on drdnc yzylda Maverannehir ve Orta Asyada sistemli bir yap ortaya koymu olsa da, on beinci yzyla
kadar medreselerin resm mfredatna girememitir.12 an medrese kitaplarnn
8
9

Felipe, Ars Disputandi, ss. 41-50.


Distinguo iin bkz., Ignacio Angelelli, The Techniques of Disputation in the History of Logic,
The Journal of Philosophy 67 (1970), s. 808.
10 Felipe, Ars Disputandi, ss. 78-98.
11 Felipe, Ars Disputandi, ss. 78-81.
12 Cevat zgi, Osmanl Medreselerinde lim, 2 cilt (z Yaynclk: stanbul, 1997), c. 1, ss. 35-70;

277

Felsefe Dnyas

en nl yazarlarndan biri, on drdnc yzyldan on altnc yzyla kadar etkili bir metin ve dbl-bahs tartma teorisinin anahtar rneklerinden biri olan
Risle f dbl-Bahs eseriyle bilinen emseddin Semerkand (.1302)dir.
Semerkandnin yntemi, ncelikle delili ile birlikte tezi ortaya koymaya
ve daha sonra itiraz ve karlklara dayanyordu. Semerkand, Rislesinde ve
Kstsul-Efkrnda teknikleri ve terimleri teolojik ve hukuk balamlarndan
ekip teorisinin bir paras haline getirmitir.13 Semerkand hukuk, teoloji ve felsefe gibi her biri konu eksenli bir diyalektikten kll/evrensel bir delillendirme
teorisine (argumentation) geii mmkn klan belirli bir fonksiyona sahip bir
dizi rnek sunar.14
Aslna baklrsa, Semerkandnin orijinallii, kendisinin de ifade ettii
gibi, yeni bir ey kefetmesinde deil, tartmann farkl kurallarn tek bir uygulama ve formlasyon iinde btnletirmesinde yatmaktadr. Semerkandnin
slm felsefe tarihindeki selefleriyle ilikisi (orijinal bir ey bulmam olmas asndan) modern Bat felsefesinde, Aristotelesin zdelik yasasnn ilk eletirisini
yapan Johann Gottlieb Fichte (.1814) ile bu ilkeden tutarl bir felsef sistem
yaratan ilk filozof olan Hegel (.1831) arasndaki ilikiye benzetilebilir.15
Semerkand, Rislesinin banda ayn hususu vurgular ve eserinin amac
konusunda okuyucuyu bilgilendirir:
Bu, her okumu kiinin delillendirmede yanlgya dmemesi iin gerekli
olan, muhakeme kurallar (dbl-bahs) zerine bir kitap olup bakasn anlama yolunu (fehm) ve bakas tarafndan anlalmay (tefhm) kolaylatrr.
Bu, her ne kadar muhakkikler arasnda bilinen bir husus olsa da, bugne
kadar bir arada ele alnmad gibi tek bir uygulamada bir araya getirilmi de
deildir. Ben, bundan dolay, bugne kadar bize nakledilen dank paralar
bir dzene sokmak ve birletirmek istedim.16

Bundan sonra, dbl-bahs tabiri, yeni delillendirme ilmini ifade etmek


zere ilml-mnzra tabiriyle ayn anlamda kullanlmaya baland. Bahs ve

13

14
15
16

Cahit Baltac, XV.-XVI. Asrlarda Osmanl Medreseleri (stanbul: rfan Matbaas, 1976), ss. 2550 ve A. Sheyl nver, Fatih Klliyesi ve Zaman lim Hayat (stanbul: stanbul niversitesi
Yaynlar, 1946), s. 110.
Semerkandnin Kstsul-Efkr eseri hakknda kapsaml bir alma iin bkz. Necmettin
Pehlivan, emsuddin Muhammed b. Eref es-Semerkandinin Kstsul-Efkr f TahkikilEsrr Adl Eserinin Tahkki, Tercmesi ve Deerlendirmesi (Baslmam doktora tezi, Ankara
niversitesi, 2011)
Semerkandnin semi olduu rnekler slam felsefe tarihindeki en nemli felsefi roman olan
bn Tfeylin Hayy bin Yakzn hikyesindeki karakterle paralellik arz etmektedir. rnein,
Hayy felsefeyi, Absal teolojiyi ve Salaman da hukuku temsil etmektedir.
Lawrence Wilde, Marx and Contradiction (Brookfield and Aldershot: Gower Press, 1977), ss. 12-14.
Semerkand, Risle f dbil-Bahs, Ayasofya, Sleymaniye Ktphanesi 4437, vr. 189b.

278

Felsefe Dnyas

mnzarann, cedele tercih edilmesi tesadf deildir. Bahs ve mnzara terimleri, klasik sonras dnemde delillendirme teorisi zerine yazlan kitaplarn
ounun balnda mnhasran bulunur. Lgav manas kazmak17 olan bahs,
Organonun Paris yazmasnn kenarlarnda18 diyalektie alternatif bir ad olarak
nazar kelimesiyle birlikte grnd iin Aristotelesi diyalektik ile erken dnemlere dayanan bir balants vardr.
Tespitlerimize gre, her iki durumda da ars disputandi ve dbl-bahs yazarlar bu yeni yntemi eski yntemlerden aka ayrmaktadrlar. Bu sebepten,
klasik dnem sonras delillendirme teorisyenleri arasnda, bu yeni ilim iin, cedel
(diyalektik) kelimesini kullanmamaya ynelik bilinli ve kararl bir tutum olduu
grlmektedir. Onuncu yzyldan itibaren, iyi (mahmd) ve kt (mezmm)
diyalektik zerinde bir vurgu vard,19 ancak Semerkand ile balayan klasik sonras dnemde, tartma artk diyalektiin (cedel) iyi ya da kt olmasna ynelik
bir sorgulama olmaktan karld. Kazanmann z olarak anlalan cedelin,
olumsuz olduu dnlrken, doruyu/hakikati bulmann z olarak anlalan yeni metodoloji (dbl-bahs) olumlu saylmaya balamt.
Diyalektiin kt saylmasnn sebebi, ars disputandide olduu gibi, amacn, doruyu/hakikati (savb/hakk) aratrmaktan ok diyalektikinin (mcdil)
kazanmas olmasna balanabilir.20 Semerkand, mnzaray savbn (dorunun/hakikatin) aa karlmas amacyla iki kii arasnda yaplan tartma
olarak tanmlar. Dorunun/hakikatin aa karlmas iin yaplmyorsa, bu,
diyalektiktir (mcadele) der Semerkand.21 Semerkandnin bu, diyalektiktir
ifadesi, ayn zamanda onun, mnzarann snrlarna dair anlayn aa vurmaktadr. Bir ey, doruyu/hakikati aa karmak iin yaplmyorsa, o, artk
mnzara deildir. Bu, Semerkandnin klasik sonras dnemde gerekletirdii
dnm gstermektedir: Cedel, mnzara deildir ve mnzara, cedel deildir.
17 Edward William Lane, An Arabic-English Lexicon, 8 cilt. (Beirut: Librairie du Liban, 1968), c.
1, s. 155.
18 Bkz. A. Bedev, Mantk Arist, 3 cilt (Beirut: Dr el-Kalem, 1980), c. 2, s. 492, not 7 (notlar iin
bkz, ss. 467-733). Paris Milli Ktphanesinde bulunan orijinal Organon iin bkz. Bibliothque
Nationale in Paris, Manuscrit arabe (No: 2346).
19 shak b. brahm b. Sleymn b. Vehb el-Ktib, el-Burhn f Vch el-Beyn. Tahkk Ahmed
Matlb ve Hadce Hads (Badat: Sadat Cmia, 1967), ss. 222-25.
20 Semerkandinin hakk veya sdk yerine savb kelimesini tercih etmesi kendisinden sonra
hakknda mstakil eserlerin telif edilmesine zemin hazrlad ifade edilebilir. rnein Ebu
Abdullah Muhammed b. Ebu Bekir b. Abdlaziz ibn Cemaa Risle fil-fark beynes-sdk vel-hakk
ves-savb (Kprl Ktphanesi Fazl Ahmed Paa 1587, vr. 15a-21a) adl bir eser telif etmitir.
21 Semerkand, erhu Mukaddimetil-Burhniyye, Reislkttb 1203, Sleymaniye Ktphanesi,
vr. 40b-41b.

279

Felsefe Dnyas

O halde, Semerkandnin, kazanma teorisi olan cedelin karsna koyduu doruyu/hakikati bulma teorisi nedir? Aadaki sayfalar, onun genel teorisinin bir erevesini sunmaktadr. Bir bakann bulunmasnn zorunlu olmad
dbl-bahs teorisinde iki tarafn bulunduuna dikkat edilmelidir: bir tezi veya
iddias olan yani cevap veren ve buna karlk sorular sorandr. Semerkand,
sili soru soran iin ve muallili cevap veren iin teknik terimler olarak kullanr. Biz muallili, cevap veren yerine, (bir teze) delil getiren olarak eviriyoruz; muallil, sil tarafndan sorulan sorulara karlk vermeden nce kendi tezini
ortaya koyar. S (Soru soran) ve D (delil getiren) ksaltmalar, makale boyunca
mnzarann iki katlmcsn ifade eder. spat ve delil kelimeleri deiimli
olarak delil kelimesinin yerine kullanlmaktadr.
dbl-Bahs Teorisinin erevesi
A. Soru soran (Sil veya S)
Semerkandnin delillendirme teorisinde, Snin rol, cevap veren (D) tarafndan gelitirilen teze sorular ile yn vermeye alan kiinin roldr. Ancak, S, itirazlar iin temeller sunmaldr. Snin, Dnin delillerine itiraz etmek
iin herhangi bir sebep sunamamas halinde, kendini nemseyen, byklenen
(mkbere) ve ekimeci biri olmakla (ind) sulanr ve onun itiraz, cevab hak
etmez. Baka bir durumda, S, Dyi, Dnin tezindeki elikileri gstererek susturur. Alternatif olarak, rol deiimi gerekletiinde, zafer, Snin cevap veren tarafndan savunulan teze kar (yeni bir cevap olarak kendi tezi iin) kar deliller
bulma kabiliyetinde yatar.
Snin, esas olarak kullanabilecei, Sermerkandnin Rislesinin ilk blmnde tanmlanan drt itiraz tr bulunmaktadr:
(1) Men kelime anlam olarak
itiraz anlamna gelir; ancak,
Semerkandnin teknik dilinde men delil isteme anlamna gelir. tirazn iki tr vardr; (a) Men-i Mcerred (delil isteme) ve (b) Men
meal-Sened (delilli itiraz). Snin Dye itiraz yalnzca kar kn
ifade etmez, S, zellikle eksik tanmlar aklarken ve atf ve alntlar
dorularken (tashhl-nakl), Dden bir hususu akla kavuturmasn veya kaynaklarn dorulamasn da isteyebilir.
(2) Nakz, tutarszlk ve eliki gsterme yntemidir. Bu, Dnin delillerinde mantksal nitelik veya muhakeme bulunmadn gstermek suretiyle yaplr. S, Dnin delilini kabul eder ve ispatlanan (medll) hususa, delilin konusunu gstermedii gerekesiyle Dnin delilinin gcn
olumsuzlayarak itiraz eder. Delil ile medll arasnda bir eliki vardr,
ve bu yolla S, Dnin delilini rtebilir.
280

Felsefe Dnyas

(3) Mnkaza, delilin belirli bir nclne ynelik itirazdr (men). Bunu
kullanarak S, Dnin delilinin ncllerinden birini geersizletirmeye alr. Delilin iki ncl olduundan, spesifik olarak biri zerine
odaklanmaktadr.
(4) Muraza, D tarafndan kurulan delile kar bir delil getirilmesidir.
unu sylemek anlamna gelir: Bahsettiin ey gerekte iddian/tezini (medll) ispatlyor olabilir, ama elimizde hl onu olumsuzlayan
bir ey var. Bu ey, baka bir delili iaret eder. Yukarda bahsedildii
gibi, tr kar delil vardr.22
B. Delil Getiren (veya Cevap Veren D)
Semerkndye gre, cevap veren, ya tartmal ncl desteklemek iin ek
deliller getirmek, ya da unuttuu veya gzden kard bir hususta Syi uyarmak
suretiyle, Snin ileri srd her itiraza cevap vermek zorundadr.23 Bunun tek
istisnas, tanm sorunudur, nk tanmlar delile tabi deildir ve bylece S, sadece tanmn akla kavuturulmasna veya ayrntl olarak aklanmasna ynelik
sorular sorabilir.
Semerkandnin yukarda anlatlan delilendirme teorisini izleyen ok sayda lim, dbl-bahs zerine risaleler yazmtr. c, Crcn ve Takprzde
gibi yazarlar kyasladmzda, bu yazarlarn Semerkandnin Rislesinde bize
sunduu kurallarn tesine pek gitmediklerini gryoruz. Ancak, on yedinci ve
on sekizinci yzyllarda, zellikle Saaklzde ve Gelenbev, daha ok tanm
zerine odaklanan, onu tartmada merkezi bir konu haline getiren yeni bir paradigma sunmulardr. Bir anlamda, tartma sanat bir tr tanm teorisine dnmtr ve Gelenbevnin buna ynelik tutumu, Saaklzdenin teoriye ilikin
yeni yaklamn izlemek olmutur. Gelenbev, Saaklzdenin teorisinin kavramsal orijinalliini izlemi, ancak onun yapsal yeniliini almamtr.24 nk,
Saaklzde, tanm ve blmlendirmeyi eserinin bana koyarken, Gelenbev, bu
merkez blmleri, geni ayrntlarla tartsa da, Rislesinin sonuna koyar.25
nceki ve sonraki alimlerin tanma ynelik yaklamlarnda olduu gibi,
Gelenbev tanmlara ilikin artlar sunduktan sonra, Snin, Dnin ak ve mulak
tanmna, bu terimlerin grece deerine dayanarak bir itiraz ileri srebileceini
savunur. Bugnn dilinde sylemek gerekirse, Gelenbev, bir kiiye gre mulak
22 Semerkand, Risle, vr. 90a.
23 Semerkand, Kstsul-Efkr, Topkap III. Sultan Ahmed Ktphanesi 3339, vr.59b-60a.
24 Gelenbev, Risle f dbil-Bahs, elebi Abdullah 403, Sleymaniye Ktphanesi, vr.
27b-29a.
25 Saaklzde, Takrrl-Kavnin el-Mtadvele min ilmil-Mnzara, stanbul, 1322, ss. 2-3.

281

Felsefe Dnyas

olan tanmn, bir baka kiiye gre ak tanm veya tersi olabileceini syler.26
Gelenbev tanm ve blme konularn merkez bir mesele olarak dikte etmitir.
Semerkand dneminde ve Semerkand sonras dnemde, rnekler yalnzca teoloji, felsefe ve hukuk alanlarndan veriliyordu. Gelenbevnin dneminde ise
rnekler, daha ziyade tanmlar (tarif) ve blmelere (taksm) ilikin olmutur. rnein, S, Dnin itiraz, eliki ve kar argman gibi kavramlara ilikin tanmlarna, bu tanmlarn tmnn geersiz olduunu syleyerek delil ister ve D, kendi
tekniklerinin tanmn savunmaya giriir.27
Benzerlikler ve Farkllklar
Yukarda ifade edildii gibi, dbl-bahs gibi ars disputandi de, bir tezin
terimlerinin anlamlarnn akla kavuturulmasna, sz konusu tez lehine veya
aleyhine olan argmanlarn deerlendirilmesine olduundan daha ok nem verdi. Soru soran, status controversiaey (temel soruyu tayin etme prensibi) olutururken, tezi, cevap verenin kulland anlama gre aklamaldr. Tez mulak ise,
o zaman soru soran, cevap verene tezin anlam hakknda soru sorabilir, ancak ars
disputandi ile dbl-bahs arasndaki benzerlikler ve farkllklar bunlarla snrl
deildir.
Birinci benzerlik, yntemin tarihsel kkeni ile ilgilidir. dbl-bahs ve ars
disputandi geleneklerinin ikisi de ortak bir entelektel kaynaa dayandrlabilir:
Aristoteles. Aristotelesin Topiklerinin her iki teorinin geliimi zerindeki etkisi
inkar edilemez. kinci benzerlik, yntemin iindeki tarihsel geliime ilikindir.
Gerek ars disputandi gerekse dbl-bahste delillendirme teorisi ge on nc
ve erken on drdnc yzylda nceki bir yntem temelinde gelitirilmitir. Eski
ve yeni yntemler arasndaki iliki bakmndan, gerek Avrupa gerekse slm ilim
evreleri eski yntemi eletirmi ve yeni yntemi tercih etmilerdir. nc benzerlik, tartmann ortak amac ve dilin rolne ilikin ortak bir anlayn paylalmasdr. Her ikisinde de, tartmann amac dorunun (bir tezin doruluu ya da
yanllnn) kefidir. Her iki rnekte de, her iki tartmacnn da ayn anlam izlediklerini temin etmek iin delillendirmede kullanlan dilin roln giderek daha
ok vurgulamalardr. Tez, mulak ise, delil getiren, tezin anlam hakknda cevap
verene soru sorabilir. Drdnc benzerlik, ortak bir dlayc hkme dayanr. ki
teori de, hem tezin hem antitezin ayn anda doru olmayacan kabul eder: Teorilerin ikisi de, seyircilerin/takipilerin tek doruyu/hakikati bilebilmeleri iin,
tartmann ne zaman kazanld veya kaybedildiine karar verilebileceine ilikin artlar net olmasa da, doru/hakikat, diyalektin belirli bir annda, tektir ve
26 Gelenbev, Risle, vr. 27b-28a.
27 Gelenbev, Risle, vr. 28b-29a.

282

Felsefe Dnyas

nihaidir. Beinci benzerlik ortak hukuki snrlamalara ilikindir. Her iki teori de,
kendi hukuk geleneklerinden etkilenmi ve onlar etkilemitir: ispat yk bakmndan, ars disputandi, Roma hukuk gelenei; delil bakmndan dbl-bahs ise,
slm hukuk gelenei tarafndan etkilenmi ve onlar etkilemitir.
Farkllklara gelince ilk nce tarihsel arka plann varln gryoruz. Ars
disputandi teorisinde, sorular araclyla Sokratik yntem, diyaloglarla yaplan
Elea tarz, Megara diyalektii, Platoncu tartma, Aristocu tartma, Epikryen
mantk, Stoac tartma, skolastik tartma, Ramist diyalektik ve dierleri gibi
diyalektik ve tartma tarihi ile ilgili tarihsel bir arka plan vardr. Ge on yedinci
yzyl ve erken on sekizinci yzyl fenomeni olduu anlalsa da (eski soru yntemine adanm pek ok risalede bile), tartma teorisinin tarihsel arka planna
(sz gelimi, mantk zerine antik kaynaklara) ynelik bir ilgi vardr. Ars disputandi iin, eski yntem tarihin konusu haline gelirken, dbl-bahs risaleleri
bu tarihsel yaklama sahip deildir. dbl-bahs zerine yazlan risalelerde
diyalektie ilikin tarihsel arka plan verilmez ve dolaysyla Grek antikitesi ile
dorudan balant kaybedilmitir.
kinci en byk fark bir bakann varl konusudur. Ars disputandide,
rol, cevap verenin gzden kard bir noktada devreye girip delil getirenin
argmanndaki formel bir hatay iaret etmek olan bir bakan vardr. Bakan, bu
sfatyla, teze yneltilen itirazlarn geerliliinin garantisi olarak ilev grr. Bakann veya moderatrn seyirciler veya takipiler (gerek veya hayal) olduu
varsayldndan, dbl-bahs teorisinde bakan/moderatr olarak hareket eden
kimse yoktur.
Sonu
Ge Orta adaki ars disputandi ile dbl-bahs gelenekleri arasndaki
karlatrma, Orta a sonras felsefenin tarihi ve tarih yazclna (historiography) ilikin iki temel sorunu aa karmaktadr. Dou ve Batdaki tartma
yazn ile ilgili bu benzerlik ve farkllklarn en nemli karm iki ekilde zetlenebilir:
Ars disputandi teorisinde, sorular araclyla Sokratik yntem, diyaloglarla yaplan Elea tarz, Megara diyalektii, Platoncu tartma, Aristocu tartma,
Epikryen mantk, Stoac tartma, skolastik tartma, Ramist diyalektik ve dierleri gibi diyalektik ve tartma tarihi ile ilgili tarihsel bir arka plan vardr. Ars
disputandi iin, eski yntem tarihin konusu haline gelirken, dbl-bahs risaleleri bu tarihsel yaklama sahip deildir. dbl-bahs zerine yazlan risalelerde
diyalektie ilikin tarihsel arka plan verilmez ve dolaysyla Grek antikitesi ile
dorudan balant kaybedilmitir. Bununla birlikte, Avrupann on sekizinci ve
283

Felsefe Dnyas

on dokuzuncu yzyllarda kendisini antikite ile, zellikle Yunan ve Roma antikitesi ile tanmlamasndan ve Yunan ve Roma tarz ve formlarna balanmaya
baladktan sonra klasik Yunan antikitesi ile balant Latin gelenei iin zellikle
nemlidir.28
Uzun yllar boyunca (2000li yllara kadar), slm entelektel tarihi rencileri slm felsefesinin klasik dnemine (on nc yzyl ncesine) odaklanmlardr. Hans Daiberin Bibliography of Islamic Philosophy isimli ansiklopedik almasna ksaca bir gz atmak yeterli olacaktr.29 Dier taraftan, Avrupa
felsefe tarihinde yaklak on beinci yzyldan on sekizinci yzyl ortalarna kadar
tartma teorisi zerine baslan yazn Orta a sonras olarak adlandrlr. Bu
erevede, Avrupa felsefe tarihi yazclnda 1550den itibaren, mantk alannda herhangi yeni bir eyin sylenmediini iddia edilmitir.30 Ayn sorunsal klasik dnem sonras slm felsefesinin mantk tarihi ile ilikisinde Hans Daiberin
almas gstermektedir. Bundan dolay, Avrupa felsefe tarihi ile slm felsefe
tarihi almalarnn arasnda bir iletiim bulunmamas, genel felsefe tarihine ilikin analizlerimizi zayf ve eksik brakmaktadr. Felsefe tarihi alannda daha ok
karlatrmal almalarn yaplmas analizlerimizin gerekelerini daha salam
bir zemine oturtacaktr.
z
Ortaa Sonras Avrupa ve slm Felsefe Tarihi ve
Felsefe Tarihi Yazcl zerine: Ars Disputandi ve
dbl-Bahs Balamnda Bir Analiz
Bu makale, ortaa sonras Avrupa ve slm felsefesinde yer etmi tartma
teorileri zerine yazlan eserleri analiz etmektedir. On ikinci yzyln sonlarnda
ortaya kan ve logica moderna olarak bilinen tartma sanat ars obligatoriaya
ilikin Bat yazn, on altnc yzylda ars disputandi olarak bilinen yeni bir metoda dnmtr. Ars disputandi ve dbl-bahs eserleri, on altnc yzyldan
on sekizinci yzyla kadar, Avrupa, Orta Dou ve Orta Asyadaki pek ok orta
a sonras ilim adam tarafndan yorumlanm, ancak, tartma teorisine ilikin
gerek Arapa gerekse Latince yazn trleri orta a sonras dnemlerde deiiklik
geirmitir. Bu makale, Orta a sonras ars disputandi metodunu, slm felsefe
tarihinde klasik sonras dnemde ortaya kan dbl-bahs ile karlatrmakla
28 Mark Kaunisto, Variation and Change in the Lexicon: A Corpus-Based Analysis of Adjectives
in English Ending in ic and ical (Amsterdam: Rodopi, 2007), ss. 59-94.
29 Hans Daiber, Bibliography of Islamic Philosophy (Leiden: Brill, 1999).
30 Bkz. Jennifer Ashworth, Language and Logic in Post-Medieval Period (Dordrecht, 1974),
nsz, xi. Donald L. Felipe Ashworthun tezini eletirmektedir. Bkz. Felipe, Post-Medieval
Ars Disputandi, ss. 3-14.

