You are on page 1of 953

Risale-i Nur Kiilliyatl'ndan

ii
Bediiizzaman Said Nursi
~~~:::: ~~
- ~~.....

Risale-i Nur Killliyatt'ndan

Bediilzzaman Said Nursi

Sadeletiren ve Yayma Haz1rlayan:


Adnan Kay1han - ilhan Atilgan

UFUK YAYINLARI I RiSALE-i NUR KOLLiYATI


S(JZLER
Copyright Ufuk Yaymlan, 2013
Bu eserin t1'1n yaym hak!an Yaran Yaymcilzk Tic. Ltd ,'iirketi'ne aittir. Eserde
yer a!an metin ve resimlerin Yitran Yitymalzk Tic. Ltd. Sirketi'nin onceden yazdz
izni olmaks1zm elektronik, mekanik, fotokopi ya da herhangi bir kayit sistemi ile
rogaltzlm,m, yay1mlznmas1 ve depolanmasz yasaktzr.
Sadele~tiren ve Yay1na Haz1rlayan
Adnan KAYIHAN - ilhan ArILGAN

ISBN
978-605-5314-36-1
Yaytn Numaras1

152
Bas1m Tarihi
Man20l.l

Basm1 Yeri
<;:aglayan A.~.
TS EN !SO 9001:2008

Ser No: 300-0 I


Sanm; Yolu Ozeri No:7 Gaziemir I iZMiR
Tel: (0232) 274 22 15

Ufuk Yaymlan
Ra>iim Pa~a Mah. R1hum Cad. Derya ii Merkezi
A Blok No: 28/.39-48, Kad1kiiy I istanbul
Tel: (0216) 449 49 09 Faks: (0216) 449 49 11
www.ufukyayinlari.com

Risale-i Nur'un ge<;miine 6yle bir bakttg1m1zda, alman mesafenin


ilkur gerektirecek bir mazhariyet oldugunu g6rmemek korluk olur.
Onun, minicik kag1t par<;alanna yaz1hp rutubetli dehlizlerden muhataplarma ulahnld1g1 <;etin gunler <;oktan geride kaldt. Bin bir ihtimamla, goz nuru dokulerek haz1rlanan teksirlerin yerini imdilerde az gayretle milyonlarca bask1ya ulaabilen matbaa teknikleri aldt.
Risale-i Nur, ulke sm1rlanm ah ve arhk dunyanm takip ettigi temel kaynaklardan biri haline geldi. Onlarca dilde milyonlarca insan,
onun penceresinden Kur'an'1 ve kainah okuyor. Onunla ilgili olarak
hemen her gun yeni bir etkinligin haberi geliyor; seminerler, sempozyumlar, konferanslar birbirini izliyor. Nitelikli universitelerde kursuler a<;1hyor ve onun dunyasma ait yenilikler akademik tezlere konu
oluyor. Risale-i Nur, "izm"lerin iflas ettigi yah dunyam1za, Kur'an
deryasmm esiz bir dersi olarak kendi renk ve deseniyle hitap eden
bir limit kaynag1 ...
Henuz <;ok az say1da insan tarafmdan ve el marifetiyle <;ogalhlarak
gizlice yay1ld1g1 donemde, "Bu eserleri dunyaya okutacag1m." diyen
Ostad'm bir hayali daha hayat bulmu durumda. Bugunleri ihsan
eden Rabbimizin, yannm nesillerine neler lutfedecegini imdiden tahmin etmek zor olsa da gelecek gunlerin daha aydmhk olacagmdan
kukumuz yok.
Dunyanm Kur' an hakikatlerine kotugu boyle bir donemde, yak1nmda oldugu halde onun nur iklimine giremeyen bir neslin varhg1 da
ger<;ek. Bu nesil, araya 6rillen duvarlan atp Risale-i Nur'a ulaam1yor; ulasa da anlayamad1g1 i<;in ondan mahrumiyet yatyor.

SOZLER

Evet, din adma ortaya koymam1z gereken gayret kadar dilimizin


muhafazas1 ic_;in de durw~umuzun net olmas1 art. Bu ac_;1dan bak1ld1gmda Risale-i Nur'un duruU, takdirlerin ustunde. Dilin muhafazas1
konusunda Risale-i Nur'un yerine getirdigi ilevi kimse inkar edemez.
Ancak yolu henuz ona ugramayan buyi.ik bir kitle var ve onlarla Nur
kulliyati arasmdaki mesafe her gec_;en gun ac_;1hyor.
Ote yandan dilimiz, di.inya dili olma yolunda dikkat c_;ekici ad1mlarla ilerliyor.
Garmemiz gereken baka bir gerc;ek de yurt dimda yaayan ve
dilimizi canh tutacak unsurlardan uzak buyumek zorunda kalan yeni
nesiller.
ite bu tic; zumreyi goz onune alan yaymevimiz, diger dillere c_;evrilirken riayet edilen olc_;i.iler c_;erc;evesinde baz1 tasarruflarla Risale-i
Nur'u bu insanlarm da anlayabilecegi bir dille yay1mlamaya karar
verdi. Bu c;ahmanm tic; temel hedefi var:
1. Ozellikle televizyon ve internetten beslenen yeni neslin de anlayabilecegi bir metin oluturmak ve bu metin tizerinden eserin aslma
gec_;i imkam saglamak,
2. Turkc;enin dunya dili alma yolunda ilerledigi bu donemde, dilimizi yeni 6grenenlerin Risale-i Nur Ku/liyatz'na daha kolay ulaIP
Ostad'la daha erken tammasm1 saglamak,
3. O!kemiz d1mda dogup buyuyen ve diyar-1 gurbette yaayan,
tabii olarak da Risale-i Nur'un yaz1ld1g1 dile aina olmayan gene; kuaklarm, Nurlann mesajma daha kolay ulamasma katk1da bulunmak.
ite bu c_;ahma, boyle bir niyetin urunu. Hedefi olan insana, onu
ulatlrabilmek ic_;in atilan samimi bir ad1m ...
Peki, bunun ic_;in ne yapild1?
Oncelikle, Risale-i Nur'un mesajmm gunumuz diliyle ve en ac;1k
bic;;imde anla1lmas1 esas almd1. Ancak bu yap1hrken, asil metnin dokusunun bozulmamasma ozen gosterildi. Anlamay1 kolaylatiracag1
diitintilen yerlerde, kelimelerin bugtinku kar1hklannm sec;ilmesinin
yanmda, uzun cumleler bolundu ve aym malzemeyle yeniden kuruldu. Istilahta yer alan terimler ve Nur kulliyatmm anahtar kavramlan
ise aynen korundu, degitirilmedi.
Her ne kadar azami dikkat, titizlik ve hassasiyet gosterilmeye

YAYINCININ

Noru

c:;ah1lm1 olsa da bize bakan yonuyle mutlaka eksiklikler, kusurlar ve


gozden kac:;an noktalar olacaktir. Samimiyetle ablan bu ad1mm, okurlanm1zdan gelecek yonlendirmelerle gerc:;ek mecrasm1 bulacagmdan
liphemiz yok.
Bu vesileyle bata Adnan Kay1han ve ilhan Atilgan beyefendilere,
yap1lan c:;ahmaya dair tenkit, yorum ve katktlanm esirgemeyen hocalanm1za teekkiir ederiz.
Hie:; iiphesiz hatalar bize, guzellikler ise eserin pek muhterem miiellifine aittir.
Ufuk Yaymlan

Y ayncnn N o tu ...................................................................................... 5
B irinci S z ............................................................................................. 19
On Drdnc Lemann ikinci Makam............................................. 22
kinci S z ................................................................................................31
nc S z.............................................................................................34
D rdnc S z ........................................................................................ 37
B einci S z .............................................................................................39
A ltnc S z ..............................................................................................42
Yedinci S z .............................................................................................47
Sekizinci S z ......................................................................................... 53
D okuzuncu S z .....................................................................................61
Birinci Nkte ....................................................................................... 62
kinci Nkte.......................................................................................... 62
nc N kte...................................................................................... 63
Drdnc Nkte...................................................................................63
Beinci Nkte....................................................................................... 64
O nuncu Sz / H air (lmden Sonra Dirili) Bahsi ............... 71
[On ki Suret]....................................................................................... 73
Birinci S uret.....................................................................................73
kinci S u re t............................................ ......................................... 73
nc S uret...................................................................................74
Drdnc Suret............................................................................... 74

10

S zler

Beinci Suret....................................................................................75
Altnc S u ret.....................................................................................76
Yedinci S u ret...................................................................................77
Sekizinci Suret..................................................................................78
Dokuzuncu Suret............................................................................. 78
Onuncu Suret...................................................................................79
On Birinci S u ret.............................................................................. 80
On kinci S uret................................................................................ 81
[On ki Hakikat]....................................................................................84
Mukaddime......................................................................................84
Birinci Hakikat ............................................................................... 89
kinci Hakikat...................................................................................89
nc Hakikat.............................................................................. 91
Drdnc H akikat..........................................................................93
Beinci Hakikat............................................................................... 96
Altnc Hakikat............................................................................... 100
Yedinci Hakikat............................................................................. 104
Sekizinci Hakikat...........................................................................106
Dokuzuncu Hakikat...................................................................... 107
Onuncu Hakikat............................................................................ 111
On Birinci Hakikat.........................................................................115
On kinci Hakikat..........................................................................117
Htime................................................................................................119
Onuncu Szn Mhim Bir Zeyli ve Lhikasmn Birinci Paras... 124
Mukaddime................................................................................... 126
Zeylin kinci Paras...........................................................................137
Zeylin nc Paras...................................................................... 144
Zeylin Drdnc Paras.................................................................. 147
Zeylin Beinci Paras........................................................................151

NDEKLER 11
On Birinci S z ....................................................................................153
On kinci S z ...................................................................................... 165
Birinci Esas......................................................................................... 165
kinci E sas.......................................................................................... 167
nc Esas....................................................................................... 168
Drdnc Esas...................................................................................169
On nc S z ...................................................................................174
[Birinci Makam]..................................................................................174
On nc Szn kinci M akam...................................................180
Hve Nktesi.....................................................................................201
On Drdnc S z .............................................................................. 205
[Be Mesele]....................................................................................... 205
Birincisi.......................................................................................... 205
kincisi.............................................................................................206
ncs.......................................................................................207
Drdncs...................................................................................208
Beincisi......................................................................................... 210
Htim e................................................................................................213
On Drdnc Szn Zeyli...............................................................215
On B einci S z ...................................................................................221
Birinci Basam ak................................................................................ 221
kinci Basamak.................................................................................. 222
nc Basam ak.............................................................................. 223
Drdnc Basamak........................................................................... 224
Beinci Basam ak............................................................................... 226
Altnc Basamak..................................................................................226
Yedinci Basamak............................................................................... 228
On Beinci Szn Zeyli.................................................................... 230

12

S zler

On Altnc S z ....................................................................................242
Birinci u a ......................................................................................... 242
kinci u a ........................................................................................... 245
nc u a ....................................................................................... 247
Drdnc ua....................................................................................250
Kk Bir Zeyl....................................................................................252
On Yedinci S z ...................................................................................253
[Birinci Makam]..................................................................................253
On Yedinci Szn kinci Makam....................................................257
On Sekizinci S z ............................................................................... 282
[Birinci Makam]................................................................................. 282
Birinci Nokta................................................................................. 282
kinci Nokta....................................................................................283
nc Nokta............................................................................... 285
On Dokuzuncu S z ............................................................................ 287
Birinci Reha......................................................................................287
kinci Reha........................................................................................ 288
nc Reha....................................................................................289
Drdnc R eha..................................................................... ......... 289
Beinci Reha.....................................................................................289
Altnc R eha........................................................... ..........................290
Yedinci R eha....................................................................................290
Sekizinci Reha...................................................................................291
Dokuzuncu R eha............................................................................. 291
Onuncu R eha...................................................................................292
On Birinci R eha............................................................................... 292
On kinci Reha..................................................................................293
On nc R eha.............................................................................294
On Drdnc Reha..........................................................................296

NDEKLER 13
Y irm inci S z ........................................................................................ 301
Birinci Makam....................................................................................301
Yirminci Szn kinci Makam........................................................ 310
Yirmi Birinci S z ............................................................................... 329
Yirmi Birinci Szn Birinci Makam............................................... 329
Yirmi Birinci Szn kinci Makam..................................................335
Yirmi kinci S z ..................................................................................341
Birinci Makam....................................................................................341
kinci Makam...................................................................................... 355
Htime................................................................................................376
Yirmi nc S z.............................................................................. 378
Birinci Bahis....................................................................................... 378
kinci Bahis......................................................................................... 388
Yirmi D rdnc S z..........................................................................403
Birinci D al.......................................................................................... 403
kinci Dal.............................................................................................407
nc D al........................................................................................ 413
Drdnc D al....................................................................................426
Beinci Dal......................................................................................... 433
Yirmi B einci Sz / K uran'n M ucizeleri R isa le si.................. 441
Mukaddime........................................................................................ 443
Birinci le............................................. ............................................446
kinci le.......................................................................................... 501
nc le....................................................................................... 527
Htime................................................................................................538
Birinci Zeyl......................................................................................... 541
Emirda iei.................................................................................. 548
Onuncu Meseleye Bir Sonsz Olarak ki Haiye............................559

14

S z le r

Yirmi A ltnc Sz / K ader R isa lesi................................................ 562


Birinci Bahis....................................................................................... 562
kinci Bahis......................................................................................... 565
nc Bahis.....................................................................................569
Drdnc Bahis................................................................................ 573
Htime................................................................................................574
Zeyl..................................................................................................... 578
Yirmi Yedinci Sz / tihat R isalesi.............................................. 582
Htime................................................................................................588
Yirmi Yedinci Szn Zeyli / Sahabiler Hakkndadr......................592
Yirmi S ekizinci Sz / C enn ete D a irdir........................ ...............603
Yirmi Sekizinci Sze Kk Bir lave / Cehenneme Dairdir.........611
Yirmi D okuzuncu S z ...................................................................... 612
Mukaddime........................................................................................ 612
Birinci Maksat.....................................................................................614
kinci Maksat......................................................................................626
O tuzuncu Sz / Ene ve Z e r r e ......................................................... 650
Birinci Maksat.....................................................................................650
kinci Maksat......................................................................................665
O tuz B irinci Sz / Resl-u Ekrem'in Miracna D airdir........... 679
Birinci Esas......................................................................................... 682
kinci Esas.......................................................................................... 684
nc Esas....................................................................................... 696
Drdnc Esas...................................................................................707
akk- Kamer (Ayn Yarlmas) Mucizesine Dairdir.........................713
O tuz kinci S z ...................................................................................718
Birinci Mevkf..................................... ...............................................718
kinci Mevkf....................................................................................... 733
nc Mevkf...................................................................................760

NDEKLER

I5

O tuz nc Sz / O tu z P e n c e re ........................................... 792


Birinci Pencere...................................................................................794
kinci Pencere.....................................................................................794
nc Pencere................................................................................ 795
Drdnc Pencere............................................................................ 795
Beinci Pencere................................................................................. 796
Altnc Pencere...................................................................................796
Yedinci Pencere................................................................................ 798
Sekizinci Pencere............................................................................... 799
Dokuzuncu Pencere..........................................................................800
Onuncu Pencere............................................................................... 801
On Birinci Pencere............................................................................ 802
On kinci Pencere.............................................................................. 803
On nc Pencere..........................................................................803
On Drdnc Pencere...................................................................... 804
On Beinci Pencere...........................................................................805
On Altnc P encere............................................................................ 805
On Yedinci Pencere..........................................................................807
On Sekizinci Pencere.........................................................................809
On Dokuzuncu Pencere.................................................................... 810
Yirminci Pencere............................................................................... 812
Yirmi Birinci Pencere.........................................................................815
Yirmi kinci Pencere..........................................................................817
Yirmi nc Pencere...................................................................... 819
Yirmi Drdnc Pencere.................................................................. 820
Yirmi Beinci Pencere........................................................................822
Yirmi Altnc Pencere.........................................................................823
Yirmi Yedinci Pencere...................................................................... 824
Yirmi Sekizinci Pencere.................................................................... 826

S zler

Yirmi Dokuzuncu Pencere................................................................827


Otuzuncu Pencere............................................................................. 828
Otuz Birinci Pencere..........................................................................831
Otuz kinci Pencere............................................................................ 834
Otuz nc Pencere........................................................................835
Lemat / ekirdekler ve iekleri................................................ 837
htar.................................................................................................... 839
fade-i Meram.....................................................................................840
Ed-Da.................................................................................................841
Konferans..............................................................................................898
Fihrist.................................................................................................... 925
Bibliyografya....................................................................................... 941

-! :o-;4.J_.,
~.~J

f>l:l13 ~~13 ~t.;51 ~5 ~ ~I


1~
1~,J J\,, ~),
\;> ~ Cx..;;; i::
~ ~
'':- ~
, ,

Ey karde! Benden birkac; nasihat istedin. Sen bir asker oldugun


ic;in askerlik temsil/eriyle sekiz hikayecigi ve birkac; hakikati nefsim/e

beraber dinle. (:unku ben, nefsimi nasihate herkesten daha muhtac;


goruyorum. Vaktiyle sekiz ayetten istifade ederek sekiz "soz"u, nefsime biraz uzunca soylemitim. $imdi kzsaca ve herkesin anlayacag1 bir
dille anlatacagzm. Kim isterse beraber dinlesin.

Rahman, Rahim Allah'm ad1yla balar ve ancak O'ndan yard1m dileriz. Ezelden
ebede her turlu hamd ve c':ivgu, medih ve minnet, alemlerin Rabbi Allah' a mahsustur. Bullin insanhga rahmet ve kurtulu vesilesi olarak gc':inderdigi habibi Hazreti
Muhammed (aleyhissalatii vesselam) ile aline ve ashabma salat ve selam olsun.

"Bismillah" her haynn ba1d1r. 1 Biz de once onunla balanz. Bil ey


nefsim! $u milbarek kelime, islam'm niam oldugu gibi butiln varhklarm da ha! diliyle daimi virdidir.
"Bismillah"m ne bilyilk tilkenmez bir kuvvet, ne bitmez bir bereket
oldugunu anlamak istersen U temsili hikayecige bak, dinle:
Eskiden bedevi Arap c;ollerinde bir adamm rahatc;a seyahat edebilmesi ve ekiyanm errine ugramadan ihtiyac;lanm karilayabilmesi ic;in
bir kabile reisinin ismini almas1 ve onun himayesine girmesi gerekirmi. Yoksa o adam tek bama, say1s1z dilman kar1smda ihtiyac;lanyla
perian olurmu.
ite boyle bir seyahat ic;in iki adam c;olde yola c;ikm1lar. Onlardan
biri miltevaz1, digeri gururluymu. Miltevaz1 olan, bir reisin ismini alm1;
oteki almamI. Reisin ismini alan, her yerde selametle gezmi. Ne zaman biri yolunu kesse, "Ben filan reisin ismiyle geziyorum." der, ek1ya
da ona iliemezmi. Bir c;ad1ra girdiginde o reisin nam1yla hurmet gorilrmil. Magrur olan ise seyahati boyunca oyle belalar c;ekmi ki, tarif
edilemez. Daima titremi, dilencilik etmi; hem zelil hem rezil olmu.
ite ey magrur nefsim! Sen, o yolcusun. $u dilnya ise bir c;oldur.
Aczin ve fakrm sm1rs1zd1r. 2 Dilmanlann ve ihtiyac;lann sonsuzdur.
Cenab-1 Hakk'm isminin zikredilmedigi bir iin eksik kalacagma <lair bkz. ibn Mace,
nikdh 19; Musned 2/359; en-Nesai, es-Sunenu'/-Kubrd 6/127-128; Abdurrezzak,
e/-Musannef 6/189; ibn Hibban, es-Sahfh 1/173, 174.
Bkz. Nisa sO.resi, 4/28.

20

SOZLER

Madem oyle, butun kainata dilencilik etmekten ve her hadise kar1smda titremekten kurtulmak ic;in U c;oliin Ebedl Malik' inin ve Ezell
Hakim' inin ismini al!
Evet, bu kelime oyle miibarek bir definedir ki, sm!fs1z aczin ve
fakrm ile seni sonsuz kudrete, rahmete baglay1p Kadir-i Rahim'in
dergahmda aczi ve fakn en makbul bir efaatc;i yapar.
Bu kelime ile hareket eden, askere kaydolup devlet adma i goren
ve hie; kimseden korkusu olmayan adama benzer. "Kanun namma,
devlet namma" der, her ii yapar ve her eye karl dayamr.
Bata demitik ki: "Butun varhklar ha! diliyle 'Bismillah' der." Oyle
mi?
Evet, nasil ki, biitiin ehir ahalisini zorla bir yere sevk eden ve c;ahtiran bir adam gorsen onun kendi adma, kendi kuwetiyle hareket
etmedigini, bir asker oldugunu iiphesiz bilirsin. 0 adam, devlet nam1na hareket eder ve bir padiahm kuwetine dayamr.
Aynen oyle de, her ey, Cenab-1 Hakk'm namma hareket eder.
Zerre kadar tohumlar ve c;ekirdekler, balarmda koca agac;lan talf,
dag gibi yiikleri kaldmr. Demek ki, her bir agac; "Bismillah" diyerek
rahmet hazinesinin meyveleriyle ellerini doldurur, bize tablac1hk eder.
Her bir bostan "Bismillah" der, ic;inde c;eit c;eit pek c;ok leziz yiyecegin beraber piirildigi, Cenab-1 Hakk'm kudret mutfagmdan bir kazan
haline gelir. inek, deve, koyun, kec;i gibi miibarek hayvanlardan her
biri "Bismillah" diyerek rahmetin feyzinden birer slit c;emesi olur. Bize ho, temiz, ab1hayat gibi bir g1day1 Rezzak3 namma takdim eder.
Her bir bitkinin, agacm, otun ipek gibi yumuak kok ve damarlan,
"Bismillah" diyerek sert ta ve toprag1 deler gec;er. "Allah namma,
Rahman namma" der, her ey ona itaat eder.
Evet, dallann havada biiyiimesi ve meyve vermesi gibi, o sert ta
ve topragm altmdaki koklerin kolayca yayilmas1 ve yer altmda yemi
vermesi, hem o nazik, yeil yapraklann, s1cakhgm iddetine karI aylarca ya kalmas1 da her eyi tabiata baglayanlarm agzma iddetli bir
tokat vuruyor. Kor olas1 gozlerine parmagm1 sokuyor ve diyor ki:
"En giivendigin sertlik ve s1cakhk bile bir emirle hareket ediyor ve
o ipek misali yumuak damarlar, Hazreti Musa'nm (aleyhisselam) asas1
Rezzak: R1zkm gen;ek sahibi, smirs1z nz1k veren Cenab-1 Hak.

BiRiNci Soz

21

_;;1

gibi, 4
il~ ~
till emrine uyarak talan yanyor. 0 sigara
kag1d1 gibi ince, naze~in yapraklar ise Hazreti igrahim'in (aleyhisselam)
azalan gibi, ate sac;:an s1cakhga karI 5~
~~ j 1;J.' ..;,;5 )_; Li
ayetini okuyor."
Madem her ey manen "Bismillah" der, Allah'm nimetlerini O'nun
namma getirip bize verir. Biz de "Bismillah" demeliyiz. Allah adma
vermeli, Allah adma almahy1z. O'nun namma vermeyen gafil insanlardan bir ey almamahy1z. 6
Soru: TablaCI hukmundeki insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba asil
ma! sahibi Cenab-1 Hak bizden kar1hk olarak ne istiyor?
Cevap: Evet, nimetlerin asil sahibi Allah, o k1ymetli nimetlere,
mallara karihk uc;: ey istiyor: Zikir, likur ve fikir.
Bata "Bismillah", zikirdir. Sonda "Elhamdulillah", likurdur. Ortada bu k1ymetli, sanat harikas1 nimetlerin, Ehad ve Samed bir Zat'm
kudretinin mucizesi ve rahmetinin hediyesi oldugunu dlilinmek ve
anlamak ise fikirdir.
Bir padiahtan k1ymetli bir hediye getiren miskin bir adamm ayag1m 6pup hediyenin sahibini tammamak ne kadar ahmakhk ise, nimetlerin g6runliteki sahiplerini yuceltip sevmek ve asil sahibi olan Allah'1
unutmak, ondan bin derece daha buyuk bir ahmakhktir.
Ey nefis! Boyle ahmak olmamak istersen, Allah namma ver, Allah
namma al, Allah namma bala, Allah namma ile7 vesselam.

J.l );.

"(Bir zaman da Musa, kavmi ic;in su aray1p Allah'a yalvarmIh.) Biz de 'Asam taa
vur!' demitik." (Bakara sD.resi, 2/60)
"(Atee Dyle ferman ettik:) Ey ate! Dokunma ibrahim'e! Serin ve selamet ol
ona!" (Enbiya sD.resi, 21/69)
Bkz. "Allah adma kesilmeyen hayvanm etini yemeyin!" (En'am sD.resi, 6/121); "Ey
iman edenler! Sadaka verdiginiz kimselere minnet etmek, incitmek suretiyle o sadakalanrnz1 boa c;1karmaym. Allah' a da ahirete de inanmad1g1 halde s1rf insanlara
gosteri yapmak ic;in mahrn harcayan kimsenin durumuna diirneyin." (Bakara
sD.resi, 2/264)
Bu tiir fiilleri Allah ic;in yapanm imanmm kemale ermi olacagma <lair bkz. Tirmizi,
sunnet 15; EbD. DavD.d, k1ydmet 60; Musned 3/438, 440.

ON DORDUNCU LEM'ANIN iKiNCi MAKAMI


(Makam munasebetiyle buraya almmztzr.)

~jl ~j\ ~\ h'in binlerce smmdan altisma dairdir.


Bir Hatrrlatma: Besmelenin rahmet noktasmda parlak bir nuru,
sonilk akhma uzaktan gorilndil. Onu, kendi nefsim i<;in kaydetmeyi
arzulad1m. Yirmi-otuz kadar sir ile o nurun etrafmda bir daire brmek,
onu avlay1p kavramak istedim. Fakat maalesef imdilik o arzumu tam
ger<;ekletiremedim, sirlar yirmi-otuzdan be-altiya indi.
"Ey insan!" dedigim vakit, nefsimi kastediyorum. Bu dersi, nefsime has oldugu halde, ruhen benimle irtibath ve nefsi nefsimden daha uyarnk zatlara, belki istifade vesilesi olur niyetiyle, On Dordilncil
Lem'a'nm ikinci Makam1 olarak sunuyor, dikkatli kardelerimin degerlendirmesine havale ediyorum. Bu ders akildan <;ok kalbe, delilden
<;ok zevke bakar.
1

Bu makamda birka<; "sir" zikredilecektir.


Birinci Sir

~j\ ~j\ ~\ h'in bir cilvesini byle gbrdilm:


Kainatm, yeryilzilniln ve insanm simasmda birbirinin numunesi
olan il<; rububiyet milhril var.
Rahman ve Rahim Allah'm ad1yla.
"(Hazreti Si.ileyman'm mektubunu alan Sebe' Krali<:;esi Belkis:) 'Degerli dammanlanm! Bana <:;ok onemli bir mektup gonderildi. Mektup Si.ileyman'dandir ve Rahman ve Rahim Allah'm ad1yla diye balamaktad1r.' dedi." (Nern! sO.resi, 27/29-30)

ON DoRnfiNcu LEM'ANIN iKiNci MAKAMr

23

Biri: Kainatm biitiiniindeki yard1mlama, dayamma, birliktelik ve


birbirinin ihtiyacma cevap verme gibi hususiyetlerden ortaya c;:1kan
biiyiik uluhiyet miihriidiir ki, 3~\ ~ [Bismillah] ona bak1yor.
ikincisi: Yeryiiziiniin simasmda bitki ve hayvanlann ihtiyac;:larmm
kar1lanmasmdaki, beslenip idare edilmesindeki benzerlik, munasebet, intizam, uyum, liituf ve merhametten ortaya c;:1kan biiyiik Rahmaniyet miihriidiir ki, ~jl ~\ ~ [Bismillahi'r-Rahman] ona bak1yor.
Ufuncusu: insamn engin , mahiyetinin simasmdaki, Cenab-1
Hakk'm merhametinin latifelerinden, efkatinin inceliklerinden ve panltilanndan ortaya c;:1kan yiice Rahlmiyet miihriidiir ki, ~ jl ~\ h
~jl'deki ~j\ [Rahim~ ona bak1yor.
,
Demek ~ jl ,;;-;ii ;iii h
alem sayfasmda nurani bir sabr meydana getiren ii<:; ehadiyet4 miihriiniin mukaddes bir unvam, kuvvetli
bir bag1 ve parlak bir hatt1d1r. Yani, ~jl ,;;-;ii~\ h'in ucu, yukandan indirilerek kainatm meyvesi ve alemin kiic;:iik bir niishas1 olan
insana dayamr. Yeri Ar' a baglar. insanm ken di arma c;:1kmas1 ic;:in bir
yo! olur.

ikinci Str
Kur'an-1 Mucizii'l Beyan, ak1llan say1s1z varhkta g6riinen birlik tecellisinde bogmamak ic;:in daima o vahidiyetin ic;:inde ehadiyet cilvesini
gosteriyor. Mesela, nasil ki giine, l1giyla say1s1z eyi kuahr. l1gmm
tamam1yla beraber giinein zatm1 kavrayabilmek ic;:in gayet geni bir
tasavvur ve engin bir bakl gerektiginden, giine zatm1 unutturmamak
ic;:in her bir parlak eydeki aksi vas1tas1yla kendini gosterir. Her parlak
ey kendi kabiliyetince, giinein zatmm cilvesiyle beraber llk, s1cakhk
gibi hususiyetlerini bildirir. Ve o parlak eyler kabiliyetine gore, giinei
biitiin s1fatlanyla gosterdigi gibi, giinein llg1, s1cakhg1 ve l1gmdaki
yedi renk gibi keyfiyetlerinin her biri de ulahgl her eyi kuahr. Ay~
J,
"
'
m ekilde, - 5 JS-)/\ ~\ ~j temsilde hata olmasm- Cenab-1 Hakk m
ehadiyet ve samediyetinin, 6 her bir eyde, bilhassa canhlarda, hele
1

,;._,

Allah'm ad1yla.
Ehadiyet: Cenab-1 Hakk'm tek tek her varhkta gbri.i.nen birlik tecellisi.
"En yi.i.ce sifatlar Allah'mdir." (Nahl suresi, 16/60)
Samediyet: Her ey Cenab-1 Hakk'a muhta<; oldugu halde O'nun hi<;bir eye
muhta<; olmamas1.

24

SDZLER

insamn mahiyetinin aynasmda butun isimleriyle bir cilvesi bulundugu


gibi, vahdet7 ve vahidiyet8 yonuyle de varhklarla alakah olan her bir
ismi onlan kuahyor. ite Kur' an, ak1llan birlik tecellileri ic;inde bogmamak ve kalblere Zat-1 Akdes'i unutturmamak ic;in daima vahidiyetteki
ehadiyet muhrunu nazara veriyor ki, ~;JI ~;JI ~I~ o muhrun
uc; muhim dugum noktasm1 gosterir.
,
,
Oc;iincii Sir
~u sonsuz kainati enlendiren, ac;ikc;a gorUldugu gibi, rahmettir.
Karanhk ic;indeki U varhklan ttklandiran, ac;1kc;a, yine rahmettir. Sonsuz ihtiyac;lar ic;inde yuvarlanan mahlukah terbiye eden, apac;1k goruldugu uzere, yine rahmettir. Bir agac; her eyiyle meyvesi ic;in var oldugu gibi, butun kainati insan ic;in var eden ve her tarafta ona baktiran,
onun yard1mma koturan, ac;1kc;a, rahmettir. Bu sonsuz uzay1 ve bo,
!SS!Z aJemi doJduran, nurJandtran Ve en[endiren, bizzat gordugumuz
gibi, rahmettir. Ve fani insana ebediyet nimetini veren, onu ezell ve
ebedi bir Zat'a muhatap ve dost kilan, ac;ikc;a, yine rahmettir.
Ey insan! Madem rahmet boyle kuvvetli, cazibeli, sevimli, sana yard1mc1 ve sevilen bir hakikattir; ~jll ~jll ~\ ~de, o hakikate
yapt ve mutlak yalmzhktan, kimsesizlikten, sonsuz ihtlyac;lanmn elemlerinden kurtul. 0 Ezel ve Ebed Sultam'nm dergahma yonel ve o rahmetin efkatiyle, efaatiyle, panltilanyla o Sultan' a muhatap ve dost ol!
Evet, kainattaki her c;eit varhg1 hikmet dairesinde, insamn etrafmda toplay1p onun bu.tun ihtiyac;lanna kusursuz bir intizam ve inayet
ile koturmak, ac;ikc;a, iki ekilde izah edilebilir. Ya kainattaki her varhk insam kendi kendine tamd1g1 ic;in ona itaat ediyor, onun yard1m1na kouyor. Bu ihtimal, ak1ldan yuz derece uzak olmasmm yanmda,
pek c;ok imkans1zhg1 da dogurur. insan gibi mutlak aciz bir varhkta
kuvveti smirs1z Sultan-1 Mutlak'm kudretinin bulundugunu varsaymak laz1m gelir. Ya da bu yard1mm, kainatm perdesi arkasmda bir
Kadir-i Mutlak'm ilmiyle gerc;ekletigini kabul etmek gerekir. Demek,
kainattaki varhklar insam tammaz; onlar insam bilen ve tamyan, ona
merhamet eden bir Zat'm varhgmm delilleridir.

Vahdet: Birlik.
Vahidiyet: Cenab-1 Hakk'm her eyde birden goriilen birlik tecellisi.

ON DORDDNCD LEM'ANIN iKiNCi MA.KAMI

25

Ey insan! Akhm bama al. Hi<; mumkiln mudur ki, butiin varhklan
sana yoneltip yard1m ellerini uzathran, senin ihtiya<;lanna "Lebbeyk!" 9
dedirten Zat-1 Zillcelfil seni bilmesin, tammasm, gormesin? Madero 0
seni biliyor, rahmetiyle bildigini bildiriyor. Sen de O'nu bi!, hilrmetle
bildigini bildir ve katiyen anla ki, bu koca kainah senin gibi mutlak zay1f,
aciz, fakir, fani ve kil<;ilk bir varhgm emrine vermek ve varhklan yard1mma gondermek, elbette hikmet, inayet, ilim ve kudreti de i<;eren bir
rahmet hakikatidir. Boyle bir rahmet, senden kulll ve hfilis bir ilkilr,
ciddi ve saf bir hurmet ister. ite o halis ilkriln, saf hurmetin tercilmam
ve unvam olan ~-jll ?5ll ~\ H ' i dilinden dililrme. Onu rahmete
kavumaya vesile ve Rahman'm dergahmda efaat<;i yap.
Evet, rahmetin varhg1 ve ger<;eklemesi, gilne kadar aikardir. Nas1l ki, merkezdeki bir nakt, farkl1 yonlerden uzanan atk1 ve iplerin duzeninden ve desenlerinden meydana gelir. Aynen oyle de, bu kainatm
buyilk dairesinde bin bir ilahl ismin cilvesinden uzanan nuranl atkilar,
kainatm simasmda oyle bir rahmet damgas1 i<;inde bir Rahlmiyet ve
efkat nak1m dokuyor ve oyle bir inayet muhrilnil iliyor ki, ak1l sahiplerine kendini gilneten daha parlak bir ekilde gosteriyor.
Evet, gilnei ve ay1, yeryilzilndeki unsurlan ve madenleri, bitki ve
hayvanlan buyilk bir nakm atk1 ipleri gibi bin bir isminin tecellileriyle
tanzim eden ve hayata hizmetkar kilan, bitki ve hayvanlar alemindeki
biltiin annelerin yavrulanna gayet irin ve fedakarca efkatleriyle efkatini gosteren, 10 canhlan insanm emrine veren, boylece ilahl
rububiyetin gayet gilzel, irin, buyilk bir naktm ve insanm k1ymetini
gosteren ve parlak rahmetini ortaya koyan Rahman-1 Zulcemal, elbette kendi mutlak istignas1yla, yani hi<;bir eye muhta<; olmamas1yla
beraber rahmetini, mutlak ihtiya<; i<;indeki canhlara ve insana makbul
bir efaat<;i yapmtbr. Ey insan! Eger insan isen ~jll ?JI~\ H
de, o efaat<_;iyi bul.
Evet, yeryilzunde dart yilz bin farkl1 bitki ve hayvan tiirilnil, hi<;birini unutmadan, airmadan, vakti vaktine; kusursuz bir intizam, hikmet ve inayetle idare eden, yeryilzilniln simasma ehadiyet milhrilnil
10

Buyur, emret!
Varhklarda bulunan ac1ma hissinin, Cenab-1 Hakk'm yuz mertebe rahmetinden sadece birinin butiin canhlar arasmda taksim edilmi hali olduguna dair bkz. Buhart,
edeb 19; Muslim, tevbe 17, 20, 21.

26

SOZLER

koyan, ac;;1kc;;a, bizzat g6ruldugti uzere, rahmettir. 0 rahmetin varl1g1,


U yeryilzilndeki varlzklar kadar kesin oldugu gibi, onun gerc;;ekletiginin varhklar say1sznca delili var.
Evet, zeminin ytizunde bir rahmet ve ehadiyet muhru bulundugu
gibi, insanm manevl mahiyetinin simasmda da 6yle bir rahmet damgas1 vardtr ki, yeryuzunun simasmdaki merhamet muhrunden ve kainatm
simasmdaki buyuk rahmet damgasmdan daha aag1 degildir. Onun
adeta bin bir ismin cilvesinin odak noktas1ym1 gibi bir kuahc1hg1 var.
Ey insan! Hie;; mumkun mudur ki, sana bu simay1 veren ve ona
boyle bir rahmet ve ehadiyet mtihru vuran Zat seni ba1bo b1raksm, 11
sana klymet vermesin, senin hareketlerine dikkat etmesin, senin ic;;in
var olan bu kainah a bes ktlsm, 12 yarahh agacm1 meyvesi c;;uruk, bozuk, klymetsiz bir agac;; hukmune indirsin? Hem hic;;bir ekilde tiphe
kabul etmeyen ve hic;;bir bak1mdan noksanhg1 bulunmayan, gune gibi
aikar olan rahmetini ve llk gibi ac;;1kc;;a g6runen hikmetini inkar ettirsin? Haa!..
Ey insan! Bil ki, o rahmetin arma ulamak ic;;in bir merdiven var.
0 da ~jll ~jll ~\ h'dir. Onun ne kadar muhim oldugunu anlamak istersen, Kur'an-1 Mucizu'l Beyan'm yuz on d6rt suresinin balna, buttin mtibarek kitaplann ve mtibarek ilerin balang1c;;lanna bak.
Besmelenin klymetinin buyuklugune kesin bir deli! udur: imam $afil
(radiyallb.hu anh) gibi c;;ok buyuk muc;;tehitler demi ki, "Besmele tek bir
ayet oldugu ha/de, Kur'an'da yilz on dart deja nazil olmutur." 13
Dordiincii Sir
Smirs1z bir c;;okluk ic;;inde birlik tecellisi, 14 ~ !lql demekle herkese
kafi gelmiyor, fikir dag1hyor. Bullin kainattaki vahd~tin arkasmda bulunan Ehad Zat'1 dlilinup 15 0:_~: < !lq ~ !lql demek ic;;in yerytizti
11
12

13

Bkz. "insan baibo b1rakilacagm1 m1 samr?" (Kiyamet sO.resi, 75/36)


Bkz. "Bizim sizi bouna yaratt1g1m1z1, Bizim huzurumuza donup hesap vermeyeceginizi mi sandm1z?" (Mu'minO.n sO.resi, 23/115)
Bkz. e-$afii, ei-Omm 1/208; el-Cessas, Ahkamu'l-Kur'em 1/8; el-Gaza!l, el-Mustasfa
1/82; ibnu'l-Cevzi, et-Tahkfk ff Ehddfsi'l-Hilaf 1/345-347; ez-Zeylai, Nasbu'r-Raye

1/327.
14
15

"(Haydi 6yleyse deyiniz): Yalmz Sana ibadet ederiz." (Fatiha sO.resi, 1/5)
"(Haydi 6yleyse deyiniz): Yalmz Sana ibadet eder, yalmz senden medet umanz."
(Fatiha sO.resi, 1/5)

ON DORDUNCO LEM'ANIN IKiNCi MAJ<AMI

27

geniliginde bir kalb gerekir. Ve bu strdan dolay1, ki.i<_;i.ik eylerde ehadiyet mi.ihri.ini.i ac;ikc;a gosterdigi gibi, her bir varhk ti.iri.inde ehadiyet
damgasma iaret etmek ve Zat'm1 akla getirmek i<_;in Ehad Yaraho,
rahmaniyet mi.ihri.i ic;inde bir ehadiyet imzas1 gosteriyor ki, herkes her
mertebede zahmetsizce 0: ~: < il~ ~ il~~ diyerek dogrudan dogruya Zat-1 Akdes' e hitap edip yonelsin.
ite, Kur'an-1 Hakim bu bi.iyi.ik s1m ifade etmek ic;in kainatm en
bi.iyi.ik dairesini, mesela goklerin ve yerin yarahhlnt anlatt1g1 s1rada,
birden en ki.i<_;i.ik daireden, ince ve basit bir eyden bahseder ki, ehadiyet mi.ihri.ini.i a<_;1kc;a gostersin. Mesela goklerin ve yerin yarahhlnt
anlattrken, insanm yaratthmdan, sesinden, simasmdaki nimet ve hikmet inceliklerinden bahis a<_;ar. Taki fikir dag1lmasm, kalb bogulmasm, ru~ dogru?an dogruya ~abud'unu bulsun. ~\~\ Ji;.. ~~\ ~j
16~1)\j
.J~lj ui>.J'llj ayeti bu hakikati mucizevl bir ekilde
gosteriyor.
Evet, sonsuz vahdet mi.ihi.irlerinin ic; ic;e daireler gibi en bi.iyi.igi.inden en ki.ic;i.igi.ine kadar say1s1z varhkta <_;eitleri ve mertebeleri vard1r.
Fakat o vahdet ne kadar olsa da yine c;okluk ic;inde bir vahdettir. Hakiki hitab1 tam saglayamaz. Onun i<_;in vahdetin arkasmda ehadiyet
mi.ihri.ini.in bulunmas1 laz1md1r. Taki, c;oklugu hattra getirmesin. Kalbde dogrudan dogruya Zat-1 Akdes'e yo! a<_;sm.
Hem nazarlan o ehadiyet mi.ihri.ine <_;evirmek ve kalbleri ona c;ekmek i<_;in i.isti.ine gayet cazibeli bir nak1, parlak bir nur, irin bir tatl1hk,
sevimli bir gi.izellik ve kuvvetli bir hakikat olan rahmet ve rahlmiyet
damgasm1 basmihr. Evet, o rahmetin kuvvetidir ki, UUr sahiplerinin nazarlanm kendine c;eker ve ehadiyet mi.ihri.ine ulatmr. Ehad
Yarattc1'y1 di.ii.indi.iri.ir, sonra da insam 17 0::: <il~)j ~ il~l ayetindeki
hakiki hitaba mazhar eder. ite ~y\ ~y\ ~\ ~ Fatih~'nm fihristi
ve Kur'an'm k1sa bir ozeti olmas1 yoni.iyle zikredilen bu bi.iyi.ik smm
unvam ve terci.imamd1r. Bu unvam eline alan, rahmetin tabakalannda
gezebilir. Bu terci.imam konuturan, rahmet strlanm ogrenir, rahlmiyet
ve efkat nurlanm gbri.ir.

NI

16

17

"O'nun varhgmm ve kudretinin delillerinden biri de gokleri ve yeri yaratmas1, lisanlanmzm ve renklerinizin farkh olmas1dir." (Rum suresi, 30/22)
"(Haydi oyleyse deyiniz:) Yalmz Sana ibadet eder, yalmz Senden medet umanz."
(Fatiha suresi, 1/5)

28

StiZLER

Be~inci

Sir

Bir hadis-i erifte buyrulmu ki: 18 ~jl ~j~ ~,)~~\Ji;.~\ 01


-veya denildigi gibi.
,
,
,
Tarikat ehli bir k1s1m zatlar, bu hadisi iman esaslanyla 6rtiimeyen
tuhaf bir tarzda tefsir etmiler. Hatta onlardan ak ehli baz1 kimseler, insanm manevi yiiziine Rahman'm bir sureti olarak bakmI. Ehl-i
tarikatm bir k1smmda sekr, yani manevi sarholuk hali, ak ehlinin
c;ogunda da istigrak19 ve hakikatleri birbirine kanhrma gibi haller bulundugundan, onlar hakikate zit anlay1lannda belki mazur g6riilebilirler. Fakat akh bamda olan, inane; esaslanna aykm manalan kabul
edemez. Yoksa hata etmi olur.
Evet, biitun kainati bir saray, bir ev gibi muntazam bir ekilde idare eden, y1ld1zlan zerreler gibi hikmetle ve kolayca c;eviren, gezdiren,
zerreleri itaatkar memurlar gibi istihdam eden Zat-1 Akdes-i ilahi'nin
ortag1, ei, z1dd1, dengi bulunmad1g1 gibi, 205_ .,.,31 6 ~ ~11 ~ j ~~ ~!~
s1rnyla, sureti, misli, 131isali, benzeri de olamaz. Fakat.); J.""11 JI ~j
21 ~\ j;;JI ~ j r...0 _)~\j ._:;;I~\ s1rnyla, 6rnek ve tem~illerle icraatma,
s1fatlanna ve isimlerine bak1hr. Demek, 6rnekler ve temsiller, O'nun
icraati hakkmda olabilir. Zikredilen hadis-i erifin pek c;ok maksadmdan biri Udur: insan, Rahman ismini tamamen g6steren bir surette
yaratilm1hr. Evet, daha once s6yledigimiz gibi, kainatm simasmda, bin
bir ilahi ismin panltilanndan tezahiir eden Rahman ismi g6riiniir; yeryiiziiniin simasmda Cenab-1 Hakk'm mutlak rubO.biyetinin say1s1z cilvesiyle tezahiir eden Rahman ismi g6sterilir. Aynen 6yle de, insan her
eyi ic;ine alan kuahc1 suretiyle kiic;iik bir 6lc;ekte, diinyanm ve kainatm
simas1 gibi yine Rahman isminin miikemmel bir cilvesini g6sterir.
Hadis Una da iaret eder: Rahman ve Rahim Yaraticmm delilleri
ve aynalan olan canhlar ve insan gibi mazharlann, Vacibii'l-ViicO.d

f Jji

18

19

20

21

";Juphesiz Allah Teala, insam Rahman suretinde yaratm1t1r." Buhari, isti'zdn l;


Muslim, birr 115, cennet 28; Ahmed ibni Hanbel, e/-Musned 2/244, 251, 315,
323,434,463,519.
istigrak: Allah akl ile dunyay1 unutup kendinden gei:;mek.
"O'nun benzeri hii:;bir ey yoktur. 0, her eyi hakkiyla iitir ve gorur." ($6.ra suresi,
42/11)
"Goklerde ve yerde en yuce sifatlar Allah'md1r. 0 Aziz ve Hakimdir: Mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir." (Rum suresi, 30/27). Aynca Nahl suresinin
60. ayeti de aym hususu biraz degiik ifadelerle beyan etmektedir.

ON DtiRDDNci.i LEM'ANIN iKiNci MAKAMI

29

Zat' 1gosterdikleri o kadar kesin ve aikard1r ki, mesela giinein suretini


ve aksini tutan parlak bir aynanm panltisma ve giinee deli! oluUnun a9khgma iaret mahiyetinde, "O ayna gunetir." denilmesi gibi,
"insanda Rahman'm sureti var." ifadesi delaletin a9khgma ve munasebetin mukemmelligine iaret olarak soylenmitir. $u s1rdan dolay1,
Vahdet-i Vucud inancm1 kabul edenlerin amya gitmeyen k1sm1, bu
delaletin aikarhgma ve bu miinasebetin mukemmelligine bir unvan
olarak 22jP> ~ ~ ~ ~ _;; '1 demitir.

~ ,, lA.5 8-;..J,~J~j',
I
~11 ' ~11 ~I

~' ~

lS ~ '

lS i ~ t1\

~~~J-~J-(""'"-

23~\ ~~~ tA.5 ~y\ ~jl ~I: ,"~)l_y..;.1 ~j ~~


Altmc1 Sir
Ey sonsuz acz ve fakr ic;inde yuvarlanan bic;are insan! Rahmetin
ne kadar k1ymetli bir vesile ve ne kadar makbul bir efaatc;i oldugunu
Uradan anla: 0 rahmet, 6yle Yuce bir Sultan' a ulamaya vesiledir ki,
O'nun ordusunda yild1zlarla zerreler beraberce, tam bir intizam ve itaatle hizmet ediyor. 0 Zat-1 Zulcelal'in, o Ezel ve Ebed Sultan' mm Zat'ma
ait bir istignas1 var; 0, mutlak bir istigna ic;indedir, hic;bir eye muhtac;
degildir. Hic;bir ekilde kainata ve varhklara ihtiyac1 olmayan sm1rs1z ve
kay1ts1z bir Gani' dir, zenginlik sahibidir. Ve butun kainat emri, idaresi,
heybet ve azameti altmda tam bir itaatle, celaline boyun egmitir.
ite ey insan! Rahmet seni her bak1mdan Mustagni olan o Zat'm, o
Ebedi Sultan'm huzuruna c;1kanr, O'na dost ve muhatap yapar, sana
sevgili bir kul vaziyeti verir. Nas1l ki, sen gunee c;ok uzaksm, hic;bir
ekilde yetiemiyor ve yanaam1yorsun. Fakat gunein IIQI, aksini
ve cilvesini aynan vas1tas1yla senin eline ulatmyor. Aynen 6yle de:
Biz her hlrlu kusur ve noksandan munezzeh o Zat' a, o Ezel ve Ebed
Gunei'ne sonsuz uzak olsak ve yanaamasak da rahmetinin nuru
O'nu bize yakm ediyor.
22

23

VticD.d-u Vacib' e nispeten baka eylere var denilmemeli ... Onlar "varhk" unvamna lay1k degildir.
Ey Rahman, Rahim Allah1m! 'Bismillahirrahmanirrahim'in hakk1 i<;:in, rahimiyetine
yarair ekilde bize merhamet et ve rahmaniyetine yarair ekilde, bize 'Bismillahirrahmanirrahim'in sirlanm anlamay1 lutfet.

30

SOZLER

ite ey insan! Bu rahmeti bulan, ebedl, tiikenmez bir nur hazinesi bulmu olur. 0 hazineyi bulmanm yolu, rahmetin en parlak misali
ve temsilcisi, en belagatli lisam ve ilanc1s1 olan ve Kur'an'da "Alemlere
Rahmet" 24 unvamyla amlan ResO.l-u Ekrem'in (aleyhissalatil vesselam) siinnetine uymaktir. Alemlere rahmet olan, rahmetin o cisimlemi haline
ulama vesilesi ise salavatlir. Evet, salavatm manas1 rahmettir. 0 canh, cisimlemi rahmete bir rahmet duas1 hiikmiindeki salavat, alemlere
rahmet olan o zata kavumaya vesiledir. 25 Oyleyse filemlere rahmet
olan Res0.1-u Ekrem' e kavumak ic;in salavah kendine vas1ta yap ve o
zah da (aleyhissalata vesselam) Rahman'm rahmetine vesile kabul et.
Biitiin iimmetin, "rahmeten li'l-alemin" 26 olan zat (aleyhissalata vesselam) hakkmda sonsuz rahmet manas1yla salavat getirmesi, rahmetin
ne kadar k1ymetli bir ilahi hediye oldugunu ve ne kadar geni bir daireye sahip bulundugunu parlak bir ekilde ispat eder.
Soziin Ozii: Rahmet hazinelerinin en k1ymetli p1rlantas1 ve bekc;isi
Zat-1 Ahmediye (aleyhissalata vesselam) oldugu gibi, birinci anahtan da
~y\ .;>;JI ;u1
'dir. Bu hazinelerin kap1sm1 en kolay ac;an anahtar ise salavattir.

24
25

26
27

28

Bkz. Enbiya suresi, 21/107.


Peygamber Efendimiz' e (sal/allahu aleyhi ve sel/em) salat ve selam getirmenin 6nemine
dair bkz. Ahzab suresi, 33/56; Muslim, sa/dt 11, 70; Tirmizl, vitr 21; Ebu Davud,
sa/dt 36, 201, vitr 26.
Alemlere rahmet.
Allah1m! 'Bismillahirrahmanirrahlm'in s1rlannm hakk1 ic,;in, alemlere rahmet olarak
gonderdigin zata ve biitiln al ve ashabma, Senin rahmetine ve onun hiirmetine
yarair bir ekilde salat ve selam eyle. Bize de, oyle bir rahmetle merhamet et ki,
Senden gayn, mah!O.katmdan hie,; kimsenin merhametine muhtac,; olmayahm.
"Siibhansm ya Rab! Senin bize bildirdiginden baka ne bilebiliriz ki? Her eyi hakk1yla bilen, her eyi hikmetle yapan sensin." (Bakara suresi, 2/32)

~~t-~t ~h:
~jll~jll~\~
1~~5~~~~\
,
,
imanda ne kadar buyuk bir saadet ve nimet, ne kadar buyuk bir
lezzet ve rahathk bulundugunu anlamak istersen, U temsill hikayecige
bak, dinle:
Bir vakit iki adam, hem keyif hem de ticaret i<sin seyahate <s1karlar.
Bunlardan kendini begenmi ve talihsiz olan bir tarafa; hakk1, hakikati
tarnyan ve bahtiyar olansa diger tarafa gider.
Kendini begenmi adam, sadece kendini dUUnmesinin, bencilliginin ve her eyi kolli gormesinin cezas1 olarak kendi bakima gore
pek fena bir memlekete duer. Her yerde adz bi~relerin, zorba ve
dehetli adamlarm elinden ve zulmunden feryat ettigini duyar, hazin,
elemli bir ha! goriir. Bullin memleket, batan baa bir matem yurduna
dondugunden, o adam U elemli ve karanhk hali hissetmemek i<sin
sarholuktan baka <sare bulamaz. <;unku ortahkta dehet verici cenazeler ve umitsizce aglayan yetimler goriir, herkes ona duman ve
yabanc1 gorunur. Vicdam azap i<;inde kalir.
Hakk1 tarnyan, daima hak duunen ve giizel ahlakh olan adam ise
nazarmda pek giizel bir memlekete duer. ite bu iyi adam, gittigi her
yerde buyuk bir enlik, her tarafta bir sevin<s, bir eglence, cokunluk ve
nee i<sinde zikir meclisleri goriir. Herkes ona dost ve akraba goriinur.
Bullin memlekette 'yaasm'lar ve teekkurlerle umumi bir terhis enligi
"O takva sahipleri ki goriinmeyen fileme inamrlar." (Bakara suresi, 2/3)

32

SOZLER

vard1r. 0 adam, sevinc;li bir ekilde asker ahm1 ic;in tekbir ve kelime-i
tevhid nidalanyla bir davul sesi, bir musiki iitir. Onceki bahts1z adam
hem kendisinin hem de butt.in halkm elemiyle act c;ekerken U bahtiyar, hem kendisinin hem de herkesin sevinciyle mutlu olur, ferah
bulur. 0 ticaretten guzel bir kazanc; elde eder, Allah' a Ukreder.
Sonra cloner, oteki adama rastlar. Onun halini anlaymca 6yle der:
"Yahu sen divane olmusun! ic;indeki c;irkinlikler dttna aksetmi olmah ki, gulmeyi aglamak, terhisi soymak ve talan etmek zannetmisin.
Akhm bama al, kalbini temizle. Ta ki gozunden U musibetli perde
kalksm, hakikati gorebilesin. Zira son derece adil, merhametli, idaresi
altmdakilerin hukukunu gozeten, kudretli, intizam1 seven, efkatli bir
Melik'in, goz onunde bu derece terakki ve mukemmellik eserleri gosteren bir memleket, senin zannettigin gibi olamaz."
Sonra o bedbahtm akh bama gelir. Piman olur ve "Evet, ben sarholuktan divane olmutum. Allah senden ra21 olsun, beni cehennem
gibi bir vaziyetten kurtardm." der.
Ey nefsim! Bil ki, temsildeki birinci adam kafir veya Allah'a isyan
eden gafildir. ~u dunya onun gozunde batan baa bir matem yurdudur. Butun canhlar, aynhk ve yokluk tokad1yla aglayan birer yetimdir.
Hayvanlar ve insanlar ise ecelin penc;esiyle parc;alanan kimsesiz batbozuklardtr. Daglar ve denizler gibi buyuk varhklar, ruhsuz, dehet verici cenazeler hukmundedir. Kufrunden ve dalaletinden kaynaklanan
daha bunun gibi pek c;ok elemli, ezici, dehetli vehim ona manevi bir
azap verir.
Diger adam ise mumindir. Cenab-1 Hahk'1 tamr, tasdik eder. Onun
gozunde U dunya Rahman'm bir zikir meclisi, insan ve hayvanlarm
talim yeri, insanlarla cinlerin imtihan meydamd1r. Buttin hayvan ve
insanlarm olumu ise bir terhistir.
Hayat vazifesini bitirenler, yeni vazifelilere yer ac;1lsm ve onlar gelip
c;ahsmlar diye bu fani diyardan, manevi bir sevinc; ic;inde, derdi, s1kmhs1 olmayan baka bir aleme giderler.
Hayvanlann ve insanlann dogumu ise askere, silah altma, vazife
bama almmakhr. Bullin canhlar vazifeli, mutlu birer asker; iini dogru
yapan, halinden memnun birer memurdur. iitilen butun sedalar ise ya
vazife balang1cmdaki zikir ve tesbihler, ya paydos esnasmda duyulan

ir<iNci Soz

33

tikilr ve ferahlama nidalan yahut c;ahma neesinden dogan nagmelerdir. 0 muminin nazannda butun varhklar, Seyyid-i Kerim'inin ve
Malik-i Rahlm'inin sevimli birer hizmetkan, dost birer memuru, irin
birer kitab1dir. 0 talihli adamm imanmdan bunun gibi daha pek c;ok
ho, yuce, leziz ve tath hakikat tecelli eder, ortaya c;ikar.
Demek, iman manevi bir tuba agacmm 2 c;ekirdegini tatyor. Kufiir
ise manevl bir cehennem zakkumunun3 tohumunu sakhyor.
Demek ki, selamet ve emniyet yalnzz islamiyet'te ve imandadzr.
Oyleyse daima, 4 ~~~\ ~~j \,')\..;,~\ '-!~ ~ ~ ~\ demeliyiz.

Tuba'nm, cennetteki bir agac; olduguna dair bkz. Milsned 4/183; ibn Ebi $eybe,
el-Musannef 7/29; ibn Hibban, es-Sahfh 16/429, 430; et-Taberani, e/-Mu'cemil'/Kebfr 17/127, 128.
Zakkum agac1 ic;in bkz. isra suresi, 17/60; Saffat suresi, 37/62-65; Duhan suresi,
44/43-44; Vak1a suresi, 56/51-53; Buhari, mendkzbu'l-ensdr 42, kader 10; Tirmizi,
tefsfru sure (17) 4; ibn Mace, cehennem 38; Milsned 1/300, 338.
Bize ihsan ettigi islam dini ve kamil iman nimeti ic;in Allah' a hamd olsun.

U~w~~w ~n~
~}\~}\~\~
1

13~1
.

,01 1 ~~r

c-

if~-

ibadetin ne kadar buyuk bir ticaret ve saadet, Allah'a isyanm ve


haram zevklere dO.kO.nlugun ise ne buyuk bir zarar ve felaket oldugunu anlamak istersen, U temsili hikayecige bak, dinle:
Bir zamanlar iki asker, uzak bir ehre gitmek i<;in emir ahrlar. Yol
ikileinceye kadar beraber giderler. Orada bulunan bir adam onlara 6yle der: "$u sagdaki yo! zarars12dir ve yolculannm onda dokuzu buyuk
kar elde eder, rahathk g6rur. Soldaki yolun ise hie; faydas1 olmamakla
beraber on yolcusundan dokuzu zarara ugrar. Yollann ikisi de k1sa ve
aym uzunluktad1r. Aralannda yalmz bir fark var ki, dli.zeni ve kanunu
olmayan sol yolun yolcusu c;antas12, silahs1z gider. GorunO.te bir hafiflik,
yalanc1 bir rahathk hisseder. Askeri dli.zen altmdaki sag yolun yolcusu ise
besleyici g1dalarla dolu dart okkahk2 bir c;antay1 ve her dO.mam alt edecek iki okkahk, devlete ait mukemmel bir silah1 tatmaya mecburdur."
Yolu tarif eden o adamm sozunu dinledikten soma iki askerden
bahtiyar olan saga gider. Garuniite omzuna ve strhna bir agirhk yuklenir. Fakat kalbi ve ruhu binlerce batman3 agirhgmdaki minnet ve
korkulardan kurtulur.
"Ey insanlar! (Hem sizi hem de sizden onceki insanlan yaratan) Rabbinize ibadet
ediniz." (Bakara suresi, 2/21)
1,282 kilogramhk ag1rhk oh;tisti.
7,692 kilogramhk ag1rhk olc;tisti, 6 okka.

Uc;:DNcD Soz

35

Oteki, talihsiz olan ise askerligi biraktr. Dilzene uymak istemez, sol
tarafa gider. Bedeni bir batman agirhktan kurtulur; fakat kalbi binlerce
batman minnet, ruhu da sonsuz korkular altmda ezilir. Hem herkese
dilenci olur hem de her ey ve her hadise karIsmda titrer. Sonunda
gidecegi yere vanr. Orada, asi ve kac;ak olmanm cezasm1 gorilr.
Askerlik nizamm1 seven, c;antasm1 ve silahm1 muhafaza edip sag
tarafa giden asker ise varmak istedigi ehre kimsenin minneti altma
girmeden, kimseden korkmadan, kalbi ve vicdam rahat bir ekilde
ulaIr. Orada, vazifesini giizelce yapan namuslu bir askere yaraIr
mukafat gorilr.
ite ey isyankar nefis!
Bil ki: 0 iki yolcudan birincisi, Allah'm emirlerine itaat eden, 6teki
ise nefsin kotil arzulanna uyan asi insand1r. 0 yol, ruhlar aleminden
gelip kabirden gec;erek ahirete giden hayat yoludur. 0 c;anta ve silah,
ibadet ve takvay1 temsil eder. ibadetin goriiniite bir agirhg1 olsa da
manasmda oyle bir rahathk ve hafiflik vardir ki, tarif edilemez. c.;unkii
1
~
0;
0;
'
kul, namazmda, "'.u1I '1~ 43~ '1 .JI ~I yani, 'O'ndan baka Hahk ve
Rezzak yoktur! Zarar ve fayda O'nun elindedir. 5 0 hem Hakim'dir,
abes i yapmaz; hem Rahim'dir, ihsam, merhameti c;oktur." der. Buna
inand1gmdan, her eyde bir rahmet hazinesinin kap1sm1 bulur ve dua
ile o kap1y1 c;alar. Her eyi Rabbinin emrine boyun egmi gorilr, O'na
s1gmir. Tevekkill ile O'na dayamp her musibet karIsmda korunur.
imam, kendisine tam bir emniyet hissi verir.
Evet, her hakiki iyi vas1f gibi cesaretin de kaynagz imandzr,
kulluktur; 6 her kota has/et gibi korkakl1gzn da kaynagz dalalettir!7
Evet, yerkiire bomba olup patlasa, muhtemeldir ki, kalbi tam
nurlanm1 bir kulu korkutmaz. Aksine o kul, Samed Rabbinin harika
kudretini lezzetli bir hayret ic;inde seyreder. Akh aydmlanm1 denilen
!

,,,.

.J

"~ehadet ederim ki Allah'tan baka ilah yoktur." (Muslim, sa/dt 60; Tirmiz'l, saldt
216; EbO. DaVO.d, sa/dt 178; Ahmed ibn Hanbel, el-Milsned 1/292)
Bkz. Bakara sO.resi, 2/102; AI-i imran sO.resi, 3/26; 6/71; A'raf sO.resi, 7/188; YO.nus
sO.resi, 10/18, 49, 106; Ra'd sO.resi, 13/16; Taha sO.resi, 20/89; Enbiya sO.resi,
21/66; Hae sO.resi, 22/12; Furkan sO.resi, 25/3, 55; ;Juara sO.resi, 26/73; Fetih
sO.resi, 48/11; Mucadele sO.resi, 58/10; Mumtahine sO.resi, 60/3; Aynca bkz. Tirmizl,
kader 10; Milsned 6/441.
Bkz. AI-i imran sO.resi, 3/173.
Bkz. AI-i imran sO.resi, 3/151; Enffil sO.resi, 8/12.

36

SOZLER

kalbsiz ve Allah'a karI asi, mehur bir filozof ise gokte bir kuyruklu
yild1z gorse yerde titrer. "Acaba bu serseri yild1z diinyam1za <;arpar
m1?" deyip evhama diier. (Bir vakit boyle bir yild1zdan koca Amerika
titredi. <:;:oklan gece vakti evlerini terk etti.)
Evet, insanm ihtiya<;lan s1mrs1z oldugu halde, sermayesi neredeyse
yok gibidir; say1s1z musibete maruz kald1g1 halde bunlara karI koyacak kudreti hi<; hiikmiindedir. Sermayesinin ve iktidarmm smm, elinin
yetitigi yere kadard1r. Emellerinin, arzulannm, elem ve endielerinin
dairesi ise goziiniin, hayalinin ulahg1 noktaya kadar genitir.
ite bu derece aciz, zay1f, fakir ve muhta<; insan ruhu 8 i<;in ibadet,
tevekkiil, tevhid ve teslimin ne kadar biiyiik bir kar, bir saadet, bir
nimet oldugunu, biitiin biitiin kor olmayan goriir, anlar.
Malumdur ki, zararstz yo! zararh yola -onda bir kaybetme ihtimali
olsa bile- tercih edilir. Kald1 ki, meselemiz olan kulluk yolu zarars1zdir
ve onda dokuz ihtimalle insam bir ebedi saadet hazinesine ulahnr.
Nefsin arzulanna uyma ve Allah'a isyan yolunda ise -o yolda gidenlerin de itiraf1yla- fayda yoktur ve onda dokuz ihtimalle ebedi azap ve
helak bulunur. Bu, U hususta soz sahibi olan, gozii manevi alemlere
a<;1k say1s1z zatm ahitligiyle sabittir; zevk ve kef ehlinin haber vermesiyle, yanhhgma ihtimal bulunmayacak derecede kesindir.
K1sacas1: Ahiret saadeti gibi dunya saadetin de ibadette ve Al/ah'a
ku/luktadir. Oy/eyse daima 9 ~jllj -tkll ._};:, ~ ~\ demeli ve Mus/aman oldugumuza Ukretmeliyiz.

Bkz. Fahr sO.resi, 35/15.


Bize itaat ve muvaffakiyet nasip eden Allah' a hamd olsun.

~jll ~jll ~\ ~
i.:r. .:U\
/ ~~/ ~~\

1,

Namazm ne kadar k1ymetli ve mi.ihim oldugunu, ne kadar az bir


gayretle ne c;;ok ey kazandird1gm1, namazs1z insanm ne kadar divane
ve zararda oldugunu iki kere iki dort eder derecesinde kesin bir ekilde
anlamak istersen, U temsili hikayecige bak, g6r:
Bir zaman bi.iyi.ik bir hi.iki.imdar, iki hizmetkanm, her birine yirmi
dort altm verip ikamet etmeleri ic;;in iki ay uzakhktaki has ve gi.izel c;;iftligine gonderir. Onlara der ki: "~u paray1 yo! ve bilet masraf1 yapm1z,
orada size laz1m olacak baz1 eyleri satm ahmz. Bir gi.inli.ik mesafede
bir istasyon var. Oraya hem araba hem gemi hem tren hem de uc;;ak
bulunur. Herkes sermayesine gore birine biner."
iki hizmetkar bu dersi ald1ktan sonra yola c;;1karlar. Bahtiyar olan,
istasyona kadar parasmm bir k1smm1 harcar. Fakat o masrafla birlikte,
efendisinin houna gidecek oyle gi.izel bir ticaret yapar ki, sermayesi
birden bine c;;ikar.
Oteki hizmetkar, talihsiz ve serseri oldugundan istasyona kadar yirmi
i.ic;; altmm1 harcar. Kumar gibi eylere verip ziyan eder. Elinde bir tek
altm kahr. ArkadaI ona, "Yahu, bu uzun yolda yaya ve ac;; kalmamak
"Namaz, dinin diregidir." hadisi i<;;in bkz. el-Hakim et-Tirmizi, Nevddiru'l-Usul
3/135, 136; el-Beyhaki, ~uabii'l-fmdn 3/39; ed-Deylemi, el-Miisned 2/404. Yakm ifadeler i<;;in aynca bkz. Tirmizi, fmdn 8; Miisned 5/231, 237; en-Nesai, esSiinenii'l-Kiibrd 6/428; el-Buhari, et-Tdrfhu'l-Kebir 7/426.

38 SozLER

ic:;in U altmm1 bir bilete ver. Efendimiz kerimdir; sana merhamet eder,
iledigin kusuru bagilar. Seni de w;aga bindirirler, ikamet edecegimiz
yere bir glinde gideriz. Yoksa iki ayda aIlan bu c:;olde ac:;, yaya ve yalmz
yolculuk etmeye mecbur kahrsm." der.
Acaba U adam inat ederek o tek altmm1 bir define anahtan hukmundeki bilete vermeyip gec:;ici bir lezzet ic:;in eglenceye sarf etse; onun
gayet zararda, ak1ls1z ve talihsiz oldugunu en ak!ls1z adam bile anlamaz m1?
ite ey namazs1z insan ve ey namazdan holanmayan nefsim!
0 hukumdar, Rabbimiz, Hahk'1m1zdir. 0 iki hizmetkar yolcudan
biri dindar, namazm1 evkle k1lan; oteki ise gafil ve namazs1z insandir.
0 yirmi dort altm, her gunku yirmi dort saatlik omre iaret eder. 0 has
c:;iftlik, cennettir. 0 istasyon, kabirdir. 0 seyahat ise insanm kabre, hare, ebediyete gidecek yolculugudur. Amellere ve takvanm derecesine
gore, o uzun yol farkh mertebelerde kat edilir. Takva sahiplerinden bir
k1sm1, imek gibi, bin senelik yolu bir gunde gec:;er. Bir k1sm1 da hayal
gibi, elli bin senelik mesafeyi bir gunde aar. (Kur'an-1 Azimlian bu
hakikate iki ayetiyle iaret ediyor. 2 ) 0 bilet ise namazdtr. Bir tek saat,
abdestle beraber be vakit namaza kafi gelir.
Acaba, yirmi lie:; saatini U k1sac1k dunya hayatma sarf eden ve o
uzun, ebedi hayata bir tek saatini ayirmayan insan, ne kadar zarardadir, nefsine ne kadar zulmeder ve ne kadar ak1ls1zca davramr! Zira
bin adamm katild1g1 bir piyango kumarma malmm yansm1 vermeyi ak1!
kabul etmez, c:;unku kazanc:; ihtimali binde birdir. Malmm yirmi dortte
birini, kazanma ihtimalinin yuzde doksan dokuz oldugu tasdik edilmi
ebedi bir hazineye vermemek de, aym ekilde, akII ve hikmete zit hareket etmektir. Kendini akilh zanneden insan bunu anlamaz mi?
Halbuki namazda ruh, kalb ve akil ic:;in buyuk bir rahathk vardir.
Hem namaz bedene de o kadar agir bir i degildir.
Hem namaz kzlanzn dunyaya ait diger mubah ileri de guzel bir niyetle ibadet yerine ge~er. jnsan, omur sermayesini bu ekilde ahirete
ma/ edebilir. Boylece Jani omrunu bir yonuyle ebediletirir.
Bkz. "Gokten yere kadar her ii duzenleyip yonetir. Soma bullin bu iler, sizin hesabmiza gore bin ytl tutan bir gunde O'na yukselir." (Secde sO.resi, 32/5); "Melekler
ve Ruh O'nun Ar'ma, uzunlugu elli bin sene olan bir gunde yukselirler." (Mearic
sO.resi, 70/4)

Namaz ktlmanm ve buyuk gunahlan ilememenin, 2 insan ic:;in ne


derece hakiki bir vazife ve onun yaradihma ne kadar uygun bir gaye
oldugunu g6rmek istersen U temsili hikayecige bak, dinle:
Seferberlik halindeki bir taburda, biri egitimli, vazifesini seven; digeri acemi, nefsine dukun iki asker bulunuyordu. Vazifesini seven,
egitime ve harbe kahhr, iine dikkat eder, erzakm1 ve yiyecegini hie:;
duunmezdi. <:;unku onu beslemenin, ihtiyac:;lanm kartlamanm, hasta
oldugunda tedavi etmenin, hatta ihtiyac:; duydugunda lokmay1 agzma
koymanm devletin ii oldugunu bilirdi. Onun as1l vazifesi egitim ve
hizmetti. Baz1 erzak ve tec:;hizat ilerinde c:;ahtr, kazan kaynahr, karavanay1 y1kar, tatrd1. Ona, "Ne yap1yorsun?" diye sorulsa, "Nafakam
ic:;in c:;ahtyorum." demez, "Devletin iini goruyorum." derdi.
Nefsine dukun ve acemi olan diger asker ise egitime ve hizmete
dikkat etmezdi. "O devletin iidir, bana ne!" der, daima nafakasm1 duUnup onun peinde koar, taburunu terk eder, <_;artya gidip altveri
yapardt.
Bir gun, talimli arkadaI ona 6yle dedi: "Arkada, as1l vazifen egitim almak ve savamakhr. Sen onun ic:;in buraya getirildin. Padiaha
"Allah fenahktan korunanlar ve hep guzel davrananlarla beraberdir." (Nahl suresi,
16/128)
Bkz. Nisa suresi, 4/31; $Cira suresi, 42/37; Necm suresi, 53/32.

40

SOZLER

guven, o seni a~ birakmaz. <:;:unku bu, onun vazifesidir. Hem sen aciz
ve fakirsin, kendine her yerde yiyecek bulamazsm. $imdi sava ve seferberlik zamamd1r. Hem ~ahmazsan sana asi der, ceza verirler. Evet,
ortada iki vazife gbrunuyor. Biri, padiahmkidir ki, bazen onun iini
gbruri.iz, o da bizi besler. Oigeri bizim vazifemiz, egitim ve hizmettir.
Hem padiah iimizi kolaylahnr, bize yard1m eder."
Acaba o serseri asker, arkadama kulak vermezse ne kadar tehlikede kahr, anlarsm!
ite ey tembel nefsim! 0 dalgah harp meydam, bu gi.iri.i.lti.ilu ve
s1kmhh di.inya hayahd1r. Taburlara taksim edilen ordu, buti.in insanhkhr. 0 tabur ise bu asnn islam cemaatidir. 0 iki askerden biri, dinin
farzlanm bilen ve yerine getiren, buyi.i.k gi.inahlan terk edip gunah
ilememek i~in nefsine ve eytana karI savaan takva sahibi Mi.isli.imand1r. Digeri ise nzkm ger~ek sahibi Cenab-1 Hakk'1 itham etmek derecesinde ge~im derdine di.iilp farz ibadetlerini terk eden ve
tuttugu yolda rastgele gi.inahlar ileyen, zarar i~indeki isyankard1r.
0 egitim, bata namaz olmak i.izere, ibadetlerdir. 0 harp ise nefse
ve heveslere, cin ve insan eytanlara karl savaIP kalbini ve ruhunu
gi.inahlardan, koti.i ahlaktan ve ebediyen mahvolmaktan kurtarmaktir. Ve hikayedeki iki vazifeden biri, hayati verip insam beslemek; digeri ise hayati verene ve kendisini besleyene kulluk edip yalvarmak,
O'na tevekki.il edip gi.ivenmektir.
Evet hayat, Cenab-1 Hakk'm Samediyetine3 yarair sanatmm en
parlak mucizelerinden biri ve Rabban! hikmetinin bir harikas1d1r. ite,
bu hayati kim vermi ise nz1kla besleyen ve devam ettiren de O'dur, 4
bakas1 olamaz! Buna delil mi istiyorsun? Meyve kurdu ve bahk gibi
en zay1f, en aptal hayvanlar en iyi ekilde beslenir. <:;:ocuklar ve yavrular gibi en aciz, en nazik varhklara en iyi nz1k verilir.
Samediyet: Her ey Cenab-1 Hakk'a muhta<;: oldugu halde O'nun hi<;:bir eye
muhta<;: olmamas1.
Bkz. Bakara sO.resi, 2/22, 60; En' am sO.resi, 6/99, 141, 142, 151; A'raf sO.resi, 7/32,
160; Enfal sO.resi, 8/26; YO.nus sO.resi, 10/31, 59, 93; HO.d sO.resi, 11/6; ibrahim
sO.resi, 14/32; Hier sO.resi, 15/20; Nahl sO.resi, 16/72, 112, 114; isra sO.resi, 17/70;
Ankebo.t sO.resi, 29/17, 60, 62; RO.m sO.resi, 30/37, 40; Sebe sliresi, 34/15, 24, 36;
Yasin sO.resi, 36/4 7; Zi.imer sO.resi, 39/52; Mi.i'min sO.resi, 40/13, 64; Fussilet sO.resi,
41/10; $0.ra sO.resi, 42/12, 19, 27; Zariyat sO.resi, 51/22, 58; Cum' a sO.resi, 62/11;
Talak sO.resi, 65/3; Mi.ilk sO.resi, 67/15, 21.

BE$iNci Soz

41

Evet, helal nz1k kazanmanm iktidar ve irade ile degil, acz ve zaaf
ile oldugunu anlamak ic;in bahklar ile tilkileri, yavrular ile canavarlan,
agac;lar ile hayvanlan klyaslamak kafidir.
Demek ki, gec;im derdi ic;in namazm1 terk eden, 5 egitimi ve siperini
birakip c;ar1da dilencilik yapan askere benzer. Bununla beraber, bakalanna yuk olmamak ic;in, namazm1 klld1ktan soma Cenab-1 Rezzak-1
Kerim'in rahmet mutfagmdan nzkm1 bizzat aramak guzeldir, mertliktir
ve bir ibadettir.
Hem fltrah ve manev! donamm1, insanm ibadet ic;in yarahld1gm1
gosteriyor. 6 Zira dunya hayah ic;in laz1m olan amel ve iktidar yonunden insan kuc;uk bir serc;e kuuna bile yetiemez. Fakat manev! ve
uhrev! hayah ic;in gerekli ilim, faknm itiraf ederek Allah'a yalvarma
ve ibadet yonunden o, butun canhlann sultam ve kumandam hukmundedir.
Ey nefsim! Demek, dunya hayatm1 as1! maksat yapar ve daima ona
c;ahirsan, kuc;uk bir serc;e kuunun askeri hukmunde olursun. Eger
ahiret hayatm1 asil maksat yap1p bu hayah da ona vesile ve tarla bilir, 7
oras1 ic;in c;ahirsan, o vakit canhlann buyuk bir kumandam, U dunyada Cenab-1 Hakk'm nazh ve niyaz eden bir kulu, aziz ve muhterem
bir misafiri olursun.
ite sana iki yol. 8 istedigini sec;ebilirsin. Hidayeti ve baany1 merhametlilerin en merhametlisi Allah'tan iste ...

Bkz. Taha suresi, 20/132; Zariyat suresi, 51/57-58.


Bkz. Zariyat suresi, 51/56.
"Dunya, ahiretin tarlas1dtr." manasmdaki hadis ic;in bkz. el-Gazali, ihyau U/umi'dDfn 4/19; el-Acluni, Kefu'l-Hafa 1/495; es-Sehavi, el-Makaszdu'/-Hasene s. 497;
Aliyyulkari, e/-Esraru'/-Merfua s. 205. Aynca, aym hususu degiik ekilde ifade
eden $lira suresinin 20. ayetine ve el-Hakim, el-Mustedrek 4/348; Ebu Nuaym,
Hilyetu'l-Evliya 10/53; ed-Deylemi, e/-Musned 2!228'e de bak1labilir.
Bkz. "liklir" ya da "kuflir" yolu (Dehr suresi, 76/3); "iki yo! (haytr ve er yolu)"
(Beled suresi, 90/10); "k6tuluk" ya da "takva" yolu ($ems sliresi, 91/8); "en kolay
yo!" ya da "en guc; yo!" (Ley! suresi, 92/5-10).

~jll~jll~\~
1 Ll1"'~10L !~11/0t- 1,~-~;f ~. ~~t1 ~
. r- ~ r- .JA .J
~__,...., ~

,,..::
:1 ~101'.;
.r"'

I,,;>

Nefsini ve mahm Cenab-1 Hakk'a satmanm, O'na kul ve asker olmanm ne kadar karh bir ticaret, ne kadar erefli bir rutbe oldugunu
anlamak istersen, U temsill hikayecigi dinle:
Bir zamanlar bir padiah, emrindeki iki adama emanet olarak, it;;inde fabrika, makine, at ve silah gibi eyler bulunan birer t;;iftlik verir. Fakat f1rtmah bir sava zamam oldugundan hit;;bir ey kararmda kalmaz,
ya mahvolur ya da degiip gider. Padiah, kusursuz merhametiyle o
iki adama en yuksek memurunu, bayaverini gonderir ve t;;ok efkatli
bir ferman ile onlara 6yle der:
"Elinizdeki emanetimi bana sahmz. Ben sizin it;;in muhafaza edeyim, bo yere ziyan olmasm. Sava bittikten sonra onu size daha guzel bir ekilde iade edecegim. Hem o emanet kendi mahmzmI gibi
size t;;ok yuksek bir fiyat verecegim. 0 makineler ve fabrikadaki aletler
benim ad1mla ve benim tezgah1mda iletilecek, fiyatlan birden bine
yukselecek. Bullin kan da size birakacag1m. Hem siz adz ve fakirsiniz,
o buyiik ilerin giderlerini karilayamazsm12. ihtiyacm12 olan her eyi
ve butun masraflan ben iizerime alacag1m. Bullin geliri ve kazanc1 ise
size verecegim, vazifeniz bitene kadar elinizde birakacag1m. ite be
mertebe kar it;;inde kar! ..
"Allah, karthk olarak cenneti verip mtiminlerden canlanm ve mallanm satm almtttr." (Tevbe suresi, 9/111)

ArnNc1

Soz 43

Gori.iyorsunuz ki, hie_; kimse elindekini muhafaza edemiyor. Eger


o emaneti bana satmazsamz, herkesinki gibi elinizden c_;1kacak ve bo
yere gidecek. Hem o yilksek fiyattan da mahrum kalacaksm1z. 0 nazik, ktymetli aletler, olc_;i.iler ilenecekleri uygun maden ve kullamlacaklan i bulunmaymca bi.iti.in bi.iti.in ktymetten di.iecek. Hem idare ve
muhafaza zahmeti, killfeti bamiza kalacak. Hem de emanete h1yanet
cezas1 goreceksiniz. ite be derece zarar ic_;inde zarar ...
Emanetimi bana satmak, bana asker olup onu benim ad1mla kullanmak demektir. Adi bir esir ve baibozuk olmak yerine, yi.ice bir
padiahm has, serbest, k1ymetli bir askeri olursunuz."
~u iltifati ve fermam dinledikten sonra, o iki adamdan akh bamda
olan 6yle der:
- Bai.isti.ine! Ben iftiharla satanm ve binlerce teekki.ir ederim.
0 c_;iftlikte ebediyen kalacakmt gibi di.inyanm sarsmtilanndan, gi.iri.ilti.i ve s1kmtilanndan habersiz, magrur, nefsi firavunlamI, bencil ve
ayya olan diger adam ise,
- Hayir! Padiah kimmi! Ben mi.ilki.imil satmam, keyfimi bozmam, der.
Bir zaman sonra birinci adam oyle bir mertebeye c_;1kar ki, herkes
onun haline g1pta eder. Padiahm li.itfuna mazhar olur ve has saraymda saadet ic_;inde yaar. Diger adam ise 6yle bir hale di.ier ki, hem herkes ona actr ve hem de "milstahaktir!" der. <;unkil hatasmm neticesi
olarak hem saadeti ve mi.ilkil elinden kay1p gitmitir hem de cezasm1
c_;ekip azap gormektedir.
ite ey hevesleri smirs1z nefis! ~u misalin di.irbi.ini.iyle hakikatin yi.izilne bak!
0 padiah, Ezel ve Ebed Sultam olan Rabbin, Hahkmdir. 0 c_;iftlikler,
makineler, aletler, olc_;i.iler ise hayat dairende sahip olduklann; bedenin,
ruhun ve kalbin ile onlann ic;indeki goz ve di!, ak1! ve hayal gibi gori.inen
ve gori.inmeyen uzuvlann, duygulannd1r. 0 erefli bayaver, Resul-u
Kerim'dir (sallallahu aleyhi ve sellem). Saglam esaslar ic_;eren o ferman ise
Kur'an-1 Hakim'dir ki, bahsettigimiz bi.iyi.ik ticareti U ayetle ilan ediyor:

2 ~1 ~ 0\ ~1~b r+,;;1~J.<l1~0~1 ~1 0~
"Allah, karthk olarak cenneti verip milminlerden canlanm ve mallanm satm almthr." (Tevbe suresi, 9/111)

44

S6ZLER

Ve o dalgah sava meydam, U f1rtmah dunya ytiztidtir; durmuyor,


donuyor, bozuluyor ve her insanm aklma U fikri getiriyor: "Madem
her ey fanidir, elimizden c;1kacak, kaybolacak. Acaba bunlan ebediletirmenin bir c;aresi yok mu?" Boyle dtitintirken birden Kur'an'm
semavi sedas1 iitilir: "Evet, var. Hem de be mertebe ic;inde karh bir
ekilde gtizel ve kolay bir c;aresi var."
Soru: Nedir?
Cevap: Emaneti hakiki sahibine satmak. .. ite o satlta, be derece
kar ic;inde kar vardir.
Birinci Kar: Fani mal sonsuzluk kazamr. Cunku Kayyum ve
Baki olan Zat-1 Zulcelal'e verilen ve O'nun yolunda sarf edilen U gec;ici omur ebedileir, baki meyveler verir. 0 vakit omrtin dakikalan,
adeta tohumlar, c;ekirdekler gibi gortintite yok olup c;urtise de beka
aleminde saadet c;ic;ekleri ac;ar ve sumbullenir. Ve berzah aleminde
parlak, ho, sevimli hirer manzara haline gelir.
ikinci Kar: Cennet gibi bir karihk verilir.
Ufiincii Kar: Her uzvun ve kabiliyetin k1ymeti, birden bine c;1kar.
Mesela, akd bir alettir. Eger onu Cenab-1 Hakk'a satmay1p nefis hesabma c;ahtlnrsan, oyle ugursuz, s1kmti veren ve insam rahatsiz eden
bir alet olur ki, gec;mi zamanm hazin elemlerini ve gelecek zamanm
korkutucu hallerini senin U bic;are bama ytikler. Ugursuz ve zararh
bir alet seviyesine iner. ite bunun ic;indir ki, Allah' a isyan eden bir insan, aklm verdigi s1kmtidan ve rahatsizhktan kurtulmak ic;in c;ogunlukla ya sarholuga ya da eglenceye s@mr. Eger Hakiki Malik'ine satilsa
ve O'nun hesabma c;ahtlnlsa akil oyle tils1mh bir anahtar olur ki, U
kainattaki say1siz rahmet hazinesini ve hikmet definesini ac;ar. Boylece
sahibini ebedi saadete hazirlayan Rabbani bir kdavuz derecesine c;1kar.
Mesela, goz bir uzuvdur ki, ruh bu alemi o pencereden seyreder.
Eger onu Cenab-1 Hakk' a satmay1p nefis hesabma c;ahtlnrsan; gec;ici,
devamsiz baz1 gtizellikleri, manzaralan seyrederek ehvete ve nefsin
heveslerine ars1z bir hizmetkar olur.
Eger her eyi goren Sani'ine satarsan, O'nun hesabma ve izni dairesinde kullamrsan o zaman goz, U buyuk kainat kitabmm okuyucusu, U alemdeki Rabbani sanat mucizelerinin bir seyircisi ve yerytizu
bahc;esindeki rahmet c;ic;eklerinin mubarek bir ans1 mertebesine c;1kar.

ALnNc1 Soz

45

Mesela, dildeki tat alma duyusunu Fahr-1 Hakim'ine satmay1p nefis hesabma, miden ic:;in c:;ahhnrsan, o vakit midenin ahmna ve fabrikasma bir kap1c1 seviyesine iner, k1ymeti dlier. Eger Rezzak-1 Kerim'e
satarsan, o tat alma hissi ilahl rahmet hazinelerinin mahir bir nezaretc:;isi ve Samed Yarahcmm kudret sofralarmm ilkreden bir mufettii
rutbesine yukselir.
ite ey ak1l, dikkat et! Ugursuz bir alet nerede, kainatm anahtan
nerede? Ey g6z, guzel bak! Adi, ars1z bir adam nerede, kainat kitab1nm ilim sahibi bir seyircisi nerede? Ve ey di!, iyi tat! Bir kap1c1 ve bir
fabrika yasakc;is1 nerede, Cenab-1 Hakk'm hususi rahmet hazinesinin
nezaretc:;isi nerede? ..
Bunlar gibi baka aletleri ve uzuvlan da klyaslarsan, hakikaten
muminin cennete lay1k ve kafirin cehenneme mustahak bir mahiyet
kazand1g1m anlarsm. Onlarm 6yle bir k1ymet almalarmm sebebi, milminin imamyla Hahk'mm emanetini O'nun adma ve izni dairesinde
kullanmas1; kafirin ise emanete h1yanet edip onu nefs-i emmare3 hesabma c:;ahtirmas1d1r.
Dordiincii Kar: insan zay1ftir, belalan c:;ok; fakirdir, ihtiyac1 pek
fazla; acizdir, hayat yuku pek ag1r... Eger Kadir-i Zulcelal' e dayamp
tevekkul etmezse, O'na guvenip teslim olmazsa vicdam daima azap
ic:;inde kahr. Neticesiz zahmetler, elemler, uzuntuler onu bogar; ya sarho ya da canavar eder.
Beinci Kar: Zevk ve keif ehli, bu husuta s6z sahibi olan ve bizzat ahitliklerine dayanan zatlar, butt.in 0 uzuv ve aletlerin ibadetinin,
tesbihatmm ve o yuksek ucretlerin, en muhtac:; oldugun bir zamanda,
sana cennet yemileri suretinde verileceginde ittifak etmilerdir.
ite bu be mertebe ic:;indeki karh ticareti yapmazsan, U karlardan
mahrum kalmanm yanmda, be derece zarar ic:;inde zarara dlieceksin.
Birinci Zarar: 0 kadar sevdigin ma! ve evlat, taparcasma bagland1gm nefsin ve heveslerin, tutkun oldugun genc:;lik ve hayat ziyan
olup gidecek; gunahlanm, elemlerini boynuna yukleyip elinden c:;1kacaklar.
ikinci Zarar: Emanete h1yanetin cezasm1 c:;ekeceksin. <:;:unku en
klymetli aletleri en klymetsiz ilerde kullamp nefsine zulmettin.
Nefs-i emmare: insam daima kotilli.ige sevk eden nefis.

46

SOZLER

O~uncu Zarar: Biltun o k1ymetli maddi-manevl donamm1m hayvanhktan c.;ok aag1 bir seviyeye diiiiriip ilahl hikmete iftira ve zulmettin.
Dorduncu Zarar: Acizligin ve fakrm ile beraber,4 o pek agir hayat
yiikiinii zay1f beline yilkleyip yok olu ve aynhk sillesi altmda daima
feryat edeceksin.
Be~inci Zarar: Sana ebedi hayatm esaslanm ve ahiret saadeti i<;in
gerekli olan eyleri elde etmen ic.;in verilen akil, kalb, goz ve di! gibi
Rahman'm gilzel hediyelerini, cehennem kapilanm ac.;acak c.;irkin bir
surete c.;evirmektir.
0 halde, imdi bu emaneti satmaya bakacag12. Acaba o kadar agir
bir ey midir ki c.;oklan satmaktan ka<_;1yor? Hayir, asla! Hie; oyle ag1rhg1
yoktur. Zira helal dairesi genitir, keyfe kafi gelir. Harama girmeye hi<;
luzum yoktur. 5 Allah'm farz kild1g1 eyler ise hafif ve azd1r. Allah' a kul
ve asker olmak oyle lezzetli bir ereftir ki, tarif edilemez.
Oyleyse bir asker gibi yalmz Allah namma balamah, ilemeli ve Allah hesabma vermeli, almah, O'nun izni ve kanunu dairesinde hareket
etmeli, silkunet bulmah ... Kusur ileyince de istigfar etmeli:

"Ya Rab! Kusurumuzu affet, bizi kendine kul kabul et, emanetini
geri alma zamamna kadar bizi emanette em in k1l. A.min! .. " diyerek
O'na yalvarmah.

Bkz. Fatir sO.resi, 35/15.


"Allah1m, haramma karI helalinle bana kifayet et." anlammdaki dua ii;in bkz.
Tirmizi', deavdt 110; Mi.isned, 1/153.

~u kainatm anlailmas1 zor bls1mm1 c;ozen 1..f-'11 r-)~j ~~ ~\ ifadelerinin insan ruhu ic;in saadet kap1sm1 ac;an ne kadar k1ymetli iki
anahtar oldugunu; sabir ile Hahk'ma tevekkill edip s1gmmanm, tiktir
ile Rezzak'mdan talepte bulunmanm ve O'na duanm ne kadar faydah,
panzehir gibi iki ilac; oldugunu; Kur'an'1 dinlemenin, onun htiktimlerine boyun egmenin, namaz kilmanm ve btiytik gtinahlan terk etmenin
ebediyet yolculugunda ne kadar mtihim, degerli, parlak birer bilet,
ahiret ic;in birer az1k ve kabir ic;in nur oldugunu anlamak istersen U
temsili hikayecige bak, dinle:
Bir zamanlar bir asker, sava ve imtihan meydanmda, kar ve zarar
deveranmda pek mtithi bir hale dtier. ~oyle ki:
Sag ve sol tarafmdan dehetli, derin iki yara alm1br. Arkasmda
ctisseli bir aslan, sanki ona saldirmak ic;in firsat kollamaktad1r. Ve gozti ontinde btittin sevdiklerini as1p yok eden bir daragac1 kurulmu,
onu da beklemektedir. Bu haliyle uzun bir yolculuga c;1kacak, baka
bir diyara gonderilecektir. 0 bic;are asker, U dehetli halde timitsizce
dtitintirken sag tarafmda H1zir gibi hayir tavsiye eden, nurani bir zat
belirir. Ona der ki:
"Allah'a ve ahiret giiniine iman ettim." Allah'a ve ahiret giiniine iman ile ilgili
ayetler i<;in bkz. Bakara sO.resi, 2/8, 62, 126, 177, 228, 232, 264; Al-i imran
sO.resi, 3/114; Nisa sO.resi, 4/38, 39, 59, 136, 162; Maide sO.resi, 5/69; Tevbe
sO.resi, 9/18, 19, 29, 44, 45, 99; NO.r sO.resi, 24/2; Miicadele sO.resi, 58/22; Talak
sO.resi, 65/2.

48 SozLER

"Umitsiz olma! Sana iki tils1m 6gretecegim. Onlan guzelce degerlendirirsen o aslan sana itaat eden bir at olur. 0 daragac1 da keyif ve
seyir i<;in ho bir salmcaga cloner. Hem sana iki ila<; verecegim. Onlan
guzelce kullamrsan <;lirliyup fena koku yayan o iki derin yaran, Gul-u
Muhammedi (aleyhissaldtii vesselam) denilen glizel kokulu iki latif <;i<;ek
haline gelir. Hem sana bir bilet verecegim. Onunla, u<;ar gibi, bir senelik yolu bir gtinde gidersin. inanm1yorsan bunlan bir tecrube et ki,
dogru olduklanm anlayasm." 0 asker hakikaten bir par<;a tecrubeyle
dogru oldugunu tasdik eder.
Evet, ben, yani U bi<;are Said dahi bunu tasdik ederim. c;unku
biraz tecrube ettim, pek dogru gordum.
Sonra o asker birden, sol tarafmdan eytan gibi hilekar, ayya, aldatic1 bir adamm ziynetler, suslu suretler, g6sterili fanteziler ve i<;kiler
ile gelip kartsmda durdugunu g6rur. Adam ona:
- Hey arkada! Gel, beraber eglenip keyfedelim. ;>u guzel kadm
suretlerine bakahm, U ho ark1lan dinleyelim, U tatl1 yemekleri yiyelim, der ve sorar, gizlice okudugun o ey de nedir?
-Birhls1m.
- Birak U anlailmaz ii. Hazir keyfimizi bozmayahm. Peki, ellerindeki U ey nedir?
- Bir ila<;.
-At Unu. Saglamsm, neyin var? $imdi alk1 zamamdir. Ya Ube
nianh kag1t?
- Bir bilet. Bir tayin senedi.
- Y1rt onlan! ;>u glizel bahar mevsiminde yolculuk bizim nemize
gerek, der.
Her bir hileyle askeri ikna etmeye <;ahtr. Hatta bi<;are asker, ona
biraz meyleder.
Evet, insan aldamr. Ben de 6yle bir hilekara aldand1m.
Sonra birden sag tarafmdan gok gurultusu gibi bir ses gelir, o askere 6yle der: "Sakm aldanma! Ve o hilekara de ki: Sende eger
arkamdaki aslam oldurup 6numdeki daragacm1 kaldiracak, sag1mdaki ve solumdaki yaralan iyiletirip yolculuguma son verecek bir <;are
varsa, bulursan haydi goster, g6relim. Sonra, 'Gel keyfedelim' de.

YEDiNci Soz 49

Yoksa SUS hey sersem! Taki, HlZlr gibi semadan haber getiren bu zat
diyecegini desin."
ite ey genc;liginde gulmO., imdi guldugune aglayan nefsim! Bil
ki, o bic;are asker sensin ve butun insanlard1r. 0 aslan, eceldir. 0 daragac1, 610.m, yokluk ve aynhkhr; gece-gunduz dongusunde her dost
veda eder, kaybolur. 0 iki yaradan biri, insanm kendisine s1kmh veren smirs1z aczi, digeri elemli ve sonsuz faknd1r. 2 0 surgun ve yolculuk ise ruhlar aleminden, anne karnmdan, c;ocukluktan, ihtiyarhktan,
dunyadan, kabirden, berzahtan, hairden ve s1rattan gec;ilen uzun bir
imtihan seferidir. Ve o iki tils1m, Cenab-1 Hakk'a ve ahirete imandir.
Evet, U kutsi tils1m sayesinde 610.m, mumin insam dunya zindanmdan cennet bahc;elerine, Rahman'm huzuruna goturen emre amade bir at ve burak suretini ahr. Bunun ic;indir ki, 610.mun hakikatini
goren kamil insanlar onu sevmi, 610.m daha gelmeden olmek istemiler. 3 Hem yokluk, aynhk, alum ve aslmda bir daragac1 olan zaman,
o iman tils1m1 ile Sani-i Zulcelal'in mucizelerinin taze taze, renk renk,
c;eit <;eit nak1lanm, kudretinin harikalanm, rahmetinin tecellilerini
tam bir lezzetle seyretmek ic;in birer vas1ta haline gelir. Evet, gunein
ltgmdaki renkleri gosteren aynalann yenilenmesi ve sinema perdelerinin degimesi, daha ho, daha guzel manzaralar meydana getirir.
Hikayedeki iki ilac;tan biri, sabir ve tevekklildur. Hahk'mm kudretine dayanmak, hikmetine guvenmektir. Oyle mi?
Evet, 4 0_h:,? emrinin sahibi bir Cihan Sultam'na acz tezkeresiyle
dayanan bir insanm ne korkusu olabilir? Zira o, en dehetli musibet
karIsmda 5 ~~\j ~~ ~ ~ ~~ deyip kalb huzuru ile Rabb-i Rahim'ine
guvenir. Allah'1 hakk1yla bilen, aczden, Allah korkusundan lezzet duyar. Evet, korkuda bir lezzet vard1r. Eger bir yamdaki c;ocugun akh
olsa ve ona, "En tath halin nedir?" diye sorulsa, "Aczimi, zay1fhg1m1

Bkz. Fatir sO.resi, 35/15.


Bkz. Yusuf sO.resi, 12/101.
"(0, bir eyi yaratmak isteyince sadece) 'ol!' der, o da oluverir." (Bakara sO.resi,
2/117; Al-i imran sO.resi, 3/47, 59; En' am sO.resi, 6/73; Nahl sO.resi, 16/40; Meryem
sO.resi, 19/35; Yasin sO.resi, 36/82; Mu'min sO.resi, 40/68)
"(Sabirhlar o kimselerdir ki balarma musibet geldiginde,) 'Biz Allah'a aidiz ve
vakti geldiginde elbette O'na donecegiz' (derler)." (Bakara sO.resi, 2/156)

50 SozLER

anlay1p annemin tath tokadmdan korkarak yine onun efkatli sinesine


s1gmd1g1m haldir." diyecektir.
Halbuki bullin annelerin efkatleri, Cenab-1 Hakk'm rahmet tecellilerinin ancak bir panlt1s1d1r. 6 Onun ic;in ks.mil insanlar, aczde ve Allah
korkusunda 6yle bir lezzet bulmular ki, kendi kuwetlerine hie; gi.ivenmeyip acz ile Allah'a s1gmm1lar. Aczi ve korkuyu kendilerine efaatc;i
yapm1lar.
Diger ilac; ise iikur ve kanaat, talep ve dua ile Rezzak-1 Rahim'in
rahmetine guvenmektir. Oyle mi?
Evet, biitun yeryuzunu bir nimet sofras1 yapan ve bahar mevsimini
bir c;ic;ek destesi halinde o sofranm yanma koyan, ustune serpen sonsuz c6mertlik sahibi Kerim bir Zat'm misafirine, fakn ve ihtiyac;lan nasil
elemli ve ag1r gelebilir? Onun fakn ve ihtiyac1, ho bir lezzete doniiO.r.
T1pk1 ald1g1 lezzet gibi fakrmm da artmas1 ic;in c;ahir. 0 yuzden kamil
insanlar, fakr ile 6vunmiiler. 7 (Sakm yanh anlama! Bu, Allah' a karl
faknm hissedip yalvarmak demektir. Yoksa onu halka g6sterip bir dilenci vaziyeti almak degildir.)
Hikayedeki bilet ise bata namaz olmak uzere farzlan yerine getirmek, buyuk gunahlan terk etmektir. Oyle mi?
Evet, bu hususta s6z sahibi ve ahitligine dayanan butun zatlann,
zevk ve kef ehlinin ittifak1yla o uzun ve karanhk ebediyet yolculugunda yo! az1g1, tlk ve burak; ancak Kur'an'm emirlerini yerine getirmek
ve yasaklarmdan kac;mmak ile elde edilebilir. Yoksa ilim ve felsefe,
sanat ve hikmet o yolda be para etmez. Onlarm Itg1, kabir kap1sma
kadard1r. 8
ite ey tembel nefsim! Be vakit namaz1 kilmanm, yedi buyuk gunah1 terk etmenin zahmeti ne kadar az ve hafif! .. Neticesi, meyvesi ve
faydas1 ne kadar c;ok, muhim ve buyuk! .. Akim varsa, bozulmamisa
Varhklarda bulunan ac1ma hissinin, Cenab-1 Hakk'm rahmetinin yuz mertebesinden sadece birinin, butun mah!O.kat arasmda taksim edilmi hali olduguna <lair
bkz. Buhari, edeb 19; Muslim, tevbe 17, 20, 21; Tirmizi, deavdt 99; ibn Mace,
zuhd 35; Darimi, rikak 69; Milsned 2/334, 434, 484, 514, 526, 3/55, 4/312, 5/439.
Bkz. es-Sehavi, el-Makds1du'l-Hasene s. 745; Aliyyulkari, e/-Esrdru'l-Merfua s.
320; el-AclO.ni, Kefu'l-Hafa 2/113; ed-Deylemi, el-Musned 2/70, 71.
Oluyu mezara kadar takip eden u<:; eyden ailesi ve malmm geriye donup, sadece
amelinin kendisiyle kalacagma <lair bkz. Buhari, rikak 42; Muslim, zuhd 5; Tirmizi,
zuhd 46; Nesai, cendiz 52; Musned 3/110.

YEDiNci Soz

51

bunu anlarsm. Ve seni Allah'a isyana ve haram zevklere tevik eden


eytana ve o aldattc1 adama dersin ki:
"Eger 610.mu oldurup faniligi, yoklugu dunyadan, acz ile fakn insanhktan kaldmp kabir kap1sm1 kapatmanm c;:aresi varsa soyle, dinleyelim. Yoksa sus! .. Kainatm buyuk mescidinde Kur' an, kainatt okuyor!
Onu dinleyelim. 0 nur ile nurlanahm, hidayetiyle amel edelim ve onu
daiml vird edinelim. Evet, s6z odur ve ona derler. Hak olup, Hak'tan
gelip Hak diyen ve hakikati g6steren, nuranl hikmeti nereden odur."
9

0l
:11
, r.~t\ .J/ Li~
,
;

~ 8 1; .. ~ ~~ti\

~Y;.

.r .J~ r--

Allah1m, kalbimizi iman ve Kur' an nuruyla nurlandir.

52

10

11

SozLER

"Allah1m, Sana karI faknm1zla bizi zengin kII; Senden istigna ile bizi fakir diiilrme." el-Bakdlani, i'cdzii'l-Kur'dn, s. 129. Aynca benzer ifadeler degiik dualarda
da gec;mektedir: Ahmed b. Hanbel, ez-Ziihd 1/71; Ebu Nuaym, Hi/yetii'l-Evliyd
2/225; ibn Ebi As1m, ez-Ziihd 1/71, 315; el-Azimabadi, Avnii'l-Ma'bUd 4/283; elKurtubi, e/-Cdmi' Ii Ahkdmi'l-Kur'dn 16/28.
"Allah1m! Biz kendi gilc; ve kuwetimizden s1ynhp Senin kuwetine ve kudretine
s1gmd1k. Sen de bizi, Sana tevekkiil edenlerden eyle. [Bizi nefsimizle ba baa
birakma*] Bizi h1fzmla koru. Bize ve erkek-kadm billlin milminlere rahmet et. Kulun, nebin, safiyyin, halilin, mulkilniln cemali, yarathgm sanath varhklann meliki
ve sultam, inayetinin goz bebegi, hidayetinin gilnei, delillerinin lisam, rahmetinin
misali, mahlukatmm nuru, mevcudatmm erefi, yaratt1gm say1s1z varhk ic;inde birliginin kandili, kainatmm hls1mmm kaifi, rubt'.lbiyet saltanatmm ilanc1s1, raz1 oldugun eylerin tebligcisi, Senin gi.izel isimlerinin hazinelerinin tarif edicisi, kullannm
rehberi, ayetlerinin tercilmam, rububiyetinin gi.izelliginin aynas1, Senin g6rilli.ip
gosterilmene vesile olan habibin ve alemlere rahmet olarak gonderdigin resuliin
olan Efendimiz Muhammed'e (sallal/ahu aleyhi ve sel/em), bi.itiln al ve ashabma, kardeleri olan nebi ve resullere, Sana yakm olan bi.iyi.ik meleklere ve salih kullanna
salat ve selam et. Amin."
' "Bizi nefsimizle ba baa birakma." Bu ifade aynen ya da yakm ifadelerle, Peygamber Efendimiz'in (sal/al/ahu aleyhi ve sel/em) degiik zamanlarda yaphg1 veya tavsiye ettigi dualannda yer almaktadir: Ebu Davud, edeb 101; Miisned 1/412, 5/42,
191; el-Buhari, el-Edebii'l-Miifred s. 244; en-Nesai, es-Siinenii'l-Kiibrd 6/147,
167; en-Nesai, Amelii'l-Yevm ve'l-Leyle 1/381, 413; et-Tayalisi, el-Miisned 1/117;
ibn Ebi ~eybe, el-Musannef 6/20; ibn Hibban, es-Sahih 3/250; et-Taberani, elMu'cemii'/-Kebir 5/119, 157, 9/186.

~jil ~jil ~I~


2 ~i.:, '11 ~I ~ ~ JJI 01 p ~:11 ~d1 ~ ~I ~I Jiu\
i ; ,
, ~- ~ i ..}::"' ~ ..T ~ ~
;>u dunyanm, insan ruhunun ve insanda dinin mahiyet ve k1ymetini; eger hak din olmazsa dunyanm bir zindan, dinsiz insanm da en
taJihsiz varhk 0Jacagm1 gosteren ve U aJemin bJs1mm1 c;ozen, insanm
ruhunu karanhklardan kurtaran sozlerin ~\ 4' ve :~\ ~~ ~~ :f oldugunu4
anlamak istersen U temsill hikayecige bak, dinle:
Bir zamanlar iki karde beraber uzun bir seyahate c;1karlar. Gide
gide onlerinde yo! ikileir. 0 yo! aynmmda ciddi bir adam goriirler.
Ona, "Hangi yo! iyidir?" diye sorarlar. Adam da, "Sag yolda kanuna
ve diizene uyma mecburiyeti var. Fakat o kulfet ic;inde bir emniyet
ve saadet bulunur. Sol yolda ise goriinilte bir serbestlik ve hiirriyet,
fakat o serbestlik ic;inde bir tehlike ve her tiirlii s1kmb var. ;>imdi sec;me
hakki sizde." diye cevap verir.
Bunu dinledikten sonra giizel huylu karde 5~\
~j deyip sag

Js.

3
4

"Allah o ilahttr ki, kendisinden ba~ka ilah yoktur. Hayy (her zaman var olan, diri
olan, ezeli' ve ebedi' hayat sahibi) O'dur, Kayy(lm (Kendi zati ile var olup, zeval
bulmayan ve her eyi varhkta tutup onlan yoneten) O'dur." (Bakara suresi, 2/255;
AI-i imran suresi, 3/2)
"Allah katmda hak din, islam'dir." (Af-i imran suresi, 3/19)
"Allah'tan baka ilah yoktur." (Saffat suresi, 37/35; Muhammed suresi, 47/19)
Bkz. A'la suresi, 87/14-19.
"Allah' a tevekkiil ettim. (Allah kerim .. !)" (Hud suresi, 11/56) Benzer ayet-i kerimeler ic;in bkz. Tevbe suresi, 9/129; Yunus suresi, 10/71; Hud suresi, 11/88...

54

SOZLER

yola gider, kanuna ve diizene uymay1 kabul eder. Ahlaks1z ve serseri


olan digeri ise sirf serbestlik ic;in sol yolu sec;er. $imdi, goriirn1te hafif,
manen agir bir vaziyette giden bu adam1 hayalen takip ediyoruz:
ite bu adam, dereler tepeler aIP gide gide 1ss1z bir ovaya vard1.
Birden miithi bir ses iitti. Dehetli bir aslanm meelikten c;1k1p kendisine hiicum ettigini goriince kac;h. Soma altm1 arm 6 derinliginde
susuz bir kuyuya rastlad1 ve korkusundan ic;ine atlad1. Kuyunun yansma kadar diitiigii sirada elleri bir agaca yapIh. Kuyunun duvarmda
yeermi olan o agacm iki kokii vard1. Biri beyaz biri siyah iki fare
o koklere musallat olmu, onlan kemiriyordu. Adam yukanya bakh,
gbrdii ki, aslan bir nobetc;i gibi kuyunun bamda duruyor. Aag1ya
bakh, gbrdii ki, dehetli bir ejderha bekliyor. Agz1, kuyu agz1 gibi geni
olan o ejderha bamI kaldirm1, adamm otuz arm yukandaki ayagma
yaklamIh. Soma adam kuyunun duvanna bakh, gbrdii ki etrafm11s1nc1, zararh bocekler sarmI. Agacm bama bakmca onun bir incir agac1
oldugunu fark etti. Fakat ahIlmad1k bir ekilde, o agacm dallannda
cevizden nara kadar pek c;ok c;eit meyve vard1.
ite U adam, anlay1s1zhgmdan ve akils1zhgmdan, bunun basit bir
i olmad1gm1 fark edemedi. Bu tuhaf hadiselerin arkasmda garip sirlarm ve pek buyiik bir ileyicinin var oldugunu kavrayamad1; oysa bu
iler tesadiifi olamaz.
Kalbi, ruhu ve akh U elemli vaziyetten ic;ten ic;e feryat ettigi halde, nefs-i emmaresi, 7 giiya bir ey yokmu gibi bilmezden gelerek ruhunun ve kalbinin aglamasma kulagm1 hkay1p kendini aldatt1, adam
sanki bir bahc;edeymic;esine o agacm meyvelerini yemeye balad1.
Halbuki o meyvelerin bir k1sm1 zehirli ve zararhyd1.
Bir kutsi hadiste Cenab-1 Hak 8 J. l.5~ j; ~ ci yani "Kulum beni
nas1l tamrsa ona oyle muamele ed~i~." buyurmu.
ite bu talihsiz adam, su-i zanm ve akils1zhg1 yiiziinden ahit oldugu
hadiseleri basit ve hakikat zannetti. Oyle de muamele gordii, goriiyor
68 santimetrelik uzunluk olc;i.isi.i.
Nefs-i emmare: insam daima koti.ili.ige sevk eden nefis.
Buhari, tevhid 15, 35; Muslim, zikir 2, 19, tevbe l; Tirmizi, zilhd 51, deavdt 131;
ibn Mace, edeb 58; Darimi, rikak 22; Milsned 2/251, 315, 391, 413, 445, 482,
516, 517, 524, 534, 3/210, 277, 491, 4/106.

SEKiziNci Soz

55

ve gorecek! Ne olilp kurtuluyor ne de yaiyor, 9 boylece azap c;ekiyor.


Biz de U ugursuzu azap ic;inde b1rak1p oteki kardein haline bakacag1z:
ite sag yolda giden U milbarek, akilh adam, kardei gibi s1kmh
c;ekmez. Gilzel ahlakh oldugundan gilzel eyler dililnilr, gilzel hulyalar kurar, it; huzuruna erer. Hem kardei gibi zahmet ve zorluk c;ekmez.
<;unkil dilzeni bilir, ona uyar, kolayhk gorilr. Asayi ve emniyet ic;inde
serbestc;e dolaIr.
Sonra bir bahc;eye rast gelir. Bahc;ede hem gilzel c;ic;ek ve meyveler, hem de bak1lmamas1 gereken pis, haram eyler vard1r. Kardei
de boyle bir yere girmiti; fakat pis eylere dikkat edip onlarla megul
olmu, midesini bulandirmI, hie; istirahat edemeden c;1k1p gitmiti. Bu
adam ise "Her eyin iyisine bak" kaidesince amel edip helal olmayan
eylere hie; bakmaz. iyi eylerden faydalamr, gilzelce istirahat ederek
bahc;eden 9k1p gider.
Sonra o da kardei gibi buyilk bir ovaya vanr. Birden, hucum
eden bir aslamn sesini iitir ve korkar, fakat kardei kadar degil. <;unkil hilsn-il zanmyla, gilzel dililnerek, "$u ovaya hilkmeden biri var ve
bu aslan onun emri altmda bir hizmetkar olabilir." deyip teselli bulur.
Fakat yine de kac;ar ve altmI arm derinligindeki susuz bir kuyuya rast
gelir, ic;ine atlar. Kardei gibi kuyunun ortasmda bir agaca tutunup
havada as1h kahr. Bakar ki, iki hayvan, o agacm iki kokilnil kemiriyor.
Yukanya bakar bir aslan, aag1ya bakar bir ejderha ... T1pk1 kardei
gibi garip bir vaziyet g6rilr. Dehete diler. Fakat onunki, kardeinin
dehetinden bin derece hafiftir. <;unkii gilzel ahlak1, ona gilzel fikirler
vermi, gilzel dililnmek de her eyin giizel tarafm1 gostermitir.
ite bu yiizden, "Bu garip iler, birbiriyle alakahdir. Hepsi bir emirle
olmu gibi g6rilnilyor. Oyleyse bunda bir hls1m var. Evet, bu iler, gizli
bir hukilmdarm emriyle donilyor. Oyleyse ben yalmz degilim, o gizli
hiikiimdar bana bak1yor, beni tecriibe ediyor ve bir maksat ic;in bir
yere sevk ve davet ediyor." diye dililnilr.
$u tath korkudan ve gilzel fikirden 6yle bir merak dogar: Acaba
beni tecrilbe edip kendini bana tamtmak isteyen ve bu hayret verici
yolla beni bir maksada sevk eden kimdir?
Sonra, onu tamma merakmdan hls1m sahibine kart bir muhabbet
9

A'la suresi, 87/13.

56 SozLER

ortaya c;1kar ve bu muhabbetten, o hls1m1 c;6zme arzusu uyarnr. 0 arzudan da hls1m sahibini raz1 edecek ve onun houna gidecek guzel bir
vaziyet alma iradesi dogar.
Soma adam agacm bama bakar, onun bir incir agac1 oldugunu
gorur. Fakat dallannda binlerce agacm meyvesi vard1r. 0 vakit korkusu
tamamen gider. Kesinlikle anlar ki, bu incir agac1 bir liste, bir fihrist, bir
sergidir. "O gizli hukumdar, bag ve bahc;elerindeki meyvelerin numunelerini, bir hls1m ve bir mucizeyle o agaca takm1 ve o agac1, misafirlerine haz1rlad1g1 yiyeceklere birer iaret suretinde suslemi olmah. Yoksa
bir tek agac;, binlerce agacm meyvelerini veremez." diye dlilinur.
Soma dua etmeye balar. Tils1mm anahtan ona ilham edilsin diye
6yle seslenir: "Ey bu yerlerin hakimi! Bahtma di.iti.im. Sana s1gm1yorum, sen in hizmetkanmm, nzam istiyorum ve seni anyorum."
Bu yakantan soma birden kuyunun duvan yanhr, ahane, nezih
ve guzel bir bahc;eye kap1 ac;1hr. Ejderhanm agz1 o kap1ya donlilir ve
aslan ile ejderha, iki hizmetkar suretini alarak onu ic;eri davet eder.
Hatta aslan, adamm emrine amade bir at ekline girer.
ite ey tembel nefsim ve ey hayali arkada1m! Geliniz, bu iki kardein vaziyetlerini karilahrahm. Boylece, iyilik nasil iyilik10 ve fenahk
nasil fenahk getirir; gorelim, bilelim.
Bakm1z, sol yolun talihsiz yolcusu, her an ejderhanm agzma girecekmi gibi titriyor. Sag yolun bahtiyar yolcusu ise meyveli ve goz ahc1 bir
bahc;eye davet ediliyor. 0 talihsiz yolcunun kalbi, elemli bir dehette ve
buyuk bir korku i<:;inde pari:;alarnrken, U bahtiyar yolcu leziz bir ibret,
tath bir korku, sevimli bir marifet i<:;inde hayret verici eyleri seyrediyor.
0 talihsiz, yabanc1hk, umitsizlik ve kimsesizlik i<:;inde azap i:;ekerken; U
bahtiyar, dostluk, limit ve itiyak ic;inde halinden lezzet duyuyor. Hem
o talihsiz, kendini vahi canavarlarm hucumuna ugrayan bir mahpus
gibi goruyor. Bahtiyar yolcu ise aziz bir misafiri oldugu, kendisini agirlayan Kerim Zat'm hayret verici hizmetkarlanyla dostc;a egleniyor. Talihsiz yolcu, gorunlite lezzetli, manen zehirli yemileri yiyerek azabm1
i:;abuklahnyor. Oysa o meyveler, birer numunedir. As1/lanna talip ve
mi.iteri olunmas1 ifin tatmaya izin veri/mitir; fakat hayvan gibi yutmaya izin yoktur. 0 bahtiyar yolcu meyveleri tadar, ii anlar. Yemeyi
10

Buhari, cihad 27; Muslim, zekat 123.

SEKiziNci Soz

57

erteleyip beklemekten lezzet ahr. Talihsiz yolcu ise kendi kendine zulmetmi, gunduz gibi guzel bir hakikati ve parlak bir vaziyeti basiretsizligiyle kendisi ic;in karanhk bir vehim, bir cehennem haline getirmitir.
Ne efkati hak eder ne de kimseden ikayet etmeye hakkt vardtr.
Nasti ki, bir adam yaz mevsiminde, guzel bir bahc;ede, dostlannm
arasmda, ho bir ziyafetteki keyifle yetinmez, pis ic;kilerle sarho olup
kendisini kt ortasmda, canavarlar ic;inde ac; ve c;1plak hayal ederek bagirmaya, aglamaya balar ve dostlanm canavar gibi gorup aag1larsa,
efkate lay1k degildir ve kendi kendine zulmetmi olur. ite bu talihsiz
yolcu da aynen oyledir. Bahtiyar yolcu ise hakikati g6rur. Hakikat guzeldir; o yolcu, bu guzelligi anlay1p hakikat sahibinin kemaline hurmet
eder, rahmetine lay1k olur.
ite, Kur'an'm "Fena/zgz kendinden, iyiligi Allah'tan bi/." 11 eklindeki hukmunun s1m ortaya c:;1k1yor. Daha bunlar gibi pek c;ok fark1
k1yaslarsan anlayacaksm ki: ilk yolcunun nefs-i emmaresi, ona manevl
bir cehennem haz1rlam1hr. 6tekinin iyi niyeti, temiz ahlak1 ve guzel
diilinceleri ise onu buyuk bir ihsana ve saadete, parlak bir fazilete ve
berekete kavuturmutur.
Ey nefsim ve ey nefsimle beraber bu hikayeyi dinleyen insan!
Eger talihsiz degil, bahtiyar yo/cu olmak istersen Kur'an'z dinle ve
emirlerine itaat et, ona yapl ve hukumleriyle amel et!
;>u hikayedeki hakikatleri anlad1ysan dinin, dunyanm, insanm ve
imanm hakikatlerini onda gorebilirsin. Muhim olanlan ben soyleyecegim, daha incelerini kendin bu!. .. ite bak!
0 iki kardeten biri muminin ruhu ve salih bir insanm kalbi, digeri
kafirin ruhu ve bozulmu kalbidir. 0 iki yoldan saga giden, Kur' an ve
iman yolu, soldaki ise isyan ve kufUr yoludur.
Ve o yoldaki bahc;e, insanhgm ve medeniyetin gec;ici toplum hayatldir ki, orada iyi ve kbtii, temiz ve pis eyler, haytr ve er beraber
~ Ll }.;;.. kaidesince amel
bulunur. Ak1lh insan odur ki, 125..;5 Ll

11
12

Bkz. Nisa sO.resi, 4/79.


"Duru ve saf olam al, kan1k ve bulamk olam birak." Bkz. ibn Dureyd, el-itikc'lk,
s. 146; ez-Zemaheri, Esc'lsu'l-Belc'lga, s. 703; ez-Zemaheri, el-Mustaksa, 2172; ezZebidi, Tacu'/-Arus, 14/22 (k-d-r maddesi). Aynca yakm anlamlar ic;in bkz. A'raf
sO.resi, 7/145; er-RO.yani, e/-Musned 2/235; el-Beyhaki, es-Si.ineni.i'l-Ki.ibra 8/165;
el-Gazali, ihyc'lu Ulumi'd-Dfn 2/185.

58

StiZLER

eder, kalb huzuruna ve kurtulua erer.


0 ova, U yeryilzi.idi.ir.
0 aslan, oli.im ve eceldir.
0 kuyu, insan bedeni ve zamandtr.
0 altmt arm derinlik ise ortalama omi.ir olan altm1 seneye iarettir.13
0 aga<;; da insanm bi.iti.in omri.i ve hayatidir.
Siyah ve beyaz olan iki hayvan, gece ve gi.indi.izdi.ir.
0 ejderha, agz1 kabir olan berzah yolu ve ahiret kap1s1d1r. Fakat o
ag1z, milmin i<;;in bir zindandan bir bah<;;eye giritir. 14
0 zararh bocekler ise di.inyevi musibetlerdir; fakat milmin i<;;in gaflet uykusuna dalmaya engel olan tath birer ilahi ikaz ve Rahmani iltifat
hi.ikmi.indedir.
0 aga<;;taki yemiler, di.inya nimetleridir ki, Cenab-1 Kerim-i Mutlak onlan ahiret nimetlerinin bir listesi ve kullanm cennet meyvelerine davet eden, onlann benzeri, onlan hahrlatan birer numune
yapmthr. 15

0 agacm baka baka meyveler vermesi ise Samed Yarahcmm


kudretinin damgasma, rububiyetinin mi.ihri.ine ve uluhiyet saltanahnm imzasma iarettir. <;unki.i "bir tek eyden her eyi yapmak", yani
aym topraktan bi.itiln bitkileri ve meyveleri, aym sudan bi.itiln hayvanlan yaratmak, 16 basit bir yemekten has bir bedeni var etmek; bununla
beraber "her eyi bir tek ey yapmak", yani canhlann yedigi <;;eit <;;eit
yemeklerden o canhya has bir beden yaratmak, bir ten ve cilt dokumak gibi sanatlar, Ehad ve Samed olan Ezel ve Ebed Sultam'nm hususi damgas1, kendine has mi.ihri.i, taklit edilemez imzas1d1r. Evet, bir
eyi her ey ve her eyi bir ey yapmak, her eyin Yarahc1sma, gi.icil
her eye yeten Kadir Zat' a has bir nian ve alamettir.
Ve o ttls1m, iman nuru ile <;;6zi.ilen yarahh hikmetinin s1rnd1r.
13

14
15
16

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), ummetinin omrunun "60 ile 70 sene aras1" oldugunu belirtmitir. Bkz. Tirmizi, zi.ihd 23, deavdt 101; ibn Mace, zi.ihd
27; Ebu Ya'la, e/-Mi.isned 5/283, 10/390, 12/11; ibn Hibban, es-Sahfh 7/246; etTaberani, e/-Mu'cemi.i'l-Evsat 6/85.
Bkz. Buhari, cendiz 68, 87; Muslim, cennet 70; Tirmizi, cendiz 70; Nesai, cendiz
110; Mi.isned 3/3, 4/287.
Bkz. Bakara sO.resi, 2/25.
Bkz. Enbiya sO.resi, 21/30.

SEKiziNci Soz

59

0 anahtarlar ise 17 f
qci1 jJ. ~~ J~ ~\ ve 1s-'.1\ ~~ J~ '1 ~\~cum
leleridir.
0 ejderha agzmm bir bahc;e kap1sma donlimesi, kabrin dalalet
ehli ile zulum ve kufUrde ileri gidenler ic;in yalmzhk ve unutulu ic;inde
zindan gibi s1kmtth, ejderha karm gibi dar bir mezara ac;1lan bir kap1;
Kur' an ve iman ehli ic;in ise dunya zindamndan beka bostanma, imtihan meydanmdan cennet bahc;elerine ve hayat zahmetinden rahmet-i
Rahman'a ac;ilan bir kapt olduguna iarettir. 19
0 vahi aslanm uysal bir hizmetkara donlimesi ve emre amade
bir at olmas1 ise Unu gosterir: Olum, dalalet yolundakiler ic;in butun sevdiklerinden elemli ve ebedi bir aynhk, kendi yalanc1 cennetleri
olan dunyadan c;1kanlma ve kovulma, vahet ve yalmzhk ic;inde mezar
zindanma attlma ve hapistir. Hidayet ve Kur'an ehli ic;in ise alum,
oteki aleme gitmi eski dostlanna ve sevdiklerine kavuma vesilesidir.
Hem hakiki vatanlanna ve ebedi saadet makamlanna girmeye vas1ta,
hem de dunya zindanmdan cennet bahc;elerine bir davettir. Rahman-1
Rahim' in lutuf ve comertliginden, hizmetine karthk ucret alma vaktidir. Hem hayat vazifesinin zorluklanndan bir terhis, hem de kulluk ve
imtihan talim ve talimatmdan paydostur.
Sozi.in Ozi.i: Her kim fani hayatt esas maksat yaparsa, gorunute
bir cennet ic;inde olsa da manen cehennemdedir. Kim de baki hayata
ciddi bir ekilde yonelirse, iki cihan saadetine eriir. Dunya hayatt ne
kadar fena ve s1kmtth da olsa, onu cennetin bekleme salonu sayd1g1
ic;in ho gorur, tahammul eder, sabir ic;inde likreder. 20

pi

17

18
19

20

-J

"Allah o ilahhr ki kendisinden baka ilah yoktur. Hayy (Her zaman var olan, diri
olan, ezell ve ebedi hayat sahibi olan) O'dur, Kayyum (Kendi zah ile var olup,
zeval bulmayan ve her eyi varhkta tutup onlan y6neten) O'dur." (Bakara suresi,
2/255; Al-i imran suresi, 3/2)
Ey Kendisinden baka ilah olmayan Allah1m!
Kabrin, milmin ve kafir ic;;in iki farkh y6nil olduguna dair bkz. Tirmizi, k1yilmet 26;
Darimi, rikak 94; Musned 3/38. Ayrn konu ic;;in aynca bkz. Ahmed b. Hanbel, elVera' 1/203; Abdurrezzak, e/-Musannef 3/443; ibn Eb! $eybe, e/-Musannef 7/165;
et-Taberani, e/-Mu'cemu'l-Evsat 8/273.
Sab1r ic;;inde ilkretmek tabiri ile ilgili bkz. ibrahim suresi, 14/5; Lokman suresi, 31/31;
Sebe suresi, 34/19; $lira suresi, 42/33.

60

21

SOZLER

Allah1m! Bizi saadet, selamet, Kur'an ve iman ehlinden eyle, amin. Allah1m, Efendimiz Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sellem), filine ve ashabma, indiriliinden zamanm sonuna kadar Kur'an okuyan her bir okuyucunun okudugu her bir kelimenin,
Rahman'm izniyle hava dalgalannm aynalannda temessUI eden bi.itiin harfleri adedince salat ve selam et. Ve bunlar adedince bize, anne ve babam12a, erkek ve kadm
bi.itiin mi.iminlere rahmetinle merhamet et, ey Erhami.irrahimin (merhametlilerin en
merhametlisi). Amin. Alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun.

.::.k,
~11
, .r-'

, '~ l.r.:>:
" 3, 0~
, '~ l.r.:>:
" ,~\
'-:!:. ~\ tl,3 0~
1[.i,.L~,

'\~c.,

3~l.r.:>;3.,3c...r;'.J

0~
.

\J1,3

Ey arkada! Bana, namazm belirli be vakte2 tahsis edilmesinin hikmetini soruyorsun. Pek c;;ok hikmetinden yalrnz birine iaret edecegiz.
Evet, her namazm vakti, muhim bir degiimin baI, buyuk bir ilahi
tasarrufun ve o tasarruf ic;;inde her eyi kuatan ilahi ihsanlann birer
aynas1dir. Bu yuzden, Kadir-i Zulcelal'i o vakitlerde daha c;;ok tesbih
etmek, O'nun buyuklugunu dile getirmek ve hadsiz nimetlerinden iki
vakit arasmda toplanm1 olanlara karI li.kur ve hamd demek olan
namaz 0 vakitlerde emredilmitir. $u ince ve derin manay1 bir parc;;a
anlamak ic;;in be "nukte"yi nefsimle beraber dinlemek laz1m ...
"Haydi, siz akama girerken, sabaha c;ikarken Allah'1 takdis ve tenzih edin, namaz
kilm. Goklerde ve yerde hamd, giizel ovgii O'na mahsustur. ikindi vaktinde de,
ogleye girerken de O'nu takdis ve tenzih edin, namaz kilm." (Rum suresi, 30/1718). Burada serlevha yap1lan bu iki ayetin, be vakit namaza iaret ettigine <lair
bkz. Abdurrezzak, e/-Musannef 1/454; Abdurrezzak, Tefsiru's-San'dni 3/103; etTaberi, Cdmi'u'/-Beydn 21/29; et-Taberani, e/-Mu'cemu'l-Kebir 10/247; el-Hakim,
el-Mustedrek 2/445; el-Beyhaki, es-Sunenu'/-Kubrd 1/359.
Namazm be vakit olarak farz kilmd1gma <lair bkz. Buhari, zekdt l, 41, 64, megdzf
60, tevhid l; Muslim, fmdn 8, 29, 31, 259, mesdcid 166; Tirmizi, zekdt 2, 6; Ebu
Davud, saldt l, 9, vitr 2, zekdt 5; Nesai, sa/at 1, 4, 6, szydm 1, fmdn 23, zekdt l,
46; ibn Mace, ikdmeta's-saldt 194, zekdt l; Darimi, tahdret l, ezan 208, zekdt l;
Muvatta, sefer 94; Musned 1/233.

62

SOZLER

BiRiNCi NUKTE
Namazm manas1, Cenab-1 Hakk'1 tesbih etmek, O'nun yiiceligini
ilan ve O'na iikretmektir. Yani, celaline karl sozle ve fiilen "Siibhanallah" deyip O'nu takdis etmek. .. Kemaline karl sozle ve amelle
"Allahu Ekber" deyip yiiceligini ilan etmek. .. Cemaline karl da kalb,
di! ve bedenle "Elhamdiilillah" deyip iikretmektir.
Demek ki, tesbih, tekbir ve hamd, namazm <;ekirdekleri hiikmiindedir. 0 yiizden bu ii<; ey, namazm biitiin hareket ve zikirlerinde
bulunur. Bu sebeple de namazdan sonra onun manasm1 kuwetlendirmek i<;in U miibarek kelimeler, otuz ii<;er defa tekrar edilir. 3 Namazm
manas1, ite U ozJii ifadeJerJe per<;inJenir.

iKiNCi NUKTE
ibadetin manas1, kulun Cenab-1 Hakk'm huzurunda kendi kusurunu, aczini ve faknm goriip O'nun kusursuz rububiyetinin, kudretinin
ve rahmetinin oniinde hayret ve muhabbetle secde etmesidir. Yani
rububiyetin saltanab, nasil kullugu ve itaati isterse, onun kutsiyeti ve
pakhg1 da kulun kendi kusurunu goriip istigfar ile Rabbinin biitiin noksanhklardan uzak, dalalet ehlinin bah! fikirlerinden miinezzeh ve yiice,
kainatm biitiin kusurlanndan mukaddes ve annml oldugunu "Siibhanallah" tesbihi ile ilan etmesini ister.
Hem rububiyetin kusursuz kudreti, kulun kendi zayifhgm1 ve biitiin
yaratilm1larm aczini gorerek, Samed Yarabcmm kudretinden tecelli
eden eserlerdeki ihtiam kar1smda hayranhk ve hayret i<;inde "Allahu
Ekber" deyip tevazu ile riikua gitmesini, O'na s1gmmasm1 ve tevekkiil
etmesini ister.
Rububiyetin sonsuz rahmet hazinesi ise kulun kendi ihtiyac1 ile biitiin yaratilm1larm faknm, ihtiya<;lanm talep ve dua lisamyla bildirmesini, Rabbinin ihsan ve nimetlerini "Elhamdiilillah" diyerek iikiir ve
sena ile ilan etmesini ister.
Demek, namazm fiilleri ve sozleri, bu manalan i<;eriyor ve namaz
ite bunlar i<;in Allah tarafmdan emir buyrulmutur.
Bkz. Muslim, mesacid 144, 146; Tirmizi, deavat 25; Nesai, sehv 92; ibn Mace,
ikametii's-salat 32.

DoKuzuNcu Soz 63

O<;ONCU NUKTE
Nasti ki insan, U buyuk alemin kuc;ultulmil bir misali ve Fatiha
sO.resi, U am yuce Kur'an'm nurlu bir timsali ise namaz da butun
ibadetleri ic;ine alan nuranl bir fihrist ve butun varhklann kendilerine has renk renk, turlu turlu ibadetlerine iaret eden kutsl bir
haritad1r.

DORDUNCU NUKTE
Nasti ki, bir saatin saniye, dakika, saat ve gunlerini sayan miller
birbirine bakar, birbirine benzer ve birbirinin hukmunu ahr. Aynen
oyle de, Cenab-1 Hakk'm koca bir saati olan U dunyamn saniyeleri
hukmundeki gece ile gunduz, dakikalan sayan seneler, saatleri sayan insan omrunun tabakalan ve gunleri sayan kainatm omrunun
devirleri birbirine bakar ve birbirini hahrlahr.
Mesela sabah vakti, gunein doguuna kadar, ilkbahar zamanma,
insanm anne karnma diltligu anlara ve gokler ile yerin alh gun suren
yarahhmm birinci gunune benzer. 0 zamanlardaki ilahl icraah akla
getirir.
Ogle vakti, yaz mevsiminin ortasma, genc;ligin zirvesine ve dunyanm omru ic;inde insanm yarahld1g1 devre benzer ve iaret eder.
Onlardaki rahmet tecellilerini ve nimetin bereketini hahrlahr.
ikindi vakti, guz mevsimine, ihtiyarhk c;agma, Ahirzaman
Peygamberi'nin (aleyhissa/oW vesse/am) saadet asnna benzer. 0 zamanlardaki ilahl tecellileri ve Rahmani nimetleri akla getirir.
Ak~am vakti, guz mevsiminin sonunda pek c;ok canlmm goc;up
gitmesini, insanm vefatm1, dunyanm k1yamet esnasmda harap oluUnu akla getirerek Cenab-1 Hakk'm celalinin tecellilerini gosterir ve
insam gaflet uykusundan uyandmr, ikaz eder.
Yatsi vakti, karanhgm, siyah kefeni ile gunduzun butun izlerini
ortmesini; hem ktln, beyaz kefeniyle olmli yeryuzunu kaplamasm1;
hem vefat etmi insandan geriye kalan eserlerin de yok olup unutulu perdesi altma girmesini; hem de imtihan yeri olan bu dunyanm
tamamen kapanacagm1 hahrlatarak Kahhar-1 Zulcelal'in hametli tasarruflanm ilan eder.

64

SOZLER

Gece vakti ise hem k11, hem kabri, hem berzah alemini akla ge-

tirerek insan ruhunun rahmet-i Rahman' a ne kadar muhtac:; oldugunu


hatirlahr.
Ve gece teheccud namazmm, 4 kabir gecesinde ve berzah karanhgmda ne kadar ltizumlu bir llk oldugunu gosterir, insam ikaz eder.
Btittin bu degiimler ic:;inde nimetlerin ast! sahibi Cenab-1 Hakk'm
sonsuz nimetlerini hatirlatip O'nun hamd ve senaya ne derece lay1k
oldugunu bildirir.
ikinci sabah ise hair sabahm1 hatirlatir. Evet, U gecenin sabah1
ve U kim bahan ne kadar akla uygun, gerekli ve kesinse, hair sabah1
ve berzahm bahan da o kesinliktedir.
Bu vakitlerin her biri, mtihim bir inkt!abm bat oldugu ve btiytik
degiimleri hat1rlatt1g1 gibi, 5 Samed olan Cenab-1 Hakk'm kudretinin
her gun gortilen btiytik icraatlarmm iaretiyle, senelik, asirhk ve bin
senelik kudret mucizelerini ve rahmet hediyelerini de hattrlattr. Demek
ki, as1! yarabh vazifesi, kullugun esas1 ve kati bir bore:; olan farz namaz,
U vakitlere lay1kttr ve daha c:;ok yakitr.

BE~iNCi NUKTE
insan, yarahht itiban ile gayet zay1ftir. 6 Halbuki her ey ona iliir,
tesir eder ve onu tizer. Hem insan gayet acizdir. Halbuki belalan ve
dtimam pek c:;oktur. Hem gayet fakirdir. Oysa ihtiyac:;lan c:;ok fazladir. Hem tembel ve kuvvetsizdir. Halbuki hayatm ytiktimltiltikleri gayet agirdir. insan olUU, onu kainatla alakadar etmitir. Oysa sevdigi,
dostluk kurdugu eylerin yak olup gitmesi ve onlardan aynhk, insam
stirekli incitir. Akh ona ytiksek maksatlar ve baki meyveler gosterir;
fakat eli k1sa, omrti az, iktidan ve sabn sm1rhd1r.
ite bu vaziyetteki bir ruhun, sabah vaktinde bir Kadir-i Ztilcelal'in,
4

Karanhkta namaza yonelenlerin tam bir nura kavuacaklanna <lair bkz. Tirmizi,
mevakftu's-salat 51; Ebu Davud, salat 49; ibn Mace, mesacid 14.
Mesela Peygamber Efendimiz (sal/al/ahu aleyhi ve se/lem), Tevrat ehlinin Tevrat'la giln
ortasma kadar, Hiristiyanlann da incil'le ikindi vaktine kadar amel ettiklerini belirtmi, onceki ummetlere nazaran kendi ummetinin omrunu de ikindi vakti ile gilnein
batmas1 arasmdaki muddete benzetmitir: Buhari, mevakftii's-salat 17, enbiya 50,
fezailu'/-Kur'an 17, tevhid 31, 47; Tirmizi, edeb 82; Musned 2/121, 124, 129.
Bkz. "insan hilkat<:;e zayif yaratilm1tlr." (Nisa suresi, 4/28)

DoKuzuNcu Soz 65

bir Rah!m-i Zulcemal'in dergahma namaz ve dua ile mi.i.racaat edip


halini bildirmesinin, yard1m ve medet istemesinin ne kadar gerekli ve
onundeki gunduz aleminde bama gelecek, omzuna yi.i.klenecek ilere, vazifelere tahammi.i.l ic:;in ne kadar li.i.zumlu bir dayanak noktas1
oldugu a9kc:;a anlathr.
Ogle vakti ki, gi.i.nein en tepeye c:;1k1p gi.i.nun akama meyletmeye balad1g1, insanm gunluk ilerin yogunlugundan ve meguliyetlerinden bunald1g1 gec:;ici bir istirahat zamamdir, insan ruhu fani di.i.nyanm gec:;ici ve agir ilerinin verdigi gaflet ve sersemlikten teneffi.ise
ihtiya<:; duyar ve ilah! nimetler gori.i.ni.i.r.
Ruhun o bask1dan kurtulup, gafletten s1ynhp, manas1z ve fani eylerden uzaklaIP Kayyum-u Baki'nin, nimetlerin as1l sahibi olan Cenab-1
Hakk'm dergahmda el baglamas1; buti.i.n nimetlerine i.i.ki.i.r ve hamd
edip O'ndan yard1m dilemesi; celali ve bi.i.yi.i.klugi.i. kartsmda rukO. ile
aczini ortaya koymas1; claim! kemaline ve benzersiz cemaline kart secde edip hayretini, muhabbetini ve farkmda oldugu ki.i.c:;i.ikli.igi.ini.i ilan
etmesi demek olan ogle namazm1 kilmanm, ne kadar gi.i.zel, ne kadar
ho, li.izumlu ve mi.inasip oldugunu anlamayan insan, insan degil. ..
ikindi vakti ki, hazin gi.iz mevsimini, ihtiyarhgm mahzun halini
ve elemli ahirzaman mevsimini hatirlatir. Hem gi.inli.ik ilerin neticelendigi, hem o gun mazhar olunan saghk, selamet, hayirh hizmetler ve
baka ilahi nimetlerin bi.i.yi.i.k bir yekO.n tekil ettigi, hem koca gi.inein
batmaya meyletmesinin iaretiyle insanm di.i.nyada bir misafir memur
oldugunun, her eyin gec:;iciliginin ve karars1zhgmm ilan edildigi zamandir.
Ebediyeti isteyen, onun ic:;in yaratilan, ihsana kulluk eden ve aynltktan elem c:;eken insanm, abdest ahp U vakitte ikindi namazm1 ktlmak
ic:;in Kad!m-i Baki ve Kayyum-u Sermedl'nin dergahmda ic:;ini dokmesi,
daimi ve sonsuz rahmetinin iltifatma s1gm1p O'nun hesaps1z nimetlerine kart i.i.ki.ir ve hamd ile rubO.biyetinin izzeti kartsmda ki.i.c:;i.ikli.igi.i.ni.i.n
idraki i<:;inde ri.ikO.a gitmesi, ebed! u!O.hiyetine kart kendi ki.ic:;i.ikli.igi.ini.i.
bilerek secde etmesi ve hakiki bir teselli, bir ruh ferahhg1 bulup yi.i.ce
huzurunda tam bir kulluk UUru ic:;inde ikindi namazm1 k1lmas1 ne kadar
yi.ice bir vazife, ne kadar munasip bir hizmettir, bir yarahh borcunu
6demek ve c:;ok ho bir saadet elde etmektir, insan olan anlar.

