You are on page 1of 80

KESN BR BLM OLARAK FELSEFE

Edmund Husserl
eviren:
Tomris Mengolu
YKY
Cogito - 22 ISBN 975-363-248-7
Kesin Bir Bilim Olarak Felsefe / Edmund Husserl
zgn ad: Philosophie als Strenge Wissenschaft
eviren: Tomris Mengolu
1. bask: Ocak 1995 2. bask: 1500 adet, stanbul, Ekim 1995
Yayna Hazrlayan: Hlya Tufan
Tasarm: Mehmet Ulusel
Ofset Hazrlk: Nahide Dikel
Bask: Altan Matbaaclk Ltd. ti.
Yap Kredi Yaynlan Ltd. ti., 1994
Trke evirinin tm yayn haklan sakldr.
Tantm iin yaplacak ksa alntlar dnda yayncnn yazl izni olmakszn hibir yolla oaltlamaz.
Yap Kredi Yaynlan Ltd. ti.
Yap Kredi Kltr Merkezi
stiklal Caddesi, No: 285 Beyolu 80050 stanbul
Telefon: (0-212) 293 08 24 Faks: (0-212) 293 07 23

KESN BR BLM OLARAK FELSEFE


Yirminci yzyl felsefesine derin ve ok ynl etkileri olan Alman filozof Edmund
Husserl, Mhren Prossnitz'de 8.4.1859 tarihinde dodu, 27.4.1938'de Freiburg .B.'de
ld. 1916 ylnda niversitede profesr olan Husserl'in ilk almalar, matematikle
ilgilidir. Bunu izleyen mantk almalar, onu yepyeni bir felsefeye, fenomenolojiye
gtrd. Eserleri: Philosophie der Arithmetik, 1891; Logische Untersuc-hungen, 1900;
Ideen zu einer reinen Phanomenlogie und phiinomenologischen Philosophie, 1913;
Formole und transzen-dentale Logik, 1929; Meditations cartesiennes, 1931. (Almancas
S. Strasser tarafndan, 1950); Die Krisis der europaischen Wissenschaften und die
transzendentale Phanonenologie, 1936; Erfah-rung und Urteil, 1939 (yaynlayan L.
Landgrebe, ikinci bask 1954).
Husserl, 1913-1930 arasnda "Jahrbuch fr Philosophie und Phnomenologische
Forschung"un yayncln yapmtr. 1939'da kurulan "Husserl-Archiv zu Lven"de
saklanan 45.000 sayfalk orijinal elyazmalarndan oluan Husserl terekesinin byk
blm henz yaymlanmamtr. 1950'den beri, H.L. Breda ynetimindeki kurulu ve
Kln niversitesi'nin ortak almalaryla yaym yaplan "Husserliana" dizisinde,
Husserl'in btn eserleri yaymlanmaktadr. Bundan baka, Buffalo (USA), Freiburg .B.,
ve Paris (Sorbonne) ubelerindeki ortak almalarda, "Phaenomenologica" dizisinde de
Husserl'in bilimsel almalar yaymlanmaktadr.

NDEKLER
evirmenin Notu 7
nsz 9
Kesin Bir Bilim Olarak Felsefe 33
Terimce 81

evirmenin Notu
Dil ve Terimler zerine
Kuku yok ki, dil bir ulusun kimliinin aynasdr. Bu bilinle, yarm yzyl akn bir
sreden beri, uluslama, ulus olarak kimliimizi bulma abalarmzla birlikte balayan
dilimizi arndrma almalarmz, bu sre iinde bize ok deerli deneyimler kazandrd.
Dilimizi arndrma ve terim retmede verilen emekler, gsterilen abalar sonunda, baz
terimlerin, szcklerin "tuttuu", bazlarnn "tutmad", "yerlemedii"; ya da "deierek
yerletii" gibi bir deneyimimiz oldu.
Bu deneyim, dilcilerin dil laboratuvarnda hazrladklar szlklerde, Osmanlca ya da
Bat kaynakl terimler ve szckler yerine kullanlmaya sunduklar Trke szcklerin,
canl olan hayatta, yaratc almalarda, yaptlarda denenip snanmas olayyd. Bunun
iin zaman gerekliydi; ve yarm yzyl, o kadar da ksa bir sre deildi. Geriye
baktmzda, tutan, tutmayan, deierek yerleen szckler ve terimlerle, dilimizin
zenginleip saydamlat kuku gtrmez. Bu olu, yeni kuaklarn, canl yaama,
dnme ve duymalarnda yenileip, oluup gelierek srecektir.
Ancak, yeni girdiimiz Bat dnce dnyasnn, zellikle bilim ve felsefe kavramlarnn
karsna, cokulu bir atlmla koyduumuz Trke szcklerle, yabancs olduumuz
baz dncelerin, saydamlaacana bulanklamas, anlalmaz olmas gibi bir
tehlikeyle kar karya kaldmz da bir gerek ve dil deneyimimizin bir baka boyutu.
Nitekim-gen felsefecilerin, balangta btn kavramlar, szIklerdeki ya da kendi
bulduklar Trke szcklerle, terimlerle krkladklar halde, zaman getike, Batda
kullanld gibi Latince, Greke'ye dnmeleri de, retici olan bir baka deneyimdir.
Bugn denilebilir ki, bu oluum sreci iinde, yazarlarn, dersler veren ya da eviriler
yapanlarn, dil konusunda tam tutarl olmasna ve i rahatl duymasna olanak
olmamtr. nk ayklanma, arlama sreci sryor.
7

Bilim ve felsefedeki glk uradan geliyor:


Tinsel alanda her yeni dnce, kendinden ncekilerle hesaplaarak retilir. Bu yzden
dnce dnyas, durmadan yenilenen, yenilenirken bile yinelenen ya da yinelenirken
bile yenilenen bir sreklilik gsterir. Yeni dnceler iinde yolumuzu bulmakta,
imgelerin, kavramlarn, terimlerin dile geldii szcktr yardmcmz. Tmyle yeni bir
szcn anlamn nereye yerletireceimizi ise ok kez bilemeyiz.
Nitekim Bat'da da, yzyllardr, dilleri o kadar gelimi olduu ve Latince, Greke
szcklere kendi dillerinde karlk bulmakta hi de zorlanmayacaklar halde, -nlarda
da gemite, sonradan vazgeilen byle oven akmlar olmutur- her dilde baka trl
okunsa da, eski kkler korunmutur. Bu, bilimin sreklilii ve evrenselliinden gelen bir
zorunluluktur. Ve Trke'nin bilim dili olarak gelimesine engel deildir.
Bu deneyim ve dncelerle, bu eviride, "grngbilim", "akn", "ikin" vb. gibi Trke
terimler yerine, "fenomenoloji", "transcendent", "immanent" vb.'leri kullanld.
Bir noktaya daha dokunmak istiyorum:
Elinizdeki bu kitap ve benzeri gibi bilimsel felsefi bir yazy okuyup, anlamakta glk
ektiimizde, bunu, kullanlan terminolojinin yabanc dilde olmasna veririz. Halbuki
kendi lkesinde de, o dili konuanlarca da, bu dncelerin anlalmasnn g
olduunu, en bata o bilim terminolojisinin bilinmesini gerektirdiini ou kez
dnmeyiz. Bizdeki snrl sayda ve incecik szlkler yannda, onlardaki, her bilim iin
yzlerce yldan beri yaplagelen, binlerce sayfalk terminolojik ye szlk almalarnn
ne ie yaradn pek dnmeyiz. Bilimsel felsefi yaptlarn anlalmas, hem o bilimin
terminolojisine yabanc olmamay, hem de dnsel bir aba sarfetmeyi gerektirir.
Bununla birlikte, felsefe dnyasnda yeni olanlara belki yardm dokunur diye, Latince,
Greke kavramlarn Trke karlklar, Trk Dil Kurumu Yaynlar'ndan, "Felsefe
Terimleri Szl"nden alnarak, kitabn sonuna eklendi.
Tomris Mengolu
8

nsz
Edmund Husserl'in bu yazsnn yaymland 1911 ylnda, 20. yzyln balarnda,
felsefe alanndaki almalar bir kmaza saplanmt. Felsefe,' insan ve dnya
problemleri yerine, sadece gelmi gemi felsefe sistemlerini, yntem sorunlarn ele
alyor; insanln gelecek umutlar bakmndan o srada baarlan ok abartlan doa
bilimlerine yknyordu. Aslnda gnmze bakarsak, o zamanlar felsefenin durumu,
bugnknden, yani felsefenin asl ereini ve saygnln yitirdii, btn insan ve dnya
sorunlarnn temelini ekonomide gren, sanatlar bile parasal len bien, dncelerin
medyalar tarafndan retildii amzdan daha kt deildi. nk felsefe abalar hl
an stn yeteneklerinin, dnen kafalarn yneldii saygn bir alan olarak
grlyordu. Ancak onun tarihsel gelime izgisinde bir tkanklk ba gstermiti.
Felsefe, artk problemler yerine kendi kendisini didikliyor, ya da psikoloji gibi yeni ortaya
kan disiplinlerinde, doa bilimlerinin deneysel yntemlerine yknyordu. Bir yandan
yanl bir tarihsellik bilinci olan "tarihselcilik" (historisizm), te yandan pragmatizm
dalgas her eyi greceliletiyor; ve varlk alanlarnn zelliklerini gzden karan soyut
yntem aratrmalar, felsefenin doa bilimlerine yknmesine neden oluyordu.
Bu tkankl ve yanl ynlenmeyi, felsefeye yepyeni ve bamsz bir aratrma alann,
"z alann" gsteren, Husserl'in "fenomenoloji" felsefesi at. Bu felsefe, tpk
Czanne'n, ayr ayr ynlerde de olsa, btn 20. yzyln resim sanatn etkilemesi gibi,
an btn dnrlerini etkiledi. Fenomenolojinin gsterdii "z" alan, insan
dncesinin aratrmas, ortaya koymas gereken bir "z" varlnn sz konusu
olmas, an btn tinsel baarlarn, sanatlar da etkiledi.
9

evirisini sunduumuz bu ksa yaz, Husserl'in, ann felsefesini eletirdii, ilk kez "fenomenoloji"den

sz ettii; onun ok nl olan "Felsefe, felsefelerden deil, eylerden hareket etmeli,


fenomenlere dnmeli" cmlesinin yer ald yazdr.
Fenomenolojinin etkisi ve baars, onun, felsefenin zel olarak aratraca,
fenomenlerde ortaya kan bir "z" alannn varln gstermesi ve bu z kavramann
yntemini getirmesiydi. Bu bakmdan, Husserl'in bu yazda ileri srd fikirler, amz
iin de ok gerekli ve geerlidir: amz gibi btn dnme enerjisini, kendisinin
yerine dnecek aletler yapmaya harcayan, odasnda TV karsndaki koltuuna
oturup, "bilin endstrisi"nin hazr dnceleri ile yetinmek isteyen bir a iin.
Husserl'in sonraki almalarnda daha ayrntl ortaya koyduu "fenomenoloji yntemi"
ve "z alan"nn daha kolay anlalabilmesi iin; Nicolai Hartmann'n rencisi ve onun
yannda Husserl zerinde doktora yapm olan Takiyettin Mengolu'nun (Almanca
yazlm ve yaymlanm olan bu tezin bal yledir: "ber die Grenzen der
Erkennbarkeit bei Husserl und Scheler"), fe-nomenolojiyi ve Husserl felsefesini, alann
ok iyi bilen bir uzmann rahatl ve akl ile anlatt bir kitabndan -nk
fenomenoloji hakknda Trke yaymlanan yazlar, insana, "felsefe deil mi uydur
uydur syle" dedirtecek anlalmazlk izgisindedir-, "Fenomenologi ve Nicolai
Hartmann" (Edebiyat Fakltesi Matbaas-stanbul, 1976) adl kitabndan, bir blm,
kk deiikliklerle aktaryoruz.

Fenomenolojiden nceki Felsefenin Durumu ve Husserl'in


Fenomenolojisi
Kant'n felsefesi, felsefe iin bir dnm noktas oldu. Bu felsefeyi kendinden nceki
felsefeden ayran balca noktalar unlardr: Kant'tan nceki felsefe, ya rasyonalist ya
da empirist idi; bilgi, ya akla ya da deneyime dayandrlyordu. Kant'a gre ise bilgi iki
gelidir: apriori ve aposteriori. kinci nemli nokta, Kant'n felsefesinin bilginin snrlarn
izmeye almasdr. Kant bilginin snrlarn aratrmakla, felsefeyi ba bo
kurgulardan kurtard.
Kant'n bilgiyi iki geli grmesi ve apriori olan sjenin bir ilevi olarak kabul etmesi, onu
bir tr idealizme, transcendeltal idealizme gtrd. Aslnda bu idealizm, Kant felsefesi
iin nemli deildi. Fakat kendinden sonraki felsefeyi, Alman dealizmi'ni ok et kiledi.
Bu felsefeyi temsil edenler tarafndan ilerletildi. dealist felsefe, Hegel'de en yksek
noktasna vard. Hegel'in kurduu felsefe sistemi, metafizik sistemlerin sonuncusudur.
Tek yanl, kurgusal olan ve diyalektik ynteme dayanan bu sistem, kurgunun son
snrna varm, bu yzden de rk bir yap gibi kmtr. Bu nedenle Hegel'den
sonra felsefede bir boluk ba gstermitir.
10

Hegel'in sistemi ykldktan sonra tekrar Kant'a dnld. Hegel'in felsefesinde tmden
arka planda kalan bilginin snr problemi, n plana geti. imdi felsefe dnya hakknda
bir bilim olaca yerde, sadece ve yalnz bilginin bir bilimi oldu. Artk felsefe,
yntemlerini inceledii bilimlere dayanmaya balad. Bu bilimler, Marburg'lu yeniKantlarda doa bilimleriydi. Felsefe, doa bilimlerinin bir bilgi teorisi oldu. Geni
anlamda evrensel bir bilgi olmaktan uzaklat. Bundan baka psikoloji ve mantk
felsefeden ayrld. Mantk, matematiklemeye balad. Psikoloji de doa bilimlerinin
yntemlerine yknyordu.
Marburg'lu yeni-Kantlarn yanbanda, onlardan bamsz olarak yeni bir felsefe akm
ortaya kt. Bu akmn kurucusu W. Dilthey'di. Yeni-Kantlar, doa bilimleri ve onlarn
yntemlerini incelemekle yetindikleri halde, Dilthey'n at bu yeni akm, tek yanl
olarak yalnz tarihe yneldi. Felsefe artk ya psikoloji, mantk gibi bilimsel bir disiplin
olarak ele alnyor, ya doa bilimlerinin yntemlerini incelemekle yetiniyor, ya da felsefe
sistemlerini eletiren bir felsefe tarihi oluyordu. Bylece felsefe iin bamsz bir
aratrma alan kabul edilmiyordu.
Felsefe eski anlamn yitirdi, evrensel bir bilgi olmaktan kt. Ynteminin tek yanl
kurgusall yznden yklan Hegel felsefesi, bu anlamda yaplan en son denemeydi.
Artk Aristoteles anlamnda, nceden tasarlanm kurgusal bir ynteme dayanmayan,
dnya hakknda felsefi bir bilgi elde etmeye alan bir felsefenin domas gerekiyordu.
te felsefeyi byle bir dnm noktasna kavuturan, yirminci yzyln balangcnda
ortaya kan Edmund Husserl'in "fenomenoloji"si oldu.

Husserl'in Fenomenolojisi
Felsefe iin zel bir aratrma alannn tannmamas, sadece daha nce ortaya konmu
olan sistemlerin eletirisi ile yetinilmesi, onu bir kmaza sokmu, ksr bir duruma
getirmiti. Husserl'in en byk baars, felsefenin zel bir aratrma alannn var
olduunu gstermek oldu. Husserl bunu sadece ileri srmekle kalmad, kendi
aratrmalaryla gsterdi de. Husserl, "Var olan felsefelerden ya da onlarn eletirisinden
deil, fenomenlerden hareket etmeli", "fenomenlere, eylere dnmeli" demekle,
felsefenin kendine has olan alann gsterdi. Artk felsefe, eski sistemleri, onlarn
eletirisini ya da herhangi bir bilime ynelmeyi brakarak, fenomenlere, eyler alanna
ynelecektir.
11

Fakat "fenomen" ve "fenomenoloji" kavramlaryla ne anlatlmak isteniyor? Bu kavramlar


felsefe syleminde birok karklklara neden olmutur. Genel olarak, "fenomenoloji"yi
fenomenlerin bilimi olarak gstermek, geleneklemitir. Fakat btn bilimler
fenomenlerden szederler: Fizik, fizik fenomenleri, psikoloji psiik, sosyoloji sosyal, tarih
bilimleri tarih fenomenlerini inceler. Her bilimin bir fenomen alan vardr. yle ise
fenomenolojinin szn ettii fenomen ile bu fenomenler arasnda ne fark vardr? Bu
fark, fenomenolojinin tavr ile bu bilimlerin tavr arasndaki bakalkta ortaya kar.
Husserl'e gelinceye kadar fenomen kavram olaylar, zaman ve mekn iinde olup
bitenler iin kullanlrd. Fenomen deyince hic et nunc (burada ve imdi) olan
fenomenler anlalrd. Husserl'in fenomenolojisinin gz nnde bulundurduu
fenomenler ise, z (essentia) fenomenleridir. z fenomenleri, real bir karakter
tamayan fenomenlerdir. z fenomeninin zellii, refleksiyonlu bir tavra (fenomenolojik
bir tavra) dayanmasdr. Bu tavr, doal tavrdan ok farkldr. Onun tmyle kartdr.
Bu tavrn renilmesi ve ona allmas gerekir. Yoksa her zaman fenomenolojik
tavrdan, alk bulunduumuz doal tavra dmek tehlikesi vardr. Husserl'e gre,
fenomenolojinin ortaya kmas ve gelimesinin gecikme nedeni budur. Fenomenolojik
tavrla aratrmalarna balayan fenomenoloji, olay bilgisi deil, z bilgisi elde etmeye
alr.
Fenomenoloji, z bilgisi elde etmek iin uygulad ynteme, "reduksiyon yntemi"
(ayklama yntemi) adn verir. Reduksiyon yntemi ile fenomenoloji, psikolojik ve teki
fenomenlerden "saf ze"; baka bir anlatla, empirik genellik hakknda bilgi salayan
bir dnmeden, zsel genellie varr. Bu bakmdan fenomenolojinin fenomenleri
irrealdir. Fenomenoloji real fenomenlerin deil, reduksiyon yntemi uygulanan
fenomenlerin bilgisi, bir z bilgisidir. Reduksiyon yoluyla temizlenen fenomenler, artk
irrealitelerdir. te fenomenoloji real olaylar deil, bu irrealiteleri "z" olarak kavrar.
Husserl fenomenoloji hakknda birok tanmlama yapar. Biz bunlarn en nemlilerinden
birisini almakla yetineceiz: "Fenomenoloji, apriori-betimleyen bir z bilimidir.
Fenomenoloji byle bir bilim olarak kendisini her trl teoriden uzak tutar"(11) Hibir ey
ne srmeden, hibir varsayma dayanmadan aratrmalarna balar. Teori ancak
aklamalarn yaplaca bir yerde ileri srlebilir. Husserl'e gre teori deduktiv hareket
etmek zorundadr. Yani bir teorinin ileri srld yerde, bir temel ilkeden hareket edilir.
12

Aklanmas istenen ey, deduktiv olarak bu temel ilkeden karlr. Fakat betimleyici bir
bilim olan fenomenolojide, aklanacak, deduktiv olarak karm yaplacak hibir ey
yoktur.
Fenomenoloji ancak dorudan ve temel verileri betimleyebilir. Fakat bu betimleme,
empirik yani duyulara dayanan bir betimleme deildir. Bir z betimlemesidir.
Fenomenolojinin aratrma alan, zlerin alandr. Fenomenoloji apriori bir bilim
olduundan, zleri kavrarken, onlardaki temel ballklar kavrar. Bu nedenle bir z alan
olan fenomenolojinin alannda, olay bilgisinin, rastlantsal olann yeri yoktur. Bu alanda
herey z bakmndan belirlenmi ve motive edilmitir. Bunun iin fenomenolojide
sadece zle ilgili sorular ve bu gibi sorularn yantlar vardr. Olaylarla ilgili sorular
burada sorulmaz ki, yantlar olsun. rnein alg hakknda sorulacak soru, algnn
realitede bir karlnn bulunup bulunmamas deildir. Burada ancak su sorulabilir:
alg, alg olarak, hangi z elerini ierir?

Geometri ve Fenomenoloji
Yalnz fenomenoloji deildir z bilimi olan; baka z bilimleri de vardr: Matematik
bilimleri, mantk gibi. Husserl z bilimlerini ikiye ayrr. 1. Soyut (formal) z bilimleri
(cebir, aritmetik, mantk); 2. erikli z bilimleri (geometri, fenomenoloji, fizik). Geri
fenomenoloji bu iki gruba da yakndr; fakat o, asl geometriye benzer. kisi de ierikli z
bilimidir. Yalnz aralarnda yle bir fark vardr: Geometri aksiyomlardan hareket eden
deduktiv ve teorik bir bilimdir. Fenomenoloji ise betimleyicidir. Teori ve deduksiyonun
fenomenolojide yeri yoktur. teki matematik bilimlerle fenomenolojinin ilgisi daha azdr.
nk onlar hem soyut (formal), hem de kurgusal ve deduktivtirler.
Husserl, geometri ile fenomenolojinin benzerliini, yle aklar: "Geometri ve
fenomenoloji saf z bilimleri olarak real varlk hakknda hibir ey ileri srmezler."
Bundan dolay bu bilimler iin temel, alg ve deneyim verileri deil, fiksiyondur. Fiksiyon,
hem fenomenolojinin hem de teki z bilimlerinin (anlam bilimlerinin yani eidetik
bilimlerin) hayat esidir. Bundan dolay da fiksiyon, lmsz hakikat bilgisini besleyen
kaynaktr.
1) E. Husserl, Ideen zu einer reinen Fhaenomenologie und phaenomenologischen Philosophie. s. 52
13

z, zgrs (Wesenschau): Fenomenolojiyi, apriori-betimleyen bir z bilimi olarak


tanmladk. Bununla ne sylenmi oldu? Bununla, fenomenolojide bir z betimlemesinin
yani bir zgrsnn yer ald sylenmi oldu. Fakat ancak grlen ve verilen bir ey
betimlenebilir. Husserl'in bu konuda ileri srd sav yledir: Genel olan, ideal olan
ve zaman, mekn kouluna bal olmayan objeler vardr. Biz bunlar "fenomen"
olarak grebilir ve veri haline getirebiliriz. Halbuki teden beri zannediliyordu ki,
verilen yalnz tek tek eylerdir, individuel olandr. Genel olan veri haline getirilemez.
zellikle nominalist gr, genel objelerin deil, genel anlam olan kelimelerin,
iaretlerin, simgelerin bulunabileceini ileri srer. Bu noktada fenomenoloji nominalist
felsefeye kart bir gr ileri srer. Husserl'e gre biz, yalnz tek tek olaylar, individuel
yani tek olan deil, genel olan zleri de grebilir, veri haline getirebiliriz.
Geri her zgrsnn temelinde individuel (empirik) olan bir rnek bulunur; ben
"krmz" rengi ancak belli bir krmz nesneden hareket ederek veri haline getirebilirim;
ya da "gen"i, keli belli bir eyden hareket ederek veri haline getirebilirim. Fakat
genel "z", daima bu tek olan veriden baka olan bir eydir. Beni tek olan bir rnekten,
individuel olandan ze gtren akt, kendisinden hareket ettiim rnein, tek olan,
individuel olan gereklii ile ilgili her eyi ayra iine alr (reduksiyon akt). Bu yzdendir
ki, biz, genel olan zler alannda hem fantaziden, hayal rn olan bir eyden, hem de
gerek bir objeden, nesneden hareket edebiliriz. nk z biliminin gereklikle, olaylarla
ilgisi yoktur.(2)
Yukarda fiksiyonun, fenomenolojinin hayat kayna olduunu sylemitik. Bununla
znelerin, "var olan" (real) bir eyin zleri olmas gerekmedii sylenmek isteniyor. Var
olan eylerin zleriyle, hayal rn olan eylerin zleri, hatta anlamsz bir eyin (rnein
yuvarlak kare gibi) z arasnda, fenomenoloji bakmndan bir fark yoktur.
2) Burada, genelleme ve soyutlama (abstraktion) ile Husserl'in z hakkndaki gr arasndaki bakal
ksaca gzden geirmeliyiz. Aristoteles ve baz filozoflar, genelleme ile soyutlamay bir tutarlar. Bunlar
arasnda bir fark grmezler. Husserl tersini ileri srer. Ona gre genel olan zler soyut deildir. "Krmz
renk" gibi genel objeler, soyut objeler deildirler. Krmzy krmz olarak veri haline getirmek iin, tek bir
krmz nesneyi hareket noktas olarak almak zorundayz. Ancak bu ekilde genel olana varabiliriz. Bunu
salayan ideletirme akldr. Bu akt, bizi, individuel krmzdan, btn tek tek krmzdan iine alan, genel
olan krmzya gtrr.
14

Btn bu zler hakknda fenomenolojik bilginin z yasalar geerlidir. zler hakkndaki


bilgi, hibir ekilde varlk (real varlk) hakknda bir ey sylemez, syleyemez. Bundan
dolay da yalnz z hakikatlarndan hareket edilerek en kk bir olay hakikatna
varlamaz.
Husserl'e gre z alan ok genitir. nk real olan her eyin, btn olaylarn, hayal
alannda kalan eylerin de zleri vardr.

Immanent ve Transcendent
Bilgi bakmndan btn zler ayn basamak zerinde deildirler. zler ikiye ayrlr: 1.
mmanent zler, 2. Transcendent zler: Fenomenolojinin ele ald zler immanent
zlerdir. nk fenomenolojinin amac, dorudan, ak-seik ve kesin bilgi elde
etmektir. Byle bir bilgi ise, Husserl'e gre, ancak mmanent zlerden elde edilebilir.
Transcendent z ile mmanent zn varlk sferleri birbirinden ayrdr. mmanent zler,
mutlak varlk (saf ben) sferinin zleridir. Bu sferden kazanlrlar. Transcendent zlerin
alan ise, greceli bir varlk alam olan real varlklarn, eylerin alandr; ve bu alandan
elde edilirler. Bu iki z iin u rnekleri verebiliriz: slamiyetin z hakknda sorulan bir
soru, bilgi iin transcendent olan bir objenin z hakknda sorulmutur. Fakat genel
olarak imgelemenin ya da bir szce verilen anlamn z hakknda sorulan soru,
mmanent bir zle ilgilidir. nk bu z, benim bilincime (saf bene) verilmitir, ite
fenomenolojinin aratrma alan, bu mmanent zler alandr.
Nasl mmanent ve transcendent zler varsa, buna uygun olarak da, mmanent ve
transcendent fenomenler vardr. Fenomenolojiyi ilgilendiren fenomenler ise, yukarda
sylenenlerden de kolayca anlalaca gibi, mmanent fenomenlerdir.
z algs ve duyulara dayanan alg: z algs ile duyulara dayanan alg (empirik alg)
arasnda bir paralellik vardr. Her bilimin bir aratrma alan, bir obje alan vardr. Her
bilim, aratraca objeleri belli bir alg ile veri haline getirir. Doal tavra bilgi salayan
alg, deneyimdir. Bu alg, duyulara dayanr. Fakat duyulara dayanan bu alg, gerekliin,
objenin tekliinin, realitesinin ayraca alnmasyla, z algsna evrilebilir. Bu z algs,
duyulara dayanan al gnn karl olan "saf z" dr, artk empirik alg deildir. Buradaki
saf z de, bir objedir. Duyulara dayanan algnn verisi nasl tek olan bir objeyse, ayn
ekilde z algsnn verisi de saf bir zdr.
15

Bu iki veri arasndaki benzerlik, sadece dta kalan bir benzerlik deildir. Bunlar
arasnda gerek bir ballk vardr! Eidetik obje (z), bir obje olduu gibi, z algs da bir
algdr. Duyulara dayanan alg, tek tek nesnelerin bilgisini salar. Bu alg objeyi olduu
gibi kavrar. z algs da bir eyin, bir objenin bilgisidir. Bu algnn yneldii ey, obje de,
bu algya verilmitir. mdi z algs da bir algdr. erii olan bir alg olarak, z
btnyle kavrar. Fakat z algs ile empirik alg ayn zamanda birbirlerinden temelden
farkldrlar. z algsnn kendisine has zellikleri vardr.
z algsnn duyulara bal algdan farkl olmasna, kendine has baz zelliklerinin
bulunmasna karn, individuel alg, yani tek olan eylerin grlmesi, gzlenmesi, z
algsnn temelini oluturur. Fakat bu tekliin kavranmas ve ortaya konmasn
gerektirmez.(3) nk z algs, z z olarak kavrar ve onun varlk tarzn iermez.(4)
Her z algsn tek olan bir eyin algs karlad gibi, her tek olann algsn da bir z
algs karlar. Bu alglar arasndaki ballk, karlkl (korrelativ) bir ballktr. Bu ba,
her iki algnn birbirinden farkl olmasna engel deildir. Tek olann algsnn verileri,
daima inadequat, bir yanldr. Buna karlk z algsnn verilerinde mutlak bir adequat
olma vardr. Hibir deneyim bunlar deitiremez. nk deneyim, z sferine deil, ey
sferine aittir.