284

Felsefe Dnyas

(a) her iki teorinin kendi klasik formlarndan nasl farkllatn ve ikisinin hangi
noktalarda bulutuunu ve ayrldn ve (b) Avrupa ve slm felsefesi tarihi almalar arasnda yeterli iletiimin bulunmamasndan kaynaklanan felsefe tarihi
aratrmalarnda tarih yazcl sorunsaln gstermeyi amalamaktadr.
Anahtar szckler: Ars Disputandi, dbl-Bahs, Felsefe Tarihi, Felsefe
Tarihi Yazcl, Diyalektik, Cedel
Abstract
On History and Historiography of European and Islamic
Philosophies in the Post-Medieval Period: An Analysis of the
Cases of Ars Disputandi and dbl-Bahs
This article is an analysis of the literature on disputation in the post-medieval European and Islamic philosophies (1300-1800). The literature on disputation (ars obligatoria) in Europe, emerging in the late twelfth century and
known as the logica moderna, was transformed in the sixteenth century into a
new method called ars disputandi. Works of ars disputandi and dbl-bahs
were commented upon by a considerable number of post-medieval scholars in
Europe, Central Asia and Middle East from the sixteenth until the eighteenth
century but both Arabic and Latin genres on argumentation theory underwent
changes. By comparing the post-medieval ars disputandi method with the postclassical dbl-bahs, this article aims to show (a) how both theories can be
distinguished from their classical forms and where both (Latin and Arabic tradition) meet and differ and (b) how the lack of communication between studies on
European and Islamic philosophy indicates to a historiographical problematic in
writing the history of philosophy.
Keywords: Ars Disputandi, dbl-Bahs, History of Philosophy, Historiography of Philosophy, Dialectic, Jadal
Kaynaklar

Angelelli, Ignacio. The Techniques of Disputation in the History of Logic.


The Journal of Philosophy 67 (1970): 800-815.
Bedev, A. Mantk Arist. 3 cilt. Beyrut: Dr al-Kalem, 1980.
Baltac, Cahit. XV.-XVI. Asrlarda Osmanl Medreseleri. stanbul: rfan
Matbaas, 1976.
Daiber, Hans. Bibliography of Islamic Philosophy. Leiden: Brill, 1999.

285

Felsefe Dnyas

Ebu Abdullah Muhammed b. Ebu Bekir b. Abdlaziz ibn Cemaa. Risle filfark beynes-sdk vel-hakk ves-savb. Kprl Ktphanesi Fazl Ahmed
Paa 1587.
Felipe, Donald L. Post-Medieval Ars Disputandi. Baslmam doktora tezi,
The University of Texas, 1991.
Gelenbev. Risle f dbil-Bahs. elebi Abdullah 403, Sleymaniye
Ktphanesi.
shk b. brahm b. Sleymn b. Vehb al-Ktib. el-Burhn f Vch el-Beyn.
Tahkik Ahmed Matlb ve Hadce Hads. Badat: Sadet Cmia, 1967.
zgi, Cevat. Osmanl Medreselerinde lim, 2 cilt. z Yaynclk: stanbul,
1997.
Lane, Edward William. An Arabic-English Lexicon, 8 cilt. Beirut: Librairie du
Liban, 1968.
Makdisi, George. The Scholastic Method in Medieval Education: An Inquiry
into its Origins in Law and Theology. Speculum 49 (1974): 640-61.
zen, kr. Hilf, DA, XVII, ss. 527-538.
Pehlivan, Necmettin. emsuddin Muhammed b. Eref es-Semerkandinin
Kstsul-Efkr f Tahkikil-Esrr Adl Eserinin Tahkki, Tercmesi ve
Deerlendirmesi. Baslmam doktora tezi, Ankara niversitesi, 2011.
Saaklzde. Takrr el-Kavnin el-Mtedvale min ilmil-Mnzara. stanbul,
1322.
Semerkand, emseddn. Risle f dabil-Bahs. Ayasofya 4437, Sleymaniye
Ktphanesi.
Semerkand, emseddn. Kstsul-Efkr. Topkap III. Sultan Ahmed
Ktphanesi 3339.
Semerkand, emseddn. erh Mukaddimetil-Burhaniyye. Reislkttb
1203, Sleymaniye Ktphanesi.
nver, Sheyl. Fatih Klliyesi ve Zaman lim Hayat. stanbul: stanbul
niversitesi Yaynlar, 1946.

286

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

MOREWEDGEN SIDDKN KANITINA YAPTII


YORUMUN DEERLENDRLMES
Ali EBRAHMZADEH*

bn Sn, Tanrnn varln ispatlama konusunda eitli kitaplarnda farkl kantlar ortaya koymutur. Onun, sz edilen bu kantlarn vasat ve taraf,
vcb ve imkn ve sddkn olarak e ayrmak mmkndr. bn Snnn
sddkn kant vcb ve imkn kantnn gelimi eklidir. Bu kant dier kantlarn bir sonucu olarak da dnebiliriz; zira vasat ve taraf kant sddkn
kantnda bulunan teselsln olanakszln ve vcb ve imkn kant sddkn
kantnda bulunan mmkn varln zorunlu varlkta sonlanmasn vasflandrmaktadrlar. Sddkn kavramn ilk kez bn Sn el-rt vet-Tenbht adl eserinde kullanmtr. Ona gre1el-rt kitabnda ifade edilen bu kant doruyu
syleyen (sddkn) insanlara aittir. Bu kantn z, varln kendisinden hareketle, zorunlu varl ispatlama meselesidir. Fakat bu varlk; zorunlu, imkansz,
mmkn, zihni, haric, mstakil, baml, nedenli, nedensiz, bizatihi, biayrihi ve
hatta varln kavram bile deildir. bn Sn kantnn varlk lafz, mutlak varla iaret etmektedir2. Bu varlk, tm varlklarn snrlarndan uzaktr. O, mutlak
varlktr ve btn varlklarn ortak olduu varlktan ibarettir. Bu ortaklk sadece
isim deil anlam ortakldr. Zorunlu varlk vardr; mmkn varlk vardr; zihni
varlk vardr; haric varlk vardr; vb. nermelerde var lafz ayn anlamdadr
ve bazlarnn dnd gibi farkl anlamlarda deildir. Bu ortak anlamn bn
Snnn hareket noktas olduu sylenebilir. Kant yledir: Mutlak varlk vardr, o zaman bizatihi zorunlu varlk vardr.
Bu makalede bn Snnn sddkn kant konu edilecektir. Gnmzde, bu
kantn ontolojik mi kozmolojik mi olduu konusunda felseficiler arasnda tartmalar yaanmaktadr. Din felsefesi yazlarnda ad geen kant bazen kozmolojik
bazen ise ontolojik olarak deerlendirilir. Ontolojik olarak deerlendiren dnrlerin banda Parviz Morewedge gelmektedir. Bu makalede Morewedgein
yorumundan hareketle Kantn kantlarla ilgili yapt kategori eletirilmekte ve
yeni bir kategori nerilmektedir.
*
1
2

Dr.
bn Sn, el- rt vet-Tenbht, ran, Kum: Nerul-Bele Yay., 1. bask, H.. 1375., C 3, S. 66.
bn Sn, a.g.e., s. 66.

287

Felsefe Dnyas

P. Morewedge Islamic Philosophical Theology kitabnda bn Snnn


kantn ontolojik olarak deerlendirir. Bu kant be blmde inceler. Birinci
blmde Anselmci ontolojik kantn iki farkl versiyonundan sz eder. kinci
blmde bn Snnn ontolojik kantnn ikinci versiyonunu desteklemesinden
bahseder. nc blmde zorunlu varln dini tecrbeyle ele alndn ve o iki
versiyonun bu tecrbeden yoksun olduunu syler. Drdnc blmde Descartes gibi Batl dnrlerde olduu gibi bn Snda da ontolojik kantn nc
versiyonunun olduundan sz eder. Beinci blmde ontolojk kantn sorununu
ve dier taraftan zorunlu varln nasl dini tecrbeyle ele alndn aklar ve
onlarn zerinde deerlendirmeler yapar.
Morewedgee gre ontolojik kant Anselm ile balar. Anselmin bu kant
Norman Malcolm tarafndan iki farkl versiyon olarak izah edilir. Fakat ona gre
Anselmden nce bn Sn bu kantn ikinci versiyonunu aklamtr.3 Morewedge zorunlu varlk kavramn ontolojik kantn temel kavram olarak biliyor. O bu
kavram bn Snnn en nemli kavramlarndan biri olarak zikreder ve bu kavramn nemini bn Snnn metafiziinde beyan etmek amacyla hangi kitapta ve
ne sayda zikredildiini aktarr.4
Morewedge, bn Snnn e-ifa: el-lahiyyt kitabnn be ve alt sayfalarna dayanarak zorunlu varl metafiziin matlbu olarak belirtir. Zorunlu varlk, metafiziin n farzayesi ve onunla balanan bir ilim deildir; aksine, zorunlu
varla hareket eden bir ilimdir.5 Ona gre bn Snnn kant konusunda baz
noktalar bilmekte fayda vardr:
1. bn Snda hast ve vujd farkl kavramlardr. hast veya
Trkesi mutlak varlk olan kavram, being-qua-being anlamnda, vujd ise
Trkesi varolan kavram, existent anlamndadr.
2. Danish Namede kullanlan being (mutlak varlk) kavram, akln bildii en genel kavramdr. Nectda kullanlan existence, varlk anlamndadr.
Bu kavramlarn ikisini de tekrar blebiliriz. hast veya mutlak varl, Danish
Namede zorunlu, mmkn ve imkansz olarak e ayrr ve vujd veya varolan, zorunlu ve mmkn olarak ikiye ayrr. Nect kitabnda ayrmdan hemen
sonra ayrmn modalitesini aklar. Dani Namede ise 15 blmden sonra aklar. Morewedge being ve existencen anlamlarnn deiik olmalarn kabul
eder ve ekler: Baz kavramlar rnein gen kare, imkansz hastdir, fakat
imkansz vcd (impossible existence) deildir. hast (being) le ilgili
3
4
5

P.Morewedge, A Third Version of the Ontological Argument in the Ibn Sinian Metaphysics,
Islamic Philosophical Theology, ed: P. Morewedge, (Albany: SUNY)1979, s.189.
Morewedge, a.g.e., s.191.
Morewedge, a.g.e., s.192.

288

Felsefe Dnyas

kategori (zorunlu, mmkn ve imkansz) vardr. vcd (existence)i ile ilgili


ise zorunlu ve mmkn kategrileri vardr. Morewedge ayn ekilde e-ifa ve
rt kitaplarnda vucdun ikiye blnmesine iaret eder.6
Bize gre ayrm zihni olursa varl e ayrmak mmkndr. nk
zihni varl dndmzde onun d dnyada var olmas ya zorunludur veya
mmkndr veyahut imkanszdr. Zorunlu varlk, d dnyada varolmamas eliki ieren varlktr. Bu varlk yok olamaz ve varl zihinde bile ondan ayramayz. mkansz varlk d dnyada varolmas eliki ieren varlktr. Bu varlk var
olamaz. Onun zihinde bulunmas onun varolduu anlamna gelmez. nk onun
bu varl sadece kavramsal bir varlktr ve ddnyada onun varln gsteren
bir varlk yoktur. Mmkn varlk, d dnyada var olmas veya olmamas eliki
dourmaz. Zihinde bulunan bu varlk, d dnyada varolur veya olmayabilir. Bu
varln nedeni olursa vardr, nedeni olmad taktirde yoktur. Dolaysyla d
dnyada bulunan varlklar imkansz varlk olamazlar; ancak zihin dnda bulunan bu varlklar ya zorunlu varlklardr veya nedeni olan mmkn varlklardr
(bakasyla zorunlu varlk). Her halkarda ayrm zihni olursa varlk e ayrlr
ve zihind olursa ikiye ayrlr. bn Snnn amac zihni bir ayrm olduu zaman varl e ayrr ve amac zihind bir ayrm olduuda onu ikiye ayrr. Bu
ayrmn vcd ile hastnin farkl kavramlar olmasyla hi bir ilgisi yoktur.
3. bn Sn Nect kitabnda phesiz bir varlk (vcd) vardr ifadesini kullanr; fakat bu nerme onun kant iin geerli olan bir nerme deildir.
Bu nerme Parminedes felsefesinden imdiye kadar klasik filozoflarn ortak dncesine iaret etmektedir. Bu nerme bn Snnn kantn kozmolojik kanta
dntrmemektedir. nk ontolojik kantnn ncleri olarak Descartes ve Anselm de kendilerinin varolduklarna bir varlk olarak iaret etmilerdir. Sonuta
bu nerme kozmolojik kantn kiriteri olamaz.7
Descartes ve Anselmin ontolojik kantlar zihni bir varln var olduundan hareket etmektedir ve onlarn kendi varlklarna iaret etmelerinin bu kantla hi bir ilgisi yoktur. bn Sn iin ise nemli olan o varln zat asndan
deerlendirilmesidir. O her ne kadar bir eyin varolduuna iaret etse bile onun
kantnn ncl o eyin mutlak varla sahip olduu iin zat asndan zorunlu
ve mmkn olmasdr. rtta yle demektedir:
Bakasna ynelmeksizin zat bakmndan kendisine ynelinen her mevcudun varl ya zorunludur ya deildir. Eer zorunlu olur ise o zatyla haktr,
varl zatndan olan zorunludur ve o kayyumdur. Eer zorunlu olmazsa, o varsayldktan sonra bizatihi imkanszdr denilemez. Belki eer kendi zat bakmndan
6
7

Morewedge,a.g.e.,s.194.
Morewedge, a.g.e., s.195.

289

Felsefe Dnyas

bir artla mesela nedeninin olmamas artyla olur ise imkansz olacaktr (veya
nedenin olmas artiyle olur ise vacip olacaktr), ve eer ona nedenin olmamas
ve neden art bulunmazsa o zaman ona zat bakmndan nc durum kalr ve o
da imkandr. mkan da zat itibariyle vacip ve imkansz olmayan eydir. O zaman
her varlk ya bizatihi zorunlu varlktr ya bizatihi mmkn varlktr.8
Bu metinden de anlald zere Descartes ve Anselmin nclleri, bn
Snnn ncllerinden farkldr. nclleri farkl olan kantlar bizi ayn sonuca
gtrmezler.
bn Sn bir eyin mahiyetinin onun niteliklerine, varlnn ise nedenine bal olduunu syler. Bylece bir eyin mahiyeti ve varl tamamen farkl
eylerdir. Mahiyet veya o eyin ne olduu niteliklerinin ne olduuna baldr ve
varlnn olmas onun bir neden vastasyla olmas demektir. Bylece bn Sn
ontolojik kantn birinci versiyonunu kabul etmemektedir. nk birinci versiyonda varlk, hereyin bir nitelii olarak belirtilmitir. Halbuki bn Snda her
trl nitelik mahiyete aittir ve varlk, niteliin dnda olduu iin olgunluk dahil
hibir nitelik ona atfedilemez. Sadece zorunlu varln mahiyeti ve varl zde
olduu iin olgunluk sfatna sahiptir.
4. Ontolojik kantn iki versiyonu tamamen farkldr. Malcolma gre birinci versiyonda bir eyin varl yokluuna stn olursa o en byk varlktr.
kinci versiyon ise bir eyin varlnn zorunluluu zorunlu olmamasna stn
gelirse o en byk varlktr. Yazara gre bn Sn ve Malcolm, zorunlu varln
mahiyetini varl dnda farzetmedikleri iin bize onlarn kantlarn ontolojik
kantn ikinci versiyonu olarak saptamakta cesaretlendirmektedir.9
Ona gre Malcom ve bn Sn dnda Descartes, Spinoza, Ockham ve ada yazar R. Taylor da zorunlu varln mahiyeti ile varlnn zde olduunu
sylemitir.10
Morewedgee gre, bn Sn, Malcolm ve ontolojik kantn ada savuncularnn bu konuyla ilgili sorunlar A, B deildir. nermesinin ne anlama geldiinden kaynaklanmaktadr. Ontolojik kant savunanlara gre zorunlu varlk
var deildir. derken bir elikiye dm oluruz; nk varlk zorunlu varlkla zdetir. Naslki alk genden ayrlmazsa ayn ekilde varlk da zorunlu
varlktan ayrlamaz. Yazara gre Kantn eletirisi bu zdeliin karsndadr.
nk Kanta gre A, B deildir. Derken iki anlamla kar karyayz. Birinci
anlam Malcolm ve bn Snnn savunduu anlamdr. Buna gre konu, btn
nitelikleri ile var olduu kabul edilir ve ondan yklem selb edilir. imdi zorun8 bn Sn, el- rt vet-Tenbht, C 3, s. 23.
9 Morewedge, A Third Version of the Ontological Argument in the Ibn Sinian Metaphysics, s. 197.
10 Morewedge, a.g.e.,s. 197.

290

Felsefe Dnyas

lu varla varlk dahil baz nitelikleri atfedersek, kesinlikle o varlktan varl


ayramayz; ayrdmz takdirde bn Snnn syledii gibi elikiye dm
oluruz. Fakat ikinci anlama gre A B deildir. derken A ve B ayn anda
selbedilirse eliki domaz. genin as yoktur. dediimizde gen ve
aln ayn anda selbedersek eliki olmad gibi zorunlu varlk var deildir.
dediimizde de zorunlu varlk ve var olmasn ayn anda selbedebiliriz ve eliki
domaz.11
Morewedgee gre Kantn eletirisi, bn Snnn zorunlu ve varlk ilikisinin apriori olmasn zedeler. Bylece bn Snnn ontolojik kant bizim sylediimiz kantlar gibi baarsz grnr. 12
Morewedge ontolojik kantn ada savuncusu olan Taylorn eletirilerinin yetersiz olduuna inanarak unlar sylemektedir: Taylora gre zorunlu
ve imkansz varlklarn var veya yok olmalar herkes iin anlalan bir kavram
deildir. Ona gre zorunlu varlk anlalan bir kavram olsa bile, onun imkansz
varlk ile ele alnmas pek anlaml gzkmemektedir.13
Morewedge Taylorn eletirilerini iki delil ile reddeder:
(i) mkansz varlk varolmaz; zira varl d dnyada imkansz olan varlk, ontolojik statse sahip olamaz.
(ii) Taylor, bn Snnn zorunlu ve varlk ilikilerini anlamamtr. Zorunlu varlk necessary being ve necessary existence klasik felsefeye
zel bir ayrmdr. Bu kavramlarn uzlamalar konusunda bn Sn ve
dier ontolojik kantn savuncular kant kullanmamlardr. Dier taraftan Hume ve Kant bu dncenin karsnda kant sergiledikleri iin
bn Snnn varl zorunlu, mmkn ve imkansz olarak blmesi apriori gerek olamaz.14
Morewedge bn Snnn ontolojik kantnn mantn ele almak iin zorunlu varln baka bir ynne bavurmaktadr. Bu yn zorunlu varln dini
tecrbede olan anlamdr. Morewedgee gre Plantinga, H. D. Lewis ve dier din
filozoflar zorunlu varln bu ynnden hareketle onu ispatlamaya almlardr.15
Bylece Morewedge dini tecrbeden hareketle ontolojik kantn nc
versiyonundan da sz eder: O, kantn formulasyonunu sylemeden nce iki tr
nermenin farklarn aklar: 2+2=4 ve dereyi grdmzde baz dier gerek11
12
13
14
15

Morewedge, a.g.e., s. 198.


Morewedge, a.g.e.,s. 198.
Morewedge, a.g.e., s. 199.
Morewedge, a.g.e., s. 198.
Morewedge, a.g.e., ss. 199-201.

