You are on page 1of 88

Metis Yaynlar

pek Sokak 5, 34433 Beyolu, stanbul Tel: 212 2454696 Faks: 212 2454519 e-posta:
info@metiskitap.com www.metiskitap.com
Yaratma Cesareti Rollo May
ngilizce Basm: The Courage to Create
Rollo May, 1975 Bu evirinin btn yaym haklar Metis Yaynlar'na aittir.
lk Basm: Mays 1987 On Birinci Basm: Kasm 2008
Yayma Hazrlayan: Mge Grsoy Skmen
Kapak Deseni: Seluk Demirel Kapak Tasarm: Semih Skmen
Dizgi ve Bask ncesi Hazrlk: Metis Yaynclk Ltd. Bask ve Cilt: Yaylack Matbaaclk Ltd.
Fatih Sanayi Sitesi No. 12/197-203 Topkap, stanbul Tel: 212 r<78003
ISBN-13: 97*>
Rollo May

Yaratma Cesareti
eviren ve Sunu:
Alper Oysal

indekiler
Sunu (1988) Alper Oysal 7
nsz 35 Yaratma Cesareti 39 Yaratcln Doas 61 Yaratclk ve Bilind 77 Yaratclk ve
Karlama 95 Delfi Khini: Bir Terapist 110 Yaratcln Snrlar zerine 125 Bm Tutkusu 135

kinci Basma Sunu


Eker'e
"Felsefe somut gereklikten yola kmal ve sonra tekrar somut gereklie dnmelidir. Felsefenin
hareket noktas yle bir nokta olmaldr k, kii bu noktadan baka bir noktadan balayamasn. Baka
hibir eyden deil de yalnz ondan balamamz zorunlu klan, kendini kaytsz artsz stmze
dayatan bu nokta, acdr. Ac, ondan yola kmamz gerektiren somut noktadr. Ve, acnn karsnda
aradmz da mutluluktan baka bir ey deildir. Tm dnce, ac ve mutluluun somut kutuplan

arasnda kuatlmtr."
RENE LE SENNE LA DECOUVERTE DE DIEU
I.
Bu kitap kendini iki nemli kavramla tantyor: Yaratclk ve cesaret. Kitab bulunduu rafta
kefettiim srada tam da benim kafam kurcalayan iki nemli kavramd bunlar. Ruhsal
daralmlarmdan, yalnzlmdan sadm problemlerin ana bu iki etkileyici kavram taklmt o
sralar. Kitab okumak cesaret deil de, daha ok bir gven duygusuyla doldurdu beni. Yayncma
bavurup "niye" bu kitap olduunu tarttm. Onlar da yeniye kucak aan, denemeci insanlar olduklar
iin bu kitab evirip yaymlamaya karar verdik.
Kitabn yazarn daha nce duymamtm. Yava yava dier kitaplarn da edindim. ok ilgin
konular zerine yazmt. May, ad belki de Trkiye'de pek iitilmemi olmasna karn, Amerikan
psikolojisinde nemli bir isim. Varoluu psikolojide ad Sartre ile beraber geerken, varoluu
psikoterapinin en nde gelen temsilcisi saylyor. Spiegelberg May'i Amerika'da varoluu
fenomenoloji-deki en nemli isimler arasna alyor. May'in n yazdklar kadar, Amerikada
fenomenolojik psikolojiye hem yaratclk, hem de eletirellik asndan salam bir zemin
hazrlamasndan da geliyor.
May, genliinin balarnda Avrupa'da ressamlk yapm, bundan sonra da sanatsal yaratclk en
nemli ilgi alanlarndan birini oluturmu. Yirmisindeyken Alfred Adler'le alm. Adler'in
"aalk kuram"ndaki kayg kuramn ar basitletirilmi ve genel bulmu. Sonra May'in
yaantsnda nemli bir karlama oluyor. 1933 ylnda Almanyadan kaan iki nemli Alman'la
karlayor: Kurt Goldstein ve Paul Tillich. Kurt Goldstein'n organizma kuram, kiinin kendini
gerekletirmesi dncesi ve kaygnn, organizmann kendini ykma gtrecek olan bir duruma kar
gsterdii tepki olduu yolundaki gr May'i etkiliyor. Derslerini hi sektirmeden izledii Tillich
ise varoluu dnceyle ve Heideggerle, Kierkegaardla ainaln salyor.
Otuzlarda niversitelerde danmanlk yapan May bu sralarda Art of Counselling (Danmanlk
Sanat) adl kitabn yazyor. Psi-koterapiyle uraanlar "nevrozu sevenler ve "nevrozu sevmeyenler"
diye snflandrlabilirse, May ilk gruba girerdi herhalde. Ona gre nevroz, tad geometrik ilerleme
boyutundan tr nsan soyuna verilmi iyi-belalardan, olumlu-lanetlerden biri. Bu konuya, yani
nevroza, yani ac ekmeye yaklamlar arasnda iki nemli ayrm var: (1) ac, varolan dzenin,
yaamn srdrlmesine engeldir ve ortadan kaldrlmas gerekir; (2) acnn varl varolan yapnn
aksadn gsterir ve zerine gidildii takdirde, yeni bir dzenin, yaamn yaratlmasna giden yolun
balangcdr. Bu yzden ac olgusu ve bylece dnyada ktnn varl iki boyutta belirir: (1)
ikinlik ve (2) aknlk. Acnn ve ktnn varl, sregidene drlen bir phe, bir tehdittir ve bu
varln, evresinin kuatlarak yaamdan soyutlanmas, bulamasnn, yaylmasnn nlenmesi ve
etrafna ekilen set iinde bertaraf edilmesi gereklidir. Akn boyutta ise bu varlk, yeni bir srecin
balamas, yeni bir dzenin yaratlmas iin bytlr, bydke bilincin iine ilemesi, anlalmas
ve yeni eylem yollarnn bulunmas kolaylar. Modem ada (Batda) genel bir hastalk miti
retildikten sonra, bu hastalkla (acyla, ktyle) urama sorumluluu belki de modern toplumun en nemli icatlarndan biri olan yeni bir uzman-meslek grubuna verildi: Psikolojik bilginin
uygulayclarna, psikanalist, psikoterapist ve psikiyatristlere. Psikoterapistin (Bat'daki) konumuna

biraz aydnlk getirmek iin Helen Merrell Lynd'in On Shame and Search for Identity'sinden (Utan ve
Kimlik Aray zerine) alnt yaparsam:
Hibir meslek psikanalizin stlendii sorumlulukla mukayese edilebilecek bir konumda
bulunmamtr. Psikanalist cerrahla mukayese edilmitin Oysaki hastayla girdii yakn iliki ve ona
salad koltuklamadan, gvenden tr, saaltmn iine analistin kendi karakteriyle, kiisel
deerleri ylesine karr ki, bu mukayese bulanklar. Rahiple mukayese edilmitir. Oysa rahip kendi
varsaymlarndan tr, analistin yllarca uzayabilecek derinlik almasn gerekletiremez, stelik
psikanalize bavuranlarn pek ou Tanr'nn sesiyle konuacaklarna Bilim'in sesiyle konumay
tercih ediyorlar. ahsn kendisinden gelmeyen bir yetkiyle, bylesi bir yaknln karm daha nce
karlalmam bir ey. Bu durum analiste olaanst bir g verir. Analiste gelen kiiler
krlgandrlar, analiz de en azndan balang safhasnda bu krlganl artrmaya doru geliir. Gerek
kullandklar yntemler, gerekse de bizzat terapinin ieriinden tr, mesleki iliki anda, insanlar
zerinde bylesine bir g kullanan kimse yoktur ~ rahipler ve birtakm "ruh saaltmciar" dnda...
Analitik tedavinin z, yani kiinin kendini amas iki durumda olas grnyor: likinin
karlkll ve bu karlkllk iinde almann sevgi ve gven iermesi; alman kiinin Tanr ya da
yksek bir gcn vekili konumunda olmas. Analist ise bu konumlarn hibirinde deildir, o ancak bir
o ayann, bir bu ayann stne basabilir; benim grme gre bu problemin tm karmaasyla
yz yze gelen ancak birka analist var.
May'in, ilk kitabndan itibaren, Tillichin etkisiyle zgrletirici tannbilimsel bir yaklam iinde
olduu grlr. Lynd'in vurgulad bu zel insan ilikisinin (bir insann dierinin aclaryla
ilgilenmesi) May zerinde de derin etki yaratt hissedilir. inde yaad toplumun rettii acyla
yzlemek heyecan verici gelir ona. Fakat ilgilendii problemler fazla gelimemi, kroniklememi
problemlerdir. Bu yzden henz psikoterapinin derinliklerine girmez ve konumu danmanlk
boyutundadr. Acnn tm yapya nfuz ettirilmesi, geniletilmesiyle bilincin daha derin ve yaratc
boyutlarna varlmasndan konu d olarak bahseder. Byle bir yaklamn nasl bir deneyimi
gerektirdiini anlatr ve niversite danmanlnn byle bir olasla soyunamayacan syler. May
dzenin atad bir meslek grevlisi, hizmetli olma konumunu aar, psikoterapistin kimliini sorgular.
Onun iin varoluun, toplumun, insann derinine giden bir yoldur yardm felsefesi; acylaurama
mesleine atanm kiinin, felsefenin de ilk duranda olduunu hissettirir, dile getirir. Bu kitapta da
grlecei zere May, hep "biz", "bizim", "ben, "sen, "sizin", vs. gibi kii zamirleriyle doldurur
cmlelerini; kitap derin dnceyle ilenmi samimi bir mektup havasn tar.
Terapist konumundaki kii, tmyle terapist bireye zg, sevgi ve gven yaratabilme zelliinin yan
sra, Tanr eidi bir g kaynann vekili olmakta kime balanacaktr? Toplum, varl yaratan
Tanr'nn yetkisini azalttktan beri, her eye gc yeten bir Bilim miti retti. Bu Bilim'in psikoloji dal
da, insan psikolojik dzeye indirgedikten sonra, ayn Bilime inanan insann rzasyla, ona yaam
iin temel dorular verdiini iddia ediyor.
Byle bir bilimin doktorlarndan bri, Netzscheyi uzun sre sinir hastas olarak tedavi ettikten sonra,
"Hayr," demi, "Bozukluk sizin sinirlerinizde deil, sinirli olan benim yalnzca." Bir dier
psikiyatrist ise birok hastann, tpla ilgilenenlere, aslnda rahibe gtrlecek problemlerle
geldiklerinden yaknyor. Frankl ise bu konuda, "Hastalar bize durmadan yaamlarnn anlam
sorusuyla geliyorlar. Biz doktorlarn grevi tbba felsefe tama deil, ama felsefi sorunlar bize
getirenler hastalarn kendileri. Byle sorunlarla karlaan doktor bugn tek bana keye skyor.

Oysaki, tp, zellikle de psikiyatri, yeni bir alana kaymak zorunda. steyen doktor kendine kolay k
yollan bulabilir. Mesela psikolojiye snmay tercih ederek, varoluu iinde, anlam peinde tinsel bir
bunalma den kiinin, patolojik bir semptomu davurduunu syleyebilir," diyor.
Psikoloji disiplininin iinden bir grup, psikolojinin (ve psikoterapinin) akn yannn, bilimsel
doktrinlerin iinden karlamayacan grd. Bu doktrinler kendilerini aan varolu problemleriyle
karlatklar zaman, kendilerini ideolojilere dntryorlard. Sonuta terapistin "baba" kimliinde,
kendini merkezde tutarak tedaviyi mkemmel kuramna gre yrtt bir seans ortaya kyordu. Bu
kiiler zm iin 20. yzylda byk bir zenginlikle ortaya kan iki akn kaynaa bavurdular:
felsefe ve sanata.
Maurice Friedman Contemporary Psychology: Revealing and Obscuring the Human (ada
Psikoloji: nsann Aa Vurulmas ve Saklanmas) adl kitabnda May'in u szn anasoz olarak
kullanr: "Gelecek yllarda kltrmzn psikoloji ve psikanalize yaklamlarndaki kritik savalar,
insann imgesi alannda verilecek." Yaratma Cesareti'nde de May ele ald konunun bilim tarafndan
ne kadar yanl anlaldn, ya da hi anlalmadn vurguluyor. Bu vurgular zellikle, insann bir
doas olmad, insanda bir zne-nesne ikililiinin yapay olduu ve insandaki duygulanmlara
(emotion) yeterince nem verilmedii zerinde toplanyor.
May'in ilk nemli eseri The Meaning ofAnxiety (Kaygnn Anlam), veremden le-yazdnm
sonrasnda yazlm. May bu kitapta, kaygy an sorunu ve nevrozun en temel semptomu olarak ele
alr. Kayg sorununun yaann Spinoza'dan; Pascal'a ve Kierkegaard'a kadar nceler. Bu kitapta da
Tillich'in etkileri barizdir; Heidegger'den bahsederse de ancak Tillichin perspektifinden yaklar.
Varoluu hareketten bahsederken onunla zdeletii izlenimini vermez henz. Freud ve
Kierkegaard'dan kayg olgusunu en derinlemesine anlam kiiler olarak sz eder. Kaygyla yzlemek
sorusu, kaygyla yakndan ilikili olan, kiiliin geliimi sorusuna gtrlr.
lk bamsz mesajn getirdii kitab olan Mans Search for Himself (Kendini Arayan nsan), Mayin
kitabn bal olan soruna ilk varoluu yaklamn da ierir. Bu arayn hareket noktas, insanlk
durumumuzdur. Bu durum yalnzlk ve kayg dnda be yitirile dile gelir. Bu yitirilerin en
anlamllar, toplumdaki deer merkezinin, benlik duygusunun ve trajedi duygusunun yitiriliidir.
May'in getirdii zm ise; nsan'n yaratc bir sre iinde kendisinin bilincine vararak benliini
tekrar bulmasdr.
May, 1950lerde, Avrupada yeni gelien varoluu psikoloji ve felsefeyle ilikiye giriyor. Bunun
sonucunda 1958'de Existence (Varolu) ortaya kyor. Emest Angel ve Henri Ellenberger'le birlikte
yazp derledii bu kitap Amerikada yeni bir fenomenoloji ve varoluu dalgaya r ayor. Sonu,
birok varoluu dergi, topluluk ve toplant.
Rollo May'e gre varoluu psikoterapi, nsan, nevroz, salk ve nsann yapacaklar zerine yeterli
cevaplar bulunamazken du--jtyulan "ontolojik bir alk"tan dodu geldi. Varoluu psikoterapi, / insan zerinde alrken, onu
paralara blmeyen ve insanlm bozmayan bir bilimin olanakll varsaymna dayanmaktadr.
Teknik kullanmaktan holanmayan varoluu terapistler "hastadan hastaya ve tedavinin her safhasnda
deiebilecek" bir tavr izler. Rol-lo Maye gre, varoluu analizin temsilcileri, Bat kltrnde
insan anlamaya en byk engellerden biri olarak teknik zerine getirilen ar vurguyu gryorlar. Bu
ar-vurgu, insan hesap edilebilecek, ynetilecek, "analiz edilecek" bir nesne olarak grme ile yan

yana gidiyor. Batl dnce, anlamann teknikten sonra geldiini dnr; buna gre doru teknik
bulunursa hastann gizi zlecektir. Varoluu yaklam bu eilimin tam tersini tutar: teknik, an-)
lamadan sonra gelir. Tekniin ie yararl ancak anlamann kalitelinin yksekliiyle sz konusudur.
Olgular tek tek alndnda varoluu bir terapist belli bir ryann, bir miza patlamasnn yorumunda,
klasik bir psikanalistin syleyeceklerinden farkl bir ey sylemeyebilir. nemli fark varoluu
terapinin syleminin apayr olmasndadr: varoluu terapi, bu ryann bu hastann kendi
dnyasndaki varoluuna ne ekilde k tuttuuna, o anda nerede bulunduuna, neye doru hareket
ettiine, ryann iinde belli bir karara doru nasl bir gizil ynlenme olduuna younlaacaktr.
"Varoluu psikoterapistler zellikle hastann syleminde ortaya kan karar ve istem unsurlaryla
ilgilenir. Hasta 'belki yapabilirim', veya bunu belki de yapabilirdim dediinde, onu duyduumu ona
muhakkak gsteririm." Varoluu terapistlerin ayrt edici zelliklerinden biri de gelecek zerinde
nemle durmalardr. Zaman psikolojik grntnn merkezine oturttuktan sonra, gelecein, imdi ve
gemiin tersine insanlar iin baskn zaman modeli olduunu savlarlar. Bu savn anlam gemii ve
imdiyi silmek deildir, gemii blebilmenin yolu yaayan bir insan, u zel an iinde, bir gelecee
doru kendini tasarlay iinde grebilmektir. Kiilik, ancak gelecee ilerleyen izin zerinde
grlebilirse anlalabilir; bir insan ' kendini, ancak bir ekilde gelecee doru uzatabildiinde
anlayabilir. Eugen Minkowskiye gre, gelecei kavrayamamak ve gelecek-' te yaayamamak,
psikolojik salkszln birok biiminin ve depresyonlarn ana kouludur. Bu sylendiinde, kiinin
daimi bir oluma sreci olduu, varoluunun hep gelecee tat, gelecekten
fkrd sylenmi oluyor. Gemi anlarn art arda toplanp birletirilmeye kalklmas birok
terapisti kmaza sokar, nk bu anlarn hatrlanabilmesi hastann kendini gelecee doru ynlendirebilme yetisinin gelimesine baldr. Hasta kendisi iin en nem tayan ve anlam oda olan gemi
deneyimlerini ancak bu anlarn temelinde gelecee doru bir ynelim yaratabildiinde hatrlamaya
ve tekrar-yaamaya izin verebilecektir. Bu adan bakldnda, gemiin hatrlanmas gelecee ilikin
kararlarmza baldr. Anlar konusunda sylenen, kavrama ve bilgi konusunda da sylenebilir: karar,
bilgi ve kavramadan nce gelir. Bir kavrama yle kendi kendine frlayp gelmez, ancak hasta bu
kavrama ile bir dnyada yaamak iin gerekli kararlar verdiinde ortaya kar. Ancak kararlar
verecek olan bireyin kendisidir. Bu kararlarn otantik bir varolu iinde verilebilmesi iin bireyin,
gelecee yneliminde ortaya kard varlk olaslklar kadar, varl bulut gibi saran hilik
olaslklar ile de yzleebilmesi gereklidir. Maye gre, terapist, hastay geleceindeki baarszlk
olaslklarndan uzak tutarsa ona hizmet vermemektedir. Bu nokta ok nemlidir, nk hastalar
(kukusuz ocukluktan kalma her eye gc yeten, koruyucu bykler imajm terk edemediklerinden)
terapistin balarna gelebilecek her eyi nasl olsa gryor olduunu dnp, kendi varolularn o
kadar ciddiye almayabilirler. Terapilerin ounda, hilikle girilen bitmeyen mcadelenin, varoluun
geriliminin yaanmas olan "'kayg, umutsuzluk ve yaamn trajik duyumsan sulandrrlmakta-dr.
Bu balamda her zaman mevcut olan bir olaslk olarak intiharn (sembolik olarak) yaanmasnda
olumlu bir deer vardr. May bu noktada, kiinin kendi hayatn sona erdirmeye gcnn yettiini tam
olarak anlad, ancak intihar etmemeyi setii ana kadar, hayatn tam ciddiyetle sona erdirmeye
kalkmayacan sylyor.
nsann ne olmas gerektii ile ilgili birtakm kuramlar var. Nevroz bireyin bu kuramlardan sapmas
mdr? Hayr, nevroz, Maye gre, bireyin kendi merkezini, kendi varoluunu korumak iin kulland
yntemden baka bir ey deildir. Semptomlar da, varoluunun merkezliliini tehditlerden korumak
amacyla, dnyann snrlarm gerektiince bzmek iin kulland yollardr; ancak bu ekilde geriye
kalan dnya paras kendi glerince yaanmak iin yetmektedir. Nevrotiin otomatik bir iyilemeyi
istedii syle-

^ nemez; varoluundaki dier koullar ve dnyasyla ilikisi deie- . ne kadar kendi nevrozunu
brakmak istemeyecektir. Bu gerek, nevrozun bir uyum baarszl olarak grlmesini hemen
ortadan kaldracaktr. Nevroz aslnda uyum baarszlnn tam tersidir de; nevroz bir uyum
yntemidir; sorun bu yntemin ok baarl olmasndadr; nevroz eksiltilmi bir dnyaya uymann bir
yoludur. Nevroz, iinde bireyin yaratc gizilgcnn sakl olduu yaratc bir etkinliktir, ancak bu
yaratc gizilgcn u ya da bu ekilde, bireyin sorunlarnn stesinden gelme sreci iinde yaamn
yapc yanma kaydrlmas gerekir. Nevroz bir dnyaya uyum salamann yaratc bir yoludur,
psikoterapinin amac nevrozun iindeki yapc gizilgleri ortaya karmaktr. y Varolan tm kiilerin,
dier varlklara katlmak iin kendi mer-kezliliklerinden dar uzanmak olanaklar ve gereksinimleri
vardr. Bu dar k tehlikelidir; organizma ok uzaa giderse, kendi merkezlenmiliini, kendi
kimliini yitirir - bu fenomene biyolojik dnyada kolaylkla rastlanabilir. Nevrotik, kendi elikili
merkezini yitirmekten ok korkuyorsa, dan uzanmay reddeder ve kendini kasarak geri eker, dnya
alann ve reaksiyonlarm ksalka bymesi ve gelimesi durur. Bu durum Freud'un zamannda voj
^yaygn bir biimde rastlanan nevrotik bastrmalar ve ketlemeleri oluturuyor. Oysa, gnmzn
da-ynelimli uyumculuk dnya-^ snda, yaygn nevrotik tarz tam tersiyle karmza kyor; benliin
dierlerine katlm ve dierleriyle zdelemesi iinde varl iyice boalana kadar dalp yok
oluyor.
^ May, insann, dier insanlarda kendisini gven ve kabullenili iinde tanmasnn "ben-im"
deneyiminin yaanabilmesi iin zorunlu olduunu sylyor. Ancak kiinin kendi varlnn farkmdal temelde kendi benliini kavramas ve z~bilinci elde edebilmesi dzeyinde olur. Ben-im"
deneyiminin zorunlu art toplumsal alan olsa da, bu deneyimin kendisinin z olarak toplumsal
kategoriler iinde aklanmasna gerek yoktur. Dier bir birey (rnein terapist) tarafndan kabul
edilme, hastaya esas savan "baka biri, veya dnya beni kabul eder mi" cephesinde verilmesine
gerek olmadn gsterir; kabul edilme hastay kendi varln yaama sorunuyla yz yze gelmek
zere zgrletirir. Bu noktann vurgulanmas nemlidir, nk birok durumda, kii bir bakas
tarafndan kabul edildii takdirde kendi varln otomatik bir ekilde ya-ayabiliyormu gibi dnlyor.
Bu durum, "iliki terapisinin yzeysel biimlerindeki temel bir hatadr. "Seni-seversem-ve-ka-buledersem-tm-gereksinmen-karlanacak" tavn hayatta ve terapide an edilginlie ve kiinin kendi
varoluunun sorumluluunu hi almamasna rahatlkla neden olabilir. Can alc sorun, birey kendi
varoluunun farkmdal ve sorumluluu iindeyken, kabul edilebilecei olgusuyla ne yapacadr.
May, bireyin dieri ile bulumasn iliki szcyle vermeyi istemiyor. Ona gre iliki szc bu
bulumay fazlasyla "psiko-lojize" ediyor. Onun nerdii szck karlama, bu szckteki karkarya olma, insann varoluunda bulunan varolusa! kayg ve sululuk ile de yzlemeyi
gerektiriyor. Varolusal kayg ve suu nevrotik kayg ve sutan ayrt etmek gerekirse, May bu ayrm,
nevrotik kayg ve suun varolusal olanla yzleememekten ortaya ktn syleyerek belirtiyor.
May'e gre psikoterapinin amac ve yntemi, kiinin kendini dolaysz bir anda, o tlguyu yaayan, ya
da, o olgu bana gelen kii olarak amasn salayacak olan, kendi bilincini yaratmaya ynelik
olmal: Bireyin yaayaca dnya kendi dnyasdr. Kiiler, bu dnyada ve kendi problemleri
konusunda ancak, dnyay kendileriyle olan ilikisi iinde yakalarlarsa bir ey yapabilirler. Ancak
(dnyadaki) kendilerine kar tavr alabilip (dnyadaki) kendilerini reddedebilecek duruma gelirlerse
kendi varlklarn olunmayabilirler. "lmle (insann kendi varlnn hibir yanksn bulamad bir
dnyayla) yz yze gelebilme yetisi (cesareti) gelimenin nkouludur, insann kendi bilincine

varmasnn ve kendisini bulmasnn nkoulu." ntihar sembol, lmle yzleebilme yetisi psikoloji
ve psikiyatriye varoluu yaklamn merkezinde yer alr. Bireyin kendi yokoluunu karsna almas
yaamn trajik yannn yaanmasdr. Varlk alann bir sis gibi rten hilik ile yz yze gelerek, kendi
beklentisine, istemine, emeine, abasna ramen varln yoklua dmesine kar, hilik bulutunun
iine yeni bir varlk alanm yaratmak zere dalabilmesidir. Bu deneyim sembolik olarak ksmi bir
lm ve tekrar-doma olarak sk sk karmza kar.^May'e gre, farkndalk ile bilinllik arasndaki aynm nem tayor. Merkezliin znel yan
farkmdalktr. Farkndaln esiz
bir ekilde insana ait olan yan ise z-bilintir. Farknda olma ile dnyadan gelen tehdit alglanrken,
bilin, kendimi tehdit edilen kii olarak bilme yetimdir, kendimi, bir dnyas olan kendim olarak
yaamamdr. Kurt Goldstein'n szckleriyle, bilin, bireyin o an verili somut durumu aabilme, o
durumu, artlan birebir yaamaktan kabilme yetisidir; insann soyutlamalar ve evrenselleri
kullanabilmesinin, dile ve sembollere sahip olmasnn altnda yatan yetidir. Bireyin dnya ile
ilikilerinde birok olasl yaratabilmesi ancak bilinciyle sz konusudur, bu bilin psikolojik
zgrln de temelinde yatar. O halde, terapistin grevi hastann sadece farkna varmasna yardmc
olmak deil, daha nemlisi farkmdalm bilince dntrmesine yardmc olmaktr. Farkmdal,
dnyasnda dardan tehdit edici bir eyin ona yneldiidir. z-bilin ise bu farkmdal iyice farkl
bir dzeye getirir; hasta, tehdit edilenin kendisi olduunu, tehdit edici olan bu dnyada, ayaklanmn
zerinde duran bir varlk olduunu, dnyas olan bir zne olduunu grr.
May'e gre terapinin amac hastaya gizgierini gerekletirmesi iin yardm etmektir. Bunu
gerekletirmek iin terapist, nevrozu, kiinin merkezlenmiliine ynelen tehlikeye kar, kiinin
kendisinin yaratc bir uyumu olarak grmelidir. Kayg ve sululuk da hasta tarafndan anlaldnda
yapc olanaklar tarlar; asla eritilmeye allmamaldrlar. Kiinin kendi psikolojik yreiyle bu son
balarn (ilalarla, telkinle, koltuklamayla) kesmek, onu kendisinin olmayan bir dnyaya, varolua
itmektir. Terapinin getirecei sonu, uzun, ksa, sonlu ya da sonsuz bir yalnzlk srecidir. "Terapi
kiiye yzleebilecei gvenilir ve anlalr bir dnya verir, ancak terapist hastay ime decei
yalnzlktan koruyamaz." nsan istediklerine ancak gelecekte ulaabilecei iin, tm yaam bir risktir.
"Bu risk insann kendisinin bilincine varmasnda ikindir."
II.
May'in psikoterapi hakkmdaki grlerini ksaca anlattktan sonra, bence ok can alc olan bir konuya
dnmek istiyorum: Nevroz, yaratclk ve sanat arasndaki ilikiye. Terapistin akm bir kaynaktan g
almas gerektiini sylemitik. Bu kaynaklann felsefe ve sanat olmasnn yan sra bir baka gereklik
grn daha var: Hastann kendisi. Yani nevroz, usd kaynaklarn yzeye kdr da. Psikolojinin
merkezinin kay da bilenlerin (terapistlerin) bilinenleri (hastalan) bilememelerinden
kaynaklanmtr zaten; bunun sonucunda May'in ontolojik alk diye bahsettii bu daha derin bilme
istei ile felsefeye bavurmak gerekmitir. Ranka gre terapi bir yaratma srecidir, bu yaratma
srecinde terapist usd kaynaklann bulunduu hastann tuvali gibi davranmak durumundadr;
hastann eline tututurulan canl bir fradr terapist. Rank hastayla terapistin birbirlerini nasl
tamamlad klan, yarattktan zerine epeyce eser vermitir. Varoluu terapistlerin hepsinde hastaya
duyulan hayranlk hkimdir. Tek yanl yardm etme kavramndan, "yardm etme felsefesi"ne
geilmitir.
Eski nevrotkler kendilerini topluma uyduramyorlard, ama toplum da toplumdu o zamanlan Kendi

kararlln koruyan, hastann hastalnda umduu ve tedaviden sonra umduunu bulduu. Sorun
toplumun bu tipteki toplumluunu srdrememesi ve terapi sonras beklentileri gerekletirememesi
sonucunda patlak verdi. Hasta olan kiinin ahlaksal adan uyduu fakat katlmak (geri dnmek) iin
psikolojik modifikasyonlara ihtiya gsterdii byle bir (evrimsel) toplumda psikoloji bilimi, terapik
baanlanyla sapasalam durabiliyordu. Fakat her trl devrimin balad bir ada insann psikolojik
anlahnda da devrim yapmak gerekti. Varoluular insann bir doas olmadn, insann kendini
yarattn ortaya attlar. Devrimlerin ortaya kard usd kaynaklar bilimsellik savlayan
kuramlarn ideolojik trevleriyle toplumsal biim almaya zorland. Usd kaynaklann bireysel
biimlenii ise sanatta fadesini buldu. Sontagdan alnt yapacak olursam: "Her a kendi 'tinsellik'
tasansn kendisi iin yeniden bulmaldr... modem ada tinsel tasar iin en etkin metaforlardan biri
sanat'tr."
nsan aklarken psikolojiye bavurmay eletirdiimizde (henz bilinmeyen) snrsz bir psikolojik
bilgiden bahsetmiyor, imdiye kadar retilen psikolojik bilginin bir kmesinin kullanlmasn
eletiriyoruz. Mesela izoid kiinin psikolojisinden bahsedelim: o (yani izoid), dokunulamayan,
dokunamayan, yakn ilikileri nleyen, hissedemeyen, souk, mesafeli bir kiidir. Anthony Storr'a
gre tm bu fenomenler sevgi iin duyulan bastrlm bir zlemi gizleyen karmak bir maskedir.
izoidin kopukluunun nedeni ocukluunda bulamad sevgi ve gvendir. Eer izoidi patolojik
ilan edersek ve o da bu patolojiyi kabul edip yaamaktan baka bir ey yapmazsa (varlk zerine
bilgimizin ua ve ibirlikisi ise) karmza bir sorun kmaz. izoid, "sevilemeyeceine inanan,
saldr altnda olduunu hisseden ve gururu krlacak diye eletiriden korkan" bir kii olarak kar
karmza. Storr'a gre Descartes ve Schopenhauer'in felsefesinin nedeni sevgiden
yabanclamalardr, Beethoven ise mziini, yaayan insanlarn onda yaratt d krkl ve kine
kar dledii ideal bir sevgi ve dostluktan dourmutur. Gerek dnyaya kar dmanln
yceltmese byk ihtimalle psikotik bir paranoyak olacakt! Hata nerede? Sadece varla deinerek
konumak, insana dair varlk bilgisini varolan psikolojilerden, ruh rneklerinden karmak, sz
konusu varln olmad yerde olabilecek eyleri gzden.karmay getiriyor. Olmayan sevgi ve
gvenin yerinde sadece bir hilik, olmay, eksiklik gryoruz. Sevgi ve gvene dayal bir kiilik
geliimi ile, o pek korkulan, belki tiksinilen olumsuz duygulardan kurtuluyoruz gibi grnyor. Oysa
byle bir kiilik sevgi ve gvenin artlad bir varlk alann katetmek (ya da yinelemek) zonmda
kalabilir. evrenin sevgi ve gven vermesi iin kendi varlnn tekrarn, kendi deerlerinin en
mkemmel bir gerekletirilmesini beklemesi ok doal. Freud da narsisizm zerine bir
aratrmasnda anne-baba sevgisinin temelinde, anne-babann kendi ideallerinin gerekletirilmesini
dayatan narsisist bir kendini oaltma zlemi bulur. Sevginin ve gvenin kazanlmas birok durumda
insann kendi varlnn farkmdahm, baka bilinlerin varlk alan uruna indirgemesiyle, bu
farkmdal kendi varlnn bilinciyle deitremeden idi etmesiyle sonulanyor. Sevgi ve gvenin
artlad kiilik, evresinin ondan bekledii eylerin tesine geemeyebiltr. Yapp ettikleri ou
durumda yaratclkla ilikili deil, yetenekle ilikilidir. Oysaki Hegel'in dedii gibi tin kaygdr.
Ruhsal hiliklerin dourduu kayglar tinin doum sanclar olmasn? Sadece ruhsal varlk alan ile
snrl olan psikolojik yorum, tinsel varln kendine has dilini kullanamayaca iin tinsel
fenomenleri hep psikolojik fenomenlere indirgemek zorunda kalr, tin-yaam kartln hep
(varolan) yaam (ruh) cinsinden deerlendirir. Varl hilik
bir bulut gibi sarar oysa. Sevgi ve gven ounlukla bu hilie kar duyarl ortadan kaldrr.
Sartren dedii gibi, kaygdan korkan doru-dnen insan kendini idi eder; olumsuz an'
zgrlnden kesip atar. zgrl iki paraya bler. Bu paralardan birini kendine saklar; hep yi
olan varlkla zdeletirir. Bu varlktan daha az olan ise hitir, eksikliklerimiz varlktan yoksun

olmaktan baka bir ey deildir. Psikolog da yakndan tand ruhsal varln tekrarndan baka bir
ey grmyor. Bu varln olmad yerde, yani hilikte gelien kar-varlk (ya da tin) kendi
yasalarn olutururken, kendini grnr klaca an beklerken hastalktan (yani ,'saikm
olmayndan) dem vuruyor. Tinsel gelimeyi (hilikle yzleerek kayg iinde yaamann
rettiklerini) bulgulamak iin gereken donanmdan yoksun olan psikoloji kendini sadece ruhsal tekrar
ile snrlayp, bu tekrar bulamad durumlar hastalk diye niteleyecektir. Onun iin, "varolan rejim,
henz varolmayandan daima daha mkemmeldir."
Psikolojik kuramlarn nne geemedikleri eilimlerden biri de sanaty hasta ilan etmek. Normal
dkn psikolojinin normalden sapmay hasta grmesine kar Rank, sanat olgusunu "psikolojinin
tesi" olarak kayda geirdi. Psikolojinin ikiye indirgedii (normal ve nevrotik) tipler Rankm
psikolojisinde e kyor. Rank sanaty psikanalizin hasta yorumundan kurtarp kendi bana
yaratc bir tip olarak koyuyor ve en nemlisi de nevrotiin bir yn olacaksa bunun normale doru
ama deil, sanatya (ya da yaratc tipe) doru, yukarya ama olduunu sylyor. Byk usuluk
gelenei Nietzsche'de ilk sarsntsn geirmiti. Nietzsc-he usdmn (us iinde eritilerek,
ussallatrlarak, anlalarak, yorumlanarak deil) usd olarak deerlerini kazanmas zamannn
geldiini sylemiti. Freud usun usdma kar son hamlesini ya-^ parak onu usun olmad yer olarak
ilan etti.
Rank aynlk psikolojisine kar karak farkllk psikolojisini nerir. Nevrotik karakterin ya da okluk
izoid de denilen tipin ortaya kn yle anlatr; "Kii ilk nce kendine ait bir istemin varlnn
bilincine vararak dierlerinden farkl olduunu alglar, sonra bu farkll aa bir ey olarak
yorumlar, bunun sonucunda istem gcn ahlaksal adan ypratr... stem gcnn dier bir istemin
karsnda yitirilmesi aslnda istemlerin bir mukayesesinden
ve farkllnn bilincine varlmasndan baka bir ey deildir," Bu-radaki can alc nokta,
sorgulamann ve lanetlemenin istemin ieriklerine deil, bizzat kendisine gelmesidir, yani istem
kar-isteme ve bu istemin tm ierikleri de ktye dnmtr. Kt olan bu istemin engellenmesi
gereklilii ise izoid tipi yaratr, evresine kar ancak kar-istem kullanabilen bu tip, zde ykclkla
donanmtr. Rank bu yorumunu srdrerek: "Normallemedeki her trl baarszl 'nevrotik' olarak
damgalamak yerine nevrotik tipte bir yaratclk eksiklii grdm - buna Franszlar Artiste Manque1
diyorlar... Her iki tip de normalden sapknlk gstererek, kendilerini normalin standartlarna
uydurmakta benzer zorluklarla karlayordu." Rollo May de ayn durumdan yle bahsediyor:
"Nevrotik ve sanat -her ikisi de insan soyunun bilindmda yaadklar iin- bize daha sonra tm
toplumu saracak olan durumu gsteriyorlar. Nevrotik de sanat gibi, kendi nihilist ve yabanclam
yaantsndan (farkll kabul edilmemi) doan ayn elikileri yayor, fakat bu i yaantlara anlam
veremiyor; bu elikileri yaratc rnlere dkmenin yetersizliiyle, onlar reddetmenin olanakszl
arasnda bocalyor." Sanat, yaratmann iki nemli unsurunun (yapma ve ykma) sentezini
becerebilirken, nevrotik salt ykclk dzeyinde kalyor; iki tip de an-bireylemenin sanclarn
yaarken, nevrotik (Yeraltndan Notlardaki) an bilincin ve an doruyu aramann aclar iine
dyor.
Bu konuya ilave olarak Richard Farson'un "Calamity Kuram "ndan bahsetmekte yarar var. Farson,
toplumun en deerli insanlarnn ok kt ocukluk artlarndan geldiini vurguluyor. Bu in-sanlann
yaamlarnn incelenmesinin, kltrmzde salkl bir ocukluk iin gerekli olduuna inanlan arkakmalara bu yaamlarda hibir ekilde rastlanlmadn gsterdiini sylyor. Trav-matik ocukluk
artlan ile daha sonraki byk icraatlar arasnda iliki kuruyor. Rollo May de bu tip insanlarda "iyi-

uyumlu" send-romuna hi rastlanmadn syleyip, "iyi-uyumlu" insanlann byk ressamlar,


heykeltralar, yazarlar, mimarlar, mzisyenler ol-malannn ok nadir karmza ktn ekliyor.
Gerek Otto Rank'ta gerekse Rollo May'de terapinin nemli yer tutmas, ikisinin de sanatla youn
biimde ilgilenmeleri (ikisi de sanatyd ayn zamanda) ve bu konudan epeyce sz etmeleri olduka
ilgin (Rank da Der Knstler [Sanat] adh ok kapsaml bir kitap yazmt).
Bu arada yanl anlalmasn sakncal bulduum bir noktaya deinmek istiyorum. Mayin terapi
hakkndaki grlerinden bahsederken: "Kiiler, bu dnyada ve kendi problemleri konusunda ancak,
dnyay kendileriyle olan ilikisi iinde yakalarlarsa bir ey yapabilirler. Ancak (dnyadaki)
kendilerine kar bir tavr alabilip (dnyadaki) kendilerini reddedebilecek duruma gelirlerse kendi
varlklarn durulayabilirler," demitim. Burada ykcln, bakaldrnn yaratcla ynelen ekliyle,
salt tepkisel olan hali arasnda ince bir ayrm yatyor. Bu ayrmn anlalmas genlii (zellikle de
kk burjuva genlii) derin bir biimde etkileyen devrimci ruhun da tehisi, bireylie gsterilen
tepkilerin iyznn gsterilmesi asndan nem tayor. Konuya aklk getirmesi iin Schelerin
Ressentment'isde Nietzsche'nin Ahlakn Soykt'ndo.n yapt bir alntya deineceim:
"Ahlaktaki kle devrimi, bizzat ressentiment2 yaratc hale geldiinde ve deerler rettiinde balar:
Gerek tepkiyi, eylemi inkr edip sadece hayali intikamlarla yetinenlerin ressentiment'i. Her onurlu
ahlak kendi kendinin muzafferane bir kabul ve olumlamasndan fkrrken; kle ahlak dardan
gelene, farkl olana, kendisinden olmayana duraksamadan hayr demeye dayanr: Yaratc eylemi bu
Hayrdan ibarettir. Deer-koyan bu bakn... tersine evrilmesi ressentimentin doasdr: Kle
ahlak kendi varoluunun koulu olarak bir d dnyay, bir kar-dnyay gereksinir. Fizyolojik bir
dille sylenirse, davranabilmek iin bir d uyarcy gereksinr-eylemi aslnda bir tepkidir."
Ranktan yaptm alntda, daha gl bir istem karsnda kendi farkllm olumsuz alglayp, karistem gelitiren nevrotikten bahsetmitim, ayn olgunun toplumsal boyuttaki ifadesi Nietzsche' de dile
geliyor. Nietzsche'nin Hristiyan devrimini yorumlamakta kulland bu perspektif, Rank'a gre tm
devrimler iin geerlidir. Her devrim farkllktan duyulan acdan geliir, farkl ve gl olan
psikolojiyi yenmeye alr. Eer bu mcadeleyi kazanrsa, bu sefer kendi farklln ve kendi
psikolojisini baat klmaya giriir. Halbuki k noktas farklln ortadan kaldrlmasdr. Nietzsche
devrimin znde soysuz bir istem olduunu ifade ediyor, farkll savunmayan, onu ortadan
kaldrmak isteyen, eitliki kle devrimi "gerek tepkiyi, eylemi, hayali intikamlarla" deitirir. Peki
ama insan salt farkllktan kaynaklanan bir kar-isteme zorunluysa, o zaman?
III.
May'deh aldm blm burada nemli bir derinlik kazanyor: Varln olumlayabilmek iin kendine
tavr alma, kendini reddetme (dardan geleni, farkl olan, kendisinden olmayan deil): "lmle
(insann kendi varlnn hibir yanksn bulamad bir dnyayla) yz yze gelme yetisi gelimenin
nkouludur, insann kendisinin bilincine varmasnn ve kendisini bulmasnn nkoulu."
Nietzsche'nin yk hayvan deveyi, l hayvann, "Hayr"c aslann nne getirip koymasnn nedeni
de bu. Kiinin Hayr'mm olumluluu, dnyaya olumsuzluk yklemini getirdikten sonra, onu
olumsuzlayarak elde ettii sahte olumluluktan gelir. Rank bu noktada sapna kadar hastalanmay
nerir: "Gerek hastalk olmadan gerek iyileme olmaz." Bireysel hastalanmay, uyumsuzluu,
toplumsal olandan ne kadar ayrabiliriz? Nevrozu reten, hastalkl toplumun ta kendisiyse, "Salk
nevrozlarndan bahsedebilir miyiz?" Bu yzden Mayde nevroz, izoidlik, duygusuzluk, kiinin
yaratclk ncesi bekleme, zaman kazanma durumlar olarak* olumlu deer tar. Birey kendi