66 SozLER

Akfam vakti ise kim balang1cmda yaz ve gilz alemindeki nazenin ve gilzel varhklarm hazin bir veda i<_;inde kaybolup gittigi zamam
andmr; insanm vefabyla butiin sevdiklerinden elemli bir ekilde aynhp
kabre girecegi zamam habrlabr. Hem dunyanm sekerat7 zelzelesi i<_;inde olilmilyle, ilzerindeki her eyin baka alemlere g6<_;ecegini ve bu
imtihan yerinin lambasmm s6ndur11lecegini hatirlahr; yok olup giden
sevgililere taparcasma baglananlan iddetle ikaz eder.
ite akam namaz1 i<_;in, boyle bir vakitte, yaradil11 geregi yilzilnil
arzuyla bir Cemal-i Baki'ye donen, O'na ayna olan insan ruhu, U bilyilk ileri yapan ve bu koca alemleri <_;ekip <_;eviren, degitiren, varhg1nm balang1c1 ve sonu bulunmayan Kadim ve Baki Zat'm yilce arma
yonelir. Bullin fanilerin ilstiinde "Allahu Ekber" diyerek onlardan elini
<;ekip Mevla'ya hizmet i<_;in el baglar ve Daim-i Baki'nin huzurunda
k1yam edip "Elhamdillillah" der. O'nun kusursuz kemaline, benzersiz
cemaline, sonsuz rahmetine karI hamd ve sena edip il~lj ~ il~l
8 0: ~: <demekle, yard1mc1ya ihtiya<_; duymayan rubO.biyetin'e, ortaks1;
ulO.hiyetine, vezirsiz saltanatma karI kullukta bulunur ve O'ndan yard1m diler. Hem nihayetsiz bilyilklilgu, smirsIZ kudreti ve kusursuz izzeti
kar1smda r11k0.a gidip butiin kainatla beraber zay1fhgm1 ve aczini, faknm ve kil<.;ilklugilnil ortaya koymakla 9C-~i1 ~.J 5~ diyerek Yuce
Rabbini tesbih eder. Hem Zat'mm daimi gilzelligine, degimez, kutsi
s1fatlarma, mutlak ebediligine karI secde edip hayret i<_;inde kendi kil<_;ilklilgunil bilmekle, Allah'tan baka her eyi terk edip muhabbetini,
kullugunu ilan etmekle ve butiln fanilere bedel bir Cemil-i Baki, bir
Rahim-i Sermedi bulup 10~\J1 ~.) 5~ demekle baki ve kusurdan
milnezzeh Yilce Rabbini takdis eder.
8

10

Sekerat: Oliim am, can ekime.


"(Haydi oyleyse deyiniz:) Yalrnz Sana ibadet eder, yalrnz Senden medet umanz."
(Fatiha suresi, 1/5)
"Biiyiik ve yiice Rabbimi her tiirlii noksandan tenzih ederim." Peygamber
Efendimiz'in (sallallahii aleyhi vesellem), namazm riikuunda bunu ii defa soyledigine
<lair bkz. Muslim, sa/dta'l-miisdfirin 203; Tirmizi, saldt 79, vitr 19; EbQ Davud, saldt
147; Nesai, iftitdh 77, tatbfk 9, 25, 74, 86, k1ydmii'/-ley/ 25; ibn Mace, ikdmetii'ssaldt 20; Darimi, ezan 69; Miisned 1/371, 5/382, 384, 389, 394, 397, 398, 400.
"En yiice olan Rabbimi her tiirlii noksandan tenzih ederim." Peygamber
Efendimiz'in (sallallahii aleyhi ve sellem), namazm secdelerinde ii defa bunu soyledigi
de yukanda belirtilen kaynaklarda gemektedir.

DoKuzuNcu Soz 67

Sonra teehhiide oturup biitiin mahlukatm miibarek selam ve dualanm, tertemiz salavatlanm kendi adma, varhgmm balang1c1 ve sonu
olmayan o Cerni! ve Celil Zat'a hediye eder ve Resul-u Ekrem'ine
selam ile baghhgm1 yeniler. Emirlerine itaatini gostererek imamrn tazelemek ve nurlandirmak ic;in U kainat saraymdaki hikmetli intizam1
seyredip Sani-i Ztilcelal'in birligine ahitlik eder.
ite, rububiyet saltanatm1 ilan ve Allah'm raz1 oldugu eyleri teblig eden, kainat kitabmm ayetlerinin terctimarn olan Muhammed-i
Arabl'nin (aleyhissa/atii vesse/am) peygamberligine ehadet demek olan
akam namazm1 kilmanm ne kadar ho, temiz bir vazife, ne kadar
aziz, lezzetli bir hizmet, ne gtizel bir kulluk, ne kadar ciddi bir hakikat
ve bu fani misafirhanede bekaya yakiir bir sohbet, siirekli bir saadet
oldugunu anlamayan insan, nasil insan olabilir?
Yatsi vaktinde, gtindtiztin ufukta kalan izleri de kaybolup gece
alemi kainab kaplar.
nJltJlj J=ll1 I~.: olan Kadir-i Ztilcelal'in o beyaz sayfay1 siyah bir
sayfa'ya c;evirmesini, Rabbani tasarrufuyla yaz mevsiminin stislti, yeil
sayfasm1 kim soguk, beyaz sayfasma dontitiirmesini ve ~\ ~
12_rijlj olan Hakim-i Ziilkemal'in ilahl icraatm1 habrlabr.
, Hem oltimti ve hayab yaratan Cenab-1 Hakk'm, 13 zamanm ak1tyla kabir ehlinden geriye kalan eserlerin U dtinyadan silinip tamamen baka aleme gec;mesindeki icraatm1 andmr. Yerlerin ve goklerin
Hahk'mm 14 U dar, fani ve k1ymetsiz diinyanm dehetli bir sonla tamamen harap olmasmdaki ve geni, baki, muazzam ahiret aleminin orta-

<

11

12

13

14

"Gece ve giindiizii birbiri ardmca <;eviren" (Bu lafiz Nur suresinin 44. ayetinin
ifadesidir).
Giinei ve ay1 emri altmda tutan.
Cenab-1 Hakk'm (celle cela/Uh), oliimiin ve hayatm yarattc1s1 olduguna dair bkz.
Miilk suresi, 67/2.
Cenab-1 Hakk'm (cel/e cela/Uh), yeryiiziiniin ve goklerin yarattc1s1 olduguna dair bkz.
Bakara suresi, 2/164; Al-i imran suresi, 3/190, 191; En'am suresi, 6/1, 73; A'rat
suresi, 7/54; Tevbe suresi, 9/36; Yunus suresi, 10/3, 6; Hud suresi, 11/7; ibrahim
suresi, 14/19, 32; Hier suresi, 15/85, Nahl suresi, 16/ 3; isra suresi, 17/99; Kehf
suresi, 18/51; Furkan suresi, 25/59; Nern! suresi, 27/60, Ankebut suresi, 29/44,
61; Rum suresi, 30/8, 22; Lokman suresi, 31/25; Secde suresi, 32/4; Yasin suresi,
36/81; Ziimer suresi, 39/5, 38; Mii'min suresi, 40/57; $lira suresi, 42/29; Zuhruf
suresi, 43/9; Duhan suresi, 44/38; Casiye suresi, 45/22; Ahkaf suresi, 46/3, 33; Kaf
suresi, 50/38; Hadid suresi, 57/4; Tegabiin suresi, 64/3.

68 SozLER

ya <;;tktmdaki hametli tasarruflanm ve gtizelligini gosteren tecellilerini


akla getirir.
Hem U kainatm gerc;:ek Malik'inin ve Mutasarnf'mm, hakiki Mabud'unun ve Mahbub'unun ancak gece ile gtindtizti, kt ile yaz1, dtinyay1 ve ahireti, bir kitabm sayfalan gibi kolayca c;:eviren, yaz1p bozan,
degitiren bir Zat ve btittin bunlara htikmeden bir Kadir-i Mutlak olabilecegini ispat eden bir vakittir.
ite s1mrs1z bir acz ic;:inde, zay1f, fakir, muhta<;;, gelecegin sonsuz karanhklanna dalan ve hadiseler ic;:inde c;:alkalanmakta olan insan ruhu, nun, yats1 namazm1 kilmak i<;;in U vakitte Hazreti ibrahim gibi ~i -J
15 ~'11 deyip varhgmm balang1c1 ve sonu olmayan Mabud'un~~ ve
Mahbub'unun dergahma namaz ile iltica etmesi. ..
~u fani alemde ve ge<;;ici omtirde, karanhk dtinyada ve karanhk istikbalde, bir Bakl-i Sermedl'ye yakanp bir parc;:ac1k baki sohbet, birkac;: dakikac1k baki omur ic;:inde, dunyasma nur serpecek,
istikbalini aydmlatacak, varhklarm ve sevdiklerinin kendisini terk
edip gitmesinden ve yoklugundan dogan yaralarma merhem stirecek olan Rahman-1 Rah!m'in rahmetinden gelen lutuflan ve hidayet
nurunu gortip istemesi. ..
Hem kendisini bir sureligine unutan ve gizlenen dunyay1 birakip
dertlerini kalbinin aglamas1yla Cenab-1 Hakk'm rahmet dergahma
dokmesi, hem ne olur ne olmaz diyerek olume benzeyen uykuya 16
ge<;;meden once son kulluk vazifesini yap1p gtinluk amel defterini guzel
bir son ile baglamak ic;:in namaza durmas1. ..
Fani olan butun sevdiklerine bedel, baki bir Mabud'un ve
Mahbub'un; dilencilik ettigi buttin acizlere bedel, bir Kadir-i Kerlm'in
ve korkusundan titredigi butun zararh eylerin errinden kurtulmak
ic;:in bir Hafiz-i Rahlm'in huzuruna <;;1kmas1. ..
Hem namaza Fatiha ile balayarak, bir eye yaramayan, yerinde
olmayan, kusurlu, aciz varhklan 6vmeye ve onlara minnettarhga bedel,
15

16

"(Gece bastmnca ibrahim bir y1ld1z gbrdu, '[iddiamza gore] Rabbim budur!' dedi.
Yild1z sonunce de) 'Ben oyle s6rn1p batanlan (tann diye} sevmem' (dedi}." (En' am
suresi, 6/7 6)
"Uyku, olumun kardeidir." manasmdaki hadis ic,;in bkz. et-Taberani, el-Mu'cemu'lEvsat 8/342; el-Beyhaki, $uabu'l-iman 4/183; ibnu'l-Mubarek, ez-Zuhd s. 79; ibn
Ebi As1m, ez-Zuhd s. 9; ed-Deylemi, el-Musned 3/494, 4/309.

DoKuzuNcu Soz 69

mutlak kemal ve zenginlik sahibi, Rahim ve Kerim olan Alemlerin


Rabbini medh u sena etmesi ...
17 ~ il~l hitabma yukselerek kuc;uklugune, hic;ligine ve kimsesizligine ragme~ Ezel ve Ebed Sultam olan Din Gununun Sahibi'ne baglamp U kainatta nazh bir misafir ve muhim bir memur makamma
ulamas1, 18 .:j. ~: :~ il~u ~ il~l demekle kainattaki butun yaratilm1lar
adma o buyuk cema~tin kendi dilleriyle yaptiklan ibadetleri ve dualan
O'na arz etmesi. ..
Hem 191;J 'd1 11~1 G~~ demekle, istikbal karanhg1 ic;inde ebedl
saadete giden nuranl yo! olan s1rat-1 mustakime ulamay1 istemesi. ..
Hem o vakitte uykuya dalm1 bitki ve hayvanlar gibi, gizlenmi gunelerin, uyamk yild1zlarm da birer asker misali emrine amade oldugu
ve onlan bu dunya misafirhanesine birer lamba ve hizmetkar yapan
Zat-1 Zulcelal'in buyuklugunu dutinup "Allahu Ekber" diyerek rukua
varmas1. ..
Hem her varhgm buyuk dairedeki secdesini, yani U gecede uyuyan canhlar gibi her sene ve her as1rdaki butun varhklarm, hatta
yeryuzunun, dunyanm, birer duzenli ordu, birer itaatkar asker giemriyle terhis edildigi, yani gayb
bi kulluk vazifesinden 20 0
alemine gonderildigi zaman, son derece intizam ile kaybolup gitme
esnasmda, gurub 21 seccadesinde "Allahu Ekber" diyerek secde ettiklerini dilLinmesi. ..
Hem 0
emrinden gelen bir dirili sedas1 ve ikaz ile bitkilerin
baharda k1smen aym, k1smen benzer ekilde diriltilip Mevla'ya hizmet
ic;in emre haz1r olmalan gibi, insanm da onlara uyarak o Rahman-1
Zulkemal'in, Rahi'm-i Zulcemal'in huzurunda hayretle kanik bir muhabbet, beka esintili bir mahviyet ve izzetli bir tevazu ic;inde "Allahu
Ekber" deyip secdeye gitmesi, bir tur miraca c;1kmak manasma gelen
yats1 namazm1 kilmas1 ne kadar ho, ne kadar guzel, irin, yuksek, aziz

fa :}

fa :}

17
18

19
20

21

"Yalmz Sana ibadet ederiz."(Fatiha suresi, 1/5)


"(Haydi oyleyse deyiniz:) Yalmz Sana ibadet eder, yalmz Senden medet umanz."
(Fatiha suresi, 1/5)
"Bizi dogru yola (Sana dogru varan yola) ilet." (Fatiha suresi, 1/6)
"(0, bir eyi yaratmak isteyince sadece) 'ol!' der, o da oluverir." (Bakara suresi,
2/117; Al-i imran suresi, 3/47, 59; En' am suresi, 6/73; Nahl suresi, 16/40; Meryem
suresi, 19/35; Yasin suresi, 36/82; Mu'min suresi, 40/68)
Guruh: Batma, gbzden kaybolma.

70

SOZLER

ve leziz, ne kadar makul ve munasip bir vazife, bir hizmet, bir kulluk
ve ciddi bir hakikattir, elbette anladm.
Demek, U be vaktin her biri, buyuk birer ink1labm iaretleri, geni
Rabbanl craatmm izleri ve her eyi kuatan ilahl nimetlerin alametleri
oldugundan, bon;;: ve zimmet olan farz namazm o zamanlara tahsis
edilmesi son derece hikmetlidir.

22

23

"Si.ibhansm ya Rab! Senin bize bildirdiginden baka ne bilebiliriz ki? Her eyi hakk1yla bilen, her eyi hikmetle yapan sensin." (Bakara sO.resi, 2/32)
Allah1m, kullarma Seni nasil tamyacaklanm ve Sana nasII kulluk edeceklerini i:igretmek ve isimlerinin hazinelerini tarif etmek ilzere kainat kitabmm ayetlerinin tercilmam ve kullukla senin rubO.biyetinin cemaline bir ayna olarak gi:inderdigin zata,
onun bi.itiln al ve ashabma salat ve selam et. Bize ve erkek-kadm biitiln milminlere
merhamet et. Rahmetine gilveniyoruz, kabul buyur ey merhametlilerin en merhametlisi Rabbimiz.

HA~iR (OLUMDEN SONRA DiRiLi~) BAHSi

Bir Hatirlatma: Bu risaledeki hakikatleri hikaye eklinde, tebih ve


temsillerle yazmamm sebebi, hem okuyana kolayhk saglamak hem
de islam esaslannm ne kadar akla uygun, saglam, birbiriyle uyumlu
ve birbirini destekleyen hakikatler oldugunu gostermektir. Hikayelerin
manalan, sonlanndaki hakikatlerdedir; temsiller, ustu kapah bir ekilde o hakikatlere iaret eder. Demek, bunlar hayall hikayeler degil,
hakikatin ta kendisidir.

Ey karde, harin, yani olumden sonra diriltilip maherde toplanmanm ve ahiretin basit, herkesin anlayacag1 dille, ac;;1k bir ekilde izahm1 istersen U temsill hikayeyi nefsimle beraber dinle:
Bir zaman iki adam, cennet gibi guzel bir memlekete (bu dunyaya
iarettir) giderler. Bakarlar ki, herkes ev ve dukkanlannm kap1lanm
ac;;1k b1rakm1, kimse onlann korunmasma dikkat etmiyor. Mal ve paralann meydanda sahipsiz oldugunu gorurler.
"ite bak, Allah'm rahmetinin eserlerine, olmii topraga nasil hayat veriyor! ite bunlan yapan kim ise oluleri de 0 diriltecektir. 0, her eye hakkiyla kadirdir." (Rum
suresi, 30/50)

72

SOZLER

0 iki adamdan biri, her istedigi eye elini uzahp ya c;alar ya da gasp
eder. Hevesine uyup her turlu fen al@ ve yasak eyi yapar. Kimse de
ona pek ilimez.
ArkadaI, "Ne yap1yorsun? Cezalandmlacaksm, benim de ba1m1
belaya sokacaksm. Bunlar devlet mahd1r. Buradaki herkes, c;oluk c;ocuguyla padiahm askeri veya memurudur. $u ilerde sivil olarak c;ahtmhyor, onun ic;in sana c;ok ilimiyorlar. Fakat bu memlekette duzen
c;ok s1k1dir. Padiahm her yerde telefonu, memurlan bulunur. C::abuk
git, onun himayesine gir." deyince o sersem inat edip, "Hayir, bunlar
devlet mah degil, belki vak1f mahdir, sahipsizdir. Herkes bunlardan
istedigi gibi faydalanabilir. Bu gilzel eylere el surmemek ic;in hic;bir
sebep g6remiyorum. Gozumle g6rmezsem inanmayacag1m." diye
kar1hk verir ve pek c;ok felsefi safsata anlahr. iki adam arasmda ciddi
bir munazara balar.
Once o sersem der ki: "Padiah kimdir? Tammam."
ArkadaI cevap verir: "Bir k6y muhtars1z olmaz. Bir igne ustas1z,
sahipsiz; bir harf katipsiz olamaz, biliyorsun. $u son derece duzenli
memleket nasil hukumdars1z olabilir? Buraya her saat, adeta gaipten
yollanan, k1ymetli, sanath mallarla dolu bir tren 2 HA~iYE geliyor, ic;indekileri dokup gidiyor. Bu kadar c;ok servet, her yerde gorunen U ilanlar,
fermanlar, her maim ustundeki imzalar, damgalar ve her k6ede sallanan bayraklar nasil sahipsiz olur? Anlailan, sen biraz firengi3 okumusun; bu islam yaz1lanm okuyam1yor, bilene de sormuyorsun. 0 zaman
gel, sana en buyuk fermam okuyacag1m."
0 sersem de d6nup, "Haydi, diyelim ki padiah var, fakat benim
U servetten az1c1k faydalanmam ona ne zarar verir, hazinesinden neyi
eksiltir? Hem burada hapis falan da yok, ceza g6runmilyor." der.
ArkadaI ona, "Yahu, U g6rdugiln memleket herkesin gelip gec;tigi
bir meydand1r. Bir sultanm hayret verici sanatlarmm sergilendigi yerdir. Gec;ici, temelsiz bir misafirhanedir. Her gun bir kafilenin gelip bir
bakasmm gittigini, kayboldugunu g6rmuyor musun? Devamh dolup
boalan U memleket, bir zaman sonra tamamen degitirilecek. Burada
2

HA~iYE Seneye iarettir. Evet, her bahar, ic;:inde nz1klann, nimetlerin bulundugu bir

vagondur, gaipten gelir.


Firengi okumak: Latin harflerini 6grenip Kur'an'1 okuyamamak gibi Bah felsefesi
nazanyla bak1p kainattaki ilahl hikmeti tamyamamak.

ONuNcu Soz

73

yaayanlar baka ve daiml bir yere nakledilecek. Orada herkes hizmetine kar1hk ya ceza ya da mukafat gorecek." diye cevap verir.
0 hain sersem yine inat edip der ki: "inanmam! Bu memleketin
harap edilmesi ve ic;inde yaayanlann baka bir memlekete goc; etmesi
hie; mumkun mudur?"
Bunun uzerine emin, guvenilir arkadaI 6yle cevap verir: "Madem
bu kadar inat edip direniyorsun. Gel, haddi hesab1 olmayan deliller
ii:;inden on iki 'suret' ile sana gosterecegim ki, her gun biraz boalan
bu memleket, bir gun tamamen boalhhp harap edilecek. Buyuk bir
mahkeme kurulacak. Ltituf gorulen bir mukafat yurdu ve ceza c;ekilen
bir zindan var, oraya gidilecek."

[ON iKi SURET]


BiRiNCi SURET
Hie; mumkun mudur ki, bir saltanatm, hele boyle muhteem bir saltanatm, guzelce hizmet eden itaatkarlara mukafah ve isyan edenlere
cezas1 bulunmasm? Burada yok hukmundedir.
Demek, baka yerde bi.iyi.ik bir mahkeme var.

iKiNCi SURET
;Ju memleketin nasil idare edildigine bak! En fakirden, en zay1ftan
balayarak herkese mukemmelce haz1rlanm1 nz1klan nasil da veriliyor! Kimsesiz hastalara c;ok guzel bak1hyor. Hem burada gayet leziz
ve benzersiz yiyecekler, ahane kaplar, k1ymetli talarla bezenmi nianlar, suslu elbiseler, muhteem ziyafet sofralan var. ite bak! Senin
gibi sersemlerden baka herkes vazifesine c;ok dikkat ediyor. Kimse
haddini zerrece am1yor. En buyuk ah1s, kusursuz bir itaatle, tevazu
ii:;inde bir korkuyla, o saltanatm heybetini hissederek hizmet ediyor.
Demek ki, U saltanat sahibinin smirs1z comertligi, pek geni bir
merhameti, pek buyuk bir izzeti, pek yuce bir haysiyeti ve namusu
var. Comertlik, nimet vermek ister. Merhamet, lutufsuz olamaz. izzet,
gayret ister. Haysiyet ve namus ise edepsizlerin terbiye edilmesini gerektirir.

74

SOZLER

Halbuki U memlekette o vas1flara lay1k ilerin binde biri bile yapilm1yor. Zalim izzetiyle, mazlum zilletiyle buradan go<;ilp gidiyor.
Demek, buyuk bir mahkemeye b1rak1lzyor.

0<;0NC0 SURET
Bak, U memleket ne kadar yilce bir hikmet ve kusursuz bir diizenle
idare ediliyor. iler tam bir adalet ve dengeyle goriiliiyor. Hiikiimetin
hikmeti, saltanatmm himayesine s1gmanlarm liituf gormesini gerektirir. Adalet ise idare altmdakilerin hukukunun gozetilmesini ister ki,
hukumetin haysiyeti ve saltanatm hameti korunsun.
Halbuki U memlekette o hikmete, o adalete lay1k icraatm binde
biri bile yerine getirilmiyor. Senin gibi sersemlerin <;ogu buradan ceza
gormeden g6<;ilp gidiyor.
Demek, bUyuk bir mahkemeye b1rakzl1yor.

DORDUNCU SURET
Bak, U had ve hesaba gelmez sergilerdeki esiz milcevherler ve
sofralardaki benzersiz yiyecekler, bu memleketin padiahmm smirsIZ
comertligini, sonsuz hazinelerini gosteriyor. Boyle bir comertlik ve
boyle tiikenmez hazineler, i<;inde her eyin bulundugu, daim1 bir ziyafet yurdu ister. Hem ister ki, o ziyafetten lezzet alanlar orada kalmaya
devam etsin, yokluk ve aynhk ile elem <;ekmesinler. <:;unkil elemin
bitmesi lezzet oldugu gibi, lezzetin sona ermesi de elemdir.
~u sergilere bak, ilanlara dikkat et ve ilancilara kulak ver; hepsi,
mucize sahibi bir padiahm benzersiz sanatland1r. O'nun kusursuzlugunu gosteriyor, benzersiz manevi cemalini anlatiyor, gizli giizelliklerinin inceliklerinden bahsediyorlar.
Demek ki o padiahm pek milhim, hayret verici, kusursuz vas1flan
ve manevi bir giizelligi vardir. Gizli, kusursuz vas1flar kendisini takdir
edenlerin, begenip "maallah" diyerek seyredenlerin kar1smda sergilenmek ister. Gizli, esiz bir gilzellik ise goriinmek ve gormek ister.
Yani, kendi giizelligini iki ekilde gormeyi arzu eder: Ceitli aynalarda
bizzat seyrederek ve onu arzulayan seyircilerin, hayranhk duyup begenenlerin goziiyle ... 0 sonsuz giizellik, hem gormek hem gorilnmek

ONuNcu Soz

75

hem claim! bir seyir hem de ebedl ahitler ister. Kendisini arzulayan ve
takdir eden seyircilerin varhklarmm devamm1 diler. <;unkil daimi bir
gilzellik, atklannm ge15iciligine, yokluga gitmesine raz1 olamaz. Zira
donmemek ilzere yokluga mahkOm olanm sevgisi, yokluk diiilncesiyle diimanhga <loner; hayreti ve hilrmeti, hor gormeye meyleder.
<;unkii insan, bilmedigi ve elinin yetimedigi eye diimandir.
Halbuki herkes U misafirhanede biraz dump soma hemen kayboluyor. 0 mukemmelligin ve gilzelligin bir ltgma, belki zay1f bir golgesine bir an bak1p doymadan gidiyor.
Demek, daimf bir seyir yerine gidiliyor.

BE~iNCi SURET
Bak, her eyde o benzersiz Zat'm pek biiyilk efkati gorilnilyor.
<;unkil 0, musibete ugrayan herkesin imdadma yetiiyor, her istege
ve ihtiyaca cevap veriyor. Hatta idaresi altmdakilerin en kii<;ilgilniln
en basit bir ihtiyacm1 gorse efkatle yard1m ediyor. 4 Bir <;obanm koyununun ayag1 incinse ifa gonderiyor.
Simdi gel, gidelim, U adada biiyilk bir kalabahk var, oraya bakahm. Memleketin biillin ileri gelenleri toplanmt. Bak! Padiahm pek
biiyilk bir nian tatyan yaver-i ekremi, en yilksek memuru bir nutuk
okuyor, efkatli padiahmdan bir eyler istiyor. Bullin ahali de, "Evet,
evet biz de istiyoruz." diyerek onu tasdik ediyor, destekliyor. Simdi
dinle, padiahm o en sevgili memuru:
"Ey bizi nimetleriyle donatan Sultamm12! Bize burada numunelerini ve golgelerini gosterdigin nimetlerin as1llanm, kaynaklanm goster.
Bizi saltanatmm makamma eritir. Bu <;ollerde mahvettirme, huzuruna
al. Bize merhamet et. Burada tattird1gm leziz nimetleri orada yedir.
Yoklukla, rahmetinden uzaklabrmakla bize azap etme. Sana arzu duyan, likreden itaatkar kullanm baibo b1rak1p yokluga atma." diyor
ve <;ok yalvanyor. Sen de iitiyorsun.
Hi15 mi.imkiin mi.idi.ir ki, bu kadar efkatli ve kudretli bir padiah, en
basit bir adamm en ki.i<;i.ik istegini itina ile yerine getirsin de, o en sevgili,
en bi.iyiik memurunun en gi.izel dilegini kar1hks12 biraksm? Halbuki o
4

Allah Teala' nm her canhya nzkm1 gonderdigine <lair bkz. Hud suresi, 11/6; Ankebut
sO.resi, 29/60.

76

SOZLER

sevgilinin dilegi, herkesin dilegidir; hem padiahm honutlugunu kazanma vesilesi hem de O'nun merhamet ve adaletinin geregidir. Hem o istegi yerine getirmek, padiah ii:;in i:;ok kolayd1r. O'na bu misafirhanedeki
gei:;ici seyir yerlerini hazirlamak kadar bile agir gelmez. Madem nimetlerinin numunelerini gostermek ii:;in U memleketi kurdu, be-altt gtinltik
U misafirhaneye bu kadar masraf ediyor. Elbette hakiki hazinelerini,
kusursuz eserlerini ve htinerlerini saltanat makammda oyle bir tarzda
gosterecek, oyle seyir yerleri ai:;acaktir ki, ak1llan hayrette birakacaktir.
Demek, bu imtihan meydanzndakiler bazbo degil. Saadet saraylarz ve zindanlar onlan bek/iyor.

ALTINCI SURET
ite bak, U muhteem trenler, ui:;aklar, tec;hizat, depolar, sergiler
ve icraat gosteriyor ki, perde arkasmda hukmeden pek muhteem bir
saltanat var. 5 H~iYE Boyle bir saltanat, idaresi altmda, kendisine lay1k
kimseler ister. Halbuki gortiyorsun, herkes bu misafirhanede toplanm1. Misafirhane ise her gun dolar, boahr. Herkes tecrtibe edilmek i<:;in
bu imtihan meydanmda bulunuyor. Meydan her saat degitiriliyor. Buttin bu insanlar, padiahm k1ymetli ltituflannm numunelerini ve harika
sanatmm benzersiz orneklerini U sergide sadece birkai:; dakika durup
seyrediyor. Sergi ise her dakika yenileniyor. Gelen gider, giden gelmez.
Mesela, bir sava s1rasmda, "Silah al, silngil tak!" emriyle koca bir ordu batan
baa dikenli bir meelige benzedigi gibi ve her bayram gilnilnde gec:;it resmi ic:;in,
"Uniformalanmz1 giyip nianlanmz1 takm1z!" emriyle buhln bir ordu batan baa
rengarenk c:;ic:;ek ac:;mi, si.islu bir bahc:;eyi hatirlatt1g1 gibi; yeryilzil meydanmda, o
Ezell Sultan'm c:;eit c:;eit, say1s1z askerinden melek, cin, insan ve hayvanlann yam
s1ra Uursuz bitkiler dahi hayatlanm koruma milcadelesinde };j :} emriyle,
"Mudafaa ic:;in silahlanmz1 ve tec:;hizatm1z1 takm1z." dendiginde silngilcuklerini taktiklan zaman, yeryilzil bi.ihln dikenli agac:; ve bitkileriyle batan aag1 aynen silngil
takml muhteem bir orduya benziyor.
Hem bahann her bir gilnil, her bir haftas1, birer bitki cinsinin bayram1 hi.ikmilndedir. Her topluluk da Sultanlarmm kendilerine ihsan ettigi gilzel hediyeleri, silslil
nianlan, birer gec:;it resmi eklinde o Ezell Sultan'm nazanna arz ettiginden, bi.ihln
bitkiler ve agac:;lar adeta "Rabbani sanatm si.islerini, c:;ic:;ek ve meyve denilen ilahi
yarahh nianlanm takm1z, c:;ic:;ek ac:;m1z." emrini dinliyor. Yeryilzil gayet muhteem
bir bayram gilnilnde, ahane bir gec:;it resminde, silrmeli ilniformalan ve silslil nianlan parlayan bir orduya benziyor.
ite bu kadar hikmetli, di.izenli tec:;hizat ve si.isler, bu ilerin elbette kudreti sonsuz bir
Sultan'm ve hikmeti smirsIZ bir Hakim' in emriyle yapild1gm1 kor olmayanlara gosterir.

5 HA$iYE

ONuNcu Soz

77

ite bu vaziyet kesin bir ekilde gbsteriyor ki, U misafirhanenin,


imtihan meydanmm ve sergilerin arkasmda ebedi saraylar, claim!
meskenler, ornekleri ve suretleri gori.ilen U nimetlerin halis, benzersiz
as1llanyla dolu bag ve hazineler vard1r.

Demek, buradaki <;abalar orasr i<;indir. 0 padiah burada <;alrtrnr,


orada ilcret verir. Herkesin hazrrlrgrna gore orada bir saadeti olacaktir.

YEDiNCi SURET
Gel, biraz gezelim. ~u medeni toplum i<;inde ne var, ne yok gbrelim.
ite bak! Her yerde, her kbede c;;eit c;;eit fotografhaneler kurulmu, suretler ahmyor. Her yerde ti.irlil ti.irli.i katipler oturmu, bir eyler
yaz1yor, her eyi kaydediyorlar. En bnemsiz bir hizmeti, en basit bir
hadiseyi bile kay1t altma ahyorlar. 6 Bir de U yilksek dagda padiaha
has bi.iyilk bir fotografhane var, 7 HA~ivE nerede bir ey olursa sureti ahmyor. Demek ki o Yi.ice Zat, millki.inde olup biten her eyin kaydedilmesini emretmi; bi.itiln hadiseleri kay1t altma aldmyor, hepsinin suretini
sakhyor. ite U dikkatli muhafaza, elbette bir hesap ic;;indir.
~imdi, idaresi altmdaki en bas it bir ferdin en bas it iini ihmal etmeyen, her eyi kay1t altma alan bir Hakim ve Hafiz, hie;; milmkiln mi.idi.ir
ki, en bi.iyilk memurlannm en mi.ihim amellerini kaydetmesin, onlara
hesap sormasm, milkafat ve ceza vermesin? Halbuki o Zat'm izzetine
ve gayretine dokunacak ve merhametinin hie;; kabul etmeyecegi iler,
o bi.iyilk memurlar tarafmdan yap1hyor. Fakat padiah, onlan burada
cezaya c;;arphrm1yor.

Demek, buyuk bir mahkemeye b1rak1/1yor.


Bkz. Kehf suresi, 18/49; Kaf suresi, 50/17-18; infitar suresi, 82/10-12.
Bu Suret'in iaret ettigi manalarm bir k1sm1 Yedinci Hakikat'te anlahlacak.
Yalrnz burada U kadanrn soyleyelim, padiaha has bi.iyi.ik fotografhane, "Levh-i
Mahfuz"'a iaret ediyor. Levh-i Mahfuz'un varhgmm kesinligi Yirmi Altmc1 Soz'de
6yle ispat edilmitir: Nasil ki, ki.ic;i.ik ki.ic;i.ik ci.izdanlar bi.iyi.ik bir ki.iti.ik defterinin
varhgm1 hissettirir, ki.ic;i.ik ki.ic;ilk senetler bi.iyi.ik bir kay1t defterinin var oldugunu
bildirir ve c;ok say1daki s1zmh bi.iyi.ik bir su kaynagm1 haber verir. Aynen oyle de,
ki.ic;i.ik ki.ic;i.ik cuzdanlar hukmunde, birer kuc;ilk Levh-i Mahfuz manasmda ve buyi.ik Levh-i Mahfuz'u yazan kalemden damlayan kuc;i.ik noktalar suretinde olan
insanlann hafizalan, agac;lann meyveleri, meyvelerin c;ekirdekleri, tohumlan elbette buyuk bir haf1zay1, defteri, yi.ice Levh-i Mahfuz'u hissettirir, haber verir ve ispat
eder. Belki, keskin zekalara gosterir. ..

7 HA$iYE

78

SbZLER

SEKiZiNCi SURET
$imdi sana O'ndan gelen fermam okuyacag1m. Bak, vaatlerini
tekrar tekrar bildiriyor ve iddetli tehdit ediyor: "Sizi oradan ahp saltanatimm makamma getirecegim ve itaatkarlan sevindirip asileri hapsedecegim. 0 ge<;ici meydam y1k1p ebedl saraylan, zindanlan olan
baka bir memleket kuracag1m." $u vaat ettigi eyleri yapmak, O'nun
i<;in gayet kolay, idaresi altmdakiler i<;in gayet muhimdir. Vaadinde
durmamak ise o padiahm iktidannm yuceligine 21tt1r. 8
ite bak ey sersem! Sen yalanc1 vehmini, sa<;malayan akhm, aldattc1 nefsini tasdik ediyorsun. Hem hi<;bir ekilde sozunden donmeye
ve yalana mecburiyeti olmayan, sozunu tutmamak hi<;bir ekilde haysiyetine yakimayan ve dogruluguna her eyin ahitlik ettigi bir Zat' 1
yalan!tyorsun. Elbette, buyuk bir cezay1 hak edersin. Bu halinle, gunein ttgma gozunu kapay1p kendi hayaline bakan bir yolcuya benziyorsun. Vehmin, bir y!ldtz bocegi gibi, kafa fenerinin ttg1yla dehetli
yolunu aydmlatmak istiyor.
0 Zat madem vaat etmi, elbette yapacakt1r. Hem vaadini yerine
getirmesi <;ok kolaydir, O'nun saltanatmm geregidir; bize ve her eye
ise <;ok laz1md1r.
Demek, buyuk bir mahkeme, daimf bir saadet makam1 vard1r.

DOKUZUNCU SURET
$imdi gel, U dairelerin ve topluluklann baz1 reislerine bak! 9 HA$iYE
Her birinin padiah ile bizzat goriimek i<;in hususi birer telefonu
var. Hatta baz1lan O'nun huzuruna <;1km1. Ne diyorlar dinle, hepsi
ittifakla o Zat'm mukafat ve ceza i<;in pek muhteem ve dehetli
bir yer hazirlad1gm1, <;ok kuvvetli vaatlerini ve iddetli tehditlerini bildiriyorlar. O'nun izzetinin ve celalinin, sozunde durmamaya
Cenab-1 Hakk'm (cel/e ce/a/Uh) vaat ettigi eyden asla donmeyecegine dair bkz. Bakara suresi, 2/80; Al-i imran suresi, 3/9, 194; Ra'd suresi, 13/31; ibrahim suresi,
14/47; Hae suresi, 22/47; Rum suresi, 30/6; Zumer suresi, 39/20.
9 HA$iYE Bu suretin ispat ettigi manalar Sekizinci Hakikat'te gorunecek. Mesela, temsildeki dairelerin reisleri peygamberlere ve evliyaya iaret eder. Telefon ise vahyin
aksettigi yer, ilhama mazhar olan kalbden uzanan Rabbani bir bagd1r. Kalb, o
telefonun ahizesi hukmundedir.

ONuNcu Soz

79

tenezzulil ve zillete dilmeyi hic;bir ekilde kabul etmeyecegini haber


veriyorlar.
Halbuki o elc;iler, dogrulugu farkh yollarla ispatlanmt, yanhhgma
ihtimal verilmeyecek bir kesinlikle, ittifakla, baz1 eserleri gbrilnen U
yilce saltanatm kaynagmm ve makammm, buradan uzak baka bir
memlekette bulundugunu ve U imtihan meydanmdaki binalarm gec;ici oldugunu bildiriyor. Vakti gelince bu binalarm daiml saraylara doniltilrillecegini, bu yerlerin degiecegini naklediyorlar.
<:;unkil buyilklilgil eserleriyle anlatlan U muhteem, silrekli saltanat; boyle gec;ici, devams1z, karars1z, 6nemsiz, degiken, fani, eksik,
kusurlu eyler ilzerine kurulmaz, onlann ilzerinde durmaz. 0 saltanat,
kendisine lay1k, claim!, sabit, baki, mukemmel ve muhteem eylerin
ilzerinde durur.
Demek, baka bir diyar var, elbette oraya gidilecektir.

ONUNCU SURET
Gel, bugiln o sultanm nevruzu, bahann ilk gilnildilr. 10 HA$iYE Burada
bir degiim olacak, garip iler gorillecek. $u tath bahar gilnilnde, U
gilzel c;ic;ekli, yeil ovaya gidip biraz gezelim.
ite bak, ahali de bu tarafa geliyor. Sanki bir sihirle oradaki binalar
birden harap oldu, ova baka bir ekil aldt. Bak, bir mucizeyle o y1k1lan binalar, birden burada yap1ld1. $u bo ova adeta medeni bir ehir
haline geldi; sinema perdeleri gibi, her saat baka bir alemi gosteriyor,
baka bir ekle bilrilnilyor.
0 kadar kantk, h1zla degien say1s1z hakiki perdenin ic;inde ne
kadar milkemmel bir duzen olduguna dikkat et! Her ey yerli yerine
konuluyor. Haya!! suretleri gosteren sinema perdeleri bile bu kadar
kusursuz olamaz. Milyonlarca usta sihirbaz bir araya gelse bu sanati
gosteremez. Demek ki, gozilmilzle goremedigimiz o padiahm c;ok buyilk mucizeleri var.
Bu suretin iaret ettigi manay1 Dokuzuncu Hakikat'te gbreceksin. Mesela, 0
yeni gun bahar mevsimine iarettir. C::i<:;ekli, yeil ova, bahar mevsimindeki yeryiiziidiir. Degien perdeler, manzaralar ise bahann bamdan yazm sonuna kadar Sani-i
Kadir-i Ziilcelal'in, Fahr-1 Hakim-i Ziilcemal'in kusursuz bir intizamla degitirdigi,
miikemmel rahmetiyle tazeledigi ve birbiri ardmca gonderdigi varhk tabakalarma,
canhlara ve onlann nzk1 olan nimetlere iarettir.

10 HAsiYE

80

SOZLER

Ey sersem! Sen, "Bu koca memleket nas1l y1k1hp baka yere kurulacak?" diyorsun.
ite g6ruyorsun ki, her saat, bunun gibi, senin aklmm kabul etmed@ degiiklikler oluyor. Bu g6runen suratli toplanmalann, dagilmalarm, ekil vermelerin, yap1p y1kmalann ic:;inde baka bir maksat
oldugu anla1ltyor. Bir saatlik seyir ic:;in on senelik masraf yap1hyor.
Demek, bu gorduklerin as1l maksat degil, birer temsil, birer taklittir.
0 Zat, suretler alm1p duzene konulsun ve neticeleri kaydedilsin diye
mucizeler g6steriyor, tipk1 o imtihan meydanmda her ey kay1t alhna alm1p yazild1g1 gibi. .. Demek, buyuk bir toplanma yerinde, hesap
meydanmda muameleler bunlar uzerine g6rtilecek, neticeleri buyuk
bir sergide ebediyen g6sterilecek. ite U gec:;ici ve karars1z vaziyetler,
sabit suretleri ve baki meyveleri netice verecek.
Demek, butun bu merasimler ve a/up bitenler ebedf bir saadet,
buyuk bir mahkeme ve bilmedigimiz yuce gayeler i<;indir.

ON BiRiNCi SURET
Gel, ey inat eden arkada! Doguya ve bahya -yani gec:;mie ve
gelecege- giden uc:;ak, tren gibi bir vas1taya binelim. $u mucize sahibi
Zat'm, baka yerlerde ne c:;eit mucizeler g6sterdigini g6relim.
ite her tarafta menziller, meydanlar ve sergi gibi hayret verici eyler bulunuyor. Fakat bunlar sanatc:;a, suretc:;e birbirinden farkhdir. $una iyice dikkat et: 0 gec:;ici menzillerde, devams1z meydanlarda ve
fani sergilerde ne kadar ac:;ik bir hikmetin intizam1, g6zle g6ri.ili.ir bir
inayetin iaretleri, yuce bir adaletin izleri ve ne derece geni bir merhametin neticeleri g6ri.ini.iyor. Basiret sahibi herkes i.iphesiz anlar ki,
O'nun hikmetinden daha kusursuz bir hikmet, inayetinden daha gi.izel
bir inayet, merhametinden daha kuahc1 bir merhamet ve adaletinden
daha i.istun bir adalet olamaz, di.itini.ilemez.
Eger senin sand1gm gibi, O'nun memleketinde claim! menzillerin,
yi.ice mekanlann, sabit makamlann, baki meskenlerin ve oralarda
mutlu bir ekilde ikamet edenlerin bulunmad1gm1 varsayarsak; U
gec:;ici memleketin o hikmetin, inayetin, merhamet ve adaletin hakikatlerine mazhar olamad1g1 malum ... Bunlara mazhar olacak baka
bir yer de bulunmad1gma gore, gi.indi.iz ortasmda I@nt gordugumi.iz

ONuNcu Soz

81

halde giinei inkar etmek derecesinde bir ahmakhkla, U goziimiiziin


oniindeki hikmeti, inayeti, merhameti ve U pek kuvvetli izleri, iaretleri goriinen adaleti inkar etmemiz gerekir. Ve bu gordiigiimiiz
hikmetli icraatm, ancak comert bir Zat' a yaktIr ilerin, efkat ve
merhamet eseri liituflann sahibi olan Zat'm -haa, si.imme haa!zevk ve eglence di.iki.inii bir oyuncu, gaddar bir zalim oldugunu
kabul etmek laz1m gelir. Bu ise hakikatin z1ddma donmesidir ve bi.iti.in aktl sahiplerinin ittifak1yla imkans1zd1r. Buna ancak her eyin
varhgm1 inkar eden Sofist ahmaklar inamr.
Demek, buradan baka bir diyar var. Orada buyuk bir mahkeme
kurulacak, adaletin yerini bulacag1 bir makam ve bayuk bir ikram
yurdu olacakt1r ki, U merhamet, hikmet, inayet ve adalet tamamen
ortaya ~zkszn.

ON iKiNCi SURET
Gel, imdi donelim. ;;u topluluklarm reisleriyle ve kumandanlanyla gori.ielim, onlarm te<;;hizatma bakahm. Acaba o te<;;hizat, yalmz U tecri.ibe meydanmdaki k1sa zamanda ge<;;inmek i<;;in mi, yoksa
baka yerde uzun bir saadet hayab elde etmek i<;;in mi verilmitir,
gorelim. Herkese ve her te<;;hizata bakamayacag1m1z i<;;in ornek olarak bir kumandanm ciizdamna ve defterine bakacag1z. Bu ci.izdanda
onun ri.itbesi, maat, vazifesi, kendisinden talep edilen eyler ve hareket di.isturlan yaz1hdir.
Bak, bu riitbe birka<;; gi.inli.igi.ine degil ancak pek uzun bir zaman
i<;;in verilmi olabilir. Ci.izdanda, "MaaIm padiahm hususi hazinesinden filan tarihte alacaksm." diye yazar. Halbuki o tarih, <;;ok zaman sonra, bu meydamn kapanmasmm ardmdan gelecektir. Demek
ki, o kumandana vazifesi bu ge<;;ici meydana gore degil, padiahm
yakmmda daimi bir saadeti kazanmas1 i<.;in verilmitir. Ondan talep
edilenler, U birka<;; gi.inli.ik misafirhanede ge<;;inmek i<;;in degil, ancak
uzun ve mesut bir hayat i<;;in olabilir. Hareket di.isturlan ise ci.izdan
sahibinin baka bir yere haz1rland1gm1, baka bir alem i<;;in <;;ahhgm1
tamamen ortaya koyar.
Ci.izdanda o ri.itbeli askerin vazifeleri ve te<;;hizatmdaki filetlerin kullamm ekli de yaz1hdir. Eger bu meydandan baka, yiice, claim! bir yer

82

StiZLER

bulunmazsa, kesin buyruklan olan o cuzdan tamamen manas1z kahr. Ve


U muhterem asker, hurmete lay1k kumandan, aziz reis; herkesten daha
aag1, bedbaht, c;;aresiz, zelil, musibetli, fakir ve zay1f bir seviyeye dtier.
ite bunlan dtitin. Neye dikkat etsen, bu fani memleketten sonra
baki bir diyar oldugunu gosterir.
Ey arkada! Demek, bu ge<:;ici memleket bir tar/a hUkmundedir.
Bir talim yeri, bir pazardzr. Elbette arkasmdan buyuk bir mahkeme ve
ebedf bir saadet gelecektir. Eger bunu inkar edersen, butun o rutbeli
askerlerin cuzdanlanm, tec;;hizatm1, dusturlanm, hatta U memleketteki
duzeni ve hukumeti de inkar etmeye mecbur kahrsm. Gortilen butun
icraatm varhgm1 yalanlaman gerekir. 0 vakit sana insan ve UUr sahibi
denemez. Sofistlerden11 daha akils1z olursun.
Sakm bu memleketin degiecegini gosteren delillerin "On iki Suret'' ile smirh oldugunu zannetme! ;>u karars1z, degiken memleketin
yak olmayacak, baki bir diyara dontittirulecegine dair iaret ve deliller hadde hesaba gelmez. Hem say1s1z iaret ve deli! var ki, burada bulunanlann U gec;;ici misafirhaneden ahmp saltanatm daimi makamma
gonderilecegini ispat eder.
Bilhassa, sana bu "On iki Suret"ten de kuwetli bir deli! daha gosterecegim.
ite bak! ;>u uzakta gorunen buyuk topluluk ic;;inde, padiahm daha
once bir adada gordtigumuz yuksek nian sahibi yaver-i ekremi bir
ey ilan ediyor. Gidelim, dinleyelim. 0 parlak, erefli zat, yuksek bir
makamda buyrulmu ve yuksege as1lm1 yuce bir fermam insanlara
bildiriyor, diyor ki:
"Haz1rlammz, baka, daiml bir memlekete gideceksiniz. Oyle bir
memleket ki, buras1 oraya k1yasla bir zindan hukmundedir. 12 Eger bu
fermam guzelce dinleyip itaat ederseniz, padiah1m1zm saltanat makamma c;;1k1p merhametine, ihsanlarma kavuacaksm1z. isyan edip onu
dinlemezseniz dehetli zindanlara atilacaksm1z."
0 yuce fermanda hic;;bir ekilde taklidi mumkun olmayan mucizevi
bir muhur bulundugunu sen de goruyorsun. Senin gibi sersemlerden
11

12

Sofistler: Her eyi, hatta kendi varhklanm dahi inkar eden, Upheciligi esas alan
felsefe anlay1mm mensuplan.
Dunyanm mumin ic;in zindan, kafir ic;in cennet hukmunde olduguna <lair bkz. Muslim, zuhd l; Tirmizi, zuhd 16; ibn Mace, zuhd 3; Musned 2/197, 323, 389, 485.

ONuNcu Soz

83

baka herkes o fermanm padiaha ait oldugunu kesinlikle bilir. 0 parlak yaver-i ekremde oyle nianlar var ki, senin gibi korlerden baka
herkes o zatm, padiahm emirlerinin pek dogru bir tercOmam oldugunu 0.phesiz anlar.
Acaba o yaver-i ekremin ve yuce fermanm, butun kuvvetleriyle <lava edip bildirdikleri U meseleye itiraz etmek mumkun mudur? Elbette
hayir! Aksi halde, gordugumuz her eyi inkar etmek gerekir.
Ey arkada! ~imdi soz sende, ne diyorsan de!
- Ne diyeyim, buna karl bir ey denebilir mi? Gunduzun ortasmda gunee kar1 soz soylenir mi? Yalmz 6yle derim: "Elhamdulillah, yuz bin defa iikurler olsun ki, vehimlerimin ve kotu arzulanmm
bask1smdan, nefsime ve heveslerime esir olmaktan, ebedi hapis ve
zindandan kurtuldum. Ve inand1m ki: Bu karmakanik, karars1z misafirhaneden baka, o padiaha yakm bir saadet diyan vardir, biz de
oraya gidecegiz."

***
ite hair ve ahiretten kinaye ve ibaret olan temsili hikaye burada tamamlandi. ~imdi Cenab-1 Hakk'm yard1m1 ile o buyuk hakikate gec:;ecegiz. Bu on iki "suret'' e kar1hk birbirini destekleyen on iki
"hakikat"i ve bir "mukaddime" k1sm1m beyan edecegiz.

84

SOZLER

[ON iKi HAKiKAT]


MUKADDiME13
Birkar; iaretle, Yirmi ikinci, On Dokuzuncu ve Yirmi Altmc1 Sozlerde izah edilen baz1 meseleleri bildirecegiz.
Birinci iaret

Hikayedeki sersem adam ve emin arkadaI ii<; hakikati, k1yaslamay1 temsil eder.
Birincisi: Nefs-i emmarem 14 ile kalbim arasmdadir.
ikincisi: Yolunu aIrmI dinsiz felsefenin takipr;ileriyle Kur'an-1
Haklm'in talebeleri arasmdadir.
ii~iinciisii: islam ilmmetiyle kilfur milleti arasmdadir.
Nefs-i emmarenin, o felsefecilerin ve kilfur milletinin en milthi sapkmhg1, Cenab-1 Hakk'1 tarnmamakhr. Hikayede nasil ki emin
adam, "Bir harf katipsiz olmaz, bir koy muhtarsIZ olamaz." demiti.
Biz de 6yle deriz: Nasil ki bir kitabm, bilhassa her kelimesinin ir;inde kilr;ilk kalemle yazilmI birer eser ve her harfinde muntazam birer
kaside bulunan bir kitabm katipsiz olmas1 dililnillemez. Aynen oyle
de, U kainatm bir Nakkamm, bir Yarahc1smm olmamas1 tamamen
akil d11dir, imkansIZdir.
Zira bu kainat oyle bir kitaphr ki, her sayfas1 pek r;ok kitab1 ir;erir.
Hatta her kelimesinin ir;inde bir kitap, her harfinin ir;inde bir kaside
vardir. Yeryilzil, ir;inde say1s1z kitap bulunan bir sayfadir. Bir agar;,
pek r;ok sayfas1 olan bir kelimedir. Bir meyve bir harf, bir r;ekirdek bir
noktadir. 0 noktada koca agacm program1, fihristi bulunur. ite boyle
bir kitap ancak celal ve cemal vas1flarma, sonsuz kudrete ve hikmete
sahip yilce bir Zat'm kudret kaleminden r;1km1 olabilir. Demek, biltiln alemin ahitligiyle, her ey O'na imam gerektirir. Yeter ki insan
dalaletten sarho olmasm ...
Nas1l ki bir bina ustas1z olamaz. Hele harika sanatlarla, hayret verici nakilarla, garip silslerle donatilm1, hatta her bir tama bir saray kadar sanat ilenmi bir binanm ustas1z olmasm1 hir;bir ak1l kabul etmez.
13
14

Mukaddime: Giri.
Nefs-i emmare: insam daima k6tiih1ge sevk eden nefis.

ONuNcu Soz

85

O bina, gayet mahir bir sanatkarm varhgmt gerektirir. Hem i<:;inde her
saat sinema perdeleri gibi, hakiki manzaralar haztrlanan o bina, tam
bir intizamla bir elbise gibi degitirilir. Hatta her bir hakiki perde i<:;inde, ki.i<:;i.ik ki.i<:;i.ik, <:;eitli menziller var edilir.
0 bina gibi U kainat da sonsuz hikmet, ilim ve kudret sahibi bir
Yarattcmm varltgm1 gerektirir. <;unki.i U muhteem kainat oyle bir saraydtr ki, ay ve gi.ine onun lambalan, y1ld1zlar mumlandtr. Zaman,
Sani-i Zi.ilcelal'in ona her sene bir baka alemi taktp gosterdigi bir ip,
bir erittir. 0 Zat, U alemlerin i<:;indeki suretleri her gun muntazam bir
ekilde yeniler, hikmetle degitirir. Bir nimet sofrast yapttgt yeryi.izi.ini.i
her bahar mevsiminde, il<:; yi.iz bin <:;eit sanatlt eseriyle si.isler. Had ve
hesaba gelmez turli.i ihsanlanyla doldurur. Bunu oyle bir tarzda yapar
ki, o eserler tamamen birbirine kanffit oldugu halde, nihayet derecede farkltltklanyla birbirinden aynltr. Bunlar gibi baka ornekleri de
di.iiln ... Boyle bir saraym Sani'inden nastl gafil olunabilir?
Nasti ki, bulutsuz bir gi.inde denizin yi.izi.indeki bi.iti.in kabarctklarda,
karadaki bi.iti.in parlak eylerde ve bi.iti.in kar tanelerinde gi.inein tecellisi, yans1mas1 gori.ildi.igi.i halde onu inkar etmek tuhaf bir divanelik
ve hezeyan olur. <;unki.i o vakit, bir tek gi.inei inkar ederken damlalar,
kabarc1klar, kar taneleri saytsmca hakiki gi.ine<:;ikleri kabul etmek laztm
gelir. Her zerrecigin i<:;ine ancak bir zerre stgabildigi halde, onda koca
bir gi.inein hususiyetlerinin var olduguna inanmak gerekir. Aynen oyle de, adeta bir strayla, her zaman hikmetle degien ve bir di.izen i<:;inde
tazelenen U muntazam kainatt gori.ip de Haltk-1 Zulcelal'i kusursuz
s1fatlanyla tasdik etmemek, bundan daha berbat bir dalalettir, divaneliktir, bir deli sa<:;mas1d1r. <;unki.i aksi takdirde, her eyde, hatta her bir
zerrede mutlak bir ilahltk oldugunu kabul etmek laz1mdtr.
Mesela, her bir hava zerresi, her <:;i<:;ege, meyveye, yapraga girip
ileyebilir. Eger Cenab-1 Hakk'm memuru olmazsa o zerrenin, i<:;ine
gird@ her eyin nas1l meydana geldigini, suretini ve mahiyetini bilmesi gerekir ki onlarda iini gorebilsin. Yani o zerre her eyi kuatan bir
ilim ve kudrete sahip olmaltd1r.
Ya da mesela, topragm her bir zerresinin birbirinden farkl1 bi.iti.in
tohum ve <:;ekirdeklere yuva olmas1, onlann bi.iyi.imesini saglamas1
mi.imki.indi.ir. Eger toprak Cenab-1 Hakk'm memuru olmazsa, otlar ve

86

StiZLER

agac;lar say1smca, onlarm boy atmasm1 saglayacak manevl donamma


ve makinelere sahip bulunmas1 gerekir. Veyahut onlarm nas1l meydana geldigini bilmesi, hepsine giydirilen suretleri tammas1, o agac;lara
ve otlara bu suretleri dikebilecek bir sanat ve kudret vermesi laz1m gelir. Daha baka varhklan da diilin; anlayacaksm ki, her eyde ac;1kc;a,
Cenab-1 Hakk'm birliginin c;ok delili var.
Evet, bir eyden her eyi yapmak ve her eyi bir tek ey yapmak
ancak her eyin Halzk'zna has bir itir. 15 ~~
~~ ~~ ~ ~bJ yuce
fermanzna dikkat et. Demek, Vahid ve Ehad Yarat1c1 kabul edilmezse
varlzklar sayzsznca i/ahz kabul etmek gerekir.

ikinci iaret

Hikayede padiahm yaver-i ekreminden, en buyuk memurundan bahsedilmi ve 6yle denilmiti: Kor olmayan herkes, nianlanm gorunce o zatm, padiahm emriyle hareket ettigini ve onun has
hizmetkan oldugunu anlar. ite o yaver-i ekrem, Res0.1-u Ekrem'dir
(aleyhissa/6.W vesselam).

Evet, llk nasil gunei gerektiriyorsa, bu ekilde donatilm1 kainatm


oyle mukaddes Sani'inin de boyle bir Res0.1-u Ekrem'i bulunmahd1r. <;unku nas1l gunein varhg1 llk vermeksizin mumkun degilse,
ulO.hiyetin de peygamberler gondermeyip kendini gostermemesi
mumkun degildir.
Hem kusursuz bir guzelligin, tarif ve iaret edici bir vas1ta ile kendini gostermek istememesi hie; mumkun mudur?
Gayet guzel, benzersiz bir sanatm, bir ilan edici vas1tas1yla butun
dikkatleri uzerine c;ekip sergilenmek istememesi mumkun mudur?
Cenab-1 Hakk'm her eyi ic;ine alan rubO.biyet saltanatmm, kuc;uk varhklardan oluan say1s1z tabakada, birligini ve her ey kendisine
muhtac; oldugu halde hic;bir eye muhtac; bulunmad1gm1, iki yonlu bir
elc;i vas1tas1yla ilan etmek istememesi mumkun mudur? Evet, o zat
(aleyhissa/6.W vesselam) iki yonludur: Engin kullugu yonuyle yaratilm1larm ilahi dergahta elc;isi oldugu gibi, Allah' a yakmhg1 ve peygamberligi
noktasmdan da o dergahm teblig memurudur.
15

"Hic;bir ey yoktur ki Allah'1 hamd ile tesbih (tenzih) ediyor olmasm." (isra suresi,

17/44)

ONuNcu Soz 87

Hem hi<:; mumkun mudur ki, sonsuz guzellige sahip bir Zat, guzelliginin inceliklerini, latifelerini birtak1m aynalarda gormek ve gostermek istemesin! Yani o Zat, isimlerinin gilzelliklerini sevgili bir resul
vas1tas1yla gosterir. 0 resul hem O'nun sevgilisidir, kulluguyla kendini
o Zat'a sevdirir, O'nun gilzelliklerine ayna olur; hem de el<:;isidir, O'nu
mahlukatma sevdirir.
Hi<:; mumkun mudur ki, benzeri olmayan mucizelerle, hayret verici ve k1ymetli eylerle dolu hazinelerin sahibi o Zat, ehil bir soz ustas1
ve milkemmel bir tarif edici vas1tas1yla gizli, kusursuz vas1flanm herkesin nazanna sunmay1 dilemesin!
Hi<:; mumkun mudur ki, bu kainah, butun isimlerinin kemalini bildiren esiz varhklarla donatarak seyir i<:;in, hayret verici ve ince sanatlarla suslenmi bir saraya benzetsin de ona bir rehber tayin etmesin!1 6
Hi<:; mumkun mudur ki, U kainatm sahibi, onun yarahhmdaki
ve y1k1hp yeniden kurulacak olmasmdaki gayenin ne oldugunu, anlaIlmas1 zor smm1 ve mevcudatla alakah "Nereden? Nereye? Necisin?"
gibi il<:; zor sorunun cevabm1 bir el<:;i vas1tas1yla haber vermesin!
Hi<:; milmkiln mudur ki, UUr sahiplerine kendini bu gilzel, sanath varhklarla tamtan ve k1ymetli nimetlerle sevdiren Sani-i Zulcelal,
buna karihk nzasmm ve onlardan isteklerinin ne oldugunu bir el<:;iyle
bildirmesin!
Hi<:; mumkun mudur ki, insam UUruyla pek <:;ok eye muptela,
kabiliyetleriyle engin bir kulluga haz1r surette yarahp da onun yuzunu bir rehber vas1tas1yla kesretten vahdete, yani insam Yarahc1smdan
uzaklahran say1s1z varhklann bulundugu alemden O'nun birligine <:;evirmek istemesin!
Daha bunlar gibi pek <:;ok peygamberlik vazifesi var ki, hepsi
uluhiyetin peygambersiz olamayacagma kesin birer delildir.
Acaba alemde U vas1flara ve vazifelere Hazreti Muhammed' den
(aleyhissaldti.i vesse/am) daha ehil ve butiln bu s1fatlan kendinde toplayan bir insan ortaya <:;1km1 m1d1r? Zaman, peygamberlik rutbesine ve
teblig vazifesine ondan daha lay1k, daha uygun bir kimseyi gostermi
16

Peygamber Efendimiz (sallallahu a/eyhi ve sellem), bir rehber olarak gonderildigini


buyurmaktad1r: ibn Mace, mukaddime 17; Darimi, mukaddime 32; et-Tayalisi,
el-Milsned s. 298; ibni.i'l-Mi.ibarek, ez-Zilhd s. 488.

88

SOZLER

midir? Hayir, asla ve kat'a! .. 0, biltiln resullerin efendisidir. Bullin


peygamberlerin imam1, bilrun asfiyanm reisidir, 17 Cenab-1 Hakk'a en
yakm zattir, yaratilmllarm en mi.ikemmeli, rehberlerin sultamdir.
Evet, hakikatleri arahnp delilleriyle bilen zatlarm ittifakla haber
verdigi, aym yanlmas1 ve parmaklanndan su akmas1 gibi bine varan
mucizesindeki had ve hesaba gelmez peygamberlik delillerinden baka, kirk yoni.iyle bi.iyi.ik bir mucize ve bir hakikat denizi olan Kur'an-1
Azimi.ian, onun peygamberligini gi.ine gibi gostermeye yeter. Baka
risalelerde, bilhassa Yirmi Beinci Soz'de Kur'an'm kirka yakm mucizelik yoni.inden bahsettigimiz ic;in burada klsa kesiyoruz.

Sakm, ";iu kilc;i.ici.ik insanm ne onemi var ki, bu koca di.inya onun,
amellerinin hesabm1 vermesi ic;in kapansm ve baka bir alem kurulsun?" diye di.iilnme. <.;i.inki.i U ki.ic;i.ici.ik insan, yaratil11mn kuahc1hg1
itiban ile bi.irun varhklar ic;inde bir ustabal, ilahi saltanatm bir ilanc1s1
ve ki.illi bir kulluga mazhar oldugundan bi.iyi.ik klymete sahiptir.
"insan klsac1k bir 6mi.irde nasil ebedi azaba mi.istahak olur?" diye
de di.ii.inme. Zira ki.ifi.ir, Samed Yarahcmm muhteem sanatm1 anlatan bir mektup derecesindeki ve klymetindeki U kainah manas1z,
gayesiz bir seviyeye di.ii.iri.ir. Ki.ifi.ir, kainah hor gorme oldugu gibi, her
eyde cilveleri, nak1lan gorilnen, Cenab-1 Hakk'm bi.itiln mukaddes
isimlerini inkar, ret ve O'nun adaletini, dogrulugunu gosteren smirs!Z
delilleri yalanlama manasma geldiginden sonsuz bir cinayettir. Sonsuz
cinayet ise sonsuz azab1 gerektirir.

Dordiincii iaret
Nasil ki hikayede gec;en on iki "suret'' ile Unu gormi.illik: Boyle
gec;ici misafirhane gibi bir memleketi bulunan padiahm, hametine
ve bilyi.ik saltanatma yak1Ir baka, sabit, daimi bir memleketinin bulunmamas1 hic;bir ekilde mi.imki.in degildir.
Bu fani alemin baki Yarahc1smm buray1 var edip ebedi bir alemi
yaratmamas1 da aym ekilde mi.imki.in degildir.
Evet, U benzersiz fakat gec;ici kainatm ebedi Sani'inin buray1
17

Asfiya: Safiyet, takva ve kemal sahibi, peygamber varisi zatlar.

ONuNcu Soz 89

vlicuda getirip de baka, daiml' bir kainah yaratmamas1 hie;; milmkiln


miidiir?
Bir sergi, imtihan meydam ve tarla hilkmilndeki bu dilnyanm
Hakim, Kadir ve Rahim Fatir' mm buray1 yarahp onun biltiln gayelerine mazhar olacak ahiret yurdunu yaratmamas1 imkans12dir!
ite bu hakikate on iki "kap1"dan girilir. 0 kapilar on iki "hakikat"
ile ac;;1hr. En k1sa ve basit olandan balayahm:

BiRiNCi HAKiKAT
Rububiyet ve saltanat kaprsrdrr.
Rab isminin cilvesidir.
Hie;; milmkiln mildilr ki, tecellisi olan fiillerle rububiyet, saltanahyla da uluhiyet, kusursuzlugunu g6stermek ic;;in boyle bir kainah gayet
yilce gayeler ve yilksek maksatlarla yaratsm da o gayelere iman ve
kullukla kan~1hk veren milminleri milkafatlandirmasm; inkar ve hor
g6rmekle kar1hk veren dalalet ehlini cezalandirmasm!

iKiNCi HAKiKAT
Kerem ve rahmet kaprsrdrr.
Kerim ve Rahim isimlerinin cilvesidir.
Hie;; milmkiln mildilr ki, g6sterdigi eserlerle sonsuz c6mertlik, rahmet, izzet ve gayret sahibi olan U alemin Rabbi, c6mertligine ve rahmetine lay1k milkafatlar, izzetine ve gayretine yakJJr cezalar vermesin!
Evet, U dilnyanm haline bakmca, en aciz ve zay1ftan 18 HA$iYE en kuvvetliye kadar her canhya ihtiyac1 olan rJZkm verildigi g6rillilyor. En
zay1f ve en aciz canhya en iyi nz1k veriliyor. Her dertliye ummad1g1
yerden derman yetitiriliyor. Oyle yilce bir c6mertlikle ziyafetler, ikramlar oluyor ki, her eyde sonsuz bir kerem sahibinin elinin iledigini
ac;;1kc;;a g6steriyor.
Helal nzkm iktidar ile elde edilmedigine, aczden dolay1 verildigine kesin bir delil, giiSiiz yavrulann nziklanm kolayca kazanmas1 ve kuwetli canavarlarm yiyecek
s1kmhs1 c;ekmesi; zekasIZ bahklarm semizligi ve zeki, kurnaz olan tilki ve maymun
gibi hayvanlarm nz1k derdiyle viicutc;a zay1f diimesidir. Demek ki nz1k, kuwet ve
irade ile ters oranhhdir. Kuwetine ve iradesine giivenen, o derece gec;im derdine
diier.

18 HA$iYE

90 SozLER

Mesela o Zat, bahar mevsiminde butun agac;;lan cennet hurileri gibi


adeta parlak ipekli elbiselerle giydirip, c;;ic;;ek ve meyvelerle susleyip
bize hizmetkar yapar. Onlarm nazik hirer eli olan dallanyla c;;eit c;;eit,
en tath, benzersiz yemileri bize ikram eder. Zehirli bir sinegin eliyle
ifah, tath bah yedirir. En guzel ve yumuak elbiseyi bize elsiz bir bocek
vas1tas1yla giydirir. Buyuk bir rahmet hazinesini kuc;;uk bir c;;ekirdekte
bizim ic;;in saklar. Butun bunlarm nasil giizel bir comertlik, ne kadar
tath bir rahmet eseri oldugu ac;;1kc;;a goriilur.
insandan ve baz1 canavarlardan baka -giine, ay ve yerkureden
en kuc;;uk varhklara kadar- her eyin vazifesini tam bir dikkatle yapmas1, hic;;birinin haddini zerrece amamas1 ve muazzam bir heybet altmda umumi bir itaatin bulunmas1, hepsinin buyuk bir Celal ve izzet
Sahibi'nin emriyle hareket ettigini gosteriyor.
ister bitki veya hayvan isterse insan olsun, butun varhklarm aciz ve
zay1f yavrulanm efkatle, 19 HA$iYE silt gibi ho bir g1da ile beslemesinde
ne kadar geni bir rahmetin cilvesinin iledigi ac;;1kc;;a anla1hr.
Madem bu alemde tasarruf eden Zat'm boyle sonsuz comertligi,
rahmeti, celal ve izzeti vardir. Elbette sonsuz celal ve izzet, edepsizlere
hadlerinin bildirilmesini ister. Sonsuz comertlik, sonsuz ikram1 gerektirir. Sonsuz rahmet ise kendine lay1k ihsanda bulunmak ister.
Halbuki bu fani dunyada ve k1sa omurde, denizden bir damla gibi,
U icraatm milyonlarca k1smmdan ancak biri gerc;;ekleiyor, gorunuyor.
Demek ki, o comertlige, o rahmete yak1an bir saadet yurdu olacakhr. Yoksa gunduzu I1g1yla dolduran giinein varhgm1 inkar eder
gibi, bu goriinen rahmetin varhgm1 inkar etmek gerekir.
<;unku mutlak yokluk, efkati belaya, sevgiyi yak1c1 bir atee, nimeti iddetli bir cezaya, akh ugursuz bir alete ve lezzeti eleme c;;evirir. 0
zaman da rahmet hakikatinin ortadan kalkmas1 gerekir.
Hem o celal ve izzete uygun bir ceza yeri olacakhr. <;unku c;;ogu
Evet, mesela ac; bir aslanm zay1f yavrusunu kendi nefsine tercih ederek, buldugu
eti yemeyip yavrusuna b1rakmas1, korkak tavugun yavrusunu korumak ic;in kopege,
aslana saldirmas1 ve incir agacmm c;amur yiyerek yavrusu olan meyvelerine hfilis silt
vermesi, sonsuz Rahim, Kerim, efkat sahibi bir Zat'm emriyle hareket ettiklerini kor
olmayana ac;1kc;a gosteriyor. Bitki ve hayvan gibi Uursuz varhklann gayet Uurlu ve
hikmetli iler gormesi, onlan idare eden sonsuz ilim ve hikmet sahibi bir Zat'm varhg1na, zorunlu olarak, iarettir. Onlar, o 2at'm ad1yla hareket ediyorlar.

19 HA$iYE

ONuNcu Soz

91

kez, zalim izzetiyle, mazlum zilletiyle kahyor, bu dtinyadan oyle goc;:tip


gidiyorlar. Demek, hesap buyuk bir mahkemeye bzrak1/1yor, erteleniyor; yoksa gorulmeyecek degi/.
0 Zat bazen dtinyada da ceza verir. Gec;:mi c;:aglarda asi ve inatc;:1
kavimlerin helak olmas1 gosteriyor ki, insan ba1bo degildir, her vakit
bir celal ve gayret tokadma maruz kalabilir.
Evet, btittin varhklar ic;:inde mtihim bir vazifesi ve kabiliyeti bulunan
insana Rabbi bu kadar kusursuz, sanath nimetleriyle kendini tambr da,
kar1hgmda insan iman ile O'nu tammazsa; o Zat rahmetinin bunca
stislti meyveleriyle kendini sevdirir de, karihgmda insan ibadetle kendini O'na sevdirmezse; Rabbi ttirlti nimetleriyle sevgisini ve rahmetini
gosterir, karihgmda insan tiktir ve hamd ile O'na htirmet etmezse
hie;: mtimktin mtidtir ki cezas1z kalsm, ba1bo b1rakilsm! izzet ve gayret
sahibi Zat-1 Ztilcelal ona ceza c;:ekecegi bir zindan haz1rlamasm!
Hem hie;: mtimktin mtidtir ki, o Rahman ve Rahim Zat; kendini tamtmasma karihk iman ile O'nu tarnyan, kendini sevdirmesine kar1hk ibadetle O'nu seven, sevdiren ve rahmetine tiktirle, htirmetle kar1hk veren mtiminlere bir mtikafat yurdu hazirlamasm, ebedi saadet vermesin!

0<;0NCU HAKiKAT
Hikmet ve adalet kapis1d1r.
Hakim ve Adil isimlerinin cilvesidir.
Hie;: mtimktin mtidtir ki, 20 HAsivE zerrelerden gtinelere kadar ileyen
hikmet, intizam, adalet ve dengeyle rububiyetinin saltanabm gosteren
Zat-1 Ztilcelal, himayesine s1gman, iman ve kullukla o hikmete, adalete
uygun hareket eden mtiminlere ikramda bulunmasm; ktiftir ve azgmhkla isyan eden edepsizlere hadlerini bildirmesin!
Bu risalede "hi<; mi.imki.in mi.idi.ir ki" ifadesi <;ok<;a tekrar ediliyor, <;i.inki.i mi.ihim
bir s1rn ifade eder. ~oyle ki: Kufilr ve inkarm <;ogu, iman esaslanrn akla uzak gbrmekten ileri gelir. inkarcilar, hari akildan uzak ve imkans1z gori.ir. ite Hw1ir Risalesi'nde,
asil ak1ldan uzakl1gm, imkans1zhgm, manhks1zhgm, hatta mutlak imkans1zhk derecesinde zorlugun ki.ifi.ir ve inkar yolunda oldugu a<;1k bir ekilde gbsterilmitir. Hakiki
imkan ve akla uygunluk, hatta vi.icub (zorunluluk) derecesinde kolayhk, iman yolunda ve islamiyet caddesindedir. Kisacas1, yolunu aIrffiI felsefeciler imam akildan
uzak gbrmekle inkara gider. Onuncu Soz, akildan uzakhgm ve manhks1zhgm hangi
tarafta oldugunu "hi<; mi.imki.in mi.idi.ir ki" tabiriyle gosteriyor. inkarc1lann agzma bir
amar vuruyor.

20 HAsiYE

92

SbZLER

Halbuki bu gec:;ici dunyada o hikmete ve adalete lay1k ilerin binde


biri bile yerine getirilmiyor, hesap erteleniyor. Dalalet yolundakilerin
c:;ogu cezasm1 c:;ekmeden, hidayet yolundakilerin c:;ogu da mukafat gormeden bu dunyadan goc:;up gidiyor.
Demek, buyuk bir mahkemeye, daimf bir saadet yurduna birak1lzyor.
Ac:;1ktir ki, U alemde tasarruf eden Zat, sonsuz bir hikmetle i g6ruyor. Buna deli! mi istersin? Her eyde bir fayda gozetilmesi bunun
delilidir. insanm butun uzuvlannda, kemiklerinde, damarlannda,
hatta butun hucrelerinde fayda ve hikmetler gozetildigini gormuyor
musun? Hatta baz1 uzuvlara bir agacm meyveleri kadar hikmet ve
fayda konulmas1, her eyin yarahhtnda son derece intizam bulunmas1, bu ilerin sonsuz hikmet sahibi bir el tarafmdan goruldugunun
delilidir.
Evet, guzel bir c:;ic:;egin hassas programmm kuc:;ucuk bir tohuma yerletirilmesi, buyuk bir agacm fihristinin kuc:;ucuk bir c:;ekirdekte manevi
kader kalemiyle yaz1lmas1, onlarda sonsuz hikmete sahip bir kalemin
iledigini gosterir.
Her eyin yaratihmda benzersiz bir sanat bulunmas1, onlann son
derece hikmetle i goren bir Sani'in nakilan olduguna iaret eder. 0
Zat'm, U kuc:;ucuk insan bedenine butun kainatm programm1, butun
rahmet hazinelerinin anahtarlanm, butun isimlerinin aynalanm yerletirmesi, son derece guzel bir sanat ic:;indeki hikmeti gosterir.
Acaba o Zat'm rububiyetinde hakim olan hikmetin; o rububiyetin
kanatlan altma s1gmanlarm ve ona iman ile itaat edenlerin lutuf gormesini istememesi ve onlara ebedi ihsanlarda bulunmamas1 hie:; mumkun mudur?
Kainatta ilerin adalet ve denge ile goruldugune deli! mi istiyorsun?
Her eyin hassas mizanlarla, hususi olc:;ulerle var edilmesi, yerli yerine
konulmas1, her eye bu ekilde suret giydirilmesi, bu ilerin sonsuz bir
adalet ve denge ile goruldugunu gosterir.
Her hak sahibine kabiliyeti olc:;usunde hakkmm verilmesi, yani vucudunun butun ihtiyac:;lannm karIlanmas1, yaamas1 ic:;in gerekenlerin
en uygun ekilde yerine getirilmesi, sonsuz adalet sahibi bir elin varhgma iaret eder.

ONuNcu Soz 93

Kabiliyet, fitri ihtiya<;; ve <;;aresizlik lisanlanyla istenen her eye daima cevap verilmesi, smtrstz bir adaleti ve hikmeti gosterir.
Acaba en kuc;uk bir canlmm en kuc;uk ihtiyacma yetien boyle bir
adaletin ve hikmetin, insan gibi en buyuk canlmm beka gibi en buyuk
ihtiyacm1 ihmal etmesi hi<;; mumkun mudur? Onun en buyuk talebini
ve arzusunu cevapstz b1rakmas1, rububiyetin hametini ve kullannm
hukukunu gozetmemesi mumkun mudur? Halbuki U fani dunyada
k1sa bir hayat gec;iren insan, oyle bir adaletin hakikatine mazhar olamaz ve olam1yor.
Demek, bayilk bir mahkemeye b1rak1/1yor.
Zira hakiki adalet, U kuc;ucuk insanm, kuc;uklugu olc;usunde degil,
vazifesinin ve iledigi cinayetin buyuklugu, mahiyetinin onemi olc;usunde mukafat ve ceza gormesini gerektirir. Madem ebediyet i<;;in yarattlan insan U fani, gec;ici dunyada oyle bir adalete ve hikmete mazhar olmaktan c;ok uzakttr. Elbette Adil olan o Celll-i Zulcemal, Hakim
olan o Cemll-i Zulcelal Zat'm ebedi bir cehennemi ve cenneti vardtr.

DORDUNCO HAKiKAT
Comertlik ve giizellik kaprsrdrr.
Cevacl21 ve Cemil isimlerinin cilvesidir.
Hie; mumkun mudur ki, sonsuz bir comertlik, tukenmez servet, bitmez hazineler, benzersiz, olumsuz bir gilzellik ve kusursuz, baki bir
kemal; bir saadet yurdu ve ziyafet makammda ebediyen kalacak muhtac; ilkredenleri, kendisine arzu ve hayranhk duyan, ayna olan seyircileri istemesin?
Evet, dunyay1 bu kadar nakth, sanath nimetlerle suslemek, ay ile
gunei ona lamba k1lmak, yeryuzunu bir nimet sofrast haline getirerek
en gilzel yiyeceklerle doldurmak, meyveli agac;lan birer kap yaptp her
mevsimde birc;ok defa yenilemek smtrstz bir comertligi gosterir.
Boyle sonsuz bir comertlik, oyle tukenmez hazineler ve engin bir
rahmet, ic;inde arzu edilen her eyin bulundugu daimi bir ziyafet sofrast ve saadet yurdu ister.
Hem kesinlikle ister ki, o ziyafetten lezzet alanlar orada ebediyen
kalsm, yokluk ve aynhkla elem c;ekmesinler. Zira elemin bitmesi lezzet
21

Cevad: <;ok ihsan eden, comert.

94

SOZLER

oldugu gibi, lezzetin sona ermesi de elemdir. Halbuki oyle bir comertlik, elem c,;ektirmek istemez. Demek, baki bir cennet ve ic,;inde ebediyen kalacak muhtac,; misafirler ister.
<;;unku sonsuz bir comertlik, sm1rs12ca ihsan etmeyi, nimet vermeyi
diler. Sm1rs12 ihsan, sonsuz minnettarhk ve nimetler ister. Bu ise ihsana mazhar olan ahsm varhgmm devamm1 ister, ta ki nimetlerden
devamh istifade ederek o daimi nimetlere kart likrunu ve minnettarhgm1 gostersin. Yoksa k1sa suren, yokluk ile ac1laan az bir lezzet, oyle
bir comertlige yaktmaz.
~u alemin her tarafmdaki, ilahi sanatm gortildugu sergilere bak.
Bullin bitki ve hayvanlardaki Rabbani muhurlere dikkat et, 22 HN>iYE
rubO.biyetin gtizelliklerini ilan eden peygamberlere ve evliyaya kulak
ver. Nasil hep beraber Sani-i Zulcelal'in kusursuz icraatm1, 23 harika
sanatlarma iaret ederek gosteriyor, bildiriyor ve baktlan O'na c,;eviriyorlar!
Demek, bu alemin Sani'inin pek muhim, hayret verici, gizli ve kusursuz vas1flan vard1r. Bu harika sanatlarla onlan gostermek ister. <;;unku gizli, kusursuz kemal, kendisini takdir edenlerin, begenip maallah
diyerek seyredenlerin kartsmda sergilenmek ister. Daimi kemal, daima gorunmek ister; kendisini takdir edip begenenlerin devamh var
olmasm1 diler. Zira fani bir takdir edicinin nazannda, kemalah vas1flarmm k1ymeti dtier. 24 HN?iYE
Hem kainatm yuzune yayilmt U gayet glizel, sanatl1, parlak ve
suslu varhklar, ltgm gunei gostermesi gibi, benzersiz, manevi bir
Evet, kemik gibi kuru bir agacm ucundaki tel gibi incecik bir dalda bulunan
gayet nakih, siislii bir <;;ic;;ek ve gayet sanath, benzersiz bir meyve, elbette gayet
sanatkar, mucize ve hikmet sahibi bir Yaraticmm sanatmm giizelligini uur sahiplerine ilan eder. ite bitkilere hayvanlan da kiyasla ...
Bkz. "Yedi kat gogii birbiriyle tam uyum i<;;inde yaratan O'dur. Rahman'm yaratmasmda hic;bir nizamsizhk goremezsin. <;evir de bak goziinii, gorebilir misin bir
kusur? Sonra tekrar tekrar goziinii c;;evir de bak, goziin bulamad1gmdan bir kusur,
eli bo ve bitkin geri doner." (Miilk suresi, 67/3-4)
HA$iYE Evet, darb1mesellerde gec;tigi gibi: Bir diinya giizeli, bir zaman kendisine alk
olan basit bir adam1 huzurundan kovmu. Adam teselli bulmak i<;;in onun hakkmda, "Ne kadar c;;irkindi!" demi. 0 giizelin giizelligini inkar etmi. Yine bir vakit bir
ay1, gayet tath bir iiziim asmasmm altina girmi. Oziimleri yemek istemi ama eli
yetimemi. Asmaya da c;;1kamaymca teselli bulmak ic;;in kendi diliyle, "Bu iiziim
ekidir." diyerek giimleyip gitmi.

22 HN>iYE

23

24

ONuNcu Soz

95

cemalin inceliklerini bildirir, esiz ve sakh bir giizelligin latifelerini haber verirler. 25 ~iYE Kusurdan, noksandan armm1 o giizellik, o mukaddes cemalin cilvesiyle, Cenab-1 Hakk'm her bir isminde c,;ok gizli defineler bulunduguna iaret eder.
ite bu kadar esiz, yuce, gizli bir giizellik; inceliklerini ve derecesini
k1yaslayacag1 eyleri, UUr sahibi ve kendisine arzu duyan bir aynada
seyretmek ister. Sevgili cemaline bakalannm nazanyla bakmak ic,;in
gorlinmeyi de arzu eder. Yani kendi giizelligine iki ekilde bakmak
ister: Baka baka renkteki aynalarda bizzat seyrederek ve kendisine
itiyak duyan seyircilerin, hayran takdir edicilerin gozuyle ... Demek
ki, guzellik ve cemal, gormek ve gorlinmek ister. Gormek ve gorlinmek ise arzulu seyircilerin ve hayran takdir edicilerin varhgm1 gerektirir. Guzellik, ebedi oldugundan, kendisine arzu duyanlarm varhgmm
devamm1 ister. <;unkti daimi bir glizellik, gec,;ici bir aIga razI oJariaz.
Zira donmemek lizere yokluga mahkum olan bir seyircinin sevgisi, yokluk dlilincesiyle dlimanhga cloner. Hayreti, hafife almaya;
hurmeti, hor gormeye meyleder. <;unku bencil insan, bilmedigi eye
dtiman oldugu gibi, elinin yetimedigine de karIdir. Sonsuz bir sevgiye, hadsiz bir evk ve takdire lay1k olan bir guzellige, usru kapah bir
dtimanhk, kin ve inkar ile karIhk verir. ite kafirin, Allah'm dlimam
olmasmm s1rn buradan anlaihyor.
Madem o sonsuz comertlik, o benzersiz giizellik ve o kusursuz vas1flar; likredenlerin, onlara arzu duyanlarm ve takdir edicilerin ebedi
olmasm1 gerektirir. Halbuki U dunya misafirhanesinde herkesin biraz
durup sonra hemen kayboldugunu goruyoruz. insan, o comertligin
ihsamm ancak bir parc,;a tadar. itah1 ac,;1hr fakat yiyemeden gider. 0
gtizelligin ve kemalin de az bir IIgma, belki zay1f bir golgesine ancak
bir an bak1p doymadan dunyadan aynhr.
Demek, daimf bir seyir yerine gidiliyor.
Krsacasr: $u alem her eyiyle Sani-i Ziilcelal'in varlzgmm kesin
delili oldugu gibi, o Yiice Sani'in szfatlan ve kutsf isimleri de ahirete
iaret eder, onu gosterir ve gerektirir.
Ayna gibi varhklar birbiri ardmca yok olup gittikten sonra arkalarmdan gelenlerin ustiinde ve yuzlerinde aym gtizelligin cilvesinin bulunmas1, o giizelligin onlara
ait olmad1gm1, onlarm munezzeh ve mukaddes bir cemale iaret ettiklerini gosterir.

25 HAfiiYE

96 SozLER

BE~iNCi HAKiKAT
Hazreti Muhammed'in (a/eyhissa/ata vesselam)
kullugu ve ~efkat kap1s1dir.
Mucib 26 ve Rahim isimlerinin cilvesidir.
En kuc;:uk canlmm en basit ihtiyac1m g6rup tam bir efkatle, ummad1g1 yerden ona el uzatan ve en gizli bir mahhlkunun en gizli sesini
iitip ona yard1m eden, ha! diliyle ve s6zle istenen her eye cevap
veren sonsuz efkat ve merhamet sahibi bir Rab; hi<; mumkun mudur
ki, en buyuk kulunun, 27 HA~iYE en sevgili mahhlkunun en buyuk ihtiyacm1 g6rup de kartlamasm, en yuce duay1 iitip kabul etmesin! Evet,
mesela zay1f, yavru hayvanlann nz1k ve terbiyelerinde g6rlilen !Utuf ve
kolayhk, U kainatm Malikinin rubO.biyetindeki sonsuz rahmeti g6steriyor. Rububiyetinde bu derece rahmet ve efkat bulunan bir Zat, hi<;
mumkun mudur ki, varhklarm en faziletlisinin, en ustununun en guzel
duasm1 kabul buyurmasm! On Dokuzuncu Soz' de izah edilen U hakikati burada tekrar 6yle s6yleyelim:
Ey nefsimle beraber beni dinleyen arkada! Temsill hikayede,
"Herkes bir adada toplanm1. Padiahm yaver-i ekremi, en buyuk
memuru bir nutuk okuyor." demitik. 0 hikayenin iaret ettigi hakikat
Udur: Gel! Bu zamandan s1ynltp hayalen Saadet Asn' nave Arap yanmadasma gidelim. Resul-u Ekrem'i (aleyhissa/ata vesselam) vazife batnda, kullugunu yerine getirirken g6rup ziyaret edelim. Bak! 0 zat nas1l
peygamberligiyle, hidayetiyle ebecli saadetin var edilmesinin ve ona
ulamanm sebebiyse, kullugu ve duas1yla da o saadete ve cennetin
yarahlmasma vesiledir.
26
27

Mucib: Her duaya cevap veren.


HA~iYE Evet, bin uc; yuz elli sene suren saltanah bugQn de devam eden, o zamandan
beri uc; yliz elli milyondan fazla insanm yolundan gittigi [bu rakam buglin dort misline 9km1hr], ummetinin her gun kendisine baghhgm1 yeniledigi, mukemmelligine
ahitlik ettigi, tam bir itaatle emirlerine boyun egdigi, yeryuzunun yansm1 ve insanhgm bete birini manevi rengine boyayan, onlann kalblerinin sevgilisi ve ruhlanmn
terbiye edicisi olan o zat, elbette, U kainatta tasarruf eden Rabbin en buyuk kuludur.
Kainattaki pek c;ok varhk o zatm mucizesinin birer meyvesini taimak suretiyle
onun vazifesini ve memuriyetini alkihyor. Elbette o zat, U kainatm Hahk'mm en
sevgili kuludur. insanhgm her eyiyle arzulad1g1 beka gibi insam en aag1 seviyeden
en yuce mertebeye c;1karan bir dilegi, elbette o en buyuk kul herkes adma, butun
ihtiyac;lara cevap veren Cenab-1 Hak'tan isteyecektir.

ONuNcu Soz

97

ite bak! 0 zat, dairesi oyle geni bir namazda, oyle yuce bir ibadetle ebedi saadet ic_;in dua ediyor ki, adeta bu yanmada, hatta butun
yeryuzu onunla birlikte namaz k1lar, niyaz eder. <:;unku onun kullugu,
ummetinin kullugunu kapsad1g1 gibi, muvafakat (birbirine uygunluk)
sirr1yla, butun peygamberlerin kulluk hikmetlerini de ic;erir.
Hem o geni dairedeki namaz1 oyle buyuk bir cemaatle k1lar ve
dua eder ki, adeta Hazreti Adem' den asnm1za kadar gelmi, hatta ktyamete kadar gelecek butun nurani ve kamil insanlar ona uyup duasma "amin" derler. 28 HA$iYE
Bak! 0 zat herkesin muhtac_; oldugu beka ic_;in dua ediyor. Sadece
yeryuzundekiler degil, belki gok ehli, hatta butun varhklar duasma ortak olup hal diliyle, "Ey Rabbimiz! Evet, onun istediklerini ver, duasm1
kabul et. Biz de istiyoruz." diyorlar.
Hem bak, ebedi saadeti oyle huzunle, akla, itiyakla, oyle tevazu
ile yalvararak istiyor ki, 29 butun kainatt aglattp duasma ortak ediyor.
Oyle bir gaye ic_;in saadet dileyip dua ediyor ki, insam ve butun
varhklan aag1lann en aag1s1 olan mutlak fanilik seviyesine dlimekten, k1ymetsizlikten, faydas1zhktan, gayesizlikten; en yuksek mertebe
olan bekaya, k1ymete, yuce vazifeye, Samed Yarattcmm bir mektubu
derecesine 9kanyor.
Bak! Oyle yuksek, oyle yakaran bir sesle istiyor ve oyle tat11, oyle
merhamet dileyen bir niyaz ile yalvanyor ki, adeta sesini butun varhklara, goklere, ara iittirip onlan kendinden gec_;irerek duasma "Amin
Allah1m, am in" dedirtiyor. 30 HA$iYE
Evet, saadet asrmdan bugtine kadar timmetin btittin salat ve selamlan ResCtl-u
Ekrem'in (aleyhissa/atii vesse/am) duasma birer amin ve umumi bir itiraktir. Hatta ona
getirilen her salavat, timmetinin her bir ferdinin her namazda ona salat ti selam
getirmesi, kametten soma $afiilerin dua etmesi onun ebedi saadet hususundaki
duasma gayet kuvvetli ve umumi bir "amin"dir. ite btittin insanhgm hal diliyle,
btittin kuwetiyle istedigi beki'ty1 ve ebedi saadeti, insanhk adma Zi'tt-1 Ahmediye
(aleyhissa/atii vesse/am) istiyor ve insanhgm hayirhlan, onun arkasmda amin diyor.
Acaba U duanm kabule lay1k olmamas1 hie; mtimktin mtidtir?
Bkz. Tirmizi, deavat 30.
HA$iYE Evet, U alemi idare eden Zat'm btittin tasarruflarmm UUrla, ilimle, hikmetle
gerc;ekletigi ac;1kc;a gortildtigti halde, o Zat'm, kullan ic;indeki en sec;kin ferdin hareketlerinden habersiz olmas1 hic;bir ekilde mtimktin degildir.
Hem o Mutasarnf-1 Alim' in, o sec;kin kulunun hareketlerinden ve dualanndan haberdar oldugu halde ona karI kay1ts1z kalmas1, hic;bir ekilde mtimktin degildir. = >

28 HA$iYE

29
30

98 SozLER

Saadeti ve bekay1 oyle Semi (her eyi iiten) ve Kerim bir Kadir' den,
oyle Basir (her eyi duyan) ve Rahim bir Alim' den istiyor ki, o Zat, en
kuc;uk canlmm en gizli arzusunu, yakanml gorur, iitir, kabul buyurur
ve ona merhamet eder. Yap1lan dua hal diliyle de olsa cevap verir.
Bunu, her eyi gbrerek byle hikmetle, merhametle yapar ki, o terbiyenin ve idarenin Semi', Basir, Kerim ve Rahim bir Zat'a has olduguna
tiphe b1rakmaz.
Btittin insanhg1 arkasma ahp, U yerytiztinde Ar-1 Azama dogru
el kaldmp insanm kullugunun bztinti ic;eren "ubudiyet-i Ahmediye" 31
(aleyhissa/ata vesselam) hakikati ic;;inde dua eden, insanhgm en ereflisi,
zaman ve mekanm ic;;inde benzeri olmayan Fahr-i Kainat3 2 (aleyhissa/ata
vesse/am) acaba ne istiyor, dinleyelim:
Bak! Kendine ve timmetine ebedi saadet istiyor. Beka ve cennet istiyor. Hem de bunu, varhklann aynasmda gtizelliklerini gbsteren, Cenab-1
Hakk'm btittin kutsi isimleriyle istiyor, o isimlerden efaat talep ediyor,
gortiyorsun. Eger ahireti gerektiren say1s1z sebep ve delil olmasayd1,
yalmz o zatm tek duas1 bile, Hahk-1 Rahlm'in kudretine bahanm1zm
yaratlhl kadar hafif gelen cennetin var edilmesine vesile olurdu. 33 HA$iYE
Evet, baharda yerytiztinti bir maher haline getiren, oltimden sonra
Hem her eyi diledigince idare eden Kad:ir-i Rah:im'in, o kulunun dualarma kay1ts1z
kalmad1g1 halde o dualan kabul etmemesi mumkun degildir.
Evet, Zat-1 Ahmediye'nin !aleyhissaliltu vesselam) nuruyla alemin ekli degimitir. insamn ve butun kainatm hakiki mahiyetleri o nur ile meydana <;1km1ttr. !';iu
kainattaki varhklarm, Samed Yarattcmm isimlerini okutan birer mektup, birer vazifeli memur ve bekaya mazhar, k1ymetli, manidar birer mahluk olduklan anla1lm1ttr. Eger o nur olmasayd1, her ey mutlak fanilige mahkum ve ktymetsiz, manas1z,
faydastz, abes, karmakartIk, tesad\if oyuncagt, evhamh bir karanhk i<;inde kahrdt.
ite U sirdandtr ki: insanlar Resul-u Ekrem'in (aleyhissa/iltii vesselam) duasma amin
dedikleri gibi, yerden goklere, seradan sureyyaya kadar butun varhklar da onun
nuruyla iftihar edip ona alaka gosteriyor. Zaten Allah ResulU'nun (aleyhissaliltii vesselam) kullugunun ruhu, duad1r. Kainattaki hareketler ve gorUlen vazifeler de bir <;eit
duad1r. Mesela bir <;ekirdegin hareketi, bir aga<; olmak i<;in Yarattc1sma bir duad1r.
31
Peygamber Efendimiz'in kullugu.
32
Fahr-i Kainat: Kainatm iftihar vesilesi.
33 HA$iYE Evet, ahirete nispeten gayet dar bir sayfa hukmunde olan yeryuzunde had ve
hesaba gelmez harika sanat numunelerini, hair ve kiyametin misallerini gostermek
ve li<; yuz bin kitap hukmundeki muntazam eserleri, o tek sayfada hatas1z yaz1p
ilemek, elbette geni ahiret aleminde g\izel ve muntazam cennetin yarattlmasmdan daha zordur. Evet, cennet bahardan ne kadar yuksek ise bahar bah<;elerinin
yarattlmas1 da cennetin yaratilmasmdan o derece zor ve hayret vericidir, denilebilir.

ONuNcu Soz 99

diriliin yuz binlerce numunesini gosteren Kadir-i Mutlak'a, cennetin


yarattlmas1 nasil ag1r gelebilir?
Nas1l ki Resul-u Ekrem'in (aleyhissa/atu vesse/am) peygamberligi, U
imtihan meydanmm ac;1lmasma sebebiyet vermi ve o, L<l .3'1 j .3'1 j
34 .!J')J\11 ~ smma erimitir. Aym ekilde, onun kullugu da ebedl
saadet a\eminin yarahlmasma vesiJe oJmutUr.
Hie; mumkun mudur ki, U alemin butun ak1llan hayrette b1rakan
duzeni, geni rahmet ic;indeki kusursuz sanat ve rububiyetin benzersiz
guzelligi, o duaya cevap vermemekle c;irkinligi, merhametsizligi, intizams1zhg1 kabul etsin! En ufak, en onemsiz istekleri, sesleri noksans1z
iitip ihtiyac;lan karIlasm da, en muhim, luzumlu arzulan k1ymetsiz
gorup iitmesin, anlamasm, cevaps1z b1raksm! Haa ve kella, yuz bin
defa haa! Boyle bir guzellik, oyle bir c;irkinligi kabul edip c;irkin hale
gelemez. 3s HN;iYE
Demek, Resul-u Ekrem (aleyhissa/atu vesselam) peygamberligiyle
dunyamn kap1sm1 ac;hg1 gibi, kulluguyla da ahiretin kap1sm1 ac;m1hr.

D~ ~ ~j ~iii ,~~I ->bj lj.iJ1 ~1 ~_;JI ..Sly.lo~


"I.ti

lf->

~L.;-,
~WI ~.)
, ~ : , _,:j5d1, ~ ,,
.) ,
c:.p
:. r
u;f~j\

36-;

\-;

lll
,,
, ~I
.. ~ di1, di'J'"", ->.J

~~\ 3;j ~;~1 ~jj


\,,,~\\,-; ,q\\; ..(,\,'\ T.::.:-; ,ot~,
JY::,)j

~ ~_r--3 ~ ~ ,,Y-~'-5'""'3 ~

'~

J\ ;;:.,

3 ,, '-5'""'3

"Sen olmasaydm, alemleri yaratmazd1m.": AliyyUlkari, el-Esraru'l-Merfua s. 385;


el-Acluni, Kefu'/-Hafa 2/214; e-$evkani, el-Fevaidu'l-Mecmua s. 326. Aynca yakm ifadeler ic;;in bkz. et-Taberani, el-Mu'cemu'l-Evsat 6/314; et-Taberani,
el-Mu'cemu's-Sagfr 2/182; el-Halla!, es-Sunne 1/237; el-Hakim, e/-Mustedrek
2/672; el-Beyhaki, De/ailu'n-Nubuvve 5/489; ed-Deylemi, el-Musned 5/227.
35 HAsiYE Evet, hakikatlerin baka bir eye doniimesi, ittifakla, imkans1zd1r. Bir eyin
kendi z1ddma donmesi ise imkans1z ic;;inde imkans1zdir. Ve bin derece imkans1z
olan, bir eyin hem kendi mahiyetinde kalmas1 hem de z1ddmm ayms1 olmas1d1r.
34

Me5ela., 5omuz bir gtizellik, ha.kiki guzellik iken ha.kiki c;irkinlik ola.maz. ite U or-

36

nekte, gozle gorulen ve varhg1 kesin olan bir rububiyetin guzelligi, kendi mahiyetinde daim iken, c;;irkinlige doniiemez. Bunun aksini soylemek, ak1l dII ve bah!
orneklerin en tuhafid1r.
Rahman olan Cenab-1 Hakk'm (celle celdlilh), dunya ve cennetler dolusu rahmeti, Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) uzerine olsun. Allah1m! Kulun ve resulun,
iki cihanm efendisi, iki alemin iftihar kaynag1, iki dunyamn hayati, iki cihan saadetinin
vesilesi, zulcenaheyn (iki tarafh), cinlerin ve insanlann peygamberi olan Habibine, buhln al ve ashabma, nebi ve resul kardelerine salat ve selam et. Amin.

100 SOZLER

ALTINCI HAKiKAT
Ha~met

ve ebediyet kap1s1d1r.
Celil ve Baki isimlerinin cilvesidir.
Hi<; miimkiin miidiir ki, giinelerden, aga<;lardan zerrelere kadar
biitiin varhklan itaatkar birer asker hiikmiine getirip idare eden bir
rububiyetin hameti, U diinya misafirhanesinde ge<;ici bir hayat siiren perian fanilerin iistiinde dursun da, baki bir saltanat dairesini ve
rububiyetin tecelli edecegi ebedi, yiice bir makam1 yaratmasm!
Evet, U kainatta mevsimlerin degimesi gibi hametli icraatlar,
gezegenlerin u<;ak misali hareketleri gibi muazzam iler, yerkiirenin
insana beik, giinein lamba olmas1 gibi emirle meydana gelen miithi
haller ve olmii, kurumu yeryiiziinii diriltmek, siislemek gibi biiyiik
degiimler, perde arkasmda her eye giicii yeten bir terbiye edicinin
muhteem bir saltanatla hiikmettigini gosteriyor. Boyle bir rububiyet
saltanati, kendine lay1k kullar ve mazharlar ister.
Halbuki mahiyeti her eyi i<;ine alan en kiymetli kullarm, U diinya
misafirhanesinde perian bir surette, ge<;ici olarak topland1klanm goriiyorsun. Bu misafirhane her giin dolar, boaltr. Bullin o kullar, hizmet ve
tecriibe i<;in imdilik U imtihan meydanmda bulunuyorlar. Meydan, her
saat degiiyor. Hepsi, Sani-i Ziilcelal'in k1ymetli ikramlannm orneklerini
ve harika, benzersiz bir sanatla yaratilm1 eserlerini alem <;artsmm sergilerinde, ticaret nazanyla birka<; dakika durup seyrediyor, sonra kayboluyor. Su sergiler ise her an degitiriliyor. Gelen gider, giden gelmez.
ite bu vaziyet a<;1k<;a gosteriyor ki, U misafirhanenin, U meydanm ve sergilerin arkasmda, ebedi bir saltanata mazhar olacak daimi
saraylar, meskenler, U diinyada gordiigiimiiz numunelerin ve suretlerin en halis, en yiiksek as1llanyla dolu baglar ve hazineler vardir.
Demek, buradaki <;abalar oras1 i<;indir. Cenab-1 Hak burada <;ahtmr,
orada iicret verir. Herkesin orada, hazirhgma gore -eger kaybetmezse- bir saadeti olacaktir. Evet, oyle ebedi bir saltanatm U fani, ge<;ici
eylerin iistiinde durmas1 imkans1zdir.
Bu hakikate, U temsilin diirbiiniiyle bak: Mesela sen yolda giderken bir han goriiyorsun. Biiyiik bir zat o ham misafirlerine yapmt.
Onlann bir gece gezmeleri ve ibret almalan i<;in hanm siislenmesine
milyonlarca altm sarf etmi.

ONuNcu Soz 101

Misafirler o suslemelerin pek azma k1sa bir sure bak1p, o nimetlerden biraz tad1p doymadan gidiyorlar. Fakat her misafir kendine
has fotograf makinesiyle handa gordtiklerinin suretini ahyor. Hamn
sahibi olan buyuk zatm hizmetkarlan da misafirlerin hareketlerini
c;;ok dikkatle kaydediyor. Ve goruyorsun ki, o zat her gun, o k1ymetli
suslerin c;;ogunu bozup gelecek yeni misafirler ic;;in baka suslemeler
yap1yor.
Bunu gbrdukten sonra, yola U ham yapan zatm daimi, pek ihtiamh meskenlerinin, tukenmez, k1ymetli hazinelerinin bulundugundan ve onun sonsuz comertliginden hie;; Uphen kahr m1? 0 zat, U
handa yaptig1 ikram ile kendi makammda bulunan asil nimetlerine
karI misafirlerinin itahm1 ac;;iyor ve onlar ic;;in haz1rlad1g1 hediyelere
heveslerini uyandmyor.
Aynen bunun gibi, dunya misafirhanesindeki vaziyete sarhoc;;a
degil dikkatlice baksan U dokuz esas1 anlarsm:
Birinci Esas: 0 han gibi bu dunya da kendisi ic;;in var edilmemitir. Onun, bu sureti kendi kendine almas1 imkans1zd1r. Dunya,
canhlann kafile kafile gelerek konup goc;;tukleri, surekli dolup boalan,
hikmetle yap1lm1 bir misafirhanedir.
ikinci Esas: $u hanm ic;;inde oturanlar misafirdir. Rabb-1 Kerim,
onlan selamet yeri olan cennete davet ediyor. 37
U~iincii Esas: $u dunyadaki suslemeler, guzellikler yalmz lezzet
almak veya gezip gbrmek ic;;in degildir. <;unku biraz lezzet verse, aynhkla uzun zaman elem c;;ektirir. Dunya lezzetlerini tattmr, itahm1 ac;;ar
fakat seni doyurmaz. Zira ya onun omru k1sad1r ya da senin ... Doymaya yetmez. Demek, k1ymeti yuksek, muddeti k1sa olan U susler
ve guzellikler, ibret38 HA~iYE ve Ukur ic;;indir; daimi olan asil guzelliklere
tevik ve baka, c;;ok yuce gayeler ic;;indir.
37

38

Selamet yeri olan cennet (daru's-selam) i~in bkz. YD.nus sD.resi, 10/25; En'am
sD.resi, 6/127.
HA~iYE Evet, madem her eyin k1ymeti, ince sanati gayet yuksek ve guzel oldugu
halde muddeti k1sa, omru azd1r. Demek ki, bunlar numunelerdir, baka eylerin
sureti hukmundedirler. Ve madem bunlar, misafirlerin bak1lanrn as1llanna ~eviren
bir mahiyettedir. Oyleyse U dunyadaki o ~eitli gQzellikler, nimetler, elbette bir
Rahman-1 Rahim'in rahmetiyle, sevdigi kullanna hazirlad1g1 cennet nimetlerinin
numuneleridir, denilebilir ve oyledir.

102 SozLER

Dordiincii Esas: Su dilnyadaki goz ahc1 nimetler, 39 HN?iYE cennette


milminler ic;;in Rahman'm rahmetiyle hazirlanan nimetlerin ornekleri,
suretleri hiikmiindedir.
Be~inci Esas: Su sanat11, fani eyler, biraz gorilniip kaybolmak
ic;;in degil; k1sa bir zaman var olup istenen vaziyetlere girmeleri, suretlerinin ahnmas1, manalarmm bilinmesi, neticelerinin kaydedilmesi,
mesela cennette ebediyen kalacaklara daimi manzaralar haz1rlanmas1
ve beka aleminde baka gayelere vesile olmak ic;;in yaratilm1hr.
Her eyin beka ic;;in yaratild1g1, g6rilniiteki faniligin vazifenin
Evet, her varhgm c;eitli gayeleri ve hayatmm tiirlii neticeleri vardir. Onlarm
varhg1, inkarctlarm ve dalalet yolundakiiklerin zannettigi gibi diinyaya, nefse bakan
gayelerden ibaret degildir. Oyle olsayd1, abes ve hikmetsiz bir hal ahrd1. Her eyin
varolu gayesi ve hayatmm neticeleri ii<; k1s1md1r:
Birincisi ve en yiicesi, Yarattc1sma bakar: 0 eye takttg1 sanat harikalanm
~ahid-i Ezeli'nin nazarma gec;it resmi suretinde arz etmektir. Zira o nazara karI
bir an yaamak yeter. Hatta viicuda gelmeden, potansiyel halde, niyet hiikmiinde olan kabiliyet yine kafidir. ite hizla yok olup giden giizel varhklar ve viicuda
gelmeyen, yani siimbiil vermeyen birer sanat harikas1 olan c;ekirdekler, tohumlar
tamamen bu gayeyi g6sterir. Faydasizhk ve abes onlara ugramaz. Demek, hayattyla, varhg1yla Yilce Yarattc1'nm kudret mucizelerini ve sanat eserlerini sergileyip
yine o Sultan'm nazarma arz etmek her eyin birinci gayesidir.
ikinci krsrm, Uur sahibi varhklara bakar. Her ey, Sani-i Ziilcelal'in hakikatleri
bildiren birer mektubu, tatl1 birer kasidesi, hikmetli birer kelimesi hiikmiindedir
ki, meleklerin, cinlerin, hayvanlann ve insanlann nazarma sunulur, onlan durup
diiiinmeye davet eder. Demek ki, ona bakan biitiin uur sahibi varhklar ic;in ibretli
bir tefekkiir vesilesidir.
Ufiincii krsrm, o eyin nefsine bakar. Lezzet ic;inde, rahat yaamak gibi kiic;iik
neticelerdir. Mesela, bir sultanm biiyiik gemisinde diimencilik eden bir hizmetkarm
vazifesindeki gayenin yiizde biri kendi kiic;iik iicretine, yiizde doksan dokuzu sultana aittir. Bunun gibi, her eyin nefsine ve diinyaya ait gayesi bir ise, Yarattc1sma
ait gayesi doksan dokuzdur.
Gayelerin c;oklugunda, birbirine zit g6riinen hikmet ve iktisat ile sonsuz c6rriertligin
bir arada bulunmasmm s1m Udur: Bir gayede comertlik hiikmeder, Cevad (c;ok
ihsan eden, c6mert) ismi tecelli eder. Meyveler, tohumlar, o tek gaye ic;in hesaps1zd1r, sonsuz c6mertligi g6sterirler. Fakat umumi gayeler bak1mmdan hikmet hiikmeder, Hakim ismi tecelli eder. Bir agacm ne kadar meyvesi varsa belki her meyvenin
o kadar gayesi vardir. Bunlar soyledigimiz U ii<; k1sma aynhr. Bullin bu gayeler,
sonsuz bir hikmeti ve iktisad1 g6steriyor. Zit gibi g6riinen sonsuz hikmet, sonsuz
c6mertlikle bir arada bulunuyor. Mesela ordunun bir gayesi, asayii saglamakttr.
Bu gaye ic;in yeterli say1da, hatta daha fazla asker vard1r. Fakat smm korumak ve
diimanla sava gibi diger vazifeler ic;in, bu mevcut ancak yeter. Bunlar tam bir
hikmetle dengededir. ite hiikiimetin hikmeti, hamet ile bir arada bulunuyor. 0
halde, o orduda fazlahk yoktur, denilebilir.

39 HNJiYE

ONuNcu Soz 103

tamamlanmas1 ve terhis manasma geld@ Uradan anlathyor: Fani


bir ey, bir yoniiyle yokluga gider fakat pek c;:ok yoniiyle baki kahr.
Mesela, kudret kelimelerinden olan U c;:ic;:ege bak! Bize k1sa bir sure tebessiim ederek bakar, sonra hemen yokluk perdesinde saklamr.
Ag1zdan c;:1kan fakat binlerce misalini kulaklara btrakan bir kelime gibidir; kendisini gorenler say1smca, manalanm bakiletirir. Vazifesi olan
manay1 ifade ettikten sonra, onu goren her eyin haf1zasmda resmini
ve her bir tohumunda manevi mahiyetini b1rak1p oyle gider. Adeta her
haf1za ve her tohum, onun guzel suretini muhafaza etmek ic;:in birer
fotograf makinesi ve varhgmm devam1 ic;:in birer menzildir.
En basit hayat mertebesindeki sanath bir varhk boyleyse, en yiiksek
hayat tabakasmdaki, olumsuz bir ruha sahip insanm beka ile ne kadar
alakadar oldugu anlathr. <;ic;:ekli ve meyveli koca bitkilerin hel' birinin
ruha bir parc;:a benzeyen oluum kanunlan ve sureti, tam bir intizamla,
karmakantk degiimler strasmda, zerre kadar tohumlarda saklamr. Oyleyse her eyi ic;:inde bannd1ran ve yuksek bir mahiyetteki, haricl bir vucut giydirilmi, UUr sahibi, nuranl bir kanun-u emrfl0 olan insan ruhunun da beka ile ne derece irtibatmm ve alakasmm bulundugu anlathr.
Altmci Esas: insan, istedigi yerde gezinmesi ic;:in ipi bogazma
dolamp da batbo b1rak1lm1 bir hayvan gibi degildir. Aksine, butun
amellerinin sureti ahmr ve butun fiilleri bir hesap ic;:in kaydedilir. 41
Yedinci Esas: Guz mevsiminde, yaz ve bahar aleminin guzel varhklarmm yak olmast idam degil, vazifelerinin tamamlanmas1yla terhisleridir. 42 HA$iYE Yeni baharda gelecek canhlar ve yeni vazifeliler ic;:in yer
haz1rlamaktir. ~uur sahiplerine vazifesini unutturan gaflete ve likru
unutturan sarholuga karI ilahl bir ikazd1r.
Sekizinci Esas: ~u fani alemin ebedi Sani'inin baka, baki bir
alemi vardtr, kullanm oraya sevk ve tevik eder.
4

Kanun-u emri: Cenab- Hakk'm emir aleminden gelen kanun.

41

Bkz. Kehf suresi, 18/49; Kaf suresi, 50/17-18; infitar suresi, 82/10-12.
Evet, rahmetin erzak hazinelerinden olan bir agacm dallarmm ucundaki meyveler, c;ic;ekler, yapraklar ihtiyarlay1p vazifeleri sona erince gitmelidirler ki, arkalarmdan gelenlere kap1 kapanmasm. Yoksa rahmetin enginligine ve arkadan gelecek
benzerlerinin hizmetine set c;ekilir. Hem o meyveler, tazeliklerinin sona ermesiyle
c;ilrilr. ite bahar da, maher gibi kalabahk, meyveli bir agac;hr. Her asirdaki insanhk alemi, ibret veren birer agac;hr. Yeryilzil ise ic;inde benzersiz eserlerin topland1g1,
meyveleri ahiret pazanna gbnderilen, hayret uyandiran bir agac;hr.

42 HA$iYE

104 SOZLER

Dokuzuncu Esas: Oyle bir Rahman, oyle bir alemde, has kullarma oyle ikramlar sunacak ki, ne goz g6rm0., ne kulak iitmi, ne de
imdiye kadar kimsenin aklmdan ge<;mitir. 43 Amenna ...

YEDiNCi HAKiKAT
Muhafaza ve goriip gozetme kap1s1d1r.
Hafiz44 ve Rakib 45 isimlerinin cilvesidir.
Hi<; mumkun mudur ki, yuce bir fitrattaki, yeryuzunun halifeligi gibi yuksek bir rutbedeki46 ve 'emanet-i kubra'ya47 sahip <;1kmakla vazifeli insanm kainattaki rububiyete temas eden amelleri; gokte ve yerde,
karada ve denizde, ya kuru, ku<;ilk buyuk, basit veya k1ymetli her eyi
tam bir intizam ve dengeyle koruyup gozeten, bir tur hesapla onlarm
neticelerini eleyen bir muhafaza i<;inde kaydedilmesin! Yaphklan hesap eleginden ge<;irilmesin, adalet terazisinde tarhlmasm ve insan hak
ettigi cezay1 <;ekip mukafah g6rmesin! Hayir, asla!..
Evet, U kainah idare eden Zat, her eyi bir duzen ve denge i<;inde
kaydediyor. Bu, ilim ile hikmetin, irade ile kudretin neticesidir. Her
varhgm gayet sanath, muntazam ve dengeli yarahld1gm1 g6ruyoruz.
Bir canlmm hayah boyunca degitirdigi suretler muntazam oldugu gibi, gene! hali de bir ahenk i<;indedir.
Zira goruyoruz ki, Hafiz-1 Zulcelal, vazifesinin bitmesiyle 6mrune son
verilen ve U gorunen alemden g6<;ilp giden her eyin bir<;ok suretini
koruyucu levhalar hukmundeki488A$iYE haf1zalarda ve bir llir misali' aynalarda sakhyor. Onlann hayat programlanm <;ekirdeklerine, meyvelerine
nakedip yaz1yor. Gbrunen ve gorunmeyen aynalarda bakiletiriyor.
Mesela, insanm haf1zas1, agacm meyvesi, meyvenin <;ekirdegi ve <;i<;egin
tohumu, bu muhafaza kanununun ne <;ok eyi kuatt1g1m g6steriyor.
Bkz. Secde sO.resi, 32/17; Zuhruf sO.resi, 43/71; Buhari, bed'u'l-halk 8, tefsfru sure
(32) 1, teuhid 35; Muslim, fmc'ln 312, cennet 2-5; Tirmizi, cennet 15, tefsfru sure
(32) 2, (56) 1; ibn Mace, zuhd 39; Darimi, rikak 98, 105; Musned 2/313, 370, 407,
416, 438, 462, 466, 495, 506, 5/334.
44
Hafiz: Esirgeyen, muhafaza eden.
45 Rakib: Daima goriip gozeten.
46
Bkz. Bakara sO.resi, 2/30; En' am sO.resi: 6/165; YCmus sO.resi, 10/14; Enbiya sO.resi,
21/105; Nern! sO.resi, 27/62; Kasas sO.resi, 28/5; Fatir sO.resi, 35/39.
47
Bkz. Ahzab sO.resi, 33/72.
48 HA$iYE Yedinci Suret'in haiyesine bakm1z.
43

ONuNcu Soz 105

Gormuyor musun, koca bahann hep c;ic;ekli, meyveli butun bitkileri ve onlann kendilerine gore butun programlan, oluum kanunlan
ve suretleri, belli say1daki tohumcuklarm i<;inde yaz1hyor, saklamyor.
Cenab-1 Hak, yeni bir mevsimde, onlara g6re bir hesap i<;inde programlanm neredip tam bir intizam ve hikmetle koca bir bahar alemini
daha meydana getiriyor, muhafaza kanununun ne derece geni bir
dairede cereyan ettigini gosteriyor. Acaba gec_;:ici, basit, 6nemsiz eyler
boyle muhafaza edilirse, insanm gayb, ahiret ve ruhlar aleminde, her
eyi kuatan bir rubO.biyet i<;inde muhim neticeler verecek amellerinin
korunup g6zetilmek suretiyle eksiksiz kaydedilmemesi mumkun mudur? Hayir ve asla!
Evet, U muhafaza ediciligin bu ekilde tecellisinden anla1hyor ki,
U varhklann Maliki, mulkunde olup biten her eyin yolunda gitmesine
buyuk 6zen gosterir. Hakimiyetine son derece dikkat eder. Saltanatinm rubO.biyetinde de azam! dikkati gozetir. 0 kadar ki, en kti<;tik bir
hadiseyi, en ufak bir hizmeti bile kaydettirir. Mulkunde olup biten her
eyin suretini turlu turlu eylerde saklar.
~u muhafaza, miihim bir hesap ve amel defterinin a<;1lacagma,
bilhassa mahiyet<;e en yuksek, en aziz, en erefli varhk olan insanm
buyuk amellerinin, muhim fiillerinin muhim bir hesaptan ve teraziden
gec;irilecegine, amel defterinin sayfalannm sergilenecegine iarettir.
Acaba hilafet49 ve emanetle50 aziz olan, rubO.biyetin kulll icraatma
ahitlik yaparak kesret dairelerinde, yani say1s1z varhgm bulundugu
alemde Cenab-1 Hakk'm birligini ilan eden, pek <;ok varhgm tesbihat
ve ibadetlerine miidahale edip kumandan ve ahit derecesine <;1kan
insanm kabre girip rahat<;a yatmas1 ve uyandmlmamas1 hi<; mumkun
mudur? Kti<;tik-buyuk her amelinden hesaba <;ekilmemesi, mahere
gidip o buyuk mahkemeyi gormemesi mumkun mudur? Hayir, asla! ..
Gelecekte ger<;eklemesi51 HAgiYE mumkun olan her eye gucu yeten,
49

50

Bkz. Bakara sO.resi, 2/30; En' am sO.resi: 6/165; YO.nus sO.resi, 10/14; Enbiya sO.resi,
21/105; Nern! sO.resi, 27/62; Kasas suresi, 28/5; FatJr suresi, 35/39.
Bkz. Ahzab suresi, 33/72.
Evet, bugi.inden alemin yarahhmm balang1cma kadar olan gec;mi zaman,
bi.itilni.iyle vakalardan meydana gelir. Her bir giln, her bir sene, her bir asJr, kudret kalemiyle yaz1lan birer sahr, birer sayfa, birer kitaphr. Kudret eli, ayetlerinin
mucizelerini onlarda tam bir hikmet ve intizam ile yazmthr. ~u zamandan k1yamete, cennete, ebediyete kadar olan gelecek zaman ise bi.itilni.iyle imkanattJr, yani

51 HAgiYE

106 SozLER

gec;mi zamandaki butun olup bitenler kudret mucizelerine ahitlik


eden, k1yamet ve hare benzer k1 ile bahan her vakit g6zi.imi.izi.in
6ni.inde var eden bir Kadlr-i Zulcelal'den, insan nas1l yokluga gidip
kac;abilir, topraga girip saklanabilir?
Modem dunyada bunlarzn hesab1 gerektigi gibi gora/Ctp hukum uerilmiyor; elbette buyuk bir mahkemeye, daimf bir saadet makamzna
gidilecektir.

SEKiZiNCi HAKiKAT
Vaat ve tehdit kap1s1d1r.
Cemil ve Celil isimlerinin cilvesidir.
Hie; mi.imki.in mi.idi.ir ki, mutlak Alim ve Kadir olan, U sanath eserlerin Sani'i, bi.iti.in peygamberlerin yanhhgma ihtimal bulunmayacak bir
kesinlikle haber verdikleri, bi.iti.in s1dd1klann ve evliyanm ittifakla ahitlik ettikleri, s1kc;a tekrarlanan ilahl vaat ve tehditlerini yerine getirmeyip
-haa- acz ve cehalet g6stersin! Halbuki vaat ettigi ve tehditle bildirdigi eyler, kudretine hie; agir gelmez, O'nun ic;in pek hafif ve kolaydir.
olmas1 imkan dahilindeki eylerden meydana gelir. Ge<;;mi zaman, vakalard1r;
gelecek ise imkanlardan ibarettir. ite zamanm o iki silsilesi karilahnlsa, dilnil ve
dune mahsus varhklan yaratan Zat'm, yanm da yaratmaya gilcilniln yettigi a<;;ik
bir ekilde g6rillilr. Aynen oyle de, ge<;;mi zamanm varhklarmm ve harikalannm,
bir Kadir-i Zillcelal'in mucizeleri olduguna ilphe yoktur. 0 varhklar, o Kadir Zat'm
gilcilniln, biltiln gelecegin ve olmas1 milmkiln eylerin yarahlmasma yettigine kesin bir ekilde ahitlik eder.
Evet, nasil ki bir elmay1 yaratacak zatm, elbette dilnyadaki biltiln elmalan yaratmaya ve koca bahan var etmeye muktedir olmas1 gerekir. Bahan yaratamayan,
bir elmay1 yaratamaz. Zira elma, o tezgahta dokunur. Bir elmay1 yaratan, bahan
da yaratabilir. Bir elma bir agacm, bir bah<;;enin, hatta kainatm kil<;;ilk bir 6rnegidir.
Koca bir agacm biltiln programm1 taiyan <;;ekirdegi itiban ile o elma oyle bir sanat
harikas1d1r ki, onu yaratamn her eye gilcil yetmelidir. Aynen oyle de, bugilnil
yaratan, k1yamet gilnilnil de yaratabilir ve bahan var edecek Zat, ancak hari yaratmaya gilcil yeten Zat olabilir. Ge<;;miteki biltiln alemleri zamanm eridine tam
bir hikmet ve intizam ile tak1p gosteren, elbette istikbal eridine de baka alemleri
tak1p gosterebilir ve gosterecektir. Pek <;;ok Soz' de, bilhassa Yirmi ikinci Soz' de
kesin bir ekilde ispat ettigimiz gibi: Her eyi yapamayan, hi<;;bir eyi yapamaz ve
bir tek eyi yaratan, her eyi yaratabilir. Eyamn yarahhl bir tek zata verilse, biltiln
eyamn varhg1m a<;;1klamak, bir tek eyin varhg1m a<;;iklamak kadar kolay olur. Eger
<;;eitli sebeplere dayandmlsa, bir tek eyin yarahhl, kainattaki her eyin yarahlmas1 kadar zahmetli olur ve imkans1zhk derecesinde zorlalr.

ONuNcu Soz 107

Gec:;mi bahardaki say1s1z varhg1, gelecek baharda k1smen aym52 HA$iYE


k1smen benzer53 HA$iYE ekilde yeniden yaratmas1 kadar kolaydir.
O'nun vaadini yerine getirrnesi, bize ve her eye c:;ok laz1mdir.
O'na, rububiyetinin saltanatma yaktan budur.
Vaadinde durmamas1 ise iktidannm izzetine z1ttir, ilminin enginligine aykmdir. Zira vaadinde durrnamak ya cehaletten ya da aczden
ileri gelir.
Ey inkarc1! Ktifrtin ve inkann ile ne kadar ahmakc:;a bir cinayet
iledigini biliyor musun? Kendi yalanc1 vehmini, sac:;malayan aklm1,
aldatic1 nefsini tasdik edip, hic:;bir ekilde soztinde durmarnaya ve yalana rnecburiyeti olrnayan, bunlar hic:;bir ekilde izzetine, haysiyetine
yaktmayan; her eyin, dogruluguna ve adaletine ahitlik ettigi bir
Zat'1 yalanhyorsun! Sonsuz ktic:;tikltigtin ic:;inde sonsuz btiytik bir cinayet iliyorsun! Elbette ebedl, btiytik bir cezay1 hak edersin. Cehennem
ehlinden baz1lannm bir diinin dag kadar olacag1 haber verilmi. 54 Bu,
cinayetlerinin btiytikltigtine bir olc:;ti olarak soylenmitir. Sen, gtinein
ttgma goztinti kapayan bir yolcuya benziyorsun. 0 yolcu, kafasmm
ic:;indeki hayale bakar da vehmi, bir y1ld1z bocegi gibi kafa fenerinin
t1g1yla dehetli yolunu aydmlatmak ister.
Btittin varhklar hak soyleyen dosdogru kelimeleri, kainattaki hadiseler dogru soyleyen, konuan birer ayeti olan Cenab-1 Hak, madem
vaat etmi, elbette yapacaktir. Buyuk bir mahkeme kuracak, daimf bir
saadet makam1 verecektir.

DOKUZUNCU HAKiKAT
Hayat verme ve Oldiirme kap1s1d1r.
Hayy-1 Kayyum, Muhyi5 5 ve Miimit 56 isimlerinin cilvesidir.
Hie:; mtimktin mtidtir ki; olmti, kururnU koca yerytiztine hayat
veren ve o diriltme i<;inde her birinin hari insanm hari gibi hayret
verici olan tic:; ytiz binden fazla canh ttirtinti har ti neredip kudretini
Agac:; ve otlarm kokleri gibi...
Yapraklar, meyveler gibi ...
Bkz. Muslim, cennet 44; Tirmizi, s1fatil cehennem 3; ibn Mace, zuhd 38; Musned
2/26, 328, 334, 537, 3/29, 366.
Muhyi: Hayat veren, dirilten.
Miimit: Olumii yaratan ve veren.

52 HA$iYE

53 HA$iYE

54

55

56

108 SozLER

gosteren .. o son derece kan1k har u ner sirasmda her eyi birbirinden ay1rt ederek ilminin enginligini bildiren .. biihln semavi fermanlanyla insamn da oldiikten sonra diriltilecegini vaat edip kullarmm bak1m1 ebedi saadete <;;eviren .. butun varhklan ba baa, omuz omuza,
el ele verdirip emir ve iradesi dairesinde donduren .. onlan birbirine
yard1mc1 ve itaatkar kilmakla rubO.biyetinin buyuklugunu gosteren ve
insam kainat agacmm en kapsamh, en nazik, en nazenin, en nazh,
niyaz eden meyvesi suretinde yarabp kendine muhatap kabul ederek her eyi ona boyun egdirmekle insana ne kadar k1ymet verdigini
gosteren bir Kadir-i Rahim, bir Alim-i Hakim, k1yameti yaratmasm!
Oli.ileri diriltmesin veya diriltemesin! insana yeniden hayat vermesin
veya veremesin! Buyuk bir mahkeme kuramasm, cennet ve cehennemi yaratamasm! Haa ve kella! ..
Evet, U alemi idaresi altmda tutan yuce Zat her asirda, her sene,
her gun bu dar, ge<;;ici yeryuzunde, o buyuk harin ve k1yamet meydamnm pek <;;ok benzerini, omegini, iaretlerini yarabyor.
Mesela: Bahardaki yeniden dirilite, be-alb gun i<;;inde ku<;;uk ve
buyuk hayvanlarm, bitkilerin ii<;; yiiz binden fazla hlriinun har u neredildigini goriiyoruz. 0 Zat, buhln aga<;;lann, otlann koklerini ve baz1
hayvanlan aynen diriltiyor. Bakalanm da aymymi<;;asma bir benzerlikle var ediyor. Goriinute farklan pek az olan tohumcuklar o kadar
kanmlken, birbirlerinden kusursuzca ay1rt edilerek o kadar surat, genilik ve kolayhk i<;;inde tam bir duzen ve denge ile alb gun veya alb
haftada ihya ediliyor. Bu ileri yapan Zat'a bir eyin agir gelmesi hi<;;
mumkiin miidiir? O'nun, gokleri ve yeri alb gi.inde yaratamamasm1,
insam bir seda ile diriltememesini akil kabul eder mi? Haa!
Acaba mucizeler gosteren bir katip, harfleri kanml veya silinmi
ii<;; yiiz bin kitab1 tek bir sayfada birbirine kantlrmaks1zm, hatas1z, eksiksiz, gayet gi.izel bir ekilde, beraberce, bir saatte yazsa ve biri sana,
"~u katip kendi telif ettigi, senin suya duen kitabm1 yeniden, bir dakika i<;;inde haf1zasmdan yazacak." dese, "Yapamaz, inanmam." diyebilir misin?
Veya kendi iktidanm gostermek ya da ibret ve seyir i<;;in bir iaretle daglan kaldiran, memleketleri degitiren, denizi karaya <;;eviren
mucizeler sahibi bir sultan diiiinelim. Onu tamd1gm halde gorsen ki,

ONuNcu Soz 109

buyuk bir ta dereye yuvarlanm1, o sultanm ziyafete davet ettigi misafirlerinin yolunu kesmi, ge<;;emiyorlar. Biri sana, "O zat o tal, ne
kadar buyuk olursa olsun, bir iaretle kaldiracak. Misafirlerini yolda
birakmayacak." dese, sen "Hayir, kaldirmaz." veya "Kaldiramaz!" diye cevap versen ...
Veyahut bir zat buyuk bir orduyu bir gunde batan meydana getirdigi halde biri sana, "O zat bir boru sesiyle, istirahat i<;;in dagilm1 olan
taburlan toplar, emri altma ahr." dese, sen de "inanmam!" desen ne
kadar ak1ls1zca hareket ettigini anlarsm ...
ite U u<;; temsili anlad1ysan, bak: Nakka-1 Ezell, gozumuzun
onunde k1m beyaz sayfasm1 <;;evirip bahar ve yazm yeil yapragm1
a<;;ar. Yeryuzu sayfasmda li<;; yuz binden fazla <;;eidi, kudret ve kader
kalemiyle en guzel surette yazar. i<;; i<;;e olduklan halde, hi<;;biri digerine
kanmaz. Beraber yazar, fakat biri otekine mani olmaz. Mahiyet ve
gorunu bak1mmdan birbirlerinden aynd1rlar, fakat o Zat hi<;; airmaz,
yanh yazmaz.
Evet, koca bir agacm programm1 bir nokta gibi ku<;;ucuk bir <;;ekirdege yerletirip orada saklayan Hakim-i Hafiz hakkmda, "Vefat edenlerin ruhlanm nas1! muhafaza eder?" diye sorulur mu?
Yerkureyi bir sapan tal gibi <;;eviren Kadir Zat i<;;in, "Ahirete giden
misafirlerinin yolundan bu dunyay1 nas1! kaldiracak?" denir mi?
Butun canhlan cisimlerinin taburlannda hi<;;ten, batan, kusursuz
bir intizamla toplayan, zerreleri 57 0~ :} emriyle kaydedip yerletiren, ordular var eden Zat-1 Zulcelal i<;;in, "Bir vucutta birbiriyle taman
asli zerreleri ve unsurlan bir seda ile tekrar nas1l bir araya getirebilir?"
diye sorulur mu? Bahardaki yeniden dirili gibi, dunyanm her devrinde, her asnnda, hatta gece ile gunduzun degiiminde, havada bulutlarm yaratihp yok edilmesinde hare misal ve iaret olacak ne kadar
c;ok nak1 bulundugunu gbztinle gbrtiyorsun. Hatta kendini hayalen
bin sene oncesinde farz etsen, sonra zamanm iki taraf1 olan ge<;;mi ile
gelecegi kar1lahrsan; asirlar, gunler adedince hair ve k1yamet misallerini goreceksin. Bu kadar misale ragmen bedenen tekrar dirilmeyi
57

"(0, bir eyi yaratmak isteyince sadece) 'ol!' der, o da oluverir." (Bakara suresi,
2/117; Al-i imran suresi, 3/47, 59; En' am suresi, 6/73; Nahl sO.resi, 16/40; Meryem
suresi, 19/35; Yasin suresi, 36/82; Mi.i'min suresi, 40/68)

110 SOZLER

hala akildan uzak gori.ip inkar edersen, bunun ne kadar divanelik oldugunu sen de anlarsm.
Bak, en bi.iyi.ik ferman olan Kur'an, bahsettigimiz hakikate <lair ne
diyor:

memi hi~bir ey yoktur ve her ey onu gerektirir.


Evet, hayret verici eylerin bir maheri olan U koca yeryi.izi.ini.i
ki.ic;;i.ik bir canh gibi oldi.iri.ip ona hayat veren, insan ve hayvanlara ho
bir beik, gi.izel bir gemi yapan, U misafirhanede gi.inei onlara llk
ve lSl verici bir lamba haline getiren, goklerdeki ki.ireleri meleklerine
b.inek kilan bir Zat'm, bu kadar muhteem ve ebedl rububiyeti, bu derece muazzam ve geni hakimiyeti elbette, yalmz bu gec;;ici, devamsiz,
kararsiz, onemsiz, degiken, fani, eksik, kusurlu di.inya ileri i.izerine
kurulamaz ve onlarm i.izerinde durmaz.
Demek, o Zat'a yarair, daiml, sabit, yok olmaz, muhteem bir baka diyar, baki baka bir memleket vard1r. Bizi onun ic;;in c;;ahtinyor,
oraya davet ediyor. Oraya gidecegimize, zahirden hakikate gec;;en ve
o Zat'm huzuruna yakmhkla ereflenen bi.iti.in nuranl ruh sahipleri,
kalbi mi.inewer kutub zatlar ve akh nurlanml bi.iti.in alimler ahitlik
ediyor. Bir mi.ikafat ve ceza haz1rland1gm1 ittifakla haber veriyor, o
Zat'm tekrar tekrar bildirdigi pek kuwetli vaatlerini ve pek iddetli tehditlerini naklediyorlar.
Vaadinde durmamak, hem zillet hem de zilleti kabul etmektir; hic;;bir ekilde O'nun mukaddes celaline yanaamaz. Tehdidinden donmek ise ya affetmekten ya da acizlikten ileri gelir. Halbuki ki.ifi.ir, mutlak bir cinayettir, 59 HA9iYE aff1 mi.imki.in degil. Ve Kadir-i Mutlak, aczden
munezzeh ve uzakhr.
K1sacas1: Hm;re

58

59

"ite bak, Allah'm rahmetinin eserlerine, olmil topraga nasil hayat veriyor! ite
bunlan yapan kim ise, oluleri de 0 diriltecektir. 0, her eye hakk1yla kadirdir."
(RO.m sO.resi, 30/50)
H~iYE Evet, kufor, her eyin k1ymetini dilurup her eyi manas1zhkla itham eder.
Bullin kainab aagilama, ilahi isimlerin varhklarm aynalarmdaki cilvelerini inkar ve
onlan hor gormedir. KU.for, varhklarm Cenab-1 Hakk'm birligine ehadetlerini reddettiginden ve buhln yaratilmilan yalanla itham ettiginden, insanm kabiliyetlerini

ONuNcu

Soz

111

~ahitler ve haberciler, yollan, merepleri, mezhepleri farkh oldugu


halde tam bir ittifakla bu meselenin oziinde birleirler. Say1ca tevatiir6
derecesinde, mahiyetc;e icma61 kuvvetindedirler. Her biri insanhgm
birer yild1Z1, bir toplulugun reisi, bir milletin azizi konumundadir. ~u
meselede soz sahibi ve ispat ehlidirler.
Hem bir ilimde veya sanatta iki ihtisas sahibi, baka binlerce kiiye
yegdir. Bir haberi dogrulayan iki kii, binlerce inkarc1ya tercih edilir.
Mesela, ramazan hilfilinin goriindiigiinii haber veren iki adam, binlerce inkarcmm soziinii gec;ersiz kilar.
Sozi.in ozi.i: Dunyada bundan daha dogru bir haber, daha sag/am
bir dava, daha a~zk bir hakikat olamaz. Demek, dunya Uphesiz bir
tarladzr. 62 Maher bir harman yeridir. Cennet ve cehennem ise birer
mahzendir.

ONUNCU HAKiKAT
Hikmet, inayet, rahmet ve adalet kap1srdrr.
Hakim, Kerim, Adil ve Rahim isimlerinin cilvesidir.
Hie; miimkiin miidiir ki, U gec;ici diinya misafirhanesinde, U devams1z imtihan meydanmda ve U degien yeryiizii sergisinde bu derece ac;1k bir hikrnetin, inayetin, bu derece iishln bir adaletin ve geni
bir merhametin eserlerini gosteren, biitiin miilkiin gerc;ek sahibi yiice
Allah'm memleketi dairesinde, miilk ve melekOt alemlerinde daimi
meskenleri, baki makamlan ve oralarda ikamet eden mahluklan bulunmasm! Ve U g6riinen hikmetin, inayetin, adaletin ve merhametin
hakikatleri hic;e insin!..

60

61

62

oyle bozar ki, hayn kabul etmeye liyakat birakmaz. Hem kilfilr, bilyilk bir zulilmdilr. Biltiln varhklarm ve ilahi isimlerin hukukuna tecavilzdilr. ite bu hukukun muhafazas1 ve kafirin nefsinin hayra kabiliyetsizligi, kilfriln affedilmemesini-gerektirir.
~ ~ !l).Ji 0~ beyam bu manay1 ifade eder.
Tevatiir: Yanhhgma ihtimal bulunmayacak derecede kuvvetle nakledilen haber.
icma: Mil<tehit alimlerin bir meselede ittifak etmesi. (Ozerinde icma edilen mesele
<linen deli! say1hr).
"Dilnya, ahiretin tarlas1dir." manasmdaki hadis i<in bkz. el-Gaza!!, ihyau U/Ctmi'dDfn 4/19; es-Sehavi, e/-Makds1dii'/-Hasene s. 497; Aliyyillkari, e/-Esraru'/-MerfCta
s. 205; el-Acluni, Kefii'l-Hafa 1/495. Aynca, aym hususu degiik ekilde ifade
eden ;iura sO.resi, 42/20. ayete ve el-Hakim, e/-Mustedrek 4/348; Ebu Nuaym,
Hi/yetii'l-Evliya 10/53; ed-Deylemi, el-Musned 2/228'e de bakilabilir.