291

Felsefe Dnyas

lerin varolduunu, rnein iki dan olmasn, anlarz. Birinci trden olan nermeleri hemen anlarz. kinci trden olan nermeler ise tecrbeye muhta olmasalar bile en azndan kavramlarnn aklamas gerekir. Morewedge Descartesdan
ilham alarak birinci trden olan nermeleri fenomental apriori ve ikinci trden
olan nermeleri mantk apriori olarak adlandrr. Bu ayrmdan hareketle aadaki yol ile ontolojik kantn nc versiyonunu ifade eder:
V31: Fenomenal apriori durumunda bir i yaptm iin var olduumu
biliyorum. nk benim yaptm iler var ve bu o ileri yapann varolduunu
gerektirir ve ben onlar yapan kiiyim. Sonuta ben bir ey olmadan onlar yapamam. O zaman ben varm.
V32: Mantk apriori durumunda kendimi bir kaynan bir boyutu olarak
bilirim. O kaynan bir rnei bn Snnn zorunlu varldr.
V3S: X (Kaynak) vardr, nk ben onun bir boyutuyum.16
Morewedgee gre17 bn Sn yukardaki nclleri ispatlamak iin kant
sergilemez, fakat onun metinlerinde bu ncllere inanmasn kestirmek mmkndr. Morewedgee gre18 bn Sn, birinci ncl ispatlamak iin uan kii
kantndan hareket eder. Uan kii btn organlar ile yaratlan bir kiidir. Fakat
bu kiinin gzleri krdr ve hibir eyi grmemektedir. O gkyznde veya bolukta hareket eder. Onun organlar bir birinden ayrdr. Her ne kadar organlarn
ispatlamak zor olsa bile kendi varlndan hi kukusu yoktur ve kendinin var
olduunu kendisinden sorduumuz an tasdik eder.
Morewedgee gre bn Sn bu yazs ile kendi varlna olan ilmin btn
eylere olan ilme nce olduunu sylemektedir. Fakat ona gre bn Snnn bu
ispat, Tanr ispat konusunda ifade edilmemitir. Sonuta V31 direk olarak bn
Snnn ontolojik kantnn ncl olamaz.
V32 nermesine gelince Morewedge Zaehnere katlr. Zaehnere gre
(i) bn Snnn psikolojisi, ahlaki sistem adan ariflerin ahlaki sistemine benzemektedir. Ariflere gre Tanrda yok olmak (fena fillh) gerekir. (ii) bn Sn
dier slm geleneinde olan dnrlere katlarak kendini bilen Tanrsn bilendir, ifadesine inanyor.19
Morewedge J. Houbene katlarak unlar syler: bn Sn irfan konusunda
naturalist bir irfan kurmaktadr. O el-rt kitabnn drdnc blmnde ifade

16
17
18
19

Morewedge, a.g.e., s. 202.


Morewedge, a.g.e., s. 209.
Morewedge, a.g.e., s. 204.
Morewedge, a.g.e., s. 209.

292

Felsefe Dnyas

edilen aklsal irfan bu anlamda yorumlar. Bu irfan tamamen dind bir irfandr
ve bizi bir dind monisme gtrr.20
Ontolojik kantn zellikleri farkl perspektiflerden eitli ekillerde sunulabilir, konumuzu akla kavuturmak asndan biz kantn belirleyici zelliklerini u ekilde sralayabiliriz.
i. Tanrvardr. nermesi apak bir nermedir.21 Bu kant teizmin doruluunu ortaya koymuyor; fakat onunrasyonel adan kabuledilebilir
olduunu ortaya koymaktadr.22
ii. Tanrnn zorunluvarl, tecrbeden bamsz olarak ve kendi dncemizde olan mkemmel varlk kavramyla elealnabilir.23
iii. Tanr varolursa o zorunlu olarakvarolur.24
iv. Mkemmel varln kavramndan o varln zorunluluu eldeedilir ve
o varln zorunluluundan gerek varl elde edilir.25
Baz dnrler26 sddkn kantn ontolojik kant gibi yorumlamlardr.
Aydn Topalolu ontolojik kant aklarken o kantn slm geleneinde olan
mukabilinin sddkn kant olduunu sylemektedir: Bu kant (ontolojok kant) Bat dnyasnda olduu kadar slm dnyasnda da nemsenmi, Farab
ve bnSn gibi dnrler tarafndan dile getirilmitir. slm dncesinde de
Tanrnn en mkemmel varlk olduu ve varlnn bir nedeni bulunmad daima belirtilmitir. slm dnrleri varlklar alemini mmkn ve vacip olmak
zere ikiye ayrm, Tanrnn varln da vaciblvcd, yani varl kendinde
olan, var olmak iin herhangi bir eye ihtiya duymayan, ksacas sebebi olmayan varlk olarak ifade etmilerdir. Ayrca ontolojik kantn ele ald kavramlarn pek ou Farabnin Tanr iin kulland niteliklerin arasnda da yer almtr. Frbi Tanrnn ilk sebep (her eyin ilk nedeni), ekmel (en mkemmel
olan), akdem (en nce olan) ve vacibl-vcd (sebebi olmayan varlk).27
20 Morewedge, a.g.e., s. 214.
21 Eileen C. Sweeney, Anselms Proslgion: The Desire for the Word, The Saint Anselm Journal,
1.1, Sonbahar, 2003, s. 17.
22 Alvin Plantinga , God, Freedom and Evil, s. 112.
23 Alvin Plantinga, A Valid Ontological Argument?, The Philosophical Review, Vol. 70, No. 1,
s. 93; Kant, Critique of Pure Reason, ev: Aziz Yardml, stanbul: dea Yay., 1993,A591-B619,
s. 290.
24 Alvin Plantinga A Valid Ontological Argument?, s. 93.
25 Descartes, Philosophical Writings, ev: Elizabeth Anscombeve Peter Thomas Geach, Nelson
Philosophical Texts Yay., 1961. s. 180.
26 AydnTopalolu, Teizm ya da Ateizm, stanbul: Furkan kitapl, 2001, s. 152.
27 Topalolu, a.g.e., s.152.

293

Felsefe Dnyas

Olduundan szeder. Aydna gre28 bu felsefenin ekmel (en mkemmel olan),


ilk sebep (her eyin ilk nedeni), akdem (en nce olan) ve vacibul-cucud (sebebi olmayan varlk) kavramlar ontolojik kanta iaret etmektedir. Aydn, slm
felsefesinde mevcudatn ikiye ayrmndan yola karak ontolojik kantn slm
felsefesinde olduu sonucuna ular. Ayn ekilde Toby Mayer sddkn kantn
ontolojik olarak deerlendiren baz dnrlerin ismlerini zikreder:29 ve ekler:
P. Morewedge zellikle bn Snnn Tanrnn varlna ilikin ontolojik deliline gndermede bulunur ve onun btnyle bu kavramn (Zorunlu Varlk) analitik
bir belirlenimine dayanan ontolojik delilinden sz eder.30 Morewedge varln
kart olan hasti ve vcd dan yola karak birincisini Farsa ve ikincisini Arapa bir kavram ve bunlarn farkl olduklarndan sz etmektedir. Mayere
gre31 Morewedgein Allahn varlna ilikin delilin ontolojik yorumunu, bu
ayrm cesaretlendirmektedir; nk o, bn Snnn nasl zorunluluu balangta
hasti kavramna yerletirdiini gstermektedir. Morewedgein hasti ile zorunlu
varl ele almas, Tanr fikrinden Onun gerek varln dorulamaya alan
ontolojik kant, ayn yntemde dnmektedir.
Ontolojik Kantn Birinci zellii ve Sddkn Kant
Tanr vardr. nermesi apak bir nermedir; bu nerme ontolojik kantn zelliklerinden biri olmutur. Descartese gre32 nasl ki al genden
ayrmak bizi elikiye drrse ayn ekilde zihnimizdeki en mkemmel varlk
fikrinin bulunmas Tanrnn varlnn bir ispatdr ve ondan ayrlmas bizi bir
elikiye drr. Ontolojik kant savunanlara gre mkemmel varln zihni
varl ile zihind varl arasnda koparlmaz bir ba vardr. Zihni varln dndmz zaman zihind varl var olur. Bu ise Tanr vardr nermesinin
apak olduu anlamna gelir.
bn Sn ise o nermenin ak olamadndan ve aklsal bir ispat gerektirdiinden sz eder. O Tanrnn metafizikte incelenmesi gereklilii hususunda yle
demektedir: Ne kendiliinden aktr, ne de aklanmasndan mit kesilmitir.
nk onun delili vardr. Zatnn aklanmasndan mit kesilen eyin varl nasl kabul edilebilir ki?33
28 Topalolu, a.g.e, s.152..
29 Detayl bilgi iin bkz. Toby Mayer, bnSnnn Burhanus-Sddkni, ev: Temel Yeilyurt,
FFD, say: 8, 2003, s. 256.
30 Mayer, bnSnnn Burhanus-Sddkni, s. 256.
31 Mayer, a.g.e., s. 256.
32 Descartes, A Discourse on Method, London, 1949, ss. 120-126.
33 bnSn, e-ifa-lahiyt, Trke ev: Ekrem Demirli ve mer Trker, stanbul: Litera Yay.,
2005, s. 4.

294

Felsefe Dnyas

Anselmin Tanr vardr. nermesi dinsel bir nerme olduu iin apak
bir nermedir. O nce imana ular, sonra da iman yardmyla o nermeyi ispatlamaya alr.34 Fakat bu tr akl yrtmenin geerli bir hakl karm (justify)
olup olmad tartmaldr. nk her ne kadar Anselm iman ettii varla akl
vastasyla delil getirse bile, o delil o varla iman etmeyenler iin geerli olamaz.
bnSn ise her ne kadar Kur'an ayetlerinden yararlansa bile ifade ettii gibi, sz
konusu ayetler sadece kanta bir iarettir35. Bir dier ifadeyle Anselm inand
varla delil ararken bnSn ise ispatlad varl ve akl vastasyla ele ald
varl Kur'n ayetleri ile desteklemektedir. Anselmin yntemi kelam ve dinsel
bir yntemdir; fakat bnSnnn yntemi felsef ve dind bir yntemdir. Bu
nedenle Anselmin ispatlad Tanr, sadece Anselmin inand gibi inananlar
iin geerlidir. Lakin bnSnnn ispatladTanr sadece inananlar deil herkes
iin geerlidir.
Ontolojik Kantn kinci zellii ve Sddkn Kant
Kanta gre36 ontolojik kantta Tanrnn zorunlu varl, tecrbeden bamsz olarak ve dncedeki mkemmel varlk kavramndan ele alnmaktadr.
bn-Sinaya gre37 zorunlu varln ispat da o varln filleri ve sfatlarndan bamsz olarak ele alnmaktadr. Alemde her ne varsa ya zorunlu varln fiilidir,
veya sfatdr. Zorunlu varlk, fiilerinden ve sfatlarndan bamsz olarak ele
alndnda, alemden btnyle bamsz olarak ele alnr, bu ise her trl tecrbeden bamsz olarak ele almak anlamna gelir. O rtda yle demektedir:
el-Evvelin varln, birliini, eksikliklerden beriliini aklayan beyanmzn, nasl varln kendisinden bakasn dnmeye ihtiya duymadn ve
Onun yaratmas ve fiili her ne kadar Ona delil olsa da onlara itibar etmeye de
nasl ihtiya duyulmacan dn. Fakat bu gr stn ve gvenilirdir, yani
varln halini itibar ettiinizde varlk olmas bakmndan Onu gsterir, O da
bundan sonra varlkta kendisinden sonra bulunan varlklar gsterir.38
Grld gibi sddkn kant ontolojik kant gibi zorunlu varln ispat
konusunda baka varlklara ihtiyac duymamaktadr. Baka bir ifadeyle hi bir
varlktan yardm almadan zorunlu varl ispatlamakta, varln kendisinden hareket etmektedir, ancak ontolojik kant mkemmel varln zihni varlndan hareket etmektedir. Sddkn kantnn hareket noktas olan varlk, mutlak varln
34 Brain Davies ve Brain Leftow, Anselm and the Ontological Argument, The Cambridge
Companion to Anselm, Cambridge University, United Kingdom, 2004, s. 158.
35 bn Sn, el- rt, C 3, s. 66.
36 Kant, Critique of Pure Reason, A591-B619, s. 290.
37 bn Sn, el- rt, C 3, s. 66.
38 bn Sn, a.g.e., s. 66.

295

Felsefe Dnyas

zihind varlna iaret etmektedir. bn-Sinann rt kitabndaki varln haline itibar edildiinde varlk olmas bakmndan Onu gsterir ibaresi bu mutlak
varln zihind varlna iaret etmektedir. Ontolojik kantn hareket noktas
olan varlk ise zel varln (mkemmel varlk) zihni varl olmaktadr. Ontolojik kant, Kantn syledii gibi, zihni zorunluluktan hareketle mkemmel varln zihind zorunluluunu ele almaktr. Fakat sddkn kantnda zihni varla
bavurmadan hareket noktas mutlak varln kendisi olmaktadr. Bu aklamalar
nda sddkn kantn ontolojik kant gibi kabul eden grlerin doru olmad sylenebilir. nk o dnrler, sddkn kantn akdem, ekmel, vacibulvcd, hasti ve vcd gibi kavramlardan yararland iin ontolojik kant gibi
yorumlamlardr.39 Halbuki bir kant ontolojik yapan, kavramlar ve terimler deildir. Kavramlar ve terimler sadece kant sahibinin tanmlad ibarelerdir. Bize
gre kant dier kantlar kmesine koyan veya o kmeden ayran, o kantn o
kmeye uygun ynteminin olup olmamasdr. Eer sddkn kant ontolojik kant
olacaksa o kantn yntemini tamas gerekir; fakat bu kant, ontolojik kantn
ynteminden yoksundur. Ontolojik kant mkemmel varln zihinsel varlndan
hareketle o varln zihin d varln ele almaktadr. Bu tr yntem sddkn
kantnda sz konusu olmad iin onun ontolojik kant olarak deerlindirilmesi
yanl olacaktr.
Sddkn kant, ontolojik kantn yntemini kullanmad iin onun yntemiyle ilgili ortaya atlan phelerden de korunmu olacaktr. Ontolojik kantn
yntemi ile ilgili pek ok phe ortaya atlmtr. O phelerin banda, mkemmel varln zihinsel varl ile zihind varln ele alma meselesi gelir. Bu konuyla ilgili Gaunilonun eletirisi en nemlisidir. Gauniloya gre40 eer zihinde
bulunan mkemmel varlk kavram o varln zihind varlna neden olursa o
zaman zihinde bulunan her varlk zihindnda var olmak zorundadr.
Gaunilonun bu eletirisinin, sddkn kant iin geerli olduu sylenemez; nk sddkn kant zel bir varln zihni varl yerine mutlak varlktan
hareketle zorunlu varl ispatlamaktadr. Bu nedenle bu kantn yntemi ontolojik kantn ynteminden btnyle farkldr.
Ontolojik Kantn nc zellii ve Sddkn Kant
Ontolojik kantta mkemmel varln zorunluluundan sz edilir. Bu zorunluluk bn Snda da sz konusu olmutur. bn Snya gre41 zorunlu olmayan
var olamaz. Bu zorunluluk bn Snda iki farkl zorunlu varl kapsamaktadr.
39 Topalolu, Teizm ya da Ateizm, s. 152; Mayer , bnSnnn Burhanus- Sddkni, s. 256.
40 Anselm, Anselm of Canterbury The Major Works, ed. Brian Davis ve G. R. Evans, Oxford
University, 1998. s. 111.
41 bn Sn, Nect, 2.bsk, der: Muhyiyed-Din Sabri el-Kordi, h.. 1357, M.1938, s.226.

296

Felsefe Dnyas

Bakasyla zorunlu varlk (el- vcibul-vcd-u biayrihi)


Kendisiyle zorunlu varlk (el- vcibul-vcd-u bizatihi)
Bakasyla zorunlu varlklarn var ve yok farzedilmeleri eliki dourmaz;
ancak varla gelirlerse nce varlklar zorunlu olur ve daha sonra var olurlar
ve varlklar zorunlu olmad srece o varlklar var olamazlar. Fakat varlklar
zorunlu olursa var olurlar. bn Snya gre42 bakasyla zorunlu olan varlklar,
mmkn varlk olduklar iin bir neden olmadan var olamazlar. Kendi zatyla
mmkn ve bakasyla zorunlu olan varlklar nedenleri olduu zaman var olurlar,
nedenleri olmadnda yok olurlar; fakat her ne zaman nedenleri olursa nce varlklar zorunlu olur sonra, da var olurlar. Herhalkarde varl zorunlu olmayan
bir varlk var olamaz.
Kendisiyle zorunlu varlklarn, yok farzedilmeleri eliki dourur; bu varlklardan zorunluluk kaldrlamaz. Bu varlklar zorunluluk ile zdetirler. bn
Snya gre43 bu varlklarn zorunluluu kendi zatlarndan kaynaklanr. O halde zorunlu varln varl, bakasndan olmad iin mmkn varlklarda olan
sre bu varlkta sz konusu deildir. Baka bir ifadeyle mmkn varlklarda
neden, nce mmkn varla zorunluluk verir ve sonra zorunlu varlk var olur.
Bu ikili sre, zorunlu varlkta varl ve zorunluluu kendisinden olduu iin
bulunmamaktadr.
bn Sn bu konuda iki tr zorunlu varln hkmlerini farkl ekillerde
ele almtr. Onun zorunlu olamayan var olamaz ifadesi, Nect Kitabnda genel
bir ifadedir ve zorunlu varlk dahil btn varlklar kapsamaktadr. Zorunluluk,
bn Snnn zorunlu varlnn zdr. bn Snda bir varl zorunlu varlk olarak farzetmek, o varlktan zorunluluu ayrmann mmkn olmayaca anlamna
gelir. Daha ziyade mmkn varlklar bile var olduklar takdirde ilk nce zorunluluk sfatna sahip olacaklar ve sonra var olacaklardr. Filozoflarn e-eyu Ma
Lem Yecib Lem Yuced ifadeleri, ite bu ncelie ve sonrala iaret etmektedir.
lk nce vcb, sonra da vcd gerekir. Vacib ve zorunlu olmayan bir varlk,
mevcud ve var olamaz.
Ontolojik kantta zorunluluktan sz edilirken mkemmel varlk sz konusu olmaktadr. Mkemmel varln zihni varl, zihind varlna zorunlu
olarak iaret etmektedir. Baka bir ifadeyle mkemmel varln zihni varl zihind varlk olmas iin bir aracy gerektirir. O ara ve neden olmadan mkemmel varlk varolamaz. te o ara zorunluluk kavramdr. Bu tr zorunlulua
sahip olma bn Snda mmkn varlklara mahsusdur. Mmkn varlklarn im42 bn Sn, el- rt, C 3, s. 19.
43 bn Sn, a.g.e., s. 18.

297

Felsefe Dnyas

kan sfatndan kmalar ve zorunlu varla dnmeleri bir baka sfat yardmyla olur ve o sfat zorunluluk sfatdr. Mmkn varlklar zorunluluk sfatna
sahip olmasalar o zaman var olamazlar veya ak sylenirse bakasyla zorunlu
varlk olamazlar. Fakat bn Snnn zorunlu varl mahiyetten yoksundur. Dolaysyla bu ayrmlar o varlkta sz konusu deildir. Dier taraftan bakldnda
zorunluluk ve O ayn eydir. Zorunlu varlk zorunluluk sfatna sonradan sahip
olmuyor, belakis onda varlk ile zorunluluk sfat zdetir ve o sfat zorunlu varln zdr.44 Halbuki ontolojik kantta mkemmel varlk olarak adlanan Tanr
anlay, zorunluluktan yoksundur ve o varlk zorunluluk sfatna sahip olmas
iin bir neden gerektirir ve o neden kendi varlnn zihni boyutudur. Nasl ki bn
Snnn bakasyla zorunlu varlnda bir neden, bu varlklarn zorunlu olmas
iin gerekir, ayn ekilde ontolojik kantn mkemmel varl da zorunlu olmas
iin bir neden gerektirir. Ancak bakasyla zorunlu varln nedeni, kendi d bir
neden olurken, mkemmel varln zorunluluk nedeni kendi zihni varl ve daha
dorusu o varln tanmndan kan bir zorunluluktur.
Ontolojik Kantn Drdnc zellii ve Sddkn Kant
Ontolojik kantta mkemmel varlk kavramndan zorunluluu ve zorunluluundan da gerek varl ele alnmaktadr.45 Sddkn kantnda kavramn
yeri olmad iin varln kendisi hareket noktas olmaktadr.46bn-Sinann hareket noktesi btn mevcudatn ortak olduu varlk olmaktadr.47 O yle sylemektedir: Bakasna ynelmeksizin zat bakmndan kendisine ynelinen her
mevcudun varl ya zorunludur, veya deildir. Eer zorunlu olur ise o zatyla
haktr, varl zatndan olan zorunludur ve o kayyumdur.48 Baka bir ifadeyle
bn Sn mutlakul-vcdu (varlk felsefesinin konusu olan varlk) inceleyerek
el- vcdul- mutlak ele alyor. Fakat ontolojik kant vcdul- mutlakn zihni
varlndan hareketle o varln (vcdul-mutlak) zihind varln ispatlamaya
almaktadr. Grld gibi her iki kant vcdul-mutlak ispatlamaktadr; fakat birisi dorudan mutlakul vcddan hareketle dieri ise vcdul-mutlakn
zihni varlndan hareketle ispatlamaktadr.
Kantn ontolojik kavram bir anlam olarak ele alndnda ontolojik kantn o anlam ve kavramdan yoksun olduu grlebilir; nk ontolojik kantn
hareket ettii yer, varlk deil belki bir mevcudun (vcdul-mutlak) zihni varl
ile o mevcudun zihind varln ispatlamaktr. Ancak ontolojik kantta Kantn
44
45
46
47
48

bn Sn, e-ifa-lahiyt, s. 274.


