You are on page 1of 21

SOSYOLOJİ

DERNEĞİ

TÜRKİYE’DE İSLAM AHLAKI VE KAPİTALİZMİN
RUHU (OLABİLİR Mİ?)

Erhan AKARÇAY

 VI. Ulusal Sosyoloji Kongresi, Ekim 2009,
“Toplumsal Dönüşümler ve Sosyolojik Yaklaşımlar”,
Adnan Menderes Üniversitesi, Aydın.

Türkiye’de İslam Ahlakı ve Kapitalizm’in Ruhu (Olabilir mi?)

TÜRKİYE’DE İSLAM AHLAKI VE KAPİTALİZMİN
RUHU (OLABİLİR Mİ?)
Erhan AKARÇAY1

Öz
Türkiye’de son dönemde, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidarı döneminde
(2002-2009) liberal ekonomik yapı içinde İslami sermaye gruplarının özellikle merkez dışındaki kentlerde geliştiklerini, kendilerine has bir burjuvazi sınıfı oluşturduklarını gözlemlemek
mümkün görünmektedir. Bu çalışmada İslami eğilimli sermayenin kapitalizmle olan ilişkisi
Weberyen anlamda kapitalist bir ruha sahip mi, yoksa başka bir ruh mu bu sermaye gruplarına
egemen, bu sorunsal tartışılacaktır.
Türkiye’de 1980 sonrasındaki siyasal alanda ve ekonomi politikalarında yaşanan dönüşüm
bugün muhafazakâr bir partinin iktidar olması ile yeni bir düzlemde tartışmaların devam etmesine neden olmaktadır. 1980 sonrası neo-liberal ekonomi politikalarının tüm dünyada yaygınlık
kazanması, Türkiye’nin bu ekonomi politikalarından bağımsız hareket edememesi ve tercihini
dünya ekonomisinin bu değişen yapısı ile ortak ama eşit olmayan bir biçimde birleştirme kararı
Türkiye’deki kapitalizmin yapısının ve mantığının da değişmesine neden olmuştur. 1980 askeri müdahalesinin Türkiye’de salt siyasal, kültürel ve toplumsal sonuçları olmamıştır. Ekonomi
alanında 24 Ocak kararları ile kesin bir şekilde benimsenen “serbest piyasa ekonomisi” o güne
kadar izlenen sermaye birikim modellerinin de terk edilmesi anlamına gelmekteydi. Ekonomi
alanındaki dönüşüm, hiç şüphesiz sermaye gruplarının farklılaşmasını, devletten umduğunu bulamayan İslami yönelimli sermaye gruplarının kendi finansmanlarını İslami ekonomi anlayışına uygun bir şekilde “kar payı ortaklıkları” şeklinde, faizsiz finansal kuruluşların finansmanı
ile gerçekleştirmeye başlamışlardır. 1960’ların sonlarından itibaren filizlenen İslami ekonomi
anlayışının yaygın örnekleri görülmeye başlanmıştır. Özellikle Kayseri, Konya gibi çevredeki
kentlerde İslamcı girişimcilerin ortaya çıkmaya başladığını söylemek mümkündür.
Türkiye’de İslami muhafazakârlar kapitalizme karşı daha radikal bir tutum içerisindedirler. Çünkü kapitalizm bu anlamda Batının iktisadi bir yaptırımı olarak, yalnızca ekonomik değerleri değiştirici, tahrip edici değil, toplumsal, ahlaki ve kültürel anlamda da “yozlaştırıcı” bir
1
180

Araş. Gör., Anadolu Üniversitesi , Sosyoloji Bölümü
6. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı

Ancak rasyonel bir eylem olarak kapitalist girişimcilik Anadolu sermayesinde de gelişmektedir. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı 181 . ancak kapitalistleştikçe bu duyarlılıkları törpülenen. özellikle Asya’da İslam iktisadının başarılı uygulamaları bu yönde girişimlerin tetikleyicisi olmuştur. İslami değerlerine hala son derece bağlı halk kesimleri ile sözü edilen İslami burjuvazi arasında bir kopuş gerçekleşmesi de imkan dahilindedir. Ancak son zamanlarda İslami muhafazakâr çevrelerin. İslami burjuvazinin karşısında yoksulluğu derinleşen. Bu bağlamda sınıfsal çelişkilerin özünde kapitalist çelişkilerin yanı sıra. 6. İslami değerlere daha fazla anlam atfeden bir karakterdedir. faizden kazanılan haksız kazanç gibi İslami değerlerle de bu anlamda çatışan kapitalizm sorunludur. Para hırsı. Bugün devlet desteği ile gelişmekte olan Anadolu sermayesi de göreli olarak muhafazakâr. cemaat yapıları içinde Weberyen anlamda püriten bir ahlaka sahip olmasa da. İslami duyarlılıkları olan. İslami bankaların faaliyet göstermesi ve uluslararası İslami finans çevreleriyle etkileşim içinde olmaları. muhafazakâr. Bu süreçte muhafazakâr ve İslami çevrelerde. çevrede gelişen ancak merkeze taşınma hamlesi olan bir İslami burjuvazinin varlığı bu çerçevede gözden kaçmamalıdır. muhafazakâr değerlerden kaynaklanan İslami aidiyet ve kimlik çelişkilerinin de gündeme gelmesi söz konusu olabilir.Erhan AKARÇAY etkiye sahiptir. İslamcı entelektüellerin İslamiyet ve kapitalizm ilişkisini tartışmaları. İslami değerlerin izin verdiği sınırlılıklar içinde girişimci faaliyetlerini artırdıkları gözlenebilmektedir. tüketim kalıpları değişen.

Türkiye’de İslam Ahlakı ve Kapitalizm’in Ruhu (Olabilir mi?) THE ISLAMİC ETHİC AND THE SPİRİT OF CAPİTALİSM İN TURKEY (POSSİBLE?) Abstract It seems possible to observe that there is a formation of a genuine form of bourgeoisie which are Islamic capital groups developing precisely in the periphery cities lately in Turkey. moral and cultural values which can be transformative and devastating. lead Turkish capitalism’s structure and logic to be changed. within conservative and Islamist circles. the problematique of these Islamic biased capitalist groups will be discussed either they have a capitalist spirit in the sense of Weber or else some different kind of spirit. Islamist intelectuals debates on Islam and capi182 6. Since late 1960’s Islamic understanding of economy has spread out. Islamist conservatives have more radical attitudes towards capitalism. Capitalism is problematic because it conflicts with avarice. 1980 military intervention has not only political. January 24th economic decisions denoted that “free market economy” is adopted rather than other accumulation of capital models that had been followed up. The transformation in the economic sphere caused capital fractions to differentiate. Islamic capital groups. cultural and social consequences in Turkey. Islamist entrepreneurs emerged most particularly cities in the periphery such as Kayseri and Konya. In this process. However Islamist conservatist circles. unjustified benefit through interest. particularly under the rule of Justice and Development Party (2002-2009). within their community structures. The transformation in the political field and economic policies after 1980 period in Turkey leading to a conservative party ruling turned out debates to continue in a different perspectice. Capitalism as a Western economic enforcement has not only effects in economic values but also in social. who were not supported directly by the state. Turkey could not act independently apart from these policies and the decision of entegrating with this changing structure of economy in a joint but not equally. The prevalance of neo-liberal economic policies worldwide. started to fulfil their finance through “profit share partnerships” and “interest-free” finance incorporations which is appropriate for their Islamic economic understanding. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı . have increased their entrepreneurial activities not in puritan ethics in the Weberian sense but in the limits of Islamic values. In this paper.

