You are on page 1of 245

BTN ESERLERNE DORU - 1 2

doan zlem

etik
- ahlk felsefesi -

l' N K I L A P
i

Kitabn ilk iki b l m n d e , etiin (ahlk felsefesi) temel problemleri,


bu temel p r o b l e m l e r iinden kendilerine baat saydklar problemlere
g r e eitlere, tiplere ayrlan etikler (ahlk felsefeleri), betimleyici ve
irdeleyici bir t u t u m l a tantlmaktadr. "Eletirel e t i k " adl n c
b l m d e etik tiplerinde temel tavrlar, " a h l k l l k " t a n m l a n n d a k i
eitlilik, o l a n - o l m a s g e r e k e n ayrm, etiklere tarih bilinci nda
nasl yaklalabilecei, n o r m a t i f etik-eletirel etik ayrm ve
meta-etikler eletirel bir y a k l a m l a ele alnp ilenmektedir.

Son ve d r d n c b l m d e bizzat bir f e l s e f e disiplini olarak etiin


nelii ve olabilirlii i r d e l e n m e k t e ve eletirilmektedir.

D o a n

z l e m

Etik
-Ahlk Felsefesi-

'V N K I L P

Etik -Ahlk Felsefesi 2004, Doan zlem


2004, nklp Kitabevi
Yayn Sanayi ve Ticaret A..
Bu kitabn her trl yayn haklar Fikir ye Sanat Eserleri Yasas gereince
inklp Kitabevi Yayn Sanayi ve Ticaret A..'ye aittir.
Editr Hasan ztoprak
Dzelti Ufuk Alta
Sayfa Tasarm mit Yavuz
Bask
ANKA BASIM
Matbaaclar Sitesi. No:38
Baclar-stanbul

ISBN 975-10-2248-7

0 4 0 5 0 6 07 7 6 5 4 3 2 1

ii : N K I L P

Ankara Caddesi, No:95


Sirkeci 3 4 4 1 0 STANBUL
Tel: (0212) 514 06 10-11 (Pbx)
Fax: (0212) 514 0 6 12
posta@inkilap.com

www.inkilap.com

D o a n

z l e m

Etik
-Ahlk Felsefesi-

'V N K I L P

Doan zlem, 1944'te izmir'de dodu, izmir Atatrk Lisesi'nde balad lise renimini tamamlayamadan kundurac kalfas ve tezghtar olarak almak zorunda kald. 1965'te Sivas'a er olarak askere gitti. Liseyi askerlii srasnda dardan
snavlara girerek bitirdi. Yine askerlii srasnda niversite giri snavn kazand.
1967'deki terhisinden sonra stanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm'nde yksekrenimine balad ve bu blmden 1971'de mezun oldu. 19711974 arasnda Almanya'da bulundu ve eitli ilerde alt. Mezun olduu blmde 1974'te balayp daha sonra Max VVeber'de Bilim ve Sosyoloji (1990) adyla yaymlanan doktora tezini 1979'da tamamlad. Yksekrenimi ve doktora almas
srasnda (1967-1979) Almanya'da ve Trkiye'de ii, bro memuru, sendikac,
muhasebeci ve ynetici olarak alt. 1980'de, 36 yandayken, Ege niversitesi
Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm'nde asistan olarak greve balad. 1988'de doent, 1993'te profesr oldu. 2001 'de kendi isteiyle emekliye ayrldktan sonra, ayn yl ierisinde Mula niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm'nde
akademik hayata yeniden dnd. Halen ayn blmde blm bakandr.
Telif Eserleri (inklp'tan yaymlar srasna gre):
1. Metinlerle Hermeneutik (Yorumbilgisi) Dersleri (2 cilt), 1994, 2. bask: 1996.
2. Felsefe ve Doa Bilimleri, 1995, 2. bask: 2003.
3. Bilim, Tarih ve Yorum, 1998.
4. Siyaset, Bilim ve Tarih Bilinci, 1999.
5. Mantk, Klasik/Sembolik Mantk, Mantk Felsefesi, 1991, 7. bask: 2004.
6. Kttr Bilimleri ve Kltr Felsefesi, 1986, 4. bask: 2000.
7. Tarih Felsefesi, 1984, 8. bask: 2004.
8. Max VVeber'de Bilim ve Sosyoloji, 1990, 3. bask: 2001.
9. Felsefe Yazlar, 1993, 3. bask: 2002.
10. Kavramlar ve Tarihleri I, 2003.
11. Bilim Felsefesi (ders notlar), teksir: 1981, kitap basks: 2003.
12. Etik -Ahlk Felsefesi-, teksir: 1982, kitap basks: 2004.
13. Liseler in Mantk, 1999, 6. bask: 2004.
14. Kavramlar ve Tarihleri II (hazrlanyor)
15. Felsefe ve Tin Bilimleri (hazrlanyor)
evirileri (nklp'tan yaymlan srasna gre):
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8

Kant'n Yaam ve retisi, E. Cassirer, 1988, 2. bask: 1997.


Gnmzde Felsefe Disiplinleri, 15 yazar, 1990, 3. bask: 2001.
Hermeneutik zerine Yazlar, 6 yazar, 1995, 2. bask: 2003.
Tarihselcilik Sorunu, E. Rothacker, 1990, 2. bask: 1995.
Bilim Kuramna Giri, E. Strker, 1990, 2. bask: 1995.
Heidegger zerine ki Yaz, O. Pggeler/ B. Allemann, 1994, 4. basm: 1999.
Heidegger. Bir Filozof, Bir Alman, P. Hhnerfeld, 1994, 4. bask: 2002.
Georg Simmel. Yaam, Sosyolojisi, Felsefesi, W. Jung. 1995, 2. bask:
2002.
9. Teknie likin Soruturma, M. Heidegger, 1996, 2. bask: 2002.
10 Hermeneutik ve Tin Bilimleri, W. Dilthey, 1999.
11. Aydnlanma Felsefesi, E. Cassirer (hazrlanyor.)

NDEKLER

nsz
Giri
Teksir Metninin "indekileri

9
11
12

BRNC BLM
Etiin Konumu ve Temel Problemleri
1. Etiin Konumu
1.1. Ahlk Denen Fenomen
1.2. "Etik" ve "Ahlk" Ayrm
1.2.1 Temel Ayrmlar
1.2.2 Etik Grecilik (Relativizm) - Etik Mutlaklk
1.2.3 Ahlktan Etie

13
13
17
17
18
21

2. Etikte Temellendirme Tarzlar


2.1. Kozmolojik Temellendirme
2.2. Dinsel/Teolojik Temellendirme
2.3. Antropolojik Temellendirme
2.3.1 Doalc Antropolojik Temellendirme
2.3.2 Tinselci Antropolojik Temellendirme
2.4. Felsefi Etik - Dinsel/Teolojik Etik Ayrm

24
24
25
27
27
28
29

3. Etikte Temel Problemler


3.1. En Yksek yi
3.2. Doru Eylem
3.3. rade (sten) zgrl

30
31
33
34

KNC BLM
Baat Saylan Problemlere Gre Etik Tipleri
1. Etik Tiplerini Snflandrmada ltler
1.1. Temel Problem Asndan Etik Tipleri
1.2. Eylem Motivasyonuna Gre Etik Tipleri

39
39
40

2. Temel Problem Asndan Etik Tipleri

41

2.1. "En Yksek yi"yi Baat Problem Sayan Etik Tipleri


2.1.1 Mutluluku Etik
2.1.1.1 Sokrates'in Mutluluk Etii
2.1.1.2 Platon: dealist Mutlulukuluk
2.1.1.3 Aristoteles: Mutluluk ve Erdem
2.1.1.4 Hazclk (Hedonizm)
2.1.1.5 Epikurosuluk
2.1.1.6 Kinizm: Aldrmazc Mutlulukuluk
2.1.1.7 Stoaclk
2.1.2 Yararclk

41
41
41
43
49
54
56
57
59
63

2.2. "Doru Eylem " Problemini Baat Sayan Etik Tipleri


2.2.1 Kant'n dev Etii (Deontolojik Etik)
2.2.2 erikli Deer Etii (Aksiyolojik Etik)

68
68
78

2.3. "rade (sten) zgrl "n Baat Problem Sayan


Etik Tipleri
2.3.1 Belirlenimci Etik
2.3.1.1 Spinoza: zgrlk ve Zorunluluun
Badaabilirlii
2.3.1.2 Schopenhauer: Etik Ktmsercilik
2.3.1.3 Doabilimci ve Sosyolojist Etikler
2.3.2 zgrlk (rade zgrl) Etii

95
96
96
100
102
105

2.3.2.1 Nietzsche: G radesi


2.3.2.2 Varoluu Etik
2.3.2.2.1 Kierkegaard: Tanrc Varoluuluk
2.3.2.2.2 Heidegger: Dasein ve Ekzistens
2.3.2.2.3 Jaspers: Ekzistens ve Tarih
2.3.2.2.4 Sartre: Toplumcu Varoluuluk

105
110
113
116
120
125

NC BLM
Eletirel Etik
1. Etik Teorilere Eletirel Yaklam
1.1. "Ahlkllk" Tanmlarndaki eitlilik
1.2 Etik Teorilerde Deneyimci, Sezgici ve
Rasyonalist Tavrlar
1.3 "Ahlksal Eylem" Tanmlar

127
127

2. Etik Bilgi
2.1 Olan - Olmas Gereken Ayrm
2.2 Etik ve Tarih Bilinci

130
130
133

3. Normatif Etik - Eletirel Etik


3.1 Meta-Etikler
3.2 Etiin Duygusal Teorisi (Ayer)
3.3. Ahlk Mantkl (Hare)

140
140
143
148

128
129

DRDNC BLM
Etik zerine Birka Deerlendirme
1. Ortonomi Etii

155

2. Felsefi Etiin Olabilirlii

163

8
EK-1: Felsefe Tarihinde "Deer" Kavram

167

F.K-2: Ahlk Hukuku nceler

201

Teksir Kaynakas

225

Genel Kaynaka

227

nsz

1981-82 ders ylnda ahlk felsefesi dersi iin hazrlam


olduum Ethik (Ahlk Felsefesi) adl ders teksirini, 1995'e kadar aralksz verdiim bu derste temel metin olarak kullandm.
Ayn ders dneminde bilim felsefesi dersi iin hazrlam olduum Bilim Felsefesi adl ders teksirini ise, yirmi be yla yakn
bir sre derslerimde kullandktan sonra, en nihayet 2003'te kitap halinde yaymlayabilmitim (Bilim Felsefesi -Ders Notlar-,
nklp Yaynevi, stanbul 2003). imdi de, ahlk felsefesi dersleri iin 15 yl boyunca kullanm olduum teksiri kitap halinde
okura sunuyorum.
Teksir metnini tmyle gzden geirdim, ifadede ve terminolojide baz iyiletirmelere gittim ve metni yeni bir blm ekleyerek genilettim. Bylece teksir bir kitap hacmine ulam oldu. Eldeki kitaba teksir metninde ele alamam olduum baz
konular da ekledim. Ayrca kitabn sonuna, ele alnan konu ve
problemleri tamamlayc ynleri bulunan "Felsefe Tarihinde
'Deer' Sorunu" ve "Ahlk Hukuku nceler" adl iki yazm da
koydum.* Teksir metninin sonundaki Trke kaynakay bu kitaba da aynen alarak korudum. Kitaba ise, konuyla ilgili geni
bir kaynaka ekledim.
Felsefenin temel alanlarnn konu ve problemlerinde kkl
deiikliklerin olmad, bir baka ifadeyle, temel alanlarn konu ve problemlerinin hep gncel kald, bilinen bir husustur.
Bir temel felsefe alan olarak etiin temel konu ve problemlerini ve bunlar hakknda gelitirilmi grleri tantp irdeleyen ynyle eldeki almann da, bu nedenle, gncelliini korumakta
*

Her iki yaz, Kavramlar ve Tarihleri I adl kitabmda, s. 123-147 ve s. 203-237'de


yer almtr (nklp Yaynevi, stanbul 2002).

10

etik

olduundan phe edilemez. Ayrca alma, son yarm yzyllk dnemde etik iinde gelitirilmi olan en son grleri de tantan ve genel olarak etiin gnmzdeki durumunu irdeleyen
ve eletiren ynyle de gnceldir. Bununla ilgili olarak, teksir
metninde de, eldeki kitapta da, zellikle Drdnc Blmde, tantc/irdeleyici olmakla kalmayan, ayn zamanda eletirel de
olan bir tavrla konu ve problemlere ynelmeyi ve kendi etik grm ortaya koymay denedim.
Teksir, geen yirmi be yl iinde yine teksir halinde defalarca oaltld, yzlerce renciye ulat, birok almann
kaynakasnda yer ald; fakat bir trl kitaba dntrlemedi.
Meslektalarmn ve rencilerimin teksirin kitaba dntrlmesi konusundaki srekli srarlarna ramen, bunu gerekletiremedim. Teksiri kitaba dntrmekteki yirmi be yllk gecikmeden tabii ki ben sorumluyum. Syleyebileceim, araya hep
baka almalarn girmi olmasdr. Geniletilmi, yeni bir blm ve daha nce yaymlanm iki yaznn eklenmi olmasyla
eldeki kitaba dnm olan teksiri, byk bir gecikmeyle de
olsa okura sunmakla, bir ykmll yerine getirdiime inanyorum.
Gkova/Akyaka, Ekim 2004

Giri

11

Giri*

Etik, felsefe disiplinleri ierisinde yeri en az belirli olan disiplin


olmasna ramen, konu ve sorunlarnn eitlilii, teori bolluu ve zm denemelerinin okluu bakmndan br tm felsefe disiplinlerinin nnde yer alr. Bir yaryllk ders iin hazrlanm olan bu teksirde, kukusuz ki, bu konu ve sorunlarn, teori ve zm denemelerinin
hepsini ele alma, hepsini ele alma bir yana, hatta pek ouna deinme
olana bile yoktur. Bu yzden, teksirimizde, bu konu ve sorunlarn en
temellilerini gz nnde tutabildik; teori ve zm denemelerine ise
ancak belli etik tipleri altnda deinebildik. Etik tiplerini de, az ok geleneklemi bir snflandrmaya gre anlatmay denedik. Son olarak
da, etiin konu ve sorunlarna ve etik tiplerine eletirel bir tutumla ynelip birka deerlendirme sunmaya altk.
Teksirimiz blmden olumaktadr. Birinci Blmde belli
bal etik konularn ve problemlerini betimledik. kinci Blmde, etik
tiplerini bu konu ve problemlere tandklar nceliklere gre snflandrdk ve bunlar ksa ama zl olmasna gayret edilen bir anlatc tavrla iledik. nc Blmde etik tiplerine eletirel adan ve karlatrman bir yntemle ynelip birka ada eletirel tutuma yer verirken, kendi tutumumuzu da ele alnan konuyla snrl olarak belirtmeye altk.
* * *

Bir yaryllk ders sresinin ilk iki aynda teksirde belirtilen konular anlatlp ilenecektir. Geriye kalan srede ise, aadaki metinler
zetlenecek ve bir seminer almasnn konusu klnp ilenecektir:
1. "Yararclk", John Stuart Mili
2. "Pragmaclk", William James
3. "Ahlk Metafiziinin Temellendirilmesi", Immanuel Kant
4. "Varoluuluk", Jean Paul Sartre
*

1981/82 tarihli teksir metninin giriidir.

etik

12

NDEKLER*
GR
I. B L M
ETN KONUMU VE TEMEL SORUNLARI
A- ETN KONUMU
1. Etik ve Ahlk
2. Etik Temellendirmeler
3. Felsefi Etik - Teolojik Etik
B- ETKTE TEMEL SORUNLAR
1. En Yksek yi
2. Doru Eylem
3. rade (sten) zgrl
II. B L M
ETK TPLER
A, MUTLULUKU-YARARCI ETK
B - D E V ET
C- ERKL DEER ET
D- DETERMNST ETK
E- VAROLUU ZGRLK ET
III. B L M
ELETREL ETK
A- ETK TEORLERE ELETREL YAKLAIM
1. Ahlkllk Tanmlar
2. Etik Teorilerde Empirist, Sezgici ve Rasyonalist Tutumlar
B- ETK BLG
1. Olan - Olmas Gereken
2. Normatif Etik - Eletirel Etik
3. Ortonomist Etik
C- FELSEF ETN LEV
BAVURULABLECEK BAZI TRKE KAYNAKLAR

1981 /82 tarihli teksir metninin "indekiler"idir.

etiin k o n u m u ve temel sorunlar

13

BRNC BLM
Etiin Konumu ve Temel Sorunlan

1. Etiin Konumu
1.1 Ahlk Denen

Fenomen

nsann sahip olduu ve znitelii olarak belirtilen asal nitelikler arasnda en nemlilerinden biri olarak, bilindii zere,
onun akll olduu sylenir ve ona akll hayvan (animal rationale) denir. Bu znitelik, insann dier hayvanlar gibi sadece doal
koullar ierisinde, doa yasalarnca belirlenmi ve ynlendirilmi dz bir yaam ierisinde olmad; onun, kendisini ilgilendirsin veya ilgilendirmesin, nesneleri ve olgular seyreden, karlatran, nesneler ve olgular arasnda bant kuran ve bu yolla nesne ve olgular belli balam, bant ve diziler iinde kavrayan varlk, yani bilen varlk olduunu ifade eder. Geri gnmzde "yksek hayvanlar" olarak adlandrlan fil, yunus vd gibi baz hayvanlar zerinde yaplan aratrmalar, "akll olma" niteliini insann tekelinden karm gibidir; fakat artk sadece bir
derece farkn ifade eder hale gelmi olsa bile, "akll olma", insan dier hayvanlardan ayran "ok yksek bir derece fark"
olarak, insan iin ayrt edici bir fark, bir trsel ayrm (differentia specifica) olarak ekinmesiz kullanlabilir.
Ne var ki, insan, akl sahibi varlk olarak, gzlemleyen,
seyreden, bant kuran ve bunlar temelinde bilen varlk olmak
yannda ve belki bundan da nce; tasarlayan, amalayan, plan
yapan, amaca uygun ara yapan, seim ve tercihlerde bulunan

14

etik

ve tm bu tasar, ama, plan, seim ve tercihlere bal olarak eylemde bulunan bir varlktr. nsanlar da hayvanlar gibi eitli
davranlar sergilerler. Fakat sadece insana zg bir davran
ekli vardr ki, buna eylem adnn verilmesi gerekir. Eylem, bir
ilke, norm, inan, deere vd bal, istenli (iradi) davrantr.
Filozoflarmz, yzyllardan beri, akln bilme ve eyleme
amal olarak kullanmn gz nnde tutarak, teorik akl ve
pratik akl ayrm yapagelmilerdir. Teorik akl, nesne ve olgulara ynelik olarak, bilen, seyreden, bant kuran akldr; pratik
akl ise, tasarmlar yapan, amalar koyan, seim ve tercihlerde
bulunan, koyduu amaca uygun aralar yapan ve tm bunlarla
iliki ierisinde eylemi ynlendiren akldr.*
Eylemleri belli ama ve tasarmlara gre ve ara kullanarak ynlendirme yetisi de diyebileceimiz pratik akl, insanlara
toplumsal iblm ierisinde alet yapma ve yeni aletler bulup
gelitirme ve bunlar bireysel ve toplumsal ihtiyalarn giderilmesi iin retim amal olarak kullanma, yaamn daha rahat
klma olanan vermitir. nsan, pratik akl yardmyla, ihtiyalarnn karlanmas iin nesnelerin retiminde ve aralarn yapmnda bavurulan yntem, beceri ve el yatknlklarnn tmn ifade edecek ekilde, teknik''i yaratmtr. Teknik, doada varolan nesneleri toplumsal yaamda kullanm deeri olan ara ve
gerelere dntrme faaliyeti ve bu faaliyet srasnda belli bir
plana gre ynlendirilmi beceriler ve bavurulan yntemler
topluluu olarak da tanmlanabilir. nsann en eski tanmlarndan birinin homo faber olduunu biliyoruz.** Bunun gibi, homo
technicus da, homo faber 'i de ierecek ekilde, pratik akl yardmyla evresini dzenleyerek doaya egemen olan insan tanm*
**

Greke theoria, bakma, seyretme, geneli grme; pragma (praxis) ise, iler hale getirme, yrrle koyma, eyleme geirme, eylemde bulunma anlamlarna gelir.
Homo faber: Alet yapan, aletle i gren varlk olarak insan. Latince fabere fiili, alet
yapmak, i l e m e k - , f a b r i c u m , f a b r i c a (fabrika) ise, ilik, retim yeri anlamna gelir.

etiin k o n u m u ve temel sorunlar

15

lamaktadr. Bu kullanmyla pratik akla arasal akl da denebilir.


Ne var ki, pratik akl yetisi, yalnzca teknik ve arasal ynde kendisinden yararlanlan bir yeti deildir. Baka bir ifadeyle,
pratik akl, insann sadece alet yapmasn, evresini dzenlemesini ve doaya egemen olmasn salayan arasal akl olmakla
kalmaz. Ayn pratik akl, eylemlerimizi ynlendiren yetidir de.
Bir arada yaayan insanlar, sadece arasal akla bal eylemlerde, teknik eylemlerde bulunmazlar. Onlar, eylemlerini, bir de,
bakalarn gzeten bir ilgi ve kaygya bal olarak, "iyi", "kt", "doru", "yanl" gibi szckler araclyla, bir eyi deerli bulma veya deerli bulmama yoluyla, yani deerlendirme yaparak da ynlendirirler. "yi", "kt", "doru", "yanl" vd szcklerinde ifadesini bu deerlendirmeler, her insan topluluunda, her toplumda bulabileceimiz birtakm duygusal kkenli
eilimler, yerleik dnceler, inanlar, treler, alkanlklar, gelenekler vd asndan ve bunlara dayanlarak yaplagelir. Bu eilim, dnce, inan, tre, alkanlk, gelenekler vd insanlarn ne
yapmalar gerektii, ne yapmaya izinli olduklar veya izinli olmadklar hakknda buyurucu nitelikte eylerdir. Her insan topluluunda, her toplumda, her tarihsel dnem ve her kltrde insanlar, bu gibi buyurucu nitelikte ve bir olmas gerekendi ifade
eden eyler altnda "iyi" veya "kt" olarak adlandrlan eylemlerde bulunurlar. Her insan topluluu (aile, grup, cemaat, ulus
vd) bu trden eilim, dnce, inan, tre, alkanlk, geleneklerin vd ve bunlarda ieri mi olan deer, buyruk, norm ve yasaklarn meydana getirdii bir grnmez a iinde yaar. Herkes,
daha doar domaz, byle bir a iinde yaamaya balar ve daha soma bunlarn ynlendirmesi altnda eylemlerde bulunur. te, tek kiinin veya bir insan topluluunun belli bir tarihsel dnemde belli trden eilim, dnce, inan, tre, alkanlk, grenek vd ve bunlarda ierilmi olan deer, buyruk, norm ve ya-

16

etik

saklara gre dzenlenmi ve bu haliyle geleneklemi, yerlemi


yaama biimine ahlk (moral) denir. Nasl ki, pratik akl varl olarak insann alet yapan, evresini dzenleyen, doaya egemen olan yanma homo faber, homo techricus gibi adlar veriyorsak, yukarda betimlemeye altmz yaama biimi iindeki
grnmyle ona homo moralis diyebiliriz.
"Ahlk" dediimiz ve her insan topluluunda ok eitli
duygusal eilim, dnce, inan, tre, alkanlk, geleneklere vd
bal eylemler alan olarak karmza kan bu fenomen, nasl
bir fenomendir?
phesiz byle bir soruyu sorabilmenin ilk koulu, insann
daha ocukluundan balayarak kendisini grnmez bir a gibi
saran ve ailesinin, evresinin ve gitgide toplumun ounlukla
benimsedii ve kendisine ikna, telkin ve hatta zora bavurarak
benimsettii bu eilim, dnce, inan, tre, alkanlk, gelenekleri vd kendince tartya vurmaya, bunlardan kendine uygun grnmeyenler hakknda belli bir pheye dmeye ve gitgide
bunlar sorgulamaya ve yarglamaya balamasdr. Aslnda her
insann kendi bireysel yaam sreci iinde ve belli bir dnemde
(zellikle genlik dneminde), o ana kadar irdelemeden ve tartmadan benimsemi olduu veya kendisine benimsettirilmi olan
eilim, dnce, inan, tre, gelenekleri vd ve bunlarda ierilmi olan buyruk, norm ve yasaklar kendince bir eletiriden geirdii dnlebilir. Bu eletiri ksa ve sreksiz olabilir ve kii
kendisini kuatan mevcut ahlk an olduu gibi kabullenip yaamn bu a ierisinde sorgulamakszn srdrebilir ve hatta
onun eletirilip sorgulanmasna kar kan tutucu bir tavr da taknabilir. Veya: Bu eletiri uzun soluklu, hatta srekli olabilir ve
hatta "Genellikle ahlk nedir?" sorusunun sorulmasna ve bu soruya genel, kuatc bir yant verme giriimine dnebilir.
Bu ikinci durumda, o kii iin artk u sorular birbirini izlemeye balar:

etiin k o n u m u ve temel sorunlar

17

Biz bir eylemi deerlendirirken neden dolay "iyi" ve "kt" gibi terimlere bavuruyoruz ki? "yi" ve "kt" de nedir ki?
Bizim "iyi" ve "kt" hakknda ailemizin, evremizin, toplumumuzun bize benimsettikleri dnda salam bir bilgimiz var mdr? Varsa byle bir bilgi nasl elde edilir veya neye dayanr? Bir
kiinin eylemini deerlendirirken "iyi" ve "kt" terimlerini
kullanarak bir yargda bulunuyoruz; fakat acaba bu yarglarmz
somut, nesnel bir olgu bilgisine mi dayanmaktadr; yoksa onlar
sadece bizim znel eilimlerimizi, duygularmz, arzularmz
m yanstmaktadrlar? "yi" ve "kt"nn deerlerle ilgili olduu syleniyor; fakat acaba deer nedir? Tm insanlar iin geerli, ayn anlama gelmek zere, evrensel olan deerler var mdr?
Yoksa deerler kiiden kiiye, gruptan gruba, toplumdan topluma, kltrden kltre deien, ayn anlama gelmek zere, hep
greli kalan znel ltlerden mi ibarettirler?
1.2. Etik - Ahlk Ayrm
1.2.1 Temel Ayrmlar
Daha da oaltlabilecek olan bu sorular zerinde dnmeye balayan kii, artk ahlk zerine dnmeye balam demektir. O kii, artk adna etik veya ayn anlama gelmek zere
ahlk felsefesi denen bir felsefe alanna admn atmtr.
Bu noktada hemen, ivedilikle saptanmas gereken husus,
etik ile ahlk arasndaki ayrmdr.
Ahlk, bir kiinin, bir grubun, bir halkn, bir toplumsal snfn, bir ulusun, bir kltr evresinin vd belli bir tarihsel dnemde yaamna giren ve eylemlerini ynlendiren inan, deer,
norm, buyruk, yasak ve tasarmlar topluluu ve a olarak karmza kar. Bu bakmdan ahlk (moral), her yanda yaammzn
iindedir; o tarihsel olarak kiisel ve grupsal/toplumsal dzeyde
Etik / F2

18

etik

yaanan bir eydir; ona her tarihsel dnemde, her insan topluluunda mutlaka rastlarz. Bir "Hristiyan ahlkf'ndan, bir "slm
ahlkf'ndan, bir "Yahudi ahlk"ndan, bir "Konfiys ahlktan, bir "Budist ahlk"ndan sz edildiini biliriz. Bunun gibi, bir "hmanist ahlk", bir "hogr ahlk", bir "dev ahlk"
olduu sylenir. Yine bunun gibi, bir "aristokrat ahlk", bir
"burjuva ahlk", bir "kle ahlk" olduunu syleyenler vardr.
Ayrca "i ahlk", "meslek ahlk" (tp ahlk, ticaret ahlk,
bankaclk ahlk vd) ve "bilim ahlk" da, yukarda saylanlara
eklenebilir. yle ki, ahlk zerine dnmeye, ahlk zerine felsefe yapmaya balayan kiinin, yani etik iine admn atm
olan bir insann gzlemsel dzeyde ilk saptad ey, bir ahlklar okluudur. Etie admn atar atmaz bir ahlklar okluu ile
karlaan kiinin yapaca ilk saptamalardan biri, tm bu ok
eitli ahlklarn dayandklar deer, norm, inan ve dncelerin greli kaldklar, ksacas ahlk ilkelerinin grelilii olabilir.
O kii, sadece yaad dnemle snrl kalmayacak ekilde, tarihte de ahlk ilkelerinin hep greli kald saptamasnda bulunabilir. Hemen ardndan o kii, tm insanlar birletirici nitelikte, temel ve evrensel ahlk ilkelerinin tarihte ve halihazrda
mevcut olmad ve bu greliliin alamayaca yargsna ulaabilir. O kii, bu gzlem ve yargsyla yetinip kendi znel eilimleri ve inanlar dorultusunda kendine gre bir ahlksal yaam srdrmeye karar verebilir. Veya ayn kii, bu grelilii
hazmedemeyip tm insanlk iin birletirici olabilecek temel ve
evrensel ahlk ilkeleri konumlamaya ve bylece kaotik nitelikteki mevcut eitlilii amaya ynelebilir.
1.2.2 Etik Grecilik (Relativizm) - Etik
(niversalizm)

Evrenselcilik

Aslnda onun karlat bu durum, felsefe tarihine bakl-

etiin k o n u m u ve temel sorunlar

19

dnda, etikle ilgilenen filozoflarn balangta karlatklar


durumdur. Gerekten de, bu ilk gzlemlerden hareketle bir grecilie (relativizm) varmak veya tam tersine tek, kuatc ve
balayc bir ahlk, bir evrensel ahlk gelitirmeyi denemek, evrerselcilie (niversalizm) bavurmak, daha ilkadan beri rastlanan ve gnmzde de srp giden iki temel etik ii ynelim,
iki ana dorultu olmutur.
Felsefe tarihinin erken dnemlerinden beri her dnemde
karmza kan bu iki ana ynelimi, dorultuyu, balca temsilcilerinin adlarn anarak ksaca yle betimleyebiliriz:
Sofistler, "Her eyin lt insandr" iar altnda, bir doa
felsefesi olarak balayan ve her konuda doay lt klan Grek
felsefesinde insan lt klan (homo mensura) bir felsefe tarz
gelitirirlerken, yani felsefi ilgiyi doadan insana ekerlerken;
ayn zamanda etik tarihinde greciliin, etik greciliin (relativizm) de ilk temsilcileri oluyorlard. Sofistler iin "iyi" veya
"kt" insan eylemlerini deerlendirebileceimiz, tek ve deimez anlaml ve herkes iin genelgeerli ve bu anlamda evrensel
ltler deil, sadece insana ait, insan-baml, insan kaynakl,
ksacas insana greli eylerdir. Geri, insana greli olmalar, yine de, onlarn insanlar aras bir genelgeerliliklerinin olabileceini dndrebilir. Baka bir deyile, onlarn doa yasalar gibi insandan bamsz bir genelgeerlilikleri olmasa da, insan
eliyle ve insanlar arasnda oluturulmu bir genelgeerlilikleri
olduu veya olabilecei pekl dnlebilir. Oysa sofistlere
gre, "iyi" ve "kt", insana greli olmakla kalmazlar; stelik
insanna greli eyler olurlar. rnein, "yarar" ve "haz"m insana gre, yani tm insanlar iin "iyi" olduklar sylenebilir. Oysa sofistlerin gznde herkes iin genelgeerli yarar ve hazlar
yoktur; yararlar ve hazlar insana gre olmaktan teye, insanna
gredirler. Birinin yararna olan bir bakasnn yararna olmayabilir; birinin haz ald bir eyden bir bakas haz almayabilir vd

20

etik

Protagoras, "yen iin rzgr souk, meyen iin souk


deildir," demiti. Neyin deerli neyin deersiz olduu da, bylece insanna gre deiebilmektedir. Bu saptama, "evrensel deerlerden sz edilemeyeceini de rtk olarak iermektedir.
Sofistler etik tarihinde deer grecilii (relativizmi) olarak bilinen bir anlayn da ilk temsilcileri olmulardr.
Etik grecilii ve bal olarak deer greciliini temsil
eden sofistlerin karsnda, insann ahlksal yaamn evrensel
ilkelere gre dzenleyen bir rasyonel/evrensel ahlk gelitirmek
konusundaki abalaryla, Sokrates ve Platon'un felsefe tarihinde
etik evrenselciliin (niversalizm) temsilcileri olduklar grlr.
Sokrates ahlksal yaamda "tmel dorular" olduunu, bunlarn
diyalektik ve maiotik (aklda zaten mevcut olan uyarma, hatrlatma yoluyla aa karma, dourtma) yollardan ortaya karlabileceini iddia eder. Ona gre "iyi"nin, "doru"nun, "erdem"in, "cesaref'in, "adalef'in vd birer "z" vardr. Bu zn
her an ve durumda bilincinde deilizdir; o rtk olarak bilincimizin ve belleimizin derinliklerine saklanm gibidir. Fakat
rasyonel irdeleme, doruyu ortaya karma amal konuma (diyalektik) yoluyla, tpk bir ebenin bir ocuu dourtmas gibi
(maiotik), bu zler, tmel tanmlaryla ortaya karlabilir ve insann ahlksal yaam bu tmel tanmlarda ifade edilen tmel
dorulara gre dzenlenebilir. Dolaysyla Sokrates, herkesin
"iyi"den, "erdem"den vd sz ettiini, fakat kimsenin bunlarn
tmel tanmlarn yapmadklarn belirterek, insanlarn bunlarn
toplumca benimsenmi tre, grenek ve alkanlklara gre yaplagelen ve fakat hibir genelgeerlik tamayan tanmlaryla
yetindiklerini syler. Oysa, bir tre veya grenek asndan "iyi"
diye bellenmi olan ey, bir baka tre ve grenek asndan
"iyi" saylmayabilmektedir. Sokrates'e gre sofistler de grecilikleri ile bu durumu onaylar grnmekte ve ahlksal yaamdaki kaotik durumu daha da arlatrmaktadrlar. Oysa yaplmas

etiin k o n u m u ve temel sorunlar

21

gereken, ahlksal yaama yn veren temel kavramlarn tek, herkese kabul edilebilir, bu anlamda evrensel olan tanmlarn ortaya koymak olmaldr. Ahlksal yaam iin genelgeerli olacak
tanmlar iin lt, bilgi, doru bilgidir. Doru eylem doru bilgiden kar. yle ki, bilgi ynnden "doru" olan, ahlk ynnden "iyi"dir de. Buna gre, doru bilgiyi izleyen, doru bilgiye
dayal eylem ahlk ynnden de dorudur ve bu eyleme yn veren ilke, hem bilgi hem ahlk ilkesi olarak, "iyi"dir. Daha sonra
Platon, "Her eyin ls Tanr'dr" diyerek, "iyi"yi ideal bir
alana tayacak ve onu bir idea olarak hatta mutlaklatracaktr.
"yi" bylece kendisinden pay alman, eylem srasnda kendisine
ynelinen, insan st bir konuma da ykseltilmi olur. Bu, en iyi
"Tanr iyidir" nermesinde ifadesini bulur ve daha sonra Hristiyanlk ve slm gibi tek tanrl dinlerin gelitirdikleri hemen
tm ahlk retilerine de kaynaklk eder.*
Felsefe tarihinde geniliine ilk kez sofistlerle Sokrates ve
Platon arasnda karmza kan bu kartlk, etik grecilik - etik
mutlaklk (evrenselcilik) kartl olarak, tm felsefe tarihi
boyunca devam eden ve rnein 20. yzylda da neopozivist filozoflarla Scheler ve Hartmann gibi filozoflar arasnda srp
gittiini ileride greceimiz bir kartlktr.
1.2.3 Ahlktan Etie
Ne var ki, sofistler de, Sokrates ve Platon da, "ahlk" denen fenomenin "ne olduu"nu, onun "nelik"ini, insan yaamnda neden varolduunu, nereden kaynaklandn sormuyorlard.
Hemen tm Grekler gibi onlar da, "ahlk" fenomenini tpk do*

kinci B l m d e "2.1.1.2. Platon: dealist Mutlulukuluk" bal altnda, P l a t o n ' u n


h e m e n tm Bat felsefesini ve Hristiyanlk, slm gibi dinleri etkilemi ve bir ld e bu dinlerin teorik yaplarnn temellerinde yer etmi olan ontolojik belirlemelerin e ve metafiziine daha geni olarak yer vereceiz.

22

etik

al bir fenomenmiesine, "kendiliinden mevcut" bir ey olarak gryorlard. Oysa Aristoteles'in bu konuda farkl bir yaklam olduunu gryoruz. Aristoteles, kendisinden nce ortaya
atlm eitli ahlk grlerini snflandrarak sistematik bir biimde irdeleyip eletiren, bu konudaki aratrmalara ilk kez bir
sistematik getiren filozof olmutur. rnein, o, insann tm ahlksal eylemlerinin bir "en yksek iyi"ye ulamaya ynelik olduunu belirtirken, her trl ahlk aratrmas iin bir temel kalk noktas ortaya koymu oluyordu. Onun Nikhomakhos 'a Etik
adl yapt u cmleyle balar: "Her sanat, her reti, bunun gibi her eylem ve her istenli karar, herhangi bir iyi'ye ulamaya
abalar grnyor." Aristoteles, bu temel kalk noktasndan hereketle ve kendisinden nceki denemelere bakarak, bu denemeleri herhangi bir iyi'ye ulama abas olarak grp irdelemi ve
kendisine kadar ahlkla ilgili olarak ortaya atlm tm iddialar
kapsaml zmlemeler ve salam bir karm zinciri iinde
eletirmitir. Geri biraz ileride greceimiz gibi, aslnda Aristoteles etiin baat problemini "en yksek iyi" olarak belirlemiken, birok filozof ya "doru eylem" ya da "isten zgrl"
problemini baat problem olarak greceklerdir. Bununla birlikte, ilk kez Aristoteles'te grdmz bu irdeleyici, snflandrc, temellendirci ve eletirel tavr, kendisini etiin kurucusu olarak grmemizin nedenidir. Gerekten de onun bu konudaki kitabnda, Nikhomakhos 'a Etik'te geen etik szc, o gnden beri "ahlk felsefesi" karl kullanlagelmektedir.
Etik ve ahlk (moral) arasnda yaptmz bu ayrma ramen, gnlk dilde, hatta felsefede, her iki szcn birbiri yerine kullanlageldiini de sk sk grmekteyiz. Dedik ki, ahlk fiilen ve tarihsel olarak bireysel, grupsal, toplumsal dzeyde yaanan bir ey, bir fenomen olmasna karlk; etik, bu fenomeni
ele alan, ahlk grlerini, retilerini irdeleyip snflandran,
aralarndaki benzerlik ve farkllklar ortaya koyan, bunlar kar-

etiin k o n u m u ve temel sorunlar

23

latrp eletiren felsefe disiplininin addr. Tam bu nedenle, rnein ileride "erikli Deer Etii" bal altnda Scheler'le birlikte kendisinden sz edeceimiz Nicolai Hartmann, "Ahlklar
okluuna kar etik tektir" der.* br yandan, etimolojik bir irdeleme bize unu da gsterir: Etik szc Greke "ethos", moral szc ise Latince "mos" scklerinden gelir. Ve "ethos"
da, "mos" da, tre, gelenek, grenek, alkanlk, yerleik hale
gelmi duygululuk hali, karakter, huy, miza vd anlamlarna gelir. "Moral" karl dilimizde kullandmz "ahlk" szc
de, Arapa "hulk" kknden gelmektedir ki, bu kk de yine tre, gelenek, grenek, alkanlk, huy, karakter vd anlamlarna
gelmektedir. Buna gre, "etik", "moral" ve "ahlk" szckleri,
nanslar gzard edilirse, ayn anlama sahip szcklerdir ve onlar etimolojilerine gre deil, felsefede kazanm olduklar anlamlarn dikkate alarak birbirinden ayryoruz. Ve bu szckleri, bundan sonra, felsefede kazanm olduklar anlamlar dikkate alarak kullanacaz. Burada hemen unun belirtilmesi uygun
olur: Etiin grevi, herhangi bir ahlk gelitirmek, ahlklar okluuna bir yenisini eklemek ve insanlara bu ahlka uyulmasn
tlemek deildir. Tam tersine, etik, "ahlk" denen fenomeni
inceleme alandr. Baka bir deyile, etik, pratik bir etkinlik alan olan ahlk teorik bir inceleme konusu klan felsefe disiplinidir. Fakat imdiden belirtelim ve ileride zerinde duracamz
gibi, etikilerin ahlk fenomenine ve eitli ahlk grlerine
bak ve deerlendiri tarzlarna, kendileri farknda olsun veya
olmasn, u veya bu llerde belli bir ahlkn, tikel bir ahlk
grnn bak ve deerlendiri tarz szm, sinmi olabilir.
*

Hegel, etik - ahlk ayrmn baka terimlere bavurarak yapar. Biz yukarda " m o r a l "
szcn " a h l k " karl kullandk. B u n u n gibi, " m o r a l i t e " (Moralitt) de tabii
"ahlkllk" anlamna gelir. A l m a n c a "Sittlichkeit" terimi de, esasnda "ahlkllk"
demektir. Ne var ki, Hegel, Sittlichkeit' ahlkllk anlamnda kullanmakla birlikte,
"Moralitt'M, byk lde, bizim yukarda "etik"ten anladmz a n l a m a yakn bir
a n l a m d a kullanr.

etik

24

Byle durumlarda etik ile ahlk arasndaki snrlarn belirsizletii, bunlarn i ie girdikleri grlr. Ve bu hi de seyrek rastlanan bir durum deildir. yle ki, etik - ahlk ayrm, her zaman
belli llerde bulank bir ayrm olarak kalr.*

2. Etikte Temellendirme

Tarzlar

Felsefe tarihinde (daha geni olarak: dnce tarihinde) ahlk fenomenini temellendirme giriimlerinin, byk ounluu
evrenselci bir tutum dorultusunda olmak zere, kaynaa dayanlarak gerekletirilmi olduunu gryoruz. Baka bir ifadeyle, ahlk fenomeninin ilksel nedenlerini gstermede ve bunlara dayal bir aklamasn yapmakta kaynaa bavurulmutur: Evren (kozmos), insan ve tanr.
2.1 Kozmolojik

Temellendirme

Sofistler, septikler, agnostikler vd dnda, Grek filozoflar


ve genellikle Grek halk, evrendeki dzen ile insan yaamndaki dzen arasnda bir farkllk grmyorlar, insan yaamndaki
dzeni evren dzeninin (kozmik dzenin) bir devam sayyorlard. Onlar iin evrende bir akl, logos vard ve logos un hkmettii bu evren, "aklsal dzene sahip evren" anlamna gelmek
zere, kozmos olarak adlandrlyordu. Pek tabii ki, insanlar bir
kez iinde yer aldklar evrenin bir kozmos olduuna inandlar
m, onlar iin "iyi yaam", "ahlksal yaam", kozmosla, kozmik
dzenle uyum iindeki bir yaam anlamna gelir. Evrenle insan
arasndaki uyumu ve trdelii gstermek iin Greklerin kullandklar iki terim vardr: Evren insana gre makrokozmos; insan
*

Bu konuda Drdnc B l m d e "2. Felsefi Etiin Olabilirlii" balkl alt b l m e


bkz.

etiin k o n u m u ve temel sorunlar

25

ise evrene gre mikrokozmos 'tur. Bu demektir ki, insan, kendi


iinde byk evrenin, makrokozmos'un hem formlarn hem
elerini barndran bir kk evrendir. Tabii byle bir anlay
altnda ahlksal yaam da bir eit doal yaam saylyor veya
doal yaamn bir uzants olarak grlyordu. Baka bir ifadeyle, evren ile insan (zellikle ahlksal yaam iindeki insan) arasnda z ve nitelik ynnden bir fark olduu veya olabilecei
fikri, Grek dncesine byk lde yabanc bir eydi. Bu durumda, varlk dzeni ile ahlk dzeni, olgu ile deer, doa yasas ile ahlk ilkesi vd birbirlerinden z ve nitelik bakmndan
ayr eyler olarak grlmek bir yana, hatta tersine birbirinden
tretilebilir eyler olarak grlyorlard. Evren dzeni ayn zamanda ahlk dzeni iin de rnek ve modeli oluturuyor; doa
yasas potansiyel bir ahlk yasas olarak dnlyordu. rnein, stoaclar, ileride de greceimiz gibi, kendi ahlk retilerinin temel ilkesini "doa ile uyum iinde yaamak" olarak belirlemilerdi. Baka bir deyile, onlar iin "iyi yaam", "ahlksal (ahlkl) yaam", akln yol gstericiliinde gerekletirilmesi gereken bir eit doal yaamdr.
te, evren ile insann ahlksal yaam, olgu ile deer, varlk dzeni ile ahlk (ve bal olarak: toplum, hukuk, siyaset vd)
dzeni arasnda z ve nitelik bakmndan bir ayrm yapmayan,
tam tersine ahlk fenomenini kozmolojik ynden temellendiren
bu temellendirme tarzna kozmolojik temellendirme diyoruz.
2.2 Dinsel/Teolojik

Temellendirme

Tanr'y evrenin yaratcs olarak kabul eden dinlerde, zellikle semavi dinlerde (Yahudilik, Hristiyanlk, slm), ahlk fenomenini temellendirme tarz, artk sadece kozmolojik bir temellendirme tarz deildir. Burada "iyi", en azndan, artk kozmik dzenle uyumlu olmakla snrl deildir. "yi", Tanr'nn

26

etik

kutsal iradesi, onun buyruklardr. Kozmik dzen de kendi irade


ve buyruklarna gre onun kendisinin ekillendirdii bir eydir.
"Doru" veya "doru eylem" de, bylece bu iradeye, bu buyruklara uymak, itaat etmek olur. Tabii buna gre "kt" de bu iradeye, bu buyruklara aykrl ifade eder. Ve bu iradeye, buyruklara aykr eylemler de "yanl", "yanl eylem" olarak adlandrlr. rnein, Hristiyanlkta Tanr'nn kendi iradesini ya buyruklarda (Eski Ahit'teki on emir vd) ya da kendini insan klnda cisimletirerek (bedenlenme, incamation) ve yetkin bir kiilik halinde sa (Christus) olarak ortaya koyarak (kiileme, personifcation) amladna (relevation, Offenbarung) inanlr.
Bylece insann ahlksal yaam Tanr'nm irade ve buyruklarna gre ynlendirilmesi ve dzenlenmesi gereken bir yaam olarak anlalr. slm (zellikle: ortodoks slm) bedenlenme ve
kiilemeyi kabul etmemekle birlikte, ahlksal yaamn Tanr'nm vahiy yoluyla peygamberlere ilettii irade ve buyruklarn
ieren kutsal kitaba (Kuran'a) gre dzenlenmesini talep eder.
Baka bir deyile, semavi dinlerde ahlksal yaam, Tanr'nn
irade ve buyruklarna gre ynlendirilen ve dzenlenen yaamdr. Ve semavi dinler, baka (zellikle din d) bir ahlksal yaam eklinin toplumsal meruluunu kabul etmez istemezler ve
hatta bu eit bir ahlksal yaam eklini, kendi akideleri dorultusunda, yasaklarlar.
te, ahlk belli bir dinin akidelerine gre temellendirmek
isteyen bu temellendirme ekline dinsel/teolojik
temellendirme
ad verilir. Yalnz burada u hususun altnn izilmesi gerekir:
Dinsel/teolojik temelendirme tm semavi dinler iin geerlidir.
Fakat teolojik olup dinsel olmayan temellendirmeler de vardr.
rnein 20. yzyln baz varoluu filozoflarnn dinsel akideleri benimsemeyen, fakat Tanr'y merkeze alan bir ahlk nerdiklerine tank olunur (Blondel, Maritain). Bu trl temellendirmeye yalnzca teolojik temellendirme demek uygun olur.

etiin k o n u m u ve temel sorunlar

2.3 Antropolojik

27

Temellendirme

Ahlksal yaam evrenden (kozmos) ya da bir dinin akidelerinden veya sadece Tanr'dan yola karak temellendirmek istemek, dnce tarihinde en sk rastlanan durumdur. Bununla
birlikte, zellikle "zne merkezli" olarak nitelendirilen yenia
felsefesiyle birlikte, ahlksal yaam insandan yola karak temellendirme giriimlerinin, hatta dier temellendirme ekillerinin bir lde nne getii bile sylenebilir.
Ahlksal yaam insandan yola karak temellendirme ekline antropolojik temellendirme ad verilir. Bu temellendirme
eklinde iki farkl yola rastlanr.
2.3.1 Doalc Antropolojik

Temellendirme:

Greklerin kozmosu, empirik yoldan, aratrma, inceleme


yoluyla elde edilmi bir kavram deil, tamamen rasyonel olarak
tasarlanm, "dnlm", bu anlamda kurgusal bir evrendi.
Yeniaa biim veren temel dnce ise, evrenin rasyonel bir
dzene, logosa, sahip olduu eklindeki bu Grek inancn korumakla birlikte, evrendeki dzenin ve ondaki rasyonel yapnn,
olgulara ve nesnelere gidilerek ve aratrma, inceleme yoluyla
ortaya konulmas gerektiidir. Bu, modern doa bilimlerinin ortaya k ve geliimini de gzmzde ak klar. yle ki, yenian kulland terim "kozmos" deil, "doa"dr (natura). "Doa", bilimsel yntemlerle aratrlp yasalar ortaya konulan, deneyimlenebilir olan fizik dnyadr. Ve onun ayn zamanda bir
"kozmos" olduu, ancak deneyim yoluyla gsterilebildii srece kabul edilebilir. Ayn ey tabii ki insan iin de geerlidir. nsann bir "mikrokozmos" olup olmad, ancak onun fiziksel, biyolojik, psikolojik bir inceleme ve aratrmann konusu yaplmasndan sonra ve bu inceleme ve aratrmann sonularna ba-

28

etik

klarak sylenebilir. Bununla birlikte, yeniaa zg doabilimci anlay, insan ve insann ahlksal yaamn, Grekler gibi, doal bir yaam, doann bir uzants olarak grmeyi srdrmtr. Dolaysyla insann ahlksal yaam da, ancak, ayn insann
biyolojik, psikolojik, bu demektir ki doal yaps ve doal belirlenimi gz nnde tutularak temellendirilebilir ve aklanabilir.
Bu durumda "iyi", insann doal ve toplumsal gereksinimlerini
en uygun ekilde gidermesinde lt olan eydir. Bir toplumsal
varlk olarak insan, doal ve toplumsal gereksinimlerini yine ve
ancak toplum ierisinde karlayabilir. Dolaysyla "iyi", insana,
dier insanlarla ilikisi iinde "yarar" getiren eydir. leride "yararc etik" (J.S. Mili vd) bal altnda greceimiz gibi, ahlksal yaamn temellendirilmesinde insann doal yann esas alan
bu temellendirme ekline doalc antropolojik
temellendirme
adn veriyoruz.
2.3.2 Tinselci Antropolojik

Temellendirme

leride Kant'm dev etiini ele alrken greceimiz gibi,


insann ahlksal yaamn temellendirmede insann doal yanndan deil de, onun tinsel yanndan yola kan ve hatta doalc
antropolojik temellendirmeleri reddeden temellendirme ekline
tinselci antropolojik temellendirme adn veriyoruz. Kant, insann doal yann esas alan tm antropolojik temellendirme ekillerini u gerekeyle reddeder: Bu temellendirmelerde insann
doal yan esas alnmakla kalnmam, hatta insan doal varlk
olmaya indirgenmitir. Oysa Kant'a gre, insan ayn zamanda
bir tinsel varlktr. Akl varl olarak insan, doal belirlenim altnda olmasnn yan sra, kendi belirlenimini kendinden alan,
yani kendi kendisini belirleyebilen bir gce sahiptir. Kendi kendisini belirleyebilen, akl sahibi varlk olarak insan, iradesine
bavurup sadece kendisine ak bu olana kullanarak, ahlksal

etiin k o n u m u v e temel sorunlar

29

yaamn kendi koyduu bir yasaya, "ahlk yasas"na gre belirleyip dzenleyebilir. Ve o ancak bu sayede, yani kendi yasasn
kendisi koyarak (otonomi) ve bu yasann buyruunu yerine getirmeyi dev kabul ederek zgr olabilir ve zgr olma olana
ancak insana ak bir olanaktr. Burada artk insan, ahlksal yaam, doa ortasnda ve fakat doal yanndan az ok bamsz
bir dnya, zgrce kurduu, kendisine ait bir dnya olarak kurmu olur. Kant kl bu antropolojik temellendirme tarzna tinselci antrpolojik temellendirme adn veriyoruz.*
2.4 Felsefi Etik - Dinsel/Teolojik

Etik Ayrm

Dinsel/teolojik etikte, ahlksal ltleri koyan, iradesine


ve buyruklarna koulsuz uyulmasn talep eden bir Tanr, bir
tanrsal otorite vardr. Bu ltler ve buyruklar, dogmalar halinde karmza karlar. Bu demektir ki, bunlar zerine asla tartlamaz. Bunlar, zerinde dnlmesi, irdelenmesi ve eletirilmesi gereken deil, mutlak olarak inanlmas gereken ltler
ve itaat edilmesi zorunlu saylan buyruklardr. Oysa felsefede,
zellikle eletirel felsefede, bizzat ltleri koyduuna inanlan
da dahil olmak zere, bu dinsel/teolojik ltlerin ve buyruklarn da ele alnp irdelenmesi ve eletirilmesi gereklilii vardr.
nk felsefeyi felsefe klan, onu dier dn ekillerinden
ayran en nemli yn, onun istisna tanmayan eletirelliidir. Bu
da, ahlk fenomenini, ahlksal yaam, dinsel/teolojik dogmalara bavurmadan ele almay gerektirir. te, felsefi etik ile din*

Etikte burada belirtilen t e m e l l e n d i r m e tarzlarnn bir ksmn da ieren farkl bir snflandrmadan, "1.2. E y l e m M o t i v a s y o n u n a Gre Etik Tipleri" bal altnda ve
fakat sadece etik tiplerinin adlarn anarak, yukarda sz ettik. Aslnda bu snfland r m a d a anlan etik tiplerinin h e m e n hepsi, bizim burada izlediimiz snflandrma
iinde de, farkl adlarla d a olsa, yer alrlar. Onlar sadece adlaryla a n m a k l a yetinmemizin en nemli nedeni, tekrarlardan kanmak olmutur.

30

etik

sel/teolojik etik arasndaki temel ayrm burada karmza kar.


Geri felsefi etikte ele alnan saysz konu ve sorun, ayn zamanda dinsel/teolojik etikte de ele alnr. Fakat yinelemek gerekir ki,
dinsel/teolojik etik, temel hareket noktasn felsefi etik gibi gzlemci, irdeleyici ve eletirel bir tavrda deil, tersine tanrsal
amda, vahiyde ve tanrsal buyruklarda bulur. Ve en nemlisi,
dinsel/teolojik etik, bu bakmdan bir etikten ok bir ahlk retisine yakndr; hatta dinsel/teolojik etikleri birer ahlk retisi
olarak kabul etmek daha uygun olabilir. rnein bir "Hristiyan
etii", bir "slm etii"nden sz edenler vardr. Yzyllarn birikimine sahip bu etikler, hemen tm etik sorunlara da el atmlardr. Fakat biraz nce belirttiimiz gerekelerle, bunlara "Hristiyan ahlk", "slm ahlk" denmesi daha uygundur.
Tm bu belirlemeler, bizim burada ilemeye alacamz
etiin felsefi etik olaca, dinsel/teolojik etiklerin de, sadece ve
ancak, tam da dinsel/teolojik olmalar bakmndan, felsefi etik
ierisinde eletirel bir incelemenin konusu olabileceini gsterir.