Descartes, Philisophical Writings of Descartes, s. 180.
bn Sn, el- rt, C 3, s. 18.
bn Sn, a.g.e., s. 18.
A.g.e., s. 18.

298

Felsefe Dnyas

yapt tanmdan da hareket etmek mmkndr. Bu tr hareket edilir ve o tanm


ontolojik kantn lt olursa, o zaman sddkn kant o tanmdan yoksun olduu iin ontolojik kant olarak kabul edilemez ve gerek ontolojik kantn da
Anselm ve dierlerinin kabul ettii kant olduu sylenebilir.
Sddkn kant ise, anlam asndan tamamen ontolojik bir kanttr. nk bu kantn hareket noktas olan mutlakul- vcd, var olan nesne deil belki
varlk olmutur. Fakat ifade edildii gibi, bu kant Kantn tanmlad ontolojik
kant olarak kabul edilemez.
Kantn tanm, mkemmel varln zihni varlndan bizi o varln zihind varlna hi bir haric varla bavurmadan gtrr. Sddkn kant
ise mutlak varlktan hareketle zorunlu varl ele alr. Bu iki kant her ne kadar ortak terimleri kullansa da farkl yntemlere sahiptirler. Bu yntem farkll ou zaman gz nne alnmam ve sadece bu kantlarda kullanlan kavram
ve terimler baz alnarak deerlendirilmitir. Aydn ve Morewedge, ontolojik ve
sddkn kantlarnn baz ortak terimlerinden hareketle ayn olduklar ve dahas
sddkn kantnn ontolojik kant olduu hkmne varmlardr. Bu aklamayla
Aydnn Frbinin kantn ontolojik kant olarak deerlendiren aklamasnn
yanl olduu ortaya kmaktadr. nk ekmel (en mkemmel olan), ilk sebep
(her eyin ilk nedeni), akdem (en nce olan) ve vacibul-vcd (sebebi olmayan
varlk) kavramlar, ontolojik kanta iaret eden kavramlar olsalar bile yine bir
kantn ontolojik olup olmamas kullanlan terimler ve kavramlarla deil belki
yrtlen ynteme baldr. Ayn ekilde P. Morewedgein bn Snda hasti
ve vcd kavramlarnn farkl kullanlar dolaysyla sddkn kantnn ontolojik kant olarak deerlendirilmesinin de yanl olduu ortaya kmaktadr. Aydn
ve Morewedge, sddkn kantnn kozmolojik olmamasndan hareketle o kantn
ontolojik olduunu savunmulardr. Fakat bir kantn kozmolojik olmamas, o
kantn ontolojk olmas anlamna gelmez. Kullanlan baz ortak terimler sddkn
kantn ontolojik kant yapmaz; nk sddkn kant baz kavramlarda ontolojik
kant ile ortak olduu gibi baz kavramlarda da kozmolojik kant ile ortak olabilmektedir. rnein ilk neden, mmkn varln zorunlu varla ihtiyac konusu,
bu kant ile kozmolojik kantn ortak noktalar olmutur. Nasl ki el-ekmel sfat
ontolojik kant olmasna delalet etmiyorsa ayn ekilde ilk neden kavram da kozmolojik kant olmasna delalet etmemektedir.

299

Felsefe Dnyas

Sonu
Morewedge sddkn kantnn ontolojik olduundan yanadr. Bu ise bn
Snnn bu kantnn, ontolojik kantnn terimleri, zellikleri ve koullarn tayp tamad dncesinden kaynaklanr. Bu kant ontolojik kantn baz terimleri, zellikleri ve koullarna sahip olduu gibi o kantn baz zellikleri ve
koullarndan da yoksundur. Bu anlamda sddkn kant tam anlamyla ontolojik
kant deildir. Bylece bu kant Kantn kategorisi ierisinde deerlendirildiinde ortak bir yoruma eriim zor gibi gzkyor.
Bize gre bu kant kendine zg bir ynteme sahiptir. Bu yntem zerinde
hareket etmemiz iin Kantn kategorisinin dna kmamz ve yeni bir kategori
kurmamz gerekir. Bu kategori Kantn derledii ve iaret ettii kantlarn hepsini
kapsad gibi sddkn kant gibi kantlar da kapsamaldr. Bu ii yaparken hem
din felsefesi birikimini hem de slm gelenei sermayesini bir arada tutmamz
gerekir. Bylece din felsefesi konusunda yeni bir yntem kurmu oluruz.
Morewedge Kantn belirtii kategoriyi esas olarak kabul etmitir. Bu kategoriye gre, Tanr ispat konusunda kullanlan btn kantlar varlktan hareket
ederek Tanry ispatlamaktadr; fakat bunlar birbirinden ayran yn de yine varln kendisidir. nk ispatlama konusunda ya mutlak varlktan hareket edilir
ya da zel varlktan hareket edilir. Eer mutlak varlktan (el-Vcd Min hays
Hiyel-Vcd) hareket ederek ispatlanrsa btn varlklarn ortak paydasndan
hareket edildii iin bu kant varlk kant olarak adlandrabiliriz.
Bu kantn hareket noktas mevcudat yerine vcd olmutur. Fakat mevcudattan veya zel varlklardan hareket edildiinde eitli kantlarla kar karya
kalnabilir. nk zel varlklar (mevcud olan her ey) eitli varlklar kapsad
iin farkl kantlarla Tanry ispatlayabilir. Baka bir ifadeyle btn varlklar,
Tanr da dahil, Tanrnn ispat ile ilgili kant oluturabilir. Bu ynteme gre varlk
sahasnda bulunan btn varlklar mutlak varla sahip olduklar iin deil belki
bir mevcut olduklar iin Tanrnn bir gstergesidirler.
Bu kantlar ya Tanrdan (zorunlu varlk) hareket ederek Onu ispatlamaktadr veya mmkn varlklardan hareketle bu ii gerekletirir. Bu kantlar tekrar
ikiye ayrmak mmkndr. nk ya Tanrnn zihni varlndan (kavramndan)
hareketle Onun zihind varl ispatlanyor veya Onun zihind varlna
odaklanarak ispatlanyor. Tanrnn zihni varlndan zihind varl elde edilirse bu kant kavramsal bir kant olur ve Kantn kategorisinde ontolojik kant bu
zellie sahiptir. Tanrnn zihid varl gznne alnarak ispatlanrsa Ondan
Onu elde etmek anlamna gelir ki bu mistik kantlarn hepsini kapsamaktadr.

300

Felsefe Dnyas

Mmkn varlklardan da hareket ettiimizde yine iki tr kanttan sz etmek mmkndr. Mmkn varlklarn tikel veya tmel yaplarndan hareketle
Tanr ispatlanabilir. Bu kantlarn ikisine de Kantn kategorisinde iaret edilmitir. Kanta gre49 teleolojik kantta belirli deneyimden ve evrenin tikel yapsndan
hareketle Tanr ispatlanmaktadr. Kozmolojik kantta ise belirsiz deneyimden ve
evrenin tmel yapsndan hareketle Tanr ispatlanmaktadr. Kozmolojik kant
sadece Kantn iaret ettii ve Thomasn zikrettii kantlar deil belki Tanr
dnda olan her varlktan Tanrnn varl elde edilirse kozmolojik anlamna
gelmektedir. Bu durumu aadaki emada grsel hale getirebiliriz.

z
Morewedgein Sddkn Kantna Yapt Yorumun Deerlendirilmesi
Bu makalede bn Snnn sddkn kantn konu edilmitir. Din felsefesi yazlarnda bu kant bazen kozmolojik bazen ontolojik olarak deerlendirilir.
Ontolojik olarak deerlendiren dnrlerin banda Morewedge gelmektedir.
Morewedgein yazlarna bavurarak sddkn kantna yapt yorumu din felsefesi asndan deerlendirilmitir. bn Snnn sddkn kant ontolojik kantn
zelliklerinden yoksun olduu ve sonuta ontolojik kant olmad dnlmek49 Kant, Critique of Pure Reason, s. 290.

301

Felsefe Dnyas

tedir. nk sddkn kant iki ana ksmdan bir araya gelir. Birinci ksm zorunlu
varlkta sonlanma ve ikinci ksm mmkn varlk olma olasldr. Bu kant
ontolojik olarak deerlendiren Morewedge ve dierlerinin sorunu birinci ksma
odaklanma ve ikinci ksm grmezden gelmektir. Bu kantn konumunu belirtmek
iin Kantn belirttii kategorinin dna kmak ve yeni bir kantlar kategorisi
kurmak nerilmitir.
Anahtar Szckler: bn Sn, sddkn kant, ontojik kant, zorunlu varlk,
mmkn varlk.
Abstract
Evaluation By The Interpretation Of Siddiqin Argument of Morewedge
This article is about Avicennas siddiqin arguments. Sometimes in the
philosophical religious writing regarded this arguments cosmological arguments
and somtimes regarded ontological arguments. Morewedge is the head of those
regard this arguments ontological arguments. We will evaluate this arguments
with help of Morewedges writings. We will argue siddiqin arguments dont have
ontological arguments features and ultimately is not ontological argument. For
us siddiqin arguments has two main part. The first of them is ending necessary
being and second part is to be possible being. The problem of Morewedge and
others evaluate this argument as a ontological argument is focus on first part and
to ignore the second part. To specify the location of this arguments we have to go
beyond Kants classification, and building of a new category of arguments has
been suggested.
Keywords: Avicenna, siddiqin argument, ontological argument, necessary
being, possible being.
Kaynaklar

Anselm, Anselm of Canterbury The Major Works, ed. Brian Davis ve G. R.


Evans, Oxford University, 1998.
Davies, Brain - Brain Leftow, Anselm and the ontological argument, The
Cambridge Companion to Anselm, Cambridge University, United Kingdom,
2004.
Descartes, Ren, Philosophical Writings, ev: Elizabeth Anscombeve Peter
Thomas Geach, Nelson Philosophical Texts Yay., 1961.
bn Sn, e-ifa-lhiyat, Trke ev: Ekrem Demirli ve mer Trker,
stanbul: Litera Yay., 2005.
__________, Nect, 2.bsk, der: Muhyiyed-Din Sabri el-Kordi, h.. 1357,
M.1938.
302

Felsefe Dnyas

__________, el- rt vet-Tenbht, ran, Kum: Nerul-Bele Yay., 1.


bask, H.. 1375.
Kant ,Immanual, Critique of Pure Reason, ev: Aziz yardml, stanbul: dea
Yay., 1993.
Mayer ,Toby, bn Snnn Burhanus-Sddkni, A...F.D., ev: Temel
Yeilyurt, Say:8, 2003.
Morewedge, Parviz, A Third Version of the Ontological Argument in the Ibn
Sinian Metaphysics, Islamic Philosophical Theology, ed. P. Morewedge,
(Albany: SUNY)1979.
Plantinga, Alvin, God, Freedom and Evil, William B. Eerdmans Publishing
Company Grand Rapids, Michigan 1977.
__________, A Valid Ontological Argument?,The Philosophical Review,
Vol.70, No.1.
Sweeney, Eileen C., Anselms Proslogion: The Desire for the Word, The
Saint Anselm Journal, 1.1, fall 2003.
Topalolu, Aydn, Teizm ya da Ateizm, stanbul: Furkan kitapl, 2001.

303

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

FTE CNAYET: TANRININ LMNDEN NSANIN


LMNE
Sever IIK*

Giri
Michel Foucault, Bat dncesinde bilgi sistemlerinin analizini yapt
Kelimeler ve eyler kitabn meum bir kehanetle, insann lmnn ilanyla bitirir: nsan, dncemizin arkeolojisinin yakn tarihli olduunu kolaylkla
gsterdii bir icattr. Ve belki de yaknlardaki son. Ona gre dncemizin zemini olan modern epistemenin deimesiyle/sarslmasyla insan, tpk denizin
snrndaki bir kum grnts gibi kaybolacaktr.1 Foucault, insann/znenin lmne ilikin dncesi ile sosyal bilimin temelini oluturan, dncenin/bilginin
varlk ile uyum iinde olduu ve varl temsil ettii eklindeki temel epistemolojik kabul eletirir. Bu eletiri, epistemolojik olarak hakikatin yadsnmasn
beraberinde getirir, ki bu da Platondan beri Bat felsefesinin temel yneliminin
yok olmas anlamnda felsefi bir devrime ve dnme iaret eder. Gerekte,
Foucaultnun insann lmne ilikin kehaneti/yargs mridi Nietzschenin
en Bilimde bir kan azndan ilan ettii Tanrnn lm2 ile birlikte deerlendirildiinde yerli yerine oturacaktr. nsann lmnn Tanrnn lmne
ikin olduunu defaaten ifade eden Foucault, antropolojik dnceden kopuun
Nietzsche ile baladn zenle vurgular. Nietzschenin lmn ilan ettii eyin Tanrnn lm deil, insann lm olduunu aka ifade eder.
Foucaultnun konuya ilikin yorumlarnda dikkat edilmesi gereken en
nemli nokta udur: Foucault mridi Nietzsche gibi ahlaki bir balamdan hareketle ya da Bat deerlerinin gzlemi sonucunda deil, Bat dncesindeki bilgi sistemlerinin arkeolojik analizi neticesinde insann lm dncesine
varr ve insann lmnn Nietzschenin Tanrnn ldne ilikin dncesinin
metafizik ve epistemolojik bir neticesi olduunu belirtir. Foucault, Tanrnn
lmnn metafiziin sonu anlamna geldiinden hareketle insan bilimlerinin
temeli olan epistemolojik znenin yok olduu kanaatine varr. nk, metafi*
1
2

Atatrk niversitesi, SBE Doktora rencisi, severquista@gmail.com


Michel Foucault, Kelimeler ve eyler/ nsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi, ev. M. Ali Klbay,
Ankara: mge Kitabevi. 1994, s. 499.
Friedrich Nietzche, en Bilim, ev. Levent zar, Bursa: Asa Yaynlar, 2003, s. 130.

304

Felsefe Dnyas

ziin sonu insan bilimlerinin epistemolojik karakterli temel metafizii olan zdelemenin yok olmasn beraberinde getirir. Bu da hakikatin sonu demektir.
Vattimonun belirttii gibi hakikat nosyonunun zlmesi Tanrnn lm ile
yan eydir.3 Tanrnn lm, artk doru olmayanla elien, hakikatin kefini
garanti eden mutlak bir dnce temelinin olmad anlamna gelir.4 Tanrnn
lm, Hristiyani deerlerin/ahlakn artk inanlmaz oluu ve znde nihilizm
olan Avrupa insannn da lmesi demektir. Artk, Tanr ld iin insan alt
edilmesi gereken bir eydir.5 Gerekte terimin Nietzscheci anlam ile bizler son
insanlarz, st-insan tek bana bir ama hareketi iinde Tanrnn yokluunu
da insann yokluunu da aacak kii olacaktr.6 stinsan/insanst Tanrnn/
aknn yerine geeceinden, gemesi gerektiinden insan ona yer amak iin
Tanr(s) ile birlikle sahneden ekilecektir/ekilmelidir. Tanrnn rmesi ve
lmesi varl, ontolojik olarak Tanrnn varlna bal olan insann da epistemolojik/kartezyen zne olarak lmesi demektir.
Foucault, lmn haber verdii insann yakn tarihli bir icat olduunu syler. Ona gre 18. yzyl sonu ile 19. yzyln bana tarihlenen modern episteme
iinde ortaya kan insan, mmkn bilginin nesnesi olarak ina edilmitir.7 Modern dnceyi sahneye karan byk olay da insann douu ve insann,
bilimsel almalarn nesnesi yaplmasdr.8 Zira, modern dnem ncesi klasik
bilgide/epistemde insan yoktu. nsann yerine syleme ait olan ve eylerin dzenini temsil eden bir iktidar vard.9 Bu sebeple Rnesansn hmanizmas,
klasiklerin rasyonalizmi insana dnya dzeninde istedikleri kadar ayrcalkl
yer vermi olsunlar, insan dnememilerdir.10 nsan gibi, insan bilimleri
de tpk kimya veya tp veya herhangi baka bir bilim gibi modern epistemeye
mensupturlar; veyahut gramerin ve doal tarihin klasik epistemeye mensup olmas gibi, insan da modern epistemeye dahildir.11

3
4
5

Gianni Vattimo, Modernliin Sonu, ev. ehabettin Yaln, stanbul: z Yaynlar. 1999, s. 210.
Vattimo, a.g.e., s. 49.
Friedrich Nietzche, Byle Buyurdu Zerdt, ev. A. Turan Oflazolu, Bursa: Asa
Yaynlar,1999, s. 25-26.
6 Michel Foucault, Filozof Kimdir?, Felsefe Sahnesi, ev. Ik Ergden, stanbul: Ayrnt
Yaynlar, 2004b, s. 44-45.
7 Michel Foucault, nsan ld m?, Felsefe Sahnesi, ev. Ik Ergden, stanbul: Ayrnt
Yaynlar, 2004a, s. 32.
8 J. W. Bernauer, Foucaultnun zgrlk Serveni, ev. . Trkmen, stanbul: Ayrnt Yaynlar,
2005, s. 153.
9 Bernauer, a.g.e., s. 137-138.
10 Foucault, 1994, s. 414.
11 Foucault, 1994, s. 471.

305

Felsefe Dnyas

Foucault, modern felsefenin insan merkeze alan antropolojik karakterli


bir felsefe olduunu belirtir. Antropolojik dnce/felsefe, insan ve onun doasn felsefe iin k noktas olarak alan, znede temellenen bir bilin felsefesidir. Foucault, Nietzscheyi antropolojik dnceye son veren, bizi antropolojik uykudan uyandran, antropolojik alandan ekip kurtaran kii olarak
grr.12 Nietzscheden hareketle antihmanist eletiri ile zneyi imtiyazl ahlaki
ve epistemolojik konumundan, dncesinin merkezinden uzaklatrr13 ve sonunda znenin lmn ilan eder. Dikkat edilirse, Foucaultnun dncesinde
Tanrnn lm, insann lm, metafiziin lm, hakikatin lm temalar i
ie geer; ki, bunlara hmanizmann lm ve modernlii lmn/sonunu da
eklemek gerekir. nk, bilen znenin yok olmas ile modern felsefenin, epistemenin varoluunu salayan temeller yklr. te yandan modern felsefe de,
Hegel ve Fauerbach rneklerinde grlecei gibi insann zgrl ve Tanrnn
lm temas, insann bir tr teolojiletirilmesi ile neticelenir. Hmanizm de tam
bu temel zerinde vcuda gelir ve bir eit Tanr olarak insan her eyin merkezine yerletirir. te Nietzsche Tanrnn lmn duyururken, ayn zamanda,
19. yzyln hayal etmeye devam etii bu Tanrlam insan duyuruyordu14 ki,
insann sonu ayn zamanda hmanizmann da, hmanist metafiziin de sonu demektir. nk insana merkezi ve dlayc bir rol veren bir metafizik olmakszn
hmanizm mmkn deildir.15
nsann lm temasnn, zelikle II. Dnya Sava sonras ykselen hmanizm eletirileriyle iliki iinde olduunu belirtmek gerekir. Sava sonras,
zellikle Fransa ve Almanyada insann lmnn ilan edildii ada hmanizm
kelimesi bir ok kii tarafndan politik kurumlar ve amalarla ilikili grldnden ve insan merkezci armlar/imalar sebebiyle kirli bir kavram olarak
grlmekteydi. Bu sebeple bu yllar Fransada varoluuluun ve yapsalcln
ykselie getii yllardr.16 Foucaultnun ve filozoflarn saldrlarna hedef olan
hmanizm/homosentrizm, sosyal teorinin nemsiz boyutlarndan biri deildir. Bilakis, 19. ve 20. yzyl sosyal ve politik teorisinin epistemolojik
12 Foucault, 1994, s. 443; Michel Foucault, hlale nsz, Sonsuza Giden Dil, ev. Ik Ergden,
stanbul: Ayrnt Yaynlar 2006, s. 59
13 D. West, Kta Avrupas Felsefesine Giri, ev. Ahmet Cevizci, stanbul: Paradigma Yaynlar,
1998, s. 233-234.
14 Michel Foucault, Foucault Sartrea Cevap Veriyor, Felsefe Sahnesi, ev. Ik Ergden,
stanbul: Ayrnt Yaynlar, 2004d, s. 108.
15 Vattimo, 1999, s. 86.
16 Batrice Han-Pile, The Death of Man: Foucault and Anti-Humanism, in Foucault and
Philosophy, Edited by Timothy OLeary & Christopher Falzon, Blackwell Publishing Ltd.
2010, s. 112.