112 SozLER

Hie_; mi.imki.in mi.idi.ir ki, o Hakim Zat, insam bi.iti.in varhklar ic_;inde
kendine kulli muhatap ve kw~atJc1 bir ayna yap1p rahmet hazinelerindeki her eyi ona tattirsm, tarttirsm, tamtsm ve kendini bi.iti.in isimleriyle bildirsin, onu sevsin ve sevdirsin de, sonra o bic_;are insam ebedi
memleketine gondermesin! 0 daimi saadet makamma c;agmp mesut
etmesin!
Hie_; ak1l kabul eder mi ki, c_;ekirdek kadar her bir varhga bir aga<;;
kadar vazife yi.iklesin, agacm <;;ic;ekleri kadar hikmet yerletirsin, meyveleri kadar fayda taksm da bi.iti.in o vazifelere, hikmetlere, faydalara
yalmz di.inyaya yonelik, bir c;ekirdek kadar gaye versin! 0 varltgm bir
hardal tanesi kadar onemi olmayan di.inyevi hayahm maksat yapsm!
0 vazifeleri, hakiki ve lay1k gayelerini vermeleri ic;in, mana alemine
c;ekirdekler ve ahiret alemine tarla kt!masm! Ve bu kadar muhim
merasimleri maksats1z, bo, abes biraksm! Ast! gayelerini ve lay1k
meyvelerini vermeleri ic;in onlarm yi.izi.ini.i mana alemine ve ahirete
c;evirmesin!
Evet, hi<;; mi.imki.in mi.idi.ir ki, bunlan boyle hakikate ters yapmakla
kendi gerc;ek vas1flan olan Hakim, Kerim, Adil, Rahim isimlerinin z1tlanyla -haa, si.imme haa- vastf1anmI g6ri.ini.ip hikmet ve keremini,
adalet ve rahmetini gosteren bi.iti.in kainah yalanlasm! Bi.iti.in varltklarm ahitligini reddetsin, deli! olulanm iptal etsin!
Hie; aktl kabul eder mi ki, insana sac;mm telleri adedince vazife yi.iklesin de, yalmz bir sac; teli hi.ikmi.inde di.inyevi bir i.icret versin; hakiki
adaletine ve hikmetine zit, manastz i yapsm!
Hie_; mi.imki.in mi.idi.ir ki, her bir canltda, belki onlann di! gibi her
bir uzvunda, bir agaca taktJg1 neticeler ve meyveler miktannca hikmet, fayda gozetmekle kendisinin bir Hakim-i Mutlak oldugunu ispat
edip gostersin, sonra bi.iti.in hikmetlerin en bi.iyi.igi.i, bi.iti.in faydalann
en mi.ihimi ve bi.iti.in neticelerin en gereklisi olan; hikmeti hikmet, nimeti nimet, rahmeti rahmet yapan ve bi.iti.in hikmetlerin, nimetlerin,
rahmetlerin, faydalann kaynag1 ve gayesi olan bekay1, kendisine kavumay1 ve ebedi saadeti vermesin! Bi.iti.in icraatm1 abes ktlsm! Her
bir tamda binlerce nakt, her tarafmda binlerce si.is ve her k6esinde binlerce k1ymetli eya bulunan bir saray kurup sonra ona bir c;atJ
yapmayarak kendini her eyin c;i.iri.imesine, bo yere bozulmasma izin

ONuNcu Soz 113

veren bir zata benzetsin! Haa ve kella!.. Mutlak hayirdan hayir gelir.
0 Mutlak Cerna! Sahibi Zat'tan guzellik gelir, 63 o Mutlak Hakim'den
abes bir ey gelmez.
Evet, her kim fikren tarihte yolculuk edip gec;mie gitse, bu gordugumuz dunya, U imtihan meydam ve sergi gibi, seneler say1smca
yak olmu menziller, meydanlar, sergiler, alemler gorecektir. Hepsi
sureti ve mahiyetiyle birbirinden farkh oldugu halde; intizam, hayret
vericilik, Sani' in kudret ve hikmetini gostermek bak1mmdan birbirine
benzer.
0 gec;ici menzillerde, o devams1z meydanlarda, o fani sergilerde
apac;1k bir hikmetin intizam1, bir inayetin iaretleri, c;ok yuce bir adaletin emareleri ve son derece engin bir merhametin neticeleri gorulur.
0 yolcu basiretsiz degilse liphesiz bilir ki: 0 hikmetten daha kusursuz bir hikmet olamaz. Eserleri g6runen o inayetten daha guzel bir
inayet mumkun degildir. Emareleri gorunen o adaletten daha usrun
bir adalet yoktur ve neticeleri g6runen o merhametten daha geni bir
merhamet dulinulemez.
Farz-1 muhal olarak eger U ileri idare eden, misafirleri ve misafirhaneyi degitiren ebedi Sultan'm memleketinde daimi menziller, yuce
mekanlar, sabit makamlar, baki meskenler ve oralarda ikamet eden
mesut kullar bulunmazsa; IIk, hava, su, toprak gibi kuwetli ve kuahc1 dort manevi unsur olan hikmet, adalet, inayet ve merhametin hakikatlerini ve ac;1kc;a gorunen varhklanm inkar etmek gerekir. <;unku U
gec;ici dunyanm ve dunyadaki her eyin, bu unsurlann tam hakikatine
mazhar olamad1g1 malumdur. Eger onlara tam mazhar olunacak baka bir mekan bulunmazsa, o vakit gunduzu dolduran I1g1 gorup gunein varhgm1 inkar etmek derecesinde bir divanelikle; her eyde bulunan U gozumuzun onundeki hikmeti, nefsimizde ve pek c;ok eyada
her vakit ahit oldugumuz inayeti, U pek kuwetli iaretleri g6runen
adaleti 64 HA')ivE ve her yerde ac;1kc;a gordugumuz merhameti inkar et63

64

Cenab-1 Hakk'm, Cemll-i Mutlak olduguna ve guzelligi sevdigine dair bkz. Muslim,
fman 147; Mi.isned 1/399, 4/133, 134, 151; ibn Hibban, es-Sahfh 12/280; Ebu
Ya'la, el-Mi.isned 2/320.
HA')iYE Evet, adalet iki k1s1mdir: Biri milspet, digeri menfi k1s1m. Muspet adalet, hak
sahibine hakk1m vermektir. Bu hlr adalet, dunyada at:;ikt:;a g6rulur. (unku Ot:;uncu Hakikat'te ispat edildigi gibi, her eyin kabiliyet, ihtiya<; ve <_;aresizlik dilleriyle

114 SozLER

mek laz1m gelir. Ve U kainatta gbrdi.igi.imi.iz hikmetli icraatm, comert<_;e ilerin ve merhametle sunulan ihsanlarm sahibinin -haa, si.imme
haa- eglenceye di.iki.in bir oyuncu, gaddar bir zalim oldugunu kabul
etmek gerekir. Oysa bu, sonsuz derecede akil dttdir, imkans1zdir, ger<_;egin z1dd1d1r. Her eyin varhgm1, hatta kendi varhklanrn inkar eden
ahmak Sofistler bile bunu di.ii.inmeye kolay kolay yanaamazlar.
K1sacas1: ;>u gori.inen icraat, di.inyadaki geni hayat kanunu,
oli.imle gelen si.iratli aynhklar, hametli toplanmalar, <_;abuk dagilmalar, buyi.ik merasimler ve tecelliler ile onlarm bu fani alemdeki, k1sa bir
zamanda malumumuz olan ufak neticeleri, onemsiz ve ge<_;ici gayeleri
arasmda denge yoktur. Aksini di.ii.inmek, adeta ki.i<_;i.ik bir taa bi.iyi.ik
bir dag kadar hikmetler, gayeler yi.iklemeye; bi.iyi.ik bir daga, ki.i<_;i.ik
bir ta gibi ge<_;ici, ufak bir gaye vermeye benzer. Bu, akla ve hi<_;bir
hikmete uymaz.
Demek, U varhklar ve gordi.ikleri iler ile di.inyaya ait gayeleri
arasmdaki bu derece nispetsizlik, bu varhklarm yi.izlerinin kesinlikle
mana alemine doni.ik oldugunu, meyvelerini orada verdiklerini gosterir. Gozleri Cenab-1 Hakk'm kutsi isimlerine bakar, gayeleri o aleme
donuktur. bzleri dunya toprag1 altmda, sumbulleri misal aleminde
boy atip a<_;1ga <_;1kar. insan, kabiliyeti ol<_;i.isi.inde burada eker, ahirette
mahsuli.ini.i ahr. Evet, her eyin ilahi isimlere ve ahiret alemine donuk
yi.izi.ine baksan, birer kudret mucizesi olan her <_;ekirdegin bir aga<_; kadar gayesi oldugunu gbri.irsi.in. Birer hikmet kelimesi olan her <_;i<_;egin65HA~iYE bir agacm bi.iti.in <_;i<_;ekleri kadar manalan vardir. Birer sanat
Fatir-1 Zulcelal'den butun istekleri ve yaamalan ic;in laz1m olan eyler, onlara belli
olc;Ulerle verilir ve bu apac;ik gorulur. Demek, adaletin bu k1sm1, varhk ve hayat
derecesinde Uphesizdir.
ikinci k1s1m adalet ise menfidir, haks1zlan, zalimleri terbiye etmektir. Onlara gereken cezanm verilmesidir. ~u tur adalet gerc;i bu dunyada tamamen ortaya c;1kmaz.
Fakat o hakikatin varhgm1 hahrlatacak say1s1z iaret vard1r. Mesela, Ad ve Semud
kavimlerinden bu zamanm inkarda inat eden kavimlerine kadar gelen ikaz silleleri
ve azap kirbac1, gayet yuce bir adaletin hukmettigini kesinlikle gosteriyor.
65 HA~iYE Soru: Ornekleri neden en c;ok c;ic;eklerden, tohumlardan ve meyvelerden veriyorsun?
Cevap: <;unku onlar kudret mucizelerinin en benzersizleri, en harikalan, en nazeninleridir. Tabiatc;1lar ve dalalet ehli ile yolunu aIrffil felsefeciler, kader ve kudret
kaleminin onlarda yazd1g1 ince hatt1 okuyamad1klan ic;in bu meselede bogulmu,
tabiat batakl1gma dilffiUlerdir.

ONuNcu

Soz 115

harikas1 ve rahmet manzumesi olan her meyvede, bir agacm butiin


meyveleri kadar hikmet bulunur. Onlann bize nz1k olmas1, o binlerce
hikmetten yalmzca biridir ki, manalanm ifade ettiklerini, 61Up midemize defnedilmekle vazifelerinin bittigini bildirir.
Madem bu fani eyler, baka bir alemde baki meyveler verir, daiml
suretler bJrakJr, ebedl manalar ifade eder ve devamh tesbihat yapar.
insan, onlann bekaya d6nuk U yuzune bakmakla insan olur, fanide
bakiye yo! bulur.
Demek ki, her eyin hayat ve 6liim arasmda yuvarlanmasmda,
toplamp dag1lmasmda baka bir maksat var. Tebihte hata olmaz: Bu,
taklit ve temsil ic;in kurulan, tertip edilen sahnelere benzer. Suretler
almsm, duzenlensin, sinema perdesinde art arda gosterilsin diye nas1l
buyuk masraflarla her ey k1sa bir surede toplamp dag1tihyorsa, aynen onun gibi, bu k1sa dunya hayatmm bir gayesi de, suretlerin alm1p
terkip edilmesi, amellerin neticelerinin saklanmas1dJr. Taki, biiyuk bir
meydanda hesap g6rUlsun ve insanm daiml bir saadet makamma kabiliyeti buyuk bir sergide g6sterilsin. Hadis-i erifte "Dunya ahiretin
tarlas1d1r." buyrularak bu hakikat ifade ediliyor.
Madem dunya var ve dunyada U g6runen eserleriyle hikmet, inayet, rahmet ve adalet var. E/bette, dunyanzn varlzg1 gibi kesin olarak
ahiret de vardzr. Madem dunyada her ey bir y6nuyle o aleme bak1yor, demek ki oraya gidiliyor. Ahireti inkar etmek, dunyay1 ve i~inde
kileri de inkar etmek demektir.
Ecel ve kabir insam bekledigi gibi, cennet ve cehennem de bekliyor
ve onun yolunu goz/ayor.

ON BiRiNCi HAKiKAT
insaniyet kap1s1drr.
Hak isminin cilvesidir.

Hie; mumkun mudur ki, hakkiyla ibadete lay1k olan Cenab-1 Allah,
insam U kainatta mutlak, umumi rububiyetine ve buhln alemlere karI en k1ymetli kul; ilahl hitabma lay1k, dlilinen bir muhatap; isimlerine
mazhar en kuatlc1 ayna; ism-i azamm ve her isimde bulunan ism-i
azamhk mertebesinin tecellisine ermi, "ahsen-i takvim" 66 suretinde
66

Ahsen-i takvim: insanm yarahhmm en gilzel surette olmas1.

116 SOZLER

en guzel kudret mucizesi olarak. .. Rahmet hazinelerinin ic;;indekileri


tartmak ve tammak ic;;in gereken olc;;Ulere ve duygulara sahip; sonsuz
nimetlerine en c;;ok muhtac;;, fanilikten en c;;ok elem c;;eken, bekaya en
c;;ok arzu duyan; buhln canhlar ic;;inde en nazik, en nazh, en fakir ve en
muhtac;;; dunya hayatmda en c;;ok elemi tadan, en bedbaht ve donamm1 bak1mmdan en yuksek bir surette yaratsm da, onu kabiliyetli ve
lay1k oldugu, arzu duydugu ebed! aleme gondermesin! insanm hakikatini yok ederek kendi adaletine taban tabana zit ve hakikat nazannda c;;irkin bir haks1zhk yapsm!
Mutlak Hakim ve Rahim Cenab-1 Hak insana yerlerin, goklerin
ve daglarm yuklenmekten c;;ekindigi emanet-i kubraya 67 tahammul
kabiliyeti verdigi halde, onun kendi kuc;;ucuk olc;;uleriyle, Hahk'mm
her eyi kuatan s1fatlanm, kulll icraatm1, sonsuz tecellilerini bilmesini
saglad1g1 .. onu yeryuzunde en nazik, nazenin, nazh, aciz, zay1f varhk
olarak yaratmasma ragmen butun bitki ve hayvanlara bir <_;eit nizam
memuru yaptlg1.. onlann tesbihat ve ibadetlerine mudahale ettirdigi..
kainattaki ilah! icraata kuc;;uk olc;;ekte bir misal yap1p rubO.biyetini fiilen
ve sozle kainata ilan ettirdigi ve insam meleklerine tercih edip ona
hilafet rlitbesini 68 verdigi halde, hie;; mumkun mudur ki, butun bu vazifelerinin gayesi, neticesi ve meyvesi olan ebed! saadeti ihsan etmesin!
Onu butun yaratilm1lar ic;;inde en bedbaht, en c;;aresiz, en belah, en
dertli hale dlilirup en aag1 seviyeye atarak en mubarek, nurani ve
mutluluga goturucu bir hikmet hediyesi olan akh insana en ugursuz ve
karanhk bir azap vas1tas1 haline getirsin! Mutlak hikmetine busbuhln
zit ve mutlak rahmetine tamamen aykm bir ekilde merhametsizlik etsin! Haa ve kella! ..
Soziin Ozii: Temsill hikayede bir kumandanm cuzdanma ve defterine bakm1tlk. Rutbesi, vazifesi, maaI, hareket dusturlan ve tec;;hizati bize gostermiti ki, o riitbeli asker, U gec;;ici meydan ic;;in degil,
gidecegi claim! bir memleket ic;;in c;;ahtyor. Aynen 6yle de, hakikatleri
67

68

Emanet-i Kiibra: Bilyilk emanet. Bkz. "Biz emaneti goklere, yere, daglara teklif
ettik de onlar bunu yilklenmekten kac:;md1, zira sorumlulugundan korktular, ama onu
insan yilklendi. insan bu emanetin hakkm1 gozetmedigi ic:;in gerc:;ekten c:;ok zalim, c:;ok
cahidir." (Ahzab suresi, 33/72)
Bkz. Bakara suresi, 2/30; En' am suresi: 6/165; Yunus suresi, 10/14; Enbiya suresi,
21/105; Nern! suresi, 27/62; Kasas suresi, 28/5; Fahr suresi, 35/39.

ONuNcu Soz 117

delilleriyle bilen ve varhgm perde arkasm1 kefen goren zatlar, insanm


kalb dizdamndaki, akil defterindeki latifelerinin, his ve kabiliyetlerinin
tamamen ebedi saadeti kazanmak i<;in verilmi ve insamn oras1 i<;in
donahlm1 oldugunda birleirler.
Mesela, aklm bir hizmetkan ve tasvircisi olan hayal gilcilne dense
ki, "Sana bir milyon sene omilr ve dilnya saltanah verilecek, fakat
sonunda mutlak hi<;lige gomilleceksin." Vehim aldatmamak, nefsi kanmamak art1yla "Oh" yerine "Ah" diyecek ve elem <;ekecektir.
Demek, fdni ofan en bi.iyi.ik ey, insanzn en kui:;uk latifesini doyura-

mzyor. ite insandaki bu kabiliyet ve onun ebediyete uzanmz emelleri,


kdinatz kuatan fikirleri, ebedf saadetin ti.irli.i lezzetlerine doni.ik arzulan, insanzn baki bir diem i<:;in yarat1/d1gm1 ve oraya gidecegini g6sterir.
Bu di.inya onun i<:;in bir misafirhane ve ahiretin bek/eme sa/onudur.

ON iKiNCi HAKiKAT
Peygamberlik ve vahiy kap1s1d1r.
"Bismillahirrahmanirrahim "in cilvesidir.
Hi<; milmkiln mildilr ki, biltiln peygamberlerin mucizeleriyle sozilnil dogrulad1klan, biltiln evliyanm keif ve kerametleriyle davasm1
tasdik ettikleri ve biltiln asfiyanm aratirmalanyla dogruluguna ehadette bulunduklan Resul-u Ekrem'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hakikat
olarak meydana gelmi binlerce mucizesine dayamp biltiln kuvvetiyle
ve kirk yonden mucize olan Kur'an-1 Hakim'in ilphe gotilrmez binlerce ayetine istinat ederek biltiln kesinligiyle a<;hg1 ahiret yolunu ve
cennet kap1sm1, sinek kanad1 kadar kuvveti bulunmayan bo vehimler
kapatabilsin!

***
Olilmden sonra dirili, temelleri oyle saglam bir hakikattir ki, yerktireyi kaldtracak, tutup atacak bir kuvvetin bile onu sarsamayacag1
ge<;en "Hakikat"lerden anla1ld1. Zira o hakikati Cenab-1 Hak biltiln
isim ve s1fatlannm geregi olarak sapasaglam bir ekilde yerletiriyor,
Resul-u Ekrem (sallallahu a/eyhi ve sel/em) biltiln mucizeleri ve delilleriyle
dogruluyor, Kur'an-1 Hakim biltiln hakikatleri ve ayetleriyle ispathyor
ve U kainat, biltiln yaratil1 kanunlan ve hikmetli ileyiiyle ona ahitlik ediyor.

118 SOZLER

Hie; miimkiin mi.idi.ir ki, Vacibi.i'l-Vi.icud ile -kafirler haric;- biiti.in


mevcudat oli.imden soma dirilmenin ve hesap giini.ini.in varhg1 konusunda ittifak etmi olsun da tuy kadar kuvveti bulunmayan lipheler
ve eytanl kuruntular, o dag gibi saglam, yi.ice hakikati sarssm, yerinden oynatsm! Haa ve kella!..
Sakm hair delillerinin anlatt1g1m1z bu "On iki Hakikat" ile smirh
oldugunu zannetme! Hayir, yalmz Kur'an-1 Hakim, gec;en U on iki
hakikati bize ders verdigi gibi, meselenin daha binlerce yonune iaret
ediyor. Onlardan her biri, Hahk1m1zm bizi bu fani alemden baki bir
aleme gonderecegine kuvvetli birer delildir.
Hem sakm hari gerektiren ilahl isimlerin, yalmz bahsettigimiz
Hakim, Kerim, Rahim, Adil, Hafiz ile smirh oldugunu diii.inme! Hayir,
kainatm idaresinde tecelli eden bi.iti.in ilahl isimler ahireti gerektirir,
hatta zorunlu kilar.
Hari gosteren yarahh kanunlannm, U anlatt1klanm1zdan ibaret
oldugunu da zannetme! Her varhgm saga sola ac;1lan perdeler gibi
oyle keyfiyetleri vardir ki, bir yoni.i Yi.ice Yaratic1'ya ehadet ettigi gibi,
diger yoni.i hari gosterir.
Mesela, insanm 'ahsen-i takvim' i.izere yarahhmdaki gi.izellik
Sani'i gosterdigi gibi, o en gi.izel, kuahc1 suretteki kabiliyetlerinin k1sa
bir zamanda yok olup gitmesi hare iaret eder. Bazen bir yonden iki
nazarla bak1lsa hem Sani'i hem hari gosterir.
Mesela, nas1l ki pek c;ok eyde gori.ilen hikmetin tanzimi, inayetin si.islemeleri, adaletin dengesi ve rahmetin ikramlan, onlarm Sani,
Hakim, Kerim, Adil, Rahim bir Zat'm kudret elinden c;1ktJgma iaret
eder. Aynen oyle de, kuvvetleri ve SinlfS!Zhklanyla beraber bu sifatlarm mazhan olan U fani varhklarm sJradan bir ekilde ve az yaamalanna bak1hrsa, ahiret gori.ini.ir. Demek ki, her ey ha! diliyle ~~ ~\
69..f: ~\ r,)~j sozlerini okuyor ve okutuyor.
,

69

"Allah' ave ahiret gunune iman ettim."

HATiME 70
Ge<;en On iki Hakikat, birbirini dogrular, tamamlar ve birbirine
kuwet verir. Hepsi birleerek neticeyi g6sterir. Hangi vehmin haddi
var ki, U demir gibi, hatta elmas gibi on iki saglam suru delip gec_;ebilsin ve sars1lmaz olan hare iman hakikatini sarsabilsin!
71 ~~\j ~ ~~
'ij ~ ~ ayet-i kerimesi Unu ifade ediyor:
"Cenab-1 Hakk'm kudreti i<;in butiin insanlann yarattlmas1 ve 6ldukten
sonra diriltilmesi, bir tek insanm yarattltl ve hari kadar kolaydir." Evet,
6yledir. Nokta adh risalenin hair bahsinde, bu ayetin ifade ettigi hakikati etrafhca yazmthm. Burada yalrnz bir k1s1m temsillerle meselenin
6zune iaret edecegiz. Geni izah istersen Nokta risalesine bakabilirsin. 72
Mesela, 73 ~
~j -temsilde hata olmaz- nastl ki "nuraniyet"
s1myla, gunein cilvesi kendi iradesiyle bile olsa, bir zerreye verdigi
ttg1, ayrn kolayhkla say1s1z effaf eye de verir.
"~effafhk" s1myla, effaf bir zerrenin kll<;llcuk g6z bebegi, gunein
aksini almakta, denizin geni yuzune eittir.
"intizam" s1myla, bir <;ocuk, parmag1yla oyuncak gemisini <;evirdigi
gibi, kocaman bir sava gemisini de d6ndurebilir.
"imtisal" (itaat) s1myla, bir kumandan bir tek askeri "Mar!" emriyle hareket ettirdigi gibi, koca bir orduyu da ayrn kelimeyle harekete
ge<;irebilir.
"Denge" s1myla, uzayda hakiki, hassas ve o derece buyuk bir terazi
farz edelim; kefelerine konulan iki cevizi tartt1g1 gibi, iki gunei de i<;ine
ahp tartabiliyor olsun. 0 terazi iki kefesinde bulunan cevizlerden birini
g6ge <;tkaran, 6tekini yere indiren kuwetle, iki guneten birini ara
kaldmp digerini zemine indirebilir.
Madero U basit, noksan, fani mumkinat74 aleminde nuraniyet, ef-

\11 JW1

70

Hatime: Sonsoz.

71

"Ey insanlar, sizin hepinizi yaratmak veya oldukten sonra diriltmek bir tek kiiyi
diriltmek gibidir." (Lokman sO.resi, 31/28)
Nokta risalesi, Mesnevf-i NCtriye'nin sonunda yer almaktad1r. Aynca Ostad Hazretleri orada, aym konuyla ilgili olarak, Siinuhat isimli kui;uk risalenin giri k1smma da
gondermede bulunmaktadir.
"En yuce s1fatlar Allah'md1r." (Nahl suresi, 16/60)
Miimkinat: Allah'm butun yaratt1klarma verilen isim. Yoktan var edilenler.
Cenab-1 Hakk'm Zat'mdan baka her ey.

72

73

74

120 SOZLER

fafhk, intizam, itaat ve denge sirlanyla, en buyuk ey en kuc;uk eye


eit olur. Hadsiz hesaps1z eyler tek bir eye denk g6runur. Elbette,
Kadir-i Mutlak'm Zat'ma ait, sonsuz ve kusursuz kudretinin nuranl
tecellileri, eyanm perde arkasmm effafhg1, hikmet ve kaderin intizamlan, eyanm yarahh kanunlanna tam itaati, mumkinatm varhk ve
yoklugun eitliginden ibaret olan imkanmdaki denge sirlanyla; az-c;ok,
buyuk-kuc;uk her ey O'nun ic;in eittir. Ve o Zat, butun insanlan tek
bir insan gibi, bir seda ile diriltebilir.
Bir eyin kuvvetinin veya zay1fhgmm mertebeleri, onun z1dd1yla anla1labilir. Mesela s1cakhgm derecesi, sogugun mudahalesidir.
Guzelligin mertebeleri, c;irkinligin mudahalesiyle ortaya c;1kar. ligm
tabakalan, karanhga bakarak anla1hr. Fakat bir ey zatl, yani kendinden ise, varhg1 bir bakasma muhtac; degilse z1dd1 ona mudahale
edemez; c;unku o zaman z1tlann bir arada bulunmas1 gerekir. Bu ise
imkans1zdir, akil d11d1r. Demek, zati olan bir eyde mertebe yoktur.
Madem Kadir-i Mutlak'm kudreti zatidir, varhg1 bir bakasma
muhtac; degildir ve mutlak kemaldedir. $u halde z1dd1 olan aczin
o kudrete kanmas1 mumkun degildir. Bir bahan yaratmak, Zat-1
Zulcelal ic;in bir c;ic;egi yaratmak kadar kolayd1r. Eger sebeplere dayandmhrsa, bir c;ic;egin var edilmesi bir bahannki kadar zor olur.
Hem butun insanlan diriltmek, haretmek o Zat ic;in bir insam diriltmek gibidir.
Hair meselesinin bamdan buraya kadar anlatt1g1m1z temsiller ve
hakikatleri, Kur'an-1 Hakim'in feyzindendir. Nefsi teslime, kalbi kabule
haz1rlamak ic;indir. Asil soz ise Kur'an'md1r. Soz O'dur ve O'nundur.
Dinleyelim:

75

76

"(De ki:) En kesin ve mi.ikemmel deli!, Allah'md1r." (En' am suresi, 6/149)


"ite bak Allah'm rahmetinin eserlerine, olmi.i topraga nasil hayat veriyor! ite
bunlan yapan kim ise oli.ileri de 0 diriltecektir. 0, her eye hakk1yla kadirdir."
(Rum suresi, 30/50)

ONuNcu Soz

p. ~j c>)~ ._;81 c>J3 ~ r

s-il~

121

j.5 ~j ~1n:~ N~

781L
~<I,3 i.,.;'J
" K.::..,~
/ ~
/ 1 ._::;. 1:i;, r....rv

~ 0~~1 J~j@~~r ;,}11 ~.r:-tj@~IJ~ ;,}11 sSJ~ 1~1


1,,,\~t.:Jt
'01'i..a;B"01j
,r~,0t0LA.'~LSLlB"01~1
3 r.',
'...)"'
_)
, / Y.. ~ c..?" 3
.J
~
_) .
/
, / Y.. ~
81 ~;.

1_:.j ~3; j~ ~ 0-430~;. 1_r.; ~3; j~ ~ ~0~Wi

0P.. rY-~~til1

~ D15;1 ~j@~ _)til1 ~~ _)til1

~ uA UUe_;)Ll1 ~l5 J~I 0}:530~J:J1


~~~~~~~~~

77

78

79

"(Nasil yaratild1gm1 unutarak, bir de misal firlath Bize:) '<;urumu vaziyetteki o


kemikleri kim diriltecek!' diye. De ki: Onlan ilk defa ina eden diriltir, hem 0 her
turlu yaratmay1 bilir." (Yasin suresi, 36/78-79)
"Ey insanlar! Rabbinize karl gelmekten sakmm. Gen:;ekten k1yamet saatinin depremi muthi bir olayd1r. Onu g6receginiz gun ... <;ocugunu emziren anne, dehetten -:;ocugunu unutup terk eder. Hamile olan her kadm ceza gunu -:;ocugunu duurur. insanlan sarho olmu g6rursun, halbuki ger-:;ekte onlar sarho degildirler.
Fakat Allah'm azab1 pek <;etindir." (Hae suresi, 22/1-2)
"Allah, o hak Mabud'dur ki kendisinden baka ilah yoktur. Kiyamet gunu hepinizi
bir araya toplayacaktir. Bunda hi<; uphe yoktur. Allah'tan daha dogru sozlu kim

olabilir?" (Nisa sO.resi, 4/87)


80

81

"iyi ve hayJrh insanlar Nairn cennetinde, nimetler i-:;indedirler. Yoldan sapan kafirler ise
atetedir." (infitar suresi, 82/13-14)
"Yero muthi depremiyle sarsild1g1 zaman ... Ve yer bagrmdaki agJrhklan -:;1kard1g1
zaman ... insan akm akm: "Ne oluyor buna!" dedigi zaman ... ite o gun yer, usllinde olan biten her eyi anlatir; -:;unku Rabbin ona bunlan vahyeder. ite o gun b6lukler halinde insanlar, kabirlerinden -:;1k1p Yuce Divana dururlar, ta ki yaptiklannm
kar1hgm1 gorup alsmlar. Zerre agJrhgmca hayir yapan onu bulur, zerre agirhgmca
er yapan da onu bulur. " (Zilzal suresi, 99/1-8)

122 SOZLER
_,

VI

{_,.

;;; ,,.

w~Ll !Jlj~I Llje~~!ft ~l!e~lr ~

,...;

,,..

,,..

0A Ulje~l.J F.:-

s2LL>.,
)'L

Kur'an'm bunlar gibi baka


ve tasdik ettik" diyelim.

~I V
.~~,

o,

,_jj o, ~~

1 .Jjj~j
,

.:>. 'J1

~,

apa~1k

ayetlerini de dinleyip "inand1k

,_,,1'1j <tLl',
d' &~,3 ,~L~
,,.r.
)3 ~ 3

f>.

I ,

I ,

, ',\

St,), r..r~ , ~ tiii 1st3, r..r~ , ),o13, r..r~ , Ll


~ , u/ _,....,
, ~ 11 j;_;. w. 13, J' t;.5
. 1St3, r..r'1~ ~.r'3 ~I ':J1~ J1~ 'f 0t I~ ~.r --!. Y:""'
At\ '.,~~I Sr, ~, 1~ <:, 1~<:~
<-/; 0-4
.
3 r..r- .r.:" 3 ~

""'T"'"

82

83

84

""'T"'"

"Karia ... Nedir o karia? Kariay1, o kapilan cloven ve dehetiyle kalplere c;arpan o
k1yamet felaketini sen nereden bileceksin ki! 0 gun insanlar uc;uan kelebekler gibi
Uraya buraya firlatihr, daglar ahlmi yune <loner. Art1k kimin tart1lan agir basarsa,
memnun kalacag1 bir hayata girer. Kimin tartilan da hafif gelirse, onun bannag1 da
Haviye olur. Onun ne oldugunu bilir misin? Haviye k1zgm mi k1zgm bir atetir!"
(Karia sO.resi, 101/1-11)
"Bullin goklerin ve yerin gayb1m bilmek de Allah'a mahsus. Kiyametin kopmas1 ise,
baka degil, ancak bir goz ac;ip kapamada yahut daha da k1sa bir anda olur biter. ~up
he yok ki Allah her eye kadirdir." (Nahl sO.resi, 16/77)
"Allah'a, meleklerine, kitaplanna, peygamberlerine, ahiret gunune, kadere, hayir
ve errin Allah Teala' dan geldigine, oliimden soma diriliin hak olduguna, cennetin
hak olduguna, cehennem ateinin hak olduguna, efaatin hak olduguna, Munker
ve Nekir'in hak olduguna, Allah'm kabirlerdeki oluleri tekrar diriltecegine iman ettim. Allah'tan baka ibadete lay1k ilah bulunmad1gma ve Muhammed'in Allah'm
ResO.lu olduguna ehadet ederim." Peygamber Efendimiz (sallallahii aleyhi ve sellem)
teheccud namazmda okudugu duada bunlann gerc:;ek olduklanm ifade buyurmaktadir: Buhari, teheccud 1, deauat 10, teuhid 8, 24, 35; Muslim, sa/atu'l-musafirfn
199; Muuatta, Kur'on 34; Tirmizi, deauat 29, 32. Bunlara inanmanm hukmuyle
ilgili aynca bkz. el-E'ari, el-ibane 1127; el-E'ari, Maka/atu'l-is/amiyyfn 1/293; elLl.lekai, i'tikadu Ehli's-Sunne 1/177, 4/833; el-Beyhaki, el-i'tikad 1/226.

ONuNcu Soz 123


/

_)1

~ Q~lj ~ij L~i ~\ .1 0i ~.r; ~I )~ ~ 3J5i<l1 ~~}JI


85

~ --!,

WI ~
-;,~

ol>.., I J~I
, . ~--!, .f.

"
<::::

d4

Lll
L~.;1,.) L:i:.;1,
. 8J.JI'
- , .) u;,
, .) --!, 01

***
.$u risaleyi insaf ile okuyup degerlendiren arkada! "Onuncu Soz'u
nic;in bir anda, butunuyle anlayam1yorum?" diye d0.0.nO.p O.zulme.
c;o.nku ibn Sina gibi bir felsefe dahisi bile ~ ~ ~ ~ ~ ~\
demi, yani "Hare iman ederiz, fakat akil bu yolda gidemez." diye
hukum vermitir.
Hem butun islam alimleri, "Hair, nakli bir meseledir, delili nakildir. Ona ak1l ile vanlamaz." diye ortak bir hukme varm1lardir. Elbette bu kadar derin ve manen pek yuksek bir yol, birdenbire herkesin
ak1lla ulaacag1 bir yol haline gelmez. Taklidi imanm bile azald1g1,
teslimiyetin zay1flad1g1 U asirda, bize Kur'an-1 Hakim'in feyziyle ve
Hahk-1 Rahim'in merhametiyle o derin ve manen yuksek yolda bu
kadar ilerlemek ihsan edildigi ic;in binlerce 0.kretmeliyiz. c;unku bu,
imamm1zm kurtulmasma yeter. Anlad1g1m1z kadanna memnun olup,
tekrar okuyup d0.0.nerek daha iyi anlamaya c;ahmahy1z.
Hair meselesine akil yoluyla vanlamamasmm bir s1m da Udur:
0 buyuk hakikat, ism-i azamm tecellisiyle gerc;ekletiginden, Cenab-1
Hakk'm ism-i azammm ve her isminin en list mertebedeki tecellisiyle
ortaya c;1kan buyuk icraati g6rmek ve g6stermekle, bahar gibi kolay
ispat edilir, kesin bir ekilde anla1hr ve tahkiki iman86 kazamhr.
ite Onuncu Soz'de Kur'an'm feyziyle hair 6yle g6ruluyor ve g6steriliyor. Yoksa ak1l, yetersiz ve kuc;O.k dusturlanyla ken di bama aciz
kahr, taklide mecbur olur.
85

86

Allah1m! Rahmetinin agac1 TO.ba'nm en latif, en erefli, en miikemmel ve en giizel


meyvesi olan zata salat ve selam et. Ki Sen onu hem alemlere rahmet olarak, hem
de ahiret yurdunu yani cenneti gosteren U Tuba' nm en siislii, en giizel, en parlak
ve en yiice meyvelerine kavuma vesilemiz olarak gonderdin. Allah1m, bizi, anne
ve babam121 ateten koru. Bizi, anne ve babam121, ebrar (ozii sozii bir sad1k kullarm) ile beraber, se<;;kin Peygamberinin hiirmetine cennete dahil et. Amin.
Tahkiki iman: imana dair meseleleri delillleriyle bilmek, yaamak ve tabiatma mal
etmekle kazamlan sars1lmaz iman.

ONUNCU SOZ'UN MUHiM BiR ZEYLi87 VE


LAHiKASININ BiRiNCi PAR~ASI

~jll ~jll ~\ ~

87

88

Zeyl: Ek, Have.


"Haydi siz akama girerken, sabaha c;1karken Allah'1 takdis ve tenzih edin, namaz
kilm. Goklerde ve yerde hamd, gilzel ovgi.i O'na mahsustur. ikindi vaktinde de,
ogleye girerken de O'nu takdis ve tenzih edin, namaz kilm. 0, oliiden diriyi c;1kanr,
diriden oliiyii c;1kanr ve olmii topraga hayat verir. ite siz de oldiikten sonra boylece diriltileceksiniz. O'nun varhgmm ve kudretinin delillerinden biri, sizi topraktan yaratm1 olmas1d1r. Sonra diinyaya yayilm1 beeriyet haline geldiniz. O'nun

ONuNcu Soz 125

imanm bir kutbunu gosteren bu semavl, yuce ayetlerin ve hari ispat


eden U kutsl, muazzam iaretlerin en buyuk nuktelerinden ve delillerinden biri Dokuzuncu ~ua' da beyan edilecek. Cenab-1 Hakk' m ho bir inayetidir ki: Bundan otuz sene once Eski Said, yazd1g1 tefsire giri mahiyetindeki Muhakemat adh eserin sonunda, "ikinci Maksat: Kur' an' da hare
iaret eden iki ayet tefsir ve beyan edilecek. 89~j.ll ~j.ll ~\ ~

r"

demi ama gerisini yazamam1tI. Hahk-1 Rahlm'ime harin delilleri ve iaretleri adedince likur ve hamd olsun ki, otuz sene sonra bunu baarmay1
ihsan eyledi. Evet, bundan dokuz-on sene once o iki ayetten ilki olan:
1

"'I

,,

:. _

.,,

:;;:

,,,

,,,

~1 ~.) L.>1 1 ~"" ~


'')\
;
~ ~Y'
. ~j

r.5 y>-' ~

90,

f.,.,

;. ,

'1<

,,..

,,,

' , --.i6 <Ol\ ~,


i.j"'-!.
; ; j
I:::-

...1

..J.

o ,,,

,\:.t.;
-! ~\JI~ _r-'

~,

,i.f"r_r~..r3

ilahl fermanmm iki parlak, c;:ok kuvvetli delilini ve tefsirini, yani Onuncu Soz ile Yirmi Dokuzuncu Soz'u lutfetti, inkarcilan susturdu. ite
dokuz-on sene sonra da hare imanm hucum edilemez U iki saglam
kalesinden ikinci ayet olan yukandaki yuce ayetin tefsirini bu risale
ile ikram etti. Dokuzuncu ~ua, bu ayetlerle iaret edilen "dokuz yuce
makam"1 ve muhim bir "mukaddime" k1smm1 ic;:erir.
varhgmm ve kudretinin delillerinden biri de, kendilerine 1smmamz i<:;in, size ii:;inizden eler yaratmas1, birbirinize karl sevgi ve efkat var etmesidir. Elbette bunda,
dililnen kimseler i<:;in ibretler vardlf. O'nun varhgmm ve kudretinin delillerinden
biri de, gokleri ve yeri yaratmas1, lisanlanmzm ve renklerinizin farkh olmas1d1r. Elbette bunda bilen ve anlayan kimseler i<:;in ibretler vard1r. O'nun varhgmm ve kudretinin delillerinden biri de, geceleyin veya gunduz vakti uyumamz ve O'nun geni
lutfundan gei:;im vesileleri aramamzd1r. Elbette bunda iiten kimseler i<:;in ibretler
vardlf. O'nun delillerinden biri de, kah korku kah limit vermek ii:;in size imegi
gostermesi, gokten bir su indirip olmil topraga onun sayesinde hayat vermesidir.
Elbette bunda aklm1 i:;ahhran kimseler i<:;in ibretler vard1r. O'nun varhgmm ve kudretinin delillerinden biri de, gogiln ve yerin, Kendisinin buyrugu ile kaim olmalan,
belirlenen yerde sapasaglam ilerinin bamda bulunmaland1r. Soma sizi yatt1gm1z

yerden bir c;ag1rd1 m1, birden kabirlerinizden c;1k1verirsiniz! Goklerde ve yerde kim

89
90

varsa O'nundur. Onlann hepsi, isteyerek veya istemeyerek O'na divan durmaktad1r. Mahluklan ilkin yoktan yaratan, olilmden soma da dirilten O'dur. Bu diriltme
O'nun i<:;in pek kolayd!f. Goklerde ve yerde en yilce sifatlar O'nundur. 0 Aziz ve
Hakimdir: Mutlak galiptir, tam hilkilm ve hikmet sahibidir." (Rum suresi, 30/17-27)
Oyleyse: Rahman Rahim Allah'm ad1yla.
"ite bak, Allah'm rahmetinin eserlerine, olmil topraga nas1l hayat veriyor! ite
bunlan yapan kim ise, olilleri de 0 diriltecektir. 0, her eye hakk1yla kadirdir."
(Rum suresi, 30/50)

126 StiZLER

MUKADDiME91
(Ahiret inancmm ruha pek c;:ok faydasm1 ve hayati, kuahc1 neticelerinden birini k1saca anlatan, insan hayah ve bilhassa toplum hayah
ic;:in ne kadar li.izumlu ve zaruri oldugunu ortaya koyan, oldi.ikten sonra dirilmenin pek c;:ok delilinden bir tek ki.illl delili ozetle gosteren ve
bunun ne derece ac;:1k, i.iphe goti.irmez bir hakikat oldugunu bildiren
iki "nokta" dtr.)
Birinci Nokta
Ahiret inancmm, insanm ahsi ve toplum hayatmda en temel esas
ve saadetin, faziletin kaynag1 oldugunu gosteren yi.izlerce delilden sadece dart tanesine bir olc;:i.i mahiyetinde iaret edecegiz.
Birinci delil: insanhgm hemen hemen yansm1 meydana getiren
c;:ocuklar, kendilerine dehetli ve aglahc1 g6ri.inen oli.imlere yalmz cennet fikriyle dayanabilirler. Boylece gayet zay1f ve nazik vi.icutlarmda
manevi bir kuvvet ve her ey kartsmda c;:abuk incinen ruhlarmda cennet inanc1yla bir i.imit bulup mutlu yaayabilirler.
Mesela, bir c;:ocuk cennet fikriyle, vefat etmi ki.ic;:i.ik kardei veya
arkadat hakkmda, "O oldi.i, cennetin bir kuU oldu. Cennette geziyor,
bizden daha gilzel ya1yor." der. Yoksa her vakit etraflannda kendileri gibi c;:ocuklarm ve bi.iyilklerin oli.imleri o zay1f bic;:arelerin endieli
nazarlarma c;:arpar, tahammiillerini ve manevi kuvvetlerini yerle bir
ederek gozleriyle beraber ruh, kalb, ak1! gibi biiti.in latifelerini de oyle
aglahr ki, o c;:ocuklar ya mahvolur ya da insani vas1flanm kaybeden
divane birer bedbaht haline gelir.
ikinci delil: insanhgm yans1 olan ihtiyarlar, yaklahklan kabre
ancak ahiret inanc1 ile tahammi.il edebilir ve c;:ok alaka duyduklan hayatlarmm yakmda bitecek, gi.izel diinyalarmm kapanacak olmas1 kartsmda bir teselli bulabilirler. c;ocuk gibi her eyden c;:abuk etkilenen
ruhlarmda ve mizac;:lannda, olilm ve yokluktan gelen elemli ve dehetli i.imitsizlige ancak baki bir hayat i.imidiyle dayanabilirler. Yoksa
efkate lay1k o muhteremler, siikO.nete ve kalb istirahatma c;:ok muhtac;:
o endieli anne-babalar ruhlarmda oyle bir feryat kopanr, kalblerinde
91

Giri.

ONuNcu Soz 127

oyle bir 1zdJrap hissederler ki, bu dtinya onlara karanhk bir zindan,
hayat da bogucu bir azap olur.
Ut;;iincii delil: Toplum hayatmm temeli olan gern;lerin, delikanhlann cokun hislerini, haddi aan kotti arzulanm tecavtizlerden,
zultimlerden ve bakalarma zarar vermekten yalmz cehennem fikri
ahkoyar ve toplumda huzurun devamm1 saglar. Cehennem endiesi
bulunmazsa, "Kuvvetli olan htikmeder" kaidesince o sarho delikanhlar, heveslerinin peine dtitip bi<;are zay1flara, acizlere dtinyay1 cehennem eder ve ytiksek insanhg1 gayet stifli bir hayvanhga
donllttirtirler.
Dordiincii delil: insan i<;in dtinya hayatmdaki en mtihim merkez ve itici kuvvet, dtinya saadeti i<;in bir cennet ve s1gmak, aile
hayahdlf. insanm evi, onun kti<;tik dtinyas1dJr. 0 evde aile hayah
ve saadeti, ancak samimi, ciddi ve vefah bir ekilde htirmet ve hakiki, fedakarca bir merhamet ile stirdtirtilebilir. Bu hakiki htirmet ve
samimi merhamet de ebedl bir arkadahgm, daimi bir beraberligin
ve sonsuz bir zamanda, smirs1z bir hayatta baba-ogul, karde, hayat arkadaI mtinasebetlerinin devam edecegi fikriyle ve inanc1yla
saglanabilir.
Mesela insan, "Hamm1m, ebedi alemde, sonsuz bir hayatta daimi
eim olacak. ~imdilik ihtiyarlay1p <;irkinlemise de zaran yok. <:;unkti
gelecek ebedi bir gtizelligi var. Boyle daimi bir arkadahgm hatm i<;in
her fedakarhg1 yapar, ona merhamet ederim." diyerek o ihtiyar hammma, sanki bir huriymi<;esine sevgiyle, efkatle, merhametle davranabilir. Yoksa k1sac1k, bir-iki saatlik, gortinlite bir beraberlikten sonra ebedi bir aynhga ugrayan arkadahk, elbette ge<;ici ve temelsizdir.
Ancak hayvanlardaki gibi cinsi bir alaka ile mecazi bir merhamet ve
yapmac1k bir hurmet duygusu verebilir. Baka menfaatler ve insana
tisttin gelen hisler, o htirmeti ve merhameti maglup eder, dtinya cennetini cehenneme <;evirir.
ite hare imanm ytizlerce neticesinden biri, toplum hayatiyla
alakahdlf. Bu tek neticenin de ytizlerce farkh yontinden ve faydasmdan, yukandaki dart delile otekiler k1yaslansa anlaIhr ki: Oldukten
sonra diriltilip maher meydamnda toplanacagzz. Bu, insanlzgzn yuce hakikati ve kullf duas1 derecesinde kesindir. insanm midesindeki

128 SozLER

ihtiyacm varhgmm, yiyeceklerin varhgm1 gostermesinden daha a1_;1ktlf,


harin gen;ekleecegini bundan daha kuvvetli bir ekilde bildirir. Eger
hair hakikatinin neticeleri insanhktan <;1ksa, insamn o <;ok muhim,
yi.iksek ve canh mahiyetinin, murdar ve mikrop yuvas1 bir le hi.ikmi.ine inecegi a1_;1k1_;a gori.ili.ir.
Toplumlann idaresi, ahlak1 ve yaaYll ile <;ok alakadar olan idarecilerin, siyaset<;ilerin ve ahlak<;ilann kulaklan <;mlasm! Gelsinler,
bakahm bu bolugu neyle doldurabilir, bu derin yaralan nasil tedavi
edebilirler?

ikinci Nokta
Hair hakikatinin say1s1z delilinden, diger iman esaslarmdan gelen
ehadetlerin ozi.inden <;1kan bir delili k1saca beyan edecegiz. $6yle ki:
Hazreti Muhammed'in (aleyhissa/ata vesse/am) peygamberligini ve
dogrulugunu gosteren bi.iti.in mucizeler, bi.iti.in deliller birden hair hakikatini de ispat eder. <_;unki.i onun (aleyhissa/ata vesselam) hayatmdaki
bi.iti.in davalan, Allah'm birliginden sonra hair hakikati etrafmda toplamyor.
Hem bi.iti.in peygamberleri tasdik eden ve ettiren mucizeleri, delilleri aym hakikate ahitlik ediyor.
92 ~:).:j kelimesindeki ahitligi iyice saglamlabran 93 ~j ehadeti
de aym hakikati gosteriyor. $6yle ki:
,
Bata Kur'an-1 Mucizu'l Beyan'm dogrulugunu ispatlayan bi.iti.in
mucizeler, deliller ve hakikatler, hep beraber hare ahitlik eder. <_;unki.i Kur'an'm hemen hemen i.i<;te birinde hair hakikati vard1r. Bir<;ok
k1sa sO.renin bamda gayet kuvvetli hair ayetleri yer ahr. Kur' an, a<;1k<;a ve iaretlerle, binlerce ayetiyle ayrn hakikati haber verir, ispat eder.
Mesela:

94~.Jf ~I
951~-~o ~_;, t..:!1
92
93

94
95

11l

il)j 0l ~5 1)51 d81 ~t q

"Allah'm resullerine iman ederim."


"Allah'm kitaplanna iman ederim."
"Gi.ine di.iri.ili.ip llg1 sondi.igu zaman ... " (Tekvlr suresi, 81/1)
"Ey insanlar! Rabbinize kar1 gelmekten sakmm. Gerc;ekten k1yamet saatinin depremi mi.ithi bir olaydir." (Hae suresi, 22/1)

ONuNcu Soz 129


0
961~11)
j, '~I -.::.lj'
~ 1;1
~
~vJ
, ,J;;

9s,~ ~~'.I ~I~ ;JI 1;1 97 -:_,,\-~'.1 ~\~;JI l~I

",

10a~w 1 ~~ ~i

.r--

",

y, 990)~~ p

gibi ayetler, otuz-kirk sO.renin bamda, harin kainatm en muhim ve


zaruri hakikati oldugunu butun kesinligiyle g6sterir. Baka ayetler de
<;eit <;eit delillerle insam o hakikatin varhgma ikna eder.
Acaba g6zumuzun 6nunde, islaml ilimlerdeki <;eitli kaidelerle ve
yarat!h kanunlanyla ilgili hakikatleri bir tek ayetinin tek iaretiyle ders
veren bir kitabm, b6yle binlerce delille gune gibi ortaya koydugu hair inancmm hakikat olmamasma ihtimal var m1? Onun inkan, gunein
yoklugunu, hatta kainatm var olmad1gm1 kabul etmek gibidir. Bu ise
son derece ak1l dII ve sa<;ma olmaz m1?
Acaba bir sultanm bir tek iaretini yalan 9karmamak i<;in bazen
bir ordu harekete ge<;ip <;arpItJgI haJde, aJemin 0 pek ciddi Ve izzetli
Sultan' mm binlerce s6zunun, vaadinin ve tehdidinin bo olmas1 hi<;bir
ekilde mumkun mudur? Bunlann hakikat olmamas1 akla s1gar m1?
Acaba on Li<; asirdir arahks1z olarak say1s1z ruha, akla, kalbe, nefse
hak ve hakikat dairesinde hukmeden, onlan terbiye ve idare eden
manevl Sultan-1 Zlan'm bir tek iareti boyle bir hakikati ispatlamaya
yeterken, binlerce a<;tk delille harin ispatmdan soma o hakikati hala
tammayan katmerli cahil bir ahmak i<;in cehennem azab1 gerekmez mi
ve bu, adaletin ta kendisi olmaz m1?
Her biri birer devre hukmeden butun semavl suhuf ve mukaddes
kitaplar da kendi asirlarma ve devirlerine gore, butun zamanlara hukmeden Kur' an' m etrafhca, izahh tekrarlarla beyan ve ispat ettigi hair
hakikatini kesin bir surette kabul etmi; 6zetle, perdeli ve k1sa bir ekilde, fakat kuvvetli iddia ve delilleriyle ortaya koymw~tur. Onlar da
Kur'an'm davasm1 binlerce imza ile tasdik eder.

96

"Yero muthi depremiyle sarsild1g1 zaman ... " (Zilzal sO.resi, 99/1)
"Gok yanld1g1 zaman ... " (infitar sO.resi, 82/1)
98
"Gok yanld1g1 zaman ... " (inikak sO.resi, 84/1)
99
"Onlar birbirine neyi sorup duruyorlar?" (Nebe sO.resi, 78/1)
100 "Gaiyenin, deheti her taraf1 saracak olan o felaketin mahiyeti hakkmda elbet sen
de bilgi sahibi oldun." (Gaiye sO.resi, 88/1)
97

130 SOZLER

Bu bahis milnasebetiyle Munacat risalesinin sonundaki, "ahiret


gilnilne iman" esasma, 6teki iman esaslarmm, 6zellikle "peygamberlerin" ve "mukaddes kitaplann" ahitligini, bir yakan suretinde ifade
eden pek kuvvetli, ozlil ve biitiln iipheleri ortadan kaldiran bir hair
delilini buraya ahyoruz. Munacdt'ta 6yle denilmiti:
Ey Rabb-i Rahimim! Res0.1-u Ekrem'inin (aleyhissa/atii vesselam)
rehberligi ve Kur'an-1 Hakim'in dersiyle anlad1m ki: Bata Kur'an ve
Res0.1-u Ekrem olmak iizere biitiin mukaddes kitaplar ve peygamberler, bu diinyada, her tarafta numuneleri goriilen celal ve cemal cilvesi
tatyan isimlerinin tecellilerinin ebedi alemde daha parlak bir ekilde
devam edecegini gosterirler. Bu fani alemde rahimane cilveleri, misalleri goriilen ihsanlarm o saadet yurdunda daha 3aah bir tarzda
siirecegine, bu k1sa diinya hayatmda o numuneleri zevkle seyredenlerin ve onlara muhabbetle elik edip arzu duyanlarm, ebedi alemde de
beraber olacaklarma icma ve ittifakla ahitlik ve iaret ederler.
Yiizlerce a9k mucizesiyle Res0.1-u Ekrem (aleyhissalata vesselam) ve
iiphesiz ayetleriyle Kur' an-1 Hakim bata olmak iizere nurani ruh sahipleri olan biitiln peygamberler, nurlu kalblerin kutublan olan veliler, keskin ve aydmlanm1 ak1llann madenleri olan s1dd1klar ve biitiln
semavi suhuf ile mukaddes kitaplar da senin c;ok tekrar ettigin binlerce
vaadine ve tehdidine; kudret, rahmet, inayet, hikmet, celal ve cemal
gibi ahireti gerekli kilan kutsi s1fatlarma, icraatma, celalinin izzetine ve
rubO.biyetinin saltanatma; ahiretin izlerini ve haberlerini bildiren hadsiz
keiflerine, miiahedelerine ve ilmelyakin, 101 aynelyakin 102 derecesindeki imanlanna dayanarak insanlara ebedi saadeti miijdeliyorlar. Dalalet
ehli ic;in cehennemin, hidayet yolundakiler ic;in ise cennetin bulundugunu haber veriyor, buna kuvvetli bir imanla ehadet ediyorlar.

Ey Kadir-i Hakim! Ey Rahman-r Rahim! Ey sozunde mutlaka duran sonsuz kerem sahibi! Ey izzet, buyukliik ve celal
sahibi Kahhar-r Zulcelal! ..
Sen, bunca sad1k dostunu, vaadini, sifat ve icraabm yalanc1 c;1karmaktan; rubO.biyet saltanatmm iiphesiz gereklerini yalanlay1p
101

102

ilmelyakin: Kesin bilgiye dayanarak, ilim yoluyla tipheye yer birakmayacak ekilde bilmek.
Aynelyakin: Goztiyle gormti derecede kesin bir ekilde bilmek.

ONuNcu Soz 131

yapmamaktan; sevdigin, tasdik ve itaatle kendilerini sana sevdiren


makbul kullarmm ahirete dair hadsiz dualanm ve davalanm reddetmekten, dinlememekten; ktifUr ve isyan ile seni vaadinde durmamakla itham eden, azamet-i kibriyana dokunan, celalinin izzetine dokunduran, uh1hiyetinin haysiyetine ilien ve efkatli rububiyetini mtiteessir
eden sapkmlan ve kafirleri hari inkarlannda tasdik etmekten ytiz binlerce derece mukaddes, sonsuz derece uzak ve yticesin. Boyle hadsiz
bir zultimden ve <;irkinlikten, senin o nihayetsiz adaletini, cemalini ve
rahmetini, sonsuz derece takdis ediyoruz.
Ve btittin kuwetimizle iman ediyoruz ki: 0 ytiz binlerce sad1k el<;inin, saltanatmm o <;ok dogru ilanc1lan olan peygamberlerin, asfiya
ve evliyanm, senin ahiretteki rahmet hazinelerine, beka alemindeki
ihsanlannm definelerine ve o saadet yurdunda tamamen ortaya <;1kacak gtizel isimlerinin harika cilvelerine hakkalyakin, 103 aynelyakin,
ilmelyakin suretinde ahitlikleri hak ve hakikattir. Onlarm iaretleri
dogrudur ve birbirini destekler. Mujdeleri sad1k ve ger<;ektir. Onlar
btittin hakikatlerin kaynag1, gtinei ve himaye edicisi olan "Hak" isminin en gti<;lti panlhsmm btiytik hair hakikati olduguna iman ederek
emrinle senin kullanna hak dairesinde ders veriyor ve oltimden sonra
diriliin, hakikatin ta kendisi oldugunu ogretiyorlar.
Ya Rab! Onlann ders verip ogrettiklerinin hakk1 ve htirmeti i<;in,
bize ve btittin Risale-i Nur talebelerine kamil iman ver ve o iman ile
ahirete gitmeyi nasip et! Bizi o zatlann efaatine eritir, amin ...

***
Nasil ki, Kur'an'm, belki btittin semavi kitaplann dogrulugunu ispat
eden deliller ve Habibullah'm (aleyhissa/ata vesse/am), belki btittin nebilerin peygamberliklerini ispat eden mucizeler, onlann en btiytik davas1
olan ahiretin bir hakikat suretinde ortaya <;1kacagm1 da gosterir. Aynen
oyle de, V&cib0.'1-VO.cud'un va.rhgma. ve birligine a.hitlik eden pek <;ok
deli!, dolay1s1yla rububiyetin ve uluhiyetin en btiytik neticesi ve mazhan
olan o saadet yurdunun ve beka aleminin varhgma iaret eder. <;unkti
-gelecek makamlarda beyan ve ispat edilecegi gibi- Vacibti'l-Vticud
Zat'm varhg1, s1fatlan, pek <;ok ismi ve rububiyet, uluhiyet, rahmet,
103

Hakkalyakin: Marifet mertebesinin en yi.iksegi. Hakikati bizzat yaayarak gorme


hali.

132 SOZLER

inayet, hikmet, adalet gibi vas1flan, bu vas1flardan ortaya c;;1kan icraah


ahireti gerektirir. Bunlar, baki bir alemi vilcub 104 derecesinde liizumlu
k1lar, mukafat ve ceza ic;;in hari zaruret derecesinde ister.
Evet, madem ezell ve ebedl Allah var; elbette O'nun uluhiyet
saltanatmm daiml bir makam1 olan ahiret de vardir.
Madem bu kainatta ve canhlar uzerinde gayet hametli, hikmetli ve efkatli, mutlak bir rububiyet var ve gortinuyor. Elbette o
rububiyetin hametini k1ymetsizlikten, hikmetini gayesizlikten ve efkatini merhametsizlikten kurtaran ebedl bir saadet yurdu olacak ve
oraya gidilecektir.
Madem gozle gortilen bu smirs1z nimetler, ihsanlar, lutuflar, ikramlar, inayet ve rahmet, gayb perdesi arkasmda Rahman ve Rahim
bir Zat'm bulundugunu sonmemi ak1llara, olmemi kalblere gosterir.
Elbette nimet vermeyi bir oyun olmaktan, ihsam aldatmaktan, inayeti dtimanhktan, rahmeti azaptan, lutuf ve ikram1 ihanetten kurtaran,
ihsam ihsan ve nimeti nimet yapan, baki bir alemde sonsuz bir hayat
olacaktir.
Madem bahar mevsiminde yeryuzunun dar sayfasmda yuz binlerce kitab1 birbiri ic;;inde hatas12 yazan bir kudret kalemi gozumiizun
onunde yorulmadan iliyor. 0 kalemin sahibi, yuz bin defa, "Bu dar
yerde kan1k ve harfleri ic;; ic;;e yazdan bahar kitabmdan daha kolay bir
ekilde, geni bir mekanda, gtizel ve yak olmaz bir kitab1 yazacag1m ve
size okutacag1m." diye vaat etmi ve bullin fermanlarmda o kitaptan
bahsediyor. Elbette o kitabm ash yazdmihr. Hair ve neir ile o kitap
tamamlanacak ve herkesin amelleri ona kaydedilecektir.
Hem madem bu yeryiizu, say1s12 varhgm ve surekli degien yiiz
binlerce llir canlmm meskeni, kaynag1, fabrikas1, sergisi, maheri olmas1 itiban ile kainatm kalbi, merkezi, ozu, neticesi ve yarahh sebebi hukmundedir, c;;ok buyuk onem tair; kuc;;ukluguyle beraber koca
goklere
~j
, denk tutulmutur. Semavl fermanlarda daima d_..:JI
,
105 ~ _J\rlj buyrulur.

104
105

Viicub: Vacip, zorunlu, varhg1 kendinden olma.


"Goklerin ve yerin Rabbi" (Ra'd sO.resi, 13/16; isra sO.resi, 17/102; Kehf sO.resi,
18/14; Meryem sO.resi, 19/65; Enbiya sO.resi, 21/56; $uara sO.resi, 26/24; Saffat
sO.resi, 37/5; Sad sO.resi, 38/66; Zuhruf sO.resi, 43/82; Duhan sO.resi, 44/7; Nebe
sO.resi, 78/37).

ONuNcu Soz 133

Hem madem insan, bu mahiyetteki yeryiizilniln her tarafma, pek


c;ok canhya hukmeder, c;ogu varhg1 emri altma ahp etrafmda toplar,
hevesine ve ihtiyac;lanna gore gilzelce duzenler, sergiler, donatir ve
antika gibi pek c;ok esiz tiirii bir liste gibi derleyip susler. Bu ekilde
yalmz insanlann ve cinlerin degil, belki gok ehlinin ve butiin kainatm
da dikkatini c;eker, Kainat Sahibi'nin takdirini kazamr. Boylece gayet
buyilk bir k1ymete yilkselen insan, sanabyla ve ilmiyle; kainatm yarahh hikmeti, buyuk neticesi, aziz meyvesi ve yeryilzunun halifesi1 06
oldugunu gosterir. Ve dunyada alemin Sani'inin mucizeli sanatlanm
gayet gilzel bir ekilde sergileyip tanzim eder. Buna ragmen isyam
ve kufriiyle beraber dunyada birak1hr, azab1 ertelenir, bu hizmeti ic;in
kendisine muhlet verilir, hatta baan ihsan edilir.
Hem madem bu mahiyetteki insan, mizac; ve yaratil1 itiban ile
gayet zay1f ve acizdir. <;ok kudret, hikmet ve efkat sahibi, her eyde tasarruf eden bir Zat; acz ve faknyla beraber smirs1z ihtiyac;lan ve
elemleri olan insan ic;in, onun kuwetinin ve iradesinin c;ok ilstiinde,
koca yerkureyi insana gerekli her c;eit madene mahzen, her c;eit yiyecege ambar ve houna gidecek her turlu maim bulundugu bir dukkan
haline getirmitir. 0 Zat, insana bakar, istedigini verir ve onu besler.
Hem madem biitiin bunlan yapan Rabbi, insam sever, kendini
ona sevdirir. Bakidir, ebedi alemlerivardir, her ii adaletle ve hikmetle
gorur. Bu k1sa dunya hayatmda, k1sac1k insan omriinde ve gec;ici, fani
yeryuzunde o Hakim-i Ezeli'nin hametli saltanah ve ebedi hakimiyeti
tam tecelli etmez. insanm, kainatm intizamma, adaletine, dengesine
ve gilzelligine zit c;ok buyuk isyanlan, zulumleri, onu efkatle besleyen
velinimeti Rabbine karI ihaneti, inkan, kufril bu dunyada cezasIZ kahr. Gaddar zalimler hayatlanm rahat bir ekilde; bic;are mazlumlar ise
zorluklar ic;inde gec;irir. Ve butiin kainatta eserleri gorunen U mutlak
adaletin mahiyeti, o gaddar zalimlerin ve ilmitsiz mazlumlarm eit ekilde vefatlanna tamamen z1ttir, dirilmemek uzere olmelerine musaade etrnez, bunu kaldirmaz.
Hem madem nas1l ki, Kainatm Sahibi, kainatta bu dunyay1 ve
dunyada insam sec;ip ona c;ok bilyilk bir makam ve k1ymet vermitir. Aym ekilde, insanlann ic_;inden de rububiyetinin gayelerine uyan,
106

Bkz. Bakara suresi, 2/30.

134 SOZLER

kendilerini iman ve teslim ile O'na sevdiren hakiki insanlar olan


peygamberleri, evliya ve asfiyay1 se<;ip kendine dost ve muhatap
yapmttlr. Onlara mucizelerle ve yard1mlanyla ikramda bulunmU,
dtimanlarma semavl tokatlar ile azap etmitir. Bu k1ymetli, sevimli
dostlan arasmdan da, onlarm imam1 ve iftihar vesilesi olan Hazreti
Muhammed'i (aleyhissaldtii vesselam) se<;mitir. $u mtihim yerytiztintin
yansm1 ve k1ymetli insanhgm bete birini as1rlardir onun nuruyla aydmlatiyor. Adeta bu kainat kendisi i<;in yaratilm1 gibi, btittin gayeler
onunla (aleyhissa/dta vesse/am), onun dini ve Kur'an'1 ile ortaya <;1k1yor.
Hem o zat (aleyhissaldtu vesselam) <;ok k1ymetli ve milyonlarca sene yaayacak kadar sonsuz hizmetlerinin ticretini sonsuz bir zamanda almaya lay1k iken, ona bile zorluklar i<;inde ve cihadla ge<;en altm1 ti<;
sene gibi klsac1k bir omtir verilmitir. Acaba hi<; imkan ve ihtimal var
m1 ki, o zat btittin dostlanyla beraber dirilmesin ve imdi de ruhuyla diri ve hayatta olmasm! Ebedl yokluk ile mahvolsun! Haa, ytiz
bin defa haa ve kella! .. Evet, btittin kainat ve alemin hakikati, onun
(aleyhissaldtu vesselam) dirilecegini dava eder ve ona hayat vermesini
Kainatm Sahibi'nden ister.
Ve madem Yedinci $ua olan Ayeta'l-Kubra risalesinde, her biri
bir dag kuwetindeki otuz ti<; muazzam deli!, bu kainatm bir elden <;1khgm1 ve bir tek Zat'm mtilkti oldugunu ispat etmitir. 0 deliller, Cenab-1
Hakk' m kemalatmm kaynag1 olan birligini ve ehadiyetini a<;ik<;a gostermitir. Birlik ve ehadiyet ile btittin varhklar, o Vahid Zat'm emrine
uyan askerleri ve itaatkar memurlan htikmtine ge<;er. Ve ahiretin varhg1yla, O'nun kusursuzlugu klymetsizlik, mutlak adaleti alay edercesine bir merhametsizlik, her eyde gortinen hikmeti gayesizlik, geni
rahmeti bouna azap etmek ve kudretinin izzeti acz gibi ithamlardan
kurtulur, mukaddes hale gelir.
Elbette, li.phesiz, Allah'a imanm yuzlerce ntiktesinden "madem"
kelimesiyle balayan bu on hakikatin gerektirdigi gibi, klyamet kopacak, har ti ner olacak, bir ceza ve mtikafat yeri a<;1lacakhr. Taki, yerytiztintin anlatt1g1m1z bnemi, merkeziligi ve insanm klymeti ortaya <;1ksm, yerytiztintin ve insanm Hahk1 ve Rabbi olan Mutasarnf-1 Haklm'in
bahsettigimiz adaleti, hikmeti, rahmeti ve saltanah yerini bulsun. Ve
o Baki Rabbin hakiki dostlan ve O'na arzu duyanlar ebedl yokluktan

ONuNcu Soz 135

kurtulsun. 0 dostlann en bi.iyi.igi.i ve en k1ymetlisi, bi.iti.in kainatt memnun ve minnettar eden kutsl hizmetlerinin mi.ikafatm1 gbrsi.in. 0 Ebedl
Sultan'm kemalah kusur, kudreti acz, hikmeti oyun ve adaleti zuliim
ithamlanndan kurtulsun, annsm.
K1sacas1: Modem Allah var, elbette ahiret vardzr.
Nasti ki zikredilen ti<:; iman esas1, bi.iti.in delilleriyle harin varhgm1
gbsteriyor. Aym ekilde, 107
~\ ~ ~:,i. j ~fa _)lil~j ~~j olan iki
iman esas1 da hari gerektirir, kuwetJ(bir s~rette b~ka alem'ine ehadet ve iaret eder. $oyle ki:
Meleklerin varhgm1 ve kulluk vazifelerini ispatlayan bi.iti.in deliller, say1s1z ahitlik ve onlarla konumalar, 108 aym zamanda ruhlar
aleminin, gayb aleminin, beka aleminin, ahiretin, ileride cinler ve
insanlar ile enlendirilecek olan saadet yurdunun, cennet ve cehennemin de varhgm1 gbsterir. <;unki.i melekler bu alemleri Allah'm izniyle gbrebilir ve oralara girerler. Hazreti Cebrail gibi, insanlar ile
gbri.ien, 109 Cenab-1 Hakk'a yakm bi.iti.in melekler, o alemlerin varhgm1 ve oralarda gezdiklerini ittifakla haber veriyorlar. Gormedigimiz
Amerika k1tasmm var oldugunu, oradan gelenlerin haber vermesiyle
gbzi.imi.izle gbrmi.ic;esine bildigimiz gibi, meleklerin i.iphe gbti.irmeyecek ekilde, yi.iz tevati.ir kuvvetinde bildirmesiyle beka aleminin,
ahiretin, cennet ve cehennemin varhgma da o kesinlikte iman etmek
gerekir ve byle iman ederiz.
Yirmi Altmc1 Soz olan Kader Risalesi'ndeki, kadere iman esasm1
ispat eden bi.itun deliller de aym zamanda hari, amellerin neredilip
o buyuk terazide tarttlacagm1 gbsterir. <;unku her eyin mukadderatm1
gbzumi.izun bnunde nizam ve mizan levhalanna kaydetmek; her canhnm hayatm1 haf1zalarda, <:;ekirdeklerde ve baka misall levhalarda saklamak ve ruh sahiplerinin, bilhassa insanm amel defterini muhafaza

Jt;i

107
108

109

"Meleklere, kadere, hayir ve errin Allah Teala'dan geldigine iman ederim."


Bkz. HO.d sO.resi, 11/69-72, 78; Meryem sO.resi, 19/17-21; Buhari, bed'u'l-halk 6;
Muslim, fmon 7, fezoilu's-sahdbe 90, 91, 100; Tirmizi, fmon 4, menok1b 63; Ebt1
DavO.d, sunnet 16; Nesai, fmon 6.
Hazreti Cebrail'in (aleyhisse/am), D1hye isimli sahabi suretinde insanlara gbrundugune
<lair bkz. Buhari, menok1b 25,fezoilu'l-Kur'on 1; Muslim, fmon 271,fezoilu's-sahdbe
100; Tirmizi, menak1b 12; Nesai, fmon 6; Musned 2/107, 3/334. Aynca Cenab-1
Hakk'm (celle celil/Uh), israilogullan'ndan ii<; kiiye, onlan imtihan etmek uzere bir melek gonderdigine <lair bkz. Buhari, enbiyd 50; Muslim, zuhd 10.

136 SiiZLER

edilen levhalara gec:;irip onlarda tespit etmek gibi, kuahc1 bir kader,
hikmetli bir takdir ve her eyi muhafaza altma alan titiz bir kay1t; ancak o biiyiik mahkemede umumi bir hesap neticesinde, sonsuz bir
miikafat ve ceza ic:;in olabilir. Yoksa her eyi kuatan o inceden inceye
kay1t ve muhafaza tamamen manas1z, faydas1z kahr, hikmete ve hakikate zit olur. Hem oliimden sonra bir hesap gunu gelmezse kader
kalemiyle yaz1\an U kainat kitabmm butun hakiki manaJan bozuJur,
varhgmm hic:;bir manas1 kalmaz. 0 ihtimali kabul etmek, kainatm varhgm1 inkar gibi ak1l dtt bir hezeyandir.
K1sacas1: imanzn diger be esas1 da butan delilleriyle, hari ve
ahiretin varlzgm1 gosterir, onu ister ve ona ahitlik eder.
ite hair hakikatinin, buyuklugune uygun boyle muazzam, sarstlmaz direkleri ve delilleri bulundugu ic:;in Kur'an-1 Mucizu'l Beyan'm
hemen hemen uc:;te biri hairden ve ahiretten bahsediyor. Kur' an, onu
bu.tun hakikatlerine temel ve ana esas yap1yor, her eyi onun ustune
kuruyor.
("Mukaddime" burada son bu/du.)

ZEYLiN iKiNCi PAR<;ASI


Bataki ayetlerin mucizevi bir ekilde iaret ettigi dokuz tabaka
olan hair delillerine <lair dokuz makamdan "Birinci Makam":
Olumden soma dirilii ifade eden,
;o

')'\',.:.;\''
~q
_) , y>--'

_).

,,-

,,,

.)

,,,

J.

..J.

,,.

,,.

,_ ij:?';
". _)'0 ~
,,. ij:?';
".
<1.))\0~
<./-~1~'00,
_) ~
,
.
',, ,.::_\\ '. ,~.-.di, ~,,di
'. ~.::_\1, ~ '""~ 3 ~~ ". 3'ie C.'3
3

,__r,' _)

~.J '{""' ~

:-

C-0

110~ , ,~:
y.-/"-'

, :-

~ ~ C-0 ~
I~",, j;.s '.
~_,,.
. ..r' _)

.il.JJs'
, _)

l.r.?':

- ,

0 \]\

f ermanmm gosterdigi a<;1k ve kesin deli! bey an ve izah edilecek,


inallah.111 HAsivE

Otuzuncu Lem'anm Beinci Niiktesinin Dordiincii Remzi 112


Hayatm yirmi sekizinci vasfmda, onun, imanm alt! artma bak1p
onlan ispat ettigi, onlarm birer hakikat olarak meydana <;1kmalarma
iaretlerde bulundugu bildirilmitir .113
Evet, madem bu kainatm en muhim neticesi, meyvesi ve yarahh
hikmeti hayathr; elbette o yuce hakikat, bu fani, k1sac1k, noksan,
elemli dunya ile smirh degildir. Yirmi dokuz maddede mahiyetinin
buyuklugu anlaIlan hayat agacmm gayesi, neticesi ve buyuklugune lay1k meyvesi, ebedi ahiret hayahdir; taiyla, agac1yla, toprag1yla
110 "Haydi siz akama girerken, sabaha i:;1karken Allah'1 takdis ve tenzih edin, namaz
kilm. Goklerde ve yerde hamd, guzel ovgu O'na mahsustur. ikindi vaktinde de,
ogleye girerken de O'nu takdis ve tenzih edin, namaz kilm. 0, oliiden diriyi, diriden oliiyu i:;1kanr ve olmli topraga hayat verir. ite siz de oldiikten sonra boylece
diriltileceksiniz." (Rum suresi, 30/17-19)
111 HAsiYE O makam daha yazilmam1hr.
112 Remiz: iaret. Buradan itibaren Zeylin Oi:;uncu Pari:;as1'na kadar olan k1s1m, Otuzuncu Lem'a'nm, Hayy isminin bir cilvesinden bahseden Beinci Nuktesi'nin Dorduncu Remzi olup, Lem'alar'da da yer almaktad1r.
113 Bu k1s1m, "hayat" meselesinin hairle miinasebetinden dolay1 burada yer almIhr.
Meselenin sonunda, kader esasma pek ince ve derin bir ekilde iaret edilir.

138 SozLER

canh olan o saadet yurdundaki hayatt1r. Yoksa bu hadsiz muhim


meyvelerle donahlan hayat agacmm, UUr sahipleri i<_;in, bilhassa insan i<_;in meyvesiz, faydas1z, hakikatsiz olmas1 gerekecek. Sermaye
ve donamm bak1mmdan, mesela bir ser<_;eden yirmi derece yuksek,
kainattaki ve canhlar arasmdaki en muhim, en k1ymetli mahh1k olan
insan, hayat saadeti bak1mmdan bir ser<_;eden yirmi derece aag1 duUP bedbaht, al<_;ak bir bi<_;are haline gelecek. (ok k1ymetli bir nimet
olan ak1l da ge<_;mi zamam huzunle ve gelecegi korkuyla duunerek
insanm kalbini surekli incitip bir lezzete dokuz elem kanhrd1gmdan,
en musibetli belalardan birine donuecek. Bu ise yuz derece batildir.
Demek ki, U dunya hayah, ahirete iman esasm1 kesin bir ekilde
ispat ediyor ve her baharda harin u<_; yuz binden fazla ornegini bize
gosteriyor.
Acaba senin bedeninde, bah<_;ende ve vatanmda hayatm i<_;in gerekli, uygun olan buhln ihtiya<;lan ve donamm1, hikmet, inayet ve
rahmetle haz1rlayan, hepsini vaktinde yetitiren, hatta midenin beka
ve yaama arzusuyla ettigi hususi ve basit nz1k duasm1 bilen, iiten, o
duay1 kabul buyurdugunu say1s1z leziz yiyecekle gosteren ve mideyi
memnun eden, her eyin tasarrufunu elinde tutan Kadir bir Zat, hi<;
mumkun mudur ki, seni bilmesin, gormesin? insanm en buyuk gayesi
olan ebedl hayat i<;in gereken sebepleri haz1rlamasm? Hem insamn
en buyuk, en muhim, kendisine en lay1k umumi beka duasm1; ahiret
alemini ve cenneti yaratarak kabul etmesin? Ve kainattaki en muhim
varhk, yeryuzunun sultam ve neticesi olan insanm ar ve feri <_;mlatan
kapsamh ve <;ok kuvvetli duasm1 iitmeyip ona ku<;uk bir mide kadar
k1ymet vermesin, onu memnun etmesin, kusursuz hikmetini ve sonsuz
rahmetini inkar ettirsin? Haa, yuz bin defa haa!
Hem hi<; mumkun mudur ki, en basit hayat mertebesindeki bir
canlmm pek gizli sesini duysun, derdini dinlesin, nazm1 <;eksin, ona
derman versin, onu tam bir itina ve alaka ile beslesin, her eyi ona
dikkatle hizmet ettirsin, buyuk mahh1katm1 ona hizmetkar kilsm da; en
buyuk ve k1ymetli, baki ve nazh bir hayat mertebesindeki insanm gok
gurlemesi gibi yuksek sesini iitmesin? Onun <;ok muhim beka duasm1,
nazm1, niyazm1 nazara almasm! Adeta bir askerin te<_;hizatm1 tam bir
itina ile versin, onu idare etsin de itaatkar ve muhteem orduya hi<;

ONuNcu Soz 139

bakmasm! Zerreyi g6rsun de gunei g6rmesin! Sivrisinegin sesini iitsin, fakat gok gurultusunu duymasm! Haa, yuz bin defa haa!
Hem hic;bir ekilde ak1l kabul eder mi ki, sonsuz rahmet, muhabbet
ve efkat sahibi, sanatm1 c;ok seven, kendini c;ok sevdiren ve kendisini
sevenleri daha da seven Kadir ve Hakim bir Zat; O'nu en c;ok seven,
sevimli ve sevilen, Sani'ine yarabht geregi tapan insam ve onun hayatmm ta kendisi ve 6zu olan ruhu ebedi olumle idam edip o sevgili
dostunu ve habibini ebediyen kustursun, danltsm, muthi inciterek
rahmet s1rnm ve muhabbet nurunu inkar etsin ve ettirsin! Yuz bin
defa haa ve kella!
Bu kainatt tecellileriyle susleyen mutlak bir guzellik ve butun varhklan sevindiren mutlak bir rahmet, boyle sonsuz ve mutlak bir c;irkinlikten, zulumden ve merhametsizlikten, elbette sonsuz derece uzakttr,
mukaddestir.
Netice: Madem dunyada hayat var, elbette insanlardan hayatm
s1rnm anlayanlar ve onu bo yere harcamayanlar, kotu yolda kullanmayanlar beka aleminde, ebedi cennette sonsuz bir hayata kavuacaklard1r.114 Amenna! 115
Hem nas1l, yeryuzundeki parlak eylerin gunein akisleriyle parlamas1 ve denizlerin yuzundeki kabaroklann IIgm panlttlanyla parlay1p s6nmesi, arkalarmdan gelen kabamklann da yine hayali gunec;iklere ayna olmas1 ac;1kc;a g6steriyor ki: 0 panlttlar, yuksekteki bir tek
gunein akislerinin cilveleridir ve gunein varhgm1 c;eitli dillerle bildiriyor, lIk parmaklanyla ona iaret ediyorlar. Aynen 6yle de, Hayy ve
Kayyum Rabbimizin Muhyi (hayat veren, dirilten) isminin en buyuk
cilvesiyle, O'nun kudretiyle yeryuzundeki ve denizlerdeki canhlann
parlay1p arkalanndan gelenlere yer vermek ic;in "Ya Hayy!" diyerek
gayb perdesi ardma gizlenmeleri; ebedi bir hayata sahip Hayy ve
Kayyum Zat'a ve O'nun varhgmm vuct1biyetine 116 ahittir ve O'nu
g6sterir. Yine bunun gibi, Allah'm butun varhklan duzenle idaresinde eseri g6rulen ilmine ehadet eden; kainatt hukmu altmda tutan
114

115

116

Bu hakikati ifade eden baz1 ayet-i kerimeler ic;in bkz. Bakara suresi, 2/25, 82;
AI-i imran suresi, 3/133-136; A'raf suresi, 7/42; YU.nus suresi, 10/26; Hud suresi,
11/23; Nisa suresi, 4/122; Nahl suresi, 16/30-31, 97.
inand1k, iman ettik.
Viicubiyet: Vacip, zorunlu, varhg1 kendinden olma.

140 SOZLER

kudreti, kainatm dtizeninde ve idaresinde hukum stiren iradeyi, dilemeyi ve Allah kelammm, vahyin kaynag1 olan peygamberlik vazifelerini ispatlayan butun alametler, mucizeler ve bunun gibi, yedi
ilahi s1fati gosteren deliller; hepsi birleerek Zat-1 Hayy-1 KayyO.m'un
hayatma delalet, ehadet ve iaret ediyor.
Zira nas1! ki, bir eyde gorme kabiliyeti varsa onun hayati da vardir; iitme duyusu varsa, bu, hayatm belirtisidir; konuma vasf1 varsa
bu, hayatm varhgma iaret eder; irade varsa hayati gosterir. Aynen
oyle de, bu kainatta eserleri sayesinde varhklan kesin ve ac;1k olan
mutlak kudret, kuahc1 irade ve her eyi ic;ine alan ilim gibi s1fatlar
butun delilleriyle Hayy ve KayyO.m Yarahcmm hayatma, O'nun varhgmm vucO.biyetine ehadet eder. 0 Zat'm, bir golgesiyle buttin kainah
aydmlatan ve bir cilvesiyle ahiret alemine zerreleriyle beraber hayat
veren ebedi varhgmm delilidirler.
Hem hayat, "meleklere iman" esasma da bakar, iaretlerle onu
da ispat eder. <;unku madem kainatta en muhim netice hayattir ve
yerytiztine en c;ok yayilm1 olan, k1ymetlerinden dolay1 c;ok yarahlan
ve yeryuzu misafirhanesini gelip gec;en kafilelerle enlendiren, canhlard1r. Ve madem yeryuzti bu kadar canh turtiyle dolmutur, onlann
stirekli yenilenmesinin ve c;ogaltilmasmm hikmetiyle her vakit dolar
boahr. Ve en k1ymetsiz, c;urumti maddelerden dahi c;ok say1da canh
yaratilarak o maddeler gozle gorulemeyecek kadar kuc;uk canhlann bir
maheri olur. Hem madem hayatm stiztilmti, en saf ozti olan UUr ve
ak1l, en latif ve sabit cevheri olan ruh bu dtinyada c;ok fazla yarahhyor;
adeta yeryuzu hayat, ak1!, UUr ve ruhlar ile canlandmhp oyle enlendirilmi. Elbette, yeryuztinden daha latif, daha nurani, daha buyuk,
daha mtihim oJan gokcisimJerinin oJu, cans1z, hayatSlZ, UllrSUZ kalmaSl imkan d1mdad1r.
Demek ki, gokleri, gunei, y1ld1zlan enlendirecek, onlara canh vaziyeti verecek, goklerin yarahhmm neticesini gosterecek ve ilahi hitaba mazhar olacak UUr sahibi, canh ve goklere yaratr sakinler, hayat
s1rnyla, elbette mevcuttur. ite onlar, meleklerdir.
Hem hayatm mahiyetinin s1rn, "peygamberlere iman" esasma da
bakar, onu da iaretlerle ispat eder. Evet, madem kainat, hayat ic;in
yarahlmihr ve hayat da Hayy ve KayyO.m olan o Ezell Yarahcmm

ONuNcu Soz 141

en bO.yO.k cilvelerindendir, mO.kemmel bir nakl ve en gO.zel sanatidir.


Ve ebedi hayat, resullerin gonderilmesiyle ve kitaplarm indirilmesiyle kendini gosterir. (Evet, eger semavi kitaplar ve peygamberler
olmasayd1, o ezell hayat bilinemezdi. Nasil ki bir adamm diri, canh
oldugu konumas1yla anlaihr; aynen oyle de, bu kainatm perdesi
altmdaki gayb aleminin arkasmda konuan, emir ve yasaklanm bildirip kullarma hitap eden bir Zat'm kelimelerini, hitabm1 gosteren,
peygamberler ve onlara indirilmi kitaplard1r.} Elbette, U kainattaki
hayat, kesin bir ekilde Hayy-1 Ezell'nin varhgmm vO.cO.biyetine ahitlik eder ve o Ezeli Zat'm panltilan, tecellileri, mO.nasebetleri olan
"peygamberlerin gonderilmesi" ve "kitaplann indirilmesi" esaslanna bakar, onlan iaretlerle ispatlar. Ve bilhassa Resul-u Ekrem'in
(aleyhissa/atil vesselam) peygamberligi ve Kur'an'm vahyi, hayatm ruhu
ve akh hilkmO.nde oldugundan, onlarm dogrulugu bu hayatm varhg1
gibi kesindir, denilebilir.
Evet, nas1l ki hayat, bu kainattan silzalmil bir ozdiir. :;>uur ve
his de hayattan siizillmiltiir, hayatm birer ozildilr. Ve ak1l da Uurdan ve histen siizalmiltiir, Uurun bir ozildilr. Ruh ise hayatm ha/is
ve saf bir cevheri, sabit ve miistakil zat1d1r. Aynen oyle de, Resul-u
Ekrem'in (aleyhissalata vesselam) maddf ve manevf hayat1, kainatm hayatmdan ve ruhundan suzillmiitiir, ozun ozudur. Onun (aleyhissalata
vesselam) peygamberligi ise kainatm his, UUr ve aklmdan silzalmii
en saf oziidiir. Belki Resul-u Ekrem'in (aleyhissalata vesselam) maddf
ve manevf hayat1, eserlerinin ahitligiyle, kainatm hayatmm hayat1d1r.
Onun (aleyhissalata vesselam) peygamberligi, kainatm Uurunun Uuru
ve nurudur. Ve Kur'an'm vahyi, capcanlz hakikatlerinin ahitligiyle,
kainatm ruhu ve aklzd1r.
Evet, evet, evet! Eger Resul-u Ekrem'in (aleyhissalata vesselam) peygamberliginin nuru ~1k1p gitse kainatm omrii son bulacak. Eger Kur'an
gitse117 kainat divane olacak ve yerkilre aklm1 kaybedecek, belki UUrsuz kalan balnl bir gezegene ~arp1p k1yameti koparacak.
Hem hayat, "kadere iman" esasma bak1p iaretlerle onu da ispat eder.
117

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), kiyamete yakin bir donemde,


Kur'an'm yeryiiziinden <;ekilip almacagm1 ifade buyurmaktadir: ibni Mace, fiten
26; ibni Hibban, es-Sahih 15/267; el-Hakim, el-Milstedrek 4/520, 587.

142 S6ZLER

<:;unkii madem hayat, U goriinen alemin I1g1dir ve onu kuatlr, varhgm


neticesi ve gayesidir, kainatm Hahk'mm en geni aynas1, Rabbani icraatm en mukemmel 6megi, fihristi ve -temsilde hata olmasm- bir <;;eit
program1 hukmiindedir. Elbette hayat s1rn, gayb alemindeki, yani ge<;;mi ve gelecekteki varhklarm, manevi hayatlan hukmiinde olan intizam,
nizam, bilinme ve goriilme, meydana 9kma ve yarahh kanunlanna
uymaya haZir bir vaziyette bulunmalanm gerektiriyor.
Nasd ki bir agacm asd <;;ekirdegi, kokii, hatta dallarmm en ucundaki
ve meyvelerindeki <;;ekirdekleri dahi aynen aga<;; gibi bir <;;eit hayata
sahiptir. Onlar, belki agacm hayat kanunlanndan daha ince kanunlan
taIr. Hem nasd ki, bu gordiigiimiiz bahardan 6nceki giiziin biraktig1 tohumlar, kokler ve bu bahar ge<;;tikten sonra gelecek mevsimlere
birakacag1 <;;ekirdeklerle kokler de hpk1 bu bahar gibi hayat cilvesi tatyor ve hayat kanunlarma tabidir. Aynen oyle de, kainat agacmm
biitiin dal ve budaklannm birer ge<;;mii ve gelecegi vard1r. Onlarm,
ge<;;mi ve gelecek hallerinden, vaziyetlerinden oluan birer silsilesi bulunur. Her varhk tiiriiniin ve onun fertlerinin Cenab-1 Hakk'm ilminde
<;;eitli hallerle farkh var olulan bir ilmi varhk silsilesi meydana getirir.
Ve maddi varhk gibi o ilmi varhk da umumi hayatm manevi bir cilvesine mazhardir ki, kader kalemiyle yazdml hayat program! 0 manidar
ve canh kader levhalanndan al1mr.
Evet, gayb aleminin bir <;;eidi hukmiindeki ruhlar aleminin hayatm ta kendisi, 6zii ve hayat i<;;in gerekli olan ruhlarla dolu bulunmas1,
elbette ge<;;mi ve gelecek denilen gayb aleminin diger dairesinin,
yani ikinci k1smmm da hayat cilvesine mazhar olmasm1 ister ve gerektirir. Hem her bir eyin ilmi varhgmdaki kusursuz diizen, manidar
vaziyetler, canh meyveler, tav1rlar; o eyin bir tiir manevi hayata
sahip oldugunu gosterir. Evet, ezeli hayat giineinin bir panlt1s1 hiikmiindeki bu hayat ciJvesi, eJbette yaJmz U g6riinen aJemJe, i<_:;inde
bulundugumuz zamanla ve maddi varhkla smirh olamaz; belki her
bir alem, kabiliyetine gore hayatm cilvesine mazhardir. Ve o cilve
sayesinde kainat biitiin alemleriyle canh ve parlaktir. Yoksa, dalalet
nazanyla bakdd1gmda goriildiigii gibi, ge<;;ici ve g6riiniite bir hayatm ardmda her bir alem, biiyiik ve miithi birer cenaze ve karanhk
birer virane olurdu.

ONuNcu Soz 143

ite, "kaza ve kadere iman" esas1 da geni bir ekilde hayat sm1yla
anla1hyor ve sabit hale geliyor. Yani, nas1! ki U gbri.inen alemin ve
mevcut, gozi.imi.izi.in oni.indeki eyanm, di.izeniyle ve neticeleriyle canh oldugu g6ri.ili.iyor; aynen oyle de, gayb aleminden say1lan ge<;:mi
ve gelecek mahluklarm dahi manen canh, manevl ve ilmen sabit birer
varhklan mevcuttur. Kaza ve Kader levhas1 vas1tas1yla o manevl hayatm neticesi, mukadderat eklinde gori.ini.ir, ortaya c;:1kar.

ZEYLiN U<;UNCU PAR<;ASI


Hair hakkmda bir,., soru: Kur'an'da
tekrarlanan ~~I
GSt.5 01
,,..
.
119 ,_,\1 -~f<: ~1 :\9L:l1 ,,i \J' beyanlan o buyuk h~.:::rin bi;
ve
,3
~ c-.,
y
3
'
~
anda, c;ok klsa surede m~ydana gelecegini gosteriyor. Smirh ak1l, bu
son derece harika ve benzersiz meseleyi tam anlayamaz. Kabul etmek
ic;in gozle gorulur bir ornek ister.
Cevap: Hairde, ruhlann bedenlere donmesi, bedenlerin diriltilmesi ve inas1 var. Bunlar tic; meseledir.
~

11 s;~\'

Birinci Mesele
Ruh/arm bedenlerine donmesine 6rnek: Gayet duzenli bir ordunun, istirahat ic;in her tarafa dagtlm1ken yuksek bir boru sesiyle toplanmas1d1r. Evet, israfil'in borusu olan Sur, ordunun borazanmdan
daha geri olmad1g1 gibi, ebediyet tarafmda ve zerreler alemindeyken
Ji hitabm1 iiten ve ona 121 ~ 1)~ ile
ezel yonunden gelen 120
cevap veren ruhlar, elbette ordunun askerlerinden c;ok daha duzenli ve itaatkard1rlar. Yalrnz ruhlarm degil, kainattaki buttin zerrelerin,
Cenab-1 Hakk'm bir ordusunun itaatkar askerleri oldugunu Otuzuncu
Soz kesin delillerle ispat etmitir.

A-%

ikinci Mesele
Bedenlerin diriltilmesine ornek: <.;:ok buyuk bir ehirde, enlikli bir
gecede, bir tek merkezden, yuz binlerce elektrik lambasmm adeta zamans1z, bir anda yanmas1 gibi, butun yeryuzunde de bir tek merkezden
yuz milyonlarca lambaya llk vermek mumkundur. Madem Cenab-1
Hakk'm elektrik gibi bir nimeti, misafirhanesindeki bir hizmetkan ve
118
119

120
121

"Biitiin olay, tek bir i;agndan ibaret!" (Yasin suresi, 36/29, 53)
"Kiyametin kopmas1 ise baka degil, ancak goz a9p kapama (yahut daha da k1sa)
bir anda olup biter." (Nahl suresi, 16/77)
"Ben Sizin Rabbiniz degil miyim?" (A'raf suresi, 7/172)
"Onlar da 'Elbette!' diye ikrar etmilerdi." (A'raf suresi, 7/172)

ONuNcu Soz 145

lambas1, Hahk'mdan ald1g1 terbiye ve intizam dersiyle bu hale mazhar


oluyor. Elbette O'nun elektrik gibi binlerce nurani hizmetkanmn temsil
ettikleri ilahi hikmetin muntazam kanunlan dairesinde, o buyuk hair
gbz ac;1p kapaymcaya kadar gerc;ekleebilir.
U~iincii Mesele

Bedenlerin hep beraber, bir defada inaszna ornek: Bahar mevsiminde, birkac; gun ic;inde say1ca insanlann tamammdan binlerce kat
fazla olan agac;lann butun yapraklanyla beraber, onceki baharm ayms1
gibi birden, mukemmel bir ekilde inaSI. .. Yine agac;lann buhln c;ic;eklerinin, meyvelerinin ve yapraklannm, gec;mi bahann mahsulleri
gibi, imek h1z1yla var edilmesi. . . Baharm balang1cmda say1s1z tohumcugun, c;ekirdegin, kokun birden, beraberce uyanmas1, buyumesi
ve canlanmas1. . . Oluler misali, kemikten ibaretmi gibi ayakta duran
buhln agac;lann cenazelerinin bir emir ile hep beraber "olumden sonra
dirili" hakikatine mazhar olmas1. . . Kuc;ucuk cinslerden say1s1z hayvanm son derece benzersiz bir ekilde diriltilmesi. . . Bilhassa, daima
yuzunu, gozunu, kanadm1 temizlemekle bize abdesti ve temizligi hahrlatan, yuzumuzu okayan ve bir senede dunyaya gonderilenlerinin
say1s1 Hazreti Adem zamanmdan beri gelen buhln insanlardan daha
fazla olan sineklerin her baharda diger canh turleriyle birlikte birkac;
gunde yaratilmas1. .. Elbette butun bunlar, k1yamette insanm bedenindeki uzuvlann tekrar bir araya getirilecegine bir degil, binlerce ornektir.
Evet, dunya hikmet yurdu, ahiret kudret yurdu oldugundan
Cenab-1 Hakk'm Hakim, Murettib (her eyi duzene koyan), Mudebbir (butun varhklan sonsuz hikmetiyle idare eden), Murebbi (her eyi en guzel ekilde terbiye eden) gibi pek c;ok isminin neticesi olarak,
dunyada eyanm yarahhmm derece derece ve zamanla gerc;eklemesi, Rabbani hikmetin geregidir. Ahirette ise hikmetten c;ok kudret
ve rahmet gorulecegi ic;in maddeye, zamana ve beklemeye ihtiyac;
birakmadan eya birden ina edilir. Burada bir gunde, bir senede
yap1lan ilerin, ahirette bir anda gerc;ekleecegine iaretle Kur'an-1
Mucizu'l Beyan 122 ~.)t ~) ~\ ~ ~~ ~L:J\ _:;,;1 \Jj buyuruyor.
122

"Kiyametin kopmas1 ise baka degil, ancak goz a<:;1p kapaymcaya kadar (yahut
daha da k1sa) bir anda olup biter." (Nahl suresi, 16/77)

146

SOZLER

Eger hari, onilmilzdeki baharm gelmesi gibi kesin bir ekilde anlamak istersen, hare dair Onuncu ve Yirmi Dokuzuncu Soz'leri dikkatle
oku, hakikati gor. Eger oldilkten sonra diriltilecegine, bahann gelecegine inand1gm gibi inanmazsan, gel parmagm1 gozilme sok!

ilave Olarak Dordiincii Bir Mesele


Diinyanm sonu ve kryametin kopmasr: Bir anda bir gezegenin veya
bir kuyruklu yild1zm Cenab-1 Hakk'm emriyle dilnyam1za, misafirhanemize c;arpmas1 onu harap edebilir. On senede yap1lan bir saraym,
bir dakikada y1k1lmas1 gibi...

ZEYLiN DORDUNCU PAR<;;:ASI

Yani, insan, "<;uriimii kemikleri kim diriltecek?" diye sorar. Sen


de ki, "ilk defa kim yarahp onlara hayat vermise o diriltecek."
Onuncu Soz'iin Dokuzuncu Hakikati'nin ii<:;iincii temsilinde tasvir
edildigi gibi, bir zat gbz bniinde, biiyiik bir orduyu bir giinde batan
meydana getirdigi halde biri, "~u zat, askerleri istirahat i<:;in dag1lm1
olan bir taburu bir boru sesiyle toplar, tabur diizeni altma ahr." dese ...
Sen de, "inanmam!" desen ... Bunun ne kadar divanece bir inkar oldugunu bilirsin.
Aym ekilde, ordu misali biitiin hayvanlann ve diger canhlarm tabur misali cesetlerine, kusursuz bir intizamla ve hikmetli bir dengeyle o
bedenlerin zerrelerini ve latifelerini "kiin feyekun" 124 emriyle kaydedip
yerletiren, her devirde, hatta her baharda yeryiiziinde ordu gibi yiiz
binlerce canh tiiriinii ve toplulugunu yaratan sonsuz kudret ve ilim
sahibi Zat hakkmda, "Tabur gibi bir cesedin nizam1 altma girerek birbiriyle taman zerreleri ve asli unsurlan bir seda ile, israfil'in Sur'uyla
nasil toplayabilir?" diye sorulur mu? Bunu akildan uzak gbriip sormak, ahmak<:;a bir divaneliktir.
Kur'an bazen Cenab-1 Hakk'm ahiretteki harika icraatim kalbe kabul ettirmek ve zihni tasdike hamlamak i<:;in diinyadaki hayret verici
123 "(Nasil yaratild1gm1 unutarak, bir de misal firlath Bize:) 'c;:urilmil vaziyetteki o
kemikleri kim diriltecek!' diye. De ki: Onlan ilk defa ina eden diriltir, hem 0 her
turli.i yaratmay1 bilir." (Yasin suresi, 36/78-79)
124 "(0, bir eyi yaratmak isteyince sadece) 'ol!' der, o da oluverir." (Bakara suresi,
2/117; Al-i imran suresi, 3/47, 59; En' am suresi, 6/73; Nahl suresi, 16/40; Meryem
suresi, 19/35; Yasin suresi, 36/82; Mi.i'min suresi, 40/68)

148 SOZLER

ileri zikreder. Veyahut gelecekten ve ahiretteki harika ilahi icraattan


oyle bahseder ki, gordugumuz pek i;;ok misalle ona inamnz.
Mesela:

'. ~nr.:. c1 0~'11 / ~1 'i


u-:-:: ~ .r 1~~~ ~
~
~
; _;'. 1J

125~

'.

'

,,

ayetinden surenin sonuna kadar. .. ite U bahiste Kur'an-1 Hakim, hair meselesini yedi-sekiz farkh ekilde ispat ediyor.
Oncelikle dunyaya ilk gelii nazara veriyor ve diyor ki: "Bir damla
sudan kan p1htisma, ondan kui;;uk bir et pari;;asma ve ta insanm ortaya
<;;1k1ma kadar olan yaratih1mz1 goruyorsunuz. Nasil oluyor da oldukten sonra diriltilmeyi inkar ediyorsunuz? Bu, ilk yaratihm benzeridir,
hatta ondan daha kolaydir."
Hem ~enab,-1 Hak, insana sundugu buyuk ihsanlarma ~ c..?051
126 \~C
\ti ~\ ~ ~ ayetiyle iaret ederek diyor ki: "Size boyle
nimet veren bir Zat, sizi ba1bo b1rakmaz ki kabre girip kalkmamak
uzere yatasm1z!"
Hem U manaya iaret ediyor: "Olmll aga<;;lann dirilip yeillendigini goruyorsunuz. Odun gibi kemiklerin hayat bulmasm1 buna k1yaslamay1p akildan uzak say1yorsunuz. Gokleri ve yeri yaratan Zat,
goklerin ve yerin meyvesi olan insana hayat vermekten ve onu 61durmekten aciz kahr mi? Kaea agac1 idare eden, o agacm meyvesine
kiymet vermeyip onu bakasma ma! eder mi? Neticesini terk etmekle,
butun k1s1mlan hikmetle yogrulmu yaratih agacm1 abes ve beyhude
kilar mi zannediyorsunuz?"
Hem diyor ki, "Ahirette sizi diriltecek Zat oyle bir Zat'tir ki, kainat
O'nun emri altmda bir asker hukmundedir, 'kun feyekun' emrine tam
bir itaatle boyun eger. Bir bahan yaratmak, O'na bir <;;i<;;egi yaratmak
kadar kolay gelir. Butun hayvanlan var etmek, O'nun ic;in bir sinegin
yaratihI kadar kolayd1r. Boyle bir Zat'a kar1 127 f~I ~ ~ deyip
kudretini acizlikle itham ederek O'!la meydan okunmaz."
Sonra 128 ~~
..S}:G ~~ LS051
..
. ~~ tabiriyle O'nun, her eyin

.?

JS
/

~~~~~~~~-

125

126
127
128

"insan Unu hi<; g6rup dililnmedi mi: Biz kendisini bir nutfeden yaratmrken, yaman bir hasrm kesildi Bize." (Yasin sO.resi, 36/77)
"O'dur ki sizin i<;in yeil aga<;tan bir ate yaratrr." (Yasin sO.resi, 36/80)
"(<;ilrumil vaziyetteki) o kemikleri kim diriltecek?" (Yasin sO.resi, 36/78)
"Subhandrr, milnezzehdir o Zat ki, her ey uzerinde hakimiyet elindedir. Ve

ONuNcu Soz 149

dizgini elinde, anahtan katmda bulunan, gece ile gunduzu, k1 ile yaz1
bir kitabm sayfalan gibi kolayca <;eviren, dunya ve ahireti iki oda hukmune getirerek birini kapay1p otekini a<;an bir Kadlr-i Zulcelal oldugunu ifade eder. Madem boyledir, butun delillerin neticesi olarak Kur' an
6yle der: 129 0_#.- j ~ yani sizi mezarlanmzdan kaldiracak, diriltip
yuce huzurunda hesabm1z1 gorecektir.
ite U ayetler, zihni ve kalbi, hari kabul etmeye hazirlar. <;;:unku
dunyadaki benzer icraattan da ornekler verir.
Hem bazen Kur' an ahirette olup bitecekleri oyle tarif eder ki, dunyadaki benzerlerini hatirlatir. Boylece onlan aktldan uzak g6rup inkar
etmeye meydan birakmaz.
Mesela: 130..:.,5} ~I 11pla ahir ... Ve 131 ..:.,.;1.21~~I111 ila ahir ...
Ve 132 ,: ~ <1 ~~1'111 ila ahir:..
,

ite U sO.relerde, k1yamet ve hairdeki buyuk ink1laplar ve


rubO.biyetin icraatJ oyle anlatihr ki, insan onlann benzerlerini dunyada, mesela guz ve bahar mevsimlerinde gordugu i<;in, kalbe dehet
verip akla s1gmayan o degiimleri kolayca kabul eder. $u ll<; sO.renin
mealine k1sa bir iaret bile pek uzun olur. Onun i<;in ornek olarak bir
tek ifadeyi gosterecegiz. $6yle ki:
133 ..:., ~ ~I 11 beyam, "Hairde herkesin butun amelleri bir
sayfa i<;inde yaz1h olarak neredilecek." manasm1 ifade eder. $u mesele tek bama <;ok hayret uyandird1gmdan ak1l ona yo! bulamaz. Fakat
sO.renin iaret ettigi Qzere, bahar mevsiminde baka noktalann misalleri oldugu gibi, U meselenin de benzeri <;ok a9kt1r. <;;:unku meyve veren bir agacm ve <;i<;ekli bir otun da amelleri, fiilleri, vazifeleri bulunur.
Allah'm isimlerini ne ekilde gostererek tesbihat yapmlSa ona gore
kullugu vardir. ite onun buhln bu amelleri hayatiyla beraber butun
<;ekirdeklerinde, tohumcuklarmda saklamp baka bir baharda, baka
bir zeminde ortaya <;tkar. Kendi suretinin diliyle as1llannm amellerini
a9k<;a zikrettigi gibi; dal, budak, yaprak, <;i<;ek ve meyveleriyle de amel
129
130
131
132
133

hepinizin de donilil, O'na olacakhr." (Yasin sO.resi, 36/83)


Yasin sO.resi, 36/83.
"Gune durulup t1g1 sondugu zaman ... " (Tekvlr sO.resi, 81/1)
"Gok yanld1g1 zaman ... " (infitar sO.resi, 82/1)
"Gok yanld1g1 zaman ... " (inikak sO.resi, 84/1)
"Hesap defterleri ac;!ld1g1 zaman ... " (Tekvlr sO.resi, 81/10)

150 SOZLER

sayfalanm nereder. ite goziimiiziin 6niinde bu hikmetli; muhafaza,


idare ve terbiye edici giizel ii yapan O'dur ki, 134 ..;_,~ ~I 11 der.
Baka noktalan buna k1yasla. Giiciin yeterse baka manalar 9kar.
Sana yard1m etmek ic;;in Unu da soyleyelim: 135..;_,5} ~I 111 beyam,
"tekvir" lafztyla, yani sarmak ve toplamak manas1yla parlak bir temsil
gosterdigi gibi, benzerini de ima eder. Bunun iki manas1 var:
Birincisi: Cenab-1 Hak, yokluk, esir ve gok perdelerini ac;;arak
giine gibi yeryiiziinii llklandiran p1rlanta misali bir lambay1, rahmet
hazinesinden c;;1kanp diinyaya gosterdi. Diinya kapand1ktan sonra o
p1rlantay1 6rtiisiine sanp kaldiracakbr.
ikincisi: Giine, 11g1m yaymak ve yeryiiziine karanhkla nobetlee
sarmakla vazifeli bir memur oldugu ve her akam eyasm1 toplay1p
gizlendigi gibi, bazen bir bulut perdesine saklamr, bazen ay onun yiiziine perde olur. 0 memur, !1gm1 ve hesap defterlerini toplad1g1 gibi,
elbette bir giin vazifesinden temelli aynlacakbr. Hatta hic;;bir sebep bulunmasa bile, giinein yiiziindeki imdilik kiic;;iik, fakat biiyiimeye yiiz
tutmu iki !eke genileyerek onun yeryiiziine Cenab-1 Hakk'm izni ile
verdigi 111, yine Rabbi, emriyle geri ahp giinein bama saracak ve
"Haydi, burada iin kalmad1, cehenneme git, sana ibadet edip senin
gibi itaatkar bir memuru sadakatsizlikle itham edenleri, hor gorenleri
yak" diyecektir. Giine, 136..:...5} ~I 111 fermamm lekeli siyah yiiziiyle, yiiziinde okur.
,
,

134
135
136

"Hesap defterleri aiid1g1 zaman ... " (Tekvlr suresi, 81/10)


"Giine diiriiliip l1g1 sondiigu zaman ... " (Tekvir suresi, 81/1)
"Giine diiriiliip 11g1 sondiigii zaman ... " (Tekvir suresi, 81/1)

ZEYLiN BE~iNCi PAR<;ASI


Evet, hadisin kesin hiikmiiyle, insanligm en sec;;kin ahsiyetleri olan
yiiz yirmi dart bin peygamber, 137 yanlihgma ihtimal bulunmayan bir
ittifakla, k1smen ahitlige, kismen de bizzat tecrubeye dayanarak ahiretin varligm1, insanlann oraya sevk edilecegini ve bu kainatm Halik' mm
kesinlikle vaat ettigi ahireti meydana getirecegini haber verir. Aym ekilde, bu haberi keif ve ahitlik yoluyla, ilme dayanan kesin bilgiyle
tasdik eden yiiz yirmi dart milyon evliyanm ahiretin varhgma ehadetleri ve kainatm Hakim Yarahc1smm biitiin isimleri, bu diinyada gasterdikleri cilvelerle baki bir alemi ac;;1kc;;a gerektirir. Yine her sene baharda, yeryiiziinde ayakta duran say1s1z almii agacm cenazesini "kiin
feyekun" 138 emriyle dirilten, hair ve nerin yiiz binlerce arnegi olarak
lie;; yiiz bin bitki ve hayvan tiirune can veren sonsuz, ezeli bir kudret;
smirs1z, israfs1z, ebedi bir hikmet, nzka muhtac;; biitiin canhlan tam bir
efkatle harika bir tarzda besleyen ve her baharda, had ve hesaba
gelmez c;;eitli giizelliklerini k1sa bir zamanda gasteren baki bir rahmet
ve claim! bir inayet ac;;1kc;;a ahiretin varhgm1 gerektirir. Ve U kainatm
en miikemmel meyvesi, kainatm Halik' mm en sevdigi sanath varhg1
ve biitiin varhklarla en c;;ok alakadar olan insandaki iddetli, sarsilmaz,
daimi beka ak1, ebediyet arzusu ve aliimsiizliik emeli, iaret ve delilleriyle bu fani alemden sonra baki bir alem ve bir saadet yurdu bulundugunu o derece kesin ispatlar ki, ahiretin varhgm1 apac;;ik bir ekilde,
diinyanm varhg1 gibi kabul etmeyi gerektirir. 139 HA'!iYE Madem Kur' an-1
137

124 bin nebi, 315 (veya 313) resul olduguna dair bkz. Ahmed ibni Hanbel, elMiisned 5/265; ibni Hibban, es-Sahfh 2/77; et-Taberani, e/-Mu'cemu'l-Kebfr
8/217.

138

"(0, bir eyi yaratmak isteyince sadece) 'ol!' der, o da oluverir." (Bakara suresi,

2/117; Al-i imran suresi, 3/47, 59; En'am suresi, 6/73; Nahl suresi, 16/40 ... )
139

HA~iYE Evet, ispata dayanan bir eyi haber vermenin kolayhg1, inkar etmenin gayet

zor oldugu, U temsilden anlaihr: Biri dese, "Yeryuzunde meyveleri slit konserveleri olan gayet harika bir bahi;:e var." Bir bakas1 da dese ki: "Hayir, yoktur." Birinci adam, yalmz onun yerini veya baz1 meyvelerini gostermekle davasm1 kolayca
ispatlar. inkar eden adam ise iddiasm1, bullin yeryuzunu gbrmek ve gostermekle

152 SOZLER

Hakim'in bize en mi.ihim derslerinden biri "ahirete iman"dir ve bu


iman o derece kuvvetlidir, onda oyle bir i.imit ve teselli bulunur ki, bir
tek ahsa yi.iz bin ihtiyarhk gelse bu imanm verdigi teselli ona yetebilir.
$u halde biz ihtiyarlar 140 ~~~\ ~l45' ~ WI deyip ihtiyarhg1m1za
,
sevinmeliyiz.

140

ispatlayabilir. Aynen oyle de, cenneti haber verenlerin, onun yuz binlerce tecellisini, meyvesini, eserini gosterdiklerini goz ard1 etsek bile, dogru soyleyen iki ahidin
ehadetleri ispatlanna yeterken; onu inkar eden, sonsuz kainah, ebedl zamam gorup eledikten sonra inkanm ispatlayabilir, cennetin var olmad1gm1 gosterebilir. ite
ey ihtiyar kardeler! Ahirete imanm ne kadar saglam bir esas oldugunu anlaym1z.
Ka.mil iman nasip ettigi ic;;in Allah' a hamdolsun!

~jl~jl~I~
0 ~\I'
I~
~:_~l~I.(.)::"'J
1fl\'el~L:
l~I,j~J
l~qt\'ei~\;l~I
~~ll'el~.C
':.,
~
~
't'"'
.r-J
~J~J

~U ~,~~ Llj ~j ~ ~ Llj i..ri'j~lj e ~ Llj ~l~~llj


,,.

o"'

1~~ ~ ~~ ~j e

J. ,,.

,...o~

o,,.

4:.$j ~~I~

o,,,

e ~~j Ll>j_#

Ey karde! Eger alemdeki hikmetin hls1mm1, insanm yarahh muammasm1 ve namaz hakikatinin ince manalanm bir parc;a anlamak
istersen, nefsimle beraber U temsill hikayecige bak:
Bir zaman bir sultan varmI. Onun, ic;inde her c;eit cevher, elmas
ve zumrut olan pek c;ok hazinesi, gizli ve pek hayret verici defineleri
bulunuyormu. 0 sultan hem kemal vas1flanyla esiz sanatlarda pek
c;ok hunere, hem hayranhk uyandiran say1s1z fende marifete ve engin
bir nazara, hem de sonsuz, benzeri olmayan ilimlerde bilgiye, vukufa
sahipmi.
ite her guzellik ve kemal sahibinin, kendi guzelligini ve mukemmelligini gormek ve gostermek istemesi smmca, o anh sultan da bir
sergi ac;1p ic;ine eserlerini dizerek insanlara saltanatmm hametini,
servetinin aaasm1, sanatmm harikalanm ve marifetinin hayret verici
"Giinee ve onun parlak aydmhgma ... Onu izleyip (ttgmt) yans1tan aya ... Dunyay1 ac;:1ga c;:1karan giindiize ... Onu biiriiyiip saran geceye ... Gage ve onu bina
edene ... Yere ve onu yay1p doeyene ... Her bir nefse ve onu bir nizama koyana ...
Ona hem kotiiliigii, hem de ondan sakmma yolunu ilham edene yemin olsun ki:
Nefsini madd! ve maneVi kirlerden anndiran kurtulua erer. Onu giinahlarla orten
ise ziyana ugrar." ($ems suresi, 91/1-10)

154 SOZLER

orneklerini gostermek istemi ki, kendi manevi guzelligini ve kemalini


iki ekilde seyretsin:
Birincisi: Bizzat kendi, inceliklere aina nazanyla gorsun.
Digeri: Bakalannm gozuyle baksm.
Sultan, bu hikmete binaen, buyuk, geni ve muhteem bir saray
yapmaya balamI. 0 saray1 saltanatma yakIIr bir ekilde dairelere,
odalara ayirarak hazinelerindeki turlu llirlu k1ymetli talarla suslemi.
Sanatmm en latif, en guzel eserleriyle bezeyip hikmetli ilminin en ince
ornekleriyle duzenleyerek ve mucizeli eserleriyle donatarak tamamlad1ktan sonra, her c;;eit yiyecegin ve nimetinin en lezizlerinden oluan
sofralar kurmu. Her bir topluluk ic;;in bir sofra ayirmI. Oyle comertc;;e
ve sanatma yakIIr umumi bir ziyafet haz1rlam1 ki, adeta her bir sofraya, yuz farkh ince sanatm eseri olarak meydana gelen k1ymetli, say1s1z
nimeti sermi. Sonra memleketinin her tarafmdaki ahaliyi ve emri altmdakileri seyre, gezintiye ve ziyafete c;;agirmI.
Ardmdan bir yaver-i ekremine, yani en buyuk memuruna saraym
hikmetlerini ve ic;;indekilerin manalanm bildirerek onu ustad ve rehber
tayin etmi ki, saraym sanatkanm ic;;indekilerle beraber ahaliye tarif etsin, nakilannm gizli manalanm bildirip oradaki sanatlann neye iaret
ettigini ogretsin, ic;;ine intizamla dizilmi suslerin ve olc;;Ulu nak1lann ne
oldugunu, saray sahibinin kusursuzlugunu ve hunerlerini ne ekilde
gosterdigini anlatsm .. saraya girmenin adabm1 ve seyir merasiminin
nas1l olacagm1 bildirip o g6runmeyen sultanm nzas1 dairesinde agirlanmanm gereklerini tarif etsin.
ite o yo! gosterici ustadm her dairede birer yard1mc1s1 varmI.
Kendisi de en buyuk dairede, talebelerinin ic;;inde durup butun seyircilere 6yle seslenmi:
"Ey ahali! $u saraym sahibi olan efendimiz, bu eserleri gostermekle ve bu saray1 yapmakla kendini size tamtmak istiyor. Siz de onu tamym1z ve guzelce tammaya c;;ah1mz. Hem U nakilarla kendini size sevdirmek istiyor. Siz de sanatm1 takdir edip ilerini begenerek kendinizi
ona sevdiriniz. Hem bu gordugunuz ihsanlarla size sevgisini bildiriyor.
Siz de kendisine itaat ederek onu seviniz. Hem U g6runen nimetleri
ve ikramlanyla size efkatini ve merhametini gosteriyor. Siz de llkurle ona hurmet ediniz. Hem kusursuz vas1flannm eserleriyle manevi

ON BiRiNci

Soz 155

gtizelligini bildirmek istiyor. Siz de onu gormek ve alakasm1 kazanmak


ic;in evkinizi gosteriniz. Hem gordtigtini.iz btittin U sanath eserlerin ve
nak1lann tisttine birer hususi damga, birer mtihtir, birer taklit edilmez
imza koymakla, her eyin kendisine ait oldugunu, kendi elinden c;1khgm1, zatmm tekligini, benzersizligini, hic;bir eye bagh bulunmad1g1m
size gostermek istiyor. Siz de onu tek, bir, esiz, benzersiz, emsalsiz
tamym1z, kabul ediniz." 0 yaver-i ekrem, seyircilere daha bunun gibi,
kendisine ve o makama yak1an sozler soylemi. Sonra saraya giren
ahali iki k1sma ayrilml:
Birinci krsrm, kendini bilen, akl1 bamda ve kalbi bozulmam1
kiiler olduklarmdan o saraym ic;indeki hayret verici eylere bakbklan zaman, "Bunda btiytik bir i var." demiler. Anlam1lar ki, bunlar
bouna haz1rlanm1, basit hirer oyuncak degil... 0 yi.izden merak etmiler; "Acaba bls1m1 nedir, ic;inde ne var?" diye dtitintirken, birden
o yo! gosterici tistadm nutkunu iitmiler. Gormtiler ki, btittin s1rlarm
anahtarlan ondadir. Kendisine dogru giderek 6yle demiler: "Selam
sana ey tistad! Gerc;ekten boyle muhteem bir saraya, senin gibi doru
sozlti ve saraym inceliklerini bilen bir tarif edici laz1mdir. Efendimiz
sana ne bildirmise ltitfen bize bildir." Ostad daha once bahsi gec;en
nutku onlara okumu. Onlar da gtizelce dinlemi, iyice kabul edip ondan tam faydalanarak padiahm nzas1 dairesinde hareket etmiler. Bu
edepli davramlan ve vaziyetleri houna gittiginden, padiah onlan
has, ytiksek ve tarifi imkansiz bir baka saraya davet etmi, kendilerine
ihsanda bulunmu. Oyle comert bir sultana yaktir, oyle itaatkar bir
ahaliye lay1k, oyle edepli misafirlere ve oyle ytiksek bir saraya yarair
ekilde ikramlar sunmu; onlara daimi saadet vermi.
ikinci krsrm ise ak1llan bozulmu, kalbleri sonmti kiiler olduklarmdan, saraya girdikleri vakit nefislerine yenilmi, lezzetli yiyeceklerden baka hic;bir eyle ilgilenmemiler. Bullin o gtizelliklere gozlerini
kapam1, o ustadm iradma ve talebelerinin ikazlanna kulak bkamt,
hayvan gibi yiyerek uykuya dalmtlar. ic;ilmesi yasak fakat baz1 eyler
ic;in haz1rlanm1 olan iksirlerden ic;miler. Sarho olup bag1rm1, ortahg1 kanhrmt, seyirci misafirleri c;ok rahats1z etmiler. Saraym am yuce
sanatkarmm, sahibinin kanunlarma kart edepsizlikte bulunmular. 0
zatm askerleri de onlan tutup oyle edepsizlere yaralr bir hapse atml.

156 SozLER

Ey benimle beraber bu hikayeyi dinleyen arkada! Elbette anladm


ki, o anh htiktimdar, bu saray1, U bahsedilen maksatlar ic;;in yapmthr. $u maksatlarm meydana gelmesi ise iki eye baghdir:
Birincisi: $u gordtigtimtiz ve nutkunu iittigimiz tistadm varhg1d1r.
<;unkti o olmazsa, btittin maksatlar beyhude hale gelir. Anlatlmaz bir
kitap, onu izah edecek biri yoksa manas1z bir kag1ttan ibaret kahr.
ikincisi: Ahalinin, o tistadm soztinti dinleyip kabul etmesidir.
Demek, tistadm varhg1 saraym varhk sebebidir. Ve ahalinin onu
dinlemesi, saraym bekasma sebeptir. Oyleyse denilebilir ki, o tistad
olmasayd1, o am ytice sultan U saray1 yapmazd1. Ve yine denilebilir
ki, ahali o tistadm emirlerini dinlemedigi vakit, elbette o saray y1k1hp
degitirilecektir.
Ey arkada! Hikaye burada bitti. Eger U temsilin s1rnm anlad1ysan
bak, hakikatin ytiztinti de gar:
ite o saray, U alemdir ki, tavam, tebesstim eden yild1zlarla nurlandmlm1 g6kytizti; 2 zemini ise dogudan bahya c;;eit c;;eit, renk renk
c;;ic;;eklerle stislenmi yerytiztidtir. 3 0 saraym sahibi, ezel ve ebed sultam olan bir Zat-1 Mukaddes'tir; yedi kat gokler, yerytizti ve ic;;lerindeki her ey, kendilerine has dillerle O'nu takdis ve tesbih ediyor. 4 0
oyle bir Melik-i Kadir' dir ki, gokleri ve yeri alh gtinde yaratarak5 ar-1
rububiyetinde duran, gece ile gtindtizti siyah-beyaz iki hat gibi birbiri
ardmca dondtirtip 6 kainat sayfasmda ayetlerini yazan; gtinei, ay1 ve
yild1zlan emrine amade kilan 7 hamet ve kudret sahibidir. 0 saraym
daireleri ise U on sekiz bin alemdir; 8 her biri kendine lay1k bir tarzda
stislenmi ve dtizene koyulmutur. ite o sarayda g6rdtigtin hayret verici sanatlar, ilahl kudretin bu alemde gortinen mucizeleridir. Orada
gordtigtin yiyecekler, ilahl rahmetin bu alemde, hele yaz mevsiminde,
hele Baria bahc;;elerindeki harika meyvelerine iarettir. Oradaki ocak

Bkz. Saffat suresi, 37/6; Fussilet suresi, 41/12; Mi.ilk suresi, 67/5.
Bkz. Kehf suresi, 18/7; Rum suresi, 30/50.
Bkz. Ra'd suresi, 13/15; isra suresi, 17/44; Nahl suresi, 16/49; Hae suresi, 22/18.
Bkz. A'raf suresi, 7/54; YD.nus suresi, 10/3; HD.cl suresi, 11/7; Furkan suresi, 25/59.
Bkz. Bakara suresi, 2/164; Al-i imran suresi, 3/27, 190; A'raf suresi, 7/54.
Bkz. A'raf suresi, 7/54; Ra'd suresi, 13/2; ibrahim suresi, 14/33; Nahl suresi, 16/12.
Fatiha suresindeki "Alemlerin Rabbi" ifadesindeki "alemler"in on sekiz bin alem
olduguna dair Bkz. et-Taberi, Cdmiu'/-Beydn 1/63; Ebu Nuaym, Hilyetil'l-Evliyd
2/219; ibni Kesir, Tefsfru'l-Kur'dn 1/24, 25.

ON BiRiNci Soz 157

ve mutfak ise burada, kalbinde ate olan topraga ve yeryilzilne iaret


eder. Temsilde gordugiln gizli definelerin cevherleri, hakikatte Cenab-1
Hakk' m kutsl isimlerinin cilvelerine misaldir. Oradaki nak1lar ve gizli
manalan, bu alemi susleyen muntazam, sanath eserler ve kudret kaleminin olc;ulu nak1landir ki, Kadir-i Zulcelal'in isimlerini gosterir.
Ve o ustad ise Efendimiz Hazreti Muhammed'dir (aleyhissaldtu vesselam). Onun yard1mc1lan peygamberlerdir (aleyhimusselam). Talebeleri,
evliya ve asfiyadir. 9 Hukumdann o saraydaki hizmetkarlan, meleklere (aleyhimusselam) iaret eder. Temsilde seyir ve ziyafete davet edilen
misafirler ise U dunya misafirhanesinde cinlere, insanlara ve insanm
hizmetkan olan hayvanlara iarettir.
Ahalinin o iki k1smmdan birincisi muminlerdir, kainat kitabmdaki
ayetlerin tefsircisi olan Kur'an-1 Hakim' in talebeleridir. Diger k1s1m ise
kufilr ve azgmhk yolundakilerdir, nefislerine ve eytana uyup yalmz
dunya hayahm tamyan, hayvan gibi, belki daha da aag1 olan sagir,
dilsiz, sapkmlar guruhudur. 10
Cenab-1 Hakk'm nzasm1 kazanml ve hayir yolundaki birinci kafile,
"zulcenaheyn" 11 olan o ustad1 dinledi. Evet, o ustad hem kuldur, kullugu noktasmda Rabbinin vas1flanm anlahp O'nu tarif eder, Cenab-1
Hakk'm dergahmda ummetinin elc;isi hukmundedir. Hem de resuldur;
peygamberligi noktasmda Rabbinin hukumlerini Kur' an vas1tas1yla
cinlere ve insanlara bildirir.
$u bahtiyar cemaat, o Resul'u dinleyip Kur'an'a kulak verdi. Kendilerini, butun ibadetlerin c;ekirdegi olan "namaz" ile birc;ok yuce makam ic;inde, c;ok guzel vazifeler kuanml halde g6rduler. Evet, namazm c;eitli zikir ve hareketleriyle iaret ettigi vazifelere, makamlara
etrafl1ca ahit oldular. $6yle ki:
ilk olarak: Kainattaki eserlere bak1p, Cenab-1 Hakk'1 gorlir gibi, kendilerini rububiyet saltanatmm gilzelliklerine seyirci makammda bildiklerinden, tekbir ve tesbih vazifesini yerine getirip "Allahu Ekber" dediler.
10

11

Asfiya: Safiyet, takva ve kemal sahibi, peygamber varisi zatlar.


Bkz. Bakara suresi, 2/18, 171; A'raf suresi, 7/179; Hae suresi, 22/46; Ahkaf suresi,
46/26.
(:ift kanath, iki yonlu. Bu soz, Peygamber Efendimiz'in (sal/al/ahu aleyhi ve sellem)
hem Hak'tan insanhga, hem de insanhk adma Cenab-1 Hakk'm dergahma el<:;iligini
ifade eder.

158 SOZLER

ikincisi: Cenab-1 Hakk'm kutsi isimlerinin tecellisi olan benzer-

siz ve parlak eserlerin ilanc1s1 makammda gortinmekle "Stibhanallah,


velhamdiilillah" diyerek takdis ve hamd vazifesini yerine getirdiler.
U~i.inci.isi.i: ilahi rahmetin, hazinelerinde toplanm1 nimetlerini,
gortinen ve g6rtinmeyen duygularla tad1p anlamak makammda, tiktir ve ovgti vazifesini eda etmeye baladdar.
Dordi.inci.isi.i: Cenab-1 Hakk'm isimlerinin definelerindeki cevherleri, manevi donammlarmm terazisiyle tarhp bilmek makammda,
tenzih ve 6vgii vazifesine baladilar.
Beincisi: Cenab-1 Hakk'm kader cetveli tistiinde kudret kalemiyle yaz1lan birer mektubu htikmtindeki eserlerini mtitalaa makammda,
tefekktir ve takdir vazifesini yerine getirmeye koyuldular.
Altrnc1s1: qyanm yaratd1mdaki ve sanatmdaki tath incelikleri ve
nazenin gtizellikleri seyrederek tenzih makammda, Fahr-1 Ztilcelal'i,
Sani-i Zillcemfil'i sevme ve O'na iddetli bir arzu duyma vazifesine
girdiler. Demek, kainata ve ondaki eserlere bak1p Cenab-1 Hakk'a,
O'nu gormeden gorilr gibi kulluk yaparak bahsedilen makamlardaki
bu vazifeleri yerine getirdikten sonra, Sani-i Hakim'in dahi muamelesine ve icraatma bakma derecesine <51kblar. Huzurundaym1 gibi, once Hahk-1 Ztilcelal'in, sanatmm mucizeleriyle kendini Uur sahiplerine
tamtmasma, hayret i<5inde bir marifetle 12 ~_;; j;.. ilG~ LA .it'~
diyerek, "Senin tarif edicilerin, biltiln sanatl1 v~rhklardaki mucizelerindir." sozleriyle kar1hk verdiler.
Sonra o Rahman'm, rahmetinin gilzel meyveleriyle kendini sevdirmesine muhabbet ve ak ile kar1hk verip 13 i:j.~' .; il~)j ~ il~l dediler.
Ardmdan nimetlerin ger<5ek sahibi olan Allah'm: tath ni~etleriyle
merhamet ve efkatini gostermesine ilktir ve hamd ile kar1hk verdiler. 14 iJ~j .it'~ yani, "Sana lay1k ilkril nasd eda edebiliriz? Sen
oyle ilkre,lay1k, kendisine tikredilen bir Zat'sm ki, kainata serilmi
butiln ihsanlann, a<51k<5a, hal dilleriyle sana ilkredip seni ovilyor. Hem
12
13

14

Bkz. el-Miinavl, Feyzu'l-Kadfr 2/410; Mer'! ibni YO.suf; Ekavf/a's-Sikat s. 45.


"(Haydi oyleyse deyiniz): Yalmz Sana ibadet eder, yalmz senden medet umanz."
(Fatiha sO.resi, 1/5)
Bu ifade pek e<ok hadisin bamda, ortasmda veya sonunda gee<mektedir: Muslim,
sa/dt 218; EbO. DavO.d, edeb 98; Nesal, iftitah 17; Ahmed ibni Hanbel, e/-Milsned
6/77, 151.

ON BiRiNci Soz 159

alem c,;arismda dizilmi ve yeryuzune serpilmi butun nimetlerin, sana


hamd ve 6vgulerini ilan edip bildiriyor. Rahmetinin ve nimetlerinin bir
nizam ic,;indeki meyveleri ve bir olc,;uyle verilen yemileri, c6mertligine
ve keremine ahitlik etmekle mahlukatm nazarlan 6nunde sana llkur
vazifesini yerine getiriyor." dediler.
Sonra U kainatm yuzundeki degien varhklarm aynasmda guzelligini, celalini, kemalini ve buyuklugunu g6stermesi karismda, 15
~\
deyip hurmet ic,;inde bir aczle rukua giderek tevazu ic,;inde bir muhabbet ve hayretle secde ettiler.
Ardmdan mutlak ve sonsuz zenginlige sahip Cenab-1 Hakk'm servetinin c,;oklugunu ve rahmetinin geniligini g6stermesine, fakr ve ihtiyac,;lanm ortaya koyup dua ile kar1hk vererek 160: ~:<ii~ dediler.
Sonra o Sani-i Zulcelal'in, sanatmm inceliklerini, harikalanm, benzersiz 6rneklerini kainat sergisinde g6stermesine, her tarafa 17~\ ~G Ll
diyerek takdirle, "Ne guzel yapilm1!" diyerek begenmeyle kar1hk verdiler. lS-o~\ il.:;~ deyip seyrederek, 19 8\ deyip ahitlik yaparak, "Geliniz,
bakmtz!" deyip hayranhkla, 2C')\jj1 );. ,:j- deyip herkesi ahit tutarak
mukabele ettiler. Hem o Ezer ve Ebed Sultam'nm, kainatm her tarafmda rububiyet saltanatm1 ilan etme~i, birligini ve tekligini g6stermesi
karIsmda, tevhid ve tasdik ile 21 8..blj ~ diyerek itaat edip boyun
egdiler.
Sonra Alemlerin Rabbi'nin uluhiyetini g6stermesine; zaaf ic;inde
aczlerini, ihtiyac,; ic,;inde fakrlanm ilan etmekten ibaret olan kullukla ve
kullugun 6zu olan namazla kar1hk verdiler.
Daha bunlar gibi c;eit c;eit kulluk vazifeleriyle U buyuk dunya
mescidinde hayat vazifelerini yerine getirip "ahsen-i takvlm" 22 suretini ald1lar. ButUn varhklann ustllnde bir mertebeye c,;1karak imanm

.r.fi

15

16
17

18

19
20
21
22

5adece btiytikhikte degil, hi<;bir konuda ei ve benzeri olmayan, baka bir ey


kendisiyle kiyas bile edilemeyecek yegane biiyiik, Allah'tir.
"Yalmz senden medet umanz." (Fatiha suresi, 1/5)
"Maallah! Allah ne gi.i.zel dilemi ve yapm1!"
Allah hayir ve bereketini arhrsm.
inand1k, iman ettik.
Haydi buyrun kurtulua ...
"iittik ve itaat ettik ... " (Bakara suresi, 2/285)
Ahsen-i takvim: insanm yarahhmm en gi.i.zel surette olmas1. Bkz. Tin suresi, 95/4.

160 SOZLER

bereketi ve emanet23 ile donatt!tp yeryilzilniin emin bir halifesi24 oldular. Ve U tecrube ve imtihan meydanmdan sonra Rabb-i Kerim
onlan imanlarma mukafat olarak ebedi saadete ve Muslilman!tklarma iicret olarak "daru's-selam"a25 davet edip oyle ikramlarda bulundu ve bulunur ki, gozlerin hi<:; gormedigi, kulaklann iitmedigi
ve insanm aklma bile gelmemi, kalbine dahi dogmam1 derecede 26
parlak bir tarzda rahmetine mazhar etti. Onlara ebediyet ve beka
verdi. <.;unkil ebedi, baki bir giizellige arzu duyan seyirci ve ayna vazifesi goren a1k, elbette baki kahp ebediyete gidecektir. ite
Kur'an talebelerinin ak1betleri boyledir. Cenab-1 Hak bizi onlardan
eylesin, amin ...
Gunahkar ve erli olan diger kls1m ise bulug <:;ag1 ile U alem sarayma girdikleri vakit, Cenab-1 Hakk'm bir ve tek oluunun butiln
delillerine kufilrle yilz <:;evirdiler. Biltiin nimetlere nankorlukle kar1hk vererek kafirce, her eyi klymetsizlikle itham ettiler, hor gorduler.
Cenab-1 Hakk'm biltiln isimlerinin tecellilerine ret ve inkar ile cevap
verdiklerinden, klsa bir zamanda sonsuz bir cinayet ilediler, sonsuz
bir azaba milstahak oldular.
Evet, insana omilr sermayesi, kabiliyetleri, donamm1 U bahsedilen
vazifeler i<:;in verilmitir.
Ey sersem nefsim ve ey heveslerle dolu arkada1m! Acaba hayat
vazifemiz yalmz medeni terbiye ile nefsimizi gilzelce muhafaza etmekten ve midemize, bedeni arzulanm1za hizmetten mi ibarettir? Yahut
hayat makinemiz olan vilcudumuza yerletirilen U nazik latifelerin,
manevi duyguJann, U hassas aza Ve uzuvJann, U muntazam cevherJerin ve donammm, ge<:;ici eylerle tatmin olmayan U hislerin tek
gayesi bu fani hayatta nefsin rezil arzulanmn, silfli heveslerin tatmini
i<:;in mi kullamlmaktir? Haa ve kella! Bunlarm var edilmesinin ve yaradil11mzda bulunmasmm iki sebebi var:
23

24

25

26

Bkz. Ahzab sliresi, 33/72.


Bkz. Bakara sO.resi, 2/30; En' am sO.resi, 6/165; YO.nus sO.resi, 10/14; Enbiya sO.resi,
21/105; Nern! sO.resi, 27/62; Kasas sO.resi, 28/5; Fatir sO.resi, 35/39.
Cennet anlammda "Daru's-selam" (selam yurdu) ifadesi ic:;in bkz. En'am sO.resi,
6/127; YO.nus sO.resi,10/25.
Bkz. Secde sO.resi, 32/17; Zuhruf sO.resi, 43/71; Buhan, bed'u'l-ha/k 8, tefsiru sure
(32) 1, tevhid 35; Muslim, fmdn 312, cennet 2-5.

ON BiRiNci Soz 161

Birincisi: Nimetlerin gen;;ek sahibi Cenab-1 Hakk'm nimetlerinin

her bir <;;eidini size hissettirip ilkretmenizi saglamaktan ibarettir. Siz


de bunlan duyarak ilkilr ve ibadet etmelisiniz.
ikincisi: Size o duygular ve kabiliyetler vas1tas1yla Cenab-1
Hakk'm alemde tecelli eden kutsi isimlerinin butun cilvelerinin <;;eitlerini birer birer bildirip tattirmaktir. Siz de onlan tatmakla tamyarak
iman etmelisiniz.
ite insanm kemal vas1flan bu iki esas ilzerinde geliip boy atar.
insan, bunlarla insan olur. Ona kabiliyetlerinin, hayvanlardaki gibi sadece dunya hayabm kazanmak i<;;in verilmemi olduguna U temsilin
s1rnyla bak:
Mesela bir zat, hususi bir kumatan bir kat elbise almas1 i<;;in bir
hizmeti;;isine yirmi altm verir. 0 hizmet<;;i gider, o kumam en iyisinden
dikilmi milkemmel bir elbise ahr, giyer. Soma gorilr ki, efendisi bir
baka hizmet<;;isine de bin altm verip cebine i<;;inde baz1 eyler yaz1h
olan bir kag1t koymu, onu ticarete gondermi.
$imdi, akh bamda herkes bilir ki, o bin altmhk sermaye, sadece bir
kat elbise almak i<;;in degildir. ilk hizmet<;;i, yirmi altmla en iyi kumatan
bir kat elbise alm1 oldugundan, elbette bu bin altm, tek bir elbiseye
sarf edilmez. Eger ikinci hizmet<;;i, cebine konulan kag1d1 okumadan,
belki onceki hizmeti;;iye bak1p butiln parasm1 bir kat elbise i<;;in harcasa,
bir dukkandan o kumam en <;;ilrilgunden, arkadamm elbisesinden elli
derece kotil bir elbise alsa, elbette son derece ahmakhk etmi olacag1
i<;;in iddetle cezalandmlacak ve hiddetli bir ekilde haddi bildirilecektir.
Ey nefsim ve ey arkada1m! Aklm1z1 baimza toplaym1z. Omilr sermayesini ve kabiliyetlerinizi hayvan gibi, hatta hayvandan i;;ok aag1
bir derecede, U fani hayata, maddi lezzetlere sarf etmeyiniz. Yoksa
sermayece en ilstiln hayvandan elli derece yilksek oldugunuz halde,
en aag1smdan elli derece aag1 dilersiniz.
Ey gafil nefsim! Hayatmm gayesini, mahiyetini, suretini, hakikat
s1rnm ve tam saadetini bir derece anlamak istersen bak. Senin hayatinm gayesi k1saca U dokuz emirdir:
Birincisi: Vucuduna konulan duygularm terazisiyle, ilahi rahmetin hazinelerinde toplanan nimetleri tartmak ve onlara kuahc1 bir Ukilrle karihk vermektir.