3. Etikte Temel Problemler


Felsefe tarihi iinden bakldnda, antikadan bu yana
gelitirilmi olan tm etik teorilerde balca ana problem etrafnda dolanp durulduu grlr: 1. yi veya en yksek iyi
problemi, 2. Doru eylem problemi, 3. rade (isten) zgrl
problemi. Bu problemlerin u temel soruya yant getirme giriimiyle ilgili olduklar belirtilir: 1. Neyi semeliyim?, 2. Ne
yapmalym?, 3. Neyi istemeliyim?
Etik tarihi boyunca aslnda birbirinden bamsz olmayan,
tam tersine birbirinden kopmaz olan bu problemden ve sorudan birine ncelik veren, fakat ncelik tannan problem ve so-

etiin k o n u m u ve temel sorunlar

31

rya gre br iki problemi mutlaka zmeye ve br iki soruya da mutlaka yant getirmeye alan ok eitli etik teoriler ile
karlarz. yle ki, bu ok sayda etik teorileri tek tek ele almann gl, bunlar belli tipler altnda toplama gereini ortaya
karr. Bu tiplerin says bile hi de az deildir.
imdi, nce temel problemle ilgili zm denemelerindeki baz ortak ynlere ve temel soruya verilen bellibal yantlara deineceiz. Daha sonra bu zm denemeleri ve yantlara gre birbirlerinden ayrt edilen etik tiplerine geeceiz.
3.1 En Yksek yi
Pek ok etiki iin bir "en yksek iyi" (agathon, summum
bonum) sayltsna dayanmayan herhangi bir ahlksal yaam biimi yoktur. Bu etikilere gre, zellikle gnmzde eylemlerini ve yaama biimlerini "iyi", "kt" gibi deerlendirme ltlerine tbi tutmadan dzenlemek isteyen, hatta bu gibi deerlendirme ltlerini "alm", "geride kalm" sayarak aalayan
insanlarn oalmasna ramen, farknda olsunlar olmasnlar, bu
insanlar da dahil olmak zere, herkesin kendine gre benimsedii veya bir grup (parti, sendika, cemaat, devlet vd) tarafndan
kendisine benimsettirilmi bir "iyi"yi gerekletirmeye abaladklar aktr. rnein, kiisel bakldnda, salk, gvenlik,
refah vd gibi eyler "iyi"dirler ve yine bunlar kiinin "mutluluk"u ile ilgilidirler. Eylemlerimizi yle bir snadmzda, onlar, deerli bulduumuz baz eyleri gerekletirmek veya deerli bulduumuz baz amalara ulamak iin yaptmz saptarz. Buna gre, en deerli bulduumuz ey "en yksek iyi" olarak grnr bize. Byle grldnde, baz ada etikilere
gre, insan yaamnn anlam ve deeri, bazlar farknda olmasalar da, herhangi bir "en yksek iyi"yi gerekletirme veya ona
ulama abasnda belirir. Gerekten de etik tarihine bakldn-

32

etik

da (zellikle etik ile ahlk arasnda bulank bile olsa belirgin bir
ayrmn yaplmad balang dnemlerinde) byle bir "en yksek iyi" konumlamaya almak, ok sk rastlanan bir durumdur.
rnein, bu "en yksek iyi", ulalmak veya gerekletirilmek
istenen bir ey olarak, eitli ahlk retileri tarafndan, doaya
uygun yaama (stoaclar), acdan kap olabildiince haz duymak (haz; Aristippos, Kirene Okulu), yarar (sofistler, Mili vd)
olarak tanmlanr.
Pek tabii ki bu ahlk retileri kendi "en yksek iyi"lerinin
biricikliinden, br retilerin "en yksek iyi"lerinin hi de
yle olmadndan phe duymazlar. Zaten ahlk retilerinin
bu ok saydaki "en yksek iyi"lerini birbirleriyle badatrmak
da pek olanakl deildir. Tabii ki byle bir saptamay, bir ahlk deil, bir ahlk retisi gelitirme peinde olmayan, tersine
bizzat bu retiler okluunu irdeleme ve eletiri konusu klan
bir etiki yapabilir. Etiki ahlkdan, yani ahlk retisi gelitiren filozoftan ayr olarak unu da saptamalar arasna katar: Ahlk retileri gelitirmi olan tm filozoflarda ortak olan ey,
onlarn bir "en yksek iyi" sayltsna sahip olmalar, bu "en
yksek iyi"yi gerekletirmek veya ona ulamak gerektiine
inanm bulunmalardr. yle ki, bu "en yksek iyi", bir olmas
gereken olarak tasarlanr (olan - olmas gereken ayrmn Drdnc Blmde geniliine ele alacaz).
"En yksek iyi"nin, br yandan, "Neyi istemeliyim?" sorusuna yant olduu da grlebilir. Ne var ki, "Neyi istemeliyim?" sorusuna verilen yant hep '"En yksek iyi'yi istemelisin"
olsa da, bu "en yksek iyi"nin tanm konusunda bir birlik olmad, tam tersine bu konuda birbiriyle badamaz bir tanmlar
okluu ile karlald, etik tiplerini ele aldmz sayfalarda
daha yakndan grlebilecektir.

etiin k o n u m u ve temel sorunlar

33

3.2 Doru Eylem


"Ne yapmalym?" sorusuna verilen yant hep "Doru olan yapmalsn!" olmutur. "Doru olan yapmak", ayn zamanda
doru eylem'de bulunmaktr. Doru eylemde bulunmak iin bir
insann sahip olmas gereken niteliklere ise erdem ad verilir. Ne
var ki, doru eylem'in tek bir tanm olmam, bu konuda farkl
grlerin ortaya koyduklar farkl tanmlarla karlalm, ortal bir tanmlar okluu kaplamtr. Buna bal olarak ok eitli erdem tanmlarna rastlanaca da aktr. rnein, bir gre gre, eylemlerimizi deerler ynlendirir ve doru eylemde
bulunmamz salayan ey, eylemlerimizi ynlendiren bu deerler hakkndaki sezgisel bilin'tir. leride "2.2.2 erikli Deer
Ktii" bal altnda ele alacamz bu gre gre, maddi deerlerden ahlksal/tinsel ve mutlak deerlere kadar uzanan bir
deerler hiyerarisi vardr ve zellikle ahlksal/tinsel ve mutlak
deerler, a priori ve ideal zl eylerdir ve onlarn bilinmeye ve
gerekletirilmeye gereksinimleri vardr. Bu olanakldr; nk
hizde bir a priori deer bilinci mevcuttur. Buna kart bir gre greyse, byle bir a priori ve ideal deerler evrenine inanmak, ktleyici (pejoratif) anlamda bir idealizmdir. Deerler,
hibir idealiteleri olmayan, olsa olsa insann doal eilim ve gereksinimleri kadar, ahlksal/tinsel eilim, dnyagr ve
inanlar dorultusunda yine insan tarafndan gelitirilip benimsenmi bu nitelikleriyle insan eylemlerini ynlendiren, bu eylemler iin birer direktif olabilen eylerdir. br yandan Kant ve
onu izleyenler, doru eylemin, insann kendi akl ve iradesiyle
kendisine koyduu ilkelerin (otonomi) gerekletirilmesine ynelik eylem olduunu belirtirler. Buna gre doru eylemde bulunabilme yetisi ve becerisi olarak erdem de, otonomi sahibi olmak anlamna gelir. Onlara gre ahlkllk zaten ancak bu trl
ilkeler ve onlarn gerekletirilmesi srecinde ortaya kabilir.
Etik / F3

34

etik

Baka bir deyile, ahlklln kkeni insan aklndadr ve eylemi


doru eylem klan tek ey, otonomidir. Doal gereksinimlerin
veya toplu halde yaamann gerekleri arasnda birounun yerine getirilmesinde bir otonomi sz konusu olamayacandan, eylemlerimizin byk bir blm, Kant etik asndan "ahlksal" saylamaz. Ahlksal (ve ayn anlama gelmek zere: doru)
eylemler, eylemler okluu ve eitlilii iinde ancak kk bir
blm olutururlar. Bir nc gre greyse, doru eylem,
insann doal ve toplumsal gereksinimlerini gidermeye ynelik,
bu anlamda yarar getiren eylemdir ve doru eylemin lt yarardr vd
Doru eylem probleminin beraberinde getirdii iki problem daha vardr: Erdem problemi ve vicdan problemi.
Erdemi yukarda doru eylemde bulunmak iin gerekli nitelik, yetenek ve beceri olarak tanmlamtk. Bu tanm biraz
daha geniletmek istersek, erdemin, bir erein gerekletirilmesinde kiinin belirli tarzlarda eylemlerde bulunabilme kapasitesi
ve yeterlilii olduu da sylenebilir. Geni tanmyla erdem, sadece ahlksal eylemlerle snrl bir anlam ieriine sahip deildir. rnein bir grei iin erdem, ncelikle gl, kuvvetli ve
evik olmaktr. Bu trl erdemler ahlksal erdem saylmaz.
Bunlara meziyet denmesi daha uygundur. Ahlksal erdemler, bir
"iyi"nin gerekletirilmesi iin kiinin sahip olmas gereken yetenek, beceri, kapasite ve yeterlilikler olarak snrlandrlr ki,
bunlara erdem yannda fazilet de denir. rnein Platon mutlu olmak iin gerekli drt erdem (fazilet) sayar: Kendine hkim olma, cesaret, bilgelik ve adalet. Greinin rakibini yenmesi iin
bilge olmas gerekmez; fakat mutlu olmas iin bilgelik erdemine yani bir ahlksal erdeme sahip olmas gerekir. Erdemlerin
etik tiplerine gre deiiklik gsterdiklerine de deinmitik. rnein kendine akln kullanarak hkim olma, stoac mutluluk
retisinin temel erdemi iken; yenian kapitalizmle ezaman-

etiin k o n u m u ve temel sorunlar

35

l olan yararc/pragmatist retilerinde, temel erdemler, muktesitlik (yatrm amacyla para biriktirme), giriimcilik vd olur.
Ayrca Aristoteles'ten beri, ahlksal erdemlerin yannda ve hatta onlarn stnde, bir de entelektel erdemlerden sz edilir.
Bunlar ahlksal bilgelik, phronesis yannda, teorik bilgelik olarak hakikate, sophia'ya ulamak iin gerekli olan erdemlerdir.
Vicdann ne olduu sorusu da, doru eylemin ne olduu
sorusuna bal olarak, eitli ekillerde yantlanr. Eylemlerimizi ynlendiren deerlerin sezgisel bilgisine sahip olduumuzu
iddia eden ierikli deer etii savunucularna gre, vicdan, bu
deerler hakkndaki a priori bilincimizin bizzat kendisidir. leride ele alacamz Kant'n dev etiinde ise, vicdan, kendi kendimize koyduumuz ahlk ilkeleri (ahlk yasalar) ile eylemlerimiz arasndaki tutarll aklc ltlere gre denetleyen, bir
tutarszlk halinde bu tutarszl bize bir eit ac olarak yaatan
bir st-duygudur. Bir baka deyile, vicdan, ilkeler ile eylemler
arasndaki tutarllk veya tutarszln yarglanma yeridir; o iimizdeki yargtr. Yararc gr, doru eylemi doal ve toplumsal gereksinimlerin giderilmesine hizmet eden eylem olarak tanmlad iin, yararclara gre vicdan, doutan getirdiimiz
bir yeti olmad gibi, a priori deer bilinci de olamaz; tam tersine o, sadece, eitimle ve sosyal deneyimle insan bilincinde
sonradan yer edinmi bir ey, deneyimle kazanlm bir eit
duygudur. Dinsel/teolojik etiklerde, zellikle semavi dinlerde
ise, vicdan, Tanr'nn iimizdeki sesi, eylemlerimizi Tanr buyruklarna gre yarglayan sestir vd.
3.3 rade (sten)

zgrl

Yukarda en yksek iyi ve doru eylem problemlerine ilikin ana tutumlarna birka cmleyle deindiimiz ve ileride tek
tek ele alacamz teorilerin ahlksal yaama ilikin olarak ak-

36

etik

lamaya altklar doruluk, erilik (eylemde yanllk), iyi, kt, vicdan, erdem vd tm kavramlar veya kendi alarndan temellendirmek istedikleri ahlkllk fenomenini, bir an iin, kendi balarna hibir anlam ve deeri olmayan eyler sayabiliriz.
Ve buna bal olarak, tm bunlarn temelinde u veya bu trden
bir inancn yattn, inanlarn ise eletirilmeden edinilmi eyler olmalan bakmndan insann ahlksal eylemlerini temellendiremeyeceklerini dnebiliriz. yle ki, bu durumda, eylemlerimizi ahlksal klacak olan tek eyin, zgr kararlarmz olduu sonucuna da varabiliriz. Bu durumda, eylemde bulunan kiinin, isterse, yani istencini (iradesini) kullanarak, baka biimde
de eyleyebileceini, bu olanan ona hep ak olduunu ileri srebiliriz. te, etik iinde isten (irade) zgrl terimi altnda
ifade edilmek istenen ey, ok kaba olarak, insann eylemlerini
yneten ilkeleri, deerleri, normlar vd kendisinin seebilecei
ve bunlar deitirebileceidir.
sten (irade) zgrln savunanlar, savunularn, daima, etik tarihinde etik belirlenimcilik (determinizm) denen bir
temel ve yaygn gr ve tavra tepki ve kartlk iinde yaparlar.
Etik belirlenimcilikte, doal olgular ayrcasz belirleyen ve ayn nedenlerin ayn sonular dourduunu ifade eden nedensellik yasasna dayanlarak, insann kendisi de bir organizma olarak bu yasaya bal olduundan, onun ahlksal yaamda verecei tm kararlarn da (insan farknda olmasa da) yine bu yasaya
gre verilmi olaca, ksacas, onun ahlksal yaamnn da, doal yaam gibi belirlenmi olduu ileri srlr. nsann biyolojik, psikolojik davranlar ve tepkileri gibi, ahlksal eylemleri
de belirlenmitir. Ahlksal eylemi doal davrantan ayrt etmemizi salayacak bir ayrm, rnein insann kendi kararlarn
kendi verebilen bir varlk olmas, bunun onu dier organizmalardan ayrd dncesi, otonomi ve zgrlk fikri, birer yanlsamadr, birer kuruntudur. Belirlenimcilere gre, insann biyolo-

etiin k o n u m u ve temel sorunlar

37

jik, psikolojik davran ve tepkileri ile ahlksal davranlar, ne


var ki, birbirlerine iyice gemilerdir, tam bir karmaa halindedirler. Ve bu karmaa doabilimsel ve psikoanalitik yntemlerle
ele alnp zmlenebilir ve insann ahlksal davranlar daha
uygun istikametlere ynlendirilebilir. Ksacas, etik belirlenimcilik, insann belli durumlarla snrl kalsa bile, zgrce kararlar
alp eylemlerini ynlendirebileceini, bu eylemlerinin sonularnn sorumluluunu stlenebileceini kabul etmez.
Ne var ki, etik belirlenimcilik de, tam ve dn vermez bir
belirlenimcilik olarak kalamamtr. rnein modern deneysel
psikolojide olduu kadar psikoanalitikte de, insann psikolojinin
ve psikoanalizin sonularn dikkate alarak ahlksal eylemlerine
yn verebilecei, hatta yn vermesi gerektii yolunda telkinci
bir tavra hep rastlanr. Kendisini olguyu, olup biteni, ksacas
olan' saptamakla grevlendirmi olan bilimler ve bilimlere
zellikle 19. yzylda yol gstermi olan pozitivist felsefe,
olan 'da kalamam, ak veya rtk, hep bir olmas gereken'i
tlemekten de geri kalmamlardr. Olmas gereken ise, ileride de zerinde duracamz gibi, insan eylemlerinde, ahlksal
eylemlerde, daima, ancak bir seim ve tercih konusu olabilen,
bu demektir ki u veya bu oranda otonomi ve zgrln iaretleri olan bir ilke, bir deer, bir norm olarak karmza kar.
Etik tarihinde etik belirlenimcilik ile isten (irade) zgrl savunucular arasnda ortaya kan tartma, gnmzde de
devam eden bir tartmadr. sten (irade) zgrln reddeden
kat etik belirlenimciler kadar, etik belirlenimcilii tamamen
reddeden u isten (irade) zgrl taraftarlan da vardr. Yine
etik tarihinde Kant, insanda ikili (dual) bir yap olduunu, insann bir yanyla doa varl olarak doal belirlenim altnda yaadn, fakat ayn insanda otonom bir yn bulunduunu ve bu
ynyle insann zgr olduunu savunmutur. Baka bir ifadeyle Kant, belirlenimi doa ile snrlarken, insann ahlksal yaa-

38

etik

mmda belirlenimi reddetmitir. Daha sonra Nicolai Hartmann,


belirlenim (determinasyon) ile motivasyon arasnda bir ayrm
yapmtr. Hartmann'a gre, insan doal yanyla, Kant'n da belirttii gibi, bir belirlenim altndadr; onun tm davranlar bir
doa varl olmas dolaysyla belirlenmitir. Fakat ayn insann baz davranlarn, sadece, kendisine yarar salayacan
umduu bir tasarm veya "iyi" bulduu bir fikir, baland bir
deer vd motive edebilir ve bu trl davranlar eylem adn alrlar. Eyleme yn veren motif, doa yasalarnn belirleyiciliine
sahip deildir. "Belirlenim" szcn mutlaka kullanacaksak,
motif olarak adlandrp kendisini doal nedenlerden zenle ayrmaya altmz bu eyin doa yasalarnn zorunlu belirleyiciliine sahip olmadn grmeliyiz. nk burada insan bir seim yapm, tercihte bulunmu, bir karar vermitir. Bunlar ise
insan zgrlnn iaretleridir. Fakat br yandan bu zgrlk, doada rastlanmayan trden bir baka belirlenimi getirir. Bu
belirlenim, insann kendi kendisini belirlemesi olarak, Kant'n
szleriyle "zgrlkle gelen bir belirlenim"dir. nsan burada doa yasalarnn belirlenimi dnda, eylemlerini belli ilke, deer,
normlar vd nda kendi seim, tercih ve kararlaryla tutarl
olacak ekilde dzenlemeye ve ynlendirmeye balar ki, burada
bu ilke, deer, normlar vd doada bulunmayan trden belirleyiciler (determinantlar) olarak karmza karlar. "zgrlkle
gelen belirlenim" sadece insana zg bir belirlenimdir ve onun
tinsel varlk olmasnn dayanadr.

baat saylan problemlere gre etik tipleri

3 9

KNC BLM
Baat Saylan Problemlere Gre
Etik Tipleri

1. Etik Tiplerini Snflandrmada

ltler

Felsefe disiplinleri iinde teori bolluuna en ok rastlanan


disiplinin etik olduuna geen blmn banda deinmitik. Bu
ok saydaki teoriyi eitli ltlere gre eitli biimlerde snflandrmak olanakldr, hatta ar okluk nedeniyle kanlmazdr ve felsefede, bu nedenle, zellikle etik tarihilerinin bu konuda deiik snflandrmalar ile karlalr. lgintir ki, bu snflandrmalar da kendi aralarnda bir okluk gsterirler. Biz,
aada az ok yaygnlam iki snflandrmadan sz edeceiz
ve bu kitapta bunlardan ancak biri dorultusunda etik tiplerini
ele alabileceiz.
1.1 Temel Problem Asndan Etik Tipleri
Etik tiplerini etiin temel problemine ("en yksek iyi",
"doru eylem", "isten -irade- zgrl") getirilen zm denemelerini dikkate alarak snflandrmak en uygun snflandrmalardan biri olarak karmza kar. Bu temel problemden
hangisini baat sayarsa saysn, der ikisini dta brakan bir etik
tipi yoktur. Baka bir ifadeyle, tm etik tipleri bu temel probleme de mutlaka bir zm getirme abas iindedirler. Bununla birlikte, bu etik tiplerinde bu temel problem ierisinde nceliin hangi probleme verilecei konusunda bir anlama yok-

40

etik

tur. yle ki, bir etik tipi "en yksek iyi" problemini etiin en temel, baat problemi sayp dier problemleri bu en temel saydklar probleme getirdii zmler erevesinde ele alrken; dierleri en temel problem olarak "doru eylem" problemini veya
"isten (irade) zgrl" problemini ne karp dier problemleri daha sonra ele alrlar. Yine yle ki, bu etik tipleri, problemlere tandklar ncelik srasna gre snflandrlabilirler.
Buna gre, "en yksek iyi" problemini etiin en temel problemi
sayan etik tiplerini mutluluku etik ve yarar etii olarak greceiz. zellikle mutluluku etikler, etik tarihinin en yaygn etikleri olarak, kendi aralarnda tam bir okluk gsterirler. "Doru eylem" problemini baat sayan ve etik tarihinde kendi trnn tek
rnei olan Kant etiini ise dev etii (deontolojik etik) ad altnda ele alacaz. Son olarak, "isten (irade) zgrl" problemini baat klan etik tiplerini ise, belirlenimci (determinist)
etik, deer etii ve zgrlk etii alt tipleri halinde ileyeceiz.
1.2 Eylem Motivasyonuna Gre Etik Tipleri
Etiin temel problemini "doru eylem" problemi olarak
grmek, yenia felsefesinde ve fakat zellikle Kant'ta karlatmz bir durumdur. Hatta u sylenebilir ki, Kant'la birlikte
etiin temel probleminin "doru eylem" problemi haline geldiini belirtmek byk bir abart olmaz. Kant'tan bu yana, bu nedenle, etik tiplerini "doru eylem" problemine getirilen zmleri (Kant'm zmn zmlerden ancak biri olarak) dikkate
almak suretiyle yaplan geni bir snflandrmaya daha rastlanr.
Bu snflandrmada, eylemi motive eden motivasyon trnden sz edilir:
a) Transandantal motivasyon, b) znel motivasyon, c) nesnel motivasyon.
a) Transandantal motivasyon ad altnda, /. tinsel motivas-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

41

yon, 2. ortolojik motivasyon, 3. mutluluku motivasyon, 4. aksiyolojik (deere bal) motivasyon, 5. deontolojik (deve bal)
motivasyon eitleri ele alnr.
b) znel motivasyon ad altnda, 1. rasyonel motivasyon,
1. istence (iradeye) bal motivasyon, 3. emctif (heyecansal)
motivasyon, 4. kiisel motivasyon 'dan sz edilir.
c) Nesnel motivasyon ad altnda ise, 1. sosyal motivasyon,
2. kurumsal motivasyon, 3. tarihsel motivasyon alt trleri ilenir.
2. Temel Problem Asndan Etik Tipleri
2.1 "En Yksek yi "yi Baat Problem Sayan Etik Tipleri
2.1.1 Mutluluku Etik
Felsefe tarihinde "en yksek iyi" problemini baat problem
olarak gren etik teorilerin en eski teoriler olduklarn da gryoruz. Baka bir deyile, etik tarihi "en yksek iyi"nin ne olduunu tanmlama giriimleriyle balamtr. Tm bu teorilerde
"en yksek iyi", ulalmas, elde edilmesi gereken bir ey, bir
erek (telos) olarak mutluluk (eudaimonia) diye adlandrlr. Bu
nedenle o ayn zamanda bir deer, en yksek deer olarak da grlr. Ne var ki, mutluluun ne olduuna deiik yantlar verilir
ve bu etik tipi bu yantlara gre kendi iinde alt tiplere ayrlr.
2.1.1.1 Sokrates 'in Mutluluk Etii
Sokrates, Bat dnce tarihinde bir ahlk retisi gelitiren ilk filozoftur. Sokrates'i en azndan balangta bir sofist
olarak gren felsefe tarihileri vardr. Fakat Sokrates, iinden
geldii sofist gelenee, zellikle bu gelenee zg relativizme
daha sonra iddetle kar kmtr. Bu bakmdan Sokrates, etik

42

etik

tarihinde relativizm - mutlakhk/evrenselcilik kutuplamasnda


ikinci kutupta yer alan ilk filozoftur da. Sokrates'in ahlk retisi, mutluluku, eudaimonist bir retidir. Buna gre, mutluluk,
insan eylemlerinin en son hedefi, "en yksek iyi"dir. "En yksek iyi" olarak mutluluk, ayn zamanda en yksek deer olarak
anlr. Sokrates, daha nce relativizm -mutlakhk/evrenselcilik
tartmas zerinde dururken de belirttiimiz gibi, bilgisel "doruluk"u ahlksal "iyi"yi nceleyen, onu temellendiren bir ey
sayar. Baka bir deyile bilgisel doru ve iyi birbirini tamamlayan, i ie, hatta zde eylerdir ki, doru ve iyinin bu zdelii dolaysyla, Sokrates'te bilgi retisi ayn zamanda bir ahlk
retisini potansiyel olarak barndrr. yle ki, bu, Sokrates'in
retisini teki (monist) bir reti klar. Sokrates, daimon adn
verdii, insann yazgsn etkileme gcne sahip bir eit ruhsal
ve tanrsal varlk, bir eit g olarak tanmlad bir eye inanr. Her insann bir daimonu vardr. te insan, kendi daimonuyla ve doasyla uyum iinde olduu srece mutlu olabilir. Buna
gre mutluluk, insann bedensel ve tinsel olarak kendini dzene
sokmas ile salanabilir. Bunun iin de, nce kendini tanmas,
bilgi yoluyla olgunlamas gerekir. "Kendini tan!" buyruu,
Sokrates'in dilinden drmedii bir buyruktur. Tabii ki, bilgi
yoluyla mutlulua ulamak, bir deer olarak mutluluu gerekletirmek, baz erdemleri gerektirir. Bu erdemlerin banda da,
phesiz bilgelik gelecektir. (Daha sonra Sokrates'in rencisi
Platon mutlu olmak iin gereken erdemleri drde karacak ve
bunlar, kendine hkim olma, bilgelik, cesaret ve adalet olarak
sralayacaktr). Sokrates'in ahlk retisi, mutluluu bir erek
olarak konumlamas bakmndan, yani insan eylemine yol aan
eyi bir erek olarak dnm olmas nedeniyle, aada ele alacamz dier mutluluku retiler gibi, bir teleolojik etik tipi altna da yerletirilir.
Sokrates, ahlksal yaam doal yaamn bir uzants sayar.

baat saylan problemlere gre etik tipleri

43

Doaya da bir kozmolojik dzen egemendir. Ve bir rasyonalist


olarak Sokrates, kozmos 'a logosun, akim hkmettiine inanr ve
ahlksal yaamn doal yaama uyumlu bir yaam olmas gerektiini ileri srerken, aslnda onun tamamen rasyonel yoldan dzenlenmesi gerektiini kastetmi olur. yle ki, Sokrates'e gre,
tpk evrensel doa yasalar gibi ve onlarn rneinde, bir evrensel ahlk yasas da vardr. Bu demektir ki, bireylerin ahlksal eylemlerini her durumda tartabileceimiz, yarglayabileceimiz
evrensel ltler, nesnel, deimez, mutlak zler mevcuttur. Zaten Sokrates bu grleri dolaysyla, etik mutlaklm olduu
kadar etik zciiliin de ilk temsilcisi olur.
2.1.1.2 Platon: dealist Mutlulukuluk
Platon, bilindii zere, idealizmin felsefe tarihinde ilk ve
bazlarna gre hl en nemli temsilcisidir. O da hocas Sokrates gibi, genel felsefesinde de, ahlk retisinde de sofistlerin
relativizmine tepki ierisinde evrenselci/mutlak/zc bir tavr
gelitirmitir. Platon felsefesinin anahtar kavramnn idea olduu bilinir. dealar, alglanan dnyann gerek dnya olmayp bir
fenomen dnyas olduunu ileri sren Platon'a gre, alg dnyasnn tesinde olup ancak dnmenin (ideien) konusu olabilen
gerek dnyay, numen dnyasn olutururlar. dealar ancak
rasyonel yoldan bilgisine ulalabilen eyler olabilirler. Onlar
hakkndaki bilgi, episteme olarak, tam ve eksiksiz bilgi, hakikattir. Fakat idealar yalnzca rasyonel yoldan nesne klnabilen
eyler olarak kalmazlar; onlar ayn zamanda insann ahlksal eylemlerini ynelttii erekler de olurlar. Onlar eylemlerimizi kendilerine bakarak denetleyebileceimiz, yarglayabileceimiz evrensel ltlerdir de. Ona gre de, insann ahlksal yaamnn
erei, "en yksek iyi" olarak, mutlulua, mutluluk ideasna ulamaktr. Bunun iin de, insann ok eitli olan bedensel ve psi-

44

etik

ik edim ve ilevlerinin bir denge ve uyum iinde olmas gerekir. Ve ancak salkl bir bedende (soma) ve ruhta (psike, pshe,
psyche) bir denge ve uyum ortaya kabilir. Organizma bir btndr ve btn oluturan paralardan biri, rnein bir organmz hasta olduunda, bu hastalk btn bedenin denge ve uyumunu bozar. Beden iin organlarn birlikli ve tam ilevsel olmas nasl ki denge ve uyum iin koulsalar, ruhun da kendi paralarnn birlikli ve tam ilevsel olmas ruhsal denge ve uyum iin
kouldur. Eudaimoniaya, mutlulua da ancak bu denge ve uyum
ile ulalabilir.
Anlalabilecei gibi, Platon'un mutlulukuluunun ardnda, bir varlk retisi, bir ontoloji yatmaktadr. Daha nce de
grdk ve bundan sonra da greceiz ki, "yi"nin temelini Varlk iinde bulmak, Sokrates'ten Kirene Okulu'na ve nihayet stoacla kadar, Grek felsefesinde genellikle karlalan bir durumdur. Varlk 'tan (Sein) her sz edildiinde, o varolandan (Seiende) zenle ayrt edilir. Varlk, Bat felsefesinin Platoncu geleneinde Varolan karsnda "akn" (transandant) saylr. Bu demektir ki, Varlk'n bilgisi deneyimsel yolla elde edilemez. Deneyim sadece Varolan'm bilgisini salayabilir. okluk halindeki varolanlarn alg yoluyla salanan bilgisi aa dereceden bir
bilgidir; oysa Varlk'n bilgisi iin alg bilgisini "aan" bir bilme
tarzna gereksinim vardr. Varlk'n akml ayn zamanda deneyim dnyasnda (algmabilir dnyada) bir eyin bir baka eyle, parann btn, btnn para ile koullu olma halinin alm olmasn da ifade eder. Varlk platoncu anlamda kendindelik, yani tzselliktir. "Ontolojik ayrm" denen ey de burada karmza kar. Bu ayrm Varlk olarak bir ilk temel (arkhe) ile bu
temele dayanan ve ondan treyen, kan ve dolaysyla ilk temele gre ikincil olan ve ikincil kalan bir ey olarak Varolan arasndaki ayrmdr. Fakat Varlk sadece varolanlar iin ilk temel
veya tayc (substanz; sub-stare: tamak, bir eyin altna girip

baat saylan problemlere gre etik tipleri

45

onu srtnda tamak) olmakla kalmaz; o ayn zamanda bunlar


iin ilk rnek, prototiptir (Urbild). yle ki, varolanlar onun kopya, numune veya suretidirler (Abbild). Bu demektir ki, varolanlar kendilerinden ve kendiliklerinden varolmazlar, daima bir nitelie sahip, o nitelikle belirlenmi bir konumdadrlar. rnein
bir at asla "kendinde" (An sich) olamaz, o daima "hzl", "yava", "iri", "zayf vd olabilir. Varolanlar bir nitelikle belirlenmi olarak, sadece kendilerini belirleyenden (Varlk) aldklar
pay (metheksis) orannda bir varolua sahip olabilirler. Bu nedenle ayn at rnein "iyi" olmakln da Varlk'tan pay almasna borludur.
Bu platoncu belirlemeler tamamen mantksal klkldrlar.
Varlk ve yi sadece dnme yoluyla tanmlanmlardr. nk
gndelik varolutan, varolanlar okluundan Varlk sferine ancak dnme, salt dnme yoluyla gemek olanakldr. Platon'un Devlef te verdii rnek udur: Gne verdii kla grme yetisine grmeyi ve grlene grlen olmay salar. Fakat
gne ne grme yetisiyle ne de kla zdetir; tersine her ikisi
iin temel durumundadr. Bunun gibi, yi ideas bilinene "hakikat" olmay baheden ve bilene bunu "hakikat" olarak bilmeyi
salayandr. Parmenides diyalogunda Varlk biriciktir; ok olamaz; zamansal veya uzamsal hibir belirlenim tamaz. Dolaysyla onu varolanlar tanmladmz gibi tanmlayanlayz. "yi"
ayn zamanda Varlk'n yetkinlii veya Varlk'm taml olarak
tanmlanabilir ki, yetkin olan ey ancak bir idea olarak dnmenin nesnesi olabilir, gndelik yaamn somutluunda Bir-Olna, Bir says ve yi arasndaki bantda Birlik'in yi'nin kayna olduunu zaten daha nce saylar sistemi iin Bir'i kaynak
gstermek suretiyle Pythagoras sylemiti. Buna karlk, Kt'nn kayna okluktur.
Ontolojik temelli yi kavramnn, o halde, znel ierikli
"ahlksal" deerlerle hibir ilgisi yoktur; tersine yi herhangi bir

46

etik

eyin dzene uygunluunu ifade eden ontolojik ierikli bir kavramdr. Gorgias diyalogunda Sokrates yle bir yi tanm verir:
yi, tm eylemlerin nihai ereidir. yi'nin doasnda her ey iin
ortak olmaklk vardr. Bu demektir ki, o ncelikle tm insanlar
iin ortak olan bir grnn (Anschauung) nesnesidir. kinci olarak bu gr insan ona (yi'ye) doru eken bir ekim gc yaratr. Tek insan gibi toplum da Varlk tabakalarna gre dzenlenmilerdir. nsan ruhunun basamakl yaps toplumsal yapya da uyar. Kyller ve el iileri en altta, asker snf ortada,
devlet yneticileri olarak dnrler ve filozoflar en stte yer
alrlar. Ahlksal eylemin en yksek erei olarak mutluluk ayn
zamanda Varlk ynnden bir yetkinlik, tamlk halidir de. Mutlulua ulamak yi ideasm gerekletirmek, yi ideas olarak
Tanr ile btnlemektir de.
Platon mutluluu insann en yksek iyiye ahlksal yoldan
ulamas olarak konumlarken, bu en yksek iyiyi yi ideas olarak Tanr ile de zdeletirir ki, onun ontolojik temellendirmesi
ayn zamanda bir teolojik temellendirme kimlii de kazanm
olur. Bu, Yahudi etiinde, zellikle Talmud'da da karlalan
bir durumdur. Orada da Tanr'ya yknmek insann erei olarak
konumlanr: "Tanr ne kadar merhametli ise sen de o kadar merhametli olmalsn; o ne kadar affedici ise sen de o kadar affedici olmalsn."
yi'nin Varlk'm olanakl en byk yetkinlii olarak anlalm olmas, "kt"nn Varlk'tan yoksunluk olarak anlalmasn getirmitir. Origenes'te, Augustinus'ta, Skolastikte, Giordano Bruno'da ve Spinoza'da bu durum hep tekrarlanr. in ilgin
yan, bu filozoflarda ve okullarda "kt" szcnn deil, "fen" szcnn kullanlm olmasdr. (Almancada kt anlamna gelen "schlecht" szc, st rtl olmak, perdelenmi
olmak, perdelemek, peelemek anlamlarna gelen "schleichen"
fiilinden gelir.) Gerekten de "fen" szc, yokluk, yoksun-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

47

luk bildirir ki, varolanlar dnyas Varlk dnyas karsnda bir


kopya, suret olarak, snrszca akp giden, ele avuca gelmeyen,
ekillenemeyen, belirsiz, ksacas Varlk'tan yoksun olmas dolaysyla "fen" bir dnya ve tm bunlardan dolay yetkin olarak
kavranamayan bir dnyadr. yi, Doru ve Gzel, ancak ekil almlkta, konturlu olmada kendilerini gsterirler. Varolanlar
dnyasn bir yokluk dnyas ve bir "fni" dnya olarak grmek,
hepsi de Platon kl olan panteist ve zellikle mistik/tasavvuf nitelikteki dnce tarznda zaten belirleyicidir. Bizim iin
nemli olan unu saptamaktr: Etik tarihine baktmzda, bugn
"iyi" teriminin kart olarak kullandmz "kt" teriminin hi
de bireyin ahlaksal eylemleri kastedilerek kullanlmadm, "kt"nn bireye mal edilmediini grrz. O, ontolojik ayrm gerei, varolanlar dnyasnn bir nitelii olarak ve "fen" diye adlandrlr. (Trkeye Arapadan gemi bir szck olan "fen"y, gndelik dilde "kt" karl kullanmaya devam ediyoruz. Fakat "fen"nm asli, birincil anlam "yokluk"tur ve szck
tasavvufta bu dnyann sonlu, gelip geici, lml dnya, "fni" dnya sayldn gstermekte, bu demektir ki, onun Varlk
dnyasnn Tanr'mn silik bir kopyas sayldn belirtmekte
kullanlr).
yi ve Varlk arasndaki bant iin Platoncu-Aristotelesi
gelenekte doa kavram da devreye girer. Platon'a gre doa
(physis), g kullanmak veya gc ynlendirmektir. Veya Aristoteles'e gre olu'un kt, ne'et ettii kaynaktr; ayn zamanda form-madde birlii, hareketi kendi iinde tayan ve tm
canllar kendi nihai hedeflerine, ereklerine ynlendirendir. Erek
(telos) ve ekil (morphe) kategorileri, Greklere zg doa kavram iin gstergeseldirler. Doa, erekli ve ekil alm olandr.
Paton'un ahlk retisi, yukarda genie bir ekilde zerinde durulmu olan ontolojisine kout olarak gelitirmi olduu
ruh retisine dayanr. Ruh paraldr: En aa dzeyde g-

48

etik

dler, bedensel istekler, arzular, itahlar yer alr. Buras yaamn


srdrlmesi iin gerekli maddi gereksinimlerin hissedildii
yerdir. Ruhun en st paras ise, merak, anlama ve anlamlandrma istei ile hakikati kefetme veya kavrama drtsnn yeri
olarak, akldr. Akl, idealar dnyasna ykselecek, bilginin ve
eylemin ilk ilkelerini (prothe principiae, Urprinzip) kefederek,
birey olarak insan ve ayn zamanda toplumu ynetecek olan
para, Tanr 'mn ruha yerletirdii kutsal paradr. Akl ile en alt
para arasndaki para ise, nefs (pneuma) veya can adn alr.
Varln bizzat bir erek tadna inanan Platon, kendi teleolojisi dorultusunda, doay da en yksek idea olarak yi ideas ("en yksek iyi") altnda her eyin ilevsel olarak birbirine
baland bir dzen ierisinde grr. Byle olunca, ilevini yerine getiren insan, erdem sahibi insandr. Erdem (arete), bir ilevi yerine getirme yeterlilii, becerisi ve kapasitesidir. Erdem, bir
eyin, bir organizmann kendi ilevini gerekletirmesiyle belirir. Ruhun paralan arasnda denge ve uyum salama da erdemle ilgilidir. Ruhun her bir parasnn ilevselliini salayan erdemler vardr. rnein istek, arzu ve itahlarn bulunduu para
iin temel erdem, lllktr. Bu erdem, istek ve arzularda arya kamama, ly karmama, yapay gereksinimleri bastrp
gerek gereksinimleri karlama yeterlilii ve becerisidir. Bu nedenle lllk erdemi, ayn zamanda kendini kontrol erdemi, zdenetim olarak adlandrlabilir. Bu erdem anlayyla Platon,
mutluluu zevkperestlie dnm hazclkta bulan baz Kirene Okulu filozoflarna da, mutluluu dnyaya srt evirmek, her
trl hazdan kanmakta bulan kiniklere de kardr. Ruhun orta
parasnda ise, akl olarak st para ile istek, arzu, itah olarak
alt para arasnda araclk ilevi yklenmi bir erdeme gereksinim vardr. Bu erdem, st parann, akln sesini dinleyip alt parann, istek, arzu ve itahn arlklarn nleme erdemi olarak
cesarefhr. Bu ayn zamanda isten sahibi olmay kapsar. nsa-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

49

nn bilerek yanl da yapabileceini dnen Platon, onda doruyu yapma istencinin bulunduunu, baka bir deyile, insann
isten sahibi bir varlk olduunu, dolaysyla bu isten eliinde
doruyu yapma cesaretine sahip olduu srece ahlkl olabileceini belirtir. Ruhun en st parasna uygun den erdem ise
bilgelik' tir.
Akln iki ayr ilevi vardr. Akl hem bir ama, hem bir
aratr. Dnme, kendi iinde bir amatr. Ama olarak akl,
bilgiyi arar, hakikatin ve gzelliin peine der, ideal gereklie ulamaya abalar. Hakikatle tanan kii, Tanr'yla birleme
olanana da kavumu olur. Akl, ayn zamanda zamanmz ve
enerjimizi nasl harcayacamza karar veren bir aratr. stekler
ve arzular snrszca doyurulmay beklerler. Ve bunlarn ar ekilde doyumu peinde komak, ruhu ktiirm eder, ahlaksal yaam yanl bir yola sokar. Bu yzden akim, istencin de desteiyle, istek ve arzular denetim altnda tutmas gerekir. yle ki,
akl sadece bunlar deil, kendisini de denetler. Akll varlk olarak insan, dnmekten, felsefi soruturmadan zevk alr. Fakat
insan kendisini sadece bunlara adarsa, btnsel gelimesine zarar vermi olur. kinin klesi olmak gibi dncenin klesi olmak da olanakldr. yleyse akla den, kendisini de denetlemektir. Akl bunu yaptnda, ruhun her paras ilevini yerine
getirdiinde, bu durum, son erdem, adalet olarak karmza kar. Bu demektir ki, adalet, bireysel ve toplumsal dzeyde, bir
uyum ve denge halidir. Adil insan, mutlu ve gl insandr.
2.1.1.3 Aristoteles: Mutluluk ve Erdem
Aristoteles, daha nce etik - ahlk ayrmn ilediimiz
sayfalarda deindiimiz gibi, Nikomakhos 'a Etik adl kitabnda
kendisinden nce ortaya konulmu hemen tm ahlk retilerini sistematik ve eletirel bir tutumla ele alm olmasyla, siste Jik / F4

50

etik

matik bir felsefe disiplini olarak etiin kurucusu, ilk etiki saylr. Fakat ayn Aristoteles, bata bu kitab olmak zere, ahlkla
ilgili dier yazlarnda, ayn zamanda kendi ahlk retisini ortaya koyan ahlk bir filozof olarak da karmza kar.
Kendi ahlk retisinde Aristoteles, byk lde hocas
Platon'u izler. Bu demektir ki, onun retisi de erekselci (finalist) ve rasyonalist bir retidir. Fakat o hocas gibi bir idealar
dnyasnn varln kabul etmez ve dolaysyla ahlk retisini
de soyut bir insan ideasma gre deil, metafziksel nkabullere
yaslanm olsa da, somut insana, dnya ve evresiyle iliki iindeki insana dayandrr.
Aristoteles'te her varln bir form-madde birlii olarak
meydana gelen bileik bir varlk olduunu biliyoruz. Her varlk,
doasna uygun davrand, ilevini gerekletirdii, formunu
edimselletirdii lde ereine de ulam olur (entelekia). Bu,
Aristoteles'in erekselci felsefesinde canl veya cansz tm varlklar iin geerlidir. Bu durumda, insanla ilgili olarak unun sorulmas gerekir: Bir madde-form bileimi olarak insan iin erek nedir, onu zgl bir varlk klan eylem tarz veya ilev hangisidir?
Soru, "nsann formu ve erei nedir?" eklinde de sorulabilir.
nsan varlnn formu, bedenini oluturan anorganik ve organik elerden onun hisseden, eyleyen ve dnen varlk haline dnmesinde ierilmi olan eydir. Bu anlamda insann formu, bedenin belli trde eylemlerde bulunabilme yetisi olarak
"ruh"tur. Ruhun ayr dzeyi ve iki ayr paras vardr. Birinci dzey, insan varlnn bitkisel ruh dzeyi olup, doma, byme, beslenme ve varln srdrme ilevlerini yerine getirir.
kinci dzey, insann hayvanlarla paylat zelliklerden meydana gelen hayvansal ruhtur ve duyum alma, hareket etme, hissetme, belli trde tepkiler verme, isteme, kendi hareketine neden
olma trnden eylemlerle karakterize olur. nsan ruhunun nc dzeyi ise, sadece insana zg olup, onu tm dier varlklar-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

51

dan ayran, onu her ne ise o yapan akldan meydana gelir. Akln
da, pratik ve teorik olmak zere iki yn vardr. Teorik akl, kendisine deimez, ezeli-ebedi nesneleri konu alr, varln ve bilginin ilk ilkelerini aratrr, eylerin niin olduklar gibi olduklarn gsterir ve teoriler oluturur. Akln bizatihi kendisi iin istenen sz konusu etkinlik, sophia, teorik ya da felsefi bilgeliktir.
Buna karn, pratik akl gndelik yaamn ayrlmaz bir paras
olan dnyevi ilerle uraan, bedensel istek ve arzular ynlendiren, istek, arzu ve itahlar denetim altnda tutan akldr. Akim
dnyaya dnk olan bu paras, insana eylemlerinde yol gsterir ve pratik bir bilgelik salar. Pratik bilgelik ise, insanlar iin
iyi ve kt olan eylerle ilgili olarak bir kural yardmyla eylemde bulunma yeterliliidir.
nsan ruhunun ilk iki dzeyi, Aristoteles'e gre, ruhun irrasyonel; teorik ve pratik akldan meydana gelen nc dzey
de rasyonel parasn oluturur. rrasyonel parann rasyonel
parann yol gstericiliine gereksinim duyduu aktr. nk
ruhun irrasyonel paras benlik d eyler ve kiiler tarafndan
etkilenir. O sz konusu dsal etmenler karsnda, bir seim ilkesinin yokluunda, ak veya nefretle, tutku veya sinirle tepki
gsterir. Buna gre, seksel arzular, kiinin bakalarna istekle
ynelmesine ve balanmasna, sinirlilii ise kii ve nesnelerden
uzaklamasna neden olur. Btn bu arzu ve duygular, ak ve
nefret, tutku ve sinir, bir lden ve yol gstericiden yoksun olduklarnda, ya kiiyi btnyle batan kararak onu insanlndan uzaklatrp zne yabanclatrrlar veya yalnzca snrl bir
doyum salarlar. rnein, ne bir bitkinin ne de bir hayvann, seim ilkesi bir yana, seim ans vardr. Bir hayvann davran,
nesnesine ve amaca bal olarak, haz veya acyla sonulanr. Sadece bu hayvansal dzeyle snrl kalndnda, haz iyi, ac da
ktdr. Bununla birlikte, hazla geen yaam, hazzn salad
gerekleme, rasyonel ve etkin insan varlklarna deil de, sade-

52

etik

ce hayvanlara zg olmak durumundadr. Dahas haz, hibir zaman tam, gerek ve kendi bana iyi olmayp, insann sadece
kendisine deil de, kendisinin dndaki etmenlere baldr.
zetle, haz ancak ksa sreli bir doyum ve mutluluk salayabilir. Dolaysyla srekli mutluluk, sadece akln salad, yalnzca insan varlna zg, tam, kalc mutluluk olabilir. Mutluluun ilk koulu etkin olmaktr. Srekli ve kalc mutluluk iin
ise, akim yol gstericiliine gereksinim vardr. nsan ancak etkinlik halinde mutlu olabileceine gre, tam ve yetkin mutluluk
yetkin bir etkinlikle salanan mutluluk olur.
nsann kendine ait bir etkinliinin ve belli bir ilevinin olduu dncesi, Aristoteles'in kendi teleolojik metafiziinin bir
rndr. Aristoteles tm doal organizmalar eree ynelmi
sistemler olarak grr. Buna gre, insann ilevi ruhun akla uygun gerekleimi veya edimsellemesi olup, insan iin gerekten iyi olan, tam, kendine yeter bir ey olarak eudaimonia, insann form kazanmas, yani ruhunun, onu baka varlklardan ayran parasnn, tam bir etkinlik hali iinde, tmyle gereklemesinden baka bir ey deildir. nsann nihai erei olarak mutluluun, en yksek iyi iin gerekli tm ltleri salamas gerekir. Buna gre, insann kendini gerekletirmesinin sonucu olan
mutluluk btn insanlarn her eyden ok peine dtkleri bir
hedef olmak durumundadr. Mutluluk, ikinci olarak, mutlak anlamda tam olmaldr; yani ona, baka bir eyin bir arac olarak
deil, bizatihi kendisi iin deer verilmelidir. nc olarak, o
kendi kendisine yeten bir ey olmaldr; dier bir ifadeyle, o
kendisini daha deerli klacak baka hibir eyle zenginletirilmemelidir.
Aristoteles'e gre erdem, ruhun akll parasnn etkinliinde insann ilevlerini en iyi ekillerde yerine getirme halidir.
Akln teorik ve pratik iki boyutu olduuna gre, teorik akla uygun den erdemler olarak dicnoetik erdemler yannda pratik

baat saylan problemlere gre etik tipleri

53

akla uygun den erdemler olarak ahlksal erdemler veya eudaimorik erdemler 'den sz etmemiz gerekir.
Dianoetik erdemler teorik bilgelik veya sophia ile belirlenen, felsefeyle, bilim ve sanatla uraan, kendilerine ezeli-ebe(li nesneleri, en yksek varlklar, ilk ilkeleri konu edinen ruhun
erdemleridir. nsan en yksek dzeyde gerekletiren, ona en
byk mutluluu salayan, insan varln mutlak bir temaa veya tefekkr iinde olan Tanr'ya en fazla yaklatran bu erdemler, ahlksal erdemlerden ok daha stndrler. nk bu erdemler u zelliklere sahiptirler: a) Pratik akln ruhun akld
parasn disipline etmesinde olduu gibi, duyumsal, fiziksel,
maddi, potansiyel hibir eyi iermezler, b) nsann en yksek
parasna karlk gelen, insann zn meydana getiren akim en
yksek ve nemli etkinlik tr olan etkinlie, insan varln
Tanr'ya yaklatran tefekkre dayanrlar, e) Bu erdemler elisinde gerekletirilen teorik etkinlik, baka hibir eye gereksinim duymayan, tam ve kendine yeten bir etkinliktir, d) nsana en
fazla, en srekli ve an kalc doyumu salayp, nihai erek olarak
mutlulua hizmet ederler. Onlar baka bir ey iin deil, fakat
bizzat kendileri ve mutluluk iin istenirler.
Ahlksal erdemler pratik akln rn olup, ruhun arzu, ilek ve itahla belirlenen akld parasn veya ruhun hayvansal
dzeyini denetim altna almas ve ona yol gstermesi iin gerek1 itirler. Bu erdemler, insann kendisini filozof veya bilim insan
olarak gerekletirmesini deil de, sorumlu ve karakter sahibi
bir varlk olarak gelitirmesini salarlar. Baka bir deyile bu erdemler, insann kendisini ikinci bir ynden daha gerekletirmesine, onun doasnn baka bir ynden daha tamamlanmasna
lizmet ederler. nk insan dier varlklardan sadece rasyonel
veya entelektel etkinlik bakmndan deil, fakat sz konusu
rasyonel etkinlikten tretilebilen sorumlu varlk olma zelliiyle ayrlr. Buna gre, hayvann sorumlu tutulamad yerde, kii,

54

etik

eylemlerinden, bunlar denetlenebilir olduklar srece, sorumludur. Bu balamda insan varl istek ve arzularn ekillendirmek, kendine belli amalar koymak, belli dnme tarzlar gelitirip birtakm kararlar almak suretiyle rasyonel bir varlk veya ahlksal bir zne olarak potansiyel glerini yaama geirmi
olur. Bunun tam ifadesi ise erdemli bir karakterdir. Erdemler gelitirmek, erdemli olmak, rasyonel ve sorumlu zneler olarak
zmz ifade ettii gibi, insann nihai ve en yksek ereine de
hizmet eder. nsan hayvansal doasn yok sayamaz veya reddedemez; onun yerine onu akl (pratik akl) yoluyla denetim altna
alabilir ve almaldr. O arzu, itki ve eilimlerini bastrmak ve bir
tarafa brakmak yerine, bunlar eitip dzene sokmaldr. Bunu
baaramazsa insanlndan uzaklar. Bu yzden ahlksal erdemler, ifrata ve tefrite dmeden, iki ar u arasndaki "altn
orta"y bulmakta hizmet eden erdemlerdir. Fakat orta yol herkes
iin ayn olmad gibi, her eylem iin de bir orta yol yoktur.
"Altn orta", koullar deitii lde, her insana greli olur. Fakat hep bir "orta" vardr. Buna gre cesaret erdemi, korkaklk ile
hesapsz atlganlk, cmertlik erdemi msriflik ile cimrilik, arballk erdemi utangalkla utanmazlk, adalet erdemi hakszlk
yapma ile hakszla maruz kalma arasndaki doru ortadr. Bunun dnda, doalar gerei "kt" olan eylemler, rnein kin,
hrszlk, cinayet vd eylemleri iin doru orta hibir ekilde sz
konusu olamaz; bunlar kendi bana ktdrler.
2.1.1.4 Hazclk (Hedonizm)
Mutluluku etik tipi iine giren alt tiplerden biri hazclk
(hedonizm) 'tr. Bu etik tipine gre ahlksal eylemin ynelmesi,
gerekletirmesi gereken ey, eylemin yneldii "en yksek
iyi", erek ve deer olarak bazdr (hedone). Haz, mutluluktur.
"Doru eylem"in ne olduu da buna gre tanmlanr: Bir insan

baat saylan problemlere gre etik tipleri

55

eylemi, zellikle ahlksal eylem, ancak haz getiren veya hazz


amalayan bir eylem ise "doru eylem" olur. Haz ise, byk lde bedensel haz olarak anlalr. nsan eylemlerinin son ereinin bedensel haz olmas olaandr. nk insanlar yaratllar
gerei, doallkla acdan kanp hazza ynelen, haz peinde koan varlklardr.
Hedonizmin ilkada ilk kez Sokrates'in rencisi Aristippos ve onun Kirene Okulu tarafndan temsil edildii grlr.
I heodoros, Hegesias ve Annikeris, okulun dier nemli temsileileridir. Hazzm tek bir trden ibaret olduunu, olsa olsa, derece, iddet ve younluk bakmndan farkl dzeylerde hissedildiini, yaandm ileri sren Aristippos, onu insan doasna,
zellikle insann psiik yapsna dayandrr. Hazla ilgili psiik
yaant vardr: Birincisi, yumuak bir yaant olup kiiyi doayla uyumlu bir konuma getirir. kincisi, acya yol aan sert, iddetli bir yaantdr. ncs ise, haz ve acnn olmad, sessizlik, ntralite durumudur. Aristippos iin mutluluk asndan
nemli olan yaant, birincisi, yani ho ve yumuak yaantda
ortaya kan hazdr.
Hazz trlere ayrmayan, onu sadece bedensel hazza indirgeyen Aristippos'un hazcl, bu nedenle niceliksel hazclk
olarak da adlandrlr. Bununla birlikte, Aristippos'un hazcl,
hazz ho ve yumuak bir yaantnn rn olarak grmesiyle,
lml ve dengeli bir hazclktr. Buna karlk Theodoros'ta hazclk, hibir zgeci (altruist, dierkm) yn iermeyen, kiiyi
zevk dkn, zevkperest bir konuma sokan, toplumsal sorumluluklar hi dikkate almayan egoist hazcla dnmtr. Hej'.csias ise, insanlarn esasnda hep ac ektiklerini, hazza ulamann byk ounluk iin olanakl olmadn ileri sren ve
lazc ktmsercilik olarak adlandrlan bir grn temsilcisi olmutur. Hegesias'a gre hazza ulamak pek olanakl olmadnda, yaplabilecek olan ey, acdan kamak olmaldr.

etik

56

2.1.1.5 Epikurosuluk
Antikada "iyi"yi, "en yksek iyi"yi mutluluk saymakla
birlikte, mutluluu bedensel hazza indirgeyen hazclktan ok,
hazcln ok daha incelmi ve geniletilmi bir biimi olan,
Epikuros'un temsil ettii ve niteliksel hazclk olarak da adlandrlan etik anlayn daha yaygn olarak benimsendii belirtilir.
Bu anlayta, insann ahlksal eylemlerinin ereinin yalnzca bedensel hazza ulamak olmad, hatta daha ok tm yaam sresi, tm bir mr gz nnde tutulduunda, uzun vadeli yarar ve
karlarmz gzetmemiz gerektii, bu yzden bir anlk ve gelip
geici hazlarm salayaca geici mutluluklar yannda ve hatta
onlardan daha ok, srekli mutluluk getirecek hazlara ynelmenin esas olduu retilir. iddetli hazlar, yokluklarnda, kendilerini tutkuyla aramaya ve bylece ayn iddette aclara yol aarlar. Baka bir ifadeyle, iddetli hazlara ynelen kii, ayn younlukta aclara da maruz kalmaktan kurtulamaz. Dolaysyla hazcl Aristippos'un lml hazclyla snrlandrmak gerekir.
Aristippos insan eylemlerinin ereini, en yksek derecede ve
iddette hazlara ulamak deil, en az acyla yaamay salayacak en ok honutluk durumu'na ulamak olarak belirlemiti.
Mutluluk durumu, bir lmllk durumuydu.
Epikuros iin de "en yksek iyi" hazdr; ne var ki, haz
Aristippos'un bedensel isteklerin, igdlerin, tutkularn doyumu olarak snrlad niceliksel hazdan ibaret deildir. Geri
haz, Aristippos'un belirttii zere, bir honutluk ve lmllk yaantsdr. Ne var ki, haz niceliksel hazla snrl deildir. Geri
bedensel hazlar asla ihmal etmemek gerekir; nk onlar zaten
doallkla yneldiimiz hazlardr. Ne var ki, onlar Aristippos'un
sandn tersine, tek bir tr deildirler; hazlarm bir baka tr
daha vardr ki, bunlara "tinsel hazlar" veya niteliksel hazlar ad
verilebilir. Epikuros, Kirene Okulu'nun hazclndan, niteliksel

baat saylan problemlere gre etik tipleri

57

hazlara yer vermesi, hatta onlar bedensel hazlardan daha nemli ve deerli saymasyla ayrlr. Niteliksel hazlar, zihinsel hazlar,
entelektel hazlar olarak da adlandrlabilirler. Balcalar yeme
imeyle salanan hazlar, seksel hazlar olmak zere, bedensel
hazlar ve salt doal kaynakl olmayan, zenginlik ve lksn salad hazlar bir mr boyu sremezler; buna karlk bilgilenmekten, dnmekten, sanatsal etkinliklerde bulunmaktan vd
duyulan hazlar, entelektel hazlar, niteliksel hazlar olarak, srekli olmalar bakmndan mr boyu mutluluun esas kayna
olurlar. Epikuros, bedensel hazlar kinetik hazlar, entelektel
bazlar ise statik hazlar olarak ayrmtr. Srekli mutluluk iin,
kinetik hazlardan ok statik hazlara ynelmek gerekir. Ayrca
Epikuros, kinetik hazlar olarak bedensel hazlarm bedensel gereksinimlerin doyumu ile salandm, fakat tam bir doyuma
ulamann da asla gerekleemediini belirtir. yle ki, bedensel
hazlarm peinde koanlar, hep doyumsuz kalrlar ve bu da onlarn ac ekmelerine yol aar. Oysa statik hazlar olarak entelektel hazlarm peinde olanlar, uzun sreli, hatta bir mr boyu devam eden hazlar yaarlar. Entelektel hazlar iin de, daha Sokrates'in belirttii gibi, baz erdemlere gereksinim vardr ve temel erdem bilgeliktir. Bilge insan kendini tanyan ve yaamn
dengeli srdrmeyi bilen insandr. Ayn ekilde, bir dier erdem,
lllk, iddetli ve geici hazlardan kanmay, cesaret ise bilgi eliinde temelsiz korkulardan kurtulmay salarlar.
2.1.1.6 Kinizm: Aldrmaza

Mutlulukuluk

Sokrates'in ardllar olan Antisthenes, Diogenes ve Krates


tarafndan temsil edilen Kinik Okul, Sokrates'in dier ardllarmca temsil edilen Kirene Okulu 'ndan farkl olarak, mutluluu insann da dnk eylemlerinde, hazz araylarnda deil, tam
(ersine ie dnk bir mutlak bamszlk hali iinde yakalama-

58

etik

nm olanakl olacandan hareket etmitir. Mutluluk, bir kendine


yetme ve mutlak bamszlk yaantsdr. Sokrates'in rencileri olarak kinikler de bir kozmolojiden, kozmos-logos zdeliinden yola karlar. Bu yzden ahlksal yaam akla gre kurmak
gerektiini iddia etmeleri bakmndan rasyonalisttirler.
Kinik Okulun kurucusu Antisthenes, Sokrates'ten farkl
olarak, bilgiyi ve bilimi ahlkn temeli yapmaz. Bilgi, ahlkl
yaam iin bir temel deil, sadece bir aratr. Antisthenes, i bamszl, dnya nimetlerinden uzak durmay (acnn yannda
hazdan da kanma), kendi kendine yetmeyi, mutluluk iin koullar olarak sralamtr. Tabii ki, bu sralananlar mutlulua gtrecek insani yetenekler, beceriler olarak erdemlerdir. Bu nedenle kiniklerin ahlk retisi, byk lde bir erdem retisi
olarak karmza kar. Mutluluk, saylan bu erdemler yardmyla insann isteklerinden, arzularndan bamszlamas durumudur; arzunun, istein, yokluudur. Mutlu olmak, hibir ey karsnda tasa duymamay, hibir eye aldr etmemeyi gerektirir.
Bir eye gereksinim duymamak, ayn zamanda bu dnyaya bo
vermek, ona srt dnmektir. Doaya uygun yaamak, en temel
gereksinimler dnda tm gereksinimleri yapay ve kkrtc
eyler olarak ortadan kaldrmakla salanr. Antisthenes, bunu
gerekletirmenin bir eit inziva ve ilekelikle salanabileceini ileri srmtr. Bu dnemi geiren insan, bakalarnn ahlksal gr ve iddialarna ancak dudak bker, aldrmaz. Mutlak
bamszlk, bakalaryla hibir ekilde ba kurulmamasm gerektirir. D etkiler ve balar, aldrmazlkla salanm mutluluu
zedeler, giderek ortadan kaldrr. Bilge kii, ne bakalarnn grlerine aldrr, ne de yurttaln getirdii sorumluluklar yerine getirir. O, kle bile olsa, aldrmazlnn getirdii mutluluunu yaamay srdrr.
Antisthenes'in bu grlerini yaamyla somutlatran, hayata geiren filozof olarak, karmza Diogenes kar. Diogenes

baat saylan problemlere gre etik tipleri

59

hakknda anlatlan pek ok yk vardr. F iinde yaad,


Atina sokaklarnda elinde feneriyle "Drst adam aryorum" diye dolat sylenir. Hakkndaki yklerden en nls, skender'in kendisine "Dile benden ne dilersen!" szlerine "Glge etme, baka ihsan istemem" diyerek verdii yanttr. Gerekten de
bu yant, kiniklerin ahlk retilerinin bir zeti gibidir. Diogenes de toplumsal yaam, hele onun grenek ve geleneklerini hi
nemsemez; aile kurumunu doaya aykr bulur; her iki cins iin
okelilii savunur. Diogenes herkesin kendisi gibi yaamas gerekmediini, amacnn, en kstl yaam koullarnda bile insann mutlak bamszlndan kaynaklanan bir mutlulua ulaabileceini gstermek olduunu sylemitir.
2.1.1.7 Stoaclk
Stoaclk baz bakmlardan Kinik Okulun grlerini benimseyen filozoflarn gelitirdikleri bir ahlk retisini ierir.
Grek kozmolojisinde grdmz, evrenin rasyonel ve erekli
bir yapya sahip olduu gr, stoacln da benimsedii bir
grtr. Kozmik btnn bir paras olarak insan, bu btne
hkim olan rasyonel/erekli yapy, ahlksal yaamnda da rnek
ve model olarak almaldr. Tabii ki, stoaclkta da insan eylemlerinin "en yksek iyi" olarak mutlulua yneldii belirtilir. Stoacln kinizm, hazclk ve Epikurosulukla ortaklaa paylat gr, onlarn da mutluluu "akl yoluyla doayla uyum iinde yaamak"ta bulmalardr. Ne var ki, onlar "doayla uyum
iinde yaama" konusunda Kireneliler ve Epikuros'tan ok kiniklere yakn dururlar. Evrenin akla uygun bir dzeni vardr.
Baka bir deyile, evrene, kozmos'a akl, logos hkmeder; ona
dzenini ve ileyiini o verir. nsan da evrenin bir paras olarak
ayn aklsal dzen ve ileyi altndadr. Baka bir deyile, makrokozmos olarak evren yannda, insan da bir kozmos, bir mikro-

60

etik

kozmos 'tur. Ne var ki, bedensel gd, itki ve etkilenimler, evrendeki aklsallktan sapmalar olarak, insann doal dzenine uymayan davranlarda bulunmasna yol aarlar. zellikle ar istekler, tutkular, duygulanmlar, insann ruhsal dengesini bozarlar
ve onu mutsuzlua srklerler. Bu nedenle, mutluluk, insann
kendi ruhunu her trl istee, tutkuya, duygulanma ak tutmasyla, rnein iddetli hazlara ynelmesiyle salanmaz; tam tersine bunlar mutsuzluk getirirler. O halde, insan, akln kullanarak ll yaamal, ruhsal dengesini zorlayan istek, tutku ve
duygulanmlarn bastrabilmeli, onlar denetleyebilmelidir.
"Doru eylem", buna gre, doa dzenini gzeten aklc eylemdir. Erdem, insann akl yoluyla doa dzenine boyun eme,
kendini denetleyebilme yetenei ve becerisidir. Doa yasas
(nomos physikos) ayn zamanda potansiyel ahlk yasasdr.
Balca temsilcileri Kbrsl Zenon, Kleanthes, Krissippos
ve Marcus Aurelius olan stoaclk, doayla ancak onun dzenini ve yasalarm bilerek uyum iinde yaanabileceini sylemekle, ncelikle Sokrates'i izler. Kbrsl Zenon, Kleanthes, Krissippos adlarna balanan stoaclk Grek stoacl olarak anlr. Daha nce belirttiimiz gibi, Sokrates doru eylemde bulunmak
iin doru bilgilere sahip olmak, eylemi bu bilgilere dayandrmak gerektiini belirtmiti. Doru eylemde bulunan kiiye erdem sahibi dendiine gre, erdemli olmak bilgi sahibi olmaktan
geer. Buna gre, doru bilgilere sahip olmayan insan, kendisini doru tanyamamaktan kaynaklanan yanl eylemlerde bulunur. Doru bilgi onun istek, tutku, duygulanm ve zaaflarn tanyp bunlardan arnmasn (ataraxia) salar. Duygusal dinginlik, bu trl istek, tutku, duygulanm ve zaaflarn en aza indirgenmi olma durumu olarak apatheia diye adlandrlr (a-patheia: istek, tutku ve duygulanmlardan arnm olma durumu).
"Kt" ("ktlk") insann akln ve doru bilgilerini kullanmama durumu; "yanl eylem" aklsal irdelemeden ve aklc yn-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

61

lendirmeden yoksun ve hatal bilgilere dayal eylemdir. Bu trl eylemde bulunan kii de erdemsiz kii olur.
Stoacln da, esas itibaryla bir erdem retisi olarak karmza ktn belirtebiliriz. Doaya uygun yaamak, dier
mutluluku retilerin ounda belirtildii gibi, balca erdem
olarak bilgelii gerektirir. Ayrca doann gidiatn, ondaki dzeni tam bir rza ile kabul etmek olarak tanmlanan br nemli erdem, tevekkldr. Doann akna mdahale etmek bouna
olduu gibi, ayn zamanda yanltr ve insan mutsuzlua srkler. Bilgelik de zaten byk lde tevekkl sahibi olma anlamna gelir. nsanda istikrarszlk ve dengesizlie yol aan duygu ve
tutkular aslnda doann rasyonel ve erekli yapsna aykrdrlar
ve bunlarn karsnda bir ruhsal bamszlk elde etmek gerekir.
Hu ynden kinizme yaklaan stoaclk, ne var ki, kinizmin toplumdl savunan, mnzevi ahlksal yaam anlayn benimsemez. Tam tersine stoacla gre, evrendeki rasyonel dzen ve
erek, insan toplum iinde grevler yklenip bunlar yerine geI irmeye sevkeder. Bu vurguyla stoaclar felsefe tarihinde doal
hukuk dncesinin de ilk temsilcileri olmulardr.
Gerekten de stoaclk, esas itibaryla tm eskia ahlk
retilerinde olduu gibi bireyci bir reti olmakla birlikte; ahlaksal yaamn toplumsal grevleri yerine getirmeyi gerektirdiini savunmasyla bireylerin ahlksal yaamlar kadar yurtta
olarak hukuk dzenine ballklarn hep n planda tutmu olan
Roma dnyasnda byk bir yaygnlk kazanm, yeniada, rnein Kant'ta rneini greceimiz dev etiii (deontolojik
etik) de hazrlayan, zgeci (altruist) yn de bulunan bir reti
olmutur. Roma dnyasnda yaygnlk kazanm ekliyle stoacla, Grek stoaclndan ayrmak zere Roma sotacl ad da
verilir.
Roma stoaclnn balca temsilcileri, Seneca, Epiktetos
ve Marcus Aurelius'tur.