306

Felsefe Dnyas

temelidir.17 Bu teoriler insan merkezli bir nesnel hakikat kavraynn mmkn


olduu dncesi zerine ina edilmileridir. Buna karn Foucault, posthmanist ve postmodern teorinin temeli olarak insann lmn ifade eder ve modern
felsefenin son bulduunu dnr.
Bu makale Foucaultnun ilan ettii nsann lm dncesini Nietzschenin ilan ettii Tanrnn lm dncesi ile ilikisi iinde ele
almaktadr. Ama bu iki felaketvari lm ilannn Foucaultnun dncesinde
ve daha geni bir balamda Bat dncesinde ne anlam ifade ettiini ortaya
koymaktr.
Tanrnn lmnn Anlam Olarak nsann lm
Nietzsche, en Bilimde Tanrnn lmn bir kan/delinin azndan
haber verir. Nietzschenin kana gre; Tanr ld. Onu biz ldrdk ve
hepimiz Onun katiliyiz. Gerekte olan bitenin bilincinde olan ve Tanry arayan kak, insann, Tanrnn katili olduunu syler; fakat, kak, ayn zaman
da Tanrnn rmesinden de bahseder. Nietzsche, kan duyurduu bu erken
haber olan Tanrnn lmn byk eylem olarak niteler.18 Nietzschenin
ka, Tanrnn ldrldn; fakat, onu ldrenlerin kendilerinin de ldklerinin ama bunun belirtilerin farknda/bilincinde olmadklarn anlamtr.19
Nietzsche, Tanrnn lmn Hristiyani deerlerin yok oluu ile ilikilendirir;
Tanrnn lmesinin yan sra Hristiyan inancn artk inanlmaz olmasnn, ilk
glgeleri Avrupann zerine dmee balad bile20 der. Nietzschenin bu sz
gnmze dek Avrupa dncesinde bir dnm noktas olarak yorumlana gelmitir. Yorumlarn ana erevesini ise metafiziin sonu dncesi oluturur
ve tm yorumlar Bat dncesinde bir kopua iaret ederler. ekile felsefe
yapan filozof, Tanr ld szyle, Bat dncesinin Tanr anlayyla hesaplar.21 Heideggere gre Nietzschenin bu sz Bat tarihinin iki bin yldr sregelen yazgsn dile getirir.22 Bat felsefesini Platonculuk olarak anlayan Nietzsche iin metafizik sona ermitir. Tanr ld sz ykmllk getiren duyust
17 Susan Hekman, Bilgi Sosyolojisi ve Hermeneutik, ev. H. Arslan ve B. Balkz, stanbul:
Paradigma Yaynlar, 1999, s. 221.
18 Nietzche, 2003, s. 130.
19 Debra B. Bergofen, Nietzsches Madman: Perspectivism Without Nihilism. Nietzsche as
Postmodernist: Essays Pro and Contra (Ed Koelb, Clayton), State University of New York
Press, 1990, s. 65.
20 Nietzche, 2003, s. 211.
21 Hseyin Subhi Erdem, Nietzschenin Tanr mgesi zerine Bir Deerlendirme. Felsefe
Dnyas, 2007/1, sy. 45, s. 132.
22 Martin Heidegger, Nietzschenin Tanr ld Sz ve Dnya Resimler a, ev. Levent zar,
Bursa: Asa Kitabevi, 2001, s. 15.

307

Felsefe Dnyas

dnyann etkin bir gc olmad anlamna gelir. Metafizik, artk deer/anlam


ver/e/mez.23 Nietzsche, Byle Buyurdu Zerdte Tanrnn lmne ilikin e
anlaml iki versiyon sunar; bunlarn ilki Tanrnn yalnzca hastalktan lmesi
dieri de onun ldrlmesi, suikasta uramasdr. Her iki senaryoda da len ayn
Tanrdr; ahlakn tanrs ve yaratc olan metafiziin tanrs.24 Nietzsche ahlaki
bir balam iinde konutuundan metafiziin sonundan ziyade ahlakn sonuna
byk nem atfetmitir. Ahlakn tanrsnn lmesi ise ister istemez metafiziin
tanrsnn lmne de neden olur.25
Tanrnn lm dncesi postmodern dncenin de mihenk tadr.
Burada Tanrnn tarihe anlamn ve ynn veren bir nihai gereklik olarak anlalmas gerekir. Nietzsche ye gre deerler geree dayanr ve deerler kirlendiinden Tanrnn gc belirgin bir ekilde azalmtr. Eer ilahi olan, dnyay
aamyorsa, o zaman kutsal, tecrbede dile geliyor demektir. Postmodernlerin
diliyle Tanr, artk bir meta-sylem statsne sahip deildir. Bu nedenle teolojik olan problem birden bire toplumsal ve tarihsel bir problem haline gelir.26 Eer
Tanr lmse, toplumsal yaamda her ey mmkndr. Bylece Nietzsche klasik metafiziin sona erdiini dile getirir.27 Nietzschenin felsefesinde Tanrnn
lmesinin sebebi bilginin artk nihai sebepler peine dmemesi ve insanln da
lmsz bir ruha inanma ihtiyac duymamasdr. Tanr, kendi yasalarndan biri
olan hakikat aray adna lm olsa bile bu arayn anlam onunla birlikte
kaybolmutur.28 Artk hakikat olan ve dolaysyla sabit olan bir ey kalmamtr.
nsan da bu nihilizme bal olarak antropolojik karakterli beeri bilimlerdeki konumunu kaybetmitir.
23 Heidegger, a.g.e., s.18.
24 Michel Harr, Nietzschenin Aray, Nietzsche ve lahi Olann Dnm, Nietzsche ve
Din, Derl. ve ev. Ahmed Demirhan, 2002, s.185.
25 Harr, a.g.e., s.185.
26 John W. Murphy, Postmodern Sosyal Analiz ve Postmodern Eletiri, ev. Hsamettin Arslan,
stanbul: Paradigma Yaynlar, 2000, s. 129.
27 Murphy, a.g.e., s.129. Tanrnn lm kavramsallatrmas,
varlk ile dncenin
zdeletirilmesi anlamnda gelen metafiziin sona erdiine iaret eder. Varln yerine oluu,
zn yerine eylemi koyan Nietzschenin felsefesi metafiziin dnda kalm olur. Bkz. A.
Touraine, Modernliin Eletirisi, ev. Olay Kunal, stanbul: Yap Kredi Yaynlar, 1995, s. 127.
Fakat bir ok yorumcu ise Nietzscheyi metafiziki olarak yorumlar. Heiddegerin Nietzschenin
nihilizmine dair yorumlar bu erevede deerlendirilebilir. Ona gre Nietzsche hiilii bat
tarihinin i mant olarak dnr hiilik Bat tarihinin temel sreci olmas bakmndan,
her eyden nce, ayn zamanda bu tarihin i yasasdr. Bkz. Heidegger, 2001, s. 23. znde
dnldnde, hiilik, daha ok Bat tarihinin temel olaydr. Hiilik yle bir derinlik gsterir
ki onun yaylmas olsa olsa dnyann ykmyla sonulanabilir. Hiilik yeni an g dnyasna
ekilen yeryz halkalarnn dnya tarihi hareketidir. Heidegger, a.g.e., s. 19.
28 Vattimo, 1999, s. 78, 210.

308

Felsefe Dnyas

Deerlerin-ahlakn inanlmaz oluu/yok oluu nihilizme yol aar.


Nietzscheye gre nihilizm sreci Tanrnn lm yahut yce deerlerin deersizlemesi olarak zetlenebilir.29 Yklan deerler, Bat da iki bin yllk sosyo-politik yapnn ve insan varoluun temeli olan ahlak, hakikat, bilgi vb. deerlerdir.30 Burada Tanrnn lmn Tanrnn olmadna dair metafizik bir
deerlendirme olarak anlamamak gerekir. Tam tersine bu, insanln yahut Bat
kltrnn bir tecrbesinin, yani olgunun ilandr. Bu olgunun mantksal
bir deeri yoktur, sadece herkesin bildii tecrbeye yaplan retorik bir atftr.31
nk eer Tanr lm ise yani temelci dnce ve felsefi akl tecrbeleriyle
tarihsel srete zlmse o zaman bir eyi ispat etmenin tek yolu bu tecrbelere atfta bulunmaktr.32 te bu tecrbeden hareketle Nietzsche, Bat tarihinin
akn metafizik bakmdan hiiin serimlenmesi ve ykselmesi olarak anlamtr.33 Fakat Nietzsche ii burada brakmaz; Tanr ve onunla birlikte var olan
insan amaya alan filozof yle der: Tanr lmse de insanln tutumu
yznden daha binler yl glgesi maaralarda grlebilir ve biz onun glgelerini
de alt etmeliyiz.34 Nihilizmi amak iin yeni bir deer ve hedef olarak st insan dncesini ortaya koyar ki, bu ayn zamanda modern epiteme iinde hayat
bulan insann sonu demektir.
Foucault dahil tm yorumcular Nietzschenin Tanr ld sznn, ancak onun Zerdtn azndan mjdeledii st-insan/overmann douu ile
birlikte okunduunda daha anlaml hale gelecei ve yerli yerine oturaca konusunda hemfikir gibidirler. nk, Tanr ld iin insan alt edilmesi gereken
bir eydir.35 Ve bu bant noktas tam da Tanrnn lmnden insann lmne
giden yoldur. Byle Buyurdu Zerdtn giriinde Zerdt, on yllk inzivadan
sonra insanlarn arasna iner ve insann alt edilmesi gereken bir ey olduunu
syler, ardndan dnya tarihine ait olan bir olay olan Tanrnn lmnden sonra
yeryznn anlam olacak olan st-insan haber verir.36 Zerdt insanla,
Tanrnn lm olaynn nihilizmin hkmranlnn tesine nasl geebileceini gstermek amacyla yaamn yasas olarak kendini alt etmeyi retmeye

29 Vattimo, 1999, s. 74.


30 Alan Milchman and Alan Rosenberg, The Aesthetic and Ascetic Dimensions of An Ethics of
Self-Fashioning: Nietzsche and Foucault, Parrhesia, No, 2, 2007, s. 44.
31 Vattimo, 1999, s. 218
32 Vattimo, 1999, s. 218
33 Heidegger, 2001, s. 12.
34 Nietzche, 2003, s. 119.
35 Nietzche, 1999, s. 25-26.
36 Nietzche, 1999, s. 25.

309

Felsefe Dnyas

alr.37 Artk insan kendi abas ile Tanrnn lmne karlk vermek durumundadr.
Nietzschenin haber verdii Tanrnn lmnn metafiziin sonu anlamna geldii dnen Foucault, bu nosyonun Bat dncesindeki tarihinin
daha eski olduunu dnr. Ona gre Tanrnn lm nosyonu Hegelde38
Fauerbachda ya da Nietzschede karmz kmasna bal olarak farkl anlamlar
tar. Hegelde akl, Tanrnn yerini alr ve onun felsefesinde yava yava gereklemekte olan ey insann tinidir. Fauerbachta ise Tanr, insan yabanclatran yanlsamadr. Bu yabanclama ortadan kaldrldnda insan zgrlnn
bilincine varr. Son olarak Nietzschede ise Tanrnn lm metafiziin sonu
anlamna gelir; fakat, ncekilerden farkl olarak Nietzschenin dncesinde insann yeri bo kalr; Tanrnn yerini alan kesinlikle insan deildir.39 Oysa Hegel
ve Fauerbachta Tanrnn lm ayn zamanda insann tanrsal bir konum igal
etmesi anlamna gelmekteydi. Baka bir ifade ile katil olan insan, maktul olan
Tanrnn yerine konmaktayd. Ve bu felsefeler insan bilincine ayrcalkl bir stat
tanyarak insan merkezli bir dnceyi, hmanizmay ve hmanist bir metafizii
mmkn kldlar. Oysa Nietzsche ite bu noktada onlardan ayrlmaktadr. nk
Nietzschede Tanrnn katili, Tanr ile ayn akbeti paylamakta ve lme mahkum edilmektedir. Aada da anlatacamz gibi lm, Tanrnn lmne ikin olan bu insan, Tanr ile birlikte yok olacandan, Tanrnn yerini alacak olan
st insandr. Yukarda bahsettiimiz Nietzschenin haber verdii st insan
hmanizmann, modern epistemenin ve sosyal bilimin epistemolojik znesi olan
insan deildir artk.
Girite de belirttiimiz gibi Foucault, insann lm dncesine ncs
Nietzsche gibi Bat dnyasnn deerlerinin gzlemi ya da ahlaki bir ett neticesinde deil, Bat bilimlerinin analizi/arkeolojisi sonucunda varmtr. Baka bir
ifade ile insann lm dncesi onun Bat bilgisinin epistemolojik analizinin
sonucudur. Onun vard netice zne olarak insann lmdr. nsann beeri bilim znesi olarak douu ve varoluu ise modern epistemenin bir neticesidir. Bu
sebeple Foucault, insann yakn tarihli bir icat40 olduunu syler ve znenin
lmnn, Nietzschenin Tanrnn lm ilanna ikin olduunu da aka belirtir. Ona gre Nietzschenin bahsettii lm, gerekte modern sosyal bilimin
temelini oluturan modern insann/znenin lmdr. Bu sebeple konunun daha
37 Keith Ansell-Pearson, Kusursuz Nihilist - Politik Bir Dnr Olarak Nietzsche ye Giri,
ev. Cem Soydemir, stanbul: Ayrnt Yaynlar, 1998, s. 138, 180.
38 Foucaultya gre Hegelin dneminde felsefenin sonunu geldii kans yaygnd ve bu kan bir
lde insann lm temas ile akyordu. Foucault, 2004b, s. 45.
39 Foucault, 2004b, s. 45.
40 Foucault, 1994, s. 499; 2004a, s. 32

310

Felsefe Dnyas

iyi anlalmas iin Foucaultnun insann douuna ve lmne ilikin dncelerine ksaca bakmakta fayda vardr.
Foucaulta gre beeri bilimlerin znesi olan insan 18. yzyl sonu ile
19. yzyln balarnda ortaya km olan modern episteme iinde olumutur.
Modern insann ortaya k meselesinde Kanta zel bir nem atfeden Foucault, modern znenin sonluluk analitii dedii ve Kantta birlikte baladn
belirttii bir epistemolojik balam iinde mmkn olduunu syler. Arkeolojik
dzeyde bedensel, alkan ve konukan varoluu iinde saptanabilen modern
insan ancak sonluluk biimi olarak mmkndr. Modern kltr, insan, sonluluun ondan itibaren dnebildii iin dnebilmektedir. Bu koullarda klasik
dncenin ve onu nceleyen btn dncelerin beden ve ruhtan, insandan ve
onun evrenin iindeki ok snrl yerinden, onun bilgisini veya zgrln len btn snrlardan sz edebilmi olsalar da bunlardan hibiri, insan hibir
zaman modern bilgiye sunulduu haliyle tanyamamlardr. Rnesansn hmanizmas, klasiklerin rasyonalizmi insana dnya dzeninde istedikleri kadar
ayrcalkl bir yer vermi olsunlar insan dnememilerdir.41 16., 17. ve 18.
yzyllarn kltrlerine biraz yakndan baktmzda bu kltrlerde kelimenin
gerek anlam ile insann hi yerinin olmadn fark ederiz. O dnemde kltr
Tanr ile, dnya ile, eylerin benzerlii ile, uzayn yasalar ile, bedenle, tutkularla
imgelemle meguld. Fakat insann kendisi kesinlikle yoktu.42 Bu sebeple 18.
yzyl sonuna doru, yani Kanta kadar, insan zerine her dnme ilk dnce
olan sonsuz olann dncesine oranla ikincildir.43 nsan bilimlerinin nesnesi
olarak insan, klasik epistemenin temsil alannn zld ve insan varlnn
dnya karsnda mesafeli durarak, tasarmlayan
zne olmaktan kp,
ayn zamanda yaama, emek sarf etme, konuma kapasiteleri erevesinde
incelenebilecek, amal ve tarihi belirlenmi bir varlk haline, ada bilimsel
aratrmann nesnesi haline geldiinde ortaya kmtr.44 Yani insan, modern an eiinde bir zne olarak ortaya km ve akn olana bavurmadan evreni tasarmlamaya girimitir ki bu da bilginin deneyimin koullarn aamayacan syleyen Kant ile balamtr. Kanttan bu yana felsefi
sylem, mutlakn syleminden ziyade sonluluun sylemidir. Bu sylem insann
sonluluundan, bilginin snrlarndan ya da zgrln belirlenimlerinden sz
eden bir felsefi sylemdir.45
41 Foucault, 1994, s. 414.
42 Foucault, 2004a, s. 32.
43 Michel Foucault, Felsefe ve Psikoloji, Felsefe Sahnesi, ev. Ik Ergden, stanbul, Ayrnt
Yaynlar, 2004g, s. 28.
44 S .Best ve D. Kellner, Postmodern Teori, ev. M. Kk, stanbul: Ayrnt Yaynlar, 1998, s. 61.
45 Michel Foucault, Foucault Sartrea Cevap Veriyor, Felsefe Sahnesi, ev. Ik Ergden,
stanbul: Ayrnt Yaynlar, 2004d, s. 196.

311

Felsefe Dnyas

Modern episteme iinde ortaya kan insan sonluluk analitiinin iinde


garip bir amprik-akn ifttir. nk insan hem bilgiyi mmkn klan hem de
bilginin edinilecei bir varlktr.46 Foucault, bu antropolojik karakterli dncenin douunu modernliimizin eii olarak grr. Dolaysyla modernliimizin
eii, insann incelenmesinde nesnel yntemlerin uygulanmaya kalkld anda
deil de, insan ad verilen amprik-akn iftin olutuu gnde yer almaktadr.
Ona gre antropoloji, tpk insan analitii gibi modern dnce iinde kesinlikle kurucu bir rol oynamtr ve ondan hl byk lde kopabilmi deiliz.47
Foucaultnun insann amprik-akn ift oluundan kast insann/znenin beeri
bilginin hem retici hem de rn oluudur; ki, Foucault, bunun sosyal bilimlerin paradoksu olduunun farkndadr. Bu satrlardan da anlalabilecei gibi
modern insan epistemolojik bir gerilim iindedir. Foucault, modern felsefenin
insan bilginin hem nesne hem de znesi olarak bir dizi istikrarsz elemeler ierisinde nasl ina ettiini betimler. nsann dsal gler tarafndan belirlenmekle
birlikte bu belirlemenin farknda olduunu ve kendisini belirlenimden kurtulabileceini ima eden cogito/dnce d (unthought) elemesi; tarihin insan nceledii ama insann tarihin amland fenomolojik kaynak olduu, kkenin geri
ekilme ve geri dn elemesi insann dsal dnyay oluturduu ve onun
tarafndan oluturulduu, a piori kategoriler (Kant) yoluyla da bilincin kendini
amprik dnyadan temizleyip arlatrlmasna izin veren indirgeme yordamlar
(Husserl) yoluyla bilgi iin gvenli temellerin bulunduu akn/amprik elemesi.
Bu elemelerin her birisinde hmanist dnce ve dnen znenin ncelii ve
zerkliini dinletirmeye ve onun teki olan her eyin zerinde egemenlik kurmaya giriir.48
Foucaulta gre antropoloji Kanttan kendi zamanmza kadar, felsefi dnceye hkmeden ve yol gsteren temel dzen olmutur. Fakat, imdi, tarihimizin bir paras olarak gzlerimizin nnde zlmektedir.49 te ada dncenin kendisini adam olduu bu antropolojinin kknden koparlmas ynndeki
ilk abay Nietzschenin deneyinde grmek gerekir. nk, Nietzsche, filolojik
bir eletiri boyunca, belli bir biyolojizm boyunca, insan ile Tanrnn birbirlerine
ait olduklar, ikincisinin lmnn birincisinin yok olmasyla eanlaml olduu
ve st insann vaat edilmesinin her eyden nce insann lmnn kanlmazln iaret ettii noktay bulmutur. Bize burada, ayn anda hem vade hem de
grev olan bu gelecei sunan Nietzsche, ada felsefenin dnmeye oradan
itibaren balayabilecei eii vurgulamaktadr; bu gelecek kukusuz, felsefenin
46
47
48
49

Foucault, 1994, s. 414.


Foucault, 1994, s. 441.
S. Best ve D. Kellner, 1998, s. 61.
Foucault, 1994, s. 444.

312

Felsefe Dnyas

zerine uzun zaman sarkmaya devam edecektir. Eer geri dn gerekten felsefenin sonuysa, insann sonu da, felsefenin balangcnn geri dndr. Gnmzde, ancak kayp insann boluunun iinde dnlebilmektedir.50
Grlecei gibi modern episteme antropolojik karakterli oluu sebebi ile
doal olarak hmanizma ile iliki iindedir. Bu sebeple Foucault, hmanizmann ancak modern dnemde ortaya ktn syler ve yukarda bahsettiimiz
epistemolojik balamdan hareketle eletiri oklarn hmanizmaya yneltir.
nk hmanizma, insana ilikin dncesi ve onun felsefi olarak temellendirmesi ile aslnda bir metafizie dnmtr. Foucaultnun nazarnda hmanizma yzyl olan 19. yzylda nsan fikri nceki yzyllarda Tanrnn grd
ileve ok yakn bir ilev grr.51Kendi bilincinin ve kendi zgrlnn znesi
olan insan, znde Tanrnn bir tr balantl imgesidir. 19. yzyl insannn bir
anlamda kendisini teoloji konusu haline getirmesine yol aan ey, insann bir
tr teolojiletirilmesi, Tanrnn yeryzne geri dnyd. Fauerbach, gklere
salm hazineleri yeniden yeryzne kazandrmak gerekir dediinde, gemiinde insann Tanrya dn verdii hazineleri insann kalbine yerletiriyordu.
te Nietzsche Tanrnn lmn haber verirken, ayn zamanda, 19. yzyln
hayal etmeye devam etii bu tanrlam insann lmn duyuruyordu; ve Nietzsche st insann geliini duyurduunda, insandan ok Tanrya benzeyen
bir insann gelilini deil, Tanr ile artk hi bir ilikisi kalmam ama onun
imgesini tamaya devam eden bir insann geliini duyuruyordu.52 Bu nedenle
Nietzscheyi bizi diyalektik53 dnce ile antropolojinin ile i ie getii antropolojik uykudan uyandran, antropolojik alandan ekip kurtaran kii
olarak gren54 Foucaulta gre insann lm, Nietzschenin Tanrnn lmnn
insann belirii deil, kayboluu olduunu, nk bunlarn hem ikiz kardeler
50 Foucault, a.g.e., 1994, s. 443.
51 Michel Foucault, Kimsiniz Siz Profesr Foucault?, Felsefe Sahnesi, ev. Ik Ergden,
stanbul: Ayrnt Yaynlar, s. 2004c, s. 104. Tanrnn imgesi olarak insan Tanrnn yerine
ikame eden bir metafizik olan hmanizmin insann lm ile son bulaca aktr. ile ilikisi
iinde insann lm hmanist bir metafiziin lmdr. Vattimonun belirttii gibi hmanizm
Tanrnn lm sebebiyle bunalmdadr. Baka bir ifade ile hmanizmann bunalmnn gerek
z Tanrnn lm olmasdr. Hmanizmann krizi ile Tanrnn lm arasndaki iliki
paradoksal bir ilikidir. nk hmanizma insan kainatn merkezine yerletiren ve onu
Varlkn efendisi yapan bir perspektiftir. Bkz. Vattimo, 1999, s. 86.
52 Foucault, 2004d, s. 107
53 Foucault, analitik akln hmanizm aile badamadn fakat, diyalektik akln beraberinde
hmanizmay getirdiini belirtir. nk diyalektik, tarih felsefesidir. nsan pratiinin
felsefesidir. Yabanclamann ve uzlamann felsefesidir. Tm bu sebeplerle znde bir kendine
dn felsefesi olduundan, diyalektik insan varlna, sahici ve hakiki bir insan olacan vaat
eder bu l ierisinde, hmanist bir ahlaktan ayr olamaz. Bkz. Foucault, 2004a, s. 33.
54 Foucault, 1994, s. 443; 2006, s. 59.