their consumption patterns change and although they develop in the periphery they eager to be in the centre. besides class conflicts and capitalist conflicts. Currently.Erhan AKARÇAY talism relations. There is a possibility of breakaway between Islamist bourgeoisie and society which is still conservative. very attached to Islamic values and deepening in terms of poverty. however the more they become capitalists their Islamic sensitivities diminish. The existence of Islamist bourgeoisie should not elude observation since they have Islamist sensitivities. 6. conflicts stem from conservative values and Islamic identities may also come into question. Islamic banks having interaction with Islamic international finance circles and particularly successful applications of Islamic understanding of economics in Asia initiated Islamist entrepreneurship. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı 183 . Anatolian capital develops with the government support and Anatolian capital is relatively conservative and attributes meaning to Islamic values. Nevertheless capitalist entrepreneurship as a rational action develops within Anatolian capital. In this context.

Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı . AKP. korumacı. Modernleşme projesinin en önemli dayanaklarından biri iktisadi kalkınmadır ve bu toplumsal kalkınmanın/modernleşmenin başat taşıyıcısıdır. diğer yandan Dünya Bankası. muhafazakâr ve hatta bazılarına göre sosyal demokrat unsurları bünyesine barındıran Anavatan Partisi’nin (ANAP) serbest piyasa ekonomisini tam anlamıyla benimsemesi sonrasında ise dünya ekonomisine eklemlenme hızlanmıştır. Öte yandan özellikle AKP kurucularının tarihsel geçmişleri göz önünde bulundurulduğunda “milli görüş” çizgisinden geldiklerini göz ardı etmemek gerekir. Uluslararası Para Fonu gibi küresel kuruluşlarla kriz öncesinde olduğu gibi.Türkiye’de İslam Ahlakı ve Kapitalizm’in Ruhu (Olabilir mi?) Giriş Türkiye’de modern anlamda ekonomi kurumunun. Asıl kopuş ise 24 Ocak 1980 kararları ile yaşanmış. milliyetçi. 1980 sonrası dünyada yaşanan neo-liberal dönüşüm bugün deneyimlenmekte olan küresel kriz ile sonlanmıştır. kendine has bir ekonomi anlayışını öngörmekteydi. Oluşturulmak istenen burjuvazinin devletin kurucu unsurlarının sahip olduğu seküler karakterde olması ve devletin kurucu asli unsurları ile çelişik olmaması gerekmekteydi. kriz sonrasında da işbirliği içindedir. diğer bir ifadeyle devletin müdahil olduğu bir ekonomi anlayışı zaman içinde burjuvazinin bizatihi devlet eliyle oluşturulmasına dönüştü ve bu da ekonomik kalkınmanın temeli olarak görülmekteydi. Ancak Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) siyasal anlamda muhafazakâr bir yapıda olsa bile ekonomi politikaları açısından değerlendirildiğinde beklenmeyecek ölçüde liberal olduklarını kabul etmek gerekir. 1983 yılında kurulan ve iktidar olan liberal. dünya ekonomisi içinde merkez-çevre konumunda. Refah Partisi ile “adil düzen” şeklinde cereyan eden “İslami ekonomi” anlayışı kapitalizmi ve sosyalizmi reddederken. İktisadi kalkınma toplumsal sınıfların Batı tipinde oluşumunu gerektirmekteydi. bu çizginin alameti farikası olan “milli ekonomi”. Modernleşme süreci içinde Türkiye ekonomisi başlangıçta devletçi. Özellikle 1950 yılından sonra. Do184 6. tek parti döneminin de sona ermesiyle ekonomide daha liberal. Bir taraftan Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakereleri yaparken. sosyal refah devleti uygulamalarına benzer yaklaşımları benimsemiş olsa da genel hatları itibariyle kapitalist bir karakterdeydi. piyasa ekonomisini merkeze alan ve dünya ekonomisine eklemlenmeye çalışan bir görünüm sergilenmiştir. Bu bağlamda AKP dünya ekonomisi ile eklemlenme çabası içinde kapitalizmin bütün küresel aktörleri ile barışık bir tavır sergilemektedir. daha somut anlamda “ağır sanayi hamlesi”. kuruluşu itibariyle seküler bir yapıda olduğu bir gerçektir.