62

etik

Seneca, ayn zamanda bir devlet adam ve sanat olarak da


ilkan nemli adlarndandr. Seneca'nn eserleri, daha ok, zamannn Roma yaamn stoac ilkeler nda ve bir sanat duyarllyla eletirme abasnn rnleridir. O bu tutumuyla stoa
felsefesine zgn katklarndan ok, stoacln Roma'daki retmeni, bir ahlk eiticisi olarak ne kar.
Bir azatl kle olan Epiktetos, stoa ahlknn sert bir temsilcisi olarak tannr. Bir stoac olarak bamsz, sade, mazbut
bir yaam srm ve kendisine rehber olarak Sokrates'i, Grek
stoaclnn temsilcilerini, zellikle Diogenes'i semitir. Epiktetos, irade (isten) kavramn etie geniliine sokmasyla da
tannr. Ona gre iradeden bamsz bir "iyi"den ve "kt"den
sz edilemez. Yine ona gre insann yapabilecei ve yapamayaca eyler vardr. nsan yapamayaca eylerin olmasn da tabii ki nleyemez. O yapamayacaklarnn bilincinde olmal, yapabilecei eyleri bilmeli, istencini bu yolda kullanma erdemine, bilgelie sahip olmaldr. nsann zgrlemesi, yapabileceklerinin ve yapamayacaklarnn bilincinde olmas ve duygu ve
tutkularn kontrol edebilmesinden geer. Bilgelik, bir ynyle,
olaylara hibir zaman tam hkim olamayacamzn bilinciyle,
tevekkl sahibi olmaktr. nsan, dnya denen tiyatro sahnesinde
sadece bir oyuncudur. Oyunu o yazmamtr, roln kendi belirlememitir. Onun rol Tanr ya da kozmos'a egemen olan ilke
tarafndan belirlenmitir. O sadece kendi arzu ve tutkularn akl
yoluyla denetleyebilir, mutluluunun kayna olan bamszln da byle elde edebilir.
Marcus Aurelius, Roma imparatorudur ve Kendime Baklar adl eserinin de belli ettii zere, eser, kendini tam bir stoac
disiplinle eletirmeye ve denetlemeye almasnn yksdr.
Stoa ahlk, insann kendisiyle srekli hesaplamasn, kendisini stoac ilkelere gre yarglamasn gerektirir. Marcus Aurelius'un en ok eletirdii zaaf ve duygular, lszlk, kendini

baat saylan problemlere gre etik tipleri

63

fkeye kaptrmak, her ii oluruna brakmak ve kendini beenmiliktir. Marcus Aurelius'a gre Tanr insana devini yerine
getirecek yetenekleri, erdemleri vermitir. Bunlar kulland srece ancak o ahlkl ve mutlu olabilir. Stoaclk, ona gre ayn
zamanda alakgnlln de retiidir. Marcus Aurelius, ayrca tm stoaclarda olduu gibi ruhun lmszlne de inanr.
Stoaclk, yukarda deindiimiz ynleriyle, Hristiyanln dou ve geliiminde en az Platon'un idealizmi ve Aristoteles'in erdem retisi kadar belirleyici olmutur. Sadece Hristiyan kozmolojisinin deil, Hristiyan ahlk retisinin de stoaclktan byk lde esinlenmi ve etkilenmi olduu bilinen bir
husustur.
2.1.2 Yararclk
Hedonizm de, eudaimonizm de, stoaclk da, temel karakteristikleri bakmndan bireyci retilerdir. Bunlarda tek kiinin
mutluluu en byk erek ve eylemin dayand ilke olarak "en
yksek iyi"dir. Antikada gelitirilmi ve yaygnlam olan bu
retiler, yenian etik retilerini de etkilemilerdir. Antikan mutluluku retilerinden etkilenen ve Anglo-Sakson dnyasnda yaygnlk kazanm olan bu modern retileri yararclk
(utilitarizm) ad altnda toplamak olanakldr. Geri bu retilerde antikan kozmolojik metafiziine yer verilmez; hatta bunlarda her trl metafizie kar bir tepkiye rastlanr; bununla birlikte antika retilerinde olduu gibi, bunlarda da kalk noktas yine insan doasdr, insann ahlksal yaamn doal yaamnn bir uzants olarak kabul etmektir. Yararc retiler, kendi
doalc tutumlar dorultusunda, tm ahlk ilkelerinin, tm deerlerin temelinde psiik etkenlerin yattn ileri srerler. Buna
gre, antikan mutluluku retilerinde olduu gibi, bu retilerde de tm insanlarn kendi mutluluklarnn peinde kotuk-

64

etik

lar kabul edilir. Bununla birlikte, yararc retileri antikan


retilerinden ayran bir yn de vardr. Antikan mutluluku
retileri, bireyci olmaktan da teye, bencil (egoist) retilerdir;
tek kiinin mutluluuna odaklanrlar. Buna karlk yararc retilerin nemli bir ksmnda tek kiinin kendi bana mutlulua
eriemeyecei, tek kiinin mutluluunun toplum iinde ve toplumsal yarar erevesinde gerekleebilecei dnlr. Hatta
bu yararc retiler, bireyci olma adna antikan retilerinden
daha fazla layk olduklar gibi, yarar kavramn toplumsallk zemininde dnm olmalar bakmndan, hem bireyci hem toplumcu ynleri birlikte ierirler.
Yararc retiler, ok byk lde yenia ngiliz felsefesinden km retiler olarak grnrler. 20. yzylda ngilizce
konuulan lkelerde, Anglo-Sakson dnyasnda ortaya kan
pragmatizm ve operasyonalizm gibi retiler de, byk lde
yararc retilerin birer devamdrlar.
Yararc retileri (hatta pragmatist ve oparasyonalist retileri de) hazrlayan filozof olarak, Francis Bacon'm ad geer.
F. Bacon, yenia felsefesinin balanglarnda, dedksiyon yerine endksiyonu temel dnme yntemi klmak, metafizie ve
speklasyona kar deneysel aratrmaya dayal deneysel bilimi
gelitirmek, felsefeyi de deneysel bilim modelinde slah etmek
konusundaki giriimiyle tannr. Bacon'a gre, nasl ki felsefede
yzyllar boyunca metafizie ve olgularca denetlenemeyen speklasyonlara bavurmak hemen hibir "yarar" salamamsa,
nasl insan ancak deneysel bilimlerin gelimesi sayesinde doaya egemen olup ondan kendi adna daha fazla yarar salama yolunu kendisine amsa; artk bundan sonra ahlksal yaamda da
"iyi" veya "en yksek iyi", toplumsal ortak duyuya (common
sense) en uygun ve bireye en yararl ey olarak grlmelidir.
Bacon'm kendisi bir ahlk retisi, bir etik teori gelitirmemitir. O yararcla giden yolu hazrlam, yararc reti ise

baat saylan problemlere gre etik tipleri

65

I Iucheson, Bentham ve zellikle J.S. Mill'in ellerinde gelitirilmitir. Yararc retiler, insann doas gerei bencil ilgi ve eilimlere sahip bulunduu ve onun bu bencil istek ve eilimlerini,
bedensel ve psiik ihtiyalarn, tutkularm doyurmak, bylece
mutlulua ulamak peinde olduu noktasndan hareket ederler.
yle ki, yararc retileri kalk noktalar itibaryla hazc retiden ayrt etmek ilk bakta kolay deildir. Yararc retilere
gre, insann bakalar karsndaki ilk tavr, doadan gelen bencilliine uygun bir tavrdr. nsan, doas gerei bencildir ve
onun bu bencillii hibir zaman tam olarak ortadan kaldrlamaz. Ne var ki, ayn insan, zayf bir doa varldr da. Onun
gl peneleri, keskin dileri, kaln postu vd yoktur. Zayf bir
hayvan olarak o, yine bencilce bir isteini, gvenlik iinde yaama isteini, ancak sr halinde yaayarak salayabileceini
anlad anda, birlikte yaamann koullarn da retmek, yani
toplumsallamak zorunda kalmtr. Bylece onda, ister istemez,
doutan getirdii bencil eilimler yannda, bir de, bakalarn
y,zetme denen bir ilgi olumutur. Geri bu bakalarn gzetme
ilgisinin sonradan edinilmediini, doutan olduunu syleyen
yararc retiler de vardr. rnein Shaftesbury, bu ilgiye, zge 7 (dierkm, altruist) bir duygu halinde doutan sahip olduumuzu belirtir. (Sonra greceimiz gibi, zgecilik -dierkmlk,
iltruizm-, ar bireyci olmayan tm retilerin kalk noktasnda yer alr). Samuel Butler da Shaftesbury gibi dnr. Butler'a
C.re de insanda doutan gelen bir kendini sevme (self-love) eilim ve ilgisi yannda, yine doutan gelen bir trdelerinin iyiliyim isteme (benevolence) eilimi ve ilgisi vardr. Butler'a gre
hu iki eilim ve ilgi, insann ahlksal ynn oluturan temel
dayanaklardr. nk insann tm ahlksal eylemlerini bu iki
T,ilim ve ilgi ayn anda etkili olmak suretiyle ynlendirirler.
1 laka bir deyile, bu iki eilim ve ilgiden bamsz bir insan eylemi yoktur. Bakalarna ynelik olmadn, salt kendimize yI lk / F5

66

etik

nelik olduunu dndmz, yle sandmz eylemlerde bile bu iki eilim ve ilgi etkilidir. Bu demektir ki, kendi iyiliimizi istemek de, bakalarnn iyiliini istemekle, eilim ve ilgi olarak ayndr. Ve zaten Butler'a gre bu iki eilim ve ilgi birbirini
hibir zaman dta brakmazlar. Kendini sevme eilimi ve ilgisi
tek kiinin mutluluunu o kiinin tm yaam iin tek erek klarken; trdelerinin iyiliini isteme eilimi, ilgisi, ayn erei tm
topluma yaylm, tm toplum iin geerli bir erek, bir "en yksek iyi" yapmak ister. yle ki, eylemlerimiz tm toplumun iyiliini de gzeten eylemler olduklar srece tek kii asndan da
yararl olabilirler. Daha sonra Hucheson'm, Butler'n bu dncelerini, ok sayda insann en byk oranda mutluluu forml altnda toplad grlr. Ondan sonra Bentham, Hucheson'm
bu formlnden hareket ederek bir toplumsal yarar etii gelitirmeye almtr.
Yararc etiin bir toplumsal yarar etii olarak anlalmas,
esasnda Hobbes ve Locke'a kadar uzanr. Hobbes da Locke da,
ahlk fenomenini toplumsal (ve ayrca siyasal) bir gr as
ierisinde ele alrlar. Her ikisi de, toplum dzeninin bar iinde
sreklilik kazanmasnn insan doas gzetilerek olanakl olacam belirtirler. Hobbes'a gre toplu halde yaayan insanlar iin
doal durum, "herkesin herkese kar sava"dr (bellum omnium contra omnes). Doas gerei bencil olan ve yine doas gerei kendini koruma igdsyle davranan insan, tam da bu nedenlerle bakalaryla srekli bir sava halindedir. Bu srekli durum, onlarda bar ve gven isteini uyandrr ve glendirir.
Bar ve gveni salayacak olan da devlet (Leviathan) ve onun
yaptrmc gcdr. Devlet denen kurumun ortaya kmas, insanlar belli siyasal ve ahlksal ilkeler altnda yaamaya zorlar.
yle ki, Hobbes'a gre, siyaset, hukuk ve ahlk, bar ve gven
iinde yaama gereksiniminin bir sonucu olarak ortaya kmlardr. Locke da bu konuda Hobbes gibi dnr. O da ahlk fe-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

67

nomenini doal durumdan toplumsal duruma gei gerekliliinin bir rn olarak deerlendirir. Hobbes ve Locke, daha sonra Shaftesbury ve Butler'm doutan sahip olduumuzu syledikleri zgeci (dierkm, altruist) eilim ve ilginin, sonradan ve
karlkl yarar gzetilerek olutuunu sylerler ve hatta bir ahlkn oluabilmesinin ancak sonradan edinilen byle bir zgecilikle olanakl olacan ileri srerler. Fakat onlarn burada ele almakta olduumuz yararc retiler asndan nem ve deeri,
zgeci olmadan yarar, zellikle karlkl yarar fikrinin ortaya
kamayacan vurgulam, bu suretle ahlk fenomenini, zellikle ahlkn kayna problemini bir lde sosyolojik diyebileceimiz bir tutumla ele alm olmalardr.
Yararcln en etkili ad olarak J.S. Mili, aslnda kendisinden nceki yararc filozoflarn grlerini belli bir sistematik
ierisinde toplam ve bu grleri 19. yzyla zg motiflerle
ilgi ierisinde gelitirmi olmasyla ne kar. Ona gre de, insanlar kendi bireysel mutluluklarna ancak toplumsallk durumunda ve karlkl yarar dncesi dorultusunda ulaabilirler.
Hu yzden yine ona gre, etik denen felsefe disiplininin temel
problemi, daima, bireysel mutlulukla toplumun genel iyiliini
(mutluluunu) badatrabilmek olmutur. Bencilik (egoizm) ve
zgecilik (altruizm), birbiriyle badatrlamadklar srece, bireysel ve toplumsal mutluluk da sz konusu olamaz. Mill'e gre yararclk, mutluluun arzu edilir ve hatta bir erek olarak arzu edilir biricik ey olduunu retir. Btn dier eyler, yalnzra sz konusu eree ulamak iin aralar olabilirler. Yararclk,
ahlkl yaamay bireysel ve sosyal mutluluk sanat olarak anlar
ve bireyin karnn kamusal yarar ve toplumun genel mutluluuyla uyumlu olmas gerektiini belirtir. Bu nedenle bireyin,
kendi karm kamusal yararla badatrmasn salayacak erdemlere gereksinimi vardr. Ne var ki, Mill'de bireyin kar ile
kamusal yararn att durumlarda hangisine ncelik verilece-

68

etik

i hususu kapal kalmtr. O sadece, sz konusu atma halinde bireyin kendi karlarndan fedakrlk yapmas gerektiini
tlemekle yetinir.
Yararc retilerde u temel ynleri ayrt edebiliriz:
1. Bu retilerde temel problem "en yksek iyi" problemidir ve o, ulalmas gereken erek olarak, "mutluluk" diye tanmlanr. Bu bakmdan antikam mutluluku retileri ile ayn kategoride yer alrlar ve onlarla birlikte, etik tarihinde ayrca ereki etik retiler ad altnda da toplanrlar.
2. lkan ve yenian mutluluku/yararc retilerinin
hepsi, "en yksek iyi"yi (mutluluu) insann bedensel, psiik istek ve eilimlerinin, tutku ve gdlerinin tatminine ve nihayet
toplumsal taleplerinin karlanmasna ynelik olarak bireye yararl olan ey diye konumlarlar ki, bu konumlay tarz, bu retileri bir yandan bireyci retiler, br yandan doalc (naturalist) retiler olarak grmemizi getirir. Bununla birlikte yenian yararc retilerinde, ilkan bencil retilerinden farkl
olarak, toplumcu bir eilim ve ilginin de arlkl olarak ortaya
kt grlr.

2.2 "Doru Eylem" Problemini Baat Sayan Etik Tipleri


2.2.1 Kant'n dev Etii (Deotolojik * Etik)
Etik tarihine bakldnda, antikadan yeniada Kant'a
kadar etikte baat problemin "en yksek iyi" problemi olarak
kald ve zm denemelerinin mutluluku bir izgiyi izledikleri grlr. Hazclktan, Epikurosuluktan, stoaclktan, yeniaGreke deon "dev" anlamna gelir. Grekler deon'u, bir yasa veya ykmllkten
kan, ona bal ve ilikin olan durum, hareket tarz olarak tanmlyorlard. "Deontoloji" terimi ilk kez J. Bentham'm 1834 tarihli ayn adl kitabnda kullanlmtr.

baat saylan problemlere gre etik tipleri

69

j',n yararc, pragmatist ve operasyonalist retilerine kadar, tm


retilerde en yksek iyi "mutluluk" olarak grlr ve bu mutluluk, bedensel haz, srekli honutluk durumu, doaya akl yoluyla uyum gstermek yoluyla ulalan dinginlik, bireysel yarar,
toplumsal yarar vd olarak deiik ekillerde tanmlanr. rnein
ctiin kurucusu olarak grdmz Aristoteles de, bir ahlk
tavryla, insan yaamnn, zellikle ahlksal yaamn ereinin
mutluluk olduunu retir; fakat yine de etiki yannn ar basl bir tavrla, mutluluun ne olduu konusunda hibir uzlam
olmadm da belirtmekten geri kalmaz. yle ki, ahlk Aristoteles'i etiki Aristoteles uyarr ve frenler gibidir.
te, Kant, etiin temelini zerinde hibir uzlam olmayan
"mutluluk" gibi bir eree balamann yanl olacandan hareket eder. Baka bir deyile, ad "mutluluk" olarak konulmu olsa da, herkesin zerinde uzlaaca bir "en yksek iyi" yoktur.
() halde etik iin bir temel aranacaksa, bu temel baka bir yerde
aranmaldr. Kant, daha nce Salt Akln Eletirisi adl kitabnda
(erekletirdii teorik akl analizi ile, bilgimizin oluumunu
salayan a priori temeller olarak zihin kategorileri ve duyarlk
formlarn ele almt. Bunlar bilgimizin oluumunu salayan a
priori temeller, bilgi yapc yasalar, epistemolojik formlard.
imdi Kant, etik alannda grd ve hibirinin salam ve genelgeerli temellere dayanmadm saptad retiler okluu
karsnda, etiin de a priori temelleri olabilecei sayltsyla yola kmaktadr. Bir baka ifadeyle, Kant'a gre, bilgide olduu
l'.ibi etiin temelinde de, herkes iin ayn olan, herkes iin geerlilie sahip bulunan a priori bir temelin, bir yasann bulunmas
gerekir. Ksacas, etik, ancak genelgeerli bir yasaya dayand
takdirde biricik ve evrensel bir etik olabilir. Bylece Kant, ilk
kez sofistlerle Sokrates ve Platon arasnda ortaya ktn ve daha sonra hemen tm etik tarihinde karlatmz daha nce belirttiimiz etik relativizm - etik mutlaklk (evrenselcilik) kart-

70

etik

lnda mutlaklarn, evrenselcilerin yannda yer alm da olur.


Etik iin aranan ve mutlak geerlilie sahip evrensel yasa,
nasl bir yasa olacaktr? Bu yasa yle bir yasa olmaldr ki, bu
yasaya uyan tm insan eylemleri "ahlksal" olabilsin. Doa yasas gibi genelgeerli, evrensel olacak, ama bu kez doa iin deil de ahlksal yaam iin dnlm byle bir ahlk yasas
nasl konumlanabilir? Sorunun byle sorulmu olmas, Kant'm
doa yasas rneine gre dnd byle bir ahlk yasasnn
doa yasas gibi olan bir ey deil, bir olmas gereken olarak tasarladn gsterir. Baka terimlerle ifade edilecek olursa, doa
yasas verili bir ey iken; ahlk yasas verilenmi (gegeben, given), bu demektir ki, doal belirlenim iindeki insann sonradan
rasyonel yoldan tasarlayp uygulamaya sokmaya alt bir yasadr. Kant'a gre byle bir ahlk yasas, insann hem kendisi
iin istemi ve kendisine koymu olduu, eylemlerini ona gre
ynlendirdii bir bireysel ilke, hem de ayn zamanda bakalarnn da isteyebilecei ve bakalarnn da kendilerine koymu olduklar, eylemlerini ona gre ynlendirdikleri bir genel ilke olarak konumlanabilir. Byle bir yasay ise, ancak zgr bir insan
isteyebilir. zgrlk, zaten, insann isteyerek, yani istencini
(iradesini) harekete geirerek kendisine yasa koymasndan (otonomi; oto: kendi, nomos: yasa) baka bir ey de deildir. Ahlk
yasas bir "en yksek iyi" de deildir. "yi", ancak, byle bir yasay isteme ve ona uymada kendini gsterebilir.
Bu belirlemelere gre, ahlksal yaam ancak isten (irade)
ve ahlk yasas olarak iki temele dayandrlabilir. Bu demektir
ki, bu temellerden yoksun bir yaam ahlkllk tamaz. nk
herhangi bir ilkeye veya buyrua isteyerek (iradeyle) balanmadan ve sadece bu ilke veya buyrua sorgusuz sualsiz boyun eerek yaplan eylemlerle yetinildiinde veya sadece doal duygulanm ve gdlere gre hareket edildiinde, byle bir durum olsa olsa bir legalite durumu olabilir, bir moralite (ahlkllk) du-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

71

rurau olmaz.* yle ki, doal eilim, gd ve itkilerle, psiik


motiflerle ve toplumsal alkanlklarla, irdelenmeksizin benimsenmi ve isenmi, kemiklemi trelere uyarak yaplan eylemler hibir ekilde moralite tamazlar.
Grlebilecei gibi, Kant, yapt bu moralite tanmyla,
insann doalln k noktas yapm olan tm etik retilerini yadsr; onlar ahlkllk alannn dna atm olur. "Mutlulk"u "en yksek iyi" saymak, onu erek haline getirmek, Kant'a
gre tamamen yanltr. Ahlkllk "mutluluk" ile ilgili bir ey
olamaz. nk insan mutlulua, zaten doal eilimleri, gdleri, arzularnn ynlendirmesi altnda ulaabilmektedir. Mutlulua ulamakta, zellikle mutluluu bedensel haz, arzularn tatmini olarak anladmzda, hayvanlardan herhangi bir ayrmmz
yoktur; nk hayvanlar da doalar gerei byle bir mutluluu
kovalarlar. Ahlkll mutlulua endekslediimizde, ahlkllk
artk sadece insana ait bir fenomen veya durum olmaktan kar,
toplu halde yaayan, zellikle eeyli yoldan reyen tm hayvanlar iin de geerli bir fenomen veya durum olurdu. Bu nedenle
Kant, ahlkll sadece insana zg bir fenomen veya durum
olarak kurabilmek, temellendirebilmek iin, insann doal yanndan az ok zerk olduunu dnd br yanndan, akl
sahibi varlk veya kendisinden sonra geniliine kullanlan bir
terimle, akl sahibi varlk olmay sadece bir yn olarak ieren
tinsel varlk olarak insandan yola kmak ister. Biz, doal yanmzdan belli llerde bamsz bir yaam biimini akl sahibi
varlk olarak gerekletirme olanana sahibizdir. Bu olana
kullanp kullanmamak bize kalmtr. Bu olana kullanmad1

Bugn legalite terimini daha ok hukuksal boyutuyla, yasallk veya yasaya uygunluk anlamnda kullanyoruz. Kant'ta ise terimin daha geni bir anlam vardr ve bu
geni anlamyla legalite, sradanlk, mevcuda uyma, zel bir ilgi ve aba gstermeksizin, alkanlkla, tre ve geleneklere bal olarak eylemde bulunma, ritiiele ayak
uydurma vd anlamlarna gelir.

72

etik

mz srece, bir doa varl olarak kalrz. Bu olana kullanmaya baladka yani "Akln kullanma cesaretini gster!" buyruuna uyduumuz srece, kendimizin yapt ve isteyerek uyduu bir evrensel ahlk yasasnn buyruu altnda yaamaya geer,
yani ahlksal varlk olabiliriz. Buradan hareketle tinsellii de tanmlayabiliriz: Tinsellik, insann kendi akl, duygulan, istekleri,
tutkular, dnceleri, ideleri ve idealleri, kurumlatrmalar vd
dorultusunda, kendi dncesi ve emei ile ortaya koyduu her
eydir. Ahlkllk da, anlalaca zere, tinselliin en nemli bileenleri arasnda yer alr.
Kant felsefesini epistemolojide olduu gibi etikte de bir
dnm noktas klan en nemli husus, onun getirmi olduu bu
yeni ahlkllk tanm ve etii bu tanm dorultusunda yepyeni
bir ekilde temellendirmeye girimi olmasdr.
Kant iin, evrende uzam ve zaman koordinatlar iinde yaayan bir doal varolu olarak insan, tm gereksinim, gd, drt ve duygulanmlaryla, doada hkm sren nedensellik yasalarna tbidir. O, bu durumuyla zgr deildir. Doal varolu
olarak insan heteronom bir konumdadr; yani kendisi dndaki
bir eyler (doa yasalar) tarafndan belirlenmitir. Bu durumda
o, ancak kendi koyduu bir yasa, bir ahlk yasas altnda yani isten (irade) sahibi bir varolu olarak eylemde bulunduunda zgr olabilir. Ve insan zgr olabilir; nk o, isten (irade) sahibi varolu olarak otonomi sahibidir. Heteronomi, "yasas kendi
dnda olmak" iken; otonomi, "yasas kendi iinde olmak"tr ki,
o, zgr olmak anlamna geldii gibi, ahlklln da kouludur.
Peki, ahlk yasasnn zgl nitelikleri nelerdir? Ahlk yasas, ncelikle bir imperatif, bir buyruk olarak karmza kar. O
bir buyruktur; fakat kendi istencimizle kendimize koyup gereini yerine getirmeye altmz, bizi belirlemesine izin verdiimiz bir buyruktur. Dolaysyla ona doada rastlanmaz. Zaten yukarda yaplan kesin ayrma gre, doada ahlklla rastlanmaz.

baat saylan problemlere gre etik tipleri

73

Demek ki, ahlk yasas doa yasas deildir; onun belirleyicilii doa yasasmnki gibi zorunlu deildir. Ahlk yasasna uymak
bizim iin bir zorunluluk deil, bir dev'dir. dev, tanm gerei, yapmay, yerine getirmeyi kendi istencimizle stlendiimiz,
sorumluluunu zerimize aldmz bir buyruktur. Onu grev'den ayran da budur. Grev de geri bir devdir; o da yapmay, yerine getirmeyi stlendiimiz, yerine getirme sorumluluunu zerimize aldmz bir buyruktur; fakat burada yapmamz
gereken, bizim dmzda, bir otorite (devlet, kurum, aile by vd) tarafndan bize buyrulmutur. dev'de tam bir otonomi
varken, grev' de otonomi ve heteonomi bir aradadr. Yine de
grev'deki heteronomi, doa yasalarnn dtan belirleyiciliindeki heteronomi deil, insan dnyasnda ve insanlararaslk zemininde gerekleen bir heteronomidir. Dolaysyla, kendi dmzdaki bir otoritenin buyruu olarak grev, kendisini tam anlamyla iseyerek, benimseyerek ve zgrce onaylayarak yerine
getirdiimiz srece dev 'e dnr. Aksi halde ayn grev, isteksizce katlanlan bir angaryaya dnebilir, hatta bir eit zulm olarak hissedilebilir.
imdi bu durumu daha da aydnlatacak iki terime yer vermemiz gerekecektir: nsan doa yasasnn belirleyiciliini hipotetik (koullu) bir belirleyicilik olarak tanr. Baka bir ifadeyle,
tm doa yasalar, doa varl insan iin kendisini dtan koullayan eylerdir. Buna karlk ahlk yasas kategorik (koulsuz)
bir yasadr. Ahlk yasas her trl doal belirlenimin dnda, bizim kendimize koyduumuz bir buyruk olmas anlamnda, bir
kategorik imperatif (koulsuz buyruk) olarak kendisini gsterir.
Buyruu koulsuz olarak geerli yani kategorik klan ey, onun
eylemi ynlendiren bir yasa, ama zgrce konulmu bir yasa olmasdr. Byle bir yasa, nedensellik yasalarnca belirlenmi olan
doada bulunmaz. Bu yasa, ayn zamanda her trl ierikten
yoksun, salt veformel bir yasadr ve zgr insan bu yasaya uy-

74

etik

may kendine dev olarak koyan, bunu kendisine taahht eden


insandr.
Kant, ahlk yasasn, birer forml halinde, aadaki cmleleriyle betimler:
"Bylece, bir eylemin dayand ilke olmas gereken bir
yasann genellii, bu genelliin, sadece, bir buyrua uymakla
zorunlu bir eymicesine tasarlanmasndan baka bir ey deildir. yleyse kategorik imperatif biriciktir ve udur: yle bir ilkeye dayanarak eyle ki, bu ilkeye dayanarak isteyebilecein ey,
ayn zamanda bir genel yasa olsun."
"yle eyle ki, eyleminin dayand ilke, sanki kendi istencinle gerekletirmi olduun bir doa yasas olabilsin."
"yle eyle ki, eyleminin dayand ilke, ayn zamanda
br insanlarn eylemleri iin de bir ilke ve yasa olabilsin."
Bu yolla elde edilen kategorik imperatif, demitik ki, fenomenler dnyasnda, doada bulunmaz; o yalnzca insana geili, insann bulduu ve insana hitap eden bir yasadr; fakat doa
varl olarak insana deil, akl sahibi varlk olarak insana. Kant,
ahlk yasas hakkndaki bu bilincimiz dorultusunda, doada olmayan, sadece akl sahibi varlk olarak bizim sayemizde varolu
kazanabilecek olan bir olgu trnden sz eder ve buna akln olgusu (Faktum der Vernunft) adn verir. Akim olgusu, insann
kendi zgr istenciyle kendisi iin ve kendisine bir yasa koyma
olgusudur.
imdi, hem kendimiz hem de bakalar iin geerli olabilecek byle bir yasaya somut ve ierikli rnekler bulup bulamayacamz soralm.
Kant iin ahlk yasas u veya bu somut duruma uygun bir
ierie sahip deildir. Ahlk yasas ierikli deil, formel bir yasadr. Byle bir yasay, hazza, mutlulua, yarara vd gndermeler yaparak somutlatranlayz. nk haz, mutluluk, yarar vd
insann nedensellik yasalarnca belirlenmi doal yanma ait ey-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

75

ler olarak, varolularn heteronomiden alrlar. Dolaysyla bu


trl ierikler, zgr insann istenli olarak ynlendii deil, doal insann istensiz olarak ynlendirildii ve tam da bu yzden
ahlkllk tamayan ieriklerdir. Ahlklln biricik gstergesi,
yineleyelim, insann kendi istenci ve aklyla kendine koymu olduu yasann buyruuna girmesidir. Bu yasa, bir doa yasasnn
zorunluluuna sahip deildir. Fakat bu yasa, onu kendisine koyan insan tarafndan tpk doa yasasym gibi zorunluymuasna konumlanr. Dolaysyla ondaki zorunluluun kayna doa
deil, biziz. Ahlk yasas bize kendisine uymamz gerektiini
buyurur; ona uymak bize bir dev olarak grnr. Bu yzden,
doa yasasn zorunluluk (mssen) tasarm altnda dndmz halde, ahlk yasasn gereklilik (sollen) tasarm altna sokarz. Doada olup biten her eyi, tek bir szckle olan olarak
adlandrrsak, ahlk yasasnn bize buyurduu ey, bir olmas
gereken olarak adlandrlabilir. Zaten dev teriminde de eylemlerimizi bir olmas gerekene gre ynlendirmemizin vurguland aktr. Burada bu olmas gereken, yine de bir neden konumundadr. Fakat onu doal nedenden ayran, onun zgrce tasarlanm ve konulmu olmasdr. Bu nedenle Kant iin ahlkllk, zgrlkle gelen bir nedensellik dorultusunda varolu kazanabilir. Eylemlerimizi "doru eylem" klan, onlarn zgrlkle gelen bir nedensellie tbi olmalardr. Byle bir nedensellik
tr, yineleyelim, doada yoktur, ancak ahlk alannda, tinsel
dnyada bulunur.
Tm bu belirtilenler, Kant'm dev etiinin etikte temel
problemin "doru eylem" problemi olduu sayltsm benimseyen bir anlayn rn olduunu da gsterebilir. Kant etiinde
doru eylem, istenle ve aklla, bu demektir ki, zgrce konan
bir devin gereini yerine getirmeye ynelik eylemdir ve sadece insana zg ve insana aittir. Baka bir ifadeyle, doru eylem,
devi gerekletirmeye ynelik eylemdir. u da anlalr ki,

76

etik

Kant iin etik, doru eylemin ne olduu sorusunu yantlama giriimidir.


Ahlk yasasnn ieriksiz olduunu belirtmitik. O, hem bireysel bir ilke, hem de herkesin isteyebilecei ve onaylayabilecei bir genel ilke olarak, formel bir yasadr. Bununla birlikte o,
her somut durum iin, uygulamada geerli klnabilir de. rnein bir dkkndan bir deme yapmadan mal alnamaz. nk
herkes byle yaparsa, ekonomik, toplumsal, hukuksal ve ahlksal bir yaam oluturulamaz. Byle bir durumu ise, ne bireyler,
ne de genel olarak toplum ister. Bu yzden salt, formel, ii bo,
hibir belirli durum iin somutlatrlamayacak olan bu yasa, ancak, kendisine tek tek her bir eylemimiz iin bir lt olarak
bavurulduunda bir ilev yklenebilir, uygulamaya k tutabilir. Tm bu nedenlerle Kant etiine dev etii (deontolojik etik),
gereklilik etii adlar yannda formalist etik ad da verilmitir.
Kant, formel bir yasa olarak ahlk yasasn, nasl ki zihin kategorileri teorik akln a priorileri iseler, "pratik akln a priorisi"
olarak konumlamak ister. zgr istencin ve pratik akln meyvesi olan bu yasay a priori klan bir baka nemli yn de, onun bir
"istenemeyen yasa" da olamamasdr. Ahlk yasas istenen ve
istendii iin kendisine balanlan bir yasadr. stenmeyen bir
yasa ahlk yasas olamaz. Fakat ahlk yasas ayn zamanda kendisine kar durmay "isteyemeyeceimiz" bir yasadr da. rnein bir kimse birisinden bor para aldnda borcunu ileride demeyi hi dnmedii halde en ksa zamanda deyeceine dair
yalan syleyebilir, hatta deyeceine yalan yere yemin bile edebilir. O bunu birka kez tekrarlayabilir ve her seferinde bor para aldna bakarak, sonunda yle bir ilkeye bile ulaabilir:
"Geriye demeyeceini bile bile bor para isteyip alabiliyorsan;
geriye deyeceine dair sz vermelisin." Diyelim ki, o kimse
byle bir ilkeyi bir ahlk yasas olarak benimsemi olsun. Ne
var ki, o bu ilkeye gre eylemde bulunmaya devam ettiinde, bir

baat saylan problemlere gre etik tipleri

77

sre sonra ona kimse bor para vermemeye balayacaktr. nk o kendi istenciyle kendisine bir ilke koymutur geri; fakat
bu ilke bakalarnn da kendi istenleriyle kendilerine koyduklar bir ilke haline gelmediinden, daha dorusu gelemediinden,
asla bir ahlk yasasna dnemeyecektir. O kimse de, en nihayet, kimseden bor para alamayacan anladnda, kendisine
koyduu ve bir ahlk yasas haline getirmek istedii bu ilkeyi,
bizzat kendisi artk "isteyemeyecektir"; bakalarnn istemedii
bir ilkeye gre ynlendirdii eyleminin de "doru eylem" olmadn grecektir.
Kant etiinin etik tarihinde bir dnm noktas olduunu
belirtmitik. Gerekten de, Kant'tan sonra Kant'la tartmak, genel olarak felsefede, zel olarak etikte, balca uralardan biri
olmutur. rnein hemen aada ele alacamz deer etii de
ve daha sonra zerinde duracamz zgrlk etii de, hem
Kant'tan hareket eden hem de Kant'la tartan etikler olmulardr. Kant'm "zgrlk" kavramn tanmlay kendisinden sonraki etikler iin byk lde kalk noktalarndan birini oluturmusa da, onun hibir doalla, zellikle insann duygu, heyecan, arzu dnyasna yer vermeyen formalizmi, ar eletirilere uramtr. rnein Schiller, Kant'n ahlk yasasn konumlay tarzndaki bu sertlii ok ar bir biimde eletirmi ve bu
yasann despotluunun korku verici olduunu sylemitir. Schiller'e gre, insann kendisine zgrce koyduunu dnd
ahlk yasasna ball ylesine bir bamlla dnebilir ki,
ahlksal zgrlk, insann kendi kendisini mahkm ettii grkemli bir klelik haline gelebilir. Hegel'e gre, ahlk yasasnn
bu formel geerlilii, her tarihsel dnemde birbirleriyle durmadan atan ok eitli ahlk ilkeleri ve ahlksal deerler arasndaki elikiyi ortadan kaldramaz. Hegel iin Kant etii, tarihsellii ihmal eden, hatta tanmayan bir etiktir. Max Scheler, Hegel'den de etkilenerek, Kant formalizmin ahlksal yaamn

78

etik

ok ak baz fenomenlerini bile aklamaktan uzak olduunu


belirtir. Tm bu eletirilerin hakl ynleri vardr ve biz de ileride bu eletirilere yer vereceiz. Yine de Kant etii, bu eletirileri yapanlar da derinden etkilemi, hatta onlara belli llerde
yn vermi bir etik olarak, formel dzeyde de olsa etiin dayanaca bir temel ilkeye iaret etmi olmas bakmndan, etkileri
hl srmekte olan bir etiktir.
2.2.2 erikli Deer Etii (Aksiyolojik Etik)
erikli deer etii, hem Kant'tan etkilenmi hem de Kant'
la srekli tartma iinde gelitirilmi olan bir etiktir. Bu etik,
Kant'm ahlkll konumlay tarzn ve otonomi dncesini
korumakla birlikte, Kant etiinin formalist niteliine kar kar.
Lotze, Windelband, Rickert gibi filozoflarn katkda bulunduklar bu etik, esasl olarak Max Scheler tarafndan gelitirilmi,
daha sonra Nicolai Hartman tarafndan sistematize edilmitir.
Kant'ta ahlkllk insann isten sahibi ve akl varl olarak kendisine koyduu bir yasaya, ahlk yasasna gre eylemesinde beliriyor, yani ahlkllk, akim bir rn, Kant'n deyimiyle, "akln olgusu" oluyordu. Ahlkll yapan ey otonomiydi;
yle ki Kant, otonomiden hareketle, ahlk yasasna bir a priori
olarak bakyor, etii byle a priori stnde kurmaya alyordu.
te, Scheler, Kant'n bu otonomi dncesini korumakla
birlikte, onun ahlk yasasn ii bo, formel bir yasa olarak belirlemi olmasna iddetle kar kar. Scheler iin Kant, ahlkll duygularndan, isteklerinden, arzularndan, heyecanlarndan, sevgilerinden, nefretlerinden vd arnm bir varla, bu anlamda ieriksiz (immateryal) bir akl varlna, yani bir "X"e
balyordu. rnein Kant iin dostluk, sevgi gibi eyler ahlksal bir nitelik tamazlar; onlar duygusal (emotional) eyler olarak, insann doal eilimlerinden kaynaklanrlar ve bu yzden

baat saylan problemlere gre etik tipleri

79

insann duygusal yaamnn herhangi bir ahlksal nitelik tad asla ileri srlemez. Kant'n neden dolay tm mutluluku/yararc etikleri yadsdn hatrlayalm. rnein Kant yle
demitir: "Gereksinimlerimizin kayna olan eilimlerin mutlak
bir deeri yoktur ki, onlar arzu edilebilsinler. O halde, onlardan
tamamen kurtulmak her akl sahibi varln arzusu olmaldr."
te, Scheler'in "X" dedii, tam da Kant'm byle tanmlad bir
insandr. Akl sahibi olarak bu insan, sanki, somut bir dnyada
yaamayan, hissetmeyen, aclar, sevinleri, sevgileri, umutlar,
zlemleri, nefretleri, aklar, tutkular, heyecanlar vd olmayan
bir formel yaratktr. Oysa Scheler'e gre, insann somut ahlksal yaam, tam da bunlarla rldr. Baka bir ifadeyle, insann
somut ahlksal yaamn ele alabilmek iin, tam da onun akl
varl olmaktan nce bir duygu varl olduunu grmek gerekir. Bu demektir ki, Kant'm soyut, ieriksiz, salt bir akl varlndan ibaret klnm insannn yerine, ierikli insan koymak
gerekir. yle ki, ahlkllk, akl sahibi insandan ok, duygusal
insandan yola klarak temellendirilebilir.* Scheler iin bir eye sevgi duyduumuz veya o eyden nefret ettiimizde, o ey
bizim iin bir deer tar. Biz her zaman nesneler ve durumlar
karsnda ho-naho, gzel-irkin, yararl-yararsz gibi nitelendirmelere bavurarak, o nesne ve durumlar deerlendiririz de.
yle ki, bizim nesne ve durumlar karsndaki biricik tavrmz
bilgisel/kavrayc tavr deildir; nesnelere ve durumlara bu tavrmza yapk bir baka tavrla nnda yneliriz ki, bu ikinci
tavra deerlendirici tavr diyoruz. te bu tavrmz altnda, tm
nesneler ve durumlar, bizim iin deerli veya deersiz saylrlar.
Bu nedenle, insan hep bir deerler okluu ierisinde yaar.
Nesneleri ve durumlar ho, naho, gzel, irkin, yararl, yarar'

Fakat Scheler'in burada Kant'n duygusall da kapsayacak ekilde insann doal


yanndan hareket etmi olduu iin yadsd mutluluku/yararc etik tipine ynelmedii de, ileride grlecektir.

80

etik

sz vd olarak deerlendirmemizi salayan ise, onlarn bizde


uyandrdklar duygulardr. leride Scheler'in deerler okluunu nasl snflandrdn da greceiz. Fakat imdiden syleyebiliriz ki, tm deerler duygusal kaynakl olmasa da, deerlerin
byk blm duygusal kaynakldr. Ve Kant, bu deerler okluunu, insann zengin deerler dnyasn, neredeyse bir kalemde silip atmtr. (Gerekten de Kant'ta "deer" kavramna pek
az, o da ancak ayrntda yer verilir). Scheler iin deerler, hotan, nahotan, kutsal ve kutsal olmayana kadar, tam bir eitlilik
ve zenginlik arz ederler ve onlar, her eyden nce insan yaamna "anlam" katan, bu dnyay "anlaml" klan eylerdir. te, ahlklla bir temel aranrken, insann nesneler ve durumlara anlam katmasn salayan duygusal yan ele alnp zmlenmeli,
onun eylemlerinin formel bir ahlk yasasna gre deil, deerlere gre ynlendii gsterilmelidir. Ancak bu yolla Kant'n bo,
ieriksiz etii ierikli bir etikle alabilir.
imdi, ilk saptanmas gereken, Scheler'in Kant gibi etiin
baat problemini "doru eylem" problemi olarak onaylam olmasdr. Ne var ki, Kant'ta doru eylem formel bir ahlk yasasna gre gerekletirilen eylem iken, Scheler'de doru eylem,
byk blm duygu nesnesi eyler olarak deerler altnda gerekletirilen eylem olur.
Yukarda, Kant'n formalist etiine ilk kar kanlardan birinin Schiller olduunu belirtmitik. Scheler de kendi Kant eletirisinde, Schiller'in Kant' eletiren u alayc dizelerine sk sk
bavurur:
Seve seve yardm ediyorum dostlarma.
Fakat ne yazk ki buna eilimlerim neden oluyor.
Bu yzden ok ierliyorum erdemli olamayma.

baat saylan problemlere gre etik tipleri

81

Scheler iin Kant, insann duygusal yannn nemini gerei gibi deerlendirememitir. Oysa rnein "sevgi" temel duygusal edimlerimizden biri, duygusallk ise deerlerin taycs,
kaynadr. Ve en nemlisi, ahlkllk da, duygusal yoldan bilincine varabildiimiz baz deerlerin, ahlksal deerlerin yaama
geirilmesi, onlarn bizden talep ettiklerinin gerekletirilmi olmas durumudur.*
Scheler iin ahlklln temelini aklda bulmak, etii manta ve epistemolojiye indirgemekten baka bir ey deildir ve
Kant'm yapt bu olmutur. Oysa akl, ister kavrayan, bilgi reten, seyreden akl olarak teorik ak olsun; ister aralar yapp
evresini dzenleyen, ahlksal ilkeler reten pratik akl olsun;
en nihayet, insann sahip olduu yetiler ierisinde sadece bir yelidir. nsan akl sayesinde neden-sonu, ama-ara ilikisini kavrayabilir; zellikle pratik aklna bavurarak kendine koyduu
amalarla (ereklerle) eylemleri arasndaki neden-sonu bantsn grebilir ve amalar (erekleri) ile eylemleri arasndaki tutarll veya tutarszl denetleyebilir. Zaten Kant da ahlk yasasn konumlarken, pratik akln bu niteliini gzetmiti. Ne var
ki, Scheler'e gre, konulan ama (erek) ile ona gre ynlenen
eylem arasndaki neden-sonu (veya: motif-eylem) bants
kavranlabilir (konseptiv) nitelikte olmasna karlk; rnein
"gzel" veya "yce"yi almlama tarz byle deildir. "Gzel" ve
"yce" birer deerdirler ve ancak insann duygu dnyas harekele geirilerek anlalabilir (verstehbar) olma zellii tarlar. nsann temel edimlerinden biri olan anlama, onun sadece nedensonu bants temelinde kavrayamayaca eyleri iseme yetiBiraz ileride grlecei zere, Scheler karmza ok zengin bir deerler hiyerarisi ile kacaktr. Dolaysyla ahlksal deerler bu hiyerari iinde ancak bir blm,
bir basamak olarak kendilerini gsterirler. Onlar, dier deer trlerinden gerekletirilmelerinin gerekmesi nedeniyle ayrlrlar. Bu demektir ki, bu gereklilik tm deerler iin sz konusu deildir.

Ktik / F6

82

etik

si olarak da grlebilir. te, insan yaamna bakldnda, insan


eylemlerini ynlendiren nedenler, akl yoluyla kavranlabilir
olan nedenlerden, rnein Kant'm ahlk yasasnda olduu gibi
kavranlabilir ilkelerden ok daha fazlasyla, duygusal-sezgisel
yoldan farkna varlabilen, yani anlama konusu olan eyler olarak, deerlerdir. Scheler yle der: "Kant'm insan kavramn
ieriksiz brakarak formalize etmesi, daraltmas, insan sadece
akl varl olarak grmesi, geni bir alan kaplayan duygusal yaam ve duygusal edimleri ihmal etmesi, hatta bunlar insanlkd saymas, etii yanl sonulara gtrmtr." Byle olunca,
bir etik, insann sadece aklsal buyruklara dayal eylemlerini deil, tm eylemlerini gzeten bir zeminde kurulabilir. nsann
duygusal yann ihmal eden bir dev etii, daha sonra Kari Jaspers'in de dedii gibi, uygulamada bir "souk brokrat ahlk"na yol aar ve karmza "kalem efendisi" bir insan tipi kar.
Scheler'e gre bir etik, insann iki temel edimi olduu grlerek kurulabilir: 1. Kavrayc edimler, 2. duygusal edimler.
Kavrayc edimlerin zmlemesini Kant, zellikle Salt Akln
Eletirisi'nde yetkin olarak yapmtr. Bunlar, duyarlk formlar
(uzam, zaman), zihin kategorileri (nicelik, nitelik, bant vd)
olarak, epistemolojinin konuudurlar. Duygusal edimler ise
"hissetme" (Fhlung), "isteme", "sevgi", "nefret", "tercih etme", "seme", "tercihte bulunma" trnden edimler olup, bir
akl eletirisinin, bir epistemolojik incelemenin konusu olamazlar. Duygu (emotio) - duyum (sensatio) ayrm, Scheler iin ahlklln temelini grebilmek iin bir kalk noktasdr. Duyumlar epistemolojinin konuudurlar; duygular ve zellikle duygusal edimler ise, en geni kapsamyla bir deerler felsefesinin inceleme alannda yer alrlar. Etik de, ahlksal deerlerle eylemler
arasndaki bantnn incelenme yeri olarak, byle bir deerler
felsefesinin bir alt dal olarak konumlanmaldr. Scheler'e gre
mutluluku/yararc etiklerde duygu-duyum ayrmna aklkla

baat saylan problemlere gre etik tipleri

83

rastlanmaz. Veya duygusallk (emotionality) duyumsalla (sensuality) balanr ve duygu duyumun bir trevi saylr. Bu, ksmen doru olan bir saptamadr; yani duygularn bir ksm duyumlardan trevlenirler. Fakat edim niteliindeki duygularda
(isteme, sevgi, nefret, tercih etme vd) durum deiir. Bunlar da
duyum kaynakl olsalar bile, farkllam, edimsellemi duygulardr. Bylece Scheler, Kant'n formalist etiini insann duygusal yann dlad iin eletirirken, mutluluku/yararc etii de
duygusal edimlerin niteliini kavramamakla eletirir. Scheler'e
gre Kant, ahlkll insann otonomisine balamakta geri
hakldr; fakat bu otonomiyi duygusal yanndan arndrlm,
kupkuru bir akl varlna, bir "X"e balamakta hataldr. Kant,
kendi ann bilgi daarc iinde, insan hayvandan ayran temel yn aklda bulup ahlksal yaam akla dayatmak isterken;
Scheler'e gre bugn (20. yzyln ilk yars) akl' insana zg,
onun tekelinde olan bir yeti olarak grmyoruz. Zoologlar birok "yksek hayvan"da (yunus, fil, fare vd) "akl" olarak adlandrlabilecek bir yetinin mevcudiyetini bize gstermilerdir.
Akl, insan hayvandan ayran znitelik olmaktan kar gibidir.*
Buna karlk Scheler'e gre, insan hayvandan ayran bir znitelik vardr ve bu znitelik, tam da, Kant'n dlad duygusallk, zellikle duygusal edimler'dir. yle ki, Scheler'e gre rnein "sevgi", "nefret", "tercih etme", "karar verme" edimleri yalnzca insanda bulunur. nsan hayvandan ayran ve onun hayvann gerekletiremedii bir eyi, bir tinsel yaam kurmasn salayan ey, onun duygusall, duygusal donanmdr. Geri Kant
da insan tinsel varlk olarak konumlar. Fakat Kant'n tinsel varScheler'in akl insann tekelinden karmas eletirilere yol amtr. Bazlar, yksek hayvanlarda "akl"a benzer bir ynn olduunu ve hatta insan akl ile yksek
hayvanlarn akl arasnda bir derece farknn bulunduunu kabul etmekle birlikte, bu
derece farknn ok yksek derecede bir fark olarak, yine de bir nitelik fark eklinde
grlmesi gerektiini ileri srerler.

84

etik

l, esasnda kuru bir akl varlk olmakla snrlandrlmtr.


Baka bir deyile, Kant insann tinselliini onun aklsallna indirger. Oysa akl, insann sahip olduu yetiler okluu arasnda
sadece bir yetidir ve onun tinsel donanm iinde byk bir yer
tutmaz. nsan, sahip olduu duygusal edimler sayesinde, hibir
canlda bulunmayan bir deer duygusuna sahiptir ve duygusal
edimlerin nesneleri, yneldikleri eyler, sadece insan rn ve
insana geili eyler olarak, deerlerdir. Bu edimler deerlere
yneliktirler; tpk kavrayc edimlerin nesnelere ve olgulara ynelik olmalar gibi. te, ahlksal yaam da insann deerler okluu iinde bir tr olarak ortaya kan ahlksal deerlere ynelik etkinliinin bir rn olarak varolu bulur.
Anlalaca zere, Scheler iin deerler, yineleyelim, kavrayc edimlerin yneldii, alglama konusu olan nesneler deildirler. rnein "gzellik", "irkinlik" gibi deerler nesnelerin
bizzat kendilerinde bulunan nitelikler olamazlar; byle olsayd
onlar dorudan alg konusu olurlard. Kendinde gzel, kendinde
irkin bir nesne yoktur; gzellik ve irkinlik, nesnelerin duygusal edimler araclyla bizde braktklar etkiler, bizim nesnelere yklediimiz deerlerdir. Geri deerler de kavrayc edimlerle, mantksal yoldan tanmlanabilirler, onlarn kavramlar ortaya konulabilir. Ne var ki, bu yolla elde edebildiimiz, sadece
onlar hakkndaki rasyonel tasarmlar olmaktan teye geemez.
Oysa deerler, daha nce de deindiimiz gibi, rasyonel yoldan
kavranabilecek eyler olmaktan ok, "sevgi", "nefret", "isteme", "tercih etme" gibi duygusal edimler araclyla, isel yaanmlk ortamnda anlalabilir olan eylerdir. Bizim rnein
"gzel", "ho" gibi deerler hakknda gelitirdiimiz kavramlar,
bunlar duygu dnyamzda, isel yaanmlk zemininde anlamamzn yannda, dar ve kuru kalplar, ad kavramlar (nominalar), adlandrmalar olarak kalrlar. Ksacas, deerler kavranlabilirliin tesindedirler. Deerler alan mantk-d (alogik) ve

baat saylan problemlere gre etik tipleri

85

akl-d (irrasyonel) bir alandr. Onlarn mantksal yoldan oluturulmu kavramlarnn birer addan ibaret kalmasnn nedeni de
budur. Onlardaki irrasyonellik, ancak onlara uygun den duygusal edimler araclyla anlalabilmelerini olanakl klar. Scheler'e gre Kant, dnme yetisini kavranlabilirlikle ve zihinsellikle snrlandrm olmakla, onun deerlere bal kullanmna yasak da koymu oluyordu. Bylece etik, Kant'ta, daha nce
de belirtiimiz gibi, insan eylemlerini neden-sonu bants temelinde ele alan tuhaf bir epistemolojiye dnmtr. Oysa Scheler iin duygusal-sezgisel-heyecansal bir dnme ekli de
vardr ve insann deerlere bal yaam ancak byle bir dnme eklinin konusu olabilir ve etik de ancak byle bir dnme
ekli altnda varolu bulabilir. Scheler'e gre bu konuda, Augustinus'un "duygu mant", Pascal'm "gnl mant" dedii bir
dn ekli gereklidir. Byle bir mantk iin, deerlerin nemli bir ksm a priori zler olurlar. Deerler (zellikle hemen aada ele alacamz tinsel deerler ve mutlak deerler) insann
kendisine koyduu amalar, erekler veya Kant'n ahlk yasas
gibi evrensel geerlilie sahip buyruklar deildirler. nsan deer
koymaz; deer zaten vardr; dolaysyla insan olsa olsa ve ancak, deerin arkasndan gider ve onu gerekletirmeye alr.
Deerler insann istencinden bamszdrlar. sten, ancak, deeri gerekletirme etkinliinde belirir. nsan doa varl olmann yan sra tinsel varlk klan yn, tam da budur.
imdi, bu deer zmlemesi nda deerler okluuna
ynelebilir ve hangi deerleri gerekletirdiimizde "ahlkl"
olabileceimizi sorabiliriz.
Scheler deerleri birka adan snflandrmtr. O nce,
tm deerleri, "sevgi" ve "nefret" edimlerine bal olarak, olumlu deerler ve olumsuz deerler olmak zere ayrr. Ho-ho olmayan, gzel-irkin, yararl-yararsz vd gibi. Her deer de, insanlarn onu gerekletirme derecesine gre en az gzel, en ok

86

etik

gzel vd gibi kendi iinde eitli derecelenmeler gsterir. Fakat


ister olumlu, ister olumsuz olsunlar, tm deerler, kendi aralarnda tam bir hiyerari iinde sralanrlar.
Scheler'in deerler hiyerarisinde drt ana grup deer bulunur:
1. Dirimsel (vital) deerler: lk basamakta bulunan bu deerler bu nedenle en temel ve olmazsa olmaz deerlerdir de. rnein hava, k, su, insanlar iin sadece birer "fiziksel nesne"
deildirler; onlar ayn zamanda "deer tayan nesneler"dir ve
onlara ilikin deerlerimiz "nesne deerleri" (Gterwerte) olarak adlandrlrlar. Bunun gibi, soluk almak, duymak, iitmek vd
fiziksel edimler olmakla kalmazlar, ayn zamanda deer tarlar,
deerlidirler.
2. Duygusal (emotional) deerler: nsanlarn nesneleri ho,
ho olmayan (naho); yararl, zararl; soylu, baya vd bulmasndan kaynaklanan deerlerdir.
3. Tinsel (geistige) deerler: Genellikle toplumsal/kltrel
ortamda ortaya kan bu deerler, kendi ilerinde alt gruba
ayrlrlar:
a) Estetik deerler (gzel, irkin, yce vd).
b) Adalet deerleri (hakllk, hakszlk, sosyal ve ekonomik eitlik vd).
c) Salt bilgi deerleri (felsefenin konusu olan ve felsefede
gerekleen deerler: hakikat).
4. Mutlak deerler: lk gruptaki deerlerin hepsinin
dorudan veya dolayl olarak nesnelere ilikin olmalarna karlk, mutlak deerlerin nesnelerle hibir ilikisi yoktur (kutsal,
kutsal olmayan, iman, kendini adama vd).
Scheler'e gre deerlerin bu hiyerarisi hi deimez. Bu
hiyerari, bizim deerleri anlamamzdan bamsz olarak vardr.
Biz bu hiyerari iinde bir alttakini bir sttekine gre daha yksek buluyorsak, bu bizim kiisel bir "tercih yanlgs" iinde ol-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

87

mamzdandr. Bu nedenle, deerler bizim tercihlerimiz asndan bize greli grnebilirler; fakat kendi aralarnda bir grelilik yoktur. br yandan bir kimsenin gzel bulduunu dieri
gzel bulmayabilir. Fakat o kiinin gzel bulduu eyi brakp
irkin bulduu bir eyi tercih etmesi olanakszdr.
Demek ki, gzelin veya irkinin ne olduu insana grelidir; fakat gzel ve irkin deerleri ve gzel-irkin ayrm mutlaktr. Yukarda drt grupta toplanan deerleri, imdi bir de bu
adan iki gruba ayrabiliriz: 1. Greli deerler, 2. Mutlak deerler.
Greli deerler, dirimsel, duyusal ve tinsel deerlerdir.
Bunlar nesnelere ilikin deerlerdir. Nesnelerin kendi balarna
deer tamadklarn belirtmitik. Nesneleri bize deerli veya
deersiz gsteren, kendi duygusal edimlerimizdir. te, tam da
bu nedenle, dirimsel, duyusal ve tinsel deerler insana gre olmalar anlamnda grelidirler. Bu deerler iinde zellikle tinsel
(kltrel) deerler, nesnelerle en az ilikili deerler olarak grnseler de, bunlarn da kkenlerinde fiziksel/biyolojik yapmza ilikinlik gsteren dirimsel ve duyusal deerler yatar.
Mutlak deerler, dirimsel, duyusal ve tinsel deerlerin nesnelerle ilikili olmalarna karlk, nesnelerle hibir iliki iermezler. Bu deerler nesnellii olmayan eylere ilikindirler ve
ancak "mutlak sevgisi", "iman" gibi edimlerle kendilerine ynelinebilen kutsal deerlerdir. Bu deerlerin gerekletirilmesi, insana sevin, vecd (kendinden geme) ve hu (kutsal g -Tanr- karsnda alakgnllkle boyun eme) salar.
Scheler'e gre dirimsel ve duyusal deerlerin taycs olarak olarak insan, canl varlklara zg deerleri gerekletirmeye alr; onun bu abas doal bir abadr ve istenli deildir.
Bu nedenle bu deerlerin gerekletirilmesi istenli bir eylemi
gerektirmediinden, ahlkllk da tamaz. Bunun gibi, tinsel ve
mutlak deerler de kendi balarna bir ahlkllk tamazlar. Fa-

88

etik

kat bunlarn gerekletirilmesi istenli eylem gerektirdiinden,


bunlar gerekletirilmeye alldklar ve gerekletirildikleri
srece bir ahlkllk tarlar. Bu deerler, gerekletirilmeleri
iin insann istenli eylemini gerektirdiklerinden, insan iin bir
otonomiyi de getirirler. yle ki, Scheler'e gre, deeri isteme
edimi ve deeri gerekletirme etkinlii, bizzat ahlkll yapan, onu oluturan edim ve etkinliklerdir. nsann otonomisi,
onun Kant'ta olduu gibi formel bir ahlk yasasnn buyurduunu, bir kategorik imperatifi yerine getirmesinde deil, deeri istemesinde ve onu gerekletirmesinde belirir. Otonom bir varlk
olarak insan, kendi zgr istenciyle deerlerin gerekletiricisi
olduu srece ve kadaryla "ahlkl"dr. Tinsel ve mutlak deerleri ahlksal deerler klan yn de budur. Bu durumda "iyi"
olumlu deerler, "kt" olumsuz deerler iin kullanlan nitelemeler olurlar. Ahlksal deerleri gerekletirmeye ynelen kii
de, artk doal varlk olarak insan deil, kiidir. Baka bir deyile, kii, tinsel ve ama zellikle mutlak deerleri gerekletirme
yolunda aba sarfeden insandr. "yi" veya "kt"nn tanmlar
da buna baldr. "yi"nin tek lt, gerekletirilmek istenen
deerin "tercih edilen deer" olmasdr. "Kt", tercih edilmeyen, bu nedenle gerekletirilmek de istenmeyen veya bir d
otorite tarafndan eitli yollarla gerekletirilmeye zorlanan deerdir. "En yksek iyi", kutsal deerleri gerekletirmeye ynelmi olan insann, kiinin erek olarak nne koyduu ideal zdr.
Bylece insan, tinsel deerlerden de tede, kutsal deerleri gerekletirdii lde ahlkl insan, kii veya ahlk varl olur.
Scheler'e gre insann gerekletirmeye alaca ideal z, tanrsal zdr. nsan ancak bu yolla "tanrsalln varlk birlii"ne
katlabilir; ancak burada tanrsal isten ile insan istenci bir birlie girebilirler ve ancak burada kii kendisini tanrsal istenci gerekletiren varlk olarak hissedebilir.
Bylece Scheler, ok geni ve kapsaml zmlemelerden

baat saylan problemlere gre etik tipleri

89

sonra, ahlkll, Kant'n etik dnda brakm olduu bir alana, teolojik ve dinsel alana ekmi olur. Kant'n kuru ve formel
akl varlndan ibaret ahlksal insannn yerini, Scheler'de tanrsal istenci gerekletirmeye alan, Tanr'ya iman etmi biri
alr. Scheler "tanrsal isten" dediinde ise, zellikle ilk dneminde, aka, Hristiyanln tanrsnn istencini kasteder ki,
bylece onun etii, ok st dzeyde ve ok geni kapsamda gelitirilmi olsa da, bir eit Hristiyan etii nitelii de tar.
Max Scheler'den sonra Nicolai Hartmann'm ierikli deer
etiini kendi ontoloji retisi, "yeni ontoloji" adn verdii retisi iinde temellendirdii grlr. Scheler, deerlerin etikteki
yerine ve nemine iaret eden ve bu konuda nemli almalar
ortaya koymu olan Windelband, Rickert gibi Yeni Kant filozoflardan, ok geni, ok kapsaml bir deer analizi ve bu analize kout bir yaama felsefesi gelitirmi olmasyla ayrlr. Hartmann'a gre de, Scheler, deerlerin etik iindeki yer ve nemine derinliine iaret eden ilk filozof olmutur. Fakat Hartmann'a
gre, Scheler'in ierikli deer etiinde, zellikle kutsal deerler
ve tanrsal isten konularnda pek ok speklasyon da vardr. Bir
ateist olarak Hartmann Scheler'i iki adan eletirir: 1. Scheler,
dirimsel/duyusal varlk olarak insan ile zellikle mutlak deerlerin gerekletiricisi olarak kiiyi birbirinden ylesine ayrr ki,
kii sanki bedenden yoksundur. Oysa Hartmann iin insan byle birbirinden kopuk paralara ayrmak yanltr. Aslnda Scheler, Kant'n bir hatasn, insan iki paraya blme hatasn, bir
baka ekilde tekrarlamtr. 2. Scheler insan kutsal deerlerin
gerekletiricisi klmakla, onun otonomisini aslnda Tanr'nm
buyruuna girmeye dntrm olmaktadr. Hartmann bu noktada Scheler'in karsna Kant' karr ve Scheler'de Tanr buyruuna sokulmu olan otonomiyi, Kant'n konumlad ekliyle,
Tanr dahil hibir d otoriteye dayanmakszn insann kendi
kendisini kendi istenciyle belirlemesi olarak tanmlar. Gerekten

90

etik

de Kant, "nsan Tanr iin bile ara olamaz" demekle, ahlk ile
teoloji ve dini birbirinden koparrcasna ayrmt. Oysa Scheler,
insan, Tanr buyruunu kutsal deerler halinde gerekletiren
bir ara haline sokmu oluyordu ve otonomi bu Tanr buyruuna deer duygusuyla uymak olup kyordu. Fakat Scheler'i
Kant'a dayanarak eletiren Flartmann, Kant' da, Scheler gibi,
zgrl insann biyolojik/psiik yanndan bamsz bir salt
akl varlna mal etmekle eletirir. Hartmann iin doal yanndan tamamen arnm bir akl varlnn (Kant) veya ayn doal
yanndan tede bir varolu kazanm olarak kiinin (Scheler) sahip olduu veya olabilecei bir ey olarak "mutlak zgrlk"
anlamnda bir zgrlk bulunmadn belirtir. Byle bir zgrlk insana verilmemitir ve o kendi abasyla ona asla ulaamaz.
Hartmann'a gre zgrlk, nedensellik yasalarna bal olan insann belli bir aamada ulat bir durum, "bamllklar ierisindeki bamszlk"tr.
Hartmann kendi zgrlk ve buna bal etik anlayn, yine kendi gelitirmi olduu "yeni ontolojf'sinin belkemiini
oluturan tabakalar retisi erevesinde belirler. Hartmann'a
gre, Kant'm ve Scheler'in ortak hatalar, zgrle yer aabilmek iin insan paralam olmalardr. Oysa Hartmann iin insan bir "ontik btn"dr; bu btn iinde birbirinden kopuk paralar deil, birbirine bal ynler vardr. Hartmann varl drt
tabaka halinde ele alr. Varlk tabakalar adm verdii bu tabakalar, 1. anorganik varlk tabakas, 2. organik varlk tabakas, 3.
psiik varlk tabakas, 4. tinsel varlk tabakas olarak sralanrlar. Bu tabakalar ierisinde tayc olan tabaka anorganik varlk
tabakasdr; bu demektir ki, bu tabaka dier tabakalarn da varolu kouludur. Organik varlk tabakas, kendisinden nce gelen
anorganik varlk tabakasnn bir devamdr, varoluunu ona
borludur. Fakat onu anorganik varlk tabakasndan ayran ynlere de sahiptir ve kendisinden sonra gelen tabakalar iin koul

baat saylan problemlere gre etik tipleri

91

ve taycdr. Psiik varlk tabakas, anorganik ve organik varlk


tabakalarnn bir devam, bunun gibi, tinsel varlk tabakas da,
ilk tabakann bir devamdr. Tabakalar birbirinden ayran
ynler ise unlardr: Baz tabakalar iin geerli olup da br baz tabakalar iin geerli olmayan yasalar ve kategoriler vardr.
rnein "zaman" kategorisi tm tabakalarda geerlidir. Buna
karlk, "nedensellik yasas" anorganik, organik ve psiik varlk
tabakalarnda tam geerlilie sahip iken, tinsel varlk tabakasnda bir dereceden sonra geerli deildir. Tinsel varlk tabakasnda, doal nedensellik yannda, fakat onun stnde ve ona benzemeyen bir baka belirlenim ekline, Hartmann'm art belirlenim
(plus determination) adm verdii bir nedensellik ekli olarak
ereksel nedensellik bulunur. nsan burada eylemlerini deerlere
gre ynlendirir ve bylece kendi istenciyle, yani zgr olarak,
deerlerin belirlenimi altnda yaamaya balar.
Hartmann iin deer konusu metafiziin bir konusudur;
ama doastn konu edinen bir metafiziin deil de, Kant
anlamda, yani insann kendi kapasitelerinin neliini ve zelliklerini aratran bir metafiziin konusudur. Kant deer konusuyla hemen hi ilgilenmemitir. Bununla birlikte, deerler, Kant'n
niteliini ok iyi belirttii, fakat ieriini belirlemedii ahlk
yasasnn temel zelliklerine sahiptirler. rnein tm deerler
olmasa da ahlksal deerler bir olmas gerekeni ifade ederler ve
normatif niteliktedirler. Bu nitelikleriyle, yine Kant'm belirttii
gibi, deneyim konusu klnamazlar, birer bilgi nesnesi haline getirilemezler. Birok deer teorisi vardr; fakat bunlar deerin ne
olduunu, neliini bir trl aklayamazlar; nk deerler hakknda epistemolojik ve bilimsel aratrmayla ancak ok dar ve
kuru tanmlara ulalabilir. te yandan, hibir insan yaamnn
erek ve anlamnn ne olduu sorusunu sormadan edemez; ne var
ki bu soruya deneyimsel ve aklc bir yant da bulamaz. Deerleri dlayan Kant etii, bu soruya "Ahlk yasasna uymalsn;

92

etik

yaamn o zaman anlamlanr," gibi bir yant getirebilir; fakat


ieriksiz bir ahlk yasasna uymak nasl olanakl olabilir ki?
br yandan Scheler deerler konusunu temelli ve kapsaml bir
ekilde ele almakla etiin oturmas gereken zemini gstermi olmakla birlikte, en sonunda o, kendi deerler felsefesinden bir
din metafizii karm olmakla, Kant'n birbirinden titizlikle
ayrmaya alt etik, teoloji ve din alanlarn yine birbirine kartrmtr.
Hartmann iin deerler, zellikle tinsel deerler, metafiziin, ama bir insan metafiziinin konusu olarak, tinsel varlk alannn bir blmn oluturan ideal varlk alan iinde yer alrlar. Onlarn ideal varlklar olmalar, tanrsal nitelikli veya Tanr
kaynakl olmalarm gerektirmez. Scheler'in hatas, Hristiyanlkta sk sk grld zere ve Platonizmin bir miras olarak,
idealite ile tanrsall yer yer birbirine kartrm olmasdr.
Hartmann da, Scheler gibi, deerleri ele alma tarznn kavrayc deil, duygusal bir tarz olduunu syler. Scheler'in deer
duygusu dedii ey, Hartmann iin de, bir alg deildir; bunun
gibi, deer hakkndaki bilgimiz, deer bilgisi de bir nesne bilgisi olmaz. Deer duygusu her ada deiir; her a kendi tarihsellii ve tekillii iinde farkl bir deer duygusuna sahiptir. Buna karlk deerlerin kendileri deimez. Deer duygusu, yeni
deerlere her yneliinde eski deerleri arkada brakr. Bu yzden biz olumlu deerlerin znitelii olarak "iyi"nin ne olduunu hibir zaman bilemeyiz; fakat bu bizim yetersizliimizden
deil, deerlerin ieriklerinin durmadan deimesinden trdr. Bu yzden "iyi", olsa olsa, deer duygusuna uygun den,
nefret ediminin deil de sevgi ediminin yneldii ve Scheler'in
olumlu deerler olarak and deerlerin her ada deien anlamlarnn toplamna verdiimiz bir ad (nomina) olabilir; asla u
veya bu aa ait olmas nedeniyle tarihsel, bu demektir ki geici kalan bir anlam, tek bana "iyi"yi tketemez. Bu durumda,

baat saylan problemlere gre etik tipleri

93

"iyi", tam anlamnn ortaya ancak sonsuzda kabilecei bir tketilemezlik ifade eder.
Deerler bizim onlar anlamamza bal olmadklar gibi,
insann onlar u veya bu sanmasna da bal deildirler. Deerler (tinsel deerler) ideal varlklardr. Onlar, bizim onlar gerekletirip gerekletirmememizden bamszdrlar. Fakat insan
onlar bir olmas gereken halinde duygusal dnyasnda hissetmeye balar balamaz, o deerler de insan belirlemeye balarlar. Fakat bu belirlenim, doal belirlenim gibi kesin deildir. nsan deere uyup uymamakta, deeri gerekletirip gerekletirmemekte serbesttir. nk deerlerin belirleyicii, yineleyelim,
bir doa yasasnn belirleyicilii gibi zorunlu ve kanlmaz deildir. Deerlerin belirleyicilii bir zorunluluk (mecburiyet) olarak deil, bir gereklilik (icap) olarak hissedilir. nsan deerde bir
olmas gerekeni hissettii srece, deer gerekleebilir. yle ki,
insan bu yol zerinde, doada bulunmayan bir eyi, sorumluluk
denen eyi tanr ve onu deeri gerekletirme ykmll olarak hisseder ki; insan ahlk varl klan da budur. O bylece
deeri ulalmas gereken bir erek olarak da hissetmi olur ki;
bu, yine, erek denen eyin mekanik doada olmayan, ancak insana ait bir ey olduunu gsterir. Bu ayn zamanda, insann
kendi rn olan bir ereklilik (fnality, Zweckmssigkeit) iinde
yaayan bir varlk olduunun belirtilmesidir. Baka bir deyile,
ereklilik, ancak tinsel varlk tabakasnda ve ahlksal insan ahlksal insan yapan bir hal olarak ortaya kabilir. nsan ahlksal
varlk klan, demek ki, daha nce de deindiimiz gibi, ereksel
nedenselliktir. nsan bu sayede doa dzenine ve ama daha ok
toplumsal dzene, snrl da olsa bir yn verebilir; doal nedenselliin, mekanizmin demir penelerinden kendisini biraz kurtarabilir. Bu olana kulland srece, insan, kendisini nedensel
belirlenimden (causal determination) ereksel belirlenime (final
determination) gemi bulur ki; insan zgr klan tek ey, bu

94

etik

geii gerekletirmi olmasndan baka bir ey deildir. Buna


gre, zgrlk bir olanaktr; insann gerekletirmesi gereken
bir eydir. Fakat zgrlk, Kant'ta ve Scheler'de olduu gibi,
doal yanndan arndrlm bir akl varlnn veya kiinin gerekletirdii bir ey deildir. zgrlk, bir btn olarak insann
belli bir alanda, deerler alannda gerekletirdii bir eydir. nsan bu alan iinde ve deerler karsnda "seme" ve "tercihte
bulunma" olanana sahiptir; bu olana kullanp kullanmamakta da serbesttir. Bu olana kullanmad srece bir doal varlk
olarak kalr; "karar verme"ye, "seme"ye, "tercihte bulunma"ya
ve bylece deeri gerekletirmeye balad anda ise, artk zgrdr.
Hartmann'a gre, insanlar, zaten kendilerini epeevre kuatm olan bir nedensel belirlenimler a ortasnda yaarlar. Bu
yzden insan zgr klacak tek olanak, deerlerin kendisinden
talep ettii eye bir olmas gereken olarak uyma konusunda verecei karardr.
zetle, ierikli deer etii, hem Scheler hem Hartmann'da,
Kant'tan yola kan ve Kant' amak isteyen bir tutuma sahiptir.
Bu etiin, deerleri (en azndan bir ksmn) ideal varlklar olarak grmesi ve a priori bir deer bilgisi ve deer duygusundan
yola km olmas, byk eletirilere yol amtr. Bu eletirilere kitabn son blmnde yer vereceiz. imdilik unu belirtmekle yetinebiliriz: erikli deer etii, deerlerle ilgili ok zengin ve kapsaml zmlemelerle koutluk iinde gelitirilmi bir
etiktir. Sadece bu niteliiyle bile, Scheler ve Hartmann'n yaptlar, felsefede olduundan hatta daha da fazlasyla, sosyal bilimlerde, tin bilimlerinde, rnein sosyolojide (bilgi sosyolojisinin
kuruluunda Scheler'in yaptlar ilk kaynaklar arasnda yer almtr), sosyal psikolojide, edebiyat sosyolojisinde vd nemli etkiler meydana getirmitir.

baat saylan problemlere gre etik tipleri

95

2.3 "rade (sten) zgrl" Problemini Baat Sayan


Etik Tipleri
"sten zgrl" problemini etiin temel problemi sayan
etik tipi, kendi iinde kart konumlu iki alt tip halinde karmza kar. Kat, ak vermez bir belirlenimcilikten hareket eden
belirlenimci etik, isten zgrln reddeder, onun olanan
yadsr. Onun kart olan etik tipinde ise, isten zgrlnn
varoluu onaylanmakla kalmaz; o, ahlkl varlk, hatta insan olmann, insan varoluunun vazgeilmez bir koulu klnr.
sten (irade, Wille, voluntas, arbitrium), felsefe tarihi boyunca ya belirlenmi veya belirlenmemi bir ey olarak grlmtr. Belirlenmi istence zgr olmayan isten (servum arbitrium), belirlenmemi istence ise zgr isten (liberum arbitrium) adlar verilmitir. Bu adlar, istenci reddeden bir etik tipi olmadn da sezdirebilir. Fakat istencin zgr saylp saylmamasna gre, etik tiplerinin aralarnda farkllam olduklar da
anlalabilir.
sten zgrln etiin temel problemi olarak ele alan
her iki alt etik tipi iin iki temel figr vardr.
Grek tragedyasnn en nl kahramanlarndan olan Oidipus, insan varoluunun trajik bir yaps olduunu dnenlerin
en sk gndermede bulunduklar figrdr. Oidipus istese de istemese de sulu olmaktan kurtulamaz. Yani onun istenci olaylarn
akn deitiremez. Tam tersine onun istenci kaderin belirlenimi altndadr, zgr olmayan bir istentir. nk kaderin gc
onu iinden klmaz bir duruma sokmutur. O, bilmeden babasn ldrm, annesiyle evlenmitir; bu, onun alnna yazlmtr ve onun bu durumu nleyecek bir gc de yoktur. Oidipus figr, belirlenimci etikte insann durumunu belirtmekte u bir rnek olarak sk sk bavurulan bir figrdr.
Grek mitolojisinin en nl adlarndan Prometheus ise, tan-

etik

96

rlardan atei alarak insanlara getiren ve bylece insanlk kltrn balatandr. Prometheus figr, tanrlarn buyruuna kar bakaldrnn olanakl olduunu, insann sadece doann belirleniminde bir tr kadere mahkm olmadn, onun isterse zgr
olabileceini, onda isten zgrlnn bulunduunu ifade ve
sembolize eder. Prometheus, zgrlk etii sz konusu olduunda sk sk anlan temel figrdr.
unu da belirtelim: Geri zellikle Kant'n, Scheler'in ve
Hartmann'n etikleri de pek tabii ki birer zgrlk etii saylabilirler; onlar, olsa olsa, "isten zgrl" problemini baat
problem sayan etik tipinden "doru eylem" problemini baat
problem saymas dolaysyla ayrlabilir ki, biz de onlar bu kitapta bu ayrm dorultusunda ele aldk.