varln kazanabilmek iin gemiten getirdii varln gzden karabilmeli, hastalkla, acyla ve
kaygyla yeni durumuna hazrlanabilmelidir. Kendini dnyada yitirmek ise kiiliin merkezini
boaltaca iin onun vakum diye nitelendirdii boalma durumuna yol aacaktr. Ne kendini varln
iinde yitirmek, ne varla hayr demek, kiinin kendi varlnda yeni gelecek varlk iin bo oda
hazrlamas. Ne dnyay boaltma; ne dnya tarafndan boaltlma; yeni varlk, yeni dnya iin kendi
kendini boaltma.
Grld gibi kader ve lm kavramlar byk nem tayor. Yaama Hayrla balamamak iin
kiinin kendi kaderinin sahnelendii kendi dnyasn semesi, bu dnyada kendi lmn yaamas
(gemiinin lm) zorunlu grnyor. Varoluu terapinin getirdii de, bu kaderin kabullenilmesi ve
gemiin tortusu olan egonun ldrlmesi, psikolojik gbekbamn kesilip atlmas ve zorunlu sonu
olan yalnzlk. Dostoyevski, "nsann psikolojik bir deiim geirmesi iin uzun bir soyutlanmaya
girmesi gerekir," der. Yaam srdrebilmek iin yitirdiimiz cesaret ve gveni (yeni kaynaklardan)
kazanmak (var m byle kaynaklar?), dnyayla yeni balar kurmak, kader bilincinin hazrlad
zeminden yeni bir gelecee yrmek. Nietzsche'nin "kutsal Evet" iin nerdii yol da kaderini
yklenmi devenin kendi ssz lne gitmesiyle balar (bu balangca Rollo May ve Rank'm
terapisinin sonunda ancak varlabilir). Ecce Homo'da yle diyor: "Bir hasta gzyle daha salam
kavramlara, deerlere bakmak... buydu benim en uzun altrmam, benim asl grgm. Olduysam
bunda usta olmuumdur. Artk perspektiflerin yerini deitirmek elimde benim, ellerim yeterli buna:
te bu yzdendir ki, 'deerleri yenileyi' gelirse ancak benim elimden gelir."
Rollo May "Psikolojideki Varoluu Hareketin Kaynaklar"nda Nietzsche ve Kierkegaardm psikoloji
dnyasnn da byk dehalar olduklarn anlatr. Kierkegaard "daha fazla bilin, daha fazla benlik"
der. Oysaki "terapi" daha az bilin, daha az doru, daha ok yanlsama ve daha ok oyun ilkesinde
kuruludur. Rank'a gre nevroz an bilincin her trl rol yapma, yanlsama olanan yok etmesidir, bu
yzden nevrotik doruya en yakn kiidir; ama bu zellik ayn zamanda yaamay da olanaksz klar.
Nevrotik yanlsaya-bilmey renmelidir, yaamak in. May yle srdryor: "Kierkegaard da,
Nietzsche de zel tarihsel durumlar iinde kendi bilinlerinin trajik sonularndan kap
kurtulamazlard. Her ikisi de alabildiine yalnz, en u biimde kar-uyumcuydular, kaygnn, soyutlanmann, umutsuzluun en derin mcadelesini veriyorlard. En > derin psikolojik krizleri
anlatabildilerse, bunlar yaadklar iindir. Nietzsche dorularn laboratuvarda deil kiinin kendinde
denenmesi gerektiini ifade ediyordu; her doru u soruyla karlanmalyd: 'Dayanlabilir mi?' ve
'Tm dorular benim iin kanl dorulardr' ve nl sz: 'Hata korkaklktr' ya da 'Bir eyi gzel
olarak m alglyorsunuz, demek ki yanl alglyorsunuz." Bu, gerekten mkemmel yazlarla dolu
kitab (Varolu) bir baka yaznn konusu yapmay umarak Machiavelli'den bir sz alaym (alnt
Sontag'n Metafor Olarak Hastalk'mdm):
Tkenmenin, erimenin balarda tedavisi kolay ve anlalmas zordur; ancak zamannda
kefedmediinde, ya da uygun bir ilkeye gre tedavi edilmediinde, anlalmas kolaylar ve
tedavisi gleir... Olup biteni nceden ancak yetenekli kiiler grebilir, byle bir mesafeden
grlnce doacak ktlkler tedavi edilebilir; ne zaman ki herkesin grebilecei kadar byrler,
artk bir are kalmamtr.
Nietzsche ve Kierkegaard'n "kanl donIar" bulu yntemleri de byleydi. Anlamak iin hastal
gelitirmeyi setiler, biri "dekadans, dieri "lme kadar hastalk", Rank Nietzsche'nin ardndan
zgndr, der ki "bugnk psikoloji bilgimizle sonu byle olmazd, ama bugnk bilgimiz de onan
sonuna bal." Bu durumu anlatmak iin terapi iinde yeni kavramlar gerek, "sper-iyi-leme", "ar-

iyileme" gibi.
IV.
Bir dier varoluu olan Berdyayeve gre, "Yetersiz insan dilinde hiten kp gelen yaratclktan
bahsederken, gerekte zgrlkten kp gelen yaratclktan bahsediyoruz. Belirlenimcilik asndan
baknca zgrlk bir hitir; varolan dzenlerin hepsini es geer, hibir baka ey onu belirlemez ve
zgrlkten doan ey daha nce varolan nedenlerden, bir ey'den tremez... Sadece evrim
belirlenmitir: Yaratclk kendisinden nce gelen hiten trer. Yaratclk aklanamaz: Yaratclk
zgrln gizidir. zgrln gizi llmez derinliktedir ve aklanamaz... Hiten yaratma
olanan reddedenler, kanlmaz biimde, yaratcl, belirlenmi bir dzenin iine oturtmak zorundadrlar, bylece de yaratcln zgrln inkr etmi olurlar...
Yaratclk, ierden, llemez ve aklanamaz derinliklerden kp gelen bir eydir, dardan,
dnyann zorunluluundan deil. Tam da yaratc edimi kavrama istei, onu kavrayamamann
nedenidir. Yaratc edimi kavramak, onun temelsiz ve aklanamaz olduunu tanmak demektir.
Yaratcl ussallatrma istei, zgrl ussallatrma isteiyle ilikilidir. zgrl tanyan ve
belirlenimcilii istemeyenler de zgrl ussallatrmaya almlardr. Oysaki zgrln
ussallatrlmas, zgrln snrsz gizi inkr edildii iin bizzat belirlenimciliktir... zgrlk
varln tabansz temelidir: Tm varlktan daha derindir... zgrlk llmez derinlikte bir kuyudurdibi, enson gizdir."
Bu kitapta yaratclk zerine izlenimler var, ussallatrmann yetersizliinin kantlanmas istei var.
Rollo May, "nsz"de "yaratcln byleyici sorularndan bahsediyor. Yazlarn, hep
tamamlanmam grndkleri iin yaymlamay dnmemi - yaratnn gizemi srd iin. Sonra,
"'bitmemilik' niteliinin hep kalacan, bunun bizzat yaratc srecin bir paras olduunu" anlam.
Benimse, bu alnty buraya koymamn nedeni, yeni bir gven kaynana olan ihtiyacm. Yaratclk
hilikten sonra geliyorsa -ve ben biliyorum ki yaamm bana bir hilik hazrlyor- o halde bu lm
anndan sonra yeniden yaayabilirim. Burada bahsettiim hilik ne mi? Kendi nevrozumu amam
tabii, tamamlanmam bir bireylemeyi; karlamas, yzlemesi eksik kalm bir yaratcl;
ilerleme ve gerilemenin orta noktasn, lmemek iin yaama-may; usdna kar (toplumsal) usumu,
usuma kar usdm, gereklememi bir mcadeleyi, biimlenmemi bir kaosu, sevileme-yen bir
kaderi, kabullenilemeyen bir farkll amam. Ara durum psikolojisinin bunaltlarnda boulmadan
nce, Kafka'nm hayatn baladn syledii "geriye dnlemeyecek nokta"y bulmam gerektiini
dnyorum. Hani u Pavese'nin bahsettii uurumlar var ya, karlald m ince ince hesap edilip
dibine inilecek uurumlar, fazla zaman geirildi mi birden insann ayann altnda alacak olan
uurumlar, insann inmedii de dt uurumlar, insann semedii de seildii tutkular, bana
getirmedii de bana gelen lmler. Pavese o kadar szn etmesine ramen inmedi
o uurumlara, sonra, onca senedir semboln, metaforunu kurmak- tan teye geemedii eyi yapt:
canna kyd. te o yzden hilik ve yaratclk, (gvenme arzusuyla doluyken) gvenilecek bir ey
kalmad zamanda yeni gven kaynaklan. Nietzsche yaratcln ancak bilincin lm annda
olabileceini sylemiti.
Toplumsal eletirinin (moral cesaretin) bu kadar yaygn, yaratcln (yaratc cesaretin) bu kadar
dk olduu bir toplumda yaamamzn nedeni, sanatlkla entelektelliin (bu kadar ucuza) satm
alnmas deil mi? Batdan dn alnm, doum yeri bu toplum olmayan, olgunlatklannda isim

kazanarak kltr zenginletirmi bir ym nitelik, suda yzer gibi yzyor toplumun iinde,
yaptrlacak yklenecek kii arayarak. (Bilinmii) bildiini gstermek, (grlm) grdn
gstermek yeterli (mi?). Ondan sonras aaya oyun, yukarya oyun. (Toplumda) neyin yolunda
yrmediini gstermek bilinlilik saylyor, gazeteci bu yzden iyice palazland. imdi sra
toplumun bilim adamlanyia tehiz edilmesinde, her toplum gibi bize de psikologlar lazm, her olguda
ortaya kp yaam psikolojize edecek hazretler. Bence psikolojik bilgiyi tek bir nedenden tr
gereksiniyoruz, o da, psikolojiden kurtulmak iin, psikolojinin snrlarn grmek, tesine gemek
iin. Elimizde henz sadece tozlanm Freudculann evirileri var. Psikolojik meselelerle karlaan
ka kii bu kitaplan ald ve en fazla bilgiye ihtiya gsterdii zaman anlamayarak raflad?
Scak, vital bir zamana giriyoruz, tarihin vital dzeyi (sa olsun liberalizm, renkli basn, ithalat, yeni
"yeni gelenei") ykseldi. Gerek gelenein, gerekse ekonominin getirdii kstlarn kk hesaplanyla duygulann kztrmam, tutkuyu daraltm, gzeli tanmam bir toplum bu. Bu gidile
imgelerle insan ruhuna neler yaplabileceini en grotesk grntleriyle seyredeceiz. Bu olgu zerine
Bat'da ok konuuldu, adna "duygusal kifayetsizlik" diyorlar. Burjuvazinin, daha ok da orta
snflann kronik bozukluu olarak nlendi. Vitalitenin, bireylemenin, gzelin, sahip olmann,
hafifliin, kendiliindenliin yeni biimlerde ortaya kt bu atl toplum yakc bir Hayr'a yeni
deerlere yantn hazrlyor. Burjuvazi, kendi deerleri olduunu dnd bu deerlerin ortaya
kn alklyor, kendi farklln, kendi psikolojisini Trkiyeliler ad verilen insan topluluunun
yzne arpyor, iyice gizlenmesi
gereken bir eyi, onlar"a gstermek iin her eyi yapyor.
Psikolojinin son otuz-krk yldr zerinde en ok durduu olgu, kayg olgusu. Bu meselenin stesinden
gelmek iin Batda seferber edilen entelektel ordu, verilen toplumsal hizmetler, toplumsal yapy
korumak iin gerekletirilen icraat, muazzam. Bizse kayg ama hibir bilgi donanmna ve
toplumsal hizmete sahip olmadan giriyoruz. Tek kurtulu imanda, ama kstah burjuvazi hi vakit
kaybetmeden dini inanca sahip kesimi gldr konusu yapp, "nasl yayorlar?" haberciliiyle onlar
ayn bir toplumsal snf haline getirdi. Toplumda yle yeni dinamikler geliiyor ki, ussallatrma
gizilgc bu kadar dk olan bir toplum, usd kaynaklarn nasl eritebilir?
Usd kaynaklann ktnn sembolletiriimesi ile nasl eritildi-ne kk bir rnek almak istiyorum
buraya. Newman, Yeni Gine1 de yaayan sebze-yetitiren bir halk olan Gururumbalar arasnda
grlen bir sendromdan bahseder: "Yabandomuzu olma" sendro-mu. Gururumbahlarn yaadklar
yaylalarda yabani (evcillememi) domuz yoktur ve burada yaplan analoji, sahibinden kaan,
vahileen ve teki hayvanlara saldran domuzlara kyasla yaplmtr. Gururumballar ehli
domuzlarn niye saldrganlatklarn anlamazlar, fakat byle bir davrann geici bir durum olduuna
inanrlar.
Belli bir "muameleye" ve ritele tabi tutulan hayvan tekrar evcilleebilir. Bu yabandomuzu olan kii
iin de geerlidir: nsani kontrolden k geici bir sre iindir ve topluma tekrar dahil edilmelidir
(reintegration).
Yabandomuzu olula sanclanan birey eitli saldrgan tavrlar takniabilir: Yamalama, onu
seyredenlere ok atma, vs. Bu "saldrlar her naslsa nadiren ciddi zararlara yol aar. Bu davran, etki
altndaki birey, aldklaryla birlikte ormanda kaybolup, onlar yok edinceye kadar birka gn srer
(genellikle nemsiz paralar alnmak zere ortada braklr). Sonra normal haliyle kye dner; ne
kendisi olanlan hatrlar, ne de kimse ona hatrlatr. Baka bir durumda, tekrar yaban durumuna

dnebilir. Bu durumda yakalanr ve ayn ekilde davranan domuzlara uygulanana benzer bir trenden
geirilir: Tten bir atein zerine tutulur ve ardndan, vcudu ahalice, domuz yayla batan aa
svazlanr. Bu bir ceza deildir,
bununla birlikte, grevli bir kii tarafndan adna kk bir domuz. ldrlr ve makbul kklerden
mteekkil bir sofraya buyur edilir.
Grld gibi bu ilkel toplum kendi nevrozunu (bireyinin farkllamasn) toplumsal adan
"biimlendirebilmi", nevroza geerli bir ifade hakk tannm, yaamda kabul etmi, legal klm.
Gururumballar nevrozun, kiinin hayalet tarafndan srlmasyla ortaya ktna inanyorlar. Bu
hayaletler kt niyetli, zararl varlklardr. Isrlmay birey kendi semedii iin davranlarndan
sorumlu tutulamaz. Gururumballar duygulanmlarn (emotion) kendi rnda akmasn salayarak mahirane bir ekilde tehlikesiz kanallara ynelterek- bireyi topluma tekrar katarlar.
Salisbury, "yabandomuzu olma gibi tepkilerin, gruba uymayan bir karar, isteme varldn ve bunun
bireyin sorumluluu dnda gerekletiini "haykrmak" zere ortaya ktn syler: Etkilenmi
bireyler kendi istemleriyle kendilerini hayaletlerin saldrsna urayarak "snlabilecekleri" yerlere
atarlar - bir domuzu karanlkta ormana kovalar, bir mezara basarlar, vs.
Oysa bizim sorumluluk anlaymzda, birey, ruhunda ortaya kan ktln -farkllnsorumluluunu toplumla ne kadar paylaabilir? Bylece byk ihtimalle, Gururumballarn apulcu
nevrotik tipine kar toplumumuzda izoid (ie-kapank, ya da fadesiz) tip baat olarak ortaya kar.
Nevrozun (farklln) ifadesi, nevrotiin kendisi tarafndan (tplumsal usu, treyi kulland iin)
ktnn ifadesi olarak anlalr. Toplumdan gelecek umudu yitirmemek iin ktnn ifadesini (yani
kendini) engeller nevrotik. Modem toplum, Gururumba toplumunun kty toplum dnda
konumlandrmasnla ve ifade hakk tanmasnn tersine, kt'y bireye brakmtr. Tbbm geliimiyle
bedensel hastalklara erken tehisle zm bulan toplum, bir yandan da farklln erken tehisiyle
ruhsal hastalklar yaratt. Biz ruhsal farkllk tayanlara Gururumba ihtimamn gsterir miyiz?
Yaplan daha ok, farklln tehisiyle yalnzla mahkm etmektir. Gizli toplumsal mahkemeler
bireyin i dnyasnda Kafkann anlatt srele kurulu verir.
V.
Birtakm kavramlar Trk diline yabanc olduu iin, bazlarn dipnotlarla anlatmaya altm.
Konunun karmakl, ilginlii ve bence neminden tr ksa kesilemeyecek olan bir ayrm
koymay "nsz"e almak durumunda kaldm: Bu kitabn evirisinde ortaya kan nemli glklerden
birisi, ngilizcede -ve psikolojide-ayrmlar konmu olan etki, duygulanm ve duygu iaffect, emotion,
feelirig) szcklerinin tadklar anlamn aktarlabilmesiydi. Bu szcklerin zellikle yaratclk
psikolojisinde tadklar anlamdan tr ayrmlarnn konmas gerekiyor. Duygu szc Trke-de
genellikle etki ve duygulanm da yeri geldike kapsyor. Ancak bu konudaki literatrde de byk bir
karmaa hkim. Her zgn dnrn neredeyse kendisinin getirdii bir tanmlama, konumlamayla
karlalyor. Bu yzden ben burada kesin ayrmlar getirmek yerine, daha ok bir izlenim, bir sezgi
ile bu ayrmlarn varln ortaya karmay deneyeceim.
Juhg'a gre insann psikolojik ilevleri duygu, duyum, sezgi ve dnme. Yani, insann psikolojisi
karlat dnya ieriklerine kar (kendi dnyas da dahil), an iinde bu drt ekilde yant veriyor.
Bu ilemler kimi durumlarda birbirleriyle ztlk iinde bulunsalar dahi, hepsi bir arada da ilevlerini
srdrebilirler. Bu ilevlerin biraradaln daha sonra aklayacamz farkndalk szc ifade eder.

Burada belirlemeye altmz, bu ilevlerin biraradalk-larnn getirdii bileimlerin sonular


deil, sadece duygu olduu iin, bu btnl sadece duyguyu parantez iine alarak kuralm.
Duygu (Jung'a gre) ego ve verili bir ierik arasnda cereyan eden bir sretir, bu sre iinde ierie,
kabul veya red (holanma ya da holanmama) cinsinden bir deer yklenir. Duygu d dnyadan
tmyle bamsz olabilecek olan, tmyle znel bir sretir. Duygu bir eit yarglamadr.
Entelektel bir yargdan fark amacnn kavramsal ilikiler deil, znel bir kabul ya da red kriterini
gndeme getirmesidir. Duygunun younluu artarsa bir etki haline gelir. Jung burada duygulanm
(emotion) ile etki (affect) arasnda bir ayrma gitmiyor, duygular arasnda etkin duygu ile edilgin duygu ayrmm getiriyor. Edilgin duygu (ilevi) zel bir ierik. tarafndan tahrik edilip ekilerek,
znenin duygularm bu ierie katlmak zorunda brakr (burada ilev olan duyguyla, zaman iinde yer
tutan, bir nesnesi, ierii olan duygu birbirlerinden farkl eylerdir; rnein holanmad bir konseri
terk eden bir kiiyle konserde kalarak holanmad duygulan yaamaktan kendini kurtaramayan iki
kiiden ilki etkin bir duygu ilevi ile yaayaca duygular seebilirken, kincisi zayf bir duygu ilevi
ile istemedii duygulara mahkmdur). Etkin duygu (ilevi) zneden yaplan bir deer aktarmdr, bu
yzden de bir yn vardr ve istemin bir edimi sonucu ortaya kar. Sevmek ve k olmak etkin
duygu ile edilgin duygunun birer tr olarak karmza kar. Dier baz psikolojik kuramlara
baktmzda duygulanm (emotion) kavramnn Jung'un edilgin duygu kavramm kapsadm
grebiliriz. Etki ile duygulanm birbirinden ayrmayan Jmg, duyguiann yksek bir younlukta
olduklannda, kendilerini fiziksel bir katkyla, kuvvetlenmeyle, duygulanm dzeyinde gsterdiklerini
syler. Pratikte bir ayrm yapmak iin ise, duygunun istem sonucu ortaya ktm syleyerek ayrm
getiriyor.
James Averill duygulanmn doasn yle anlatyor: Emotion Latince e+movere'den retilmitir.
Fiziksel ve psikolojik rahatszlk, huzursuzluk, strap, alkant, altst olma durumlarna karlk
olarak kullanlr. Duygulanmn psikolojik durumlar iin kullanlmas yeni bir gelimenin sonucudur.
Neredeyse 2000 yldr (eski Yunandan on sekizinci yzyl ortalanna kadar) duygulanmlardan
"tutkular" olarak sz ediliyordu. Tutku, yani passion ise Latince pai (ac ekmek) ve Yunanca pathos
szcnden gelir. ngilizcede edilgin (pasive) ve hasta (patient) szckleri de ayn pati kknden
tretilmilerdir. Bu kavramlarn kkndeki dnce, bireyin bir deimeyi balatmas ya da bir
eylemi gerekletirmesinin tersine, bana gelen bir deiime katlmakta veya bu deiimden ac
ekmekte olduudur. Kavranma, kskvrak tutulma, yrtlma, paralanma, altst olma, darmadan
olma duygulanm dile getirirler. Duygulanmlar bizim neden olduumuz eyler (eylemler) deil,
bamza gelen durumlardr (tutkular).
Duygularn egoda, bir ben-merkezinden kaynaklanarak konumlanmasnn, bir merkezlenmilii
getirmesinin, bu merkezin kendini baka ieriklere balayabilme yetisini elinde tutuyor olarak hissetmesinin (ben) tersine,
duygulanm iindeki kii sktrlm, kuatlm durumdadr (bana). Bu arada Averill kiiyi edilgin
duruma, snrlanmaya dren duygulanmlarn tersine, ego snrlarnn tmyle zld bir
duygulanm tipinden "akm olarak sz eder. Yaratclk sz konusu olduunda vecd ve coku
duygulanmlar bu kategoriye girerler. May, bu durumlardan, egonun dnyayla kendi snrlarn aarak
sonsuzca ilikiye girdii anlar olarak bahseder.
Etki olgusunu, duygulanmdan ayrmak iin ise unu syleyebiliriz; Duygulanm bamza gelen, bize
etki eden "bir ey "in varlm gsterir, ama sorun bu eyin ne olduunu bilmememizdr. Bu ayrm

anlamak iin rnek verecek olursam, korku le kayg, ve, yas ile melankoli byle bir ift olutururlar.
Korku ve yas duygulanm deil, etki olarak grldnde, neden korktuumuz ve neyin yasn
tuttuumuz bellidir, yani bu durumlara yol aan eyler bellidir. Oysaki kaygnn ve melankolinin
nesnesi belli deildir, yani bizi kayglandran eyi bilmediimiz gibi, melankolinin de neyin
yitirilmesi sonucunda ortaya ktn bilemeyiz. Burada geldiimiz ilgin bir nokta da, problem ve
giz dzeyi arasndaki fark. Marcel'in belirttiine gre, insan, varln getirdii problem dzeyini
aarak varln gizine dalabilir. O halde duygulanmlar problem ("belli bir ey"in stesinden gelmeye
almak) dzeyine indi-rilemedikleri iin insann tm varlnn sorgulanmas anlamn da tarlar.
Fakat burada eklenecek bir nokta Tillichin sorduu gibi, insanlarn kendilerini tm varolular iinde
sorgulayan duygulanmlarla ne yaptklardr. Tillich bu soruya, "insanlar kayglarndan kurtulmak iin
Tann'y ve korkulan yarattlar, yantn verir.
Etkinin bir baka bakla aydnlatlmas iin Wellek'e bavurursak, o da duygulanm "bir younluk x
derinlik" kutuplamas iinde ele alr. Bu iki kutup arasnda bir kartlk vardr. Kiiler kendilerini
derinlemek zorunda brakan (derin) duygulanmlarla kar-latklannda, etki yan ar basan youn
duygulanmlara ya da san-timental bir duyguya ekilme eilimindedirler. Buna rnek olarak, ac
verecek bir durumda fkelenmeyi, krmay, saldrgan davranmay tercih ettiklerini syler.
Duygulanmsal (emotional) biri dediimizde neyi kastederiz: Duyarl, heyecanhh m, yoksa
santimantaliteyi mi? Duygulanmsal derinlii veren nitelik, duyarlktr.
Duygulanmsal derinlii olan biri, tm varlna mdahale eden bir , deneyimle karlatnda ona
derinlemesine dalma eilimindedir.
Sartre duygulanmlarn insann bana gelen eyler olduunu kabul etmez. Ona gre, duygulanm,
kiinin dnyadaki bulunuunun bir sonucudur; bilinli yaantsnn, edimlerinin uzantsdr. Bu adan
baklnca, duygulanm, kiinin yapt bir bydr, kendini aan dnyaya etki edemedii iin, kendini
deitirerek dnyann farkna varn deitirmek, bylece dnyay deitirme bys. Bylece kii
dnyaya kar varoluunda ortaya kan belirsizlie, karmaaya kar tavr almak yerine, etkilenme
yoluyla dnyay bir tek nesne, ey dzeyine indirir.
Rollo May ise, duygu ve duygulanm belirlemek iin "nedeni ne" / "amac ne" ile "gemie ynelik" /
"gelecee ynelik" kavram iftlerini kullanyor. May'e gre duygulanm sadece "arkadan itilme",
adrenalin dzeyindeki deiimlerin sonucu, tutulma gibi grmek yanl. Duygulanmn sadece bir
ehresi gemile ilgili. Gemiteki (arkaik, ocuksu) belirlenimlerin bir nedeni olarak ortaya kyor.
Duygulanmn bu geriye, gemie ynelik yan zerinde Freud byk nemle durmutur. Kiinin
kendim kendinde yaamasdr bu yan. Gemi psikolojik oluumu yanstr. "Nedeni ne" ile gemie
doru iz srlr. Oysaki ikinci yan bir eye doru iaret etmektedir, durumu biimlendirmeye bir
ardr. Gelecee yneliktir. "Amac ne" ile gelecee yn bulunur. lk kavram belirlenimcilikle
ilikiliyken, kincisi zgrlkle, yeni olaslklarn ortaya kmasyla ilikilidir. Duygulanma,
gelecek ile ilikili olarak bakldnda, birinci durumun tersine, etkin bir sorumluluk duygusu sadece
bir bilin deil, esas olarak bir gerekletirme, hayata geirme sorunu olarak kar karmza.
Duygular, kendimizi dnyamzdaki anlaml insanlarla iletiime sokma yolumuzdur, kiiler arasnda
kurulan, atlan bir dildir. Duygularmz dier kiiyi hesaba katmakla kalmaz, ksmen de varolan
dierlerinin duygularyla biimlenir. Manyetik bir alan iinde hissederiz. Byle baklnca
duygulanmlar kiiliin daha ok usd, bilind yan ile ilikiliyken, duygular kiiliin bilinli,
ussal, sorumlu yann ilgilendiriyor. Duygulanmlar ortaya karan kiiler, ierikler kendileri-olarak .
deil, sembolik varlklaryla yaanrken, duygular daha ok karmzdaki kiinin-kendisi'ne yneliyor.

Ayn duruma duygu dnyasnda da rastlarz. Jung duygu ilevinin geri kald, yetersiz olduu
durumdan bahseder. Byle bir durumda kii, etkin bir duygu ileviyle karlanmas gereken dnyay,
mesela kendi gvdesinde indirgeyerek devaml gvdesini (arlar, szlan, uykuyu, ackmay,
susamay, vs.) dinler. Bylece gerek duygularn (dnyann) yokluunu, fizyolojik etkiler sonucunda
gvdesinde ortaya kan devinimleri hissederek, kapatmaya alr.
VI.
Bu kitap topluma hitap etmiyor. Okurunu olduka bireylemi kiilerden semek zorunda.
Geleneklerin, ailenin, eitimin bana ne geleceini toplumbilimcilere brakyoruz. Toplumsal
reformistleri, devrimcileri olduka scak gnler bekliyor herhalde. Biz "yeni'nin gelenei"ne balyz,
yerimiz bu ve bu yolda yrmek zorundayz. Ben ok-kiilik-duygularn tannd, reklamnn
yapld, retildii bir ortamda, tek-kiilik-duygulann, olumsuz duygularn, hilik, yokluk
duygularnn kolektiflemeden, kendi gizilgleri dorultusunda gelitirilebilmesi iin ihtiyacn
duyduum, ihtiyac duyulabilecek bir kitab evirdim, yeni gven ve cesaretin farkmdal-ma katkda
bulunmak istedim. Baz kiilerin (zellikle de gen bireylerin) insan cinsinden yabanclamalarna bir
ilk katkda bulunmakt hedefim; kitabn sonunda getii gibi, bu, psikoterapinin de ilk basamam
oluturur. Bylece bir kitabn yalnz kalacan bildiimden bir sunu yazarak bu kitaba destek
saladm umuyorum.
Bu kitabn baskya hazrlanmasna deerli katklanndan tr Ayla Aydn ve Metin Batur'a, iir
evirilerinden tr Necmi Zek' ya, evirilerini kullanmamza zin veren Cevat apana, Metis Yaymevinden, Semih Skmen ve zellikle de bu kitab karmay kararlatrdmz ilk gnden beri
bana en byk destei salayan rnek yaync Mge Grsoya teekkr bor bilirim.
ALPER OYSAL Nisan 1988, F ir uzaa
alper@yaratmacesareti.net
nsz
YAAMIM BOYUNCA yaratcln byleyici sorulan aklmdan kmad, Bilim ve sanatta zgn bir
fikir, bilindndan niye u anda "frlayveriyor?" Yetenek ile yaratc edim (act) ve yaratclk ile
lm arasndaki iliki nedir? Bir mim ya da bir dans, neden bylei bir tad veriyor? Homer, Truva
Sava gibi klliyetli bir olguyla karlatnda, bunu nasl tm Yunan uygarlnn ahlak iin yol
gsterici olan bir iire inceltti?
Bu sorular kenarda duran biri olarak deil, sanata ve bilime bizzat katlan biri olarak sordum. Bu
sorular, mesela, kt zerindeki iki rengin nceden tahmin edilemeyecek bir ncy dou-ruunu
grmenin heyecanndan kanp sordum. nsan olmann ayrt edici znitelii, onun, evrimin yakc
kouturmas iinde bir an iin durup, Atamira ya da Lascauxdaki maara duvarlarna bizi hl
hayranlk ve huu iinde aknla dren u kahverengi-krmz geyik ve bizonlar resmetmesi
deil mi? Bizzat gzelliin kavranmn, doruya giden bir yol olduunu dnn; "zarafetin fizikilerin bululanm anlatmada kullandklan anlamda- nihai gerekliin bir anahtar olduunu;
Joyce'un, sanatnn, "soyunun yaratlmam vicdam"m yarattn sylerken doruyu sylediini
dnn!
Bu blmler kendi dnp tanmalanmm ksmi bir kayd. Kolej ve niversitelerde yaplan

konumalarda dodular. Gzme tamamlanmam grndkleri iin onlar yaymlamakta hep tereddt
ettim - yaratnn gizemi hl sryordu. Sonra "bitmemilik niteliinin hep kalacam, bunun bizzat
yaratc srecin bir paras olduunu anladm. Bu anlama, konumalar duyan birok kiinin
yaymlamam iin beni zorlamalan ile akt.
Memnuniyetle belirtmeyi bor biliyorum; kitabn ad aklma,. Paul Tillich'in The Courage To
Zte'sinden (Olma Cesareti) geldi. Ancak kii bir boluk iinde olamaz. Varlmz yaratarak ifade
ederiz. Yaratclk oluun zorunlu bir devamdr. Dahas, balktaki cesaret szc birinci blmn
birka sayfasnn tesinde, yaratc edim iin esas olan, cesaretin zel bir eidine deinmektedir.
Yaratclk tartmalarnda bundan nadiren bahsedilmekte ve hakknda daha da az yazlmaktadr.
Msveddenin hepsini ya da bir blmn okuyup benimle tartan birka dostuma teekkrlerimi
ifade etmek istiyorum:
Ann Hyde, Magda Danes ye Elinor Roberts.
Bu kitab derlemek bana genelde olduundan daha fazla zevk verdi, nk tm bu sorular tekrar
dnp tanmama vesile oldu. Umudum yalnzca, bu kitab derlerken aldm zevki okurun da
almasdr.
ROLLO MAY Holderness, New Hampshrie
Yaratma Cesareti

Yaratma Cesareti
BR AG LRKEN, yenisinin henz domad bir zamanda yayoruz. Cinsel trede, evlilik
biimlerinde, aile yaplarnda, eitimde, dinde, teknolojide ve modem yaamn neredeyse tm dier
yzlerindeki kkten deiiklikleri grmek iin evremize baknnca, bundan phemiz kalmyor. Ve
tm bunlarn gerisinde, biraz uzaa ekilmi olan, fakat asla yok olmayan atom bombas tehdidi var.
Bu sarsnt anda duyarlkla yaamak gerekten cesaret istiyor.
Bir seimle yz yzeyiz. Dayanaklarmzn sarsldn hissedince kayg ve panik iinde geri mi
ekileceiz? Tandk sularda demir taramann rkntsyle kaskat kesilip, tutukluumuzu
duygusuzluumuzla m rtp saklayacaz? Byle davranrsak gelecein biimlendirilmesine katlma
ansmzdan feragat etmi olacaz. nsan varlnn ayrt edici zniteliini elden karm olacaz:
Kendi evrimimizi, kendi farkndalmtzla3 (awareness) etki-leyebilmeyi. Tarihin kr silindirinin
nne uzanp, gelecei daha insanca ve adl bir toplumun kalbna dkme ansmz yitireceiz.
Yoksa, gerekli cesareti toplayp, kkten deiiklik karsnda duyarlmz, farkndalmz ve
sorumluluumuzu koruyabilmek iin zorunlu olduumuz cesarete smsk sanlabilecek miyiz? Kk lde de olsa yeni
toplumun biimlendrilmesine bilinle katlabilecek miyiz? Umudum seimimizin bu kinciden yana
olmas, nk syleyeceklerimi buna dayandracam.
Yeni bir eyler yapmaya arlyoruz, ayak baslmam bir toprakla yzlemeye, kimsenin gidip de
bize yol gstermek iin dnmedii bir ormana dalmaya arlyoruz. Bu, varoluularn hiliin

kaygs dedikleri ey. Gelecee doru yaamak bilinmeyene sramak demektir; bu da, halihazrda
emsali olmayan ve pek az kiinin kavrad dereceden bir cesareti gerektirir.
1 Cesaret Nedir?
Bu cesaret, umutsuzluun kart olmayacaktr. Tpk bu lkede yaayan her duyarl kiinin son 20-30
yldr karlat gibi, umutsuzlukla sk sk yz yze geleceiz. Bu yzden Kierkegaard, Nietzsche,
Camus ve Sartre cesaretin umutsuzluun yokluu olmadn ortaya attlar; cesaret, daha ok,
umutsuzlua ramen lerleye-bilme yetisidir.
Gerekli olan cesaret salt inatlk da deildir - mutlaka bakalaryla birlikte yaratmak durumunda
kalacaz. Fakat eer kendi zgn fikirlerinizi ifade etmezseniz, kendi varlnz dinlemezseniz,
kendinize ihanet etmi olacaksnz. Btne katkda bulunmadnz iin ihanetiniz toplumumuza da
kar olacak.
Bu cesaretin balca znitelii bizim kendi varlmz iinde onsuz kendimizi bir boluk olarak
hissedeceimiz merkezilemi-lii gerektirmesidir. teki "boluk", dla bir duygusuzluk4 ilikisidir;
ve uzun vadede, bu duygusuzluk korkaklk olarak birikir. Bu yzden balanmz her zaman kendi
varlmzn merkezinde temellendirmek zorundayz, yoksa hibir balanma otantik** dzeye
varamaz.
stelik cesaret gzpeklikle de kartrlmamal. Cesaret klnda ortaya kan ey kiinin bilind
korkusunu rtmek iin kulland sradan bir kabadaylk ve II. Dnya Sava'ndaki "ateli" pilotlar
gibi kendi maizmosunu*** kantlamak olabilir. Bylesi
** Otantik (authentic): Otantik szc edimle, edimsellikle, olgu ile olan ball, ayrlmazl
vurgular, burada nemle zerinde, durulan nokta, araya hibir taklit, sahtelik, ikiyzllk girmeden
bahsedilen edimin ya da olgunun belirli bir kaynakla ya da zle (gelenek, det, usul, rf, psikoloji)
tam bir itenlikle uyum, ballk iinde olmasdr. Varoluulukta otantiklik (authenticity) eyleme,
edime en ten bir merkezin salanabilmesi iin byk nem tar. Varoluular yaamdaki deer
arpkl ve karmaasna kar, otantik merkezleri gndelik yaamdaki varlkbilimsel
duygulanmlarda bulgulamaya giriip, varolan deerlerin srp gidebilmesi iin sakncal olan bu
duygulanmlar (korku, kayg, duygusuzluk, utan, su, bakaldr, gnah, melankoli, umutsuzluk,
samann duyumsam-, lm, ac ekme, dekadans, kt, demonik, tutku, yabanclama vb.) nplana
kartarak yeni bir insan mge si yarattlar, bu giriimde de fenomenolojik yntemi ok verimli bir
biimde kullanarak yeni yaam deerlerinin kurulabilmesi iin ok geni ufuklar atlar. Bu giriimde
otantik bilincin yaratlmas byk nem tar. Otantik bilincin yaratl Husserl'n redksiyon
(indirgeme), paranteze alma kavramlarnda gsterilmitir. Bu yntemle kii kendi varln en
temelde kuran yaam olgularm bulmak iin kendi yaamm oluturan tm olgulan bir indirgemeye,
paranteze almaya tabi tutar. Kiinin varln en temelde kuran olgular onunprimordial ego'sunu
olutururlar, Primordial ego, kiinin varlm en temelde kuran, her eyden nce olan varldr.
Otantik bilincin temelinin atlabilmesi, bu en temel olgularn doru bir ekilde seilebilmesi ve
kiinin bilincinin bu temel olgular bebilme yeteneiyle olanakldr. <Daha ayrntl bilgi iin, bkz.
Nermi Uygur, Edmund HusserVde Bakasnn Beni Sorunu, Yap Kredi, 1998.) (.n.)
*** Maizmo: spanyolca macho kknden gelir ve eril, erkeke, erkee ait anlamndadr. Erkek
psikolojisinin en dolaysz ifadesini dile getirir, (.n.) bir gzpekliin nihai sonucu kendi lmne
sebep olmak, ya da en azndan bir polisin copuyla kafay patlatmaktr - ikisi de cesaret gstermenin

pek retken biimleri saylmaz.


Cesaret, sevgi ve sadakat gibi dier kii deerleri arasnda yer alan bir erdem ya da deer deildir.
Cesaret tm dier erdemlerin ve kii deerlerinin altnda yatan ve onlara gereklik kazandran
temeldir. Cesaret olmakszn sevgimiz salt bamllk olarak solar. Cesaret olmakszn sadakatimiz
uyumculuk halini alr,
Courage (cesaret) szc, "kalp" anlamna gelen Franszca szck cceur ile ayn kkten gelir. Kalbin
kollara, bacaklara ve beyne pompalad kan ile tm dier organlara kazandrd ilev gibi, cesaret de
tm psikolojik erdemleri olanakl klar. Cesaretin yokluunda dier deerlerden, ryen erdem
msveddeleri olarak sz edilebilir.
nsan varlnda olu (being) ve oluuu5 (becoming) olanakl klmak iin cesaret arttr. Eer benlik
bir gereklie sahip olacaksa, benliin bir ileri srl, bir balan esas olmaktadr. Bu, insan
varlyla doann geriye kalan ksm arasndaki ayrmdr. Mee palamudunun mee olmas otomatik
byme iledir; herhangi bir kendini-balama art deildir. Enik de benzeri ekilde igdlerine
dayanarak kedi olur. Bu gibi yaratklarda doa ve varlk zdetir. Oysa bir kiinin tmyle insan
olabilmesi sadece kendi kararlarna ve kendini bu kararlara balayna dayanr. nsanlar deer ve
onura, gnden gne verdikleri karar ynyla ularlar. Bu kararlar cesaret gerektirir. Bu da, Paul
Tillichin cesareti niye ontolojik* olarak nitelediini anlatr - cesaret varlmzda esastr.
2 Fiziksel Cesaret
Bu, cesaretin en basit ve apak eidi. Bizim kltrmzde fiziksel cesaret, biimini aslen vahi
batya gen nclerin mitlerinden alr, mek-tiplerimiz, kanunu kendi ellerine alan, hasmlarndan
daha hzl silah ektikleri iin hayatta kalabilen, hepsinin tesinde kendne-dayanan ve en yakn
komunun yirmi mil tede oturduu bir iftlik yaantsnn o kanlmaz yalnzlna tahamml eden
nc kahramanlar olagelmilerdir.
Oysa bu nc gmenlerin bize brakt mirastaki elikiler hemen nmzde. nclerimizde
yaratm olduumuz kahramanlk ne olursa olsun, cesaretin bu eidi (imdi) sadece faydasn
yitirmekle kalmad, salt vahilik dzeyine indi. ocukluumu geirm deyiiyle bu niteliklerin gelecekteki bir baka olua, varla gittiini (bu yeni varhm da yeni
anlamlan ierdiini), niyetlilik ile de gidilen konumun ynn tamamlam oluyoruz. Sartre insan
varoluunun bir oluu olduunu vurgulayarak, insann "olduu ey olmadn, olmad ey
olduunu" syler, (.n.)
* Ontolojk (varlkbimsel): Varlkbilim (ontoloji): Varln incelenmesi ya da bilimi; metafiziin,
varln doas ve ilikilerine deinen bir dal. "Yeni on-tologi varlk fenomenlerinden kalkar. Onun
tavr, btn bilimlerin tvn gibi, na-iv ve dolaysz'dr; eski ontologi'nin tavr gibi, reflexioril bir
tavr deildir. Bizim yllardan beri stnde altmz felsefi anthropologi'miz de ontologik
temellere dayanr, yani kavramlardan deil, kavranandan kalkar; naiv ve dolaysz bir tavrla, insann
'temel fenomenlerini ele alr. Biz, insanda karlalan temel fenomenlere, insann 'varlk artlar
adn veriyoruz. Varlk artlan, yksek ya da alaklan, gelimi olmalan ve olmamalan, hangi basamak
zerinde bulunursa bulunsun, btn insan topluluklar iin ortak olan fenomenler, olaydr." (Takiyettin Mengolu, "Antropolojinin Inda Eitim", Felsefe Kurumu Seminerleri iinde, TTK, 1977.)
Ontoloji, "Varolann, varlnn yaplarnn bir btn olarak alnd zaman incelenmesidir. Bir dnya

ya da insan gereklii olsun, varln, oradalk'n oluturan artlar iinde kendisinin incelenmesidir."
(.n.)
diim kk ortabat kasabasnda olanlardan yumruk dv, yapmalar beklenirdi. Oysa
annelerimiz meseleyi baka bir adan grrler, bu yzden de okulda kapan olanlar eve dnnce
dvtkleri iin krba daya beklerdi. Bu yol karakter oluturmak iin hi de etkili deil. Bir
psikanalist olarak zaman zaman hl ocukken duyarl olan ve dierlerini ezerek baedirmeyi
renememi adamlar dinliyorum; bunun sonucu olarak yaama kendilerinin korkak olduu
kanaatiyle giriyorlar.
Amerika uygar diye bilinen uluslar iinde en vahisidir. Cinayet oranmz Avrupa uluslarna gre
ila on kat daha fazla. Bunun nemli bir nedeni mirass olduumuz macerac nclerin vahilii.
htiyacn duyduumuz yeni fiziksel cesaret eidi ne babo bir ekilde iddete komal, ne de benmerkezci gc dier insanlarn zerine dayatmal. Gvdenin cesaretinin yeni bir eklini ileri
sryorum: Gvdenin adale gcne dayanan insan gelitirmek iin deil, duyarln serpilmesi iin
kullanlmas. Bununla, gvdeyle dinleme yeteneinin gelitirilmesini kastediyorum. Bu, Nietzsche'
nin bahsettii gibi gvdeyle dnmeyi renmek olacak. Gvde benliin gzel bir ey olarak
ifadesini oluturacak, dierleriyle duygudalk kurmann bir yolu ve hazzn zengin bir kayna olarak
deerlenecek.
Gvdenin byle grlu Amerika'da imdilerde Dou'nun yoga, meditasyon, Zen Budizm ve dier
dinsel psikolojilerin etkisiyle yaylyor. Bu geleneklerde, gvde lanetlenmiyor, hakl bir vn
kayna olarak deerlendiriliyor. Bunu ilerlemekte olduumuz yeni toplumda gereksineceimiz
fiziksel cesaret eidinin karl olarak ileri sryorum.
3 Moral Cesaret
Cesaretin bir ikinci eidi de moral cesaret. Moral cesarete sahip olan tandm ya da bildiim kiiler
genellikle iddetten tiksinmi-Ierdir. rnein Rus esir kamplarndaki erkek ve kadnlara ynelen
insanlkd ve zalim muamele zerine Sovyet brokrasisinin gcne kar protestosunda yalnz bana
sesini ykselten Alexander
Soljenitsini alalm. Modem Rus romannn en iyilerinden olan birok kitab, kiinin fiziksel,
psikolojik ya da tinsel ezilmesine kar haykrmakta. Moral cesareti, bir liberal deil, bir Rus
milliyetisi olduu iin daha ak bir ekilde gz nnde. Karmakark br dnyada gzden silinmi
bir deerin sembol oldu - insan varlnn yaratlmlmdan gelen deerine, politik gr hesaba
katmakszn salt insanlndan tr sayg duyulmaldr. Stanley Ku-nitzin onu anlatt haliyle, eski
Rusya'dan frlam bir Dostoyevs-k karakteri olan Soljenitsin "Dorunun amacna hizmet edecekse
yaamm seve seve verebilirim," demiti.
Sovyet polisi tarafndan tutuklandnda hapse atld. Anlatlan hikyeye gre soyulup bir idam
mangasnn nne karld. Polisin amac onu psikolojik olarak susturamazlarsa lmle korkutmakt;
mermileri kuruskyd. imdi svire'de srgnde yaayan Soljenitsin orada da hi ylmadan srarc
tavnn srdrp benzeri eletiriyi dier lkelere yneltiyor ~ mesela, demokrasinin radikal bir
revizyona tabi tutulmasnn apak gerektii noktalarda Birleik Devletler'i eletiriyor. Soljenitsinin
moral cesaretinde kiiler var olduka "robot insanm zaferinin henz hkim olmadndan emin
olabiliriz.