kapitalist ruhun gelişimini hızlandırmıştır (Weber: 2002. kapitalizmin ruhunu kabaca şu öğretilerle ortaya çıkarmıştır: • Tanrı’ya sadece çalışma ile hizmet edilir. s. kendilerine has bir burjuvazi sınıfı oluşturduklarını gözlemlemek mümkün görünmektedir. ancak bu sermaye içerisindeki bazı grupların büyümesi ile birlikte daha kapsayıcı olan “İslami/İslamcı sermaye” adlandırması tercih edilmeye başlanmıştır (Doğan: 2006. 78). Fransa gibi ülkelerde ve belli bir sekt içinde gelişmiştir?3 İşte Weber bu sorusuna temel bir yanıt vermektedir: Kalvinizm -bir ilahi takdir öğretisi olarak. Hinduizm gibi diğer dinlerde antik doğu ve ortaçağ dönemlerinde kapitalizmin bulunduğunu ancak “modern kapitalizm”e yönelik olarak bir gelişmenin olmadığını söylemektedir. 269). Doğan’a göre 1990’ların ortalarına kadar “Tarikat Sermayesi” ve “Yeşil Sermaye” olarak adlandırılmış. İslami ekonomi anlayışı eski bir kavrayış değildir. 3 Weber Budizm. daha zayıf bir “sahip olma güdüsü”nün varolduğunu belirtir (Weber: 1965. Bir başka tanımlama ise daha popüler olmakla birlikte “Anadolu Kaplanları” şeklindedir. Bu çalışmada ise kapsayıcı olması ve İslami niteliği.Erhan AKARÇAY layısıyla AKP geçmişten bugüne taşıdığı İslami çizgideki ekonomi anlayışını kapitalizmin ruhu ile birleştirebilme başarısını gösterebilmiştir. Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu Weber’in dünya dinleri üzerine yoğunlaşmış araştırmalarının merkezinde yer alan Hıristiyanlık ve bu din içindeki Protestanlık mezhebinin Kalvinist öğretisi üzerinde durmasının tek bir nedeni vardı: Kapitalizm benzer maddi koşullar olmasına karşın neden başka coğrafyalarda değil de Kıta Avrupası içinde Hollanda. İngiltere. yine dünya ekonomisine eklemlenme çabası içinde olmasıdır. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı 185 . • İş asketik [çileci] bir araçtır. 52). İş yaşamın tan2 Söz konusu sermayenin literatürde farklı dönemlere göre farklı adlandırmaları mevcuttur. 37. bu sorunsal tartışılacaktır. Bugün bu süreç devam etmektedir. Genel hatları ile Kalvinizm. Bugünkü siyasal iktidarın en önemli dayanak noktalarından birisi dünya ekonomisinin periferisinde. Ancak Türkiye’de. Bu çalışmada İslami eğilimli sermayenin kapitalizmle olan ilişkisi Weberyen anlamda kapitalist bir ruha sahip mi. s. Asketik Protestanlıktakine benzer bir “kapitalist ruh”un gelişmediğini. İslami sermaye2 başka hiçbir siyasal parti döneminde olmadığı kadar. Ancak AKP iktidarı döneminde (2002-2009) İslami sermaye gruplarının özellikle merkez dışındaki kentlerde yoğun bir biçimde geliştiklerini. • Zamanı boşa harcama bütün günahlar içinde ilk ve ilkece en ağır olanıdır. 6. s. İslami ekonomi anlayışını barındıran sermaye grupları ele alındığından “İslami sermaye” tanımı tercih edilmiştir. Taoizm. yoksa başka bir ruh mu bu sermaye gruplarına egemen. merkezi ekonomi içinde önemli bir role sahiptir.

tanrının. Buna karşılık. kazanç uğraşısının zincirlerini koparıp bunu yalnız yasal hale getirmekle kalmamış. s.Türkiye’de İslam Ahlakı ve Kapitalizm’in Ruhu (Olabilir mi?) rı tarafından yazılmış kendi içinde amacıdır. sermayenin artan oranlarda biriktirilmesine olanak sağlamıştır. • Zengin olmak için. s. 186 6. özel olarak Kalvinizmin temel öğretileri ile kapitalizmin ruhunu Kıta Avrupası’nda canlandırmıştır. • Meslek boyun eğilecek ve insanın kendini geliştirmesine yarayacak bir ilahi takdir değildir. • Meslekte uzmanlaşma. 122-127). kâr için üretim yapılmasını öngörmüş. aynı şekilde yeniden üretim araçlarına yatırılmış. Protestan ahlak. Weber kapitalist ruhu ortaya çıkartan dünyevi asketik Protestanlık’ı şu şekilde özetlemektedir: “… mülk sahibi olmanın verdiği doğal zevke var gücüyle karşı çıkmış. Bu ahlak bütün dünyevi zevklerden mahrumiyeti gerektirmiş. ussal bir meslek uğraşısıdır. bireylere onun şerefi için çalışmak üzere verdiği bir buyruktur. tanrı için çalışmalısınız (Weber: 2002. üretimde niceliksel ve niteliksel artışa yol açar ve olanaklı en fazla sayıda iyi ile aynı olan ortak iyiye hizmet eder. bireysel zevkler için harcama yapılmasını engellemiş ve sermaye birikiminin artışına neden olmuştur. psikolojik olarak geleneksel ahlakın yasaklarından kurtarmış. Bireysel ihtiyaçlardan ve zevklerden tasarruf. Üretimden kazanılan. 133). Bedensel zevklere ve dünyevi mallara olan bağımlılığa karşı savaş… ussal kazanca karşı bir savaşım olmayıp. bedensel zevkler ve günah için değil. • Tanrının istediği kendi başına bir uğraşı değildir. işçinin yeteneğinin gelişmesini olanaklı kıldığından. Protestan ahlak kapitalizmin ruhunu bu anlamda fazlasıyla ortaya koymuştur. böylelikle “sermayenin üretken kullanımı” teşvik edilmiştir. ayrıca (tartışılan anlamda) doğrudan doğruya tanrının isteği olarak görmüştür. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı . özellikle lüks tüketimini sınırlamıştır. mülkün usdışı kullanımına karşı bir savaşımdır” (Weber: 2002. mal kazancını.

benzer tartışmaların yaşandığını söylemek mümkündür. İslamiyet’te mülkiyet sorununa gelince “. topluluğun başkanı tarafından toplanan vergilerden ve bağışlardan bir kısmının yoksullara. 55). 43). dolayısıyla burada kapitalizme ilişkin birebir göndermelerin olmayacağını söylemektedir (Rodinson: 1969. aşırı kazanç şeklini. riba’yı [faiz] yasaklamak. 51). Maxime Rodinson “İslamiyet ve Kapitalizm” adlı kitabında İslamiyet ve kapitalizm arasındaki ilişkiyi tarihsel ve sosyolojik olarak. 51). s. farklı dinlerde toplumların iktisadi faaliyetinin özünü oluşturduğunu söylemek mümkündür. Benzer dönemlerde. Açık bir biçimde Kur’an mülkiyet hakkını tartışmamaktadır (Rodinson: 1969. Tanrı huzurunda [herkesin] eşitliğine indirgemekte ve insan toplumundaki kaçınılmaz haksızlıkların öte dünyada giderileceği üzerinde durmaktadır” (Rodinson: 1969. Dolayısıyla İslamiyet’in egemen olduğu coğrafyalarda da Weberyen anlamda modern kapitalizmin nüvelerini görmek mümkündür. s.. Marksist bir kavramsallaştırma ekseninde değerlendirmektedir. Öncelikle Rodinson’a göre İslamiyet ve kapitalizm arasındaki ilişkinin var olup olmadığını anlayabilmek için ilk elden kaynak olarak değerlendirilen Kur’an’ın bir ekonomi-politik kitabı olmadığı. konuklara. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı 187 .din hukuku bakımından. 6. kölelerin satın alınmasına. Austruy: 1974). sosyal sorunları. s.Erhan AKARÇAY İslamiyet ve Kapitalizm Kapitalizmin ruhu Weber’in çalışmasına göre yalnızca Kıta Avrupası’nda ortaya çıkmış olsa da bugünün kapitalizm koşullarında artık kapitalizmin ruhunun tüm dünyada farklı coğrafyalarda. 45. “Kuran. belki de büyük felaketlere uğrayanların yardımına koşmaya hasretmekten ibarettir” (Rodinson: 1969. Ancak “Kur’an için ekonomik bakımdan adalet. s. Türkiye’de de bu tartışmaların paralelinde. Ancak iki kutuplu dünyanın sona erdiği 1990’ların başına kadar kapitalizm-sosyalizm karşıtlığı içinde gerçekleşen ekonomi-politik tartışmaların arasında İslamiyet ve kapitalizmin ilişkisi de tartışılmıştır (Rodinson: 1969. üretim araçlarının mülkiyetiyle ilgili hiçbir özel kısıtlama yoktur..