Temel Bilim Olarak fenomenoloji


Husserl'e gre fenomenoloji btn bilimlerin temelidir. Felsefe, psikoloji ve mantk iin
bu temel olma, dorudan doruyadr. Fenomenolojinin temel olmas, teki bilimler iin
dolayldr. nk her bilimin bir obje alan vardr. Her obje alann ise bir z ontolojisi
karlar. Byle bir ontoloji yani bir z ontolojisi, btn bilimlerin temellerinde yer alr. Her
deneysel ya da duyulara dayanan bilimin en son ve teorik temeli, z ontolojisine
dayanr. rnein doa alan iin btn doa bilimlerinin kklerinin bulunduu bir doaz-ontolojisi vardr. Ayn ey btn bilimler iin geerlidir. Bu ontolojilerin henz
yaplmam olmas, nemli deildir. Bunlar birer postulat olsalar bile, byle genel bir z
ontolojisinin olmas gereklilii, ortadan kalkmaz. Byle bir ontolojinin temeli fenomenoloji
olduu iindir ki, fenomenoloji btn bilimlerin temelidir.
3) Ideen, s. 92
4) ldeen, s. 311
16

Bu bakmdan fenomenolojinin ii kolay deildir. nk fenomenoloji kendi haklln


kendi salamak zorundadr. Yani aratrmalarna hibir teori ve varsayma dayanmadan
balamaldr. Fenomenolojinin bir temel bilim olmas bunu gerektirir. Bu nedenle,
Husserl'e gre fenomenoloji bir philosophia prima olmaldr ve yaplmas olas her felsefi
eletiri iin temel hazrlamaldr. Btn bilimler dogmatiktirler. Bu yzden fenomenoloji
onlardan ne bir yardm ne de bir yarar bekleyebilir.
Fenomenolojinin felsefe, psikoloji ve mantn dorudan doruya, teki bilimlerin dolayl
olarak temeli olmas demek, onun btn bu bilim alanlarna kar yansz bir alan olmas
demektir. Husserl'e gre z sferi, yansz olan bir sferdir. Bu sfer varla kar bile,
yansz, ilgisizdir. z sferinde hem varln hem de hayalin, fiksiyonun yeri vardr. nk
zler varla kar kaytszdrlar. Husserl'e gre, apriori olan fenomenoloji, eitli
bilimlerin kklerinin bulunduu ntr bir aratrma alandr. Bu dncede u sav sakldr:
Fenomenoloji matematie benzer. Matematiin kesin bilimlerde oynad rol,
fenomenoloji felsefe, psikoloji ve mantkta dolaysz olarak; her real olan eyin ve olayn
bir z olmas bakmndan da, btn bilimlerde dolayl olarak oynamak istiyor. Husserl'e
gre fenomenoloji, bir eyin, rnein bir canlnn herhangi bir durumunu deil btnn;
alglar alg olarak, yarglar yarg olarak, duygular duygu olarak ele alr. Bunlardaki
aprioriden ve onlarn koulsuz genelliinden sz eder. Bu tpk matematiin saylardan,
geometrinin ekillerden sz etmesine benzer. Nasl matematik geometri ve mekanik,
kesin bilimlerin temeli ise; fenomenoloji de, felsefe, mantk ve psikolojinin temelidir. Yine
nasl geometri doadaki ve mekndaki btn ekiller hakknda geerli ise, fenomenoloji
de btn bilim alanlarnda geerlidir.

Fenomenolojik Tavr Fenomenolojik Reduksiyon (ayklama)


Her bilimin kendisine has bir tavr olduu gibi, fenomenolojinin de kendi obje alan
karsnda taknd bir tavr vardr. Bilimlerin objeleri karsnda takndklar tavr,
onlarn temellerinde kklenir. Fenomenolojinin tavrn ele alp onu doal tavrla
karlatrrsak, bu bize fenomenolojiyi bir baka ynden daha tantm olacaktr.
17

Fenomenolojik tavrla doal tavr birbirine tmden kart olan tavrlardr. Doal tavr iin
real bir dnya "vardr". Bu real dnyada sje de obje de real birer varlktrlar. Doal
tavrda sjenin objeye ynelmesi bir intentio recta'd. Sje, var olanla dorudan
doruya ba kurar. Sjenin aktlar, doal tavrn devamdr. Sje objeyi dorudan
doruya, kendisine verildii gibi kabul eder. Onu dolaysz kavrar, alglar, duyar, renir.
Sjenin objeye dorudan doruya olan bu ba, transcendental duygusal aktlarda da
ayn kalr. Fakat Husserl'e gre, doal tavr, fenomenoloji iin istenen bir tavr deildir.
Fenomenoloji eletirel bir z bilimi olduu iin, onun eletirel bir tavr olmasn
salayacak baka bir tavra gereksinimi vardr. nk doal tavr, Husserl'e gre
dogmatiktir. Halbuki fenomenoloji bir temel bilimdir. Onun dogmatik bir tavrdan hareket
etmesi doru deildir. Bundan dolay fenomenolojik tavr, real ve ideel objelerle
dorudan doruya bir ba kurmaldr. Fenomenolojik tavrn doal tavr ynnden
gitmesine izin verilmez. Hatta onun doal tavr karnda bir tavr taknmas da
beklenemez. nk fenomenolojik tavr, naiv ve doal deil, refleksiyonlu bir tavrdr.
Sje burada ikinci derecede aktlar iindedir. Bu aktlar fenomenolojik sfere
ynelmilerdir. Transcendent olanla ilgili deillerdir. mdi fenomenolojik tavrda sje
kendisine dnmtr. O, kendi immanent alan iinde, kendi aktlar ile ba kurar. Bu
tavr doal bir tavr olmad iin, herkes tarafndan kolayca gerekletirilemez. Bunun
renilmesi gerekir; renilmeli ve uygulanmaldr. te fenomenolojik aratrmalarn
gl de buradadr.
Fenomenolojik tavrn yneldii alan, doal tavrn yneldii alan gibi hazr deildir. Bu
alann elde edilmesi gerekir. Bunun iin zel bir ynteme gereksinim vardr. Bu yntem
fenomenolojik reduksiyon (ayklama)dr. Fenomenolojik reduksiyon u elerden oluur:
Bir eyi ayraca almak, bir eyi darda brakmak; aktlarda, bir akt eylem d brakmak,
yarglamaktan kanmak, refleksiyon.
Yukarda zlerden, z trlerinden ve z sferinden sz edilmiti. te fenomenolojik
reduksiyon yntemi, bu alanlarn elde edilmesini salayan yntemdir. Bu yntemle iki
trl z elde edilir: 1. transcendent z, 2. immanent z. Herhangi bir eyin doal
tavrla ilgili yan, yani onun rastlantsal yan, yani hic et nunc (burada ve imdi) olmas,
teklii ile ilgili yan, ayra iine alnrsa, onun transcendent z eldle edilir. Sjenin doal
tavrla ilgili olan yan, her eyi, hatta insann kendisi, psikolojik bilin, ayraca alnrsa,
immaent z alan olan "saf bilin" alan elde edilir. Bu alan fenomenolojik tavrn asl
alandr.
18

mmanent z alann elde etmek iin doal tavr, Husserlin terimleri ile sylersek,
Generalthesis'i ayra iine almal ve ona epoche uygulamal; yani bir dnyann varl
ve yokluu hakknda bir yarg ileri srmekten vazgemeliyiz. D dnya ve bu dnyay
ele alan bilimler de ayraca alnmaldr. Ayn ekilde btn kltr kurumlar, teknik
yaptlar, sanat ve bilim, her trl estetik ve pratik deerler de ayraca alnmaldr. Bundan
baka hukuk ve din de ayra iine alnmaldr. Bu ekilde doal tavr gerekli klan, doal
ve tinsel bilimlerin btn bilgileri ayraca alnmaldr.
Bunlardan baka ayraca alnacak eyler unlardr: Doal bir varlk olarak insan, onun
doal ve kiisel ballklar, kiilii; btn canllar, bundan baka haklln
fenomenolojinin salayamad ve teoriye dayanan btn formal ve ierikli z bilimleri,
rnein geometri, maddenin saf fizii, eitli ierikli bilimleri karlayan z ontolojilerinin
hepsi ayra iine alnmaldr. Bu z bilimlerinin ayraca alnmasnn birinci nedeni,
onlarn aratrdklar zlerin immanent z sferi ile ilgili olmamasdr. kinci neden, bu
bilimlerin teoriye dayanan bir yntem izlemeleridir. Btn bu bilimlerin ortaya koyduklar
yarglar, ne kadar hakikat olurlarsa olsunlar yine de ayraca alnmaldrlar. nk bu
bilimler ayn zamanda dogmatiktirler. Hepsinin, kendileri tarafndan baarlmasna
olanak olmayan eletiriye gereksinimleri vardr. Bu nedenle, kendisi eletirel olmak
zorunda olan fenomenoloji bunlardan yararlanamaz.
Fenomenolojik tavr, ayraca ald btn bu varlk alanlarna ynetmez. O halde
fenomenolojik tavr hangi varlk alanlarna ynelir? Husserl bu soruyu kendi ifadesiyle
yle yantlyor: "Mutlak bilin alanna". Bu alan fenomenolojinin temel alan,
fenomenolojik residium, yani arta kalan alandr. mdi bu alan, btn dnyay, onunla ilgili
her eyi, canllar, insan, kendimizi de ayraca aldmz halde arta kalmtr. Aslna
bakarsanz biz burada hibir ey kaybetmemi, mutlak bir varlk kazanmzdr. Bu
mutlak varlk dnya ile ilgili btn transcendentleri garanti eder ve onlar meydana
getirir. te fenomenolojik aktlarn, fenomenolojik refleksiyonun alan bu alandr.
En sonunda u noktaya iaret edelim: Fenomenolojideki refleksiyon, teki bilimlerdeki
refleksiyondan bakadr. Onun iindir ki, her refleksiyon, fenomenolojik deildir. nk
fenomenolojik refleksiyon, fenomenolojik reduksiyona dayanr. Fenomenolojik
reduksiyon yaplmadan, fenomenolojik refleksiyondan sz edilemez. Fenomenolojik
refleksiyon ile reduksiyon arasnda belli bir karlkl iliki vardr. Bunlar birbiri iin
conditio sine qua non 'dur.

19

nk refleksiyon ancak saf bende olasdr. Fakat saf bene ulamak iin fenomenolojik
reduksiyon yaplmaldr. Yani her eyi ayraca almak, darda brakmak, eylem d
yapmak gerekir. Fenomenolojik refleksiyondan nceki refleksiyonlara, Husserl,
psikolojik refleksiyon der. Bu refleksiyonlar fenomenolojinin konusu olamazlar. Psikolojik
refleksiyonu fenomenolojik refleksiyona evirmek iin, bu refleksiyona bir reduksiyonun
uygulanmas gerekir. O halde psikolojik "ben", reduksiyon yapldktan sonra,
fenomenolojik "ben"e, yani mutlak olan "saf ben"e evrilebilir.
Fenomenolojik "saf ben"in aklarn, yani immanent z incelerken, baka bir yntem
esi daha gereklidir. Reduksiyon ve onun eleri, fenomenolojinin obje alann,
fenomenolojik dururnu, yani eyin zn elde etmek iindi. imdi sz konusu olan yeni
yntem esi, elde edilen objenin, yani zn, incelenmesi iindir. Bu yeni yntem esi,
fenomenolojik deskripsiyon, (betimleme)dir.
Fenomenolojiyi tanmlarken grdk ki, fenomenolojik bilgi bu yntemle elde edilir ve bu
yntem onun biricik yntemidir.

Varlk ve Bilgi Problemi


nce Husserl'in fenomenolojisinin biricik aratrma alan olan varlk kavramn elde
etmeye alalm; ve bu varl transcendent varlkla karlatralm. Bundan sonra da,
fenomenolojinin bilgi teorisini ksaca betimleyelim. Bu ekilde, fenomenoloji hakknda
ksa fakat zl bir bilgiye sahip oluruz.
Husserl felsefesinde sz konusu olan varlk, bu kelime ile gnlk dilin kastettii asl
varlktan baka olan bir varlktr. Asl varlk, gerek olarak var olan her eydir. Bu varl
aramak ve bilmeye hazrlamak gerekmez. nk o her yerde karlatmz bir eydir.
Bizim kendimiz, iinde yaadmz dnya, var olan eylerdir. Halbuki fenomenolog,
konu olarak ele ald varl, nce elde etmelidir. Kendi yntemi ile bu varl
kazanmal, hi deilse bunu salayacak olan yola bavurmaldr. Bunu salayacak olan
yntem, bavurulacak yol, fenomenolojik reduksiyondur. nk fenomenolog, ancak
reduksiyon yntemi ile fenomenolojik varla onu gtrecek olan yolu bulur.
Fenomenolog, "var olan" byle belli bir "ey"e gtrmek zorundadr. O, her eyi ayra
iine almaldr: dnyay, psiik bir varlk, bir kii ve beden olarak insan, genel olarak
btn organik varlk alanm; ve bunlarla uraan bilimleri. O, fenomenolojik varl elde
etmek iin btn bunlara epoche uygular.
20

Fenomenolog btn bunlara epoche uyguladktan, yani onlar ayraca aldktan sonra da,
Husserl'e gre hibir ey kaybetmi deildir, tersine mutlak olan bir varlk kazanmtr.
Bu mutlak varlk dnya ile ilgili btn transcendentleri,garanti eder ve kendi iinde
meydana getirir.
Fenomenoloji bir temel bilim olarak, ntr olan bir aratrma alann kendisine aratrma
erei olarak semek zorundadr. Bu ilgisiz olmadan dolay, fenomenolojik varlk teki
varlklarla ayn basamak zerinde bulunamaz. rnein "ey varl" ya da "psiik varlk"
gibi. Bu nedenle fenomenolojinin ele ald varlkla, bilimlerin konusu olan varlk
arasnda bir derece fark olmaldr. Bu yzdendir ki, varln iki dereceli olduunu kabul
etmek gerekir. Bunlardan birisi mutlak olan fenomenolojik varlk, ikincisi ise greceli
olan "real varlk"tr. Husserl bu varlklardan birincisini immanent, ikincisini transcendent
varlk olarak grr. Baka bir deyile, Husserl, saf bilin alan dndaki varla
transcendent varlk der. Saf bilin alanna giren her varla da immanent varlk der.
Husserl'e gre mutlak ye greceli varlk nedir? Mutlak varlk (reduksiyon ile elde edilen
bilin varl), transcendental yaantlarn, mutlak ilk kaynaklarn, saf bilin ve immanent
varln alandr. Btn bu deyimler ayn eyi kastederler. Bu derecedeki varln baka
hibir dayana yoktur. Hatta doa, dnya olmasa da, bu mutlak varln var olmasna
zarar gelmez. Bu varlk, doa ve dnya var olmasa da vardr. "Bu varlk kendi kendisine
ve kendi kendisi iin var olan bir varlktr". Bu varlk, baka bir varla gereksinimi
olmayan, varlndan kukulanlmayacak olan bir varlktr. mdi "immanent varlk", ilke
bakmndan, "nulla re indigent ad existendum" dr. Bu varlk her ne kadar bize gre
"ikinci" derecede ise de, kendisine gre "birinci"dir.
Saf yaant akna girmeyen her ey, greceli varlk alanna girer. Bu varlk yalnz
intensiyonal (ynelme gerektiren) olup, ancak mutlak bir varln korrelat (karl)
olarak vardr ve bu mutlak varla dayanr: bu varlk tarafndan ortaya konmutur.
Greceli varln var olmas, sadece transcendental bilin iindir; mutlak varlk olmadan
dnlemez. O, bize gre, bizim iin var olan bir varlktr. Kendi bana var olan bir
varlk deildir. Bize gre "birinci" olan bu varlk, kendi kendisine "ikinci"dir. Onun ne
olduu birinci ile olan ballna gredir. Byle bir varlk, bilince baldr, bilince
gereksinimi vardr. Halbuki mutlak varln hibir eye gereksinimi yoktur. Mutlak varlk,
hibir eye dayanmad halde, vardr.
21

Transcendent varlk dnyasnn, mantksal dnlen bir bilince deil, aktel bir bilince
gereksinimi vardr. Onun bilin olmadan var olmasna olanak yoktur. Bu aklamalar, iki
varlk derecesinin birbirinden ayrln gsterdiler. imdi onlar baka yanlarndan ele
alalm:
Mutlak ve greceli varlklar, verilileri ve varlk tarzlar bakmndan birbirinden ayrlrlar.
Bu varlklarn verililerini ele almadan nce, immanent ve transcendent alglar
aklamak gerekir. Bunun iin Husserl'in verdii tanma dayanacaz. nk immanent
ve transcendent alg kavram, felsefe syleminde deiik anlamlarda kullanlmtr.
Husserl bu iki kavram akt bakmndan aklamaya alr.
mmanent ve transcendent alglama: mmanent bir eye ynelen aktlardan anlalan
udur: Bu aktlarn intensiyonal objeleri ve kendileri ayn "yaant ak" iindedir. Bu
"ben"in bir aktnn baka bir akta ynelmesi demektir. mmanent bir algda, alg ve
alglanan ey, z bakmndan dorudan doruya bir birlik olutururlar. Yani biricik ve
somut bir "cogitatio" (dnce) birliidirler.
Her immanent alg, kendi objesinin varln zorunlu olarak garanti eder. Alg,
refleksiyona dayanan bir kavrama, benim bir yaantma ynelirse, kavradm ey,
genel olarak varl yok saylamayacak olan mutlak bir "ben"dir. Yani onun var
olmamas ilke bakmndan olanakszdr. Bu tarzda verilen bir yaantnn var olmadn
kabul etmek, bir anlamszlktan baka bir ey olamaz. Bunun dnda transcendent bir
eye ynelen intensiyonal yaantlar vardr. Transcendent aktlar, transcendent ze ya
da baka yaant akmlarna sahip olan baka ben'lerin intensiyonal yaantlarna
ynelen aklardr. Ayn ekilde, "eylere" ve genel olarak realiteye ynelen aktlar, yine
bu gruba girerler, Transcendent akt, kendi objesinin varln garanti etmez.
Transcendent aktn objesinin var olmas gerekli deildir. O, var olmayabilir de. Bundan
dolay, bu tr objelerde mutlaklk ileri srmek anlamszlktr. Buna karlk immanent
alg, kendi objesinin varln garanti ettii iin, her trl kukunun dndadr. Fakat
transcendent alg, kendi objesinin varln garanti etmedii iin kukuya yer vardr.

Verili Trleri
Varl "yaant" ve "ey" olarak, baka bir deyile, bilin ve realite olarak, birbirinden
kesin bir ekilde ayr tutmak gerekir. mmanent bir alg ile alglanmak, "yaant"nn alan
ile ilgili znn bir zelliidir.
22

Mekna bal olma, ey olma ise, z bakmndan byle bir algdan yoksundur. "ey"
ve her trl realite, z gerei immanent alglanamaz. Genel olarak transcendenttir.
Bundan dolay bilin ve realite arasndaki ayrlk, var olmas olas olabilecek olan
ayrlklarn .en temellisidir. mmanens ve transcendens arasndaki fark, ilke bakmndan
bir verili farkdr. mmanent ve transcendent alglar birbirinden ayran, immanent algda
intensiyonal objenin alg iin "reel immanent" olmas; transcendent algda ise ayn eyin
olmamasdr.
Transcendent olan bir "eyin" alglanmasnda, o "eyin" grnmesi gerekir.
Halbuki bir "yaant" grnmez. Grnme mekna ball gerektirir. Yaant ise
mekanszdr. Mekna bal bir varln olmad yerde, grnme de olanakszdr. Bu,
insann yapsnn bir zellii deil, meknn z ile ilgilidir.
Transcendent varlk, hangi trden olursa olsun, bize ancak grn ile verilebilir.
Yoksa byle bir varln ayn zamanda immanent bir varlk olmas gerekecekti.
mmanent alglanan bir ey de, ancak immanent alglanabilir. rnein bir duygu
yaanabilir, her hangi bir "ey" gibi grnmez. Bakm kendime evirsem, algladm
ey, mutlak bir eydir. Onun bazen yle, bazen byle grnebilecek hibir yan yoktur.
Onun hakknda hem doru, hem de yanl dnebilirim. Fakat "gren" bir algnn onda
grd ey, vardr ve ona btn nitelikleri ile mutlak bir ekilde verilmitir. Bu bir
kemann sesine -ses de grnmez uygulanamaz. Bu sesin alglayann bulunduu
yere gre deien birtakm grnleri, tarzlar vardr; bulunduum yere baldr. "Sesi"
ona yaklarsam baka, uzaklarsam baka trl alglarm.
Hibir grn tarz, bir eyi mutlak olarak veremez. Geri gnlk hayatta bir sesin
normal iitilmesinden, bir eyin normal grlmesinden sz edilir. Fakat bu iitilen ses,
grlen ey bir yanl alglandka, buna ancak ikincil bir objeleme denebilir. mdi u
nokta kesin olarak belirtilmelidir: Husserl'e gre grn yoluyla elde edilen veriler,
bir eyi bize mutlak olarak veremezler. nk bir eyi mutlak olarak verememek
"grn"n yaps gereidir. Bir eyi ancak immanent veriler mutlak olarak verebilirler.
Mutlak olarak verebilme de immanent algnn yaps gereidir.(5) "ey"in alglanmas ile
"yaant"nm alglanmas, birbirinden temelden farkldr. Yaantya bak, onun varlk
tarz gerei, her zaman dorudan doruya evrilebilir.
5) Husserl'in bu savnn doru olmadn, deneysel psikolojinin ortaya koyduu olumlu bilgilerle
elitiini, "ber die Grenzen der Erkennbarkeit bei Husserl und Scheler" adl kitabmzda
gstermeye altk.

23

nk o, her an hazrdr. Bunu salayan refleksiyondur. Fakat refleksiyona


bavurulmadan nce de yaant alan vardr. Refleksiyon onu hazr bulur, yaratmaz.
eylerin alglanmasnda da arka planda olan eyler vardr ve bunlar alglanmamtr.
Fakat alglanmaya hazrdrlar. Alglanmayan bu eyler, aktel alg alanna kmayp,
potansiyel bir alan olutururlar. Bu potansiyel alan, alglanabilecek bir alandr. eylerin
alglanmas onlarn grnmelerine baldr. Halbuki yaant grnmez. Onun
alglanmasn salayan, "hep" var olmasdr. Buras, bu yaantnn ait olduu "ben" dir.
lke bakmndan refleksiyon yoluyla alglanmak, yaantlarn varlk tarz gereidir.
eyler de ilke bakmndan alglanabilirler. mdi ey, iinde bulunduum evrede yer alan
bu ey, alglanmadan da vardr ve bu dnyaya aittir. Fakat eylerin varln garanti
edecek bir kesinlik yoktur. Halbuki yaant kendi mutlak varln kendisi garanti eder: bir
ben'e ait olmakla. Yaantlar, yalnz ait olduklar bir ben'e grndkleri halde, eyler
birok benler tarafndan alglanabilirler. Bunu olanakl klmayan bir transcendens, bir
anlamszlktr.
Her yaant akm, kendi mutlak varln, ilke bakmndan bir olanak olarak, garanti
eder. Fakat bu yaant akmnn bir hayal olmas olasl da pekl akla gelebilir. Buna
Husserl u yant verir: Bu, "ben"in cogitationes'in fiksiyonlarna sahip olmas demek
olurdu ki, byle bir varsaym anlamszdr. nk bu durumda hayal edilen ey, bir
fiksiyon olabilir, fakat hayalin kendisi bir fiksiyon olamaz. Hayal eden bilin, kendi yaps
gerei, hayal olamaz. nk hayal eden ve mutlak varl kavrayan bir refleksiyonun
olana, her yaantnn olduu gibi, bilincin de yaps gereidir. Birlikte duyma
(Einfhlung) ile tandm btn "baka ben'lerin var olmamas bir anlamszlk deildir.
Fakat benim birlikte duymam ve benim bilincim, hem z hem de varlk yaps
bakmndan, bana mutlak olarak verilmitir. Bu olanak, ancak "ben"de, ben ile onun
yaant akmnn birbiriyle olan ball bakmndan, mevcuttur. Ancak bu alanda,
immanent alg gibi bir alg vardr. Buna karlk ey dnyas, yaps bakmndan, byle
bir alg olanandan yoksundur. Bu alandaki alg, ne kadar tam olursa olsun, hibir
zaman mutlak olan veremez. Bunun iindir ki, en zengin deneylerin yapld bir alanda
bile, herhangi bir ey, o eyin transcendent bir verisinin bilinte hazr bulunmasna
karn, var olmayabilir. Ksaca, bir z yasas olarak, bu konuda geerli olan yasa udur:
"Eyann verilmi olmas, onun var olmasn gerektirmez". nk belki de belli bir
ekilde daima olasla dayanmaktadr. eyler alannda her ey grecelidir. Deneyim ile
elde edilen bir ey, yine deneyim ile ortadan kaldrlabilir. Bu tarzdaki olaslklar,
deneyim ile ortaya konduklar -gibi, yine deneyim ile yok edilebilirler. Fakat byle bir
ey, yaant alannda olup bitemez. "Mutlak varlk alannda (saf bilin alannda),
kartlk, grn ve bakaln yeri yoktur". Bu alan mutlak olan bilginin alandr.
24

ki Varlk Tarz
imdiye kadarki incelemelerimiz bize unu gsterdi: ey dnyasnda benim iin var olan
her ey, ilke bakmndan bir sanmaya dayanr. Buna karlk, "ben"in (ey dnyas ile
ilgili yan ktktan sonra) kendisinde durum byle deildir. Ben'in bilin aktualitesi,
mutlak bir gereklik tar. Onun verileri hibir koula dayanmaz ve ortadan kaldrlmas
olanakszdr. Dnyann varl hakkndaki bilginin olasla bal olmasna karlk, saf
ben ve onun saf yaants kesindir, gereklidir. ey verileri somut olsalar bile, var
olmayabilirler. Fakat bir bilin verisinin var olmamas olana yoktur. Bu z yasas,
birincinin olasla balln, ikincininse, gerekliliini dile getirir.
ey dnyasndaki transcendens, yaps bakmndan, var olmamann olasln da
kendisinde tar. Fakat bilincin varl, real bir dnyann varl ile snrlandrlm
deildir. Real dnyann ortadan kalkmas ile, bilin, sadece baz deiikliklere
urayabilir, fakat varolmasna zarar gelmez, dnyann yok olmas, sadece baz teorik
deneyim ballklarnda deiiklik yapabilir. Fakat bu, yaantya ve yaant ballklarna
dokunmaz. O halde, "grn" yoluyla bilinte ortaya kan real varln var olmas,
bilincin var olmas iin bir koul olamaz. Husserl'e gre, bilin ve real varlk birbirine eit
tutulabilecek varlklar deildirler. Onlar yanyana konamaz, birbiriyle balanamaz.
Gerek anlamda birbiriyle ba kurabilmek, bir btn oluturmak iin, iki varlk alannn
yap bakmdan birbirine yakn olmas gerekirdi. Geri immanent varlk (mutlak
varlk) ile transcendent varln objektif belli bir ii vardr; bunlar birer obje alandrlar.
Fakat buradaki obje ve objektif i, sadece bo mantk kategorilerine gredir. Bilin ve
realite arasndaki uurum, gerek bir uurumdur. Realite, grn alanna kan,
grlebilen ve asla mutlak olarak verilmeyen, olasla bal olan bir varlk tarzdr.
Bilin ise, varl bakmndan, grn alanna kamayan, bize grn olarak
verilemeyen, gereklilik tayan, mutlak bir varlktr. Eer bilin, saf bilin olarak ele
alnrsa, u nitelikleri saptanabilir: Bilin, kapal ve mutlak bir varlk balldr. Onun
iine hibir ey giremez ve ondan hibir ey dar kamaz. Zaman-mekana bal bir
d ve zarnan-mekan ball tayan bir ii olmad iin, hibir "ey" zerinde
nedensel bir etkisi olamaz. Nedensellik, realite alanna aittir; mutlak varlkla ilgili deildir.
25

mdi real bir varlk alan olarak insan ve onun "ben"ini de iine alan zaman-mekna
bal dnya, sadece bilin iin var olan ve ancak greceli bir anlam tayan intensiyonal
(ynelime bal) bir varlktr. Greceli varl, bilin kendi deneyimleri ile ortaya
koymutur. O, ancak grn yoluyla alglanabilir, grlebilir bir varlktr. Fakat bunun
dnda bir "hi"tir.
Bilin kendi bana bir varlk olarak, "ilk" olandr. Halbuki dnya, kendi bana deil,
bizim iin "ilk" olandr. Gerek tek tek eylerin, gerekse btn dnyann realitesi, yaps
gerei, bamsz olmaktan yoksundur. Dnya kendi bana mutlak bir ey deildir ki,
ikincil olarak kendisini baka bir eye balayabilsin. O, belki mutlak anlamda bir "hi"tir.
Onun mutlak bir varl yoktur. O, bir ey varldr. ey de, yaps gerei, intensiyonal
olan, yani sadece bilin tarafndan grlebilen bir varlktr.
O halde Husserl'e gre bilin doann bir paras deildir. "Doa, sadece bilinle
immanent balan olan intensiyonal bir "birlik" olarak olasdr". Bundan dolay, saf ben
hakkndaki aratrmalar, doa aratrmalar deildir. nk saf ben hakkndaki
aratrmalar, doa aratrmalarnda ne srlen ncllere dayanmaz. Doa, bu
aratrmalarda ayraca alnmtr. Saf bilin, doa ile hibir ba kurmadan da
dnlebilir. Halbuki herhangi doal bir ey iin, bu olanakszdr. rnein bir renk,
mekn olmadan dnlemez. Mekansz bir rengin var olmasna olanak yoktur. Saf
bilin mekna bal olmad iindir ki, o mutlak bir varlk alandr, diyoruz. Doa
bilimleri, soyutlama yoluyla kendi aratrma alanlarn kazanrlar. Fakat saf bilincin,
doann bir soyutlanmasndan elde edilmesine olanak yoktur. nk soyutlama ile yine
doal bir ey kazamlabildii halde, bundan mutlak bir varlk, saf bilin asla kazanlamaz.
Mutlak zlerden oluan saf bilin alan, transcendent olan varlk karsnda, bambaka
bir yapya sahip olan bir varlk alandr. Bu alan, saf bilin olarak (yaant olarak), kendi
iine kapanmtr. Fakat onlar teki alanlardan ayracak bir snr yoktur. nk onlara
snr olacak bir eyin, onlarn varlk yapsna katlmas gerekirdi.
26