Soljenitsinin cesareti benzeri moral mertlikteki kiiler gibi, salt direnme gcnden deil, kendi
mahkmiyeti srasnda Sovyet esir kamplarnda, evresinde grd insan aclarna duyduu
sevecenlikten de kaynaklanyor. Moral cesaretin kaynam, kiinin kendi duyarlm yolda dier
insanlarn acsyla zdeletirmesinde bulmas, byk anlam tamann yan sra, bir kuraldr da.
Bunu "alglama cesareti" olarak adlandrma eilimindeyim, nk kiinin alglama yetisine, kendi
benliini dier insanlarn acsn grmeye yneltebilmesine dayanyor. Kendimizi ktnn (evil)
yaantsna sokabilseydik, kt iin bir eyler yapmaya zorlanacaktk. Kapmak istemediimizde,
doru olmayan bir muameleye tabi birine yardm edip etmemenin bahsiyle bile karlamak
istemediimizde, algmz engellediimiz, kendimizi bakasnn acsna kapattmz, yardma
gereksinen kiiyle duygudalk bamz kopardmz hepimizce bilinebilir bir gerektin Bylece
korkakln gnmzdeki en hkim ekli "karmak istemedim" deyiinde gizlenir.
4 Toplumsal Cesaret
Yaratclk ve Karlama
3
1
Martquf- szc post-pozitif kullanlan bir szck, yani kendisinden nce gelen nitelikten daha azn
dile getiriyor. Mesela, air manque, sanat manque.
2
Ressentiment, kin, garez, husumet, deer tayan bir eye kar dmanlk gibi br anlama geliyor,
fakat byle evirmek hi de haddim deil. nk Bedia Akarsunun Max Scheler Felsefesinde Kii
Kavram ve nsan-Olma Sorunu nza alrsam, Scheler yle diyor: "Ressentiment kelimesini
kullanmz Fransz diline kar zel olarak duyduumuz bir sevgiden deil, Almancaya evirmeyi
ba-aramadmzdandr; ayrca Nietzsche ile bu szck teknik bir terim haline gelmitir" (nklap,
1998).
3
Farkndalk (avvareness): Farkndalk szc ngilizcede anlama, alg, bilginin varln anlatyor.
Farkndalk, genel ve geni bir bilgi, yorumlama gc ya da uyank bir algyla karakterize oluyor.
Farkndalk insann kendisine ve dnyaya kar duyarlk, idrak, bilin, uyanklk ve canlln
barndran bir zemin. drak, bilgi ve algnn bilinte derece derece snrlan amasn anlatr, ya da bir
bilme abasn dile getirir. Bilinte ise, bir eyin varoluu veya bir olgu zihinde belirir; ya da bilin,
u ve baskn bir anlamay, bir zihin meguliyetini dile getirir. Farkndalk beindeki bir baka szck
olan duyarlk, bir eyin sezgisel olarak duyumsand, ussal olarak algland, bilindii ve kabul
edildii durumlara uyar. Uyanklk ise canl bir farkmdal, keskin bir algy belirtir, (.n.)
4
Duygusuzluk (apathy'y. Apathy szc, duygu, ac anlamna gelen pathos szcnn bana
olumsuzluk anlam katan a'mn getirilmesiyle retilmitir. Tutkudan, heyecandan, duygulanmdankurtulma, etkilenmeme; duygu veya duygulanm eksiklii ya da yokluu anlamna gelir. May'e gre
duygusuzluk, dnyann basks altnda kiinin ie dnmek zorunda kalmasyla gndeme gelir, birey bu
yzden yeni bir kimlik problemiyle yz yzedir; "Kim olduumu bilsem de, hibir anlamm yok.

Dier insanlar etkileme olanam yok." Byle balayan srecin bir adm tesi duygusuzluk, daha
sonras ise iddete bavurmaktr. May, duygusuzluu seks olgusu iinde incelediinde, kiinin l"
olmadn kantlamak iin sekse abandm anlatr. yaam kuruduu, duygu azald zaman
duygusuzluk artar, kii bir dier insanla has bir etkileim kuramayp, ona dokunamazsa, iddet, iblise
bir zorunlulukla olas olan en dolaysz dokunma itkisi halinde ortaya kar. Bununla birlikte, May
duygusuzluu, modem ada yaamann zorunlu sonucu olarak grp, bu durumu trajik bir paradoks
olarak niteler: "Bir eit duygusuzlukla kendimizi korumalyz," der. Duygusuzluk, insann an
drtld bir ortamda, "iz brakacak bir hasara uramadan yenilgiyi yaamasdr, ancak duygusuzluk
hali uzarsa, salt zamann geii ile, kii zarar grr." Duygusuzluk, bir havlu atma, es koyma, geici
bir pes etme gibi grldnde, "insan en byk iflas iinde tekrar bir ey yapabilecek duruma gelene
kadar kiilii koruyan bir mucizedir", (.n.)
5
Oluu (becoming): Her e kadar olmaktan, olumak yklemine geerek oluu szcne vardysak
da, ngilizcede olu karl olan being ile, oluu karl olan 7?eco/mng'in anlam asndan
bvtaradakklanm eklemek gerek. Be-come ykleminin kk, bir eye doru gelmek, yaklamak, rast
gelmek, uygun gelmek, denk dmek, karlamak, varmak, gitmek; ortaya kmaya gitmek; bir varlk
ortaya karmak; belirgin bir doay, z, ilerlemeyi, anlam meydana kartacak ekilde gelimek
anlamna geliyor. Buradan hareketle, oluu ismini trettiim becoming szc, denk gelmek, yerine
oturma eylemi; varla gelme; ayn bir safha ya da koula gtren bir deiim iinde ortaya kma,
belirme; yeni olanm kendini gsterdii bir sre; deime anlamna geliyor. Rollo May kitabnn
nsznde "Olma Cesaretinden hareketle, kiinin bir boluk iinde olamayacam, varlmz
yaratarak ifade edeceimizi, yaratcln oluun zorunlu bir devam olacan sylyor. Oluu
szc bir bakma fizikte vektrlerin grd ilevi yerine getiriyor, yani insan varlna yn
/ynleri ekliyor. Kiinin sadece varlndan bahsedemeyiz, onun oluunun ayn zamanda bir yn
vardr, ya da kii bir anlam tamamlamaya, o anlama doru ilerlemeye gider, baka bir deyile bir
anlama gelir, varr, ular. Bu yn, ynlenmeyi tanmlamak iin de inaksalllk, niyetlilik anlamna
gelen inentionality szc kullanlyor. Olmak szcyle insana birtakm nitelikleri yklyoruz,
insan yaamnn anla-

4 Toplumsal Cesaret

Cesaretin nc eidi de yukarda akladm duygusuzluun kartdr; bunu toplumsal cesaret


olarak adlandryorum. Toplumsal cesaret dier insani varlklarla ilikiye girme cesaretidir - kiinin
anlaml bir yaknlk kurma umuduyla tehlikeye atlabilme yetisi. Kiinin kendini, artan bir akl
talep eden bir ilikiye, belli bir zaman sresi iinde yatrabilme cesaretidir.
Yaknlk cesaret gerektirir, nk risk kanlmazdr. likinin bize nasl etki edeceini daha batan
bilemeyiz. Kimyasal bir etkileim gibi birimiz deiirse, ikimiz de deieceiz. Kendimizi
gerekletirirken geliecek mi, yoksa yklacak myz? Emin olabildiimiz tek ey, eer kendimizi
ilikiye, iyisine ktsne, tm varlmzla brakrsak bundan etkilenmeksizin kamayacamzdr.
Otantik yaknlk iin gereken cesaretin kamlanmasna engel olmak iin gnmzn yaygm bir
pratii sorunu gvdeye kaydrmak, onu basit bir fiziksel cesaret haline getirmektir. Toplumumuz-da
fiziksel soyunma, ruhsal ya da tinsel soyunmadan daha kolay ~ gvdemizi paylamak, daha kiisel
olduu hissedilen ve paylalmasnn bizi daha zedelenebilir kldn denediimiz fantezilerimizi,
umutlarmz, korkularmz ve arzularmz paylamaktan daha kolay. Tuhaf nedenlerle en ok nem
tayan eyleri paylamakta utangacz. Bylece insanlar, bir ilikinin daha "tehlikeli" olan yapsndan
kurtulmak iin hemen yataa atlayarak ksa-devre yapyorlar. Ne de olsa gvde bir nesnedir ve ona
mekanik davramlabilir.
Oysaki fiziksel dzeyde balayan ve kalan yaknlk otantikliini yitirmeye eilimlidir ve az sonra
kendimizi boluktan kaar buluruz. Otantik toplumsal cesaret, kiiliin birok dzeyinde ayn anda
yaknlk gerektirir. Kii ancak bunu yaparak kiisel yabanclamay yenebilir. Hi phesiz yeni
insanlarn karlamas beklentinin cokusuyla birlikte bir kayg arpntsn da getirir; ve ilikinin
derinliine indike her yeni derinlik yeni cokular ve kayglar da beraberinde getirecektir. Her
karlama, bizi bekleyen bilinmeyen bir kaderin habercisi olabilecei gibi, dier kiiyi otantik
biimde tanmann heyecan verici tadna doru bir uyanc da olabilir.
Toplumsal cesaret iki deiik tr korkunun yz yze gelmesini gerektirir. Bunlar ilk psikanalistlerden
Otto Rank tarafndan ok gzel anlatlmlardr. Rank bu korkulardan ilkini "yaam korkusu" olarak
adlandrr. Bu, zerk-olarak-yaama-korkusudur, kendini terk edilmi bulmak korkusu, bir bakasna
dayanma gereksinimi. Bu korku, kiinin kendini, ilikiye girilebilecek bir benlii kalmayana dek bir
ilikiye frlatma gereksiniminde kendini gsterir. Kii gerekte sevdiinin bir yanss haline gelir eninde sonunda eini skmaya balar. Bu, Rank'n anlatt gibi, kendini-gerekletir-me korkusudur.
Kadn zgrlnden krk yl nce yaadndan, Rank, bu eit korkunun en tipik olarak kadnlarda
bulunduunu sylemiti. Rank bu korkunun tersini "lm korkusu" olarak adlandrd. Bu, dieri
tarafndan tmden emilme korkusudur, kendi benliini ve kendi zerkliini yitirme korkusu,
bamszlnn alnp gtrlmesi korkusu. Rank, bu korkunun, ounlukla ilikinin ok yaknlamas
halinde hzl bir ricatla svp kamak iin arka kapy aralk tutmay kollayan erkeklerde yerlemi
olduunu syler.
Gerekteyse, eer Rank gnmze kadar yaam olsayd, iki eit korkuyla da, phesiz ki deiik
oranlarda, hem kadnlarn hem de erkeklerin yz yze gelmeleri gerektiini kabul ederdi. Tm
yaantmzda bu iki korku arasnda salnr dururuz. Aslnda bunlar, bakasna ilgi gsteren birini
bekleyen kayg ekilleridir. Eer kendimizi-gerekletrmeye doru ilerleyeceksek, zorunlu olan bu
iki korkuyla yzlemek ve kiinin sadece kendisi olmasyla deil, dier benliklere katlmyla da
gelieceinin farknda olmaktr.

Albert Camus Srgn ve Krallk'ta bu iki zt cesaret trn anlatan bir yk yazmt. "Sanat
banda", kars ve ocuklar iin zorlukla ekmek paras bulabilen Parisli fakir bir ressamn
yksdr. Sanat lm deindeyken, en iyi dostu, ressamn zerinde alt tabloyu bulur.
Tablo, ortasnda belirsiz bir biimde, ok kk harflerle yazld grlen tek bir szck dnda
botur. Szck ya solitary olabilir -yalnz olma; kiinin olaylardan uzak durmas, derinlerdeki
benliini dinlemesi iin gerekli zihin huzu-. runu korumas- ya da solidary olabilir -"pazar yerinde
yaama"; dayanma, katlma, ya da Marxn deyiiyle kitlelerle- zdeleme. Kart da olsalar, tek
bamalk da, dayanma da, sanatnn sadece kendi a iin anlaml olmakla kalmayp gelecek
kuaklara da seslenecek bir eser yaratmas iin esastr.
5 Cesaretin Bir Paradoksu

Her cesaret eidinde rastladmz tuhaf bir karakteristik paradoks burada karmza kyor.
Ortadaki kartlk udur: Kendimizi tm bir dolulukla adamalyz, ama ayn zamanda yanlyor
olabileceimizin de farknda olmalyz. Kesin inan ve phe arasndaki bu diyalektik iliki cesaretin
en yksek tiplerinin zniteliidir ve cesareti salt gelime ile zdeletiren basitletirici
tanmlamalarn yanlln ortaya serer.
Kendi tavrlarnn doruluundan mutlak bir ekilde emin olduklarm iddia edenler tehlikelidirler. B
ylesine emin olma sadece dogmatizmin deil, ykclkta onu geen kuzeni fanatizmin de zdr.
Giriiminin yeni doruyu renmesine set eker ve biiin-d phenin cansz hayaleti our. Bu
durumda kii itirazlarn, sadece kar klar deil, kendi bilind phelerim de yattrmak iin
artrmak durumunda kalr.
Beyaz Saray'dan ykselen, "mutlak olarak eminim ki," tonunu, ya da, una mutlak bir aklk
getirmek isterim ki," ifadesini -Ni-xon-Watergate gnlerinde sk sk olduu gibi- her iittiimde, ar
vurgulamann ifa ettii bir sahteciliin tezghlandn hissedip kendimi geri ekmiimdir.
Shakespeare yerinde olarak "Sanrm, kadn (veya politikac) ok fazla itiraz ediyorlar," demitir.
nsan bylesi bir zamanda, balln apak korumu ve phelerini apak itiraf etmi olan Lincoln
gibi bir liderin varln zlyor. Tepedeki insann senin benim gibi pheleri bulunduunu; bu
phelere ramen yolu aacak cesarete sahip olduunu bilmek ok daha gvenlidir. Yeni doruya
kar kendini hendeklerle eviren fanatiin tersine, hem inanabilme, hem de kendi phelerini kabul
etmeye cesareti olan kii yeniden renmeye ak ve esnektir.
Paul Cezanne sanatn geleceim kkten etkileyebilecek yeni bir uzam biimi kefettiine ve
resimlediine kuvvetle inanrken ayn zamanda her ann dolduran acl kukular iindeydi. Kendini
adama ve phe arasndaki iliki hibir ekilde uzlamaz deildir.
Kendini adama phe iermedii zaman deil, pheye ramen olduunda en salkldr. Tamamyla
inanmak ve aym zamanda pheleri olmak hi de elikili deildir: Doruya daha byk bir sayg
beslemek, dorunun verili bir anda sylenen ya da yaplandan her zaman daha teye gittiinin
farknda olmaktr. Dorn bu yzden sonu gelmez bir sretir. Bylece Leibniz'e atfedilen ifadenin
anlamm bilebiliriz: "Eer bir ey renebileceksem en kt dmanm dinlemek iin yirmi mil
yrrm."
6 Yaratc Cesaret
Bu, bizi tm cesaret eitleri iinde en nemlisine getiriyor. Moral cesaret yanllarn

dzeltilmesiyken, onun kontrast olan yaratc cesaret yeni bir toplumun inasnda yeni biimlerin,
yeni sembollerin, yeni modellerin bulunmasdr. Her ura yaratc cesaret gerektirebilir ve gerektirir.
Gnmzde, teknoloji ve mhendislik, siyaset, i dnyas ve kukusuz eitim, tm bu uralar ve
dier birou, kkl bir deiimin ortasndalar; ve bu deiimi deerlendirecek ve ynlendirecek
cesur insanlar gerekmekte. Yaratc cesarete duyulan gereksinim, uran geirmekte olduu
deiimin derecesiyle doru orantl.
Oysa yeni biimleri ve sembolleri hemen dolayszca ortaya karanlar sanatlardr: oyun yazarlar,
mzisyenler, ressamlar, danslar, airler ve de dinsel alann airleri olan ermiler. Yeni sembolleri iirsel, iitsel, plastik, dramatik- imgeler biiminde resmet-mekteler. Kendi imgelemlerini sonuna
kadar yayorlar. Birok insan tarafndan sadece dlenen semboller sanatlar tarafndan grafik
biimde ifade bulmaktalar. Ancak yaratlm bir rn -mesela Mozartn belisinideerlendirdiimizde de yaratc bir edimi icra etmekteyiz. Kendimizi bir resme baladmzda -ki
modem sanat otantik olarak grebilmek sz konusu olduunda zellikle yapmamz gereken eydiryeni bir duyarlk anm yaarz.
Resme temasmzla iimizde yeni bir grnm zemberei boanr; iimizde esiz bir ey doar. Bu
da, yaratc kiinin resmini, mziini ya da dier yaptlarn deerlendirmenin bizim amzdan da
yaratc bir edim olmasnn nedenidir.
Eer ki bu semboller tarafmzdan anlalacaksa, onlar alglarken onlarla zdeleebilmeliyiz.
Beckett'in oyunu Godot'yu Bek-lerkeride zamanmzdaki iletiimin iflasna dair entelektel
tartmalar bulamayz; iflas basite orada, sahnede sunulmutur: Mesela bunu en canl ekilde,
Luckynin efendisinin "dn emri zerine girdii, felsefi bir nutkun tm debdebesine sahip, oysa
gerekte salt tantanadan ibaret, tkrkler saan uzun konumasnda grrz. Kendimizi piyese,
giderek daha baladmzda, sahnede, otantik olarak insanca iletiim kurmada topyekn iflasmz
ya-amdakinden daha byk boyutlarda grrz.
Beckett'in oyununda, sahnede yalnz, plak aac grrz, hibir zaman ortaya kmayacak olan
Godot'yu birlikte bekleyen iki kiinin yalnz ve plak ilikisinin semboln; ve bu bizde kendimizin
ve dier biroumuzun yaad, benzeri bir yabanclama duygusunu uyandrr. ou insann
yabanclamalarnn aka farknda olmamalar olgusu bu durumu sadece daha gl klar.
Eugene ONeill'in The Iceman Comettima. (Buzadam Geliyor) toplumumuzdaki zlmenin aktan
tartmasn bulamayz; bu, piyeste bir gereklik olarak gsterilmitir. nsan olmann soyluluu
hakknda sylenen bir ey yoktur; bu, sahnede bir yokluk olarak sergilenir. nk bu soyluluk
bylesine canl bir yokluktur, piyesi byle bir boluk doldurur; tiyatroyu, Macbeth veya Kral Lear'i
grdmz zaman olduu gibi, insan olmann nemine ilikin derin duyguyla terk ederiz. O'Neill'in
bu yaanty iletebilme gc onu tarihin en anlaml tragedyaclar arama yerletirir.
Sanatlar bu yaantlar mzikte, szcklerde, amurda, mermerde ya da tuvallerde
grntleyebilirler nk Jung'un "kolektif bilind" dediini ifade etmektedirler. Jung'un tabiri, en
yerinde oan olmayabilir, fakat biliyoruz ki her birimiz varlmzn gizli boyutlarnda ksmen
kkensel ve ksmen deneyimden kaynaklanan baz temel biimleri tamaktayz. Sanatnn
davurduklar bunlardr.
Bu nedenle sanatlar -bundan byle bu kavramla airleri, mzisyenleri, oyun yazarlarn, plastik
sanatlar ve ermileri kastedeceim- McLuhan'm tabiriyle sabahn "iyleri"dirler; bize,

kltrmzn bana gelen "uzak bir erken uyan" verirler. Gnmzn sanatnda yabanclama ve
kaygnn sembollerini bol bol gryoruz. Ama aym zamanda ahenksizliin gbeinde biim,
irkinliin ortasnda gzellik, nefretin ortasnda insan sevgisi -lm geici olarak yenen ama uzun
vadede hep yitiren bir sevgi- var. Sanatlar bylece kltrlerinin tinsel anlamm davuruyorlar.
Sorunumuz: Onlarn anlamn doru okuyabiliyor muyuz?
On drdnc yzylda filiz veren "kk Rnesansn Giotto' sunu ele alalm. Giotto yaam ve doay
grmenin yeni bir yolunu sergiler, iki boyutlu ortaa minyatrlerinin kontrastn: O, resimlerine
boyut verir ve artk insanlarn ve hayvanlarn ifadelerinde ve bizde uyandrdklarnda, ilgi, merhamet,
ya da keder, coku gibi belirli insan duygulanmlarn grrz. Ortaa kiliselerinin daha nceki, ikiboyutlu mozaiklerinde, bunlar grmek iin bir insann gerekmediini hissederiz ~ mozaikler kendi
ilikilerini Tannyla kurmulardr. Oysaki Giotto'da resme bakmakta olan bir insan gerekir; ve insan
resme ilikin duruunu bir birey olarak almaldr. Bylece, Rnesans'ta merkezileecek olan yeni
hmanizm ve doayla yepyeni iliki burada domutur. Rnesansn kendisinden yz yl nce.
Sanatn bu sembollerini kavramaya alrken, kendimizi, alldk bilinli dncemizi yoksullatran
bir diyarda buluruz. Grevimiz mantn eriebileceinden ok tededir. Bu kavray bizi
paradokslarla dolu bir alana getirir. Shakespeare'in "64. Sone"sinin sonundaki drt msrada anlatlan
dnceyi alalm:
' Bylece ykmlar bana dnmeyi retti,
Zamann gelip akm gtreceini.
Bu dnce lm gibi, deitiremez
Yalnzca alar, yitirmekten korktuuna sahip olduu iin.
Eer toplumumuzun mantn kabul etmek zere yetitirildiyse-niz, sorarsnz: "Niin akna sahip
olduu iin alasn? Niye aknn keyfini kartmyor?" Mantmz bizi durmadan uymaya itiyor deli bir dnyaya ve deli bir yaama uymaya. Daha da kts, kendimizi burada Shakespeare'in fade
ettii deneyimin engin derinliklerini anlamaktan engellemi oluyoruz.
Hepimizin byle yaantlar oldu, ama eilimimiz bu deneyimlerin stn rtmeye yneliyor.
Baktmz gz aac gz alc renkleriyle yle gzeldir ki, gzlerimizin yaardn hissederiz; ya
da duyduumuz mzik ylesine hotur ki varlmz bir hzn b-ryverir. Aac hi grmemi ya
da mzii hi duymam olmann belki daha iyi olduu, bu soysuz dnce, bilincimize srnerek
sokulur. O zaman bu huzur karan paradoksla yzlememi olurduk ~ "zamann gelip akm
gtreceini" bilmenin paradoksuyla; sevdiimiz her ey lecek. Oysa insan olmann z budur,
dnmekte olan bu gezegenin zerinde varolmakta olduumuz u ksa anda, zamann ve lmn
sonunda hepimizden hakkn alaca gereine karn baz insanlar ve eyleri sevebiliriz. Ksa an
uzatmay arzulamak, lmmz bir sene kadar daha ertelemek anlalabilir mutlaka. Ancak bu
erteleme, duraklamaya ve sonunda sava yitirmeye bir balanmadr da.
Bununla birlikte, yaratc edim ile lmmzn tesine ulaabiliyoruz. Bu, yaratcln bylesine
nemli olmasnn ve yaratclk lm ilikisinin yzlememiz gereken bir sorun oluunun nedenidir.

7
Yeri geldike modem romanclarn en by olduu sk sk sylenen James Joyce'u dnelim.
Sanatnn Bir Gen Adam Olarak Portresi'nin tam sonunda, gen kahramann gncesine yle
yazdrr:
Ey yaam, ho geldin! Milyonuncu kez gidiyorum karlamaya deneyimin gerekliini, ve dvmeye
ruhumun rsnde soyumun yaratlmam vicdann.
Ne zengin ve engin bir ifade! "Milyonuncu kez gidiyorum karlamaya." Bir baka deyile, her
yaratc karlama yeni bir olaydr; her an cesaretin bir baka kendini gsteriidir. Kierkegaard'n
sevgi zerine syledii, yaratclk iin de dorudur: Her kii batan balamaldr. Ve de "deneyimin
gerekliini" karlamak kukusuz tm yaratcln temelidir. Grev, "ruhumun rsnde dvmek"
olacak, rsnde akkor demiri bkerek insan yaam iin deer tayan bir ey yapan demircinin grevi
kadar etin.
zellikle son szcklere dikkat edelim, "soyumun yaratlmam vicdann" dvmek. Joyceun burada
syledii, her ne kadar tersini iddia edenler varsa da, vicdann insana Sina Da'ndan tepeden inme,
hazr biimde verilen bir ey olmaddr. Vicdan, her eyden nce sanatnn semboller ve
biimlerinden tretilen esinden yaratlp karlr. Her otantik sanat, yapmakta olduunun farknda
olmasa bile, soyunun vicdannn yaratlmasna iten balanmtr. Sanat bilinli bir niyetle ahlak
yaratmaz, o sadece varlnda kendini gsteren gry1 duymak ve bunu ifade etmekle ilgilenir. Ama
sonra, sanatnn grd ve -Giotto'nun Rnesans'n biimlerini yarat gibi- yaratt sembollerden,
toplumun etik yaps yontulacaktr.
Yaratclk niin byleine zor? Ve niye bu kadar ok cesaret gerektiriyor? Yaratclk basit bir ekilde
l biimleri, tkenmi sembolleri ve yaamm yitirmi mitleri feshedip atmak deil mi? Hayr.
Joyce'un metaforu ok daha net: nsann ruhunun rsnde dvmesi kadar zor. Gerekten de artc
bir bilmeceyle yz yzeyiz.
George Bemard Shawdan biraz yardm geliyor. Kemanc He-ifitz tarafndan verilen bir konsere
gittikten sonra eve vardnda u aadaki mektubu yazm:
Azizim Mr. Heiftz,
Karm ve ben konserinizle bylendik. Bylesine gzel almay srdrrseniz gen yata leceiniz
muhakkak. Kimse tanrlarn kskanln kamlamadan bylesine mkemmel alamaz. Sizden her
akam yatmadan nce kt bir eyler almanz itenlikle istirham ediyorum...
Shawun nkteli szlerinin altnda sk sk olduu gibi derin bir gereklik yatyor - yaratclk
tanrlarn kskanln kamlar. Otantik yaratcln bylesine cesaret gerektirmesi bundan:
Tanrlarla yaplan kyasya bir cenk sz konusu.
Size, bunun niye byle olduu konusunda tam bir aklama yapamayacam, sadece grlerimi
paylaabilirim. alar boyunca otantik biimde yaratc kiiler kendilerini srekli byle bir mcadele
iinde buldular. Degas, vaktiyle yle yazmt: "Ressam resmini, sulunun su ilerken hissettii
duyguyla yapar," Musevilik ve Hristiyanlkta, 10 Emir'in kincisi yle tembihler: "Kendine oyma bir
put yapmayacaksn, ya da yukardaki gkte, ya da aadaki toprakta, ya da toprak altndaki suda

bulunanlara benzer bir ey yapmayacaksn." Bu emrin grnrdeki amacmn Musevi halkm,


putuluun yaygn olduu o zamanlarda puta taparla kar korumak olduunun farkndaym.
Ama emir, her toplumun sanatlarna, airlerine ve ermilerine besledii tarihten bamsz endieyi
de dile getiriyor. nk onlar her toplumun kendini korumaya adad statkoyu tehdit eden kiiler.
Bu, Rusya'daki airlerin ifadelerini ve sanatlarn biemeri-ni kontrol etme mcadelesinde aka
cereyan ediyor; bizim lkemizde de, bu kadar apak olmasa da ayn durum hkim. Ama, bu ilahi
yasaya ve bunu inemek iin gereken cesarete ramen, alar boyunca saysz Musevi ve Hristiyan
kendilerini resmetmeye ve yontmaya adadlar ve u ya da bu biimde oyma putlar yapmay ve
semboller retmeyi srdregeldiler. Biroklar tanrlarla cenk etmenin deneyimini yaad.
Yorum yapmadan deinebileceim bir dier bilmeceler yn, bu ana bilmeceyle balantl. Biri, deha
ve psikozun birbirine ok yakn olmas, bir dieri yaratcln aklanamaz bir su duygusunu
tamas, bir ncs birok sanat ve airin okluk, yaratlarnn doruundayken intihar etmi
olmas.
Tanrlarla cenk bilmecesinin iinden kmaya urarken insann kltrel tarihine, insanlarn yaratc
edimi nasl anlam olduklarn aydnlatan mitlere geri dndm. Bu mit terimini bugnk saptrlm
"aslszlk" anlamnda kullanmyorum. Bylesine bir hataya ancak, deneysel olgu toplama iptilasyla
kendisinden geip, insan tarihinin ok daha derin bilgeliine kendisini kapatan bir toplum debilirdi.
Mif daha ok, soyun ahlaki bilgeliinin dramatik bir gsterimi anlamnda kullanyorum. Mit sadece
entelekti deil, duyumlarn tmn kullanr.
Antik Yunan uygarlnda, Prometheus miti vardr; bu mite gre Olimpos damda yaayan bir Titan
olan Prometheus, insanlarn ateten yoksun olduunu grmt. Yunanllar onun atei tanrlardan
alp insanla vermesiyle, uygarln baladn kabul etmilerdi; sadece dokumaclk ve a
piirmede deil, felsefe, bilim, tiyatro ve kltrn kendisinde de.
Ama nemli nokta Zeus'un gazaba gelmesinde. Zeus Promet-heus'un Kafkas danda zincire vurularak
cezalandrlmasn emretti, her sabah bir kartal gelip gece olunca tekrar byyen cierini yiyordu.
Mitteki bu unsur, yaratc srecin akla gelen canl bir sembol. Tm sanatlarn bir an, gnn
sonunda kendilerini bitmi, tkenmi hissedip, imgelemlerini asla da vuramayacaklarn-dan emin,
onu unutmaya and ierek her eye tmyle baka bir konu zerinde ertesi sabah yeniden balamaya
karar verdikleri olmutur. Ama gece esnasnda "cierleri tekrar byr". Enerji dolu dikelirler ve
yenilenmi umutlaryla grevlerinin bana, ruhlarnn^ rs banda didinmeyi srdrmeye dnerler.
Prometheus mitinin oyunbaz Yunanllarn uydurduklar, kendilerine zg bir masaldan ibaret
olduunu dnenler varsa, Muse-vi-Hristiyan geleneinde neredeyse tam da ayn gerekliin
bulunduunu hatrlataym. dem ve Havva mitinden bahsediyorum. Bu, ahlaki bilincin ortaya
knn piyesidir. Kierkegaard'm bu mitle (ve tm mitlerle) ilikili olarak dedii gibi, isel olarak
beliren gereklik sanki dsalm gibi gsterilir. dem miti, her ocuun doumundan birka ay sonra
balayarak ve iki ya da yanda tannabilir haline ulaarak srekli yeniden-canlandrlr; idealde ise
insann yaam boyunca niteliini zenginletirip genileterek tm yaam boyunca gelitirilir. yi ve
kt bilgisi aacnn elmasn yemek, insan bilincinin afan temsil eder, ahlaki vicdan ve bilin bu
noktada eanlamldr. Cennet Bahesi'nin masumiyeti -ana kam, gebelik ve yaamn ilk aynn
"ryadaki bilin"i (tabir Kierkegaard'm)- ebediyen yok olmulardr.
Psikanalizin grevi bilinci artrarak, gerekte insanlarn iyi ve kt aacndan yemelerine yardm

etmektir. Bu deneyimin birok kii iin, Oidipus iin olduu kadar rktc olmas bizi artmasn.
nsandaki bilincin kiinin kendisinde yaratt deheti atlayan herhangi bir "direni" (resistance)
kuram eksik ve muhtemelen yanltr.
Masumane saadeti yerine ocuk imdi, kayg ve su duygularnn deneyimini yaar. ocuun payna
den miras bireysel sorumluluunun duyumu ve hepsinden nemlisi ancak sonralar geliecek olan
sevme yetisidir. Bu srecin "glge" yan bastrmalarn ve ayn zamanda nevrozun beliriidir.
Gerekten ne'um br olay. Bua "insann d" derseniz, bunun "yukarya doru d" olduunu ileri sren Hegel ve dier
sorgulayc tarih zmleyicilerine katlmalsnz; nk bu deneyim olmakszn, tandmz haliyle
ne bilin olurdu ne de yaratclk.
Ama yine, Yehova kzgnd. Adem ve Havva baheden darya alevli kl tayan bir melek
tarafndan srldler. Huzursuz edici paradoks karmza hem Yunan, hem de Musevi-Hristiyan
mitlerinde kmakta, her ikisi de yaratclk ve bilincin her eye kadir bir gce kar bakaldrdan
doduunu gstermekteler. Bu yce Tan-rlar'n, Zeus ve Yehovann insanln ahlaki bir bilince ve
uygarlk sanatlarna sahip olmasn istememi olduklar sonucuna m varacaz? Bu gerek bir sr.
En belirgin aklama yaratc sanat, air ve ermiin toplumu-muzun gerek (idealin tersi olarak
gerek) tanrlaryla dvmek zorunda olmalar - uyumculuk tanrsyla olduu kadar, duygusuzluk,
maddi baar ve smrc gcn tanrlaryla. Bunlar toplumu-muzun insan ynlar tarafndan
tapmlan "putlar". Ama bu nokta, bilmeceye bir yant verebilmek iin yeterince derinlemiyor.
Biraz daha aydnlanmak iin aratrp dururken, mitlere, onlar daha dikkatli okuyabilmek iin geri
dndm. Eklenecek ilgin paray Prometheus mitinin sonunda buldum; Prometheus zincirlerinden ve
ikencesinden ancak bir lmszn, lmszlnden onun kurtulmal olarak feragat etmesiyle
kurtulabilirdi* Bu Chiron tarafndan yerine getirildi (yeri gelmiken o da bir dier arpc semboldrsaaltm ve tptaki bilgelii ve baarsyla n kazanm, tp tanrs Asclepiusu yetitirmi yan at, yan
insan tann). Mitin bu vargs bize bilmecenin lm problemiyle birletiini sylyor.
Ayn ey dem ve Havva iin de sz konusu. yi ve kt bilgisi aacmdan yemelerine fkelenen
Yehova, onlann ebedi yaam. aacndan yiyerek "bizden biri" olmalarndan korktuu iin
haykrmaktadr. O halde! Bilmece tekrar, bir ehresini ebedi yaamn oluturduu lm problemine
gelip dayanyor.
Tanrlarla cenk bylece gelip bizim kendi lmllmze balanyor. Yaratclk lmszlk iin
duyulan bir zlemdir. Biz insanlar lmemiz gerektiini biliyoruz. Ne gariptir ki, lmden sz
edebiliyoruz. Biliyoruz ki, her birimiz lmle yzleecek cesareti gelitirmeli. Bununla birlikte ona
ba kaldrmal ve onunla mcadele etmeliyiz. Yaratclk bu mcadeleden gelir - yaratc edim bakaldrdan doar. Yaratclk
sadece genlik ve ocukluumuzun masum kendiliindenlii deildir; yetikin bir insann tutkusuyla
birletiriimeidir - kiinin lmnden te yaama tutkusu. nsanlk durumumuza en ok uyan sembol,
Michelangelonun yapt, ta kapanlarnda kvranan, rpman esirlerin bitmemi heykelleridir.
8

Sanat iin ba kaldran szcn kullandmda ihtilalcilik ya da dekann brosunu ele geirmek
gibi eylerden bahsetmiyorum, bu bambaka bir mesele. Sanatlar genellikle kendi i imgeleri ve
hlyalarna dalm yumuak huylu insanlardr. Ama tam da bu onlar baskc bir toplum iin korkulu
klar. nk sanatlar, insanolunun sregelen kafa tutma gcnn tayclardr. Kendilerini,
Tanr'mn Yaradl'ta kaostan biimi yaratmas gibi, kaosun iine ona biim vermek iin gmmeyi
severler. Gndelik, duygusuz, alageldik olandan hibir zaman hazzetmeyerek devaml yeni
dnyalara doru ileri atlrlar. Bylece "soyun yaratlmam vicdannn yaratclar olurlar.
Bu, bir duygulanm younluunu, yksek tutulan bir vitaliteyi gerektirir - vital olan her zaman lme
kart deil midir? Bu younluu birok deiik isimle adlandrabiliriz: Ben fke demeyi seiyorum.
ada air Stanley Kunitz, "air iirlerini fkesinden karr yazar," der. Bu fke airin tutkusunu
tututurmak, yeteneklerini ortaya karmak, yakc kavraylarm vecd iinde bir araya toplamak iin
zorunludur, bylece iirlerinde kendini aabilir.
fke, toplumumuzda fazlasyla bulunan adaletsizlie kardr. Ama eninde sonunda tm adaletsizliin
prototipine kardr: lme.
Aklmza, bir dier ada air Dylan Thomas'n babasnn lm zerine yazd iirin ilk msralar
geliyor:
Gel gitme usulca iyi geceye,
Yallk tutuup ldrsn gn kavuurken;
Bar, bar fkeyle n tkeniine.
Ve iir yle bitiyor:
Ve sen, babacm, o hznl tepede,
Kfret, kutsa beni taan gzyalannla iten,
Gel gitme usulca iyi geceye.
Bar, bar fkeyle n tkeniine."
Sadece kutsanmay istememesi dikkat ekici. "Kfret, kutsa beni taan gzyalarnla iten." Dikkat
ekici olan bir baka ey de iiri yazanm Dylan Thomas olmas, babas deil. Ama, sonsuza dek kafa
tutacak ruhu ifade eden olu - ve sonu olarak elimizde bu delip geici zarif iir var.
Bu fkenin, sayesinde lm deneyiminin dmda durduumuz ve onun hakknda nesnel, istatistiksel
yorumlar yapabildiimiz, lm zerine yaratlm ussal kavramlarla, alp verecei hibir ey yok.
Nesnelliin ancak bir bakasnn lmyle alp verecei olabilir, kendimizinkiyle deil. Biliyoruz ki,
yeni bir kuan domas iin, yaprak olsun, ot olsun, insan ya da canl varlk olsun, nceki kuan
lmesi gerekli. ocuun bir kpei var ve kpek l: yor. ocuun kederi derin bir fkeyle kark.
Eer biri kalkar da lm ona nesnel, evrimsel bir yoldan anlatrsa -her ey lr, kpekler de
insanlardan nce lrler- iyi bir tokat yaptrabilir. ocuk bunlar u ya da bu ekilde zaten
biliyordur. Onun yitirmekten ve terk edilmilikten gelen duygusu, kpee olan sevgisinin ve kpein

ona adanmlnm onu terk edip gitmi olmalar. Bahsettiim, lmn znel olarak bizzat deneyimi.
Birbirimizi nasl anlayacamz yalandka daha iyi reniyoruz. nallah daha gerek ve iten
sevmeyi de reniyoruzdur. Anlay ve sevgi, sadece yala gelen bir bilgelii gerektirir. Ama bu
bilgeliin geliiminin en yksek noktasnda ortadan silineceiz, Gzde sararan aalan gremeyeceiz
artk. Baharda zarafetle fkran krlar gremeyeceiz. Her birimiz sadece yldan yla sararan bir am
oluturacaz. Gereklerin bu en zoru bir dier modem air Marianne Moore tarafndan u szcklere
konmu:
Nedir susuzluumuz, suumuz nedir? Herkes plaktr, herkes tehlikede Nerden bu gzpeklik...
Ve sonra lm ve onunla nasl yzleeceimizi tasavvur edip iirini yle bitirir:
Duygudan rkmeyen kii, bilir nasl davranlacan. Tpk o akdka ge doru byyen ve
elikten biimini alan ku gibi. Tutsak da olsa kendisi, yetinmek ne aalk bir ey, der akyan gl
sesi, ne katksz bir ey sevin.
te budur lmllk,
te budur sonsuzluk.*
Bylece en sonunda lmllk, kart sonsuzlukla i ie verilmitir.
9

ok kii iin bakaldryla dini birbirine balamak kabullenilmesi zor bir gerektir. Bu gerek, pei
sra son bir paradoksu getiriyor. Dinde en byk deer kazananlar dalkavuklar ya da statkoya en sk
sanlanlar deil, ba kaldranlardr. Tarihte ermi ile ba kaldran insann ne kadar sk ayn kii
olduunu bir hatrlayn. Sokrates ba kaldran insand ve baldran imeye mahkm edildi. sa ba
kaldran insand ve armha gerildi. Jean d'Arc ba kaldran insand ve kazkta yakld.
Bu kiilerin her biri ve onlar gibi yzlercesi adalar tarafndan grmezden gelinmise de, sonraki
alarda tannmlar, ahlakta ve dinde kltre en anlaml katklar yapan insanlar olarak
deerlenmilerdir.
Ermiler diye, kutsalla getirdikleri yeni kavraylara dayanarak Tanrnn tkenmi ve yetersiz
biimleniine ba kaldranlar kastediyoruz. Onlar lme gtren retiler, toplumlarnm ahlaksal ve
tinsel dzeyini ykseltti. Zeus'un, Olimpos dann, kskan tanrsnn yapaca bir ey kalmadm
anlamlard. Bu nedenle, Prometheus sevecenlik dinini temsil eder. Ermiler, binlerce Filistinlinin
lmyle talanan branilerin ilkelkabile tanrs Yehovaya kar ba kaldrdlar. Onun yerine
Amos'un, saiah'm, sevgi ve adalet tanrs Jeremiah'n imgeleri geldi. Bakaldrlar dindarln
anlamna yeni kavraylarla dahil edildi, kan verdi. Paul Tillichin ok gzel belirttii gibi, onlar
Tannya, Tanr'nn tesindeki Taran adna ba kaldrdlar. Tanr'nn tesindeki Tanr'nn srekli
ortaya kmas dinsel alandaki yaratc cesaretin gstergesidir.
Hangi alanda olursak olalm, yeni dnyann yapsn biimlendirmeye yardm ediyor olmann
gerekliinde derin bir coku buluruz. Bu, yaratc cesarettir, yaratlarmz ne kadar kk ya da
kazaen olsa da. O zaman Joyce'la birlikte "Ho geldin, Ey Yaam!" diyebiliriz. Milyonuncu kez

ruhumuzun rsnde soyumuzun yaratlmam vicdann dvmeye gidiyoruz.