313

Felsefe Dnyas

hem de birbirlerinin baba olu olduunu gstermesiyle balad: Tanr ldne


gre insan da ayn zamanda kaybolmadan edemezdi.55 nsann kknn arand
bir dnemdeki bu kayboluu, insan bilimlerinin kaybolaca anlamna gelmez.
Fakat, insan bilimleri bugn bu hmanizman kapatt ya da tanmlamad bir
ufukta alacaktr. zetle, insan felsefede kaybolmaktadr.56
Bilgi Teorisinin Teolojiden Kopuu ve Epistemolojik zne Olarak
nsann Tanr ile Birlikte lm
nsann lmn kartezyen sujenin lm olarak deerlendiren Foucaultya
gre bilgi teorisinin kesin olarak teolojiden kopuu Nietzschenin analizi ile balar.57 Nietzsche, Bat dncesinden iki noktadan ayrlr. Birincisi; bilgi ile eya
arasndaki kopmadr. Bat felsefesinde bilinecek eylerle bilginin kendisinin sreklilik ilikisini mmkn klan ve bilgiye dnyadaki eyleri gerekten bilme gcn salayan ve bilginin srekli hata, yanlsama keyfilik olmamasn salayan
Tanr idi. Descartestan beri ve hatta Kantta bile bilgi ile bilinecek eyler arasnda bir uyum olmasn salayan bu ilkedir. Bilginin dnyadaki eyler zerinde
temellenen bir bilgi olduunu kantlamak iin Descartes Tanrnn varln kabul
eder. kinci olarak, bilgi ile bilinebilecek eyler arasnda hibir iliki yoksa, bilgi
ile bilinen eyler arasndaki iliki keyfi ise, bu artk Tanrnn deil, birlii ve
egemenlii iindeki znenin de yok oluudur.58 Bilen ve bilinen ilikisi iktidar
ve iddet ilikisi ise bilgi sisteminin merkezinde Tanrnn varl artk zorunlu
deildir. Bilgilerimizin garantr olan Tanrnn lmesi ile beraber insann verili
herhangi bir hakikati kabul etmesi veya aramas da artk sz konusu edilemez.
nk artk bilgilerimizin dnya ile uyum iinde olmasn salayan ba ortadan
kalkmtr.
Bat dncesinde filozoflar ounlukla zne ile bilinci zdeletirmilerdir. Transandantal dzeyde zne ile bilincin zdeletirilmesi Descartestan
balayarak 19. yzyla kadar Bat felsefesinin karakteristik zellii olagelmitir.
Nietzsche, bu zdeletirmeye kar ilk ve en sert saldrlardan birini balatt.59
Netice olarak bugn Descartestan bu yana ncelii zneye vermi olan tm
felsefe/ler gnmzn nnde zlmektedir.60 20. yzyln ortalarna kadar de55 Michel Foucault, Filozof Foucault Konuuyor. Dnn!, Felsefe Sahnesi, ev. Ik
Ergden, stanbul: Ayrnt Yaynlar, 2004, s. 315-317.
56 Foucault, 2004d, s. 107
57 Michel Foucault, Hakikat ve Hukuksal Biimler, Byk Kapatlma, Derl. T. Birkan; ev. I.
Ergden, stanbul: Ayrnt Yaynlar, 2000, s.173.
58 Foucault, 2000, s. 172-173.
59 Michel Foucault, Kltr Sorunlar: Foucault-Pretti Tartmas, Felsefe Sahnesi, ev. Ik
Ergden, stanbul: Ayrnt Yaynlar. 2004e, s. 293.
60 Michel Foucault, Michel Foucault Son Kitabn Aklyor, Felsefe Sahnesi, ev. Ik

314

Felsefe Dnyas

vam eden antropolojik karakterli modern epistemenin merkezi znesi ve nesnesi insand. Modern epistemeyi, insanlk iin epistemolojik paradoks yaratan bir
durum olarak alglayan Fuocaultya gre, iinde yaad toplumsal deneyimin
rn olan insan, ayn zamanda tmdengelimsel bilginin araclyla bilgiyi kurandr. Byle bir epistemolojik gerilim fazla srmez ve sonunda modern epistemede dncenin temeli olan insan fikri, karanla gmlrken, emprik ve akn
bir icat olan insan da kesin olarak ortadan silinecektir.61 Foucault, bize beeri
bilimlerin dayana olan akn znenin sahneyi terk ettiini sylemektedir.
Tanrnn lmn mutlak olann sona ermesi olarak deerlendiren Didier
Eribon, bu durumun ayn zamanda insann lm anlamna geleceinden hareketle Tanrnn lmnn bir ifte ldrmeyi gerekletirmi olan davrann
iinde ortaya konulmu olacan; bylelikle de, sonluluu iinde sonsuzdan ayrlamaz olan insann lmyle ancak Tanrnn lmnn gerekleebileceini
kaydeder.62 Deleuzen de ifade ettii gibi Tanrnn lm dncesi, insann
lmesiyle ve insann egosunun paralanp dalmas ile hedefine varabilecektir.63
Zaten Nietzschenin haber verdii olay katilin sonu, insann ehresinin gl
iinde parampara olmas ve maskelerin geri dndr. eylerin aknn iinde bulunduu zamann paralanmasdr; aynnn geri dnyle insann mutlak dalmasnn zdeliidir.64 Foucaultya gre Nietzschenin ilan ettii ey;
Tanrnn mevcut olmamas veya lm deil de, insann sonudur. nk sonuncu insan, Tanry ldrm ve kendi dilini, dncesini ve gln onun
mekanna yerletirerek, varoluunu ve iradesini bu cinayet zerine bina etmitir.
nsan, Tanry ldrd iin kendi sonluluuna kendi karlk vermek zorundadr; fakat, Tanrnn lmnn iinde konutuu, dnd ve var olduu
iin, cinayeti de lmeye adamtr.65 Klossowski ise yle der: Tanr birliin
garantisi idi. Eer Tanr lrse zdelemenin garantisi kalmazd, insan hibir
ekilde zdeleemezdi. Yani Tanrnn lm daha balangcnda insann lmn iinde tamaktayd. Tanrnn lmnden sonra onun yerini alan insann
lm kadar normal bir ey olamazd.66 Dier yandan iinde bulunduumuz
Ergden, stanbul: Ayrnt Yaynlar, 2004f, s. 184-193.
61 Alun Munslow, Tarihin Yapskm, ev. Abdullah Ylmaz, stanbul: Ayrnt Yaynlar, 2000, s. 197.
62 Veli Urhan, Michel Foucault ve Arkeolojik zmleme, stanbul: Paradigma Yaynlar, 2000, s. 87.
63 Fahrettin Kkolu, Nietzsche ve Modern nsann Sonu, Tezkire, sy. 25, 2002, s. 108.
Nietzschenin insan stn insann sonu temasyla birletiren ilk dnr Deleuzedr. O,
yle der: Varl sulamayan ve onu deersizletirmeyen insana hala insan denebilir mi? O
artk insan gibi dnebilir mi? O, insandan baka bir ey, belki de insanst bir ey olmaz m?
Bkz. Kkolu, a.g.e., s. 114.
64 Foucault, 1994, s. 497.
65 Foucault, 1994, s. 497.
66 Ali Akay, Foucaultda ktidar ve Direnme Odaklar, stanbul: Balam Yaynlar, 2000, s. 100.

315

Felsefe Dnyas

dnya, sonluluumuzun ve snrllmzn vard yerdir. Bu nedenle biz her


zaman ve durumda tarihle temas iindeyiz. Varlmzn ve hayat formlarmzn tarihselliinin kabul, hem modernitenin hmanist metafiziiyle, hem de
Aydnlanmann optimizmiyle kartlk iindedir.67 Ve tarihin ortasnda sonlu
bir ekilde var olmak, insani olan her eyin, btn hayat tarzlarnn yok
olmasnn ve dnmesinin mukadder olmas anlamna gelir. nsan dncemizin arkeolojisinin yakn tarihli olduunu kolaylkla gsterdii bir icattr.
Ve belki de yaknlardaki son.68
Son olarak Nietzsche ve Foucaultnun Tanrnn ve tabii ki insann lmne kar takndklar felsefi tutuma dair bir fark belirtmek gerekir. Nietzschenin
dncesinde Tanrnn lmne kar hem olumlayc hem de olumsuzlayc bir
tutumun izlerini srmek mmkndr. nk Nietzsche, baz pasajlarda Tanrnn
lm sebebiyle ac eken ve onu arayan69 bir portre izer. Nietzschenin ka
cinayeti ilemi olmann ar mesuliyeti iinde kirlenmekten, arnmaktan, kefaretten, yeryznn gneinin snmesinden bahseder.70 en Bilimde Tanrnn
lmnn ilan edilmesini evreleyen atmosfer kozmik bir felaket karsndaki
endie ve korkunun atmosferidir. Bu lm kesinlikle mutlu bir hadise deildir.
Sz konusu eserde Tanr ld, biz ldrdk onu dense bile vurgu cinayet
ve beeri sorumluluk zerine olmaktan ziyade felaketin korkutucu ve apokaliptik
doas zerindedir. Zira antik Tanr yeryznn gnei gibi idi. nsan onlar kopard, birini dierinden ayrd ve bylece yeryz gneten ayrlm olarak sonsuz bir karanla dmektedir. Yeryz artk ne entelektel ne de duyumsanabilir
k olarak merkezi bir konuma sahip deildir. Bu felaketvari hadisenin devam
etmesi kendi lmmzle, beeri rkn lm ile sonulanacak dayanlmaz bir
kriz olarak temsil edilir.71
nsann yaratc ve kendi varln temellendirici bir yaklamn esas alan,
Tanrnn ilevinden ok insann varlna, eylemlerinin deer koyucu ve yaratc
zelliine vurgu yapan72 dier Nietzsche ise, Tanrnn lmn evkle onaylar
ve bunu bir frsat olarak grr. Tanrnn glgelerinin yeryzn karartmasna
izin vermeme ve doay tanrsallktan kurtarma arsnda bulunur. Bylelikle
dzenin, biimin ve gzelliin yokluunu ifade etmeye alr.73 Bu perspektiften
67 C. Falzon, Foucault ve Sosyal Diyalog, ev. H. Arslan, stanbul: Paradigma Yaynlar, 2001, s. 14.
68 Foucault, 1994, s. 499.
69 Heideggere gre Nietzsche tutkulu bir bir ekilde Tanr arayndaki son Alman felsefecidir.
Bkz. Heidegger, 2002, s. 44.
70 Nietzsche, 2003, s. 130.
71 Harr, 2002, s. 184.
72 Erdem, 2007, s. 126.
73 Foucault, 2000, s. 173.

316

Felsefe Dnyas

Nietzsche felsefesinde nihilizm deerlerin yeniden deerlendirilmesi, ve salkl


bir varolu biiminin gelitirilmesi dorultusunda baarl bir meydan okumadr.
Dahas, Nietzsche iin Tanrnn lm nostaljik bir olay deil, zgrlemenin
nemli bir grnm ve ahlaki zerklik dorultusunda atlm bir admdr. Onun
iin Tanrnn lm bir trajedi deil, etik varoluun yeni bir kipine alan bir
vaattir.74 Bu Nietzscheye gre Tanr lmse de insanln tutumu yznden
daha binlerce yl glgesi maaralarda grlebilir ve biz onun glgelerini de alt
etmeliyiz.75
Foucaultda mridinin eserlerinde izine rastlanan kederden eser yoktur.
O, Tanrnn ve insann lmn onaylar ve daha te bundan huzur duyar gibidir.
Foucaultya gre olup biteni syleyen kii olarak filozofun grevi gnmzde
insanln belki de mitsiz, yani Tanr ve insanlk fikri olmakszn, ileyebileceini kefetmeye baladn kantlamaktan ibaret olacaktr. Felsefelerin ve
dinlerin ortadan kaybolmas kukusuz bu trden bir eye denk der.76 Yine ona
gre insann yeni bir icattan, iki yzyldan daha fazla bir gemii olmayan bir biimden, bilgimizin iindeki sradan bir konumdan ibaret olduunu ve bu bilginin
yeni bir biim bulmasyla hemen yok olacan dnmek rahatlatcdr ve derin
bir sknet vermektedir.77
Sonu
zneyi, modern felsefe ile insan bilimlerini, balanglarndan itibaren
kstekleyen bir tr gbek ba olarak gren Foucault, Kelimeler ve eylerde,
modern epistemoloji ve insan bilimlerinin Descartestan sonra problematik hale
gelen ilikisini tartr. O, zellikle, insan bilimlerinin oluumunu salayan entellektel dnmlerle ilgilenir. Bu en ak ifadesini, Kantn tm bilgi ve
deneyimlerin mutlak koulu olan zneyi ele geirmek iin, onu doa ve tarihin
olumsallklarndan kurtaran transandantal felsefesinde bulur. Bu tertibin baarszl, yani znenin sonlu tarihsel bir varlk olduunun farkna varlmas,
epistemolojiyi grnte zmsz olan bir problemle ba baa brakr. Eer
bilgi sonlu ya da olumsal bir znede temellendirilirse, bu takdirde bilginin koullar ne zaman d, ne de tmel olur ve mutlak hakikat diye bir ey
eriilemez olup kar. Kantn sonluluk analitii adn verdii bu gln,
modern felsefenin epistemolojik bilmecesine ta batan beri dahil edilmi
bulunan insan bilimleri iin de ciddi sonular vardr. Bilgiyi, bilginin znesi
olarak insanda temellendirmek, insan kendi bilgisinin bir nesnesi haline
74
75
76
77

G. Stauth; S. Turner, Nietzschenin Dans, ev. M. Kk, Ankara: Ark Yaynlar, 1997, s. 268.
Nietzsche, 2003, s. 119.
Foucault, 2004c, s. 104.
Foucault, 1994, s. 22.

317

Felsefe Dnyas

getirir.78 Bu durum, epistemolojik olarak insan bir paradoks iinde brakr. Bir
yandan insan bilmek, znde hepsi de bir birey olarak insan douundan nce
biimlendiren yaam, alma ve dil olgular erevesinde somut insan varlnn belirlemelerini kavramaya varr. Ama te yandan insan olunun bu
dnyadaki destannn deneysel ierikliini aa karmaya ynelik bilginin
psikolojik doasn ve toplumsal tarihini aratrmak, kanlmaz olarak bizi
belirli bir dzeyde, akn bir akl varsaymaya gtrr. nk doruyu yanltan,
bilimi ideolojiden ayrmak iin bilgi, bir d dayanan eletirel standardna
gereksinim duyar. Bunun sonucu olarak, modern epistemde bilginin dayanak
noktas olan insan, hem deneysel hem deney st olan garip bir iki paral
varlk olmak zorunda kalr. Bu epistemolojik zorunluluu doyurucu biimde
yerine getirmek neredeyse olanakszdr. Sonu itibariyle, bylesine belirsiz
bir bilgi biimi, yok olma tehdidi altnda kalacaktr.79 Bu sebeple Foucaultnun
Kelimler ve eyleri ortaya kmakta olan posthmanist, postmodern epistemik
uzamda epistemolojik bir zne olarak insann lmn haber vererek sona erer
ve zne postmodern epistemik uzamda ilk ve son kez tahtndan indirilir ve dil,
arzu ve bilin dnn bir etkisi olarak yorumlanr. Bu geliim yirminci yzylda
kar-disipilinlerin (psikanaliz, dilbilim ve etnoloji) ortaya k ile balar. Bundan byle hkmran ve bir cogito ya da akn zemin olmayan zne, bu epistemede kiiyi nceleyen glerin bir glge fenomeni haline gelir.80 Epistemolojik znenin lm hakikat dncesinin de son bulmas demektir. Bu anlamda nsann
lm, dnce ve eylem iin nihai temel salayabilen akn bene, zaman
d ve evrensel insan doasna ilikin bir kukuyu, neyin evrensel, daimi,
tarih d, neyin akl, bilgi ve doru eylem saylmas gerektii konusunda
bavurulacak herhangi bir dayanak noktas ile ilgili bir kukuyu dile getirir.
eylerin tamamn kendisine gre organize edebileceimiz bir nihai temel ve
gereklik yoktur81 ve olmayacaktr. nk insan, tpk denizin snrndaki bir
kum grnts gibi kaybolacaktr.82
z
ifte Cinayet: Anrnn lmnden nsanin lmne
Foucault, Kelimeler ve eyler kitabn insann lmn ilan ederek
bitirir ve Nietzschenin Tanrnn lm ile kastettii eyin, insann lm
olduunu ifade eder. Foucaultya gre Nietzschenin dncesinde Tanrnn
78
79
80
81
82

West, 1998, s. 234.


J. G. Merquior, Foucault, ev. N. Elhseyni, stanbul: Afa Yaynlar, 1986, s. 69-70.
Best ve Kellner, 1998, s. 62.
Falzon, 1998, s. 2.
Foucault, 1994, s. 499.

318

Felsefe Dnyas

lm, metafiziin sonu anlamna gelmektedir. Nietzsche, Tanrnn deil,


modern bilimin epistemolojik znesi olan insann lmn ilan etmitir; ki, bu
insan, modern episteme iinde ortaya kmtr. Bat dncesinde bilginin teolojiden kopuu da Nietzsche ile balamtr. Metafiziin sonu ile Bat bilgisinin
temeli oluturan zne ve bilin zdelemesi ortadan kalkm, bylece antropolojik karakterli dnce son bulmu ve kendisini Tanrnn yerine koyan hmanist zne de yok olmutur. Tanrnn ve insann lm dncesi postmodern
dncenin en nemli yap talarndandr.
Anahtar Kelimeler: Tanr, nsan, zne, Epistemoloji, Metafizik
Abstract
Double Murder: From Death of God to Death of Men
Foucault ends his book The Order of Things by declaring death of man.
Foucault expresses what Nietzsche meant by death of God means the end
of metaphysics. According to Foucault, Nietzsche declared the death of man
who is the epistemological subject of modern science emerged in modern episteme. Seperation of the knowlodge from theology in western thought, started with
Nietzsche. With end of metaphysics, identification subject and conscious which
are the foundation of Western knowlodge come to end. Therefore, antropological thought and humanist subject that the put himself into Gods place came to
end. The thought of death of God and man is one of the most impotant milestone
in postmodern thought.
Keywords: God, Human, Subject, Epistemology, Metaphysics.
Kaynaklar

Akay, Ali, Foucaultda ktidar ve Direnme Odaklar, stanbul: Balam


Yaynlar, 2000.
Ansell-Pearson, Keith, Kusursuz Nihilist - Politik Bir Dnr Olarak
Nietzsche ye Giri, ev. Cem Soydemir, stanbul: Ayrnt Yaynlar, 1998.
Bergofen, Debra B. Nietzsches Madman: Perspectivism Without Nihilism.
Nietzsche as Postmodernist: Essays Pro and Contra (Ed Koelb, Clayton),
State University of New York Press, 1990.
Bernauer, J. W. Foucaultnun zgrlk Serveni, ev. . Trkmen, stanbul:
Ayrnt Yaynlar, 2005.
Best, S. ve D. Kellner, Postmodern Teori, ev. M. Kk, stanbul: Ayrnt
Yaynlar, 1998.
Erdem, Hseyin Subhi, Nietzschenin Tanr mgesi zerine
Bir
Deerlendirme. Felsefe Dnyas, 2007/1, S. 45, s. 125-138.
319

Felsefe Dnyas

Falzon, C., Foucault ve Sosyal Diyalog, ev. H. Arslan, stanbul: Paradigma


Yaynlar, 2001.
Foucault, Michel, Kelimeler ve eyler/ nsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi, ev.
M. Ali Klbay, Ankara: mge Kitabevi, 1994.
Foucault, Michel, Bilginin Arkeolojisi, ev. V. Urhan, stanbul: Birey
Yaynclk, 1999.
Foucault, Michel, Hakikat ve Hukuksal Biimler, Byk Kapatlma,
Derleyen: T. Birkan; ev. I. Ergden, stanbul: Ayrnt Yaynlar, 2000, s.
163-278.
Foucault, Michel, nsan ld m?, Felsefe Sahnesi, ev. Ik Ergden,
stanbul, Ayrnt Yaynlar, 2004a, s. 31-37.
Foucault, Michel, Filozof Kimdir?, Felsefe Sahnesi, ev. Ik Ergden,
stanbul: Ayrnt Yaynlar, 2004b, s. 44-45.
Foucault, Michel, Kimsiniz Siz Profesr Foucault?, Felsefe Sahnesi. ev.
Ik Ergden, stanbul, Ayrnt Yaynlar, 2004c, s. 83-104.
Foucault, Michel, Foucault Sartrea Cevap Veriyor Felsefe Sahnesi, ev.
Ik Ergden), stanbul, Ayrnt Yaynlar, 2004d, s. 105-112.
Foucault, Michel, Kltr Sorunlar: Foucault-Pretti Tartmas, Felsefe
Sahnesi, ev. Ik Ergden), stanbul, Ayrnt Yaynlar. 2004e
Foucault, Michel, Michel Foucault Son Kitabn Aklyor, Felsefe Sahnesi,
ev. Ik Ergden, stanbul, Ayrnt Yaynlar, 2004f, s. 184-193.
Foucault, Michel, Felsefe ve Psikoloji, Felsefe Sahnesi, ev. Ik Ergden,
stanbul, Ayrnt Yaynlar, 2004g, s. 19-30.
Foucault, Michel, Jean Hyppolite, 1907-1968, Felsefe Sahnesi, ev. Ik
Ergden, stanbul, Ayrnt Yaynlar, 2004h, s. 194-201.
Foucault, Michel, Filozof Foucault Konuuyor. Dnn!, Felsefe Sahnesi,
ev. Ik Ergden, stanbul, Ayrnt Yaynlar, 2004, s. 315-317.
Foucault, Michel, hlale nsz, Sonsuza Giden Dil, ev. Ik Ergden,
stanbul, Ayrnt Yaynlar, 2006.
Han-Pile, Batrice, The Death of Man: Foucault and Anti-Humanism, in
Foucault and Philosophy, Edited by Timothy OLeary & Christopher Falzon,
Blackwell Publishing Ltd. 2010, s.118-142.
Harr, Michel, Nietzschenin Aray, Nietzsche ve lahi Olann Dnm,
Nietzsche ve Din, Derl. ve ev. Ahmed Demirhan, stanbul: Gelenek Yaynlar,
2002, s. 183-204.
Heidegger, Martin, Nietzschenin Tanr ld Sz ve Dnya Resimler a,
ev. Levent zar, Bursa: Asa Kitabevi, 2001.