Halbuki bilin varl, mutlak varln hepsidir. O, dnyaya ve doaya bal olmayan,
kendisinden baka bir varla dayanmayan bir varlk alandr. Doa varl, bilin
varln snrlandramaz. nk doa, bilincin bir korrelat olarak ortaya kt; bilin
ballklar olarak ortaya kondu.
Bu blme son vermeden nce, fizik realite (ey) ile psiik realite arasndaki ball
aklayacak bir noktay ele alalm. Husserl fizik varlkta yksek bir realite ve
transcendens (d varlk) grmek isteyen grlere kar kar; fakat yumuak bir dille.
Husserl'e gre fizik ey'in mutlaklatrlmas, bizi anlamsz sonulara gtrr. nk
biricik mutlak varln, yani bilincin karsna baka bir mutlak varlk koymak, anlamszlk
olur. Fizik varln bir d varlk olmas, (transcendensi), baka herhangi bir d varlktan
farkszdr. lke bakmndan bu d varlk, her d varlk gibi, bilinte meydana getirilen ve
ona bal olan bir varlktan baka bir ey deildir.
Daha nce grdmz gibi, transcendent ey dnyas, saf bilin karsnda, greceli
olan bir alandr. Husserl'e gre transcendens ve grecelilik ayn eydir. Fakat doada
sadece eyler yoktur. nsan, hayvan gibi organik realiteler de vardr. Acaba bu canllarn
ruhlarnn ve psiik yaantlarnn fenomenolojik reduksiyon karsnda durumlar
nasldr? Ayn ilke burada da geerlidir. Bu realiteler de, her,ey realitesi gibi, ayraca
alnmaldr. Psiik transcendens de, mutlak olan saf bilince karlk, sadece greceli ve
rastlantya baldr.
Genel olarak psiik olan, rnein psiik kiilik, psiik nitelikler, yaantlar ya da
durumlar, intensiyonal yaplarn deneyimle ilgili birlikleridir. Bunlarn hepsi intensiyonal
yani grecelidirler. mdi bunlar mutlak anlamda varolan bir ey olarak kabul etmek
anlamszlktr.(6)
Paradoks olsa da, bedensiz, hatta ruhsuz ve kiiye bal olmayan bir bilin; yani beden,
ruh, deneyimin ben'i gibi deneyim birliklerine dayanmayan saf bir bilin dnlebilir.
Btn deneyime bal birlikler, ayn ekilde psiik yaantlar, bu en yksek z eklinin
mutlak yaant ballklar iin birer iarettirler. Bu z eklinin yannda, baka z ekilleri
dnlebilirse de, bunlarn hepsi ayn anlamda transcendent, greceli ve rastlantya
baldrlar.(7)
Husserl baka bir ynden hareket ederek, saf bilincin her eyden nce var olduunu
da gstermek ister: Realitenin varl, anlam vermeye dayanr. Anlam verme ise,
anlam veren bir eyi, nkoul olarak gerektirir.
6)
7)
27

Ideen, s. 160
Ideen, s. 105

Bu anlam veren ey, saf bilintir. Bu ekilde, saf bilin, mutlak ve birincil olandr. Baka
eyler ancak saf bilin sayesinde var olabilirler. Bunu Husserl yle anlatr: "Btn real
birlikler, anlam birlikleridir. Anlam birlikleri, anlam veren bir bilinci gerektirir. Bu bilin
mutlaktr; kendisi yine bir anlam verme yoluyla meydana gelmi deildir.(8)
Dnyann btnn, doal bir realite btn olarak kabul etmek olasdr. Fakat bunu
btn varlkla eit tutmak ve realiteyi bu ekilde mutlaklatrmak, anlamszlktr. nk
mutlak bir realite, yuvarlak bir drt ke kadar samadr. Realite ve dnya, belli ve
geerli olan anlam birlikleri iin birer kavramdrlar. nemli olan, dnyann ve onun btn
varlnn belli bir anlama sahip olmasdr. Bu anlam, anlam vermenin kayna olan ve
kendisinden daha nce var olmas gereken mutlak bir bilinci gerektirir. Bu alana, algya
dayanan aratrmalarla girmek olasdr. Elde edilecek bilgiler, yksek bilimsel bir deer
tarlar.
Ne gibi koullar Husserl'i iki dereceli bir varlk kabul etmeye zorluyor? Husserl'in
btn amac, mutlak bir bilgi elde etmektir. Bu amaca varmak iin, o, u pein
yargdan kalkyor: Bir bilginin mutlak olmas iin, o bilginin konusu olan alann da
mutlak olmas gereklidir. Greceli bilginin elde edildii varlk alan da grecelidir.
Mutlak bir bilgiyi ancak mutlak bir varlk salayabilir. Husserl'e gre bilginin nitelii, yani
mutlak ya da greceli olmas, insann bilgi organlarna bal deildir, varln niteliine
baldr. nsanla onun bilgi organlarn bilginin niteliinden sorumlu tutmak, ona gre
doru deildir. nk "her varlk tarz, yaps bakmndan, kendisine has bir veri tarzna
ve bylece de kendi bilgi yntemlerine sahiptir. Bunlarn zelliklerini bir eksiklik olarak
grmek ve onlar insan bilgisinin bir tr rastlantya ballna ve noksanlna
dayatmak, anlamszdr."(9)

Fenomenolojik Bilgi Teorisi'nin Ksaca Betimlenmesi


Biz burada Husserl'in bilgi teorisini geni bir ekilde ele almayacaz. imdiye kadar
yaptmz gibi, eletirel bir tavr taknmadan onu ksaca betimleyeceiz. Husserl'in
varlk problemindeki dncelerini ele aldmzda, bilgi problemi ile de ister istemez
karlamtk. Gerek iki tr varlk tarz, gerekse iki dereceli varln ve fenomenolojinin
betimlemesi, bize Husserl'in bilgi problemi konusundaki dnceleri hakknda olduka
ak bir fikir verdi.
8)
9)

28

Ideen, s. 107
Ideen, s. 43-44

nk bilgi kavram, varlk kavramna baldr. Bundan baka, fenomenolojinin


kendisinden sz ederken de, onun bilgi teorisine ne gibi devler verdii, ondan neler
bekledii anlalyordu. Daha o zaman grdk ki, fenomenoloji belli bir varlk
kavramndan szetmektedir. Fenomenolojinin bilgi teorisi, bu varln bilinmesini
ele alacaktr. Fenomenolojinin aratrmak istedii varlk sferi, mutlak olan bir varlk
sferidir. Fenomenoloji sadece bu varlk sferinin bilinmesi problemi ile uraacaktr. Bu
sferde, ne dnya olaylarna, ne de duyular dnyasna ve psikolojik realitelere sorulacak
bir soru bulunabilir.
Bu tr sorularn sorulmas, fenomenolojiye ve onun bilgi teorisine yasaktr.
Fenomenolojinin bilgi teorisi, kelimenin asl anlamnda bir teori deildir. nk teorinin
grevi, Husserl'e gre, bir eyi temel yasalardan kalkarak, deduktiv bir ekilde
aklamaktr. Fakat fenomenolojide buna iki bakmdan izin verilemez: Bir yandan
fenomenoloji, aratrmalarna, hibir ey ne srerek balayamaz; halbuki teoride temel
yasalar ne srlr. te yandan fenomenoloji aklamalar yapamaz, mantksal
karmlara ba vuramaz. nk fenomenoloji ancak betimlemeler yapabilir. Bunu da
kendi ilkelerine dayanarak yapabilir. Bu ilkelerden birisi, Husserl'in ilkelerin ilkesi dedii
ilke udur: zle ilgili olan veriyi bize salayan her alg, bir bilgi kaynadr. Bize sezgide
kendisini z olarak veren her eyi, kendisini verdii gibi kabul etmek gerekir. Bu
anlamda, kendi ilkelerini izleyen doa aratrcs da tamamen hakldr. Bir doa
aratrcsnn, doal bir olay-aklamak iin ileri srd sav temel lendirecek
deneyleri aramas, bulmas, bunlara dayanarak aklamalar yapmas gereklidir. Ayn
ekilde bir z aratrcs veya genel yarglar kullanan ve dile getiren herkes de, doa
aratrcs gibi, ilkelere bal olmaldr.(10)
Bundan anlalyor ki, fenomenolojide yaplmas istenen betimleme, gelii gzel bir
betimleme deildir. Yukarda sz edilen ilkenin yannda fenomenologun uymas
gereken baka bir kural daha vardr. Bu kurala gre, "saf bilincin iinde
(immanens'inde), z bakmndan anlalr bir hale getiremediimiz bir eyi,
istememeliyiz."(11) Fenomenolojik sferde, olay, rastlant yoktur. Her ey, gerekli
(apriori) dir. Husserl bunu u ekilde ifade ediyor: "Mutlak sferde kartln,
grnn, baka trl de olmann yeri yoktur.
10) Ideen, s. 113
11) Ideen, s: 113.

29

Bu sfer, mutlak yarglarn sferidir."(12) Fenomenolojik bilgi teorisi, saf bir bilgi
teorisidir. Onun inceledii bilgi, apriori bir bilgi, bir z bilgisidir. Fenomenolojide
olay bilgisinin ve rastlantnn yeri olmadndan, bilgi teorisi de sadece mutlak bilgiden
sz eder. z sferinde herhangi tek olan bir varlk yer alamayacandan, saf z
hakikatlar, olaylar hakknda herhangi bir eyi savunamaz, sav olarak ileri sremez. O
halde zlerden kalkarak olay hakikatma varmak olanakszdr. Onun iindir ki, daha nce
de sylendii gibi, zlerin var olan eylerin zleri olmalar gerekmez. Bunlar herhangi bir
hayalin z de olabilirler. Bu yzdendir ki, Husserl, fiksiyonu fenomenolojinin ve btn
z bilimlerinin hayat esi olarak grr.
Fenomenoloji iin realite sferinin nemli olmamas neye dayanyor? Daha nce de
sylendii gibi, byle bir varlk, mutlak bir varlk olamaz. Realite sferinin verileri, zellikle
bu verilerin geerlii, grecelidir. Bu tr varlk hakknda edindiimiz bilgi, deneyim ile
hayrlanabilir ve immanent olarak alglanamaz. Halbuki fenomenolojinin beklentilerini
ancak immanent alg yerine getirebilir. nk immanent sferdeki immanent bir varln
her yan, bilincin altndadr. Bu yzden de, bilince btn olarak verilir. Bu yolla elde
edilen bir bilgiyi, hibir ey yadsyamaz. ey varl ile immanent varlk, varlk tarzlar
bakmndan ayn derece zerinde deildirler. Fenomenoloji, yarglarda, duygularda ve
alglarda apriori olandan szeder. Fenomenolojinin konusu olan bilgi, aprioridir. Bu
nedenle Husserl'e gre bu bilgi tek kaynakldr.
Husserl'in fenomenolojisinde bilmek ya da bilgi ne demektir? Bilgi iki akt arasnda
bir uygunluk badr. Bu aktlardan birisi signitiv akt (anlam intentionu), teki sezgisel
akttr. Bu tanm bize gsteriyor ki, bilgi, iki aktn birlemesinden oluuyor. Fakat
bundan dolay bilgide bir ikilik yoktur, btnlk vardr. Bu btnl salayan,
bilmenin kendisidir. Fakat bu aktlardan ikisi de ayn derecede nemli deildir. Birinci
derecede nemli olan, sezgisel akttr. Anlam akt (signitiv akt), kendiliinden hibir ey
meydana getiremez; bo ve krdr. Asl gren ve bilgiye doluluunu salayan, ikinci
akttr. Anlam intensiyonunun devi, sadece objeyi gstermektir. lk kez sezgisel
intensiyon, objeyi imgelenebilir hale getirir. nk alglama akt, objenin doluluundan
bir eyi beraberinde getirmektedir. te fenomenolojik btnlk, bu doluluu birlikte
getiren akt aracl ile oluturulmutur. Her sezgisel intensiyonla bir anlam akt ilgilidir.
Bu yzden bir eyi bilmek demek, o eyin alglanmasnn salanmas demektir.
12) Ideen, s. 36.

30

Husserl alglamaya, kendi sistemi iinde byk bir yk ykler; ve bu bakmdan


Kant'a yaklar. Onda da bu iki akt arasndaki ballklar, Kant'ta olduu gibidir. Kant'a
gre de algsz kavram bo, kavramsz alg krdr. Husserl bilgi terimi yerine
gerekletirme terimini kullanr. Husserl'e gre gerekletirme, iki akt arasnda
olanakldr. Halbuki bilgi terimi, bir akt ve bir de onun objesini gerektirir. Fenomenolojide
ise sadece aktlar vardr. Gerekletirme, anlam intensiyonu ile alglama intensiyonunun
birletii yerde ortaya kar. Btn anlam intensiyonlarn bir gerekletirmenin
karlamas, yani her eyin bilinmesi olanakldr.
Bir bilgi teorisinin arlk noktas, hakikat ve lt (kriteryum) problemidir. Husserl lt
ak-seiklie (evidenz'e) gtrdne gre, ak-seik ve hakikat ne demektir? Akseiklik, ortaya konmu bir intensiyonu karlayan, onu yoklayan ve evetleyen bir algdr;
ya da verilen ve sanlan arasndaki uygunluktur. Bu uygunluk ak-seik olarak
yaanabilir. rnein "A"nn ak-seik olmas sz konusu olunca, "A" sadece
sanlmam, sanld gibi de hakikaten verilmitir. O, kesin olarak vardr. Eer bir ey
bir kimseye ak-seik verilmise, o eyin btn insanlar iin de ak-seik olmas
gerekir.
Ak-seiklik, immanent varlk yani z sferi iin tamuygun (adequat), halbuki greceli
varlk sferi iin tamuygun deildir (ina-dequat'tr). Birinciler z verileri, ikinciler ise
individuel verilerdir; bunun iin de tamuygun deildirler. z verileri dolayszdrlar,
individuel veriler ise, dolayldr. Bir z bilimi olan fenomenolojide sadece ak-seikliin,
z verilerinin geerlii sz konusudur. Bu nedenle bir bilgi, fenomenolojik bir bilgi
basamana ykselmek istiyorsa, dolayl ak-seiklii, dolaysz ak-seiklik ve veriye
evirmelidir.
31

Yazmzn banda gsterdiimiz gibi, yzylmzn balarnda Hegel'in kurgusal sistemi


ykldktan sonra, felsefe alannda bir boluk bagsterdi. Yeniden Kant'a dnld. YeniKantlar, alarnn btn felsefesini etkisi altna alan yeni bir okul kurdular. YeniKantlar, felsefe aratrmalar iin yntem probleminden baka bir problem grmek
istemiyorlard. Felsefeye bamsz bir aratrma alan tannmyor, felsefe aratrmalar,
ya felsefe tarihi ile, ya da doa bilimlerinin yntemlerinin eletirisi ile urayordu. lk kez
Husserl, "fenomenlere, eylere dnmeli" demekle, felsefeye bamsz bir aratrma
alam gsteriyordu. Geri, Husserl kalk noktasna sadk kalmad, fenomenlere bal
kalacana, bir idealizme, immanens felsefesine sapland. Fakat onun felsefeye getirdii
yenilik, yirminci yzyln baka filozoflar tarafndan ilerletildi. Husserl'siz ne bir Nicolai
Hartmann, Moritz Geiger, Alexander Pfaender, ne de bir Max Seneler dnlebilir.*

Tomris Mengolu
32
(*) Takiyettin Mengolu, Tenomenologi ve Nicolai Hartmann", s. l ve devam.

Kesin Bir Bilim Olarak Felsefe


Edmund Husserl, 1911
Felsefe, balanglarndan beri, kendisinin en yksek teorik sorulara yant
verebilecek ve ethik-dinsel ynden saf akl normlarna gre dzenlenmi bir
hayat olanakl klacak bir bilgi olduunu savunur. Bu sav, bazen g kazanm
bazen zayflam, fakat hibir zaman elden braklmamtr. Hatta saf teorik olana ilginin
ve yeteneklerin zayflad ya da dinsel glerin teorik aratrma zgrlne set
ektikleri zamanlarda bile.
Fakat felsefe, gelimesinin hibir anda, kesin bir bilim olma savna yeterli
olamad. Rnesans'tan zamanmza kadar uzanan gelime izgisini izleyen son ada
da, felsefenin btn eitliliini ve kartlklarn ierdii ve birlik gsterdii halde, bu
gerekleemedi. Geri Yenia felsefesinde felsefeye egemen olan ethos, felsefi itkiye
naiv olarak kendisini brakma yerine, eletirel bir dnme ile ve durmadan derinleen
yntem aratrmalar sayesinde kendisini kesin bir bilgi olarak kurmaktr. Fakat bu
abalarn olgunlaan biricik meyvas, doa bilimleriyle tinsel bilimlerin ve yeni saf
matematik disiplinlerin kesin bilimler olarak temellendirilip bamszlnn salanmas
oldu. Felsefenin kendisi ise, ancak imdi ortaya atlan zel anlamda, kesin bir bilgi olma
niteliinden, eskisi gibi yoksun kald. nk bunun anlamnda bilimsel bir kesinlie
varlamad. Felsefenin doa bilimleri ve tinsel bilimler karsndaki durumu nedir? Onun
doa ve tinsel alandaki almalar, amac ve yntemi, ilke bakmndan zel olan yeni
bir tutum mu gerektiriyor? O halde felsefe bizi yeni bir boyuta m gtryor? Yoksa doa
ve tinsel hayat ayn deney-bilimsel alanda m yer alyor? te bunlar bugn hl
tartmaldr. Bundan da anlalyor ki, daha felsefe problemlerinin zel anlam
konusunda bilimsel bir akla ulalamamtr.
33

O halde, btn bilimlerin en yksek ve kesini olmak tarihsel isteini tayan ve insanln
hi kaybolmayan saf ve mutlak bilgi elde etmek amac n temsil eden felsefe (bu ayn
zamanda saf ve mutlak deerler ve iradeyle ayn eydir), kendisini gerek bir bilim
olarak kuramyor. Grevi, insanln ebedi hizmetinde retmenlik olan felsefenin
retecek hibir eyi, yani objektif geerlii olan bir eyi yoktur. Kant, felsefenin deil,
felsefe yapmann renilebileceini sylemeyi severdi. Bu, felsefenin
bilimsellikten yoksun olduunu itiraf etmekten baka nedir? Gerek bilimin olduu
her yerde, bilim gerek olduu lde, her ey, ayn anlamda renilir ve retilir.
Bilimsel bilginin renilmesi, hibir ekilde, dnceye yabanc bir ieriin
edilgence alnmas deildir. Her yerde insann kendi abasna dayanr. Yaratc
kiilerin neden-sonu balarna gre kazandklar akla dayanan grn, insann kendi
almalaryla, iinden yeniden kazanlmasdr. Felsefe retilmez; nk burada byle
objektif olarak kavranm ve temellendirilmi grler yoktur. Bunun anlam udur:
Burada kavramlarla kesin bir ekilde snrlandrlm ve anlamlar tmden
aydnlanm problemler, yntemler ve teoriler yoktur.
Ben felsefe yetkin olmayan bir bilimdir demiyorum. Onun bir bilim olmaya henz
balamadn sylyorum; ve bunun iin de l olarak, kk de olsa, objektif
temellendirilmi teorik bir ieriin bulunmasn alyorum. Hibir bilim tam yetkin
deildir. Hatta ok beenilen ekzakt bilimler bile. Onlarn bir yanlar tamamlanmamtr.
nk onlar, bilme itkisini hibir zaman dinginlie brakmayacak olan ak problemlerin
sonsuz ufku karsndadrlar. te yandan elde edilmi bilgi ieriklerinde de baz
eksiklikler vardr. urada burada kantlarn ve teorinin sistematik dzeni iinde ak
olmayan ya da tam olmayan artklar kalr. Fakat bununla birlikte, her zaman retilecek
bir bilgi, durmadan dallanp budaklanarak oalmaktadr. Matematiin ve doa
bilimlerinin objektif hakikatndan, ya da yerine gre, objektif temellendirilmi bir grecelik
tayan hakikatndan, akl banda hi kimse kukulanamaz. Burada -byk lde ve
btn olarak- kiisel "sanlara", "grlere", "gr alarna" yer yoktur. Bu tr eylerin
urada burada yer almas, bu bilimin henz olumakta olduunu, tamamlanmadn
gsterir. Genel kan byledir.(1)
1) Doal ki, ben burada matematik felsefesi ile doa felsefesinin tartma alanlarn dnmyorum.
nk buradaki tartmalar, dikkat edilirse sadece bilginin tektk noktalar ile deil, bu disiplinlerin bilimsel
basanlarnn genel "anlam" ile ilgilidir. Ve bunlar bu disiplinlerin kendilerine braklabilir; ya da
braklmaldr. Fakat onlarn temsilcilerinin ou buna kar ilgisizdir. Belki felsefe kelimesinin bilimlerin
adnn bana gelmesiyle, onlarla balant kurmasyla, baka bir aratrma tr ortaya kmaktadr. yle
ki, bu onlara belli bir ekilde yeni bir boyut ve bununla da son bir tamamlanma salamaktadr. Fakat boyut
kelimesi ayn zamanda unu gsterir: Kesin bilim, bilim olarak; retilecek ierik, retilecek, ierik olarak
kalr; bu yeni boyuta girilmemi de olsa.