Yaratcdfn Doas
YARATICILIK ZERNE son elli yln psikolojik almalann ve yazlarn gzden geirdiimizde
arpc gelen ilk ey malzemenin genelde kt, almann da yetersiz olduudur. Akademik psikolojide
yaratclk konusunun ele alm bu yzyln ilk yarsnda, Wil-liam Jamesden bu yana bilimd,
rahat karc, esrarl ve rencilerin lisans-sonras bilimsel almalann saptnc olarak grld
iin, ondan saknlagelmitir. Yaratclk zerine almalar yapldndaysa, bunlar, yaratc kiilere
kendi yaptklannn "gerek yaratcln" yanma bile yanaamadn hissettirecek kadar kenarda
kalm alanlarla ilgileniyorlard. Aslnda szn ettiklerimiz ylesine apak ya da konu dyd ki,
sanatlar, "Evet ilgin. Ama yaratc edim srasnda bende olup bitenler bunlar deil," dedirterek
glmsetiyordu. Son yirmi yldr bir deiimin olmakta oluu sevindirici ama, yaratcln hl
psikolojinin vey evlad olduu da bir gerek.
Durum, psikanaliz ve derinlik-psikolojisinde de daha iyi deil. Derinlik psikolojisinin yaratclk
kuramlarnn an sadeletiril-mili ve yetersizliini bana apak kantlayan yirmi yl ncesinin bir
olay gayet iyi hatrmda. Bir yaz, on yedi sanatdan oluan bir toplulukla Orta Avrupa'da seyahat
ediyor, ky sanat zerine alyor ve resim yapyorduk. Viyanaya geldiimizdesrdrd yaz
okuluna devam ettiim ve bizzat tandm Alfred Adler bizi zel bir konuma iin evine davet etti.
Oturma odasndaki konumasnda, yaratcl telafi etme olarak (compensation) kuramlatrmasna
deindi - insanlar, sanat, bilimi ve kltrn dier yanlarn kendi yetersizliklerini telafi etmek iin
retirler. Kabuunun iine istenmeden giren bir kum zerresinin stn rtmek iin inciyi reten
istiridye sk sk basit bir rnek olarak gsterilir. Adler tarafndan, yksek dzeyde yaratc bireylerin
yaratc edimleriyle, bir eksiklii ya da organ geriliini nasl telafi ettiklerini gstermek zere verilen
birok tannm rnekten biri de Beethoven'm sarlyd. Adler uygarln da, insan tarafndan,
hayvan dnyasndaki di ve pene yetersizliklerinin yan sra, kendilerini hi de dostane bir konumda
bulmadklar yerkabuundaki grece zayf konumlarm telafi etmek iin yaratldna inanyordu.
Adler, ardndan bir sanat topluluuna hitap ettiini tmyle unutup, odaya bir gz gezdirerek "Pek
aznzn gzlk kullandn gryorum, sanrm szler sanatla ilgilenmiyorsunuz," dedi. Bylece bu
telafi kuramnn ar-sadeletirmeyle nerelere varlabilecei dramatik bir biimde sahnelendi.
Adler'in kuramnn belli bir deeri var ve bu alanda alanlarn gzden uzak tutmamas gereken
nemli kuramlardan biri. Ama bu kuramn hatas, yaratc srele olduu gibi ilgilenmemesi. Bir
bireydeki telafiye ynelik eilimler onun yaratsnn alaca biime etki edecektir, ama yaratclk
srecinin kendisini aklayamaz. Telafiye duyulan ihtiyalar kltrdeki ya da bilimdeki zel bir
ynelime ya da kavislenie etki ederler, ama bilimin ya da kltrn yaratlmasn aklamazlar.
Bunun farkna vardm iin psikoloji mesleimin bandan beri yaratcl aklamaya alan
kuramlara kar hatn saylr bir phecilikle yaklatm. Ve kendime u soruyu her zaman sormay
rendim: Kuram yaratcln kendisiyle mi ilgileniyor, yoksa sadece yaratc edimin bir rnyle,
ksmi, sathi bir ehresiyle mi lgileniyor?
Psikanalizin, geni lde bavurulan, yaratclk zerine dier kuramlarnn iki zniteli vardr: Bir
kere, indirgeyicidirler - yani, yaratcl bir dier srece indirgerler. kincisi, yaratcl genellikle
nevrotik ruh hallerinin zgl bir davurumu olarak kurarlar. Psikanalitik evrelerde yaratcln sk
kullanlan tanm "egoya hizmet eden bir gerilemedir (regression)". Zaten gerileme teriminin

kullanlmas, indirgemeci yaklamn ak bir gstergesidir. Empatik yaklamay benimsediim iin


yaratcln bir dier srece indirgenerek anlalmasn ya da, zde nevrozun bir davurumu olarak
alnmasn kabul etmiyorum.
Yaratcln kendi zel kltrmzde ciddi psikolojik sorunlarla btnletii muhakkak -Van Gogh
idnya kapld, Gaugin ie-kapank (schizoid) grnyor, Poe alkolikti ve Virginia Woolf ciddi bir
knt iindeydi. Yaratclk ve zgnln, kltrlerine uymayan kiilerde btnletii apak.
Ama bu, zorunlu olarak, yaratcln nevrozun rn olduu anlamna gelmez.
Yaratcln nevrozla btnlemesi karmza bir ikilem karr - yani, sanatlarn nevrozunu
psikanalizle tedavi edersek artk yaratmayacaklar m? Dierleri gibi bu atallanmann kk de
indirgeyici kuramlarda. Daha ileri gidersek, yceltme (sublimation) ile ima edildii gibi, etki ya da
drtnn aktarlp (transfer) yer deitirmesi yoluyla yaratyorsak, ya da yaratclmz telafi ile
kastedildii gibi, sadece bir baka eyi baarmaya abalamann yan rn ise, tam da yaratc
edimimizin deeri bir sahte-deer olmaz m? Yetenein hastalk, yaratcln da nevroz olduunu
sokuturmaya alan bu savlara kar gerekten gl bir tavr almalyz.
1 Yaratclk Nedir?

Yaratcl tanmlarken, bir yandan sahte biimleriyle -yani, yzeysel bir estetizm olan yaratclklaarasndaki ayrm ortaya karmamz gerekir. Dier yandan da yaratcln otantik biimini -yani,
yeni bir eye varlk kazandrma srecini. Can alc ayrm, yapmackl ("hner"de ya da "oyun"da
olduu gibi) sanat ile has sanat arasndaki ayrm.
Bu ayrm sanat ve felsefecilerin yzyllardan beri belirgin klmaya uratklar bir ayrmdr. Mesela
Platon, air ve sanatlar gerekliin altmc halkasna indirdi, nk onlarn, gerekliin kendisiyle
deil sadece grnleriyle ilgilendiklerini syledi. Be-zemecilik olan sanattan bahsediyordu, yaam
gzelletirmenin bir yolundan, suretlerle ilgilenmekten. Ama daha sonra yazd etkileyici diyalou
lende, gerek sanatlar ile neyi kastettiini anlatr: Yeni bir gereklie yaam verenlerdir bunlar.
Bu air ve dier yaratc kiilerin, varln kendisini ifade edenler olduunu belirtir. Kendi ifademle,
insan bilincini geniletenler bu kiilerdir. Onlarn yaratcl, bir insann dnyada kendi varlm
yapnn en temel grndr.
Yaratclk zerine sorgulamalarmzn yzeyselliin tesine geebilmesi iin, yukardaki ayrm
netletirmeliyiz artk. Burada ilgilendiimiz, hobiler, kendi-iini-kendin-gr akmlar, pazar-g-nressaml ya da bo zaman doldurma biimleri deil. Yaratcln anlam, sadece hafta sonlan
yaplan bir ey olduu dncesinden baka nerede bu kadar feci yitirilmitir?
Yaratc sre sayrln sonucu olarak deil, duygulanmsal (,emotional) saln en yksek
derecedeki betimi, normal kiilerin kendilerini gerekletirme edimlerinin bir davurumu olarak kefedilmeli. Yaratclk, sanatnn olduu kadar bilim adamnn, estetin olduu kadar dnrn
emeinde grlmeli; ve yaratcln erimi, ola ki modem teknolojinin kaptanlarnda ya da bir annenin
ocuuyla normal ilikilerinde ortaya ksn, izilip snrlandrl-mamal. Yaratclk Webster'm
yerinde belirtiiyle, yapma, varl ortaya karma srecidir.
2 Yaratc Sre
Yaratc srecin doasn soruturalm artk ve yaratc edim nnda bireylerde gerekte neyin cereyan

ettiini mmkn olduunca eksiksiz biimde anlatmaya alarak yantlarmz aratralm.


Kendilerini tandm, onlarla alm olduum ve bir bakma bizzat onlardan biri olduum iin daha
ok sanatlardan bahsedeceim. Bu dier etkinliklerdeki yaratcl nemsemediim anlamna
gelmez. Yaratcln doas zerine bundan sonraki zmlemenin tm insanlarn yaratc anlarna
uygulanabileceini varsayyorum.
Yaratc edimde dikkatimizi eken ilk ey bir karlama olmasdr (encounter2). Sanatlar
resmetmeyi amaladklar kr manzarasyla karlarlar - ona bakarlar, onu u ya da bu adan
gzlerler. Onun iine emildiklerini, yutulduklarn syleyebiliriz. Ya da, soyut ressamlarn durumunda
olduu gibi karlama, sonradan paletteki gz alc renklerde ya da tuvalin kat cezbedici
beyazlnda kendini da vuracak bir fikirle, bir i hayalle olabilir. Boya, tuval ve dier malzemeler
burada karlamann ikincil ksmn olutururlar; tastamam koyacak olursak karlamann dili,
ortamdrlar. Ya da bilim adam benzer bir karlama durumunda deneyleriyle, laboratuvar greviyle
yz yze gelir.
Karlama iradi bir abay-yani, "istem gcn" (willpower)~ ierebilir de, iermeyebilir de. Mesela,
salkl bir ocuun oyunu da karlamann esas zelliklerine sahiptir ve bu oyunun yetikinin
yaratclnn nemli ilkmeklerinden biri olduunu biliyoruz. Esas nokta iradi abann varl ya da
yokluu deil, gmlmenin, (daha sonra ayrntsyla deineceimiz) younlamann derecesidir;
belirgin nitelikte bir balanma (engagement) olmaldr.
imdi, sahte, kaak yaratclk ile has yaratclk arasndaki nemli ayrma geliyoruz. Kaak
yaratclk karlamann eksik kald yaratclktr. Psikanalizde gen bir adamla alrken bunu
canl bir biimde grebilmitim. Yetenekli ve mahir olan bu dm, zengin ve eitli yaratc
gizilglere sahipti; fakat her zaman, bunlar edimselletirmeden az nce duraksyordu. Aniden
mkemmel bir yknn fikrini yakalyor, daha tesini yazmann artk sessiz sedasz halledilebilecei
dolulukta bir emay kafasmda kurduktan sonra ise deneyiminin vecdinden ald doygunluk iinde
zevke dalyordu. Sonra yazmay kesip orada duruyordu. Sanki arad, kendini, tam yazmak zere
olan, yazabilecek olan biri olarak grmekti, aradn bunda buluyor ve dln bundan kazanyordu.
Bu kitabn tm can alc kavramlar gibi karlama szc de diyalektik bir anlam tayor.
Karlamaya iki kutup da ztlk iinde girer. Kii(Ier) karsmda-kiyle bir kader likisi iinde
karlarlar. Yaama deer olarak katlacak ey orada tam kardadr. Kii karsndaki deer
olasln ya nefretle (negatif yoldan), ya da sevgiyle (pozitif yoldan) var edecektir - kendisi de var
olarak. Ya kaderi onu yener, zgrln yitirir, deer yaratamaz, ya da kaderiyle zgrlnn
diyalektik sentezini kurar, deer yaratr, o halde benliini yaratr, (.n.)
Bu yzden de hibir zaman gerekten yaratmad.
Bu benim ve onun iin olduka artc bir sorundu. Birok yandan zmlemesini yaptk: Babas bir
dereceye kadar yetenekli bir yazarsa da baarl olamamt; annesi babasnn yazlarna ok nem
verdiyse de dier sahalarda onu yalnzca kmsediini gstermiti. Tek ocuk olan gen adam,
annesi tarafndan pohpohlanm ve zerine ok fazla dlmt, sk sk da, babasna tercih edildii
gsterilmiti ~ mesela yemeklerde kayrlarak. Hasta aka babasyla rekabet iindeydi ve baars
halinde lanetli bir tehditle kar karya kalacakt. Bunu ve bunun gibi eyleri ayrntlaryla
zmledik. Yaamcl bir deneyim halkas her naslsa yitikti, kaybolmutu.
Bir gn hasta heyecanlandrc bir keif yaptn syleyerek ieri girdi. nceki gece okumaktayken,

alageldii yk fikirlerinin ani bir akna dalm ve bu olaydan her zamanki zevki almt. Ayn
zamanda belirgin bir cinsel duyguya da kaplmt, tik defa olarak o zaman, tam da bylesi beyhude
yaratc anlarnda bu cinsel duyguya hep kaplageldiini ammsamt.
Bu cinsel duygunun hem huzur istei ve duyumsal memnuniyetin edilgin bir eidi, hem de
kadnlardan koulsuz bir hayranln arzulam olduunu gsteren karmak arm analizlerine
girmeyeceim. Ak bir biimde belirtmekle yetineceim netice sadece, fikirlerinin yaratc
"infilaklarnn", annesinden hayranlk, memnuniyet kazanmann yolu olduu; annesine ve dier
kadnlara ne mkemmel, ne yetenekli biri olduunu gstermek ihtiyancn-dayd. Onlarda gzel ve
marur bir imge yaratt m, artk yapacam yapm, istediine,varm saylrd. Bu balamda
bakldnda gerekte ilgi duyduu yaratclk deil, yaratacak gibi olmakt; yaratclk bambaka bir
eye hizmet ediyordu.
Artk bu modelin nedenlerini nasl yorumlarsanz yorumlayn, odaktaki grnt ak - karlama
eksik kalmt. Kaak sanatn z bu deil mi? Karlama dmda her ey var. Ve -Rank'm Artiste
Manque3 dedii- sanatsal tehirciliin birok eidinin merkezindeki grnt bu deil mi? Sanatn bir
eidinin nevrotik, dierinin salkl olduunu syleyerek geerli bir aynm yapamayz.' Buna kim
karar verebilir ki? Syleyebileceimiz sadece yaratcln tehirci, kaak biimlerinde gerek
karlamann, gereklie balanmann olmaddr. Gen adamm peinde olduu bu deil; onun
istedii annesi tarafndan edilgince kabul edilmek ve hayran olunmak. Bu eit durumlarda olumsuz
adan bir gerilemeden sz etmek ok yerinde olur. Can alc nokta ise burada yaratclktan tmden
deiik bir eyden sz etmekte olduumuzdur.
Karlama kavram, yetenek ve yaratclk arasndaki nemli ayrm da daha net klmamza
yarayacak. Yetenek nrolojik karlklara sahip olabilir ve bireye "verilen" bir ey gibi ele alnabilir.
Bireyin, kullansa da kullanmasa da, yetenei olabilir; yetenek bireyde u ya da bu olarak llebilir.
Ancak, yaratclk sadece edimde grlebilir. Prist olsaydk "yaratc kiiden deil, sadece yaratc
edimden sz ederdik. Bazen, Picasso rneinde olduu gibi, byk yetenekle birlikte byk
karlamaya, bunun sonucunda da byk yaratcla sahip olabiliriz. Bazen sahip olduumuz, biroklarnn Scott Fitzgerald rneinde hissettii gibi- byk bir -yetenek ve gdk bir yaratclktr.
Bazense pek fazla yetenei olmayan yksek bir yaratclk olabilir. Amerikan sahnesindeki yksek
dzeyde yaratc simalardan biri olan romanc Thomas V/ol-feun "yeteneksiz dahi" olduu
sylenmitir. Onu bylesine yaratc klan, kendini malzemesinin iine tmyle frlatmas ve bunu
sylemek iin gsterdii mcadeleydi - bykl karlamasnn younluundan geliyordu.
sadece ykc unsur mevcuttu ve psikoterapinin amac, bu tipi yapc unsurla b-tnleyerek sanat
kiilie gemesini salamakt. Rank bylece, kendisinden nceki tiplemeyi (sanatnn da dahil
olduu nevrotik tip ve normal tip) ykarak, sanaty yceltir ve nevrotiin normale dnmesinin bir
ama deil, ancak bir dme saylabileceini, nevrotiin akmlmn sanatya doru
gerekletirilebileceini syler.
3 Karlamann Younluu

Bu, bizi yaratc edimdeki ikinci unsura gtryor ~ yani, karlamann younluuna. Gmlmek,
emilmek, kaplp gitmek, btnyle dalp gitmek, vs., yaratc sanat ya da bilim adamnn
durumunu, ya da oyun oynayan ocuu anlatmakta kullanlr. Hangi isimlerle adlandrlrsa
adlandrlsn has yaratclk, youn bir far-kmdalk, bir bilin art ile nitelenir.

Sanatlar, sizin gibi, benim gibi, youn karlama anlarnda ok belirgin nrolojik deiiklikler
yaarlar: Artan kalp vuruu; yksek kan basnc; boyadmz sahneyi daha canl grebilmemiz iin
gzlerin kslarak grn daralp younlamas; evremizdeki eylere kar (zamann geiine olduu
gibi) kaytszlama... tahmzn kesildiini duyumsarz - kiiler yaratc edim esnasnda yiyip
imekle ilikilerini kesip, yemek zamannn getiini fark etmeden almalarna devam edebilirler.
Tm bunlar, otonom sinir sisteminin (rahatlk, huzur ve beslenmeyle ilgili olan) parasempatik
blmnn ilevinin engellenmesi ve sempatik sinir sisteminin etkinlemesiyle ortaya ikarlar. Ve ne
ilgin ki tam burada, karmza Walter B. Connon'un "kama-savama" mekanizmas olarak anlatt
grnt karmza kyor - organizmann savamak ya da kamak iin harekete geirilmesi. Bu, geni
anlamda kayg ve korkuda bulduumuzun nrolojik karldr.
\ Oysa sanat ya da yaratc bilim adamnn hissettikleri kayg veya korku deildir, cokudur. Bu
szc mutluluk ya da hazza kart olarak kullanyorum. Sanatnn yaratma annda duyumsad
memnuniyet ya da tatmin deildir (bu sonra gelir, geceleyin ikisini yudumladnda ya da piposunu
tttrdnde). Daha ok cokudur bu, bilincin artyla atba giden, kii kendi gizilgleri-n
gerekletirirken akp giden duygu olan coku.
Farkmdahm bu younlamas, bilinli veya istenli bir amala balantl olmak zorunda deildir.
Dalgnken, ryalarda ya da bu gibi bilind dzeylerde meydana kabilir. Sekin bir profesr
aklayc bir ykye deinmiti. zel bir kimyasal forml bir zamandr baarsz bir biimde
aratrmaktaym. Bir gece uyurken, ryasnda formln neticelenmi bir ekilde karsna ktn
grm. Uyanm, karanlkta eline geen tek ey olan bir bez parasna forml heyecanla yazm.
Fakat ertesi sabah kendi iziktir-diklerini okuyamam. Ondan sonraki her akam, dn tekrar
dleme umuduyla yatmaya balam. ansa bakn ki, birka akam sonra bunu becermi ve forml
kaydedebilmi. Bulduu forml, aratrd formld ve sayesinde Nobel dln kazand.
Bu kadar dramatik bir biimde dllendirilmesek de hepimizin . benzeri deneyimleri olmutur.
Biimlendirme, kurma, yapma sreleri, o anda bilincinde olmasak da srp gider. Wilam James bir
keresinde yzmeyi kn, kaymay yazn rendiimizi sylemiti. Bu grngleri yorumlarken ister
bilindnn birtakm for-mlletirilmi terimlerini kullann; isterseniz bunlar biz zerlerinde
almazken bile srp giden birtakm nrolojik srelere balayan William James'i izlemeyi tercih
edin, ya da benim yaptm gibi bir baka yaklam sein, ak olan ey, yaratcln, younlamann
deiik derecelerinde, bilinli istencin dorudan kontrolnde olmakszn srmekte olduudur. Bu
yzden, bahsettiimiz farkndalk art kendi kendinin bilincinde olmak anlamna gelmez. Daha ok,
kendini brakmak ve massetmekle balantldr ve kiiliin tm dzeylerinde birden bir farkndalk
artn kapsar.
Ama unu hemen eklemeliyim, dalgnlk esnasnda gelen bi-lind kavraylar ya da yantlar durduk
yerde vurup kamazlar. Gerekten de kendimizi gevettiimiz zamanlarda, bir fantezide ya da oyunu
almaya yelediimizde ortaya kabilirler. Ama ok ak olan, zerinde kiinin kendini vererek ve
byk emek harcayarak alt alanlara mahsus olmalardr. nsan varlndaki ama, istem gc
diye isimlendirmeye altmz grngden ok daha karmak bir grngdr. Ama, yaantnn tm
dzeylerinde birden seferberliktir. Kavraylara sahip olmay isteyemeyiz. Yaratcl isteyemeyiz.
Ama kendimizi, adaym ve teslimiyetin younluuyla karlamaya vermeyi isteyebiliriz.
Farkmdaln daha derin yanlan kiinin kendini karlamaya teslim edii lsnde etkilenir.
aret etmemiz gereken bir nokta da, "karlamann younlu-u"nun, yaratcln Dionysian yanyla
zdeletirilmemesi gerektii. Bu Dionysian szcnn yaratc almalar zerine yazlm

kitaplarda sk sk getiini grrsnz. Sarholuk ve dier vecd hallerinin, Yunan tanrsnn isminden
alman bu terim, vitalitenin kabarn, antik Dionysos enliklerine niteliini veren kendini b-rak
ima eder. nemli kitab Tragedyann Douu'nz, Nietzsche, ykselen vitaliteye ilikin Dionysos
ilkesi ile, biim ve ussal dzene ilikin Apollon ilkesini, yaratclkta birlikte devinen iki diyalektik
ilke olarak koyar. Bu ikiliin varl birok aratrmac ve yazar tarafndan kabul edilir.
Younlamann Dionysosu ehresi psikanaliz tarafndan yeterince kolay biimde incelenebilir.
Neredeyse her ressamn, u ya da bu zamanda alkoln etkisi altnda resmetmeyi denedii olmutur.
Olan biten genelde beklenildii gibidir ve tketilen alkolle orantl olarak cereyan eder - yani, ressam
gerekten de normalde olduundan daha iyi bir para kardn dnr, ancak ertesi sabah resme
bakldnda grlen olgu, aslmda resmin normaldekinden kt olduudur. Dionysosu kendim
brakma devrelerinin deeri tabii ki aktr, hele bizimki gibi, kart basma biteviyelii ile bitmez
tkenmez komite toplantlar, akademik dnya iin sanayi dnyasndan ok daha fazla ldrc olan
durmadan daha byk miktarlarda kitap ve kt retme basklar ile, yaratclk ve sanatlarn
leyazd bir uygarlkta. Ben ahsen, Akdeniz lkelerinde hl yaayan "karnaval" zamanlarnn
saaltc etkilerini zlyorum.
Bununla birlikte, yaratc edimin younluunun karlamayla ilikisi nesnel bir biimde olmaldr ve
younlama sadece sanatnn "ald" bir eyle aa kmamaldr. Alkol bir yattrcdr ve
sanayilemi bir uygarlkta belki de zorunludur; ama: kii alkol onu balayan glerden kurtulmak
iin muntazaman gereksinmeye baladnda probleme yanl bir isim vermektedir. Gerekte
mesele, bu engellerin niye ilk srada bulunduklardr. B ylesi ilalar alndnda vitalitenin kabar
ve dier etkiler zerine yaplan psikolojik aratrmalar fazlasyla ilgintir; ama bunu, karlamayla
birlikte ortaya kan younluktan kesin bir ekilde ayrt etmek gerek. Karlama kendi bana olan bir
ey deildir, nk biz kendimiz znel olarak deimi oluruz; karlama daha ok nesnel dnyayla
gerek bir ilikiyi temsil eder.
Dionysian ilkesinin nemli ve derin yan vecd halidir. Yunan tiyatrosu Dionysos cmbleriyle
balantl olarak gelimiti - biim ve tutku ile dzen ve vitalitenin birliini salayan muhteem bir
yaratclk doruu. VeccF, bu birliin olutuu sre iin kullanlan teknik bir terimdir.
Vecd konusu psikolojide daha etkin bir dikkatle zerine eilin-mesi gereken bir konu. Hi phesiz ki
szc popler ve ucuzlatrlm "isteri" anlamnda kullanyor deilim, "ex-stalis"in tarihsel ve
etimolojik anlamnda kullanyorum - yani, tam tamna "frlayp kmak", zne ve nesne arasnda
birok insan etkinliinde sren, her zamanki atallamadan kurtulmak. Vecd, yaratc edim esnasnda
cereyan eden bilin younlamas iin kullanlan kesin terimdir. Ama vecd sadece bir Baks
"koyverme"si olarak dnlmemelidir; vecd, bilinalt ve bilind bilinle birlik halinde ledii
tm benlii ierir. Bylece usd deil daha ok usstdr. Vecd, entelektel, iradi ve duygulanmsal
ilevlerin hep birden rol almalarn salar.
Sylediklerim geleneksel akademik psikolojimizin nda ga- I rip grnebilir. Garip grnecektir.
Geleneksel psikolojimiz, son drt yzyldr Bat dncesinin znitelii olan zne ve nesne
arasndaki ikilik zerine kurulmutur. Ludwig Binswanger bu ikilii
"zamanmza kadarki psikoloji ve psikiyatrinin kanseri" olarak isimlendirir.4 Bu ikilik, yaanty
sadece nesnel terimlerle tanmlayan davranlk ve operasyonalizm tarafndan giderilememitir.
Yaratc yaanty salt znel bir grng olarak yalnz brakmakla da giderilememitir.

Birok psikoloji okulu ve dier modem dnce okullar bu yarlmann farkna varmadan, onu
varsaymay hl srdryorlar. Usu duygulanmlara kar yerletirmeye eilim duyduk hep, bu
ikilikten de, duygulanmlar kantrlmazsa bir eyin en kesin biimde gzlemlenebilecei sonucunun
kacan varsaydk - yani bu, elimizdeki meseleye duygulanmlar ne kadar az kartrrsak o kadar
az yalpalayacamz sylemektir. Bunun korkun bir yanl oldu-unu dnyorum. Mesela
Rorschach yantlarndan gelen bilgiler, insanlarn tam da duygulanmsal olarak katldklarnda daha
kesin gzlemlediklerini gstermekte - yani us, duygulanmlarn varl halinde daha iyi alyor; kii
duygulanmlarna balanmken daha kesin ve net grebiliyor. Gerekten de, bir nesneyi ona
duygulanmsal bir balanmz olmadan gremeyiz. Bu gereke en iyi biimde vecd durumunda
geerli olabilir.
Dionysian ve Apollinian birbirleriyle ilikilendirilmeli. Dionysosu vitalite u soruya dayanyor:
Nasl bir karlama vitaliteyi aa karr? evreye, igrye, ya da bir fikre olan hangi zel iliki
bilinci ykseltir, younluu ortaya karr?
4 Dnyayla Karlkl Bir liki Olarak Karlama
Artk, yaratc edimi, "Bu youn karlama ne iledir?" sorusunun terimlerinde zmlemeye
varyoruz. Karlama, her zaman iki kutup arasndaki bir bulumadr. znel kutup, yaratc edim
iindeki bilinli kiinin kendisidir. Ama bu diyalektik ilikinin nesnel kutbu nedir? ok bait kaacak
bir szck kullanacam: Sanat ya da bilim adamnn kendi dnyasyla karlamasdr. Dnyadan
evre gibi, ya da eylerin toplamnn btn olarak sz etmiyorum; znenin evresindeki nesnelere de
deinmiyorum.
Dnya bir kiinin iinde varolduu anlaml ilikilerin bir modelidir ve o kii, bu dnyann
tasarlanmasnda yer alr. Nesnel bir gereklii olduu aktr, ama bu kadar basit de deildir. Dnya
kiiyle her an karlkl iliki iindedir. Dnyayla benlik arasnda ve benlikle dnya arasnda kesintisiz
bir diyalektik sre sregider; bu iki kutuptan her biri dierinin varlna delalet eder ve bunlardan
birinin yoksan her ikisinin de anlalmasn olanaksz klar. Bu, yaratcln hibir zaman znel bir
grng olarak snrland-, alamayacak olmasnn nedenidir; yaratclk asla basit bir biimde kiide
olup bitenlerin terimleriyle incelenemez. Dnya kutbu bir bireyin yaratclnn ayrlmaz bir
parasdr. Olmakta olan daima bir sretir, bir yapmadr - zgl olarak kiiyi ve dnyasn karlkl
ilikiye sokan bir sre.
Sanatlarn dnyalaryla nasl karlatklar her has yaratc ressamn eserinde grlebilir. Birok
olas rnek arasndan, Mon-drian'n New York Guggenheim Mzesinde 1957-58'deki grkemli
sergisini seeceim. 1904 ve 1905teki gereki almalarndan 1930'lardaki kare ve dikdrtgenlerine
uzanan yol boyunca, resmettii nesnelerin ve zellikle aalarn altta yatan biimlerini bulmak iin
harcad aba grlebilir. Aalar sevmi olduu sezilir. 1910'lu yllardaki resimleri, Cezanne gibi
balayarak, gitgide daha telere, aacm altnda yatan anlama doru sokulur - gvde organik olarak
kklerini iine daldrd topraktan ykselir; dallar k-bist bir biimde, biroumuz iin aacm altta
yatan zn ekillendirerek kvrlrlar ve arka plandaki tepeler ve aalarn iine doru bklrler.
Ardndan Mondrianm doann "zemin biimler"ini bulmak iin daha derin bir abaya girdiini
grrz; artk aa, daha az aatr; daha ok, tm gerekliin altnda yatan kalc geometrik
biimlerdir. Sonunda Mondrian'n kar konulmaz bir biimde, saf soyut sanatm en son biimi olan
kareler ve diktrten-lere doru itildiini grrz. Kiiliinden koptu mu? phesiz. Bireysel benlik
yitmitir. Oysa bu tam da Mondrian'n dnyasnn bir yanss deil mi - yirmilerin, otuzlarn dnyas,
askeri gcn, faizmin, komnizmin, uyumculuun yayld bir dnya, bireyin

kendini yitik hissetmekle kalmad, gerekten yittii, doadan ve dier insanlardan


yabanclamasyla birlikte kendinden de yabanclat bir dnya? Mondrian'n resimleri yaratc
cesareti bylesi bir dnyann iinde davurayorlar; "yitmilik"ine ramen bireyi bir olumlama bu. Bu
yzden onun eseri, bu insana kar politik gelimelere direnebilen bireyselliin kurulabilmesi iin bir
aray.
Ressamlarn "doay resmedilerinin, basit bir ekilde sadece dalan, glleri, aalan bir zamandan
dierine tayan fotoraflar gibi olduunu dnmek sama. Onlar iin doa araclk ilevi tayan
bir ortam, dnyaiann amladklar bir dildir. Has ressamn yapt, kendi dnyasyla ilikisinin
altnda yatan psikolojik ve tinsel artlan amlamaktr; bu yzden, byk bir ressamn eserlerinde,
tarihin o devresindeki insanlann duygulammsal ve tinsel artla-I nnn bir yanssn buluruz. Herhangi
bir tarih dneminin psikolojik ve tinsel mizacn anlamak istiyorsanz, bunu o dnemin sanatnn
derinlerinde aramaktan daha iyisini yapamazsnz. nk dnemin altta yatan tinsel anlam ifadesini
dolaysz bir biimde sembollerle sanatta bulmutur. Bunun nedeni sanatlarn didaktik olmalar,
retici olmaya kalkmalan ya da propaganda yapmalan deildir; bunu yaptklar lde ifade gleri
kmlr; ifade edilmemile, ya da isterseniz, kltrn "bmd" dzeyleriyle olan ilikileri tahrip olur.
Sanatlarda herhangi bir dnemin altta yatan anlamm amlama gcnn olma nedeni, tam tamna
sanatn znn sanatyla dnyas arasnda gl ve canl bir karlama olmasdr.
Bu karlama hibir yerde Picasso'nun New York'daki nl 75. yldnm sergisindeknden daha
canl biimde gsterilmemitir. Mondrian'dan daha geni mizal olan Picasso zamannn en nde
gelen szclerinden biridir. 1900lerdeki ilk almalarnda bile geni yetenei belirgindi. Sadelik
iinde, bu yzyln ilk onylndaki kyl ve yoksullann resimlerinde, onun insann acs ile tutkulu
ilikisi gsterilmiti. Eserlerinde art arda gelen her onyln tinsel mizacn izleyebilirsiniz.
Mesela, 1920'lerin banda, Picassoyu klasik Yunan figrleri yaparken buluruz; zellikle de kyda
denize girenleri resmeden Bu dnemin resimlerinin etrafnda bir ka bulutu dolanr. Birinci Dnya
Sava'ndan sonraki on yl, 1920'li yllar, gerekten de Bat dnyasndaki bir ka dnemi deil
miydi? Yirmilerin sonlanna
doru ve otuzlarn balarnda deniz kysndaki bu yzcler metal paralan haline gelirler, mekanik,
kvr kvr gri-mav elik paralan. Gerekten gzel, ama kiiliksiz, insan olmayan eyler. Ve bu
sergide, kii lanetli bir felaket sezisiyle kskvrak tutulur - insanlarn kiiliksizletii, nesneletii,
saylar haline geldii bir zamann balangcnn kehaneti. Bu "robot insan"n ortaya knn me'um
kehanetiydi.
Ardndan 1937'de byk resim, Guernica kar ortaya, birbirinden kopanlm, yrtlm figrleriyle,
tmyle kat beyazlar, griler ve siyahlarla. Guernica Picassonun, savunmasz spanyol kenti
Guemica'mn spanyol devriminde faist uaklarca bombalanmasnn insanlk dhna kar yank
lanetiydi; ama Guernica bundan da teye uzanr. ada insani varln atomlarna blnm, aynm, paralanm, blk prk durumunun tahayyl edilebilecek en canl gsterilii ve bu durumla
atba giden uyumculuk, boluk ve umutsuzluun gsterimidir. Sonra, otuzlarn sonlarnda ve
krklarda Picasso'nun portreleri daha da makinemsidir, insanlar tamamen metale dnmlerdir. Yzler
arplr. Sanki bireyler, kiiler artk varolmamaktadrar; onlann yerini korkun cadlar almtr.
Resimler artk isimlendirilmez: numaralandrlmlardr. Ressamn daha nceki dnemlerde
kulland ho parlak renkler byk lde ortadan kalkmtr. Sergiye aynlan odalarda insan gnn
gbeinde dnyay bir karanln bastn hisseder. Kafka'nm romanlarndaki gibi, modem bireyin

insanln yitiriinin kaskat, ie ileyip brakmayan duygusuna kaplr. Sergiyi ilk grmde
insann yzn, bireyselliini, insanln yitirmi meum grntlerinden ve geleyazan robotu haber
veren kehanetten yle etkilendim ki, daha fazla bakamadm ve kendimi aceleyle salondan darya
attm. phesiz ki Picasso bir yandan da mmkn olduunca hayvanlarn ve kendi ocuklarnn resim
ve heykelleriyle "oynayarak" akln banda tutuyor. Ama ak olan, asl yrngeyi psikolojik adan
Resman, Mumford, Tillich ve dierleri tarafndan portresi izilen modem durumumuzun oluturduu.
Bu btn, kiiliini ve insanln yitirme srecindeki modem insann unutulmaz bir portresi.
Bu anlamda has sanatlar zamananyla ylesine balantldrlar ki, ondan koptuklarnda dilleri
tutulur.
Tarihsel konum, yaratcl bu anlamda da koullar. nk bilincin yaratclkta bulduu, entelektel
nesnelliin yzeysel dzeyi deil, zne-nesne yrtn diken bir dzeyde dnyayla kar karya
kaltr. Bir baka deyile, "yaratclk, bilinci younlam insann kendi dnyasyla karlamasdr.
Yaratclk ve Bilind
HERKES ZAMAN ZAMAN, "kafamda bir imek akt", "birden iime dodu, "o an uyandm",
"bende afak skt", "kafama dank etti" gibi ifadeleri kullanr durur. Bunlar yaygn bir yaanty
anlatmann deiik yollar: Farkndalk dzeyimizin altndaki bir derinlikten fikirlerin frlayp
gelmeleri. Bu diyan, bilinaltnn, bilin ncesinin ve farkndalm altndaki dier dzeyleri
barndran bir anta gibi grp "bilind" diye adlandracam.
Bilind tabirini kullandmda, hi phesiz bir steno gibi an-lamlyorum. Belli bir bilind
yoktur; bilind daha ok yaantnn bilind kalan boyudandr (ya da kaynaklan, ehreleri). Bilindm, bireyin gerekleyemeyecei veya gereklemeyecei eylem ve farkndalk gizilgleri
olarak tanmlyomm. Bu gizilgler "zgr yaratclk" diye adlandrabileceimiz eyin kaynadr.
Bilind fenomenlerin kefedilip amlanmasnn yaratclkla arpc bir ilikisi var. Kayna
kiiliin bu bilind derinliklerinde olan yaratcln doas ve znitelikleri nelerdir?
1
Bu konudaki keif-yolculuumuza kendi bamdan gemi bir olayla balamak stiyorum. Kaygnn
Anlam zerine aratrma yapan bir lisansst rencisiyken kaygy bir bekr anne topluluunda New York Citynin bir bakimevindeki 18-20 yalarndaki gebe gen kadnlar zerinde- incelemitim.5
Kayg zerine profesrlerimin de kendimin de houma giden iyi, gl bir varsaymm vard bireylerdeki kayg eilimi anneleri tarafndan ne lde dlanm olduklaryla orantlyd. Bu,
psikanaliz ve psikolojide genel olarak kabul gren bir varsaym olagelmiti. Bu gen kadnlar gibi
kiilerin kaygsnn, kayg-yaratan duruma, evlenmeden gebelie eklemlenebileceini ve sonra
kayglarnn zgn kaynann -yan annenin dlamasnn- daha ak bir biimde incelenebileceini
varsayyordum.
Gen kadnlarn yansnn varsaymma mkemmelen uyduunu grdm. Dier yandan teki yan hi
de uygun deildi. Bu ikinci gruptaki kadnlar Harlem ve Alt Dou Yakas'ndand ve anneleri
tarafndan temelli dlanmlard. lerinden Helen adn vereceim biri, on iki ocuklu bir aileden
geliyordu ve annesi, Hudson nehrinde alan bir mavnann bekisi olan babasyla yazn ilk gn
yalnz kalabilmek iin ocuklan dan kovalyordu. Helen babasndan gebe kalmt. O

bakmevindeyken, babas ablasnn rzna gemekten Sing Sing'e kapatlmt. Bu topluluun dier
gen kadnlar gibi Helen de bana "glkler var ama endielendirmiyor bizi" diyebilmiti.
Bu bana ok garip geldi ve verilere inanmakta glk ektim. Oysa olgular apak grnyordu.
Rorschach, TAT testleriyle birlikte kullandm dier testlerle syleyebildiim, bu temelli dlanm
gen kadnlarn olaand lde bir kayg tamadklanyd. Anneleri tarafndan kap dar edilince,
arkadalanm basit bir biimde sokaktaki dier akranlan arasndan semilerdi. Bylece psikolojiden
bildiklerimize gre beklediimiz kayg eilimini bul-gulayamyordum.
Bunun nedeni neydi? Dlanan gen kadnlar yaadklar kaygdan tr katlam, duygusuzlam,
bu yzden de dlanmay hissetmemiler miydi? Bunun yant ak biimde olumsuzdu. Kaygy
yaamayacak olan psikopatik ya da sosyopatik tipler miydi bu gen kadnlar? Yine, hayr. Kendimi
zmsz bir problemin iine hapsolmu hissettim.
Sonralan bir gn, bakmevinde bro olarak kullandm odada kitaplanm ve ktlarm bir yana
koyduktan sonra, yol boyunca metroya doru yrdm. Yorgundum. Bu zahmetli iin tmn
kafamdan syrp atmaya uratm. Sekizinci Sokak istasyonunun giriinden yimi metre tede "kafamda aniden imek akt, varsaymma uymayan gen kadnlarn
tm de proleter snftand. Bu fikir akar akmaz, bir dolu dieri de skn etti. Sanyorum tmden
yeni bir varsaym zihnimde ipini koparana kadar bir adm daha atmadm. Anladm ki kurammn tm
deimek durumundayd. O an kaygnn kayna olan zgn darbenin annenin dlamas olmadn
grdm; kaygnn kayna dlanmann kabullenilme~ meindeydi.
Proleter anneler ocuklarn dlamlard, ama bunu yaparken kukuya yer brakmamlard. ocuklar
dlandklarn biliyorlard; sokaa dkldler ve kendilerine yeni yoldalar buldular. Durumlarnda
hibir kaamak yoktu. Dnyalarn -iyi de olsa kt de olsa- tanyorlard ve kendilerini dnyalarna
yerletirebildiler. Oysa orta-smfm gen kadnlan ailelerinde hep aldatlmlard. Onlar hl sever gibi
grnen anneler tarafndan dlanmlard. Kaygla-nnn gerek kayna sadece dlanma deil, buydu.
Daha derin kaynaklardan gelen kavraylan karakterize eden bu anlk aydnlanma ile, kaygnn, iinde
olunan dnyay tanyamamaktan, kii-olunun kendini, kendi varoluuna yerletirememesinden
geldiini grdm. Kanaatim orada, sokakta olumutu -sonraki dnceler ve yaantlar daha emin
olmam salad-, bu kuram ilkinden daha iyi, kesin ve kt.
2

Bu srama cereyan ettiinde, o anda olup biten neydi? Benim deneyimimi bir balang olarak
alrsak, ilk gze arpan, kavrayn bilinli zihnime, ussal bir biimde dnme abama kar
zorlayarak girdii. yi ve gl bir savm vard ve ok sk bir ekilde onu kantlamaya alyordum.
Tabiri caizse, bilind, smsk sarldm bilinli inancm yarp geti.
Cari Jung sk sk, bilind yaant ile bilin arasnda bir eit ztlama, kutuplama olduu
meselesini ortaya getirmitir. Bu ilikinin telafi edici olduuna inanyordu: Bilin, bilindnn
yabanl, mantksz sapknlklarn kontrol ederken, bilind da bilincin baya, bo, yavan ussallkta
kuruyup gitmesine engel oluyordu. Bu telafi zel sorunlarda da geerlidir: Eer bir konu zerinde
bilinli olarak bir ynde fazla ileri gitmisem, bilind dier yne meyledecektir. Bu phesiz, bir
fikir iin girdiimiz mcadelede bilinli savlarmzda daha da dogmatikletike, bilindmdan
phenin darbeleriyle daha ok sarslmamzn da nedeni. am yolundaki Aziz Paul ve Bovvery'nin

alkolii gibi deiik insanlar da by-lesi kkten dnmlere bu yzden uruyorlar - diyalektiin
bastrlm bilind yan infilak ediyor ve kiilii eline geiriyor. Eer byle ifade edebilirsem;
bilind tam da bilinli dncemizle en kat nereye yapmsak orada delip gemekten -bozup
datmaktan- haz alyor.
Bu hamlede cereyan eden basit bir biimde genileme deil; ok daha dinamik bir eydir. Salt
farkndalm yaylmas deil^da-ha ok bir nevi cenk. Kiinin iinde, bir yanda bilinli olarak
dndkleri ile dier yandan domaya abalayan bir perspektif, bir kavray arasnda dinamik bir
mcadele kopar gider. Ardndan kayg, su, coku ve yeni bir fikrin ya da grn gerekletirilmesini
her zaman izleyen memnuniyet eliinde kavray doar.
Kavrayn bir eyleri ykp devirecei gerei bu hamlede duyulan suun nedenidir. Kavraym dier
varsaymm ykt, bu kavrayn birok profesrmn inandn da ykabilecek olduu gerei beni
endielendirdi. Ne zaman bilimde nemli bir fikrin, ya da sanatta nemli bir biimin ne kmas sz
konusu olsa, bu yeni fikir bir yn insann entelektel, tinsel dnyalarnn srmesini salayan z
ykar datr. Has yaratc rndeki suun kayna budur. Picasso'nun altn izdii gibi, "Her yaratma
edimi, ilk nce bir ykma edimidir."
Bu hamle kendisinde bir kayg unsurunu da tar. nk, daha nceki varsaymm ykmakla kalmad,
kendi dnyamla ilikimi de sarst. Byle bir zamanda kendimi, varolduunu henz bilmediim bir
dayana arar durumda bulurum. leri karak her yan kaplayan kayg duygusunun kayna budur; bu
sarsntnn belli bir dereceye kadar olmad bir durumda, gerekten yeni bir fikrin olumasna olanak
yoktur.
Ama, yukanda sylediim gibi, su ve kaygnn tesinde bu hamleyle gelen esas duygu
memnuniyettir. Yeni bir ey grmzdr. Fiziki ve dier doabilimcilerin "zarafet"in deneyimi
dedikleri yaantya katlmann cokusudur iimizdeki.
3
Bu kavrayn ne frlamasyla ortaya kan bir ikinci ey, evremdeki her eyin aniden canllk
kazanmasdr: Aa doru yrdm o sokaktaki evlerin, normalde annda unutmay tercih
edeceim yeilin irkin bir tonuna boyanm olduunu anmsayabiliyorum. Bu deneyimin canll
sayesinde tm evremin renkleri keskinleti ve bunlar yaantmn iine girdi; bu irkin yeil hl
belleimde duruyor. Kavrayn kageldii an dnyay sarmalayan zel bir yar saydamlk vard. Ve
grm zel bir nitelikle donanmt. Bunun bilind yaantnn bilince yapt hamleye elik
ettiine inanyorum. Deneyimin bizi bunca rktnn nedenlerinden biri de bu: Dnya, hem isel,
hem de dsal olarak ansal byleyicilii olan bir younlukla yklenir. Vecd dediimizin bir yz bu bilind yaantnn bilinle btnlemesi: Kurgudaki bir btnlk deil, dinamik, dolaymsz bir
kaynama. ;
Vurgulamak istediim, kavraym rya gryormu gibi, kendim ve dnyay da mat ve bulutsu
yaamadm. Yaygn bir yanl anlama, kiinin bylesi bir kavray yaarken, algnn donuk
kalddr. Algnn gerekte daha da keskin olduuna inanyorum. Evet bu kavrayn bir ehresi
benlik ve dnyann kaleidoskopik bir hal ald bir ryay andrabilir; dier ehresi ise keskinlemi
bir alg, bir dirilik, evremizdeki eylerle ilikimizdeki bir yan-saydamhktr. Dnya diri ve unutulmaz
bir hale gelir. Bu yzden bilind boyutlardan gelen bir hamle duyumsal yaantnn artn da iinde
barndrr.