320

Felsefe Dnyas

Heidegger, Martin, Alman niversitesinin Kendini Beyan, Heidegger ve


Nazizm, iinde, Derl. ve ev. Ahmet Demirhan, stanbul: Vadi Yaynlar,
2002, s. 40-50.
Hekman, Susan, Bilgi Sosyolojisi ve Hermeneutik, ev. H. Arslan ve B. Balkz,
stanbul: Paradigma Yaynlar, 1999.
Kkolu, Fahrettin, Nietzsche ve Modern nsann Sonu, Tezkire, S. 25,
2002, s.107-117.
Merquior, J. G., Foucault, ev. N. Elhseyni, stanbul: Afa Yaynlar, 1986.
Milchman, Alan and Alan Rosenberg, The Aesthetic and Ascetic Dimensions
of An Ethics of Self-Fashioning: Nietzsche and Foucault, Parrhesia, No, 2,
2007. s. 44-65.
Munslow, Alun, Tarihin Yapskm, ev. Abdullah Ylmaz, stanbul: Ayrnt
Yaynlar, 2000.
Murphy, John W., Postmodern Sosyal Analiz ve Postmodern Eletiri, ev.
Hsamettin Arslan, stanbul: Paradigma Yaynlar, 2000.
Nietzche, Friedrich, Byle Buyurdu Zerdt, ev. A. Turan Oflazolu,
Bursa: Asa Yaynlar, 1999.
Nietzche, Friedrich, en Bilim, ev. Levent zar, Bursa: Asa Yaynlar, 2003.
Stauth, G. ve S. Turner, Nietzschenin Dans, ev. M. Kk, Ankara: Ark
Yaynlar, 1997.
Touraine, A., Modernliin Eletirisi, ev. Olay Kunal, stanbul: Yap Kredi
Yaynlar, 1995.
Urhan, Veli, Michel Foucaul ve Arkeolojik zmleme, stanbul: Paradigma
Yaynlar, 2000.
Vattimo, Gianni, Modernliin Sonu, ev. ehabettin Yaln, stanbul: z
Yaynlar, 1999.
West, D., Kta Avrupas Felsefesine Giri, ev. Ahmet Cevizci, stanbul:
Paradigma Yaynlar, 1998.

321

Felsefe Dnyas, 2012/2, Say 56

MUHAMMED KEFEV VE RSLE FL-DBI


Necmettin PEHLVAN*

I
XIV. yzylda Semerkand tarafndan ortaya konulmu delillendirme teorisi olarak dbul-bahs vel-mnzara, kendine zg bir gelenek oluturmu,
bunun en yetkin rneklerini de Osmanl ilim havzasnda vermitir. rnein Osmanl bilgini Maral Saaklzdenin Takrru kavninil-mtedvile min ilmilmnzara ve Risletl-velediyye adl eseri, Osmanl entelektel corafyasnn
birok yerinde ders kitab olarak 1930lara kadar okutulmutur.1 Bu gelenek
her ne kadar XX. yzyla kadar poplaritesini korusa da, modern dnem mantk
tarihi almalarnda yer almamtr. Bu erevede makalemiz Osmanl bilginlerinden Kefevnin Risle fil-db adl eserini tantarak hem db geleneini
gncel tartmalarla yz yze getirmeyi, hem de db gelenei ile ilgili olarak
Trke literatre bir giri denemesi yapmay amalamaktadr. Risle iki adan
ele alnacaktr: (1) Sureti/tasnifi bakmndan. Burada daha ziyade Kefevnin tasnifinin dbn ileyiinde neye taalluk ettii zerinde durulacaktr. (2) erii
bakmndan ki, bununla zellikle tartmada muallile ve sile verdii hamleler,
tartmann nasl bitecei ve taraflarn nelere dikkat etmeleri gerektii kastedilmektedir. Risleyi incelemeye gemeden nce mellifin hayat hakknda ksaca
bilgi vermek istiyoruz. Mellif tam adn alma konusu edindiimiz Risale fildb adl eserinden es-Seyyid Muhammed b. el-Hc Hamd el- Kefev olarak
zikretmektedir.2 Kaynaklarda doum yeri ve tarihi hakknda ak bir bilgi bulunamamtr. Ancak slm kltrnde bir mellifi doduu veya uzunca sre
yaad yere nispet etme geleneine gre onun Kefeli olduunu sylemek mmkndr. Kefe, bugn Ukrayna Cumhuriyeti snrlar ierisinde bir liman ehridir.
Ayrca isminde kulland es-Seyyid sfatndan ve dua ksmnda Allah ona
ve Hm soyundan olan anne ve babasna mafiret etsin3 ibaresinden onun
*

1
2
3

Ankara niversitesi lhiyat Fakltesi Mantk Anabilim Dal, Dr.


Mehmet K. Karabela, The development of dialectic and argmantation theory in post classical
Islamic intellectual history, Institute of Islamic Studies McGill University, Montreal, August
2010, s. 241244.
es-Seyyid Muhammed/Mehmed b. el-Hac Hamid el- Kefev, Risale fil-db, Milli Ktphane:
06 Mil Yz A 9649, vr.: 2b.
Kefev, Risle fil-db, vr.: 2b. Risalenin Sleymaniye Ktphanesi Erzincan Kolesiyonu:
148, vr.: 106bde ve Serez Koleksiyonu: 3920, vr.: 6bde Hm Nebiye mensup anne
ve babasna ibaresi bulunmaktadr. Ancak her ikisi de ayn anlamdadr.(Kefevye yaplan

322

Felsefe Dnyas

Hz. Peygamberin soyundan bir aileye mensup olabilecei de sylenebilir. Sicilli Osman ve Osmanl Melliflerine gre ilgilendii alana vukufiyeti yetkin
olan bir bilgindir; mderrislik, mollalk ve kadlk yapmtr. Medinede molla
olmutur. Kuds kads iken 1168/1754te vefat etmitir. spt- vcib, Haiyetu al hseyniye, Haiyetu al cell minel-akid, erhu bin, Haiyetu al
erhil-ism, Haiyetu al mir ebil-feth, haiye al db- birgiv eserlerinden
bir kadr.4 Kefevinin alma konusu edindigimiz risalesine yaplan erhler ise
unlardr: el-Alai, erhu Risaletu Kefevi fi Adabil-Bahs (Bagdatli Vehbi 2064,
97-118 vr.), Yenihisari, erhu Adabil-Kefevi (Hac Mahmud Efendi 6158, 25-55
vr), Niksari, erhu Kefevi (Yazma Balar 978, 19-40 vr.), Osman ebinkarahisari, erhur-Risale fil-Adab lil-Kefevi (Milli Ktphane Yazmalar A 1189),
mer b. Hseyin Karahisr erhu risle f dbil-bahs (Milli Ktphane Yazmalar A 9649). Kefev db geleneinde nemli eserler vermi olan illi mer
(. 1710), Hseyin Antki, (. 1718), Mustafa Efendi Abdullah Tokdi (. 1721),
Carullah Veliyuddin Efendi (. 1728), Mustafa Hdimi (. 1747), Saaklzde (.
1773-?-) ve Gelenbev (. 1791) gibi bilginlerle ada saylabilir.5
II
imdi Risle sureti/tasnifi bakmndan ksaca ele alnacak db geleneinde taallukunun ne anlama geldii hakknda bilgi verilecektir.
Risle, yaz trne gre deimekle beraber ortalama 1,5-2 varaklk bir
metindir. Olduka muhtasar, ancak zl ve youn rgldr. db gelenei iin
st dzey bir metin olduu sylenebilir. nk sanata ilikin hibir teknik terimi
tarif etmemekte, dorudan tartmann nasl baladna, taraflarn karlkl hamleleriyle nasl devam ettiine ve bittiine gemektedir. Bu ynyle erh gelenei
iin olduka uygundur. Rislede herhangi bir fasl bal kullanlmamtr. ledii konulara bakarak temel ksma ayrmak mmkndr: Birincisi, iddiasn
ispat ile ykml taraf olarak muallilin tartmaya balama tarz ve muallilden
delil isteyen taraf olarak silin delil isteme tarzn ele ald ksm; ikincisi, taraflar arasnda tartmann nasl sona ereceini ele ald ksm; ncs de taraflarn tartmaya balamadan nce ve tartma esnasnda dikkat etmesi gereken
dblar ele ald ksmdr. Rislenin temel atsn oluturan birinci ksmn
tasnifine ksaca deinmek istiyoruz. Kefevye gre muallil bir sz syledii
zaman be sfattan birini alr:
1. Herhangi bir delil getirmeksizin iddia ortaya koymu olabilir.

4
5

atflarda Milli Ktphane nshas esas alnmtr.)


Mehmet Sreyya, Sicilli Osmani, III, Haz.: Nuri Akbayar-Seyit Ali Kahraman, stanbul: Tarih
Vakf Yurt Yaynlar 1996, s. 1007; Bursal Mehmet Tahir, Osmanl Mellifleri, II, Haz.:
Mustafa Tatc-Cemal Kurnaz, Ankara: Bizim Bro Basm Evi 2009, s. 7.
Karabela, The development of dialectic and argmantation theory, s. 139-140.

323

Felsefe Dnyas

2. Delil getirerek iddia ortaya koymu olabilir.


3. Tarif yapm olabilir.
4. Blme(taksm) yapm olabilir.
5. Takyd ve tahss yapm olabilir.6
Kefevnin bu tasnifinde dikkat edilmesi gereken bir nokta var ki, o da delilsiz ve delilli iddialar nce; tarif, blme, takyd ve tahss gibi kendisinden delil
istenilmeyecek eyleri sonra zikretmesidir.
Bu tasnif neden nemlidir ve dbn ileyiindeki taalluku nedir?
Bata db geleneinin sistemletiricisi Semerkand olmak zere c ve
Saaklzde gibi mellifler tartmay iki temel alana oturtmaktadrlar: Tasavvurlar/tarifler ve tasdikler/hkmler. Semerkand Risle f dbil-bahs ve Ksts
adl eserlerinde tartmann balamas gereken tabi sreci nce tarifler, sonra da
hkmler olarak belirlemitir. Hatta o, Risalesine sistemlestirdigi bu yeni sanatin teknik terimlerini tarif eden bir fasil acarak uygulamasini da gostermis olmaktadir.7 Semerkand buna tahrirul- mebhis ve takrrul- ekvl vel- mezhib demektedir ki, bu ona gre tartmann suretini tayin/tesbit etmektir.8 Bir anlamda
bu tartmann hangi terimlerle, hangi anlamlar verilerek, hangi zeminde yaplacan ortaya koymak demektir. Eer bu yaplmaz ise tartmaya girmenin anlam
olmayacaktr. nk muallil terimleri hangi balamda kullandn aka ortaya koymad zaman silin gereksiz delil talepleri ile kar karya kalacaktr.
Bu durumu Mehmet Ali Ayninin bn-i Sinada Tasavvuf adl almasnn giri
cmleleri ile rneklendirmek istiyoruz.
bn Snda tasavvuf bahsini iyice tavzih edebilmi olmak iin evvela onun
felsefe sistemini hi olmazsa umumi hatlar iinde izmek ve kulland stlahlardan bahsimize mnasebeti olanlardan balcalarn tayin ile bunlardan
maksadnn ne olduunu gstermek icap eder. Zira eyhur-reisin tasavvufu
felsefesinin bir tekmilesi makamndadr.9

6
7
8

Kefev, Risle fil-db, vr.: 2b.


Semerkandi, Risale, vr. 1b-2a.
Semerkandi, Kstsul- efkr f tahkkil-esrr, Thk.: Necmettin Pehlivan, Ankara 2010, s. 232.
(Tahkik; emsud-dn Muhammed b. Eref es-Semerkandnin Kstsul-efkr f Tahkkil-Esrr
Adl Eserinin Tahkiki, Tercmesi ve Deerlendirmesi, Ankara niversitesi Sosyal Bilimler
Enstits (Yaynlanmam Doktora Tezi) Ankara 2010un I.cildidir.); Risle f dbil-bahs,
Sleymaniye Ktphanesi Hac Mehmet Efendi Koleksiyonu: 6168, vr.: 2a-b.
Bkz.: Mehmet Ali Ayni, bn Snda Tasavvuf, Byk Trk Filozofu ve Tb stad bn Sn:
ahsiyeti ve Eserleri Hakknda Tetkikler iinde, Ankara: Trk Tarih Kurumu Yaynlar 2009, s.
155.

324

Felsefe Dnyas

Grld zere Ayn, tartma alann ve tartmada kullanaca teknik


terimleri tespit ve tarif etmeye balayacan syleyerek durduu noktay ak
hale getirmeye almaktadr. Fakat bunun yerine, rnein;
bn Sn sadece felsefe tarihinin deil, tasavvuf tarihinin de en byk ismidir.

eklinde bir hkmle de balayabilirdi. Fakat bu yarg daha kkrtc olacak ve hemen delil talebiyle kar karya gelecekti.
Buna gre Kefevnin dbn retilmesi esnasnda tarifleri, blmeleri,
takyd ve tahssi sonra zikretmesi teknik olarak uygun grnmemektedir. nk
db filozoflarn ve kelamclarn cedeli ile hukukularn hilfndan ayran temel
ynlerinden biri, her eyin db/geerli bir kural ve kaide erevesinde ilemesi
ve asla hasma galip gelmek iin bunlarn terk edilmemesidir; zellikle tartmann hangi noktadan, nasl balayaca ve taraflarn birbirine kar yaptklar hamlelerin hangi sra ile olaca bile onun dbndandr.
Geri bu trden tasnifi ilk defa Kefev yapm deildir. Daha nce ah Hseyin elebi mas (.1512) ve Takprzde (. 1561) nce hkmleri, sonra
tarifleri ele almtr.10 Bu adan Kefevnin bu gelenee tbi olduu sylenebilir.
Buna karn aa yukar Takprzdenin ada saylabilecek Kemalpaazde
(. 1543) ve Birgivi Mehmet Efendi Semerkand gibi tahrrul-mebhis ve
takrrul- ekvl vel-mezhib kaidesine gre nce kavramlar (tarif, blme, takyd,
tahss) sonra da hkmleri incelemitir.11 Hatta Saaklzde db tpk mantk
gibi tasavvur(kavram)lar ve tasdik(hkm)ler ikilisi zerine kurdu ve neredeyse
birinci blm dbn merkezine koydu; nk ona gre doru tasavvur olmazsa, doru tasdik/hkm olmayacaktr.12 Aslnda Saaklzde, bu tasnifi ile bu
trden takdm tehirlerin nn kesin olarak kapatm, Semerkandnin muradn
tmyle yerine getirmi olmaktadr. Dolaysyla Kefevnin yapt beli tasnif,
ierik olarak yetkin, ancak teknik sralamas bakmndan uygun deildir. Fakat
yine de burada mellifleri byle bir tasnife iten sebebin ne olduu sorulabilir.
10 Bkz.: ah Hseyin elebi mas, Risle f dbil-mnzara, Milli Ktphane: 06 Hk 1831;
Takprzde, Risle fil-db, Sleymeniye Ktphanesi Air Efendi Kolesiyonu: 467.
11 Bkz.: Kemalpaazde, Risle f ddbil-bahs, Diyabakr l Halk Ktphanesi: 1772, vr.:
16b-17a; Birgivi Mehmet Efendi, Risle fil-db, Milli Ktphane: 03 Gedik 18113, vr.:
176b-177a.
12 Saaklzde, Takrrul-kavnnil-mtedvile min ilmil-munzara, Thk.: Yusuf Trker,
Ankara 2005, s. 77. (Tahkik; Yusuf Trkerin Sakl-zdenin Takrrul-kavnnilmtedvile min ilmil-munzara Adl Eserinin Tahkki, Tercmesi ve Konular Bakmndan
ncelenmesi, Ankara niversitesi Sosyal Bilimler Enstits (Yaynlanmam Yksek Lisans
Tezi), Ankara 2005. adl yksek lisans tezinin bir parasdr. Karabela, The development of
dialectic and argmantation theory, s. 179.

325

Felsefe Dnyas

Yukardaki yarglarmzla elikiye dmeksizin aadaki kanaatte olduumuzu belirtmek istiyoruz: Bu sanatn sistemletiricisi Semerkand iddia sahibi tartmac taraf hem tariflerde, hem de hkmlerde muallil olarak isimlendirmektedir. Fakat muallil sfat daha ziyade hkmler alanna zgdr. Fakat
Semerkandnin muallili daha geni anlamda kulland, tariflerde nakledenin
yapt tahrr iini gerekesini aklayan taraf olarak alp muallil kabul ettiini sylemek mmkndr. Fakat bata c13 olmak zere sonraki mellifler de14
Semerkandnin tariflerde muallil olarak isimlendirdii tartmacy sadece tarif
eden/muarrif ve nkil/nakleden olarak isimlendirmekte, muallili kullanmamaktadrlar. Her ne kadar tarif/blme/takyd ve tahss tartmann suretini belirlemede temel rol oynasa da bu sanata mnzara ismini veren asl alan taraflarn, tabiri
caizse ellerinde avularnda neleri varsa ortaya koyduklar hkmler ksmdr.
Eserlerin tasniflerindeki takdim tehirin bu ayrntya dayand kanaatindeyiz. Fakat tercihimizin Semerkandnin tarif/ler/i nceleyen tasnifinden yana olduunu
sylemek istiyoruz. nk Semerkandinin nceki tartma sanatlarndan farkl
bir sistem ortaya koyduu aktr. Hatta o bu yeni sanat filozoflarn cedeli yerine
koyduunu sylemektedir.15 nk bata Aristoteles olmak zere onun Mslman takipileri de cedel sanatn ele aldklar eserlerinde nce delillerle, sonra da
tariflerle ilgili konular incelemektedirler.16 Bu adan Semerkandinin bu yeni
sanat Topikadan sadece ierik olarak deil, suret/tasnif olarak da ayrdn sylemek yerinde olur.
III
imdi ksaca Rislenin ieriini ele alnacaktr. Muallilin tartmay
nasl balattna ve akabinde silin ona kar hamleleri ile muallilin de ona
verdii cevaplara deinilecek, bu yaplrken Rislenin muhtasarl gz nne
alnacak, ayrntl aklamalara girilmeyecektir. Kefevnin kullund teknik terimlerin db ileyii asndan kritii baka bir almaya braklmtr.
db geleneinde tartmay balatan taraf muallildir, sil deildir. Fakat sil, muallilden tahrr ve dell isteyen taraf olarak dbn savb amacnn
gereklemesinde nemli bir role sahiptir. Hatta bu ama hem muallile, hem de
sile ait kabul edilmitir.17 Bu yzden olsa gerek baz metinlerde muallil iddias13 c, er-Risletul- addiyye, Sleymaniye Ktphanesi Air Efendi Koleksiyonu: 467, 27b.
14 Bkz.: Saaklzde, Takrr, s. 77-97; Risletul-velediyye, Ankara niversitesi lhiyat Fakltesi
Ktphanesi: 37209, vr.: 76b; mas, Risle, vr.: 65a-b.
15 Semerkandi, Kstas, s. 229.
16 Bkz.: Aristotales, Kitbu Tupk (Mantku Arist, II, iinde) Thk: Abdurrahman Bedevi,
Kuvveyt-Beyrut 1980; Frbi, Kitbul-Cedel, Thk.: Refik el-Acem, Beyrut 1986; bn Sn,
Kitbu-if: el-Cedel, Thk: Ahmed Fuad el-Ehvn, Kahire 1965.
17 Hseyin Abdullah b. Muhammed b. aban, Haiye al erhi dbil-bahs, Ankara niversitesi
lahiyat Fakltesi Ktphanesi: 37338, vr.: 228b.