ikincisi ümmetin varlığı ve toplumsal baskı aracı oluşu. yüzyıl Müslüman dünyasında beklenmedik ölçüde itibar görmüştür.. Sosyolojik engeller ise vesilecilik. Semavi alemde. Jacques Austruy ise “Kapitalizm. kendisine en azını ayırdıktan sonra) Tanrı uğruna ya da hayır işlemek için sarfetmelidir” şeklindeki düşüncesi Rodinson’a göre sosyalist ve komünist eğilimli sol ve kapitalizm. 36-42). Psikolojik engeller içinde birincisi.. (Weber: 1965. Bu çalışma ekseninde İslamiyet’in kapitalizmle ilişkisi bakımından değerlendirildiğinde Austruy’a göre psikolojik. s. s. sosyalizm. s. Ebu Daar’ın “herkes servetinin ya da gelirlerinin hepsini (geçinmek için. kaybetmek istediğini terk eder” şeklindedir. kazanç peşinde koşmayı ve sonuç olarak pazar için üretimi hem Kuran hem de gelenek makul karşılamaktadır. Vesilecilikte egemen olan anlayış “Allah kurtarmak istediğine yardım eder. Marksizm ve İslam” adlı kitabında İslamiyet’in zihniyet olarak kapitalizmle ve Marksizmle uyuşamayacağını anlatmaktadır. sosyolojik ve müessesevi [kurumsal] engeller olduğu için kapitalizm-İslamiyet örtüşmez.” (Rodinson: 1969. bütün dünya nimetlerinin çok bol bir şekilde iman sahiplerine dağıtılacağı hususunda Kur’an’ın teminatı vardır” (Austruy: 1974. kadere teslimiyeti artırır. Çünkü “Müslüman iyi olduğu kadar kötü olan.Türkiye’de İslam Ahlakı ve Kapitalizm’in Ruhu (Olabilir mi?) Ortaçağ Müslüman dünyasında önemli bir figür ve peygamberin yoldaşlarından olan Ebu Daar-ül Gifari’nin servetin zekat yoluyla yeniden dağıtımı için öngördüğü düşünceleri 20. kutsallığın aile içinde el değiştirmesi anlamında varlığı nedeniyle kapitalist gelişme olamaz. Allah’ın varlığı ancak ulaşılamazlığı ve ona itaat etme zorunluluğu. Deruni savaş yokluğu ise bu dünyada mücadele etmemeye neden olur. 56-57). 264) 188 6. 46). oyunların yasaklanışı4. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı . sonuncusu ise mirasın verasetin. ama kötülüğün ağır bastığı bu dünyada yalnızca semavi hayatın geleceği günü bekler. Austruy’un bu tespiti aslında Weber’in Protestan ahlakında ortaya koyduğu bu dünya ve öte dünya arasındaki birlikteliğin zıddı olması açısından önemlidir. Oyunların yasaklanışı. “Ekonomik faaliyeti. deruni [içten] savaş yoksunluğu olarak gösterilmiştir. komünizm gibi modern sistemlerin getirdikleri çözüm yolunu aşan bir çözüm yolu getirdiğini göstermek amacıyla sağcı Müslümanlar tarafından da kullanılmıştır (Rodinson: 1969. Kapitalist ruhun İslam dünyasında canlanamamasının nedenlerinden birisi olarak İslamiyet’teki fani dünya ve asıl dünya arasındaki net 4 Weber de talih oyunların olmayışının İslam’da spekülatif iş girişimlerinin olmamasının bir nedeni olarak görmektedir. s.

sosyal bilimcilerin İslamiyet’i ve İslam inancına sahip toplumları tam anlamıyla tanımadan. Ancak yine de bu ülkeler arasında bu anlamda siyasi. Ancak özellikle belirtilmelidir ki İslami ekonomi anlayışının yerleştirilmeye çalışıldığı ülkeler arasında farklılıklar bulunmaktadır. Libya İslam devletidirler bu nedenle ekonomilerini ve toplumlarını İslamcı bir yapı üzerine inşa etmişlerdir. ister “dinler savaşı” İslami ekonomi anlayışının. s. ekonomik yapıları arasında belirgin farklılıklar olduğunu söylemek gereklidir (Adaş: 2006. 42-48). kapitalist ekonomiye karşı yeniden canlandığı bir dönemde olduğumuzu söyleyebiliriz. İslami Ekonomi İslami ekonomi anlayışı uzun zamandan beri üzerinde durulan bir kavramdır. mensuplarını rekabete ve işsizliğe karşı koruyan mesleki teşekküllerin olmasını. Kuveyt. tamamen “Batılı doktrinler”in penceresinden İslamiyet’i değerlendirdiklerini iddia etmektedir. Austruy’un son olarak faizin yasak olmasını.”(Kuran: 2002. Ancak özellikle son dönemde. s. “. 119). Bu ortamda İslami ekonomi açıklamaları önem kazanmaktadır. Malezya -seküler-. 8). Muhammed’in ve yakın çevresinin söz ve davranışlarından oluşan Sünnet’e dayanıyor. Tüm bunların aksine Karakoç Batılı düşünürlerin. 14). Örneğin İran. s. zekat gibi müesseselerin kollektivist karakterde olmasını ve son olarak üretimden ve satıştan mahrum bırakılan gıda yasaklarının olmasını kapitalizmin oluşmasındaki kurumsal engeller olarak değerlendirmiştir (Austruy: 1974.. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı 189 . 138).... bir bölümü de Kur’an’a ve Hz. İslam ekonomisinin alternatif bir iktisadi çözüm olabileceği ve bunun dayanaklarının İslam dininin birincil kaynaklarında bulunabileceği düşüncesi halen geçerliliğini korumaktadır.Erhan AKARÇAY ayrım gösterilebilir. 11 Eylül saldırıları sonrasında farklı nitelendirmelerle ifade edilen yeni toplumsal koşullarda kavramsallaştırma her ne olursa olsun. Pakistan. Suudi Arabistan.İslam ekonomisi yazınında savunulan kuralların bir bölümü ekonomi mantığına. ister “medeniyetler çatışması”. İslami ekonomi “İslam’ın ‘öğretilerine’ uygun. s. Weberyen an6. s. Oysa “İslam batı medeniyetinden ayrı bir medeniyet olarak ele alınmadıkça gerçeğine varılamayacak bir realitedir” (Karakoç: 1967. ‘adil’ ve ‘insancıl’ bir ekonomik sistem olarak” tanımlanmaktadır (Çınar: 2005. vakıf.