Aslnda, bahsetmekte olduumuz tm deneyimi bilincin bir ykselme durumu olarak tanmlayabiliriz.
Bilind, bilincin derindeki boyutudur; bu eit bir kutupsal atma iinde bilince ykselince
sonuta, bilin younlamaktadr. Sadece dnme yetisini ykseltmekle kalmaz; duyumsal sreleri
de glendirir; ve muhakkak ki bellei de younlatrr.
Bylesi kavraylar olutuunda gzlediimiz nc bir ey var - kavray hibir zaman skalayan ya
da denk gelen bir ey deil, kavrayn belirii, asl unsurlarndan biri de kendimizi veriimiz,
balaymz olan bir model uyarnca gerekleir. Bu hamle
sadece "oluruna brakarak", "ii bilindmm halletmesine brakarak" kp gelmez. Kavray daha
ok, tam da bilincimizle kendi-: -mizi en youn bir biimde baladmz alanlardaki bilind
dzeylerden doar. Kavray bana, yerletiim kk broda kitaplarm, notlarm bir kenara
koyduum anm hemen stnde, en iyi ve en enerjik bilinli dncemi adadm problemin
eiindeyken geldi. Aniden ortaya kan fikir, yeni biim, bilinli farkndalm iinde mcadele
ettiim tamamlanmam bir Gestalt' tamamlamak zere geldi. Bu tamamlanmam Gestalt'tan, bu
sonuna gelmemi modelden, bu biimlenmemi biimden tam anlamyla, bilin-dmdan yantn alan
bir "ar" olarak sz edebiliriz.
Bu deneyimin drdnc nitelii, kavrayn alma ve geveme arasndaki bir gei annda gelmesi;
iradi abann kesintiye urad ara zamanlarda. Benim hamlem, zihnim meseleden uzak, kitaplarm
bir keye koymu, aklm problemin uzanda metroya yrrken belirdi. Probleme gsterilen youn
zen -zerinde dnmek, onunla mcadele etmek- sanki emek srecini balatr ve srmesini salar
gibidir, ama modelin, ortaya kartmaya altm ksmndan farkl bir paras da domaya
abalamaktadr. Bylece, yaratc etkinlikte barnan gerilim grnr oluyor. ok kat, dogmatik ya da
daha nceki varglara balysak, bu yeni unsurun bilincimizde ortaya kmasna asla izin vermeyiz;
kendimize, iimizde bir baka dzeyde varolmakta olan bilginin farkna varma iznini hibir zaman
vermeyiz. Oysa, kavray sk sk da bilinli titizlik, bilinli gerginlik gevetilinceye dek doamaz.
Bylelikle iyi bilinen bir olguyla karlayoruz: Bilind hamle, youn bilinli emekle, gevemenin
deiimlerini gereksiniyor ve benim durumumda olduu gibi, bilind kavray sk sk gei annda
oluuyor.
Albert Einstein bir keresinde Princetondaki bir arkadana: "Neden en iyi fikirler aklma sabahlan
tra olurken geliyor?" diye sormutu. Arkada, benim de burada anlatmaya altm gibi,
allmadk fikirlerin ortaya kmas iin sklkla zihnin -dalgnlkta ya da gn-dlerinde serbest
kalmas gereken- i kontrollerinin gevemesi gerektii yolunda yantlamt.
4
imdi de on dokuzuncu yzyilm sonuyla, yirminci yzyl balarnn byk matematikilerinden biri
olan Jules Henri Poincare'nin, benimkinden daha karmak ve daha zengin olan deneyimini ele alalm.
Poincar otobiyografisinde hayranlk uyandran bir aklkla, yeni kavray ve kuramlarnn ona nasl
geldiini anlatr, ve bir ,,hamle,,nin vukuatm evreleyen artlan canl bir biimde dile getirir.
On be gn boyunca, sonradan Fuchs fonksiyonlan diye isimlendirdiim fonksiyonlann olamayacan
kantlamaya abaladm. O zamanlar ok bilgisizdim; her gn alma masamn bana oturup bir ya da
iki saat kalyor ve hibir sonuca varmadan bir yn kombinasyonu deniyordum. Bir gece, detim
deilken, koyu kahve itim ve uyuyamadm. Fikirler srlerle t; tabiri caizse, iftlerin
kenetlenip kararl bir kombinasyon oluturana dek arpp durduklarn hissettim. Ertesi sabaha dek,

hipergeometrik serilerden gelen Fuchs fonksiyonlarnn bir snfnn varln oluturabildim; geriye
sonulan yazmaktan baka bir ey kalmamt, ki bu da topu topu birka saat srd.2
Henz gen bir adamken, askeri grevini yapmaya anld ve bu arada geen aylarda dncesinde bir
ey olmad. Bir gn Gney Fransa'daki bir kentte, bir baka askerle konuarak otobse biniyordu.
Ayam basamaa atmak zereyken -n bu kadar kesin biimde belirtiyor- kefetmi olduu bu yeni
matematik fonksiyonlarnn daha nceleri zerinde alm olduu geleneksel matematikle nasl
ilikilendiklerinin yant akima geliverdi. Poincare'nin deneyimini okuduumda -ki kendi
yaantmdaki olayn sonrasy-d- bu zel kesinlik ve canlln gsterdii benzerlik beni arpt.
Poincare basama kt, otobse girdi, arkadayla konumasna ara vermeden devam etti, ama annda
bu fonksiyonlann genel matematie ilikilendikleri yolu tmyle kavramt.
Otobiyografisinin askerlik grevinden dndkten sonraki bir blmyle devam edersek:
Sonra dikkatimi, ak bir biimde pek baar salayamadm ve daha nceki aratrmalarmla ilikili
olduundan phe duymadm birtakm aritmetik sorularnn incelenmesine ynelttim.
Baarszlmdan tiksinerek, birka gn geirmek zere deniz kysna gittim ve bambaka eyler
dndm. Bir sabah, kumsalda yrrken, tabanl belirsiz kuadratik biimlerin aritmetik
dnmlerinin, klidi-olmayan geometrinin biimleriyle zde olduu fikri, tamamen aym anilik,
ksalk ve dolayszlk zelliiyle aklma geliverdi.6
Poincare bir an iin psikolog olarak, kendisine bizim yukarda ortaya attmz soruyu soruyor: Bu
anda, fikirler ileri frladklarnda zihinde neler olup bitiyor? Sorusuna yant olarak unu neriyor:
Balangta en arpc gelen, daha nceki uzun, bilind emein grnr bir iareti olan bu ani
aydnlanmann belirii. Matematiksel bulutaki bu bilind emein rol bana su gtrmez
grnyor, bu emein izleri bu kadar apak olmayan bir yn baka durumda da bulgula-nabilir. Zor
bir soruyla urarken, ilk atakta sk sk hi de yi olmayan sonular elde edilebilir. O zaman kii, ksa
ya da uzun bir istirahatten sonra iin bana yeniden oturur. k yanm saatte, daha nce de olduu gibi
hibir ey bulunmaz ve sonra birden belirleyici fikir aklda kendini gsteriverir. Bilinli emein daha
verimli olmasnn nedeni olarak, kesintiye uramas ve istirahatin akla, gcn ve diriliini tekrar
kazandr-% m olmas gsterilebilir.4
Aydnlanmann belirii srekli yklenmenin ferahlatlmasmdan m, yani basit bir istirahatten mi
kaynaklanyor? Hayr, diye yantlyor:
Daha muhtemel olan, verilen arada bilind bir almann kendine yer kazanmas ve bu almann
sonradan, sonucunu aratrcya deindiim durumlarda olduu gibi gstermesi; bununla" birlikte
sonular, bir yry ya da yolculuk esnasnda deil de, bilinli bir almada kendini gsteriyor, ama
bu sonularda bilinli dnce hepsi hepsi tahrik edici bir unsur rolndedir ve kavray, bilinli
emekten bamszdr, emein bilindmda kalan ksm istirahat sonrasnda bilince kan biimi
hazrlamtr.5
Ardndan, bilind hamlenin pratik yanlarna bir dier etkili yorumda bulunarak devam eder:
Bu bilind emein artlar hakknda sylenecek bir dier dikkate deer husus var: Bilind
almann olanakll ve kesin bir meyve vermesi ancak, bilinli bir alma ile birlikte
srdrlmesiyle sz konusudur. Bu ani esinler (aktarlan rnekler de bunu yeterince kantlar) hibir

zaman, mutlak biimde verimsiz grnen iradi abalarla geen, ie yarar hibir eyin elde edilmedii,
takip edilen yolun tmden sapp yittii gnler yaanmadan ortaya kmazlar. Bu abalar yleyse
dnld kadar ksr olmamlardr; bilind dzenei bu abalar diri tutmutur; onlarsz bu
dzenek devinemez ve hibir ey retmezdi.7
Poincare'nin tanklnda imdiye kadar ortaya kan en anlaml noktalan zetleyelim. Bu deneyimin
zniteliklerini yle belirler: (1) aydnlanmann birdenbirelii; (2) kavrayn, kiinin kuramlarnda
bilinle sarld eye kar kp gelii; bir bakma da ona kar gelmek durumunda oluu; (3) olayn
ve onu sarmalayan sahnenin capcanl oluu; (4) kavrayn, az ve zlkle ortaya kan dolaysz
kesinliinin yaanmas. Bu deneyimin zorunlu pratik koullan olarak unlar aktararak srdrr; (5)
konu zerinde, bilind hamle ncesinde harcanan youn emek; (6) "bilind emee" kendi bana
ne kma frsatnn verildii ve ardndan bilind hamlenin oluabilecei bir istirahat (ki daha genel
olan meselenin zel bir durumudur); (7) istirahat ve almay deitirip durma gereklilii: Kavray
sk sk istirahat ve alma arasndaki paydos armda ya da sresinde belirir.
Son nokta zellikle ilgin. Belki de herkesin renmi olduu bir ey: Profesrler dershaneyi yeri
geldike deniz kenanyla deitirdikleri srece daha bir evkle derslerini anlatrlar; yazarlar, Macaulay'm alkanlk haline getirdii gibi iki saat yazp, sonra ember atp, ardndan yine yazmaya
dnerlerse, daha iyi yazacaklardr. Ancak salt dzeneksel bir deiip durmadan daha fazla bir eydir
burada sz konusu olan.
s
Gnlk yaamn curcunasn krla, dala deitirmenin, gn-mzdeki tekbanal yapc olarak
kullanma yetisini gerektirdiini dnyorum. Bu, "fazlasyla birlikte olduumuz" bir dnyadan,
sessiz kalabilmek, sessizliin benim iin ve benim iimde faaliyetini srdrmesine izin vermek
amacyla geri ekilebilmeyi ge~
rektirir. Zamanmzn bir znitelii birok insann tekbamaiktan korkmasdr: Yalnz olmak, kiinin
toplumsal bir baarszlk iinde olduunun iaretidir, nk kimse elinden gelse yalnz olmazd. Bana
yle geliyor ki, modem telae uygarlmzda yaayan insanlar, radyo ve TVnin srekli bangrts
arasnda, kendilerini ister TV izleyiciliinin edilginlii cinsinden olsun, isterse konumann,
almann ve etkinlik iin etkinliin cinsinden olsun, her eitten uyarya tabi klarak, srekli
megaleler yznden bilindnm derinliklerinden kp gelecek kavraylara yol amay gitgide daha
zor buluyor. phesiz, bir birey usdndan -yani, deneyimin bilind dzeylerinden- korkuyorsa,
srekli megul kalmaya, evresinde en youn "grlt"y muhafaza etmeye abalar. Tek ba-naln
kaygsn, srekli kkrtlan oyalanma ile nlemek, Kierke-gaard'n gzel bir tebihp belirttii gibi,
geceleri tencere tava alp kurtlar uzak tutmak iin yeterince patrt kartmaya alan ilk Amerikan
gmenlerinin tavrdr. Bilindimzdan gelecek kavraylar yaammza alabilmek iin, kendimize
tek bana olabilme yetisini kazandrmak zorunda olduumuz ak.
Poincare nihayet yle sorar: Bilindmdan gelen fikrin u ya da bu oluunu belirleyen nedir? Niye
bu kavray da, bir dzine dieri deil? Bu zel kavrayn, deneysel olarak en salam yant
oluturmasndan m? Hayr, diye yantlyor. Peki, bu kavrayn pragmatik adan eri ie yarar
olmasndan m? Yine hayr. Poincare'nin, bu belirgin kavrayn ortaya kmasnda seici etmen
olarak nerdikleri, bana baz alardan en nemli ve kavrayc noktalar olarak grnyor:
Yararl bileimler (ki bilindmdan kar gelirler) kesinlikle en gzel olanlardr, yani tm

matematikilerin bildii zel duyarl cezbet-meye en yatkn olanlar; ancak, bilgisizler bu


duyarlktan ylesine habersizdirler ki, yalnzca glp geerler.
...Bilind (subliminat) ben tarafndan krcesine biim verilen byk saydaki bileimler arasnda
neredeyse tm ilgiyi ekmezler ve ie yaramazlar; bunun nedeni br yandan da tam anlamyla estetik
duyarlk zerinde etkisiz kalmalardr. Bilin onlar hibir zaman bilmez; ancak kimileri armonik ve
dolaysyla da ayn anda hem yararl, hem de gzeldirler. Bunlar, bahsetmi olduum aratrc kiinin
o zel duyarlna dokunmakta yetkin olacaklardr; ve bu duyarlk da bir kere ayakland m,
dikkatimizi onlara ekecek ve bylece bilinli hale gelme frsatn verecektir.8
Matematiki ve fizikilerin bir kuramn "zarafet"i hakknda konuuyor olmalarnn nedeni budur.
Faydal olma, gzel' olmann zni-teliinde ikindir. sel bir biimin armonisi, bir kuramn i
tutarll, kiinin duyarln uyaran gzelliin znitelii - bunlar, niye
o fikrin frlayp ortaya ktn belirleyen anlaml etmenler. Bir psikanalist olarak ekleyebileceim u
ki, insanlara kavraylar elde etmeleri iin yardm etme deneyiminde de ayn fenomen kendini
gsterdi - bu kavraylar en bata "ussa olarak doru" ya da ie yarar olduklarndan deil, tam bir
biime, tamamlanmam bir Gestalt tamamlad iin gzel olan bir biime sahip olduklar iin
frlayp ortaya ktlar.
Yaratc bir kavrayn bilince doru bu hamlesi olutuunda, biimin yle deil de byle olrnas
gerektiine dair kesin bir kanaatimiz vardr. Yaratc deneyimin znitelii bu deneyimin bize apak
gelmesidir ~ Poincare'nin "dolaysz kesinlik"i ile. Ve biz, bu konuda herhangi bir baka eyin doru
olamayacam dnrz ve bunu daha nce grmeme budalalna neden dtmz de merak
ederiz. Neden, phesiz ki onu grmeye psikolojik olarak hazr olmamamzdr. Henz sanattaki ya da
bilimdeki yeni geree ya da biime niyetlenemeyiz. Henz niyetlilik (intentionality) dzeyinde ak
deilizdir. Oysaki gerein kendisi basit bir biimde oradadr. Bu bize Zen Budstlerinin syleyip
durduklarm hatrlatr - bu anlarda yansyan ve kendini gsteren bir evren gerei sadece kendi
znelliimize dayanmaz, sanki sadece gzlerimizi kapayp, sonra da birden anca onu orada,
olabildiince yalnl iinde grmzdr. Yeni gerekliin bir eit deimez, kalc bir nitelii
vardr. "Gerek bu ite ve onu daha nce grmemi olmak garip deil mi?" deneyimi sanatlarda
dinsel bir nitelie sahip olabilir. Bu birok sanatda, resmederken ilerinde kutsal bir eylerin olup
bitmesinin nedenidir, yaratma ediminin iinde dinsel bir vahyin amlanmas gibi bir eyler vardr.
5
imdi artk bilindmn teknikler ve makinelerle olan ilintisinden doan birtakm ikilemleri gz
nne alyoruz. Toplumumuzda hibir bilind ve yaratclk tartmas bu zor ve nemli sorunlarn
uzanda kalamaz.
artc lde mekanize olmu bir dnyada yayoruz. Usd-i, bilind fenomenler bu
dzeneklemeye (mekanizasyon) kar daima bir tehdit oluturuyorlar. airler ayrlarda ya da tavan
ara-smda hoa giden yaratklar olabilirler, ama montaj hattma sokulan bir omaktrlar. Dzenekleme
tekbiimcili, nceden-bilinirlii ve dzenlilii gerektirir; ve tam da bilind grnglerin zgn
ve usd olmalar olgusu, kentsoylu dzen ve tekbiimcie yneltilmi reddedilmez bir tehdittir.
Bu, modem Bat uygarlmzda insanlarn bilind ve usd deneyimlerden korkuyor olmalarnn
bir nedeni. nk bu bilind ve usd deneyimlerde, derin tinsel kuyulardan kabarp ykselen

gizlilikler, dnyamz iin esas oluturmakta olan teknolojiye hi mi hi uymazlar. nsanlarn


bugnlerde dierlerindeki kadar kendilerindeki usd unsurlarn da korkusuyla yapmaya altkla-^
n, kendileriyle bilind dnya arasna aralar ve dzenekler yerletirmektir. Bu onlar usd
deneyimin tehdit edici ve rktc yanlaryla kuatlmaktan korur. Teknoloji, teknikler ya da
dzeneklerin kendilerine kar bir ey sylemediimin anlalabileceinden eminim. Sylediim,
teknolojinin, biz ve doa arasnda bir tampon, kendi yaantmzn daha derin boyutlar ve kendimiz
arasnda bir engel olarak hizmet grme tehlikesinin srekli varolduudur. Aralar ve teknikler bilincin
bir uzants olmaldrlar, oysa kolayca bilinten bir korunma da olabilirler. Bu durumda aralar
savunma mekanizmalar halini alrlar - zellikle de bilincin bilind diye adlandrdmz daha geni
ve karmak boyutlarna kar. O zaman mekanizmalarmz ve teknolojimiz bizi, fiziki Heisenberg'in
ortaya att gibi, "tinin itkilerinde belirsiz"9 klacaktr.
Bat uygarl Rnesans'tan bu yana teknik ve dzeneklerde nemle younlat. Bu yzden, ta
Rnesanstan beri gerek atalarmzn ve gerekse bizim, yaratc drtleri, teknik eyler yapmaya
ynlendirilmi olmamz anlalabilir bir ey - yaratclk bilimin uygulama ve ilerlemesine doru
yneldi. Yaratcln bylesi bir teknik kovalamacaya ynlendirilmesi bir dzeyde uygundur, ama
daha derin bir dzeyde psikolojik bir savunma olarak hizmet eder. Bu, usd grnglerin bizde
uyandrd korkuya kar bir savunma olarak hizmet verebilecek olan teknolojiye, kendi geerli
alannn ok tesinde sarlacamz, inanacamz ve dayanacamz anlamna gelir. Bu yzden,
teknolojik yaratcln tam da baars ~ki bu baarnn grkeminin benim tarafmdan bildirilmesine
hi gerek yok- kendi varoluuna bir tehdittir. nk eer yaratcln bilind, usd ve ustesi
yzlerine ak olmazsak, o zaman bilimimiz ve teknolojimiz "tinin yaratcl" diye isimlendireceim
alandan kopup uzaklamamza yardm eder. Bununla, teknik kullanmla hi ilgisi olmayan bir
yaratcl kastediyorum; yaratcl, para kazanmak ya da teknik gc artrmak iin kullanlan
halinden ok, sanatta, mzikte ve zevkimiz iin varolan dier alanlarda yaamlarmzn anlamn
derinletirmek ve geniletmekteki haliyle alyorum.
Sanat, iir ve mzikte rneklendii gibi tinin zgn, zgr yaratcln yitirdiimiz lde, bilimsel
yaratclmz da yitireceiz. Bilim adamlarnn kendileri, zellikle de fizikiler, bize bilimin
yaratclnn insanlarn zgr, saf bir halde yaratma zgrlyle gvence altnda olduunu
sylemekteler. Modem fizikte aka grlyor ki, daha sonralar teknolojik yararlar iin
deerlendirilen bulular genellikle bir fizikinin imgelemini koyverip, yaln bir bulu cokusu iin
yapt bululardr. Ama bu her zaman, daha nceden gzel bir biimde kurulmu kuramlarmzn,
Ein-stein'm grecelik kuramn, Heisenberg'in de belirsizlik ilkesini tantmalarnda olduu gibi,
kkten bir biimde alaa olmalarnn riskini de ortaya karr. Benim burada ele aldm mesele,
"saf ve
x

"uygulamal bilim arasndaki geleneksel ayrmdan daha fazla bir ey. Tinin yaratcl ussal,
dzenli toplum ve yaama tarzmzn yapsn ve nkabullenilerini tehdit eder ve etmelidir.
Bilind, usd itilimler tam da doalarndan tr ussallmza ynelik bir tehdit oluturmak
durumundadrlar; o halde yaadmz kayg kanlmazdr.
x

Bilin eii ve bilindmdan gelen yaratcln sadece sanat, iir ve mzik iin deil, uzun vadede
bilim iin de aslolduunu ileri sryorum. Bunun getirdii kaygdan kanmak ve bunun dourduu
yeni biim ve kavraylarn tehdidini grnmez klmaya kalkmak toplumumuzu sadece sradan ve
gitgide daha bo bir hale getirmek deil, ayn zamanda sarp ve kayalk dalardan inen, sonradan
bilimimizin yaratclk nehrini oluturacak olan kaynaklan da kesip atmaktr. Yeni fiziki ve

matematikiler, yeterince ak nedenlerle, bilind, usd aydnlanma ve bilimsel bulu arasndaki


bu i-ilikiyi gerekletirmede daha telere ilerlemekteler.
imdi size karlatmz sorunun bir resmini izeyim. Televizyona ktm birka kere, iki farkl
duyguya kapldm, ok etkilendim. Biri, stdyoda sylediim szlerin annda yarm milyon insann
oturma odalarma iletilmesi olgusunun aknlyd. Dieri, bu programlarda ne zaman zgn bir fikir
yakalasam, ne zaman biimlenmemi, yeni bir kavramla uramaya balasam, ne zaman tartmann
n hattn yaracak zgn bir dncem olsa tam bu noktada kesilmemdi. Bunu yapan denetleyicilere
kar bir hncm yok; ilerini biliyorlar; ve anlyorlar ki, programda olup bitenler ta Georgia'dan
Wyominge uzanan izleyiciler dnyasna uymazsa, izleyiciler kalkp mutfaa gidecek, bir bira alp
geri gelecek ve bir Westem'in dmesine basacaklar.
Muazzam kitle iletiimi potansiyelleriniz varsa, kanlmaz olarak, dinlemekte olan yarm milyon
kiilik bir kitleyle iletiime gemek durumundasnz. Sylediiniz eyin onlarn dnyasnda bir yeri
olmal, en azndan ksmen biliniyor olmal. O halde, zgrlk, ufuklarn almas, fikir ve
grntlerde kkten yeniliinden iyi durumda belirsiz, en kt durumda da tmyle kabul edilemez
olmas kanlmazdr. Kitle iletiimi -teknolojik bir keramet ve hayran olunup deer verilecek bir ey
olsa da- karmza ciddi bir tehlike kanyor, uyumculuk tehlikesini; hepimiz ayn eyleri, ayn
anda lkenin tm ehirlerinde izliyoruz. Tam da bu olgu dzenlilik Q ve tekbiimlilik yanna hatr
saylr bir arlk korken, zgrlk ve zgr yaratcla kar tavr alyor.
6
air nasl uyumculua kar bir gzdaysa, politik diktatrler iin de srekli bir tehdittir. O, politik
gcn montaj hattn havaya uurmann pek yaknna sokulur daima.
Bu durumun gl ve keskin gsterimlerini Sovyet Rusya'da grdk. Bu durum kendini en ok Stalin
ynetiminin yazar ve sanatlar hakknda at soruturmalar ve srdrd tasfiyelerde gsterdi;
Stalinin kendisi, yaratc bilindnn politik sistemine getirdii tehditlere kar patolojik bir kayg
besliyordu. Gerekten, baz uzmanlar Rusyada srp giden mcadelenin ussallk ve "zgr
yaratclk" diye adlandrdmz ey arasndaki mcadele olduuna inanyorlar. Rus airi Yevgeni
Yevtuenko'nun eserinin giri yazsnda George Reavey yle yazyor;
air ve onun sylediklerinin baz Ruslar zerinde ok rktc bir etkisi var. zellikle de, arc
olsun, Sovyet olsun, otoriteler zerinde. Sanki iir, dizginlenmesi, boyun edirilmesi ve hatta yok
edilmesi gereken usd bir kuvvetmi gibi.10
Reavey birok Rus airin bana gelen trajik kaderi aktarr ve bu duruma kar kendi fikrini kor:
"Sanki Rusya kendi kltrnn genileyen grntsnden rkm gibidir, kendi yaln kuramsal
kimliinin olas yitiiyle tehdit edildiini hissederek, kendisinden daha karmak olan her eyi
kendisine yabanc olarak tanyp, sarsma gereksinimi iindedir." Reavey'e gre bu "ikin bir ananevi
sofuluktan geliyor olabilir. Ya da despotik ataerkilliin arkaik bir biimde yaratt tepkiden." Ya da
feodallikten sanayilemeye ok ani bir geiin u anda yaratt acl etkilerden. Ruslarn kendi
ilerinde ve toplumlannda, usd unsurlara kar dier uluslarn insanlarndan daha zayf bir savunma olup olmad sorusunu sormak isterim. Ruslar gerekte usd
unsurlara, yal Avrupa lkelerinden yakn yaamyorlar m ve bu yzden de, evcilletirilmemi usd

tarafndan daha ok tehdit edildikleri iin, onu dzenlemelerle kontrol etmek iin daha byk abalar
harcamak zorunda deiller mi?
Ayn soru gayet yerinde olarak Birleik Devletler iin de sorulamaz m - yani, bizim de pragmatik
usuluumuz, kendi pratik kontrollerimiz ve davran tavrlarla dnsel savunmalarmz, hepsi
hepsi bir asr nce ufuklarmzda mevcut olan usd unsurlara kar vurgular deil mi? Bu usd
unsurlar, balca olumsuz rnekleri sylemek gerekirse -sk sk da hatr saylr bir mahcubiyet
uyandrarak- durmadan, on dokuzuncu yzyl canlandrma hareketlerinin otlak yangnlarnda, Ku
Klux Klanda ve McCarthyci-lik'te fkrp duruyor.
Ancak burada, Birleik Devletlerde, "davranla ilgili olarak varolan takmaa zellikle deinmek
istiyorum. Birleik Devlet-ler'de insanla ilgilenen bilimlere "davran bilimler" ad verilir,
Amerikan Psikoloji rgt'nn ulusal televizyon programna ''Davrantaki Vurgu'1 ad verilmiti ve
bizim, birok Avrupa okullarna -psikanaliz, Getalt yapsalcl, varoluu psikoloji, vs ~ ters
derek psikoloji okullarna yaptmz belli bir zgnlk ve yaygnla sahip tek katk
davramlk'tr. Pratikte hepimiz ocukken unu iitip durmuuzdur: "Kendin gibi davran! Davran!
Davran!" Ahlak sofulukla bu davran takma arasndaki iliki tmyle kurgusal ya da rastlantsal
deil. Davran zerine bu vurgu -Reaveyin Rusya'daki durum hakknda ileri srd- bizim kendi
"ikin ananevi sofulukumuz deil mi? Davrann incelenmesi gerektiinin, nk herhangi bir
nesnellikle ncelenmek zere elimizde bulunan yegne ey olduu savnn phesiz ki tmyle
farkndaym. Ancak bu dargrl bir nyargnn bilimsel ilke dzeyine ykseltilmi bir hali de
olabilir - ve yle olduunu ileri sryorum. Eer bunu bir nvarsaym olarak kabul edersek, bizi bu
blmn bak asyla hatalarn en byne gtrmez mi ~ usd, znel etkinliin anlamllnn,
dsal sonularn kisvesi altnda i-kinletirilerek inkrnn ilanna?
Reavey, Stalin lm de olsa, airin Rusya'daki durumunun her halkrda ikilli olduunu sylyor,
nk gen airler ve imdiye kadar susturulmu eski airler kendi gerek duygularm ifade etmeye ve
gerei kendi grdkleri gibi yorumlamaya daha da fazla kararllar. Bu airler sadece Rusyadaki,
dorunun yanlla bozguncu yer deitirmesini lanetlemekle kalmyor, Rus iirinin dilini de siyasi
klielerden ve "baba imgelerinden artarak onu yeniden canlandrmaya urayorlar. Stalinilik
zamannda bu, "kentsoylu dnyas" ile "ideolojik birlikte-varolu" olarak lanetleniyordu; ve airin sesi
"Sovyet Realizmi'nin kapal, dlayc sistemini tehlikeye atar grnen" herhangi bir eyden tr
kslyordu. Tek sknt, her eit "kapal, dlayc sistem"in btn sanat olduu gibi iiri de imha
etmesi. Reavey yle devam ediyor:
1921de yaplan bir konumada byk Rus airi Alexander Blok "dinginlik ve zgrln, armoninin
zgrln kurmada air iin asl olduunu" tartmt. Ancak yle devam etti: "Sovyetler
yetkilileri dinginlik ve zgrlmz de ekip alyorlar. D dinginlii deil, yiaratc dinginlii.
ocuksu istediin-gibi-yap deil, liberali oynama zgrln deil, ama yaratc istem'i - gizli
zgrl. Ve air lyor, nk artk soluyaca bir ey kalmad; yaamn anlam ondan szp
gidiyor."11
Bu benim savmn gl bir ifadesi - yle ki, yaratcln bir sine qua nonu (mutlaka aranlan art)
sanatlarn kendilerindeki tm unsurlar, Blok'un mkemmel biimde adlandrd "yaratc is-tem"in
olanan aabilmek iin zgr oyuna verebilme zgrlkleridir.11 Blok'un ifadesinin negatif ksm,
Stalin rejimindeki iir iin doru olduu gibi Amerika'daki McCarthy dnemi iin de doru. Bu
"yaratc dinginlik" ve bu "gizli zgrlk" dogmatiklerin kesinkes dayanamayacaklar eyler. Stanley

Kunitz airin kanlmaz biimde devletin hasm olduuna inanr. Der ki, air ifaatn olanana
tanktr. Bu, siyasal katln tahammlnn dnda bir ey.
Her eitten dogmac -siyasi olduu kadar bilimsel, ekonomik, ahlaksal da, sanatnn yaratc
zgrl tarafndan tehdit edilir.
Bunun byle olmas zorunlu ve kanlmazdr. Sanatlar ve dier yaratc insanlarn gpgzel
dzenlenmi sistemlerimizin olas ykclar olduu gereinin kaygsndan kap kurtulamayz.
Yaratc itilim, bilin eii ile bilindmm ifade bulan biimleri ve konuan sesi olduu iin, tam da
bu doasndan tr ussalla ve d ^ kontrole ynelmi bir tehdittir. Dogmatikler bu yzden
sanatlarn ipini karmak istemezler. Kilise onu, kimi devirlerde nceden vazedilmi konulara ve
yntemlere koabildi. Kapitalizm sanatnn ipini onu satn alarak tutmak niyetinde. Ve Sovyet
gerekilii bunu toplumsal menetme ile yapmay denedi. Sonu, yaratc itilimin tam da doasndan
tr, sanat iin ldrcdr. Sanaty kontrol etmek mmkn olsayd -olduuna inanmyorum- bu
sanatn lm demek olurdu.
1
Gr (visior): Sradan bakla grlemeyen, dsel, doast, kehanetten doan, uyku ya da vecd
halinde ortaya kan ve zellikle, kendisiyle birlikte derin bir anlamay, hissetmeyi getiren grme n,
edimi, gc; nesnelerin niteliklerini (biim, boyut, renk, aydnlk) alglamak ve ayrt etmekle ilgili
zel duyum, (.n.)
ev. Cevat apan, ada ngiliz iiri Antolojisi'nden (Adam, stanbul, 1985).
2
Encounter: Ters, kart, kar, doru, aykr, aleyhte.
i) Hasm ya da dman rolnde rastlamak; eliki, ztlk iinde bir araya gelmek; yz yze gelmek,
karlamak; beklenmedik, kazaen bulumak; dman biiminde karlamak; ans eseri bir araya
dmek.
ii) Dman hizipler ya da kiiler arasndaki karlama; ani, sk sk da iddetli arpma (sava);
ans karlamas; beklenmedik ama sk sk dolaysz yzleme; ansal veya geici temas.
3
Artiste Manque: Bu tabiri Rank ilk u ekilde kullanmtr: "Normal olmay becerememenin her halini
'nevrotik' olarak damgalamak yerine, belirli bir nevrotik tipte -Franszlarn 'artiste manqu6' dedii
gibi- yaratc olmay becereme-meyi ayrt ettim. Sanatyla aym canl imgeleme sahip olmasyla
karakterize olan bu tipin, imgelemine engel olununca ortaya sayrl biimler kyordu. Bir baka
deyile, nevrotik semptomlar reten, istemin ykc yanyken, yaatc tip gl bir istemrgtleniiyle kendi yaratsn rn vermeye sevkedebiliyordu." Ranka gre bu tipte yaratcln iki
nemli bilekesinden (ykclk ve yapclk)
4
Ldwig Binswanger, "The Existenial Analysis School of Thought", Exis~ tence: A New Dmension in

Psychology and Psychiatry iinde, der. Rollo May, Emest Ange ve Henri F. Ellenberger, New York,
1958, s. 11.
Henri Poincar, "Mathematica Creation", The Foundation of Science iinde, ev. George Bruce
Halsted; The Creative Process, der. Brewester Ghise-lin. New York, 1952, s. 36.
5
Bu 1940'lann ortalarmdayd, o zaman evlenmeden gebe kalmak imdi olduundan ok daha byk
bir,ayp olarak dnlyordu.
6
A.g.e.> s. 37. 4. A.g.e., s. 38. 5. A.g.e.
7
A.g.e.
8
A.g.e., s. 40.
9
Wemer Heisenberg. "The Representation of Nature in Contemporary Physics", Symbolism in Religion
and Literatre inde, der. Rollo May, New York, 1960, s. 225.
10
Yevgeni Yevtushenko, The Poetry of Yevgeny Yevtushenko, 1953-1965, ev. George Reavey, New
York, 1965, s. x-xi.
11
A.g.e., s. vii. II. A.g.e., s. vi-ix.