162 SOZLER

ikincisi: Yarad1hma yerletirilen donammm, kabiliyetlerin anah-

tarlanyla Cenab-1 Hakk'm kutsl isimlerinin gizli definelerini ac,;mak,


Zat-1 Akdes'i o isimlerle tammakhr.
Ufiincusu: ~u dunya sergisinde, mah!Okat nazannda, Cenab-1
Hakk' m isimlerinden sana tecelli eden hayret verici sanatlan ve latif
cilveleri bilerek hayatmla onlan ortaya koymak, gostermektir.
Dorduncusu: Halin ve sozlerinle Hahk'mm rubObiyet dergahma
kullugunu ilan etmektir.
Beincisi: Nasil bir asker, padiahmdan ald1g1 rurlu tilrlil nianlan
resml mesai vakitlerinde tak1p padiahma gorilnmekle onun kendisine iltifatlanm gosterir. Aym ekilde, Cenab-1 Hakk'm isimlerinin sana
verdigi insanl latifelerin nak1lanyla onlarm UUrunda olarak silslenip
o ~ahid-i Ezell'nin g6ren ve g6steren nazanna g6rilnmektir.
Altmcrsr: Canhlann Hahk'a, hayat tezahuril denilen manev1 hediyelerini; hayatm manas1 hukmundeki tesbihatlanm; hayatm neticesi
ve gayesi olan kulluklanm, hayah baheden Cenab-1 Hakk'a arz etmelerini Uurla seyretmek, tefekkurle gorilp ahitlikle gostermektir.
Yedincisi: Sana verilen sm1rh ilim, kudret ve irade gibi sifat ve
hallerin kuc,;uk misallerini 6lc,;u birimi kabul ederek Hahk-1 Zulcelal'in
mutlak s1fatlanm ve sifatlarmm neticesi olan mukaddes icraatm1 o 61c,;ulerle bilmektir. Mesela, sen sm1rh iktidarm, ilmin ve iradenle evini
muntazam bir ekiJde yaptlgm gibi, U alemin ustasm1, aJem saraymm
senin evinden buyuklugil derecesinde Kadir, Alim, Hakim ve Mudebbir (her eyi c,;ekip c,;eviren, her eyin idaresini 6nceden goren) bilmen
laz1md1r.
Sekizincisi: ~u alemde her varhgm kendine has bir dille, Hahk' mm
birligine ve tekligine, Sani'inin rubObiyetine dair soyledigi manevl sozleri anlamakhr.
Dokuzuncusu: Aczin ve zay1fhgm, fakrm ve ihtiyac,;larm 6lc,;usuyle
ilahl kudretin ve Rabbin zenginliginin tecelli mertebelerini bilmektir.
Nasil ki, yiyeceklerin lezzet dereceleri ve c,;eitleri, ac,;hgm derecesi 61c,;usunde ve ihtiyacm tilrilne gore anla1hr. Aynen onun gibi, sen de
sm1rs12 aczin ve fakrmla, Cenab-1 Hakk'm sonsuz kudretinin ve zenginliginin derecelerini anlamahsm. ite senin hayatmm gayesi, k1saca
bunlar gibi emirlerdir.

ON BiRiNci Soz 163

~imdi

hayatmm mahiyetine bak; onun ozeti Udur:


Cenab-1 Hakk'm isimlerinin hayret verici tecellilerinin fihristi
Hem ilahi s1fatlarm ve onlarm neticesi olan icraatm bir olc;egi
Hem kainattaki alemlerin bir terazisi
Hem U buyuk alemin bir listesi
Hem U kainatm bir haritas1
Hem U yuce kitabm bir ozeti
Hem Cenab-1 Hakk'm kudretinin gizli definelerini ac;acak bir
anahtar kulc;esi
Hem de varhklara serpilen ve vakitlere tak1lan kemal vas1flannm "ahsen-i takvim"i yani en guzel suretidir.

ite hayatmm mahiyeti bunlar gibi emirlerdir.


Evet, senin hayatmm sureti ve vazife tarz1 Udur ki:
Hayatm bir mektubun kelimesi, kudret kalemiyle yazilm1 hikmetli
bir sozdur. Gorunup iitilerek Cenab-1 Hakk'm guzel isimlerine iaret
eder. ite hayatmm sureti bu gibi emirlerdir.
Hayatmm hakikat s1rn, Ehadiyet27 tecellisine ve Samediyet28 cilvesine ayna olmaktir. Yani Cenab-1 Hakk'm butun alemde tecelli eden
isimlerinin topland1g1 bir nokta hukmunde kuatic1 bir merkezilikle o
Ehad ve Samed Zat' a aynahktir.
Hayatmm saadet ic;indeki kemali ise aynasmda gbrunen Ezell
Gune'in nurlanm hissedip sevmektir. ~uur sahibi olarak ona evk
gostermek, O'nun muhabbetiyle kendinden gec;mektir. Kalbinin gozbebegine nurunun yans1masm1 yerletirmektir. ite bu Slfdand!f ki,
seni yuceler yucesi mertebeye c;1karan bir kutsi hadisin 29 meali olarak:

3002~ ~ p ~ j1 ~j _} .Sij.Ll ~~ p ~ ~
buyrulmutur.
27
28

29

Cenab-1 Hakk'm her bir varhkta gi:irulen birlik tecellisi.


Cenab-1 Hak hic:;bir eye muhtac:; olmad1g1 gibi hazinesinden hic:;bir eyin eksilmemesi.
Bkz. Ahmed ibni Hanbel, ez-Zi.ihd s. 81; Ebu'-$eyh, e/-Azame 2/608; Ebu Nuaym, Hilyetu'l-Evliya 4/24; el-Gazali, jhyau U/Umi'd-Din 3/15; ed-Deylemi, elMi.isned 3/174.
Cenab-1 Hak, "Benim gi:ikyuzum ve yeryuzum Beni ta1maya takat getiremedi.
Fakat vera (ileri derecede takva) sahibi mUlayim muminin kalbi Beni ta1yabildi."
buyurdu.

164 SOZLER

ite ey nefsim! Hayatm boyle ytice gayelere dontik ve k1ymetli hazinelere sahip oldugu halde, onu tamamen bir hie:; olan nefsin gec:;ici
hazlanna, dtinya lezzetlerine harcay1p ziyan etmek akla ve insafa s1gar
m1! Eger hayatm1 ziyan etmemek istersen gec:;en temsile ve hakikate
iaret eden

~ l~l Ji+J13 w ~ l~l,,..,,_13 w ~ 3 ~lj


t;.5_;.J ~t w ~~ Ll3 ~3 w ~ Ll3 -.0:/'113 w ~ Ll3 ~1~~J13
31~~ ~ ~~ ~3 w LJ-j ~ ~ ~ w ~_53
w

Li-. ~ :~ l~l,,,,...J;fi13

//

suresindeki yeminleri ve o yeminlere verilen cevaplan dtitin, ona gore amel et.

31

32

"Gi.inee ve onun parlak aydmhgma ... Onu izleyip (11gm1) yans1tan aya ... Di.inyay1 a<;1ga <;1karan gi.indi.ize ... Onu bi.iri.iyi.ip saran geceye ... Gage ve onu bina
edene ... Yere ve onu yay1p dbeyene ... Her bir nefse ve onu bir nizama koyana ...
Ona hem koti.ili.igi.i, hem de ondan sakmma yolunu ilham edene yemin olsun ki:
Nefsini maddi ve manevi kirlerden annd1ran kurtulua erer. Onu gi.inahlarla orten
ise ziyana ugrar." ($ems sO.resi, 91/1-10)
Allah1m! Peygamberlik semasmm gi.inei, ni.ibi.ivvet burcunun ay1 olan Peygamber
Efendimiz' e (sallallahu aleyhi ve sellem), hidayet yild12lan olan al ve ashabma salat ve
selam eyle. Bize ve erkek, kadm bi.iti.in mi.iminlere rahmet et, amin, amin, amin.

'

< I"~
,. i ~ ~\
~, l.r4.)
'. "
r.::y::>- lj,3
/ -=.i y.

1\ '

Kur'an-1 Hakfm'in mukaddes hikmeti ile Allah'1 tammayan felsefenin k1saca karilat1rmas1; Kur'an hikmetinin insanm ahsf ve top/um
hayatma verdigi terbiye dersinin gayet k1sa bir 6zeti ve Kur'an'm baka ilahf ve beerf sozlerden ustun taraflanna bir iarettir. Bu Soz'de
dart "esas" var.

BiRiNCi ESAS
Kur' an hikmeti ile felsefe ve bilimin farklanna U temsill hikayenin
diirbiiniiyle bak:
Bir zaman, hem dindar hem gayet sanatkar mehur bir hiikiimdar,
Kur'an-1 Hakim'i manalanndaki kutsiyete ve kelimelerindeki mucizelige yakIIr bir yaz1yla yazmak, o mucizelerle dolu beyan abidesine
harika bir suret giydirmek ister. ite o nakka zat, Kur'an'1 <;;ok hayret
verici bir tarzda yazar. Yaz1smda butun k1ymetli cevherleri kullarnr.
Hakikatlerinin zenginligine, <;;eitliligine iaret etmek i<;;in harflerin baz1lanrn elmas ve ziimriitle, bir k1smm1 inci ve akikle, bir k1smm1 p1rlanta ve mercanla, bir k1smm1 da altm ve giimiile yazar. Hem harfleri
oyle bir tarzda siisleyip nakeder ki, okumay1 bilen bilmeyen herkes
"Kime hikmet nasip edilmise dogrusu buyuk bir hayra mazhar olmutur." (Bakara
sO.resi, 2/269)

166 SozLER

o yaz1y1 hayranhk ve takdirle seyreder. Bilhassa hakikat ehlinin nazarmda o goriinliteki glizellik, Kur'an'm manasmdaki gayet parlak
glizellige ve irin ziynetlere iaret ettiginden, o yaz1 pek k1ymetli bir
antika olmutur.
Sonra o huki.imdar, U sanath ve nak1h Kur'an'1, yabanc1 bir felsefeci ile Mi.isluman bir alime gosterir. Onlan hem tecrube etmek hem
de mukafatlandirmak i<;in, "Her biriniz bunun hikmetine dair bir eser
yazm1z!" diye emreder.
Once o felsefeci, sonra da Mi.isli.iman alim, ona dair birer kitap
yazar. Fakat felsefecinin kitab1, yalmz harflerin nak1larmdan, birbirleriyle mi.inasebetlerinden, vaziyetlerinden, cevherlerinin mahiyetinden
bahsedip bunlan tarif eder; manasma hi<; ilimez. c;unki.i 0 yabanCl adam, Kur' an harflerini okumay1 bilmez. Hatta o sanath, ziynetli
Kur'an'm bir kitap oldugunu ve manalar ifade ettigini anlamaz. Ona
nak1h bir antikaym1 gibi bakar. Zira Arap<;a bilmese de <;ok iyi bir
mi.ihendis, glizel bir tasvirci, mahir bir kimyager, sarraf bir cevher ustas1dir. ite o adam, eserini bu sanatlara gore yazar.
Mi.isli.iman alim ise kitaba bakhg1 vakit anlar ki, o, Kitab-1 Mi.ibin' dir,
Kur'an-1 Haki'm'dir. ite bu hakperest zat, ne goriini.iteki si.islere
onem verir ne de harflerin nas1l nakedildigi ile ilgilenir. Oyle bir eyle
megul olur ki, oteki adamm ugrahg1 meselelerden milyonlarca mertebe daha yi.ice, daha k1ymetli, daha ho, daha erefli, daha faydah
ve daha kapsamhd1r. Ci.inki.i 0 alim, nakllann perdesi altmdaki kutsl
hakikatlerden ve nurlu sirlardan bahseder; bu ekilde gayet gt.izel, mi.ibarek bir tefsir yazar.
Sonra ikisi de eserlerini goti.iri.ip o am yi.ice hi.iki.imdara arz ederler. Hi.iki.imdar, once felsefecinin eserini ahp bakar. Goriir ki: 0 kendini begenmi ve tabiata kul olmu adam <;ok <;ahml fakat Kur'an'm
hakiki hikmetini yazmaml. Hi<;bir manasm1 anlamaml, hatta her eyi
kanhrm1. Ona karl hi.irmetsizlik ve edepsizlik etmi. Hakikatler kaynag1 olan Kur'an'1 manasiz harflerden ibaret zannederek mana yoni.inden k1ymetsiz say1p hor gordi.igunden, o hikmet sahibi hi.ikumdar
da eserini bama vurur ve onu huzurundan kovar.
Sonra hakperest ve ince manalan gozeten alimin eserine bakar,
gori.ir ki, bu gayet gi.izel ve faydah bir tefsir, gayet hikmetli ve yo!

ON IKiNci Soz 167

gosterici bir eserdir. "Aferin, barekallah!" der, "ite hikmet budur, ilim
ve hikmet sahibi bunu yazana derler. Oteki adam ise haddini aml
bir sanatkard1r." Ardmdan hukumdar, eserine bir mukafat olarak, o
alime tukenmez hazinesinden her bir harfine karthk on altm verilmesini buyurur.
Eger bu temsili anlad1ysan bak, hakikatin yuzunu de gbr:
Hikayedeki o ziynetli Kur' an, U sanatla yarahlm1 kainatt1r. 0 hukumdar, sonsuz hikmet sahibi, varhg1 ezeli olan Cenab-1 Hak'tir. 0 iki
adamdan ilki, Allah'1 tammayan felsefeyi ve onun takip<:;ilerini temsil
eder. Diger adam ise Kur' an ve talebelerini. .. Evet, Kur'an-1 Hakim,
buyuk bir Kur' an hukmundeki U kainatm en yuce tefsircisi ve en belig
tercumamdir. 0 Furkan'dir ki, U kainatm sayfalannda ve zamanm
yapraklannda kudret kalemiyle yazilan yarahh kanunlanm cinlere ve
insanlara ders verir. Hem her biri manidar birer harf olan varhklara
"mana-y1 harfi" nazanyla, yani onu sanatla yaratan Zat hesabma bakar, "Ne kadar guzel yapilm1, ne kadar guzel bir surette Yarabc1smm
guzelligine iaret ediyor!" der. Ve boylece kainatm hakiki guzelligini
gosterir.
"ilm-i hikmet" dedikleri felsefe ise kainat kitabmm harfleri hukmundeki varhklann suslerine ve birbiriyle munasebetlerine dalm1,
sersemlemi ve hakikatin yolunu airm1br. $u yuce kitabm harflerine "mana-y1 harfi" ile, yani Allah hesabma bakmak gerekirken, oyle
yapmay1p "mana-y1 ismi" ile, yani her eye kendisi i<:;in bakar, her
eyden oyle bahseder. "Ne guzel yapilm1!" demek yerine, "Ne guzeldir!" der, onu <:;irkinletirir. Boylece kainah k1ymetsiz gorup kendinden
ikayet<:;i yapar. Evet dinsiz felsefe, hakikatsiz bir safsatadir ve kainab
hor g6rmedir.

iKiNCi ESAS
Kur'an-1 Hakim'in hikmetinin insanm ahsi hayatma verdigi ahlak
terbiyesiyle felsefenin verdigi dersin karilahrmasi:
Felsefenin halis talebesi, bir firavundur. Fakat menfaati i<:;in en kiymetsiz eye ibadet eden zelil bir firavundur. Menfaat gordugu her eyi
kendine "rab" tamr. Hem o dinsiz felsefe talebesi asi ve inat9dir, fakat
bir lezzet i<:;in sonsuz zilleti kabul eden miskin bir asidir. K1ymetsiz bir

168 SiiZLER

menfaat ic;in eytan gibi insanlann ayagm1 opecek kadar alc;alan bir
inat9d1r. Hem o dinsiz talebe, zorba bir magrurdur. Fakat kalbinde
dayanak noktas1 bulamad1g1 ic;in aslmda gayet aciz ve kendini begenmi bir zorbad1r. Hem menfaatine diikiindiir, sadece kendini diiiini.ir; bi.iti.in gayreti nefsinin, midesinin ve bedeninin heveslerini tatmin
etmek ve topluma ait baz1 menfaatler ic;inde ahsl menfaatini aramak
olan hilekar bir bencildir.
Kur'an'm halis talebesi ise bir kuldur. Fakat yarablm1lann en
i.isti.ini.ine bile ibadete tenezzi.il etmez. 0, cennet gibi c;ok bi.iyi.ik bir
mi.ikafah dahi ibadetin gayesi kabul etmeyen aziz bir kuldur. Hakiki
Kur' an talebesi mi.itevaz1d1r, halim selimdir, fakat Yarahc1smdan bakasmm karIsmda egilmeye, O'nun izni olmadan, iradesiyle tenezzi.il
etmez. Hem fakir ve zay1ft1r, faknm ve zay1fl1gm1 bilir. Fakat Malik-i
Kerim'inin ona haz1rlad1g1 ahiret serveti ile gonli.i toktur ve Efendisinin
sonsuz kudretine dayand1g1 ic;in kuwetlidir. Yalmz Allah ic;in, O'nun
nzas1 ic;in, fazilet ic;in amel eder, c;ahIr.
ite Kur'an'm verdigi terbiyeyle felsefenin dersi arasmdaki fark, iki
talebenin k1yaslanmas1yla anla1hr.

U<;UNCU ESAS
Felsefe ile Kur'an hikmetinin toplum hayatma verdigi dersler:
Felsefe, toplum hayatmda dayanak noktasm1 "kuwet" kabul eder.
Hedefi "menfaat" bilir. Hayat kanununu "mi.icadele" sayar. Toplumlan bir arada tutan bagm "1rk ve menfi milliyetc;ilik" oldugunu iddia
eder. Bunlarm neticesi ise "nefsin heveslerini tatmin ve insanm ihtiyac;lanm art1rmak"hr. Halbuki kuwetin hususiyeti ve geregi, tecaviizdi.ir.
Menfaatin geregi, her arzuya yetmediginden, i.isti.inde "bogumak"hr.
Mi.icadele di.isturunun geregi, "c;arp1mak"hr. Irkc;1hgm geregi, tabiatmda bakasm1 yutarak beslenmek oldugundan, "tecavi.iz" di.ir. ite bu
hikmettendir ki, insanhgm saadeti yak olmw:?tur.
Kur' an hikmeti ise dayanak noktasm1 kuwet yerine "hak" kabul
eder. Gayede menfaat yerine "fazilet"i ve "Allah'm nzas1"m tamr. Hayatta mi.icadele kanunu yerine, "yard1mlama di.isturu"nu esas ahr.
Toplumlarda 1rk ve milliyet yerine "din, sm1f, vatan" baglanm kabul
eder. Gayesi, nefsin heveslerinin haddi amasma set c;ekmek ve ruhu

ON i1<iNci Soz 169

yuksek meziyetlere tevik etmektir. Ulvi hislerini tatmin ederek insam


"kemal vas1flarma" ulahnr, insan eder.
Hakkm geregi "ittifak"tir. Faziletin geregi "dayamma"d1r. Yard1mlama dusturunun geregi "birbirinin imdadma yetimek"tir. Dinin geregi "kardelik"tir, "samimiyet ve beraberlik"tir. Nefsi gemleyip baglamanm ve ruhu yuksek vas1flara kam<:;ilayarak serbest birakmanm
neticesi ise iki cihan saadetidir.

DORDUNCU ESAS
Kur'an'm, butun ilahi kelamlar i<:;inde yuceligini ve biitiin sozlere
karI ustunlugunu anlamak istersen U iki temsile bak:
Birincisi: Bir sultanm iki <:;eit konumas1, iki tarzda hitab1 vard1r. Biri, s1radan bir memuruyla basit bir i i<:;in, hususi bir ihtiyaca
<lair, has bir telefonla konumas1dir. Digeri, geni saltanatmm unvamyla, hilafetinin yuce nam1yla, her yeri kw~atan hakimiyeti itibanyla,
emirlerini yaymak ve gostermek maksad1yla, bir el<:;isi veya buyuk
bir memuru vas1tas1yla, hametini gosteren ulvi bir fermanla konw~
mas1d1r.
ikincisi: Bir adam, elindeki aynay1 giinee tutar. 0 aynanm buyuklugunce, yedi rengi i<:;eren bir 11ga sahip olur. Gunele o ol<:;lide munasebet kurar, sohbet eder. 0 IIkh aynay1 karanhk evine veya
dam altmdaki bagma tutsa, lIktan glinein k1ymeti ol<:;lislinde degil, 0
aynanm kapasitesi kadar faydalanabilir. Bir bakas1 ise evinden veya
bagmm dammdan geni pencereler a<:;ar. Gokteki gunee dogru yollar
yapar. Hakiki gunein daimi I@yla konuur ve ha! diliyle, onunla
6yle minnettar bir ekilde sohbet eder: "Ey yeryuzunu IIg1yla yald1zlayan ve biitun <:;i<:;eklerin yiizunu giildiiren dunya giizeli, goklerin
nazhs1 nazenin gune! Onlar gibi benim evcigimi ve bah<:;ecigimi de
1s1ttm, IIklandirdm." Halbuki aynaya sahip olan oteki adam boyle diyemez. Onun aynasmda, kay1t altmdaki gunein I@ ve tesiri smirhdir,
o kayda garedir.
Kur'an'a ite bu iki temsilin durbunuyle bak ki, onun mucizeligini
goresin ve kutsiyetini anlayasm ...
Evet, Kur' an der ki: "Eger yerdeki aga<:;lar kalem, denizler murekkep

170 SozLER

olsa ve Cenab-1 Hakk'm kelimelerini yazsalar, bitiremezler." 2 ~imdi,


U sonsuz kelimeler ic;inde en buyilk makamm Kur'an'a verilmesinin
sebebi Udur:
Kur'an, ism-i azamdan3 ve her ismin en yuce mertebesinden gelmitir. Hem biltiln alemlerin Rabbi olUU itiban ile Allah'm kelam1d1r.
Hem butiln varhklarm ilah1 unvamyla O'nun fermamdir. Hem goklerin ve yerin Hahk'mm hitab1dir. Hem O'nun mutlak rubO.biyeti yonunden bir konumadir. Hem her eyi kuatan saltanah hesabma ezell
bir hutbedir. Hem engin rahmeti noktasmda, Rahman'm lutuflannm
yaz1h oldugu bir defterdir. Hem ulO.hiyetin hametinin yilceligi itiban
ile, kls1mlarmm bamda bazen ifre bulunan bir haber mecmuas1d1r.
Hem ism-i azamm katmdan indirilip Ar-1 Azam'm burunilnil kuatan,
tefti eden hikmetli, mukaddes bir kitaphr. ite bu sirdandir ki, "Allah
kelam1" unvam tam bir liyakatle Kur' an' a verilmitir.
Diger ilahl kelamlarm ise bir klsm1, has bir itiban, kuc;uk bir unvam
ve hususi bir ismin smirh tecellisini barmdmr. Has bir rubO.biyet, hususi bir saltanat ve rahmetle gorilnilr. Hususiyet ve kw~ahc1hk yonunden
dereceleri farkhdir. <;ogu ilham da bu kls1mdandir, fakat dereceleri
c;ok <_;eitlidir. Mesela en kil<;ilgil ve basiti, hayvanlann mazhar oldugu
ilhamlardir. 4 Sonra siradan insanlann ilhamlan,5 ardmdan meleklerin,
sonra da evliyanm ilhamlandir. Ondan sonra ise buyiik meleklerin
mazhar oldugu ilhamlar gelir. ite U sirdandir ki, kalbin telefonuyla
Cenab-1 Hakk'a vas1tasiz yakaran bir veli, 6 ".J.j ::.;. ~ ~.i;.." yani,
"Kalbim benim Rabbimden haber veriyor." d~r; "Al~~le~in Rabbinden haber veriyor." demez. "Kalbim, Rabbimin aynas1dir, ar1dir."
der; "Nemlerin Rabbinin ar1d1r." demez. <;unkil kabiliyeti kadar ve

Bkz. Lokman sO.resi, 31/27.


Cenab-1 Hakk'm isimlerinden en biiyiigii ve mana bak1mmdan diger biitiin isimleri
kuatm1 olam.
Bal ansma vahyedildigine dair Bkz. Nahl sO.resi, 16/68.
Hazreti Musa'nm (aleyhisselam) annesine vahyedildigine dair Bkz. Taha sO.resi,

20/38-39.
6

Bkz. ibnii'l-Cevzi, Telbfsa jbJls s. 217, 390, 450, 451; ibn Kayyim, jgaseta'lLehefan 1/123; ibn Kayyim, Medaricu's-Sa/ikfn 1/40, 3/412; ibn Hacer, Fethu'lBarf 11/345; ibn Hacer, e/-jsabe, 2/528; ibn Hacer, Lisana'I-Mfzan, 2/452; elMiinavi, Feyzu'l-Kadfr 5/401.

ON ii<iNci Soz 171

yetmi bine yakm perdeden 7 her birinin kalkmas1 olc:;i.isi.inde hitaba


mazhar olabilir.
ite bir padiahm yi.ice salianatmm amyla c:;1kan fermam, siradan
bir adamla basiic:;e konumasmdan ne kadar yi.iksekse ve gokteki gi.inein llgmdan, berekeiinden isiifade, aynadaki yans1masmdan istifade eimekien ne derece c:;ok ve i.isti.inse; Kur' an-1 Azimi.ian da bi.iii.in
sozlerin ve kitaplann o olc:;i.ide i.isti.indedir. Kur'an'dan sonra ikinci
derecede mukaddes kitaplarm ve semavi suhufun, meriebeleri olc:;i.isi.inde i.isii.inli.ikleri vard1r. Onlar da o i.isii.inli.ik smmdan hissedard1r.
Eger cinlerin ve insanlann Kur'an'dan si.izi.ili.ip gelmi olmayan bi.iii.in
gi.izel sozleri ioplansa, yine Kur' an' m kuisi meriebesine yetiemez, ona
benzeyemez.
Eger Kur'an'm ism-i azamdan ve her ismin en yi.ice mertebesinden
geldigini bir parc:;a anlamak istersen:
Ayeii.i'l-Ki.irsi, 8
9~\,
ayeii '
. . c;,W Li..:.~,
,.J
10

4tJ1
;

d\_t;
;;;

iii j

,, _)

ayeii,
,...o

;;;

-;!'

_)0

,..

,,,_!_~\\'<~\\'
''"'l'l::..:;..~' 1 ~~1\
,._;L,::.k
~/ ' ~ i ~.) .r-'"'.) ~.) .,
.
J~
12 _1;\ :t..:..;, Is' !.].;:t;
_J'.\ ' 'l t ayeti,
~
.) /
~ ,_/J
11 0

10
11

12

,,

;;;

111\

'ayeti '

(.):'"' ~

Arada yetmi bine yakm perde olduguna dair Bkz. EbO. Ya'la, e/-Musned 13/520;
et-Taberani, e/-Mu'cemu'l-Evsat 6/278, 8/382; er-RO.yani, e/-Musned 2/212;
ibn Ebi As1m, es-Sunne 2/367; et-Taberi, Comi'u'l-Beyon 16/95; el-Heysemi,
Mecmeu'z-zevoid 1/79. Aynca bu perdeler olmasa, Cenab-1 Hakk'm azametinden
her eyin mahvolacagma dair Bkz. Muslim, fmon 293; ibn Mace, mukaddime 13;
Milsned 4/405.
"Allah o ilahhr ki kendisinden baka ilah yoktur. Hayy (her zaman var olan, diri,
ezeli ve ebedi hayat sahibi) O' dur, KayyO.m (kendi zah ile var olup zeval bulmayan
ve bilhln varhklan varhkta tutup onlan yoneten) O'dur. Kendisini ne bir uyuklama
ne uyku tutar. Goklerde ve yerde ne varsa O'nundur. izni olmadan huzurunda
efaat etmek kimin haddine? Yarathg1 mahlO.klarm onilnde ardmda ne var, hepsini
bilir. MahlO.klar ise O'nun dilediginden baka, ilminden hi<;;bir ey kavrayamazlar.
O'nun kilrsilsil gokleri ve yeri kw1atm1hr. Gokleri ve yeri koruyup gozetmek O'na
agir gelmez, 0 oyle Yi.ice, oyle Bilyilkhlr." (Bakara sO.resi, 2/255)
"Gorilnmeyen gayb aleminin anahtarlan O'nun katmdadir." (En' am suresi, 6/59).
"De ki: Ey millk ve hakimiyet sahibi Allah1m!" (Al-i imran sO.resi, 3/26)
"O Allah ki geceyi, durmadan onu kovalayan gilndilze bilrilr. Gune, ay ve biltiln
yild1zlar hep O'nun buyrugu ile hareket eder." (A'raf sO.resi, 7/54)
"Ey yer, suyunu yut ve sen ey gok, suyunu tut!" (HO.cl sO.resi, 11/44)

172 StiZLER

1 3~

'.,,

'-

~1, ; . ~.11 01 '~I

~ jl'J <f'J

14 0' ~1,
/ J

Jc-

tl,e::-'
,: ayeti '

:~< ~\ ~
~~~ ':],J ,
~<-~[.:_
LA ay~ti
'

....r:--'

15 ~~\j

ui'}11j S'lj~I Js. ;sLA~\ Gy. ~l ayeti,


16 ~ HI ~ ~~\ ~~ fY. ayeti,
,
17 ~Lill , "~~ .;,_.; ~ ' ~1,
/ . / i y,.
. / . if') J

Js.

o jj ,
,J
i..r-

~\ Ij ), jj LA'J ayeti ve

ql) ~
0\)1 11; d}t gibi ayetlerin ktilli, kw~atic1, ytice
ifadelerine bak. ..
Hern balarmda 20 ~, 19 h;Jlveyahut 21
bulunan surelere
dikkat et ki, bu btiyuk smm panltilanrn goresin. Hern surelerin bamdaki 22 !ere, 23)\ Iara ve 24~ Jere bak ki, Kur'an'm, Cenab-1 Hak
katmdaki onernini bilesin.
Eger U "D6rdtincti Esas"m k1yrnetli smm1 kavrad1ysan, peygarnberlere vahyin c;ogunlukla rnelekler vas1tas1yla geldigini ve ilharnm vas1tas1z oldugunu anlarsm.
Hern en btiytik velinin, hic;bir peygarnberin derecesine yetiernernesinin SlrrtnI ogrenirsin.
18

rJi

13
14
15

16
17

18
19
20

21
22

23
24

"Yedi kat gok, dunya ve onlann it;indeki her ey Allah'1 takdis ve tenzih eder." (isra
suresi, 17/44)
"(Ey insanlar,) hepinizi oldukten soma diriltrnek, bir tek kiiyi diriltrnek gibidir."
(Lokman suresi, 31/28)
"Biz emaneti goklere, yere, daglara teklif ettik." (Ahzab suresi, 33/72)
"Gun gelir, gok sayfasm1, trpk1 katibin yazd1g1 kag1d1 durtip rulo yapmas1 gibi dureriz." (Enbiya suresi, 21/104)
"Arna onlar, Allah'm kudret ve azametini hakk1yla takdir edemediler, O'na lay1k
hurmeti gostermediler. Halbuki btillin bir dtinya k1yamet gilnil O'nun avucunda,
gokler alemi de bilktilmti olarak elinin it;indedir." (Zilmer suresi, 39/67)
"Eger Biz bu Kur'an'1 bir dagm tepesine indirseydik onun, (Allah' a hilrmeti sebebiyle ba1m egip part;aland1g1m) gorurdun." (Hair sliresi, 59/21)
Bkz. Fatiha suresi, 1/2; En'am suresi, 6/1; Kehf suresi, 18/1; Sebe suresi, 34/1;
Fatrr suresi, 35/1.
Bkz. Hadid suresi, 57/l; Hair suresi, 59/1; Saf suresi, 61/1; A'la sO.resi, 87/1 (emir
kipiyle).
Bkz. Cum' a sO.resi, 62/1; Tegabun suresi, 64/1.
Bkz. Bakara suresi, 2/1; Al-i imran suresi, 3/1; Ankebut suresi, 29/1; Rum suresi,
30/l; Lokman sO.resi, 31/1; Secde suresi, 32/1.
Bkz. Yunus sliresi, 10/1; Hud suresi, 11/l; Yusuf sO.resi, 12/1; ibrahim sO.resi, 14/1;
Hier suresi, 15/1.
Bkz. Mu'min suresi, 40/1; Fussilet suresi, 41/1; $lira suresi, 42/1; Zuhruf suresi,
43/l; Duhan suresi, 44/1; Casiye sO.resi, 45/1; Ahkaf suresi, 46/1.

ON iKiNci Soz 173

Hem Kur'an'm azametini, kutsiyetinin izzetini ve mucizeliginin yi.icelik smm1 idrak edersin.
Hem Mirac'm luzumunun smm1, yani ta goklere, Sid,retu'lMunteha'ya,25 Kab-1 Kavseyn'e 26 gidip, 27 ~..>)\ ~ ~ ~1 ~.)i olan
Zat-1 Zulcelal' e munacatm1 arz ederek goz ac;:{p kapaymcay~ kadar geri
donmenin hikmetini anlarsm.
Evet, aym ikiye yanlmas1 nas1l ki bir peygamberlik mucizesidir.
Res0.1-u Ekrem'in (aleyhissaldti1 vesselam) peygamberligini cinlere ve
insanlara gostermitir.. . Mirac da onun kullugunun bir mucizesidir;
Cenab-1 Hakk'm habibi oldugunu, ruhanilere ve meleklere gostermitir.
28~

\ ~,,
I ,

,;

~.J
;

)I

~,

,,,

fo ~
/

~.JI
I'

,.-

I;>~

c..5""'.J ,.

"'

,,,

;;; _.,

!I::,' I-;.. E~ll\


r:-.J <...r- r-/

25 Yedinci kat gokte oldugu rivayet edilen, Hazreti Cebrail'in (aleyhisselam) c;1kabildigi
son makam.

26 Peygamber Efendimiz'in Mirac hadisesinde Cenab-1 Hak'la goriltligil, O'na en


27

28

yakm oldugu makam.


"insana ahdamanndan daha yakm" (Kaf suresi, 50/16).
"Allah1m! Senin rahmetine ve onun hilrmetine nas!l yarairsa, ona ve aline oylece
salat ve selam et. Amin.

++

~tit U:~iiil~iii $ft~


[BiRiNCi MAKAM]

~j\~j\~\~
1~

~,11 ~,, ~w

~..r-"...

.).)

zjJ" ~
. ,~, Ll'.J /

~ j~:f,
r,, Ll 01,~11
/r ~
~ .J
':.j\ ~i: Jc. Ll /
/
.J

Kur'an-1 Hakim ile felsefi ilimlerin hikmet meyvelerini, ibret derslerini ve i!m[ dereceJerini klyasJamak istersen, U soz[erimize dikkat et!
Kur'an-1 Mucizu'l Beyan, butun kainattaki "adiyat" 3 diye isimlendirilen, harikulade ve birer kudret mucizesi olan varhklarm ushlndeki
adet ve ahkanhk perdesini keskin beyanlanyla y1rt1p o hayret verici
hakikatleri UUr sahiplerine gosterir. ibret nazarlanm i:;ekerek ak1llara
tukenmez bir ilimler hazinesi a<;;ar.
Felsefe ise harikulade olan butun o kudret mucizelerini adet perdesi altmda saklay1p cahil ve lakayt bir ekilde gormezden gelir. 4 Yalmz harikuladelikten dtien, yarahl1taki intizamm ve mukemmelligin
d1ma ~lkan nadir ornekleri dikkatlere sunar, onlan UUr sahiplerine

"Biz Kur'an'1 muminlere ifa ve rahmet olarak indiririz." (isra suresi, 17/82)
"Biz Resul'e Kur'an ogrettik, iir ogretmedik, bu zaten ona yaramaz da." (Yasin
suresi, 36/69)
Ah1lm1, s1radan eyler.
Bkz. "Goklerde ve yerde Allah'm varhgm1, birligini, kudretini gosteren nice deli!
vardlf ki, insanlar yanmdan ge<;ip gittikleri halde yuzlerini <;evirdiklerinden farkma
varmazlar." (Yusuf sfiresi, 12/105)

ON Oc;uNcii Soz 175

ibretli birer hikmet diye gosterir. Mesela, en kapsamh kudret mucizelerinden olan insanm yarabhma s1radan deyip kay1ts1zca bakar.
Fakat bu kusursuz yarabha istisna tekil eden, uc; ayakh yahut iki
bah bir insam hayret ve akmhk dolu bir gtirtilttiyle ibretli nazarlara
gosterir. Ya da mesela, btittin yavrulann nz1klarmm gayb hazinesinden en tath ve umumi bir rahmet mucizesi olarak stirekli ve dtizenli bir ekilde verilmesini basit gortip tisttine nankorluk perdesini
c;eker. Fakat o intizamm dlmda kalm1, benzerlerinden ayn, yalmz
bama uzak dtiIDU, denizin altmdaki bir bocegin bir yeil yaprakla
beslendigini gortir, ondan tecelli eden ltituf ve keremle buna ahit
olan btittin bahkc;1lan aglatmak ister. 5 HA$iYE ite Kur'an-1 Kerim'in ilim,
hikmet ve Cenab-1 Hakk'1 tamma yontinden servet ve zenginligini;
felsefenin ise ilim, ibret ve Sani'i bilme noktasmda acizligini, iflasm1
gar, ibret al!
ite bu sirdan, Kur'an-1 Hakim sonsuz derecede parlak, ytiksek
hakikatleri ic;erdiginden, iirin htilyalarmdan uzakbr, yticedir. Evet,
Kur'an-1 Mucizti'l Beyan, mucizelik derecesindeki kusursuz nizam ve
intizam1yla beraber, kainat kitabmdaki sanatm kusursuzlugunu muntazam tislubuyla tefsir ettigi halde manzum olmamasmm bir sebebi de
Udur: Birer y1ld1z gibi olan ayetlerinin her biri, vezin kayd1 altma girmeyip diger ayetlere bir ttir merkez ve karde htikmtine gec;er, aralannda mevcut olan manevi mtinasebeti saglamak ic;in o geni dairedeki
ayetler arasmda birer hat meydana getirir. Adeta her bir ayetin, diger
ayetlere bakan birer gozti, onlara dontik birer ytizti vard1r. Kur'an'm
ic;inde binlerce Kur'an bulunur ki, her merep sahibine birini ac;ar.
Mesela, Yirmi Beinci Soz' de anlabld1g1 gibi, ihlas suresinin ic;inde,
otuz alb ihlas suresi kadar, her biri pek c;ok yonlti olan alb ctimlenin
terkibinden meydana gelmi, Cenab-1 Hakk'm birligini gosteren birer
ilim hazinesi vard1r. Evet, nasil ki, gokytiztinde bulunan y1ld1zlann her
biri gbrtintiteki intizams1zhg1 yontiyle, kay1t altma girmeyip diger y1ld1zlara bir ttir merkez htikmtindedir; geni dairesindeki her bir y1ld1za,
varhklar arasmdaki gizli irtibata iaret olarak birer mtinasebet c;izgisi
uzatir. Adeta her birinin, yild1z misali ayetler gibi, diger btittin y1ld1zlara bakan birer gozti, onlara dontik birer ytizti vard1r. ite intizams1zhk
5 HA$iYE

Bu hadise Amerika' da aynen olmutur.

176 SOZLER

i<;indeki kusursuz intizam1 gar, ibret al! 6 ~ ~ Ll j ~\ ~r ~Jc Ll j ayetinin bir s1rnm bi!.
Hem -tl J:fa_ LAj ifadesinin s1rnm da Uradan anla ki: ~iir, ki.i<;i.ik
ve sonuk hakikatleri buyuk ve parlak hayallerle susleyip begendirmek
ister. Halbuki Kur'an'm hakikatleri o kadar buyuk, yuce, parlak ve
gbz ahc1dir ki, en buyuk ve parlak hayal o hakikatlerin yanmda gayet
ku<;lik ve sonuk kahr. Mesela:
8~ ~,iks
.,

'I

~qi\

- j~

1.f11

(.}::""

~, 7~
l~ "I\
.
/ ~

~
..

,,,,,,.

,\_< ~~\ . I"

i._5""-'

:::

/'

L' i/,,
Y-

'-i'Y"'"'
/'

0x~
, '.. , 8.il
, / ,:Jo \~[j~ ~.b.-1,.J/ ~
'11~ ~tS' 01~
- ~1
-

gibi say1s1z Kur' an hakikati buna ahittir. Kur'an'm her ayetinin, karanhg1 delen parlak birer y1ld1z gibi i' caz10 ve hidayet nurunu yayd1gm1
ve kufor karanhgm1 nas1! dag1tt1gm1 gbrmek, bunun zevkine varmak
istersen, kendini cahiliye asrmda, bedevi <;bllerinde farz et Her eyin
cehalet ve gaflet karanhg1 altmda, tabiatm donuk perdesine sartlm1
oldugu bir anda, birden Kur'an'm yuce lisanmdan,
11.

<~ll

c:-;:- -

. -::\1
!--!""'

<.)';.J

.ul1 ..:J.LJ1
/ /

. J~I

J"? j

. ~ / ..::_,\ 'u..:JI

.J / .J

. ~ ~ , , ,,

// ~

gibi ayetleri iit, bak: Alemdeki o olmil veya uyumu varhklar,


~ sedas1yla iitenlerin zihninde nasil diriliyor, uyamyor, ayaga kalkarak zikrediyor! Hem o karanhk gokyi.izi.inde y1ld1zlar cans1z birer ate
12 ,. \!I, ~ '. .~.11 ,.:x u....:11 -tl , ,:
yerdeki varhklar ise peric::ankenParras1
"'
'
'S
'
,_;Pj j c-j
~
sesleniiyle, iitenlere gokyuzu bir ag1z, butun yild1zlar hikmetli birer
kelime, hakikati bildiren birer nur, yeryuzu bir ba, karalar ve denizler

10

11

12

"Biz Resul'e Kur'an ogrettik, iir ogretmedik, bu zaten ona yaramaz da." (Yasin
suresi, 36/69)
"Gun gelir, gok sayfasm1, tipk1 katibin yazd1g1 kag1tlan durup rulo yapmas1 gibi
dureriz." (Enbiya suresi, 21/104)
"O Allah ki geceyi, durmadan onu kovalayan gilnduze burur." (A'raf suresi, 7/54)
"Butiln hadise, tek bir c;agndan ibaret! ite hepsi duruma ic;in toplanmilar. .. "
(Yasin suresi, 36/53)
i'caz: Mucize olma, benzerinin yap1lmas1 milmkun olmad1g1 ic;in herkesi aIrtlp
aciz birakma.
"Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Melik (kainatm gerc;ek Hukumdan), Kuddus
(c;ok yuce, her noksandan milnezzeh) Aziz ve Hakim olan Allah'1 tesbih ve tenzih
eder." (Cum' a suresi, 62/1)
"Yedi kat gok, dunya ve onlann ic;inde olan herkes Allah'1 takdis ve tenzih eder."
(isra suresi, 17/44)

ON Dc;uNcu Soz 177

birer lisan, biltun hayvanlar ve bitkiler ise Cenab-1 Hakk'1 tesbih eden
birer kelime suretinde kendini gosteriyor. Yoksa bugun den ta o zamana bakarak bahsedilen zevkin inceliklerini goremezsin. Evet, o zamandan beri nurunu yayan, zamanla herkesin bildigi bir ey haline
gelen, islam'm diger nurlu hakikatleriyle parlayan, Kur'an'm gilneiyle
gunduz rengini alan bir vaziyetin ic;;inden yahut s1g, basit bir ahkanhk perdesi ardmdan baksan, elbette her bir ayetin ne kadar tath bir
i' caz nagmesi ic;;inde hangi karanhklan dag1tt1gm1 hakk1yla goremezsin.
Turlu mucizeler ic;;inde bu c;;eit i'cazm zevkine varamazsm. Kur'an-1
Mucizu'l Beyan'm mucizeliginin en yilksek derecelerinden birini gormek istersen, U temsili dinle, bak:
Gayet yuksek, garip ve dallan her yana uzanm1 hayret verici bir
agac;; farz edelim. 0 agac;; bir gayb perdesi altmda, bir gizlilik tabakas1
ic;;inde saklanm1 olsun. Malumdur ki, insamn uzuvlan arasmda oldugu
gibi bir agacm da dallan, meyveleri, yapraklan ve c;;ic;;ekleri gibi butun k1s1mlan arasmda bir munasebet, uyum ve denge laz1mdir. Her bir k1sm1,
o agacm mahiyetine gbre ekil ahr, onlara oyle bir suret verilir. ite, biri
c;;1ksa, hie;; gorunmeyen (hala gorunmuyor) o agacm k1s1mlanm bir perde ustilnde resmetse, hepsine birer smir, daldan meyveye, meyveden
yapraga uyumlu birer suret c;;izse ve o perdeyi agacm birbirinden son
derece uzak olan kokuyle dal uc;;larmm ortasmda, dallannm, meyvelerinin, yapraklannm ekil ve suretini aynen gosterecek uygun resimlerle
doldursa; elbette o ressamm, U gbrilnmeyen agacm tamam1m gayba
ac;;ik gozuyle gbrdugune, sonra tasvir ettigine ilphe kalmaz.
Aynen onun gibi, milmkinat 13 hakikatine <lair (ki o hakikat, dilnyanm bamdan ahiretin en sonuna kadar uzanm1 ve yerden goklere,
zerrelerden gunee kadar yayilm1 olan yarahh agacmm hakikatidir)
Kur'an-1 Mucizu'l Beyan'm dogruyla yanhI ayiran beyanlan o kadar
uyumu muhafaza etmi ve o agacm her bir dalma, meyvesine milnasip birer suret vermitir ki, hakikati delilleriyle bilen butun alimler aratirmalannm nihayetinde, Kur'an'm tasvirine "Maallah, barekallah!
Kainatm tils1mm1 ve yaratih muammasm1 kefedip c;;ozen yalmz sensin
ey Kur'an-1 Hakim!" demilerdir.
13

Miimkinat: Allah'm butun yaratt1klarma verilen isim. Yoktan var edilenler.


Cenab-1 Hakk'm Zat'mdan baka her ey.

178 SOZLER

14 ~\rl

JJ1

~j -temsilde kusur olmaz- Cenab-1 Hakk'm isim

ve s1fatlanm, o s1fatlarm neticesi olan icraahm ve fiillerini nuran1 bir


hlba agac1 eklinde dililnelim. 0 nuran1 agacm geni dairesi ezelden ebede uzamyor. Bilyilklilguniln hudutlan, sonsuz, uc;suz bucaks1z
alemlere yay1hyor, onlan kuabyor. icraatmm smirlan,
16,t"'ql\/~\ ::1~1s.J.;/~/l\ ~/J ~/
i.;r .J ;
~
/~ .J /r i.:r.: ~
:;-

_! :_S~.
dJ\
. u:s
. r, I.>-J ~\ ~\)~
~/
,,,.

,,,

17~l..;.J

,,.

-;;;

/Jo

~
.,T

ayetlerindeki sm1rlardan ta

18~~ ~:; ..:..i~~ ..Slju..:llj

ayetlerinde ifade edilen s1mrlara kadar uzanan o nuran1 hakikati; o


isim, s1fat, icraat ve fiillerin hakikatlerini Kur' an, biltiln dal ve budaklanyla, gaye ve meyveleriyle son derece milnasip ve birbirine uygun,
birbirine yakttr, birbirinin hukmilnil bozmayacak, birbirine yabanc1
dilmeyecek bir ekilde bildirmitir. Bullin kef ve hakikat ehli, melekut
aleminde yolculuk eden biltiln irfan ve hikmet sahipleri, Kur'an'm bu
beyanlan kartsmda "Silbhanallah! Ne kadar dogru, hakikate ne kadar uygun, ne kadar gilzel, mucizeligine ne kadar lay1k!" diyerek onu
tasdik ediyorlar.
Mesela Kur' an, biltiln imkan ve vilcub dairesine bakan ve o iki bilyuk agacm bir tek dah hukmunde olan imanm alh esasm1, o esaslarm
14
15

16
17
18

19

20

"En yilce s1fatlar Allah'mdlr," (Nahl suresi, 16/60)


"Bilin ki Allah insan ile kalbi arasma girer (diledigi takdirde arzusunu gerc;ekletirmesini onler)." (Enfal suresi, 8/24)
"Taneleri ve i;ekirdekleri i;atlabp yararak (her eyi gelime yoluna koyan) Allah'br."
(En' am suresi, 6/95)
"O'dur ki analanmzm rahimlerinde size diledigi ekli verir." {Al-i imran suresi, 3/6).
"Halbuki btitiin bir gokler alemi btikillmil olarakAllah'm elinin ii;indedir." (Zilmer
suresi, 39/67)
"Rabbiniz o Allah'br ki, gokleri ve yeri alh gilnde yaratt1." (A'raf suresi, 7/54;
Yunus suresi, 10/3; Hud suresi, 11/3; Hadld suresi, 57/4)
"(Allah O'dur ki) Gtinei ve ay1 hizmet etmeleri ic;in sizin emrinize verdi." (Ra'd
suresi, 13/2; Ankebut suresi, 29/61; Fa.hr suresi, 35/13; Zilmer suresi, 39/5)

ON Oc;oNcO Soz 179

btittin dal ve budaklanm ta aralanndaki en ince meyve ve c:;ic:;eklere


kadar 6yle uyum gozeterek tasvir eder, o derece dengeyle tarif eder ve
o kadar munasip bir ekilde g6sterir ki, insan akh bunu idrakten aciz
kahp guzelligine hayran olur. Ve o iman dalmm bir budag1 hukmtindeki islamiyet' in be esas1, aralarmdaki en ince teferruata, en ktic:;tik
adaba, en uzak gayelere, en derin hikmetlere ve en kuc:;uk neticelere
vanncaya kadar tam bir uygunluk, mtinasebet ve dengeyle muhafaza
edilir. Bunun delili, beyam bu.tun varhg1 kuatan Kur'an-1 Kerim'in
ac;1k ve kesin huktimlerinden, okunu tarzlanndan, iaretlerinden ve
ince manalanndan c;1kan islamiyet'in ytice kanunlanndaki kusursuz
intizam, denge, birbirine uygunluk ve saglamhkt1r. Bunlar, inkar edilemez, adil birer ahit; tiphe g6ttirmez, kesin birer delildir.
Demek ki, Kur'an'm beyanlan insanm sm1rh ilmine, hele okuma
yazma bilmeyen bir timminin ilmine dayamyor olamaz. 0, her eyi
kuatan bir ilme dayamyor; butun eyay1, ezel ve ebed arasmdaki btitun hakikatleri bir anda g6rebilen bir Zat'm kelam1d1r.
21 ~~ ~ ~ ~j 0~1 ~~
j) l.?;1 ~WI ayeti bu hakikate
iaret eder.

cfa

IS'},
8 \~ ,,: 0\,~11 ~
.JP..J .r .J-t r ,.
2201 ;.'.'

21

22

.:

Jl
'. / ~.J
~/ / 0\,~\1 ~/ 0\,~\1 J/~;, ls .::~M
-t 0-4
, r
~ , r
-..r . r-'11
- ~ \ 0\
/ ro~ll .J 0\.Q..,
/ ;

ls ".

-!~

"Hamd 0 Allah'a mahsustur ki kuluna Kitab1 indirdi ve onun ic;ine tutars1z hic;bir
ey koymad1." (Kehf suresi, 18/1)
"Ey Kur'an'1 indiren Allah1m! Kur'an'm ve kendisine Kur'an indirilen zatm hakk1
ic;in kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur' an nuruyla nurland1r. Amin, ey kendisinden yard1m dilenilen Mustean!"

ON 0~0NC0 SOZ'UN iKiNCi MAKAMI

~j\ ~j\ ~\ c-4


Cazibeli Bir Fitne i~inde Bulunan ve Heniiz Akhm
Kaybetmemi' Bazt Gen~lerle Bir Konu,mad1r
Bir k1s1m gern;ler, imdiki aldabc1 ve cazibeli haram zevk ve heveslerin hilcumu karIsmda, "Ahiretimizi nasil kurtaracagiz?" diyerek Risale-i Nur'dan yard1m istediler. Ben de Risale-i Nur'un ahs-1
manevisi adma onlara dedim ki:
Kabir var, hie; kimse inkar edemez. Herkes ister istemez oraya girecek. Ve oraya girmek ic;in de ilc; yoldan baka yol yok.
Birinci yol: Kabir, milminler ic;in bu dilnyadan daha gilzel bir
alemin kap1s1dir. 23
ikinci yol: Ahireti tasdik eden, fakat haram zevk ve eglencelere
dahp dalalet yolunda gidenlere ebedi bir zindan ve biltiln dostlanndan ayn, tek bama bir hapsin kap1s1dir. 24 0 yolda giden insan, oyle
gordilgu, inand1g1 fakat inand1g1 gibi hareket etmedigi ic;in bu ekilde
muamele gorecek.
O~iincii yol: Ahirete inanmayan inkarcilar ve dalfilet yolundakiler ic;in ebedi idam kap1s1d1r. Yani kabir, hem kendisini hem biltiln
sevdiklerini idam edecek bir daragac1dir. inkarc1, oyle bildigi ic;in, ceza
olarak aymsm1 gorecek. Bu iki Ik ac;1kbr; deli! istemez, gozle gorillilr.
Madem ecel gizlidir, alum her vakit bamI kesmek ic;in gelebiliyor
ve genc;-ihtiyar fark1 yoktur. Elbette bic;are insan ic;in, daima gozilniln
23

24

Bkz. Buharl, cendiz 68, 87; Muslim, cennet 70; Tirmizi, cendiz 70, kzyamet 26;
Nesal, cendiz 110; Milsned 3/3, 4/287.
Bkz. Darimi, rikak 94; Milsned 3/38; ibn Ebi ~eybe, e/-Musannef 7/58; Abd b.
Humeyd, el-Miisned s.290; EbO. Ya'la, el-Miisned 2/491, 11/522; ibn Hibban, esSahfh 7/391, 392.

ON Oc,:uNcD Soz 181

bntindeki byle btiytik, dehetli bir mesele karIsmda, o ebedi idamdan, o dipsiz, sonsuz, tek bama hapisten kurtulmanm c;aresini aramak ve kabir kap1sm1 kendisi hakkmda baki ve nurlu bir aleme, ebedi
saadete ac;ilan bir kap1ya c;evirmek, dtinya kadar btiytik bir meseledir.
Bu kesin hakikate ti<; yo! bulundugunu ve bu ti<; yolun da zikredilen
ti<; hakikatten ibaret OldugunU ytiz yirmi dart bin dogru SOzlti haberci; 25
ellerinde birer tasdik niam olarak mucizeler bulunan peygamberler
haber veriyor. Ytiz yirmi dart milyon evliya, o peygamberlerin haber
verdigi hakikati kef, zevk ve Uhud ile dogrulay1p imza basarak ona
ahitlik ediyor. Ve say1s1z muhakkik zat da, o peygamber ve velilerin
verdikleri haberi kesin delilleriyle, aklen, ilmelyakin26 derecesinde ispathyor.27 ~iYE Hepsi ittifakla, "Ytizde doksan dokuz ihtimalle, ebedi
idam ve zindandan kurtulmak ve o yolu ebedi saadete c;evirmek, yalmz iman ve itaat ile mtimktindtir." diye haber veriyor.
Acaba ytizde bir helak olma ihtimali bulunan tehlikeli bir yolda
gitmemek ic;in bir tek habercinin sbzti dikkate almd1g1 ve helak olma
endiesinden gelen manevi elem, o habercinin soztinti dinlemeyip o
yolda giden adamm yemek itahm1 bile kac;ird1g1 halde. . . Boyle yi.iz
binlerce dogru sozlti ve dogrulugu tasdik edilmi haberci, ytizde ytiz
ihtimalle, dalaletin ve haram zevklerin, gbz bntindeki kabri bir daragacma ve ebedl, tek bama bir hapse c;evirmeye sebep oldugunu;
iman ve kullugun ise ytizde ytiz ihtimalle o daragacm1 kaldmp o zindam kapatarak U gbz bntindeki kabri ebedl bir hazineye ve saadet
sarayma ac;ilan bir kap1ya c;evirdigini haber verdikleri, bunun iaret
ve alametlerini gosterdikleri halde ... Bu hayret verici, garip, dehetli
ve btiytik meseleyle karI kartya bulunan, her vakit kabre c;agnlma
nobeti bekleyen bic;are insana, bilhassa Mtisltiman degilse, iman ile
kullukta bulunmamisa; btittin dtinya saltanah ve lezzeti bile verilse o
endieden gelen ac1 elemi yok edebilir mi? Size soruyorum.
Madem ihtiyarhk, hastahk, musibet ve her taraftaki oltimler o dehetli elemi deiyor ve hatirlahyor. Elbette, haram zevk ve eglencelere
25 124 bin nebi, 315 (veya 313) resul olduguna <lair Bkz. Miisned 5/265; ibn Hibban,
es-Sahih 2/77; et-Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir 8/217; el-Hakim, el-Mustedrek
2/652; ibn Sa'd, et-Tabakb.tu'l-kubra 1/32, 54.
26 Kesin bilgiye dayanarak, ilim yoluyla iipheye yer b1rakmayacak ekilde bilmek.
27 HA~iYE Onlardan biri Risale-i Nur' dur ve meydandad1r.

182 SOZLER

dahp dalalet yolunda gidenler, yuz bin lezzeti ve zevki tatsalar da,
kalblerinde yine manevl bir cehennem yaar ve onlan yakar. Fakat
pek kalm gaflet sersemligi bunu gec;;ici olarak hissettirmez.
Madem muminler ve dinin emir ve yasaklanna uyanlar, gozleri
onundeki kabrin kendileri hakkmda ebed! bir hazineye, sonsuz bir
saadete kap1 oldugunu anlamtlar ve onlara iman vesikas1yla o ezel!
kader piyangosundan milyarlarca altm ve elmas1 kazandtracak bir bilet c;;1kmt. Her vakit, "Gel biletini al!" denilmesini beklemekten derin,
esash, hakiki bir lezzet ve manevl bir zevk duyarlar. Bu oyle bir lezzettir ki, eger cisme burunse ve o c;;ekirdek bir agac;; olsa, o mumin ic;;in
hususi bir cennet hukmune gec;;er. $u halde, o buyuk zevk ve lezzeti
terk edip genc;;ligin sevkiyle, zehirli bir bala benzeyen, sonu gelmez
elemlerle kantk o haram eglence ve heveslerin peinde gec;;ici bir gayrimeru lezzeti tercih eden, hayvandan yuz derece aag1 dtier.
Boyle bir insan yabanc1 dinsizler gibi de olamaz. (unku onlar,
Hazreti Peygamber'i (aleyhissaldtil vesselam) inkar etseler, diger peygamberleri tamyabilirler. Peygamberleri bilmeseler, Allah'1 tamyabilirler.
Allah'1 bilmeseler de kemal vas1flan kazanmaya vesile olacak baz1 guzel hasletlere sahip bulunabilirler. Fakat bir Musluman, hem peygamberleri hem Rabbini hem de butun ustun meziyetleri, Muhammed-i
Arabi (a/eyhissaldta vesselam) vas1tas1yla bilir. Onun terbiyesini btrakan
ve zincirinden c;;1kan, arhk hic;;bir peygamberi de Allah'1 da tammaz ve
ruhunda kemal vas1flanm muhafaza edecek hic;;bir esas1 bilemez.
(unku peygamberlerin sonuncusu, en buyugu, dini ve daveti butun insanhga bakan, mucizeleri ve diniyle peygamberlerin en ustunu olan ve beeriyete butun hakikatlerde ustadhk edip bunu on dart
astrda parlak bir surette ispatlayan, insanhgm iftihar kaynag1 bir zatm
terbiyesinin esaslanm ve dininin kanunlanm terk eden, elbette, hic;;bir
ekilde bir nur, bir kemal bulamaz. Mutlak bir dtiUe mahkumdur.
ite ey dunya hayatmm zevklerine tutkun ve gelecek endiesiyle hayatm1 kazanmak ic;;in c;;abalayan bic;;areler! Dunyanm lezzetini,
zevkini, saadetini ve rahatm1 isterseniz meru dairedeki keyifle yetininiz. 0, keyfinize kafidir. 28 Onun d1mdaki, gayrimeru dairedeki
28

"Allah1m, haramma karI helalinle bana kifayet et" anlammdaki dua i<;:in Bkz.
Tirmizi, deavat 110; Miisned, 1/153.

ON ikoNcD Soz 183

bir lezzetin ic;:inde bin elem oldugunu daha onceki sozlerden elbette
anladm1z.
Gec;:mi zamanm hadiseleri sinema perdesinde gosterildigi gibi, gelecek de -mesela elli sene sonraki halleri- kendilerine gosterilseydi,
haram zevklere daltp gidenler imdi gtilduklerine ytiz binlerce lanet ve
nefretle aglayacaklard1.
Dunya ve ahirette ebedi, daimi sevinci isteyenin, iman dairesindeki Muhammed! (aleyhissaldW vesselam) terbiyeyi kendine rehber edinmesi gerekir.

***
Birkac; Bic;are Gence Verilen
Bir Tembih, Bir Ders, Bir ihtardir
Bir gun yamma birkac;: parlak gene;: geldi. Hayat, genc;:lik ve hevesler yontinden gelen tehlikelerden sakmmak ic;:in tesirli bir ihtar almak
istediler. Ben de onlara, eskiden Risale-i Nur' clan yard1m talep eden
genc;:lere dedigim gibi, dedim ki:
Sizdeki genc;:lik kesinlikle gidecek. Eger merU dairede kalmazsamz, o genc;:lik ziyan olup batmza hem dtinyada hem kabirde hem de
ahirette kendi lezzetinden c;:ok daha btiytik belalar ac;:acak, elemler getirecek. Eger islam terbiyesiyle, genc;:lik nimetine kart bir tiktir olarak
onu iffet, namus ve itaat yolunda sarf ederseniz, o genc;:lik manen baki
kahr ve ebedi bir genc;:lik kazanmamza vesile olur.
Eger iman olmazsa veyahut isyan ile tesirsiz kahrsa, hayat gortintiteki k1sac1k bir zevk ve lezzetle beraber, o zevkten ve lezzetten binlerce derece fazla elem, htiztin, keder verir. <;unkti insan aktl sahibi
oldugundan, hayvanlarm aksine, yaradth itiban ile ic;:inde bulundugu
zamanla beraber gec;:mi ve gelecekle de alakadard1r. 0 zamanlan dtiilnunce de hem elem hem lezzet duyabilir.
Hayvanlann ise akh olmad1g1 ic;:in, gec;:miten gelen huztinler ve
gelecege <lair korkular, endieler ham lezzetlerini bozmaz.
Fakat insan eger dalalete ve gaflete dtimtise gec;:miten gelen
htizunler ve gelecek endiesi o ktic;:tik lezzeti cidden ac1labnyor, bozuyor. Bilhassa o lezzet gayrimeru ise btittin btittin zehirli bir bal
htikmtindedir.

184 SOZLER

Demek insan, hayattan lezzet alma noktasmda hayvandan yuz derece aag1 duer. Belki dalalet ve gaflet ehlinin hayah, va::-hg1, hatta
kainah, i<;inde bulundugu gunden ibarettir. Butun ge<;mi zaman ve
alemler, onun dalaleti noktasmda yok olmu, olmutur. Aki!, ge<;mile
alakadarhg1 yuzunden ona karanhklar verir. Gelecek zaman ise inan<;s1zhg1 sebebiyle yine yoktur. Ve bu yokluktan gelen ebedl aynhklar
surekli aklma dUUP insam karanhklar i<;inde b1rak1r. Eger iman hayata
hayat olsa, o vakit hem ge<;mi hem gelecek zamanlar imanm nuruyla
Itklamr ve varhga burunur. T1pk1 i<;inde bulunulan zaman gibi, insanm ruhuna ve kalbine iman noktasmda yuce, manevl zevkler ve varhk
nuru verir. ihtiyarlar Risa/esi'ndeki Yedinci Omit'te bu hakikatin izah1
var, ona bakmahsm1z.
ite hayat boyledir. Onun lezzetini ve zevkini isterseniz hayahmz1
imanla hayatlandmmz, farz ibadetlerle susleyiniz ve gunahlardan sakmmakla muhafaza ediniz. Vefatlarm her gun, her yerde, her vakit
gosterdigi dehetli alum hakikatini, size -baka gen<;lere soyledigim
gibi- bir temsille anlatacag1m:
Mesela, burada gozunuzun onunde bir daragac1 kurulmu. Onun
yanmda, pek buyuk bir ikramiyenin biletlerini veren bir piyango dairesi var. Biz buradaki on kii, ister istemez, <;aresiz oraya davet edilecegiz, bizi <;ag1racaklar. <:;ag1rma zamam gizli oldugundan, her dakika
ya "Gel idam biletini al, daragacma <;tk!" ya da "Milyonlarca altm kazand1ran bir ikramiye bileti sana <;1km1, gel, al!" demelerini beklerken,
birden kap1ya iki kii gelir. Biri -yan 9plak, guzel ve aldahc1 bir kadmelindeki gorunute gayet tath fakat zehirli helvay1 yedirmek ister.
Digeri ise aldatmaz ve aldanmaz, ciddi bir adamd1r; o kadmm ar kasmdan girer ve der ki:
"Size bir tils1m, bir ders getirdim. Bunu okur ve o helvay1 yemezseniz U daragacmdan kurtulursunuz. Bu hls1mla o benzersiz ikramiye
biletini ahrsm1z. ite, zaten gozunuzle gbruyorsunuz ki, bah yiyenler
daragacma gidiyor, gidinceye kadar da o helvanm zehrinden dehetli kann sanc1s1 <;ekiyorlar. 0 buyuk ikramiye biletini alanlar ise ger<;i
gorunmuyor ve gbrunute onlar da o daragacma 9k1yorlar. Fakat milyonlarca, milyarlarca ahit, onlarm asilmad1gm1, belki oradan kolayca
ikramiye dairesine girmek i<;in daragacm1 basamak yaphgm1 haber

ON U<;:ONcO Soz 185

veriyor. ite, pencerelerden bakm1z! En buyiik memurlar ve bu ile


alakah buyuk zatlar, 'O daragacma gidenleri bizzat, gozunuzle gordugunuz gibi, bu ikramiye biletini de ancak o hls1m1 degerlendirenlerin
ald1gm1 hie:; iiphe gotiirmez ekilde, gundiiz gibi kesin biliniz.' diye
yuksek sesle ilan ediyor ve haber veriyorlar."
ite bu temsildeki gibi, zehirli bir bal hukmunde olan gayrimeru
dairedeki gern;;ligin haram zevkleri, ebedl bir hazinenin ve saadetin
bileti ve vesikas1 olan imam kaybettirir. insan, daragac1 hiikmundeki
oliimiin ve ebedl karanhk kap1s1 olan kabrin musibetine, aynen gorundiigii gibi diier. Ve olum vakti gizli oldugu ic:;in genc:;-ihtiyar fark
etmeden ecel cellad1 her an baIm kesmek ic:;in gelebilir.
Eger zehirli bal hukmundeki o gayrimeru hevesleri terk edip
Kur'an'm hls1m1 olan imam elde eder ve farzlan yerine getirirsen, o
fevkalade kader piyangosundan c:;1kan ebedl saadet hazinesinin biletini kazanacagm1, yuz yirmi dart bin peygamber29 (aleyhimilsse/am) ile
beraber had ve hesaba gelmez say1s1z veli, hakikat ehli ve muhakkik
zat ittifakla haber veriyor ve bunun iaretlerini gosteriyorlar.
K1sacas1: Genc:;lik gidecek. Haram zevk ve eglencelerde gitmise
hem diinyada hem ahirette binlerce bela ve elemi netice verecegini ve
oyle genc:;lerin c:;ogunlukla, genc:;liklerini kotiiye kullanmaktan ve israftan gelen evhamh hastahklarla hastanelere, takmhklanyla hapishanelere, sefalet yuvalanna veyahut manevl elemlerden gelen s1kmhlarla
meyhanelere diieceklerini anlamak isterseniz, hastanelere, hapishanelere ve kabristanlara sorunuz.
Elbette hastanelerin ha! dilinden, c:;ogu kez, genc:;ligin sevkiyle yap1lan israflann ve onu kotiiye kullanmanm yol ac:;hg1 hastahklardan inlemeler, eyvahlar iiteceginiz gibi, hapishanelerde de c:;ogunlukla genc:;lik takmhklarmm sebep oldugu gayrimeru dairedeki hareketlerin
tokadm1 yiyen bedbaht genc:;lerin pimanhklanm duyacaksm1z. Kabristanda ve kapilan oraya girenler ic:;in siirekli ac:;1hp kapanan berzah
aleminde ise -kabirde olup bitenleri kalb goziiyle kefen gorenlerin
ve butun hakikat ehli zatlann tasdiki ve ahitligiyle- azabm c:;ogunun
29

124 bin nebi, 315 (veya 313) resul olduguna dair Bkz. Musned 5/265; ibn Hibban,
es-Sahfh 2/77; et-Taberani, e/-Mu'cemii'l-Kebfr 8/217; el-Hakim, el-Miistedrek
2/652; ibn Sa'd, et-Tabakota'l-Kubra 1/32, 54.

186 SOzLER

gen~ligi

kohl yolda sarf etmenin neticesi oldugunu bileceksiniz.


Hem insanhgm buyuk k1smm1 tekil eden ihtiyarlara ve hastalara
sorunuz. Elbette, buyuk ~ogunlugu pimanhk ve hasretle, "Eyvah!
Gen~ligimizi beyhude harcad1k, belki zararh bir yolda ziyan ettik. Sakm bizim gibi yapmaym1z." diyecekler. <:;unku be-on senelik gen~ligin
gayrimeru zevkleri i~in dunyada ~ok sene gam ve keder yaayan, berzahta azap ve zarar goren, ahirette cehennem ve sakar3 belas1m ~eken
adam, en acmacak halde olmasma ragmen, 31 tl ~ '1.J_r1)~ ~ljll sirnyla hi~ acmmay1 hak etmez. <:;unku zarara nzas1yla glrene,~erhamet
edilmez; o, merhamete lay1k degildir. 32
Cenab-1 Hak bizi ve sizi bu zamanm cazibeli fitnesinden kurtarsm
ve korusun, amin ...

30
31
32

Yedi cehennemden biri. Bkz. Kamer sD.resi, 54/48; Muddessir sD.resi, 74/26, 27, 42.
"Zarara kendi nzasiyla girene merhamet edilmez."
Bkz. imam Rabbani, el-Mektubdt 2/83 (49. Mektup).

Risale-i Nur'un Mizanlanndan


On 0-riincii Soz'iin
ikinci Makam1'mn Ha~iyesidir

Risale-i Nur' daki hakiki teselliye mahpuslar c;;ok muhtac;;br. Bilhassa genc;;lik darbesini yiyip taze ve irin 6mrilnii hapiste gec;;irenlerin,
Nur'lara ekmek kadar ihtiyac;;lan var.
Evet, genc;;lik daman, akildan c;;ok hissiyab dinler. His ve heves ise
kordiir, ak1beti gormez. Bir dirhem hazir lezzeti, gelecekteki bir batman34
lezzete tercih eder. insan bir dakikahk intikam lezzeti ic;;in katil olur, seksen bin saat hapis elemi c;;eker. Ve bir saat gayrimeru zevk yiiziinden
bir namus meselesinde, binlerce giin hem hapisten hem de diimandan duydugu endieden gelen s1kmblarla 6mriiniin saadeti mahvolur.
Bunlar gibi, bic;;are genc;;ler ic;;in c;;ok tehlikeler var ki, hayatlannm en
tatl1 c;;agm1 en ac1 ve acmacak hale c;;eviriyor. Bilhassa kuzeyde koca bir
devlet, genc;;lik heveslerini k6tiiye kullanarak bu asn f1rtmalanyla sars1yor. <;unku ak1beti gormeyen kor hissiyatia hareket eden genc;;Iere,
namuslu insanlann giizel k1zlanm ve kadmlanm helal gosteriyor. Hatta
hamamlara erkek-kadm beraber c;;1plak girmelerine izin vererek fuhiyab tevik ediyor. Hem serseri ve fakir olanlara zenginlerin mallanm
helal ediyor ki, insanhk bu musibet kar1smda titriyor.
ite bu asirda islam ve Turk genc;;lerinin kahramanca davramp, iki
yonden hiicum eden bu tehlikeye, Risale-i Nur'un Meyve Risalesi ve
Gen<;lik Rehberi gibi keskin k1hc;;lanyla kar1hk vermesi arttir. Yoksa
o bic;;are gene;;, hem diinyadaki istikbalini, mutlu 6mrilnii hem de ahiretteki saadetini ve baki hayatm1 azaplara, elemlere c;;evirip mahveder.
Genc;;ligini kotii yolda sarf etmesinin ve haram zevklerin neticesinde
hastanelere ve hissiyatm takmhklanyla hapishanelere diier. Eyvahlar ve pimanhklarla ihtiyarhgmda c;;ok aglar.
Eger Kur'an terbiyesi ve Nur'un hakikatleriyle kendini muhafaza
ederse, tam bir kahraman gene;;, miikemmel bir insan, mesut bir Miisliiman ve biitiin canhlara, hayvanlara bir nevi sultan olur.
33
34

Her tiirlu noksan s1fattan uzak Allah'm ad1yla.


Bir dirhemin 2400 katma denk gelen, 7,692 kilogramhk agirhk i:ilc,;usil.

188 SiiZLER

Evet, bir gen<;, hapiste her gtinkti yirmi dart saatlik 6mrtinden tek
bir saatini be farz namazma sarf etse, hapis zaten <;ogu gtinaha mani
oldugu gibi, o musibete sebebiyet veren hatadan da tevbe edip diger
zararh, elem veren gunahlardan el <;ekse; hem kendine hem istikbaline hem vatanma milletine hem de yakmlanna btiytik bir faydas1 olur.
Bu ekilde o on-on be senelik fani gen<;likle ebedi, parlak bir gen<;ligi
kazanacagm1, bata Kur'an-1 Mucizti'l Beyan, btittin mukaddes kitaplar ve semavi suhuf kesin bir ekilde haber verip mtijdeliyor.
Evet, bir gen<; o irin, gtizel gen<;lik nimetine istikamet ve itaatle
tikretse, nimet hem artar hem baki olur hem de lezzetlenir. Yoksa
belah, elemli, gamh ve kabuslu olur, o gencin elinden kay1p gider.
Hem yakmlanna, hem vatanma, hem milletine zararh bir serseri htikmtine ge<;mesine sebebiyet verir.
Eger mahpus, zulumle, haks1z yere mahkum olmusa, farz namaz1m k1lmak art1yla, her bir saati bir gun ibadet yerine ge<;er. Hapis onun
i<;in inzivaya <;ekildigi bir <;ilehane olur. 0 mahpus, eski zamanlarda
magaralara girerek ibadet eden mtinzevi salihlerden sayilabilir.
Eger fakir, ihtiyar, hasta ve iman hakikatlerine bagh ise farz ibadetlerini yapmak ve tevbe etmek art1yla her bir saati yirmier saat
ibadet olur, hapis ona bir istirahat yeri, merhametle kendisine bakan
dostlan i<;in de bir muhabbet ve terbiye yuvas1, bir dershane htikmtine ge<;er. Diandaki karmakanIk, her taraftan gtinahlann hticumuna
maruz kalman serbestlikten <;ok o hapiste durmaktan holanabilir. Hapisten tam terbiye ahr. C::1ktig1 zaman bir katil veya intikam peinde biri
degil; tevbekar, tecrtibeli, terbiyeli, millete faydah bir insan olarak <;1kar. Hatta Denizli hapsindeki mahkumlardan, az zamanda Nur'lardan
fevkalade gtizel ahlak dersi alanlan goren baz1 alakadar zatlar demi
ki: "Terbiye i<;in on be sene hapis yerine on be hafta Risale-i Nur
dersi alsalar, bu onlan daha c;ok 1slah eder."
Madem oltim olmtiyor ve ecel gizlidir, her vakit gelebilir. Ve
madem kabir kap1s1 kapanm1yor, kafile kafile gelenler oraya girip
kayboluyor. Hem madem oltimtin, mtiminler hakkmda ebedi idamdan terhis tezkeresine <;evrildigi Kur' an hakikatleriyle gosterilmitir
ve dalalet yolunda, haram zevkler peinde gidenler i<;in oltim, gozle
gortildtigti gibi ebedi bir idam, btittin sevdiklerinden ve dtinyadan

ON U<;ONcO Soz 189

claim! bir aynhkbr. Elbette ve elbette, hie;: Uphesiz, en bahtiyar insan, sabir ic;:inde Ukreden ve hapis suresinden tam istifade edip
Nur'lann dersini alarak istikamet dairesinde, imana ve Kur' an' a hizmete c;:ahand1r.
Ey zevke ve lezzete tutkun insan! Ben yetmi be ya1mda, binlerce tecrube, deli! ve hadiseyle aynelyakln 35 bildim ki: Hakiki zevk,
elemsiz lezzet, kedersiz sevinc;: ve hayattaki saadet yalmz imandadir, iman hakikatleri dairesinde bulunur. Dunyevi bir lezzette ise c;:ok
elem var. Dunya bir uzum tanesini yedirip on tokat vurur gibi, hayatm lezzetini kac;:mr.
Ey hapis musibetine duen bic;:areler! Madero dunyamz aghyor ve
hayatimz acilab. <.;:ahImz, ahiretiniz de aglamasm! Baki hayatimz
gulsun, tathlasm! Hapisten istifade ediniz. Nas1l bazen agir artlarda,
duman karismda bir saat nobet bir sene ibadet hukmune gec;:ebilir; 36
aynen oyle de, sizin bu agir artlar altmda her bir saat ibadet zahmetiniz saatler hukmune gec;:ip o zahmetleri rahmete c;:evirir.

***
37

it>..:..::. ........;, \. ,

,)/

3S~L5 , , ,

..r.3

1.J.

<l.lli
-

l /

.J."'

//

r-::-- i'')\ij\

~-, ~-c,t;;.
.)_j

Aziz, s1dd1k kardelerim,


Hapis musibetine duenlere ve onlara yard1mc1 olup merhametle,
sadakatle diandan gelen erzaklanna nezaret edenlere kuvvetli bir teselliyi "Uc;: Nokta" da soyleyecegim.
Birinci Nokta: Hapiste gec;:en her bir gun, insana on gun kadar
ibadet sevab1 kazand1rabilir. Fani saatleri -meyveleri yonuyle- manen
baki saatlere c;:evirebilir. Ve be-on senelik ceza, milyonlarca senelik
ebedi hapisten kurtulmaya vesile olabilir. 39 ite iman sahipleri ic;:in bu
35
36

37
38
39

Aynelyakin: Gozuyle gi:irmu derecede kesin bir ekilde bilmek.


Bkz. Buhari, cihad 5, 73; Muslim, imoret 112-115, 163; Tirmizi, fezoi/U'l-cihad 26;
Nesai, cihad 39; ibn Mace, cihad 2, 24; Darimi, cihad 9, 32; Milsned 1/62, 65, 66,
75, 2/177, 5/339, 440, 441.
Her tiirlil noksan sifattan uzak Allah'm ad1yla.
Allah'm selam1, rahmeti ve bereketi ilzerinize olsun.
iledigi srn;tan dolay1 dilnyada cezalandmlm1 kimse i<:;in, bunun kefaret say1lacag1na dair bkz. Buhari, fmon 11, ahkom 49, hudud 8, tefsfru sure (60) 3, menokzbu'lensor 43; Muslim, hudud 41; Tirmizi, hudud 12; Nesal, bey'a 9, 17; ibn Mace,

190 SOZLER

pek buyuk ve c;ok k1ymetli kazancm arh, farz namazlan k1lmak, hapse
sebebiyet veren gunahlardan tevbe ve sabir ic;inde Ukretmektir. Zaten
hapis pek c;ok gunaha engeldir, meydan vermez.
ikinci Nokia: Zeval-i lezzet elem oldugu gibi, zeval-i elem dahi
lezzettir; yani lezzetin sona ermesi elem oldugu gibi, elemin bitmesi de
lezzettir. Evet, kim gec;mi lezzetli, safah gunlerini dUUnse, pimanhk
ve hasretin manevi elemini hissedip "Eyvah!" der. Ve kim gec;mi musibetli, elemli gunlerini hahrlasa, onlann gec;ip gitmesinden manevi bir
lezzet duyar ki, "Elhamdulillah, Ukur, o bela sevab1m biraktJ, gitti."
deyip rahat bir nefes ahr. Demek, bir saat gec;ici elem, ruhta manevi
bir lezzet; lezzetli bir saat ise bilakis elem birak1r.
Madem hakikat budur ve madem gec;mi musibet saatleri, elemleriyle beraber yok olmutur. Gelecek bela gunleri ise henuz yoktur.
Yoktan elem yoktur, var olmayan bir eyden elem gelmez.
Mesela, insanm birkac; gun sonra ac; ve susuz kalma ihtimaline karI, bugunden surekli ekmek yiyip su ic;mesi ne kadar divaneliktir. Aynen 6yle de, gec;mi ve gelecek elemli saatleri -ki halihazirda yokturlar- imdiden duunup sabirs1zhk gostermek ve kusurlu nefsini b1rak1p
Allah'1 ikayet eder gibi, "Of, of!" demek divaneliktir. Eger insan sabir
kuvvetini saga-sola, yani gec;mi ve gelecek zamana dag1tmaz ve ic;inde bulundugu saate, gune karI kullamrsa sabn ona tamamen yeter.
S1kmtJs1 ondan bire iner.
Hatta -ikayet olmasm- bu uc;uncu Medrese-i Yusufiye'de, 40 birkac;
gun ic;inde, 6mrumde hie; g6rmedigim maddi ve manevi s1kmtih, hastahkh musibette, bilhassa Nur'a hizmetten mahrum kalmanm verdigi
umitsizlik, kalbi ve ruhi s1kmtilar beni ezdigi S1rada, Cenab-1 Hakk'm
inayeti bu bahsedilen hakikati bana gosterdi. Ben de hastahg1mdan ve
hapsimden raz1 oldum. "Benim gibi kabir kap1smdaki bir bic;are ic;in,
gafletle ge<sebilecek bir saati on saat ibadete <sevirmek buyuk kard1r."
diyerek Ukrettim.
U~iincii Nokia: Mahpuslara efkatle hizmet ve yard1m etmekte, muhtac; olduklan nzk1 ellerine ulatirmakta ve manevi yaralarma
tesellilerle merhem surmekte, az bir amel kar1hg1 buyuk bir kazanc;
40

hudud 33; Darimi, siyer 16; Milsned 1/159, 5/214, 215, 314, 320.
Afyon Hapishanesi.

ON Dr,:uNcu Soz 191

var. Oiandan gelen yemeklerini onlara vermeleri, o gardiyanm ve


gardiyanla beraber ic;eride ve dianda c;ahanlann amel defterlerine
aynen o yemegi kendileri yap1p hibe etmiler gibi sadaka olarak yazil!r.41 Bilhassa musibete ugram1 o mahpus; ihtiyar, hasta, fakir veya
garipse, o manevi sadakanm sevab1 daha da artar.
ite bu kiymetli kazancm arti, farz namazm1 kilmaktlf ki, o hizmet
s1rf Allah ic;in olsun.
0 kazancm bir art1 da sadakat, efkat ve sevinc;Ie, minnet altmda
b1rakmadan mahpuslann yard1mma komaktlf.

***
42 0~

,,

:J1':-,~lr,
.. , ~ '. 01,lJ

i~ ~L

. ,, ~
43 ~\; 1J.;i ttS /'~I h.;.// ~<,f;;. ,{.:)\
,

.r.3 ,
.JJ r~ i

//

~~

Ey hapis arkadalanm ve din kardelerim!


Size, hem dtinya hem ahiret azabmdan kurtulmaya vesile olacak
bir hakikati bildirmek, kalbime ihtar edildi. 0 da Udur:
Mesela bir adam, birinin kardeini veya akrabasm1 oldtirmti. Bir
dakika intikam lezzetiyle ilenen cinayet, o katile milyonlarca dakika
hem kalbl s1kmti hem de hapis azab1 c;ektirir. Oldtirtilen kiinin akrabalan da, intikam alacaklan endiesiyle ve onlan kar1smda dtimam
olarak dtitindtigti ic;in o adamm hayatmm lezzetini ve omrtintin zevkini kac;mr. 0 adam hem korku yaar hem ofke azab1 c;eker. Bunun
tek bir c;aresi var; o da, Kur'an'm emrettigi, 44 hakkm, hakikatin, herkesin faydasmm, insanhgm ve islamiyet'in gerektirdigi ve tevik ettigi
banhr.
Evet, hakikat ve herkesin faydas1 banmay1 gerektirir. <;unkti ecel
birdir, degimez. 45 Oldtirtilen o kii her haltikarda, eceli geldiginden,
daha fazla yaamayacakt1. 0 katil ise Allah'm takdirinin gerc;eklemesine vas1ta olmutur.
Eger banmazlarsa, iki taraf da daima korku ic;inde yaar ve
41 Bir hayra sebep olamn, onu yapan kadar miikafatI olacagma dair Bkz. Muslim,
42
43
44
45

imO:ret 133; Tirmizi, ilim 14; Ebu Davud, edeb 115; Musned 4/120, 5/273.
"Hic;bir ~ey yoktur ki Allah'1 hamd ile tenzih etmesin." (isra suresi, 17/44)
Allah'm selam1, rahmeti ve bereketi sonsuza kadar siirekli iizerinize olsun.
Bkz. Hucurat suresi, 49/10.
Bkz. Nahl suresi, 16/61; Miinafikun suresi, 63/11.

192 SOZLER

intikam azab1 c;eker. Onun ic;in islamiyet, "bir muminin bir baka mumine tic; gunden fazla kus kalmamas1m" 46 emrediyor. Eger o cinayet,
bir dtimanhktan, kinli bir garazdan dolay1 meydana gelmemise ve
bir munafik o fitneye sebep olmUSa hemen banmak artlir. Yoksa o
kuc;uk musibet buyur, devam eder.
Eger bansalar ve olduren tevbe edip olene her vakit dua etse bundan her iki taraf da c;ok kazanc;h c;1kar ve karde gibi olurlar. Olmti bir
kardee bedel birkac; dindar karde kazamrlar. Kaza ve kadere teslim
olup dtimanlanm affederler. Bilhassa, madem Risa/e-i Nur dersini
dinlemiler, hem herkesin faydas1 hem ahsm ve toplumun huzuru
hem de Nur dairesindeki kardelik elbette aralanndaki butun dargmhklan b1rakmay1 gerektiriyor.
Nasil ki Denizli hapsinde birbirine dtiman butun mahpuslar, Nur
dersleri sayesinde karde oldular ve bizim beraatim1za bir vesile tekil
edip -hatta dinsizlere ve serserilere bile- kendileri hakkmda "Maallah, barekallah" dedirttiler. Ve o mahpuslar teneffuslerini tam yaphlar.
Oysa ben burada gordum ki, bir tek kii yuzunden yuz adam s1kmh
c;ekiyor ve beraber teneffuse c;ikm1yorlar. Bu, onlara zulum olur. Mert
ve vicdanh bir mumin, kuc;uk ve basit bir hata yuzunden veya menfaat ic;in baka muminlere yuzlerce zarar veremez. Eger hatayla zarar
verirse c;abuk tevbe etmek laz1mdir.

46

Bkz. Buhari, edeb 57, 62, isti'zan 9; Muslim, birr 23, 25, 26; Ebu Davud, edeb 47;
Tirmizl, birr 21, 24; ibn Mace, mukaddime 7; Miisned 1/176, 2/392, 3/110, 165,

199,209,225,4/20,220,327,328,329,373,416,421,422,5/416,421,422.

ON U<,:DNcD Soz 193

Aziz, yeni kardelerim ve eski mahpuslar!


Benim kesin kanaatim Udur ki, buraya girmemizin, Cenab-1
Hakk'm inayeti yonunden muhim bir sebebi sizsiniz. Yani Nurlann,
iman hakikatleriyle sizi bu hapis musibetinin s1kmtilanndan ve pek <;ok
dunyevl zaranndan, bou bouna gam ve huzunle giden hayatm1z1
faydas1zhktan, beyhude ziyan olmaktan ve dunyamz gibi ahiretinizi de
aglamaktan kurtanp size tam bir teselli vermesidir.
Madem hakikat budur, elbette sizin de, Denizli mahpuslan ve Nur
talebeleri gibi birbirinizle karde olmamz laz1md1r. G6ruyorsunuz ki,
i<;eriye bir b1<;ak girmemesi ve birbirinize sald1rmamamz i<;in d1andan
gelen butun eYamz1, yemeginizi, ekmeginizi ve <;orbamz1 kantlnyorlar. Size sadakatle hizmet eden gardiyanlar <;ok zahmet <;ekiyor. Hem
beraber teneffuse <;1km1yorsunuz. Guya canavar ve vahi gibi birbirinize sald1racaksm1z. ite imdi sizin gibi yaradihtan kahramanhk daman
ta1yan yeni arkadalar, bu zamanda buyuk bir manevl kahramanhkla
idarecilere 6yle deyiniz:
"Elimize degil b1<;ak, mavzer49 ve revolver50 de verilse, hatta sald1rmam1z emredilse, bu bi<;are ve bizim gibi musibete ugramI arkadalanm1za dokunmayacag1z. Eskiden yuz dlimanhg1m1z da olsa, onlara
hakk1m1z1 helal edip hat1rlanm k1rmamaya <;ahacag1m1za, Kur'an'm,
imanm, islam kardeliginin emri ve irad1yla, faydam1z geregi karar
verdik." Ve bu hapsi mubarek bir dershaneye <;eviriniz.

47

48
49
50

Her tur!U noksan s1fattan uzak Allah'm ad1yla.


"Hic;;bir ey yoktur ki Allah'1 hamd ile tenzih etmesin." (isra suresi, 17/44)
Bir cins tufek.
Alt1patlar; fiek koymaya yarayan bolumu silindir bic;;iminde ve namlu gerisinde
olan tek parc;;a tabanca.

Kadir Gecesinde ihtar Edilen Miihim Bir Mesele


[On O~iindi Soz'iin ikinci Makam1'nm Zeyli] 51

Kadir Gecesi' nde kalbe gelen pek uzun ve geni bir hakikate k1saca
iaret edecegiz. ~oyle ki:
Bu son dunya savamm <:;ok iddetli zulum ve bask1s1, merhametsiz
tahribatI ve bir dllman yuzunden yuzlerce masumu perian etmesiyle ... Magluplann dehetli umitsizlikleri ve galiplerin dehetli telaI,
hakimiyetlerini koruyamamaktan ve buyuk tahribatlanm tamir edememekten gelen dehetli vicdan azaplanyla ... Dunya hayatmm butun
blitun fani, ge<:;ici, medeniyet fantezilerinin ise aldahc1 ve uyutucu oldugunun herkese gorunmesiyle ... insanm yarad1hmdaki yuksek kabiliyetlerin ve mahiyetinin umumi bir ekilde, dehetli yaralanmas1yla ...
Gaflet ve dalaletin, sert ve sag1r tabiatm Kur'an'm elmas k1hc1 altmda
par<:;alanmas1yla ... Ve gaflet ile dalaletin en bogucu, aldahc1 ve en
geni perdesi olan dunya siyasetinin pek <:;irkin, pek gaddarca olan
ger<:;ek yuzunun g6runmesiyle, elbette, hi<:; l1phe yok ki: insanhk kuzeyde, bahda, Amerika' da gorulen emarelere binaen, yalanc1 sevgilisi
hukml1ndeki dl1nya hayatmm boyle <:;irkin ve ge<:;ici olmasmdan dolay1, yarad1h1 geregi hakiki olarak sevdigi baki hayah bl1tl1n kuvvetiyle
arayacaktir.
Ve elbette, hi<:; l1phe yok ki, insanhk aklm1 butl1n butl1n kaybetmezse, madd! veya manevl bir kiyamet kopmazsa; isve<:;, Norve<:;,
Finlandiya ve ingiltere'de Kur'an'1 kabule <:;ahan mehur hatipler ve
Amerika' da hak dinini arayan <:;ok ml1him topluluklar gibi yeryl1zunun
geni k1talan ve buyl1k devletleri Kur'an-1 Mucizu'l Beyan'1 arayacak
ve hakikatlerini anlad1ktan soma ona canla bala sanlacaklard1r. (11nkl1 Kur' an, bin 11<:; yl1z altmI senede, her as1rda 11<:; yl1z elli milyon
talebesi bulunan, her hukmune, her davasma hakikat yolundaki milyonlarca insanm tasdik ile imza bashg1, her dakikada milyonlarca haf1zm kalbinde kutsiyetle bulunup lisanlanyla insanhga ders veren, hi<:;bir kitapta benzeri bulunmayan bir tarzda insanhk i<:;in baki hayah ve
ebedl saadeti mujdeleyen ve bl1tun insanhgm yaralanm tedavi eden
bir kitaphr. 0, kuvvetli ve tekrarlanan binlerce ayetiyle, a<:;1k<:;a ve ima
51

Zeyl: ilave

ON U<;DNcil Soz 195

ile, sarsilmaz, kesin, tiphe goturmez say1s12 delille baki bir hayab mujdeler ve ebedi saadeti ders verir. Kur'an'm bu hakikatler noktasmda
kesinlikle benzeri yoktur ve olamaz. Hii.;bir ey bu en buyuk mucizenin
yerini tutamaz.
ikinci olarak: Risale-i Nur, o buyuk mucizenin elinde bir elmas
klh<_; hukmunde hizmetini gostermi ve en inati.;1 dilmanlanm teslime
mecbur etmitir. Hem kalbi hem ruhu hem hissiyab tam nurland1racak
ve onlara ilai.; olacak bir tarzda Kur' an hazinelerinin ilanc1hgm1 yapan,
Kur' an' clan baka kaynag1 ve mercii olmayan ve onun manevi bir mucizesi hukmundeki Risale-i Nur, o vazifeyi yap1yor. Aleyhindeki dehetli propagandalara ve gayet inati.;1 dinsizlere karl tam galip gelmi
ve dalaletin en sert, kuwetli kalesi olan tabiat1_;1hg1 Tabiat Risalesi'yle
parampari.;a etmitir. Gafletin en kalm, bogucu, geni dairesinde ve
ilimlerin en geni perdelerinde Asd-yz Musa'daki Meyve'nin Altmc1
Meselesi ve Birinci, ikinci, Oi.;uncu, Sekizinci Delilleriyle gayet parlak
bir ekilde gafleti dag1tlp tevhid nurunu gostermitir.

Meyve Risalesi'nden52 Altmc1 Mesele


(Risale-i Nur'un pek i;ok yerinde izah1 ve kesin, say1s1z
ispat1 bulunan Allah'a iman esasmm binlerce kullf
delilinden bir tekine k1saca bir iarettir.)

Kastamonu' da bir k1s1m lise talebeleri yamma geldiler. "Bize


Hahk1m1z1, Yaratic1m1z1 tamt, agretmenlerimiz Allah'tan bahsetmiyor."
dediler. Ben de dedim ki:
"Sizin okudugunuz ilimlerden her biri, kendine has diliyle surekli
Allah'tan bahseder, O'nu tamt1r. Ogretmenleri degil, onlan dinleyiniz.
Mesela nasil ki, her kavanozunda harika ve hassas ali;;ulerle almm1, hayat veren macunlar ve ilai;;lar bulunan mukemmel bir eczane,
liphesiz gayet maharetli, kimyager ve hikmetle i garen bir eczac1y1
gasterir.
Aynen ayle de, yeryuzu eczanesinde bulunan dart yuz bin <;;eit bitki ve hayvan kavanozlanndaki canh macunlar ve ilai;;lar, yeryuzunun
bu misaldeki eczaneden mukemmelligi ve buyuklugu ali;;usunde, okudugunuz tip ilminin penceresinden, buyuk yeryuzu eczanesinin sahibi
olan Hakim-i Zulcelal'i kar gazlere de gasterir, tamt1r.
Hem mesela, nasil ki binlerce, <;;eit <;;eit kumaI basit bir maddeden dokuyan harika bir fabrika, liphesiz, bir fabrikataru ve maharetli
bir makinisti gasterir.
Aynen ayle de, Cenab-1 Hakk'm yeryuzu denilen yuz binlerce
bah, her bamda yuz binlerce mukemmel fabrika bulunan bu seyyar
makinesi, U misaldeki fabrikadan ne derece buyuk ve mukemmelse,
okudugunuz teknik ilimler de kendi al<;;uleriyle U yeryuzunun Ustasm1
ve Sahibini o derecede bildirir, tamtir.
Hem mesela, nas1l ki, ic;inde gayet mukemmel bin bir c;eit erzakm muntazaman istif edilip haz1rland1g1 bir depo, g1da amban ve
dukkan, fevkalade sahibini ve memurunu liphesiz bildirir.
Aynen ayle de, her sene yirmi dart bin senelik bir dairede muntazaman seyahat eden ve ayn ayn erzak isteyen yuz binlerce varhk
turunu ic;inde bannd1ran, seyahatiyle mevsimlere ugray1p bahan buyuk bir vagon gibi binlerce ayn ayn yemile doldurarak ktm erzak1
52

Meyve Risalesi, On Birinci ;iua'd1r.

ON Ur,:DNcu Soz 197

tukenen bic;are canhlara getiren, yeryuzu denilen bu Rahmani gida


amban, Cenab-1 Hakk'm gemisi, bin bir c;eit malzemeyi, mah ve konserve paketini tatyan bu depo ve Rabbani dukkan temsildeki ambardan ne derece buyuk ve mukemmelse, okudugunuz ve okuyacagm1z
gida ilimleri de kendi pencerelerinden yeryuzu deposunun Sahibini,
Mutasarnfm1 ve idarecisini o kesinlikte ve o derecede bildirir, tamhr,
sevdirir.
Hem nasrl ki, ic;inde dart yuz bin millet bulunan ve her birinin
istedigi erzak, kulland1g1 silah, giydigi elbise, talimi ve terhisi farkh olan
bir ordunun mucize sahibi kumandam, butun o milletlerin ayn ayn
erzakm1, c;eit c;eit silahlanrn, elbiselerini ve tec;hizatm1, hic;birini unutmadan ve atrmadan tek bama verirse, o hayret verici ordu ve ktla,
liphesiz, ac;1kc;a o harika kumandam gosterir, takdirle sevdirir.
Aynen ayle de, yeryuzu ktlasmda ve Cenab-1 Hakk'm her bahar
yeniden silah altma alman yeni bir ordusunda, bitki ve hayvan milletlerinden dart yuz bin turun farkh elbise, erzak, silah, talim ve terhisleri
gayet mukemmel ve muntazam bir ekilde, hic;biri unutulmadan, atnlmadan bir tek buyuk kumandan tarafmdan verilir. ite yeryuzunun
bahar kilas1, U temsildeki ordudan ve ktladan ne derece buyuk ve
mukemmelse sizin okuyacagm1z asker! ilimler de kendi penceresinden, dikkatli ve akh bamda olanlara yeryuzunun Hakim'ini, Rabbini,
her eyin idaresini goren Mudebbir'ini ve her turlu kusurdan, noksandan uzak Kumandan'm1 hayretler ve takdislerle bildirir, hamd ve
tesbihle sevdirir.
Mesela, harika bir ehirde milyonlarca elektrik lambas1 hareket
ederek her yeri gezer. Nasti ki, t1g1 tukenmeyen bu tarzdaki elektrik
lambalan ve fabrikas1, liphesiz, ac;1kc;a elektrigi idare eden, seyyar
lambalan yapan, fabrikay1 kuran ve yanacak maddeleri getiren mucize sahibi bir ustay1 ve fevkalade kudretli bir elektrikc;iyi hayret ve
tebriklerle tamtir, yaasmlar ile sevdirir.
Aynen ayle de, bu alem ehrinde, dunya saraymm c;attsmdaki y1ld1z lambalannm bir k1sm1 -astronominin dedigine bak1hrsa- yerkureden bin kat buyuk oldugu ve top gullesinden yetmi kat suratli hareket
ettigi halde duzeni bozmuyor, birbirine c;arpm1yor ve sanmuyor, yanmalanm saglayan maddeleri tukenmiyor. Okudugunuz astronominin

198 SozLER

dedigine g6re, di.inyadan bir milyon kattan daha bi.iyi.ik olan, bir milyon seneden daha uzun yaayan ve Rahman'm U misafirhanesine
bir lamba ve soba vazifesi gbren guneimizin yanmaya devam etmesi
ic:;in, her gun yeryi.izi.iniln denizleri kadar gazyag1 ve daglan kadar komi.ir veya bin yeryi.izi.i kadar odun y1gm1 laz1md1r. Onu ve onun gibi
bi.iyi.ik yild1zlan gazyag1, odun ve komi.ir olmadan yakan ve sondurmeyen, beraberce si.iratle hareket ettiren, birbirine c:;arphrmayan sonsuz bir kudreti ve saltanatI IIk parmaklanyla gosteren bu muhteem
kainat ehrindeki dunya saraymm elektrik lambalan ve onlann idaresi
U misaldekinden ne derece buyuk ve mukemmeldir. .. ite sizin okudugunuz veya okuyacagm1z elektrikle ilgili ilimler de kendi pencerelerinden, bu bi.iyi.ik kainat sergisinin Sultan\ nurlandiran Munevvir'i,
idarecisi Mi.idebbir'i ve Sani'i olan Zat'1 o nuranl y1ld1zlan ahit gostererek o derecede tamtir, tesbih ve takdislerle sevdirir ve herkesi O'na
ibadet ettirir.
Hem mesela, nasil ki, her satmnda ince yaz1lm1 bir kitap ya da
her kelimesinde ince kalemle ilenmi bir Kur' an suresi bulunan gayet
manidar, butun meseleleri birbirini destekleyen, katibini ve muellifini
fevkalade maharetli, kudretli gosteren hayret verici bir kitap, i.iphesiz,
gundi.iz gibi, yazanm mukemmel vas1flanyla, hunerleriyle bildirir, tamtir. "Maallah, barekallah" sozleriyle takdir ettirir.
Aynen oyle de, bu buyuk kainat kitabmm bir tek sayfas1 olan yeryuzi.inde ve bir tek formas1 olan baharda, il<:; yilz bin ayn ayn kitap
hukmundeki uc:; yuz bin bitki ve hayvan turunu beraberce, birbiri ic:;inde, yanhSIZ, hatas1z, birbirine kantirmadan, aIrmadan, mi.ikemmel,
muntazam bir ekilde yazan bir kalemin iledigini gozumuzle goruyoruz. 0 kalem, bazen agac:; gibi bir kelimede bir kasideyi, c:;ekirdek
gibi bir noktada bir kitabm butun fihristini yazar. Bu sonsuz derecede manidar ve her kelimesinde c:;ok hikmet bulunan kainat kitab1 ve
cisme bi.iri.inmi.i en buyuk Kur'an hi.ikmundeki alem, U misaldeki
kitaptan ne kadar buyuk, mukemmel ve manidar ise, sizin okudugunuz, varhgm hikmetini aratiran ilimler ve okulda bilfiil megul oldugunuz kiraat ve kitabet53 de kendi geni o!c:;uleri ve di.irbi.in gozleriyle bu
kainat kitabmm Nakkaml, Katibini sonsuz kemal vas1flanyla tamtir,
53

Kuaat ve kitabet: Duzgun, usuh:.ine uygun okuma ve yazma.

ON U<;:iiNcii Soz 199

"Allahil Ekber" cilmlesiyle bildirir, "Subhanallah" takdisiyle tarif eder,


"Elhamdillillah" ilkilr ve ovgilleriyle sevdirir.
ite bunlar gibi yilzlerce ilimden her biri, geni ol<;illeri, hususi aynalan, durbiln gibi gozleri ve ibretli bakilanyla bu kainatm Hahk-1
Zillcelal'ini isimleriyle bildirir, O'nun s1fatlanm ve kemalahm tamhr.
ite Cenab-1 Hakk'm birligine muhteem ve parlak bir deli! olan bu
iareti ders vermek i<;in Kur'an-1 Mucizil'l Beyan, <;ok tekrarla, en <;ok
54 '. \11, d 'u...!ll ~L ayetleriyle Hahk1m121
~1'
da 55 ~.)
.J d, .J'u...!ll .!/
. .) r_/'.)
.J , .J
,_,,......
bize tamhyor."
0 talebe gen<;ler bu hakikatleri tamamen kabul ve tasdik ederek,
"Sonsuz ilkilrler olsun Rabbimize ki, hakikatin ta kendisi olan mukaddes birders ald1k. Allah senden raz1 olsun." dediler. Ben de dedim ki:
"insan binlerce elemle ilzillen, binlerce lezzeti tadan canh bir makine, son derece acziyle beraber say1s12 maddi-manevi dilmam ve
smirs12 faknyla beraber gorilnen-gorilnmeyen hadsiz ihtiya<;lan bulunan, silrekli yokluk ve aynhk tokatlanm yiyen zavalh bir varhktir. Hal
boyleyken, birden biltiln dilmanlanna karl bir dayanak noktas1 ve
biltiln ihtiya<;larma cevap verecek bir yard1m kaynag1 bularak, herkes
mensup oldugu efendisinin erefiyle, makam1yla iftihar ettigi gibi, o
da sonsuz Kadir ve Rahim bir Padiah'a iman ile baglansa, kullukla
O'nun hizmetine girse ve ecelin idam fermamm kendisi hakkmda terhis tezkeresine <;evirse ne kadar memnun ve minnettar olur, milteekkir bir ekilde bununla ovilnebilir, k1yaslaym1z."
0 mektepli gen<;lere soyledigim gibi musibete ugramt mahpuslara da tekrar derim ki: O'nu tamyan ve O'na itaat eden, zindanda
da olsa bahtiyard1r. O'nu unutan, saraylarda da olsa zindandadir,
bedbahtt1r.
54

55

"Gokleri ve yeri yaratan ... " (En'am sO.resi, 6/1, 73; A'raf sO.resi, 7/54; Tevbe
suresi, 9/36; Yunus suresi, 10/3; Hud suresi, 11/7; ibrahim suresi, 14/19, 32; Nahl
sO.resi, 16/3; isra sO.resi, 17/99; Furkan sO.resi, 25/59; Nern! sO.resi, 27/60; AnkebO.t
sO.resi, 29/61; Lokman sO.resi, 31/22; Secde sO.resi, 32/4; Yasin sO.resi, 36/81; Zilmer suresi, 39/5, 38; Zuhruf sO.resi, 43/9; Ahkaf sO.resi, 46/33; Hadid sO.resi, 57/4;
Tegabiln sO.resi, 64/3)
"Goklerin ve yerin Rabbi" (Ra'd sO.resi, 13/16; isra sO.resi, 17/102; Kehf sO.resi,
18/14; Meryem sO.resi, 19/65; Enbiya sO.resi, 21/56; ~uara sO.resi, 26/24; Saffat
sO.resi, 37/5; Sad sO.resi, 38/66; Zuhruf sO.resi, 43/82; Duhan sO.resi, 44/7; Nebe
sO.resi, 78/37)

200 SiiZLER

Hatta bahtiyar bir mazlum idam edilirken bedbaht zalimlere byle der: "Ben yok olmuyorum, terhis edilerek saadet diyarma gidiyorum. Fakat sizi de ebedl bir idam ile mahkum gbrdugumden sizden
intikam1m1 tam altyorum." ve 56~\ ~l :J1 '1 diyerek ruhunu sevirn;le
teslim eder.

57~\ f:!jl -:j ~l ~ ~ ~l ci ~'id~

56
57

"Allah'tan baka ilah yoktur." (Saffat suresi, 37/35; Muhammed suresi, 47/19)
"(Melekler:) 'Subhansm ya Rab! Senin bize bildirdiginden baka ne bilebiliriz ki?
Her eyi hakk1yla bilen, her eyi hikmetle yapan Sensin.' dediler.'' (Bakara suresi,
2/32)

HUVE58 NUKTESi
590~ ~

~ ~

,_

60~1~

"'

\.:isl

)I

~\

~ -~ ~

,,..

..

~ts'/'

J.

....ul

..r..J -

'.

01'~ ii.>...:..::. .........;.L~

,J.

)I

.....

I,
/

~" !<~le ~~1

.J.J

r::-- i

<.;:ok aziz ve s1dd1k kardelerim,


61 _,;. ~1 ~1'1ve 62 .ld ~\ _,;. j beyanlanndaki _,;. [Hiive] kelimesinde,
hayali ve' fikri bir seyahatte hava sayfasmm yalrnz maddi y6nden miitalaas1yla aniden g6riinen zarif bir tevhid niiktesinde, iman yolunun
sonsuz derecede, viic0.b 63 mertebesinde kolayhgm1; irk ve dalalet yolunda ise say1s1z zorluk ve binlerce imkansizhk bulundugunu gordiim.
0 geni ve uzun niikteyi gayet k1sa bir iaretle beyan edecegim.
Evet, nasil ki, yiizlerce <;;i<;;ege nobetle saks1hk eden bir avu<;; topragm yarabhI tabiata, sebeplere verilirse, ya o toprakta kii<;;iik 6l<;;ekte
yiizlerce, belki <;;i<;;ekler say1smca manevi makineler, fabrikalar bulunmas1 ya da bir par<;;a topraktaki her zerrenin biitiin o <;;i<;;ekleri ayn
ayn hususiyetleriyle, canh donarnmlanyla yapmay1 bilmesi, hepsinin
adeta birer ilah gibi sonsuz ilim ve kudret sahibi olmas1 gerekir.
Aynen 6yle de: Emir ve iradenin bir makam1 olan havada, riizgarm
her zerresinde ve bir nefes, bir brnak kadar olan _,;. kelimesindeki hava
zerrelerinde, kii<;;iik 6l<;;ekte diinyadaki biitiin telefonlann, telgraflann,
58
59

60
61

62
63

Hiive: 0, Allah.
"Hi<;bir ey yoktur ki Allah'1 hamd ile tenzih etmesin." (isra suresi, 17/44)
Allah'm selam1, rahmeti ve bereketi sonsuza kadar siirekli iizerinize olsun.
"Allah, o hak Mabud'dur ki, kendisinden ba:ika ilah yoktur." (Bakara suresi,
2/163, 255; Al-i imran suresi, 3/2, 6, 18; Nisa suresi, 4/87; En'am suresi, 6/102,
106; A'raf suresi, 7/158; Tevbe suresi, 9/31, 129; HU.cl suresi, 11/14; Ra'd suresi,
13/30; Taha suresi, 20/8, 98; Mii'minun suresi, 23/116; Nern! suresi, 27/26; Kasas
suresi, 28/70, 88; Fatir suresi, 35/3; Ziimer suresi, 39/6; Mii'min suresi, 40/3, 62,
65; Duhan suresi, 44/8; Hair suresi, 59/22, 23; Tegabiin suresi, 64/13; Miizzemmil suresi, 73/9)
"De ki: O, Allah'tir, Tektir." (ihlas suresi, 112/1)
Vacip, zorunlu, varhg1 kendinden alma.

202 SOZLER

radyolann ve hadsiz, muhtelif konumalann merkezi, santrali, ahizesi


ve vericisi bulunmas1 ve o say1s1z ii beraber ve bir anda yapabilmeleri
laz1md1r. Veyahut o ~ kelimesindeki havanm, hatta hava unsurunun
her bir zerresinin, bi.iti.in telefoncular, ayn ayn bi.iti.in telgrafc:;tlar ve
radyo vas1tas1yla konuanlar kadar manevi ahsiyetleri ve kabiliyetleri
bulunmas1, her zerrenin onlann dilini bilmesi ve aym zamanda baka zerrelere de bildirmesi, yaymas1 gerekir. Ci.inku bilfiil bu vaziyet
klsmen gori.ini.iyor ve havanm bi.iti.in zerrelerinde o kabiliyet var. ite
kafirlerin, tabiatc:;1lann ve maddecilerin yolunda sadece bir imkans1zhk
degil, havadaki zerreler adedince imkans1zhk ve zorluk oldugu ac:;1kc:;a
gori.ili.iyor.
Eger Sani-i Zi.ilcelal'e verilirse hava, bi.iti.in zerreleriyle onun itaatkar bir askeri olur. Bi.iti.in zerrelerin say1s1z ki.illi vazifesi, bir tek zerrenin bir tek di.izenli vazifesi kadar kolayca, Hahk'm izni ve kuvvetiyle, O'na baglamp dayanarak ve O'nun kudret tecellisiyle bir anda,
imek si.iratinde, ~ kelimesinin telaffuzu ve havadaki dalgalanmas1
kadar kolay bir ekilde yerine getirilir. 0 zaman hava, kudret kaleminin say1s1z, harika ve muntazam yaztlanna bir sayfa olur. Zerreleri o
kalemin uc:;lan; zerrelerin vazifeleri de kader kaleminin noktalan haline
gelir. Bir tek zerrenin hareketi derecesinde kolay c:;ahtr.
ite ben ~ ~~~~':Ive J.>.1 ~I~ j ifadelerindeki fikri seyahatimde
hava alemini seyredip 0 unsurun sayfalanm di.ii.ini.irken, bu ozetlenen
hakikate ac:;1kc:;a, etrafhca, aynelyakin ahit oldum. ~ kelimesinde, havasmda boyle parlak bir deli! ve Cenab-1 Hakk'm her eyde gori.inen
birliginin panltts1 bulundugu gibi, manasmda ve iaretinde de gayet
nurani bir ehadiyet tecellisi, c:;ok kuvvetli bir tevhid delili g6rdi.im. Ve
~ zamirinin mutlak ve orti.ili.i bir ekilde hangi Zat' a bakttgmm bir
iareti o delilde bulundugu ic:;in, hem Kur'an-1 Mucizi.i'l Beyan'm hem
de zikir ehlinin tevhid makammda bu kutsi kelimeyi neden c:;ok tekrar
ettiklerini ilmelyakin anlad1m.
Evet, mesela i.izerinde bir nokta bulunan beyaz kag1da iki-i.ic:; nokta
daha konulsa hepsi birbirine kanlr. Bir adam, birc:;ok farkh vazifeyi aym anda yaparsa amr. Ki.ic:;i.ik bir canhya fazla yi.ik yi.iklenirse altmda
ezilir. Birc:;ok kelimenin ag1zdan beraber c:;1kmas1 ve kulaga aym anda
girmesi intizam1 bozup kantmr. Hal boyleyken, aynelyakin g6rdi.im

ON U<;iiNcii Soz 203

ki, Y, anahtan ve pusulas1yla fikren seyahat ettigim hava unsurunun


her bir parc;asmm, hatta her bir zerresinin ic;ine binlerce farkh nokta,
harf, kelime konuldugu veya konulabilecegi halde, hic;:biri kanmaz
ve intizam1 bozmaz. Ayn ayn pek c;:ok vazife hie;: amadan yap1hr. Bir
hava zerresi, pek c;:ok agir yuk yuklendigi halde hie; zaaf gostermeden,
geri kalmadan hepsini duzenli bir ekilde taIr.
Hem ayn ayn tarzda, manada binlerce farkh kelime birbirine kanmadan, kusursuz bir intizamla o kuc;ucuk kulaklara girer ve incecik dillerden c;1kar. Her zerre, her parc;ac1k bu hayret verici vazifeleri
gormekle beraber cezbeli bir ha! diliyle, zikredilen hakikatin ahitligi
ve lisamyla Y, ~~ .J~ '1 ve l,d ~I Y, j deyip tam bir serbestlik ic;inde
gezer. F1rtma, imek ve gok gurultusu gibi havay1 c;arp1tinc1 hadiseler Sirasmda hic;biri intizamm1 ve vazifesini bozmaz, aIrmaz ve bir i
digerine mani olmaz. Ben bunu aynelyakin g6rdum.
Demek, havamn her bir zerresinde sonsuz bir hikmet, ilim, irade,
kuvvet, kudret ve butun zerrelere hukmeden bir hususiyet bulunmas1
laz1mdir ki, bu ilere vesile olabilsin. Oysa bu ihtimal, zerreler say1smca
imkans1z ve batild1r. ~eytanlar bile bunu ak1llanna getiremez.
Oyleyse bu hava sayfas1, hakkalyakin, 64 aynelyakin, ilmelyakin derecesinde ac;1kc;a, Zat-1 Zulcelal'in sonsuz ilim ve hikmetiyle c;ahtird1g1
kudret ve kader kaleminin surekli degien sayfas1d1r. Levh-i Mahfuz'un
U degiip duran alemde ve icraatlarmda "levh-i mahv-isbat" 65 admdaki yaz-boz tahtas1 hukmundedir.
ite hava unsuru, yalmz seslerin nakli vazifesinde, Allah'm birliginin zikredilen tecellisini ve hayret verici eyleri gosterir, dalaletin ne
kadar ak1l dII oldugunu ortaya koyar. Bunun gibi, havay1 meydana
getiren unsurlarm muhim vazifelerinden biri de, elektrik, c;ekme-itme kuvveti, IIk gibi baka eylerin naklinde aIrmadan, muntazaman, seslerin naklindeki vazifeyi gbrmesidir. Aym zamanda, butun
bitki ve hayvanlara hava ve ailama gibi hayat ic;in luzumlu eyleri
de tam bir intizamla yetitirir. ilahi emir ve iradenin bir makam1
oldugunu kesinlikle ispat eder; serseri tesadufUn, kor kuvvetin, sagir
64

65

Hakkalyakin: Marifet mertebesinin en yi.iksegi. Hakikati bizzat yaayarak g6rme hali.


Eya ve hadiselerin yaz1hp silindigi zaman levhasi.

204 SozLER

tabiatm, kanIk, hedefsiz sebeplerin ve aciz, cans1z, cahil maddelerin bu hava sayfasmm yaz1lmasma, intizamma ve vazifelerine kanmasma hic;bir ekilde ihtimal ve imkan bulunmad1gm1 aynelyakln
gosterir. Ben buna kesin kanaat getirdim. Her bir zerrenin ve her bir
~\ ~ j dedigini bildim. Bu~
parc;anm ha! diliyle ~ ~~ ~~ '1 ve
anahtan ile havanm maddl yonden bu hayret verici hususiyetlerini
gordiigiim gibi, hava unsuru da bir ~ hiikmiine gec;erek misal 66 ve
mana alemine bir anahtar oldu.
(Gerisi imdilik yazdznlmad1. Herkese binlerce selam.)

J;..t

66

Misal alemi: Maddi alem ile ruhlar alemi arasmdaki gec;:i yeri.

Kur'an-1 Hakfm'in ve onun hakiki tefsircisi olan hadislerin bir k1s1m


yuksek ve u/vf hakikatlerine fzkmak ifin, teslimiyeti ve itaati noksan
kalblere yardzm edecek basamaklar hukmunde, o hakikatlerin bazz
misallerine iaret edecegiz. Bu Soz'un "hatime"sinde2 bir ibret dersi
ve Cenab-1 Hakk'zn inayetinin bir szrrz ifade edilecek. 0 hakikatlerden
hair ve kzyametin misalleri, Onuncu Soz'de, bilhassa Dokuzuncu Hakikat'inde zikredildigi ifin tekrara lazum yoktur. Yalmz diger hakikatlerden ornek olarak be "mesele"yi soyleyecegiz.
[BE~

/.

MESELE]

BiRiNCiSi

Mesela: 3 r,~i ~ ~;;, _:,\rlj s-iljLl...:ll J.Ll. "Gokleri ve yerleri alh gunde yaratt1" mealindeki ayet, belki bin veya elli bin sene gibi uzun bir
zamandan ibaret olan Kur' an gunlerine gore dunyanm omrunun alh
gun surecegine iaret eder. Bu ayetin yuce hakikati hakkmda bir ka"Elif, Ll.m, Ra. Bu oyle bir Kitapt1r ki, ayetleri en kesin delillerle desteklenmi, sonra da guzelce ai;1klanm1, tam hukum ve hikmet sahibi, her eyden haberdar olan
Hakim ve Habir tarafmdan gonderilmitir." (HO.cl sO.resi, 11/1)
Hatime: Sonsoz.
"Rabbiniz o Allah'tir ki, gokleri ve yeri alt! gunde yaratti." (A'raf sO.resi, 7/54;
YU.nus suresi, 10/3; HO.d sO.resi, 11/3; Hadid suresi, 57/4)

206 StiZLER

naat vermek ic;in, birer gun hukmi.indeki her bir astrda, her bir senede,
her bir gi.inde Fattr-1 Zi.ilcelal'in yaratt1g1 ak1p giden alemleri, seyyar
kainatlan, ge<;ici dunyalan gozlere gosteriyoruz. Evet, hpk1 insanlar
gibi, di.inyalar da birer misafirdir. Alem, her mevsim Zat-1 Zi.ilcelal'in
emriyle dolar, boahr.

iKiNcisi

gibi ayetlerin ifade ettigi, "Her ey, her haliyle, var olmadan once,
var olduktan sonra ve yokluga gitmesinin ardmdan, yaz1hdir, yaz1hr
ve yaz1hyor." manasmdaki yuce hakikat hakkmda bir kanaat vermek
ic;in Nakka-1 Zi.ilcelal'in, yeryi.izi.i sayfasmda her mevsim, bilhassa her
baharda degitirdigi say1s1z muntazam varhgm fihristini, hayat programm1, hareket kanunlanm onlann c;ekirdeklerinde, tohumlarmda,
koklerinde manev! bir surette saklad1gm1. .. Onlar yok olduktan sonra meyvelerinde, basit tohumcuklannda kader kalemiyle, manev! bir
tarzda aynen yazd1gm1. .. Hatta her gec;ici baharda, ya-kuru ne varsa
hepsini, smirh zerrecikler ve kemikler hi.ikmundeki tohumlarda, kuru
odunlarda tam bir intizam ile muhafaza ettigini, goren gozlere gosteriyoruz. Adeta her bir bahar, bir tek c;ic;ek gibi, gayet muntazam ve
olc;ulu olarak, yeryi.izi.ine Cerni! ve Celi! bir Zat'm eliyle tak1hp kopanhyor, konulup kaldmhyor. Hakikat boyleyken, kader kaleminin sayfas1
olan Levh-i Mahfuz'un yalmzca bir tecellisi, Cenab-1 Hakk'm sanatmm
fihristi hukmundeki, gafillerin tabiat dedikleri bu yarahh kitabm1, bu
sanat nak1m, bakasmm filli olan bu hikmet plamm, tesir sahibi tabiat
"Has1lt, ya ve kuru hii;bir ey yoktur ki, apa<;ik bir kitapta bulunmasm." (En' am
suresi, 6/59)
"Velhas1l her eyi apac;1k bir Kitap'ta say1p doken Biziz." (Yasin st'.iresi, 36/12)
"O (gayblan bilen) oyle bir zattir ki, O'nun ilminden goklerde ve yerde zerre miktan bir ey bile kac;amaz. Zerreden daha kuc;uk ve daha buyuk hii;bir ey yoktur ki,
her eyi ac;1klayan Kitapta (Levh-i Mahft'.iz'da) bulunmasm." (Sebe st'.iresi, 34/3)

ON DoRDDNcD Soz 207

diyerek bir kaynak ve fail kabul etmek insanm en tuhaf aldamlanndand1r.


7 ~fa1 ~
~1 Hakikat nerede, gafillerin anlayilan nerede!

ifal

O<;ONcOsO
Mesela, sadece hakikati haber veren, dogru sozlu Peygamberimiz
(aleyhissalatil vesselam), arI taIyan, yerlerin ve goklerin vazifeli meleklerini ve baka baz1 melekleri, kirk bin bah, her bir balannda kirk bin
dil bulunan ve her bir dilleriyle kirk bin tarzda tesbihat yapan8 varhklar olarak tasvir ediyor; kulluklannm kusursuzlugunu, kuatic1hgm1 ve
enginligini bildiriyor. Bu hakikate ulamak i<;in Una dikkat et: Zat-1
Zulcelal,
/

9~

~"

y.

'.,,

''11'

if .J ,__r' j
10 :

, - ,,

~
/

11

.J

(i. ~JI

y.

..Sl'u...:ll :l..l,, ,_

e-'

.J

Jw1 t, ~ , C1

~.e
/

JW1'
\/1, ul'u...:JI 1..5'"'"'
\;:. ~Ll\11 0,'
,~ .Jc....r'j .J ,.J
f c1~
0

gibi ayetlerle, en buyuk ve kulli varhgm dahi kendi enginligine ve buyuklugune uygun bir tarzda tesbihat yaptig1m gosteriyor ve oyle de
gorunuyor. Evet, Allah'1 tesbih eden U gok denizinin tesbih kelimeleri
gune, ay ve yild1zlar oldugu gibi; O'nu tesbih ve O'na hamd eden o
denizdeki U dunya gemisinin de hamd kelimeleri hayvanlar, bitkiler
ve aga<;lard1r. Demek, her bir agacm, her bir yild1zm ki.i<;i.ik birer tesbihati bulundugu gibi, yeryuzunun ve yeryuzundeki her bir k1tanm, her
bir dagm, derenin, karalarm, denizlerin ve goklerin her bir katmm, her
bir burcunun da kulli birer tesbihi vard1r. Elbette, binlerce baI olan U
yeryuzunun, her bamda yuz binlerce di! bulunan ve her dilinde yuz
"Yer nerde, Sureyya nerde!"

Bkz. et-Ta.berl, Cdmi'u'/-Beyan 15/156; Ebu'-~eyh, e/-Azame 2/547, 740, 742,


747, 3/868; ibn Kesir, Tefsfru'l-Kur'an 3/62; ibn Hacer, Fethu'l-Bari 8/402; elMunavi, Feyzu'/-Kadfr 2/82. Art tatmakla vazifeli meleklerin tesbihleriyle ilgili
aynca Bkz. Muslim, seldm 124; Tirmiz!, tefsiru sure (34) 3; Musned 1/218.

10

11

"Yedi kat gok, dunya ve onlarm i<:;inde olan herkes Allah't takdis ve tenzih eder."
(isra suresi, 17/44)
"Biz (sabah akam) kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri i<:;in daglan Davud'un hizmetine boyun egdirmitik." (Sad suresi, 38/18)
"Biz emaneti goklere, yere, daglara teklif ettik." (Ahzab suresi, 33/72)

208 SozLER

bin ti.i.rli.i. tesbihat c:;ic:;eklerini, hamd meyvelerini misal aleminde 12 terci.i.manhk edip gosterecek, ruhlar aleminde temsil ve ilan edecek, ona
gore vazifeli bir melegi vard1r.
Evet, c:;ok say1da varhk bir cemaat meydana getirse, bir ahs-1
manevileri olur. Eger o topluluk birleip kaynasa, onu temsil edecek
bir ahs-1 manevisi, bir nevi ruhu ve tesbih vazifesini g6ren vazifeli bir
melegi bulunacakt1r. ite, misal olarak bu Baria agzmm, U dag dilinin
muazzam bir kelimesi olan, odam1zm oni.i.ndeki c:;mar agacma bak: Bu
agacm U uc:; bi.i.yi.i.k dalmm her birinde kac:; yuz claim dilleri var, g6r!
Her dilde kac; yuz 6lc:;uh1 ve muntazam meyve kelimesi ve her meyvede
kac:; yuz kanath, olc:;Ulu tohumcuk harfi olduguna dikkat et! Hepsinin
13 0~ emrinin sahibi Sani-i Zulcelal'i ne kadar belig bir ekilde ovduklerini, guzel, ac:;1k ve di.i.zgun bir dille tesbih ettiklerini iitiyor, g6ruyorsun.
Aynen bunun gibi, vazifeli melegi de mana aleminde ona gore c:;eitli
dillerle U agacm tesbihatim temsil eder. Hikmetin geregi budur.

:>

DORDUNCUSU
Mesela,

15

/_,\1 -~k 01 ~L:JI

-r~--

16 ...li

'.'-'

,,1 t.:''

y.}

,\1 l<. '. .d1 ...:'...i'~i


~ ':,
f j>"-'3

, .JY ~ ~ , .
/

17

8--2i:
,".
,
~

~,l.'.i..L~L5
j

,, . .d1,C}Y.}
~l\'&Lll ,,,;
/
(_.T'-'

~Y. ,_;,, /. '.'-

gibi ayetlerin ifade ettigi yuce hakikate bak! Kadir-i Mutlak eyay1 o
12
13

14

15

16

17

Maddi alem ile ruhlar alemi arasmda ge<:;i alemi.


"(0, bir eyi yaratmak isteyince sadece) 'ol!' der, o da oluverir." (Bakara stiresi,
2/117; N-i imran st'.lresi, 3/47, 59; En'am st'.lresi, 6/73; Nahl st'.lresi, 16/40; Meryem
st'.lresi, 19/35; Yasin suresi, 36/82; Mu'min st'.lresi, 40/68)
"Bir eyi dilediginde O'nun buyrugu sadece '01!' demektir, hemen oluverir. .. "
(Yasin suresi, 36/82)
"Kiyametin kopmas1 ise, baka degil, ancak goz a<:;1p kapama (yahut daha da kisa)
bir anda olup biter." (Nahl st'.lresi, 16/77)
"Biz insana ahdamanndan daha yakm1z." (Kaf st'.lresi, 50/16)
"Melekler ve Ruh, O'nun arma, miktan elli bin sene olan bir gunde yukselirler."
(Mearic st'.lresi, 70/4)

ON DORDi.iNci.i Soz 209

derece kolay, suratle, vas1tas1z ve dogrudan yarahr ki, her eyi yalmz
bir emirle var etmi gibi gorunur, oyle anlathr. Hem o s1mrs1z kudret
sahibi Sani, sanatla yarathg1 varhklara son derece yakm oldugu halde,
onlar Yarahc1larmdan sonsuz derecede uzakhr. Yine o Zat nihayetsiz
buyukluguyle beraber, gayet kuc;uk ve basit ileri dahi ihmal etmeden
duzenler ve benzersiz sanatmm dtmda birakmaz. Kainatta g6rulen
mutlak kolayhk ic;indeki mukemmel duzen, ite bu Kur'an hakikatinin
varhgma ahitlik ettigi gibi, U temsil de onun hikmet s1rnm gosteriyor:
Mesela, 18 ~\11 J.<l1 ~j Sani-i Zulcelal'in guzel isimlerinden Nur
isminin kesif bir aynas1 hukmundeki gunein, O'nun emri ve itaat ettirmesiyle gordugu vazifeler, U hakikati anlamay1 kolaylahnr. ~oyle ki:
Gune yuksekligiyle beraber butun effaf ve parlak eylere son derece yakm, hatta onlara kendilerinden daha yakm oldugu, tecellisiyle,
11g1yla ve tasarrufa benzer pek c;ok s1fattyla onlara tesir ettigi halde,
o effaf eyler guneten binlerce sene uzaktir. Hic;bir ekilde ona tesir
edemez, yakmhk iddiasmda bulunamazlar.
Hem gune, her bir effaf zerreye tesir eder. Hatta t1g1 nereye ulam1sa orada hazir ve nazir gibidir; bu, o zerrenin kabiliyetine ve rengine g6re gunein aksinin ve bir <;eit suretinin g6runmesiyle anlathr.
Hem gunein ulahg1 ve nufuz ettigi daire, parlakhgmm kuvveti 61c;usunde geniler. Muazzam parlakhgmdandir ki, en ufak eyler bile
ondan gizlenip kac;amaz. Demek, onun her eyi kuatan buyuklugu,
nuraniyet sirr1yla, basit ve ufak eyleri de dtanda b1rakmaz; bilakis,
dairesine ahr. Hem farz-1 muhal, gunein tecellilerinin ve vazifesinin
kendi iradesiyle oldugunu kabul etsek, o derece kolayhk, surat ve enginlik ic;inde, zerreden, damladan ve denizin yuzunden gezegenlere
kadar Allah'm izniyle oyle iler g6rur ki, onun U geni icraah ancak
has bir emirle yaphg1 dlilinulebilir. Zerre ile gezegen, o Zat'm emri
kartsmda eittir. Gune, denizin yuzune verdigi t1g1 ve bereketi, kabiliyetine gore zerreye de kusursuz bir intizamla verir.
ite, gok denizinin yuzunde parlak bir kabarc1k ve Kadir-i Mutlak'm
Nur isminin cilvesine kesif bir aynac1k olan gunein, a9kc;a, U hakikatin uc; esasmm misallerini gosterdigini goruyoruz. Elbette, gunein Itg1 ve s1cakhg1, kendi ilmi ve kudreti yanmda toprak gibi kesif
18

"En yuce s1fatlar Allah'md1r." (Nahl suresi, 16/60)

210 SOZLER

kalan, "Nuru'n-nur, Munewiru'n-nur, Mukaddiru'n-nur" 19 olan Zat-1


Zulcelal, ilim ve kudretiyle her eye sonsuz yakmhktadir, her yerde
hazir ve nazirdir; varhklar ise O'ndan c,;ok uzakbr. Bu ileri o kadar
zahmetsiz, dogrudan ve kolayhkla yapar ki, hepsinin yalmz bir tek
emrin surati ve kolayhg1 ile gerc,;ekletigi anla1hr. Hem ku~uk-buyuk
hi~bir ey O'nun kudret dairesinin d1mda kalmaz; buyilklilgu her eyi
kuahr. ite butiln bunlara gozilmuzle gormil gibi ilphesiz bir imanla
inamnz ve inanmak gerekir.
BE~iNcisi
20 ~ .SB L~ .::.,1 'u...:.l\, 4-ALAil , ,, ;;! ;,.; ~

-r J

~,-~

J, ., i..J!.

. ., .

' ~1,

if.J

q, ~I I , Ji Ll,
J .~ ..:J l.J>"
Jj
J

ayetinden tut,
21
22

J..?"j

r~

,,

Jij

~;JI~ j~ ~\

0t 1_,fillj ayetine kadar;

jS )&. ~j ;~ jS ~~kl ayetinden,


0.fW ijj 0J~ Ll ~ ayetine kadar;
'

23

24;;.J\rlj .:;.ilju...:.ll JI;- ayetinden,


26

~ ~ ~ ~ ~Ji

2~0)~ Llj

'I k I ai.

t..;

~ klj ayetine kadar;

ayetinden,

i.il ;~ ~t ~~ i)J~G Llj

27

ayetine kadar. ..

~~~~~~~~~

19

20

21

22

Nurlann nuru, biitiin nurlar kendisinden feyiz alan, biitiin nurlan aydmlatan, rniktarlanm takdir eden Cenab-1 Hak.
"Arna onlar, Allah'm kudret ve azametini hakk1yla takdir edemediler, O'na lay1k
tazimi gostermediler. Halbuki biitiin bir diinya k1yarnet giinii O'nun avucunda,
gokler alerni de biikUlrnii olarak elinin i<;;indedir." (Ziimer sO.resi, 39/67)
"Bilin ki Allah insan ile kalbi arasma girer (diledigi takdirde arzusunu gers;ekletirrnesini onler)." (Enfal sO.resi, 8/24)
"Her eyi yaratan Allah'br. Her ey O'nun mutlak tasarrufundad1r." (Ziimer sO.resi,

39/62)
23

24

25
26

27

"(Bilrniyorlar m1 ki Allah) onlarm gizlediklerini de bilir, as;1klad1klanm da?" (Bakara


sO.resi, 2/77; HO.d suresi, 11/5; Nahl suresi, 16/23)
"Gokleri ve yeri yaratan ... " (En'am sO.resi, 6/1, 73; A'raf sO.resi, 7/54; Tevbe
sO.resi, 9/36; YO.nus sO.resi, 10/3; HO.cl suresi, 11/7; ibrahirn sO.resi, 14/19, 32; Nahl
sO.resi, 16/3; isra sO.resi, 17/99; Furkan sO.resi, 25/59; Nern! sO.resi, 27/60; AnkebO.t
sO.resi, 29/61; Lokrnan suresi, 31/22; Secde sO.resi, 32/4; Yasin suresi, 36/81; Ziirner suresi, 39/5, 38; Zuhruf suresi, 43/9; Ahkaf sO.resi, 46/33; Hadid sO.resi, 57/4;
Tegabiin sO.resi, 64/3)
"Sizi de yaptigmIZ eyleri de yaratan Yiice Allah't1r." (Saffat sO.resi, 37/96).
"Maallah! Allah ne giizel dilemi ve yapm1! O'ndan baka gers;ek gii<;; ve kuvvet
sahibi yoktur." (Kehf sO.resi, 18/39)
"Allah dilemediks;e siz dileyemezsiniz." (Dehr suresi, 76/30)

ON DORDDNcD Soz 211

Rububiyetinin ihtiam1 ve uluhiyetinin yuceligi her yeri kuatmt


olan Ezel ve Ebed Sultam'nm, U aciz, sonsuz derecede zay1f, fakir,
muhta<; ve yalmz smtrh bir iradeye sahip, bir ey var etmeye kabiliyeti
bulunmayan ve kendi gayretiyle elde edebilecegi eyler <;ok az olan
insanogluna kart Kur'an'daki iddetli ikayetlerinin, agtr tehditlerinin
ve muthi korkutmalannm 28 hikmeti nedir? Bu nasil izah edilebilir?
Bu sorunun cevab1 olan derin ve yuksek hakikati anlamak i<_;:in U
iki temsile bak:
Birinci Temsil: Mesela, i<_;:inde sanatla yaratilm1 say1s1z meyveli
ve <_;:i<_;:ekli varhgm bulundugu ahane bir bag ve ona bakmak i<_;:in tayin
edilmi pek <_;:ok hizmetkar olsun. Bir hizmetkar da yalmz o baga yay1lacak ve i<_;:ilecek suyun yatagmdaki deligin kapag1m a<_;:makla vazifeli
bulunsun. Eger o hizmetkar tembellik edip deligin kapagm1 a<_;:mazsa bag ge<_;: yeerir veyahut kurur. 0 zaman, Hahk'm Rabbani sanatmm, bagm sahibi sultanm saltanatma yakttr nezaretinin ve o baga
kusursuzca hizmet eden IIk, hava ve topragm yam s1ra, diger butun
hizmet<_;:ilerin de o sersemden ikayete hakk1 olur. <;unku o, hepsinin
hizmetlerini neticesiz b1rakm1 veya onlara zarar vermitir.
ikinci Temsil: Mesela, bir sultanm buyuk bir gemisinde, basit
bir adam kii<_;:iik vazifesini terk etmekle gemideki butun <_;:ahanlann
hizmetlerinin neticesine zarar verdiginden ve bazen o hizmetleri mahvettiginden, geminin sahibi, gemideki butun vazifeliler adma o adamdan iddetle ikayet eder. Kusurlu adam ise, "Ben basit bir adam1m,
onemsiz ihmalim yuzunden bu iddeti hak etmiyorum." diyemez.
<;unku tek bir eyin yoklugu, pek <_;:ok eyin olmamasma yol a<_;:abilir.
Halbuki varhk kendi k1ymetince netice verir. <;unku bir eyin varhg1,
butun artlann ve sebeplerin varhgma baghdtr. 0 eyin yoklugu, ortadan kalkmas1 ise tek bir artm yokluguyla veya ortadan kalkmas1yla
gen:;ekleebilir, o ey netice itiban ile yok olur. Bu yuzden, 'Tahrip,
tamirden <_;:ok daha kolayd1r." sozu, herkes<_;:e bilinen bir kaide hukmune ge<_;:mitir. Madem kufrun ve dalaletin, azgmhgm ve isyanm esas1
inkardtr, rettir, terktir ve kabulun yoklugudur. Bunlar g6runiite ne
kadar muspet ve var olsa da hakikatte yoktur. Oyleyse kufiir, her eye
28

Bkz. Bakara sCtresi, 2/39, 161, 257; Al-i imran sCtresi, 3/4, 10, 12, 56, 90, 91, 116;
Nisa sCtresi, 4/56, 168; Maide sCtresi, 5/10, 36, 73 ...

212 SozLER

tesir eden bir cinayettir. Bullin varhklann amellerinin neticelerine zarar verdigi gibi, Cenab-1 Hakk'm isimlerinin cemal tecellilerine perde
c;eker.
ite bu sonsuz ikayete hakk1 olan varhklar adma onlann Sultan\
U asi insandan iddetle ikayet eder ve bu, hikmetin geregi ve ta kendisidir. 0 asi, iddetli tehditleri ve dehetli korkutmalan elbette, Uphesiz hak eder.

HATiME29

~jl~jl~\~
3o~JJJI

t._8 )!~ ~.iJI ~~\ t; j

Gafil kafaya bir tokmak ve bir ibret dersi

Ey gaflete dahp, bu diinya hayatm1 tath goriip, ahireti unutup diinyaya talip olan bedbaht nefsim! Neye benzedigini bilir misin? Deve
kuuna ... Avc1y1 goriir fakat u~amaz; avc1 onu gormesin diye bamI
kuma sokar, koca govdesi dianda kahr. Avc1 onu goriir, fakat o goziinii kuma soktugu i~in avc1y1 gormez.
Ey nefis! ~u temsile bak ve goziinii diinyaya dikmenin aziz bir lezzeti nasil ac1 veren bir eleme ~evirdigini gor!
Mesela: Bu koyde (yani Barla'da) yaayan iki adam olsun. Onlardan birinin dostlannm yiizde doksan dokuzu istanbul' a gitmi, orada giizelce ya1yorlar. klerinden yalmz o burada kalm1. Bir gun o
da gidecek. Bu yiizden o adam istanbul'a gitmeye arzu duyar, oray1
diiiiniir, dostlanna kavumak ister. Ona, "Haydi oraya git!" dendigi
vakit sevinip gtilerek gider. ikinci adamm da dostlannm yiizde doksan
dokuzu buradan gitmi. Fakat bir k1sm1 olmii, bir k1smm1 da kimse bir
daha gormemi. Adam, o dostlannm <la perian oldugunu zanneder.
Giden dostlannm yerine yalmz bir misafire baglamp teselli bulmak,
aynhk elemini onunla gidermek ister.
ite ey nefis! Bata Habibullah (aleyhissalata vesse/am) olmak iizere,
biillin dostlarm kabrin obiir tarafmdadir. Burada kalan bir-iki dostun
da gidiyor. Oliimden tirktip, kabirden korkup baml ~evirme! Kabre
mert~e bak, ne talep ediyor, dinle! Oliimiin yiiziine erkek~esine giil,
ne istiyor, anla! Sakm gafil olup temsildeki ikinci adama benzeme!
Ey nefsim! "Zaman degiti, asir bakalab, art1k herkes diinyaya
dalm1, hayata tap1yor. Herkes ge~im derdiyle sarho." deme! <;unkti
oltim degimiyor. Aynhk, bekaya donmiiyor. insanm aczi ve fakn bitmiyor; art1yor. Yolculugu kesilmiyor, siirat kazamyor.
29
30

Sonsoz.
"Bu dilnya hayati, aldatic1 ve ge<;ici bir zevkten baka bir ey degildir." (N-i imran
suresi, 3/185)

214 SOZLER

Hem, "Ben de herkes gibiyim." deme! <;unkti herkes sana ancak


kabir kap1sma kadar arkadahk edebilir. Herkesle musibette beraber
olma tesellisi ise kabrin obur tarafmda pek temelsizdir. Hem kendini baIbO zannetme! Zira U dtinya misafirhanesine hikmet penceresinden baksan, dtizensiz, gayesiz hic;bir ey g6remezsin. Sen nastl
ba1bo, gayesiz kalabilirsin! Deprem gibi yerytizti hadiseleri, tesaduf
oyuncag1 degildir. Mesela: YeryO.ztine, birbiri ic;inde gayet muntazam
ve nakth gomlekler gibi giydirilmi bitki ve hayvan ttirleri batan aag1 gayelerle, hikmetlerle donattlmthr. Ve yerkure gayet ytice gayeler it;inde kusursuz bir intizam ile meczup mevlevi gibi cloner. Bunlan
g6rdtigtin ve bildigin halde, nas1! olur da -bir inkarcmm yapttg1 gibidtinyanm, insanoglunda, bilhassa mtiminlerde- begenmedigi bir k1s1m
gaflet tav1rlanna karI manevi agirhgmdan omuz silkmesine benzer
deprem gibi3 1 HA$iYE hadiseleri gayesiz, tesadtifi zannedersin! Boyle yapanlar, o musibeti yaayanlann ellm zayiattm sebepsiz, bou bouna
olmu gosterip onlan mtithi bir timitsizlige dtitirtirler. Hem btiytik bir
hata hem de btiytik bir zultim ilerler.
Oyle hadiseler, Hakim ve Rahim bir Zat'm emriyle muminlerin fani
malm1 sadaka hukmtine c;evirip bakiletirir ve nimetlere kart nank6rltikten gelen gtinahlara kefarettir.
Bir gun gelecek, U itaatkar yerkure, ytiztintin stisti olan insanhgm
eserlerini irke bulamI ve tiktirstiz gortip c;irkin bulacak. ite o zaman Hahk'm emriyle btiytik bir deprem btittin ytiztinti siler, temizler.
Yerytizti Allah'm emriyle O'na ortak koanlan cehenneme doker, tikredenlere "Haydi, Cennet' e buyrun!" der.