çabuk ve kolay kazançlarını çekiciliğinden uzak durmayı başaran ve böylece de toplumun çıkarlarını kollayan. savurganlıktan ve gösterişten kaçınılmasını emreder. toplumsal bakımdan sorumlu. Müslüman toplumun baskın olduğu farklı toplumlarda İslam ekonomisinin de değişik biçimlerde işlediğini söylemek gereklidir. endüstriyel ilişkiler. “zekat toplama” gibi faaliyet alanından çok daha fazlasını içermektedir. Kuran’a göre uluslararası İslami iktisat yazınının çalışma alanları içinde liberal ekonomi yazını içinde yer alan tüketici davranışı. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı . uluslararası ticaret ve ekonomik kalkınma gibi bazı temel alanlar olsa da temel referans kaynaklarını İslam’ın temel kaynaklarında görmektedirler. Homo economicus’a alternatif olarak homo İslamicus “adil. Timur Kuran İslam ekonomisinin savunucularının farklı gerekçeleri olduğunu şu şekilde sınıflandırmaktadır: Birinci gruba göre “İslam ekonomisinin değeri özellikle İslami karakterinde yatmakta”. s. israftan. İslam ekonomisi “İslam iktisat sistemi” olarak kavramsallaştırılmalıdır (Karakoç: 1967. politika için bir araçtır. Karakoç çoğu kez komünizmin. müsrif olmayan bir ideal” olarak resmedilir (Çınar: 2005. 80). 190 6. diğer bir grup içinse İslami ekonomi anlayışı. piyasa yapısı. ikinci gruba göre İslam’ın içerdiği ekonomi önemlidir. cömertliği teşvik eder ve bireyleri çok çalışmaya. zararlı sonuçlar doğuracak etkinliklere karşı çıkar. 140). 11). fiyat belirlerken adil davranmaya ve başkalarının hakkını yememeye çağırır” (Kuran: 2002.Türkiye’de İslam Ahlakı ve Kapitalizm’in Ruhu (Olabilir mi?) lamda kapitalizmin ortaya çıkışı için “ruh”u dışındaki gerekli diğer koşulların farklı coğrafyalarda bulunabildiği tespitini yinelersek. İşte bu ahlaki denetim mekanizması İslam ekonomisini kapitalizm ve sosyalizmden ayırt eden özelliklerdir. hayırsever. İslam ekonomisi bu anlamda dar bir çerçevedeki “faizsiz bankacılık”. ikincisi zekatın olması. sosyalizmin ve ka5 Homo İslamicus tanımlaması MÜSİAD tarafından yayınlanan bir dizi araştırma raporlarından olan “İş Hayatında İslam İnsanı – Homo İslamicus” (1994) başlığı ile yayınlanan raporda kullanılmıştır. İslam ekonomisi bu anlamda “orijinal”dir. s. Karakoç’a göre İslam ekonomisi ne kapitalist ne de sosyalist bir sisteme yakındır. Aslında Kuran bu normların amacının “bencil ve açgözlü homo economicus’u bir erdem abidesi olan homo İslamicus’a5 dönüştürmek” olduğunu iddia eder. Kuran’a göre (Kuran: 2002) İslam ekonomisinin ayırt edici özellikleri şu şekilde sıralanabilir: Birincisi faiz yasağının olması. s. merkezi planlama. son grupta ise “kötü Müslüman olarak damgalanma korkusuyla İslam ekonomisine destek veren” kişileri barındırmaktadır (Kuran: 2002. s. üçüncüsü ise İslami normların varolması ki bunlar “iyiyi emredip. 23). kötüyü yasaklar”.

Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı 191 . emeksiz kazanca bir sınır çekiyor. hayr kavramı. Ancak Rodinson’un kavramsallaştırmasında kapitalistik özellikler sergileyen İslam toplumları. Aslında İslamiyet’te Weberyen anlamda kapitalist ruh bulunmasa da kapitalizmin ilk evrelerine ilişkin birtakım nüvelerin bulunduğu bir gerçektir. Bu çerçevede izlenen politikalar Batı ekonomileri ile bütünleşme çabalarını içermektedir. kapitalizmde beliren sınıflararası uçurumun oluşumuna engel oluyor. kapitalizme özgü bazı niteliklere sahip olmuş olsa da bu nitelikler tarihsel olarak Kıta Avrupası’ndakine benzer bir biçimde gelişmemiştir.Erhan AKARÇAY pitalizmin olumsuz yanlarına dikkati çekerek karşılaştırdığı İslam ekonomisini şu şekilde özetliyor: “…mülkiyetin ve teşebbüsün ve ölçülü rekabetin tanınması. İslami sermayeye en azından 1950’lere kadar gizlenmek zorunda bıraktığını ileri sürmekte ve tarihsel gelişim sürecini şu şekilde özetlemektedir: “1960’lar boyunca yavaş yavaş orta ölçekli alanlarda boy gösterdi. İslami ekonomi anlayışı bu anlamda Türk ekonomisinin karakterini belirleyen bir unsur olmamıştır. istihsali [üretim] toplumun ve bütün insanlığın yararına destekliyor” (Karakoç: 1967. acenta6. öte yandan faiz yasağı. s. kâr faktörü ekonomik şevki yaşatıyor. cihat şuuru. israf yasağı istihlâke [tüketim] bir dizgin vururken. kültürel ve toplumsal alanlarda gerçekleştirilen reformlar gibi seküler bir nitelikte olmuştur. 1970’lerin ortasına kadar milli burjuvazi denilebilecek kadar büyüdü. 26-27). Türkiye’de İslam ve Kapitalizm Türkiye’de cumhuriyet sonrası ekonomi anlayışı tıpkı siyasal. Faik Bulut’a göre Kemalist reformlar İslamcılara büyük ekonomik ve siyasal darbe indirerek. Bazı finansa sektörlerine ve küçük çaplı ithalat-ihracat işlerine (temsilcilik. başlıbaşına sosyal bir regülatör olarak. devletin kişi hayatına yıkıcı bir baskıyla karışmasını önlüyor. zekat.