2.3.1 Belirlenimci Etik


Belirlenimci etiin ana iddialar iki grupta toplanabilir: 1.
Eylemleri araclyla insanm zgr olabileceini ileri sren
tm etik grler yanlg iindedirler. 2. Etiin grevi, esasen
belirlenmi bir alan olan ahlk alanna giren fenomenlerin nedensel yoldan aklanmasdr.
2.3.1.1 Spinoza: zgrlk ve Zorunluluun
Bada abilirlii
Belirlenimci etiin ilk nemli temsilcisi olarak Spinoza'y
gryoruz. Spinoza'da Musevilie zg akideler ile antikan
kozmolojik, ortaan teolojik temellendirme tarzlarnn ilgin
bir bileimini buluruz. Spinoza iin tek tz vardr: Tanr. Evren
(kozmos) Tanr'nn bir grnmdr ve bize iki yolla aktr: 1.
Yer kaplama, 2. Dnce. Tanr ve Evren (kozmos) bir ve ayn

baat saylan problemlere gre etik tipleri

97

eylerdir. Biz mutlak tz olarak Tanr'ya yer kaplama ve dnce araclyla azdr. Baka bir ifadeyle, biz Tanr'y yalnzca bu iki nitelikle tanrz. Bu demektir ki, Evren'i dnce ile
kavrarz ki, bu ikisi aslnda ayn tzn iki nitelik halinde grnmnden baka bir ey deildir. Dncenin dzeni ile eyann
(varolanlarn) dzeni ayndr. Yer kaplama, deime yoluyla hareket ve duraanl; dnce, deime yoluyla zek ve istenci
olutururlar. Bu haliyle dnce ruhtur. Dnce, Evren'i, sonsuz ve mutlak tzn, yani Tanr'nn bir grnm halinde, bir
sonsuzluk ve zorunluluk olarak kavrar. Evren'de her ey belirlenmitir. sten, olsa olsa, dncenin bir eilimi, bir ynlenii,
bir kprts olabilir ve istencin bu bakmdan dncenin br
yznden, yani zek dan esasen bir fark yoktur. sten de zek
gibi edilgindir, belirlenmitir. sten ancak ahlksal yaamda etkin olabilir; ama bu etkinlik bile bizim yaradlmzla ilgili bir
belirlenimin rn olabilir. Bu nedenle, insan ancak Evren'i (bu
demektir ki, Tanr'y) anlad srece bu belirlenimin klesi olmaktan kurtulur. Ve insan iin zgrlk, aslnda salt bir zorunluluk halindeki Evren'i ve Tanr'y, bir ve ayn ey, yani yine
salt zorunluluk olarak kavramaktr. zgrlk, zorunluluk bilincidir. Dolaysyla zgrlk ancak ve sadece dncede olabilir
ve ahlklla bir lt aranacaksa, bu lt, Evren ve Tanr hakkndaki bu zorunluluk bilincinin bizzat kendisi olabilir.
Spinoza'ya gre, bir zgr varolu ancak kendi doasnn
zorunluluundan kabilir ve kendi eylemini kendisi belirleyebilir. Byle bir zgr varolu ise ancak Tanr olabilir; herhangi bir
sonlu ("fni")* varolua byle bir ey verilmemitir. nsanlar
zgr hareket ettiklerini sanrlar, fakat bu bir yanlgdr. nsan
ruhunda bamsz veya zgr bir isten yoktur. unu veya bunu
1

"Fen" ve "fni" szcklerinin tm panteist ve mistik metafiziklere kaynaklk eden


Platoncu anlamlar iin yukarda "2.1.1.2. Platon: dealist Mutlulukuluk" balkl
alt blme bkz.

F.tik / F7

98

etik

istemenin daima bir zorunlu nedeni vardr. Her ey bir baka ey


tarafndan, o baka ey de yine bir baka ey tarafndan vd belirlenmitir. Bu nedenle isten zgr olamaz; tersine o sadece bir
zorunlu neden olarak anlalabilir. Bu durumda insan iin zgrlk tek bir durumda olanakldr: inde bulunduu zorunluluklarn, belirlenimlerin bilincinde olmak. Bunu da akl ve zek salar. "yi" zeky gelitiren, "kt" (fen) zeky bulandran, kstekleyen eydir. nsan eylemleri belirlenmitir. Tam da bu nedenle, ahlkl yaam, Evren-Tanr birliindeki zorunlulua boyun eme, ona uymadr. Bununla birlikte bu zorunluluun bilincine ulam kimse yani ahlkl kimse iin bu boyun eme sevinli bir boyun emedir. Ne var ki, bu zorunluluk yine de zgrl engellemez. te, Spinoza'nm etiini zgl klan yn,
onun zorunluluk ve zgrln zellikle etikte badaabilirlii
hakkndaki grleridir ki, bunlar zerinde zel olarak durmak
gerekir.
Spinoza'nm genel felsefesine olduu kadar etiine de mekanist/metafiziksel belirlenimcilik ad verilir. Ve Spinoza'nm
ahlk retisi, onun sisteminin en olgun meyvesi durumundadr;
onun bayapt da zaten Ethica (Etik) adn tar. Spinoza, balangta, ahlk alannn da nasl zorunluluklarla rl olduunu
aklar. nce erdem kavram ile doamzda bulunduunu dnd "kendini koruma istei" arasnda bir ba kuran Spinoza'ya gre, bu istein kkeninde kendimizi glendirme ve yetkinletirme itkisi vardr. yle ki, "erdem" ile "gl olmak" ve
"yetkin olmak" eanlamldrlar. Spinoza iin ahlk yasas doa
yasasna aykr olamaz; hatta onunla ayn eydir. nsan, bedenini, doal olarak gelitirmek ister. Ruhun gelimesi ise dnme
yoluyla gerekleir. Erdemli bir ruh, yetkin olan, yani en ak ve
seik tasarmlara sahip olan ruhtur. Baka bir deyile, erdemli
olmay salayan, ak ve seik bilgilerdir. Erdemli kimse, bilgili olduu iin gl de olan kimsedir. Etkin olma ile erdemli ol-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

99

ma arasnda da yakn bir ba vardr. Ruh ne kadar etkin ise, o


kadar yetkin, yani erdemli olur. Tutkular ruhun bulank ve kark olan edilgin halleridir. Tutkularda beden de edilgindir; nk kendi dndaki etkenlerin gdmndedir. Bu nedenle tutkulara baml olma, gsz olma, yetkin ve erdemli olamama demektir. Buna karlk ak ve seik dnme, ruhun tam etkinlik
durumudur. Bu eit dnme srasnda ruh kendi kendisini belirlemekte, hibir yabanc etki altnda kalmamaktadr. Teorik etkinlik ruh iin bir sevin ve mutluluk halidir. "Ak ve seik dnme bir erdemdir" diyen Spinoza'nn, burada Aristoteles'in
dianoetik erdemlerini kastettii aktr. Teorik etkinlik kendimizi koruma ve olgunlatrmann en yksek formudur. zgr olup
olmamamz, ruhumuzun etkin veya edilgin olmasyla bantldr. Ahlksal zgrlk, nedensel zorunlulukla eliik deildir;
tersine zgrlk zorunluluun bir en yksek gereklemesidir.
zgrlk, bir sonlunun ("fni") eylemlerinde sadece kendi z
belirlenimine (self-determination) uymas demektir. zgr olmay ise, ayn sonlunun br sonlularn etkilerine bal olmas
anlamna gelir. zgrlk, kendimizi kendimizin belirlemesinden baka bir ey deildir. zgr bir ruh, kararlarn akl yoluyla alr. Tutkular insan kle yapar; insan ancak dnme halinde
iken zgrdr. Gerek bilgiden baka bir ey olmayan erdem,
hem kuvvet hem zgrlktr. Buna gre ahlksal yaamda
ama, dnce gcyle tutkular yenmek olmaldr. Tutkular da,
onlar bilmek ve kavramakla yenilebilirler. Ahlksal yaam, akln tutkulara kar bir savadr ve insan zgr olmaytan zgrle ykseltme olana, ancak ahlksal yaamda bulunur.
Spinoza insan zgrle ulatran gerek bilginin Tanr bilgisi
olduunu syleyerek, zgrln Tanr'y bilmek ve sevmekle
olanakl olaca sonucuna da varr. nk Tanr bilgisi ve sevgisi, en yksek deer olarak ayn eydirler. Dolaysyla bizim
kendi iimizde tayp gelitirdiimiz de, Tanr'nn kendisinden

100

etik

baka bir ey deildir. Ve insann yetkin olmas da, ancak, bu zdelii yani iimizde tayp gelitirdiimiz eyin Tanr ile ayn
olduunun bilinci ile olanakldr. Bylece Spinoza'nm ahlk retisi de, panteizminin bir rn olarak karmza kar.
2.3.1.2 Schopenhauer: Etik Ktmsercilik
Belirlenimci etiin etik tarihindeki br nemli temsilcisi
A. Schopenhauer'dir. Schopenhauer de Kant'tan yola kar. Ona
gre, Kant'ta olduu gibi, evren benim tasarladm gibidir, benim tasarmmdan bamsz haliyle evrenin ne olduunu bilemem. Evren bana sahip olduum duyarlk formlar, zihin kategorileri araclyla aktr. Tam da bu yzden evren, bana duyarlk ve zihin yetileriminin gsterdii, aktard evren olur. Bununla birlikte, ben bu evrende tek bama deilim. Benimle ayn duyarlk ve zihin yetilerine sahip olsalar ve evreni ayn yetilerin gsterdii bir evren, benimkisinin ayns bir evren olarak
tansalar da, benim dmda bakalar da var. te bu bakalarnn varoluuna dayanarak, evrenin benden (tabii benim dmdakilerden de) bamsz bir gereklii olduunu onaylayabilirim.
Bylece Kant'n grnr (anschauliche) evrenin tesinde ve bilinemez sayd "kendinde ey"i (Ding an sich), bakalarnn da
onayladn grdm, benim algladm evrenden bakas
olamaz. Byle olunca ben, bu tek ve biricik gerekliin bir paras olurum ve o gerekliin iindeyimdir. Evren bana yine znel olarak aktr; fakat ben yukarda belirtilen gerekelerle,
onun bir paras olarak onun hakknda yarglar verebilirim. Schopenhauer'e gre, Spinoza dnce ile evreni zde sayarken,
buna yakn bir eyler kastetmekteydi. Descartes'tan Hegel'e kadar tm rasyonalistler de bu dnce-evren zdeliini, farkl
ekillerde de olsa, vurgulamlardr. Fakat Schopenhauer'e gre,
rasyonalistler urada yanlyorlard: Dnce, insana sonradan

baat saylan problemlere gre etik tipleri

101

gelen bir eydir. O evrenle birlikte ortaya kan bir ey olamaz.


yleyse, evrenle zde olan, fakat dnce olmayan ve dnceden nce gelen bir ey olmaldr. Schopenhauer'e gre bu ey,
istentir. Evrenle zde olan bu isten, evren olarak isten olarak da adlandrlabilir. sten, evren istenci, evreni, bu arada beni ve dncemi de yapan eydir. Evren, istencin nesnelemesidir. rnein, bedenim istencin bir rndr. Varolan her eyin
ilkesi olan isten, doada bir zorunluluk olarak kendisini gsterir. Bu demektir ki, doada her ey belirlenmitir. Fakat isten
bazen bilinlidir ve bu grnmyle insanda zgrlk halinde
beliren eye karlktr. Fakat ister bilinli ister bilinsiz, ister
zorunlu ister zgr olsun; evrendeki her eyin yapcs, kendiliinden ve bamsz bir ey olarak, istentir; evren istencidir. sten, insanda eilimler, ynleniler olarak ortaya kar. nsan bu
eilim ve ynlenilerin etkisiyle hazza, mutlulua, yarara dnk
eylemlerine hep ahlksal eylem olarak bakagelmitir. Oysa bunlar istencin insandaki bencil yansmalarndan baka bir ey deildirler. Schopenhauer'e gre bu bencil yansmalarn yan sra
istencin genellikle nasl edimselletiine baktmzda, aslnda
evren bize "kt" grnr. Bu ktlk, ancak, evrene egemen
olan eyin yadsnmasyla, yani istencin yadsnmas ile giderilebilir. stencin belirleyicilii altnda genellikle mutsuz olan insan,
e var ki, bu istenci reddetmekle mutlu da olamaz. Olsa olsa bu
ktln verdii acdan kurtulabilir ve ancak olumsuz mutluluk
denen bir eit mutlulua eriebilir. nsan iin zgrlk de ancak
burada ortaya kabilir. Byle bir zgrlk iin ise, insann evrene egemen olan isten, evren istenci yannda, kendisi iin bir
isten, bir kendinde isten (Wille an sich) gelitirmesi gerekir ve
ancak bu yolla o kendisini evren istencinden "kurtarp" tam olarak zgr olabilir. Ne var ki, Schopenhauer insann byle bir
tam zgrle kavuabilecei konusunda hi de iyimser deildir. Tam tersine o, insan istencinin evren istencinin ou kez kr

102

etik

bir zorunluluk halindeki belirleyicilii karsnda insann yapabilecei fazla bir ey olmadn dnr. Bu yzden Schopenhauer, felsefe tarihinin "ktmser filozofu olarak anlr. Bununla birlikte, evren istencini yadsmakla, insan, kendisini oradan
buraya srkleyip duran ve onu hep bir tedirginlik ierisine sokan eyin, evren istencinin kr belirleniminin yerine, bir i bara, i dinginlie de kavuur. Burada artk evren istenci ortadan
ekilmitir, geriye yalnz bilgi, zorunluluun bilgisi kalmtr. '
Artk hibir ey insann znel istencini harekete geiremez.
Bylece Schopenhauer, Budizmin Nirvana retisinden esinlenen bir asketizm (mnzevilik) nermi olur. Bu inziva dnya nimetlerinden el etek ekmek iin deil, kendimizdeki evren istencini krmak iindir.
2.3.1.3 Doabilimci ve Sosyolojist Etikler
Grld zere, belirlenimci etiklerde natralist, daha
zel olarak kozmolojik bir temellendirme ile karlayoruz. Bu
bakmdan ilkan doalc etik retilerini, zellikle stoacl
da bir lde belirlenimci etik tipi iine alma olana bile vardr.
Ancak stoaclkta etiin temel problemi "en yksek iyi" olarak
konumlandndan ve bu "en yksek iyi" de "mutluluk" olarak
belirlendiinden, bu retiyi yukarda mutluluku/yararc etik
tipi altnda ele aldk.
br yandan, yeniala birlikte gelien doabilimci/olgucu dn tarz altnda, ahlk fenomenine bir sosyal olgu olarak yaklalmaya balandn da grrz. Yenian doabilimci/olgucu dn tarz, ok byk lde belirlenimci/mekanist bir dn tarzdr da. Bu dn tarz altnda her eyin
doal nedenlere dayal olarak aklanabileceine, her eyin doabilimsel anlamda yasalarnn ortaya konulabileceine inanlmtr. Buna bal olarak, ahlk "olgu"sunu biyolojik ve sosyo-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

103

lojik ynlerden ve tam bir belirlenimci anlayla aklama giriimlerine rastlanr. Bu dn tarznn 19. yzyldaki gelimi
bir devam olan pozitivizm, ahlklln kaynan da doada ve
insann biyolojik/psikolojik yapsnda bulur. rnein, pozitivist
tarihi ve tarih filozofa H. Taine, toplumsal yaam, tabii ahlksal yaam da ierecek ekilde, "tpk bir bcein anatomi ve fizyolojisini incelercesine incelemek" gerektiini, ahlksal yaamn ve zellikle deerlerin; hayvansal gdlerin, tutkularn, hegemonya arzularnn vd stlerine tinsel klflar giydirilmi, cilalar ekilmi ekilleri olduunu belirtir. rnein, H. Spencer iin
ahlksal yaam, biyolojik yaamn yksek ve farkllam bir
uzantsndan baka bir ey deildir. Ahlk olgusu, doa yasalarnn belirlenimi altndaki doada zel trden bir doal olgudur.
Spencer'in bu grleri, daha sonra biyolojist etik ad altnda
anlmtr. 20. yzyl balarnda ise, pozitivist sosyolog E. Durkheim, ahlk, toplumlamay salayan ve yneten yasalar, toplum yasalar altnda aklanabilecek bir olgu olarak ele alr ki,
onun bu konudaki almalarnda dile getirdii dncelerine
daha sonra topluca sosyolojist etik ad verilmitir. Sosyolojist
etie yn veren anlayn sosyolojik belirlenimcilik olarak adlandrldn da grrz. Sosyolojist etikte toplum da doann
bir paras olarak grlr ve onda da doa yasalarnn geerli olduu ileri srlr. Sosyolojist etiin bir dier tr de, bir 19.
yzyl akm olan ve gnmzde yeniden canlanan/canlandrlan sosyal Danvinizim 'dir. Buna gre doada sava ve varolma
yasalar geerlidir ve bu yasalar toplumda geerliliklerini srdrrler. rnein doann da kendine zg bir ekonomisi vardr;
bu demektir ki, doa israftan holanmaz ve dolaysyla zayflar
ve gszleri eler. Bu doal eleme toplumda da geerlidir. Toplum yasalar, "sosyal doa yasalar"dr ve doal belirlenim ile
sosyal belirlenim arasnda z bakmndan hibir fark yoktur. Sonu olarak, insann ahlksal yaam da tam olarak belirlenmitir;

104

etik

orada insan istenci zgr deildir. Ahlksal yaam doal yaamn bir uzantsdr.
K. Marx iin ahlk, altyap olarak retim ilikilerinin belirledii toplumsal yaamda, egemen snf veya glerin ideolojilerine gre tanmlanan "iyi" ve "kt" tasarmlar altnda ynlendirilmek istenen insan eylemlerinde ve bir styap oluumu
olarak ortaya kar. Baka bir ifadeyle, Marksizmde her trl insani ilikinin belirleyicisi olan maddi retim biimleri, altyap,
insann ve toplumun kltrel yaama tarzn (dinsel, ahlksal,
sanatsal vd tarzlar) yani styapy belirler. Bu nedenle ahlk, bir
styap olgusu olarak, retim aralarn ele geirme sava veren
snflarn ideolojilerine gre ele alnmas gereken bir olgudur.
Bu demektir ki, herhangi bir ahlk, ancak bir ideolojinin iinde
ve onun bir devam olarak varolu bulabilir. Marx'a gre snflar arasndaki sava, topluma ilerliini veren diyalektik yasalarn getirecei bir zorunlu sonu olarak, ezen ve ezilenlerin ortadan kalkaca bir "snfsz toplum" ile sona erecek, bu toplum
zgr ve eit insanlarn oluturduu bir toplum olacaktr. Grlecei gibi, Marx da, Spinoza, Schopenhauer ve pozitivistlerden
tamamen farkl kayglarla ve farkl bir kalk noktasndan hareket etmekle birlikte, tpk onlar gibi, insan ve (ahlksal yaam
da ierecek ekilde) toplumsal yaam bir zorunluluklar alan
olarak grr; tpk onlar gibi insan ve toplumsal yaam belirlenimci bir bak as altnda ele alr. Fakat o da, yine Spinoza ve
Schopenhauer gibi, insann bu zorunluluklarn bilincinde olarak
zgr olacan vurgulamay ihmal etmez ve zaten Marx'm retisi, genel izgileri itibaryla bir toplumsal zgrlk retisi
olarak karmza kar. Aslnda uras ilgintir ki, belirlenimcilii, zorunluluu en kat biimde anlayan ve savunan filozoflarmzn hemen hepsinde, isten zgrlne bir ak kap brakld grlr.

baat saylan problemlere gre etik tipleri

105

2.3.2 zgrlk (isten zgrl) Etii


Buraya kadar ele aldmz dev etiinde de, ierikli deer
etiinde de, hatta olumsuz adan ele alnm olsa da, belirlenimci etikte de "isten zgrl" veya ksaca "zgrlk" probleminin nasl belirleyici bir rol oynadm gstermeye gayret ettik. rnein, daha nce de deindiimiz gibi, Kant'n dev etiini, "doru eylem" problemini baat problem almasndan tr
ayr bir snfa soktuysak da, grdk ki, Kant etii de aslnda bir
zgrlk etiidir. Ve onun otonomi anlaynn Scheler ve Hartmann'n ierikli deer etiklerini de belli llerde bir zgrlk
etii kldn da belirtmemiz uygun olur. Bunun iin sadece Scheler ve Hartmann'da da ahlklln Kant otonomi kavramna
dayatldn hatrlamak yeterlidir. Fakat hem Kant etiinde,
hem ierikli deer etiinde, insann hem nedensellik yasalarna
tbi bir doa varl olarak heteronomisinden sz edilir; hem de
onun, eylemlerini kendine koyduu bir yasaya (ahlk yasas)
gre ynlendirebilmesi (Kant) veya bir deeri istenle gerekletirebilmesi bakmndan otonomi sahibi olduu belirtilir. En
kat belirlenimci etikte bile, biraz yukarda da belirttiimiz gibi,
paradoksal grnse de, zgrle bir ak kap braklr ve bir
bakma bu heteronomi - otonomi ikilii tekrarlanm olur.

2.3.2.1 Nietzsche: G stenci


Nietzsche, genel felsefesinde irrasyonalist bir kalk noktasna sahiptir. O, aklsal yoldan kavranabilir olan bir dnya, bir
kozmos fikrini reddeder. Ona gre dnyay aklsal yoldan kavrama giriimlerin tm, birer basitletirmedir. Bu, felsefe sistemleri iin de byledir. Felsefe sistemleri, yaamann zenginliini yoksullatran, onu dar kalplar iine tktran rasyonel kur-

106

etik

gulardan ibarettirler. Ona gre felsefe, dnya hakknda bir rasyonel kurgu ortaya koyma ii deil, yaamadan yola kan, yaamay aydnlatmaya ynelik bir dnme abasdr. Byle bir
felsefe, filozofun kendi dncelerini yaantlarndan kard
bir felsefe olabilir. Bu grnmyle Nietzsche'nin znelci bir
felsefe iinden konutuu izlenimi edinilebilir. Ne var ki, Nietzsche, kendi felsefesini nesnelci bir sylem ierisinde sunar.
nk o, zne-nesne ayrmn da reddeder. Onu yine de yenian znelci felsefesi iinden konuan, fakat bu felsefe de dahil,
znelci olsun nesnelci olsun, gelmi gemi hemen tm byk
felsefeleri kurgusal ve kalp sayan bir filozof olarak grmek
uygun olabilir.
Nietzsche bir yaama filozofudur ve o yaamay bir karmaa, bitimsiz, deiken, srekli etki halinde olan bir ey, olu olarak anlar. O, olu kavramn, ou yerde Sokrates ncesi filozoflarn physisten anlam olduklan eyi belirtmekte kullanr. Nietzsche'ye gre Sokrates'ten sonra felsefede temel eilim,
olu'un ardnda kalc bir ey, bir tz, deimeyen bir varlk dnyas aramak olmutur ki, bu, tamamen bir dnsel yanlsamadr. Sokrates sonras felsefe, akl ve dnme yoluyla, olu'un
ardndaki bu varln tam ve upuygun bilgisi anlamnda "hakikat"e ulalacan sanmtr. Oysa tz, hakikat vd gibi kavramlar birer uydurmadr. Sokrates sonras felsefe, bedenin bir fizyolojik ilevi olan akl ve dnmeyi, onlarn birer ilev olduunu
unutarak, zerkletirmitir. zne-nesne ayrmnn temelinde de
akln ve dnmenin zerkletirilmesi yatar. Akl ve dnme,
kendi rnleri olan "varlk", "nesne", "nedensellik", "erek",
"ama", "Tanr" vd kavramlara kendini tutsak ettiinin farkna
bile varamamtr. Oysa birer fizyolojik ilev olan akl ve dnmenin yapabilecei tek ey, olu'u saptamak ve onaylamaktr.
Nietzsche'nin felsefesi, tam da bu anlamda, yani olu'a
gnderme yapma, onaylama anlamnda bir olu felsefesi ve ay-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

107

n anlama gelmek zere bir yaama felsefesidir. Nietzsche, Sokrates ncesi filozoflarda olduu gibi, dnyay canl sayan bir anlaya, canlmaddecilie (hylozoizm) baldr. Ona gre olu,
dnyann ilk maddesinin (hyle) bir almndan ibarettir. lk
maddeyi alma sokan, getiren ise yaratma ve g istencidir
(Wille zur Macht). Aslnda yaama ve olu, bir varolma ve hkim olma igds olarak g istencinin bir grnm, hatta
kendisidir. yle ki, Nietzsche'de "yaama", "yaratma", "olu",
"g istenci" terimleri byk lde eanlaml terimlerdir. Ve
yaama, bir olu olarak, nedensiz, ereksiz, sonusuz bir aktr;
bir organik/fizyolojik sretir; bir gerilimdir, azalan ve oalan
kuvvetlerin birbirleri iine gemi bir hareketidir; kuvvetlerin,
glerin her an yenilenen bir dou ve bat srecidir; bir gler
karmaas ve gler savadr; bir yeniden yaplanma ve bozulma (dekadans) ve tm bunlarn birlikteliidir. Ve tam da bu anlamda yaama bir srekli tekrardr, kartlarn oyunudur. Dolaysyla yaamann her evresi yeni bir yaratma ve yeni bir perspektif demektir.
Nietzsche'nin kltr ve ahlk eletirisi, yaama felsefesinin dayand bu doa anlayna sk skya baldr. Kltr,
olu'un bir uzantsdr. O halde kltrde de ayn yaratc ve ykc glerin ayn ykseli ve bozulu srecini grmek gerekir.
Ve Nietzsche kendi kltrn, Bat kltrn de bu adan ele
alr. rnein Bat felsefesi, ona gre, Platon'la birlikte bir bozulu felsefesi olarak gelimitir. nk o, bir theoria'ya dnm, bu dnyaya rasyonel gzlklerle bakmaya balamtr.
Bylece felsefe, sahte bir zne-nesne ayrm temelinde bir ontolojiler, epistemolojiler, teolojiler ve etikler bolluu iine gmlp kalmtr. Hristiyanlk da aslnda Platonizmin birka ynden bir devam olmu, o da bu sahtelikten payn almtr.
te, Platonizm, Hristiyanlk ve onlarla u veya bu ynden
ilikili olan tm etikler, yaamann zn yani onun esasnda

108

etik

deerlerden bamsz bir fzyoloik sre olduunu gzard eden


sahtekrlk rnekleri olmutur. Oysa dnya "iyi ve ktnn tesinde", dinamiini yaratmada ve g istencinde bulan bir sre,
bir rmaktr. Onun bir nedeni ve erei yoktur. Oluun bir uzants olan kltr alannda, ahlk dnyasnda da "iyi", "kt", "erdem" vd gibi eyler yoktur. Yaamay dizginlemek, ona bir ekil
ve dzen vermek, onu denetlemek iin uydurulan tm teolojiler,
dinler ve bu arada etikler, yaamann znde bulunan ekilsizlii, doluluu, doludizgin ak hibir zaman dzgn, denetimli ve
ekillenmi bir aka dntremezler. te Nietzsche, yaamann nndeki yapay setler olarak, ou Platoncu idealizmin
rnleri olan felsefeleri, onlarn ierdikleri etikleri ve bunlardan
pek ok eyi kendisine mal etmi olan Hristiyanl reddetmek,
yaamann nn amak gerektiini syler. Mevcut bozulutan
kn ilk yolu, buna gre, nihilizm olarak belirlenir. Felsefi
planda nihilizm, pek tabii ki, her trl ontolojiyi, metafizii,
epistemolojiyi yadsmak anlamna gelir. Hakikatin yadsnmas,
elbette ki etik alannda da mevcut deerlerin, ahlk ilkelerinin
yadsnmasn getirir. Bu anlamda nihilizm, ayn zamanda yaamann katlatrlmasna kar bir protestodur da. Nihilizm, dekadant kltrden, zellikle dekadant din ve dekadant ahlktan
(Hristiyan ahlk) bamszlamann ilk admdr. Birey asndan ise, insann din ve ahlk retileri tarafndan bastrlm
olan igdlerine, arzularna yeniden alm salamak, "vcudun sesi"ne kulak vermektir. Ne var ki, bunu her insan baaramaz. Kitleler, bir sr igds ile, hep bir yaygn ahlk, bir sr ahlk iinde yaarlar. Sr ahlk ve din, kitlelerin smadrlar. Dolaysyla, yaamann katlatrlmasna kar nihilist bir
protestoyu gerekletirecek olan insan, sorgulayan, kendindeki
g istencini harekete geirebilen, bu konuda ile ekmeyi gze
alabilen insandr. Bunu baarabilecek olan insan says pek azdr. "zgr karakterler"e her yerde rastlanmaz. Byle bir insan

baat saylan problemlere gre etik tipleri

109

"Diyonizyan bir insan"dr; "iyinin ve ktnn tesine geme"yi


baarabilmi insandr. O artk kendini amtr, kendi g istenciyle yeni deerler, yeni anlamlar yaratabilecek duruma gelmitir. O artk bir gelecek idealine sahip ve bu ideale gre yasalar
koyabilen insandr. O artk insan olarak kendini am, st insan
olmutur. Ve ancak byle bir insan gerek anlamda zgr olabilir.
Nietzsche, zel anlamda bir etik sunmaz. Fakat kendisinden sonra hemen tm etikler, onun etie ilikin grleri karsnda olumlu veya olumsuz bir tavr alma gereini duymulardr. Bu bakmdan 20. yzylda etii Nietzsche kadar etkilemi
bir baka filozof yoktur. O, zellikle "deerlerin yeniden deerlendirilmesf'ne ilikin grleriyle hep gndemdedir. Onun
iin, yukarda belirttiklerimizi bazen yinelemek pahasna, onun
bu grlerine ksaca deinme gerei vardr.
Nietzsche Aydmlanmac aklcln, hmanizmin ve Hristiyan tanrclnn amansz eletirmeni, zellikle "Tanr ld"
sznn sahibi olarak, ncelikle, modern Bat insannn deerlerinin ktne dikkati ekmek ister. Nietzsche iin deerler
insan eylemlerine hkmederler; fakat ayn deerler insan eylemlerinden bamszlatrlp idealize edildike, yaamdan kopuk,
ileri boalm eylere dnrler. zellikle kalplap katlaan
geleneksel deerler dnyay gerek haliyle grmemizi engelleyen perdeler olup karlar. Buna ramen, anlam ve amalarn
kaybetmi olsalar da, geleneksel deerlerin byk bir ksmnn
muhafazasna aba sarfedilir; nk bunlar sre ierisinde kitlelerin sma olurlar. zellikle Hristiyanla zg deerler,
kalplap katlam olsalar bile, kitleler iin kompensan, yattrc ve uyuturucu ilevi grdklerinden, zenle muhafaza edilirler. Geleneksel deerler, kitle kltrne aittirler ve kendi
ayaklar zerinde durmay beceremeyen, kle ruhlu insanlar rahatlatan eyler olarak, kle ahlakm pekitirirmeye yararlar.

etik

110

Mutlak deerler, hele hele kutsal deerler, Nietzsche iin Hristiyan uydurmaclnn ve ikiyzllnn rnlerinden baka
eyler deildirler. Buna karlk Nietzsche, deerlerin g istenci ile yaratlmas ve bylece insann kendini amas, st insan
olmas gerektiini ileri srer. nsan, mevcut deerleri olduu gibi bir yana brakmal, yeni deerler yaratmaldr. Bunun iin de
mevcut deerleri andrmak, onlar ykc bir tavrla derinliine
eletirmek ve yeni deerler ileri srmek, kasacas deerleri yeniden deerlendirmek zorundadr. Byle bir insan iin artk deerler hazr olarak bulunan eyler deil, hep yemden yaratlmas gereken eylerdir. Yaamann dizginsiz ak iinde, insan,
g istenci ile, her yaama aralnda deerler yaratr. Yaamann her n kendi perspektifini retir ve tam da bundan, tr
perspektifler okluu kadar deer vardr. Ve insan, ancak belli
bir perspektif altnda deer yaratabildii lde st insa olarak
zgrdr. st insan gelenee ve muhafazakrln rahatlna ve
uyuturucu kafa lksne itibar etmeyen insandr. zgrlk, bylece, g istenci ile deerler yaratmak ve yaratlan bu deerlere
gre yaamaktr. Ahlklln baka bir lt de yoktur.

2.3.2.2 Varoluu Etik


Hemen tm etik retilerinde ortak olan bir husus vardr:
Etik retilerinin byk bir ksm, zellikle antikamkiler, bir
varlk retisine, ak veya rtk halde dayanrlar. Zaten ilkadan yeniaa kadar felsefenin temel disiplininin varlk metafizii, varlk felsefesi, varlk retisi olarak ontoloji olduu bilinen
bir eydir. Baka bir ifadeyle, Varlk (essentia) her eyi nceler,
her eyin taycsdr. Bu durumda, insann ahlksal yaam da,
ister kozmolojik, ister teolojik/dinsel, ister antropolojik bir temellendirme tarzndan yola klm olsun; ncelikle Varlk

baat saylan problemlere gre etik tipleri

111

iindeki yeri ve Varlk'n bir uzants olarak grlr ve yle ele


alnr. Buna gre insan belirlenmitir, bir zorunluluklar a ierisinde yaar. zgrlk, bu durumda, ancak bir istisnai durum,
hatta zorunluluklarn evreledii bir alandan bir sap, o alann
dna tuhaf bir ka, bir eit anomali olarak grlr. Ne var ki,
birka sayfa nce iki kez yinelediimiz gibi, en kat bir belirlenimcilik taraftar bile, bu sap, ka ve anomaliye kk veya
byk bir yer amaktan kendini alamaz. Yeniala birlikte, felsefede en temel disiplinin ontoloji olmaktan kmaya balad,
onun yerini epistemolojinin ald grlr. Bu u anlama da gelir: Felsefe problemlerine ve insana, artk Varlk'tan, "nesne"den hareketle deil de, bizzat insandan, "zne"den hareketle
ynelmek. Descartes'tan Kant'a kadar, artk felsefe zne-merkezli hale gelmitir. "Dnyorum, yleyse varm" nermesi,
Descartes'n nl "cogito"su, varolmann znenin bir saptamasna ve onayna gereksinim duyduunun ifadesidir. Artk Descartes'tan sonra felsefede Varlk'tan deil, (byk harfle) zne'den yola kmak, byk lde felsefe yapma tarz olup kmtr. Descartes'tan balayarak yenian deneyimci (empirist)
veya aklc (rasyonalist) hemen tm filozoflarn, Locke'tan,
Berkeley, Hume, Kant'a vd kadar, zne-merkezli felsefeler gelitirmi filozoflar olarak grrz.
Bazlarnca Descartes'a kadar dayandrlan, fakat esasl
olarak 20. yzyln ilk yarsnda yaygnlk kazanan varoluuluk
(ekzistensiyalim), birok bakmdan yenian zne-merkezli felsefelerinin bir uzants olarak grlebilir. Bu nedenle sadece bir
etik reti olmakla snrl kalmaz; tersine bir etik retiyi de ieren bir genel felsefe olarak karmza kar. Bununla birlikte, varoluuluun en nemli ve etki brakm yan, ierdii etik reti olmutur.
20. yzyln ilk yarsndaki grnmyle varoluuluk, genel olarak bakldnda, kitle kltrne, yn ahlkna tepki

112

etik

gsteren, bireyi kitle ve yn karsnda ne karmay hedefleyen, bireyci bir etik gelitirmitir. zel olarak bakldnda ise,
varoluuluk, Batl insana Aydnlanma dneminden beri yol
gstermi olan aklclk, bilimcilik, ilerleme yoluyla daha mutlu
bir toplum yaratma idealinin derinden sarsld, alk, yoksulluk, bask ve zulmn yaygnlat, iki dnya savann yaand bir dnemin rndr.
Aydnlanmac Batl, rnein ayrcalklara yer vermeyen
bir eitlik idealine sahiptir ve kendisini ekonomik bakmdan gvence altnda grmek istemektedir. Batl toplumlar bu insana
bu eitlik ve gvenceyi artan oranlarda, ksmen de olsa salamlardr da. Ne var ki, gvenli ve daha eitliki bir yaam uruna, insanlar korkun bir retim ark iinde mekaniklemekte,
standartlamakta ve sradanlamaktadrlar. Refah arttka, insan,
bireyliini yitirmekte; kitlenin bir paras olmaktadr. Geri o
kendisini kitle iinde gl ve gvende hissetmektedir. Fakat
br yandan, savalar, toplumsal bask, standardizasyon, bir
yandan onun kendisini gl ve gvende hissetmesini artk salayamayacak oranda onu tehdit etmekte; br yandan Aydnlanma'dan bu yana beslemekte olduu eitlik ve ilerleme ideallerini sarsmaktadr. Fakat asl nemlisi, Batl insan, karnn daha
iyi doyurabilmek uruna kitlelere katlrken, bir yandan herkesle kendini eit bir konumda grmekte, br yandan siliklemekte ve edilginlemekte, otonomisini yitirmektedir. Bu demektir
ki, Batl insan, eitlik uruna zgrln feda etmektedir. Mekanikleen retim a ve yaygnlaan kitle kltr iinde geri
daha eitliki bir topluma doru gidilmekteyse de, insan bu ortamda kendini yitirme tehlikesiyle kar karya kalmakta, robotlamaktadr. O artk kendisi olmaktan kmaya, zgrln
yitirmeye balamtr. Modern toplum insana ok eyler kazandrmtr; fakat insan bu kazanmlar uruna kendini yitirmeye
balam, yabanclama srecine girmitir.

baat saylan problemlere gre etik tipleri

113

te, varoluu retilerin ounun kalk noktas buradadr: "Senin ok eyini aldlar; fakat bir eyini verme! Kendini,
kendi ekzistensini!" Ksacas, varoluuluun (zel olarak 20.
yzyl varoluuluunun) modern kapitalist Bat toplumlarnn
olduu kadar sosyalist toplumlarnn da bireyi silikletiren, edilginletiren yaama biimine, tam anlamyla bireyci (belki daha
dorusu: kiiliki) bir tepkinin rn olduu sylenebilir.
Peki, "ekzistens" terimiyle kastedilen nedir? Onu "varolu" olarak anlamak, Descartes'tan beri tanmland ekliyle
onun modern "zne" olduunu sylemek olanakldr. Fakat varoluularn bu terime ykledikleri zel anlam aada daha fazla aa ktnda, "varolu"un veya "ekzistens"in farkl bir
"zne" olduu da grlebilecektir. nce unu yantlamak gerekir: "Varolu"u, "ekzistens"i, neden "Varlk"n, "essentia"nm
nne koyuyoruz? Bunun yenian zne felsefesinin znemerkezli bir felsefe olmasyla dorudan bantl olduu aktr
ve bu hususu yukarda irdelemitik.

2.3.2.2.1 Kierkegaard: Tanrc Varoluuluk


Erken varoluuluun en nemli adlarndan biri, Kierkegaard, rasyonalist tip felsefeye kar irrasyonalist bir felsefe gelitirir. Onun yaad dnemde rasyonalist tip felsefenin en nemli ad Hegel'dir. O, Hegel'in antika felsefesine doru bir eit
geriye dn gerekletirmek istediini, antikaa zg nesnelci bir sylem ierisinde, insan Tanr'nm projesini bu dnyada gerekletirmekle ykml bir edilgin konuma yerletirdiini belirtir. Kierkegaard'a gre, Hegel bizi bir maddeci belirlenimcilikten kurtarr gibi grnrken, aslnda tinselci bir belirlenimciliin kurban klmtr. O, insann en doal gdlerine bile
bir tarihsel/tinsel belirlenim yklemi, onu "tanrsal bir mekaniEtik / F8

114

etik

in silik bir paras" haline getirmitir. Bu durumdaki insann


kendiliinden yapaca bir ey yoktur; o sadece tanrsal mekanik arknn bir kk ve nemsiz dilisinden ibarettir. Kierkegaard, Hegel'in grnte insan yceltirken, aslnda onu nasl
silikletirdiini, u nl szleriyle belirtir: "Bu adam (Hegel)
burnunu da m silmez kendiliinden?" Kierkegaard'a gre Hegel felsefeyi yeniden ortaan Tanr-merkezciliine ekmek istemekle, yenian insan-merkezli (zne-merkezli) felsefe yapma tarznn gerisine dmtr. Oysa Kierkegaard iin felsefe
artk insan merkeze almayan bir konumlama tarzna geri dnemez. yle ki, felsefe artk ancak znel ve znelci olabilir.
Kierkegaard'n bu noktaya kadar, yenian zne-merkezli
felsefe tarz ierisinden konutuu bellidir. Ancak o, bundan
sonra zgl tavrn ortaya koyar. Ona gre felsefe tabii ki znemerkezli olmak zorundadr; fakat bu da yetmez, felsefenin asli
grevi insann i varlna, insann i dnyasna ynelmek, bu
dnyay aydnlatmaktr; byle bir aydnlatma da rasyonel yoldan ok, irrasyonel bir iselllik ve duygululuk ile gerekletirilebilir. Toplum iindeki konumuyla insan, toplum yaamnn getirdii ortak normlar, kurallar, ortak davran biimleri vd ierisinde sradanlar. O herkesin herkese benzedii bu yaam iinde silikleir, onun birey olma olanaklar iyice daralr. nsan bu
siliklikten, toplu halde yaamaya bu "kiiliksiz katlma"dan, ancak, kendisine, i dnyasna dnerek syrlabilir. Bunun iin de
insann toplu yaam ierisinde kendisini kendi olarak hissetmesini salayacak bir endie (tasa, Angst) halini yaamas gerekir.
Endie, ona, bu dnyada aslnda yapayalnz olduunu, kendisinin bu dnyaya Tanr tarafndan terk edilmi olduunu duyumsatr. Geri o kitle iinde "eridike", kitle iinde kendini gvenli hissettike, iindeki bu endieyi i dnyasnn derinliklerine
gmer, onun bir uyarc olarak ne kmasn bilinsizce erteler.
Onun "kendine gelme"si iin iindeki bu endieyi drtp uyan-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

115

drmas gerekir. nsan bu endieyle yaamaya balad anda,


yani "uyandnda", varolmaya, kendisini sarp sarmalayan kitle yaamnn dna kmaya (ex-sistere: dna kmak) balar.
Varolu haline gelmek, toplu yaamn ve kitle kltrnn dma
kmakla yani ekzistens olmakla olanakldr. Varolu veya ekzistens, bir "kendini farkedi"i gerektirir; fakat bu bir "kendini dnme" de deildir. Varolu, dnsel yoldan, hele rasyonel dnme yoluyla ve nesnel olarak nelii saptanabilecek bir ey deildir. Tam tersine varolu irrasyonel bir eydir; sezilen, hissedilen bir haldir. Onu kavramlarla yakalamaya, onun rasyonel yoldan neliini ortaya koymaya kalktka; o kaar, svp kaybolur. Kiekegaard'a gre, Descartes'm tersine, varolua dnme
yoluyla, "cogito"yla ulalamaz; varolmak dnmek deildir.
Varolmak, kendini duymak, kendini sezmektir; "kii" olmaktr.
Kierkegaard, daha nce Scheler'de grdmz "kii" kavramna baz ynlerden benzeyen bir "kii" kavramyla karmza kar. Kii olmak bir sre gerektirir. Kii olmak, nce kendini tanmaktan (rasyonel dnme ve d deneyime deil de, i deneyime, sezgiye dayal bir kendini tanmaktan) geer. Kendini tanmaya yani ekzistens olmaya balayan insan, daha sonra kendisini dieri ile, yani Tanr ile balant iinde grr. Endie (tasa),
i deneyim ve sezgi sayesinde Tanr 'yla balant iinde olan insan, artk tam anlamyla ekzistens olmutur. zgrlk de, ekzistensin Tanr'yla balant iinde olma halidir.
Kierkegaard'n varoluuluu tanrc (teist) varoluuluk
olarak adlandrlr. Kierkegaard'n varoluuluunun salt bireyci bir ahlk anlayn ierdii de aktr. Onun nerdii ahlk
ayn zamanda bir inziva ahlk olarak da adlandrlabilir. Ayrca
Kierkegaard'n varoluuluunun Hristiyan teolojisinden beslenen kaynaklan olduu gibi, ada Hristiyan teolojisine
nemli etkilerde bulunduu da belirtilmelidir.

116

etik

2.3.2.2.2. Heidegger: Dasein ve Ekzistens


20. yzyl varoluuluuna egemen formunu veren filozofun M. Heidegger olduu sylenir. Geri Heidegger "20. yzyl
varoluuluunun babas" olarak anlmay hi de kabul etmemi, felsefesinin zellikle Fransa'da nemli bir ksmyla eksik
anlalp arptldn, kendisinin bir varoluu reti deil, bir
varlk retisi gelitirmek iin aba sarfettiini srarla belirtmitir. Ne var ki, Heidegger'in varlk retisi, birok bakmdan klasik varoluu eleri ierir. Bu nedenle kendisi amalamam
olsa bile, onun varlk retisinde varoluulua mal edilebilecek
ve varoluulua yn vermi olan birok dncenin yer alm
olduu aktr.
Heidegger iin fikir, ide olarak Varlk, bizim dncemizden bamsz bir ey deildir; Varlk insan bilincindeki Varlk'
tr. Varlk bize Kant'n belirttii gibi duyarlk formlar, zihin kategorileri araclyla aktr. Fakat bilincimiz akldan (teorik
akldan) ibaret deildir. Bilincimizin teorik akim nfuz edemeyecei ynleri vardr. Tm ynleriyle bilincimiz varoluumuzu
oluturur. Dolaysyla Varlk bize sadece teorik akl olanaklaryla ak olamaz; hatta Varlk bize ancak varoluumuzun btnl iinde ak olabilir. Dolaysyla "Varlk nedir?" sorusuna varoluumuzun btnlnden hareketle yant verilebilir. Bylece
Heidegger, Aristoteles'in ve tm bir ortaan benimsemi olduu nesnelci ontolojinin yerine bir znelci ontolojiyi geirmek ister. rnein Aristoteles'te insan "nesneler arasnda bir nesne",
dier varolanlar arasnda bir varolan iken; Heidegger'de Varlk'n ne olduunu soran ve bu soruya verdii yanta gre Varlk' kuran konumundadr.
Heidegger iin insan olarak bizim bir kendiliimiz vardr;
hatta varoluumuzun z kendi olmaktr (Selbstsein). Fakat varolu tanmlanabilir bir ey de deildir. Tanmlanabilseydi, o te-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

117

orik akln bir nesnesi olmakla snrl kalrd. Fakat tanmlanamayan bu varoluu tanyabilme olanamz yine de vardr: Varoluu Varlk'a gidiinde yakalayabilir, tanyabiliriz. Zaten varolutan Varlk'a giden tek canl da insandr. Burada Heidegger'in de
Kierkegaard gibi yenian zne-merkezli felsefe yapma tarz
iinden konutuu, fakat onun da Kierkegaard gibi zneyi yenian, zellikle Aydnlanmann "rasyonel zne"si ile snrlandrmadn, "zne"nin kapasitesini hatta snrszca genilettiini
syleyebiliriz. Heidegger "zne" teriminden pek holanmaz;
onu yenian Aydnlanmac tininin bir saylts kabul eder. Ve
tam da bu nedenle "zne" yerine "Dasein" (szck anlamyla:
orada olan) terimini kullanr. Dasein, henz, Kierkegaard'n endie (Angst, tasa) sahibi "ekzistens"i gibi, kayg (Sorge) sahibi
olarak "soru soran" haline gelememitir. Soru sormaya baladnda ve soru sorabildii iin, br tm varolanlar (Seiende)
arasndan kendisini ekip karan, onlarn dna kan (ex-sistere) yani kendisi olan (Selbstsein) haline gelebilir. yle ki, bu durumdaki insann btn teki nesneleri, varolanlar kavrayabilmesi, kendi kendisini anlayabilmesinden (selbstverstehen, vorstehen) trdr. Anlama, yenian modern "zne"sinin "bilme"sinden farkl olarak, varoluun, artk ekzistense dnm
olan Dasein'in, rasyonel, irrasyonel, sezgisel vd tm dnme
kapasitesini harekete geirerek gerekletirdii bir edim, bir
edimler topluluudur. Dolaysyla yenian "zne"si "bilir";
buna karlk, ekzistens, Heidegger'e gre, "anlar".
Heidegger'in znelci ontolojisinin k noktasnn imdi
daha ak hale gelmi olduu umulabilir. Bir varlk retisi, bir
ontoloji, artk eskiden beri yaplageldii zere Varlk'tan (Sein,
essentia) deil, ancak kendi kendini anlayabilen ve kendisi olabilen insan, ekzistensten hareketle kurulabilir. Bu durumda ekzistens olarak insan, "Varlk"n edilgin bir paras deil, tam tersine "Varlk'n obam"dr, o Varlk' kendine gre gder. O,

118

etik

kendisi hakkndaki sorularna verdii yantlarla kendi varoluunu kurarken, Varlk' da kurmu olur.*
Dasein olarak insann kendisi olma yolundaki ilk iki admdan biri, kendisini bir dnya iinde bulmas, dnyada-olmaklk
(in-der-Welt-Sein) denen eyin bilincine varmas; ikincisi ise
bakalaryla bir arada bulunmak (Mitsein der anderen) durumunu saptamasdr. Bu durumda yenian "zne"sinin kendisinden ayrd, karsna nesne olarak koyduu bir "d dnya"
da yoktur; sadece, dnyada-olmaklk diye bir ey vardr. Byle
bir saptama, modern felsefenin zne-nesne ayrmm da geersiz
klan bir saptama olur. Dnyada-olmakl "bilme" yoluyla deil, eylemle, i yaparak, bu dnyayla kayg temelli bir iliki kurarak (besorgen) anlarz. Buna bal olarak Varlk' bilgi kategorileri ile deil, kendi varolusal ltlerimizle tanm oluruz.
Bakalaryla bir arada bulunmak, insann kendisini daima bir
bakalar ortamnda bulmas anlamna gelir. Bu ortam, anonimlemi bir ortam, Heidegger'in man alan dedii bir ortamdr.
("Man", Almancada "yaplr, edilir" diye evrilebilecek bir yardmc fiildir. Herkesin yaptm yapmak, herkes gibi olmak, herkes gibi davranmak anlamna da sahiptir). Man alan her yeri
kaplar, herkesi sradan insan klar. Bu alan sorumsuzdur; bu
alanda "hi kimse yoktur" veya herkes vardr; man alan kitledir, kamuoyudur, halktr. nsann ekzistens olabilmesi, bu alan
iindeki tutum ve abasna kalmtr. nsan bu alan iinde sradan bir kii olarak da kalabilir; kayg ile kendisine ynelip ekzistens olmaya da geebilir. Bu alan iinde kendisinden kamayan, tam tersine kendi stne giden, kendini soruturan insan
*

Heidegger'i anlatrken temkini elden brakmamak gerekir. Heidegger'in karanlk dili, kulland terimlerin ok anlamll; farkl, kart ve hatta eliik Heidegger yorumlarna yol amtr. rnein Heidegger'in yenian zne-merkezci felsefesine
tepki olarak kendi ontolojisini nesne-merkezci bir tavrla kurduunu belirtenler vardr. Ben, onun ontolojisini znelci bir ontoloji olarak yorumlayanlarn grlerini
paylayorum.

baat saylan problemlere gre etik tipleri

119

kendisini kurabilme, ina edebilme olanana sahiptir. Fakat


br yandan bu man alan bizi epeevre kuatmtr, iimize ilemitir; ondan sonuna kadar kamak olanakszdr. Bu nedenle
varolusal yaam, ift yzl bir yaamdr: 1. Kendi iinde kendini kurarak elde edilmi yaam; 2. Kendinin olmayan bir dnyadaki yaam. Birinci durumda insan, sradanlktan kp kendi
olmaya ynelmi demektir. kinci durum, bizim iine "atlm"
olduumuz bir durumdur. "Kimse bize bu dnyaya gelmeyi isteyip istemediimizi sormad." ine "atlm" olduumuz bu
dnyada, kendimiz olmaya altmz andan itibaren, kendimizi vatansz (heimatlos) hissetmeye balarz. Baka bir deyile,
ekzistens iin man alam kendini vatannda hissetmedii bir alan,
iinden kmak (ex-sistere) istedii bir alandr. O, soru soran
olarak, ekzistens olmaya ve kendini gerekletirmeye
(Selbstverwirklichung) balad anda, isten sahibi, zgr insan da olmaya balam demektir. zgr insan, kendini gerekletirmi insandr; man alannn dna kabilmi olandr. Ekzistens olarak bu insann Kierkegaard'da olduu gibi ekzistensini
borlu olaca bir Tanr'ya gereksinimi de yoktur. Ayrca byle
bir Tanr da zaten yoktur. zgr insan artk kendisine erekler
koyup bu erekler dorultusunda eyleyebilen insan olarak, kiidir
de. Ekzistens, man alanndan srekli bir k, onu srekli bir amadr. Ekzistens olabilen insan ayn zamanda kendi sylemini
de (Rede) retebilen insandr. Sylem (Rede), dil (Sprache) demek deildir. Sylem, kendini dilde yanstan ekzistenstir. Veya
sylem, ekzistensin dilidir. Dil, kavramlar kurmamza, terimler
retmemize, ayrmlar yapmamza, ad koymamza olanak salayan anonim bir insan rn olarak man alannda yer alr. Kendini gerekletiren kiiler, ekzistensler ve bunlara kulak veren toplumlar yoksa, dil, bir pratik uzlam ve bildiriim arac olmaktan
teye geemez. Kendini ve dolaysyla sylemini gerekletiren
kii ve toplumlar varsa, dil artk bir anonim ara olmak yannda,

120

etik

"anlamlarn taycs" olmaya, tarihsellemeye balar. Tarihe


yn veren etkenlerin en nemlileri arasnda sylemler yer alr;
diller deil. zgr insan, kendini, sylemini gerekletiren tarihsel insandr. nsann zgr olabilecei tarihten baka bir yer
de yoktur.
2.3.2.2.3 Jaspers: Ekzistens ve Tarih
Kari Jaspers, Heidegger'den etkilenmekle birlikte, onun
tanrtanmaza (ateist) tavrna kart olarak, bir inan etii gelitirmitir. Jaspers'in de k noktas Kant'tr. Ona gre, Kant,
"evren", "tanr", "ruh" gibi ideleri "akl ideleri" saymakta hakldr. Bu ideleri aklmz kanlmaz olarak dourmakla birlikte,
onlar kavramakta duyarlmz yetersiz kald gibi, aklmz
(toerik akl) da bunlarla ilgili olarak antinomilere dmekten
kurtulamaz. Bu durum, bu ideler karsnda akln snrlln da
gsterir. Bu snrlln farkna varld anda ise, bu idelerin artk akim deil, olsa olsa inancn konusu olabilecekleri de anlalm olur. Kant, "nanca yer amak iin bilgiyi ortadan kaldrmak zorunda kaldm" derken haklyd. Jaspers'e gre ideler akln deil, inancn nesnesi olan "gereklik"lerdir. Onlar hatta Platoncu anlamda mutlaklk da tarlar. nsan onlarn mutlakln
kendi eylemlerini snarken tanyabilir. Onlarn farkna varan insan, kendisinin "nesneler iinde nesne olmayan" bir yn olduunu da sezer. te, felsefe, insann bu sezgisini izleyerek gerekletirdii bir dnme etkinlii olmaldr. Felsefenin bir dnme etkinlii olarak yerini de buna gre saptamak gerekir.
Jaspers'e gre, biz Varlk'la nesneler okluu iinde karlarz. Bu okluu bilimler inceler. Fakat dikkat etmek gerekir
ki, bilimin inceledii Varlk deil, ite bu nesneler okluudur.
Bu yzden bilgimiz nesnelerin bilgisidir, nesnelerce snrlanmtr. Fakat Varlk nasl kavranacaktr? Jaspers'e gre, felsefe

baat saylan problemlere gre etik tipleri

121

tek tek bilimlerin bir toplam veya sentez yeri deildir. Tersine,
bilimler nesnel, felsefe ise ancak kiisel olabilir. Bilimler nesnelere, felsefe ise eylemlerimizin kaynana eilir. Bilim zorunlu
olann bilgisi peindedir; felsefe ise bu zorunluluu ap zgrle gtrr. Bilim yasalarla ilgilenir; felsefe ise bir defall ve
tarihselliiyle insana ynelir. Bilim bilgiyi "korumak" ister; felsefe ise, her tarihsel dnemde bilimin dorularn yeni dorular
bulmak zere, "krar". br yandan felsefe sanat da deildir.
Sanat, insana zg bir "kuruntu"nun rndr. Sanat, bize duygularn motive ettii bir dnya sunar; felsefenin sunmaya alt dnya ise, insann kendi kararlarn kendisinin verdii bir
dnyadr. Sanat, insan daha rahat katlansn diye, bu dnyaya yeni biimler verir, onu gzelletirir; felsefe ise, tam tersine, dnyay tm bozukluk ve irkinlikleriyle insana gstermek peindedir. Felsefenin bundan amac da, insan bir yandan nesnellikten
ve bilimden, br yandan duygusallktan ve duygusalln motive ettii sanattan syrp, kendi varoluuna gidecek yolu gstermektir. Felsefe din de deildir. Din (semavi dinler) vahye, kutsal kitaplara ve bunlarn amlanmasna dayanr; felsefe ise bir
st merci ve dolaysyla am tanmaz. Din ballk ister; felsefe ise tam tersine zgrlk peindedir. Din dogmalara dayanr,
insana gven ve garanti vaad eder; felsefe ise, tam tersine, ayn
insan, kendi varoluuna gidecek yolu gstermek zere gvensizlie iter.
Jaspers'e gre bu ayrmlar yapan insan, bakn daha derinlere evirip grnlerden kaynaa inme yolunu kendine am olur. Edilginliklerin ve "yaplm olma"nn dna kp (exsistere) sorular sormaya; olumu ve oluturulmu olmaktan kp kendini oluturmaya, yani varolua geer.
Varolu bir nesne deildir, dolaysyla bilgi konusu olamaz.
O ancak aa karlabilen, aydmlatlabilen bir eydir. Zaten
felsefenin ii de bu aa karma, aydnlatmadr. Jaspers'e g-

122

etik

re, nesnelere ynelik tavryla bilincimiz henz Heidegger'in


man alan adn verdii alandan kopmu deildir. nsan ancak
bilincine bir kendini oluturma (Selstwerden) istenci katabildii
srece ekzistens olmaya geebilir. Man alan, insann zerinde
bir adr gibidir; o bir kabuktur. nsan bu adrn dna kabilmeli, bu kabuu krabilmelidir ki, ekzistens olabilsin. Bu kabuk
hep vardr ve hep krlmay bekler. Bu yzden ekzistens olmak
krldka yeniden oluan bu kabuu srekli krmay gerektirir.
rnein dil, anlamlar kalplatran bir kabua benzer ve Heidegger'in dedii gibi man alanna aittir. Dil gerekleri katlatrr. nsan dilin bu kabuunu krmak, dildeki katlamay yumuatmak zorundadr. yle ki, insan ekzistens olmakla, bildiriim
ortam ol^t dilden iletiim ortam olan dile geer ki, bylece varolusal iletiim de denebilecek bir iletiim tarz gerekleir. Dili bildiriim ortam olmaktan karacak olan ey, Heidegger'in
belirttii gibi, sylem gelitirmektir.
Jaspers'in man alanna ilikin betimlemeleri Heidegger'inkilerden daha somut ve zengindir. Toplum iindeki konumuyla
insan, yerine her zaman bir bakasnn ikame edilebilecei bir
atomdur. Burada "kanaatler, erekler, sevin ve kayglar, farkedilmeksizin, bir insandan brne geer; farkedilmeksizin, bakasnn dncesi benimseniverir. Bylece herkesin yaptn
yapmaya, herkesin dnd gibi dnmeye, herkesin inand gibi inanmaya balarm." Ksacas man alan, "bakalaryla
ayn durumda olma"y ifade eder. Burada varolu, ekzistens,
toplumun kuatm altndadr; isel yaantlarn kazammlarmm
yerini dsal eyler, rnein kurumlar (kilise, ulus, tre, sendika,
parti vd) ve dtan benimsetilmek istenen dnceler, zellikle
ideolojiler almtr. nsan burada zgr deildir. Kilise de, parti
de, onu zgr yapmaya deil, eit yapmaya alrlar. Oysa eit
olan ama zgr olamayan insan hibir ekilde ekzistens olamaz.
Kendileri birer ekzistens olmaya gayret etmemi olan din adam-

baat saylan problemlere gre etik tipleri

123

lan, parti politikaclar, kendileri gibi ekzistens haline gelememi insanlar, kitleleri, kendi inan ve dogmalarna balanmaya
arp dururlar. Oysa, inanlar, dnya grleri, ideolojiler, ekzistens olmay engellerler.
Jaspers, "adr"dan kmak, "kabuk"u krmak iin koul
sayar: 1. Yalnzlk, 2. Cesaret, 3. Savama.
1. Kendisini kitlesel duygudala brakan, sevgisini orta
mal haline getiren insan ekzistens olamaz. nsan nce bakalar ile arasna bir mesafe koyabilmeli, sevgisini yeni bir biimde
bakalarna aabilmek iin bir "sevgi inzivas"na ekilmeli, yalnz olmay baarabilmelidir. Yalnzlk, kendi iimize dnp ekzistensimizi aramann ilk kouludur.
2. Yalnzlk, sonunda bizi yine bakalarna zlem duymaya
srkleyecektir. Fakat yalnzlk - bakalarn zleme paradoksunu cesaretle yaayabilmeliyiz.
3. Bu iki koulu gsleyen insann savaaca ey vardr: - lm, - ac ekme, - su.
lm nesneler dnyasna ait bir olgudur. Baka bir deyile, nesnel bir olgu olarak "cisimsel lm" olaan bir eydir. Fakat kendimizi gerekletirme konusunda hibir olanan kalmadn grdmzde, bu, "varolusal lm"den baka bir ey
olmaz. Tabii, varolusal olarak lm olan biri, cisimsel olarak
yaamaya devam eder, edebilir. br yandan, ekzistens olmaya
balayan insan, ac eker. Oysa, man alanndaki insan, tam tersine, acdan kaan ve bu yzden kitleye sman insandr. Ekzistens olmaya balayan insann ektii ac, yaamna kendisi iin
bir ierik kazandrma isteinin dourduu bir acdr. Yine br
yandan, ekzistens olmaya balayan insan iin, bakalarnn ekzistens olmasn nlemek bir su tur. Fakat ayn ekilde, bakalarnn ekzistens olmas iin hibir ey yapmamak da sutur. yle
ki, ekzistens olmak, sorumluluk bilincim gerektirir; o bakalarnn ekzistens olmasn gzetmekle olanakldr.