Yaratclk ve Karlama
BR KURAM LER SRMEK ve bu kuram zerine bir eyler sylemek istiyorum, bunlar byk
lde sanatlar ve airlerle olan iliki ve tartmalarmdan kaynaklanyor. Kuram: Yaratclk bir
karlama edimi iinde ortaya kar ve karlama merkez olarak alnrsa anlalabilir. s
C6zanne bir aa gryor. Aac daha nce kimsenin grmedii bir biimde gryor. Kendisinin
syledii gibi hi phesiz, "aa tarafndan ele geirilme"yi yaamakta. Aacm kemerlenen ihtiam,
kucaklayc yayl, topra kavrayndaki narin denge -tm bunlar ve aacm daha birok zellii
onun algs tarafndan emiliyor ve sinirsel yaps boyunca hissediliyor. Bunlar onun yaad grnn
paralan. Bu gr, sahnenin baz yanlarnn darda braklmasn, dier bazlarna daha fazla vurgu
getirilmesini ve sonra btnn yeniden dzenlenmesini ieriyor; ama tm bunlarn toplamndan da
fazla. Evvela, bu artk bir aacn grs deil, Aa'n grs; Czannen bakmakta olduu somut
aa, aacm z biimini alyor. Grs her ne kadar zgn ve tekrarlanamaz olsa da, onun o zel
aala karlamasndan doan tm aalarn grs yine de.
Bir insan olan Cezanne ve bir nesnel gereklik olan aa arasndaki karlamadan vcuda gelen tablo:
Aa tam tamna yeni, esiz ve zgndr. Bir ey domutur, varla kavumutur, daha nce
varolmayan bir ey - yaratcln bir tanmlan diye elde edebileceimiz mkemmellikte. O halde,
her kim ki tabloya youn bir farkndalk iinde bakar ve ona, kendisiyle konumas iin izin verir,
aac oradaki esiz gl devimle grecektir, yresi ile aa arasndaki kaynamayla ve Cezanne yaayp da resmedene dek aalarla ilikimizde varolmam olan bir
mimari gzellikle. Hi abartmadan, Cezanne'n aa tablolarn grp, onlar tarafndan
massedilmeden nce, bir aac gerekten grmediimi syleyebilirim.
1

Yaratc edimin incelenmesini bunca zor klan, tam da yaratc edimin iki kutup arasndaki bir
karlama olmasdr. znel kutbu olan kiiyi bulmak, ortaya karmak yeterince kolaysa da, nesnel
kutbu, "dnya "y ya da "gereklik"i tanmlamak ok daha zordur. Burada zellikle karlamay
vurgulamak istediim iin, bu gibi tanmlamalar fazla nem tamyor. Kitab Poetry and Experience'
ta (iir ve Deneyim) Archibald Mac-Leish, karlamann iki kutbu iin olas olan en evrensel
terimleri kullanr: "Varlk ve Yokluk. inli bir airden almt yapar: "Biz airlerin yoklukla
mcadelesi, onu varl ortaya kartmaya zorlamak iindir. Sessizlii bir mzik yant almak iin
tklatrz."1
MacLeish "Bunun ne anlama geldiini tasavvur edin" diyerek dncesini gelitirir. "iirin iinde
barndraca 'varlk yok-luktan trer, airden deil. Ve iirin sahip olaca 'mzik' iiri yapan
bizlerden deil, sessizlikten gelir; tklatmamza cevaben gelir. Yklemler tumturakl: 'mcadele',
'zorlama, 'tklatma', airin ii, dnyann anlamszl ve sessizlii ile, onu anlama zorlamak iin
mcadele etmektir; sessizlii ses, yoku var yapana dek. Bu i dnyay bilme'yi stlenitir, tefsir,
gsteri ya da kantla deil, insann azndaki elmay bilmesi gibi, dorudan."2 Bu, yaratc edimde
tm olup bitenin znel yansma olduunu koyan yaygm varsaymmza kar pek gzel ifade edilmi
bir panzehir ve yaratc srecin yresini saran kanlmaz esrarn* bir hatrlatcs.
Sanat ya da airin grs, zneyle (kii) nesnel kutup (olma-y-bekleyen-dnya) arasndaki

belirleyici ara noktadr. Bu nesnel kutup, airin mcadelesi, yantlayc bir anlam ortaya karana
kadar yokluk olarak kalacak. Bir iir ya da resmin bykl yaanan ya da gzlenen eyi
grntlemesinde deil, sanat ya da airin, gereklikle karlamasyla, harekete geen gry
grntle-mesndedir. Resim ya da iir bu yzden esizdir, zgndr, sureti elde edilemeyendir.
Monet'nin Rouen Katedralini resmetmeye ka defa dnp geldiinin ne nemi var, her tablo yeni bir
gry ifade eden yeni bir resimdi.
Burada yaratcln psikanalitik yorumlamasndaki en ciddi hatalardan birine kar nlem almalyz.
Bu, bireyde sonradan sanat yaptna yansyacak bir eyleri, tabloya aktarlacak ya da iire yazlacak
daha nceki birtakm deneyimleri bulup ortaya karma giriimidir. Daha nceki deneyimlerin
sanatnn dnyasyla nasl karlaacan belirleme asndan giderek daha nemli roller oynayaca
pek aktr. Ama bu znel veriler karlamann kendisini asla aklayamaz.
Resmetme srecinin en znel grnd soyut sanatlarda bile, varlk ve yokluk arasndaki iliki
kesinkes mevcuttur ve bu iliki, sanatnn paletindeki parlak renkler ya da tuvalinin davetkr kat
beyazlyla karlamasyla kvlcmlanabilir. Ressamlar bu ann heyecann anlatp durmulardr: Bu
an, varln aniden yaama geii ve kendi canlln kazanyla Yaradl yksnn bir yenidentemsili gibidir. Mark Tobey tuvallerini eliptik, kaligrafik izgilerle, ilk bakta tmyle soyut grnen
ve onun kendi znel temaasndan baka hibir yerden gelemez gibi grnen gzel kvrmlarla
doldurur. Ama, Tobey'nin stdyosunu bir gn ziyarete gittiimde etrafa yaylm astronomi kitaplarn
ve samanyounun fotoraflarm grmtm; bunun beni nasl etkilediini hi unutamalanm bulunduum, btnlm ve varlm iinde sorguladm lde, sorgu konusu da edildiim
bir sorundur... Varolusal dncenin ilk abas giz'lerin 'sorun' biiminde yozlamasna zin
vermemek olacaktr." "Sr beni saran ve kuatan bir eydir. Bir kimse, srla kuatlr, fakat problemleri
zer. Sr varlk tecrbesiyle, problem objektif bir dncenin bilebilecei objelerle i grmek ister.
Bir problem, uygun bir teknie konudur; ekillenebilir, llenebilir ve hnerle llebilir." (.n.)
yacam. O zaman Tobey'nin, yldzlarn ve burlarn devinimi, karlamasnn d kutbu olarak
deneyimine konu setiini anlamtm.
Sanatnn alcl asla edilginlikle kartrlmamal. Alclk sanatnn kendini varln
diyeceklerine kar ak ve canl tutuudur. Bylesi bir alclk, kiinin kendini ortaya kacak grnn
arac yapmasna izin verecek bir eviklik, iyi bilenmi bir duyarl gerektirir. Bu alclk, "g
istemi" tarafndan dayatlan yetkeci istemlerin kartdr. The New Yorker'da ya da baka yerlerde
kan ve sanaty kederli bir biimde yana dm elinde fras, sehpasnn banda ilham gelmesini
beklerken gsteren tqm o esprilerin farkndaym tabii. Oysa bir sanatnn "beklemesi," karikatrde ne
kadar elenceli grnse de, tembellik ya da edilginlikle kartrlmamal. Bu bekleme, bir atlaycnn
tramplenin ucunda kendini dengelerken atlamamas, fakat adalelerini, tam ann bulana dek duyarl bir
denge iinde tutmas gibi yksek dzeyde bir dikkati gerektirir. Bu etkin bir dinlemedir; yant
iitmeye kitlenmi, gr ya da szckler arz- endam eylediklerinde neyin yakalanabileceini grmek
iin pusuya yatm, tetikte. Doma srecinin kendi organik zamannda ilerlemeye balamas iin bir
beklemedir. Sanatnn bu zamanlama duygusuna sahip olmas zorunludur, o, bu alc dnemlere
yaratcln ve yaratnn esrarnn bir paras olarak iten balanmaldr.
2
Bu yaratc karlamann mkemmel bir rnei James Lord tarafndan yazlan, Alberto Giacomettiye
poz verme deneyimini nakleden kk bir kitapta verilmitir. Belli bir sre dost kalan bu iki adam

birbirlerine tmyle ak olabilmilerdi. Lord sk sk poz verme sresinden sonra, Giacomettinin


syleyip yaptklar hakknda notlar ald ve bunlar bir araya getirerek, yaratclkta meydana kan
karlama deneyimi hakknda elimizdeki deerli monografi oluturdu.
lk olarak, karlamann Giacomettide yaratt mcadele ve kaygnn yksek derecesini aa koyar.
Lord poz vermeye balamak iin stdyoya geldiinde, Giacometti skntl bir ekilde kendini bir saat
ya da daha fazla bir sre heykeline yapt kk rtularla oyalard, akas, resme balamaktan
korkard. Kendini reme gmlmeye hazrladnda, kaygs aktan aa ortaya kard. Lord, bir
noktada Giacomettinin solumaya ve ayan yere vurmaya baladm yazar:
Hiddetle, "bam dyor!" diye bard. "Tmyle dyor!" "Tekrar yerine dner," dedim.
Ban sallad. "Dnmeyebilir de. Belki de tablo bombo kalacak. O zaman ben ne olacam? Bu beni
ldrecek!"...
Elini cebine att, mendilini ekti kard, sanki ne olduunu bilmiyormu gibi bir an ona bakt, sonra
bir iniltiyle yere frlatt. Birdenbire, ok yksek bir sesle bard, "lk atyorum! Haykryorum!"3
Lord bir baka noktadan devam ediyor:
alrken modeliyle konuarak ilgisini datmak onu ldrtyor, sanrm. nnde grdn tabloda
betimleyemeyeceini dnmenin yaratt kaygdan bu. Bu kayg sk sk melankolik ie kapanlar,
kzgn kfrler ve yeri geldiinde grltl fke ve/veya sknt lklar oluyor. Ac ekiyor. Bundan
hi phem yok...
Giacometti kendini almasna ok zel bir ekilde youn ve tmyle veriyor. Yaratc zorlama
ondan hibir zaman tmyle yok olmuyor, ona tek bir huzur n dahi brakmyor.4
Karlama yle youn ki, sk sk sehpasndaki resmi poz veren kanh-canl gerek insanla
zdeletiriyor. Bir gn aya kazayla sehpa rafn uygun ykseklikte tutan kancaya arpnca, bu,
tablonun aniden otuz krk santim dmesine neden oldu.
"Ah, zr dilerim!" dedi. Gldm ve kendini sanki resim yerine benim dmeme neden olmu gibi
affettirmeye kalktn grdm. "Benim hissettiim de tam bu," diye yantland.5
Giacometti'deki bu kayg, hayran olduu Cezanne'da olduu gibi, byk bir kendinden-phe ile i
ie.
deal olarak gznde canlandrdn gerekten yaratma ans olduuna inanmak, umut etmek ve
devam edebilmek iin, tm mesleine her rn yeni batan, sanki sfrdan balar gibi balamas
gerektiini hissetmeye zorunlu... sk sk, o an zerinde alyor olduu heykel ya da resmin, nesnel
bir gereklie kar gelen znel deneyimini ifade ettii ilk eser olduunu hisseder.6
Lord doru bir biimde kaygnn, sanatnn resmetmeye alt ideal gr ile nesnel sonular
arasndaki atlakla ilikili olduunu varsayar. Burada her sanatnn yaad elikiyi tartyor:
Kavramlatrma ve gerekletirme arasndaki umutsuz bakalktan doan bu temel eliki tm
sanatsal yaratcln kknde vardr ve bu deneyimin nlenemez bir unsuru olarak grnen kaygy

aklamaya yardmc olur. Renoir gibi "mutlu" bir sanat bile buna kar bak deildi.5
Bir anlam olan, kendi yaamyla varolan tek ey, onun (Giacomet-tinin), o an benim bamla
akm bulunan gerekliin algsn, resmetme edimi yoluyla grsel terimlerde ifade edebilmek iin
verdii sonu gelmeyen, usanmaz mcadelesiydi. Bunu sonuna gtrmek phesiz ki imknszd,
nk zde soyut olan ey, zn deitirmeden somutlanamaz.
Zaman zaman Sisyplusun grevine benzeyen bu abasna sk skya bal, hatta mahkmdu.8
Bir gn kahvede Giacometti Lord'un gzne arpt.
Ve, gerekten de sefil grnyordu. Dndm ki, gerek Giacometti buydu ite, bir kahvenin
arkasnda yalnz bana oturan, dnyann hayranl ve tanyna kaytsz, hibir tesellinin kp
gelmeyecei bir bolua gzlerini dikmi, idealinin umutsuz ikiye blnmlnn eziyeti iinde, bu
acz tarafndan, yaad srece onu yenmeye abalamaya mahkm olmu. Birok lkenin yaym
organlarnn ondan bahsetmesi, mzelerin her yerde onun eserlerini sergilemesi, hibir zaman
tanmayaca insanlarn kendisini tanyp bilmeleri bir avuntu olabilir miydi? Hibiri olamazd.
Hibiri.9
Giacometti gibi mstesna bir sanatnn i deneyimlerini ve iten duygularn grmek bizi, kimi
psikoterapik evrelerdeki, insanlarn uyum"unu salamak, onlar "mutlu" klmak ya da basit davran
dzeltme teknikleriyle onlar ac, keder, eliki ve kayglarndan kurtulmaya eitmek zerine yaplan
sama konumalara glmsetiyor. nsanlk iin Sisyphus mitinin derin anlamn sour-mak ne kadar
zor - gizliden gizliye her zaman bildiimiz gibi "baar" ve "alk"n kanck tanralar olduunu
grmek. Giacometti gibi bir insanda, insan varoluunun amacnn gven tazelemekle ya da elikiden
bamsz uyumla yapp edecei hibir ey olmadn grmek.
Giacometti bunun yerine, evresindeki dnyay, insan olmaya ilikin kendi grnden tekrarretme ve alglama mcadelesine adanmt ~ Lordun, yerinde tabirini kullanrsak, "mahkm
edilmiti". Onun iin baka bir seenek olmadn biliyordu. Bu meydan okuma yaamna anlam
verdi. O ve onun cinsinden olanlar, insan olmann ne anlama geldii zerine kendi kavrayn
getirmeyi ve bu i-kavraytan bir gereklik dnyasna gemeyi ararlar -bu gereklik ne kadar uucu
olsa da, zerinde younlald her an elden kap gitse de. nsann btn yapacann dnyadan batl
inan ve cehalet perdelerini ekip almas olduunu ve orada birden gereklii, saf ve bozulmam
haliyle bulacan syleyen usu varsaymlar ne kadar da sama.
Giacometti gereklii kendi ideal kavrayndan grmeyi arad. O, gerekliin zeminini kuran
biimleri, gerekliin temel yapsn kanck tanralarn srayp oynadklar arenann darmadan
yzeyinin altnda arad. Kendini u soruya esirgemeden adamaktan kammazd: Gerekliin benim
dilimi konutuu, bana, ancak hiyerogliften6 anlyorsam yant verdii bir yer var m? Kendi dnda
kalanlarn yant bulmada ondan daha baarl olamayacan biliyordu; oysa biz yant aramaya onun
katks ve yardmyla daha te bir noktadan balyoruz.
3

Sanat rn karlamadan doar. Bu sadece resim iin deil, iir ve yaratcln dier biimleri iin
de doru. Auden bir keresinde zel bir konumada una iaret etmiti: "air dille evlenir ve bu

evlilikten iir doar." Bu, iirin yaratlmasnda dili ne kadar etkin klyor! Dil sadece bir iletiim arac
deil, ya da dili yalnzca fikirlerimizi ifade etmek iin kullanmyoruz, bir o kadar doru olan, dilin
bizi kulland. Dil, yol arkadamz olan insanlarn ve kendimizin tarih boyunca birikmi anlaml
deneyimimizin sembolik ambardr, ve byle olduunca, bir iir yaratmada uzanp bizi kavrayveriyor.
"Bilmek" anlamna gelen zgn branice ve Greke szcklerin "cinsel ilikide bulunmak" anlamna
geldii de unutulmamal. n-cilde "brahim kansm bildi ve o gebe kald"7 diye yazar. Terimin
etimolojisi, bilginin kendisinin -iir, sanat ve dier yaratc rnler gibi- znel ve nesnel kutuplar
arasndaki dinamik karlamadan doup gelmesinin prototipik olgusunu sergileyip anlatyor.
Cinsel metafor gerekte karlamann nemini ifade ediyor. Cinsel birlemede iki kii birbirleriyle
karlarlar; birbirieriyle tekrar btnlemek iin ksmen geri ekerler kendilerini, bilmenin ve
bilmemenin tm nanslarn yaayarak birbirlerini tekrar bilmek iin. Erkek kadnla btnleir ve
kadn da erkekle; ve ksmen geri ekilme, ikisine de yeniden dolmann vecd yaantsn verecek en
uygun yol olarak grlebilir. Her biri kendi yolunda etkin ve ediindirler. Bu, nemli olann bilme
sreci olduunun bir gsterilii-dir; eer erkek basit bir ekilde kadnn iinde durursa, olup biten, i
ieliin dourduu hayreti uzatmann tesinde bir ey deildir. Yaratcln son aamasnn bak
asndan baklrsa anlaml olan, karlama ve tekrar-karlamann srp giden deneyimidir.
Cinsel birleme, iki varln i eliinin, olanakl en dolu ve zengin karlama iindeki son
noktasdr. Bu deneyimin yeni bir varl retmesi asndan da yaratcln en yksek biimi olmas
ok anlamldr.
iir, piyes ve plastik sanatlarda dlleniin ald zel biimler sembol ve mitlerdir. Semboller
(C6zannen aac gibi) ya da mitler (Oidipus miti gibi) bilinli ve bilind deneyimi, kiinin u
andaki bireysel varoluu ve insanlk tarihi arasndaki ilikiyi davu-ruriar. Sembol ve mit,
karlamadan frlayan canl, hemen dolaysz biimlerdir ve, znel ve nesnel kutuplarn diyalektik i
ilikisini -birindeki deiimin dierindeki bir deiimi getirecei canl, etkin, srekli bir karlkl
etkilemeyi ierirler. Sembol ve mit anlattmz karlamann ykselmi bilin halinden doup
gelirler; bizi ele geirecek gtedirler nk bizden, yksek bir bilin yaants talep eder ve yksek
bir bilin yaants verirler.
Bu yzden kltr tarihinde sanatsal bulu dier biimleri nceler, Sir Herbert Read'in deindii gibi,
"Sembolik bir sylem, (sanatsal) etkinlik temelinde olanakldr; din, felsefe ve bilim ardk dnce
biimleri olarak sonradan gelirler." Bu, usun daha uygar, sanatnsa alaltc bir anlamda daha ilkel bir
biim olduunu sylemek deildir.
Ne yazk ki bu korkun hataya usu Bat kltrmzde sk sk rastlanyor. Bu daha ok, sanatsal
biimdeki yaratc karlamann "btn" olduunu sylemektir - sanatsal biim yaantnn bir
btnln ifade eder; bilim ve felsefe, incelemek iin kimi ynleri soyutlar.
4
Karlamann ayrt edici zniteliklerinden biri, tutku da diyebileceim, younlama derecesidir.
Burada deindiim duygulanmn nicelii deil. Kendini veriin bir niteliini kastediyorum, bunun
ille de byk miktarda bir duygulanm iermesi gerekli deil, kk bir deneyimde de -pencereden
bir aaca ksa bir bak gibi-bulunabilir. Oysa bu geici ksa deneyimlerin, burada tutku yetisi olan
kii diye dndm duyarl kii iin hatn saylr anlam olabilir. Amerikadaki soyut ressamlarn
saygn yol gstericisi ve, en deneyimli ve uzman hocalardan biri olan Hans Hoffmann'n dedii gibi,

sanat rencileri bugnlerde byk yetenee sahipler ama tutku ya da kendini vermede eksikler.
Hoffmann bu konuda ilgin gzlemlerde bulunur, erkek rencilerin gvence endiesiyle erken
evlendiklerini ve elerine baml hale geldiklerini syler; Hoffmann, rencilerinin yeteneklerini,
ancak elerinin dolay-mndan geerek ortaya kartabilir. Yetenein bol bulunmasna karn tutkunun
eksik olmas bana bugn birok anlamdaki yaratclk probleminin esas yan olarak grnyor; ve
yaratcla, karlamay es geerek yaklamamz bu eilimde dorudan rol oynad. Teknie yetenee dorudan karlamann yaratt kaygdan kanmann bir yolu olarak tapyoruz.
Kierkegaard bunu mkemmel anlamt! Kendisi hakknda yle yazmt: "Gnmz yazan, renme
lehine tutkunun yok edildii bir ada kaderini kolaylkla ngrebilir, okurlar olmasn isteyen bir
yazar, kitabm bir le sonras ekerlemesi esnasnda kolaylkla okunabilecek bir biimde yazmaya
zen gstermelidir."
5
Bu noktada psikanaliz evrelerinde yaratcl aklamak in yaygn biimde kullanlan, "egonun
hizmetinde gerileme" kuramnn yetersizliini gryoruz. Psikanalizde yaratc insanlar ve yaratc
edimi anlamak iin kendi giriimlerimde, bu kuram tatmin edici olmaktan uzak buluyorum. Bu,
kuramn negatif zniteliinden deil, ,esas olarak bizi yaratc edimin merkezinden, ve bylece,
yaratcln herhangi bir dolu kavrammdan uzaklatran ksmi bir zm nermesinden ileri geliyor.
"Egonun hizmetinde gerileme" kuramn desteklemekte Emst Krisin bavurduu eser,
otobiyografisinde kendi iir yazma yolunu aadaki gibi anlatan nemsiz air A. E, Housmann
eseridir. Oxford'da Latince dersi vererek geen tm bir sabahtan sonra Ho-usman le yemeini yer,
yemekle birlikte yanm litre bira ier ve sonra yrye kar. Ve bu uyurgezer duygu ortamndayken,
iirleri kar gelir. Kris, bu kuramyla ayn izgide, edilginlik ve alcl yaratclk ile aktrr.
Biroumuzun Housman'n u msrala-rndan haz alacamz dorudur:
Uslu dur, ruhum, uslu;
Gevrektir tadn kollar...
Ve haz, grnrde Housman'n kendisinde de olduu gibi, okurlar olarak bizde de nostaljik, gerileyici
bir havay ne karr.
Bylece yaratcln sk sk bir gerileme fenomeni olarak grnebileceini ve sanatda arkaik,
ocuksu, bilind ruhsal ierikleri ortaya karabileceini teslim ediyorum. Ama bu tam da
Poincare'nin (III. Blmn 83-85. sayfalarna baknz) kavrayn, harcad byk emeklerden
sonraki geveme esnasnda geldiini sylemesiyle kout deil mi? Poincare bizi, yaratcl retenin
geveme olduunu varsaymamamz zere uyanyor. Geveme -ya da ge-rileme- kiiyi sadece youn
abalar ve bunlara elik eden engellemelerden uzaklatrmaya yarar, ki yaratc itiiim kendini ifade
etmek zere dizginlerinden boansn. Bir iir ya da resimdeki arkaik unsurlar dierlerini kprdatacak
has gce, bir anlam evrenselliine sahipse-yani, has simgeler iseler- bu, olmakta olan karlamann
daha temel, daha kavrayc bir dzeyde cereyan etmesindendir.
Zamanmzn byk airlerinden William Butler Yeatsten msralar alrsak, bunun tersine tmden
deiik bir hava buluruz. "kinci Geli" te Yeats modem insann durumunu anlatr:

Her ey yklyor, bel vermi ortadirek;


Kargaalk salnm yeryzne...
Sonra bize grdn sylyor:
kinci Geli! Bu szler kar kmaz azmdan Koca bir grnt trmalyor gzm ...bir ln
kumlar zerinde Gvdesi aslan, ba insan bir yaratk,
Gne gibi bo, amansz bir bakla Atyor ar ar admlarm...
imdi hangi yrtc hayvan, saati geldi diye,
Aldrsz yryor Beytllahm'da domaya?8
Bu son simgedeki g ne olaanst! Gzellik dolu yeni bir ifaat, ama biz modem insanlarn
kendimizi iinde bulduumuz durumun korkun anlamyla da ilikili. Yeats'in bylesi bir gce sahip
olmasnn nedeni, kendisinin olduu kadar tm insanlarn da paras olan ve her youn bilin annda
ortaya kan arkaik unsurlar ieren bir bilin younluunu yazya dkmesi. Ama semboln bu gc
kesin bir biimde, en tutkulu ve kendini-veren bir entelektel abann ierdii bir karlama
olmasndan da geliyor. Bu iiri yazarken Yeats alc idi, ama imgelemin kullanlnda hi de edilgin
deildi. MacLeish bize, "airin ii"nin "lk boaznda dmlenene kadar beklememek olduunu
syler.9
Aktr ki, her eitten iirsel ve yaratc kavray bize geveme anlarnda geliyor. Bununla birlikte
ortaya ktan geliigzel bir biimde olmuyor, onlar, kendimizi youn bir biimde verdiimiz, diri
ve bilinle younlatmz deneyimlerimizin alannda beliriyorlar. Kavraylarn sadece geveme
anlarnda hamle yaptklann sylemek, onlarn yaratllarn aklamaktan ok hasl ortaya
ktklarn anlatmak olur. air arkadalarm bana, deil iir yazmak, okumak bile istendiinde, dolu
bir le yemei ve yarm litre biradan sonraki saatin tam da bu ii yapmamann zaman olduunu
sylyorlar. Bunun iin, daha ok, en youn, en yksek bilince muktedir olduumuz anlar semek
gerek. le ekerlemesinde iir yazarsanz, iirinizi le ekerlemesinde okurlar.
Buradaki mesele hangi airlerden holanmakta olduumuz deil. ok daha temel bir mesele - yani,
yaratc edimde doan semboller ve mitlerin doas. Sembol ve mit, farkmdalmizn alanna
ocuksu, arkaik endieleri, bilind zlemleri ve benzeri ilkel ruhsal ierikleri getirir. Bu ehre,
onlann geriye bakan (regressive) ehresidir. Ama ayn zamanda, yeni anlamlar, yeni biimleri ortaya
kararak, daha nce bu haliyle mevcut olmam bir gereklii de amlayabilirler; sadece znel
olmayan, ikinci kutbu bizim dmzda olan bir gereklii. Bu, sembol ve mitin ileri bakan
(Progressive) ehresidir, bu ehre ileri doru iaret eder. Btnleyicidir. Fransz felsefecisi Paul
Ricoeurn ok gzel bir biimde ortaya koyduu gibi, kendi varoluumuzla ve doayla olan
ilikimizde yapnn ileri doru bir amlandr. Soyut kiisel deneyimin tesine, evrensellere doru
bir yoldur. Geleneksel Freudcu psikanaliz yaklamnda neredeyse tmyle grmezden gelinen,
sembol ve mitlerin bu ileriye bakan ehresidir.
Karlamann znitelii olarak nitelediimiz bu yksek bilin-lilik, znel deneyim ile nesnel
gereklik arasndaki ikiliin ald ve yeni anlamlar amlayan sembollerin doduu bu durum,
tarihsel olarak vecd szcyle karlanmaktadr. Tutku gibi, vecd de bir duygulanm nicelii deil,

bir duygulanm niteliidir ~ ya da, daha net sylenirse, bir yan duygulanmsal olan bir iliki
niteliidir. Vecd hali zne-nesne ikiliinin geici olarak adr. Psikolojide, Maslovvun doruk
deneyimi zerine dikkate deer bir almas saylmazsa, bu problemi bertaraf ediimiz ilgintir.
Veyahut, vecdden dem vururken gizliden gizliye kmseyici ya da onu nevrotik olarak varsayc bir
tavr taknyoruz.
Karlama deneyimi kendisiyle birlikte kaygy10 da getirir. Gi-acometti'nin deneyimi zerine
tartmamzdan sonra, sanat ve yaratc insanlarn yaratma anlarndaki "korku ve titreme"lerini11
hatrlatma gerei duymuyorum. Prometheus miti bu kaygnn klasik ifadesidir, W. H. Auden bir
keresinde, oyun oynamadan iir yazd zaman kaygya dtn anlatmt. "Oyun oynama
kaygnn geici olarak parantez iine alnd bir karlama olarak tanmlanabilir. Oysaki olgun
yaratclkta, sanat (ve sonradan onun eserinden faydalanacak olan dierleri, bizler) yaratlm
eserdeki cokuyu yaayacaksa, kaygyla yz yze gelmelidir.
Frank Barron'un sanat ve bilimdeki yaratc kiiler zerine olan almalarndan, onlar dorudan
doruya kaygyla yzleirken gsterdii iin etkilenmiimdir.11 Barron'un saptamasna gre "yaratc
kiiler", adalar tarafndan, altklar sahaya mstesna katklarda bulunmu olarak tanmlanan
kiilerdi. Onlara, "normal"
insanlardan oluan bir kontrol grubuyla birlikte, baclarnda dzenli, sistematik izimler ve
bazlarnda da dzensiz, simetrik-olma-yan, kaotik izimler olan bir dizi Rorschach kartlan gsterdi.
"Normal" insanlar en beendikleri ekiller olarak dzenli, simetrik kartlan setiler - evrenlerinin
"biimli" olmasndan holandlar. Oysa yaratc insanlar kaotik, dzensiz kartlan setiler - bu kartlan
daha ilgin ve meydan okuyucu bulmulard. Yaradln Kitab'naki Tann gibi dzeni kaostan
yaratmay istemi olabilirlerdi. "Darmadan" evreni setiler; onunla karlamaktan ve onu dzene
doru biimlendirmekten coku duydular. Onlar kendilerindeki kaygy kabullenebiliyor ve bunu,
dzensiz evrenlerini "yrein arzusuna A daha yakn" biimlendirmekte kullanabiliyorlard.
Burada ne srlen kurama gre kayg, karlamada meydana gelen benlik-dnya ilikisindeki
sarsntnn ayrlmaz bir refakatisidir. Kimlik duygumuz tehdit edildi; dnya daha nce yaadmz
gibi deil de, benlik ile dnya her zaman birbirleriyle ilikili ol-duklanndan, artk biz de daha nce
olduumuz biz deiliz. Gemi, imdi ve gelecek yeni bir Getalt oluturuyorlar. Bunun tmyle
doru olduu bir durum pek tabii ki nadirdir (Gney Denizi adalarna giden Gaugin, ya da psikoza
varan Van Gogh), bununla birlikte yaratc karlamann bir dereceye kadar benlik-dnya ilikisini
deitirdii de dorudur. Hissettiimiz kayg geici bir kkszlk, ynszlk; bu kayg, hiliin
kaygs.
Benim onlar grdm ekliyle yaratc insanlar, klasik Yunanllarn kulland terimi dn alacak
olursam, "tanrsal delirme" dl uruna, gvenceden yoksun kalma, duyarlk ve savun-mazlk
cinsinden yksek bir bedeli deyerek, kaygyla yaayabiliyor olmalaryla ayrt ediliyorlar. Yokluktan
kamadan, onunla karlaarak ve greerek, onu, varl retmeye zorluyorlar. Sessizlii bir mzik
yant iin tklatmaktalar; onu anlama zorlayabilene dek anlamszln peindeler.12
ortadan kalktm fazlasyla dzenli bir hale geldiini gryorum. Artk yazacak bir eyim kalmyor.
Karlamam yok olup gidiyor. "Problemlerim" zlyor. Hafiflik iinde bir mutluluk hissettiim
kesin; ama yazamyorum.

O halde, kaosa katlanmay, Barron'un ortaya att gibi "karmaa ve kargaayla yzlemeyi
yeliyorum. O zaman, bu kaos tarafndan dzeni aratrmaya, daha derindeki, altta yatan biimi
bulana dek onunla mcadele etmeye zorlanyorum. Ancak o zaman, kendimi, MacLeish'in dnyann
anlamszl ve sessizlii diye anlatt duruma, onu anlama zorlayabilene, sessizlii yant klana ve
yokluu varedene kadar balayabileceime inanyorum. Sabahki yazma sresinden sonra meditasyonu
otantik amac iin kullanabilirim - yani zihnin ve gvdenin derin bir gevemesi iin.
Bu hareketin nderlerinin TM ve Maharishinin snrllklarna ak olmamalar talihsizlik: Bu,
gelecekte bir zaman harekete kar gl bir tepkinin ortaya kabilecei nsezisini douruyor.
Rastladm tm TM tanmlamalarnda, Ma-harishi retisinin hibir snrllk tamad, donuk bir
biimde varsaylmt. Daha btnsel bir grnm arzu edilirse, Constance Holdenm "Uluslararas
Mal arishi niversitesi: Yaratc Entelektin Bilimi" balkl makalesini tavsiye ederim (Science, cilt.
187, 28 Mart 1975, s. 1176).
Delfi Khini: Bir Terapist
DELF DALARINDA antik Yunan iin yzyllar boyunca byk nem tayan bir tapmak ayakta
durmaktadr. Yunanllar tapnaklarn gzel yerlere oturtmak konusunda dehaya sahiptirler, ancak
Delfi, bir yannda sarp arazinin iinde uzanan upuzun bir vadi, dier yannda Korent krfezinin koyu
yeil-mavisiyle zellikle gz kamatrcdr. nsan tapnan doasma pek uyan grkemlilik
karsnda o anda azamet ve huu duygusuna kaplyor. Yunanllar kayglarm karlamak zere
buradan yardm aldlar. Bu tapnakta Apollon, kaotik arkaik adan klasik zamanlara dek ayincikadm-lan yoluyla tler verdi. Sokrates de, o zamandan beri psikotera-pinin mihenkta olagelen
mehur "Kendini bil" deyiini orada, tapmak giriinin hol duvarnda kaznm olarak bulmutu.
Bu altst olmu ada kendisi, ailesi ve gelecei iin kayg duyan duyarl Yunanl, klavuzunu burada
bulabilirdi: Prof. E. R. Doddsun, "tanrlarn insanlk ile oynad karmak oyunlar" dedii oyunlarn
anlamn Apollon biliyordu. Dodds antik Yunan kltrndeki usd zerine kaleme ald mkemmel
almasnda yle yazyor:
Delf'siz Yunan toplumu Arkaik a'da maruz kald gerilimlere glkle dayanabilirdi. nsann
bilgisizliinin ve gvensizliinin ykc duyumsan, kutsal Phthonos'un korkusu, miasma'nn13
korkusu; tm bunlarn birikeduran yk bylesi sonsuzca bilen kutsal danmann verecei gven
olmadan tanamazd, grnrdeki kaosun gerisinde, bilgi ve ama olduuna beslenen gven
olmadan.14
Apollon'un insanlara karlamalarnda yardm ettii kayg; gl biimde genileyen, biimlenmekte
olan, yaratc, douma-gebe bir devirde yayor olmann amansz seziiydi. Bu kaygnn, vitalitenin
geri ekilii, engellenii ve tkamyla karakterize olan nevrotik kayg olmadn grebilmek
nemlidir. Antik Yunan'n arkaik dnemi, i ve d snrlarn genilemesinin getirdii kaosun
dourduu skntyla ykl bir vital byme ve fkrma zamanyd. Yunanllar yeni -psikolojik,
politik, estetik ve tinsel-r olanaklarn kaygsm yaamaktaydlar. Bu yeni olanaklar ve bylesi meydan
okumalardan hibir zaman ayrlmayan kayg, onlar arzu etseler de etmeseler de zerlerine
bastryordu.
Delfideki tapman n, ailenin eski kararllk ve dzeninin sarsld ve bireyin ksa sre iinde
sorumluluunu almasnn gerektii bir ada artt. Homer'in Yunanistam'nda, Odysseus'n kars

Penelope ve olu Telemachus mlklerini, Odysseus yanlarndayken, Truva savandayken, ya da


"arap-karas deniz"de on yldr alkaanyorken idare edebilirlerdi. Oysa imdi, arkaik dnemde
aileler kentlere yapk kalmak zorundaydlar. Her gen Tele-machus, kendi geleceini semesi
gerektiinde ve kendi yerini yeni bir kentin bir paras olarak bulmak zorunda kaldnda kendini
zamann yamacnda duruyor hissetmitir. Gen Telemachus miti kendi kimliklerini arayan modem
yazarlar iin nasl da verimli bir mit olagelmitir. James Joyce, Ulysses'de bunun bir ehresini
gsterir. Thomas Wolfe Telemachus'a, antik Yunanm olduu kadar gerekte kendisinin de arad
babay arama miti olarak bavurmutur. Hele gen Telemachus gibi Wolfe da buz gibi, kaskat
gerein "artk eve dnemezsin" olduunun farkna varmt.
Kent-devletleri, birbiri ard sra gelen tiranlaryla (bu terim Yu-nancada, ngilizcede tad ykc
arma sahip deildir)2 anari iinde bocalyordu. Baa gelen nderler, yeni gc bir dzene
kaynatrmaya uraadurdular. Kent-devletleri iin yepyeni ynetim biimleri, yeni yasalar ve
tanrlarn yeni yorumlan, tm de bireye yeni psikolojik gler salayarak ortaya kyordu. Bylesi
bir deiim ve byme dneminde, fkrmann sregden basnc bireyde sk sk bir acillik duygusu
yaratmtr.
Apollon sembol, Apollon'un Delfi'dek tapma ve bunlarn dayal olduu zengin mitler bu ortamda
mayalandlar.
1
Apollon'un, biim tanns, us ve mantk tanns olduunu anmsamak nem tayor. Bylece Apollon
tapmann bu kaotc zamanda nem kazanmas ve vatandalann ortal saran kaosun ardnda ama
ve anlam bulunduu gvencesini bu denge ve oran tanns yoluyla aram olmalan hi de tesadf
olmuyor. Biim, orant ve altn l, bu insanlarn derin tutkularm kontrol edebilmeleri iin can alc
bir nem tayordu, tutkularn ehliletirmek iin deil, bu tutkular, Yunanllarn doada ve
kendilerinde pek aina olduklar demonik15 glerin yapc bir kullanmna dntrmek iin. Biim zarafet- gzelliin z bir nitelii olduu iin, Apollon sanat tanrsdr da. Gerekten de, Defi'de,
yamacnda, Apollon'un tapnann ykseldii da olan Pamassus, tm Bat dillerinde akla hasredilen
erdemlerin simgesi olagelmitir.
Apollonun k tanrs da olduuna dikkat edince bu mitin zengin anlamna daha bir hayran oluyoruz sadece gn nn deil, akln, zihnin, kavrayn nn da. Apollon sk sk Yunancada "gne"
szc olan Helios ve, parlama ve ma tanns anlamna gelen Phoebus Apollon namyla anlr. Son
olarak tmnden de baskn bir noktaya dikktimiz ekiliyor: Apollon ifa ve refah tan-nsyken, olu
Aclepius da hekimlik tarmdr.
Kolektif bilindmn devinimleri ile Homer-ncesinin karanlk yzyllarnda yaratlan bu mitolojide
Apollon'a yaplan btn yklemeler, fantastik bir yaznsallkla olduu kadar figratif anlamllkla da
dokunmutur. Mutun danmannn, psikolojik ve tinsel kavrayn tanrsnn, yksek lde vital ve
biimlenmekte olan bir aa yol gsterici tann olarak katlmas ne kadar da tutarl ve anlaml!
Apollon'a bavurmak zere Delfiye doru yola kan bir Atinah, neredeyse bu yolculuun tm
anlannda imgeleminde k ve ifa tanrsnn bu grnmn evirip eviriyor olmalyd. Spi-noza bir
erdemi arzuladmzda dikkatimizi ona balamamz tembihlemiti, bylece onu elde etme yoluna
girebilirdik. Yunanlmz da yol boyunca bunu yapyor olmalyd ve herhalde bu arada, gvenme,
umudetme ve inanmann psikolojik sreleri de capcanlyd. Bylece, kendi "ifalna nceden kendini

hazrlayarak katlm oluyordu. Bilinli niyetleri ve en derin maksatll (inten-tionality) ile


gerekleecek olana daha imdiden kendini vermiti. Semboller ve mitler, kendilerine katianlara
kurtanc glerini aktarrlar.
Bylece bu blmn kiinin kendini yaratmas zerine bir deneme olduu grlyor. Benlik, gelien
ynnde, ona kendini ya-114 YARATMA CESARET
**
ratmada yn veren, modeller, biimler, metaforlar, mitler ve dier birok ruhsal ierikten olumutur.
Bu srekli devam etmekte olan bir sretir. Kierkegaard'n pek yerinde syledii gibi, benlik, bir
oluma srecinden baka bir ey deildir. nsan yaamndaki apak -zellikle kiinin gz rengi, boy,
yaamn grece uzunluu gibi fiziksel yanlarndaki- determinizmin yan sra, kiinin kendiniynlendiren, kendini-biimlendiren yan da ortadadr. Dnme ve kendini-yaratma ayrlamazlar.
Kendimizi gelecekte yer alr grdmz tm bu fantezilerin farkna vardmzda ve kendimizi u ya
da bu yola ynlendirmeye giritiimizde, bu apak ortaya kar.
Ne kadar inkr etsek de, kiinin, geliimini srekli etkiliyor olmas antik Yunanlda da, modem
insanda da srp gidiyor. Biraz nce Spinoza'nm verdii akl, bu ynlendirme ilevinin
gerekletirilecei yollardan biri. Bir bireyin u ya da bu canl biiminde ye-niden-yaamadnmesiyle ilgilenen mitler, bu yeni yaamann nasl olacann kiinin daha nc& nasl
yaayageldiine baml olduuna iaret ederek, insan soyunun yaantsnda, bireyin kendi
yaamasndan sorumlu olduuna dair bir bilincin varlna tanklk ederler. Sartre'n, kendimizi bir
dizi seimle yarattmz sav abartlysa da, ierdii gerek ksmen kabul edilmeli.
nsan zgrl, yaamn itkisi le ona vereceimiz karlk arasnda duraklayabilme ve bu
duraklamada, arlmz vermeyi arzu ettiimiz yn seebilme yetimizi ierir. zgrle dayanan,
kendimizi yaratabilme yetisi, bilinten veya bireyin kendi-farkn-dalndan ayrlamaz.
Bizim burada ilgilendiimiz, Delfi khininin bu kendini-yaratma srecini nasl ilerlettii. Kendiyaratmann umutlarmz, ideallerimiz, imgelerimiz ve zaman zaman dikkatimizi en ok topladmz
hayal edilmi ierikler yoluyla gerekletii apak. Bu "modeller" bilinli olduu kadar bilindmda
da ilevleri srdrrler, kendilerini fantezilerde olduu kadar davranlarda da aktan aa
gsterirler Bu sre iin zet szckler: semboller ve mitlerdir. Delf'deki Apollon mabedi de bu
sembol ve mitlerin somut bir ifadesi ve onlarn ayinlerde vcut bulduu yerdi.
2
Bu dnemde yontulan muhteem Apollon heykellerinde, biimindeki gllk ve salamlk, bann
sakin gzellii, hkim olunmu tutkularla ilenmi dzenli hatlar, neredeyse dmdz olan azndaki
yumuak "bilen" glmseme ile karmza kan bu arkaik tanr figrnn Yunan sanatlar kadar
dnemin dier yurttalar iin de zlemi duyulan dzenin ne boyutta bir sembol haline geldiini
grebiliyoruz. Grdm heykellerin merak uyandran bir yan var: Gzleri geni geni alm,
gzler klasik Yunan heykellerinde ya da yaayan bir insann gzlerinde normalde olandan daha ak
bir biimde yaplm. Atina'daki Ulusal Mze'nin arkaik Yunan blmnde yle bir yrndnde,
mermer Apollon heykellerinin koca koca alm gzleriyle verdii byk bir tetiktelik ifadesi insan
arpar. Praxitelesin drdnc yzylda yapt, pek bilinen Hermes bann neredeyse uykulu, gevek
gzlerine ne kadar da zt.

Arkaik Apollon'un kocaman alm gzleri endieyi gsteriyor. Onun gzleri bir seferberlik anda
yaamaya elik eden kaygy -yksek dzeyde bir farkmdal, olabilecek olan bir ey bilinmeden
kalmasn diye "drt bir yan kollamad- ifade ediyorlar. Bu gzler ile, biimlenmekte olan bir baka
a Rnesansta Mic-helangelo'nun resmettii figrlerin gzleri arasnda dikkate deer bir koutluk
var. Michelangelo'nun insanlarnn tm ilk bakta neredeyse hepten gl ve fatih grnseler de,
daha yakndan bir gzlemde, kaygmm fsldayan habercisi olan koskocaman alm gzlere sahip
olduklar grlr. Michelangelo'nun zportrelerinde gzler kaygmm tipik zellii olan bir irilikte
resmedilmitir, sanki ressamn yalnzca ann deil, kendi i gerilimlerinin de davu-rulduunu
sergiler gibi.
Apollon'un derini grme niteliiyle nlenmi gzlerinden ozan Rilke de etkilenmiti. "Apollonun
Arkaik Gvdesi"nde,16 yle yazar:
Tanmak ksmet olmad o muhteem ban akmak akmak gzyuvarlarm. Ama Gvdesi ldyor
bir sokak lambas gibi hl.
Sadece kslm, ieri kam bak.
Gvdesi l l ayakta. yle olmasa, gsnn Yuvarlakl, kamatrmazd gzn, hafife Yana
kvrlndan belinin, bir glmseme Gitmezdi tam merkezine reme blgesinin.
irkin ve ksack dururdu yle olmasa,
Bu ta yn, omuzlarn saydam kavsi altnda Panldamazd, vahi bir hayvan postu gibi.
Byle her kesinden k sap, tamazd Bir yldz gibi: Yok nk hibir yeri Seni grmeyen.
Deitirmelisin hayatn.17
Bu canl tabloda Rilkenin denetlenmi tutkunun zn ne kadar iyi yakaladn gryoruz - buradaki
denetlenmi tutku vital itilimlerden rken Yunanl hocalarn daha sonraki Helen anda ama
klacaklar, kitlenmi ya da bastrlm tutkuyla ayn ey deildir. Rilke'nin yorumu, Viktoryenler'in
itkileri bastrma ve ketle-melerinden ne kadar te bir haykr. Hzla gzya dken, sevien ve
ldren bu ilk Yunanllar, tutku ile, Erosla ve demonik olanla anlandlar. (Bugnlerde terapiye gelen
kiiler, antik Yunan'daki garip manzaray gz nnde tutarak, gzya dkenlerin Odysseus ya da
Achilles gibi gl kiiler olduu gereine iaret ediyorlar.) Ancak Yunanllar bu itkilere hkim
olunmas ve onlarn ynlendirilmesi gerektiini de biliyorlard. Onlar, erdemli (arete) bir kiinin
znn, tutkular tarafndan seilmek deil, tutkularn semek olduuna inanyorlard. Onlarn
modem insan gibi, Erosu ve demo-niki yadsyarak kendi-kendini-idi-etme gereksinimini
duymamalarnn aklamasn burada bulabiliriz.
3
Arkaik dnemin duyumu Rilkenin, ilk bata (ama sadece ilk bakta) bir non sequitur (ilgisiz sonu)
gibi grnen son garip cmlesinde de grlr: "Yaamn deitirmelisin." Bu, tutku dolu gzelliin
arsdr, gzelliin, tam da burada-oluuyla, bizi yeni biime katlmaya armas. Hi de trel
olmamasna karn bu a (doru ya da yanlla bir alp verecei yoktur), bu yeni armonik biimi
yaammza almamz iin ayak direyen, bizi, kaamayacamz bir biimde avcunun iine alan bir
ardr. Apollon'un kehanetinin nasl ilev grd ve dn nereden geldii phesiz ki arpc

sorulardr. Fakat ne yazk ki, bu konuda bilinenler pek az. Mabet sr olarak korunmutu; onu
ynetenler sadece dier insanlara t vermekle kalmayp, kendileri de bu tten paylarn
alyorlard. Platon, mabette Apollonun szcs olarak hizmet eden rahibe Pythia'nn bir "kehanet
lgnl" geirdiini syler. Platon, bu "lgnlk"tan, bilincin normalden-derin dzeylerini ortaya
kartan "yaratc kavrama"mn doduuna inanyordu. Platon Pha-edrus'da, "Delfi'nin Pythiasnn ve
Dodona rahibelerinin Yunanistanda hem zel yaama, hem de kamu yaamna ihsan ettikleri birok
yaran, onlann ldrmalarna borluyuz, nk akllan bala-rndayken yapp ettikleri ya hibir ey, ya
da pek az bir ey,"der.18 Bu, insanlk tarihi boyunca durmadan kzan, esinin kayna tartmasnn
ularndan birini destekleyen apak bir savdr - yaratclk ne lde lgnlktan gelir?
Apollon Pythia vastasyla birinci tekil ahstan konuuyordu. Pythia'mn sesi deiiyor, modem bir
medyumunki gibi titreyerek, bouklayor ve genizden geliyordu. Tannnn tam nbet annda, ya da, szcn kknn geldii tam anlamla, en-theo ("tannda)-enthusiasm (kuvvetli esin) annda girdii
syleniyordu. "Seans"tan nce rahibe, tahminen geleneksel kendi-kendine-telkin etkilerini douran
birka ayin hazrlndan -zel bir banyo ve belki kutsal bir pnardan su imek gibi geiyordu. Sk
sk yinelenerek ortaya atlan, mabedin kayalklarndaki bir atlaktan szan bir buhan soluyarak,
hipnotik bir etkiye maruz kalmas olgusunu Profesr Dodds zetle yle anlatyor:
Pythia'mn esininin bir zamanlar gvenilir bir ekilde atfedildii nl "buharlar" bir Helen icaddr...
Olgular bilen Plutarch, buhar kuramnn yaratt zorluklar grmt ve sonuta bu kuram tmden
silip atma benzer; oysa Stoac filozoflar gibi, on dokuzuncu yzyln bilim adamlar da kolay bir
k iin ho bir maddeci aklamaya sarldlar.5
Dodds buradan hareketle salam bir ekilde, "Fransz kazlarnn ne buhar ne de bu buharn bir
vakitler fkrabilecei cinsten bir oyuk olmadn gsterdii gnden beri, bu kuramn daha az
iitilir olduuna" iaret eder.6 Bylesi aklamalarn gnmz antropolojisi ve anormalin-psikolojisi
nda gereksiz olduu ortadadr.
Pythian rahibeleri basit, eitim grmemi kadnlard (Plutarch, birinin bir kylnn kz olduunu
syler). . Oysa modem bilim adamlarnn kehanetin zek sistemine kar byk sayglar var.
Delfinin hkmleri, bu srete insan zeks, sezgisi ve kavraynn belirleyici bir rol oynadna
bilim adamlarn ikna edecek kadar tutarl bir sistemin iaretlerini sergilemitir. Bununla birlikte
Apollon kehanet ve tlerinde zellikle Pers savalar srasnda kt nlenmi falsolar da
yapmtr; Yunanllar ise, bugn psikote-rapide birok kiinin terapistlerine kar takndklar bir
tavrla, onu, dier zamanlarda vermi olduu yararl tler ve yardmlardan tr apak bir biimde
atfetmilerdir.
lgimizi en ok eken nokta, mabedin, Yunanllarn bilin-n-cesi ve bilind kolektif kavraylarm
ekip karacak gce sahip komnal bir sembol olarak grd ilevdir. Delfinin komnal, kolektif
yannn gl bir temeli vard: Mabet esasnda Apollona adanmadan nce yer tanralarna
hasredilmiti. Bu kolektiflik, Apollon'un kart olan Dionysosun Delfi'de gl bir etkiye sahip
olduu anlamna da gelir. Yunan vazolar Apollon'u, tahminen Delfi'de, Dionysosun elinden tutarken
gsterirler. Plutarch, "Delfi kehaneti gz nne alndnda Dionysosun oynad rol Apollon'unkinden hi de az deildir," derken pek de abartmaz.7
Herhangi has bir sembol, ona elik eden ayin treniyle, kendi bamza denemeye cesaretimiz
olmayan kavraylar, yeni olanaklar, yeni bilgelii ve tinsel grngleri yanstan bir ayna halini alr.

Bunu iki nedenden gze alamayz. Birincisi kaygmzdr: Yeni kavraylar bizi sk sk -ve hatta tipik
bir ekilde diyebiliriz-yalnz bamza tm sorumluluklarm alamayacak kadar rktrler. Bir
mayalanma anda byle kavraylar sk sk gelirler ve birok bireyin tamaya hazrlandndan
daha fazla psikolojik ye tinsel sorumluluk gerektirirler. Kiiler dlerde, kendilerine normalde
dnlmesi ya da gnlk dilde sylenmesi dehet verici olabilecek eyleri yapma izni verirler - annebabay ya da evlad ldrmek ya da "annem benden nefret ederdi"yi dnmek gibi. Bunlar ve benzeri
eyleri gn-dlerinde bile dnmekten kanrz, nk bylesi fantezilerin gece dlerinden daha
byk bir bireysel sorumluluu zerimize ykleyeceini hissederiz. Oysa bunu syleyen bir dmz
olursa, ya da Apollon, kehanetinde bundan bahsederse, yeni gereimizi daha byk bir aklkla
kabullenebiliriz. kinci neden gurura kamamzdr. Sokrates Delfi'deki Apol-lonun kendisinin o
dnemde yaayan en bilge kii olduunu sylediini iddia edebilirdi, bu kendi bana hibir zaman ister Sok-ratik bir nkte olsun, ister olmasn- ne sremeyecei bir iddia idi.
O zamanki nsanlar rahibelerin basiretini nasl yorumlamlard? Bu, unu sormakla ayndr: Kii bir
sembol nasl yorumlar? Rahibelerin gaipten verdikleri haberler genellikle iir halinde ifade
edilmilerdi ve sk sk "akc bir konuma ile olduu kadar yabanl, onomatopoetik19 haykrlarla
sylenmilerdi, "ve bu hammad-denin phesiz ki yorumlanmas ve ilenmesi gerekiyordu."8 Tm
alarda medyumla elde edilen ifadeler gibi bunlar da, sadece yoruma kap aacak kadar kapal
olmakla kalmyor, yorumu gerektiriyorlard. Ve sk sk iki ya da daha fazla deiik yorumlamaya uruyorlard.
Bu sre, bir ryann yorumu gibiydi. Harry Stack Sullivan gen stajyer analistlere, bir ryay Med ve
Pers kanunlar gibi deil, zmlemedeki kiiye, onun seimini gerektiren, iki deiik anlam nererek
yorumlamalarn retirdi. Gaipten gelen haberler gibi ryalarn deeri, onlarn belirli bir yant
vermeleri deil, psiik gerekliin yeni alanlarn amalar, bizi alageldiimiz yolun dna
sarsalamalan ve yaammzn eldememi bir tarafna k drmeleridir. Bu yzden mabedin
deyileri, ryalar gibi edilgin bir biimde alnmamalyd; alclar mesaj kendilerinde yaamalydlar.
Mesela, Atinallar Pers savalar srasnda onlara yol gstermesi iin Apollona kayg iinde
bavurduklarnda, kehanetten "tahta duvara gvenmelerini tembihleyen bir deyi kageldi. Bu
bilmecenin anlam ateli bir biimde tartld. Herodot'un anlatt haliyle yk yle:
"Kendilerinden emin olan yallarn gr, tanrnn onlara akropole kamay sylediiydi, nk
akropol eskiden beri tahta bir barikatla savunuluyordu. Dierleri tanrnn tahta gemilere deindiinde
hemfikirdiler, en iyisi gemileri hazr tutmakt." Bunun zerine kehanetin bir baka yah tartmaya
neden oldu, nk bazlar savamadan denize alp, yeni bir toprakta yaam kurmay dndler.
Fakat Temistokles, insanlar Salamis yaknlarnda bir deniz savama katlmaya ikna etti ve bu sava
yaparak, Zerkesin donanmasn tarihin nemli savalarndan birinde imha ettiler.9
Delfi khinlerinin amac ne olursa olsun, bu mphem kehanetlerin etkisiyle, yardm dileyenler
durumlarn yeni batan dnmeye, planlarn tekrar gzden geirmeye ve yeni olanaklar bulmaya
zorlanyorlard.
Gerekte de, Apollonun takma ismi "mphem olan" idi. in bandaki terapistlerin bunu kendi
mphemliklerine bir zr olarak almalarnn nne gemek iin burada modem terapi ile kehanetin
gaipten verdii haber arasndaki bir farka dikkat ektim. Rahibenin deyileri bir terapi seansndaki
ryalarn yorumlanmasnn tersine, alclarn bilindna, gerek ryaya daha yakn bir dzeydedir.
Apollon, yurttataki ya da kolektif gruptaki (sitedeki) bilincin daha derinindeki boyutlardan seslenir.

Bylelikle, hem zgn deyile (ya da ryada), hem de yurttan (ya da hastann) onu yorumlamasnda
yaratc bir mphemlik ortaya kabilir. Bu yzden kehanetin ada terapiste kar bir avantaj vardr.
Terapistin her durumda mmkn olduunca z ve yaln olmas ve kanlmaz mp-hemlii hastaya
brakmas gerektiine inanyorum.
Delf'nin kehaneti tam bir t niteliini tamyor, bireyi ve topluluu ie bakmak ve kendi sezgi ve
bilgeliklerine bavurmak dorultusunda hareketlendiriyordu. Kehanetler, sorunu, daha deiik bir
yoldan grlebilecei ve bu yolda yeni ve henz imgelenmemi olanaklarn ortaya kaca, yeni bir
balama,oturtuyorlard. Bu gibi mabetlerin, ya da modem terapinin, bireyi daha edilgin hale
getirmeye yneldii yaygn bir yanl anlamadr. Bu, kt terapi ve kehanetlerin yanl yorumlan
olabilir. Her ikisi de kesinkes tersini yapmaldrlar; bireylerin kendi olanaklarn tanmalar,
kendilerinin yeni yanlarn ve kiilik-ii ilikileri aydnlatmalar iin tek bavuracaklar kaynak yine
bireyin kendisi olmaldr. Bu sre insanlardaki yaratc kayna tklatr. Onlar ie, kendi yaratc
pnarlarna dndrr.
Sokrates Savunma'snda bize, tanrnn, dostu Chaerephon'a dnyada kimsenin ondan (Sokrates'ten)
daha bilge olmadn sylemesinin ne anlama geldiini zmek iin ne kadar uratm anlatr.
Filozof en bilge olmasnn anlamnn kendi bilgisizliini kabul etmesinden geldii sonucuna varr.
Tanr Sokrates'e "kendini birmesini de tledi. O zamandan bu yana, Nietzsche ve Kierke-gaard gibi
ince dnen kiiler tanrnn dnn anlamnn dibine varmaya urap durdular; ve biz de hl
onda yeni anlamlar bulmaya doru itiliyoruz. Hatta Nietzsche onun anlamm ilk bakta varlabilecek
sonucun tam tersi bir biimde yorumlar: "Tanr Sokrates'e 'Kendini Bili ifa ederken ne demek
istemiti? Muhtemelen, 'Kendinle ilgilenmeyi kes', 'Nesnel ol' demek istememi miydi? Gerek
semboller ve/veya mitler gibi tanrnn bu deyileri de, yeni ve ilgin anlamlar amladka tkenmez
bir zenginlik retiyorlar.
A
Kehanetin, topluluun bilind kolektif kavraylarnn btnle-nii olarak anlam tamasnn bir
dier nedeni var. Sembol ya da mit, kavrayn zerine drld bir yanstma ekran gibi hareket
eder. Rorschach kartlan ya da Murray'm Tematik Kavrama Testi gibi, kehanet ve kehanet trenleri de
merak uyaran ve imgelemi kprdanmaya aran bir ekrandrlar.
Ancak ge olmadan bir uyanda bulunmalym. u ya da bu zaman ve meknda sregiden bir sre
"yanstma"20 olarak adlandrlabilir, ama zerinde srarla durmamz gereken, burada "yanstma" diye
geen szcn, gerek psikanalizde bir bireyin "hastalkl" olduu iin yzlemekten kamd eyi
yanstt, gerekse de deneysel psikolojide karlama srecinin basit bir biimde znellii ortaya
koyduu iin kartlar ve TAT resimlerinin sonula bir alp verecei olamayacam ngren
deersizletirici kullanmnn sz konusu olmaddr. Benim kanaatime gre yanstma'nn bu her iki
deersizletirici kullanm da Bat insannn sembol ve mitin doasn anlayabilme konusundaki
yaygn beceriksizliinin sonucu olarak ortaya kyor.
"Ekran" sadece bombo bir ayna deildir. Daha ok, bilincin znel srelerinin ortaya kabilmesi
iin varl zorunlu olan nesnel kutuptur. Siz ya da ben onlarda daha nce kimselerin "grmedii"
eyleri grsek de, Rorschach kartlan gerekte siyah ve beyaz renklerden oluan net ve gerek
biimlerdir. Byle bir "yanstma", tanm gerei ne bir gerileme ne de sylemek istediini kartlar olmakszm ussal cmlelerle syleyebiliyor olmaktan daha az saygn bir eydir. Tersine imgelemin
geerli ve salkl bir uygulandr.

Bu sre sanatta durmakszn srp gider. Boya ve tuval, sanatnn fikirlerim ve grn ortaya
kartmasnda gl ve varolusal etkilere sahip olan nesnel eylerdir. Gerekte, sanatnn diyalektik
bir iliki iinde olduu, sadece boya ve tuval deil, doada grd biimlerdir de. air ve mzisyen
de varisi olduklar dil ve musiki notalaryla benzeri bir iliki iindedirler. Sanat, air ve mzisyen
yeni biimleri, yeni anlam ve vitalite eitlerini ortaya karmaya cret ederler. Sanatlar, bu kkl
biimleni srecinde, kullandklar malzemenin-yani, boyalar, mermer, szckler, musiki notalarnnonlara dayatt biim sayesinde en azndan ksmen "ldrmaktan" korunmu olurlar.
Delf'deki Apollon mabedini komnal bir sembol olarak grmek yerindedir. O halde, Apollon
mabedinden doan kavraylarn, iinde, birbirleriyle diyalektik bir iliki olan hem znel hem de
nesnel etmenleri barndran komnal sembolik bir srete olutuklarn kantlayabiliriz. Kehaneti
otantik bir biimde kullanan biri iin, yeni biimler, yeni ideal olanaklar, yeni ahlaksal ve dinsel
yaplar, bireyin geleneksel biimde canlanan bilincinin derininde yatan ve onu aan deneyim
dzeylerinde doar gelir. Platon'un bu vecd halini "kehanet lgnl" olarak isimlendirdiinden daha
nce bahsetmitik. Vecd hali sradan bilincimizi amann eskiden beri kullanlagelen bir yntem ve
baka trl varamayacamz kavraylara varmada bize yardmc olan bir yoldur. Ne kadar hafif
olursa olsun vecd unsuru her has sembol ve mitin bir parasdr; nk sembol ve mite iten
katlmmzda, o an kendimizden kopup "teye" taarz.
ruma gelmitir. "Paranoyak, egosundan onu rahatsz eden duygulanmlar atarken, nevrotik, d
dnyay kendi iine eker, yutar ve d dnyay kendi bilind fantezilerinin nesnesi haline getirir."
lk mekanizma yanstma iken, kincisi iselletirmedik Yanstma bir sertleme, katlatrma
sreciyken, iselletirme bir sulandrma, yumuatma, hafifletirme srecidir. Psikolojik adan
baklnca, iselletirme bir benzetirme, ayn klma (assimilation) sreci, yanstma bir ayr klma
(dissimilatiori) srecidir. selletirme, dta olann zneye aynlatnlma-syken, yanstma, znel bir
eriin nesneye atlarak, nesnenin zneden yabanc-latrlmasdr. Bu yzden nevroz bir dadnme
olarak grlebilirken, paranoya bir iednmedir. (.n.)
Sembol ve mite psikolojik adan yaklama, bulunabilecek yollarn birkandan biridir. Bu yaklam
tutarak, mitin dinsel anlamn psikolojikletirmek istiyor deilim. Mitin bu dinsel yanndan, bireydeki
znel unsurlar ile kehanetin nesnel olgusu arasndaki diyalektik karlkl etkileim hakknda bir
kavray (amlanma) elde ediyoruz. ten-inanan iin mit asla salt psikolojik deildir. Mit zaman iin
bir amlanma unsurunu ierir, ister Yunan Apollon' dan, ister Musevi Eiohim'den, isterse de
Dou'nun "01u"undan olsun. Bu dinsel unsuru tmyle psikolojik klacak olursak, Aeschy-lus'un ve
Sofokles'in tragedyalarn yazdklar gc deerleyebit-me ve hatta neden bahsettiklerini anlama
ansmz yitiririz. Aes-chylus, Sofokles ve dier tragedyaclar, mitlerin ierdii dinsel boyutlar,
kendi soylarnn deerine ve soylarnn kaderinin anlamna duyduklar inanca yapsal bir temel
oluturacak ekilde kullandklar iin byk tragedyalar yazabilmilerdi.
Yaratcln Snrlar zerine
GEENLERDE NEW YORK'TA bir hafta sonu insann geleceine bak konulu bir oturum yaplmt.
Panel'e Joyce Caroi Oates, Gre-gory Bateson ve Wliam Irwin Thompson gibi canl fikirlere ve derin
kavraya sahip kiiler katlmt. Dinleyiciler en azndan ilgin bir tartmay yaratacak yedi-sekiz
yz kiilik hevesli bir topluluk oluturuyorlard. Alta oturum bakan "insan olanaklarnn
snrszln vurgulayan bir temay ortaya atmt.

Oysa, sylemesi garip ama toplant ilerledike tartlacak bir sorun olmad grld. Salonu
dolduran engin bir boluk duygusu hem konumaclara hem de dinleyicilere hkim oldu. Katlanla-rm
byk bir evkle yaklatklar heyecanlandrc temalar esrarl bir biimde yitip gittiler. Tartma
neredeyse tmden meyve vermeden sonuna yaklarken, kafalardaki yaygn soru uydu: Yolunda
gitmeyen ne? ^
Ben "insann olanaklar snrszdr" savnn evk krc olduu- ^ nu ileri sryorum. Bunu yzeysel
olarak ele alrsanz, artk bir sorununuz kalmamtr. Kalkp bir "hamdolsun" ektikten sonra evinize
gidebilirsiniz. Bu snrsz olanaklar her sorunu er ya da ge ortadan kaldracaklar, geride sadece,
zaman gelince kendi kendine, uygun bir ekilde ekip gidecek geici glkler kalacaktr. Bakann
niyetinin tersine, onun sav gibi savlar gerekte dinleyiciyi yldrr: Bu, birini kaya oturttuktan sonra
"Hadi bakalm, tek snr gkyz!" diyerek ngiltereye doru okyanusa itmeye benziyor. Oysa
kayn iindeki dier kanlmaz snrn okyanusun dibi olduunun da pekl farkmdadr.
Bu deinmelerle insan yaamnda snrlarn sadece nlenemez deil, ayn zamanda deerli de
olduklar varsaymnn peine dyorum. Tartacam olgu, yaratcln kendisinin snrlar gerektirdii; nk yaratc edim inam
snrlayan eyle birlikte ve ona kar ortaya kar.
Daha batan lmn kanlmaz fiziksel snrlamas vardr. lmmz azck erteleyebiliriz,
bununla birlikte her birimiz bizim bilemediimiz ve kestiremediimiz bir gelecek zamanda leceiz.
Hastalk bir baka snr. Kuvvetimizden fazla abalarsak u ya da bu biimde hastalanrz. Apak
sinirsel snrmz var. Kann beyne ak bir iki dakikalna kesilse, bir fel ya da baka bir ciddi zarar
meydana gelir. Zekmz bir dereceye kadar gelitirsek de, fiziksel ve duygulanmsal evremiz
tarafndan kkten bir biimde snrlandrlm kalr.
ok daha ilgin olan metafizik snrlanlar da var. Her birimiz kendi paymza semeden belli bir
aileye, belli bir lkede belli bir tarih annda domuuzdur. Bu olgular -Fitzgerald'n Muhteem
Gatsby'sindeki Jay Gatsby gibi- yadsrsak, kendimizi gereklie kar krletirip baarszla urarz.
Bir lye kadar ailevi gemiimizin ve tarihsel konumumuzun snrlandrmalarna baskn
kacamz dorudur, fakat bylesi bir aknlk ancak balarken kendi smrlanmlklann kabul
edenler iin sz konusu olabilir.
1 Snrlarn Deeri
y
Bilincin kendisi bu snrlarn farkna varlmasndan doup kar. nsan bilinci varoluumuzun ayrt
edici yandr; snrlamalar olmasayd onu asla gelitiremezdik. Bilin, olanaklar ve snrllklar
arasndaki diyalektik gerilimden doup gelen bir farkmdalktr. ocuklar snrlarn farkna varmaya,
topu kendilerinden farkl bir ey olarak yaadklarnda balarlar; anne her aladklarnda kendilerini
beslemedii iin onlar iin snrlayc bir etmendir. Bu gibi birok snrlayc deneyimden geerek,
kendilerini dierlerinden ve nesnelerden farkllatrma yetisini ilerletmeyi ve hazz ertelenmeyi
renirler. Hibir smr olmam olsayd, bilin de olmazd.
Tartmamz buraya gelince ilk bakta cesaret krc grnebilir, oysa daha derinlere indike bu
grnmn yitirir. nsan bilincinin balangcna iaret eden brani mitinin, Cennet Bahesinde

dem ve Havva'y bir ba kaldrma balamnda tasvir etmesi tesa


dfi deil. Bilin, cennette yasak olarak konmu bir snra kar mcadele iin domutur. Yehova
tarafndan konan snrn tesine gemek daha sonra insann iinde varlk kazanan ve gelien dier
snrlarn ortaya kmasyla cezalandrlmtr - kayg, yabanclama ve su duygusu. Ama bu ba
kaldrma deneyiminden deerli nitelikler de ortaya kt - kiisel sorumluluun duyumsam ve en
nihayet yalnzlktan doup gelen insan sevgisi olana. nsan kiiliine konan snrlara kar durmak,
gerekte genileyici bir hal alr. Bylece snrlanma ve genileme el ele giderler.
Alfred Adler, uygarln fiziksel snrlanmalarmzdan ya da kendi deyiiyle, aa olmaktan
doduunu ortaya att. Die di, peneye pene, insanlar vahi hayvanlardan daha aa idiler. Hayatta
kalabilmek iin bu snrlamalarna kar mcadelelerinde insanlar zeklarn gelitirdiler.
Herakleitos, "eliki her eyin hem kral, hem de babasdr," demiti.21 Benim burada ortaya attm
temaya deiniyordu: eliki snrlan ngrr ve snrlarla mcadele gerekte yaratc retimlerin
kaynadr. Snrlar, onlarsz akan bir nehrin yerkre zerinde yaylp gidecei ve nehrin onlarsz hi
olamayaca kylar gibi gereklidirler - yani, nehir akan su ve kylar arasndaki gerilimle ku
rulmutur. Sanat da ayn ekilde kendi doumunun zorunlu etmer olarak snrlar gerektirir.

Yaratclk kendiliindenlik ve snrlamalar arasndaki gerilimden doar, snrlamalar (nehrin kylan


gibi) kendiliindenlii sanat ya da iir eseri iin aslolan farkl biimlere zorlar. Tekrar He-rakleitos'a
kulak verelim: Aklsz kiiler "kendisiyle atmann kendi inde bir uyuma vardn anlamazlar:
Armoni, yay ve lirin-ki gibi, kart bir gerilimi ierir."2 Mziini nasl besteledii zerine bir
konumada Duke Ellington, trompetisinin belirli notalara mkemmelen ulaabildiini ama
dierlerini kardn, ayn eyin tromboncusu iin de sz konusu olduunu syleyip, mziini bu
snrlarla, bu snrlarn iinde yazmak durumunda olduunu aklamt. "Snrlara sahip olmak
iyidir," demiti.
amzda kendiiindenliin yeni bir deerleniinin ortaya kt ve katla kar gl bir tepkinin
olduu gerek. Bu, ocuksu oyun oynama yetisinin deerlerinin yeniden-kef ile birlikte geliiyor.
Modem sanatta hepimizin bildii gibi, ocuklarn olduu kadar kyllerin ve ilkellerin resimlerine
kar yeni bir ilgi gelimi durumda ve bu kendiliindenlik eitleri sk sk yetikinin sanat eseri iin
model olarak kullanlyor. Bu zellikle de psikote-rapide doru. Hastalarn byk ounluu
kendilerini, anababalan tarafndan dayatlan an ve kat snrlamalarla engellenmi ve boulmu gibi
yayorlar. Terapi iin gelme nedenleri arasnda ilk sray, tm bu snrlanlarn frlatlp atlmas
gerektii kanaati alyor. Ne kadar basit olursa olsun, kendiliindenlie doru olan bu itkinin terapist
tarafndan deerlendirilmesi gerektii ortada. nsanlar, herhangi bir etkili biimde btnleneceklerse,
bir yasaklar yn altnda yitmi olan kiiliklerinin "yitik" yanlanm tekrar ele geirmeliler.
Bununla birlikte terapideki bu safhalarn, ocuklara sanat gibi geici devreler olduunu
unutmamalyz. ocuklarn sanat bir-tammlanmamlk niteliiyle karakterize edilir. Nesnelolmayan sanatla apak benzerliine karn, henz otantik olgun sanat iin gereken gerilimden
yoksundur. Bir vaattir bu, henz gereklememi bir vaat. Olgunlaan kiinin sanat, er ya da ge
snrlamalardan kan ve olgun sanatn tm biimlerinde mevcut olan diyalektik gerilimle kendini
ilikiye sokmaldr. Michelangelo'nun kvranan esirleri; Van Gogh'un vahice bklen selvileri;
Cezanne'n bize sonsuz bir bahann tazeliini anmsatan nefis san-ye gney Fransa peyzajlar - bu

eserler kendiliindenlie sahipken, bir yandan da gerilimin ikinletirilmesinden gelen olgun nitelie
de sahiptirler. Bu onlan ilgin"ten daha te klar; onlan byk klar. Sanat eserinde varolan hkim
olunmu ve alm gerilim, sanatlarn snrlamalar ile ve snrlamalara kar baarl
mcadelelerinin sonucudur.
2 Yaratclkta Bir Snrlanma Olarak Biim
Snrlarn sanattaki anlamll biim sorusunu gz nne aldmzda daha ak bir ekilde grlr.
Biim yaratc edim iin esas yap ve snrlar salar. Sanat eletirmeni Clive Bellin Cezanne
hakkmdaki kitaplarnda "anlaml biim"i, byk ressamn eserinin anlalmasnda anahtar koymas
bouna deildir.
Diyelim ki karatahtaya bir tavan iziyorum. Tahtada "Bir tavan var" diyebilirsiniz. Gerekte tahtada
benim oluturduum basit izginin dmda hibir ey yok: ne bir knt, ne bir entik, ne de boyutlu bir ey. Tahta ayn tahta, "zerinde" bir tavan olamaz. Grdnz sadece, son derece dar bir
izgi, benim tebeir izgim. Bu izgi ierii snrlar. izgi, resmin iinde kalan ve dnda kalan
alandan bahseder - sz konusu biime getirilen saf bir snrlamadr. Tavan ortaya kyor nk siz
benim iletiimimi, yani, bu izginin iinde bu alan ayrma, snrlama isteini kabul ettiniz.
Bu snrlamada maddesel olmayan -isterseniz tinsel de denebilecek bir znitelik var, bu znitelik
tm yaratclkta zorunludur. Bylelikle, biim ve benzeri ekilde tasanm, plan ve modelin tm de
snrlar iindeki maddesel olmayan bir anlamn varlna karlk derler.
Biim tartmamz baka bir eyi de ortaya kanyor - grdnz nesne hem sizin znelliinizin,
hem de d gerekliin bir rndr. Biim benim beynim (ki zneldir ve bendedir) ve benim dmda
olarak grdm nesne (ki nesneldir) arasndaki diyalektik bir ilikiden doup gelmitir. Immanuel
Kantm zerinde durduu gibi, sadece biz dnyay bilmekle kalmayz, dnya da ayn zamanda kendini
bizim bilme yollarmza uydurur. Yeri gelmiken uydurmak szc dikkate deer - dnya kendini
"ile" biimlendirir, zerine bizim biimlerimizi alr.
Sorun, kii kendini iki u-noktadan birine dogmatik bir biimde verdiinde balyor. Bir yanda, bir
birey kendi znelliinde diretir ve ayrks bir biimde kendi imgelemini izlerken, karmza
kopukluklar ve fantezisi ilgin olabilecek, fakat nesnel dnyayla gerekte hibir zaman iliki
kurmayan biri kyor. Dier yandan, birey deneysel gerekliin "dnda hibir ey olmadnda
diretince, karmza kendisinin ve bizim yaamlarmz ar basitletirip yoksullatrabilecek
teknolojik zihniyetli biri kyor. Algmz imgelemimiz tarafndan olduu kadar d dnyann
deneysel olgular tarafndan da belirleniyor.
Coleridge iirden bahsederken iki eit biimin ayrdna varmt. Biri airin dnda olan - mesela,
sonenin mekanik biimi. Bu mekanik biim, sonenin belli bir tarzda dzenlenmi on drt msras
olaca yolunda rasgele bir kabullenii ierir. Dier biim eidi ise organiktir: ierde olan biim.
biim airden gelir ve onun iirine yedirdii tutkuyu ierir. Biimin organik yan, biime kendi bama
gelimesi ynnde etki eder; bize, yaanm alarn her kuaa amlad yeni anlamdan bahseder.
Yzyllar sonra, yazarnn bile orada olduunu bilmedii anlam biz bulabiliriz.
Bir iir yazarken, tam da, anlamnz belirli bir biimde oturtmak zorunda olmann, sizi imgelemde
yeni anlamlar aratrmaya ittiini kefedersiniz. Bu anlam belli yollardan sylemeyi reddeder, iiri
hep yeniden biimlendirmeye uraarak baka yollan seersiniz. Biim verme giriiminde, dn

bile kurmadnz yeni ve daha derin anlamlara vanrsmz. Biim sadece, iirinizde verecek yerinizin
olmad anlamlan budayp atmak deildir; biim, yeni anlam bulmada bir yardmc, anlamnz
younlatrmada, onu yalnlatrma ve antmada bir gd ve ifade etmeyi arzuladnz z daha
evrensel bir boyutta kefetmedir. Kimbilir Shakes-peare oyunianna, onlar nesir yerine nazm
biiminde yazd iin, ya da sonelerine, onlar on drt msra halinde yazd iin, ne kadar ok anlam
koyabilmitir.
Gnmzde biim (form) kavram, "biimsellik" (formality) ve "biimcilik"le (formalizm) olan
ilikisinden tr sk sk saldnya uramakta, nk -bize sylendii zere- her ikisinden de vebadan
kaar gibi kalmahdr. inde bulunduumuz kendi amz gibi gei zamanlannda, doru drst bir
slubun ele geirilmesi zorlanca, biimsellik ve biimciliin kendi otantiklikleri iinde boy
gstermesinin gerektiine inanyorum. Ama biimciliin pi edilmi eitlerine sk sk yneltilen
saldnlarda sulanan, biimin kendisi deil, zel eitleridir - genellikle, uyumcu, gerek bir i,
organik vitaliteden yoksun l eitleri.
stelik, kendiliindenliin tm durumlarda, kendi biimini kendisi ile birlikte tadn hatrlamak
gerek. Mesela, dilde ifade edilen herhangi bir ey, dil tarafndan verilen biimleri tar. Asio-larak
ngilizcede yazlm bir iir, Fransz dilinin zarif mziine, ya da Alman dilinin derin ve gl
duygululuuna evrildiinde kulakta ne kadar da farkl nlar! Kendiliindenlik adna bir baka
bakaldr da resimde erevelemeye kardr; bu bakaldrya, daha nceki ar kstlayc
snrlamalar krp erevelerinin dna taan resimlerde rastlyoruz. Bu hareket, kendiliindenlik
gcn, daha balangta bir ereveyi varsaymasndan alyor.
Kendiliindenlik ile biimin yan yana konmas, phesiz ki tm insanlk tarihinde varolmutur.
Apollon'a kar Dionysos, antik an bir mcadelesi olduu kadar, hep modem kalan bir mcadeledir
de. Bu ikilik, gei dnemlerinde, eski biimlerin almas gerektii iin tmyle ortaya kmaktadr.
O halde, biim ve snrlara kar gnmzdeki bakaldrnn, "Snrsz potansiyellere sahiptir,"
haykrnda ifade edildiini anlayabiliriz. Ancak bu hareketler biim ve snrlar tmyle atmaya
kalktklarnda kendini-y-kc ve yaratclktan uzak bir hal alyorlar. Yaratclk dayandka, biimin
yeri asla alamaz. Biim yitecekse, kendiliindenlik de onunla birlikte yiter.
3 imgelem ve Biim
mgelem; zihnin uzandr. mgelem; bireyin, bilinli zihninin n-bilin eliinde doup gelen
fikirler, itkiler, imgeler ve her eitten dier psiik olguyla topa tutuluunu kabullenebilme yetisidir.
"D dleme ve gr grme", birbirinden farkl olanaklar deerlendirme ve bu olanaklar elinde
tutmann yaratt gerilime dayanma yetisidir. mgelem; ipleri koparmak, kiinin nnde alan
ufukta yeni demir atma anslarnn var olduu inancna sarldr.
Yaratc giriimlerde imgelem biimle yan yana alr. Bu giriimler baarl olduunda, bu baar,
imgelemin biime kendi vita-litesini alam olmasndan gelir. Soru: mgelemimizi nereye kadar
salabiliriz? Dizginleri ona brakabilir miyiz? Dnlemezi dnmeye cesaret edebilir miyiz? Yeni
grmlere gebe kalp, onIarn iinde dp kalkmya cesaret edebilir miyiz?
Bylesi zamanlarda dnyadaki yerimizi yitirme, tmden soyutlanma tehlikesiyle yz yze geliriz.
Kabul gren dilimizi, paylalan bir dnyada iletiimi olanakl klan dilimizi yitirecek miyiz?

Kendimizi gereklik dediimiz eye oturtmamz salayan snrlarmz yitirecek miyiz? Bu, yine,
biim sorunudur, ya da baka bir deyile, snrlarn farkna varma sorunu.
Psikolojik dille konuursak, bu, birok kiinin psikoz (ildin) olarak yaad durumdur. Bu yzden
baz psikotikler hastanelerde duvarlara yakn yrr. Kenarlara yakm olmay kollayp, d evredeki
yerlerini devaml muhafaza edip korurlar. sel bir konumla-nlar olmayan psikotikler, zellikle
dlannda halihazrda mevcut olan ne varsa, el altnda tutmaya nem verirler.
Dr. Kurt Goldstein, sava srasnda beyin-yaras alm birok askerin bakm grd, Almanyadaki
byk bir akl hastanesinin yneticisi olarak, hastalann, imgeleme yetilerindeki kkten smrlanmlktan tr ac ektiklerini grd. Ayakkablarn her zaman tam uraya, gmleklerini de tam
buraya yerletirerek dolaplarna kat bir intizam vermek durumunda oldukanm gzlemledi. Dolab
kantmda hasta panie kaplyordu. Kendini yeni dzenlemeye uyduramyor, kaosa yeni bir dzen
getirecek yeni bir "biim"i tahayyl edemiyordu. Hatta o anda, Goldstein'm tabiriyle "felaket
durumu"na (catastrophic situation) dyordu. Ya da beyninden yaralanm bir kii, kendisinden
ismini bir kda yazmas stendiinde, kenara yakm bir keye yazyordu. Ak alanlarda yitme
olasln gze almyor, buna izin vermiyordu. Soyut dnme iin, an iinde verilen olguan,
olanakl olan olgular cinsinden aabilmesi iin gereken yetileri -ki bu sylem iinde, imgelem adm
veriyorum- ciddi bir biimde yitmiti. evresini deitirmek, evresini kendi gereksinimlerine uygun
klmak iin kendini gsz hissediyordu.
Bu davran, imgeleyici gler kesilip alndnda yaama ne olduunu gsteriyor. Smrlann her
zaman net ve grlebilir halde tutulmas gerek. Biimleri kaydrabilme yetisini yitirince, bu hastalar
dnyalann kkten bir biimde kesintiye uram olarak buldular. Herhangi bir "snrsz" varolu
onlara mthi tehlikeli gelmeye balad.
Sadece beyin-yaras alanlar deil, siz ve ben de benzeri bir kay-^ gy ters bir durumda yaayabiliriz yani, yaratc edimde. Dnyamzn snrlan ayaklarmzn altndan kayar, ve, yiten snrmzn yerini
yeni bir biimin alp almayacan ya da bu kaostan yeni bir dzen yaratp yaratamayacamz
grmek iin beklerken titrer dururuz.
mgelem biime yaam verirken, biim de bizi psikoza srklenmekten korur. Bu, smrlann nihai
gerekirliidir. Sanatlar zgn grmleri grme yetisinde olanlardr. Tipik olarak, gl imgelemleri
ve ayn zamanda, felaket durumuna dmelerini nleyebilecek kadar gelimi bir biim duygulan
vardr. Onlar biz geri kalanlarn n sra gelecein kefi iin giden nc kiflerdir. Onlarn zel
dknlklerini ve zararsz kendine-zg-sapknklann muhakkak ki ho grebiliriz. nk, onlan
ciddiyetle dinlersek gelecek iin daha iyi hazrlanm olacaz. ^
Yaratmzn gerektirdii zel biimi bulduumuzda kp gelen garip biimde keskin bir coku
duygusu var - belki de daha iyi bir ifade ile, lml bir vecd hali. Diyelim ki, bu biim iin gnlerdir
zorlanyorsunuz ve birden kapnn kilidini aan kavray elinize geiyor u satn nasl yazacanz,
resminiz iin gereken renk bileimini, snfnz iin hazrladnz temay nasl biimlendireceinizi
gryorsunuz, ya da elinizdeki olgulara uyan kurama rast geliyorsunuz. Bu zel coku duygusu beni
sk sk meraklandrm-tr; pek sk biimde gerekte olmu olanla orantsz grnr.
Masamda sabahlar boyunca nemli bir fikri ifade edecek bir yol bulmak iin uram olabilirim.
Sonra birden "kavray" kopar gelir ~bu, akamst odun yararken olabilir-, sanki omuzlarmdan
byk bir yk kalkm gibi admlanmda acayip bir hafiflik duyarm, o anda yapyor olabileceim

gndelik ilerle hibir ilikisi olmayan bir coku duygusu derinlerde srer gider. Bu sadece
gndemimdeki sorunu cevaplam olmak olamaz - bylesi bir cevaplama sadece bir rahatlama
duygusu getirir. O halde, sz konusu olan garip hazzm kayna nedir?
Bence burada yaanan, "meselenin z bu ite" sezgisidir. Tam bu anda, yarat mitine katlyoruz.
Evrenin yaratlnda olduu gibi, dzen dzensizlikten, biim kaostan doup geliyor. Coku duygusu,
ne kadar hafif olursa olsun, bu yolla varla katlmmzdan
kaynaklanyor. Paradoks u ki, ayn anda snrlarmz da daha canl yayoruz. Bu, Nietzschenin
bahsettii amor fati'nin kefi - kiinin yazgsn sevmesi.22 Tevekkeli deil tm bu sre insana bir
vecd duygusu veriyor.
Vli
Biim Tutkusu
YILLARDIR, imgelemin yaratc faaliyetinde, ada psikolojide varsaydmzdan daha temel -ve
daha artc- bir eylerin cereyan ettiine kanaat getirmi bulunuyorum. Gnmzn olgulara ve kat
nesnellie adanmtk ortamnda imgelemi aaladk: Bizi gereklikken uzaklatryor; eserimize
"zellik" bulatryor; hepsinden de kts, imgelemin bilimd olduunun sylenmesi. Sonu olarak,
sanat ve imgelem sk sk, gl bir gdadan ok yaamn "stne sklan krema" gibi grlmtr.
Tabii insanlar "sa-nat" (art), onunla ayn kkten gelen terimlerle dnyorlar, "yapay" (artifcial)
olarak, ya da onu bizi kurnazca aldatan bir hile olarak tasarlyorlar, bir "marifet" (.artifce) olarak.
Bat tarihi boyunca ikilemimiz, imgelemin bir marifet mi, yoksa oluun kayna m olduu yolunda
olageldi.
Ya mgelem ve sanat krema deil de, insan yaantsnn pnar iseler? Ya mantk ve bilim sanat
biimlerinden tryor ise ve sanat, bilim ve mantm rettii eserin ss olmak bir yana onlan
temelde kuruyor ise? Bunlar burada ileri sreceim varsaymlar.
Ayn sorun, sadece szcklerle oynamaktan ok daha derin yollardan psikoterapiyle ilgilidir. Baka
trl sylersek, psikoterapi bir marifet, bir hner, zniteliini yapaylndan alan bir sre mi, yoksa
yeni bir varl dourtabilen bir sre midir?
grerek psikodinamik dzeyin ok altnda bir dzeyde bir eyler yaptklarn grdm. Kendi
dnyalaryla mcadele ediyorlar - anlamsz anlaml klmaya, kaostan anlam karmaya, elikiden
tutarll karmaya. Bu mcadeleyi imgelemleri ile yapyorlar, kendi dnyalarnda yeni biimler ve
ilikiler kurarak ve iinde yaamlarn srdrebilecekleri ve anlaml biimde yaayabilecekleri bir
dnyay oran ve perspektifleri iinde var ederek.
te basit bir d. Babann hatr saylr bir yetkiye sahip olduu bir kltrden gelen, otuzundan kk
gsteren, zeki bir insana ilikin.
"Denizde birtakm kocaman domuzbalklanyia oynuyordum. Domuzbalklann severim ve bunlarn da
evcillemesini istedim. Sonra, kocaman domuzbalklannm bana bir zarar verebileceklerini dnerek
korkmaya baladm. Sudan kyya ktm; u anda kendimi kyda bir aatan aa kuyruundan
sallandrlm bir kedi gibi gryorum. Kedi bir gzya damlas biiminde, kvrlm, ama gzleri iri
ve ekici, biriyle de gz krpyor. Domuzbalk-Iarndan biri yaklayor ve kediye, bir k 'kalk ve