31 HA$iYE izmir depremi miinasebetiyle yazilm1tlr.

ON DORDUNCU SOZ'UN ZEYLi32

~yl~yl~I~
~LA;)~~\ J~j 0 ~@_),1\J1 ~~b,,..,,,0 ~IJj )>1\J1sJ)j1S1
I',_,,
GlJ.i (.)""-'0\,j .:Las-~,YB
I'-'&'J>J
~1 ' 'l ~/.:.it
~/~i
.SLl
B
Jr.,.
.j
~
j.
/
~,Y-

0/

33~" 1~ ~ o~S
f..

~j

jt.,,, ~
'!:.:.~ '.,,
l.rJ

0/

0~,,1,,-: o~S
f..

L.:.~ '.~ 0 ~~l~i


.r ~j jt.,,, ~
v-r-

~u sure, yeryi.izi.ini.in, hareketlerinde ve depremlerde vahye ve ilhama mazhar olarak bir emir altmda hareket ettigini, bazen de titredigini kesin bir ekilde bildiriyor.
(~imdiki deprem mi.inasebetiyle 34 sorulan alt1-yedi k1sa sorunun
cevaplan, manevi ve mi.ihim bir taraftan yine manevi ihtar yard1m1yla
kalbe geldi. Kac; defa etrafl1ca yazmaya niyet ettiysem de izin verilmedi. Yalmz ozetle, k1saca yazilacak.)
Birinci Soru: Bu bi.iyi.ik depremin, maddi felaketinden daha
elem verici, manevi bir musibeti olarak, devam edeceginden gelen
korku ve i.imitsizlik, halkm bi.iyi.ik k1smmm memleketin birc;ok yerinde
gece istirahahm ortadan kald1rd1, onlara dehetli bir s1kmh verdi. Bunun sebebi nedir?
Manevf taraftan gelen cevap: Ramazan-1 erifte, teravih vakti bu
mi.ibarek islam merkezinin her k6esinde, hevesleri tahrik eden ark1lann nee ve sevinc;le, sarhoc;asma ve bazen k1zlann sesiyle radyodan
cazibeli bir ekilde dinletilmesi bu korku azabm1 netice verdi.
ikinci Soru: Bu semavi tokat nic;in gayrimi.islimlerin memleketlerine gelmiyor da bu bic;are Mi.isli.imanlara iniyor?
32
33

34

Zeyl: ilave.
"Yero muthi depremiyle sarsild1g1 zaman ... Ve yer bagnndaki ag1rhklan c;1kard1g1
zaman ... insan akm akm: 'Ne oluyor buna!' dedigi zaman ... ite o gun yer,
ushlnde olan biten her eyi anlat1r: <;:unku Rabbin ona bunlan vahyeder. ite o
gun bolukler halinde insanlar, kabirlerinden c;1k1p Yuce Divana durur, yaphklarmm
kar1hgm1 gorup ahrlar. Zerre ag1rhgmca hay1r yapan onu bulur, zerre ag1rhgmca
er yapan da onu bulur." (Zilzal suresi, 99/1-8)
1939'da meydana gelen izmir ve Erzincan depremleri.

216 SOZLER

Cevap: Bi.iyi.ik hatalann ve cinayetlerin cezas1 ertelenerek bi.iyi.ik


merkezlerde, ki.ic;i.ici.ik suc;larmki ise hemen kuc;uk merkezlerde verilir.
Aynen bunun gibi, mi.ihim bir hikmete binaen, kafirlerin cinayetlerinin
bi.iyi.ik k1sm1 maherdeki bi.iyi.ik mahkemeye b1rak1hyor. Mi.iminlerin
hatalannm cezas1 ise ktsmen bu di.inyada veriliyor. 35 HA$ivE
U;iincii Soru: Baz1 ah1slann hatas1 yuzunden gelen bu musibetin memlekette bir derece umumi ha! almasmm sebebi nedir?
Cevap: Umumi musibet, c;ogunlugun hatasmdan ileri gelmesi yoni.iyle, insanlann buyuk k1smmm o zallm ah1slann icraatma fiilen veya onu luzumlu sayarak veyahut onlarm tarafmda yer alarak manen
katild1gm1 gosterir. Buda umumi musibete sebebiyet vermitir.
Dordiincii Soru: Madem bu deprem musibeti, hatalann neticesi
ve gi.inahlara kefarettir. Masum ve hatas1z insanlann o musibetin ic;inde zarar g6rmesinin hikmeti nedir? Allah'm adaleti buna nastl mi.isaade eder?
Yine manevf taraftan gelen cevap: Bu mesele kader sm1yla alakah
oldugu ic;in cevabm1 Kader Risalesi'ne havale edip burada yalmz U
kadanm soyleyelim:
36 W,i;. ~ 1rfu ~~\ ~/- -9~ '1q1_)1j Yani: "Bir beladan, bir musibetten c;ekininiz ki, geldigi vakit zalimlere mahsus kalmaz, masumlan
da yakar."
Bu ayetin s1m Udur: Di.inya bir tecrube ve imtihan meydamdtr,
teklif ve cihad yurdudur. imtihan ve teklif, hakikatlerin perdeli kalmasm1, musabaka ve cihad ile Ebubekirlerin ala-y1 illiyyine, yani yucelerin yi.icesi olan mertebeye c;1kmasm1, Ebucehillerin ise esfel-i safiline,
yani aagt!arm aag1s1 seviyeye di.imesini gerektirir. Eger masumlar
boyle musibetlerde zarar g6rmeseydi, Ebucehiller aynen Ebubekirler
gibi teslim olacak, Allah yolunda cihad ve nefisle mi.icadele ederek
manen yi.ikselme kap1s1 kapanacak ve teklif s1m bozulacakt1.
Madem mazlumun zalimle beraber musibete dtimesi, Cenab-1
Hakk' m hikmetinin geregidir. Acaba o bic;are mazlumlann rahmet ve
adaletten hisseleri nedir?
Hem Ruslar gibi olanlar, hukmu ortadan kalkm1 ve tahrif edilmi bir dini terk
etmekle, hak, ebedi ve hukmu suren bir dine ihanet etmek derecesinde gayretullaha dokunmad1klanndan, yerkure imdilik onlan birak1p bunlara hiddet ediyor.
Enfal suresi, 8/25.

35 HA$iYE

36

ON DoRDDNcD Soz 217

Bu soruya cevaben denildi ki: 0 musibetteki gazap ve hiddet ic;inde onlara bir rahmet cilvesi var. <;unku o masumlarm fani mallan,
kendileri hakkmda sadaka olup baki bir ma! hukmune gec;tigi gibi, fani
hayatlan da bir nevi ehitlikle onlara baki bir hayati kazandmr. Nispeten az, gec;ici bir s1kmti ve azaptan, buyuk ve daiml bir kazanc; elde etmeyi saglayan bu deprem, onlar hakkmda gazap ic;inde bir rahmettir.
Beinci Soru: Adil ve Rahim, Kadir ve Hakim Cenab-1 Hak, neden hususi hatalara hususi ceza vermeyip koca bir musibeti insanlann
batna musallat eder? Bu, O'nun rahmetinin guzelligine ve kudretinin
enginligine nasil uygun dlier?
Cevap: Kadlr-i Zulcelal, yeryuzundeki her bir unsura pek c;ok vazife vermitir ve her bir vazifede c;ok netice saklar. Bir unsurun bir tek
vazifesinde, bir tek netice c;irkin, er ve musibet olsa da, diger guzel
neticeler, o neticeyi de guzelletirir. Eger o tek c;irkin neticenin ortaya
c;1kmamas1 ic;in, insana karl hiddete gelmi o unsur vazifesinden men
edilse; o vakit o guzel neticeler say1smca hayir terk edilmi ve luzumlu
bir hayn yapmamak er hukmune gec;tiginden, o hay1rlar miktannca
er ilenmi olur. Bu ise bir tek er gelmesin diye ilenen gayet c;irkin,
hikmete ve hakikate zit bir kusurdur. Kudret, hikmet ve hakikat, kusurdan uzaktir, yucedir.
Madem insanm baz1 hatalan (toprak, hava, su gibi) unsurlan ve
yeryuzunu hiddete getirecek derecede buyuk bir isyan ve pek c;ok varhg1 hor gorerek onlann hukukuna yapilm1 bir tecavuzdur. Elbette, o
cinayetin fevkalade c;irkinligini gostermek ic;in, koca bir unsura, c;ok
geni vazifesi ic;inde "Onlan terbiye et!" diye emir verilmesi, hikmetin
geregi ve ta kendisidir, adalettir ve mazlumlara rahmettir.
Altmc1 Soru: Gafiller, depremin yeraltmdaki madenlerde meydana gelen degiimlerin neticesi oldugunu soyleyip yayarak, ona adeta
tesadO.fi, tabii ve maksats1z bir hadiseymi gibi bakarlar. Bu hadisenin
manevl sebeplerini ve neticelerini gormezler ki uyansmlar. Onlann dayand1g1 noktanm bir hakikati var m1dir?
Cevap: Dalaletten baka hic;bir hakikati yoktur. <;unku her sene elli
milyondan fazla nak1h, muntazam gomlegi giyen ve degitiren yeryuzundeki binlerce canh turunden sadece biri olan, mesela sineklerden
bir tekinin yuzlerce uzvundan biri olan kanadm1, Cenab-1 Hak kasd,

218 SOZLER

irade ve hikmet cilvesine mazhar k1lar, ona lakayt kalmaz, onu baibo
birakmaz. Bu da gosteriyor ki, say1s1z UUr sahibi varhgm be@, anas1,
yuvas1 ve koruyucusu olan koca yerytiztinde yalmzca mtihim iler ve
haller degil, -ktic;;tik olsun, btiytik olsun- hic;;bir ey O'nun iradesi ve
kasd1 d1mda degildir. Fakat Kadir-i Mutlak, hikmetinin geregi olarak,
gortinen sebepleri icraatma perde yapar. Depremi diledigi vakit bazen
bir maden yatagma harekete gec;;mesini emrederek onu ateler. Yani
deprem, madenlerdeki degiimler neticesinde de olsa, yine Cenab-1
Hakk'm emri ve hikmetiyle meydana gelir; baka ttirlti olamaz.
Mesela, bir adam ttifekle birini vursa, vuran adam1 yok say1p yalmz
fiekteki barutun ate almasma bakarak bic;;are maktultin hukukunu
btisbtittin c;;ignemek, ne derece akils1zhk ve divaneliktir. Aynen oyle
de, Kadlr-i Ztilcelal'in itaatkar bir memuru, hatta bir gemisi, goklerde
stiztilen bir misafirhanesi olan yerytiztine verilen, "Gaflet ve azgmhk
yolundakileri uyandirmak ic;;in govdende bulunan, hikmet ve irade ile
saklanmI bombay1 atele!" eklindeki Rabbani emri unutmak ve tabiata sapmak, ahmakl1gm en c;;irkinidir.
Altmc1 Soruyu Tamamlayan Bir Haiye:
Dalalet yolundakiler ve dinsizler, menfaatlerini korumak ve mtiminlerin uyamma karl koyup mani olmak ic;;in 0 kadar garip bir inat
ve hayret verici bir ahmakl1k gosterirler ki, insam insan olduguna piman ederler.
Mesela, bu son zamanlarda insanoglunun bir derece umumi ha!
alan zultimlti, karanhk isyanlanna kainat ve yerytiztindeki btittin unsurlar k1Zd1gmdan, yerlerin ve goklerin Hahk'1 da, yalmz hususi bir
rububiyet ile degil, belki btittin kainatm, alemlerin Rabbi ve Hakim'i
olmas1 itiban ile, kuabc1 ve geni bir tecelliyle kainatin btittintinde ve
rububiyetinin ktilll dairesinde insanhg1 uyandirmak, dehetli azgmhgmdan vazge($irmek ve tammak istemedigi Zat'm1 ona tamtmak istedi.
Bunun ic;;in benzersiz, kesilmeyen bir su, hava ve elektrikten deprem,
firtma ve dtinya savaI gibi umumi, dehetli afetleri insanm ytiztine
c;;arph. Bununla hikmetini, kudretini, adaletini, kayyumiyetini, 37 iradesini ve hakimiyetini pek ac;;1k bir ekilde gosterdi. Boyle oldugu halde,
insan suretindeki bir k1s1m ahmak eytanlar, o ktilll, Rabbani iaretlere
37

Cenab-1 Hakk'm daiml varhg1, kaim oluU, her eyi ayakta tutmas1.

ON DaRDiiNcii Soz 219

ve ilahl terbiye edicilige akils1zca bir inatla karthk verip, "Deprem,


tabiatm eseridir, bir madenin patlamas1dlf, tesadufidir. Gunein s1cakhgmm elektrikle <:;arpmas1dlf ki, Amerika' da butun makineleri be saat
durdurmU ve Kastamonu semalannda havay1 k1z1llatirm1, ona yangm sureti vermitir." diyerek manas1z, sa<:;ma sozler soyluyorlar.
Dalaletten ileri gelen smlfs1z bir cehalet ve dinsizlikten dogan <:;irkin
bir inat yuzunden, sebeplerin yalrnz birer bahane, birer perde oldugunu bilmiyorlar. Dag gibi bir <:;am agacmm var olmas1 i<:;in luzumlu
her eyi dokumak ve yetitirmek, bir koy buyuklugunde yuz fabrika
ve tezgah gerektirirken, onun ku<:;t1cuk <:;ekirdegini gbsterir ve "ite U
aga<:; bundan <:;1km1tir." diyerek Sani'in o <:;am agacmdaki binlerce
mucizesini inkar edercesine gbrt1nt1teki baz1 sebepleri ileri surerler.
Hahk'm iradesi ve hikmetiyle ileyen pek buyuk rubO.biyetinin icraatm1 hi<:;e indirirler. Bazen gayet derin, bilinmez ve <:;ok muhim, binlerce yonuyle hikmet taiyan bir hakikate ilmi bir isim takarlar. Guya o
isimle 0 hakikatin mahiyeti anlaIhr, basit[eif, hikmetsiz ve manas1z
hale gelir!
ite gel, akils1zhgm ve ahmakhgm smlfs1z derecelerine bak ki:
Yuzlerce sayfa ile tarif edilse ve hikmetleri anlatilsa tam manas1yla
ancak bilinecek olan derin, geni ve me<:;hul bir hakikate bir isim
takar, malO.m bir ey gibi, "Bu, budur." derler. Mesela, gunein bir
hususiyeti, elektrikle <:;arpmas1dlf. 0 ahmaklar rubO.biyetin hususi ve
kasdi bir hadisesini kulli, geni bir iradenin ve bir varhk turune ait
hakimiyetin unvanlan olan ve "adetullah" denilen yarabh kanunlannm sadece birine baglarlar. Boylece iradeden bagm1 keser, sonra onu
tutup tesadufe ve tabiata havale ederler. Bu ekilde EbO.cehil'den kat
kat fazla bir cehalet gbsterirler. Bir askerin veya bir taburun savataki
zaferini asker! duzene ve kanuna dayandmp o zaferi kumandanla,
pa&~ahla, hukumetle ve harekat taktigiyle alakas1z gbrlir gibi, asi birer divane olurlar.
Hem mesela, meyveli bir agacm bir <:;ekirdekten yarahlmas1 gibi,
mucizeler gosteren bir usta, brnak kadar bir odun par<:;asmdan, yuz
okka38 <:;eitli yiyecek, yuz arm 39 farkh kuma yapsa; bir adam da o
38
39

1,283 gramhk agirhk ol<;ilsil.


68 cm. uzunlugundaki bl<;il birimi.

220 SOZLER

odun par~s1m gosterip, "Bu iler, tabil ve tesadufi olarak bundan


meydana gelmitir." dese ... 0 ustanm harika sanatm1, hunerlerini hi~e indirse, bu ne derece bir ahmakhktir. Aynen oyle de ...
Yedinci Som: ~u yeryuzu hadisesinin (depremin), bu memleketin Muslumanlarma bakmas1 ve onlan hedef almas1 nas1l anlailmah ve
neden bu hadise daha ~ok Erzincan ve izmir taraflannda goruluyor?
Cevap: Bu hadisenin hem iddetli kita, hem karanhk gecede, hem
dehetli sogukta gelmesi, hem ramazana gereken hurmeti gostermeyen bu memlekete mahsus olmas1 ve tahribatmdan uyanmad1klan
i~in gafilleri hafif~e uyandirmak maksad1yla devam etmesi gibi pek
~ok emare ve iaretle, deprem muminleri hedef ahp onlan namaza
ve duaya uyand1rmak i~in sars1yor ve yeryD.zunun kendisi de titriyor.
Bi~are Erzincan gibi yerleri daha ~ok sarsmasmm iki sebebi var:
Birincisi: Halkmm hatalan az oldugu i~in oranm temizlenmesine
acele edildi.
ikincisi: 0 gibi yerlerde imam ve islamiyet'i koruyan kuwetli ve hakikatli insanlarm biraz veya tam maglup olmasm1 firsat bilen dinsizler,
tesirli bir faaliyet merkezi kurduklan i~in ilk once oralarm tokatlanm1
olmas1 ihtimali var.
40-'1u\

~l ..;.:'J1 (J~ '1

411<:'~i\
~.Id\ ._:j ~\(:~Jc.~~\
:ic '1 ~~
r:-::--- ~,:-::
:: tJ ~
.

40

41

"Hi<; kimse gayb1 bilemez, gayb1 yalmz Allah bilir." Bu ifade, Nern! suresi, 27/65.
ayetinin k1saltilmu~ halidir.
"(Melekler:) 'Siibhansm ya Rab! Senin bize bildirdiginden baka ne bilebiliriz ki?
Her eyi hakk1yla bilen, her eyi hikmetle yapan Sensin.' dediler." (Bakara suresi,
2/32)

~jll~jll~I~
1 .

1-t,J.U Ll , , ~i:\;;._'' W4.. ~ill ~\~,JI 8~

~-

Y,J

._)~

~-

.J

liJ,_)

Ey astronominin ruhsuz meseleleriyle zihni darlaan, akh g6zune


inen ve U ayetin muazzam s1rnm o s1k1mI zihnine s1gdiramayan
mektepli efendi! $u ayetin semasma yedi basamakh bir merdivenle
c.;1kilabilir. Gel, beraber 9kacag1z!

BiRiNCi BASAMAK
Hakikat ve hikmet, yeryuzu gibi goklerin de kendine yarair sakinlerinin bulunmasm1 ister. Dinde, o cinsten c_;eitli varhklar, "melekler ve
ruhaniler" diye isimlendirilir.
Evet, hakikat bunu gerektirir. Zira yeryuzunun kuc_;uklugu ve maddl
olarak k1ymetsizligiyle beraber, canh ve UUr sahibi varhklarla doldurulmas1 ve ara sira boalt1hp yeniden enlendirilmesi, U muhteem
burc;lara sahip, ziynetli k6kler hukmundeki goklerin de UUr ve idrak
sahibi varhklarla dolu olduguna iaret eder, belki bunu ac_;1kc_;a g6sterir.
Onlar da insanlar ve cinler gibi, U alem saraymm seyircileri, kainat
kitabmm mutalaacilan ve Cenab-1 Hakk'm rubt'.lbiyet saltanatmm
ilanc1land1r. <;unku O'nun, kainah hadde hesaba gelmez ziynetlerle,
guzelliklerle, nakilarla susleyip donatmas1, ac.;1kc_;a, d0.0.nen ve ona
"Gerc:;ek U ki, yere en yakm olan gogu lambalarla donatt1k ve onlardan bir k1smm1
eytanlara atilan mermiler yaptik." (Mi.ilk sO.resi, 67/5)

222 SOZLER

hayranhk duyan takdir edicilerin nazarlanm ister. Evet, gi.izellik elbette


bir alk ister. Yiyecek ise ac:; olana verilir. Halbuki insanlar ve cinler, U
sonu olmayan vazifenin, U hametli nezaretin ve U geni dairedeki
kullugun milyonda birini ancak yapabilir. Demek, bu say1s12, c:;eitli vazife ve ibadetler i<;in sonsuz say1da, cins cins melek ve ruhani laz1md1r.
Baz1 rivayetlerin iaretiyle ve alemdeki di.izenin hikmetiyle denilebilir ki, gezegenlerden yagmur damlac1klanna kadar bir k1s1m seyyar gok cisimleri, ba21 meleklerin binegidir. 2 Allah'm izniyle bunlara
biner, ehadet alemini seyredip gezerler. Hem denilebilir ki, hadiste
"tuyurun hudrun" 3 diye isimlendirilen cennet kulanndan sineklere
kadar bir k1s1m hayvanlann cisimleri ruhanilerin bir cinsini taIr. Onlar,
bu cisimlerin ic:_;ine Cenab-1 Hakk'm emriyle girer, cismani alemi gezip
o bedenlerdeki uzuvlann, duyulann penceresinden maddi alemdeki
yaratlh mucizelerini seyrederler. Kesif topraktan ve bulamk sudan
si.irekli tath hayati ve idrak sahibi nurani varhklan yaratan Hahk'm,
elbette, ruha ve hayata mi.inasip U nur denizinden, hatta karanhk
deryasmdan bir k1s1m UUr sahibi mahluklan vardir. Hem de c:;ok fazla
vard1r. Meleklerin ve ruhanilerin varhg1, Nokta adh bir risalemde 4 ve
Yirmi Dokuzuncu Soz' de iki kere iki dart eder derecesinde bir kesinlikle ispat edilmitir. istersen onlara mi.iracaat et.

iKiNCi BASAMAK
Yeryi.izi.i ile gokler, aym hi.iki.imetin iki ehri gibi birbiriyle alakahd1r.
Aralannda mi.ihim irtibat ve ahveriler vardir. Yeryi.izi.ine laz1m olan
llk, s1cakhk, bereket ve rahmet gibi eyler gokten gelir, yani gonderilir. Vahye dayanan bi.iti.in semavi dinlerin ittifak1 ve kalb gozi.iyle gordi.iklerine dayanan kef ehli zatlann yanhhgma ihtimal bulunmayacak
derecedeki kesin, birbirini dogrulayan haberleriyle, melekler ve ruhlar
gokten yere iniyor. 5
Semanm her tarafmda Allah' a secde i<;in almm koymu bir melek bulunduguna,
dort parmak s1gacak kadar bo bir yer olmad1gma <lair Bkz. Tirmizi, zilhd 9; ibn
Mace, zuhd 19. Aynca Allah Teala'nm (celle celaliih), her bir damlasmdan bir melek
yaratt1g1 nehir i<;in Bkz. Ebu'-~eyh, el-Azame 21735.
"Yeil kular" (Bkz. Muslim, imilre 121; Tirmiz!, tefsfru sure (3) 19; Ebu Davud,
cihad 25).
Nokta Risalesi, Mesnevf-i Nuriye'nin sonunda yer almaktad1r.
Bkz. Al-i imran suresi, 3/124; Hier suresi, 15/8; Kadir suresi, 97/4.

ON BE$iNci Soz 223

Bundan, hisse yakm kesin bir sezgiyle bilinir ki, yeryuzu sakinlerinin de semaya c;1kmalan ic;in bir yol vardtr. Evet, nastl ki herkesin
ak!t, hayali ve baktt her vakit goklere uzanabilir. Aynen oyle de, peygamberlerin ve velilerin agtrhklanm btrakan veya olmlilerin bedenlerinden s1ynlan ruhlan, Allah'm izniyle oraya gider. Madem hafiflik ve
letafet bulanlar oraya gidiyor, elbette maddeden armmt misali birer
beden giyen, ruhlar gibi hafif ve latif bir k1s1m yeryuzu ve hava sakinleri de semaya c;ikabilir.

U<;UNCU BASAMAK
Goklerin sessizligi ve silkuneti, daimi intizam1, geniligi ve nuraniligi; sakinlerinin, yeryilzil sakinleri gibi olmad1gm1 gosterir. Oranm
butun ahalisi Allah'm emirlerine uyar, ne emredilse onu yaparlar. 6
Orada izdiham ve munakaay1 gerektirecek bir sebep yoktur. Zira
memleket geni, orada bulunanlarm yaradtht saf, temiz, kendileri
masum, makamlan sabittir. Fakat yeryilzilnde z1tlar bir araya gelmi, erliler haytrhlara kanffil ve aralannda c;ekimeler balamt; o
yilzden ihtilaflar ve s1kmhlar meydana gelmitir. Bundan imtihan ve
teklif s1rn, ondan da manen yilkselme ve alc;alma ortaya c;1kmthr.
Bu hakikatin hikmeti Udur:
insan, yarahh agacmm ucundaki meyvesidir. Malumdur ki, bir
eyin meyvesi, onun kokilne en uzak, en kapsamh, en nazik ve en
milhim k1sm1d1r.
ite alemin meyvesi olan insan da en kapsamh, en benzersiz, en
aciz, en zay1f ve en latif kudret mucizesidir. Bu yuzden, insanm beigi ve meskeni olan yeryilzil, goklere nispeten maddi kuc;uklugu ve
k1ymetsizligiyle beraber, manen ve sanatc;a butiln kainatm kalbi, merkezi.. butiln sanat mucizelerinin sergisi.. Allah'm isimlerinin butiln tecellilerinin mazhan, odak noktas1.. smirs1z Rab bani icraatm maheri
ve aynas1.. Cenab-1 Hakk'm sonsuz yarahc1hgmm, bilhassa bitki ve
hayvanlarm say1s1z kuc;uk turlerinde g6rulen comertc;e icadm merkezi
ve c;ar1s1.. pek geni ahiret alemlerindeki sanath eserlerin numunelerinin kuc;ilk olc;ekte sergilendigi yer .. ebedi dokumalarm silratle ileyen,
baki manzaralann h1zla degien tezgah1 ve aynen yaptld1g1 fabrikas1..
Bkz. Nahl sO.resi, 16/49-50; Tahrim sO.resi, 66/6.

224 SbZLER

ve daimi bahc:;elerin tohumcuklan i<:;in stiratle stimbtillenen dar ve gec;ici bir tarla, bir terbiye ocag1 hukmtindedir.
ite bu manevi btiyukltigunden ve sanatc;a onemindendir ki,
Kur'an-1 Hakim, goklere nispeten btiytik bir agacm kti<:;tik meyvesine
benzeyen yeryuzunu 7 butun semalara denk tutuyor. Onu bir kefeye,
gokleri bir kefeye koyuyor. Tekrar tekrar 8 ~.J\.Jij ..:_;.ily....:JI ~j diyor.
Hem bu hikmetlerden kaynaklanan, yerytiztindeki stiratli ve devamh deiimler, yerytizu sakinlerinin de kabiliyetlerine g6re o degiimlerin mazhan olmasm1 gerektirir. ~u smirh yeryuzunde say1s1z
kudret mucizesi g6ruldugu ve en muhim sakinleri olan insanlarm ve
cinlerin duygu ve kabiliyetlerine, diger canhlardaki gibi yarad1htan
bir smir ve kay1t konulmad1g1 i<:;in, onlar sonsuz derecede yukselmeye
ve alc:;almaya musaittir. Peygamberlerden, evliyadan tut, nemrutlara,
eytanlara kadar herkes ic;in uzun bir imtihan meydam ac;Ilm1hr. Madem oyledir, elbette firavunlaml eytanlar, sonsuz erleriyle goklere
ve gok ehline ta atacaktir.

DORDUNCU BASAMAK
Butun alemlerin Rabbi, Mudebbir'i (sonsuz hikmetiyle idare edeni, c:;ekip c;evireni} ve Hahk'1 Zat-1 Zulcelal'in, hukumleri ayn ayn olan
pek c:;ok nam1, unvam ve guzel ismi vardir. Mesela, peygamber ashabmm safmda kafirlere karl savamalan ic;in melekleri g6ndermesini9
Evet, yeryilzil, kili;ilklilgilyle beraber, goklerle k1yaslanabilir. <;:unkil nas1l daima
akan bir t;emenin art1k beslenmeyen bilyilk bir golden daha btiyilk oldugu soylenebilir. Hem dag gibi bir cisim, g6rilnilte kendisinden binlerce defa daha kili;ilk
bir oli;ekle oli;tilebilir. .. Aynen oyle de, Cenab-1 Hak yeryilzilnil sanatma bir sergi,
yarahc1hgma bir maher, hikmetine merkez, kudretine mazhar, rahmetine bahi;e,
cennetine tarla, sonsuz kainata ve mahh1kat alemlerine bir 6li;ek ve mazi denizlerine, gayb alemine akacak bir t;eme hilkmtinde yaratmihr. Her sene kat kat ve
katmerli ytiz bin tarzda, sanath nak1larla dokunmu gomleklerini degitirdigi ve
i;ok defa doldurup maziye boaltarak gayb alemine doktilgil btitiln 0 yenilenen
alemlere ve yerytiztiniln t;eitli gomleklerine bak! Yani yeryilztiniln btitiln mazisini
o anda hazir farz et! Sonra tekdilze ve bir derece basit goklerle k1yasla! Goreceksin
ki, yeryilzil ilstiln gelmese de, noksan da kalmaz. ite i..0 j\Jlj sil~I 0j s1rnm
anla.
"Goklerin ve yerin Rabbi" (Ra'd sil.resi, 13/16; isra suresi, 17/102; Kehf sil.resi,
18/14; Meryem suresi, 19/65 ... )
Bkz. Al-i imran sD.resi, 3/124, 125; Enfal suresi, 8/9, 10, 12. Aynca Bkz. Ebil. Ya'la,

ON BE~iNci Soz 225

gerektiren ismi ve unvarn hangisiyse, o isim ve unvan, meleklerle eytanlar arasmda bir sava ve semanm hayirh sakinleriyle yeryuzunun
erlileri arasmda da bir mucadele olmasm1 gerektirir. Evet, kafirlerin
nefis ve nefesleri kudret elinde olan Kadir-i Zulcelal, onlan bir emirle,
bir seda ile mahvetmez. Her eyi kuatan rububiyetinin unvarnyla,
Hakim ve Mudebbir isimleriyle bir imtihan ve mucadele meydam
ac;ar. Temsilde hata olmasm, nasil ki bir padiahm, hukumeti dairesinde ayn ayn pek c;ok unvam ve ismi bulunur. Mesela, adliye dairesi
onu "Adil Hakim" ismiyle anar. Askeriye dairesi "Bakumandan" nam1yla bilir. Din ileri dairesi "Halife" ismiyle zikreder. Mulkiyedekiler
onu "Sultan" ismiyle tarnr. itaatkar ahali ona "Merhametli Padiah",
asi insanlar ise "Kahredici Hukumdar" der. Daha baka isimleri de
bunlara k1yasla ...
ite bazen, butun ahali idaresi altmda olan o yuce padiah; aciz,
zelil bir asiyi bir emirle idam etmez. Belki onu Adil Hakim ismiyle
mahkemeye gonderir. Hem iktidar sahibidir, sad1k bir memurunun
iltifata liyakatini bilir. Fakat ona hususi ilmiyle, hususi telefonuyla iltifat etmez. Saltanatmm hameti ve hukumetinin idaresi unvamyla, o
memurun mukafati hak ettigini gostermek ic;in bir imtihan meydam
ai:;ar. Vezirine emir verir ve ahaliyi seyre davet eder. Saltanatma yak1lr bir karIlama yaptmr. Muhteem ve buyuk bir imtihan neticesinde,
herkesin topland1g1 yuce bir mekanda o memuruna iltifatta bulunur,
onun liyakatini ilan eder. Daha baka ornekleri de dl.iUn ...
ite - 10 ) " -~\ y.J1 ~j- Ezel ve Ebed Sultarn'nm pek i:;ok guzel ismi;
celal tecellileri ve cemal tezahurleriyle pek i:;ok icraati ve unvarn vard1r.
O'nun, nur ve karanhgm, yaz ve kim, cennet ve cehennemin varhgm1
gerektiren ismi, unvarn ve icraah; nesillerin devam1, musabaka, yard1mlama benzeri pek i:;ok kanun gibi, mucadele kanununun da bir
derece umumi olmasm1 ister. Kalbin etrafmdaki ilham ve vesveselerin
mucadelesinden tut, sema ufuklannda meleklerle eytanlarm mucadelesine kadar, 11 o kanunun her yerde gei:;erli olmasm1 gerektirir.

10

11

e/-Musned 1/379; el-Hakim, el-Mustedrek 3172; ibn Sa'd, et-Tabakatu'l-Kubra


2/16; et-Taberi, Tarihu'/-Omem ve'l-Mu/Uk 1/98.
"En yiice sifatlar Allah'md1r." (Nahl sO.resi, 16/60)
Bkz. Tirmizi, tefsiru sure (2) 36; en-Nesai, es-Sunenu'l-Kubra 6/305; ibn Hibban,
es-Sahih 3/278; EbO. Ya'la, el-Musned 8/417.

226 SozLER

BE~iNCi BASAMAK
Madem yerden goklere gidip gelmek, goklerden yere inip <;;tkmak
var; dunya i<;;in gerekli, muhim eyler oradan gonderiliyor. Ve madem
temiz ruhlar oraya gidiyor. Elbette, kohl ruhlar da maddeden annmt
ve hafif olduklan i<;;in hay1rh ve iyi ruhlan taklit ederek oraya gitmeye teebbuste bulunacak, fakat Dphesiz reddedilip kovulacaklard1r. <:;unku
mahiyetlerinde er ve ugursuzluk vard1r. Hem hi<;; li.phesiz, U muhim
hadisenin ve manevi mucadelenin, gorunen alemde bir alameti, bir iareti olacakttr. <:;unku rubO.biyet saltanatmm hikmeti, UUr sahipleri i<;;in,
bilhassa en muhim vazifesi seyir, ahitlik, ilanohk ve nezaret olan insan i<;;in, gayba ait tasarruflann muhim olanlanna birer iaret koymay1,
alamet b1rakmay1 gerektirir. Nasti ki Cenab-1 Hak, bu gorunen alemde
yaayanlan ahit tutmak i<;;in yagmuru sonsuz bahar mucizelerine iaret
k1lmt ve gorunli.teki sebepleri sanatmm harikalanna alamet yapmthr.
Hatta o hayret verici temaaya, buhln gok ehlinin ve yeryuzu sakinlerinin dikkat nazarlanm i;;ekmek, yani koca gokleri, etrafmda nobeti;;iler
dizilmi, buri;;lan suslenmi bir kale hukmunde, bir ehir suretinde gosterip rububiyetinin hametini tefekkur ettirrnek istemitir.
Madem U buyuk mucadelenin ilam, hikmetin geregidir; elbette ona bir iaret olacakttr. Halbuki havadaki ve goklerdeki hadiseler
i<;;inde U ilana munasip hi<;;bir hadise gorunmuyor. 0 halde, bundan
daha uygunu yoktur. Evet, yuksek kalelerin saglam buri;;larmdan
mancm1kla attlan ate toplanna ve iaret fieklerine benzeyen y1ld1zlarm kaymas1 hadisesinin, eytanlann talanmas1 meselesine ne kadar
uygun dO.tO.gO. a<;;tk<;;a anlathr. Hem U hadisenin, bu hikmetten ve
gayeden baka, ona munasip bir manas1 da bilinmiyor. Halbuki baka
hadiseler oyle degil. Aynca U hikmet, Hazreti Adem zamanmdan beri
mehurdur ve hakikat ehli i<;;in apa<;;1khr.

ALTINCI BASAMAK
insanlar ve cinler, sm1rs1z erre ve ahlaks1zhga kabiliyetli olduklarmdan, sonsuz bir inat ve azgmhk gosterirler. ite bunun i<;;in Kur'an-1
Hakim, insanlan ve cinleri oyle mucizevi bir belagatle, oyle yuce ve
berrak bir O.slupla, oyle k1ymetli, a<;;ik temsil ve mesellerle isyandan ve
azgmhktan men eder ki, kainah titretir.

ON BE~iNci Soz 227

Mesela, "Ey insanlar ve cinler! Emirlerime itaat etmezseniz, elinizden gelirse, haydi miilkiimiin hudutlanndan c;1km1z!" meseline iaret
eden
0

~_)

\11 3...:k
~11
..r---'

~
I ~. .fl,,
. u-

_)/

lLl1 rf'. I3 ili 01 f tli' :.1 01" u:;',_?'11.3 i..r'"'


~-'I ~,, ls
__..

.:.itili
~~ -J\ ~
:cLl~
.
~_)

,,,,,

,,,,,

~
c

.:,ilIJ..:,
'11 0 ili '1 I3 ~~
~
~ ~ 3

12~1j /:~ ~ _;bJj l~ ~ 11_


ayetlerindeki muazzam ihtara, dehetli tehdide ve iddetli sakmdirmaya dikkat et. insanlann ve cinlerin gayet magrurca inatlanm mucizevi
bir belagatle nas1! kirar ve aczlerini ilan eder. RubO.biyet saltanatmm
geniligi ve biiyiikliigii nispetinde aciz ve bic;are olduklanm gosterir.
~u ayetle ve 13 ~~ ~ .f:-) ~~ j ayetiyle ad eta 6yle der:
"Ey kiic;iikh}gune ragmen gururlu ve isyankar, zay1fhgma ve fakrma ragmen asi ve inatc;1 olan cinler ve insanlar! Buna nas1l cesaret
edersiniz; zira isyammzla oyle anh bir Sultan'm emirlerine karI geliyorsunuz ki, y1ld1zlar, ay ve giine itaatkar birer asker gibi O'nun
emirlerine uyar. Hem azgmhgm1zla oyle bir Hakim-i Ziilcelal' e karI
itaatsizlik ediyorsunuz ki, O'nun -varsayahm eytanlanmz dayanabilse- onlan dag gibi giillelerle talayabilecek biiyiik, itaatkar askerleri var. Hem nank6rliigiiniizle oyle bir Malik-i Ziilcelal'in memleketinde isyan ediyorsunuz ki, O'nun, degil sizin gibi kiic;iiciik aciz
mah!O.klan, farz-1 muhal, daglar ve yerkiire biiyiikliigiinde birer
kafir diiman olsa onlan da, o biiyiikliikte yild1zlar, ateli demirler
ve kordan toplar atarak dag1tacak kullan ve askerleri var. Hem karI
geldiginiz kanun oyle eylerle baghdir ki, gerekirse diinyamz1 yiiziiniize c;arpar, yerkiirenize benzeyen y1ld1zlan giilleler gibi iistiiniize
yagd1rabilirler."
Evet, Kur'an'da baz1 hususlann iizerinde miihim bir ekilde durulmas1, du~manlann kuvvetli olmasmdan ileri gelmez. Belki bunun

12

13

"Ey cin ve insan toplulugu! Yapabilirseniz haydi goklerin ve yerin hududundan


gec;in bakahm! Arna gec;emezsiniz, ancak i.isti.in bir gi.ic;, kuvvetli bir delil ve ilimle
gec;ebilirsiniz. 0 halde Rabbinizin hangi nimetlerini inkar edebilirsiniz? Ozerinize
ateler, duman alevleri gonderilir de artik kendinizi savunamazsm1z." (Rahman
suresi, 55/33-35)
"(Gerc;ek U ki, yere en yakm olan gogi.i lambalarla donatt1k) ve onlardan bir k1smm1 eytanlara ahlan mermiler yapttk." (Mi.ilk suresi, 67/5)

228 SOZLER

sebeplerinden biri, Cenab-1 Hakk'm hametini ve dtimanm fenahgirn


gostermektir. Hem bazen Kur'an, kainattaki kusursuz intizam1, sonsuz
adaleti, kuabc1 ilmi ve hikmetin kuwetini g6stermek ii;in en buyuk ve
kuwetli sebepleri i;ok kui;uk ve zay1f bir eye karl 6nemle habrlatir ve
onun ustunde tutar, klymetlerini dtitirmez, onlarm hukukuna tecavtiz
ettirmez. Mesela U ayete bak:
"",,-l_,,,9-,,.!0

.)

,,.

Yr

J.,::;,,.,,.

. ,. r

"',,,o

.l.:.~.)._W'&lj\'~. '"l\~L,o' I . ' /~~'"":i..il\.Jl.;~\''\.b:;.j\'


~
,
. ,
.J~.r,
.J

14,

.Ju..r.:::/

u
/

Hazreti Peygamber'in (aleyhissa/otu vesse/am) hakkma ne kadar htirmet ve zevcelerinin hukukuna ne kadar merhamet var. $u muhim
ikaz, yalrnz Hazreti Peygamber' e hurmetin buyuklugunu, iki zay1f harnmmm ikayetlerinin 6nemini ve haklannm g6zetilmesini merhametle ifade etmek ii;indir.

YEDiNCi BASAMAK
Melekler ve bahklar gibi, y1ld1zlann da i;ok <;eitli cinsleri vard1r.
Bir klsm1 son derece kui;uk, bir klsm1 gayet buyuktur. Hatta gokyuzunde her parlayana "ytld1z" denilir. ite Fatir-1 Zulcelal, Sani-i
Zulcemal, bu y1ld1z cinslerinden birini de nazenin g6kyuztinun k1ymetli stisleri, o agacm nurlu meyveleri ve o denizin, Zat'm1 tesbih
eden bahklan hukmtinde yaratm1, meleklerine seyir yeri, binek ve
mesken yapm1br. Ve ytld1zlann kui;uk bir turunu eytanlann talanmasma vas1ta ktlm1br. ite eytanlarm talanmas1 ii;in ablan bu alev
toplannm ti<; manas1 olabilir:
Birincisi: Mucadele kanununun en geni dairede dahi cereyan ettigine iaret ve alamettir.
ikincisi: Cenab-1 Hakk'm g6klerde uyarnk nobeti;ileri, itaatkar sakinleri, yeryuzundeki erlilerin aralanna kanmasmdan ve kendilerini
dinlemesinden holanmayan askerleri bulunduguna iarettir.
O~ancusa: Dunyanm aldabc1 yuzunun habis temsilcileri olan casus
eytanlann, temiz ve temizlerin meskeni olan gokleri kirletmemesi ve
kotu ruhlar hesabma g6zetlememesi ii;in, edepsiz casuslan korkutmak
14

"Yok eger hislerinize maglup olup peygambere karl birbirinize arka c;1karsamz
bilin ki, Allah da onun yard1mc1s1d1r. Cebrail de, salih muminler ve melekler de
aynca onun yard1mc1land1r." (Tahrlm sD.resi, 66/4)

ON BE~iNci

Soz

229

maksad1yla mancm1kla atilan ate toplan ve iaret fiekleri gibi, o eytanlan gok kapilanndan o alev toplanyla kovmaktir. 15
ite, yild1z bocegi hukmundeki kafa fenerine guvenen ve Kur'an

guneine gozunu yuman gokbilimci efendi! ;;u yedi basamakta iaret


edilen hakikatlerin hepsine birden bak. Gozunu ac;:, kafa fenerini b1rak, Kur'an'm gunduz gibi mucizelik I1g1 altmda U ayetin manasm1
gor. 0 ayetin semasmdan bir hakikat yild1z1 al, bamdaki eytana at,
ken di eytamm tala!..
Biz de boyle yapmah ve 16 ~~\ -?lfa ~ ~ ~y.1 S'.J demeliyiz.

15

Bkz. Hier suresi, 15/16-18; Saffat suresi, 37/6-10; Buhari, bed'ii'l-halk 6, 11,
tefsiru sure (15) 1, (34) l; tevhid 32; Muslim, selam 122, 123, 124; Tirmizi, tefsiru
sure (34) 3; ibn Mace, mukaddime 122, 123; Musned 6/87.
16 "Ya Rabbi, eytanlann vesveselerinden Sana s1gmmm!" (Mu'minun suresi, 23/97)
17 Tam, kesin deli! ve her eyde ac;ik, kati ekilde eserleri g6runen hikmet Allah'md1r.
18 "Subhansm ya Rab! Senin bize bildirdiginden baka ne bilebiliriz ki? Her eyi hakk1yla bilen, her eyi hikmetle yapan sensin." (Bakara suresi, 2/32)

ON BE~iNCi SOZ'UN ZEYLi 19


[Yirmi Altmct Mektup'un Birinci Bahsi]

:;>eytana ve taraftarlarzna karl Kur'an'zn bir de/iii

iblisi, eytanlan ve azgmhk yolunda gidenleri susturan Birinci


Bahis'te, tarafs1z bir degerlendirmeyle eytanm muthi bir hilesinin kesin bir ekilde reddedilii anlatilacak. 0 hadisenin bir k1smm1 on sene
once Lemaat'ta ozetle yazmihm. $oyle ki:
Bu risalenin telifinden on bir sene once ramazan-1 erifte,
istanbul'da, Bayezid Cami-i $erif'inde haf1zlan dinliyordum. Birden,
ahsm1 g6remedim fakat bana manevi bir ses iittim gibi geldi. Zihnimi
kendine c;evirdi. Hayalen dinledim. Bakhm ki, bana Oyle diyor:
"Sen Kur'an'1 pek yuce, c;ok parlak g6ruyorsun. Tarafs1zca degerlendir, oyle bak. Yani onu bir insan sozu farz edip bak. .. Acaba o
meziyetleri, o ziynetleri g6recek misin?"
Hakikaten ben de ona aldand1m. insan sozu farz edip Kur'an'a
oyle baktim. G6rdum ki, nasil Bayezid Camii'nin elektrik dugmesi
c;evrilip IIklar sondurulunce ortahk karanhga burunurse, insan sozu farz edip baktig1mda Kur'an'm parlak lIklan da oyle gizlenmeye
balad1. 0 vakit anlad1m; benimle konuan eytandir, beni uc;uruma
19
20
21

22

Zeyl: ilave.
Her turlii noksan s1fattan uzak Allah'm ad1yla.
"Hic,;bir ey yoktur ki, O'nu hamd ile beraber tesbih (tenzih) ediyor bulunmasm."
(isra sCtresi, 17/44)
"Eger eytandan gelen bir vesvese seni diirterse hemen Allah'a s1gm! <;:unkii 0, her
eyi iitir, her eyi miikemmel tarzda bilir." (A'raf sCtresi, 7/200; Fussilet sCtresi, 41/36)

ON BESiNci Soz 231

yuvarhyor. Kur'an'dan yard1m diledim. Birden kalbime bir nur geldi,


mi.idafaa ic;in bana bi.iyi.ik bir kuwet verdi. 0 zaman eytanla aramizda 6yle bir mi.inazara balad1:
Dedim ki:
"Ey eytan! Tarafs1zca degerlendirme ic;in iki tarafm ortasmda bir
vaziyet almak gerekir. Halbuki senin ve insanlar arasmdaki talebelerinin dediginiz tarafs1zca degerlendirme, karl taraf1 tercihtir; tarafs1zhk
degil, gec;ici bir dinsizliktir. Ci.inkii Kur'an'a insan sozii diye bakmak
ve onu oyle degerlendirmek, diger lkk1 esas almakhr. Bu ise tarafs1zhk
degil, bahh tercih, hatta ona taraftar olmakt1r."
~eytan dedi ki:
"Oyleyse Kur'an'a, ne Allah kelam1 ne de insan s6ziidi.ir de! Onu
ortada farz et, 6yle bak."
Ben cevap verdim:
"O da olamaz. (:i.inkii kime ait oldugu tart1mah bir mal bulunsa,
eger onun sahibi oldugunu iddia eden iki kii mekanca birbirine yakmsa, o zaman o mal ikisinden haka birine veya ikisinin de ellerinin
yetiecegi hir yere h1rak1hr. Hangisi kendisine ait oldugunu ispat ederse onu ahr. Eger iki iddia sahihi hirbirinden gayet uzak, mesela hiri
doguda, hiri bahda ise o vakit kaide geregi, "sahihii'l yed" 23 kim ise
ma! onun elinde b1rakd1r. <;unkii ortada h1rakmak miimkiin degildir. 24
ite Kur'an, klymetli hir mald1r. insan s6zii Cenab-1 Hakk'm
kelammdan ne kadar uzaksa, o iki taraf da hirbirinden o kadar, helki
sonsuz derecede uzakt1r. Kur'an\ yer-g6k gihi hirbirinden uzak olan o
iki tarafm ortasmda b1rakmak mi.imkiin degildir. Hem hunun ortas1 yoktur. <;unkii varhk-yokluk gihi, ters kutuplar gibi hirbirlerine z1tt1rlar; ortas1 olamaz. Oyleyse Kur' an ic;in "sahihi.i'l yed", Cenah-1 Hak't1r. Demek,
Kur' an O'nun elinde kahul edilip delillerine 6yle hakdmahd1r. Eger 6teki
taraf Kur'an'm Allah kelam1 olduguna <lair bi.illin delilleri hirer hirer c;i.iriillirse elini ancak o zaman ona uzatabilir, yoksa uzatamaz. Heyhat!
Binlerce kesin delilin c;ivisiyle Ar-1 Azam'a c;aktlan bu muazzam p1rlantay1 hangi el, hiillin o c;ivileri s6ki.ip, o direkleri kesip diiiirehilir?
23

24

Mah elinde tutan kimse.


Bkz. es-Serahsi, e/-Mebsut 11/8; el-Kasanl, Beddiu's-Sandi' 6/202; el-Merglnanl,
el-Hidaye 2/177.

232 SOZLER

ite ey eytan! Hak yolundakiler ve insaf sahipleri, sana ragmen bu


ekilde dogru bir muhakeme ile dtii.lntirler. Hatta en kti<;;tik bir delilde
dahi Kur' an' a imanlanm artmrlar. Senin ve taki<;;ilerinin gosterdiginiz
yo! ise hakikate z1ttir. Bir kere, Kur' an insan sozi.l farz edilse, yani Ar' a
baglanan o muazzam pirlanta yere atilsa, onu yerden kaldmp manevi
Ar'a <;;akmak i<;;in btiti.ln deliller kuwetinde ve saglamhgmda bir tek
deli! gerekir. Taki, insan ktifi.lr karanhgmdan kurtulup imanm nurlanna erisin. Halbuki bunu baarmak pek gti<;;ttir. Onun i<;;in senin hilene
aldamp U zamanda, tarafs1zca degerlendirme perdesi altmda i;oklan
imamm kaybediyor."
Sonra eytan dondti ve dedi ki:
"Kur'an, insan sozi.lne benziyor, onlann konUmas1 tarzmdad1r.
Demek, insan soztidtir. Eger Allah'm kelam1 olsa, O'na yakiacak, her
yonden harikulade bir tarzi bulunurdu. O'nun sanah nas1l insanlarm
sanatma benzemiyorsa, kelam1 da benzememeli!"
Cevaben byle dedim:
"Nasil ki Peygamberimiz (aleyhissa/atu vesse/am) mucizelerinden ve
hususi vas1flanndan baka, ha!, hareket ve tavirlannda beerilikte kahp her insan gibi ilahi kaidelere ve yarahh kanunlanna uymutur.
0 da soguga katlanm1, elem <;;ekmitir vesaire ... Ommetine fiilleriyle
imam, tavirlanyla rehber olmas1 ve btiti.ln hareketleriyle ders vermesi i<;;in her ha! ve tavrmda harikulade bir vaziyet gortilmez. Eger her
davramI harikulade olsa, her yontiyle bizzat imam, herkese mutlak
rehber ve her haliyle "alemlere rahmet" 25 olamazd1.
Aynen oyle de, Kur'an-1 Hakim UUr sahiplerine imam, cinlere ve
insanlara yo! gosterici, kemal ehline de rehberdir. Hakikat yolundakilere ders verir. Oyleyse hitabmm, insanoglunun konumas1 ve tislubu
tarzmda olmas1 zaruri ve artt1r. (:tinkti cinler ve insanlar mi.lnacatm1
ondan ahr, duasml ondan ogrenir, meselelerini onun lisamyla soyler,
birlikte yaay1p iyi ge<;;inmenin adabm1 onda gori.lr ve bunun gibi. ..
Herkes ona mi.lracaat eder.
Oyleyse Kur'an-1 Kerim, eger Hazreti Musa'nm (aleyhisselam) Tur
Dag1'nda iittigi Allah kelam1 tarzmda olsayd1, insan bunu dinlemeye,
iitmeye tahammtil edemez ve onu merci yapamazd1. Hazreti Musa
25

Bkz. Enbiya sO.resi, 21/107.

ON BE$iNci Soz 233

gibi bir ulii'l-azm 26 bile ancak birka<; sozii iitmeye tahammiil edebilmitir. Musa Aleyhisselam: 27 ~~-% 1filt demi, Allah
Teala cevap olarak 6yle buyurmu: 28 ~\J1 ~;Ji
(aleyhisselam)

~eytan

yine dondii, dedi ki:


,
"Pek i;ok kimse Kur'an'm meseleleri gibi <;eitli hususlan din adma
soyliiyor. ~u halde, bir insanm din adma boyle bir ey yapmas1 miimkiin degil mi?"
Cevap olarak-Kur'an'm nuruyla- dedim ki:
"Oncelikle: Dindar bir adam, dine muhabbetinden dolay1, 'Hak
ve hakikat budur. Allah'm emri boyledir.' der. Yoksa Allah'1 kendi
keyfince konuturamaz. Haddini smirs1zca aIP -haa- Allah'm taklidini yaparcasma O'nun yerine konuamaz. 29~\
~.15 ~
~
ayetindeki hiikiimden titrer.
ikincisi: Bir insanm kendi bama boyle yapmas1 ve bunda baanh olmas1 hii;bir ekilde miimkiin degildir, yiiz derece ak1l d11dir.
<;unkii ancak birbirine yakm zatlar birbirini taklit edebilir. Aym cinsten
olanlar birbirinin suretine girebilir; mertebece yakm olanlar birbirinin
makammdaym1 gibi davranabilir. insanlan gei;ici olarak kandirabilir, fakat siirekli aldatamazlar. <;unkii dikkatli kimselerin goziinde, ha!
ve tavirlarmdaki sunllik ve zorakilik, sahtekarhklanm er ge<; gosterir,
hileleri devam etmez. Eger sahtekarhkla taklide i;ahan, benzemeye
i;ahbg1 kiiden gayet uzaksa, mesela siradan bir adam, ilimde ibni
Sina gibi bir dahlyi taklit etmek istese ya da bir i;oban, bir padiahm vaziyetini takmsa, elbette hi<; kimseyi aldatamaz, kendisi maskara
olur. Onun her hali 6yle bagmr: "Bu sahtekardir!"
ite -haa, yiiz bin defa haa- Kur'an'1 insan sozii farz etmek,
imkans1zhg1 apai;1k, akil d11 bir eyi, olmu saymak gibi bir sai;mahkbr.

Js-

26

27
28

29

rilit

Biiyiikliik, ciddiyet, sabir sahibi biiyiik peygamberler Ha2reti Musa, Ha2reti isa,
Hazreti Nuh, Hazreti ibrahim (aleyhimusse/am) ve Peygamber Efendimiz Ha2reti
Muhammed'e (aleyhissa/iltii vesselam) verilen s1fat.
Senin kelamm boyle midir?
"Musa (aleyhisse/am): 'Senin konwiman boyle midir?' diye sorunca, Cenab-1 Hak:
'Biitiin lisanlarm kuweti benimdir.' buyurdu." (Bkz. Ahmed ibni Hanbel, erReddii a/e'z-Zenadika ve'/-Cehmiyye s. 36; Ebu Nuaym, Hilyetii'l-Evliya 6/210;
et-Taber!, Camiu'l-Beyan 6/30)
"Uydurdugu yalam Allah'a ma! eden kimseden daha zalim biri olabilir mi?" (Ziimer suresi, 39/32)

234 SozLER

Bir ytld1z bocegi, rasat ehline nastl bin sene kolayca hakiki bir y1ld1z olarak gorunsun! Hem bir sinek nas1l seyredenlere kendini bir sene tamamen yapmac1ks1z bir ekilde tavus kuU gibi gostersin! Hem
sahtekar, basit bir asker, namh, yuce bir paanm tavnm takmsm, makammda otursun, c;ok zaman oyle kalsm ve hilesini hissettirmesin! Ya
da iftirac1, yalanc1, inanc;s1z bir adam, en dikkatli bakilar karIsmda bir
omur boyu daima en dogru sozlu, en emin, en inanc;h zatm vas1flanm
ve halini telas1zca gostersin, dahilerden suniligini saklasm!
Bu, yuz derece imkans1zdir, hic;bir ak1l sahibi buna mumkun
diyemez.
Aynen oyle de, Kur'an'1 insan sozu farz etmek; islam aleminin
semasmda apac;1k gorulen pek parlak ve daima hakikat nurlan yayan bir hakikat y1ld1z1, hatta bir kemal gunei kabul edilen Kitab-1
Mubin'in mahiyetini -haa, summe haa- bir yild1z bocegi hukmundeki, yapmac1k tavirlar takman bir insanm hurafeli bir duzmecesi kabul etmeyi gerektirir. 0 zaman, en yakmmda olanlann ve ona dikkatle bakanlann bu hali fark etmemesi ve onu daima parlak, hakikat
kaynag1 bir yild1z bilmesi gerekir. Bu ise yuz derece imkans1zdir. Sen
ey eytan! $eytanhgmda yuz derece ileri gitsen bile buna imkan saglayamazsm, bozulmam1 hic;bir akh kandiramazsm! Yalmzca manen
pek uzaktan bakhrarak aldahyorsun. Yild1z1, yild1z bocegi gibi kuc;uk
gosteriyorsun.
Uc;iinciisii: Hem Kur'an'1 insan sozu farz etmek; apac;ik g6rUldugu O.zere, eserleri, tesiri ve neticeleriyle insanhg1 en canh ve hayat
baheden, en hakikatli ve saadete ulahran, en kapsay1c1 ve mucizeli,
yuce meziyetleriyle yald1zlayan bir Furkan'm gizli hakikatini-haa- tek
bama, tahsilsiz bir insanm aklmm uydurmas1 saymay1 gerektirir. Ve
yakmmda onu izleyen, ona merakla, dikkatle bakan buyuk zekalann,
yuce dehalann onda hic;;bir zaman, hic;bir ekilde sahtekarhk ve sunilik
eseri gormemi; daima ciddiyet, samimiyet ve ihlas bulmu olmalan
laz1m gelir. Bu ise yuz derece akil d11dir, imkans1zd1r. Bu, aym zamanda, butun halleri, sozleri ve hareketleriyle hayah boyunca emaneti,
imam, emniyeti, ihlas1, ciddiyeti, istikameti gosteren, ders veren ve
s1dd1klan yetitiren, en yuksek, en parlak, en yuce meziyetlere sahip
kabul edilen bir zah; en guvenilmez, en ihlass1z ve inanc;s1z insan farz

ON BE~iNci Soz 235

etmekle katmerli bir imkans1zhg1 mi.imki.in gormek gibi eytam bile


utand1racak bir ki.ifi.ir hezeyamd1r.
(i.inki.i bu meselenin ortas1 yoktur. Farz-1 muhal olarak, Allah
kelam1 kabul edilmezse Kur'an Ar'tan yere di.ier gibi alc:;ahr, ortada
kalmaz. Hakikatler kaynag1 iken hurafeler yuvas1 olur. Ve o harika
fermam gosteren zatm -haa, si.imme haa- eger Allah'm resuli.i olmad1g1 farz edilirse, yi.iceler yi.icesi mertebeden aag1lann en aag1sma,
kemalatm kaynag1 derecesinden hileler madeni makamma di.imesi
gerekir; ortada kalamaz. Zira Allah namma iftira eden ve yalan soyleyen, en aag1 dereceye di.ier. Bir sinegi, daimi olarak tavus kuU gibi
gbrmek ve onda her vakit tavusun gi.izel vas1flanm seyretmek ne kadar
ak1l dtI ise U mesele de oyle imkans1zdir. Ancak yaradthtan akils1z,
sarho bir divane olmah ki, buna ihtimal versin.
Dordiinciisii: insanhgm en bi.iyi.ik ve muhteem ordusu i.immet-i
Muhammed'in (aleyhissaldtu vesse/am) mukaddes bir kumandam olan
Kur'an, ac:;1kc:;a gorillen kuvvetli kanunlan, esash di.isturlan ve tesirli
emirleriyle o pek bilyilk orduyu, iki ciham fethedecek derecede bir
intizam ve emniyet altma almt, maddi-manevi donatmthr. BO.tun
fertlerinin derecelerine gore ak1llanna ders vermi, kalblerini terbiye
etmi, ruhlanm itaat altma ahp vicdanlanm temizlemi, uzuv ve kabiliyetlerini nasil degerlendirmeleri gerektigini gosterip onlan istihdam
etmitir. Boyle oldugu halde, Kur'an'1 insan sozil farz etmek -haa,
yi.iz bin defa haa- onu kuvvetsiz, k1ymetsiz, as1ls1z bir dilzmece say1p
yi.iz derece muhali kabul etmek demektir. Bununla beraber, hayah
boyunca ciddi hareketleriyle Hakk' m kanunlanm insanhga ders veren ... Samimi amelleriyle hakikat dilsturlanm ogreten ... Halis ve makul sozleriyle istikametin ve saadetin usullerini gosteren, tesis eden ...
Bi.itiln hayatmm ahitligiyle Allah'm azabmdan c:;ok korkan ve O'nu
herkesten c;:ok bilen, bildiren ... 30 insanhgm bete birine ve yeryi.izi.ini.in
yansma bin il<:; yilz elli sene tam bir hametle kumandanhk eden ve ciham c:;mlatan ... Mehur icraahyla insanhgm, hatta kainatm hakikaten
iftihar kaynag1 olan bir zah -haa, yi.iz bin defa haa- Allah'tan korkmaz, O'nu bilmez, yalandan c:;ekinmez, O'nun haysiyetini tammaz farz
etmekle, yilz derece ak1l dtI olan pek <pk eyi birden yapmak gerekir.
30

Bkz. Buhari, edeb 72, i'tisi'lm 5; Mi.islim, fezi'lil 127, 128; Mi.isned 6/45, 181.

236 SozLER

<;;i.inki.i bu meselenin ortas1 yoktur. Farz-1 muhal, Kur'an Allah


kelam1 kabul edilmezse, Ar'tan di.ise, ortada kalamaz. Belki onun
yerde, yalanc1 birinin mah oldugunu kabul etmek gerekir. Fakat ey
eytan! Sen yi.iz derece katmerli bir eytan olsan bile bozulmam1 hic_;bir
akh kandiramazsm ve c_;i.iri.imemi hic_;bir kalbi buna ikna edemezsin!"
$eytan dondi.i ve dedi ki: "Nasti kand1ramam? <;;ogu insana ve
insanhgm baz1 mehur akil kiilerine Kur'an'1 ve Muhammed'i inkar
ettirdim, onlan kandird1m."
Cevap:
Birincisi: Gayet uzak mesafeden bakmca en bi.iyi.ik ey, en ki.i<;;i.ik
ey gibi g6ri.inebilir. Bir yild1za, mum kadar denilebilir.
ikincisi: Dolayh ve s1g bir nazarla bakmca imkans1z bir ey mi.imki.in g6ri.inebilir. Bir zaman ihtiyar bir adam ramazan hilalini g6rmek
i<;;in goge bakmt. Gozi.ine beyaz bir kil ka<;;mt. Adamo k1h ay zannetmi ve "Ay1 g6rdi.im." demi. ite hilalin o beyaz k1l olmas1 imkans1zd1r.
Fakat adam kasten ve bizzat aya bakhg1 ve o k1h dolayh olarak, ikinci
derecede gordi.igi.i i<;;in bu muhali mi.imki.in saym1.
O~iinciisii: Kabul etmemek baka, inkar etmek bakad1r. Kabuli.in
yoklugu bir lakaythktir, bir goz kapamadir ve cahilce bir hi.iki.imsi.izli.ikti.ir. Bu ekilde pek c;ok imkans1z ey onun i<;;inde gizlenebilir. insanm
akh onlarla ugramaz. inkar ise kabuli.in yoklugu degil, yoklugu kabul
etmektir, bir hi.iki.imdi.ir. inkarcmm akh hareket etmeye mecburdur. 0
halde senin gibi bir eytan onun akhm elinden ahr, sonra inkan ona
yutturur. 31 Ey eytan! Bahh hak ve muhali mi.imki.in gosteren gaflet,
dalalet, safsata, inat, laf kalabahg1, bi.iyi.ikli.ik taslama, kandirma ve gorenek gibi eytani hilelerle, akil dtI pek <;;ok eyi netice veren ki.ifi.ir ve
inkan, ancak insan suretindeki o bedbaht hayvanlara yutturmusun!
Dordiinciisii: Hem Kur'an insan sozi.i farz edildiginde; insanhk
aleminin semasmda yild1zlar gibi parlayan asfiyaya, 32 s1dd1klara ve
kutub zatlara, apa9k g6ri.ildi.igi.i i.izere, rehberlik eden ... Si.irekli hakk1
ve hakkaniyeti, dogrulugu ve sadakati, emn i.i emaneti bi.iti.in kemal
ehline ogreten. . . iman esaslannm hakikatleri ve islam esaslannm
di.isturlanyla iki cihan saadetini saglayan ... Bu icraatmm ahitligiyle,
31
32

Bkz. Ha1ir suresi, 59/16.


Asfiya: Safiyet, takva ve kemal sahibi, peygamber varisi zatlar.

ON BESiNci Soz 237

ister istemez halis hak, saf hakikat, gayet dogru ve pek ciddi olmas1
gereken bir kitab1, kendi vas1flarmm, tesirinin ve nurlannm z1dd1yla
vas1flanm1 kabul edip -haa, haa- ona bir sumlik ve iftiralar mecmuas1 goziiyle bakmak gerekir. Bu, sofistleri ve eytanlan bile utandiracak, titretecek i;irkin bir kufiir hezeyamdir. Bununla beraber, ortaya
koydugu dinin ve islam kanunlannm ahitligiyle, hayah miiddetince gosterdigi -ittifakla haber verilen- fevkalade takvasmm, halis ve
saf kullugunun iaretiyle, -yine ittifakla- kendisinde goriilen giizel
ahlakm geregi olarak ve yetitirdigi biitiin hakikat ehlinin ve kemal
vas1flanna sahip zatlann tasdikiyle; en inani;h, en saglam, en emin,
en dogru sozlii zati -haa, siimme haa, yiiz bin kere haa- inani;s1z,
en giivenilmez, Allah'tan korkmaz, yalandan <_;ekinmez bir insan farz
edip muhallerin en <_;irkin ve nefrete lay1k eklini ve dalaletin en zuliimlii, karanhk tarzm1 ilemek gerekir.
K1sacas1: On Dokuzuncu Mektup'un On Sekizinci iareti'nde dendigi gibi, nasil ki sadece duydugunu idrak eden avam tabaka Kur'an'm
mucizeligi hakkmda kendi anlayimca 6yle demitir ki: "Kur' an, dinledigim ve diinyada mevcut kitaplarm hi<_;birine benzemiyor, onlann
derecesinde degil." Oyleyse Kur' an ya hepsinin altmda ya da biillin
kitaplarm iistiinde bir dereceye sahiptir. Birinci lk, ak1l di! olmakla
beraber, hii;bir diiman, hatta eytan bile bunu soyleyemez ve kabul
etmez. Oyleyse Kur' an, biillin kitaplann iistiindedir ve mucizedir.
Aym ekilde biz de usu! ve manhk ilimlerinde "sebr ve taksim" 33
denilen kesin bir delille 34 deriz ki: Ey eytan ve onun takipi;ileri! Kur' an
ya Ar-1 Azam'dan, ism-i azamdan gelmi bir Allah kelam1d1r ya da
-haa, siimme haa, yiiz bin kere haa- yerde, Allah'tan korkmaz,
Allah'1 bilmez, inani;s1z bir insanm uydurmas1d1r. Ey eytan! Gei;en
deliller kar1smda bunu sen bile diyemezsin, diyemezdin ve diyemeyeceksin! Oyleyse, zorunlu olarak ve iiphesiz, Kur' an, kainatm
Hahk'mm kelam1d1r. <;:unkii bu meselenin ortas1 yoktur, olmas1
imkans1zd1r ve olamaz. Nas1l ki kesin bir ekilde ispat ettik, sen de
gordiin ve dinledin.
33

34

Mantikta ihtimalleri teker teker ay1klayarak dogru neticeye ulama eklindeki bir
ispatlama yontemi.
Bkz. el-Cilveyni, el-Burhdn, 2/534, 535; er-Razi, el-Mahsul, 5/299.

238 SOZLER

Hem Hazreti Muhammed (aleyhissalaW vesselam) ya Allah'm resO.lti,


btittin resullerin en mtikemmeli ve btittin varhklann en faziletlisidir ya
da onu -haa, yuz bin defa haa- Allah' a iftira ettigi, Allah'1 bilmedigi
ve azabma inanmad1g1 i<:;in inarn:;s1z, aag1lann en aag1sma dtimti
bir insan farz etmek35 gerekir. Oysa ey eytan! Ne sen ne de gtivendigin Avrupah felsefeciler ve Asya munaf1klan bunu diyemezsiniz,
diyememisiniz, diyemeyeceksiniz; dememisiniz ve demeyeceksiniz!
c;unku dunyada bu 1kk1 dinleyecek ve kabul edecek kimse yoktur.
Onun ic;indir ki, gtivendigin o felsefecilerin en fitnecileri ve o munaf1klarm en vicdans1zlan dahi, "Hazreti Muhammed (aleyhissa/aW vesse/am)
c;ok akilh ve gtizel ahlakhyd1." diyorlar. Madem U mesele iki Iktan
ibarettir ve madem ikinci lk ak1l d11d1r, hie; kimse ona sahip c;1km1yor.
Ve madem kesin delillerle ispat ettik ki, U meselenin ortas1 yoktur.
Elbette ve zorunlu olarak, sana ve senin taraftarlanna ragmen, ac;1kc;a
ve hakkalyakin, 36 Muhammed-i Arabi (aleyhissa/aW vesselam) Allah'm
resultidtir, buttin resullerin en tisttinti ve yaratilm1larm en faziletlisidir.
37

35

36
37

0l>J1,
..:Ji.JI ~i;._,
/ . .) ~>JI,
~ .) /
/ ~ i'~\'.) ~~\ ,.~

Kur'an-1 Haklm'in, kafirlerin kufilrlerini ve galiz tabirlerini i;lirutmek ii;in baz1 yerlerde zikretmesine dayanarak, inkarcilann kufilrlerinin tamamen akil dtl ve temelsiz oldugunu gostermek ii;in U tabirleri farz-1 muhal suretinde titreyerek kullanmaya mecbur kald1m.
Marifet mertebesinin en yuksegi. Hakikati bizzat yaayarak gorme hali.
Melekler, insanlar ve cinler say1smca, O'na salat ve selam olsun.

ON BE~iNci Soz 239

~eytanm ikinci, Kii~iik Bir itiraz1

38~\ ~\)ij
Ll

J suresinde,

~1 ~~ ~j.JI ~~ ~~~j

'.: ui< ~~i.;_,


.3

, ,,\1

iY-

39

,
w

14 ~_:; ~.:J "]~ ~_,; ~ ~~ Ll

_w,)\,,,
~,
,. /
i Y. ~1/ ~ ~\ J:_
. / '-../ 3
C

Ll
~I;
:_s
. /
/

(; ~Sj 11b ~'


'.
,; :_s Ji] e ~3
I,~.' ~-G
<../,
~
~
Ll5 r...r~<-!,-,
1< ,q,, Ldt w L.,c.?~ .:J Ll 11b <t:.,-!: J~,3 e .L-G,.,~
.,

D,, ,:
~

D~tk ~

ayetlerini okurken eytan dedi ki:


"Kur'an'm en muhim uslup guzelligini siz onun ahenginde, ak1c1hgmda ve ac;:1khgmda buluyorsunuz. Halbuki U ayette nereden nereye athyor! Olum anmdan ta k1yamete gec;:iyor. Sur' a ufli.rulmesinden 40
hesap gunune uzarnyor, ondan soma da cehenneme girii zikrediyor.
Bu hayret verici gec;:iler ic;:inde hangi selaset kahr? Kur'an'm pek c;:ok
yerinde boyle birbirinden uzak meseleler birleiyor. Oslup guzelligi,
ak1c1hk, ahenk ve ac;:1khk bunun neresinde?"
Cevap: "Kur'an-1 Mucizu'l Beyan'm mucizelik esaslannm en muhimlerinden biri, belagatinden soma vecizligi, az sozle c;:ok mana ifade
etmesidir. Bu, Kur'an'm mucizeliginin en saglam ve muhim esaslanndand1r. ~u mucizevi vecizlik Kur'an-1 Hakim'de o kadar c;:ok ve o
kadar guzeldir ki, inceleyenler onun kar1smda hayrete dli.er.

38
39

40

"Kaf. $anh erefli Kur' an hakk1 ic,;in." (Kaf suresi, 50/1)


"Agzmdan c,;1kan bir tek soz olmaz ki, yanmda bu i ic,;in haz1rlanm1 gozcu olmasm,
onun soyledigini ve yaphgm1 kaydetmi olmasm. Vakti geldiginde o!Um sekerah
balaymca, can c,;ekitigi sirada insana 'ite!' denir, 'senin en c,;ok nefret edip kac,;hgm ey!' Sura ufUrulur kalk borusu c,;alar. ite bu da tehditle bildirilen azabm gunudur. 0 gun herkes beraberinde bir muhaf1z, bir de ahit olarak Yuce Divana gelir.
Allah ona buyurur: 'Sen bundan gaflet ic,;indeydin. ite gozunun onunden perdeyi
kaldird1k, imdi art1k gozun pek keskindir!' Yanmdaki arkadaI 'ite!' der, 'Onun
defteri! Her ne yapmISa, burada yaz1h!' Allah muhaf1zla ahide veya cehennem
gorevlisi iki melege: 'Atm!' buyuracak, 'atm cehenneme her nankor, inatc,;1 kafiri."
(Kaf suresi, 50/18-24)
Bkz. En' am suresi, 6/73; Kehf suresi, 18/99; Taha suresi, 20/102; Mu'minun suresi,
23/101; Nern! suresi, 27/87; Yasin suresi, 36/49, 51, 53; Saffat suresi, 37/19; Sad
suresi, 38/15; Zumer sliresi, 39/68; Kaf suresi, 50/20, 42; Hakka suresi, 69/13; Nebe suresi, 78/18, Naziat suresi, 79/6-7, 13. Aynca Bkz. Musned 2/162, 166, 192.

240 SdZLER

Mesela,

..:..,<
r--" .J r
0

\''

\.11 / .~,~cil
~ .J

'.. ,

.1t1J1

_1:;f~~L;'.:.l<:i.:- _l'.\

~ .J ~

~\1 1.l;.:;

\,~

.J ,

' 0 r~1.,
<...r _) - u::-;.J

I;;, 'f, .:i/~


.::..1\ \;:.
1...5""

. u.:-;.J

ayeti birkai; k1sa cumle ii;inde tufan gibi buyuk bir hadiseyi neticeleriyle oyle veciz ve mucizevi bir ekilde anlattyor ki, i;ok edibi belagatine
secde ettirmitir.
Hem mesela U ayetlere bak:

~1 ~L ~1 J~j ~ jw w Li; ;.r 0 1 ~~ w ~~~~~is~W

':i'.

_ .J

i~.1,~,
~~

,;,~,,lli
r-t'?,1,,~,~Ac.,..:\A.:J~
~ ~_) ~- i
.J~ oy

i~.:,,
~.J

4zt ~ .. : ~c

ite Semud kavminin bama gelen hayret verici ve muhim hadiseleri, bunlarm neticelerini ve o kavmin kotu ak1betini boyle birkai;
k1sa cumleyle, veciz ve mucizevi bir ekilde, ak1c1, ai;1k ve anla1hr bir
tarzda beyan ediyor.
Hem mesela,
,
/

s-ild1JI.), LS~Ll ~ j~
..

43 ".

1t1J1 -:

41

42

43

'~

j 0i ~ ~W ~; ~l ~}JI l;j
J

:;-//

:5 '-!-~~\ cl~
. ..:Ji '11~ ~\~ 'j 0i

"(Kafirler bogulduktan sonra yerle goge:) 'Ey yeryuzu! Vazifen bitti; suyunu yut.
Ey sema! ihtiyac:; kalmad1; yagmuru kes' diye emir buyuruldu. Su c:;ekildi, i bitirildi, gemi Cudi uzerinde yerleti ve 'Kahrolsun o zalimler!' denildi." (HO.cl sO.resi,
11/44)
"Azgmhg1 yuzunden SemO.d halk1, resO.llerinin bildirdigi gerc:;ekleri yalan saydi. Bir
ara onlann en az1h olanlan one atild1gmda, bu yalanlamalan iyice iddetlendi.
Peygamberleri ise kendilerine: 'Mucizevi olarak verilen Allah'm devesini ve onun
su ic:;me sirasm1 gozetin, ona dokunmaym!' dedi. Fakat onlar o peygamberi yalanc1 say1p deveyi kestiler. Allah da boylesi sue:; ve isyanlan sebebiyle azap indirdi,
onlan yerle bir etti. Bunun sonucundan da asla endie etmedi." ($ems suresi,
91/11-15)
"Onderler ic:;inde ZunnO.n'u da an. 0, (inkarda direten ve uyanlardan hie:; etkilenmeyen halkma) kizarak onlan terk etmiti. Bizim hic:;bir zaman kendisini s1k1tlrmayacag1m1za inamyordu. Sonra, (dlihlgu bahgm karnmm, gecenin ve denizin, bir
de bulundugu halin) karanhklan ic:;inde, 'Senden baka ilah yoktur. Sen her turlu
kusurdan, eksiklikten, ei-ortag1 bulunmaktan mutlak munezzehsin. Ben, gerc:;ekten kendine yaz1k edenlerden oldum!' diye yakardi." (Enbiya sO.resi, 21/87)

,
ayetine bak. 44 ~ )~ j .)\ cumlesinden 45 -?t.Jkll
lS~G ifadesine
kadar arada c;:ok cumle gizlidir. 0 zikredilmeyen cumleler anlamaya
engel olmuyor, Kur'an'm ahengine ve akic1hgma zarar vermiyor. Hazreti Yunus'un (aleyhisselam) k1ssasmdan muhim esaslan zikredip gerisini akla havale ediyor.
,
,
Yine mesela, Yusuf suresinde 46 ~h.Jli kelimesi ile ~\ .J..::.}..
47 J:~I ifadesi arasmda yedi sekiz cumle, veciz bir ekilde atlanmIhr.
Fakat anlayIl hie;: bozmuyor ve Kur'an'm ahengine, ak1c1hgma zarar
vermiyor. Bu c;:eit mucizevl hususiyetler Kur'an'da pek c;:oktur ve pek
guzeldir.
Kaf suresindeki ayette ise vecizlik pek hayret verici ve mucizevldir.
<:;unku kafirin pek muthi, c;:ok uzun ve bir gunu elli bin sene olan
istikbaline ve o istikbaldeki dehetli degiimlerde bama gelecek elem
verici ve muhim hadiselere birer birer parmak bas1yor, fikri imek gibi
onlarm ustunde gezdiriyor. 0 pek uzun zamam, haZir bir sayfa gibi
gozlere gosteriyor. Zikredilmeyen hadiseleri hayale havale edip yuce
bir selasetle anlatiyor.
/

48 0~j ~

lj ;.b ~ 1~\j ;)\j\1'cs)1~

ite, ey eytan, imdi bir sozun daha varsa soyle!"


Buna karihk eytan der ki: "Bunlara kar1 gelemem, iddiam1 mudafaa edememem. Fakat c;:ok ahmaklar var, beni dinliyorlar. insan suretinde c;:ok eytan var, bana yard1m ediyorlar. Ve felsefeciler arasmda
c;:ok firavun var, benliklerini okayan meseleleri benden ders ahyor,
senin bu gibi Soz'lerinin nerine set c;:ekiyorlar. Bu yuzden sana teslim
olmam!"

44

"Bizim hic;bir zaman kendisini s1k1tlrmayacag1m1za (inamyordu)." (Enbiya sQresi,


21/87)

45

46
47

48

49

"Sonra karanhklar ic;inde byle yakarm1ti." (Enbiya suresi, 21/87)


"Beni Yusuf' a gonderin." (Yusuf suresi, 12/45)
"Ey Yusuf, ey dogru sozli.i kii." (Yusuf suresi, 12/46)
"Oyle ise Kur' an okundugunda hemen ona kulak verin, susup dinleyin ki merhamete nail olasm1z." (A'raf suresi, 7/204)
"Si.ibhansm ya Rab! Senin bize bildirdiginden baka ne bilebiliriz ki? Her eyi hakk1yla bilen, her eyi hikmetle yapan sensin." (Bakara suresi, 2/32)

~jll ~jll ~I~

J ~~ ~*- L?;1 5~
,,..

,,..

,,..

~~:.? ~ J~ i:,t ~ ~1) 1I1 r:;;t ~l

,,..

.J.

,,.

/ ,. di/
~y /. !;-'
~

,,,.

,,,.

~~

(Nefsimin ilphesiz, kesin bir imana kavumasm1 saglayacak ve


karanhg1 dag1tacak U ayetin nurundan dart "ua"y1 gostererek kor
nefsime bir basiret vermek ic;in yazilm1hr.)

BiRiNCi ~UA2
Ey cahil nefis! Diyorsun ki:
"Cenab-1 Hakk'm ehadiyeti3 ile icraatmm geniligi; Zat'mm tekligi
ile yard1mc1ya ihtiyac; duymayan rububiyetinin her eyi ic;ine almas1;
bir ve benzersiz oluuyla ortaks1z tasarruflarmm kuahc1hg1; mekandan
munezzehligiyle beraber her yerde hazir bulunmas1; sonsuz yuceligiyle
beraber her eye yakmhg1 ve birligiyle beraber her ii bizzat elinde tutmas1, Kur' an hakikatlerindendir. Kur' an hakimdir, sonsuz hikmet sahibidir; akla kabul etmeyecegi eyleri yuklemez. Oysa akil bu meselede
bir tezat goruyor. Onu teslim olmaya sevk edecek bir izah isterim."
"Bir eyi dilediginde O'nun buyruu, sadece '01!' demektir, hemen oluverir. ..
Siibhan'dir, miinezzehtir o Zat ki, her ey iizerinde hakimiyet, elindedir. Ve hepinizin de doniiii O'na olacaktir." (Yasin sCtresi, 36/82-83)
~ua: Giineten veya bir llk kaynagmdan uzanan tel tel l!klar.
Cenab-1 Hakk'm her bir varhkta ayn ayn goriilen birlik tecellisi.

ON ALT1Nc1

Soz

243

Cevap: Madem tam imana ulamak ic;in bir izah istiyorsun, biz de
Kur'an'm feyzine dayanarak deriz ki: Allah'm Nur ismi pek c;ok zor
meselemizi halletmitir, inallah bunu da halleder. Akla ac;1k olan, kalbe nur veren temsil yolunu tercih ederek imam-1 Rabbanl (radiyal/ahu
anh) gibi 6yle deriz:

4_r.;-f'-} '-f,? j1 p

\,~ ~ ~~ ~ ~ p ~

Temsil, Kur'an'm mucizevl uslubunun en parlak aynalarmdan biri


oldugu ic;in biz de U sirra bir temsille bakacag1z. $6yle ki:
Bir tek zat, farkh aynalar vas1tas1yla kulliyet kazamr. Aslmda kuc;uk ve smirh iken c;ok geni icraata sahip bir kulll hukmune ge<_;:er.
Mesela, gune belli, tek bir varhk iken effaf eyler vas1tas1yla 6yle
geni bir tesire sahip olur ki, yeryuzunu llgiyla, akisleriyle doldurur.
Hatta damlalar ve parlak zerreler say1smca cilveleri bulunur. Gunein
s1cakhg1, 11g1 ve llgmdaki yedi rengin her biri, ulatlg1 eyleri i<_;:ine
ahp kuatirken, her bir effaf ey de suretiyle beraber gunein s1cakhgm1, 11g1m ve yedi rengini goz bebeginde saklar, temiz kalbini onlara
bir taht yapar. Demek gune, tekligi itiban ile ulatlg1 her eyi birden
kuatt@ gibi, her bir eyde de ayn ayn tecellileriyle, pek <_;:ok s1fati ve
kendine ait bir cilvesiyle bulunur.
Madem temsilden suretlerin gorunmesi bahsine gec;tik. Bunun
birc;ok <_;:eidinden, U meseleyi anlamay1 saglayacak u<_;:une iaret
edecegiz.
Birincisi: $effaf olmayan maddl eylerin akisleridir. 0 akisler hem
o eyden farkhdir -ayms1 degil- hem de cans1zdir, oludur. Gorunuten ibaret benzerlikten baka aslmm hi<_;:bir hususiyetine sahip degildir.
Mesela, sen aynalarla dolu bir mahzene girsen, bir Said binlerce Said
olur. Fakat canh olan yalmz sensin, 6tekiler oludur. Onlarda hayat
alameti yoktur.
ikincisi: Nurani olan maddi eylerin akisleridir. Bu, o eyin kendisi degilse de, ondan tamamen farkh da degildir. Mahiyeti onun yerini
tutmaz, fakat o nuranl eyin pek c;ok hususiyetine sahiptir. Onun gibi
canh say1hr. Mesela, gune dunyaya nufuz eder. Her bir aynada aksini
4

"Ben ne geceyim ne de geceye kulluk ederim. Ben bir hakikat guneinin


hizmetkany1m ki, size O'ndan haber getiriyorum." imam Rabbani, e/-Mektubdt
1/124 (130. Mektup).

244

StiZLER

gosterir. 0 akislerin her birinde, giinein hususiyetlerinden olan s1cak!tk, IIk ve yedi renk bulunur. Farz edelim giine UUr sahibi olsayd1
-s1cakhg1 kudreti; 11g1 ilmi; yedi rengi de s1fatlan olsayd1- o vakit, o
tek ve benzersiz gune, aym anda her aynada bulunur, her bir aynay1
kendine bir c;;eit makam ve telefon yapabilirdi. Biri digerine engel
olmazd1. Giine, her birimizle kendi aynam1z vas1tas1yla goriiebilirdi.
Biz ondan uzakken o, bize bizden daha yakm olurdu.
O~iinciisii: Nurani ruhlarm aksidir. Bu hem canhd1r hem de o
eyin kendisidir. Fakat aynalarm kabiliyeti olc;;iisunde goriindugiinden, o ruhun gerc;;ek mahiyetinin yerini tamamen tutmaz. Mesela,
Hazreti Cebrail (aleyhisselam) D1hye suretinde, Hazreti Peygamber'in
(aleyhissa/atil vesse/am) meclisinde bulundugu5 s1rada, hem hametli kanatlanyla Cenab-1 Hakk'm huzurunda, Ar-1 Azam'm oniinde secdeye
gider6 hem de say1s1z yerde bulunur, ilahi emirleri teblig ederdi. Bir i
digerine engel olmazd1. ite U s1rdand1r ki, mahiyeti nur ve hakikati
nurani olan Hazreti Peygamber (aleyhissaldtil vesse/am), diinyada butiin
iimmetinin salavatlanm birden iitir ve k1yamette biitiin asfiya ile aym
anda gorliecektir. Bir i digerine mani olmaz. Hatta c;;ok nuraniyet
kazanan ve "abdal" denilen bir k1s1m evliya, aym anda birc;;ok yerde
g6riiliiyormu. Aym zat, ayn ayn pek c;;ok ii birden yap1yormU.
Evet, nasil cam ve su gibi eyler maddi varhklara ayna olursa, aym
ekilde, hava, esir ve misal alemindeki baz1 baka var!tklar da ruhanilere ayna hukmiinde, imek ve hayal siiratinde birer seyir ve seyahat
vas1tas1 olur. Ve o ruhaniler o temiz aynalarda, o latif menzillerde hayal siiratiyle gezer, aym anda binlerce yere girerler.
Madem gune gibi aciz ve itaatkar mahluklar ve ruhaniler gibi
maddeyle sm1rh, yan nurani var!tklar, nuraniyet s1rnyla, aym anda
pek c;;ok yerde bulunabilir. Kay1tlarla kuatilm1, ciizl birer varhk iken
mutlak bir kulll hukmiinu ahrlar. Sm1rh bir irade ile bir anda pek c;;ok
farkh ii yapabilirler.
Acaba, maddeden s1ynlm1 ve yuce .. kay1t altma almmaktan,
Bkz. Buhari, menCik1b 25, fezCiilil'l-Kur'Cin l; Muslim, fmdn 271, fezCiilu's-sahabe
100.
Bkz. Buhari, bed'u'/-halk 6, edeb 41, tevhid 33; Muslim, fmCin 346, birr 157. Aynca Bkz. Ebu'-$eyh, el-Azame 2/730, 766-778.

ON AmNc1 Soz 245

kesifligin karanhgmdan uzak ve annm1 .. butun U nurlar ve nurani


varhklar kutsi isimlerinin nurlannm effaf olmayan bir golgesi.. bu tun
varhk ve hayat, ruhlar ve misal alemi; gilzelliginin, kuabc1 s1fatlannm
ve geni icraatmm yan effaf bir aynas1 olan bir Zat-1 Akdes'in 7 kulli
iradesiyle, mutlak kudretiyle ve engin ilmiyle tecelli eden s1fatlarmdan
ve icraatmm cilveleri ic;inde g6rilnen ehadiyetinden hangi ey saklanabilir? Hangi i O'na agir gelebilir, hangi varhk O'ndan gizlenebilir,
kim uzak kalabilir, kulliyet kazanmadan kim O'na yaklaabilir?
Evet, nasil ki, gtine kay1tlarla sm1rlanamayan !1g1 ve maddesiz aksi vas1tas1yla sana, g6z bebeginden daha yakm oldugu halde sen smirlarla kuablm1 oldugun ic;in ondan gayet uzaksm. Ona yaklamak ic;in
pek c;ok kay1ttan s1ynlman ve birc;ok kulli mertebeden gec;men gerekir.
Adeta, manen yeryuzu kadar buyuyup, ay kadar yukseldikten sonra
dogrudan dogruya gtinein asil mertebesine bir derece yaklaabilir
ve onunla perdesiz g6rtiebilirsin. Aynen 6yle de, Celil-i Zulcemal,
Cemll-i Zulkemal sana gayet yakmdir, sen ise O'ndan c;ok uzaksm.
Kalbinde kuvvet, aklmda yuksek bir kavrayI varsa, temsildeki noktalan hakikate uydurmaya c;ah ...

iKiNCi ~UA
Ey sersem nefis! Diyorsun ki:

s0~:; i J~ ~t ~ ~1) 1I~r_) ~~


ve
9 0J~

~.:J 6~ ~ 11~ ~~lj ~ ~~ ~lS ~~gi?i ay~tler,,e~yanm

JS

yarabhImn s1rf bir er;1irle v~ bir kerede oldugunu,


~i L?Jll ~I
10 ~_; ve 11 W;'.. ~_;
~i gibi ayetler ise bunun ilim ic;inde bilyuk
bir kudretle, hikmet ic;inde ince bir sanatla derece derece gerc;ekletigini g6steriyor. Bunlar birbiriyle nas1l bagdair?

JS

10

11

Her tiir!U kusur ve noksandan yuce, mukaddes Zat, Cenab-1 Allah.


"Bir eyi dilediginde O'nun buyrugu sadece '01!' demektir, hemen oluverir. .. "
(Yasin suresi, 36/83)
"Her ey, tek bir c:;agndan ibaret! ite hepsi duruma ic:;in toplanmtlar. .. " (Yasin
suresi, 36/53)
"ite bu, her eyi sapasaglam ve miikemmel yapan Allah'm sanattd1r." (Neml
suresi, 27/88)
"(0 Allah ki) yarathg1 her eyi giizel ve saglam yapt1." (Secde suresi, 3217)

246 SbzLER

Cevap: Kur'an'm feyzine dayanarak deriz ki:


Birincisi: Bunda tezat yoktur. Bir k1sm1 oyledir, ilk yarahh gibi. ..
Bir k1sm1 da diger ttirltidtir, eyanm benzerini tekrar yaratmak gibi ...
ikincisi: Eyada gbrtilen kolayhk, stirat, bolluk ve genilik ic;inde son derece intizam, saglamhk, gtizel sanat ve mtikemmel yarahh,
U iki k1s1m, farkh ayetlerin hakikatine kesin bir ekilde ahitlik eder.
Oyleyse Unlann bir hakikat olarak varhgmm bahis konusu edilmesi
ltizumsuzdur. Belki yalmz "Bunun hikmet s1rn nedir?" denilebilir. Oyleyse biz de temsili bir k1yaslamayla U hikmete iaret edecegiz:
Mesela, nasil ki sanatkar bir terzi c;ok zahmetle, maharetle sanath
bir elbise diker ve onu bir model olarak haz1rlar. Sonra onun benzerini
zahmetsizce, c;abuk yapabilir. Hatta bu bazen oyle kolay olur ki, adeta
terzi emreder, o ey yap1hr. Saat gibi, oyle saglam bir dtizen kazamr ki,
sanki bir emrin dokunmas1yla o elbise ilenir ve o terzi iler. Aynen oyle de, kainatm sonsuz hikmet sahibi Sani'i, sonsuz ilim sahibi Nakka'I
U alem saraym1, it;indekiJer[e beraber benzersiz bir Surette yaratt1ktan
sonra ktic;tik-btiytik her eye bir model htikmtinde bir kader olc;tistiyle,
belli bir miktar tayin etmitir.
ite bak, o Ezeli Nakka her asn bir model yaparak kudret mucizeleriyle stislti, taze birer alemi onlara giydiriyor. Her bir seneyi bir olc;ti
k1larak rahmetinin harikalanyla sanath, taze birer kainah o endama
gore dikiyor. Her bir gtinti bir satir yaparak onda hikmetinin incelikleriyle stislenmi, stirekli yenilenen eserlerini ya21yor.
Hem o Kadir-i Mutlak, her asn, seneyi ve gtinti birer model yaphg1 gibi, yerytiztinti, her bir dag1, c;olti, bag ve bahc;eyi, agac1 da model yapmIhr. Yerytiztinde her vakit taze birer kainat kurar, yeni birer
dtinya var eder. Bir alemi bozup bir baka muntazam alemi getirir.
Mevsimden mevsime her bag ve bahc;ede taze taze kudret mucizelerini ve rahmet hediyelerini gosterir. Hikmet ifade eden, yeni birer kitap
yazar. Taze rahmet mutfaklan kurar. Her eye, daima yenilenen, sanath birer elbise giydirir. Her baharda her bir agaca ipek gibi taze birer
c;araf gec;irir. Onlan inci misali yeni ziynetlerle stisler. Ellerini yild12
gibi parlak rahmet hediyeleriyle doldurur.
ite U ileri son derece gtizel bir sanat ve kusursuz bir intizamla
yapan, U birbiri ardmca gelen ve zaman ipine tak1lan seyyar alemleri

ON ALrrnc1 Soz 247

sonsuz bir hikmet ve inayet, kusursuz bir kudret ve sanatla degitiren


Zat, elbette gayet Kadir ve Hakim'dir; Basir ve Alim'dir, her eyi gorur
ve bilir. O'nun iine tesaduf kanamaz. ite o Zat-1 Zulcelal'dir ki,
)l

)l

)l

/'

)l

";

120Y":"u
<:"',~ '. < ~ J ., 01
yi.;.

,:;

:::--

~ ~l'I I~\~,

.J

'I Ll.J\~

~Y'

13..::_.,~1 ,, 1 ,_,\1 _;:\<;- 01 ~L.:ll , 1 IJ'


0

.rr.J.r~--

~,

_j

buyurarak hem kusursuz kudretini ilan ediyor hem de kudreti ic;in hair ve k1yametin c;ok kolay ve zahmetsiz oldugunu bildiriyor. Yarahh
kanunlarmm kudret ve iradeyi ic;erdigini, her eyin, emirlerine karl
gayet itaatkar oldugunu ve dogrudan, vas1tas1z var etmesindeki mutlak kolayhg1 gostermek ic;in icraahm sirf bir emirle yaphgm1 Kur'an-1
Mucizu'l Beyan ile ferman ediyor.

Soziin Ozii: Bir k1s1m ayetler eyadaki, bilhassa ilk yarahhtaki


son derece guzel sanah ve kusursuz hikmeti ilan ediyor. Diger k1s1m
ise eyadaki, bilhassa eyanm tekrar yaratilmas1 ve iadesindeki son
derece kolayhg1 ve surati, itaati ve zahmetsizligi bildiriyor.

O<;ONCU ~UA
Ey haddini aml, vesveselerle dolu nefis! Diyorsun ki:

gibi ayetler, Cenab-1 Hakk'm yaratt1klanna son derece yakmhgm1 gosteriyor.


12

"Bir eyi dilediginde O'nun buyrugu sadece '01!' demektir, hemen oluverir. .. "
(Yasin suresi, 36/83)
13 "Kiyametin kopmas1 ise, baka degil, ancak goz ac;1p kapaymcaya kadar yahut
daha da k1sa bir anda olup biter." (Nahl suresi, 16/77)
14 "O Zat ki, her ey uzerinde hakimiyet, elindedir." (Yasin suresi, 36/83)
15 "Yuruyen hic;bir varhk yoktur ki, Allah onun perc;eminden tutmu olmasm." (Hud
suresi, 11/56)
16
"Biz ona ahdamarmdan daha yakm1z." (Kaf suresi, 50/16)

248 SOZLER

17~
18

, /

o~

.di/

~f ,-~

._;;Jr ~
~
~'1..Jl. 0l5 ,, d'1 , ~w ~1 , ,o:
.) P" <-!. -- ~ 'C-3 .r J - c.:ru
0

'-

ayetleri, hadiste buyrulan, "Cenab-1 Hak yetmi bin perde arkasmdad1r."19 gibi beyanlar ve Mirac gibi hakikatler ise bizim O'ndan sonsuz derecede uzakhg1m1z1 ifade ediyor. $u anla1lmas1 zor s1rn anlamay1 kolaylahracak bir izah isterim."
Cevap: Oyleyse dinle ...
Oncelikle: Birinci $ua'nm sonunda 6yle demitik: Nasti ki gtine, kay1tlarla sm1rlanamayan 11g1 ve maddi olmayan aksi vas1tas1yla
sana, ruhunun penceresi ve aynas1 htikmtindeki gozbebeginden daha
yakm oldugu halde; sen, smirlarla kuatt!mt ve maddede hapis oldugun ic:;in ondan gayet uzaksm. Onun yalmz bir k1s1m yans1malanyla,
golgeleriyle temas edebilir ve bir nevi cilveleriyle, ktic:;tik tecellileriyle
gortiebilirsin. Baz1 s1fatlan htikmtindeki renklerine, bir k1s1m isimleri
htikmtindeki panlt1larma ve onlara mazhar olan eylere yaklaabilirsin. Eger gtinein ast! mertebesine yaklamak ve dogrudan dogruya,
bizzat onunla gortimek istersen, o vakit pek c:;ok kay1ttan s1ynlman ve
pek c:;ok ktilli mertebeden gec:;men gerekir. Adeta kay1tlardan manen
s1ynlarak dtinya kadar btiytiytip, ruhunla hava gibi genileyip ay kadar ytikseldikten, gtinein kartsma gec:;tikten sonra onunla bizzat, perdesiz gortiebilir, ona bir derece yaklahgm1 iddia edebilirsin. Aynen
oyle de, o sonsuz kemal ve hamet sahibi Celi!, o benzersiz gtizellik sahibi Cerni!, o Vacibti'l-VticO.d, o her eyin yarahc1s1 MevcO.d, o Daimi
Gtine, o Ezel ve Ebed Sultani sana senden yakmd1r. Sen ise O'ndan
sonsuz uzaksm.
Gtictin yeterse temsildeki U incelikleri hakikate uygula ...
17

18

19

"Ve sonuta O'na dondi.iri.i!Ursi.ini.iz." (Bakara suresi, 2/245; Yunus suresi, 10/56;
Hud suresi, 11/34; Kasas suresi, 28/70, 88; Yasin suresi, 36/22, 83, Fussilet suresi,
41/21; Zuhruf suresi, 43/85)
"Melekler ve Ruh, 0 Allah'm Ar'ma, miktan elli bin sene olan bir gilnde yilkselirler." (Mearic suresi, 70/4)
Arada yetmi bine yakm perde olduguna dair Bkz. Ebu Ya'la, el-Mi.isned 13/520;
et-Taberani, e/-Mu'cemi.i'l-evsat 6/278, 8/382. Aynca bu perdeler olmasa, Cenab-1
Hakk'm azametinden her eyin mahvolacagma <lair Bkz. Muslim, imdn 293; ibni
Mace, mukaddime 13.

ON ALrrnc1 Soz 249

ikincisi: -20 ~\11 j.J1 ~j- Mesela, bir padiahm pek c:;ok isminden biri olan "kumandan" ismi birbiri ic:;indeki dairelerde tesirini gosterir. Bakumandanhgm kuattc1 dairesinden tut, paahk, yuzbaihk
ve ta onbaihga kadar geni ve dar, buyuk ve kuc:;uk dairelerde de
gorunur, tecellisi vard1r. Bir asker, askerlik hizmetinde onbaI rutbesinde sahip oldugu cuzi kumandanhk noktasma dayanarak padiah1yla
"kumandan" isminin kuc:;uk tecellisi vas1tas1yla munasebet kurar. Eger
asil ismiyle temas etmek, padiahla o unvam ile gorO.mek isterse,
onbaihktan ta bakumandanhgm geni mertebesine c:;1kmas1 gerekir.
Demek padiah, o askere ismi, hukmu, kanunu ve ilmiyle, telefonu ve
idaresiyle; eger o padiah, abdal diye isimlendirilen, evliyadan nurani
bir zat ise bizzat yanmda ham bulunarak, gayet yakmd1r. Hic:;bir ey
ona mani olamaz. Halbuki o asker, padiahmdan gayet uzakttr. Binlerce mertebe ona engeldir, binlerce perde araya girer. Fakat bazen
padiah merhamet gosterir, adeti olmad1g1 halde bir askeri huzuruna
ahr, 10.tfuna mazhar eder.
Aynen oyle de: 21 ~_h:} emrinin sahibi, gune ve yild1zlar itaatkar
birer askeri hukmunde olan Zat-1 Zulcelal, her eye her eyden daha
yakm oldugu halde, her ey O'ndan sonsuz derecede uzakhr. O'nun
yuce huzuruna perdesiz girmek istense, karanhk ve nurani perdelerden; yani maddi ve ekvani22 perdelerin yanmda isim ve s1fatlannm
da yetmi bin perdesinden gec:;mek, her ismin binlerce hususi ve kulli
tecelli derecesine c:;1kmak, s1fatlanmn gayet yuksek tabakalanm aIP ta
ism-i azamma mazhar olan Ar-1 Azam'ma yukselmek gerekir. Eger
O'nun cezbi ve 10.tfu olmazsa bunun ic:;in binlerce sene c:;ahmak ve
yo! kat etmek laz1m gelir. Mesela sen, Cenab-1 Hakk'a "Halik" ismiyle yaklamak istersen, O'nunla, "senin Hahk'm" olmas1 hususiyetiyle, sonra "butun insanlarm Hahk'1" olmas1 yonuyle, ardmdan "butun
canhlann Hahk'1" unvamyla ve nihayet "butun varhklann Hahk'1" ismiyle munasebet kurman gerekir. Yoksa golgede kahrsm, yalmz kuc:;uk bir cilveyi bulursun.
20
21
22

"En yuce s1fatlar Allah'md1r." (Nahl suresi, 16/60).


"(0, bir eyi yaratmak isteyince sadece) 'ol!' der, o da oluverir." (Bakara suresi,
2/117; Al-i imran suresi, 3/47, 59; En' am suresi, 6/73; Nahl suresi, 16/40 ... )
Varhklarla, eyayla ilgili.

250 SOZLER

Bir Hatirlatma: Temsildeki padiah, aczinden dolay1 "kumandanhk" unvanmm mertebelerinde araya vas1talar koymutur. Fakat
23 ~~
}:L ~0:::: ayetinin iaretiyle, Kadir-i Mutlak'm vas1talara ihtiy~c1 yoktur. Onla~ sirf g6runlitedir, izzet ve buyuklugun perdesidir.
O'nun rububiyet saltanatmm kulluk, hayret ve acz ic;inde, faknm gosteren birer ilanc1s1 ve seyircisidirler. Yard1mc1s1 degiller; rububiyetinin
saltanatma ortak olamazlar.

JS' . :. ,

DORDUNCU ~UA
ite ey tembel nefsim! Bir c;eit mirac hukmundeki namazm hakikati, onceki temsilde bir askerin tamamen bir lutuf olarak padiahm huzuruna kabulu gibi, tamamen bir rahmet eseri olarak Celil-i
Zulcemal Zat'm, Cemil-i Zulcelal Mabud'un huzuruna kabulundur.
"Allahu Ekber" deyip manen, hayalen veya niyetinle iki cihandan
gec;ip, madd! kay1tlardan s1ynhp engin bir kulluk mertebesine veya
onun bir golgesine veyahut suretine c;1karak bir nevi huzuruyla ereflenmektir. 24 ~ D~l hitabma -herkesin kabiliyeti olc;usunde- buyuk bir
mazhariyettir. Adeta, namazdaki her harekette tekrar tekrar "Allahu
Ekber, Allahu Ekber" demek, mertebeleri kat edip manev! bir yukselie ve cuz! dairelerden kulll dairelere c;1kmaya bir iarettir. O'nun,
bilemedigimiz yuce kemal vas1flannm ozlu bir unvamdir. Adeta her bir
"Allahu Ekber" bir mirac basamag1 kat etmeye iarettir. ite U namaz
hakikatinin manen, niyetle, tasavvurla veya hayalen bir golgesine, bir
panltisma mazhar olmak bile buyuk bir saadettir. Hacda pek c;ok kere
"Allahu Ekber" denilmesi de U sirdand1r. <.;unku hacc-1 erif, herkes
ic;in bizzat kulll mertebede bir kulluktur. Nasil ki bir asker, bayram gibi hususi bir gunde, bir paa gibi, padiahm bayram davetine gider
ve iltifatma mazhar olur. Aynen oyle de, hac ibadetinde madan bir
insan da, c;ok mertebe kat etmi bir veli gibi bi.itun yeryuzunun Yi.ice
Rabbi unvamyla Rabbine yonelir. Kulll bir kullukla ereflenir. Elbette rububiyetin hac anahtanyla ac;ilan kulll mertebeleri, uluhiyetin hac
23

24

"Her ey i.izerinde hakimiyet O'nun elindedir." (Mi.i'min(m suresi, 33/88; Yasin


suresi, 36/83)
"(Haydi i:iyleyse deyiniz): Yalmz Sana ibadet ederiz." (Fatiha suresi, 1/5)

ON Atrrnc1 Soz

251

dtirbtintiyle gortinen ytice ufuklan, hac ibadetinin eairiyle25 kalbde


ve hayalde gittikc;e genileyen kulluk daireleri, btiytikltik mertebeleri
ve tecelli ufuklarmm verdigi hararet, hayret, dehet ve rububiyet kartsmda duyulan heybet 26_r.S'l ~\ .. _r.51 ~\ demekle stikun bulabilir. Bizzat g6rtilen veya tasavvur edilen o mertebeler "Allahti Ekber" diyerek
ilan edilebilir. $u ytice ve ktilll mana, hacdan sonra <_;eitli derecelerde
bayram namazmda, yagmur namazmda, husuf ve ktisuf2 7 namazlannda ve cemaatle ktlman namazlarda bulunur. ite, stinnet nevinden de
olsa islam eairinin oneminin s1rn budur.
28

0 ~I\, ...JLSJI ~,,DI~'. I;;.::... '. ,


~

,r.J,

,?~<Y

01.;..;..::,
.

0_#.-j ~u ~~
. J5 0fi ~* ~011
.. 0~
30~\ ~\ ~i cl~~ ~ '1~ 6 fl..: '1 cl~
29

25

26

27

28

29

30

31

32

33

/'

GbrU!di.igi.inde islam'1 hatirlatan, bi.iti.in Mi.isli.imanlan alakadar eden islam


alametleri.
Sadece bi.iyi.ikli.ikte degil hk;bir konuda ei ve benzeri olmayan, baka bir ey Kendisiyle k1yas bile edilemeyecek yegane bi.iyi.ik, Allah'tir.
Husuf ve Kiisuf: Ay ve gi.ine tutulmalan.
Kudretinin hazinelerini bir '01!' emriyle var eden Zat-1 Zulcelal, her turli.i kusurdan
munezzehtir.
"Si.ibhand1r, mi.inezzehtir o Zat ki, her ey i.izerinde hakimiyet, elindedir. Ve hepinizin de doni.ii.i O'na olacaktir." (Yasin suresi, 36/83)
"Si.ibhansm ya Rab! Senin bize bildirdiginden baka ne bilebiliriz ki? Her eyi hakk1yla bilen, her eyi hikmetle yapan sensin." (Bakara suresi, 2/32)
"Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya di.ier de bir kusur ilersek bizi onunla hesaba
i;ekme!" (Bakara suresi, 2/286)
"Ey Kerim Rabbimiz, bize hidayet verdikten sonra kalblerimizi saphrma ve katmdan bize bir rahmet bag1la. ;li.iphesiz bagII bol olan Vehhab sensin Sen!" (Al-i
imran suresi, 3/8)
ism-i Azam'mm mazhan olan Resul-u Ekrem'ine, al ve ashabma, kardelerine ve
ona tabi olanlara salat ve selam et. Kabul buyur ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz.

252 SCiZLER

KU(::UK BiR ZEYL34


Sonsuz kudret ve ilim sahibi Kadlr-i Alim, her eyi sonsuz bir sanat
ve hikmetle var eden Sani-i Hakim, kanun eklindeki adetlerinin iaret
ettigi nizam ve intizamla; kudretini, hikmetini ve icraatma hic;:bir tesadufiin kanmad1g1m gosterir. Aynen bunun gibi, kanunlannm d1ma
c;:ikan misallerle, adetinin harikalanyla, aym turden yaratt1g1 fertlere
onlan birbirinden ay1rt etmeyi saglayan farkh suretler ve hususiyetler
vermesiyle, tabii hadiselerin hep aym vakitte gerc;:eklemeyip zaman
ve mekanm degimesiyle; iradesini, diledigi zaman diledigini yaptJgm1
ve hic;:bir kay1t altmda olmad1gm1 gosterir. Tekduzelik perdesini yirtarak her eyin, her an, her iinde, her halinde kendisine muhtac;: oldugunu ve rububiyetine itaat ettigini bildirir, gafleti dag1br. insanlann ve
cinlerin bak11m sebeplerden, onlann as1l sahibi olan Zat'ma c;:evirir.
Kur'an'm beyanlan U esasa bak1yor:
Mesela, c;:ogu yerde bir kls1m meyveli agac;:lar bir sene meyve verir,
yani rahmet hazinesinden elleri doldurulur, onlar da verir. Aym agac;:
obur sene, goruntiteki butun sebepler hazirken meyve vermez.
Hem mesela, hayat ic;:in luzumlu diger ilerin aksine, yagmurun
yagma vakti o kadar degikendir ki, bu, Kur' an' da insanm ilmi d1mda
oldugu bildirilen be husus, yani "mugayyebat-1 hamse" 35 arasmda sayilm1tlr. (unku varhkta en muhim yer, hayat ve rahmetindir. Yagmur
ise hayat kaynag1 ve rahmetin ta kendisi oldugu ic;:in elbette o ab-1 hayat, rahmet olan o su, gaflet veren ve hakikati perdeleyen tekduzelik
kaidesi altma girmez. Butun canhlara nimet ve hayat veren Rahman
ve Rahim Zat-1 Zulcelal, onu dogrudan dogruya, perdesiz bir ekilde
elinde tutar ki, dua ve likur kap1lanm her vakit ac;:1k biraksm.
Yine mesela, canhlara nz;k ve insanlara belli bir sima verilmesinin, birer hususi ihsan eseri gibi umulmad1k tarzda olmas1, Cenab-1
Hakk' m iradesini ve dilemesini ne kadar guzel bir ekilde gosteriyor.
Havanm idaresi ve bulutlann itaati gibi daha baka ilahl icraab da
bunlara k1yasla ...
34
35

Zeyl: ilave.
Bkz. Lokman suresi, 31/34; Buhari, istiska 29, tefsiru sure (6) 1, (13) 1, (31) 2,
tevhfd 4; Ahmed ibni Hanbel, el-Milsned 2/24, 52, 58, 122.

~jll~jll~\~

~ ~1 ~1~'A41 ~~ d':}11 J;- ~ i:1~~ c~


11 5 ~ 1..1.~' ~ ~ 0_h~ c
z:l'
U':JI~ ~ill~
~l\ ~,3
Y&' 3 . ,
.r.-""'

Bu soz, iki yuce makam ve parlak bir zeylden 3 ibarettir.

[BiRiNCi MAKAM]
Hahk-1 Rahim, Rezzak-1 Kerim ve Sani-i Hakim, U dunyay1 ruhlar alemi ve ruhaniler i<;;in bir bayram, bir enlik yeri suretinde yarahp butun isimlerinin benzersiz nak1lanyla suslemitir. Ku<;;uk-buyuk,
ulvl-sufll her bir ruha, kendilerina, munasip ve o bayramdaki ayn ayn
say1s1z guzellik ve nimetten istifade etmeye uygun, kabiliyetlerle ve
duyularla donatilm1 birer beden giydirir, cismanl birer vucut verir,
onlan bir defahgma o seyir yerine gonderir.
Zaman ve mekan yonuyle pek geni olan o bayram1 as1rlara, senelere, mevsimlere, hatta gunlere, kltalara bolerek her bir asn, seneyi,
mevsimi, hatta bir yonuyle her bir gunu ve k1tay1 bir canh turune ve
"Biz, dunyada bulunan her eyi ona bir ziynet kild1k. Boylece insanlardan kimin
daha iyi i yapacagm1 ortaya koymak istedik. Ve elbette Biz onun ustunde ne varsa
hepsini kupkuru yap1p dumduz edecegiz." (Kehf suresi, 18/7-8)
"Dunya hayati bir oyun ve oyalanmadan baka bir ey degildir." (En'am suresi, 6/32)
Zeyl: ilave.

254 SOZLER

sanatla yaratilmt bitkilere resmigec:;it tarzmda buyuk bir bayram yapmthr. Bilhassa yeryuzu, hele bahar ve yaz mevsiminde, kuc:;uk varhk
turleri ic:;in 6yle aaah ve surekli yenilenen bir bayram yeridir ki, ytice
tabakalardaki ruhanileri, melekleri ve gokyuzu sakinlerini seyre c:;ekecek bir cazibe gosterir. Ve tefekkur edenler ic:;in 6yle irin bir mutalaa
yeri olur ki, ak1l tarif etmekten acizdir.
Fakat bu ilahi ziyafet ve Rabbani bayramda, Rahman (rahmeti buhln varhklan kuatan) ve Muhyi (hayah veren, oltimden soma tekrar
hayat baheden) isimlerinin tecellilerine karthk, Cenab-1 Hakk'm Kahhar (mutlak hakimiyet sahibi, kahredilecekleri kahreden) ve Mtimit
(olumti yaratan) isimleri, aynhk ve oltimtin ytiztiyle gortintir. Bu ise
\~ 0 j ~jj ayetinde ifade edilen, rahmetin enginligine g6runli.te uygun dli.mli.yor. Fakat hakikatte birkac:; yonden uygundur.
Onlardan biri Udur:
Sani-i Kerim, Fahr-1 Rahim, her bir canh turuntin resmi gec:;it nobeti
bittikten ve o resmi gec:;idin maksad1 olan neticeler almd1ktan soma,
onlann btiytik klsmm1 merhametli bir ekilde dtinyadan nefret ettirip
usandmyor, istirahata meylettiriyor ve baka bir aleme goc:;mek ic:;in
onlara bir evk ihsan ediyor. Ve hayat vazifesinden terhis edildikleri
zaman, ruhlannda as1l vatanlan olan ahiret alemine karl evk veren
bir meyil uyandmyor.
Nas1l ki, vazife ugrunda, cihad yolunda olen bir askere ehitlik
rtitbesi vermek ve kurban olarak kesilen bir koyuna ahirette cismani
ve baki bir vticut giydirerek onu sirat tisttinde, sahibine burak olma
ve bineklik mertebesiyle mtikafatlandirmak o Rahman'm sonsuz rahmetinden uzak degildir. 5 Aynen oyle de, kendilerine mahsus, Rableri
tarafmdan verilmi f1tri vazifelerinde, ilahi emirlere itaatleri s1rasmda
telef olan ve iddetli s1kmtt c:;eken diger canhlara ve hayvanlara da,
kendilerine gore bir c:;eit ruhani mukafat ve kabiliyetlerine gore bir
manevi ticret vermek, Cenab-1 Hakk'm o ttikenmez rahmet hazinesinden uzak degildir. Taki, dtinyadan aynld1klan ic:;in c:;ok incinmesin,
belki buna memnun olsunlar.

Js

"Rahmetim her eyi kaplar." (A'raf suresi, 7/156)


"Kurbanlanmz1 ho tutun, zira onlar Sirat kopriisiinde sizin bineklerinizdir." anlammdaki hadis ic:;in Bkz. ed-Deyleml, e/-Musned 1/85.

ON YEDiNci

Soz 255

Nitekim ruh sahiplerinin en ereflisi olan ve U bayramlardan hem


mahiyet hem nicelik ybnuyle en c;;ok istifade eden insanm, dunyaya
c;;ok tutkun ve bagh oldugu halde, dunyadan nefret duymas1 ve baki
aleme gec;;meyi arzulamas1 ic;;in Cenab-1 Hak rahmetinin eseri olarak
ona bir evk vaziyeti verir. insanhg1 gaflet karanhgmda bogulmam1
bir kimse, bu halden faydalamr. Dunyadan kalb huzuru ile gider. ~im
di, o hali netice veren hususlardan beini misal olarak soyleyecegiz.
Birincisi: Cenab-1 Hak, ihtiyarhk mevsimiyle, dunyev'i, guzel ve
cazibeli eylerin ustundeki fanilik, yokluk damgasm1 ve ac1 manay1
gostererek insam dunyadan urkutup 0 faniye bedel, bir bakiyi talep
ettirir, aratir. 7
ikincisi: insanm alaka duydugu dostlanndan yuzde doksan dokuzu dunyadan aynhp baka bir aleme yerletikleri ic;;in, 0 ciddi muhabbetin sevkiyle, insana, dostlannm gittigi yere karI bir evk ihsan edip
olumu ve eceli sevinc;;le kartlatir. 8
U~uncusu: insana sonsuz zay1f11g1m ve acizligini baz1 eylerle hissettirip hayat yukunun ve yaamak vazifesinin ne kadar agir oldugunu
gbstererek istirahata ciddi bir arzu ve baka bir diyara gitmeye samimi
bir evk verir.
Dorduncusii: inanmt insana iman nuru ile gosterir ki:
Olum bir idam, bir yok olu degil, mekan degitirmedir. Kabir, karanhk bir kuyu agz1 degil, nuranl alemlerin kap1s1d1r. Dunya ise butun
gosteriiyle, ahirete k1yasla bir zindan hukmundedir. 9 Elbette, dunya
zindanmdan cennet bahc;;elerine c;;1kmak, cismanl hayatm bogucu tela
ve 1zd1rabmdan bir rahat alemine, ruhlann yukseklerde gezecegi bir
meydana gec;;mek ve mahlukatm s1kmti veren gurultusunden s1ynhp
Rahman'm huzuruna gitmek, bin can ile arzu edilecek bir seyahat,
hatta bir saadettir.
Be~incisi: Kur'an'1 dinleyen insana, Kur'an'daki hakikat ilmi ve
Hie; kimse gayb1 bilemez, gayb1 yalmz Allah bilir.
Bkz. Al-i imran sO.resi, 3/185; Hadid sO.resi, 57/20.
Bkz. YO.nus sO.resi, 10/7-11.
Bkz. Tevbe sO.resi, 9/38; Nahl sO.resi, 16/30; Furkan sO.resi, 25/15; AnkebO.t sO.resi,
29/64; Muhammed sO.resi, 47/36.

256 SozLER

nuruyla diinyanm mahiyetini bildirerek ona ak ve alaka duymanm pek


manas!Z oldugunu anlahr. 10 Yani insana Oyle der ve Unlan ispat eder:
"Diinya, Samed Yarahcmm bir kitab1dir. Harfleri ve kelimeleri kendilerine degil, baka bir Zat'a, O'nun s1fatlanna ve isimlerine delildir.
Oyleyse manasm1 bi!, al; nak1lanm birak, git!
Hem diinya bir tarladir.11 Onu ek, mahsuliinii al, muhafaza et; kalan pisligini at, aldahc1 yiiziine k1ymet verme!
Hem diinya birbiri ardmca, siirekli gelip gec;;en aynalar biitiiniidiir.
Oyleyse onlarda tecelli edeni bi!, O'nun nurlanm gor! 0 aynalarda goriinen isimlerin tecellilerini anla, sahibini sev ve yok olmaya, kmlmaya
mahkOm olan o cam parc;;alanndan alakam kes!
Hem diinya seyyar bir ticarethanedir. Oyleyse ahveriini yap,
don ... Ve senden kac;;an, sana iltifat etmeyen kafilelerin arkasmdan
beyhude koma, yorulma!
Hem diinya gec;;ici bir seyir yeridir. Oyleyse ona ibret nazanyla bak
ve goriinen, c;;irkin yiiziine degil; Cemll ve BakiYarahc1sma bakan gizli, giizel yiiziine dikkat et, ho ve faydah bir gezinti yap, don ... 0 giizel
manzaralan ve giizel eyleri gosteren perdelerin kapanmas1yla aktls1z
c;;ocuk gibi aglama, meraka diime!
Hem diinya bir misafirhanedir. Oyleyse onu yapan, kullanm orada
misafir eden Kerim Zat' m izni dairesinde ye, ic;;, iikret; kanunu dairesinde hareket et.. . Sonra arkana bakma; c;;1k, git... Sac;;ma sapan,
fuzuli bir ekilde her eye kanma. Senden aynlan ve sana ait olmayan eylerle manasizca ugrama ve diinyanm gec;;ici ilerine baglamp
bogulma!"
Cenab-1 Hak, bu gibi ac;;1k hakikatlerle diinyanm ic;;yiiziindeki esran
gosterip ondan aynlmay1 gayet hafifletirir, hatta kalbi uyarnk olanlara
sevdirir ve her eyde, her icraatmda rahmetinin bir izi bulundugunu
gosterir.
ite Kur' an U be hususa iaret ettigi gibi, baka hususi yonlere de
ayetleriyle iarette bulunuyor.
Yaz1klar olsun o kimseye ki, Ube husustan bir hissesi olmaya!..
10

11

Bu konudaki baz1 ayetler ic;in Bkz. Al-i imran suresi, 3/14; Kehf suresi, 18/45-46;
Taha suresi, 20/131.
"Dilnya, ahiretin tarlas1d1r." manasmdaki hadis ic;in Bkz. el-Gaza!!, ihyau U/Umi'd-Dfn
4/19; es-Sehavl, e/-Makdszdil'l-hasene s.497; Aliyyillkarl, e/-Esraru'/-MerfUa s. 205.

ON YEDiNci Soz 257

ON YEDiNCi SOZ'UN iKiNCi MAKAMl12 HA$iYE


Birak bi<;are Jeryadz, belddan gel, tevekkul kzl.
Zira feryat bef{i i<;inde, hata i<;inde belddzr, bi/.
Bela vereni buldunsa, liituf i<;inde, saJa i<;inde beladzr, bi/.
Bzrak Jeryadz, iikur kzl bu/bill/er gibi, daima keyfinden giiler
hep giil miil.
Eger bulmazsan, butun dunya ceJa i<;inde, Jena i<;inde hebadzr, bi/.
Cihon do/usu be/a bazndayken, ne bagzrzrszn kii<;iik bir
be/adan? Gel, tevekkul kzl.
Tevekkulle belanzn yuzune giil ki o da gulsun.
0 guldiik<;e kuc;Ulur, eder tebeddii/. 13
Bil, ey bencil! Bu dunyada saadet, terk-i dunyada.
Hakkz tanzyorsan, 0 kafidir, bzraksan da butun eya lehinde.
Eger bencil ve kibirliysen helak sebebidir, ne yaparsan butun
eya aleyhinde.
Demek terki gerektir, her iki halde bu dunyanzn.
Terki demek: Hilda mulku, O'nun izni, O'nun namzyla bakmaktzr.
Ticaret istiyorsan eger, U Jani 6mrunu bakiye c;evirmektir.
Eger neJsine talipsen <;iiruktur, hem temelsiz de.
Eger aJak1 14 istersen, Jena damgasz ustunde.
Demek degmez ki alznszn, <;iiruk maldzr hep bu c;arzda.
Oyleyse ge<;, iyi mallar dizilmi arkasznda.

Bu ikinci makamdaki pan;alar iire benzer, fakat iir degildir. Manzum ekilde
kasten yazilmadilar. Belki hakikatlerin tam bir intizamla ifade edilmesi i<;:in bir derece manzum ekil aldilar.
Degimek.
Ufuklar. Di dunya.

12 HA$iYE

13

14

258 SOZLER

Siyah Dutun Bir Meyvesi

0 mubarek dut agacmm bamda Eski Said,


Yeni Said lisamyla soylemitir.
Muhatabzm Ziya Paa degil, Avrupa meftunlarzdzr.
Konuan nefsim degil, Kur'an talebeleri namzna kalbimdir.
Ge~en

Sozler hakikattir, sakzn ama, hududunu sakzn ama.


Ecnebilerin fikrine sapma, dalalettir kulak asma, eder elbet seni
piman.
Goriirsiin en nurlu, zekada bayraktarzn olan,
0 hayretten der ki her zaman: "Eyvah, kimden kime ikayet
edeyim, ben dahi atzm!"
Kur' an dedirtir, ben de derim, hi~ de ~ekinmem.
O'ndan O'na ikayet ederim, senin gibi amam.
Hak'tan Hakk' a feryat ederim, haddimi amam.
Yerden gage dava ederim, senin gibi ka~mam.

Ki, Kur'an'da daua hep nurdan nuradzr, senin gibi caymam.


Kur' an'dadzr hak hi km et, ispat ederim, ona zzt felsefeyi be para
saymam.
Furkan'dadzr elmas hakikat, canzmdan aziz bilirim, senin gibi
satmam.
Halktan Hakk'a yolcu/uk ederim, senin gibi sapmam.
Dikenli yolda u~arak giderim, senin gibi basmam.
Yerden Ar' a i.ikran ederim, sen in gibi asmam.
O/iime, ecele dost bakarzm, senin gibi korkmam.
Kabre giilerek girerim, senin gibi iirkmem.
Ejderha agzz, vahet yatagz, hi~lik bogazz; senin gibi gormem.
Ahbaba kavuturur beni, kabre darz/mam, senin gibi kzzmam.

ON YEDiNci Soz 259

Rahmet kap1s1, nur kap1s1, Hak kap1s1, ondan s1k1lmam, geri


<;ekilmem.
Bismillah diyerek <;ahyorum, 15 HAsivE arkama bakmam, dehet de
duymam.
Elhamdulillah diyerek rahat bu/up yatacag1m, zahmet <;ekmem,
korkmam.
"Allahu Ekber" diyerek hair ezanznz iitip kalkacagzm, 16 HAsiYE o
buyuk maherden <;ekinmem, o muazzam mescitten <;ekilmem.
Yezdan'zn 17 !Cttfu, Kur'an'zn nuru, imanzn feyzi sayesinde hi<;

CtzCtlmem.
Durmay1p koacag1m, Rahman'zn Ar'znzn g6lgesine u<;acag1m,
senin gibi amam, inallah.

15 HAsiYE Eyvah diyerek kac;m1yorum.


16 HAsiYE israfil'in ezamm hair afagmda iitip "Allahu Ekber" diyerek kalkacag1m. 0
buyuk namazdan c;ekilmem, herkesin toplanacag1 o en buyuk meydandan c;ekinmem.
17 Cenab-1 Hak.

260 SOzLER

Kalbe Fars\:a Gelen Bir Miinacat

~)21~~~1fu ~I..}..:.,~ ~~851 ~~


~

Bu milnacat kalbe Fars<;a geldiginden oyle yazrlm1t1r.


(Daha once bas1lm1 olan Hubab Risalesi'nde yer alm1t1.)

r~: ~ ~Ll_J; lj~J- :.J;

'r;J5 ~ ~ ~ J ~: !~j ~

Ya Rab! Tevekki.ilsi.iz, gafletle, kendi smirh iktidar ve irademe dayamp derdime derman aramak i<;in "cihet-i sitte" 18 denilen alh yoni.ime bakhm. Maalesef derman bulamad1m. Bana manen denildi ki:
"Derman olarak yetmez mi dert sana!"

~ .J.:S-31_;; JJ~ '-?: :~ r~: ~ ~15 _J;


Evet, sag1mdaki ge<;mi zamanda teselli bulmak i<;in gafletle oraya bakhm. Fakat di.inki.i gi.in bana babamm kabri, ge<;mi zaman ise ecdad1mm
bi.iyi.ik mezan eklinde gori.indi.i. Teselli yerine yalmzhk ve korku verdi.
HA!>iYE iman o yalmzhk ve korku veren buyuk mezan dostlann topland1g1
nurlu, aina bir meclis olarak gosterir.
~ ~
-::-

1;J,j :.iS,i-,,
'J.,~ ..:..;,. ';,
.JJ

Soma sol taraf1mdaki gelecege bakt1m. Derman bulamad1m. Ertesi


gi.in benim kabrim; istikbal ise akranlanmm ve gelecek neslin bi.iyi.ik mezan suretinde gori.ini.ip bana dostluk degil, yalmzhk ve korku hissi verdi.
HA!>iYE iman ve onun verdigi huzur, o dehetli, buyuk mezann, sevimli saadet saraylanna Rahman'm bir daveti oldugunu gosterir.

~ ~1~~ ~A'?;.G :j3~


Soldan da hay1r gori.inmediginden, i<;inde bulundugum gi.ine baktim. G6rdi.im ki, U gun adeta bir tabuttur; can <;ekimekte olan cismimin cenazesini taIyor.
HA!>iYE iman, o tabutu bir ticarethane ve aaah bir misafirhane eklinde
g6sterir.

..::...;,\ o;~~ 0A ~j~ P, ~ J.


~~~~~~~~-

18

Alt1 yon.

ON YEDiNci

Soz 261

Bu tarafta da deva bulamad1m. Soma kafam1 kaldmp omur agac1mm bama bakt1m. Gordum ki, o agacm tek meyvesi benim cenazemdir; agacm ustunde duruyor, bana bak1yor.
HAivE

iman, o agacm meyvesinin bir cenaze olmad1gm1, aksine, ebedi

hayata mazhar olan ve ebedi saadete haz1rlanan ruhumun, yild1zlarda


gezmek i<_;in eskimi yuvasmdan <;1khgm1 gosterir.

: '<'~'.J,Y,
'., ~ .5~ .__,\ :'~ o;
r, Lk/~
//
;
i j

0 yone bakmca da umitsizlige di.ii.ip ba1m1 aag1 egdim. Baktim


ki: Aag1da, ayag1mm altmda, kemiklerimin toprag1 ile yaratihImm
balang1cmdaki toprak birbirine kanmI. Bu da bana derman olmad1,
derdime dert katt1.
HAivE

iman, o topragm rahmet kap1s1 ve cennet salonunun perdesi oldu-

gunu gosterir.
~
/

,; ,

~8
.

~L~

l:f, / .

'.

,e r..,t,, v-;,, j,; .) y;,


i .r"',

I : ,: , ,

(.)-!., ~

Gozumu oradan da <;evirip arkama baktim. Gordum ki, esass12, fani


bir dunya, hi<;lik derelerinde ve yokluk karanhgmda yuvarlamp gidiyor.
Derdime merhem olmad1, aksine, korku ve dehet zehri ilave etti.
HAiYE

iman,

karanhkta yUvarJanan diinyanm; Vazifesi bitmi, manaS!nl

ifade etmi, geride neticelerini b1rakm1, Samed Yarahcmm bir mektubu


ve ilahi nak1larm sayfalan oldugunu gosterir.

~\ o;t.3' ~ .); ,~ ~

Jl:GI :~ .J;3
/

~)\~~ jlj~ .)J.)~ ~ ~ljj


Oradan da hay1r bulamad1g1m i<;in onume, ileriye baktim. Gardum
ki, kabir kap1s1 yolun sonunda a<_;1k duruyor, onun arkasmda ebediyete giden bir cadde uzaktan uzaga gaze <;arp1yor.
HAiYE

iman,

kabir kap!Slnln,

DUf

aJeminin kaptSI Ve

yoJun da, ebedJ

saadete giden yol oldugunu gosterdiginden, dertlerime hem derman hem


merhem olur.

ite U alt! yonde dostluk hissi ve teselli degil, dehet ve korku buldugum halde, elimde cuzl, sm1rh bir iradeden baka bir ey yoktur ki,
ona dayamp o dehet ve korkuya kar1hk vereyim.

262 SozLER
HA~ivE iman, bir zerre hukmundeki o smirh irade yerine, sonsuz bir kudrete

dayanmak ic:;in bir vesika verir ve belki imanm kendisi bir vesikad1r.

Halbuki insanm cuzi irade denilen o silah1 hem aciz hem k1sadir;
ayan noksandir, bir ey var edemez. Gayretten baka bir ey elinden
gelmez.
HA~ivE iman, o cuzl iradeyi Allah namma degerlendirmeyi saglay1p her e-

ye kafi hale getirir. Bir askerin, smirh kuwetini devlet hesabma kulland1g1
vakit kendi gucunun binlerce kat ustunde iler gbrmesi gibi ...

~;~ )J.A
/

JY ,.: J~ .G ,J_#. J~ ~~
. J~ .G
/

Cuzi iradem ne ge<;mi zamana dahil olabilir ne de gelecek zamana


nufuz edebilir. Ge<;mie ve gelecege <lair emellerime ve elemlerime
faydas1 yoktur.
HA~ivE iman, dizginini hayvanl olan cismin elinden ahp kalbe ve ruha tes-

lim ettigi ic:;in, gec:;mie nufuz edip gelecege gidebilir. Cunku kalb ve ruhun
hayat dairesi genitir.

~IL
. 0\
/

Jt-.3 ,JL;. 0~~


/ J

: I3
rj'..,

I 01~
/

0 cuzi iradenin hareket sahas1, U k1sac1k imdiki zaman ve sadece


bir and1r.

,~\

,ijf oj~\) s-'5.'.J ~ '~j Ll,~ ~ ~l ~


~o'
I~\~
rc..r../
/

l;\. u::lo~:((~ u'L


'~))
,Y""'"':.J
/

ite butun bu ihtiya<;lanmla, zay1fhg1mla, faknm ve acizligimle beraber alh yonden gelen dehet ve korkularla perian bir haldeyken;
kudret kalemiyle, yarad1h1mm sayfasmda ebediyete uzanan arzular
ve sonsuzluga yay1lan emeller a<;1k bir ekilde yazilm1, mahiyetime
yerletirilmitir.

~'~~Y.4
Belki dunyada ne varsa, ornekleri fitrahmda bulunur. Hepsiyle
alakadanm. Onlar i<;in kabiliyetlerimi, duygulanm1 <;ahtlnyor, <;ah1yorum.

ON YEDiNci Soz 263

~'\;
~,~, ,\;_: ~ Ab ~Ll
'\.;:;;_;.\ o'"\;
) c..,?:JJ. .T""' , f
,
(. ., , , f

ihtiya<; dairesi, gozun ulatig1 daire kadar buyuk ve genitir.


Lj

_k t_t;:?-~ L j fli.5 Jt;.

~ ' \.;:;;_;.\ ' ;

c_., ,)

;.

' '1..>- ,.;,

'; ';

..___._.,

Hatta hayal nereye giderse ihtiya<; dairesi de o kadar geniler. Orada da ihtiya<; vardir. Belki elde ne yoksa ihtiya<;ta vardir; elde olmayan, ihtiya<; dairesinde bulunur. Eide olmayanlar ise sonsuzdur.
~t.r
.<

ot.r.< ~;
1.:Ll1
o'"b
,
f'"\; J~
-- )
, , ,f
0

Halbuki iktidar dairesi smirhd1r. Elimin uzanabildigi daire kadar


kii<;iik ve dard1r.
~I~-

~~

. Ll ._:...,\.>-\.>, .

,~:

"

Jl~u-;

Demek ki, faknm ve ihtiya<;lanm dunya kadard1r.


~1

((\ ~
~ , > '1 ~ '. , )) , ' ,
,?. ~

Ll -.SLl
',,
,. y-"JI

Sermayem ise zerre kadar, az bir eydir.

\'.~ \J.5'' u~L>1' 1'


1:.1;::.' I
\J.5'' ~ f':,, ~,
' I
S'~U ~0

ite cihan kadar ve milyarlar ile ancak elde edilecek ihtiya<;lar nerede, Ube parahk cuzi irade nerede? Onlar bununla satm almmaz,
bununla kazamlmaz. Oyleyse baka bir <;are aramak gerekir.

~1 ~ ~j~

yJJ ~ j~ _k ~~ ~~jl ,; ~lj J; ~

0 <;are, cuzi iradeden de vazge<;ip, iini Cenab-1 Hakk'm iradesine


birakarak kendi gii<; ve kuwetinden s1ynlmak, O'nun kudretine ve
kuwetine s@narak tevekkul hakikatine yaptmaktir. Ya Rab! Madem
kurtulu <;aresi budur. Senin yolunda cilzl irademden vazge<;iyor ve
benligimi terk ediyorum.
/,,.Jc

~I

'. , oG
~if
/ y 1..::../ .:;i. ~

'-I ~/ )

/'~Cl

Jc,,..,,,.

,; , '. ,
'; ~& l:;
.J-" if , /
y / . /

Taki, senin inayetin aczime ve zay1fhg1ma merhamet edip elimden


tutsun. Ve rahmetin, fakr ve ihtiyac1ma efkat gosterip bana dayanak
olabilsin, kap1sm1 a<;sm.

264 SOZLER

~1 ..:J~ ~J ~tt '-1-,

r. ~ _;.S 01

~\~ _;Ll ~ ~ l?~~l ~~ ~1 J. .t5 ~ ~


0

Evet, rahmetin sonsuz denizini bulan, elbette bir damla serap hiikmiindeki ciizl iradesine gilvenmez, Allah'm rahmetini birak1p ona milracaat etmez.

Eyvah, aldand1k! ~u diinya hayatm1 sabit zannettik, o yuzden biitiln biitiin ziyan ettik. Evet, U hayat yolculugu bir uykudur, bir rilya
gibi ge<;ti. ~u temelsiz omilr de bir rilzgar gibi u<;ar, gider ...

~1

tZ. ~. i'1\ tZ. '-1-, J~\

,~1Gs8~
. J1/~/
.).)'. 0~1/

Kendine gilvenen ve varhgm1 ebedl zanneden gururlu insan, yok


olmaya mahkO.mdur, siiratle yokluga gidiyor. insanm evi olan dilnya ise hi<;lik karanhgma diier. Emeller fani olur, elemler ruhta baki
kahr.
..A

,,.,,,

.J

,,.

: < \..A! I'J J..>.


r.r

<-1.-

'

tg ~ ~ ~

-~.)

..

,,.

,,.

! 'l>- . t:.

i . JJ

o,,,.

-ti;:_

/.\..SI/'~.

~~~.J~r.f../,

.....

i r. l?' I L.
.;

J~Y~

Madem hakikat budur, gel, ey hayata <;ok arzu duyan, yaamaya <;ok istekli, diinyaya <;ok atk, sonsuz emellere ve elemlere milptela talihsiz nefsim! Uyan, akhm bama al! Nasil ki yild1zb6cegi, kendi
ltk<;1gma gilvendiginden, gecenin sonsuz karanhgmda kahr. Bal ans1
kendine gilvenmedigi i<;in gilnei bulur. Dostlan olan butiln <;i<;ekleri,
gunein t1g1yla yaldizlanmt olarak gorilr. Aynen oyle de, kendine,
varhgma ve benligine dayamrsan yild1zb6cegi gibi olursun. Eger fani
varhgm1, onu sana veren Hahk'm yolunda feda edersen bal ans1 gibi
olur, sonsuz bir varhk nuru bulursun. 0 halde feda et, <;iinkil U varhk
sende emanettir.
0

,,.

,,.

.J

,~~ ~ l:i ~

,,.

..A

..A

8 d~ .Jlj .JI ~j

~I u~l Ji.
:~ -s~
. J.n
::.
.. ,,,.

01 jl

ON YEDiNci Soz 265

Hem varhgm O'nun mi.ilki.idi.ir, 0 wermitir. Oyleyse kimseye minnet etmeden ve c;;ekinmeden varhgm1 fani kil, feda et ki, beka bulsun.
<;unki.i "nefy-i nefy, ispathr"; yani bir eyin yoklugu yok ise o ey
vard1r. Yok, yok ise var olur.
.J

;:, _,.>- r:;s ~ 'f 1..L>~ j\; .;~) '5\J.


o;b 01.J? J. '5~
::.
....... ::.
o ..... o

.....

.J

_,., jl ;:, j>- '-!-- \_);:,_,.>-

'I\ .J.