34

Felsefenin yetkin olmamas, btn bilimlerin burada anlatlan yetkin olmamalarndan


tmyle baka trdendir. Felsefe sadece tamamlanmam ve ayrntlarnda yetkin
olmayan bir reti sistemi deildir. O,"yetkin olan hibir ey ortaya koymaz. Burada her
ey ve her bir ey tartmaldr. Her tavr, kiisel bir kannn, okul grnn, bir "gr
asnn" iidir.
Felsefenin bilimsel yazn tarihinde, eski alarda olduu gibi, yeni alarda da, bize
sunduu dncelerde ok ciddi hatta olaanst dnsel bir alma ortaya kabilir;
hatta daha da ou, bunlar sonradan yerleen kesin bilimsel bilgi sistemlerinin temellendirilmesinde en yksek derecede bir n alma olabilirler. Fakat bunlarda imdilik
felsefe iin hibir ey bilgi birikimi olarak grlemez ve eletiri makas ile uradan
buradan bir para (kesin bilgi), retilecek bir felsefe kesilip biilemez.
Bu kan burada, felsefenin nemli bir dnm noktasnn belgesi olmak ve gelecekteki
felsefe sistemine bir temel hazrlamak isteyen "Logos" dergisinin yaymnn
balanglarnda, aka ve drstlkle dile getirilmelidir.
nk imdiye kadarki felsefenin bilimsel olmadnn aka vurgulanmas ile
karmza yle bir soru kmaktadr: Felsefe bundan sonra da kesin bir bilim olmak
amacna bal kalmak istiyor mu? Bunu isteyebilir mi? stemesi gerekir mi? Felsefedeki
yeni "dnm noktasnn" anlam nedir? Yoksa bu kesin bir bilim olmak idesinden
vazgemek midir? Bizim aratrmalarmzda zlediimiz ve ideal olarak nmz
aydnlatmas gereken "sistemin" anlam nedir? Geleneksel anlamda bir felsefe sistemi
mi? Minerva gibi, yaratc bir dahinin kafasndan tastamam ve silahlanm olarak
kacak olan bir sistem; yle ki, gelecek alarda ona benzer Minerva'larn yannda,
tarihin sessiz mzesinde korunmaya alnacak bir "sistem" mi; ya da yle felsefi bir bilgi
sistemi ki, kuaklarn ok byk n almalaryla, kuku duyulmaz gvenli bir temel
zerinde balayp, aadan yukarya doru ykselen her yapda olduu gibi, ynetici
grlerle ta stne ta konarak salam bir ekilde yaplanm olsun? Bu soru
karsnda dnceler ve yollar ayrlmak zorundadr.
35

Felsefenin ilerlemesinde etkili olan "dnm noktalar", gemi felsefelerin bilim olmak
savlarn, bilimsel saydklar kendi eletirileri ile ykan ve imdi felsefeyi kesin bir bilgi
olarak kurmak iin, bilinli bir irade ile yneten almalarla olumutur. Burada btn
dnme enerjisi, o zamana kadar felsefenin naiv bir ekilde grmedii noktalar, ya da
kesin bilim olmann yanl anlalan koullarn, sistematik dnce yoluyla akla
kavuturmak zerinde younlar ki, bundan sonra yeni felsefi bir retinin yapsn
kurmaya balayabilsin. Felsefede kesin bir bilim olmaya byle tam bilinli bir ynelme,
Sokrates ve Platon'la ortaya kan dnm noktasnda; ve ayn ekilde Yenia'n
balanglarnda skolastie kar bilimsel tepkilerde, zellikle de Kartezyen dnm
noktasnda bagstermitir. Bu tepki, 17. ve 18. yzyllarn byk felsefeleri zerinden
geer ve kkl bir gle Kant'n akl eletirisine ve Fichte'nin felsefi dncelerine
egemen olur. Durmadan yenilenen aratrmalar, gerek balanglara, nemli
problemlerin kesin bir ekilde formle edilmesine, doru yntem araylarna ynelir.
Ancak, romantik felsefede bir deiiklik ortaya kar. Hegel de ynteminin ve retisinin
mutlak geerlii zerinde durduu halde, onun sisteminde, her eyden nce felsef
bilimsellii salayan akl eletirisine yer yoktur. Bu balomdan bu felsefenin kendisinden
sonraki zamana, genellikle romantik felsefe gibi, kesin bir felsefe biliminin kurulmas
konusundaki itkilerin zayflamas ve sahtelemesi anlamnda bir etkisi oldu.
Bu etki, sahteleme eilimi, bilindii gibi, kesin bilimlerin Hegelcilie kar gl
bir tepkisini uyandrd. Bunun sonucu olarak da 18. yzyl natralizmi olaanst
bir gelime gsterdi; ve geerliliin btn mutlak ideallik ve objektifliini feda
eden phecilik, dnya grn ve Yakna felsefesini egemenliine alarak
belirledi.
te yandan Hegel felsefesi, felsefenin bilimselleme ynndeki gelimesi
zerinde, her felsefenin ancak kendi a iin greceli bir hakllk tad
dncesi ile, zayflatc bir arka etki yapt. AsInda bu dncenin, mutlak geerlik
isteyen Hegel sistemi iinde, sonraki kuaklarn stlendikleri historisizm iindeki
anlamndan baka bir anlam vard. Halbuki bu ekilde yeni kuaklar, hem Hegelcilie,
hem de mutlak felsefeye inanlarn kaybettiler. Hegel'in metafizik tarih felsefesinin
pheci bir historisizme dnmesi, esas bakmndan yeni "dnya gr felsefesi "nin
geliini salad. Bu felsefe, zamanmzda ok abuk yaylma benziyor. Bundan baka
o, ok kez naturalizme, bazen de historisizme kar giritii tart malarda, hi de
kukucu olma istei gstermiyor. Ama onun niyetleri ve tutumunda, Kant'a kadar
Yenia felsefesinin byk bir adm olan felsefenin bilimsellik kazanmas abasna
katlr grnmemesi yznden, felsefede bilimsel olma itiliminin zayfladndan sz
edildiinde, kastedilen bu felsefedir.
36

Bu yazda, aada, insan kltrn ilgilendiren en yksek, en nemli konunun, kesin


bir felsefe biliminin kurulmas olduu zerinde durulacaktr. Bu bakmdan eer
zamanmzda felsefe bir dnm noktas olmakta hakl olmak istiyorsa, o, felsefenin
kesin bir bilim olarak yeniden kuruluunun canlandrlmasna ynelmek zorundadr. Bu
ynelmeye amz hi de yabanc deildir. O, aa egemen olan naturalizm iinde
canl bir ekilde yaamaktadr. Naturalizm batan beri, felsefenin kesin bir bilim olmas
iin reform yaplmas idesini kararllkla izlemitir; ve eskiden olduu gibi amzda da
bu ideyi gerekletirdiine inanmaktadr. Fakat btn bunlar ilke bakmndan ele
alnrsa, teorik bakmdan temelden hataldr. Pratik bakmdan ise, kltrmz iin
gittike byyen bir tehlike oluturmaktadr. Bugn iin en nemli ilerden birisi, naturalist felsefeye kar kkl bir eletiri yapmaktr. zellikle de sadece mantksal sonu
karmalarla yadsyan bir eletiriye deil, temeller ve yntemler hakknda olumlu bir
eletirinin yaplmasna gereksinim vardr. nk kesin deneysel bilimler zerinde
kurulan naturalizmin anlamsz sonu karmalarnn sarst bilimsel bir felsefenin
olanana olan inanc, kesintisiz bir ekilde koruyabilmek, ancak bu yolla salanabilir.
Bu yaznn birinci blm bu tr olumlu eletirilere ayrlmtr.
amzn felsefesinde vurgulanan nemli dnm noktasna gelince, bu -hakl olaraknaturalizme kardr. Fakat historisizmin etkisinde kalarak, bilimsel felsefe ynnden
ayrlmak, dnya gr felsefesi yoluna girmek ister grnyor. Bu iki felsefenin
bakalnn ilke bakmndan incelenmesi ve greceli hakll zerindeki dnceler,
ikinci blmde ele alnacaktr.

Naturalist Felsefe
Naturalizm doann kefedilmesinin bir sonucudur. Doa burada, zaman mekn birlii
iindeki varln kesin doa yasalarna gre ynetilmesi anlamndadr. Adm adm
gerekletirilen bu ide sayesinde durmadan yenileri kurulan bir yn kesin bilgilere
dayanan doa bilimleri, naturalizmin yaylmasna neden oldu. Buna benzer bir ekilde,
sonralar "tarihin kefedilmesi" ve yeni yeni tinsel bilimlerin kurulmasyla, historisizm
ortaya kmtr.
37

Egemen olan anlay alkanlna uyarak, doa bilimcileri her eyi doa olarak, tin
bilimcileri de her eyi tinsel bir ey, tarihsel bir kurulu olarak grmek, byle
grlemeyecek olanlar da yanl anlamak eilimindedirler. Buna gre naturalist,
evremizde doadan, en bata da fiziksel doadan baka bir ey grmez. Var olan her
ey ya fizikseldir, fiziksel doann btnlk ilikileri iindedir; ya da psiiktir; ama,
aslnda psiik olan fiziksel olann bir deikeni, fiziksel olann ikinci derecede "paralel bir
yan olaydr". Btn varlk psikofizik bir doadan ibarettir ve kesin yasalarla ak bir
ekilde ynetilir. Eer fizik doa pozitivist anlamda (bu pozitivizm ister Kant'n naturalist
yorumuna dayansn, isterse Hume'u yenileyen, kesin ve tutarl bir ekilde kurulmu olan
pozitivizm olsun) sensualist bir grle renk, ton, dokunma vb. gibi duyu komplekslerine
ayrlm olsa, ya da psiik denen ey, bunlarn kompleksleri veya baka "duyumlarla"
tamamlanm olsa da, bu, bizim iin bu grn asln deitirmez. Popler
materyalizmden balayarak, en yeni olan duyu monizmine, energitizme kadar, ar
tutarl naturalizmin btn trlerinde karakteristik olan tutum, bir yandan bilinci
doasallatrmak, buna bal olarak, btn ierikleriyle bilin verilerini doasallatrmaktr; te yandan da idelerin doasallatnlmas, bylece de mutlak ideal olann
ve normlarnn doasallastrlmasdr.
Sonuncu grle, o, farknda olmadan kendisini de ortadan kaldryor. Tm idealitenin
rnei olarak formal mant ele alrsak, dnme yasalar denen formal mantk ilkeleri,
bilindii gibi, naturalizm tarafndan dncedeki doal yasalar olarak yorumlanr. Bunun,
her tam anlamdaki septik teorinin beraberinde getirdii bir zellik olarak bir elikiyi
ierdii, baka bir yerde gsterilmiti.(2) Naturalist deerler teorisi ve uygulamas, bu
arada ethik de ayn ekilde kkl bir eletiriden geirilebilir; hatta naturalist pratiin
kendisi de. nk teorik elikileri, kanlmaz bir ekilde elikiler (apak
uyumsuzluklar), gncel teorik, deer teorisi ve ethik elikiler izler. Naturalistin
davrannda idealist ve nesnel olduu rahatlkla sylenebilir. O, bilimsel olmaya byk
aba gsterir. Bilimsel olarak aklla, halis hakikatin, halis gzel ve iyinin ne olduu,
bunlarn genel zlerinin nasl belirlenecei, tek tek hangi yntemlerle kazanlaca
bilgisini elde etme cabas ile doludur. Doa bilimi ve doa bilimine dayanan felsefenin
balca amacna ulatna inanr ve bu bilincin ona verdii byk bir coku ile imdi
"doa bilimlerince" hakikat olan, iyi ve gzel olan retmek iin hocalk yapmak ve
pratik alanda bir reformcu olmak iin ortaya atlr.
2) Karlatr, benim Log. Untersuchungen, 1. Band. 1900

38

Fakat o, teoriler kuran bir idealisttir; ister teoriler kurup bunlar temellendirdiini sansn,
isterse en gzel, en iyi iin deerler ya da pratik normlar getirsin ve bunlar tlesin, bu
idealist tutumu bunlarn hepsini yadsr. Yani o, varsayar, genellikle teoriler kurarken,
nesnel deerler ortaya atarken, deerlendirmenin bunlara uygun olmu olmasn, ayn
ekilde pratik kurallarn da herkesin istemi ve uymu olmasn nceden varsayar.
Naturalist vaaz eder, moralletirir ve reform yapar.(3) Fakat o, vaaz edileni, talepleri,
varsaym olmalar, anlamlar bakmndan yadsr. Ama o, Antik septikler gibi, biricik akla
uygun olann, akl -teorik olduu gibi aksiyolojik ve pratik akl da- yadsmak olduunu
ak bir ekilde sylemez. Hatta o, byle bir eyi kendisinden kesinlikle uzak grr.
eliki onda ak bir ekilde deildir; onun akl doasallatrmasnda gizli kalr.
Bu bakmdan tartma onun iin nesnel olarak sonulanmtr; isterse pozitivizm ve
relativizmde stn gelen pragmatizm dalgas, bir sel gibi ykselmeyi srdrsn. Bu
durum, tutarl sonu karmalara dayanan kantlarn ne kadar yetersiz olduunu aka
gsteriyor. nyarglar krletirir; ve kim ki, sadece deneyim olgularna bakar ve
deneyim bilimlerini iten geerli sayarsa, deneyim alannda bir doa olgusunun olgu
olarak eliiklii gsterilemeyeceinden, eliik sonulardan o kadar rahatsz
olmayacaktr. O kimse bunu "skolastik" bir ey olarak bir kenara itecektir. Fakat te
yandan tutarl sonu karmalara dayanan kantlamalar, onlarn ykc gcn
grenlerde kolaylkla yanl etkiler yapacaktr. Bu ekilde felsefeyi kesin bilimsel
temellere oturtup, kesin bir bilim olarak kurmak isteyen naturalizmin tamamen deerden
dm grnmesiyle, onun yntemlerinin amac da deerden dm grnyor.
Bylece sadece pozitif bilimleri kesin bilim sayan ve bilimsel felsefenin ancak bu
bilimlerle temellendirilebilecei yaygn dncesini tayanlarda, bu ama deerini
yitiriyor. Bu bir nyargdr. Kesin bilim yolundan ayrlmay bu yzden istemek, temelden
yanl olur. Zamanmzda naturalizmin, doa ve tinsel alann btn sferlerinde kesin
bilimsel olma ilkesini teori ve pratikte gerekletirmek iin gsterdii abadaki enerji; ve
bu ekilde felsefenin varlk ve deer problemlerini de bilimsel olarak - ona gre "ekzakt
doa bilimleri" gibi- zmek istemesi, onun bir hizmetidir ve zamanmzdaki gcnn
asl temelini oluturur. Modern hayatta, belki bilim idesinden daha gl, daha kar
konulmazcasna ilerleyen bir ide yoktur.
3) Hckel ve Ostwald bu konuda bize en iyi rnekleri verirler.

39

Onun zaferi ve ilerlemesini hibir ey durduramaz. Gerekten bilim kendi hakl


amalarnda kapsaycdr; her eyi iine almak amacnda hakldr. Onun ideal olarak
tamamlanmas dnlseydi, o, yannda ve stnde hibir otoritenin yer almad
akln kendisi olurdu. O halde kesin bilim alanna, naturalizmin deneysel olarak
yorumlad ve bu yzden sahteletirdii btn teorik, aksiyolojik ve pratik idealler
kukusuz girerler.
Bununla beraber genel kanlar, eer onlar temellendirilmemise, bir arlk tamaz.
Ayn ekilde bir bilim hakkndaki umutlar, eer o, amalarna gidecek yolu grecek
durumda deilse, fazla bir ey ifade etmez. O halde felsefenin kesin bir bilim olmas
idesi, iaret edilen ve btn z bakmndan ayn olan problemlerde gcn
kaybetmeyecekse, onu gerekletirmek iin btn ak olanaklar gz nnde
bulundurmak zorundayz. Problemlere aklk kazandrarak ve bunlarn saf anlamlarnda
derinleerek, ak ve derin bir grle yle yntemlere girimeliyiz ki, bu yntemler,
problemlerin z yaplarnn gerektirdii, bunlara adequat yntemler olsun. Yaplacak
olan budur. Bu, bilime kar canl ve aktif bir gvenin kazanlmasyla birlikte, onun
gerek balangcna ulamak demektir. Bu bakmdan, naturalizmin yararl ve kanlmaz
olan mantksal sonu karmalarla yadsnmasnn, bize pek az yarar dokunur. Fakat
bizim onun temellerine, yntemlerine ve baarlarna kar olumlu ve ayn zamanda
ilkelere dayanan bir eletiri yapmamzda durum bakadr. Eletiri ayrtrp aklayarak,
bizi problem olarak ok anlaml ve bulank formle edilen felsefi motiflerin asl anlamn
izlemeye zorlar; daha iyi amalar ve yollar iin tasavvurlar uyandrr ve amacmz
bakmndan yararl olur. Bu amala, savalan felsefenin yukarda belirtilen karakteri,
yani bilincin doasallatmlmas zerinde daha ayrntl bir ekilde duracaz. Szn
ettiimiz septik sonularn daha derin balar, aada kendiliinden ortaya kacaktr.
Ve bizim idelerin doasallatrlmasna uzanan ikinci itirazmz, btn genilii ile
anlalr bir hale gelecektir.
***
Biz eletirel analizimizi, felsefe yapan doa aratrmaclarnn daha ok popler olan
dncelerine deil, bilimsellik zrhlar iinde ortaya kan bilginlerin felsefesine
yneltiyoruz. zellikle de ek-zakt bilim olma dzeyine kesin ekilde ulatn sanan
yntem ve disipline.
40

O bu konuda o kadar gvenlidir ki, baka her trl felsefeye yukardan bakar. Onun
ekzakt bilimsel felsefesi, Rnesans'n bulank doa felsefesi karsnda bir Galilei'nin
gen ve gl ekzakt mekanii, ya da simya karsnda Lavoisier'nin ekzakt kimyas
gibidir. Biz, daha snrl olarak kurulmu da olsa, ekzakt mekaniin benzeri olarak ekzakt
felsefenin ne olduunu sorsak, bize psikofiik, zellikle de deneysel psikoloji
gsterilecektir. yle ki, kimse onun kesin bilimsellik dzeyi konusunda tartma
yapamaz. te bu ok aranan ve en sonunda gerekleen bilim, ekzakt bilimsel
psikolojidir. Mantk ve bilgi teorisi, estetik, ethik ve pedagoji, onun sayesinde bilimsel
temellerini bulmular ve byk bir gayretle kendilerini deneysel olarak yeniden
kurmaktadrlar. Bundan baka, kesin bir bilim olan psikoloji, kukusuz btn tinsel
bilimlerin, hatta metafiziin temelini oluturur. Fakat doal ki, bu yelenen bir temel
deildir. nk fizik doa bilimi de, bu en genel gereklik teorisine temel olmada ayn
lde pay sahibidir.
Buna kar itirazlarmz unlardr: nce azck dnlrse, bir olay bilimi olarak
psikoloji, felsefenin normlar koymann saf ilkeleri ile uraan disiplinlerine, yani saf
manta, saf deerler teorisine, pratik felsefeye temel olmaya uygun deildir. Daha ok
aklama yapmaya gerek grmyoruz. Bunun bizi yukarda sz edilen septik elikilere
gtrecei aktr. Bilgi teorisine gelince, onu, saf Mathesis universalis anlamndaki saf
mantktan ayrdmz iin (nk mantn bilme ile ilgisi yoktur), epistemolojik
psikolojizm ve fizisizme kar sylenecek baz eyler vardr. imdi bunlar grelim.
Her doa bilimi hareket noktalarnda naivdir. Aratraca doa, sade bir ekilde
karsndadr. Nesnelerin varl kuku gtrmez. Sonsuz mekn iinde duran, devinen,
deien nesneler vardr ve de sonsuz zamanda, zamana baldrlar. Biz onlar alglarz,
deneyimden gelen yarglar halinde betimleriz. Apak olan bu verileri, objektif geerlii
olan kesin bilimsel bir ekilde bilmek, doa biliminin" amacdr. Ayn ey, daha
genilemi anlamda, psikofizik anlamdaki doa, onu aratran bilimler, yani zellikle
psikoloji iin de geerlidir. Psiik olan kendi bana bir dnya deildir. Bir ben olarak, ya
da benin yaants olarak (fakat ok baka anlamda olmak zere) verilmitir. Ve
deneyimlerin gsterdii gibi, belli bir nesneye, beden denen fizik bir nesneye baldr.
Bu da apak verilmi olan bir eydir. Psikolojinin grevi, bu pisiik olann, ki bu,
psikofizik doal ballklar iinde bulunan apak verilmi bir eydir, bilimsel olarak
aratrlmas, objektif geerlii olan bir ekilde belirlenmesi; oluumu ve deimesi,
domas ve yok olmasndaki yasalarn bulunmasdr.
41

Psikolojik olan her determinasyon, bu gerekten dolay, psikofiziktir; yani o geni


anlamda (bundan sonra hep bu anlamda kullanacaz), onda hibir zaman eksik
olmayan bir fiziksel ortak anlam da birlikte tar: Hatta psikolojinin -deneysel bir bilim
olarak- srf bilin olaylarn gz ard ettii, dar anlamda psikofizik ballktan sz
etmedii yerde bile, bu olaylar doal olaylar olarak dnlr; yani onlarn insan ya da
hayvan bedenine ball, kendiliinden ve nceden bilinen bir ey olarak, insan ve
hayvan bilinciyle ilgili olarak grlr. Psikolojik olann doa ile ilikisinin kesilmesi, onun
objektif zamana bal olarak belirlenebilir doasal karakterini, ksaca psiik olguyu
ortadan kaldrr. O halde unu saptamalyz: Her psikolojik yarg, fizik doann kabul
edilmesini kendi iinde tar; bu, ister ifade edilmi olsun, isterse olmasn.
Bunun sonucu olarak u dnce aydnlk kazanr: Eer fizik doa biliminin zel
anlamda bir felsefe olamayaca, asla ve hibir ekilde felsefeye temel hizmeti
gremeyecei, sadece daha nceki felsefenin temelleri zerinde metafizik amal felsefi
deerlendirmeler yaplabilecei hakknda ak kantlar varsa, bu tr btn kantlarn
psikolojiye de uygulanabilmesi gerekir.
Bu tr kantlar hi de eksik deildir.
Sadece, doa biliminin yukarda sylendii gibi, doay verilmi olarak grmesindeki
"naivlik" anmsanrsa, bu bile yeterlidir. Denebilir ki, naivlik adeta lmszdr ve rnein
her ite, yaln deneyime dayanlan her yerde yinelenir, -en sonunda btn deneysel
bilim yntemleri elbette deneyime dayanr. Doa bilimleri kendi tr iinde ok
eletireldir. Tek tek deneyimler, bunlar pek ok da olsa, onun iin ok az geerlidir.
Deneyimlerin yntemsel dzenlenmeleri ve balantlarnda, deneyim ve dnmenin
kesin mantksal kurallara gre karlkl ie karmasyla, geerli ve geersiz deneyimler
birbirinden ayrlr: her deneyime bir geerlilik dzeyi verilir ve bylece sadece objektif
geerlilii olan bilgi ile allr ve bundan doa bilgisi ortaya kar. Fakat doa bilimleri
iinde kaldmz ve onun tavr ile dndmz srece, bu tr deneyim eletirisi bize
ne kadar doyurucu gelirse gelsin, tmden baka trl olan bir deneyim eletirisi olana
daha vardr ki, bu kanlmaz bir ekilde, genel olarak btn deneyim ve deney bilimsel
dnce hakknda soru sorar.
Deneyim, bir bilin olay olarak, bir nesneyi nasl verebilir; nasl ona uygun gelebilir?
Deneyimler birbirini nasl karlkl dzeltebilir, ya da dorulayabilir ve sadece sbjektif
olmakla kalmayabilir?
42

Deneyim mant bilincinin oyun kurallar, nasl objektif geerli olabilir ve kendi bana
var olan dnya hakknda geerli bir ey syleyebilir? Bilinteki oyun kurallar, neden
nesnelerle ilgilidir? Nasl olur da doa bilimleri, kendi bana varolan doa iin ortaya
koyduu ve bildiini sand her eyde, her admda ve herkes iin anlalr ve geerli
olmak zorundadr -bilin sbjektif olarak akar ve onun karsnda kendi bana bir varlk
dururken-? Btn bu sorular, dnce onlara ciddi bir ekilde yneldiinde, bilmeceler
halini alrlar. Bilindii gibi, bilgi teorisi bu tr sorular yantlamak isteyen bir disiplindir.
Byk aratrclar bu sorulara yneldikleri ve kafa yorduklar halde, bilimsel olarak
herkesin katld ak ve kesin yantlara varlamamtr.
Bilgi teorisinin "doa bilimlerine" dayanmasnn, ayn ekilde psikolojiye dayanmasnn
bir anlamszlk olacann grlmesi iin, bilgi teorisi problematiinin dzeyini korumada
ciddi bir tutarllk gereklidir. (imdiye kadarki btn bilgi teorileri byle bir tutarllktan
yoksundular). Doa bilimlerinin ierdii, -onlardan batan-beri ayrlmayan- bu trden
problemlerin, doa bilimleri tarafndan zlmesini beklemek, ya da byle bir zm iin
bir ncl kazanlabileceini sanmak, eliki emberi iinde dnp dolamak demektir.
u da aktr ki, doa hakknda bilimsel olduu gibi, bilim ncesi ileri srlen btn
savlar, anlam birliini korumak isteyen bir bilgi teorisinde, ilke bakmndan darda
braklmak zorundadr; bu ekilde de eylerin varolular ile ilgili olan, zaman, mekn,
nedensellii ieren kabuller tayan btn ifadeler de dlanmaldr. Bu dlama,
aratrma yapan insann ve onun psiik yeteneklerinin varoluu hakkndaki kabullere
kadar uzanr.
Bundan baka, eer bilgi teorisi, bilin ve varlk arasndaki iliki problemini aratrmak
istiyorsa, o ancak varl bilincin bir korrelat olarak gz nnde bulundurabilir, onu
bilinsel bir san olarak (gemeintes): alglanan bir ey olarak alabilir. O zaman grlr ki,
aratrma, bilincin z hakknda bilimsel bir bilgi edinmeye ynelmek zorundadr.
Aratrma, bilincin birbirinden ayrlabilen ekillerinde bilincin kendisinin znn ne
"olduu", ayn zamanda ne "anlam tad"na ynelmelidir. Ayn ekilde bilin
ekillerinin -zlerine uygun olarak- tarzlarna gre, yani onlarn bazen ak, bazen
bulank, bazen imdide, bazen gemite, bazen iaretlerle, bazen imgelerle, sade bir
ekilde ya da dnce yoluyla, bazen dikkatin u ya da bu moduslar ile saysz
ekillerdeki tarzlarna gre ortaya kan objelik sansnn, yerine gre "geerli", "gerek"
bir varlk "gsterdii" aratrlmaldr.
43

Akl banda bir konumann her objesi, bilim ncesi ve sonrasnda, bilginin objesi
olacak her nesne tr, kendisini bilgide yani bilinte gstermeli; bilgi anlamna uygun
olarak verilmi bir hale getirilmelidir. Btn bilin trleri, bilgi ad altnda teleolojik
denebilecek bir ekilde dzenlendikleri gibi, yani eitli nesne kategorilerine gre
gruplandklar ekilde -onlarn bilgi ilevlerine uygun olarak-, kendi zleri arasndaki
ilikileri ve onlarla ilgili olan verilmilik bilinci formlar ile ilikileri iinde incelenebilmelidir.
Bylece btn bilgi aktlan iin ileri srlen geerlilik sorusunun anlam anlalmal,
temellendirilmi geerliliin z ve ideal olarak temellendirilebilme, ya da geerlilik,
tamamiyle aklk kazanabilmelidir; hem de btn bilgi basamaklar iin ve en stte de
bilimsel bilgi iin.
Bunun anlam udur: nesne olma ve kendisini varlk olarak, byle bir varlk olarak, bilgi
eklinde gsterme, ite bu, srf bilincin kendisinde, ak seik ve artksz anlalr bir
eydir. Bunun iin bilincin btnnn incelenmesi gerekir. nk onun her trl
biimleri, olana olan bilgi ilevleri olarak ortaya kar. Fakat her bilincin "bir eyin
bilinci" olmas bakmndan, bilincin znn incelenmesi (bu incelemenin ilgisi, bilgi
teorisinin ve bilin aratrmalarnn ilgisinden tmyle bakadr), onun verili tarzna
ynelmek ve buna uygun ilemlerle onun zieriinin "aydnlanmas" demektir. Buradaki
tavr, bilin trleri ve bunlarn znn aratrlmas olmasa bile, aydnlanma yntemi,
sanma ve verilme tarzlar zerindeki refleksiyondan yoksun olamaz. Bunun tersinde,
bilincin znn analizinde, nesne olmann btn temel trlerinin aydnlatlmasndan
kanlamaz ve birlikte ortaya kar. Doal olarak, bilgi teorisi de bunu yapar. O,
grevini bu karlkl ilikinin aratrlmas olarak grr. Bu nedenle, btn bu tr
aratrmalar, birbirinden greceli ayrlsalar da, fenomenolojikbal altnda topluyoruz.
Biz burada, adalarmzn geni kapsam hakknda henz bilgi sahibi olmadklar bir
bilim karsndayz. Geri bu bilin hakknda bir bilimdir, fakat psikoloji deildir. Bu bilim,
bilincin fenomenolojisidir ve bilincin doabilimsel biliminin karsndadr. Burada
rastlantsal bir iftanlamllk sz konusu olamayacana gre, psikoloji ile
fenomenolojinin, her ikisi de, "tavrlar" baka baka olsa da, bilinle uratklarndan,
ok yakn bir iliki iinde bulunmalar daha batan beri beklenir. Bununla sylemek
istediimiz ey, psikolojinin "deneysel bilinle" urat, deneyim tavrndan kalkt,
bilincin doal ilikiler iindeki varoluunu inceledii, buna karlk fenomenolojinin "saf
bilinle urat, yani onu fenomenolojik bir tavrla ele alddr.
44