124

etik

Acaba tm bu aamalardan sonra insan artk ekzistens olabilir mi? Jaspers'e gre kendi bamza ekzistens olamayz.
nk bizi snrlayan bakalar var. Fakat bir "mutlak"a, Tanr'ya gitmek iin, duyusal/deneyimsel olann stne kamayan
bilimi aabilir, bu yanyla ekzistensimizi gerekletirebiliriz.
zgr istenciyle kendini gerekletirmi olan insan, kii, ahlksal bakmdan "doru"yu da gerekletirmi olur. Ne var ki, bu
"doru" sadece ona aittir, nesnel deildir. Yine bunun gibi, ekzistens, tarihsel olarak oluan, gerekleen bir eydir; dolaysyla onun evrensel dorular deil, "tarihsel an"lara bal dorular olabilir. Ekzistens olmak, tarihsel olmak demektir. Bu konuda
Heidegger gibi dnen Jaspers'e gre, evrensel, kesin ve kalc
dorular peinde komak, hatta ekzistens olmay nler. nk
evrensel, kesin, kalc dorular tarihsel bir nelik olarak insana
verilmemitir. Bu eit dorular peinde komak, ekzistensin
kendini henz tanmadnn bir iaretidir. Ekzistensin her tarihsel dnemde deiik dorulan vardr ve ahlksal yaam ekzistens olabilen insanlara zg bir yaamdr. Byle olunca zgrlk mutlak ve hele koulsuz bir ey olamaz. nsan tarihsellii
iinde snrlanm olduundan ve gemite yapm olduu seimler onu baladndan, o yaamnn amacn diledii gibi belirleyemez. Burada olaylarn art arda dizilii olarak tarih (Historie) ile insann tarihte derinlere kk salm somut durumu, tarihsel sre iinde belli bir anda domu olmas durumu, tarihsellik (Geschichtlickeit) ayrm yapmak gerekir. -nsan yaamnn
anlam ancak tarihsellik iinde, bir tarihsel balam iinde bulunabilir. Ve insan kendi tarihselliinin bilincinde olarak seim ve
tercihlerde bulunabildii oranda zgrdr. Bu, tarihsellik iindeki insandan, Dasein'dan, ancak snrl bir derecede ekzistens
olabilen insana gei anlamna da gelir.

baat saylan problemlere gre etik tipleri

125

2.3.2.2.4 Sartre: Toplumcu Varoluuluk


J.P. Sartre, daha ok, tanrtammazc bir izgide Heidegger'i izler. Onun kendi retisine verdii "ekzistensiyalizm"
ad, daha sonralar, Kierkegaard'dan Heidegger'e kadar, bu filozoflarn felsefelerine verilen ad olmutur. Sartre, Kierkegaard'n
"endie" (Angst), Heidegger'in "kayg" (Sorge), Jaspers'in
"ac" (Schmerz) dedikleri ve varolu olmaya gtrdn ileri
srdkleri duyguya "bunalt" (Angoisse) adn verir. nsan kendisini yapmaya bu duygu ile balar; insan Varlk'a aan da bu
duygudur. Bu al srasnda dnya insana dzensiz, pis, kar
duran, zalim, sama bir ey olarak grnr. Bu haliyle dnya insana "slk gibi yapmtr." Bu dnyaya kar iinde uyanmaya balayan bunaltyla insan, gitgide, nesnelerin bir kendiliindenlii olduunu kavrar ki, nesnelerin bu kendiliindenlikleri
kendinde Varlk {en soi, an sich) olarak adlandrlr. Varlk'm yabancs hilik 'tir. Varlk-hilik ayrmyla birlikte, Varlk'ta bir
delik alm olur ki, bu delikten kendisi iin varlk (pour soi, fr
sich), yani kendi bilincine erien varlk, insan kar. yle ki, insan, kendisini, kendini dnme yoluyla "bulur". O, kendisini
dnmezden nce bir hilikti; kendisi hakknda sorular sormaya balar balamaz hilikten kp varolmaya, ekzistens olmaya
gei yapar. Soru sormak, Heidegger'de olduu gibi, sadece,
kendisi iin varlka aittir. Onu kendinde varlktan ayran da budur. O, ancak kendini gerekletirebildii oranda kendinde varlk olmaktan kar ki, bu, onun zgr olmasndan baka bir ey
de deildir. Onu hibir ey bu zgrlkten ayramaz. nsan, ekzistens olacaksa, "zgr olmaya mahkmdur." Ekzistens olarak
o, kendi kendini srekli yeniden yaratmak zorundadr; yoksa
Jaspers'in dedii gibi, kendinde varlk onu bir kabuk gibi sarmaya hep hazrdr.
Ekzistens olarak insan, ilk anda kendisini bu dnyada terk

126

etik

edilmi bulur, umutsuzdur; gemiine dnemez, imdiki zaman


ise onun iin bo bir olanaktr, gelecee de gvenemez. Bylece kendini "sama" bir dnya iinde hisseder. Domak, yaamak ve lmek: Tm bunlar ona sama gelir. Ama tam da bu anda insan bakalarn hisseder ve kendisini bir merkez olmaktan
karr. O ana kadar varoluunu znel bir tarzda duyuyordu;
imdi ise bakalar vardr. Bu noktada Marksizmden etkilenmi
olan Sartre iin, bakalar, ksaca toplum 'dur. Byle olunca, insan bakalarnn da sorumluluunu hissetmeye balar. yle ki,
zgrlk, ancak bakalarnn sorumluluunu stlenmekle olanakl hale gelir. Tm eylemlerinin sorumluluunu stlenmi
olan insan, artk ancak zgr insandr ve o ancak bu haliyle ekzistens olabilir. Bu yzden tek mutlak deer zgrlktr. Fakat
sorumlulua balanan, sorumluluk sayesinde olanakl olan bu
zgrlk, aslnda kat bir ahlk gerektirir. Doru eylem, sorumluluu zgrce stlenilmi olan eylemdir. Fakat genelgeerli ve
mutlak bir doruluk da yoktur. Her a kendi dorusunu yaratr.
Ahlkllk, her ada kendi dorusunu kuran insann zgr eyleminde ortaya kar.

eletirel etik

127

NC BLM
Eletirel

Etik

1. Etik Teorilere Eletirel Yaklam


1.1 "Ahlkllk" Tanmlarndaki

eitlilik

Geen blmde ele aldmz tm etik tiplerinin, baat


problemleri ister "en yksek iyi", ister "doru eylem", isterse
"isten zgrl" olsun; kendilerine gre bir ahlkllk (moralite) tanm yaptklar grlr. Hedonist, eudaimonist, yararc,
tm doalc etiklerin, ahlkll, insann doal (ve -doal kaynakl saydklar- toplumsal) istek, eilim ve gereksinimlerini gidermeye ynelik eylemlerinde bulduklar sylenebilir. Kant'n
dev etii (deontolojik etik) ise, tam bir kartlkla, ahlkll
insann duyusal/duygusal yanndan bamsz, otonom bir akl
varl olarak kendisine koyduu ahlk yasasna bal eylemlerinde bulur ve tm doalc etikleri, tam da bu nedenle yani insann duyusal/duygusal yanndan hareket etmekle insan hayvana
indirgedikleri iin reddeder. erikli deer etii, dirimsel, duyusal/duygusal, tinsel deerlerden sz ederek, hazc, eudaimonist,
yararc etikleri ksmen onaylar; fakat Kant'tan etkilenerek, o da,
ahlkll, ksmen tinsel deerlerin, fakat zellikle mutlak deerlerin gerekletirilmesine ynelik eylemlerle snrlar. zgrlk etiinde Nietzsche doallk-tinsellik ayrmna adeta meydan
okurcasna, ahlkll g istencine sahip insann eylemlerine
dayandrr. Varoluu etik ise, ahlkll zgr eyleme balar;
ne var ki, artk ahlkllk, ne Kant'n belirttii gibi bir ahlk ya-

128

etik

sasna uymakta ne de ierikli deer etiinde ileri srld gibi


a priori bir deer bilinci eliinde baz deerlerin gerekletirilmesindedir. Belirlenimci etikte ise ahlkllk, ounlukla, doal
zorunlukluklara bilinli bir boyun eiten baka bir ey deildir.
1.2 Etik Teorilerde Deneyimci, Sezgici ve Rasyonalist
Tavrlar
Doalc etikler insann doal yanndan, zellikle duyumlardan ve duyumlarn birer trevi olarak grlen duygulardan
hareket ederler. erikli deer etii ile varoluu etikte ise, duyum ile duygu arasna esasl bir ayrm konur. zellikle ierikli
deer etiinde baz duygular, ayn zamanda deerleri bilen, deerleri gerekletiren insann temel edimleridir ve insann bu deerler hakknda bir sezgisel bilgisi vardr. Varoluu etik de byk lde bir duygu etiidir. nk bu etikte Dasein olmaktan
kp ekzistens olmaya doru geii baz duygular (korku, kayg, endie, bunalt vd) salar. yle ki, bu trl duygular, varolu,
ekzistens haline gelmenin koulu durumundadrlar. Kant'n
dev etii ise, duyum ve duygu ikilisini ahlklln dna atar
ve ahlkll sadece akla balar. Fakat u da grlr ki, hemen
tm etiklerde, duyum-duygu-akl ls hep karmzdadr.
Duyguyu duyumun bir trevi sayp ahlkll bunlara dayayan
tm doalc etiklere, bu bakmdan ve ayn zamanda duyumcu/deneyimci etikler de denebilir. Yine duygudan hareket etmekle birlikte, duyguyu (zellikle edim niteliinde grlen baz
duygular) duyumdan kategorik olarak ayran ve sezgisel bir deer bilgisine sahip olduumuzu syleyen etikleri sezgici etikler
olarak adlandrabiliriz. Kant'n ahlkll akla balayan etii
ise rasyonalist etik adn alr. Bununla birlikte, yukarda da deindiimiz, duyum-duygu-akl lsn, hangisini baat alrlarsa alm olsunlar, tm etiklerde bir arada bulmak olanakldr. r-

eletirel etik

129

nein Kant'm duyum ve duygular dta brakr grnen etiinde, "sayg" duygusu nemli bir yer igal eder. Duyum-duygu
ikilisini baat sayan doalc etiklerde, zellikle stocaclkta, insann doaya akl yoluyla uymas gerektii belirtilir vd
1.3 "Ahlaksal Eylem" Tanmlar
Hemen tm etiklerde, ahlkllk tanmlarna bal olarak
deiik ahlksal eylem tanmlarna rastlanr. Doalc etikte ahlksal eylem, en yksek iyi olarak "mutluluk" ereine ynelik
olan eylemdir. Sezgici etikte ahlksal eylem, bir eree ynelik
olan eylem deildir. O, zaten bir idealite halinde varolan bir deerin gerekletirilmesine ynelik olan eylemdir. dev etiinde
(deontolojik etik) ahlksal eylem, insann kendi zgr istenciyle kendine koyduu bir ilkeyi, ahlk yasasn gerekletirmeye
ynelik olan eylemdir vd
Ynelinen hedefe gre ahlksal eylem tanmlar deise
de, hazcln baz u rnekleri dnda, hemen tm etikler, ahlksal eylemin daima bakalarna ynelik eylem olduunu retirler. Hatta buna dayanarak, hemen tm etikler iin geerli bir
ahlksal eylem tanm bile yaplabilir: Ahlksal eylem, 1. istenli, 2. bakalarn gzeten bir eylemdir. Gerekten de, doutan
yalnz bir insann yapp ettiklerinde bir ahlkllk, onun bakalarna ynelik bir eylem gelitirmesi sz konusu olamayacandan, yoktur. Ormanda kaybedilen ve tek bana byyen film
kahraman Tarzan'n bir ahlksal eylemde bulunmas olanakl
deildir. O ancak, yine ormanda kaybolmu bir baka kiiye, Jane'e rastladktan sonra bakalarn gzeten bir eylemde, ahlksal
eylemde bulunabilmitir. Fakat bir toplum iinde doup bydkten sonra yalnz kalm bir insann eyleminde, rnein bir
adada yalnz yaamak zorunda kalan Robinson Crusoe'da, istenli ve bakalarn gzeten bir eylem bilinci nceden olumu
Etik / F9

etik

130

olduu iin, rnein o bir maymunla birlikte yemek yerken,


maymunla yemeini bir ahlksal eylemde bulunuyormuasna,
"paylatn" syler vd.

2. Etik Bilgi
2.1 Olan - Olmas Gereken Ayrm
Felsefe anlaylarnn, kavraylarnn, felsefe tiplerinin,
her ada temel disiplin olarak kabul edilen bir disipline gre
ekillendii sylenebilir. rnein, eskian temel felsefi disiplininin ontoloji olduu ve bu ontolojiye evreni dzenli ve yasal
bir evren yani kozmos olarak tasarlayan bir kozmolojik metafizik
tipinin elik ettii, bilinen bir husustur. Ortaa felsefesinin temel disiplini ise bir teolojik metafizik olmutur. Her iki ada da
evreni, toplumu ve insan bir en yksek ilkeden, ilkelerin ilkesinden hareketle, bir btnsellik iinde kavrama kaygsnn ar
bast grlebilir. Yeniala birlikteyse, felsefenin temel disiplininin arlkl olarak epistemoloji olduunu syleyebiliriz.
Epistemolojinin temel disiplin olmas ise, br felsefe disiplinlerinin de bu temel disipline gre deerlendirilmesi, snflandrlmas ve hatta bazlarnn elenmesine yol amtr. (Tabii bu
elemenin epistemolojist bak asna gre bir eleme olduu, bu
bak asn benimsemeyenlerin gznde bir deer tamad,
kendiliinden anlalr). rnein yenia felsefesinde epistemolojinin bir disiplin olarak kurucularndan saylan J. Locke, "Tanr", "ruh", "kozmos" gibi tasarmlara bavurmadan nce, onlar
nasl olup da bildiimize ve dolaysyla bilgimizin kaynaklarna,
snrlarna ve niteliine (ne lde doru olduuna) eilmemiz
gerektiini bildirirken; felsefenin temel disiplininin neden dolay epistemoloji olmas gerektiinin gerekelerini de sralam ve

eletirel etik

131

dier disiplinlere buradan geilmesi gerektiini ileri srm oluyordu. Bu yeni temel disiplin erevesi iinde, rnein D. Hume, Locke'la birlikte, bilgimizin kaynan deneyimde (empiri)
bulurken, rnein I. Kant, bilgimizin duyumlarn zihnimizin dzenleyici ilkeleri, kategoriler altnda biim almas yoluyla olutuunu sylyordu. Bylece yenia epistemolojisi, deneyimci
(empirist) ve aklc (rasyonalist) izgilerde olmak zere, iki temel izgide geliimini buluyordu. Bununla birlikte, her iki izgide yer alan filozoflar da, bilgimizin bize duyumlar yoluyla
ak olan nesneler dnyasna, olgulara ilikinlii konusunda birleiyorlard. Ksacas, bilgi olan ile ilikiliydi; ancak olanm bir
bilgisinden sz edilebilirdi. Byle olunca, olanm tesindeki eylerin bilgisi peine dm bulunan ilkan ve ortaan ontolojileri, metafizikleri, bu trl bir bilginin olanakszl ileri srlerek bir elemeye tbi tutuluyorlard.
Bu konumlama iinde etiin yeri ne olacakt? Yenia
epistemolojisinin gznde etik alan olan ile deil, olmas gereken ile ilgilenen bir alandr. "yi", "kt", "deer", "dev", "sorumluluk", "norm" vd gibi etie zg kavramlar ile olgu ve nesne kavramlar arasnda dorudan ve nedensel bir bant kurulamaz. Etik kavramlar nesne ve olgu kavramlarndan karlamayacaklar gibi, nesne ve olgu kavramlar da etik kavramlardan
elde edilemezler. Ksacas, yenia epistemolojisi, olan - olmas gereken kartl ile karmza kar. Epistemolojik kayglarla ve epistemolojiye ncelik verilerek yaplan bu ayrm ve konulan bu kartlk, etiin yerini belirlemede de temel lt olmutur. zellikle Anglo-Sakson lkelerde yaygnlk kazanan bir anlay dorultusunda, olgu ile deer, olgu yargs ile deer yargs; bilgi ile inan-, bilim ile ahlk; bilim ile siyaset vd arasnda
yaplan kktenci ayrmlarn temelinde, hep bu epistemolojizm
yatmaktadr.

132

etik

Oysa eskiada da, ortaada da, bunun tersi bir durum ile
karlarz. Bu alarn temel iar u olmutur: Olgudan ahlk
ve tre; ahlk ve treden olgu kar (ex factis mores et leges; ex
moribus et legibus facta). Hatta yle ki, ilka ve ortaa insan
iin "Varlk deerle domutur". Demek ki, bu alarn insan
iin olan - olmas gereken ayrm sz konusu deildir; hatta bu
alarn insan byle bir ayrma tamamen yabancdr. Yenian
epistemolojist tavrl insan ise, bu ayrmn bu alarca yaplmam olmasnn bir konfzyona, farkl eylerin birbirine karmasna yol atn dnmektedir. Olgudan deere, olandan olmas gerekene, hibir rahatszlk duymadan geivermenin sonucu,
bu alarn insanlar ontolojiler, metafizikler gelitirmekte, speklasyonlara dalmakta hibir saknca grmezler. Oysa olguya
deer yklemek, bilgiye (deneyimle elde edilen bilgiye) inan
bulatrmak, evren iin bir yaratc tasarlamak vd, deneyimle elde edilen bilginin snrlar dna kmak olanaksz sayldndan, reddedilir. Bilginin kaynanda sadece duyum ve zihin bulunur. Bunlar ise bize ne genelgeerli bir deer, ne de doast
bir otoritenin varln bildirirler. yleyse, hibir teoloji, hibir
metafizik ve hibir etik, bilgiye temel yaplamazlar.
Fakat insann bir ahlksal yaam olduu da kukusuzdur.
Ahlksal yaam bir olgudur. Bu olguyu da kavramak, bir yandan
pozitif bilimlerin (sosyal bilimlerin) grevidir; br yandan ahlksal yaama yn verdii grlen "iyi", "kt", "deer",
"norm", "erdem" vd gibi kavramlarn felsefi ynden irdelenmesi ve bunlarn epistemolojik adan ne ifade ettiklerinin ortaya
konulmas gerekir. Yenian deneyimci filozoflar, ahlksal yaam doal yaamn bir uzants sayarlar ve bu yaam insanlarn kar ve yarar dncesinin belirlediini ileri srerler. Onlar
iin olmas gereken, kar ve yarar getiren her eydir. Kant gibi
bir rasyonalist ise, kar ve yarar dncesine gre kurulmu bir
ahlksal yaam reddeder ve ahlksal yaamn bir akl ilkesine

eletirel etik

133

dayanmas gerektiini dnr. Kant iin olmas gereken, insann yerine getirmeyi kendi kendisine taahht ettii ahlk yasasdr. Fakat her iki tarafta da, ahlksal yaamn teolojik ve metafziksel nkabul ve inanlara gre dzenlenmesi gerektii dncesi reddedilir. Olmas gereken ya deneyimsel ya da aklsaldr;
fakat teolojik ve metafiziksel deildir; kozmolojik ve mistik bir
kkene ise hi sahip deildir.
2.2 Etik ve Tarih Bilinci
Yenia epistemolojisinden kan bir ayrm olarak olan olmas gereken ayrm, 18. yzyln son eyreinde ortaya kmaya balayan, fakat esasen bir 19. yzyl akm olan tarihselcilik iin de belirleyici olmutur. Bata ahlksal deerler olmak
zere, birer olmas gerekeni ifade eden siyasal, ideolojik, estetik, dinsel vd tm deerlerin zne kaynakl ve znel nitelikli olduklarndan hareket eden tarihselcilik, bunlarn insan eylemlerinin en nemli belirleyicileri olduklarn belirtmi ve tarih dnyasn, doal dnya ortasnda ve fakat insann kendisi iin kendisine kurduu bir dnya olarak kabul etmi, bu dnyaya tinsel
dnya adn vermitir. Byle olunca tinsel dnya, byk lde,
bir olmas gerekenler topluluu nda kavranabilir bir dnya,
yani olgu ve nesne olmayan, sadece anlam tayan eyler olarak
bu olmas gerekenler ile insan eylemleri arasndaki banty
esas alan bir ynelim ve deerlendirme tarznn yani anlamamn
konusu olur. 19. yzyln son eyreinde W. Dilthey, tinsel dnyay konu olarak alan bilimler grubuna tin bilimleri adn vermi
ve bu bilimleri olgu ve nesne dnyasn inceleyen ve doa bilimleri ad verilen bilimlerden konu ve yntem bakmndan ayrrken, u hususlara dikkati ekmitir: nsann bata ahlksal olmak zere, siyasal, dinsel vd yaam tarzlarn herhangi bir evrensel ahlk ilkesi, bir siyasal/ideolojik temel inan veya dinsel

134

etik

akide asndan temellendirme ve aklama giriimleri bundan


nce hep vard ve herhalde bundan sonra da hep olacaktr. nsann iinde bulunduu doay, toplumu, kltr kavrama ve aklama istei, hele bunlar iin evrensel yasa ve ilkeler bulma veya
koyma abas hi bitmeyecek bir abaym gibi grnyor. eitli felsefeler, ahlklar, dinler vd bu yoldaki abalarn srdregelmektedirler.
Fakat burada gzden kaan bir ey vardr: Toplumsal yaam, insanlarn bu evrensel yasa, ilke bulma veya koyma abalarnn rnleri olan ve her biri bir olmas gereken tasarmna
dayal olarak gelitirilmi bulunan ekonomi tipleri, etik tipleri,
siyasal dzen eitleri, siyasal ideolojiler, hukuk anlaylar, estetik grlerin yn verdii, belirledii bir yaam olarak varolu
bulabilir. te, bunun grlmesi, yeni bir felsefi ve bilimsel gr tarz iin bir balang olmutur. nce unun altnn izilmesi gerekir: nsani/toplumsal yaam, doa ortasnda ve fakat doann edilgin bir uzants olmayan bir yaamdr. Bu yaam,
Greklerin, zellikle ontolojik/kozmolojik temellendirmeden hareketle felsefe yapan Grek filozoflarnn byk ksmnn sandklarnn tersine, olumutuk ifade eden doa dzeninden farkl
olarak, sadece insana ait ve onu ilgilendiren bir oluturulmuluk
gsterir. nsanda bir zgr isten vardr ve onun oluturduu
tm sosyal dzenlerde istenli olarak benimsenip yaama geirilmi veya geirilmeye allm olmas gerekenler bulunur. Ve
unun da grlmesi gerekir ki, bu olmas gerekenler, deer,
norm, kural vd olarak, her dnemde, her tarihsel ada, srekli
deiirler; her dnem, her tarihsel a, kendi olmas gerekenlerini retir, bunlar kendi yaamna geirir veya geirmeye alr. Her dnem, her a, kendi inanp baland deerler, idealler, normlar, ilkeler, inanlar vd dorultusunda kendi yaama biimi, stili, tarz olarak kendi tinimi, tinsel dnyasn yaratr. Ve
bir dnemi, tarihsel a, bir ulusu, bir uluslar beinin az ok

eletirel etik

135

ortak hale gelmi yaama biimini, stilini ve en nihayet bir kltr anlamak, onlarn bir defalk bir yaanmlklar olduu, yani tarihsellie sahip bulunduklarnn grlmesiyle balar. Bu,
unu da getirir: nsan dnyas, tarih dnyas, tinsel dnya adlaryla anlan bu dnya, olmas gerekenlere gre kurulmaya allan, fakat her zaman bu gerekliliklerin tam olarak gereklemedii bir dnyadr da. rnein demokrasi, bir siyasal dzen
olarak, insanlk tarihine baktmzda, hibir tarihsel dnemde
fiilen ve eksiksiz gereklemi bir ey deildir. Demokrasi, dayand idealler bakmndan bir olmas gerekendir. Fakat insanlk tarihi onun baz dnemlerde ve ancak ksmen gerekletirilebildiini yeterince gsteriyor. Demek ki, insan dnyas, tinsel
dnya, gereklilik (olmas gereken) tasarmlarna gre oluturulan bir dnyadr ve fakat bu tasarmlarn hibir zorunlu belirleyicilii de yoktur. Ksacas, insan dnyasnda, tinsel dnyada
zorunluluk yoktur. Zorunluluk, dzen ve ileyii nedensellik yasalarna dayandrlan doa alan iin varsaylr ki, 20. yzyln
bandan bu yana, zorunluluk fikri doa bilimlerinde bile, hi de
tam zorunluluk, tam belirlenim (determinasyon) olarak deil,
(elikili gibi grnen bir adla) olaslkl zorunluluk olarak anlalmaktadr.
ster tam zorunluluk, ister olaslkl zorunluluk olarak anlalsn, zorunluluu gereklilikten ayran temel yn udur: Zorunluluk, insan dnda ve insan da oluturan nedenselliklerin toplu addr. Buna karlk gereklilik, zgr isten sahibi olarak insann kendi iinde ve kendini (ve toplumu) oluturmak zere
kendisi iin tasarlayp kurduu ve yaama geirmeye alt,
insana zg bir nedensellik trdr. Bu nedenle, istenli insan
eylemleri iin, doa iin dnlen bir terim olarak neden (causa) terimine deil, motif ve motivasyon terimlerine bavurmak
daha uygundur. nsan tarihsel varlk yapan en nemli ynlerden
biri de, onun, kendisinin kurmu olduu ve srekli deien bir

136

etik

motivasyon balam ierisinde yayor olmasdr. Herhangi bir


yaama biimini kendisi iin kurmu ve onun kendisi tarafndan
kurulmu olduunun bilincinde olan insan, bu yaama biiminin
bir baka biimde kurulabileceini de dnebilir durumda olan
insandr. nk o, insani/toplumsal yaama biiminde zorunluluklarn deil, gereklilik tasarmlarnn belirleyici olduunu
kavramtr. Bu bakmdan, toplum dzenleri, ahlksal normlar,
siyasal rejimler vd o insana, yine kendisinin oluturduu ve bu
demektir ki bir baka biimde de oluturulabilecek eyler olarak
grnrler. rnein, liberal ekonomi ve liberal siyasal dzen bir
kader deildir, nk insan tarafndan oluturulmuluk tamaktadr; bu demektir ki, onun yerine bir baka ekonomik ve siyasal dzen pekl oluturulabilir; yeter ki insanlar bunu istesin ve
gerekletirilmesi yolunda aba sarfetsinler, mcadeleyi, hatta
gerekirse sava gze alabilsinler. nk tarihte olumutuk deil oluturulmuluk saptayan insan, ayn oluturulmuluun bir
baka ifadesi olarak, tarihin byk lde insani seim ve kararlara, ahlksal normlara, siyasal, hukuksal, ideolojik tercih, seim ve kararlara gre ekillenen bir dnya olduunu da bilen insandr.
"Tarihi insan yapar" sz, 19. yzyl bandan beri sk sk
sylenmi olan bir szdr. Bu sz, burada "insan"dan hangi insann kastedildiini ak hale getirmek kouluyla doru bir szdr. Tarihi yapan insan, pek tabii ki, doal yanyla insan deildir; doal belirlenim altndaki insann byle bir olanaa sahip
olamayaca bellidir. yleyse tarihi yapan insan, doal belirleniminin yan sra, zgr istenciyle kendisine ekil verebilen, bir
tinsel dnya kurabilen insandr. Tarih iindeki insan da bir doal belirlenim kuatr. Fakat tarihi yapan insan, doal belirlenim
altndaki insandan ok, bu belirlenimin yan sra kendi belirlenimini kendisi yaratabilen insandr. Tarih, bu yanyla insann bir
yaratdr.

eletirel etik

137

zetle, yenian yapt olan - olmas gereken ayrm olmadan, yine yeniala birlikte gelien tarih bilincini anlama olana da yoktur. Greklerin "kozmoloji" ad altnda benimsedikleri grkemli kaderciliklerinin ardnda, toplumsal dzeni ve ahlksal yaam doal dzenin bir uzants olarak grmelerinin byk pay vardr. Ortaa ise, ayn toplumsal dzen ve ahlksal
yaam tanrsal dzenin bir uzants yapm ve bylece Grek kaderciliini devam ettirmitir. lkaa ve ortaaa egemen olan
dnme biiminde yukarda betimlemeye altmz gibi bir
tarih bilincinin, ahlksal yaamn ve toplumsal dzenin insan
yaps olduunun grlmesini salayacak olan bir tarih bilincinin ortaya kamayaca da kendiliinden anlalr.
Ne var ki, yeniala birlikte gelen olan - olmas gereken
ayrmn kabul etmekle birlikte, yukarda betimlemeye altmz trde bir tarih bilincinin hemen hi ynlendirici olamad
bir baka felsefi ve bilimsel tavr olarak, karmza pozitivizm kar. Yenian bilimselci dnme tarz, 19. yzylda pozitivizmle birlikte pekitirilmi ve yaygnlatrlmtr. E. Rothacker, yenian bilimsel dnme tarznn, Galilei ile birlikte,
Platonizmin idealar dnyas iin deil de, bu dnya, fenomenler
dnyas, olgusal dnya iin tepetaklak edilmi bir versiyonu olduunu belirtmitir (E. Rothacker, Tarihselcilik Sorunu, ev.
Doan zlem, 2. bask: 1995, s.76). zellikle doa bilimleri
iin pozitivist bilim anlay rnek ve model oluturmutur. 19.
yzyln ilk yarsnda pozitivizmin kurucusu olan A. Comte'un
abalaryla gelitirilen "sosyoloji", nasl ki fizik bilimi doa bilimleri iin temel bilim ise, daha sonra "sosyal bilimler" ad verilen bilimler iin de bir temel bilim olarak konumlanmtr. Pozitivist ilkelere dayanlarak ve doa bilimleri rneine gre yaplandrlmak istenen sosyal bilimlerin taycs olarak dnlen sosyoloji, bu nedenle, Comte'un verdii adla bir "sosyal fizik" olmalyd. Bu u anlama gelir ki, insani/toplumlar olaylar

138

etik

da, doal olgu ve olaylar ile trdetirler, aralarnda z bakmndan bir ayrm yoktur; doa yasalar toplum iin de geerli olan
yasalardr. Olsa olsa topluma hkmeden yasalar, doa yasalarndan baz ynlerden farkllklar gsterse bile, bunlar ze ilikin
farkllklar deildirler. Bu nedenle, toplumu da zel bir doal olgu olarak incelemek gerekir. Hatta H. Taine, insan ve toplumu
bir bcei nasl inceliyorsak tpk yle, herhangi bir "olgu" gibi
incelememiz gerektiini bile ileri srebilmiti.
Konumuzla ilgili olarak burada anmamz gereken ad ise, E.
Durkheim'dr. Durkheim pozitivist gelenek ierisinde ahlk "olgucuyla zellikle ilgilenen sosyolog olmutur. O, pozitivist
sosyolojinin bir alt dal olarak "ahlk sosyolojisinin kurucusu
olmu, hatta pozitivist yntemlerle alacak bir ahlk biliminden sz etmitir. Durkheim'a gre byle bir bilim, ekonomik ve
siyasal etkenlerle bir arada, bir sosyal grup veya genelde toplum
iinde yaygn ve geerli olan ahlksal deerleri iki adan incelemelidir: 1. Deer, ilke, norm vd trnden ahlksal belirleyicilerin tarihsel kaynaklar ve meydana geli nedenlerini ortaya
koymak. 2. Bunlarn toplum iindeki olgusal ilevlerini grp
gstermek. Durkheim toplumsal olaylarda ahlksal etkenlerin
belirleyiciliini saptamann byk nemine dikkati ekmekle
birlikte, ahlksal etkenleri toplumsal olaylar iin az ok bamsz deiken sayan ve onlar ilevsel bir sistem olarak toplumun
aklanmasnda baat nedenler arasnda gren bir "ahlk bilimi"
peindeydi. Kukusuz ki, pozitivist ynelimli byle bir bilim
ierisinde ama, "olan" aklamaktr. Pozitivist/pozitif bilim,
olmas gerekeni incelemek, aklamak gibi bir grevle ykml
deildir. O, olmas gerekeni olsa olsa olan'n, konu ahlk olduuna gre, ahlksal eylemlerin aklanmasnda, bu eylemlerin
nedenleri olarak grmek durumundadr. Hele pozitivizmin, yenia epistemolojisinde olan - olmas gereken ayrmn esas alan
bir bilgi grne dayand anmsandnda, olmas gerekeni

eletirel etik

139

dorudan ele alamayaca da bellidir. Pozitivist/pozitif sosyal


bilimler, bununla birlikte, bu olmas gerekenleri, tpk doal
olay ve olgularn nedenleri gibi, birer neden olarak grmekten
de kanamazlard. nk ahlksal eylemlerin de, doabilimsel
yoldan, yani neden-sonu bants temelinde aklanmas gerei vard. Bu durumda bu olmas gerekenleri (bata deerler olmak zere) olgu gibi grmek, bu konuda sk sk tekrarlanan bir
ifadeyle, "deerleri olgu gibi ele almak" gerei duyulmaktayd.
Ne var ki, deerlerin olgu gibi ele alnamayaca, onlarn doal
deil tinsel kaynakl olduklar burada pek grlemiyordu. Sonuta Durkheim'n tasarlad anlamda bir "ahlk bilimi"nin
olanakszl anlald. Fakat en nemlisi, pozitivist modele gre kurulan bir "ahlk bilimi"nin ve genelde "sosyal bilimler"in,
kendilerini "olgu" ile, yani gzlemlenebilir olanla, ksacas bugn mevcut olanla snrlandran inceleme tarznda tarihin ve tarihselliin asla sz konusu olamayacann grlememesiydi.
Tarih, pozitivistler iin tpk doal olaylar gibi, toplumsal olaylarn ardklndan ibaretti ve bugn kavramak iin kendisine
ynelinmesi zorunlu olmayan bir aland. Tarih, ancak, bugnn
olay ve olgular iin olumlu veya olumsuz rneklerin seilebilecei bir olaylar deposundan ibaretti.
19. yzylda ahlk fenomenine tinselci/tarihselci ve pozitivist bilgi anlaylarndan ve bilim modellerinden hareketle ve
olan - olmas gereken ayrm dorultusunda nasl yaklaldn
ksaca gstermeyi denedik. Ahlk fenomenine zellikle 20. yzyln ortalarndan bu yana, Anglo-Sakson lkelerinde, empirist/pozitivist bir adan youn ekilde eilen bir filozoflar grubu da vardr. Onlarn grlerine aada ayrca yer vermek gerekecektir. Fakat bunun iin nce normatif etik - eletirel etik
ayrm zerinde durmamaz uygun olur.

etik

140

3. Normatif Etik - Eletirel Etik


3.1 Meta-Etikler
Daha Hume ve Kant'ta, epistemolojinin felsefenin temel
disiplini haline gelmesiyle birlikte, bir "etik bilgi" probleminin
ortaya kt grlr. Hume ve kendisini izleyen hemen tm deneyimciler (empiristler), bir etik bilginin varoluunu onaylam
ve onun kaynan deneyimde ve psiik yoldan iimizde olumu olan ahlk duygusunda (moral sense) bulmulardr. Scheler
gibi filozoflar ise, etik bilginin kaynann sezgide, ahlk sezgisi veya ahlksal sezgi adn verdikleri bir sezgi trnde bulunduunu ileri srmlerdir. Kant gibi etikte rasyonalist olan filozoflar ise, etik bilgiyi bir akl bilgisi olarak konumlamak isterler.
Etik bilginin kaynan deiik yerlerde bulan filozoflarmz, bu bilgiye gtrecek yol ve yntemleri de elbette deiik
ekillerde sunarlar. rnein deneyimciler iin etik bilgi bir eit
i deneyim yoluyla elde edilir. Sezgiciler iin ise, etik bilgiye
zel bir yntemle deil, sezgiyle, bir a priori deer bilinciyle
ulalr. Rasyonalistler iin etik bilgi, duyusal/deneyimsel yoldan deil, aklsal snama yoluyla elde edilebilir vd.
Bu eitlilie ramen, buraya kadar ele alm olduumuz
hemen tm etik tiplerine baktmzda, etik ilkelerin buyurucu
ve normatif geerlilie sahip olduklar sayltsnn, tm etikler
hakknda geerli bir "bilgi" olarak kabul edilebilecei aktr.
Fakat etik ilkelerin buyurucu ve normatif nitelii, hi de her zaman bunlarn ifade edili tarzlarnda grlmeyebilir. Tam tersine, etik tiplerinde, bu tiplerin baat ilkelerinin sanki birer olgu
saptamas gibi sunulduklarn grrz. rnein, "Tm insanlar
en yksek derecede hazza ulamaya abalarlar"; "Kendin iin
isteyecein yasa, bakalarnn da isteyebilecei bir yasadr";

eletirel etik

141

"Herkes kar ve yararn gzetir" vd Oysa bunlar buyurucu ve


normatif ifadeler olarak yle dile getirilmeliydiler: "Tm insanlarn en yksek derecede hazza ulamalar gerekir", "Kendin
iin isteyecein yasa, bakalarnn da isteyebilecei bir yasa olmaldr"; "Herkes kendi kar ve yararn gzetmelidir" vd nk tm bu etik tiplerinde "olan" deil, bir "olmas gereken" dile getirilmekte, bu, ifade edilsin edilmesin, bir norm nitelii tamaktadr ki, bu husus, tm bu etikleri normatif etik olarak da
anmamz gerektirir.
Tm etikleri normatif etik olarak nitelendirmemizi, bu
etiklerden hehangi birinin iinden konumamz deil, tersine
onlara onlarn dndan, gzlemci bir tavrla bakmamz salamaktadr. (Bunun ne kadar olanakl olduunu hemen aada
tartacaz). te, etik tiplerini betimlemeye, onlar birbirleriyle
karlatrmaya, zmlemeye, ortak ve farkl yanlarn gstermeye, dayandklar ilke ve normlarn eidine gre onlar snflandrmaya ynelik bir etik almasna, eletirel etik diyoruz.
Eletirel etiin ilk ve antsal rnei olarak karmza Aristoteles'in Nikomakhas 'a Etik adl yaptnn ktn daha nce belirtmitik. Aslnda biz de bu kitapta, bu blme kadar, betimleyici yan ar basan bir eletirel etik almas ortaya koymaya
gayret ettik. Gerekten de bu blme kadarki almamz, eletirel etik iinde betimleyici etik adn alabilecek bir alana girer.
Bu blmn bundan sonraki sayfalarnda ise, eletirel etii, dier ynlerini de grmemizi salayacak bir tutumla ele alacaz.
Yukarda unu saptadk: Tm etikler normatiftirler. Ne var
ki, tam da normatif olmalar bakmndan, kendi ilkelerinin evrensel olduunu ne kadar iddia ederlerse etsinler, evrensel olamazlar; nk her normun ait olduu etie gre ve bu etii benimsemi olanlar iin bir geerlilii olabilir. Yararc etiin
normlarn deontolojik etik, deontolojik etiin normlarn mutluluku etik reddeder vd Bu demektir ki, genelde, herhangi bir etik

142

etik

kendi normlarnn evrenselliini ne kadar ileri srm olursa olsun, tam da bu nedenle, yani ortada ayn konuda birden fazla evrensellik iddiasnn mevcudiyeti nedeniyle, evrensel olamaz.
Bunu saptam olmakla, bir evrensel etiin olamayacan da
saptam oluruz. Eletirel etiin bize salad ilk ve en nemli
saptama budur. Bu, geleneksel etik relativizm - etik evrenselcilik/mutlaklk tartmasnda relativistlerin hakl olduklarn da
gsterir.
O zaman unu da sormak durumunda kalrz: Evrensel olduklar iddiasyla karmza kan ve karlan etik ilkelerin,
normlarn kozmolojik/metafziksel/teolojik kkenli olduklar
saylts kabul edilemez bir saylt ise, bunlarn kaynan arayabileceimiz yer olarak geriye sadece insann i deneyimi, sezgileri ve akl kalyor. Daha nce "etik bilgf'nin olana konusunda da karmza bu kaynak kmt. Anglo-Sakson dnyasnda yaygn olan deneyimci epistemolojinin 20. yzyldaki bir
uzants olan neopozitivist bilgi anlay, analitik felsefe ve dil
zmlemeci felsefe ve yenian deneyimci epistemolojisi ile
kout bir geliime sahip olan geleneksel yararc/pragmatist etik
tipinin yandalar, 20. yzylda bir zmlemeci etik gelitirmilerdir. Onlara gre, kendisi herhangi bir etik nermeyen, fakat
etikleri ele alp zmlemesi dolaysyla, tm etikler karsnda
tarafsz kalan ve bu nedenle onlarn stnde bulunan byle bir
zmlemeci etik, ayn zamanda bir meta etik olarak da adlandrlmaldr.*
Meta-Etik terimi zellikle Anglo-Sakson felsefe evrelerinden km bir terimdir. 20. yzylda birok Anglo-Sakson
kkenli filozofun etik grleri bu ad altnda anlr. Bu metaetikler arasnda, G.E. Moore'un bilisel/sezgici, D. Ross'un de*

Ne var ki, biraz ileride, byle bir meta etik' in de rtk olarak etikler arasnda yer
alan baz etiklere, rnein (ve en byk lde) yararc/pragmatist etie ait nkabuller ierdiine deineceiz.

eletirel etik

143

otolojik/sezgici, neopozitivist M. Schlick'in doalc, J.


Dewey'nin bilimselci meta-etikleri saylabilir. Biz bu meta-etikler iinde, A.J. Ayer'in duygusalc meta-etii ile R.M. Hare'in
ahlk mantkl adyla anlan meta-etii zerinde duracaz.
3.2 Etiin Duygusal Teorisi" (Ayer)
Balca temsilcisinin A.J. Ayer olduu bu zmlemeci
etik iinde, ncelikle tm normatif etiklerin reddedildii grlr
ve bu etiklerin yntemlerinin yanll zerinde durulur. Buna
gre tm bu etikler ve bavurduklar yntemler, bizim ahlk
szlmze, ahlk vokablerimize girmi olan baz szcklerin (etik ii kavramlann) betimlenebilir birer gereklikleri olduu sansndan hareket etmekle yanlg iindedirler. Oysa, etik
alannda karlatmz kavramlarn hibir gereklik ierii, olgusall yoktur. Ahlksal deer yarglarnda dile getirilen eyler, bireyin psiik yapsnda kaynan bulan duygusal ieriklerdir, duygulardr. Kavramlar ve yarglar bunlarn zerine geirilmi sahte klflardan ibarettirler.
Tm etik alann, kavramlarn ve problemlerini epistemolojik bir zeminde ele alp eletiren bu zmlemeci etii nceleyen epistemolojik iddialar unlardr: Tm bilgimiz ya analitik ya
da sentetiktir. Analitik bilgi, deneyim dnyasna gitmeden, mantksal yoldan elde edilmi bir bilgi, bir totoloji bilgisidir. Sentetik bilgi ise, duyum ieriinin zihinsel ilemlerden geirilmesi
ile oluan yani bunlarn sentezi olan bir bilgidir. Ve bu iki tr bilgi dnda bir nc bilgi tr de yoktur. Analitik bilginin yineleyici/totolojik karakterli olduu anmsandnda, aslnda tek bir
bilgi tr, olgu bilgisi vardr. imdi durum bu olunca, bir norm
bilgisinden, bir deer bilgisinden, ksacas bir etik bilgiden sz
edilemez. Deerler deneyimsel yoldan dorulanabilir olan olgusal ieriklere sahip deildirler. Onlar olgular iaret etmedikleri,

144

etik

bilgisel ierikleri bulunmad iin, anlamszdrlar da. Ayer'e


gre, "deersel nerme", "normatif nerme" diye bir nerme tr olamaz. Ne var ki, bilgisel ierikleri olmayan bu deerler,
normlar, ahlk ilkeleri, kurallar vd, duygusal kaynakl ifadeler
olarak insann bireysel ve sosyal yaamnda byk rol oynarlar.
Bu nedenle bunlarla insan eylemleri arasndaki nedensellik ban kurmak, toplumsal olgular bu yoldan aklamaya almak
da bilimsel adan byk nem tar. Ama bu deerler, normlar,
bilimlerin, "sosyal bilimler"in gznde, sadece eylemlerin nedenleri olarak grlrler. nk bilimin amac, rnein "iyi"yi
tanmlamak deil, bir toplumda insanlarn "iyi"den ne anladklarn deneyim yoluyla saptamak ve "iyi"ye ykletilen bu anlam
dorultusunda insan eylemlerinin nasl belirlendiini saptamak,
eylemleri nedenlerine gre aklamaktr. Peki ama, deer ve
normlarn kendi balarna tanmlanmas ile bilimler, "sosyal bilimler" ilgilenmiyorsa, bu ii hangi bilgi disiplini stlenecektir?
Analitik felsefecilere, mantk empiristlere gre, aslnda bu konuyla "geleneksel felsefe"de hemen her filozof ilgilenmitir.
Analitik felsefeciler, mantk empiristler, "geleneksel felsefe"
ad altnda, deneyim kaynakl bilgilerimiz yannda teolojik, ontolojik, metafziksel ve ahlksal bilgilerimizin de bulunduu ve
bu alanlarn bilgisinin deneyimsel kaynakl bilgiden daha deerli olduu sayltsyla alan felsefeyi anlarlar. Onlara gre, bu
felsefe "geleneksel"dir ve almas gerekir. nk bilgi, yukarda da deindiimiz gibi, sadece olgu bilgisi, deneyim kaynakl
bilgidir; "bilgi" ad altnda sunulan teolojik, metafziksel, ontolojik, ahlksal bilgiler sahte bilgidirler, aslnda asla bilgi deildirler. Onlara gre, "geleneksel" felsefede hemen her filozof,
her felsefe okulu bir evrensel ahlkn varolduuna ve bunun bir
bilgisinin ortaya konulabileceine inanmlardr. Oysa burada
tm felsefe tarihine yaylm bir byk yanlg vardr. Yanlg,
etik kavramlarnn olgulara, nesnelere ilikin kavramlar gibi ta-

eletirel etik

145

nmlanabileceinin sanlm olmasdr. Oysa, tekrarlayalm, etik


kavramlarnn olgusal ierii yoktur. Geri Ayer'e gre, yenian balarndan beri etik kavramlarn olgu kavramlarndan ayrmaya, olan - olmas gereken ayrm dorultusunda dikkatle allmtr. Ne var ki, bu kavramlara yine de bir tr bilgisel geerlilik yklemekten tam olarak vazgeilememitir. rnein doalc etikler insanlarn hep hazza, yarara yneldikleri gibi bir "olgu"dan, "olan"dan yola karak, hazz veya yarar ayn zamanda bir "olmas gereken", bir "iyi" olarak konumlamak istemilerdir. Oysa haz verdii halde "kt" saylan eyler de vardr;
uyuturucu kullanmak gibi. Ayrca sadist ve mazohist davranlar da haz salar; fakat onlar da "kt" saylrlar vd Dolaysyla
hazz evrensel anlamda bir "iyi" saymak, olgusal olarak olanakl deildir. Bunun gibi, bir varoluunun kendi ekzistensini oluturmak zere kendisine zgrce setiini bildirdii bir norm,
baka bir varoluu iin hi de uygun bulunmayabilir. Tanrc
varoluular ile tanrtanmaz varoluular aralarnda hi de anlaamazlar vd. Hele hele "mutlak" deerlerin varln kabul etmek, bunlarn aklsal, duygusal veya sezgisel yoldan bilinebileceini sanmak, hibir ekilde ve en ufak lde dorulanamaz.
Sonu udur: Etik kavramlarn doruluu olgusal yoldan
denetlenemeyecei gibi, onlarn geerliliini kantlamak da olanakl deildir. Bu nedenle, normatif etiin kavramlar ile eletirel/betimleyici etiin kavramlarm birbirinden ayrmak gerekir.
"yi", normatif etiin bir kavramdr. Oysa herhangi bir toplumda "iyi"den neyin anlalm olduunu tarihsel/sosyolojik inceleme yoluyla veya eletirel etik iinde gerekletirilen bir betimleme ile ortaya koymak olanakldr ve bu yolla ortaya konulmu
"iyi" kavram, normatif deil, olgusal bir ierie sahiptir. Ve en
nemlisi, normatif kavramlar olgu kavramlarna indirgenemezler. Olgu kavramlar da normatif kavramlar iin dayanak olamazlar.
Etik /F0

146

etik

zmlemeci etikiler veya meta-etikiler, sezgicileri yle eletirirler: erikli deer etii savunucularnn, Scheler ve
Hartmann'n iddia ettiklerinin tersine, normatif kavramlarn, deer kavramlarnn sezgi yoluyla veya bir deer duygusu araclyla kavranmas da olanakddr. nk eitli kiilerin sezgilerinde bu kavramlarn deiik ekillerde "bilindikleri" grlr.
Oysa tm bu farkl sezgileri karlatrabileceimiz nesnel bir
ltmz de yoktur. yle ki, sezgicilerin kendilerine gre "bildiklerini" syledikleri ey, kendileri dndakilerin ou iin anlalmaz veya en azndan kar klabilir, reddedilebilir bir ey
olarak grnebilir. Oysa, olgular dnyasna ilikin olarak ortaya
byle farkl "bilgiler" atldnda, bunlar bizzat ve yine olgulara giderek dorulamak (veya yanllamak) olanakldr.
zmlemeci etikilerin, meta-etikilerin Kant'n rasyonalist etiine itirazlar da yledir: Kant etii, "yle eyle ki, eyleminin dayand lt bakalar iin de kendi istenleriyle geerliliini onayladklar bir lt olabilsin" diye formle edilen
ahlk yasasn, aslnda bir psiik motiften yararlanarak evrensel
klmak istemitir. nsanlarn ounda, yasalarn kar konulamazlk etkisi brakt bilinen bir eydir ve bu, insanlar yasalara itaate yneltir, hatta zorlar. te Kant, etiinin temelini oluturan ahlk yasasn, insanlarn ounun psikesindeki bu itaat etme duygusunu, boyun eme eilimini gzeterek ortaya koymutur. Oysa byle bir itaat duygusunun ve boyun eme eiliminin
herkeste bulunduunu, onun evrensel olduunu kantlamak olanakl deildir.
Bylece, Ayer iin, ister doalc, ister sezgici, ister rasyonalist olsunlar, tm etik teorilerin temellendirmeye altklar
kavramlar hibir zaman dorulanmalar olanakl olmayan szde
kavramlar olmaktan kurtulamazlar. Bu durumda, etik kavramlarn kayna olarak geriye tek bir kaynak kalyor: Duygular. Etik
kavramlar, aslnda kavram deildirler veya szde kavramlardr.

eletirel etik

147

Bunun gibi, etik nermeler de, aslnda nerme deildirler; nk ne doru ne yanltrlar. Esasnda etik kavramlar kavram deil, duygu belirten szcklerdir. Bu szckler duygu belirttikleri kadar, bakalarnn da duygularn uyandran, etkileyen, ynlendiren bir buyuruculuk ilevine de sahiptirler. Onlar duygulan
dile getirdikleri, birer duygu anlatm olduklar iin, asla olgusal
doruluk - olgusal yanllk kategorileri balamnda ele alnamazlar. Etik kavramlar, yineleyelim, kavram klna girmi veya sokulmu duygu szckleridir. Onlar szde kavram yapan
yn de budur. Fakat bu szcklerden rlm ve bir mantksal
ema ierisine oturtulmu bir deerler sistemi oluturmak da pekl olanakldr. Fakat onlarn byle rasyonel bir kla brndrlm olmalar, olgusal geerliliklerini asla salamaz. Bu
yzdendir ki, etik ii tartmalar asla bir sonuca varamayan tartmalardr. nk burada tartlan eyler olgular ve olgu kavramlar deil, duygular ve duygu szckleridir. Yine bu yzden
etik ii tartmalar, ancak, tartan kiilerin ayn duygular paylamalar halinde kesilebilir. Aslnda ahlk filozoflar olmasa
da, belli bir ahlk, bir etik tipini (ayn ekilde bir dini veya ideolojiyi) retenler, onun militanln yapanlar, rasyonel irdelemelere ve kantlamalara bavurmaktan ok, mmin ve mritler
arasnda bir duygudalk yaratmay amalarlar. Etik szcklerin
yol at tepkiler de, bu yzden filozoftan ok psikolog ve sosyologu ilgilendirir, ilgilendirmelidir. Etik dendiinde bundan
"doru" bir ahlk sisteminin gelitirilmesi anlalyorsa, bu anlamda etik diye bir ey olamaz. Yaplabilecek olan tek ey, kiilerin ve toplumlarn olgusal olarak saptanabilir olan ahlksal
alkanlklarn ve bunlarn nedenlerini aratrp sergilemektir
ki, bu da felsefenin deil, bilimlerin, "sosyal bilimler"in iidir.
yle ki, etik, psikoloji ve sosyolojinin bir kolu, bir alt dal haline getirilmelidir. (Yukarda Durkheim'n "ahlk bilimi" projesinden sz etmitik. Durkheim, meta-etikilerin bu bakmdan

148

etik

bir ncs olarak da grlebilir). Felsefeye bu konuda den tek


grev, etik teorilerin, etik tiplerinin yapsn mantksal bir zmlemeye tbi tutmak olabilir. Etik teorilerinin balca yanlgs, duygu adlarn kavram, duygulan dile getiren cmleleri nerme saymak olmutur. zmlemeci etiin aratrmalarndan renilebecek en nemli ey, "etik bilgi"nin kendi psiik ve bedensel donanm ve yapmzla ilgili bir bilgi olduudur.
Mantk empirizm yandalarnn gelitirmi olduklar,
balca temsilcisinin A. J. Ayer olduunu sylediimiz ve yukarda betimlemeye altmz ynelim, yine bu evrenin vermi
olduu adla, etiin duygusal teorisi (emotional theory of ethics)
olarak anlr.
Ayer'in etiin duygusal teorisi adyla and kendi teorisinin bir devam olarak, C.L. Stevenson'n grlerine de ksaca
deinmek gerekir. Stevenson, Ayer'in ahlk kavramlarnn kkeninde duygularn bulunduu eklindeki iddiasn onaylar. Bununla birlikte o, ahlk kavramlarnn ve nerme zellii tamadn dnd ahlksal ifadelerin, bilgisel ierikleri olmadndan tartlamazl grn savunan Ayer'e kar, bu alann
da baz rasyonel elerle zenginletirilebileceini, ahlksal tartmalarn olanakl olduunu ve bu tartmalarn bir zme
balanabileceini ileri srmtr. Stevenson, Ayer'in etii psikolojiye, bir duygu psikolojisine indirgemesine kardr. Ona
gre, ahlksal yarglar, duygulardan ok bir ahlksal duruu
yanstrlar; hatta yalnzca bununla da kalmayp, onlar ekillendirmeye ve deitirmeye de yararlar. Geri ahlksal yarglar bilimsel adan temellendirilemezler; onlar olgu nermeleri deildirler. Bununla birlikte, onlarn duygusal bir anlam vardr. Onlar bir yandan insanlarn durularn ifade ederlerken, br yandan da bireylerin durular arasndaki uyumazlklar yanstp,
br bireylerin durularnda deiiklie yol aarlar. Bu nedenle
etiin temel grevi, ahlk kavramlarnn duygusal anlamlarn,

eletirel etik

149

ahlksal yarglarn duygular aa vurmak ve bakalarnn durularn etkileme ilevlerini zmlemektir. Etik, ancak bu grev dorultusunda bir meta-etik olabilir.
3.3 Ahlk Mantkl (Hare)
Bu ynelimin yan sra, 1960'l yllardan sonra ortaya kan ve Kant'n dev etii (deontolojik etik) ile Anglo-Sakson
kaynakl yarar etiini badatrmaya alan, R.M. Hare'in nclk ettii ve ahlk mantkl adyla anlan bir baka ynelim de vardr. Burada, felsefi etiin bir "ahlk mant" olmas
gerektii savunulur. "Ahlk mant" terimiyle de, her biri bir
olmas gerekeni ifade eden veya ona gre anlam kazanan "iyi",
"dev", "sorumluluk", "erdem", "isten", "eitlik", "adalet" vd
gibi kavramlarn ve bunlar ieren yarglarn zmlenmesi kastedilir. Buna gre, Ayer gibi bu kavramlarn kavram olmadklarnn, sadece duygu adlar olduunun belirtilmesi ile yetinilemez. nk kavramlar ieren bir ahlk dili vardr. Genel olarak
dil iki bee ayrlr: 1. Betimleyici dil, 2. Olmas gerekenin dili. Betimleyici dil, durum, olay ve nesneleri, bunlarn nitelik ve
bantlarn anlatan dil olarak, "olan"la ilgildir. "Ahlk" denen
olgunun nelii ve nitelii, ne var ki, bu dille anlalamaz. nk bu ahlk, "olmas gereken"le ilgili bir alandr. Bu yzden bu
alan "olmas gerekenin dili" iinde ele almak gerekir. "Ahlk
dili" de denen bu dil de kendi iinde ikiye ayrlr: 1. Buyruk dili, 2. Deer yarglar ile ilgili dil. Buyruklar tikel ("Buraya gel!")
veya tmel ("Herkesin bakalarna yardm etmesi gerekir!") olabilir.
te baz tmel buyruklar tikel buyruklarn dayana olan
ilkeler durumundadrlar ki, "ahlk" dediimiz alan, bu tmel
buyruk kipindeki ilkelere gre ekillenen bir alandr. Demek ki,
bunlarn dile getirilmesi, dilimizdeki bir kipsel olanak sayesin-

150

etik

dedir. Aristoteles kipsel (modal) nerme tr ayrt etmiti: 1.