ihracat. s. Bunu. İslami bankacılık veya özel faizsiz finans kurumlarıyla perçinledi. Zaman zama iflas eden şirket ve firmaları da tarikat şeyhi’nin fetvalarıyla diriltti. Çünkü Müslümanlık iki kanatlıdır. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı . maden. İslamcı girişimcilerin ortaya çıkmaya başladığını söylemek mümkündür. benzer dönemlerde Erbakan’ın da vurgusu neredeyse aynı noktalara olmuştur. Müslümanlığın iktisadi sistemi maddiyata hürmetkardır. hem de ‘Masonluk ve Yahudilik’ karşıtı söylemleriyle Türkiye’deki güçlü rakipleri ile (sözgelimi gayri müslim olan Alarko Holding gibi) siyasal/ekonomik bir rekabete girdi” (Bulut: 1999. daima maddiyatla maneviyatı birbirine paralel yürütmüştür. mülkü vardır ve herkesin malı mülkü kendisine aittir. İktidarın solcularla hesaplaştığı 80’li yıllar boyunca fırsattan istifade büyüyen İslami sermaye. hem de bununla beraber her zaman her yerde hiç ayrılmayacak şekilde bir de maneviyat vardır. Bu iktisadi sistem ne Doğudaki sistemdir. komisyonculuk) el attı. Karakoç’un İslam ekonomisi açıklamasına paralel bir düşüncede. diğer tarafta İslami ekonomi anlayışının ilk örnekleri görülmeye başlanmıştır. Bundan dolayı Müslümanlıkta hem maddiyat vardır. büyük hamleler yaparak kendine hem ‘yerli’ bir görünüm verdi. İslamcı girişimciler merkezde değilse de çevrede ortaya çıkmaya başlamıştır.Türkiye’de İslam Ahlakı ve Kapitalizm’in Ruhu (Olabilir mi?) lar. Kayseri. ne de Batıdaki sistem. 1980’lerin ortalarından itibaren metal. Konya gibi kentlerde İslami ekonomi temelli. inşaat sektörlerine doğru dev bir hamle yaptı. Bu durumun istisnai olduğu bir dönem ise siyasal İslam’ın ortaya çıktığı ilk dönem olan 1960’lı yılların sonlarıdır. Necmettin Erbakan önderliğinde 1967 yılında kurulan Milli Nizam Partisi siyasal İslamın somut göstergesidir. 263-264). ithalat. “…Müslümanlığın kendine has mütekamil bir iktisadi sistemi mevcuttur. 1980’lerden itibaren Türkiye bir yandan dünya ekonomisine daha fazla eklemlenme hamleleri atarken. Herkesin malı. masumdur… Müslümanlık aynı zamanda kâra ve kazanmaya da büyük yer 192 6. Bu anlamda Erbakan “milli görüş” çizgisinde İslami ekonominin ana hatlarını ortaya koymaya çalışmıştır.

115). Durmadan çalışmak.Erhan AKARÇAY vermiştir… Müslüman behemahal çalışmak. kazanmak. Bu anlamda kapitalist birikim süreci benzemektedir. Batıdaki insanın böyle bir prensibi yoktur… Bu bakımdan İslam sistemi Batı rejiminin mahzurlu taraflarını ortadan kaldırıp. bir istihsal yapmak ve iktisadi bakımdan faydalı bir unsur olmakla görevlidir. kâr etmek Weber’in Protestan ahlakında tespit ettiği özelliklerin adeta bir tekrarı gibidir. s. 115). Aradaki büyük fark şuradadır: … Müslüman israf yapamaz… kazandığını mutlaka hayırlı bir sahaya harcamakla görevlidir. Sarıbay: 1985). üyelerini bir araya getirmekte kullanmıştır ve gücünü dinden yani siyasal 6. 50) tarafından Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’ni (MÜSİAD) kurmuşlardır. ticaretten finansa bütün sektörlerde iş yapmaya başlamıştır (Adaş: 2006. kapitalizmin erişemediği ulvi gayeye kendi ölçüleriyle manevi kuvvetlerden faydalanarak ihdas [ortaya çıkarmak] imkanını bulmuş bir sistemdir” (Erbakan’dan akt. s. birikimlerin yeniden yatırıma yönlendirilmesi öngörülür. s. Adaş’a göre İslamcı girişimcilerin büyük çoğunluğu. 1980 sonrası dönemde taşeronluk ilişkileri sayesinde büyük sermayenin güdümüne ve sömürüsüne açık olan ama öte yandan da devlet korumasından mahrum bırakılmış küçük ve orta boy girişimciler (Gülalp: 2003. hizmet sektörüne. Bu girişimcilerin neredeyse tamamı modern ekonominin yer aldığı sanayiden. Erbakan İslamiyet’in kapitalizmden farklarını ortaya koymaya çalışırken aslında bizatihi kapitalizmin ruhunu tarif ettiği görülmektedir. Kapitalizmin Kalvinist öğretisinde de harcamak önerilmez. Erbakan da kazanılanın hayırlı bir sahaya yeniden yatırılmasını salık vermesi aslında bugünkü anlayışta işsizlik gibi büyük bir sorun karşısında yeniden yapılan yatırımın ihtiyaç sahiplerine iş olanağı sağlayarak bir “hayır” işine dönüştürülmesi de mümkündür. Bu bakımdan müslümanlık adeta Batı tarzına benziyor gibi geliyor… Ama Müslümanlık sistemi Batının kapitalizmi sisteminin tam kendisi değildir. Türkiye 1980’lerde dramatik siyasal. kültürel ve ekonomik dönüşümlerden geçerken ve küresel dünya ekonomisine entegre olma çabası içindeyken iş hayatına başlamışlardır (Adaş: 2006. MÜSİAD siyasal İslamı. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı 193 .