.J

,.,

,. .J

Hahk-1 Kerl'm, kendi mi.ilki.inil senden satm ahyor, karihgmda sana cennet gibi bi.iyi.ik bir fiyat veriyor. Hem o mi.ilki.i senin ic;;in gi.izelce muhafaza ediyor. Kiymetini yi.ikseltiyor. Onu yine sana, hem
baki hem mi.ikemmel bir surette geri verecektir. Oyleyse ey nefsim,
hie;; durma! Birbiri ic;;inde be karh ticareti yap ki, be zarardan kurtulup
be kazanc1 birden elde edesin. 19

***

~jll ~jll ~\ ~
, ,
20 ~~\ ~i 'i Jli ji Lili
J.

...

.J

{.

';"

....

.....

0 ,,,, .....

~I~~
cc~:JI ~I :Jn ~ ~~\ l4l
,

. .

Hazreti ibrahim'in (aleyhisselgm) kainatm yok olup gidecegini ve


oli.imilnil ilan eden ~\11 ~ ~ feryad1 beni aglatti.
~I 0,,..J~u
.{ { .~....,. . . .;:..~t; .;:..\-U
;; ~~ .~ ~ ~~
~~r._J;.-

...

fJ.

........

1'

Onun ic;;in kalb gozu aglad1, ac1 gozyalan doklli. Kalb gozu aglad1g1 gibi, doklligu her bir damla da 0 kadar hazindir ki, aglabrken adeta
kendileri de aghyor. 0 damlalar, aag1daki Farsc;;a ifadelerdir.
J.

,,..,,..

.o.1\ "j'5

, r,

,. ,

....

. i

..;, f -?

-('.;_ .

v;- ~ ~

....,,..

"j'5

::1

i~te o damlalar, Hakim Yarabcmm bir nebisinin, peygamberinin

Allah kelam1 ic;;inde bulunan bir sozunun bir c;;eit tefsiridir.


' , ,

~..A 0~
-------19

20

!~

,'

ccoJJ jln ~~~ ~

Buradaki be kar ve be zarar ic;in Altmc1 Soz' e bakm1z.


"(Gece bastmnca ibrahim bir yddiz gordu, '(iddiamza gore) Rabbim budur!' dedi.
Y1ld1z sonunce de, 'Ben oyle sonup batanlan tann diye sevmem' (dedi)." (En'am
suresi, 6/76)

266 SOZLER

Gilzel degildir babp kaybolan bir sevgili. .. <:;unku yokluga mahkum


olan, hakiki gilzel olamaz; ebedi ak ic_;in yarablan ve Samed'in aynas1
olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli!
.J.O

,,-

.J

,,-

.J.

""

~~ 0...L.,;, ~ ((o~JJ; ~j_)\ ~

istenen bir ey ki, babp kaybolmaya mahkOmdur; kalbin alakasma,


akhn merakma degmez, arzulara yuva olamaz. Garn ve kederle ardmdan uzulmeye lay1k degildir. Nerede kald1 ki, kalb ona tapsm ve
baglamp kalsm!

~~ ~.JJ. ~ <<o;Gn ~i;:. ~


Arzu edilen bir ey ki, fanilikte mahvoluyor, onu istemem. <:;unku
faniyim, fani olam istemem, neyleyeyim! ..
~ffe

,..,

,)

0...L.,;,

0-';

,..,o

.....

,,,.

,,.

cll\jj fl.>.

,,,.

Bir mabud ki, yokluga gomuluyor, onu c_;ag1rmam, ona s1gmmam.


<:;unku sonsuz derecede muhtac_; ve acizim. Aciz olan, benim pek buyuk dertlerime deva bulamaz, ebedi yaralanma merhem suremez.
Yokluktan kendini kurtaramayan, nasil mabud olur?

f- _,~ :Gj ~ ~'JI ~ ~> ~\~ '~)\; ~ ~4j ~


Evet, gorilnile gore hukum veren akil, kainatm U kemekeinde
taparcasma bagland1g1 eylerin yok oldugunu g6rilJ2 Qmitsizce feryat
eder ve baki bir sevgiliyi arayan ruh da ~~\ ~ ~ diye haykmr.
1/

-G

: .:i;_

r../,J9,t'- ~t'

: .-i;:.
:
~~ ~

istemem, arzu etmem aynhg1, ona dayanamam ...

J_;k. ~ _:,; J\jj 0-;~ .Jl~n ~j_:,\ ~


Hemen arkasmdan gel en aynhkla ac1laan kavumalar, kedere
ve meraka degmez. Arzu duymaya hie; lay1k degildir. <:;unku lezzetin bitmesi elem oldugu gibi, bunu dililnmek de bir elemdir.
Mecazi aka dilen butun atklarm divanlan, yani aknameleri olan
manzum kitaplan, U aynhk dililncesinden gelen elemden birer
feryatt1r. Her birinin iirlerinin ruhunu s1ksan, elemli birer feryat
damlar.

ON YEDiNci Soz 267


o,.-

0..........

)I

~ ..lij '-f, <<~'l'I ~I 'l'n

&

0 .....

c!-f ~_); iJI jl

ite o aynhga mahkO.m kavumalarm, o elemli, mecazl akl"!n~


derdinden ve belasmdandir ki, kalbim Hazreti ibrahim gibi ~i '1
~"11 feryad1yla aghyor ve bagmyor.
0;8;~_r.>;

IZ. '-.?~~IZ. '-f',ti'.(f..,I,;


.)

Eger U fani dunyada beka istiyorsan; beka, fanilikten c_;:1k1yor.


Nefs-i emmareni2 1 fani k1l ki, baki olasm.

((0;8n

ol) ((~~n 0~

) ~ '~ f~ ~ ':} 1.JJ ~ ,), 8

Dunyaya taparcasma baglanmanm esas1 olan k6hl ahlaktan s1ynl, fani ol! Sahip bulunduklanm Hakiki Sevgili'nin yolunda feda et!
Varhklarm yoklugu haber veren ak1betlerini gar! <;unku U dunyadan
bekaya giden yo!, fanilikten gec_;:iyor.
~

01~_) 1j ~
.. ((~~I ~i
/

'i)) ~J ,;5i; ~_)I~~


..
/

Sebeplerin ic_;:ine dalan insan akh, dunyanm yok olacagm1 dililnmenin sarsmhs1yla hayrette kahp umitsizce feryat ediyor. Hakiki bir
varhk isteyen vicdan, Hazreti ibrahim (aleyhisse/am) gibi ~"JI ~ ~
inlemesiyle mecazl sevgililerden ve gelip gec_;:ici eylerden alakasm1 kesip Hakiki Mevcud'a ve Baki Sevgili'ye baglamyor.

~ ol) 3 ~

Jli jl ~j _:,;, .J; :~ !fbL' ~ '-.?\ 01-\


, _) ~ ' <.../,i.;..L;
'-f',L't_;.
. iJl>, . ~

Ey cahil nefsim! Bil ki, dunya ve varhklar gerc_;:i fanidir, fakat her
fani eyde, bakiye ulahran iki yo! bulabilirsin. Can ve canan olan
Ebedl Sevgili'nin cemal tecellilerinden iki panlt1y1, iki Slrrt g6rebilirsin.
Ancak, fani suretlerden ve kendinden gec_;:ebilmen arhyla ...

,'-.?-("'
.~, , e
~

~\

L;.'G\
,,,
.) u-'.3

, .),; .u,

~ ,~ 1 ~v.,

8...A '-! ~
~-018;0~
.) r-4,

_)

Evet, nimetlerin ic_;:inde nimet verme fiili g6runur, Rahman'm iltifah


21

Nefs-i emmare: insarn daima kotu!Qge sevk eden nefis.

268

SiiZLER

hissedilir. Nimetten "nimet verme"ye gec;ersen Mun'im'i (nimet vereni) bulursun. Hem Samed Yaraticmm her eseri, bir mektup gibi,
o Sani-i Zulcelal'in isimlerini bildirir. Nakitan manaya gec;ersen, o
ilahl isimler yoluyla onlann Sahibini bulursun. Madero U fani, sanath
varhklann 6zunu, ic;ini bulabilirsin; onu elde et, manas1z kabugunu
ac1madan fanilik seline at. ..
I_;''
Y""'-/,bl

01 I"
-~ Ll. .)0 ~\ c.$-I~
.Y>.J'_; 0~~.J 8..A 0~~ 8..A .;;,bl W\~ ,_8.r
0'

Evet, sanath varhklardan hic;biri yak ki, cisme burunmti, c;ok


manah bir kelime olmasm, Sani-i Zulcelal'in pek c;ok ismini okutmasm. Madem U eserler, kudret kelimeleridir; manalanm oku, kalbine
koy. Manas1z kalanlan korkusuzca yokluga at. Arkalanndan alakadar
bir ekilde bak1p onlarla megul alma!

I~,:;~\ 0~ <<~~I -fil ~~ ,~)b ~ ~~j ~


ite, di g6runtie gore hukum veren ve sermayesi afakl bilgilerden ibaret olan dunyevl akil, boyle fikirler silsilesini hic;e ve yokluga
dogru c;ektigi ic;in, hayretinden ve mahrumiyetinden umitsizce feryat ediyor. Hakikate giden dogru bir yo! anyor. Madem ruh, batip
gidenlerden ve yak olanlardan elini c;ekti; kalb de mecazl sevgililerden vazgec;ti, vicdan dahi fanilerden yuz c;evirdi. Sen de, bic;are
nefsim, Hazreti ibrahim gibi 22 ~'11 ~ ..J yard1m nidasm1 haykir,
kurtul!
: i.i?Y
. '" ' <.T"-,
. :.~c ((~ i.;.))
1~
.

I J.s.r-~ U"~ y '

.J

"->~

F1trati akla yogrulmu gibi, ak kadehiyle sarho olan Mevlana


Cami, yuzleri kesretten vahdete, yani Allah'tan uzaklatiran eylerden
Bir' e c;evirmek ic;in, bak ne guzel soylemi:
23HA$iYE

-~

<~ ,~\_;

r.S.r
.. ~
..

<~, ~

~
..

<~,'

~ ~
..
/

<~

r.Sy>:~
..
..

,01 y ".

<~,~I

~
..

Yalmz Bir'i iste, bakalan istenmeye degmiyor.


Bir'i faY,r, bakalan imdada gelmiyor.
Bir'i talep et, bakalan buna lay1k degil.
22

"Ben oyle sonup batanlan Tann diye sevmem." (En'am sD.resi, 6/76)
Yalmz bu satir Mevlana Cami'nin sozudur.

z3 HAsIYE

<~
y ', ~
..

ON YEniNci Soz 269

Bir'i gor, bakalan her vakit goriinmiiyor, yokluk perdesinde sak-

lamyor.
Bir'i bil, O'nu bilmeye yard1m etmeyen baka malumat faydasizdir.
Bir'i soyle, O'na ait olmayan sozler bo, liizumsuz sayilabilir.

'~)kl1 jP> \~~ ~\ ~J...o


$~\

p,

jP> ,$~\ jP> '~ _#..J1 jP>

Evet Cami, pek dogru soyledin. Hakiki mahbub (sevgili), hakiki matlup (talep edilen), hakiki maksut (istenen), hakiki mabud yalniz O'dur...

~~Ji~ J.IJ. 24c<j. '1l ~l -J;> 4


<;unkii bu alem, her eyiyle, tiirlii tiirlii dilleriyle, ayn ayn nagme:_
leriyle, Cenab-1 Hakk'm zikredildigi biiyiik bir halkada beraber ~\ 'i
j> ~l der, O'nun birligine ve tekligine ahitlik eder. 25 ~\11 -J~o
ziiniin ac;t1g1 yaraya merhem surer ve alakay1 kestigi mecazi sevgililer
yerine, insana baki bir Sevgili'yi gosterir.

24

25

"Allah, o hak Mabud'dur ki kendisinden baka ilah yoktur." (Bakara suresi, 2/163,
255; Af-i imran suresi, 3/2, 6, 18; Nisa suresi, 4/87 ... )
"Ben 6yle soni.ip batanlan tann diye sevmem." (En'am suresi, 6/76)

270 SozLER

Bundan yirmi be sene kadar once, istanbul Bogaz1'ndaki Yua


Tepesi'nde, dunyay1 terk etmeye karar verd@m bir zamanda, baz1 muhim dostlanm beni dunyaya, eski halime dondurmek it;;in yamma geldiler. Dedim ki, "Beni yanna kadar b1rak1mz, istihare edeyim." Sabahleyin
kalbime bu iki levha dogdu. ,Siire benzer, fakat iir degil. 0 mubarek
hatzramn hatm ii;in ilimedim. Geld@ gibi muhafaza edildi. Yirmi Oi;uncu Soz'un sonuna eklenmiti. Makam munasebetiyle buraya almdz.
Birinci Levha

Gafillerin dunyasmm hakikatini tasvir eden levhadir.


Beni dunyaya i;agirma,
Ona geldim fen0. 26 gordum.
Gaflet daima perde oldu,
Ve Hak nurunu nihan 27 gordum.
Butun eya ve varlzklan
Birer Jani muz1r28 gordum.
Vucut desen, onu giydim,
Ah, ademdi, 29 i;ok bela gordum.
Hayat desen onu tattzm
Azap ii;inde azap gordum.
Ak1l azabm ta kendisi oldu,
Bekay1 bir bela gordum.
Omur tamamen heva oldu,
Kemali hep heba gordum.
Ameli riyanm ta kendisi,
Emeli tamamen elem gordum.
26
27
28

29

Fanilik, ge<;icilik.
Gizli, sakh.
Zararh.
Hi<;lik, yokluk.

ON YEDiNci Soz 271

Kavumak aynl1k oldu,


Devay1 hastalrk gardum.
Bu nurlar karanl1k oldu,
Bu ahbab1 yetim gardum.
Bu Sesler alamun habercisi o/du,
Bu canlr/an a/mil gardum.
ilim evhama dandu,
Hikmette bin ii/et gardum.
Lezzet ayn-1 elem oldu,
Var/1kta bin yokluk gardum.
Sevgili desen onu buldum,
Ah, ayn/1kta ~ok elem gardum.

ikinci Levha
Hidayet ve huzur yolunda olanlann
dunyalannm hakikatine iaret eden levhadir.
Daimf gaflet yak oldu,
Ve Hak nurunu ayan 30 gardum.

Varlrk Zat'mm delili oldu,


Hayat, Hakk'm aynas1drr, gar.
Aki/, hazinelere anahtar ofdu,
Fend, beka kap1s1drr, gar.
Kemalin panlt1s1 sandu,
Fakat bir cemal gunei var, gar.

Ayn/1k, kavuma oldu,


Elem ayn-1 /ezzettir, gar.
Omar butan amel o/du,
Ebed ayn-1 amurdur, gar.

272 SiiZLER

Karanlzklar lzga kzlzf oldu,


Bu ali.imde hak hayat var, gar.
Batun eya dost oldu,
Batun sesler zikirdir, gar.
Batun zerreler, varlzklar
Zikir ve tesbih eder, gar.
Fakrz gzna31 hazinesi buldum,
Aczde tam kuvvet var, gar.
Eger Allah'1 buldunsa
Batun eya senindir, gar.
Eger Malik-i MU/k'e kul isen
O'nun ma/ka senindir, gar.
Eger bencil ve kendi nefsine maliksen
Say1s1z beladzr, gar,
Sonsuz bir azaptzr, tat,
Hesapszzca, gayet agzrdzr, gar.
Eger Hada'y1 tamyan hakiki bir kul isen,
Hudutsuz bir safadzr, gar,
Hesaps1z bir sevap var, tat,
Nihayetsiz saadet gar.

***
Yirmi be sene once, ramazanda, ikindiden sonra $eyh Geylanf'nin
(kuddise sirruh) Esma-i Hasna manzumesini okuyordum. Allah'zn gaze! isimleriyle bir manacat yazmak i(:in bir arzu hissettim. Fakat o vakit
bu kadar yazzldz. 0 kutsf astadzmzn mabarek Manacat-1 Esmaiye'sinin
bir benzerini yazmak istedim. Heyhat! Nazma kabiliyetim yak; yapamadzm, noksan kaldz. Bu manacat, Otuz U(:anca Soz'an Otuz O(:anca
Mektup'u olan Pencereler Risalesi'ne eklenmiti. Makam manasebetiyle buraya alznd1.
31

Zenginlik.

ON YEniNci Soz 273

.JI

;;:o

,,.

,,A

,...

tlA....:Jlj ~ j '11 ~ JLll p1 j.A


:;

t\ ,>\\,

':::.I\

.J !.Y'r

,....o

,.....o

~~I\ , ~\AJ\ ~
i, Y.:""'
J,
r

t~lj ~\

:J ~.J~)1 j;>Llil ~
tl.J-r
<i\,.J ..r:U1 :J !.Y',.J .ilJ1 dWI
~
,
J

:J Jsll ~1iJ1 ~
tlillj ~\ :J JGjl J1jj1 ~
ttk;J\'.J ~..Y-'"'i\ :J ...;,'\y'i\ ~
~I~\ r,,
tli;llj J.l.L<l1

.!_

;Sii1 :J ._)81 ~ljll ~


32;W,-11- ,:.:::i1 :J, ~11 ,Ll_;J\ ~
-! .J Y""'"' ~ J' J
ttillj

..T

Ey nefsim! Kalbim gibi agla, bagir ve de ki:


"Faniyim, Jani olam istemem.
Acizim, aciz olam istemem.
Ruhumu Rahman'a teslim eyledim, bakas1m istemem!
isterim, fakat baki bir yar isterim.
Zerreyim, fakat ebedf bir giine isterim.
Tamamen bir hi~im, fakat bu mevcudat1 her eyiyle isterim."

32 O'dur BO.kl.

0, hiikmiiniin kazasmda Hakim'dir; biz de O'nun hiikmii altmday1z.


Hakem olan 0, Adi olan O'dur; yeryiizii ve gokler O'nundur. Miilkiinde gizli ve
kapalt olam 0 hakkiyla bilir. Kadir olan 0, KayyOm olan O'dur; Ar da, yer de
O'nundur. Sanatmm naktlarmda ve vas1flarmda goriinen, O'nun liitfudur. Fattr
O'dur, VedO.d O; mah!O.kattaki biitiin giizellikler O'nundur. Varhklarm aynasmda
ve mah!O.katmm her eyinde gortinen, O'nun celalidir. Melik O'dur, Kuddus O; izzet ve biiyiikliik de O'na aittir. MahlO.kattm biiyiileyici sanat i<;inde var eden O' dur;
biz de O'nun sanahnm nakilar1yiz. Daim O'dur, Baki O; miilk ve beka O'nundur.
0 ihsanlannda pek kerimdir; biz de O'nun misafir kafilelerindeniz. Rezzak O'dur,
her ihtiyaca Kafi O; hamd ve sena O'na mahsustur. Rahmet hediyelerinde goriinen, O'nun cemalidir. Biz de O'nun ilminin nak1lanndamz. Hahk O'dur, Vafi O;
comertlik ve bagilama O'nundur. Mah!O.kahnm ikayet ve dualanm iiten O'dur.
Merhamet eden 0, ifa veren O; iikiir ve sena O'na mahsustur. Kullannm hata ve
giinahlanm bagilayan da O'dur. Gaffar O'dur, Rahim O; af da, nza da O'ndand1r.

274 SOZLER

Baria Yaylas1'nda <;am, Katran, Ardu;


ve Karakavak Aga~larmm Bir Meyvesidir

On Birinci Mektup'un bir par~as1dzr. Makam milnasebetiyle buraya almm1tzr.


Esaretteyken bir gun, <lag bamda, muazzam <;am, katran ve ard1<;
aga<;lanmn heybetli suretlerini, hayret veren vaziyetlerini seyrederken
pek tath bir riizgar esti. 0 vaziyeti, pek muhteem, irin, giiriiltiilii ve
raksa benzer bir zelzele, cezbeli bir tesbihat suretine <;evirdiginden,
o eglence seyri bir ibret bak1ma ve hikmet dersine dondii. Birden
Ahmed-i Cizri'nin U Kiirt<;e s6zleri hatmma geldi:
33

~ ~ ~.),. ~\f ~
. ; ~ 1,..) t5::,,.

....J.5
'-5l><J.
,.-~
- y.-?. ~ t::..:.;. .s
,. G ~; ,_;-J

Kalbim, ibret manalanm ifade etmek i<;in 6yle aglad1:


,,.i.;..J.
: ~ .i.SG~
..T .) y L.
,.
.

.... t:;.
i..:;.)
.. ,..,

..

<..::>

c.f-!1.J'L; .,.Li;.,
,. ';

>-.A. t~/

,.., '->

,..

,..,

..T

.)

t;-

0'1'1s ..Ll', LA c.?--:v~ J~1 ~

. - , --:

c.?~~ ~.)_JS)~~~~

rs rs

c.?~~J)-J)-) ~ ~~~
e,Sj~~:;.:;.
~~j
.. ,.., . . ~)- jljl
,..,
.. ,,,. ,,,

c.?~~ ~1:- lAI

_;J j ~j jl

c.?~~ b~ ~ LJ'.'.'_)S .:f- Y, ~~ ..:....o.;..5 --:UI 0:~1

c.?/~~ '1~ ~ J. ~ y. ~s~~


,,4-~
i..:;J.
.. ,.,

,,,...

~ ~//
,11 ol5'J.
.lJ' l'I~
'S ~S<"
~I'.)
.r.-J~
.r JJ,
.....
0

" ~, 1'1J~
d-!J -.........
- ~
r.-::w '-'Y-:
-...

(~ ~. ~ e'~I

c.SJ
/

,,.t.; .~
"?--:
.
1..r-,.

,,.,,;,. .c~

~J ~

~ ~1 I\'~
c.?--:t;.A
. ~
J '-/.. .JJ
-------33

.... ~
~

oS' ~1 ...Ll~
__,;

'}t:;:;..

1~: . .) I~~ < ~ ~ .lft.-L..o


'f "IH--:,.
'-?~ ~
-"" ;,.

el-Cizrl, el-Ikdu'l-Cevherf ff $erhi Dfvani'$eyh el-Cizrf s. 438.

ON YrniNci Soz 275

l??~~ ~lj1\ ~j )~ ~ )-

.$:; ~ o~ ~ .. ~~~~\I~ ;51~ Jj)I

,: ~Ji'\'.j,t.;
,,,. ~.LI .L:.;... \'.lb~:'~\'.
r.5
J J
. ....,,)
J
,
J .
l.f..J\
..
..
/

:;-- sil~ tf'~ \~

:j-- c!j-

34

L .. J~

,..

:J_; 0.J.~ ~. ~ ~~\

'tf~ )~ ..Gjl }~ <<}> }>n ~ .. ..Gjb 0~j \)~)j


,
~ :)> ~~ J.I~ 34<~ '1~ ~~'in _A

"Allah, o hak Mabud'dur ki kendisinden baka ilah yoktur,'' (Bakara suresi, 2/163,
255; AI-i imran suresi, 3/2, 6, 18; Nisa suresi, 4/87 , .. )

276 SOZLER

Baria Yaylas1, Tepelice'de ~am, katran, ard1~ ve karakavak


agaf!:lanmn meyvesi hakkmda yazdan Fars~a beyitlerin manas1:
35 0~~
~.q~
.)
,

,..,.

01-L5:; ......1S
.l-t>-.A. ~t:.:,;. 4S G~.v--J
<'.A.
...
..
,...
.)

,..,.

,,..

\,,;:>

.;.)
,..,.

Yani: Senin giizelligini seyretmeye, herkes her yerden koUp gelmi. Senin cemalinle naz ediyorlar .

. ,.. 8 .el>-J.A..) y ~

..

..

1,,;:>.)

\,,;:>

,..,.

,,.

c:':
~ .iSG~
,
. .,;..
,,,.
,,,. .
!..:>

.A. t..:., .)- Ll

Her canh, Senin sanatm olan yeryi.iziinii seyretmek ic;in her yerden
c;1k1p bak1yor.
,

c.>)j~
. ,,,. ,,. ~\~,,. 0.q~;

-?LA c.>j\j
.. ,,. j\ <_:;j
,..,.

Aag1dan, yukandan ilanctlar gibi <5tktp bagmyorlar.


(S

~-3

!, '
. ~.)
.)~

36NUSHA

!c

Jl.Q.>.. -3 i~
' i~
'

y r.f:A-' ,

Birer ilanct gibi olan o aga($lar Senin naktlarmm giizelliginden keyiflenip oynuyor.

~?~~J)-J)-) ~ ~w-~
Senin kusursuz sanatmla neelenip giizel giizel seslerini duyuruyorlar.
,
,
~~l:.~ ~ ~ ; y- ~ljl ~~~
~

Adeta seslerinin tathhgt onlan da neelendirip nazenin bir ekilde


nazlandmyor.

ite ondandir ki, U aga($Jar raksa kaJkmt, adeta kendiJerinden ge($mek istiyor.

~~Li 6~ ~ ~_;; ef y. i.:J~ ~.J -3G\ ~~\


ilahi rahmetin U eserleriyle, her canh, kendine has tesbihin ve namazm dersini al1yor.
35

el-Cizrl:, el-Ikdii'l-Cevheri ft $erhi Dfvani'-$eyh el-Cizrf s. 438.

J.,;.!. '5\JA j
Sana olan uitkusundan.

36NUSHA )

ON YEDiNci

.C

<..;I~

l/jo'
..r....r"

'1~ ~o'

.r.

. /

Soz 277

<~'~ ~;~1

~J.

.,

Ders ald1ktan sonra her bir aga<:; yiiksek bir tam iistiinde baml
ara kaldmp durmu .

...ct,+!. J.--.
~_:J, lft"',
.\1 l5''.:\s 1'1~
.. ,,. .J . .J~
0

1..;1.J,,. .

~;,<:r .J:l'.:1
.J

Her biri, yiizlerce elini ~ehbaz-1 Kalender3 7 Hf"liYE gibi Cenab-1


Hakk'm dergahma uzatip muhteem bir ibadet vaziyeti alm1.
/

40/

.o' '
,...

0 ~

,,.

38HA$iYE.cI'~. '. e''\


\'\~:\ ~~
'-:?~~ ~ v~ .J'+""'.J
~ ..

Ziiliif gibi kii<:;iik dallanm oynatiyor ve boylece seyredenlere de tath


evklerini, ulvi zevklerini hatirlatiyorlar.

0j~
0Ll>n
0Ll>
. ,, ~ <<0~
::
::
:: o;~)
. .Ll~ '1~
Akm "hay huy" perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunur gibi ses veriyorlar. 39 NOsHA
~ ~ '.\ I\'~ \~'.. ,:) \~~ < ~
'-?~
; .J<..j,3.J'f~~,'f~-r-;

.r, ~..L..o
,.,

Akla U vaziyetten 6yle bir mana geliyor: Mecazi sevgilerin yok


olacagmdan gelen elemle aglay11 ve derinden derine hazin bir inleyii
hatirlatiyorlar.

Mahmud'lann, yani Sultan Mahmud gibi sevdiginden aynlm1 biitiin alkJann bamda, onlara adeta sevgiJiJerinin hiiziinJii nagmeJerini
dinletiyorlar.

Diinyevi sesleri ve sozleri art1k dinleyemeyen olmiilere; ezeli nagmeleri, hiiziin uyand1ran sedalan iittiriyor gibi bir vazife yapar gorii-

nO.yorlar.
HA$iYE $ehbaz-1 Kalender, mehur bir kahramand1r. $eyh Geylani'nin irad1yla
Cenab-1 Hakk'm dergahma s1gm1p velilik mertebesine c;1km1hr.
38 HA$iYE $ehnaz-1 <;elkezi, kirk 6rme sac; ile mehur bir dunya guzelidir.
39 NOSHA $u nusha, me?arh]\taki ard1c; agacma bakar:

37

'l?jl_; ~\ ei~j\ Jj\ '-?~ ljLA;~ (('-?.; l?LAn '-?LA o;~ j\ ~~':It:_;
'Akm "hay huy" perdelerinden en hassastelleie, damarlara dokunuyor gibi ses veriyorlar. Okamanm verdigi huzunden gelen ezeli nagmelerini olulere de duyuruyorlar.

278 SozLER

Ruh ise bu vaziyetten Unu anhyor: Eya tesbihat ile Sani-i Zi.ilcelal'in
isimlerinin tecellilerine kar1hk verip naz-niyaz nagmelerine kapilm1.
L;J,\ ~'.: .\;:_. Jw,_ ,: - - I ~~I.JI '. \ 1'1 :

r.S.J
... ,,, .

.r-.) - , y _r:,
/

(f...J
/

..._]
.

Kalb, her biri surete bi.in1nmi.i birer ayet hi.ikmi.inde olan U aga<;larm mucizevi, yi.iksek nazmmdan tevhid s1rnm okuyor. Yani yarahhlannda o derece harika bir intizam, sanat ve hikmet vardir ki, kainatta
var olan bi.iti.in sebepler toplansa ve irade sahibi, diledigini yapmakta
serbest farz edilse, onlan taklit edemez.

l.J. ~$
-

'-?~

'.
'f D .)'~ ,_/,"LS. ~3- '~ \;, .J]-'~.) \;, J~\,
y 3

I'~ l;,\ :

'.:

~ ~

(f..,.)

Nefis, U vaziyete bakhk<;a, bi.iti.in yeryi.izi.ini.i gi.iri.ilti.ili.i bir aynhk


zelzelesinde yuvarlamyor gibi gori.ir. Baki bir zevk arar. "Onu, di.inyaya taparcasma baglanmay1 terk etmekte bulacaksm." manasm1 anlar.
"\' .:;( '~,

r.S.J.)
.. ,,, .r-'
/

~: '~, ~'.: :\;. <1.A..:i.;~ \;,<I.A~'~


'. \ ~ 1~;;
...r".) (f...J
- -, u--

Ak1l ise hayvanlann, agai;lann, bitkilerin ve havanm zemzeme ve


demdemelerinde (nagmelerinde) gayet manidar bir yarahh intizam1,
bir hikmet nak1, bir s1rlar hazinesi buluyor. Her eyin pek i;ok yonden
Sani-i Zi.ilcelal'i tesbih ettigini anhyor.

r..Sj~
J\j~l .;\J )~~)-.$;A
...
/

\;, ojft> ~ \;, ~ ~) ljft> ;5\~ 3j)l


/

Koti.i arzulara sahip nefis de havanm U esintisinden ve yapraklarm h1irhsmdan oyle bir lezzet ahyor ki, o koti.i arzulann hayah olan
bi.iti.in mecazi zevkleri unutup terk ederek bu hakiki zevk ii;inde olmek
istiyor.

Haya! ise vazifeli meleklerin, adeta U agai;larm ii;ine girip her bir
dalma pek i;ok ney takilm1 o agai;lan ceset olarak giydiklerini gori.iyor. Adeta Ebedi Sultan, binlerce ney sedas1yla muhteem bir merasimde meleklere onlan giydirmi<;esine, o agai;lar cans1z, Uursuz birer
cisim gibi degil, gayet Uurlu, manidar vaziyetler gosteriyor.

ON YwiNci Soz 279

ite o neylerin sesi, semavl, yuce bir musikiden geliyor gibi saf ve
tesirlidir. Aki!, o neylerden, bata Mevlana Celaleddin-i Rum! olmak
uzere, biltun atklann iittikleri elemli aynhk ikayetlerini iitmiyor;
belki o Hayy ve Kayyum Zat' a takdim edilen Rahmani tikurleri ve
Rabbanl hamdleri dinliyor.

'7 jj- 'ft.:M j~ ~_)\ }~ <<}> )>n ~ ~_)\~ 0~j lj~jj


Madem agac,;lar birer ceset, butun yapraklar da birer di! oldu. Demek her biri binlerce dille, havanm dokunmasiyla "Hu, Hu" zikrini
tekrar ediyor. Hayat nimetine tikilrle, dualanyla O'nu selamlayarak
Sani'in Hayy ve Kayyum oldugunu ilan ediyorlar.

~?

_'.G~

J.IJ. 40~ ']l ~l 'in _A

<;unku her ey ~ '91 ~1 'i deyip kainatm buyuk zikir halkasmda


beraber zikrederek c,;ah1yo;.
<~In :..Ll~~ ...r.
,,1,, ,' t.Jn :~x -~, ,1,, ~, t.Jn ~J.J ~ '~t.;;~
...r. '7' .
..r r r
~ .
-~ i

Her vakit, kabiliyetlerinin diliyle "Ya Hak" deyip hayat haklanm


Cenab-1 Hakk'm rahmet hazinesinden istiyorlar. Batan baa, hayata
mazhariyetlerinin lisamyla "Ya Hayy" ismini zikrediyorlar.

40

41

"Allah, o hak Mabud'dur ki kendisinden baka ilah yoktur." (Bakara suresi, 2/163,
255; Al-i imran suresi, 3/2, 6, 18; Nisa suresi, 4/87 ... )
Ya Hayy, ya Kayyum! Hayy-u Kayyum ismin hurmetine perian kalbime hayat,
kanik akhma istikamet ver. Amin.

280 SCiZLER

Ydd1zlan Konuturan Bir Ydd1zname


Bir vakit Barla'da, <;am Dagr'nda, yiiksek bir mevkide, geceleyin gokyiiziine bakttm. -?u ifadeler birden kalbime dogdu. Y1ld1zlarm ha! diliyle konumalanrn hayalen iittim gibi yaz1ld1. Naz1m ve
iir bilmedigim ic_;in iir kaidelerine girmedi, ilham edildigi gibi kald1.
Dardiincii Mektup ile Otuz ikinci Soz'iin birinci k1smmm sonundan
ahnmttir.
"Dinle de y1ld1zlann U irin hutbesini,
Nurlu nagmesini hikmet, bak naszl beyan eylemi.
Hep beraber nutka gelmi, hak lisaniyla derler:
Bir Kadfr-i Zulcelal'in hametli saltanatzna,
Nurlu birer deliliz, Sani'in varhgzna
Hem vahdete hem kudrete ahitleriz biz!
$u zeminin yuzunu yald1zlayan
Nazenin mucizeleri gibi melek seyranzna.
$u semanzn yeryuzune bakan, cennete dikkat eden
Binlerce dikkatli gozuz bizf42 HA~iYE
Tuba-y1 hilkatten 43 semavat Ikkzna,
Samanyolunun dallanna,
Bir Cemfl-i Zulce/al'in hikmet eliyle tak1lm1,
Pek guzel meyveleriz biz!
$u semavat ehline birer mescid-i seyyar, 44
Birer hdne-i devvdr, 45 birer ulvi yuva,

Yani cennet c;ic;eklerinin fidanhk ve tarlac1g1 olan yeryuzunde say1s1z kudret


mucizesi sergilendiginden semavat alemindeki melekler o mucizeleri ve harikalan
seyrettikleri gibi; gokcisimlerinin gozleri hukmunde olan y1ld1zlar da adeta melekler
gibi yeryuzundeki nazenin, sanath eserleri gordukc;e cennet alemini izliyor, o gec;ici
harikalan baki bir surette cennette dahi seyrediyorlar gibi bir zemine, bir cennete
bak1yorlar. Yani, o iki aleme nezaretleri var demektir.
Yaratilt agac1.
Goklerin, Allah' a secde halindeki meleklerle dolu olduguna dair Bkz. Tirmizi, ziihd
9; ibni Mace, zuhd 19.
Donen birer ev.

42 HAsiYE

43
44

45

ON YEDiNci Soz 281

Birer misbah-1 nevvar, 46 birer gemi-i cebbar, 47


Birer tayyareyiz biz!..
Bir Kadfr-i Ziilkemal'in, bir Hakfm-i Ziilcelal'in
Birer kudret mucizesi, birer sanat ve hilkat harikas1,
Hikmetin ve hilkatin nadir birer misali,
Birer nur alemiyiz biz...
Boyle yiiz bin dille yiiz bin delil gosteririz,
iittiririz insan olan insana.
Kor olas1 dinsiz gozii, gormez oldu yiiziimiizii,
Hem iitmez soziimiizii, hak soyleyen ayetleriz biz ...
Miihriimiiz bir, imzam1z bir,
Rabbimize itaatkanz;
T esbih eder, zikrederiz abidane. 48
Samanyolunun biiyiik halkasma mensup meczuplanz biz... "

dediklerini hayalen dinledim.

46
47
48

Nurlu kandil.
Bilyilk gemi.
Kulluga yaklir ekilde.

Bu Soz'iin iki Makam'r var. ikinci Makam


heniiz yazrlmamrtrr. Birinci Makam Uf "nokta"drr.

[BiRiNCi MAKAM]
BiRiNCi NOKTA

~)\~)\~\~

JU 1);~ I!l ~ I.J ~ ~L:, ~.J


~ ~. I ,q ~ ~ ~ .~- ~ lll ~ .. '; '1
Y
. Y-fi (.;'... ~
1 .:.'.~ ~\~ !~\ '--'11Al1 ~ /~ ,,q,.';
~ .
r-.J ;
~ ~.)
~ ~

Nefs-i emmareme 2 haddini bildiren bir tokat:


Ey bobiirlenmeye tutkun, 6hrete sevdah, oviilmeye diikiin, kendini begenmilikte benzersiz, sersem nefsim!
Eger binlerce meyve veren bir incir agacmm c;1ktig1 kiic;iiciik c;ekirdegin ve yiizlerce salk1m1 bulunan bir iiziimiin siyah, kuru c;ubugunun,
biitiin o meyveleri ve salk1mlan kendi hiineriyle yaptig1 ve bunlardan
istifade edenlerin o c;ubugu, o c;ekirdegi methedip onlara hiirmet gostermesi gerektigi dogru bir iddia ise senin de sana verilen nimetler
ic;in oviinmeye, gururlanmaya belki hakkm olur. Halbuki sen, daima
kmanmaya miistahaksm. <.;unkii o c;ekirdek ve o c;ubuk gibi degilsin.
Smirh bir iradeye sahip oldugundan, oviinerek o nimetlerin k1ymetini
"Yaphklanndan olliril sevinen, obilr taraftan yapmad1klan ilerden dolay1 ovillmek isteyen kimselerin sakm azaptan yakay1 kurtaracaklanm sanma! Cilnkil onlara o can yak1c1 azap vardir." (Ai-i imran sO.resi, 3/188)
Nefs-i Emmare: insam daima kotillilge sevkeden nefis.

ON SEKiziNci Soz 283

d0.0.rO.yor, gururunla tahrip ediyor, nankorlugunle hic;:e indiriyor ve


onlan sahiplenerek gasp ediyorsun. Senin vazifen boburlenmek degil,
0.kurdur. Sana lay1k olan, 6hret degil, tevazu ve mahcubiyettir. Hakkm ovulmek degil, istigfardir, pimanhkttr. Kemal vas1flanna kendini
begenmekle degil, her eyi Allah'tan bilmekle ulatrsm.
Evet, sen benim vucudumda, alemdeki tabiata benzersin. ikiniz de
hayn kabul etmek ve erre c;:1k1 noktas1 olmak ic;:in yaratilm1sm1z. Yani
fail ve kaynak degilsiniz; aksine, di tesir ile hareket edersiniz. Yalmz bir
tesiriniz var; o da, mutlak haytrdan gelen hayn guzel bir surette kabul
etmeyerek erre sebep olmamzd1r. Hem siz birer perde olarak yaratilm1s1mz ki, giizelligi fark edilmeyip c;:irkin gorunen hadiseler sizden bilinsin ve Cenab-1 Hakk'm mukaddes Zat'mm noksanhklardan uzak gorulmesine vesile olasm1z. Halbuki yaratth vazifenize tamamen zit bir suret
giymisiniz. Kabiliyetsizliginiz yuzunden hayn erre c;:evirdiginiz halde,
guya Hahk'm1za icraatmda ortak oldugunuzu iddia ediyorsunuz! Demek, her eyi nefsinden ve tabiattan bilen, gayet ahmak, gayet zalimdir.
Sakm, "Ben bu guzelliklere mazhanm. Guzele mazhar olan guzelleir." deme. Zira guzellik mahiyetinin ozu haline gelmediginden, ona
mazhar degil, sadece onun ugrag1 olursun.
Hem, "insanlar ic;:inde ben sec;:ildim. Bu meyveler benimle gosteriliyor. Demek, bir meziyetim var." da deme! Hayir, haa! Belki herkesten
once sana verildi, c;:unku sen herkesten daha muflis ve daha muhtac;:tm,
daha c;:ok elem c;:ekiyordun. 3 HA$iYE Bu yuzden senin eline verildi.

iKiNCi NOKTA

J5

;ljj;_ :: _;,
~r ayetinin bir s1rnm izah eder. $oyle ki:
Her eyde, hatta en c;:irkin gorunen eylerde bile hakiki bir guzellik
taraf1 vard1r. Evet, kainattaki her ey, her hadise ya bizzat guzeldir; buna "husn-0. bizzat" (zatma ait guzellik) denir. Ya da neticeleri yonuyle
guzeldir, buna da "husn-0. bilgayr" (dolayh guzellik) denir. Bir k1s1m
hadiseler var ki, goruntite c;:irkin ve karmakanikttr. Fakat o gorunen
perdenin arkasmda gayet parlak guzellikler ve intizam bulunur.
4

Hakikaten ben de bu munazarada Yeni Said'in nefsini bu derecede susturmasm1 i:;ok begendim ve "Bin barekallah" dedim.
"(0 Allah ki) yaratt1g1 her eyi guzel ve saglam yapt1." (Secde sO.resi, 3217)

3 HA:)iYE

284 SOZLER

Mesela: Bahar mevsiminde firtmah yagmur ve c:;amurlu toprak


perdesi altmda, sonsuz guzellikteki c:;ic:;eklerin ve kusursuz bitkilerin tebessumleri saklanm1tlr. Guz mevsiminin hain tahribah, hazin aynhk
perdeleri arkasmda, Cenab-1 Hakk'm celal tecellilerinin mazhan olan
k1 hadiselerinin verdigi s1kmhdan korumak ic:;in, nazh c:;ic:;eklerin dostu
olan nazenin hayvanc1klan hayat vazifesinden terhis eder. Bununla
beraber, o kl perdesi ardmda nazenin, taze, guzel bir bahara yer hawlamr. F1rtma, deprem, veba gibi hadiselerin perdesi altmda gizlenen
pek c:;ok manevi c:;ic:;ek ac:;ar. Buyuyup boy atamayan birc:;ok kabiliyet
c:;ekirdegi, dtandan c:;irkin g6runen o hadiseler sayesinde tohumlar gibi sumbullenip guzelleir. Adeta butun inkilaplar ve buyuk c:;aph degiimler birer manevi yagmurdur.
Fakat insan, hem gorunlie aldand1gmdan hem de bencil oldugundan, di yuzlerine bak1p bu hadiselerin c:;irkinligine hukmeder. Sadece
kendini dlilindugunden, yalmz kendine bakan neticeleriyle degerlendirerek onlarm er olduu hukmune vanr. Halbuki eyanm insana ait
gayesi bir ise Sani'inin isimlerine ait gayeleri binlercedir.
Mesela insan, Fatir'm kudretinin buyuk mucizelerinden olan dikenli
otlan ve agac:;lan zararh, manastZ gorlir. Halbuki onlar, ot ve agac:; tiirlerinin dikenlerle donahlm1 kahramanland1r. Mesela, atmacanm serc:;elere
musallat olmas1, g6rlinlite rahmete uygun dlimez. Halbuki serc:;enin
kabiliyeti bu ekilde geliir. Mesela, kann yagmasmm pek souk ve tatstZ
olduu dliiinU!ur. Halbuki onun souk, tatstZ perdesi altmda o kadar
s1cak gayeler ve 6yle eker gibi tatl1 neticeler vard1r ki, tarif edilemez.
Hem insan, bencilligi ve g6run0.e aldanmakla, her eyi kendine
bakan yuzuyle degerlendirdiginden, edebin kaynag1 ve ta kendisi olan
pek c:;ok eyi edebe aykm zanneder. Mesela, tenasul uzvundan bahsedilmesi, insanlar ic:;in mahcubiyet sebebidir. Fakat U mahcubiyet
perdesi, insana bakan yuzdedir. Yoksa yaratiha, sanata ve f1tratm
gayelerine bakan yuzleri oyle perdelerdir ki, hikmet nazanyla bakilsa
tam da edep dairesindedir, mahcubiyet ona hie; temas etmez.
ite edep kaynag1 olan Kur'an-1 Hakim'in baz1 tabirleri bu yuzlere
ve perdelere goredir. Evet, bize c:;irkin gorunen mahluklann ve hadiselerin dt sureti altmda gayet guzel, hikmetli bir sanat ve yarahha
bakan 6yle guzel yuzler var ki, Sani'ini gosterir ... <.;:ok guzel perdeler

ON SEKiziNci Soz 285

var ki, hikmetler saklar; gorunilte intizams1z ve kanik olan pek c,;ok
ey var ki, pek muntazam, kutsl birer yaz1d1r.

U~UNCU NOKTA
s..-~1 A:~{

, :ti ~I [J

\~-:: '-I~

t :

.r.>:-'

5' 01
r- ~

Madem kainatta esiz giizellikte bir sanat, ac,;1kc,;a goruldugu gibi,


vardtr ve kesindir. Elbette, ResO.l-u Ekrem'in (aleyhissalatii vesselam)
peygamberliginin de gozle gori.iliir derecede bir kesinlikle sabit olmas1 gerekir. Zira U giizel varhklardaki sanat ve nak1lar gosteriyor ki,
onlarm sanatkannda miihim bir giizel kilma iradesi ve ziynetli yaratmak ic,;in kuvvetli bir istek vard1r. ~u irade ve istek, o Sani' de yiice bir
muhabbetin ve eserlerinde ortaya koydugu kusursuz sanatma karl
kutsl bir ragbetin var oldugunu gosteriyor. ~u muhabbet ve ragbet de
yaratilmilarm en nurlusu ve miikemmeli olan insana daha c,;ok yonelip onda toplanmak ister. insan, yarahh agacmm Uurlu meyvesidir.
Meyve ise o agacm en kapsay1c1, en uzak, nazan en geni ve UUru
kiilll olan k1sm1dir. ite nazan geni ve UUru kiilll zat, o sonsuz giizellik
sahibi Sanatkar'a muhatap olup O'nunla g6rilen, kiilll Uurunu ve
geni nazanm tamamen Sani'ine kulluga, O'nun sanatm1 takdire ve
nimetlerine ilkretmeye sarf eden en yiiksek, en parlak fert olabilir.
~imdi iki levha, iki daire goriiniiyor. Biri: Gayet muhteem, muntazam bir rubO.biyet dairesi, gayet kusursuz, ziynetli bir sanat levhas1. .. Digeri: Gayet nurlu, adeta yild1zlarla bezenmi bir kulluk dairesi;
gayet geni, kuahc1 bir tefekkiir, takdir, teekkiir ve iman levhas1. ..
ikinci daire, butiin kuvvetiyle birinci dairenin namma hareket eder.
ite, o Sani'in, sanatmda c,;ok dikkat gozetmesindeki biitiin maksatlara hizmet eden o dairenin reisinin, Sani'i ile ne derece irtibath,
O'nun nazannda ne kadar sevgili ve makbul oldugu ac,;1kc,;a anla1hr.
Acaba hie,; akil kabul eder mi ki, U giizel, sanatl1 varhklarm, sanatmda bu derece hassas, hatta agzm her c,;eit tadm1 bilen ve ona gore
nimet veren Sanatkan, yeri ve gogii c,;mlatacak takdir nagmeleri ic,;inde, karalan ve denizleri cezbeye getirecek ilkran ve tekbir nidalanyla,
"Ey insanlar, eger Allah'1 seviyorsarnz gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin." (Af-i
imran suresi, 3/31)

286 SozLER

kendisine kullukla yonelen o en giizel mahlukuna karl lakayt kalsm


ve onunla konumasm? Kendisiyle alakadar olmasm, onu resO.l yap1p
gtizel halinin bakalanna da ge<;;mesini istemesin? Asla! Onunla konumamas1 ve onu resO.l yapmamas1 mtimktin degildir. ..

6f-j._;, )11 ~\ ~ ~~\ 0~


:;:; ....

......

,,.,

'~' ~~,.) ~ w::JI ~


1;:. ~1.1.!.i
,

;;;

.1.1

~ J.ll,
d-,
J,.uil

....

J.}'-".)
,, ~

Aynhk ve gurbet i~inde bir esarette, afak vakti aglayan


bir kalbin aglayan feryad1d1r:
Seherlerde eser tecelli riizgem
Uyan ey gozlerim seher vaktinde
Dergah-z ilahiden inayet isteyen;
Seherdir giinahkarlarzn tevbegahz
Uyan ey kalbim afak vaktinde
Tevbe et, bagzlanma dile dergah-z ilahiden.

~
~ L:;.
~ _)~ .JI:~~ JJ~ ,~_).>.
..
/
~J

Y....:,.

J;- 1, ,~; p;..;; ...:.r~ '71~

i:J-Y,jlN~)~~~~?
.
,,,.
.
,..,
,. 0 ,
1 '\ ~ <:"'. -~ lj ,
~ . . ,,
r.$
. y; c.SJ
.. J c.r-:,,,. ~ c.SJ
.. , y; c.SJ
. ,,, r.>;~
......

......

)I

_,.

,....

......

......

"Allah katmda (hak ve makbul) din ancak islam'd1r." (Ai-i imran suresi, 3/19)
"Muhammed Allah'm resuh:idilr. Onun beraberindeki milminler de kafirlere karI
iddetli olup kendi aralannda efkatlidirler." (fetih suresi, 48/29)
Seher vakti, hair meydamm andmr. Her ey uyamp gelmi, tesbih ediyor. Ey nefsim, ne zamana kadar gaflet uykusu i<;inde boyle sersem kalacaksm? Omrilniln
ikindi vakti gelmi, kabre dogru sefer balam1hr. Her canhdan aynhyorsun. Ney
gibi inlemek i<;in niyaz ve namaza gayret et.
De ki: 'Ya Rab! pimamm; mahcubum, utamyorum. Say1s1z gilnahtan dolay1 periamm. Zelilim, gozlerim ya dolu, hayatim karars1z. Garibim, kimsesizim, yalmz1m,
zay1f1m, gil<;silzilm, hastay1m, acizim; hem ihtiyanm hem iradesizim. Aman diliyorum, af anyorum, yard1m istiyorum Senin dergahmdan ey Allah1m ...

Resul-u Ekrem'in peygamberliffene dairdir (aleyhissa/6tii vesselam).

Evet U sbz guzeldir. Fakat onu guzelletiren, guzeller guzeli Resul-u


Ekr~m'in (aleyhissalotii vesselam)

On dort "reha"y1

vas1flandir.

i~eren

On Dordiincii Lem'a'mn

BiRiNCi RE~HA2
Rabbimizi bize tarif eden li<;; buyuk, kulll ogretici var:
Biri, U kainat kitab1dir ki, onun ahitligini ilk on li<;; Lem'a'dan ve
AraP<;;a Nur Risalesi'nin 3 On O<;;uncu Ders'inden bir par<;;a iittik.
Biri, U bu yuk kitabm en bu yuk a yeti olan Son Peygamber' dir
(a/eyhissalotii vesselam).

Biri de, Kur'an-1 Azimlian'd1r.


~imdi, konuan bir deli! olan Son Peygamber'i (aleyhissalotii vesselam) tammah, dinlemeliyiz. Evet, onun manevi ahsiyetine bak:
Yeryuzu bir mescit, Mekke bir mihrap, Medine bir minber, a<;;1k
bir tevhid delili olan Peygamberimiz (aleyhissa/atii vesselam) butun
"Ben si:izlerimle Muhammed'i (aleyhissa/ilta vesse/am) i:ivmQ olmad1m; aslmda si:izlerimi Muhammed (aleyhissalilta vesselam)'la i:ivmQ ve gQzelletirmi oldum." Hassan
ibni Sabit'in si:izQ olarak ibnu'l-Esir, e/-Mese/il's-Soir 2/357; el-Kalkaendi,
Subhu'/-A'a 2/321; imam Rabbani, el-Mektubat 1/58 (44. Mektup).
Reha: Damla, s1zmh.
Nurun ilk Kap1s1 (Mesnevf-i Nuriye).

288 SOZLER

miiminlere imam, insanhga hatip, biitiin peygamberlere reis, evliyaya efendi, peygamber ve velilerin meydana getirdigi bir zikir halkasmm baI. ..
0, oyle nuranl bir agac;hr ki, bi.iti.in peygamberler canh, dipdiri
kokleri, veli zatlar taze meyveleridir. Mucizeleriyle biitiin peygamberler ve kerametleriyle biitiin_veliler, onun her bir davasm1 tasdik edip
imzalar. Zira o, 4~\ ~l ~l :/ der ve bunu <lava eder. Onun sagmda
ve solunda, yani gec;~i ve gelecek taraflarmda saf tutan o nuranl,
zikreden zatlar aym kelimeyi tekrar ederek hep beraber, manen "Sadakte ve bilhakk1 natakte" ("Dogru soyledin ve hakk1 konutun.")
derler. Hangi vehmin haddine ki, boyle say1s1z imzayla dogrulanan
bir davaya i.iphe kanbrsm!

iKiNCi RE~HA
0 nuranl tevhid delili, nas1l ki, iki tarafmdaki o zatlarm ittifak1 ve
yanhhgma ihtimal bulunmayacak derecede kesin haberleriyle dogrulamyor. Aynen oyle de, Tevrat ve incil gibi semavl kitaplann 5 HA~ivE
yi.izlerce iareti, dogumundan once ve dogumu anmda meydana
gelen harika hadiselerin binlerce emaresi, sesi iitilip kendisi gori.inmeyen varhklarm, gelecekten haber veren cinlerin mehur mi.ijdeleri, kahinlerin birbirini destekleyen tevati.ir derecesindeki ahitlikleri,
aym iki pan;aya boli.inmesi gibi peygamberligine deli! olan binlerce mucizesi ve getirdigi dinin hakkaniyeti de onu dogrular ve tasdik
eder. Bununla beraber, zatmda gayet miikemmel, ovi.ilmeye lay1k
ahlak1.. vazifesinde sonsuz gi.izellikteki yi.iksek vas1flan.. kusursuz
olan giivenilirligi.. iman kuwetini, tereddi.itsiiz inancm1 ve Allah' a
son derece itimadm1 gosteren fevkalade takvas1, fevkalade kullugu,
fevkalade ciddiyeti ve metaneti; onun, davasmda ne kadar dogru
sozli.i oldugunu giine gibi aikar gosteriyor.

"Allah'tan baka ilah yoktur." (Saffat suresi, 37/35; Muhammed suresi, 47/19)
HA~iYE Htiseyin-i Cisri Risale-i Hamfdiye'sinde o semavi kitaplardan yiiz iaret <:;1karm1tir: Tahriften sonra bile bu kadar varsa, elbette 6ncesinde bundan daha <:;ok
iaret oldugu anla1hr.
'Htiseyin Cisri, Risd/e-i Hamfdiye (Ttirk<:;e terctime) s. 52-94.

ON DoKUzuNcu Soz 289

O<;ONCO RE~HA
istersen gel, Saadet Asn'na, Arap yanmadasma gidelim. Hayalen
de olsa, onu vazife bamda gorilp ziyaret edelim. ite bak:
Ahlakmm milkemmelligi ve yilzilniln, gorilnililniln gilzelligiyle
sec;;kin bir zat gorilyoruz. Elinde mucizeli bir kitap, dilinde hakikatleri bildiren bir hitap, biltiln insanlara, hatta cinlere, meleklere ve
biltiln varhklara ezeli bir hutbeyi okuyor. Alemin yarabhmdaki sir
olan hayret verici bir muammay1 c;;ozilp ac;;1klayarak ve kainatm hikmeti olan muglak tils1m1 kefederek, "Necisin? Nereden geliyorsun?
Nereye gidiyorsun?" gibi, biltiln varhklara sorulan, ak1llan hayrette
birak1p megul eden ilc;; zor, milthi ve milhim soruya ikna edici,
makbul cevaplar veriyor.

DORDUNCO RE~HA
Bak, o zat oyle bir hakikat 1@ yayar ki, eger onun nuranl irad
dairesinin dlmdan baksan, elbette kainab bilyilk bir matem yurdu
hilkmilnde ve her eyi birbirine yabanc1, hatta dilman, cans1z varhklan dehetli cenazeler eklinde, biltiln canhlan da yokluk ve aynhk
tokad1yla aglayan yetimler gibi gorilrsiln.
;>imdi bak, onun nuruyla o matem yurdu, evk ve cezbe ic;;inde bir
zikir meclisine dondil. 0 birbirine yabanc1 ve dilman gorilnen varhklar, dost ve karde oldu. 0 cans12, hareketsiz, olil varhklar, sevimli
birer memur, itaatkar birer hizmetc;;i halini ald1. Aglay1p ikayet eden o
kimsesiz yetimler ise tesbihle Allah'1 zikreden veya vazife paydosuna
ilkreden birer varhk ekline girdi.

Hem o nur ile, kainatta olup bitenler, biltiln hareketler, c;;eitlilik ve


degiimler manas1zhktan, gayesizlikten ve tesadilf oyuncag1 olmaktan
kurtulur. Bunlar Cenab-1 Hakk'm birer mektubu, yarabh kanunlarmm
birer sayfas1, ilahl isimlerin birer aynas1 seviyesine, alem de Samed
Yarabcmm hikmetli bir kitab1 mertebesine yilkselir.
Hem insam biltiln hayvanlarm aag1sma dililren sonsuz zay1fhg1,
aczi, fakn ve ihtiyac;;lan, onu biltiln canhlardan daha bedbaht eden,

290 SOZLER

ona gam, elem ve hilziln veren aklt o nurla aydmland1g1 vakit; insan
biltiln canhlann, biltiln varhklann ilstilnde bir dereceye 9kar. 0 nurlanml aczi, fakn, akh ve duas1 ile nazenin bir sultan ve yakanI ile
yeryilzilniln nazh bir halifesi olur.
Demek, o nur olmazsa kainatm, insanm, hatta her eyin k1ymeti hi<;e iner. Evet, elbette boyle benzersiz bir sanatla yaratilm1 olan
kainatta boyle bir zat laz1mdir. Yoksa kainat ve felekler olmamahdir.

ALTINCI

RE~HA

ite o zat, ebedi bir saadetin habercisi, miljdecisi; sonsuz bir rahmetin kaifi, ilanc1s1; Cenab-1 Hakk'm rububiyetindeki gilzellikleri bildiren, onlann seyircisi ve ilahi isimlerin hazinelerinin kefedicisi, rehberi
oldugundan; kullugu yonilyle baksan, onun bir muhabbet ve rahmet
timsali, insanhgm en ereflisi ve yarahh agacmm en nurani meyvesi
hukmundeki mahiyetini g6rilrsiln. Peygamberligi yonilyle baksan, o
zatm hak bir deli!, bir hakikat IIg1, hidayet gilnei ve saadet vesilesi
oldugunu anlarsm.
ite, bak! Onun nuru nas1l imek gibi, dogudan bahya her taraf1
tuttu. Yeryilzilniln yans1 ve insanhgm bete biri onun hidayet hediyesini kabul edip canmdan aziz bildi. Bizim nefsimize ve eytamm1za ne
oluyor ki, boyle bir zatm biltiln davalannm esas1 6 ~\ ~~ -J~ hakikatini
biltiln mertebeleriyle beraber kabul etmesin!

-f

YEDiNCi RE~HA
ite bak, 0 zat (a/eyhissa/ata vesse/am) U geni yanmadada,
adetlerine koril k6rilne bagh ve inat<;l <;eitli kavimlerin kotil ahlakm1,
<;irkin ve vahi adetlerini ne <;abuk, bir defada sokilp ath, onlan gilzel
ahlak ile donahp biltiln aleme rehber ve medeni milletlere ilstad eyledi. Bak, bu g6rilnilte ve zorla elde edilmi bir hakimiyet degildir.
0 zat, ak1llan, ruhlan, kalbleri, nefisleri fethedip kendine baglam1;
kalblerin sevgilisi, ak1llarm rehberi, nefislerin terbiyecisi ve ruhlann
sultam olmutur.
"Allah'tan baka ilah yoktur." (Saffat sO.resi, 37/35; Muhammed sO.resi, 47/19)

ON DoKuzuNcu Soz 291

SEKiZiNCi RE~HA
Bilirsin ki, sigara gibi kiic;uk bir adeti bile, kuc;uk bir toplumda buyilk bir hilkilmdar ancak buyilk bir gayretle temelli ortadan kaldirabilir. Halbuki bak:
Bu zat, inatc;i, tutucu ve bilyilk toplumlardan pek c;ok koklil adeti,
gorilnilte kilc;ilk bir kuvvetle, az bir gayretle, k1sa bir zamanda kald1np yerine oyle yilksek bir ahlak koymutur ki, adeta onlann dem ve
damarlanna kanmI gibi kahc1 olarak yerletirmitir. Bunun gibi daha
birc;ok harika icraat yapmIhr.
ite, U Saadet Asn'm gormeyenlerin gozilne Arap yanmadasm1
sokuyoruz. Haydi, yilzlerce filozofu alsm, oraya gidip yilz sene c;ahsmlar! Acaba o zatm, o zamana k1yasla yaphg1 bir senelik icraatm
yilzde birini yapabilirler mi?

DOKUZUNCU

RE~HA

Hem bilirsin ki, basit bir adam, kilc;ilk fakat mahcup edici bir yalam
az bir haysiyetle, kilc;ilk bir toplulukta, kilc;ilk ve tart1mah bir meselede, dilmanlarmm yanmda, utanmadan, korkusuzca, hilesini hissettirmeyecek derecede endie ve tela gostermeden soyleyemez. ~imdi
bu zata bak:
Onun pek bilyilk bir vazifede, pek buyilk bir vazifeli olarak, pek
bilyilk bir haysiyetle, c;ok emniyete muhtac; bir halde, pek bilyilk bir
cemaatte, pek bilyilk bir dilmanhk karIsmda, pek bilyilk meselelerde, pek bilyilk bir davada serbestc;e, korkusuzca, tereddiltsilz, telasiz,
utanmaks1zm, samimi bir ekilde, bilyilk bir ciddiyetle, has1mlarmm
damarlarma dokunduracak gilr bir sesle, yilce bir ilslupla soyledigi
sozlerde hie; yalan bulunabilir mi? 0 sozlere hile kanmas1 milmkiln
mi.i.di.i.r? Asla!
7~ }!. :j- j ~ jft. ~ Evet, hak aldatmaz, hakikati goren aldanmaz.
Onun hak olan meslegi hileye ihtiyac; duymaz, tenezzill etmez. Hayalin ne haddine ki, hakikati gorenlerin gozilne hakikat gibi gorilnsiln,
onlan aldatsm!

"O, kendisine indirilen bir vahiyden baka bir ey degildir." (Necm sO.resi, 53/4)

292 SozLER

ONUNCU

RE~HA

ite bak! 0 zat ne kadar merak uyand1ran, cazibeli, h.izumlu ve muthi hakikatleri gosterir, meseleleri ispat eder. Bilirsin ki, insam en c;ok
tahrik eden ey meraktir. Hatta sana, "Omrunun ve malmm yansm1 verirsen, aydan ve Jupiter gezegeninden biri gelip oralarda ne var, ne yok
soyleyecek. Senin istikbalini ve bama gelecekleri dogru olarak haber
verecek." dense, merakm varsa omrl.inun ve malmm yansm1 verirsin.
Halbuki U zat oyle bir Sultan'dan haber getiriyor ki, O'nun memleketinde ay, bir sinek gibi, bir pervanenin etrafmda cloner. 0 pervane dunyadir, bir lambanm etrafmda uc;ar. 0 lamba ise gunetir, o
Sultan'm binlerce menzilinden bir misafirhanesinde, binlerce lambadan biridir.
Hem o zat, ak1llara durgunluk veren oyle bir alemden dogru ekilde bahsediyor ve 6yle bir degiimi haber veriyor ki, binlerce yerkure bomba olup patlasa o kadar hayret uyandirmaz. Bak, onun
dilinde 10~)-~I , 9 -.:.,_;k21~~11~1,s-.:.,.:;j ~11~1 gibi sureleri iit...
Hem oyie bir istikbalden d~gru h~berler verlyor ki, U dunyamn
gelecegi ona nispeten bir damla serap hukmundedir. Ve 6yle bir saadeti mujdeliyor ki, dunyanm butun saadetleri ona k1yasla ebedl bir
gunein yanmdaki bir anhk panlt1 gibidir.

ON BiRiNCi RE~HA
Boyle hayret uyandmc1 ve muamma dolu olan U kainatm g6runen perdesi altmda, elbette ve elbette oyle harikuladelikler bizi bekliyor. Onlan haber verecek, boyle harika ve fevkalade, mucizeler gosteren bir zat laz1mdir. Hem bu zatm halinden, sozlerinden anlathyor ki,
o gorml.i, g6ruyor ve gordugunu soyluyor. Bizi nimetleriyle donatan
U "Goklerin ve Yerin ilah1" bizden ne istiyor, O'nun nzas1 nasil elde
edilir; pek saglam bir ekilde ders veriyor.
Bunlar gibi daha pek c;ok merak uyand1ran, luzumlu hakikati ders
veren bu zat kartsmda her eyi b1rak1p ona komak, onu dinlemek

10

"Gune duril!Up lIi sondugu zaman." (Tekvir suresi, 81/1)


"Gok yanld1g1 zaman." (infitar suresi, 82/1)
" ... kap1lan cloven ve dehetiyle kalblere c;arpan o k1yamet felaketi ... " (Karia suresi,
101/1)

ON DoKUzuNcu Soz 293

gerekirken, <;;ogu insana ne olmu ki, sagir, kor ve divane hale gelmiler; hakk1 g6rmiiyor, bu hakikati iitmiyor, anlam1yorlar. ..

ON iKiNCi RE~HA
~u varhklann tek bir Yarahcmm eseri olmas1, nasil tiphe gottirmez
bir hakikatse, ite U zat da 0 derecede hak ve dogru sozlti bir delil,
aym ekilde harin ve ebedi saadetin kesin, parlak bir ahididir. Hatta
dogru yolu gostermesiyle ebedi saadetin meydana gelme sebebi ve
ona ulama vesilesi oldugu gibi, duas1 ve niyaz1yla da o saadetin varhk
sebebi ve yarahh vesilesidir.
Hair meselesinde ge<;;en U s1rn, makam mtinasebetiyle burada
tekrar ediyoruz.
ite bak, o zat, dairesi oyle geni ve btiytik bir namazda dua ediyor
ki, adeta bu yanmada, hatta btittin yerytizti onun namazma uyar,
onunla niyaz eder.
Bak! Hem o geni dairedeki namaz1 6yle btiyiik bir cemaatle k1hyor, Cenab-1 Hakk'a 6yle yalvanyor ki, adeta Hazreti Adem'den
asnmIZa kadar gelmi ve k1yamete kadar gelecek btittin nurani,
kamil insanlar ona uyup duasma "amin" diyor.
Hem bak, o zat herkesin muhta<;; oldugu 6yle bir maksat i<;;in dua
ediyor ki, sadece yeryiiztindekiler degil, belki gok ehli, hatta btittin
varhklar duasma ortak olup, "Evet, ey Rabbimiz! Onun istediklerini
ver, duasm1 kabul et! Biz de istiyoruz." diyorlar.
Hem faknnm Uurunda olarak, 6yle hiiztinle, akla, itiyakla, 6yle
tevazu ile yalvanyor ki, btittin kainah aglahp duasma ortak ediyor.
Oyle bir gaye i<;;in dua ediyor ki, insam ve alemi, hatta btittin varhklan aagilann en aag1s1 olan dereceye dtimekten, k1ymetsizlikten,
faydas1zhktan kurtanyor; en yiiksek mertebe olan bekaya, k1ymete,
yiice vazifeye yiikseltiyor.
Hem 6yle ytiksek, 6yle yakaran bir sesle istiyor ve 6yle tath, merhamet dileyen bir niyaz ile yalvanyor ki, adeta sesini btittin varhklara, goklere, Ar'a iittirip onlan kendinden ge<;;irircesine duasma
"Amin AI!ah1m, amin!" dedirtiyor.
Bak, ebedi saadeti ve bekay1, her eyi iiten, sonsuz kerem sahibi
6yle bir Kadlr' den ve her eyi goren, sonsuz merhamet sahibi 6yle

294 SOZLER

bir Allm'den istiyor ki, o Zat, ac;1kc;a, en kilc;ilk canlmm en gizli ihtiyacm1, duasm1 gorilr, iitir, kabul buyurur ve ona merhamet eder. Yapilan dua, ha! diliyle de olsa ona istedigini verir. Bunu oyle hikmetle,
her eyi gorerek, merhametle yapar ki, o terbiye ve idarenin Semi,
Basir, Kerim ve Rahim bir Zat'a has olduguna ilphe b1rakmaz.

ON U~UNCU RE~HA
insanlann en faziletlilerini arkasma alarak U yeryiizOnde Ar-1
Azam'a dogru el kaldmp dua eden, insanhgm eref kaynag1, zaman
ve mekanda benzeri olmayan, gerc;ekten "Fahr-i Kainat" unvanma
lay1k o zat (aleyhissalatu vesselam) acaba ne istiyor, bak, dinle:
Ebed'i saadet istiyor, beka istiyor, Allah'a kavumay1 ve cenneti
istiyor. Hem de varhklarm aynasmda hilkilmlerini ve gilzelliklerini
gosteren, Cenab-1 Hakk'm bOtiln kutsl isimleriyle istiyor. Eger rahmet,
inayet, hikmet ve adalet gibi, bu istediklerinin varhgm1 gerektiren say1s1z sebep ve delil olmasayd1, yalmz U zatm tek duas1 bile, Cenab-1
Hakk' m kudretine bahanm12m yarattht kadar hafif gelen cennetin
var edilmesi ic;in yeterli olurdu. Evet, nastl ki onun peygamberligi U
imtihan meydanmm ac;tlmasma sebep oldu, kullugu da 6teki alemin
ac;tlmasma vesiledir.
Acaba hie; milmkiln mildilr ki, ak1l sahiplerine ve varhgm hakikatidedirten, alemin
ni delilleriyle bilen zatlara 11 0L5 ~ t.~1 ~K:~I J
U gorilnen, 0.stiln intizam1, U rahmet ic;indeki kusursuz sanat ve
rubO.biyetin benzersiz giizelligi; oyle bir c;irkinligi, merhametsizligi, intizams12hg1 kabul etsin; en ufak, en 6nemsiz istekleri, sesleri itina ile iitip
ihtiyac;lan kartlasm da, en milhim, 10.zumlu arzulan basit gorilp iitmesin, anlamasm, kar1hks12 b1raksm! Haa ve kella! Yiiz bin defa haa!
Boyle bir giizellik, oyle bir c;irkinligi kabul edip c;irkin hale gelemez.
Ey hayali arkada1m! ~imdilik yeter, geri donmeliyiz. Zira U zamanda, U yanmadada yilz sene de kalsak, o zatm hayret verici icraatmm ve vazifelerinin yilzde birini bile tamamen kavray1p seyrine
doyamay1z.

11

"~u varhk aleminde, mevcut olandan daha milkemmeli, daha ilstiinilniln olmas1 milmkiln degildir." (Bkz. el-Gaza!!, ihydu Ult'.lmi'd-Dfn 4/258; ibni Arabi, e/Fiituhdtii'l-Mekkiyye 1/53, 4/154, 6/392, 7/82, 8/221)

ON DoKuzuNcu Soz 295

;;imdi gel, bugilne dogru donerken ge<5mi her asra birer birer bakacag1z. ite bak, nasil her asir, o hidayet gi.ineinden ald1g1 feyizle c_;ic_;ek a<5m1; Ebu Hanife, imam ;;a.m, Bayezid-i Bistaml, ;;ah-1 Geylanl,
;;ah-1 Nakibend, imam Gaza!! ve imam Rabban! gibi milyonlarca
nurlu meyve vermi. Gordi.iklerimizin etrafhca tarifini baka vakte b1rak1p imdi o mucizeler sahibi ve hidayete goti.iren zata -bir kls1m
kesin mucizelerine iaret eden- bir salavat getirmeliyiz.

)I

.J

...

,..

;:;

......;:;1---..:..,w,~':}1~~.1. ,.,,,~ ~~11- 1-':J\'c;\':11~t..;.


--~- 1;::.
, .Y'.J
J.,.., ,,r.--: .r..J .JY.Y .J ~ ,,,. .J J r ,,
,....,... .r. ,y ~

.r.

~~'1,,~.x:...::.~~s\1~-GL
e~~1-, ~-11~~ 1-=<~'11~ui-~-11
,
_,.. .J ,.,,,. .r-""' , ;,J .
~ .J ~
.r .J u-::'.
J_,J .J ~
,,..,,,.
,,..
,,..
/

...

.....

,,..

cli
,, u-: l2i ~.i;.,
, ~'- ~ ....Ji
, ..lli,.J,c;JG, ....Ji
, ..lli

~ ~~\ ffi\j ,;k_J1 ~~~ ~ _r. J)j ,~\ ~~J.! ~;~ ~ ~

,fa.1
/ ~ ~~ ~LAb ~ >-YW. ~
'-.;. j ,_;;..!\
/
,:_>.iJlj ~L,a.;J1 ~ J, ~j }J5dl5 ~\_}A .!..~

~w.i
/ uf
, . ~ ~WI ;.j,j
\, _.:
,,,.

,...

1 ~iii\ Jkij

,...

~w. ,~\j ~lj ~lj ~lj ~j~lj t~lj ~~lj ~lj


)I

of

,,,.

oi;.

)I

of-

Ul1'.J c;')W,
Ul\
Ull
,
,

,,,.

G....A..;,,., .J

,,,.

,,,.

,,,.

,,,.

,...

~':}" ~.x:...;:. ,~"..'I\~\ l;'

J-4.J

-:.

~ '--.)

J, ~jl\ 91k ~f:~.,<l\ -?~I J, ~\ ~.J~\

\-!. I\

.J ~~

~~ \.~ ~t

J,.J.r
~~I\ J~t
'. r.s i.; I<'. 0\~t\-: ~I< c;;\-j ~, .., 1d1
..::.,it;.L: l.J'I-'
,.J ~ .J r..r ~ , r ~ , , r..r , ..r,
..n-' , . .J-4"' r
11-

12-:

\-:

\-:

~ ~ ~

12

,,,.

\,1~~-c;JW,l<-.1~~1
t;~I\
1 1.J't.:i>.1-ci~1~,
r..r~ " f .,,,. .
) .J
~ .J 0
, .)'
/

..r:\J'1
/

"Ey varhg1yla varhg1m1z1 aydmlatan, gozlerimize nurlar serpip bizi nefsin karanhklanndan kurtaran Rahmeti Sonsuz Rabbimiz! Ar-1 Azim'den Kur'an-1 Hakim'i
iizerine indirdigin nurani zata, yani Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed' e
(sallallahu aleyhi ve sel/em) iimmetinin iyilikleri adedince, milyonlarca salat ve milyonlarca selam olsun!
Peygamberligini Tevrat, ind! ve Zebur'un miijdeledigi, irhasatm (dogumundan
hemen once ve dogumu amnda meydana gelen harikulade hallerin), cinlerin
hatiflerinin, insanhk aleminden Allah dostlarmm ve kahinlerin haber verdigi, bir
iaretiyle aym pan;aland1g1 Efendimiz Hazreti Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve

296 SOZLER

Suaat-z Marifetii'n-Nebf admdaki Turkc;e bir risalede; On Dokuzuncu Mektup'ta ve bu Soz'de klsaca iaret ettigimiz Resul-u
Ekrem'in (aleyhissa/dta vesse/am) peygamberlik delillerini beyan etmitim. Hem o risalede Kur'an-1 Hakim'in mucizelik yonleri de
ozet eklinde anlahlm1h. Yine Lemaat admda Turkc;e bir risalede
ve Yirmi Beinci Soz'de Kur'an'm kirk yonden mucize oldugunu
klsaca gosterip o yonlere iaret etmitim. 0 kirk yonden, yalmz
Kur'an'm nazmmdaki belagati, iaratu'l-i'caz admdaki Arapc;a bir
tefsirde, kirk sayfada yazm1hm. ihtiyacm varsa U lie; kitaba muracaat edebilirsin.

ON DORDUNCU RE~HA
Mucizeler kaynag1 ve en buyuk mucize olan Kur'an-1 Hakim,
Resul-u Ekrem'in (aleyhissaldta vesselam) peygamberligi ile Cenab-1
Hakk' m birligini ve tekligini o derece kesin ispat ediyor ki, baka delile
ihtiyac; blrakm1yor. Biz de onun tarifine ve tenkit konusu yapilm1 bir
iki parlak mucizelik yonune iaret edecegiz.
ite, Rabbimizi bize tarif eden Kur'an-1 Hakim,
~u bu yuk kainat kitabmm ezeli bir tercumesi. ..
Cenab-1 Hakk'm isimlerinin U yeryuzu ve gok sayfalarmda sakh hazinelerinin kaifi ...
Hadiselerin gorunen yuzu altmda gizli hakikatlerin anahtan ...
i.immetinin nefesleri adedince, milyonlarca salat ve selam olsun!
Davetine aga<:;larm koUP geld@; duas1yla yagmurun hemen iniverdigi; s1caktan
korumak i<:;in bulutlann kendisine golge yaphg1; bir ol<:;ek yiyecegiyle yi.izlerce insanm doydugu; parmaklannm arasmdan i.i<:; defa Kevser gibi sularm <:;aglad1g1; avu<:;larmm i<:;indeyken <:;akil talarmm ve topragm Allah'1 tesbih ettigi; onun hi.irmetine Allah'm kertenkeleyi, ceylam, kurdu, aga<:; ki.ihlgi.ini.i, ke<:;inin zehirli bacagm1,
deveyi, dag1, tat ve agac1 konuturdugu, Mirac'm ve "Resul'i.in gozi.i baka yana
kaymadt (ki, gbrdi.igi.ini.i yanh gbrmi.i olsun), gbrebileceginin otesine ybnelmedi
(ki, bir serap g6rmi.i olsun)."* ayetinin mazhan olan Efendimiz ve ~efaat<:;imiz
Hazreti Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sel/em), indirilmesinden bu yana Kur'an'1
okuyan her bir kirnsenin okudugu her bir kelirnenin hava dalgalarmm aynalarmda
Rahman'm izniyle surete bi.iri.inen bi.iti.in kelimeleri ve bi.iti.in harfleri adedince,
milyonlarca salat ve selarn olsun.
Bi.iti.in bu salavatlarm her biri hi.irmetine bizi bagila, ey ilah1m1z, bize merhamet et,
arnin, amin, amin ... "
Necm suresi, 53/l 7.

sellem)

ON DoKuzuNcu Soz 297

~u gortinen alemin perdesi arkasmdaki gayb aleminden gelen


Rahmani ltituflann ve ezeli hitabm hazinesi...
islam aleminin manevi gunei, temeli, dayanag1, ahiret alemlerinin haritas1. ..
Cenab-1 Hakk'm Zat'mm, s1fatlanmn ve icraatmm erh edicisi,
a<:;ik bir tefsiri, konuan bir delili, parlak bir terctimam ...
~u insanhk aleminin terbiyecisi, hakiki hikmet kaynag1, rehberi
ve hidayet vesilesi. ..
Hem bir hikmet ve eriat kitab1. ..
Hem bir dua ve kulluk kitab1. ..
Hem bir emir ve davet kitab1. ..
Hem de bir zikir ve marifet (Allah'1 tamma) kitab1dir.
ite Kur'an, bunun gibi, btittin manevi ihtiya<;lara hitap eden bir
kitap, <;eitli yol ve mereplerden evliya ve s1dd1klann, asfiya 13 ve hakikati arabnp delilleriyle bilen zatlarm her birinin merebine lay1k birer
risale ortaya koyan mukaddes bir ktituphanedir.
Kur'an'm kusur zannedilen tekrarlarmdaki mucizelik pariltisma bak:
Kur'an hem bir zikir hem bir dua hem de bir davet kitab1 oldugundan, i<;indeki tekrarlar gtizeldir, hatta gerekli ve daha beligdir.
Bunu kusur zannedenlerin dtitindtigti gibi degil... Zira zikrin hususiyeti, tekrar ile nurlandirmastdir. Duanm hususiyeti, tekrar ede ede
istekteki 1sran ortaya koymaktir. Emir ve davetin geregi ise tekrar ile
pekitirmektir.
Hem herkes, her vakit Kur'an'm tamamm1 okumaya gti<; yetiremez, fakat <;ogu kez bir sure okuyabilir. Onun i<;in, Kur'an'daki en
mtihim maksatlar bir<;ok uzun surede beyan edilerek her bir sure kti<;tik birer Kur'an htikmtine ge<;mitir. Demek ki, hi<; kimseyi mahrum
etmemek i<;;in tevhid, hair ve Hazreti Musa' nm k1ssas1 gibi baz1 meseleler tekrarlanmtbr.
Hem bedenin ihtiya<;lan gibi, manevi ihtiya<;lar da <;eitlidir. Baz1sma insan her nefeste muhta<;ttr; cisme hava, ruha Hu gibi. .. Baz1sma her saat ihtiya<; duyar; 14~\ ~ gibi. .. Demek, ayetlerin tekran,
13
14

Asfiya: Safiyet, takva ve kemal sahibi, peygamber varisi zatlar.


Allah'm ad1yla.

298 SOZLER

ihtiyac:;larm yinelenmesinden ileri gelmitir ve bu ihtiyaca iaretle insam uyandmp tevik etmek, onun manevi arzulanm ve itahm1 harekete
gec;irmek ic;indir.
Hem Kur' an, tesis edicidir; iyiyi ve kotuyu ayiran apac:;1k bir dinin
(Din-i Mubin'in) esas1 ve U islam aleminin temelidir. Toplum hayatm1
duzenler, c:;eitli tabakalardaki insanlann tekrar edilen sorulanna cevap
verir. Tesis edene, koydugu esaslan sabit k1lmak i<:;in tekrar laz1md1r.
Pekitirmek ic:;in tekrar, teyit ic:;in takrir, 15 tahkik ve yine tekrar gerekir.
Hem Kur'an oyle buyuk meselelerden ve ince hakikatlerden bahsediyor ki, onlan herkesin kalbinde yerletirmek ic:;in c:;ok defa farkh
suretlerde tekrar laz1md1r.
Bununla beraber, Kur'an'daki bu tekrarlar laf1zlan itiban iledir.
Yoksa aslmda her bir ayetin pek c:;ok manas1, faydas1, yonu ve tabakalan vard1r. Her bir makamda ayn bir mana, fayda ve maksat ic:;in o
beyanlar tekrar edilir.
Kur'an'm kainatla ilgili meselelerin bazilanna ustu kapah bir ekilde, klsaca iaret etmesi ise irada dair parlak bir mucizedir. inkarcilann
zannettigi gibi tenkit sebebi olamaz ve kusur degildir.
Soru: "Acaba Kur'an-1 Hakim, neden varhklardan felsefenin
bahsettigi gibi bahsetmiyor? Baz1 meseleleri 6zet halinde birak1yor;
baz1sm1 ise herkesin anlay11m okayacak, kimsenin hislerini rencide
etmeyecek, siradan insanlann zihnini yormayacak, a<:;ik ve basit bir
ekilde soyluyor."
Cevap olarak deriz ki: Felsefe hakikatin yolunu aIrml da
onun ic:;in ... Gec:;mi derslerden ve Soz'lerden elbette anlamismdir ki,
Kur'an-1 Hakim U kainattan, Cenab-1 Hakk'm Zat'm1, s1fat ve isimlerini bildirmek ic;in bahsediyor. Yani bu kainat kitabmm manalanm
anlahp Hahk'm1 tamhyor. Demek, varhklara kendileri i<:;in degil, Yarahcilan hesabma bak1yor. Hem herkese hitap ediyor. Felsefe ise varhklara kendileri ic:;in bak1yor. Bilhassa ilim sahiplerine hitap ediyor.
Mademki Kur'an-1 Hakim varhklan deli! yap1yor, oyleyse delilin ac:;1k
olmas1, herkesc:;e c:;abuk anla1lmas1 gerekir.
Hem mademki dogru yola ulahran Kur'an, insanhgm butun tabakalanna hitap eder. insanlann c:;ogu ise avam tabakadand1r. Elbette
15

Takrir: Yerletirme, saglamlatirma.

ON DmruzuNcu Soz 299

irad, luzumsuz eylerin ilstil kapah bir ekilde, k1saca anlahlmasm1 ve


ince eylerin temsille akla yaklabnlmasm1 ister. Safsata ve yanha duilrmemek ic;in, onlann s1g nazarlarmda aikar olan eyleri luzumsuz,
belki zararh bir surette degitirmemeyi gerektirir.
Mesela Kur'an, gilne ic;in der ki, "Donen bir kandil, bir
lambad1r." 16 Zira gilneten, gilnein mahiyeti ic;in bahsetmez. Onun
bir c;eit intizamm zemberegi ve bir duzenin merkezi oldugunu, o
intizam ve duzenin ise Sani' in marifetine ayna oldugunu bildirir.
Evet, Kur'an, 17 '5fa ~lj "Gilne cloner." der. "Doner" tabiriyle, k1-yaz, gece~gundilz degiimindeki kusursuz kudret tasarrufunu
hahrlabp Sani'in buyuklilgunil anlabr. ite, bu "donmek" fiilinin
hakikati ne olursa olsun, kastedilen, nak1 nak1 ilenen ve gorilnen
intizama tesir etmez.
Hem Kur'an, 18 l:;-I~...; ~ ~ll ~j der. "Sirac" yani "lamba" tabiriyle, alemin bir saray eklinde yarabld1gm1, ic;indeki eyanm ise insanlar
ve canhlar ic;in haz1rlanm1 ziynetler, yiyecekler ve hayat ic;in gerekli
eyler oldugunu; gilnein de o saray1 aydmlatan itaatkar bir lamba
mahiyeti ta1d1gm1 habrlatarak Hahk'm rahmet ve ihsamm anlatir.
~imdi bak, U sersem ve geveze felsefe ise ne der:
"Gune s1v1 haldeki buyilk bir ate kutlesidir. Kendisinden kopmu clan gezegenleri etrafmda dondurilr. Bilyuklugil U kadardir,
mahiyeti oyledir, boyledir. .. " Ruha korkutucu bir dehetten, milthi bir hayretten baka bir ey vermez. Guneten Kur'an gibi bahsetmez.
ite, ic;i kof, d11 gosterili felsefi meselelerin ne k1ymette oldugunu
buradan anla. Onlann gorilnilteki parlakhgma aldamp Kur'an'm gayet mucizevl beyanma karl hurmetsizlik etme!
Bir Hatirlatma: Arapc;a Risale-i Nur'da On Dordilncil Reha'nm
alt! "katre"si, bilhassa DordO.ncO. Katre'nin alt! "nukte"si, Kur'an-1
Hakim' in kirk kadar mucizelik yonunden on beini bildirir. Onunla
yetinerek burada k1saca temas ettik. istersen ona milracaat et, bir mucizeler hazinesi bulursun.
16
17

18

Bkz. Yunus suresi, 10/5; Enbiya suresi, 21/33; Furkan suresi, 25/61...
Yasin suresi, 36/38.
"Gilnei de (11g1 kendinden) bir lamba yapti." (Nuh suresi, 71/16)

300 SOZLER

19

Allah1m! Kur'an'1 bizim it:;in her hlrlu derde ifa, hayahm1zda ve o!Umumuzden soma
en steak bir arkada, dunyada cana yakm bir dost, kabirde en samimi arkada, k1yamette bir efaat:;i, sirat lizerinde bir nur, atee kart 6rhl ve perde, cennette bir yolda
ve buhln hayirh ilere gohlren rehber ve 6nder eyle. Bullin bunlan bize fazlmla,
comertliginle, kereminle ve rahmetinle ihsan et, ey kerem sahiplerinin en kerimi ve
merhametlilerin en merhametlisi Rabbimiz, amin ...
Allah1m! Furkan-1 Hakim'in indirildigi zata, onun butun al ve ashabma salat ve
selam eyle, amin, amin ...

iki Makamdrr

BiRiNCi MAKAM

Bir gun U ayetleri okurken eytanm telkinlerine karl Kur'an-1


Haklm'in feyzinden kalbime uc; nukte ilham edildi. 0 vesvese Udur:
-?eytan dedi ki: "Kur'an mucizedir diyorsunuz. Onun hem sonsuz
belagate sahip hem de herkes ic;in her vakit hidayet kaynag1 oldugunu
soyluyorsunuz. Halbuki Kur' an, baz1 kuc;uk hadiseleri tarih kitab1 gibi,
1srarla tekrar ediyor. Bunun ne manas1 var? Bir inegi kesmek gibi basit
bir hadiseyi o kadar muhim bir ekilde, etrafhca zikretmekteki, hatta
o yuce sureye "el-Bakara" 4 isminin verilmesindeki munasebet nedir?

"O vakit meleklere: 'Adem i<;;in secde edin!' dedik de iblis dtmdaki buti.in melekler
secde ettiler." (Bakara sO.resi, 2/34; isra sO.resi, 17/61; Kehf sO.resi, 18/50; Taha
sO.resi, 20/116)
"(Bir vakit Musa kavmine:) 'Allah, bir inek kesmenizi emrediyor' (demiti)." (Bakara sli.resi, 2/67)
"Soma bunun arkasmdan kalpleriniz katilah, art1k onlar ta gibi, hatta ondan da
kati!" (Bakara sO.resi, 2/74)
inek.

302 SOZLER

Hem Hazreti Adem' e secde hadisesi s1rf gayb alemine ait bir meseledir, ak1! ona yo! bulamaz. Ancak kuwetli bir imam elde ettikten sonra
anla1labilir ve ona teslim olunabilir. Halbu~i Kur' an, biitiin akil sahiplerine ders veriyor. Pek c_:;ok yerde 5 0)"! ':>lit beyamyla meseleleri akla
havale ediyor. Aynca Kur'an'm, talann tesadilfi olan baz1 tabii hallerini milhim bir ekilde bildirmesinde nas1! bir hidayet vesilesi var?"
Kalbime ilham edilen nilktelerin sureti Udur:
Birinci Niikte

Kur' an-1 Hakim' de zikredilen pek c_:;ok kilc_:;iik hadise vardir ki, her
birinin arkasmda killli birer kaide saklanml ve o hadiseler umumi
birer kanunun ucu olarak gosterilmitir. Mesela, 6
~LL;, r~l ~ j
ayeti, Hazreti Adem'in melekler kar1smda hilafete kabiliyetini gostermek ic_:;in, bir mucizesi olan Cenab-1 Hakk'm isimlerini ogrenmesini
anlabr. Bu kilc_:;ilk bir hadisedir, fakat Oyle killli bir kanunun ucudur:
insana, kabiliyetlerinin kuabc1hg1 itiban ile, sonsuz ilimlerin, kainatm
biltilnilne yayilm1 pek c_:;ok fennin, Hahk'm icraat ve vas1flanm ic_:;ine
alan c_:;ok say1da marifetin ogretildigini ifade eder. Ona, yalmzca meleklere karl degil, goklere, yeryilziine ve daglara karl da "emanet-i
kiibra" 7 denilen o bilyilk emaneti ta1ma davasmda bir ilstilnlilk verildigini ve insanm, biltiln donamm1yla yeryilzilniln manevi bir halifesi
oldugunu bildirir. Aym ekilde, basit gorilnen ve gaybi olan "meleklerin Hazreti A.dem' e secde etmesi, eytanm ise etmemesi" hadisesi,
pek geni, umumi, apac_:;1k bir kanunun ucu oldugu gibi, pek bilyiik bir
hakikate de iistil kapah bir ekilde iaret ediyor. goyle ki:
Kur'an, meleklerin Hazreti A.dem'in (aleyhisselam) ahsma itaatini
ve boyun egmesini, eytanm ise kibirlenip bundan kac_:;mmasm1 zikrederek, kainattaki pek c_:;ok maddi varhk tilrilniin ve onlarm manevi
alemdeki temsilcilerinin, vazifelilerinin insanm emrine verildigini,
onun biltiln kabiliyet ve duygulanyla istifadesine hazir ve emrine amade olduklanm anlahr. Bununla beraber, insanoglunun kabiliyetlerini
A

LJ5

6#

'11

"Hala ak11lanmazlar mi?" (Yasin sO.resi, 36/68). Aynca


')\i\ eklinde muhatap
sigas1yla birc;;ok yerde gec;;mektedir. Bkz. Bakara sO.resi, 2/44, 76; Af-i imran sO.resi,
3/65; En'am sO.resi, 6/32; A'raf sO.resi; 7/169; YO.nus sO.resi, 10/16 ...
"Ve Allah, Adem'e btitiin isimleri 6gretti." (Bakara sO.resi, 2/31)
Bkz. Ahzab sO.resi, 33/72.

YiRMiNci Soz 303

bozan ve onu yanh yollara sevk eden zararh eylerle onlann manevi
alemdeki temsilcilerinin ve habis sakinlerinin, insanm kemal vas1flanna ulamasmda ne buyuk bir engel tekil ettigini, ne muthi birer di.i.man olduklanm hahrlatir. Kur'an-1 Mucizu'l Beyan, o kui;:uk hadiseyi
bir tek Hazreti Adem'le konuurken, bu.tun kainata ve insanhga da
yuce bir hitapta bulunur.
ikinci Niikte

Mlsir topraklan, bir kum denizi hukmundeki BU.yuk Sahra


C::olu'nun bir pan;;as1 oldugundan ve mubarek Nil nehrinin bereketiyle gayet verimli bir tarla halini ald1gmdan, cehennemi hahrlatan
o i;:olun yam bamda oyle cennet gibi mubarek bir yerin bulunmas1,
i;:ifti;:ilik ve ziraah oranm halk1 ii;:in pek cazip bir hale getirmi ve onlarm karakterlerine oyle kahc1 bir ekilde yerletirmiti ki, 0 devirde
Mlsir halk1 ziraah, ziraat vas1tas1 olan "bakar"1 (s1gir) ve okuzu mukaddes saym1, hatta mabud mertebesine i;:1karm1h. Ona ibadet etmek derecesinde bir kutsiyet vermilerdi. ite o zamanlar israilogullan
da o kltada ya1yor ve aym inamm tesirinde kahyordu. Bu, "icl" 8
meselesinden anla1hyor.
ite Kur'an-1 Hakim, Hazreti Musa'nm (aleyhisse/am), peygamberligiyle o milletin tabiatma ilemi olan inege tapma inancm1 kesip 61durdugunu, bir s1gmn bogazlanmas1 hadisesiyle anlahyor. ~u basit
hadiseyle umumi bir kanuna iaret ederek bunun herkes i<;:in her vakit
gayet luzumlu bir hikmet dersi oldugunu yuce, mucizevi bir beyanla
bildiriyor.
Buna bakarak bi! ki, Kur'an-1 Hakim' de baz1 tarihi vakalar eklinde anlahlan kui;:uk hadiseler, umumi kanunlann ui;:landir. Hatta misal olarak, pek i;:ok surede beyan ve tekrar edilen Hazreti Musa' nm
(aleyhisselam) kissasmm yedi cumlesinden her birinde nas1! muhim,
umumi birer kanun bulundugunu Lemaat'ta ve Kur'an'm Mucizeleri
Risalesi'nde (Yirmi Beinci Soz) gostermitik. istersen o risalelere bak.
israilogullan Firavun'dan kurtulup Sina (blti'ne yerletikleri zaman yaanan buzag1 hadisesi. Hazreti Musa (aleyhisselam) Sina Dag1'na c;1km1 ve orada bir sure kalmIh. israilogullan da bu esnada Samiri'nin yaphg1 altmdan bir buzag1ya tapmaya
balam1lard1.

304 SOZLER

$u ayeti okurken, vesvese veren eytan dedi ki: "Herkesin bildigi,


basit talann baz1 tabii hallerinin, en muhim ve buyuk meseleler gibi
anlahlmasmm manas1 nedir? Bunda nasil bir munasebet ve buna ne
ihtiya<:; var?"
$u vesveseye karl, Kur'an'm feyzinden kalbime 6yle bir nukte
ilham edildi:
Evet, munasebet ve buna ihtiya<:; var. Hem o derece buyuk bir munasebet, muhim bir mana ve 0 kadar muazzam, luzumlu bir hakikat
var ki, ancak Kur'an'm mucize olan veciz beyarn ve iradmm lutfuyla bir derece basitletirilmi ve k1saca ifade edilmitir. Evet, Kur'an'm
mucizeliginin bir esas1 olan vecizligi, bir hidayet nuru olan lutfuyla
dogru yola erdirmesi ve guzel beyarn; geni hakikatlerin, derin ve
umumi kanunlann, muhataplan i<:;inde <:;ogunlugu tekil eden avam
tabakaya ahIlm1 ve basit bir ekilde anlahlmasm1 gerektirir. Fikirleri
basit olan o geni tabakaya o muazzam hakikatlerin yalrnz u<:;lannm ve
basit birer suretinin gosterilmesini ister. Hem adet perdesi ardmdaki
ve yerin altmdaki harikulade ilahl tasarruflara k1saca iaret edilmesini
gerekli kilar. hte U sirdandir ki, Kur'an-1 Hakim bu ayetle 6yle diyor:
Ey israilogullan ve ey insanlar! Sizlere ne olmu ki, kalbleriniz tatan
daha cans12 ve kah bir hale gelmi! G6rmuyor musunuz, o pek sert,
cans1z ve toprak altmda buyuk bir tabaka meydana getiren koca talar,
Cenab-1 Hakk'm emirlerine karl o kadar itaatkar, Rabbanl icraat karlsmda o kadar yumuak ve emre amadedir ki, ilahl tasarruf havada
aga<:;lann buyumesinde ne derece kolayhkla cereyan ederse, yerin altmda o sert ve sagir talarda da o kadar kolayca ve intizamla ger<:;ekleir.
"Soma bunun arkasmdan kalpleriniz kahlah, art1k onlar ta gibi, hatta ondan da
kah! (ii.nkii. oyle ta var ki ic;inden 1rmaklar f1kmr, oylesi var ki c;atlar da bagrmdan
su kaynar ve oylesi var ki Allah karIsmdaki ii.rpertisi ve sayg1s1 sebebiyle aagilara yuvarlamp parc;alamr. Allah yaptiklanmzdan habersiz degildir." (Bakara sO.resi,
2/74)

YiRMiNci Soz 305

Hatta muntazam su yollan 10 HA$iYE ve su damarlan, tipk1 kanm damarlarda dolamas1 gibi tam bir hikmetle, o talardan rahatc;a gec;er. Hem
Kur' an, havada bitki ve agac;lann dallannm kolayca uzamas1 gibi koklerin nazik damarlarmm da yeraltmdaki talann arasmda, aym kolayhkla, engellerle karIlamadan, Cenab-1 Hakk'm emriyle muntazaman
ilerledigine iaret ediyor. ~u ayetle geni bir hakikati ders veriyor, kati
ka[b[ere U manay1 bi!diriyor, USll kapah bir ekiJde diyor ki:
Ey israilogullan ve ey insanlar! Zayifhgm1z ve acziniz ic;inde nasil
bir kalb ta1yorsunuz ki, oyle bir Zat' m emirlerine katihkla karI geliyor!
Halbuki o koca, sert talann muazzam tabakas1, o Zat'm emirlerine
tam bir teslimiyetle boyun eger. Karanhkta hassas vazifelerini mukemmelce yerine getirir, itaatsizlik gostermezler. Hatta o talar, topragm
ustunde bulunan butun canhlann, suyla beraber, yaamalan ic;in luzumlu her ihtiyacma oyle bir hazinedir ve o ihtiyac;lann adilce, hikmetle dag1tilmasma oyle vesile ve vas1ta olur ki, Hakim-i Zulcelal'in kudret
elinde balmumu gibi, belki hava gibi yumuaktir, teslimiyet ic;indedir
ve O'nun kudretinin buyukltigti kar1smda secdededir. Zira topragm
ustunde gordugumuz U kusursuz, sanath varhklar ve hikmetli, inayet eseri ilahi tasarruflar, yerin altmda da aynen gerc;ekleiyor. Belki
Cenab-1 Hakk'm hikmeti ve yard1m1, hikmet ve intizam bak1mmdan
daha hayret verici, daha harika bir ekilde tecelli ediyor. Bakm1z! 0 en
Sert ve hissiz koca ta[ar, yarahh kanun[an karlSmda, adeta baJmuffiU gibi nasil yumuaktir. Cenab-1 Hakk'm memuru olan o tath sulara,
o nazik koklere, o ipek gibi damarlara karI ne kadar teslimiyet ic;indedir. Adeta birer aik gibi, o latif ve gtizel varhklann temas1yla kalblerini
parc;ahyor, yollarmda toprak oluyorlar!
10

HA~iYE Evet, yeryiizii denilen muhteem ve seyyar saraym temeli olan ta tabakas1-

na Fatir-1 Ziilcelal tarafmdan verilen en miihim iic:; vazifeyi beyan etmek, ancak
Kur' an' a yak11r.
ite hirinci vazifesi: Toprak, Cenab-1 Hakk'm kudretiyle bitkilere yuvahk edip
onlan yetitirdigi gibi, ilahi' kudretle talar da topraga kucak ac;ip onlan yetitirir.
ikinci vazife: Yeryiiziinde devr-i claim hiikmunde olan sularm muntazam ak1ma
hizmetidir.
Uc;iincii vazife: <;:emelerin, irmaklarm, pmarlarm, akarsulann muntazam bir olc:;u ile ortaya c:;1k1p akmalanna kaynakhk etmektir. Evet, talar butiln kuvvetleriyle
ve ag1zlarmm dolusuyla ak1tt1klan ab-1 hayat suretinde, Cenab-1 Hakk'm birliginin
delillerini yeryilzilne yaz1p serpiyor.

306 SOZLER

Hem Kur'an, 11 ~\ ~ ~ t.~! W ~ 0u ayetiyle 6yle muazzam


bir hakikatin ucunu gosteriyor: Hazreti Mus'a'nm (aleyhisselam) "taleb-i
riiyet" 12 hadisesinde, mehur dagm tecelliyle pan:;alanmas1 ve talannm dagilmas1 13 gibi, butun yeryuzunde, ash sulann donmas1yla meydana gelen, adeta yekpare talardan ibaret olan c:;ogu dagm zirvelerindeki talar zelzele veya baka baz1 yeryiizii hadiseleri suretinde, korku
verici celal tecellileriyle parc:;alamr. Bir k1sm1 ufalamp topraga doniilir
ve bitkilere yuva olur. Diger bir k1sm1 ise ta kalarak yuvarlamp derelere, ovalara dag1hr. Yeryuzu sakinlerinin meskenlerinin, binalannm
inas1 gibi bin:;ok ilerinde kullamlarak onlara hizmetkarhk yapar, baz1
gizli hikmetler ve faydalar i<:;in ilahl kudrete ve hikmete itaatle secde
eder, Cenab-1 Hakk'm hikmetli kanunlarma uyan itaatkar birer nefer
eklini ahrlar. Elbette, o talann Allah korkusuyla o yuksek zirveleri terk
edip mutevaz1 bir ekilde aag1lara yuvarlanmas1 ve o muhim faydalan netice vermesi bouna ve tesadufi olmad1g1 gibi, onlar ba1bo da
degildir. 0 talarla alakah faydalar ve onlarm ustunde yuvarland1klan
daga giydirilen, <:;i<:;ek ve meyvelerle nak1h, ziynetli gomleklerin kusursuz intizam1, guzel sanatJ; Hakim ve Kadir bir Zat'm hikmetli tasarruflanyla, o intizams1zhk i<:;inde gaze gorunmeyen hikmetli bir intizam
bulunduguna kesin ve liphesiz bir delildir, buna ahitlik eder. ite U
li<:; ayetin, hikmet noktasmda ne kadar k1ymetli oldugunu gordunuz.
~imdi Kur'an'm beyanmdaki tathhga ve belagatindeki mucizelige
bakm1z: Nas1l, U bahsedilen buyuk, geni ve muhim hakikatlerin uc:;lanm, li<:; fikrada (k1s1mda), li<:; mehur ve ahit olunmu vaka ile gosteriyor. ibret verici li<:; hadiseyi hatirlatarak latif bir irad yap1yor, karI
gelinemez yasaklar koyuyor.
Mesela ikinci f1krada diyor ki: 14 ~Q\ ~ t~ ~ W~
~u beyan ile Hazreti Musa'nm (aleyhisselam) asas1 karISmda tam bir
evkle yanhp on iki gozunden on iki <:;eme ak1tan taa15 iaret ederek

"Oyle ta var ki, Allah kartsmdaki i.irpertisi ve sayg1s1 sebebiyle aagilara yuvarlamp pan;:alamr." (Bakara suresi, 2/74)
12 Cenab-1 Hakk'm cemalini gorme istegi.
13 "Derken Rabbi daga tecelli eder etmez onu unufak ediverdi." (A'raf sliresi, 7/143)
14 "Oyle ta var ki, c;:atlar da bagnndan su kaynar." (Bakara suresi, 2/74)
15 "Bir zaman da Musa, kavmi ic;:in su aray1p Allah' a yalvarmth. Biz de: 'Asam taa
vur!' demitik. Bunun i.izerine o tatan on iki pmar ftkirmt, her boli.ik kendine
mahsus pman bilmiti." (Bakara suresi, 2/60)

11

YiRMiNci Soz 307

6yle bir manay1 bildiriyor: Ey israilogullan! Musa'mn (aleyhisselam) bir


tek mucizesi kartsmda koca talar yumuay1p parc;aland1g1, korkusundan veya sevincinden aglayarak sel gibi ya ak1tt1g1 halde, onun (aleyhisselam) biiti.in mucizeleri kartsmda inat edip aglamamamz, goziiniiziin kupkuru olmas1, kalbinizin yumuamamas1 hangi insafa s1gar?
Oc;uncii f1krada diyor ki: 16~\ ~.;.:. ~ t_g! t.J ~ .))j
Bu beyan ile Hazreti Musa'nm (aleyhisselam) Sina Dag1'ndaki yakant sirasmda meydana gelen celal tecellilerinin heybetinden koca
dagm parc;alamp dagild1g117 ve o Allah korkusundan talarm etrafa yuvarland1g1 mehur vakay1 hahrlatarak 6yle bir manay1 ders veriyor:
Ey Musa kavmi! Nasil Allah'tan korkmuyorsunuz! Halbuki talardan
ibaret olan daglar bile O'nun korkusundan ezilip dag1hyor. 0 Zat'm
sizden soz almak ic;in iistiiniizde Sina Dag1'm tuttugunu 18 ve "taleb-i
riiyet" hadisesinde dagm parc;aland1g1m bilip gordiiguniiz halde, ne
cesaretle O'nun korkusundan titremiyor, kalbiniz ta gibi kat1 bir halde
duruyorsunuz!
Birinci f1krada ise diyor ki: 19~~\11 ~
t.J ~~\ ~

.)

Bu beyanla, kaynag1 daglarda olan miibarek Nil, Dicle ve Firat


gibi irmaklan habrlatarak talann yarahh kanunlanna ne kadar harika
ve mucizevi bir ekilde mazhar oldugunu ve itaat ettigini anlahyor.
Uyamk kalblere U manay1 bildiriyor: Boyle biiyiik irmaklann hakiki kaynagmm U daglar olmas1 elbette miimkiin degildir. <;;unkii farz
edelim o daglar tamamen su kesilse ve mahruti2 birer havuz olsalar
bile, o biiyiik nehirlerin siiratli, devamh ve cokun aktlanna dengeyi
kaybetmeden ancak birkac; ay dayanabilirler. Ve topraga c;ogunlukla
bir metre kadar nufuz eden yagmur, bunun ic;in yeterli olamaz. Demek
ki, U nehirlerin kaynaklarmdan c;1kmalan, basit, tabii ve tesadufi bir
i degildir. Fatir-1 Ziilcelal, onlan pek harika bir ekilde s1rf gayb hazinesinden gonderir. 21
16

"Oyle ta var ki, Allah kartsmdaki iirpertisi ve sayg1s1 sebebiyle aagt!ara yuvarlamp parc;alamr." (Bakara suresi, 2/74)
17 "Derken Rabbi daga tecelli eder etmez onu unufak ediverdi. Musa da diiiip bayt!d1." (A'raf suresi, 7/143)
18 Bkz. Bakara suresi, 2/63, 93; Nisa suresi, 4/154; A'raf suresi, 7/171.
19 "Oyle ta var ki, ic;inden 1rmaklar fikmr." (Bakara suresi, 2/74)
20
Koni eklinde, konik.
21
Bkz. Mii'minun suresi, 23/8; Ziimer suresi, 39/21.

308 SOZLER

ite bu strra iaret olarak, bu manay1 ifade etmek ic,;in hadiste buyruluyor ki: "O tic,; nehrin her birine cennetten her vakit birer damla
dtitiyor, o ytizden bereketlidirler." 22 Bir rivayette de 6yle denilmi:
";;u tic,; nehrin kaynaklan cennettedir. "23 Bu rivayetin hakikati Udur:
Madem maddl sebepler, U nehirlerin bu derece ttikenmez kaynaklan
ic,;in yeterli degildir. Elbette onlann kaynag1 gortinmeyen bir alemdedir
ve gizli bir rahmet hazinesinden gelir ki, kaynaktan c,;1kan su ile nehirlerin aklI arasmdaki denge devam eder.
ite Kur' an-1 Hakim bu manay1 hahrlatarak U dersi veriyor: Ey israilogullan ve ey insanlar! Kalbinizdeki kahhkla oyle bir Zat-1 Ztilcelal'in
emirlerine karl itaatsizlik ediyorsunuz ve oyle bir Ebedl Gtine'in
marifet llgma gafletle gozlerinizi yumuyorsunuz ki, o Zat, M1sir' m1z1
cennete c,;eviren mtibarek Nil gibi koca nehirleri, basit, cans1z talann
agzmdan ak1hp kudret mucizelerini ve birliginin ahitlerini, o koca nehirlerin kuweti, ortaya c,;1k11 ve ak1lan derecesinde kainatm kalbine
ve yerytiztintin dimagma veriyor, cinlerin ve insanlann kalblerine ve
ak1llarma gosteriyor. Hem hissiz, cans1z baz1 talan boyle hayret verici bir tarzda24 HA~ivE kudret mucizelerine mazhar etmesi, l1gm gtinein varhg1m gostermesi gibi o Fatir-1 Ztilcelal'i gosterdigi halde, nasil
O'nun marifet nuruna karI kor kahp bunu g6rmtiyorsunuz!
ite U tic,; hakikate nas1l bir belagat giydirilmi g6r ve Kur'an'm
irad tis!O.bundaki belagate dikkat et! Acaba hangi sertlik ve katihk, U
hararetli belagate karI ezilmeden dayanabilir!
22
23

24

Bkz. el-Bagdadi, Tarfhu Bagdad 1/55; el-Munavi, Feyzu'l-kadfr 5/381.


Seyhan, Ceyhan, Firat ve Nil nehirleri ic;in Bkz. Ahmed ibni Hanbel, el-Musned
2/260, 289, 440; el-Humeydi, el-Musned 2/491. Dicle ic;in Bkz. el-Bagdadi, Tdrfhu
Bagdad 1/55; el-AclD.ni, Kefu'/-Hafa 1/565 (ibni Hacer el-Mekki'den naklen).
HA~iYE Mubarek Nil nehri (Somali'deki) Ay Dag1'ndan c;1ktig1 gibi, Dicle'nin en muhim bir kolu da Van'm Mukus nahiyesindeki bir magaradan c;1k1yor. Firat'm da
muhim bir kolu, Diyadin taraflarmda bir dagm eteginden geliyor. Daglarm ashnm s1v1 bir maddenin kat1lamas1yla meydana gelmi talar oldugu ilmen sabittir.
Peygamber Efel}9imiz'in (aleyhissalatii vesselam) tesbihatmda yer alan L 0A ~~
~ rLA ~;;,:;'-JI ("Yeryuzunu donmu bir su uzerinde yayan Zat, her tiirlU noksanhktan yucedir.") ifadesi kesin bir ekilde iaret ediyor ki, yeryuzunun yaratlh1nm ash 6yledir: Su gibi bir madde, Cenab-1 Hakk'm emriyle katilaIr, ta olur. Ta,
yine O'nun izniyle toprak olur. Tesbihteki "arz" kelimesi, toprak demektir. Demek
ki, su c;ok yumuaktir, ustunde durulmaz. Ta c;ok serttir, ondan istifade edilmez.
Onun ic;in Hakim ve Rahim Cenab-1 Hak, toprag1 tam ustiine sermi, canhlara
mesken yapmltlr.

YiRMiNci Soz 309

Meseleyi batan buraya kadar anlad1ysan, Kur'an-1 Haklm'in mucizeliginin irad edici bir panltism1 gar, Allah' a ilkret! ..

25

26

27

"SO.bhansm ya Rab! Senin bize bildirdiginden baka ne bilebiliriz ki? Her eyi hakk1yla bilen, her eyi hikmetle yapan Sensin." (Bakara suresi, 2/32)
Allah1m! Kur'an'm s1rlanm, sevdigin ve raz1 oldugun ekilde bize duyur ve onun
hizmetine bizi muvaffak et, amin. Rahmetinden 0.mit ediyoruz ey Erhamurrahimin.
Allah1m! Kur'an-1 Hakim'in kendisine indirildigi zata ve onun butun al ve ashabma
salat ve selam et.

YiRMiNCi SOZ'UN iKiNCi MAKAMI


Kur'an'm, peygamber mucizelerinin
yiiziinde goriinen bir i'caz28 pardt1s1

Sondaki iki soruya ve cevaplanna dikkat et.

~jll ~jll ~\ ~
29.

.__,t.:5,J_. '11H ..r7. lS 'I/. J


J/
'I/
. ) .J

~.
.;:;

::;

..

,;<

On dart sene once (imdi otuz seneyi gec;ti), U ayetin bir smma
dair, jdrdtu'/-j'cdz adh tefsirimde Arapc;a bir bahis yazm1tlm. ~imdi,
arzulan bence pek mtihim olan iki kardeim, o bahse dair Ttirkc;e bir
parc;a izah istediler. Ben de Cenab-1 Hakk'm yard1mma gtivenerek ve
Kur'an'm feyzine dayanarak diyorum ki:
Bir yoruma gore Kitab-1 Mtibin, Kur'an'dan ibarettir. ~u ayet-i kerime, ya ve kuru her eyin onun ic;inde bulundugunu bildiriyor. Oyle mi?
Evet, her ey ic;inde bulunur, fakat herkes her eyi goremez. Zira onda
her ey c;eitli derecelerde bulunur. Bazen c;ekirdegi, bazen tohumlanyla, bazen ozet olarak, bazen kanunlanyla, bazen de alametleriyle; ya
a<;1kc;a, ya iaretlerle, imalarla, tistti kapah bir ekilde veyahut ihtar tarzmda yer ahr. ihtiyaca gore, Kur'an'm maksatlarma uygun ve makamm
gerektirdigi ekilde, U yollardan biriyle ifade edilir. Mesela:
insanhgm sanat ve ilim yontinden ilerlemesinin neticesi olan harika
icatlar, uc;ak, elektrik, tren, telgraf gibi eyler, insanm maddi hayatmda
en btiytik yeri alm1tlr. Elbette, btittin insanhga hitap eden Kur'an-1
Hakim, onlan ihmal etmez. Evet, ihmal etmemitir. Kur'an onlara iki
ekilde iarette bulunur.
Birincisi: Peygamber mucizeleriyle ...
ikincisi: Baz1 tarihi hadiseler suretinde ...
28

29

Mucize olma, benzerinin yapilmas1 mumkun olmad1g1 i<:;in herkesi airhp aciz b1rakma.
"Ya ve kuru hi<:;bir ey yoktur ki apa<:;1k bir kitapta bulunmasm." (En' am suresi, 6/59)

YiRMiNci Soz 311

Mesela:

LA~ fP'j

e ~fa L+.'.lc fP',~l,e ~))1 sil~ ~ti\ e ~3J;.":J1 ~t>...p\ ~

30~1 j.;JI ~~ \~~ ~\ :J~~ lfa Llj

~_, 02}J~ ~)~

Yine,31 HAsivE

gibi ayetler trene iaret ettigi gibi,


b

J,

...... c

:i>-~~
'Wl'~L~o
<~ <o,~Y~I~~
'~\',.:.,,\'';I\,~~\
,
j c./,, C
, C , ~ ,~
U- '-7? j
3 , ~ jy

':I

/'

,,.

/'

'l'3 "5,
~,.JS'~ o,, , '. .:i.;,
,.,r 'l ;i,:,, ..ru
, j . ,~ ~ Y-

;ii, 0~
,_~_,

.b

.'l--~

'-i'~

/'

w'.<
. .r

~/

)I

)I

1 ~'l5 :i>-~~I\
't-'
. . J'

33~~ ~~~A ~ 1 lS~ ~) ~ 1) 1C ~ ~ Jj ~~ ~j ~~


ayeti34 HAsivE pek c;ok nur ve s1rla beraber elektrige de iaret ediyor.
ikinci k1s1mdaki misallerle hem pek c;ok zat ugrahgmdan, hem bunlar c;ok dikkat istediginden, izaha muhtac; ve fazla oldugundan, imdilik trene ve elektrige iaret eden U ayetlerle yetinip o kap1y1 ac;mayacag1m.
Birinci k1s1m ise sanat harikalarma ve ilml icatlara peygamber
mucizeleriyle iaret ediyor. Biz de o k1s1mdan baz1 misalleri gosterecegiz.
"T1pk1 kahrolas1 Uhdud Ashab1'nm, o tututurulmu atele dolu hendegi hazirlayanlann melun olduklan gibi... Hani onlar atein bamda oturur, miiminlere yaptiklanm ac1mas1zca seyrederlerdi. Miiminlere bu ikenceyi yapmalarmm tek sebebi,
onlarm (goklerin ve yerin tek Hakimi), Aziz ve Hamid olan Allah' a iman etmeleriydi." (BiirO.c sO.resi, 85/4-8)
31 HAsiYE $u ayet trene iaret ediyor. Evet, tren islam alemini esaret altma alm1t1r.
Kafirler onunla islam'1 maglup etmitir.
32
"Bir delil daha onlara: Nesillerini dopdolu gemilerde ta1mam1zd1r. Onlar ic:;in, gemiye benzer daha nice binekler yaratmz ... " (Yasin sO.resi, 36/41-42)
33
"Allah goklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, hpki ic:;inde lamba bulunan bir kandillik gibidir. Lamba bir sirc:;a (cam) ic:;inde, o sirc:;a da sanki parlayan
incimsi bir y1ld1z! Bu lamba, doguya veya bahya ait olmayan kutlu, pek bereketli
bir zeytin agacmdan tututurulur. Bu oyle bereketli bir agac:; ki, neredeyse ate
degmeden de yag1 kendiliginden lik verir. l1g1 pml pmld1r. Allah diledigi kimseyi
nuruna iletir." (NO.r sO.resi, 24/35)
34HA$iYE '_); )<-- 'J) j( ~ ~ _;)j ~~ ~j S~ ciimlesi, 0 iareti llklandmyor.
""Bu oyle bereketli bir agac:; ki, nerdeyse ate degmeden de yag1 kendiliginden llk
verir. l1g1 pml pmld1r." (Nur suresi, 24/35)
30

312 SOZLER

Mukaddime35
Cenab-1 Hak, peygamberleri manevi yukseli i<:;in insanhga birer
rehber ve imam olarak g6nderdigi gibi, maddi ilerleme i<:;in de o peygamberlerin her birinin eline baz1 harikalar verip onlan insanlara birer
ustabal ve ustad kilm1br. Peygamberlere mutlak ekilde uyulmasm1
emreder. ite Kur'an-1 Hakim, peygamberlerin manevi kemal vas1flanndan bahsederek insanlan onlardan istifadeye tevik ettigi gibi, mucizelerinden s6z ederek bunlarm benzerlerine yetimeye ve taklitlerini
yapmaya ustu kapah bir ekilde tevikte bulunuyor. Hatta denilebilir
ki, manevi kemalat gibi, maddi mi.ikemmellikleri ve harikalan da insanhga ilk once peygamberlerin mucize eli hediye etmitir. ite Hazreti Nuh'un (aleyhisselam) bir mucizesi olan gemiyi ve Hazreti Yusuf'un
(aleyhisse/am) bir mucizesi olan saati insanhga ilk hediye eden, o mucize elidir. Bu hakikate latif bir iaret olarak sanatkarlann i:;ogu her
bir meslekte bir peygamberi pir kabul eder. Mesela, gemiciler Hazreti Nuh'u (aleyhisse/am), saati:;iler Hazreti Yusuf'u (aleyhisse/am), terziler
Hazreti idris'i (aleyhisselam) ...
Evet, madem hakikati delilleriyle bilen zatlar ve belagat alimleri,
Kur'an'm her bir ayetinde pek i:;ok irad y6nu ve <:;eitli hidayet vesileleri oldugunda birleirler. Oyleyse Kur'an-1 Mucizu'l Beyan'm en parlak ayetleri olan peygamber mucizelerini anlatan a yeti er, birer tarihi
hikaye gibi g6rulmemeli; onlarda pek i:;ok irad manas1 bulunur. Evet,
Kur' an peygamber mucizelerini zikrederek insanhk i<:;in ilim ve sanatm
son smmm i:;iziyor, en ileri gayelerine parmak bas1yor ve en son hedeflerini belirliyor. Sirtma tevik elini vurup insam o gayelere sevk ediyor.
Gei:;mi zaman, gelecegin tohumlarmm mahzeni ve icraatmm aynas1
oldugu gibi, gelecek zaman da gei:;miin tarlas1 ve aynas1dir. ~imdi, o
<:;ok geni kaynaktan yalmz birka<:; 6rnegi g6sterecegiz.
Mesela, Hazreti Suleyman'm (aleyhisselam) bir mucizesi olarak,
havanm emrine verilmesini bildiren lp-ljjj
~j.:ii ~j\ ~:I,~
36y ayeti, "Hazreti Suleyman, iki ayhk mesafeyi havadan bir gunde
kat etmitir." der. ite bununla, insana boyle bir mesafeyi havadan

35

36

Giri
"Si.ileyman'm emrine de rilzgan verdik. Onun sabah gidii bir ayhk mesafe, akam
donilil de bir ayhk mesafe idi." (Sebe silresi, 34/12)

YiRMiNci Soz 313

amas1 i<;in yolun a<;1k olduguna iaret ediyor. Oyleyse, ey insan! Madem sana yol a<;1khr, bu mertebeye yeti ve yana. Cenab-1 Hak, U
ayetin lisamyla manen diyor ki:
"Ey insanlar! Bir kulum nefsinin kotii arzulanm terk ettigi i<;in onu
havada gezdirdim. Nefis tembelligini birak1p baz1 tabiat kanunlanmdan gilzelce istifade ederseniz, siz de aym eyi yapabilirsiniz."
Hem Hazreti Musa'nm (aleyhisselam) bir mucizesini bildiren,
37,:.4S,

~,

\" w._r-" ,Y:

~i U1<- ('7"
~1c. li ~
~ _;--~ 81 G, ~ J-~tj
,.:._ .:._ 11 !JL.a;u~ w ~.J.1 lili

-~

ayeti, yerin altmda gizli olan rahmet hazinelerinden, basit aletlerle istifade edilebilecegine, hatta ta gibi sert bir yerden bir asa ile su <;1kanlabilecegine iaret ediyor. ite ayet bu mana ile insana diyor ki:
"Rahmetin en tath bereket kaynag1 olan suyu bir asa ile bulabilirsiniz.
Oyleyse haydi, <;ahm, bulun!"
Cenab-1 Hak, U ayetin iaret lisamyla manen 6yle diyor:
"Ey insan! Madem bana gilvenen bir kulumun eline oyle bir asa
veriyorum ki, onunla istedigi yerden su 9karabilir. Sen de benim rahmet kanunlanma dayamrsan ona benzer veyahut yakm bir aleti elde
edebilirsin. Haydi!"
ite insanhgm ilerlemesi i<;in milhim ad1mlardan biri, vuruldugu vakit <;ogu yerden SU f1k1rtan bir aJetin icad1d1r. ~U ayet, onun daha i!eri
noktalarmm ve gayelerinin son smmm <;izmitir. T1pk1 onceki ayetin,
halihazirdaki u<;aktan <;ok daha ileri noktalan tayin etmesi gibi. ..
Hem mesela, Hazreti isa'nm (aleyhisselam) bir mucizesine <lair,
!

_,,

s.J.1101L
, , .

.....

..... 0

.J.

-11 i.? J ~--\11-~\11;


1...5' _,,..,,
.r. J
e>.r...... J
:
1

i-

i-

buyruluyor.
Kur'an, insam nas1l a<;tk<;a Hazreti isa'nm (aleyhisselam) yilce
ahlakma uymaya tevik ederse, aynen oyle de, imalarla, elindeki yuce sanata ve Rabbani hp ilmine yoneltir. ite U ayet iaret ediyor ki:
"En <;aresiz dertlere dahi derman bulunabilir. Oyleyse ey insanlar, ey
37

38

"(Bir zaman da Musa, kavmi ic;;in su aray1p Allah'a yalvarmlh.) Biz de: 'Asam taa
vur!' demitik. Bunun iizerine o tatan on iki pmar f1kirm1, her bolilk kendine
mahsus pman bilmiti." (Bakara sO.resi, 2/60)
"(isa da israilogullanna 6yle diyecektir): 'Keza ben anadan dogma koril ve alacahy1
(cilzamhy1) iyiletirir, hatta Allah'm izniyle olilleri diriltirim."' {Af-i imran sO.resi, 3/49)

314 SozLER

musibete ugrayanlar! Omitsiz olmaym1z. Her derdin -ne olursa olsundermam vardir. Araym1z, bulunuz. Hatta 6li.ime de gec;ici bir hayat
rengi vermek mi.imki.indi.ir."
Cenab-1 Hak, U ayetin iaret lisamyla manen diyor ki: "Ey insan! Benim ic;in di.inyay1 terk eden bir kuluma iki hediye verdim. Biri manevi dertlerin dermam, biri de maddi dertlerin ilac1. hte 6lmi.i
kalbler hidayet nuruyla diriliyor. Oli.i gibi hastalar dahi onun nefesiyle
ve ilac1yla ifa buluyor. Sen de benim hikmet eczanemde her derdine
deva bulabilirsin. <.;ah, bu!! Elbette ararsan bulursun."
ite U ayet, insanhgm hp ilminde vard1g1 imdiki noktadan c;ok
ilerideki smm c;iziyor, ona iaret ve insam tevik ediyor.
Hem mesela Hazreti Davud (aleyhisselam) hakkmdaki,

39.__,t1.;.J1
I ~~, ~1
~GI,
;
,
i...r--.)
,
.)
40

J..J.>.5
., I i

ot ,
.)

ve Hazreti Si.ileyman (aleyhisselam) hakkmdaki 41 _,..4)1 ~ ~ li.::.tj ayetleri, "telyin-i hadid" 42 hadisesinin, en bi.iyi.ik ilahi nimetlerden biri olduguna iaret ediyor ki, Cenab-1 Hak bi.iyi.ik bir peygamberinin faziletini onunla g6steriyor. Evet, "telyin-i hadid" yani demiri hamur gibi
yumuatmak, bakm eritmek ve madenleri bulup c;ikarmak, insanhk
ic;in bi.iti.in maddi sanayinin ash, anas1, esas1 ve temel kaynag1dir. ite ayet Una iaret ediyor: "Bi.iyi.ik bir resule, yeryi.izi.ini.in bi.iyi.ik bir
halifesine, bi.iyi.ik bir mucize suretinde, bi.iyi.ik bir nimet olarak verilen
'telyin-i hadid', demiri hamur gibi yumuatmak, tel gibi inceltmek ve
bakm eritmek, insanhgm c;ogu zanaatma ve ilerlemesine esas olmaktad1r." Madem Cenab-1 Hak, bir resuli.ini.in, bir halifesinin, yani hem
manevi hem maddi hi.iki.imdar olan bir elc;isinin diline hikmet ve eline
sanat vermi. insanlan onun dilindeki hikmete ac;1kc;a tevik ettigi gibi,
elbette, elindeki sanata da iaretlerle tevikte bulunacakt1r. Cenab-1
Hak, U ayetlerin iaret lisamyla manen 6yle diyor:

39
40

41
42

"Biz Davud'a hikmet, nilbilwet, isabetli karar verme ve meramm1 gilzelce ifade
etme kabiliyeti verdik." (Sad suresi, 38/20).
"Aynca demiri Davud'a yumw~att1k (ona demiri ekillendirme kudreti verdik)."
(Sebe suresi, 34/10).
"Silleyman i<;;in erimi bakm kaynagmdan sel gibi ak1tbk." (Sebe suresi, 34/12).
Demirin eriyip yumuamas1.

YiRMiNci Soz 315

"Ey insanlar! Emirlerime itaat eden bir kulumun diline ve kalbine


oyle bir hikmet verdim ki, her eyi ac;1kc;a birbirinden aymp hakikatlerini gosterir. Onun eline de oyle bir sanat verdim ki, demiri balmumu
gibi her ekle sokar. Halifeligi ve padiahhg1 ic;in muhim kuvvet elde
eder. Madem bu mumkundur, veriliyor. Hem muhimdir, toplum hayatmda ona c;ok muhtac;sm1z. Yaratrl1 kanunlanma uyarsamz o hikmet ve sanat size de verilebilir. Zamanla ona yaklalP yetiebilirsiniz."
ite insanhgm sanat yonunden en ileri noktaya gitmesi ve maddl
kuvvet bak1mmdan en muhim iktidan elde etmesi, demiri yumuatmak ve bakm eritmekle mumkundur. Ayette bakrr, "k1tr" (erimi bakrr) kelimesiyle ifade edilmi. ~u ayetler, butun insanhgm bak11m bu
hakikate c;eviriyor, bunun ne kadar muhim oldugunu takdir etmeyen
eski insanlan ve imdiki tembelleri iddetle ihtar ediyor.
Hem mesela, Belk1s'm tahtm1 Hazreti Suleyman'm (aleyhisse/am)
yanma getirmek ic;in vezirlerinden, kendisine uzaktaki eyada tasarruf
ilmi verilmi alim bir zatm, "Gozunuzu ac;1p kapaymcaya kadar o tahtr
yanm1zda hazrr ederim." ded@ harika hadiseyi ifade eden U ayet:
/

~\) Lili & j ~~ .t~ ~i ~ ~ 4_\ ~i ~~\ ~ ~ ~~ t.?011 j~


43 ~~

ly' '~ ...

ila ahir.

iaret ediyor ki, uzak mesafelerden eyay1 aynen veya suretiyle, bir
anda getirip haZir etmek mumkundur. Cenab-1 Hak, peygamberlikle beraber saltanatla da ereflenen Hazreti Suleyman'a (aleyhisselam),
hem masumiyetini korumas1 hem de adaleti saglamas1 ic;in, pek geni memleketinin her tarafmdan bizzat, zahmetsizce haberdar olmay1,
idaresi altmdakilerin hallerini gormeyi ve dertlerini iitmeyi bir mucize suretinde ihsan etmitir. Demek, Hazreti Suleyman (aleyhisse/am)
Cenab-1 Hakk'a guvenip ismet44 lisamyla bunu istedigi gibi, bir insan
da kabiliyetlerinin diliyle istese ve O'nun kainatta ileyen kanunlarma
ve inayetine uygun hareket etse, dunya kendisi ic;in kuc;uk bir ehir
hukmune gec;ebilir. Evet, Belk1s'm tahtr Yemen'deyken ~am'da aynen
43

44

"Arna kitaptan hususi bir bilgiye sahip olan bir zat da: 'Ben, sen g6zunu a<;;1p
kaparnadan onu getirebilirirn' der dernez, Suleyrnan tahtm yam bamda ham oluverdigini g6runce ... " (Nern! suresi, 27/40)
Gunahs1zhk, rnasurniyet, aibelerden annrnt olrnak. Peygarnber vas1flarmdand1r.

316 SOZLER

veyahut suretiyle haw olmu, gorulmilhlr. Elbette tahtm etrafmdaki


adamlann suretleri goruldugu gibi sesleri de iitilmitir. ite Kur' an, suretlerin ve seslerin uzak mesafeden nakline hametli bir ekilde iaret
ediyor ve manen diyor ki:
"Ey saltanat sahipleri! Kusursuz bir adalet uygulamak isterseniz,
Hazreti Suleyman gibi, yeryuzunu tamam1yla gormeye ve anlamaya
gahmiz. <:;unku adaletli bir hukumdar, idaresi altmdakilerin hukukunu gozeten bir padiah, ancak memleketinin her tarafmdan, istedigi
vakit haberdar alma derecesine g1karak manevi sorumluluktan kurtulur veya tam adaleti saglayabilir."
Cenab-1 Hak bu ayetin iaret lisamyla manen 6yle diyor: "Ey
insanlar! Madem bir kuluma geni bir mi.ilk verip o geni mulkunde tam adaleti saglamas1 i<:;in onu yeryuzunde olup bitenlerden bizzat
haberdar ediyorum. Ve madem her bir insana, yarad1htan, yeryuzune halife alma kabiliyetini vermiim. Elbette buna gore hikmetim,
yeryuzunu gorecek, anlayacak ve ona bakacak kabiliyeti de vermeyi
gerektirdiginden, onu da ihsan etmiim. insan o noktaya ahsen yetiemese de fur olarak yetiebilir. Maddi olarak eriemese de veli zatlar
gibi, manen eriebilir. Oyleyse U buyuk nimetten istifade edebilirsiniz.
Haydi, goreyim sizi, kulluk vazifenizi unutmamak art1yla oyle <:;ahmiz
ki, yeryuzunu, her taraf1 her birinizce gorulen ve her k6esindeki sesler
iitilen bir bah<:;eye <:;eviriniz.
45 '~1.dl'<l.9::
J

,. ~

,J~ ~

0
1).5'1+.58
J
~/
c/,-1~
.r-" ~'l)S

'.,"11A:-ll~~
lll''
, - c...r-c r.2 / .r

~J

ayetindeki Rahmani fermam dinleyiniz."


ite U ayet, insanhgm ince sanatlarmdan olan suret ve ses naklinin
<:;ok ilerisindeki son smira iaret ve insam ushl kapah bir ekilde ona
tevik ediyor.
Hem mesela, yine Hazreti Suleyman' m (aleyhisselam), cinleri, eytanlan ve kotu ruhlan kendine boyun egdirip erlerine engel olmasm1
ve onlan faydah ilerde kullanmasm1 anlatan,
45

"Yeryilzilm1 size hizmete ham, uysal bir binek ktlan da O! Haydi 6yleyse siz de
yeryilzilniln omuzlarmda rahat<:;a dolam. Allah'm sizi ii:;in haz1rlad1g1 nz1klardan
yiyin, istifade edin. Arna olilmden soma dirilip O'nun huzuruna i:;1kacagm121 da
bilin." (Millksliresi, 67/15)

YiRMiNci Soz 317

46._.L>.
; , r-.~
,,...

J..ut
'.~~ ~~t1s.1.u
e
, Jt 0-"
~
,,,_,.

w~
l.:.t;.. !~l \3''
r- J

,,..

81~

,,...

0J ~

11-

,,.

,).

0 ~J
\'!.~'

~ti.o\11
~ ~;, ~
,
...;, 0':"!,Y-

0-'--r-:1,J

,,...

,.,.

-"

0 ~ye.!.
, ., 0-
'., ~.
. t.L.!.)\

,Y,J

ayetleriyle Kur' an diyor ki: "Yerin, insandan sonra en muhim UUr sahibi sakinleri cinler, insana hizmetkar olabilir. Onlarla temas edilebilir.
;;eytanlar da dtimanhg1 birakmaya mecbur olup ister istemez insana
hizmet edebilirler ki, Allah onlan, emirlerine uyan bir kuluna boyun
egdirmitir."
Cenab-1 Hak, U ayetlerin iaret lisamyla manen 6yle buyuruyor:
"Ey insan! Bana itaat eden bir kuluma cinleri ve eytanlan, hatta onlann erlilerini itaat ettiriyorum. Sen de benim emirlerime uyarsan pek
c;ok varhk, hatta cinler ve eytanlar bile sana hizmetkar olabilir."
ite U ayetler, sanat ve ilmin kaynamasmdan suzU!en, insanm
maddi-manevi fevkalade hassasiyetinden dogan ispritizma gibi, ruh
c;agirmanm ve cinlerle haberlemenin en son smmm c;iziyor, en faydah
eklini tayin ediyor ve ona yolu ac;iyor. Fakat bu, imdiki gibi, bazen
kendini ruhu c;agnlan 610. diye gosteren cinlere, eytanlara ve kotu
ruhlara itaat edip maskara ve oyuncak olmak degil, belki Kur'an'm
bls1mlan ile onlan kendine boyun egdirmek, erlerinden kurtulmakbr.
Hem ruhlarm surete burunmesine iaret eden, Hazreti Suleyman' m (aleyhisselam) kotu cinleri (ifritleri) c;agirmasma ve kendine itaat
ettirmesine <lair ayetler , hem 48 ~__,...., I'..r.
~, 1~~1 u--If~:~ G..J.), 1't".
~ .\1 fu .)U gibi
baz1 ayetler, ruhanilerin suretlerfnin gortinmesiyle berab~r, ruhlann
c;agnlmasma da iaret ediyor. Fakat iaret edilen, temiz ruhlann c;agnlmasmdan maksat, baz1 medenilerin yapt11 gibi o pek ciddi olan
ve ciddi bir filemde bulunan ruhlara hurmetsizlik edip onlan yanma
c;agirmak ve alayc1 bir surette oyuncak etmek degil, belki ciddi olarak
ve ciddi bir maksat ic;in, istedigi vakit ruhlarla g6rtien bir k1s1m veliler
46

47

48

"(Bina yapan, dalgu;;hk yapan her eytam ve) bukagtlarla bagh olan bakalanm
da onun hizmetine verdik. Buyurduk: 'Silleyman! ite bu, sana ihsamm1zdir. ister
dag1t, ister yanmda tut, bu hesapsizd1r. "' (Sad suresi, 38/38-39)
"Kendisi ii;in denize dalan ve daha baka birtak1m iler yapan baz1 cinleri de
(eytanlan) hizmetine amade ktld1k. Biz onlan g6zetim altmda tutard1k." (Enbiya
suresi, 21/82)
"Biz Meryem'e ruhumuzu gonderdik de, ona kusursuz, miikemmel bir insan eklinde goriiniiverdi." (Meryem suresi, 19/17)

318

SOZLER

misali, Muhyiddin-i Arabi gibi zatlarla munasebet kurmak ve onlann


makamma gidip alemlerine bir derece yaklamakla ruhaniyetlerinden
manen istifade etmektir. Ayetler buna iarette bulunur ve bu iaret
ic:;inde bir teviki hissettirir. Bu c:;eit gizli sanat ve ilimlerin en ileri s1mnm c:;izer ve en guzel suretini gosterir.
Hem mesela, Hazreti Davud'un (aleyhisse/am) mucizelerine dair

5ij,.GJ\
.,

i Gt'3f.""'"'3
,,1_1\' ~ '-!::~-\ JL>L;
~ .

ayetleri Una iaret ediyor: Cenab-1 Hak, tesbihatma 6yle bir kuwet,
yuksek bir ses ve ho bir eda vermiti ki, daglan kendinden gec:;irircesine COturup muazzam birer fonograf52 ve birer insan gibi, bir ba
zakirin etrafmda, ufka yay1lan bir halka olarak tesbihat yapar hale getirirdi. Acaba bu mumkun mudur, hakikat midir?
Evet, hakikattir. Magaras1 olan her dag insanla, hem de papagan
gibi, insanm diliyle konuabilir. <;unku sesin yank1s1 vas1tas1yla sen
dagm 6nunde "Elhamdulillah" desen, dag da aynen senin gibi "Elhamdulillah" der. Madem Cenab-1 Hak bu kabiliyeti daglara ihsan
etmitir. Elbette, o kabiliyet gelitirilebilir ve o c:;ekirdek sumbullenir.
ite Cenab-1 Hak, Hazreti Davud'a (aleyhisse/am) mustesna bir Surette, peygamberlikle beraber yeryuzunun halifeligini de verdiginden,
Hazreti Davud o geni peygamberlik vazifesine ve muazzam saltanata
lay1k bir mucize olarak o kabiliyetin c:;ekirdegini 6yle gelitirmiti ki, c:;ok
buyuk daglar birer asker, birer talebe, birer murid gibi kendisine uyup
onun diliyle, onun emriyle Hahk-1 Zulcelal'i tesbih ediyordu. Hazreti
49

50

51

52

"Biz sabah akam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri ic;in daglan Davud'un hizmetine boyun egdirmitik." (Sad suresi, 38/18)
"(Suleyman Davud'a varis oldu ve) 'Ey insanlar, bize ku1lann dili ogretildi.' (dedi)." (Nern! suresi, 27/16)
"(Biz Davud'a tarafim1zdan bir imtiyaz verdik ve:) 'Ey daglar! Ey kular! Onunla
beraber tesbih edin, evke gelip Allah'm yticeligini terennum edin.' dedik. Aynca ona demiri yumuatt1k (demiri ekillendirme kudretini verdik)." (Sebe suresi,
34/10)
Gramofon.