Apodiktik (zorunlu) nerme ("A'nn B olmas zorunludur"). 2.
Assertorik (yaln) nerme ("A, B'dir"). 3. Problematik (olanakl) nerme ("A, B olabilir"). Oysa Aristoteles'in sayd bu
kip yannda, bir de, drdnc kip olarak gereklilik kipi vardr.
Aristoteles, olan - olmas gereken ayrmndan habersiz olduundan, onun bu drdnc kipi tanmas olanakszd. Oysa gnlk
dilde "Yapmam gerekir", "1 must, "I ought", "leh soll" gibi ifadelerde bu kip her zaman ibandadr. Aristoteles byle bir kipe yer veremezdi. nk Grek teolojisi, kozmolojisi ve ontolojisi, geen sayfalarda sk sk deindiimiz gibi, ahlksal ve en
genelinde tinsel dnyay doann bir uzants sayyor, ona insana ait bir zerklik tanmyordu. Grek dnyas gereklilik kipi yerine yalnzca zorunluluk kipini tanyordu. Geri gereklilik kipi
de bir zorunluluk kipi trdr; fakat bu kipte zorunluluk bir doal zorunluluk olarak deil, insann kendisine koyduu bir deve gre kendisini belirlemesi anlamndaki bir zorunluluk, daha
nce de birka kez deindiimiz gibi, sadece insana ait ve insan
dnyasnda rastlanan bir zorunluluk yani gereklilik olarak anlr.
te, ahlk mant, gereklilik kipiyle ilgilenen bir dev
mant (deontik mantk) olarak da karmza kar. Bunun gibi,
ahlk mant, birer "olmas gereken" olarak tmel buyruklar
ieren ahlk dilinin mantdr. Peki, bu tmel buyruklarn ieriinde neler vardr? Bu tmel buyruklarn ieriini deer yarglar oluturur. Bunu, ierikli deer etiinde Scheler ve Hartmann
da belirtmilerdi. Fakat phe yok ki, deerler, ierikli deer etiinin savunduu gibi idealiteler olmayp, duygusal kkenli eylerdir. Bu yzden ahlk mantksn ilgilendiren ey, deerlerin
kendileri deil, bu deerlerin ifade edildii dil kalbn yani "olmas gereken" kalbn zmlemektir. Bu adan Hume ve
Kant'tan bu yana yaplagelmekte olan olan - olmas gereken ayrm, bir ahlk mantnn kurulabilmesi iin de gerekli olan bir

eletirel etik

151

ayrmdr. nk betimleyici dilden (rnein, bilim dilinden) ahlk diline gemek olanakszdr. Hibir betimleyici cmle (bilgisel ierikli cmle) bir deer cmlesine dayanak olamaz ve bunun tersi de dorudur. Buna gre, hibir bilim bize ahlkn neliini ve zellikle deerin ne olduunu retemez ve bilimin bizi
zorlad bir ahlk, bir "bilimsel ahlk" da olamaz; bilimsel verilerden kalklarak bir ahlk gr gelitirilemez. nk "olmas gereken"in alan, bir seme, deerlendirme, karar verme,
ama gtme, tercihte bulunma alandr. Bilim, "olan" betimleyerek bilgilerimizi ve dnyaya bak amz geniletir; fakat o
"olmas gereken"i bize retemez. Bilimin bildirdiklerinin bilincinde olarak, ne yaplmas gerektiine karar verecek olan, sadece bizleriz. Olan ile olmas gereken arasnda, demek ki, dorudan bir iliki olamaz; ancak dolayl bir iliki olabilir. "Olan"
hakkndaki bilgimiz arttka, "olmas gereken" hakknda daha
salkl kararlar verebilir, daha salkl seimler yapabiliriz; fakat bu bilgiler, hibir zaman "olmas gereken"in dorudan belirleyicisi olamazlar. Bilim bize ne yapmamz gerektii hakknda
direktifler veremez. Ne yapmamz gerektiine bilim deil, biz
karar veririz. Kararmz ynlendirecek olan eyler bencil eilimlerimiz, ekonomik karlarmz, istek ve tutkularmz vd olabilecei gibi, rnein "toplumsal eitlik" gibi bir deer de olabilir. Ve zellikle byle bir deerin bilgisi bilimde mevcut deildir. Daha nce de deindiimiz gibi, bilim ("sosyal bilimler")
bir deerin bir toplumda bireylerce nasl anlaldn ve benimsendiini anket, soruturma gibi yollarla saptayabilir; fakat kendisi bir deer ortaya koyamaz. Ksacas, ahlk ilkelerinin, normlarn, deerlerin kkenlerini ve gerekelerini bilgide ve bilimde
bulamayz. Bu kken ve gerekeleri, kendi duygusal yaantlarmzda, toplumsal tre ve geleneklerde, dnya grlerinde,
ideolojilerde vd ancak bulabiliriz. Fakat bu duygusal zemini,
toplumsal tre ve gelenekleri, dnya grlerini, ideolojileri vd

152

etik

atn syleyip, kendi zgr seimiyle kendisi iin ahlk ilkeleri konumlamay deneyen insan bile, bu ilkelerini dayandrmak
konusunda, nihai olarak, kendi duygusal/pisiik yapsndan baka bir yer de bulamayacaktr. yleyse ahlk ilkelerinin, ahlksal
buyruklarn hibir nesnel geerlilii olamaz. Byle olunca da,
bir "bilimsel ahlk", bir "bilimsel toplum" ideali, "olmas gereken'^ "olan"a indirgeme abas olarak bir konfzyon, bir kartrmadan ibaret kalr ki, bu, byle bir idealin gerekleemez olduunun yeterli kantdr. Bir "bilimsel toplum"dan deil, olsa
olsa, toplum bireylerinin baz duygular ortaklaa paylatklar
bir "duyguda toplum"dan sz edilebilir.
Hare'in grlerini tamamlamak zere, biz de unlar belirtme gerei duyuyoruz:
Tm bireylerin ayn duygulan paylatklar bir "duyguda
toplum", ayn zamanda bir totaliter toplum olurdu ve byle bir
ey bir toplum iinde ok farkl duygular ve duygudalklar bulunduundan, zaten fiilen gerekleemez. Dolaysyla totaliter
toplumlar, tm bireylerin ayn duygular paylatklar duyguda
toplumlar deildirler; onlar ancak, baz birey ve gruplarn duygu ve duygudalklarnn, br birey ve gruplarn duygu ve duygudalklarnn aleyhine bastrlmas yoluyla bir varolu bulabilirler. Bu yzden totaliter toplumlardan deil, totaliter devletlerden, ynetimlerden sz etmek daha doru olur. Yine bu yzden,
totaliter devletler ve ynetimler, toplumun br birey ve gruplarnn duygu ve duygudalklarnn bastrlm olmas nedeniyle,
bu birey ve gruplarn kendilerine kar bakaldrma olasln
hep gz nnde tutan, tedirgin devlet ve ynetimler olurlar. Daha fazla bask ise bakaldrma isteini daha kuvvetli bir ekilde
krkler; bu ksrdngden ancak devrim yoluyla klabilir.
unu syleyebiliriz: Hibir deer, hibir ahlk ilkesi evrensel deildir ve evrenselletirilemez. Fakat toplum iinde birbirimizle en az sorunlu bir konumda yaamamz salayacak baz

eletirel etik

153

duygular ve sezgiler yaygnlatrlabilir. Bunlarn balcalarmdan biri, Hare'e gre u zdeyite dile getirilmi olandr: "Bakalarnn sana nasl davranmasn istiyorsan, sen de bakalarna
yle davran!" Ahlkllk konusunda en uygun snama, bir toplumda bireysel ve grupsal dzeyde yukardaki zdeyite dile getirilen duygusallk halinin ne lde yaygnlatn saptamaktr.
Dolaysyla Hare'e gre bu zdeyi, tam bir etik lt olmay da
ifade eder. Fakat bu lte yakndan bakldnda, bunun,
Kant'n "yle eyle ki, eyleminin dayanaca ilke, bakalarnn
da kendi zgr istenleriyle onaylayaca bir ilke olsun!" ifadesiyle tanmlad ahlk yasasna benzerlii de ortadadr. Gerekten de, ahlk mantklarnda, zellikle yukardaki paragraflarda
grlerini aktardmz Hare'de, Kant etii ile yararc etii
badatrma eiliminin ar bast grlr. rnein, Hare'e gre Kant, "olmas gereken"i bir a priori olarak konumlamak istemesinde haklyd. Fakat yine Hare'e gre, Kant'n bu ieriksiz,
soyut ahlk yasas somut yaamda da gerekletirilmek zorundadr ki, bu durumda bizim ahlksal dnme tarzmz, pratik
yaamda, hem birey asndan hem toplum dzeyinde, hep yarar' izler.

<xm

etik zerine birka deerlendirme

] 55

DRDNC BLM
Etik zerine Birka

Deerlendirme

1. Ortonomi Etii
Geen blmde eletirel etik yaklamlar olarak, betimleyici, zmleyici etikler ve son olarak ahlk mantkl zerinde durduk. zellikle zmleyici etik ile ahlk mantklnn
Anglo-Sakson felsefe evrelerinde meta-etik adyla da anldn grdk. zmleyici yaklama rnek olarak, A. J. Ayer'in
grlerine yer vererek, "etiin duygusal teorisi" olarak anlan
mantk empirist eletiriyi iledik. Daha sonra R.M. Hare'in
"ahlk mantkl" zerinde durduk. Grdk ki, her iki eletirel etik yaklamnda, kalk noktasn yenian konumlad
biimiyle olan - olmas gereken ayrm oluturmaktadr. Fakat
yine grdk ki, her iki yaklamda da, salt zmlemeci olma isteine ve iddiasna ramen, geleneksel etik tiplerinden birine
veya ayn anda birkana doru bir eilim, bunlara yaslanma gereksinimi karmza kmaktadr. rnein, Ayer, Anglo-Saksonlara zg tipik bir tavrla, yararc etie eilimli olduunu aka
ifade ederken, Hare, Kant dev etii ile yararc etii badatrmaya gayret etmektedir. Daha kitabmzn banda ahlk - etik
ayrm yaparken belirttiimiz gibi, "etik" terimini kendisine
borlu olduumuz Aristoteles bile, eitli ahlk retilerini sistematik olarak zmlemesi dolaysyla etiki olarak anlmay
hak eden ilk filozof olsa da, bu retileri kendi ahlk retisi
asndan yani yanl ve tarafl bir bakla eletirmekten geri kalmyor, bu bakmdan bir ahlk olarak da karmza kyordu.

156

etik

Bin yllar sonra Ayer ve Hare'in de, etik yaparken ahlksal bir
tavr taknmay srdrdklerini gryoruz. unu syleyebiliriz:
Etiki ile ahlky birbirinden ayracamz ak ve kesin snrlar yoktur.
Bu durumun bilincinde olarak, 20. yzyln ilk yarsnda
Dilthey'n rencisi O. F. Bollnow tarafndan gelitirilen ve ortonomi etii* olarak adlandrlan bir etik zerinde ayrca ve
zellikle bu son blmde durmann gerekli olduunu dnyoruz.
Ortonomist etik olarak da anlan ortonomi etiinin dier iki
eletirel etikten farkl bir kalk noktas vardr. yle ki, ortonomi etii, yenian banda konulmu ve Hume ve Kant'la birlikte etie bir temel kartlk olarak sokulmu bulunan olan - olmas gereken kartlna bir tepkiden domutur. Grdk ki,
Hume'dan analitiki Anglo-Sakson filozoflarna, Kant'tan ierikli deer etikilerine ve varoluu etikilere kadar, yeniadan
gnmze hemen tm etikler, bu kartlk dzleminde gelitirilmilerdir. rnein, analitiki filozoflar, mantk empiristler, ahlklln kaynan duyguda, bulmaktadrlar. Fakat ilgintir ki,
ierikli deer etikileri de ahlklln kayna olarak, ayn ekilde duyguyu gsterirler. Geri analitiki filozoflar, mantk
empiristler iin deerler duygu szcklerinden ibaret iken, ierikli deer etikileri zellikle zneden bamsz, akn olduklarn dndkleri deerlerin ancak duygu yoluyla gerekletirilebileceini belirterek, duygular edimselletirirler. Fakat duygu,
her iki etik ynelimde de baat ve belirleyicidir ve her iki ynelimde de duygu, ya deerlerin bizzat kayna ya da deerlerin
edimselletirilme aralardr.
Buna karlk ortonomi etiine gre, ilkada olan ile ol*

Ortonomi, Greke "orthos" (orta, ortam) ve "nomos" (yasa, kural) szcklerinden


olumu bir terim olarak, gevek bir eviriyle, "her ortama uygun norm" diye evrilebilir.

etik zerine birka deerlendirme

] 55

mas gereken biribirine iten balydlar. O zamanlar Varlk deeri douran kaynak, deer ise doruca Varlk'a ait, ona yapk
olan bir nitelikti. rnein, kristal bardak veya elmas, sadece
nesne deildiler, ayn zamanda "gzel nesne" idiler. Nesne ile
deerin, olan ile olmas gerekenin birbirinden ayrlmas, yi,
Gzel ve Doru'nun birbirinden koparlmas ve bunlarn birbirinden az ok bamsz felsefe alanlarnn konulan haline gelmeleri, yenian bilimselciliinin ve lmeci aklclnn bir
sonucu olmutur. Yeniaa egemen olan bu bilimselci/olgucu
aklclk, niceliksel olarak llebilir, saylabilir, tartlabilir, hesaplanabilir olana ynelir; yani modern doa bilimlerini merkeze koyar. Doa bilimlerine ayrca matematiksel doa bilimi adnn verilmesinin gerekesi de, bu bilimlere egemen olan bu niceliki aklclktr. Ne var ki, modern bilimciler, yeni bir aklclk ve yeni bir bilimcilik benimseyip uygulamaya koyarlarken,
yeni bir ethos yarattklarnn bilincine pek varamamlardr. Modern bilimin getirdii bu yeni ethos ile birlikte, tm bilimler
("sosyal bilimler" de dahil olmak zere), "olan" incelemek ve
aklamak iin, her trl ahlksal, metafziksel, teolojik nkabulden syrlmak istedi; ksacas deerleri bir yana koymaya
gayret etti. Gerekten yenia epistemolojisinin ve biliminin en
ok aba gsterdikleri hususlardan biri, kendilerini etikten ayr
tutmak, hatta koparmak olmutur. Bu ilk bakta hakl bir aba
olarak grnebilir. Ne var ki, modern bilimin yaratt pozitivist/bilimselci ethos, yaamn her katna, toplumun her yanna
sinmitir. yle ki, o zamandan beri, olgu ile deer, olan ile olmas gereken arasna konan kartlk dolaysyla, uzun bir sredir, Bollnow'un szleriyle, "ahlka asla bulamak istemeyen bir
tuhaf ahlk" yayoruz.
te, ortonomist gre gre, bu tuhaf durumu zmleyebilmek iin, olgu ile deer arasna konan ayrm kadar, bu ikisini birbirine balayan banty da yeniden ele almak zorundayz.

158

etik

Mantk empirizm de iinde olmak zere, tm neopozitivist yaklamlar, olgu yargs ile deer yargsn birbirinden
ayrmakta hakldrlar. zellikle mantk empiristler, etik ii
kavramlarn tanmnn etik d bir alandan, yani olgular dnyasndan kalklarak yaplamayacan aka gstermilerdir. Fakat olgu ve deer arasna konan bu ayrm, ikisi arasna konan bir
uuruma da dnmemelidir. Bunun iin de, u eski ilkeyi yeniden yorumlamak zorundayz:
"Olgudan ahlk ve tre; ahlk ve treden olgu kar" (ex
factis mores et leges; ex moribus et legibus facta).
Deerlerin kozmolojik, metafziksel, ontolojik, teolojik vd
bir temeli yoktur. Fakat onlarn bir temeli yine de vardr ve bu
temel olgusal ve deneyimsel bir temeldir. Bizim tm ahlksal
bilgimizin deneyime bal olduu aktr. Deeri yaratan ey, bizim sevgimiz, kaygmz, fkemiz, zlemimiz vd yani duygulanmzdr. Biz bir deerin ne olduunu, onun ne ifade ettiini, bu
deere sevgi ile ynelerek, ondan kukulanarak, ona sayg gstererek, ona fkelenerek veya ona srtmz evirerek vd reniriz. Fakat bu duygusallk bize deer yargs salayan bir kaynak
deildir. Baka bir deyile ve Kant' anmsatrcasna u sylenebilir ki, deer yarglarmz deneyime dayanr, fakat bundan dolay onlar deneyimden kmaz. Tersine, semek, karar vermek,
tercihte bulunmak, her durumda bir yarglamay, bir yarg vermeyi gerektirir ve hibir olgu ve deneyim, ne yolda yarg vereceimizi bize buyuramaz.
Durum bu olduuna gre, etie eletirel bir ilke ararken,
belki yine Kant'tan yola klabilir: "Grden (Anschauung)
yoksun kavram bo, kavramdan yoksun gr kr kalr." Kant'n
salt akl iin yapm olduu bu saptamay, bir eletirel ilke olarak pratik akl iin de koymam olmas bir eksikliktir ve bu konuda yine Kant'tan kalkarak Kant' amak gerekir. nk, rnein Scheler ve Hartmann Kant'n ierikten yoksun formel yasa-

etik zerine birka deerlendirme

] 55

snn ierikli hale getirilmesi gerektiini sylerlerken haklydlar; fakat onlar, bu bo yasay zler ve idealiteler ile doldurmaya kalkp speklatif bir etik gelitirdiler. Neopozitivistler bu
noktada Scheler ve Hartmann'a ynelttikleri eletirilerinde hakldrlar. nk bu eit zler ve idealiteler tasarlamak, hatta onlarn varln kabul etmek anlamszdr ve bu eit z ve idealitelerin varlna ilikin tek bir somut rnek bile bulunamaz. Ne
var ki, neopozitivistler de, ahlksal yaammzn byk lde
i deneyime dayandn grememektedirler. Onlar "deneyim"
denince, ya fiziksel doaya ilikin deneyimi ya da insan sz konusu olduunda dsal davrana (behavio) ilikin gzlemleri
kastediyorlar. Buna karlk, Scheler ve Hartmann (ve bir baka
adan varoluular) ahlksal yaantlarn kavranmasnda sezgi
ve anlamay ne karrlarken hakldrlar. Ne var ki, Scheler ve
Hartmann sezgi ve anlamay baz idealiteleri kavrama, varoluular ise son derecede znel bir tarzda kendilerini dinleme tarz
haline getirmekte hataldrlar. Kant'n eletirel ilkesinden hareket edildiinde, Scheler ve Hartmann'n etie yeniden metafizii bulatrdklar hemen sylenmelidir. Hartmann'n deerleri
Platon'un idealarna benzetmesi ve onlar bir deer duygusu eliinde sezgisel yolla ve a priori bilebileceimiz hakkndaki szleri bo szlerdir. nk, ilkemize gre, deneyim ile doldurulmadklar srece, deerlerin ii botur. Deerleri deneyimden
bamsz idealiteler saymak, dnme gcmze gereksiz bir
yk yklemekten baka bir ey deildir. Bu konuda yeniden
Ockhaml 'nn usturasna gereksinimimiz vardr: "lkeleri zorunlu olarak gereksinim duyulandan fazla artrmamak gerekir"
(principia non sunt multiplicanda practes necessitatem).
br yandan, Kant'n eletirel ilkesini yine Kant'n formel
etiine uygulayp bu etii de eletirmeliyiz. nk etik formalizm, ne deneyime ne toplum yaamna ne de insan doasna uygundur. Kant'n formalizmi, daha Schiller'in belirttii gibi,

160

etik

"dev" kavramna ylesine bir geerlilik, hatta kat zorunluluk


yklemektedir ki, doal ve duygusal yanyla hibir insan byle
bir zorunluluk altna girmek istemez ve bundan hep kanr. nsann doal ve duygusal yann ihmal eden bir etiin, Kant'n
dev etii gibi bir etiin yaama geirilme ans ok azdr. nsan
hibir kaamak brakmayan bir ahlk yasas altnda yaamaya
yatkn olmad gibi, zaten onun her durumda balanabilecei
byle bir evrensel yasa da olamaz. rnein, "Yalan sylememen
gerekir" gibi bir ahlk ilkesini mutlak bir yasa haline getirmek,
hatta tehlikeli de olabilir. nk rnein sava srasnda bir annenin evde saklanmakta olan olunun yaamn kurtarmak amacyla, kapsn alan dman askerlerine olunun evde olmadn sylerken yalana bavurmu olmasn, hibir dinsel, metafiziksel ve ahlksal ilke adna yarglama hakkmz olamaz.
Fakat etikte mutlakln, evrenselciliin reddedilmesi,
ortonomist etik yandalarna gre, bizi kart noktaya, etik relativizme de srklememelidir. te tam da bu noktada, relativizm
- mutlaklk/evrenselcilik kartl balamnda, bir "orthos",
bir orta yol veya bir birleme ortam bulunabilir. Orthos, her trl etik iin geerli olabilecek baz dzenleyici ilkelerdedir. Burada artk sofistlerle Sokrates ve Platon arasnda balayp sonradan farkl biimlerde de olsa, Hume ve neopozitivistler ile Kant
ve ierikli deer etikileri arasnda srp gitmi olan kartlk
alabilir. Geri bu kartlk u bir znelcilikte veya u bir mutlaklkta direnildii srece alamaz. Fakat bir seim znelcilii ile bir deer nesnelcilii pekl bir araya getirilebilir. Etiin
temel sorusu, hep, bireyci/znelci bir kalk noktasna bal olarak, "Neyi semeliyim?" olmutur. Bu bireyci/znelci soruya
verilen yant da, hep, "Doru olan semelisinF'dir. Oysa bu
"doru", kitabmzn ilk sayfalarnda da deindiimiz zere, hemen her filozofta, her felsefe okulunda bakadr. Felsefe disiplinleri ierisinde etikten baka, bir soruya bu kadar ok ve dei-

etik zerine birka deerlendirme

] 55

ik yantn verildii bir baka disiplin yoktur.


Fakat ortonomistlere gre, bugn bizler, tm felsefe tarihini kaplayan "etik serven" hakknda, bizden ncekilerin sahip
olamadklar bir bilgi ve bilince sahibiz. Yenia, Kant'la birlikte, etie "otonomi" ilkesini sokmutur. Yenian bu ilkeye sarlmasnn tarihsel nedenleri bellidir: 1. Yenia insan, teolojiden ve dinsel inanlarn, bu inanlar baskc ekilde dayatan Kilise'nin boyunduruundan kurtulmak, bamsz olmak istemitir. 2. Bu insan kendi setii yolda yrmeyi denemitir. Yenian bireyi silikletiren bu ortaa etiine tepkisi gnmzn bireyci insann yaratmtr. Bat'nn ekonomik dzenine de (kapitalizm), devlet, hukuk ve siyaset anlayna da (liberalizm), yenian bu bireyci tepkisi kaynaklk etmitir.
Fakat her sert tepkinin baz arlklar da beraberinde tad, tarihten rendiimiz bir husustur. Gnmzn arl,
bireyin, neredeyse toplum karsnda zerklemi, ahlksal, siyasal, hukuksal bakmdan dierlerine (devlete ve topluma) kar en az sorumlu bir konuma yerletirilmi olmasdr. Gnmzn bireyi, "Neyi semeliyim?" sorusuna "ime geleni, bana kar ve yarar salayan semeliyim" diye yant verir hale gelmi,
bireycilikten egoizme kaymtr. Oysa Herder'den, Hegel'den,
Marx'tan vd bu yana, biz insanlar, kendi yaptmz bir eyin,
tarihin rnleri olduumuzu yeterince renmi bulunuyoruz.
Bu nedenle, "Neyi semeliyim?" sorusuna verilecek yant, ancak, birlikte yaadmz insanlarla ve totalitarizme dnmeyecek bir duygudalk zemininde ve bir ortak sorumluluk duygusu
eliinde oluturulabilir. Bu sorumluluk duygusu, beraberinde
hak ve grev bilincini de getirir. Bu yzden, doru yant, nce
u soruyu yantlamay gerektirir: Bakalarnn ayn durumda sana kar ayn eyi yapmasn isteyebilir misin? Bu soru, doru
yanta gtrecek, ynlendirici etik lttr. Ve bir etik, bu nedenle ancak bir ortonomi etii veya asgari duygudala dayaEtik/

Fil

162

etik

nan bir toplumsal etik olabilir.


Buna gre, bir etik, kiisel deerlere, grup, snf veya partiyi ilgilendiren zel ideal ve amalara bal olduu srece
"doru" olamaz. nk byle bir etik, tarihsel olarak boyuna
deien deer, ideal ve amalar deil, tm insanln deerli
sayd eyleri gzetmek durumdadr. Fakat acaba tm insanlk
iin ortak saylabilecek byle deerler var mdr? Bu soruya etik
teorilerinden kalklarak deil, antropolojik/etnografik/tarihsel
aratrmalarla yant verilebilir. nk bir ortonomi etii, herhangi bir etikten veya birok etikten eklektik yolla oluturulabilecek bir etik deildir. O, ancak tarihsel deneyim zemininde
oluturulabilir. Buna ynelik bir tarihsel aratrma, hemen her
toplumda ve her tarihsel dnemde, ada, ok eitli grnmler almasna ramen, hep sregelen ve sanki bir doal olguymucasna tekrar eden baz etik fenomenler olduunu bize gstermitir. Bollnow, rnein, her toplumda, adeta yapsal denebilecek bir yaln ahlkllk olduunu belirtmektedir. Bollnow'a
gre, bu yaln ahlkllk, her trl "yksek ethos" dncesinin
nnde sonunda gelip dayand baz yaln deerleri iermektedir. Her birimizin az ok etkisi altnda kald bu "yksek ethos"
dncesi asndan bakldnda, ilk iitildiklerinde kulaa baya gelebilecek olan bu yaln deerler, Bollnow'a gre unlardr: Bakalarn incitmemek, yardmseverlik, drstlk, sadakat,
bakalarn gzetmek, kan gtmemek, ldrmemek, mala zarar
vermemek vd. Bu yaln deerler, insanlar toplum halinde yaamaya baladklar andan beri, bizzat toplumsalll da olanakl
klan deerlerdir ve Bollnow'a gre, bunlar hukukun, devletin,
siyasetin zemin olarak dayand eylerdir.
zetle, bir "doru etik", hibir tarihsel dnemde tarihst
ilkelere, evrensel olduuna inanlan deerlere dayanmad gibi,
bir otonomi etii de olmam, tersine hep bir ortonomi etii olagelmitir. Dolaysyla, gnmzde etik problemlerine ynelir-

etik zerine birka deerlendirme

] 55

ken felsefe tarihini yeterince igal etmi olan teoriler bolluunun


pek tabii bir bilgisine sahip olunmal; fakat esasen tarih aratrmalarnn sonularna daha fazla itibar edilmelidir. Bir ortonomi
etii, gnmzde ancak tarih bilinci eliinde yaam bulabilir.
nk gnmzn liberal/kapitalist dnyasnda yaanan bireyci, hatta egoist etik, insanlk tarihine bakldnda, insanln
olaan geliimine, ortonomiye aykr bir etiktir. Ortonomi etiinden bakldnda, gnmzde bir anomali yaand aktr.
2. Felsefi Etiin Olabilirlii
Kant, etiin ana grevlerinden birinin, ahlk alannda "sradan ahlk bilgisinden felsefi bilgiye geii salamak" olduunu belirtmiti. Kitabn bandan beri belirtmeye altmz
zere, "ahlk" denen ve hepimizi sarp sarmalayan bu fenomeni
anlamaya, aklamaya ve temellendirmeye ynelik bir felsefi disiplin hep olagelmitir. Baka bir deyile, etiin konusu, insann
temel yaama biimlerinden biri olan "ahlkllk"tr. Bu anlamda etik, tarihsel olarak yaanan bir fenomen olarak saysz ahlklarda temel olan eleri ortaya karmaya ynelik bir felsefe
disiplinidir. Fakat grdk ki, "ahlk" denen fenomeni aklamaya ynelik pek ok etik tipi vardr ve bizzat "ahlkllk" bu etik
tiplerinde ok deiik ekilerde konumlanm, tanmlanmtr.
Ayrca, ahlk fenomenine eilirken, bir etiki de, bilinli veya
bilinsiz, baz ahlksal inan ve eilimlerle pekl i grebilmektedir. yle ki, birka kez zerinde durduumuz gibi, etiki
ile ahlk arasnda ak seik bir ayrm yapma olanamz yoktur. Fakat etiki ile ahlk arasndaki bir ayrm, belki Ayer'in
u szlerinde bulabiliriz: "Ortaya bir ahlksal ilkeler kodeksi
atan ve bizi bunlar izlemeye davet eden bir ahlk reticisinin
yapt ile, grevi, tam tersine daha ok onlarn yapsn zmlemek olan bir etikinin yapt arasnda, her durumda hi de

164

etik

gze batmayan bir ayrm vardr." Bu ayrm bile eletiriye ak


bir ayrmdr. nk, ahlk retisi gelitirmi filozoflarmzn
bazlar da, bata Aristoteles olmak zere, ahlk retilerinin
kapsaml bir zmlemesini gerekletirmeyi ihmal etmemilerdir. Etiki, ilk bakta, bize u veya bu trden bir ahlk retisine uymay tleyen kii deil, ahlk denen olguyu zmlemek isteyen kiidir. Yine de, bu zmleme iine bir ahlksal
tavrn, bir perspektifin, bir dnya grnn vd bilinli bilinsiz
yn vermi olmamas olanakl deildir. Bu durum, ahlk retilerine ntr, yansz bir ekilde, perspektifler st bir konumdan
bakma olanan problematik klmakta ve hatta meta-etik bir yana, genellikle bir etiin olanan sallantl hale getirmektedir.
Bize gre, etik - ahlk ayrm hep bulank kalacak olan ayrmdr ve ntr, yansz bir etik, hele bir meta-etik olanakszdr.
Anglo-Sakson lkelerinde gelitirilmi olan meta-etikler, bu lkelerin felsefe geleneklerine son yz yldr yn vermi olan
empirist/pozitivist/pragmatist bir epistemoloji ve bilimselciliin
yani her konu ve alann pozitif, yansz bir biimde incelenebileceine duyulan naif bir inancn, bir eit ideolojinin rnleridir.
nsan tarihsel bir varlktr ve o her ada ve dnemde iinde bulunduu an, dnemin, kltrn kodlar, bilme ve eyleme olanak ve tarzlar altnda bilir ve eyler. Bu kodlarn, olanak ve tarzlarn stne veya dna kmak, nesneleri, konulan, alanlar pozitive etmek* olanakl deildir. Tarihsel varlklar olarak byle
bir olanak bize ak deildir. Dolaysyla, her konu, nesne ve
alan, bize ancak belli bir perspektiften, belli bir tarihsel konumdan hareketle ak olabilir. O halde, kendisine ahlk retilerini
*

Pozitivizm, Latinceponere fiilinden gelir. Bu fiilden tretilmi olan positio szc


karya koymak, karda durmak (poz vermek, poz almak vd) anlamlarna gelir. Almancada "nesne"ye verilen adlardan biri, "karda duran" anlamnda "Gegenstand"tr. te, konuyu, nesneyi, alan pozitive etmek, onu zneden bamsz, onun
karsna koyduu veya karsnda duran bir ey olarak konumlamak anlamna gelir.

etik zerine birka deerlendirme

] 55

karlatrmal ve zmlemeci bir tavrla ele alma grevi ykletilmi olan etik, bir meta-etik olarak karmza karlm olsa
da, bunu ancak belli bir perspektiften ve belli bir tarihsel konumdan hareketle yapabilir. Meta-etik ahlk fenomeninin ve ahlk retilerinin pozitif bir inceleme alan olma iddiasn terk etmelidir. "Etiki" diyeceimiz bir felsefeci, bir felsefi aratrmac tipi tabii ki olacaktr. Fakat etiki, etik ad altnda yapt tm
karlatrmalar ve zmlemelerde, kendi ahlksal tavrn her
vesileyle belirtmeyi, karlatrma ve zmlemelerini bu tavr
dorultusunda gerekletirdiini srekli vurgulamaldr. Etiki
olmann bir ahlksal sorumluluu vardr. Bu sorumluluk da,
kendi tavrn saklamama, onu aka ortaya koyma sorumluluudur. Tam da bu nedenle, bir ahlksal sorumluluk bilincine sahip olunmadan bir etik almas ortaya konamaz. Ahlk olmadan etiki olunmaz.
Bu etik almasnda bizim ahlksal tavrmzn geen sayfalarda grldn umuyoruz. Yine de bitirirken tavrmz hatrlatalm: Bizim tavrmz, ksmen Kant'n otonomi ahlkn,
ksmen de ortonomist etikte dile getirilen ve binyllarn birikimini ifade eden, insanlk tarihinin tortulam ahlksal ilkelerini
onaylayan bir tavr olmutur.

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

EK-1
Felsefe Tarihinde "Deer" Kavram*

Mehmet Kk'n (1962-2002)


aziz ansna

1. "Deer" stne
"Deer" (Wert, value, valeur, kymet) kavram, felsefe tarihinde, znelci ve nesnelci alardan ok deiik ekillerde tanmlanmtr. yle ki, bu tanmlar okluundan birlikli bir "deer" tanm karmak olanakszdr. Bununla birlikte, deerlerin
kaynan znede bulan znelci ve hepsi olmasa da baz deerlerin nesnel idealiteleri ve hatta mutlaklklar olduunu ileri sren nesnelci deer anlaylar asndan yaplm "deer" tanmlarnda ortak olarak dile getirilen baz ynlere dikkat ekilebilir.
I) znelci Deer Tanmlar
Bu tanmlar, birey veya toplum asndan yaplmalarna
gre kendi ilerinde iki grupta toplanabilirler: - Birey asndan
*

Mersin niversitesi Felsefe Blm'nn 3-4-5 Mays 2002 tarihlerinde Mersin'de


dzenledii "Mersin Felsefe Gnleri"nde sunulan bildirinin metnidir. Ayn metnin
"Deer Felsefesinin Temel Sorunlarna Toplu Bak" balkl blm, baz eklemelerle, Mula niversitesi Felsefe Blm tarafndan 16-17 Mays 2002 tarihlerinde
Mula'da dzenlenen "Bilgi ve Deer" konulu sempozyumda da bildiri olarak sunulmutur.

168

etik

deer; a) urunda uralmas, aba gsterilmesi, gerekletirilmesi gereken; b) genellikle benimsenen, zenilen, nemsenen,
stn tutulan; c) nesne, olgu ve olaylarn kendilerinde bulunmayan, fakat insan tarafndan bunlara bireysel ve znel olarak atfedilen, ykletilen niteliktir. - Toplum asndan deer; a) bir
sosyal grubun veya toplumun btnnn kendi varlk, birlik, ileyi ve devamn salamak ve srdrmek iin yelerinin ounluu tarafndan uygun ve gerekli olduklar kabul edilen, ayn
yelerin ortak duygu, dnce, ama ve karlarn yanstan, genelletirilmi ilke ve inan(lar)dr; b) gruplarn veya toplumlarn
arzu edileni ve edilmeyeni, beenileni veya beenilmeyeni,
doru olan ve doru olmayan belirleyen temel standart veya
standartlardr.
Bu znelci deer tanmlarna kout olarak, deerlerde u
zellikler ayrdedilir: a) Deerler, zneyle, onun arzular, ilgileri, amalar, ihtiya ve beklentileri ile ilgilidirler ve znenin eylere, nesnelere, olgulara ykledii, atfettii nitelikler olarak grnrler. b) Deerler, znenin teorik deil pratik bir ynelimin
rndrler; bu demektir ki, onlar, znenin eylere, nesnelere,
olgulara sonradan ekledii niteliklerdir, c) Deerlerin zneden
bamsz bir varlklar, bir kendilikleri yoktur, d) Deerler,
"olan" deil, "olmas gereken"i ifade ederler, e) Deerler, znenin ilgi, ama, arzu ve beklentilerine uygun olanlar, yani "olumlu deerler" ve uygun olmayanlar yani "olumsuz deerler" olarak ikiye ayrlrlar, f) Deerler, znelliklerinden tr zneler
arasnda hep tartma konusu olurlar ve bunun sonucunda ortaya hep bir deer relativizmi kar.
II- Nesnelci Deer Tanmlar
Bu tanmlarda deerlerin bir gerekliklerinin bulunduundan hareket edilir. Bu gereklik, ideal, mutlak ve kutsal nitelikte olabilir. Bu demektir ki, deerler znenin kendilerini hisset-

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

meinden veya bilmesinden bamsz olarak vardrlar. Nesnelci


deer anlay ierisinde metafiziksel, mutlak teleolojik ve teolojik anlaylar ayrt edilebilir ki, ileride bunlara tek tek deineceim.
III- Deer Snflandrmalar
Deerler, znelci ve nesnelci bak alarna gre farkl snflandrmalara sokulurlar. Her iki adan yaplan snflandrmalarda yer alan deer eitlerini, bir arada, ylece gruplandrmak
mmkndr: 1. hazc (hedonist) deerler (olumlu: haz, olumsuz: ac), 2. bilgisel deerler veya bilgi deerleri (olumlu: doru, olumsuz: yanl) 3. ahlksal deerler (olumlu: iyi, olumsuz:
kt), 4. estetik deerler (olumlu: gzel, olumsuz: irkin), 5.
dinsel deerler (olumlu: sevap, olumsuz: gnah).
Deerler zerine bu genel ve ematik belirlemeler bile, deerler sz konusu olduunda u sorunun ncelikle yantlanmas
gerektiini belli etmeye yeterlidir: Deerlerin bir gereklii var
mdr; yoksa onlar znenin birer yargsndan m ibarettirler?
Aada, felsefe tarihinde deerlere ilikin olarak ortaya
atlan grler stnde tarihsel ve sistematik ynlerden ve sadece deinmeler dzeyinde dururken, amacm, bu grleri bu soruya getirdikleri yantlar ve ayrca bizzat bu yantlarn yol at baz temel sorunlar bakmndan irdelemek ve deerlendirmek
olacaktr.
2- Felsefe Tarihinde Deerler Sorununa Ksa Bir
Toplu Bak
I- Antikada Deerler Sorunu
- Sofistlerin Deer Relativizmi
Felsefe tarihinde relativizmin ilk temsilcileri olan sofistler,

170

etik

en nl sofist Protagoras'n "nsan her eyin ltdr" nermesinden anlalabilecei gibi, aslnda znelci ve insan-merkezci
bir felsefe tipinin de habercileridir. Protagoras'n nl nermesini deerler sorunu asndan irdelediimizde, sofistlerin deerleri insana ait yklemeler, znenin eylere atfettii nitelemeler
saydklar aktr. Kendileri zellikle deerler sorunu stnde
durmam olmakla birlikte, sofistlerin felsefe tarihi boyunca sk
sk karmza kan znelci/relativist deer anlaynn ilk habercileri olduklarnda phe yoktur. Sofistler ilk kez kendilerinin yapm olduu, doal olan, physei ile "sonradan insan eliyle konulan", thesei ayrm dorultusunda, bata eitlik ve adalet
olmak zere, deerlerin thesei alanna (insani ve sosyal alana)
aidiyetlerinin altn izmilerdir. Deerler doa yasalarnn tmel geerliliine sahip olamamalar, tam tersine insan eliyle
sonradan konulmu (thesei) olmalar dolaysyla, herkes iin her
zaman geerli olamazlar. Bu durum, toplumsal yaamdaki deerler okluunu, deerler konusunda fiilen yaanan relativizmi
de aklar. Bunun gibi, Prodikos, inan ve deerlerin psiik kaynakl, yani insann dnme ve duygulanmlarnn (pathos) eseri olduunu belirtmekle, deerler sorununa psikolojist ynelimli bir dn ve irdeleyi ekli getiren ilk filozof olmutur.
- Sokrates, Platon ve Aristoteles 'te Deerlerin Nesnellii
Grek felsefesinin bu adnn, sofistlerin relativist, tikelci
ve duyumcu tavrlarna kar, mutlak, tmelci ve rasyonalist
bir felsefe tipininin en nemli ve etkili temsilcileri olduklar bilinir. Sokrates'in ahlksal yaam tmel dorularn (episteme)
buyruuna, ahlk bilginin determinasyonu altna sokma abas,
sofistlerin epistemolojik ve ahlksal relativizmlerine bir tepkiden de kaynaklanyordu ve o bu relativizmi tmelci ve rasyonalist bir tavrla amak istiyordu. Sokrates tmelin bilgisinin, doru bilginin, "yi"nin de kayna olmas gerektiini ileri sryor-

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

du. Bilgisel doruluk ahlksal dorulukla eitleniyor, hatta zdeletiriliyordu ki; bu durumda doru bilgi (episteme), tmel
deerleri mmkn klan koul oluyordu. Akl dzeni ile evren
dzeni trde sayldklarndan, doru bilgi (episteme) kozmosun, evren dzeninin zneden bamsz, nesnel ve tamuygun
(adequat) bilgisidir. Sokrates bilgide ve deerde, bylece nesnelciliin/tmelciliin/evrenselciliin de temsilcisi oluyordu.
Platon, Sokrates'in Doru ve yi arasnda kurduu zdelie Gzel'i de katyor ve o da hocas Sokrates gibi, deerlerin
nesnelliinden sz ediyordu. Platon ve hemen tm rasyonalist
Grek filozoflar iin, "Varlk deerle domutur" (Parmenides);
yani varolma, deerli olmay bizatihi ierir. Dolaysyla yzyllar sonra yenia felsefesinde karlatmz olan - olmas gereken, bilgi - deer ayrmlar, ilkan rasyonalist filozoflar iin
geerli deildir. Sokrates'ten sonra Platon da, Grek rasyonalizmine zg olarak, varlk ile deeri, olan ile olmas gerekeni birbirlerinden ayrmaz. O, kendi rasyonalist idealizmine uygun
olarak, varlklar yukardan aaya, tam bir hiyerari iine sokar. En stte Tanr yer alr. Daha sonra aaya doru tinsel, ruhsal ve maddi varlk alanlar sralanr. Bu varlk hiyerarisi, "Varlk deerle domutur" inanc dorultusunda, ayn zamanda bir
deer hiyerarisini de ierir. Varlk hiyerarisinde en stte yer
alan en deerli, en altta yer alan en deersizdir. Baka bir deyile, varlk dereceleri, deer derecelerine tekabl eder. Tin alannn mutlakln alan olduunu sylemekle, Platon, varlk dereceleri ile deer dereceleri arasnda kurmu olduu denklik (tekabliyet) nedeniyle, mutlak deerlerden de ikin olarak sz etmi
olur. Ve Platon mutlak deerlerden sz etmi olmakla, kendisinden sonra felsefe tarihi ve ayrca teoloji ve dinler tarihi boyunca
devam edecek olan ve ileride deerlerin znenin onlar tanmasndan, onlara ulamaya abalamasndan, onlar gerekletirmek
istemesinden bamsz olarak varolduklarn ileri sren M. Sc-

172

etik

heler ve N. Hartmann'da rneklerini greceimiz deer mutlakrf'mn (deer absolutizmi) da ilk nemli temsilci olmutur.
Aristoteles, "yi"yi, yine ayn "Varlk deerle domutur"
inanc dorultusunda, doann teleolojik dzeninin nitelii sayar
ki, Aristoteles'te de deer varla ikin, nesnel bir ey saylm
olur. Aristoteles de, kendi varlk hiyerarisine (tanrsal, tinsel,
canl, cansz varlk basamaklar) kout olarak, en yksek deeri
"en yksek iyi" olarak anlar. Doann teleolojik dzenine kout
olarak ahlkta da bir erek, bir telos olarak "en yksek iyi"ye
ulamaya almak esastr. En yksek iyi de, Grek felsefesinde
tipik olduu zere, mutluluktur (eudaimonia). Aristoteles bu nedenle bizzat mutluluk stnde deil, insan mutlulua gtrecek
nitelikler, "erdem" adn verdiimiz nitelikler stnde durur ve
onun ahlk retisi, byk lde bir erdemler retisi olur.
Aristoteles'in de mutlak olmasa da nesnelci bir deer anlayna sahip olduu bellidir (Aristoteles'in erdem retisine, bildirimin sonuna doru yine deineceim).
II- Ortaada Deerler Sorunu
Ortaada Hristiyan ve slm felsefeleri, deerler konusunda ok byk lde Grek felsefesinin ve zellikle Platon ve
Aristoteles'in izinde yrmlerdir. Bu demektir ki, Hristiyan
ve slm felsefelerinde de, deerler konusunda ynlendirici
olan, "Varlk deerle domutur" dncesidir. Ortaa bu dnceye, onu daha belirgin klan u aforizmay ekler: ex factis
mores et leges, ex moribus et legibus facta (Olgudan ahlk ve tre, ahlk ve treden olgu kar). rnein Augustinus, Platon'unkine benzer bir varlk hiyerarisi gelitirirken, varlklarn asli ve
temel deerlere sahip bulunduklarn, yani deerin varln bir
nitelii olduunu syler ve yine Platon gibi, varlk hiyerarisine
kout bir deerler hiyerarisi gelitirir. En deerli varlk, Tanr,
en tepede bulunur. Tanr'nn altnda melekler, onlarn altnda

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

ruh, en altta ise fiziksel nesneler yer alr. Thomas da varlkta


mkemmellik derecelerinden sz ederken, her dereceye denk
den deerler bulunduunu ekler. Thomas, ontolojiyi aksiyolojiye (deer teorisi), aksiyolojiyi de ontolojiye dayandrmak konusunda kapsaml almalar yapm olmasyla dikkati eker ve
onun deer konusundaki grleri, Katolik Kilisesi'nin ayn konudaki resmi gr olarak benimsenir.
III- Yeniada Deerler Sorunu
- Hmanizm ve Aydnlanmada Deerler Sorunu
Hmanizmi ve zellikle Aydmlanma'y akla ve bilime (deneysel bilime) duyulan inancn karakterize ettii bilinir. Bilim
sadece olgularla ilgilenir ve deer ynnden ntr ve yansz bir
faaliyettir. Bilimsel aratrma ahlktan, siyasetten, dinden, ideolojiden, dolaysyla deerlerden bamsz olarak yrtlr. Bilim ancak ve sadece olgular betimler, aklar ve ndeyilerde bulunabilir, kendisi asla deer yargs veremez ve zaten deer yargs retemez. Olgu yargs - deer yargs ayrm, olan - olmas
gereken aynm yaplmadan bilimsel faaliyetin zerklii salanamaz. Aydmlanmac tin, "varlk" kavramn bir metafizik kavram sayar ve benimsemez. Ayn tin, "varlk"tan deil "nesne"
ve "olgu"lardan sz edilebileceini belirtir ve ilka ve ortaa
insannn varlkla (dorusu: nesne ve olguyla) deeri zdeletirmesini kategorik olarak reddeder. Olguya deer yklemek,
bilgiye inan bulatrmak, evreni Tanr'ya balamak, olgulara
ynelik bilimsel faaliyet iin imknszdr. Bilgi, duyu verilerinin
zihin tarafndan ilenmesinin bir rndr. Duyu verileri ise doast varlklar, doast gler ve bunlarn bir nitelii olarak
evrensel ve mutlak deerler iin hibir ipucu gstermemektedirler. "Deer" diye bir ey vardr geri; fakat o varln bir nitelii veya balla (korelat) deil, nesnelere ve eylere insann

174

etik

atfettii, ykledii, gereklii olmayan, znel bir nitelemedir.


ngiliz empiristleri, zellikle D. Hume, deerlerin kaynan baz psiik yeti, duygu ve duygulanmlarda bulur ve bu konuda antikada sofist Prodikos'ta grdmz psikolojist tutumun yeniaa zg bir versiyonunu gelitirir. Hume iin eylemlerimizi
sadece eilim, duygu, haz ve ac gibi psiik faktrler ynlendirir ve bu eylemlerimizi "deerli" veya "deersiz" klan da, psiik ynden olumlanmalar veya olumsuzlanmalardr. rnein,
"iyi" ve "kt", haz ve ac duygularnn zel biimlerinden baka eyler deillerdir. yle ki, genellikle etik ve zellikle bir deerler etii, ancak ve sadece psikolojik bantlar zemininde temellendirilebilir. Ksacas, etiin ve deerlerin kaynan, ilka
ve ortaan sandklar gibi varln kendisinde deil, insann
psiik doasnda aramak gerekir. Deerler znel ve deikendirler. Bu nedenle de bilimsel faaliyete bulatnlmamalar gerekir.
Olgu ile deerin, olan ile olmas gereken'in birbirlerinden
ayr tutulmas, Hume'dan etkilenen Kant'ta teorik akl - pratik
akl ayrmn da ierecek bir genilik kazanr. Kant etii, hatta
deerleri dlamak ister ve insan eylemlerine psiik, zellikle de
duygusal kaynakl olan deerlerin deil, tersine doa yasalarna
benzer trden ahlk yasalarnn yn vermesini talep eder. Kant
"deer" terimini, sadece, insann insan olmak bakmndan niteliini belirtmekte kullanr. Buna gre, insan (Tanr iin bile) bir
ara deildir; tersine o kendinde bir amatr ve bu amac gerekletirmek, ahlksal yaam bireyin kendisinin olduu kadar, ayn zamanda tm dier insanlarn da zgrce onayladklar ahlk
yasalar altnda kurmay ve dzenlemeyi gerektirir. Bylece
Kant insann duygu ve deer dnyasn neredeyse dlayan, insan yaamnn duygu ve deerlere gre deil, rasyonel klkl
imperatiflere, buyruklara gre ynlendirilmesini hedefleyen bir
etik gelitirmi olur. Kant, biraz ileride zerinde duracam gibi, M. Scheler tarafndan etiin iini boaltmakla, ieriksiz bir

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

etik gelitirmekle sulanacaktr.


Hume ve Kant'la birlikte, Aydnlanmac tin, deerler sorununu byk lde felsefenin gndeminden dlamtr. 19. yzylda pozitivizm, bilimin nesnelliinin deerlerden bamszlk
ve yanszlk sayesinde salanabileceini, hatta bunlarn bilim
olmann ve bilim yapmann vazgeilmez koullar olduunu belirtmitir. Olgular konu olan bilim, nesnel, buna karlk deerler ve deer yarglar zneldir. Olgu yarglar deer yarglarna,
deer yarglar olgu yarglarna dayanak olamazlar. Bilimler,
sosyal bilimler de dahil olmak zere, deerden bamsz olmaldrlar. yle ki, doa bilimlerinin olgucu yntemlerini sosyal
bilimler de kullanmaldr. rnein sosyoloji, deerlerle ilgisi olmayan bulgular kaydeden, teknik anlamda olgu toplayc bir bilimdir, yle olmaldr.
IV- Deer Felsefesinin Ortaya k ve Geliimi
- Aydnlanma ve Pozitivizm
Aydnlanmac filozoflarn, zellikle Kant'n ve daha sonra
pozitivist filozoflarn deerler sorununu adeta felsefenin, zel
olarak etiin dnda tutma abalar, "bilim" dendiinde "doa
bilimi"ni anlamalar ve sonradan A. Comte'un "sosyoloji"si rneinde ortaya kan "sosyal bilimler"i de bu "doa bilimi" model ve rneine gre ina etme istekleri, 19. yzyln ikinci yarsndan itibaren tepkilere yol am ve bu tepkiler sonucu, hatta yeni bir felsefe alan olarak bir "deer felsefesi" ortaya kmtr. Buraya kadar aktardklarmdan, deer sorununun, felsefe
tarihinin erken dnemlerinden beri felsefe iinde srekli ele
alnm olduu grlebilir. Fakat bu sorunun yeni bir felsefe disiplininin konusu olacak ekilde, geni kapsaml bir inceleme ve
temellendirme konusu yaplmas, ancak 19. yzyln ikinci yarsndan sonra mmkn olmutur (Burada unu belirtmeden gei-

176

etik

lemez: Modern bir felsefe disiplini olarak "deer felsefesi", istisnalar dnda, 19. ve 20. yzyl Alman filozoflarndan bazlarnn abasyla ortaya km ve felsefe disiplinleri arasndaki
yerini bu filozoflar sayesinde almtr).
- Lotze 'rin Eklektizmi
Deer felsefesinin kurulu ve geliiminde ilk anlmas gereken filozof R. H. Lotze, ilk felsefe akm ise 19. yzyln ortalarnda ortaya km olan Yeni Kantlktr. u sakncasz sylenebilir ki, "deer" kavramn kkl bir ekilde felsefeye sokan
ve "deerler felsefesi" adyla yeni bir felsefe disiplininin kuruluuna nclk eden filozof, Lotze'dir. Lotze, felsefi tavr bakmndan teleolojik idealizm ierisinde deerlendirilen bir filozof
olmakla birlikte, faal bir bilim adam, bir tp uzmandr ve kendi felsefesinde teleolojik idealizm ile doabilimsel mekanizmi
badatrma denemesiyle anlr. Lotze'ye gre evrenin nedenselci/mekanist yoldan gzlemlenmesi ve aklanmas faaliyetine, "ayn evrenin deerlere gre anlamlandrlmas" faaliyeti elik etmelidir. Baka bir ifadeyle, doann doa bilimleri tarafndan olgu ve nesne temelinde kavranl ekline, Lotze'nin szleriyle, "doann gnl yoluyla kavranl ekli" elik etmelidir.
Doa yalnzca duyumda ve zihinde kavranlmaz; hatta daha fazlasyla duyguda (sempati-antipati, sevgi-nefret) ve deerde kavranr. O, zamannn pozitivizminin deneyimi bilgide biricik kalk noktas sayan tavrn reddeder ve doa biliminden metafizie giden bir kpr kurmak ister. Ona gre, tekil nesneler arasndaki karlkl etkileimin nedeni, gzlem konusu olamayan bir
tzdr; yle ki, bu tz, tinsel olsun cisimsel olsun, her eyin kkdr. Geri doada kesin mekanik yasalar geerlidir; fakat mekanik belirlenim altndaki bu doa bile, en nihayet yksek bir
eree hizmet eder ve dnyann mekanist yoldan incelenmesi,
ayn doadaki ikin erei kavramamz engellemez. Lotze doa

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

biliminden bir teleolojist metafizie bu yolla gemi olur. Lotze,


duygu dnyamzn, "gnl"n, doabilimsel mekanizmin demir
kafesi iine hapsedilemeyeceini belirtir. O, bir "gnl mant", bir "gnl felsefesi" peindedir. Gnl filozofu olarak Lotze, aktr ki, deerleri duygusal kkenli saymakla, deerler sorununda znelci bir tavra sahiptir. Fakat ayn Lotze, kendi teleolojik idealizmi dorultusunda, deerlerin, zellikle kutsal deerlerin idealitesinden ve mutlaklndan sz eden nesnel ve teleolojik idealizme bal bir tavr ierisinden de seslenir ve tm
abas bu iki tavr badatrmaya yneliktir. Ne var ki, birok
felsefe tarihisi, Lotze'nin bu badatrma denemesinin, bu eklektizminin baarl olmad kansndadr.
- Yeni Kant Baden Okulu 'nun Deer Felsefesi
Eklektizmi eletiriye uram olsa da, Lotze'nin "deerler
felsefesi"ne giden yolu geniliine am olduu aktr. yle
ki, rencisi ve Yeni Kant Baden (Heidelberg) Okulu'nun
nemli temsilcisi W. Windelband, "Felsefenin tm bir deerler
bilimidir" diyerek, felsefenin tmn bir "deerler felsefesi"
olarak konumlamaya almtr. Bir Yeni Kant olarak
Windelband, Kant znel idealizme baldr. O nesneyi "zne
iin nesne" sayar yani nesne, dnen zneye, bilince gre bilinebilir, kendindeki haliyle (Ding an sich) bilinemez. Fakat bu
bilin, znenin bilinci, Kant'ta olduu gibi, tekil znelerin tekil
bilinleri deil, "genellikle bilin"tir, Fichte'deki anlamyla
Ben'dir. Bilgi, d dnyann "genellikle bilin"e ait bir yetinin,
mantn normatif yasalar altnda dnlmesinin bir rndr.
Bu yasalar nasl dnmemiz gerektiini dikte ederler. yle ki,
bilgi, bu gereklilie uyduu srece "doru" olabilir. Windelband
buraya kadar Kant' izlemektedir. Ne var ki, o, Kant'n ihmal ettii bir bilinten, "deer koyan ve deerlendiren bilin"ten de
sz eder. Bu bilinle biz, znel/duygusal kaynakl deerlerimiEtik/?U

178

etik

zin olduu kadar, transandantal deerlerimizin de varolularn


tanrz. Windelband, mantksal, estetik ve etik deerlerin dnyay kavray tarzlarmz ncelediini, felsefenin tam da bu nedenle bir "deerler bilimi" olmas gerektiini belirtir. Bununla
birlikte, Windelband'da da, hocas Lotze'de olduu gibi, znel
kaynakl deerler ile nesnel ve hatta mutlak deerlerin bir aradalnn nasl mmkn olduu problematik kalr.
Windelband'n rencisi H. Rickert, deerler sorununu felsefenin zne ilikin bir sorun sayar. Rickert, insann sadece bir
doa varl olmadn, hatta daha fazlasyla bir "kltr" varl olduunu, onun kltr yarattn ve yaratt kltrn iinde yaadn belirtir. Kltr yaratmak ve kltr iinde yaamak
ise, insann tm eylemlerinin, dnmesinin ve edimlerinin
normlar, ynlendirici ve geerli deerler altnda bulunmas anlamna gelir. Deerler kltrn tayclardr. Tarihsel gereklik, kltr dnyas, deerlerin motivasyonu altnda, insan emei
ve dncesi ile kurulan yapay bir gerekliktir. Felsefenin grevi, kltrel yaammza kurallar veren, onu dzenleyen bu deerlerin sistematik bir betimini ortaya koymaktr. Rickert deerleri zamand sayar. Deerler fiziksel veya psiik kaynakl deildirler; onlar seim ve tercihlerimizin yneldikleri idelerdir,
fakat zamand olmalar nedeniyle ideal varlklar da saylamazlar. Onlardaki zamandlk, ideal varlklarda kendiliinden bulunduu sylenen bir zamandlk deildir; tersine deerler insan dncesinin rndrler, dolaysyla onlardaki zamandlk, sadece insan dncesinin onlara ykledii bir niteliktir. Deerler, kendilerine balanld srece etkililie ve geerlilie
sahip olabilirler. rnein, "adalet" gibi bir deere inanmayan bir
insan iin "adalet" idesinin hibir etkisi ve geerlilii olamaz.
Biz deerlere, sadece onlara ynelik olan psiik edimlerle
("akt"larla) yneliriz ve onlar iimizde yaarz. Fakat deerler
zamand eyler olarak tasarlansalar da, onlara her tarihsel d-

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

nemde, ada yklenen anlamlar deiir. Sosyal bilimlerin (Rickert'in verdii adla: "kltr bilimleri"nin) asli grevi de burada
belirir: Sosyal dnya, kltr dnyas, deerlere bal, deer-ilikili (wertbeziehende) bir dnya olduundan ve fakat deerlere
verilen anlamlar boyuna deitiinden; kltr bilimlerinin asli
grevi, belirli bir a, bir toplumu, bir kltr, kendi bir defall ile ele almak ve belli bir zaman kesiti ierisinde o a, toplum ve kltrce deerlere ykletilen anlamlarla o dnemdeki insan eylemleri arasndaki bantlar kavramaktr. Bir a, toplumu ve kltr kavramann en uygun yolu, tekil tarihsel dnemlere zg deer-eylem ilikisini anlama yntemi yardmyla
saptamaktan geer. Deerler geerliliklerini yaantlarmzda
bulurlar. Onlar bir okluk gsterirler, fakat geerlilikleri bakmndan aralarnda bir derecelenme yoktur. Bu yzden entelektel deerleri estetik deerlerin, ahlksal deerleri estetik deerlerin ve entelektel deerlerin nne koymak, tekyanllklara yol
aar. Rickert, bu grleriyle zellikle Max Weber'i etkilemi,
bu grler Weber'in bir "anlamac sosyoloji" kurmasnda yol
gsterici olmulardr.
iv- Scheler ve Hartmann 'da Deerlerin dealitesi
M. Scheler, Kant etiinin formalizmini eletirirken,
Kant'n ahlksal insan duygularndan, isteklerinden, arzularndan, sevgi ve nefretlerinden arnm, ieriksiz bir akl varlna
indirgediini syler. Oysa Scheler'e gre insann ahlksal ve genelde sosyal yaam, ancak onun duygusal yanndan hareketle
kavranabilir. Yaammza aklc ilkelerden ok, sevgi ve nefret
edimleri (aktlar) sayesinde kendilerinin farknda olduumuz
deerler okluu yn verir. Bu nedenle Kant'n bo ve formel,
yani ieriksiz etii yerine, deerlerden hareket eden bir ierikli
deer etii konulmaldr. Scheler, insan hayvandan ayran en
nemli ynn, Kant'n ileri srd gibi akl deil, duygu oldu-

180

etik

unu syler. nsann hayvann gerekletiremedii bir eyi, "tinsel yaam" gerekletirmesi de, onun duygululuunun bir sonucudur. Hibir canlda "sevgi", "nefret", "tercih etme", "seme"
gibi duygular ve edimler yoktur. Sadece insan, bunlar sayesinde
bir deer duygusuna, sahip olur. Ve ite bu deer duygusunun
nesnesi, doada bulunmayan ve sadece insana geili olan deerlerdir. Duygusal edimler (emotional acts) deerlere yneliktirler, tpk kavrayc edimlerin (conceptional acts) nesnelere ynelik olmas gibi. Dolaysyla duygusal edimlerin konusu olan
deerler, rnein "gzellik", "irkinlik" vd, deneyimde gzlemlenip akl yoluyla aklanamazlar, onlar ancak duygusal edimlerle i yaantda anlalabilirler. Geri deerlerin de kavrayc
edimler yardmyla tanmlar yaplabilir, onlar hakknda da kavramlar retilebilir. Fakat bu yolla elde edilen bir deer bilgisi,
kuru bir bilgi, bir ad (nomina) bilgisi olarak kalr, bir ierik bilgisi olamaz. nk deerler bilgi nesnesi deildirler; onlar deer duygusu araclyla yaanan, dolaysyla ancak anlama konusu olabilen eylerdir. Bilgi alan kavranabilir/inteligibl ve
mantksal/lojik olmakla snrlanm bir alandr. Oysa deerler
alan intelektin, kavrama gcnn tesinde, akld (irrasyonel)
ve mantkddr (alojik). Zaten tam da bu nedenle, onlar kavrayc edimlerin deil, duygusal edimlerin konuudurlar. Scheler,
duygusal edimlerle anlalabilen deerleri drt gruba ayrr: 1.
dirimsel (vital) deerler: insan asndan deer tayan nesneler,
rnein k, hava, su ve deer tayan fiziksel ilevler, rnein
soluk almak, grmek, iitmek vd deerlerdir (Scheler nesnelerin
ve fiziksel ilevlerin deerlerini "eya deerleri" -Gtenverteolarak anar); 2. duygusal deerler, insann nesneleri ho, ho olmayan, yararl, yararsz, soylu, baya vd bulmasndan kaynaklanan deerlerdir; 3) tinsel deerler: toplumsal-kltrel alanda
ortaya kan bu deerler, kendi ilerinde alt gruba ayrlrlar:
a- estetik deerler (gzel-irkin), b- adalet deerleri (hakllk-

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

hakszlk), c- salt bilgi deerleri (felsefenin konusu olan ve felsefede gereklenen deerler); 4. mutlak deerler: nesnelerle hibir balar olmayan, kutsal, kutsal olmayan, iman, kendini adama, vecd, hu vd deerlerdir.
Scheler, drt grupta toplad deerleri, bir de, a- greli, bmutlak, olmalar bakmndan da ikiye ayrr. lk ~upta yer
alan deerler, nesnelere ilikin olmalar bakmndan ortaktrlar;
oysa mutlak deerlerin kayna dirimsel, duygusal veya tinsel
bir kaynak olamaz. Mutlak deerler, zellikle kutsal deerler,
duygusal edimlerin en younlar olan "ak" ve "iman" edimleriyle yaanrlar, anlalrlar ve bunlarn yaants insana sevin,
vecd ve hu verir. br yandan, dirimsel ve duygusal deerler,
bir iradi edimi gerektirmediklerinden, bir ahlkllk, dolaysyla
tinsellik tamazlar. Bunlara karlk tinsel ve kutsal deerler insan tarafndan iradi edimler ve eylemlerle gerekletirilmeleri
gereken deerlerdir ve insann "kii" olmas, bu deerleri gerekletirme abasna baldr ve "kii", zellikle kutsal deerleri gerekletirmeye ve "ideal z" olarak "Tanr'nn varlk birlii"ne katlmaya ynelmi olan insandr.
Scheler, modern felsefenin yeni bir alan olarak "deerler
felsefesi"nin en nemli adlarndan birisidir. Onun deerlere ilikin zengin analizleri, 20. yzylda sosyal bilimlere (tin bilimlerine) de yol gstermitir. Bununla birlikte Scheler'de de, Yeni
Kantlarda grdmz zere, znelci ve nesnelci deer anlaylarnn bir karm karmza kmakta, zellikle kendi deer
idealizmi dorultusunda mutlak deerlerden sz etmesi ve hele
kutsal deerlere verdii nem, ayn Scheler'i bir teolojik mutlaklk iinde deerlendirmeyi zorunlu klmaktadr.
te, N. Hartmann, Scheler'in zengin deer analizlerinden
hareket etmekle birlikte, onun analizlerinde pek ok speklasyon olduunu da belirtir. Hartmann'a gre Scheler, dirimsel, duyusal ve tinsel bir varlk olarak "somut insan" ile mutlak ve kut-

182

etik

sal deerlerin gerekletirilmesine kendisini adam olan "ki i y i birbirinden ylesine ayrr ki, sanki Scheler'in "kii"sinin
bedeni yoktur. Hartmann'a gre Scheler'in "kiiyi "somut insandan ayrmas onaylanamaz. nsan bir "ontik btn"dr. O,
gelitirmi olduu kendi "yeni ontolojisi iinde, varl, anorganik, organik, psiik ve tinsel olmak zere drt ana tabakaya
ayrr. Bu tabakalarn hepsinde geerli olan yasa ve kategoriler
olduu gibi, baz tabakalar iin geerli olup da br baz tabakalar iin geerli olmayan yasa ve kategoriler vardr. rnein "zaman" kategorisi tm tabakalarda geerlidir; buna karlk nedensellik yasas tin tabakasnda bir yerden sonra geerli deildir.
Bunun gibi, nedensellik tm tabakalarda geerli olsa da, tin tabakasnda doal nedensellie benzemeyen bir baka nedensellik
tarz olarak "ereksel nedensellik" vardr. nsan tin tabakasnda
deerlere gre eyler ve deerlere dayal bu eylem tarz, insan
zgr klar. Deerler, Hartmann'a gre metafziksel nesnelerdir
ve Scheler'in de belirttii zere, onlar bir bilme ediminin nesnesi olamazlar. Deerler, ideal varlk alanna aittirler; fakat herhangi bir tanrsallk ve kutsallk tamazlar. Scheler, mutlak ve
kutsal deerlerden sz etmekle yanlmtr. Hartmann'a gre deerler, Scheler'in belirttii zere, bir deer duygusu eliinde
hissedilirler. Yine Scheler'in belirttii gibi, deer duygusu bir
alg tr, deer bilgisi de bir nesne bilgisi deildir. Deerler,
ideal varlklar olarak, deimezler, fakat deer duygusu her ada, her kltrde deiir. Deer duygusu deerlere her yneliinde, ayn deere daha nce verilmi olan anlam geride brakr,
ona yeni bir anlam ykler. Dolaysyla deien, deere farkl zamanlarda verilen anlamlardr; fakat deerin kendisi zaman ierisinde deiime uramaz. rnein her an, her kltrn
"iyiden anlad ey deiik olabilir; fakat bundan dolay
"iyinin idealitesi deimez.
Deerler bizim onlar anlamamza bal olmadklar gibi,

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

insann onlara ykledikleri anlamlara da bal deildirler. Onlar,


bizim onlar hissedip kendilerini gerekletirmeye almamzdan bamszdrlar. Onlar deer duygusu araclyla hissetmeye baladmz anda, onlar da bizi belirlemeye balarlar. Fakat
bu belirlenim, doal belirlenim gibi kesin ve kanlmaz deildir. nsan deerin kendisinden talep ettii eye uyup uymamakta serbesttir. nk deerin belirleyicilii bir doa yasasnn belirleyicilii deil, bir buyruun belirleyiciliidir. Deerler, uyulmas "zorunlu" yasalar deil, uyulmas "gerekli" ilke veya buyruklar olarak hissedilirler. Dolaysyla insan, deerleri, gerekletirilmelerinden kendisinin "sorumlu" olduu eyler olarak
hisseder ki, "sorumluluk", insan dier doa varlklarndan ayran balca nitelik olarak grnr. Deeri gerekletirme sreci,
doada olmayan, sadece insana zg bir ereklilikten sz etmeyi
gerektirir. nsann zgr olma konusunda tek bir olana vardr
ki, o da, yaamn deerlerin belirlenimine sokmasdr. zgrlk, bir olanaktr, sadece deerleri gerekletirmeye koyulmu
insana ak bir olanak. nsan bu olana kullanmad srece bir
doa varl olarak kalr.
Hartmann'da Tanr'ya ve Scheler'in kutsal deerlerine yer
yoktur. Fakat sonu itibaryla o, deerleri ideal varlk alanna
dahil etmi olmakla, bir eit deer idealizmi ve deer metafizii ierisinden de konumu olur.
v- Nietzsche: Deerlerin Yeniden Deerlendirilmesi
Nietzsche, Aydnlanmac aklcln, hmanizmin ve Hristiyan tanrclnn amansz eletirmeni olarak bilinir. zellikle
Hristiyan inancnn eletirmeni ve "Tanr ld" sznn sahibi
olarak Nietzsche, bu szyle, modern Bat insannn benimsemi olduu deerlerin ktn belirtiyordu. Nietzsche iin
deerler insan eylemlerine hkmederler. Fakat ayn deerler insan eylemlerinden bamszlap idealize edildike, yaamdan

184

etik

koparlar. Bylece zellikle kalplap katlaan geleneksel deerler dnyay gerek haliyle grmemizi engelleyen perdelere
dnrler. Buna ramen, anlam ve amalarn kaybetmi olsalar da, geleneksel deerlerin byk bir ksmnn muhafazasna
aba sarfedilir, nk bunlar sre ierisinde kitlelerin sna
olurlar. zellikle Hristiyanla zg deerler, kalplap katlam olsalar bile, kitleler iin kompensan, yattrc ve uyuturucu ilevi grdklerinden zenle muhafaza edilirler. Geleneksel
deerler, kitle kltrne aittirler ve kendi ayaklar zerinde durmay beceremeyen kle ruhlu insanlar rahatlatan eyler olarak,
kle ahlkn pekitirmeye yararlar. Mutlak deerler, hele hele
kutsal deerler, Nietzsche iin Hristiyan uydurmaclnn ve
ikiyzllnn rnlerinden baka eyler deildirler. Buna
karlk Nietzsche, deerlerin "g istenci (iradesi)" zemininde
yaratlmas ve bylece insann kendini amas, "st insan" olmas gerektiini ileri srer. nsan, deerleri olduklar gibi benimsemek yerine, yeni deerler yaratmaldr. Bunun iin de nce mevcut deerleri andrmak, onlar ykc bir tavrla derinliine
eletirmek ve yeni deerler ileri srmek, ksacas deerleri yeniden deerlendirmek zorundadr. Byle bir insan iin artk deerler hazr olarak bulunan eyler deil, hep yeniden yaratlmas
gereken eylerdir. Yaamn dizginsiz ak iinde, insan, g istenci ile, her yaama aralnda deerler yaratr. Yaamn her n
kendi perspektifini retir ve tam da bundan tr perspektifler
okluu kadar deer vardr. Ve insan, ancak belli bir perspektif
altnda deer yaratabildii lde "st insan" olabilir ve ancak
byle olabildii lde zgrdr. "st insan", gelenee ve muhafazakrln rahatlna ve uyuturucu kafa lksne itibar etmeyen insandr. Nietzsche'de zgrlk, bir bakma, kendi g
iradesi ile deerler yaratmak ve bu deerlere gre yaamaktr.
Nietzsche'de deerlerin kaynann insan olduu, onun her trl nesnelci/idealist/mutlak deer anlayna radikal bir ekilde

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

kar kt aktr.
v- Marksist Deer Anlay:
Marksizmin deer eitleri ierisinde zellikle ekonomik
deerleri n plana karmasyla karakterize olduu bilinir.
Marksist terminolojiye gre "styap" kurumlar ile koutluk
ierisinde dnlmesi gereken ahlksal ve estetik deerler,
ekonominin ve ekonomik deerlerin tinsel uzantlarndan ibarettirler. Marksizmin deerleri kayna itibaryla znel sayd ve
onlar zneleraras ilikilerin bir rn olarak grd aktr.
Fakat Marksizmin deerlerle ilgili olarak yapt u saptama
nemlidir: nsan, toplum ve tarih hakkndaki bilgimiz, yaanlan
an deerlerinden bamsz, bu anlamda yansz bir bilgi olamaz. Sosyal bilimlerde aratrmann her aamasnda ahlksal ve
zellikle politik deerlerin yn vericilii sz konusudur. Sosyal
bilimler ideolojik disiplinlerdir ve byle olmamalar mmkn
deildir.
3. Deer Felsefesinin Temel Sorunlarna Ksa Bir
Toplu Bak
Felsefe tarihinde deerler sorununa ilikin olarak ortaya
atlm en etkili grlerden bazlar, buraya kadar, ksaca ve deinmeler dzeyinde gzden geirildi. imdi, analitik bir tavrla
deerler sorununa eilmek denenebilir. Bu, ayn zamanda, deerlere ilikin olarak yukardaki tarihede deinilmeyen baz
grleri de anma frsat salayacaktr.
Deerlere ilikin olarak temel sorun ayrt edilebilir: 1.
deer relativizmi ve deer oulculuu sorunu, 2. deerlerin insan eylemlerindeki belirleyicilii sorunu, 3. deer ile bilgi/bilim, deer yargs ile olgu yargs arasndaki iliki sorunu.