Türkiye’nin bu ekonomi politikalarından bağımsız hareket edememesi ve tercihini dünya ekonomisinin bu değişen yapısı ile ortak ama eşit olmayan bir biçimde birleştirme kararı Türkiye’deki kapitalizmin yapısının ve mantığının da değişmesine neden olmuştur. 1980 askeri müdahalesinin Türkiye’de salt siyasal. s. 126). 194 6. s. KOBİ kökenli ve daha çok yurtdışındaki Muhafazakâr kesimlerin katkılarıyla beslenen İslami sermayenin ciddi bir büyüme dönemine girmesine olanak” vermiştir (Taşkın: 2006. 1980’li yıllarda Özal’ın “ihracat yönelimli gelişme stratejisi” karşısında Erbakan’ın “‘Millici’ orta sınıf İslamcılığı” kaybolmuştur. Nişancı: 2006. Tanrı bu anlamda kapitalist pazarın ihtiyaçları için yeniden dönülen bir kaynak olarak belirmiştir. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı . s. MÜSİAD çevresinde büyüyen İslami girişimcilerin en önemli özellikleri devletin desteğiyle büyüyen büyük sermaye gruplarının aksine devletin koruyucu şemsiyesinden bağımsız gelişmeleri. MÜSİAD günümüzde serbest piyasa ekonomisinin. Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) aksine Kayseri. neo-liberal ekonomi politikalarının başat savunucusu haline gelmiştir. Yavuz’a göre MÜSİAD Anadolu burjuvazisinin din ve ekonomi arasındaki yakınlaşmaya yardımcı olması ve Özal’ın ekonomik liberalleşme politikasının bir sonucu olarak İslami bir “Protestan etik” inşa etmiştir (Yavuz: 2005. 187-189). 131). Bu girişimcilere bugün genel olarak “Anadolu Kaplanları” denmektedir (Buğra’dan akt. 20-21). s. İslami sermaye odaklı girişimcilerin ortak özelliği devlete bağımlı olmadan “sermaye birikim modeli” geliştirmeleridir. kültürel ve toplumsal sonuçları olmamıştır. 133). Özal’ın bu stratejisi aslında “‘Anadolu Kaplanları’ olarak anılan. Konya ve Denizli gibi son 10 yılda daha büyük bir hızla gelişen coğrafyalarda örgütlenmiş olması ve “derneğin çatısı altında toplanan sermayedarların 90’lı yılların ikinci yarısında Türkiye’de patlak veren laik/anti-laik geriliminin bir parçasına dönmesidir” (Nişancı: 2006. MÜSİAD benzeri kuruluşların ve girişimci üyelerinin. s. 1980 sonrası neo-liberal ekonomi politikalarının tüm dünyada yaygınlık kazanması.Türkiye’de İslam Ahlakı ve Kapitalizm’in Ruhu (Olabilir mi?) İslam’dan almaktadır (Buğra: 2002. Sonuç Türkiye’de 1980 sonrasındaki siyasal alanda ve ekonomi politikalarında yaşanan dönüşüm bugün muhafazakâr bir partinin iktidar olması ile yeni bir düzlemde tartışmaların devam etmesine neden olmaktadır.

MÜSİAD’ın 1990’larda Refah Partisi ile varolan organik bağı. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı 195 . faizsiz finansal kuruluşların finansmanı ile gerçekleştirmeye başlamışlardır. Muhafazakârlık ideolojisi. Örgütlenme açısından da MÜSİAD örneğinde görüldüğü gibi tüm Anadolu coğrafyası sathında -hatta cemaat bağlantıları ile tüm dünya ölçeğinde. Fransız Devrimi’ne gidilen süreçte toplumsal. Fransız Devrimi’ne karşı tepkiselliğinin yanında. Bu yüzden de liberalizmle paralel özellikler gösteren kapitalizme karşı da en azından 19. hiç şüphesiz sermaye gruplarının farklılaşmasını. “yeşil sermaye” olarak nitelendirilmeleri de o denli olumsuz bir anlama sahiptir (Nişancı: 2006.büyük. Nişancı’nın da (Nişancı: 2006) belirttiği gibi devletten umduğunu bulamayan İslami sermaye gruplarının kendi finansmanlarını İslami ekonomi anlayışına uygun bir şekilde “kar payı ortaklıkları” şeklinde. Bu dönüşün en önemli nedeni 28 Şubat sürecinde MÜSİAD üyesi işletmelerin “yeşil sermaye” adı altında ötekileştirilmesidir. Nişancı’ya göre “Anadolu Kaplanları” nitelemesi İslamcı girişimciler için ne kadar olumlu bir anlama sahipse. s. MÜSİAD gerçekleştirdiği ulusal fuarlarla.Erhan AKARÇAY Ekonomi alanında 24 Ocak kararları ile kesin bir şekilde benimsenen “serbest piyasa ekonomisi” o güne kadar izlenen sermaye birikim modellerinin de terk edilmesi anlamına gelmekteydi. Ekonomi alanındaki dönüşüm. 136) Bu süreç sonunda zaten AKP’nin “milli görüş” geleneğinden kopması ve “yenilikçi” hareket içinde muhafazakâr demokrat söylem geliştirmesi. 2000’lerde AKP ile gerçekleştirilmiştir. 28 Şubat süreci sonrasında ise tüm dünya pazarları için girişimlerde bulunmaya başlamıştır. küçük işletme ayrımı yapmaksızın. Avrupa Birliği’nden yana olması. önemli bir pratik kazanmıştır. Muhafazakârlar “…yalnızca fabrika sistemine değil. katıldığı uluslararası fuarlarla birlikte öncelikle müslüman ülkelerde ihracatın yaygınlaştırılmasını sağlamış. ki çoğunlukla KOBİ’lerden oluşan üye yapısıyla. kültürel ve ekonomik yapıyı derinden etkileyen Sanayi Devrimi’nin ve dolayısıyla kapitalizmin etkin bir role sahip olduğunun farkındadır. 19. liberal ekonomi politikalarını benimsemesi MÜSİAD’ın da çizgisini yeniden gözden geçirmesine neden olmuştur. yüzyılın başında Batı toplumunun fazlasıyla dönüştürdüğü görülebilen yeni ekonomik düzenin –toplumsal 6. yüzyılda mesafelidir.

İslami bankaların faaliyet göstermesi ve uluslararası İslami finans çevreleriyle etkileşim içinde olmaları. toplumsal. ahlaki ve kültürel anlamda da “yozlaştırıcı” bir etkiye sahiptir. Türkiye’nin kendi içsel dinamikleri. siyasal yelpazede. böleceği ve parçalayacağı düşünülüyordu” (Nisbet: 2002. İslami değerlerin izin verdiği sınırlılıklar içinde girişimci faaliyetlerini artırdıkları gözlenebilmektedir. tahrip edici değil. İslamiyet’e uygun ekonomi politikalarını katı bir şekilde izleyen diğer müslüman ülkelerden farklı olarak seküler bir ekonomi anlayışına sahip olmuştur. cemaat yapıları içinde Weberyen anlamda püriten bir ahlaka sahip olmasa da. Her ikisinin de geleneksel toplumu bozacağı. Ancak son zamanlarda İslami muhafazakâr çevrelerin. yeni endüstriciliğe ve mali kapitalizme karşı büyük bir nefreti içermektedir... faizden kazanılan haksız kazanç gibi İslami değerlerle de bu anlamda çatışan kapitalizm sorunludur.Türkiye’de İslam Ahlakı ve Kapitalizm’in Ruhu (Olabilir mi?) düzendeki eski statü ve otorite esaslarının yerine giderek para. 102). özellikle Asya’da İslam iktisadının başarılı uygulamaları (Adaş: 2006. Bu süreçte muhafazakâr ve İslami çevrelerde. s. Türkiye’de de muhafazakârların kapitalizmle olan ilişkileri ekseninde düşünüldüğünde İslami muhafazakârların kapitalizme karşı daha radikal bir tutum içinde olduklarını söylemek mümkündür. muhafazakârlar için kapitalizm halk demokrasisinin ekonomik yüzünden başka bir şey değildi. Türkiye tam anlamıyla İslami tarzda bir ekonomi anlayışını hiçbir dönemde benimsememiştir. göreli olarak daha seküler bir dünya görüşüne sahip büyük sermaye gruplarının desteğini almıştır. Para hırsı.diğer dışavurumlarına da olumsuz bakmaları belki kaçınılmazdı. kredi. s. muhafazakâr siyasal bir partinin iktidara taşınması -ki bu süreçte AKP liberal-sol elitlerin. muhafazakârlık ekonomik modernliğe.liberal ekonomi politikalarını desteklemesi ve çevreyi hem toplumsal. yalnızca ekonomik değerleri değiştirici.. hisse senedi ve genellikle parasal konumun geçmesi gibi. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı . 123) bu yönde girişimlerin tetikleyicisi olmuştur.. İslamcı entellektüellerin İslamiyet ve kapitalizm ilişkisini tartışmaları. Türkiye’nin modernleş196 6. hem de kapitalist örgütlenme ağı içinde ekonomik anlamda desteklemesi de etkili olmuştur. Çünkü kapitalizm bu anlamda Batının iktisadi bir yaptırımı olarak.