ayaklan' diyerek yataktan kmas iin kandran bir baba gibi hafife vuruyor. Kedi gerek bir dehetle
korkuya kaplyor ve denizin uzandaki yksek kayalara doru dz bir izgi halinde frlayp gidiyor."
Kocaman domuzbalklarmn baba oluu ve bunun gibi ak sembolleri bir yana brakalm - semboller
neredeyse her zaman semptomlarla kartrlr. Sizden d, soyut bir resim gibi almanz, ona saf
biim ve hareket imi gibi bakmanz istiyorum.
lk nce kk bir biimi, yani ocuu gryoruz, daha byk biimlerle, domuzbalklanyia oynuyor.
Birinciyi kk br daire ve kinciyi de byk bir daire gibi aln. Oyun hareketi dte bir eit sevgiyi
tayor, bu sevgiyi oyun iinde birbirine doru yaklaan izgiler eklinde ifade edebilirdik. kinci
sahnede kk biimi (dehete den ocuk) bir izgi boyunca denize, byk biimlerden uzaa
hareket ederken gryoruz. nc sahne kk biimi bir kedi olarak, eliptik, gzya-gibi bir
biimde gsteriyor, kedinin gzlerinde ekici bir nazllk var. Byk biim imdi kediye doru
gelerek, kandrc bir tavra brnyor ve bana gre, izgiler burada kanabilir. Bu, d greni iine
alan, onun babas ve dnyayla olan ilikisini yola sokmaya abalad tipik bir nevrotik durum. Ve
phesiz bir ie yaramyor. Drdnc ve sonuncu sahne, kk biimin, kedinin hzla sahne dna
kt dehet sahnesi. Yksek kayalklara doru dz bir izgide gerekleiyor. Tm d, bu gen
adamn, biim ve hareket yoluyla, baba ve baba figrlerine kar sevgi ve korku ilikisini yoluna
koyma giriimi olarak grlebilir.
zm yerinde capcanl bir baarszlk yar. Bununla birlikte, resim ya da oyun, biimi Ionescovari de
olsa, birok benzeri ada dram gibi, elikinin ikircikliindeki vital gerilimi gsteriyor. Terapik
adan konuursak, hasta her ne kadar o anda kamaktan baka bir ey yapmyorsa da kesin bir
biimde elikileri ile yzleiyor.
Bu sahnelerde dzlemlerin de bir ilerlemesini grebiliyoruz: lk nce, deniz dzlemi; ikinci srada
zerinde aa bulunan karann daha yksek dzlemi; ve nc srada, hepsinden yksek olan dzlem,
yani kedinin frlad dadaki kayalar. Bunlar d grenin trmand daha yksek bilin dzeyleri
olarak kavranabilir. Bu bilin genilemesi, sorunun dteki gerek zm bir baarszlk bile olsa,
hasta iin nemli bir kazanc dile getiriyor.
Byle bir d soyut resme dntrdmzde, psikodina-mikten daha derindeki bir dzeye geliriz.
Hastalarmzn d ieriklerini terk edebiliriz demek istemiyorum. Sylemek istediim, ieriklerden,
daha tedeki taban biimlere gidebileceimiz. Tabandaki biimlere vardmzda, ancak sonradan,
treterek forml haline getireceimiz temel biimlerle ilgileneceiz.
En ak bak asndan, oul babasyla, yoldalk diyebileceimiz trden daha iyi bir ilikiyi kurmaya
urayor. Ama daha derin bir dzeyde baklrsa, anlam tayan bir dnyay kurmaya alyor, iinde
yaayabilecei, devinen ve yer kaplayan, bunlar bir uyum iinde birletirdii bir dnya. Sizi kabul
edecek bir baba olmadan yaayabilirsiniz, ama sizce anlam tayan bir dnya olmadan
yaayamazsnz. Bu anlamyla sembol artk semptom anlamn tamaz. Baka bir yerde de
deindiim gibi,23 sembol (symbol) kendi zgn ve kkten anlam olan "bir araya toplama"ya (symballein) dner gelir. Sorun -nevroz ve unsurlar- sembolik'le zt anlamda olan "iblise (diabolic) yani
"ekip ayrma" szcyle anlatlabilir.
Dler, sembol ve mitlerin balca diyardr. Burada miti deer-sizleyici anlam olan "yanlma"
anlamnda deil, evrensel gerekliin bir biiminin d grene zg bir yoldan amlan olarak
kullanyorum. Bunlar insan bilincinin dnyay anlaml klma yollar. Terapideki kiiler, hepimiz gibi

anlamsz anlaml klmaya, dnyay bir perspektife oturtmaya, onlara ac veren kaostan bir dzen ve
uyumu biimlendirip karmaya urayorlar.
Terapideki kiilerin bir dizi d zerinde altktan sonra, bir niteliin hep mevcut olduuna kanaat
getirdim*^ Bu nitelie biim tutkusu diyorum. Hasta "bilindnda" bir oyun kurar; bir balangc
vardr, bir eyler olur ve bunlar "sahnede parlayp yiterler" ve sonra bir eit akbete varlr.
Dlerdeki biimlerin tekrariam, elden geirilii, yeniden kalba sokuluu ve sonra, paralarn
anlaml bir btnde toparland bir senfoni motifi gibi erin iinde tekrar boy gsterii hep dikkatimi
ekmitir.
2
Verimli yaklamlardan birinin, d uzamsal biimlerin bir dizisi olarak ele almak olduunu buldum.
imdi, terapide bulunan, otuz yanda bir kadna deineceim. Mesela, dlerinin bir sahnesi, dii bir
karakterin d sahnesine doru ilerleyii; ardndan bir baka diinin daha gelii; bir erkein belirii;
iki diinin birlikte k olabilirdi. Uzamda bu eit bir hareket, sz konusu kiinin zmlenmesinin
Lezbyen dneminde cereyan etti. Daha sonraki dlerde hastann giriinden sonra, hl mevcut olan
dii giriyor; bir erkek girip arkasna oturuyor. Garip bir geometrik iletiimi, uzamsal biimlerde bir
gelimeyi grmeye baladm. Dlerinin anlam ve zmlemesinin geliimi belki de, dlerini dile
dkmesinden ok, uzamda devinen bu biimleri nasl kurduuyla -ki bunun hibir ekilde farknda
deildi- daha iyi anlalabilecekti.
Daha sonra bu kiinin dlerindeki genlerin varlna dikkat etmeye baladm. lk nce, ocukluk
dnemine deinen dlerinde, anne, baba ve bebein geniydi. Erginlik dnemindeki gen, iki kadn
ve bir erkekten olumutu ve kadnlardan biri olan kendisi uzamda erkee doru deviniyordu.
zmleme birka ay ilerlediinde, Lezbiyen safhada, gen iki kadn ve bir erkei ieriyordu;
kadnlar bir arada duruyorlard. Daha sonraki dnemde genler drtgenlere dntler. Ryada iki
kadnla birlikte iki erkek vard; bunlarn erkek arkada, kendisi, annesi ve babas olduunu
varsayabiliriz. Daha sonraki geliimi, drtgenleri ileyerek en nihayet yeni bir gen biimlendiren
bir sre oldu: Erkei, kendisi ve bir ocuk. Bu dler zmlemenin ortasndaki ve sonundaki
blmlerinde ortaya kt.
gen sembolnn kkll, ayn anda birtakm deiik dzeylere deinebilmesi olgusuyla
grlebilir. Bir genin izgisi vardr; ierie sahip olan bir geometrik biim yapabilmek iin
gereken en az sayda izgiye sahiptir. Bu matematiksel, "an biim" dzeyidir. lk zamanlarn neolitik
sanatnn temelinde gen vardr
- bu dnem vazolarndaki motiflerine bakn. Bu, estetik dzeydir. gen, bilimde de mevcuttur genler kurma Msrllar'm yldzlarla ilikilerini saptadklar yoldu. gen Ortaa felsefe ve tanrbiliminde temel semboldr ~ l Birlk'e bakn (Trinity). gen Gotik sanatta temeldir, bunun grafik
bir rnei, denizden ykselen gen kayann, tepesine konan insan-eseri bir mimari Gotik genle,
cennete doru zirvelendii Mont-Saint-Michel'dir - doa, insan ve Tanr genine sahip olduumuz
muhteem bir sanat biimi. Ve nihayet psikolojinin diliyle konuursak, temel insan genimiz var
-

erkek, kadn ve ocuk.

Biimlerin nemi vcudun dnya ile olan kanlmaz birliinde kendini gsterir. Vcut her zaman
dnyann bir parasdr. Bu sandalyede oturuyorum; sandalye bu binann bir katmda ve bu bina

Manhattan adas olan tatan dan zerinde duruyor. Yrdmde vcudum, inde ve zerinde
admlarm ihtiyatla attm dnyayla iten-ilikilidir. Bu i-iliki vcudum ve dnya arasnda bir
uyumu art koar. Fizikten, herhangi iki gvdenin birbirini ekmesi gibi, yerin de admm karlamak
iin son derece hafif biimde ykseldiini biliyoruz. Yrmede aslolan denge, sadece gvdemde olan
bir ey deildir; bu denge ancak, gvdemin zerinde durduu ve yrd yerle olan bir ilikisi olarak
alnrsa anlalabilir. Yer, her ayak yere dtnde onu karlamak zere oradadr ve yrymn
ritmi yerin orada olacama olan inancmzdan geiir.
Biim iin duyduumuz etkin ihtiya onu kendiliinden, sonsuz sayda kurduumuz yollara bakarak
grlebilir. Mimci Marcel Marceau, kpeini yrye karan birini canlandrmak iin sahnede
durur. Marceaunun kolu kpeinin kaym tutarmasna gerilir. Kolu ileri geri silkindiinde,
seyircilerin hepsi, kpein allklarn arasndaki bir eyi koklamak iin kayna asldm "grr".
Sahnede ne kpek ne de kay olmamasna remen, kay ve kpek aslnda sahnenin en "gerek"
paralardr. Getaltn sadece paras vardr ortada ~ insan Marceau ve kolu. Geriye kalann tm
bakanlar olarak bizim imgelemimiz tarafndan salanr. Eksik Getalt fantezimizde tamamlanr. Les
Enfants du paradis (Cennet ocuklar) filminde bir sar-dilsizi oynayan mimci Jean Louis Barrault,
kalabalkta bir yankesiciye arplan bir adamm bandan geenlerin altndan girip stnden kar kurbann iko gbei iin bir hareket yapar, bir dier hareket de einin ask yz iin ve bu bylece,
bir yankesicilik olaynn tmnn canl bir resmini elde edene kadar srer. Tek bir szck
sylememitir. Ortada sadece hnerli hareketler yapan bir mimci vardr. Tm boluklar imgelemimiz
tarafndan kendiliinden doldurulur.
nsan imgelemi btn biimlendirmek, anlaml klmak iin, sahneyi tamamlamak zere srar.
Bunun annda yaplmas, sahnenin artakalan ksmn kurmak iin nasl itildiimizi gsterir. Sahnenin
bir anlam olacaksa, aslolan boluklar doldurmaktr. Bunu, bizi yanl yollara gtrecek ekilde
yapmamz -nevrotik ve paranoyak halde- iin zn bozmaz. Biim iin duyduumuz tutku, dnyay
gereksinim ve arzularmza elverir klma zlemimizi ve daha nemlisi, kendimizi nem tayor olarak
yaama zlemimizi ifade eder.
"Biim tutkusu" tabii ilgin olabilir, ama ayn zamanda sorun da yaratr. Eer sadece biim szcn
kullansaydk, ok soyut kaabilirdi; oysa biim, tutku ile birletirildiinde, kastedilen herhangi bir
entelektel anlamdaki deil, btncl anlamdaki bir biimdir. Kiide olup biten, edilginlik ya da dier
nevrotik semptomlarla gizlenmi bile olsa bunalmn hkm srd bir yaamda anlam yaratmaya
ynelen eliki-dolu bir tutkudur.
Platon, tutkunun, ya da kendi deyiiyle Hros'un, biimin yaratlna doru nasl devindiini ok
nceden anlatmt. Eros anlamn yaplna ve Varln ortaya karlna doru devinir. Aslnda
sevgi ad verilen bir demon olan Eros, bilgeliin ve bizde hem bilgelii, hem gzellii yaama getiren
kuvvetin sevdalsdr. Platon Sokrates'ten hareketle "insan doas sevgiden (Eros) daha iyi bir
yardmcy kolay kolay bulamayacak"der.24 Platon, "Tm yarat ve yokluun varla geii iir ve
biim vermedir," diye yazar, "ve tm sanat sreleri yaratcdr; sanatlarn ustalar da tm airler ve
biim vericilerdir.25 Ayn anda hem demonik hem de kurucu olan Eros'tan veya sevme tutkusundan
hareketle, Platon, "en sonunda tek bir bilimin, her yerde gzelliin biliminin grs"n bulmay
umar.26
Matematiki ve fizikilerin kuramn "zarafet"inden bahsetmeleri bu yzden. Faydallk gzel olma
zniteliinin bir paras olarak ikindir. sel bir biimin uyumu, bir kuramn i tutarll,

duyarlmza dokunan gzelliin znitelii - bunlar bilince niye u deil de bu kavrayn kp


geldiini belirleyen anlaml fenomenlerdir. Psikanalist olarak insanlarn bilind boyutlarndan
kavraya ulamalarna yardm ederken edindiim deneyim ayn grngy ortaya kartyor kavraylar esas olarak, "entelektel adan doru, hatta faydal" olduklarndan deil, belli bir biime
sahip olduklar iin doar gelirler, bizde eksik olan tamamlad iin g-zelolan bir biime.
Kendini aniden gsteren bu yeni biim, bu fikir, o ana kadar bilinli farkndalmda mcadele
ettiim, tamamlanmam olan Gestalt' tamamlamak zere gelir. Bu bitirilmemi modelin, bu
biimlenmemi biimin, n bilincimizin kendi girdabndan yantlad "ary oluturduunu kesin
bir dille ifade edebiliriz.
1
Archibald MacLeish, Poetry and Experience, Boston, 1961, s. 8-9.
2
A.g.e.
* Esrar (mystery): Varoluu dncede (zellikle Marcel'de) giz veya esrar ya da sr le sorun ya da
problem arasnda bir kartlk konulmutur. Smn anlam bu yzden sorunla oian ilikisinden ortaya
kabilir. "Sorun, nmde olan, yolumu tkayan glktr. Ona kar koyar ve onu smrlandrabilirim.
Giz ise ba3
James Lord, A Giacometti Portrait, New York 1964, s. 26 (Trkesi: Bir Giacometti Portresi, ev.
Erkut Sezgin, Nisan, 1995).
4
A.g.e., s. 22. 5, A.g.e., s. 23.
A.g.e., s. 18. 7. A.g.e., s. 24.
5
8. A.g.e., s. 41. 9. A.g.e., s. 38.
6
Hiyeroglif: Karakterleri bilinir resimlerden oluan, sembolik bir yaz sistemiyle yazlm olan yaz,
(.n.)
7
Buradaki gebe kalmak (to conceive) ayn zamanda kavramak, idrak etmek, anlamak anlamna da
geliyor, (.n.)

8
ev. Cevat apan, a.g.e.
9
MacLeish, s. 8-9.
10
Kayg: Kiinin "kendisi"ni zgrlk olarak kavramas; insann gemii ve gelecei arasndayken,
kendisini, kendisiyle hilik arasnda bir kayma olarak yakalamas, anlamas, bu yzden de kendisini
srekli olarak seme zorunluluu iinde bulmas, bu sei ann anlaml klacak deerlerin
geerliliini garantileyecek hibir ey olmamas. Kierkegaard da, kaygy, insann zgrl
karsnda bir ba dnmesi, gz kamamas olarak niteler. (.n.)
11
Bu tabir Kierkegaardm Korku ve Titreme adl kitabndan alnmtr, (.n.)
11. Frank Barron, "Yaratclk ve Karlama" ("Creation and Encounter"), Sciettifc American, Eyll
1958, s. 1-9.
12
Daha nce mediasyonu (derin dnme) destekler grndm iin (I. Blm), bir eit geveme
(yaratc entelektin bHmi ve yaratc dncenin hareketlendiricisi) olduunu iddia eden
transandantal meditasyona katlmadm aklamay zorunlu gryorum. TM'nin yaratcln bir
yann -yani kendiliin-denlii, "kiinin sezgisel biimde benliini evrende erimi duyumsay"n ve
Maharishi'nin sk sk bahsettii "rahatlk" ile balantl dier benzeri eyleri-ilerlettii dorudur.
Bunlar yaratcln hep ocuk oyunlaryla balantl ehreleridir. Oysa TM, ergin yaratclk iin esas
olan karlama unsurunu ihmal eder. Mcadele, gerginlik, yaratc zorlanma -Lord'un anlatsnda
Giacometti'nin yaamakta olduu duygulanmlar- TMde unutulmulardr.
Bu konuyu, bana gre Amerikann yaratclk psikolojisinde en nde gelen yetkilisi olan Frank
Banpon ile tartmtm. Barron da benim gibi blgesel TM konferanslarnda konumutu. Yukarda
bahsedilen kart testi baz TM'ci topluluklara verilmiti. Sonular negatif idi - yani, meditasyoncular
dzenli ve simetrik biimleri seme eilimindeydiler. Bu Barron'un zellikle yaratc kiilerden elde
ettii sonularn tersiydi. Gary Swartz da TM reticileriyle alarak, onlarn yaratclk testi
sonularnn daha da kt ya da ancak kontrol gruplar kadar iyi olduunu buldu (bkz. Psychology
Today, Temmuz 1975, s. 50)
Kendimi benim iin nemli olan bir eyi yazmaya verdiimde, yazmadan nce alldk yirmi
dakikalk meditasyona girdiimde, evrenimin engebelerinin
13
Phthonos: Eski Yunan'daki demoniardan biridir. Demon szcn anlatmak gerekirse: Demon, kt
ruh, insandan ayrlmayan, ona her an refakat eden, onun ayrlmaz paras olan, ona etki eden bir g

olarak anlalr. Kiiyi istemedii ynde etkileyen, kiilik iinde kiilik oluturan, kiinin doasnda
onu "kt" ynde etkileyen tanrsal bir varlktr. Eski Yunan'da demon, doast, doas insan ile
tanrsallk arasnda olan bir varlkt; tanr alameti, tanrdan dk, insann stnde bir tanrsallk.
Phthonos parlak baanlara, gz kamatran deerlere musallat olan bir demondur, bir balama haset,
kskanlktr. Ama bu demon kendi bana bir kiilik tamaz, daha ok durumlarda ortaya kar. Bir
deer kendini kamatrd zaman Phthonos orada biter ve bu deeri temsil eden kiiyi ykmak iin
abalar. Us ve dzen tanrs Apollon'u aire kar kkrtan g Phthonostur. Ya da Hera'y
Dionysosa kar da o kkrtr. Gzelliin ve yetkinliin olduu yerde Phthonos kol gezer. Resmi
yaplacak olsayd Phthonos, izbe bir maarada oturan, san dili, soluk benizli, kadidi km, paavra
giysili, ylanlarla beslenen, karanl seven, getii yerde otlan solduran, vard yrelerde salgnlar
karan, lanet suratl bir kadn olarak resmedilebilirdi. Eski Yunan mitlerinde Phthonos'a kar nasl
savalaca da anlatlr. Kii, Phthonos'un kendi ruhunda ykc faaliyetlerine yer vermemek iin ok
deerli bir mcevher bulmaldr, bu mcevherin arka yznde hayatta ona yol gsterecek olan bir
forml yazldr, bu formle skca balanmaldr. Goethe de buna benzer bir forml neriyordu:
"Hayatta yce amalar olanlara kar tek bir tavr olanakldr: Onlar sevmek."
Miasma: Varlnda (malarya gibi) bir hastalk ve ykm, yaratan bir z tad dnlen atmosfer
ya da etki, (.n.)
14
E. R. Dodds, The Greeks and the Irralional, Berkeley 1964, s. 75.
Tyrannos szc basit kullanmyla politik mayalanma ve deiim dnemlerinde normal olarak
ortaya kan mutlak bir kanun koyucuya deinir. Bu "tiran"lardan, altnc yzyl sonlarnn "Atina
Tiran" Pisistratus gibi bazlar, tarihiler tarafndan olduu kadar, modem Yunanllar tarafndan da
velinimet olarak grlmlerdir. Yunanistan'da ders verdiim okuldaki ocuklarn Pisistratus'tan,
Amerikallar'n YVashingtondan bahsedileri ile ayn nicelikte olmasa bile, aym nitelikte bir
hayranlkla sz ettiklerini duyduumdaki aknlm hl gayet iyi hatrlarm.
15
Demonik: Bkz. s. 111, Phthonos dipnotu, (.n.)
16
Translations from the Poetry of Rainer Marta Rilke, ev. M. D. Kerter Norton, New York, 1938, s.
181.
17
ev. Necmi Zek.
18
Rober Fiaceliere, Greek Oracles, ev. Douglas Garman, New York, 1965, s. 49.
Dodds, a.g.e., s. 73. 6. /l.g.e. 7. Fiacelire, s. 37.

Herodot, The Histores, VII. Kitap, s. 140-4.


19
Onomatopoetik: Doal sesleri yanslayan kelimeleri kullanarak, (.n.)
8. Flaceliere, s. 52.
20
Yanstma (projection): Yanstma znel bir ieriin bir nesneye ihracn, dtalanmasn anlatr,
iselletirmenin (introjection) kartdr. Yanstma, znel bir ieriin zneye yabanclatnld, ayn,
farkl klnd bir sretir {issimi-lation), bu srete, znel ierik nesneye tanarak onda
irekletirilir. zne yanstma yoluyla kendisine ac veren, kendisiyle badattramad ieriklerden
kurtulur - bu ierikler, kendisinin ulamas olanaksz grnen olumlu deer ierikleri de olabilir.
Jung'a gre, yanstmann nedeni znenin arkaik kimliidir, zne kendi kimliini ona kazandran
niteliin yokluu durumunda, bu yokluun yaratt rahatszl, boluu kapatmak iin dna
yanstarak, geri almak durumunda kalr. Yanstma bir kimlik problemine kapy aralar, bu kimlik,
ister znenin kendi eletirisine, isterse de dndaki bir baka znenin eletirisine ak du21
Heraclius, Ancilla to the Pre-Socratic Philosophers, A Complete Trans-lation of the Fragments in
Diels, Kathleen Freeman, Harvard (J. Press, Cam-bridge, Mass., 1970, s. 28.
Bu varsaymlan lp bitikten sonra, terapiye katlan kiilerin dlerinden verileri yardma ardm.
Analize katlan kiilerin d
22
"Bir insann bykln belli eden bence amor fati' dir; insann hibir eyi gemite, gelecekte, ta
benliine dek baka trl istememesidir. Zorunlulua yalnzca katlanmak, hele onu gizlemek yetmez her trl lkclk zorunlulua kar bir aldatmacadr- i onu sevmekte..." (Ecce Homo, Friedrich
Nietzsche, ev. Can Alkor, Say Yaynlan, Temmuz 1983, s. 55-6.) (.n.)
23
Rollo May, "The Meaning of Symbols", Symbolism in Reiigion and Literatre iinde, der. Rollo May,
New York, 1960, s. 11-50.
24
Platon, Symposium, ev. Benjamin Jowett, Portabe Greek Reader, der. W. H. Auden, New York
1948, s. 499; (Trkesi: len, ev, Sabahattin Eybolu, Azra Erhat, Trkiye Bankas Kltr
Yaynlar, 2000).
25
A.g.e., s. 497.

26
Bu kitabn baka bir yerinde matematiki Poincare'nin hem gzellii, hem doruluu bir elde ne
kararak, Eros'a yaplan vurgunun bir benzerini yankladndan bahsetmitim (bkz, s. 86-7).

3
Biim tutkusuyla, insan deneyiminin Bat tarihindeki en nemli fikirlere benzetilebilecek bir ilkesini
kastediyorum. Kant, anlaymzn basit bir biimde evremizdeki nesnel dnyann bir yanss
olmadm, anlaymzn da dnyay kurduunu ileri srmt. Nesneler bizimle, basit bir biimde
konumazlar; kendilerini, bizim onlar bilme yollarmza uydururlar da. O halde zihin dnyay etkin
bir biimlendirme ve tekrar-biimlendirme srecidir.
Dn, hastann kendi dnyas ile ilikisini bir sahne oyunu gibi temsil ettii yorumunu yaparken,
kendime, insan deneyiminin daha derin ve kapsaml dzeyinde Kant'm bahsettiinin paralelinde bir
eylerin olup olmadn sordum. Yani, dnyay bilme srecimizde, dnyay biimlendirme ve tekrarbiimlendirmemizde rol oynayan, sadece entelektel anlaymz deil m, yoksa imgelemimiz ve
duygulanmlarmz da can alc bir rol oynuyorlar m? Anlayan ben, basit bir biimde usum deil,
btnlm iindeki kendim olsam gerek. Dnyann uyduu imgeleri bezeyen btnln iindeki
kendim.
Dnyay biimlendiren ve yeniden-biimlendiren sadece us deil, itkileri ve ihtiyalar ile "bilin
eiindir de, bilin eii bunu arzu ve niyetlilik temelinde yapar. nsanlar sadece dnmezler, kendi
dnyalarn biimlendirdike isterler ve hissederler. Dinamik ve erotik eilimlerin toplam olan tutku
szcn, biim tutkusu tabirinde kullanmamn nedeni bu. Terapideki kiiler -ya da bu mesele sz
konusu olduunda herhangi bir kimse- kendilerini basit bir biimde dnyalarn tanmaya, onu
bilmeye vermezler: Onunla kurduklar bir i-ilikiden hareketle kendilerini, dnyalarn tutkuyla
yeniden-biimlendirmeye verirler.
Bu biim tutkusu, yaamn anlamn bulmaya ve kurmaya uramann bir yolu: Has yaratclk budur
ite. Genel tanmlanyla imgelem, bana, ussal ilevler, kendi tanmlamamza gre, anlamaya gerekliin kuruluuna katlarak- ancak yaratc olduklarnda ynelebilecekleri iin, insan yaamnda
usun bile temelinde yatan ilke olarak grnyor. Bylece yaratclk, ben-dnya ilikisi iinde anlam
yaratmaya yneldiimiz srece her deneyimimizde ieriliyor.
Filozof Alfred North Whitehead de biim iin duyulan bu tutkunun etkisinden bahseder. Whitehead
sadece usda temellenmeyen, kendisinin "duygu1 diye isimlendirdiini de ieren bir felsefe kurdu.
Duygu ile basit bir ekilde etkiyi kastetmez. Anladm kadaryla, insan organizmasnn kendi
dnyasn yaayabilmek iin sahip olduu yetinin btnn kasteder. Whitehead Descartes'n zgn
ilkesini ylece yeniden formlletirir:
Descartes "Cogito, ergo sum" -"Dnyorum, o halde varm"- dediinde hatalyd. Farknda
olduumuz hibir zaman plak dnce ya da plak varolu deildir. Kendimi, daha ok
duygulanmlarn, hazzn, korkularn, pimanlklarn, seeneklerin deerlendiriliinin, kararlarn bir
btnl olarak bulurum - kendi doamn iinde etkin olarak bulunduum srece tm bunlar,
znemin evreme ynelttii tepkilerdir. Descartes'n "Vanm olan btnlm, bu malzeme
kargaasn duygularn tutarl bir modelinde biimlendirme srecimdir.5
Whiteheadi doru anlyorsam, benim biim tutkusu dediim, onun kimlik deneyimi olarak ortaya
koyduu deneyimin merkezi bir yan."1 Duygulan, duyarlklar, hazlar, umutlan, kendimin bir insan
olduunun farkna vardracak ekilde biimlendirebilme ye-tisindeyim. Bununla birlikte onlar saf
znel bir edimle bir modelde biimlendiremem. Bu biimlendirii ancak, iinde yaadm doaymsz
nesnel dnya ile ilikili olduunda yapabilirim.

Tutku benlii yok edebilir. Ama bu tutku biime duyulan bir tutku deil, boa gitmi tutkudur.
Tutkunun sembolik olabilecei kadar iblise (diabolic) de olabilecei aktr - biimlendirecei
kadar, biimi bozabilir de; anlam yok edip, kaosu tekrar hkim klabilir. Cinsel gler ergenlikte
belirdiinde, tutku biimi geici olarak sk sk yok eder. ^Bununla birlikte cinsellik, tam da tutku
olduu iin byk yaratc gizilglere sahiptir. Kiinin geliimi kkten bir biimde patolojik
olmad srece, ergen kiide erkeklik ya
* Burada bir arkadamn el yazmalarm okuduktan sonra yollad bir iiri yaymlyorum: Varm,
yleyse seviyorum / senin savunmasz yznden / dosdoru bana bakan / o bn duyarl. /
Seviyorum, yleyse varm. (ev. Necmi Zek)
5. Alfred North Whitehead: His Reflections on Man and Nature, der. Ruth Nanda Anshen, New York,
1961, s. 28.
da kadnla doru, bir kz veya olan olan nceki durumuna kart, yeni bir biim aray olacaktr.
4
Kendi yaamna biim vermek iin herkesin duyduu acil ihtiya, bu blm yazarken bana danan
gen bir adamn durumuyla gsterilebilir. Anlarna gre doduundan beri, her ikisi de meslek sahibi
olan annesi ve babasnn neredeyse srekli mnakaa edip diditii bir ailenin tek oluydu. Kendini
okul almalarna vermeyi hibir zaman becerememiti. Odasnda alyor olmas gerektii
dnlen kk bir ocukken, babasnn merdivenlerden ktn duyunca, gz gezdirdii mekanik
dergisini kapatmak iin zerine bir okul kitab ayordu. Babasnn baarl, fakat grnte ok souk
bir adam olduunu, okulda baarl olursa dl olarak onu deiik gezilere gtrmeye sz verdiini
hatrlyordu. Ama bu gezilerin hibiri de gereklememiti.
Annesi onu dert orta yapt ve gizlice babasyla olan elikilerinde onu destekledi. Annesi ve o, yaz
akamlarnda arka bahede oturarak gecenin ileri saatlerine kadar konumay det edinmilerdi - ki
"ortak" gibiydiler, onun deyiiyle "birbirlerine mkemmel uyuyorlard". Babas onu lkenin baka bir
bucandaki bir koleje yazdrmay denedi; oysa gen adam oradaki ayn, babas gelip onu geri
gtrene dek odasndan hi kmadan geirdi.
Eve dndnde bir sre marangozluk yapt ve sonra da inaat iisi olarak ie balad. Daha sonra
New York'a geldi ve ans eseri ehrin bir saat dndaki bir niversite atlyesinde ders vermeye
balayana kadar tesisatlkla geinirken, bir yandan da heykelcilikle ilgilendi. Ama kendini ie
veremiyor, ne rencilerle, ne de retim grevlileriyle dorudan ve ak seik konuamyordu.
Tantanal ve yzeysel olduunu hissettii gevezelikleriyle fakltedeki btn toplantlar tekeline alan
gen niversitelilerden ekinip tutuklat. Benimle konumaya ilk baladnda bu afallam, etkisiz
haldeydi. Bana rastlanmadk biimde duyarl, verimli, yetenekli geldi (bekleme odamda beklerken
yapt telden bir figr verdiinde ok beenmitim). Ciddi bir biimde geri ekilmiti ve grnrde
yaam ve iinde ortaya koyduu hibir ey yoktu.
Neredeyse btn bir sene boyunca haftada birka kere birlikte altk, bu sre zarfnda insanlarla
ilikilerinde beklenmedik vlesi bir gelime kaydetti. Artk etkili bir biimde alabiliyordu ve
yaknndaki faklte yelerine kar duyduu nevrotik korkuyu tmyle yenmiti. Grevini etkin ve
mkemmel bir biimde yerine getirdii iin, o ve ben, almamz kesebileceimize karar verdik.

Bununla birlikte, her ikimiz de onun annesiyle olan ilikisini hi de yeterince kefedememi
olduumuzun farkndaydk.
Bir sene sonra geri geldi. Bu sre iinde evlenmiti fakat bu evlilik zel bir sorun karyor gibi
deildi. O andaki kmaza yol aan, o ve karsnn, bir nceki ay, o ara akl hastanesinde olan annesine
yaptklar bir ziyaretti. Onu orada, koridordaki hemire masasnda "sigarasn beklerken" bulmulard.
Onlarla konumak iin odasna gitmi, fakat hemen sonra hakk olan sigaray alaca saatin gelmesini
beklemek iin dar kmt.
Gen adam trende geri gelirken youn bir kntye girmiti. Kuramsal olarak annesinin bunama
durumunun ilerlediini biliyordu, fakat bu durumun duygulanmsal anlamn bulabilecek halde
deildi. Duygusuz, geri-ekilmi durumu, ilk geldiindeki haline benziyordu, fakat farklyd da. Artk
benimle ak ve dolaysz bir biimde iletiime geebiliyordu. Sorunu, ilk geldii zamanlar ac ektii
genel afallama durumunun tersine zel ve belli bir noktada younlamt. Annesiyle ilikisine bir
kaos hkimdi. Yaamnn o parasnda hibir biim hissedemiyordu, hissettii sadece strap veren bir
karmaayd.
lk seansmzdan sonra etkisinde olduu afallama hafifledi, fakat sorun olduu yerde kald. Terapi
saati iindeki iletiimin ilevi sk sk byledir: Kiinin insan cinsinden yabanclama duygusunu
yenmesini salar. Ama, kendi iinde, yeni bir biimin iten, has deneyimini salayamaz. Yattrr
ama yeni biimi retmez. Kaosun stne daha derin bir dzeyde klmas gerekir ve bu ancak bir
eit kavray ile yaplabilir.
kinci saatte annesinin ona olan ballm ve senelerdir yaklatm bildii u anki durumuna kar
hissettii sarsntnn anlalabilirliini uzun uzadya tekrar gzden geirdik. Annesi onu kendi
"veliaht" yapmt. Babasyla olan mcadelelerinde annesinin gti bir kadn olduunu, onu babasndan kopartp ayrdn ve babasn yenme abalarnda onu
smrdne iaret ettim. Birbirlerine e olduklar ya da "birbirlerine mkemmel uyduklar
yolundaki yanlmasnn tersine, o, gerekte bir tutsak, byk savalarda kullanlan kk bir kii
olmutu. Btn bu eyleri grmenin onu ne kadar arttndan bahsedince, ona aklma getirdii bir
yky anlattm. Adamn biri szde tavan etinden yaplm hamburgerleri inanlmaz dk bir
fiyatla satyormu. Ona bunu nasl becerdii sorulunca, bir miktar at eti kullandn kabul etmi. Bu
yeterli bir aklama olmaynca da yzde elli at eti, yzde elli tavan eti kullandm itiraf etmi. Ne
demek istediini anlamak iin stelediklerinde de, "bir ata bir tavan" koyduunu sylemi.
At ve tavann resimsel imgesi ona, herhangi bir entelektel aklamadan alabileceinden ok daha
byk bir "ha, evet" deneyimi salad. Kendisinin tavan oluuna herhangi bir alaltc anlam
katmadan, fakat ocukluunda ne kadar aresiz olmu olabileceini anlamann duygusuyla hayret
etmeyi srdrd. Ar bir su yk ve daha nce ifade edilemeyen dmanlklar srtndan kalkmt.
mge ona sonunda annesine kar hissettii olumsuz duygulan bulup karaca bir yol verdi.
Gemiinin birok ayrnts bundan sonra ortaya kt ve daha nce varolduunu bilmedii psikolojik
gbek ban kesebilecek duruma geldi.
Garip bir ekilde, bylesi konumlardaki kiiler, bu deiiklikleri yapma gcn hep ellerinde
bulunduragelmi olduklan izlenimini verirler; mesele tam anlamyla, (metaforu Delf-kehanetinn
terimlerine deitirirsek) "karmaann bulankln eritmesi iin "dzen gnei"ni beklemektir. Onun
rneindeki "tutku", kavraya sarlndaki evk ve psikolojik dnyasn yeniden-biimlendir-

mesindeki dolaymszlk ile grlyor. O, yapbozun doru parasn bulana dek geen safhalarda g
toplam ve sonunda aranan paray bulmasyla, bu gc aniden kavramas ve kullanmas mmkn
olmu izlenimini -bu deneyim iin tipik olan bir izlenim-veriyor.
nc ve son seansmzda bana, niversitedeki grevinden istifa etmek ve kendini tmyle
heykeline verebilecei bir stdyo bulmak yolunda yeni bir karara vardm syledi.
lk seansta benimle girilen iletiim bu yaratc sreteki hazrlayc adm olarak grlebilir. Ondan
sonra, ihtiyac duyulan kavramaya denk den "hayret" deneyimi tercihen bir imge olarak geldi ve
bireysel bilinte dodu. nc adm, meydana getirilen yeni biimin bir somcu olarak gen adamn
ikinci ve nc seanslar arasnda yapt, kararlarn verilmesi adm. Terapist bylesi kararlarn tam
doasn alglayamaz; bu kararlar yeni biimin sonuna kadar yaanmasdr.
Yaratc sre, biim iin duyulan bu tutkunun davurumudur. Paralanmaya kar bir mcadeledir
yaratc sre: Uyum ve btnlemeyi douracak olan yeni varlk trlerinin varolua getirilmesi
mcadelesi.
Platonun bize zet olacak arpc bir d var:
Bu yolu hakknca yrmek isteyen biri genliinde gzel biimleri ziyaret ederek balamal; eer ilk
bata eitmeni tarafndan, yolu ona bu gzel biimlerden sadece birini sevecek ekilde doru olarak
gsterilirse, bu tek sevilenden doru ve gzel dnceler yaratacaktr; ve sonra, o tek olann biiminin
gzelliinin bir dierinin gzelliine benzer olduunu ve her biimdeki gzelliin tek ve ayn
olduunu kendi kendine alglayacaktr.1
/

Sigmund Freud Narsizm zerine ve Schreber Vakas

D. W. VVinmcott Oyun ve Gereklik

Heinz Kohut Kendiliin zmlenmesi

Heinz Kohut Kendiliin Yeniden Yaplanmas

Sigmund Freud Uygarln Huzursuzluu

S Meianie Klein Haset ve kran


7

Otto Kemberg Snr Durumlar ve Patolojik Narsisizm

Anna Freud ocuklukta Normallik ve Patoloji

Otto Kemberg Sapklklarda ve Kiilik Bozukluklarnda Saldrganlk

18

Sigmund Freud Haz ilkesinin tesinde - Ben ve id

11

Otto Rank Doum Travmas

12

Mahler, Pine ve Bergman nsan Yavrusunun Psikolojik Doumu

13

Harry Guntrip izoid Grng, Nesne ilikileri ve Kendilik

14

Cari GustavJung Drt Arketip

15

Dtdier Anzeu Freudun Otoanalizi ve Psikanalizin Kefi

16

Heinz Hartmann Ben Psikolojisi ve Uyum Sorunu

17

Andre Green Hadm Edilme Kompleksi

18

Edith Jacobson Kendilik ve Nesne Dnyas

19

Anna Freud Ben ve Savunma Mekanizmalar 28

21

DidierAnzieu Deri-8en

J. Chasseguet-Smfrgel Ben deali

J, Chasseguet-Smirgel Ben Ideai

"ideal Hastal" zerine Bir Psikana2 Denemesi


ev. Nesrin Tura
Psikanaliz alannda ve kadn aratrmalar konusunda uluslararas ne sahip Fransz psikanalist
Chasseguet-Smirgel bu kitapta anne, babann ilevini dlayan bir tutum aldnda ocuun nasi
anneyle ikii ilikisine,taklp kaldn anlatyor. Yazarn kuramna gre, babann ileviyle krlmas
ve bylece babay bir ideal olarak koymas gereken bir geliim aamasnda ocuun beni ideal olarak
kendini yerletirdiinde, geliimi okbiimli-sapkn bir hal alyor ve byklenmeci ocuksu cinsellik
aamasnda taklyor.
Chasseguei-Smirgel'in eserinde n plana kan tek tek insanlardr, hikyelerdir. nsan, felsefi bir
antropolojinin figran olarak yer almaz bu anlatda, hikyesi ve tm imgese! aclarnn ve
yanlsamalarnn gerekliiyle vardr.
Yazar sapknlkta, akta, grup iinde, yaratclk srecinde ben idealinin izini srerken Freudun
yaptnda ben ideali kavramnn urad deiiklikleri de titizlikle kaydediyor.
Anna Freud

Ben ve Savunma Mekanizmalar


ev. Yeim Erim
Ben ve Savunma Mekanizmalarn Anna Freud 1936 ylnda babasnn 80'inci doum gnne armaan
olarak yaymlad. Yazld yldan beri gnceiiiini yitirmeyen kitap, bugn hl gerek ocuk gerekse
erikin psikanalizini renenler iin eri etkileyici ve yararl eserlerden biri olma zelliini koruyor.
Psikanalizin drt okulu -drt kuram, ben psikolojisi, nesne ilikileri kuram ve kendilik psikolojisiiinde Anna Freudun kitab ben psikolojisi okulunun kurucu metinlerinden biri olarak kabul edilir.
ocuk analizinin kurucusu saylan Anna Freud temel eitiminin retmenlik olmas nedeniyle ruhsal

yapnn salklla nasl ulatyla yakndan ilgilenmi, bu eserinde de ruhsal sorunlara nasl
yardmc olunacayla birlikte salkl ruh geliimi iin sosyal boyutta hangi nkoullarn gerekli
olduunu tartmtr.
Edith Jacobson Kendilik ve Nesne Dnyas
ev, Selim Yazgan
Kendilik temsillerini psikanaliz kuramna sokan ilk kuramclardan olan Edith Jacobson, eitimcilii
ve/ spervizrlnn yan sra, klinik almalardaki baarsyla da tannd. Kari Abraham'n nesne
ilikileri zerine yazdklarnn ve Heinz Hartmann ve Ernst Kris'le tartmalarnn kuram zerinde
byk etkisi oldu. Psikopatoloji asndan olduka geriiemei vakalarla alan Jacobson, Freud'un
birincil narsisizm ve mazoizm kavramlarn tartarak, yaamn banda libido ve saldrganlk olarak
ayrmam tek bir ruhsal enerji olduunu, yaanan deneyimlere bal olarak bu iki teme! drtnn
ayrmlatn ne srmtr. Jacobson'a gre zellikle geriiemei vakalarn dinamii, erken duygusal
deneyimlere bal olarak tutarl bir kendilik ve nesne dnyasnn olumamasnda aranmaldr.
tekini Diniemek dizisinde daha nce yer verdiimiz Otto Kernberg' de etkilemi olan Jacobson'un
bu klasiklemi yapt kimlikle ilgili psikanaliz literatrn tartmaya ayor; kimlik oluumu ve
kendilik saygsnn nihai eklini ald ocukluk dnemindeki stben oluumunu ve ergenlik
dnemindeki karmak geliim srelerini ayrntl olarak nceleyerek ocuk ve ergen psikanalizine
nem bir katkda bulunuyor.
1
Platon, a.g.e., s. 496.