Bu doruysa, bundan hakikati zedelemeden u sonu kar: Fizik doa bilimleri ne


kadar felsefe deilse, psikoloji de o kadar deildir ve olamaz. Yalnz o, fenomenolojiye
-fenomenolojinin ortam gibi- ok temelli nedenlerden dolay daha yakndr ve onun
kaderi ile kenetlenmi bir durumda olmak zorundadr. u kendisini peinen gsteriyor ki,
her psikolojik bilgi teorisi, bilgi teorisinin asl problematiini grmeyerek, birbirine yakn
olduu sanlan saf bilinle deneysel bilinci birbirine kartrmaya kurban gidiyor. Ya da
ayn anlamda, o saf bilinci "doasallatryor".
Bu aslnda benim grmdr ve aada aklanacaktr.
Yukarda genel olarak dokunulan psikoloji ile felsefenin yakn akrabal, modern ekzakt
psikoloji iin ok az geerlidir. nk bu bilim felsefeye olabildiince yabancdr. Fakat
bu psikoloji, deneysel yntemler kulland iin, kendisini biricik bilimsel psikoloji olarak
gryor ve "masaba psikolojisini" aalyor. Ama ben onun psikoloji, asl anlamnda
psikoloji bilimi olduu kansn, sonulan ok ar olan bir yanllk olarak aklayacam.
Bu psikolojinin temel izgisi, bilincin her trl saf ve dorudan analizini -yani immanent
bakn trl olas ynlerinde kendisini gsteren verililerin sistematik bir ekilde yaplan
"analiz" ve "betimlenmesini"-bir kenara itmektir. O, bunun yerine, psikolojik ya da
psikoloji iin nemli olan olgularn, byle bir bilin analizi yaplmadndan, ancak
yzeysel bir anlam tayan saptanmalar ile urar. Onlarn psikofizik dzenlerinin
saptanmasnda kaba snf kavramlaryla yetinir. rnein, alg, hayalci gr, ifade, hesap
ve yanl hesap, byklk tahmini, tanma, bekleme, saklama, unutma vb. gibi. Fakat
onun kulland bu kavramlar, soru sorduu ve ona ak olan saptamalar snrlar.
Sosyal istatistiin asl sosyal bilimle ilikisi naslsa, deneysel psikolojinin asl psikoloji ile
ilikisinin de yle olduu sylenebilir. Byle bir istatistik, deerli olgular toplar, onlarda
deerli dzenler kefeder; fakat ok dolayl bir ekilde. Bunlarn tam bir anlayla hakiki
aklanmasn, ancak asl sosyal bilim yapabilir. Yani sosyolojik fenomenleri dorudan
veri haline getiren ve onlarn zne gre aratrma yapan bir sosyoloji. Ayn ekilde
deneysel psikoloji de deerli psikofizik olgular ve onlarn dzenini saptayan bir
yntemdir.
45

Fakat o, sistematik bir aratrma, psiik olann immanent bir aratrmasn yapan bilin
bilimi olmakszn, her trl derinlemesine anlama olana ve son bir bilimsel
deerlendirme olanandan yoksundur.
Ekzakt psikoloji, almalarnda byk bir eksiklik olduunun farknda deildir. O,
introspeksiyon yntemine ne kadar kar koyar, bu eksiklii deneyim yntemi ile amak
iin ne kadar byk aba gsterirse, o lde bu eksikliin bilincinde olamyor. Fakat
gerekli olan, bir yntemin yetersizliinin anlalmasdr ki, gsterilecei gibi, bunun bu
yolla baarlmas sz konusu olamaz. Konularn, yani psiik olann zorlamas yle
byktr ki, yine de arada bir bilin analizlerinin yaplmamasna olanak olmuyor. Bu
analizler kural olarak fenomenolojik naivlikle yapldndan, bunlarla, bu psikolojinin
ekzaktla kar gsterdii ve baz alanlarda (amalar hakkndaki bildirilerinde) baarl
olduu kuku gtrmez ciddiyet, garip bir kartlk gsteriyor. Bunlar sbjektif duyusal
grnlerin deneysel saptanmalar ile ilgilidir. Bunlarn betimlenmesi ve gsterilmesi,
tpk "objektif" grnlerde olduu gibi yaplr, yani asl bilin sferi ile ilgili kavram ve
aklanmalar yaplmadan. Bundan baka, saptamalarn asl psiik olann kabaca
snrlanm snflandrlmasnda da durum ayndr. Bu saptamalar, derin bilin
analizlerine bavurulmadan yeterli grlrler. Bunlarn asl psikolojik anlamlarnn
aratrlmas yaplmaz.
Ara sra yaplan analizlerde kkten-psikolojik olann yer almamasnn nedeni, burada
yaplacak almann anlam ve ynteminin, saf sistematik bir fenomenolojiyi
gerektirmesi ve yntemde deneyimsiz olanlarn, ok zengin olan bilin farkllklarn,
birbirinden ayrmadan, birbirine katmalardr. Modern ekzakt psikoloji, kendisini yntem
bakmndan yetkin ve kesin bilimsel sayd iin, gerekte bilimsellikten yoksundur. O,
psikofizik dzenlilikte ortaya kan psiik olann anlamn arad, yani gerek psikolojik
bir anlaya ulamak istedii yerde, her yandaki psiik olann aklanmam
tasavvurlarnn yetersizlii yznden, daha derine giden bilgi abasnda, ancak bulank
problemlere ve bunun sonucu olarak da sadece grnte kalan, hakiki olmayan
sonulara varr. Sjeler aras olgu ballklarnn saptanmasnda deneysel yntemlerden
vazgeilemez. Fakat deneyin baaramayaca bir eyin, bilincin kendisinin analizinin,
bundan nce gelmesi gerekir.
Stump ve Lipps gibi ender psikologlar ve onlara yakn olanlar, deneysel psikolojinin bu
eksiini grdler ve byk anlamda r aan Brentano'nun tepkisini deerlendirmeyi
bildiler.
46

Onun balatt, intensiyonal yaantlarn analitik betimlenmesini yapan aratrmalarla


aba gstermeyi srdrdler. Bunlar, fanatik deneyciler tarafndan ya tam olarak kabul
edilmedi, ya da deney de yapmlarsa, sadece bu yanlar deerlendirildi. Ve onlar
daima skolastik olmakla suland, onlarla savald. Gelecek kuaklar, herhalde,
immanent alann ilk kez yaplan ciddi ve biricik olanakl immanent analizinin, ya da bizim
daha iyi bir grle sylediimiz gibi, z analizi aratrmalarnn, skolastik yargs ile bir
kenara irilebilmesini hayretle karlayacaklardr. Bunun nedeni undan baka bir ey
deildir: Bu tr aratrmalar, doal olarak, psiik olanla ilgili gnlk dildeki szcklerden
hareket ederler. Bunlar fenomenin aranan anlamn dile getirmek iin bulank ve ok
anlamldrlar. Kukusuz skolastik ontolojizm de dil ile alr (bununla btn skolastik
aratrmalarn ontolojik olduunu sylemek istemiyoruz), fakat o, olgular hakknda bilgi
elde ettiini sanarak, szck anlamlarndan analitik yarglar kartmada kendisini
kaybeder. Fenomenolojik analiz yapan kimse, kavramlarn szcklerinden hibir yarg
kartmaz. Dilin ilgili szc ile canlandrd fenomenin iine bakar, ya da deneyin
kavramlarnn matematik vb. gibi kavramlarla ok ak bir grnn gerekletii
fenomenlerde derinleir. Bu yzden o skolastikle damgalanmal mdr?
zerinde dnlmesi gereken nokta udur: Psikoloji iin de fenomenoloji iin de
birinci derecede aratrma objesi olan btn psiik eyler, eer onlar btn
somutluu ile ele alnrsa, az ya da ok karmak bir "bir eyin bilinci" karakterini
tarlar. "Bir eyin bilincinde", o eyin bir yn karmakark biimleri vardr.
Aratrmann balangcnda, kendi anlayna ve objektif betimlemeye yarayabilecek
btn ifadeler akkan ve ok anlamldr. Bu bakmdan doal ki, ilk yaplacak ey,
hemen grlen kaba ok anlamll ak bir hale getirmektir. Bilimsel dilin kesin ekilde
saptanmas iin, fenomenin tam bir analizinin yaplmas, bir nkoul olarak gereklidir
-bu, uzak bir gelecekte gerekleebilecek bir amatr- ve buna ulalmad srece,
dtan bakldnda, aratrmann ilerlemesi, olduka geni bir evrede, daha nce
yaplan anlamllklarn gsterilmesi eklinde olup biter. Bundan kamlamayaca aktr.
nk bunun kkleri, eyin doasndadr. imdi psikolojinin ekzaktlk ve bilimsellik
bekilerinin, "srf kelimecilik", srf "gramercilik" ve "skolastik" analizden sz edilerindeki
anlayn derinlii ve kltc tavrlar hakknda yargya varlsn.
47

Skolastie kar gl tepkilerin doduu ada, sava ars yleydi: Bo szck


analizlerine paydos. eylerin kendisini sorgulamalyz. Szcklerimize biricik anlam
ve akla uygun hakllk salayacak olan deneyime ve grye dnelim. ok doru! Fakat
eylerin kendileri nedir? Psikolojide kendisine dnmemiz gereken deneyim nedir?
eyler, deney srasnda sorguladmz deneklerin ifadeleri midir? Onlarn iradelerinin
yorumlanmas m psiik "deneyim"dir? Deneycilerin kendileri, bunlarn ancak ikincil
deneyim olduunu syleyeceklerdir. Birincil olan denein kendisidir. Deneyi yapan,
yorumlayan psikologun kendisinin de, daha nceki kendinde alglamalar onlara gre,
onlarn kendilerine gre nedenlerden dolay, bir kendinde inceleme deildir.
Deneyimciler, kendinde incelemenin ve buna bal olarak sadece masabanda yaplan
psikolojinin byk eletiricileri olarak, unu sylemekten ok byk gurur duyarlar:
Deneysel yntemler yle gelitirilmitir ki, o, dorudan deneyimin sadece "rastlantsal
olan, beklenmeyen, niyetlenilmeyen deneyim" formlarndan yararlanr;(4) ad ktye
km olan kendinde incelemeyi, tmyle darda brakr. Burada bir yandan -ok
abartld dikkate alnmazsa- kukusuz iyi bir ey, te yandan, bana yle geliyor ki,
psikolojinin ilke bakmndan bir yanlgs dile geliyor. Yabanclarn deneyimlerini
kendinde duyarak anlamnn analizi ve ayn ekilde kendinde gzlenmemi yaantlarn
analizi ile fizik doa biliminin deneyim analizini -dorudan olmasa da- ayn basama
koyuyor. Ve inanyor ki, psiik olann deneyim bilimi, fiziksel doa biliminin fizik alannn
deneyime dayanan bir bilimi olmasyla ayn anlama gelmektedir. O, naiv deneyimlerin
(bunlar ister gzlemlenmi, ister gzlemlenmemi olsunlar, bilincin aktel imdisinde
bulunsunlar ya da anmsama ve birlikte duyma olsunlar), bilimsel anlamda deneyimler
olmas iin, nceden baz bilin analizlerinin yaplmas gerektiini, buradaki kendine has
zellii gremiyor.
Biz imdi bunu aklamaya alalm:
Psikologlar btn psikolojik bilgilerini deneyime borlu olduklarn sanyorlar, yani naiv
anmsamalarn ya da anmsamaya dayanan birlikte duymann, deneyim sonular iin
deneysel yntem sanatnn temelleri olabileceine inanyorlar. Naiv deneyim verilerinin
betimlenmesi ve bunlarla elele yryen immanent analizlerin kavramlarla dile
getirilmesinde, kavramlar sisteminin bilimsel deeri, bundan sonraki btn yntemli
admlar etkiler. Bunlar doa alanndaki btn aratrmalarda deneysel sorgulama ve
yntemlerde, artk hi dokunulmadan kalr; bylece sonulara gidilir, yani amalanan
bilimsel deneyim yarglarna.
4) Bunun iin, Wuntd'un Logik 112 170 karlatr.

48

Fakat onlarn bilimsellik deeri batan beri var olmu olamaz. Bu deer, denein bir
araya getirilen deneyimlerinden, deneyi ynetenin kendisinden de kaynaklanamaz. Bu
deer, deneyimle saptananlardan mantksal olarak asla karlamaz. te fenomenolojik
z analizinin yeri burasdr. Bu, naturalist psikologlara ne kadar sevimsiz grnrse
grnsn, deneysel analizden daha nemsiz deildir ve olamaz.
Locke'dan beri ve bugn hl, her kavrama dayanan tasavvurun daha nceki
deneyimlerden "kklendii" hakkndaki deneysel bilincin gelime tarihinden gelen kan
(yani psikoloji de bunu nkoul grr), bambaka kanlarla kartrlr. Yani her kavramn
geerliliinin temelini, rnein betimleyen yarglarda, deneyimden ald kans ile
kartrlr. Bunun anlam udur: Onlar geerliliklerini, ze uygun olma ya da
olmamalarn, tek tek hallere uygulanma hakllklarn, sadece gerek alglama ve
anmsama olmalarndan alrlar. Alglama, anmsama, hayal kurma, ifade etme vb.
gibi kelimeleri betimleyerek kullanrz. Byle kelimelerde, bir tekinde bile, ne kadar da
zengin immanent eler vardr. Bizim betimlenene "kavrayarak" soktuumuz bu eler,
onda analitik olarak bulduumuz eler deildir. Bu kelimelerin, bilincin "tarihinde" nasl
olutuunu bilmiyoruz. Onlar yaygn anlamlarnda, bulank ve karmakark bir ekilde
kullanmamz yeterli olabilir mi? Biz bunu bilseydik bile, bu tarihin bize nasl bir yarar
olurdu? Bu, bu kavramlarn bulank ve bilim d olmalarndan neyi deitirebilirdi? Daha
iyilerine sahip olmadka, onlarla kaba farklar, hayatn pratik amalarna yetecek
derecede karlayabileceimize gvenerek, onlar kullanmak zorundayz. Fakat kendi
objelerini belirleyen kavramlar bilimsel bir ekilde saptamayan, yntemli bir ilem
uygulamayan bir psikoloji, "ekzaktlk"tan szedebilir mi? Ar, scak, yn vb. gibi
gnlk dilin kavramlar ile yetinecek bir fizik, nasl ekzaktlktan sz edemiyecekse, o da
edemez. Modern psikoloji artk "ruhun" deil, "psiik fenomenlerin" bilimi olmak istiyor.
Eer bunu istiyorsa, bu psikoloji bu fenomenleri kavramsal bir kesinlikle
betimleyebilmeli, belirleyebilmelidir. O, gerekli kesin kavramlar yntemli bir alma ile
elde edebilmelidir. Bu yntemli almay ekzakt psikoloji nerede yapmtr? Onu ynla
yaplan yaymlarda bouna aryoruz.
Doal olan, "karmakark" olan deneyimin, bilimsel deneyime nasl dnecei, objektif
geerlii olan deneyim yarglarna nasl varlabilecei sorusu, her deneyim biliminin en
byk yntem sorusudur.
49

Onun soyut olarak ya da saf felsefi bir soru olarak sorulup yantlanmas gerekmez. Bu
soru yantn tarih iinde, ibanda bulur. Yani yle: Deneyime dayanan bilimlerin
dhi ncleri, somut ve sezgisel olarak gerekli olan deneyim ynteminin anlamn
kavradlar ve onu, girilebilir bir deneyim sferinde, hibir sapma yapmadan
izleyerek, objektif geerlii olan deneyim kurallarnn bir ksmn i bana
getirdiler; ve bylece bilimin balamasn saladlar. Onlar almalarnn motifini,
herhangi bir ilhama borlu deildir; deneyimin anlamnda derinlemeye, deneyimle
verilen "varln" anlamnda derinlemeye borludur. nk "verilmi" olsa da, "bulank"
deneyimde "karmakark" bir ekilde verilmitir. Bu yzden u soruyu sormak gerekir:
Gerekte olan nedir? Objektif geerlii olan saptama nasl yaplabilir? Nasl, yani hangi
daha iyi, daha iyiletirilmi "deneyimlerle"? -hangi yntemle? D doann bilinmesinde,
naiv deneyimden bilimsel olana, bulank gnlk kavramlardan bilimsel kavramlara kesin
admlarn tam bir aklkla atlmas, bilindii gibi ilk kez Galilei ile balad. Psiik olann
bilgisi konusunda, bilin sferinin bilinmesinde, kendisini ekzakt doa bilimlerinin karl
sayan "deneysel-ekzakt" bir psikolojimiz var; fakat o, ana sorunlarda henz Galilei'den
nceki ada bulunduunun bilincinde deil.
Onun, bu durumun bilincinde olmamas gerekten alacak bir eydir. Biz bilimden
nceki naiv doa bilgisinin, doal deneyim bakmndan hibir eksiinin olmadn
gryoruz. Yani doal deneyimlerin ballklarnda, doal-naiv-deneyim kavramlarndan
karlamayacak eyler onda eksik deildi. Fakat o, naiv tutumu iinde, nesnelerin bir
"doas" olduunu ve bunun, deneyim-mantnn ilevlerinde belli ekzakt kavramlarla
belirlenebileceini dnemiyordu. Psikoloji, bugn enstitleri, kesin hesaplar yapan
aparatlar, inceden inceye dnlm yntemleri ile kendisini, hakl olarak, eski
alarn deneyime dayanan ruh bilgisinden stn sayyor. Bundan baka, yntem
konusunda zen gsterilen ve daima yenilenen dncelere sahip. Byle olduu halde,
ilke bakmndan bu en nemli ey, onun gznden nasl kaabiliyor? O, nasl olup da
artk vazgemesine olanak olmayan saf psikoloji kavramlarna zorunlu olarak bir ierik
verdiini; ve bu ieriin deneyimin gerek verilerinden alnmadn, tersine buna
uygulandn grmeyebiliyor? Psiik olann anlamna yaklatka, bu kavramlarn
ieriklerinde, kanlmaz bir ekilde analizler yaptn, buna gre fenomenolojik ilikileri
geerli grdn; bunlar deneyime uyguladn fakat bunlarn a priori olduunu
gzden karabiliyor?
50

Gerek psikolojik bilgi salamak isteyen deneysel yntemlerin nkoullarnn, bu


yntemlerde temellenemeyeceini, bunlarn ileyiinin fiziktekinden byk bir bakalk
gsterdiini; nk fizik fenomenlerde kendisini ortaya karan doay aratrmak iin,
fenomenal olanla ilikinin kesildiini; halbuki psikolojinin fenomenlerin kendilerinin bilimi
olmak isteini grmeyebilir?
Btn bunlar,o, kendi doasallatrc tutumu, doa bilimlerine yknme gayreti,
deneysel yolu balca yol grmesi yznden gzden karabilir, karmak zorundadr. O,
psikofizik deneylerin olana zerinde ok zahmetli, ince elenip sk dokunmu
dncelere dalarak, deneysel deneme dzenleri ortaya atmak, olas hata kaynaklarn
arayp bulmak iin, duyarl aparatlar kurmak vb. gibi abalar iinde, psikolojik yarglarda
temel olarak kullanlan kavramlara, nasl ve hangi yntemlerle bulanklktan kurtulma,
saydamlk, objektif geerlilik kazandrabileceini aramay savsaklad. O, psiik olann ne
lde bir doa grn olmayp, kendine zg bir varlk olduunu; onun her trl
psikofizik varlk olmaktan nce, kesin ve adequat bir ekilde aratrlmay gerektiren bir
"znn" olduunu gremedi. Psikolojik deneyimin "anlamnn" ne olduunu, psiik
anlamdaki varln kendi bakmndan yntemden neler "istediini" dnemedi.
Daha 18. yzyldaki balanglarndan beri, deneysel psikolojiyi srekli ekilde
yanltan ey, fizik ve kimya yntemini rnek alan bir bilimsel yntem kurmak aldatc
hayali olmutur. Btn deneyim bilimlerinde, ilke bakmndan yntemin bir ve ayn
olduuna, yani psikolojide de yntemin fiziksel doa bilimlerindeki gibi olacana
inanld. Nasl metafizik yanl yknmeler yapt srece, bazen geometriden alnan,
bazen fiziksel yntemlerden dolay hastalkl bir halde kaldysa, ayn ey psikolojide de
yineleniyor. Deneysel ekzakt psikolojinin babalarnn fizyolog ve fizikiler olmas
anlamsz deildir. Hakiki yntem, aratrlan eylerin doasn izler, bizim
nyarglarmz, rneklerimizi deil. Doa bilimi, eylerin naiv duyulara verilen
grnlerindeki tam uygun olmayan sbjektiflikten, ekzakt objektif zellikleri olan
objektif nesnelere varr. Deniliyor ki, psikoloji de naiv anlayta bulank olan, objektif
geerli determinasyonlar haline getirmelidir. Bunu objektif yntemler salayabilir. Bunlar
da doal ki, doa bilimlerinin saysz baarlarnda kendisini parlak bir ekilde gsteren
deneysel yntemlerdir.
51

Bununla beraber deneyim verilerinin objektif determinasyonlara nasl ulat,


"objektiflik" ve "determinasyonun objektifliinin" nasl bir anlam tad, deneysel
yntemlerin hangi ilevleri stlenebilecei, verilerin kendi anlamna baldr; yerine gre
deneyim bilincinin (bakasndan deil, o varlktan edinilen sanya gre) onlarn zne
uygun olarak grd anlama baldr. Doa bilimleri modelini izlemek, bu kanlmaz
olarak u demektir: Bilinci eyletirmek. Bu bizi batan beri elikiye drr. eliki
de, yeni yeni anlamsz problem grmelere, aratrmann yanl ynlere ynelmesine
kaynak olur. Bunu daha yakndan inceleyelim.
Asl anlamnda, yalnzca zaman-mekna bal madde dnyas doadr. Btn teki
individuel varolu, psiik olan, ikinci bir anlamda doadr. Bu, doa bilimleri ile
psikolojinin yntemleri arasndaki temelden bakal belirler. lke bakmndan, sadece
maddesel varlk, dorudan yaplan birok deneyimle, yani teklerin zde alglamalar ile
bilinebilir. Bu yzden eer alglar eitli sjelere, baka baka "sjelere" dalm olarak
dunlseler de, bu sjeler tarafndan individuel zde olarak alglanr ve sjeler aras
ortak betimlenirler. Ayn nesnelik (eyler, olaylar vb. de) hepimizin gz nndedir ve
onlar "doalarna" gre bizim tarafmzdan belirlenebilir. Onlarn doas u demektir:
Deneyim alannda ok deien "sbjektif grlerde" kendilerini gstererek ortaya
karlar; bununla birlikte zamansal bir birlik olarak kalc ya da deiken zellikle
ortadadrlar; zaman ve mekna bal cisimler dnyasnn her eyi birbirine balayan
ilikileri iindedirler. Onlar ne iseler, ancak bu birlik iinde odurlar. Ancak nedensel
ilikiler iinde ya da birbirine balanarak kendi individuel zdeliklerini (substanz) elde
ederler. Ve bunu, "real zelliklerin" taycs olarak korurlar. Btn nesnelikle ilgili real
zellikler nedenseldir. Her cisim varl olanakl deiikliklerin yasalarna baldr. Bu
yasalar zde olanda, nesne olanda geerlidir. Bu yasalar, kendisi iin olanda-geerli
deildirler; bir birlik halinde bulunan, gerek olan ve olas olan ballklardan oluan bir
doann nesnelerinin yasalardr. Her nesnenin kendi doas vardr (onun ne olduunun
tamam zde olmadr). Bu, bir doa btnl iinde nedenselliin bir birlik noktas
olmaktr. Real zellikler (nesnel - real olma, cisim olma), zde olan bir eyin, nedensel
yasalla gre nceden gsterilmi deiikliklerin olanaklar iin bir eyin addr. zde
olann ne olduunu ancak bu yasalar belirleyebilir. Nesne olma, dorudan yaplan
deneyimlerde elde edilen eitli duyusal grnlerin bir birlii olarak verilir.
52

Duyularla kavranabilir deimezlikler, deimeler ve deimeler arasndaki ba,


her yerde bilgiyi ynetir ve ona sanki bir "bulanklk" ortam oluturur: iinde
gerek objektif, fiziksel doann ortaya kt ve dncenin (denemeye dayanan
bilimsel dncenin) hakikat olan belirledii, kurup ortaya koyduu bir ortam.(5)
Btn bunlar deneyim nesneleri ve nesnelerin denenmesi konusunda uydurulmu
eyler deildir, onlarn zleriyle ilgilidir; yle ki, nesnenin -nesne yani her zaman
alglanabilir bir ey, var olan bir ey, belirli ve belirlenebilir grnen, fakat grnlerin
deimesinde ve durumlarda daima bir baka ey olarak grnen nesnenin- hakikatte
ne olduunu soran her sezgisel ve tutarl aratrma, zorunlu olarak nedensel
ballklarla karlar ve ona uygun zellikleri yasalara uygun olarak kavramlatrr. O
halde doa bilimi nesneyi, kendi kendisi ile tutarl olarak sadece kendisinin deneyim
nesnesi olarak nceden belirledii anlamda aratrr. Bunu yeterince kapal bir ekilde
syler. "kincil nitelikleri bir kenara atmak", "grnlerin srf sbjektif yann terketmek",
"geriye kalan birincil niteliklere sk skya balanmak". Ama bu ak olmayan bir
anlatmdan fazladr. Yapt iyi ilere gre kt bir teoridir.
imdi "psiik olann" "dnyasna" dnelim ve yeni psikolojinin kendisine obje alan
olarak ald "psiik fenomenle" kendimizi snrlayalm; yani balangta, ruh ve ben'le
ilgili fenomenleri oyun alannn dnda brakalm. Soralm: Psiik olann her
alglanmasnda, her fiziksel deneyimde ve nesnelerin her alglannda olduu gibi
"doa" objektiflii var mdr? Biz hemen, psiik sferdeki ilikilerin fizik sferdekinden
tmyle bambaka olduunu grrz. Psiik sfer (eer metafizik anlamda deil de bir
benzetme olarak alrsak) penceresi olmayan monad'lara ayrlmtr. Onlar birbirleriyle
yalnz birlikte duyma (Einfhlung) sayesinde ba kurarlar. Psiik varlk, bir "fenomen"
varl olarak, ilke bakmndan birbirinden ayrlm alglarla individuel zde
alglanabilecek bir varlk deildir. Hatta bu alglar ayn sjenin alglar olsalar bile. Baka
szcklerle sylersek, psiik sferde grn ile varlk arasnda hibir fark yoktur,
ve eer doa grnlerde grn alanna kan bir var-lksa, grnlerin kendileri
(psikolog bunlar psiik olan sayar), grnleri olan bir varlk deildir.
5) Doabilimsel gr ve dnmenin srekli olarak iinde devindii bu fenomenal olma ortamnn bilimin
konusu yaplmadna dikkat edilmelidir. Bununla yeni olan bilimler, psikoloji (buna fizyolojinin bir blm
katlr) ve fenomenoloji urar.