YiRMiNci Soz 319

Davud (a/eyhisselam) ne soylese onlar da tekrarhyordu. T1pk1, imdiki


haberleme ve ula1m vas1talarmm c;;oklugu ve gelimesi sayesinde,
hametli bir kumandanm, daglara dagilan buyuk ordusuna bir anda
"Allahu Ekber" dedirtmesi ve o koca daglan konuturup velveleye getirmesi gibi... Madem insanlann bir kumandam, daglan sakinlerinin
diliyle mecazi olarak konuturur. Elbette, Cenab-1 Hakk'm emrindeki hametli bir kumandan da, o daglan gerc;;ekten konuturup onlara
tesbihat yaphrabilir. Bununla beraber, her dagm bir ahs-1 manevisi
bulundugunu, kendine gore birer tesbihi ve ibadeti oldugunu onceki
Soz'lerde soylemitik. Demek ki, her dag, sesin yankilanmas1 sirr1yla,
insanlarm diliyle tesbihat yaphg1 gibi, kendine has diliyle de Hahk-1
Zulcelal'i tesbih eder.
54 .tq :1_:~ ro.fa 53 ~- ~ , ,,tq- beyanlan Cenab-1 Hakk'm Hazreti
r."" ~
,
J.J->'-4 r."" J
'
Davud ve Suleyman'a (aleyhimesselam) kulann dilini ve kabiliyetlerini,
yani hangi ie yarad1klanm bilmeyi ihsan ettigini gosteriyor. Evet, madem bu hakikattir ve madem yeryilzil Rahman'm bir sofras1dir, insanm erefine kurulmutur. Oyleyse o sofradan istifade eden hayvanlarm ve kulann c;;ogu, insana itaat edip hizmetkar olabilir. Nasil ki insan,
hayvanlann en kuc;;ilklerinden bal ans1 ve ipekboceginden faydalanarak, onlann ilahi ilhamlanndan buyuk bir istifade yolunu ac;;arak, gilvercinleri baz1 ilerde kullanarak ve papagan gibi kulan konuturarak
medeniyetin gilzelliklerine guzel eyler ilave etrnitir. Aynen oyle de,
baka ku ve hayvanlann kabiliyetlerinin dili bilinirse, pek c;;ok canh
turilnden -kardeleri olan ehil hayvanlar gibi- muhim birer ite faydalamlabilir. Mesela, c;;ekirge istilas1 afetine karI, c;;ekirgeyi yemeden
mahveden s1g1rc1k kularmm dili bilinse ve hareketleri kontrol edilse,
o kular ne kadar faydah bir hizmette ucretsiz olarak kullamlabilir. ite
U ayetler, kulardan bu ekilde istifadenin, onlan emri altma almanm
ve telefon, fonograf gibi cans1z cisimleri konuturmanm en son smmm
c;;iziyor, en uzak hedefini belirliyor, en hametli suretini parmakla gosterip insam ona bir nevi tevik ediyor. Cenab-1 Hak U ayetlerin iaret
lisamyla manen diyor ki:
53

54

"(Biz sabah akam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri h;in daglan,) toplu haldeki
kulan (Davud'un hizmetine boyun egdirmitik)." (Sad sO.resi, 38/19)
"(Siileyman Davud'a varis oldu ve) 'Ey insanlar, bize kularm dili 6gretildi.' (dedi)." (Nern! sO.resi, 27/16)

320 SOZLER

"Ey insanlar! Bana tam kul olan bir hemcinsinize, peygamberliginin ismetini korumas1 ve saltanatmda tam adaleti saglamas1 ic;in mulkumdeki muazzam mahhlklan itaat ettirip onunla konw~turuyorum ve
emrim altmdaki varhklardan, hayvanlanmdan c;ogunu ona hizmetkar
k1hyorum. Madem her birinize de goklerin, yerin ve daglann ta1maktan c;ekindigi 'emanet-i kubra'y155 yuklemi, yeryuzunun halifesi olma
kabiliyetini vermiim. Oyleyse U mahh1katm dizginleri kimin elindeyse O' na itaat etmeniz laz1md!f ki, mulkundeki mahluklar da size tabi
olsun. Ancak onlann dizginleri elinde olan Zat'm namma bunu elde
edebilir ve kabiliyetlerinize lay1k makama c;1karsamz ... "
Madem hakikat boyledir, manas1z birer eglence hukmunde olan
fonograf c;almak, guvercinlerle oynay1p onlara postac1hk yaphrmak
ve papaganlan konuturmak yerine; en ho, en yuksek, en yuce ve
masum bir eglenceye yonel ki, daglar Hazreti Davud gibi sana da muazzam birer fonograf olabilsin, tath havanm dokunmas1yla agac;lardan
ve bitkilerden kulagma bir musiki gibi zikir nagmeleri gelsin, daglar
binlerce dille tesbihat yapan harika birer varhga donlislin ve kulann
c;ogu Hazreti Suleyman'm (aleyhisselam) Huthut'u gibi sana birer dost,
arkada veya itaatkar hizmetc;i sureti giysin. Seni hem eglendirsin hem
de kabiliyetli oldugun kemal vas1flarma evkle yoneltsin. bteki, gayrimeru zevkler gibi, insanhgm geregi olan makamdan dlilirmesin ...
Hem mesela, Hazreti ibrahim'in (aleyhisselam) bir mucizesi hakkmdaki,
56~ J.~ ~ t; ')\..;:, j \~ J. _;,} ~
~ ayetinde lie; ince iaret var.
Birincisi: Ate de diger tabii sebepler gibi, kendi keyfince, tabiatmca, koru korune hareket etmiyor. Bir emir altmda vazife yap1yor ki,
Hazreti ibrahim'i (aleyhisselam) yakmad1; ona "yakma!" diye emredildi.
ikincisi: Atein bir derecesi vardlf ki, sogukluguyla yakar, yani
yakm1 gibi bir tesir yapar. Cenab-1 Hak, ~~ kelimesiyle 5rnAsivE soguga diyor ki: "Soguklugunla, sen de ate gibi yakma!" Demek, o dere-

c a

Bkz. Ahzab suresi, 33/72.


"(Atee byle ferman ettik:) Ey ate! Dokunma ibrahim'e! Serin ve selamet ol
ona!" (Enbiya suresi, 21/69)
57 HAsiYE Bir tefsir byle diyor: ~ J\..:;. (esenlik) demeseydi, sogukluguyla yakacaktl. *
' Bkz. ibni Ebi $eybe, el-Musannef 6/330; Ahmed ibni Hanbel, ez-Ziihd 1/79; etTaberi, CiJmiu'l-Beycm 17/44, 45.

55

56

YiRMiNci Soz 321

cedeki ate, sogukluguyla yakar gibi tesir gosteriyor. Hem atetir hem
soguktur. Evet, fizikte atein akkor (nar-1 beyza) halinde bir derecesi
var ki, s1cakhk yaymaz ve etrafmdaki s1cakhg1 kendine c;ektigi ic;in, su
gibi s1v1 eyleri dondurup manen sogukluguyla yakar. ite "zemherir",
sogukluguyla yakan bir tiir atetir. Oyleyse atein bi.itiin derecelerini
ve tiirlerini ic;inde bulunduran cehennemde elbette "zemherir"in de
bulunmas1 zaruridir.
O~iinciisii: Cehennem ateinin tesirini yok edecek ve insam ondan emin kilacak iman gibi bir manevi kuwet, islamiyet gibi bir zirh
olmas1 misali, di.inyadaki atein de tesirini engelleyecek bir madde vard1r. <;unki.i Cenab-1 Hak, Hakim isminin geregince, bu di.inya hikmet
yurdu oldugu ic;in icraabm sebepler perdesi altmda yap1yor. Oyleyse
Hazreti ibrahim'in bedeni gibi gomlegine de atee kar1 dayanma hususiyeti vermitir. Ate Hazreti ibrahim'i yakmad1g1 gibi gomlegini de
yakmamIhr. ite bu iaretle ayet manen 6yle diyor:
"Ey millet-i ibrahim! Hazreti ibrahim gibi olunuz ki, maddi ve
manevi gomlekleriniz, en bi.iyi.ik di.imammz atee hem burada hem
de ahirette zirh olsun. Ruhunuza giydireceginiz iman cehennem ateine karl zirhm1z olacag1 gibi, Cenab-1 Hakk'm yeryi.izi.inde sizin ic;in
saklad1g1 ve hazirlad1g1 baz1 maddeler de sizi atein errinden korur.
Araym1z, c;1kanmz, giyiniz!"
ite, atein yakmayacag1, atee dayamkl1 bir maddeyi bulmak,
bir gomlt:!k giymek insanhgm ilerlemesinde mi.ihim keiflerdendir. ;>u
ayet, ona kar1hk, bak ne kadar yi.ice, latif, gi.izel ve ebede kadar yirblmayacak, 58 ~ ~ tezgahmda dokunacak bir elbiseyi gosteriyor .
Yine mesela, 59 LJ.s- ;tr.;.\11 r;l
ayeti "Hazreti Adem'in (aleyhisselam) bi.iyi.ik hilafet davasmdaki en bi.iyi.ik mucizesi, Cenab-1 Hakk'm
isimlerinin kendisine ogretilmesidir." diyor. ite diger peygamberlerin
mucizeleri insanhgm hususi birer harikasma iaret ettigi gibi, bi.itiin
peygamberlerin babas1 ve nebilik divanmm fatihas1 (balang1c1) olan

rh-j

58

"Dupduru bir tevhid inanc1 iizerinde (ibrahim Milleti'ne baghhk)." (Ahmed ibni
Hanbel, el-Miisned 3/375, 406; el-Beyhaki, es-Siinenii'l-Kiibrd 6/4; el-Beyhaki,
$uabii'l-iman 5/484). Aym hususu ifade eden ayetler i<;in bkz. Bakara sO.resi,
2/135; Al-i imran sO.resi, 3/95; Nisa sO.resi, 4/125; En' am sO.resi, 6/161; Nahl sO.resi,

16/123.
59

"Ve Allah, Adem'e butiin isimleri i:igretti." (Bakara sO.resi, 2/31)

322 SozLER

Hazreti Adem'in (aleyhisselam) mucizesi, butun insan1 kemal vas1flannm ve ilerlemelerin son noktasm1, en ileri hedeflerini neredeyse a<;;1k<;;a
gosteriyor. Cenab-1 Hak U ayetin iaret lisamyla manen diyor ki:
"Ey Ademogullan! Meleklere karl hilafet davasmda ushlnlugilne
delil olarak babamza butiln isimlerimi ogrettigimden, -madem onun
evlad1 ve kabiliyetlerinizle varisisiniz- sizin de bilhln o isimleri 6grenip
emanet-i kubra mertebesinde, buhln varhklara karl ilshlnluge lay1k
oldugunuzu gostermeniz gerekir. Zira sizin i<;;in, kainatta biltiln varhklarm ilshlnde, en yuksek makamlara ve yeryilzu gibi bilyilk varhklan
kendinize itaat ettirmek misali yuce mertebelere yol a<;;1khr. Haydi, ileri
ahhmz ve birer ismime yap11mz, o mertebelere <;;1km1z!.. Fakat babamz
bir defa eytana aldand1, cennet gibi bir makamdan ge<;;ici olarak yeryilzilne diltil. Sakm siz de o mertebelere <;;1karken eytana uyup ilahi
hikmetin semasmdan tabiat dalaletine dtimeyiniz. Her vakit ba1mz1
kaldmp esma-y1 husnama dikkat ederek 0 semalara yukselmek i<;;in
ilimlerinizi ve maddi ilerlemelerinizi merdiven yap1mz ki, ilmin ve mukemmelliklerin kaynag1 ve hakikati olan isimlerimin semasma <;;1kasm1z
ve onlann durbunuyle, kalbinizle Rabbinize bakasm1z."
Miihim bir niikte ve

~ok

miihim bir sir

~u hayret verici ayet, insanm, kabiliyetlerinin kuahc1hg1 itiban ile


mazhar oldugu buhln ilmi mukemmellikleri, ilerlemeleri ve sanat harikalanm "talim-i esma" 60 tabiriyle ifade ediyor. Bunda 6yle ince ve
yilce bir iaret var: Her bir milkemmellik vasfmm, her bir ilmin, ilerlemenin, fennin yuksek bir hakikati vardlf ki, o hakikat Cenab-1 Hakk'm
bir ismine dayamr. Pek <;;ok perdesi, <;;eitli tecellileri ve daireleri bulunan o isme dayanmakla o ilim, o milkemmellik vasfi, o sanat en
kusursuz eklini bulur, hakikat olur. Yoksa yanm yamalak bir ekilde,
kusurlu bir golgedir.
Mesela, geometri bir ilimdir. Onun hakikati ve en son noktas1,
Cenab-1 Hakk'm Adl (mutlak adalet sahibi) ve Mukaddir (her eyi takdir edip dtizene koyan) isimlerine ulaIP onlarm hikmetli cilvelerini
kendi aynasmda hametiyle seyretmektir.
Mesela, hp hem bir ilim hem bir sanattir. Onun da son noktas1
60

(Cenab-1 Hakk'm) isimlerin(in) 6gretilmesi.

YiRMiNci Soz 323

ve hakikati, Hakim-i Mutlak'm $afi (ifa veren) ismine dayamr. Tip,


Cenab-1 Hakk'm btiytik bir eczanesi olan yerytiztinde O'nun merhamet
ve efkat cilvelerini devalarda gormekle kemalini bulur, hakikat olur.
Yine mesela, varhklarm hakikatinden bahseden tabii ilimler,
Cenab-1 Hakk'm (celle ce/6/Uh) Hakim isminin, varhg1 idare ve terbiyedeki buyilk tecellisini eyada, kendilerine ait faydalarda ve milhim
meselelerde gormekle, o isme yetimekle ve dayanmakla hakiki ilim
olabilir. Yoksa ya hurafeye doner ve bo, faydas1z olur ya da tabiatc;;i
felsefe gibi dalalete yol ai;;ar. ite sana il<;; misal! Baka kemal vas1flanm ve ilimleri bu ti<;; misale k1yasla ...
ite Kur'an-1 Hakim U ayetle insam, imdiki vaziyetinde hentiz i;;ok
geri kald1g1 en ytiksek noktalara, en ileri smira ve en son mertebelere
sevk ediyor, s1rtma tevik elini vurup parmag1yla o mertebeleri gostererek, "Haydi, ar, ileri!" diyor. $u ayetin btiytik hazinesinden imdilik
bu cevherle yetinerek o kap1y1 kapatiyoruz.
Hem mesela, peygamberlik divanmm mtihrti ve btittin peygamberlerin mucizeleri onun kendi peygamberlik davasmda bir tek mucize
htikmtinde olan nebiler efendisi, U kainatm iftihar kaynag1. .. Hazreti
Adem'e (aleyhisse/am) k1saca, ozetle 6gretilen Cenab-1 Hakk'm btittin
isimlerinin btittin mertebeleriyle, etrafl1ca mazhan ... Yukanya celal ile
parmagm1 kaldirmas1yla ayt iki par<;;a eden61 ve aag1ya cemal ile indirmesiyle yine on parmagmdan kevser gibi su ak1tan ... 62 Binlerce mucizeyle dogrulanan ve desteklenen Hazreti Muhammed'in (aleyhissa/atu
vesselam) en bilyilk mucizesi olan Kur'an-1 Haklm'in en parlak mucizelik yonlerinden, hak ve hakikate dair beyanlanndaki berrakhg1, ifadesindeki belagati, manalanndaki kuahc1hg1, ilslO.bundaki yticeligi ve
tathhg1 ifade eden,
0
0

_)t,:.

)t 0

)tS:.

/
,:.

<l:....,
\jJ, ~
I .. Iy L;- Lil
,, ,. Li y -L;- 'ii 01~1\
, r
/

)t

1;:. ~ - I\'
.J

~ ~
/

63\~ ~ ~ 0L5
61

62
63

'"'iii~\
i..r'e
,
.
/

/'

0 )t

I I1;
<...7:'
f
/

Jj

Bkz. Buhari, tefsfru sure (54) l, men6k1b 27; Muslim, mun6fikin 46; Tirmizi, tefsiru
sure (54) 5.
Buhari, vudu' 32, men6k1b 25, eribe 31, megdzf 35; Muslim, zuhd 74, fezdil 5, 6.
"De ki: Yemin ederim! Eger insanlar ve cinler bu Kur'an'm benzerini yapmak ic;in
bir araya toplansalar, hatta birbirlerine destek olup guc;lerini birletirseler bile, yine
de onun gibi bir kitap meydana getiremezler." (isra suresi, 17/88)

324 SOZLER

gibi apa<;:1k pek <;:ok ayet, insanlann ve cinlerin nazanm U ebedi


mucizenin en a<;:1k ve en parlak mucizelik yonune <;:eviriyor. Bullin
insanlann ve cinlerin damarlanna dokunuyor. Dostlannm evkini,
dumanlarmm inadm1 tahrik edip buyuk bir tevikle, iddetli bir istek
uyandirmayla dost ve dumam sozlerini ona benzetmeye, onun benzerini yapmaya, onu taklide sevk ediyor. Hem o mucizeyi herkesin
gozu onune oyle bir ekilde koyuyor ki, insanm bu dunyaya geliindeki biricik gayenin o mucizeyi hedef ve rehber edinip ona bakarak,
yarahhmm neticesini bilerek yurumek oldugunu gosteriyor.
K1sacas1: Diger peygamberlerin (aleyhimusselam) mucizeleri, birer

sanat harikasma iaret ediyor; Hazreti Adem'in (aleyhisse/am) mucizesi


ise insanhgm ortaya koydugu sanat esaslan ile beraber, ilimlerine, icat
ett@ harikalara ve kemal vas1flarma bir fihrist halinde, klsaca iaret ve
insam bunlara tevik ediyor. Resul-u Ekrem'in (aleyhissa/Citu vesselam)
en buyuk mucizesi olan Kur'an-1 Mucizu'l Beyan ise onun, Cenab-1
Hakk' m isimlerinin ogretilmesi hakikatine etraf11ca mazhariyetini, hak
ve hakikat olan ilim ve fenlerin dogru hedeflerini, dunya ve ahirette
kemalah ve saadeti a<;:1k<;:a gosteriyor. Hem pek <;:ok, buyuk teviklerle
insam onlara sevk ediyor. Bunu oyle bir tarzda yap1yor ki, adeta OYle diyor: "Ey insan! $u kainattan en yuce maksat, Cenab-1 Hakk'm
rububiyetinin tezahurune karl, insanm kulli bir kulluk sergilemesidir.
insanm en yuksek gayesi, o kulluga ilimler ve kemal vas1flan ile yetimektir." Hem Kur'an bunu oyle bir ekilde ifade ediyor ki, Una
da iarette bulunuyor: "Elbette insanhk, ahirzamanda ilme ve bilime
yonelecektir. Bullin kuvvetini ilimden alacakhr. Hukum ve kuvvet,
ilmin eline ge<;:ecektir." Yine Kur'an-1 Mucizu'l Beyan, uslubundaki
berrakhg1 ve belagati tekrar tekrar one <;:1kard1gmdan, iaret ediyor
ki: "ilimlerin en parlag1 olan belagat ve kusursuz, a<;:1k, berrak beyan,
ahirzamanda her <;:eidiyle <;:ok ragbet gorecektir. Hatta insanlar fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hukumlerini uygulatmak i<;:in en
keskin silahlanm beyan guzelliginde ve a<;:1khgmda bulacak, en karl
konulmaz kuvvetlerini edadaki belagatten alacaklardir."
Sozun ozu, Kur' an ayetlerinin her biri birer kemalat hazinesinin ve

YiRMiNci Soz 325

ilim definesinin anahtand1r. Eger Kur'an'm semasma ve ayetlerinin


yild1zlanna ulamak istersen, gec;en yirmi Soz'Q yirmi basamakh 64 H~rvE
bir merdiven yaparak c;1k; Kur'an'm ne kadar parlak bir gune oldugunu gar! ilahi hakikatler ve mumkinat65 hakikatleri ustune nas1! saf bir
nur serpiyor ve parlak bir ttk yay1yor, bak!
Netice: Madem peygamberlere <lair ayetler, insanhgm imdiki
ilerlemesinin harikalanna birer c;eit iaretle beraber, daha ilerideki sm1rlanm c;iziyor, Kur'an'm boyle bir ifade tarz1 var. Madem her
bir ayetin birden c;ok, farkh manalan gosterdigi muhakkaktir, herkes
bunda birleir. Ve madem peygamberlere uymaya <lair kesin emirler
var. Oyleyse U gec;en ayetler, ac;1k manalarmm yanmda, insanhk ic;in
muhim olan sanat ve ilimleri iaretlerle gosteriyor, insam onlara tevik
ediyor, denilebilir.
iki Miihim Somya iki Miihim Cevap
Birincisi:

"Madem Kur'an insan ic;in inmitir, neden insanm nazarmda en


muhim ey olan medeniyet harikalanm ac;ikc;a beyan etmiyor? Yalmz
gizli bir ima, hafif bir iaret, zay1f bir ihtar ile yetiniyor?"
Cevap: <;unku medeniyet harikalanmn yeri Kur'an'da ancak o kadar olabilir. Zira Kur'an'm asil vazifesi, rubO.biyet dairesinin kemalat
ve icraatm1, kulluk dairesindeki vazife ve halleri ders vermektir. Oyleyse insanhgm U harika icatlarmm o iki dairede yeri, ancak zay1f,
hafif bir iaret kadar olabilir. <;unku onlar, rubO.biyet dairesinden yer
isteseler pek az yer bulabilirler.
Mesela, insan icad1 olan uc;ak Kur' an' a dese ki: 66 HA5rvE "Bana bir soz
hakk1 ve ayetlerinde yer ver." Elbette o rubO.biyet dairesinin uc;aklan
olan gezegenler, yerkure ve ay, Kur'an namma 6yle diyecektir: "Burada buyuklugun kadar yer alabilirsin." Eger insan eseri denizalhlar
Risale-i Nur'daki otuz ilc; Soz, otuz ilc; Mektup, otuz bir Lem'a ve on ilc; ;>ua;
yilz yirmi basamakh bir merdivendir. ..
65
Miimkinat: Allah'm biltiln yaratt1klanna verilen isim. Yoktan var edilenler.
Cenab-1 Hakk'm Zat'mdan baka her ey.
66 HA5iYE ;>u ciddi meseleyi yazarken iradem drmda, kalemim i.islubunu U ho latifeye
c;evirdi. Ben de onu serbest brrakhm. Bu latifenin, meselenin ciddiyetine zarar vermemesini ilmit ederim.

64 HA5IYE

326 SOZLER

Kur'an ayetlerinden yer istese, o dairenin denizalhlan olan (yani geni hava aleminde ve esir denizinde yuzen) dunya ve y1ld1zlar ona
diyecektir ki: "Yamm1zda senin yerin, gorunmeyecek kadar kuc;ukrur." Eger parlak, y1ld1z gibi elektrik lambalan soz hakk1 talep edip
ayetlere girmek istese, o dairenin elektrik lambalan olan imekler,
alev toplan, gokyuzunu susleyen y1ld1zlar ve llk veren gokcisimleri
diyecektir ki: "Bahse ve beyana ancak IIgm olc;usunde girebilirsin."
Eger medeniyet harikalan, sanatlanndaki incelik yonunden haklanm
istese ve ayetlerden makam talep etseler, o vakit bir tek sinek onlara
"Susunuz!" diyecektir, "Benim bir kanad1m kadar hakkm1z yok. Zira
sizlerdeki, insanm smirh iradesiyle elde edilen butun ince sanatlar ve
nazik cihazlar toplansa benim kuc;ucuk vucudumdaki ince sanat ve
hassas uzuvlar kadar hayret verici olamaz ...