186

etik

1. Deer Relativizmi ve Deer oulculuu


Zamand ve insanst, deimez ve mutlak deerler ve
ayrca deer hiyerarileri var mdr; yoksa deerler sadece (bireysel ve toplumsal bazda) znel kaynakl, sosyo-kltrel ortamn rn, yani tarihsel olarak meydana kan ve bu yzden tarihsel deiime tbi olan ve oulluk gsteren eyler midir?
Sokrates, Platon ve Aristoteles'ten Windelband, Rickert,
Scheler ve Hartman gibi 19. ve 20. yzyl filozoflarna kadar,
zamand ve insanst, deimez ve mutlak (zellikle: kutsal)
deerlerin varlnn savunulduunu grdk. Bu gruptaki filozoflar ve felsefe anlaylar nesnel/idealist ve bazlar da mutlak filozoflar ve felsefe anlaylar olarak anlabilir. Buna karlk, sofistlerden 19. ve 20. yzyln baz pozitivistlerine ve
Marksistlerine, Nietzsche'ye (ve bildirimin sonunda ayrca deineceim) hermeneutiki filozoflara kadar, baz deerlerin idealitesine, onlarn zamand ve insanst olarak kabul edilmelerine kar kld, deerlerin znel kaynakl olduu, tarihsel
olarak ortaya ktklar ve srekli deitikleri, bu nedenle bir deerler okluu ve oulluunun hep yaand ileri srlr.
Deerler sorununa ilikin olarak hemen tm felsefe tarihine yaylan bu kartl, nesnelcilik/mutlaklk ile znelcilik/relativizm arasndaki kartl amak zere baz denemeler de yaplmtr. Bunlarn en nllerinden birisi, E. Troeltsch'n denemesidir.
Troeltsch, deer eitliliinin kltrel oluumlarn eitliinden kaynakland, tarihd veya tarihst, tm kltrleri
kapsayan global bir deerler topluluunun, bir evrensel deerler
birliinin olmadn ve yaratlamayacan ileri sren relativistleri onaylar. Buna karlk Troeltsch, tekil ve zgl bir kltr
evresi ierisinde uzun sreli bir "kltr sentezi"nin ve bir "deerler birliinin eriilebilir bir ey olduunu da ekler. rnein
Troeltsch'e gre Avrupallar kendi aralarnda byle bir sentezi

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

ve birlii, Avrupallara zg "kiilik" ve "zgrlk" gibi ide ve


deerler altnda uzun sreli olarak gerekletirebilirler. Ve bundan fazlas da beklenemez. Troeltsch iin tm insanl birletirecek, a priori olarak temellendirilmi hibir mutlak (hele kutsal) deer veya deerler yoktur, olmamtr. Tm insanl birletirecek mutlak ve kutsal deerler aramak, rtk bir totalitarizm isteinin rndr ve uygulamada bir kltr emperyalizmine yol aar. Ancak ve sadece, kendi kltr evremiz iin geerli bir deerler birliine, Troeltsch'n bilinli olarak kulland eliik bir terimle, bir "relatif mutlaklk"a ulalabilir.
Mutlaklk-relativizm kartln ama konusundaki bir
baka deneme M. Scheler'den gelir. Scheler, deerlerin insana
ve bu insann tarihsel konumuna, situasyonuna, iinde bulunduu zamann koullarna greli olmas anlamnda relatif olarak
yaandklarn, fakat zleri itibariyle insanst ve zamanst olduklarn belirtmek suretiyle bu kartl amak ister.
Bir baka deneme, 20. yzyl varoluuluu ierisinden, K.
Jaspers'ten gelir. Jaspers'e gre varolu olarak insan bizatihi tarihseldir ve deerlerin tarihsellii ve relatiflii, varoluun tarihselliiyle ballaktr (korelatiftir). Deerler kendi tzselliklerini insana insann tarihsel varolu koullar ierisinde hissettirirler. Buna karlk deer relativizmi, yaanan bir ey deildir; o
bir gzlemcinin bir saptamasdr. Baka bir ifadeyle, bir gzlemci olarak deerler okluundan ve relativizminden sz edebiliriz; fakat kiisel olarak bir deeri kendi yaantmzda hi de relatif bir ey olarak hissetmeyiz, tam tersine, onu mutlaklatrrz.
Yine bir baka ifadeyle, insan, hangi tarihsel koul altnda olurlarsa olsun, deerleri kendi yaantsnda mutlak anlama sahip
eyler olarak hisseder. Hatta, insan sonradan ayn yaantsna bir
gzlemci tavryla yneldiinde kendi deer yaantsnn relatifliini fark etse bile, bu onun kendi deerini mutlak geerlilie
sahip bir ey olarak hissetmesini engellemez. Jaspers, bu duru-

188

etik

mu, Toreltsch'n "relatif mutlaklk" terimini andran "varolusal mutlaklk" terimiyle adlandrr. Ne var ki, "varolusal mutlaklk"n baz bireylerde gerekleen veya gerekletiine inanlan bir yaant olmas, baka bireylerin bu yaantya sahip olmalarnn zorunlu koulu olamayacandan ve zaten birok insann
byle bir eyi yaamadklar deneyimle bilindiinden, Jaspers'in
de farknda olduu zere, byle bir yaant evrenselleemez.
Ayn kartlkla ilgili olarak Nietzsche'nin de adn anmak
gerekir. Yukarda Nietzsche'nin znelci/relativist/perspektivist
bir deer anlayna sahip olduu belirtildi. Fakat ilgintir ki, ayn Nietzsche, yaama sinmi olan bu deer relativizminin doadan, doann durmak bilmeyen oluundan, akndan kaynaklandn da syler ki, baz yorumcular, Nietzsche'deki relativizmin/perspektivizmin kendisini nesnelci ve hatta mutlak bir doalcln rn olarak deerlendirip, Nietzsche'de bir "mutlak relativizm"den sz edilebileceini belirtirler.
- Deerlerin nsan Eylemlerindeki Belirleyicilii Sorunu:
M. Scheler ve N. Hartmann, kendi nesnelci deer anlaylar dorultusunda, deerlerin insann istek ve davranlarndan
bamsz bir alan oluturduunu dnrler. Bununla birlikte bu
deerler alan insan eylemlerini belirleyen bir mercidir. Baka
bir ifadeyle, deerler insana dsaldrlar, kendi nesnellikleri iinde insandan bamszdrlar. Onlar insana gelmezler, insann onlara ynelmesi ve onlar gerekletirmesi gerekir. Bu u anlama
gelir ki, deerlerin belirleyicilii zorunluluk tamaz; tam tersine onlar, insanlar onlara ynelip onlar gerekletirmek istedikleri srece bir belirleyicilie, yani olumsal bir belirleyicilie sahiptirler. Bunun gibi, sofistlerden, Hume bata olmak zere yenia empiristlerine, Sartre gibi 20. yzyl varoluularna ve
gnmzn baz hermeneutikilerine kadar, deerleri zne kaynakl ve znelerarasln rn sayan znelci deer anlay ta-

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

raftarlar da, deerlerin belirleyiciliinin zorunlu olmad konusunda nesnelci deer anlay taraftarlaryla uzlarlar. rnein Sartre, insan eylemlerini nceleyen ve onlara k tutan bir
deerler alan olmadn, tam tersine deerlerin nnde, onlar
yaratan znenin yer aldn belirtir.
Deerlerin insan eylemlerini belirleyiciliinin zorunlu olmad konusunda znelci ve nesnelci anlaylar uzlam olsalar da, u sorunun yantnda birbirinden ayrlrlar: ster nesnel ister znel saylsnlar, deerler deer duygusu araclyla veya
bir seim ve tercih sonucu benimsenip gerekletirilecek eyler
iseler de, birey deerlere ilikin olarak yapaca seim ve tercihle aslnda tm insanl gzeten bir seim ve tercih yapm olmaz m? zellikle tinsel deerler iin durum bu deil midir? rnein "eitlik" gibi bir deer sadece bireysel bir seim ve tercih
konusu olabilir mi? Birey, deer olarak "eitlik"i zaten sadece
kendisi iin isteyemez. nk "eitlik", birden fazla bireyin varln gerektirir. O halde, birey olarak deerlere ilikin olarak
yaptmz her seim ve tercih, kendiliinden ve ayn anda, toplumsal, zellikle de ahlksal ve siyasal bir nitelie brnr. Baka bir ifadeyle, deerlere ilikin her bireysel seim ve tercih, ister istemez ve ikin olarak bir genelgeerlik iddias tar (Jaspers'in bu konudaki saptamasn yeniden anmak uygun olur).
yle ki, deerlerle ilgili her bireysel seim ve tercih, deerlerin
belirleyicilii altna girmeyi getirir ve deerler, belirleyicilikleri
bakmndan, otomatikman, Kant'n "kategorik imperatif'ini hatrlatan bir nitelik kazanrlar. Kendimiz iin isteyeceimiz deerin bakalarnn da istemesi gereken deer olmasn bekleriz. Ve
deerlerin insan eylemlerini belirleyicilii sorununda, bu noktada, teorik zeminde almas mmkn olmayan bir amazla kar
karya kalrz: Bireysel seim ve tercihlerimizin bakalarnn da
bireysel seim ve tercihleri olmasn arzu etmemiz ve bunu beklememiz, zellikle ahlksal ve siyasal deerlerimiz bata olmak

190

etik

zere, tinsel deerlerimiz sz konusu olduunda, tam bir atmaya yol aarlar. nk bizim znel (bireysel/grupsal/zmresel/snfsal) seim ve tercihlerimizi benimsemeyen ve hatta reddeden, fakat bizimkilerden farkl olan kendi znel (bireysel /
grupsal/zmresel/snfsal) seim ve tercihlerinin bizim tarafmzdan kabul edilmesini bekleyenler vardr, hep olmutur. Kendi seim ve tercihimizin biricik, tek ve genelgeer olmas, bu
yzden fiilen mmkn deildir. Birey, grup, zmre ve snf olarak her eyimizi kendisine dayayacamz tek bir ahlksal ilkemiz, tek bir deerimiz olsa bile, bu ilke ve deer tm insanl
birletirecek, tm insanlk iin geerli tek ve biricik ilke ve deer olamayacak, baka birey, grup, zmre ve snflarn baka ilkeleri ve deerleri olacaktr, olmutur. Bu yzden, bu noktada
genelgeer ve evrensel deerler arayan bir felsefi giriimden artk yardm beklenemez. Baklacak yer tarihtir. Tarih bize, birey,
grup, zmre ve snflarn deiik ve ok kez kart ilke ve deerler erevesinde srekli attklarn retiyor. yle ki, deerler, birbirlerine indirgenemez ve birbirleriyle badamaz bir
okluk gstermektedirler. Deerler okluu ve oulluu, bir tarihsel realitedir.
Ben, bu okluk ve oulluun, deerlerin zne kaynakl olmalarndan meydana geldiini ileri sren znelcilerin, zellikle
de "zne"yi "tarihsel zne" olarak kavrayanlarn yannda yer
alyorum.
Deerler doadan ve herhangi bir metafiziksel kaynaktan
deil, kendi varoluumuzdan, z itibariyle tarihsel olan, bu demektir ki, srekli deien kendi varoluumuzdan karlar ve eylem ve kararlarmz srekli ynlendirirler. yle ki, birey, grup,
zmre ve snf olarak yaammzn alaca yn, bu deerler okluu ierisinden yaptmz seime baldr. Tam da bu yzden
bu deerler okluu, Max Weber'in iaret ettii gibi, sosyal yaamda hi bitmeyecek gibi grnen bir deerler savana yol

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

aar. Bu deerler okluunu amak, bu deerler savan bitirmek iin uzlatrc/eklektik bir deerler sistemi veya bir deerler metafizii pekl ortaya atlabilir. Ve zaten bunun rneklerine insanlk tarihi ierisinde bol bol rastlamak mmkndr. rnein, Hristiyanlk ve slm gibi byk dinler, liberalizm ve
sosyalizm gibi byk ideolojiler, ortaya klarnda olmasa bile, geliim sreleri ierisinde bu trden bir genelgeerlik ve evrensellik peinde olmulardr. Fakat sonuta, onlar da, ister istemez, tek yanl deer sistemleri olmaktan kurtulamamlar, bitmek bilmeyen deerler sava iinde kendi yer ve cephelerini almaktan teye geememilerdir. Evrenselci felsefeler, bu savan
sona erdirilmesini salayamamlar, kendileri, sre ierisinde
savan taraflar olmulardr.
III- Deer ile Bilgi/Bilim ve Deer Yargs ile Olgu Yargs Arasndaki liki Sorunu
Aydnlanma'dan bu yana, "bilgi" ve "deer" kavramlar
birbirinden ayr tutulmaya, epistemoloji ve modern bilim ahlktan ve deer felsefesinden yaltlmaya allmtr. O zamandan
beri, bilgi faaliyetinin sadece nesne ve olgulara ynelik kalmas, deer bakmndan ntr ve yansz olmas gerektii ileri srlmtr. Bir baka ifadeyle, bilgi faaliyeti ve zellikle bilimsel
aratrma, sadece olgular hakknda yarglar yani olgu yarglar
ortaya koyabilir, betimlemeler ve aklamalar yapabilir, fakat
deer yargs retemez. Tabii bunun tersi de doru saylm yani deer yarglarndan olgu yargs retilemeyecei sylenmitir.
Bilgi faaliyetinin ve bilimin deerden bamszlna ilikin olarak, drt grle karlarz:
- Pozitivizm
Pozitivizmin temel tezi, bilimsel nesnelliin, ancak deer-

192

etik

den bamszlk ve yanszlkla salanabileceidir ve zaten deerden bamszlk ve yanszlk, bilimi bilim klan balca kouldur. Pozitivizme gre olgular konu alan bilim nesnel, buna
karlk deerler ve deer yarglar zneldirler. Dolaysyla bilimde deer yarglarna bavurmak, znellie ve hatta keyfilie
yol amak olur. Bilim insanlar, bilimsel aratrmann her evresinde, kiisel eilim, tavr, kanaat, nyarg, dinsel ve metafziksel inan, siyasal seim ve tercihlerinden bamsz olmak zorundadrlar. Bu bamszlk, sadece doa bilimleri iin deil, hatta
zellikle sosyal bilimler iin, bilimsel aratrma yapmann nkouludur. Doa bilimlerinin yntemlerinin byk lde sosyal
bilimler iin de geerli olduunu savunan pozitivizm, sosyal bilimleri, sadece sosyal olgular kaydetmekle yetinmesi gereken
teknik birer disiplin olarak grr. 20. yzylda da, neopozitivist
filozoflar ve Albert, Popper, Topitsch gibi kendilerine "eletirel
rasyonalist" adn veren filozoflar, zellikle sosyal bilimlerin deer yarglarndan bamszln savunmulardr.
- Marksizm
Marksizm pozitivistlerin yaptklar olgu yargs - deer
yargs ayrmn reddeder. Marksistlere gre, pozitivizm s bir
deneyimcilie dayanr ve en nemlisi, tarihsel/toplumsal gereklik alannn, bireylerin, gruplarn, zmrelerin, snflarn bilincinden bamsz olma anlamnda, "nesnel" bir tavrla inceleneceine inanr. Oysa tarihsel/toplumsal gereklik srekli deien bilin ieriklerine gre, deiik ekillerde kavranr. Bireylerin, gruplarn, zmrelerin, snflarn bilinleri ise, her zaman tarafldr ve pozitivistlerin anlad anlamda "nesnel" olmas
mmkn deildir. Gruplar, zmreler ve snflar, sosyal dnyay
kendi grup, zmre ve snf bilinleri ve en nemlisi kendi deerleri dorultusunda, yani tarafl olarak inceleyebilirler. i snf,
tarihe ve topluma, kendi snf bilinciyle, emein en yksek de-

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

er olduu bilinciyle eilirken, burjuvazi en yce deerin kiisel zgrlk, zgr giriim ve refah olduu bilinciyle eilir. Pozitivizm de aslnda tarafldr; nk o szde "nesnel" olma iddias ile, burjuvazinin ve tekelci kapitalizmin snflar aras kartlklarn stn rtmeye ynelik politikalarna hizmet etmektedir. Baka bir ifadeyle, pozitivizm, kapitalist Bat'nn kendi yanlln "nesnellik" klf ierisinde saklamasna ve ayn yanll
yanszlk olarak lanse etmesine yardm ve yataklk etmektedir.
- IVeberci Gr
Weber, sosyal dnyann deerlerle bezenmi bir dnya olduu konusunda Marksizmle uzlar. Ona gre de, tarih ve toplum dnyas, ancak deerlerle insan eylemleri arasndaki nedensellik yoluyla kavranabilir, anlalabilir. Ayrca Weber, sosyal
bilimcinin deer yarglarndan bamsz olamayaca konusunda da Marksistlerle uzlar. Ne var ki, Weber'e gre, deerler
balangta aratrma alanlarnn ve konularnn seiminde aratrmacy ynlendirse bile, aratrma srecine geildikten sonra
aratrma tarafsz bir biimde yrtlmeli ve aratrma sonular da yansz bir tutumla sunulmaldr.
v- Hermeneutik Geleneinde Bilgi-Deer likisi Sorunu
Hermeneutik geleneinde, zellikle Dilthey, Aydmlanma'dan bu yana olan geliimiyle epistemolojiyi tek yanlla tutuklanm sayar. Ona gre, Locke, Hume ve Kant'tan beri, bilen
zne, sadece, d dnyay alglayan ve algladklarn zihinsel ilemlerden geirerek bilgiye dntren znedir. Oysa Dilthey'a
gre, insann totalitesini paralayarak alglayp tasarlayan zne
anlamnda bilen zneyi teorik akla, hisseden, arzulayan ve
amalayan zne anlamnda pratik zneyi pratik akla havale etmek, Kant'tan beri epistemolojinin bir yanlgs olmutur. Yenia epistemolojisi, insann psiik ve tarihsel ynn budam,
Etik / F13

194

etik

onu sadece bilen zneye indirgemitir. Oysa Dilthey'a gre, yaama ierisinde insan, dnya karsna sahip olduu yetilerin btnlyle, bunlarn aralarndaki ok ynl ilikilerin tmlyle kar. Dolaysyla bilme yetisi, insann sahip olduu yetilerin eitlii ierisinde, bu yetilere smsk bal olan bir yetidir
ve hatta insann isteyen-hisseden-amalayan ve en nemlisi deerler koyan yan bilgi reten yanndan nce gelir. Baka bir ifadeyle, bilgi reten edimler saylan alglama, tasarmlama ve dnmeyi, isteme, hissetme, amalama ve bunlar araclyla oluan bir temel edim olarak deerlendirme, deer yaratma edimleri nceler. Dolaysyla insann d dnyay ve bizzat kendi dnyas olarak tarih ve toplum dnyasn kavraynn yaptalar,
insann psiik totalitesi, dier bireylerle girdii ilikiler zemininde kazanm olduu yaama deneyimidir ve yaama deneyiminin iinde en nemli ve geni alan deerler kaplar.
Bu, u anlama gelir: nsann tarihsel olarak oluan yaama
deneyiminden ve deerlerinden bamsz bir bilme gc ve yetisi yoktur. Bilgi yargs ve olgu yargs, bilgi ve deer arasnda
yaplagelmi olan ayrmlar, sahte ayrmlardr. nsann dnya
karsndaki tavr, bilgi edinmeci (epistemist) bir tavr olmaktan
ok, sahip olduu g ve yetilerin birlikte almasyla gerekleen anlamac/yorumlamac bir tavrdr. Sonu olarak, bilgi ve
bilim faaliyeti, pozitivistlerin sandklar gibi, deerden arnm
olamaz, byle bir ey mmkn deildir ve ayrca arzu edilir bir
ey de deildir. rnein bir tarihi "ge kapitalizm"den sz
ederken ve bu "ge kapitalizm"in "kapitalizmin bozulmu bir
devam" olduunu belirtirken bir olgu yargs m vermektedir,
yoksa bir deer yargs m? Bu sorunun hibir tam yant yoktur.
Buna ancak, olgu yargs - deer yargs ayrmnn sahte bir
ayrm olduu veya her deer yargsnn bir olgu yargs, her olgu yargsnn bir deer yargs ierdii eklinde bir yant verilebilir. Tam da bu yzden, sosyal bilimlerin (veya hermeneutik ge-

felsefe tarihinde "deer" kavram

] (fj

lenekteki adlaryla: "tin bilimleri") amac bilmek deil, anlamaktr. lgintir ki, pozitivistler, bilgi ve bilim faaliyetinin deer
yarglarndan bamsz olmas gerektiini iddia ederlerken, bir
olmas gereken'den sz ettiklerinin, yani ahlksal ve deersel
nitelikte bir yargda bulunduklarnn, bir deer yargs verdiklerinin farkna varamamlardr. Hermeneutik adan bakldnda
unlar belirtmek kanlmaz olur: Onlar da anlamak gerekir;
nk onlar bilirler ama anlamazlar.
4. Deerler ve Erdemler
- Deer -Erdem likisi
Deerlerden sz edildii her durumda, "erdem"den de sz
etmek kanlmazdr. nk "erdem", ister znel ister nesnel saylsn, deerin znel balla, korelatdr. Erdem, ilka ve ortaan deerleri varln iinde gren rasyonalist ve nesnel idealist retilerinde iddia edilenin tersine, zneye ait bir eydir ve
deere ynelik eylem iin znenin gereksindii liyakat, yararllk ve yeterlilik olarak anlalabilir. Baka bir ifadeyle, erdem
(arethe, virtus) bir deerin gerekletirilmesinde znenin belirli
tarzda eylemlerde bulunabilme kapasitesi, yetisi ve yeterlilii
anlamna gelir. rnein bir atn erdemi, gl olmas ve hzl
koabilmesidir. (Trkede "erdem", nceleri "artam" eklinde
syleniyordu. "Artam"n "artmak" fiilinden geldii anmsandnda, "artam" veya "erdem"in, insanda fazladan bulunmas gereken bir kapasite olarak anlald aktr. "Erdem" karl
olan Arapa "fazilef'in de "fazlalk"la ilgili bir fiilden geldiini
biliyoruz).
Buraya kadar birka yerde deindiimiz deerler okluu
ve oulluu fenomeni, beraberinde bir erdemler okluu ve oulluunu da getirir. Ksa bir tarihsel bak, bunu grmeye yetebilir.

196

etik

Antikan site devletlerinde "erdem" dendiinde ilk anlalan ey, politik ynden etkili, gl, gerektiinde gz kara olma ve politik hkimiyet kurabilme kapasitesidir. "Erdem" karl olarak Grekede kullanlan "arethe" terimi, "gllk, yiitlik" anlamlarna gelen bir kkten gelir ve aristokratik bir kltrde tek erdemin "gllk", "yiitlik" olmas da anlalabilir bir
husustur. Oysa demokratiklemenin hzland bir dnemin filozoflarnda, rnein sofistlerde "arethe"nin aristokratik (ve tek)
anlam deiir. Deerler konusunda znelci olan sofistler iin
erdem, insann kendisini evresine en iyi ekilde kabul ettirebilmesi iin gerekli olan kapasitedir. Bir baka ifadeyle, sofstik erdem, szcklerin ikna arac olarak kullanlmasnda bir stn
tekniktir. Buna gre erdemli insan ikna gc yksek olan, dili
ikna arac olarak kullanma kapasitesine, retorik gce sahip bulunan insandr. Ne var ki, tm insanlarn bu ve benzeri tekniklere, kapasitelere, glere sahip olmalar beklenemez. Erdemler,
hayat kolaylatrc pratik yeterliliklerdir ve koullara gre deiiklik gsterirler. Buna karlk Sokrates ve Platon, bu sofstik
erdem anlayna iddetle kar karlar. Onlar, kendi nesnelidealist ve evrenselci deer anlaylar dorultusunda, erdemleri
de nesnel ve evrensel klarlar. nk evreni, kozmosu yneten
tanrsal akl, Logos, insan kozmik dzene uyum gstermekle
ykml klmtr. te, erdemler, bu ykmll yerine getirebilmek iin gereken nesnel yeterlilikler ve kapasitelerdir ve tm
insanlarda mevcutturlar. Olsa olsa, onlarn dourulmalar (maiotik), uyandrlmalar, harekete geirilmeleri, bu yolla alkanlk
yaratacak ekilde edinilmeleri (habitus, esis) gerekir. Grek felsefesinde tipik olduu zere, en byk deer mutluluktur (eudaimonia). Dolaysyla erdemler, en yksek deer (en yksek iyi)
olarak mutluluk deerinin gerekletirilmesine ynelik tinsel
edinimlerdir (habitus, esis). Erdemler, mutlu olmann koullardr. Platoncu okulda bu konuda drt temel erdem kabul edilir:

felsefe tarihinde "deer" kavram

(fj

kendine hkim olma, cesaret, bilgelik, adalet. Aristoteles, drt


Platonik erdemi muhafaza eder, fakat bunlara bakalarn ekler:
cmertlik, lllk, eref, arballk, edep, dostluk.
Ortaada, Hristiyanln ve ge antik dnem stoa felsefesinin etkisi altnda, antikan kabul ettii erdemlerin ounun
korunduu, fakat bunlara yeni ve hatta antikan baz bireyci
erdemlerine kart erdemlerin konulduu grlr: itidal, (stoac)
ataraksiya, dierkmlk (altruizm), itenlik, sadakat, vefa, gven, alakgnlllk, fedakrlk vd Bu erdemler ayn zamanda
Tanr'ya giden yolda kesin etkili olan "teolojik erdemler" saylrlar.
Yenian ykselen burjuvazisi, ilkan aristokratik ve ortaan teolojik erdemlerinin ouna ilgi gstermemitir ve bunlarn karsna yeni erdem kategorileri karmtr: muktesitlik
(para biriktirme), kr etme amacyla giriimde bulunma, sebat,
i retme, alkanlk vd
Erdemler stne bu ksa bak, erdemlerin deiim ve dnmnde tarihsel koullarn ve hkim sosyal snf veya tabakann ynlendiriciliinin etkili olduunu gsterebilir. u da grlr ki, her deer retisi, kendi erdem retisini de getirmitir.
5. Sonu Yerine
alar st bir geerlilie sahip (mutlak ve kutsal deerler
bata olmak zere) hibir deer olmad gibi, (her a iin geerli olma anlamnda) alar st bir deerler ve erdemler retisi de olamaz. Deerler ve erdemler relatiftirler ve deerlerin ve
erdemlerin relativitesi felsefi bir seim ve tercih konusu deil,
bir tarihsel realitedir. Ve bu tarihsel realite, evrenselci felsefelerin bkmakszn srdrdkleri abalarla ortadan kalkmamtr,
kaldrlamaz. Baka bir ifadeyle, felsefede nesnelci, evrenselci
ve mutlak olmak, deerlerin ve erdemlerin tarihsel ve relatif
!

198

etik

olduklar realitesini deitirememekte, iin ilgin yan, bu relativiteyi amak iin giriilen her nesnelci, evrenselci ve mutlak
felsefi giriim, tarihsel sre ierisinde, giriimler ierisinde
herhangi bir giriim olarak kalmakla, dier giriimler karsnda
kendi relativitesini yaratmaktadr. Deerler ve erdemler tarihsel
situasyonlara baldrlar ve anlam ve nemlerini o situasyon ierisinde bulurlar.
Nesnelcilik, evrenselcilik ve mutlakl, deiik almalarmda ve zellikle son yllarda, gnmzn Anglo-Amerikan
gdml kresellemecilii rneinde, sk sk eletiriyorum.
Burada da deerler sorunu ile ilgili olarak unlar sylemek isterim:
Deerler ve erdemler relatiftir, tarihsel koullara gre srekli deiirler. Bu nedenle hibir sosyal grubun, hibir toplumun, hibir kltr evresinin deer ve erdemleri nesnel, evrensel ve hele hele mutlak olamaz. Felsefe, Greklerden beri iddia
edildii zere, hi de "mitos"un yerini "logos"un almasnn bir
meyvesi olmamtr. nk "evrensellik" fikri bir mitos, hem de
yaayan en gl felsefi mitos olmaya hl devam ediyor. Tarih
bilincinden yoksun olan Grekler ve onlarn modern Bat'daki izleyicileri, "evrensellik" ile "tarihsellik"in elitiini hi de aka grememiler, Hegel gibi bunu gren baz filozoflar ise, "evrensel'^ "tarih"in sonunda ulalaca zehabyla ve Hristiyanca
kayglarla felsefi topyalar retmilerdir. Bat'nn rettii ve ihra ettii bu evrenselci dnme modelinden ve bu model ierisinde ortaya srlen evrenselci felsefelerden artk yarar bekleyemeyiz.
Tarih bilinci unun da bilincidir: "Evrensel"in gereklemesine tarihsel olarak imkn yoktur. inde bulunduumuz sosyal grup, toplum ve kltr evresinin deer ve erdemlerine ne
lde ballk gsterirsek gsterelim, bunlarn tarihsel sre
ierisinde deieceklerini hatrdan karmamak zorundayz. Ne

ahlk hukuku nceler

199

var ki, bu deiimin nitelii ve ekli hakknda ak bir bilince ihtiya vardr. nemli olan, bu deiimin; baka sosyal grup, toplum ve kltr evrelerinin etkilerine elden geldii kadar ak olmakla birlikte, bal olduumuz sosyal grup, toplum ve kltr
evresinin kendi i dinamikleriyle gereklemesini salamaktr.
Aksi halde, deerlerini ve erdemlerini baka sosyal grup, toplum
ve kltr evrelerinin ikna ve g yoluyla tayin ettii, baml
sosyal grup, toplum ve kltr evrelerinin baml insanlar olmaktan kurtulamayz. Bugn "kreselleme" terimini bir de deerler ve erdemler asndan irdeleme, yorumlama ve eletirme
grevi, zellikle ve ncelikle bizim lkemiz gibi lkelerin flozoflarnca yerine getirilmesi getiren bir grev olarak duruyor.

ahlk hukuku nceler

201

EK-2
Ahlk Hukuku nceler*

Giri
Etik ve Hukuk Felsefesi: Kavramlar, Sorunlar, Yaklamlar konulu bu seminer, adnn belli ettii zere, hukuk felsefesi
ve etik arasndaki bantlar, ncelikle "ahlk", "hukuk", "ahlk felsefesi (etik)", "hukuk felsefesi" kavramlarnn tanmlanp
irdelenmesi ve bantlarn bu irdeleme zemininde kurulmasn
amalyor. Dolaysyla burada iki felsefe alannn temel kavramlarnn tanmlarna arlk veren bir seminer almasnn gerekleecei, tartmalarn tanmlarda ve her iki alann kavramlar arasndaki bantlarda younlaaca bellidir. Ben de bildirimin nemli bir ksmn nce bu kavramlarn tanmlanp irdelenmesine, daha sonra bunlar arasndaki bantlar, tarihsel rneklere bavurarak, ahlkn hukuku ncelediine ilikin tezim dorultusunda kurmaya ayrdm. yle ki, bildirimin nemli blmn tanmlar ve kavramsal bantlar oluturdu.
Seminerin amacna uygun olaca inancyla, bildirimi
blm halinde sunmay planlyorum: A- lk blmde, "ahlk"
ile "hukuk" ve "ahlk felsefesi" ile "hukuk felsefesi" terimleri*

stanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm Sistematik Felsefe ve


Mantk Anabilim Dal Bakanl ile stanbul niversitesi Hukuk Fakltesi Hukuk
Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dal Bakanl'nn 07-08 Ekim 1999 tarihlerinde stanbul'da dzenlemi olduklar Etik ve Hukuk Felsefesi: Kavramlar,
Sorunlar,
Yaklamlar konulu seminerde bildiri olarak sunulmutur.

202

etik

nin anlamlarn, ahlkn hukuku ncelediine ilikin tezimi pekitirmek amacyla irdelemeye ve buna bal olarak ahlk ilkelerinin hukuk ilkelerine gre teorik ncelie sahip bulunduklarn gstermeye alacam. B- kinci blmde, tezimi, hukuku
ahlk, siyaset ve ekonominin uzantsnda bir tarihsel/kltrel
rn olarak grmemizi salayacak birka tarihsel rnek zerinde durmak suretiyle, bu kez pratik/tarihsel planda pekitirmeyi
deneyeceim. C- Sonu blm niteliindeki nc blmde,
son iki yz yldr Bat tarihinde nemli rol oynayan ve bizde de
yansmalarn bulan liberal ahlk, liberal hukuk, liberal ekonomi
ve liberal siyaseti, ahlkn (ve ayrca ekonomi ve siyasetin de)
hukuku ncelediine en son ve en yaygn rnekler olarak, Trkiye'deki ekonomik ve siyasal uygulamalarla da koutluk kurarak, birka ynden eletirip deerlendirmeye alacam.
A- Tanmlar, Ortaklklar ve Ayrmlar
1. "Ahlk", "Hukuk", "Ahlkfelsefesi" ve
"Hukuk Felsefesi" Terimleri:
nce, "ahlk" ve "hukuk", daha sonra "ahlk felsefesi
(etik)" ve "hukuk felsefesi" terimlerinden ne anladm kabaca
belirtmeliyim:
1.1. Ahlk: Ahlkn, "iyi" olduuna yaama deneyimiyle
veya refleksiyonla inanlan ya da irdelemeksizin benimsenmi
veya bir otorite tarafndan dayatma yoluyla benimsetilmi bir
yaam anlayndan, bir yaam tarzndan kaynaklanan kurallar
ve bu kurallara uygun eylemler btn olduu sylenir. (Bu durumda "kt"nn, bu kurallarn ve bunlara uygun eylemlerin
kart kurallar ve eylemler olaca bellidir.) Bu kurallarn birbirleriyle tutarll ve kendi aralarnda hiyerarik bir dzeni her
zaman olmayabilir. Buna karlk felsefeler ve dinler, kendi alarndan, bir ahlksal tutarllk ve bir kurallar hiyerarisi pein-

ahlk hukuku nceler

203

de komaktan geri kalmazlar. Zaten ahlksal yaamn felsefi veya dinsel ynden temellendirilmesindeki amacn, ahlksal yaam belli felsefi ilkeler veya dinsel dogmalarla tutarl bir kurallar
hiyerarisine gre dzenlemek olduu bellidir. Ne var ki, bir
toplum ierisinde ve belli bir tarihsel dnemde bireylerin veya
bir toplumsal kesitin, hatta btn olarak bir toplumun fiilen yaad ahlk veya ahlklarn byle bir tutarl ve hiyerarik kurallar btnne dayandklar olduka phelidir. Normatif bir kurallar btn olarak bir ahlk retisi ile toplumsal/tarihsel bir
fenomen, bilfiil yaanan bir ey olarak ahlk arasnda tam bir rtme, ancak bir ideal olarak kalr. yle ki, bir normatif kurallar
btn olarak felsefi yoldan sistematik olarak temellendirilmi
veya dinsel yoldan dogmatik olarak gelitirilmi bir reti halindeki bir normatif ahlk ile tarihsel/toplumsal bir fenomen ve yaanan bir ey halindeki ahlk, ahlk olgusu arasnda tam bir rtme olmad, bizzat insanlk tarihinin bize rettii bir husustur.
br yandan ister bireysel ister toplumsal bazda anlalsn;
ahlksal eylemi ahlksal olmayan eylemden ayran baz ltler
de tabii ki vardr: Bunlarn balcalar; () bizzat benimsenen veya tre, alkanlk, dinsel grenek vd yollarla benimsetilmi bir
kurala dayanarak eylemek ("gereklilik", "doruluk", "erdem");
() bakalarn gzetmek ("dev", "eitlik", "zgecilik"); ()
eylem srasnda belli seenekler arasndan birini veya birkan
bilinli olarak tercih etmek ("irade", "zgrlk"); (v) eylemin
douraca sonucun tm getiri ve gtrlerini peinen kabullenmek, stlenmek ("sorumluluk"); olarak sralanabilir.
Anglosakson felsefe geleneinde, ahlk birey temelinde
tanmlama eiliminin ar bast bilinir. Bu gelenekte ahlk, bireyin kendine gre yaadklarnn, kendisine rehber ettii ilkelerinin, kurallarnn ve bu ilke ve kurallara uygun eylemlerinin bir
btn saylr. Ne var ki birey bir toplum ierisinde, bir tarihsel

204

etik

miras temelinde, bir zneleraraslk ortamnda var olabilir. Bu


temelden kopuk ve bu ortamdan bamsz, kendinden menkul
(otokton) bir salt birey, fktif bir eydir; onun bir gereklii yoktur. Byle grldnde, ahlk, her zaman, tekil insann dier
insanlarla karlkl ilikilerinde kaynan bulur. Ahlksal varolu olarak insan, ncelikle toplumsal grup oluturmasyla ve bu
grup ierisinde yaamn srdrmesiyle karakterize olur. Onun
bakalaryla birliktelii zemininde gerekletirdii bu grup yaamnn rnleri olan ilkeler, kurallar, inanlar, bu grup yaamnn gerekletii andan itibaren, ayn tekil insan belirlemeye,
ahlksal seim ve tercihlerinde onu ynlendirmeye balar. Bununla birlikte bu grup yaam ierisinde tekil varolu olarak insana, eylemleriyle ilgili olarak, dar veya geni apta seimler
yapma, tercihlerde bulunma, mevcudun snrlarn ama olana
salayan bir alan da hep kalr. Tekil insan ahlksal ynden birey klan en nemli yn, bu alanda mmkn olduu kadar ok
seim ve tercihte bulunabilmesi, eylemlerini bu seim ve tercihlere gre ynlendirebilmesidir. Fakat bu alan ne kadar geni
olursa olsun, tekil insan, tm seim ve tercihlerini sadece kendisinden hareketle, otokton bir halde gerekletiren bir "salt birey" yapmaya yetmez. Byle bir "salt birey" yoktur, olamaz. Sonu olarak ahlk, varoluunu, daima bir tarihsel/sosyal evre
ierisinde bulunmakta ve ayn zamanda bu evrenin oluumunda nemli bir etken olmakta bulur.
1.2. Hukuk: Hukuku, () amasal/normatif, () ilevsel, olmak zere iki ynden tanmlamak mmkndr. () Amasal/normatif ynyle hukuk; toplumsal dzenin salanmas amac dorultusunda, bireylerin birbirleriyle ve devletle olan ilikilerini
dzenleyen bir normlar btn olarak karmza kar. Bu normlar btn de, ounlukla ve zellikle Bat hukuk geleneinde,
kendisine kaynaklk eden bir st-hukuk olarak "doal hukuk"
zeminine baldr. () levsel ynyle hukuk; kendilerine uyul-

ahlk hukuku nceler

205

madii takdirde devletin koyduu yasalara (pozitif hukuk yasalar) dayal olarak yine devletin zorlayc eliyle gerekletirilen
yaptrmlara yol aan, dzenleyici kurallar topluluu (pozitif hukuk kurallar) olarak da anlalabilir.
Yukarda ahlk "birey"e dayal olarak tanmlamann sakncalarna deindim. Bununla ilgili olarak; () ahlksal yaamda bireyselliin ancak snrl bir seim ve tercih alan iin geerli olabileceini; () bu seim ve tercihlere bal eylemin, kii
amalamam olsa bile, en nihayet toplumsal bir etkisi ve sonucu olacan; () ahlkn, oluumu itibariyle esasen "toplumsal"
olduunu ve kaldn; belirttim. imdi, "kamu hukuku" ve
"zel hukuk" ayrm yapmak gelenek olmakla birlikte, hukuk
alannda da, "zel hukuk"un ancak "kamu hukuku" erevesi
ierisinde bireyin tercih ve seimine braklm hususlara ilikin
bir hukuk olabileceini belirtmeliyim. Sonu olarak hukuk da,
varoluunu, ancak tarihsel/toplumsal bir evrede, kamusallk
alannda bulabilir.
1.3. Ahlk ve Hukukun Ortak ve Farkl Ynleri: Yukardaki genel belirlemeler, ahlk ve hukuk arasndaki baz nemli ortaklklar ve ikisini birbirinden ayran temel ayrm da bize gsterebilir.
Baz ortaklklar yle sralamak mmkn grnyor: ()
bir kez her ikisi de ancak, insanlarn birlikte yaamalarndaki
zorunluluun bir sonucu olarak oluan toplumsal yaam ierisinde varolu bulabilirler. Ahlk ve hukuk, her eyden nce, herkesin istediini yapt yerde ortaya kacak olan kaosu nlemek
gibi bir pratik zorunluluun rnleridir; () her ikisi de bir kurallar btn olarak karmza karlar; () her ikisi de dayandklar ilkelerin nitelii bakmndan normatiftirler; bu demektir
ki bir "olmas gereken" tasarmndan hareketle oluur veya oluturulurlar; (v) birer toplumsal fenomen olarak, her ikisi de tarih
ierisinde deiebilirlik zellii tarlar. Ahlk ve hukuk, a-

206

etik

dan aa, kltrden kltre deiiklie uradklar gibi, ayn a


veya kltr ierisinde de deiiklie urarlar. Bu nedenle ahlk
ve hukuktan birer toplumsal/tarihsel fenomen olarak sz etmek
gerektiinde, onlar oul olarak kullanmak, "ahlklar" ve "hukuklar"dan sz etmek uygun olur.
ki alan arasndaki temel ayrm da yle belirtilebilir: Ahlk kurallar kiilerin ve gruplarn ortak yaaylarnda benimsenmi ve rf, det, teml, gelenek, grenek yoluyla olduu kadar, bunlara gre snrl kalsa da, bireysel irade, seim ve tercih
yoluyla da kurumlam olan kurallardr. Bu kurallara aykr
davranlar, ancak ayplama ve knama, gruptan dlama gibi
tepkilere yol aabilir. Buna karlk hukuk kurallar kiilerin birbirleriyle ve devletle olan ilikilerini genel olarak dzenlerler ve
bu kurallara aykr davranlar, devletin yaptrmna ve zor kullanmna yol aar. Hukukun olduu yerde devlet (veya baz komnal topluluklarda olduu gibi, devletin ilevini ikme eden
bir yaptrmc grup) vardr. Hukuk kurallarn ahlk kurallarndan ayran en nemli yn, hukuk kurallarnn devlet (veya yaptrmc grup) gcyle salanm bir yaptrmnn bulunmasdr.
2. "Ahlk Felsefesi (Etik)" ve "Hukuk Felsefesi" Terimleri:
Yukardaki "ahlk" ve "hukuk" tanm ve betimlerine koutluk ierisinde, "ahlk felsefesi (etik)" ve "hukuk felsefesi"
kavramlarn tanmlayp betimlemeye geebilirim.
2.1. Ahlk Felsefesi (Etik): Herhangi bir ahlk, kendi
"iyi"sinin ve kendi "kt"snn ne olduunu, normatif ve postla niteliindeki temel ncl veya ncller halinde belirler ve
"zgrlk", "eitlik", "dev", "sorumluluk", "ykmllk",
"gereklilik", "erdem" vd kavramlar, normatif olarak dnlm bu postlalara gre tanmlar. Ve en nihayet "doruluk" (ahlksal doruluk) da, postlatif/normatif olarak benimsenen "iyi"
ile bu "iyi" gzetilerek yaplan eylemler (ahlksal eylemler) ara-

ahlk hukuku nceler

207

smdaki tutarllk olarak grlr. Bu, ahlklar okluu kadar


"doruluk" (ahlksal doruluk) olmas demektir. te, ahlk felsefesi (etik), ahlklar okluu ierisinde karmza hep kan bu
temel kavramlar zerine bir yeniden irdeleme, zmleme, eletirme ve bu kavramlarn anlamlarn yeniden belirleme, eitli
ahlklar, ahlk tiplerini gsterme, bunlarn zelliklerini, benzerlik ve farkllklarn ortaya koyma giriimidir. Bu ynyle ahlk felsefesine meta-etik adn verenler de vardr.* Ne var ki, daha ok yzylmz Anglo-Sakson felsefesinde karlatmz bu
"meta-etik" terimi, eitli ahlklarn ntr, tarafsz ve nesnel bir
bakla ele alnabilecei, onlarn birer olgu halinde incelenebile*

Burada "ahlk" ve "etik" kavramlarnn birbirine srekli kartrlan ve birbiri yerine kullanlan kavramlar olduklarna dikkat etmek gerekir. Her iki terim de etimolojileri bakmndan benzer, hatta ayn anlamlara sahiptirler. Bununla birlikte, felsefe
tarihinin eski dnemlerinden ve zellikle geen yzyldan beri, onlar birbirinden ayr tutulmaya da allmtr. Buna gre, "ahlk", her topluma, her kltre, her aa
zg olarak deiik eit ve tipler halinde karmza kan, okluk gsteren bir fenomendir. Buna karlk, "ahlk felsefesi" karl olarak "etik" terimi, rnein geen yzyldan bu yana Alman felsefe geleneinde (ve zellikle N. Hartmann'da),
eitli ahlklar zerine bir irdeleme, zmleme ve eletiri gelitirmeyi grev edinmi olan bir felsefe disiplininin ad olarak kullanlr. Byle bir etkinlik tarzna Anglosakson geleneinde 20. yzyln ortalarndan beri, ayrca "meta-etik" adnn verildiini gryoruz. Ne var ki, eitli ahlklar irdeleme, zmleme ve eletirme iinin de herhangi bir ahlkn ierisinden yaplabileceini, yani bu iin, farknda olunsun veya olunmasn, bir ahlksal kalk noktasndan bamsz olarak gerekletirilemeyeceini hakl olarak ileri srenler (zellikle relativistler ve tarihselciler) iin,
"ahlk" ve "etik" (veya: "meta-etik") terimleri arasndaki ayrm ounlukla bulank,
zorlama ve yapay bir ayrm olarak kalr. Bu gr sahiplerine gre, ahlklar ahlklar-st bir noktadan inceleme imkn yoktur. Bununla birlikte bu gr sahipleri bile, bir tarihsel/toplumsal fenomen olarak "ahlk" (veya "ahlklar") ile bunlar irdeleme, zmleme ve eletirme tarz olarak "etik" arasnda ayrm yaplmasnn bir
gereklilik olduunu ileri srmekten geri kalmazlar. Bu ayrmdan hareket edildiinde, gnmzde yaygn olarak kullanlan "tp etii", "bilim etii" vb. terimlerin uygunsuzluu grlr. Bunlarn yerine "tp ahlk", "bilim ahlk" vb. terimleri kullanmak gerekir. Fakat tabii ki, tek tek meslek alanlarnn ahlklarn genellikle ve irdeleme, zmleme ve eletirme amal olarak ele alan bir "meslek etii"nden de
ayrca sz etmek gerekir. "Etik"in bir alt dal olarak "meslek etii", eitli mesleklerin "ahlk"larn konu edinir. (Bkz: D. zlem, Ahlk Felsefesi (Ders Notlar), Ege
. Ed.Fak. yayn, zmir 1981; D. zlem (ev./der.), Gnmzde Felsefe Disiplinleri, 2. bask, nklp Yaynlar, stanbul 1997, s.333-389.)

208

etik

cei varsaymna, pozitivizmin bu temel sayltsna itibar edenlerin kullandklar bir terimdir. Oysa byle bir "meta-etik"in imknszln savunanlar, ahlklar okluunun, farknda olunsun
veya olunmasn, yine ancak herhangi bir ahlk ierisinden grlebileceini ileri srenler (zellikle relativistler ve tarihselciler)
vardr. Bu nedenle bir "ahlk felsefesi (etik)", hem eitli ahlklar inceleyen hem normatif olmas dolaysyla kendisi bir ahlk olan veya bir ahlk neren, bu demektir ki ayn anda iki zemin zerinde hareket eden bir disiplindir.
2.2. Hukuk Felsefesi: En yaygn biimsel tanmyla hukuk
felsefesi, insan ilikilerini karlkl haklar ve ykmllkler
asndan ele alan felsefe disiplinidir. "Hak" ve "adalet" kavramlarn zmleyen, eitli hukuk sistemlerinin irdelemesini,
zmlemesini ve eletirisini yapan, hukukun zn, otoritesini, toplumdaki rol ve ilevini grp gstermeye alan tutumuyla olgusal olduuna inanlan bir zeminde hareket eden "hukuk felsefesi", ayn zamanda tm tekil hukuklarn, hukuk dzenlerinin zerinde "evrensel hukuk normlar" arayan tutumuyla normatif kalr. yle ki, "hukuk felsefesi" ile "hukuk" (tekil
hukuklar, hukuk sistemleri) arasnda, tpk "ahlk felsefesi
(etik)" ile "ahlk" arasndaki ayrmda olduu gibi, giderilemez
trden bir bulanklk vardr. Bu bulanklk, daha "hukuk felsefesinin balca sorularnda hemen kendisini gsterir: 1. Hukuk
nedir?, 2. Hukukla ahlk arasnda nasl bir iliki vardr?, 3. Toplumsal ve ekonomik koullar hukuku nasl etkiler?, 4. Yasalara
"iyi" ve "kt" diye deer bime imkn veren deimez ilkeler
ve normlar (doal hukuk) var mdr? lk soru, hukuk felsefesinin olgucu, irdeleyici, zmleyici tutumunun anlalmasna
elverirler. Fakat zellikle drdnc ve son soru, hukuk felsefesinde, incelenen hukuklar okluunda zaten ierilmi olan normatifliin zerine en st dzeyde normlar, "doal hukuk normlar" veya "evrensel hukuk normlar" denilen normlar koymak

ahlk hukuku nceler

209

isteyen bir yn, yani sonuta kendisini de en st derecede normatif klan bir yn olduunu grmemizi salar. Bylece hukuk
felsefesi, tpk ahlk felsefesi (etik) gibi, iki zemin zerinde hareket eder. Bu demektir ki, hukuk felsefesi; () pratikte bir hukuklar okluu halinde karmza kan hukuk fenomenini ve
zellikle mevcut ve yrrlkteki hukuk kurallarn yani pozitif
hukuk kurallarn tanmlayc, irdeleyici, zmleyici bir tutumla ele alrken; () br yandan bu pozitif hukuk kurallarnn en
st ve deimez olduklarna inanlan veya zaten yle olduklar
dnlen ilkeler, evrensel hukuk ilkeleri denilen ilkeler bakmndan bir deerlendirmesini yapar ve tekil hukuklarn snanmasn ve denetlenmesini salayacak evrensel ltler bulmaya,
tm insanlar iin ortak bir st-hukuk gelitirmeye alr. zellikle bu ikinci ve en st derecede normatif ynyle hukuk felsefesi, evrensel olduuna inanlan temel kural ve normlara dayal
olarak "eitlik", "zgrlk" ve zellikle "adalet", "hak" kavramlarn tanmlamaya alr. Bu nedenle normatif hukuk felsefesi,
ounlukla doal hukuk retilerinin alan olarak da karmza
kar.
Bu betimlemeler, normatif ynyle hukuk felsefesini herhangi bir hukuktan ayrma gln yeniden karmza karyor. Nasl ki ahlk felsefesi (zellikle Anglo-Saksonlarn "metaetik"!), salt betimleyici ve zmleyici kalamyor ve ak veya
rtk, normatif olmak gereini duyuyorsa; hukuk felsefesi de,
salt betimleyici ve zmleyici kalamamakta, kendisi norm arayan ve reten bir tutumla almak gerei duymaktadr. *
*

Etik/

Anglo-Sakson etikilerin nemli bir ksm, 1980'lere kadar, bir "meta-etik"in normatif olmak zorunda olmadn, onun sadece betimleyici ve zmleyici kalabileceini srarla belirtmekten vazgememilerdir. Fakat yaptklar betimlemeler ve zmlemelere, ahlklar okluu ierisinden bir ahlkn, kendi liberal
ahlk\armm
yn verdiini ya grememiler, ya grmek istememiler veya bunun stn rtmeye almlardr. Hukuk felsefecileri ise, buna karlk, hukuk felsefesinin sadece
betimleyici, zmleyici kalamayacan, normatif olmak zorunda olduunu aka

F14

210

etik

3. Ahlk Hukuku, Ahlk Felsefesi (Etik) Hukuk Felsefesini


nceler
3.1. Hukuktan nce Ahlk Vard: nsan topluluklar, toplumlama aamasna getiklerinden bu yana, her dnemde herhangi bir ahlka sahip olmulardr. Buna karlk devlet ve hukuk, ahlka gre ge ortaya km fenomenlerdir. Devletsiz ve
hukuksuz toplumlar olmutur; fakat ahlksz (bir ahlka sahip
olmayan) toplum olmamtr. Tarihsel olarak, ahlk hukuku nceler. Ahlk felsefesi (etik) de, felsefe tarihinden bildiimiz zere, tarihsel olarak hukuk felsefesini ncelemitir. Bu tarihsel ncelik yannda, bir mantksal ncelikten de sz etmek gerekir.
Hukuk felsefesi, hemen her zaman, en temel ncllerini ahlk
felsefesinden almtr, almak zorundadr. Bir hukuk normu, her
durumda ve ncelikle bir ahlkllk tar. rnein Kant'a gre
herhangi bir hukuk, en nihayet, ifade edilmi olsun olmasn,
postla niteliindeki ahlksal ncllere dayanr. Ve stelik Kant,
bilindii zere, sadece "hukuk"tan deil, "hukuk etii"nden sz
etmenin doru olacan belirtir (1. Kant, Hukuk retisinin Metafizik lkeleri, 1797, b.24, a.26). Felsefe tarihi iindeki yeri bakmndan da hukuk felsefesi, gemileri binyllar bulan felsefe
disiplinleri yannda, ancak geen yzyldan bu yana adndan sz
edilen, ok yeni bir disiplindir. Geri hukuk fenomeni ve hukuk
sorunlar, hi phesiz felsefe tarihinin erken dnemlerinden beri felsefe ierisinde ele alnmlardr; fakat buradan hareketle
"hukuk felsefesi" adyla bir felsefe disiplininin oluumuna ansylyorlar. Meta-etikilerin kendi normatif tutumlarn rtme abalar, phesiz
sonuta yine herhangi bir "ahlk" (liberal ahlk) asndan ve ahlklar okluu ierisindeki hemen her tekil ahlkta karlatmz "drstlk", "itenlik" gibi ahlksal deerler nda deerlendirilmesi gereken bir konu olarak karmza kyor.
Meta-etikilerin bize unu syleme ykmllkleri vardr: Her meta-etik, rtk olarak, yaayan veya yeni olarak nerilen herhangi bir ahlkn ierisinden konuabilir;
baka trlsn yapamaz. Her meta-etik, ne kadar olgusal ve olgucu bir dille sunulmu olursa olsun, ancak ve sadece ahlksal ncllerle alabilir.

ahlk hukuku nceler

211

cak yenia felsefesinde ve zellikte 19. yzylda tank oluyoruz. Ve bu gen disiplin ierisinde zaman zaman, genlie zg
bir atakln belirtisi olarak, hukuku etiin stne koyma veya
onu hi olmazsa etikten bamsz klma abalarna bile rastlanmtr. Oysa yine Kant'a bakacak olursak, bu gibi abalar bile,
ak veya rtk, bilinli veya bilinsiz, etik postlalara dayanmaktan baka bir ey yapamamlardr (I. Kant, yukarda anlan
eser; b.32).
3.2. Hukuk Felsefesinin Dier Disiplinlerle Ba: Hukuk
fenomenini ve normatif hukuk sistemlerini ele alan ynyle hukuk felsefesi ahlk felsefesinden bamsz olamayaca gibi,
ekonomi retilerinden, devlet ve siyaset felsefelerinden de bamsz olamaz. nk hukuk, her dnemde, ekonomi, devlet ve
siyasetle i ie ortaya kan bir fenomendir. Hukuk felsefesi
ekonomi retilerinin, devlet ve siyaset felsefelerinin katk ve
sonularndan yararland ve yararlanmak zorunda olduu iin,
rnein mantk ve ontoloji gibi asal ve bamsz bir felsefe disiplini deildir, olamaz. nk "hukuksal" olan, ayn zamanda
"ahlksal" ve "siyasal"dr da. Buna bal olarak, hibir hukuk
dzeni, ekonomik ve siyasal dzenden bamsz bir varlk kazanamaz. Hukuk normlar ayn zamanda ekonomik, ahlksal ve siyasal normlardr ve bir yaam gr ve ideolojiden bamsz
olarak ortaya konulamazlar.*
Hukuk felsefesinin bu bamll, onun nem, deer ve statsn drmez. Tam
tersine hukuk felsefesi; ahlk felsefesi, ekonomi retisi, devlet felsefesi ve siyaset
felsefesi bata olmak zere, felsefenin birok alanyla srekli ilikide olmann, bunlarn kavram ve tasarmlarn kullanmann, bunlarda dile getirilmi gr, anlay ve
retilerin bilgisine sahip olmann bir gereklilik olmas dolaysyla, hatta bunlardan
belli ynlerde daha karmak ve daha youn bir problematie sahiptir. A. Comte,
kendi bilimler sistemi ierisinde sosyolojiyi son sraya koyar. Onun sisteminde en
temel bilim fiziktir ve fizik, en temel bilim olmas lsnde basittir. Bir st basamaktaki kimya fizie gre daha az temel ve fakat ondan yararlanmak yani ona baml olmak zorunda olduundan dolay ondan daha karmaktr. Daha sonra sralanan biyoloji ve astronomi de, ayn ekilde, kendisinden nceki bilime gre daha az