53

Herhangi bir grnn alglanmas zerinde dnlrse, bu apaktr. Bylece u


aklk kazanr: eylerin grnlerinde grnen ve sz edilen bir tek doa vardr.
Aslna baklrsa, bizim psikolojinin en geni anlamnda psiik fenomen dediimiz
eylerin hibirisi doa deildir, fenomendir.
Bir fenomen, bir "substanz trnden" bir birlik deildir. Onun "real zellikleri" yoktur. O,
real paralar, real deimeler ve nedensellik tanmaz. Btn bu szckler doa bilimleri
anlamnda anlalmaldr. Fenomenlere bir doa bimek, onlarda real paralar
aratrmak, nedensellik sormak, saf bir anlamszlktr. Bu, saylarn nedensel
zelliklerini, nedensel ballklarn sormaktan farkl deildir. Doa varln kendi
znn dnda brakan bir eyi doasallatrmak, anlamszlktan baka bir ey deildir.
Bir nesne ne ise odur ve zdeliini korur, daima ayn kalr. Doa ebedidir. Bir nesneye
-doa nesnesine, pratik hayatn duyusal nesnesine deil, "duyulara grnen"
nesnesine- hakikatte real zellikler, ya da real zelliklerin deiimi olarak neler girer; bu
objektif geerli olarak belirlenebilir ve her zaman deneyimlerle gsterilebilir ya da
dzeltilebilir. te yandan psiik bir ey, bir fenomen, gelir geer, kalcl yoktur. Onun
zde bir varl yoktur ki, byle bir ey olarak, doa bilimleri anlamnda belirlenebilir
olsun. rnein objektif olarak paralara ayrlsn, asl anlamyla "analiz" edilebilsin.
Deneyim, bize, psiik varln ne "olduunu", fizik varln ne olduunu syledii gibi
syleyemez. Psiik olan, grn olarak denenebilen bir ey deildir. O, bir "yaantdr";
dnce sferinde gr'nen bir yaantdr. O, kendi kendisi olarak mutlak bir ak
halindedir; bir imdi olarak ve hemen "kaybolan", grlebilir bir tarzda, durmadan bir
olmu bitmilie gmlerek. Psiik olan yeniden anmsanabilir, belki deiik biimlerde
yeniden deneyime alnabilir, daha nce "alglanm bir eyin" "yeniden anmsanmas"
olarak. Bu yeniden anmsamada "yinelenen" bir yeniden anmsamadr. Bu ikisi bir
bilinte birleir, yeniden anmsamann kendisi, bir yeniden anmsama olarak bilinte
sakl tutulur. Bu ekilde ve yalnz bu ekilde, "yinelenmelerin" zdelii olarak, apriori
psiik bir ey olarak alglanabilir ve tannabilir. Bu anlamda deneme yaplan bir ey olan
psiik olann genel ballklar dzeninin, bilincin "monads" birlii iinde olduunu
kesinlikle syleyebiliriz. Bu yle bir birliktir ki, doa ile, zaman-meknla, substanz olma
ile, nedensellikle hibir ilgisi yoktur. Onun kendi biricik olan "formlar" vardr. O,
fenomenlerin iki ynde de snrsz bir akdr. Bu akn iinden gelen ynelimli
(intensiyonal) bir izgi, onun birliini salar.
54

Bu izgi, balangc ve sonu olmayan immanent bir "zaman" izgisidir. Fakat onu hibir
kronometre lemez.
Biz immanent gr ile fenomenler rmana bakarak, (ak iinde akmaya hazr birlikler
olarak) fenomenden fenomene geeriz; ve burada fenomenden baka bir eyle
karlamayz. Ancak eer immanent gr ile nesnel deneyim bir sentez oluturursa,
grnn fenomeni ve deneyim nesnesi bir iliki iine girer. Bu ortamda nesne deneyimi
ve byle bir ilikinin deneyimi ile psiik olana dolayl bir bak, bir birlikte duyma ortaya
kar ki, bu da ikinci monads iliki karakteri tar.
imdi bu sferde akla dayanan bir aratrma ve geerli ifade gibi eyler ne derecede
olanakl olabilir? Yukarda (btn boyutlarn dile getirmeden) kabaca betimlediimiz bu
alanda, bu tr ifadeler ne derecede olanakldr? Kuku yok ki, buradaki aratrma
anlaml olabilir, eer aratrma kendisini saf olarak "deneyimlerin" anlamna, yani "psiik
olann" deneyimine verirse, ve eer psiik olan tam psiik olan olarak alr, onu
betimlemeye alrsa: byle bir ey olarak, byle grnd gibi alnmak, belirlenmek
isteyen bir ey olarak grrse. Yani her eyden nce anlamszla den
doasallatrmaya izin verilmezse. Bu demektir ki, fenomenler kendilerini verdikleri gibi
alnmaldr; onlar olduklar gibi, ak halinde bilincinde olma, sanma, grnme olarak
alnmaldrlar: bilincin gerisinde ya da nnde olan, bir eyin bilinci olarak imdide
bulunan ya da gemi bir imdide bulunmu olan, hayal edilen, bir iaret olan ya da
kopya olan, somut grlen yahut bo bir imge olarak vb. gibi. Bu arada tavrn bu yahut
u olarak deimesi, dikkatin u ya da buna ynelmesi, biim deitirmesine gre ele
alnmaldr. Btn, bunlar "bir eyin bilinci olma" bal altna girer, bir "anlam" vardr,
"bir eyi" "kasteder" (sanr). Bu ey (bu eye herhangi bir gr asndan dolay
"fiksiyon" yahut "gerek" densin) "immanent bir ey" olarak, "sanlan" bir ey olarak
betimlenebilir: kastetmenin u ya da bu modusunda kastedilmi bir ey olarak.
Burada aratrma yaplaca, ifadelere varlaca, bu "deneyim" sferinin anlamna
katlarak apak dile getirilebilecei, mutlak olarak apaktr. Kukusuz betimlenen
talebin kesintiye uramas gl vardr. Burada yaplan aratrmalarn uyumu ya da
uyumsuzluu, "fenomenolojik" tavrn safl ve tutarllna baldr. Psiik olan
doasallatrp sahteletiren doasal tavrla yaamak ve dnmek doal alkanln
yenmek kolay deildir. Bundan baka, bu, yukarda anlatld gibi, gerekten psiik
alanda "saf immanent" bir aratrma yapmann olana olduu (fenomenal olann
fenomenal olarak en geni anlam ile aratrlabilecei) grn benimsemeye
baldr.
55

Bu, henz ele almadmz fakat ele alnmaya hakk olan, psikofizik aratrmann kart
olan bir aratrmadr.
***
mmanent psiik olann kendisi doa deil de doann kart ise, onda onun "varl"
olarak neyi aratracaz? "Objektif" zdelikte belirlenebilir substanz birlii olarak, her
zaman kavranabilir, deneybilimsel belirlenerek onaylanan real zellikler deil midir? Bu,
sonsuz akn dna karma deil midir? Ve sjeler aras geerlii olan obje olma
yeteneinden yoksun olmada biz neyi kavrayabilir, belirleyebilir, objektif bir birlik
saptayabiliriz? Bundan anlalan, bizim saf fenomenolojik sferde kalp nesnel denen
beden ve doay saf d brakmaktr. O zaman yant yledir: Fenomenler fenomen
olarak doa deillerse, onlar dorudan gr ile kavrana-bilen, hem de adequat
kavranabilen zlerdir. Fenomenleri dorudan kavramlarla betimleyen btn ifadeler,
bunu, geerli olduklar lde, z kavramlaryla, yani kelimelerin zgr ile kazanlacak
olan kavramsal anlamlaryla yaparlar.
Burada sz konusu olan, btn psikolojik yntemlerin asl temelinin doru
anlalmasdr. Bizim hepimizin balangta iinde bulunduumuz doal tavrn bys,
doadan vazgeip, psiik olan psikofizik tavrn objesi yapmak yerine, saf psiik bir ey
olarak gren bir aratrma yapmay engeller; ve byk ve esiz baarlara ulalabilecek
bir bilimin yolunu kapatr. Bu bilim bir yandan tam bilimsel bir psikolojinin, te yandan
halis bir akl eletirisinin temellerini oluturacaktr. Doal naturalizmin bys, bizim
"z", "ideleri" grmemizi gletirir. Biz onlar srekli olarak grmekte olduumuz
halde, naturalist gr, onlar doasallatrp sama sonulara varmak yerine, kendi
yaplarna uygun bir geerlik kazandrmamz engeller. zgrs alglamadan daha g
deildir, "mistik" srlar tamaz. Eer bize sezgisel olarak tam bir aklkla "renk"
verilmise, burada verilmi olan bir "zdr". Ayn ekilde eer bize saf bir grde,
rnein algdan algya geerek -ak halindeki geliigzel alg teklerinde zde bir ey
olarak- "alglamann" alglama olarak ne olduu verilmise, o zaman biz alglamann
zn, onu grerek kavramzdr. Sezginin, grerek bilincinde olmann snr nereye
kadar uzanyorsa, "ideletirmenin", (Logischen Untersuchungen'larda sylediim gibi)
"zgrnn" olana da oraya kadar uzanr.
56

Sezgi saf olduu, aktarma sanlar tamad lde, grlen z, adequat olan zdr,
mutlak olarak verilmi bir veridir. O halde saf sezginin egemenlik alan, psikologun
"pisiik fenomen" sferi olarak, saf bir ekilde, saf bir immanenz olarak ele ald alannn
btnn kapsar. zgrnn kavrad "zn" salam kavramlarla, en azndan geni
bir evrede, saptanabilir olduu ve bylece bunun salam ve kendi trnde okjektif ve
mutlak geerlii olan ifadelerde ortaya kmas olanann bulunduu, pein yargsz
herkes iin kendiliinden anlalr bir eydir. ok ince renk bakalklar en son
nanslarnda saptanamayabilir. Fakat "renk" ile "sesin" bakal o kadar kesindir ki,
btn dnyada bundan daha kesin bir ey yoktur. Byle mutlak ekilde birbirinden
ayrlabilir, saptanabilir zler, sadece duyusal "ierikler" ve grntler'in ("grme
nesneleri", hayaller vb. gibi) z deildir. Bunlardan daha az olmamak zere, tam
anlamnda ruhsal olan her eyin, ben-"aktlarnn" hepsinin, ben'in durumlarnn zleri;
bilinen adlaryla rnein alglamann, hayal etmenin, anmsamann, yarglamann,
duygunun, istemenin, saysz zel durumlarndaki zleri de byledir. "Akn"
belirlenemeyen en son "nanslarnn" dnda, onun betimlenebilir rneklerinin "ideleri",
grerek kavranan, saptanan mutlak bir bilgiyi olanakl klar.
Alglama ya da isteme gibi her trl psikolojik balk, ok geni bir "bilin analizi" alann,
yani z aratrmalar alann iaret eder. Bu alan, garip grnse de, doa bilimlerininki
ile karlatrlabilecek geniliktedir.
Fakat unun bilinmesi ok nemlidir: zgrs (Wesens-schauung), alglama,
hatrlama ya da benzer aktlar anlamndaki "deneyim"den; ve de anlam bakmndan,
deneyim alanndaki teklerin individuel varlklarn varolu olarak ne sren deneysel
genellemeden daha az olan bir ey deildir. Gr, z zvarl olarak kavrar ve
kesinlikle varl gerektirmez. Bundan dolay zbilgisi, hibir ekilde bir olaylar bilgisi
(matter-of-fact bilgisi) deildir. Onda individuel (yani doal) varlkla ilgili en ufak bir
iddia ileri srlemez. zgrsnn dayana, daha dorusu hareket noktas, rnein
algnn, anmsamann, yargnn vb.nin z sz konusu olduunda, bir alg, bir
anmsama, bir yargnn algsdr. Fakat bu, "aka" srf bir hayal de olabilir; deneyim
alannda yer almayan, var olmayan bir hayal. Bu, zn kavranmasna zarar vermez. O
da bir grdr, zn kavrand bir grdr; Yalnz deneyimden baka olan bir grdr.
Doal ki, z de bulank bir ekilde tasarlanabilir; iaretlerle ve yanl olarak. O zaman bu
srf sanlan bir zdr ve elikilidir.
57

Ondaki elikinin grlmesi bunu gsterir. Fakat z hakkndaki bulank tasavvur, ancak
yine zverilerinin sezgisine geri dnmekle dorulanabilir.
z hakknda adequat bir ifade tayan, salam adequat kavramlardan kurulmu olan
her yarg, zn ne olduunu, belli bir trn ya da zel olann bakalaryla nasl bir iliki
iinde bulunduunu, rnein "gr" ve "bosanmn", "hayal" ile "alglamann", "kavram"
ve "grnn" vb.'nin birbiriyle nasl uzlatklarn, bu ve u z eleri nedeniyle zorunlu
olarak "uzlamalar" gerektiini, "eilim" (intention) ve "gereklemede" (Erfllung)
birbirine uyduklarn ya da tersine uyumaz olduklarn, bir "yanlma bilinci" olduklarn
vb.ni dile getirir. Bu trden her yarg mutlaktr, genel geer bir bilgidir. z hakkndaki
byle bir yargy deneyimle temellendirmek, onaylamak ya da ykmak istemek bir
anlamszlktr. Bu yarg halis anlamyla bir "ide ilikisini" (relation of idea'y), bir
aprioriyi saptar. Hume bunu grr gibi olmu, fakat "izlenimin" kart olan z ve ide'yi,
pozitivist tutumundan dolay birbirine kartrd iin, gzden karmt. Onun
septisizmi, tutarl olmaya, -onu grmse bile-bu bilgiyi sarsmaya cesaret edemedi.
Eer sensualizmi onu "bir eyin bilincinde olma"nn ierikli sferinin btnn
grmede krletmi olmasayd, o onu z aratrmas olarak alsayd, o zaman byk bir
kukucu deil, gerekten "olumlu" bir akl teorisinin kurucusu olurdu. Onu Treatise'da
byk bir coku ile harekete getiren, karklktan karkla iten btn problemler, -ki
tutumu bakmndan onlar asla kendilerine uygun ve saf bir ekilde formle etmesine
olanak yoktu- fenomenolojinin problem alanna girerler. Bunlar, bilin ekillerinin zsel
ilikilerinin izlenmesi ile ve de onlarn karl olan ve aslnda ait olduklar (bilin)
ieriklerin artksz olarak, geriye anlaml bir soruyu akta brakmadan, genel gr
anlay iinde zlmesi problemleridir. Objenin, ondan edinilen izlenimlerin, yerine
gre alglarn ok eitli olmasna karn, zdelii byk problemi de, byle bir
problemdir. Gerekten, nasl oluyor da alglar, grnler eitli olduu halde, bir ve
ayn nesneyi "grnt haline" getiriyorlar, yle ki, onlar onun kendisi, onlar balayan bir
birlik ya da zdelik bilinci olarak "ayn ey" olabiliyorlar, sorusu, ancak fenomenolojinin
z aratrmalar ile ak bir ekil kazanabilecek ve yantlanabilecek bir sorudur (bizim
soru tarzmzda nceden iaret edilmi olduu gibi). Bu soruyu deneysel doa bilimleri
bakmndan yantlamak istemek, onu anlamamak ve anlamsz bir ekilde yanl
yorumlamak demektir. Bir algnn, genellikle bir deneyimin, ite belirtisi bu olan, rengi,
formu vb. bu olan bir nesnenin algs olmas, onun z ile ilgili bir konudur; nesnenin
"varoluu" ne olursa olsun.
58

Bu algnn kendisinin gelii gzel olmayan bir alg sreklilii olduu, "daima ayn
nesnenin kendisini daima baka belirtilerle ortaya koyduu", ite bu da saf bir z
konusudur. Ksacas burada henz ilenmemi, fakat ok geni bir "bilin analizi"
alan yatmaktadr. Bilin balnn, yukardaki psiik olan balnda olduu gibi, ciddi
bir ekilde uygun olsun olmasn, immanent olan her eyi, yani bilincin ierdii her
eyi, byle bir ey olarak ve her anlamda adlandracak genilikte olmas gerekecektir.
Naturalizmin arpk tutumundan kurtulan kaynak problemleri, ki zerinde yzyllar 'boyu
gevezelik edilmitir, artk fenomenolojinin problemleridir. "Mekn tasavvuru", zaman-,
nesne-, say tasavvurlar, neden-sonu "tasavvurlarnn kayna problemleri de
fenomenolojik problemlerdir. Ancak bu saf problemler anlaml bir ekilde saptanr,
formle edilir ve zmlenirse, ancak o zaman bu tasavvurlarn deneyim problemi
olarak ortaya k, insan bilincinin olaylar olarak bilimsel kavranabilir ve anlaml
zmlere ular.
Fakat bu, unun grlmesine ve benimsenmesine baldr: Tpk bir sesin dorudan
duyulmas gibi bir z de, "sesin" z de, "eylerin grntsnn" z, "grsel nesnenin"
z, "imge tasavvurunun" z, "yargnn" z ya da "istemenin" vb.'nin z de dorudan
grlebilir ve gr ile z hakknda yarglara varlabilir. Fakat Hume'un hatasna
dmekten saknmal, fenomenolojik gr ile "kendini gzleme", i deneyimi birbirine
kartrmamaldr. nk bunlar yle aklardr ki, z deil individuel ayrntlar ortaya
koyarlar.(6)
Saf fenomenoloji bilim olarak saf kalr ve doann varoluunu ileri srmez, kullanmazsa,
sadece z aratrmas, fakat asla varlk aratrmas olmazsa, her "kendini gzleme" ve
her tr "deneyim" temeline dayanan her trl yarg, onun erevesi dnda kalr. Tek
olan, immanent alanda ancak yle bir ey olarak! -akp giden alglamalar, anmsamalar
vb. olarak- yer alr ve z analizlerine borlu olunan kesin z kavramlar haline gelebilir.
nk, geri individuum z deildir, fakat onun bir z "vardr"; bu, ak seik bir
geerlikte ifade edilebilir.
6) ok ksa blmlerinde, burada niteliklerini belirttiimiz anlamda sistematik bir fenomenoloji, bir z
analizi yaptmz "Logische Untersuchungen", kendini gzleme ynteminin bir yeniden diriltilmesi olarak
yanl anlald. Kuku yok ki, bunda ikinci kitabn birinci aratrmasnn "Giri"indeki yetersiz belirlemeler,
fenomenolojinin betimleyen bir psikoloji olarak nitelendirilmesi rol oynamtr. Bu konuda gerekli olan
aklamalar, benim, 111. Bericiht ber deutsche Schriften zur Logik (1895-99) ve IX. Bande des Archivs
fr syst. Philosophie (1903) S. 397 - 400 de yaplmtr.

59

Fakat z bir individuum olarak saptamak, ona individuumlarn varlk "dnyasnda" yer
vermek, bunu, zel olan, genel olan altnda toplamay yapamaz. Fenomenoloji iin tek
olan ebedi bir apeiron (belirsiz)dur. O, ancak ze ve z ilikilerine objektif geerlik
tanyabilir. Ve o, bununla btn deneysel bilginin, genellikle bilginin anlalabilmesi iin
gerekli olan akl salar, yani btn formal-mantksal, doal-mantksal "ilkelerin
kaynaklarn" aydnlatr; ve ynetici "ilkeleri", onlarla iten ilgili olan varlk (doal varlk,
deerlerin varl vb.) ve "bilin" arasndaki karlkl balan aklar. (7)
imdi psikofizik tavr ele alalm: "Psiik olan", btnyle kendine has zyle, bir bedene
bal olarak, fizik doann birlii iine katlr. Immanent alglamada, z gerei, byle
kavrananla, duyularla alglanan, yani doa arasnda ba kurulur. Ancak bu dzenleme
sayesinde o, dolayl doal bir objektiflik kazanr. Meknda ve doal zaman iinde
saatlerle ltmz bir yer alr. Fizik alana deneyimle "balanmas", psiik olann daha
yakndan belirlenemeyen alanlarnn, yani individuel varlnn sjeler aras zelliklerinin
belirlenmesinde bir ara salar; ayn zamanda psikofizik ilikilerin durmadan ilerleyen
aratrmalarna yol aar. Doa bilimi olarak psikolojinin, tam olarak sylersek, psikofizik
psikolojinin alan budur ve doal ki, deneysel bir bilim olduu iin fenomenolojinin de
kartdr.
Fakat psikolojiyi, "psiik olann" bilimini, sadece bu tr "psiik fenomenlerin" ve bunlarn
bedenle ilikisinin bir bilimi olarak grmek, kuku gtrr. Olgu olarak, eskiden kalma ve
kanlamaz objektifletirmelere ynelir ki, bunlarn karl bir yandan deneyim alan
birimleri insan ve hayvan te yandan ruh, kiilik, yerine gre karakter ve kiiliin temeli
gibi konulardr. Fakat bu birliklerin z analizini yapmak ve onlarn psikolojinin grevini
nasl belirledikleri problemini ele almak, buradaki amacmz bakmndan gerekli deildir.
7) Halis doa metafizii, geist metafizii ve ide'ler metafiziine giri kaps olarak, felsefenin sistematik
temel bilimleri yerine yaptm ve bir zamandan beri kesinlikle dile getirdiim gibi, ok zel bir alann
bal olan fenomenoloji, igzlem alanndaki ok yararl alma; benim 1901 ylndan beri gittike
ilerleyen sonulara vardm, uzun yllardan beri kesintisiz sren Gttingen'deki felsefe derslerimin
zerinde kurulduu yapnn arka plandaki temeli ite burada bulunur. Tm fenomenolojik tabakalarn i
ilevsel bir rg iinde olmas, bunlar zerindeki aratrmalarn da iielii ve yntemin saf bir ekilde
renilme'sindeki olaanst glklerden dolay tek tek kesin olmayan sonulan yaymlamay yararl
grmedim. Fakat artk her ynden salamlam ve geni sistematik bir btnlk kazanm olan
fenomenoloji ve akln fenomenolojik eletirisi aratrmalarmn ok uzak olmayan bir zamanda yaymlanp,
geni okuyucu kitlesi nne kacana inanyorum.

60

Az ilerde bu birliklerin ilke bakmndan doal nesnelliklerden baka olduu aka


grlecektir. nk doal nesneler, verililerinin z bakmndan, karanlk yanlar olan
grnlerdir. Bu durum, hakknda soru sorulan birlikler iin asla geerli deildir.
nsann kendisi deil, sadece bunun temeli olan "insan bedeni" nesnel grnlerin
bir birliidir. Karakter, kiilik vb. de durum ayndr. Aktr ki, bu tr birlikler sz konusu
olduu zaman, bilin akmnn immanent hayat birimlerine ve bu trden eitli immanent
birimleri birbirinden ayran morfolojik zelliklere geri dnmek zorundayz. Bunun iin
btn psikolojik bilgi, birincil olarak'insan individualitesi, karakter ve durumlaryla ilgili
ise, kendisini bilincin birimlerine geri dnm grr. Ve bylece, fenomenin kendisinin,
aratrlmasna, onlarn rglerine dnlm olur.
Bu anlatlanlardan sonra, yukardaki dncelerde sylenmek istenenleri ak bir ekilde
ve derindeki btn nedenleri ile grmemiz iin artk bir engel kalmad: Genel anlamda
psikolojik bilgi, psiik olann z hakknda bir bilgiyi art koar. Psikolojik deneylerle ve
bir amaca ynelmemi i alglarla yerine gre, deneyimlerle, anmsamann, yargnn,
istemenin vb.'nin zn aratrmak istemek; psikofizik ifadelerde psiik olan
nitelendiren kesin kavramlara ulalacan, ancak bunlarn bilimsel bir deer
salayacan ummak, tersliin tepe noktasdr.
Modern psikolojinin gerek ve tam bilimsel bir anlam kazanmasn engelleyen temel
hatas, fenomenolojik yntemi tanmam ve kullanmam olmasdr. O, tarihsel
nyarglarla, aklayc kavram analizleriyle yaplan yaklamlardan yntem olarak
yararlanmaktan saknd. ou psikologun fenomenolojinin artk ortaya km olan
balanglarn anlamamalar, hatta ok kez saf sezgisel bir tutumla yaplan z
aratrmalarn metafizik-skolastik bir karm olarak grmeleri bununla ilgilidir. Gren
gr ile kavranan ve betimlenen eyler, ancak gren grye dayanan bir tutumla
anlalabilir ve yoklanabilir.
Btn bu aklamalardan anlald ve anlalaca gibi, benim unu ummam iin yeteri
karar neden vardr: ok yaknda psikolojinin ancak sistematik fenomenoloji temeli
zerinde kurulduktan sonra, doa ile ilikilerinde gerek yeterli empirik bir bilim olarak
ibanda olabilecei grlecektir. Yani ancak bilincin zle ilgili kurulular ve onlarn
immanent karlklar, sistematik bir ballk iinde saf bir gr ile grlerek, her trl
fenomenin kavramlarna -ki bu kavramlar deneysel psikolojinin psikofizik yarglarda
psiik olan olarak dile getirdii kavramlardr- bilimsel ierik ve anlam veren normlar
aratrp saptama ile.
61

Ancak ara sra tek tek dncelerde deil, gerekten kkl sistematik bir fenomenoloji;
bilincin ok yanl ve karmak problemlerine tmden kendisini veren ve tmden
bamsz olan, naturalist gz kamatrc hibir nyargnn saptrmad bir dnce,
bize, "psiik olan" hakknda bir anlay kazandrabilir -hem individuumlar hem de
toplumsal bilin sferinde-. Ancak o zaman amzn-deneysel almalar birikimi,
toplanan deneysel olgular ve bazlar ok ilgin olan dzenlilikler; deerlendiren bir
eletiri ve psikolojik yorumlardan geirilerek, gerek meyvelerini verecektir. Ve ancak o
zaman, bugnk psikolojinin asla itiraf edemeyecei bir ey, psikolojinin felsefe ile
yakn, hem de ok yakn ilikileri olduu kabul edilecektir. O zaman, bir bilgi teorisinin
psikolojik bir teori olmadn ileri sren antipsikolojizm paradoksu da son bulacak,
her gerek bilgi teorisinin zorunlu olarak, her psikoloji ve felsefenin de ortak temeli olan
fenomenolojiye dayanmas gerektii grlecek. Ve en sonunda, bugn ynla reyip
azgnlaan bilgi teorileri, mantk teorileri, ethikler, doa felsefeleri, pedagojiler, bu
doabilimsel ve zellikle "deneysel psikolojik temellere" dayanan, kendilerini lszce
ciddi bilimsel sayan her trl felsefe grnl literatr, artk son bulacaktr.^' Gerekten
bu yazlara baknca, o insanln en yksek dnrlerinin hayatlarn adayp
harcadklar sonsuz derin problemler karsndaki anlayszla ancak alabilir ve
yazk ki, deneysel psikolojinin -bizim anlaymza gre eksiklikler tamasna karnsaygmz gerektiren halis ve salam temellere oturma anlayndaki knt
artcdr. Ben kesin olarak'una inanyorum ki, bu literatr hakkndaki tarihsel yarg,
18. yzyln o kadar horlanan popler felsefesi hakkndaki yargdan daha sert
olacaktr. (9)
8)
Bu literatr kendisini una borludur: Psikolojinin -doal ki, deneysel psikojinin- bilimsel felsefenin
temeli olduu dncesi, Felsefe Fakltelerinin doa bilimleri grubunda aksiyom haline gelmitir ve byk
bir gayretle, art arda, doabilimcilerinin basksna boyun eerek, belki kendi alanlarnda ok baarl, fakat
felsefe ile ilikilerinde, kimyac ve fizikilerin ilikilerinden daha ileri olmayan aratrclara felsefe
profesrl verilmektedir.
9)
Bir rastlant olarak, ben bu yazy hazrlarken elime Dr. Moritz Geiger'in (Mnih), ok yerinde
bir referat, "Bericiht ber den IV. Kongres fr experimentelle Psychologie in Insbruck" iinde yer alan
"Ueber das Wesen und Bedeutung der Einfhlung" adl yazs geti. M. Geiger, ok retici bir biimde
Einfhlung (birlikte duyma) teorisi ve betimlenmesi konusunda, imdiye kadar yaplan deneylerde, halis
psikolojik problemlerden hangilerinin ksmen doru, hangilerinin akla ulaamadan karklk iinde
kaldn birbirinden ayrmaya ve onlarn zm bakmndan nelerin deneyip baarldn gstermeye
alyor. Buna Kongre'nin tepkisi, konumalar anlatan yazdan anlaldna gre, olumsuz olmutur.
Frulein Martin, alklar arasn*! yle sylyor: (a.a. O. S. 66): "Buraya gelirken Einfhlung hakknda
deneysel baz eyler duymay beklemitim. Fakat ne duyuyorum - sadece eski, ok eski teoriler. Bu
konuda yaplm deneylerden hibir ey. Bu bir felsefeciler topluluu deildir. Bana yle geliyor ki,
amzda byle teorileri buraya getirmek isteyenler, teorilerin deneylerle gsterilmi, dorulanm olup
olmadn gstermek zorundadrlar. Estetik alannda da byle deneyler yaplmtr. rnein "Gz
hareketlerinin estetik anlam" hakknda Stratton'un aratrmalar ve benim bu teori hakkndaki i alglama
zerinde yaptm aratrmalar". Bundan baka, Marbe "Einfhlung teorisinin nemini, onun deneysel
aratrmalar harekete getirmesinde gryor; nasl ki, bu alanda byleleri yaplmtr. Einfhlung retisini
temsil edenlerin ynteminin deneysel psikoloji ile ilikisi, ok kez, Sokrates ncesi filozoflarn yntemi ile
modern doa bilimleri arasndaki gibidir." Ben bunlara syleyecek bir ey bulamyorum.