326

Felsefe Dnyas

n ortaya koyduktan sonra silin tahrr veya dell talebine ilikin aklamalar yaplrken muallilin bunlara verdii cevaplar kapal kalabilmektedir. Kefev her
iki tarafn hamlelerini de ak bir ekilde ortaya koymutur. Kefevnin yukarda
muallilin tartmay nasl balattna ilikin zikrettii be hareket noktas ve
Risleyi buna gre tasnifi nemlidir. nk rnein; seleflerinden Semerkand
ve Takprzde muallilin tarif ve dell getirerek iddiada bulunma hareket noktasn; Ams blme ve dell getirerek iddiada bulunma hareket noktasn zikretmektedir. Fakat Kefev . ve v. maddeyi de ekleyerek taynu mahallin-nizay,
yani tartmann suretini/yerini belirlemeyi daha da kolaylatrmaktadr.
imdi ana hatlaryla Kefevye gre dbn nasl balayp taraflar arasnda
hangi hamlelerle devam ettiini ele alnacaktr.
1. Kefevye gre muallil herhangi bir delil getirmeksizin iddiada bulunmusa sil ondan ekilde delil isteyebilir: (i) mutlak dilsel mecazi
mnkaza, (ii) ebih nakz, (iii) takdri muaraza. Muallil ise silin
birinci hamlesini drt ekilde cevaplayabilir: (i) iddiasnn geerlilii/
doruluu hakknda bir delil getirebilir, (ii) iddiasn tahrr edebilir,
(iii) varsa silin eit senedini geersiz klabilir, (iv) silin delil talebini geersiz klabilir. Muallil silin ikinci ve nc hamlesini ise (i)
silin ncllerinden biri hakknda delil isteyerek, (ii) tahrr yaparak,
(iii) hakki nakz yaparak cevaplar.18
2. Muallil delil getirerek bir ey iddia ediyorsa sil ondan yedi ekilde
delil isteyebilir: (i) mutlak olarak hakki mnkaza yapabilir, (ii) akl
meczi mnkaza yapabilir, (iii) hazfi meczi mnkaza yapabilir, (iv)
gasb yapabilir, (v) delilin kendisiyle ilgili dilsel meczi men yapabilir,
(vi) tahkki nakz yapabilir, (vii) tahkki muaraza yapabilir. Muallil
ise silin ilk hamlesini (i) delil istenilen nclnn hakknda delil
getirerek, (ii) onu tahrr ederek, (iii) iddiasn tahrr ederek, (iv) silin
eit senedini geersiz klarak, (v) delilini deitirerek, (vi) baka bir
delile geerek, (vii) baka bir konuya geerek, (viii) silin apak,
istikri ve msellem nclle ilgili delil talebini geersiz klarak, (ix)
geerlilii iin baka bir ey istemeyen bir ncl getirerek cevap verebilir.
Muallil silin gasb hamlesini ise (i) gasb edilen ncl hakknda delil
getirerek, (ii) (ncln) tahrr ederek, (iii) (gasb edilen) delilini(n bir
ksmn veya tamamn) deitirerek, (iv) baka bir konuya, ya da de-

18 Kefev, Risle fil-db, 2b.

327

Felsefe Dnyas

lile geerek, (v) silin delilinin ncllerinden herhangi biri iin delil
isteyerek, (vi) nakz yaparak, (vii) muraza yaparak cevaplayabilir.
Delilin kendisi ile ilgili dilsel meczi meni muallil (i) ncllerin tamamnn, (ii) onlardan herhangi birinin veya (iii) belirli bir ncln
geerli olduuna delalet eden bir delil getirerek delilini ispat eder.
Muallil silin tahkki nakzn ise (i) hakki men yaparak, (ii) delilini(n
baz ksmlarn veya hepsini) deitirerek, (iii) delilini tahrr ederek,
(iv) iddiasn tahrr ederek, (v) iddiasn/tezinin ieriini tahrr ederek,
(vi) nakz yaparak, (vii) muraza yaparak, (viii) gasb yaparak cevaplar.
Silin tahkki murazasn muallil (i) hakki men yaparak, (ii) delilini, (iii) iddiasn tahrrr ederek, (iv) delilini deitirerek, (v) tahkki
nakz yaparak, (vi) tahkki muraza yaparak, (vii) gasb yaparak, (viii)
delilin kendisiyle ilgili dilsel meczi men yaparak cevaplayabilir.19
3. Eer tartmac taraf tarif yaparak iddiasn/tezini ortaya koymaya balamsa taraflarn birbirlerine kar hamleleri nasl olacaktr?
Kefev burada, Crcnnin erhul-Mevkfna atfla nemli bir ayrma iaret etmektedir. ncelikle tarifi; lafz, tenbhi, hakki ve ism
olarak drde ayrmakta; sonra da ilk ikisinin metalib-i tasdikiyeden,
son ikisinin de metalib-i tasavvuriyeden olduunu sylemektedir.
Bu ayrm dbn sistemletiricisi Semerkandde yoktur.20 O sadece
hakki ve ism ayrm yapmaktadr. Bu ayrm tartmann yerini tayinde ok nemlidir. nk lafz ve tenbhi tarif, doruluk ve yanllk
deeri alabilen bir nerme kabul edilirken, hakki ve ism tarif cmleleri tasavvur/kavram kabul edilmi olmaktadr. Dier taraftan ben bu
kavram u ekilde tarif ediyorumun snrlarn belirleyecek, dolaysyla yaplan tarifin zmnen bir tez/iddia ierip iermedii kolay tespit
edilecektir; bu da taraflarn hamlelerini dorudan etkileyecektir.
Kefevye gre tartmac taraf lafz ve tenbhi tarif yapm ise sil (i)
dilsel meczi mnkaza, (ii) mutlak takdri muraza, (iii) ebhi ve
tahkki icmli nakz yaparak karlk verebilir.
Buna kar muallil de sile bu hamlelerin aynyla cevap verebilir.
Dier taraftan tartmac taraf hakki ve ism tarif yapm ise sil (i)
ebhi ve (ii) tahkki nakz yapabilir.

19 Kefev, Risle fil-db, 2b-3a.


20 Semerkandi, Kstas, s. 231.

328

Felsefe Dnyas

Muallil de sile (i) hakki, (ii) akl meczi, (iii) hazf men, (iv) nakz,
(v) muraza, (vi) tarifini tahrr, (vii) tarifini deitirme, (viii) tarif edeni ve (ix) nakzn maddesini tahrr yaparak cevap verebilir.
Kefevye gre buradaki tahrri, hakknda delil istenilen eyin
senedi yapmak, yani onu destekleyen dayanak olarak kullanmak db
geleneinde daha gzel kabul edilmitir. Dier taraftan mene ve mutlak murazaya gelince rtl olarak bir iddiaya itibar edilmiyorsa onlara kar gelinmez. Ancak rtl olarak olsa bile bir iddia sz konusu
ise o zaman dilsel mecazi men ve takdri muraza yaplmasnda bir
saknca yoktur.
Sil dilsel mecazi men yaparsa muallil de ona (i) bir delil ile iddiasn
ispat ederek, (ii) silin eit senedini geersiz klarak, (iii) delilini deitirerek, (iv) delilinin ncln, (v) delilini ve iddiasn tahrr ederek
cevap verebilir.
Sil takdri muraza (ve ebhi nakz) yaparsa muallil de ona kar
(i) mutlak mnkaza (hakiki men), (ii) tahkki muraza, (iii) tahkki
nakz, (iv) tahrrinin ve (v) (delil) deitirme/si/nin ynn/sebebini
aka ortaya koyarak cevap verebilir.21
4. Muallil tartmaya blme yaparak baladnda sil ona kar hangi
hamlelerle kar koyabilir?
Burada silin karsna iki durum kmaktadr: Birincisi, eer
muallilin blmesi metalib-i tasavvuriyeden ise sil ona kar (i) dilsel
meczi men ve (ii) takdri muraza yapar. Ancak metalib-i tasdikiye ise bunlara ilaveten benzer (iii) nakz da yapar. nk blme, artk
nerme olarak kabul edilerek zmnen bir iddia/tez ierebilmektedir.
Sil takdri muraza ve ebhi nakz yaparsa muallil ona (i) tahkki
nakz, (ii) tahkki muraza, (iii) blneni ve (iv) blmleri tahrr yaparak, (v) blmeyi deitirerek cevap verebilir.
Eer sil muallilden dilsel mecazi men ile delil isterse muallil ona (i)
delil ile iddiasn ispat ederek, (ii) delil istenilen eyin eliiine eit bir
sened varsa onu geersiz klarak, (iii) blneni ve (iv) blmleri tahrr
ederek, (v) blmeyi deitirerek cevap verebilir.22
5. Muallil tartmaya takyd ve tahss yaparak balamsa silin ona kar hamlesi ve muallilin kar cevab ne olmaldr?
Kefev buradaki karlkl hamlelerin tpk blmedeki gibi olduunu
syleyerek ziyade bir aklama yapmamaktadr.23
21 Kefev, Risle fil-db, 3b.
22 Kefev, Risle fil-db, 3b-4a.
23 Kefev, Risle fil-db, 4a-b.

329

Felsefe Dnyas

IV
Kefev; muallil ve sil arasndaki karlkl hamlelerin tekmilesi balamnda, yukarda zikredildii gibi, ikinci olarak mnzarann nasl biteceini
ele almaktadr. Tartma ilanihaye devam edemeyeceine gre taraflar hangi durumlarda tartmaya son vermeli ve kar tarafn delilini kabul etmelidir.
Semerkandnin de ifade ettii gibi, muallil ne kadar delil getirirse getirsin sil
her birine yukardaki hamleleri kullanarak kar koyup delil talep edebilir.24 Fakat
bu yeni sanatn ismindeki db ile amacndaki savb taraflarn bir noktada kar
tarafn delilini kabul etmelerini temin eden iki nemli unsurdur. Takprzdenin
de ifade ettii gibi kar tarafn delilini kabul etmek de adabtandr.25
Muallilin delil getirmekten aciz kalmasna veya silin delil talebine cevap verememesine ifhm; silin muallilin tezine ve cevabi hamlelerine kar
koyamamasna ise ilzm denilir.
Muallil ve sil yukarda ayrntl olarak zikredilen hamlelerden birine kar koyamaz ise tartmay kaybetmi saylrlar veya muallil kabul zorunlu bir
delil getirirse silin artk ondan inat ile delil talep etmesi gereksiz bir byklenmeden (mkbere) olarak kabul edilir ve muallil bu trden kar koymalara
cevap vermek zorunda deildir; ve tartmay devam ettirmeme hakkna sahiptir.
nk byle bir noktada tartma mcdele/ne olursa olsun kar taraf susturma
olacaktr; oysa db- mnzara bu deildir.26
V
Kefev son olarak taraflarn tartmaya balamadan nce ve tartma esnasnda dikkat etmeleri gereken noktalara iaret etmektedir. Risle bu ynyle
Takprzdenin Rislesine benzemektedir.27 Fakat kkte olsa baz farkllklar vardr. Bunlar maddeler halinde sralamak istiyoruz.
Kefevye gre bir ey mtalaa edilmeye balandnda;
1. Aratrma/tartma konusuna bandan sonuna kadar dikkatle baklmaldr; ta ki zihinde onu kavramay kolaylatracak bir mana ortaya ksn.
Sonra;
2. Dikkatle tasavvur(kavram)lara ve tasdik(hkm)lere baklmaldr.
3. Onlarn arzi eylerden olup olmad kontrol edilmelidir.
4. Onlar reddetmenin mmkn olup olmadna baklmaldr.

24
25
26
27

Semerkandi, Kstas, s. 234.


Takprzde, Ris fil-db, vr.: 28a.
Kefev, Risle fil-db, 4a-b.
Bkz.: Takkprzde, Risle fil-db, vr.: 28b-29a.

330

Felsefe Dnyas

5. ncelikle lafzlarn delletine ve manalarn medlllerine dikkatle baklmal; bu lafzn u mana iin konulup konulmadna; bu manann
u lafzn lazm olup olmadna; birden fazla anlam olup olmadna;
sfat, marife, nekra, genel ve zel olup olmadna baklmaldr.
6. Lafzlarn manalar arasnda ncelik ve sonralk olup olmadna ve
lafzn bir baka lafzla mnasebetinin olup olmadna da baklmaldr.
7. Her lafz zikretmenin faydasnn olup olmadna baklmaldr.
8. Lafzlarn temel ve aklayc kaynaklarna dikkatle baklmaldr.
9. Men, nakz ve muraza tespit edilmeli ve onlarn neye ynelik olduu
akla kavuturulmal.28
z
Muhammed Kefev ve Risle fil-db
emsddin Semerkandinin sistemletirdii dbl-Bahs vel-mnzara
kendine zg bir gelenek oluturmu, yeni katklar sunan rneklerini de Osmanl
ilim havzasnda vermitir. Bu makale, Osmanl bilginlerinden es-Seyyid Muhammad b. el-Hc Hamd el-Kefev ve Risle fil-dbn tantarak db gelenei hakknda Trke literatre bir giri yapmay amalamaktadr.
Anahtar Kelimeler: Kefev, Semerkand, dbl-Bahs vel-mnzara,
Osmanl Dnce Tarihi
Abstract
Muhammad al-Kafaw and His Risla fi al-db
Muhammad al-Kafaw and his Risla fi al-db had constituted a special tradition in the field of db al-bahth wal-munzara, which had been systematized by Shams al-Din al-Samarkand. Kafaws work represented one of
the most important contributions to argumentation theory in Ottoman intellectual circles. This article aims to introduce the Ottoman theorist al-Kafaw and
his Risle fil- db in order to contribute the literature of db in Turkish
scholarship.
Keywords: al-Kafaw, Samarkand, db al-Bahth wal-munzara, Ottoman Intellectual History

28 Kefev, Risle fil-db, 4b.

331

Felsefe Dnyas

Kaynaklar

Aristotales, Kitbu Tupk (Mantku Arist, II, iinde) Thk: Abdurrahman


Bedevi, Kuvveyt-Beyrut 1980.
Ayn, Mehmet Ali, bn Snda Tasavvuf, Byk Trk Filozofu ve Tb stad
bn Sn: ahsiyeti ve Eserleri Hakknda Tetkikler iinde, Ankara: Trk Tarih
Kurumu Yaynlar 2009.
Birgivi Mehmet Efendi, Risle fil-db, Milli Ktphane: 03 Gedik 18113.
Bursal Mehmet Tahir, Osmanl Mellifleri, II, Haz.: Mustafa Tatc-Cemal
Kurnaz, Ankara: Bizim Bro Basm Evi 2009.
Frbi, Kitbul-Cedel, Thk.: Refik el-Acem, Beyrut 1986.
Hseyin Abdullah b. Muhammed b. aban, Haiye al erhi dbil-bahs,
Ankara niversitesi lahiyat Fakltesi Ktphanesi: 37338.
bn Sn, Kitbu-if: el-Cedel, Thk: Ahmed Fuad el-Ehvn, Kahire 1965.
c, er-Risletul- addiyye, Sleymaniye Ktphanesi Air Efendi
Koleksiyonu: 467.
Karabela, Mehmet K., The development of dialectic and argmantation theory
in post classical Islamic intellectual history, Institute of Islamic Studies
McGill University, Montreal, August 2010.
Karahisri, mer b. Hseyin, erhu risle f dbil-bahs,Milli Ktphane: 06
Mil Yz A 9649.
el-Kefev, es-Seyyid Muhammed/Mehmed b. el-Hac Hamid, Risale fil-db,
Sleymaniye Ktphanesi Erzincan Koleksiyonu: 148; Kefev, Risle fildb, Milli Ktphane: 06 Mil Yz A 9649; Sleymaniye Ktphanesi Serez
Koleksiyonu: 3920.
Kemalpaazde, Risle f ddbil-bahs, Diyabakr l Halk Ktphanesi: 1772.
Saaklzde, Risletul-velediyye, Ankara niversitesi lhiyat Fakltesi
Ktphanesi: 37209.
Saaklzde, Takrrul-kavnnil-mtedvile min ilmil-munzara, Thk.:
Yusuf Trker, Ankara 2005. (Tahkik; Yusuf Trkerin Sakl-zdenin
Takrrul-kavnnil-mtedvile min ilmil-munzara Adl Eserinin Tahkki,
Tercmesi ve Konular Bakmndan ncelenmesi, Ankara niversitesi Sosyal
Bilimler Enstits (Yaynlanmam Yksek Lisans Tezi), Ankara 2005. adl
yksek lisans tezinin bir parasdr. Karklk olmasn diye dorudan mellife
atfedilerek kaynak gsterilmitir.).
Semerkandi, Kstsul- efkr f tahkkil-esrr, Thk.: Necmettin Pehlivan, Ankara
2010 (Tahkik; emsud-dn Muhammed b. Eref es-Semerkandnin Kstsulefkr f Tahkkil-Esrr Adl Eserinin Tahkiki, Tercmesi ve Deerlendirmesi,
Ankara niversitesi Sosyal Bilimler Enstits (Yaynlanmam Doktora Tezi)
Ankara 2010un I.cildidir.).
332

Felsefe Dnyas

Semerkandi, Risle f dbil-bahs, Sleymaniye Ktphanesi Hac Mehmet


Efendi Koleksiyonu: 6168.
Sreyya, Mehmet, Sicilli Osmani, III, Haz.: Nuri Akbayar-Seyit Ali Kahraman,
stanbul: Tarih Vakf Yurt Yaynlar 1996.
ah Hseyin elebi mas, Risle f dbil-mnzara, Milli Ktphane: 06
Hk 1831.
Takprzde, Risle fil-db, Sleymeniye Ktphanesi Air Efendi
Kolesiyonu: 467.

333

Felsefe Dnyas

Felsefe Dnyas Dergisine Gnderilecek Yazlarda Uyulacak Kurallar


(1) Dergiye gelen yazlar, ncelikle Yaz Kurulu tarafndan biimsel olarak incelenecek, dergide yaymlanmas uygun grld takdirde, ierik incelenmesi iin hakeme
gnderilecektir.
(2) Yazlar daha nce baka bir yayn organnda yaymlanmam olmaldr.
(3) Gnderilen yaz bir bildiriyse ve bildiri kitapnda yaymlanmamsa, sunulduu yer ve tarih bildirilmek kouluyla deerlendirilmeye alnr.
(4) Yazlar A4 boyutunda, kdn sadece bir yzne, 11 (on bir) punto ve 1,5 (bir
buuk) satr aral ile yazlmaldr.
(5) Sayfa marjlar (boyutlar) stten 4 (drt), alttan 4 (drt), sadan 3,5 ( buuk)
ve soldan 3,5 ( buuk) cm olmaldr.
(6) Yazlar metin, kaynaka, dipnot, ekiller ve tablolar dahil olmak zere toplan
20 (yirmi) A4 sayfasn gememelidir.
(7) Yazlar dizgi, dzeltme ve benzeri ileri kolaylatrmas, eksiksiz ve kusursuz
kabilmesi iin Microsoft Word editr ile yazlmaldr.
(8) Gnderilen yazlar 2 (iki) nsha kt ve 1 (bir) disket kaydyla P.K. 21 Yeniehir/Ankara adresine ya da aadaki elektronik posta adreslerine gnderilmelidir:
cturer@ankara.edu.tr
korla@divinity.ankara.edu.tr
(9) Yazlarn sonuna, 150 (yz elli) kelimeyi gememek kaydyla Trke ve yabanc dilde zet (abstract) eklenmelidir.
(10) Yazlarn ana temasn belirten ve internet ortamnda taranmasn salayacak
anahtar szckler (key words) zetin altna yerletirilmelidir.
(11) Gnderilen yazlar yaymlanmasa da geri verilmez.
(12) Dipnotlar aadaki formata gre verilmelidir:
a. Makale:
Yazarn Ad Soyad, Makalenin Ad, Dergi Ad, Cilt, Say, Basld Yer ve Tarih, sayfa numaras.
Ahmet nam, Bir At Olarak nsan, Felsefe Dnyas, 35, Ankara 2002, s. 8.
Yazarn Ad Soyad, Makalenin Ad, eviren: Dergi Ad, Cilt, Say, Basld
Yer ve Tarih, sayfa numaras.
Anders Wedberg, Platonun Aritmetik Felsefesi, eviren: Hseyin Gazi
Topdemir, Felsefe Dnyas, 27, Ankara 1998, ss. 114-129.
b. Kitap:
Yazarn Ad Soyad, Kitabn Ad, Basld Yer ve Tarih, sayfa numaras.
Necati ner, Tanzimat tan Sonra Trkiyede lim ve Mantk Anlay, Ankara
1967, ss. 26-27.
Yazarn Ad Soyad, Makale Ad, Kitabn Ad, Editr: Basld Yer ve Tarih,
sayfa numaras.
334

Felsefe Dnyas

Mehmet Aydn, Trklerde Felsefe, Trk Dnce Tarihi, Editr: Hseyin Gazi
Topdemir, Ankara 2001, s. 14.
Yazarn Ad Soyad, Kitabn Ad, eviren: Basld Yer ve Tarih, sayfa numaras.
Derek Gjertsen, Bilim ve Felsefe, eviren: Feride Kurtulmu, stanbul 2000, s.
23.
c. Tekrar eden gndergeler (referans) iin:
Ard arda gelen eserlerde, makale ve kitap iin; a.g.e., sayfa numaras.
ner, a.g.e., s. 23.
a.g.e., s. 44.
Aralkl gelen eserler iin; Yazarn Soyad, basm tarihi, sayfa numaras.
ner, 1967, s. 38.
d. Ansiklopedi maddeleri:
Yazar bilinen maddeler iin;
Yazarn Ad soyad, madde bal, Ansiklopedinin Ad, Cilt, Basm yl ve yeri, sayfa numaras.
Yazar bilinmeyen ya da belirtilmemi maddeler iin:
Madde bal, Ansiklopedinin Ad, Cilt, Basm Yl ve yeri, sayfa numaras.
(13) Makalenin sonuna Kaynaka eklenmelidir.

335

Felsefe Dnyas

336