212

etik

B- Hukuka rn Olarak Bakmak


imdi, yukardaki son belirlemeleri pekitirecek ve iddialar destekleyecek tarihsel rnekler zerinde durmak gerekecektir.
Bunun iin nce hukuk, ekonomi, ahlk, devlet ve siyasette ortak kavramlar olarak geen drt temel kavramn, "eitlik", "zgrlk", "adalet" ve "hak" kavramlarnn, eksik ve yetersiz de
olsa ksa tanmlarn vermek, daha sonra bunlarn ve zellikle
bunlarn ierisinde "eitlik" ve zgrlk"n tarihsel dzlemde
ne ifade ettiklerine deinmek gerekecektir. nk "hak" ve
"adalet" kavramlar, ancak "eitlik" ve "zgrlk" kavramlaryla ilinti ierisinde tanmlanabilirler.
1. Ekonomi, Ahlk, Devlet ve Siyaset retilerini Buluturan Kavramlar:
1.1. Eitlik: ok formel ve yaygn bir tanmna gre, eitlik, ahlksal ve genellikle toplumsal bir ideal olarak, insanlarn
birbirleriyle, ayn insan doasna sahip olmak bakmndan, ayn
konum ve deerde olmalar halidir. lke olarak eitlik, insanlarn
birbirleriyle edeer olduklarn, bundan dolay insanlar arasnda ayrm gzetilmemesi gerektiini dile getirir. Ne var ki, bu
eitlik tanm genel ve formel bir tanmdr. Buna karlk zellikle ilke olarak eitlik, tarih ierisinde deiik dnemlerde deiik
anlam ierikleriyle karmza kar. rnein ilkan eitlik tanmna gre, insanlar beden ynnden olmasa da, akl (Logos)
ynnden eittirler. Akl, herkese eit olarak datlmtr ve akln yolu birdir. Bu demektir ki, hayvan olarak deil, fakat akl
temel ve fakat daha karmaktr. Son srada yer alan sosyoloji ise, bu bilimler sistematiinde, kendisinden ncekilere gre en az temel ve fakat hepsinden yararlanmak
zorunda olduundan dolay en karmak bilim olacaktr. Tam bir koutluk kurulamasa da, benzeri bir durum hukuk felsefesi iin de geerlidir. Hukuk felsefesi, dier
disiplinlere bamll orannda, karmakl ve dolaysyla nem, deer ve stats ykselen bir disiplindir. Disiplinler aras bamllk, disiplinlerin deerini dren deil, tam tersine ykselten bir husustur.

ahlk hukuku nceler

213

sahibi varlk yani insan olarak, akln herkese datlm olmasndan (distributio rationis) dolay, eitiz. Ortaa bu eitlik tanmn deitirir. Ortaaa gre hayvan olarak da, insan olarak da
eit deilizdir. Fakat Tanr, insanlar tinsel ynden eit grr. nsanlar dnyevi ynden deil, fakat Tanr'nm nezdinde eittirler;
Tanr Mahkemesi (Eskaton) nnde, herkes ayn konum ve deerdedir. Yeniala birlikte yeni ve kapsaml bir eitlik tanm
ile karlarz. Yeniada eitliin drt anlam zerinde durulur:
() ahlksal (ve belirleyici) anlam: nsan (Tanr iin bile) ara
deil, ama olmaldr; o yalnzca insan olmas dolaysyla deerlidir ve bu deer tm insanlar iin ayndr; () siyasal anlam: insanlar yneticilerini eit oy ilkesine gre seerler; () hukuksal
anlam: insanlar yasalar nnde eittirler yani ayn deerdedirler;
(v) ekonomik anlam: insanlar maddi refahtan kendi yetenek ve
ihtiyalaryla orantl olarak pay alrlar; varolan yoksulluu en
aza indirmek, ekonomik eitlik ilkesi gereidir.
1.2. zgrlk: Bilindii zere bu kavram, zellikle yenian balarndan gnmze, "eitlik" ile birlikte dnlen ve dile getirilen bir kavramdr ve onun da ahlksal, siyasal, hukuksal
ve ekonomik anlamlan vardr. () Ahlksal anlam: zgrlk, kiinin kendi kendisini belirlemesi, denetlemesi, ynlendirmesi ve
dzenlemesi halidir. Buna gre ahlksal ynden zgr olan insan, kendisini d bask, etki ya da zorlamalardan bamsz olarak, kendi ideallerine, motiflerine ve isteklerine gre ynlendirebilen insandr. Kiinin bakalarnn buyruk ve isteklerine gre
deil de, kendi isteklerine gre davranabilmesi, onun zgr olduunu gsterir. zgrlk, insann kendi tercihlerine, akla dayal kararlarna, iradesinin buyruklanna gre eyleyebilmesidir.
zgr insan, varolan alternatif eylem tarzlar arasnda bir seim
yapabilme ve yapt seimin gereini yerine getirebilme gcne sahip olan insandr. Kant'a gre zgr insan, d koullar kadar, psikolojik ve biyolojik yapsnn belirledii koullar da aa-

214

etik

bilen, kendi ideallerine, isteklerine ve hedeflerine uygun davranabilen insandr. Ayn insan, kararn zgrce verdii duygusuna, zgrlk duygusuna sahiptir. () Siyasal anlam: kiinin yaama ve mlkiyet haklarnn devlet karsnda nemi ve ncelii vardr (liberalizm); kii, bireylerin ortaklaa sahip olduu
ekonomik refah, sosyal haklar ve gvencelerin varl ve bunlarn daha da artmas orannda zgrdr (sosyalizm). () Hukuksal anlam: birey, devletin bireylerin birbirleri ve devlet karsndaki haklarn yasalarla gvence altna ald ortamda hukuksal
zgrle sahiptir (liberal hukuk devleti); bireylerin kiisel haklar, onlarn ortaklaa sahip olduklar haklardan, toplumsal bar tehdit edecek, toplumun ortak karlarn baz bireylerin karlar lehine daraltacak ekilde fazla olamaz (sosyal hukuk devleti). (v) Ekonomik anlam: bireyin ekonomik zgrl, onun zgr giriimciliiyle edeerdir; ihtiyalarn en iyi ekilde karlanaca mekanizma, pazar ekonomisidir (liberal ekonomi); bireyin zgr giriimcilii, toplumun ortak refah ve gelir dalmnda denge ve eitliin salanmas amacyla snrlandrlabilir,
devlet bu denge ve eitlii salamak amacyla kendisi ekonomide faal rol stlenebilir (karma ekonomi, sosyal planlama).
Grld zere, yeniadan bu yana zgrln tanmnda iki ana ideolojinin, liberalizm ve sosyalizmin etkili olduu
aktr.
1.3. Adalet: Yukardaki tanmlarndan da anlalaca zere, "eitlik" ve "zgrlk" birer idealdirler, normatif yoldan tanmlanmlardr. Bunlarn yaama geirilmeleri, uygulamaya
konulmalar gerekir. te, adalet, bir toplumda bata eitlik ve
zgrlk olmak zere, deerlerin, ilkelerin, ideallerin, erdemlerin cisimlemi, somutlam, hayata geirilmi olmas halidir.
Adalet, herkesin, hak ettii dl veya cezayla karlanmas gerekliliidir. Adalet, en yce, nesnel ve mutlak olduuna inanlan
bir deerin anlatm olarak, insann eylemini ahlksal adan de-

ahlk hukuku nceler

215

erlendirmede de en yksek lttr. Adalete, eitliin somut


olarak gereklemi hali olarak bakanlar da vardr. Ve bu grte olanlar, ahlk ile hukuk arasndaki en doru ban da burada
kurulabileceini dnrler. Buna gre hukuk, her eyden nce
bir ahlksal ideal olan eitliin toplumsal yaama geirilmesinde dayanlmas gereken normlar btndr. Adaletin de drt anlam vardr: () Ahlksal anlam: adalet, ahlksal planda, doruluk, drstlk, tarafszlk, uygun ve doru muamele biimlerinde karmza kar. () Siyasal anlam: kart gr ve karlar
olan insanlar arasnda hakka en uygun bir denge oluturulmu
olmas halidir. () Hukuksal anlam: bir kimsenin haklaryla
bakalarnn (toplumun, halkn ve nihayet devletin) haklar arasnda bir uyum bulunmas halidir (hukuksal adalet). (v) Ekonomik anlam: maddi refahn herkese ihtiyacna, deerine gre ve
hak ettii oranda datlmas halidir (sosyal adalet).
1.4. Hak: Bireye, varolan yasalarla, evrensel beyannameler
(nsan Haklar Beyannamesi) veya en azndan szl bir gelenekle tannan belli ekillerde hareket etme zgrl, yetkisi ya da
imknna "hak" denebilir. Hak, insana Tanr adna hareket ettiine inanan ve toplumu buna inandran kral ya da yasa, toplumsal bilin veya gelenek gibi bir otorite kayna tarafndan verilen, desteklenen, kutsanan yetki, zgrlk veya ayrcalktr.
Bylece o, bireylere toplumsal ilikiler ve ahlk bakmndan tannan davran zgrln bizatihi ierir. Dolaysyla "hak" diye bir eyden, ancak toplumsallk ve ahlksallk ortamnda sz
edilebilir. Hakkn da drt anlam vardr: () Ahlksal anlam: belli eylem ve faaliyetleri (bakalarna zarar vermeden) gerekletirme hakk. () Siyasal anlam: vatandalk, siyasal parti kurma,
seme, seilme, partilere girme, siyasal iktidar eletirme, sansre veya kovuturmaya uramama haklar. () Hukuksal anlam:
hukuk sistemini ithamlara kar savunma, bakalarn sulama,
bakalar karsnda korunma, yasalar deitirme, yasalar nn-

216

etik

de eit muamele grme haklan; (v) ekonomik anlam: i ve meslek sahibi olma, isiz kalmama, mlk edinme, ticaret yapma
haklar ("insan haklan" bal altnda toplanan; yaama, zgrlk, eitlik, mutlu olma, alma, eitim alma, salkl yaama,
meslek sahibi olma, uygun bir yaam standardna ulama, sansre ve kovuturmaya uramama, mahremiyeti muhafaza, zel
yaamn korunmas, konut dokunulmazl, haberleme zgrl, yerleme ve seyahat zgrl, din ve vicdan zgrl,
bilimsel, felsef ve sanatsal faaliyette bulunma zgrl vd
haklar, bu drt hak trn de ierirler).
2. Devletin ve Hukukun Tarihsel Geliimlerine likin Birka Not
2.1. Devlet ve Hukukun Kayna: Toplumlamayla birlikte,
tarmsal "art rn" veya "ekonomik artk"n paylam ve topluluun kendisini koruma ve ynetme gerei, askerlik, rahiplik,
zenaatkrlk, tccarlk, yneticilik vd mesleklerin ortaya kmasn ve bylece yneten-ynetilen ayrmn yaratmtr. Bu sre
ayn zamanda ahlkn, rf ve detlerin de ortaya k ve yayl
srecidir. Fakat bunlar, birlikte yaamann gereklerini salama
ve gvenceye alma konularnda yeterli deillerdi. Birlikte yaama kurallarn belirlemek ve bu kurallar uygulayacak bir yaptrmc g tesis etmek gerekiyordu. Devlet ve hukuk byle ortaya ktlar. unu da gryoruz ki, dier ilevleri yannda devletin srekli kalan bir ilevi, hukuk retmek olmutur. Bu devlet,
ister bir kk site, ister bir imparatorluk olsun, kendi varoluunu, byk lde, hukuk reten ve rettii hukuku uygulamaya
sokan kurum olmasnda bulmutur. Hukuk retilirken ahlk
(zellikle dinsel ahlk), rf ve detler yannda ekonomik stnl elinde bulunduranlarn karlan da bu retim iinde ynlendirici olmutur. Bu demektir ki, bir yaam gr, bir inan
veya ideolojiden bamsz, ntr bir hukuk retimine tarih tank

ahlk hukuku nceler

217

olmamtr. Zaten yazl hukukun, kodifikasyonun bilinen ilk rnei olan Hammurabi kodeksi, bu belirtilenleri yeterince dorulamaktadr.
alara gre devlet ve hukukun geliimlerine bakldnda,
eksik ve kaba deinmeler dzeyinde kalsa bile, unlarn alt izilebilir:
2.2. lka: lk site devletlerinde hukuk dinsel ahlk halinde karmza kyor. Ne var ki, hukuk bu devletlerde genellikle
din kaynakl bir grnme sahip olmakla birlikte, burada dinsel
ahlk yerlemi karlarn yasalarca korunmasnn klf olma ilevini de yklenmi grnmektedir. retimde en st dzeye
ulam olmak, sosyal adaleti salamaya yetmemitir ve gelir
paylam hep siyasete egemen olanlarn iradesine bal kalmtr. Din, gelir paylamndaki adaletsizliin rtlmesinde de sk
sk kullanlmtr. Romal Patriiler pek de dindar kimseler deillerdi. Fakat yoksul Pleplerin dindar olmalar ve dindar kalmalarn salamak iin srekli gayret sarfetmilerdir. Ayrca ayn
Patriiler, milattan sonraki ilk yzyllarda, kendi karlarna dokunmayan her dine hogrl davranmlar, Hristiyanl da
din olduu iin deil, ihtilalci bir halk hareketine dnme potansiyeli tad iin ezmeye almlardr. Fakat Patrii-Plep
kavgasnn en nemli sonucu, Roma'da tarihin grd en
nemli hukuklardan birinin retilmesine yol amas olmutur.
Hukuk yani Roma Hukuku, dinsel ahlka yaslanr olmaktan km, kar sahipleri olarak iki grubun, Patrii ve Pleplerin pazarlklar sonucu oluan laik ahlka dayal bir nitelik kazanmtr.
Ve yurtta olarak insanla devlet arasndaki ilikiler, ilk kez Roma'da yazl olarak ve net bir biimde dzenlenmitir. Roma
cumhuriyetten imparatorlua, yani ok etnisiteli bir ynetim
ekline geince, ister istemez ok hukuklu bir dzeni benimsemitir. Fakat Roma hukuku, bir eit st-hukuk olarak, imparatorluun en cra kesinde bile geerliliini korumutur.

218

etik

Bat Roma'nn ykl ve ortaya kan boluu Kilise'nin


doldurmaya girimesi sonucu, hukuk retme bir sre devletlerden Kilise'ye gemi oldu. Dou Roma'da, Bizans'ta ise, Justinianus, Hristiyan ve stoa ahlklarndan izler tayan Corpus Juris'i (Justinianus Kodu) gerekletirdi. ok daha sonralar Osmanllar da, kendi hukuklarn retirlerken, slm'dan olduu
kadar, artk yaklak bin yllk bir gelenei olan Justinianus Kodu'ndan da yararlanmay ihmal etmediler. Fatih Sultan Mehmet
ve Knun Sultan Sleyman'n nl kanunnameleri, tpk Roma'da olduu gibi, ok hukukluluun stnde bir eit st-hukuk ilevi grdler.
Bat ortaanda Kilise-devlet atmas, hukuk retiminde
kimin sz sahibi olaca konusundaki atmay da ierir. Dnyevi (secular) hukuku temsil eden kral veya imparator ile dinsel
(religional) hukuku savunan papalar arasndaki ekime, bin yldan uzun bir sre hukuk retiminde belirleyici olmutur. Bu ayn zamanda dinsel ahlk ve laik ahlk savunucular arasndaki
ekimeyi ierir.
2.3. Yenia: Burjuvazinin 15. yzyldan itibaren eskiye
oranla ok hzl bir gelime ve glenme gsterdii bilinir. Glenen bu yeni snfa artk mahalli pazarlar yetmiyordu. Daha byk pazarlar ancak bir kraln ynetimindeki bir birlikle yani
"ulus" ad verilen bir birlikle mmknd. Ulus, pazarn genilii ve gvenlii bakmndan artt ve bu, beraberinde, bir ortak
kltre, "ulusal kltr"e geii de gerekli klyordu. Devlet, artk ulusun hukuksal ifadesi ve somutlamasyd ve ulus iin hukuk reten ve bunu gvenceye alan kurumdu; yle olmas gerekiyordu. Bununla birlikte, devletin hukuk retmesinde burjuvazinin etkin gcnn belirleyici olduu da kendiliinden anlalr. Ulus-devlet bir burjuva tasarm olmay bugn de srdryor. Sanayileme ve emperyalizm, Avrupa'nn kendi kurallarn
btn dnyaya kabul ettirmesi ihtiyacn da bu arada douruyor.

ahlk hukuku nceler

219

Bu da artk dinsel kaynakl olamayacak ve her trl tekil hukuk


dzenleri iin bir stbelirleyici olacak olan yeni bir doal hukuk
anlaynn retimine yol amtr. "Evrensel insan haklan" konseptinin tarihsel arkaplannda yatan motifler bunlardr. "Evrensel insan haklar" konseptini bu Bat-merkezci sosyo-ekonomik
ve siyasal motivasyon balamndan bamsz olarak ele almak,
ya safdillik ya da cehalet gstergesidir. 18. yzylda daha da
glenmi olan burjuvazi, iktidan artk kraln da elinden almak
istemitir. Aydnlanma felsefesi ve liberalizm akm, hukuk retme iini yine devlete brakmakla birlikte, artk devlet anlaynda bir deiiklik meydana gelmi bulunuyordu. Devlete, devlet
olmann en nemli ilevi olarak, artk, insanlarn zgrlklerini
ve doutan olduu ileri srlen haklann gz nnde tutmak ve
korumak zorunda olan bir "hukuk devleti" olma ilevi, bir beki devlet olma grevi yklenmitir (4 Temmuz 1776 Amerikan
Bamszlk Bildirgesi, 1787 Amerikan Anayasas). Yani hukuk,
bireyi devlete kar taraf kabul etmektedir ki, bu, ifadesini sivil
toplum-devlet ayrmnda bulmutur. Artk devlet, hukuku yapan, fakat yapt hukukla kendisini de snrlandran devlet olmalyd. 1789 Fransz Devrimi'nin etkilerinin gnmze kadar
geldiini biliyoruz. Bu devrimin hukuk-devlet ilikisi asndan
en nemli sonucu u olmutur: Hak ve zgrlkler devlet tarafndan verilmez, tannr (hukuk devleti). Ne var ki, devlet, gc
kendinde olan, toplum st bir varlk deildir. Devletin arkasnda da daima bir egemen g veya bir egemen gler koalisyonu,
bir siyasal otorite bulunur. Dolaysyla kt zerinde tannan
hak ve zgrlklerin ne lde yaama geirilmi olduu, egemen glere kar verilen hak ve zgrlk mcadelelerinin baar oranna baldr. Bu nedenle, "hukuk"tan sz edildii her
durumda, nce "devlef'e bakmak gerekir.
3. Hukuktan nce Hukuku Yapan Devlete Bakmak: Her zaman egemen glerin gdmnde olmu olan devletin "unlar

220

etik

yapmayacam, kendimi unlarla snrlandracam, hukuk devleti olacam" demesi hi de yeterli olmamtr. Yasalar nnde
eitlik, yoksula anlaml gelmemitir. Mesken dokunulmazl ve
mlkiyet hakk, evsiz barksz, mlksz insanlar iin hibir nem
tamamtr. Sanayileme ve kapitalistlemeyle birlikte retimde en st dzeye ulamak, retmek ve durmadan retmek, sosyal adaleti salamaya yetmemitir. Ksacas hukuk devleti, yoksulluk ve sosyo-ekonomik eitsizliklerin giderilmesinde etkili
olamamtr ve olamazd da. 1830 ve 1848 ihtillleri bunun byle olduunu aka gstermitir. Bunlarn etkisiyle "sosyal devlet" fikri domutur. "Sosyal devlet", liberalizmin "hukuk devletinin farknda olmad, tanmad haklardan; eitim alma,
alma, salkl yaama, i ve meslek sahibi olma, uygun bir
yaam standardna ulama vd haklardan sz eder. Yoksulluk ve
isizlik bireyin kendi sorunu deildir, bunlar kiisel sorunlar saylamazlar, bunlardan devlet sorumludur.
C- Gnmzde Ahlk-Hukuk likisi: Bir Liberalizm
Eletirisi
Tekrarlamalym: Ekonomik karlardan, ahlksal inanlardan, siyasal tercih ve g dengelerinden bamsz ve hele bunlar nceleyen bir hukuk dzeni yoktur, olmamtr. Son iki yz
yllk Bat tarihi, daha nceki yzyllara, hatta binyllara oranla,
bu fenomenin ok daha iyi anlalmasn salamtr. Bugn de
"hukuk devleti" ve "sosyal devlet" kavramlarn tartmaya devam etmemizin tarihsel arkaplanmda, Bat'ya zg liberal ekonomi, liberal ahlk ve liberal siyasetin ve bunlar dorultusunda
retilmi olan "liberal hukuk devleti" konseptinin yetersizlii
yatmaktadr. Bu nedenle, bildirinin sonu blm niteliindeki
bu blmde, liberalizmin birka ynn vurgulamak ve ahlk
felsefesi (etik) ve hukuk felsefesi arasndaki ilikiyi bu erevede deerlendirmek istiyorum.

ahlk hukuku nceler

221

1. Liberalizmin ki Yz: zellikle son yllardaki yazlannda liberalizmle ilgili olarak altn srekli izmeye gayret ettiim birka hususu burada da belirtmem gerekiyor. Liberalizmin iki yz vardr ve bu iki yz birbiriyle badamaz. Bu yzlerden birisi "siyasal liberalizm" teriminde ifadesini bulurken,
dieri "ekonomik liberalizm" olarak anlr. Siyasal liberalizmle
birlikte dnlmesi gerektii ileri srlen "hukuksal liberalizm"in ise, insan haklar ve demokrasi temelinde "hukuksal
eitlik" fikrine dayand belirtilir. Siyasal liberalizm, her ne kadar hukuksal liberalizme dayanr grnse de, uygulamada o, liberalizmin br yz olan ekonomik liberalizm zemininde ykselir. Ekonomik liberalizm, insanlarn beden ve yetenek ynnden eit olmadklarn, insanlar arasnda zek ve beceri farkllklar olduunu, yetenekli ve beceriklilerin bu yetenek ve becerilerini zgrce sergilemeleri, sarbeste mlk ve kapital sahibi
olup yatnm yapmalar gerektiini, toplumlarn da esasen bunlann "zgr giriimcilik"leri sayesinde geliebildiklerini retir.
Liberalizmin hukuksal planda kalan ve fakat reelleemeyen,
szde eitliki ve ekonomik planda kalan ve fakat reel olan eitsizliki yzleri arasndaki gerilim, aslnda asla giderilemez, yumuatlamaz trden bir gerilimdir. Ekonomide snflar, ar gelir dengesizliini, bir sosyal snfn dier sosyal snf karsnda
stnln, insanlar arasndaki eitsizliin doal sonucu olarak gren natralist tavrl bu liberalizm, hukuk alannda "hukuksal liberalizm" dorultusunda bir formel eitlii gzetmeye
(hi olmazsa grnte) ne kadar gayret ederse etsin, kendisinin
sebep olduu ekonomik ve sosyal eitsizliklerden kaynaklanan
toplumsal sorunlarn ve huzursuzluklarn stesinden gelememitir, gelemez. O byle bir gayreti, ancak, bu sorun ve huzursuzluklarn kendi egemenliini tehdit etmesi karsnda ve snrl bir ekilde gstermi, ekonomik ve sosyal iyiletirmelere bu
tehdidin bykl orannda kerhen bavurmutur. Tarih bize,

222

etik

bu tehdidin azalmas orannda liberalizmin pervaszlatn,


hatta zellikle ekonomide (kapitalist ekonomi) vahiletiini
retiyor. Zaten tarihsel olarak bakldnda, liberal demokratik
hukuk devleti, stne ne kadar "evrensel insan haklan" trnden cilalar ekilmi olursa olsun, uygulamada, burjuvazinin
ekonomik konumunu glendirmek, mlkiyeti gvence altna
alp onu srekliletirmek gibi bir ilev yklenmitir. Bu nedenle
hukuksal liberalizm, teoride eitlik fikrine dayansa da, uygulamada ekonomik liberalizmin rn olan eitsizliki kapitalist
sosyo-ekonomik dzenin bir rts, bir cilas olmaktan kurtulamaz. nk hukuksal liberalizmin, ekonomik liberalizmin "zel
mlkiyet" ve "zel giriimcilik" kavramlar zerinde ina edilmi eitsizliki yapsn deitirecek bir gc yoktur. Dolaysyla onun eitlikilii, uygulamada, sadece yasalar nnde bir formel eitlik salamaktan teye geemez ve o bile pek ilemez.
Hukuksal eitlik ekonomik ve sosyal eitlikle tamamlanmad
yani bir sosyal hukuk devleti ama edinilmedii srece; liberal
hukuk devleti, kurulu kapitalist dzene hizmet etmeye devam
eder. Ve bugne kadar liberal hukuk devletinin bir sosyal hukuk
devletine dnmemi olduu da belirtilmelidir.
Gnmzde evrenselci bir sylem ierisinde sunulan liberal hukuk devleti konsepti, kapitalizmin eitsizliki ruhuna ve
hegemonyasna hi dokunulmadan, bunlara hi deinilmeden,
dnya apnda yaygnlatrlmak isteniyor. "Globalleme" slogan altnda, gnmzde, Bat kapitalizminin kendisini hukuksal ve tabii daha da nemlisi, ekonomik anlamda dnyaya tek
seenek olarak kabul ettirme giriimine tank oluyoruz. Bu nedenle ntralite ve olgusallk izlenimi brakan "globalleme" terimini, onun bir znesinin bulunduunu, bu znenin Bat kapitalizmi olduunu hatrlayarak, "globallletirme" olarak anlamak
ve kullanmak gerekir. Ben liberal demokratik hukuk devleti
konseptinin byle bir yaylmaclk iin aralatrldm, onun,

kaynaka

223

Bat kapitalizminin kendi varln idame ve dnyaya hkmetmek amacna hizmet eden bir ilev yklendiini dnyorum.
2. Hukuka Ahlk, Ekonomi ve Siyasetin zinden Bakmak:
Hukuk, ekonomik kar, ahlksal ve siyasal ilke ve tercihler
dorultusunda retilen ve ekillenen bir eydir. Gnmzde liberal hukuk bunun en ak kantdr. kar ve tercihler her dnemde eitli ve hatta kart ekillerde grnrler. Dolaysyla
hukuk retiminde de her dnemde farkl kar ve anlaylar belirleyicidir. Hukukun, tarih boyunca, bir temel norm veya temel
normlar dizisine dayandrlmak istendii aktr. Ne var ki, bu
temel norm veya temel normlar dizisini, devlete yn veren glerin asli eilimlerinin ve tercihlerinin belirledii de aktr. Bu
asli eilim ve tercihler toplamna "ideoloji" denmesinde bir saknca yoktur. Bu asli eilim ve tercihlerin, zellikle 18. yzyldan bu yana Bat'da "evrensellik" kisvesi altnda ifade ediliyor
olmas, onlarn belli glerin yani toplumlarn ve uluslararas
toplumun egemenlerinin tikel kalan kendi tercih ve eilimleri
olduklarn ve bu yzden evrenselleememi halde kaldklarn,
bu tarihsel realiteyi deitiremez. Bu, ahlkta, ekonomide, siyasette olduu gibi hukukta da bir evrenselliin olmad, baka ve
zellikle rakip eilim ve tercihler olduu srece de evrensel bir
hukukun olamayaca anlamna gelir. "Evrensel" ad altnda sunulmu ve yrrle konulmaya allm olan tm ahlklar,
hukuklar, ekonomik dzenler ve siyaset anlaylar, tarihsellie,
bu demektir ki geicilie ve tekillie yazgldrlar. Onlardan herhangi birinin bugn egemen ve yaygn pozisyonda olmas, evrensel olduu ve evrensel kalaca anlamna asla gelmez. Liberal "hukuk devleti" iin de bu byledir. Gnmzn en nemli
sosyal sorunlar, bana gre, zgrl eitliin nne koyan zgrlk (liberalist) ahlk ve liberal hukuk devleti konsepti karsnda eitlii zgrln nne koyan eitliki ahlk ve "sos-

224

etik

yal hukuk devleti" konseptinin zayflam veya zayflatlm olmasyla bantldr.


Bildirimde, ahlkn hukuku ncelediini, "hukuk"tan sz
edildiinde, ayn zamanda ekonomi ve siyasetten de sz etmenin kanlmazln, hangi hukuku benimseyeceimizi ahlksal,
ekonomik ve siyasal tercih ve eilimlerimizin belirlediini gstermeye gayret ettim. Ben liberalizmin eitsizliki ekonomi ve
siyaset anlaynn, globalletirme dayatmasnn, dnyada ve
bizde giderek artan olumsuzluklara yol aacan gzlyor ve bu
grnmyle liberalizme dnyada ve bizde kar klmasnn
nce ahlksal, daha sonra ekonomik, hukuksal ve siyasal bir gereklilik olduunu dnyorum.
Ahlk felsefesi (etik) ile hukuk felsefesinin temel kavram
ve sorunlarnn, herhangi bir ahlk ve herhangi bir hukuk anlayndan bamsz olarak tanmlanp irdelenmesinin ve tartlmasnn mmkn olmad, zellikle son 250 yldr bu kavram
ve sorunlarn liberal ve liberal olmayan anlaylar ve tabii ki ideolojiler erevesinde tartlmakta olduu aka grlmelidir.
Liberalizmin bu konu ve sorunlar (stelik kmseyici bir tavrla) ideolojiler st bir zeminde tartmak gerektii hususundaki iddiasn da, liberalizm savunucularnn bir ideolojik taktii olarak deerlendirmek gerektiini, hatta bunun bir tuzak olduunu ve bizim lkemiz gibi lkelerin dnen insanlarnn bu
tuzaktan saknmak zorunda olduklarn vurgulamak istiyorum.

kaynaka

225

1981/82 Teksiri in Trke Kaynaka


Genel
1. Heimsoeth, H., Ahlk Denen Bulmaca, ev. Nermi Uygur, stanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi yaym, 1978.
2. Gregoire, F., Byk Ahlk Doktrinleri, ev. Cemal Sreya,
Varlk Yaynlar, stanbul 1971.
Mutluluku/Yararc Etik
3. Akarsu, B., Ahlk retileri I (Mutluluk Ahlk -Eudaimonia), stanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi yaym,
1967.
4. Descartes, R., Ahlk zerine Mektuplar, ev. Mehmet Karasan, Milli Eitim Bakanl yaym, Ankara 1964.
5. Arat, N., 18. Yzyl ngiliz Felsefesinde Ethik ve Estetik Deerler Arasndaki lgi Sorunu, stanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi yaym, stanbul 1979.
6. Mili, J.S., Faydaclk, ev. Nazmi Cokunlar, Milli Eitim Bakanl yaym, Ankara 1964.
7. Heistermann, W.E., Pragmatizmde Hakikat Mefhumu, ev.
Hseyin Batuhan, Felsefe Arkivi, cilt III, say: 1, stanbul
niversitesi Edebiyat Fakltesi yaym, stanbul 1952.
dev Etii (Deontolojik Etik)
8. Akarsu, B., Ahlk retileri II (Immanuel Kant 'n Ahlk Felsefesi), stanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi yaym, stanbul 1968.
9. Kant, I., Ahlk Metafiziinin Temellendirilmesi, ev. oanna
Kuuradi, Trkiye Felsefe Kurumu yaym, Ankara 1981.
Determinist Etik
10. Spinoza, B., Etika, ev. Hilmi Ziya lken, Milli Eitim Bakanl yaym, 1974.
Etik / F15

226

etik

erikli Deer Etii


11. Akarsu, B., ada Felsefe, Milli Eitim Bakanl yaym,
Ankara 1979 (zellikle, Scheler ve Hartmann maddeleri, S.
83-107 ile Scheler'in metni S. 220-231).
12. Mengolu, T., Kant ve Scheler'de nsan Problemi, stanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi yaym, stanbul 1969.
13. Akarsu, B., Max Scheler'de Kiilik Problemi, stanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi yaym, stanbul 1962.
14. Scheler, M., nsann Kosmosdaki Yeri, ev. Takiyettin Mengolu, stanbul Matbaas, stanbul 1968.
Varoluu Etik
15. Akarsu, B., ada Felsefe (yukarda 11. sradaki kitap): Kitabn "varoluuluk" (s. 108-139), "Sartre'dan metinler-"
(s. 236-247) ve "Heidegger'den metin" (s. 232-235) balkl blmleri.
16. Maggee, B., Yeni Dn Adamlar, ev. lker Gkberk, kitabn "Heidegger ve ada Varoluuluk" blm, 1980.
17. Sartre, J.P., Varoluuluk, ev. Asm Bezirci, stanbul 1980.
Eletirel Etik
18. Maggee, B., Yeni Dn Adamlar (yukarda 16. sradaki kitap), "Ahlk Felsefesi" bal altnda R.M. Hare ile yapan sylei, ev. Rona Aybay.
19. Uygur, N., "Ahlk retilerinin Eletirisi", Felsefe Arkivi,
stanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi yaym, stanbul
1965.
20. Reichenbach, H., Bilimsel Felsefenin Douu, ev. Cemal
Yldrm, Blm 17: Etiin Yap ve Nitelii (s. 185-201),
Remzi Kitabevi, stanbul 1980.
21. Akarsu, B., ada Felsefe (yukarda 11. sradaki kitap),
A.J. Ayer'in "Ahlk Felsefesinin Eletirisi" adl yazs, ev.
Necla Arat, s. 274-291.

kaynaka

227

Genel Kaynaka
Adjukiewicz, K., Felsefeye Giri, ev. Ahmet Cevizci, Ankara,
1989.
Akarsu, B., Ahlk retileri, 2 cilt, stanbul 1970.
Akarsu, B., ada Felsefe, stanbul, 3.bask, 1994.
Arat, N., 18. Yzyl ngiliz Felsefesinde Ethik ve Estetik Deerler Arasndaki lgi Sorunu, stanbul 1979.
Aristoteles, Metafizik, ev. Ahmet Arslan, 2 cilt, zmir 1985,
1993.
Aristoteles, Nikomakhos 'a Etik, ev. Saffet Babr, Ankara 1999.
Aristoteles, Eudemos'a Etik, ev. Saffet Babr, Ankara 1999.
Aster, E.v., Felsefe Tarihi Dersleri, ev. Macit Gkberk, stanbul 1943.
Ayer, A.J., Language, Truth and Logic, Middlesex, 1946.
Bochenski, J.M., ada Avrupa Felsefesi, ev. Serdar Rfat
Krkolu, stanbul 1983.
Bollnow, O.F., Einfache Sittlichkeit, Gttingen 1947.
Bollnow, O.F., Konkrete Ethik, Gttingen 1956.
Bollnovv, O.F., Wesen und Wandel der Tugenden, 1970.
Brenkert, G.E., Marx'n zgrlk Etii, ev. Y. Alogan, stanbul
1998.
Broad, C.D., Five Types ofEthical Theory, London 1930.
Cassirer, E., Kant'n Yaam ve retisi, ev. Doan zlem, zmir 1988, 2. bask: stanbul 1997.
Cassirer, E., "Aydnlanma ann Dnme Biimi", Bilim,
Tarih ve Yorum iinde, Doan zlem, stanbul 1995
Cevizci, A., lka Felsefesi Tarihi, Bursa, 3. bask, 2001.
Cevizci, A., Ortaa Felsefesi Tarihi, Bursa, 2. bask, 2001.
Cevizci, A. Onyedinci Yzyl Felsefesi Tarihi, Bursa 2001.
Ceylan, Y "Din ve Ahlk", Dou Bat, 4/1998, s. 107-114.
otuksken, B. - Babr, S. (yaymlayanlar), Metinlerle Ortaada Felsefe, stanbul 1989.
Darwin, C., nsann Treyii, ev. . nalan, 4. bask, Ankara

228

etik

1978.
Delius, H., "Etik", Gnmzde Felsefe Disiplinleri, derleyen /
eviren: Doan zlem, 1990, 3. bask: stanbul 2001.
Dietrich, O., Geschichte der Ethik vom Altertum bis zur
Gegenwart, Leipzig 1923-66, 7 cilt, Berlin 1982.
Diogenes Laertios, nl Filozoflarn Yaamlar ve retileri,
ev. Candan entuna, stanbul 2003
Epikr (Epikuros), Mektuplar ve Maksimler, ev. Hayrullah rs,
stanbul 1962.
Fahrenbach, H., Existenzphilosophie und Ethik, 1970.
Fahrenbach, H., Sprachanalyse und Ethik, Mnchen 1967.
Gadamer, H.-G., Platos dialektische Ethik und andere Studien
zur platonischen Philosophie, 1931, 1968.
Gkberk, M., Felsefe Tarihi, stanbul 1967.
Gndoan, A.O., Albert Camus ve Bakaldr Felsefesi, stanbul, 2. bask: 1997.
Hartmann, N., Ethik, Berlin 1949.
Heidegger, M., Teknie likin Soruturma, ev. Doan zlem,
1996, 2. bask: Paradigma Yaynlar 1998.
Heidegger, M., Bilim zerine ki Ders, ev. Hakk Hnler, Paradigma Yaynlar, stanbul 1998.
Heidegger, M., Metafizik Nedir?, ev. Yusuf rnek, Ankara
1991.
Heinemann, F., "Etik", Gnmzde Felsefe Disiplinleri, der. /
ev. Doan zlem, 1990, 2. bask stanbul 2001.
Hffe, O. (hrsg.) Einfhrung in die utilitarische Ethik, Klassische und zeitgenssische Texte, 1975.
Hudson, W.D., Modern Moral Philosophy, New York 1970.
Hhnerfeld, P., Heidegger. Bir Filozof, Bir Alman, ev. Doan
zlem, 1994, 2. bask: stanbul 2002.
Hnler, S.Z., ki Adalet Arasnda. Liberal ve Komunitaryan Dncelerin atma Alan, Ankara 1997.
Jodl, F., Geschichte der Ethik als philosophischer Wissenschaft,
1906, 1983.

kaynaka

229

Kant, I., Pratik Akln Eletirisi, ev. oanna Kuuradi, lker


Gkberk, Fsun Akatl, Ankara 1980.
Kant, I., Ahlk Metafiziinin Temellendirilmesi, ev. oanna Kuuradi, Ankara 1982.
Kant, I., Seilmi Yazlar, ev. Nejat Bozkurt, stanbul 1984.
Kaufmann, W., nsan Anla(ma)mak, ev. Aziz Yardml, stanbul 1997.
Kierkegaard, S., Korku ve Titreme, ev. N. E. Dzen, Ankara
1990.
Kierkegaard, S., Batan karcnn Gnl, ev. S. Sertabibolu, stanbul 1996.
Kierkegaard, S., lmcl Hastalk Umutsuzluk, ev. M. M. Yakupolu, stanbul 1997.
Kraft, V., Grundlagen einer wissenschaftlichen Wertlehre, Wien
1951,3. bask: 1976.
Krmer, H.J., Arete bei Platon und Aristoteles. Zum Wesen und
zur Geschichte der platonischen Ontologie, 1959.
Kron, H., Ethos und Ethik. Der Pluralismus der Kulturen und
das Problem der ethischen Relativismus, 1960
Llyod, G., Spinoza and the Ethics, London 1996.
Lukes, S., Marksizm ve Ahlk, ev. Osman Aknhay, stanbul
1998.
Maclntyre, A., Homerik adan Yirminci Yzyla Ethik'in Ksa
Tarihi, ev. Hakk Hnler, stanbul 2000.
Maclntyre, A., Varoluuluk, ev. Hakk Hnler, stanbul 2001.
Maggee, B., Yeni Dn Adamlar, haz.: Mete Tuncay, stanbul
1979.
Maggee, B., Byk Filozoflar, Platon 'dan Wittgenstein 'a Bat
Felsefesi Tarihi, ev. Ahmet Cevizci, stanbul 2001.
Markovi, M., Hmanizm ve Ahlk Felsefesi, ev. A. nl, 2.
bask, stanbul 1998.
Marx, K.- Engels, F., Komnist Manifesto ve Komnizmin lkeleri, ev. Muzaffer Erdost, Ankara 1998.

230

etik

Mengolu, T., Kant ve Scheler'de nsan Problemi, stanbul


1969.
Megill, A., Arln Peygamberleri: Nietzsche, Heidegger, Foucault ve Derrida, ev. Tuncay Birkan, Ankara 1998.
Murdoch, I., Sartre 'n Yazarl ve Felsefesi, ev. Selahattin Hilav, stanbul 1981.
Nagel, T., "Aristoteles'in Eudaimonia zerine Dnceleri",
Dou Bat, 4/1998, s. 137-145.
Nietzsche, F., Jenseits von Gut undBse, Leipzig 1886 (Trkesi: yinin ve Ktnn tesinde)
Nietzsche, F., Zur Genealogie der Moral, Leipzig 1887 (Trkesi: Ahlkn Soy kt)
Nietzsche, F., Ecce Homo, ev. Can Alkor, stanbul 1997.
Onart, A., "Ahlk Felsefesinde Doalclk Nedir?", Felsefe Arkivi, 20 (1977), s. 79-97.
zlem, D., Tarih Felsefesi, 1984. 8. bask: stanbul 2004.
zlem, D., Max Weber 'de Bilim ve Sosyoloji, 1990, 3. bask: stanbul 2001.
zlem, D., Felsefe Yazlar, 1993, 3. bask: 2001.
zlem, D., Kltr Bilimleri ve Kltr Felsefesi, 1986, 4.bask:
stanbul 2000.
zlem, D., Bilim, Tarih ve Yorum, stanbul 1998.
zlem, D. Siyaset, Bilim ve Tarih Bilinci, stanbul 1999.
zlem, D., Metinlerle Hermeneutik (Yorumbilgisi) Dersleri,
1994, 2. bask: stanbul 1996.
zlem, D., Kavramlar ve Tarihleri I, stanbul 2002.
Patzig, G., Ethik ohne Metaphysik, 1971.
Pieper, J., Die Wirklichkeit und das Gute, 1939, 1974.
Plamneatz, J., The English Utilitarians, 1949, 1958.
Platon, Diyaloglar, ev. Tanju Gkel, stanbul 1986.
Poole, R., Ahlk ve Modernlik, ev. Mehmet Kk, stanbul
1991.
Popper, K.R., Ak Toplum ve Dmanlar, ev. Mete Tunay,
Harun Rzatepe, Ankara 1967.

kaynaka

231

Reiner, H., Diephilosophische Ethik, Ihre Fragen und Lehren in


Geschichte und Gegenwart, Marburg 1964.
Rossi, J. Analitik Felsefe, ev. Atakan Altnrs, stanbul 2001.
Rousseau, J.J., nsanlar Arasndaki Eitsizliin Kayna, ev.
Rasih Nuri leri, stanbul 1982.
Ryffel, H., Der Wertpluralismus unserer Zeit als philosophische Problem, 1957.
Sartre, J.R, Varoluuluk, ev. Asm Bezirci, stanbul 1980.
Scheler, M., Der Formalismus in der Ethik und die materiale
Wertethik, 4. bask: 1954.
Scheler, M., nsann Kosmosdaki Yeri, ev. Takiyettin Mengolu, stanbul 1968.
Schopenhauer, A., Die beiden Grundprobleme der Ethik, 1841,
yeni bask: Berlin 1982
Schopenhauer, A. Akn Metafizii, ev. Selahattin Hilav, 5. bask, stanbul 1997.
Schrey, H.-H., Einfuhrung in die Ethik, Darmstadt 1977.
Schwartz, E. Ethik der Griechen, 1951, 1989.
Sena, C., Filozoflar Ansiklopedisi, 4 cilt, stanbul 1976.
Spinoza, B., Etika, ev. Hilmi Ziya lken, stanbul 1964.
Stern, A., Geschichtsphilosophie und Wertproblem, 1967.
Touraine, A., Modernliin Eletirisi, ev. Hlya Tufan, stanbul
1995.
lken, H.Z., Ahlk, stanbul 1946.
lken, H.Z., Genel Felsefe Dersleri, Ankara 1972.
lken, H.Z., Ak Ahlk, stanbul 1999.
Versenyi, L., Sokrates ve nsan Sevgisi, ev. Ahmet Cevizci, Ankara 1989.
Weischedel, W., Recht und Ethik, 1956, 1997.
Welte, B., Determination und Freiheit, 1969.
Werkmeister, W.H., Theories ofEthics, London 1961, 3. bask:
1987.
Wittmann, M., Die moderne fVertethik, 1940, 1981.

Di
-Aadalet 20,34, 42, 49, 54, 149,
170, 178, 196, 206, 207,
210,212

Adjukiewicz, K. 226
agathon (bkz. en yksek iyi,
summum bonum, iyi)
ahlk bilimi 138, 139, 147
ahlk dili 149, 150
ahlk duygusu 140, 141
ahlk - etik ayrm (bkz. etik ahlk aynm)
ahlkllk 34, 36, 70, 72, 73,
75, 78, 79, 80, 81, 82, 87,
88, 89, 105, 119, 126, 127,
128, 129, 152, 156, 163,
181,208
ahlk mantkl 148, 149,
150, 151, 152, 153, 154,
155
ahlksal buyruk (bkz. buyruk,
imperatif)
ahlksal erdemler (bkz. erdem)
ahlk sezgisi 140, 141
ahlk yasas 29, 35, 43, 69,
70, 72, 73, 74, 75, 76, 77,
80,81,82, 85, 88,91,94,
98, 105, 127, 129, 133,
146,153, 169, 174

233

izin
Akarsu, B. 223, 226
Akatl, F. 228
Aknhay, O. 228
akln olgusu (Faktum der
Vernunft) 74, 78
aksiyolojik etik (bkz. deer
etii, ierikli deer etii)
Albert, H. 191
Alogan, Y. 226
Alkor, C. 229
altn orta 54, 55
Altnrs, A. 230
altruizm (bkz. zgecilik,
dierkmlk)
Angst (bkz. endie)
anlama 81, 82, 84, 117, 118,
133, 135, 159, 179, 180,
194
Annikeris 55
Antisthenes 57, 58
antropolojik temellendirme
(etikte) 27, 28, 29, 110
apatheia 60, 61
arasal akl 15, 49
Arat, N. 223, 225, 226
Aristoteles 22, 35, 47, 49, 50,
51,52, 63,69, 99, 116,
141, 149, 150, 155, 163,
170, 171, 172, 185,226,
228,229

236

160, 162, 201,204, 205


Durkheim, E. 103, 138, 139,
147
duygu, duygulanm, dugusallk 79, 80, 81, 82, 83, 85,
92, 114, 121, 127, 128,
143, 144, 145, 146, 147,
148, 151, 152, 156, 160,
170,173, 176
duygudalk 147, 148, 150,
151,152, 161
duyguda toplum 151, 152
duygusal edim (etikte) 83, 85,
92, 145, 159, 178, 182,
188
Dzen, N. 228
-Eegoizm 64, 65, 66, 67
ekzistens 113, 115, 116, 117,
118, 119, 120, 121, 122,
124, 125, 126, 128, 145
ekzistensiyalizm (bkz.
varoluuluk)
eletirel etik 139, 140, 141,
145, 155, 156
endie (Angst) 114, 115, 117
entelekia 50
en yksek iyi (bkz. agathon,
summum bonum, iyi)
Epiktetos 61, 62
Epikuros 56, 57, 227

Epikurosuluk 56, 57, 59, 68


erdem 20, 33, 34, 35, 36, 42,
48, 52, 53, 54, 57, 60, 61,
62, 63, 67, 80, 98, 99, 107,
132, 149, 172, 194, 195,
196, 197, 198, 201,204,
212
Erdost, M. 229
erek, ereksel, erekselci (etikte) 34,41,42, 43,47, 50,
54,61,63,67, 68,71,81,
85,91,93, 106, 107, 108,
119, 122, 172, 176, 182
eitlik (etikte ve hukukta)
104, 112, 122, 135, 149,
151, 170, 196, 188, 189,
201,204, 207,210,211,
213,214,218,219
ethos, etos 23, 157, 162
etiin duygusal teorisi 143
144, 145, 146, 147, 1487,
149,155
etik - ahlk ayrm 17, 22, 23,
24, 32, 49, 155, 156, 163,
164, 204
etik bilgi 130, 131, 132, 133,
134, 135, 136, 137, 138,
139, 140, 141, 142, 143,
147
eudaimonia (bkz. mutluluk)
eudaimonik erdemler 53, 54

dizin

eudaimonizm (bkz. mutlulukuluk)


evrensel, evrensellik,
evrenselci 17, 18, 19, 20,
21,24, 43, 69, 70, 85, 124,
134, 141, 142, 145, 146,
152, 160, 162, 171, 173,
186, 187, 190, 195, 197,
198, 206, 207,217, 220,
221
evrensel ahlk 142, 144
evrenselcilik - grecilik tartmas (etikte) 18,19, 20, 21,
42, 69, 142, 160
eylem (ahlksal) 14, 26, 31,
33, 34, 35, 36, 37, 38, 58,
60, 68, 81, 87, 88, 129,
133, 138, 200
-FFahrenbach, H. 227
felsefi etik - dinsel/teolojik
etik ayrm 29, 30
Fichte, J. G. 177
Foucault, M. 229
formalist etik 76, 78
-GGadamer, H.- G. 227
Galilei, G. 137
gereklilik 37, 135, 136, 149,
150, 182, 201,204

237

gereklilik - zorunluluk ayrm


(.kz. zorunluluk - gereklilik ayrm)
Gorgias 46
Gkberk, M. 227
Gkberk, . 228
Gkl, T. 230
greli, grelilik, greci 18,
19, 42, 43, 87
grev 61, 161
grev - dev ayrm 61, 161
Gregoire, F. 223
Grek stoacl 60, 61
g istenci 105, 107, 108,
109, 110, 127, 184
Gndoan, A. O. 227
-HHare, R. M. 142, 148, 149,
150, 151, 152, 153, 155,
156,224
Hartmann, N. 21,23, 38, 78,
89, 91, 93, 94, 96, 105,
150, 158, 159, 171, 179,
181, 182, 185, 188, 205,
224,227
haz (hedone) 19, 32, 48,51,
52, 54, 55, 56, 57, 58, 60,
69, 71, 74, 101, 140, 145,
169, 173, 174
hazclk (hedonizm) 54, 55,
56, 59, 63, 65, 68, 127, 129

238

Hegesias 55
hedonizm (bkz. hazclk)
Hegel, G. W. F. 77, 100, 113,
114, 161, 197
Heidegger, M. 116, 117, 118,
119, 120, 122, 124, 125,
224, 227, 229
Heimsoeth, H. 223
Heinemann, F. 227
Heistermann, W. E. 223
Herder, J. G. 161
hermeneutik 185, 188, 193,
194
heteronomi, heteronom 72,
73, 75, 105
Hristiyanlk 18, 21, 25, 26,
30, 63,89, 92, 107, 108,
109, 110, 115, 172, 183,
190, 196, 198,215,216
Hilav, S. 229, 230
Hobbes, T. 66, 67
homo faber 14, 16
homo technicus 14, 16,
homo moralis 16
Hffe, O. 227
Hudson, W. 227
hukuk 9,199, 200, 202, 203,
204, 206, 207, 208, 209,
210,211,212,213,214,
215,218, 221,222
hukuk devleti 212, 217, 218,
220, 221,222

etik

hukuk felsefesi 206, 207, 208,


209,210,216,217,218
Hume, D. 111, 131, 140, 150,
160, 173, 174, 188, 193
Hutcheson, F. 65, 66
Hhnerfeld, P. 227
Hnler, H. 227, 228
Hnler, S. Z. 228
--

imperatif (bkz. buyruk, ahlksal buyruk


inziva ahlk 115
irade (bkz. isten, isteme)
slm 18, 21, 25, 26, 30, 172,
190
isten, isteme 30, 36, 41, 48,
49, 62, 70, 72, 75, 77, 82,
83, 84, 85, 87, 88, 95, 97,
101, 102, 104, 119, 127,
129, 130, 149, 201,211
isten (isteme) zgrl 30,
35, 36, 37, 38, 39, 40, 70,
72, 96, 104, 105
iyi (en yksek iyi) 15, 17, 19,
20,21,22, 25, 28, 30,31,
32, 34, 35, 36, 39, 40,41,
42, 43, 44, 45, 46, 47, 48,
52, 54, 5,6, 57, 62, 63, 64,
66, 68, 69, 70,71,88, 92,
102, 104, 107, 109, 127,
129, 131, 132, 144, 149,

dizin

157, 170, 171, 172, 174,


182, 196, 200, 204, 206
yi - Doru - Gzel zdelii
47
-JJaspers, K. 82, 120, 121, 122,
123, 124, 125, 187, 189
Jodl, F. 228
-KKant, I. 11,28, 33,34, 35,37,
38, 40,61,68, 69,71,74,
75, 76, 77, 78, 79, 80,81,
82, 83, 84, 85, 88, 89, 90,
91,94, 96, 100, 105, 111,
116, 120, 127, 128. 129,
131, 132, 140, 146, 150,
153, 155, 156, 158, 159,
160, 161, 162, 163, 165,
174, 175, 177, 179, 189,
193, 208, 209,211,223,
228
karar, karar verme 35, 56, 74,
94, 136, 151, 158,211
Karasan, M. 223
kategorik imperatif (bkz.
koulsuz buyruk)
Kaufmann, W. 228
kayg(Sorge) 117, 118, 119
Kierkegaard, S. 113, 114, 115,
117, 119, 125, 228

239

Kinik Okul, kinikler, kinik


48, 57, 58, 59, 61
Kirene Okulu 32, 44, 48, 55,
56, 57, 59
kii 88, 89, 90,94, 113, 115,
119, 121, 124, 181, 186,
211

Kleanthes 60
koulsuz buyruk (kategorik
imperatif) 73, 88, 174, 189
koulsuz yasa (ahlk yasas)
73
kozmos 24, 25, 26, 27, 49,
58, 59, 62, 105, 130, 170,
195
kozmolojik temellendirme
(etikte) 24, 25, 110, 134,
137,150
kt 15, 17, 19, 26,31,36,
45, 46, 54, 62, 88, 98, 101,
104, 107, 109, 131, 132,
145, 174, 200, 204, 206
ktmsercilik (etikte) 100,
101, 102
Kraft, V. 228
Krmer, H. J. 228
Krates 57
Krissippos 60
Kuuradi, . 223, 228
Kk, M. 167, 230

240

-Llegalite - moralite ayrm 70,


71
liberalizm, liberal ahlk, liberal hukuk 200, 208,211,
212,217,218,219, 220,
221,224
Llyod, G. 228
Locke, J. 66, 67, 111, 130,
131, 193
logos 24, 27, 43, 58, 59, 196,
197,210
Lotze, R. H. 78, 175, 176,
177
Lucks, S. 228
-MMaggee, B. 224, 228
Markovi. M. 229
Mclntyre, A. 228
makrokosmos 24, 59
Maritaine, J. 26
Marx, K. 104, 126, 160, 184,
192, 226, 228, 229
Marksizm 104, 126, 184, 185,
192,228
Megill, A. 229
Mengolu, T. 224, 229, 230
meta-etik 140, 142, 143, 144,
145, 146, 147, 148, 149,
150, 1521, 152, 153, 154,
155, 164, 165, 205, 206,

etik

207, 208
mikrokozmos 25, 27, 59
Mili, J. S. 11,28, 32, 65, 67,
223
Moore, G. E. 142
moral, moralite 16, 19, 21,
22, 23, 70, 127
motivasyon, motif 38, 81,
135,136
motivasyon - determinasyon
ayrm 38, 81
Murdoch, I. 229
mutlak deerler 33, 86, 87,
88, 110, 127, 145, 168,
171, 173, 180, 181, 185,
197
mutluluk (eudaimonia) 31,
34,41,42, 43, 44, 46, 49,
52, 53, 56, 57, 58, 59, 61,
62, 63, 65, 66, 67, 68, 69,
71,74, 101, 102, 129, 172,
196
mutluluku (eudaimonist) etik
40,41,42, 43,79, 82, 83
127
-NNagel, T. 229
nedensellik (ilkesi, yasas) 36,
72, 73,75, 85,90,91,94,
96, 105, 106, 135, 144,
176, 182

dizin

neden - motif ayrm 135, 136


nefret (edim olarak) 80, 82,
83, 84, 85, 176, 17
Nietzsche, F. 105, 106, 107,
108, 109, 110, 127, 183,
184, 185, 187, 229
Nirvana 102
neopozitivizm (bkz. pozitivizm)
norm, normatif 14, 15, 16, 17,
36, 37,38,91, 11,4, 131,
132, 134, 136, 128, 140,
141, 143, 144, 145, 151,
186, 187, 200, 202, 203,
204, 206, 207,212, 221
normatif etik 139, 140, 141,
145, 201
- O -

Oidipus 995
olan - olmas gereken ayrm
32, 70, 75, 93, 94, 105,
112, 127, 130, 131, 132,
133, 134, 137, 138, 139,
141, 144, 145, 149, 151,
155, 156, 157, 168, 171,
173, 174, 194
olgu yargs - deer yargs
ayrm 45, 67, 83, 192,
193, 194
olmas gereken 15, 32, 37, 43,
70, 75, 91, 93, 94, 130,
Elik/ F 6

241

131, 132, 133, 135, 138,


139, 141, 144, 145, 149,
150, 151, 153, 168, 194,
203
olumuluk - oluturulmu
ayrm 134, 135, 136
Onart, A. 229
operasyonalizm 64, 69
Origenes 46
ortak duyu (common sense)
64
ortonomi, ortonomi etii,
ortonomist etik 155, 156,
157, 158, 159, 160, 161 ,
162, 163, 165
otonomi 29, 33, 34, 3,6, 37,
70, 72, 74, 75, 78, 88, 89,
90, 105, 112, 127, 161,
162,165
--

dev 29, 35,61,68, 73,74,


75, 76, 131, 149, 150, 159,
201,204
dev etii (deontolojik etik)
40, 61, 68, 73, 74, 75, 76,
82, 105, 127, 129, 141,
148
dev mant 150, 1512
lllk 48, 57
rnek, Y. 227
rs, H. 227

242

zgecilik (altruizm, dierkmlk) 55,61,65, 67, 201


zgr isten 88, 97, 98, 134,
135, 136, 152
zgrlk 29, 36, 37, 38, 62,
70, 72, 73, 74, 77, 88, 90,
91,93,94, 97, 98, 99, 101,
104, 105, 109, 110,111,
112, 115, 119, 120, 121,
122, 124, 125, 126, 129,
134, 183, 184,186,201,
204, 207,210,211,212,
214,217
zgrlk etii 40, 77, 96, 105,
106, 107, 108, 109, 110,
111, 112, 113, 114, 115,
116, 117, 118, 119, 120,
121, 122, 123, 124, 125,
126, 127
zgrlk - zorunluluk ayrm
(bkz. zorunluluk - zgrlk ayrm)
zlem, D. 226, 227, 229, 230
-PParmenides 45, 171
Pascal, B. 85
Patzig, G. 230
phronesis 35
Pieper, J. 230
Plamneatz., J. 230
Platon 20,21,34, 42, 43,44,

etik

45, 46, 47, 48, 50, 63, 69,


92, 97, 107, 108, 120, 137,
159, 160, 170, 172, 185,
195, 196, 228, 229, 230
Poole., R. 230
Popper, K. R. 191, 230
pozitif hukuk 202, 207
pozitivizm, neopozitivzm 21,
37, 103, 104, 137, 138,
139, 142, 143, 157,159,
160, 164, 174, 175, 176,
185, 191, 192, 194, 206
pragmatizm 11, 35, 64, 69,
142, 164
pratik akl 14, 15, 51, 52, 53,
81, 158, 174
Prodikos 170, 173
Prometheus 95, 96
Protagoras 20, 169
Pythagoras 45
-RReichenbach, H. 225
Reiner, H. 230
relativizm, relatif (bkz. grecilik, greli)
Rzatepe., H. 230
Rickert, H. 78, 89, 177, 178,
179,185
Roma stoacl 61
Ross, D. 142
Rossi, J. 230

dizin

Rousseau, J. J. 230
Rothacker, E. 137
ruh 97, 98, 99, 120, 130
Ryfell, H. 230
-SSartre, J. P. 11, 125, 126, 188,
224,229, 230
Scheler, M. 21, 23, 77, 78, 80,
81,82, 83, 84, 85, 86, 88,
89, 90, 92, 94, 96, 105,
115, 140, 145, 150, 158,
159, 171, 174, 179, 180,
181, 182, 183, 185, 186,
188,224,230
Schlick, M. 142
Schiller, F. 77, 80, 159
Schopenhauer, A. 100, 101,
102, 104, 230
Schrey, H.- H. 230
Schvvartz, H. 230
seim, seme 37, 38, 82, 94,
136, 151, 158, 178, 179,
188, 189, 202, 203,204
Sena,C. 230
Seneca, L. A. 61, 62
Sertabibolu, S. 228
sevgi (edim olarak) 77, 79,
81, 82, 83, 84, 85, 87, 123,
158, 176, 179
sezgi, sezgici, sezgicilik (etikte) 33, 35, 82, 85, 115,

243

117, 120, 128, 129, 140,


145, 146, 147, 148, 152,
159
sezgici etik 128, 129
Shastesbury, A. A. C. 65, 67
sofist, sofistler 19, 20, 21, 24,
32,41,43,69, 169, 170,
173, 185, 188, 195
Sokrates 20,21,41,42, 43,
44, ,45, 46, 55, 57, 58, 60,
62, 69, 106, 107, 160, 170,
171,
185, 195, 231
sophia 35, 51, 53
sorumluluk 53, 58, 93, 118,
123, 126, 131, 149, 161,
165, 182, 183, 201,204
sosyal adalet 212, 215, 218
Spencer, H. 103
Spinoza, B. 46, 96, 97, 98,
100, 104, 224, 228, 230
Stern, A. 230
Stevenson, C. L. 148
stoaclk, stoac 15, 21, 22,
32, 34, 44, 59, 60, 61, 62,
63, 68, 102, 129, 196
summum bonum (bkz. en
yksek iyi, agathon)
Sreya, C. 223
-entuna, C. 227

244

elik

-TTaine, H. 103, 138


tarih bilinci 133, 134, 135,
136, 137, 138, 139, 140,
161, 163, 197, 198
tarihsellik, tarinhselcilik, tarihselci 77, 120, 121, 124,
133, 13,5, 137, 139, 162,
164, 165, 187, 190, 197,
205, 206, 221
teknik 14, 15
telos, thelos (bkz. erek)
teolojik temellendirme (etikte) 25, 26, 110
teorik akl 14,51,52,81, 116,
120, 174
tercih, tercih etme 37, 38, 82,
84, 86, 87, 88, 94, 136,
151, 158, 178, 179, 188,
189, 201,202, 203,204,
211,221,224
Theodoros 55
Thomas, Aquino'lu 172
tin, tinsel, tinselci 27, 28, 33,
38, 40, 42, 56, 71, 72, 75,
83, 85,88, 90,91,92, 93,
113, 133, 134, 135, 136,
139, 150, 171, 179, 181,
188,211

tin bilimleri 133, 134, 181,


194
Topitsch, E. 191

toplumsal etik 161, 162


Touraine, A. 230
Troeltsch, E. 186, 187
Tufan, H. 230
Tunay, M. 228, 230
-Uutilitarizm (bkz. yararclk)
Uygur, N. 223, 224
--

lken, H. Z. 224, 231


nalan, . 227
nl, A. 229
st insan 109, 110, 184
-Vvaroluuluk (ekzistensiyalizm) 11,26, 111, 112,
113, 114, 115, 118, 121,
145, 159, 188, 224
varoluu etik 110, 114, 116,
120, 121, 127, 128, 156
Versenyi, I. 231
vicdan 34, 35, 36

-W-

Weber, Max 179, 190, 192


Weischedel, W. 231
Welte, B. 231
Werkmeister, W. H. 231

dizin

Windelband, W. 78, 89, 177,


185
Wittgenstein, L. 229
Wittmann, M. 231
-Yyabanclama 112, 113
Yahudilik 25, 46, 96
Yakubolu, M. M. 228
yaln ahlkllk 162, 163
yaln deerler 162, 163
yarar, yararclk, yararc 11,
19, 28, 32, 34, 35, 56, 63,
64, 65, 66, 67, 68, 69, 74,
80, 82, 101, 102, 127, 132,
141, 142, 145, 149, 153,
155,161
yarar etii, yararc etik 40, 79,
83,127
Yardml, A. 228
Yeni Kantlk 89, 175, 177,
181

Yldrm, C. 225
-/Zenon (Kbrsl) 60
zorunluluk-gereklilik ayrm
93, 135, 136, 150
zorunluluk - zgrlk antinomesi 96, 97, 98, 101

245