62

Biz artk psikolojik naturalizmin tartma alann terk ediyoruz. imdi belki, unu
sylemekte hakkmz olabilir: Locke zamanndan beri ilerlemekte olan psikolojizm,
aslnda bulank bir formdayd. Onda hakl olabilecek biricik felsefi eilim, felsefenin
fenomenolojik temellendirilmesinin yaplmasn gerektirmesiydi. Bundan baka,
fenomenolojik aratrma, bir z aratrmas, yani halis anlamda apriori olduu iin,
apriorizmin btn hakl motiflerini hesabna alr.
Fakat herhalde, yukarda yaptmz eletiri, naturalizmi ilke bakmndan hatal bir felsefe
olarak grmekle, kesin bilimsel bir felsefe idesinde "temelden yukarya" doru felsefe
yapmann feda edilmi olmayacan ak bir ekilde gstermi olmaldr. Psikolojik ve
fenomenolojik yntemin eletirel bir ekilde birbirinden ayrlmas, fenomenolojinin
bilimsel bir akl teorisine, yeterli bir psikolojiye giden gerek yol olduunu gsteriyor.
Biz planmza gre, imdi tarihselciliin (historisizmin) eletirisine ve dnyagr
felsefesinin tartlmasna geiyoruz.

Tarihselcilik ve Dnya gr Felsefesi


Tarihselcilik, tinsel hayatn duyularla kavranabilir olgular sferinde ortaya kar. O, bu
sferi mutlak bir ey olarak alr, ama doasalla-trmaz (bu kez doann zel anlam
tarihselci dnceye uzak der ve genel olarak belirleyici bir etki yapmaz); fakat bu
dncede psikolojizmle yakn akrabalk gsteren bir relativizm oluup geliir ve tpk
onunkine benzer ekilde septiklerin dt glklere der. Bizi burada ilgilendiren ve
ayrntlaryla ele alacamz konu, sadece tarihselciliin kukuculuunun zellikleri ve
onun yakndan tannmasdr.
Btn tinsel yaplarn -bu szck olabildiince geni anlamda alnmal, her trl
toplumsal birimi, en altta bireyleri ama her trl kltr kurulularn da iermeli- kendi i
yaplar, tipleri, olaanst zengin i ve d formlar vardr ki, bunlar tinsel hayatn ak
iinde kendi kendine oluur, yeniden deiir ve deimenin kendi trnde yapsal ve
tipik farkllklar ortaya karrlar.
63

Grnen d dnyada, organik oluumun yaplan ve tipleri, bunun bir benzerini bize
gsterir. Deimez hibir tr ve organik elerden kurulmu deimez bir yap yoktur.
Deimez gibi grnen her ey, bir oluum iindedir. sezgi ile tinsel hayatn birlii
iinde yaarsak, onu yneten motifleri birlikte duyar ve bylece o sradaki tinsel yapnn
zn ve geliimini, onun birlik ve oluum motivlerine olan bamlln "anlarz".
Tarihsel olan her ey bizim iin ayn bu ekilde "anlalr" ve "aklanabilir" hale gelir,
kendi "varlk" z ile yani "tinsel varlk" olarak; yani tinsel varlk, bir anlamn isel olarak
gerektirdii elerin bir birlii ve ayn zamanda anlama uygun i motivasyona gre ekil
alma ve gelimenin bir birlii olarak. O halde ayn ekilde sezgi yoluyla sanat, din ve
gelenek vb. de aratrlabilir. Ayn ekilde onlara yakn gelen, onlarla birlikte dile gelen
dnyagr de; eer, bilim eklini alr objektif geerlilik ileri srerse, ya da metafizik
yahut kendisine felsefe demeye allmsa. Bunun sonucu olarak, bu tr felsefelere
byk bir dev ykleniyor: onlarn morfolojik yaplarn, tiplerini, gelime balantlarn
aratrmak ve zlerini belirleyen tinsel nedenleri iten bir yaama ile tarihsel olan
anlalr hale getirmek. Bu konuda ne kadar nemli ve hayran kalnacak eyler
yaplabileceini, bize W. Dilthey'n yazlar, zellikle yeni kan dnyagr tipleri
hakkndaki yazs gsteriyor. (10)
Doal ki, imdiye kadar sz konusu olan tarihti, tarihselcilik deil. Eer Dilthey'n
betimlemelerinden birka cmle okursak, onun zorluklarn daha kolay kavrayabiliriz.
Okuyalm: "Septisizme daima yeni besinler hazrlayan nedenler arasnda en
etkinlerinden birisi, felsefe sistemlerinin anarisidir". "Fakat insan kanlarnn
kartlklarndan doan kukucu sonulardan ok daha derine giden kuku, tarihsel
bilincin gelimesinin ilerlemesinden doar". "Gelime teorisi (doabilimsel geliim
teorisi ve kltr kurulularnn tarihsel gelitii bilgisinin karm), zorunlu olarak tarihsel
hayat biimlerinin greceli olduu bilgisine baldr. Dnyay ve btn gemii kapsayan
bir bakn nnde, hayatgr, din ve felsefenin herhangi bir formunda mutlak
geerlik kalmaz. Bu tr tarihsellik bilinci kazandran bir eitim, dnya ilikilerini kavram
ballklanyla dile getirmek zorunda olan felsefe sistemlerinin kendi aralanndaki genel
geerlik atmalarna genel baktan, (felsefelerden herhangi birisinin genel geerliine
inanmak konusunda), ok daha etkili bir ekilde ykc olur".
10) Karlatr, "VVeltanschaung" toplu yazlan, W. Dilthey'n felsefe ve din aratrmalar. Berlin, Reichel
u. Co., 1911

64

Bu sylenenlerin olaylarda dorulanan hakikatndan herhalde kuku duyulamaz. Fakat


sorun, bunun genel bir ilke olarak alnmasnn hakl olup olmayacadr. Kukusuz
dnyagr ve dnyagr felsefesi kltr oluumlardr. Kltr oluumlar, insanln
gelime ak iinde oluup kaybolurlar. Onlarn tinsel ierikleri, iinde bulunduklar
tarihsel ilikiler arasnda daha etkileyicidirler. Fakat ayn ey kesin bilimler iin de
geerlidir. Bu yzden onlar objektif geerliliklerini kaybediyorlar m? Belki ar bir
tarihselci bunu da ileri srecektir. Bilimsel grlerdeki deiikliklere iaret ederek, nasl
bugn kantlanm grnen bir teorinin yarn yanllnn ortaya ktn, birinin kesin
yasalardan sz ettii yerde, otelcinin sadece bir varsaym, bir ncnnse belirsiz bir
san grdn syleyecektir. imdi biz bilimsel grlerin srekli bir deiim iinde
bulunmas yznden, onlarn sadece bir kltr oluumu olmayp objektif geerliliklerinin
de bulunduundan sz edemiyecek miyiz? Aka grlyor ki, tarihselcilik tutarl bir
ekilde uygulanrsa, ar sbjektif bir septisizme dlr. Hakikat, teori, bilim gibi ideler,
btn teki ideler gibi, mutlak geerliliklerini yitirirler. Buna gre, bir idenin geerliinin
anlam, onun olgusal geerli saylan tinsel bir kurulu olmas ve geerlilik olgusu iinde
dnceyi tayin etmesi demektir. Geerliliin kendisi, ya da "kendi bana" geerli olma,
onu kimse kullanmasa da, tarih boyunca onu kimse gerekletirmi olmasa da, neyse o
olan bir geerlilik yoktur. O halde elimezlik ilkesi ve amzda ok glenmi olan
mantn btn de ayn durumdadr. Belki de sonunda, mantn elimezlik ilkesinin
kendi tersine dnmesine varlacaktr. Ve en sonunda imdi sylediimiz cmleler, lp
tarttmz, geerli grp stnde durduumuz olanaklardan hibirisinin kendi bana
geerlilii yoktur vb. Bu konuda daha ileri gidip, baka bir yerde yaptmz incelemeleri
yinelemeye gerek grmyoruz.(11) Sanrm ki, bu, -ak halindeki geerlilikle, objektif
geerlilik; kltr grnts olan bilim ile geerli sistemler olarak bilim arasndaki iliki,
aydnlanan anlay yeteneine o kadar byk glkler sunsa da-buradaki farkllk ve
kartln grlmesi gerektiine hak verdirmek iin yeterlidir. Bilimin geerlilii idesini
kabul ediyorsak, ayn fark tarihsel geerlilikle, geerlilik arasnda yapmamak iin, hi
olmazsa bu konuyu ak brakmamak iin -bunu "eletirel aklla" kavrayabilelim ya da
kavrayamayalm- nasl bir nedenimiz olabilir?
11) Benim "Logische Untersuchungen" (Mantk Aratrmalar) adl kitabmn 1. kitab.

65

Tarih, genellikle deneyim alanndaki tin bilimleri, bu konuda kendi bana hibir ey
syleyemez; ne olumlu, ne de olumsuz olarak. Din konusunda, bir kltr oluumu olan
din ile bir ide olarak, yani geerlilii olan din; sanat konusunda, kltr oluumu olan
sanatla geerlilii olan sanat; hukuk alannda, tarihsel haklar ile geerlilii olan haklar;
ve en sonunda felsefede tarihsel olanla kesin geerlilii olan felsefenin birbirinden nasl
ayrlaca, bunlar arasndaki fark konusunda hibir ey syleyemez; birisi ve teki
arasnda, Platonca sylersek, ide ile onun bulank formu gibi bir ilikinin bulunup
bulunmadn gsteremez. Eer tinsel oluumlar, hakikatte, geerlilik konusundaki bu
kartlk bakmndan ele alnp byle yarglanabiliyorlarsa, geerliliin kendisi ve onun
normatif ideal ilkeleri hakkndaki bilimsel karar da, empirik bilim ii olmad iin, ayn
ekilde yarglanabilir. Matematiki matematik teorilerin hakikat olup olmadn anlamak
iin tarihe bavurmaz.
Matematik tasavvurlarn ve yarglarn tarihsel gelimesi ile hakikat sorunu arasnda iliki
kurmak, onun aklndan gemez. O halde tarihi neden mevcut felsefe sistemlerinin
hakikati hakknda, hele ki, kendi bana geerlilii olan felsefe biliminin olana
konusunda karar vermek durumunda olsun? O, filozoflara hakiki felsefe idesini
sarsabilecek ne retebilir? Belli bir sistemi yadsyan, ayn ekilde felsef bir sistemin
olanan hayrlayan, bunun nedenlerini gstermelidir. Bunun iin gelimenin tarihsel
olgular, en genel gelime olgular, nedenler, hem de iyi nedenler olarak gsterilebilir.
Fakat tarihsel nedenler, sadece tarihsel sonular dourabilir. Olgulara dayanarak
idelerin temellendirilmesi, ya da yklmasn istemek, samalktr. Kant'n alntlad gibi:
ex pumice aquam.(12),
Tarih nasl genel olarak, mutlak geerliliin olanana kar bir ey syleyemiyorsa,
zellikle mutlak, yani bilimsel bir metafizik ve teki felsefelerin olanana kar da
arl olan bir ey syleyemez. Hatta imdiye kadar bilimsel bir felsefenin ortaya
kmad savn da, tarih olarak asla temellendiremez. Bunu ancak baka bilgi
kaynaklarna dayanarak temellendirebilir ki, bunlar da ak olarak ancak felsefi
olabilirler. Doal ki, kendisinde gerekten bir geerlilik olduunu ileri srebilecek olan
felsefi bir eletiri, bir felsefedir ve kendi anlamnda, kesin sistematik bir bilim olma ideal
olanan kendinde tar.
12) Dilthey ayn yerde, ayn ekilde tarihsellikten kaynaklanan septisizmi yadsr. Fakat ben onun dnya
gr tipleri ve yaplan hakkndaki ok retici zmlemelerinden, septisizme kar nasl kesin
nedenler bulduu sansna vardn anlamyorum. nk yukarda gsterildii gibi, deneyim alanndan bir
tinbilim, objektif geerlik hakknda, ne ondan yana ne de ona kar bir ey kantlayabilir. Eer empirik
tutumu, ki bu sonunda empirik bir anlaya vanr, fenomenolojik bir ztavr ile deitirilirse durum
deiecektir; ve yle grnyor ki, onun dncesini iten harekete getiren de budur.

66

Bilimsel felsefenin bir Khimaira(13) olduunu, binlerce yllk bouna denemelerin byle
bir felsefenin olanann olasln yok ettiini koulsuz savunmak, doru deildir. Bu
sav, sadece yksek kltrlerin birka bin ylndan kartlan sonularn, snrsz bir
gelecee uygulanmasnn iyi bir tmevarm olmamasyla kalmaz, mutlak bir samalktr
da:, tpk 2x2=5 gibi. Bunun dayand temel udur: Eer felsefi eletiri nnde objektif
geerlii yadsnacak bir ey buluyorsa, o zaman objektif temellendirilebilecek bir alan da
var demektir. Problem, gsterildii gibi, "arpk" ortaya konmusa, onlarn dzeltilmi
durumlar ve doru konmu problemler de olmaldr. Eletiri, tarih boyunca geliiminde
felsefenin karmakark kavramlarla i grdn gsteriyorsa, kavram ylmalar,
aldatc sonu karmalar varsa, bu dncede, eer anlamszla dmek
istenmiyorsa, ideal olarak konuulursa, bu alanda doru sonular karmak iin
kavramlarn aklk kazandrlabilir, aydnlatlabilir, birbirinden ayrlabilir olduklar anlam
da vardr. Her hakl ve derine ileyen eletirinin kendisi, bir ilerleme aracdr; ideal olarak
doru amalar, yollar, bylece de objektif geerli bilimi iaret eder. Btn bunlardan
sonra unu syleyebiliriz: Tinsel bir yapnn tarihsel bakmdan kalc olmamas
olgusunun geerlilik anlamndaki kalclkla hibir ilgisi yoktur. imdiye kadar
gsterildii gibi, geerlilik her bir sferde kendi uygulamasn bulur.
Tarihselcileri hataya dren u kark durum olmal: Biz tarih bakmndan yeniden
kurup yaadmz tinsel bir yapy, onun iindeki sanlar, anlamlar, bunlarla ilgili
motiflerin birbiriyle ilikisini, sadece i anlamlan bakmndan anlamakla kalmayz,
onlarn greceli deerlerini de yarglayabiliriz. Kendimizi tarihte yaam bir filozofun
yaad koullarn iine koyarsak, onun felsefesinin greceli "sonularn" kabul ederiz,
hatta hayran kalrz. Ve te yandan tutarszlklar, baz problemleri grmemesini,
kartrmasn hogrrz. nk problemin ve anlam zmlemelerinin o zamanki
durumuna gre, bundan kanlamazd. Bugn bir lise rencisinin kolayca zecei
bilimsel bir problemin o zaman zlmesini, byk bir baar olarak grrz. Her alanda
bunun benzerleri vardr. Doal ki, biz unun zerinde duruyoruz: Bu tr greceli
deerlendirmelerin de ilkeleri ideal bir sferdedir ve sadece gelimeleri anlamak
istemekle yetinmeyip deerlendiren tarihi -tarihi olarak- sadece varsayabilir ama
temellendiremez. Matematiin normlar matematikte, mantnki mantkta, etik'inki
etik'tedir vb. gibi.
13) Aslan, ylan ve kei bal mitolojik bir yaratk. (.N.)

67

Eer o, bu disiplinlerde bilimsel deerlendirmeler yapanda kesin gelimi bilimler yoksa,


o zaman o, kendi sorumluluunda olan deerlendirmeler yapar. rnein ahlak bir
insan, inanan bir dindar olarak davranr, ama herhalde bilimsel bir tarihi olarak deil.
Btn bunlardan sonra, eer ben, tarihselcilii bir bilgi teorisi karmaas olarak gryor
ve tpk sama sonu karmalaryla naturalizm gibi yadsyorsam da, unu, zerinde
durarak vurgulamak isterim: Ben geni anlamda, filozoflar iin tarihin snrsz deerini
tmyle kabul ederim. Filozof iin toplumsal tin alannn kefi, doann kefi kadar
nemlidir. Gerekten felsefeciye genel tinsel hayatta derinleme, doa alannda
derinlemeden daha zgn ve bundan dolay da daha temelli aratrma malzemesi
salar. nk bir z bilimi olarak fenomenolojinin alan, kiisel tinden balar ve hemen
sonra, genel tin alannn btnne kadar uzanr. Eer Dilthey ok etkili bir ekilde,
psikofizik psikolojisinin tinsel bilimlerin temellendirilmesine hizmet edecek bir bilim
olmadn sylediyse, ben de unu syleyeceim: Tin felsefesini temellendirebilecek
biricik bilim, ancak ve ancak fenomenolojik z bilimidir.
***
Biz imdi kesin bir bilim olan felsefenin karsna koymak iin dnyagr felsefesinin
anlam ve hakkn aratralm. Yenia'n dnyagr felsefesi, daha nce de iaret
edildii gibi, tarihselci septisizmin bir ocuudur. Normal olarak bu tutum pozitif bilimler
karsnda duraklar. Her trl kukuculukta olduu gibi, tutarsz bir tavrla ona gerek bir
geerlilik deeri tanr. Buna uygun olarak, dnyagr felsefesi, tek tek btn bilimlere,
nceden, objektif hakikatin hazinesi olarak, nkoul gzyle bakar. Kendisine edindii
amaca gre, bizim her eyi tamamlamak ve btnlemek, her eyi kavramak ve anlamak
gereksinmemizi yerine getirdii lde, bu tek tek bilimleri kendisine temel olarak alr.
Bu yzden kendisine bilimsel, yani salam bilimler zerinde kurulmu felsefe adn verir.
Fakat doru olarak anlalrsa, bir disiplinin bilimsellii, sadece temellerin bilimsellii ile
kalmaz, amalanan problemlerin bilimsellii, yntemlerin bilimsellii, ve zellikle bir
yandan ynetici problemlerle, te yandan temeller ve yntemler arasnda belli mantksal
bir uyumun bulunmasyla ilgilidir. Bilimsel felsefe nitelemesinin bu ekilde syleyecek
pek bir eyi yoktur.
68

Gerekten de genel olarak bu ok ciddi bir ekilde anlalmaz. ou dnya gr


filozofu, felsefelerinin bilimsel kesinlik bakmndan pek iyi donanmam olduunu ok iyi
hissetmektedir. Hatta onlardan bazlar, bunu ak ve drste itiraf etmekte, en azndan
vardklar sonularn bilimsellik dzeyinin dkln kabul etmektedir. Buna karn
onlar bu tr felsefeye, yani dnyabilimi olmaktan ok, dnyagr olmak isteyen
felsefenin bu trne, ok yksek bir deer biiyorlar. Bu deer, tarihselciliin etkisi ile ne
kadar kukucu olunursa, o kadar byyor ve de kesin felsefi dnyabilimi karsna
konuyor. Onlarn dayand nedenler, ki bunlar, ayn zamanda dnyagr felsefesinin
anlamn daha iyi ortaya karacaktr, unlardr:
Her byk felsefe sadece tarihsel bir olgu olmakla kalmaz, o ayn zamanda insanln
tinsel hayatnn gelimesinde ok byk ve ok zel teleolojik bir ileve sahiptir; yani
ann hayat deneyimi, kltrel yetikinlii ve bilgeliinin en yksek noktasn gsterir.
Burada biraz durup bu kavramlar aklayalm.
Deneyim, kiisel bir davran olarak, hayatn ak iinde geip giden aklarn, doal
deneyen bir tavr taknmann dile gelmesidir. Bu deneyim, kiiyi, zel bir birey olarak,
kendi deneyim aktlarnn ve ondan daha az olmamak zere, yabanc ve dardan gelen,
kabul ettii ya da yadsd deneyimlerin nasl etkilediine temelden baldr. Deneyim
bal altnda toplanan bilgi aklarnda sz konusu olan eyse, doal varln her trl
bilgisi olabilir. Bunlar ya sade alglamalar ve dorudan gren bilgi aktlar, ya da bunlara
dayanan eitli basamaklardaki mantksal ileme ve temellendirmelerin dnsel
aktlardr. Fakat bu yetmez. Biz sanat yaptlarndan, teki gzellik deerlerinden de
deneyim kazanrz. Bunlardan daha az olmamak zere ethik deerlerden, ister bizim
kendi ethik davranlarmzdan, isterse bakalarnnkinden kazanm olalm. Ayn
ekilde mal-mlk, pratik yararlardan, teknik uygulamalardan da deneyim kazanrz.
Ksacas biz sadece teorik deil, deerler alannda ve pratik alanda da deneyim yaparz.
zmleme yle gsteriyor ki, sonuncular deerlendiren ve iradeye dayanan bir
yaama olarak gr temeline gtrlebilir. Byle deneyimler zerinde daha yksek,
dnsel saygn deneyim bilgileri oluur. Buna gre, ok ynl deneyime sahip olan, ya
da bizim "kltrl" dediimiz kii, sadece dnya deneyimine deil, dinsel, estetik, ethik,
politik, pratik-teknik vb. deneyimlere, ya da "kltre" sahiptir. Burada kukusuz ok
ktye kullanlm kltr (Bildung) szcn kullanyoruz.
69

nk bunun kart kltrszlk (Unbildung) szcmz var ki, bunu sadece


betimlenen davran biiminin greceli ykseklikteki formu iin kullanrz. zellikle
ok yksek deer tayan basamak iin eski moda bir szck bilgelik (dnya bilgelii,
dnya ve hayat bilgelii) ve ok kez de imdi ok tutulan bir deyim, hayat gr ya
da dorudan dnyagr kullanlyor.
Bilgelik ya da dnyagrn, bu anlamda, bizde canlandrd daha deerli bir insan
davrannn, yetkinlik erdemi idesinin asl esi olarak grmemiz gerekir: insann tavr
taknmas olas btn alanlardaki ilikilerde, bilen, deerlendiren ve isteyen tavrlarda,
yararl davrann adlandrlmas olarak anlalmaldr. nk herhalde bu yararllkla,
bu tr tavr taknmalardaki nesnellik, evre, deerler, maddesel deerler, eylemler vb.
hakknda akllca yarglara varma, yerine gre kendi tutumunu kesin bir ekilde
savunma gibi iyi gelitirilmi bir yetenekle elele yrr. te bu tutum bilgelii art koar
ve bunun yksek bir formunu oluturur.
Bilgelik ya da dnyagrnn bu belli ve eitli tipleri ve deer basamaklarn ieren
anlamyla, srf tek tek kiilerin bir baars olmadn, ki, bu bir soyutlama olurdu, ayrca
aklamak gerekmez. Bu, zamann ortak kltrne aittir ve onun en belirgin formlarnda
iyi bir anlam vardr. Sadece bir tek kiinin kltr ve dnyagr deildir, onun
zamanna aittir. Bu 'durum, zellikle imdi sz konusu olan tarz iin geerlidir.
Byk felsefi bir kiiliin canl, i bakmndan en zengin fakat henz kendisi iin karanlk
ve kavranmam olan bilgeliinin dnsel kavray tarz, mantksal ileme olanaklarna
yol aar. Kesin bilimlerden kazanlm mantksal yntemler, daha yksek kltr
basamaklarna uygulanr. Bu bilimlerin ieriklerinin btn, toplum iin geerli beklentiler
olarak, bireyin karsndadr; ve bunlarn bu basamakta, deerli bir kltr ya da
dnyagrne alt yap oluturduu aktr. imdi zamann canl, bu yzden de
inandrc gce sahip bu kltr temelleri, sadece kavramsal kavramada deil, ayn
zamanda mantksal gelime ve teki dnsel trde de ileme olana bulur ve bu
ekilde kazanlan sonulardan, karlkl etkileme ve etkilenme oyunlar ile bilimsel
btnletirme ve tutarl tamamlamalara varlr; bu, balangta bulunmayan bilgelii
olaanst genilemeye ve yksekliklere ulatrr. Bundan hayat ve dnya srlar
karsnda kazanlan greceli yetkin yantlarn oluturduu byk sistemler halinde bir
dnyagr felsefesi doar, yani deneyim ve bilgelik, srf dnya ve hayatgr
olarak, hayatn teorik, aksiyolojik, pratik uyumsuzluklarn olabildiince iyi, ancak yetkin
olmayan bir ekilde aabilir; bunlara zmler ve doyurucu bir aklk getirir.
70

nsanln tinsel hayat, daima yeni kltrler, yeni tinsel savamlar, yeni deneyimler,
yeni deerlendirmeler ve amalarn ortaya atlmas ile dopdolu srp gider; hayatn
btn yeni tinsel oluumlarla genileyen ufkunda kltr, bilgelik ve dnyagr
deimelere urar; felsefe, ykseklere daima daha yksek tepelere doru ilerleyerek
deiir.
Bilgelik ve bilgelik abas deeri ile koullanm dnyagr felsefesinin ve buna bal
tipteki bir felsefe abasnn kendisine setii amac, ayrca anlatmaya gerek yoktur.
Bilgelik kavram bizim anlattmz genilikte kavranrsa, o bir ideal olarak dile gelir; o
zaman iin insan hayatnn ulalabilir temel idealidir; yetkin bir yararllktr. Baka bir
deyile, insanlk idesinin greceli yetkin, somut bir nansdr. O halde, herkesin, nasl
olabildiince ve -ok ynl bir kiilik kazanmaya abalamas gerektii aktr. Hayatn
btn temel ynlerinde, hayatn tavr taknlmas olas btn temel biimlerinde, her
ynde, olabildiince "deneyimli" ve "bilge" olmak, bu yzden de olabildiince "bilgelii
seven" bir kii olmak. de olarak, szcn en temel anlam bakmndan, aba gsteren
herkes zorunlu olarak "filozoftur.
Yksek insanlk amacna ve bylece yetkin bir bilgelie ulama, yani insan iin en
iyi yol hakkndaki doal dnceden, bilindii gibi, erdemli ya da yararl insan olma
sanat retisi domutur. Bu, kural olarak, doru davranma sanatnn retisi diye
tanmlanrsa, ayn eydir. nk kastedilen, tutarl yararl olan davrantr ve gerisinde
yararl pratik bir karakter vardr ki, bu da nkoul olarak aksiyolojik ve dnsel
bakmdan yetkin bir davran gerektirir. Bilinli bir ekilde yetkinlie abalama da, yine
nkoul olarak, okynl bilgelii gerektirir. erik bakmndan bu disiplin, aba
gsterenlere, eylemde bulunan her bireyin, sjelerst ve balayc geerliliini tand
deerleri, deerlerin eitli gruplarn, bilimlerde, sanatlarda, din ve benzerlerindeki
deerleri, ama olarak gsterir. Bu deerlerin en ykseklerinden birisi, bu bilgelik ve
yetkin yararllk idesinin kendisidir. Doal ki, bu az ya da ok popler ya da bilimsel
tutulmu ethik sanat retisi de, dnyagr felsefesi erevesi iine girer;
dnyagr felsefesi btn alanlarnda, zamann toplum bilincinden domu olarak,
bireyler zerinde objektif geerlik bakmndan inandrc bir gce, zamann en deerli
kiileri iin ok deerli eitim enerjilerinin yayld bir merkez olarak, ok nemli bir
eitme gcne sahiptir.

71

Bizim dnyagr felsefesinin yksek deerini hak ettii ekilde ortaya koymamz, bizi
byle bir felsefeye abalamaya koulsuz zendirmekten hibir eyin alkoyamayaca
eklinde anlalabilir. Fakat bununla birlikte, belki de felsefe idesinde baka ve belli baz
bakmlardan daha yksek deerlerin yani bilimsel felsefenin sz konusu olduu da
gsterilebilir. Burada dndmz udur: Bizim bu dncemiz, objektiflemi kesin
bilimlerin ok yksek gce sahip olduu amzn bilimsel kltrnden
kaynaklanmaktadr. Yenia bilinci iin, kltr ya da dnyagr ve bilim ideleri -pratik
bir ide olarak anlaldnda-, birbirinden kesin bir ekilde ayrlmtr; ve bundan sonra
da sonsuza kadar ayrlm kalacaklardr. Biz bundan yaknsak da, bunu pratik
tavrlarmz belirleyen, srekli etkileyen olgu olarak kabul etmek zorundayz. Trihteki
felsefeler, yaratclarna bilgelik itkisi egemen olduu lde, herhalde dnyagr
felsefesiydiler. Fakat onlar ayn ekilde, onlarda kesin bilim olma amac canl kaldka,
bilimsel felsefe idiler. Bu her iki ama birbirinden henz ya hi ayrlmamt ya da kesin
olmayan bir ekilde ayrlmt. Pratik abalarda birlikte akyorlard; birbirlerine snrl bir
uzaklktaydlar; aba sarfedenin hissedebilecei bir ykseklikteydiler. Bu durum, kesin
bilimlerin zamanst birliinin kurulmasndan sonra, tamamen deiti. Kuaklar, birbiri
ardndan, bilimin yce yapsnda coku ile alyorlar ve kendi alakgnll baarlarn
ona katyorlar; bu yapnn sonsuz olduunun ve hibir zaman tamamlanmayacann
bilincinde olarak. Geri dnyagr de bir "ide" dir, fakat amac snrl uzaklkta olan,
bir bireyin hayatnda srekli yaklam eklinde, ilke bakmndan gerekleebilir bir idedir;
tpk ahlakllk gibi. Nasl ki, ahlakllk, ilke bakmndan snr olmayan bir sonsuzluk idesi
olsayd, anlamn kaybederdi. Bundan baka, dnyagrnn "idesi", bu kavramn
yukarda yaplan zmlenmesinden kolayca anlalabilecei gibi, her a iinde
bakadr. Buna karlk bilimin "idesi" zamanstdr. Bunun anlam, o, an tini ile
balantl olarak snrlanm deildir. Bu farkllk, onlarn pratik ama ynleri arasndaki
esasl bakalkla ilgilidir. Genellikle bizim hayattaki amalarmz iki trldr. Birisi,
zamanmz iindir; teki, sonsuzluk iin; birisi, adalarmza hizmet getiren
yetkinliimiz, teki ise bizden sonra yaayacak olan en uzaktaki kuaklar iin yetkin
olmaktr. Bilim, mutlak olan, zamanst olan bir deerin addr. Byle bir deer bir kez
bulundu mu, bundan sonra gelecek btn insanln deer hazinesinde yerini alr; ve
ayn zamanda kltr, bilgelik ve dnyagr idesinin ieriini, ayn ekilde
dnyagr felsefesinin ierdii ideyi, ak bir ekilde belirler.
72

O halde dnyagr felsefesi ve bilimsel felsefe birbirinden kesin bir ekilde ayrlr, o
ekilde ki, onlarn birbiriyle ilgisi vardr, fakat birbirine katlmazlar. Bu arada dikkat
edilmesi gereken nokta, birincisinin, ikincinin zaman iindeki yetkin olmayan
gereklemesi olmaddr. nk eer bizim grmz doru ise, imdiye kadar
byle bir ide gereklememitir; yani felsefenin kesin bir bilim olmas yolunda yer alm,
tamamlanmam da olsa, zamanmzn aratrclarn birletiren hibir "reti sistemi"
ortaya kmamtr. te yandan, dnyagr felsefesi binlerce yldan beri vardr.
Bununla birlikte denebilir ki, bu idelerin gereklemesi (ikisi iin de varsaysak) sonsuzda
birbirine asimtot olarak yaklaabilir birbirini rtebilir, eer biz bilimin sonsuzluunu hayal
olarak "sonsuz uzak bir noktada" tasarlamak istersek. O zaman, felsefe kavram buna
uygun olarak ok geni kavranmal, o kadar ki, bu kavram zel felsefe bilimleri yannda,
akl eletirisine dayanan bir aydnlanma ve deerlendirme ile felsefelere dnecek olan
btn tek tek bilimleri de iine alsn.
Her iki farkl ideyi, hayat amalarnn ierii bakmndan ele alrsak, o zaman
dnyagr abalan karsnda, bundan baka olan bir aratrc aba olana ortaya
kar. Byle bir aba sahibi, bilimin asla bireyin tamamlanm bir yaratmas
olamayacann tamamen bilincinde olduu halde, bilimsel bir felsefenin domas ve
adm adm ilerlemesine yardm etmek iin, ayn dncede olanlarla, bu uurda ok
byk enerji sarfeder. inde bulunduumuz an byk sorunu, ak ekilde
birbirinden ayrlmalar yannda, bu amalarn greceli olarak deerlendirilmesi ve
bununla birlikte onlar arasnda pratik bakmdan uyum salanmasdr.
Batan itiraf edilmeli ki, uygulamada, felsefe yapanlar asndan, felsefe yapmann biri
ya da teki tr iin genel geer pratik bir karar verilemez. Bunlarn bir ksm, teorik
yann ar bast kimselerdir; doal olarak almalarnda, onlar eken aratrma alan
buna izin verdii lde, kesin bilimsel aratrmalara eilimlidirler. Byle olduu halde,
onlarn bu alana ilgisi, hatta cokulu ilgisi, iten gelen bir gereksinmeden, bir dnya
gr gereksiniminden kaynaklanabilir. Buna karlk estetik ve pratie ynelik
doalarda (sanatlar, teologlar, hukukular vb.'de) durum bakadr. Onlar mesleklerini
estetik yahut pratik ideallerinin gereklemesinde grrler; yani onlarn idealleri teorik
olmayan alanlardadr. Buraya, teoloji, hukuk, geni anlamyla teknik alannda aratrma
yapanlar ve yazlaryla teorik alana deil, pratik alana etki yapmak isteyen yazarlar girer.
73

Kukusuz, gerek hayatta bu ayrm ok saf bir ekilde olup bitmez. stelik pratik
motiflerin olaanst g kazand bir ada, teorik bir doa bile, bu gl etkiye,
kendisini, teorik olan mesleinin izin verdiinden daha fazla kaptrabilir. te zellikle
bizim amzn felsefesi iin en byk tehlike budur.
Fakat burada sorun bireyler asndan deil, insanlk ve tarih asndandr. Eer
kltrn gelimesi, insanln lmszl -insanlarn birey olarak deil- idesinin
gereklemesinin srekli ilerlemesi olana iin bunun ne ifade ettii dnlrse, soru,
aa, felsefenin bu ya da teki trnn tamemen egemen olmas konusunda, bu ya da
teki anlamda karar vermek ve birisini -diyelim ki bilimsel felsefeyi- lme terk etmek
sorusudur. Bu da pratik anlamda bir sorudur. nk bizim tarihsel etkimiz ve bylece de
et-hik sorumluluklarmz, ethik idealin uzan uzana, insanln gelimesi denen ideale
kadar uzanr.
Eer felsefe retisinin kuku gtrmez balanglar varsa, teorik bir doa iin bu
durumda nasl bir karar verilecei aktr. teki bilimlere bakalm: Btn doal kaynakl
matematik ya da doa bilgilerine dayanan "bilgelik" ve bilgelik retileri, onlara temel
olan teorik retilerin objektif geerlii temellendirildii lde haklarn kaybettiler. Bilim
konutu mu, bilgeliin bu andan sonra renecei eyler var demektir. Kesin bilimlerden
nceki doa bilgilerine dayanan bilgelik abas, haksz bir aba deildi ve o, sonradan,
kendi zaman iin sahip olduu deerden drlemez. Hayatn bir tavr taknmay
gerektiren basks altnda ve pratik zorunluluklar iinde insan, onda kesin bilgi idesinin
bulunduu varsaylsa bile, bilimin gelimesini -binlerce yl- bekleyemezdi.
Bundan baka, herkesin bilimin gelimi reti sistemi snrldr; bunun evresini henz
gereklememi bilgilerin sonsuz ufku sarar. imdi bu geni ufuk karsnda hangisinin
amalanmas dorudur: kesin retinin srdrlmesi mi yoksa "gr", "bilgelik"mi?
Teorik insan, meslei doa aratrmas olan kimse, yant vermekte duraksamayacaktr.
O, bilimin konuabilecei yerde, bunun iin isterse yzyllar gereksin, ak olmayan,
bulank "grleri" kk grerek yadsyacaktr. O, bilime kar ilenmi bir gnah olarak
grecektir, doa "gr" taslan nermeyi. Kuku yok ki, o bu ekilde, gelecekteki
insanln hukukunu temsil etmektedir. Kesin bilimler, byklklerini, ilerleyen
gelimelerinin srekliliini ve gcn, hi de az olmayan lde, bu tr zihniyetin
kktenciliine borludurlar.
74

Kukusuz her ekzakt bilim aratrcsnn da "grleri" vardr; o da grerek, sezerek,


tahmin ederek, kesin temellendi-rilmi olann tesine de bakar. Fakat bunu srf yntem
bakmndan, yani kesin teori admlarn planlamak iin yapar. Byle bir tavr, doa
aratrcsnn kendisinin de ok iyi bildii gibi, o, bilim grne bal olsa da, bilim
ncesi anlamdaki deneyimin yolunu kapatmaz, doabilimsel teknikte byk bir rol
oynar. Teknik iler baarlmak ister; evler, makineler yaplmak zorundadr. Bunlar, doa
bilimleri her ey hakknda ekzakt bilgiler elde edilinceye kadar bekleyemez. Tekniki,
pratik bir insan olarak, doa bilimleri teoricisinden baka trl karar verir. Ondan retiyi
alr, hayattan "deneyimi".
Bilimsel felsefe bakmndan durum baka trldr. nk bir kez bu alanda henz kesin
bilimsel bir retinin balangc bile oluamamstr. Gemiten gelen felsefe ve bunun
gibi canl bir gelimeye hazrlanan felsefe, ki bunun iin ortaya atlmtr, bilimsellik
bakmndan en ok yar mamul bir haldedir; ya da dnyagr ile teorik bilginin bir
yndr. te yandan yazk ki, bu noktada kalamayz. Felsefi gereksinme, dnyagr
gereksinmesi olarak bizi zorluyor. Pozitif bilimlerin evresi geniledike, bu zorlama
artyor. Bizi armaanlarna boan "aklanm" olgularn olaanst byk yn, bize
yardm edemez. nk ilke bakmndan, btn bilimlerle birlikte bir bilmeceler boyutu da
byyerek ortaya kmaktadr. Bunlarn zmleri, bizim hayat sorunumuz olmaktadr.
Doa bilimleri, bize, gncel gerekliin/iinde yaadmz, yapp-ettiimiz gerekliin,
bilmecelerini hibir noktada zemediler. Genel inan olarak, bunun zlmesinin
onlarn ilevi olduu ve onlarn, sadece henz bu derecede ilerlemi olmad, yoksa
-ilke bakmndan- baarabilecekleri kansnn; derinlemesine grenler tarafndan, rk
bir inan olduu ortaya karld. Doa bilimleri ile -doa bilimlerinin baz alanlaryla
temelde ilgisi olan bir bilim olduu halde, ilke bakmndan baka bir yne evrik olanfelsefe arasnda ayrm yaplmas gerektii artk aklk kazanmak ve kabul edilmek
yolunda. Lotze ile birlikte sylersek, "dnyann gidiini hesap etmek, onu anlamak
demek deildir". Fakat tinsel bilimlerdeki durumumuz da bundan daha iyi deildir.
nsanln tinsel hayatn "anlamak" kukusuz byk ve gzel bir eydir. Fakat bu
anlama da bize yardm edemez; ve bu, bize dnyann ve hayatn bilmecelerini zecek
olan felsefi anlama ile kartrlmamaldr.
75

Gerekten amzn dnsel sknts, dayanlmaz bir dereceye ulat. Keke bizim
huzurumuzu karan ey, doa ve tin bilimlerinin aratrd "gerekliin" anlamndaki
teorik bulanklk olsayd -onlarda varln sonuna kadar ne derecede tannd, neyin
byle bir ey olarak, "mutlak" varlk olarak, grld ve genel olarak byle bir eyin
bilinip bilinemeyecei olsayd. Halbuki bizim skntsn ektiimiz ey, ok kkten bir
hayat gereksinimidir; yle bir gereksinim ki, hayatmzn hibir noktasnda ondan kurtulamyoruz. Btn yaama, bir tavr taknmadr. Btn tavr taknmalarda bir olmas
gereklilik szkonusudur. Burada, mutlak geerli olan normlara gre geerli ya da
geersiz olduu yargs vardr. Bu normlarn dokunulamaz, hibir kuku ile sarslamaz
ve alay konusu yaplamaz olduklar zamanlarda, bir tek hayat sorunumuz vard; pratik
olarak onlara en iyi ekilde nasl yeterli olunabilirdi? Fakat imdi, btn normlarn
tartld ya da uygulama alannda sahteletirildii ve ideal geerlikleri kaldrldnda,
durum ne olacak? Naturalistler ve tarihselciler dnyagr iin savayorlar; fakat her
ikisi de bunu farkl ynlerden tutuyorlar; ideleri olgular olarak yorumlamak ve btn
gereklii, btn hayat, anlalmaz, ideden yoksun bir "olgular" ynna dntrmek
istiyorlar. Onlarn hepsinde olgu rk inanc ortaktr.
Kesin olan u ki, biz artk bekleyemeyiz. Bir tavr taknmalyz, gereklik -iinde bizim de
anlammz olmas zorunlu olan ve bizim iin anlaml olan hayat gereklii- karsndaki
tavrmzda ortaya kan disharmoniyi, bilimsel olmasa da, akllca olan bir "dnya ve
hayat gr" iinde dengelemek iin aba gstermeliyiz. Ve eer bu konuda
dnyagr filozofu bize yardmc olursa, ona teekkr etmemiz gerekmez mi?
Geerli klnan bu dncelerde ne kadar hakikat pay varsa, eski ve yeni felsefelerin
bize sunduklarnda, o kadar az ykseltici ve yrek sevindirici eyler gryoruz. te
yandan da insanla kar sorumlu olduumuz dnlmeli, unutulmamaldr.
Zamanmz yznden ebedilii feda edemeyiz. Bizim skntmz hafifletmek iin, bizden
sonrakilere sknt stne sknty, sklp atlamayacak ktlkleri miras olarak
brakamayz. Burada sknt bilimden kaynaklanyor. Fakat bilimden doan skntlar bir
daha dirilmemek zere ancak bilim yenebilir. Naturalist ve tarihselcilerin kukucu
eletirileri, btn olmas gerek alanlarndaki halis objektif geerlii, bir eliki iinde
ortadan kaldryorsa, ak olmayan uyumsuz ama doal olarak ortaya kan dnce
kavramlarn dizginliyorsa, bunun sonucu olarak, ok anlaml ya da ters sorunlara kar
bir gereklik anlayn ve onlara kar akllca bir tutum olanan da dizginliyorsa; ve
byk bir bilim snf iin gerekli olan zel bir yntemsel tutum alkanlk halinde
uygulanyor ve bu durum baka bir tutuma gemeye yeteneksizlie neden oluyorsa; ve
bu tr nyarglar, insann iini daraltan dnyagrnn anlamszlklaryla ilgiliyse -bu
ve buna benzer btn ktlklere kar bir tek saaltc ara vardr: bilimsel eletiri; ve
hem de ok kkten olan, aadan balayp en gvenli temeller zerinde kurulmu ve
en kesin yntemlerle ilerleyen bir bilim; bizim burada ileri srdmz, temsil ettiimiz
felsefi bilim. Dnyagrleri birbirleriyle kavga edebilirler, ancak bilim karar verebilir ve
onun karan ebedilik damgas tar.
76

O halde felsefenin bu yeni atlm hangi yne dorulursa dorulsun, onun kesin bir bilim
olmay feda edemeyecei, pratik dnyagr abalar karsnda teorik bir bilim olarak
yer almas ve kendisini ondan bilinli bir ekilde ayrmas gerektii kuku gtrmez. Bu
konudaki her trl uzlama denemeleri de yadsnmaldr. nk belki yeni dnyagr
felsefesi szcleri, bu yolda yrmenin kesin bilim idesine bovermek olmadn ileri
sreceklerdir. Hakiki dnyagr filozofunun yalnz temellendirmede bilimsel olmakla
kalmayacan, salam temel talar olarak, tek tek kesin bilimlerin btn verilerine
gereksinmesi olduunu, kendisinin de bilimsel yntemler kullandn ve felsefe
problemlerinde kesin bilimsellik talebini sevinerek tutacan ileri sreceklerdir. Ve o,
daha nceki an metafizik korkusu ve kukusunun tersine, zamanna gre, anlay
yeteneini ve yrei uyumlu bir ekilde rahatlatan bir dnyagr kazanma amacna
varmak iin, souk kanl bir cesaretle, en yksek metafizik problemlerin de ardna
decektir.
Bu dnceler, dnyagr felsefesi ile bilimsel felsefe arasndaki snr silmeye
ynelik arabulucu dncelerdir. Biz buna kar olan savunmamz ortaya koymalyz:
Bu, sadece bilimsellik itkilerini yumuatmak ve zayflatmak sonucuna varabilir ve
dnsel drstln zedelendii, grnte bilimsel olan literatr zendirir. Burada
hibir dn szkonusu olamaz, tpk btn bilimlerde olduu gibi. Eer dnyagr
itkisi her eye egemen olursa ve onlarn bilimsel biimleri teorik kafalar aldatrsa, artk
biz teorik sonulara varmaktan umudumuzu kesmeliyiz. Binlerce yl boyunca, cokulu
bilim isteinin egemen olduu byk bilimsel kafalarn felsefe alannda hibir saf reti
ortaya koyamadklar yerde, yetkin olmayan bir olgunlukta da olsa, baardklar byk
eyleri hep bu iradeden dolay baarabilmilerse; dnyagr filozoflar, bu arada ve
en sonunda felsefe bilimini ilerleteceklerini ve kesin temellere oturtabileceklerini
sanamazlar.
77

Bu amac snrl bir zamana yerletirmeye alan, sistemlerini kurmaya ve ona gre
yaamaya zamanlar olacan dnenler, bu ie hibir ekilde uygun deildirler.
Burada yaplacak yalnz bir ey vardr: Dnyagr felsefesi, tam bir drstlkle, bilim
olma talebinden vazgemeli ve -herhalde asl niyetine ters den- dnceleri
kartrmaya ve bilimsel felsefenin ilerlemesini dizginlemeye son vermelidir. Onun ideal
amac sadece dnyagr olarak kalmaldr. Dnyagr, yaps gerei bilim deildir.
O, amzda ok yaygn olan "bilimsel ekzakt" olmayan, "bilimd" deersiz ilan eden
bilim banazlna saplanp yolunu armamaldr. Bilim bir deerdir; tekiler gibi ve
onlar arasnda ve aynjakta bir deerdir. Yukarda, zellikle, dnya grnn, kendi
zel temelleri zerinde bir deeri ve salam bir yeri olduu, yani onun tek olan kiiliin
baars, tutum ve davran olarak deerlendirilebilecei; fakat bilimin, aratrma yapan
kuaklarn kolektif almalarnn bir baars olduu, ak bir ekilde gsterildi. Ve her
ikisinin deerleri farkl kaynaklardan geliyorsa, ayn ekilde farkl ilevleri, farkl etkileme
ve eitme tarzlar vardr. Dnyagr felsefesinin retisi, bilgeliinki gibidir: Kiilik,
karsndaki kiilie ynelir. Bu yzden byle bir felsefe biimi, retisini ancak
kamunun geni alannda, sadece, zellikle nemli zellikleri ve zel bilgelii olanlara
yneltebilir; ya da yksek pratik ilgilerin -dinsel, ethik, hukuksal ilgilerin hizmetinde
olabilir. Fakat bilim kiilik ddr. Onda alanlarn bilgelie deil, teorik yetenee
gereksinimi vardr. Onun katkda bulunduu, zenginletirdii alan, insanl selamete
ulatrmas gereken, ebedi geerlii olan bir hazinedir. Fakat bu, ayrcalkl olarak ve
byk lde, yukarda grdmz felsefi bilim iin geerlidir.
Ancak, eer bu felsefelerin birinin tekinden kesin ayrm an bilincine ilerse, bu
felsefenin halis bilim formu ve dili ald ve onda nl ve yknlen bir eyin yetkin
olmama olarak grld dnlebilir. Bu, derin anlamllktr. Derin anlamllk kaosun
bir iaretidir. Halis bilim kosmosa dnmek ister: yaln, tmden saydam, zmlenmi
bir dzen. Halis bilim, gerek retisinin eriebildii alanda, derin anlamllk tanmaz.
Her tamamlanm bilim paras, her birisi dorudan ak olan dnce admlarnn bir
btnldr; ve asla derin anlaml deildir.
78

Derin anlam, bilgeliin bir iidir; kavramsal aklk ve saydamlk, kesin teorinin.
Derin anlam sezinlemelerinin, ak rasyonel oluumlara dntrlmesi, ite
kesin bilimlerin yeniden kuruluunun temel oluumu budur. Ekzakt bilimlerin de
uzun bir derin anlam evreleri vardr. Ve onlarn Rnesans'taki savamlar gibi, felsefe
de -bunu ummak cesaretini gsteriyorum- amzn savamlaryla, derin anlamllk
basamandan bilimsel akla geebilecektir. Fakat bunun iin, sadece gerekten
amaca gvenme ve eldeki btn bilimsel enerjiyle gerilmi, bilinle amaca evrilmi
byk bir iradeye gereksinim vardr. amzn bir knt a olduu syleniyor. Ben
bu talamay doru bulmuyorum. Tarihte, bu kadar ok sayda alan gleri harekete
getiren ve ilerinde bu kadar baar kazanan bir ala karlamyoruz. Biz, amalar
kabul etmekten her zaman holanmyoruz. Hayatn dingin rahatlk iinde akp gittii
alardaki tinsel hayatn parlak verimlerinin benzerlerini amzda bulamadmzdan
ve umamadmzdan yaknmaktan holanyoruz. Ama bu kez, istenen ve durmadan
istenen ey, zamanmzda, serbeste gelien naiv gzellie yakn gelen estetik anlama
ters dse de, eer byk iradeler doru amac bulunursa, burada ne kadar olaanst
deerler yeralmaktadr! amzda iradelerin aa olana yneldii sylentisiyle, ona
byk hakszlk edilmektedir. Kim inandrc olur, kim bir amacn byklne anlay ve
coku uyandrabilirse, bu amaca ynelecek gleri kolayca bulabilecektir. Benim kanm
udur ki, bizim amz kendine den dev bakmndan byk bir adr -fakat o, eski
ve aydnlatlmam idealleri ykan kukuculuktan ekmektedir. O, felsefenin gelime ve
gcnn zayflndan, (kendisine pozitivizm diyen) kukucu olumsuzluu, gerek bir
pozitivizmle yenebilmek iin yeteri kadar ilerlemi ve bilimsellemi olmamaktan
ekmektedir. amz sadece "realitelere" inanmak istiyor. te onda en gl realite,
bilimdir ve amzn yokluundan en ok sknt ektii ey, felsefi-bilimdir.
Eer biz, amzn anlamn yorumlayarak, bu byk amaca ynelirsek, u
noktada akla kavumamz gereklidir: Biz bu amaca ancak kktencilikle
ulaabiliriz. nk kktencilik, halis felsefenin zne aittir; pein olarak hibir
eye dayanmamal, gemiten gelen hibir eyi balangta geerli olarak
almamal, byk isimlerden hibirisinin gzlerimizi kamatrmasna izin
vermemeli ve zgrce bir kendini verme ile problemlerin kendilerinden hareket
etmeliyiz.
79

Kukusuz tarihe de gereksinmemiz vardr. Fakat bizim onunla ilikimiz, tarihi


anlamnda. Yani byk felsefelerin iinde yetitikleri gelime ilikileri iinde kendimizi
kaybetmemeliyiz. Tersine, kendimizi, tarihin kendisinin, ona has olan dnsel ieriin
etkilemesine brakmalyz. Gerekten, eer biz onun iine bakar, kelimelerin ve teorilerin
ruhuna girmeyi baarrsak, tarihteki felsefelerden bize dalga dalga felsefi hayat akar,
hem de btn zenginlii ve canl motiflerin btn gc ile. Fakat biz felsefelerle filozof
olmayacaz. Tarihsel olana aslp kalmak, onda tarihsel-eletirel almalara dalmak,
semeci aa ters den bir rnesansla felsefi bilime ulamay istemek, umutsuz
denemelere varr. Aratrma, hareket noktasn felsefelerden deil, eylerden ve
problemlerden almaldr. Felsefe, z gerei, hakiki balanglarn, kaynaklarn,
"rizomata panton"un (hereyin kk) bir bilimidir. Kkten olan eylerin biliminin ilemesi
de kkten olmal ve her bakmdan byle olmaldr. Bu alma, bu ilem, mutlak
aklktaki kendi balanglarna, bu demektir ki, mutlak ak problemlerine, varncaya
kadar dinmek bilmemeli; bu problemlerin kendi anlamnda ortaya kan yntemler ve
mutlak aklkta verilmi eylerin en alttaki alma alan kazanlncaya kadar
srdrlmelidir. Fakat hibir yerde kkten bir nyargszla kendini vermemeli ve bu tr
"eyleri", daha balangta empirik "olgularla" bir saymamal, yani geni bir evrede
dorudan gre mutlak olarak verilmi olan idelere kar kr olmamaldr. Biz hl
Rnesans'tan kaynaklanan nyarglarn yasaklar altndayz. Hakikaten nyargsz olan
kimseyi, saptanan bir eyin Kant'tan m, Aiquino'lu Tomasso'dan m, yoksa Darwin ya
da Aristoteles, Helmholtzya da Paracelsus'tan m kaynakland ilgilendirmez. Kendi
gz ile grmek gibi bir talep gerekli deildir. Fakat grlm olan, nyarglarn basks
ile yorum d braklmamaldr. Yenia'n en etkileyeci bilimlerinde, matematik-fizik
bilimlerinde, almann grnte byk blmnde, almay dolayl yntemler
baarya gtrd iin, dolayl yntemlere gereinden fazla deer vermeye,
dorudan kavramann deerini kt grmeye ok eilimliyiz. Fakat felsefenin son
kaynaklara geri gittii lde, bilimsel almalarn dorudan sezgi sferinde yapmas,
onun z gereidir; ve zamanmzn ataca en byk adm, hakiki anlamda felsefi
sezgi, fenomenolojik zkavramas ile sonsuz bir alma alannn aldn ve bilimin,
btn dolayl sembolletiren ve matematikletiren yntemlere, sonu karma ve
kantlama aparatna bavurmadan da, en kesin ve gelecekteki btn felsefeleri
belirleyecek bilgileri kazandn grp tanmaktr.
80

Terimce
adequat: upuygun, tamuygun
aksiyolojik: deer retisi
aksiyom: belit, akt: edim
aktualite: gncellik,
apriori: nsel, aposteriori: sonsal.
cogitation: bilinli olarak bir eyi dnmek (ev.)
conditio sine qua non: zorunlu koul.
deduksiyon: tmdengelim
deskripsiyo: betimleme (ev.)
diyalektik: eytiim.
eidetik: ze ynelik, zbilim
empirik: duyulara dayanan bilgi (ev.)
epistemoloji: bilgi kuram
epeche: yargszlk.
ethik: ahlak bilimi
ethos : ahlaksal amal dnce (ev.)
ekzakt: san
fantaze: dlem
fenomen: grng
fiksiyon: yapnt.
historisizm: tarihselcilik
ide: ide
ideal: dnsel, lk, lksel.
immanent: ikin
inadequat: upuygun olmayan.
introspeksiyon: (psi. iednk kendini gzleme kendinde inceleme yntemi).
korrelasiyon: ballam kategori: kategori, ynetici ilke (ev.)
mathesis universalis: evrenin mate yntemi ile kesin bilinmesi
modus: kip.
nominalist: adc.
objektif: nesnel ontoloji: varlkbilim.
postulat: konut
prima: ilk, birinci, en stn (ev.)
relasyon: balant, residium: artk (ev.)
reduksiyon: indirgeme
refleksiyon: kendine dnk dnme (ev.)
substanz: tz
sbjektif: znel
teori: kuram
teleoloji: ereksel
transcendent: akn.