~ 0 i \~\ )j
~~~ \~ j ~\ ~3~ ~ 0~.:G, ~~\ 0~
,
67 .:..,

\L,\1, ..:'.Jlkll ~ G, ~3J;'.:


'~- '1 ~
.:..itlJI
,
..

.~3.,

ayeti sizi susturur."


Eger o harikalar, kulluk dairesine gidip o daireden yer istese, Oyle
bir cevap ahrlar: "Sizin bizimle munasebetiniz pek azdir, dairemize
kolay giremezsiniz. <;unku program1m1za gbre: Dunya bir misafirhanedir. insan ise onda biraz duracakhr, vazifesi c;ok olan bir misafirdir
ve k1sa bir omurde ebedl hayata laz1m olan eyleri elde etmekle yukumludur. En muhim ve en luzumlu ilere oncelik verilecektir. Halbuki siz, c;ogunuz itiban ile U fani dunyay1 ebedl bir makam gibi
ve gaflet perdesi altmda goruyorsunuz, sizde dunyaperestlik hissiyle
ilenmi bir suret gbruluyor. Oyleyse hakperestlik ve ahireti dtilinmek esaslan uzerine tesis edilmi olan kulluktan hisseniz pek azdir.
Eger arkamzda ve ii:;inizde, k1ymetli bir ibadet hukmunde, s1rf insanlarm faydasma, menfaatlerine, herkesin rahatma ve toplum hayatmm
mukemmellemesine hizmet eden ve elbette azmhg1 meydana getiren muhterem sanatkarlar ve ilhama mazhar kaifler varsa, o hassas
67

"Ey insanlar! ite size bir misal gosteriliyor, ona iyi kulak verin: Allah'tan baka,
ilah yerine koyup taptigm1z her ey gilc:; birligi yapsalar da bir sinek bile yaratamazlar. Hatta sinek onlardan bir ey kapsa onu dahi kurtanp geri alamazlar. isteyen
de, kendisinden istenilen de, kac:;an da, kovalayan da ne kadar gilc:;silz!" (Hae
suresi, 22/73)

YiRMiNci Soz 327

zatlara U Kur'an iaretleri -~ahmaya tevik ve sanatlanm takdir etmek i~in- elbette yeter."
ikinci Sorn:
";;imdi U kadar arahrma ve incelemeden sonra, Kur'an'da pek
~ok hakikatle beraber, halihazirdaki medeniyetin harikalarma ve belki
daha da ilerisine iaretler bulunduguna iiphem kalmad1, bunu tasdik
ettim. insanm diinya ve ahiret saadetine laz1m olan her ey, degeri
ol~iisiinde Kur'an'da bulunur. Fakat Kur' an onlan ni~in a~1k~a zikretmiyor? Taki inat~1 kafirler de tasdike mecbur kalsm, kalbimiz de rahat
olsun ... "
Cevap: Din bir imtihandir. ilahi teklifler, yani Cenab-1 Hakk'm insana yiikledigi miikellefiyetler, yiiksek ruhlar ile bayag1 ruhlann miisabaka meydanmda birbirinden aynlmas1 i~in bir tecriibedir. Nasil ki,
elmasla komiir, altmla toprak birbirinden aynlsm diye bir madene ate
veriliyor. Aynen oyle de, bu imtihan meydanmda ilahi teklifler, insanm kabiliyetlerinin madenindeki yiiksek cevherler ile siifli vas1flann
birbirinden aynlmas1 i~in bir tecriibedir ve bir miisabakaya sevktir.
Madem Kur' an, bu imtihan yerinde, miisabaka meydanmda, bir
tecriibe suretinde, insanhgm kemale ermesi i~in indirilmitir. Elbette,
U diinyevi ve herkese goriinen, gelecege ait gaybi hadiselere yalmzca iaret edecek ve akla sadece delillerini ispatlayacak kadar kap1
a~acakhr. Eger her eyi a~1k~a zikretse, teklif Slrn bozulur. Bu, adeta
gokyiiziindeki yild1zlarla aikar bir ekilde "La ilahe illallah" yazmaya
benzer. 0 zaman herkes ister istemez onu tasdik eder. Bu ise miisabaka olmaz ve imtihan ortadan kalkar. Komiir gibi bir ruh ile elmas gibi
bir ruh 68 HA;>iYE aym derecede kahr.
K1sacas1: Kur'an-1 Hakim, sonsuz hikmet kaynag1dir. Her eye
k1ymeti ol~iisiinde bir makam verir. ite Kur'an, bin ii~ yiiz sene once, istikbalin karanhgmda sakh ve gaybi olan neticeleri ve ilerlemeleri
goriiyor ve gordiigumiizden, gorecegimizden daha giizel bir surette
gosteriyor. Demek, Kur'an oyle bir Zat'm kelam1dir ki, o Zat biitiin
zamanlan ve i~indeki her eyi bir anda goriiyor.
ite Kur'an'm peygamber mucizelerinin yiiziinde goriinen bir i'caz
panlhst. ..
6BHA;>iYE

Ebucehl-i Lain ile Ebubekir-i S1dd1k eit goriinecek. Teklif s1m ziyan olacak...

328 SOZLER

JS L/,~1;.J Lii" 0\)1'\'.r"i ~/ r-_;;~!\\


70~1 I~~\ ~i .iq i::~.Jc LA ']l tJ ~'].it~

69 0Ll~' 0\
' .J3 ' /

,,,

69

70

71

72

1 /

,33 /

Allah1m! Bize Kur'an'm s1rlanm ogret, her an ve her zaman onun hizmetine
muvaffak et.
"Silbhansm ya Rab! Senin bize bildirdiginden baka ne bilebiliriz ki? Her eyi
hakk1yla bilen, her eyi hikmetle yapan Sensin." (Bakara sO.resi, 2/32)
"Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya diler de bir kusur ilersek bizi onunla hesaba
c;:ekme!" (Bakara suresi, 2/286)
Allah1m! Efendimiz, kulun, nebin ve resO.liln olan ilmmi peygamber Hazreti
Muhammed' e {sallallilhu aleyhi ve sellem), aline, ashabma, hammlarma, milbarek nesline, diger peygamber ve resullere, Sana en yakm meleklere, evliya ve salih kullanna
salavatm en faziletlisi, selametin en temizi, bereketlerin en bereketlisiyle, Kur'an'm
sureleri, ayetleri, harfleri, kelimeleri, manalan, iaretleri, remizleri ve delaletleri adedince salat ve selam et, bereket ihsan eyle, ikramda bulun. Ey ilah1m1z, ey Hahklm1z,
bilhln bu salavatlardan her biri ic;:in bizi magfiret et, bize merhamet et, bize iltifat et.
Rahmetinle, ey Erhamilrrahimin. Alemlerin Rabbi Allah' a hamdolsun, amin ...

YiRMi BiRiNCi SOZ'UN


BiRiNCi MAKAMI

Bir zamanlar, yaI, cussesi ve mevkisi buyuk bir adam bana dedi
ki: "Namaz iyidir. Fakat her gun her gun beer defa k1lmak insana c;ok
geliyor. Bitmediginden usanc; veriyor."
0 adamm bu sozunden hayli zaman soma nefsimi dinledim, aym
sozleri soyledigini iittim. Ona baktim, tembellik kulag1yla eytandan
aym dersi ald1gm1 gordum. 0 vakit, o adamm, adeta kotulugu arzulayan butun nefisler adma konutugunu veya bu sozun ona soyletildigini anlad1m. Kendi kendime dedim ki: "Madem nefsim daima kotulugu
emrediyor, nefsini 1slah etmeyen bakasmt 1slah edemez. Oyleyse ie
nefsimden balanm."
Ey nefis! Koyu bir cehalet ic;inde, tembellik d6eginde, gaflet uykusunda soyJedigin bu soze karlltk benden Ube "ikaz"1 dinJe!
Birinci ikaz

Ey bedbaht nefsim! Acaba omrun ebedi midir? Gelecek seneye,


hatta yarma c;1kacagma dair elinde senedin mi var? Sana usanc; veren,
"!:;>uphesiz namaz, muminler uzerine vakitleri belli bir farzd1r." (Nisa sO.resi, 4/103)

330 SOZLER

ebed! yaayacagm1 zannetmendir. Keyif ic;in diinyada ebediyen kalacakm1 gibi nazlamyorsun. Eger 6mriiniin k1sa oldugunu ve faydas1z ilerde gittigini anlasaydm, elbette, onun yirmi dbrtte birini, sana
hakiki ve ebedi bir hayatta saadeti kazandiracak giizel, ho, rahat ve
bereketli bir hizmete sarf ederdin. Usanmak 6yle dursun, bu sende
ciddi bir evk ve ho bir zevk uyandmrd1.

ikinci ikaz
Ey doymak bilmeyen nefsim! Her gun her gun yemek yiyor, su ic;iyor ve havay1 teneffus ediyorsun; bunlar sana usanc; veriyor mu? Madem vermiyor, hatta ihtiyac; tekrar ettiginden usanc; duymuyor, aksine, onlardan lezzet ahyorsun. Oyleyse bedenimde senin arkadalarm
hukmundeki kalbimin g1das1, ruhumun ab-1 hayati olan ve Rabbani
latifelerimin tath havasm1 kendinde toplayan namazm da seni usandirmamas1 gerekir.
Evet, sonsuz keder ve elem ic;inde, fakat bir o kadar da zevklere,
emellere tutkun ve sevdah bir kalbin g1das1 ve kuweti, her eye giicu
yeten Rahim ve Kerim bir Zat' m kap1sm1 dua ile c;almakla elde edilebilir.
;>u fani dunyada, aynhktan feryat ederek siiratle goc;up giden butiln varhklarla alakadar bir ruhun ab-1 hayah ise her eye bedel Baki
bir Yarahcmm, olilmsilz bir Sevgilinin rahmet c;emesine namaz ile
yonelerek ic;ilebilir.
insanda, tabiah geregi sonsuzlugu isteyen, ebediyet ic;in yarahlm1,
ezell ve ebedl bir Zat' m aynas1 olan son derece hassas, manevl ve
Uurlu bir sir ile latife-yi Rabbaniye denilen nurlu bir his vardir ki, bunlar, U kasvetli, ezici, s1kmhh, bogucu, karanhk ve gec;ici dunya halleri
ic;inde, elbette teneffuse c;ok muhtac;hr ve ancak namaz penceresiyle
nefes alabilir.

Uc;:iincii ikaz
Ey sabirs1z nefsim! Acaba gec;mi gilnlerdeki ibadetlerin zahmetini,
namazm zorlugunu ve musibetlerin s1kmhsm1 hahrlay1p 1zd1rap c;ekmek ve gelecekteki ibadetleri, namaz vazifesini ve musibetlerin elemini bugunden duilnilp sabirs1zhk gostermek hie; akil kan m1dir?

YiRMi BiRiNci Soz 331


~u sabtrs1z halin 6yle sersem bir kumandanm haline benziyor:
00.manm sag taraftaki kuweti kendi birligine katihp taze bir kuwet
olmuken, 0 tutar, muhim bir kuwetini 0 tarafa gonderir, merkezi zay1flattr. Sol tarafta da henuz dDman askeri yokken, oraya buyDk bir
kuwet gonderip "Ate!" emri verir. Merkezi tamamen zay1f biraktr.
DO.man ii anlar, merkeze saldmr ve oray1 yerle bir eder.
~u halinle sen, ite bu kumandana benziyorsun. <:;::unku gec;;mi
gunlerdeki ibadetlerin zahmeti, bugun rahmete c;;evrilmitir. Elemi gitmi, lezzeti kalm1. Zahmeti lezzete, s1kmtts1 sevaba donDmD. Oyleyse namazdan usanmak yerine yeni bir evk, taze bir zevk ve ciddi bir
gayretle ona devam etmek gerekir. Gelecek gunler henuz gelmedigine
gore, onlan imdiden d0.0.nDp usanmak ve geveklik gostermek, aynen ileride bama gelecek ac;;hg1 ve susuzlugu bugunden dDDnerek
bagmp c;;agtrmak gibi bir divaneliktir.
Madem hakikat boyledir, aklm varsa yalrnz bugunkD ibadetini dDDn ve "GDnumDn bir saatini, Dcreti pek buyDk, zahmeti pek az olan,
ho, guzel ve yDce bir hizmete sarf ediyorum." de! 0 zaman aci usancm tath bir gayrete don0.0.r.
ite, ey sabirs1z nefsim! Sen De;; c;;eit sab1rla vazifelisin. Biri: itaat
ve ibadette sabird1r. ikincisi: GDnahlara karI sabirdir. U~iinciisii:
Bela ve s1kmttlar kartsmda sabtrd1r. Akim varsa, bu Dc;uncD ikazdaki
temsilde gorDnen hakikati kendine rehber edin, mertc;;e "Ya Sabur"
de, De;; sabn omzuna al! Eger Cenab-1 Hakk'm sana verdigi sabir kuvvetini yanh yolda kullarnp dag1tmazsan, o her zorluga ve her derde
katlanmaya yeter. .. 0 kuwetle dayan!

Dordiincii ikaz
Ey sersem nefsim! Acaba kulluk vazifesi neticesiz ve Dcreti az m1 ki
sana usanc; veriyor? Mesela bir adam sana biraz para verse veyahut
seni korkutsa, akama kadar c;;ahhnr, sen de itiraz etmeden c;ahirsm.
Peki, bu dDnya misafirhanesinde aciz ve fakir kalbini zenginletiren,
elbette girecegin kabrini ttklandiran, her ha!Dkarda hesap verecegin
maherdeki o buyuk mahkemede sana kurtulu senedi ve ister istemez
ustunden gec;;ecegin sirat koprusunde nur ve burak olacak namaz neticesiz midir veyahut kar1hg1 az m1dir?

332 SOZLER

Bir adam yilz lirahk bir hediye vaat etse, seni yilz glin c;ahbnr.
Soztinden donme ihtimali olan o adama glivenir, usanmadan <_;ahtrsm. Acaba s6zilnden donmesi imkanstz bir Zat, sana cennet gibi
bir karthk ve ebed1 saadet gibi bir hediye vaat etse, seni pek az bir
zaman, glizel bir vazifede c;ahbrsa, buna ragmen hizmet etmezsen
veya isteksizce, usan<_;la, yanm yamalak hizmetinle O'nu yalanc1hkla
itham edip hediyesini hafife ahrsan, iddetli bir cezaya ve dehetli bir
azaba mtistahak olacagm1 dililnmilyor musun? Dilnyada hapis korkusundan, en agtr ilerde ikayet etmeden c;ahttgm halde, cehennem
gibi ebed1 bir hapsin korkusu, hafif ve ho bir vazife i<_;in sana gayret
vermiyor mu?
Beinci ikaz

Ey dilnyaya tutkun nefsim! Acaba ibadetteki isteksizligin ve namazdaki ihmalin dilnya meguliyetlerinin c;oklugundan m1d1r? Veyahut ge<_;im derdiyle ibadete vakit bulamaytmdan m1dtr? S1rf dilnya
ic;in mi yaratt!dm ki biltiln vaktini ona sarf ediyorsun?
Sen, kabiliyetlerinle biltiln canhlardan ilstiln oldugunu fakat dilnya
hayatmm devam1 ic;in gerekli eyleri temin etme kudreti bak1mmdan
bir ser<_;e kuuna bile yetiemeyecegini biliyorsun. Ast! vazifenin hayvanlar gibi <_;abalamak degil, ger<_;ek bir insan gibi hakiki ve daim1 bir
hayat ic;in gayret etmek oldugunu neden anlam1yorsun? Hem dilnya
ileri dedigin, <_;ogu sana ait olmayan, bo yere kanhgm ve kanhrdtgm faydas1z eylerdir. En lilzumlu ii b1rak1p gilya binlerce sene 6mriln varmt gibi, en lilzumsuz mah1matla vakit ge<_;iriyorsun. Mesela,
k1ymetli vaktini, "Saturn gezegeninin etrafmdaki halkalann mahiyeti
nedir? Amerika'da ka<_; tane tavuk vardtr?" gibi k1ymetsiz eyleri dililnmeye harc1yorsun. Gilya astronomi ve istatistik bilimleriyle ugratyor, onlardan istifade ediyorsun!..
Eger, "Beni namazdan ve ibadetten ahkoyan, bana usan<_; veren,
boyle lilzumsuz eyler degil, ge<_;im derdinin zaruri ileridir." dersen,
ben de sana 6yle derim: Bir yerde yilz kuru gilndelikle <_;ahsan,
sonra biri gelse ve sana, "Gel Uray1 on dakika kadar kaz, yilz lira
degerinde bir p1rlanta ve bir zilmrilt bulacaksm." dese, sen de ona,
"Haytr, gelmem! <;unkil gilndeligimden on kuru kesilecek, kazanctm

YiRMi BiRiNci Soz 333

azalacak." diye cevap versen, bunun ne kadar divanece bir bahane


oldugunu elbette bilirsin.
Aynen bunun gibi, sen U bahc;ende nafakan ic;in c;ahtyorsun.
Eger farz namazlanm terk edersen, butun gayretinin neticesi, yalmz
dunyevi, bnemsiz ve bereketsiz bir kazanc;tan ibaret kahr. Fakat eger
istirahat ve teneffus vaktini, ruhunu rahatlatan ve kalbini ferahlatan
namaza sarf edersen, o zaman, bereketli dunya kazancm ile beraber
ahiret az1gm ic;in c;ok degerli iki manevi maden bulursun:
Birinci maden: Guzel bir niyetle, bahc;ende 2 HA~ivE yetitirdigin c;ic;ekli ya da meyveli her bitkinin, her agacm tesbihatmdan hisse ahrsm.
ikinci maden: Bahc;ende yetien mahsullerden kim yese -ister
hayvan olsun, ister insan; ister mllteri olsun, ister hirs1z- bu senin
ic;in sadaka hukmune gec;er. Fakat bahc;eni R1zkm Hakiki Sahibi ad1na ve O'nun izni dairesinde kullanman, kendine O'nun mahm O'nun
mahluklanna veren bir dag1ttm memuru gbzuyle bakman arttyla ...
ite bak, namaz1 terk eden ne kadar zarara ugrar! Ne buyuk bir
serveti kaybeder! Ve c;ahmak ic;in buyuk bir evk veren, amellerde
manevi bir kuvvet saglayan o iki neticeden, o iki madenden mahrum
kahr, iflas eder. Hatta ihtiyarlad1kc;a bahc;esinde c;ahmaktan usamr,
yorulur. "Neme laz1m! Ben zaten dunyadan gidiyorum. Bu kadar zahmeti nic;in c;ekecegim?" diyerek kendini tembellige b1rak1r. Fakat evvelki adam der ki: "Daha c;ok ibadet ederek helal dairede c;ahacag1m.
Boylece kabrime daha c;ok ltk gonderecegim, ahiretim ic;in daha c;ok
az1k haz1rlayacag1m."
Kisacasi: Ey nefis! Bil ki, dun, senin elinden ~1kt1. Yanna ulaacagma dair de guvencen yak. Oyleyse as1l omrunu, i~inde bulundugun
gun bi/. Gunun en az bir saatini, zor zamanlara ayird1gm bir altm gibi,
hakiki istikbalin olan ebedf hayatm i~in birer kumbara hukmundeki bir
mescide veya bir seccadeye at!
Ve bil ki, her yeni gun, herkes i~in yeni bir alemin kap1s1dir. Eger
namaz kzlmazsan, o gunku alemin karanlik ve perian bir ha/ alir. Misal aleminde aleyhinde ahitlik eder. Zira herkesin, U a/em i~inde,
her gunde hususi birer alemi vardir. 0 alemin mahiyeti de, 0 kiinin
kalbine ve ameline gore degiir.
2

HA~iYE Bu k1s1m, bir bah<;ede bir kardeime ders oldugu i<;in bu ekilde yazilmihr.

334

SOZLER

Nasti ki, aynada gorunen muhteem bir saray, o aynamn rengini


ahr. Ayna siyah ise saray da siyah, kirm1z1 ise kirmtzt g6runur. Saraym
sureti, aynanm mahiyetine g6re degiir. Ayna duzgunse sarayt gi.izel,
di.izgi.in degilse <_:;irkin gosterir. 0 ayna en nazik eyleri kaba gosterdigi
gibi, sen de kalbinle, aklmla, amelinle, gonli.inle, kendi aleminin eklini degitirirsin. Ona aleyhinde veya lehinde ahitlik ettirebilirsin.
Eger namaz k1larsan, namazmla bu kainatm Sani-i Zi.ilcelal'ine
yonelirsen, sana bakan alemin birden nurlarnr. Namazm adeta bir
elektrik lambast, namaza niyetin de onun di.igmesine dokunmak gibi, 0 alemin karanhgmt dag1ttr. Ve U di.inya kargaasmda perianhk
i<;indeymi gibi g6ri.inen hadiselerin, hikmetli bir intizam ve manah bir
kudret eseri oldugunu gosterir. Nurlarla dolu 3vd' ,J\Jij ..:;..>\~\ ~) ~\
ayetinden kalbine bir nur verir. 0 gi.inki.i alemini o nurla ttklandmr,
misal aleminde senin lehinde ahitlik ettirir.
Sakm, "Benim namaz1m nerede, hakiki namaz nerede!" deme. Zira bir hurma <_:;ekirdegi, hurma agacmm bi.iti.in hususiyetlerini i<;inde
tatr ve onu tarif eder. Farklan, birinin <;ekirdek, otekinin ise onun dal
budak salmt hali olmas1d1r. Aynen oyle de, senin benim gibi s1radan
bir insanm namazmm -hissetmese ve Uurunda olmasa da- bi.iyi.ik bir
velinin namaz1 gibi U nurdan, U hakikatten bir hissesi vardtr. Fakat o
nur dereceye g6re a<_:;1ga <;tkar.
Bir hurma <_:;ekirdegi ile mi.ikemmel bir hurma agac1 arasmda ne
kadar mertebe ve fark varsa, namazda da oyle, hatta daha fazla farkh
mertebeler bulunabilir. Fakat bi.iti.in o mertebelerde namaza ait nurani
hakikatin bir esast vardtr.
4~

i ~,JI
,.
.J ,,
,

\;., u-;.,JJ\ ~~, ~~\)) j~:,


,y

~.J

\;. r::-.J
!l:' u,l-:.. f~ll\
r--

"Allah goklerin ve yerin nurudur."(Nur sOresi, 24/35)


Allah1m ! "Namaz dinin diregidir." buyuran Resulullah' a (sal/al/ahu aleyhi ve sellem) ve
onun al ve ashabma salat ve selam eyle.

YiRMi BiRiNCi SOZ'UN iKiNCi MAKAMI


Ka/bin be yaraszna be merhemi i<;erir.

~jll~jll~\~
1 ~3~

,,,

~j ~) ~ ~_,tlj

,,..

~~\-?I_?~~ ~_,t] ~)

Ey vesvese hastahgma tutulmw~ insan! Biliyor musun, vesvesen


neye benzer? Musibete ... Onem verdik<;e ier; onem vermezsen saner. Onu buyuk gorursen buyur; ku<;uk gorursen ku<;ulur. Korkarsan
agirlaIr, hasta eder; korkmazsan hafifler, gizli kahr. i<;yllzunu bilmezsen devam eder, yerleir; bilirsen, onu tamrsan gider. Oyleyse U
musibetli vesvesenin pek <;ok <;eidinden yalmz s1k<;a gbrulen beini
soyleyecegim. Belki sana da bana da ifa olur. <:;unku vesvese oyle
bir eydir ki, cehalet onu davet eder, ilim uzaklahnr. Onu tammazsan
gelir, tarnrsan gider.
Birincisi - Birinci Yara
~eytan

once llpheyi kalbe atar. Eger kalb kabul etmezse llpheden, <;irkin ve kotu sozlere cloner. <:;irkin sozlerdekine benzer baz1 pis
suretleri ve edebe aykm <;irkin halleri tasvir eder, hayal ettirir. Kalbe
"Eyvah!" dedirtir, insarn umitsizlige dllllrur. Vesveseli adam da zanneder ki, kalbi Rabbine karI edepsizlikte bulunuyor. Muthi bir tela
ve heyecan duyar. Bundan kurtulmak i<;in huzurdan ka<;ar, gaflete
dalmak ister. Bu yararnn merhemi Udur:
Bakey vesveseye dllIDU bi<;are insan! Tela etme, <;llnku senin
hatmna gelen kotu sozler ve haller ger<;ek degil, hayaldir. Kufru hayal
etmek kufUr olmad1g1 gibi, o kotu sozleri ve halleri dllllnmek de onlan soylemek ve yapmak degildir. Zira manhk<;a hayal etmek, hukum
yerine ge<;mez. Kotu sozu soylemek ise hukumdur. Bununla beraber,
o <;irkin sozler, senin kalbinin sozleri degildir. <:;unku kalbin, onlardan
"Ya Rabbi, eytanlarm vesveselerinden, yammda bulunmalanndan Sana s1gm1nm." (Mil'minO.n sO.resi, 23/97-98)

336

SiiZLER

mi.iteessir olur, i.izi.ili.ir, kederlenir. 0 <;irkin sozler belki eytanm, kalbe


yakm olan ve "li.imme-i eytani" denilen yuvasmdan gelir. Vesvesenin
zaran, insanm onu zararh zannetmesi ve kalben ondan zarar gormesidir. C::i.inki.i insan, hi.iki.imsi.iz bir ha.ya.Ii hakikat vehmeder. ~eytanm
iini kendi kalbine ma! eder. Onun sozi.ini.i, kendinden zanneder. Zarar ettigini di.ii.ini.ip zarara di.ier. Zaten eytanm da istedigi budur.

ikincisi
Manalar kalbden c:;ikt@ vakit, bir sureti olmad1g1 halde hayale girer, orada surete bi.iri.ini.irler. Haya!, her vakit bir sebep perdesi altmda
suretleri bir nevi dokur. Onem verdigi eyin suretini yol i.isti.inde birakir; hangi mana ge<_;se 0 sureti ona ya giydirir, ya takar, ya bulahrtr
veyahut da perde yapar. Eger manalar <;irkinlikten annmt ve temiz,
suretler pis ve rezil ise temiz manalar pis suretleri giymez, fakat onlara temas eder. Vesveseli insan, bu temas1, manalann sureti giymesiyle kanhnr. "Eyvah!" der, "Kalbim ne kadar bozulmu! Bu sefillik,
nefsimin bu ac;gozli.ili.igi.i beni Allah'm rahmetinden kovulmulardan
edecek!" ~eytan onun bu damanndan c;ok faydalamr. Bu yaranm
merhemi Udur:
Dinle ey bic;are! Nasil ki, karnmm ic;indeki pislik, senin, namazm
artlanndan ve adabmdan olan di temizligine tesir etmez ve onu bozmaz. Aynen oyle de, mukaddes manalarm pis suretlere komulugu
onlara zarar vermez. Mesela, sen Allah'm ayetlerini tefekki.ir ediyorsun. Birden bir rahats1zhk, bir itah ya da ihtiyac; gidermek gibi zaruri
bir ha! iddetle hislerine dokunuyor. Elbette hayalin, bunun c;aresine
bakacak ve o ihtiyacm1 gidermek ic;in laz1m olan eyleri bulacak, onlara uygun si.ifll suretleri dokuyacak ve gelen manalar bu suretlerin
ortasmdan gec;ecek. Bunda ne sakmca ne pislenmek ne zarar ne de
tehlike vard1r. Asil tehlike, dikkatini buna yogunlahrmak, zarara di.i.ti.igi.ini.i zannetmektir.
U~iinciisii

Varhklar arasmda baz1 gizli mi.inasebetler bulunur. Hatta hi<; ummad1gm eyler arasmda mi.inasebet baglan vardtr. Bunlar, ya hakikaten mevcuttur ya da hayalin, megul oldugu ie gore o baglan

YiRMi BiRiNci Soz 337

yapm1, o eyleri birbirine baglamIhr. $u mtinasebet sirr1yla, bazen


mukaddes bir eyi gormek, pis bir eyi hahra getirir. Beyan ilminde
ifade edildigi gibi, "Di dtinyada uzakhk sebebi olan z1thk, hayalde
yakmhk sebebidir." Yani, iki zit eyin suretlerinin bir araya gelmesine
vas1ta olan ey, hayali bir mtinasebettir. Z1tlarm bu mtinasebetle hahra
gelmesine "tedai-yi efkar" (bir dtiilncenin baka dtitinceleri c_;agnhrmas1) denir. Mesela, sen namazda, mtinacat esnasmda, Kabe'nin karIsmda, Cenab-1 Hakk'm huzurundayken, O'nun ayetlerini tefekktir
ettigin sirada, U c_;agnImlar tutup seni en uzak, rezil, bo ve faydas1z
dtitincelere sevk eder. Boyle dtitinceler aklmdan gitmiyorsa sakm
telalanma! Farkma vard1gm anda don, "Aman, ne kusur ettim!" deyip sebebini arahrarak tizerinde durma ki, o zay1f mtinasebet dikkatinle kuvvet kazanmasm. Zira sen tiztildtikc;e, onem verdikc_;e o zay1f,
ktic_;tik hahrlay1larm ahkanhga cloner, hayali bir hastahk olur. Korkma, bu kalbi bir hastahk degildir. $u ttir hahrlay1lar c_;ogunlukla irade
d11d1r. Bilhassa asabi ve hassas insanlarda daha c_;ok g6rtiltir. $eytan
bu c_;eit vesvesenin madenini c;ok iletir. Bu yaranm merhemi Udur:
<;agnimlar c_;ogu kere irade d11dir. Bunda insanm mesuliyeti yoktur. Hem c;agnimda zit eyler birbirine yakm olabilir, fakat temas edip
kanmazlar. Onun ic_;in fikirlerin mahiyeti birbirine gec_;mez, zarar vermez. Nasil ki, eytan ile ilham meleginin kalb taraflannda birbirine
yakm olmalan ve gtinahkarlar ile hayirh kimselerin aym mekanda bulunmalan zarars1zdir. Aynen oyle de, c;agnImlarm sevkiyle istemedigin pis hayaller gelip temiz fikirlerinin ic_;ine girse, kasten olmad1kc;a ve
zarar ettigin zanmyla onlarla fazla megul olmad1gm stirece sana zarar
vermezler. Bazen de kalb yorulur. Fikir, eglenmek ic_;in rastgele bir eyle megul olur. $eytan firsat bulup pis eyleri ontine serper, surer.
Dordiinciisii
Amelin en iyi eklini aramaktan dogan vesvesedir. Takva zanmyla
bu aray1 artt1kc;a vesvese iddetlenir. Hatta bir dereceye vanr ki, insan amelin daha makbultinti ararken harama dtier. Bazen bir stinneti
aramas1, bir vacibi terk ettirir. "Acaba amelim sahih oldu mu?" der,
onu tekrar eder. Bu ha! stirdtikc_;e de btiytik timitsizlige dtier. $eytan
U halinden faydalanarak insam yaralar. Bu yaranm iki merhemi var:

338 SozLER

Birinci Merhem: Bu gibi vesvese, Mutezile mezhebindekilerde


olabilir. <;unku onlar 6yle der: "ilahi emir ve yasaklara mevzu olan
fiiller ve eyler, ahiret itiban ile ya kendi zatmda guzel ya da kendi
zatmda c;irkindir. Yani ya bizzat guzel oldugu ic;in emredilmi ya da
bizzat c;irkin oldugundan yasaklanmthr. Demek, eyada ahiret ve hakikat noktasmdan guzellik ve c;irkinlik zatidir (kendindendir), ilahi emir
ve yasaklar ona tabidir." Bu mezhebe gore, iledigi her amelde insana
6yle bir vesvese gelir: "Acaba amelim, hakikatteki zati guzelligine uygun oldu mu?"
Hak mezhep olan Ehl-i Sunnet ve Cemaat ise der ki: "Bir ey,
Cenab-1 Hak emrettigi ic;in guzel; 0 yasaklad1g1 ic;in c;irkin olur." Demek, guzellik emirle, c;irkinlik ise yasakla bir hakikat olarak ortaya
c;1kar. Guzellik ve c;irkinlik, amelden sorumlu kulun bilmesine bakar
ve ona gore yerleir. Bunlar, g6runiite ve o amelin dunyaya bakan
yuzunde degil, ahirete bakan yuzundedir. Mesela, namaz k1ldm veya
abdest aldm ama sen hie; farkmda olmadan, aslmda namazm1 veya
abdestini bozacak bir sebep varmt. ~u halde senin namazm ve abdestin hem sahih hem guzeldir. Mutezile mezhebindekiler ise der ki:
"O ibadet hakikatte fena ve kusurludur fakat kabul edilir. <;unku bilmiyordun, 6zrun var." Oyleyse Ehl-i Sunnet mezhebince, g6runiite
dinin kaidelerine uygun ekilde iledigin amelin hakkmda, "Acaba sahih oldu mu?" deyip vesvese yapma! Fakat "Kabul olmu mudur?"
de, gururlanma, ameline guvenme!
ikinci Merhem: Dinde zorluk yoktur, \r.~1 J, t_y;. '1. Madem
dart mezhep hakttr ve madem istigfan gerektiren "kusurlanm idrak
etmek" -boyle vesveseli kimse ic;in- gurura sebep olan "amelini guzel
g6rme"ye tercih edilir. Yani vesveseli insanm, amelini guzel g6rup gurura girmektense onu kusurlu say1p istigfar etmesi makbuldur. 0 halde, vesveseyi at! !$eytana de ki: "~u ha! bir zorluktur. Hakikatini bilmek guc;tur, dindeki kolayhga z1tt1r. 3 0 ~1 J_ t_y;. '1, 4~ Cr.~\ esasma
"Dinde zorluk yoktur." Bu ifade, "Allah yolunda geregi gibi cihad edin. Sizi insanlar ic;:inde bu emanete ehil bulup sec;:en O'dur. Din konusunda, size hic;:bir zorluk
da ytiklemedi ... " (Hae sO.resi, 22/78) ayeti ve "Din kolayhktir." (Buhari, fmdn 29;
Nesai, fmdn 28) gibi hadis-i eriflerden c;:1kanlan bir f1k1h kaidesidir.
Dinde zorluk yoktur.
Din kolayhktir. (Buhfui, fmdn 29; Nesill, fmdn 28; Ahmed ibni Hanbel, el-Miisned 5/69)

YiRMi BiRiNci Soz 339

ters dlier. ~u amelim elbette bir hak mezhebine uygun olur. Bu bana
yeter. Hem en azmdan aczimi itiraf ederek, ibadeti lay1ktyla yerine
getiremedigimden, istigfar ve yakan ile Cenab-1 Hakk'm merhametine s1gm1p kusurumun affedilmesi ve noksan amelimin kabulu i<;;in
acizligimin ve kli<;;liklugumun Uurunda olarak bir duaya vesiledir."
Beincisi

imana dair meselelerde liphe suretinde gelen vesvesedir. Bii;;are


vesveseli insan, bazen hayal etmekle dlilinmeyi birbirine kanhnr.
Yani, hayale gelen bir lipheyi akhna girmi zannedip inancmm zarar
gordugunu dlilinur. Bazen de kendi kurdugu bir lipheyi, imana zarar veren bir liphe zanneder. Hem bazen tasawur ettigi bir lipheyi,
akl1yla tasdik ettigini samr. Yine bazen kuflirle ilgili bir mesele hakkmda dlilinmeyi kuflir sayar. Yani dalaletin sebeplerini anlamak i<;;in bir
mesele uzerinde fikir yurutmeyi, onu arahrmay1 ve tarafs1zca degerlendirmeyi imana ters zanneder. ite eytanm telkinlerinin eseri olan
U zanlardan urkerek, "Eyvah! Kalbim bozulmu, inanc1m zay1flam1!"
der. 0 haller i;;ogu kere irade d11 oldugundan ve insan onlan kendi
smirh iradesiyle duzeltemediginden umitsizlige dlier. Bu yaranm merhemi Udur:
Kufrii hayal etmek kuflir olmad1g1 gibi, onu vehmetmek de kuflir
degildir. Dalaleti tasawur etmek dalalet olmad1g1 gibi, onun hakkmda
dlilinmek de dalalet degildir. <;unku hayal etmek, vehmetmek, tasawur etmek ve dlilinmek; ak1lla tasdikten, kalbin bir eye teslim olmasmdan farkhdir, bakadir. Bunlar bir derece serbesttir, insamn cuzi
iradesini pek dinlemez. Dini sorumluluk altma i;;ok girmez. Tasdik ve
teslim ise oyle degildir, bir oli;;uye tabidir. Hem nasil ki, bunlar tasdik
ve teslim degildir; aynen oyle de, liphe ve tereddut de sayilmazlar.
Fakat eger luzumsuz yere tekrar ede ede akla ve kalbe yerleirlerse,
o vakit onlardan bir tO.r hakiki 0.phe dogabilir. Hem tarafs1zca degerlendirme veya insaf namma deyip diger 1kk1 luzumlu gore gore oyle
bir hale gelir ki, insan, iradesi d1mda ondan taraf olur. Ozerine vacip
olan "hakkm tarafmda yer alma" esas1 kmhr. 0 da tehlikeye dlier.
Zihnine, onu dlimanm veya eytanm luzumsuz bir vekili-yapacak bir
ha! yerleir.

340 SozLER

Bu <_;eit vesvesenin en mtihimi Udur: Vesveseli adam, bir eyin


aslmda mtimktin olmas1 ile onun zihinde mtimktin gortilmesini birbirine kanhnr. Yani bir eyi zatmda mtimktin g6rse, o eyi zihnen de
mtimktin ve muhtemel zanneder. Halbuki kelam ilminin kaidelerindendir ki: Zati imkan, kesin bilgiye aykm degildir, zihnen zaruri olan
bilgilere ters dtimez. Mesela, U dakikada Karadeniz'in sularmm <;ekilmesi, zatmda mtimktindtir ve zati imkan ile muhtemeldir. Halbuki
goztimtizle gortiyor gibi, o denizin yerinde olduguna htikmediyoruz,
bunu tiphesiz biliyoruz. 0 ihtimal ve zati imkan, bizde tiphe uyandirm1yor, kesin bilgimize zarar vermiyor. Mesela, giinein bugtin batmamas1 veya yarm dogmamas1 da zatmda mtimktindtir. Halbuki bu
ihtimal, giinein babp dogacagma <lair kesin bilgimize zarar vermez,
tiphe dtitirmez. ite bunun gibi, zatl imkan yontinden gelen vehimler, mesela iman hakikatlerinden olan, dtinya hayatmm sona erecegine ve ahiret hayatmm balayacagma <lair kesin inanc1m1z1 zay1flatmaz.
5 ~~ ::;. ~O\ _;..;.51 ~~ ~ ~ _?.; 'i yani "Bir delilden kaynaklanmayan
ihtimalin' hi<; ktymeti yoktur." diye ifade edilen mehur htiktim, hem
kelam hem de f1k1h ilimlerinin yerlemi kaidelerindendir.
Eger dersen ki, "Mtiminlere bu derece zarar ve s1kmh veren vesvese hangi hikmetten dolay1 bize bela olmutur?"
Cevap: Amya varmamak ve tistiin gelmemek arhyla vesvesenin
ash, uyamkl1ga ve arahrmaya sebeptir, ciddiyete vesiledir. Llkaythg1
atar, gevekligi yok eder. Onun i<_;in Hak'im-i Mutlak, U imtihan dtinyasmda, U mtisabaka meydanmda bize bir tevik kam<_;1s1 olarak,
vesveseyi eytanm eline vermi. ~eytan onu insanm bama vuruyor.
~ayet <_;ok incitirse, Hakim ve Rahim Rabbimize ikayet etmeli, ~~ ~
6 ~j.l\ 91L: ~\\ ~ demeliyiz.
,

_;t

Mecelle s. 24; el-Milceddidl, Kavaidii'l-F1kh s.105; Omer Nasuhl Bilmen, Hukuk-u


islamiye ve lst1/ahdt-1 F1khiyye Kamusu 1/279.
Kovulmu eytanm errinden Allah Tefila'ya s1gmmm.

]!iimi ~~it~~i ~B~


iki makamdir

BiRiNCi MAKAM

~jll?jll~\~
i.) .).r
~~. r--~d;;\ u'! 8J, J8\11 ~1..::... r-3
'.,,
2 ~3M ~ u-:~

~~ J8\11 ~j

Bir zamanlar iki adam bir havuzda y1kanmt, fevkalade bir tesir
altmda kendilerinden ge<:;miler. Gozlerini a<:;ttklan vakit hayret verici
bir aleme gottirtildtiklerini gormtiler. Bu oyle bir alemmi ki, kusursuz
dtizeniyle bir memleket, bir ehir, hatta bir saraya benziyormu. 0 iki
adam son derece hayret i<:;inde etraflanna bakmt, g6rmtiler ki: Buras1 bir taraftan bakmca btiytik bir alem ... Bir taraftan bakmca dtizenli
bir memleket. .. Bir taraftan mtikemmel bir ehir ... Bir baka taraftan
bakmca ise gayet muhteem bir alemi i<:;ine alan bir saray ... 0 hayret
verici alemi gezerek seyretmiler. Vine g6rmtiler ki, farkh bir tarzda
konuan bir kis1m varhklar var, fakat onlar dillerini bilmiyor. Yalmz
iaretlerinden, o varhklann mtihim iler gordtigti ve mtihim vazifeler
yapttg1 anlathyor.
"Diiiinup ders c,;1karsmlar diye Allah insanlara boyle temsiller getirir." (ibrahim
suresi, 14/25)
"Bunlar birtak1m misallerdir ki, diiiinup istifade etmeleri ic,;in biz onlan insanlara
anlatiyoruz." (Hair suresi, 59/21)

342 SOZLER

0 iki adamdan biri, arkadama demi ki:


- ~u hayret verici alemin elbette bir idarecisi, U diizenli memleketin, U mtikemmel ehrin bir sahibi, U stislti saraym bir ustas1 vard1r. <;ahmah, O'nu tammahy1z. Zira anla1hyor ki, bizi buraya getiren
O' dur. O'nu tammazsak kim bize yard1m edecek? Dillerini bilmedigimiz
ve bizi dinlemeyen U aciz varhklardan ne bekleyebiliriz? Hem koca bir
alemi bir memleket suretinde, bir ehir, bir saray eklinde yapan ve
batanbaa harika eylerle dolduran, rurlti ziynetlerle stisleyen ve ibret
verici mucizelerle donatan bir Zat'm, elbette bizden ve buraya gelenlerden bir istedigi vardir. O'nu tammah, bizden ne istedigini 6grenmeliyiz.
Oteki adam 6yle demi:
- Boyle bahsettigin gibi bir zat bulunduguna ve onun btittin bu
alemi tek bama idare ettigine inanmam.
Arkadat cevap vermi:
- O'nu tammay1p kendisine karl kay1ts1z kahrsak, bunun bize hie;
faydas1 yoktur ama zaran olursa pek btiytik olur. Eger O'nu tammaya
c;ahtrsak zahmeti pek hafiftir, faydas1 ise olursa pek btiytiktur. Bu yiizden O'na karl kay1ts1z kalmak hie; akil kan degildir.
0 serseri adam tekrar demi ki:
- Ben btittin rahabm1, keyfimi onu dtitinmemekte gortiyorum.
Hem boyle akhma s1g1mayan eylerle ugramayacag1m. Bullin bu
iler tesadtif ve karmakaniktir; kendi kendine oluyor. Neme laz1m!
Akilh arkada1 da ona,
- Senin bu inadm benim de, belki c;oklarmm da ba1m1za bela getirecek. Bir edepsizin yiiztinden bazen bir memleket harap olur, diye
cevap vermi.
0 serseri dontip demi ki:
-Ya bu koca memleketin tek bir sahibi, tek bir ustas1 oldugunu
bana kesin bir ekilde ispat et ya da ilime!
Arkadal 6yle cevap vermi:
- Madem inadm divanelik derecesine c;1km1, o inadmla bizi, belki
btittin memleketi kahra ugratacaksm. Ben de sana 'On iki Deli!' ile
gosterecegim ki, bir saraya benzeyen U alemin, bir ehir gibi olan U
memleketin tek bir ustas1 vardir ve her eyi idare eden yalmz O' dur.
O'nda hic;bir ekilde noksanhk bulunmaz. Bize gortinmeyen o usta,

YiRMi iKiNci Soz 343

bizi ve her eyi goriir, sozlerimizi iitir. Btitiin ileri mucize ve harikad1r. Gordtigtimtiz ve dillerini bilmedigimiz btitiin bu varhklar O'nun
emrindedir.

Birinci Delil
Gel, her tarafa bak, her eye dikkat et! Btitiin bu ilerin arkasmda
gizli bir el iliyor. <;unkii bak, bir dirhem3 HAfiiYE kadar kuweti olmayan,
c;ekirdek kadar ktic;tik bir ey, binlerce batman4 ytikti kaldmyor. Zerre
kadar uuru5 HAfiiYE olmayan eyler gayet hikrnetle i gortiyor. Demek
hic;biri kendi kendine ilemiyor; onlan ileten gizli bir kudret sahibi
vard1r. Eger kendi kendine olsa, batanbaa gordtigumtiz bu memlekette her iin bir mucize, her eyin mucizeli birer harika olmas1 gerekir.
Bu ise bir safsatad1r.

ikinci Delil
Gel, btitiin bu ovalan, meydanlan, konaklan siisleyen eylere dikkat et! Her birinde o gizli Zat'1 bildiren iler oluyor. Adeta hepsi birer
imza, birer damga gibi, o gorilnmeyen Zat'tan haber veriyor. ite gozilniln onilnde, bak, bir dirhem pamuktan6 HN;iYE ne yap1yor! Kac; top
c;uha, patiska ve c;ic;ekli kuma c;ik1yor; ne kadar ekerleme, yuvarlak
tatlt kofte yap1hyor ki, bizim gibi binlerce adam giyse ve yese yeter.
Hem bak, demiri, toprag1, suyu, komilril, bakm, gilmilil, altm1 o goriinmeyen avucuna ahyor, bir et parc;as17HAfiiYE haline getiriyor.
ite ey akds1z adam! Bu iler oyle bir Zat' a mahsustur ki, biitiin bu
memleket her zerresiyle O'nun kudret mucizeleri altmda duruyor, her
arzusuna boyun egiyor.
3 flNliYE

Aga<_;lan balarmda taIyan <_;ekirdeklere iarettir. (Dirhem: YaklaIk 3 grama


denk gelen ag1rhk 6l<_;t1st1).
4
Batman: 7,692 kilogramhk agirhk 6l<_;t1st1. Dirhemin 2400 katJ.
5 HN;iYE Kendi kendine yiikselemeyen ve meyvelerin ag1rhgma dayanamayan lizum dallan gibi nazenin bitkilerin, latif ellerini baka aga<_;lara uzahp sarmalarma ve onlara
yuklenmelerine iarettir.
6 HNiiYE Tohuma iarettir. Mesela, zerre kadar bir afyon tohumu, bir dir)1em kadar zerdali ve
bir kavun <_;ekirdegi; <_;uhadan daha gtizel dokunmu yapraklar1, patiskadan daha beyaz
ve san <_;i<_;ekleri, ekerlemeden daha tath, koftelerden ve konserve kutulanndan daha
leziz, daha irin meyveleri rahmet hazinesinden nas1l da getirip bize sunuyor.
7 HNiiYE Yerylizundeki unsurlardan hayvanlarm bedenini, spermden canhlan yaratmaya
iarettir.

344

SOZLER

O~iincii Delil
Gel, U hareket eden antika 8 HA~iYE sanat eserlerine bak. Her biri oyle
bir tarzda yapilmthr ki, adeta bu koca saraym kuc;:uk birer ornegidir.
BO.tun bu sarayda ne varsa, o kuc;:ucuk, hareket eden makinelerde de
bulunur. Hie;: mumkun mudur ki, bu hayret verici saray1, ustasmdan
baka biri kuc;:uk bir makineye yerletirsin! Hem hie;: mumkun mudur
ki, butun bir alemi ic;:ine alan, kutu kadar bir makinede tesadufi veya
abes bir i bulunsun!
Demek, gozun gordugu butun antika, benzersiz makineler, o gizli
Zat'm birer damgas1 hukmundedir. Belki birer ilanCJ, birer ilannamedir. Hal diliyle 6yle derler: "Biz oyle bir Zat'm sanahy1z ki, 0, butun
bu alemi, bizi yaptig1, var ettigi gibi kolayca yapabilir."

Dordiincii Delil
Ey inatc;:1 arkada! Gel, sana daha hayret verici bir ey gosterecegim. Bak, U memlekette butun bu iler, eyler degiti, degiiyor.
Hic;:bir ey belli bir halde durmuyor. Dikkat et, bu gordugumuz cans1z cisimler, hissiz kutular, her eye hukmeden birer varhk eklini
ahyor. Adeta her bir ey butun eyaya hukmediyor. ite yarnm1zdaki U makineye bak, 9 HA~iYE sanki emir veriyor ve onun donahlmas1,
ilemesi ic;:in gereken maddeler uzak yerlerden koUP geliyor. ite
bak! 0 UurSUZ CiSimlOHA~iYE adeta iaret ediyor Ve en bQyQk bir cismi
kendine hizmetkar yap1yor, ilerinde c;:ahhnyor. Daha baka eyleri
de bunlara k1yasla. Adeta her bir ey, bu alemdeki butun varhklan
kendine itaat ettiriyor.
Eger o gizli Zat'1 kabul etmezsen, O'nun bu memleketin tamda,
8

HAsiYE Hayvanlara ve insanlara iarettir. Zira hayvanlar, U alemin kilc;ilk bir fihristi ve

mahiyetiyle insan, kitinatm ki.ic;ilk bir i:irnegi oldugundan, adeta alemde ne varsa,
insanda da bir numunesi vard1r.
9 ~iYE Makine, meyve veren agac;lara iarettir. <;:unkil yi.izlerce tezgah1, fabrikay1 incecik dallannda taiyor gibi, hayret verici yapraklan, <;ic;ekleri, meyveleri dokuyor,
si.islilyor, piiriyor ve bize uzatiyorlar. Halbuki c;am ve katran gibi muhteem agac;lar, tezgahlanm kuru bir tata ac;m1, c;ahlp duruyor.
10 HAsiYE Hububata, tohumlara, sineklerin tohumcuklanna iarettir. Mesela bir sinek bir
karaagacm yapragma yumurtasm1 birak1r. Birden o koca karaagac;, yapraklanm
o yumurtalar ic;in anne karnma, bir beige, bal gibi bir g1da ile dolu bir mahzene
c;evirir. Adeta o meyvesiz agac;, bu ekilde canh meyveler verir.

YiRMi iKiNci Soz 345

topragmda, hayvanlarda ve insan misali varhklarda gorilnen butiln


hunerlerini, sanahrn, kemal vas1flanrn tek tek o eylere vermen gerekir. ite, aklm uzak gordilgil mucize sahibi bir tek Zat'a bedel, milyarlarca eyin O'nun gibi mucizeler gosterdigini, birbirine hem zit hem
benzer oldugunu ve ic;; ic;;e bulundugunu kabul edeceksin ki, intizam
bozulmasm, ortahg1 kanhrmasmlar. Halbuki bu koca memlekette idareye iki parmak kansa her eyi kanhnr. C::unku bir koyde iki
muhtar, bir ehirde iki vali, bir memlekette iki padiah bulunsa iler
kanir. Nerede kald1 ki, her eye hukmeden say1s1z varhk beraber
bulunsun!
Beinci Delil

Ey vesveseli arkada! Gel, bu koca saraym nakilarma dikkat et,


butiln bu ehrin suslemelerine bak, bu memleketin kusursuz duzenini
gor ve bu alemdeki sanatlan tefekkur et! ite bak, eger sonsuz mucizeleri ve hunerleri olan gizli bir Zat'm kaleminin iledigi kabul edilmezse,
U nakilan Uursuz sebeplere, k6r tesadufe ve sagir tabiata vermek
gerekir. 0 vakit, bu memleketin her bir tairnn, her bir otunun oyle
mucize sahibi birer nakka, oyle harikulade birer katip olmas1 laz1m
gelir ki, bir harfte bin kitab1 yazabilsin, bir naka milyonlarca sanah
yerletirebilsin. C::unkil bak U talardaki naka; 11 HA$iYE her birinde biltiln saraym nakilan, butiln ehrin duzeni ve kanunlan, butiln memleketin tekilat program1 var. Demek, bu nak1lan yapmak, bullin memleketi yapmak kadar harikadir. Oyleyse her bir nakI, her bir sanat o
gizli Zat' m birer ilanc1s1, birer muhrudur.
Madem bir harf, katibini gostermeden olmaz; sanath bir nakm
nakkaml bildirmemesi milmkiln degildir. 0 halde, bir harfte koca bir
kitab1 yazan, bir nakIta bin nah~ ileyen nakkam, kendi kitab1yla ve
nakiyla bilinmemesi nasil mumkun olur! ..

Yaratil1 agacmm meyvesi olan insana ve kendi agacmm programm1, fihristini


taJyan meyveye iarettir. Zira kudret kalemi, biiyilk alem kitabmda ne yazmISa
onun ozetini de insamn mahiyetinde yazmIhr. Kader kalemi, <lag gibi bir agac:;ta
ne yazmlSa hrnak kadar meyvesine de onu yerletirmitir.

11 HA$iYE

346

SOZLER

Altmc1 Delil
Gel, U geni ovaya gidecegiz. 12 HA~iYE ite o ovada ytiksek bir dag
var. Osttine c:;1kacag1z ki her taraf gbrtinstin. Yamm1za da her eyi
yakmlahran guzel durbtinler alacag1z. <;unku bu hayret verici memlekette harika iler oluyor. Her saat hie:; akhm1za gelmeyecek eyler
gerc:;ekleiyor. ite bak! Bu daglar, ovalar ve ehirler birden degiiyor.
Hem bu i oyle bir tarzda oluyor ki, birbiri ic:;indeki milyonlarca i gayet muntazaman baka ekil ahyor. Adeta milyonlarca hlrlti kuma
ic:; ic:;e, beraber dokunuyor gibi pek hayret verici degiimler meydana
geliyor.
Bak, o kadar ainahk duydugumuz ve tamd1g1m1z c:;ic:;ekler, bitkiler
kayboldu. Yerlerine dtizenli bir ekilde, mahiyetc:;e onlara benzer, fakat gortintite farkh bakalan geldi. ~u ova ve daglar, adeta ic:;inde ytiz
binlerce ayn ayn kitabm hatas1z, noksans1z yaz1ld1g1 birer sayfa ... ite
bunlann kendi kendine olmas1 ytiz derece akt! dttdtr. Evet, U son derece sanath, ince ilerin kendiliginden olmas1 bin derece imkans1zdir;
c:;unkti onlar, kendilerinden c:;ok sanatkanm gosteriyor. Hem bunlan
yapan, oyle mucizeler ortaya koyan bir Zat'tir ki, hic:;bir i O'na agir
gelmez. Bin kitap yazmak, O'nun ic:;in bir harf kadar kolaydtr.
Bununla beraber, her tarafa bir bak! 0 Zat her eyi oyle hikmetle
yerli yerine koyuyor, herkese, lay1k olduklan lutuflan oyle comertc:;e
veriyor ve ihsamyla oyle geni perdeler, kap1lar a9yor ki, herkesin
arzulanm tatmin ediyor. Oyle comertc:;e sofralar kuruyor ki, btittin bu
memleketin ahalisine, hayvanlanna, her bir topluluguna has ve lay1k,
hatta her bir ferdine hususi ismiyle ve resmiyle bir nimet tablas1 veriyor. ite bu gordtigtimtiz ilerde tesadtif bulunmas1, bunlarm abes ve
faydas1z olmas1, bir ie c:;ok elin kanmas1, bunlann ustasmm her eye
gtictintin yetmemesi veya her eyin O'na itaat etmemesi kadar ak1l
d11, imkans1z bir ey var m1dir? ite ey arkada, yapabiliyorsan buna
kart bir bahane bul!
12

~iYE Bahar ve yaz mevsimindeki yeryiizune iarettir. Zira yuz binlerce varhk tun},

birbiri i~inde beraberce yarahhr, yeryuzunde yaz1hr. Hatas1z, kusursuz bir ekilde,
tam bir intizamla degitirilir. Rahman'm binlerce sofras1 kurulur, kaldmhr, nimetleri
taze taze gelir. Her aga~ birer tablac1, her bah~e birer kazan hukmune ge~er.

YiRMi h<iNci Soz 347

Yedinci Delil
Ey arkada, gel! $imdi bu kuc;uk eyleri birak1p saray eklindeki U
hayret verici alemi meydana getiren unsurlann birbirine karl vaziyetlerine dikkat edecegiz. ite bak: $u alemde kulli iler ve umumi degiimler 0 kadar intizamla oluyor ki, adeta butun bu saraydaki talar,
topraklar, agac;lar, her bir ey istedigini yapmakta serbest, irade sahibiymi gibi blitun alemin umumi duzenini gozetip ona gore hareket
ediyor. En uzak eyler birbirinin imdadma kouyor. ite bak! Binekleri
agac;lara, bitkilere, daglara benzeyen hayret verici birer kafile 13 HAsivE
gaipten c:;1k1p geliyor. Balannda birer erzak tablas1 ta1yorlar. ite, bu
tarafta bekleyen turlu hayvanlann nz1klanm getiriyorlar.
Hem bak, bu kubbedeki buyuk elektrik lambas1 14 HAsivE onlara IIk
verdigi gibi, btitun yemeklerini de guzelce piiriyor. Yalmz piirilecek
yemekler g6runmez bir el tarafmdan birer ipe tak1hp 15 HAsiYE o lambaya
karI tutuluyor. Bu tarafa da bak ... $u bic;are, zay1f, c;elimsiz, kuvvetsiz
hayvanc1klann onune nas1l tath bir g1dayla dolu c;eme gibi iki tulumbac1k16 HAsivE taktlm1. Kuvvetsiz yavrusunun yalmz agzm1 ona yap1hrmas1 kafidir.
K1sacas1: Bu alemde her ey, birbirine bakar gibi yard1mlair.
Birbirini g6rur gibi el ele verir. Birbirinin iini tamamlamak ic;in omuz
omuza, sirt s1rta beraber c;ah1r. Baka eyleri de buna k1yasla; ornekler saymakla bitmez ...
ite butun bunlar, iki kere iki dart eder derecesinde kesin bir ekilde gosterir ki, her ey U hayret verici saraym ustasma, yani U garip alemin sahibine itaat eder, O'nun hesabma c;ahir, O'nun emrine
amade birer asker hukmundedir. Her ey O'nun kuvvetiyle cloner,
emriyle hareket eder, hikmetiyle duzenlenir. Butun varhklar O'nun lutfuyla yard1mlair, O'nun merhametiyle bir digerinin imdadma koar,
yani koturulur. Ey arkada, gucun yeterse buna karl bir soz soyle!

13 HAsiYE Bu tilr hayvanlann nz1klanrn tatyan, bitki ve agac:; kafileleridir.


14 HAsiYE O buyuk elektrik lambas1, gunee iaret eder.
15 HAsiYE ip ve ipe taktlan yiyecekler ise agacm ince dallan ve leziz meyveleridir.
16 HAsIYE O iki tulumbac1k, annelerin memelerine iarettir.

348 SozLER

Sekizinci Delil

Gel, ey nefsim gibi kendini akilh zanneden ak1ls1z arkada! ;>u


muhteem saraym sahibini tammak istemiyorsun. Halbuki her ey
O'nu gosteriyor, O'na iaret ve ahitlik ediyor. Butun bu eylerin ahitligini nas1l yalanhyorsun? Oyleyse bu saray1 da inkar et ve "alem
yok, memleket yok" de, kendini de inkar edip iin ic;;inden c;;tk! Yahut
akhm bama al, beni dinle!
ite bak: ;>u sarayda ve memleketin her tarafmda degimez unsurlar, madenler var. 17 HA:;iYE Adeta memleketten c;;1kan her ey bu maddelerden yap1hyor. Demek, bu maddeler kimin mulkuyse bunlardan
yap1lan her ey de onundur. Tarla kiminse mahsul ona aittir. Deniz
kiminse ic;;indekiler de onundur. Hem bak, bu tezgahlarda dokunan
eyler, ilenen nakth kumalar bir tek maddeden yap1hyor. 0 maddeyi tatyan, haz1rlayan ve ip haline getiren, elbette, ac;;1kc;;a, birdir. <.;unku bu i ortakhk kabul etmez. Oyleyse dokunup ilenen butun sanath
eyler O'na mahsustur. Bak, bu dokunan, yap1lan eylerin her bir c;;eidi memleketin her tarafmda bulunuyor. Hemcinsleriyle her yere oyle
yay1lmt ki, beraberce, birbiri ic;;inde, aym tarzda, aym anda yap1hyor
ve dokunuyorlar. Demek bu, bir tek Zat'm iidir, c;;unku her ey tek
emirle hareket ediyor. Yoksa boyle bir anda, bir tarzda, bir mahiyette,
bir toplulukta ittifak ve birbirine uygunluk imkans1zdtr. Oyleyse bu sanath eylerin her biri, o gizli Zat'm ilanc1s1 hukmunde, O'nu gosteriyor.
Adeta her c;;ic;;ekli kuma, sanath makine ve tath lokma, o mucize
sahibi Zat' m birer damgas1, muhru, niam ve imzas1d1r. Her biri ha!
diliyle der ki: "Ben kimin sanattysam, ic;;inde bulundugum sand1klar ve
dukkanlar da O'nun mulkudur."
Her bir nakt der ki, "Beni kim dokuduysa, bulundugum top da
O'nun dokumas1d1r." Her tath lokma ise, "Beni kim yap1yor, piiriyorsa bulundugum kazan da O'nundur." diye ilan eder.
Her bir makine 6yle der: "Beni kim yaphysa her yere yay1lmt buhln benzerlerimi de 0 yap1yor ve memleketin her tarafmda
17

HA~iYE O unsurlar ve madenler, pek <;ok duzenli vazifesi bulunan, Cenab-1 Hakk'm

izniyle her muhtacm imdadma koan ve O'nun emriyle her yere giren, yardtm
gi.ituren, hayat i<;in gerekli eyleri saglayan, canhlan emziren ve Allah'm yeryuzundeki sanath eserlerinin dokunup ilenmesine zemin ve beik olan hava, su, ttk ve
topraga iarettir.

YiRMi iKiNci Soz 349

bizi yetitiren O'dur. Demek, bu memleket de O'na aittir. Oyleyse bu


memlekete, bu saraya kim sahipse bize de o sahip olabilir."
Mesela, devlete ait tek bir palaskaya veyahut dugmeye sahip olmak ic;in, onlan yapan butun fabrikalan elinde bulundurmak laz1mdir
ki, onlara gerc;ekten sahip olunabilsin. Yoksa o mallar "devlet mah"
diye elinden alm1p, onlann kendisine ait oldugunu iddia eden bobogaz ba1bozuga ceza verilir.
Soziin Ozii: Nasil ki U memleketi meydana getiren unsurlar,
maddeler memleketin her tarafma yay1lm1tlr ve onlarm sahibi de butun memleketi elinde tutan bir tek Zat olabilir. Aynen oyle de, ondaki butun sanatlar, birbirine benzedigi ve aym damgay1 ta1d@ ic;in,
memleketin buhlnune yay1lm1 sanath varhklar, her eye hukmeden
tek bir Zat'm eseri olduklanm gosteriyor.
ite ey arkada! Madem U memlekette, yani U muhteem sarayda
birlik alameti ve damgas1 vard1r. <;unku bir k1s1m eyler ancak bir iken
kavranabilir. Farkh bir k1s1m eyler ise -birbirine benzedigi ve her tarafta bulundugu ic;in- hlr bak1mmdan birlik gosterir. Ve birlik, bir olan
bir Zat'a iaret eder. Demek, onlarm ustasmm, sahibinin, sanatkannm
da bir olmas1 gerekir.
Bununla beraber, gayb perdesinden kalmca bir ip c;iktigma dikkat
et. 18 HAsivE Bak, sonra ondan binlerce ip uzanmI. Her bir ipin bama
bak; birer elmas, birer nian, birer ihsan takilm1, herkese g6re birer
hediye veriliyor. Boyle garip bir gayb perdesinden boyle hayret verici ihsanlan, hediyeleri U varhklara uzatan Zat'1 tammamak, O'na
teekkur etmemek ne kadar divanece bir harekettir, bilir misin? <;unku O'nu tammazsan, mecburen diyeceksin ki, "Bu ipler, uc;lanndaki
elmaslan ve diger hediyeleri kendileri yap1p veriyor." 0 vakit her ipe
bir padiahhk kudreti atfetmek gerekir. Halbuki gozumuzun onunde,
gorunmez bir el o ipleri yap1p bu hediyeleri onlara tak1yor. Demek,
bu sarayda her ey, kendisinden c;ok o mucize sahibi Zat'1 gosteriyor.
O'nu tammazsan, butun bu eyleri inkar etmekle hayvandan yuz derece aag1 dliersin.
Kalmca ip meyve veren agaca, binlerce ip onun dallanna, iplerin bamdaki
elmaslar, nianlar, ihsanlar ve hediyeler ise c;ic;eklerin k1s1mlanna ve meyvelerin
c;eitlerine iaret eder.

18 HA5IYE

350 SozLER

Dokuzuncu Delil
Gel, ey bunlan diiiiniip degerlendiremeyen arkada! Sen U saraym sahibini tamm1yor, tammak da istemiyorsun; c;iinkii O'nun varhgma
ihtimal vermiyorsun. O'nun hayret verici sanatlanm ve s1fatlanm aklma
s1gdiramad1gmdan inkara sap1yorsun. Halbuki as1l ak1ldan uzak olan,
hakiki zorluk ve dehetli kiilfetler, O'nu tammamaktad1r. <;unkii O'nu
tamsak, biihln bu saraym, bu alemin varhgm1 izah etmek, bir tek eyinki
kadar kolay ve rahat olur. Ortadaki U ucuzluk ve bolluk ancak o zaman
akla s1gar. Eger O'nu tammazsak, 0 olmazsa, her bir eyin varhg1, biihln bu saray kadar zor olur; c;unkii her ey bu saray kadar sanathdir. 0
vakit ne ucuzluk ne de bolluk kahr. 0 olmasayd1, bu gbrdiigiimiiz eylerin biri bile, degil sadece bizim elimize, hie; kimsenin eline gec;mezdi.
Yalmz U ipe tak1lan tath konserve kutusuna bak! 19 HA~ivE Eger U saraym
sahibinin gizli, mucizevl mutfagmdan c;1kmasayd1, imdi kirk paraya20
ald1g1m1z o nimeti yiiz liraya alamazd1k.
Evet, asil akildan uzak olan, biitiin zorluk, helak sebebi, hatta
imkans1zhk, O'nu tammamaktad1r. <;unkii nas1l bir agaca bir kokten,
bir kanunla, bir merkezden hayat veriliyor. Boylelikle binlerce meyvenin meydana gelmesi, bir meyve gibi kolayla1yor. Eger o agacm
meyveleri ayn ayn kanunlarla, ayn ayn merkezlere ve koklere baglansa, her bir meyvenin biiyiimesi agacmki kadar zor olur. Hem nasil ki
biitiin bir ordunun tec;hizah bir kanunla, bir merkezden bir fabrikadan
c;1ksa onu haz1rlamak, nicelik itiban ile bir tek askerin tec;hizatm1 hamlamak kadar kolaylaIr. Fakat eger her askerin tec;hizah ayn ayn yerlerde yapilsa, oralardan almsa, her biri ic;in biitiin ordunun tec;hizatma
laz1m olan fabrikalann bulunmas1 gerekir.
Aynen bu iki misal gibi, U muntazam sarayda, U miikemmel ehirde, U siirekli degiip yenilenen memlekette, U muhteem alemde
bi.iti.in bu eylerin yarahhl bir tek Zat'a verildigi vakit, o kadar kolay
ve hafif olur ki, gbrdiigiimiiz smirs1z ucuzlugu, bollugu ve comertligi
ac;1klar. Yoksa her ey o kadar pahah, o kadar zahmetli olur ki, diinya
verilse biri bile elde edilemez.
19

HA~iYE Konserve kutusu, ilahi kudretin kavun, karpuz, nar ve bir slit kutusu olan hin-

distancevizi gibi rahmet hediyelerine iarettir.


Kirk para: Bir kuru.

YiRMi iKiNci Soz 351

Onuncu Delil
Ey bir pan;a insafa gelmi arkada! On be gundur21 HAoiYE buraday12. Eger U alemin duzenini bilmez, padiahm1 tarnmazsak cezaya
mustahak oluruz. Ozrumuz kalmad1. Zira on be gun (adeta sure verilmi gibi) bize ilimiyorlar. Elbette baibo degiliz. Bu derece nazik,
sanath, olc;ulu, latif, ibret verici eserlerin ic;inde hayvan gibi gezip onlan bozamay12, bize bozdurmazlar. $u memleketin hametli sahibinin
elbette cezas1 da dehetlidir. 0 Zat'm ne kadar kudretli, hametli oldugunu Uradan anlaym12 ki, U koca alemi bir saray gibi duzenliyor,
bir dolap gibi c;eviriyor. $u buyuk memleketi bir ev gibi, hic;bir eyi
noksan b1rakmadan idare ediyor.
ite bak, her vakit, bir kab1 doldurup boalt1r gibi U saray1, memleketi, ehri kusursuz bir intizamla doldurup tam bir hikmetle boalt1yor.
Bir sofray1 koyup kaldmr gibi, koca memlekette batanbaa, c;eit c;eit
sofralar22 HAoiYE gorunmez bir el tarafmdan konulup kaldmhyor, turlu
yemekler s1rayla getirilip yediriliyor. 0 Zat birini kaldmp bir bakasm1
koyuyor, sen de goruyorsun. Akim varsa anlarsm ki, o muthi hamet
ic;inde sonsuz bir c6mertlik ve lutuf vard1r.
Hem bak, butun bunlar o g6runmez Zat' m saltanatma, birligine
ahitlik ettigi gibi, kafilelerin arka arkaya gelip gec;tigi, perdelerin art
arda ac;1hp kapand1g1 bu hakiki ink1laplar, degiimler de o Zat'm varhgmm devamma, bekasma ahitlik eder. <;unku yokluga giden eylerle
beraber sebepleri de kayboluyor. Halbuki arkalarmdan, onlara isnat
ettigimiz eyler tekrar meydana geliyor. Demek ki, onlar bu varhklann
degil, yok olmaz bir Zat'm eseridir. Nasil ki bir 1rmagm kabarc1klan
kaybolur ve ardmdan gelen kabarc1klarm gidenler gibi parlamasmdan
anla1hr ki, onlan parlatan, daimi ve yuksek bir llk sahibidir. Aynen
oyle de, bu eylerin suratle degimesi, arkalarmdan gelenlerin kaybolup gidenlerle aym rengi almas1 g6steriyor ki, bunlar baki, daimi bir
tek Zat'm cilveleri, naktlan, aynalan ve sanattd1r.
On be gun, teklif ya! olan bulug c;agma girie, on be seneye iarettir.
Sofralar ise yaz mevsimindeki yeryuzune iaret eder. Rahm et mutfagmdan taze
taze, ayn ayn yuzlerce Rahmani sofra serilir, yenilenir. Her bahc;e bir kazan, her
agac; bir tablac1dir.

21 HAoiYE
22 HAOiYE

352 SOZLER

On Birinci Delil
Ey arkada! Gel, imdi sana ge<;en U on delil kuwetinde kesin
bir delil daha g6sterecegim. Bir gemiye binecegiz, U uzakta bir ada
var, oraya gidecegiz. 23 ~iYE <;unkii bu tils1mh alemin anahtarlan oradadir. Herkes oraya bak1yor, oradan bir eyler bekliyor, emir ahyor.
ite gidiyoruz. ;>imdi o adaya 9ktik. Bak, pek biiyiik bir kalabahk var,
U memleketin biitiin biiyiikleri buraya toplanm1 gibi miihim bir merasim g6riiniiyor. iyi dikkat et! Bu biiyiik toplulugun bir reisi var. Gel,
daha yakma gidecegiz. 0 reisi tammahyIZ. ite bak! Onun ne kadar
parlak binlerce24 ~iYE niam bulunuyor. Ne kadar kuwetli sozler soyliiyor, ne kadar tath sohbet ediyor. ;>u on be gun i<;inde, dediklerini ben
bir par<;a 6grendim, sen de benden 6gren. Bak, o zat, bu memleketin
mucizeler sahibi sultanmdan bahsediyor. Kendisini bize o anh sultanm gonderdigini soyliiyor. Bak, 6yle harikalar g6steriyor ki, o padiahm has bir memuru olduguna ilphe b1rakm1yor.
Dikkat et, bu zatm soyledigi sozleri yalnIZca U adadakiler degil,
harikulade bir ekilde biitiin memleket dinliyor. <;unkii herkes uzaktan uzaga onun nutkunu iitmeye <;ahiyor. YalnIZ insanlar degil, belki hayvanlar, 25 hatta bak, daglar26 bile onun getirdigi emirleri dinliyor
ki, yerinden k1mild1yor. Aga<;lar onun iaret ettigi yere gidiyor. 27 0
Gemi tarihe, o ada ise Saadet Asn'na iarettir. ;lu asrm karanhk sahilinde,
mimsiz medeniyetin giydirdigi elbiseden soyunup, zamanm denizine girip, tarih ve
siyer gemisine binip Saadet Asn'na ve Arap Yanmadas1'na c,;1karak Alemin iftihar
Kaynag1'm (aleyhissa/atii vesselam) i bamda ziyaret etmekle, 0 zatm ne kadar parlak
bir tevhid delili oldugunu, yeryi.izilnil ve zamanm gec,;mi ve gelecek iki tarafm1
batan baa aydmlatt1gm1, kuftir ve dalalet karanhgm1 dag1tt1gm1 biliriz.
24 HNliYE Bin nian, ResOl-u Ekrem'in (a/eyhissa/atii vesselam), hakikati delilleriyle bilen
zatlarca tespit edilmi bine varan mucizeleridir.
25
Mesela etrafma kimseyi yaklattrmayan huysuz bir devenin, Peygamber Efendimiz
(sallal/ahu aleyhi ve sellem) c,;a9Jrd1gmda hemen itaat ettigine dair bkz. Dariml, mukaddime 4; Ahmed ibni Hanbel, el-Miisned 3/310; ibni Eb! ;leybe, e/-Musannef 6/316.
26
Mesela Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sel/em), sahabilerle beraber Uhud Da9J'ndayken dawn sars1hp Efendimiz'in emri ilzerine sakinletigine dair Buharl, fezdilii
ashdb 5, 7; Tirmizl, mendkib 18; EbO DavOd, siinnet 8. Aym hadise Hira Dag1'ndayken de gerc,;eklemitir. Muslim, fezdilii's-sahdbe 50; Tirmizl, mendkib 18.
27
Mesela Peygamber Efendimiz'in (sal/al/ahu a/eyhi ve sel/em) bir agac1 peygamberligine ahitlik etmesi ic,;in c,;ag1rd1gmda agacm geldigine, "Git!" deyince de gittigine
dair bkz. el-Hakim, el-Miistedrek 4/190; EbO Nuaym, Deldilii'n-Niibiivve s.390;
ibni Asakir, Tdrfhu DimCJk 4/365. Aynca Mescid-i Nebevi'de ResOl-u Ekrem'in
23 HNliYE

YiRMi ir<iNci Soz 353

zat nerede istese su <;;1kanyor. 28 Hatta parmagm1 bir kevser <;emesi gibi yaparak29 ondan ab-1 hayat ic;iriyor. Bak, U saraym yiiksek
kubbesindeki miihim lamba30 HA$iYE onun iaretiyle ikiye boliiniiyor. 31
Demek, bu memleket her eyiyle onun memuriyetini tamyor. "Mucizeler sahibi, goriinmez bir Zat'm en has ve dogru terciimam, saltanatmm ilanc1s1, tils1mmm kaifi ve emirlerini teblig eden giivenilir bir
el<;;isi" oldugunu biliyor gibi, onu itaatle dinliyor. ite, etrafmdaki akh
bamda herkes, bu zatm soyledigi her sozii, "Evet, evet, dogrudur!"
diyerek tasdik ediyor. Hatta daglar, aga<:;lar ve biitiin memleketleri
IIkland1ran biiyiik lamba32 HA$iYE o zatm iaret ve emirlerine boyun
egerek, "'Evet, evet, her dedigin dogrudur!" diyor.
ite ey sersem arkada! Padiahm hususi hazinesine has bin nian ta1yan U nuranl, muhteem ve pek ciddi zatm biitiin kuwetiyle,
memleketin biitiin ileri gelenlerinin tasdikleri altmda bildirdigi mucize
sahibi bir Zat' a ait vas1flarda ve teblig ettigi emirlerde hi<:;bir ekilde yalan ve hile bulunabilir mi? Bunda hakikate zit bir ey olmas1 miimkiinse, U saraym, lambalann ve cemaatin de varhgm1, hakikatini yalanlamak gerekir. Eger giiciin yetiyorsa buna kart itiraz parmagm1 uzat!
Parmagm bu delillerin kuwetiyle nas1l kmhp goziine sokulacak, gor!
(sallal/6.hu aleyhi ve sellem) hutbe okurken dayand1g1 diregin minber-i erif yapild1ktan
soma devenin aglamas1 gibi ses c;1kard1gma dair Tirmizi, cum'a 10, mendkzb 6; ibni
Mace, ikdme 199; Darimi, mukaddime 6.
28
Mesela Efendimiz (sal/al/6.hu aleyhi ve sellem), suyu tilkenen Bi'r-i Kuba kuyusuna abdest ald1g1 suyu dokmi.i, ardmdan dua etmi, ondan soma o kuyunun suyu hie;
tilkenmemitir. (el-Beyhaki, De/ai/u'n-Nubuvve 6/136; Kadi lyaz, e-~ifd 1/331
ibni Kesir, e/-Biddye 6/101).
29 Mesela Peygamber Efendimiz'in (sal/al/6.hu a/eyhi ve sellem) parmaklanndan su akhgma ve bundan lie; yi.iz kiinin abdest ald1gma dair Buhari, mendk1b 25; Muslim,
fezai/ 6, 7.
3oHA$IYE 0 muhim lamba aydir, Peygamber Efendimiz'in (aleyhissa/6.tii vesselam) iaretiyle
iki pan;;a olmwitur. Yani Mevlana Cami'nin dedigi gibi, "Hie; yaz1 yazmamI olan
o i.immi zat, parmak kalemiyle gokyuzi.i sayfasmda bir elif yazm1, bir kirk1 iki elli
yapm1hr." Yani ay, yanlmadan once [ebced hesab1yla] kirkolan mim'e benziyordu, yanld1ktan soma iki hilal oldu, elli olan iki nun' a benzedi.
31
Kamer suresi, 54/1-2; Buhari, mendkzb 27; Muslim, mundfikfn 46, 47.
32 HAsiYE Bi.iyuk lamba ise gunetir. Yerki.irenin dogudan geri donmesiyle yeniden
gi.ine gori.inmi.i, kucagmda Hazreti Peygamber (aleyhissa/6.tii vesse/am) yathg1 ic;in
ikindi namazm1 k1lamayan Hazreti Ali (radiyal/ahu anh) o mucize sayesinde ikindi
namazm1 eda etmitir.

354

SOZLER

On ikinci Delil
Ey akh bir pan;a bama gelen karde! Gel, sana butiin bu on bir
delil kuvvetinde bir delil daha gosterecegim. ite, yukandan inen ve
herkesin hayretinden veya hurmetinden kendisine tam dikkat kesildigi
U nurani fermana33 HA~iYE bak. 0 bin nianh zat, yanmda durmu, onun
manasm1 herkese bildiriyor. ite U fermanm uslObu oyle parhyor ki,
herkesin takdir eden bakilanm i;ekiyor. Oyle ciddi ve muhim meselelerden bahsediyor ki, herkes ona kulak vermeye mecbur kahyor. <:;unku o zat, butun bu memleketi idare eden, bu saray1 yapan ve bu hayret
verici eserleri ortaya koyan Sultan'm icraahm, fiillerini, emirlerini ve vasif1anm birer birer anlahyor. 0 fermanm tamammda buyuk bir damga,
her bir satmnda, her bir cumlesinde taklit edilmez bir imza oldugu gibi,
bak, ifade ettigi manalann, hakikatlerin, emirlerin ve hikmetlerin ustiinde de manevi bir muhur hukmunde o Zat' a has bir tarz gorunuyor.
Soziin Ozii: ~u yuce ferman, o yuce Zat'1 gune gibi gosterir, kor
olmayan gorur.
ite ey arkada! Akim bama geldiyse bu kadar yeter... Eger bir
sozun varsa imdi soyle. 0 inati;1 adam cevap olarak demi ki: "Ben
senin bu delillerine karl yalmz, 'Elhamdulillah, inand1m.' derim. Hem
de gune gibi parlak ve gunduz gibi aydm bir ekilde inand1m; U
memleketin kemal sahibi tek bir Maliki, U alemin celal sahibi tek bir
Hakimi, U saraym cemal sahibi tek bir Sanatkan bulundugunu kabul
ettim. Allah senden raz1 olsun ki, beni inad1mdan ve divaneligimden
kurtardm. Getirdigin delillerin her biri tek bama bu hakikati gostermeye yeterdi. Fakat her bir deli! O'nu bilme yolunda daha parlak,
daha irin, daha ho, daha nurani ve daha guzel tabakalar, tamma
perdeleri, muhabbet pencereleri ai;tig1 ii;in bekledim, dinledim ... "
Cenab-1 Hakk'm birliginin yuce hakikatine ve Allah' a iman esasma
iaret eden temsili hikaye tamamland1. Rahman'm yard1m1, Kur'an'm
feyzi ve iman nuru sayesinde, temsili hikayedeki "On iki Deli!" e karlhk hakiki tevhidin guneinden "On iki Lem'a" ile bir "Mukaddime"yi
gosterecegiz.
34~\ I . t\, ~ 0 ~I\ ~\ -: ,

. ""'!' 3 r..r.-y

i:r,3

0 nurani ferman Kur' an' a, iistiindeki imza ise onun mucizeligine iarettir.
Yard1m ve hidayet ancak Allah'tand1r.

33 HAsiYE
34

iKiNCi MAKAM

Mukaddime39
iman esaslannm en yucesi olan Allah'a imana dair Katre risalesinde, kainattaki her bir eyin, elli be lisanla Cenab-1 Hakk'm
varhgmm vucubiyetine 40 ve birligine iaret ve ahitlik ettigini klsaca
gostermitik. Nokta risalesinde de, Cenab-1 Hakk'm varhgmm ve birliginin delillerinden, her biri bin deli! kuvvetinde olan dort kulli delili
zikretmitik. Yine on iki kadar Arap<;a risalemde, Cenab-1 Hakk'm
varhgmm vucubiyetini ve birligini gosteren yuzlerce kesin delili zikrettigimizden, onlarla yetinerek imdi meseleyi derince ele almaya
girimeyecegiz. Burada yalmz Arapc;a Risale-i Nur' da k1saca yazd1g1m, Allah' a iman esasmm guneinden "On iki Lem'a"y1 41 gostermeye c;ahacag1z.
35

36

37

38

39
40
41

"Her eyi yaratan Allah'ttr. Her ey O'nun tasarrufunda ve idaresindedir. Goklerin


ve yerin hazinelerinin anahtarlan O'nun katmdad1r." (Zilmer sOresi, 39/62-63)
"Silbhandir, milnezzehtir o Zat ki, her gey ilzerinde hil.kimiyet, elindedir. Ve hepinizin de donilil O'na olacakttr." (Yasin sOresi, 36/83)
"Hi<;bir ey yoktur ki onu meydana getiren hazinelerin anahtarlan elimizde olmasm. Biz onu ancak belirli bir ol<;il ile indiririz." (Hier suresi, 15/21)
"Hi<;bir canh yoktur ki mukadderatt O'nun elinde olmasm. Rabbim elbette (her
hukilm ve tasarrufunda) mutlak dogru, mutlak adildir." (Hud suresi, 11/56)
Giri.
Zorunlu, vacip, varhg1 kendinden olma.
Lem'a: Panlti.

356

SOZLER

Birinci Lem' a

Tevhid iki k1s1md1r. Mesela, nasil ki bir c;ar1ya, bir ehre buyuk bir
zatm c;eitli mallan gelse, bunlann o zata ait oldugu iki ekilde bilinir:
Biri basitc;e, avamcadir: "Bu kadar c;ok mala ondan baka kimse
sahip olamaz." denilir. Fakat boyle diyen avam tabakadan bir adamm
o mallara nezareti sirasmda c;ok hirs1zhk olabilir. Mallarm bazilarmda
c;ok kii hak iddia edebilir.
ikincisinde ise bir adam, her destenin ilzerindeki yaz1y1 okur, her bir
topun ilsllindeki imzay1 tamr, her ilandaki milhril bilir ve bu ekilde,
"Her ey o zatmdir" der. ite U halde her bir ey manen o zab g6sterir.
Aynen bunu gibi, tevhid de iki c;eitlir.
Birincisi: Avamca ve g6rilnilte olan tevhiddir ki, "Cenab-1 Hak
birdir, ortag1-benzeri yoktur, bu kainat O'nundur." demektir.
ikincisi: Hakiki tevhiddir. Ozerlerinde kudretinin damgas1m,
rububiyetinin muhrunil ve kaleminin nak1lanm g6rmekle her eyden dogrudan dogruya Cenab-1 Hakk'm nuruna karI bir pencere
a9p O'nun birligini, her eyin kudret elinden c;1khgm1, uluhiyetinde,
rububiyetinde ve mulkunde hic;bir ekilde ortag1 ve yard1mc1s1 olmad1gm1 g6zuyle g6rmil gibi kesin, ilphesiz bir ekilde tasdik etmek ve
buna inanmakhr. Bir nevi, daima O'nun huzurunda olma UUru elde
etmektir. Biz de bu Soz' de, o halis ve yilce hakiki tevhidi g6steren
panlhlan zikredecegiz.
Birinci niikte i~inde bir ihtar: Ey her eyi sebeplere baglayan gafil! Sebepler bir perdedir, c;unkil izzet ve buyuklilk 6yle ister.
i g6ren ise Samed Yarahcmm kudretidir, c;unkil tevhid ve celal 6yle
ister ve her eyden bag1ms1z olmay1 gerektirir. 0 Ezeli Sultan'm memurlan, rububiyet saltanatmda icraatc;1s1 degil, saltanatmm ilanc1s1 ve
rububiyetinin seyircisidirler. Ve o memurlar, o vas1talar kudretin izzetini, rububiyetin hametini g6stermek ic;indir. Taki kudret ile k1ymetsiz
iler arasmda temas g6rilnmesin. Cenab-1 Hak, acz ve fakr ic;indeki,
insanlardan bir sultan gibi, memurlanm acizlik ve ihtiyac; sebebiyle
ortak edinmi degildir.
Demek sebepler, g6rilnile bak1p hilkilm veren aklm s1g nazarma
karl kudretin izzeti muhafaza edilsin diye konulmutur. Zira aynanm iki taraf1 gibi, her eyin bir "mulk" bir de "melekut" taraf1 vardir.

YiRMi iKiNci Soz 357

"Mulk" taraf1 aynanm boyah arka yilzilne benzer, farkh renklerde ve


hallerde olabilir. "Melekut" tarafi ise aynanm parlak yi.izi.ine benzer.
Her eyin gori.inen, "mi.ilk" tarafmda, Samed Yarabcmm kudretinin
izzetine ve kemaline zit haller vardir. Sebepler, o hallere hem perde
hem vesile olmak i<_;in konulmutur. "Melekut" ve hakikat tarafmda
ise her ey effaftir, gi.izeldir. Kudretin bizzat temas etmesine uygundur, izzetine zit degildir. Bu yi.izden sebepler s1rf gorilniltedir, melekut
aleminde ve hakikatte tesirleri yoktur.
Gori.ini.iteki sebeplerin bir hikmeti de udur: Haks1z ikayetlerin
ve temelsiz itirazlarm mutlak adalet sahibi Allah' a yonelmemesi i<_;in o
ikayetlere ve itirazlara hedef olmak maksad1yla yarablm1lardir. <;unku kusur onlardan c;1k1yor, onlarm kabiliyetsizliginden ileri geliyor. Bu
sma ho bir misal olarak manevi bir temsil rivayet ediliyor:
Hazreti Azrail (aleyhisselam), Cenab-1 Hakk'a demi ki:
- Ruhlan alma vazifesinde kullann benden ikayet edecek, bana
kusecekler.
Cenab-1 Hak, hikmet lisamyla ona 6yle buyurmu:
- Seninle kullanmm arasma musibetleri, hastahklan perde yapacag1m ki ikayetler onlara gitsin, kullanm sana kusmesin. 42
ite bak, nasil ki hastahklar, ecelde var oldugu zannedilen fenahklara perdedir ve ruhlarm almmas1 iinde bir hakikat olarak bulunan
hikmet ve gi.izellik, Azrail Aleyhisselam'm vazifesiyle alakahdir. Aym
ekilde, Hazreti Azrail de bir perdedir. Ruhlarm almmasmda, merhametsiz addedilen ve Cenab-1 Hakk'm rahmetinin kusursuzluguna zit
gori.inen baz1 haller kendisinden bilinsin diye o ile vazifeli bir memurdur ve ilahi kudrete bir perde olmutur.
Evet, izzet ve buyukluk ister ki, sebepler kudret elinin perdedan
olsun aklm nazannda ... Tevhid ve celal ister ki, sebepler ellerini c;eksin
hakiki tesirden ...

ikinci Lem'a
Bak U kainat bostanma, U yeryi.izil bagma! ~u semanm yild1zlarla yald12lanm1 gilzel yilzi.ine dikkat et!.. Goreceksin ki, bir Sani-i
42

Ebu'-$eyh, e/-Azame 3/897, 917; Ebu Nuaym, Hilyeta'l-Evliyd 5/51; el-Hakim


et-Tirmizi, Nevadiru'l-Usul 1/177-178; es-SuyD.ti, ed-Dilrru'/-Mensur 6/543.

358

SdZLER

Zulcelal'in, bir Fatir-1 Zulcemal'in, o serilmi ve serpilmi sanath varhklardan her birinde, her eyin yarabc1s1 oluuna mahsus damgas1 ve her
bir mahlukunun ustunde, her eyi sanatla yaratmasma has bir muhru
vardir. Kudret kaleminin eserlerinin neredildigi gece ve gunduz, yaz
ve bahar sayfalannda yazilan varhk tabakalannm ustunde taklit kabul
etmez parlak bir imzas1 bulunur. ~imdi 0 damgalardan, muhurlerden,
imzalardan 6rnek olarak birkac:;m1 zikredecegiz.
Mesela, hesaps1z damgalanndan, hayat uzerine koydugu pek c:;ok
misalin birine bak: "Cenab-1 Hak bir eyden her eyi, her eyden
de bir tek eyi yapar." <;unku spermden ve ic:;ilen basit bir sudan,
say1s1z uzvu ve hayvanlara ait donarnm1 yaratir. ite bir eyi her ey
yapmak, elbette bir Kadir-i Mutlak'm iidir. Yenilen say1s1z yiyecekteki (o yiyecek ister hayvani ister bitkilerden olsun) c:;eitli maddeleri,
kusursuz bir intizamla o varhga has bir cisme c:;eviren, ondan hususi
bir cilt dokuyan ve basit uzuvlan yapan, elbette her eye gucu yeten
bir Kadir' dir ve mutlak, sonsuz ilim sahibi bir Alim' dir. Evet, 6lumu
ve hayah yaratan Zat, U dunya tezgahmda hikmetiyle, hayah 6yle
mucize bir kanunuyla idare ediyor ki, o kanunu uygulamak, ancak
butun kainah tasarrufu altmda tutan bir Zat'a mahsustur. ite eger
aklm s6nmemi, kalbin k6r olmamIsa anlarsm ki, bir eyi tam bir
kolayhk ve intizamla her ey yapmak ve her eyi kusursuz bir olc:;u ve
duzenle, sanath bir ekilde bir tek ey yapmak, her eyin Yarahc1sma
has bir damgad1r.
Mesela, harika iler yapan bir zatm, bir dirhem pamuktan yuz top
c:;uha, ipek veya patiska gibi c:;eitli kumalan dokudugunu ve helva,
baklava gibi birc:;ok yiyecegi yaptigm1 g6rsen ... Soma gorsen ki, o zat,
demiri ve taI, bah ve yag1, suyu ve toprag1 avucuna ahyor, bir guzel
altm yap1yor. Elbette, o zatm kendine has bir sanati bulunduguna,
yeryuzundeki butun unsurlann onun emrine itaat ettigine ve topraktaki butun maddelerin onun buyruguna bakttgma kesinlikle hukmedersin. Evet, hayattaki kudret ve hikmet tecellileri, bu misaldekinden bin
derece daha harikad1r.
ite hayat uzerindeki pek c:;ok damgadan biri ...

YiRMi iKiNci Soz 359

U;iincii Lem'a

Bak U ak1p giden kainatta, U seyyar varhklar arasmda dolatp


duran canhlara! Gareceksin ki, her birinin ustunde, Hayy ve Kayyum
Yarabcmm koydugu pek c;;ok muhur vard1r. Onlardan biri Udur: Bir
canh, mesela insan, adeta kainatm kuc;;uk bir misali, yarabh agac1nm bir meyvesi ve U alemin bir c;;ekirdegi gibi, c;;ogu varhk turunun
numunelerini ic;;inde barmdmr. Adeta o, butun kainattan gayet hassas olc;;ulerle suzulmil bir damladir. Demek, U canhy1 yaratmak ve
ona Rab olmak ic;;in butiln kainah hukmu ve idaresi altmda tutmak
gerekir.
ite, eger aklm evhamda bogulmam1sa anlarsm ki: Bir kudret kelimesini, mesela bal ansm1, c;;ogu eye bir c;;eit kuc;;uk fihrist yapmak..
bir sayfada, mesela insanda, U kainat kitabmm birc;;ok meselesini yazmak.. bir noktaya, mesela kuc;;ucuk in cir c;;ekirdegine koca in cir agacmm programm1 yerletirmek.. bir harfte, mesela insanm kalbinde,
Cenab-1 Hakk'm U koca alemin safhalannda tecelli eden ve onu kuatan butun isimlerinin eserlerini gostermek.. insanm bir mercimek tanesi buyuklugundeki haf1zasma bir kutuphane kadar yaz1 s1gdirmak ve
butun yarahh hadiselerinin etrafh bir fihristini o haf1zada saklamak,
elbette ve elbette her eyin Hahk'ma, bu kainatm Rabb-i Zulcelal'ine
has bir muhurdur.
ite canhlann ustundeki pek c;;ok Rabbani muhurden yalmz biri
nurunu boyle gosterir ve O'nun ayetlerini okutursa, acaba butun o
muhurlere birden bakabilsen, hepsini g6rebilsen, ~4. J:;-1 erA 0~
43 ~~k demeyecek misin?
,
,
Dordiincii Lem'a
~u gok denizinde yuzen, U yeryuzune serpilmi rengarenk varhklara ve c;;eit c;;eit sanath eserlere dikkat et! Her birinin ustunde Ezell
Gune'in taklit edilmez imzalan oldugunu goreceksin. Nasil ki o Zat'm
hayat uzerinde damgalan, canhlarda muhurleri gorunuyor ve bunlann
bir ikisini g6rduk; O' nun canhlara hayat verilmesinde de oyle imzalan
43

Zuhurunun iddetinden gizlenmi olan Zat'1 her tiirlu kusur ve noksan s1fattan
tenzih ederiz. (Gazali, ihyau Ulumi'd-Dfn 4/221; el-iskendarani, $erhu Hikemi'lAtaiyye s. 119)

360 SozLER

vard1r. T emsil, derin manalan anlamay1 kolaylatird1gmdan, U hakikati bir temsille gosterecegiz:
Mesela, gezegenlerden tut, damlalara, kti<:;tik cam par<:;alarma ve
parlak kar zerreciklerine kadar her eyde, gunein misall cilvelerinin
ve yans1masmm bir imzas1, kendine mahsus nurani bir izi gorunuyor.
Eger o say1s1z eyde gorunen gune<:;iklerin, gunein yans1mas1 ve tecellisi oldugunu kabul etmezsen, o vakit mecburen, her bir damlada,
IIgm ulahg1 her bir cam par<:;asmda ve her effaf zerrecikte, tabii ve
hakiki bir gunein bizzat varhgm1 kabul etmek gibi son derece divanelige, sonsuz bir ahmakhga dtiersin. Aynen oyle de, o Ezell Gune'in,
nuran! tecellilerinden "ihya" yani "hayat vermek" yonuyle, her canhnm ustunde oyle bir imzas1 vardir ki, farz edelim butun sebepler toplansa ve hepsi istedigini yapmakta serbest, irade sahibi birer varhk kabul edilse yine o imzay1 taklit edemezler. Zira her biri birer kudret mucizesi olan canhlar, o Ezell Gune'in panlhlan hukmundeki isimlerinin
odak noktas1 gibidir. Canhlarda gorunen hayret verici sanat nak1lan,
benzersiz hikmet ol<:;tileri ve ehadiyet sirrmm tecellisi, Ehad ve Samed
Zat'a verilmedigi zaman, her bir canhda, mesela bir sinekte, bir <:;i<:;ekte sonsuz bir yarahc1 kudretin sakland1gm1, her eyi kuatan bir ilim
bulundugunu ve kainah idare edecek mutlak bir iradenin oldugunu
varsaymak gerekir. Belki onlarda Vacibu'l-Vucud'a has baki s1fatlarm
da bulundugunu kabul etmek laz1m gelir. Adeta o <:;i<:;egin, o sinegin
her bir zerresine ilahhk atfetmek gibi, dalaletin ve hurafelerin en ahmak<:;asma dtitilur. Zira o varhgm zerrelerine, bilhassa tohumlanna
oyle bir hususiyet verilmitir ki, o zerre, par<:;as1 oldugu canhya bakar,
ona gore vaziyet ahr. Hatta o canlmm butun hemcinslerine bakar gibi,
o turun devam1m saglamak ve her yerde ekilip bayrag1m dikmek i<:;in
kanat9klarla kanatlamr. Belki o canlmm alakadar ve muhta<:; oldugu
her eye karI muamelelerini ve nzk1yla alakah munasebetlerini devam
ettirecek bir hale burunur. ite eger o zerre bir Kadir-i Mutlak'm memuru olmazsa ve O'ndan bag1 kesilirse, o vakit o zerrede her eyi g6ren
bir goz, her eyi kavrayan bir Uur bulundugunu kabul etmek gerekir.
K1sacas1: Nasil U damlalardaki ve cam zerrelerindeki gune<:;ikler ve <:;eit <:;eit renkler gunein tecellisine verilmezse bir tek gune
yerine say1s1z gunei kabul etmek laz1m gelir. Boylece imkans1z i<:;inde

YiRMi ii<iNci Soz 361

imkans1z bir hurafe kabul edilmi olur. Aym ekilde, eger her ey
Kadir-i Mutlak'a verilmezse, bir tek Allah'a karihk, belki kainattaki
zerreler say1smca ilah1 kabul etmek gibi, yi.iz derece ak1l d11hg1 mi.imki.in gbri.ip divanelik hezeyanma di.ii.ili.ir.
Soziin Ozii: 0 Ezell Gi.ine'in birliginin nuruna ve varhgmm
vi.icubiyetine her bir zerreden ti<; pencere a<;1hr.
Birinci Pencere: Her bir zerre, bir asker gibi hareket eder. Nas1!
ki, bir askerin her dairede, yani tak1mda, boli.ikte, taburda, alayda,
ti.imende, orduda bir bag1, o baga g6re bir vazifesi ve o vazifeye gore di.izen <;er<;evesinde bir hareket program1 vardlf. Aynen oyle de,
gozbebegindeki cans1z bir zerrecigin dahi senin gozi.inle, bamla, vi.icudunla, kan dola1mm1 saglayan atar ve toplardamarlannla; <;ekmeitme kuvvetlerine, meydana getirici kuvvete, maddeye ekil verme gi.ici.ine, his ve hareketlerine hizmet eden diger sinirlerle ve hatta bi.iti.in
insan ti.iri.iyle birer bag1 ve onlarla alakah birer vazifesi bulunur. 0 zerre, a<;1k<;a, bir Kadir-i Ezeli'nin sanat eseri, vazifeli memuru ve O'nun
idaresi altmda oldugunu, kor olmayan gaze gosterir.
ikinci Pencere: Havadaki her bir zerre, her bir <;i<;egi, her bir
meyveyi ziyaret edebilir. Her <;i<;ege, meyveye girip ileyebilir. Eger
her eyi goren ve bilen bir Kadir-i Mutlak'm itaatkar memuru olmazsa, o baibo zerrenin, bi.iti.in meyvelerin ve <;i<;eklerin donarnmm1,
yap1h1m, ayn ayn sanatlanrn, onlara giydirilen suretlerin terziligini ve
geni, mi.ikemmel sanatmdaki ibriimleri bilmesi gerekir. ite U zerre,
gi.ine gibi, bir tevhid nurunun panlt1sm1 gosteriyor. l1g1 havaya, suyu
topraga k1yasla ...
Zaten eyanm as1I kaynag1 dart maddedir: Hidrojen, oksijen, karbon ve azot. Bu dart unsur diger eyleri meydana getirir.
O~iincii Pencere: Di.inyadaki her ti.irlu <;i<;egin ve meyveli bitkinin tohumcuklan, hpk1 hayvanlann spermleri gibi, ayn ayn eyler
degil, ayrnd1r. Spermler bir sudan oldugu gibi, o tohumlar da karbon,
azot, hidrojen ve oksijenden oluur; mahiyet<;e birbirinin benzeri, fakat ozunde birbirinden farkhd1r. Yalmz her tohuma kader kalemiyle,
s1rf manevi olarak kendi program1 yaz1lmtbr. ite o tohumlan s1rayla,
her <;i<;ekli ve meyveli bitkinin buyuyup boy atmasma saks1hk yapabilecek bir kase topraga koysak, her birinin harika donarnm1yla, ekil ve

362 SCiZLER

vaziyetiyle a<;acagma, vuku bulmu gibi inamrsm. Eger o topraktaki


zerreler, her bir eyin her halini bilen, her eye kendisine lay1k vticudu
ve o vticudun gereklerini vermeye gticti yeten ve her ey kudretine
kusursuz bir ekilde, kolayca boyun egen bir Zat'm itaatkar memurlan
kabul edilmezse, onlann her birinde btittin <;i<;ekler ve meyveli bitkiler
say1smca manevi fabrika ve matbaa bulunmas1 gerekir ki, tohumlar,
donammlan ve ekilleri birbirinden uzak ve farkh ttirde <;i<;ek ve bitkilere kaynak olabilsin. Veya btittin o bitkilere her eyi kuatan bir
ilim ve btiytiytip boy atmalanm saglayacak bir kudret vermek laz1mdir
ki, mevcut ekillerini alsmlar. Demek, topraktaki zerrelerin Cenab-1
Hak'tan bag1 kesilse, onlar say1smca ilah1 kabul etmek gerekir. Bu ise
bin defa imkans1z i<;inde imkans1z bir hurafedir. O'nun memuru kabul
edildikleri vakit ise her ey <;ok kolayd1r.
Nas1I ki, btiytik bir sultanm basit bir askeri, onun nam1yla ve kuvvetiyle bir memleketin halkm1 hicret ettirebilir, iki denizi birletirebilir,
bir ah1 esir edebilir. Aynen oyle de, Ezel ve Ebed Sultam'nm emriyle,
bir sinek Nemrut'u yere serer, 44 bir kannca Firavun'un saraym1 harap
eder ve bir incir <;ekirdegi incir agacm1 ytiklenir.
Hem her bir zerrede, Sani'in vticubuna45 ve birligine iki dogru ahit
daha vardir. Birincisi, her bir zerre, mutlak acizligiyle beraber pek btiytik ve <;eitli vazifeleri tistlenir; ikincisi, cans1z olmasma ragmen ktilll
bir UUru gosteren umumi dtizene uygun hareket eder. Demek, her
bir zerre, acizliginin diliyle Kadir-i Mutlak'm varhgmm vticubiyetine;
alemdeki dtizeni gozetmesiyle de O'nun birligine ahittir.
1

081
/ -

,,,.

,,,,,_

,,,

1,.,

.,,

,.,

, uI< . ~LU.5 ...L?-1, ~I, ;ti


1;:.. ...1.A>l.;,
c.7'
,_.; /
/ .} . ~ .} ~
0-!. /
46k.p 1;.\ ii ~
0

,;::.

/'

,,,

o;~

,J

"'Y

;;;;

,,,

u-I< ,_.;. 01 W'


/

Evet, her canhda bir ehadiyet47 damgas1, bir de samediyet48 imzas1


bulunuyor. Zira bir canh, Cenab-1 Hakk'm kainatta cilveleri gortinen
44
45

46

47

48

ibni Kesir, el-Bidaye 1/149.


Zorunlu, vacip, varhg1 kendinden olma.
Her bir zerrede O'nun Vacib ve Vahid (Bir) olduguna iki ahit bulundugu gibi, her
canhda da O'nun Ehad ve Samed olduguna <lair iki delil vard1r.
Cenab-1 Hakk'm her varhkta tek tek gori.ilen, kendine ait birlik tecellisi.
Cenab-1 Hak hi<;bir eye muhta<; olmad1g1 halde her eyin ona ebediyen muhta<;
OlUU.

YiRMi IKiNci Soz 363

butun isimlerini birden kendi aynasmda aksettirir. Adeta bir odak noktas1 hukmunde, Hayy-1 Kayyum'un ism-i azammm tecellisini gosterir.
ite her canh, Muhyi' isminin perdesi altmda o Ehad Zat' m bir nevi
golgesini gosterdiginden, bir ehadiyet damgas1 tair. Hem o canh, bu
kainatm kuc;uk bir misali ve yaratih agacmm bir meyvesi hukmunde
oldugu ic;in, onun kainat kadar buyuk ihtiyac;lanm birden, kolayca,
kuc;ucuk hayat dairesine yetitirmek, samediyet imzasmm delilidir. Yani bu hal Una iaret ediyor: Oyle bir Rabbi var ki, o canhya her eye
bedel bir alakas1 ve her eyin yerini tutacak bir nazan bulunur. Butun
eya, O'nun bir teveccuhunun yerini tutamaz .
...\.:>-\ 0 ,. , : I

t 0 ,. ,j U1<- ~ ~
~c~ '] 0 ,. ,j '1<" '.~ ~. ,j ._ ,j '1<'1 ~c~ ,;;S
U v "->
U':-~,

,;;,,....1,;~Y..J,;"->

..

..

..

..1,;u-

,,.

..

..

1'1..,.>

,,..

..

Yine bu hal gosteriyor ki, o canlmm Rabbi hic;bir eye muhtac; olmad1g1 gibi, hazinesinden hic;bir ey eksilmez ve kudretine hic;bir ey
agir gelmez. ite samediyetin, golgesine iaret eden bir c;eit imzas1...
Demek, her canhda bir ehadiyet damgas1, bir samediyet imzas1 vardir.
Evet, her bir canh, hayat lisamyla 49 ~\ ~\ ff! .:1;.l ~\ yl> j ayetlerini okuyor. Bu iki damgadan baka birkac; muhim pencere daha var.
Baka bir yerde etrafhca izah edildigi ic;in burada k1saca anlatild1.
Madem Vacibu'l-Vucud'un birligine, U kainatm her bir zerresi
boyle lie; pencere ve iki delik, hayat da iki kap1 birden ac;1yor. Zerrelerden gunee kadar varhk tabakalannm, Zat-1 Zulcelal'in marifetinin
nurlanm nas1l yayd1gm1 k1yas edebilirsin.
ite, marifetullahtaki50 manevi yukseliin derecelerini ve huzurun
mertebelerini buradan anla ve klyasla!
Beinci Lem'a

Nasil ki bir kitap eger yazma ve mektup ise onu yazmak ic;in bir
kalem yeter. Eger bas1h, matbu olursa, o kitabm bas1lmas1 ic;in harfleri
say1smca kalem, yani demir harf gerekir. Eger baz1 harflerine gayet ince bir hatla o kitabm buyuk k1sm1 s1gdmlm1sa -Yasin suresi "Ya Sin"
ifadesinde yaz1ld1g1 gibi- o vakit butun o demir harflerin kuc;ukleri de
49

"De ki: 0, Allah birdir. Samed'dir (her ey O'na muhta<;:, 0 ise hi<;:bir eye muhta<;:
degildir.)." (ihlas suresi, 112/1-2)
Cenab-1 Hakk'1 tammak, bilmek, ilahi hakikatlere vak1f olmak.

laz1mdir ki, kitap 0 tek harfe s1gsm. Aynen oyle de, U kainat kitabma,
Samed Yarahcmm kudret kaleminin bir yazmas1 ve Eh ad Zat' m bir
mektubu dersen, zorunluluk derecesinde bir kolayhk ve luzum derecesinde bir akla uygunluk yoluna gidersin. Eger onu tabiata ve sebeplere
verirsen, imkans1zhk derecesinde zor, aktl dtthk derecesinde zahmetli
ve hic;bir Uphenin kabul etmeyecegi hurafeli bir yola saparsm. Bu
ikinci yolda, tabiat ic;in her bir toprak parc;asmda, su damlasmda, hava
zerresinde milyarlarca madenl matbaa ve say1s1z manev1 fabrika bulunmas1 laz1mdir ki, c;ic;ekli, meyveli, sanath say1s1z varhgm meydana
gelmesine vesile olabilsin. Yahut onlarda her eyi kuatan bir ilim,
her eye yeten bir kuwet bulundugunu kabul etmek gerekir ki, U
sanath varhklara hakiki kaynakhk edebilsinler. <;unku topragm her bir
parc;as1, suyun her bir damlas1 ve havanm her bir zerresi c;ogu bitkinin
yetimesini saglayabilir. Halbuki her bitkinin -meyveli de olsa, c;ic;ekli
de olsa- meydana gelii o kadar muntazam, o kadar olc;ulu ve ozunde
o kadar birbirinden farkhdir ki, her birine, yalmz kendisine mahsus
manevl birer fabrika veya ayn birer matbaa laz1mdir. Demek ki, tabiat
her eyin as1l sebebi kabul edilirse, vas1ta ve arac; olmaktan kaynakhk
mertebesine c;1karsa her bir eyde diger butun varhklann makinelerini
bulundurmaya mecburdur. ite bu tabiatperestlik fikrinin esas1 oyle bir
hurafedir ki, hurafeciler bile ondan utamyor. Kendini ak1lh zanneden
aldanm1larm nasil sac;malayarak sonu olmayan bir akils1zhg1 kabul
ettiklerini gar, ibret al!
K1sacas1: Nas1l ki bir kitabm her harfi, kendi varhgm1 bir harf kadar gosterir ve kendisine tek bir ekilde iaret eder; katibini ise on
kelimeyle tarif edip pek c;ok yonuyle gosterir. Mesela, "Benim katibim
yaz1 sanatmda ustahk sahibidir, kalemi kirmlZldir, 6yledir, boyledir."
der. Aynen 6yle de, U buyuk alem kitabmm her bir harfi, kendi varhgm1 ancak buyuklugu ve sureti kadar gosterirken, Nakka-1 Ezell'nin
isimlerini bir kaside kadar tarif eder ve keyfiyetleri say1smca iaret parmaklanyla gosterir, o isimlerin Sahibine ahitlik eder. Demek, hem
kendini hem butun kainah inkar eden safsatac1 bir ahmagm, yine de
Sani-i Zulcelal'i inkara gitmemesi gerekir.

YiRMi iKiNci Soz 365

Altmc1 Lem'a
Haltk-1 Ziilcelal, nast! ki her bir mahh1kunun <;ehresine ve her bir
sanatlt eserinin yi.iziine ehadiyetinin damgasm1 koymutur (bunlann
bir klsmm1 6nceki "lem'a"larda g6rdiin). Aynen 6yle de, gayet parlak
bir ekilde, her bir varhk tiirii i.isti.inde bir<;ok ehadiyet damgasm1, her
bir biitiin iistiinde tekliginin <;eitli miihiirlerini ve alemin tamammda
birliginin imzalanm gosterir. ite onlardan birine, yeryi.izi.i sayfasma ve
bahar mevsimine konulan bir miihre iaret edecegiz:
Nakka-1 Ezeli yeryiiziinde, yaz ve bahar mevsimlerinde en az ii<;
yiiz bin bitki ve hayvan tiiriinii, sonsuz kan1khk i<;inde son derece
itina ile farkhhklanm gozetip se<;erek, intizamla, hepsini birbirinden
ayirarak hair ve nereder. Bu, bahar gibi apa<;1k, parlak bir tevhid
miihriidiir. Evet, bahar mevsiminde, olmi.i yeryi.izi.ine hayat verip
ii<; yiiz bin hair numunesini kusursuz bir intizamla yaratmanm, yeryiizii sayfasmda birbiri i<;inde ii<; yiiz bin farkh tiiriin fertlerini hatas1z, yanhs1z, noksans1z, gayet ol<;iilii, muntazam ve miikemmel
bir ekilde yazmanm, elbette, sonsuz bir kudrete, engin bir ilme ve
kainat1 idare edecek bir iradeye sahip bir Zat-1 Ziilcelal'in, bir Kadlr-i
Ziilkemal'in, bir Haklm-i Zulcemal'in hususi miihru oldugunu, zerre
kadar UUru bulunanm anlamas1 gerekir. Kur'an-1 Hakim 6yle ferman ediyor:
C

,,.

,,.

;;;

,,-

,,.

-"I\ .:__~\...:l)~L.J\1~""~
d
. r - r , ~~y .'.J""'J''j\
0

51

,,,

~ '1 <
- u--

~ 0-9 ~ ..5-"'

J,

,,..

....-1

''...._..i:5"4.\\\~'

J~

..> " ,,,

!;IJl'l.:.;.lj
~Y"""'

i;:. /, /

(.5'"""'

r.)

Evet, yeryuzuniin diriltilmesinde ii<; yuz bin hair numunesini birka<; giinde yapan, gosteren yarabc1 kudret i<;in insanm yeniden diriltilmesi elbette kolaydir. Mesela, Gelincik Dag1'm ve Siiphan Dag1'm
bir iaretle kaldiran mucize sahibi bir zata, "~u dereden, yolumuzu
kapayan koca tat kaldtrabilir misin?" diye sorulur mu? Aynen 6yle
de, gokleri, daglan ve yeri alb giinde var eden, her vakit doldurup
boaltan Kadir ve Hakim, Kerlm ve Rahim Zat' a karl, bunu ak1ldan
uzak gorerek, "Ebedl alemde bizim i<;in haz1rlay1p kurdugun ziyafet
51

"ite bak Allah'm rahmetinin eserlerine, olmli topraga nas1l hayat veriyor! ite
bunlan yapan kim ise o!Uleri de 0 diriltecektir. 0, her eye hakktyla kadirdir."
(Rum suresi, 30/50)

366 SozLER

sofrasma giden yolumuzu kapayan U toprak tabakasm1 i.isti.imi.izden kaldirabilir misin? Yeri di.izeltip bizi oradan gec;:irebilir misin?"
denilir mi!
;>u yeryi.izi.inde, yaz mevsimindeki bir tevhid damgasm1 gordi.in.
;>imdi bak! Zeminin yi.izi.indeki icraabm her eyi gorerek, sonsuz bir
hikmetle yapan bir Zat'm eseri olan U bi.iyi.ik bahar hadiselerinin i.isti.inde de bir tevhid mi.ihri.i ac;:1kc;:a gori.ini.iyor. Cunki.i U icraat mutlak
bir genilik, o genilik ic;:inde mutlak bir si.irat ve o si.iratle beraber
mutlak bir comertlik ile gerc;:ekleiyor; onda gori.inen mutlak intizam,
kusursuz, gi.izel sanat ve yarabh mi.ikemmelligi 6yle bir mi.ihi.irdi.ir ki,
ancak sonsuz ilim ve kudret sahibi bir Zat'a ait olabilir.
Evet, gori.iyoruz ki, bi.iti.in yeryi.izi.inde mutlak bir genilik ic;:inde bir
yaratma, bir tasarruf, bir faaliyet var. Hem bu iler o genilik ic;:inde
mutlak bir si.iratle yap1hyor. Hem o si.irat ve genilikle beraber, farkl1
ti.irlerden say1s1Z varhgm yarablmasmda mutlak bir comertlik gori.ini.iyor. Vine bunlarla beraber mutlak bir kolayhk gaze c;:arp1yor. Bullin
bunlann yanmda da, her bir varhk ti.iri.inde ve her bir fertte gori.inen
kusursuz intizam, gayet sec;:kin, gi.izel sanat ve mi.istesna yarahh gi.izelligi ile beraber son derece comertlik ic;:inde tam bir di.izen var. 0 say1SIZ varhklann yarahlmasmda gori.ilen mi.ikemmellik, gayet si.irat ic;:inde
bir sanat gi.izelligi, son derece kan1kl1k ic;:inde tam bir farkl1hk, gayet
bolluk ic;:inde c;:ok k1ymetli eserler, gayet geni bir daire ic;:inde tam bir
ahenk ve gayet kolayhk ic;:inde sanatl1, benzersiz eyleri yaratmak; bir
anda, her yerde, her fertte, aym tarzda bir sanat harikas1, mucizevi
bir faaliyet gostermek, elbette ve elbette 6yle bir Zat'm mi.ihri.idi.ir ki,
0, hic;:bir yerde olmad1g1 halde her yerde hazir ve nazirdir. Hic;:bir ey
O'ndan gizlenmedigi gibi, hic;:bir i kendisine agir gelmez. Zerrelerle
yild1zlar O'nun kudreti karIsmda eittir.
Mesela, o Rahim-i Zulcemal'in liltuf ve comertliginin bahc;:elerinden, mucizelerinin salk1mlarmdan bir tanecik hi.ikmi.inde gordi.igi.im,
iki parmak kalmhgmda bir i.izi.im asmasmdaki salk1mlan sayd1m, yi.iz
elli be c;:ikt1. Bir salk1m tanesini sayd1m, yi.iz yirmi kadar i.izi.im vard1.
Di.ii.indi.im, dedim ki: Eger bu asma c;:ubugu, bir balh su muslugu
olsa ve daima su verse, U s1cakhk kar1smda rahmetin o yi.izlerce
Urup tulumbac1gm1 emziren salk1mlara ancak yeter. Halbuki yalmz

YiRMi iKiNci Soz 367

bazen az bir rutubet gortiyor. ite bu ii yapanm, her eye kadir olmas1 gerekir.

Yedinci Lem'a
Biraz dikkatle baksan, yerytizti sayfasmda Ehad ve Samed Zat'm
mtihtirlerini g6rebilirsin. BaInI kaldir, goztinti ac;;, U muazzam kainat
kitabma bir bak! G6receksin ki, kainatm btittinti tisttinde, btiytikltigti
olc;;tistinde, ac;:ik bir tevhid mtihrti okunuyor. <.;unkti U varhklar bir
fabrikanm, bir saraym, muntazam bir ehrin unsurlan ve mensuplan
gibi Sirt sirta verip birbirine yard1m elini uzatarak birbirinin ihtiyac;;lanna "Buyur! Ba tisttine!" der, el ele verip bir dtizen ic;;inde c;;ahIr.
Ba baa verip canhlara hizmet ederler. Omuz omuza verip bir gayeye
dogru, her eyi idare eden sonsuz hikmet sahibi bir Zat'a boyun egerler. Evet, gtine ve aydan, gece ve gtindtizden, kt ve yazdan tut, ta
bitkilerin muhtac;; ve ac;; hayvanlarm imdadma gelmesinde, hayvanlarm zay1f ve yarad1htan erefli olan insanlann yard1mma komasmda,
hatta g1da maddelerinin nazik, kuwetsiz yavrulann ve meyvelerin;
besleyici zerrelerin ise beden hticrelerinin ihtiyacma yetimesinde ileyen yard1mlama dtisturu, btittin btittin kor olmayana gosterir ki,
onlar, her eyi terbiye ve idare eden gayet Kerim ve Hakim bir tek
Zat' m emri altmdad1r.
ite kainatta ileyen bu dayamma, yard1mlama, kucaklama, birbirine sanlma, itaat ve intizam kanunu, her eyin bir tek Mtidebbir'in
(her eyi c;;ekip c;;eviren Zat'm) dtizene koymas1yla idare edildigine ve
bir tek Mtirebbi'nin (terbiye edicinin) htikmtiyle sevk edildigine kesin bir ahittir. Bununla beraber, eyadaki sanatta ac;;1kc;;a gortinen U
geni hikmet ic;;indeki kusursuz inayet, o inayet ic;;inde parlayan engin rahmet ve o rahmet tisttine, nzka muhtac; her canlmm ihtiyacma
uygun bir tarzda cevap vermek ic;;in serilen ve serpilen umumi nz1k
ve nimetler, oyle parlak bir tevhid muhrudur ki, akh tamamen sonmeyen ve btittin btittin kor olmayan bunu anlar, gortir. Evet, kast,
Uur ve iradeyi gosteren bir hikmet perdesi btittin kainati kaplamI
52

Sanati kar1smda ak1llann hayrete diitllgii Zat ne yiicedir! (en-Nevevi, el-Ezkar s.


292; Ali ibni Ebi Talib, Nehcu'l-Be/aga s. 428)

368

SOZLER

ve o perde ilstilne Cenab-1 Hakk'm lutuflanm, her eyi ziynetlendirip


gilzelletirme iradesini ve ihsanlanm gbsteren bir inayet perdesi serilmitir. 0 ziynetli inayet perdesi ustunde, kendini sevdirmek, tamtmak,
nimet vermek ve ikram etmek ic;:in panlhlanm gbsteren bir rahmet brtusil, kainah ic;:ine alm1hr. 0 nurlu ve geni rahmet perdesi ilstune
ise Cenab-1 Hakk'm merhametini, ihsanlanm, ikramlanm, kusursuz
efkatini, verdigi gilzel terbiyeyi ve rubO.biyetinin lutuflanm gbsteren
umumi bir nz1k sofras1 dizilmitir.
Evet, zerrelerden gtinelere kadar her varhga -fertler olsun, turler
olsun; kuc;:uk olsun, buyilk olsun- netice, gaye ve faydalarla nak1h bir hikmet kumamdan muhteem bir gomlek giydirilmi.. hikmet
ifade eden o suret gbmlegi ilstunde, her eyin endamma gore, lutuf
ve ihsan c;:ic;:ekleriyle silslil bir inayet elbisesi bic;:ilmi.. o ziynetli inayet elbisesinin ilzerine muhabbet, ikram, efkat ve nimet panlttlanyla
nurlanml rahmet nianlan takt!m1 .. o nurlu ve suslil nianlan ihsan
etmenin yamnda, yeryilzilnde biltun canh topluluklanna yetecek, onlann ihtiyac;:lanm kartlayacak umumi bir nz1k sofras1 kurulmutur. ite
bu, sonsuz Hakim, Kerim, Rahim, Rezzak bir Zat-1 Zillcemal'e iaret
ediyor ve O'nu gtine gibi ac;:1kc;:a gbsteriyor.
Gerc;:ekten oyle mi? Her ey nzka muhtac;: m1dir? Evet, bir fert, nzka ve hayahm devam ettirmeye muhtac;: oldugu gibi, gorilyoruz ki,
alemdeki her varhgm -bilhassa canh ise- killll olsun cilzi olsun, bilyilk
olsun kilc;:ilk olsun, vilcudu, bekas1, hayah ve onu devam ettirmek ic;:in
maddi- manevl pek c;:ok talebi, ihtiyac;:lan var. Fakn ile oyle eylere
muhtac;:hr ki, en basitine eli yetimedigi, en kilc;:ilk arzusunu elde etmeye gticil yetmedigi halde, biltiln taleplerinin, maddl ve manevl nz1klarmm - 53 ,:~ ':i ~ ~- ummad1g1 yerlerden kusursuz bir duzenle,
tam vaktinde, en uygun ekilde ve milkemmel bir hikmetle verildigini
gorilyoruz. ite varhklann bu fakr ve ihtiyac1 ve gaybdan onlara bu
tarzdaki yard1mlar, acaba her eyi terbiye eden bir Hakim-i Zillcelal'i,
her eyin idaresini elinde tutan bir Rahim-i Zillcemal'i gilne gibi gostermiyor mu?

<

53

"

hi<; ummad1g1 yerlerden (nz1klandmr)." (Talak suresi, 65/3)

YiRMi iKiNci Soz 369

Sekizinci Lem' a
Nasil ki, bir tarlaya ekilen bir c;eit tohum, o tarlanm elbette tohum sahibinin tasarrufu altmda oldugunu, kendisinin de aym zata
ait bulundugunu gosterir. Aynen oyle de, U "anastr" 54 denilen,
varhklann tarlas1 hi.ikmi.indeki maddelerin, birlik ve basitlikleriyle
beraber ki.illiyet ve kuabc1hklan; ti.im kainata yay1lm1 olmalan ...
~u "mahh1kat" denilen, birer rahmet meyvesi, kudret mucizesi ve
hikmet kelimesi olan bitki ve hayvanlarm, benzerlikleriyle beraber
her tarafta bulunmas1, oralan yuva edinmesi; tek bir Mucize Sahibi
Sani'in tasarrufu altmda olduklanm gosteriyor. Hem bu oyle bir tarzda oluyor ki, adeta her bir c;ic;ek, meyve ve hayvan, her eyi sanatla
yaratan o Zat'm birer damgas1, mi.ihri.i, imzas1dtr. Nerede olursa olsun, her biri hal diliyle der ki: "Ben kimin damgas1ysam bulundugum
yer de O'nun sanath bir eseridir. Ben kimin mi.ihri.iysem bu mekan
da O'nun mektubudur. Ben kimin imzas1ysam vatamm da O'nun
tezgahmdan c;1km1br." Demek ki, en basit bir varhgm terbiye ve idaresi, bi.iti.in unsurlan hi.ikmi.i altmda tutan Zat'a mahsustur. En basit
hayvam idare etmenin, yaabp beslemenin ancak bi.iti.in hayvanlan,
bitkileri, varhklan rububiyeti altmda terbiye eden Zat'a has bulundugunu kor olmayan gori.ir.
Evet, her bir fert, digerleriyle benzerliginin lisamyla der ki: "Kim
bi.iti.in hemcinslerime sahipse, bana da ancak o sahip olabilir." Her
canh ti.iri.i, diger ti.irlerle beraber yeryi.izi.ini.in her tarafma yay1hr ve
hal diliyle der ki: "Kim bi.iti.in yeryi.izi.ine malikse bana ancak 0 malik
olabilir." Di.inya, diger gezegenlerle birlikte gi.inein yori.ingesinde,
goklerle ahenginin lisamyla der ki: "Kim bi.iti.in kainata sahipse, bana
o sahip olabilir." Evet, bir elmay1 Uurlu farz etsek ve biri ona, "Sen
benim sanabmsm" dese, o elma hal diliyle "Sus!" diyecektir, "Eger
yeryi.izi.indeki bi.iti.in elmalan var etmeye gi.ici.in yeterse, yeryi.izi.ini.in
her tarafma yayilmt, hemcinsimiz olan bi.iti.in meyveli agac;lara, bitkilere, rahmet hazinesinden gelen bi.iti.in Rahmani hediyelere hi.ikmedebilirsen benim i.izerimde hak iddia et!" ite o elma boyle diyecek ve
o ahmagm agzma bir tokat vuracakbr ...
54

Anas1r: Yeryilzilnil meydana getiren unsurlar, elementler.

370 SozLER

Dokuzuncu Lem'a

Cenab-1 Hakk'm ku<:;uk-buyuk, cuzl-kulli her eyde, alemin butununde, hayatta, canhlarda, canhlarm yeniden diriltilmesinde g6rulen
damgalanndan, muhurlerinden, imzalanndan baz1sma iaret ettik.
~imdi, varhk turlerindeki say1s1z damgasmdan birini g6sterecegiz.
Evet, mesela bir agacm hesaps1z meyveleri, aym Zat tarafmdan
bir terbiyeyle, birlik kanunuyla, tek bir merkezden idare edildiginden,
zahmet, zorluk ve masraf o kadar azahr ki, butun meyvelerin buyumesi tek bir meyveye eit olur. Demek merkezlerin <:;ogalmas1, her meyve
i<:;in, say1ca butUn aga<:;taki meyveler kadar zahmet, masraf ve donamm gerektirir. Fark yalmz 6zu itiban iledir. Nas1! ki, bir tek askerin
te<:;hizatm1 haz1rlamak i<:;in bir orduya gereken butun fabrikalar kadar
fabrika laz1mdir ... Demek ki, idare tek bir elden olmazsa, zahmet -nicelik itiban ile-fertler say1smca artar. ite her canh turunun yaratihmda ve <:;ekip <:;evrilmesinde a<:;1k<:;a g6runen fevkalade kolayhk elbette
Yaraticmm birliginin eseridir.
Kisacasi: Aym cinsten, aym turden varhklann temel uzuvlanndaki munasebet ve benzerlikler, nasil ki tek bir Yaraticmm eseri
olduklanm ispat eder. <:;unku kalemin ve damganm birligi bunu gerektirir. Aynen 6yle de, g6zle g6rulen bu mutlak kolayhk, her eyin
tek bir Yarahcmm eseri olmasm1 vucub derecesinde zorunlu kllar.
Yoksa imkans1zhk derecesine <:;1kan bir zorluk, o varhk turunu yokluga gotururdu.
Soziin Ozii: Cenab-1 Hakk'a isnat edilirse, butun eyanm yaratlh1 bir tek ey gibi kolayla1r. Eger sebeplere verilirse, her bir eyin yarahhl butun alemin yarahhl kadar zor olur. Madem 6yledir,
kainatta g6runen U son derece ucuzluk ve g6z 6nundeki smirs1z
bolluk, Cenab-1 Hakk'm birliginin damgasm1 gune gibi g6sterir.
Eger elimize bolca ge<:;en yeryuzundeki U sanath meyveler Vahid
ve Ehad bir Zat'm mah olmasayd1, butun dunyay1 versek bile bir tek
nan yiyemezdik.
Onuncu Lem'a

Cenab-1 Hakk'm cemal tecellilerini g6steren hayat, nasil ki bir ehadiyet delilidir ve O'nun birliginin bir <:;eit tecellisidir. Celal tecellilerini

YiRMi ii<iNci Soz 371

gasteren alum de O'nun birligine delildir. Evet, - 55 )'-\11 Jj1 ~j


rnesela buyuk bir irrnagm kabarc1klan ve yeryuzundeki diger parlak,
effaf eyler gunein !1gm1 yans1tarak onun varhgma ahitlik ettikleri
gibi, o damlalann ve effaf eylerin kaybolup gitmesinden soma, arkalanndan gelenlerin ustunde yine gunein aksinin garunmesi, !!gm
tecellisinin hametle, noksans1z surmesi kesinlikle gasterir ki, sanup
yanan, degiip tazelenen, gelip parlayan o misali gune<:;ikler, panlt1lar, IIklar; baki, daimi, yuce ve tecellisi yak olmayan bir tek gunein
cilveleridir. Demek, o parlayan damlalar, garunmeleriyle ve vucuda
gelmeleriyle gunein varhgm1 bildirdigi gibi, yak olup gitmeleriyle de
gunein bekasm1, devam1m ve birligini gasteriyor. Aynen ayle de,
U kainatta ak1p giden eyler, varhklanyla ve hayatlanyla Vacibu'lVucud'a, O'nun vucObiyet derecesindeki varhgma, ehadiyetine ahit
olduklan gibi; yokluga gitmeleriyle, alumleriyle de O'nun ezeli oluUna, bekasma ve ehadiyetine ahitlik ederler. Evet, gece ve gunduzun,
k1 ve yazm, as1rlann ve devirlerin degimesiyle, alum ve yokluk perdesinde yenilenen ve tazelenen guzel, sanath varhklar, elbette yuce,
baki ve tecellisi daimi bir cemal sahibinin varl@m, bekasm1 ve birligini
gasterir. 0 varhklann garunuteki k1ymetsiz sebepleriyle beraber yak
olup gitmesi ise o sebeplerin hic:;ligine ve bir perde olduguna iarettir.
$u hal kesinlikle ispat eder ki, bu sanatlar, nak1lar ve cilveler, butun
isimleri kutsi ve guzel olan Cemil-i Zulcelal'in tazelenen sanatlan, yeni
bir ekil alan nak1lan, hareket eden aynalan, birbiri arkasmdan gelen
damgalan ve hikmetle degien muhurleridir.
Krsacasi: $u buyuk kainat kitab1, nasil ki Cenab-1 Hakk'm varhgma
ve birligine delil olan yarahh kanunlanm bize ders veriyor. Aynen ayle
de, o Zat-1 Zulcelal'in butun kemal, cemal ve celal vas1flanna ahitlik
eder. Kusursuz, noksansIZ Zat' mm kemalini ispatlar. <:;unku a9khr ki,
bir eserdeki mukemmellik, onu meydana getiren fiilin mukemmelligine
delildir. Fiilin mukemmelligi ismin mukemmelligine, ismin mukemmelligi s1fatmkine, s1fatm mukemmelligi sahibinin zatmdaki o s1fatm eseri
olan icraatm mukemmelligine ve bu da onun zatma ait hususiyetlerin
mukemmelligine sezgi yoluyla, zorunlu olarak ve ac:;1kc:;a iaret eder.
Mesela, nas1l ki kusursuz bir saraym mukemmel nak1 ve suslemeleri,
55

"En yuce s1fatlar Allah'md1r." (Nahl suresi, 16/60)

372 SozLER

bir ustanm yapttg1 iin mukemmelligini gosterir. iin mukemmelligi, 0


ustanm maharetini, ustahk derecesini ifade eden unvan ve isimlerinin
mukemmelligini ortaya koyar. Bunlar da o ustanm sanatma <lair s1fatlannm mukemmelligine iaret eder. Bu ise o sanatm sahibinin "uun-u
zatiye" denilen, ahsma ait kabiliyetlerinin mukemmelligini gosterir.
Ve bu da o ustanm zatmm mukemmelliginin delilidir. Aynen oyle de,
56
~ 1..5') j;, ayetinin smma mazhar olan, U kusursuz alemdeki
gbzle gorulen eserler ve U muntazam kainattaki varhklarda ahit olunan sanat, hukum ve iktidar sahibi bir Zat' m fiillerinin mukemmelligine
a<:;1k<:;a delildir. Bu ise apa<:;1k bir ekilde o Fail-i Zulcelal'in isimlerinin
kemalini gosterir. 0 isimlerin kemali, zorunlu olarak onlann Sahibinin
s1fatlarmm mukemmelligine delil ve ahittir. S1fatlann mukemmelligi,
liphesiz, Sahibinin icraatmm kemalini bildirir. Bu ise, hakkalyakin 57
ekilde, O'nun Zat'mm kemaline oyle delalet eder ki, kainatta gbrulen
butun mukemmelliklerin, O'nun kemaline nispeten sonuk, zay1f bir
golge gibi kald1gm1, o Zat'm kemalinin, celalinin ve cemalinin iaretleri
oldugunu gosterir.

__,fa

Giineler Kuvvetindeki On Birinci Lem'a


$u muazzam kainat kitabmm en buyuk delili.. o yuce Kur'an'daki
ism-i azamm aynas1.. kainat agacmm <:;ekirdegi ve en nurlu meyvesi..
alem saraymm gunei.. islam aleminin nur sa<:;an dolunay1.. Cenab-1
Hakk'm rubO.biyetinin ve saltanatmm ilanc1s1.. ve U kainatm ttls1m1nm hikmetli kaifi olan Efendimiz Muhammedu'l-Emin'in (aleyhissaldti.i
vesselam); butun nebileri golgesi altma alan peygamberligi, butun islam alemini himayesine alan islamiyet yonu ve hakikat tabakalannda
u<:;an butun nebi ve resOlleri, evliyay1, s1dd1klan, asfiyay1 58 ve hakikati
delilleriyle bilen zatlan arkasma ahp, butun kuvvetiyle Allah'm birligini
gosterip O'nun ehadiyetinin arma yo! a<:;arak bildirdigi Allah' a iman
ve ispatlad1g1 tevhid hakikatleri, On Dokuzuncu Soz' de tarif edilmiti.
Acaba hi<:;bir vehmin ve liphenin haddi var m1 ki bunlara perde olabilsin! Madem On Dokuzuncu Soz'de ve On Dokuzuncu Mektup'ta o
56
57

58

"(<;:evir de bak gozi.ini.i) gorebilir misin bir kusur?" (Mi.ilk sO.resi, 67/3)
Marifet mertebesinin en yi.iksegi. Hakikati bizzat yaayarak gorme hali.
Asfiya: Safiyet, takva ve kemal sahibi, peygamber varisi zatlar.

YiRMi IKiNci Soz 373

kesin delilin marifet kaynagmdan On Dort Reha ve On Dokuz iaret


ile, 0 zatm ttirlti mucizeleriyle beraber bunu klsaca, bir derece tarif ve
beyan etmitik. Burada onunla yetinerek Cenab-1 Hakk'm birliginin
kesin delili olan Peygamber Efendimiz'in (aleyhissa/6.W vesselam) dogruluguna ahitlik eden esaslara iaret suretinde, soztimtize bir salavat-1
erife ile son veriyoruz:
,

~w,JI ~ ~ j ~1J.;. j j D~Y.-J ~ Y.-J ~ J~ 0A ~ j.-0 ~\


~~.: ,\1 ~LO\ ';:,u.,A1,
~81
.i.UW''
.i.U~~
.i.U~
~ LY:
r. 3 jJ~1 J.:llhll,
/
/
/
3
/
3
/
'LW , -1~

,,, , ~,~~I
;;
\.L;J1 ~.r-'3,.
~I '.o'll' .,.L;J\11
.:\.::..;
3
~,
-.ru;
..

iUtt-~3~,

._:;.;I~\~~ ~~~}j l~~~-~~j ~~I~ l?~b.JI ~~\j ~t;lj~I


Jla>JI
~
/
/
3

tl .JW1
~\
/
/

;;.;1,ti\\
/ tkll
/ /
u:idJJ1 3/ ;;,Y;

J/~ IC.:
__ t\ / ;; / U\
Y'"' 3 ,Y; .

.JiS::.J
I .i,:;_, ~ . J..::.. L.:l I ls t.;....;J I , ~ ,' . ;J t..;J I J ')\;:.\J I ,
,
// .r r..J:. ,. ,
3
3 r..J:. ,. /
3
..

J~:~\1, J~:,\1,

I /

J .:,\1

/~ 3 /~ 3 /~

..u I; r..J:. ;J
Ll..J I
.. ,. ,
~: .._;')\..;j\ , tl .;;,~:~\\

..

t
c~L.~; lj,-~"'I '-F'~11 ~
y

.J'

I,

r:.r-

, ;_,,...,,~t &~1
..:'....::--~'
1"\11 ~~
u, ~
<f,\1,3 ~1
.Ii;.,~~
C.:
, ,
. ,
3 C3J
,
..
"
J.
,.
~.c\1 '\, (;iLJ\
;;,, ~ ,;~k'~ ,,~1) L$.' \;.,:, ~ u88:JI JW~ [_~ ,
,
,~ , J4"' JY
;3 Y3
, ,
,
;(jJ
/
0

J':h u88:J1
. It. Jll5 ~\
/ /
,.

~-;

.,_. r..J:...\,\L;J\
..

~
/

)l

'-1.9 . ,' ~
.r:
.
/ , , ,?
.

;;;

)l

j~/ ~;;I\
j~/ ~\
0u. J.,,
/
J'
/ /
;t\ JI' 45
:!'I\~ 45 \;.. ~ ''I\~ '~I\
,-~ ,,. /
, ..)"-": ..Y:.r-' , .Y.J'
,,,,.,,
;:;

i /~
~ I~ <\11 ,:\)1
.T <...)"'
~

~ ~ ~~ 3

\,

"

/ /

)l

. \.:,L '\.k:, 1-:1 JI , ,. 1-:" ;;- 'Ll>

:;;

-L,~

;;_;;_.;,,

,
Y._ ~

:;;

I\.;.;., "I\

'-!:' / ...;-'

)l

u8l.5:J\
/ /

UD\ 14, u88:J1 .c\.:,L 01 t"'


,: u88:J1 -1~ , '. " ,y<l1
/ / <Y, ~ 33 / .)-"'
/

"

'

G1;~,,~\
.',"t..;u~'~L.:i.::..;
1~~\11 ~
.',,\11 \, tkJ11{~
.. :U11.:Ll.!\.:,L
---_,y-- 3 i '-f:'. r
~
. u-;
, -T. u:. ,
r:-

,~ ~,\1,
,.~~I~
:,
,. 'I-'\ ,~\ ~,~'\,
,. u: ~ lr.;",..r-'
r

~',': .JLQ..,':JI J,1


, ::
~
~81
.i.U~
.)~~ ..:.,1,'
"l\j j, \11 ~b ~ u~I ~:1, ul) ~\ t :.~1
/
/
/ ~
r....r J
/ /
/
.,
r-' 3 /
u-"\.;U

.jj;_ ;41 ~~~ ~j ~~8 ~~"11 ~i) ~ j~~! jJ,a.dl j~lhll


;;;;;. , .;.J L ;;;1-:., .di:- 4SLlu' ..u;;~
' ~ l;. ~Ii.:. UJ\11, L,a;-\)1
,Y2-'.3 ,Y3 ,.~3
.3 \/~ ~ -~
/ J
3 J
I

I,./.

59

,.

,,..,,.

....

......,...

tl -i,L.,--!""~ 'f ~i;.,3 ~\ '1 ~I ~\~ 'f 0\ ~


I; ~.t ..:,LQ.., I J~, ..:,t:lJ,1
;
~
;3
I/

I,

-------59

Allah1m! Senin varhgmm vucubiyetini ve birligini gosteren, Senin celal, cemal ve


kemaline ahitlik eden, dogru sozlu ve dogrulugu tasdik edilmi olan, dogru konuan bir delil, nebilerin ve resullerin efendisi, onlann icma, tasdik ve mucizelerinin s1rrm1 taiyan, evliya ve s1dd1klann ittifak, tahkik ve kerametlerinin s1rnm

374

SOZLER

Giineler Kuvvetindeki On ikinci Lem'a

Yirmi ikinci Soz'un bu On ikinci Lem'as1 oyle bir hakikat denizidir


ki, butun yirmi iki Soz, onun ancak yirmi iki damlas1d1r. Bu oyle bir
nur kaynag1dtr ki, U yirmi iki Soz, o guneten ancak yirmi iki panltid1r.
Evet, yirmi iki adet Soz'un her biri, Kur'an'm semasmda birer yild12
gibi parlayan ayetlerden bir tekinin bir I1g1, o Furkan'm denizinden
akan bir ayetin trmagmdan sadece bir damla ve yuce bir hazine olan
Allah'm kitabmda her biri cevherlerle dolu birer sand1k hukmundeki
ayetlerden yalrnzca birinin bir tek incisidir. ite On Dokuzuncu Soz'un
On D6rduncu Reha'smda bir parc;a tarif edilen o Allah kelam1, ism-i
azamdan, ar-I azamdan, rubO.biyetin en buyuk tecellisinden inip ezeli
ebede, yeri ara baglayacak bir genilik ve yucelik ic;inde, butun kuvvetiyle ve ayetlerinin butun kesinligiyle, tekrar tekrar 60_; ~1 ~1 (; der,
butun kainati buna ahit tutar. Evet, 61 ~~ ~~ j'IJ. _; ~~ ~~,'f
Kur'an'a temiz bir kalb gozuyle baksan goreceksin ki, onun alb
yonu de ic;ine hic;bir karanhk, dalalet, llphe ve hile giremeyecek kadar

60

61

kendinde bulunduran, parlak mucizeler, ai:;1k harikalar, arahrilm1 ve kendisini


dogrulayan kesin deliller sahibi olan, zatmda k1ymetli 6zellikler bulunan, vazifesinde yuksek ahlak, eriatmda yuce seciyelerin sahibi, Kur'an'1 indiren Allah'm,
indirilen Kur'an'm ve kendisine Kur' an inen zatm icma1 ile; Rabbani vahyin ini
yeri ... Gayb ve melekut alemini gezip dolaan, ruhlan goriip meleklerle arkadahk
eden, ah1s, fur ve cins olarak kainatm kemalatmm numunesi, yarahh agacmm
en nurlu meyvesi, hakkm kandili, hakikatin delili, rahmetin timsali, muhabbetin
misali, kainatm tils1mmm kaifi, rububiyet saltanatmm ilanc1s1, ahs-1 manevisinin
iaretiyle alemi yaratan Zat'm kainati yaratmasmdaki asil gaye ... Oyle bir eriat
sahibi ki, o eriat, saglamhg1 ve dusturlarmm geniligiyle unu gosterir: 0, kainatJ
tanzim eden Zat'm diizenidir. Ve o Yarahcmm koydugu dusturlard1r. Evet kainatJ
bu mukemmel duzen ile kim tanzim etmise bu giizel ve ustiin dinin sahibi de
O'dur. Biz insanlarm efendisi, biz miiminlere iman yolunu gosteren, Abdullah ibni
Abdulmiittalib'in oglu Muhammed' e (sallallahu aleyhi ve sellem) sonsuz salat ve selam
et. O'na yer ve gokler durduki:;a en ustiin salavatlar ve en miikemmel selamlar
olsun. ite dogru sozlii ve dogrulugu tasdik edilmi olan 0 ahit ve biitiin ahitlerin
huzurunda asirlann ve mekanlarm arkasmdan biitiin nesillere butiin kuvvetiyle
son derece ciddiyetle, son derece huzur ve giiven ii:;inde tam ve miikemmel bir
iman ile seslenip diyor ki: "$ehadet ederim ki Allah'tan baka ilah yoktur. 0 birdir,
O'nun ortag1 yoktur."
"Allah, o hak Mabud'dur ki kendisinden baka ilah yoktur." (Bakara suresi, 2/163,
255; AI-i imran suresi, 3/2, 6, 18; Nisa suresi, 4/87 ... )
Alem hep beraber "La ilahe ilia Hu" diyor.

YiRMi iKiNci Soz 375

parlak ve effaftir. Bunlann hic_;biri onun ismet62 dairesine girecek yer


bulamaz. (i.inki.i i.isti.inde mucizelik damgas1.. altmda ispat ve deli!..
arkasmda dayanak noktas1 olan halis, saf Rabbanl vahiy .. oni.inde iki
cihan saadeti.. sagmda, akh konuturup tasdikini saglama.. solunda
vicdam ahit tutarak teslimini tespit etme .. ic_;i, ac;1kc;a, saf Rahmani
hidayet.. i.isti.i, gori.ildi.igi.i i.izere, halis iman nuru .. ve meyveleri, bizzat
g6rdi.igi.imi.iz gibi, insanl kemal vas1flanyla donatilm1 asfiya, hakikati
delilleriyle bilen evliya ve s1dd1klar olan o gaybl lisanm sinesine kulagm1 yap1tlnp dinlesen, derinden derine, gayet sevimli ve ikna edici,
son derece ciddi ve ulvi, delillerle bezeli semavl bir ses iiteceksin.
0 ses oyle kesin bir ekilde 63yl> ~~ ~~ ~ der ve bunu tekrar eder ki,
hakkalyakln derecesinde soyledigini, sana aynelyakln 64 gibi i.iphesiz
bir bilgiyle ifade ediyor ve feyiz veriyor.
Soziin Ozii: ikisi de birer gi.ine olan Resul-u Ekrem (aleyhissaldta
vesselam) ile hi.iki.imleri sapasaglam, sars1lmaz o Furkan ki;
Biri: ~u g6ri.inen alemin lisam olarak bin mucize ic_;inde bi.iti.in peygamberlerin ve asfiyanm tasdikiyle, islamiyet ve peygamberlik parmaklanyla, bi.iti.in kuvvetiyle bir hakikati gosterir.
Digeri: Gayb aleminin lisam hi.ikmi.inde, kirk c_;eit mucizelik yoni.iyle, bi.iti.in yarahh kanunlannm tasdikiyle, hakkaniyet ve hidayet
parmaklanyla, bi.iti.in ciddiyetiyle aym hakikate iaret eder. Acaba o
hakikat, gi.ineten daha parlak, gi.indi.izden daha ac;1k degil midir?
Ey dalalete di.imi.i inatc;1 insanc1k! 65 HAgiYE Ateb6ceginin ltgmdan
daha soni.ik kafa fenerinle nas1l U gi.inelere karl gelebilirsin, onlara
kay1ts1z kalabilirsin, onlan i.iflemekle sondi.irmeye c;ahtrsm? Ti.ih senin
o inkarc1 akhna! Gayb aleminin ve g6ri.inen alemin o iki lisanmm,
bi.iti.in alemlerin Rabbi ve U kainatm Sahibi adma, O'nun hesabma
soyledikleri sozleri ve davalanm nasil inkar edebilirsin! Ey bic_;are, sinekten daha aciz ve daha aag1 mahluk! Sen necisin ki, U kainatm
Sahib-i Zi.ilcelal'ini yalanlamaya yelteniyorsun!
Gtinahs1zhk, masumiyet, aibelerden annm1 olmak.
"Allah, o hak Mabud'dur ki kendisinden baka ilah yoktur." (Bakara suresi, 2/163,
255; Al-i imran suresi, 3/2, 6, 18; Nisa suresi, 4/87 ... )
64
Goztiyle gormil derecede kesin bir ekilde bilmek.
65 HAgiYE Bu hitap, Kur' an' a dtiman olan insanadir.

62

63

376

SiiZLER

HATiME66
Ey akh uyamk, kalbi tetikte arkada! Eger U Yirmi ikinci Soz\in
bamdan buraya kadar anlad1ysan, on iki "lem'a"y1 birden elinde tut.
Binlerce elektrik lambas1 kuwetinde bir hakikat t1gm1 bularak ar-1
azamdan gelen Kur'an ayetlerine yapt. Cenab-1 Hakk'm yard1mmm
buragma bin, hakikatin semasma yuksel, Allah'm marifetinin arma
c;1k, 67 ~ 4~ ':l ili;.. j __:j ~l ~l ':l ~1 ~1 de ve
..;_,

,,

_r-:.

68J.;~

':]

~/

~/
" / _3 r...?'-'..
~ jib j ~\

<:? Y' 3
',,

J5

Lll i'3 J.LW1 i i d -r"~ ':] ~i;..'3 ;11 ~\ ~\ ':]

~~
~* diyerek her eyin / ustunde, bu buyuk
alem ~esddinde Cenab-1 Hakk'm birligini ilan et!..

66
67
68

69

70

71

Sonsoz.
,':?ehadet ederim ki, Senden baka ilah yoktur. Sen teksin, Senin ortagm yoktur.
"Allah'tan baka ilah yoktur. 0 birdir. Ortag1 yoktur. Mi.ilk tamamen O'nundur.
Ezelden ebede her ti.irli.i hamd ve ovgi.i, ilki.ir ve minnet O'na mahsustur ve O'na
lay1kttr. Hayatt veren de, alan da O'dur. 0, ezeli ve ebedi hayat sahibidir. Bi.iti.in
iyilikler O'na aittir; 0, yapilan her hayn kaydeder ve karthgm1 verir. O'nun her
eye gi.ici.i yeter ve hic;bir ey O'na agir gelmez." (Bkz. Tirmizi, deavdt 36; Nesai,
mendsik 163; ibni Mace, ticdrdt 40, mendsik 84)
"Si.ibhansm ya Rab! Senin bize bildirdiginden baka ne bilebiliriz ki? Her eyi hakk1yla bilen, her eyi hikmetle yapan sensin." (Bakara suresi, 2/32)
"Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya di.ier de bir kusur ilersek bizi onunla hesaba c;ekme! Ey Rabbimiz! Bizden oncekilere yi.ikledigin gibi agir yi.ik yi.ikleme. Ey
Rabbimiz! Takat getiremeyecegimiz eylerle bizi yi.iki.imli.i tutma. Affet bizi, li.itfen
bagila kusurlanm1z1, merhamet buyur. Sensin Mevlam1z, yard1mc1m1z, kafir topluluklara kart Sen yard1m eyle bize." (Bakara suresi, 2/286)
"Ey Kerim Rabbimiz, bize hidayet verdikten soma kalblerimizi sapttrma ve katmdan bize bir rahmet bag1la. ,':?i.iphesiz bagIl bol olan Vehhab sensin Sen! Sen,
geleceginde hie; i.iphe olmayan bir gi.inde bi.iti.in insanlan bir araya toplayacaksm.
Allah sozi.inden asla donmez." (Al-i imran sOresi, 3/8-9)

YiRMi iKiNci Soz 377

72

73

Allah1m! Alemlere rahmet olarak gonderdigin zata, onun biitiin al ve ashabma


salat ve selam eyle. Ey merhamet edenlerin en merhametlisi, rahmetin hiirmetine
bize ve O'nun iimmetine merhamet eyle, amin ...
"Onlann dualan 'Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.' diye sona erer."
(YU.nus sil.resi, 10/10)

++

J!titmt U~h~iii ~b:


Bu Soz'iin iki bahsi var.

~jll~jll~\~
~~ ~1 ~~;;5 pe ~f ~1 J0~~\ ns~ jj)
1

0l.;.JWzl\
I~.)
1.;.'
/
/

I'~,\
~ lll ~\~ e
y-4 (.;-!.,

BiRiNCi BAHiS
imanm binlerce guzelliginden yalmz beini, be "nokta" ic;inde anlatacag1z.
Birinci Nokta

insan, iman nuru ile "a'la-y1 illiyyin" e, yani mertebelerin en yuksegine c;1kar, cennete lay1k bir k1ymet ahr. Ve kuftir karanhg1 ile "esfel-i
safilin"e, yani aag1lann en aag1sma dtier, cehenneme mustahak
hale gelir. <;unku iman, insam Sani-i Zulcelal'ine baghyor. iman bir
bagdir. Oyleyse insan, iman sayesinde kendisinde gorunen ilahi sanatlar ve Cenab-1 Hakk'm isimlerinin nak1larma gore bir k1ymet ahr.
Kuftir ise o bag1 keser, insandaki Rabbani sanat gizlenir, k1ymeti de
yalmz maddeden ibaret kahr. Madde fani, gec;ici oldugundan k1ymeti
hie; htikmundedir. Bu s1m bir temsille anlatacag12:
"Biz insam en mukemmel surette yaratt1k. Sonra da onu en aag1 dereceye duilrduk. Ancak iman edip guzel ve makbul iler yapanlar mustesna." (Tin silresi,
95/4-6)

YiRMi Uc;ONcO Soz 379

Mesela, insanlarm eserlerinde nasil ki maddl k1ymetle sanat k1ymeti ayn ayndir. Bazen ikisi eittir, bazen madde daha k1ymetlidir, bazen de be kuruluk demir gibi bir maddede be lirahk sanat bulunur.
Hatta bazen antika bir sanat eserine bir milyon k1ymet bic;ildigi halde,
maddesi be kuru etmez.
ite oyle antika bir eser, antikacilar c;ar1smda, harikalar gosteren,
kadim ve pek hiinerli sanatkanna baglanarak, onun ad1yla ve sanabyla sergilense, bir milyon fiyata sabhr. Fakat kaba demirciler c;ar1sma
gidilse ancak be kuruluk bir demir fiyatma ahc1 bulur.
ite insan, Cenab-1 Hakk'm boyle antika bir sanabdir. En nazik
ve nazenin kudret mucizesidir ki, Cenab-1 Hak onu biitiin isimlerinin
cilvesine, nak1lanna mazhar ve kainata kii<;;iik bir misal suretinde yaratm1br.
iman nuru insanm ic;ine girse, iistiindeki biitiin manidar nakilar o
llkla okunur. Mumin, onlan Uurla okur ve iman bag1yla okutur. Yani,
"Sani-i Ziilcelal.'in sanatl1 bir eseriyim, mahlukuyum, O'nun rahmetine
ve keremine mazhanm" gibi manalarla, insandaki Rabbanl sanat ortaya c;1kar. Demek, Yarabc1sma baglanmaktan ibaret olan iman, insandaki sanatm biitiin eserlerini goriiniir kilar. insanm k1ymeti, o Rabbani
sanata goredir ve Samed Yarabc1smm aynas1 olmas1 itiban iledir. 0 halde, U 6nemsiz insan, bu yoniiyle biitiin yaratilm1larm iistiinde, Rabbine bir muhatap haline gelir ve O'nun cennete lay1k bir misafiri olur.
Eger o bagm kesilmesinden ibaret olan kiifiir insanm ic;ine girse,
Cenab-1 Hakk'm isimlerinin butiin o manidar nak1lan karanhga gomuliir, okunmaz. Zira Sani unutulsa O'na bakan manevl taraflar da
anlailmaz, insan adeta ba aag1 diier. 0 manidar, yiice sanatlann
ve manevl, k1ymetli nak1larm c;ogu gizlenir.
Geri kalan ve gozle goriilen k1sm1 ise basit sebeplere, tabiata ve
tesadufe verilip k1ymetten sonsuz derece diier. Her biri parlak birer
elmas iken soniik birer ie olur. Kiymetleri yalmz hayvani olan maddeden ibaret kahr.
Maddenin gayesi ve meyvesi ise, dedigimiz gibi, canhlarm en acizi,
en muhtac1 ve en kederlisi oldugu halde, insanm k1sac1k bir 6miirde
yalmz basit bir hayat gec;irmesidir. Sonra c;uriiyiip gider. ite kufiir
insanm mahiyetini boyle bozar, elmastan komiire c;evirir.

380 SozLER

ikinci Nokta
iman, nas1l ki bir nurdur, insam liklandmyor; ustunde yaz1lm1
olan, Samed Yarahcmm butun nakilanm gosterip okutuyor. Aym ekilde, kainati da aydmlahyor, gec;mi ve gelecek zamam karanhktan

ku~tanyor. ~u s1m, bir vakada J~ ..:;;LJkJI ~ ~ j4 \fa\ ~~\ ~j ~\


2 ~_,JI

ayet-i kerimesinin bir sirrma dair gordugum bir temsille anlatacag1z:


Haya!! bir vakada gordum ki, iki yuksek dag var, birbirine bak1yor.
Aralarmda dehetli bir kopru kurulmu. Koprunun altmda pek derin
bir dere ... Ben o kopn1nun ustundeyim. Dunyay1 da koyu bir karanhk
kaplam1.
Sag taraf1ma bakhm, sonsuz bir karanhk ic;inde btiytik bir mezar
gordtim, yani hayal ettim. Soluma bakhm, dehet veren karanhgm
dalgalan ic;inde dev firtmalar, gtirtiltti ve 1zdiraplar, felaketler haZ1rland1gm1 gortir gibi oldum. Koprtintin altma bakhm, gayet derin bir
uc;urum gordtigumu zannettim. Bu dehetli karanhk kar1smda sontik
bir cep fenerim vard1. Onu kulland1m, etraf1ma onun yanm yamalak
11g1yla bakhm. Bana pek muthi bir vaziyet gortindti. Hatta ontimdeki koprtinun bamda ve etrafmda oyle dehetli ejderhalar, aslanlar, canavarlar vard1 ki, "Keke U cep fenerim olmasayd1, bu deheti
gormeseydim!" dedim. Feneri hangi tarafa c;evirdiysem oyle dehete
dtittim. "Eyvah, U fener ba1ma beladir" diyerek ona k1zd1m ve cep
fenerimi yere c;arp1p kird1m. Adeta onun kmlmas1yla dtinyay1 l1kland1ran btiytik elektrik lambasmm dtigmesine dokunmuum gibi, karanhk birden yok oldu. Her taraf o lambanm 11g1yla doldu. Her eyin
hakikati gortindti.
Bakhm ki, o gordtigtim koprti, gayet dtizgtin bir yerde, ova ic;inde bir caddedir. Sag tarahmda gordtigtim btiytik mezann, batan
baa gtizel, yeil bahc;elerle c;evrili, bamda nuranl insanlarm bulundugu ibadet, hizmet, sohbet ve zikir meclisleri oldugunu fark
ettim. Sol taraf1mdaki firtmah, gtirtilttilti, 1zd1raph zannettigim uc;urumlann ve zirvelerin ise stislti, sevimli, cazibeli daglarm arkasmda
btiytik bir ziyafet, gtizel ve ytiksek bir seyir yeri oldugunu hayal
"Allah iman edenlerin yard1mc1s1dir, onlan karanhklardan aydmhga <;:1kanr." (Bakara sO.resi, 2/25 7)

YiRMi Ut;DNCD

Soz

381

meyal se<;tim. Ve dehetli birer canavar ve ejderha zannettigim varhklann uysal deve, okuz, koyun, ke<;i gibi ehil hayvanlar oldugunu
gordum. 3 ~~~1
~ ~ ~I diyerek ~ )4 \fa\ ~~\ j j ~I
~jll J~ s-'\~ llii1 ~ ayet-i kerimesini okudum', o hayall vakadan
uyand1m.
ite o iki dag, hayatm balang1c1 ile sonu, yani dunya ve berzah
alemleridir. 0 kopru, hayat yoludur. Sag taraf ge<;mi zaman, sol taraf
ise gelecektir. 0 cep feneri bencil, kendi bildigine guvenen ve semavi
vahyi dinlemeyen insanm gururu, benligidir. Canavar zannedilen eyler ise alemdeki hadiseler ve hayret verici varhklard1r.
ite benligine guvenen, gaflet ve dalalet karanhgma dO.en adam
U vakadaki ilk halime benzer. 0 cep feneri hukmundeki kusurlu ve
dalalete bulamI bilgilerle ge<;mi zamam buyuk bir mezar eklinde
ve hi<;lige benzer bir karanhk i<;inde g6rur. Gelecegi ise gayet f1rtmah,
tesadufe bagh, korku ve yalmzhk hissi veren bir yer zanneder. Her
biri Hakim ve Rahim bir Zat' m itaatkar memurlan olan hadiseleri ve
varhklan zararh birer canavar bilir,
4 s-'Wkll J~~jll ~ ~~
..:..,jl1.l1fk~t?Ji1 3 ~~lj ayetindeki
hukme mustahak olur.
Eger Cenab-1 Hak'tan hidayet yetise, iman kalbine girse, nefsinin
firavunlugu kmlsa ve Allah'm kitabm1 dinlese U vakadaki ikinci halime benzeyecek. 0 vakit kainat birden gunduz rengini ahr, ilahl nur ile
dolar. Alem 5 ~ j\Jij s-'1r-:i1 )) ~\ ayetini okur. insan, ge<;mi zamam
buyuk bir mezar olarak gormez; belki kalb gozuyle her bir asirda bir
peygamberin ya da velinin bamda bulundugu, kulluk vazifesini yerine ~etiren temiz ruhlardan ibaret cemaatlerin hayat vazifelerini bitirip
6 _r.5\ ~\ diyerek yuce makamlara u<;tugunu ve istikbal tarafma ge<;tigini gorur.
Sol tarafma bakar; o iman nuruyla dag gibi baz1 berzah ve ahiret hadiselerinin, degiimlerin arkasmda cennet baglarmdaki saadet

.J;

__)

,/

Li.itfettigi iman nurundan dolay1 hamdolsun Allah' a.


"inkar edenlerin dostlan ise tagutlar olup onlan aydmhktan karanhklara gi:itilrilrler." (Bakara sD.resi, 2/257)
"Allah gi:iklerin ve yerin nurudur." (ND.r sD.resi, 24/35)
Sadece bi.iyilklilkte degil, hii;bir konuda ei ve benzeri olmayan, baka bir ey
Kendisiyle k1yas bile edilemeyecek yegane bi.iyilk, Allah'tir.

382 SOZLER

saraylannda kurulmu Rahmani bir ziyafet sofrasm1 uzaktan uzaga


fark eder. F1rtma, zelzele ve salgm hastahk gibi hadiseleri itaatkar birer
memur bilir. Bahar f1rtmas1 ve yagmur gibi, g6rurn1te sert hadiselerin
manen <;;ok tath hikmetlere vesile oldugunu gorur. Hatta olumu ebedi
hayatm balang1c1, kabri de baki saadetin kap1s1 bilir. Baka noktalan
da bunlara k1yasla, hakikati temsile uygula ...
U~iincii Nokia

iman hem nurdur, hem kuwettir. Evet, hakiki imam elde eden
adam kainata meydan okuyabilir ve imanmm kuvvetine gore, hadiselerin bask1smdan kurtulabilir. 7~I
..:.$j der, hayat gemisinde, hadiselerin daglar gibi yukselen dalgalan ic;inde tam emniyetle
yolculuk yapar. BU.tun agirhklanm Kadir-i Mutlak'm kudret eline
emanet ederek dunyadan rahatc;a gec;er, berzahta istirahat eder.
Sonra da ebedi saadet dairesine girmek ic;in cennete uc;abilir. Fakat
tevekkul etmezse dunyanm agirhklan uc;masma izin vermez, aksine,
onu aagilarm en aag1s1 olan seviyeye c;eker. Demek, iman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkulu, tevekkul de iki cihan saadetini
gerektirir.
Fakat yanh anlama! Tevekkul, sebepleri tamamen reddetmek degildir. Aksine, onlan kudret elinin perdesi bilip sebeplere uymak, bunu
da bir tur fiili dua kabul ederek neticeyi yalmz Cenab-1 Hak'tan istemek, O'ndan bilmek ve O'na minnettar olmaktan ibarettir.
Tevekkul eden ve etmeyen insanm halleri U hikayedekine benzer:
Vaktiyle iki adam, hem bellerine hem balanna agir yukler yuklenip bilet alarak buyuk bir gemiye binmiler. Onlardan biri biner
binmez yukunu yere birakm1, ustune oturup ona bekc;ilik etmeye
balam1. Digeri hem ahmak hem gururlu oldugundan yukunu yere
birakmam1.
Ona, "Agir yukunu yere b1rak, rahat et." dendiginde, "Yak, b1rakmayacag1m, belki ziyan olur. Ben kuwetliyim, mahm1 belimde ve
ba1mda ta1yacag1m." demi.
0 adama yine denilmi ki: "Sultan'm bizi ve seni ta1yan U emniyetli gemisi daha kuwetlidir, mahm daha iyi korur. Belki bam <loner,

J.9

"Allah' a tevekkill ettim. (Allah kerlm .. !)" (Hud suresi, 11/56)

YiRMi Uc;:DNCD Soz 383

yukunle beraber denize dilersin. Hem gittik<;e kuwetin hlkenir. ~u


biikulmii belin, U ak1ls1z bam iyice ag1rlaan o yiiklere gii<_;: yetiremeyecek. Kaptan da seni bu halde gorse ya divane deyip kovacak
ya da 'Bu adam haindir, gemimizi itham ediyor, bizimle alay ediyor.
Hapsedilsin!' diye emir verecektir. Hem herkese maskara olursun.
<:;unkii dikkatlice bakanlarm nazarmda zay1fhg1 gosteren kibrinle, acizligi gosteren gururunla, riyay1 ve al<;akhg1 gosteren suniliginle kendini
halka maskara yaptm. Herkes sana giiliiyor." Bu sozlerden soma obi<_;:arenin akh bama gelmi. Yiikiinii yere koyup iistiine oturmu, "Oh,
Allah senden raz1 olsun! Zahmetten, hapisten, maskarahktan kurtuldum." demi.
ite ey tevekkiil etmeyen insan! Sen de bu adam gibi akhrn bama
al, tevekkiil et ki, biitiin kainata dilenci olmaktan, her hadise karISmda titremekten, kendini begenmilikten, maskarahktan, ahirette azaptan ve dunyadaki s1kmtilann hapsinden kurtulasm ...

Dordiincii Nokta
iman, insarn insan eder, hatta sultan eder. Oyleyse insanm asil vazifesi iman ve duadir. Kufiir ise insarn gayet aciz, canavar bir hayvan
yapar.
$u meselenin binlerce delilinden yalrnz biri olan, hayvan ile insanm diinyaya gelilerindeki farklar, bunu a<_;:1k ve kesin bir ekilde ispat
eder. Evet, insanhgm ancak iman ile miimkiin oldugunu, insan ile
hayvanm diinyaya geliindeki farklar gosterir.
<:;unkii hayvan diinyaya, adeta ihtiyac1 olan her eyi baka bir
alemde ogrenmi gibi, kabiliyetlerine gore miikemmel olarak gelir, yani gonderilir. Yaamas1 i<_;:in gerekli biitiin artlan, hayat kanunlanrn ve
kainatla miinasebetini ya iki saatte ya iki giinde veya iki ayda ogrenir,
beceri sahibi olur. Ser<_;:e veya an gibi bir hayvan, insanm yirmi senede
kazand1g1, hayat i<;in gerekli kuweti ve pratik becerileri yirmi giinde
elde eder, yani bunlar ona ilham olunur.
Demek, hayvanm as1l vazifesi ogrenerek daha miikemmel hale gelmek, marifet kazanarak gelimek veya aczini gostermekle yard1m istemek, dua etmek degildir. Onun vazifesi, kabiliyetine gore iini yapmak
ve fiill kullukta bulunmaktir.

384

SOZLER

insan ise diinyaya geliinde her eyi ogrenmeye muhta<; ve hayat


kanunlan hakkmda cahildir. Hatta bu kanunlan yirmi senede bile tamamen ogrenemez. 0, omriiniin sonuna kadar ogrenmeye muhta<;,
gayet aciz ve zayif bir surette diinyaya gonderilmitir. Bir-iki senede
ancak ayaga kalkabilir. Zarar ve menfaati ancak on be senede birbirinden aymr ve ancak toplum hayah sayesinde menfaatlerini elde
edip zararlardan sakmabilir.
Demek ki, insanm yaradd1tan gelen vazifesi hayat kanunlanm
ogrenerek gelimektir, dua ile kulluktur. Yani, "Kimin merhametiyle
boyle hikmetli bir ekilde idare ediliyorum? Kimin comertligiyle boyle
efkatlice terbiye ediliyorum? Nasd bir Zat'm liituflanyla boyle nazh
bir surette besleniyor ve <;ekip <;evriliyorum?" sorulannm cevabm1 bilmektir. Ve ancak binde birine elinin yetiebildigi ihtiya9anmn hepsini
kardayan Rabbine, acizliginin ve faknnm lisaruyla yalvarmak, muhta<; oldugu eyleri O'ndan istemek, O'na dua etmektir. Yani acz ve
fakr kanatlanyla kullugun yiice makarnma rn;;makhr.
Demek ki, insan bu aleme ilim ve dua vas1tas1yla miikemmellige
ulamak i<;in gelmiiir. Mahiyet ve kabiliyet itiban ile her ey ilme baghd1r ve biitiin hakiki ilimlerin esas1, madeni, nuru ve ruhu marifetullah, yani Allah'1 bilmek ve tammakhr. Bunun temel esas1 da Allah'a
imand1r.
Hem insan, sonsuz acizligiyle say1s1z belaya, hadsiz diimanm
hiicumuna maruz ve sonsuz faknyla beraber sm1rs1z ihtiya<;larla
kuahlm1 ve sonsuz arzularmm karilanmasma muhta<; oldugundan, asd yaradd1 vazifesi, imandan sonra duad1r. Dua, kullugun
esas1d1r. 8
Nas1l ki bir 15ocuk, elinin yetimedigi bir maksadm1, bir arzusunu
elde etmek i<;in ya aglar ya da onu ister. Yani fiilen veya sozle, acizliginin diliyle dua eder, istegine ulaIr. Aynen oyle de, insan biitiin canhlar alemi i<;inde nazik, nazenin, nazh bir 15ocuk hiikmiindedir. Rahman
ve Rahim Rabbinin dergahmda ya zay1f11g1 ve acizligiyle aglamas1 ya
da fakr ve ihtiyacm1 bilerek dua etmesi gerekir ki, istedikleri kendisine
8

Bakara suresi, 2/186; Mii'min suresi, 40/60; Furkan suresi, 25/77. Aynca "Dua,
ibadetin oziidiir." (Tirmizi, deaudt 1) ve "Duanm kendisi ibadettir." (Tirmizi, tefsiru
sure [2] 16) anlammda hadis-i rifler bulunmaktadir.

YiRMi U<;ONcO Soz 385

verilsin veyahut bunun ilkrilnil eda etsin. 9 Yoksa bir sinekten korkup
bagiran ahmak ve haylaz i;ocuk gibi, "Ben elde edilmesi milmkiln
olmayan ve gilcilmiln bin kat ilstiindeki bu harika eyleri kendi kuvvetimle elde ediyorum, onlan akhm ve idaremle kendime itaat ettiriyorum." deyip nankorli.ige sapmak insanm yaradil1 gayesine zit oldugu
gibi, onu iddetli bir azaba milstahak eder. 10
Beinci Nokta
iman, duay1 kesin bir vesile olarak gerektirdigi gibi, insanm f1trah
da onu iddetle ister. Cenab-1 Hak da, "Duamz olmazsa ne k1ymetiniz
var~" meaynde, 11 f5~~; :Jj J) ~ \~ L; j buyuruyor ve J,Y;\
12~ ~i diye emrediyor.
Eger dersen ki: Biri;ok defa dua ediyoruz, kabul olmuyor. Halbuki
ayet umumidir, her duaya cevap verildigini bildiriyor. Bunun izah1
nedir?
Cevap: Cevap vermek ayn, kabul etmek ayndir. Her duaya cevap verilir, fakat her duay1 kabul etmek, istenen eyi aynen vermek
Cenab-1 Hakk'm hikmetine tabidir.
Mesela, hasta bir c;ocuk doktoru c;agmr. Doktor, "Buyur!" der, "Ne
istiyorsun?" <;ocuk, "~u ilac1 ver bana." der. Doktor ise ya aynen i;ocugun istedigini ya da faydas1 ic_;in ondan daha iyisini verir. Belki de
ilacm zararh oldugunu bilir, hie; vermez.
ite Cenab-1 Hak, Hakim-i Mutlak, her yerde hazir ve nam oldugundan kulun duasma cevap verir. Yalmzhk, korku ve kimsesizlik dehetini, her yerde hazir bulunUU ve her eye cevap vermesiyle dostane
bir hale c;evirir. Fakat insanm arzu ve heveslerinin zorlamas1yla istediklerini degil, hikmetinin gerektirdigi gibi, ya onun diledigini aynen
ya da daha iyisini verir veyahut hie; vermez.
Hem dua bir kulluktur. Kullugun neticeleri ahirete aittir. Di.inyevi
maksatlar ise o tilr dua ve ibadetin vaktidir, gayesi degil. Mesela, yagmur namaz1 ve duas1 bir ibadettir. Yagmursuzluk o ibadetin vaktidir.
9
10

11

12

Hae suresi, 22/36.


ibrahim suresi, 14/7.
"(Resuliim!) De ki: (Kullugunuz ve) yalvarmamz olmasa Rabbim size ne diye deger
versin?" (Furkan suresi, 25/77)
"Bana dua edin, size cevap vereyim." (Mii'min suresi, 40/60)

386

SOZLER

Yoksa o ibadet ve dua, yagmurun yagmas1 ic;in degildir. Eger sirf bu


niyetle yapilsa, o dua ve ibadet halis sayilmayacagmdan kabule lay1k
olmaz.
Mesela, gtinbahm1 akam namazmm vaktidir. Giine ve ay tutulmalan da "kiisuf ve husuf namazlan" denilen iki hususi ibadetin vaktidir. Yani gece ve gtindiiziin nurani ayetlerinin perdelenmesi13 Zat'mm
biiyiikliigunii ilana vesile oldugundan, Cenab-1 Hak kullanm o vakitte
ibadete davet eder. Yoksa o namaz -vakti ve ne kadar devam edecegi
gokbilimcilerin hesab1yla zaten belli olan- ay ve giine tutulmalarmm
sona ermesi ic;in degildir.
Aynen bunun gibi, yagmursuzluk da yagmur namazmm vaktidir.
Bela ve s1kmblann hiicumu ve zararh eylerin insana musallat olmas1
ise baz1 dualarm hususi vaktidir ki, insan o vakitlerde aczini anlar, dua
ve niyaz ile Kadir-i Mutlak'm dergahma s1gm1r.
Eger c;ok dua edildigi halde belalar ortadan kalkmazsa, "Dua kabul
olmad1." degil, "Duanm vakti sona ermedi." denmelidir. Cenab-1 Hak
liituf ve keremiyle belay1 kaldmrsa -ki nur iistiine nur olur- duamn
vakti biter, ilahi takdir yerine gelir.
Demek, dua bir kulluk s1mdir. Kulluk ise halis bir ekilde, sadece
Allah ic;in olmah. 14 insan yalmz aczini ortaya koyup dua ile O'na s1gmmah, O'nun rububiyetine kanmamah. idareyi O'na birakmah, O'nun
hikmetine gtivenmeli, rahmetini itham etmemeli ...
Evet, Kur' an ayetlerinin apac;1k beyamyla sabit olan, hakikatte her
varhgm kendine has birer tesbihi, birer hususi ibadeti, secdesi bulundugu gibi; 15 bunlar biitiin kainattan Cenab-1 Hakk'm dergahma giden
birer duadir. Bu dualar:
Ya kabiliyet diliyledir; biitiin bitkilerin dualan gibi. .. Her biri kendi kabiliyetinin lisamyla mutlak feyz, bereket ve bolluk sahibi Cenab-1
Hak'tan bir suret talep eder ve O'nun isimlerinin tecellisine ac;ikc;a
mazhar olmak ister.
13

14

15

"Biz gece ve gilndiizii kudretimizi gosteren iki deli! kild1k. Gece delili olan ay1 sildik,
gilndiiz delili olan giinei aydmlahc1 yaphk." (isra suresi, 17/12)
Kullugun s1rf Allah ic;;in yapilacagm1 belirten ayet-i kerimelerden bir k1sm1 ic;;in
Fatiha suresi, 1/5; Nisa suresi, 4/146; En'am suresi, 6/162; A'raf suresi, 7/29 ...
Varhgm tesbih, secde ve ibadetlerine dair ayet-i kerimelerden bir k1sm1 ic;;in Nahl
suresi, 16/49; isra suresi, 17/44; Meryem suresi, 19/93; Hae suresi, 22/18 ...

YiRMi Oc:uNcD Soz 387

Ya fztrf ihtiya<; diliyledir; bi.Hun canhlarm, guc;:lerinin yetmedigi


zaruri ihtiyac;:lan ic;:in dualand1r ... Her bir canh o f1tri ihtiyacm lisamyla
mutlak c6mertlik sahibi, c;:ok ihsan eden Yarahczsmdan hayatmz devam ettirmek ic;:in bir tur nz1k hukmunde baz1 eyler ister.
Veya c;aresizlik diliyle bir duadzr ki, c;:aresiz kalan her bir canh, kesin bir iltica ile dua eder, bilmedigi bir koruyucuya s@mr, belki
Rabb-i Rahim'ine y6nelir. Bu uc;: c;:eit dua, bir mani olmazsa daima
makbuldur.
Dorduncu <;eit -ki en mehurudur- bizim duam1zd1r. Buda iki
k1s1md1r: Biri fiil ve ha! ile, digeri kalb ve s6z iledir.
Mesela sebeplere uymak, fiili bir duad1r. Sebeplerin bir araya gelmesi, neticeyi meydana getirmek ic;:in degil, ha! diliyle neticeyi Cenab-1
Hak'tan istemek ic;:in, O'nun raZI olacag1 bir vaziyet almakt1r. Mesela
c;:ift surmek, rahmet hazinesinin kap1sm1 c;:almakhr. Bu tur fiili dua,
mutlak c6mertlik ve bol ihsan sahibi Cenab-1 Hakk'm isim ve unvanlanna bakhgmdan buyuk c;:ogunlukla kabul edilir.
ikinci k1s1m ise dille, kalbden dua etmektir. Elinin yetimedigi bir
kzs1m arzulan istemektir. Bunun en muhim tarafi, en guzel gayesi,
en tath meyvesi Udur: Dua eden insan anlar ki, kalbinden gec;:enleri
iiten, her eye eli yetien, her bir arzusunu yerine getirebilecek, acizligine merhamet g6sterecek ve faknndan dolay1 ona yard1m edecek
biri var.
ite ey aciz ve fakir insan! Dua gibi, rahmet hazinesinin anahtan
ve tukenmez bir kuvvetin kaynag1 olan bir vesileyi elden bzrakma.
Ona yap!, insanhgm en yuksek makamma c;:1k. Bir sultan gibi butun
kainatm dualanm kendi duanm ic;:ine al! Butun alemi temsil eden
bir kul ve umumi bir vekil gibi 16 ~.r./ < il~)j de, kainatm guzel bir
takvimi1 7 ol!
,

16
17

"Yalmz senden medet umanz." (Fatiha suresi, 1/5)


Ahsen-i takvim: insamn yarahhmm en glizel surette olmas1. Bkz. Tin suresi, 95/4.

iKiNCi BAHiS
insanzn saadet ve hilsraninin sebeplerini izah eden
be "nilkte"den ibarettir.

insan ahsen-i takvimde, yani en guzel surette yaratild1g1 ve kendisine gayet geni bir kabiliyet verildigi i<;;in, aagilann aag1s1 olan "esfel-i
safilin" seviyesinden ta yukseklerin en yuksegi "ala-y1 illiyyin"e, 18 yerden ara, zerreden gunee kadar dizilmi makamlara, mertebelere, derecelere <;;1kabilecegi ya da seviyelere dllebilecegi bir imtihan meydanma atilm1hr. Onunde sonsuz ah;ahp yukselebilecegi iki yol1 9 a<;;ilm1
ve insan bir kudret mucizesi, yaratil1m neticesi ve bir sanat harikas1
olarak U dunyaya gonderilmitir. ite insanm bu muthi yukseli ve
ali;;ahmm s1rnm be "nukte" de anlatacag1z.
Birinci Niikte
insan, kainattaki i;;ogu varhk turune muhta<;; ve onlarla alakahd1r.
ihtiyai;;lan alemin her tarafma dag1lm1, arzulan ebede kadar uzanm1tir. Bir <;;i<;;egi istedigi gibi, koca bir bahan da ister. Bir bahi;;eyi arzu
ettigi gibi, ebedi cenneti de arzu eder. Bir dostunu gormeyi ak ve
evkle diledigi gibi, Cemil-i Zulcelal'i g6rmeyi de arzular. Baka bir
yerdeki sevdigini ziyaret etmek i<;;in oranm kap1sm1 ai;;maya muhta<;;
oldugu gibi, dostlarmm berzah alemine go<;;mll yuzde doksan dokuzunu ziyaret etmek ve ebedl aynhktan kurtulmak i<;;in, koca dunyanm
kap1sm1 kapayacak, hayret verici eylerin bir maheri olan ahiretin
kap1sm1 ai;;acak, dunyay1 kaldmp yerine onu kuracak ve koyacak bir
Kadir-i Mutlak'm dergahma s1gmmaya da muhtai;;tir.
ite U vaziyetteki insana hakiki Mabud, yalmz her eyin dizgini
18

19

Tin suresi, 95/4-6.


"~i.iki.ir" ya da "ki.ifi.ir" yolu (Dehr suresi, 76/3); "iki yol (hayir ve er yolu)" (Beled
sliresi, 90/10}; "ki.iti.ili.ik" ya da "takva" yolu (~ems suresi, 91/8}; "en kolay yo!" ya
da "en gilt; yo!" (Ley! suresi, 92/5-10).

YiRMi Or,:uNcu Soz 389

elinde, her eyin hazinesi katmda bulunan, her yerde hazir ve nazir,
mekandan miinezzeh, aczden uzak, kusurdan mukaddes, noksanhktan yiice bir Kadlr-i Ziilcelal, bir Rahlm-i Ziilcemal, bir Haklm-i
Ziilkemal olabilir. <.;:unkii insanm smirs1z ihtiyac:;lanm ancak sonsuz
kudrete ve her eyi kuatan ilme sahip bir Zat kar1layabilir. Oyleyse
ibadet edilmeye lay1k yalmz O'dur.
ite ey insan! Eger yalmz O'na kul olursan butt.in varhklann iistiinde bir makam kazamrsm. Kulluktan yiiz c:;evirirsen aciz varhklara alc:;ak
bir kul olursun. Eger kendine ve kuvvetine giivenip tevekkiil ve duay1
birakir, kibre ve benlik davasma saparsan, o vakit iyilik ve bir ey
var etme yoniinden, andan ve karmcadan daha aag1, 6riimcekten ve
sinekten daha zay1f diiersin. ~er ve tahrip y6niinden ise bir dagdan
daha agir, vebadan daha zararh olursun.
Evet, ey insan! Senin iki yiiziin var: Biri icat, varhk, hayir, miispet
ve fiil yiiziindiir. Digeri ise tahrip, yokluk, er ve inkar mahiyeti talyan, tesir altmda kalan yiiziindiir.
Birincisi itiban ile andan, serc:;eden daha aag1; sinekten, 6riimcekten daha zay1fsm. ikinci yiiziinle ise daglan, yerleri, gokleri gec:;ersin.
Onlann yiiklenmekten c:;ekindigi ve bu hususta acizliklerini gosterdigi
bir yiikii kaldmrsm. 20 Onlardan daha geni, daha biiyiik bir daireyi
kuahrsm. <.;:unkii sen yalmz elinin ulahg1, giiciiniin yettigi kadar iyilik
yapabilir ve bir ey var edebilirsin. Fakat fenahk yapsan ve bir eyi
tahrip etsen, fen ah gm haddini aar ve tahribin gittikc:;e yay1hr.
Mesela, kiifiir bir fenahktir, tahriptir, tasdik etmemedir. Fakat o tek
giinah, biitiin kainati, Cenab-1 Hakk'm biitiin isimlerini ve biitiin insanhg1 hor g6rmeyi, aagilamay1 da ic:;inde tair. <.;:unkii U varhklann
yiice bir makam1, miihim bir vazifesi vardir; onlar Cenab-1 Hakk'm
birer mektubu, isimlerinin aynas1 ve O'nun memurlandir.
Kiifiir ise onlan vazife g6rme, ayna ve manidar birer yaz1 alma makammdan diiiiriir, abes ve tesadiifiin oyuncag1 seviyesine, yokluk ve
aynhgm tahribiyle c:;abuk bozulup degien fani maddeler konumuna,
k1ymetsizlik ve hic:;lik mertebesine indirir. Aym ekilde, biitiin kainatta
ve varhklann aynasmda nak1lan, cilveleri ve giizellikleri g6riinen ilahl
isimleri inkar ile degersiz gosterir.
20

Ahzab suresi, 33/72.

390 SOZLER

Ve insan denilen, Allah'm blitun kutsi isimlerinin cilvelerini guzelce ilan eden manzum hikmet kasidesini, baki bir agacm donammm1
ic;eren c;ekirdek misali a9k bir kudret mucizesini ve emanet-i kubray1 21
yuklenmekle yerlerden, goklerden, daglardan ustun olan ve meleklere
karl ustunluk kazanan yeryuzunun halifeligi mertebesinin sahibini; en
aag1, fani hayvandan daha aag1, daha zay1f, daha adz, daha fakir bir
seviyeye atar. Ve manas1z, karmakartlk, c;abuk bozulan adi bir levha
konumuna indirir.
Soziin Ozii: Nefs-i emmare22 tahrip ve er yonunden sonsuz cinayet ileyebilir, fakat bir ey var etme ve hayir yonunden iktidan pek
azdir, smirhd1r. Evet, insan bir evi bir gunde harap eder, yuz gunde
yapamaz.
Arna bencilligi ve gururu biraksa, hayir ve varhk ic;in Cenab-1 Hak'tan
yard1m istese, erden, tahripten ve nefsine guvenmekten vazgec;se, istigfar ederek tam kul olsa 23 s-'~ ff~~\ j~ smma eriir. Ondaki
sonsuz er kabiliyeti, sonsuz hayir k~biliyetine cloner. insan "ahsen-i
takvim" klymetini ahr, yukseklerin en yuksegi mertebeye 9kar.
ite ey gafil insan! Cenab-1 Hakk'm lutfuna ve keremine bak: Adalet, gunah1 bir iken bin yazmak, sevab1 ise bir yazmak veya hie; yazmamak oldugu halde; bir gunah1 bir yazar, bir sevab1 ise on, bazen
yetmi, bazen yedi yuz, bazen de yedi bin yazar. 24 .<:?u nukteden anla
ki, o dehet veren cehenneme girmek amelin kar1hg1 ve tam adalettir,
cennete girmek ise tamamen Allah'm lutfudur.
ikinci Niikte

insanm iki yuzu var. Biri benligi yonunden bu dunya hayatma,


digeri kullugu yonunden ebedi hayata bakar.
Birinci yuzuyle insan oyle c;aresiz bir varhkhr ki, sermayesi yalmz bir sac:; teli gibi zay1f bir cuzi irade, smirh bir c:;abadan ibaret bir
iktidar, c;abuk sonen bir panlt1 hukmunde bir hayat, hemen gec;en
21
22
23

24

Ahzab sO.resi, 33/72.


Nefs-i emmare: insam daima kotii!Uge sevk eden nefis.
"Allah onlarm kotiiliiklerini iyiliklere, giinahlanm sevaplara i;evirir." (Furkan
sO.resi, 25/70)
Giinah bir yazild1g1 halde, sevabm on kattan yedi yiiz kata kadar yazild1gma dair
En' am sO.resi, 6/160; Buhar!, fmdn 31; Muslim, fmdn 206, 207.

YiRMi Ur,:iiNcii Soz 391

bir muddet<;ik omur ve <_;abuk <;iiruyen kii<;iik bir cisimdir. Bu haliyle insan, kainatm tabakalanna serilmi say1s1z varhk turunun hesaps1z
fertleri i<_;inde nazik, zay1f bir fert olarak bulunuyor.
ikinci yuzuyle ise insanm, bilhassa kulluga bakan acizligi ve
fakn yonunden, pek geni bir mahiyeti, pek buyuk bir onemi var.
<:;unku Fahr-1 Hakim, insanm manevl mahiyetine smirs1z bir acz ve
fakr koymutur ki, kudreti sonsuz bir Kadlr-i Rahlm'in ve serveti
sm1rs1z bir Ganiyy-i Kerlm'in hadsiz tecellilerini gosteren geni bir
ayna olsun.
Evet, insan bir <_;ekirdege benzer. Nas1l ki, <_;ekirdege toprak altmda
<_;ahIP 0 dar alemden <;1kmas1 ve geni hava alemine ge<_;erek Yarahc1smdan kabiliyet diliyle bir aga<; olmay1 isteyip kendine lay1k bir mukemmellige ulamas1 i<_;in, kudret tarafmdan manevl ve muhim bir donamm, kader tarafmdan ince ve k1ymetli bir program verilmitir. Eger
o <;ekirdek, mahiyetinin bozuklugu sebebiyle, ona verilen manevl donamm1 toprak altmda baz1 zararh maddeleri toplamak i<_;in sarf etse, o
dar yerde, k1sa bir zamanda faydas1z bozulup <_;iiruyecektir. Fakat J!_tj
25 (..S)Jij ~\ ayetindeki yarahh kanununa uyup manevl donammm1
guzelce clegerlendirse 0 dar aJemden <_;Ikacak, meyveJi koca bir aga<_;
olacak ve kii<;iicuk, cuzl hakikati ve manevl ruhu, buyuk ve kulll bir
hakikat suretini alacaktir. ite aynen bunun gibi, insanm mahiyetine
de kudret tarafmdan muhim bir donamm ve kader tarafmdan k1ymetli
programlar yerletirilmitir.
Eger insan, U dar yeryuzu aleminde, dunya hayah toprag1 altmda
o manevl donammm1 nefsinin kotu heveslerine sarf etse <_;iiruyen bir
<_;ekirdek gibi, az bir lezzet i<;in k1sa bir omurde, dar bir yerde, s1kmhh bir halde <;iiruyup bozularak manevl sorumlulugu bedbaht ruhuna
yuklenecek ve U dunyadan oylece go<_;up gidecektir.
Eger o kabiliyet c;ekirdegini kulluk toprag1 altmda islamiyet suyuyla, imanm I1g1yla terbiye ederek Kur'an'm emirlerine uysa, manevl
donammm1 hakiki gayelerine yoneltse, elbette misal aleminde ve berzahta dal budak salacak ve ahiret hayatmda, cennette smirs1z kemalata
vesile olup nimetler verecek baki bir agacm, claim! bir hakikatin ozunu
25

"Taneleri ve c:;ekirdekleri c:;atlatip yararak (her eyi gelime yoluna koyan) Allah'tir."
(En' am sO.resi, 6/95)

392

SOZLER

saklayan k1ymetli bir c;ekirdek, parlak bir makine ve bu kainat agac1nm mO.barek, nurlu bir meyvesi olacaktir.
Evet, hakiki yO.kseli, insana verilen kalb, sir, ruh, ak1l, hatta hayal
ile diger duygu ve kabiliyetlerin yO.zO.nO. ebedl hayata c;evirerek her
birinin kendine lay1k hususi bir kulluk vazifesiyle megul olmasm1 saglamakhr. Yoksa dalalet ehlinin zannettigi gibi, dunya hayatmm bO.tO.n
inceliklerine girmek ve her c;eit zevkini, hatta en bayag1sm1 bile tatmak ic;in bO.tO.n latifelerini, kalbini ve akhm nefs-i emmarenin emrine
verip ona yard1mc1 ktlmak yO.kseli degil, alc;almakt1r.
~u

hakikati hayali bir vakada, Oyle bir temsilde gordiim:

BO.yuk bir ehre giriyordum. Bakttm ki, o ehirde bO.yO.k saraylar


var. Baz1 saraylann kap1smda pek c;ok enlik, parlak bir tiyatro gibi dikkati c;eken, herkesi eglendiren bir cazibe g6r0.n0.yordu. Dikkat
ettim, o saraym efendisi kap1ya gelmi, bir kopekle oynuyor, onun
oynamasma yard1mc1 oluyordu. Hammlar yabanc1 genc;lerle tath sohbetler ediyordu. Yetikin k1zlar da c;ocuklan oynahyordu. Kap1c1 ise
onlara kumandanhk eder gibi bir akt6r tavn almih. 0 vakit anlad1m
ki, o koca saraym ic;i bombo ... Hassas vazifeler hep sahipsiz kalmt.
Saraydakilerin ahlak1 bozulmu, o yuzden kap1da bu hali almilar.
Soma oray1 gec;tim, bO.yO.k bir saraya daha rast geldim. G6rd0.m ki,
kap1da uzanmt vefah bir k6pek, ciddi, sert, sakin bir kap1c1 ve s6n0.k
bir vaziyet var. Nic;in oras1 6yle, buras1 boyle diye merak ettim, ic;eri
girdim. Bakhm ki ic;erisi c;ok enlik ... Saray sakinleri O.st 0.ste dairelerde, ayn ayn hassas vazifelerle meguldu. Birinci dairedeki adamlar
saraym idaresini saghyor, O.sllindeki dairede k1zlar ve c;ocuklar ders
okuyordu. Daha O.stte hammlar gayet ho sanatlarla, gO.zel naktlarla
ugratyordu. En yukanda ise saraym efendisi, padiahla g6r0.UP halkm rahatm1 saglamak ve kendi kemalah, yO.kselii ic;in ona has, yO.ce
vazifelerle meguldti. Onlar beni goremedikleri ic;in "Yasak!" demediler, gezebildim. Soma c;ikhm, etraf1ma bakhm. 0 ehrin her tarafmda
bu iki c;eit saraydan vard1. Sordugumda, "O kap1smda enlik olan ic;i
bo saraylar, kafirlerin ileri gelenlerinin ve dalalet ehlinindir. Digerleri
ise namuslu MO.sluman bO.yO.klerinindir." dediler.
Soma bir k6ede bir saraya daha rastlad1m. Ostunde "Said" ismini g6rdum, merak ettim. Daha dikkatli bakmca, 0.stO.nde suretimi

YiRMi Uc;ONCD Soz 393

gbrdugumu sand1m. <:;ok aird1g1mdan, bagmnca akhm ba1ma geldi,


ay1ld1m. ite U hayall vakay1 sana tabir edecegim. Allah hayretsin ...
0 ehir, insanhgm toplum hayah ve bugunku medeniyetin bir
ehridir. 0 saraylann her biri birer insandir. Saray sakinleri ise insandaki gbz, kulak, kalb, sir, ruh, ak1l gibi latifeler ile nefis, onun
kbtu arzulan, ehvet ve bfke hissi gibi eylerdir. Her insanda her bir
latifenin ayn ayn kulluk vazifeleri, ayn ayn lezzetleri, elemleri var.
Nefis, kbtu arzular, ehvet ve ofke birer kap1c1 ve temsildeki kap1da
duran kbpekler hukmundedir. ite o yuksek latifeleri nefse ve onun
kbtu arzulanna teslim etmek ve onlara as1l vazifelerini unutturmak,
elbette alc:;almakhr, yukselme degil. Bu temsilin diger noktalanm sen
tabir edebilirsin.
U~iincii Niikte

insan, fiil ve amel ybnunden, maddi c:;abas1 itiban ile zay1f bir hayvan, aciz bir varhkhr. Bu ybndeki tasarruf dairesi ve sahipligi o kadar dardir ki, ancak elinin yetiebildigi yere kadard1r. Hatta dizginini
insanm eline veren ehil hayvanlar, onun zaydl1gmdan, aczinden ve
tembelliginden birer hisse ald1klan ic:;in yabani emsalleriyle k1yasland1klannda buyuk fark gbrullir; ehil kec:;i ve okuz ile yabani kec:;i ve okuz
arasmdaki fark gibi. ..
Fakat aym insan infialleri, kabulleri, duas1 ve yakan1yla U dunya
hanmda aziz bir yolcudur. Ve byle bir Kerim'e misafir olmutur ki, o
Zat sonsuz rahmet hazinelerini insana ac:;m1hr. Sanatla yaratt1g1 hadsiz varhklanm, hizmetkarlanm onun emrine vermi ve o misafirinin
gezmesi, seyretmesi ve faydalanmas1 ic:;in oyle buyuk bir daire ac:;1p
haz1rlam1hr ki, o dairenin yanc:;ap1, yani merkezden c:;evre c:;izgisine
kadar gozun ulahg1 miktar, belki hayalin gitt@ yere kadar geni ve
uzundur.
lte eger insan benligine dayamp dunya hayatm1 asil gaye yaparak
gec:;im derdiyle, baz1 gec:;ici lezzetler ic:;in c:;ahsa gayet dar bir daire ic:;inde bogulur gider. Kendisine verilen butun donamm, uzuvlar, latifeler
ondan ikayet ederek maherde aleyhinde ahitlik yapacak ve davac1
olacakhr. 26
26

Fussilet suresi, 41/20-21; Yasin suresi, 36/65.

394 SozLER

Fakat insan kendini diinyada misafir bilse, 6milr sermayesini misafir oldugu Kerim lat' m izni dairesinde sarf etse oyle geni bir dairede
uzun, ebedi bir hayat ic;in giizelce ~!Ir ve ferah bulup istirahat eder.
Soma fila-y1 illiyylne, yani en ytiksek mertebelere kadar c;1kabilir. Hem
insana verilen biitiin bu donamm ve uzuvlar, ondan memnun olarak
ahirette lehinde ahitlik eder. Evet, biitiin bu harika donamm, insana U
onemsiz, gec;ici diinya hayati ic;in deil, pek miihim, baki bir hayat ic;in
verilmitir.
c.;:unkil insam hayvana k1yaslarsak gorilrilz ki, o, donamm1 ve
uzuvlan itiban ile c;ok zengindir. Hayvandan yilz derece iistiindiir.
Diinya hayatmm lezzetini tatmakta ve hayvanca yaay1ta ise yilz derece aag1 diier. Zira ald1g1 her lezzette binlerce elemin izi vardir. Gec;mi zamanm elemleri, gelecek zamanm korkulan ve her bir lezzetin
de bir gun yok olacagm1 bilmenin kederi, onun zevklerini bozuyor ve
lezzetinde bir iz birak1yor.
Fakat hayvan oyle degildir. Elemsiz bir lezzet ahr, kedersiz bir zevk
hisseder. Onu ne gec;mi zamanm elemleri incitir ne gelecek zamanm
korkulan iirkiitiir. Rahatc;a yaar, yatar ve Hahk'ma iikreder.
Demek, "ahsen-i takvim" denilen en giizel surette yaratilan insan,
her eyini diinya hayatma sarf etse, sermaye bak1mmdan hayvandan
yiiz derece yiiksek oldugu halde, serc;e gibi bir canhdan yiiz derece
aag1 diier. Baka bir yerde bu hakikati bir temsille anlatm1hm. Miinasebet geldi, o temsili tekrar ediyorum:
Bir adam bir hizmetkarma on altm verip, "Hususi bir kumatan
kendine bir kat elbise diktir." diye emreder. Bir baka hizmetkarma
da bin altm verir, cebine ic;inde baz1 eyler yaz1h bir pusula koyar ve
onu bir pazara gonderir. ilk hizmetkar, on altmla k1ymetli bir kumatan
mukemmel bir elbise ahr. ikincisi ise divanelik edip 6nceki hizmetkara
bakarak cebine konulan hesap pusulasm1 okumaz. Bir diikkanc1ya bin
altm vererek bir kat elbise ister. insafs1z diikkanc1 da ona kumam
en c;iirilgiinden bir kat elbise verir. 0 bedbaht hizmetkar, efendisinin
huzuruna gelir ve iddetli bir ceza gorilr, dehetli bir azap c;eker. ite
az1c1k UUru olan anlar ki, ikinci hizmetkara verilen bin altm bir kat
elbise almak ic;in degil, milhim bir ticaret ic;indir.
Aynen bunun gibi, insandaki manevi donamm ve latifelerin her

YiRMi UcDNcD Soz 395

biri hayvana nispeten yuz derece gelimitir. Mesela insanm, guzelligin


butun mertebelerini fark eden gozu, yiyeceklerin c.;eit <.;eit butun has
lezzetlerini birbirinden ay1ran dilindeki tat alma duyusu, hakikatlerin
butun inceliklerine nufuz eden akh ve mukemmelliklerin her c.;eidine
arzu duyan kalbi gibi uzuvlan, donamm1 nerede ... Hayvanm pek basit, yalmz bir-iki mertebe gelimi uzuvlan nerede!.. Yalmz U kadar
fark var ki, hayvanm kendine has bir ite -sadece o hayvanda bulunan- bir kabiliyeti daha c.;ok gelimitir. Fakat bu, hususidir.
insanm donamm yonunden zenginliginin s1rn Udur: Akh ve fikri
sayesinde kabiliyetleri, duygulan fazla a<,;1ga c,;1km1 ve gelimitir. ihtiyac,;lannm c.;oklugu sebebiyle turlu turlu hisleri ortaya 9km1 ve hassasiyeti c.;eitlenmitir. Yaradil11mn kuahc1hg1 itiban ile pek c.;ok maksada yonelen arzulara sahip olmu ve pek c.;ok fitri vazifesi bulunmas1
sebebiyle uzuvlan ve donamm1 c.;ok gelimitir. Ve her c.;eit ibadete
musait bir f1tratta yaratild1g1 ic.;in, insana butun kemal vas1flannm tohumlanm saklayan bir kabiliyet verilmitir.
ite donamm bak1mmdan zenginlik ve sermayece bu derece bolluk,
elbette U onemsiz, gec,;ici dunya hayatm1 elde etmek ic.;in verilmemitir.
insanm as1l vazifesi, sonsuz maksatlara yonelik sorumluluklanm yerine getirip aczini, faknm ve kusurunu kulluguyla ilan etmek, engin bir
nazarla varhklann tesbihahm seyredip onlara ahitlik etmek, nimetler
ic,;inde Rahman'm yard1mlanm gorup ilkretmek ve sanatl1 varhklarda
O'nun kudret mucizelerine bakarak ibret nazanyla tefekkur etmektir.
Ey dunyaya tutkun, dunya hayatma aIk ve ahsen-i takvim Sirnndan gafil insan! Eski Said U dunya hayatmm hakikatini hayali bir
vakada gormiltil. Onu Yeni Said' e dondilren U temsili vakay1 dinle:
Gordum ki, ben bir yolcuyum; uzun bir yola gidiyor, bir yere gonderiliyorum. Efendim olan zat, bana ay1rd1g1 altm1 altmdan bir miktan
azar azar veriyordu. Ben de onlan harcay1p pek eglenceli bir hana
geldim. 0 handa, bir gecede on alt1m kumara mumara verdim, eglence ve 6hret ic.;in harcad1m. Sabahleyin elimde bir ey kalmamIh.
Bir ticaret yapamad1m. Gidecegim yer ic,;in bir ma! alamad1m. 0 altmlardan elimde yalrnz elemler, gunahlar ve eglencelerin sebep oldugu
yaralar, kederler kalm1h. Beno huzunlu haldeyken birden bir adam
gorundu. Bana dedi ki:

396

SOZLER

"Sermayeni tamamen ziyan ettin, tokada mustahak oldun. Gidecegin yere de iflas etmi ekilde, eli bo gideceksin. Fakat tevbe kap1s1
ac;1ktir, aklm varsa bundan sonra sana verilecek, kalan on be altm
eline gec;tikc;e yansm1 tedbir olarak sakla. Yani gidecegin yerde sana
laz1m olacak baz1 eyleri al." Baktim nefsim raz1 olmuyor. Adam, "Uc;te birini!" dedi. Nefsim buna da itaat etmedi. Ardmdan "dortte birini"
dedi. Baktim nefsim bag1mh oldugu adetini terk edemiyor, adam da
hiddetle yuzunu c;evirdi, gitti.
Sonra birden o ha! degiti. Baktim ki, bir hlnelin ic;inde, duer gibi
h1zla giden bir trendeyim. Telaland1m, fakat ne c;are ki hic;bir tarafa
kac;1lm1yordu. Sira d11 bir ekilde o trenin iki tarafmdan pek cazibeli c;ic;ekler, leziz meyveler gorunuyordu. Ben de ak1ls1z acemiler gibi
onlara bak1p elimi uzatt1m. (ic;ekleri koparmaya, meyveleri almaya
c;ahhm. Fakat hepsi dikenliydi, dokundukc;a elime batiyor, kanahyordu. Tren yol ald1kc;a elimi parc;alad1, bana pek pahahya ma! oldular.
Birden trendeki bir hizmetkar dedi ki: "Be kuru ver, sana o c;ic;ek
ve meyvelerden istedigin kadar verecegim. Zaten elinin parc;alanmas1yla be kuru degil, ytiz kuruluk zarar ediyorsun. Hem ceza var,
izinsiz koparamazsm!"
Birden s1kmtidan, tune! ne vakit bitecek diye ba1m1 c;ikanp ileri
baktim. Tune! kap1s1 yerine pek c;ok delik gortintiyordu. Uzun trenden o deliklere adamlar ahhyordu. Bana bakan bir delik gordtim, iki
tarafmda iki mezar taI dikilmiti. Merakla dikkat ettim, mezar tamda
buytik harflerle "Said" yazilm1h. Kederimden ve hayretimden "Eyvah!" dedim. Birden o han kap1smda bana nasihat eden zatm sesini
iittim: "Aklm bama geldi mi?" "Evet, geldi," diye cevap verdim, "fakat kuvvetim kalmad1, c;are yok." "Tevbe et, tevekkul et." dedi. Ben
de, "Ettim." dedim, ayild1m. Eski Said kaybolmutu. Kendimi Yeni
Said olarak gordum.
ite bu hayali vakanm -Allah hayretsin- bir iki k1smm1 ben tabir
edecegim. Digerlerini kendin tabir et...
0 yolculuk, ruhlar aleminden, ana rahminden, genc;likten, ihtiyarhktan, kabirden, berzahtan, k1yamet gtinunden, sirat koprtistinden
ebediyet tarafma gider. 0 altmt altm, altm1 senelik 6murdur27 ki, bu
27

Peygamber Efendimiz'in (sal/allb.hu aleyhi ve sellem), ilmmetinin 6mn1nil "60 ile 70

YiRMi U<;ONcO Soz 397

vakay1 gordugum zaman kirk be yamda oldugumu tahmin ediyordum. 0 kadar yaayacag1ma <lair senedim yoktu fakat kalan on be
senemin yansm1 ahirete sarf etmem i<;in Kur'an-1 Haklm'in halis bir
talebesi bana dogru yolu gosterdi. 0 han, benim i<;in istanbul' du. 0
tren ise zamand1r. Her yil birer vagon, o tilnel de dunya hayatid1r. 0
dikenli <;i<;ek ve meyveler ise meru olmayan lezzetler ve haram eglencelerdir ki, onlara kavutugum anda yok olacaklanrn dililnmekteki
elem kalbi kanahyor, aynlmca par<;ahyor ve ceza <;ektiriyor.
Trendeki hizmetkar demiti ki: "Be kuru ver, sana onlardan istedigin kadar verecegim." Tabiri Udur: insanm helal yoldan, meru
dairede tatbg1 zevkler, lezzetler keyfine kafidir. Harama girmeye ihtiya<; birakmaz. 28
Temsildeki diger k1s1mlan kendin tabir edebilirsin.
Dordiincii Niikte

insan U kainatta pek nazik ve nazh bir <;ocuga benzer: Zay1fhgmda


biiyiik bir kuwet, aczinde biiyiik bir kudret vardir. <.;unkii zay1fhgmm
kuweti ve aczinin kudreti sayesinde U varhklar onun emrine verilmitir.
Eger insan zaytfhgm1 anlay1p sozleriyle, haliyle, tavirlanyla dua etse
ve aczini bilip Cenab-1 Hak'tan yard1m dilese, bu nimetin iikriinii eda
etmekle beraber isteklerine oyle bir ekilde eriir ki, kendi iktidanyla
onun yiizde birine bile ulaamaz. 29 Fakat bazen hal diliyle yapbg1 dua
neticesinde elde ettigi bir istegini yanhhkla kendi giiciine verir.
Mesela, yavrusunun zay1fhgmdaki kuwet, tavugu aslana saldirbr.
Diinyaya yeni gelen aslan yavrusu, o canavar ve a<; aslam kendine
hizmet ettirir, annesi a<; kahrken kendisi doyar. ite zaytfhktaki dikkat
<;ekici kuwet ve seyretmeye deger bir rahmet cilvesi...
Nasil ki, nazh bir <;ocuk aglamakla, istemekle veya iizgiin haliyle
arzularma ulatr ve oyle kuwetli kimseler ona hizmet eder ki, bu sayede elde ettigi arzulannm binde birine kendi kuwet<;iginin bin kabyla
28

29

sene aras1" diye belirttigine <lair Tirmizi, zuhd 23, deauat 101; ibni Mace, zuhd 27.
"Allah1m, haramma karI helalinle beni doyur." anlammdaki dua i<;in Tirmizi,
deaudt 110; Ahmed ibni Hanbel, e/-Musned 1/153.
insanm kendisine verilen nimetlere kendi iktidar1 ile ulaamayacagt halde bu
nimetlere mazhar olmasmm ilkrii gerektirdigine dair Zuhruf sO.resi, 43/13; Hae
sO.resi, 22/36.

398

SOZLER

eriemez. Demek, zay1fhg1 ve aczi, onun hakkmda efkat ve himaye


duygulan uyand1rd1g1 ic;in kuc;ucuk parmag1yla kahramanlan kendine
boyun egdirir. ~imdi boyle bir c;ocuk, o efkati inkar ve o himayeyi
itham eder ekilde, ahmakc;a bir gururla, "Ben bunlan kendi kuwetimle yap1yorum." dese, elbette bir tokat yiyecektir.
ite insan da Hahk' mm rahmetini inkar ve hikmetini itham edecek
bir tarzda, nankorce, Karun gibi 30~ ~ ~) ~l yani "Ben servetimi
kendi ilmimle, kendi kuwetimle kazand1m." derse, elbette bir azap
tokadma mustahak olur.
Demek ki, insanhgm U gorunen saltanah, ilerlemesi ve medeniyetle ulabg1 mukemmellikler; zorla, usllinlukle, mucadeleyle meydana gelmemi, aksine, butun bunlar insana zay1fhgmdan, aczinden ve
faknndan dolay1 verilmi, cehaletinden olliru ilham edilmi ve ihtiyac1
ic;in ikram edilmitir. Ve o saltanatm sebebi, insanm ilmiyle elde ettigi
kuwet ve iktidar degil, Cenab-1 Hakk'm efkati, merhameti, rahmeti
ve hikmetidir ki, eyay1 insanm emrine vermitir. Evet, gozsuz bir akrep ve ayaksIZ bir yilan gibi haerelere maglup olan insana kuc;uk bir
kurttan ipekli elbiseler giydiren, zehirli bir bocekten bah yediren kendi
iktidan degil; Cenab-1 Hakk'm, onlan zayifhgmm neticesi olarak insanm hizmetine vermesi ve Rahmani ikram1d1r.
Ey insan! Madem hakikat boyledir, gururu ve bencilligi b1rak!
Cenab-1 Hakk'm uluhiyet dergahmda aczini ve zayifhgm1 yalvanrcasma, fakr ve ihtiyacm1 yakan ve dua diliyle ilan et ve kul olduunu
goster, 31
fU.J iu1 r~ ;..de, yuksel!
Sakm, "Ben bir hic;im, ne klymetim var ki bu kainat bir Hakim-i
Mutlak tarafmdan kasten benim emrime verilsin, benden engin bir
iikur istensin?" deme!
<;unku sen, nefsin ve suretin itiban ile hie; hukmunde olsan da, vazifen ve merteben noktasmda U hametli kainatm dikkatli bir seyircisi,
U hikmetli varhklann beJagatli bir lisam, U a!em kitabmm anlayIh bir
okuyucusu, Cenab-1 Hakk'1 tesbih eden mahlukatm onlara hayretle
bakan bir nezaretc;isi ve ibadet eden U sanatl1 eserlerin hurmetli bir
ustabaIsm.

MJI

30
31

Kasas suresi, 28/78; Zilmer suresi, 39/49.


"Allah bize yeter. 0 ne giizel vekildir!" (Af-i imran suresi, 3/173)

YiRMi U<;ONcO Soz 399

Evet, ey insan! Sen, bitkilere benzeyen cismaniyetin ve hayvanl


nefsin itiban ile ufak bir cuz, kuc;uk bir cuzl, fakir bir mahluk, zay1f bir
hayvansm ki, ak1p giden bullin U dehetli varhk ve hadiselerin dalgalan ic;inde c;alkalamp gidiyorsun.
Fakat ilahl muhabbetin 11gm1 ic;eren imanm nuruyla aydmlanml
olan islamiyet terbiyesiyle kemal vas1flanm kazamrsan, insanhgm itiban
ile kullugun ic;inde bir sultan olursun. Cuzlligin ic;inde engin bir mahiyete eriir, kuc;uklugun ic_;:inde bir alem hukmune gec;ersin ve k1ymetsizligin ic_;:inde makamm oyle buyur, bakhgm daire oyle geniler ki, "Rabb-i
Rahlm'im dunyay1 bana bir ev yapt1. Ay1 ve gunei evime birer lamba,
bahan bir deste glil, yaz1 bir nimet sofras1 ve hayvanlan hizmetkar k1ld1.
Bitkileri de o ev ic;in gerekli susler haline getirdi." diyebilirsin.
Soziin Ozii: Eger nefsini ve eytam dinlersen, aag1lann en aag1s1
seviyeye duersin. Eger hakk1 ve Kur'an'1 dinlersen mertebelerim en
yuksegine c;1kar, kainatm guzel bir takvimi32 olursun.

Beinci Niikte
insan bu dunyaya bir memur ve misafir olarak gonderilmi, c;ok
muhim kabiliyetlerle donatt!m1 ve ona kabiliyetleri olc;usunde muhim
vazifeler verilmitir. insam o vazifelere ve gayesine yoneltmek ic;in iddetli tevikler ve dehetli tehditler bildirilmitir.
Baka yerde izah ettigimiz, insanm vazifelerini ve kullugun esaslanm burada k1saca tekrar edecegiz ki, "ahsen-i takvim" s1m anla1lsm.
ite insanm U dunyaya geldikten sonra iki ekilde kullugu vardir.
Birincisi, Yarahc1sm1 gozuyle gormeden, eserlerinden tamyarak kullugu ve tefekkuru ... Digeri ise huzurundaymI gibi, O'na dogrudan
dogruya hitap edecesine kullugu ve yakanI. ..
Birincisi: Kainatta gorunen rububiyet saltanahm itaat ile tasdik
edip bu saltanatm mukemmellik ve guzelliklerini hayretle seyretmektir.
Sonra Cenab-1 Hakk'm kutsl isimlerinin nak1larmdan ibaret
olan esiz sanatlan ibret nazarlarma gosterip ilanc1hk yapmakbr.
Sonra Cenab-1 Hakk'm her biri gizli, manevl birer hazine hukmundeki isimlerinin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin k1ymetbilirligiyle takdir ederek onlara deger vermektir.
32

Ahsen-i takvim: insanm yarahh~mm en guzel surette olmas1. Bkz. Tin suresi, 95/4.

400 SOZLER

Soma kudret kaleminin yazilan hukmunde olan varhk sayfalanm, yeryuzu ve gok yapraklanm okuyup degerlendirerek hayretle tefekkur etmektir.
Soma U varhklardaki ziynetleri ve latif sanatlan takdirle seyredip onlann Fatir-1 Zulcemal'ini tammay1 arzulamak ve Sani-i
Zulkemal'inin huzuruna c:;1kmaya, iltifatma mazhar olmaya evk
duymaktir.
ikincisi: Dogrudan dogruya hitap makam1d1r, insan eserden eser
sahibine gec:;er, gorur ki, bir Sani-i Zulcelal sanatmm mucizeleriyle
kendini tamtmak ve bildirmek istiyor. insan da imanla ve O'nu tammakla buna karIhk verir.
Soma gorur ki, Rabb-i Rahim rahmetinin guzel meyveleriyle
kendini sevdirmek istiyor. insan da muhabbetini butunuyle
O'na vermekle, yalmz O'na kulluk etmekle kendini Rabbine
sevdirir.
Soma gorur ki, nimetlerin asil sahibi olan Kerim Rabbi onu
maddl ve manevl leziz nimetleriyle donahyor. Buna kar1hk o
da fiil, ha! ve sozleriyle, hatta elinden gelse butun duygulan ve
donamm1yla likur ve hamd eder, Rabbini over.
Soma g6rur ki, Celli ve Cemll bir Zat U varhklann aynasmda buyuklugunu ve kemalini, celal ve cemalini gosterip dikkat nazarlanm
kendine c:;ekiyor. 0 da buna kar1hk, "Allahuekber, Subhanallah"
deyip tevazu ic:;inde, hayret ve muhabbetle secde eder.
Soma gorur ki, sonsuz servet sahibi bir Zat, mutlak bir comertlik
ic:;inde sm1rs1z servetini, hazinelerini gosteriyor. 0 da buna karIhk, hurmet ve ovguyle, fakrmm tam UUru ic:;inde dua eder ve
O'ndan talepte bulunur.
Soma gorur ki, o Fatir-1 Zulcelal, yeryuzunu bir sergi hukmunde yapm1, butun antika sanatlanm orada gozlere gosteriyor.
0 da buna, "Maaallah" diyerek takdirle, "Barekallah" diyerek
begenmekle, "Subhanallah" diyerek hayretle, "Allahuekber"
diyerek guzel bulmakla karIhk verir.
Soma gorur ki, Vahid ve Ehad bir Zat U kainat saraymda,
kendine mahsus taklit edilmez muhurleriyle, imzalanyla ve has
fermanlanyla butun varhklara birliginin damgasm1 vuruyor ve

YiRMi U<,:ONcO Soz 401

tevhid delillerini nakediyor. Alemin her tarafma birliginin ve


tekliginin bayragm1 dikiyor, rububiyetini ilan ediyor. 0 da buna
tasdikle, imanla, tevhidle, ahitlik etmekle ve kullukla karihk
verir.
ite insan, bu c:;eit ibadet ve tefekki.irlerle hakiki insan olur, en gi.izel surette yaratild1gm1 gosterir. imanm bereketiyle yeryi.izi.ini.in emanete lay1k, emin bir halifesi haline gelir.
Ey ahsen-i takvimde yaratilan fakat iradesini koti.iye kullanarak
aag1lann en aag1sma di.ien gafil insan! Beni dinle! Ben de senin gibi
genc:;lik sarholuguyla, gaflet ic:;inde, di.inyay1 ho ve gi.izel gordi.igi.im
halde iken, o sarholuktan ihtiyarhk sabahmda ayild1g1m dakikada,
di.inyanm o gi.izel zannettigim, ahirete bakmayan yi.izi.ini.i nas1l c:;irkin
buldugumu ve ahirete bakan hakiki yi.izi.ini.in ne kadar gi.izel oldugunu, On Yedinci Soz'i.in ikinci Makam1'ndaki iki hakikat levhasmda
anlatm1hm. Oraya bak, sen de gar.
Birinci levha: Dalalet yolundakiler gibi, fakat sarho olmadan, gaflet perdesi ardmdan eskiden g6rdi.igi.im, gafillerin di.inyasmm hakikatini tasvir eder.
ikinci levha: Hidayet ve huzur ehlinin di.inyalannm hakikatine iarettir. Eskiden nasil yazilm1sa oyle biraktim. ~iire benzer, fakat iir
degildir.

33

"Subhansm ya Rab! Senin bize bildirdiginden baka ne bilebiliriz ki? Her eyi hakk1yla bilen, her eyi hikmetle yapan sensin." (Bakara sD.resi, 2/32)

402 SozLER

34

35

36

"Ya Rabbi, dedi, genilet gogsilmil, kolaylahr iimi, <;ozilver U dilimin bagm1. Ta
ki anlasmlar sozumu." (Taha suresi, 20/25-28)
Allah1m! Sirlar semasmm gilnei, nurlann mazhan, celal stfatmm merkezi ve cemal
s1fah burcunun kutbu olan Efendimiz Hazreti Muhammed'in (sal/allahu aleyhi ve sellem) biricik latif zatma salat eyle. Allah1m! Onun, senin nezdindeki s1m ve sana
olan seyri i<;in beni korkudan emin k1l, hatalanm1 azalt, ilzilntilmil ve hirs1m1 gider.
Yard1mc1m ol ve beni benden kurtanp yanma al. Faniligi benden gidermekle beni
nz1klandir. Beni nefsime tutkun, duygulanma kart mahcup etme. Gizli olan her
s1rn bana a<;, ey Hayy ve Kayyum, ey Hayy ve Kayyum, ey Hayy ve Kayyum!
Bana ve arkadalanma, iman ve Kur' an ehline merhamet eyle, ey merhametlilerin
en merhametlisi ve ey kerem sahiplerinin en keremlisi Allah1m, amin ...
"Onlarm dualan 'Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.' diye sona erer."
(Yunus suresi, 10/10)

Bu soz be "dal"dir. Dordiincii Dal'a dikkat et.


Beinci Dal'a yapr, <;rk; meyvelerini kopar, al.

~jll~jll~\~
1

,;:__11

~~\11 i .r
_, '11~ ~1~ I ~1

;;u yuce ayetin nuranl agacmdaki pek c;ok hakikatten birinin be


"dal"ma iaret edecegiz.

BiRiNCi DAL
Nasti ki bir sultanm, hukumetinin dairelerinde ayn ayn unvanlan,
emri altmdakilerin tabakalan arasmda baka baka nam ve vas1flan, saltanatmm mertebelerinde c;eit c;eit isim ve alametleri vardir. 0,
mesela adliye dairesinde adaletli hakim, mulkiyede sultan, askeriyede
bakumandan, ilmiyede 2 halifedir. Bunlar gibi baka isim ve unvanlanm bilsen anlarsm ki, bir tek padiah, saltanatmm dairelerinde ve
hukumetinin kademelerinde binlerce isme ve unvana sahip olabilir.
0 hukumdar adeta her bir dairede manevl ahsiyeti ve hususi telefonuyla mevcuttur; orada bulunur ve olan biteni bilir. Kanunuyla, nizam1yla, temsilcileriyle her kademede gorunur, her eyi gorur. Ve her
bir mertebede hukmuyle, ilmiyle, kuvvetiyle her eyi perde arkasmda
idare eder, gorur ve her yere bakar.
"O'dur Allah. O'ndan baka yoktur ilah. Hep O'nundur, en gilzel isimler ve vas1flar." (isra suresi, 17/110; Taha suresi, 20/8; Hair suresi, 59/24)
$eriat ve f1k1h meseleleriyle ugraan alimler sm1f1.

404 SozLER

Aynen oyle de, Ezel ve Ebed Sultani olan Alemlerin Rabbinin,


rubO.biyetinin mertebelerinde ayn ayn, fakat birbiriyle alakah fiilleri,
s1fatlan ve unvanlan vardir. Uh1hiyetinin dairelerinde baka baka,
fakat birbiri i<;inde gotiinen isim ve nianlan bulunur. Hametli icraatmda ayn ayn, fakat birbirine benzer tecelli ve cilveleri goriiliir. Kudretinin her eyi <;ekip <;evirmesinde birbirini hissettiren farkh unvanlan
mevcuttur. Sifatlarmm tecellileri baka baka, fakat birbirini gosterecek
ekilde, mukaddes bir surette ortaya <;1kar. Ve fiillerinin cilvelerinde
<;eit <;eit, fakat birbirini tamamlayan hikmetli tasarruflan; rengarenk
sanatmda ve <;eit <;eit benzersiz eserlerinde birbiriyle alakah hametli
icraah gotiiniir.
Bununla beraber, kainattaki her bir alemde, her varhk tiitiinde
O'nun giizel isimlerinden biri tecelli eder. 0 isim, o dairede hakimdir;
baka isimler orada ona tabidir, belki onun golgesinde bulunur.
Hem Cenab-1 Hakk'm, yaratt1g1 her bir varhkta, az-<;ok, kii<;iik-biiyiik, hususi-umumi has bir tecelli, has bir rubf.tbiyet ve has bir isimle
cilvesi vard1r. Yani o isim her eyi kuatl1g1, her eyde tecelli ettigi
halde, adeta yalmz tek bir eye hasml gibi bir kas1t ve 6nemle 0 varhga yonelir. Bununla beraber, Hahk-1 Ziilcelal her eye yakm oldugu
halde, yetmi bin kadar nurani perdeye sahiptir. 3 Mesela, sende tecelli
eden Hahk isminin, senin yarahlmandaki kii<;iik mertebesinden tut,
Cenab-1 Hakk'm biitiin kainatm Hahk'1 olmasmdaki en biiyiik mertebeye ve unvana kadar nice perdesi bulundugunu k1yaslayabilirsin.
Demek, biitiin kainah arkada birakmak art1yla, yarahlm1 olmanm
kap1smdan Hahk isminin en son noktasma yetiir, O'nun sifat dairesine yaklatrsm.
Madem o perdelerin birbirine bakan pencereleri var; isimler birbiri
i<;inde g6tiiniir, ilahl icraat birbirine bakar, tecelliler birbirinin i<;ine girer, unvanlar birbirini hissettirir, ortaya <;1kan cilveler birbirine benzer,
tasarruflar birbirini tamamlar ve rubO.biyetin <;eitli eserleri birbirine
yard1m eder. Elbette, Cenab-1 Hakk'1 bir ismi, bir unvam, rubf.tbiyetinin
bir eseriyle .. tamyan insamn, O'nu baka unvanlan, rubO.biyetinin
Arada yetmi bine yakm perde olduguna <lair EbO. Ya'la, e/-Miisned 13/520; etTaberanl, el-Mu'cemii'l-Evsat 6/278, 8/382. Aynca bu perdeler olmasa Cenab-1
Hakk'm azametinden her eyin mahvolacagma <lair Muslim, fmdn 293; ibni Mace,
mukaddime 13.

YiRMi DoRDiiNcii Soz 405

eserleri ve icraatiyla da tammas1, inkar etmemesi gerekir. Belki her bir


ismin cilvesinden Cenab-1 Hakk'm diger isimlerine ulaamazsa zarar
eder. Mesela, Kadir ve Halik isimlerinin eserini g6rup Allm ismini g6rmezse gaflet ve tabiat karanhgma duebilir. Belki ~ar1smda daima jA>
4~\ jA> gen:;egini gormesi, okumas1, her eyden s.J.;_\ ~\ jA> j hakikatini
iitmesi laz1m gelir. Dilinin devamh, 6~\P ~~ j.'1..f.,r
~1 ))''d~i,1:

)l

bunu ilan etmesi gerekir. ite Kur'an-1 Mubln, ~t.:.:.\rl ~ jA> \fl -.ll 'l iii\
7
fermamyla, soyledigimiz hakikatlere iaret eder.
0 yuksek hakikatleri yakmdan g6rmek istersen git, f1rtmah bir denize, zelzeleli bir zemine, "Ne diyorsunuz?" diye sor. Elbette "Ya Celli,
ya Celli, ya Aziz, ya Cebbar" dediklerini iiteceksin. Sonra denizde ve
karada merhamet ve efkatle terbiye edilen kuc:;uk hayvanlara, yavrulara, "Ne diyorsunuz?" de. Elbette "Ya Cemll, ya Cemll, ya Rahim, ya
Rahim" diyecekler. 8 HA$iYE Gokyuzunu dinle! Nas1l "Ya Celll-i Zulcemal"

J.:hl1

0, 0 Allah'tir.
"De ki: 0, Allah'tir, gen:;ek ilahtir ve birdir." (ihlas sO.resi, 112/1)
Alem hep beraber "La ilahe illa HO." diyor.
"O'dur Allah. O'ndan baka yoktur ilah. Hep O'nundur en guzel isimler ve vas1flar." (isra sO.resi, 17/110; Taha sO.resi, 20/8; Hair sO.resi, 59/24)
8 HA$iYE Hatta bir gun kedilere baktim. Yemeklerini yedi, oynad1, yattilar. "Bu vazifesiz
canavarc1klara nas1l mubarek denir?" diye kendi kendime dlilindum. Sonra gece
uyumak i<;in uzand1m. 0 kedilerden biri geldi, yastig1ma dayand1, agz1m kulag1ma
getirdi. A<;1k bir ekilde "Ya Rahim, Ya Rahim, Ya Rahim, Ya Rahim" diyerek sanki akhma gelen itiraz1 ve hor g6rmeyi butun kediler adma reddedip yuzume <;arph.
"Acaba bu zikir yalmz bu kediye mi mahsustur, yoksa buhln kediler i<;in mi ge<;erlidir? Bu zikri iitmek yalmz benim gibi haks1z bir itirazc1ya m1 hastir, yoksa dikkat
eden herkes bir derece iitebilir mi?" diye dlilindum. Sonra sabahleyin baka
kedileri dinledim. Ger<;i onun gibi a<;1k bir ekilde degildi, fakat farkh derecelerde
aym zikri tekrar ediyorlard1. Bata "hir-hir" sesleri arasmda "Ya Rahim" dedikleri
fark edilir. Git gide "hir-hir, mir-mir" sesleri "Ya Rahim"e donlilir. Harflerin <;1k11
tam belli olmayan duzgun, guzel, huzunlu bir zikir olur. Kedi agzm1 kapahr, guzelce
"Ya Rahim" <;eker. Yamma gelen kardelerime anlatt1m. Onlar da dikkat etti, "Bir
derece iitiyoruz" dediler.
Sonra kalbime U soru geldi: "Acaba bilhassa Rahim isminin zikredilmesinin sebebi nedir? Ve ni<;in kediler hayvan lisamyla degil de insan gibi zikrederler?" Kalbime
gelen cevap: Bu hayvanlar <;ocuk gibi <;ok nazh, nazik ve insana arkada olduklanndan, <;ok efkat ve merhamete muhta<;tir. Kediler okand1klan vakit holanna
giden iltifatlan gorunce, o nimete bir hamd olarak, kopeklerin aksine, sebepleri
birak1p yalmz Rahim Yaratic1lannm rahmetini kendi alemlerinde ilan ederek gaflet
uykusunda olan insanlan uyanrlar. Ve "Ya Rahim" nidas1yla, kimden yard1m gelecegini, kimden rahmet beklenecegini, her eyi sebeplere baglayanlara hatirlahrlar.

406 SOZLER

diyor. Yeryiizi.ine kulak ver! Nasil "Ya Cemil-i Zulcelal" diyor. Hayvanlara dikkat et! Nasil "Ya Rahman, ya Rezzak" diyor. Bahara sor,
"Ya Hannan, ya Rahman, ya Rahim, ya Kerim, ya Latif, ya Atllf,
ya Musavvir, ya Munevvir, ya Muhsin, ya Mi.izeyyin" gibi Cenab-1
Hakk'm bin;ok ismini iiteceksin. Ve insan olan bir insana sor; bak,
<_;;ehresinde yaz1h, O'nun bi.iti.in giizel isimlerini nas1l okuyor. Sen de
dikkat etsen okuyabilirsin. Adeta kainat bi.iyi.ik bir zikir musikisidir. En
kil<;;ilk nagrne en gilr seslere kan1yor, hametli bir tathhk veriyor. Ve
bunun gibi baka 6rnekleri de klyasla ...
Ger<;;i insan Cenab-1 Hakk'm buti.in isimlerine mazhardlf, fakat
kainattaki <;;eitliligi ve meleklerin ibadetlerinin tilrlil ti.irlil olmasm1 netice veren o gilzel isimlerin farkl1hg1, insanlann da bir derece farkl1
olmasma yo! a<_;;mltlr. Peygamberlerin ayn ayn eriatlan, evliyanm
baka baka tarikatlan, asfiyanm9 <_;;eit <_;;eit merepleri U slfdan dogmutur. Mesela, Hazreti isa'da (aleyhisselam) diger ilahi isimlerin yanmda Allah'm Kadir ismi daha i.isti.indur. Ak ehlinde Vedud, tefekkur
ehlinde ise Hakim isimleri daha <_;;ok hakimdir.
ite, nasil ki bir adam hem hoca, hem subay, hem adliye katibi, hem
millkiye milfettii olsa, onun her dairede birer bag1, vazifesi, hizmeti,
maal, sorumlulugu, ri.itbesi ve baansizhgma sebep olan dilman ve
rakipleri bulunur. 0 adam, padiahma bir<;;ok farkl1 unvanla gorilnilr
ve onu 6yle gori.ir. Ondan pek <_;;ok dille yard1m ister. Amirinin fark11
unvanlanna mi.iracaat eder. Dilmanlannm errinden kurtulmak i<;;in
onun yard1mm1 ti.irli.i ekillerde diler. Aynen 6yle de, Cenab-1 Hakk'm
pek <;;ok ismine mazhar, pek <;;ok vazifeyle yi.ikumlu ve <_;;ok dilmana
sahip insan, duasmda, Allah'a s1gm1mda O'nun bir<;;ok ismini zikreder. Zira insanhgm iftihar kaynag1 ve elbette en hakiki insan-1 kamil
olan Muhammed-i Arabi (aleyhissalata vesselam) Cevenil'l-Kebfr adh
milnacatmda Allah'm bin bir ismiyle dua ediyor, cehennem ateinden
O'na s1g1rnyor.
ite U s!fdandlf ki, Cenab-1 Hak, Nas suresinde,
,,,. ,,. o

10 ~t.::>J\
10

,,.,

~IY,:.jll ~ ~

,,,.

~O\ ~~

,,,.

~O\ ~

,,...

).

il-

~O\ ~~~_,ti

o...a

J9

Asfiya: Safiyet, takva ve kemal sahibi, peygamber varisi zatlar.


"De ki: insanlann Rabbine, insanlarm yegane hilkilmdanna, insanlarm ilahma s1gmmm, o sinsi eytanm errinden." (Nas sO.resi, 114/1-4)

YiRMi DORDDNcD Soz 407

ayetlerinde ii<; unvam ile kendisine s1gmmay1 emrediyor ve ~\ ~


~jll ~jll'de ii<; ismiyle kendisinden nasd yard1m istenecegini

gosteriyor.

iKiNCi DAL
Pek ~ok esrarzn anahtarlarzm

i~eren

iki szm bildirir.

Birinci Srr: Evliya, iman esaslannda birletikleri halde nic;in kalb

goziiyle gordiikleri eylerde, keiflerinde ayn diiiiyorlar? Neden gozle


goriilmii gibi apac.;;1k olan keifleri bazen hakka ve hakikate zit c.;;1k1yor?
Hem nic;in tefekkiir ehli ve engin nazarh zatlar, kesin delillerle hak kabul ettikleri fikirlerinde, hakikati birbirine uymayan ekillerde goriiyor
ve gosteriyorlar? Bir hakikat nic;in c;ok renge giriyor?
ikinci Srr: Gec;mi peygamberler nic;in oldukten sonra bedenen

dirilmek gibi baz1 iman esaslanm bir derece kapah birakmI, Kur' an
gibi etrafl1ca izah etmemiler ve sonra iimmetlerinin bir k1sm1 o esaslan inkara kadar gitmi?
Hem nic;in hakiki arif olan evliyanm bir k1sm1 yalmz tevhid hususunda ilerlemi? Hakkalyak1n 11 derecesine kadar ulahklan halde,
baz1 iman esaslan onlarm mereplerinde pek az ve kapah bir ekilde goriiniiyor. Hatta bu sebeple, onlara tabi olanlar, ileride o iman
esaslarma gereken onemi vermemi, kimileri yoldan sapm1. Madem
gerc;ek manada miikemmellik biitiin iman esaslarmm ortaya c.;;1kmas1yla bulunur, nic;in hakikat yolundaki zatlar onlann baz1smda c;ok ileri
gitrni, bir k1smmda ise c;ok geri kalmilar? Halbuki Cenab-1 Hakk'm
biitiin isimlerinin en yiice mertebelerine mazhar ve peygamberlerin
efendisi olan Res0.1-u Ekrem (aleyhissalatil vesselam) ve biitiin mukaddes
kitaplann nurlu reisi Kur'an-1 Hakim, iman esaslanm a9k bir ekilde,
pek ciddi bir uslupla ve dogrudan tarif etmilerdir.
Cevap: Ciinkii hakiki ve mutlak kemal bunu gerektirir. ite bu
s1rlarm hikmeti Udur: insan Cenab-1 Hakk'm biitiin isimlerine mazhar ve biitiin kemalata miisait yarad1hta olsa da iktidan az, iradesi
smirh, kabiliyet ve arzulan <_;;eitli oldugundan, hakikati binlerce perde
11

Hakkalyakin: Marifet mertebesinin en yiiksegi. Hakikati bizzat yaayarak gi:irme hall.

408

SOZLER

ve berzah 12 ic_;:inde arar. Bu ylizden hakikatin kefinde ve hakkm gorlilmesinde berzahlar araya giriyor, baz1lan onlardan gec_;:emiyor. Kabiliyetler baka baka oluyor, kimilerininki baz1 iman esaslarmm ortaya
c_;:1kmasm1 saglayam1yor. Hem Cenab-1 Hakk'm isimlerindeki cilvelerin renkleri ayna olana g6re degiiyor, farkh g6rlilliyor. Ayna olan zat,
bazen bir ismin cilvesini tam yans1tam1yor. Hem klilliyet ve cliziyet,
golge ve as1l olmak itiban ile o isimlerin tecellileri baka baka ekil
ahyor. Baz1 kabiliyetler clizilikten gec_;:emiyor ve golgeden c_;:1kam1yor.
Ve kabiliyete gore bazen bir isim listlin oluyor, yalmz kendi hlikmlinu
icra ediyor. 0 kabiliyette onun hlikmli gec_;:iyor. ite U derin sirra ve
geni hikmete, esrarh, geni ve hakikatle bir derece kanIk bir temsille
iaret edecegiz.
Mesela, Zuhre 13 admda nakIh bir c_;:ic_;:ek, Katre 14 admda aya aIk
canh bir su damlas1 ve Reha 15 admda glinee bakan saf, duru bir
s1zmti farz edelim. Her birinin UUru, mlikemmel birer vasf1 ve 0 mlikemmellige arzusu bulunsun. ~u lie_; ey pek c_;:ok hakikatle beraber,
nefis, ak1l ve kalbin yolculuklanna iaret eder ve lie_; tabakada hakikat
ehlinin misalleridir. 16 HA$iYE
Birincisi: T efekklir ehline, evliyaya ve peygamberlere iaret eder.
ikincisi: Cismanl duyu ve uzuvlanyla kemale ulamak ic_;:in c;ahIP
hakikate gidenlerin ... Nefsini her tlirlli kotlillikten armdmp akhm kullanarak mlicahede 17 yoluyla hakikate gidenlerin ... Ve kalbini temizleyip iman ve teslimiyetle hakikate gidenlerin misalleridir.
ih;;uncusu: Ben!@ ve gururu b1rakmayan, kainattaki eserlere dalan ve yalmz onlardan hliklim c_;:1karmakla hakikate giden ... ilim ve
hikmetle, ak1! ve marifetle hakikati aramaya giden ... iman ve Kur'an
ile, fakr ve kullukla hakikate c;abuk ulaan, ayn ayn kabiliyetteki lie_;
tabakanm farkh olmasmm hikmetine iaret eden temsillerdir.
ite U lie_; tabakanm hakikate yolculuklanndaki, ylikselilerindeki
Berzah: Percle, koridor, iki alem arasL
Ziihre: C,:ic;ek. C,:oban yild121, Venus.
14
Katre: Damla.
15
Reha: S1zmtl.
16 HA$iYE Her tabakada da iic; k1s1m bulunur. Temsildeki iic; misal, her tabakadaki o iic;
k1sma da, yani aslmda dokuz tabakaya bakar.
17
Miicahede: Cihad. Nefis ve eytanla miicadele.
12

13

YiRMi D6RDUNCD S6z 409

s1m ve geni hikmeti Zuhre, Katre ve Reha adh birer temsille bir derece g6stereceQiz.
Mesela gi.ine, Hahk'mm izni ve emriyle, i.ic;: ekilde tecelli eder,
yansir ve IIk verir. Biri c;:ic;:eklerdeki, biri ay ve gezegenlerdeki, biri de
cam ve su gibi parlak eylerdeki ayn ayn yans1maland1r.
Birincisi i.ic;: tarzdadir: ilki, kuahc1 ve umumi bir tecellidir, bi.iti.in
c;:ic;:eklere birden lIk verir. Bir diQeri has bir tecellidir, her bir ti.ire gore
hususi bir yans1mas1 vardir. Biri de ki.ic;:i.ik bir tecellidir ki, her bir c;:ic;:eQin hususiyetine gore deQiir. $u temsilimiz, c;:ic;:eklerin si.isli.i renklerinin, gi.inein l!Qmdaki yedi rengin yans1malanndaki deQimesinden
meydana geld@ kabuli.ine dayamr. Buna g6re c;:ic;:ekler de gi.inein bir
c;:eit aynaland1r.
ikincisi: Gi.inein aya ve gezegenlere, Hakim Yarahcmm izniyle verdiQi llk ve feyizdir. Ay ve o IIQin g6lgesi hi.ikmi.indeki nuru,
bundan geni bir surette istifade eder. Sonra gi.ine, o !!QI hususi bir
tarzda denizlere, havaya, parlak topraQa, az bir miktarda denizin kabarc1klarma, topraQm effaf k1smma ve hava zerrelerine verir.
Ufiinciisii: Gi.inein, Cenab-1 Hakk'm emriyle havay1 ve denizlerin yi.izi.ini.i birer ayna yaparak yans1yan saf, geni ve g6lgesiz bir aksi
var. Sonra denizdeki kabarc1klara, su damlalanna, hava zerrelerine ve
kar ieciklerine ki.ic;:i.ik birer aksini, suretini g6nderiyor.
ite gi.ine, her bir c;:ic;:eQe ve aya verdiQi gibi, her bir damlaya da bu
i.ic;: tarzda, iki yoldan llk ve feyiz verir.
Birinci yo/: Bizzat, doQrudan doQruya ve perdesizdir. PeygamberliQin yolunu temsil eder.
ikinci yo/: Perdeler vas1ta olur. ltQa mazhar ve ayna olanlann kabiliyetleri, gi.inein cilvelerine birer renk takar. Bu, velayet yolunu temsil
eder.
ite Zuhre, Katre ve Reha, her biri, ilk yolda diyebilir ki: "Ben
bi.iti.in alemin gi.ineinin bir aynas1y1m." Fakat ikinci yolda oyle diyemezler. Belki, "Ben kendi gi.ineimin aynas1y1m." veyahut "Kendi
cinsime tecelli eden gi.inein aynas1y1m." derler. C::i.inki.i gi.inei 6yle
tamr, onun bi.iti.in aleme bakan yi.izi.ini.i g6remezler. Kendilerinin ve
hemcinslerinin gi.inei onlara, dar bir berzah ic;:inde, bir kay1t altmda g6ri.ini.ir. Dolay1s1yla kay1ts1z, perdesiz, mutlak gi.inein eserlerini

410 SOZLER

o smirh gi.inee veremezler. <;i.inki.i bi.iti.in yeryi.izi.ini.i is1tmak, aydmlatmak, bi.iti.in bitki ve hayvanlan yaatmak ve gezegenleri etrafmda
dondi.irmek gibi muhteem iler, o dar, kay1t altmda ve smirh berzah
i<;inde g6rdi.ikleri gi.inee tam bir kalb huzuruyla verilemez. $uurlu farz
ettigimiz o i.i<; ey, Zuhre, Katre ve Reha, U hayret verici eserleri,
kay1t altmda gordi.ikleri gi.inee verse de bunu sirf akli ve imani bir
tarzda, teslimiyetle (o kay1t altmdaki gi.inein asil gi.ine oldugunu bilerek) yapabilirler. ite insan gibi ak1lh varsayd1g1m1z Zuhre, Katre ve
Reha'mn U hi.iki.imleri, yani pek bi.iyi.ik eserleri gi.inelerine isnat etmeleri akil yoluyladir; ahitlikle degil. Belki bazen imana dair hi.iki.imleri, alemde gordi.ikleri eylerle orti.imez, pek gi.i<;li.ikle inanabilirler.
ite i.i<;i.imi.iz de hakikate dar gelen, baz1 k6elerinde hakikatin u<;lan gori.inen ve hakikatle kanIk U temsilin i<;ine girmeliyiz. Kendimizi
Zuhre, Katre ve Reha yerine koyacag1z. Zira onlarda var oldugunu
farz ettigimiz UUr yetmiyor, biz akhm1z1 da onlara katmahy1z. Yani,
onlar maddi gi.inelerinden nas1l feyiz ahyorsa biz de manevi gi.ineimizden oyle feyiz ald1g1m1z1 di.ii.inmeliyiz.
ite sen, ey di.inyay1 unutmayan, maddiyata dalmI ve nefsi kahlam1 arkada! Sen Zuhre ol. Nas1l ki o Zuhre <;i<;egi, gi.inein IIgmdan
dag1lm1 bir renk ahyor ve o renge gi.inein suretini kanhnp si.isli.i bir
ekle bi.iri.ini.iyor. Senin kabiliyetin de ona benzer.
Sebeplere dalmI, Eski Said gibi mektepli U felsefeci ise aya aIk
Katre olsun. Ay, gi.ineten ald1g1 IIkla onun gozbebegine golgeli bir
nur verir; o da bu nurla parlar. Fakat Katre, bu nurla yalmz ay1 g6ri.ir,
gi.inei goremez. Onu belki imamyla g6rebilir.
Her eyi dogrudan dogruya Cenab-1 Hak'tan bilen, sebepleri bir
perde kabul eden U fakir adam da Reha olsun. Oyle bir Reha ki,
kendi zatmda fakirdir. Hi<;bir eyi yoktur ki ona dayamp Zuhre gibi
kendine gi.ivensin. Hi<;bir rengi yoktur ki onunla gori.insi.in. Baka bir
eyi tammaz ki ona yonelsin. Halis, saf bir mahiyeti vard1r, dogrudan
dogruya gi.inein suretini gozbebeginde saklar.
$imdi, madem biz bu i.i<; ey yerine ge<;tik, kendimize bakmahy1z.
Bizde ne var, ne yapacag1z?
ite bak1yoruz ki, Kerim bir Zat ihsamyla bizi son derece si.isli.iyor, nurlandmyor ve terbiye ediyor. insan, ihsan edenin kuludur.

YiRMi DoRDDNcD Soz 411

Taparcasma sevilmeye lay1k olanm yakmmda bulunmak ve onu gormek ister. Oyleyse her birimiz, kabiliyetimize gore, o muhabbetin cazibesiyle yol alacagiz. Ey Zuhre'ye benzeyen arkada! Sen gidiyorsun;
c_:;ic_:;ek olarak git. ite gittin. Ytiksele ytiksele engin bir mertebeye c_:;1ktm.
Adeta btillin c_:;ic_:;eklerin yerine gec_:;tin. Halbuki Zuhre effaf olmayan bir
aynad1r. ltgm yedi rengi onda dag1hr ve kmhr. 0, gtinein yans1masm1 gizler. Sevdigin gtinein ytiztinti g6remezsin. <:;unkti kay1t altmda
olan renkler, hususiyetler !1g1 dag1hyor, araya perde c_:;ekiyor, gtinei
gostermiyor. ~u halde sen suretlerin, perdelerin sebep oldugu aynhktan kurtulamazsm.
Ancak bir artla kurtulabilirsin: Kendi nefsini sevmeye dalm1 olan
baml kald1rmak ve nefsin gtizelliklerinden lezzet duyup onunla iftihar
eden nazanm gokytiztindeki gtinein ytiztine c;;evirmek art1yla ... Hem
nzkm1 elde etmek ic_:;in aag1, topraga bakan ytiztinti yukandaki gtinee
c;;evirmelisin. <:;unkti sen onun aynas1sm. Vazifen ayna olmakbr. Bilsen de bilmesen de, rizkm rahmet hazinesinin kap1s1 olan topraktan
gelecektir.
Evet, nasil ki bir c_:;ic_:;ek, gtinein ktic_:;tictik bir aynas1d1r. ~u koca gtine de gokytiztinde Ezell' Gtine'in (celle ce/a/Qhu) Nur isminden tecelli
eden bir panltmm damla misali bir aynas1dir.
Ey insan kalbi! Nasil bir gtinein aynas1 oldugunu buradan anla!
Bu art1 yerine getirdikten sonra mtikemmel suretini bulursun. Fakat
o gtinei hakikatteki haliyle goremez, o hakikati c_:;1plak bir ekilde anlayamazsm. Belki senin sifatlannm renkleri ona bir renk verir, effaf
olmayan dtirbtintin bir suret takar. Ve sm1rh kabiliyetin onu bir kay1t
altma ahr.
~imdi sen, ey Katre'nin ic_:;ine giren hikmet sahibi felsefeci! Sen akil
dtirbtintiyle, felsefenin merdiveniyle ta aya kadar ytikseldin, onun
ic;ine girdin. Bak, ay kendi oztinde effaf degil, karanhktir. Ne 11g1
var, ne hayat1. .. Senin gayretin boa, ilmin faydasiz gitti. Omitsizlik
karanhgmdan, kimsesizligin vahetinden, kolli ruhlarm tacizlerinden
ve o yalmzhk hissinin dehetinden ancak tabiat gecesini terk edip hakikat gtineine yonelir ve U gece nurlarmm, gtinein lIgmm golgeleri
olduguna tiphesiz inamrsan kurtulabilirsin. Bunlan yaphktan sonra
mtikemmel suretini ahrsm. Fakir ve karanhk ay yerine, hametli gtinei

412 SozLER

bulursun. Fakat sen de, oteki arkadam gibi, gilnei saf haliyle goremezsin. Onu belki aklmm ve felsefenin aina oldugu, ilim ve hikmetin
dokudugu perdeler arkasmda ve kabiliyetinin verdigi bir renk ic,;inde
gorebilirsin.
Reha misali i.ic,;i.inci.i arkadamlz ise hem fakir hem renksizdir. Gi.inein s1cakhg1yla c,;abuk buharlair, benligi ve gururu birakir, buhara
biner, havaya c,;ikar. k:indeki yogun madde ak ateiyle tutuur, llga,
nura doni.ii.ir. Kendisi de o 11gm cilvelerinden gelen bir panlhya yaPlIr, yanalr.
Ey Reha'ya benzeyen arkada! Madem dogrudan dogruya gi.inee ayna oluyorsun, hangi mertebede bulunursan bulun, bizzat gi.inee karl, aynelyakln 18 bir tarzda, perdesiz bakilacak bir delik, bir
pencere bulursun. Hem gilnein benzersiz eserlerini ona vermekte
zorluk c,;ekmezsin. Ona lay1k hametli vas1flanm tereddi.itsi.iz verebilirsin; kendisine ait saltanatmm mi.ithi eserlerini ona vermekten hic,;bir
ey seni ahkoyamaz. Ne berzahlann darhg1, ne kabiliyetlerinin smirh
olmas1, ne de aynalann ki.ic,;i.ikli.igi.i seni airtabilir. Hic,;bir ey seni
hakikatin dlma c,;1karamaz. Saf, halis bir ekilde, dogrudan dogruya
ona bakhgm ic,;in, mazharlarda ve aynalarda gori.inenin gilne degil,
belki onun bir ti.ir cilveleri, bir c,;eit renkli akisleri oldugunu anlarsm.
Gerc,;i bu akisler onun unvanlandir, fakat hametinin bi.iti.in eserlerini
gosteremezler.
ite hakikatle kan1k U temsilde, kemale boyle i.ic,; farkh yoldan
gidilir. 0 i.ic,; yo!, kemalata ait meziyetlerde ve ona ahit alma mertebesinin etrafl1ca tarifinde baka bakadir. Fakat neticede, Hakk'a kesin
bir imanda ve hakikati tasdikte birleirler.
Mesela, gi.inei hie,; gormemi, gece yaayan bir adam, yalmz aym
aynasmda onun bir golgesini gori.ir, gi.inee mahsus hametli l1g1,
milthi cazibeyi aklma s1g1hramaz. Belki gorenlere inarnp onlan taklit
eder. Aynen oyle de, Resul-u Ekrem'in (aleyhissalata vesselamJ yolunda
Cenab-1 Hakk'm Kadlr ve Muhyi gibi isimlerinin yi.ice mertebesine c,;1kamayan, bilyi.ik hari ve klyamet gilni.ini.i takliden kabul eder, "Bu,
ak11la anlailacak bir mesele degildir." der. C::i.inki.i hair ve klyamet
hakikati, ism-i Azam'm ve Cenab-1 Hakk'm baz1 isimlerinin en yi.ice
18

Gozle goriir derecede kesin bir ekilde bilmek.

YiRMi DORDDNcD Soz 413

mertebelerinin mazhand1r. Nazan oraya ulaamayan, taklide mecburdur. Kimin fikri de oraya ulatrsa hair ve k1yameti; gece-gi.indi.iz, kt
ve bahar derecesinde kolay gori.ir, tam bir kalb huzuruyla kabul eder.
ite U sirdandir ki, hair ve k1yameti en yi.ice mertebede, en mi.ikemmel ekilde, etrathca Kur'an anlattyor ve ism-i Azam'm mazhan
olan Peygamberimiz (aleyhissaldtu vesselam) ders veriyor. Gec;:mi peygamberler ise iradm hikmeti geregi, bir derece basit ve iptidai halde
olan i.immetlerine hari c;:ok geni, etrafh bir ekilde ders vermemiler.
Hem bu sirdan dolay1, bir k1s1m evliya, baz1 iman esaslanm en son
mertebesinde gorememi veya gosterememiler. Aym sirdan dolay1,
ariflerin Allah'1 tamy1p bilmede dereceleri c;:ok farkhhk gosterir.
.;>u hakikatten bunlar gibi daha pek c;:ok sir ac;:1ga c;:1kar . .;>u temsil,
hem bir derece hakikati hissettirdiginden hem hakikat c;:ok geni ve
derin oldugundan biz de imdilik onunla yetiniyoruz. Haddimizi ve
gi.ici.imi.izi.i aan s1rlan anlatmaya girimeyecegiz.

U<;UNCU DAL
Ktyamet alametlerinden, ahirzaman hadiselerinden ve baz1 amellerin fazilet ve sevaplarmdan bahseden hadis-i erifler gi.izelce anlatlmad1g1 ic;:in, ak1llarma gi.ivenen bir k1s1m alimler, onlarm baz1larma
"zay1f" veya "mevzu" (uydurma) demiler. imam zay1f, benligi ve gururu kuvvetli baz1lan da inkara kadar gitmi. $imdi etrafl1ca izahma
girimeyecek, yalmz "On iki As1!"1 soyleyecegiz.
Birinci Astl
Yirminci Soz'i.in sonundaki soruya verilen cevapta izah ettigimiz
meseledir. Ozeti Udur:
Din bir imtihan, bir tecri.ibedir; yi.ice ruhlan aag1 ruhlardan ay1nr. ~u halde hadis-i erifler, ileride herkes tarafmdan gozle gori.ilecek
hadiselerden oyle bir tarzda bahsetmeli ki, ne bi.iti.in bi.iti.in mec;:hul
biraksm ne de ac;:1kc;:a anlatsm da herkes tasdike mecbur kalsm. Akla
kap1 ac;:acak, fakat iradeyi elden almayacak. <:;i.inki.i eger apac;:1k bir k1yamet alameti gori.ilse, herkes tasdike mecbur olsa, o vakit komi.ir gibi
bir kabiliyet, elmas gibi bir kabiliyetle aym seviyede kahr. T eklif s1rn
ve imtihanm neticesi ortadan kalkar. ite bu sebeple Mehdi ve Sufyan

414 SOZLER

gibi pek gok meselede gok fikir aynhg1 meydana gelmi, rivayetler de
geitli oldugundan birbirine zit hukumler ortaya g1km1hr.

ikinci Astl
islam'a dair meselelerin tabakalan vard1r. Biri kesin deli! isterken,
digerine herkesge kabul gormil bir kanaat yeter. Bir bakas1 da yalrnz teslim, kabul ve reddedilmemeyi ister. Oyleyse iman esaslanndan
olmayan ikinci derecedeki meselelerde veya zamanm her bir hadisesinde 0.phesiz bir inane;, kesin bir deli! art degildir. Belki yalrnz
reddetmemek ve teslimiyet gosterip ilimemek yeter.
U~iincii Asd

Sahabe zamanmda pek gok Yahudi ve Hiristiyan alimi islam'a girdi. Eski bilgileri de onlarla beraber Musluman oldu. Gegmiteki baz1
yanh bilgileri islamiyet' e ait zannedildi.

Dordiincii Asd
Hadis rivayet edenlerin baz1 sozleri veyahut hadislerden g1kard1klan manalar, hadisin asil metninden say1hyordu. Halbuki insan hatadan
uzak degildir. Bu yuzden hakikate zit baz1 manalar veya sozler hadis
zannedilerek hadis-i eriflerin zay1f11gma hukmedilmitir.

Beinci Asd
,,.

19 ~W

--:.

;;

-?I ...}, .J~ yani 20 ~ sirrmca, kef ehli ve velilerden ilhama mazhar olan baz1 hadis alimlerine ilham yoluyla gelen birtak1m
manalar hadis sanilm1. Halbuki evliyanm ilhammda da -baz1 anzalarla- hata olabilir. ite bu ti.irden bir k1s1m eyler hakikate zit g1kabilir.

Altmc1 Asd
Mehur baz1 hikayeler vardir ki, darb1mesel hi.ikmune gegmitir. Hakiki manasma degil, ne maksat igin soylendigine bak1hr. ite
19

20

"Ummetim i<;erisinde ilhama mazhar kimseler vard1r." (el-Kurtubi, el-Cami' Ii Ahkdmi'l-Kur'an 13/174. Aynca Buhari, fezdilil ashdb 6; Muslim, fezdilil's-sahdbe 23)
ilhama mazhar olanlar.

YiRMi DoRoONcO Soz 415

Resul-u Ekrem (aleyhissa/aw vesselam) boyle, herkes<;;e bilinen baz1 k1ssa


ve hikayeleri irad maksad1yla, temsille, dolayh olarak zikredivermi.
;>u tur meselelerin hakiki manasmda kusur varsa, insanlarm 6rf ve
adetlerine, kulaktan dolma bilgilerine aittir.
Yedinci Asd

Pek <;;ok tebih ve temsil vard1r ki, zamanla veya alimlerin elinden
cahillerin eline ge<:;mekle bizzat maddl hakikat kabul edilerek hataya dlililuyor. Mesela, "Sevr" (okuz) ve "Hut" (bahk) isminde, misal
aleminde okilz ve bahk suretinde, kara ve denizlerdeki hayvanlara nezaret eden iki melek, 21 adeta koca bir okuz ve cismanl bir bahk zannedilerek hadise iliilmi.
Yine mesela, bir vakit Hazreti Peygamber'in (aleyhissa/atil vesselam)
huzurunda derin bir ses iitildi. Resul-u Ekrem (aleyhissa/aW vesse/am)
buyurdu ki: "Bu gurulhl, yetmi senedir yuvarlamp ancak U dakikada cehennemin dibine dlien bir tam gurultusudur." 22 ite bu hadisi
iiten, hakikatini, i<:;ylizunu bilmeyen kii inkara sapar. Halbuki kesinlikle sabittir ki, o hadisin buyrulmasmdan yirmi dakika sonra biri gelip
Resul-u Ekrem'e (aleyhissa/dtil vesselam): "Mehur milnaf1k yirmi dakika
once oldu." demitir. Allah Resulu (aleyhissa/aW vesselam), yetmi yatna
giren o munaf1gm butun omrunun cehennemin bir taI olarak al<;;almaktan, en aag1 mertebeye ve kufre yuvarlanmaktan ibaret oldugunu, gayet belagatli bir ekilde bildirmitir. Cenab-1 Hak, onun vefat
ettigi dakikada o sesi iittirip resulune iaret vermitir.
Sekizinci Asd

Mutlak Hakim Cenab-1 Hak, U tecrube ve imtihan meydanmda


<;ok muhim eyleri say1s1z eya i<;inde sakhyor. Bunda pek <:;ok hikmet ve gaye vard1r. Mesela, Kadir gecesini butun ramazanda, 23 duaya
icabet saatini cuma gununde, 24 makbul velisini insanlann i<:;inde, ece21

22
23
24

et-Taber!, Cdmiu'/-Beydn 1/153, 194, 21/72; el-Hakim, e/-Mustedrek4/636; ibniAbdilberr, et-Temhfd 4/9; el-Heysemi, Mecmeu'z-Zevaid 8/131 (Bezzar'dan naklen).
Muslim, cennet 31; Ahmed ibni Hanbel, el-Musned 3/341, 346.
Buhari, fmdn 36, fazlii /eyleti'/-kadr 2, 3, ta'bfr 8; Muslim, s1ydm 205-213.
Buhari, cum'a 37, talak 24, deavat 61; Muslim, cum'a 13-15.

416 SozLER

li omiirde25 ve k1yametin vaktini diinyanm omrii ic_;inde26 saklamthr.


Zira insanm eceli belli olsayd1, omriiniin yansma kadar gafletle yaar,
yansmdan sonra daragacma ad1m ad1m gider gibi bir dehet hissederdi. Halbuki ahiret-diinya dengesini koruma ve her vakit korku ile
limit arasmda bulunma keyfiyeti, her dakika hem olmenin hem yaamanm miimkiin olmasm1 gerektirir. ;>u halde, eceli gizli yirmi senelik
bir omiir, ne zaman bitecegi belli olan bin se