her ne kadar birçok yolsuzluk olduğu tespit edilen dernek. zekat şeklinde zenginliğin paylaşımı. İslami duyarlılıkları olan ancak kapitalistleştikçe bu duyarlılıkları törpülenen. muhazakâr değerlerden kaynaklanan İslami aidiyet ve kimlik çelişkilerinin de gündeme gelmesi söz konusu olabilir. günümüz kapitalist değerlere kendini adapte edebilme gücü ki. Zaten yaygın bir şekilde paylaşılan sermayenin renginin olmayacağı. Bu bağlamda sınıfsal çelişkilerin özünde kapitalist çelişkilerin yanı sıra. zenginleştikçe. Sonuç itibariyle Türkiye’de Protestanlık’takine benzer bir kapitalist ruh bulunmaktadır. Her ne kadar İslami duyarlılıkları olan. Sınıfsal açıdansa yeni bir burjuvazi tipolojisinin ortaya çıktığını gözlemlemek mümkündür.Erhan AKARÇAY meci tavrı. İslami değerlerle kapitalist değerleri uzlaştırma çabaları olarak değerlendirilmelidir. çevrede gelişen ancak merkeze taşınma hamlesi olan bir İslami burjuvazinin varlığı bu çerçevede gözden kaçmamalıdır. Nasıl nitelenirse nitelensin. İslami değerlere daha fazla anlam atfeden bir karakterdedir. Bugün devletin destekleri ile gelişen seküler kapitalist burjuvazinin alternatifinde gelişmekte olan Anadolu sermayesi de göreli olarak muhafazakâr. 6. dünyevileşme eğilimine girecektir. milli bir kapitalist anlayışın. en başından beri Batı ile entegre olma yönündedir ve bu anlamda kapitalizmle ilişkisi uyumlu olagelmiştir. Öte yandan İslami burjuvazinin karşısında yoksulluğu derinleşen muhafazakâr. tüketim kalıpları değişen. İslami değerlere bağlılığı olan bir ruh olsa da. İslami değerlerine hala son derece bağlı halk kesimleri ile sözü edilen İslami burjuvazi arasında bir kopuş gerçekleşmesi de imkan dahilindedir. kapitalistleşme ile sekülerleşmenin doğru orantılı olarak gelişebileceği bir ortam bulunmaktadır. Ancak rasyonel bir eylem olarak kapitalist girişimcilik Anadolu sermayesinde de gelişmektedir. vakıf faaliyetleri gibi örnek verilebilecek uygulamalar bulunsa da. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı 197 . ister “Anadolu kaplanları”. ister “yeşil sermaye”. toplumun muhafazakâr kesimi kapitalist ilişkiler ağı içinde yer aldıkça. günümüz küresel ekonomik yapısı içinde mümkün olamayacağı görüşü yaşanan tüm kaygıları geçersiz kılmaktadır. ister “İslamcı sermaye”. İslamcı sermayenin kendini sekülerleştirme çabaları.

1999 Buğra. Tom Bottomore ve Robert Nisbet. Mülkiye Dergisi. Sayı 106. İstanbul: Su Yayınları. İstanbul: Gün Yayınları. İstanbul: İletişim. 2. 2002 Nisbet. İstanbul: Metis. A. No. 2002 Nişancı. 2006. 38. Sosyolojik Çözümlemenin Tarihi içinde. 113-137 Austruy. Middle Eastern Studies. Marksizm ve İslam. April. Toplum ve Bilim Dergisi. 1985 198 6. Jacques Kapitalizm. Sayı: 252. 187204 Çınar. Ankara: Dipnot. Vol. s.2. 10. 2003 Karakoç. and Religion: Harmony and Conflict among the Constituency of Political Islam in Turkey”. Menderes “İslami Ekonomi ve Refah’ın Adil Ekonomik Düzeni”. Haldun Kimlikler Siyaseti. 2002. İstanbul: Alan Yayıncılık. Timur İslam’ın Ekonomik Yüzleri. 2005 Doğan. Ekber “Siyasal Yansımalarıyla İslamcı Sermayenin Gelişme Dinamikleri ve 28 Şubat Süreci”. Baskı. 1967 Kuran. Siyasal Bir Sorun Olarak İslamcılık içinde. 1974 Bulut. Faik İslam Ekonomisinin Eleştirisi. Güz. Ankara: Ayraç Yayınevi. Der. Robert “Muhafazakârlık”. Ali Yaşar Türkiye’de Modernleşme Din ve Parti Politikası “MSP Örnek Olayı”.2. Cilt: XXX. 1969 Sarıbay. Vol. 47-68 Gülalp. Emin Baki “The Making of Entrepreneurial Islam and the Islamic Spirit of Capitalism”. Sezai İslam Toplumun Ekonomik Strüktürü. 2006 Rodinson. Maxime İslamiyet ve Kapitalizm. Capital. Ensar “1980 Sonrası Dönüşümde Devlet-Sermayedar İlişkilerinin Rolü Üzerine”. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı . Ankara: Hülbe Yayınları.Türkiye’de İslam Ahlakı ve Kapitalizm’in Ruhu (Olabilir mi?) KAYNAKÇA Adaş. pp. 2006. İstanbul: Ötüken Yayınları. April. No. Ayşe “Labour. Journal For Cultural Research. pp.

Ankara: Ayraç Yayınevi. Yüksel “Türkiye’de Sınıfsal Yeniden Yapılanma. Birikim Dergisi: 204. London: Methuen.Erhan AKARÇAY Taşkın. AKP ve Muhafazakâr Popülizm”. 1965 Weber. Nisan 2006 Weber. 2002 Yavuz. Hakan Modernleşen Müslümanlar. Max The Sociology of Religion. 2005 6. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiri Kitabı 199 . İstanbul: Kitap Yayınevi. Max Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu.