You are on page 1of 289

DOKUZ EYLL NVERSTES

LAHYAT FAKLTES
LAHYAT LSANS TAMAMLAMA
UZAKTAN ETM YAYINLARI

DOKUZ EYLL NVERSTES UZAKTAN


ETM YAYINLARI
YAYIN NO:
YAYIN NO: 4
LTAM PROGRAMI

SLAM BLMLERNDE
YNTEM

YAZARLAR

Prof. Dr. mer DUMLU


Prof. Dr. Nevzat AIK
Prof. Dr. Hanifi ZCAN
Prof. Dr. Osman KARADENZ
Prof. Dr. Ahmet GNER
Prof. Dr. Mustafa YILDIRIM

Prof. Dr. Osman BLEN


Prof. Dr. Himmet KONUR
Prof. Dr. Mustafa ZEL
Do. Dr. Muammer ERBA
Yard. Do. Dr. sa KUYUCU

EDTR
Prof. Dr. mer DUMLU

lahiyat-Deuzem
ZMR 2012

DOKUZ EYLL NVERSTES


lahiyat Lisans Tamamlama Uzaktan Eitim Program

Bu kitabn basm, yaym, datm ve sat haklar Dokuz Eyll niversitesine aittir. Dokuz
Eyll niversitesinden yazl izin almadan kitabn tamam veya bir blm mekanik, elektronik,
fotokopi, manyetik kayt veya baka ekillerde oaltlamaz, baslamaz ve datlamaz. Ancak
kaynak olarak kullanlabilir.

Kitaptaki grlerin yasal ve bilimsel sorumluluu nite yazarlarna aittir.

Akademik Koordinasyon
Koordinatr

: Prof. Dr. mer DUMLU,

Koordinatr Yardmclar

: Prof. Dr. Rza SAVA - Do. Dr. Muammer Erba

Teknik Koordinatr

: Prof. Dr. Vahap TECM

Dizgi: mer DUMLU-Seyfullah EFE

BALARKEN
Dokuz Eyll niversitesi lahiyat Fakltesi ve Uzaktan Eitim Merkezi (DEUZEM)
2011-2012 eitim-retim ylnda ilk defa uzaktan lahiyat Tamamlama Program
(LTAM)n yrtmeye balam ve 2012-2013 ylnda byk bir coku ile bu
program yrtmeye devam edecektir.
Bu programn iki temel sa aya vardr. Bunlardan birisi uzaktan eitimin yaplmasn
hazrlayacak ve internet zerinden yrtecek olan Dokuz Eyll niversitesi Uzaktan
Eitim Merkezi (DEUZEM) dieri de bu programn ders ynn yrtecek ve bata
ders kitaplar olmak zere eitim ve retimle ilgili materyalleri yerine getirecek olan
lahiyat Fakltesidir. Bu manada Fakltemiz retim elemanlar tarafndan drt
yarylda (3 ve 4. snflar) okutulacak ders kitaplarn hazrlamak ve kayt yaptran
rencilerimize vermek zere hummal bir alma ierisindedir. Bunun iin 3. Snf
birinci yaryl (5. Yaryl) ile ilgili ders kitaplar ok ksa bir zaman dilimi ierisinde
hazrlanm ve ikinci basklar dzeltilmi ekli ile siz deerli rencilerimizin
istifadesine sunulmutur.
Unutmamak gerekir ki eitimin temel materyali ders kitaplardr ve bunun tartmaya
ak bir yn de yoktur. Denebilir ki uzaktan eitimde kitaplar sanal ortamda
ayarlanabilirdi. lk etapta bakldnda bu fikrin doru olduu akla gelebilir. Eitimin
olmazsa olmaz ders kitabdr ve bunun da rencinin elinin altnda bulunmasdr.
Bunun iin biz Faklte olarak ders kitaplarnn rencilerimizin ellerini altnda
olmasna byk zen gsteriyoruz. Kolaylk salamak iin web sitemizde bu ders
kitaplar PDF formatnda rencilerimizin istifadelerine sunulacaktr.
Sevgili renciler, kitaplarnz okumaya balamadan nce iyice incelemenizi istiyoruz.
Zira bu kitaplarda sizlere yardmc olacak ve almalarnzda sizlere yol gsterecek
hususlar dikkatlice okumanz istiyoruz.
Bu kitaplarn her bir nitesi ilgili uzman retim elemanlar tarafndan hazrlanmtr.
Bu retim elemanlar yllarn birikimini sizlerin istifadesine sunmulardr. Burada bu
programn bandan beri bizlere yardmc olan niversitemizin Sayn Rektr Prof. Dr.
Mehmet Fzn Bey bata olmak zere, Rektr yardmclarmza, teknik adan
program stlenen Sayn Prof. Dr. Vahap Tecim Beyee ve ekibine, ayrca ksa sre
ierisinde bu kitaplarn basmn salayan ve zveri ile alan bata Uur bey olmak
zere niversitemiz matbaa alanlarna ve yine zveri ile katk salayan Fakltemizin
btn retim elemanlarna teekkr etmek istiyorum.
Kitaplarda baz balklar greceksiniz. Bunlar yllarca bu konularda yazlan kitaplardan
da yararlanlarak hazrlanmtr. niteleri okurken takldnz hususlar e-mail yolu ile
hocalarnza sorabilirsiniz. Hatta internetten canl yaymlanacak dersler arasnda da
yazl veya bire bir szl sorularnz da olabilir. Bunlar mutlaka sorunuz.
Kitaplarnzda dikkatinizi ekecek baz balklar greceksiniz. Bu balklarla hedeflenen
konular ksa ksa yle aklamak mmkndr:

AMALAR:

Her eyden nce unu belirlemek gerek. Amasz hibir yere varlamaz. Her eyin bir
hedefi ve amac olmas gerekir. Bu kitaplarda her nitenin bazen ksa bazen de birka
satrla amalar belirtilmeye allmtr. Aslnda nitelerde belirtilen amalar
dikkatlice okunduunda her birinin o nite ve dersle ilgili bilgilerinizi ve bu alanda nasl
bir tutum ierisinde olmanz sizlere verecektir.

NDEKLER

Her nitede o niteyi ilgilendiren genel konular belirten iindekiler ksm yer
almaktadr. Bu bazen de detaylandrlmaktadr. Ancak bunlarn nite ierisindeki sayfa
numaralar belirtilmemitir. Buradaki hedef rencinin bu nitede neleri okuyacan
toplu olarak renmesidir.

NERLER

Ders kitaplarnzda yer alan neriler ksmnda belirtilen hususlara azami derecede itina
gstermeniz ok nem tamaktadr. nk bu neriler uzun yllarn verdii tecrbeden
hareketle sizlere nerilmitir. Bir kere internet zerinden yaplacak derslerde bu
nerilere uyarak o dersle ilgili bir n hazrlk yaparak derslere balayacak veya
dinleyecek olursanz elbette o dersten daha ok istifade edebilirsiniz. Hatta bu nerileri
yerine getirirseniz dinlediiniz konular rahat bir biimde tartabilir ve hatta bu
konularda zamanla uzmanlaabilirsiniz.

ANAHTAR KELMELER

Bu kitaplarda nemli noktalardan birisi de anahtar kelimeler bal altnda verilen


kelime ve kavramlar derse balamadan nce ilgili szlk veya ders kitaplarndan
renmenizdir. Zira anahtar kelimeler o nitenin ierisinde mutlaka yer alacaktr.
Dolaysyla sizlerin nceden szlk almas yaparak bu kelimelerin tabir caizse
etimolojik anlamlarn ve dolaysyla semantik yaplarn daha derse balamadan
renecek ve dolaysyla o niteyi daha rahat ve kolay anlayabilecek seviyeye
geleceksiniz demektir. Bundan dolay anahtar kelimeleri mutlaka renerek o niteyi
okumaya balaynz.

ANA METN

Kitaplarnzda bundan sonra ana metin yer almaktadr. Genelde nitelerin birbirine
yakn olmas hedeflenmitir. Ancak baz kitaplarda rnein slam Bilimlerinde Yntem
kitabnzda nite saylar az olmasna ramen nitede yer alan konular daha uzunca
anlatlmtr. Bu nokta kitaplarnzdan bazlarnda da grlebilir. Ama her halkarda

kitaplarnzda yer alan konu veya konular olduka dikkatli bir biimde okuyunuz.

ZET

nitelerin sonunda zet balklar dikkat ekmektedir. Bunlar aslnda o nitenin bir
noktada temel hususlarna dikkat ekmeyi ve bunu hedeflemeyi iermektedir. niteyi
bitirdikten sonra zeti okuyunca konuyu anlayp anlamadnz veya konuya balarken
nce zeti daha sonra da konuyu okuyabilirsiniz. Ancak zetin asl anlam konuyu
okuduktan sonra o konuyla ilgili olarak nelere dikkat ekildiini yakinen takip etmeyi
hedefledii de bilinmelidir.

SORULAR

zerinde durulmas gereken nemli hususlardan birisi de sorular ksmdr. Bu7nlar


sizlere birer ip ucu verecektir. Bu sorulardan hareketle snavlara hazrlk yapabilir veya
muhtemel kabilecek sorular hakknda izlenimler edebilirsiniz. nce sorularn
cevaplarna bakmadan kendinizi deneyiniz. Daha sonra da cevap anahtarnda verilen ve
ynlendirilen hususlar tekrar ve yeniden okumay ihmal etmeyiniz.
KAYNAKLAR

Kaynaklar bir almann farkl kiiler tarafndan yazlan hususlar grmemizi


salamaktadr. Aratrma yaparken mutlaka kaynaklara bakmak gerekir. zellikle
sosyal bilimlerde ve hele hele din konusunda mutlaka kaynaklara mracaat etmeden bir
ey sylemenin ve yazmann olduka zor olduu ortadadr. Aslnda bir ders kitabnda
bu kadar kaynak verilmesinin bir hedefi vardr. O da Fakltede okuyan insanlarn
faklte kelimesinin anlamna uygun bir tarzda aratrma yapmas, o konuda meleke
kazanmasn salayacak veya en azndan bu ilk admda siz deerli rencilerimizin
kaynaklar yoluyla ufuklar alacaktr. Zira faklte kelimesinin iki anlamn burada
sizlere hatrlatmak istiyorum. Birisi u anda devam etmeseniz bile bir niversitenin bir
fakltesinde okuyorsunuz. Buna benzer ekilde Hukuk Fakltesi, Mhendislik
Fakltesi, lahiyat Fakltesi, Tp Fakltesi ve benzeri faklteler demektir. Fakltenin
ikinci anlam ise bir konuda uzmanlamak, derinliine bilgi sahibi olmak, meleke ve
yetenek kazanmak demektir. te kitaplarnzda verilen kaynaklar bunu hedeflemektedir.
kinci olarak da hangi konuyu alrsanz aln, hangi dalda olursanz olun ama
istifade ettiiniz bilgilerin sahiplerini mutlaka belirtme alkanl kazann. Biz bu
kitaplarda bire bir kaynan gsterdiimiz bilgilerin yannda istifade ederek konular
yazdmz kaynaklar da nitelerin sonunda belirtmeye altk. Burada farkl olarak
sadece slam Bilimlerinde Yntem adl kitabnzn her nitesinin sonunda o niteyle
ilgili kaynaklar belirtmemize ramen rencilerimizin bu kitapta yararlanlan
kaynaklar bir arada grmelerini salamak iin kitabn sonunda btn kaynaklar tekrar
verdik.

SZLK

Bu kitapta vermeye altmz hususlardan birisi de az da olsa nitelerin sonunda baz


kelime ve kavramlar aklayan bilgilerin yer almasdr. Aslnda belki buna daha bir
zen gsterilebilir ve kelime ve kavramlara daha ok yer verilebilirdi. mit ediyorum ki
ileriki yllarda bu eksiklik giderilebilir. Yine de baz kelime ve kavramlarn
aklandn greceksiniz. Dolaysyla nitelerin banda yer alan anahtar kelimeler
ksmndaki baz kelimelerin nitenin sonunda aklanma ihtimali olabilir. Bundan
dolay niteyi alrken nitelerin sonlarnda var ise szlk ksmlarna bakmay
unutmaynz.
Prof. Dr. mer DUMLU
Dokuz Eyll niversitesi
lahiyat Fakltesi Dekan

DOKUZ EYLL NVERSTES UZAKTAN ETM MERKEZ (DEUZEM)


Dokuz Eyll niversitesi bnyesinde yrtlmekte tm uzaktan eitim almalar
Uzaktan Eitim Uygulama ve Aratrma Merkezi (DEUZEM) tarafndan gelitirilip
desteklenmektedir.
DEUZEM kontrolnde yrtlecek tm eitim ve retim faaliyetleri tarafmzdan
yaplandrlan renim Ynetim Sistemi (OYS) ile salanacaktr.
OYS renciler, eitmenler ve hizmet kalitesinin devamlln salamak zere grevli
teknik personel tarafndan kullanlan bir bilgi sistemidir. OYS fiziksel kstlarn bir
ounu ortadan kaldrarak zaman, mekan gibi engellerden bamsz olarak eitim sreci
ierisinde bireylerin iletiimini kolaylatrmaktadr. Ayn zamanda eitim kaynaklarnn
dzenlenmesi ve paylalmas iin uygun bir ortam salamaktadr.
Sisteme balanacak kullanclarn her birinin kendi kullanc ad ve ifresi ile nceden
tanmlanan yetkileri dorultusunda sistemdeki bilgilere eriim izni salanmaktadr.
renciler sadece kaytl olduklar dersin dokmanlarna ulaabilmekte, o dersi alan
arkadalar ve o dersin eitmenleri ile haberleebilmekte, sanal interaktif toplantlara
katlabilmekte, duyurulardan haberdar olabilmektedirler. Eitmenler ise ders notlar
hazrlayabilmekte, ders takvimini dzenleyebilmekte, ders iin sanal toplantlar
dzenleyebilmekte, derse kaytl olan rencilere toplu mesajlar ve duyurular
gerekletirebilmektedirler.
rencilerimizin kayt olduklar eitim programlarnda baarl olmalar iin DEUZEM
tarafndan kendilerine salanan OYSdeki kullanc hesaplarn srekli ziyaret etmeleri,
gelen duyurular dikkatlice okumalar, uyar olarak gelen mesajlardaki tarihleri nemle
dikkate almalar ve kendilerinden istenen ilemleri zamannda yapmalar gerekmektedir.
Kaytl olduklar dersler rencilerin kullanc hesaplarnda grlecektir ve ders
programna bal olarak sadece nceki haftalar verilmi olan derslere ait detay
materyalleri grebileceklerdir. Sana eitimde her ey sanal olacandan rencilerin
aksatmadan her gn sisteme girip kontrol etmeleri, haftalk derslere interaktif olarak
katlmalar, ders materyallerini haftalk olarak mutlaka okumalarn, dev, anket, quiz ve
snav gibi deerlendirmelere kesinlikle katlmalar gerekmektedir. Eitimlere dzenli
olarak katlm ve dersin gereklerini yerine getirme ilemleri baary da beraberinde
getirecektir.
Gelitirilen OYS, renci ve eitmenlere sorumluluklar dhilinde en iyi imknlar
sunmak amac ile yaplandrlmaktadr ve eitim kalitesini arttrmak ve devamlln
salamak iin mevcut olarak sunulan birok aracnn dnda aratrma ve uygulama
merkezi teknik ekibi tarafndan ihtiyaca ynelik olarak srekli gelitirilmektedir.
DEUZEM OYSnin eitim hayatnzda kolay kullanlabilen nemli, etkin bir ara
olmasn temenni ediyor, baarlar diliyorum.
Prof. Dr. Vahap TECM
Dokuz Eyll niversitesi
Uzaktan Eitim Merkezi Mdr

NDEKLER

NTE 1:

SOSYAL BLMLER VE SLAM BLMLER

NTE 2:

SOSYAL BLMLERDE YNTEM

NTE 3:

SLAM BLMLERNDE YNTEM

71

NTE 4:

SLAM BLMLERNN DOUU VE GELM

93

NTE 5:

SLAM BLMLERNN TEMEL KAYNAKLARI VE

11
_____

TEMEL SLAM BLMLER


NTE 6:

45

135

SLAM BLMLERNDE BLGY RETME VE


BLGYE ULAMA YOLLARI

175

NTE 7:

SLAM TARH DSPLN, GELM VE YNTEM

213

NTE 8:

KURAN-I KERME GELENEKSEL, ADA


VE BLMSEL YAKLAIMLAR

KAYNAKA:

251
______________

283

EDTRDEN
slam Bilimlerinde Yntem baln tayan bu kitap, slamn douundan gnmze
kadar gelen ve elde edilen verilerden hareketle slamn bilime ve bilimden ne
anlalmas gerektiine k tutacak bir yapdadr. Ancak zellikle sosyal bilimler ve
slam bilimleri ifadeleri ncelikle irdelenmitir. Daha sonra Sosyal Bilimlerde Yntem
ve slam Bilimlerinde Yntem balklar dikkatleri ekecektir. Bunun yannda Bilimin
konusu, Bilimin oluum ve geliim srecinde ortaya kan teoriler zerinde genel
anlamda durulduktan sonra bilim, din, bilimsel bilginin ne olduu konusu irdelenmeye
allmtr.
te yandan slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi, bu srete karlalan temel
sorunlar ele alnrken, dier taraftan slam Bilimlerinin temel kaynaklar olan Vahiy
merkezli Kuran- Kerim ve onun uygulama alan diye niteleyebileceimiz Snneti yani
Hz. Peygamberin uygulamasnn ele aln grlecektir. Bundan sonra Kurann
nzul ile balayan srele ortaya kan, zamanla sistemleen ve Temel slam Bilimleri
diye nitelenebilinecek Tefsir, Hadis, Fkh ve Kelam ilimlerinin douu ve geliim
seyirleri ele alnm, bu ilim dallarnn zaman iinde geliimlerine de ksaca
deinilmitir. Elbette bu temel kaynaklardan hareketle Kuran nasslarn anlama,
yorumlama, bilgiye ulama yollar da irdelenmitir. slam Bilimlerinde Bilgiye Ulama
yollar olarak Havass- Selime (Be Duyu), Haber ve eitleri, Salam Akl (Akl-
Selim) baz tartmalar darda braklrsa bilgiye ulama yollar olarak ne
kmaktadr. Bilgiye ulama yolu olarak bazen de Kef ve lham (sezgi) gibi bir
husustan da bahsedilmektedir. Ancak bu tr bir bilginin sadece sahibini ilgilendirdii de
gz nnde bulundurulmaldr.
Bilgi retme yollar olarak aslnda tefsir ve tevil akla gelmelidir. Matridinin
ifadesiyle tefsir, sahabeye ait bir yorum tarz olduundan kesinlik arzeder, tevil ise dier
limlere aittir ve zan ifade eder. Ama unutmamak gerekir ki tevil yorum asndan
ciddi bir zenginlik oluturmutur. Bu kitapta esbab- nzul bilgisine yer veriliin temel
nedeni ise bunun Kuran- Kerimi anlamada ayr bir yere sahip olmasdr. Zira bu bilgi
dorudan Kuran- Kerimin ayet ve surelerini yakndan ilgilendirmekte ve daima bilgi
retmede ciddi katk salamaktadr. Bu bilginin daha sonralar bilgi retmede nemli
bir yere sahip olduu hemen her alanla ilgili limler tarafndan belirtilmektedir.
Tarihi Veriler ve Kurann Tarihi Verilerdeki Yeri bu kitapta nemle zerinde durulan
konulardan birisidir. Acaba Kuran bir tarih kayna olabilir mi? Bunun deeri ve nemi
nedir? slam tarihi disiplini ierisinde bu konu irdelenmektedir.
Ve nihayet son nitede Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar
balnda nemli bir noktaya dikkat ekmek gerekir: Geleneksel balamda mehur
yaklamdan hareketle rivayet, dirayet ve iari tefsir anlaylarna birer rnek verilmitir.
Rivayete bn Kesir ve tefsiri, dirayete Mtrd ve tefsiri, iaride de Kueyri ve tefsiri
rnek olarak verilmitir. ada yaklamlarda Muhammed Abduh-Reit Rza ikilisi ve
Seyyit Ahmet Han ve tefsir anlaylar ele alnmtr. Bilimsel yaklamlarda ise
bilimsel tefsirin tarihi seyri irdelenmeye allmtr.

Kitapta her nitenin sonunda kaynaklar verilmitir. Metin iinde kaynaklar ok az


gsterilmitir. Bu nokta da unu belirtmek gerekir. niteler, sonunda gsterilen
kaynaklardan bazen bire bir bazen de yorumla alnm ama kaynaklar nitelerin
sonunda ve ayrca kitabn en sonunda da tm nitelerde verilen kaynaklar zikredilmitir.
Sonucu bu alanda yazlm olan slam Bilimlerinde Yntem baln tayan kitabn
u cmlelerini biraz da yorumlayarak tamamlamak istiyorum. Bu kitapta ele alnan baz
konular rencilerimizin ilk defa karlaacaklar konulardr. lahiyat tamamlama
program (LTAM) erevesinde okutulacak bu kitab rencilerimizin ok dikkatle
okumalar, kendi aralarnda tartmalar ve sonra da anlalmasnda zorluk ekilen
hususlar internet yoluyla nite yazarlar olan hocalarna sormalar uygun olacaktr.
Bylece ilitam rencilerine dnmeyi, bilgiyi ve bilgi retmenin insan iin ne kadar
nemli olduunu da kaynaklaryla beraber anlama imkn salanacaktr. Baarlar
dilerim. Gayret bizden muvaffakiyet Allahtandr.
mer DUMLU

NTE 1
SOSYAL BLMLER
VE
SLAM BLMLER
Prof. Dr. Osman BLEN

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra,

slam Dncesinde sosyal bilimlerin yerini belirlemek

Sosyal bilimlerin slam bilim tasniflerinde karlklarn bulmak

Sosyal bilimlerin bilgi, varlk, hakikat ve kesinlie ilikin kavramlarn deerlendirmek.

ada bilim yntemleri asndan din bilimlerinin konumunu belirlemek.

indekiler:

slam Bilimleri ve Sosyal Bilimler


Bilgi, Varlk Hakikat ve Kesinlik Kavramlarna Ksaca Bak
ada Bilim Yntemleri ve Din Bilimleri

neriler:
Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir:

niteyi okumaya balamadan nce mutlaka bir Felsefe terimler szl bulundurunuz.
Kaynakada verilen kitaplardan konuyu daha detayl okumay ihmal etmeyiniz.
Konuyla ilgili verilen bilgileri arkadalarnzla tartmay unutmaynz.
nternetten yaplacak canl yaynla veya daha sonra banttan yaplacak yaynlar mutlaka
takip etmelisiniz.

Anahtar Kelimeler:

Bilgi
Varlk
Hakikat
Sosyal Bilimler
Din bilimleri

SOSYAL BLMLER VE SLAM BLMLER


Sosyal Bilimler
Sosyal bilimler son iki asr iinde gelimeye balayan ve birey ve toplum olarak insan
ilgilendiren durumlar konu alan ilimlerdir. slam kaynaklarndaki en yakn karl,
Kindnin kulland insan ilimleri, Farabinin meden ilimler kavramdr.
Dilimizde nceleri itima ilimler olarak giren sosyal bilimler kavram insann toplu
yaamna vurgu yapt iin gnmzde artk iktisat, siyaset bilimi, sosyoloji, sosyal
psikoloji gibi snrl saydaki insan bilimlerinin ortak ad olarak kullanlmaktadr. Sosyal
bilimler geni anlamda insan veya beeri bilimleri temsil etmekle birlikte, dar anlamda
beer ya da insan bilimlerinin alt blmlerinden birini temsil eder. Bilimlerin konu ve
yntemleri itibariyle doa bilimleri ve beer bilimler olarak ikiye ayrlmas uzun
tartmalar sonucu kararl hale gelmitir. Sosyal bilimlerin btn beer bilimleri
kapsayacak ekilde genel kullanm doa bilimlerinin tek tip bir model alnd
dnemden kalma bir alkanl yanstr. Biz burada her kavram da doa bilimleri
dnda kalan ve insana dair ve insan tarafndan retilen bilimlere iaret etmek amacyla
kullanacaz.
Beeri bilimlerin bir ksm slam bilim tasniflerinde meden ilimler, insan ilimler, akl
ilimler arasnda saylm; bir ksm da, nakl ya da eri ilimler arasnda. Din
bilimlerinin nemli bir ksm konular itibariyle sosyal bilimlerdir. Sosyal bilim
kavramnn slam bilimleri arasndaki karlklarnn neler olabilecei sorusu, dinin
hedefinin ferd ve toplum olarak insan hayat ile ilgili ahlak ve hukuki normlar beyan
etmek olduu dikkate alnarak cevaplanabilir. Madem ki, sosyal bilimlerin konusu
insandr, o halde btn slam bilimlerin insan bilimleri ile alakas vardr. Ancak dinin
kaynaklar ilah olduu iin din bilimlerini beeri bilimlerden ya da insan bilimlerinden
saymak ilk bakta elikili gelebilir. Burada sz konusu olan bilginin kayna deil,
ilgili olduu alandr. Din bilimleri bu anlamda kayna bakmndan deil, gelitii
ortam bakmndan beeri ilimler arasnda saylmaktadr. Bata Kuran ve snnet olmak
zere temel kaynaklarn birey olarak ve toplumsal bir varlk olarak insanla ilgili
sunduu bak asyla, fkh, kelam, tefsir ve hadis gibi slam bilimler toplumsal hayat
dzenleyen saysz uygulama ve bunlarn dayand retileri konu edinir. Bu ynyle
slam bilimleri de en geni anlamda beeri bilimler arasnda saylmaldr.
nsan bilimleri, insann rettii bilimler anlamnda Kind ve bn Haldun gibi Mslman
dnrler tarafndan akl, felsefi ve tabiat bilimlerini de kapsayacak ekilde
kullanlmtr. Kayna tabiatst bir varlk olarak inanlan pek ok din metinler
dnda, bu metinlere dayal olarak retilen btn bilimleri insan bilimleri saymak
mmkndr. Fakat insan bilimleri, beeri bilimler ya da sosyal bilimler konusu doa
olan tabiat bilimlerine dahil olmayan bilim dallarna iaret etmek iin kullanlmaktadr.
Tabiat bilimlerinin alan ve konusu insann kendi dndaki varlklar dnyas iken,
insann kendisini konu edinen beer bilim aratrmalar ne tr bir varlk ve hakikat
anlayna ulaabilir, sosyal bilimsel bilgi nasl dorulanabilir eklinde sorular ve bu
bilimlere zg saylan yntemlerin neler olduunu bu erevede ele alabiliriz.

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 13

nsann toplumsal bir varlk olduu gerei, muhtemelen dnya zerindeki insan
hayatnn balangcndan beri deimedii halde, bu gerei ifade eden szler
Aristotelesin eserlerinde yazya gemitir. Toplum halinde yaayan canl (zoon
politikon) olarak tanmlanan insann, ferd bir bilince sahip olmakla beraber, kendisi
hakknda toplumsal hayat dnda baka bir varlk tecrbesine sahip deildir. Toplumsal
hayatn dzeni ve ileyiini tabiat olaylar da nemli oranda etkilemekle beraber, insann
kendi fiilleri ile oluan toplumsal ilikiler ve gerek kefettii varsaylan gerekse
gelitirdii beer deerler sosyal hayatn belirleyici etkenleri arasndadr. Ahlak, hukuk,
siyaset, iktisat gibi beer bilimlerle ilgili faaliyet ve dnceler en erken dnemde
balamtr. Kendi din kaynaklarn ve dier kltrlerden edindikleri kaynaklar
deerlendirirken Mslman dnrler sosyal bilimleri ilgilendiren bilgilere de yakn
bir ilgi gstermilerdir. slam bilim tasniflerinde tabiat bilimleri ve sosyal bilimler
ilim kavram altnda birlikte ele alnm, ancak yntem ve bilginin insan zerindeki
etkisi bakmndan bu ilimler ayr ayr deerlendirilmitir. slam ilimlerden fkh ve
kelam ilk defa Farab, sosyal bilimlere dahil etmitir. Tabiat bilimleri nazari, ahlak,
siyaset, iktisat, fkh ve kelam da amel ya da meden ilimler olarak beer bilimler
arasnda saymtr.
Konusu insan olan ve beer yeteneklerle gelitirilen yntemlerle elde edilen ilimler
olarak anlald takdirde -Kuran ve Snnetin ilah kayna hari olmak zere- btn
slami ilimler sosyal bilimlere dahildir. Birey olarak insan merkeze alan ahlak, tasavvuf
dikkate alndnda slam ilimleri en genel manada beeri bilimlerdir. Faili insan olan
olgu ve olaylar konu alan aratrmalar olarak grldnde, slam dncesi, sanat,
kurumlar, siyasi ve iktisadi tarihi ile ilgili ilimleri sosyal ilimlere girer. Bilginin elde
edilme yntemi bakmndan insan yetenekler ve abalar sayesinde gelien btn
ilimleri bu manada Kind insan bilimleri saymtr. slam dnrleri asnda hangi
bilimlerin sosyal bilimlere tekabl ettiini belirleyebilir.
Klasik slam bilginlerinin ilim tasnifinde sosyal bilimleri tabiat bilimlerinden farkl bir
alan olarak snflandrlr. Mesela siyaset, ekonomi, din bilimleri olarak fkh ve kelam
Farabinin tasnifinde medeni ilim bal altnda yani toplum bilim altnda ele alnr.
Gnmzde beeri bilimler arasnda saylan dilbilim (nahiv=gramer) Farabide btn
ilimlerden nce ve bamsz bir bilimlere giri ilevi yklenirken, tarih, bilim niteliine
sahip grnmez. Oysa dier tasniflerde, fkh ve kelam mstakil din bilimleri iken dil
bilim tamamlayc ya da yardmc bir disiplin konumundadr. Muhtemelen siyaset,
iktisat gibi ilimleri fkhn iinde muamelat ve ahlak iinde deerlendirmekteydi. Tarihin
bilim saylmas konusu zerinde srarla duran bn Haldun, belki de ada anlamda
siyaseti, iktisad, sosyolojiyi ve hatta sanatlar tarih ilmi yntemi ile deerlendiren ilk
sosyal bilimci Mslman bilim adamdr. Onun hikmet-i tarih de hikmet-i tabiyye
kadar hikmet saylmaya layk grmesi dikkat ekicidir.
slam dncesinde ilimleri onlarn bilgi deeri asndan tasnif eden felsefeciler ile
mesela Gazali gibi, din deeri asndan tasnif edenler arasnda beeri bilimlerin yeri
konusunda nemli bir yaklam farkll grlr. renme psikolojisi asndan nce

14 |

slam Bilimlerinde Yntem

beden ilimleri, sonra din ilimleri anlaynda olan yazarlar, renmeyi somuttan soyuta
giden bir faaliyet olarak grdkleri iin beeri bilimlerin tabiat bilimlerinden sonra
retilmesi gerektiini dnrler. Ancak bunun tek istisnas, dil ilimleridir ki insann
geliimi asndan ilk kazanlan bilgi dildir. Dil ve mantk gibi insann renme
yeteneklerinin gelimesi tamamlandktan sonra, bilgiyi dorulama imknna kavuan
insann hayat ortam tabiat olduu iin, onun ncelikle tannmas, bu evrede
gerekleen sosyal dnyann toplumsal etkileim, dilsel iletiim ve iradi tercihlerle
olutuu iin beeri hayatn aratrlmas kavramsal bir soyutlamaya ve eitli
olumsallklar arasndan doru bilginin tahkikini gerektirir.
Daha nceki blmde zerinde durulan Farabinin ilimler tasnifi asndan sosyal
bilimlerin nasl alglandna bakacak olursak, u sonulara varabiliriz. Beeri ya da
ortak sosyal hayat konu edinen medeni ilimler asndan insan, ftri ve doal haliyle
tabiata ait bir varlktr. Saysz bireyin irad tercihleri ile oluan medeni hayat
ynlendiren kurallar ahlak ilkeler ve siyas kararlar belirler. Dolaysyla birey olarak
znelerin iradesini ve davranlarn hem bu normatif ahlak kurallar ve hem de st
siyasi iradenin kararlar etkiler. Kiinin iradi olarak setii eylemlerin aralar
durumundaki tabiat varlklarna dair n bilgisi ve kendisi iin koyduu manevi hedefler
de sosyal davranlar etkiler. Meden ilimler, insan varlnn zsel nitelikleri ile iradi
eylemlerden oluan sosyal, siyasi, ahlak, hukuk ve sanat hayatnn iinde getii
dnyay inceler. Farabinin tasnifinde, ahbarn ya da tarih ilminin yer almamas
bununla ilgilidir. nk tarihi haber ne olduunu bildirir, ne neden olduunu deil;
nedensel ilikiler ancak eylemle ama arasndaki ilikiyi kuran znenin tabiata dair
bilgisinin dzeyi ve iradesini ynlendiren ahlak ve hukuk normlarn bilgisine baldr.
O yzden Farabiye gre tabiat ilimlerini de kapsayan felsefe ancak dinin douu ve
inkiafndan sonra mmkn olabilmitir; nk klli olarak varlkla iliki kurmay
mmkn klan ahlak ve hukuk kanunlar ancak o zaman vaz edilebilmitir.
Amel ilimler ya da meden ilimler arasnda nce ahlak ve ardndan ev idaresi
(tedbirul-menzil) ilmi gelir. Ahlak bireyin iradi eylemlerini konu edinir. Onun zerinde
burada ayrca durmaya gerek yok. Fakat ev idaresi dar anlamda aile ynetimi, aile
bireyleri arasndaki ilikilerin ahlaki ve hukuki ynleriyle olduu kadar toplumun en
kk birimi olan aile geim yollar yani iktisat ilmini de ierir. Devletin ekonomik
ilikileri maliye ve hukuk iinde ele alnd iin sosyal iktisat bilimi ev idaresi ilmi
iinde deerlendirilmesi gerekirdi. Aile, kamu dzenine geiin ilk toplumsal
aamasdr. Daha sonra da toplumun ynetim yaps ve karar dzeni zerinde duran
siyaset ilmi gelir. Aslnda, siyaset ahlakn bir uzantsdr. slam siyaset felsefesinde,
bireyden ziyade yerleim ya da ehir topluluklarn merkeze alan ve toplumu fertler ve
aileler aras ilikiler btn olarak deil de, eitli snf ve mesleki zmreler ve kabileler
aras ilikiler dzeni iinde gren kadim Grek siyaset felsefesinin anlayn biraz
yumuatan Farabi, siyasi zne konumuna ahlak ve hukuk zne olarak bireyi karr.
Bu slam dinin kiiyi ancak bir kabilenin veya airetin yesi olmaktan kararak inan
ve sorumluluk alan mmin ve mkellef birey olarak zgrletirici hedefiyle uyumludur.
nk ahlak ncelikle ferdi ilgilendirir. Ahlak ve siyaset bireyin psikolojik yapsna

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 15

dayandrlr ve bedeni ve bilisel yeteneklerinin gelimesine bal olarak insann bilgi


sayesinde mutluluu ve siyasi zne olarak siyasi erdemleri hedefleyen davranlar
gerekletirebilir. Son tahlilde, bedeni tabiat ilminin konusu olan insann manevi
ynn aratran psikoloji (ilmur-ruh) sosyal ilimleri temellendiren en nemli bilim
daldr. nsan varlnn, nazari ilimlerden tabiat bilimlerinin bir dal olan tbbn
aratrma konusu olamayacak zellikleri sosyal bilimlerin alanna giren psikolojidir ki
hem insann ahlak eitimi hem de din ve manevi hedeflerinin temelini oluturur.
Amel ilimlerin, nazar ilimlerden sonra gelmesinin sebebi, renmenin insan
eylemlerinin niteliini belirlemesidir. Yani doru davran ancak doru bilgiden doar,
Sflerin ol da bil anlay, bu aklamaya din adan gelen eletiriyi ifade eder. Onlar
ahlak olgunlamadan sonra bilgiyi kazanacamz sylerken, felsife bilgiyi
kazandktan sonra ahlak ve manevi olgunlamann imknn savunur. Felsifenin
bilgiye hem psikolojide hem ahlak felsefesinde yer vermeleri, bilgiyle ilgili temel
kabullerinden kaynaklanr. Onlarn bilgi anlayna gre, bizim doal evrene dair
bilgimiz onun varln etkilemez, evren varl bilgiyi nceler; ancak ameli bilgiler hem
kendimizi deitirir, hem de evrenin yapsn.
nsan eylemlerinin hem kendi varln, hem de tabiat deitirebilecei eklindeki
anlay, gerisinde ciddi metafizik ve kelam sorunlar barndrd iin, bilginin dini
deerine ncelik verenler sosyal bilimlere bu nevi bir ilev yklemekten kanacaktr.
Yani sosyal bilimler insann ontolojik varln deilse bile, psikolojik ve manevi varlk
niteliklerinin etkilendii bir alan olarak grlemezdi. nk Farabiye gre gerek bilgi
nedensel ilikiyi ortaya karr. Nedensellii bir dnce ilkesi ya da bir varlk ilkesi
olarak grmeyen Mslman limlerden bazlar, sosyal bilimlerin konusu olan
toplumsaln bilgi deerini ancak ne oldu eklindeki vaka ilmine indirger. Aslnda,
beklenenin aksine filozoflar deil, tarihe ya da ahbar ilmine Gazali gibi limler din
deerini nceleyerek olgu ilmi olarak bakar. Nedenlerin bilgisine ulalacak sosyal
ilimlerin sonucu olarak bu nedenlerden uzaklamak ya da onlara ulamay amalamak
suretiyle bireyin hayat deiir. Farabi bir kanuna uyup uymamakla birey hayatnn ne
ynde deiecei inkr edilemeyecei iin fkh, sosyal ilimler arasnda saymakta idi.
Gazali de bu konuda Farabiden etkilenerek fkh dnyev bir ilim olarak grr. Tabiat
ilimlerinde gaye ne ise, beer bilimlerde bu gayenin tespiti, bunun iin gerekli yetenek
ve fiiller aratrlr. Tabi nesnelerin deeri, ontolojik sralamadaki yerine gre anlalr.
Fiillerin gayesi saadete ulatrmaktr ve fiillerin deeri de saadete yaklatrmalar ya da
uzaklatrmalar bakmndan belirlenir.
Din ilimleri, tespit edilmi szl ya da yazl haberlerin intikal artlarn aratrmakla
snrlandrmak mmkn deildir. Sosyal ilimleri ilgilendiren bu haber ve rivayetlerin
bilgi deeri insan davranlarnda ortaya kar. Normatif olan sosyal bilimlere gre baz
eylemler dnyevi ve uhrevi saadete gtrp gtrmeyecei bakmndan din deerine
gre derecelendirilir. Felsefe geleneine gre ise sosyal bilimlerle kazanaca bilgi ile
insan, doruyu ve yanl ve eylemlerin erdemli ve erdemsizini, iyiliini ve ktln
ayrt edebilir. nsan eylemleri hakkndaki bu sosyal bilimsel deerlendirmeler, dinin

16 |

slam Bilimlerinde Yntem

benzer eylemler hakkndaki deerlendirmeleri ile rtebilir.


nsan iradesinin nedenselliini inkr edenler asndan tarihten ya da sosyal bilimlerden
elde edilebilecek bilginin aratrmay yapan zneyi etkileyeceini de kabul edemez.
Bundan dolay, sosyal olgunun bilgisi ayn zamanda sonusuz bilgidir. Tarih bilgiye
sadece dini deeri asndan nem verenlerin dt elikiyi gstermek bni Halduna
nasip olmutur. Bu yaklamn elikisi urada yatar: Eer Tanrnn bildirmesi
olmasayd insann hibir ey bilemeyecei gibi, insann kendisi hakkndaki
aratrmalarndan, tarihten ya da ncekilerin haberlerinden karabilecei herhangi bir
ahlak ya da hukuk norm da olmayacaktr. Hz. Musann Sina lnde 600 bin askeri
ile dolat eklindeki bir haberi tarihi bir olgu olarak tefsirlerde nakledenleri bni
Haldun yle uyarr. Bu kadar askeri -bugnk tabirle lojistik olarak destekleyebilmesi
iin blgede iki milyon meskn nfus olmas gerekir. Hlbuki corafi artlar gerei
bu kadar bir nfus burada kalc olarak barnamaz. Sosyal ilimlerin verilerinin doru
yntemlerle deerlendirilmesi iin tabiat ilimlerinden de yararlanmak gerektiini
savunan bni Haldun slam dncesinde sosyal ilimlerin gerek kurucusudur.
Sosyal olaylarn insan fiiller olarak meydana geldiini, bunlar zerinde aratrma yapan
znelerin de insan olduunu dikkate alarak, sosyal bilimlerde bilginin gereklii kadar,
gemi ile balar, gelecek zaman asndan etkileri ve hayat deeri ve faydasnn da
takdir edilmesi gereklidir. Aratrma konularn din kaynaklar, tarih metinler ve
haberlerle snrl bir alanda inceleyen bir sosyal bilim yaklam, beer gayeler ile
olaylarn nedenleri arasndaki ilikileri anlamakta yetersiz kalr. Sosyal olaylarn nedeni
olarak sadece Allaha atfta bulunan bir yaklam din ilim yntemine uygun olmad
gibi, sosyal gereklii kavramakta ve bilginin hayat deerini takdirde baarl olmaz.
Bilimin temel ilevinden biri tespit dieri ilikilendirme (delalet) ve son olarak tedbir
ya da tahmindir. bni Haldun bu sonucu hedefi ifade iin iber yani tabir etmek,
yorumlamak ve iliki kurmak gibi yorumlamayc bir ynteme iaret eder. Tarih ilminin,
yorumlayc bir anlama ve aklama ilevi stlenebilmesi iin sosyal olaylarn illet ve
sebeplerini aratrmas gerekir.
Tarih iinde insan toplumlarnn ve sosyal olaylarn en dikkati eken yn
deiimlerdir. Sreklilikler kadar deiimleri de aklayabilen bir bilimsel yntemin
tespiti gerekir. Bu manada hikmet kavram, maksatlar, ya da ynelileri gaye sebepleri
bilmeyi amalayan dnme faaliyetinin addr. Sosyal ilimlerin hikmet saylabilmesi
iin insan amalarn sosyal olgularn nedensellikleri olarak grmek gerekir. Elbette
doal nedenler de insan eylemlerinde etkendir, fakat tarih ilmi asl bu manevi nedensel
ilikilerin srekliliini aratrmaldr. Sosyal olaylarn deiimi bunlar oluturan
eylemlerin ve faillerin tekilliinin sonucudur; ancak sreklilik arz eden sosyal amalarn
tespiti sosyal bilimlerde genelletirmeyi mmkn klabilir.
Toplumlarn iinden getii deiimin temel sebepleri zerinde duran aratrmaclar
toplumsal olgular ynlendiren etkenler olarak deimez nitelikteki genel yasalar tespit
etmeye alrlar. Sosyal deiim ve dnmleri kavramay mmkn klan anlaml
dzenlilikler bulunamad hallerde ipularn tabiat ve insan ftratnn deimez

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 17

zelliklerinden alan bir yorumlama faaliyetine bavurulur. Buna gre ulalan yorum
itbar ya da muvakkat da olsa, gelecee ilikin tahminde bulunmak ve tedbirleri almak
iin imkan hazrlar. bn Haldun, btn toplamsal hareketliliklerin gerisinde topluluk
ruhu olarak tanmlanabilen bir 'asabiyet' kavramna atfta bulunur. Toplum hadiselerin
sebeplerini bireysel faillerin iradesine indirgeyen geleneksel tarih anlayndan ayrlr.
Ne gemi tarih sadece tek tek fertlerin karar ve eylemleri araclyla ekillenir, ne bu
gnk toplum asndan alglanan gelecek ekillenir.
Asabiyeti devlet ve medeniyet kuran milletlerin g kayna ve insanlar harekete
geiren zihniyet' unsuru olarak tanmlayan bni Haldun, Akdeniz havzasnda kurulan
medeniyetlerin temelinde byle bir asabiyetin yattna iaret etmektedir. bn Haldun,
Mukaddime'de, mran adn verdii medeniyetlerin douunu, gelimesi ve kn
beer zihniyet eleri, tarihi, siyasi ve coraf artlar gibi sosyal nedenleri dikkate
alarak inceler. Toplumsal deiimin ana dinamiklerinden birisi olarak grd asabiyet
'in de milli, din ve fikr boyutlar olduu ve bu unsurlarla desteklendiine iaret eder.
Tarihte meydana geldii halde devam eden etkileri bakmndan daha sonraki toplumsal
olaylarn anlalmasnda mihver ya da dnm noktas olarak alnan rnek yada tipik
sosyal hadiseler de vardr. bn Haldun gibi slam bilginleri bu dntrc olaylar
hkmranlk deii, saltanat deiimi, savalar arasndan semilerdir. Bazen esas
alnan bu mihver hadise, toplumsal deiimin veya srekliliin anlalmas iin
kendisinden hareketle genellemeler yaplmaya msait olabilir. Mesela ada toplumsal
deimeleri aklamakta bavurulan hadiselerden biri de 1789 Fransz ihtilaldr.
mparatorluklarn ve saltanatlarn yklmas ve milli devletlerin kurulmas ile siyas
modernlemeyi yorumlamakta rnek durum olarak bu olay seilir. Burada gdlen
asl ama, toplumlarda meydana gelen deiimi sadece siyas deil ayn zamanda tarih
ve sosyal nedenlerle aklamak ve ada toplumun btn lerini sosyal bilimlerin
aratrma nesnesi konumuna ykseltmektir. Sosyal olaylar kendine zg yntemler
gelitirerek anlama aray erevesinde, benzer olaylarn benzer sonular douraca
gibi genel nedensel yarglara ulamak hedeflenmektedir.
Sosyal bilimlerde aratrma konusu tekil bir varlk alan oluturmaz, bu nedenle de
sonular genelletirmeye msait deildir. Bu adan, bilimleri birbirinden ayrmakta
kullanlan temel l, aratrma alanlarnn, yntemlerinin farklldr. Fakat aratrma
konularnn ait olduu varlk sahas itibariyle doa bilimleri, gzlemlenebilir, deneye
ve snamaya uygun somut nesneler dnyasn inceler. Sosyal bilimlerin konusu ise,
olaylarn iinde cereyan ettii dnyada beeri irad fiilleri ile ortaya kan olaylardr.
Sosyal olaylarn ait olduu varlk sahas hem somut bir evre olarak fiziksel dnya
evresi, hem de soyut olan beeri amalar, niyetler ve dncelerle belirlenen insan
hedeflerdir. slam bilimleri konu ve yntem itibariyle sosyal bilimler alanndaki
sorunlara zm retmeyi hedefleyen fkh, kelam, tefsir, toplum iinde insan, beer
inanlar ve insan ilikilerinin normlar ve kurallar zerinde durmaktadr. slam
ilimlerini ynlendiren sosyal ve beeri hedefler birey ve toplum olarak insanla ilgi
Kuran retilere dayanmaktadr.

18 |

slam Bilimlerinde Yntem

3. Bilgi, Varlk, Hakikat ve Kesinlik Kavramlarnn Sosyal Bilimlerde Karl


Konusu insann birey ve toplum olarak davranlar, eylemleri ve sonularn incelemeyi
amalayan sosyal bilimlerin ortaya kard yntem sorunlar 19. yzylda bilim
felsefesinin temel tartma alanlarndan birini tekil eder. nsann eya ile ilikisini
inceleyen antropoloji, toplumsal hayatn tezahrlerini inceleyen sosyoloji, beeri
hayatn maddi aralarn deiimi inceleyen iktisat ve iktidar ilikileri ve karar
srelerini siyaset bilimi ve tarih gibi sosyal bilimlerde doa bilimlerinin yntemlerinin
benimsenmesi bu yzyla zg tutumlardan birisi idi. Hukuk, din, edebiyat, sanat,
psikoloji ilimlerinin sosyal bilimlere dhil edilmesi daha baka yntem sorunlarna yol
at iin, bunlarn ayrca insan bilimleri, beeri bilimler, manevi bilimler gibi adlarla
da tasnif edildiine tank oluruz.
nsan konu alan sosyal bilimler aratrmalarnda zne de nesne de ayn varlk olduu
iin beer bilimlerin dngsel bir yaps vardr. Doa bilimlerinki nesneye uygunluk,
yani objektiflik ilkesi ile beer bilimler iin geerli bir yntem ilkesi saylabilir mi?
nsann veya toplumun nesneletirilmesi cidd bir yntembilim sorunu olduu kadar,
insan varlnn doal nesnelerden farkl bir gereklii olmas bakmndan deer sorunu
da dourur. nsan varlnn nesneletirildii haller genellikle beer ve toplumsal
sapmalar olarak gzlemlenebilmektedir. Sua maruz kalan insanlarn yaadklar
tecrbe, bir bakma baka insan tarafndan nesneletirilme tecrbesidir. Nerede bir insan
varl nesne durumuna indirgenirse, orada bir beer sapma olduu gibi ahlak ve hukuk
gibi yasa koyucu manevi bilimlerin ortaya k bu tr sapmalar nlemekle ilgili
olmaldr. Bu nedenle, mesela, kendisine faydal olacak bir tedavi yolu bulmak iin bile
insanlarn denek olarak kullanlmas ahlak ve hukuk adan kabul edilemez
saylmaktadr.
Kltr ilimleri, kesin olmayan ilimler, gzel sanatlar gibi adlarla da anlan sosyal
bilimlerin znel (subjektif) yntemlere bavurduu gerekesi ile tasnif d brakan
yaklamlar benimsendiine de tank oluruz. Beer hayatn tabiat iinde srdne
dikkat ekilerek tarih, psikoloji, sosyoloji, antropoloji, iktisat gibi bilimleri, doa
bilimleri ile birlikte snflandranlar olmutur. Yine aratrma alanlar farkl olsa da,
geerli tek yntem olarak doa bilim yntemleri esas alnarak sosyal bilimlere pozitivist
hatta bilimci (scientist) yaklamlar uyguland oldu. Gnmzde tekil yntem anlay
terk edilmekle birlikte bu yaklamlarn etkisi farkl derecelerde hissedilmektedir.
Sosyal bilimler kavram artk kapsayc bir isim olarak deil, beeri bilimler ya da insan
bilimleri arasnda bir grup bilim dalna iaret etmek iin kullanlmaktadr. Kltr
bilimleri de, beeri faaliyetler sonucu ortaya kan her trl verim ve sonucu, dil, sanat
edebiyat gibi dnce ve duygu aralarn da kapsayacak bir alana iaret etmektedir.
Yine de kltr teriminin insan hayatnn doal boyutu yanndan suni veya yapay
olarak ortaya kan eleri n plana kard, deerlerin insann kendisinin gelitirdii
gibi bir anlay yanstr. Beeri bilimleri adlandrma sorunu aslnda ayn zamanda bilgi,
varlk, hakikat, deer gibi kavramlarn nasl tanmlandna gre deimektedir.

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 19

Bilgi tanmlarnda ortaya konulduu gibi, konusu insan zihn dndaki varlklar olan
her trl bilgiye nesnel, olgusal bilgi, ontolojik bilgi denir. Konusu insann rettii,
sebep olduu nesneler ve olaylar bilgisi tarih veya beer gerekliklerin ilmidir, yani
deerler ilmidir.
Varl Kavrama Faaliyeti Olarak Bilgi
Bilim nazar faraziyeler kurmak ve bu varsaymlar dzenli gzlem ve denetimli
deneylerle snamaktan ibarettir. Bu varsaymsal tmdengelim yntemidir. Dier bir
yntem de, tekil olgular zerinde gzlem ve deneylerden yola karak genel bir sonuca
ulamak eklindeki deneysel tmevarm yntemidir. Her iki bilgi srecine de duyu
verileri ve akl yrtmeler dahildir. Bilimsel bilgi tek bana bir hedef deil, sonutur.
Bir bilgiyi bilimsel yapan, izlenen yol ve ynteme riayet ederek ulalmasdr. Elde
edilen bilgi, merak, tereddtleri gidermek, hassasiyet kazanmak, kesinlie ulamak
zihn tatmin eden sonular dourabilir.
Bir varlk hakknda, o eyin kendisi olarak bilgi edinmekle kii, soyut bir hakikati
kavramaktan duyulan zihn bir tatmine ulaabilir. Ayn zamanda herhangi bir varl
kendi amalar dorulusunda kullanmak, ya da bilmekle bir fayda elde etmek de insan
bir talep olarak doaldr. Varlklar hakknda doru hkme ulamay bilgi olarak
tanmlayan slam alimi Crcan nesnellik ilkesine iaret eder. Ancak doru yarg
bilimsel bilgi olarak kesinlik kazanyorsa, insann hedefledii ey bilginin de tesinde
bir durumdur. Burada bilginin yneldii nesne insan znede belirli bir yarar ya da
duygulanm uyandrrsa, ortaya kan bilginin estetik ya da ahlaki deeridir. Elde edilen
bilgi nesne hakknda bir kesinlie ulatrd gibi fayda ya da haz da salayabilir.
Dolaysyla hibir bilgi faaliyeti, kendi dnda kalan baka bir amatan bamsz
deildir.
Bu anlamda ilim ile fayda arasndaki iliki zerinde biraz daha durmak gerekir. Fayda
her eyden nce bir deer kavramdr. Bilginin deeri, onunla ilikili olarak icra edilen
eylemle veya eylemde gereklik kazanr. Eylemler niyet ama, ara ve sonu gibi
elerden oluan bir sretir. Dolaysyla eylem de bilgile dorudan ilikili bir sretir,
nk amalarn ve aralarn tespiti, sonular ngrmek ve bunlarn gereklemesine
niyet etmek veya kastetmek birey iin dnme, muhakeme, kararlatrma gibi bilgi
edimlerini kapsar.
Burada szn ettiimiz fayda, basit anlamda bir kar, haz deil, bilgi ile hedeflenen
varln btnne ait bir uygunluk halidir. Ksaca fayda sadece insan menfaati deildir,
bir deer kavramdr. Bilme faailyeti ile bilginin konusu olan nesne ile elde edilen bilgi
arasndaki ilikiyi dorulayan ya da yanllayan yarglar olgusal yarg diyoruz. Bilgi
nesnesi ile zne arasnda bilgiden dolay oluacak iliki hakknda iyi veya kt
eklindeki yargya ise deer yargs denir. te doa bilimleri ile beeri bilimler
arasndaki fark burada yatar: Doa bilimleri sadece olgusal yarglara ulamay amalar,
beeri bilimler deer yarglarn aratrr.
Deer yarglar ise yine bilgi nesnesi ve zne arasndaki ilikinin niteliine gre ahlak
ve estetik yarglara olarak ikiye ayrlr. Eer bilgi sreci sonunda nesne hakknda iyi,

20 |

slam Bilimlerinde Yntem

yararl, kullanl ve elverili gibi yarglara da ulalrsa, bilginin ahlak deeri de


belirlenmi olur. Bu tr yarglara felsefe dilinde aksiyolojik, yani eylemlerle ilgili
yarglar denir. Eer bilgi sreci sonunda nesne hakknda gzel ya da irkin gibi
duygulanmlara iaret eden yarglara ulalrsa, bu da bilginin estetik deerini belirler.
Estetik yarglar, bilgi srecinde znede oluan duygusal hazlarn nitelii ve etkileriyle
ilgilidir.
Bu iki eit yarg, yani olgusal ve deer yarglar sayesinde insan, etrafndaki varlklar
kendi gereklii asndan, elverililii asndan ve nesnenin kendisi olarak insanda
yol at duygu deiimi asndan deerlendirir. Bu deerlendirmeler sonucunda insan
varlklar deerler hiyerarisine ve tertibine gre soyut bir dzene koyar ve bu meratibe
gre dier varlklara karnda kendi konumunu ve vazifelerini belirler. slam
bilginlerinin meratibul-vcud veya hakaik yani varlklar veya hakikat basamaklar
kavram bu anlaya iaret eder. lm aratrma, bir olgu ya da varlkla ilgili durum
tespiti amacyla onun ait olduu varlk dzlemini ve dier varlklarla olan ilikilerini
tahlil aamas ile balar. Aratrma konusu olan nesnenin insan amalarla uyumlu farkl
ve yeni ilikiler kurabilecei bir btnlk gzetilerek terkip edilmesi ya da birletirilme
aamas ile srer. Ulalan yeni terkibin gzden geirilerek baka terkip tarzlar ve
ihtimalleri asndan tenkit edilmesi aamalarndan geerek bilgi sreci tamamlanr.
Dolaysyla, ister tabiat varlklar hakknda olsun, ister sosyal olgular hakknda olsun
bilimsel faaliyet amal bir abadr.
Bilgi, baz mistiklerin tanmlad derun bir tecrbe yaayan kiinin bilincinde uyanan
irade d bir aydnlanma deildir. Ayn zamanda yntemi belirlendikten sonra sadece
sekin ve ehil baz kiiler tarafndan kefedilmi gizli bir bilgi veya dnme yoluyla
ulalan znel bir i aydnlanmas ve idrak de deildir. slam dnce geleneinde
bilgi, anlalabilir ve renilebilir olup, tek olan hakikati btn farkl tezahrleri ile akl,
tecrbe ve sezgi yoluyla kavramak ve ulalan idrak ile eylemde bulunmak ya da
davranmak ilimin hedefidir. En genel anlamda ilm aratrma alanlar; doal dnya,
tarih ve toplumsal olaylar ve insann kendi benliinin durumudur. Yntemi ise, bu
varlk alanlarnn karlkl ilikisi, varlklarn kendi bana deeri ve insan asndan
nemini aa karacak bir bakla hakikat lsyle tahlil, terkip ve tenkittir.
lim kelimesi ile kavramlaan bu faaliyet, insann gereklikle ilikisi asndan
sonular reten ve varlk olarak kendi konumu hakknda beer bir irfana nclk eden,
irad alanda denenmi pratik bilgidir. "Rabbim, faydal ve hayrl yani kullanl bilgi
nasib et" szleriyle Mslmanlarn dualarna dahi konu olan bu ilim, sistemsiz ve
mesnetsiz dnme ekilleri gibi esastan reddi gereken bilgi formlarndan uzak ve farkl
bir abann addr. slam bilimleri arasnda, insan zihnin kendi iine katlanarak
gerekletirdii teemml (speklatif) bilgiyi esas alan bir bilim dal yoktur. Ksmen
tasavvufi dncenin teemml bir yn olduu iddia edilse bile, insann sadece kendi
benlii zerine eilerek, hariteki baka bir varlkla kendi benliini karlatrmadan
ulaabilecei herhangi bir bilginin imkann savunanlar bu alanda da yoktur.
slam dnce geleneinde znel bilgi ya da salt tefekkre ynelik mutlak bir kartlk

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 21

yoktur; ancak bilgi araynn, hakikati aa karacak doru bir yntem ve iktisatl bir
yol ve yordam tasarm olmakszn asla baarl ve faydal sonulara gtrmeyecei
varsaylr. znel bilgi zellikle toplum hayatnda l alnamaz; nk insanlarn bilgi
kabiliyeti bakmndan eitlii ilkesi gerei, herkese ak olmayan tarafndan elde
edilmesi mmkn olmayan bilgileri kstas almak kesinlikle geersiz bir stratejidir.
Geersiz yntemler, bilimsel abay balamadan sonusuz brakr.
Bilgi hedefine daima ulaabilir mi? Baka bir ifade ile, insann bilme yetenei ile varlk
alemi arasnda bir mutabakat olduu iddia edilebilir mi? nsan akl, mevcudu btnyle
kavrama istidadna sahip midir? Mevcut olanlarn hepsi bilgi konusu olabilecek
nitelikte ise, bilimin ulaaca bir niha nokta var mdr? nsan aklnn tesinde olan ve
din anlamda bilginin deil inancn konusu olan gayb (metafizik) alemi, ahiret hayat
gibi zaman ve mekan st durumlar hakknda Allahn bildirdikleri dnda insann
bilgisi olabilir mi? nsan amal bir varlk ise, sonular bakmndan kendisi dndaki
varlklar zerinde etkileri olan eylemlerin niha deeri nasl belirlenecektir.
Bilimi, belirli bir dzenden yoksun duyu verileri ile mantk bir dzeni olan dnceler
arasnda uygunluk salama abasdr olarak tanmlamak mmkndr. Dzene konulmu
duyu alglar olan gzlem ve deneye dayal bir akl yrtme ile evvela dnya ile alakal
saylan olgular, sonra da bu olgular birbirine balayan yasalar bulma abasna bilim
denilebilir. Bilimin merak ile balad kabul edilir. Ancak, her trl bilimsel abann
itici gc, kavramlarmzla gerek dnyay anlamann mmkn olduu ve dnyamzn
kendi iinde uyumlu bir btn oluturduuna olan inan ya da varsaymlarmzdr.
nsanda merak uyandran nesnelerin dzensiz, kaotik ve karmak bir yn olduu
varsaylsayd, duyu tecrbelerini dzene koyarak gzlem ve deneye bavurulmazd.
Dolaysyla bilim u varsaymlara dayanr: 1. nsann kendi dnda bir olgular dnyas
vardr; 2. Bu dnya insan iin anlalabilir haldedir; 3. Bu dnyay bilmek ve anlamak
kendi bana deerli bir faaliyettir. Bilgi bir abann ya da bir srecin sonucu olarak elde
edilir. Halbuki sonucu kapsamakla beraber, ondan daha fazla, bir sreci tarif eder. Bir
sre olarak bilim faaliyetine aratrma, yntem, ve bilimsel dnme gibi bulma ve
dorulama abalar da dahildir. Daha geni bir tanm ile sre olarak bilim, gerei
veya doruyu arama faaliyetidir. Bu tanmla ilgili sorun ise, tanmda geen gerek ya
da doru kavramlarnn ak ve kesin anlamlarn belirlemenin g olmas ve farkl
balamlarda farkl anlamlara gelmesidir. Gerek varlklarn bir vehesini dile getiren bir
kavram iken; doru, bilginin bir niteliini ifade eder. Gnlk dilde, gerek yapay
olmayan, sahte olmayan bir nesne iin veya yalan, hayali, uydurma kart olarak vaki
olan bir durumu ifade eder. Doru ise, bir bilginin olduu kadar bir eylem veya
davrann sfat olarak da kullanlabilir. O halde bilimsel olarak dorulanm bilgiyi
sadece nesnel gereklik hakknda ulalan bir olumlayc yarg ile snrlandramayz.
Gerein bilinmesi ayn zamanda doru yntemlerin ve doru akl yrtmelerin ve
doru tutumlarla, daha dorusu deerlerle ilikili bir sretir.
Bu bakmdan bilimin, insan tecrbe ve yaanty tasvir ve insana zg yaratckla
ortaya kan sonular anlama yntemi olarak tanmlayabiliriz. Tecrbe ve yaant

22 |

slam Bilimlerinde Yntem

ifadeleri ile insan zg btn bilinli kavraylar ve yaant ile insan iradesi
gerekletirilen btn hayat verimleri kastedilmektedir. Kapsam daha geni tutulan bu
tanm aslnda bilim kadar hatta daha fazlasyla btn unsurlaryla beer hayatn iinde
gelien medeniyeti, kurumlarn, din, sanat, ahlak, felsefe, hukuk gibi, dnce ve inan,
duygu ve davran alanlarn tasvir ve anlama abalarna iaret eder.
O halde bilim tekil bir znenin bilinli faaliyetleri ile snrlanamaz. Bilim, zerinde
herkesin uzlaabilecei yarglar konu alan bir aratrma abasdr. Her ne kadar bu
tanmda yarg kelimesi ile doa nesneleri ile ilgili nermeler kastedilse de, zerinde
uzlamann gerekletii ey, bilimsel yargya konu olan nesneler midir? Yoksa,
yarglar dile getiren ibare ve lafzlar zerinde bir uzlama m aranmaktadr.
Bilim asl ilevi doa olaylar m, yoksa bunlarla ilgili nerme ve yarglar dile getiren
lafz ve ifadeleri yarglar incelemek midir? Doal olmayan varlk ve kavramlarn
incelenmesini bilim d sayan olguculuk (positivizm) ve bilimcilik (scienticism) gibi
bilimde dilin yeri ve nemini inkar etmemekle beraber, bilimin dorudan olgular deil,
fakat bunlarn ifadesi olan birtakm dilsel nesneleri konu aldn sylemek pek akla
yakn grnmyor. Dil bir anlatm ve bildirim aracdr; bilim dilden yararlanarak
inceledii olgular ve ulat sonular saptar. Bilginin yaylmas, eletiriye konu
olmas iin de belli bir dilde ifade edilmi olmasna ihtiya vardr. Ama gene de bilimin
konusu olgularn kendisidir, yoksa bunlar ifade eden nermeler deildir.
nsan, toplum, tarih, kltr gibi dile dayal ve dil vastasyla anlalan farkl alanlarn
bilimsel aratrma konusu saylmas, bizi ok sayda varlk ve varolu dzeyi ile kar
karya getirmektedir. Hakikatin farkl varlk alanlarna gre tanmlanmas, bilimin tek
bir hedefe ynelmesine engel deildir. Varlklarn btn olarak kavramasna yarayacak
tek bir yntemin benimsemesi hakikatin farkl tezahrleri karsnda bilimsel bir krlk
dourabilir. Hakikatin doal dnyada ve sosyal dnyada farkl boyutlar ile bilimlerin
hedefi olmas, varln bir btn olarak kavranmasn engellemez. Sosyal gereklik
farkl insan etkinliklerden olutuu iin farkl bilimlerin aratrma alanna girer ve
farkl yntemleri gerektirir.
slam geleneinde kelami, fkhi, felsefi ekoller arasndaki gr farkllklar, bazen
seilen yntem ile bazen de varlk tasavvurunun farkl kavramlarla dile getirilmesiyle
yakndan alakaldr. Bu farkl yntemler, birbirini dlamak ve yadsmak iin deil,
aksine hakikatin her bir parasnn, bu paralarn oluturduu btn dikkate alarak
kefetmek iin gelitirilmitir. Zira btn bu yntemler, aralarndaki farkllklara
ramen, insann bilgi yeteneklerinde ve bu yeteneklerin tekabl ettii farkl varlk
dzeylerinin varlnda tartma yaamazlar. slam geleneindeki btn bu yntemler,
hem insann ve insan aklnn, hem evrenin ve evreni kefedecek insan yeteneklerinin ve
hem de vahiy rn olarak Kur'an'n tek bir lah kaynaktan, Allah'tan geldiini kabul
etmektedir.
Buna gre her trl beer bilgi iin bilimsel sfatn kullanlabiliriz. limlerin hedefi
hakikattir. Hakikatin bir vehesi fayda olmasna ramen hakikat salt anlamda faydaya
indirgenemez. Varlk veya bir durum hakkndaki doru hkme bilgi denir. Bir konuda

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 23

aratrma ihtiyac duyan znenin kendisine yneldii ya gereklik, ya faydadr. Bilme


faaliyetinden nesnesinin evrendeki konumunun tanmlayan duruma hakikat, znenin
kendisinin ulat duruma ise fayda diyebiliriz. Bilginin dourduu fayda bilme
srecinden bamsz bir deer olarak bilginin doruluu olarak da ifade edilebilir. Eger,
bilme faaliyetinden hasl olacak fayda, bir davrana kstas ya da norm olacak bir deer
olarak gzetilirse ahlak, bir duygulanma hissiyata kstas ya da norm oluturacak deer
olarak gzetilirse estetik bir yarg ile neticelenir bilgi. Mslmanlarn bilime
ynlendiren temel unsurlar birbirinden ayrlamaz bu temel deerdir. Hakikate ulaan
znenin akli bir gvene kavumas, davranlarna yn verecek ahlak ilkelerin kefi ve
bunlarn nda hayatn btncl anlamna dair sezgilerle duygularnda estetik bir
sknete ulamay hedefler.
Kuran M. kbalin deyimi ile u alanda bilgi edinmeyi tevik ederek inanlara ilmi bir
sorumluluk ykler: Tabiat dnyasn aratrmak; insann kendi benlii zerinde tefekkr
etmek ve tarih ve toplum hayatn incelemek. Birincisi hakknda doru bilgi, maddi
dnyay anlamay salar. kincisi, hayata kar doru tutum ve davranlarla tavr
alabilmek iin gerekli ahlak yetkinlii, yani kiilik geliimi iin gerekli z gvenin ve
ahlak bilincin geliimini salar. ncs ise, toplum hayatn srdrmek iin gerekli
sosyal, ahlaki ve siyasi ve hukuki normlarn tespitini kolaylatrr.
4. ada Bilim Yntemleri ve Din Bilimleri
ada bilim felsefesi, bilimlerin bilgi edinme sreleri ve sonular asndan ilimleri
yeniden tasnif ederek, ilevleri bakmndan doa bilimlerini, tasvir, nesnel, aklayc,
kesin, san, olgusal, mspet bilimler olarak niteler. te yandan, beer bilimleri de
konusu itibariyle, manevi ilimler, insan bilimleri, tarih ilimler, kltr bilimleri, znel
bilimler, filolojik, antropolojik bilimler ya da sanatlar olarak; ilevleri asndan ise
znel, anlayc bilimler; sonular asndan ise, yasa koyucu-deer koyucu, aklaycyasa koyucu (nomotetik), kesin-kesinlii olmayan bilimler eklinde snflandrlmtr.
Bilimin metafizik ve felsefeden bamsz iledii varsaym asndan bakldnda, bu
tarzda bilimleri konularna gre snflandrmak elikili grnmektedir. Dier bir eliki
de, doa bilimlerinin mantna gre tek bir bilim olduunu varsaymna dayanmaktr.
Doa bilimlerinin yntemleri ile aratrlmayacak olan alanlarda bilim yaplamayaca
ya da doa bilimlerin dnda kesinlie ulatracak yntemlerin olamayaca gibi yanl
sonular karlmaktadr.
Bilimlerle ilgili ada yaklamlar balk altnda yle tanmlayabiliriz: Tek bir
faaliyettir ve tek bir yntemi vardr. Bu yntemle elde edilemeyen konular bilimin
dndadr. kinci yaklam, bilim insana zg tek tip bir etkinlik olmakla beraber, alan
ve yntem olarak en az iki farkl bilim vardr: Doa bilimleri ve beer bilimler. nc
bir yaklama gre ise, bilim iki farkl etkinlik biimidir ve iki farkl yntemi olan iki
ayr insan etkinliktir. Birinci yaklam, bilginin konusu olan varl tek bir kategori
olarak gren deneysel pozitivizm, spritualizm, materyalizm gibi akmlara gre yaplan
bilim tanmn yanstr. Varl sadece madd veya ruh nitelikte gren bu yaklam
felsef anlamda indirgemeci olduu gibi yntem asndan da indirgemecidir. Deney ve

24 |

slam Bilimlerinde Yntem

gzlem yntemi ile dorulanamayan varlklar ve nesneleri yok sayan pozitivist


yaklam, kendi iinde dngsel mantk yanl barndrr. Geerli saylan bir tek bir
yntem kabul edilerek, o yntem ile bilinemeyecek varlklar yoklua indirgenmi olur.
Konularna gre bilimleri ayrmak yerine, yntemlerine gre iki temel alana ayrmaktr.
Doa bilimlerine zg, tasviri, deneysel yntemler, ile yorumlayc yntemler. Bilim
tek bir insan etkinlik olarak grlr ve yntemlerine gre ana hatlaryla ikiye ayrlr:
Doa bilimleri ve Beeri Bilimler
slam bilimlerinde bavurulan anlama ve yorumlama yntemleri sadece din bilimlerinde
deil, edeb ve ilm eserlerin yorumlanmasnda da rnek alnmtr. erh asl metnin
tefsiri ya da aklamas anlamnda lafz ve dilbilimsel aklamas ise, haiye, metnin
anlamn genileten, kazand yeni nemi aa karan bir tr tevil ve yorumdur. Yeni
ilavelerle metnin genilemesini ifade eden zeyl ve metnin anlam ve nemindeki
genilemeleri salayan haiye ile gemiten gelen eserler hem sreklilik kazanr hem de
yorumlanarak deiir. Bir yazl metnin aklanmas olarak klasik yorum anlay ile
ada yorumbilim kuramlarn ana hatlaryla baz noktalarda kesiir. Dnce tarihi
iinde cevab aranan temel soru, zaten sregelen yorum abalar ile yorum
yntemlerinin bilgisi yani metodoloji ayr ayr kalabilir mi? Yorumlardaki deiim
yorumbilimi takip mi eder, yoksa yorum deiiklikleri yeni yntemlerini mi dourur?
Yorum bilgisinin hedefi insan bilimlerindeki anlam sorununa sabit metinlere uygulanan
yntemlerle zm aramak; yoksa, kendi bana anlam tamayan fakat deiimlerden
bamsz olarak varln srdren yapsal elerle ilgilenen yeni bir yorumbilim
kuram gelitirmek mi olacaktr? Belki bu sorulara nc bir unsur eklenebilir:
Bilimlerdeki deiimler aratrma konularnn deiimine mi baldr; yoksa insan
bilgisinin deeri hakkndaki deien yarglarla anlama ve yorumlama pratikleri de
deimekte midir?
ada bilim felsefesinde insan bilgisinin deeri hakknda epistemolojik kategoride
deiim gereklemitir: 1) Duyu tecrbesi ile elde edilen ve zihin dndaki nesneler ve
olgulardan baka bir nedenle aklanamayan duyumlarla yoluyla kazanlan yaln bilgi.
Bu da, deneyselci akmn, izlenimler ve fikirler olarak adlandrd veya mantksal
atomculukta dorulanabilir nermeler terimi ile ifade edilen tekil ve effaf bilgilerdir.
2) Deer ve nemi bakmndan ara bir konumda bulunan ve duyularla elde edilmekle
beraber, tasavvur ve anlama yetileri aracl ile duyulardan soyutlanarak iki snfa
ayrlan alg veya idraklerden elde edilen bilgi. Bunlar da yine, deneyselcilerin
kavramlar ile Kantn tasarmlar (estetik haz, zevk, duyular) gibi bilgiler 3) Akl
yarglardr ki, deneysel bilgiye dair mantk yarglar ve pratik akln ahlak ve din
yarglar arasnda sayabiliriz. Hermeneutik kuramlarn esas sorunu bu farkl bilgiye
dayal ifadeleri kuatacak genilikte olmal, fakat ayn zamanda kendisinin bunlara gre
yarglanmasndan kanabilmektir. Birinci alan, ada felsefede Kant ile birlikte doa
bilimlerine zg bilgiyi kapsamakta, ikinci alan estetikten, edebiyat eletirisine ve
retorie kadar gzel sanatlar ve nc alan ise, felsefeden, ahlak ve dine tarihe kadar
birok beeri bilimi ilgilendirir. Aslnda burada bilimlerin tasnifinden doan ve kkleri

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 25

Farabi ve hatta Aristotelese giden bir epistemolojik sorunla karlalr.


Bir bilginin doruluk deeri mantk aracl ile belirlenirse, nerme kipinde ifade
edilemeyen, dua, istek, emir vb. gibi beeri ifadelerin anlamn tasnif d brakmak
gerekir. Bilgi alanlarn dorulanabilir ve dorulanamayan eklinde ikiye ayrmann
tabiat ilimleri, sosyal ilimler, nazari, ameli ilimler gibi tasniflerin kkeninde bu ayrm
yatar. ada yaklamlar bu iki farkl alan dil ya da filolojik bir temel zerinde
birletirmeyi denedi. Dil kategorileriyle ifade edilen nesnel eleri, zihin kavramlar
(ideler) ile birletirmek; yani nesneleri ve lafzlar onlarn gerisindeki gerek anlamlarn
remizleri ya da temsilleri olarak anlama yolu tercih edildi. Dilbilimsel in ve belgat
elerini edebi sanat anlay iinde de birletirmek mmkndr.
Kant ile balayan eletirel felsefe ve mantksal atomculuk tarafndan da teyit edildii
gibi bilimsel yntemle ya da deneysel olarak kantlanamayan ifadeleri, znel duygularn
da vurumu olarak deerlendirmek mmkndr. Ancak, bu yolla belirli bir alana zg
bilgiler ya anlamasz ya da znel duygular olarak tanmlamakla farkl bilgi alanlarn
uzlatrmak gibi elikili bir tutum benimsenmi olur.
Farkl bilgi alanlar ortak bir dorulama yntemi ve lt etrafnda birletirilebilir.
Ancak u sorularn cevabnn bulunmas gerekir:
Yntem deneysel bilgi kadar, metinlerdeki dilsel ifadelere de ayn ekilde
uygulanabilecek mi?
Bilginin nesnesi mi esas alnacak yoksa zne mi?
Bu sorular da, hepsini kapsayan iki ana terim altnda toplanabilir: klma ya da icra
etme ile bakmaya dayal bir deerlendirme lt neren kuramlardan sz edilebilir.
nsan aklnn ileyii kurallar olarak tespit edilen mantk ilkelerine gre duyu
verilerinin dorulanmas nazar veya bakma odakl bir yntemdir. rad insan
eylemlerinde tutarllk lt alnarak dorulama ise ahlak basireti yani klmay esas
pratik dorulama yntemidir. Birincisi, bilgiyi daha ok ulalan zihinsel hazla, ikincisi
ahlak ve sosyal uyumla ilikili grmektir. Doa bilimlerinde bu haz, doaya hakim
olmaktan, dolaysyla tabiat karsnda kendisini daha gl hissetmekten doan manevi
bir hazdr. Beer bilimlerde ise bu haz, iyi ynde insan ilikilerinin gelimesi ve sosyal
uyumu salayan ahlak bir olgunluk ve tatmindir.
Aristotelesten gelen ve Farabi tarafndan sistemletirilerek Ortaada Batya geen
bilimler snflandrmas, bilgi kuramlar ve bilim anlaynn olduu kadar
hermeneutiin geliiminde de etkili olmutur. Olduka iyi bilinen bu tasnif u ayrmlar
zerine kurulmutur: nsann bilme yeteneine gre bilimler ikiye ayrlr: Kuramsal ve
pratik. Doa bilimleri, mantk, matematik, gramer, vb. kuramsal bilimler arasnda
saylrken; ahlak, siyaset, hukuk vb. yaparak renilen ve bu srete de znenin
kendisinin de deiime urad bilimler pratik alana dahildir. Her iki alandaki
bilimlerin ayrca nazari ve uygulamal ynleri vardr. Kazanlan ilim yetkinlik ve
tecrbe olarak kiiyi deitiriyorsa, elde edilen bilimin uygulamal ynne sanat
denildii gibi -Farabi snaat kelimesini kullanr- eer, eyay ve nesneleri deitirmeye
el becerisi ve maharete ise teknik bilgi (hiyel) denir. Uygulamal bilimlere, sonularna

26 |

slam Bilimlerinde Yntem

gre faydal sanatlar veya gzel sanatlar (iir, mzik vb.) ad verilir. (Farabi, hsaulUlum, 107)
te bu manada, yorum bilgisinin yani usul ilimlerinin de konularnda farkl birer sanat
olduu kabul edilmelidir. Edebi metinler iin bu sanat 'erh' ve ta'lil (eletiri) sanat
olarak, din metinleri tefsir sanat, doa bilimleri ve metafizik ile ilgili olarak da mantk
ya da burhan sanat yorumlama ve dorulama yntemleridir. limlerin ortak olduklar
ey elbette dile ve dolaysyla da gramere bamllktr. Ortaada eitim mfredatnn
nahiv, belagat, beyan, mantk ve hitabet gibi dil ve yorum bilgilerinin dahil olmas bu
adan nemlidir. Metinlerin, sarf, nahiv, slup ve belagat bakmndan anlamaya
yardmc nazari bilgiler yannda, aklamak ve ifade etmek gayesiyle ina, bedii gibi
anlatm sanatlar ile hitabet gibi gzel konuma sanat egemendi. (Literary Criticism, 142)
Mantn dini ilimlerde kullanm alan bulmas ou kere kyasla snrl grlemez.
Yorumlamada lafzlarn delaleti asndan gramer ile mantn birlikte kullanldn
sylemek mmkndr. Kelimelerin itikak (etimolojik), hakiki ve mecazi
kullanmlarndaki deimelerin tespiti ve edebi trlerin geliimini tespit ederek
anlamlardaki deimeleri tespit etmek ve aklamak iin dil ve gramer bilgisine ihtiya
duyulur. Bu bilgiye zamanla filoloji yntemi ve daha sonralar da semantik denildiini
biliyoruz. Dini metinlerin tefsir edilmesinde tabiat bilgisinden yararlanlmas ve tabiatn
yaratl kitab olarak kutsal kitab aklayc varlklar dzeni olarak kullanlmas,
bilimsel yorumlarn ortaya kn hazrlamtr.
Kutsal metin nasl ki Tanr'nn kitab ise, tabiattaki nesneler de Tanrnn ayetleri,
yaratmasnn sembolik dili ve kelimeleri gibidir. Tabiat biliminde kullanlann mantk
yntemi yannda, Tanrnn szlerinin yer ald 'Kutsal Yazlar da btn varlklarn
lafzlarla sembolik temsillerine yer verir. Nitekim slam dnyasndan Bat'ya geen bu
anlay, nl Hristiyan ilahiyats Thomas Aquinasda bir yansmas bulur. Ona gre,
Tanrnn kitab, sradan lafz anlamlar ierse de, daha yksek bir dzeyde manevi bir
anlama da sahiptir: Dolaysyla, dier ilimlerde, nesneler kelimelerle ifade edilirken,
bu ilimde [teolojide] kelimelerle ifade edilen nesnelerin kendilerinin de birer anlam
vardr. O halde kelimelerin ifade ettii eylerin birinci anlam, lafzi veya tarihsel
anlamdr. Kelimelerin delalet ettii nesnelerin kendilerinin iaret ettii anlam ise,
manevi anlamdr ve lafzi anlama dayanr ve onu varsayar. Thomas Aquinas, Summa
Theologica,s.16 Hristiyan Ortaanda dini metinlerin tefsiri: Lafzi (veya tarihsel),
mecazi, ahlaki ve dogmatik ilkelere uygunluk eklinde drt esasa gre belirlenmitir. lk
anlam kategorisi dile ait unsurlara dayansa da, Hristiyan retilerinin Kilise otoritesi
ile tespit edilmesinde dil sadece arasal bir ilev yklenir.
Bir sanat olarak klasik usul ya da yorum yntemi bilgisi, farkl alanlarda farkl
uygulanabilir ve her ilmin konusu bu uygulamann snrn ve meruiyetini tayin eder.
Dolaysyla din bilimlerinde bavurulan yntem, muhtevay oluturan inan esaslar
(dogmatik) erevesinde ve dilbilimin snrlar iinde kalarak ahlaki hedefleri de
gzeterek bir tr yorumlama sanatdr. Hristiyan geleneinde uygulanan yntemlerin
erevesi dogmatik ilkelerle snrlanmtr. slam ilimlerinde ise, dilin lafzlarna

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 27

uygunluu yannda haberin sahihlii esasna gre ve alimlerin topluluunun uzlas


olarak icma dikkate alarak akl selime dayanan karmlar yaplmas, anlama ve
dorulama ynteminin snrlarn belirler.
Bat geleneinde dini metinlere uygulanan klasik yorum yntemlerinin geerlilii
tartmal hale geldi ve Protestanlkla birlikte bir krlma yaad. Kilisenin otoritesine
dayanarak tesis edilen dogmatik ereveye bal anlama ve yorumlama ilkesine kar
Protestanlk, Kutsal kitabn metnini yine kitabn kendisini esas alarak yorumlann
yegne geerli yntem olduunu savundu. Bylece, eski gelenein drt esasa bal
yntemini tanmayan Protestanlk, Lutherin ne srd gibi, Kutsal metinlerin sadece
kendisi ile (sola scriptura) yorumlanmas ilkesini savunurken gelenein otoritesi
yerine, kutsal metinlerin dahili otoritesini koymaya alt. Ancak metnin kendisi
dna atfta bulunmakszn lafzlardan anlam karmann mmkn olmad
durumlarda, oluan boluun, tarihe bavurmakla doldurulmas sz konusudur. Metnin
iaret ettii olaylarla lafzlar arasndaki balantlarn kurulmas iin Kutsal kitabn
yazld dnemin tarihi artlarn, yazarlarn niyetlerinin de dikkate alnmas gibi
yntemsel ihtiyalar ortaya kacaktr. Metinde yazarn niyetini belirlemek eilimleri
aratrmak metinin atfta bulunduu olaylarla ilgili gemi tarihin bilinmesine ihtiya
vardr.
Tarihi aratrma vastasyla metinlerin arka planna dnmek ve bu tarihsel bilgi aracl
ile bir tr anlama kprs kurmak arasnda yaplan bir ayrmn geerlilii olduka
snrl olacaktr. Daha yakndan bakldnda her iki srecin de ayn btnn bir paras
olduu dnlebilir. Her ikisini de iine alan btne tarih mi, dil mi, insan doasnn
zdelii mi, yoksa deimeyen akl ilkeleri mi demek gerekir? Bu soru ada yorum
bilimin temelinde yatar.
18. yzylda dini ve edebi metinler iin ayr bir yntem dier metinleri anlamak iin
ayr yntemler uygulanmas kural terk edilerek btn yazl metinler iin tek bir
yorum bilgisinin geerlilii gr yaylmaya balad. (Farrar, History of Interpretation
402) Metin ve yazl kaynak olmak bakmndan Kutsal metinlerin bir ayrcal olmad
anlay ile yorum bilimin sekler bir mahiyet kazanmas sz konusu olur. Kutsal
metinlerin yorumunda da ancak herkes iin ortak olan kurallar ve ilkeler geerlidir.
Buna gre muhtevas din olsun veya olmasn her tr metin, her ada geerli olabilecek
tarih-st, deimez ve ahlaki bakmdan ibret verici gereklere yer verebilir. Bu
deimez gereklerler ile herhangi bir metnin yazld dneme ve sadece kendi tarihi
balamna zg olan ierik unsurlarn birbirinden ayrmak gerektii gr yerlemeye
balar. Aydnlama a dnrleri asndan metinlerin dorudan anlalan ierikleri
aslnda evrensel olan akl unsurlardr: yoruma ihtiya duyan ierik ise genellikle tarih
unsurlardr.
Aydnlanma a yazarlar iin artk tarih ve tesadf olgular ya da rastlantsal
gereklikler, akln kendi zorunlu hakikatinin birer kant saylamaz. (E. Lessing,
(1956),56) Tarihi olan unsurlar da akln yarglarna uyacaktr. Mesela Spinozaya gre,
Kutsal metinleri yorumlama yntemi, doay yorumlama ynteminden ok farkl

28 |

slam Bilimlerinde Yntem

deildir -aslnda tamamen ayndr. (Spinoza, 1951, 99). Bu tanmlama, Aydnlama


dneminde yerleen ada yntem anlayn zetler: Doay aklamak iin doa
tarihini incelemek ve elde edilen verilerden hareketle, sabit aksiyomlara gre doal
olgular tanmlamak gerekir barettir. Ayn ekilde kutsal metinleri de insan temel
ilkelerden hareketle onun yazarnn kastn (niyetini) karsamaktr. Doal dnyaya ve
rasyonel olana ilikin ierik, kutsal metinlerde herkes tarafndan anlalabilir; ahlak
ierii ise, kendi tecrbemize gre anlarz ve bunlarla ilgili bir glk karsa, bunlar
ancak tarihsel olana bavurmakla anlalabilir. Yorumlama ynteminin karlaaca
bu glkler, metinlerin kendi tarihinden kaynaklanr. Yine de byle bir yorumlama
ynteminin kurallar, herkeste eit olan akln doal na uygun olmaldr. (Spinoza,
1951, 119)
Dolaysyla, Aydnlanma dnrleri iin, yorumlama felsefi bir glk iermiyordu;
asl sorun akl ilkelerin belirsizliinden veya yntem yetersizliinden ziyade, metinlerin
tarihsel oluundan kaynaklanyordu. Normal artlarda tarihe bavurma ihtiyac, ancak
akla ters gelen ya da anlalmas g bir ifade ve iaretle karlatmz zaman gerekli
oluyordu. Yani, bir metin kendi iinden kt tarihsel duruma atfta bulunuyorsa,
bizim olay hakknda bilgimizin yetersizlii nedeniyle onun ifadeleri anlalmaz grnr.
O taktirde de, metni anlamak iin tarihe bavurma ihtiyac duyulur; yoksa, tarihin aynen
metnin iaret ettii ekilde olduunu sanmak yanltr. Dolaysyla bir metin, doal
olarak akln nda deerlendirilmelidir. Zaten buradaki ahlaki ve akl ilkeler hemen
anlalacaktr; anlalmayan eyler ise, tarih artlara bal olanlardr. Spinozann
anlama ve yorumlama konusunda savunduu grler adeta aydnlanma aklcln
olduu gibi yanstr. Anlama yntemi akla dayal olursa bir sorunla karlalmaz, ortaya
kan sorunlar akln yetersizliinden deil tarihi mesafeden kaynaklanr. Yine de, tpk
doay anladmzdan nasl kuku duymuyorsak, tarihi metinleri de anlamaktan kuku
duymamalyz; tarihin anlam yabanclatrmas, ancak tarihe bavurarak giderilebilir.
Bylece 17. yzylda gerek Protestan ilahiyatnda gerekse Aydnlanmann etkisiyle
yorum sanatnn (ars interpretandi) yerini yeniden Greke hermeneutics terimi almtr.
Geliim sreci iinde ayrca filolojik yntem, metin eletiri sanat olarak gemitan
gnmze intikal eden tarih metinlerin sahih nshalarn tespit etme abasnn bir
paras olarak domutur. zellikle, yeni yaz dillerinin ortaya kmas ile birlikte,
temel kaynaklarn ve kutsal metinlerin yerel dillere evrilmesi gibi tercme sorunlar da
yorum bilimin konularnn genilemesine sebep olmutur.
Ayrca, ifah eitimin yerini kitab eitim almas ile hukuk metinlerin oluturulmasn
veya yeniden derlenmesi ve kodlanmas gibi sorunlar yeni yorum ilkelerinin tespitini
gerekli klmtr. Mesela 19. yzyln ikinci yarsndan itibaren Mecellenin yazlmas ile
slam hukukunun bir kanunname haline getirilmesi (kodifikasyonu) bunun tipik bir
rneini oluturur. Ayn konuda farkl fkh mezheplerin farkl grlerini bazen
birletiren hkmlere yer vermek gibi telfik ya da oklu yorumlara bavurmak gibi
yeni yollar denenmiti. Yeni hukuk yorum esaslar bu ada, bir yasann kapsamn
tespit veya yeni hkmler karmakla snrl deildi; tashih edici, genelletirici,

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 29

zelletirici ve aklayc yorum ilkeleri ayn yntemin ana eleri olabilirdi.


19. yzyln sonunda etkisini gsteren Tarih Okulunun gelimesine kadar geerli olan
hukuk yorum bilimi, yeni ilkelerin benimsenmesi ile deiime urad. Dilbilime dayal
yorum yntemleri kadar hukuk metinler de mantk ve yasa koyucunun niyeti ya da
maksad gibi psikolojik eleri de dikkate alnmas gerekir. Yoruma ihtiya duyan her
trl metin gibi hukuk lafzlar da anlalmas g bir eyi, bir kimseye aklamak
olarak tarif edilir. (Kurt Mueller-Vollmer, 1988,3) Bu anlamda, yasalarn dilinin veya
lafzlarn sradan dilin kullanm iinde anlalmas mmkn deilse, yasann ruhuna,
yani yasann konulu maksad veya kanun koyucunun niyeti dikkate alnmaldr ki, bu
da mantk bir yorumu gerektirir. Buradaki mantk yorum kavram zaten,
Aydnlanma dneminin aklla kavranacak manaya ulama idealini yanstr. nk
Aydnlanma dncesine, insana zg her trl bilgiyi akl ilkelerine gre
sistemletirme tutkusu hakimdi ve bu amala da yorum yntemleri de felsefenin alanna
dahil edildi.
Aydnlanma yazarlar da yorum bilgisini mantn alan iinde grmeye devam ettiler.
Ancak geleneksel yorum ilkeleri din ilimleri, tarih ve hukuk erevesinde tartlrken,
Aydnlanma ile birlikte sorunlarn felsefi boyutu nem kazand. Yeni yaklam yle
zetlenebilir: Tpk, matematik ve doa bilimlerinde uygulanan mantk kurallar gibi,
yoruma dayal ilimlerde de belirli yorum ilkeleri vardr. Mesela Christian Wolffun
mantkla ilgili bir eserde tarih ve din metinleri okuma ve yorumlama hakknda
blmlere yer verir. C. Wolff, 1965, I, 1) Bilgilerin nemli bir ksmnn kitaplardan
edinildiine dikkat eken Wolff, din ve tarih olmak zere ikiye ayrd btn yazl
kaynaklardaki bilgilerin doruluunu beer temyiz ya da eletirel yarg gcne
bavurmak suretiyle tespit etmek zorundayz. Tarih kaynaklarn bildirdii olaylar
gemite kald iin ancak yazarlarn samimiyeti, gvenilirlii ve anlatmn
btnlne gre doruluunu belirleyebiliriz. Din olanlarn doruluu ise ancak,
kantlarnn salamlna, geree uygunluuna ve konu ile ilgili verilen bilginin
yeterliliine gre belirlenebilir. Yine de bu dnemdeki anlaya gre niha olarak bu tr
kitaplarn anlam, slubun konuya uygunluu ve eserin btnl ile anlalabilir ki
bunun doruluu da ancak yazarn niyeti ile belirlenebilir. Aydnlamann hem
dorulama ls hem de anlam znel bir alana atf iin bavurduu yazarn niyeti
kavram yerini bak as tabiri ve daha sonra da dnya gr kavramna
dnerek varln srdrecektir. (Joachim Wach, I. 165)
Bu bak as ya da perspektif kavram tarih yntemine dahil edilerek beeri bilimlerin
sonularnn znel ya da greceli olduu anlayna zemin hazrlad. Dolaysyla insan
bilimlerinde doru bilgiden ya da doru anlamadan ziyade, en uygun yorumu
belirlemek sorun olarak ortaya kar. Nihayetinde, bilginin tarih bir olguya mutabakat
iddia edilemeyeceine gre, en uygun yorumu belirlemenin mmkn olduuna
inanmaya baland. nsan bilimlerinde bilgi kaynaklar metinler olduuna gre, gemite
meydana gelen bir olay veya ifade edilen bir dnce ile imdi arasnda bir zaman
mesafesi daima kalacaktr. Aydnlanmac aklclk bu mesafenin alamayacan kabul

30 |

slam Bilimlerinde Yntem

eder. Bir metnin anlam dorudan kavranyorsa, bunun sebebi metnin zaten bir akl rn
olmasdr; anlam kapal ya da anlalmaz gelirse, o takdirde metin ancak kendi tarih
balamnda, yani tarih bir aratrma nda anlalabilir. Bu yntemsel gereklilik, metnin
tesine giderek metnin muhtevasna anlam veren eylerin ve olaylarn, yaln olgular
olmadn ve bir sreklilik iinde gelitiini ihsas ettirir. (G. Vico 1994, 104)
Bu da bize tarih ve hermeneutik yntemlerin birbirini tamamlayc ve birbirinden ayrlmaz
olduklarn gsterir. Bir metinin iaret ettii konuyla ilgili tarihsel bir aratrma yapma
ihtiyac, bir metni anlama ve yorumlama faaliyeti srasnda ortaya kar. Bir yandan
hermeneutik, yorumlamann ilave ve baml bir esi olarak tarihsel aratrmay
kapsarken; te yandan tarihsel aratrma metni meydana getiren olaylara kadar uzanarak
hermeneutiin zerinde durduu anlama ilevini de aan bir aba olarak grlr. Tarihsel
aratrma hermeneutiin ilevlerinden biri mi, yoksa hermeneutiin sadece tarihsel
olaylarn evrensel srekliliini zmlemenin bir aleti mi olduu grne bal olarak bir
evrensel tarih kavram devreye girer.
Yorumlayan zne ya da tarihi ile aratrd konu arasnda daima tarihsel bir mesafe
vardr ve ancak bir evrensel tarih ufku iinde metin ile imdiki an birletirilebilir. Kapsaml
bir tarihsel yntem iin tarihteki olaylar ve oluumlar ancak daha geni balantlar ve
sreklilikler iinde anlalabilir. Bu adan bakldnda tarihsel aratrma bir nevi, kapsam
geni bir eksen etrafnda tarihsel olaylarn anlamn bulma abasdr. Fakat bu ayn
zamanda tarihsel olaylarn tekilliini ortadan kaldrmakla sonulanabilir.
Aydnlanma ile birlikte salt mantk ve akl dnceye kyasla tarih bilginin gvenilmez
olduu fikri hakim gr haline geldi. Hatta tarihilerin gemie eletiriden uzak ve kolay
inanan bir zihniyetle yaklamasndan dolay gerek tarihin bozulduu gr yayld. (A.
Richardson, 1964, 24). rnein David Hume unlar yazar: nsanolu her zamanda ve
her yerde o kadar ayndr ki, tarih bize zellikle bu konuda yeni veya tuhaf olan bir ey
gsteremez. Tarihin asl yarar, eitli durum ve ortamlardaki insanlar gstererek,
insan doasnn sabit ve evrensel ilkelerini kefetmektir. (David Hume 1963).
18. yzylda uyanan ve adna tarihsel bilin denilen bu yeni anlay insan tabiatnn sabit
olduu fikrinden hareketle tarihin ikin btnln akl olarak kavranacana olan
inanc pekitirdi.
nsan doasnn da vurumu olarak akln kefedecei tarih btnlk, tekil olgu ve
fertlerin fail olarak tarih nemini ortadan kaldraca iin romantik akm tarih yntemi ile
rekabet edecek bir yorum kuram gelitirmeye alt. Gemiten gelen metinlerle imdiki
zamanda yaayan (yorumlayan) zne arasndaki ilikinin zerinde durmak gerekli olur.
Tarihsel yntem, yorumlayan zneye iinde bulunduu zamannn evrensel tarih
balamndaki nemini kavramas iin metnin gerisine gidip, tarih ierii evrensel tarihin
btnlkl anlam erevesinde dnmesini hatrlatr. Bu tarihsel btn de, iinde,
insanlarn tpk bitkiler gibi yetitii ve her eyin bir paras olduu byk bir baheye
benzetilir. (Herder, 246)
Doa bilimlerinin yntemini rnek alarak, tarihi ve dilsel malzemeye dayal aratrma
faaliyeti olarak tasarlanan beeri bilimlerin hedefi de toplumsal yasalar anlamak eklinde

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 31

belirlenmi olur. Mesela byle bir anlaya gre, tarih sadece olgular olarak anlalamaz;
aksine, daha ok, olgularn olduklar gibi nasl meydana geldiinin nedenlerini kavrayarak
anlalabilir. (Collingwood, 113) Genelletirici ve evrensel olana nem veren nazari ve
mutlak tarih anlaynn beeri bilimler asndan iki nemli sonucu vardr. Birincisi, beeri
bilimlerin amac, insan tabiatnn deimez niteliklerini tespit ederek, deien olgular
arasnda tarihi yeniden ina etmek deil; gemii amzdaki hayat ile bilin dzeyinde
btnletirmektir. kincisi de, herhangi bir beeri olay, evrensel tarih ile para-btn
ilikisi iinde anlama veya yorumlama lzumu fark edilmi ve bylece beer bilimlerin
ynteminin dngsel (devr) bir yapda olmasnn kanlmazl idrak edilmitir.
Beeri bilimlerde her dnem ayn zamanda btn oluturan evrensel tarihin bir parasdr;
tarihi bir metni ya da bir olay anlamak iin onu paras olduu btnle ilikilendirmek
gerekir. Ayn zamanda beeri bilimler iin gerekli olan yorumlama yntemi ile
yorumlamay ayrmak lzumu ortaya kar. nk, bir metni anlama sreci ayrdr ve
metnin bugn iin ne anlama geldiini veya onu doru olarak nasl anlamak
gerektiinin yorumu ayrdr. Dolaysyla, eskiden kullanld ekliyle bir metni
aklamak ve onu kendi durumumuz ile ilikilendirmek demek olan yorumlamak
birbirini tamamlayc iki farkl faaliyettir. Her ne kadar bir ibarenin aklamasn ancak
belirli dilbilim kuralar ve tarih nedenlerle yapmak mmkn ise de, onu bugn iin
nemini tespit amacyla belirli bir ekilde yorulmak ayr bir husustur. Yani geleneksel
ifadesi ile tefsir, dilsel ve tarih snrlar iinde bir metninin anlamn kendi nesnel
atflarna bal kalarak aklamaktr; tevil ise, metni ya da lafzlar bizim anladmz
dile dntrmek abas olarak grlebilir. O halde, bu yntemlerin tamamnn
hermeneutik olarak anlalmas beer bilimlerde ulalan anlama ve yorumlama ve
uygulamalarn dourduu felsefi sorunlar zerine eilmekle alakaldr.
Bilim kavramn sadece olgular aratrmakla snrlandran bir anlayla olguculuk
pozitivizmin ortaya k, insan bilimlerinin doa bilimlerinden ayrlmas srecini
hzlandrd. Olguculuun gerisinde aslnda kat bir maddecilik ve belirlenimcilik
(determinizm) yatar. Ruh, akl, zihin gibi insan varlnn soyut ynlerini bedenin
ilevlerine indirgeyen maddecilik, doada ve sosyal evrendeki tm olaylar, maddi
nedenler ve ispatlanabilir doa yasalar tarafndan belirlendii grn temsil eder.
spat edilebilir, yani mspet olgu ve nedenler dnda bilginin konusu olamayacan
savunan pozitivizm, din, ahlak, hukuk ve sanat deney ve gzlemle kantlanabilir
somut nedenlerle aklanabileceini iddia etti. Pozitivizmin psikoloji, sosyoloji, tarih,
din, siyaset, sanat ve edebiyata uygulanmas ayn zamanda btn bilimler iin tek ve
geerli yntemin doa bilim yntemleri olduu iddias ile desteklendi. Bu akm 19.
yzyln sonu ve 20. yzyln bana kadar etkili oldu ve arkasndan doa bilimlerinden
farkl bir alan olarak btn beer aratrmalar tarihsel bilimler, insan bilimleri, manevi
bilimler, kltr bilimleri, normatif bilimler, dilsel ya da edebiyat ilimleri, serbest
sanatlar gibi adlarla bamsz bir ekilde konumlandrlmaya balar. niversitelerde fenedebiyat faklteleri olarak birletirilen aslnda doa ve insan bilimleridir.
Bu ayrmlar da aslnda yeni bir bilim tasnifi zerinden yntem belirleme amacyla

32 |

slam Bilimlerinde Yntem

yaplmtr. Yntem asndan aklama-anlama, tasvir-yasa koyucu, kesin-kesinlii


olmayan, nesnel-znel; konular bakmndan olgu-deer ve doa-insan gibi bir ok ikili
tasnif yaplmtr. Doa bilimleri-manevi bilimler (Dilthey), yasa koyucu (nomotetik)aklayc (ideografik) bilimler (Windelband); yahut doa bilimleri -kltr bilimleri (H.
Rickert) gibi kartlklar zerine kurulmu bir bilim tasnifi ile karlalr
Pek ok tanm yaplabilen yorumbilim, ou defa beeri bilimlere zg bir yntem
olarak anlalmtr. Schleiermacher yntemi doa bilimlerindeki aklamaya karlk
olarak anlama ile snrl tutar: Hermeneutik yalnzca anlama sanat ile ilgilenir;
anlalan eyin takdimi ile deil. (Schleiermacher 1977,96)
Farkl balamlarda yorum bilgisi veya geleneksel anlam ile usul ilmi olarak
hermeneutik anlama yntemi, yorumlama kuram, bir felsefe, gereklie yaklam
tarz, bir sanat ve bir ideoloji gibi farkl anlamlarda kullanlmaktadr. Dilthey onu,
"hayatn yazl ifadesini anlama sanat olarak tanmlar. (Dilthey,1957,332) Gadamere
gre ise en iyi tanm ile hermeneutik: Yazl sz olma niteliinden dolay veya
kltrel ya da tarih mesafeden dolay bize uzak dm olan eyin yeniden dile
gelmesine izin vermektir. Dier, bir ifadeyle yorumbilim olarak hermeneutik, yazlan
ve sylenenlerin yeniden dile gelmesini salama sanat olarak tanmlanabilir.
(Gadamer, 1979, 83; 1993,305)
Aratrma konusu olan beer ve tarih olgularn bir dil ve kltrel balam iinde ele
alnmasndan dolay, hermeneutik eletirel bir yntem olarak da tanmlanmtr. Aslnda
bir dili renirken ayn zamanda onun aracl ile iletilen ierii nasl anlamak icap
ettiini de kavram olmaktayz. Dar anlamda yorum bilgisi zaten bir dil ile birlikte
kazanlan bir yetenektir. Dilsel olarak iletilebilir manay anlamak ve iletiimin tahrif
olduu hallerde onu anlalabilir klmaktr. (Habermas, 1971,120 120) E. D. Hirsch ise
hermeneutii geleneksel ilevine daha yakn bir tanmla, yorumlama kuram ve
beeri bilimlerin genel yntemi olarak grrler. (Emilo Betti, 1962, 5.)
Beeri bilimler iin yntembilim olarak nerilen dier bir iddial kuram ise metinsel
balamclk ya da yapsalcktr. Yapsalclk insan bilgisine dahil olan her konuyu bir
yazl veya szl bir metin ya da sylem olarak grme eilimindedir. Her ey bir metin
olduuna gre, beeri bilimlerim hedefi olan geeklik aslnda, nesnel bir e deil, her
sylem veya metnin balamnda ortaya kan anlaml ilikiler rgsdr. Dil aracl
ile oluan metinlerin gereklik, iin dorusu, bir metnin btnl iinde kendi
yapsnn bir ilevi ya da dier sylem veya metinlere yapt atflardan oluan ilikiler
ann bir ilevidir. Bilindii gibi, Ortaada hakim olan filolojik yntem ile anlalmas
hedeflenen tabiat iin doa kitab(liber naturea) kavram kullanlmtr. Yapsalclk
bunu tersine evirerek, doa bilimleri de dahil btn bilgi trleri iin kitap benzetmesi
yaplarak, anlamn zne ya da nesnede deil, dil ile ina edilen btn ifade eden
metnin kendi yapsnda aranmas gerektii vurgulanr. Gereklii insan akl veya
hariteki varlklarla ilikilendirmek yerine, anlatm rgs iinde dilin bir ilevine
indirgeyen yapsalclk, en azndan yazl veya szl eserlerde nesnel bir anlamn
varln kabul eder. Yap bozumculuk ise, beeri bilimler iin yntem olarak yapy

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 33

tersyz ederek art anlamn ortaya karlmasn savunur.


Gereklii dilin bir ilevi olarak gren yapsalcln karsnda nihilist bir yapbozumculuk kuram vardr. Gerekliin sylenen ya da beyan edilen de deil,
sylenmeyen, gizlenen tarafndan tand anlayn savunur. Anlam sylem ya da
metnin ak ya da zahir ilikilerinde deil, sylenmeyen ve gizlediinde ortaya kan
dilsel bir unsurdur. Geleneksel batin yorum anlay ile benzerlik gsteren yapbozumculuk gereklik ya da anlamn nesnelliini inkar etmekle ondan ayrlr. Gereklik
konusunda nihilist bir tutumu yanstan yapsalclk ve yap-bozumculuk aslnda dil ile
gereklik arasndaki ilikiye dair adc (nominalist) bir yaklam benimser. Dil ile
gereklik arasnda zsel yani dilin gereklikle hibir temsil ilikisi yoktur, lafzlar veya
kavramlar zihnin nesnelere verdii isimlerden ibarettir. Dolaysyla anlam veya
gereklik sreklii olan nesnel ya da varlklar aras ilikinin bir vasf deildir. nsann
nesnelerle kurduu ilikileri ifade iin setii dilsel anlatm btnleri olarak metin ya da
sylemin yapsal bir ilevi olarak anlam ya da gerekten bahsedilebilir. Yapsalclk en
azndan anlam metnin yapsal btnlnde ekillenen bir unsur olarak grr. Yapbozumculuk ise, anlam ve gereklii zihnin bir ilevi olarak grr. znel olan bu
anlamn beyan edilmesini engelleyici toplumsal, tarihsel, siyasi yaplar karsnda kii,
dilsel sylemlerin ve metinlerin ekl unsurlarn kullanarak sylenmeyeni anlatmn
yapsal unsurlar arasna gizler. Beeri bilim aratrmalarnda hedef, metinlerin yapsn
oluturan tekil ya da btnletirici eleri ters yz ederek, altnda insan znelerinin
gizledikleri anlam tasavvurlarn zlmektir. Yap skm, bir bakma metinlere
psikanaliz yntemi uygulayarak anlatdan sylenmeyeni belirleyerek anlam rgsn
yeniden ina etmektir.
Gemiten gelen bir metin iin zaman anlamann nnde duran bir engeldir; zira szn
sylendii anda ne kastedildii belirsizdir ve onu ilk muhataplarn nasl anlad da
ou zaman ak deildir. Ayrca szn aktarlmas zerinde zamann olumsuz etkileri
de olabilir ki; zaman iinde dil ve lafzlar anlam deitirmitir. Aslnda, dilin zamanla
ilikisi yorum bilimin temel sorunudur. Eer yorumlayan zne ile metin dili ezamanl
ise bu anlamay kolaylatran bir edir. Eer zaman ya da mekan farkndan dolay dil
yeni ve eitli anlamlar yklenmise ve aratrmac bunlara nfuz edemezse, dil ve
zaman ilikisi anlamaya engel tekil edebilir.
te ada hermeneutik kuramlar bu engellerin nasl alaca zerinde
younlamaktadr. Bazlar tabiat ilimlerinde olduu gibi, zaman faktrn engel
saymayarak, sz reten zihinle psikolojik zdeim kurarak anlama sorununu
giderebileceimizi ve dolaysyla objektif bir yntem gelitirilebileceini savunur. Bu
teknik de, duygulardan ve iinde bulunulan tarihi artlardan syrlarak metni reten
zihindeki niyete veya kasta ynelme vardr. Psikolojik yntem diyebileceimiz bu
yaklam, insan doasnn ortak yanlarn dikkate ald gibi bireysel farkllklar da
dikkate alarak ifadelerin gerisindeki dnce yapsna ulamay amalar.
nsan bilimleri veya dier adlaryla kltr bilimleri ve manevi ilimler, insan eylem ve
dncelerle tarih iinde oluan toplumsal yaam evresine ait btn unsurlar konu

34 |

slam Bilimlerinde Yntem

edinen aratrma abasdr. Her insan ferdini kuatan bu toplumsal-tarihsel evre, beer
hayatn iinde getii doal evren yannda dil, kltr, normlar, inanlar ve kurumlar ile
insan dncesini ve maneviyatn ekillendiren geni bir sosyal evren oluturur.
Doa bilimlerin aksine, insan bilimlerinin konusu sadece genel olan deil, ou zaman
irad insan eylemleri ile oluan sosyal olgularn faili olarak ferd maneviyatn
davurumu ya da ifadesi olan tekil durumlardr. Fertlerin iradelerini etkileyen
faktrlerin okluu, eylemlerin niha sonularn etkileyen nedenlerin farkllna iaret
ederek, insan bilimlerinde kesinlie ulalmayacan savunanlar olmutur. Hatta bu
nedenle, sosyal bilimlerden dahi sz edilemeyeceini ne srenler vardr. J.S. Mill,
mantk zerine yazd bir eserinde manevi bilimler mant bal ile bir blm ayrr.
Bilimin ilevleri, anlamak, aklamak ve tahminde bulunmaktr. Sabah sokaa kan bir
kii yerleri slak bulursa, bunun sebebi olarak sokaa bir yerden su dkldn anlar,
suyun ya birisi tarafndan ya da ebekeden szdn veya yamur sonucu biriktiini
aklar, hava hala bulutlu ise, yamurun tekrar balayacan tahmin eder ve ona gre
tedbir alr. Doa bilimlerinde, nedenleri ve sonular tecrit ederek, bir olay aklamak
mmkn iken, toplumsal hayatta neden sonu ilikisi deil, niyet ama ilikisini
kurmann zorluu sz konusudur. nk, insan tabiatnn ortakl kadar, ferd iradeyi
ve niyetleri etkileyen nedenlerin okluu ve belirsizliinden sz edilebilir. Bireysel bir
karar asla genelin bir numunesi olarak aklanamaz.
nsan ilimlerinin konusu ou zaman tekil niyetler, amalar ve kararlara bal sonular
olduuna gre, aklamann deil yorumlamann konusudur. Bu nedenle de,
yorumlayc yntemlere en genel manada hermentik ad verilmektedir. nsan
bilimlerinde anlamay aklama deil yorumlama takip eder. nk doa bilimlerinde
aklama sadece nesne ya da olgunun nedeni ya da sonular arasndaki ilikileri
belirlemektir. Doadaki ilikilerin, onlar anlayan ve aklayan zneden bamsz olarak
bulunduu varsaylmaktadr. Doa bilimlerinin sadece tahmin ilevi, doal bir nesnenin
veya olayn insan bir durumla ilikini kurmakla alakaldr. nsan bilimlerinde ise,
aratrmac znenin de insan olmasndan tr, anlama sreci, beeri ifade ya da
olgunun ferd ya da toplumsal bir duruma uygulanabilme ihtimalini de dikkate alarak
aklanmas, daha dorusu, anlalan olayn insan deerini ve nemini de kapsayacak
bir yoruma ihtiya vardr. Demek ki insan bilimlerinde bilginin ilevi, anlama
yorumlama ve uygulama olarak belirlenebilir.
nsan bilimlerinin konusu olan birey ve toplumlarn kendi tekil ve zgnl iinde
anlalmas gerektii, doa bilimlerin aksine konuyu genel yasalar altnda
tektipletirerek aklamann mmkn olmad ne srlebilir. Zira her bireyin kendi
iradesi, akl, ruhu ve bunlara dayal oluturduu bir kltrel ya da manevi dnyas
vardr. Bu dnyaya nfuz etmenin yolu, insan eylemlerini ynlendiren genel yasalarn
varln kabul edip, zgn ve tekil bireylerin faili olduklar sosyal olgular o yasalarla
aklamak deildir. Tam tersine, tekil durumlar anlamak ve muhtemel
uygulanabilirlikleri gzeterek beer dnyann btnl iinde yorumlamaktan geer.
Bu anlamda genel toplumsal hayatn ileyiini aklayan genel yasalarn tespitine

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 35

alan bilimleri, yasa-olgu ilikisini tasvir eden, (nomotetik) aklayan bilimler;


dnce-ama, ya da niyet-sonu ilikisini zmleyen (ideografik) ilimler olarak tasnif
edildii grlr.
Doa bilimlerinin aratrma konusu, tabiattaki nesne ve olgular olduundan, doa
bilimsel bilginin dorulama ve kesinlik lt olarak nesnellik gsterilmitir. Doal
nesnelerin insan dncesi ve iradesinden bamsz olarak zgn varlklarna uygun
olan bilginin doru ve kesin bilgi olduu varsaylr. Doa bilimlerinde aratrma konusu
olan olgu ya da nesnelerin, onlar hakkndaki insan ilgi ve beklentilerden, dier bir ifade
ile znel yarg ya da nyarglardan uzak bir tutumla incelenmesi vazgeilmez
yntembilimsel kural saylmaktadr. nsan bilimlerinde aratrmann znesi de konusu
da insan olduu iin byle kat bir zne nesne ayrmn geersiz saylmas, sosyal
bilimlerin doa bilimlerindeki yntembilimsel lye uyamayaca iin znellikten
kurtulamayaca hatta bilim dahi saylmayaca iddia edilmitir.
Baz dnrler de, yntemi anlamak olan, konusu dnce, niyet, kast, ama gibi
soyut ve manevi unsurlar konu edinen bilimleri, metafizik armlardan uzak bir alan
olarak grlen, daha somut ve nesnel saylan kltr bilimleri olarak adlandrmay tercih
eder. Buna gre kltr birey ve toplumsal faillerin neden olduu fakat insanlardan
bamsz, nesnel bir btn olarak tasavvur edilmektedir. lk defa Mslman
filozoflardan Kind tarafndan kullanlan
'el-Ulm el-nsaniyye' (insan bilimleri) tabiri bu bakmdan byk bir nem tar. (Kindi,
Resil, 372). Kindnin tasnifinde bu adla anlan ilimler, insan konu edinen deil, insan
tarafndan gelitirilen bilimleri kapsar. nsan tarafndan gelitirilen bilimlere gnmzde
doa bilimleri olarak anlmaktadr. Din bilimleri ile doa bilimleri arasnda nasl bir
iliki vardr?
Aydnlanma ile gelien rasyonalist akmlar ve daha sonraki pozitivist akmlar doa
bilimlerinin gelimesi ile evrene dair hakikat btn ynleri ile aa kaca iin, din
zamanla etkisini kaybedecekti. Dini, Bat Hristiyanlna daynan tarihi tecrbeye
dayanarak akl d ve gizemli inanlar olarak gren pozitivist akm, dinin insan
hayatndan tamamen ekileceini iddia etmiti. Alglanamayan varlklarn gereklii
olmadn, sadece kantlanabilir olan olgu ve nesnelere dayanarak yeni bir hayat ve
deerler sistemi kurulmasn ngren pozitivism bu idealini din bir doma halinde
ifade etti. Bilimin kendisinden ziyade bilim d speklatif dnrler tarafndan
bilimsel kavramlarn istismar ile geleneksel dinlerin tamamen ortadan kalkaca
tahmini ortaya atld. Bu nedenle Batda bilimler snflamasna din bilimleri yerinde
sadece Tanrbilim (teoloji) kald. slam bilimleri arasnda, teoloji yoktur; akl bir bilim
olan kelam da, kaynaklar itibar ile akl yntemlere de bal bir din bilimidir, nk
gayb alemi deneysel bilgi konusu deildir.
Doa bilimleri ile ayn yntemlere bavurduu iddias ile sosyal kuramlarn dini, tarih
ve siyasi toplumsal srelere, iktisad hkimiyet mcadelelerine, bireysel psikolojik
indirgeyen yaklamlar 19. yzyla damgasn vurdu. Pozitivism, Marksizm, sosyal
Darwinizm, nihilizm gibi akmlar sosyal bilim aratrmalarna dayanamaz. Sadece

36 |

slam Bilimlerinde Yntem

bilimsel kavramlarla din hakknda speklatif kuramlar olarak a etkileyen akmlardr.


Bilim dilinden yararlanan dier felsefi bir akm olan bilimcilik (scienticism) ise, dinin
gerekliini bilimsel gelimeler sonucu yitirecei iddiasn dile getirmesi bakmndan
nemlidir. nk bilimselci yaklam benimseyenler, dorudan din bilim ilikisi
hakknda bir deerlendirme ile dinin gereklii hakknda iddiada bulunurlar. Temel
varsaym din ile bilimin bir arada bulunama imkan bulunmad eklinde ifade
edilebilir. Burada klasik din-felsefe mnasebeti tartmalaryla benzer bir soruna, dinbilim ilikisinin mahiyetine iaret etme ihtiyac ye gtrr.
Evrene duyulan beeri ilgi ve merakn, felsefi, bilimsel, ahlaki, estetik, pratik ve insan
boyutlar olabilir. Tarihte din bilim ilikisi, felsefe ve din, akl ve vahiy mnasebeti
eklinde kurulmu ve tartma konusu edilmitir. Dnya ve kinat karsnda duyulan
hayret duygusunu, bilgiye ulaan yolun balangc sayan felsefe, tarihte bugnk
bilimleri de iine almaktayd. O halde insan bilimleri, din bilimleri ve doa bilimlerinin
ortak ynlerinden birisi insann, evreni ve kendisini doal ve beeri ilikiler btnn
iinde anlama ve anlamlandrma abasdr. Evrenin, dnyann ve insann meydana
gelii, varlklarn ve insan hayatnn anlam gibi beer sorular ve ilgiler bilim, felsefe,
din ve sanatn ortak sorulardr. Ancak, ilgilerin ortakl, sorulara verilen cevaplarn ya
da bilgi srelerinin ayn olmasn gerektirmez, farkl olmasn da zorunlu klmaz.
Mesela din metinler, iinde yaad lemdeki canl ve cansz varlklar aratrmay,
tanmay ve onlar zerinde dnmeyi insana tlerken, ou zaman onda ahlak,
estetik ve din tecrbeyi derinletirici bir etki yapmaktadr. Ancak, kutsal metinlerde
evren ve insann kendisine dair verilen baz bilgiler ile gzlem, deney, akl yoluyla elde
edilen beer bilgiler arasnda nasl bir iliki vardr? Sz konusu varlklar hakkndaki
bilgiler ayn ise, din ile beeri tecrbe arasnda bir uzlamann varlndan; farkl ise,
din ile bilimin ihtilafl ya da elikiye dayanana bir ilikisi olduundan sz edilebilir.
Bu sorunlar din-bilim ilikisi erevesinde iki adan ele alabiliriz. Evvela, genel olarak
din ile bilim ilikisinin mahiyeti ne olmas; ikincisi de zellikle slam bilimleri ile insan
bilimleri arasnda nasl bir mnasebet kurulmas asndan konuyu ele alabiliriz. Genel
olarak din ile bilim arasndaki mnasebet, baz temel dini inanlarn bilimsel yntemle
aklanamamasndan kaynaklanan sorunlardr. Bilimsel bilginin ve dinin snrlar ve
kapsam; bilimin bilginin snrlar sonularnn insan hayat zerindeki etkileri ve baz
alanlarda deerlerle alakal ortaya kan sorunlarn ahlak ve din boyutlar vardr. Farkl
dinler, kendi inan unsurlar ve retileri itibariyle kendi tarihi, corafi, siyasi ve
toplumsal artlarna gre farkl bir seyir takip etmitir. lahi ve beeri kaynakl olmak
zere ikiye ayrlan din retiler asndan, belirli dinlerin ilk ortaya kt dnemlerde
adna bilim denilebilecek mstakil bir birikimin olduunu sylemek gtr. Kadim
dnyada, evreni tanma ve anlama ve doay insan amalara elverili hale getirmek iin
bavurulan iki ayr yntem ya da bak as, yani din ve bilimsel yaklam tarz
bulunduunu iddia edecek tarih delilere sahip deiliz. Muhtelif corafyalarda farkl
toplumlarda yaygn olan eitli dini inanlarn, insan iin ayn zamanda doal ve
toplumsal evresini anlamakta belirleyici unsurlar olduu sylenebilir.

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 37

Tarihte, din bilgileri gvenilir saymayan insanlar olduu gibi, beeri tecrbenin ve
bilginin kendisinden kuku duyanlar da olmutur. nsann hibir ey bilemeyeceini
iddia eden kukucular, her trl bilginin znel olduunu savunan izafiyetiler
(rlativistler); din retilerin tecrbe ve akl st ve kiisel sezgi konusu olduunu
savunan irfanler (gnostikler) bunlara rnek olarak verilebilir. Bu iki gr arasnda orta
bir tutumu benimseyen baz dnrlere gre, dini retilerin insanla ilgili ama ve
gayeleri farkl olmakla beraber, akl bilgilerle din bilgilerin z itibariyle elimez. Bu
grleri benimseyen dnrler ve bilginler her zaman olmutur. Mesela Farabi kendi
zamannda, din ve akl ilimler arasndaki ilikinin farkl ekilde anlaldn belirtir.
Bir zmreye gre, din tamamen akln gcnn stnde ve tesinde bilgiler getirir;
dolaysyla da dini bilgileri dorulamak ve tasdik etmek iin akla lzum ve ihtiya
yoktur. Buna gre, din ile akl arasnda bir ihtilaf ortaya karsa, dinin bildirdiklerini
doru saymak gerekir. Dier bir zmreye gre din, insanlara akl ile bilinmesi mmkn
olan gerekler dnda baka birok hususta bilgiler verir. Buna gre, din ile akl ilimler
ayr alanlara aittir. nc bir zmreye gre ise din, bilgisi aklla da elde edilebilecek
benzer konularda, farkl gayelerle farkl bilgiler verir; fakat eer, ikisi arasnda bir
uyumazlk grlecek olursa, din bilgiler en nihayetinde akl ile tabiattan edinilen
bilgilere gre tevil edilmelidir. slam dnce geleneinde Farabi, bn Sina ve bn Rd
gibi felsefecilerin ou ve nemli baz kelamclar bu anlay, yani din ile bilimin
uzlatn savunmutur.
Farabinin tasvir ettii bu bak as ile amzda din ve bilim ilikisi hakknda
benimsenen grlerin baz ortak ynleri vardr. slam medeniyet ve kltr dnyasnda
en yaygn olarak benimsenen nc grtr. Birinci gr, Ortaa Bat
Hristiyanl temsil etmekteydi; aydnlanma dneminin balangcnda baz din ve
bilimsel evrelerde kabul edilen ikinci grt. Kltrel ve tarihi sebeplerle nc
grn ada dnce evrelerinde yerlemesi zaman almtr. Yine de din bilim
ilikisini doru olarak anlayabilmek iin, hem bilimin muhtevasn ve geirdii tarihi
evreleri, hem de dinlerin temel retilerini mukayeseli olarak incelemek gerekecektir.
Din bilimleri ve doa bilimleri konular, gayeleri, kullandklar kavramlar, zm
getirmeye altklar sorunlar farkl da olsa, beeri tecrbeye dayal olular, her
ikisinin ayn varlk ve gerekliin snrlar iinde aratrmada bulunmas dolaysyla
aralarnda bir mnasebet vardr. nl filozof Kindiye gre felsefe insann takati
lsnde eyay hakikatleriyle bilmesi dir. Bu adan doa bilimleri de varlklarn
hakikatini kavrama yoludur; elde edilen bilgi sayesinde pratik olarak da bu hakikate
uygun yaanabilecei dnmek elimez. Ancak ada durumun buna uygun bir
dnce ortam salayp salamad ayr bir tartma konusudur. Her eye ramen
hakikat kendisini yalanlamaz ve hakikate ters dmez. Din tecrbe ile bilimsel
tecrbenin ayrlmas, hakikati farkl klmaz, alglama ekilleri farkl klabilir.
slam dnce geleneinde bu yaklam temsil eden Farabi de, hakikati tek olarak
nitelendirir. Ona gre, felsefe bu gerein bir yann, din de dier bir yann temsil
etmektedir. Felsefeyi insan tevhide gtren bir sanat olarak nitelendiren es-Sicistani,

38 |

slam Bilimlerinde Yntem

din ile felsefeyi ayn hakikate gtren iki ayr yol olarak grr. Din ve felsefe
mnasebetini hakikat deil, yntem farkll zerine kuran bn Rd din ile felsefenin
tek bir hakikatin iki ayr ekilde aklanmas olarak deerlendirilmektedir. Bunlar
arasnda hibir uzlamazln bulunmadn belirterek, esas yanlln her ikisinin
farkl alardan ayn yne baktn inkar etmekten kaynaklandna iaret eder. nk
ona gre hikmet eriatn arkada, st kardeidir- zira ayn kaynaktan feyz
almaktadrlar- ikisi tabiatlar itibariyle karde, cevherleri ve zellikleri itibariyle iki
dosttur.
Gnmzde de din-bilim ilikisi hakknda farkl yaklam gze arpar: Birinci
yaklam benimseyenler, din ve bilimin esas olarak attn savunur. Din ile bilimin
alan ve bilme faaliyeti olarak tamamen farkl ve ayr olduklarn savunanlar vardr. Son
olarak ise, yzeyde grlmese bile derinliklerinde din ile bilimin uzlatn ve
hedeflerinin ortak olduunu savunanlarn yaklamn sayabiliriz. Dolaysyla din ve
bilimi iki ayr bilgi ve anlama biimi olarak gren yaklam hari, dierleri din ile bilim
arasnda ztlk da olsa bir ilikinin mevcudiyetini onaylar. te bu nedenle, bu ilikiyi
atma ve uzlama olarak iki zt kutupta ele almak yerine sosyal bilimsel bilginin ve
dini ilimlere zg bilgilerin mahiyeti ve amalar bakmndan, ayrca dinlerin reti ve
tarihi tecrbe farkllklarnn da dikkate alarak deerlendirmek daha doru olacaktr.

zet:

Kavram olarak 19. yzylda ortaya kan sosyal bilimler, gnmzde beeri bilimlerin alt
dallarna iaret eder. slamda bilimlerin konular yannda yntemlerine gre de tasnif eden
dnrler zaten meden ilimler ve insan ilimleri tabirlerini kullanarak, sosyal ilimleri ameli
(pratik) sonular asndan ele almlardr. Tarih, siyaset, iktisat, ahlak, fkh kelam gibi ilimler
sosyal bilimler olarak anlalmtr. Bu bilimlerin insan sonular ve deer alanyla ilgili olmas
dolaysyla kural koyucu bilimler en geni anlamda insan bilimleri olarak grlr.
nsan bilimleri veya dier adlaryla kltr bilimleri ve manevi ilimler, insan eylem ve
dncelerle tarih iinde oluan toplumsal yaam evresine ait btn unsurlar konu edinen
aratrma abasdr. Her insan ferdini kuatan bu toplumsal-tarihsel evre, beer hayatn iinde
getii doal evren yannda dil, kltr, normlar, inanlar ve kurumlar ile insan dncesini ve
maneviyatn ekillendiren geni bir sosyal evren oluturur.
Varl olaylar olduu hal zerine, kendi hakikati iinde anlamak ve elde edilen sonular
insann yarar asndan deerlendirmek hedefiyle gelien slam bilimleri en geni anlamda
insan bilimleri olarak snflandrlabilir. Bilgiyi kendi bana bir deer olarak tanyan slam
bilimleri, varlk hakikat ve deer itibariyle doa ile beeri dnya arasndaki var olan ilikileri
koparmadan, insan sorunlara, ilah ve kutsal normlarn ve deerlerin gerekletirilmesi
hedefiyle bilgi talebini temsil eder. nsan bilimleri sosyal hayat din, ahlak, estetik ve olgusal
yarglar arasnda var olan balar koparmadan aratrmak ihtiyacndadr. Hayat sun olarak

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 39

bamsz blmler halinde kavramakla, insan hem kendisine, hem de kendisini kuatan varlklar
dnyasna ve hakikate yabanclaacaktr.
Bilimler, farkl varlk alanlarnda insann bilme etkinlii ulalan sonulardan oluur. Belirli bir
alandaki aratrmann konusu olan nesnelerin nasl tanmlandna gre o bilimin snrlar,
yntemi de belirlenir. nsann iinde yaad doa ve evrendeki nesnelerin, deimez ve
istikrarl bir dzene gre varlklarn srdrdkleri varsaylarak tanmland taktirde doa
bilimlerinin hedefi doann ileyiinin genel yasalarn bulmaktr. nsan znelerin zaman ve
mekan boyutunda doa ile kurduu ilikiler, eylemleri ile rettii madd ve somut nesneler,
dnce ve manevi tutumlar ile temsil edilen deerler ve kltr dnyas ise beeri bilimlerin
konusudur. Sosyal ya da beeri bilimlerin kendine zg yntemi olduu anlay 20 yzylda
ancak geliebilmitir. Pozitivizm, bilimcilik vb gibi beeri bilimleri ve din bilimlerini
indirgemeci yaklamlara kar, yorum bilimin beeri bilimlerin genel yntemi olduu gr
yaygnlk kazanmtr. Bilimleri yntemlerine gre tasnif edecek olursak, din bilimleri, kural
koyucu, deer ilimleri; insan konu almas bakmndan da sosyal ilimler ve beeri bilimler
arasnda saylmaktadr. Din bilim ilikisi hakkndaki grleri din bilimlerinin konumunu tespit
etmekte etkili olmaktadr. Ancak din bilimleri ve slam bilimleri, beeri bilimleri arasnda
sayld gibi, din deerlere dayal normlar esas almalar yn ile de, slam ilimlerdir.
slam bilimleri alanlar, amalar ve bilgiye yaklam itibariyle zgn yaplar olan din
bilimleridir. Ana kaynaklarndan karlan din deerlerin tarihsel ve toplumsal boyutu ile insan
hayatnda gereklemesini hedeflemesi asndan kural, yasa koyucu mahiyettedirler. Deerlerin
gereklemesi arzulanan doal ve sosyal hayat kendi gereklii iin gzlemlemek ve tanmak
asndan doa bilimleri ile zlem ve deney gibi ortak yntemleri kullanabilirler. Din bilimleri
ve doa bilimleri konular, gayeleri, kullandklar kavramlar, zm getirmeye altklar
sorunlar farkl da olsa, beeri tecrbeye dayal olular, her ikisinin ayn varlk ve gerekliin
snrlar iinde aratrmada bulunmas dolaysyla aralarnda bir mnasebet vardr.
Dinin kayna olan veya insan yneliin gayesi olan- insann tand varlk dzeyini aan birlah Varln doa ve beer kltr dnya ile ilikisi de din bilimlerinin alandr. slam bilimleri
insan -tabiat-Tanr ilikisini kendine zg bir din deerler ve hakikat anlay iinde
incelemektedir. Mslmanlarn dorudan slam' anlamaya ve yorumlamaya ynelik btn ilmi
faaliyetleri insan g ve yetenekler nispetinde yaplan beeri faaliyetler olduu iin slam
bilimleri ayn zamanda beer bilimlerdir. Beeri bilimler olarak slam Bilimleri insanlarn
varolusal ve hayat sorunlarna zm araynda temel ahlak deerleri kendi slam
kaynaklarndan karsamas ve gerekletirmeyi hedeflemesi asndan din bilimler olarak da
anlmtr.
Hz. Peygamberden sonra gnmze kadar tefsir alannda Kuranla ilgili olarak pek ok
alma yaplmtr. Bu almalarn her birinde Kurann kendi alarnda nasl anlaldn
ve nasl yorumlandn da gstermesi bakmndan son derece nem tamaktadr. Zira bilindii
gibi Kuran szl bir metindir. Yani bir diyalog metnidir. Peyderpey inmitir ve ilk muhataplar
tarafndan olduka salkl bir biimde de anlalmtr. Zira karlatklar bu metinle ilgili
anlayamadklar ayetleri de Hz. Peygambere baka bir ifadeyle onun uygulaycs olan Hz.
Muhammede soruyor ve cevaplarn da ilkelden alyorlard. Hz. Peygamberin vefatndan sonra
Kuran derhal metinletirildi ve iki kapak arasnda yazl bir metin olarak insanlarn ve
Mslmanlarn ellerinde dolamaya balad. Artk ortada bir metin vard ve bu metni anlamada
da her geen gn ilk nesillerden uzaklatka farkl anlaylara yol aabiliyordu.
Tefsir, her dnemde o zamann kendi zel artlarnn izlerini tamtr. Bu artlar, bazen

slam Bilimlerinde Yntem

40 |

tarihsel, bazen kltrel, bazen edeb, bazen de siyasal olmutur. Kimi zaman bunlarn bir kan
veya hepsini iinde barndrd olmutur. Tefsirin slamn ilk asrlarnda tad zelliklerle,
daha sonraki dnemlerde, rnein son yzylda tad zellikler birbirinden farkllk arz
etmektedir. Tarihi sre ierisinde belki de en byk farkllk, son yzylda yaanmtr. Bunun
en byk nedeni, Mslmanlarn bu zaman diliminde ncelikle siyasi ve askeri alanlarda
malup, iktisadi alanda ise genelde kendi imknlarn deerlendirmeme grnts ierisinde
mahcup olmalardr. Bu mahcubiyet psikolojisi, beraberinde kendini inkr anlayn getirmi,
Mslmanlar iinden kp geldikleri kltrel, tarihsel, bilimsel, siyasal birikimden
uzaklatrmaya yol amtr. Bu ve benzeri nedenlerden dolay bu dnem ve srecin iyi analiz
edilmesi gerekmektedir.
Bilimsel tefsire gelince Kurn metnindeki bilimsel stlahlar aklamaya, onlardan eitli
ilimleri ve felsef grleri karmaya alan bir tefsir tr olarak tanmlamak mmkndr.
Bilimsel tefsirle uraanlar bunun delillerinin Kuranda var olduu kanaatindedirler ve bu
balamda ayetler de serdederler.
Kurann bilimsel tefsiri, stlahi anlamda diryet tefsirinin ortaya kmasyla balam olmakla
birlikte bu anlamda rivayet tefsirlerinde de bol malzeme mevcuttur. Bilimsel tefsir, Abbsiler
dnemindeki ilim ve tercme faaliyetleriyle ivme kazanmtr. Mslmanlara byk bir canllk
kazandrp yenilik getiren felsefe, astronomi, matematik, tp, fizik ve kimya gibi ilimler,
Kurndaki kevn yetlerin tefsirinde, dolaysyla bilimsel tefsir hareketinin balamasnda
nemli bir etken olmutur.
Bilimsel tefsirin sistemlemesi, Gazzl ile balar. Onun ardndan bu hareket Fahreddin er-Rz,
Ebul-Fadl el-Mrs, Zerke ve Suyt tarafndan devam ettirilmitir.
Bilimsel tefsir, tb, Zeheb ve Emin el-Hl tarafndan, Kurnn Araplara gnderildii ve
onlar tarafndan anlalmayan hususlarn onda olamayaca, bilimin deimeye dayal dinin ise
deimeyen inan esaslarna dayal olduu gibi ynlerden eletirilmitir.

Sorular:

1.

slami ilimler ile sosyal bilimler arasndaki iliki gz nne alndnda aadakilerden
hangisi sylenemez?
A)
nceleri sosyal bilimler slami bilimler ats altnda incelenmitir.
B)
Sosyal bilimleri ilk ayr bir balk altnda ele alan Farabidir.
C)
Sosyal bilimlerin yntemleri slami ilimlerde de kullanlmtr.
D)
ki ayr alandr.
E)
nceledii alan insan olduu iin slami ilimler sosyal bilim saylabilir.

2. Aadakilerden hangisi ada bilim felsefesinin bilimleri tasnifinde kulland kriterlerden


biri deildir?
A)
B)
C)
D)

znel, anlayc
Yasa koyucu-deer koyucu
Aklayc-yasa koyucu
Kesin-kesinlii olmayan

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

E)

| 41

Matematiksel, szel

3. Aadakilerden hangisi yorum-bilim olarak hermeneutiin tanmlarndan biri deildir?


A)
Hayatn yazl ifadesini anlama sanatdr.
B)
Tm doal ve tarihsel gereklii anlama sanatdr.
C)
Yalnzca anlama sanatdr.
D)
Yazlan ve sylenenlerin yeniden dile gelmesini salama sanatdr.
E)
Beeri bilimlerin genel yntemidir.
1. Aadakilerden hangisi evrene duyulan beleri ilgi ve merak sonucu ortaya kan
bilimin boyutlarndan biri deildir?
A)
Felsefi
B)
Ahlaki.
C)
Estetik.
D)
Pratik.
E)
Ekonomik.
5. Aadakilerden hangisi Din-Bilim ilikisi hakknda savunulan grlerden deildir?
A) Din tamamen akln gcnn stnde ve tesinde bilgiler getirir.
B) Din Bilimi kapsayc zellik tar.
C) Aklla elde edilebilecek benzer bilgileri farkl gayelerle verir.
D) Bilimin gelimesiyle Din ortadan kalkacaktr.
E) Aklla bilinen gereklerden baka bilgiler verir.

Cevaplar:
1)
2)
3)
4)
5)

D Cevabnz yanlsa slam bilimleri ve Sosyal bilimler blmn yeniden okuyunuz.


E Cevabnz yanlsa ada bilim yntemleri ksmn yeniden okuyunuz.
B Cevabnz yanlsa ada bilim yntemleri ksmn yeniden okuyunuz.
E Cevabnz yanlsa ada bilim yntemleri ksmn yeniden okuyunuz.
B Cevabnz yanlsa son blm yeniden okuyunuz.

Kaynaka:

A. Richardson, History Sacred and Profane Londra: S.C. M., 1964.


Abdullah DRAZ, (. 1958 m.) slam'n nsana Verdii Deer (trc. Nureddin Demir), stanbul
1983.
- Kur'an'n Anlalmasna Doru (trc. Yard. Do. Dr. Salih Akdemir),
stanbul 1983; La Moral du Ko'ran, Paris 1951; slamn Dier Dinlerle
Mnasebeti, (Terc: Muhammed elik), Yeni mit, say 37, yl 1997.
AKSEK, Ahmed Hamdi (. 1951 m.), Ahlak lmi ve slam Ahlak ((sad. Dr. Ali Aslan
Aydn), Ankara, trh.
Barbour, Ian, Issues in Science and Religion, Londra, 1966.
Baum, E. Von Brune. slam Medeniyetinin Kaynaklar, (ev.: lhan Kutluer), slam Tarihi
Kltr ve Medeniyeti adl kitap ierisinde. stanbul: Kitabevi Yaynlan. 1997.
Birand, Kamran. Manevi limler Olarak Anlama, Ankara, 1960.
C. Wolff, Gedanken von den Krften des menschlichen Verstandes und ihrem richtigen

42 |

slam Bilimlerinde Yntem

Gebrauche iinde Vernnftige Gessamelte Werke, C. I. (ed.), H. W. Arnt, Hildesheim:


Olms, 1965.
Collingwood, R. A. The Idea of History, Londra: Oxford University Press, 1956.
Crcn, Seyyid erif (1983), Kitabut-Ta'rifat, Beyrut.
David Hume, An Inquiry Concerning Human Understanding, New York: Washington
Square Books, 1963.
Driffin, David Ray. God and Religion in the Postmodern World, State Univ. Of New York
Pres, 1989.
E. Lessing, On Proof of the Spirit and of Power E.Lessings Theological Writings, Ed.,
Henry Chadwick, Stanford: Stanford University Press,1956
ELMALILI, Muhammed Hamdi Yazr (. 1942 m.), Hak Dini Kur'an Dili, stanbul, trh.
Emilo Betti, Die Hermeneutik Allgemenine Methodik der Geisteswissenschaften (J. C. B.
Mohr: Tbingen 1962.
Farabi, hsul- Ulm: limlerin Saym, ev, Ahmet Ate, MEB Yaynlar, stanbul, 1990.
Farabi, Tahsilus- Saada, Mutluluun Kazanlmas,ev.Ahmet Arslan, Vadi
Yaynlar,Ankara, 1999
Fayerabend, Paul. Against Method : Outline of an Anarchistic Theory of Knowledge,
Londra 1984.
FAZLUR Rahman (. 1988), Ana Konularyla Kurn (ev. Yard. Do. Dr. Alpaslan
Akgen), Ankara 1987.
Frederic W. Farrar, History of Interpretation, Grand Rapids, Michigan, Baker Book House,
1961.
Friedrich Schleiermacher, Hermeneutics: The Handwritten Manuscripts, ev. J. Duke ve J.
Forstman (Missoula, Montana: Scholars Press, 1977.
G. Vico, The New Science, ev. Thomas Bergin ve Max H. Fisch, 5. Bask, Ithaca: Cornell
University Press, 1994.
Gadamer, Hermeneutik als theoretische und praktische Aufgabe, Gesammelte Werke II, 2.
Bask J.C.B. Mohr, Tbingen, 1993.
Gadamer, Practical Philosophy as a Model of the Human Sciences, Research in
Phenomenology, 9, 1979.
Gadamer, Hans-Georg Truth and Method, 2. Bask, ev. Joel Weinsheimer ve Donald G.
Marshall, New York: Crossroad Publishing Co., 1989.
Gayle L. Ormiston ve Alan D. Schrift (Eds.), The Hermeneutic Tradition: From Ast to
Ricoeur Albany: State University of New York Press, 1990.
bn Haldun, Mukaddime I, ev. Suleymen Uluda,Dergah Yaynlar, stanbul,2005
bn Rd, Fasll- Makal Felsefe- Din likileri, ev. Bekir Karla, aret Yaynalr,stanbul,
1992
lhan Kutluer, Felsefe Tasavvuru, z Yaylk, stanbul, 2001.
J.G. Herder, Gessammelte Werke, C. 18, s. 246dan naklen Meinecke, Historism.
Joachim Wach, Das Verstehen. Grundzge einer Geschichte der Hermeneutischen Theorie
im 19. Jahrhundert, 3 Cilt Tbingen, J.C.B. Mohr, 1926.
Jrgen Habermas, "Der universalittsanspruch der Hermeneutik," Karl-Otto Apel, ve dierleri.
(Ed.), Hermeneutik und Ideologiekritik Frankfurt: Suhrkamp, 1971.
Kindi, Felsefi Risaleler, ev. Mahmut Kaya, z Yaynclk, stanbul, 1994
Kindi, Resailil-Kindi el-Felsefiyye, Tahkik: M. Abdulhadi Ebu Ride, Kahire, 1950.
Kurt Mueller-Vollmer, (Ed.) The Hermeneutics Reader, (New York: Continuum, 1988),

Sosyal Bilimler ve slam Bilimleri

| 43

Osman Bakar, Gelenek ve Bilim slamda Bilim Tarihi ve Felsefesi zerine, ev. Ercment
Asl, Gelenek Yaynclk, stanbul, 2003
Osman Bilen, ada Yorumbilim Kuramlar, ule Yay. stanbul 2007.
Pervez Hoodbhoy, slam and Science, London Zed Books,19991
RAGIP el-sfehani, Ebu'l-Kasm bn Muhammed (. 502/1108), el-Mfredt fi Garibi'lKur'an, Msr 1980.
Seyyid Hseyin Nasr, slam ve lim: slam Medeniyetinde Akli limleri Tarihi ve Esaslar,
nsan Yaynlar, stanbul, 1989.
Spinoza, Theologico-Political Treatise, Chief Works of Spinoza, C. I. Latinceden ev.,
R.H.M. Elwes, New York: Dover Publications, 1951.
ELTUT, Mahmut, Kur'an'a Doru (Tk. M. Beir Eryarsoy), stanbul 1982.
emseddin Sami, Medeniyet-i slamiyye, ev. Remzi Demir, Gndoan Yaynlar,Ankara,
1996
Thomas Aquinas, Summa Theologica, I. Kitap, 1. Soru, 10. bent, cevap, The Basic Writings
of St. Thomas Aquinas, I., (Ed.) Anton C. Pegis, (New York: Random House, 1945.
Wilhelm Dilthey, Gesammelte Schriften, C. V, (Stuttgart: B. G. Teubner, 1957.
William Ki Wimsatt ve Cleanth Brooks, Literary Criticism: A Short History I, Chicago:
University of Chicago Press, 1957

NTE 2
SOSYAL BLMLERDE YNTEM
Yard. Do. Dr. sa KUYUCU

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra;

Sosyal bilimlerde yntem konusunu inceleyerek, sosyolojik yntemin nasl renilip


uygulanabileceine ilikin kriterler ortaya koyabilmek ve iyi bir yntemde bulunmas
gereken nitelikleri irdeleyip rencileri yntem konusunda bilgilendirerek kullanma
becerisi kazandrmak

indekiler:
Giri
1. Sosyal Bilimlerde Yntem
2. Sosyal Bilimlerde lek (scala)
3. leklerin Kriterleri ve Snrlandrmas
4. rneklem Biriminin Seimi
5. lm Trleri
6. Alan almas
7. Aratrmalarda Plan
8. Problem Formlasyonu
9. Veri Toplama Yntemleri
10. Sonu
zet
Sorular
Cevap Anahtar
Kaynaklar

neriler:
Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir:

Gnlk hayatta hangi yntem/metotlar kullandnz konusunda dnnz.


Teori (kuram), empiri/deney, hipotez (varsaym), tmdengelim ve tmevarm
kavramlarnn anlamlarn ansiklopedi, leksikon ve internet sitelerinden
aratrnz.
Bilimsel yntem, doal bilimsel yntem ve sosyal bilimsel yntem konularn
aratrnz.
nternetten yaplacak canl yaynla veya daha sonra banttan yaplacak yaynlar mutlaka
takip etmelisiniz.

Anahtar Kelimeler

Teori (kuram),
Empiri (deney/tecrbe),
Analiz,
Hipotez (varsaym),
lemselletirme,
Kavram,
Tmdengelim (deduction),
Tmevarm (induction),
Hermentik,
Diyalektik,
lek,
rneklem,
Denek,
Veri,
Problem formlasyonu (sergilemesi),
Mlakat,
Anket,
Gzlem
Rapor etme.

SOSYAL BLMLERDE YNTEM


Giri
Sosyal bilimlerde yntem konusunun ele alnd bu blmde ncelikle bilim teorisinde
yntemler, leklerin temel zellikleri, rneklem seimlerindeki kriterler incelenmekte;
mlakat, anket, gzlem, dokmanter veri toplama ve rapor etme gibi empirik (deneysel)
srelerin analizleri yaplmaktadr.
Usul veya metot olarak da ifade edebileceimiz yntem, herhangi bir alma veya
aratrmada, sonuca ulaabilmek iin izlenen strateji, yol veya akl yrtme biimi
demektir. Belli dnsel ve sanatsal yetenekleri gerektirmeyip, hem teorik, hem de
empirik (tecrb/deneysel) bir ierie sahip olan yntem, varsaymlar ortaya koymak
iin deil, test etmek iin kullanlan bir enstrmandr.
Ulalabilen mevcut kaynaklar konunun aratrlmasnda yeterli olmad takdirde,
aratrmacnn bizzat kendisinin yeni malzeme ve kaynak bulmas gerekebilir. Sosyal
bilimler alannda yazlm yntem kitaplar, her ne kadar teorik olarak amaca uygun
ilkeler ierse bile, pratikte, belli/pratik alana mnhasr bir konuyu inceleyen
aratrmacnn ulaabildii kaynaklarla problemi kendisi zmesi icap edebilir. Sosyal
bilimlerin birounun yntemi genellikle empirik olmayp teorik olmakla birlikte sosyal
bilimciler aratrmalarnda empirik yntemleri de kullanrlar. Aslna baklrsa sosyal
bilimlerin yntemi genel itibariyle empirik deil teoriktir. Buna ramen sosyal
bilimciler aratrmalarnn gerektirdii lde empirik yntemlere de yer verirler
Fakat bu durum sosyal bilimlerin aratrmalarnda empirik yntemleri kullanmad
anlamna da gelmez. Gnmzde birok sosyal bilim alanlarnda teorik yntemlerin
yannda empirik yntemler de kullanlmaktadr.
Bilim teorisinde genellikle pozitivist olarak tanmlanan hipotetik-deduktiv (tmden
gelimsel), dnce ile sosyal gereklik arasnda paralellik kuran pozitivist dnceye
tepki olarak gelitirilen ve dnce ile gereklik arasnda srekli gidi geliler olduunu
kabul edip paray btnle anlamann en iyi ynteminin yorumlama olduunu ileri
sren yaklam olarak ifade edilen hermentik ve akl yrtme yntemi diyalektik olmak
zere kategoride ele alnan yntemler arasnda badam olmas zorunlu deildir.
Herhangi bir alanda elverili ve yararl olan bir yntem baka bir alanda yararsz ve
elverisiz olabilir. Genellikle sosyal bilimlerde diyalektik, beer bilimlerde hermentik,
doa bilimlerinde ise hipotetik/deduktiv yntem kullanlr. Aslnda hipotetik/deduktif
yntemler objektif olma iddiasndaki btn empirik ve deneysel bilimlerde kullanlr.
(Buradaki objektiflik, zorunlu olarak doru olan deil, sbjektif, keyfi ve kontrol
edilmeyeni ifade etmek iin kullanlmtr.)
Herhangi bir konuda uzman olan kiilerin ayn yntemleri kullanarak ulatklar
sonular pratikte objektif olarak kabul edilirler. Bir konuyu bilimsel olarak aratrmak
veya bir problemi doru biimde zmek iin bilimsel temellere dayanan varsaymlara
(hipotez) ihtiya vardr. ok basite ifade etmek gerekirse varsaymlar, aralarnda

48 |

slam Bilimlerinde Yntem

mantksal iliki bulunan nermelerdir.


Bir varsaymn kalitesi ancak denenip, test edildikten sonra anlalr. Hem hermentik,
hem, diyalektik hem de hipotetik yntemlerin kendilerine has teknikleri vardr. Bunlar
arasndaki fark bilimsel aratrma yntemlerinde deil, kavramsal ve kuramsal
yaplandrmalarndaki ilkelerde ortaya kar.
Doa bilimleri alannda yaplacak olan almalar, aratrmacnn insan ve toplumla
temasn zorunlu klmazken, sosyal bilimlerin malzemesi insan, alma alan
toplumdur.
Sosyal bilimlerde aratrmac, aratrma konusuna ynetici veya ynlendirici deil,
scak ve samimi bir tutum iinde, kendinden fazla muhatabnn konumasna zemin
hazrlayarak, kelime ve cmleler altnda aa vurulmayan ambalajl manay zmeye
alr.
Byle bir alma yntemi doal bilimler ve hatta baz din bilimleri iin olaan ve
normal deildir. Malzemesi insan ve alma alan toplum olan toplumbilimcinin, bu
tip yntemlerle almas, rnein din metinler ve kaynaklar esas alan ilahiyat iin
allagelmi bir alma tarz deildir.
Gerektiinde doal bilimlerin metotlarn da kullanan sosyal bilimci, ayn yntemlerden
yararlanan dier teknik bilimsel disiplinlerin bu alanda olduka kkl birikime sahip
olmalar nedeniyle, daha dezavantajl durumdadr.
1. Sosyal Bilimlerde Yntem
Bilimin amac, nitelikli bilgi reterek veya mevcut bilgileri yeniden yorumlayarak yeni
ve daha zgn bilgilere ulamaktr. Aratrma, belli teori ve yntemlerle, bizi yeni
bilgilere ulatran veya mevcut bilgilerimizi pekitiren dikkatli ve kontroll bir abadr.
Elde ettiimiz teorik bilgiler veya empirik bulgular bilimsel olarak yorumlanmad
mddete kendi bana bir anlam ifade etmezler ve bilim olarak kabul edilmezler.
Herhangi bir bilim dalndaki teoriler, bulgularn yorumlanmasnn bilimsel erevesini
olutururlar. Teori ile empiri arasndaki iliki ise bilimsel yntemlerle salanr.
Bilimsel yntemler, teorinin objektif olmasn ve kullanlan argmanlarn pheye
meydan vermeyecek netlikte mantksal kriterlere dayanmasn salar. Bu nedenle
aratrma plannda olmayan baz gelime ve komplikasyonlarn yaanabilecei karmak
modern toplumsal yap, yeni sosyal bilimsel yntemlerin gelitirilmesini zorunlu klar.
Sosyal bilimsel yntemler, bir yandan toplum hakkndaki ifade veya tezlerin
kaynaklarnn deerlendirilmesinde, dier yandan elde ettiimiz bilgi ve bulgularn
gerek ve rasyonel temellere dayanp dayanmadnn belirlenmesinde nemli
kriterlerdir.
Gnmzn ok kltrl (multicultural) ve karmak (complicated) toplum yaps,
sosyal aratrmacnn bir yandan kulland yntemler hakknda daha bilinli
davranmasn, dier yandan da elverili yntemler ortaya koymasn gerektirir. Eletirel

Sosyal Bilimlerde Yntem

| 49

yansmas olmayan bir sylem veya toplumsal ierikten yoksun sosyolojik bir dnce
tarz bilgisizliin, nyargnn veya kiisel ilgilerin izlerini tar. Sosyolojik yansmas
olmayan bir toplum bilimci toplumsal glerin pasif kurban olmaktan kurtulamaz
Toplum hakkndaki kanaatlerimizin byk bir ksm genellikle kendi kiisel
tecrbelerimize deil, ikinci kaynaktan elde ettiimiz bilgilere dayanr. fadelerin
gvenirlilii dayand kaynaklarn salamlna baldr.
1.1.Yntemin artlar
Sistemli, test edilebilir ve dnml veriler ieren sosyal bilimsel yntemler, sosyal
hayatn analizinde nemli enstrmanlardr. (Buradaki hareket noktas elde edilen
bilgilerin toplanp analiz edilmesidir.) Spontane bilginin kart olan sistematik bilgi
aratrma yntemiyle hangi bilgilerin gerekli ve uygun, hangilerinin gereksiz ve uygun
olmad ayrt edilir. Ayrca sistematik bilgi aratrma ynteminde nceden yaplan
plan, yeni bulgular nda deitirilebilir. Aratrma sresince ulalan yeni bilgiler
erevesinde gerekli grlen yerlerde deiikler yapabilir.
Gerekletirilmek istenen bir projenin belli bir sre ierisinde tamamlanabilmesi,
aratrmacnn konuya ne kadar hkim olup olmadna baldr. Aratrmacnn konu
hakknda n bilgiye sahip olmamas durumunda ulalan sonular basit ve
yansmasz/realiteye aykr veya realiteyi yanstmayan bir ekilde gzkebilir. Fakat bir
"n aratrma" ve "teorik analizden" sonra istenen verilere ulamaya yarayacak olan
varsaymlar netletirilir. Daha sonra varsaymlarda hedeflenen bilgilere ulamaya
allr. Esnek olarak dzenlenen aratrmann sistematik ve test edilebilir olmas
nemlidir.
Deiik sosyal bilimsel aratrmalarda farkl yntemler kullanlabileceinden zerinde
allan belli bir proje iin standart bir yntem tavsiye etmek ou zaman g olabilir.
Aratrmann konusu veya ierii yntemin eklini belirler. Szgelimi genel
sosyolojinin bir alt dal olan din sosyolojisi alannda yaplan almalarda, dini gruplarn
geliiminin ortaya konulmas amacyla, tarihsel metinleri incelemek iin eletirel
yntemler kullanlabilecei gibi, din tutum ve davranlar aratrmak iin de (daha
sonra detaylandracamz) gzlem, mlakat, anket gibi yntemler kullanabilir .
1.2.Yntem Nasl renilir?
Akademik almalar iin gnmzde yntem konusunda birok kitap
yaymlanmaktadr. Fakat yntem, en iyi ekilde deney ve tecrbe ile renilir. Bir
otomobil motorunu tamir ederek ofr olunamayaca veya bir kitap okuyarak
konferans verilemeyecei gibi, tek bir kitap zerinden de yntem renilmez. Yntem
renmek iin kitap okumak elbette yararl ve gereklidir. Fakat yntem konusunda iyi
ve anlalr bir kitap belli bir problemin zmnde baz standartlar ierse de, zel bir
konu veya problemin zmnde yeterince kullanl olmayabilir.
Bir mendeki yemeklerin tadnn nasl olduuna tariflerini okuyarak deil, tadna

slam Bilimlerinde Yntem

50 |

baklarak anlalaca gibi, bir yntemin kalitesi de retim kitabnn ieriine baklarak
deil, problemin zmnde ne kadar kullanl ve yararl olup olmadna baklarak
anlalr.
Herhangi bir konu hakkndaki dnce ve kanaatlerimiz neye dayanyor? Sahip
olduumuz bilgilerin kesin ve gvenilir olduundan nasl emin olabiliriz? Hakknda
yetersiz olduumuzu dndmz veya daha fazla bilgi edinmek isteimiz bir konu
iin nereye veya kimlere bavurabiliriz? Elde edeceimiz yeni bilgiler nceden sahip
olduumuz bilgilerle uyuuyor mu?
Yntem konusunda bu ve benzeri sorular oaltmak mmkndr. Ancak metodolojik
dnme sadece aratrma ve retim iin deil, hayatn dier alanlarnda
karlatmz sorunlar iin de geerlidir. Hem aratrma hem de gnlk hayatta
karlatmz sorunlarn zmnde kullanabileceimiz yntem toplumsal bir bilince
sahip olmamz gerektirir. yleyse toplumsal bilin nedir?
1.3.Toplumsal Bilin
Toplumsal bilin, toplum yaamndaki grleri, kavramlar, dnceleri, siyaset, sanat,
gelenek grenek gibi kurumlar oluturan bilin ekillerinin tmn kapsar. Farkl
seviyelerde toplumsal bilince sahip olan toplum bireyleri, bakalarnn onlarn
davranlarna nasl tepki verebilecekleri veya toplumun genel yaps ve toplumsal roller
hakkna belli bir dnceye sahiptirler. Toplumsal bilincin temel konusu, insann sosyal
hayata nasl uyum salayabilecei ve sosyal birlikteliin bir kaosa dnmeden nasl
srdrlebileceidir. Bireyin toplum hakknda zorunlu olarak gerek temellere
dayanmayan tasavvurlaryla, dier toplum yelerinin alglar arasnda kesin bir
badam olmayabilir. Toplumsal bilin, toplumun aktif bir yesi olarak bireylerin
toplumsal gelimelerde belki kk, fakat nemsiz olmayan etkin bir rol oynamasn
gerektirir.
nsann toplum hakkndaki bireysel tasavvurlar genellikle kiisel tecrbelere veya
bakalarndan duyduklarna dayanr. ok basit, klie ve veya mantksal argmanlarla
ifade edilebilen sosyal bilin, bireysel tecrbelere veya n yarglara da dayanabilir.
Tedrici olarak gelien sosyal bilin, yaadmz toplumla baka toplumlar sosyal ve
kltrel ynden karlatrarak yeni vizyonlarla geniletilebilir.
Bireyler kk yatan itibaren sosyal evrede grdkleri olay ve olgular gzlem
yaparak ve sosyal yaam hakkndaki koullar renerek toplumla btnleirler. Bu
sosyalleme sreci bireylere toplumsal yaam hakknda kendi yntemlerini gelitirme
tecrbesi kazandrr.
Sosyal bilimciler ise yntem hakkndaki teorik bilgilerini gnlk hayattaki deneyimlerle
test edebilirler. Sosyal bilimcilerle dier bireyler arasndaki en nemli fark, teori ve
yntem bilen sosyal bilimcilerin olaylara analitik ve eletirel yaklamalardr.
Teori ve yntem sahibi sosyal bilimcinin zel deneyimleri veya kiisel ilgileri
aratrmann srecini etkileyebilir. Bu nedenle toplumsal bilince sahip olmas gereken
bir sosyal bilimciden kendisinin de dier organlar (insanlar) gibi toplumun yesi

Sosyal Bilimlerde Yntem

| 51

olduunu unutmadan aratrmac perspektifiyle sosyolojik analizler yapmas beklenir.


Dier yandan sosyolojik yntemler, bireyin kendi dnce ve deneyimlerinden
etkilenme riski tad iin, sosyal bilimci aratrma projesini etkileyecek muhtemel
nyarglarndan uzak durarak tarafszln korumaldr. Bu bakmdan sosyal bilimcinin
olaylar karsndaki pozisyonunu netletirmek amacyla aratrmaya balamadan nce
bir "z eletiri" yapmas yararldr. Sosyal bilimciler iinde sosyologlar kendi
toplumlarn, etnograflar ise yabanc kltrleri aratrdklar iin, sosyologlar kendi
toplumlarnn yabanclar tarafndan nasl alglandna daha fazla ilgi duyarlar. Yerli
halk iin "normal" ve "doal" olan durum veya davranlar, yabanclar iin "anormal"
ve "tuhaf" gzkebilir.
2.
Sosyal Bilimlerde lek (scala)
Sosyal bilimlerin en nemli enstrman lektir. Belirli bir grubu nicel (saysal) veya
nitel (tanmsal) olarak gruplara ayrarak lmek iin kullanlan l birimi ya da l
aracna lek/scala denir. Dier bir ifade ile lek, herhangi bir deikenin, genellikle
saylarla ifade edilen sembollere nasl atfedileceini belirleyen bir yntemdir. lek
kavramnn zellikle doa bilimleriyle yakn bir ilikisi vardr, fakat daha geni anlamda
sosyal davranlarn analizinde de lek ve lm kavramndan bahsedilir
eitli seviyedeki lekler verilerine gre drt grupta incelenirler:
1) tibar (Nominal) lekler: Verilerin tasnif edilerek, farkl kategorilerde
deerlendirilmesidir. Nominal lekler verilerin veya nesnelerin dierlerinden ayrt
edilmesinde kullanlr. Tanrya inanyorum, Tanrya inanmyorum, Bilgim yok gibi
nermeler nominal leklere rnektir. Deikenleri kendi arasnda bamsz olan
nominal leklerin teki gruplarla bir ilikisi yoktur. Nominal lekler drt lek tipinin
en zayf olandr.
2) Sralama (ordinal) lekleri: Burada veriler belli bir sraya gre tasnif edilir.
Gsterdikleri baz niteliklerin nispi miktarna gre bir eya ve olay dierlerinden
ayrmak iin kullanlr. Sralama lekleri nominal leklerden bir derece daha hassas
veya karmak olan leklerdir. ok kesin bir ekilde Tanrya inanmak/Tanrya
inanmamak eklindeki deikenler orijinal lme uyan rneklemelerdir. Bu tasnifte
harfler yerine saylar da kullanlabilir.
3) Aralk (interval) lekleri: Gruplar arasndaki mesafe ortak paydasna gre
belirlenen leklerdir. Bu sebeple bu ortak birlik, lm deerlerinin matematiksel
olarak hesaplanmasnda kullanlr. rnein: Bu yl iinde ka kere camiye gittiniz?
gibi.
Bu lme dier bir rnek: Tanrnn hayatnzdaki nemi nedir? sorusuna
verilen cevaplar, 1 ile 10 arasnda deien bir say ile ifade edilir: Hi nemi yok
ifadesinden, ok byk nemi var ifadesine kadar farkl nitelikteki ifadeler rakamlarla gsterilirler. (1-Hi nemi yok. 10- ok byk nemi var, gibi).
4) Oransal (Ratio) lekler: Bu ekil bir lmde fiziksel kesinlik isteyen artlar
yerine getirilmitir. Oransal leklerin din bilimlerinde (zellikle din sosyolojisinde)

52 |

slam Bilimlerinde Yntem

kullanld alanlar ok snrldr. Geen yl din amalar iin ne kadar yardmda


bulundunuz? eklindeki bir soru byle bir lee rnektir.
3. leklerin Kriterleri ve Snrlandrmas
3.1. leklerin Kriterleri
nsanlarn dinsel davranlar konusunda deiik zamanlarda yaplan lmlerde farkl
sonular ortaya kabilmektedir. leklerdeki sapma ve yanlmalarn en nemli
nedenlerinden biri lm prosedrndeki deikenlerdir. Bunun yannda aratrmacnn
muhatabna ynelttii sorular, ald notlar ve yntemde yapt kk deiiklikler de
kk sapmalara neden olabilir. Deikenlerin nedenleri hem sistematik hem de
tesadf olursa, iki lm farkl sonular verebilir. Sz gelimi ayn sorular niteliklerini
hi deitirmeden, ayn kiilere deiik zamanlarda sorulursa farkl cevaplar alnabilir.
nk denekler sorular hakknda bakalaryla konutuktan sonra veya zamanla
fikirlerini deitirebilirler.
Denek(ler), iki farkl gzlemciye tamamen ayn cevaplar ve tepkileri verseler dahi,
gzlemcilerin tepkileri ve yorumlar farkl olabilir. Deneklerin veya aratrmaclarn
yorgunluk, uykusuzluk veya baka bir sebepten dolay, grmeye yeterince konsantre
olamamalar sonucunda, tesadf deikenler ortaya kabilir. nsanlar genellikle tavr
ve tutumlarn deitirmek eiliminde olduklar iin, deney esnasndaki baz nitelikler
gerekten dalgal ve deiken olabilir. Yine, sorulan sorulara alnan cevaplar, mantken
tutarsz veya cevaplarn "yuvarlak" ve "esnek" olmas nedeniyle lek ok deiken bir
mahiyette de olabilir.
Sistematik hatalarn da lein geerlilii veya kavramn teorik ierii ile ilemsel
prosedr arasndaki zdelikle yakn bir ilikisi vardr. Burada sorun, lmek
istediimiz niteliklerdir. rnein insanlarn, herhangi bir dine (rnein slam'a) ne
kadar inanp inanmadklarn lmek istiyoruz. Bu konuda bizi dorudan doruya
sonuca gtrecek bir kriter bulmak zor olduu iin, llmesi nispeten daha kolay olan
camiye gitme eylemini bir kriter olarak almay dnlebiliriz. Fakat bu yntem,
camiye gitme eylemi ile slama inanma durumu arasndaki ilikinin ne kadar
gereki olduu sorusunu gndeme getirir. Zira burada camiye gitme eylemi sadece
Mslman olmann gstergesi deil, ayn zamanda sosyolojik boyutlu bir davrann
gstergesidir.
Dier yandan gl bir slam inancna sahip olduu halde, salk veya baka
nedenlerden dolay camiye gidemeyen veya inanc nedeniyle deil de baka
nedenlerden dolay camiye giden kimselerin inan derecelerini, camiye gitme eylemi ile
lmek de doru bir yntem olmayabilir. Buradaki sistematik hata, camiye gitme
eyleminin slm inancnn lmnde bir kriter olarak kullanlmasndadr.
lein gvenirliliinin tesadfen ortaya kan hatalarla da ilikisi vardr. lein
gvenilirlik ilkesi, pratie paralel lmler yaparak, lmlerin tekrar edilmesiyle veya
iki gruba ayrlan bulgularn karlatrlmasyla salanabilir. Gerekletirilen kk

Sosyal Bilimlerde Yntem

| 53

aptaki lmlerin geni kitlelerin eilimlerini ortaya koyma konusunda ne kadar


gvenilir olabilecei ise ayr bir sorun olarak karmza kar. Dier bir ifadeyle genel
geerlilik ilkesine ne kadar uyup uymad.
3.2.leklerin Snrlandrmas
Aratrlmak istenen grup (veya gruplar), cinsiyet, ya, sosyal stat gibi faktrler
dikkate alnarak, corafya veya sosyal artlara gre snrlandrlabilir. 21. yzyln
banda Trkiye'de niversite genlii ifadesi byle bir snrlamaya rnektir. Burada
belli bir sosyal grup, zaman, yer ve sosyal stat artlar dikkate alnarak aratrmada bir
snrlandrma yaplmaktadr.
lke nfusunun tmn empirik bir aratrmaya konu yapmak pratikte mmkn
olmad iin, seilen belli temsili bir grup ve ahsla aratrmay snrlandrma
zorunluluu vardr.
Bir toplumun ounluu ve geneli adna kendisinin bilgisine bavurulabilecek temsil
grup ve ahslar unlar olabilir:
1) Halk etkileme, onlar temsil etmede kltrel veya siyasal nfuzu olan kiiler.
2) Ekstrem (radikal) gruplarn temsilcileri veya liderleri.
3) Homojen bir toplumun genel niteliklerini tayan temsilciler. Fakat trde
olmayan, yani farkl kltr ve etnik katmanlardan oluan bir toplumda, belli
temsilcilerin aklamalarna dayanarak toplum adna genel sonulara varmak uygun bir
yntem deildir.
4) Toplumun genel fikir, eilim ve tavrlarn tam olarak yanstan, temsil bir
grubun seilmesi.
4. rneklem Biriminin Seimi
Bir toplumun ounluunun eilimlerini lmek iin belli bir grubun (rnein semt
veya mahallenin) temsil (pilot blge) olarak seimi uygun bir yntem olabilir. Fakat
seilen temsil mahalle veya semt, toplumun genel zelliklerini yanstmyorsa byle bir
rneklem seimi doru deildir.
Eer bir kentin veya kyn eilimlerini lmek istiyorsak, kentten bir mahalle
(rneklem) seip bunu hem kent, hem de ky iin veya kyden bir mahalle seip, bunu
hem ky hem de kent iin kullanarak standart bir lm yapmak ounlukla faydal
sonular vermeyebilir. Bunun yerine kent ve ky iin ayr modeller semek daha
uygundur.
Dier bir yntem ise sokaktaki kalabalklar iinden tesadfen seilen kiilerle
grmektir. Fakat grme yaplrken belli bir cadde veya sokakta, belli bir zamanda
yryen insanlarn grlerinin toplumun tmnn eilimlerini yanstmad da gzden
uzak tutulmamaldr. Szgelimi, Ankara Kzlay'da, mesai bitiminde i yerlerinden
evlerine dnen kamu grevlilerinin dnceleri genel nfusun (poplasyonun)

54 |

slam Bilimlerinde Yntem

eilimlerini yanstmyor olabilir.


Farkl gruplara ilikin lke apnda yaplan kayt, istatistik veya arivlere ulama imkn
varsa bu bilgiler araclyla n test yapmak yararldr. Yasal baz prosedrler nedeniyle
resmi istatistiklere ulamann her zaman mmkn olmad durumlarda, adres ve telefon
rehberleri veya benzeri ariv ve kaytlar bu konuda akla gelebilecek ilk bavuru
kaynaklardr. Fakat herkesin telefonu olmamas, bazlarnn birden fazla telefonu
olmas veya bir telefonu birden fazla kiinin kullanmas gibi nedenlerle bu tip kaytlar
aratrlmak istenen kitlenin tamamnn grlerini yanstamayacandan ve aratrmay
iinden klmaz bir hale getireceinden kullanl deildir.
5. lm Trleri
5.1. Nitel (Betimsel) lmler
Matematiksel ve saysal olarak ifade edilip zmlenemeyen, betimsel ve gzlemsel
nitelikteki zellikler nitel zelliklerdir. lke olarak nitel bir analizde belli bir sorunun
hangi armlar yapt ve deneklerin setii lisan nemlidir.
Tek soruyla yetinilip bireyin dinle ilikisi llmeye kalklrsa, byle bir lmn
geerlilik ve kesinlik derecesinin dk olma ihtimali yksektir. rnein, Kendinizi
inanl bir kimse olarak tanmlayabilir misiniz? sorusuna alacamz, evet, hayr
veya bilmiyorum cevaplaryla dindarl ilemselletirebiliriz (operationalizm). Bu,
karmak ve soyut teorik kavramlarn test edilebilmeleri iin somut gereklikle
ilikilerini kurulabilecek biime getirilerek karmakln giderilmesini salamak
amacyla kuramsal nermelerin ilemsel tanmlara dayandrlmas gerektiini savunan
yaklamdr.
Baz deneklerin mlakat ve anketteki inanl kelimesini, aratrmann lmek istedii
ieriin dnda anlamalar ihtimal dahilindedir. Bazlar inanl olma ifadesini
insann, hayat ve hayatn anlam konusundaki dnceleri eklinde anlarken, bazlar da
insann dnya ve ahiretle ilgili yaantsn dzenleyen kurallar eklinde anlayabilir.
Hatta dindarl adlk ve gericilik olarak alglayan insanlar da olabilir.
Kendinizi inanl bir kimse olarak tanmlayabilir misiniz? sorusuna evet ok, evet
birazdan; hayr, hayr hi deile kadar uzanan daha ayrntl cevap seeneklerini
ieren bir lek yaplmas, sonucun daha net ve gvenirliliin muhtemelen daha fazla
olmasn salasa da geerlilik sorununu ortadan kaldrmaz. Empirik analizlerde bu
sorunun cevab herhangi bir grubun dinle ilikisini lmeyi amalayan dier sorularn
cevaplar gibi deikenleri de gsterir.
Bir davran lm en olumludan en olumsuza kadar uzanan kesintisiz davran olarak
alglanr. Bir kiinin -bir bakasna gre- dine kar tutumunun olduka olumlu
olduu ifadesinin, davran boyutu asndan olumluluktan te bir anlam vardr. Ayn
ekilde herhangi bir ifade ekli dier bir ifade ekline gre dindarl daha olumlu
biimde ortaya koyabilir. rnein, Din, toplum ahlkn gvence altna alr. ifadesi,
Din toplumun afyonudur. ifadesinden daha olumludur. Dine kar mspet olan bir kii
muhtemelen ilk varsaym dorulayp, ikincisini reddecektir.

Sosyal Bilimlerde Yntem

| 55

Btn boyutlar iine alan bir dizi soru sorulabilir. Bir soru, lekteki belli bir noktay
net bir biimde ortaya koyabilir. rnein dinin gnmzde insanlar iin zel bir nemi
yoktur. eklindeki bir ifade, boyutun en olumsuz bir iddias kabul edilirse, din
karsnda olduka mspet veya menfi olanlarn buna kar koymalar kuvvetle
muhtemeldir. Eer lmn doru olmas isteniyorsa, insanlarn davran
biimlerindeki hem olumlu hem de olumsuz ifadelere yer verilmesi icap eder. deal olan
btn cevaplar, kiilerin ifadelerinin bazlarnda tamamen uyumlu ve belki de yakn
ifadelerde ksmen uyumlu, fakat tutum boyutundan uzakta olan ifadelere kar
uyumlu deil, eklindeki beyanlarla ortaya konulabilir. Bu ekil lmlere farkl
lm (differentiated scale) denmektedir.
Nicel (Saysal) lmler
Nicel veriler matematiksel olarak saylp llebilen verilerdir. lmlerdeki
deikenlerle ilgili olarak dalmn ortalama deeri ve bu ortalama deer
erevesindeki standart deikenlerdeki lmlerin deiimini tanmlayabiliriz.
Cevaplar gruplara ayrdmz takdirde bu gruplamann simetrik veya kullansz
olduuna karar verebiliriz. Tesadf lm hatalarnn gruplandrlmas hakknda
normal gruplandrma adn verdiimiz matematiksel bir tanm yaplabilir. Birok
istatistik testinde, verilerin aralkl lml ve normal gruplara ayrlmas n kouldur.
Kk n testlerde bu n koul nemli olmakla birlikte, sosyolojik aratrmalarda bunu
gerekletirmek olduka gtr.
statistik testlerin amac kesin olmayan (belirsiz) verilere dayanan tezin olaslk
tespitine yardmc olur. rnein 100 erkek zerinde yaplan bir n testte, 40 kiinin
inanl, buna karlk 120 kadnn zerinde yaplan dier bir n testte de 60 kadnn
inanl olduu ortaya ksa; kadnlarn erkeklere gre daha dindar olma eiliminde
olduklar varsaylabilir. Testi gerekletirmek iin nce bir anlam/nem seviyesi tespit
edilebilir. Yanlma riski normal olarak % 5 olarak kabul edilerek bir istatistik
programyla test edilir. Bu sonucun tesadfen ortaya kabilecei varsaylr. Test
sonular n testlerin seimindeki tesadflerde gayet kk bir olasll ierir.
Yukardaki rnekte % 7lik ihtimal, sonucun tesadf olmasndan kaynakland iin
kadnlar arasndaki dindarlk orannn erkeklere gre daha yksek olduu sonucuna
varmak zordur. Buna karlk erkekler iinde sadece 38 inanl olduu varsaylsayd
sonucun muhtemellii sadece %4 olurdu ve bu durumda kadnlarn erkeklere gre daha
dindar olduu sonucuna varmak mmkn olabilirdi.
6.

Alan almas

Alan almas, bir durumun veya olayn iinde yer ald doal btnlk
deitirilmeden belli ve somut rneklemelerle incelenmesidir. nsanlarn doal evre
iinde karlkl etkileimlerini (interaction) inceleyen alan almalar gzlem
metodunun zel bir biimidir. Gzlem, zaman, ara, imkn ve kaynak artlarna bal
bir alma biimi olduu iin, pratik ve teknik sebeplerden dolay belli bir alan veya bir
grubun seilmesi zorunludur. Alan almalarnda temel ilke, belli bir evre ve alan esas

56 |

slam Bilimlerinde Yntem

alnarak bir konunun sistematik olarak aratrlmasdr. Aratrmann nitelikleriyle ilgili


seilen evre ve grubun temsiliyeti konusu, aratrmann nitelii iin de geerlidir. Bir
alan aratrmasnda gzlemcinin btn alan devaml ve aralksz olarak gzlemlemesi
zor olduu iin, sonucun nereye varacan nceden kestirmek gtr. Bu sorun
tesadfen seilen belli bir alann incelenmesiyle ksmen alabilir.
Yabanc bir kltr hakknda almak o kltrn dil ve dnce dnyasna adapte
olmay gerektirdii iin aratrma bazen tahmin edilenden daha fazla zaman alabilir.
Yabanc bir kltrde ylda bir kez yaplan veya yln deiik mevsimlerine rastlayan
din bir riteli veya ibadet biimini aratrmak, o kltr iinde uzun sre gnlerce belki
de aylarca kalmay gerektirebilir. Bu durumda yaplacak gzlem srecinin nceden
planlanmas mmkn olmayabilir. nk her srecin kendine has karakteristik
nitelikleri vardr.
Bir alan almasnda genellikle aadaki aamalar bulunur.
1) Hazrlk aamas. 2) Giri aamas. 3) Pasif gzlem aamas. 4) Planl (aktif) gzlem
aamas. 5) (Muhtemel) Uzatma aamas.
Bu plan taslan yapmadan nce yresel toplum ve bu toplum hakknda ilk kaynak
olacak kii(ler) hakknda bir n hazrlk almas yaplr. Alan almas, dibi geni ve
aza yaklatka daralan bir huniye benzer. Genel durum hakknda bir deerlendirme
yaplan balang safhasnda verilerin toplanmas geni kapsamldr. Daha sonra veri
aratrmas belli bir konu etrafnda toplanarak daraltlr.
Alan aratrmacsnn almasn gerekletirecei toplumu tanmas nemlidir. Yresel
toplumun alan aratrmacs hakknda baz beklenti veya nyarglar olabilir. Toplum
yelerinin genellikle bir aratrmacnn kim ve amacnn ne olduu veya nasl alt
hakknda hibir bilgisi olmad iin, bazen toplum bireyleri kendileri iin biz ve alan
almas yapann da iinde bulunduu, kendilerinden olmayan birey veya /aratrmac
ve onun yesi olduu grup iin o (veya onlar) eklinde bir ayrm yapabilirler. Bu
durumda gzlemciye gvenilmeyip kukuyla bakld iin alan aratrmas
gereklemeyebilir.
Alan aratrmacs, yresel topluma o toplum iinde zel bir pozisyonu ve saygnl
olan baz irtibat kiileri tarafndan tantlabilir. Fakat irtibat kiilerinin yresel
toplumda etkili olmak, itibar salamak veya toplum hakknda d dnyaya belli bir
izlenim vermek gibi zel ilgi veya amac olabilir. Yresel toplumla temas kurmak o
toplumda sz geen lider pozisyonundaki kii (kiiler) in onayn almaya bal olabilir.
Bu durum aratrmacnn topluma lider veya lider pozisyonundaki kiilerin gzlemcisi
olduu izlenimini verebilir. Bu sebeple alan aratrmacs konumu itibariyle yresel
toplum tarafndan sayg duyulan bir kii olarak kabul edilebilecei gibi, balangta
yabanclarn ispiyoncusu olarak ya da darya kar toplumun avukatln
stlenebilecek nemli bir ahsiyet olarak deerlendirilebilir.
Baz durumlarda ise alan aratrmacs toplumun gznde o toplum iinde olaan
eylerden bile haberi olmayan "tuhaf" veya bir hilkat garibesi olarak grlebilir.
Hlbuki alan aratrmacs bir glge adam deil, grubun eilimlerini tarafsz ve
objektif olarak aratran bir kimse olmaldr. (Bu konuda Danimarka Arhus niversitesi

Sosyal Bilimlerde Yntem

| 57

Din Bilimleri profesr Armin Geertz, Hopi Kzlderilileri hakknda yapt aratrmada
kendisinin ve dier baz gzlemcilerin toplumdaki gerilimlere farknda olmadan nasl
katldklarn anlatr. Bkz. Prophets and Fools, European Revievv of Native American
Studies 1, 1987 s. 33-45.)
Grup iindeki kanlmas zor olan i atmalarda taraf olmak alan aratrmacs iin
kukusuz nemli bir etik sorundur. Baz durumlarda aratrmacsnn ekingenlii
brakarak kendi dncesini ifade etmesi gerekir.Aratrmac her zaman pasif, ekingen
veya tarafsz olmay tercih ederse bu durum grup tarafndan ilgisiz ve hatta dmanca
bir tutum olarak deerlendirilerek olumsuz tepkilere neden olabilir. nk aratrmac
yresel toplumun saygnln kazanmsa, toplum veya bireyler tarafndan kendisinin
yardm ve tavsiyelerine bavurulur. Bylece toplum iinde sempati ve saygnla sahip
olan alan aratrmacs, grubun kimlii, deerleri, ahlk, ideolojisi veya baka
ilgilerinin netlemesi ve aratrmak istedii konu(lar) hakknda nemli bir frsat elde
etmi saylr.(I.E. Barker, Moon Akm hakknda yapt bir aratrmada, bu akmn
inan esaslar konusunda grlerini aklamas iin zorlannca kendisine kukuyla
bakan yelerin nasl ikna olduklarn anlatr. (Bkz. The Making og a Moonie, London,
1984, s.24-25).)
Yabanc kltr aratrmalarnda o kltrn dili bilinmiyorsa genellikle bir tercman
kullanlr. Fakat tercman iletiimi etkileyip cevaplar saptrabilir veya dikkatlerin belli
kavram ve fenomenlere ekilmesine neden olabilir. Bu durum gzlemci iin nemli olan
dier olgularn gz ard edilmesine yol aar. Grup ile aratrmacnn tercmanla olan
iletiimi olduka belirleyici olduu iin tercman aratrma iin bir szge
konumundadr.
Alan aratrmasnn ilk aamas genellikle hem aratrmac hemde aratrma yaplan
grup yelerinin kendilerinden emin olmadklar bir sretir. Bu aamada balangta,
cevab kesin olmayan sorular sormaktansa, belli bir konuya ynelik ve cevab net
sorular sormak daha gereki bir yaklamdr. Daha aratrmann balangcndan
itibaren konuyu snrlandrarak, neyi aratrmak istediini ve buna bal olarak grubun
durumunu tespit etmek ve ayrnty karmamak iin zellikle tabu konular hakknda
iyi bir dinleyici olmak ve sabrl olmaya zen gstermek yararldr. Alan aratrmacs
grupla tantktan sonra sistematik olarak gzlemine balar ve bir taraftan grup yelerini
dinlerken dier taraftan kendisiyle grup yeleri arasnda bir gven ve itimat ortamnn
olumasna gayret eder. Alan aratrmacsnn bu safhadaki durumu yresel kltr
iinde sosyallemeye ilk admn atan bir ocuun durumuna benzer. Aratrmacnn
kendi kendine sorduu sorular ocuklarn sorduu sorulara benzedii iin bu dnemde
ocuklarla yakn bir diyalog iinde olmak iyi bir yntemdir. Aratrmac ocuklarn
kltr hakkndaki dncelerini renirken onlarn sosyalizasyon modelleri hakknda da
fikir edinir.
Alan aratrmacs baz durumlarda ok az sayda haber kaynaklar ve gzlem
noktalarna ulama imknna sahiptir. Grup veya grubun temsilcileriyle sadece
konumak ilgin ve heyecan verici olsa da, asl ama onlarla iletiim kurabilecek
ortamlar meydana getirebilmektir. Grup iinde da dnk olmayan ve ask suratl

slam Bilimlerinde Yntem

58 |

yelerle diyalog kurmaya almak, zaman boa geirmek olacandan, toplum iinde
belli bir statye sahip, da dnk ve kendileriyle kolay iletiim kurulabilinen anahtar
haber kaynaklarna ynelmek daha gereki bir yaklamdr. Bu noktada geni temas
yelpazesi iindeki haber kaynaklar, yresel bir gce sahip olan kurum veya
organizasyonlar ya da bireysel aktrler olabilir. Fakat gzlemci haber kaynaklarnn
muhtemel n yarglarn veya zel ilgi alanlarnn etkisinde kalmas riskini de gz ard
etmemelidir. Baz alan aratrmaclar temas alanlarn geniletmek iin gittike
byyen bir kar topu teknii kullanrlar. Bu yntem, ilk temas kiileriyle balayp
toplumun dier yelerine doru byyen bir tekniktir. Aratrmac ilk temas kiilerine
tekrar gelince anahtar haber kayna dairesi tamamlanm olur. Bu yntem bir yandan
daha geni bir yelpazede temas kurma imkn salarken, dier yandan aratrmacnn
toplumun i hizip ve atmalarn etkisinde kalarak gelimeleri bu bak asndan
yorumlama tehlikesini de beraberinde getirir.
Alan aratrmacs haber kaynaklar hakknda sistematik bir ema tasla yaparak
balangta kimlerle grt ve kimlerden daha fazla yaknlk grd gibi pratik
bilgileri kaydedebilir. lk safhada alnan notlar her yeni izlenimin kaydedildii bir
gnlk eklinde oluturulabilir. Daha sonra kltr daha fazla tanmaya balaynca
gerekli her bir boyutun akland sistemli bir gzlem emas yaplr. Grup yeleri
arasndaki karlkl ilikiler bir sosyometri iinde gsterilebilir. Sosyometri ise, bir
toplumdaki bireylerin birbirleriyle olan ilikilerinin zel olarak iaretlendii ve karlkl
temas alanlarnn zet olarak gsterildii sistematik bir emadr.
Ayrca buraya temas kiileriyle yaplan amal rportajlarn kapsam da iaretlenebilir.
Bunu gerekletirirken ses ve grnt kaytlar byk kolaylklar salar. Ses ve grnt
kaytlar mmkn olmazsa, konuulanlar not almakla yetinilebilir. Not alrken haber
kaynann syledikleri "ok basit" veya "tuhaf" gzkyor olsa bile, ilerdeki konteks
iinde bir anlam olabileceinden konumay en ince ayrntsna kadar not etmek
yararldr.
7.

Aratrmalarda Plan

Bir aratrma plan, normal olarak problem formlasyonu (veya sergilemesi), literatr
taramas ve veri toplama, rapor etme ve yaynlama aamalarndan meydana gelir.
Birinci aamada problem ortaya konulur. Aratrma konusu, aratrmaya deer veya
zlmesi gereken bir problem olaca iin, problemli olmayan herhangi bir konuyu
aratrmaya gerek yoktur. Problem formlasyonunda aratrlmak istenen konuyu
semenin gerekeleri, motivasyonlar ve argmanlar ortaya konulur. Bu blm,
aratrma projesinin temel iskeletini oluturaca iin ak ve net olmaldr.
kinci aamada veri toplama metotlar ve aratrma dizayn tespit edildikten sonra,
veriler ilemselletirilip deneklerden alnan cevaplar gzden geirilerek kullanlacak
durumda olanlar tespit edilir. Veri toplama aamas, pratik baz problemlerin
zlmesini gerektirecei iin uzun ve zor bir sretir. Veri toplama aamas bittikten
sonra elde edilen verilerin analizi yaplr.

Sosyal Bilimlerde Yntem

| 59

nc aamada zmlemeden sonra ulalan sonular ortaya konur.


Problem

Veri

Dzenleme

Sonu(lar)

Toplama

Analiz

Aratrma plannn aamalar

Bu aamalarn genel seyri ierisinde aratrmacnn zerinde durmas gereken pek ok


ayrnt vardr. Aratrmann belli bir dzlemde yrmesi iin, aratrmaya balamadan
nce, aratrma sresince, aratrmacya rehberlik edecek olan bir aratrma plan
yaplr. Bu planda projenin eitli blmlerinin ne zaman gerekletirilecei, bunun
yan sra veri toplama sresince kim(ler)le grlecei ayrntl olarak belirtilir. (Bkz.,
Philips, Marianne WintherJrgensen Louise. Diskursanalyse som teori og metode.
Samfundslitteratur, 1999. s. 83.)
8.

Problem Formlasyonu

Problem formlasyonunda, daha nce tespit edilen konuya uygun sosyal bilim teorileri,
yntemleri ve elde edilen empirik bilgiyle problem ortaya konur. Burada aratrma
srasnda kullanlacak olan, konu, teori, yntem ve bavurulmas dnlen muhtemel
literatr de tespit edilir. Problemin formlasyonu, aratrlmak istenen bir veya birden
fazla varsaym, soru veya tema ierebilir. Problemin ortaya konma aamasndaki
motivasyon aratrmann temeli ve amac tespit edilecei iin, bu aama aratrmann
seyrini belirleyeceinden olduka nemlidir. Aratrmann ilerdeki safhalarndan
herhangi birinde kabilecek muhtemel sorun(lar), problem formlasyonun ak ve net
olarak belirtilmemi olmasnn bir sonucu olduu iin, bu aamaya gereken zen ve
titizlik gsterilmelidir.
Problem formlasyonuna, o anda spontane olarak akla gelen her trl dncenin not
edilmesi veya beyin frtnas (brain strom) srecindeki tm fikirlerin yazlmas ile
balanabilir. Bu aamada konu hakknda nceden hangi bilgi ve tasavvurlara sahip
olduumuz ortaya konulur.( Ole Riisi. Metoder og Teorier i Religionssociologi.
Aarhus., 1996. s. 78.)
Beyin frtnas haritasnda motivasyon nemli olduu iin konuya eletirel
yaklamaktan kanarak, akla gelebilen olas btn fikirler ilk etapta kaydedilir. Daha
sonra kullanlmayacak durumda olanlar elenerek deerlendirmeden kartlr.
Hukuk yardm

Kriz yardm

Hobiler

Bo vakitleri

Spor

slam Bilimlerinde Yntem

60 |

Danmanlk

deerlendirme kurulular

Gnll Sosyal
Hizmetler

Din kurulular

Dernek ve Partiler Yardm kurulular

Sosyal hizmetler hakknda konusunda bir beyin frtnas rnei.

9.

Veri Toplama Yntemleri

Sosyolojik bir aratrma ok farkl biimlerde dzenlenebileceinden, aratrma iin


seilen yntemdeki avantajlar ve muhtemel dezavantajlar dikkate alnmaldr. Veri
toplama yntemi ve aratrma dizayn, problem formlasyonunda zikredilen gerekli tm
boyutlar kapsayacak ekilde dzenlenmelidir. Aratrma iin belli bir grubun seilmesi
durumunda tm nfusu temsil edebilecek deneklerin seilmesi nemlidir. Bu aamada
hedeflenen lm ve ama test edilebilir.
Dzenlemenin, ilemselletirilmesi, problem formlasyonunun uygulamasndan birok
deikenlere kadar uzanan kapsaml bir sretir. Aratrmann empirik blm doal
olarak almas gereken baz sorunlar ierir. Fakat her aratrmann kendine has zel
zorluk ve handikaplar olaca iin bunlarn nasl alacana ilikin genel ilkeler ortaya
koymak gtr. Aratrmacnn daha nceki aratrma projelerinden elde ettii
deneyimler, bu konuda kendisinin byk destekisi olabilir. ayet aratrmacnn,
aratrma yntemleri hakknda bir birikimi yoksa benzer konularda yaplm baka
aratrmaclarn deneyimlerinden yararlanabilir.
Burada bilgi toplama yntemleriyle ilgili olarak soru sorma, gzlem yapma ve
dokmanter veri toplama tekniklerine ve bu konularda karlalan muhtemel engel ve
sorunlara deinmekte yarar vardr. Bu aamada daha nce grdmz nitel ve nicel
yntemlere ve bunlar arasndaki ierik ve yntem farklarna dikkat edilmelidir.
Yumuak veriler olarak da tanmlanan meslek ve branla ilgi kaynaklar, edeb eserler,
gnlkler, teyp veya video kaytlar ve mektuplar nitel (kvalitativ) verilere rnektir.
Sert veriler ise rakamlarla ifade edilebilen, istatistiki olarak ortaya konulabilen nicel

Sosyal Bilimlerde Yntem

| 61

(kvantitativ)verilerdir. Teorik olarak birbirinin zdd gibi grnen nitel ve nicel veri
gruplar pratikte birbirlerini tamamlarlar.

Nicel metotlar

Nitel metotlar

Veri toplamada kullanlan en yaygn ve etkin yntemlerden biri mlakattr.


Mlakat Sert veriler

Yumuak veriler

Mlakat: Bir kimsenin bir konu veya sorunla ilgili grlerini almak amacyla
bavurulan bir yntemdir. Soru sormann en karakteristik biimi olan mlakat, bir
merakn giderilmesi, bir konunun akla kavuturulmas, bir ihtiyacn karlanmas
veya bir soruna zm bulunmasna ynelik olarak cevap alnmak zere yneltilen
yazl veya szl ifadelerdir.
nsanlar gnlk hayatn deiik safhalarnda farkl biimlerde iletiim kurarlar.
letiimin olmad yerde sorun ve atma var demektir. letiim, bilgi, duygu ve
dncelerin birok yollardan bakalaryla paylalmas demektir. Sosyal iletiim bir
toplum iinde yaayan bireylerin bilmek ve uygulamak zorunda olduu teknik bir
yntemdir. nsan ilikilerinde konuma, iletiimin en nemli aralarndan biri olan
karmak bir sretir.
Mlakatnn (aratrmacnn), mlakat yapt kiinin (denek) cevabn doru bir
biimde kavrayabilmesi, onun dil, kltr, dnce dnyas ve ona yneltilen sorular
hakkndaki muhtemel cevap alternatiflerinde yeterli bir izlenime ve bilgi birikimine
sahip olmasna baldr.
Aratrmac, aratrma konusuyla ilgili olarak cevap kiisinde bulunmas muhtemel
mantksal veya duygusal engellemelere kar hazrlkl olmak durumundadr. Bunun
yan sra aratrmac muhatabnda -bilinli veya bilinsiz- yanl bir ynlendirme veya
konuyu saptrma gibi bir eilim sezer veya cevaplar inandrc bulmadn dnrse
bunu not etmelidir. Aratrmac szel snavda bir retmen veya ok gizli bir konuyu
renmeye abalayan bir dedektif rolnden ziyade, mlakat yapt kiinin fikir ve
dncelerini renmek isteyen merakl bir kimse olduunu gstermelidir.
Aratrmacnn konu hakkndaki n bilgisinin yetersiz olup muhatabnn konu
hakkndaki bilgisinin daha derin olduunu anlamas durumunda, aratrmacnn
mlakat, muhatabnn ynlendirmesine frsat vermesi kendisi asndan daha verimli
olabilir.
Ak mlakat adn verdiimiz bu tr mlakatlarda aratrmac, muhatabnn konu

62 |

slam Bilimlerinde Yntem

hakknda ayrntl bilgi vermesine zemin hazrlayabilir. Bu durumda aratrmac


muhatabndan daha ayrntl bilgi vermesini ya da cevaplarn daha net bir biimde
ortaya koymasn rica edebilir. Mlakat srasnda aratrmac mlakatn konuya uygun
olarak gereklemesini ve mmkn olduunca konunun sapmamasn salamaya
almaldr. Bunun iin nce daha genel, geni kapsaml ve ak sorularla konuya
girmek; daha sonra da renilmek istenen zel konulara doru ynelmek doru olur.
Ak mlakatlar, bir taraftan aratrmacya plann dnda farkl konularda sorular
sorarak daha geni bilgi edinme imkn verirken, dier taraftan cevap kiisinin nceki
verdii cevaplar detaylandrmasna ve netletirmesine zemin hazrlar. Sonuta
aratrmacnn varlan sonular cevap kiisinin kendi lisanyla zetlemesi uygun olur.
Ak mlakatlar bilgilendirici olmas yannda, cevap kiisinin kulland lisan ve
armlar hakknda da izlenim vermesi bakmndan yararl olmakla beraber,
karlatrmal analizler bakmndan elverili deildir. Eer aratrmac konuyu formle
etme konusunda belirli bir anlaya sahipse, bunu zel sorularla biimlendirmesi yararl
olur. ayet problemler bir dizi belirli sorularla ekillendirilmise bunlar standart
formllerle ifade etmek doru olur. Bunun iin sorularn sras ve ifade biimlerinin
nceden tespit edilmesi yararldr. Bu ekilde yanl anlama riskinin nne geilmi
olmasna ramen, rportajn daha yapay ve denekler asndan daha skc olmas
sonucunu dourur. Standart sorularn kullanm, btn deneklerin sorudaki amac anlayabilecek seviyede kelime hazinesi ve kltr birikimine sahip olmalarna baldr.
Standart mlakat, aratrmacyla denekler arasnda yaplan dolayl bir grmedir.
Aratrmac eer belli ve standart formller kullanld zaman, sorunun o dilin
zelliklerine uygun bir biimde ifade edilememesi riski varsa yazl formllerden
saknmaldr. Ayrca aratrmac, hazrlad sorularn amac konusunda denekleri
bilgilendirmeli ve kelimelerin ifade ettii muhtemel mecaz veya terminolojik anlamlar
da izah etmeyi unutmamaldr. Mlakatnn standart soru emasn takip etmesi iyi bir
grme ortamnn olumasna engel tekil etmemeli, grme rahat bir atmosfer iinde
gereklemelidir. Sorular net bir biimde ifade edilmeli, mlakat ald cevaplarda
eliki(ler) olduunu kefetse bile bunu muhatabna sezdirmemeli ve asla onunla tartmaya girmemelidir.
Cevaplarn kaydedilmesinde en iyi yntemlerden birisi, sadece grnt ve sesi deil;
vurgu, jest ve mimikleri de kaydeden video kaytlardr. Fakat video kullanma yntemi
teknik veya baka nedenlerden dolay her zaman kullanl olmayabilir. rnein baz
kiiler kamera karsnda heyecanlandklarndan telaa kaplarak rahat hareket
edemeyebilirler. Konuma srasnda konuulanlar kaydetmek, denek asndan kolay ve
rahat olmasna karn aratrmac asndan btn konumay takip edememek gibi
zorluu yannda, grmenin yapay bir atmosfer iinde gereklemesine de neden
olabilir. Btn bunlara ramen yetenekli ve deneyimli bir mlakat her eye ramen
konumann nemli noktalarn ve ana temasn kaydedebilir.
rnein

Satanizm , Yahova ahitleri veya Misyonerlik faaliyetleri gibi son

Sosyal Bilimlerde Yntem

| 63

yllarda Trkiyede ska gndeme gelen din akmlarla ilgili belli bir yredeki din
grubun tutumunu lmek istiyoruz. Bunun iin 3-6 saat ierisinde 100 kiiyle derin
mlakatla niteliksel bir ierik analizi yapmak ilk anda akla gelen ideal bir yol olarak
dnlebilir. Fakat byle bir almay gerekletirmek ekonomik olarak masrafldr.
Dier taraftan aratrma projesinin snrl bir bteye sahip olmas da aratrmann
kapsamnn snrl olmas sonucunu dourur. Fakat rportajda hangi kriterlerin
kullanlaca, bunun iin kimlerin seilecei ve seilenlerin btn grubu ne kadar temsil
edebilecekleri de dikkate alnmas gereken dier hususlardr.
Halkn ounluunu temsil eden belli bir gruba ulamak iin sorular postayla
gndermek nispeten ekonomik olabilir, fakat insanlarn bir ksm ak ve net olmayan
baz sorularn ieriini anlamada ve bunlara cevap vermede zorlanabilecekleri iin
cevap yzdesinin dk olma ihtimali vardr. Aratrmacnn ynelttii sorular
genellikle halkn pek ilgisini ekmeyen sorulardr. Bu yzden, sorular cevaplamak iin
vakit ayranlar genellikle konuya ilgi duyan kimselerdir. Dnmeye ve kk bir beyin
jimnastiine dayanan soyut sorular cevaplayabilenler, umumiyetle halkn geneline gre
eitim ve kltr seviyesi yksek olan insanlardr. Baz kimseler postayla gnderilen
cevaplamas zor, soyut sorular yazl olarak ifade etmekten ekinebilir ya da bunlar
cevaplamakta zorlanabilirler. Ayrca gnderilen sorular seilen kiilerin kendilerinin
cevaplayp cevaplamadn kestirmek de gtr.
Telefon grmeleri fazla klfetli olmamas ve cevap orannn yksek olmas gibi
yararlarnn yannda baz dezavantajlara da sahiptir. rnein telefonda karmza kan
kiinin kim olacan nceden kestirmek gtr. lkemizde ounlukla erkeklerin i
hayatnda olmas nedeniyle gndz yapacamz bir telefon grmesinde genellikle
bayanlarla rportaj yapma imkn vardr. Telefon grmeleri konuma srasnda yeni
sorular akla getirebilir ve cevaplarn annda alnmas imknn verirken, denekler,
memnun olmadklar durumlarda telefonu kapatabilirler. Bu bakmdan ok nemli bir
konu telefon rportaj iin uygun bir yntem deildir.
Standart hale getirilmi bireysel mlakatlar veri toplamasnda nispeten masrafl
olmasna karlk, veri deerlendirilmesinde kullanl ve ekonomik, cevap oran
yksektir. Ayrca sonucu daha sonraki bilgi ve sorularla kontrol etme imkn da vardr.
Aratrmac, konuma ve tavrlaryla deneklere gven vermiyorsa, deneklerin
almayarak sorularna alk, standart veya batan savma cevaplar verme ihtimali
vardr. Eer aratrmac muhatabna gven verip, mlakat tekniklerini iyi kullanabilirse,
ok zel ve kiisel konulara girmek mmkn olabilir. Fakat aratrmac ile denekler
arasndaki karlkl gven, aratrmacnn bilinli veya bilinsiz olarak cevaplar
etkilemesine neden olabilir.
Anket
Anket, aratrma erevesinde belirlenen kiilerin dnce, gr ve eilimlerini tespit
etmek amacyla nceden hazrlanm sorularn belli bir sistem erevesinde yerletirilen

64 |

slam Bilimlerinde Yntem

soru kd ve bu ekilde bilgi toplamay amalayan aratrma yntemidir. Bu yntemle


insanlarn dnceleri, eylemleri, tercihleri, tutumlar, inanlar, duygular vb. llr.
Anketten mmkn olan net sonular elde edebilmek iin anketin hazrlk ve uygulama
safhalarnda gereken duyarln gsterilmesi nemlidir. Zaman ve maliyet, gz nne
alnmas gereken dier konulardr.
Yazl iletiim tekniiyle veri toplama yntemi olan anket daha nceden belirlenmi
insanlara bir takm sorular sorularak uygulanr. Standart anketlerle elde edilen veriler
genel sonular ierdii iin karlatrlabilir. Anketlerde genellikle kapal ve ak ulu
sorular olmak zere iki trl soru eidi bulunur.
Her soruya verilecek cevap klar tam olarak belirlenmemise bunlara kapal ulu
sorular denir. Sorularn cevap seenekleri bu ekilde gsterilmise bunlara da ak ulu
veya serbest cevapl sorular denir. Bunlardan hangisinin kullanlacana karar verilirken
aratrmann zellii de dikkate alnmaldr, fakat aratrmann zelliine gre her iki
teknik de bir arada kullanlabilir.
Kapal ulu sorularn ok sayda avantaj bulunmaktadr. Bunlardan ilki alternatif cevap
seeneklerinin her bir cevaplayc iin ayn olmas ve cevaplayclar arasnda
karlatrma yaplmasn kolaylatrmasdr. Bu badalk ayrca elde edilen verilerin
herhangi bir ara ileme gerek duyulmakszn bilgisayara girilmesine imkan verir. Hatta
optik okuyucu kartlarn kullanld anketlerde, analiz ilemini birka saat ierisinde
tamamlamak mmkndr.
Kapal ulu sorularn dier bir avantaj ise cevap seeneklerinin sorular cevaplayc iin
daha anlalr bir hale getirmesidir. Aksi takdirde cevaplayclarn kafasnda sorularla
ilgili oluabilecek pheler, anketin gvenilirliini olumsuz ynde etkileyebilir. Ayrca
bu cevap seenekleri, cevaplayclarn dnemeyecekleri ya da unutabilecekleri
alternatifleri hatrlamalarna yardmc olabilir. Cevaplayclarn verecekleri cevaplarn,
belirli seeneklere ynlendirilmesi, abartl ya da ilgisiz cevaplar nleyecektir
Gzlem (Observation)
Gzlem, herhangi bir konuda bilgi edinmek, bir nesnenin, olayn veya gerein
niteliklerini renmek amacyla, sistematik bir biimde dikkatli ve belli bir plan
erevesinde duyu organlar araclyla yaplan inceleme demektir.
Bir veri toplama teknii olarak gzlem genellikle mlakat ve dier dokmanter
aratrma teknikleriyle birlikte kullanlr. Gzlem, zellikle aratrmacnn nceden hi
bilgi sahibi olmad, kendisine tamamen yabanc bir grup ve evre hakknda bilgi elde
etmek iin kulland bir yntemdir.
nsan, gerekte daha douundan itibaren gzlem yapmaya balayan ve yaadka bu
yeteneini gelitiren bir varlktr. Toplumlarn ve bireylerin ilerlemesinin onlarn iyi bir
gzlemci olup olmamasyla yakn bir ilikisi vardr. nsan olarak var olmamz
yaadmz hayatn eitli durumlar hakknda gzlem yapma ve yaptmz gzlemleri
deerlendirebilme kabiliyetinin gelitirilmesiyle ilikisi ilikilidir. Gzlem hakknda

Sosyal Bilimlerde Yntem

| 65

yaplan bilimsel aratrmalar, olaylarn geliim srelerini gzlemede, baz insanlarn


bakalarna gre daha yetenekli olduklarn ortaya koymaktadr. Bir gzlemin sreci ve
sonucu, psikolojik engeller veya bireyin olaylara bak ve onlar deerlendirme
konusundaki yeteneklerinin yetersiz olmas gibi faktrlerden etkilenebilir. Bu etkileim,
kendi kendine deil, kiinin yaad sosyal evrenin etkisi sonucu meydana gelebilir.
nsanlar gnlk yaamlarnda genellikle daha nceki yaam tecrbelerine uygun
olaylara odaklanmak gibi bir eilim iindedirler. lgi, beklenti ve mitler idrak ve hafza
szgecinden geerek ekillenirler. Yaanan bir sosyal olay, birey iin kendi btnl
iinde bir izlenim, bir sezgi veya bir etki bombardmandr. Sosyal bir varlk olarak
insan konuan ve eylem iinde olan bir varlktr. Bir kiinin grltl kalabalklar iinde
baka bir kiinin ne dediini anlayamamas, baka sesleri anlamsz veya nemsiz
sayarak szgeten geirmesinin sonucudur. Konumay takip etmek, konuan kiinin
az ve beden dilinin de takip edilmesini gerektirir. Herhangi bir olay hakkndaki bir ses
kayd sadece sese odakland iin, mimik ve jestleri takip etme imkn vermez.
Duruma gre birok duyusal izlenimler nemsiz olarak alglanr ve bilgi (enformasyon)
toplumunda birey kendisi iin zel anlam ve nemi olan ifadeleri hatrnda tutar.
Genelde btn insanlar iyi bir gzlemci olmakla birlikte, her zaman dorunun tarafsz
ahitleri deildirler. Alg psikolojisi hakknda yaplan aratrmalar, insann ok
nemli ve dramatik olaylar hakkndaki gzlemlerinde bile sistematik olarak hata yaptklarn ortaya koymaktadr.
Gzlem metodunun tutarll, insann hata kaynaklar konusundaki duyarllna ve
kendisini bunlara gre hazrlama abasna baldr. Beklentiler olayn kavranmasn
etkileyen nemli faktrlerdir. Aratrmac gzlem iin k noktas olan varsaymlarla
baz ak beklentiler iinde olduu takdirde risk yaayabilir. Bu risk, kiinin
varsaymlara dorudan doruya uymayan izlenimleri bilinsiz olarak szgeten
geirerek dlamasnn bir sonucudur. Bu nedenle aratrmac gzleme dayanan
aratrmasna balamadan nce bu konuda kendisini konuya hazrlayarak tarafsz ve
objektif bir bilim adam perspektifiyle olaylara bakmaldr. Gzlemin fizik ve sosyal
erevesi planlanrken neyin, kimin, nerede ve nasl gzlemlenecei gzleme
balamadan tespit edilmelidir.
Gzlem, genellikle gzlemciyle gzlenen (birey veya grup) arasndaki karlkl
etkileimin zelliklerini tar. Gzlenmek istenen birey veya grubun davranlar
gzlemciden etkilendii gibi, gzlemci de gzlem yapt birey veya gruptan
etkilenebilir.
Gzlemin video ekimiyle yaplmas gzlemin daha objektif nitelie sahip olmasn
salarken, kamerann bak as ve odak noktasnn tespiti gibi faktrler gzlemin
zelliklerini belirler. Ayrca gzlem, aratrmacnn bavurduu teorik temeller ve belli
sbjektif anlayn niteliklerini tarken, gzlenen birey veya grup kendisinin
gzlemlendiinin farkndaysa tavrn deitirebilir. Bu durumda birey ve grubun
davranlar normal ve doal haliyle deil, kendisinin dardan grnmek istedii

slam Bilimlerinde Yntem

66 |

biimde tezahr eder.


Gzlenmek istenen grup kendi dndakilere almad takdirde aratrmac bir
gzlemci (observatr) olarak o grubun potansiyel bir bals gibi gruba katlmay
1

dnebilir. Etik ve yntem problemlerini gndeme getiren byle bir yaklamda,


aratrmac kendini iyi hazrlayarak hangi rol oynayacan nceden tespit etmelidir.
Gruba yeni katlan bir gzlemcinin stlendii rol snrlandrlrsa, o snrlar
erevesinden olaylar gzlenir. Kendisine grup iinde verilen rol, gzlemcinin hangi
durumlarda nasl hareket edeceini ve hangi bilgileri alabileceini belirleyen nemli bir
faktrdr. Gruba yeni katlan bir yeye grup liderinin yeni yelerin nasl sosyalleecei
konusunda yapt konumalara katlmasna izin vermesi ok nadir rastlanan bir
durumdur. Gzlemcinin, gzlemci roln oynamas grubun tepkileri bakmndan
nemlidir. ayet gzlemci etrafndaki olaylara merakl, aktif bir ye olarak ortaya
karsa liderin statsn kuvvetlendirir ve bu durum kendisine gven duyulmasn
salayabilir. Fakat gzlemci srekli soru soran ve pheci bir kii olarak ortaya karsa,
bu, kendisinin dlanp marjinallemesine yol aar. Bu durum gzlemcinin aratrma
yapmasn gletirebilir. Bu aamada aratrmacnn uzun sre grup iinde kalmas
hem grup hem de kendisi iin uygun deildir.
Aratrmac, aratrma projesinde gzlemi ne denli kullanacana karar verirken baz
faktrleri dikkate almas nemlidir. Gzlemler, aratrmacya, aratrmak istedii
konu(lar) hakknda daha nceden karlamad, ilgin ve orijinal perspektifler
kazandrmas bakmndan yararl olmakla birlikte genellikle masrafldr ve vakit alr.
Dokmanter Bilgi Toplama Yntemi
Aratrmac, aratrma projesine genellikle aratrmak istedii konu hakkndaki verileri,
arivleri ve dier materyalleri inceleyerek ie balar. Aratrmacnn aratrmasna bu
ekilde balamas zellikle konu hakknda yaplm benzeri aratrma raporlarnn
gzden geirilmesi, baka aratrmaclarn tecrbelerinden yararlanma imkn verdii ve
daha nceden yaplm olan aratrmalar tekrar etme riskini azaltt iin yararldr.
Ulalabilen bilgi merkezleri (bilgi bankalar), gnlkler, kanunlar, tzkler ve
ynetmelikler, yllk hesaplar, ynetim kurulu toplant tutanaklar, aratrma raporlar,
tahminler, deerlendirme ve yorumlar, edeb eserler, fotoraf, ema ve grafikler, video
ve sinema filmleri, internet siteleri, resm ve zel kaytlar, mektuplar, gazeteler, dergi
yazlar ve benzeri dokmanter malzemeler bir aratrmac iin faydal kaynaklardr.
Ariv almas, konu(lar) hakknda kronolojik bilgiler ierdii iin, benzeri konularda
nerede, ne zaman, hangi aratrma(lar) yapldn kolay ve etkili bir biimde renmek
mmkndr. Dokmanter malzemenin analiz yntemi doal olarak malzemenin
niteliine baldr. Dokmanter malzemenin nitel analizi, tarihsel kaynak eletirisi veya
metin analizini anmsatrken, nicel analizler say ve matematiksel bir ierie sahiptir.

Katlml gzlem.

Sosyal Bilimlerde Yntem

| 67

Dokmanter bilgi toplama ynteminde ska karlalan tipik bir sorun, alann kapsaml
olmasdr. Aratrlan konu hakknda kapsaml kaynan bulunmas, aratrmacnn
bunlar iinden kullanl olanlar semesini ve aratrmak istedii spesifik konuya
konsantrasyonunu engelleyebilir.
10.

Sonu

Aratrmann balangta ortaya konulan problem formlasyonunun ieriini ve ynn


belirleyen pusula ilevindeki teoriler ile sonu raporunda ortaya kan verilerin
rtyor olmas nemlidir.
Aratrmann geerlilik ve gvenilirlik zellikleri, aratrmann amacna ulap,
ulamad, varlan sonularn test edilip edilemeyecei, elde edilen verilerin ne derece
gvenilir olup olmad ve teori ile empiri arasnda uyum olup olmad konularndaki
sorulara verilecek cevaplarla yakn bir ilikisi vardr. Elde edilen verilerin ve aratrma
sonularnn gvenilirlii ayn artlarda yaplacak lmlerle test edilebilir.
Bir aratrma projesi, herhangi bir alanda sadece bilgi vermekle kalmayp aratrmacya
kendisinden sonra yaplacak muhtemel aratrmalar iin de bir kaynak olaca iin
yaplan aratrmann genel bir deerlenmeden geirilmesi nemlidir.
Uzun bir aba ve youn bir emek sonucunda elde edilen aratrma sonular, deiik
ekillerde (basm yaplarak, yaymlanarak ve sergilenerek) kamuoyuna mal edilir. Bunu
yaparken hitap edilen kitlenin (okuyucu, dinleyici veya seyircinin) kltrel, sosyal ve
meslek konumu dikkate alnmas nemlidir.
ZET
Sosyal bilimlerde yntem konusunun ele alnd bu blmde ncelikle bilim
teorisinde yntemler, leklerin temel zellikleri, rneklem seimlerindeki kriterler
incelenmekte, mlakat, anket, gzlem, dokmanter veri toplama ve rapor etme gibi
empirik srelerin analizleri yaplmaktadr.
Yntem konusunun ayrntl olarak incelenmesinden nce yntemin tanm
yaplp teori ile empiri/deney arasndaki iliki irdelenmekte, bilim teorisindeki hipotetik,
hermentik ve diyalektik metotlarn kullanm alanlar belirtildikten sonra, sosyal
bilimler (zellikle din bilimleri) ile doal bilimler arasndaki yntem farklar ortaya
konulmaktadr.
Bilim teorisinde nemli tartma konularndan biri olan spontane bilgi ile
sistematik bilgi arasndaki fark incelendikten sonra sosyolojik yntemin nasl
renilebilecei tartlp, iyi bir yntemin sadece masa banda deil, yazl
kaynaklardan renilen teorilerin, alanda test edilerek empirik olarak snanmasyla
gerekletirilebilecei vurgulanmaktadr.
Sosyolojik yntemleri kullanan bir sosyal bilimcide bulunmas gereken
tarafszlk ve bilimsellik gibi niteliklerin nemi belirtilerek, aratrmacnn toplumsal bir

slam Bilimlerinde Yntem

68 |

bilince sahip olmasnn nemi anlatlmakta ve yntemlerde kullanlan baz ltler


hakknda genel bilgilendirmeden sonra teori ile empiri arasndaki ilikiler analiz
edilmektedir.
Olay, olgu ve saylarn nitel (betimsel) ve nicel (saysal) olarak llmesindeki
farkl lm birimlerinin zmlenmesinden sonra, leklerin gerekletirilmesinde
kullanlan enstrmanlar belirtilmekte ve yntem kriterleri analiz edilerek mlakat, anket
ve gzlem gibi empirik yntemlerde izlenen prosedrler irdelenmektedir.
Sonu blmnde ise bir aratrma projesinde uzun bir zaman ve emek
sonucunda elde edilen bulgularn analizinden elde edilen sonularn yazl, szl veya
grsel olarak rapor edilerek kamuoyuna mal edilmesinde izlenen sre belirtilmektedir.

SORULAR
1. Aadakilerden hangisi yntem iin geerli deildir?
a. Herhangi bir alma veya aratrmada sonuca ulaabilmek iin izlenen
strateji, yol veya akl yrtme biimi demektir.
b. Belli dnsel ve sanatsal yetenekleri gerektirir.
c. Hem teorik, hem de empirik bir ierie sahiptir.
d. Hipotezleri ortaya koymak iin kullanlan aralardr.
e. Hipotezleri test etmek iin kullanlan aralardr.
2. Aadaki ifadelerden hangisi yanltr?
a. Bilim teorisinde hipotetik-deduktiv, hermentik ve diyalektik olmak zere
kategoride ele alnan yntemler arasnda badam olmas zorunludur.
b. Herhangi bir alanda elverili ve yararl olan bir yntem baka bir alanda
yararsz ve elverisiz olabilir.
c. Sosyal bilimlerde genellikle diyalektik yntem kullanlr
d. Beeri bilimlerde hermentik yntem kullanlr
e. Doa bilimlerinde hipotetik yntem kullanlr.
3. Aadaki ifadelerden hangisi dorudur?
a. Doa bilimcisinin insan ve toplumla almas zorunluluktur.
b. Sosyal bilimlerde aratrmac, aratrma konusuna ynetici ve ynlendirici
bir tutum iinde davranr.
c. Sosyal bilimcilerin malzemesi insan, alma alan toplumdur.
d. Sosyal bilimlerde aratrmac muhatabnn konumasna frsat vermemelidir.

Sosyal Bilimlerde Yntem

| 69

e. Sosyal bilimci hem teorik hem de empirik yntemleri kullanr.


4. Sistemli bilgi konusunda aadaki nermelerden hangisi doru deildir?
a. Spontane bilginin kartdr.
b. Bireyin kiisel grnden bamsz ve nesneldir.
c. Hangi bilgilerin gerekli ve uygun, hangilerinin gereksiz ve uygun
olmadklarn ayrt edilmesine yarar.
d. Aratrma sonular test edilebilir.
e. nceden yaplan plan deitirilemez.
5. Aadakilerden hangisi nitel (yumuak) verilere rnek deildir?
a. Branla ilgili kaynaklar
b. Edebi metinler
c. Anketler
d. Gnlkler
e. Ses ve grnt kaytlar.
CEVAPLAR
1. b
2. a
3. d
4. e
5. c
KAYNAKLAR
Andersen, Heine. Sociologi -en grundbog til faget. Kopenhag., 1991.
Blackwe, Eileen Barker. The Making of a Moonie: Choice or Brainwashing? Oxford,
1984.
Demir, mer & Mustafa Acar. Sosyal Bilimler Szl, iinde, 241. Ankara: Vadi
Yaynlar, 1997.
Elster, J. Forklaring og dialektik. Oslo, 1977.
Geertz, Armin. Contemporary Problems in the Study of Native North American
Religions with
Special Reference to the Hopis. University of Nebraska Press, 1987.

70 |

slam Bilimlerinde Yntem

Hellevik, Ottar. Sosiologisk metode . Oslo: Universitetsforlagets Metodebibliotek, 1995.


Karata, Birgl. Aratrma Teknikleri,. stanbul, 1984.
Kirman, Mehmet ALi. Din Sosyoloisi Terimler Szl. stanbul, 2011.
KjrJensen, Mogens. Kvalitative metoder i anvendt samfundsforskning, . Kopenhag:
Socialforskningsinstituttet, SFI, 1991.
Lewins, Frank. Sosyal Bilim Metodolojisi Eletirel Bir Giri, eviren, A. Ankara, Lotus
Yaynevi, 2011.
Marshall, Gordon. Sosyoloji Szl. eviren Derya Kmrc, Osman Aknbay.
Ankara: Bilim ve Sanat Yaynlar, 1999.
Ole Bjerg, Kaspar Villadsen. Sociologiske metoder. Fra teori til analyse i kvantitative
og kvalitative studier, Samfunmdslitteratur. Kopenhag, 2006.
Riis, Ole. Metoder og Teorier i Religionssociologi. Aarhus., 1996.
Philips, Marianne WintherJrgensen Louise. Diskursanalyse som teori og metode.
Samfundslitteratur, 1999.
Riis, Ole. Religionssociologisk symposium. 59. Copenhagen, 1977.
Sayer, Andrew. Method in Social Science. London, 1992.

NTE 3
SLAM BLMLERNDE YNTEM
Prof. Dr. Hanifi ZCAN

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra,

Bilim ve din arasndaki ilikiyi tartabilecek,

Bilimsel bilginin ne olduunu tanmlayabilecek,

Bilimsel bilginin verilerinin neler olabileceini renecek,

Akln btn bilimler iin vazgeilmez bir deer olduunu yakinen bilecek,

Bilim-din ilikisini renecektir.

indekiler:

slm Bilimlerinde Yntem


Yntemin Belirlenmesi
Bilme Gcnn ve Bilginin Snrlar
Bilgi Kaynaklarnn Deeri
Bilim ve Bilimsel Yntem
Bilimlerin Snflandrlmas
Bilim-Din likisi

neriler:
Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir:

niteyi okumaya balamadan nce mutlaka yannzda bir Felsefe terimleri szl
bulundurunuz.
Kaynakada verilen kitaplardan konuyu daha detayl okumay ihmal etmeyiniz.
Konuyla ilgili verilen bilgileri arkadalarnzla tartmay unutmaynz.
nternetten yaplacak canl yaynla veya daha sonra banttan yaplacak yaynlar mutlaka
takip
etmelisiniz.

Anahtar Kelimeler

Bilim,
Din,
Bilimsel bilgi,
Akl,
Sezgi,
Duyu,
Hipotez

SLM BLMLERNDE YNTEM


1. Yntemin Belirlenmesi
Bir din olarak slmla bilimin yan yana gelmesi, birtakm epistemolojik
problemleri ve kmazlar beraberinde getirmekle birlikte; balktan da anlalabilecei
gibi, slm Bilimlerinde Yntem, genel olarak slm Bilimlerini, daha dorusu, tek
tek slm limleri anlatan bir ders olmayp onlarla ilgili bir usl ve metod dersidir.
Burada metod bilgi edinmek iin takip edilmesi gereken yol, yntem demektir. Her
bilgi alannn kendine zg bir bilgi edinme yntemi vardr. slmi ilimler yani
kavram olarak aralarnda teknik farkllk olmakla birlikte adeta eanlaml olarak
kullanlan slm Bilimleride, bir bilgi alann ifade ettiine gre her slm biliminin
kendine zg bir bilgi edinme yntemi olmaldr. slm bilimlerinde yntem, o
bilimlerin kendi konularnda amalanan sonuca, daha dorusu, doruya ulama yolunu
belirlemelidir. nk doruya ulamay amalamak bilimin temel zelliidir. O halde,
bu zellii gerekletirecek bir ynteme sahip olmayan yani yntemsiz bilim olmaz.
Sz konusu yntem, ilgili bilgi alannda geerli olan bilimsel yasalardan karlr. te
bundan dolay, her alann bilgi edinme yntemi birbirinden farkldr. Alanlarn banda
yer alan slm ya da slm sz bu farkll ortadan kaldrmaz. nk her alann
bilgi kayna ya birbirinden farkldr ya da bilgi kaynaklar ayn olsa bile alanlardaki
nemi ve yeri birbirinden farkldr. Mesela aklher alan iin gereklidir; fakat Tefsir,
Hadis, Fkh vs. Kelm kadar akl bir bilim deildir. Yine nakil her alan iin
nemlidir; ama Kelm, Tasavvuf vs. Hadis, Tefsir ve Tarih kadar nakl bir bilim
deildir. Yine ayn ekilde, farkl trleri olmakla birlikte, sezgi ve duygu yerine
gre her slmi bilimde grmemezlikten gelinmez; ancak slmi bilimlerin hibirisi
Tasavvuf kadar sezgiye ve duyguya dayanan bir bilim deildir. O halde, slm
bilimlerinde yntem hazr ve standard bir kurallar btn olarak grlemez.
Bu demektir ki, her bilim dal ya da daha dorusu her bilgi alan iin o alann
bilgilerinin nereden ve hangi yolla saland, dolaysyla ona gre her alana zg
konularn ne ekilde ve neler ne karlarak anlatlmas ve retilmesi gerektii ortaya
konulup o alana uygun yntem tespit edilmelidir. te burada, her bilgi alannn kendi
yasalarna uygun doru bir yntem tespit etmesinde esas yol gsterici grev felsefeye
dmektedir.
Konuya felsefe nda bakldnda grlr ki, bir alanda yntem belirlemek, o
alandaki kiilerin istek ve arzusuna gre gerekletirilecek ya da bir tartma ve
anlamayla oluturulacak bir ey deildir. Ksacas, yntem belirlemek bir bakma
bilimsel bir ilemdir ve birtakm nesnel esaslara dayanlarak yaplmas gerekir.
Her bilgi alannn kendine zg yasa ve kurallarna gre tespit edilecek yntem, her ne
kadar birbirinden farkl olsa da, konuya felsef adan bakldnda, her yntemde
bulunmas gereken temel unsur vardr:
a) Nesnellik,
b) Hakikati bulma hedefi,
c) nyargdan uzak olma.

74 |

slam Bilimlerinde Yntem

Bunlar, bilgi alan ne olursa olsun, her alan iin belirlenecek yntemde birer ortak
zellik olarak bulunmas gerekir. Aksi halde, orada bilimsel tutumdan sz edilemez.
Aslnda bu demektir ki, baarl bir bilimsel yntem tespit etmek iin, kiilerin ncelikle
bilim zihniyetine sahip olmalar gerekir. yle ki, bilimsel yntemin gerek tespitinde
gerekse uygulanmasnda bu zihniyet bir n arttr. Bilim zihniyeti ve bilimsel yntem,
bilgi alanlarndaki keyfi anlay ve uygulamalara imkn verilmesini engellemek;
alanlarla ilgili ortak bir bilimsel tutum ortaya konulmasn salamak iindir. Aksi halde,
yaplanlar, bilimi deil, ilgili kiilerin kendi zel anlay ve yaklamlarn ifade eder.
yi bir bilimsel yntem belirleyebilmek iin, epistemolojiye dayanarak ilgili bilim
alannda bilgimizin snrlarn tespit etmek gerekir. Aksi halde, alan ilgilendiren ve
ilgilendirmeyen konularn tespiti mmkn olmayaca iin, farknda olmadan, kii,
kendisini ilgilendirmeyen konulara ynelebilir. te, bu yzden ilgili alann
epistemolojisi bilinmeden o alanda bilimsel bir tutum ortaya konulamaz; dolaysyla
bilim yaplamaz.
Felsefi adan konuya bakldnda, bir bilgi alannn ve bilim dalnn mahiyeti
bilinmiyorsa, onunla ilgili bir yntem gelitirilemez. nk mahiyet ile o mahiyeti
ortaya koyma ve gerekletirme amacn tayan yntem arasnda sk bir iliki vardr.
Bir baka deyile, mahiyete uygun yntemin belirlenebilmesi iin, ncelikle o bilgi
alannda:
a) Bilimin konusu,
b) Bilimin oluum ve geliim srecinde ortaya kan teoriler,
c) O alanla ilgili bilgi birikimi gibi konularn bilinmesi gerekir.
Eer bunlar bilinmiyorsa, bir bilgi alannda yntem tespit edilemez. Felsefe nda
tespit edilecek ve bilimsel deer tayacak bir yntem, her alann kendisine zg
farkllklarn tamasna ramen, her yntemde bulunmas gereken birtakm genel ve
ortak ilkeler iermek zorundadr.
Bir baka deyile, her bilgi alannn kendi konularn ortaya koyma amacyla belirledii
yntem, u temel zelliklere dayanmaldr:
1) Her bilgi alan, kiilerde konularyla ilgili merak uyandrmaldr. Bunu baarabilmek
iin, ncelikle ok kabul grm ve yerlemi kanaatler hakknda mahiyete ve
kabullenili tarzna ynelik ciddi sorular ortaya koymal ve bu sorulara ciddi dayanak
gstermelidir. Aksi halde, olmu bitmi ve kesin grlen bir alanda bilim
yaplamaz; orada sadece yerleik bilgilerin kabul ve olduu gibi renilmesi ve
hatta ezberlenmesi sz konusu olur ki, bunun bilimsel tutumla ilgisinin olmad
aktr.
2) Alanla ilgili merak edilenler, temel sorulara ve zlmesi gereken problemlere
dntrlerek ortaya konulmaldr. Bu, zihnin konuya ynelmesini ve konunun
mahiyetini tam olarak kavramasn salayacaktr.
3) Alanla ilgili bilgi birikimleri dikkate alnarak yeni bir teori, tanm veya bir analiz
nerilmelidir. Bunun sonucunda da problemle ilgili bir zm ileri srlmeli ve konu
ortada braklmamaldr.

slam Bilimlerinde Yntem

| 75

4) Ortaya konulan zmn haklln gstermek iin, deliller arasndaki ilikiyi


gstererek nerilen zmn bir bakma ispat yaplmaldr. Burada unutulmamaldr
ki, sebepleri sralamak, delillendirmek demek deildir.
5) Btn bunlar ieren bir yntemle ortaya konulan problem, zm ve nerilerin
farkl boyutlarna iaret edilerek yaplan tercihin ve nerilen zmlerin eletiriye
ak olduunu vurgulamak gerekir. Aksi halde, tekrar baa dnlm ve ortaya
konulan neriler kat bir dogmatizm eklini alm olur ki, bunun da bilimsel tutum ve
zihniyetle alakasnn olmad tartlamayacak kadar aktr. Ayrca, ulalan
sonular zerinde srarl olmak, bilgi alannn gelimesini de engelleyecektir. nk
bu dogmatik tutum, ilgili bilim alannn ilerlemesini salayacak tarihsel birikimle
yeni nerilen zmlerin karlatrlmasna da elverili olmayacaktr.
O halde, uygulanan yntem, ilgili alanda ilerlemenin salanabilmesini mmkn klacak
gemiteki bilgilerle imdikilerin karlatrlmasna elverili olmal; ancak o, sonucun,
gelecei ipotek altna alacak ve gelimeyi nleyecek kesin doruluk iddiasyla ortaya
konulmasna msait olmamaldr. Unutulmamas gerekir ki, ortaya konulan yntemin
baars, onun, bilgi alannn ilevini canl tutup tutmamasyla yani onu grevini
tamamlam l bir alan olarak deil, srekli canl kalan bir etkinlik haline getirip
getirmemesiyle llmektedir. te bundan dolay, iyi ve ayaklar yere basan bir bilimsel
yntem uygulayabilmek iin, ncelikle epistemolojiden faydalanarak bilme gcmzn,
dolaysyla bilgimizin snrlarnn tespit edilmesi gerekir.
2. Bilme Gcnn ve Bilginin Snrlar
Bilme gc, uurlu bir varlk olan ve bilmek isteyen insann zihni gcn yani anlama
ve kavrama kapasitesini ifade eder. Bu g ve bu kapasite, genetik olarak genelde
kiiden kiiye deimekle birlikte, bilhassa slm bilimlerinde bilginin olumasnda ve
gereklemesinde ilgili bilgi alannn mahiyetiyle ve zellikleriyle snrldr. Bir baka
deyile, bir anlama ve kavrama kapasitesi olarak bilme gc her alanda ayn bilimsel
baary gsteremez. Burada baar, ilgili bilim alannn belli lde deneye ve
gzleme imkn veren duyusal zellikler tayp tamamasyla orantldr.
Bu demektir ki, bilme gcnn oluturduu ve gerekletirdii bilginin bilimsellik
deeri her alanda farkldr. Mesela, gzlem yaparak, ankete veya belgeye dayanarak
birtakm bilgiler ortaya koyan ya da mahiyeti gerei tarihsellik ieren bilim alanlarnda
oluturulan bilgilerin bilimsellik deeri ile tamamen nazari veya tamamen deneysel
olan alanlardaki bilgilerin bilimsellik deeri birbirinden olduka farkldr. O halde,
insan zihninin veya insan aklnn her yerde ayn zihin ve ayn akl olduu ileri
srlerek, ilgili bilim alannn mahiyeti ve zellikleri dikkate alnmadan, balaycl
olan bilgi ve bilim iddiasnda bulunulamaz. Mesela, Tasavvuf, Kelm, Tefsir, Hadis,
Fkh vb. slm bilimlerinde, her ne kadar literatre dayanan ve tarihsellik ieren
boyutlar bulunsa bile, ortaya konulan bilgilerin balaycl olan bilimsel bilgiler
olduu ileri srlemez.
Bu gibi slm alanlarda ortaya konulan bilgilerin ikna ve yaptrm gc, dolaysyla
hayatta uygulanabilirlii ve balaycl, kiilerin zel ve hr tercihlerini yanstan scak

76 |

slam Bilimlerinde Yntem

duygular ieren iman ve sevgi gibi zihn kabul ve eilimler eklinde ortaya kan
yardmc gelerle desteklenerek salanmas gerekir. Bu, slm bilimlerinin, mahiyeti
gerei, duyusal ve deneysel bir temele deil, z itibariyle imana ve kiisel kabule
dayanan bilgi alanlar olmasnn zorunlu bir sonucudur. yle ki, onlar, belli bir
aamadan sonra literatrde yer alarak veya belgeye dayanarak tarihsel bilgi nitelii
kazansalar bile, bu, balangta duyusal bir temele dayanmadklar iin, epistemolojik
deeri itibariyle, onlar ihtimalli konumdan kurtarmayacak; dolaysyla, sz konusu
sonu hibir zaman deimeyecektir.
Konusu kiiye ve kiisel yoruma bal olmayan tp, fizik, kimya gibi doa bilimleri
dta tutulursa; psikoloji, sosyoloji, tarih vb. bilim alanlarnda da balaycl olan
bilimsel yasa tarznda sonularn ortaya konulmas beklenemez. Felsefe vb. bilim
alanlarnda ise ilke olarak bilimsel yasa ve veriler dikkate alnsa bile, yine de ortaya
konulan sonular tamamen kiisel ve spekltif yorumlar olarak deerlendirilmek
zorundadr. Btn bunlarda etkili ve belirleyici olan unsur, ilgili bilimlerin kendi
alanlarnda alan bilgisini salamada esas olan bilgi kaynaklar ve onlarn
gvenilirlik derecesidir. Unutmamak gerekir ki, her bilimin kendi alannda ortaya
koyduu bilginin tr, doruluu, gvenilirlii, geerlilii, dolaysyla hayatta
balaycl gibi, bilgiyle ilgili temel problemler, o alanda kullanlan esas bilgi
kayna ile dorudan ilgilidir. O halde, slm bilimlerinde uygulanacak yntemin bir
temel ta olarak burada bilgi kaynaklarnn deeri zerinde durulmas gerekir.
3. Bilgi Kaynaklarnn Deeri
a) Akl: Akl, bir analiz ve sentez yapma kabiliyeti, dolaysyla bir temyz gc
olarak insan insan yapan temel zelliktir. Bu demektir ki, akl, dorudan bir bilgi
kayna deildir. O, duyulardan gelen eitli verileri ayrtrp ierikleri dorultusunda
yani ilgili olduklar alanda bir kanaate ulalmasn ve bir hkm verilerek bilginin
gereklemesini salayan bir ruhsal g olup her bilim alann temel tadr. Yani akl
olmakszn hibir hkm ortaya konulamaz; dolaysyla hibir bilim gerekleemez;
daha dorusu, aklsz bilim yaplamaz. nk akl, dorudan dayand bilgi kayna ne
olursa olsun her bilim alan iin bir ldr; bir kriterdir. yle ki, dier bilgi
kaynaklarnn gvenilirliini de akl salamaktadr. Duyular akln kontrolnde alr;
haber (nakil) akln szgecinden geirilirse bir deer ifade eder; sezgiye akl elik
etmezse, o, hayal ve kuruntuyla, gerektiinde insana yol gsteren ve kalbe doan
, manay birbirinden ayrt edemez.
Akl dier bilgi kaynaklarndan ayran en nemli zellii, onun srekli aktif olup dier
kaynaklardan gelen verileri ileyerek devaml kavramlar ve fikirler retmesidir. Onun
bu fikir ve kavramlar retirken, o fikir ve kavramlarn ham maddesini oluturan ilk
verileri aldktan sonra, bazen o verilerin kaynayla balantsn kesip kendi iine
kapanarak fikirler ve kavramlar retmeye devam edebilme zelliine sahip olmas, onun
dorudan bir bilgi kayna zannedilmesine sebep olmutur. Hlbuki dier bilgi
kaynaklarndan ilk verileri almasayd, akl tek bana sfrdan balayarak hibir fikir ve
kavram retemezdi. Eer duyular yoluyla d dnya ile balant kurulmasayd, akl,

slam Bilimlerinde Yntem

| 77

doutan ruhta bulunduu ileri srlen birtakm bilgileri bile aa karma imknn
bulamazd.
Bu demektir ki, akla birinci derecede ihtiya duyduu iin, akl bilimler diye
adlandrlan Felsefe, Kelm vb. bilim dallarnda uygulanacak yntem, kiilerin akla ar
derecede gvenip dier bilim alanlaryla balanty tamamen keserek yani onlarn ortaya
koyduu sonular dikkate almadan, kendi iine kapal, birtakm dogmatik iddialar
ieren sonular ortaya koymalarna msait olmamaldr. Ksacas, akl bilimlerde,
kiiler, pozitif bilimler bata olmak zere, ilgili dier btn bilim alanlarnda ortaya
konulan sonular da dikkate alarak, ilgilendii konular deerlendirmek ve yorumlarn
kendi hayallerine gre deil, alanda mevcut bilgi birikimini de gz nnde
bulundurarak temellendirmek zorundadr.
b) Duyular
Duyular, insann d dnyaya alan ilk penceresidir. Fiziksel ve ruhsal ynden salam
olup almalar iin gerekli doal ortama sahip olan duyularn, kendi trleri
dorultusunda, saladklar verilerin doruluundan ve gvenilirliinden phe etmek
bugn bilimsel adan mmkn deildir. Tr ne olursa olsun ve sonucu ne ekilde
geliirse gelisin, her bilim, balangc ve temeli itibariyle duyu verilerine dayanmak
zorundadr. Bu demektir ki, en azndan balangta duyu verilerine dayanmadan
dnmek, dolaysyla bilim yapmak ve gelitirmek insan zihni iin mmkn deildir.
te bundan dolay, bu koula uymayan yani bir ekilde duyu verilerinden birine
dayanmayan bilim iddialar bu gn artk hayal ve kuruntu olarak kabul edilmektedir.
Ayrca, bilinmelidir ki, duyular bilgi salamaz; onlar sadece niteliksiz verileri yanstr.
O verileri nce birtakm niteliklerle deerlendirerek nitelikli veriler haline getiren sonra
aralarndaki balantlar dikkate alarak onlar bir hkm, dolaysyla bir bilgi nermesi
eklinde ortaya koyan akldr. Bu demektir ki, duyular kendi doal mahiyetleriyle ve
realiteyle badamayan akl ve mantk d veriler salayamaz. Zaman zaman halk
literatrnde rastlanan bu yndeki grlerin bilimsel, felsefi dolaysyla dn bir deeri
yoktur. O halde, slm Bilimlerinin gerek szl gerekse yazl anlatm ve
aklamalarnda bu noktann dikkate alnmas bir bilimsel zorunluluktur.
c) Haber
Haber, bilim alannda en ok kullanlan, fakat gvenilirlii de en az olan bilgi
kaynadr. Her bilimde bir bilgi birikiminin bulunmasndan dolay, onun bir tarihi
boyutu da vardr. Bilimlerin tarihi boyutu, tarihi bilgi niteliiyle, trne gre,
literatrde, belge, vesika vb. kaynaklarda yer alr. Tarih grubu bilimler ise, tamamen
tarihi bilgi niteliindedir. Tarihi bilginin zellii, o, gvenilir kaynaklardan elde edilse
bile, tamamen habere yani nakle dayand iin, onun, ilgili konuda kesinlikdeil, bir
ihtimal bildirmesidir. Bir baka deyile, tarihi bilgi, her ne kadar belgeye dayansa
bile, z itibariyle tamamen kiiseldir. nk onda haber verene yani kiiye gven,
verdii habere yani naklettii rivayete gvenden nce gelir. Hatta verilen haber,
haber verenin bizzat kendi gzlem ve mahedesine dayansa bile, o, bakalar iin yine
ihtimal ieren bir haber ve rivayet olarak deerlendirilir.

78 |

slam Bilimlerinde Yntem

Bu demektir ki, vahiy Hz. Peygamberin insanlara bildirdii bir haber, yani
Peygamberin haberi olduu iin, Peygambere gven(iman) vahye gvenden
nce gelir. te bundan dolay, z itibariyle din ve hatta denilebilir ki, btn
kurumlaryla birlikte topyekn din ve er yap tarih ve tarihi bilgi deeri tar.
O halde, bir ekilde dinle ilgili alanlar olan slm Bilimlerinde gerek yazl gerekse
szl olarak konular anlatlrken realiteyle badamayan yani gerek d duygu ve
hayaller olumasna sebep olan birtakm sslemeler ve duygu younluu ieren slplar
kullanlarak anlatmn tamamen bilim d bir hl almasna elverili bir yntem
uygulanmamaldr.
d) Sezgi
Sezgi, mahiyeti ve gvenilirlii itibariyle en tartmal bilgi kaynadr. Felsefede sz
konusu edilen sezgi, genelde, zerinde kafa yorduumuz bir eyin anlam veya zn n
bir aydnlanma neticesinde, akln zerinde ilem yapmasna gerek kalmayan hazr bir
bilgi olarak, kavramamz salayan bir yeti, bir sezme ve kefetme gc olarak
grlr. Bu anlamda, zerinde kafa yorduumuz alana gre o alanla ilgili sezgi diye
adlandrlr. Burada, konuya genelde slm Bilimleri asndan baktmz iin, bizi daha
ok dn sezgi ilgilendirmektedir.
Dinde sezgi, mahiyeti tartmal olmakla birlikte, genelde, insann zihn bir aba ve
gayreti olmadan, dardan, feyz yoluyla kalbe gelen bir mana, bir ilham, bir kef
anlamnda kullanlmaktadr. Genelde ilim ve tefekkrle deil, dn tecrbe ve duygu
younluu neticesinde gerekleen kef ve sezgiyle birlikte ortaya kan hllerin
yanlmazl ilkesiyle, ilgili kiiye kesin bilgi salad dnlr. lim tahsiline gerek
duyulmadan bizzat yaanarak ve hissedilerek ulalan ve cazibesi olan belli bir mistik
seviyeyi gstermesinden dolay, sezgi, ou kiilerce kolayca istismar edilerek,
gaiple ilgili, bilgi iddiasnda bulunmaya da frsat verdii iin, ciddi eletirilere tabi
tutulmutur.
yle ki, usulcler, ilham, sezgi ve kef gibi yollarla salanld iddia edilen kermet
vb. dn bilgi ierikli anlay ve kavraylarn objektif bir deerinin olmad gibi, bu
yollarn ilgili kiileri zihn tembellie ve ucuz beklentiye sevk ettii ynnde nemli
uyarlarda bulunulmular ve ilimsiz kermet olmaz szn bir darb- mesel eklinde
ska tekrar etmilerdir. Belli bir ilmi derinlie ve fersete ulaan limlerde kalbe
doma diye ifade edilen ve bir btnlk ieren ni anlay ve kavraylarn ise yol
gsterici olabilecei dnlmtr.
Buraya kadar olan bu aklamalar, Tasavvuf, Felsefe, Psikoloji bata olmak zere,
konular arasnda ilham, sezgi, kef kalbe doma vb.leriyle veya onlara
dayanarak ortaya konulan eitli bilgi ve problemlerle ilgili anlatm ve
deerlendirmelere bir ekilde yer veren slm Bilimlerinde uygulanacak yntemde
dikkate alnmaldr. Aksi halde, yaplan aklamalarn ve ortaya konulan grlerin,
epistemolojik temeli, dolaysyla objektif ve bilimsel deeri olmayan tamamen kiisel
yaklamlar olarak grlmesi gerekir. nk kiisellik zellii tayan gr ve
anlaylar, onlar ortaya koyan kiilere bal olarak var olaca iin, onlar ayn

slam Bilimlerinde Yntem

| 79

zelliklerle ayn tarzda bir bakasnn incelemesi mmkn olmaz. Bu da onlarn, onlar
ortaya koyan kiiler dnda, bakalarn da balayc bilgi ve hakikat deeri
tamadklar anlamna gelir.
slm Bilimlerinin deneysel doa bilimleri kadar kiilere bal olmadan incelemeye ve
deerlendirmeye msait bilim alanlar olmamas, yine de onlarn belli lde objektif
olarak incelenemeyecei anlamna gelmez. O halde, burada, deneysel olma ile
objektif olma arasndaki ilikinin daha iyi anlalabilmesi iin, bilim ve bilimsel
yntem zerinde biraz durulmas gerekir.
4. Bilim ve Bilimsel Yntem
Aslnda bilim ve bilimsel yntem iinde yaadmz dnyada hayat
kolaylatrmak iin, doann tehlikelerinden korunma ve nimetlerinden faydalanma yani
doaya hkim olma amacyla dnyadaki canl, cansz btn varlklarn mahiyetini ve
varlklar arasndaki maddi ve manevi ilikiyi anlama ve kavrama abas ve
faaliyetinin bilgi ve yntem boyutunu dile getirmektedir. Bir baka deyile,
Trkede bilim hem bilimsel aratrmada kullanlan yntemi yani bilimsel yntemi
hem de bu yntemle elde edilen bilgiyi yani bilimsel bilgiyi ifade etmektedir.
slm Bilimlerinin Fizik, Kimya, Biyoloji, Tp vb. deneysel doa bilimleri kadar kiiden
bamsz incelemeye ve deerlendirmeye msait bilim alanlar olmamas, onlarn
tamamen bilimd saylmasn gerektirmez. Onlar, her ne kadar insana bal bilimler
olsa da genelde sosyal bilimler ierisinde yer alr ve belli lde bilimsel yntemle
aratrlp incelenmeye ve deerlendirmeye tabi tutulabilir. Belki burada belli kurallar
ieren balayc sonular ortaya konulamaz; ama unutmamak gerekir ki, konuya felsefi
adan bakldnda bilimi bilim yapan, orada ulalan sonular ve ortaya konulan
bilgilerden ok, uygulanan yntem ve sahip olunan bilim zihniyetidir. Bu genel
aklamalardan sonra, konunun daha iyi anlalabilmesi iin, bilimsel yntem ve
bilimsel bilgiye daha yakndan bakmak gerekir.
a) Bilimsel Yntem
Bilimsel yntem, zerinde durulan konunun zelliine gre deney veya gzlem yapma,
hipotez ileri srme, teori oluturma, dorulama ve sonunda bir bilim yasas ortaya
koyma amacn gerekletirmek iin izlenen bir yol ve bir aratrma faaliyetidir. Belli
aamalardan oluan bir sreci ieren bu bilimsel faaliyet neticesinde ulalan sonucun
bir yasa olarak dile getirilmesi, aslnda onun hi deimeyecek dorulukta bir genel
ilke olmasn ifade etmek iin deildir. O, o ana kadar olan bilimsel gelimenin koullar
erevesinde, hata ihtimalinin mevcut olmadn ve en azndan konuyla ilgili yeni bir
gelime ve daha iyi bir sonuca ulalana kadar, salanan mevcut baarnn geerli ve
gvenli bir ilke olarak grlmesi gerektiini ifade eder. nk bilimsel yntemle ortaya
konulan sonularn gelimeye ve deimeye srekli ak olmas, bilim zihniyetini
besleyen bilim idealinin ve uygulanan bilimsel yntemin bir gereidir. Bu yntemin
ilk aamasn deney oluturur.

80 |

slam Bilimlerinde Yntem

a 1) Deney
Deney, genel olarak ifade edilecek olursa, bilimsel bir teoriyi dorulamak, bir hipotezi
ispatlamak veya bir bilim yasasnn uygulamasn yaparak ortaya kan sonularn
doruluunu ve doaya uygunluunu ya da doadaki nesnelerle doal olay ve olgular
arasndaki ilikiyi gstermek iin yaplan analizlerdir. Bu analizler, daha ok, Fizik,
Kimya, Tp, Biyoloji gibi, konular ve incelemeleri laboratuar ortamna tanabilen
deneysel doa bilimleriyle ilgilidir. Laboratuar ortamna tanamayan veya tanmamas
gereken bilimsel aratrmalarda deney yerine gzlem yaplmaktadr.
a 2) Gzlem
Gzlem, bilimsel aratrma ve incelemeye msait olan bilimlerde, aratrlacak olan
konunun oluumuna veya olayn akna mdahale etmeksizin, orada olup bitenleri
bizzat grmek amacyla, onlar doal ortam ierisinde incelemektir. Gzlem, eitli
ara ve gereler kullanlarak yaplabilecei gibi, mmkn olduu durumlarda bizzat
plak gzle de yaplabilir. Bu anlamda, gzlem, doal olaylarla ilgili olarak deneye
edeer bir veri toplama faaliyetidir. Ayrca, gzlem, bir yaz veya bir eseri kaleme
almadan nce konuyla ilgili aratrma ve inceleme yaparak gerekli bilgi ve materyal
toplama faaliyetini de ifade eder.
Kullanm alan deneye gre daha geni olan gzlem, Sosyoloji, Psikoloji, Tarih vb.
sosyal bilimlerde kullanld gibi, uygun tarzda ele alnd taktirde Din Bilimleriyle
ilgili veri toplama amacyla yaplan aratrma ve incelemelerde de pekla kullanlabilir.
Hatta bilhassa Din Bilimlerinde gzlem yapmak, aratrma ve inceleme yaparken kiisel
ve hissi deil objektif olmay yani eldeki tarihi belgeleri ve metinleri, orada kendi
okumak istediini okuyarak deil, orada yazl olanlar okuyarak yani objeye ve veriye
bal kalarak deerlendirmelerde bulunmay salamas bakmndan daha da nem arz
etmektedir. nk gerek deney gerekse gzlem rastgele gerekletirilen amasz bir
faaliyet olmayp sonunda bir problemin zmne veya bir sorunun halledilmesine k
tutmak amacyla yaplan, gerekirse birtakm hipotezler ileri srmeyi ve teoriler
oluturmay salayan ciddi bir bilimsel faaliyettir.
a 3) Hipotez
Hipotez, bir konuyla, bir problemle veya bir olgu ve olayla ilgili bilimsel bir
aratrmada deney veya gzlem yoluyla ortaya konulan sonulara dayanlarak ileri
srlen bir varsaym niteliindeki zm nerilerini ieren geici bir iddiadr.
Problemlere bir hipotez halinde nerilen ve iddia edilen bu muhtemel zmler, bilim
adamlarn konuyla ilgili yeni deneyler ve gzlemler yapmaya sevk eder. Yeni bilimsel
aratrmalarla desteklenen hipotezler, kesinlik derecesine gre, konuyla ilgili bir teori
veya bir bilim yasas haline gelmeye msait olmaldr.
a 4) Teori
Teori, bilimsel bir aratrmada deney veya gzlem sonucuna dayanlarak bir konu veya
problem hakknda ileri srlen hipotezlerin yeni deney ve gzlemlerle desteklenmesi ve
dorulanmasyla ortaya konulan daha genel, daha geni kapsaml ve daha gvenli

slam Bilimlerinde Yntem

| 81

bilimsel bir aklamadr. Teoriler, o na kadar olan ve bilinen birikmi bilimsel bilgilere
dayanmasna ramen, bilimde ortaya kan yeni gelimelere gre deiebilecei iin,
hibir teori kesin bir bilim yasas gibi deerlendirilemez.
Bir teorinin oluturulmasnda, baz kesin bilgi ve bilim yasalarnn dikkate alnmas,
teoriye, bir btn halinde, kesinlik kazandrmaz. nk teori, bir bilim yasasndan daha
geni kapsaml, dolaysyla daha ihtimallidir. Bir baka deyile, teori eitli bilimsel
kurallara, yasalara dayanabilir ve hatta bilim evrelerince geni bir kabul de grebilir;
bu, onun tamamen gvensiz ve temelsiz bir konumda olmasn ortadan kaldrabilir; ama
ona deimez bir bilimsel ilke kesinlii kazandrmad gibi, onu btnyle bilimsel
bir yasa haline de getirmez. Mesela, ortaya konulduu zamandan gnmze kadar hl
bir teori olarak kabul edilen evrim teorisi bunun tipik bir rneidir.
a 5) Yasa
Yasa, bir bilimsel aratrmada yaplan deney ve gzlem sonucuna dayanlarak ortaya
konulan teorinin, tekrarlanan yeni deney ve gzlemler sayesinde doruluunun ak ve
kesin olarak anlalmasyla ulalan ve belli bir nesneler grubunu ilgilendiren olgusal
ierikli bir bilimsel genellemedir. Aslnda, bilimsel yasa, ayn artlarda ayn sonular
verdii kesin olarak belirlenen; ortaya konulduu dnemdeki bilim ve teknoloji
dzeyini yanstt iin, ayn dnemdeki teknolojik ve bilimsel imknlarla artk
yanllanma ihtimali kalmayan bilimsel bilgi ierikli bir genel nermedir.
Her bilim, kendi alanyla ilgili kesin yasalara ulap bu yasalara dayanarak doadaki
eitli olgu ve olaylarn sebebine ve mahiyetine dair ngrlerde bulunmay ve dnyada
insann problemlerine k tutarak hayatn kolaylatrlmasna katkda bulunmay ideal
edinmitir. slm Bilimlerinin iinde yer ald sosyal bilimler de bu ideali paylamak
ve kendi alanyla ilgili ortaya koyaca bilimsel bilgilerle insann doaya hkim olarak
hayatn kolaylatrmasna katkda bulunmak zorundadr. Bu demektir ki, sosyal
bilimler ierisinde yer alan slm Bilimlerinin de sonunda bilimsel bilgiye ters
dmeyen yani bilimle uyumlu sonulara ulalmasn salayan bilgiler ortaya koyacak
bir yntemle retilerek bu genel bilimsel ideale katkda bulunmas gerekir. Aksi halde
onlarn hayattaki yeri ve nemi tartmal hale gelir. O halde, slm Bilimleriyle ilgili
olarak bilimsel bilginin mmkn olup olmadn veya ne lde mmkn olduunu
anlamak iin, bilimsel bilgiye daha yakndan baklmas gerekir.
b) Bilimsel Bilgi
Genel olarak ifade edilecek olursa, bilimsel bilgi, mahiyeti gerei bilimsel
yntemlerle aratrlmaya ve incelenmeye msait olan konularda, bilhassa deney ve
gzleme dayanarak, akl ilkeleri nda elde edilen bilgidir. O,konusu ve mahiyeti
gerei deney ve gzleme sk skya bal olduu iin, elde edilmesinde kullanlan
bilimsel yntemin arlnn hissedilmesi amacyla, bilimsel bilgi yerine ok kere
bilim diye de ifade edilmitir. Bylece, hem yntem hem de o yntemle salanan
bilgi, grnte farkl epistemolojik zellikler tamalarna ramen, ayn terimle ifade
edilerek yaygn bir kullanmla literatrde yer almaya devam etmitir. Bilimsel bilginin
zellikleri incelendiinde, bilgi ve yntemle ilgili bu zel kullanmn hakll daha

82 |

slam Bilimlerinde Yntem

iyi anlalacaktr. Bu zellikleri yle sralayabiliriz:


b 1) Nesnellik
Bilimsel bilginin en nemli zellii, ieriinin bilimsel tutuma yansmas ve onun
zerinde belirleyici bir rol oynamasdr. nk bilimin konular, mutlaka zerinde
deney veya gzlem yaplabilecek konular olmak zorundadr. Bu demektir ki, orada,
bilim adam cannn istedii gibi davranamaz; deney veya gzlemden kan sonulara,
kendi istek ve arzusunu kartramaz; o, orada nesneyi ve nesnede olan grmek
anlamnda nesnel olmak yani nesneye uygun davranmak zorundadr. nk bilimin
konular insandan bamsz yani insanla birlikte var olup onunla birlikte yok olan
konular deildir; o, herkesi ilgilendiren ortak konulardr; dolaysyla kii orada zel bir
davran ierisine girerek herhangi bir eyi gizleyemez; birinin gremediini ve
yapamadn pekl bir bakas grebilir ve yapabilir. te bundan dolay, konunun
nesnellii, bilimsel tutma da yansmakta ve bilim adamnn duygularndan ve
nyarglarndan uzak olmasn zorunlu hale getirmektedir. Bu da, bilimsel bilginin
nesnel olarak dorulanabilmesini veya yanllanabilmesini ve hatta bilimsel ilkelere
bal kalarak deerlendirilebilmesini mmkn klmaktadr.
b 2) Tutarllk
Bir bilginin bilimsel olmas demek, aslnda onun mahiyeti gerei mantk elikilerden
ve tutarszlklardan uzak olmas demektir. nk bilimsel bilgi, z itibariyle, deney ve
gzlemle ortaya konulan sonulardan mantk karmlarla elde edilen bir bilgidir ve her
aamada mantk ilkeleriyle uyumlu ve kendi iinde de tutarl olmak zorundadr. Ayn
zamanda bu, bilimin bir gereidir ve bilimsel bilgi deney ve gzlemle dorulanabilecei
veya yanllanabilecei iin, birbiriyle elien nermeleri bilimin doru saymas
mmkn deildir. nk bu deerlendirme kiilere bal olmayp nesnel bir
deerlendirmedir ve dnyada ayn yntemi kullanan herkes pekl ayn deerlere
ulaabilir.
b 3) Evrensellik
Bilim konularnn sadece bir insana bal olmayp herkesi yani yeryzndeki btn
insanlar ilgilendiren ortak konular olmas, bilimsel bilginin de herhangi bir kiinin veya
bir milletin sahiplenebilecei zel bir mal veya zel bir deer olarak deil,
insanln, dolaysyla insan zihninin ortak kazanm ve ortak baars olarak
grlmesini gerektirmektedir. nk bilimin konularnn, dolaysyla bilimsel bilginin
dnyada herkese ak olmas demek, ayn yntemi kullanan birbirinden habersiz
kiilerin ayn sonucu elde etmesi demektir. Tarihin herhangi bir dnemindeki bir bulu
veya bir keif insan zihninin bir baars olarak grlm; bilimsel ve teknolojik
gelimelerde yerini almtr. Bu da, bilimsel bilginin bir zihn ve fikr miras olarak
gelecek nesillere aktarlmas anlamna gelmektedir.
b 4) Birikimsellik
Bilimsel bilginin kiilere bal olmayp nesnel olmasndan dolay bir bilgi miras olarak
insanlk tarihinde yer almas ve gelecek nesillere aktarlabilmesi demektir. Bilimsel

slam Bilimlerinde Yntem

| 83

bilginin bu zellii sayesinde her dnemde bilime sfrdan balanlmam; bir bayrak
yar eklinde bir nceki neslin brakt yerden devam edilmitir. Bu da, insan zihninin
bir baars olarak bilimsel bilginin birikmesine ve bir sonra gelen neslin bir ncekine
gre daha ok ey bilmesine ve daha ileri bir teknik dzeyde bulunmasna sebep
olmutur.
Belki de bu, bilimsel bilgiyi dier bilgi trlerinden ayran en nemli zelliktir. nk
konusu gerei nesnel olmayp insana bal olan dn vb. dier bilgi trlerinde bu
anlamda bir birikimsellikten sz etmek mmkn deildir. Nitekim modern dnemde
yaamasna ramen, dn bilgi ve anlay bakmndan ilk dnemleri tercih eden; bilim ve
teknikteki gelimelere hi aldr etmeden ilk dnemin anlay ve kavrayn yaatan ve
telkin eden insanlarn bulunmas bunun tipik bir rneidir. Aslnda, bu zelliin
benimsenmesi bir ideal ve bir zihniyet meselesi olarak grlmek suretiyle, onun pekl
slm Bilimlerinde de, nesnellie riayet edilerek, gerekletirilmesi mmkndr; hatta
amzda artk buna ihtiya da vardr.
b 5) lerleyicilik
Bu, bilimsel bilginin birikimsellikten kaynaklanan ve slm Bilimleri bata olmak zere
kiiye bal olan dier bilim dallarnda grlmesi mmkn olmayan tipik bir zelliidir.
Bu demektir ki, konusu gerei kiilere bal olmayan bilim dallarn oluturan bilim ve
teknoloji alannda bugn ulalan bilimsel ve teknik dzeyin, artk birer nostalji olarak
grlen ncekilerden ileri olduu tartma gtrmez bir realitedir. Hatta bu, bilimsel
bilginin ve bilimsel yntemin bir n art ve dolaysyla bilimin de varln
srdrmesini salayan bir varlk sebebidir.
Konusu ve mahiyeti gerei insana bal olan bilimlerde, zellikle slm Bilimlerinde,
bir bilimsel zellik olarak ilerlemeden sz edilemez. Onlarda, zamann deimesiyle,
ancak yorumlar deiebilir. Bu da, z ve mahiyeti gerei bir bilimsel ilerleme olmayp
bir anlay ve kavray deiikliidir. Tarihin eitli dnemlerinde bir bilimsel yenilik
gibi grlerek yaplan tercihler, aslnda bilimsel adan bir gelime olmayp sadece o
dnemdeki yorumun tercih edilmesidir. Konuya bilimsel adan bakldnda, eskinin
bolca tekrar edildii grlr ve hatta eskiye ballk bir ideal olarak ilenmek ve stn
gsterilmek suretiyle tekrar etmenin ierdii zihni ve fikri tembellik rtbas edilmeye
allr. Literatrde grlen erh, haiye zeyil vb. yazm trleri bunun tipik rnekleridir.
slm Bilimlerinde usturuplu bir biimde yaplan tekrarlar bilim olarak gsterme
alkanlndan ve hastalndan kurtulmak isteniliyorsa, bu bilim alanlarnda da
gzlem, literatre ballk, duygu ve n yarglar ie kartrmama, ok ynl ve
eletiriye ak dnme gibi zelliklere dayanan bir bilimsel yntemin gelitirilmesi ve
uygulanmas gerekir. te ancak o zaman slm Bilimlerinde de bilimsellikten ve
ilerlemeden sz edilebilir.
b 6) Deikenlik
Bilimsel bilgi, birikimsellikten kaynaklanan bir zorunluluk olarak, geriye gidemez veya
yerinde sayamaz. O, devaml ilerlemeye, gelimeye ve deimeye mahkmdur. Bir

84 |

slam Bilimlerinde Yntem

baka deyile, bilim ve teknikteki gelimeler, ulalan yeni bilgilere gre ya bir
ncekinin ksmen deitirilmesini veya tamamen terk edilmesini gerektirmektedir. Bu
demektir ki, hibir bilimsel baar veya kazanm sonuna kadar hi deimeden varln
srdrme ansna sahip deildir. nk bilimsel bilgi mutlaklk ieren veya mutlaklk
iddiasnda olan bir bilgi olamaz. O, ayn zamanda nesnelliinin bir gerei olarak, bir
sonraki gelimelerin ve ortaya kan yeni anlay ve kavraylarn sonucuna gre her
zaman deimeye ak olmak zorundadr.
Ayrca, baz zel durumlar istisna edilecek olursa, bilimsel bilgiler, genelde says belli
birtakm deney ve gzlem sonularna dayanlarak ortaya konulan tmevarmsal karm
eklindeki genellemelerle elde edilmektedir. Bir baka deyile, zerinde durulan ve
bilimsel bilginin ieriini oluturan konuyla ilgili btn alternatiflerin denenmesi ve
gzlenmesi mmkn olmad iin, belli bir aamadan sonra yaplan karm,
denenmeye ve gzlenmeye devam edilirse yine ayn ekilde ayn sonucun elde
edileceine dair bir tahmine ve bir iyi niyet kararna dayandrlmaktadr. Bu demektir ki,
gelecekte daha farkl ve daha ileri bir teknikle yaplacak gzlem ve deneyler, bugn
kesin olarak kabul gren birtakm bilimsel sonular ve onlara dayanan bilimsel bilgileri
belki de ksmen veya tamamen deitirecek ve o na kadar doru bilinenler belki de
tamamen yanl hale gelece ve bugnn dorusu yarnn yanl olacaktr.
te, bilimsel bilginin bu zellii, onu devaml deimeye, gelimeye ve eletiriye ak
tutmaktadr. Bir baka deyile, mahiyeti gerei, bilimsel bilgi mutlaklk iddias iererek
dogmatik bir tutuma ve yaklama zemin hazrlayamaz. Bu durumda, temeli deney ve
gzleme dayanan bilim alannda ve bilimsel bilgilerde mutlaklk ve sreklilik iddia
edilemediine gre; z, temeli ve hatta varl tamamen insana bal ve insana
dayanan bilimlerdeki ve bilhassa slm Bilimlerindeki mutlaklk, kesinlik ve kalclk
iddialarnn ve bunlara dayanan tutum ve davranlarn mantksal ve bilimsel adan
tamamen temelsiz ve yersiz olduunu, dolaysyla birtakm hissi nyarglara
dayandn grmemek mmkn deildir.
b 7) Birletiricilik
Bilimsel bilgi, bilim alanndaki eitli bilim dallarndan sadece birinde ortaya konulan
sonucu ifade edebilecei gibi, farkl bilim dallarnda ortaya konulan sonular
birletirerek dnya ve evren hakknda genel bilimsel yaklam, genel bilimsel tutum
veya genel bilimsel bilgi olarak deerlendirilebilecek sonular da ifade edebilir.
eitli bilim dallarnda ortaya konulan fiziksel veya kimyasal bilgi, biyolojik veya
astronomik bilgi, corafi veya tbbi bilgi gibi tek tek bilgilerin yannda; onlarn hepsini
birletiren veya hepsinin sonucuna dayanarak doa, dnya ve evren hakknda
oluturulan ortak ve genel bilgiler, aslnda bilimle ilgili genel felsefi dnce ve
yaklamlarn ortaya kmasn salayarak bilimin gelimesini motive eden fikri ve
felsefi faaliyetlere zemin hazrlamaktadr. yle ki, bilim ve bilimin gelimesi iin
gerekli olan bu faaliyetler, tek tek olgulara, dolaysyla tek tek bilgilere dayanlarak
baarlamaz. nk tek bir bilgiyle dnya ve evren hakknda genel bir bilimsel inan
veya genel bir bilimsel bilgi kurulamaz.

slam Bilimlerinde Yntem

| 85

Bu demektir ki, bilimsel bilgi, kendi iinde bilimsel genellemelere imkn vererek bilim
hakknda felsefe yaplmasna ve dolaysyla bilimin gelimesine sebep olan fikr
motivasyonu da iinde tamaktadr. O halde, bilim, bilimin ruhuna aykr olan bilim
dndaki anlay ve yaklamlarla deil, yine ancak kendisinden kaynaklanan bilimsel
anlay, kavray ve motivasyonlarla gelitirilebilir.
c) Bilimsel Tahmin
Doaya hkim olup hayat kolaylatrmak amacyla var olan bilimin bir gerei olarak
yaplan bilimsel aratrma ve incelemelerin sonunda fiziksel ve doal olaylarla ilgili
nceden birtakm bilimsel tahminlerde bulunulmas, aslnda bilimsel baarnn zaten
beklenilen bir sonucudur. Bilhassa deneysel doa bilimlerinde, deney ve gzlem
sonucunda ulalan bilim yasalar dikkate alnarak Astronomi, Fizik, Tp gibi bilim
dallarn ilgilendiren baz konularda gelecekte neyin ne ekilde olabilecei veya nasl
meydana gelebilecei ynnde birtakm tahminlerde bulunularak insana yol gsterilerek
gereken tedbirlerin alnmasnn salanmas bilimin bir baars ve varlk sebebidir.
Doa bilimlerinde mmkn olan bu durum, merkezinde insann yer ald sosyal
bilimlerde pek mmkn grnmemektedir. nk slm Bilimlerinin de iinde yer
ald sosyal bilimlerde kalc be balayc bilimsel yasa tespit etmek, neredeyse
mmkn deildir. Psikolojinin insann karakteriyle ilgili tespit ve aklamalar, baz
bilimlerin ortaya koyduu usl kurallar vs. hep bu ynde atlm bir adm ve bir aba
olarak grlebilir. Ancak, unutmamak gerekir ki, btn bunlar, tespit edilmesi mit
edilen eitli bilimsel yasalarla sosyal bilimleri de doa bilimleri gibi gerek anlamda
bilim olmaya yaklatrmak iin atlm iyi niyetli ve faydal admlardan teye geme
ansna sahip deildir.
Btn bilim alanlar iin, kalc bilimsel yasa veya yasalara ulamak ana hedeftir.
Ancak, tespit edilen yasalarn mr, yenisi ortaya kana kadardr. Dolaysyla,
yasalarn yol gstericilii ve hayata katks her zaman beklenilen dzeyde olamamtr.
Yasalarn en uzun mrl olduu alanlar yine doa bilimleridir. Merkezinde insann yer
ald, dolaysyla deikenliin st dzeyde bulunduu bir alanda bilimsel yasa tespit
ederek insan davranlarn nceden tahmin etmek imknsz denecek derece zor olmakla
birlikte, Sosyal bilimlerde yasaya ulama hedefi, her zaman kesintisiz devam eden bir
ama olmaldr. Aksi halde, sosyal bilimlerde, bilimsel gelimelerle elde edilen
sonular insann davranlarna yanstma imkn bulunulamayaca iin, onlar, amasz
birer zihin egzersizi olmaktan teye geemeyecektir.
Sosyal bilimler ierisinde yer alan ve nyarglarn, kiisel istek ve duygularn ie
kartrlma imknnn en yksek olduu slm Bilimleri iin de, en azndan birtakm
bilimsel kurallar tespit edilmeye allarak gnmzde onlarn da bilimsel yntemlerle
ele alnp incelenmesi ve deerlendirilmesi artk bir ihtiya haline gelmitir. Aksi halde,
iinde yaadmz modern ada slm Bilimlerinin insan hayatnda yer almas ve ona
yol gsterici olmas da beklenmemelidir. Din eitimi veren kurumlarda bu durumun ve
bu realitenin, eitli nedenler ve bahanelerle grmemezlikten gelinmesi veya dikkate
alnmamas, din alannda keyfilie, dolaysyla bir tr iflasa sebep olaca iin,

slam Bilimlerinde Yntem

86 |

bilinmelidir ki, bu, amzda dine verilecek en byk zarar olacaktr.


Bilim ve bilimsel yntemle ilgili bu aklamalardan sonra, genel olarak bilimlerle ilgili
bir fikir verebilmek iin, yaplan bilim tasnifine bir gz atmakta fayda vardr.
5. Bilimlerin Snflandrlmas
Bilimlerin snflandrlmas felsefenin en eski konularndan biridir ve Aristodan beri
eitli snflandrmalar yaplmtr. Farabi, bn Sina ve bn Rt gibi slm filozoflarnca
yaplan snflandrmalar bata olmak zere, snflandrmalarda genelde Aristo etkisi
gze arpmakla birlikte zamanla farkl alardan baklarak yaplan snflandrmalar da
vardr.
Genel olarak gnmz Bilim Felsefesi nda konuya baklacak olursa, megul olunan
bilim alanlarn, konular ve mahiyetleri dikkate alnarak grupta toplamak
mmkndr. Bunlar:
1. Dorudan dnce ve dnce yasalaryla ilgili olan Matematik ve Mantk gibi
disiplinler,
2. Fizik, Kimya, Biyoloji, Tp gibi fen alanyla ilgili bilimler,
3. Sosyoloji, Psikoloji, Antropoloji gibi merkezinde insan ve insann baarlaryla
ilgili konularn yer ald Sosyal bilimlerdir.
Fen alanyla ilgili olanlar, dorudan deney ve gzleme dayandklar iin, deneysel doa
bilimleri diye adlandrlmaktadr. Sosyal bilimler insann hayat ve yaptklaryla,
baarlaryla ilgili olup belli lde gzlem ve deneye bavurularak aratrma ve
inceleme yaplmaya msait konular ierdii iin, onlar da deneysel bilimler arasnda
saylabilmektedir. Aslnda, sosyal bilimlerin, beeri baary dile getirmesi bakmndan,
beer bilimler, kltr bilimleri, manevi bilimler gibi adlarla anlmas daha uygun
grnmektedir.
Bu durumda, tartmal olmakla birlikte, yle grnyor ki, bilimleri genel olarak,
deyim yerindeyse, disipliner bilimler ve deneysel bilimler olmak zere iki
kategoriye ayrmak; Matematik ve Mantk gibi disiplinler ile Fizik, Kimya, Biyoloji
gibi doa bilimlerini ve Sosyoloji, Psikoloji, Tarih gibi sosyal bilimleri deneysel
bilimler olarak grmek gnmz bilim ve felsefe anlayyla daha uyumlu
grnmektedir. Din bilimlerini, dolaysyla slm bilimlerini de deneysel bilimler
kategorisi ierisinde grmek ve sonularn ona gre deerlendirmek gerekmektedir.
Disipliner bilimler genelde, ncllerin sonucu zorunlu kld tmdengelimsel akl
yrtmeyi kullanarak bir sonuca gitmektedir. Bu bilimlerde, nermelerin olgulara
uygun dp dmediine baklmayp genelde sadece mantksal balant zerinde
durulduu ve kullanld ekliyle nermeler doru sayld iin, mesela, tek tek btn
insanlarn lml olup olmad bilinmemesine ramen, btn insanlar lmldr
nermesi doru sayld iin, aslnda ulalan sonu varsaym iermekte ve bir ihtimal
olarak grlmesi gerekmektedir. Buna benzer rnekler Matematikte de vardr. O halde,
bu bilimlerde ulalan sonular, genelde bilinenin tam tersine, her zaman kesin deil,
ihtimallidir.

slam Bilimlerinde Yntem

| 87

Benzer zellikler, deneysel bilimlerde de vardr. Konu ve seilen rnek gerei zel
istisnalar olmasna ramen, ok kere deneysel bilimlerde de snrl saydaki deney ve
gzlemle yetinilerek yani yaplacak btn deney ve gzlemlerin ayn sonucu vereceine
inanlarak sonular ortaya konulabilmektedir. Hlbuki o anda ortaya konulan ve
doruluuna hkmedilen sonucu, bir sonraki deney ve gzlemin destekleme garantisi
yoktur. Ancak, deneysel bilimlerdeki kesinlik, disipliner bilimlerdeki kadar varsaymsal
olmayp gelecekte deiebilme ihtimalini iinde tamakla birlikte, en azndan o na
kadarki deney ve gzlemle doruland iin, belli lde kesinlik iermekte ve gven
telkin etmektedir.
Yukarda da bahsedildii gibi, gnmzde slm bilimleri, dolaysyla genel olarak Din
bilimleri, Sosyal bilimler ierisinde grld iin, bu alanda yaplan aratrma ve
incelemelerle ortaya konulan sonularn epistemolojik deeri yani gvenilirlik, kesinlik
ve geerlilii belli lde gzleme yer verebilen deneysel bilimlerin sonularyla ayn
kategoride deerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrca, zde bir olsa bile, ileyii ve fonksiyonu itibariyle birbirinden olduka farkl
bilim dallarndan oluan slm bilim alannda izlenecek yntem gibi son derece
karmak bir konunun ve bilimlerle ilgili yaplan tasnifin biraz daha aydnlatlmasna
katkda bulunulabilecei dnlerek burada bilim-din ilikisine daha yakndan
bakmakta fayda vardr.
6. Bilim - Din likisi
Bilim ve din gerek amalar gerekse aralar yani yntemleri bakmndan birbirinden
olduka farkl alanlardr. Bilim, insann bu dnyadaki hayatn kolaylatrmak amacyla
doaya hkim olup ileyiini kontrol altna alabilmek iin, dnyay, dolaysyla doay
ve doal varlklar bilmek, anlamak ve aklamak ister. Din ise, nih noktada insann
br dnyada mutlu olmasn salamak amacyla; bu dnyadaki hayatn dzenlemek ve
insan bu dnya koullarnda geici olarak mutlu klmak iin, dnya ve dnyadaki
varlklar hakknda aklamalarda bulunup kinat ve onun yaratlyla ilgili genel bir
ahlki anlay ve kavray telkin ederek insanda evrensel bir ilh ahlak idealini
oluturmak ister.
Gerek bilim gerekse din amalarn gerekletirebilmek iin, ayn varlk alann
aklamaya ynelseler bile, konuya farkl alardan bakarlar. Bilim, varlklarn nasl
meydana geldiklerini anlamak ve aklamak iin, deney ve gzlem sonularna gre
onlar analiz edip hangi unsurlardan olutuklarn ortaya koymaya alr. Bilimin tespit
ettii sonular eletiriye ve deiime aktr. Din ise, btn varlklarn ve topyekn
kinatn niin var edildiklerini ilh iradeye ve yaratmaya dayandrarak ak ve kesin bir
dille yani dogmatik bir slpla ortaya koyar. Dinin aklamalar, mahiyeti ve z
itibariyle eletiriye ve deiiklie ak olmamakla birlikte, anlalmas ve gnlk
hayatta deerlendirilebilmesi iin, zne bal kalmak kaydyla, eklen farkl yorum ve
anlaylara msaittir.
Dinde, varlklarn nedenleriyle ilgili ilh aklamalar esas alnarak oluturulan eitli
teoriler, dini ve felsefi deliller gibi fikri oluumlara dayanlarak gelitirilen din

88 |

slam Bilimlerinde Yntem

bilimlerinde, daha dorusu burada slm bilimlerinde dn konular eitli ynleriyle ele
alnp incelenir. Ancak, yaplan aratrma ve incelemelerde genelde kiilerin anlay ve
kavrayn yanstan sonular ortaya konulur. Bu da, dn konularn incelenmesiyle
gerekletirilen ve ortaya konulan eserlerin, ilgili kiilerle birlikte var olan, kiilere
bal zel almalar olarak grlp deerlendirilmesini gerektirir. yle ki, o kii
olmasayd, belki de yle bir eser ortaya kmayacakt. te, genel olarak din
bilimlerinde, dolaysyla slm bilimlerinde grlen bu zellik, yaplan almann ve
ortaya konulan eserin bilimsel deerini drmekte ve onun sbjektif bir faaliyet olarak
grlmesini gerektirmektedir.
Bilimle ilgili almalarda ise, ortaya konulan eserler, objektif yntemlerle hazrland
iin, onlar herkesin incelemesine ve eletirmesine aktr. Bir baka deyile, o kii o
almay yapp o eseri oluturmasayd, bir bakas onu pekl yapabilir ve ayn
sonular ortaya koyabilirdi. te, bu, bilim ve dinin konular incelerken gz nnde
bulundurduu ama, ara ve etik ilkelerin farkllndan kaynaklanmaktadr.
Artk gnmzde, dine bilimsel olarak yaklamak, dolaysyla bilimi dine deil, dini
bilime yaklatrmak suretiyle, bu farkllk en aza indirilmek istenildiine gre, o halde,
genel olarak din bilimlerinde, zel olarak slm bilimlerinde uygulanan yntemin
mmkn olduu lde bilim yntemine ve bilimsel esaslara uygun olmasn salamak
gerekir. Aksi halde, bu konuda ortaya konulan aba ve faaliyetler sonucunda
gerekletirilen baar, z ve temeli itibariyle gerek bir baar olmayp eklen baar
gibi grnen, grn ve gsteriten teye geemeyen bir szde baar olacaktr.

slam Bilimlerinde Yntem

| 89

zet
Bir din olarak slmla bilim in yan yana gelmesi, birtakm epistemolojik problemleri ve
kmazlar beraberinde getirmekle birlikte; balktan da anlalabilecei gibi, slm
Bilimlerinde Yntem, genel olarak slm Bilimlerini, daha dorusu, tek tek slm limleri
anlatan bir ders olmayp onlarla ilgili bir usl ve metod dersidir. Burada metod bilgi
edinmek iin takip edilmesi gereken yol, yntem demektir.
Sz konusu yntem, ilgili bilgi alannda geerli olan bilimsel yasalardan karlr. te bundan
dolay, her alann bilgi edinme yntemi birbirinden farkldr. Alanlarn banda yer alan slm
ya da slm sz bu farkll ortadan kaldrmaz. Bu demektir ki, her bilim dal ya da daha
dorusu her bilgi alan iin o alann bilgilerinin nereden ve hangi yolla saland, dolaysyla
ona gre her alana zg konularn ne ekilde ve neler ne karlarak anlatlmas ve retilmesi
gerektii ortaya konulup o alana uygun yntem tespit edilmelidir. te burada, her bilgi alannn
kendi yasalarna uygun doru bir yntem tespit etmesinde esas yol gsterici grev felsefeye
dmektedir.
O halde, uygulanan yntem, ilgili alanda ilerlemenin salanabilmesini mmkn klacak
gemiteki bilgilerle imdikilerin karlatrlmasna elverili olmal; ancak o, sonucun, gelecei
ipotek altna alacak ve gelimeyi nleyecek kesin doruluk iddiasyla ortaya konulmasna
msait olmamaldr. Unutulmamas gerekir ki, ortaya konulan yntemin baars, onun, bilgi
alannn ilevini canl tutup tutmamasyla yani onu grevini tamamlam l bir alan olarak
deil, srekli canl kalan bir etkinlik haline getirip getirmemesiyle llmektedir. te bundan
dolay, iyi ve ayaklar yere basan bir bilimsel yntem uygulayabilmek iin, ncelikle
epistemolojiden faydalanarak bilme gcmzn, dolaysyla bilgimizin snrlarnn tespit
edilmesi gerekir.
Bilme gc, uurlu bir varlk olan ve bilmek isteyen insann zihni gcn yani anlama ve
kavrama kapasitesini ifade eder. Bu g ve bu kapasite, genetik olarak genelde kiiden kiiye
deimekle birlikte, bilhassa slm bilimlerinde bilginin olumasnda ve gereklemesinde ilgili
bilgi alannn mahiyetiyle ve zellikleriyle snrldr. Bilgi kaynaklarnn deeri denince akl,
duyular, haber, sezgi gibi hususlar hatrlanmaldr.
Bilim ve bilimsel yntem,iinde yaadmz dnyada hayat kolaylatrmak iin, doann
tehlikelerinden korunma ve nimetlerinden faydalanma yani doaya hkim olma amacyla
dnyadaki canl, cansz btn varlklarn mahiyetini ve varlklar arasndaki maddi ve manevi
ilikiyi anlama ve kavrama abas ve faaliyetinin bilgi ve yntem boyutunu dile
getirmektedir. Burada bilimsel yntemde deney, gzlem, hipotez, teori, yasa gibi hususlarn
varlna bakmak gerekir.
Bilimsel bilgi de nesnellik, tutarllk, evrensellik, birikimsellik, ilerleyicilik, deikenlik ve
birletiricilik olmaldr.
Bilimsel tahmin, doaya hkim olup hayat kolaylatrmak amacyla var olan bilimin bir gerei
olarak yaplan bilimsel aratrma ve incelemelerin sonunda fiziksel ve doal olaylarla ilgili
nceden birtakm bilimsel tahminlerde bulunulmas, aslnda bilimsel baarnn zaten beklenilen
bir sonucudur.
Bilimlerin snflandrlmas felsefenin en eski konularndan biridir ve Aristodan beri eitli

slam Bilimlerinde Yntem

90 |

snflandrmalar yaplmtr. Farabi, bn Sina ve bn Rt gibi slm filozoflarnca yaplan


snflandrmalar bata olmak zere, snflandrmalarda genelde Aristo etkisi gze arpmakla
birlikte zamanla farkl alardan baklarak yaplan snflandrmalar da vardr.
Bilim - Din ilikisi: Bilim ve din gerek amalar gerekse aralar yani yntemleri bakmndan
birbirinden olduka farkl alanlardr. Bilim, insann bu dnyadaki hayatn kolaylatrmak
amacyla doaya hkim olup ileyiini kontrol altna alabilmek iin, dnyay, dolaysyla doay
ve doal varlklar bilmek, anlamak ve aklamak ister. Din ise, nih noktada insann br
dnyada mutlu olmasn salamak amacyla; bu dnyadaki hayatn dzenlemek ve insan bu
dnya koullarnda geici olarak mutlu klmak iin, dnya ve dnyadaki varlklar hakknda
aklamalarda bulunup kinat ve onun yaratlyla ilgili genel bir ahlki anlay ve kavray
telkin ederek insanda evrensel bir ilh ahlak idealini oluturmak ister.

Sorular
1. Aada verilen seeneklerden hangisi bir yntemde bulunmas gereken temel unsurlardan
biridir.
A)
B)
C)
D)
E)

Akl
Duyu,
Sezgi
n yargdan uzak olma
Hipotez

Bir konuyla, bir problemle veya bir olgu ve olayla ilgili bilimsel bir aratrmada deney
veya gzlem yoluyla ortaya konulan sonulara dayanlarak ileri srlen bir varsaym
niteliindeki zm nerilerini ieren geici bir iddiadr.
Yukarda verilen tanm aada belirtilen hususlardan hangisine aittir.
A) Hipotez
B) Nesnellik
C) Teori
D) Duyu
E) Sezgi

2.

3. Aada verilen kelimelerden hangisi bilgi kaynaklar arasnda yer almaz.


A)
B)
C)
D)
E)

Akl
Sezgi
Haber
Duyular
Yasa

4. Bilimsel bilginin zellikleri incelendiinde, bilgi ve yntemle ilgili zel kullanmn


hakll daha iyi anlalacaktr. Aadakilerden hangisi bu zellikler arasnda yer almaz.
A) Nesnellik
B) Evrensellik
C) zgnlk

slam Bilimlerinde Yntem

| 91

D) Tutarllk
E) Birletiricilik

5. Bilim ve din gerek amalar gerekse aralar yani yntemleri bakmndan birbirinden
olduka farkl alanlardr.
Bu cmle iin aadaki seeneklerde verilenlerden hangisi dorudur.
A) Bu kan doru deildir.
B) Bu kan dorudur.
C) Bu kan dorudur ama eksiktir.
D) Byle bir kan olmaz.
E) Bu kan tamamen yanltr denemez.

Cevaplar:
1.
2.
3.
4.
5.

D Cevabnz yanlsa Yntem baln tayan yeri okuyunuz.


A Cevabnz yanlsa hipotez bahsini yeniden okuyunuz.
E Cevabnz yanlsa bilgi kaynaklar bahsini yeniden okuyunuz.
C Cevabnz yanlsa bilisel bilgi konusunu tekrar ve dikkatlice okuyunuz.
B Cevabnz yanlsa Din-Bilim bahsini yeniden okuyunuz.

Kaynaklar
Ahmet Arslan,
Felsefeye Giri (Daha ok kavramlar ve yaklamlar asndan
faydalanlmtr), Vadi Yay., Ankara, 2001.
Cemal Yldrm, Bilim Felsefesi, stanbul 2000.
Hanifi zcan, Mtridde Bilgi Problemi, stanbul 1998.
S.Hayri Bolay, Felsefeye Giri, Ankara 2004.
T.Mengolu, Felsefeye Giri, stanbul 1988.

92 |

slam Bilimlerinde Yntem

NTE 4
SLAM BLMLERNN DOUU
VE
GELM
Prof. Dr. Osman BLEN

Amalar
Bu niteyi altktan sonra,
slam bilimlerinin ne anlam ifade ettiini,
slamda bilimlerin nasl doduklarn tartlabilir
slam medeniyetinde ilmin yeri ve neminini kavrar.
slamda bilimlerinin geliim seyrini takip edebilir.
indekiler:

slam Bilimlerinin Douu


slam Bilimlerinin Douunda Etkili Olan Amiller
slam Bilimlerinin Geliimi
slamda Bilimlerinin Tasnifi
slam Bilimlerininde Yntemler

neriler
Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir:

niteyi okumaya balamadan nce mutlaka yannzda bir Felsefe terimleri szl
bulundurunuz.
Kaynakada verilen kitaplardan en az birini inceleyiniz.
Konuyla ilgili verilen bilgileri arkadalarnzla tartmay unutmaynz.
nternetten yaplacak canl yaynla veya daha sonra banttan yaplacak yaynlar mutlaka
takip etmelisiniz.

Anahtar Kelimeler

lim
Bilimler
Din Bilimleri
Bilimlerin tasnifi
slam Bilimleri

SLAM BLMLERNN DOUU


slamda Bilginin Tanm
Bilgi anlamndaki ilm kelimesi Kuranda 27 defa geer; bilen, bilgili anlamndaki
lim kelimesi de 140 defa getii gibi ilm kelimesinden treyen dier kelimelerin
700den fazla kullanldn grmekteyiz. Bilgi malzemeleri saylan kitap, kalem,
mrekkep, sahife vb. gibi atflar hari tutulduunda bile Kuranda bilgiye ne kadar
nem verildii hemen fark edilir. Muhataplarn sylenenler zerinde dnmeye
srekli dnmeye, gsterilen delillerin, ayetlerin doruluu ya da yanll zerinde
muhakemeye davet eden Kuran metninin temel kavramlarndan biri bilgidir. Hz.
Peygamber (s.a.v)in getirdii ilahi tebli ile insanlara yol gstermesi ve rehberlii de
dier bir kavram olan hikmet ile ifade edilir. lim ve hikmet yannda bilgi ile ilgili dier
bir temel dini kavram olan marifet de derun bilgi, akl aan tecrbe ve bilgelik gibi
tasavvufi bir anlam kazanarak slam dncesinde nemli bir konum kazanmtr. Yine
de, slam dnce tarihinde en yaygn ekilde kullanlan anahtar kelime olarak lim
slam dininin ve medeniyetinin mahiyetini tanmlayan bir asli bir kavram deeri
kazanmtr.
lim: Varlklar ve olaylar idrak etmek, madd ve mnev manalar kavramak ya da
bilmek demektir. Ezeli ve sonradan kazanlan iki trl ilimden birincisi Allahn ilmini,
ikincisi ise insann sonradan elde ettii bir sfata iaret eder. nsana ait ilim de, elde
edili yolu bakmndan bedihi, zaruri ve istidlali olmak zere e ayrlr. Kiinin kendi
varlnn bilgisi, her btnn paralarndan byk olduunun bilgisi gibi dnmeden
elde ettii apak bilgilere bedih ilim denir. Be duyu ile idrak edilen bilgilere
zarr ilim, Deney ve akl yrtme ile elde edilen matematik ve tabiat bilgisi gibi
bilgilere istidlal ilim denilmektedir. lk ikisi dorudan elde edildii iin vastasz;
deney ve akl muhakeme ile elde edilen istidlal bilgilere de vastal ilim denilir. lim
kavramna, hikmet, mrifet ve ur gibi mn bakmndan yakn olan dier
kelimelerden en nemli fark kazanlm ya da kesbi olmasdr. Duyular ve akl
aracl ile elde edilen ilmin aksine, mesela marifetin sezgi, keif ve ilham gibi yollarla
elde edilen hususi ve vastasz bilgiler olduu varsaylr.
Bir eyin olduu gibi idrak edilmesi ya da bilinenden gizliliin kalkmas eklinde
tanmlanan ilimin zdd bilgisizliktir. lim, kiinin bir eyin manasna ulamas
olduu gibi, dnen zne ile dnlen ey arasnda kurulan hususi bir ilikidir
( Crcn, 1983, 155). lm, sadece kavramak ve bilmek ile snrlanamaz; anlamak,
yarglamak ya da hkm vermek, hkm karmak (istinbat) da ilme dahildir. lim,
kesin olsun veya olmasn bir kavram veya hkm olarak mutlak manasyla idrak
etmektir. lim; dnme, fehmetme ve hayal etme manalarna da gelir." (Tahanevi,
Keaf Istlahati'l-Fnn, II, 1055). Bilmek olguyu tespit etmekse, anlamak hakikatine
ulamaktr. Nesefi bu sebeple ilmi "malm olann, olduu hal zere bilinmesidir"
eklinde anlama olarak tanmlar. (En-Nesefi 1977, 15) Kur'an- Kerimde "Bilmediin
eyin peinden gitme. Dorusu duyman, grmen ve muhakemen ondan
sorumludurlar"(sra: 36) ayetinde duyma ile sadk haber, grme ile duyu tecrbesi ve

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 95

muhakeme ile akl karm kastedildii kabul edilmitir. slm alimleri, insann d
dnya hakkndaki bilgilerini sebebe dayandrrlar: Akl, Nazar (be duyu) ve haber.
Sadk haber de denilen bilgi kayna Kuran, Snnet ve insanlarn tank olduklar ve
zeride ittifak ettikleri tarihi malumattr. Akl ve duyu bilgileri ise sadece insana mahsus
olan ve saduyu seviyesinde btn insanlarda eit olarak varl kabul edilen beeri
kabiliyetlerle elde edilen bilgilerdir.
lim kelime ve kavram olarak ilk dnemlerden itibaren zenginleerek slam
dncesinin ve medeniyetinin merkezine yerlemitir. lim kelimesi, Kur' an'da ve
Snnette tekil olarak, belirli bir hususa zg bilgi ya da bir konuya dair aratrma ya da
tecrbe sonucu kazanlm malumat anlamnda kullanlmtr. Belirli bir yntemle
dzenli bir bilgi elde etme faaliyeti olarak ilim, fertleri belirli bir konuda eitme ve
bilgilendirme vastas olarak terkip edilmi bilgi nizam eklindeki kavramsal anlama
daha sonraki nesiller arasnda ulaacaktr. lim kelimesinin, snrlar ve alan belirli bir
aratrma faaliyeti neticesinde kazanlan bilgilerin ayn zamanda retim malzemesi
olarak kullanld zel bir bilim disiplinine ad olmas daha sonraki gelimelerden
biridir. Erken dnemden itibaren slamn kendisini cehaletin ya da bilgisizliin
karsndan konumlandrmas dolaysyla ilim tekil olarak din ve slam bilgi
olarak zel bir anlam tamaktayd. lim kavramnn evvela oul dini bilgiler daha
sonrada bilimleri ifade edecek ekilde genilediine iaret edilmelidir.
Bu anlamda slam'da erken bir tarihten itibaren oul ekliyle ulum ya da ilimlerin
douundan bahsedebiliriz. lim kelimesinin oulu olarak ulum kavramnn erken
dnem Mslmanlar nazarnda hangi ilim dallarn ya da retim malzemelerini
kapsadn tespit etmek gtr. limler denildiinde onlar tarafndan hangi ilimlerin
anlaldn bugn aka ortaya koyabilecek durumda deiliz. Fakat slam bilimlerinin
ve slam da bilimlerin nasl doduu ve gelitii tarihi kaynaklarla tespit edilmi ve
gnmze kadar korunmu bilgilerdir.
slam Bilimlerinin Douu
Kur'an ve Snnet'i kaynak olarak alan ve Hz. Peygamberden sonra Mslmanlarn
karlatklar fkhi ya da kelami konulara atf iin kullanlan zengin malzemeyi
korumay ve aktarmay ilim olarak tasvir eden bir ilim anlaynn ortaya kt
sylenebilir. Evvela, Kuran ve hadislerle ilgili bilgilerin tahsili ve retilmesinde takip
edilecek usul ve yollar belirleme faaliyetleri ilim kelimesiyle ifade edildii iin, ilk
nesillerden itibaren dini renmenin ve retmenin esasn ilim kavram temsil eder.
Daha sonra zellikle fkh ve kelam meseleleri aratrmak ve dzenli bir bilgi halinde
derleyerek dini retmek manas da kazanan ilim zel bir neme sahip olmutur.
zellikle hadisleri renmek iin balayan ilim talebi ayn zamanda din eitimi ve
retimine ilikin bir ilim yntemi gelitirme abasn da gerekli klmaktayd. lk nesil
Mslmanlar arasndaki limlerin, slam dinini anlama, yorumlama ve yaamaya matuf
grlerinin tespiti ve sonraki nesillere aktarlmas faaliyeti ilim kavramn anlamn
genileterek Kuran ve snnetin yannda sahabeleri, tabun gibi ilk dnem Mslmanlar
ve nemli hadiseler hakknda bilgi toplama faaliyetlerine iaret etmitir. Dini bilgilerin

96 |

slam Bilimlerinde Yntem

gvenilir ve doru kaynaklardan ve kiilerden tahsil edilmesi, ayn zamanda slam ile
ilgili her trl malzemenin tespiti ayn dinin temel esaslarnn ve sahih retilerinin
yabanc ve harici etkilerden korunmas anlamna gelmekteydi.
Bylece doru ve gvenilir bilgi anlam kazanan ilim iin Mslmanlar arasnda
geni katlml bir faaliyet olarak ksa zamanda belirli yntemleri olan dzenli bir tasnife
ihtiya duyacak ekilde gelimeye balar. Bu terkip ve tasnif srecinin balangc hicri
II/VII. Yzyln ortalarna kadar gtrebilir. Bu bakmdan slamla ilgili ok ynl ve
dzenli bilgiler edinmenin yntemlerinin ve bu faaliyetlerin amalarnn tespiti ile ilgili
abalarn sonucu ortaya kan mstakil ve mnferit ilim dallarnn gelimesi ile birlikte
oul bir ilimler (ulum) kavramnn yaygnlat sylenebilir." (Rosenthal, 2003,6263,115-16).
lk dnemlerden itibaren, Allahn insanlara gnderdii ilahi tebliin sonuncusu olarak
en doru ve kmil din olan slamn temel kaynaklar Kuran ve Snnet bilgilerine
yneldikleri gibi, beeriyet tarihinden miras kalan insan abas ile oluan bilgilere de
aralarndan en doru ve yararl hikmeti semek iin eitli ilim dallarn tahsile
yneldiler. Hakikati tespit ve onun nda hayatlarn doru bilgi ile tanzim etmek
isteyen ilk nesilleri bu hedeflere ulatracak yntemleri belirmek gibi zorlu bir abay
gnll olarak ve byk bir azimle dini bir vecd ile stlenmek nasip oldu. Saysz
limin fedakrlklar ile oluan bu zengin malzemenin dzenli bilgi haline
getirilebilmesi ksa bir srede gerekleebilecek basit bir hadise deildir. Birka
yzyla yaylan bu faaliyetler bamsz ilmi disiplinlerin douuna ve slam ilimlerinin
teekklne zemin hazrlad. Dier bir deyile, slam ilimlerinin teekkl ve kendine
has bir hviyet kazanmas eitli safhalardan geerek tamamlanmtr. slamn Allah,
evren, insan, toplum gibi varlklar ve hakikat tasavvuruna uygun olarak ilm
yntemlerin tespiti ve ilim faaliyetinde bulunmakla insann gerekletirmeyi arzulad
hedeflere uygun yordamlar ve kavramlarn olumas ile slam ilimler ama, kapsam ve
yaklam itibariyle kendi zgn yaplarna kavumutur.
Aslnda Mslmanlarn, sadece slam' anlamaya, yorumlamaya, savunmaya ve
yaamaya ynelik ilmi faaliyetlerde bulunmakla yetinmedikleri, ayrca beer
yeteneklerin gc kapsamna girebilecek btn bilgi alanlarna yneldikleri ve her
alanda ilim elde etme ve bunlar koruma faaliyetine giritikleri tarihi bir gerektir.
Genel anlamda, belirli yntemlerin uygulanmas ile ulalabilen ve doruluu ve
makuliyeti savunulabilir, kimler tarafndan retildiine baklmakszn deerini
gereklikle ilikisinden alan, salt bilgi olmaktan baka bir nitelemeye ihtiya duymayan
ilim kavram bugnk bilim kavram ile e anlaml olarak kullanlabilir. Bu anlamda
bilim, evrensel olup hibir dinin, milletin veya ahsn tekelinde deildir. slam
geleneinde oluan bilimler de bu zelliklere fazlasyla haizdir.
Dolaysyla, slami ilimler kadar, slamda bilimlerden de sz edebiliriz. Dorudan
slam' konu edinen ve onu anlamak, hayata tatbik etmek ya da yaamak amacyla
Mslmanlarn srdrd ilmi faaliyetler sonucu oluan ilim dallarnn tamam slam
Bilimlerine dhil edilebilir. Ana konularnn slam dini olmas bakmndan, slam

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 97

sfatn kullanarak bu ilimleri 'slm bilimler kavramyla da ifade edebiliriz. Tarih


boyunca muhtelif Mslman limler, fakihler ve bilginler tarafndan retilen bilgileri
slam olarak nitelemek, ilimlerin neticelerinin slam dini asndan meruiyetini veya
slam dini ile zde olduklarn gstermez. Yine de ilm bir faaliyete, konusunun
slamla ilgili olmas veya slama uygun olmas itibariyle slam bilim denilebilir.
slamdan doan veya slam aratrma konusu setii iin slami saylan bilimlerin bir
ksmna, baka bir adan din veya er ilimler de demek mmkndr.
nsann kendi yetenek ve abalar ile elde ettii bilgi dnda bir ksm ilimler de vardr
ki bunlar gerek anlamda dini ilimlerdir. Nasslar (Kuran metnini ve Snnet lafzlar ile
ifadelerini) doru bilgi kayna olarak kabul ederek bunlarn sbut, delalet ve
yorumlarn konu edinmesi ve Mslmanlarn hayati sorunlarna zmler bulmas
dolaysyla, slam Bilimleri denilebilecei gibi daha zel anlamda dini veya er'i
bilimler de denilebilir. slam sfat gibi din ve er'i sfat da Mslmanlarn ulatklar
bilgi ve yorumlarn slam dinine mutlaka uygun ve doru bilgi olduu anlamna gelmez.
slam dnce geleneinde, ilm doruluu konusunda toplumsal bir mutabakat ve
muvafakat oluan bilgiye de iaret eder; bireylerin kendi yetenek ve abalar ile doru
saydklar bilgilerin zanni bir yn vardr. Dolaysyla burada slam bilimlerinin dier
bir zellii fark edilmektedir: nsanlar tarafndan retilen, elde edilen kazanlan bilgiyi
mutlaklatrmaya imkn verilmemitir. Her hangi bir Mslman limin ulat bilgi,
sonu itibariyle zanni, yani zneldir; bu nevi dini bilgiler mutlak olmayp slamn
kendisiyle de zde saylamaz. Dolaysyla slam, din veya er' gibi sfatlarla anlan
ilimler, din bir gaye ile hakikati tespit etme ve Mslmanlarn hayati sorunlarna cevap
ya da zm bulma arayn ifade eder. Gazaliye gre bu manada dier slami
ilimlerden eri ilimleri ayran en temel fark, onlarn vahiy veya snnete dayanmas,
yani nasslardan hareket etmesidir: Matematik gibi akl ile tababet gibi tecrbe ile dil
gibi iitmekle bilinmeyip ancak Peygamber'den renilen ilimler ile er ilimler
kastedilmektedir." (Gazali, 1975, 1, 48). Hz. Peygamber vastasyla renilen vahiy ve
snnete ilaveten bu iki kaynak zerinde gelien dier ilimlere de temil edilen erii
ilimler, fkh ve fkh usuln, kelam ilmini hatta bu ilimlerde kullanlan mant da
kapsayacak ekilde geniletilmitir.
bn Haldunun ifadesiyle sz konusu nakl din ilimlerin her biri Peygamberden nakil
ve rivayet edilen haberlere dayanr; bu ilimlerin esas ve usulleri renilirken akla
dayanlmaz, ancak meselelerin ayrntlarn asllarna balamak hususunda akln yardmna bavurulur. nk Hz. Peygamber, dini hkmleri mminlerine bildirdikten
sonra birok hadiseler cereyan etti, genel olan asl ve nakiller, konulu amalar
itibariyle, bu hadiselere amil deildir. Asl ve metnin ak ibaresi her hadiseyi iine
almaz. Bundan dolay, ard sra cereyan eden hadiselerle ilgili olan hkmler iin, Hz.
Peygamberden nakil ve rivayet edilen haberlere (ayet ve hadis) bavurulur. Bu
hadiseler, ayet ve hadislerdeki hkm ve kaidelerle mukayese edilerek kyas yoluyla
halledilir. Bu nakl olan ilimlerin her birinin temeli ve dayana Kur' an ayetlerinden
ve Allahn Elisi'nin hadis ve Snnetlerinden ibaret olan er'i delillerdir. ... (bn

98 |

slam Bilimlerinde Yntem

Haldun, 1986.2.455-56).
Grld gibi Kuran ve Rasullulahn hadislerini ve snnetini anlatmak ve aklamak
zere ortaya kan ilimler bile er ilimlerden saylmtr. O halde denilebilir ki,
slamn kendi znden kan ve Kur' an ve Snnet'ten kaynaklanan ilimlerin tamam
slam bilimleridir. Bunlara nakli ilimler denilmesinin sebeplerinden biri, bu ilimlerle
megul olanlarn elde ettikleri bilgileri sadece nakil ve rivayet yoluyla aktarmalardr.
Genellikle hadisiler ve tefsirciler Hz. Peygambere kadar ulaan bir silsile takip ederek
bilgilerin sonraki nesillere aktarlmasna byk nem verdiler. Ancak, onlarn bu
faaliyetinde bazen bir gr reddetmek iin akla ve manta bavuran, gerektii zaman
makul saymadklar rivayetleri almayanlar olmutur. Evvelki limlerin grnden
farkl bir rey veya ictihadta bulunuyorlard. Fkh ve kelam grlerin aktarlmasnda
da benzer ekilde akl yntemler kullanlmtr. Akl ve nakl ayrmna btn ilimlerin
dhil olduunu kabul ederek, hepsine slam bilimleri demek daha doru olacaktr.
Ksacas temel slam Bilimleri, Kuran ile ilgili olarak tefsir ve usul, Snnetle ilgili
olarak hadis ve usul gibi ilimler yannda fkh ve fkh usul, kelam ilimleridir. Bu
ilimlerin mnhasr olarak slam inan esaslar, ibadet ve muamelat, ahlak ilkeleri ve
haram-helal gibi fkhi konular ele almaktadr. Hz. Peygamber'in hayat hakkndaki
rivayetleri derleyen siyer ilmi, slamn douundan itibaren ortaya kan olaylar
inceleyen slam tarihi, Mslmanlar arasnda ortaya kan dnce akmlarn aratran
Mezhepler Tarihi, slam limlerinin zgemileri ve hayatlarn inceleyen rical tarihi,
dini metinlerin anlalmas iin gerekli dil ilimleri olarak Arap Dili ve Belagat ve dier
baz ilimler yardmc slam Bilimleri ya da dolayl olarak din bilimleri saylabilir.
slam Bilimlerinin Geliimi
slam bilimlerinin kayna olan Kuran ve Snnetin ayn zamanda slam medeniyetinde
gelien trl ilimi faaliyeti etkilemesi doaldr.
Kur'an ve Snnet'ten doup
filizlenmeye balayan ilmi dnce daha evvel iaret edildii gibi eitli kltrel, siyasi
ve tarihi olaylarn etkisiyle birka asr iindeki geliimini srdrmtr. Fkh, Kelam
ve Tasavvuf gibi din ilimler yannda felsefe de slam medeniyetini oluturan kurucu
ilim ve tefekkr yoludur. Bu ana ilim kanallar yannda Mslmanlarn yaad tarihi
ve siyasi tecrbeler de bir ilim medeniyeti olan slamn dnce tarihini etkileyen temel
unsurlardan biridir. slam medeniyetinin bu temel bilgi alanlarnn gerisindeki inan,
dnce ve duyu belirli seviyelerde bir birlik ve ortaklk arz eder. Yine de eitli
toplumlarn slam ncesi dnemden getirdikleri tarih, kltrel ve dilsel miraslar
arasnda farkllklar olsa da; bunlar sz konusu birlii glgeleyebilecek kadar gl
deildir. nk slam medeniyetinin dierlerinden bariz fark, bilim ve bilim
yntemlerine yksek bir deer atfedilmesi ve ilim zerinde ykselmi olmasdr. Alan
ve muhtevas bakmndan farkl bir gelime seyri gsteren bilimler slamn ortak inan
ve dnce ikliminden etkilendikleri kadar farkl tarihi, siyasi etkenlerin izlerini de tar.
slam Bilimlerin douu ve ilmi bir gelenein olumas u farkl aamada
gereklemitir; Tespit, tedvin ve tasnif devresi. Birinci devrede belirli Hz.
Peygamberin bir hadisi, nemli bir sz veya grn bir sahifeye kaydedildii grlr.

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 99

kinci devrede, benzer veya yakn grlerin veya Hz. Peygamber (sav)in bir mesele
hakkndaki hadislerinin bir kitap halinde derlendiine tank olunur. Bu dnemde fkhla
veya tefsirle alakal haberlerin topland kitaplara da rastlanr. nc devrede yazlan
kitaplar ise, belirli grleri, konular eitli zelliklerine gre dzenleyerek tasnif eden
ve sraya koyan eserler olarak karmza kar. Abbasilerin ilk asrnda ortaya kan bu
aamada, ifahi yolla ve hafzaya dayal olarak aktarlan veya tek bir meseleye tahsis
edilmi sahifelere ya da belirli bir konu hakkndaki risalelere atfla aktarlan bilgilerin
yerini tasnif edilmi bilgileri ihtiva eden kitaplar almaya balar. Hicri II/VIII. asrn
ortalarndan itibaren Mslman bilginlerin hadis, fkh, tefsir, Arapa, Tarih ve Megazi
kitaplarn tasnife balamalar dikkat ekicidir. Bu nevi tasnifleriyle tannan limler
arasnda; Muvatta' telif eden mam Malik, Siyer yazar bn shak, Fkh ve re'yi tasnif
eden mam- A'zam Ebu Hanife' dir. limleri bu konuda ynlendiren kii Ebu Ca'fer elMansur olmutur. Mansur ilim ve edebiyata byk nem veren birisiydi. Bu dnemde
ilk kitap tasnif eden kimseler arasnda mam Abdilmelik b. Abdilaziz b. Cureyc el-Basri
(155), Eb'n-Nasr Said b. Ebi Arbe (155), Rabi' b. Mes'ud b. Sabih (160), Ma'mer b.
Raid (179), Sufyanu's-Sevri (161), Malik b. Enes (179) ve Abdullah b. Mbarek (181)
bulunmaktadr
slamda Bilimlerin Douu ve Geliimini Etkileyen Dhili Etkenler
slam medeniyetini bir ilim medeniyeti olarak tasvir etmek mmkndr. Gerekten
daha nce hibir medeniyete nasip olmayan bir ilm klliyatn retildii, kendinden
nceki kltr ve medeniyetlerin bilgi birikimine kendi damgasn vurarak bnyesine
katp yeni bir terkiple sistemli bir bilim felsefesi meydana getiren sadece slam
medeniyeti olmutur. slam bilimleri ve felsefesi eitli kaynaklara dayanr. Bu
kaynaklar dhili ve harici eler olarak ayrmak mmkndr. Bunlardan dhil unsurlar
olarak slamn temel kaynaklar olan Kuran ve Snnet, Mslman toplumlarn
yaad tarihi, siyasi ve itima tecrbe birikimleri saylabilir. Haric kaynaklar olarak
ise nceki din ve kltrlerle karlama sonucu tannan eitli grler, yaz eserler,
Hint, Mezepotamya, Msr, Grek, Babil, Smer, Keldani, Sryani, Fars, Grek ilmi
miraslarna dayal eitim kurumlar ve gemiten intikal eden bilgilerdir.
Bu iki kaynaktan gelen bilgilerin anlalp yorumlanmas, eletirilmesi, kaynatrlp
yeni bir terkip halinde getirilerek yaklak yzyl iinde felsefe, mantk, dilbilim,
corafya, matematik, geometri, astronomi, optik, meteoroloji, fizik, kimya, tp, cerrahi,
eczaclk, mineraloji, zooloji, botanik, mekanik, statik, vb tabiat ilimleri ve din ilimler
in eitli dallarnda binlerce ciltlik byk bir klliyatn konusu haline gelmesi bal
bana bir kltrel olaydr. Sadece nicelik olarak deil ayn zamanda nitelik olarak da,
tabiat bilimleri ve din ilimlerin tamamnn ad, konusu, yntemi, ilkeleri, snrlar
itibaryla belirli birer ilim dal eklinde ortaya kmas dikkat ekicidir.
slam medeniyeti iinde gelien bilimsel faaliyetlerin en nemli zelliklerinden birisi,
bu tarihi srecin yaz ile kayda geirilmesi ve ok iyi belgelenmi durumda olmasdr.
Ancak bu kaynaklara dayanarak slam bilim tarihi hakknda genilik ve derinlik olarak
kapsaml aratrmalar henz yaplm deildir. Belirli bir bilim dal hakknda, belirli

100 |

slam Bilimlerinde Yntem

bilginler hakknda monografiler, genel bibliyografya bilgilerini kapsayan eserler,


bilimsel grleri, bulular, icatlar ve aletleri tantan ansiklopedik mahiyette bilim
tarihi kitaplar mevcuttur. Fakat bunlar arasnda, Mslman bilginlerin bilimsel bilginin
mahiyeti, imkn, snrlar, deeri, yntemleri, ilkeleri hakknda ifade ettikleri grlere,
yorumlara, aklamalara ve tartmalara yer vererek, slam bilim tarihi ve felsefesi
zerine almalar yaplmas gerekmektedir. slam bilimlerinin gelimesini hazrlayan
zihniyetin temelinde, bilginin insanln ortak bir birikimi olarak grlmesi ve bilgi
kaynaklarndan bilimin evrensel ilkelerini kefetme anlayla yararlanma istei yatar.
slam medeniyetinde ilimlerinin tarihini belirlemeye, yaylma ve gelime seyirlerini
tespit etmeye byk ilgi duyulduu dikkati eker. Bilimlerin tarih, limlerin
biyografileri ve ilmi eserlerin bibliyografyas hakknda ok sayda kitap yazld. Bata
bnn-Nedim (. 385/995)'in el-Fihristi, bn Clcln (.384/994) Tabakt'lEtibb vel- Hukems, bnl-Kfti (.646/1248)'nin Trih'l-Hkemas, bn Ebi
Useybia (. 669/1270)nn Uyun'l-Enb' fi Tabakti'l-Etibb"s, bu adan ayr bir
neme sahiptir; nk bunlar dnyada bilimler tarihi hakknda yazlm evrensel
nitelikte yazlm ilk eserlerdir.
Daha dorusu, 1017 yzyllar arasnda dnyadaki bilimlerin tarihi, evrensel bir bak
asyla, kapsaml olarak ilk defa Mslman yazarlar tarafndan kaleme alnmtr.
nceki blmde baz rneklerine deindiimiz bilimlerin tasnifine dair eserlerden farkl
olarak bilime katkda bulunan kiilerin mensup olduklar kltr, din, dil ve kavimler
hakknda da bilgi verilmektedir. Ancak kiiler hakkndaki kltrel adan ayrmc ve
yarglayc ifadeler kullanlmakszn doru bilgiler aktarlmas dikkati eker.
slam biyografi yazarlar bilimlerin ortaya kn ve balangcn kendi zamanlarnn
din ve siyas tarih anlaylar zaviyesinden dnemlere ayrrlar. Bunlar, slamdan nce
ortaya kan ilimler, slamdan sonra gelien ilimler, ilimlerin douuna katkda
bulunan ahslar ve eserlerin zgn olarak Arapa yazlp yazlmad, tercmelerle
ortaya kan ilimler gibi kstaslara gre yaplan ayrmlardr. eitli yazarlar, kendi
yaad dnemde mevcut olan ilimleri; konularn, gelime tarihlerini ve kltrel
menelerini dikkate alarak bir tr bilim tarihi, bilimler ansiklopedisi, medeniyet ve
kltr tarihi asndan ilimleri tasnif ederek kitaplarna dhil etmilerdir. En belirgin
tasnif lleri, kadim, sonradan ortaya kan; zgn olarak Arapada yazlm eserler ve
eviri kitaplarla balayan ilimler ayrmdr. En nemli tasnif de slam dinine zg
olarak ortaya kan ilimler ile yabanc kltrlerden alnan ve slam dnyasna mal olmu
dier kltrlerde ortak ilimler olarak karmza kar. Bu tasniflerde geen nceki
devirlerin ilimleri (ulumu evail), menei, gelime tarihi ve kaynaklar iyi bilinmeyen
bilgiler hakknda kullanmaktadr. Kadim ilimler (ulumu kadime) ise, daha ziyade
slam ncesi olmakla birlikte, menei, kaynaklar, katkda bulunan ahslar ve intikal
yollar daha iyi bilinen bilgiler iin kullanlmaktadr . (bn Nedim, el-Fihrist s:335, 339,
367). ok kesin olmamakla birlikte bu tasnife gre ilimleri, tarih ncesi, tarihi bilinen ve
slam sonras ilimler eklinde ayrlm olur.
slam bilim tarihi kaynaklarnda, ilimlerin balangc ve kurucu ahslar hakknda genel

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 101

deerlendirmelere rastlanr. Bazen, ilimlerin ilk defa ortaya kt blgelerin coraf


konumu, siyas ve kltrel tarihi, blgede yaayan kavimler, onlarn lisanlar ve dinleri
hakknda tasviri bilgiler verilir. Bu bilgilere nasl ve hangi kaynaklardan ulald her
zaman belirtilmese bile, bilimlerin gemiteki durumunu tarih ve kltrel artlarn
tasvir etmek gayesiyle bu tr konulara temas edildii anlalmaktadr. Bu eserlerde
bilim tarihi hakkndaki malumata, ilm grleri daha anlalr klabilecek malzemeler
olmas bakmndan yer verilmitir. Tarih ve kltrel ayrntlara bazen, bilimlerin hangi
artlarda derlendiini, sonraki dnemlere nasl ulatn, kitaplarn yazl srasn,
varsa, erhlerini belirlemek iin yer verilir. Bazen farkl ilimler, eserler ve yazarlar
hakknda kullanlan kltrel, din, kavm kkene dair vasflar kiileri ayrt edici
zelliklerini belirtmek amacyla zikredilir. Bu tr sfatlar ilmi gr ve nazariyelere atf
kolayl salad gibi, ilmi geleneklerin arasndaki farklara aklk ve kesinlik
kazandrr. rnein, Hint saylar veya Yunan tbb gibi sfatlarn kullanlmasndaki esas
ama, farkl bilgi kaynaklarna ve yntemlere iaret etmektir; ilimlerin kltrel ve din
niteliklerini vurgulamak deildir.
Fakat slam bilim tarihi ile ilgili eserlerde, ayn zamanda yazarlar kendi dnemlerinde
ilimlerin daha da gelimi olduunu ve muhteva olarak zenginletiini, yntemlerinin
daha salam ve gvenilir hale geldii kanaatini de yanstrlar. Sz konusu yazarlarn,
mensup olduklar slam dininin, iinde yaadklar siyas ve kltrel ortamn ilimlerin
gelimesine, yaylmasna ve bilgilerin artmasna katkda bulunan hkim etkenler
olduuna dair belirli bir tarih bilincine ulatklar da fark edilmektedir. Byle bir tarih
bilinci iinde kendi dinlerinin, blgelerinin veya kavimlerinin katklarn, bilginlerin
saylarn, ilimlerin stnln fazlasyla vurgulama eilimi grlebilir. Ancak, baka
bir kltre, dine ve kavme mensup kiileri tahkir eden, menfi olarak niteleyen tersi bir
sluba slam bilim tarihi kaynaklarnda rastlanmaz.
Balangtan itibaren Mslmanlarn farknda olduklar husus Kur'an ve Hz.
Peygamber'in bilgiye ve renmeye nem ve deer vererek daima tevik etmesidir. Bu
tevik sayesinde slam dncesi yava yava gelierek, ilk Mslman toplumun
bnyesinde ilmi adan bir dinamizm ve canllk getirerek siyasi, iktisadi, hukuki ve
idari yapda deiimler meydana getirerek bir zihniyet dnmne yol amt. Bu
deiim ve dnmlere ayn zamanda fikri, itikadi ve siyasi dnce ekollerinin
olumasna ve bamsz bilim dallarnn gelimesine de sebep oldu. slam bilimlerinin
douunu ve gelimesini etkileyen en nemli amiller slamn temel kaynaklarnn
topluma kazandrd bu dhili toplumsal uyan ve canllkta aranmaldr. slam
bilimlerinin muhteva, yntem ve eitli alanlarda ilim dallarna ayrlmasnda da dhili
etkenler birinci derecede tesir icra etmitir.
Kur'an'n ve Peygamberin ilme tevik eden buyruklarna uymaya alan Mslmanlar
ksa zamanda dnya zerinde slam ulatrdklar ve fethettikleri yerlerde, farkl
kltrel ve dini miraslara sahip topluluklarla karlkl etkileimde bulunarak insanln
ortak birikimi olan eitli bilgi birikimlerini de alp deerlendirmeye ve onlar
gelitirmeye baladlar. Bu durumu Ali Sami en-Near, yle zetler:

102 |

slam Bilimlerinde Yntem

"Kur'an ve Hz. Muhammed' in (s.a.v) ilme tevikleri sayesinde Mslmanlar,


fethettikleri yerlerde karlatklar fikir ve grleri, Kuran l alarak deerlendirip
Kitap ve snneti okuyarak anlamaya ve zerinde dnmeye baladlar. Kur'an ayetleri
"ok ynl anlamlar tad iin farkl anlama ve yorumlara ulatlar. Bylece
slam nasslarn derinliklerine kadar inen bir tefekkr hamlesi ve aratrmalar sonucu
slam dncesi yap ve muhteva olarak ekillenmeye balad. Temel esaslara bal
kalarak insanlar deiik yollar ve yntemler takip ederek ilimleri zenginletirdiler.
Ancak her eye ramen, tm bilgilerin ve yollarn dayand asl kaynak Kur'an'n
kendisidir. Dolaysyla slam hayat tamamen Kur'an'n yorumundan ibaretti.
Kur'an'n ameli hayata ynelik kanunlarndan fkh dodu. Metafizik konulara iaret
eden bir kitap olarak bakldnda kelam ilmi ortaya kt. Lisanla ilgili meseleleri
aratranlar iin lgat ya da dil ilminin temellerini aratrdklar bir kaynak oldu. Bu
rnekler daha da artrlabilir. te slami limler, Kur' an erevede dodular, ayn
erevede olgunlap gelitiler ve kemale erdiler. Karlatklar deiik mmetlerin
sahip olduklar ilim alanlarna kar eletirilerini yahut desteklerini yine Kur'an'n
nda tespit ettiler. (en-Near, 1999, 1,319-320).
Hz. Muhammed'in Tevikleri: Kur' an' n bilgiye verdii nem ve insan bilgi elde
etmeye teviki, ilk Mslmanlarda dnyay alglaylarnda bariz bir zihniyet dnm
salad. Bu hususta da rnek aldklar Hz. Peygamber, yapt uygulamalarla, ilim
renmeyi ve retmeyi, bilgi aramak iin seyahat etmeyi, ilim talep eden rencileri
ve limleri ven, bilgi elde etme yolunda ekilecek skntlarn karlksz
kalmayacan mjdeleyen, her yatan insan ilme tevik eden szle desteklemitir. lk
hadis derlemelerinde lim Kitab adyla mutlaka bir blme yer verilerek, bilginin ve
aratrmann din deeri vurgulanm ve yceltilmitir. Hadislerde ilimle ilgili dikkati
eken hususlarn banda, limlerinden vg ile bahsedilmesi, bilginin fkh nemi ve
din anlamna iaret edilmesi gsterilebilir. Bilgi sahiplerinin rendiklerini sadece
kendilerinde saklamayp, retmesi, bakalarna da ders vermesi, ders retiminin
usulleri, hfzetme ve yazmann nemi, ilim ile amel etmek gibi meseleler bu
hadislerinde yer alan nemli konulardr.
Hz. Peygamber'in hadislerinde ilim bilgi anlamna olup, her hangi bir konuya zg bir
ilim disiplinine tahsis edilmemitir. Ancak bilgiyi faydasna atfla deerlendiren ve ilim
ile amel arasnda kurulan ilikiye dikkat eken baz hadis limleri, Hz. Peygamberin
szlerinde geen ilmi zel bir sahaya hasretmek istemilerdir. Bu sebeple olsa gerek,
erken dnemdeki fkh ve hadisle ilgili kaynaklarda ilim kavram, snnetin ve fkh
ilkelerinin tespitine yarayan bilgi anlamnda takva ve dindarl derinletiren din bilgi
iin kullanlr. Mesela Buhari, ilim yani hadisler hakknda dini bilgileri retecek ve
renecek kimselerin edecekleri yntemleri ayr ayr ele alr. Burada bilgi daha ok bir
eitim aracdr ve ilim bu ihtiyacn karlanmasn ifade eder. (Rosenthal, 2003, 106-7).
Yine de, erken dnemde Mslmanlar iin ilmin, sadece fkh ve hadis bilgisi anlamna
geldiini sylemek doru deildir. Nitekim tarihte, Mslmanlarn her tr bilgi alanna
ve bilim dallarna ilgi duymas ve bu konularda nemli eserler vcuda getirmeleri

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 103

bunun byle olmadn aka ortaya koymaktadr. Baz hadis bilginleri, her ne kadar
ilim kelimesiyle, hadis renmeyi ve onunla ilgili bilgi alanlarnda derinlemeyi
anlamak istemilerse de, genel kanaat ilmin belli bir alann bilgisiyle snrlandrlmayp
her eit bilgiye tevik olduu eklindedir. lim ile ilgili olarak Hz. Peygamberin ilim
in'de bile olsa araynz, beikten mezara kadar ilim reniniz gibi tavsiyelerde de
kullanld anlamda ilim en yaln haliyle doru bilgiye iaret eder ve onun kart
cehalettir. Cehalet bilginin yokluunu veya bulunmayn deil, bilgiye ihtiya
duymadan yaamakta srarl ve bilgiye kapal bir beer tutumu ifade eder. Bu anlamda
fiil kipinde Kuranda ve hadislerde geen ilim lafz erken dnemlerden itibaren nesnel
ve doru bilgi anlam kazanmtr.
Nesnel bilgi ayn zamanda belirli bir zmrenin veya kiinin imtiyaznda olmayan,
herkese ak bir faaliyet alandr. Bu manada birok hadisler mminler iin bir
ykmllk olarak din amellerle edeer gsterir: "lim renmek, erkek ve kadn her
m'mine farzdr. "Bilerek yaplan az bir ibadet, bilmeyerek yaplan ok ibadetten daha
iyidir." "Allah Teala bir kimseye iyilik etmek isterse, onu dinde lim yapar ve ona doru
yolu ihsan eder. " "Gklerde ve yerde olanlar, lim iin istifar ederler." "Ey Ali! Ya
lim ol, ya renci ol yahut da dinleyici ol. Drdnc olma, helak olursun!"
Ksacas Kuran ve hadislerde din bilgiye verilen deer kadar, tabiat, toplumu ve
insann kendisini aratrmas tevik edilir. Kuran ilmin nndeki putperestlii de
ortadan kaldrarak tabiat gizli glerden temizleyerek onu sadece Allahn yaratt
anlalabilir ve dzenli bir nesneler ve olaylar sahas olarak gsterir. Bilgiyi belirli bir
zmreye ve kiilere zg bir imkn olarak deil, tm insan fertlerinin yetenekli olduu
bir faaliyet olarak gsterir. Evrenin ileyiini bir kaos olarak deil, anlalabilir bir
dzen ya da sebepler ve sonular ilikisi iinde ileyen bir dzen olarak gsterir. Hz.
Peygamberin snneti ve hadisler, ilimin evrensel deerini vurgular ve din bir amel
deeri ykledii ilmi her vesileyle yceltir ve tevik eder.
Siyasi Etkenler: slamn douu ile o zamanki dnyann nispeten snrl bir
corafyasnda balayan ve Hz. Muhammedin vefat ile de gelimeye devam eden tarih
olaylar dalgas balamt. Hz. Peygamberin aralarnda yaad Arap toplumunun ilk
muhataplar olarak Kuran vahyi ile gnlleri aydnlanan her kesimden insanlardan
oluan ilk Mslmanlar insanlk tarihinde de nemli itima, siyasi, iktisadi deiim ve
dnmlerin ncleri olmulard. Dank halde ve siyasi bir birlikten yoksun bir halde
yaayan Arap kabilelerini; kendi aralarnda byk ihtilaf ve ekimelerle yaayan
Yahudi ve Hristiyanlar Tek bir Allah inanc etrafnda birletirmeye davet eden
slamn temel ilkelerine duyduklar sadakat ve gvenle ilk nesil Mslmanlar tarihin
ynn deitirecek hamlelerde bulundular. Kur'an'n getirdii inan esaslarna uyarak
ve Hz. Muhammed'in uygulamalarn rnek alarak ilk Mslman topluluklarn siyaset,
ahlak, hukuk dzeni gibi toplumsal hayatn yapsn etkileyen dzenlemelere nayak
oldular.
slamn ilkelerinin hayata geirilmesinde karlalan sorunlarn hayatta iken Hz.
Peygamberin rehberliinde ve nderliinde zldne tank olan ilk nesil

104 |

slam Bilimlerinde Yntem

mslmanlar, Hz. Muhammed'in vefatndan sonra ise kendi irade ve yetkileri ile
sorunlarn zlmesinin lzumuna intibak etmekte gecikmediler. Ancak Hz.
Peygamber'in vefatndan sonra ortaya kan baz siyasi ve toplumsal sorunlar da vard
ki, inan birlii zerine kurulan yeni toplumsal yapy istikrarszla srkleyecek
zelliklere tamaktayd. lk iki halife dneminde Mslman toplumu tehdit edecek
boyuttaki siyasi olaylarn stesinden gelmek nispeten kolay olmutu. Ancak Hz. Osman
dneminde olaylarn boyutlar Halifenin ldrlmesine kadar geniledi ve sreklilik
kazanacak siyasi ihtilaflarn balangcn hazrlad. Hz. Osmann lm sonrasnda
ortaya kan siyasi ihtilaflar ve takip eden ekimelerin yol at olaylarn sonular
zerindeki tartmalar yeni baz siyasi kutuplamalara da sebep oldu.
slam'n yayld blgelerde karlalan farkl medeniyet, kltr, din ve felsefi dnce
miraslarna mensup olan toplumlardan gelen fertlerden ve topluluklarn hayata bak ve
grleri de Mslman arasnda da etkileimler balad. Hem slamn dnya grnn
birliini salamak amacyla, hem de farkl kltrlerin etkisine kar koyabilmek
amacyla oluturulan yeni sylem biimleri ortaya kt. Meydana gelen bu yeni
toplumsal zemin, ayn zamanda Mslmanlarn kendi aralarnda din ve siyas ihtilaflara
da vesile oldu. Bu yeni toplumsal deiimler, hem fkh hem de siyas ve itikad
mezheplerin ortaya kmasna sebep oldu. Ortaya kan farkl dnce ekollerinin
temsilcileri benimsedikleri grleri savunmak, muhalif olduklar fikir ve anlaylar
eletirmek maksadyla kelam ve siyas ierikli eserler kaleme aldlar. Oluan bu
tartma ortamnda yazlan kitaplar, yazarlarn mensup olduu siyas ve fikr akmlarn
etkisinin geni evrelere yaylmasna hizmet etti. Birok blgede oluan yeni ilim ve
kltr merkezlerinin gelimesine tank olduumuz bu dnemde, belirli bir ekoln
temsilcilerinin kendi mezhebine has fkh, kelam, tefsir ve hadis anlayn yanstan
farkl klliyatn doduu grlr. Farkl kltr merkezleri arasnda fikri ve ilmi
alverii de hzlandran bir dnce canllnn gelimesi, ayn zaman da slam
dncesinin derinlemesinde ilm faaliyetlerin yaygnlamasnda ve farkl bilim
dallarnn olumasna katk salayan nemli etkenlerden biridir.
Siyasi ihtilaflar hakkndaki tartmalarda farkl bak alarn temsil eden ia, Mutezile,
Ehl-i Snnet gibi mezheplerin her birinin kendine zg birer fkh, tefsir ve hadis
edebiyat olumutur. ilik iinde yine sna Aeriye, smailiyye veya Zeydiyye gibi
kendi aralarnda farkl eilimleri temsil eden geleneklere zg bir din edebiyatn
olutuuna dikkat ekmek gerekir. i dncenin slam ncesi kltrel ve felsef
etkilere daha da ak olmas, "masum imam" gibi siyasi bir kavramn ortaya kmasna
yardmc olmutur. Ayrca iann her trl kelam ve felsef delili siyas bir amala
kullanmas en bariz zelliklerinden biridir.
Ayn ekilde, Hariclik de siyasi bir ihtilafn sonucu domu zamanla din bir mahiyet
kazanmtr. Mutezile ise hem ortaya k sebepleri hem de izledii gelime seyri
asndan siyas bir mezhep olmutur. Bu frkann Ebu Huzeyl el-Allaf dneminde
siyas bir eilime dnmesi ve zamanla mevcut Abbas iktidarnn resm grn
temsil eden bir konuma ykselmesi dikkat ekicidir. Felsefe hareketlerinin dahi siyas

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 105

amalarla gelitii ne srlmtr. zellikle kadim Grek felsefesinin tercme edilmesi


ile gelien Platon-Aristoteles geleneini srdren Mea ekoln baz siyas grlere
destek salamak amacyla gelitii iddia edilmektedir. Buna rnek olarak da mea
felsefenin en nemli temsilcisi Farabi'nin eserlerinin siyaset felsefesi arlkl olmas
gsterilebilir. Siyas grlerini itikad bir balamda ifade etmek isteyen ekollere
mensup olan yazarlar eserlerinde eitli bilimlerin kavramlarn kullanmak suretiyle
ilimlerin eitlenmesine de zemin hazrlamlardr. ou defa temeli fikr ya da siyas
ihtilaflara dayanan dnce hareketlerinin etkileri sonucu ilimlerinin konular ve
yntemleri de gelierek Kelam, Fkh, Tefsir, Hadis, Felsefe gibi bilim dallarnn
eitlenmesi gereklemitir. (en-Near, 1999, 1,312-13).
Bilimlerin gelimesinde en nemli etkenlerden biri de, dil ve edebiyatn
zenginlemesidir. Kabileler aras rekabeti ve ihtilaflar siyasi bir destek unsuru olarak
iktidarn lehinde kullanmay deneyen Emeviler zamannda eski arap iiri ve edebiyat
canland. Arap kabilelerinin kendi aralarnda ve arap olmayan topluluklara kar
stnlklerini korumak ve srdrmek amacyla Arap air ve edipleri bu dnemde byk
destek grd. Bylece byk bir gelime kaydeden Arap iiri ve edebiyatn derleyen
eserler ortaya kt. Abbasiler zamannda ise iir ve nesir tr edebiyata gsterilen ilgi,
her trl kaynak aracl ile ulalan bilimsel eserlere de yaylarak edebiyat ve kltr
hayatnn ufku genilemeye balar. Ayrca, Abbasilerin kendi dindarlklar icab kelam
ve din edebiyatn gelimesine yardmc olduklar sylenebilir. Abbasilerin balayan
yeni siyasi ve idar nderlik anlay halk maneviyatnda, din ve ilm edebiyatta yeni bir
dnemi hazrlamtr. (Goldziher, 1993,50).
ktisdi etkenler: limlerin gelimesinde siyasi etkiler kadar iktisad artlardaki
deiimler de nemlidir. Bu etki iki ynden ele alnabilir. Birincisi slamn yaylmas
ile dnyann eitli blgelerinden mrekkep, kt, vb. gibi bilgi ve retimin
yaygnlamasna yarayacak ticari rnlerin yaygnlamas ve benzeri dorudan
ekonomik etkenlerdir. kincisine ise, devletin uygulad vergi, r, hara gibi mali
tedbirleri farkl toplum kesimleri zerindeki farkl etkileri ve bunlarn fkh meruiyetini
arama abalar rnek gsterilebilir. Burada din hkmlerin uygulanmas iin, mesela
miras paylam, zekt miktarnn hesaplanmas fkh bilgisi kadar matematik, geometri
gibi bilgilere de ihtiya vardr. slam'da ilm ve felsef dncenin sadece iktisad
etkenlerle aklanamazsa bile, ilim tahsili olan kiilerin bazen nemli idari mevkilere
gelmesi ilm faaliyetlerin toplumsal ve ekonomik hareketlilik saladn gsterir.
Toplumdaki iktisadi sorunlar ve ihtilaflarn yol at baz siyas hareketlere de
Karamita ve Zenc gibi hareketler rnek verilebilir. Emevilerin ve Abbasilerin baz
ekonomik uygulamalarna siyasetine kar kanlar arasndan Mutezilenin doduunu
syleyebiliriz. Devlet hazinesinin adil kullanlmas ve mali kaynaklarn Mslmanlar
arasnda eit biimde paylatrmas nemli ihtilaf konularndan biridir. Emevi
idarecilerin, kendi siyasetlerini merulatrmak iin baz bilginlere eserler yazdrd
gibi, ancak bu uygulamalar eletiren siyasi ve kelami bir edebiyatn da olutuu
grlr. Mabed el-Cheni'den alnan u szler o dnemdeki duygularn ok aka

106 |

slam Bilimlerinde Yntem

zetler: u melikler yok mu, Mslmanlarn kanlarn dkyorlar ve mallarna el


koyuyorlar ve sonra da yaptklarmz Allah'n kaderiyle olmaktadr diyorlar." (enNear, 1999, I, 313-14). Bu tr iktisad siyasi uygulamalarla iligili tartmalar
neticesinde Hasan el-Basri, Gaylan ed-Dmeki, Hasan b. Muhammed el-Hanefiyye,
mer b. Abdilaziz ile Haricilerin nderlerinden bazlarnn mal ve ikitsad konularda
eserler vermilerdir.
Mslmanlar arasnda din ilimler dnda farkl ilim alanlarna merak uyanmas ayn
zamanda slamn yaylmas ile toplumda refahn artmas arasnda da yakn bir
mnasebet gzlemlenebilir. Arap olmayan Mslmanlarn yeni yerleim merkezlerinde
oluan kltr hayatna, ilim ve sanat ve edebiyata ilgi duymalar sonucu hem geni
toplumla btnlemelerini hem de idari ve ekonomik konumlarnn ykselmesine yol
at. Din ilimIeri tahsil ederek toplumda nemli bir mevk elde edenler hem maddi ve
hem de manevi itibar kazandklar iin Arap olmayan insanlarnda ksa zamanda
ilimlerde temayz ettikleri grlr. Gerek Emevilerin gerekse Abbasilerin eitli ilim
alanlarda yazlan eserleri ve limleri iktisad ve siyas olarak himaye ettikleri ve devlet
desteinin ilimlerin gelimesinde byk bir pay olduu bilinmektedir.
limlerin renildii cam ve mescitlerde bunlarn etrafnda oluan retim halkalarnn
kurumlamas da bu dnemde balamtr. Mesela Hasan el-Basri, Hammad b. Ebi
Sleyman, Cafer-i Sadk ve mam Malik gibi limler tarafndan srdrlen eitim ve
retim faaliyetleri sayesinde Medine, Kufe ve Basra gibi pek ok ehrin birer ilim
merkezi haline geldiine tank olmaktayz.
Mslmanlar arasnda iktisad refahn artmas, farkl corafyalara yaylan slam
toplumunun bnyesinde meydana gelen byk deiimler gibi dhil etkenler ilimlerin
gelimesinde katkda bulundu. Dhili etkenlerin birinci derecede oluumunu ve
gelimesini etkiledii din ilimler yannda felsef ve akli ilimlerin douu ve geliimine
de harici etkenlerin de dikkate alnmas gerekir.
slamda Bilimlerinin Geliimini Etkileyen D Etkenler
Kur'an ve Snnet'ten doup gelimeye balayan slam bilimleri, daha evvel de iaret
edildii gibi ok farkl siyasi, iktisd ve kltrel etkileri bnyesinde dntrerek
geliimini srdrmtr. Fkh, Tefsir, Hadis ve Kelam ve Tasavvuf gibi din ilimlerin
yannda genel olarak felsefe ad altnda toplanan tabiat ilimleri, matematik, tp,
astronomi gibi akl ve tecrb ilimlerin olumasna ve gelimesine etkileyen baz harici
etkenler bulunmaktadr. slam dncesinde ortaya kan kelam ekollerinin birou,
slama aykr grlere kar savunmak amacyla yazlan eserler sayesinde yayld.
nceden Yahudi ve Hristiyan veya bir baka dine mensup olup da sonradan Mslman
olan kimseler, zaman zaman yeni dinlerinin retilerini eski kltrlerinin etkisinde
kalarak, hatta bazen slm'a aykr grlerle ifade edebilmekteydi. slam dncesinin
gelimesinde hem bu yabanc fikirlere kar savunma amacyla hem de sahih din
inanlar doru kavramlarla aklamak maksadyla kadim felsefe ve kltrlere ait yazl
kaynaklara ve edebiyata bavurma ihtiyac nemli bir etken olmutur.
slamn douundan itibaren Yahudi, Hristiyan ve dier din mensuplarnn yazl

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 107

kaynaklarna kendi inanlarn teyit etmek iin de olsa ilgi duyan, onlar okuyup
tanmaya alana Mslmanlar da olmutur. slam ilimlerinin gelimesinin, eitli
eserlerin telif edilmesinin ilimlerin tedvini aamasndan tasnifi aamasna geilmesinin
nemli sebepleri arasnda, yabanc eserlere gsterilen bu yakn alakann pay vardr. D
etkenleri zetle, fetihler ve baka din ve kltrlerden fertlerin slam'a girii, slam
ncesi kurulan okullarda renim grenlerle temas, Mslmanlar arasnda kurumlaan
ilim meclisleri, kadim kitaplarn Arapaya tercmesi olarak saymak mmkndr.
1. Fetihler ve slam'a Giri:
ok ksa bir zaman zarfnda fetihler ve sulh yoluyla ktaya yaylan slam hicaz ve
dndaki Araplar, Trkler, Farsllar ve Hintliler arasndan da kitlesel olarak yeni dine
giren topluluklarn gnln kazand. slam' kabul eden milletlerin slam ncesi
kltrlerine ait olup da slam retilerine dorudan aykr grlmeyen dnce ve
uygulamalar Mslman toplumda slam bir renk ve ehre kazanarak varln
srdrmtr. Ayrca, Sabilik, Yahudilik, Hristiyanlk gibi dinlerden kitleler halinde
olmasa da ferd olarak slam' seen pek ok kimsenin de bu yeni kltrel ortama ksm
bir etkisinin olduu sylenebilir. nceki kitap ehlinden etkileim yoluyla slam
dnyasna giren din grlere "srailiyt" denildii bilinmektedir.
2. lim Meclisleri:
Msr, Suriye, Irak gibi nemli blgelerde Hristiyan ve Yahudiler Mslmanlarla
berber ve i ie yayorlard. Mslmanlarn hogrsyle toplumda eitli meslek ve
sanatlar icra ettikleri gibi idari grevler de stleniyorlard. Emeviler devrinde devlet
hizmetinde bulunan birok Hristiyan arasnda Serkis (Sergius) ailesi en mehur
rnektir. Abbasiler devrinde de benzer bir durum vardr. Bunlardan baka hkmdar
ve vezirler, valiler saraylarnda zaman zaman ilim meclisleri tertip eder ve bu
meclislere Hristiyan ya da baka inanlardan kimseler de davet edilerek dini ve ilmi
konularda tartmalar yaplrd. Bylece bu meclislerde Mslmanlar ve gayr-i
Mslimler arasnda karlkl fikir alverii oluyordu ve etkileimler gerekleiyordu.
Bu durumu tasvir eden el-Cahz (869) Hristiyanlar kadar slam mmetini hibir baka
din mensubu sktrmadn ne srmektedir. Eer Hristiyan kelamcs, ulemas ve
falclar, olmasayd, bizim limlerimizin Zerdtlerin ve Eflatuncularn eserlerine
ulamalar mmkn olmayabilirdi; Allah'n Kitab' ve Peygamber'in Snnet'inden baka
hibir ey bilmemi olurlard... ( el-Cahz, 1926, 19-20.)
Gerek daha evvel baka bir dine mensup olup daha sonra Mslman olan ve farkl bir
kltrel birikime sahip olan ahs ve zmrelerin, gerekse ilim meclislerindeki fikri
etkileim asndan zellikle Yahudilik ve Hristiyanlkla ilgi tartmalar ayrca
deerlendirmesi gerekir. Yahudilikle ilgili olarak u ksa tarihi durumu hatrlamakta
yarar vardr. Mslmanlar ilk defa Yahudilikle Medine' de karlat. Yahudilerle din
meseleler hakknda etin bir mcadele yaandna dikkat ekmek gerekir. Kuran
evvela btn smailoullarn tevhid dinine davet eder. slam Medine dneminde
Mslmanlar, Allahn mutlak birliine mutlak bir imanla inanmayan bir kavim olarak
shakoullar ile karlar. Mslmanlara gre Yahudilerin tevhide aykr ekilde

108 |

slam Bilimlerinde Yntem

tebih ve cisman sfatlarla Tanry anmalar, Tevrattaki peygamberler haricinde


peygamber tanmadklarn ve Tevrat' deitirdiklerini ya da tahrif ettiklerini iddia
ediyorlard. Ayrca Yahudilerin, Allahn sadece srailollarn muhatap aldn, sekin
bir kavim olduklarn iddia etmeleri slamn evrensel din ve ulhiyet anlay ile ters
dmekteydi. Sadece kendi kavimlerine has saydklar bir ilaha inanmalar ve Hz.
Muhammed'in peygamberliini tanmamalar temel ihtilaflar arasndadr. Siyas
atmalar sonucu Yahudilerin Hicazdan karlmlar ve daha sonra am civarna g
etmilerdi. Mslmanlarn am blgesini ve Yemen' i fethetmeleri ile birlikte
Yahudilerle tekrar karlamak sz konusuydu. Kufenin kurulmas ve nemli bir
merkez haline gelmesiyle ok sayda Yahudi buraya gelip yerletiler. Kendilerine siyasi
destek aray iinde olan ar i zmreler blgeye gelen Yahudilerle srekli bir temas
kurdular. Her iki dinden ilim sahipleri arasnda sert mnakaalar ve tartmalar Kufede
yeniden balad. (en-Near, 1999, 1, 73-74, 80).
Mslmanlar kendi alarndan, belirli bir gaye ile Tevrata ilgi duyuyorlard. Onlarn
gayesi, aslnda Hz. Peygamber'in doruluuna dellet eden Tevrat ayet ve iaretlerin
varln ispat etmekti. Bu sebeple de, Yahudilerin tahrif ettikleri metnin dnda
varlna inandklar Tevrat'n asln ve erhlerini aratrmaya baladlar. Tefsirlerde ve
kelami eserlerde Mslmanlar ekil ve muhteva olarak Tevrat'ta tahrifata maruz
kaldna inanlan birok hususa iaret etmeye altlar. Yahudiler ve Mslmanlar
arasndaki tartmal konularn banda nbvvet ve ulhiyete dair konular vard.
nceden Yahudi iken daha sonra Mslman olan baz yazarlar aracl ile eitli
srailiyat meseleleri tefsirlere dhil oldu. Yahudilikten gelen bu din mahiyetteki
tesirlere kar baz limler Yahudilie kar reddiye veya eletiri mahiyetinde grlere
yer veren eserler yazd. (en-Near, 1999, 93). Benzeri bir din etkileim dier dinlerle
de gerekleecektir.
Hristiyanlk: Mslmanlarn Hristiyanlarla olan ilikileri balangtan itibaren daha iyi
durumda olmutur. lk hicretin Hristiyan bir hkmdar bulunan Habeistan' a
yaplmas ve daha sonraki ilikilerin balangta hasmane bir boyut kazanmamas
dikkati eker. Kur' an Hz. sann Allah'n olu, Kelimesi olduu gibi inanlarndan
dolay Hristiyanlara sert eletiriler yneltir. Bu eletirilerle ilgili olarak Necran
Hristiyanlarndan bir heyetin Medineye gelerek Hz. Peygamber'e baz sorular
ynelterek tartmalar lanetleme ad verilen bir reddiye ile neticelenir. Hz.
Peygamber (sav) Hristiyanlar doruyu syleyip sylemedikleri hususunda karlkl
lanetlemeye davet etti. Bunu cesaret edemeyen Hristiyanlar slamn manev
stnln tanmaya mecbur brakt.
slamn Msra ve ama yaylmas ile Mslmanlar bu blgelerde yaayan
Hristiyanln farkl mezheplerini de tanma frsat buldular. Daha lafzc bir anlaya
sahip olan Necran Hristiyanlarnn aksine, Grek, Hint ve ran etkileriyle daha felsef
yorumlara dayanan farkl birer Hristiyan ilahiyatn savunan gruplarla karlatlar.
Kuranda Hristiyanlkla ilgili olarak zerinde nemle durulan husus, Hz. sann
yalnzca bir beer olduuna dikkat ekilmesi ve ona ilahlk atfeden anlaylarn iddetle

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 109

reddedilmesidir. Hz. saya, Meryem olu sa eklinde hitap eden Kuran Allah
domaktan ve dourmaktan tenzih ederek Hristiyanlar Allah tenzih etmeye ve
tevhide davet eder. Hz. say Tanrnn olu sayan Hristiyanlar, ayrca saya kurtarc
ya da Mesih rol atfederek, Hz. Peygamberin nbvvetini kabule yanamadlar.
Yeni fethedilen blgelerdeki kilise nderleri slama kar savunmac bir dille Mesih'in
ilahlk ve beerlik gibi iki farkl tabiata ayn anda nasl sahip olabileceine dair
nazariyeler ileri srdler. Hristiyan din nderleri ile Mslman limler arasnda
Allah'n birlii, sfatlar, nbvvet gibi konular zerinde sert tartmalar yaand. slam
bilginleri kendi aralarnda Tanrnn ve sann mahiyeti ve tabiat konusunda eitli
mezheplere ve frkalara ayrlm Hristiyanlara kar ayr ayr kelam delillere gelitirme
ihtiyac duydular. Tarihi el-Cahz (l, 869) bu durumu yle aklamaktadr:
slam mmeti Hristiyanlar tarafndan sktrld kadar Yahudilerce, Mecsilerce veya
Sabiilerce sktrlmad. . Zndklklaryla zayf kafalar ve halk elmeye alyorlard;
hatta aramzdaki bilginlere ve ehil kimselere bile yaklama cretinde bulunuyorlard;
kuvvetliyi rahatsz ediyorlar ve zayf kafa karklna sevk ediyorlard... Eer
Hristiyan kelamcs, ulemas ve falclar olmasayd, bizim limlerimizin Zerdtlerin,
Eflatuncularn eserlerine ulamalar mmkn olmayabilirdi; Allah'n Kitab' ve
Peygamberin Snnet'inden baka hibir ey bilmemi olurlard. (el-Cahz, 1926, 1920.)
slam' da gerek anlamda kelam ve felsef bir dncenin hangi Saiklerle baladn
ok ak bir dille ifade eden bu satrlar, ayrca Mslmanlarn tartt baz kelam ve
felsef meselelerin Hristiyan ilahiyatyla ilgi baz ihtilaflara kar savunma amacyla
belirlediini de ortaya koyar. Ali Sami en-Near da, Mslmanlar ve Hristiyanlar
arasnda cereyan eden tartmalara yer veren kelam edebiyat yle tasvir eder:
"slam'la Hristiyanlk arasnda balayan tartma, nceleri yumuak bir seyir takip
ederken, Emeviler dneminde, Allah' n birlii ve Mesih' in tabiat konusunda
Mslmanlarla aml Yuhanna arasnda etin bir mcadele ve tartma ekline dnt.
Yuhanna ed-Dimak, slam' felsefi bir akide olarak kabul ediyordu. Bu noktadan
hareketle, slam' a ve onun getirdii akideye kar durmak iin yeni bir diyalektik
gelitirmeye balad. Yuhanna ad-Dimak, Emevi ynetiminde doktor olarak alt.
Kendi akidelerini serbeste mdafaa etmek konusunda tam bir zgrle sahip olan
Hristiyanlar, Mslmanlarla bu hususu serbeste tartyorlard. Mslmanlarla
Hristiyanlar arasndaki bu tartma, Msrl Hana en-Nakyusi'nin balatt
mnakaalarla doruk noktasna ulat. Habeistana giden en-Nakyusi, oradan Msr ve
evresine mektuplar yazmaya balad. Mektuplarnda Hristiyanlara slam'a
girmemelerini tenbih ediyordu. Buna benzer tartmalar Abbasiler dneminde de devam
etti. lk Mutezililer, Hristiyan akidesine akli bir metotla kar durdular. Bu tartma
biimini Mutezile giderek gelitirdi. slam muarzlarna zellikle de Hristiyanlara kar
muarazada bulunmak onlarn geleneksel davranlarndand. Mutezile ekol
Hristiyanlarn btn mezheplerine kar mcadele ederek bunlar birer birer eletiriye
tabi tuttu. Kad Abdulcebbar el-Muni adl eserinde, Mu'tezile'nin en byk stad

110 |

slam Bilimlerinde Yntem

saylan Ebu Ali el-Cbbai'nin Mesihlik konusundaki mnakaalarn aktarmaktadr. Ehli Snnet ve ia ulemasnn da bu konuda yazm olduklar birok eser vardr. Sryani
kilisesi de dinlerini mdafaa yolunda bilimsel bir metot ortaya koymaya alt. Mesihi
olan Abdulmesih b. shak el-Kindi'nin yazd risalede slam akaidine kar iddetli
hcumlarda bulunuldu. Yahya b. Adiy'e ve bakalarna da nispet edilen risale daha
sonra Latinceye evrilmitir. Misyoner Hristiyanlardan zellikle Katoliklerle
Protestanlar bu eseri slam' a kar gnmze kadar kullanmlardr" (en-Near, 1999,
1, 74, 123-124).
Mslman limlerin gerek tefsir gerek kelam eserlerde dier din ve kltrlere mensup
olan ya da slam benimsemekle birlikte zihniyet deitiremeyen kimselerle olan
mnakaalar bilimsel faaliyetleri olumlu olduu kadar olumsuz ynde de etkilemitir.
Baz tefsirlerde srailiyata ar yer verildii veya baz kelamclarn, bir ksm
grlerinde yabanclardan etkilendii dnlebilir. Ancak bir baka adan
bakldnda, kelam akidelerinin oluturulmas ve savunulmasnda kullanlan yntem
itibariyle farkl kaynaklardan istifade etmi olmalar verimli sonular da dourmutur.
Kelam ilminin douunda ve gelimesinde, Hristiyan ve Yahudilerle yaplan
tartmalarn en nemli katks, slamn bu dinlerden farkl olan retilerinin tespiti
asndan ele alnabilir. Yoksa sadece zerinde durulan konularn ortaklna iaret
ederek, slam ilimlerinin meneini Yahudi veya Hristiyan retileriyle ilikilendirmek
gibi bir tarih yanla dlmemelidir. Din ilimlerde muhteva ve yntem itibariyle akl
ve felsef delillerle bavurmak suretiyle farkl ilimlerin gelimesini saylayan etkenler
arasnda baka dillerden ve kltrlerden eserlerin tercmelerini saymak gerekir.
3. Tercme Yolu:
slam dncesinin ve bilimlerini etkileyen en nemli etkenlerden birisi de, tercme
faaliyetleridir., Bata Sryanice, Farsa olmak zere eitli dillerden ve zellikle de
Yunancadan Arapaya yaplan tercmelerdir. Sryanice ve Farsadan Arapaya yaplan
felsefi eserlerin ou, daha nce Yunancadan bu dillere yaplan kitaplardr. Felsef ve
bilimsel eserlerin tercmesi, ilk olarak Emeviler dneminde Halid b. Yezidin (.
86/710) skenderiyeli Stephen'i kendisi iin kimya, simya ve benzeri ilimlerle alakal
Yunanca ve Kptce kitaplar Arapaya tercme etmekle grevlendirmesi ile balamtr. Baz yazarlar Halidi ilk filozof olarak anarlar. Ancak, daha genel ve kapsaml bir
tercme hareketi, zellikle de felsef eserlerin Arapaya kazandrlmas Abbasilerin ilk
devrinde ve Me'mun tarafndan Badat'ta kurulan Beytu'l-Hikme ile yaklak 832
ylnda balar. Bir bilim akademesi olarak lurulan Hikmet Evi farkl din ve felsefi
grlere sahip olan pek ok bilgini bir araya getirmitir. Eski kadim kltrler ve
dillerden eitli alanlardaki kitaplarn tercme edilmemesi ve eitli ilimlerin
aratrlmas gibi faaliyetler burada srdrld. Abbasi halifelerinin himaye ve destei
ile byk bir ktphaneye de sahip olan bu ilim merkezi ayn zamanda halka ak ilim
meclislerinin de yapld bir retim kurumudur. Her trl kitap, krtasiye ve yaz
malzemesinin de bulunduu Beytul-Hikme, bir eitim kurumu 11. yzyln ikinci
yarsndan itibaren birok merkezde kurulan medreselerin ilk rneidir. lm

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 111

aratrmann ve ilim tablebinin tevik edilmesi konusunda Kurana ve Hz.


Peygambere uymaya aan, idareci ya da halktan kimselerin destekleri bu tr
kurumlarda eitim-retim gren renciler zamanla Mslmanlar arasnda ilmi
birikiminin artmasn ve ilimlerin gelimesini salamtr.
Mslmanlar, yabanc kltrlerden veya daha sonra Mslman olan toplumlarn slam
ncesi kltrlerine zg edeb ve din kitaplar tercme etmemilerdir; belki bunun tek
istisnas edeb bie ierii bulunan Kelile ve Dimne adl eserdir. O da dorudan
Sanskrite'den deil, Farsa tercmesinden Arapa'ya evirilmitir. Tercmesi yaplan
eserler, tamamnyla felsef ilimler olarak anlan doa bilimleri, mantk, matematik,
astronomi ve bugnk dar anlamnda felsefe ile ilgili kitaplard.
Mslmanlar tarafndan fethedilen farkl blgelerde slam ncesi devirlerden intikal
eden ve insaln ortak kltrne mal olmu baz ilimlere dair kitaplar ve birikimler
mevcuttu. slam ncesi ortaya km olan ancak tarihi bilinmeyen gemi kltrlere ait
ilimlere (ulmu'l-evil) zellikle de tp, kimya ve astronomiye ait kitaplara byk bir
ilgi uyand dikkati eker. Bu tr ilimleri byk bir merakla aratran dier bir nl
sima da Cabir bn Hayyandr. Onun kimya ve tp ile ilgilendii hatta Galenin
(Calinus'un) tp kitaplarnn onun tarafndan tercme edildii sanlmaktadr. Ayrca
mer b. Abdilaziz'in Sryanice' den Arapa'ya evirilen bir tp kitabn oaltt
bilinmektedir. (Cabiri, 2000, 70). Kadim ilimler arasnda saylan ve hakknda yazlan
eserlerin mellifleri ve tarihlerine dair baz malumatn bulunduu tp ilmine duyulan bu
ilginin balca nedeni, devlet idarecilerinin salklarn korumak isteidir. Eski
ilimlerden astronomi ve matematikle ilgili bilgilere ise idar ve siyasi ve askeri
amalarla ihtiya duyulduu ve mesela astrolojik tahminlerde bulunmak zere
saraylarda astronomi bilgisi olan kiilerin alt anlalmaktadr.
Tercmeler sistemli ekilde Hikmet Eviinin kurulmasndan sonra gereklemi olsa da,
Mslman bilginler daha nce belirttiimiz gibi, ilim meclislerinde Hristiyan, Yahudi,
Budist ve Zerdt ve dier dinlerin mensuplaryla yaplan tartmalarda felsef delillerle
ve mantkla tanm ve bu ilimlere kar byk bir ilgi uyanmt. Bu ilgi, Abbasilerden
Harun Reid (170-193/786-809) ve Memun (198- 218/813-833) halifelii dneminde
artarak devam etti. ki asra yakn bir sre, bu tercme hareketi devam etti; yeni ve
farkl eserlerin veya farkl bir dilden ayn eserin tercmeleri yapld gibi eski
tercmeler dzeltildi. III./lX. Yzylda balayan bu ilim Abbasilerin bu ilim siyaseti
Huneyn b. shak (.260/873) ve olu shak b. Huneyn (.298/91O) gibi Nasturi
mtercimler ile onlar takip eden bata Sabit b. Kurra (.299/901) olmak zere dier
Harranl Sabii limlerin yetimesine frsat verdi. (Makdisi, 2004, 139.)
4- Okullar:
Mslmanlar, fethettikleri topraklarda kadim grek felsefesinin retildii okul ve
merkezlerle de karlat: skenderiye' de Grek felsefesinin retildii bir okul,
Antakyada Ya'kublerin; Urfa ve Nusaybin' de Nasturlerin okullar mevcuttu.
Bazlarnda Sryanice retim yaplan bu okullarn yannda Cundiapur (randa
Huzistan' da) pehlevicenin kullanld bir Nastur okulu vard. Aslnda Sryani

112 |

slam Bilimlerinde Yntem

okullarnn ana mfredat Hristiyan ilahiyat olduu halde, kendi grlerini Aristoteles
felsefesi ve mant ile aklayp savunduklar iin felsefi ierii de bulunmaktayd.
Byk bir ksmnda din ilimlerin yannda, gramer, mantk, hitabet, mzik gibi yardmc
ve dil ilimlerine nem verildii anlalmaktadr. Ancak ikinci derece ilgi duyulan
matematik, tp ve astronomi gibi klasik felsefi ilimlerin mfredatta snrl bir yeri
olduu grlr. Cundiapurda ise aksine, tabiat bilimlerinin mfredatta daha geni bir
yer igal ettiini, ou tabibin bu okulda yetitiinden anlalmaktadr.
Felsefe kendisi ayr bir ilim olmayp belirli bir ilimler topluluunun ortak ad olduu
halde felsefe daha ziyade metafizik konulara ilgili bir dnce biimi olarak
anlalmtr. Ayrca filozoflar olarak anlan bir zmrenin varl dolaysyla felsefe ayr
bir ilim disiplini anlam kazanmtr. slam bilimlerinin douunda ve gelimesinde
nemli etkenlerden birisi de eski Yunan felsefesi olarak bilinen felsefi edebiyattr.
Mslmanlar felsefeyle tartmalarda gayri Mslimlerin sadece din grlerini
desteklemek iin kullandklar biimiyle tantlar. Baz Mslman limler kendi
grlerini savunmak iin ilgi duymu olabilecei gibi baz kimselerin de aslnda ve
gerek felsefenin ne olduunu merak duyduu anlalmaktadr. Dolaysyla baz
kimseler Mslmanlar kendi aralarndaki veya baka din mensuplaryla daha donanml
olarak tartmak ve bilgisini artrmak maksadyla Grek felsefesin okutulduu
merkezlere ynelmilerdi.
skenderiye Okulu slam'n erken dneminde Msr'dan Antakya'ya tanmt.
skenderiye Okulu, bir asrdan uzun sre Antakya' da devam ettikten sonra Harran' a
tand. Yunanca felsefenin da bu merkeze tanmas ile retim mfredat; astronomi,
matematik, sihir ve felsefe gibi bilimlerden olutu. Bu okulun Antakya'dan Harran'a
intikalinin halife Mtevekkil dneminde olduu sylenmektedir. skenderiye, Antakya
ve Harran'da iken Grek felsefesi ve ilimlerin okutulduu bu merkezlere kar
Mslmanlarn her hangi mdahalesi olmamtr.
Antakya okulun Yakubilerin
idaresinde iken, Urfa, Nusaybin, Cndiapur' da bulunan felsefi okullar Nasturi
bilginlerin ynetimi altnda faaliyetlerini srdrd. Mslmanlar, zaman iinde slam
ncesi bu iki farkl eitim medresesinin mensuplarnn ilmini ve kitaplarn renmi
tanma frsat bulacaklardr. Mslmanlar, bu medreselerde pek ok Nasturi filozofla
karlat ve onlardan felsefi ilim tahsil edenler oldu. (en-Near. 1999, 1, 123, 145).
Kaynaklar ilk slam filozoflarnn retim silsilesini de bu okullarla irtibatlandrr. Her
iki okuldan mezun olan biri Mervli, dieri Harranl olmak zere iki kiiden bahsedilir
kaynaklarda. Zengin ktphaneleriyle bilinen bu ahslardan Mervli olan iki kiiyi
yetitirdi: brahim el-Mervezi ve Yuhanna b. Haylan. Harranl olan dier ahs ise,
srail el-Askaf ve Kuveyri adyla bilinen iki kii yetitirdi. Daha sonra her ikisi de
Badat'a giderek, orada, srail el-Askaf din ileriyle, Kuveyri ise retimle megul oldu.
Dier iki renciden Yuhanna b. Haylan da kendi dinin meseleleriyle ilgilendi. Badat'a
giderek oraya yerleen brahim el-Mervezi, Meta b. Yunan'dan mantk tahsil etti. te
Farabinin de Yuhanna b. Haylan'dan ilim tahsil ettii belirtilir.
Dorudan felsefi ilimlerin tahsil edildii okullarda okuyan kiilerden ders alan kiilerin

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 113

ilk temaslar yannda tercme hareketi ile Mslmanlar grek felsefesini daha yakndan
tanma frsat buldular. Grek felsefesiyle ilgili eserler iki yolden birisi ile Arapaya
kazandrlmtr. nce Yunancadan Sryaniceye evrilen eserler daha sonra
Sryaniceden Arapaya aktarld. Ayrca bazen de eseler dorudan Yunancadan
Arapaya evriliyordu. Bu tercmeler sayesinde daha geni bir evrede slam
ncesinden intikal eden din kitaplar dnda da kitaplarn ve ilimlerin varlnn farkna
varld. Oklides, Galen (Calinus), Ptolemi (Batlamyus) gibi yazarlardan, matematik,
astronomi ve tp gibi tabiat ilimlerine dair eserler; Platon, Aristotles, Plotinus gibi
filozoflarnda mantk, fizik, metafizik, siyaset ve ahlak gibi ilimlerle ilgili eserleri
Arapada okunabilir hale geldi. Tabiat ilimler yannda en byk ilgiyi mantk
grmtr ve en ok mantkla ilgili eserler, erhler yazlm ve yaylmtr. (en-Near,
1999, 1, 151).
Dou irfan okullarndan da burada sz edilebilir. Ancak bunu yukardaki anlamda bir
okul saymak yanltr. nk eski msr geleneinde bilindii gibi bu okul
mensuplarnn kendi zel meclisleri dnda genel halka gr aklamalar kabul
edilemez. Grekesiyle Gnostikler olarak bilinen kiilerin bilgi anlay ilim deil,
marifete yakndr. rfan ekole gre hakikat, zellikle de metafizik bilgiye aklla deil,
bir nevi keif yoluyla ulalabilir. Bilgi dardan gelen idraklerle deil, hakikatin kiinin
nefsinde iine domas ile elde edilir. Marifet yani Gnos, ebedi bir kurtulu, srekli
yenilenen bir vahiy ve yce varlktan srekli gelen bir feyizdir (en-Near, 1999, 1,
255). Mslmanlar, fethettii topraklar da, Msrda, Irak'ta ve randa gnostik
dnceyi benimsemi ve bu ekole mensup olan kiilerle karlatlar.
slam dnyasnda ok sayda gnostik yaamaktayd. Eski kltrlerle tanan dnceler
ve bilgilerle yakndan ilgilenen Mslmanlar arasndan Gnostiklerleri tanyan, onlarla
tartan, hatta atan kiiler de olmutur. Bazlar da elbette irfan ekoln etkisinde
kalmtr. mamye ve ii gruplarn pek ou (Batiniyye, smailiyye'nin arlar ve
Karamita) bu anlayn etkisinde kalmtr. Gnostikler ile ilk kelamclar arasnda sert
tartmalarn yaand anlalmaktadr. Kaynaklar, Abbasi halifesi Mehdinin
gnostiklere cevap vermek iin limlerin kitap yazmalarn emretti. (en-Near, 1999,
1,287).
slamda felsefi dncesi ve dini bilimler uzun bir sre zarfnda birok dini, kltrel,
fikri etkenin etkileimi iinde gelimi ve yaylmtr. hvan- Safa, Shreverdi gibi
felsefecilerin, Hallac, Shreverdi, Hemedani, bn Seb'in, steri, bn-Arab gibi
mutasavvf bilginlerin eserlerinde gnostik etkilere rastlanabilir. Bunlarn slam
dncesine katklarn olumlu ya da olumsuz olarak nitelemek mi doru yoksa ilm
aratrma ve tartmalarnn snrn genilettii iin zenginletirdii ve Mslmanlarn
zgven kazanmalarna katkda bulunduklarna iaret etmek daha doru grnyor. Bu
ok ynl etkiler arasnda, hakikati ve doru ve faydal bilgiyi hedefleyen Mslman
zihin, kulland yntemler sayesinde dini ve akl ilimlerde bu hedeflere yaklatna
olan gvenini de korumutur. slam bilimlerinin oluumu ve geliimi ve snflara
ayrlmasnda bavurulan yntemlerin rol de inkr edilemez.

114 |

slam Bilimlerinde Yntem

slam Bilimlerinin Tasnifi


slam bilginleri, insanln tarih boyunca tevars ettii bilgi birikimini de, doru ve
faydal bilgi lt ile deerlendirmek suretiyle beeri bilimlerin teekklne katkda
bulunmulardr. Bu erevede Kur' an- Kerimin nzul ile balayan yeni dnemde
ortaya kan ilimlerin yannda evvelki toplumlardan intikal eden bilgileri
deerlendirmek suretiyle kendi ilmi ve kltrel bnyesine dhil ettikleri bilimleri
birbirinden ayrmak iin de nakl ve akl sfatlarn kullanmlardr. Birincilere nakli,
dini ya da eri ilimler denilirken, beeri birikime dayal olarak teekkl eden bilgilere
ise, akli, hikemi ya da felsefi ilimler ad verilmitir. Kaynaklar baka dillerden tercme
edilerek ortaya konan bu ilimlere bazen kkenlerine atfla yabanc veya ortaya
ktklar zamana atfla da kadim ya da eski ilimler denilmitir.
slam bilginleri bu ve benzeri sebeplerle insanlk tarihinde ortaya kan ve kendi
zamanlarnda miras olduklar bilgi birikiminin btnne vakf olmay hedefleyen bir
bak asyla ilimleri tasnif etmilerdir. Daha nce bu yolda gsterilen abalar da
dikkate almakla birlikte daha kapsaml ve kapsayc bir genel bilim tarihi ve bilim
felsefesi terkibine teebbs edildii dikkati eker. Mslman bilginlerin ilmin deil de
ilimlerin snflandrmasna tahsis ettikleri eserler incelendiinde ilimlerin konu, yntem,
ama ve deer itibariyle oul ve farkllna ramen, salt bilgi olmak ve hakikatle
ilikileri bakmndan ortak bir payda altnda toplanabileceine dair kanaatin paylald
grlr. Her bir bilgin, kendi dnemindeki toplumsal, siyasi artlara ve ihtiyalara ve
ilmi anlaya gre seilen llerle ilimleri tasnif etmeye almtr. slam dnce
tarihinde nemli bir gelenek de oluturan bu tasnifleri iinde barndran saysz eserin
ortak ynlerinden birisi, ilimlerin birbiriyle btnlkl bir iliki iinde olmas
gerektiine olan inanca tanklk ederler. limlerin douu ve gelime evrelerini de
yanstan bu tasnifler bilginin elde edilme yoluna gre ikili, bilimlerin konularnn
deerine gre de l bir snflandrmaya dayanr. Temel dini ilimlerin teekkl
dneminde yazlan kitaplarn muhtevalarna gre snflandrlmasnn izlerini tayan
ilim tasniflerini bu erevede grmek daha isabetli olur.
limlerin tasnifinin bir ihtiyatan ortaya kt sylenebilir. Hicri III. Asrn sonuna
kadar yazlan kitaplarn ou hadis, fkh ve kelam konularn ihtiva etmekteydi. Ancak
ilim kavram hadis kaynaklarnda daha merkezi bir yer igal etmekte idi. Bu da
balangta ilimin kapsamna Kuran ve hadisler ve fkhi uygulamalara dair bilgiler
dhil grlmektedir. Fakat daha sonra ilim kavramn sadece hadise hasrederek
kullanan ehl-i hadis (Hadis taraftarlarna) rastlanr. Fkh, kelam ve tefsir gibi dier dini
ilimlerin mstakil bir ilim dal saylmas sonraki devirlerde gereklemitir. Abbasilerin
kurduu Beytl-Hikme ile kurumlaan eviri hareketi ile berber felsefe ve tabiat
ilimlerine dair kadim bilgilerin Arapaya kazandlrlmas ile ilim kavramnn kullanm
sadece slami bilimlere snrlamak mmkn deildi.
Kadim felsefe geleneinden Aristotelesin eserlerindeki ilimler tasnifi ile tanan
Mslman felsefecilerin, bunlarla yetinmeyerek yeni duruma uygun bir bilimler
snflandrmas yapma ihtiyac duyduu anlalmaktadr. nceleri yalnzca slama zg

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 115

dzenli bilgiler anlamndaki ulm ya da ilimler kavramna tabiat, matematik,


metafizik gibi felsef ilimler de dhil edildi. Bilimlerin konularnn ve yntemlerinin
farkl oluuna ramen genel olarak ilimlerden sz etmek zaten ayr bir bilim felsefesi
sorunudur. Farkl bilimleri ilimler olarak tek bir balk altnda toplamay mmkn
klan ortak nitelik nerede aranmaldr? Bunu imkn tanyan, onlarn yntem birlii
midir, yoksa bilimlerin yneldii hakikatin birliimidir? Bu temel sorulara cevap arayan
felsefeciler, zm bilimleri gayesine gre ve elde edilme yntemlerine tanmlamakta
bulmulardr. Bu yeni bilim felsefesine gre, ilimlerin bazlarnn gayesi hakikatin
bilgisi, dierlerinin gayesi ise hakikate uygun eylemde bulunma ve yaama beceri ve
istidadn kazanma bilgisidir.
slam filozoflar, btn ilimleri kapsayan bir bilimler ansiklopedisi evsafnda kitaplar
yazmaya gayret ettiler. Ancak bu kadar eitli ve farkl ilimlerin nasl bir bilim felsefesi
anlay ile bir araya getirilmesi gerektii gibi bir sorunla karlald. Bu sebeple elKindi, Cabir b. Hayyn, Ebu Bekir er-Razi, hvan- Safa ve Farabi gibi filozoflarn her
birinin farkl yaklamlarla ilimleri tasnif ettiklerini grrz. Felsefeciler tarafndan
yazlan bilimler snflandrmasna dair eserler ortaya kncaya kadar farkl bilgi
trlerini ve alanlarn ieren ve bilimlerin tasnifine yer veren mstakil kitaplarn
olmadna dikkati ekmek gerekir. Ancak bu felsefi denemelerden sonradr ki,
Mslmanlar arasnda IV/X asrdan itibaren kapsaml ve evrensel bir bilimler tarihi
yazcl da geliir. zellikle bn Nedimin Fihristi ve bn Clcln Tabakatul
Etbba vel- Hukemas gibi tabiat ilimleri, matematik, mantk, tp, astronomi gibi
insanlk tarihinde ortaya kan felsefi ilimleri kapsayan bilim tarihi ierikli eserle
birlikte akl ilimlerin de menei sorunu ve btn ilimlerin birbiriyle ilikileri
tartlmaya balar.
Felsefenin slam dnyasna girmesiyle birlikte, birok bilginin abalan sonucu, yazlan
eserlerde genel olarak bilimlerin tasnif edildii ve bu tasniflerde slam ve din
bilimlerine de bamsz ilim dallar olarak yer verilmeye balandna ahit olmaktayz.
Bu konularda eser veren baz nemli yazarlar ve mehur kitaplar eserleri unlardr:
Cabir b. Hayyan (. yaklak 8.yy sonu/9.yy balar) Risale fi'l-hudud; Kindi (870),
Kitab fi mahiyeti'l-ilm ve aksamihi, Kitbu aksmi't-ilmi'l-ns; Farabi (950), hsu'lUlm; Amiri (992), el-'lm bi menkb'l-slm; el-Harezm (997), Meftihu'l-ulm;
bn Ferigun, Cevmiu'l-ulm; bn Sina (1037), Aksmu'l-Ulmi'l-Akliyye; bn Nedim
(1046), el-Fihrist; Ebu Hayyn et-Tevhd, Risle fi'l-ulm; hvnu Saf, Resil
(X.Yzyl); bn Hazm (1064), Mertibu'l-ulm; el-Beyzvi, Risle fi mevzati'l-ulm
ve tarfiha; bn Hind, Tezkire bi cumali'l-felsefe; Gazzali (1111), hya; el-Abyri,
Tabakatu'l-Ulm; bn Haldun (1406), Mukaddime; Takprzade (1560), Miftahu's-saade; Hac Halife (1656), Kefu'z-Zunn; et-Tehanev (1745), Keafu istiIhti'lfnn; Kutbuddin irazi (1311), Durratt-Tc li Gurratid-Dbj fi'l-Hikme; Molla
Ltfi, Risle f ulmi-er'iyye ve'l-arabiyye; Nev, Netayic'l-fnn; Saaklzade,
Tertib 'l-ulm.
Bilimler tasnifiyle ilgili eserler incelendiinde bilimler genelde, znesi, amac, kayna,

116 |

slam Bilimlerinde Yntem

kkenleri, dili, bilgi alanlar, kulland yntemler, ilevleri veya zelliklerine gre ikili
bir tasnifle, nadiren de l, drtl veya yedili tasnifle ele alnmaktadr. Bilimlerin
tasnifi bazen konu, gaye ve ynteme gre aralarndaki alakay gstermek, bazen de bilgi
elde etme veya renmenin mantki sralamas tercih edilmitir (Vural, 2004, 185). slam bilginleri, ilimleri, bamsz birer bilim dal olarak konularna gre, din ilimler
veya nakl; tabiat ve insan ilimleri de akl ilimler eklinde snflandrmlardr.
limlerin konularnn deeri asndan ise, din ilimler l (yce) ilimler; dierleri de
yardmc veya arasal ilimler olarak alet ilimleri eklinde tasnif edilir. renme sras
asndan ise bilimler, duyular ve aklla kazanlan mantk, matematik, tabiat ilimleri ve
metafizik gibi felsefi ilimler nazari ilimler; ahlak, siyaset ve din ilimler gibi yaparak
ve uygulayarak renilen bilgiler de amel ilimler eklinde snflandrlmtr. Din
ilimler-Akl limler; Dnyevi limler-Dini limler; Akli limler-er limler; er'i
limler- er' olmayan ilimler; Arab ilimler-Acem limler; Dini ilimler-Felsef limler;
lah limler-nsan ilimler eklinde yaplan bu ikili tasniflere, bazen konu farklln,
bazen yntem farklln, bazen de bilginin deerini vurgulamak amacyla
bavurulduu grlr.
1. Farabinin Bilimler Tasnifi
Bilginin bizatihi kendisini deer olarak sayan Farabi (950), slam bilim tarihinde
kapsaml bir ilimler tasnifi yapan ilk Mslman filozof ve bilgindir. Onun tasnifinde,
bilgi, bilgi olmak bakmndan deer ayrmna gidilemez. Ancak renme sras ve
ieriin soyutluu ya da somutluuna gre ve nihayet bilginin nesnesi ve znesi
zerindeki etkiye gre ayrlabilir. Mesela o, konusu d dnya olan tabiat ilminde
bilmekle nesnenin varlnn deimeyeceini vurgular. Buna gnmzde nesnel ilimler
diyoruz. znenin kendisini etkileyen ve onda belirli bir deiime yol aan bilgilere
ameli (pratik) adn verir. Farabi ayrca ilmi faaliyetin farkl cephesini de ayrr.
Bilgi kazanma, dzenli bilgi elde etmeye ilim derken, onu retebilmeye snaat adn
verir; son olarak da bilginin o alandaki bir doal nesneye uygulanmasnda ise hiyel
teknik adn verir. Ayrca her bilimin bir nazari yn, bir de ameli yn vardr. imdi bu
ayrm Fkh ve kelam gibi din ilimlere uygularsak, onlarn nazari ksmlar
yntemleridir, ameli ksm bu bilgileri retmek usulleri ya da hayata geirme
pratiidir. Mesela Fkh iin bu nazari ksma tekabl eden r (rey, inan)lar ve fiiller
vardr, demektedir. Dolaysyla, dini bilgilerin nazari ksm verilmi kabul ettii iin bu
ilimler ancak amel ya da toplum bilimleri ile birlikte snflandrlabilir. slam
Bilimlerinden Fkh ve Kelam dndaki bilimleri, bamsz birer bilim disiplini olarak
grmemitir Farabi. Yukardaki sebeplerle bunlar izah etmek mmkndr. Hatta
Kelam bile ilim deil, din inanlar muarzlarna kar savunma sanat eklinde tarif
eder.
Farabi, ilimlerin tasnifi dil ilimleri ile balar. nk her trl bilim dile dayanr ve her
trl dnce dille ifade edilir. Dil, nce dncenin; sonra da, bu dncenin yneldii
varlklarn bilgisinin temel aracdr. kinci disiplin mantktr. Mantk da bir ilim deil
snattr. nk onun ilkeleri zaten orada insan varlnda ftr olarak mevcuttur. Mantk

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 117

evrensel dildir; yani, dncenin dilidir. O akl, dnceyi glendiren, dzelten,


yanla dmekten alkoyan yasalarn bilgisidir. Hangi bilimle urarsak uraalm,
bundan nce dncenin genel yasalarn bilmek zorundayz. Dilbilim ve mantn,
dier bilimlere ncelii zsel bir nceliktir.
Farabi, nc olarak matematii, drdnc olarak tabiat ve metafizik ilimlerini bir
grup altnda sayar. Bunlar ayn zamanda nazari ilimlerin, yani duyu veya akl ile elde
edilebilecek bilgileri kapsamaktayd. Ameli ilimler sadece tek bir balk altnda
toplanabilir ve medeni ilimler olarak beinci grup ilimleri oluturur: Bunlar, ahlak ilmi,
ev idaresi ilmi ve siyaset ilmidir. Farabi, fkh ve kelm gibi ilimleri de pratik ilimlerin
arasnda sayar yannda sayar. Ona gre bu iki bilim, konular problemleri ve amalar
itibariyle en ok pratik bilimlere benzerler. Farabinin bu iki bilimi siyaset bilimi ile
birlikte ele almas onun ana tezi ile balantldr. O, felsefe ile din arasnda bir uzlama
ve birliktelik salamaya alan bir filozoftur. O, felsefe ile dini ayn alan konu alan,
ayn hedefe ynelen iki etkinlik olarak grr. kisi arasnda sadece hitap tarz ve
kullanlan dil bakmndan yntem fark vardr. Dinin dili daha hitab, ikna ve
deimeceli ve inai bir dildir; felsefe ise tamamen olgusal (burhan) ve tasviridir. Fakat
ama bakmndan fkh ve kelmn ahlak ve siyasetten farkl deildir; yntem
bakmndan olmasalar bile alan itibariyle insann amel kemali hedefinde amalar
ortaktr.
te yandan, hadis, tefsir gibi bilimlere Farabinin snflamasnda rastlanmayn nasl
aklayabiliriz. Farabi bu ilimleri, felsefenin evrensellii asndan bakldnda, ne
nazari ilimlere -bilgiye kendi yntemleriyle ulalan- ilimlere dhildirler; nk belirli
bir vahiy bilgisinin kendisi bir yntem takip ederek kaynandan tekrar tekrar alnacak
eyler deildir.
Bu ilimler ne de fkh ve kelm gibi ahlak ve siyasetle konu ve ama
birlii bulunan pratik ilimler deildir. Ancak dilsel malzemeyle ilgili usul ilimler
saylabilir. O durumda da Farabi, dil ve mantk dnda baka yntemleri kabul etme
eiliminde deildir denilebilir. Farabi, lgat, sarf, nahiv gibi dil ilimlerine evrensel bir
bak asndan bakt iin bu ilimlerin tamam dilsel yntemlerle ilikilidir. Daha
sonraki tasniflerde, mesela Gazali ve bn Haldun, Kur'nn ve hadislerin dili olarak
Arapann gramerinin zgnl asndan baktklar iin dil ilimlerini nakl ilimler
tamamlayc ya da yardmc alet ilimler olarak snflandrlrlar.
Farabiyeye gre zaten tefsir ve hadisin konusu olan Kuran ve snnet din bilgilerin
muhtevasn oluturur, amac din inan ve ibadetleri ve muamelat anlamak olan Fkh
ilmini yegne ilim saymakta ve kelam da fkhn savunulmas anlamnda bir uygulama
bilimidir. Farabinin ilimler snflandrmas tabiat ilimlerinden sosyal ve dini ilimlerine
doru uzanan bir retim anlayn da gzetmektedir. Ancak unutulmamal ki, en
sonuncu nazari ilim olan metafizik varlk dzeninde felsef anlamda bir Tanr bilgisine
ulatrr; din ilimler bu yzden nazari ilimlerden sonra pratik ilimler arasnda zikredilir.
Farabi, bu sraya gre ilim tahsil edilirse bunun dine ters dmeyeceine inand
anlalyor.

slam Bilimlerinde Yntem

118 |
Farabinin limler Tasnifi
1- Dil lmi
2- Mantk
3- Tabiat lmi ve lahiyat ile Blmleri
4- Matematik (renme) lmi
a- Say ilmi -Aritmetik)
b- Hendese-Geometri
c- Menazir optik ilmi
d-Yldzlar- Astronomi
e-Musiki
f-Agrlklar- Mekanik ilmi
g-Hiyel Teknoloji
5-

Medeni limler

a- Ahlak,
b- Ev daresi,
c- Siyaset
d- Fkh
e- Kelam

2) Gazalinin Bilimler Tasnifi


Etkisi bakmndan en nemli tasniflerden birini de Gazali yapmtr. Farabi gibi
mstakil bir kitapla deilse de bata hya olmak zere eitli eserlerinde bu ilimlerin
rentim yntemlerini, bilimlerin deerini ve tasnifini ilgilendirecek fikirler ortaya
koymutur. Bazen felsefecilerin etkisiyle din ilimleri de nazar ve amel olarak
ayrmtr. Munkzda ilimlerin dini, ameli, dnyevi ve ahlaki deeri asndan
snflandrmaktadr. Daha ok tabiat ilimleriyle ilgili bu yarglar Gazali, felsefeye kar
daha sert ve kelam ilmine kar da snrlayc eletirilere gtrd. Ancak belki de onun
din ilimleri de ayrntlar ile ele ald en kapsayc ve en son tasnifini hyada buluruz.
Bilginin deerinden deil konularn deerinden hareketle Gazali ilimleri er' ve er'
olmayan bilimler eklinde ikiye ayrr.
Gazali'ye gre, er'i limler, akla ve tecrbeye dayanan matematik veya tp gibi veya
duyarak, itierek renilen dil ilimleri gibi bilinemez; ancak Peygamber' den renilen
ilimlerdir. er Olmayan limler ise, dier bilgi vastalar ile elde edilen ilimlerdir.
er ilimleri de kendi aralarnda Usul, Furu, Mukaddimat ve Mtemmimat ilimler

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 119

olarak drt bala ayrr. Usul limlerine Kitap, Snnet, cma ve Sahabenin ilimi
olarak drt temel ilim dhildir. Furu ilimlere ise dnyevi ileri dzenleyen Fkh ile
ahiret ilerini dzenleyen Ahlak ve Tasavvufu kapsar. Lgat ve Nahiv ise balang ya
da giri ilimleri olarak Mukaddimat ilimler arasndadr. Mtemmimat (tamamlayc)
ilimler olarak da Kuran ve Hadis ilimlerinden oluur.
Gazalinin Kelam er ilimler arasnda saymamas dikkat ekicidir. Kelam ilmini de
felsefe gibi akl ilimler arasnda grd iin gereinden fazlasn renmeye kar
olduunu burada da teyit eder. nk Gazaliye gre Kelam ilminde bavurulan
delillerden faydal olanlar zaten Kur' an ve Hadis'te mevcuttur. Sahih dini savunmak
iin gerektii kadar Kelam renmek sadece farz kifayedir. Felsefe matematik, tabiat
ilimleri, tp astronomi gibi bilimleri de kapsad iin Gazali'nin slam dnyasnda
Felsef ilimlere ilginin azalmasna ve kitlelerin uzak tutulmasn istedii kelam ilmi ile
birlikte akl bilgilerden uzaklalmasna etkide bulunduu iddia edilir. Tasavvuf'un
slam bilimleri ierisine dhil ederek er ilimler arasnda meruiyetini salamakla
birlikte sezgi gibi znel bilgi ve tecrbelere ilginin artmasna yol amtr.
Gazalinin bilgilerin kaynana gre ve dini deerine gre ilimleri snflandrmas
dnyevi ve akl ilimlerin ahlak, din ve uhrev hibir yn olmad gibi anlaya zemin
hazrlayabilir. Bilgiyi kendi bana deer sayan Farabinin aksine ilmin sonularna gre
deerlendirmesi ilim faaliyeti iin snrlayc grlebilir.
Bilginin hedefini deil de sonular asndan din ve dnyev olarak tertip edilmesi
durumunda hem bilimlere konu olan varl ontolojik deerine gre, hem de elde edi
yoluna gre felsefi ve akli ilimler bu tasnifin alt basamaklarnda yer alacaktr. Gazali'nin
dnyevi ile uhrevi, din ile akl arasnda grd bu ztlk ikisinin iki ilim alannn bir
arada bulunmasna imkn tanmaz
3) bn Haldunun limler Tasnifi
bn Haldun ilimleri balca iki gruba ayrr. Felsef ilimler ve nakl-vaz ilimler. Felsef
ilimler insana iin ftr olan dnce yetisi sayesinde renilmeleri, konularna,
sorunlarna, eitli burhanlarna ve retim yollarna insan idrakler aracl ile vkf
olunmas mmkn olan akl ilimlerdir. kinciler ise, bir eriat koyucunun getirmi
olduu haberlere dayanan, insann onlar vaz eden birisinden ald er-nakl
ilimlerdir. bn Haldun bu ikinci tr ilimlerde ele alnan sorunlarla ilgili olarak zel
halleri (fru) temel ilkelerine (usle) geri gtrp onlara balamak dnda akln
herhangi bir rol olmadn syler.
bn Haldun tasnifinde felsef-akl ilimlere ulm-u dahiliyye yani ithal ilimler ismini
vermekle, onlara kar olan tavrn da ortaya koyar. Felsef-akl ilimleri drt ana grup
altnda toplar. Bunlar mantk, matematik (al-talim), doa bilimleri ve metafizik veya
ilahiyattr. Bu drt ana gruptan her biri de kendi iinde baz alt dallar ierir. rnein
matematiin alt dallar aritmetik, geometri, mzik, astronomidir. Doa biliminin alt
dallar tp, ziraat vb.dir.
Nakl-vaz ilimlerin temel malzemesi Kur'nda ve Peygamberin snnetinde yer alan

120 |

slam Bilimlerinde Yntem

er haberlerdir. Bu malzemenin, farkl ilimlerin ortaya kmasn mmkn klc


nitelikte olmas sebebiyle ilimler yle snflandrlr: Kur'n tefsiri ilmi, Kur'n
okumalar ilmi (ilm el-kraa), hadis ilmi, usl- fkh ilmi, fkh ilmi ve kelm ilmi. bn
Haldun, Arap dilini konu alan lgat, nahiv, edebiyat gibi ilimleri de nakl ilimlere
yardmc ve alet ilimler olarak grr. bn Haldunun nakl-vaz ilimlerle akl-felsef
ilimler arasnda byle kkl bir ayrma gitmesi, Farabinin felsefe ile dini birletirmek,
onlar arasnda uzlama ve uyum salamak yolundaki abasnn kabul edilmediinin
iaretidir. Gazlnin felsefeye olan iddetli saldrlar, felsefe ile slamn, hkem ile
ulemnn yollarnn ayrldn gstermiti. bn Haldunun bu ilimler snflamas, nakler ilimlerle akl-felsef ilimleri birbirinden ayrc gelenein en iyi rneklerinden biri
olarak karmza kar. Ayrca bn Haldun, Farabinin pratik ilimlerde yapt eyin tam
tersine pratik ilimleri felsefenin yetki alanndan uzaklatracak, felsef ahlak ve felsef
siyasetin gerek anlamda bilimsel bir yan olmadn savunarak ahlak ve deerler
alann dine brakmay uygun grecektir.
bn Halduna gre, nerede medeniyet gelimise orada akl ilimlerin gelitii grlr. O,
akl ilimleri, medeniyetin gelimesinin sebebi olarak grr. Gazaliden farkl olarak bn
Haldun, akl ilimlerle urap da din konularda yanla denleri bu ilimlerle
zdeletrmez ve filozoflarn hatalarn akl ilimlere yklememek gerektiini syler.
bn Haldunun tespitine gre 14.yzylda akl ilimler slam dnyasnda zayflamaya
balamtr. Bunun eitli sebepleri arasnda din ilimlerin akl ilimlerle kartrlmas ya
da akl ilimlerin din ilimlerin alanna girmesine dikkat ektii sylenebilir.
Mesela bn Haldun; kelmn, kendi hviyetinden kp felsef bir ehre kazanmasndan
dolay nemini yitirdiine inanr. Ona gre kelmclar nce metafizikten konularla
megl oldular, sonra fizikle ilgilenmeye baladlar, onlar ilim faaliyetinin somuttan
soyuta doru ilerleme yntemini terk edip tersine evirdiler ve bundan zarar gren
felsef ilimler oldu. Bylece kelm, felsefenin konularn ele almaya balad. Felsef
ilimlerin sorunu ise, matematik ve tabiat ilimlerinden, metafizie geite ortaya
kmaktadr. Kelm ilmi de ayn soruna zm arayndan dolay felsef bir nitelik
kazanm ancak meseleye bir zm getirememitir. Deerler alann dine ve kelama
terk etmesi gereken felsefe tabiattan metafizie oradan amel alana geite aratrmada
ynteminde farkllk gzetmedi. Kelam iin de, ayn sorun, nakl olandan ya da kitab
olandan akl tabiat ilimlere geite ayn balang noktasn seilip seilmeyecei
eklinde ortaya kar. bn Haldun, zm bu iki ilim alann kendi mstakil yntemleri
iinde birlikte var olmalarnda bulmaktadr.
Etkileri bakmndan rnekler verdiimiz ilim tasniflerinin iaret ettii hususlar yle
zetlenebilir. Gnmzde temel slam bilimlerini oluturan nakl ya da din bir ilim
olan tefsir, esas olarak Kur' an ilimleri adyla anlan eitli bilgi birikimleri zerine ina
edilmi olduundan, bunlardan bazlar tefsir usulne dhil ilimlerdir. Tefsir eserleri
bile uygulanan yntem asndan rivayet ya da dirayet tefsirleri olarak ayrldna gre
sadece tefsir ilimi sadece nakl saylamaz, akl de saylmaldr. Hadis iin de rivayetlHadis ve dirayet'l-Hadis (ulum'l-Hadis) eklinde ikili bir ayrm yaplr. Tpk Kuran

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 121

ilimleri nasl tefsir usulnn ilim dallar olmas gibi, Ulm'l-Hadis de Hadis Usulnn
temel alt ilim dallarn oluturmaktadr. Fkh ilmi, er ve amel hkmlerin
ayrntlarn incelerken; fkh usul, hkmlerin asllarndan ve delillerden nasl
karlabileceini gsterir.
Fkh usulnn ise cedel ve hilaf ilmi, feraiz gibi alt
disiplinleri vardr. Btn din ilimlerin yntemi olarak grlmek istendii dnemdeki
nvan ile Usul' d-Dinin yani Kelamn eitli alt ksmlar ve blmleri olmakla
birlikte, ayr bir yntemi yoktur. Kelam dier er ya da din ilimlerin kulland dilsel
yntemler yannda akl yntemleri ve mantksal karmlara bavurur. slam
bilimlerinde bavurulan yntemlerin usul kavram erevesinde deerlendirilmesi
byk bir nem tar.
slam Bilimlerinde Yntemler
Belirli bir hedefe ya da sonuca ulamak iin bir tasarma veya plana gre izlenen yol ve
yordama yntem denilebilir. Byle belirli bir yntemle dzenli ekilde elde edilen ve
tekrar kazanlabilir bilgiye de bilim denir. Bilimsel yntem o halde, bilgi elde etme
srelerini aamalarn kendisine gre tasarladmz, ulalan sonucun doruluunu
snama llerini kendi iinde barndran herkese ak ve tekrarlanabilir yol ve
yordamlardan oluur. nsann bilgi elde etmekle farkl amalar gdebilir, fayda, tatmin,
vb.; fakat, bilimin yegane amac hakikatin kendisidir. slam ilimlerinin hedefi de
hakikat olarak tanmlanmtr.
slam Bilimlerini insan bir faaliyet olarak ortaya ktna gre, insan bilim sayesinde
hakikati kavramakla ayrca neyi hedeflemektedir? Bu ikincil hedefin bir tr insan fayda
olduundan kuku yoktur. Elbette hakikat salt faydaya da indirgenemez. Faydal ilmi
tevik eden ve insanlarda grlen bilgi ile eylem uyumsuzluunu yani, ahlak
tutarszl eletiren Kuran ve Hadislerde bilgi ile amel arasnda yakn bir iliki
kurulmas bu nedenle nemlidir.
Bilimsel abann neticesinde ulalan hakikat, bilginin sfat olarak kavranrsa doru
bilgiye; nesnenin sfat olarak kavranrsa estetik deere, zne ile nesnenin ilikisinin
sfat olarak kavranrsa ahlaki deere iaret eder. Bu nedenle doru bilginin iyi
davrana gtrmesi yanl bir beklenti deildir. slam bilimleri bata Kuran ve snneti
esas ald iin ahlak, estetik ve ontolojik deeri birbirinden ayrtrmadan srdrlen
bir epistemolojik faaliyeti iinde barndrr. Doru bilgi insana zarar vermez; ontolojik
olarak doru olan, yani hakikate uygun olandan faydadan baka bir sonu domaz. Bu
nedenle slam bilimlerinde gvenilir ve doru kaynaklara doru yntemlerle ulaarak
elde edilen bilginin insana dnyevi ve uhrevi fayda salayaca eklinde bir anlayn
derin izleri vardr.
slam ilimler hiyerarisinin en stnde yntem bilgisi Usulud-Din vardr. slam
ilimlerinde anlama ve yorumlama yntemleri usul kavram ile ifade edilir. slami
ilimlerde anlamay ve yorumlamay ynlendiren hedeflerin gereklemesinin bilginin
dorulanmasnn somut lleri nelerdir? Ksacas slam bilimlerinde, bilgiye ulamann
ve elde edilen bilginin dorulamasn yapmaya yarayan aralarn bilgisi manasnda
hangi yntembilime ya da metodolojiye bavurulmutur. Kavram olarak baktmzda,

122 |

slam Bilimlerinde Yntem

slam ilimlerin yntemi usul kavram ile ifade edildii iin tek bir metodun
kullanld gibi bir alg oluabilir. Bu doru deildir. slam ilimlerin hedefinin hakikat
olduuna iaret etmitik. Hakikat iki asl kaynakta verildii iin bu kaynaklardaki asla,
kk, yaln bilgiye ulatran yol ve yordama usul denilmesi doaldr. Ancak geni
manada alndnda, kyas ve icma gibi vahiy ve nebevi hikmetin dndaki bu iki
kaynan da ilavesiyle asllar drde karlmtr. O halde, usuln tekil bir kavram
olmas, doru din bilgiye bu drt kaynaktan ulalabilecei eklinde anlalmaldr.
Yoksa kyas gibi akl bir muhakeme ve karm srecine bal bilgi elde etme yntemi
ile, icma gibi gemite veya halihazrda bir toplumda veya fertler arasnda bir konu
zerinde gerekleen bir uzlamann varln veya yokluunu tespitte, dil aracl ile
aktarlan yazl veya szl tarihi rivayetlerin aktard bilgilerin dorulamas ayn
usullerle yaplamaz. Zaten din ilimlerin usul ve fer ilimler veya akl ya da nakl
ilimler eklinde snflandrlmas byle bir metodolojik ayrma da dayanmaktadr. Bu
adan bakldnda slam ilimlerinde kullanlan yntemleri be ana balk altnda
toplayabiliriz: Dilbilim, tarih, akl, sezgisel ve amel (pratik) yntemler.
1. Dilbilim Yntemleri
slam bilimlerinde bilgi kayna olan Kuran ve snneti her eyden nce dil ile ifade
edilmi metinlerdir. Bu metinlerle veya balangta szl rivayetlerle intikal eden
haberler ya da bildirimleri doru anlamak ameliyesi belirli yntemleri gerektirir. Metni
oluturan ifadelerin en kk olan birimi olan kelime ya da lafzlarn kaynaa aidiyeti
Kuran iin dorulanmtr. Kurann toplanmas cemi ile birlikte ona ait olduunda
tereddt olan hibir lafz olmadna gre, gerekli olan yntem onu anlamak iin
izlenecek yol ve yordamlardr. Dilsel yntem ise, her eyden nce metnin diline zg
kelime bilgisi ve cmle bilgisiyle alakal sarf ve nahiv ilimlerine bamldr. te Kuran
ile ilgili olarak ilk kullanlan ve en erken gelien yntem dilbilimsel yntemlerdir.
Dilbilimsel yntemleri anlamaya katklar bakmndan tefsir ve tevil olarak ikiye
ayrabiliriz. Tefsir, bir metni lafzlar ve lafzlar yneten gramer kurallarna bal olarak
amlamak ve dier dilsel unsurlar yardm ile anlam aa karmak ya da
belirlemektir. Kuran tefsirinde hadis erhinde bu yntem kullanlmtr. Tefsir
yntemini kullanmakta hedeflenen ey, ifadelerin ve lafzlarn metnin olutuu andaki
dilin kullanm kurallar iinde kalarak kelimeleri ilk defa yerine vaz edildii nesnelerle
ilikisini dikkate alarak ilk anlam tespit ve aklamaktr.
Her ne kadar herhangi bir ifadenin ilk dile getirildii andaki anlamn sadece dil tahlili
ile zmlemek mmkn olmayabilir; ifadenin sylendii ve yneltildii muhataplarn,
ifade eden znenin maksadnn, ifade ortamnda bulunanlarn farknda olduklar ancak,
yazl veya szl olarak kayda gememi durumlarn tespiti dilsel yntemin snrlarn
aabilir. Dil yntemlerinden olan ikincisi, olan tevil, lafzlarn dilin kurallar iinde
tespit edilemeyen anlam, ifadenin zne ile olan ilikisi zeriden aa karma
abasnn addr. Tevil sadece, metnin ortaya kt andaki anlamn dilin kurallar
iinde tespit etmenin mmkn olmad hallerde bavurulan bir yntem midir? Bunun
cevab hayr. Byle bir gln olmad durumlarda da tevili bavurulabilir. Tevil

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 123

yntemi bu bakmdan metni anlamaya alan znenin lafzlarla kurduu ilikiyi


tanmlayan bir yntemdir.
Metin, yaz ile sabitlenmi bir lafzlardan olutuuna gre, sabitlenen ey sadece lafzn
yerine vaz edildii somut nesne deil, anlamn geni balamdr. zne bu amac
lafzlar aracl ile dilbilimsel kullanmlara atfla tespit edemezse, tevil yoluna gider.
Yani tefsir sz eanlaml baka kelimelerle anlamay ve aklamay, yani lafzn neden
kullanldna matlana gre ve zahirine yani kelimenin kendisi iin vaz edildiine
gre aklamaktr; Tevil ise, szn niin kullanldna, gayesine gre ve batna gre,
dolayl iaretine gre aklamaktr. Merdiven kelimesini bu drtl snfa gre yle
aklayabiliriz. Zahiri yukar kma arac olarak yerine vaz edildii nesne ki basamak,
seki gibi e anlaml kelimelerle de karlanabilir; matla merdivenin varl yukarya
kmann sebebidir. Batn ise, yukar kmann ykselmeye, ycelmeye de delalet
etmesi, gayesi ise yksee kmay, ycelmeyi talep etmek olabilir. Tevil lafzn
sabitledii amacn ortaya kararak znenin kendisi iin delalet anlam aa karma
yntemidir. Nasl ki sz sylemek amal bir fiil ise, yaz ile sabitlenmi szlerden
oluan metinde bu amac kalc klan iaretler tayabilir. Her trl yaz, balangta
kuvve halinde bir tr amal konumay tespit eder. Ancak ama lafzlarn dnda
kalabilir. Yazl metnin ifadenin amacn okuma esnasnda znenin kendisinin yeniden
kefetme ihtiyacn tevil ile karlar. Anlam hakikatle zde sayan limler, tefsirin
anlam, tevilin ise mefhumu yani anlalan belirleyen yntemler olduunu vurgularlar.
Tevili dilbilimin yntemleri dnda sayan, onu akla dayal dirayet veya rey tefsiri
olarak mtalaa edenler olduu gibi, tevili tamamen znel sezgilere dayal batn yorum
olarak grenler de vardr. lgili yntemler altnda bu konuya tekrar temas edebilir.
Kuran ayetlerinin ve Hadis metinlerinin kelime ve cmle yaplarn dilbilimsel tahlilleri
yardm ile anlamak tefsir ve tevil ve erhler iin vazgeilmez yntem aralardr.
Dilbilimsel inceleme ile doru okuma kurallar arasnda (kraat) arasnda da sk balar
vardr. Dolaysyla okunu ya da kraat farkllklarn belirlemek de, aslnda dilbilimsel
yntemlerle alakaldr.
Ancak tefsir yntemi olarak dilbilime dayal olarak kelimelerin dil ve belagat asndan
tahlili, Kurann gerek hedeflerinin gz ard edilmesine ve ayrntlara boularak
Kurann gerek anlamn kavramaktan uzak kuru ve heyecansz bir slupla
aklanmasna yol at eklinde eletiriler de ne srlmtr. Lafzi tefsirin amacnn
da anlam aa karmak olduu dikkate alndnda, dilin kuralarn ihlal etmedii
srece dilbilimsel yntemin vazgeilemez olduu ortaya kar.
Burada tefsiri sadece dilsel bir yntem olarak snrlamak yanltr. Tefsir ilminde
kullanlan yntemlerden sadece tefsir ve tevilin dile dayal yntemler olduunu
belirtmek istiyoruz. Dilsel yntemler bunlarla snrl deildir. Kuran ilimlerinde ve
hadis erhinde bavurulan, vcuh, nezair, garib, mkil, mteabih, mcmel gibi
kelimeler slupla ilgili ilimler, kinaye, hakikat, mecaz, tebih gibi belagat ilmi, dilin
kurallarn tespit iin bavurulan nahiv gibi dilbilim almalar hepsi dilsel yntemlere
dahildir. Dil ve dile dayal ilimlerin anlama ve yorumlamada kullanlmas ile oluan

124 |

slam Bilimlerinde Yntem

yntemlere ksaca dilsel yntemler diyoruz. Dilsel yntemlerin snrlar anlam


oluturan erevenin tespitinde ortaya kar. fadelerin ve anlamlar dile getirildii
ortamn ve artlarn bilgisine ihtiya duyulabilir. Hatta bazen, lafzlarn ilk kullanld
anlamlar ile sonraki kullanmlar arasnda fark oluabilir. Btn bunlarn tespiti iin
zaman, mekan ve somut artlara dair gemiin bilgisine yani tarihsel yntemlere ihtiya
duyulabilir.
2.Tarih Yntemleri
slam ilimlerinde ve zellikle Kur'an ve hadis ilimlerinde ayetlerin indii andaki zaman
mekan ahslar ve artlarlarn incelenmesi her zaman nem arz etmitir. Bata bir ayet
veya surenin indii zaman belirleyerek surelerin Mekk ve Meden olarak tasnifi olmak
zere tarihle ilgili yntemler de slam bilimlerinde kullanlmtr. Dilbilimin snrlar
iinde kalarak, lafzlarn vazna, kullanmna, dil sanatlarna bavurarak anlama
ulamak mmkn olmadnda, ifade edili maksatlarn belirlemeye yarayan harici
artlarn bilgisine ihtiya doar. Dilbilimin imkanlaryla anlama ulalamad zaman,
tarihe bavurmak ihtiyac duyulabilir. Bazen metnin esas diline ait olmad dnlen
kelime ve isimleri tespit iin, bazen de lafzlarn bilinen kullanmlarndan farkl
anlamlar belirlemek veya dildeki kk anlamlara ulamak iin tarihin araclna
bavurmak kanlmaz olabilir. Yani tarihte yaad bilinen bir kiiye, dneme veya
yere atfta bulunan ve anlalmas g veya anlam deimi gibi grnen bir kelimenin
gemiteki izini srmek gerekebilir. Burada aranan ey kelimeye ve deien anlama
tarihten tank bulmaktr. Tarih istihad denilen bu yntemle bir kelimenin tarih
ierisindeki bir kabilede u ya da bu anlama geldiinin tespiti bize etimolojik bir veri
salar ve kelimenin bilinmeyen anlamna ulamakta araclk eder. Ancak bu gibi
hallerde benimsenebilecek salt indirgemeci bir tavrn olumsuz sonularna da dikkat
ekmek gerekir. Mesela bir metinde lafzn kastl olarak farkl anlamda kullanld
halde nceki bir kullanma dnerek yeni anlam gemiin kavramsal dnyas iinde
kaybedilebilir.
Bu yntemin uygulanmas iin temel baz belirlemelerin yaplmas icap eder. Kuran-
Kerimi tarihe ve tarihi olaylar da Kuran- Kerime ahitlik ettirmek iin yntemin
tutarl olarak kullanlmas gerekir. ou defa, Kurann bir tarih kitab olmad gzden
karlabilir. Kurann kendinden nceki zamana sk sk atfta bulunduu ve insanln
gemii hakknda nemli yarglarda bulunduu dorudur. Bu atflar doru
deerlendirmek iin, tarihle ilgili iki farkl anlam kategorisinin ortaya konulmas
gerekir: Tarihin her eyi belirledii eklindeki (tarihsicilik) anlay ile insana ait her
eyin tarih iinde olup bittii eklindeki (tarihsellik) anlay birbirinden ayrmalyz.
Birincisi tarihi insann fiillerinde bamsz bir faile izafe eder; ikincisi ise insan snrl
fakat tarihin oluumunda etkin bir fail olarak kabul etmektedir. Bu anlamda tarih
kavramnn drt farkl anlam vardr: Zaman ve mekan iinde meydana gelen her ey,
tarih yazcl ve tarih ilmi ve insann kendine zg durumu ile zaman ve tarih iinde
olduu halde etkin olan bir varlk olmas tarih kavramna dahildir.
slamda tarih insann sorumluluu erevesinde telakki edilir. Kuran kendini tarihsel

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 125

bir dizgeye yerletiriyor ve kendinden nceki gemi zamana tarih bildirmeksizin atfta
bulunur. Kurann tarihle kurduu ilgi, tarihin kayt dlmesi eklinde deil,
insanln gemiine atfla btn imdilere dnk bir teblide bulunmaktr. Kuranda
tarih bir bildirim (haber verme) konusu olarak deil, insann ahlak geliimini ina
sreci olarak ilahi tebliin mdahale ettii bir beeri bir dzlemdir. Bu yzden, Kuran
bir tarih kitab olmamakla birlikte anlamna ulamakta tarihin ufkuna da nfuz eden bir
ynteme ihtiya duyar. Kurann anlam tarih st bir derinlie iaret ederken,
slubunda insann tarihselliini yani sonluluunu hatrlatan bir ahlaki uyar ve eletiri
barndr.
Kurann kendisinden nceki tarihe atfta bulunurken ayn zamanda insan iin yeni bir
tarih oluturma hedefine de sahiptir. Tarihin yegne failinin insan olduu eklindeki
beer yanlgnn terk edilmesi gerekir. Ancak bunun yerine Tanry tarihin faili
addederek insan sorumluluktan ka yolu aramak da kabul edilemez. Dnyada ve
zaman iinde bulunan sonlu bir varlk olarak insann, lah tebliin iaret ettii
deerlerin gerekletirilmesini Allaha, insanlara ve btn varlklara kar sorumlu bir
fail stlenmesi hedefi Kurann ruhuna uygundur. Nitekim gemi zamanlardan beri
Hz. Muhammede gelinceye kadar Allah, tarihe bu deerlere riayet edilmesini emreden
ilahi tebliler vastasyla insanla hitab ederek tarihe insanlar araclyla mdahalede
bulunmutur. Kuran dier dinlerin kutsal kitaplardan bu nemli zellii sayesinde
ayrlr;
dier kitaplarn muhtevas, belirli bir toplumun tarihinin rivayeti ve
yorumlarndan oluurken; Kuran ise, inananlara, yklendikleri sorumluluun evk ve
bilinci yaanabilir bir gelecek dnyas ve tarih oluturmaya sevk eden bir kitaptr.
Kurann kendisi tarih oluturmu bir kitap olmakla beraber, ayrca bir de Kuran
anlama tarihi vardr. Bu bakmdan 23 yllk bir zamana yaylan vahiy sonucu oluan
Kuran, fert veya toplum olarak tarih bir dnemde yaayan insanlarn olaylar Kuran
ayetlerinin nda deerlendirip artlara mdahele ettiler. Kurann nasl anlald,
nasl uyguland ve hayata geirildii, ayetlerin nuzl sebepleri, hadislerin vurd
sebeplerini, Kurann ve hadislerin ilk muhataplar olan sahabelerin Kitap ve Snneti
nasl anladklarn belirlemek tarih yntemlerle elde edilecek nemli bilgilerdir.
Kurann toplanmas, kraati, ilk tefsircilerin tespiti, siyer, megazi kitaplar, hadis
ravilerine, sahabelere dair tabakatlar, rical kitaplar, hadis tenkidi ile ilgili ilimlerin
hepsi tarihte dorulanmas gereken bilgilerle megul olmay gerektirir. Kuran ve Hadis
ilimleri iin bu malzemenin bilgi deeri takdir edilmeden Mslmanlarn meydana
getirdikleri deiim ve dnmn tarihi de doru bir ekilde anlalmaz.
3. Akl Yntemler
Zaman ve mekan ve gerek kiilerle ilgili bilgilere ulalan tarih yntemleriyle,
ifadelerin dile getirildii amalar ve hkmlerin maksatlarn anlamak mmkn
olmayabilir. Tarih ve beeri durumlar tekil olgular veya kiileri kapsayabilir; insan
gayeleri anlamakta yardmc olan eler, kutsal bir kitaptaki ifadelerin gerisindeki ilah
hikmeti ve gayeyi belirlemekte yetersiz kalabilir. nsanlar sebep olduu tarihi olaylarda
tekrar ettii dnlen sreklilikler varsa da, tekil olgulardan yola karak btnn

126 |

slam Bilimlerinde Yntem

amac tarih yntemleri ile deil, akl ile kavranabilir. Kuran insann dikkatini sk sk
deienlerin arasndaki sreklilik arz eden deimeyenlere de ekmektedir. Tarihin
znesi insan olan zaman ve mekanda deienin iinden deimeyen kuralllklar aklla
kavrar. Ebu Hanifenin kiinin lehinde ve aleyhinde olan bilmesi eklinde
tanmlad fkh bilgisi tekil durumlar yarglarken bavurulacak kurallarn bilgisine
iaret eder. O halde akl, kll olan, deimeyen yarglara ulaan akl sebeplerin ya da
amalarn, baka bir tabirle, illetleri ve hikmetlerin bilgisini kazanabilecek bir beeri
yetenektir.
slam bilimlerinde, akl yntemlere, Tefsir ilminde dirayet tefsirinde; fkhta, rey ve
itihada gre hkm karmakta; kelamda Allahn varlnn ispatnda bavurulmutur.
Hadis ilminde, rivayetleri arasndaki ihtilaflarn giderilmesinde ve er hkmlerin
illetlerinin tespit edilerek hususi bir duruma kyas uygulanmasnn akl muhakemeye
dayandn biliyoruz. Tarihsel yntem ile akl yntem arasndaki fark yle bir misalle
aklamak mmkndr. Akl ile din hkmlerin ilkelerini ve gayelerini tespit ederek
yasalar belirlenir; tarihi yntemlerle ynetmelikler tespit edilebilir. Dilbilim yntemleri
ile slup bilgisi ile ynergeleri tespit edebiliriz.
Kur'an ayetleri, bir ksm hkmler ortaya koyan ina, bir ksmnn da bildirimde
bulunan ihbar ibarelerden oluan metinler olarak akl bir snflandramaya gre
incelenmitir. Hlkmlerin gerisindeki gerek anlam kavramak manasnda, lafzlar
illetine ya da aslna gtrmek anlamndaki tevil bu anlamda tefsirde kullanlan akl
yntemlerden biridir. Kuranda szlerin, olaylarn ve hatta rya yorumu anlamnda
bir kelime olarak kullanlan tevil, btn insann kavrayamayaca dncesiyle gerek
anlam hakknda niha yargy Allaha havale etmek olarak da tarif edilmitir.
Kuran bir btn olarak anlama ve yorumlama abas, ncelikle lafzlar ve ibareleri bu
btn oluturan illetlerin ve gayelerin akl bir muhakeme ile tespitini gerektirir.
Fkhda er delillerin gsterdii Makasdu-era mefhumu aklla kavranan bir
ilkedir. Lafzlarn zahiri delaletlerinden hareketle, baz filolojik deiimlere bal olarak
lafzlardan er hkmlerin illet ve gayelerini mmkn olmayabilir. Bu durumda
dirayet ya da rey bir tevil ile lafzlarn anlamn geniletmek mmkndr. barelerin
gerek anlamlarnn ancak ilk muhataplar tarafndan lafzn dile getirildii fiili ve
yaanan bir ortamda kavranabilecei gerekesiyle mam Maturid, tefsiri sahabenin
yaptn, te'vilin ise, alimlere ve fkhlara den bir grev olduunu belirtir. Lafzlarn
lgat anlamalarna ve tarihi rivayetlerle snrl bir anlama, metinlerin manasn
sabitleyecek bir ilev grr. Ebu Hanife, mam Maturid ve mam Malik dier fakih ve
alimlerin insan akl yorumuna ve itihadna daha fazla imkan tanyan istihsan, istislah,
mesalih-i mrsele (kamu yarar ) gibi hkm karma ya da istinbat yntemlerine
bavurmasnn mant burada aranmaldr. Zaten itihad, beer tecrbenin veya akln
din hkmlerle yaanan tarih ve toplumsal hayat arasnda iliki kurmaktr. Beer
amalar ile din hkmlerin gayeleri arasnda kurulacak bir ilikide, metin sabit kald
halde, ona ynelen zne olarak insann tecrbesini etkileyen tarih artlara gre anlay
ve yorum farklar da oluacaktr.

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 127

Akl din anlamada bir ara olarak dahi kabul etmeyen alimler de vardr. Dinin
kaynaklarn lafzlarn zahirine gre anlamay tercih eden Hadis taraftarlar, (Ehl-i
Hadis), tefsirde zahir yntemi savunanlar ve kelamda haeviye nasslarn
anlalmasnda yorumlanmasnda akla bavurulmasn doru bulmazlar. bn Rd, ise
zellikle Kuranda (Har: 2) geen ibret aln ifadesinin akl ve mantk yrtmenin
din bir tavsiye olduuna delalet ettiini savunur ve doru yorumun kurallarn tespit
etmek zere el-Kef adl bir eser yazar.
Kur'an'daki 'istinbat' kelimesini (Nisa: 83), Fahruddin Razi, fakihin ictihad ve anlay
ile kapal hkm ortaya karmas' eklinde tefsir eder. stinbatn bir itihad faaliyeti
olarak kyas, istihsan, istslah, istshab gibi akl karmlar kapsadn dnebiliriz.
Yine slam kelamnda tartlan aslah, hsn ve kubuh meseleleri, Allah'n fiillerinin
hikmeti veya sebebi aranabilir mi eklinde sorular akln dini anlamadaki rol ve ilevi
hakknda baz sonular dourmutur. er'i hkmlerde insan menfaatler ya da beeri
faydann gzetildii, bunlarn da Allahn rahmeti ve inayetinin bir tecellisi olarak
grld sonucu karlmtr.
Yinede bata kyas olmak zere akl yntemler, kitap snnet ve icma zerinde delillerin
anlalmasn yntemidir. Akl kendisi dorudan delil deildir. Bu sebeple Gazali
kyasa delil olarak deil, delillerin anlalmasna yarayan istinbat yntemleri arasnda
yer verir.
Hanefi fkh usulcleri ve baz kelamclar kyas delil kabul etmeyerek delili
glendiren bir 'emare' olarak grrler. Bu sebeple de kyas kesin deil zann bir
delildir. Kyasn kesin bilgiye ulatrdn savunanlar, daha ok kelamc ve
usulclerdir. Kuran ifadelerinin tamamn balayc nass sayan Zahiriler, Kuran
hkmlerinden tall (tmden gelim yoluyla) karmda bulunulmasn eletiriler. ia
ise yntem olarak deilse bile, ihtilafl sonular doabilecei gibi itimai gerekelerle
kyas kabul etmez. ia ayn zamanda otoriteye bal anlama ve yorumlamay
savunduu iin otoriteyi oaltacak ve eitlendirecek bir yntemi savunamazd.
zetle Kuran nasslarda varolan illetlerle ortaya kan yeni bir durumun illetinin
ayn olduuna hkmetmek kesin ya da burhan deil, ancak zanndir. Kelam
kaynaklarnda ise zan kesin bilgi vasfn tamaz. Bu sebeple, kyas vazgeilmez
hkm karma arac olarak gren afii gibi fakihler ncelikle zannn, bilhassa da galip
zannn meruluunu savunmak durumunda kalmlardr. (afi, 34-40). Gnlk dilde
san, kanaat dediimiz zan, ancak teyit edilirse geerli saylr. Aksi takdirde, znel bir
yorum ve anlay olarak kalacaktr. Yine de akl yntemlerin evrensellii ve genellii
eksikliini gidermeye yarayabilir. Oysa sezgi gibi daha znel bilgilere dayal yntemler
de din ilimlerde uygulama alan bulmutur.
4. Sezgi Yntemi
Akl ara olarak grenlerle ama olarak grenlerin ortak gr, arasal akl deerleri
kefedemez. Onlara gre her zaman klli akln arasal akla dnebilme tehlikesi
vardr ve bu tehlike canldr. Bu bakmdan bu dnebilme tehlikesinin de kontrol altna

128 |

slam Bilimlerinde Yntem

alnmas olduka zordur. Bilgi elde etme faaliyetine arasal aklla giren kii doal
olarak bedeni ihtiyalarn nceleyecek ve bu bakmdan akl buna izin vermekle bizi
aldatm olacaktr.
Yntem olarak sezgi akln yetersiz kald veya elikiye dt durumlarda bilgi
eltme arac olarak kabul edilir. Bu elikiyi amak ya da bu elikinin farkna varmak
adna bu ereve ortaya konabilmektedir.
Sezgi, ilham, nsezi gibi insann i dnyasnda oluan bilgileri esas alarak bir metnin
anlamak ve yorumlamak mmknmdr? slam Bilginlerinden bazlar duyu tecrbesini
ve akl aan kesin bir bilgi kayna olarak ilham, sezgi, kefin bilgiyi dorulama
yntemleri arasnda saymlardr. Sezgiyi gizli bir akl yrtme olarak grp bir zihin
sramas ile bilinmeyenden yeni bir bilgi karlmas olarak anlalmtr. Kelamclar ve
baz felsefeciler, sezgicilii eletirler. Kelamclar din hkmlerin akl ve duyular
dnda herkese ak olmayan
bir yntemle dorulanmasn kabul edildir
bulmamlardr.
Erken dnemde tasavvufta ilham Kur'an erevede anlamay derinleitiren bir kaynak
olarak deerlendiriken, daha sonralar ise, bamsz bir bilgi yolu olarak ilhama geni
bir yer verilmitir. Sufiler, hem znel bilgiye dayanp hem de grecelie dmemek
iin sezgi ve ilham gibi bilgileri genel geer bir yntem bilimi olarak edeb kaynaklarda
ilediler. Ancak kelamclar, fkhlar felsefeciler arasnda ya da ulemadan bir ok
kimse sezgi veya ilham, ispat edilebilir ve gvenilir bilgi kayna olarak deil, znel ve
grecelie yol aabilecek tartmal bir yntem olarak grdler
Akln ve tecrbenin snrl ya da gvenilmez olduu eklindeki felsefi eletiriler esas
olarak kukucular arasnda ortaya kmtr.
Bilginin imkann reddetmeden
gvenilirliini redden izafiyeti yaklama da dikkat ekmek gerekir. Buna gre bilginin
varlndan kuku duyamayz, ama herkes iin ayn ve deimez olan bir varlndan
emin olmayz eklindeki anlayda relativist bir bilgi kuramna ait grlerdir.
Dini anlamada ilham veya sezginin delil olarak kullanlamayacan, mam Maturidi de
ifade etmitir. nsan akl ve duyularn gibi bilgi yeteneklerinin varlklar btn
hakikatleri ile kavrmada kifayetsiz kalacan ne srerek, ilham bilgiye dayanlmas
gerektii savunulamaz. (Maturidi, 1970. 6). Baz sufiler bata olmak zere, bn Sina,
Abdlkadir el-Badadi, Gazali, Fahruddin Razi gibi alimler ilhamn geerli bir bilgi
kayna olduunu savunurlar. yi ile kty birbirinden ayrt etme akl yrtme
ileminden baka bir ey deildir. Dolaysyla, furkan akl ve duyu verilerinin tesinde,
onlar aan bir veri olarak grmek doru deildir. Abdlkahir el-Badadi, ilham, nazari
bilginin ortaya kmasna yardm eden bir unsur olarak grmektedir (Badadi, 1928,14).
Sezgi, eitli yntemlerle dorulanabilir olmamakla birlikte, vicdan, kalp, gnl gibi
deruni yarglar olarak fertlerin hayat pratiklerine yn veren bilgi kaynaklarndan biridir.
Fakat znel olmas sebebiyle, doruluu veya yanll kesin olarak kantlanamaz. D
dnyadaki olaylar tarfndan dorulanm grnen baz sezgilerden sz edilmesi, onun
kesin ve gvenilir olduu anlamna gelmez. Bilginin hedefinin zan ya da ihtimalle
yetinmek deil, kesinlie ulamak olduu dikkate alndnda ilhamn bilgi deeri

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 129

kalmamaktadr. Ahlak yarglarn evrenselli de aslnda herkeste bulunan derun yarg


vicdann bir tr sezgi saylmas gerekir. lham ve sezgi bir bilgi deil, bilgiye zemin
oluturan temel insani bir yetenek olarak grlmelidir. Btn insanlara iyilik ve
ktln bilgisini ilham ettiinini hatrlatan ayetin (ems 91:8 iaret ettii vicdann
kesinlemi bir yntemi yoktur henz.
5. Ameli (Pratik) Yntem
Sezgiyi snrl saydaki insanlarada var olan istisnai bir yetenek sayan batn akmlarn
aksine, tassavuf ekollerde sezgi veya dier kaynaklardan elde edilen bilginin doruluu
eylemde veya eylem ile ortaya kar. Varlklar ve pek ok insani durum, metinler akl-
selim ve sezgiyle kavranabilir; ancak kavranan anlam ifade etmek iin bavurulan bir
sz eylemi, insan iin snrldr. Sz ile sadece bildirmde bulunabiliriz, inada
bulunamayz. nsan zihni snrlarndan kurtulduka sezgi gc artabilir ve varl
kavrama dzeyi genileyebilir; ancak bu anlamn dile dklmesi iin konu ile ara
arasnda uyum olmas gerekir. Yani baz tecrbeler dile getirilirken tecrbenin
mahiyetine de zarar vermektedir. Var olan bu yetersizlik, insann yetersizlii veya
snrl olmasyla deil, dilim snrl ve yetersiz olmas ile aklanabilir.
nsann yetersizliine iaret ederek, bilginin ancak seilmi bir reticiden alnmas
gerektiini savunan Talimiye mezhebi bu yetersizlii gizli bir reticinin snrsz
yetenekleri sayesinde amak ister. Ameli yada pratik yntemler bir bilgi ya da ifadeyi
mevcut olan yaama pratii zerinden sorgulumaktr. salm dncesinde, bilgi ile
eylem, iman ile amel arasndaki ilikisi konusundaki tartmalar aslnda ameli
yntemlerle ilgili tartmalardr. Ameli yntem ksaca, insann kendi dndaki fizik ve
toplum dnyas ile ilikisi nesnelerin ameli deeri zerinden ftr olarak kurulmaktadr.
Kurann deyimi ile eer varlklar insann hizmetine ve kullanmna uygun (musahhar)
klnd iin eya ile mnasebeti sa duyu dzeyinde, eyann bizim iin zarar ve
faydasna gre belirlenir. Bilgi eya hakkndaki bu ilikiyi teyit etme abasndan baka
bir ey deildir.
nsan varl itibariyle Allahn fiili ile yaratlmtr, yle ise, insan eylemlerinin de bir
deeri vardr. slam ftrat bu anlamda btn insanlara iarete der. ayet ftrat
bozulmamsa akl- selim ile hareket ediyorlarsa hibir ekilde er zerine ittifak
etmezler. Rasyonel insanlarn bir arada bulunduu bir toplumda kamusal yarardan sz
edilir. Eylemlerin amall farkl bireylerin fiilerini bir btnlk ynnde ortak bir
iyililii ina edecek ekilde birleir. Kamu yarar, maslahat dediimiz insan faydann
evrenselliinde ilahi hikmetin sezilmesi mmkn mdr? Ameli anlama ve yorumlama
yntem olarak uygulanmas ve sreleri ok kesin olmasa da btn olarak hayat
pratiinin sistemletirilemeyen eylem dilini kendi iinden zmekle oluur.
Pratik kelimesi dilime geerken anlam kaymasna uramtr; aslnda tam da bilginin
eylemle dorulanmas anlamnda amel yntem olarak anlalabilir. Mesela dini
hkmlerin iman, ibadet ve muamelat ile ilgilerine gre snflandrlmas itibaridir.
nanlarn bireysel davranlarda ve toplumla mnasebetleri ynlendirici rol inkar
edilebilir mi? Nitekim btn bilgi, duyu ve sezgi yeteneklerinin birletii insann asl

130 |

slam Bilimlerinde Yntem

ifadesi amel bir dil olarak hal dilinde birleir. Din bu balamda inanlarn davranlar
ile dorulanabilen ya da yanllanabilen bilgilerden oluur. Nitekim gnlk hayatta
insanlar arasndaki beklentiler de bu ynde olumaktadr. Kiilerin eylemleri szlerden
daha gvenilir ve inandrc bulunur. Hibir din inanlarn eylemlerinden ibaret
saylmazsa da, inanlarn davranlar ile dinin yarglanmas bilginin ameli yntemle
dorulanmasnn ne kadar yaygn bir beklenti olduunu gsterir. Neticede, sz konusu
bilimsel yntemleri usul bilgileri eklinde tek bir btn olarak kavramamz salayan
eyin, varl ahlaki ve estetik deeri ile bir btn olarak kuatan bir ilim anlay
olduunu hatrlamak gerekir.

zet:
Bir ilim medeniyeti olarak gelien slamn ana kaynaklar Kuran ve Snnetin anlalmas,
retimi ve hayata geirilmesi abalar Mslmanlar yeni bilgiler retmeye, yeni bilim dallar
oluturmaya sevk etmitir.
Varl olaylar olduu hal zerine ve hakikati ile anlamak ve elde edilen sonular insann
yarar asndan deerlendirmek hedefiyle gelien ilim faaliyeti i ve d etkenlerle hz
kazanmtr. Bilgiyi kendi bana bir deer olarak tanyan slamn teviki ile srdrlen
dzenli ve yntemli aratrma ve renme faaliyetleri bamsz ilm disiplinlerin olumasna ve
slam bilimlerinin teekklne sebep oldu.
slam bilimlerinin douu ve gelimesinde, dahili ve d etkenlerin katklar bulunmaktadr.
Kuran ve Hz. Peygamber'in ilme teviklerinin yan sra, siyas, iktisad, fikri ve kltrel etkenler
slam bilimlerinin olumasn hazrlayan i etkenler arasndadr.
Baka kltrlerle ve eitim kurumlar aracl ile slam ncesi bilgi birikimi ile temaslar,
Yahudilik, Hristiyanlk ve Hint dinleri mensuplar ile yaplan din tartmalar ve kadim felsefe
kitaplarnn tercmeleri, dnce ekollerinin temsilcilerinin faaliyetleri harici etkenler olarak
akl bilimlerin ve felsefenin gelimesine katkda bulunmutur.
slam bilimleri alanlar, amalar ve bilgiye yaklam itibariyle zgn yaplar olan din bilimleri
olarak domutur. Mslmanlarn dorudan slam' anlamaya ve yorumlamaya ynelik btn
ilmi faaliyetlerini slam Bilimleri olarak tanmlayabiliriz. Temel bilgi kaynaklar din metinler
olan ve bunlarn sbut, delalet ve yorumlarn konu alan slam Bilimleri, onlar sayesinde
Mslmanlarn varolusal ve hayat sorunlarna zm aranmas dolaysyla, din veya er'i
bilimler olarak da anlmtr. slam'n inan, ibadet, ahlak ve davran ilkelerini inceleyen
Kelam, Fkh ve Fkh Usul, Tefsir ve Hadis gibi ilimler temel slam bilimlerini
oluturmaktadr. Hz. Peygamberin hayat, daha sonraki siyasi ve kurumsal ve toplumsal
gelimeleri ve olaylar inceleyen slam Tarihi; din dnce ekollerini inceleyen Mezhepler
Tarihi, slam alimlerinin hayatlar hakknda bilgileri aratran Rical Tarihi ve Arap Dili ve
Belagati gibi baz disiplinler de slam bilimleri iin yardmc ve tamamlayc dolayl din
bilimlerdir. slam bilimleri, Kuran ve Snnet kaynakl slamn kendine zg bilimler de
denilebilir.
Mslman bilginler, Kuran ile snnete dayal ilimlerle, hayatn kendi dinamikleri iinde baka
kltrlerden intikal eden veya ihtiyalar karlamak zere retilen ilimleri ayrmlardr.
Birincilere, nakl ilimler, din ilimler veya er'i ilimler denilirken, dierlerine akl ve felsef
ilimler veya hikem ilimler ad verilmitir. nceleri sadece slam dini hakknda bilgilere iaret

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 131

etmek iin kullnlan ulm, ilimler kavram btn bilim dallarn kapsayacak bir genilik
kazanr.
slamda felsefenin gelimesi ile slamda bir bilim felsefesi de ortaya kar. Kind, Farab,
Cabir bn Hayan gibi slam filozoflar yazdklar eserlerde ilk defa bilimleri tasnif ederek, din
ilimleri de mstakil bilimler olarak genel bilimler arasnda gstermilerdir. Daha sonraki
tasnifleri en ok etkileyen ve retim mfredatn ekillendiren ilimler snflandrmas arasnda
Farabi ve Gazaliinin eserlerinde yaplan ilimler tasnifidir. Bu iki farkl tasnifi birletiren bn
Haldunun ilimler tasnifine yaklam da nemlidir. slam bilimlerinden, Din ilimler, Nakl
bilimler, Arap bilimleri veya er'i bilimler olarak sz edilmektedir. Din ve felsef ilimlerin bir
btn olarak bilimler bal altnda toplanmas ayn zamanda slam dncesinde bilim
yntemleri zerinde bir aratrma faaliyetinin gelimesine yol amtr.
slamda bilimlerin konular yannda yntemlerine gre de tasnif edilmesi farkl bilimlerde
farkl yntemlerin geerli olduu anlayn gelitirmitir. Bata, dilbilime ve tarih yntemler
olmak zere, akl, sezgisel ve pratik dorulama yntemleri eitli slam ilimlerde bir arada
kullanlmtr. nsan hayatn ynlendiren temel deerlerden biri olan bir ilim anlay
etrafnda Mslmanlarn din, ahlak ve estetik tecrbelerini sistemli, dzenli ve yntemli bilim
disiplinleri altnda btnletirmelerine zemin hazrlamtr.

Sorular
1. Aadakilerden hangisi Fkh, Hadis, Tefsir ve Kelam gibi ilimlerin "slam Bilimleri" olarak
nitelendirilmesinin sebepleri arasnda yer almaz?
A)
B)
C)
D)
E)

Dini metinleri temel bilgi kaynaklar olarak kullanlmas


Nasslarn sbutu ve delaletinin belirlenmesi ve yorumlarnn yaplmas
Mslmanlarn sorunlarna zm araylarn temsil etmeleri
Mutlak ve doru bilgiyi temsil ediyor olmalar
Hibiri

2. Aadakilerden hangisi "Nakli Bilimlerin zelliklerinden biri deildir?


A)
B)
C)
D)
E)

Nakil yoluyla renilir, retilir ve nesilden nesile aktarlr.


Baka din ve kltrlerin de tesiri altndadr
Bilgi kayna olarak ayet veya hadislere dayanr
Bilgi kaynaklar haber olarak adlandrlr
Bu ilimlerle megul olanlar nakil- rivayet zincirine dahil olmulardr.

3-Aadakilerden hangisi Farab'nin bilimler tasnifini ynlendiren ilkelerden saylamaz?


A)
B)
C)
D)
E)

slam bilimlerini genel olarak bilimler arasnda gstermek


Bilimleri retim metodu ile sralamak
Tabiat ilimlerinden balayp sosyal ve dini ilimlere doru bir sralama gzetilir
Farkl kltrlere ait ilimleri btnletirmek
Bilimler elde edili metotlarna gre ayrlr.

4. Gazzal'nin, Akl ilimlerden Felsefe ve Kelam'n er'i ilimlerden olmad ynndeki


dncesinin en nemli sonucu ne olmutur?
A) Akl bilimlere olan ilginin artmasna katk salamtr.
B) slam bilimlerinin gerilemesine yol amtr.

132 |

slam Bilimlerinde Yntem

C) slamda tabiat bilimlerin yeniden canlanmasna yardmc olmutur.


D) slam bilimlerinin sonraki tasniflerine etki etmitir.
E) slam dncesinde felsefi ve kelami ilimlere olan ilginin azalmasna neden olmutur.
5. Aadakilerden hangisi slam bilimlerinin yap, muhteva ve yntem asndan bilim
gelimesine ve bilim dallarnn eitlenmesine katkda bulunan dhili etkenlerden
deildir?
A) Baka kltr ve dillerden yaplan tercmeler.
B) Kurann ilme ve ilim renmeye teviki.
C) Hz. Peygamber'in ilim retimi ve yaygnlamasn tevik eden uygulama ve szleri.
D) slam corafyasnn genilemesiyle birlikte ortaya kan iktisadi ve kltrel deiim.
E) slam toplumu arasnda ortaya kan siyasi ihtilaflar ve tartmalar.
6. Aadakilerden hangisi slam bilimlerinde bavurulan yntemlerden birisi deildir?
A) Deney ve gzlem
B) Dilbilim Yntemleri
C) Tarihi Yntemler
D) Akli Yntemleri
E) Sezgisel Yntem

Cevaplar:
1. D Cevabnz yanlsa slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi ksmn yeniden
okuyunuz.
2. B Cevabnz yanlsa slam Bilimlerinin Douu ksmn yeniden okuyunuz.
3. D Cevabnz yanlsa bilimlerin tasnifi ksmn yeniden okuyunuz.
4. E Cevabnz yanlsa bilgiye ulama yollar ksmn tekrar ve dikkatlice okuyunuz.
5. A Cevabnz yanlsa bilgiye ulama yollar ksmn yeniden okuyunuz.
6. A Cevabnz yanlsa slam bilimlerinde Yntem ksmn okuyunuz.

Kaynaklar
A. Adnan Advar, Osmanl Trklerinde lim, Remzi Yaynlar, stanbul,1982
A. Hallf, (1985), slm Hukuk Felsefesi, (ev.: Hseyin Atay), Ankara:
Fakltesi Yaynlan No: 169.

A..lhiyat

A. Miquel, (1991). slm ve Medeniyeti Doutan Gnmz,. (ev.: H. Fidan-O.Okur),


Ankara: Bileik Datm Kitabevi.
Ali Sami en- Near, slamda Felsefi Dncenin Douu II Cilt. ev. Osman Tun, nsan
Yaynlar, stanbul, 1999.
Baum, E. Von Brune. (1997). slam Medeniyetinin Kaynaklan, (ev.: lhan Kutluer), slam
Tarihi Kltr ve Medeniyeti adl kitap ierisinde. stanbul: Kitabevi Yaynlan.

slam Bilimlerinin Douu ve Geliimi

| 133

Cahz, (1926) Selse Resil, Kahire


Farabi, hsul- Ulm: limlerin Saym, ev, Ahmet Ate, MEB Yaynlar, stanbul, 1990;
Tahsilus- Saada, Mutluluun Kazanlmas, ev.Ahmet Arslan, Vadi
Yaynlar,Ankara, 1999
Fuat Sezgin, (1984). Muhdrtu Tarhi'l-Ulmi'l-Arabiyye ve'l-slmiyye, Frankfurt:
slamda Bilim ve Teknik, Cilt 1: Arap- slam Bilimleri Tarihine Giri, Trkiye
Bilimler Akademisi, Ankara 2007
G. Louis, (1997). " Din ve Kltr", (ev.: lhan Kutluer), slam Tarihi Kltr ve Medeniyeti
adl kitap ierisinde, stanbul: Kitabevi yaynlan, II. Bask, 4,113-156.
Gazzali, Dalaletten Hidayete, ev. Ahmet Subhi Furat, amil Yaynlar, stanbul,1978
Hodgson, M.G.S. (1993). slm'n Serveni, (ev.: Komisyon), stanbul: z Yaynclk.
Holt, P.M., Lampton, A.K.S., Lewis, B. (1997). slm Tarihi Kltr ve Medeniyeti, IV.Cilt,
(ev.: Komisyon), stanbul: Kitabevi.
I. Goldziher, (1993). Klasik Arap Literatr, (ev.: Azmi Yksel-Rahmi Er), Birinci Bask,
Ankara: maj Yaynlar.
. Kutluer, (2002). lim, TDV slm Ansiklopedisi, stanbul: Diyanet Vakf Yaynlar,
22,109-114.
bn Clcl, (el-Endlusi, Sleyman b. Hasan). Tabakatul- Etibba vel-Hukema, nr. Fuad
Sayed, Messesetl Risale, Beyrut, 1985.
bn Ebi Useybia, Uyunul-Enb fi Tabakatil-Etibba, thk. Nizr Rza, Beyrut trz.
bn el-Kfti, Tarihul-Hkema, Nr.Julius Lippert, Leipzig,1908.
bn Haldun, Mukaddime I, ev. Suleymen Uluda,Dergah Yaynlar, stanbul,2005
bn Nedim. Fihrist, Darul Marife, Beyrut, trz.
bn Rd, Felsefe, Din likileri, ev. Sleyman Uluda, Dergah Yaynlar, stanbul,1985;
Fasll- Makal Felsefe- Din likileri, ev. Bekir Karla, aret Yaynalr,stanbul,
1992
lhan Kutluer, Felsefe Tasavvuru, z Yayclk, stanbul, 2001
Kindi, Felsefi Risaleler, ev. Mahmut Kaya, z Yaynclk, stanbul, 1994
M. el-Cbir, ( 2000). Arap-slm Aklnn Oluumu, (ev.: brahim Akbaba), stanbul:
Kitabevi.
Mehmet Bayraktar, slamda Bilim ve Teknoloji Tarihi, Trkiye Diyanet Vakf Yaynlar,2
Bask, Ankara,1989
Ner, A.S. (1999). slm'da Felsefi Dncenin Douu-TII, (ev.: Osman Tun), Birinci
Bask, Ankara: nsan Yaynlar.
O Bakar, (1992). Classification of Knowledge in Islam, Kuala Rampur: Islamic Texts Society.
Osman Bakar, Gelenek ve Bilim slamda Bilim Tarihi ve Felsefesi zerine, ev. Ercment
Asl, Gelenek Yaynclk, stanbul, 2003
Osman Bilen, slam Bilim Felsefesi, zmir 2007.
mer Ferruh, Mahir Abdulkadir, Hasan Hallak, Tarihul-Ulum indel-Arab, Darul Nahdatil
Arabiyye, Beyrut, 1990
Pervez Hoodbhoy, slam and Science, London Zed Books,19991

134 |

slam Bilimlerinde Yntem

Salih, S. (1981). Hadis ilimleri ve Hadis Istlahlar, (ev: M. Yaar Kandemir, Ankara:
Diyanet leri Bakanl Yaynlar.
Seyyid Hseyin Nasr, slam ve lim: slam Medeniyetinde Akli limleri Tarihi ve Esaslar,
nsan Yaynlar, stanbul, 1989.
Seyyid erif Crcn, (1983), Kitabut-Ta'rifat, Beyrut.
emseddin Sami, Medeniyet-i slamiyye, ev. Remzi Demir, Gndoan Yaynlar,Ankara,
1996
Talat Koyiit, (1981). Hadis Tarihi, Ankara: lmi Yaynlar.
Takprzade, . (2003). "Mevzatu'l-Ulm'da limler Tasnifi", (ev.: Kemleddin Mehmed
Efendi, Yayna hazrlayan: Abdlmecit slamolu), islmiyt IV (2003), say: 4, s.
209-216.
Tehanevi, Kefu Istlahati'l-Funn, stanbul, Kahraman Yay. 1984
Y. Kumeyr, slam Felsefesinin Kaynaklar, ev. Fahrettin Olguner, Dergah Yaynlar,
stanbul, 1992
Yusuf El- Kardavi, HZ. Peygamber ve lim, ev. Dilaver Selvi, le Yaynlar, stanbul,1993

NTE 5
SLAM BLMLERNN TEMEL
KAYNAKLARI
VE
TEMEL SLAM BLMLER
Prof. Dr. mer DUMLU
Prof. Dr. Nevzat AIK
Prof. Dr. Osman KARADENZ
Prof. Dr. Mustafa YILDIRIM

Amalar:

Bu niteyi altktan sonra,


slam bilimlerinin ve zellikle Temel slam bilimlerini yakndan renecek,
Temel slam bilimlerinin her bir dalnn bilgi retme yntemlerini ve deerini
renecek,
Temel slam bilimlerinde Bilimsel bilginin verilerinin neler olabileceini renecek,
Kuran ve Snnetin Temel slam bilimlerine katksn tartabilecek.
Akli ilimlerle nakli ilimler arasndaki ilikiyi daha yakinen grecek

indekiler:

Temel slam bilimlerinin Kayna Olarak Kuran,


Temel slam bilimlerinin Kayna Olarak Snnet

Fkh
Kelam
Tefsir
Hadis

neriler:
Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir:

TDV slam ansiklopedisinden ilgili maddeleri mutlaka okuyunuz.


samdaki makaleler ksmna girerek konularla ilgili yazlm en az bir makale
okuyunuz
Konuyla ilgili verilen bilgileri arkadalarnzla tartmay unutmaynz.

nternetten yaplacak canl yaynla veya daha sonra banttan yaplacak yaynlar mutlaka
takip etmelisiniz.

Anahtar Kelimeler

Kuran
Snnet
Fkh
Kelam
Tefsir
Hadis

SLAM BLMLERNN TEMEL KAYNAKLARI VE AKL-NAKL


LMLER
GR
slam bilimlerinin temel kaynaklarna bakldnda Kuran ve Snnet akla gelir.
Zamanla bu iki temel kaynaa bal olarak tefsir, hadis, fkh ve kelam ilimleri ortaya
kmtr. Aslnda bu ilimlerin her birisinin ilk nveleri elbette Kuranla ya dorudan
veya dolayl olarak balantldr ve her birinin ilk uygulamalar Hz. Peygamber
dneminde olmutur. Zaman ierisinde bu temel slam bilimlerinin her biri mstakil
olarak varlklarn devam ettirmilerdir. Hemen her alann birinci derecede bilgi kayna
olan bu ilimler zaman ierisinde ok farkl anlaylara da sahne olmulardr.
Vahiy mahsul olan Kuran ilk ve temel kaynak olarak adeta her bilim dal mensuplar
tarafndan didik didik edilmi ve olduka detayl bir biimde okunmutur. Bu
okuyularda onun ilk uygulaycsnn yani Hz. Peygamberin uygulamalar daima gz
nnde bulundurulmutur. Hz. Peygamberin uygulamalarna snnet denilmektedir.
Burada Hz. Peygamberin sadece peygamberlik dnemi deil peygamberlikten nceki
yaam da daima irdelenmeye allmtr.
Hz. Peygamberin vefatndan sonra Kurann iniini bire bir mahade eden ve yaayan
sahabenin aklamalar, uygulamalar da temel slam bilimlerinde nemli kaynak
nitelii tamaktadr. Zira tefsir, hadis, fkh ve kelam ilimlerine bakldnda bunlarn
her biri mutlaka sahabenin gr ve davranlarn tespit edebildikleri lde
deerlendirmilerdir. Kimi zaman onlarn grleri aynen kabul grm kimi zaman da
onlar ierisinde tercihlerde bulunulmutur. Bu bile sahabenin deerini belirtme
asndan olduka yeterlidir.
slam dnyas zamanla bata tercme faaliyetleri olmak zere deiik kltrlerle
karlanca onlardan istifade etme yoluna elbette gitmitir. Ancak buralardan elde
edilen bilgiler bazen szgeten geirilmi ve bazen de geirilmemitir. Bu durum slam
Dininin farkl biimlerde yorumlanmasna neden olmu ve bu temel bilim dallarndan
zellikle kelam farkl bir biimde anlalmaya balanmtr.
Bu temel slam bilimlerinden her birinin kendine has deiik tarzlarda yazlm
kaynaklar vardr ve bunlar kltr miras olarak olduka bir yekn tutmaktadr.
Kuran- Kerim:
Kuran miladi 610 ylnda Mekkede, babasn doumundan nce, annesini babasnn
mezarn ziyaret etmek iin Mekkeden Medineye giderken kk yata kaybetmi,
nce dedesi Abdulmuttalib, daha sonra amcas Ebu Talibin yannda bym,
ocukluunda ve genliinde ticaretle megul olan amcas ile yolculuk yapm, 25
yanda iken kendisinden yaa byk ama toplumda saygn bir yere sahip olan zengin
Hatice ile evlenmi ve onun adna ticaretini yrtm, Mekkede yaad dnemde 40
yanda iken Hira maarasnda kendisini rperten ve etkileyen bir sesle oku diye
hitapla karlaan ve ben okuma bilmiyorum diye cevap vererek ilk aknln atan,
ilk vahyi aldktan sonra evine gelerek eine adeta snan Muhammede indirilen ilahi

138 |

slam Bilimlerinde Yntem

kelamdr. Bu kelam ilk indii tarihten itibaren nceleri Peygamber Muhammed, daha
sonralar da Mekke ve Medine bata olmak zere yine Kurann ifadesiyle
etrafndakileri de (ura 42/7) uyarmak iin indirilmi ve hemen her devirde etkisini
srdrmtr.
Kuran yeni dinin ilk kaynadr ve Hz. Muhammedin Cebrail vastasyla Allahtan
ald vahiylerden olumu ilahi mesajlardr. Bu retiler elbette ilk dnemde tek
kaynaktr. Daha sonralar buna Hz. Peygamberin uygulamalar olan Snnetle de onun
adeta ilk uygulaycs, ilk yorumcusunun grleri ikinci derecede slam Dininin kinci
kaynan oluturmaktadr. yle bir bakldnda ilk kaynak olan Kurann Mekkede
hkm srmekte olan yanllar hedef ald aktr. Toplumun hemen her kesimine
hitap etmekte, onlarla bir ynden ciddi bir biimde mcadelesini srdrrken dier
taraftan toplumu da adeta yeni batan oluturmaktadr. zellikle Mekkede toplumun
hemen her kesimini ahlak ve inan ynnden belli bir dzeye getirmek iin Hz.
Peygambere mesajlar gelirken, zaman zaman bu mesajlarda tehditkr ifadelerin
kullanldn da grmek mmkndr. Bu ifadeler Mekki surelerde kendisini
hissettirmektedir. Bu ifadeler ierisinde Kuranda en dikkat ekici olanlar mele ve
mtref ifadeleridir. Mele adeta peygambere ve peygamberlere kar kan idarecileri;
mtref ise refah iinde yaayan, ekonomiyi elinde tutan ve servetin elinden gidecei
endiesiyle peygamberlere kar duran kesimleri iermektedir. (Bkz., Mminun 23/33,
64; Enbiya 21/13; Hud 11/116; Zuhruf 43/23; Vaka 56/45; sra 17/16) Burada dikkat
eken husus mtref kelimesinin getii btn ayetlerin Mekke dnemine ait olmasdr.
Bu ayetlerde misal yolu ile Mekke toplumunun dikkatleri ekilmektedir. rnein
nk onlar bundan nce varlk iindeydiler (Vaka 56/45) ayeti bu durumu ak
bir biimde anlatmaktadr.
Kuran- Kerim Mekkede ahlaki hususlar anlatrken ncelikle ocuklarn alk
korkusuyla ldrenlerin dikkatlerini ekmektedir. nk Kuran- Kerimin temel
hedeflerinden birisi ahlaki bir toplum oluturmaktr. Bu ifadelerin getii iki ayette de
u hususa dikkat ekilir: alk korkusuyla evlatlarnz ldrmeyiniz (sra 17/31) ve
fakirlik korkusuyla ocuklarnz ldrmeyin (Enam 6/151). Dikkat edilirse ayn
anlam ieren bu iki ayette Mekke dnemine aittir. nk Kuran- Kerim Mekke
dneminde toplumun neli ahlaki zaaflarna dikkat ekmekte ve bunlarn yanl
olduunu aslnda insann deerinin yce olduunu vurgulamaktadr. Nitekim yine
Mekki surelerden Tin suresinde yle denilmektedir: Biz insan en gzel bir biimde
yarattk (Tin 95/4). Bu gzelliin hem fiziki anlam hem de ahlaki gzellii ierdiini
syleyebiliriz.
Kuran- Kerim slam Dininin ilk kayna olduunu sylemitik. Bundan dolay Kuran,
iniinden gnmze kadar hemen her devirde dikkatli bir biimde okunmu,
yorumlanm ve yorum yoluyla da anlalmaya allmtr. Bu yorumlama ii ilk
mfessir Hz. Peygamberle balam ve sahabe ile devam etmitir. Kurann
yorumlanmas noktasnda sahabeden bazlar ne kmtr. Ancak burada unun altn
izmek gerekmektedir: nciller yazarlarnn adlaryla yani Matta, Markos, Luka ve

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 139

Yuhanna adlaryla anlmaktadr. Bu yazarlarn her biri Hz. sa dneminde gelen ilahi
vahiylerin toplamn kendi toplumlar iin kendi ifadeleriyle kaleme almlardr. Kuran
byle deildir. Onun yazar Muhammed deildir. Muhammedle konuan Allahtr.
(Bkz., J.J.G. Jansen, Kuran'a Yaklamlar, s. 38). Byle olunca Kurann anlalmas
onun kelime, cmle, btnlk, indii dnemin artlar ve neyi hedefledii, topluma
verilen mesajlarla neyi kastettii ok titizlikle irdelenmeye allmtr. Dinin temel
kaynann iyi anlalmas ve yorumlanmas, bilgi kayna olarak kullanlmas elbette
beraberinde birok almay da getirmitir. Kurann iniinden itibaren muhataplar
hareketlenmi, Hz. Muhammedi ve getirdiklerini ortadan kaldrmak iin byk bir
abann ierisine girmiler ama baarl olmamlardr. Ardndan Mslmanlar ve slam
dnyas hareketlenmi, siyasi ve sosyal olaylarn yannda ilim dili de gelitirilmitir.
Bilgi kayna olarak Kurann gemi milletlerin durumlarndan haberler vermesi o
topluma yeni ufuklar am ve gen yata alimlerin ortaya kmasna neden de olmutur.
Kuran- Kerim inanla ilgili hususlar ele alrken ncelikle o toplumda var olan irk ve
puta tapmann yanl olduunu, putlarn uydurma tanrlar olduunu ak bir biime
ortaya koymaktadr.
Kurann en nemli ynlerinden birisi o topluma yakinen ahret inancn anlatmak ve
ahrete inanmalarn salamaktr.
Hz. Peygamberin vefatndan sonra elbette bata devlet bakan kimin olaca meselesi
olmak zere baz sorunlar ortaya kmtr. Ama en nemli sorunlardan birisi Kurann
ne olaca ve onun nasl anlalaca konusudur. nk ilk kaynan doru bir biimde
anlalmas gerekiyordu. Ama unutmamak gerekir ki sahabe Kuran sadece bir bilgi
kayna deil, onu bir yaam kitab olarak ele almtr. nk onlar Kuran- Kerimi
ilim, amel ve yaam biimi olarak okuyorlard.
Kuran Hz. Peygamber ve sahabeden sonra adeta alimler peygamberlerin mirassdr
anlayyla deiik biimlerde yorumlanmaya baland. nceleri kelimelerini hedef alan
meanil-Kuran, mecazul-Kuran tarznda iken daha sonra klasik bir biimde rivayet,
dirayet trnde yorum biimleri ortaya kmtr.
Kuran tm slami ilimler ve slam adna oluumlarn da temel kaynadr. Hz.
Peygamberden sonra balayan ve daha sonraki srelerde devam eden btn itikadi ve
ameli mezheplerin temel kaynadr. Bu oluumlardan her birinin ncelikle bavurduu
kaynak olmas elbette nem arzetmektedir. Ancak ayn ayeti farkl iki mezhebin taban
tabana zt bir biimde yorumlamalar dikkat ekmektedir. rnein dileyen inansn
dileyen inanmasn (Kehf 18/29) ayetine bir grup muhkem, dier grup da mteabih
olarak addedip sonuta inanma veya inanmama hrriyetine vardrlabilecek bir sonuca
varmalar ise zerinde durulmas gereken nemli noktalar olarak bilinmelidir. Bunun
temel iki nedeni olabilir:
1. Kuran dorular olduu gibi aktarma yerine kendi dorularmz Kurana
onaylatma gibi bir durum sz konusu olabilir.
2. Kuran metninin sbjektif oluu ve dolaysyla yoruma ak olmas ileri srlebilir.
Ama burada unu belirtmek gerekir, Kuran metninin sbjektiflie ak olmasnn

140 |

slam Bilimlerinde Yntem

yannda onu okuyann veya yorumlayann ne kadar objektif olduu da irdelenebilir.


Bunun yannda baz metinlerin ak olmasna karn ok farkl yorumlar getirilmesine
de dikkat ekmek istiyoruz. rnein Tebbet suresinde Ebu Lehebin iki eli kurusun,
kurudu da (Mesed 111/1) denilmektedir. Bu ayetin tarihi gemiine bakldnda Hz.
Peygamberin peygamberliinin ilk yllarnda amcas ve amcasnn ei ona iddetli bir
biimde kar kmlard. Ayet onlar hakknda indirilmitir. Ama daha sonraki
dnemlerde bu ayeti Hz. Aliye kar kan Talha ve Zbeyrin kastedildiinin ifade
edilmesi manidardr.
Burada unu ifade edelim ki bu bak asndan hareketle Kurann btn oluumlarn
temel kayna olduuna dikkat etmek gerekir. Zira hangi anlay olursa olsun onlarn
hepsinin ve hatta kltrel anlamda da olsa birinci kayna Kuran- Kerimdir.
Kuran- Kerim hi kukusuz metni ve anlam Allah katndan indirilmi Arapa bir
kelamdr. Bunun yannda gnmze kadar da tahrif edilmeden hem okunarak hem de
yaz ile kaydedilerek gelmesi slam bilimlerinin temel kaynana olan gven hi
sarslmamtr. Bundan dolay ona olan gven daima tazeliini korumu ve
Mslmanlarca kesin bilgi kayna olarak daima telakki edilmitir ve edilmektedir.
Vahiy mahsul olan Kurann Hz. Peygambere 23 sre iinde mneccemen para
para indirilmesi aslnda onun yirmi yl sre iinde sadece inmesi salanmam ayn
zamanda uygulanmtr. Zira Hz. Peygamber Kuran- Kerimi alr almaz, ezberlemek,
tebli etmek, yorumlamak ve icra ve tatbik etmek gibi grevleri de slenmitir.
Kuranin ieriine bakldnda genel zellikleri ile ilgili u hususlar sralayabiliriz:
1. Kuran insanlar tek olan Allaha inanmaya arr. Ona hibir ekilde ortak
komamay, kainatn mutlaka bir yaratcsnn olduu, insann mutlak olarak Onun
birliini kabul etmesi gerektii belirtilir (Har 59/22-24).: Kendisinden baka tanr
olmayan, grleni ve grlmeyeni bilendir. O, esirgeyici, ok merhametli olandr. O,
kendisinden baka tanr olmayan Allahtr... Allah ortak kotuklar eylerden
mnezzehtir. Bu duruma dmenizin sebebi udur: Tek Allaha arldnz zaman
inkar ettiniz, Ona ortak koulunca inanrdnz. Artk hkm O yce ve byk
Allahndr" (Mmin 40/12).
2. nsanlarn bu dnyada bouna, i olsun diye yaratlmadklar, inandk demekle,
snavdan geirilmeden braklmayacaklar dile getirilir: nsanlar sadece inandk
demekle hi imtihana ekilmeden braklacaklarn m sandlar? Andolsun Biz, onlardan
ncekilerini de snadk. Allah, doru olanlar elbette bilecektir ve yalanclar da elbette
bilecektir (Ankebut 29/2-3).
3. lk peygamberden son peygamber Hz. Muhammede kadar pek ok peygamber
geldiini ve bunlarn teblilerinde ortak ynlerin bulunduunu, Hz. Muhammede
inanp itaat edilmesi gerektii vurgulanr. nce gelen peygamberlerin hayat hikayelerini
anlatmak suretiyle insanlara t verir: Peygamberlerin haberlerinden, senin kalbini
salamlatracak her eyi sana anlatyoruz. Bunun iin de sana hak gelmitir. Bunda
mminler iin bir t ve hatrlama da vardr (Hud 11/120). Bylece Kurann, tarihi
olaylarla ibretler verdii, uyarlarda bulunduu ve bunlarn hepsini bir ahenk iinde

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 141

sunulduu grlr: (40 Mmin 38-45).


5. stnln ancak takva ile olabilecei, ruhi ynden onu tatmin eden, gzel ahlaka
aran, ktlkten arndrmak isteyen, toplumsal yapda iktisadi esaslar koyan, onlar
birbirleri ile kaynamalarn salayan kardelik esaslarn belirleyen, salam karakterli
kiiler olmalarn isteyen bir kitap olduu belirtilir: Ey insanlar, sizi bir erkek ve
diiden yarattk. Tanasnz diye sizleri milletlere, boylara ayrdk. phesiz Allah
katnda en deerliniz Ona en ok balananzdr (takva). Allah her eyi bilir, her eyden
haberdardr (Hucurat 49/13).
8. Kuran btn insanl aydnlatmak, onlar karanlklardan aydnlklara kartmak
gayesini gtmektedir: Elif, lam, ra, Bir kitaptr bu. Rablerinin izniyle, o gl ve
vgye laykn yolunda insanlar karanlklardan aydnla karman iin onu sana
indirdik. (brahim 14/1)
10. Kuranda insanlara kitap, hikmet ve nbvvet verildii (Enam 6/88-89) gibi
insanlara eyin verildii ifade edilmektedir. Kitap aslnda insanlara ilahi hidayeti
reten rehberdir, klavuzdur. Hkm veya hikmet, hidayeti anlama, kavrama
yeteneinin insanlara verilmesidir. Peygamberlik (nbvvet) ise, insanlar hidayete
ynlendirme grevidir.
13. Kuran insanlk ile ilgili hukuki diyebileceimiz hkmler ortaya koyar. Bunu
sunarken bir hukuk metni gibi hareket etmez. Bunlar ayn zamanda birer ahlaki ve
eitici slupta verir. rnein haksz olarak bir kiinin canna kymann btn insanl
ldrmek olduunu vurgularken, bu tr davrann aslnda Allah ve Elisine kar harp
ilan etmek olduunu da belirtir. Ancak insanlar mitsizlie de sevk etmez. (Maide
5/34-35).
Snnet:
Konuya balamadan nce Hz. Peygamberin tebli, tebyn ve tezkiye olmak zere
temel grevinden ksaca bahsetmek gerekir:
1. Peygamberlerin en temel grevi, Allahtan aldklar vahyi insanlara eksiksiz olarak
iletmektir. Tebli olarak isimlendirilen bu grevin ihmal edilmesi peygamberlik
vazifesinin yerine getirilmemesi anlamna gelmektedir. Ey Peygamber! Rabbinden
sana indirileni tebli et. Eer bunu yapmazsan, Onun verdii peygamberlik grevini
yerine getirmemi olursun. Allah, seni insanlardan korur. (Maide5/67) yeti bu
durumu aka ifade etmektedir.
2. Bunun yannda onun ikinci nemli grevi de tebyndir. Hadisler de bu noktada nem
arzetmektedir. Zira vahiy ou zaman detayl bilgi vermemekte, genel ifadelerle
umumi kaideler koymaktadr. Kuran, Hz. Peygamberin tebyn grevini deiik
yetlerde ifade etmektedir. Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle
gnderdik ki, onlara (Allahn emirlerini) iyice aklasn. (brahim 14/4) yeti,
iletilmek istenen vahyi aklamann btn peygamberlerin ortak grevi olduunu
belirtmektedir. Hz. Peygamberin Kuran aklamas ise genellikle aadaki
ekillerde gereklemitir:

142 |

slam Bilimlerinde Yntem

a. Mcmel yetleri aklamak: Namaz, oru ve hac gibi ibadetler Kuran- Kermde
emredildii halde detaylar ve nasl tatbik edilecei hakknda bilgi bulunmamaktadr.
Bunlar Hz. Peygamberin aklamalar ve uygulamalaryla anlayabilmekteyiz. Hz.
Peygamber de; Beni namaz klarken grdnz gibi namaz kln (Buhari, Ezan 18)
buyurmak suretiyle sz konusu emirlerden Allahn muradn kendi aklama ve
uygulamalarndaki gibi olduunu ifade etmitir.
b. Mkil ayetleri aklamak: Hz. Peygamber yetlerde geen baz kelimelerin hangi
mnaya geldiini aklam, bylece anlalmasndaki gl ortadan kaldrmtr.
Namazlara (zellikle) orta namaza devam edin (Bakara 2/283) yetinde geen orta
namaz ile neyin kastedildii ak deildir. Hz. Peygamber Orta namaz ikindi
namazdr (Tirmizi, Tefsir 3) hadisiyle yetteki kapall ortadan kaldrmtr.
c. Umumilik ifade eden yetleri tahsis etmek: man edip imanlarna zulm
kartrmayanlar... (Enam 6/82) ayetinde yer alan zulm kelimesi knden
byne her trl hakszl ieren, dolaysyla umumilik ifade eden bir kelimedir.
Hz. Peygamber yette zulmle irkin kastedildiini syleyerek (Mslim, man 197)
buradaki umumilii tahsis etmitir.
d. yetlerdeki mutlak ifadeleri takyid etmek: Allah alverii hell, faizi haram kld
(Bakara, 2/275) yetinde alveri kelimesi mutlak olarak zikredilmektedir. yetten
her trl alveriin hell olduu anlalmaktadr. Ancak Hz. Peygamber aldanma,
aldatma ve hakszlk unsurlar tayan alverilerin helal olmadn aklam ve
bylece sz konusu yetteki alveriin mutlak olmadn belirtmitir.
e. yetlerdeki hkmleri teyit etmek: Hz. Peygamberin Bir mslmann mal
bakasna onun gnl honutluu olmakszn hell deildir. (Ahmet bn Hanbel, V,
72-73) anlamndaki hadisi Ey iman edenler! Mallarnz aranzda batl yollarla
yemeyin. Ancak karlkl rza ile yaplan ticaretle olursa baka (Nisa 4/29)
mealindeki ayetle ayn mnay ifade etmekte olup onu teyit edici mahiyettedir.
f. Kuranda bulunmayan hkmler koymak: Kurnda O (peygamber) onlara iyilii
emreder, onlar ktlkten men eder, onlara temiz eyleri hell, pis eyleri haram
klar (Araf 7/157) ayeti benzer ayetler eklindeki yetler Hz. Peygamberin hell
ve haram klma yetkisinin bulunduunu gstermektedir. rnein bir kadnn halas,
1

teyzesi, kz ve kardeinin kz zerine nikhlanmasnn yasaklanmas ( Buhr, Nikh,


27), ehl eeklerin (Buhr, Zebih, 28), kpek dili yrtc hayvanlarla peneli kularn
etlerinin yenmesinin haraml (Buhr, Tb, 57), nesep asndan haramln st
emzirme yoluyla da haram oluu (Buhr, Nikh, 2), mslmann kfire karlk ksas
yoluyla ldrlemeyecei (Buhr, lim, 39), ftr sadakasnn vacip olmas (Buhr,
Zekt, 70-71), nineye mirastan payverilmesi (bn Mce, Feriz, 4) gibi hususlarla ilgili
hkmler Hz. Peygamber tarafndan belirlenmitir (Ycel, 95-96).
3. Ahlk Kuran- Kerme gre ekillenen ve Allah tarafndan en stn ahlka sahip
olmakla nitelenen (Cuma 6/22) Hz. Peygamberin bir baka grevi de insanlar manevi
kirlerden arndrp ruhen ycelmelerini salamaktr. Hz. Peygamberin bu grevini
Kuran- Kerm tezkiye kavramyla ifade etmektedir. Andolsun, Allah, mminlere
kendi ilerinden; onlara yetlerini okuyan, onlar artp tertemiz yapan, onlara kitab ve

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 143

hikmeti reten bir peygamber gndermekle byk bir ltufta bulunmutur. (Ali
mran 3/164; Benzer yetler iin bkz., Bakara, 2/151; Cuma, 62/2.) Aslnda Hz.
Peygamberin Kuran insanlara tebli ve teybin etmesinin niha amac insanlar
manevi kirlerden kurtarmak ve ruhen yceltmektir (Ycel, 96).
Snnet (Bu ksm Ahmet Ycelin ad geen eserinden istifade edilerek hazrlanmtr):
Snnet kelimesi, szlkte yol, usul, iyi veya kt bir kimsenin alkanlk haline getirdii
davranlar mnasna gelmektedir. Amalar Hz. Peygamberden nakledilen her eyi
tespit etmek olan hadis limlerine gre snnet, peygamberliinden nce veya sonra Hz.
Peygamberden sz, fiil, takrir, fiziki ve ahlak vasf olarak nakledilen her eydir. Buna
gre snnet hadisle e anlamldr. Gayeleri delillerden kural elde etmek olan fkh usl
limlerine gre snnet, Hz. Peygamberden Kuran dnda nakledilen ve eri hkme
delil olabilecek sz, fiil ve takrirlerdir. lim dallarna gre farkl anlamlarda kullanlsa da
snnet ile genellikle Hz. Peygamberin takip ettii yol kastedilmekte ve slm limleri
bunun tespiti iin deiik metotlar uygulamaktadr. Gnmzde de snnetle ilgili yeni
tanmlar yaplmaktadr.
lk dnem slm limleri snnetin stlahi tanmnda olduu gibi snnetin tespitinde de
farkl yaklamlar benimsemilerdir. Aslnda snnetin tespiti hususunda sahbe
dneminden itibaren farkl grler bulunmaktadr. Nitekim sahbeden Abdullah b.
mer, Eb Hreyre, Eb Zer el-Gfr ve Abdullah b. Amr snneti belirlemede genellikle
Hz. Peygamberin sz ve fiillerinin zhirini ve lafzn esas almakta idiler. Buna karlk
Hz. Eb Bekir, Hz. mer, Hz. Ali, Muaz b. Cebel, Abdullah b. Abbas, Abdullah b.
Mesud ve Hz. Aie gibi sahabler ise snnetin belirlenmesinde Hz. Peygamberin sz ve
fiillerinin arka plann, illetini ve maksadn esas kabul ederlerdi. Burada sadece sahbenin
Hz. Peygamberin hac esnasnda Muhasseb (el-Ebtah) denen mevkide konaklamas
hakkndaki snnet anlaylarn misal vermekle yetinilecektir. Snneti belirlemede zhiri
ve lfz yaklam benimseyen Abdullah b. mer sz konusu konaklamann snnet,
dolaysyla hacda yaplmas gereken bir ibadet olduunu dnmekteydi (Mslim, Hac,
338). Hz. Aie ve Abdullah b. Abbas ise Hz. Peygamberin kolaylk olsun diye burada
konakladn, dolaysyla bunun snnet olarak deerlendirilemeyecei grndeydiler
(Mslim, Hac, 339-341).
mam Eb Hanife ile talebeleri Eb Yusuf ve Muhammed b. Hasan e-eybnnin
sistemletirdii ehl-i reye gre snnetin tespitinde ncelikle Kuran- Kerim ve merf
hadisler olmak zere mevkuf ve makt hadisler de dikkate alnmaldr. Ehl-i reyin bu
gr benimsemesinde sahbe ve tbin nesillerinin Hz. Peygamber dnemine daha
yakn olmalar ve bu nesillere ait bilgi ve grlerin onun snnetini yanstma ihtimalinin
daha fazla bulunmas anlaynn hakim olduu grlmektedir. Bu konuyla alakal bir
rnek verelim: Medinelilere gre zina ettii kadnla evlenmek isteyen kimsenin bunu
gerekletirebilmesi iin kadnn iddet beklemesi gerekmektedir. mam- Muhammed ise
Hz. Ebu Bekir, Hz. mer ve bn Abbasn verdii hkmleri esas alarak snnette byle
bir ey olmadn sylemitir. Eb Yusuf da helal ve haram konularnda Reslullah,
sahbe ve fakihlerin snneti ile amel edileceini sylemek suretiyle snnetin

144 |

slam Bilimlerinde Yntem

belirlenmesinde sahbe ve sonraki limlerin grlerinin de esas alnacan ifade


etmitir.
lk dnemden itibaren Medine, Hz. Peygamberin ve sahbenin byk ounluunun
yaayp vefat ettii yer olmas sebebiyle snnet yurdu/drs-snne olarak
isimlendirilmiti. Kuran ve Hz. Peygamberin eitiminden geen sahbe Medinede
slm bir gelenek oluturmutu. Medine uygulamalarnn hukukun nemli
kaynaklarndan biri olmasnda en nemli vurguyu yapan ise kendisi de Medineli olan ve
orada yetien mam Mlik olmutur. Ona gre snnet, Medinedeki toplum tarafndan
gelenek haline getirilmi uygulamadr. Onun rivayet ettii halde yetmi ksur hadisle
amel etmemesinin sebebi de snnetin tespitinde Medine uygulamasn esas almasndan
kaynaklanmaktadr. Burada konuyla ilgili bir misal verelim: mam Malk Muvattada Hz.
Peygamberin, Dul kadnn rza ve izni velisinden daha nemlidir. Bekr kzlarn da izni
alnr. Onlarn sktu izin saylr( Muvatta, Nikh, 4) hadisi ile Ksm b. Muhammed ve
Slim b. Abdullahn kzlarna danmadan onlar evlendirdiklerini nakleder. Hz.
Peygamberin szne ramen mam Mlik Medine ameline uygun olmalar sebebiyle
zikredilen iki tbinin uygulamalarn esas alr. Bylece o, snnetin belirlenmesinde
Medine amelinin nemine dikkat eker.
Ehl-i hadis ise dinin reye deil nakle dayand grn savunan bir ekoldr. Bu ekol,
hadisleri anlamaya ynelik bir usle sahip olmayan, genellikle hadislerin zahiriyle amel
etmeye alan hadisilerden olumaktadr. mam fi de, Bize ve limlerin
ounluuna gre insanlarn en fakihi, hadislere en ok tbi olandr aklamasyla ehl-i
hadisin yannda yer aldn ifade etmektedir. Ehl-i hadis ve mam fiye gre snnetin
tespitinde tek kaynak Hz. Peygamberin hadisleridir. Yani bunlara gre sadece Hz.
Peygamberden gelen bilgiler snnet olarak deerlendirilebilir. Yine bunlarn snneti
belirlemede Hz. Peygamberden gelen haberleri esas almalarnn yannda onlarn lafz
olarak anlalmas da temel bir prensiptir. Mesela, mam fiye gre byk abdesten
sonra yaplacak temizlik konusundaki snnet taharetin tala yaplmasdr. nk
Raslullah tala istinca yaplmasn emretmitir. Bu sebeple kii temizlendiini hissetse
bile tatan aasyla istinca yapamaz (Geni bilgi iin bk. Ycel, s. 100-106; Erul, s.
153-377).
Gnmzde de snnetle ilgili tarihtekine benzer farkl yaklamlar sz konusudur. Bu
yaklamlardan birisi Yusuf el-Karadvye aittir. O snneti yle tarif eder: Snnet,
Allahn kendisi vastasyla gnderdii hidyeti ve hak dini gerekletirip yrrle
koymak iin, Hz. Peygamberin izlemi olduu yoldur. Dier bir ifade ile snnet, Allahn
dinini anlama ve hayatn her alannda onu uygulama konusunda Hz. Peygamberin, teorik
ve pratik olarak ortaya koyduu peygamber metottur. (Karadv, Yusuf, El-Medhal li
Dirsetis-Sunnetin-Nebeviyye, Kahire, 1991, s. 8).
Bir baka yorum ise Hayri Krbaoluna aittir. O da snneti yle tanmlar: Hz.
Peygamberin kendi dneminde slam Toplumunu, akide, ibadet, tebli, eitim, ahlk,
hukuk, siyaset ve ekonomi gibi eitli alanlarda; ksacas bireysel, toplumsal ve evrensel
olmak zere hayatn her alannda, ynlendirip ynetmede, Kuran bata olmak zere, esas

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 145

ald ilke ve prensipler btnnn oluturduu bir zihniyet ya da dnya grdr.


Yine o, snnetin konusunu da yle tarif eder: Hz. Peygambere rehberlik eden bu ilke
ve prensipleri, Kurandan ve elimizde mevcut siret-hadis kaynaklarnda mevcut gvenilir
rivayetlerden karmak, sonra bu prensipleri an art ve ihtiyalar nda yorumlayp
bir sistem haline getirmek. (Krbaolu, Hayri, slm Dncesinde Snnet, Ankara
Okulu Yaynlar, Ankara, 2002, s. 83.)
Hadis ve snnetin nemi:
Hadisler, ihtilafa dtkleri konularda insanlar aydnlatan, bylece onlar iin hidayet ve
rahmet kayna olan Kuran- Kerimin kendisine indirildii bir peygamberin sz olarak
stn bir deer ifade ettii gibi, Kuran herkesten iyi anlayan ve ayetlerdeki ilh
maksadn ne olduunu en iyi bilen Allah Reslnn gr olarak da byk nem tar.
Hz. Peygamberin insanlara szleriyle aklad, fiilleriyle uygulann gsterdii ilh
emirlerin banda namaz, oru, zekt ve hac gibi ibadetler gelir. Namazlarn hangi
vakitlerde, kaar rekat ve nasl klnaca, orucun nasl tutulaca, zektn hangi
mallardan, ne kadar verilecei, haccn nasl yaplaca gibi hususlar Kuranda yer
almayp snnetle aklk kazanm, slm hukukunun birok meselesi hadislerde verilen
bilgilerle zme kavuturulmutur. Ayrca Kuranda pek ok ekilde yorumlanabilecei
iin mnas kolayca anlalmayan (mkil) yetler, irkin zulm kelimesiyle tefsir
edilmesinde olduu gibi geni kapsaml ifadelerle daha dar anlamlarn kastedildii yetler
de snnet sayesinde yorumlanabilir. Snnet ayn zamanda Kuranda yer almayan birok
meseleye aklk getirmi, bu konulardaki uygulama ekillerini gstermitir. Mesel bir
kadnn det halinde klamad namazlar kaza etmeyecei, bir erkein hanm zerine
onun teyzesi va halasyla evlenemeyecei, nesep yaknl dolaysyla evlenilmesi haram
olan kimselerle st yaknl sebebiyle de evlenmenin haram olduu gibi hususlar, ayrca
ufa hakk ile ilgili hkmler, nineye ve baba tarafndan akrabaya decek miras gibi
meseleler Hz. Peygamber tarafndan zme kavuturulmutur (Kandemir, M. Yaar,
Hadis, DA, XV, s. 28).
Kurn- Kermde temas edilmekle beraber hakknda fazla bilgi verilmeyen hiret
hayatyla ilgili hususlar, kabir azab, yeniden dirilme, maher, hesap, mzan, cennet ve
cehennemdeki hayat gibi konular da snnet sayesinde renilebilmektedir. Ahlk
faziletler, mnev ve ruh geliimi salayacak kurallar, dzenli bir aile hayat iin gerekli
olan davran biimleri, insanlar arasnda itima ve ticar mnasebetleri dzenleyen
hkmler, ynetenlerle ynetilenler arasndaki ilikiler vb. konularda da hadislerde geni
bilgi bulunmaktadr.
Otuzdan fazla yette Hz. Peygambere itaatin emredilmesi ve zellikle, Resuln size
verdiini aln, yasakladndan da saknn ()Har 59/7) eklinde kesin bir tlimatn
bulunmas, Kuranda aka zikredilmeyen hususlarda Resl-i Ekremin ortaya koyduu
uygulamann benimsenmesi gerektiini gstermektedir. Allah ile Peygamberin verdii
hkmlere Mslmanlarn aykr davranma muhayyerliinin bulunmadn (Ahzab
33/36), aralarnda kan anlamazlklarda Peygamberi hakem tayin edip onun verdii
hkme gnl honutluu ile boyun emedike iman etmi saylmayacaklarn (Nisa 4/65),

146 |

slam Bilimlerinde Yntem

Allaha ve hiret gnne kavumay umanlarla Allah ok zikredenler iin Reslullahn


gzel bir rnek olduunu(Ahzab 33/21) belirten yetler, Hz. Peygamberin sz ve
fiillerinin Mslmanlar iin vazgeilmez bir nem tadn ortaya koymaktadr
(Kandemir, 28-29).
Hz. Peygamberin grevleri:
Ksa saylabilecek peygamberlik dneminde sz konusu grevleri en stn seviyede
gerekletiren Hz. Peygamberin en temel vazifesi insanlar hidayete davet etmekti. O
insanlar doru yola davet ederken Allahn kendisi vastasyla insanla gnderdii ilhi
vahiyleri onlara iletmek ve kapal olan yerleri aklamak suretiyle gerekletirmekteydi.
Ayrca insanlar manevi kirlerden arndrmann yollarn da gstermekteydi.
Fkh:
Fkh Bilimi: Fkh szlkte, anlay demektir. Kuran- Kerimde (Ey uayb!)
sylediklerinin ounu anlamyoruz (Hd 12/91) yetinde bu sz, anlama kavramn
ifade etmek iin kullanlmtr. Terim olarak; er amel hkmleri bilmektir.
Bilmekten maksat, hkmlerin tamamn kavramak deil, bu konuda meleke
kazanmaktr. Ahkm szcnn amelle ilgili olanlarla snrlandrlmas, kelm ve
tasavvuf ilimlerinin konusu olan itikad ve vicdan hkmleri bu tanmn dnda tutmak
iindir. Eb Hanife fkh, Kiinin leh ve aleyhinde olan eyleri (hak ve
sorumluluklarn) bilmesi eklinde tanmlamtr. Bu tanmyla Eb Hanife itikad ve
vicdan hkmleri de dahil etmek istemitir. Nitekim Fkh Ekber adl eseri kelm
ilmiyle ilgilidir. Fakat er amel hkmleri bilmek eklindeki tanm genel kabul
grmtr. Fkh bilgilerin elde edilmesi konusunda gelitirilen metodolojiye ise fkh
usl ad verilmi ve bu ilim, er hkmleri tafsil delillerden karmaya yarayan
kideler olarak tanmlanmtr. zetle, er tafsil delillerden hkm karlmasna
yarayan kideler Fkh usl, bu kideler vastasyla karlan hkmleri bilmek ise
Fkhtr.
Fkhn iki temel kayna Kuran ve snnettir. Kuranda hkm bildirilen yetler yedi
blmden oluur: a- badetlerle lgili Hkmler: Bunlar taabbd hkmlerdir ve her
trl tartma ve yorumun dndadr. b- Meden Hkmler: Bu hkmler, artlarn
deimesine gre deiebildii iin, ri bunlar ayrntl olarak aklamam, genel
anlamdaki prensip ve hkmleri aklamakla yetinmitir. Szgelimi, alm satm
hakknda Kuranda sadece drt yet (Bakara 2/27, 282; Nis 4/29; Cuma 62/ 9), icre
konusunda ise iki yet (Talk65/6; Bakara 2/233) bulunmaktadr. c- Sularla lgili
Hkmler: Kuran ceza hukuku konusunda, be sua be cezay zikretmekle
yetinmitir. Bunlar; adam ldrme, hrszlk, lkede bozgunculuk faaliyeti, zina etmek
ve iffetli bir kiiye iftirada bulunmaktr. Kuran, bunlarn dndaki sular siyas
otoritenin takdirine brakmtr. d- Anayasal Hkmler: Kuran, anayasal ynetim
konusunda ayrntl hkmlere yer vermemitir. Hkmet tarzn, devlet bakannn
seimini ve genel idare eklinin nasl olacan, fertlerin siyas haklarn ve bunlarn
dndaki anayasa ve idare ile ilgili ileri aklamamtr. Sadece devlet siyaseti ve
devlet ilerinde rya bavurulmasn (l-i mrn 3/159) ve mminlerin karde

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 147

olduunu (Hucurt 49/10) belirtmekle yetinmitir. e- Toplumsal Hkmler: Kuran,


sosyal konularla ilgili hkmlerin detaylarna girmemi, fakat paylama, yardmlama
ve sosyal adaleti salama konusunda pek ok yete yer vermitir. f- Ml Hkmler:
Kuranda ml hkm olarak zekt ve cizyeden bahsedilir, fakat bunun miktar
konusunda ayrntl bilgi vermez. g- Genel Hkmler: Adaleti (Nahl 16/90, Nis 4/58),
ahde vefay (Mide 3/51, sr 17/34) emreden, zorluk ve sknty kaldran (Bakara
2/185, Hacc 22/78) yetler mtehitlerin, ayrntlara dair hkmler koymak iin
yararlandklar genel kural (kll kide) niteliindeki yetlerdir.
Hz. Peygamberin sz fiil ve takrirlerinden oluan snnet ise, ya Allahn Kuranda
belirttii eyleri teyid edici bir hkmdr ya da Kuranda ifade edilen bir hkm
aklaycdr. Bazen de Kuranda belirtilmeyen konularda yeni hkmler koyar. Kimi
zaman da hkmlerde hak ve adalet prensiplerini gerekletirme amacn ortaya koyan
genel kurallardr.
Belli bir konuda, yaayan slm limlerinin tamamnn ittifak ettii cma ile riin,
hkmlerini zerine bina ettii sebep ve illetlerin anlalmas ve bunlarn, benzer
hkmler iin esas alnmas anlamna gelen kyas da hakknda nas bulunmayan
konularda fkhn Kitap ve snnete gre ikinci derecede kaynadr. Ayrca istihsan,
maslih-i mrsele, stshab, rf ve det gibi bir ksm fer deliller de fkhn dier
kaynaklardr.
Fkhn bu kaynaklarnn tamamnda insan ve toplumun yarar, yani maslahat
gzetilmitir. Bir nassn vazedilmesinde, zamanla ilgili zel bir maslahatn
gzetildiine dellet eden bir karine bulunursa, sz konusu nassn itibara alnp
alnmamas bu maslahata bal olur. Bunun en ak rnei; zekt yetindeki, mellefe-i
kulba ait payn Hz. mer tarafndan kaldrlm olmasdr. Oysa Hz. Peygamber, bu
yetin hkmn uygulam, kalplerini slma sndrmak iin Eb Sfyan, Akrab.
Hbis, Abbas b. Mirdas, Safvan b. meyye ve Uyeyne b. Hsndan her birine zekt
malndan yzer deve vermitir. Hz. Eb Bekir dneminde, Uyeyne ve Akra, bir arazi
talebinde bulunmular, Eb Bekir de onlara, taleplerine uygun bir belge vermitir. Hz.
mer bu belgeyi yrtm ve unu sylemitir: Allah slm glendirip yceltti, artk
zektla onlarn kalplerinin sndrlmasna ihtiya kalmad. Hz. mer, mellefe-i
kulba zekttan pay vermenin, slmn glenmesiyle ortadan kalkan, zamann artlar
ile ilgili zel bir maslahat olduuna kanaat getirmitir. bn Kayyim el-Cevziyye,
hukukun maslahatla birlikte yrdne dellet eden ve maslahatn deimesiyle
hkmn de deitiine dair pek ok misal ortaya koymutur.
Fkhn douu Hz. Peygamberin risaleti teblile grevlendirildii dneme dayanr.
Bunu da Mekke ve Medine dnemi olarak iki blmde deerlendirmek gerekir. Mekke
dneminde toplumsal ilikileri dzenleyen hkmlerden daha ok inan, ibadet ve ahlk
zerinde durulmu, slm hukuk sisteminin salkl ilemesi iin salam bir altyap
oluturulmas amalanmtr. nk ahlk ve vicdan sorumluluktan, isel denetim
bilincinden uzak bireylerden oluan toplumlarda en ideal hukuk sistemi dahi salkl
ilemez. Bu sebeple Mekke dneminde ahkm ayeti azdr, olanlar da genel hkm

148 |

slam Bilimlerinde Yntem

niteliini haizdir. Fkhn ana esaslaryla olumas Hz. Peygamberin Medine dneminde
gereklemitir. Daha sonra ibdt, ahvl-i ahsiye, muamelt ve ukbt gibi ana
balklar altnda deerlendirilecek olan pek ok hkmler bu dnemde gelmi ve Hz.
Peygamber tarafndan bizzat uygulanmtr. Bu hkmlerin geli srecindeki en nemli
zellik tedric ve kolaylk prensiplerinin ileyiidir. Hz. Peygamber bununla da
yetinmemi, kendisinin gyabnda veya kendisinden sonra hkm verme konusunda
nasl bir yntem izleneceine dair yntemi de koymutur: Muaz b. Cebeli Yemene
gnderdii zaman aralarnda yle bir konuma geer: - Sana bir dava geldii zaman
nasl hkmedersin? -Allahn Kitab ile hkmederim. - Orada bulamazsan? Allah Reslnn snnetiyle hkmederim. - Allahn Kitabnda da, Reslnn
snnetinde de bulamazsan? - Kendi grme gre hkm veririm. Konuyu
zmsz brakmam. Muazn bu cevab zerine Allah Resl memnuniyetini ifade
ederek onun gsne eliyle vurdu ve: - Allah Elisinin elisini, Reslnn raz
olaca ekilde muvaffak kld iin Allaha krler olsun buyurdu. (Eb Davud,
Akdye 11; Tirmiz, Ahkm 3).
Hz. Peygamberin vefatndan sonra fethedilen yerlerde her gn halledilmesi gerekli yeni
sorunlar kyor ve bu sorunlar zmek iin uygulanacak ilkeler koymak gerekiyordu.
Olaylar snrsz, fakat bu olaylara k tutacak naslar snrlyd. Mslmanlar, Kitap ve
snnette aklamasn bulamadklar bir problemle karlatklarnda, sahabeye ve
itihat yapmaya ehil olan kiilere bavurup, konuyla ilgili grlerini sorarlar, onlar da
ilimleri ve itihattaki gleri nispetinde fetva verirlerdi. Bu dnemde eri hkmler;
Allah ve Resulnn hkmleri, sahabe ve mtehitlerin fetva ve hukuk kararlarndan
olumaktayd. Ashap, Arapaya tam hakim olduklar iin, naslar anlamaya yardmc
olacak bir ksm kidelere ihtiya duymakszn anlayabiliyordu. slm topraklar
genileyip, Arapa bilmeyen birok yabanc insan slm dinine girince, Araplarn
bilmedikleri pek ok slp ve lafzlar Arapaya kart ve aralarndaki dili doru
anlama melekesi bozuldu ve naslar anlamakta ihtilafa der oldular. Bunun zerine
naslar, Arapay iyi bilen nceki nesillerin anlad gibi anlama konusunda
kendisinden yararlanlacak bir ksm kide ve kurallarn konmasna ihtiya duyuldu.
Ayrca keyfi tutum iinde olan bazlar, delil olmayacak eyleri delil getirmeye, bazlar
da delil olabilecek eyleri inkar etmeye kalktlar. te yandan Emevlerin iktidar ele
geirdikten sonra takndklar din d tutumlar fkh adna ciddi sorunlar oluturuyordu.
Durum byle olunca, eri nas ve delillerin manalarn anlamaya ve onlarn delil olarak
nasl kullanlacana dir kide ve kurallar konulmasna ihtiya duyuldu. Bu durum
karsnda sahabe ve byk tabiler daha ok Hicazda, zellikle Medinede snnetin
tespitine, Kitap ve snnete bal nazar bir fkhn tesisine yneldiler. Sahabenin
yetitirdii tabin nesli iki gruba ayrlmlard. Hicazllar ve Irakllar. Hicazllarn
imam Sad ibn Mseyyeb (94/712), Irakllarnki ise brahim en-Naha (96/714)dir.
Hicazllarn sahabe neslinden stadlar Hz. mer, Zeyd b. Sabit, Abdullh b. mer,
Aie ve Abdullh b. Abbastr. Irakllarn stadlar ise Hz. mer, Ali bn Mesuddur.
Hicaz ve Irak ekolleri arasnda fkhn temel kaynaklarna yaklam asndan bir fark
yoktur. Hicazllar Medine ehlinin uygulamalarna ayr bir nem vermekteydiler ve

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 149

muhitleri icab hads malzemeleri daha zengindi. Irakllar ise Medine ehlinin
uygulamalarn farkl bir delil olarak grmezler, hadisler zerinde muhitleri icab
pheli davranr, reye daha ok nem verirlerdi.
Fkhn olgunluk a Abbasiler dneminde gereklemitir. Emev saltanatnn
ardndan, dini ihya etmek gibi bir dv ile iktidara gelen Abbasler, grnte de olsa
din hkmleri uygulama konusunda hassasiyet gsteriyor, din bilginlerinin sz, ,inan
ve davranlaryla da yakndan ilgileniyorlard. Bu devirde fkhn sahas genilemi,
fkh inkiaf etmitir. Bunda, halifelerin davran ve hkmlerini dine dayandrma
arzular, fkhn ana kaynaklarnn yan sra sahabenin ve tabinun sz ve
davranlarndan oluan fkh malzemenin oalmas, gereklememi olaylarla ilgili
faraz yorumlar yaplmas ve farkl inan ve kltrlerle olan temasn artmas nemli rol
oynamtr. Bu dnem ayn zamanda fkh mezheplerin olutuu dnemdir.
Rey ehlinin en nemli simas saylan ve Hammad b. Sleymann talebesi olan Eb
Hanife (.150/767), brahim en-Naha, Alkame ve Esved yoluyla bn Mesun ekolne
mensuptur. Fkh grleri, lmnden sonra rencileri tarafndan bir araya getirildi.
Eb Yusuf (.182/798)un devletin gelirleri ve arazi vergisi hakknda yazd KitbulHarac adl eseri Hanef ekolnn ilk eserlerindendir. Eb Yusufun ayrca er-Reddu al
Malik b. Enes, er-Reddu al Siyer-i Evz, htilfu Eb Hanfe ve bn Eb Leyl adl
eserleri de vardr. mam Muhammed e-eybn (.189/805) Zhirur-Rivye (el-Usl)
adl eserleri Hanef ekolnn en gvenilir kaynaklardr. Bunlar el-Asl (el-Mebst), esSiyerus-Sar, es-Siyerul-Kebr, el-Cmius-Sar, el-Cmiul-Kebr ve ez-Ziydt
adl eserlerdir. Hakm e-ehd (.334/945) el-Kf isimli bir eserle bunlar bir araya
getirdi. emsleimme es-Serahs de el-Kfyi erh ederek el-Mebst adl eseri meydana
getirmitir. mam Muhammedin Ndirur-Rivye diye adlandrlan gvenilirlikte ikinci
derecede olan kitaplar da vardr.
Ehl-i hadisin en nemli simalarndan olan Mlik b. Enes (.179/795) Medine ahalisinin
bir konudaki ittifakn icma sayar ve Medine halknn ameli ona gre bir delildir. Kendi
adyla anlan mezhebine kaynaklk eden kitab el-Muvattadr. El-Muvatta fkhn
blmlerine gre tertip edilmi ilk hadis kitabdr. Mlik ekoln Muvattadan sonra en
nemli ikinci kitab Sahnun lakabyla anlan Abdsselm b.Saidin (. 240/854) elMdevvene adl eseridir.
mam fi (.204/820) hem mam Mlikten hem de mam Muhammed e-eybnden
ders ald iin hads ehli ile rey ehli arasnda bir kpr ilevi grmtr. lk usl kitab
saylan er-Risle onun eseridir. Grleri ve delillerini ieren en hacimli kitab elmmdr. fi mezhebinin temel kitaplar arasnda Bveytnin el-Muhtasar ile
Mzennin el-Muhtesar saylabilir. Ayrca Gazlnin el-Vast ve el-Veczi ile
irznin et-Tenbh ve el-Mhezzebi nemli fi eserlerinden bazlardr.
Ahmed ibn Hanbel (.241/855) hadsilik yn ar basan bir fkhdr. Kendisine izafe
edilen bir fkh eseri yoktur. Hadisle ilgili olarak el-Msned adl eseri telif etmitir.
Hanbelliin ilk fkh kitab Kasm el-Hrak (.334/945)nin el-Muhtasardr. bn
Kudmenin el-Mun adl eseri ile bn Teymiyyenin el-Fetv, bnul-Kayyimin

150 |

slam Bilimlerinde Yntem

lmul-Muvakkn ve Zadl-Med adl eserleri de Hanbel fkhnn nemli


eserlerindendir.
Fkh usl alannda telif edilen ilk kitabn, mam afiinin er-Risle adl eseri olduu
daha nce zikredilmiti. Sonradan limlerin ou onu takip ettiler ve usl ile ilgili eser
yazmada iki metot oluturdular: Biri Kelmclarn, dieri Hanefilerin metodu.
Kelmclar, mezheplerin fra dair hkmlerine uyup uymadna bakmakszn; konan
kidelere ve mantk delillere dayal bir mantk metot takip etmilerdir. Bunlar,
aralarnda Maliki, Hanefi ve Mutezilenin bulunduu farkl mezheplere mensupturlar.
Huccetul-slm Eb Hmid el-Gazlinin el-Mustasfs, Ebl-Hsan el-midi elHanefinin el-hkam fi Uslil-Ahkm, Kad Abdullah b. mer el-Beydavinin
Minhcul-Vusl ila Ilmil-Usl,
bu metotla telif edilen kitaplarn en
mehurlarndandr. Hanefi limler ise, metotlarnda mezheplerinin frua dair
hkmlerinin usl kidelerine tatbiki konusuna zen gstermilerdir. Eb Zeyd edDebs, Fahrul-slm el-Pezdev ve Kitabul-Menar sahibi Hfzuddn en-Nesef diye
bilinen Abdullah b. Ahmet, bu metotla eser yazanlarn en mehurlarndandr. Daha
sonra gelen (mteahhir) Hanefi limlerden bir grup bu iki metodu birletirme yoluna
gitmilerdir. Muzafferuddn Ahmed b. Ali es-Saat el-Badad el-Hanef BedunNizm el-Cmi beynel-Pezdev vel-hkm adl eseri, Sadruera Abdullah b. Mesud
el-Buhari el-Hanefi et-Tavdh adl kitab, Kemal ibn Humam et-Tahrri, Subki de
Cemul-Cevmi kitabn bu metoda gre telif etmilerdir. Maliklerden Eb shak
brahim b. Musa e-tb, kendisinden nceki melliflerin metotlarndan ok farkl bir
metot uygulayarak ak bir slpla el-Muvafakt adl kitabn yazmtr. Ayrca bu
ilmin daha iyi anlalmas amacyla evkaninin rdul-Fuhl il Tahkkil-Hak min
lmil-Usl, Muhammed Abdurrahman el-Mihlvinin Teshlul-Vusl il lmilUsl, eyh Muhammed Hudari Beyin Uslul-Fkh, Abdulvahhab Hallafn lmi Uslil-Fkh son dnemde pek ok eser telif edilmitir.
Kelam:
Bilindii gibi balangta slami ilimler fkh ad altnda yer alm, tarihi sre iinde,
konular ve metotlar bakmndan, akla, nakle ve her ikisine dayanan ilimler eklinde
taksim edilmitir. slam dncesinde hikmet/felsefe gibi fizik tesi ve tabii ilimler akli;
tefsir, hadis ve fkh gibi ilimler nakli; nihayet tevhid/kelam ve tasavvuf gibi ilimler ise
akli-nakli ilimler eklinde deerlendirilmitir.
Kelam lmi, konusu ve gayesi bakmndan iki ekilde tarif edilmitir. Ksa bir ifade ile
o, dini akideleri, akli ve nakli delillerle inkrclarn phelerinden korumaya alan bir
ilimdir. Dolaysyla o, her bakmdan ereful-ulm olarak kabul edilir. Dini akideler,
ilahiyat, nbuvvat ve semiyyattan ibaret olup dinin esaslardr (usuld-din). Bu
sebeple mam Maturidi, dindeki fkh olan tevhid, ilimdeki fkh olan eriatlerden daha
faziletlidir; bundan dolay ilim talep etmek farzdr denilmitir. Yani ilm-i hal ki o da
imann hkmleridir. (Akaid Risalesi, ev. Y. Z. Yrkan, s. 20, st.,1953) diye
kaydetmektedir.
Hz. Peygamberin her ynyle hatrasn tayan Hiczn iki karde ehri Mekke ve

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 151

Medine yannda, zamanla hilafet merkezi olan Kfe ve Basra; blgenin iki gzde
beldesi haline gelerek slam dnyasnn ehresini deitirecek ilmi ve fikri hareketlerin
merkezi haline gelmiti. Bylece slam dnyasnda yabanc kltrlerin tesiri ile ortaya
kan akmlar, itikadi meselelerin yeniden ele alnmasna; dolaysyla Tevhid veya
Kelam lminin (theologie) ortaya kmasna sebep olmutur. Bylece Kelam bir
taraftan Kuran ve hadise, dier taraftan d kaynakl skolastik dnceye dayanyor,
nakli ilimlerle akli ilimler arasnda bir kpr vazifesi gryordu. zmirlinin ifadesiyle,
eski din ve kltrler, zaman iinde hak ve batl inanlarn birbirine karmasna sebep
oldu; onlar birbirinden ayrmak zorlat. Din bilginleri, hak inanc batldan ayrmak iin
bir takm usuller gelitirerek bir ilim ortaya koydular: lm-i Tevhid ve Fkh- Ekber.
Bu konuda, el-Fkhul-Ekber adnda en evvel eser telif eden Ebu Hanife (v. 150)dir.
Buna mukabil Ehl-i Snnete kar Kelam'a dair eser yazan Mutezilenin reisi Vsl b.
At (v. 131)dr. Bylece bu ilim, ehl-i bidatn ilmi halinde ortaya kt. lk dnem
alimlerin bu ilmi ktlemelerindeki ana sebeb budur (Y. lm-i Kelam, Haz. S. Hizmetli,
s. 47, Ank. 1981)
Bu tarihi srete, kltrel tesirle yazlan eserlerde aka grlecei zere, problemlere
yaklam metodu belli bir seviye kazanmtr. lk zamanlar, meselelere zm
getirilirken felsefi yollardan istifade cihetine gidilmemiti. zmirli'nin ifadesiyle, metod
farkll sebebiyle Kelmclar, vaktiyle, Allahn varln ispat iin lemin sonradan
(hdis) olduu ilkesine dayanmlard. Bu yolda da cisimler arazlardan ayr deildir,
cisimler blnmeyen czlerden mrekkeptir gibi nermeleri birer mebde (vesile)
olarak kabul etmilerdi. Ancak son asrdaki tabiat kanunlar zaruri deil, mmkindir
gibi bilimsel bir nerme, mucizelerin imkn konusunda, bizim iin bir mebde
saylabilir. Binaenaleyh Kelm lminde mesil deimez, vesil deiir sz de bu
hususa iaret ediyordu. (Bk. zmirli, A.g.e, s.3)
Bu durum, son dnem kelm kitaplarnn, Taftazaninin de hakl olarak belirttii zere,
felsefeden ayrlmaz bir biimde karmasna sebep olmutur: Felsefe, Arapaya
nakledilip mslmanlar onunla megul olunca, dine muhalif konularda filozoflar
reddetmeye altlar. Bylece, filozoflarn maksatlarn aratrmak ve iptal etmek
gayesiyle birok felsefi konular kelma kartrdlar. Neticede tabii olarak tabiiyyat ve
ilhiyyatn byk bir ksmn ona dahil etmeye ve riyazi ilimlere dalmaya kendilerini
mecbur hissettiler. Binaenaleyh semiyytla ilgili meseleler olmasayd, nerede ise kelm
felsefeden ayrt edilemez hale gelecekti. Sonrakilerin (mteahhirin) kelm budur.
(Teftazani, . Akaid, ev. S.Uluda, s.99-100, st.1980)
Kelm lmindeki bu gelime, belli devirlerde yazlm akaid ve kelam kitaplarnn
muhteviyatnda grmek mmkndr. Son devir kitaplarmzda, Kelam lminin
Geirdii Merhaleler bal altnda, konu ile ilgili olarak -drt sayfa da olsa ksa
bilgi verilmektedir. Burada en arpc ayrm, daha ok selef ve halef (mtekaddimin
ve mteahhirin) eklinde yaplmaktadr. Louis Gardet ve M. Anawatti gibi baz
oryantalistler, eserlerin ieriini gz nne sermek ve hristiyan teolojisiyle bir
mukayese imkn sunmak suretiyle slam Kelamnn tarihi seyri hakknda doyurucu

152 |

slam Bilimlerinde Yntem

bilgiler vermektedirler. Bu mellifler, ilk dnemden son devire kadar, baz kaynaklar
inceleyerek bu gelimeye temas etmilerdir. Ancak burada Ebu Hanifenin iki eserine
iaret edilmesine ramen, Maturid ve bu ekole mensup eserlerin ierii ile ilgili bilgi
verilmemektedir. Ne yazk ki slam alimleri de, kelm tarihi iinde Maturidilie yer
vermeme konusunda ayn tutumu izlemilerdir. Ad geen mellifler Asharisme et
maturdisme bal altnda ancak iki sayfa kadar yer ayrmlardr. (L.Gardet,
M.M.Anawati, Introduction la Thologie Musulmane, s. 60-62, Paris,1948)
Kelam Tarihi asndan, II ve III. asrlar kayda deerdir. Hz. Osmann ehid edilii ve
zellikle Cemel ve Sffn sonucu gndeme gelen byk gnah (el-Kebire) ve onunla
ilikili takdir-i ilahi problemi, slam dnyasn, tarih boyunca hep megul etmitir.
Ad geen problemlerle ilgili olarak, ilk defa Hariciler, Mrcie ve Mutezile vb. gruplar,
biraz da selefin ho karlamad anlamda, zm retmeye almlardr. Nihayet III.
Asra gelindiinde, bu eitli dini ve felsefi tartma ve aklamalarn tesiri altnda, selef
izgisinden ayrlma durumunda kalan ilk Ehl-i Snnet mbeirleri, yava yava Kelam
lminin kaplarn aralamaya balamlardr.
Bilindii gibi bu gruplar arasndan Mrcie, dierleri gibi kalc olmam; eitli
mezhepler iinde erimi gitmitir. Daha radikal gr sergileyen Hariciler ise,
Mutezileyi zorlayacak bir tarzda kalc olmaya ve tarihin derinliklerinden gnmze
kadar ulamay baarmlardr. Bu dncenin kat selefilik izgisi, Ahmed b. Hanbel ve
bn Teymiyye kanalyla Vehhabilie kadar uzanr. zellikle Harun Reitten sonra
(786) baz Hric grleri daha lml bir ekilde dile getirip sistemletiren Mutezilenin
siyas destek bulmas, onlarn zayflama sebepleri arasnda gsterilebilir. Ancak
Mtevekkil ile balayan dnemde (847) Mutezile siyas desteini kaybetmi, Selefiyye
itibar kazanmtr. Bu nedenle iktidara kar srekli bir muhalefet oluturan Haricler, bu
ekoller karsnda varln uzun sre devam ettirememitir.
Kelam Tarihi asndan kayda deerdir ki kader inancn siyasi malzeme olarak kullanan
baz idarecilerin cebri anlaylarna ilk reaksiyon, Suriyede Hrstiyan kltrnde
yetimi mslmanlardan geldi. Oradaki kaderi tartmalar, hkmdarlarn houna
gitmedi; zamanla isyana kadar uzanan hr irade taraftarlarna kendi siyasetleri aleyhine
tehlike oluturdu. Bunlara gre her trl zulm ve hakszlk, ilahi kader sonucu idi;
dolaysyla kendilerine kar isyan, tabii olarak Allaha kar yaplm anlamn
tayacakt. Alfred V. Kremere gre eski mslman mderrisler, Hrstiyan
ilahiyatlarla olan ilikileri sonucu bu cebri anlaytan pheye dmlerdir. Zira o
tarihlerde Dou kilisesi iin de bu mesele nemli bir problemdi. Emevi dneminde,
mslman bilginlerin merkezi olan am, ayn zamanda kader tartmalarnn da merkezi
durumunda idi; ve problem hzla etrafa yaylmaya balad. (Bilgi ve kaynak iin bak. .
Goldziher, slamda Fkh ve Akaid, s. 109 vd., Ank., 2004)
Abdullah b. merin, Suriyede ilahi takdirden phe eden bir dostu olduu rivayet
edilir. Orada ilahi takdiri inkar edenlere tesadf edildii sylenir. Mabed el-Cheninin
bir kaderi olarak Basrada ikamet etmesine ramen amda (v. 80) idam edilmi
olabilecei; te yandan Kurannn mahluk olduunu syleyen Cad b. Dirhemin

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 153

ldrlmesi (125); ayn yl Gaylan ed-Dmeki (v. 120 ?) ve dierlerinin idam edilmesi
hep bu rivayetleri dorular mahiyettedir. Daha sonra Cehm b. Saffan (v. 128) da
Horasanda mlhid diye idam edilmiti. Btn bu olaylarda grnrdeki gereke, siyasi
otoriteye kar gelmek eklinde ifade edildi. te yandan, ehristaninin kaydettiine
gre, baz Emeviler kaderileri korumulardr. Nitekim III. Yezid ile II. Mervann kaderi
olduklar rivayet edilir. (Kaynaklar iin bk. Tritton, .Kelam, s. 57-58, Ank. 1983; M.
Fahri, .Felsefesi Tarihi, s.72-73, st. 1987)
Grlyor ki Emeviler dnemi (41-132 ), eitli frkalarn tarih sahnesine kt ve
slami ilimlerin tedvin edildii bir dnemdir. Kelam Tarihi asndan nemli olan bu
dneme ahit kiilerin banda phesiz Hasan Basri (v.110) gelmektedir. Bu siyasi
atmosferde o, gerektii zaman idarecileri uygun bir dille uyarm; ancak siyasi otoriteye
isyan etmek isteyenlere de, Allaha isyan dnda emirlerine itaat tavsiye etmitir. Baz
idarecilerin, ahsi menfaat sebebiyle yanl kader anlayna sapmalar; H. Basrinin
meclisine devam eden Mabed gibi baz tbiilerce ikyet konusu olmutur. Mabed elCheni ile Ata b. Yesr, kendisine gelerek bu tutumu anlatmlar. O da cevaben bunun
Allaha yalan isnad etme anlamna geleceini vurgulamtr. Bu tr hareketlerin ilahi
takdir sonucu ortaya ktn syleyenlere Hasan Basrinin cevab sertti: Allahn
dmanlar yalan sylyorlar! Dolaysyla bu dnce iinde o, Hz. Osmann
katillerini de lnetlemitir. (Hayat ve Grleri hakknda bilgi iin bk. O. Karadeniz,
Hasan Basri ve Kelami Grleri, D.E..lhiyat Fak. Dergisi II)
Hasan Basri'nin meclisine devam eden Vsl b. At (v.131) ile Amr b. Ubeydin
(v.144) kelam tarihi iinde byk bir yeri vardr. Amr, Hasan Basrinin tefsir ravisi
olarak anlatlr. Vsl, devrinin felsefi-kelami problemlere vakf cedelci kiiliiyle
mehurdur. te yandan o, ne bir dinara, ne de bir dirheme dokunmam bir zahid
olarak medh edilmitir. Amr b. Ubeyd'in de, geceleri dua ile geirdii, krk kere yaya
olarak hacca gittii rivayet edilir. Rivayete gre yle mahzun grn vard ki
grenlerce anne babasn yeni topraa vermi sanlrd. Burada dikkati eken husus,
bu ilk mutezililerin zhd hayatna verdikleri deerdir.
Vasla gre byk gnah ileyen ne mmin, ne kfir ve ne de mnafktr; ancak fsk
olabilir. Onun iin gnah ileyen bir Mslman, tam anlamyla iman kavramna layk
deildir; ancak kafir de saylamaz. O, Kurani ifade ile sadece fask olabilir ve tevbe
etmedii takdirde cehennemliktir. Bu bak as, onlar Cemel ve Sffine katlan
sahabeyi deerlendirme sonucuna gtrd. Vasla gre taraflardan biri hataldr. Amra
gre ise her iki taraf da hatal idi.
te yandan Ebu Hanife, el-Fkhul-ekber, el-Fkhul-ebsat, el-Alim vel-mteallim, erRisale ve el-Vasiyyede, en faziletli ilmin, inkrclarn phelerini readdetme amacn
gden tevhid/fkh- ekber olduunu vurgular. Ebu Hanife; Kaderiyye, Cebriyye, Mrcie
ve Mebbihe gibi pek ok akmn ortaya kt bir devirde, grleriyle Ehl-i Snnet
akidesinin teekklne zemin hazrlamtr. Ona gre usulud-din, fkhtan daha
faziletlidir. afii (v. 204) ve Badadi, onun ilk Ehl-i Snnet kelamcs ve Kelam
lminin kurucusu olduunu kaydeder. Eserlerinde geen itikadla ilgili grler, daha

154 |

slam Bilimlerinde Yntem

sonra Ebu Cafer Tahavi tarafndan ele alnmtr. Nihayet bu eserler, Osmanl alimi
Beyazi-zade Ahmed Efendi tarafndan, kelam konularna gre tertip edilerek elUsull-mnife ismiyle bir araya getirilmi, daha sonra aratul-meram adyla erh
edilmitir.(Eser, lyas elebi tarafndan metinle beraber . Azam Ebu Hanifenin
tikadi Grleri adyla tercme edilmitir. st., 2000)
Fkh sahasnda da akl ve reye yaslanan ilk nemli sima Ebu Hanife'dir. Hadis rivayeti
konusunda gstermi olduu titizlik mehurdur. Gerekten "bu byk slam
hukukusunun bu kadar az hadis rivayet etmesi, hadislerin shhati iin, Buhari ve
Mslim'in ortaya koyduklar sk artlar yannda, hadislerin akl, mahede ve kyasa
uygun olmasn art klm olmasndan ileri gelmitir" denebilir.(Ugan, Z. Kadiri, bn
Haldun Mukaddime'sine (Aklamalar ve Notlar) II, 637, st.,1988) bn Abdilber yle
der: "Hadis alimlerinden pek ou, birok sahih haber-i vahidi reddetti, diye Ebu
Hanife'yi eletiri konusunda haddi amlardr. nk o, bu gibi hadisleri, zerinde
gr birlii edilen hadislerden ve Kur'an'dan karlan esaslara vuruyordu. Onlara
uymayan haberleri reddediyordu... (atbi, Muvafakat, III, 20, st.1990) Sonu olarak
Ebu Hanifeye gre, Kurana aykr hkmler tayan hibir sz Hz. Peygambere ait
olamaz.
Emevler dneminde balayan tercme hareketleri Abbaslerde youn bir ekilde devam
etmitir. Harun Reid tarafndan balatlan bu faaliyetler, Memunun eseri BeytlHikme ile daha da hzlanm, Yunanca, Sryanice, Farsa ve Hinte pekok kitap
tercme edilmitir. Fakat bu faaliyetler Mtevekkil tarafndan pek ho karlanmam ve
nihayet Fatmiler devrinde bunun yerine Darul-hikme kurulmutu. Harun Reid ve
Memun dneminde Bir b. Mutemir, Smame b. Eras ve Muammer b. Abbad gibi
baz Mutezil limlerin Smeniyye ile mcadele iin grevlendirildikleri rivayet
edilmektedir. Ebul-Huzeylin de Yahudi, Ehl-i Ncm ve Mecslere kar
mnazaralarda baarl olduu kaydedilmektedir.
Halife el-Mehdi (785), dneminde artan ilhad hareketi zerine, askeri yntemler
yannda, cedel kitaplarnn yazlmasn emrederek ilm bir tarzda harekete ynelmitir.
Halife el-Hdi (786) de bu dorultuda hareket etmitir. Harun Reid, zellikle vezirlik
makamnda bulunan Bermek ailesi Mutezil limlere destek olmutur. Bu arada dier
dinlerle olan mcadelede Mutezil limlerin baars onlarn iktidar nezdindeki itibarn
artrmtr. Smame b. Eras ynetimde etkili Mutezil isimlerdendir. Nitekim Memun
(198-218) dneminde, mihne olaylar, ilk defa halifeye yakn bn Eb Dudn tavsiyesi
zerine gerekletirilmitir. Bu iki alim araclyla pek ok Mutezili bilgin saraya
yaknlam, nemli memuriyetlere atanmtr. Bu durum mutezilenin din rakiplerine
kar stnlk salamalar sonucunu dourmutur.
Halife Memun 827 ylnda Kurann mahluk olduuna inandn akladktan sonra,
zellikle vezir olarak tayin ettii bn Eb Dudn tevikiyle Badat valisi shak b.
brahime bir yaz gndererek limleri bu konuda sorguya ekmesini, halk- Kurana
inanmayanlarn hukuk ehliyetlerini iptal etmesini istemitir. Harun Reid ile balayan
bu durum, Mutasm ve Vask dneminde de devam etti. Ahmed b. Hanbel, Nuaym b.

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 155

Hammad, Muhammed b. Nuh gibi baz limlerin dndakiler, bu resm gr


benimsemilerdir. Ahmed b. Hanbel ve arkadalar, Kuran Allah kelamdr, bunun
dnda ilave bir sz syleyemeyiz tarznda cevap verip resm gre kar direndikleri
iin ikenceye maruz kalmlar ve bazlar da ldrlmtr.
Muhafazakr limler zerinde on alt yl (218-34) kadar devam eden bu bask, Halife
Mtevekkil (232-47) dneminde sona ermi ve Kurann mahluk olduunu sylemek
yasaklanmtr. bn Ravendinin Mutezileden ayrlmas, zellikle Maturidi ve Eari ile
Snni Kelam ekolnn kuvvet bulmas sonucu Mutezile eski gcn kaybetmitir.
Mtevekkil, kendisinden nceki halifenin Mutezileye vermi olduu siyasi destei
ekmi ve onlar devletin resm mezhebi olma konumundan karmtr. Bylece
Halkul-Kuran fetvasn kaldrarak Kuran hakkndaki tartmalar yasaklam,
bylece mihne olarak tarihe geen uygulamaya son vermitir. Devlet dairelerinde
Mutezileye mensup memurlar tedricen grevlerinden alnm, nihayet siyas olarak
tasfiye edilen Mutezile, fikr ve sosyal hayatta geri plana itilmitir.
Fikr atmalarn youn olduu mihne devrinde, selef anlayn akl esaslarla
savunan ve sfatlar zatn ne ayn, ne gayrdr diyerek Mutezileye kar mcadelede
Ebu Abdillah Said b. Kllab (v. 240) nemli bir isimdir. Badad; onun, Memun
dneminde halifenin meclisinde ilm delillerle Mutezilleri zor durumda brakan bir
alim olarak tantr. Bu dnemde isimleri beraber anlan Haris el-Muhasib (v. 243) ve
Ebul-Abbas el-Kalnis (v. 255) de sfatulllah konusunda Mutezileye kar mcadele
etmi ve selef akidesini savunmulardr. Bu alim Ehl-i Snnet kelamnn ilk
temsilcileri olarak tarihte yerlerini almtr.
Halk- Kuranla ilgili tartmalar, ilk defa Cad b. Dirhem tarafndan ortaya atlmtr.
Baz farklara ramen Cehmiyye, Hricler, Mutezile ve ia Kurann yaratlm
olduunu kabul eder. Selefiyye, Kurann hem lafzen hem ma'nen Allahn ztyla kim
olduunu benimsemiti. Ehl-i snnet kelamclar ise lafz ile manay birbirinden
ayrarak kelam- nefsnin mahluk olmadn ileri srmlerdir.
bn Kllab, Mutezilenin hakim olduu bir devirde ilk defa Kurann mahluk
olmadn ileri srmtr. III. asrda Cehmiyye ve Mutezileyi red iin eserler yazm;
mesleini lm-i Kelam metodu ile kuvvetlendirerek Eariye zemin hazrlamtr. Ona
gre bilgisiz ikrar, iman deildir (Ebu Hanife izgisi). Efal-i ilahiyye Allah ile kaim
deildir. Allah daima "kadim bir kelam"la mtekellimdir. lahi kelam; ses ve harflerin
ayn deildir. Kelam ile Kuran arasnda fark vardr. lahi kelamn kalba dklm hali
kitap ise mahluktur. Ne yazk ki bn Kllab, Memunnun huzurunda Ebull-Huzeyl ile
konuyu tartm; ilahi kelamn Allahn zatndan ayr olmadn, yani kelam-Allah
birliini savunduu iin muhalifleri tarafndan, hrstiyanlara meylettii eklinde iftiraya
uramtr.
Muhasibi, Fehmul-Kuran ve Meanihi adl eserinde bn Kllabn grlerini
aktararak mdafa etmeye alr. Nihayet mam Eari, Mutezileden ayrlr ve bunlarn
tesis ettii yola girer. Makltul-slamiyyin isimli eserinde onun epeyce fikirlerini
aktarr. Bu grleri, ehil olduu kelam metodlaryla desteklemeye koyulur. Bylece,

156 |

slam Bilimlerinde Yntem

Maturidilik Semerkand ve evresinde gelimeye kaydederken, aralarndaki baz


farkllklar bir yana, Eari ile Ehl-i Snnet kelam da hilafet nerkezine yakn yerlerde
olumaya balar.
Badatn yegne ilim merkezi olmaktan kmasyla Buhara ve Semerkantta zellikle
akl ilimler byk ilerleme kaydetmitir. Bu dnemde oralarda devletin ileri gelenleri
tarafndan fikri ve edebi almalara bir canllk verilmi; tefsir, fkh, hadis, kelam,
felsefe, dil, tasavvuf, edebiyat, tp, kimya, asronomi gibi ilimlerde birok bilgin
yetimitir. Tarihi Makdisi Horasan ve Mvernnehrin bu ilmi ortam iin u
ifadeleri kullanr: Bu topraklar lkelerin en deerlisi, saygn simalar ve alimleri en ok
olandr. Bu lke iyilik ve gzelliin kayna, ilmin karargh, slmn salam rkn ve
muazzam kalesidir bu lkede fakihler hkmdar gibi addedilir.
Anadoluda yetien limler, Fkh, Tefsir, Hadis iin ihtisas yapmak zere Suriye, Msr
ve Irak topraklarndaki medreselere giderken Mvennehr akl ve felsef ilimlerde
reva bulmutur. Bu blgede bulunan Harezmde ilmi tartmalar son derece hr bir
vasatta gereklemekteydi. F. Rzi, Mutezilenin rgente oynad rol hayretle
mahede etmi ve kendisi de Buharada kelmi tartmalara itirak etmitir. Baz
aratrclar; Horasan, Niabur, Merv, Herat ve Belhdeki felsef/kelm ortamdan
vgyle bahseder. Buradaki tartmalar, blgede yaylmakta olan heterodoks akmlarn
nn kesmi ve halkn byk lde Ehl-i Snnet mezhebini benimsemelerini
salamtr.
Taftazn, Haneflere Mturdiyye ismini verir. Baz oryantalistler de Mturidlerden
Hanef-Mturdi eklinde sz eder. Onlar bununla Maturidiliin sadece Hanefiliin bir
uzants olduunu imaya alrlar ki bu kanaat doru deildir. Zira Maturidiliin ayr
bir Kelm ekol olduu son derecede aktr. Kald ki Pezdevi (v. 493), daha nce
yazlan pek ok eseri incelediini belirttir ve kitabn yazma konusunda yle der:
bizim ceddimiz, ashabmzn kitaplar ile eyh mam Ebu Mansur Maturidinin
Kitabut-Tevhid ve Kitabut-Tevilatnn manalarn iyice renmilerdi. Yalnz K.
Tevhidte biraz kapallk ve uzatma, tertibinde ise bir nevi zorluk vardr. Eer bunlar
olmasayd bize kafi gelecekti. (Pezdevi, E. Snnet Akaidi, Ter. . Glck, s. 3,
st.1980)
Maturidiliin yaylmas konusunda ilk akla gelen alim Ebul-Mun Nesefdir.
Tabsratul-Edille adl eseri, Maturdnin Kitabut-Tevhidinden sonra en nemli
eserdir. Bu sebeple Earilik iin Bklln ve Gazlnin konumu ne ise Maturdilik
asndan Nesefinin konumu odur. Dier taraftan Tabsrann bir fihristi durumunda
olan mer Nesefnin Akidi de, yllarca erhleri ile birlikte medreselerde kaynak
eser olarak okutulmutur. Maturidilik, ok genel anlamda Earilie gre akl biraz daha
n plana alan bir mezheptir. Buna ramen Mvernnehrin, Mekke ve Medine gibi dini
merkezlere olduu kadar, hilafet merkezine, dolaysyla ilim ve kltr merkezi Badata
uzakl, onun, Earilik kadar iyi tannmasna engel olmutur.
Seluklu Sultan Alparslan (v. 465)n saltanat ele geirerek Mutezile taraftar
Muhammed el-Kndr (v. 455)yi ldrterek yerine Nizmul-Mlk (v. 485) tayin

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 157

etmesi Eariyyenin daha da canlanmasna yol amtr. Nizmul-Mlk kuvvetli bir


Ear taraftar olarak ilme ve ilim adamlarna byk deer verdi. Cveyn (v. 478) ve
Gazal (v. 505) gibi Ear alimler onun desteine mahzar olmu, Badat ve Niaburda
kurduu Nizmiye medreselerinin bana getirilmilerdi. Bylece Earlik devletin
resm mezhebi haline gelerek slam tarihinde byk bir gelime kaydetmitir. Buna
sebep, Earlerin, selef akidesine bal kalarak bu yolu gelitirmi olmalardr. Ayrca
Mutezile ile mcadele ederek onlardan etkilenmiler, akli prensiplere dayal istidlal
yntemlerini ayn zamanda kendi mezheplerinin temel meselelerini belirlemede
kullanmlardr.
Eari kelmn sistemletiren Bakllni (v. 403) ve Gazalinin hocas Cveyni (v. 478)
ile balayan dnemde, farkl kltrlerin etkisi ile kelamda felsefi konular gndeme
gelmiti. Gazalinin filozoflara hcumu ve daha birok sebep, felsefenin slam
dnyasnda biraz gerilemesine neden olmutur. Bu gerilemeden doan boluu
kelamclarn doldurduunu ve mantk-felsefenin, daha ok kelamclarn ahsnda
hayatiyetini devam ettirdiini syleyebiliriz. Son devir kelam kitaplar iinde, hacim
bakmndan durumu en iyi ifade edebilecek eserler, phesiz, Taftazaninin (v. 793)
kendi Maksdna yazd erhi ile el-cinin (v.756) Mevkf zerine Crcani (v.
816) tarafndan kaleme alnan erhul-Mevkftr. Bu arada, Kad Beyzavinin (v.
685) Tavliul-envr adl eserini de kaydedebiliriz.
Kelam lmi, Endlste en az gelime kaydeden ilim daldr. Bunun sebebi, Douda
ortaya kan kelam problemler etrafnda cereyan eden tartmalara kar sert bir tutum
sergileyen Maliklerin Endlste salad mutlak hakimiyettir. Bununla birlikte
Doudaki ilim merkezlerine tahsil iin giden renciler vastasyla bir ksm Mutezil
fikirlerin yannda Bakllan, Cveyn ve Gazalnin kelama dair eserlerinin Endlse
szmas mmkn olmutur. Endls denilince akla gelen nemli isimlerden biri 520da
Kurtubada doan bn Rdtr. bn Rdn felsef-kelm fikirleri Faslul-Makl,
el-Kef an menhicil-edille ve Tehftt-Tehft gibi eserlerinde gemektedir.
Bu eserlerinde, Gazalinin ahsnda zellikle Eariyyeye ynelik nemli eletiriler yer
almaktadr. Dier taraftan mehur alim bn Hazm da el-Fasl fil-Milel vel-Ehva venNihal adl eserinde Allah, irade hrriyeti, kaza-kader, iman, imamet vb. kelami
konular ilemi ve bu konularla ilgili olarak Mutezile, Mrcie ve iay iddetle tenkit
etmitir.
Tefsir:
Tefsir lmi: Douu, Geliimi Ve Temel Kaynaklar
Szlkte bir eyin rtsn kaldrmak, amak, aklamak, ortaya karmak gibi
anlamlara gelen tefsir kavram, genel anlamda ilmi, edebi ve fikri eserleri aklayp izah
etmeyi ifade eder. Terim olarak ise, Kuran- Kerimin manalarn kefetmek, ondaki
mkil ve garib lafzlardan kastedilen eyi beyan etmek anlamndadr. Bu anlamda tefsir
ilmi, Kurann anlalmas, aklanmas ve yorumlanmas balamnda gerekletirilen
her trl almay ieren bir ilim daldr.
Bilindii zere Allah Teala, Hz. Ademden itibaren insanoluna bir takm vahiyler

158 |

slam Bilimlerinde Yntem

gndermitir. Vahiy sreci, dier peygamberler araclyla devam etmi ve Hz.


Peygamberde son bulmutur. Peygamberler araclyla bildirilen ilahi dinler, temelde
bu vahiylere dayanm ve bu nedenle kitabi dinler olarak adlandrlmtr. Kitabi dinler
bnyesinde zaman iinde oluan ilimler, nihai noktada vahiy kaynakl olduklar iin
genel olarak nakle dayal ilimler olarak grlmlerdir.
Kitabi dinlerin sonuncusu olan slam dininin temel kayna Kuran- Kerimdir. O, akl,
vicdan ve duyularla donatlan insanoluna Allahtan bir rahmet yani verili bir nakil
olarak gnderilmitir. slam dini bnyesinde ortaya kan btn ilimler zorunlu olarak
Kurana dayanmak, dolaysyla onun ayetlerinde bildirilen ilkeleri esas almak
durumundadr. Bu balamda dorudan Kuran konu edinen tefsir ilmi de, her ne kadar
dirayete dayal akli unsurlardan yoksun olmasa da, nakli ilimler arasnda
deerlendirilmitir.
Kurann gnderili gayesi, bizzat kendisi tarafndan u ekilde ortaya konmaktadr:
Bu (Kur'an), btn insanla bir aklamadr; takv sahipleri iin de bir hidayet ve
ttr. (Al-i mran 3/138) O, bu gnderili gayesini dorudan insanolunun aklna ve
gnlne hitap etmek suretiyle gerekletirmektedir: (Reslm!) Sana bu mbarek
Kitab', yetlerini dnsnler ve akl olanlar t alsnlar diye indirdik. (Sad 38/29)
Meseleye bu adan bakldnda Kuran, tefsir ilminin temel konusu olan kendisinin
anlalma ve aklanma misyonunu bizzat stlenmektedir. Nitekim bu balamda
Ahsenul-hadis/Szn en gzeli, el-Bela/Bildiri, el-Beyan/Aklama, el-Fasl/yiyi
ktden ayrdeden, el-Furkan/Hak ile batl birbirinden ayran, el-Mevze/t, etTezkira/Hatrlatma, ez-Zikr/Uyar gibi isimlere sahip olan Kurann en nemli vasf elMbin yani apak olmasdr: T Sn. Bunlar Kur'an'n, apak bir Kitab'n yetleridir.
(Neml 27/1)
Bu zelliklerinden dolay Kurann ilk mfessiri yine kendisi olmutur. yle ki
Kuran, nazil olmaya balad andan itibaren insanla srasyla nce iman, ardndan da
ibadet, muamelat ve ahlak esaslarn 23 yllk nzul sreci boyunca tedrici bir yaklam
iinde bildirmi ve aklam, yani tefsir etmitir. Nitekim o, mesajlarn beeri
almalarda olduu gibi meseleleri konularna gre tasnif edilmi kitaplar tarznda bir
btn olarak deil, bilakis muhatabn durum ve konumuna uygun bir ekilde onu iman,
amel ve ahlak itibaryla adm adm ideal bir noktaya tayacak tarzda aktarmtr.
Dolaysyla Kurann nce nazil olan ayetlerinde ksaca ortaya konan hususlar, daha
sonra baka ayetlerde ayrntl bir ekilde aklanm ve nihai haline kavuturulmutur.
Bu konuda iki rneini vermek mmkndr: Nazil olduu ortam itibaryla
mutahaplarnn pek ou alkolik olma derecesinde iki bamls olduu iin Kuran,
balangta ikiyi bir rpda yasaklamak yerine onun zararlarnn faydasndan ok daha
fazla olduunu belirtmekle yetinmi, (Bakara 2/219) ardndan zamanla belli bir
olgunluk seviyesine ykselen sahabenin bu nedenle olumsuz durumlar yaamas zerine
iki, ncelikle namaz balamnda yasaklanm (Nisa 4/43) ve nihai aamada az olsun
ou olsun btn Mslmanlar iin kesin bir ekilde haram klnmtr. (Maide 5/90)
Dolaysyla Kuran balamnda sz konusu ayetleri doru bir ekilde tefsir edip

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 159

anlamann yegane yolu, onlar bir btn olarak grp deerlendirmektir.


Bu balamda ilk tefsir ameliyesi, bizzat Kurann kendi bnyesinde gereklemitir.
Tefsir ilminde Kurann Kuranla tefsiri olarak formle edilen bu husus, daha sonra
gerekletirilen her trl tefsir faaliyetinin vazgeilmez asli unsurunu oluturmutur.
Zira bir Kuran ayetinde ortaya konan maksad- ilahiyi doru bir ekilde bilip
renebilmenin en gzel ve salam yolu, onu yine bir baka Kuran ayetinin nda
anlamaktr. Bunun iin yaplmas gereken ey, Kuran ayetlerini parac deil btncl
bir yaklam tarz iinde anlamaya almaktr.
Kurann Kuranla tefsirinde mevcut bir ayeti, ayn ekilde mevcut bir baka ayetle
tefsir sz konusu olduu iin bu tefsir tr rivayet tefsiri kapsamnda
deerlendirilmitir. Bununla birlikte esasen Kuranda hangi ayetin hangi ayeti ne
ekilde tefsir ettiini tespit etmek, mfessirden mfessire deien dirayete dayal bir
husus olduundan, bu noktada mesele bir ynyle dirayet tefsirine de dahil olmaktadr.
Bu husus, bize nakle dayal rivayet tefsiri ile akla dayal dirayet tefsiri arasndaki
ayrmn mutlak deil greceli olduunu, dolaysyla her iki tefsir trn birbirinden tam
manasyla ayrmann hem mmkn, hem de doru olmadn gstermektedir.
nceki tm vahiyler gibi Kuran vahyi de, bir peygamber eliinde gnderilmitir. Zira
gayesi insanolunu iman, amel ve ahlak ynnden hidayete kavuturmak olan Kurann
bu gayesine ulaabilmesi, ancak insanlarn bu konularda kendilerine rnek alabilecekleri
bir peygamberle mmkn olabilecektir: Andolsun ki, Reslullah, sizin iin, Allah'a ve
ahiret gnne kavumay umanlar ve Allah' ok zikredenler iin gzel bir rnektir.
(Ahzab 33/21)
Bu balamda Kurann kendisinden sonra ikinci mfessiri, Hz. Peygamber olmutur.
Zira Kuran, bir ansiklopedi mantndan uzak olarak btn meseleleri tek tek sralayp
ayrntl bir ekilde aklamak yerine temel inan, ibadet-muamelat ve ahlak esaslarn
ana hatlaryla ortaya koymakla yetinmi, bunun dnda sadece gerekli grd belli
hususlarda ayrntya girmitir. Bu noktada sz konusu klli esaslar aklama ve bunlar
dzgn bir ekilde uygulayp pratie aktarma grevi Hz. Peygambere verilmitir:
nsanlara, kendilerine indirileni aklaman iin ve dnp anlasnlar diye sana da bu
Kur'an' indirdik. (Nahl 16/44)
Kurandan ald bu yetkiye dayal olarak Hz. Peygamber, ashabna nce kendisine
gelen vahiyleri olduu gibi tebli edip aktarm, ardndan ayetlerde geen kapal
hususlar onlara tek tek aklam, son olarak da aklad hususlar bizzat pratie
aktarmak suretiyle onlara bu konuda rneklik etmitir. yle ki Kuranda yer alan
ayetlerden bir ksm, ashabn anlayabilecei tarzda muhkem olmakla birlikte bilhassa
gayb alemine ait hususlar ieren ayetler mteabih olup bunlarn doru bir ekilde
anlalmas ancak Hz. Peygamberin aklamasyla mmkn olmutur. Bunun dnda
namaz, oru, hac, zekat gibi dorudan uygulamaya dnk hususlarn nerede, ne zaman,
nasl ve ne miktarda ifa edilecei gibi hususlar da yine Hz. Peygamberin fiili snnetiyle
akla kavumutur.
Bu noktada tefsir ilminin ikinci aya olan Kurann snnetle tefsiri ortaya kmtr.

160 |

slam Bilimlerinde Yntem

Kuran vahyinin nzul sreci boyunca Hz. Peygamber tarafndan kavli, fiili ve takriri
olarak kesintisiz bir ekilde devam ettirilen bu tefsir ameliyesi sayesinde Kuran sadece
okunup ezberlenmekle kalmam, bilakis hayatn her alann kuatacak ekilde pratie
yansma imkan bulmutur.
Hz. Peygamber, bu tefsir faaliyetini ilmi bir gaye veya abayla deil, bilakis asli
grevini ifa maksadyla yerine getirmitir: Ey Resl! Rabbinden sana indirileni tebli
et. Eer bunu yapmazsan O'nun eliliini yapmam olursun. Allah seni insanlardan
koruyacaktr. Dorusu Allah, kfirler topluluuna rehberlik etmez. (Maide 5/67) Bu
nedenle Kuran ayetlerinin snnetle tefsirinde, tek tek btn ayetlere ait teorik
bilgilerden ziyade, belli ayetlere ait uygulama boyutu n plandadr.
Kurann snnetle tefsiri, fiili snnetin dnda byk lde ashabn anlamad
noktalarda Hz. Peygambere ynelttikleri sorularla gndeme gelmitir. Bu nedenle Hz.
Peygamber, bildiimiz anlamda Kurann tamamn deil, sadece kendi dnemi
itibaryla anlalmayan ve ihtiya duyulan ksmlarn tefsir etmitir.
Kurann Kuran ile tefsirinden sonra tefsir ilminin en nemli ayan Kurann
snnetle tefsiri oluturur. Bu tefsir tr, Hz. Peygamberden gelen nakillere dayand
iin rivayet tefsiri iinde yer alr. Buna ait tefsir malzemesi, Hz. Peygamberin
vefatndan sonra ashab tarafndan sonraki nesillere aktarlm ve sonrasnda tedvin
dneminde nce hadis kaynaklarnn tefsir blmlerinde, ardndan da kaleme alnan
rivayet tefsirlerinde tedvin edilip gnmze ulamtr.
Tefsirdeki yeri ve nemi tartmasz olan Kurann snnetle tefsirinde problem tekil
eden husus, sz konusu rivayet malzemesinin shhati olmutur. Bilhassa tefsir
kitaplarnda herhangi bir senedden yoksun bir ekilde Hz. Peygambere isnad edilerek
nakledilen baz rivayetler, zaman zaman Kuranla, zaman zaman da kendi aralarnda
eliki arzedebilmitir. Nitekim Ahmed b. Hanbel, bu hususa dikkat ekmek suretiyle
unu sylemitir: eyin asl yoktur; Melahim, megazi ve tefsir. Bu noktada
yaplmas gereken ey, sz konusu rivayetleri sened ve metin ynnden hadis usul
kriterlerine gre deerlendirip salamn zayfndan ayrdetmektir.
Hz. Peygamberden sonra tefsir alannda kendilerine itibar edilen en nemli kaynak
sahabe nesli olmutur. Arap dili ve kltrne vukuflar, ak dimalar, keskin zekalar,
Kuran tarafndan tescillenmi iman ve gvenilirlikleriyle onlar, Kuran ayetlerinin
nzulne bizzat ahit olmu ve bu sayede onlarn nzul sebepleri ve gayelerini ok iyi
bir ekilde kavramlar, bunun tesinde Kurann ilahi mesajlarn Hz. Peygamberin
rnekliinde baaryla hayatlarna aktarmlardr.
Hz. Peygamber sonrasnda sahabe, tefsir konusunda iki farkl yaklam tarz iine
girmitir. Onlardan bazlar, Kuran hakknda bilgisizce sz syleme endiesi tad
iin sadece Hz. Peygamberden duyduu snrl saydaki rivayeti aktarmakla yetinirken,
dierleri sz konusu rivayetleri aktarmann yan sra Kuran ayetlerini kendi
ictihadlaryla tefsir etmekten ekinmemilerdir.
Bu noktada sahabe nesli iinde tefsir sahasnda ilk drt halife, Hz. Aie, Zeyd b. Sabit,
Ebu Hureyre, Abdullah b. Zbeyr ve Ebu Musa el-Earinin yan sra Mekkede bn

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 161

Abbas, Medinede beyy b. Kab, Kufe de ise bn Mesud gibi isimler n plana
kmtr. Onlarn tefsir yneliinde ahsi tercihlerinin yan sra bulunduklar blgenin
art ve ihtiyalar da belirleyici olmutur. yle ki dierlerine gre daha az ve homojen
bir nfus yapsna sahip olan Mekkede rivayet tefsiri yeterli olurken, daha hareketli bir
yer olan Medinede rivayet tefsirinin yan sra belli lde dirayet tefsiri de gelimi,
dierlerine gre yaps, artlar ve ihtiyalar ok daha farkl olan Kufede ise dirayet
tefsiri ok byk bir ivme kazanm, dolaysyla ileride oluacak rey ekolnn
temelleri burada atlmtr.
Sahabe, tefsir ilminde kaynak olarak Hz. Peygamberden gelen rivayetlere, bizzat ahit
olduklar nzul sebeplerine, Ehl-i Kitabtan nakledilen bilgi ve rivayetlere, Arap Dili ve
Edebiyatna ve kendi ictihadlarna dayanmtr. Bu konuda bn Abbas; iir, Arabn
dvndr. Allahn Arapa olarak indirdii Kurann bir kelimesini anlayamadmzda
Arabn dvnna bavururuz, manay orada ararz. (es-Suyt, el-tkan, I, 255) demek
suretiyle tefsirde cahiliye iirine byk nem vermitir.
Sahabe nesli gerek Kuran, gerekse Arap dili konusunda derin vukufiyete sahip olduu
iin bu dnemde Kurann tamamn tefsir etmeye ynelik bir ihtiya hissedilmemitir.
Bu nedenle onlar, Kuran ayetlerinde yer alan baz garib, mphem ve mkil hususlar
aklamakla yetinmilerdir.
Muhtevasnda ciddi ihtilaf ve ayrlklar gzlenmeyen sahabe tefsirinin deeri ve
balaycl konusunda sonraki nesiller arasnda gr birlii olup, onlardan bilhassa
rivayete dayal hususlarda nakledilen bilgiler hkmen merfu haber hkmnde kabul
edilmitir. Dolaysyla tefsir ilminde Kurann sahabe grleriyle tefsiri Kuran ve
snnetten sonra nc temel kaynak olarak grlmtr.
Sahabeden sonra tefsir sahasnda bayra mfessir sahabelerin rencileri olan tabin
devralmtr. Fetihler sayesinde hzla genileyen mslman corafyada ykselen slam
medeniyetinin Kuran ve snnet temeli zerine inasnda byk emekleri geen bu
nesil, tefsir ilmine kar byk bir istek ve gayret iinde olmutur. Daha ziyade
mevaliden olan tabin dnemi mfessirleri, byk lde hem hocalar, hem de
efendileri olan sahabilerin izinden gitmek suretiyle tefsir sahasnda byk vukufiyet
kazanmlardr. Onlar, bir yandan hocalar olan mfessir sahabilerden tefsirin Kuran ve
snnet temelinde rivayete dayal nakli bilgilerini devralmaya alrken, dier yandan
kendi dnemleri itibaryla ortaya kan yeni sorun ve ihtiyalara Kurani zmler
sunabilme gayesiyle youn bir ekilde dirayete dayal akli tefsir faaliyeti iine
girmilerdir.
Tabiun dneminde rivayete dayal tefsir anlaynda iirin yan sra Ehl-i Kitabtan
nakledilen haberlere olduka fazla yer verilmi, bu nedenle tefsirde israiliyyat tr
bilgiler younluk kazanmtr. Kurann tamamn kapsayan dirayet tefsirinde ise,
gnlk pratik meselelera dair fkhi izahlar ile ayetlerden bu gibi hususlarda ictihad
yoluyla elde edilen hkmler n plana kmtr.
Tefsir sahasnda sahabe dneminde balayan farkl yneliler, tabiun dneminde iyice
gelimi ve ayr birer okul haline gelmitir. Bu balamda ortaya u farkl tefsir okulu

162 |

slam Bilimlerinde Yntem

kmtr: 1. Mekke Tefsir Okulu: bn Abbasn hocalnda rivayet arlkl olarak


gelimitir. 2. Medine Tefsir Okulu: beyy b. Kabn hocalnda hem rivayet, hem de
dirayet arlkl olarak gelimitir. 3. Kufe Tefsir Okulu: bn Mesudun hocalnda
dirayet arlkl olarak gelimitir.
Grleri her ne kadar nceki tefsirler gibi balayc grlmese de, bizlere Kuran ve
snnete dayal sahabe tefsir birikimini aktarmas itibaryla byk nem arzeden tabiun
mfessirleri arasnda yukardakiler dnda u isimleri saymak mmkndr: Alkame b.
Kays (.62/682), Mesruk b. Ecda (.63/683), Esved b. Yezid (.75/694), Said b. Cbeyr
(.95/714), Mcahid b. Cebr (.104/722), krime (.105/723), Dahhak b. Mzahim
(.105/723), Tavus b. Keysan (.106/724), Ebul-Aliye (.106/724), Hasan el-Basri
(.110/728), Atiye b. Sad (.111/729), Ata b. Ebi Rabah (.114/732), Nafi b. El-Ezrak
(.117/735), Katade b. Diame (.118/736), Muhammed b. Kab el-Kurazi (.118/736),
Ata b. Dinar (.126/744), es-Sddi (.128/745), Muhammed b. Mslim (.128/745),
Ata b. Ebi Mslim el-Horasani (.135/757), Zeyd b. Eslem (.136/753), Rabi b. Enes
(.139/756), el-Kelbi (.146/763).
slam tarihinde tabiun dnemini izleyen hicri II. yzyl ile III. yzyln balar, dier
slami ilim dallarnda olduu gibi tefsir ilmi iin de tedvin dnemi olarak bilinen
dnemdir. O zamana kadar nesilden nesile genelde ifahi olarak aktarlan tefsir
malzemesi, bu dnemden itibaren derlenip toplanmaya ve yazya geirilip tedvin
edilmeye balanmtr.
Bu konuda nclk edenler hadis ehli olmutur. Zira Kurann iki kapak arasna alnp
oaltlmas ve bylece gvence altna alnmasndan sonra muhaddisler, diyar diyar
dolap evre blgelere dalan ashabn buralarda yetitirdikleri talebelerden Hz.
Peygamberin snnetine dair rivayetleri derleyip toplamaya almlardr. Sz konusu
hadis malzemesi iinde Kuran tefsirine ait olanlar da mevcut olup, bunlar hadis
kitaplarnn tefsir blmlerinde derlenip bir araya getirilmitir.
Bunun yan sra Hz. Peygamberin vefatnn ardndan gerek sahabe, gerekse onlardan
sonraki nesiller karlarna kan yeni durum ve ihtiyalara Kurana dayal cevaplar
vermi, bylece ortaya bol miktarda dirayete dayal tefsir malzemesi kmtr. Tedvin
dneminde tefsirle megul olan alimler, bir yandan sz konusu faaliyeti devam
ettirirken, dier yandan kendilerinden ncekilere ait bu zengin malzemeyi derleyip
toplam ve bunlara dayal olarak tefsire dair mstakil eserler kaleme almlardr.
Tedvin dneminde kaleme alnan bu almalardan Mukatil b. Sleyman (.150/767)a
ait olan eser, Kurann tamamn kapsayan ilk tefsir olarak bilinmektedir. Bunun
dnda Ali b. Ebi Talha (.143/760)nn sahifesi ile Sfyan es-Sevri (.161/778), Yahya
b. Selam (.200/815) ve Abdurrazzak b. Hemmam (.211/827)n tefsirleri bu dnemde
kaleme alnp gnmze ulaan dier ilk yazl tefsir rnekleridir.
Bu dnemde tefsir sahasnda yaplan almalardan nemli bir ksm Kurann dilsel
yn zerinde younlamtr. Bu alanda Ferra (.207/823)nn Meanil-Kuran, Ebu
Ubeyde (.210/827)nin Mecazul-Kuran ve bn Kuteybe (.276/889)nin GaribulKuran isimli eserleri kendi trlerinin ilk rnekleridir.

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 163

Tedvin dneminden itibaren mstakil bir ilim dal haline gelen tefsir ilmi, tarihi sre
iinde byk gelime kaydetmi ve zaman iinde rivayet ve dirayet tefsiri trnde ok
sayda tefsir kaleme alnmtr. Bunlardan bazlarn u ekilde sralayabiliriz:
a) Rivayet Tefsirleri:
et-Taberi (.310/923), Camiul-Beyan an Tevili Ayil-Kuran.
es-Salebi (.427/1036), el-Kef vel-Beyan an Tefsiril-Kuran.
es-Semerkandi (.488/1095), Tefsirul-Kuranil-Azim.
el-Bagavi (.516/1122), Mealimut-Tenzil.
bn Atiyye (.542/1147), el-Muharrarul-Veciz fi Tefsiril-Kitabil-Aziz.
bn Kesir (.774/1372), Tefsirul-Kitabil-Aziz.
es-Suyuti (.911/1505), ed-Drrul-Mensur fi Tefsiril-Mesur.
b) Dirayet Tefsirleri:
el-Maturidi (.333/944), Tevilatl-Kuran.
Fahreddin er-Razi (.606/1209), Mefatihul-Gayb.
el-Beydavi (.685/1286), Envarut-Tenzil ve Esrarut-Tevil.
en-Nesefi (.701/1301), Medarikut-Tenzil ve Hakaikut-Tevil.
Ebu Hayyan (.745/1344), el-Bahrul-Muhit.
Ebus-Suud (.982/1574), radul-Aklis-Selim ila Mezayal-Kitabil-Kerim.
el-Alusi (.1270/1853), Ruhul-Meani fi Tefsiril-Kuranil-Azim.
Hadis:
Hadis lminin Douu Ve Geliimi
Hadis, lgatte kadmin zdd cedd (yeni) manasna geldii gibi haber manasna da gelir
ve bu kelimeden treyen baz fiiller, haber vermek ve nakletmek gibi manalarda
kullanlr. Kuran Kerimin Demek onlar, bu sze inanmazlarsa, arkalarndan zlp
kendini helak edeceksin(Kehf 18/6) mealindeki ayetinde geen hadis kelimesi, sz veya
haber mansnda kullanlm olup bu kelime ile Kuran kastedilmitir (Koyiit, Talat,
Hads Usl, T.D.V. Yaynlar, Ankara, 2008, s. 10).
Hadis kelimesi slamiyetle birlikte farkl bir anlam kazanm, deta onunla kadm olan
Kuran- Kermin mukabili kastedilerek Rasl-i Ekremin szlerine el-ehdslkavliyye, fiillerine el-ehdsl-filiyye ve tasvip ettii eylere de (takrir) elehdst-takrriyye denilmitir. Hadis limleri, Hz Peygamberin yaratlla ilgili
zelliklerini (emil) ve ahlki vasflarn da hadisin kapsam iine almlardr (Kandemir,
M. Yaar, Hadis, DA, XV, s. 27).
Terim anlam olarak hadis, sz, fiil, takrr, ahlk ve fizk vasf olarak Hz Peygambere
izafe edilen her eyin yazl metinleri demektir. ok zel ve dar anlamda peygamber
szne de hadis denir. Hadisin oulu ehdistir.
Kendilerine gvenilmeyen hadis talebelerinin daha I. yzyln ikinci yarsnda ortaya
kmas ile birlikte rvileri ile rivayetleri gvenilir olup olmama asndan, mahiyet ve

164 |

slam Bilimlerinde Yntem

muhteva bakmndan belli terimlerle deerlendirme ihtiyac domu, bununla ilgili


almalar sonraki iki asrda gelierek devam etmitir. Kaynana yani hadisi syleyenine
izafe edilmesine gre hadisleri birka grup altnda toplamak mmkndr.
Hz Peygamberin baz hadisleri kendi ifadesi ve slbu ile sylerken, Allah Tel yle
buyuruyor demesine bakarak bu szlerin mnsnn onun gnlne Allah tarafndan ilham
edildii dikkate alnm ve bunlara kuts hadis denmitir. Sz, fiil, takrir, ftr veya ahlak
vasf olarak, -senedi muttasl veya munkat olsun- aka veya dolayl bir ekilde Hz
Peygamber yle buyurdu veya yle yapt deyip dorudan Hz Peygambere isnad
edilen hadise Hz. Peygambere kadar ulaan anlamnda merfu hadis ad verilmitir.
Bunlarn Hz Peygambere kadar ulamayp sahbe neslinde kalanna mevkuf hadis, tbin
neslinden bir lime nisbet edilenlere de makt hadis ad verilmitir.
Baz hadisler bir veya birden ok senedle gelmektedir. Senedlerindeki rav saysna gre
hadisler mtevtir ve hd olmak zere ikiye ayrlmaktadr. Mtevtir hadisler, yalan bir
haberi rivayet etme hususunda birletiklerini akln kabul etmeyecei sayda kalabalk bir
rviler topluluunun yine kendileri gibi bir topluluktan alarak naklettikleri, grme veya
iitme duyularna dayal bir olayla ilgili hadislerdir. Rvileri says bakmndan mtevtir
derecesine ulamayan rivyetlere ise hd hadis saylmtr.
Hadislerin hccet (delil) deeri tamas shhat (salamlk) derecesine baldr. Sened ve
metninin salaml sebebiyle delil olmaya elverili hadisler genel bir ifadeyle makbul,
byle olmayanlar da merdud diye anlr. te yandan hadisler gvenilir olup olmama
ynnden l bir taksime tbi tutulmutur. Sahih hads, gvenilir rvilerin rivayetlerine
ters dmemek (z), senedinde ve metninde gizli bir kusuru (illet) bulunmamak artyla,
ilah emirleri yerine getirip gnahlardan kanan (dil) ve hadisi bakasna rivayet
edinceye kadar hocasndan ald gibi koruyan (zabt sahibi) rvilerin yine kendileri gibi
rvilerden batan sona kesintisiz (muttasl) bir senedle rivayet ettikleri hadistir. Sahihten
bir derece aada bulunan hasen hadis, rvisi zabt asndan biraz kusurlu olan hadistir.
Sahih ve hasen hadisin artlarn tamayan rivayetler ise zayf kabul edilmitir.
Kendi szlerinin ilahi kitapla karma ihtimalini veya hadisleri yazmakla urarken
Kurann ihmal edilebileceini gz nnde bulunduran Resl-i Ekrem hadislerin ifah
olarak rivayet edilmesine izin vermitir. Bununla birlikte onun hadisleri yazmay
kesinlikle yasakladn sylemek de mmkn deildir. Resl-i Ekremden bu konuda
izin alan sahbler duyup rendikleri hadisleri hem ezberlediler hem de yazdlar.
Sahfe adyla anlan bu belgeleri kaleme alan sahbler arasnda, 1000 civarnda hadis
ihtiva eden es-Sahfets-sdkann sahibi Abdullah b. Amr b. As bata olmak zere Sad
b. Ubde, Muz b. Cebel, Ali b. Eb Tlib, Amr b. Hazm el-Ensr, Semre b. Cndeb,
Abdullah b. Abbas, Cbir b. Abdullah, Abdullah b. Eb Evf ve Enes b. Mlik
bulunmaktadr. Bu ilk yazl kaynaklardan biri olup Ebu Hureyre tarafndan talebesi
Hemmm b. Mnebbihe yazdrlan ve iinde 138 hadis bulunan Sahfet Hemmm b.
Mnebbih (es-Sahfets-sahha) ilk defa Muhammed Hamdullah tarafndan
yaymlanmtr.
Baz sahbler, ok hadis rivayet etmenin hadis metinlerinde fazlalk veya eksiklik

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 165

trnden hatalara sebebiyet verebilecei ve bylece Hz Peygambere yanl szler isnad


edilecei endiesini tamlardr. Esasen her duyduunu rivayet etmesinin insan yalanc
duruma sokabileceini belirten hadis de(Mslim, Mukaddime 5) onlar bu konuda
ihtiyatl davranmaya ve az hadis rivayet etmeye sevketmitir. Nitekim ilk drt halife ile
Zbeyr b. Avvm, Ebu Ubeyde b. Cerrah, Zeyd b. Erkam, Abdullah b. mer gibi
sahbler bu konuda son derece ihtiyatl davranm ve hadisleri lfzen rivayet etmeye itina
gstermilerdir. Hadis rivayetinde ihtiyatl olmakla beraber bilgisini bakalarndan
esirgeyenleri knayan yet ve hadislerin (Bakara, 2/159-160, 174-176; Buhari, lim, 42;
bn Mce, Mukaddime, 24) tesiriyle Hz ie, Enes b. Mlik, Abdullah b. Mesud, Ebu
Sad el-Hudr ve Ebu Hureyre gibi sahbler bu konuda daha rahat davranm ve
hadislerin mn ile rivayet edilmesine kar kmamlardr.
Hadislerin kabulnde titiz davranma gerei duyan Hulef-i Ridn ve nde gelen
sahbler, Raslullahtan bizzat duymadklar bir hadisi rivayet edenlerden ya Hz merin
yapt gibi bir hid getirmelerini istemi (Buhari, stizan, 13) veya Hz Alinin yapt
gibi hadisi Hz Peygamberden duyduuna dair yemin ettirmi (Ahmed b. Hanbel,
Msned, I, 2) yahut da Hz ienin yapt gibi rvisinin iyi renip renemediini
anlamak iin aradan zaman getikten sonra tekrar sorarak hadisi kontrol etmitir.
(Mslim, lim 14).
Yazl sahfeleri bir araya getirerek iki kapak arasnda bir kitap yapmak anlamlna gelen
hadislerin tedvinini abuklatran sebeplerin banda, Hz Osmann ehid edilmesi
olayndan hemen sonra Havric ve Gliyye gibi siyas frkalarn, I. yzyln sonlarndan
itibaren Kaderiyye ve Mrcie, bir mddet sonra da Cehmiyye ve Mebbihe gibi itikad
mezheplerin ortaya kmas gelir. Muhafazakr ounlua kar olan bu frka ve mezhep
taraftarlarnn ilerine gelmeyen hadisleri inkr etmeleri, grlerini takviye etmek
maksadyla hadis uydurmalar, hadisleri toplamakla megul olan kiileri konu zerinde
dnmeye ve nlem almaya sevketmitir. Ayrca I. yzyln ilk yarsndan itibaren
rivayette szn, araclar vstasyla asl shibine ykseltilmesi anlamna gelen isnd
konusu gndeme gelmitir. sndn balamasndan itibren Ehl-i snnete mensup
rvilerin rivyetleri kabul grm, ehl-i bidatn rivyetleri alnmamtr. Bunun sonucu
olarak hadisi bir ihtisas bir ihtisas sahas olarak gren kimseler tarafndan rviler titizlikle
takip edilmi; yaaylar, dindarlk ve drstlkleri, bidatla ilgileri bulunup bulunmad,
zellikle yalan syleyip sylemedikleri, hafzalarnn zayf olup olmad aratrlm ve
bylece daha I. yzylda cerh ve tadil ilmi domu, bunun sonucunda rvilerin hal
tercmeleri hakknda geni bir birikim meydana gelmitir (Kandemir, s.32).
Halife mer b. Abdlazz samimiyetsiz kiilerin hadislere zarar vermesini nlemek ve o
gne kadar bir araya getirilmi olan sahih hadisleri kaybolmaktan kurtarmak iin tedvn
iini resmen balatmaya karar vermitir. Halife valilere, Medine halkna, tannm
limlere gnderdii yazda limlerin lp gitmesiyle hadisin yok olmasndan endie
duyduunu, bu sebeple Hz Peygamberin hadislerinin ve snnetlerinin aratrlp
yazlmasn istediini ifade etmitir. Ashabn fetvalarn snnet olduu dncesiyle
yazan, hatta duyduu her rivayeti kaydettii ok sayda kitaba sahip bulunan bn ihb

166 |

slam Bilimlerinde Yntem

ez-Zhr (. 124), ulaabildii hadisleri derleyerek halifeye gndermek suretiyle onun


emirlerini ilk uygulayan muhaddis olmutur. mer b. Abdlazz de toplanan bu hadisleri
oaltarak eitli blgelere gndermitir.
Hadislerin tedvni tamamlannca bunlarn sistemli birer kitap haline getirilmesi ve bylece
aranan hadisleri kolayca bulmaya imkn verecek usullerin gelitirilmesi ynndeki
almalar arlk kazanmtr. Baz limler hadisleri konularna gre tasnif etmeyi ve bu
ekilde musannef ad verilen eserler yazmay denerken, bazlar da hadisleri ilk rvileri
olan sahblerin adlarna gre sralayarak msned ad verilen kitaplar telif etmeyi tercih
etmitir. Tasnf dneminde iki ana tasnf sistemi grlmektedir. Bunlardan biri hadislerin,
onlar rivyet eden sahb rvilerin isimlerine gre sralanmas (aler-ricl), ikincisi de
konularna gre (alel-ebvb) tasnfe tbi tutulmasdr.
Aler-ricl tasnf edilen hadis edebiyatn Msnedler, Mucemler ve Etraf kitaplar tekil
etmektedir. Bunlardan, Hz Peygamberden rivyet eden ilk rviye gre tasnf edilenlere
msned denmi; kitap sahibi olan muhaddisin eyhleri (hocalar) durumundaki son
rvllere gre yaplan tasnfe ise mucem ismi verilmitir (Yardm, Hadis II, 68).
Bu tr eserlerin ilki olarak Eb Dvd et-Taylisnin (. 204) Msnedi bilinmektedir.
Eser 6 ana blm iinde 281 sahb tarafndan rivyet edilmi toplam 2767 hadisi ihtiv
etmektedir. Bu alanda dier nemli eser ise Abdullah b. Zbeyr el-Humeydye aittir.
Msnedde 179 sahbye ait 1300 hadis mevcuttur. Msned trnn en mehur eseri ise
Ahmed b. Hanbelin (. 241) Msnedidir. 700den fazla sahbden nakledilen 30.000e
yakn hadis ihtiv eden Msned, Ahmed b. Hanbelin ba eseridir.( Geni bilgi iin bk.,
akan, smail Ltfi, Hadis Edebiyat, stanbul, 2003)
Mucem trnn en mehurlar Tabernnin (. 360) mucemidir. Bunlardan ilki,
mellifin 1000 kadar eyhinden duyduu birer hadisi kaydettii ve eserin son
ksmlarnda ayn isnadla birden fazla hadisi zikrettii el-Mucems-sar olup 1198
hadis ihtiv etmektedir. kinci kitap Tabernnin ok beendii, ancak birok zayf
hadise de yer verdii, 9485 rivayeti ihtiv eden el-Muceml-evsttr. Tabernnin
mucemlerinin en muhtevls, aere-i mbeereden balamak zere adlar alfabetik
olarak sralanan ashabn 25.000 kadar rivayetini ihtiv eden el-Muceml-kebrdir.
Alel-ebvb tasnf edilen hadis edebiyatnda da musannef, cm ve snenler
bulunmaktadr. Camiler, btn dn konularla ilgili hadisleri toplayan en kapsaml
eserlerdir. Snenler ise, taharetten vasiyete kadar btn fkh konulara ait merfu hadisleri
ihtiv eden fkh kitablar tertibindeki hadis kitablardr. Musannefler de snenlerdeki
merfu hadislere ilveten mevkf ve maktu hadisleri de ihtiv eden eserlerdir.(akan, 70)
Musannef tr eserlerin ilk rneklerinden biri, gvenilir rivayetleri iermesi sebebiyle
Buhr ve Mslimin sahihleri ile birlikte anlan Malik b. Enesin (. 179) el-Muvatta adl
eseridir. Muvatta rihi Zrkn eserdeki rivayetleri 600 msned (merfu), 222si mrsel,
613 mevkf, 285ini maktu olarak snflandrr. Bu trn en mehurlarndan birisi de
Abdurrezzak b. Hemmamn (. 211) Musannefidir. Eserin ierdii 21.033 rivayetin bir
ksm ar tenkitlere uramtr.
Konularna gre (Alel-ebvb) tasnf edilmi hadis edebiytnn ikinci byk grubunu,

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 167

cmi adyla tanmlanan eserler tekil etmektedir. Cmiler, dn konularn hemen


tamamn kapsayan u sekiz ana blm ihtiv eder: man, Ahkm veya Snen, Rikk
veya Zhd, Etime ve Eribe veya db, Tefsir, Tarih-Siyer-Cihad, Menkb, Fiten ve
Melhim. Cmiler ayn zamanda sahih adyla da anlmaktadr. Bilinen ilk rnei Mamer
b. Ridin (. 153) Kitbl-Cmi adl eseridir. Talebesi Abdrrezzk bu eseri hem
rivayet etmi hem de el-Musannefinin sonuna eklemitir. Byk kabul gren cmiler ise
III. yzylda tasnf edilmi olup bunlarn en mehurlar Sahhayn diye de anlan Buhr (.
256) ve Mslimin (. 261) eserleridir. Buhrnin Sahhi Concordancea gre 97 kitap
ve 3730 bbtan/konudan olumaktadr. Mkerrerler dhil 7275 hadis ihtiv etmektedir.
Buhrden bir asr sonra Sahhine erh yazlmtr. lk erhi, el-Hattb (. 388) lmussnen adyla yazmtr. Daha sonra 100den fazla erh yazlmtr. Bu erhlerden bu gn
elde mevcut ve mtedvel olanlar bn Hacerin (. 852) Fethul-brsi; Aynnin (. 855)
Umdetl-krsi ve Kastallnnin (. 923) rdus-srsidir. Mslimin Sahhi ise kitab
adn tayan 54 blmden olumaktadr. Bblarn says 1322dir Mkerrerler dnda
3033 hadis ihtiv etmektedir. Mslimin Sahhine 30a yakn erh yazlmtr. Bunlarn
en mehur ve yaygn olanlar Kad yadn (. 544) kmll-Mulim bi fevidi Mslim
isimli erhi ile en-Nevevnin el-Minhc f erhi Sahihi Mslim bn Hacccdr. Buhr
ve Mslimin Cmilerinden sonra ihtiva ettii hadislerin salamlk derecesini tek tek
belirten Tirmzinin (.279) el-Cmius-sahhi gelmektedir. Concordancea gre Cmi;
46 kitap iinde 2496 bb ve 3956 hadisten meydana gelmektedir. Tirmiznin en ok
bilinen ve kullanlan erhlerinin banda Ebu Bekir bn Arabnin (. 543) rzatlAhvezsi ile el-Mbrekfrnin (. 1353) Tuhfetl-ahvezsi gelmektedir. (akan, s. 77106)
Konularna gre tasnif edilen eserlerin nemli olanlar hi kukusuz snenlerdir. Bilindii
gibi fkh bblarna gre tasnf edilmi ahkm hadislerini muhtev kitaplara snen denir.
Snenlerin muhtevlarn, ibadet, muamelat ve ukbat blmleriyle zetlemek
mmkndr. Snen denilince, ncelikle Ktb-i sitteye dhil olan snenler akla
gelmektedir. Bunlar Eb Dvdun (. 275) 1889 bbtan meydana gelen ve 4800 hadis
ihtiva eden Sneni, en-Nesinin (. 303) 51 kitab ve 2400e yakn bbdan oluan
Sneni ve bn Mcenin (. 273) 37 kitab, 1515 bb ve 4341 hadisten oluan Snenidir.
Bunlara ilve olarak Drimnin (. 255), Drekutnnin (. 385) ve Beyhaknin (. 384)
Snenleri de matbu ve tedavldedir.
Tasnf devrinden sonra ise hadis edebiyat alannda birok eser tr ortaya kmtr.
Bunlarn banda Mstedrekleri sayabiliriz. Sahih hadisleri derleyen baz muhaddislerin
kitaplarn kaleme alrken gzettikleri artlara uyduu halde gremedikleri veya baka
sebeplerle kitaplarna alamadklar hadisler daha sonraki hadis limleri tarafndan bir
araya getirilmi ve bu eserlere mstedrek ad verilmitir. Mstedrek almalar daha ok
Sahh-i Buhr ve Sahh-i Mslim zerinde yaplmtr. Mstedreklerin en mehurlarndan
birisi el-Hkim en-Neysbrnin (. 405) iinde 8803 rivayet bulunan Mstedrekidir.
Mstedreklere yakn olarak bir de mstahreler vardr. Herhangi bir hadis kitabndaki
hadisleri baka senedlerle yeni bir kitapta toplayarak meydana getirilen eserlere

168 |

slam Bilimlerinde Yntem

mstahre denir. Eb Avne (. 316) ve Eb Nuaymn (. 430) mstahreleri bu alanda


mehurdur.
Krk hadis ezberlemeye tevik eden zayf bir hadisin etkisiyle erken devirlerden itibaren
Erben diye anlan krk hadis kitaplarnn yazlmasna balanmtr. Yine VI. yzyldan
itibaren, genellikle hadis kitaplarndaki rivayetlere kolayca ulaabilmek ve bir hadisin
eitli rivayetlerini bir arada grebilmek amacyla kaleme alnan etrf kitaplar, ya sahbe
adna msned trnde dzenlenmi veya hadis metinlerine gre alfabetik olarak
sralanmtr. Tefsir, fkh, kelam, tasavvuf ve hadis kitaplarnn bir ksmnda geen, fakat
kayna gsterilmeyen rivayetlerin salamlk derecesini tespit etmek ve baz rivayetlerin
kime ait olduunu belirtmek amacyla tahri ad verilen almalar da yaplmtr.
Diryetl-hadsin esasn tekil eden usl-i hadse ait de birok eser ele alnmtr. erRmehrmznin (. 360) el-Muhaddisul-fsl usl edebiyatnn ilki rndr. Onu elHkim en-Neysbrnin (. 405) Marifetu ulmil-hadisi ile el-Hatb el-Baddnin (.
392) el-Kifye f ilmir-rivyesi takip eder. Daha sonraki dnemlerde ise Kd ydn (.
544) el-lma ve bn Salahn (. 643) Ulmul-hadisi kaleme alnmtr. Bu alanda enNevevnin (.676) et-Takrbi, bn Kesrin (. 774) htisru ulmil-hadisi, bn Hacerin
(. 852) Nuhbetl-fikeri ve es-Suytnin (. 911) Tedrbur-rvsi nemli eserler
olarak dikkat ekmektedir.
Snnete hizmeti ana gye edinmi olan hadisiler, hadis ilimleriyle ilgili her konuda ciddi
ve seviyeli almalar yapmlar, eserler kaleme almlardr. Bu cmleden olarak hadisle
ilgili her kiiyi (ricl) tam anlamyla tantc eitli edeb mahsuller de ortaya
koymulardr. Bu gayretler Ricl Edebiyatn meydana getirmitir. Bu alanda bn Sadn
(. 230) Tabaktl-kebri, Buhrnin (. 256) et-Trhul-kebri, ez-Zehebnin (. 748)
Siyeru almin-nbels ve Ebu Nuaymn (. 430) Hilyetl-Evliys genel nitelikli
biyografi edebiyatna rnek olarak gsterilebilir. Bunlarn dnda belli rv tabakalarna
ait eserler de vardr. bn Abdilberin (. 463) el-stb f marifetil-ashb, bnul-Esrin
(. 630) sdl-abe f marifetis-sahbesi ve bn Hacerin (. 852) el-sabesi sadece
sahb rvilerle alakal olarak kaleme alnmtr. Yine belli kitaplara ait rical ile ilgili
olarak da kitaplar yazlmtr. Bu alanda da en mehur eser bn Hacerin TehzbutTehzbidir.
Genellikle ismiyle tannan bir rvinin baz senedlerde yahut kaynaklarda knyesiyle
anlmas veya knyesiyle bilinen kimsenin ismiyle zikredilmesi rvilerin tannmasn
gletirmi, te yandan baz isim ve knyelerin birbirine benzemesi de karkla yol
am, bundan dolay rivayet zincirinde yer alan ahslarn isim ve knyelerini inceleyen
esm ve kn ad verilen eserler meydana getirilmitir. Yine adlar, lakaplar, knyeleri ve
nisbeleri yazl bakmndan ayn veya birbirine yakn (mtelif), okunular farkl olan
(muhtelif) rvilerin kimliinin tespit edilmesi rivayetleri deerlendirebilmek iin son
derece nemli olup Sellm-Selm, Abbd-Ubd, Abbs-Ayy gibi mtelif ve muhtelif
isimlerin birbirine kartrlmasn nlemek maksadyla (mtelif ve muhtelif alannda)
eserler yazlmtr. Adlar, lkaplar, knyeleri ve nisbeleri hem yazl hem de okunu
bakmndan ayn olan kimselerden zellikle ayn yzylda yaayanlarn birbirine

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 169

kartrlmasnn byk hatalara yol aaca muhakkaktr. Bu durumu dzeltmek iin


mttefik ve mfterik adnda eserler ortaya konmutur. Adlar ayn, fakat babalarnn
isimleri veya nisbeleri yazl bakmndan farkl veya birbirine yakn olmakla beraber
okunu bakmndan ayr olan rvi bilgisi hakknda kaleme alnan eserler de mtebih
(mtebih) trn meydana getirir. Hadisin senedinde ismi sylenmeden recl, sika gibi
mphem ifadelerle anlan rviler bulunduu gibi metninde de ayn ekilde recl, ibn
flan, binti flan gibi kimlikleri belirtilmeden zikredilen kimseler olabilmektedir.
Senedeki baz isimlerin bilinmemesi o rivayete gveni zedeleyecei iin bunlarn
tantlmas ynnde mbhemt tr eserler ortaya konmutur. Hadisin senedini incelerken
rvilerin birbirleriyle grp grmediinin tesbit edilebilmesi onlarn doum ve lm
tarihlerini bilmeye bal olduundan hadis usulnde tevrihur-ruvt vel-vefeyt adyla
anlan eitli eserler kaleme alnmtr.
Rvileri sika veya zayf olularna gre ele alan ricll-hads kitaplar erken bir devirde
telif edilmekle beraber cerh ve tadl kaideleri ok sonraki devirlerde tedvn edilmitir.
Cerh ve tadil konular usl-i hads kitaplarnda bir ilmi disiplin olarak Hkim enNeysbrden (. 405) itibaren ele alnmtr. Hadislerin metin veya senedlerinde
bulunup onlarn sahih kabul edilmesine engel tekil eden ve ancak hadis otoriteleri
tarafndan anlalabilen gizli kusurlar ifade eden illet (oulu ilel) konusunda II. yzyln
ikinci yarsndan itibaren rvi adlarna veya konularna gre lel tr eserler telif
edilmitir. Hadis metinlerinde geen ndir (garip) kelimeleri aklamak zere erken
devirlerden itibaren almalar balamtr. Bu alanda, ihtiva ettii kelimelerin okluu
yannda ayrca tertibiyle kendi dnemine kadar kaleme alnan bu trdeki eserlerin en
mkemmeli olan bnl-Esrin (. 606) en-Nihyesini rnek olarak gsterebiliriz.
Birbirine zt gibi grnen baz hadisleri cem ve telif, nesih, tercih ve tevakkuf gibi
metodlarla uzlatrmak amacyla erken devirlerden itibaren almalar yaplmtr. Bu
almalar muhtelifl-hads ad altnda toplanmtr. Hz Peygamberin baz snnetlerinin
daha sonraki dnemlerde yine kendisi tarafndan kaldrlmas sebebiyle aralar telif
edilemeyecek derecede birbirine zt grnen hadislerin ele alnd Nsih ve Mensuh ilmi
Muhtelifl-hads ile de yakndan ilgilidir. Hadislerin daha iyi anlalabilmesi iin
bunlarn hangi sebeple, nerede ve ne zaman sylendiini aratrma konusu yapan esbb
vrdil-hads alannda da az da olsa eser ortaya konulmutur. Hadisleri erhetmek
amacyla yazlan eserler de bir bakma diryetl-hads ilimlerinin uyguland
almalardr. Senedlerdeki ahslarn kimliklerinin, cerh ve tadl bakmndan
durumlarnn belirlenmesi, ayrca hadis metinlerinin sebeb-i vrdunun, nsih veya
mensuh olup olmadnn tayin edilmesi, ndir kelimelerin aklanmas, birbirine zt gibi
grnenlerin telif edilmesi, hadislerden hkm karlmas vb. hususlar hadis erhlerinin
balca konularn tekil etmitir.
mmiyye asna gre ise hadis, Hz Peygamber ile onun gibi msum kabul ettikleri on
iki imamn szleri, fiilleri ve takrirleri olup bunlar arasnda fark yoktur. nk Hz
Peygambere gelen ruh onun vefatndan sonra imamlara intikal etmitir.( Kleyn, I,
273-274) aya gre peygamberlerinkine benzer bir makama sahip olan ve onlar gibi

170 |

slam Bilimlerinde Yntem

Allah tarafndan tayin edilen imamlarn sz Allahn szdr. Ayrca Hz Peygamberin


Hz Aliye yazdrd yetmi zir uzunluundaki Cmia adl sahfede insanlarn muhta
olduu her ey, kyamete kadar vuku bulacak her olay, btn hell ve haramlar, hatta
cennetliklerin isimleri bile yazldr; rmesi ve ypranmas mmkn olmayan bu sahfe
Hz Ali vastasyla imamlara intikal etmitir. Yine Cafer es-Sdkn yanndaki elCifrl-ebyaz adl eserde Zebr, Tevrat, ncil, Hz brhime verilen sahfeler ve Hz
Ftmann mushaf bulunmaktadr.
aya gre Hz Peygamber szlerinin yazlmasn hibir zaman yasaklamam, bu sebeple
bata Hz Ali olmak zere bn Abbas gibi baz sahbler Asr- sadette hadis yazmlar,
iler de daha Hulef-i Ridn devrinden itibaren hadisleri tedvn etmeye balamlardr.
Reslullahn azatls olup onun zamannda nde gelen ilerden biri saylan Eb Rf
el-Kbtnin, Kitbs-Snen vel-ahkm vel-kady adl eserinde hadisleri ilk defa
toplayp tedvn ettii sylenmektedir.
Kuran- Kerimden sonra en ok itibar edilen u drt kitap (Ktb-i Erbaa) Snnilerin
Ktb-i Sittesinin nemine sahiptir: 1- Kleynnin (. 329) el-Kfsi. Mellifin otuz
(veya yirmi) ylda meydana getirdii belirtilen mmiyyenin bu en deerli hadis kitab
16.099 hadis ihtiva etmekte olup usul, fr ve ravza adl blmden
olumaktadr. Eserdeki rivyetlerin ou Cafer es-Sdkn ve dier msum imamlarn
szlerinden ibaret olup pek az Hz Peygambere aittir. 2- el-Kummnin (. 381) 5.963
hadis ieren Men l yahduruhl-fakihi. 3- et-Tsnin (. 460) 393 babdan meydana
gelen ve iinde zellikle ahkma dair 13.590 hadis yer alan Tehzbl-ahkm. 4- Yine
et-Tsnin iinde 5.511 ahkm hadisi bulunan el-stibsr. i limler, kendi hadis
kitaplar hakknda Ehl-i Snnet gibi tutucu olmadklarn, bu kitaplardaki hadislerin
tamamn delil olmaya elverili grmediklerini, dolaysyla gerektiinde onlar tenkit
ettiklerini sylerler. iler yalanc, hatta mrted, kfir, fsk ve mnafk saydklar
sahblerin rivayetlerini ihtiv etmesi sebebiyle Ktb-i Sittenin hadislerine
gvenilmeyecei grndedirler.
arkiyatlara gelince onlar, Hz Peygamberin hadisleri yazmay yasaklamas sebebiyle
sahbler tarafndan pek az hadisin rivayet edildiini, hadis klliyatn dolduran
rivyetlerin ounun Hz Muhammedle ilgisinin bulunmadn, bunlarn, ortaya kan
yeni meselelere zm getirmek iin II. ve III. yzyllarda slm hukukular tarafndan
uydurulduunu ileri srerler. Ayrca hadislerin farkl grlere mensup kimseler
tarafndan ortaya atlmas yznden birbiriyle elitiini, esasen bir ksmnn Tevrattan,
ncilden ve eski hurafelerden derlendiini iddia ederler. Onlarn bu tutumunun ardnda
yatan temel fikir ise slmn ilh vahye dayanmad nyargsdr.
Hadislerin byk bir ksmnn uydurma olduunu ilk defa Avusturyal arkiyat Aloys
Sprenger iddia etmitir. Genel olarak hepsinin kanaati, hadisin Kurandan sonra slmn
ikinci kayna saylabilecek gvene sahip olmad noktasnda birlemektedir. Goldziherin
hadislerin byk bir ksmnn eyaletlerde kendiliinden ortaya kt, bunlarn mevzi
bir gr desteklemek iin vcut bulduu eklindeki iddias arkiyatlarn hadisler
hakkndaki genel kanaatini yanstmaktadr.

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 171

slm dnyasnda da hadis muhalifi olan insanlar ortaya kmtr. Onlarn balca
iddialarn u ekilde sralamak mmkndr: 1- Hz Peygamber hadislerin yazlmasn
yasaklamken daha sonraki devirlere binlerce hadis gvenilir ekilde intikal edemez;
dolaysyla III. yzyl gibi ok ge bir dnemde derlenip tedvn edilen hadis kitaplarna
gvenilemez. 2- Hadislerin byk bir ksm mna ile rivyet edildiinden onlarn
Peygambere aidiyeti phelidir. 3- Hicr I. yzyln ilk yarsndan itibaren baz itikad ve
siyas frkalarn hadislerin yazlmamasn frsat bilerek kendilerinin lehinde, muhaliflerinin
aleyhinde uydurduklar szler sahih hadis kitaplarna bile girmi ve bunlar kitaplardan
yeterince ayklanamamtr. 4- Hadis kitaplarnda Kitb- Mukaddesten alnm pek ok
rivyet bulunmaktadr. 5- Kuran yetleri tevtr yoluyla geldii iin kesinlik ifade eder;
fakat hadislerin tamamna yakn haber-i vhid sayld, yani Peygambere aidiyeti kesin
olmad iin zan ifade eder; din ise zan zerine kurulamaz.

zet
slam bilimlerinin temel kaynaklar Kuran ve Kurann uygulamas olan snnettir.
Kuran Hz. Peygambere indirilii, yaklak 23 yl sre ierisinde mneccemen
tamamlanmtr. Kuran aslnda ne bir fkh, kelam, tasaavuf ve ne de fizik, kimya,
astronomi kitabdr. Ancak ierik asndan bakldnda bunlarn her birinin ierdii
konulara deiik biimlerde ya dorudan veya dolayl olarak deinmektedir. Bu
yapsndan dolay Kuran her bilim dal tarafndan farkl biimlerde yorumlanm,
hkmler kartlm ve uygulanmaya allmtr. Onun ilk uygulaycs elbette Hz.
Peygamberdir. O Kuran- Kerimi alr almaz ezberlemi, tebli etmi, aklam
(tefsir) ve tatbik etmitir. te onun bu tatbik ii Snnet diye isimlenebilir. Zira snnet,
szlkte yol, usul, iyi veya kt bir kimsenin alkanlk haline getirdii davranlar
mnasna gelmekte ve Hz. Peygamberin peygamberliinden nce veya sonra ondan sz,
fiil, takrir, fiziki ve ahlak vasf olarak nakledilen her ey diye de tanmlanmaktadr.
Balangta slami ilimler fkh ad altnda yer alm, tarihi sre iinde, konular ve
metotlar bakmndan, akla, nakle ve her ikisine dayanan ilimler eklinde taksim
edilmitir. slam dncesinde hikmet/felsefe gibi fizik tesi ve tabii ilimler akli; tefsir,
hadis ve fkh gibi ilimler nakli; nihayet tevhid/kelam ve tasavvuf gibi ilimler ise aklinakli ilimler eklinde deerlendirilmitir.
Aki ilim mi yoksa nakli ilim mi diye tartlan Fkh szlkte, anlay demektir. Terim
olarak; er amel hkmleri bilmektir. Bilmekten maksat, hkmlerin tamamn
kavramak deil, bu konuda meleke kazanmaktr. Ahkm szcnn amelle ilgili
olanlarla snrlandrlmas, kelm ve tasavvuf ilimlerinin konusu olan itikad ve vicdan
hkmleri bu tanmn dnda tutmak iindir. Fkhn dikkat edilirse iki temel kayna
Kuran ve snnettir. Kuranda hkm bildirilen yetler ibadetlerle ilgili hkmler,
meden hkmler, sularla ilgili hkmler, anayasal hkmler, toplumsal hkmler,
ml hkmler ve genel hkmler olmak zere ksmlara ayrlrlar. Adaleti ahde vefay

172 |

slam Bilimlerinde Yntem

emreden, zorluk ve sknty kaldran yetler mtehitlerin, ayrntlara dair hkmler


koymak iin yararlandklar genel kural (kll kide) niteliindeki yetlerdir.
Kelam lmi, ksaca dini akideleri, akli ve nakli delillerle inkrclarn phelerinden
korumaya alan bir ilimdir diye tanmlanr. Dolaysyla o, her bakmdan erefululm olarak kabul edilir.
Bir eyin rtsn kaldrmak, amak, aklamak, ortaya karmak gibi anlamlara gelen
tefsir kavram, genel anlamda ilmi, edebi ve fikri eserleri aklayp izah etmeyi ifade
eder. Terim olarak ise, Kuran- Kerimin manalarn kefetmek, ondaki mkil ve garib
lafzlardan kastedilen eyi beyan etmek anlamndadr.
Hadis, kadmin zdd cedd (yeni) manasna gelir. Haber vermek ve nakletmek manasna
da gelmektedir. Hadis kelimesi slamiyetle birlikte farkl bir anlam kazanm, deta
onunla kadm olan Kuran- Kermin mukabili kastedilerek Rasl-i Ekremin sz, fiil,
takrr, ahlk ve fizk vasf olarak Hz Peygambere izafe edilen her eyin yazl
metinlerine hadis denmektedir.

Sorular
1. Kadmin zdd cedd (yeni) manasna geldii gibi haber manasna da gelir ve bu
kelimeden treyen baz fiiller, haber vermek ve nakletmek gibi manalarda kullanlr.
Yukarda verilen kelime anlamlar aadaki seeneklerden hangisinin lgat anlamlarn
iermektedir.
A) Fkh
B) Hadis,
C) Kelam
D) Tefsir
E) Tasvvuf
2. slam Dininin temel kaynaklar arasnda aadaki seeneklerden hangisi dorudan yer
almaz.
A) Tasavvuf
B) Kuran
C) Hadis
D) Snnet
E) Fkh
3. Mekke toplumunu uyarmay ve belli bir insanlk seviyesine karmay hem inan ve
hem de ahlak ynden erdemli birer insan olmalarn salamak iin Kuranda mesajlar
bulunmaktadr. Bunlar ierisinde bazen de tehditkar ifadeler de vardr.
Aada verilen seeneklerden hangisi tehditkar ifade ierip sadece Mekki ayetlerde yer
almaktadr.
A) Mele
B) Gnah
C) Seyyi
D) Mtref
E) Mnker

slam Bilimlerinin Temel Kaynaklar ve Akl-Nakl limler

| 173

4. Kuranda hkm bildirilen yetler vardr ve bunlar yedi blmden olumaktadr.


Sosyal konularla ilgili hkmlerin detaylarna girmemi, fakat paylama, yardmlama
ve sosyal adaleti salama konusunda pek ok yete yer vermitir. Bu yaklam
Kurann hangi ilkesel ynn ortaya koymaktadr.
A) badetlerle lgili Hkmler:
B) Meden Hkmler:
C) Sularla lgili Hkmler:
D) Anayasal Hkmler:
E) Toplumsal Hkmler
5. Kuran, tefsir ilminin temel konusu olan kendisinin anlalma ve aklanma misyonunu
bizzat stlenmektedir. Aada verilen isimlerden hangisi Kurann tefsir ynne iaret
etmektedir.
A) el-Fasl
B) el-Furkan
C) el-Beyan
D) el-Mevze
E) et-Tezkira

Cevaplar:
1)
2)
3)
4)
5)

B Cevabnz yanlsa Hadis baln tayan yeri okuyunuz.


A Cevabnz yanlsa iindekiler ksmna baknz.
D Cevabnz yanlsa Kuran bahsini yeniden okuyunuz.
E Cevabnz yanlsa Fkh konusunu tekrar ve dikkatlice okuyunuz.
C Cevabnz yanlsa Tefsir bahsini yeniden okuyunuz.

Kaynaklar
A.S.Tritton, slam Kelam, Ank.,1983.
Abdullah Draz, En Mhim Mesaj Kuran, (Terc: Suat Yldrm), stanbul.
Abdurrahman el-Akk, Medhal lel-Kuranil-Kerim, Beyrut, thrs.
Ahmed b. Hanbel, el-Msned, stanbul, 1981.
Ahmet Ycel, Balangtan Gnmze Hadis Usl, M. . lahiyat Fakltesi Yaynlar,
stanbul, 2009.
Ali Yardm, Hadis I-II, stanbul, 1997.
Beyazi-zde, mam Azam Ebu Hanifenin tikadi Grleri, Haz. lyas elebi, st., 2000.
Buhri, Muhammed b. smil, el-Cmius-Sahh, stanbul, 1981.
Bnyamin Erul, Sahabenin Snnet Anlay, T.D.V. Yaynlar, Ankara, 2000.
Ebu shak e-atbi, el-Muvafakat, Terc.Mehmet Erdoan, I-IV, st.,1990.
Ebul-Yusr,Pezdevi, Ehl-i Snnet Akaidi, Terc. . Glck, st.,1980.
Hayri Krbaolu, slm Dncesinde Snnet, Ankara Okulu Yaynlar, Ankara, 2002.

174 |

slam Bilimlerinde Yntem

bn Mce, Muhammed b. Yezd el-Kazvn, es-Snen, stanbul, 1981.


gnaz Goldziher, slamda Fkh ve Akaid, Ank., 2004.
smail Ltfi akan, Hadis Edebiyat, stanbul, 2003.
zmirli . Hakk, Yeni lm-i Kelm, Haz. S. Hizmetli, Ank.,1981.
Louis Gardet, M.M.Anawati, Introduction la Thologie Musulmane, Paris,1948.
M. Yaar Kandemir, Hadis, DA, XV.
Macit Fahri, slam Felsefesi Tarihi, st.,1987.
Mlik b. Enes, el-Muvatta', stanbul, 1981.
Maturidi, Akaid Risalesi, ev. Y.Z.Yrkan, st.,1953.
Mehmet Grmez, Snnet ve Hadisin Anlalmas ve Yorumlanmasnda Metodoloji Sorunu,
T.D.V. Yaynlar, Ankara, 2000.
Mehmet Paac, slam Bilimlerinin Temel Verileri, slam Bilimlerinde Yntem, Ankara
2007.
Mslim, Eb'l-Hiiseyin Mslim b. Haccc el-Kueyr, el-Cmiu's-Sahh, stanbul, 1981.
Nevzat Ak, Sahabe ve Hadis Rivayeti, zmir 1981
Osman Karadeniz, Hasan Basri ve Kelami Grleri, D.E..lhiyat Fak. Dergisi II.
mer DUMLU, - Kur'an- Kerim'de Salh Meselesi, Ankara 1992.- Kuran Tefsirinde
Yntem, zmir 1998.- bn Teymiye ve Konulu Tefsir, zmir 1999.- Konulu Tefsir ve
Dndrdkleri,
Tefsirirn Dn ve Bugn Sempozyumu, 1992.- Kuran-
Kerimde Maruf ve Mnker, zmir 1999.- Yahudi-Mnafk birlii erevesinde
Necva Kavram, Kuran Mesaj 4, s.4, ubat 1998. Kuranda Baz Kavramlara
Bak, zmir 1999.
Sadettin Teftazani, erhul-Akaid, ev. S.Uluda, st.,1980.
Tirmiz, Muhammed b. s, el-Cmiu's-Sahh, stanbul, 1981.
Yusuf el-Karadv, el-Medhal li-Dirseti's-Sunneti'n-Nebeviyye, Kahire, 1991.
Zakir Kadiri Ugan, bn Haldun Mukaddime'sine (Aklamalar ve Notlar) II, st.,1988.

NTE 6
SLAM BLMLERNDE
BLGY RETME
VE
BLGYE ULAMA YOLLARI
Prof. Dr. mer DUMLU
Prof. Dr.Osman KARADENZ

Prof. Dr. Himmet KONUR


Prof. Dr. Mustafa ZEL

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra,

slam bilimlerinin ve zellikle Temel slam bilimlerinde bilgiyi retme yollarn


renecek,

Esbab- nzuln bir bilgi retme yolu olduunun yannda ayetlerin anlalmasndaki
roln ve yerini de renecek,

Bilgi retme yolu olarak tefsir ve tevilin anlam derinliklerini tartabilecek.

Bilgiye ulama yollarn yakine bilecek.

Be duyu, haber ve akln bilgiye ulamadaki konumlarn renecek.

Kef ve ilhamn bilgiyi elde etmedeki yerini tartabilecek.

indekiler:

SLAM BLMLERNDE BLGY RETME VE BLGYE ULAMA


YOLLARI

Giri

BLGY RETME YOLLARI


Tefsir
Esbab- Nzul
Tevil
BLGYE ULAMA YOLLARI
Havass- Selime (Be Duyu)
Haber ve eitleri
Salam Akl (Akl- Selim)
Kef ve lham

neriler:
Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir:

niteyi okumaya balamadan nce mutlaka yannzda bir terimler szl


bulundurunuz.
Kaynakada verilen kitaplardan konuyu daha detayl okumay ihmal etmeyiniz.
Konuyla ilgili verilen bilgileri arkadalarnzla tartmay unutmaynz.
nternetten yaplacak canl yaynla veya daha sonra banttan yaplacak yaynlar mutlaka
takip etmelisiniz.

Anahtar Kelimeler

Tefsir
Esbab- Nzul
Tevil
Havass- Selime (Be Duyu)
Haber ve eitleri
Salam Akl (Akl- Selim)
Kef ve lham

SLAMDA BLGY RETME VE BLGYE ULAMA YOLLARI


GR
Konu iki balktan olumaktadr. Birincisi bilgiyi retme yollardr. Dieri de bilgiye
ulama yollardr. Her iki balkta aslnda birbiri ile uyum ierisindedir. Zira bilgiye
ulamak iin nasl ki akl bata gelirse bilgiyi retmek iin de akl yine barol
oynamaktadr. Bilindii gibi bilgi elde etme yolar olarak slam bilginleri akl, duyular
ve haberi daima ne karmlardr. Aslna bakarsanz slam bilginleri dini hakikatleri
iyi renebilmek ve retebilmek iin bu temel yolla bilgi elde edilmesine nem
vermilerdir. Hatta diyebiliriz ki hi bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ayetini gz
nne alrsak Kurann temel retisini ve lim inde de olsa reniniz diyen H.
Peygamberin szn de burada hatrlatmamz gerekir. Mslmanlar bununla da
kalmam deney ve tecrbeye dayal olan botanik, canllar, tp, fizik v.s. ilimlerle
megul olmulardr. Bu ilimlerde gemi milletlerin miraslarndan istifade etmiler ama
onlar tecrbe etmeden, kitaplarda bulduklar gibi veya statlarndan iittikleri sz
aynen kabul etmemilerdir. Bylece, slam mmeti, Avrupallarn kendilerinden ald
tecrbi metoda ulap, tp, ilimler, bulu ve teknik gelimelerde srama yapmay
baarmtr. Habere dayal bilgi retme yollar arasnda Sebeb-i nzul, tefsir, tevil ve
hadis ilmi akla gelmelidir. Bilgiyi retme yollar olarak sebebi nzuln nemi ve yeri
olduka aktr. Zira Kuran- Kerimin iniiyle balayan yeni dnem 23 yl ierisinde
iniini tamamlamtr. Bu dnemde aslnda epey bir ayetin dorudan deil ama mutlaka
bir sebebe bal olarak indii tarihi rivayetlerden anlalmaktadr. Bu adan bilgi
retme de sebebi nzul nemli bir etkendir. Hatta bu balamda tefsir, hadis, tarih ve
dier kitaplara sebebi nzul bilgilerinin bulunabileceinin yan sra konuyu sadece buna
hasreden kitaplar da kaleme alnmtr. Bilgiyi retme yollar arasnda elbette tefsirin
ayr bir yeri vardr. Bu dorudan ayetleri zaman ierisinde alimlerin nasl akladklarn
bize gstermesi bakmndan ok nem tamaktadr. Zira tefsir hareketi de sebebi nzul
de olduu gibi erken dnemde balamtr. Tefsir adyla da olduka hacimli kitaplar
yazlmtr. Bu kitaplarda bata Hz. Peygamber olmak zere sahabe ve tabiin
dneminde ki tefsir anlaylarn bize yanstmaktadr. Kurann Kuranla, Kurann
snnetle, sebebi nzul bilgisi yardmyla ve kendi rey ve itihatlaryla yaplan tefsirden
doyurucu rnekler bulmak mmkndr. Burada aslnda balangta olmasa da bilahare
tefsirle paralel olarak tevil kelimesinin yer ald da grlmektedir. Tevil aslnda bilgi
retmede nemli bir ilev grmektedir. Ancak elbette tevil yolu ile retilen bilgi zanna
dayanmaktadr. Zira kiilerin yorumlar, tahminleri, itihatlar hatta duygu, dnce ve
ayet bir mezhep veya gruba bal iseler burada onlarn izlerini bulmak bile
mmkndr.
Bilgiye ulama yollarndan elbette akl en nde gelmektedir. nk insan iin en nemli
husus budur. Akl sayesinde insan dier varlklardan ayrlmaktadr. Duyu organlar
ikinci derecede bilgiye bulama yollarn oluturur. Haber konusunda farkl eyler
sylenebilir. Zira haberin kayna burada nem arzetmektedir. Haberi verenin kim
olduu, gvenilir olup olmad hususlar hep haberde nem tamaktadr. Haberin

178 |

slam Bilimlerinde Yntem

mtevatir, mehur veya ahad olup olmamas da haberin deeri asndan dikkat edilmesi
gereken hususlar olarak sylememiz gerekir. Bilgiye ulama yollarndan en tartlan
hakl olarak kef ve ilhamdr. Bu konu kelamclar ile tasavvufular arasnda farkl
anlaylarla deerlendirilmektedir. Elbette tasavvufular olaya farkl bakmaktadrlar.
Ama unutmamak gerekir ki kef ve ilham yolu ile ulalan bilgi birinci derecede bu
yolla bilgi elde ettini syleyen kiileri yakinen ilgilendirir.
BLGY RETME YOLLARI
Tefsir
Nakli ilimlerden birisi de tefsirdir. Bilindii gibi tefsir aslnda bir eyi aklamak veya
kapal bir eyi amak gibi anlamlara gelmektedir. Ama zel anlamda tefsir, Kuran-
Kerimin ayetlerini aklamak ve onlardaki mesajlar insanlara daha salkl bir biimde
iletmektir. Kuran- Kerimin iniiyle birlikte Hz. Peygamberin aklamalaryla tefsir
hareketi de balamtr. Hz. Peygamberin Kuran ayetleri ile ilgili aklamalar ilk
nceleri hadis mecmualarnn iinde Kitbt-Tefsir ismi altnda toplanmtr.
Muhaddislerin pek ou bu konuya ilgi duymu ve eserlerine zel bablar ve blmler
amlardr. yle ki Buhari ve Mslim Sahihlerinde, Tirmiz, Eb Davud, bn Mce
Snenlerinde ve Nes de Mctebsnda konuyla ilgili blmlere yer vermilerdir.
Fakat burada Buharinin Sahih isimli eserinin nem arzettiini ve hadis kitaplar
ierisinde zel balklarla Kuran tefsirine en ok yer veren olduunun bilinmesi
gerekir. Daha sonralar da zellikle rivayet tr tefsir kitaplarnn iinde Hz.
Peygamberin ayetlerin aklamalar yer almtr.
Bata Hz. Peygamber olmak zere sahabenin ve tabiin dnemi limlerinin Kuran-
Kerimle ilgili yaptklar aklamalar daha sonraki nesillerin Kuran tefsirinde
yararlanmalar noktasnda bir hazinedir. Bu hazine daha sonraki nesillere rivayet yolu
ile aktarlmtr. Bu rivayet yolu ile aktarlan bilgilerden elbette Hz. Peygamberin
szlerinin ayr bir yeri ve nemi vardr. Sahabenin tefsir hareketleri de ikinci derecede
nem arzetmektedir. nk onlar kendilerini yakndan ilgilendiren ve onlarn
yaamlarna yn veren ayetlerin iniini bire bir mahede etmilerdir. Abdullah bn
Mesudun Kurandan herhangi bir ayetin kimin hakknda indiini benden baka bilen
yoktur sz bize Kuran yorumu konusunda sahabenin konumunu anlatmaktadr.
Tefsir faaliyetinde esbab- nzuln yerini de anlatan bu aklamadan hareket edersek
elbette sahabenin tefsirinin ayr bir yere sahip olmas gerekir. Onlarn tefsirdeki bu
yerini gz nne alan Matrid, sahabenin Kuranla ilgili aklamalarn tefsir diye
aklar. Sahabenin dndaki zatlarn yaptklar Kuran faaliyetlerini de tevil diye
isimlendirir. Burada Matridi, sahabenin yorumlarn ve aklamalarn kesin;
dierlerinkini ise zanni olarak grdnn bilinmesi gerekir. Nitekim ayn dnemin iki
mfessirlerinden gerek Taberinin Camiul-Beyan an Tevili yil-Kuran ve gerekse
Matridinin Tevilatul-Kuran veya Tevilatu Ehlis-Snne isimli eserlerinde zellikle
tevil kelimesini kullanmalar manidardr. Zaten tevilde de kiinin kendi yorumu ve
dnceleri, hatta ok farkl anlaylarnn da olabileceini unutmamak gerekir.
Btn bu anlatlanlar tefsirin ortaya k serveni olduuna gre elbette ki tefsir bu

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 179

noktada sabit kalmam dier ilimlerde olduu gibi gelimi, yntem ve ynelileri
eitlenmitir. Nihayet rivyet tefsir ekolnn yannda tefsirde akla dayanan (dirayet)
bir ekol daha ortaya kmtr. nc bir ekol ise rivayet ve dirayeti bir araya getiren
ve her ikisine birden dayanandr. Bizim kesinlikle phe etmediimiz ey sapmalara ve
arlklara gitmeden rivayet ve dirayeti bir araya getirmeye g yetirebilecek pek ok
mfessirin var olduunu sylememizdir. Bunun yannda iari tefsir ekoln de her ne
kadar Zehebi iari tefsire gelince onun asl yoktur dese de burada zikretmek gerekir.
lk tefsir mdevvinleri arasnda yer alan ve hatta Kuran- Kerimi batan sona kadar
tefsir eden ilk ahs Mukatil b. Sleymandr. Bu mfessir hicri 150 senesinde vefat
etmitir. Tefsir asndan en nemli ahsiyetlerden birisidir. Tefsirinin ad et-TefsirulKebirdir. Hakknda mspet ve menfi olarak ok eyler sylenmektedir. mam afi
onun hakknda nsanlar tefsir hususunda Mukatile muhtatr derken bn Mbrek:
Ne byk bir ilim, keke isnad da olsayd demitir. Nuaym b. Hammad ise yle
demitir: bn Uyeynenin yannda Mukatile ait bir kitap grdm. Ey Eb Muammed
tefsir hakknda Mukatilden rivayet ediyor musun? diye sordum. Hayr dedi. Fakat
onunla delil getiriyor ve ondan yardm alyorum dedii rivayet edilmektedir.
Mukatilin son derece zeki ve hazrcevap bir alim olduu vurgulanrken, yalandan
kanmad, sahabe ve tabinin dilinden haberler uydurduu da rivayet edilmektedir.
Hatta bu haberlerin isnatlarn birbirlerine kartrmann yannda, onun uydurmaclardan
biri olmakla hret bulduu da ifade edilmektedir. Mukatil b. Sleymann tefsiri rey ile
yazlm bir tefsirdir. Onun tefsiri hakknda sylenebilecek eylerden birisi de Yahudi
ve Hristiyanlardan kendi kitaplarna uygun Kuran ilimlerini aldnn gz nnde
bulundurulmasdr.
Zaman ierisinde inanta ve fkhta slam mezheplerinin ortaya kmas ve belagat, nahv
gibi Arap dili ilimlerinin gelimesiyle beraber tefsirde bu mezheplere hizmet etmek iin
yneliler kendilerini hissettirmeye balamtr. Bu aslnda zamanla mfessirlerin
Kuran tefsir etmede uzmanlk alanlarn da beraberinde getirmitir. Daha sonralar her
mfessir kendi ihtisas alann Kuran tefsirinde ne karmaya balamtr. Nitekim
Kelami, fkhi, tasavvufi anlaylar ieren tefsirlere bu gzle bakmak gerekir. rnein
Fahrettin Razinin Mefatihul-Gayb isimli tefsirinin kelam; Cassasn AhkamulKuran Fkh; Kueyrinin Letaiful-arat ise tasavvufi veya ari tefsir anlaylarnn
birer rndr ve melliflerinin ynelilerini de gstermektedir. Bunlarn rettikleri
bilgiler elbette kendi dnemlerinin birer rn olmakla birlikte tefsirde istifade
edilebileceklerinin yannda istifade edilemeyecekler de vardr. Bunun yannda Kuran
ayetlerini bilimsel bir anlayla ele alan alimler de bulunmaktadr. Bunlarn banda
Gazali (505/1111) saylabilir. Son dnemlerde ise Tantavi Cevheri (1940) ve onun elCevahir Fi Tefsiril-Kurann zikretmek gerekir.
Tefsir hareketleri ierisinde iilik siyasi bir mezhep olarak ortaya kmtr. iann
kendi mezheplerine aran, mezheplerini savunan limleri vard. Bu alimlerin arasnda
Kuran mfessirleri de bulunuyordu ki bunlar li Beyt ve Hz. Ali hususunda ii
doktrine dayal mezheplerine destek vermek iin ayetlerin tevilinde zorlama yorumlara

180 |

slam Bilimlerinde Yntem

gittikleri grlmektedir. Burada iilerin birok kollar olmasna karlk sadece


mamiyye ias ve Ebu Cafer et-Tusinin (460/1068) et-Tibyan ve Tabresinin
(548/1153) Mecmeul-Beyann; Zeydiyye iasnn da nemli simas olan ve fakat tam
olarak da Zeydiyye de denemeyen Muhammed Ali b. e-evkani (1250/1834) ve
Fethul-Kadir isimli tefsirini zikrekmek gerekir.
Ehl-i Snnetin yannda Mutezile ve Cebriye mezheplerinin de grlerini destekleyen
alimler de vardr. zellikle Mutezili mfessirlerin Kurannn baz ayetlerinin tefsirinde
mezheplerinin ilkelerine dayanarak bu ayetleri tefsir ederken mezhep ilkelerine uysun
diye zorlama yorumlar da yaptklar da grlmektedir. Mutezili olarak Zemaher ve
tefsiri Keafn ve Kd Abdilcebbrn da ansiklopedik bir eseri olan Munisini de
hatrlamamz gerekir.
Buraya kadar verilen bilgiler Kuran ayetlerinin tefsiriyle ilgilenen kitaplardan olumu
geni bir kltrn olduunu gstermesi bakmndan nem arzetmektedir. Btn bu
almalarda eletirilecek ynler olsa da aslnda bu eserlerin her birinin Kuran-
Kerimi deiik ynlerden ele almalar ve bilgi retmeleri elbette tefsire bir zenginlik
kazandrmtr. Bugn diyebiliriz bu eserlerin her biri bilgi birikimi asndan nem
arzetmektedirler ve tefsirle ilgili kaynaklarn olduka eski dnemlere ait olduklarnn
altn izmek gerekir.
Hz. Peygamberin aklamalar ve yorumlar her ne kadar Hadis kitaplarnda var ise de
aslnda o dnemi anlatan hem tefsir kitaplarnda ve hem de tarih kitaplarnda bilgiler
bulabildiimizi burada hatrlatmak isterim. Taberinin Trhu'l-mem ve'l-Mlku
(Milletler ve Hkmdarlar Tarihi) ile Cmiu'l-Beyn an an Te'vli yil-Kur'an isimli
eserlerinin hem tarih ve hem de tefsir asndan nemli bir yeri vardr. Zira onun tefsiri
ayn zamanda nemli bir hazinedir. Sahabe, tabiun ve tebe- tabiin dneminde yaam
limlere ait almalar bu tefsirden yola karak bulmak mmkndr. Tefsir
malzemesini nakletmesi asndan burada en eski siret kitab olan bn Hiam
(218/833)n es-Siretun-Nebeviyyesini zikretmek gerekir. Eserin tamam zamanmza
intikal etmitir. bn Hiam, hocas bn shaktan rivayetlerde bulunmutur. zellikle Hz.
Peygamberin tevhid mcadelesinde yapt savalarla ilgili ayetlerin sebebi nzulne
ait bilgiler gerekten nem tamaktadr.
Esbb- Nzl ()
Kuran- Kerimi anlamaya, yorumlamaya yardmc olan ilimlerden biri de (

)Nzl Sebepleri lmidir. Kaynaklarda buna, ksaca Esbb- Nzl


denilmektedir. Bu ifade, iki kelimeden meydana gelmektedir. Bunlarn ilki, yntem,
yol, ip, vesile gibi anlamlara gelen sebeb isminin oulu olan esbbdr. Dieri Nzl
kelimesi ise, indi anlamndaki ( )fiilinin masdardr. Literal olarak ini sebepleri
anlamna gelen Esbb- Nzl ifadesi, genel olarak ayetlerin ini sebepleri eklinde
manalandrlmaktadr.
Esbb- nzln terim anlamyla ilgili eitli tarifler yaplmtr. Bu tabiri, ksaca u

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 181

ekilde tanmlamak mmkndr: Bir veya bir grup ayetin inmesine neden olan olaya,
soruya nzl sebebi ad verilmektedir. Bu hususta aktarlan rivayetin tarihi gerekliinin
olmas gerekmektedir. Kuran- Kerimin vahy edilmesinden sonra meydana gelen bir
olay veya sorulan bir soru, nzl sebebi olarak deerlendirilmez.
Bu olaylarn ve sorularn Rasulllahn (a.s.) peygamberlik dneminde meydana
gelmesi ve sorulmas gerekir. Kuran- Kerimin inmeye balamasndan nceki bir
zamanda gerekleen bir olay ya da sorulan bir soru, nzul sebebi olarak kabul edilmez.
Bilinen anlamda her ayetin veya her surenin nzul sebebi yoktur. Btn ayet ve
surelerin temel indirili sebebi, Cenab- Allahn kitab Kuran- Kerimi, kulu ve elisi
Muhammedle (s.a.v.) kullarn hidayete, doru yola erdirmeyi irade etmesidir.
Az nce ifade ettiimiz zere ayet veya ayet gruplar, konumuzu ilgilendirdii ekliyle
ya bir olay ya da bir soru zerine nazil olmaktayd. Bu iki hususu biraz amak istiyoruz.
1.
Ayet veya ayetlerin meydana gelen bir olay nedeniyle nazil olmas: limler ve
aratrmaclar, bu olaylar e ayrarak incelemilerdir.
Bunlarn bazs, kimi zaman unutulmu, terk edilmi bir dmanlk, kavga vb. sebepten
dolay cereyan ediyordu. Bu duruma unu rnek verebiliriz: Yahudilerin evirdikleri
entrikalar, kardklar fitne ve fesattan dolay Medinenin iki byk kabilesi olan Evs
ve Hazrece mensup kimi insanlar arasnda sosyal bir sorun meydana gelmi, Allah, l-

)
i mrn suresinin (


Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba itaat ederseniz, ettiiniz
imandan sonra sizi inkrcla dndrrler. 100. ayetiyle duruma mdahale etmitir.
Bazen sz konusu olaylar, ibadetle ilgili yaplan bir yanln dzeltilmesiyle ilgili olarak
gerekleiyordu. Bilindii gibi slamn ilk dneminde, Mekke evresinde hatta
Medineye hicretin ilk yllarnda sosyal hayatla ilgili dzenleme pek yoktu.
Mslmanlar hem namaz klp hem de iki iebiliyorlard. Namazda ayetin yanl


okunmas zerine Nis suresinin (




) Ey iman edenler! Sarhoken ne sylediinizi bilinceye dek namaza

yaklamayn. 43. ayeti inmitir. Bilindii zere Kuran- Kerimde iki yasa
aamada gereklemitir. Bunlarn ilkinde, Bakara/2, 219. ayetine binaen,
Mslmanlarn kimisi ki, byk bir gnahtr dncesiyle onu terk etmi, kimisi de
Onda baz yararlar var anlayyla imeye devam etmitir. Nis suresinin ayetiyle iki
konusunda bir adm daha atlm, ibadet esnasnda ondan uzak durulmas istenmiti.
Kaynaklar bu olay u ekilde anlatrlar: Abdurrahman b. Avf, bir gn bir ziyafet
vermi, sahabeden bazlar bu davete icabet etmi, yenip iildikten sonra akam
namaznn vakti girince, ilerinden biri imamla gemi, namaza balamlard. mam
olan sahabi, Kfirn suresinin 2. ayetindeki l edatn atlayarak yanl okumutu. Ey
inkrclar! Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem eklindeki mana, bu yanltan
dolay, Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet ederim olmutu. te bundan dolay, Nis
suresindeki ayet nazil oldu.

slam Bilimlerinde Yntem

182 |

Meydana gelen olay bazen de bir temenni, bir istek eklinde olur. Muvafakt- mer
denen olaylar bu kabildendir. Sz konusu tabir, Hz. merin arzu ve isteklerine uygun
olarak inen ayetler olarak aklanabilir. Bu konuda baz makale ve kitaplar vardr.
Buna u rnei verebiliriz: Hz. mer anlatmaktadr: Bir gn Allah Rasulne (s.a.v.)
Evinize iyi kt her tr insan giriyor, elerinize syleseniz de rtnseler! dedim.


Bunun zerine Ahzb suresinin 53. ayeti indi: (



) Ey iman edenler! Artk Peygamberin evlerine, yemee
davet olunmakszn, vaktine bakmakszn, girmeyin. Fakat davet olunduunuz zaman
girin. Yemei yediiniz zaman, daln. Sz dinlemek ya da sohbet etmek iin de izinsiz
girmeyin. nk bu durum Peygambere sknt vermektedir. O, (bunu) size
(sylemekten) utanmaktadr.
2.
Ayet veya ayetlerin sorulan bir soru sebebiyle nazil olmas: limler ve
aratrmaclar, bunlar, ilgili olduklar zaman asndan e ayrarak incelemilerdir.
Gemi zamana ait olanlar: Kehf suresi (

)
Sana Zlkarneni soruyorlar. De ki: Size onu anlatacam. 83. ayetin indirilii, buna
rnek verilebilir.
Peygamberimizin yaad zamanla ilgili olanlar: Bunun rnei ise, sr suresinin 85.

ayetinin inmesidir: (




) Sana ruhu

soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin bilgisi dhilindedir. Size ilimden az bir ey
verimitir..


Gelecek zamanla ilgili olanlar: Nzit suresi (

)Sana

kyametin ne zaman kopacan soruyorlar. 42. ayetin nzul bu hususta rnek olarak
zikredilebilir.
Bu tr ayetlerin banda genellikle (
)ifadesi yer almaktadr. Fahreddin Rz, bu
ifadenin on drt ayetin banda yer aldn sylemektedir.

Sorular soranlarn kimliklerine bakldnda, bunlarn grup olduu karmza


kmaktadr. Bunlar arasnda sahabiler ounluktadr. Dier iki grup ise ehl-i kitap ve
mriklerdir.
1.

Sahabilerin sorduu sorulara rnek: Hz. Aliden rivayet edilmitir: l-i mrn


) mkn olanlarn evi, Kbeyi
3/97. Ayet olan (

haccetmesi, Allahn insanlar zerindeki bir hakkdr.indiinde, sahabiler, Her sene mi


hac yapacaz? diye sordular. Peygamber (a.s.) cevap vermedi. Onlar ayn soruyu bir
daha ynelttiklerinde, Hayr cevabn verdi ve szlerini yle srdrd: ayet Evet
deseydim, size her yl hac yapmak farz olurdu. Bunun zerine Mide suresinin 101.



ayeti indirildi: (



slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 183

) Ey iman edenler! Aklanrsa, hounuza gitmeyecek

eyleri sormayn. Eer Kuran indirilirken onlar sorarsanz, size aklanr.


(Aklanmadna gre) Allah onlar affetmitir. Allah, ok balaycdr, ok yumuak
davranandr.
2.
Ehl-i kitabn sorduu sorular, ama ve mahiyet olarak farkllk arz etmekteydi.
Onlar bu davranlaryla Peygamberimizi aciz brakacaklarn sanyorlard. Yukarda
b maddesinde bahsedilen soruyu soranlar, Yahudilerdi.
3.
Mriklerin sorduu sorular: Bunlar da nicelik olarak azdr. rnein hls
suresinin inmesine sebep olan olay, buna tipik bir rnektir. Nakledildiine gre,
Kureyliler Peygamberimize (s.a.v.) gelip Ey Muhammed! Bizi kendisine davet ettiin
Rabbini bize tant! demiler, sure de bunun zerine nazil olmutur. Baka bir rivayete
gre ise, mir b. Tufeyl, Rasulllaha (a.s.) gelip yle demitir: Ey Muhammed! Bizi
neye davet ediyorsun? O, Allaha (azze ve celle) cevabn vermitir. Bunun zerine
bu kez, Anlat bana, O, altndan m, gmten mi, yoksa demirden midir diye sormu,
akabinde bu sure inmitir. Baka bir rivayete gre soruyu soranlar, Yahudilerdir.
Esbb- Nzul Rivayetlerinin Kayna
Nzul sebeplerini bilmenin yegne kayna, sahabilerdir. nk surelerin ve ayetlerin
inilerine ahit, sebeplerine de vakftrlar. Esbb- nzul bilmeye, mahedeye,
grmeye, ahit olmaya baldr. Sonraki nesiller ise, bunlar dinleyerek, okuyarak vb.
bilgi aralaryla renme imknna sahip olurlar. Buna iareten Vhd, Kitabn nzul
sebepleri hakknda ancak nzule ahid, sebeplere vakf olanlardan, bu ilmi
renenlerden iitmek ve rivayet etmek ile sz sylemek doru olur. demitir. (Vhd,
Esbbn-Nzl, s. 4) Muhyiddin Kfiyecinin u deerlendirmesi de zerinde
durulmas gereken bir noktadr: Mfessirler mteabih ayetler hakknda eitli tevillere
bavurmularsa da, tank olma ve dinleme, duyma olmakszn, nzul sebepleri hakknda
konumann caiz olmad konusunda gr birlii iindedirler. (Cerraholu: s. 26) Bu
ilmin nemine deinenlerden biri olan ah Veliyyullah ed-Dihlevi, iinde tariz, kinaye
ve tevriye ile umum-husus bulunan ayetlerin nzul sebebi bilinmeden anlalmasnn
kolay olmadn sylemektedir. (Dihlev, el-Fevzl-Kebr, s. 50) Son dnem
mfessirlerinden biri olan Mevdudi de nzul sebepleri bilinmeksizin Kurandaki birok
konunun tam anlamyla kavranamayacan, belirli bir konuyu akla kavuturan
sosyal, tarihsel veya dier artlarn bilinmesi gerektiini ifade etmektedir. nk
Kur'an'n tm bir anda btn bir kitap olarak inmemitir. (Tefhim, I, 20-21)
Nzul sebepleri ve hadis ilmi
Nzul sebeplerinin bilinmesinde hadis ilmine ve onun llerine ihtiya duyulmutur.
Esbb- nzuln rivayete dayal olmas hasebiyle, bunlarn bir senedi olmas
gerekmektedir. Dolaysyla bu konu, dorudan hadis ilmiyle ilgili olmaktadr. Herhangi
bir sebeb-i nzul rivayetinin sahihlii, salaml bu ekilde bilinebilir. Bu rivayetlerde,
muttasl ve merfu olma art aranmaktadr. Bunlardan biri veya her ikisi eksik
olduunda, ilgili haber sahih addedilmemektedir. Tbinin, sahabinin adn atlayarak

184 |

slam Bilimlerinde Yntem

naklettii rivayetlere, mrsel hadis ad verildii bilinmektedir. Bu konu tartmal


olmakla birlikte, u zellikleri tayan rivayetlerin delil olmasnda gr birlii olduu
iddia edilmitir:
1.
Baka bir mrsel haberle desteklenen mrsel haber.
2.
Mcahid, krime, Said b. Cbeyr gibi sahabeden hadis rivayet eden
mfessirlerden gelen mrsel haber.
Bir ayet hakknda birden fazla sebeb-i nzul rivayetinin bulunmas
Kaynaklarda, zaman zaman bir ayet hakknda birden fazla rivayetin olduu grlr.
Olay ayn olmakla birlikte, yer ve kiiler farkl olabilir. Bu durumda dikkat edilmesi
gereken nokta, rivayetlerin hangi sebep etrafnda dnddr. Sebep ayn, yer, kii ve
zaman farkl ise, bu durumda nemli bir sorun yoktur. Yer, kii, zaman farkll
yannda sebepte de bir farkllk sz konusuysa o zaman zm iin yle bir yol izlenir:
1.
Nakledilen rivayetlerden biri sahih, dieri sahih deilse, sahih olan tercih edilip
dieri terk edilir. rnein Duh suresiyle ilgili rivayetler byledir.
2.
Eer rivayetlerin ikisi de sahih ise, o zaman ravinin durumuna baklr. Nakleden
sahabilerden biri olay grm, dieri duymusa, grenin rivayeti tercih edilir. Veya
rivayetlerden biri Buharide, dieri baka bir kaynakta ise, Buhari rivayeti tercih edilir.
3.
Kimi zaman da rivayetlerin hepsi sahih olup aralarnda bir tercih sebebi de
bulunmayabilir. Bu durumda rivayetlerde anlatlan olaylarn zamanna baklr. Eer
bunlarn zaman birbirine yaknsa, bunlar birletirilir ve uzlatrlr.
4.
Eer rivayetler yukarda saylan durumlarn hi birine uymuyorsa, o zaman
ayetin birden ok kez indiine hkmedilir. Ama bu konu tartmaya aktr.
Esbb- Nzul Bilmenin Yararlar
Her bilginin insan ve topluma katt deer ve yararlar olduu gibi nzul sebeplerini
bilmenin de salad faydalar vardr. Bilginlerin, aratrmaclarn tespitlerine gre
bunlar ylece sralayabiliriz:
1.
Esbb- nzul bilmek, Allahn, kitab Kuran- Kerimde insanlara emrettii
hkmlerin hikmetlerinin bilinmesine yardmc olur.
2.
Nzul sebebi bilindiinde, ayetlerden kastedilen anlam, daha kolay anlalr,
phe ve yanl anlamalarn nne geilmi olur. Bu balamda bn Teymiyyenin
Nzul sebebini bilmek, ayetin anlalmasn kolaylatrr. szn hatrlamak gerekir.
3.
Nzul sebebini bilmek, bir ayetin hasr ifade ettii phesini ortadan kaldrr.
Hasr, tahsis etmek, hkm daraltmak demektir. lk bakta ayetin hkmnn snrl, dar
olduu phesi doabilir. Bunu bir rnek nda daha iyi anlayabiliriz. Enm
suresinin 145. ayetinde yenilmesi haram olan yiyeceklerden bahsedilmektedir. lk
bakta haramlarn ayette saylan drt eyle snrl olduu akla gelebilir. Ama ayetin ini
nedeni bilindiinde, haramlarn bunlarla snrl olmad gayet gzel bir ekilde
anlalr.
4.
Hakknda ayet inen kiinin adnn bilinmesiyle, ayetin kimin hakknda indii
tespit edilir. Nzul sebebi bilinmedii takdirde, ayette kapal olarak braklan kiinin
belirlenmesinde hataya dlebilir.

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 185

5.
Sebeb-i nzuln bilinmesinin dier bir faydas da, Kuran- Kerimin, ayetlerin
daha iyi anlalmas, kavranmas ve ezberlenmesidir.
6.
Nzul sebebinin bilinmesi, ayetin ierdii hkmn tahsis edilmesine yardmc
olur. Mcdele suresinin ba tarafnda anlatlan zhar olay ve bunun ierdii hkm,
Evs b. Samit ile hanm Havle binti Salebeye zgdr.
7.
Ayet ve sureler arasndaki tenasp ve insicamn kavranmas kolaylar.
8.
Ayrca Peygamber (a.s.) dneminde cereyan eden ifk olay gibi kimi hadiselerin
mahiyeti de renilir.
Esbb- Nzul fade Eden Lafzlar:
Herhangi bir tefsir kitabn ya da iinde nzul sebebi barndran bir eseri okurken
konumuzla ilgili bilgiyi bulmamz salayan baz lafz ve tabirler vardr. Bunlar,
genelde ( )kknden tremi olan kelimeler ierir. (), () ,
() , (... ) , (... ) , (... ) , (

) , () .
rneklerde de grld zere sebeb-i nzul anlamamza yardmc olan kelimeler ya
( )ve ( )gibi fiiller, ya da (), ( )gibi isimlerdir.
Nzul Sebebi Bulunan Ayetlerin Says:
Yukarda sylediimiz gibi bilinen anlamda her ayetin bir nzul sebebi yoktur. Peki,
ka ayetin nzul sebebi vardr? Bu soruya kesin bir cevap vermek mmkn deildir.
Hakknda nzul sebebi bulunan ayetlerin saysnn 500 civarnda olduu ifade
edilmitir. Vahdnin konuyla ilgili eserindeki rivayetlerin says 600, Suyutnin
eserindekiler ise, 800dr. Yaplan baz aratrmalar neticesinde, farkl tespitler ortaya
kmtr. rnein bnl-Cevznin Zdl-Mesr adl tefsirinde 817 ayet hakknda
nzul sebebi bulunduu belirtilmitir. Hzin, tefsirinde 756 ayet hakknda sebeb-i nzul
rivayet etmitir. Netice olarak bu tespitlerin ardndan yaklak 800 ayetle ilgili nzul
sebebinin bulunduunu sylemek mmkndr.
Esbb- Nzul Literatr
1- bn ihb ez-Zhr, Tenzltl-Kurn; 2- Ebl-Hasen el-Vhid, Esbbn-Nzl
(Esbb- Nzl: Kuran- Kerimin ni Sebepleri, ev.: Necati Tetik); 3- bn Teymiyye,
et-Tibyn f Nzlil-Kurn; 4- Celleddn es-Suyt, Lbbn-Nkl f EsbbinNzl; 5- Abdlfetth el-Kd, Esbbn-Nzl, (Esbb- Nzl, ev.: Salih Akdemir)
6- Eb Abdurrahmn Mukbil b. Hd Vdi, es-Sahh'l-Msned min Esbbi'l-Nzl; 7Hlid Abdurrahmn el-Ak, Teshll-Vusl il Marifeti Esbbin-Nzl; 8- Eb mer
Nd b. Mahmd Hasan Ezher, el-Makbl min Esbbin-Nzl; 9- Bedreddin etiner,
Fatihadan Nasa Esbb- Nzl: Kuran Ayetlerinin ni Sebebi; 10- brhm
Muhammed Ali, Sahhu Esbbin-Nzl. 11- Ahmet Nedim Serinsu, Kurnn
Anlalmasnda Esbb- Nzuln Rol.

186 |

slam Bilimlerinde Yntem

Tevil:
slam tefekkr tarihinde hayli ihtilaflara yol aan konulardan birisi, phesiz Allahn
zat ve sfatlar ile ilgili ayetlerin anlalmasdr. nanan insan, inand eyi, baka bir
ifadeyle mabudunu daha yakndan tanmak ister. Hele bu mabud ona hitaben Ben
insana ah damarndan yaknm (Kaf 50/16) dedikten sonra elbette bu yakn olduunu
ifade eden varl daha iyi tanmak isteyecektir ve bu da onun tabii hakkdr. Bundan
dolay Onu tanmak iin Ondan bahseden ayetlere bakarak, okuyarak ve anlayarak
Onu tanmaya alacaktr. te bu ayetlere bakldnda farkl tanr anlayna kaplma
riski tadndan dolay bu tr ayetler tevil edilmeye allmtr. Bu tr ayetlerin nasl
anlalmas gerekir. Tevil edilmeli mi, yoksa nasl anlalmaldr. Tevil edilecekse, tevil
nedir ve nasl yaplmaldr, nerelerde caridir, kimler yapabilir, gibi sorular akla
gelmektedir. Bundan dolay biz ncelikle burada tevil konusunu ele almak istedik. Bu
yolla aslnda ciddi bir bilgi birikimi de olumutur. Zaten aslnda tevi de bilgi retmek
iin nemli bir kavramdr. Tarihi seyri iinde tefsirlere bile tevil ismi verilmitir.
nk tevilde zanni bilgi sz konusudur. Bundan dolay biz konuya tevilin Kuranda
kullanl ile alimlerin bu kavrama ykledikleri anlam arasnda fark belirterek
balamak istiyoruz. Bundan dolay ncelikle Kuranda tevil kelimenin getii ayetlere
ksaca bir gz atmak gerekmektedir.
Kuranda tevil kelimesi onbe ayette onyedi defa gemektedir. Ali mran ve Araf
surelerinde bir ayette iki defa tekrar edilmektedir. imdi bunlara ksaca bir gz atalm.
Tevil lafz hem Mekki ve hem de Medeni surelerde yer almaktadr. Mekki surelerden ilk
defa Araf suresinin 53. ayetinde iki defa zikredilmektedir. Ancak biz bu surenin 52.
ayeti ile birlikte mealini sunmak istiyoruz: Gerekten onlara, bilgiye gre
akladmz, inanan bir toplum iin yol gsterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik.
Onlar sadece onun tevilini mi gzetiyorlar. Onun tevili geldii gn, nceden onu
unutmu olanlar derler ki: Dorusu Rabbimizin elileri gerei getirmi, imdi bizim
efaatilerimiz varmi ki, bize efaat etsinler yahut tekrar geri dndrlmemiz mmkn
m ki, yaptklarmzdan bakasn yapalm. Onlar kendilerini ziyana soktular ve
uydurduklar eyler, kendilerinden sapt, kaybolup gitti (Araf 7/53). Bu ayette geen
tevil kelimelerine bakldnda beklenen ve gzetlenen tevil, ayetin kendi iinde
tevilinin geldii gn ifadesinden de anlalaca gibi, kendilerine vadedilen eylerin
vuku bulaca gn anlamn tamaktadr. Ayete verilen anlamlarda da buna
rastlanlmakta ve sevap, ceza, sonu, vadedilen eyler diye de yorumlanmaktadr. bn
Abbas ise ayette geen tevil kelimesini kyamet diye yorumlamaktadr. Ayette
vurgulanmak istenen ise, dnyada Allahtan kendilerine gelenlere kulak tkayp
istedikleri ekilde hareket edenlere kar bir uyardr ve kyamet gnnde bunlarn
yardmclarnn efaati olmayaca ve onlarn bir daha bu dnyaya
dndrlmeyecekleri belirtilmektedir. Grld gibi burada tevil yorumlamak ve tefsir
etmek anlamnda kullanlmamaktadr.
Bundan sonra Kuranda hemen hemen vahyin ayn dnemlerine rastlayan Yunus ve
Yusuf surelerinde tevil kelimesi gemektedir. Bunlardan Yunus 39. ayette Mekkeli

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 187

mriklerin Kuran hakkndaki yanl dnceleri yer almakta ve onlara Kurandan bir
suresinin benzerinin getirilmesi konusunda meydan okunduktan sonra yle
denmektedir: Hayr, bilgisini kavrayamadklar, tevili kendilerine gelmemi olan bir
eyi yalanladlar. Onlardan ncekiler de byle yalanlamlard. Bak o zalimlerin sonu
nice oldu (Yunus 10/39) denildikten sonra da bu uyar karsnda onlarn bir ksmnn
Kurana inand bir ksmnn ise inanmad vurgulanmaktadr. Bu ayette geen tevil
ise, yine sonu, akibet gibi anlamlara gelmektedir. Hatta ayete kitapta kendilerine
vadedilen hakikat onlara gelince anlamnn verilmesi de bundan dolaydr.
Yusuf suresine gelince, burada tevil kelimesi yedi ayette gemektedir. Hz. Yusufun
ncelikle bir rya grp, onu babasna anlatmas ile balayan kssada, Bylece Rabbin
seni seti ve sana ryann tevilini retti (Yusuf 12/6) denilmektedir. Daha sonra Hz.
Yusufun bandan geenler anlatlrken, hapiste iki arkadann grdkleri ryalar tabir
etmelerini (tevil) istemeleri ve onun da onlara: Size rzk olarak verilen yemek henz
size gelmezden nce bunun tevilini size haber vermi olurum... /Yusuf 12/37) dedii,
daha sonra Yusuf hapiste iken, orann meliki bir rya grp, bunun tabirini isteyince
yanndakiler: Bu, kark hayallerden ibarettir. Biz, hayalleri tevil etmeyi bilmeyiz
dediler (Yusuf 12/44). Bunun zerine Yusufun ryasn tabir edip, kurtulacan
syledii ve Beni efendinin yannda an (Yusuf 12/42) dedii ahsn, onu hatrlayp:
Ben size onun tevilini haber veririm (Yusuf 12/45) dedi. Sonra da Yusufun yanna
varp durumu anlattktan sonra onun ryalar yorumlad (tevil) ve yedi yl bolluktan
sonra yedi yln da ktlk olaca haberi zerine gereken tedbirleri aldklar ve ilk yedi
yln bitiminden sonra ktlk balad, neticede etraftan insanlar yiyecek temin etmek
iin akn akn geldikleri ve Yusufun kardelerini tand, ama onlarn onu tanmad
anlatlr. Daha sonra da Yusuf, kk kardei olan Bnyamini alkoyup, bilahare
kardelerini, anne ve babasn da davet edip onlara kendini tantt olaylarn ardndan,
Yusufun konumuzla ilgili olarak iki szn ayetler yle haber vermektedir: Anababasn tahtn stne kard ve hepsi ona sayg gsterdiler. O dedi ki, babacm, ite
bu, nceden grdm ryann tevili. Rabbim onu gerek yapt ve bana iyilik etti
(Yusuf 12/100). Sonra da: Ya Rabbi, bana mlkten verdin ve bana ryalarn tevilini
rettin (Yusuf 12/101) dedi. Bu ayetlerden aka anlald ve Mustafa Zeydin de
belirttii gibi tevil bu surede daha ziyade rya tabir etmek ve gelecekte vuku bulacak
ileri haber vermektir.
Szkonusu kelime Kehf suresinde de, iki ayette yer almaktadr. Buralarda da tevil
kelimesi Hz. Musa ile Allahn Kendisine katmzdan bir rahmet verdiimiz
kullarmzdan bir kul diye tantt kiinin birlikte yolculuk yaptktan sonra, ard
olaylar Hz. Musaya haber veren kiinin: Sabredemediin eylerin tevilini sana haber
vereceim ve Sabredemediin eylerin tevili, ite budur diye ifade edilen ayetlerde
de tevil, vuku bulan eylerin haber verilmesidir.
sra suresinde ise, bir ayette gemekte ve yle buyrulmaktadr: ltnz zaman,
ly tam yapn, doru terazi ile tartn, bu, daha hayrldr ve tevili daha iyidir (sra
17/35).

188 |

slam Bilimlerinde Yntem

Medeni surelere gelince, burada Nisa suresinin 59. ayette geen tevil kelimesi, sra
suresinin 35. ayetinde yer ald ekli iledir. Ayette yle buyrulmaktadr: Ey
inananlar, Allaha itaat edin, Onun resulne ve sizden olan ulul-emre de itaat edin.
Eer herhangi bir eyde anlamazla derseniz, ayet Allaha ve ahiret gnne
inanyorsanz, onu Allaha ve resulne gtrn. Bu, daha hayrldr ve tevil bakmndan
daha gzeldir (Nisa 4/59).
sra suresindeki ayetle bu ayete bakldnda toplumsal ve ahlaki problemlerden
bahsedilmekte ve bunun zm ise yine ayetlerde belirtilmektedir. Zira l ve tartda
hileli bir yola bavurmak hibir zaman iin tasvip edilmez. Bir konuda ihtilafa
dldnde ise ayette ifade edildii ekilde hareket edip, ii Allaha ve Onun elisine
havale etmek zm kolaylatracak ve belki de itirazlar ortadan kaldracaktr. Dier
ynden her iki ayette de ayn formda kullanlan tevil kelimesine Kuran- Kerimin
btnl iinde baklrsa iyi ve gzel bir sonu anlamna geldii de grlmektedir.
Medeni surelerden olan Ali mran suresinin 7. ayetinde de tevil kelimesi iki defa tekrar
edilmektedir ve burada yer alan tevil kelimesi ise yorumlamak anlamndadr. Bu ayet
zerinde biraz sonra detayl olarak duracaz.
Btn bu aklamalardan sonra Kuranda geen teville ilgili olarak Mustafa Zeydin u
deerlendirmesini buraya aynen almak istiyorum: Kurann tevil lafzn kulland
btn bu yerlerde, sonu itibariyle bir haberi veya ryay dorulamak veya gelecekteki
bir eyin kastedildii kapal bir ii tasdik anlamnda olan ameli emir, (bir iin
yaplmasn emretme) kastedilmitir. Dolaysyla Ali mrandaki ayetin daha nce
belirttiimiz ekilde deil bu ekilde yorumlanmas gerekir. Nitekim nceki ve yeni
mfessirler ayeti daha nce belirttiimiz ekilde tefsir ederek hataya dmlerdir. Bu
ise, hibir gereke olmad halde birok problemin kayna olmutur .
Kuranda bu ekli ile yer alan tevil kelimesi kltr tarihimizde bambaka bir mana
iinde sunulmaktadr. Bundan dolay bu kelimenin lgat ve stlah anlamlar zerinde
ksaca durmak istiyoruz.
Tefil vezninde olan tevil kelimesi iin e-v-l veya iyale veyahut birinci ve nceki
anlamnda olan evvel kelimelerinden mtak olabilecei kaydedilmekte ve tevil ile
tefsir kelimeleri zaman zaman ayn ve bazen de farkl manalarda kullanlmaktadr.
Istlahta ise tevil, herhangi bir lafz, zahiri manasndan ihtimali olan manaya veya
herhangi bir lafz hakikat manasndan mecaz manasna hamletmek eklinde tarifler
yaplm, fakat bu ihtimali olan manann da Kuran ve Snnete muhalif olmamas
kaydedilmitir. Bunun yannda Arap dilinin mecazlarla ilgili kaidelerini de ihlal
etmemesi gerektii de belirtilmitir.
Fahrettin Razi, btn slam frkalarnn Kuran ve Snnetin zahiri manalarnn
bazlarnn tevil edilmesi gerektiini kabul ettiklerini belirtmektedir. Kanmca bunun iki
nedeni olabilir: Ya tevil yolu ile halledilmesi g baz problemler zme
kavuturulabilir veya bu yolla slama saldrlabilir. nk Gazalinin de belirttii gibi,
tevil edilmesi mmkn olan nassla, tevile msait olmayan nass birbirinden ayrmak
olduka gtr. te bundan dolaydr ki, limler, tevili, iki ksma ayrmlar, kabul

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 189

edilebilecek olanna doru ve makul tevil anlamnda tevil- mnkad, kabul


edilemeyecek olanna da tevil- mstakrah demiler ve bunu da, bir lafz, hi muhtemil
olmad bir manaya hamletmek veya muhtemil olduu mana iinden racihi varken
mercuhuna hamletmek eklinde aklamlardr.
Doru bir tevilin artlar da ksaca yle zetlenmektedir:
1. Lafzn, tevili kabul eder olmas,
2. Tevilin sarih bir nassa muhalif olmamas,
3. Tevile muhtemel olan nassn, zahiri manasnn dnda kendisinden anlalan
manaya da ihtimalli olmas.
Burada unu da belirtmek istiyorum. Gazali, zorluundan olacak ki, tevil yapmak
isteyenlere u eyi tavsiye etmektedir. zet olarak bunlar unlardr:
1.

Her noktada din ile akl telif etme gcne sahip olduuna hi kimse kani
olmamal,

2.

Akli delillere asla yalan dememeli. nk akln tekzip edilmesi, dinin


doruluunu ispat etme gibi konularda da nakli tekzip etme neticesini dourur,

3.

Tevil ihtimali bir deil birka olabilir ve bu manalar arasnda da bir eliki
olabilir. Bu durumda bu ihtimallerden birini tercih etmekten kii ekinebilir.
nk zan ve tahmine dayanarak Allah ve Rasulnn murad budur diye
kestirip atmak tehlikeli bir yoldur.

Dikkat edilirse, buraya kadar zikrettiimiz tevilin manas ile Kurandaki manas
arasnda dorudan bir iliki kurmak olduka zor grnmektedir. Ama Ali mran 7.
ayette geen tevil kelimesi yorumlamak manasnadr.
Aslnda bu ayette yer alan muhkem ve mteabihin Kuranda olup olmad hakknda
farkl grler vardr. Hatta bu ayette yer alan onun tevili ifadesinden maksadn
mteabihin deil kitabn tevili demek olup, bununla da Kuran deil, Kitab-
Mukaddesin kastedildii anlalmaktadr grn burada belirtmek gerekir. Ama bu
tartmalar bir yana, acaba artlarna uyarak doru ve makbul bir tevili kimler yapabilir?
Hemen belirtelim ki, buna verilen cevaplar olduka karktr. Bu sorunun cevabnda
ncelikle Ali mran suresinin 7. Ayetinde geen ( ) ifadesinin akla
kavuturulmas gerekir. Mteabih veya kitabn tevilini kimler bilebilir sorusunun
cevab biraz da bu ilimde rasih olanlarn tespitine baldr veya bu ifadenin iine kimler
girebilir. Bu duruma gre:
1. Ali mran 7. ayette geen ( ) cmlesinde mi vakf yaplmal
yoksa cmlesinde mi vakf yaplmaldr. Eer
Allah kelimesinde vakf yaplrsa buna gre mana: Onun tevilini sadece Allah
bilir, ayet ilim kelimesinde yaplrsa: Onun tevilini Allah ve ilimde rasih
olanlar bilir eklinde olur ki bu gr tercihe daha ayandr.
2. limde rasih olanlara gelince, bununla ilgili olarak farkl grler ileri

slam Bilimlerinde Yntem

190 |

srlmektedir. Gazaliye gre, ilimde rasih olanlar marifet ehlidir. bn Rte gre
brhan ehlidir. Ama burada unu sylemek mmkndr: Gerek Gazali ve gerekse
bn Rd daha ziyade bal bulunduklar ekollerin etkisi altndadrlar.
Btn bunlar bize tevilin bir bakma insan zihninin metinden yola karak rettii
bilgiler olduunu ihsas ettirmektedir. Ama burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu
zihin faaliyetinin metinle ilikisinin dorudan olup olmadna baklabilir. Geri yorum
yapan ben bunu metinden kardm, metin bu yoruma ak gibi savlarda bulunabilir.
Ama bunun doru bir tevil olup olmad okunduunda ortaya kacaktr. rnein
Bakara suresinde Hz. Musaya kavminden baz kiilerin gelip ldrlen bir adamn
katilinin bulunmasn istemeleri zerine, Hz. Musann Rabbine dua ederek ve Allahn
da ona: Kukusuz Allah size bir sr kesmenizi emrediyor demesi olayn
anlatmaktadr. (Bakara 67-72) Ayetlerdeki olay daha sonra hi de kabul mmkn
grlmeyen bir tarzda tevil edilmesi dikkat ekmektedir. Bu ayet daha sonra: bir sr
kesmenizi emrediyor blmnde yer alan Bakarann Hz. Aie olduu sylenmitir.
Sebep olarak da Cemel savanda Hz. Aliye kar savatndan dolay o bakarann Hz.
Aie olduu ifade edilmitir. Bu da bir zihin faaliyetidir ama byle bir tevil kabul
edilebilir mi? Unutmamak gerekir ki tevil insan aktif bir konuma gtrebilir ve daima
yorum yaplabileceini insana baheder.
Dikkat edilirse slam tarihi boyunca tevillerin yaplmas dine mthi bir canllk
getirmi ve tevilin yapld dnemlerde hayatn hemen her alannda bilgi alverii
hzl ve canl bir biimde olagelmitir. Ancak burada tekrar hatrlatmak istiyorum.
Gazalinin de ifade ettii gibi herkes tevil, yorum yapma hakkna sahiptir ama sadece
benim yaptm tevil doru dierleri deil gibi bir mantktan hareket edilmemelidir.
Burada bn Rtn u tespitlerine de yer vermek istiyorum. bn Rt, tevilin kendine
has kurallar olduu, bunlar iyice bilinmeden tevile gidildiinde yanllara dlecei,
Mslman toplum iinde ortaya kan ihtilaflarn byk lde bu yanl yorumlardan
kaynakland, kendisinin el-Kef adl eserini tevilin doru kurallarn ortaya koymak
iin yazdn ifade etmektedir. ( Mehmet Paac, Tevil slam Bilimlerinde Yntem, s.
131).
BLGYE ULAMA YOLLARI
lim ve ilim elde etme yollar meselesi, felsefe tarihinde olduu gibi, slam dnce
dnyasnda da nemli bir yer igal etmitir. Konunun nemi, Kelm lminin tarif ve
ieriinden de anlalaca zere, slm alimlerinin dini esaslar mdfa ve kar fikirleri
reddetme sadedinde kesin (tahkiki) bir imana ulama abalarndan kaynaklanmaktadr.
Kald ki slam dininin, inananlara yklemi olduu en byk grev, ncelikle hak ve
hakikati aratrmak ve buna dayal olarak faydal iler (amel-i salih) yapmaktr. Her
eyden nce taklitten kurtulup tahkiki imana ulamann yolu bilgiden geer. Bu sebeple
Kurann pek ok yerinde aka ifade edildii gibi, etrafmzdaki kainat ve varlk
zerinde yaplacak her ilmi faaliyet, insan Allah'a daha fazla yaklatracaktr. te son
dnem kelm kitaplarmzda, bilgi ve varlk konusuna verilen kymet bundan ileri
gelmektedir.

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 191

slm alimleri, genelde herkes iin geerli bilgi edinme yollar ve vastalarn salamlk
derecelerine gre, srasyla u ekilde noktada tespit etmeye almlardr:
1. Salam duyular (havss- selime),
2. Doru haber (haber-i sdk),
3. Akl (nazariyyt-istidll).
Bunlarn yannda ayrca kef ve ilham (sezgi) gibi vastasz bir bilgi kaynandan da sz
edilmi, ancak bunun kesin olarak bilgi ifade edip etmedii hususunda ciddi tartmalar
gndeme gelmitir. Ancak genelde kabul grm gr, mer Nesefinin ifadesiyle,
ilhamn bir eyi bilme sebeplerinden olmad eklindedir. Tarih boyunca, bu bilgi
vastalarnn her biri esas alnarak, birbirine cephe alm ekoller ve frkalar hep var
olagelmitir. Fakat slam dnrleri, yakarda ad geen her bir bilgi vastasn, geerli
olduklar alanda; yani fizik dnyada duyular, metafizik alanda akl ve bunlarn
ulaamad, fizik ve metafizik tesi alanda (gayb alemi) da doru haberi esas
almlardr.
Bu yaklam tarz, varln fizik ve metafizik boyutlaryla ilgili bir husustur. Varlk,
fizik sahada yani maddi ise gzlem ve tecrbe ile; metafizik sahada ise akl ve vahiyle
deerlendirilir. Dolaysyla varlk, fizik ve maddi olduunda bilimin; metafizik ve zihni
olduunda felesefe ve dinin konusudur. Akl, duyu ve deney tesi baz konular da dinin
alanndadr. Bu alanla ilgili olarak, bize ulaan haberleri, akl ve duyularn szgecinden
geirmek artyla nakle dayanmaktan baka are yoktur.
Burada belirtmekte fayda vardr ki evrende cereyan eden olaylardan herhangi bir
konuda, dini hakikat yle, bilimsel ve felsefi hakikat byle diye birbirine zt iki hakikat
olmaz. Maddi evrenle ilgili aklama ve yorumlarmz phesiz duyulara (gzlem) ve
deneye dayanr. Basit bir ifade ile, mesela dnyann bilimsel adan dnd, fakat dini
adan dnmedii gibi bir iddia ve dnce ileri srlemez. Tpk bunun gibi bir varlk,
akli ve dini adan var; fakat bilimsel adan yoktur gibi bir dnce de doru deildir.
Bir ey ya vardr, ya yoktur; dolaysyla hem var hem yok olamaz.
O halde, bilimsel ve felsefi konularla nakle dayanan konular birbirine
kartrlmamaldr. Bilgi ve idrak alanmzda duyu ve akl tesi baz eylerin de
bulunabilecei gereini gz ard etmeden hakikat yolunda daha ihtiyatl davranmak
gerekir. Bylece, pozitivist bir gzle varl, kendi idrak alanmzla snrlandrarak dar
bir ufukla evrene yaklamak bilimsel bir davran olmasa gerektir. Dolaysyla varl
sadece fizik saha ile snrlamak, doru deildir. Kaldki somut (mahhas) varlklar
yannda soyut (mcerred) varlklar da bulunabilir.
Bilindii gibi ilmin kayna konusunda, tarihi sre iinde temelde ekol ortaya
kmtr: Deneycilik (empirisme), aklclk (rationalisme) ve sezgicilik (intuitionisme).
Deneycilere gre bilgilerimiz, duyu kanalyla mahede ve deneye dayanr; baka bir
deyile tecrbeden (a posteriori) kaynaklanmaktadr. Aklclara gre bilgilerimiz,
deneye dayanmaz, dolaysyla tecrbeden nce, yani doutan (a priori) gelmektedir.
Sezgicilie gre ise bilgi, vastasz olup dorudan ve arasz bir ekilde keif yoluyla

192 |

slam Bilimlerinde Yntem

iimizde doar. Gerek u ki her ekol ksmen hakldr; dolaysyla tek bana hakikat
ifade etmez. Grlecei zere, slam kelam ve filozoflar, bu ekol taraftarlar gibi
varla dar bir adan bakma gibi yanla saplanmamtr.
Bilim ve felsefe dnyasndaki bu farkl yaklamlarn temelinde, phesiz varlk ve onu
alglama durumunda olan insan zihni arasndaki bilgi ba yatmaktadr. Bilindii gibi
bilginin birbirinden kesinlikle ayrlmayan iki esi vardr: Bilen (suje/zne) ve bilinen
(obje/nesne). Dier bir ifade ile insan zihni ve kendi maddi yaps da dahil etrafndaki
kainat. Ksaca bilgi, bu bilen ile bilinen varlk arasndaki badan ibarettir. Bu obje-suje
ilikisine dayanarak yaplan btn farkl tarifler, bilgi teorisinde tartlan bilginin
kayna, deer ve snr problemlerini de beraberinde tar. Dolaysyla btn bunlar,
varlk hakkndaki bilgilerimizin izafiliini ortaya koymaktadr. yle ise varl idrak
konusunda bilgi vastalarmza ne derece gvenebiliriz?!..
Maturididen (Maturidi, K.Tevhid, Terc. B.Topalolu, s. 9-10, Ank., 2002) itibaren
kelm alimleri, kitaplarnda belli bir balk altnda bilgi teorisine zel yer ayrmlardr.
(Bk. . Maturidi, K.Tevhid, Terc. B.Topalolu, s. 3-5, 9-17, Ank., 2002) Zaman iinde
bu bilginler tarafndan ilmin birok tarifi yaplagelmitir.
Daha sonra felsefe dnyasnda da bilgi bahsinin ciddi manada ele aln ve kritik edilii
neticesinde, Maturidi ekolnde hret bulan ve bu ekol sistemletiren, TabsratulEdille sahibi Ebul-Muin en-Nesefi ve te yanda Eari mezhebine mensup Mevakf
sahibi el-ci ve arihi Seyyid erif Crcani, kendilerinden nce yaplan tariflere,
kitaplarnda yer vererek eletiriye tabi tutmulardr. Bu tariflerde, bilen sje, psikolojik
durumlar sebebiyle bilinen objeyi alglama konusunda, iinde bulunduu artlara
baml olduu grlmektedir. Bu da objektif bir bilgiden sz etmenin imknsz olduu
anlamna gelecektir.
Mengolunun ifade ettii gibi, objektif bilginin imkanszl meselesinin temelindeki
problem udur: Bilen ile bilinen, "kendi balarna var olan" eylerdir. nk bilenle
bilinen arasndaki "bilgi ba", onlar meydana getirmi deildir. Dolaysyla
aralarndaki ba olmadan nce ne iseler, yine yle kalrlar. Ancak obje, daima obje
olarak kalr; fakat sje, yle deildir. Nitekim beeri bilimler, sjeyi obje haline
getirmektedirler. Sje, sje olarak kald zaman deiir. Zira o, bilgi sahibi olmakla bir
baka duruma girmi demektir.
Obje, hibir ekilde sjeye bal deildir ve ona kar ilgisiz kalr. Fakat sje iin,
bilmek istedii objenin karsnda byle bir ilgisizlikten sz edemeyiz. nk onun,
obje ile objeyi bilmek istemesi gibi bir ilgisi vardr. Dier taraftan sje ile objenin
birbirine bal kalmamas ve kendi balarna var olmas, bilgi ba bakmndandr;
varlk bakmndan deildir. Bilgi (gnoseolojik) bakmndan ne sje objeye, ne de obje
sjeye baldr. Fakat varlk (ontolojik) bakmndan her ey her eye bal olduu iin,
her ikisi de birbirine baldr. (T.Mengolu, Felsefeye Giri, s. 51-52)
Btn bu bilgi vastalar, yer yer Kuran- Kerimde de sz konusu edilmektedir.
Ayetlerde ak olarak insanlara bahedilen mahede ve akldan, dier tarafta gaybi bir
bilgi vastas olan haberlerden (muayyebat) bahsedilmektedir. Ancak mahedede

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 193

grme ve iitme duyusu n planda yer almaktadr. nsan, zellikle akl ve kalbi ile,
grdkleri ve duyduklarn szgeten geirir; deerlendirir. Kuran, insanlara bahedilen
bu bilgi vastalarnn, hakka ve Allaha ulamak ve kretmek iin birer vasta
olduklarn vurgular. Ayetlerde insanlarn hibir ey bilmeden dnyaya geldikleri,
dolaysyla kendilerine bahedilen bu bilgi vastalar sebebiyle hakikati alglayarak
kretmeleri gerektii vurgulanr:
Allah sizi annelerinizin karnndan bir ey bilmez halde karmtr. Belki kredersiniz
diye size kulak, gz ve kalp (fuad-akl) vermitir.(Nahl, 78. Ayrca bk. Mlk, 23; sra,
36; Mminun, 78)
imdi srasyla, yukarda belirtilen bilgi elde etme yollar ve kaynaklar hakknda bilgi
vermeye alalm.
Salam Duyular (Havass- Selime):
Burada selim duyularla ifade edilmek istenen, btn insanlarda ortak olan, grme,
iitme, dokunma, tat alma ve dokunma gibi zahiri be duyudur. phesiz bunlar,
hissedilir maddi/fizik alemde (hissiyat) geerli olup snrl bir alana sahiptirler. Evvel,
duyular yoluyla elde ettiimiz bilgi, vastasz zaruri bilgidir. Bunun karlnda, akl
sz konusu olduunda, onun hibir istidll yapmadan ulat bilgiler de bedihi
bilgilerdir. Duyular kanalyla elde edilen bilgilere dayanarak akln istidlli olarak
ortaya koyduu bilgiler ise, vastal kesbi/iktisbi bilgilerdir.
Hakikati elde etme yolunda duyularn yanlma pay akla nazaran daha fazladr. Bu
adan her ne kadar salam duyular eklinde ifade edildi ise de, bu byledir. u kadar
var ki duyularn verdii bilgiler, zamanla tecrbe ile pekiince kesinlik ifade edebilir.
Descartesn ifadesiyle duyular, bizi bazen de olsa yanltabilirler. Buna dayal olarak
tecrbelerde de bu husus sz konusu olabilir; zira deney vastalar snrldr ve zamanla
daha da hassas hale gelmektedir. Ancak kesinlik kazanm tecrbelerde, mahedelerde
olduu gibi aldanma pay daha snrldr; nk onlar, duyular vastasyla elde edilen
bilgilerin (gzlem/mahede) defalarca test edilmi halinden ibarettir. Btn bunlara
ramen mspet ilimlerde, hadiseleri zme ve yorumlama asndan, tecrbi anlamda da
olsa kesinlik sz konusu deildir. Kald ki mspet ilimlerde aslolan, deimedir.
yle ise bilgilerimiz, ne dereceye kadar bilinen eye (objet) ve hakikate (la vrit)
uygundur? Dier bir ifade ile, -ilmin tariflerinde getii gibi- acaba eyay olduu
gibi alglayabiliyor muyuz? Binaenaleyh bunlara dayal bilgilerimizin deeri nedir?
Konu ile ilgili olarak felsefe tarihinde domatizm; eski Yunandan, Eflatun ve
Aristo'dan; Dekart, Spinoza, Leibnize.., yakn tarihe kadar byk dnrlerin
savunageldikleri bir teori olmutur. Septisizm ise, domatizmin ar dncelerine kar
ortaya km tabii bir reaksiyondur. una da iaret etmek gerekir ki ilk dogmatik
dnlere kar bir reaksiyon olmak zere ortaya kan sofistik dnce, septisizmin
kritik safhasn tekil ediyordu. Bu sebeple sofistlerin kritik septisizmi, insan zihnini
dogmatik dnceye kar eletiri ve tartmaya sevk etmek ve dikkatleri objeden sjeye
ekmekle ok nemli bir ey yapmtr. Bylece felsefede, bilineni (objet) aratrma

194 |

slam Bilimlerinde Yntem

yerine, bilenin (sujet) aratrlmas esas kabul edilmekle insan ruhu ve zihninin tahlili
zerine dikkatler ekilmitir. Bylece d dnyann varl, doru-yanl ve iyi-kt gibi
deerleri, sjenin varlna evirme eiliminden ibaret olan subjektivizmin esas
ortaya konmu oluyordu.
Pyron, Protagoras ve Gorgias gibi sofistler ile asl septisizmi savunanlar, rlativist ve
idealist dncelerin esasn hazrlamlardr. Asl septisizmin kurucusu Pyron, insan
bilgisinin yalnz grnlere ait olduunu, dolaysyla eyann mahiyetini yakinen
bilmenin imknsz bulunduunu savunuyordu. Bunun temelinde u neden yatyordu:
Eya (obje) ve insan zihni (suje) haddi zatnda istikrarsz bulunmaktadr. Eyann hakiki
mahiyeti yoktur ve bu sebeple insanlarn, bu mahiyet hakkndaki dncelerinden daha
ziyade deien hibir ey yoktur. Netice olarak grnn tesindeki hibir eyi ne
inkar, ne tasdik etmemelidir. (Hatime Senih, Umumi Filozofi, s. 103, 117-119)
Eflatun, Sofist adl eserinin ba tarafnda, Sokrates ve Theodoros ile aralarnda geen
konumada eletirdii sofistler (rtc) ve gerek filozoflar arasndaki farka iaret
eder. Eserinin sonunda, daha ak bir ifade ile, Theaitetosun dilinden, sofistin bilge
(filozof) olamayaca, ancak bilge taklitisi olabileceini syler. (A.g.e., s. 3, 111).
te bizim kelm kitaplarmzda sz edilen sofestiyye, daha ziyade Pyron'un
agnostisizmi l-edriyye olmaldr. Dier taraftan Gorgias'n mutlak inkrcl
indiyye ve nihayet Protagorasn, herkesin bildii sadece kendi duyumlardr (ihss)
ve fertten ferde deimektedir eklinde ifade ettii dnce indiye de, bu akm iinde
deerlendirilir. Teftazni bu konuda u bilgileri vermektedir:
Onlardan bazlar eyann hakikatlerini inkar ile onlarn evham ve batl hayaller(den
ibaret) olduklarn iddia ederler. Bunlar nadiyyedir. Bazlar eyann sabit olduunu
(sbut) inkar ederek onlarn inanlara bal bulunduunu iddia ederler. Hatta biz bir
eyin cevher olduuna inanrsak, o takdirde o cevherdir; araz olduunu kabul edersek
arazdr. Ya da kadim kabul edersek kadim; hadis kabul edersek hadistir. Bunlar
ndiyyedir. Dier grup ise, bir eyin sbutunu ve bunu bilmeyi inkar ederler ve bunun
pheli, hatta pheli olduu da pheli bulunduunu iddia ederler. Bunlar da ledriyyedir... (Teftazani, A.g.e., s. 23).
Bunlara cevaben, mer Nesefinin Akaidinde bu konuyla ilgili olarak iddial
saylabilecek- u cmle yer almaktadr: Eyann hakikatleri sabittir; ilim onlarla
(hakikatler) gerekleir. (Teftazani, erhul-Akaid (iinde), s. 22) Grlyor ki burada,
eski yunan sofistlerinin aksine, eyann hakikatlerinin sabit, yani gerekte var olduu
belirtildikten sonra, bizim ilmimizin bu hakikatlerle tahakkuk ettii ifade edilmektedir.
ayet eyann hakikatleri yok ise, bu takdirde onlar bilmeden sz edemeyiz. u kadar
var ki eyann hakikatlerine tam anlamyla nfuz etmemizin biraz pheli olduu
sylenebilir.
Zan ve phe kesinlikle ilim ifade etmez. Bilginin veya imann yakine dnmesi iin,
kalben mutmain olma (itminan) gereklidir. Bu sebeple ayette ifade edildii gibi,
duyularla henz idrak edilmeyen ve sadece habere dayal olan bir bilgi yakin ifade
etmez. Dolaysyla Hz. brahimin istei, habere dayal ahiret bilgisinin, duyularla

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 195

idrakten sonra ancak kalbi bir itminana uluabilecei noktasnda dmleniyordu:


brahim: Rabbim! lleri nasl dirilttiini bana gster demiti. Allah (kendisine)
inanmyor musun? dedi. (brahim): Hayr yle deil, kalbim mutmain olsun
demiti (Bakara 2/260).
Grlyor ki kalbin itminan, bilginin ulat son noktadr. Bu bir anlamda akli
bilginin, btn benliiyle insan tarafndan idraki demektir. Bu sebeple imann temeli
(rkn), herhangi bir eyi kalben tasdik olarak tezahr eder ki bu da yakini bir
bilgiden ibarettir. Binaenaleyh yakini bilgi olmadan, gerek bir imandan sz edilemez.
Bu nokta; belli safhalarda bilme ve grme aamalarndan sonra varlan son noktadr.
Nitekim ayette ahirete inanmayanlar hakknda hayr, hayr, yaknda bileceksiniz!
dendikten sonra Keke kesin olarak (ilmel-yakin) bir bilseniz! Andolsun ki cehennemi
greceksiniz. buyrulmaktadr. Nihayet onlar hakknda, ilmel-yakin olarak bilmedikleri
cehennemi, ilerde bizzat gznzle kesin olarak (aynel-yakin) greceksiniz
(Tekasr 102/3-7) eklinde bir ifadeyle bu bilgi derecelerinin son noktasna iaret
edilmektedir.
Doru Haber (Haber-i Sdk)
Bilindii gibi haber, hayatmzn her alanna nfuz etmi bir bilgi vastasdr. Kukusuz
o, dini konularda da nemli bir konuma sahiptir. nk din, btnyle peygamberlerin
verdii haberlere (nakil) dayanr. Bu nedenle de kelmclar, dnyevi konularda olduu
gibi, dini noktadan haber zerinde kafa yormular, ciddi speklsyonlar retmilerdir.
Dini literatrde haber, haber-i mtevatir ve haber-i rasl olmak zere ikiye ayrlr.
Haber-i mtevatir gnlk hayatta ve tarihi olaylar tespitte de kullandmz bir bilgi
vastasdr. Ancak bir haberin peygambere ait olup olmadn tespit noktasnda, gelen
haberler, mtevatir, mehur ve ahad olmak zere tasnif edilmi; bylece akli
szgeten geirilerek balayclklar bir deerlendirmeye tabi tutulmutur. Ahad
haberlerin akaid konusunda delil olamayaca aktr.
Gnlk hayatmzda ou bilgilerimiz habere dayanmaktadr. Kukusuz kendi
ahsmzla ilgili pek ok habere dayal bilgiyi, etrafmzdaki insanlardan alrz. nsanlar,
bizzat mahede ve tecrbe ettikleri bilgileri birbirlerine aktarr. te bu aktarlanlar,
onlar mahede etmeyen dier insanlar iin birer haber olmaktadr. Dolaysyla bir
adan bir kii iin mahede edilen ve duyulara dayanan bir olay, bakalar iin habere
dayal bir olay olabilmektedir. nkar edilemez bir gerektir ki hayatmzn her safhas bu
tip olaylarla rldr. Ancak insan kendi mahedelerini, kendisi iin haber olan
bakalarnn mahedelerine tercih eder. Bu bakmdan mehur bir hadiste de haber,
gzle grlen gibi deildir eklinde ifade edilmitir.
Haberin doru ve yalan (sdk-kizb) ihtimali tamas, onun kabul edilebilirlii
noktasnda bir takm pheleri gndeme getirmektedir. Hemen ifade etmeliyiz ki
burada, ilk planda haberi veren ahsn doru olup olmad nem arzeder. Binaenaleyh
peygamberde olduu gibi, tek kiinin verdii haberin doruluunu, bir belge niteliinde
baka vastalarla test etme hakk doacaktr. Nitekim peygamberin verdii haberde
(haber-i rasl), kendisini dorulayc bir belge olarak mucize devreye girmektedir.

196 |

slam Bilimlerinde Yntem

Aksi halde verilen haber, kesin bir ilim ifade etmeyecektir. Bu adan tek kiinin verdii
had haber ile yalan zere birlemeleri aklen imknsz bir topluluun verdii
mtevatir haber arasnda bariz farklar vardr.
Bir haberin ilim ifade edebilmesi, dolaysyla genel bir kabul grmesi iin bir takm
artlar tamas gerekir. Evvel verilen haber, ister bir topluluk tarafndan, ister bir
peygamber tarafndan nakledilmi olsun, aklen imkn dahilinde bulunmaldr. nk
akln reddettii imknsz eyler, ne bu dnyada, ne ahirette vuku bulamaz, bu nedenle
de her ne ekilde haber verilirse verilsin kabul edilmez. Kukusuz bunlar, mtevatir bir
ekilde nakledilmi olsalar da, yine durum deimeyecektir. Bu adan aklen imknsz
olan eyler asla vuku bulmaz. Kald ki kelamclar arasnda Allahn kudreti muhalata
deil mmkinata taalluk eder ilkesi temel bir esastr. Bunun dnda mtevatir haberle
ilgili bu asli art yannda haberin aktarl ekli de son derece nemlidir.
Aklen mmkn olmas halinde mtevatir haberi nakledenlerde de aranan bir takm
artlar vardr. Evvel, haberi aktaran ilk ravilerin olay bizzat mahede ve idrak
etmeleri gerekir. Sonra haberi birbirine aktaran ravi gruplar halkalarnda bir kopukluk
olmamaldr. Bu arada haberi birbirine aktaran her bir toplulukta, say asndan yalan
zere birleememe art her zaman bulunmaldr. Aksi halde zincir halkalarnn
zayflamas veya kopmas halinde haber, mtevatir olmaktan kar. Aslnda aklen,
birbirinden habersiz iki kii arasnda bile, aktardklar olayn ayrntlar zerinde yalan
zere uzlama imkn yoktur.
Bu nedenle haberi birbirine aktaran her topluluun, hangi sayda olursa olsun, "yalan
zere birlemeleri aklen imkansz bir sayda olmas art esastr. Kald ki sz konusu
toplulukta aranan saynn ne kadar olaca hakknda alimler arasnda ihtilaf vardr. Bu
artlar tayan haber; ilk ravilerin mahedelerine dayand ve daha sonra da
birbirlerine aktaran raviler topluluu arasnda kopukluk bulunmad iin kesinlik ifade
eder. nk bu durumda, tabii olarak bizim de o olay bizzat mahede ettiimiz gibi
bir sonu domaktadr. Sonu olarak bu durumda mtevatir haberle sabit olan bilgi
zaruri bilgi ifade eder.
Peygamber gibi tek kiinin verdii habere gelince, burada ncelikle o kiinin
doruluunu, kendi dnda kesin delillerle ortaya koymamz gerekmektedir. nk tek
kiinin aktard haber, phesiz yalan ve doru ihtimalini tamaktadr. Bu nedenle de
kendisine inanmak zaruri deildir; nk verilen haber, tad bu ihtimallerden dolay
pheye meydan vermitir. Bu bakmdan da, bu tip haberler inanca konu olamaz; nk
imanda kesinlik esastr. Kendisine gvenirlilik konusunda phe olmasa da, tek kiinin
peygamberden aktard haberde durum byledir.
mdi peygamberin verdii habere imann nasl salanabilecei hususu byk nem tar.
Onun doruluu nasl bir delille ortaya konmutur ki kendisine inanmak durumunda
kalyoruz?!.. Bu delil nedir ve hangi artlar tamaktadr? Bu delille peygamberin
getirdikleri arasnda nasl bir ba vardr ki bizde bir iman olay gereklemektedir? Bu
arada biz, peygambere mi, yoksa getirdiklerinin doruluuna m inanyoruz? Hemen
ifade edelim ki peygambere iman ifadesinden onun doru olduuna (sdk- nbuvvet)

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 197

iman kast edilmektedir.


Peygamberler, hak ve doru olduklarn, Allah tarafndan kendilerine verilen mucize
ile ispat ederler. Mucize, peygamberi szle tasdik yerine ortaya konmu fiili bir
tasdiktir. O, adndan da anlalaca zere, bakalarnn yapamayaca ve onlar acze
dren bir hadisedir. phesiz bu zellii ile ancak insanlarn gznde bir anlam ifade
edebilir. Bu sebeple de peygamberin verdii haber (haber-i rasl), mucize ile dolayl
olarak ispatlanm olmas sebebiyle istidlli ilim ifade eder. nk mucize, bir
peygamberin peygamberlik iddiasnda doru olduuna (sdk- nbuvvet) dorudan,
verdii haberin doruluuna ise dolayl olarak delalet etmektedir.
Akl (Nazariyyat-stidll).
Akln, daha dorusu tefekkr ve istidlalin bilgi vastas olduu noktasnda phe yoktur.
Akln, yanlma ihtimaline dayanarak bilgi vastas olamayaca noktasnda gr ileri
srenler, bu iddialarn ayn akla dayanmadan ispatlayamazlar; bu sebeple bunlar kayda
deer eyler deildir. Ancak akl, daha ziyade, belli duyular kanalyla ve haber
vastasyla elde ettiimiz verileri deerlendirme konumunda olan bir hkm vericidir.
Yukarda da ifade edildii zere, duyular bizi aldatabilir mi? Haberin kabul edilebilir
olma artlar neler olabilir? Bu ve benzeri konularda akl, bir hkim durumunda hkm
verir, insann yanlma ihtimallerini gndeme getirir; tartr. Hangi artlarda neyi kabul
edip etmeyeceimizi ortaya koyar. Bu nedenle akl olmadan, hibir bilgi vastasnn
anlam yoktur; ilim ifade etmeleri de sz konusu deildir.
Hereyden nce akl, btn bilgi vastalarmzn zerinde ve onlara hakim durumda olan
bir gtr. Duyularn ve deneyin verdii bilgileri sistemletiren, duyduumuz haberleri
test edip onlara anlam veren akldr. Dolaysyla akl olmadan hibir ilmi gelimeden
sz edilemeyecei gibi akla dayanmayan din de hibir anlam ifade etmeyecektir. Bu
sebeple akl, ilerde de grlecei zere slam dininin temel esaslarnn (usl) zn
tekil eder ve hemen hemen her konuda kendini gsterir. Orada vahye dayal delilleri
deerlendirme gibi ok nemli bir fonksiyona sahiptir. nsan, akl ile kendisine ulaan
vahye dayal haberleri szgeten geirir ve onlarn akl-almaz olup olmadklarna bakar.
Bu manada, hak dinin temel prensipleri arasnda aklen izah edilemeyecek hususlar
bulunmamaldr. Zira tabii ve ftri bir dinin, ne akli prensiplere, ne de kesinlii
ispatlanm bilimsel gereklere ters dmesi dnlemez.
Vahiy, kukusuz bata akl olmak zere bir takm bilgi vastalaryla donatlm insanlara
gelmitir. nsan dier canllardan ayran ve onu insan yapan zellik de felsefi ifadesiyle
dnen/konuan canl (hayvan- natk) oluudur. Bu zellik insann en belirgin
vasfdr. yle ise bu belirgin vasf ile her konuda olduu gibi, dini anlama ve
yorumlamada da kendisine den, dini hakikatler zerinde akl yormas ve onlardan
yararlanma yollarn denemesidir. Aksi halde merhum Elmall'nn ifadesiyle hi phe
yok ki, nakli anlayacak olan da akl olduuna gre, bu konuda akl ve dirayet nazardan
drld zaman ne akl kalr ne nakil... (Yazr, M. Hamdi, Hak Dini Kur'an Dili,
III, 2239, st.,1935)

198 |

slam Bilimlerinde Yntem

yle ise nakli anlama ve deerlendirme noktasnda temel olan bu akl nedir? Bilindii
gibi akln bir ok tarifi yaplmtr. (Bk. Tehanevi, Keafu stlahatil-Fnun, II, 1026
vd. Calcutta, 1854; sfehani, Rab, Mfredat, s. 77-78 Beyrut, 1992; ank, M. Namk,
Byk Felsefe Lgat, III, 23 st., 1958)
Akl, bir tarife gre, kendisiyle eyann hakikatleri bilinen soyut (mcerred) bir
cevherdir. Bu tarif, akl potansiyel g olarak ifade eder. Onun bir de tecrbi taraf
vardr. Kur'an'da ifade ettii anlamlara rnekleriyle yer veren Rab el-sfehaninin
belirttiine gre "akl, ilim elde etme kudretidir. Ayrca insann bu kudretle elde ettii
ilme de akl denir. Bu sebeple Hz. Ali, akl ikidir, demi: Biri matb' (doutan gelen),
dieri mesm'dur (sonradan kazanlan). Nasl ki gne , gzleri grmeyene fayda
vermiyor, doutan bu (matb) gce sahip olmayana da mesmu akl fayda vermez."
(sfehani, A.g.e., s. 577-78.) Akl, yunan filozoflarnn lgatnda ise bi-nefsihi kaim
(kendi kendine var) bir cevherdir.
Sz konusu birinci akldan maksat, insanda doutan potansiyel bir g olarak bulunan
ve olaylar arasnda balant kuran akldr. Bu akl, insanda dnme, tasavvur ve idrak
etme gcdr (kuvve-i mdrike, mfekkire ve mmeyyize). Deneyci (empirist) Lokcea
gre akl, insan hayvanlardan ayran ve stn klan bir gtr. (J. Locke, nsan Anl
zerine Bir Deneme, ev. V. Kadirolu, s. 426, st.,1992)
Aklc (rasyonalist) Descartesa gre de, bizi insan klan ve hayvanlardan ayran biricik
ey akldr. Btn insanlarda yaradltan eit olan ve saduyu olarak da adlandrlan bu
akl iyi hkm verme ve doruyu yanltan ayrdetme gcdr. (Descartes, R., Metod
zerine Konuma, ev. M. Karasan, s. 3-4, st.,1967; Ayrca bk. Cuvillier, A., Nouveau
Vocabulaire Philosophique, s. 155, Paris,1970)
Kant iki zt gr kritik eder ve yle der: Btn bilgilerimiz duyularla (sens) balar,
oradan mdrikeye (entendement -verstand) geer ve aklda (raison) son bulur. (. Kant,
Crtique de la Raison Pure, s. 294, Paris, 1927 ; Cuvillier, A.g.e., s.155)
Genel olarak slam ve bat filozoflarnn ifadesiyle teorik-nazari akl (akl- bi'l-kuvve)
budur. kincisi ise, insann sonradan duyu ve tecrbe yoluyla kazand akldr (akl-
bi'l-fiil). Bu akl, halk arasnda tecrbe anlamnda da kullanlr. Aristo birincisine pasif;
dierine aktif akl diyordu. (Bak. ank, A.g.e., III, 20-38; Kindi, Felsefi Risaleler,
ev. M. Kaya, s.149-152, st.,1994; Garde, Louis, La Panse Religieuse dAvicenne,
s.114-15, Paris,1951)
Akln nakil karsndaki durumuna gelince, bu husus Kelam lminde zerinde ciddi
tartmalara konu olmutur. phesiz din akla deil, nassa dayaldr (nakli-sem'i).
Ancak bir dinin, bu anlamda nassa dayal oluu, onun aklen dokunulmaz olduu ya da
makul olmad anlamna gelmez. Bu bakmdan baz ada felsefecilerin, dinler
arasnda hibir ayrm yapmadan ve ayrca inan esaslarnn karakterine bakmadan,
btnyle dini esaslarn dogma (dogme veya dogmatique) yani tartlmaz ve
dokunulmaz olduu noktasnda gr beyan etmeleri btnyle doru deildir.
Bilindii gibi "dogme", inan ve akide demektir. Buna gre "dogmatique" de akideye
ait veya inanlarn tm (akaid) anlamna gelir. Baka bir ifade ile bu, dini nass

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 199

anlamnda dogmaya ait olan ve felsefi dogmalar anlamnda prensipleri dorulayan


demektir. (Bk. Cuvillier, A.g.e., s. 58; Bnac, A.g.e., s. 53; ank, A.g.e., I, 628-631)
Burada fizik-metafizik varlk ilikisinin daha iyi anlalmas bakmndan Allah ve
ahiretin varl zerinde durabiliriz: lk bakta Allahn varl, hiretin varl gibi
sadece dini bir hakikatm gibi grlebilir. Ancak bir eserin, messiri zaruri olarak
hatrlatmas asndan Allah'n varl, ayn zamanda hem akli, hem bilimsel bir
hakikattir. Ahiretin varl ise, kendisine aklla ulalamad; akl tesi ve habere dayal
olduu iin sadece dini bir hakikattr. nk o, ancak vahiy ve nakille
bilinebilmektedir. Nitekim ilahi vahye (nass) dayal bu tr esaslara, yerinde bir
isimlendirme ile Kelam lminde "sem'iyyat" ad verilmektedir.
Bu aklamadan sonra vahye dayal hakikatlerin karakterini anlama bakmndan "akla
zt (akl almaz)" ve "akl aan (akl tesi)" kavramlar zerinde biraz durmamz faydal
olacaktr. Vahye dayal bir esasn gerekte, akla zt veya akl aan olup olmadn nasl
tesbit edeceiz? Bir eyin akla zt olmas ile tabii olaylara ters (harikulde) dmesi
arasnda fark vardr. Kanatl insan dnebiliriz; zira bu aklen imknsz (muhal)
deildir. Fakat bu varlk, bilebildiimiz dnyann tabii artlarnda grlmemitir. Tpk
bunun gibi herhangi bir hayvann dile gelip konumas, adeti bozan (harikulde) bir
olaydr, ancak btn bunlar aklen imknsz olarak grlmez.
Aklen imknsz eyler, birbirine zt olan iki eyin bir araya gelmesi (itima- zddeyn),
ayn anda hem var hem yok olma gibi olaylardr. Kald ki akli imkan ile tabii imkan
arasnda fark vardr. Aklen imkansz olan eyler tabiatta asla cereyan etmez. Bu konu,
slm dncesinde teferruatl bir ekilde ele alnmtr.
Bu kavramlara, "manla Akln Uygunluu zerine Konuma" adl eserinde Leibniz de,
ciddi anlamda yer vermitir. O, burada genellikle ilahiyatlarn, akl aan eylerle
akla zt olan eyleri birbirinden ayrt ettiklerini syler. Onlara gre, anlalmas ve
aklanmas imkansz eyler akl aarlar, yani akl tesidirler. Buna karlk, yenilemez
delillerle rtlebilen yahut eliik olduu kesin ve salam bir ekilde ispat edilmi her
gr akla zttr. O halde bu ilahiyatlar, baz srlarn akla zt olduklarn deil, akl
tesi bulunduklarn kabul ediyorlar. (Leibniz, A.g.e., s. 85; (Terc., s. 79).
nan konusunda elikiye dmemek iin slm, akl ve tefekkre deer vermi, bu
sebeple de akl olmayan sorumlu tutmamtr. Kald ki Kur'an anlalsn ve kendisinden
istifade edilsin diye indirilmitir. Anlalmadan istifade etmek nasl mmkn olabilir?!.
slam'nn en tasvip etmedii ey, akl kullanmadan herhangi bir fikri ve hareketi kr
krne taklit etmektir. Bu nedenle de insanlara, ancak kesin olarak bildikleri eyin
ardndan gitmelerini ve zan peinde olmamalarn emreder. (Bk. Yunus 10/36; sra'
17/36; Hucurat 49/12; Necm 53/28) Kur'an, bir takm gereklere kulaklar tkamay ve
akl kullanmamay ahiretteki cezaya sebep olarak gsterir. Ayette yle ifade edilir:
"Onlar, 'evet, dorusu bize bir uyarc geldi, fakat biz yalanladk ve Allah, hibir
ey indirmemitir, siz byk bir sapklk iindesiniz, demitik', derler. Eer kulak
vermi ve akletmi olsaydk, u lgn atein ashab arasnda olmazdk", derler."
(Mlk 67/9-10) Bu bakmdan baz yazarlarn slam hakknda, akla ve bilimsel verilere

200 |

slam Bilimlerinde Yntem

tersdir eklindeki iddalar, hakikat ifade etmekten uzaktr.


Vahyi anlama noktasnda akla ve nakle bal kalma meselesi, Hz. Peygamber'in vefat
ile canllk kazanmtr. slam kelam ve felsefesinin her alannda kendini gsteren bu
husus, bilhassa fkhta ve dier bilgi alanlarnda da tartma konusu olmutur. yle ki,
mam afi'i'nin yaad devre kadar Fkh usul alimleri iki ana gruba ayrlmtr.
Bunlardan birinci grup, Irak'ta "ehlu'r-re'y" diye bilinen re'y ve kyas ehli, dieri ise
Hicaz'da rivayet ve hadise dayanan "ehlu'l-hadis"tir. Ehlu'r-re'y'in yaad blgeler,
eitli felsefelerin sirayet ettii yerlerdi. Bu durumun tefsire yansmas ise, "dirayet
ehli" ve "rivayet ehli" eklinde olmutur. Bunlardan ilk gruptakiler daha ok, akl
yolunu, ikinci gruptakiler ise nakil yolunu tutmulardr. Ancak bundan, her grubun,
tuttuu yolun dndaki yollar inkar ettii manas karlmamaldr.
Ashab ve tabiin iinde, bir tarafta re'y ve kyas, dier tarafta rivayet ve hadis ehli
bulunmakta idi. lk zamanlar her iki grup arasnda pek fazla uurum yoktu. Ancak
zamanla ehl-i hadis ile ehl-i re'y arasndaki mesafe ald. Re'y ehli, uydurma
rivayetlerin oalmas karsnda, onlardan birine dayanarak yanl yapmak yerine,
ictihad ve kyas yoluyla problemlere are aramay uygun buldular.
Prensip olarak slam dininin, ister inanla, ister amel ve ahlakla ilgili olsun, her emir ve
yasanda bir hikmet vardr, olmaldr. Allahn sz ve fiillerindeki hikmet, onlarn
rastgele olmadn, dolaysyla bir sebebe dayandn gsterir. nk onlarn kayna,
yegane "hikmet" sahibi Allah'tr. Allah Teala'nn, "hakm (hikmet sahibi)" olduuna dair
Kur'an'da 97 ayet vardr. Hikmet sahibi olan bir varlktan kaynaklanan hereyde, tabii
olarak hikmet vardr.
slam dncesinde konu ile ilgili epeyce malzeme vardr. slam Dncesi alannda,
belki ilk defa aklc bir mezhep olarak temayz etmi Mutezile, aklla naklin ittifak
ettiini, bir eliki durumunda ise naklin te'vil edilerek akla yatkn hale
getirilebileceini ne srmtr. Daha sonra bu yolu slam Filozoflar izlemi ve
gelitirmilerdir. el-Kindi, Farabi ve bn Sina gibi mehur slam filozoflar hep bu yolu
mdfa etmilerdir. Nihayet byk kelamc ve mfessir Fahreddin Razi'nin akli
dnceye verdii deerin artyla, Ehl-i snnet arasnda "akl nakle tercih edilir" tezi
yaygnlk kazand. (zmirli, Daru'l-funn lah. Fak. Mec., sene: 6, sy. 25, s. 58-60,
st.,1933; Gardet, A.g.e., s. 29-32)
Bilindii gibi Hz. Peygamber, Mu'az b. Cebel'i Yemen'e vali olarak gnderirken, bir
problemle karlat zaman ne ile hkmedeceini sormu, bunun zerine o da, en
sonunda Kur'an ve hadiste bulamaynca kendi akl ve re'yine gre hkm vereceini
ifade etmitir. (Ebu Davud, Akdye, 11; Tirmizi, Ahkam, 3; Nesei, Kudat, 11; bn Mace,
Menasik, 38)
Bu dnce ile Hz. mer de, Kfe kadlna tayin ettii ve bu grevde uzun sre kalan
Kad urayh'a (v.78/697) bir mektup yazarak, her hangi bir mesele ile karlatnda
ayn minval zere hareket etmesi gerektiini bildirmitir. (rnekler iin bk. Dehlevi,
A.g.e., I,149 vd.; atbi, A.g.e., s. IV, 6)
Bundan dolay Hz. Aie, bn Abbas ve Hz. mer gibi mctehidler, slam'n temel

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 201

prensiplerinden biri olan "gl giderme" kaidesi gibi klli bir kurala muhalefetinden
dolay baz hadisleri reddetmilerdir. mam Malik ve Ebu Hanife de birok yerde bu
esasa dayanmtr. Bunlar, rivayet olunan hadisi, ayet Kur'an'a veya kesin Snnete, ya
da genel bir asla aykr ise reddederlerdi. Hz. Aie, sra gecesinde Hz. Peygamber'in
Allah' grdne dair hadisi, "gzler O'nu idrak edemez" (En'am(6),103) ayetine
dayanarak reddetmiti.
Fkh usulnde, dini delil ve maksatlarn, btnyle akli-klli kaideler zerine bina
edildiini gryoruz. Bu ilmin otoriteleri, bu hususlar ok ak ve net bir ekilde
misaller vererek ortaya koymaya almlardr. atbi, dini delillerden bahsederken bu
arada onlarn "akli prensiplere ters dmez" zellikte olduklarn ifade eder. (atbi, Ebu
shak, A.g.e, III, 4-56) Bu arada dini delillerin srf nakle; srf rey ve dnceye ynelik
olanlar olmak zere iki ksmda mtalaa edildiini syler. Birinci ksmdakiler, Kitap ve
snnetten ibarettir; dieri ise, kyas ve istidlali iine alr. Bu ayrmn asllarna nisbetle
yapldn ve bunlardan herbirinin dierine muhta olduunu kaydeder. nk, nakli
delillerle istidlalde bulunabilmek iin kesinlikle akli dnceye ihtiya vardr. (atbi,
A.g.e., III, 24)
Dini emir ve yasaklarn, bir sebep ve hikmete bal olduu, fkhi hkmlerdeki hikmet
ve maslahat, ya def-i mefsedet veya celb-i menfaat veya inkarc frkalara muhalefet
veya gln bulunuu (vucud-u harac) veya tahrif kapsn kapama (sedd-i bab-
tahrif) veya sedd-i zerayi'dir. Bu sebeple namaz, oru, zekat, hacc, cihad belli gayeler
iin emredilmitir. "Hadler; din, akl, mal, neseb, nefis ve a'zay muhafaza iin; ukubat,
er'i meyyide kanunlarn muhafaza iin; keffaretler, gnahlardan men' iin er'i
tasarruflar, insanlar arasnda adaleti ikame iin meru' olmutur." (.H.zmirli, slam
Dini ve Tabii Din, Sad. O.Karadeniz, s. 54-55, zmir, 1998)
Btn bunlar, vahyin gelii ile akla iki byk vazifenin yklenmi olduunu gsterir.
Akln yklendii birinci grev, vahyi-nakli anlamak, dieri ise vahyin deinmedii
hususlarda yol bulmaya almaktr. Vahyin btn grevi de, akl destekliyerek hr bir
ortamda hkm vermesini salamaktr. Bu sebeple vahiy, saf akln doru dediine
doru, yanl dediine yanl diyerek onu destekler. nk her ikisi de Allah vergisi
olup birbirini btnler.
mam Maturidi E'ari'den daha ok akla gvenir. Akln prensiplerinin kullanlmas
konusunda Mutezile ile yakn izgidedir. Allah' bilme, ilahi fiillerde hikmet-sebep
arama ve eyann tabiatndaki iyi-kty (hsun-kubuh) tesbit etme gibi meselelerde
akl tam yetkilidir. Halbuki E'ari'ye gre btn bunlar, dinin haber vermesiyle
bilinebilirdi. Maturidi, aklla nakli anlama noktasnda, arla kamadan orta yolu
izler. Ona gre de akl, kendisine son derece gvenebileceimiz bir bilgi vastasdr.
Kendileriyle eyann hakikatlerine ulaabildiimiz yollar, yan (duyular), haber ve
istidlal/nazar (tefekkr)dr. Duyular ve haberle elde edilen bilgilerin shhatini tayinde
akla iddetle ihtiya vardr. (. Maturidi, A.g.e., s. 9-10)
Maturidiye gre muhkem ayetler, manalar ak ve kolayca anlalr ayetlerdir.
Mteahih ayetler ise, anlalmas zor, bu sebeple de zerinde ihtilaf edilen ayetlerdir.

202 |

slam Bilimlerinde Yntem

Burada yaplmas gereken, manas ak olanlara kyasla kapal olanlar anlamaya


almaktr. Bunu yaparken de Kur'an'n ruhundan ayrlmamak esastr.
Gazaliye gre, el-Kanunu'l-klli fi't-te'vil isimli risalede, yzeyden bakldnda, ilk
bakta, akl ile nakil arasnda bir eliki grlebilir. Bundan dolay te'vil ile megul
olanlar, bu konuda be zmreye ayrlmlardr:
1. Nazarlarn yalnz nakle hasredenler.
2. Nazarlarn yalnz akla hasredenler.
3. Akl asl kabul edip nakli akla tabi klanlar.
4. Nakli asl kabul edip akl nakle tabi klanlar.
5. Hem akl, hem nakli birer asl kabul edenler.
Bu gruplarn dncelerini zetledikten sonra Gazali yle diyor: "Akl yalanlayan, hi
kuku yoktur ki, nakli ve eriat da yalanlam olur. nk eriatn doruluu akl ile
bilinir. Akln tankl, gvenmeye deer olmasayd, doru ile yalan syleyeni, yalanc
peygamber ile doru peygamberi birbirinden ayrmak mmkn olmazd. Akla ve nakle
layk olduklar nemi veren bu anlay benimseyenler en doru yolu tutmu olan hak ve
hakikat sahipleridir." (Gazali, A.g.e., s. 123-26 (Mecmua Resail-i . Gazali iinde,
Beyrut,1988), Terc. M. erafeddin, Daru'l-funn lah. Fak. Mec., sy. 16, s. 46, st.,
1930)
Delilleri, srf akli, ya da srf nakli, yahut ikisinden mrekkeb olmak zere ksma
ayran Razi'ye gre, srf nakli delilin ilim ifade etmesi imkanszdr (muhal). nk
bakasnn haberi, onun doruluu bilinmedike bir ey ifade etmez. Naklin akla tercih
edilmesi halinde akln yerilmesi gerekir. Yalnz bu da naklin akla muhta olmas
bakmndan naklin yerilmesine gtrr. Sonu veren zan ifade ederse, sonu hakknda
ne dnrsn? Btn nakli deliller, Hz. Peygamber'in doruluuna dayanr.
Peygamber'in doruluunu bilmek, kendisini bilmeye baldr. Baka trl bunu nakil
yoluyla ispatlamak mmkn deildir. Yoksa dng (devir ve teselsl) gerekir. (F. Razi,
Muhassal, s. 51, N. Tusinin Telhisul-Muhassal ile birlikte, Kahire, ts. ev. H. Atay,
Kelma Giri, s. 46, Ankara,1978) Dier bir ifade ile bu, u demekti: X ahs, doru
sylyor; nk o dorudur. X dorudur; nk doru sylyor... Bu, sonsuza kadar
devreder durur.
bn Teymiyye ise, akl-nakil ittifakn ve ihtilaf halinde ise akln alnp naklin te'vil
edilecei noktasnda dmlenen gr reddeder. Ancak, prensip olarak, salam akli
delilin, sahih nakli delile uygun olacan savunur. Dinde doru kyasa muhalif hibir
ey yoktur. Sarih aklla bilinen peygamberde bulunan tasdik eder ve ona uygun olur. u
kadar var ki, bu ikisi arasnda herhangi bir ihtilaf ve eliki sz konusu olduunda,
Allah'tan baka kimsenin bilemeyecei nakli delile itimad olunur. (Bk. bn Teymiyye,
Tearuzul-akl ven-nakl, s. 62 vd., Kahire, 1988)
Son meai filozofu bn Rd, dinle felsefeyi uzlatrma konusunda "Faslu'l-makal.."
adl kitab kaleme alyor. Ondan sonra, felsefenin, doutan yetenekli kiilere zg bir
alan olduunu gstermek gayesiyle de "el-Kef an menahici'l-edille"yi yazyor. O,

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 203

Gazali'nin aksine, felsefi inceliklerin halka anlatlamayacan, halk iin yalnzca dinin
ak anlamnn (zahir) yeterli olduunu savunuyordu. nk dinin hakikatleri, halkn
kolayca anlyabilece dille ifade edilmitir. Halbuki Gazali, filozoflarn dncelerini
anlad kadaryla halka aklamaya alyordu. bn Rd buna izin vermiyordu. Felsefi
tartmalar halkn ii deildir; onlar halkn imann tehlikeye drr.
Dinin, bir zahiri (d), bir de batn (i) vardr. Zahir, kolay anlar bir dille ifade
edilmitir; ancak batn byle deildir. Onu anlamak, ayette de belirtildii gibi, Allah'tan
sonra, ancak ilimde derinlemi basiret sahipleri iin mmkndr. Bunlar hem zahiri,
hem batn anlarlar. Halk, yalnzca dinin zahiri ilgilendirir. (bn Rd, Faslul-makal, s.
32-36, Msr,1972) Bu bakmdan "biz diyor, kesinlikle una inanyoruz: Burhanla
ulalan ve elde edilen bir neticeye, dinin zahiri ve grn muhalif derse, bu
neviden olan zahiri (hkm ve meseleler), arapadaki te'vil kaidelerine gre yaplacak
bir te'vili ve yorumlama tarzn kabul eder. Bu kaziyyede, yani temel hkmde hibir
mslman phe etmez... u noktada btn mslmanlar ittifak etmilerdir: Dinin
lafzlarnn tamamn zahiri manada anlamak zaruri deildir. Ayn ekilde naslarn
hepsini te'vil suretiyle zahiri manalarnn dna karmak da olmaz." (bn Rd, A.g.e.,
s. 32-33, 58)
bn Rd'e gre, vahiy de akl gibi bilgi sebebidir. Btn problem, aklla vahyin verileri
arasnda eliki olmadn ve her ikisinin de uzlaabilir olduunu ortaya koymaktr.
Felsefe, dinin arkada, stkardeidir. Bu konuda Hz. Ali'nin u sz vardr: man ve
akl ikiz kardetir; Allah, onlardan birini dieri olmadan kabul etmez. (A. Ali Sepehr,
Kelimat Kassar, s. 94,Tahran,1934) Zira her ikisi de ayn kaynaktan gelmektedir. Her
ikisinin de amac hakikati aratrmak ve mutluluu temin etmektir. Vahiy yoluyla gelen
bilgi, aklla elde edilen bilgileri tamamlar. Akln uzanamad ve yetersiz kald, yani
akl aan noktalarda vahiy, aklamalar getirir. Bu bakmdan, felsefenin ortaya koyduu
ezeli hakikatlerin gvenilirliini salamak iin, mutlaka vahye ihtiya vardr.
Peygamberler, ayn zamanda btn insanlara seslenen, hikmet ve vahyi kendilerinde
toplam filozoflardr. (Bk. bn Rd, Faslul-makal, s. 30-31, 58)
Grlyor ki slam alimlerinin otoriteleri, gerekte akln vahiyle uzlat konusunda
fikir birlii etmilerdir. Bunun yannda baz batl filozoflar da, kh slam dncesinin
batya tesirinden, kh akl- selim iin yol birdir gereinden kaynaklanan bir durumla
akla gereken deeri vermilerdir. Konuyu merhum A. Hamdi Akseki'nin ifadesi ile
zetlemek istiyoruz: "Dorusu, szleri iltifata ayan olmayan az bir zmre hari olmak
zere btn slam fikir adamlar unda birlemilerdir: Akl ile nakil arasnda gerekte
tearuz (eliki) yoktur. ayet akl ile naklin zahiri arasnda bir eliki grlrse o zaman
akln hkm kabul olunarak nakil iin iki yoldan biri ihtiyar olunabilir:
1. Lisan kaideleri esas tutularak nakil ve nass te'vil edilip akl yolu ile sabit olan
hakikatle birletirilir ve grnteki eliki bu suretle kaldrlr.
2. Nass olduu gibi kabul ederek kendisine mahsus olan hakiki manann ilmini
Allah'a havale (tafviz) eylemek. Nakil doru ve sahihtir, manas bizce
anlalamam ise de, onun manas Cenab- Hakk'a ma'lumdur, demek...

slam Bilimlerinde Yntem

204 |

Birincisi halef mezhebi olup daha muhkemdir. kincisi selef mezhebidir ve daha
salimdir." (Akseki, A. H., slam, s. 330, st.,1966)
Dinin zahiri ile akl arasnda eliki doduu zaman, nihai noktada akln hkm ile
hareket etmenin sebebi udur:
1. slam nazarnda hak tektir ve oalmaz.
2. Aklen imkansz olan bir inancn, ve yahut aksi, delil ve burhanla sabit olan bir
hkmn kabulne akl zorlamak imkanszdr. te Kur'an ve hadiste akla eliik
gibi grnen baz eyler hakknda bu ekilde hareket olunur (Akseki, A.g.e., s.
330)
Bu ekilde hareket etme, slam'n akla verdii deerden kaynaklanmaktadr. Merhum
zmirliin ifade ettii gibi "slam dini, akl ve fikir dinidir; taklid ve vehim dini deildir.
slam dini, hakikat dinidir; hurafeler dini deildir.. slam Dini hakikat aratrr; esatiri
(uydurma -masal) reddeder... slam dininde akl dinden, din akldan mstani deildir.
Akl ile din birbirine uygundur. Akl asl, din ona baldr (mteferri'). slam dini, temel
prensiplerden olan ilahiyyat ve nbuvvat (peygamberlik) akl ile ispat eder. Ahiretle
ilgili hususlarn imkann akl ile vukuunu sahih nakil ile kabul eder. Aklen imkansz
olan hibir eyi kabul etmez. Muhakemelerde mantki ve akli esaslara asla dman
deildir." (zmirli, A.g.e., s. 61-62)
Bu bakmdan bn Rdn ifadesiyle "delil ve burhana dayanan bir dnce tarz (hakiki
felsefe) dinin getirdiine (hkmler ve tebli) aykr decek bir netice meydana
getirmez. nk hak, hakka zd olmaz. Bilakis hak olan bir ey, hak olan dier bir eye
uygun olur, ona ahitlik eder." (bn Rd, A.g.e., s. 58)
Keif Ve lham (Kelam Asndan)
Bat dnyasnda sezgicilik (intuitionisme) eklinde ifadesini bulan akma gre bilgi,
vastasz olup dorudan ve arasz bir ekilde keif/ilham yoluyla iimizde doar.
Balangtan beri, kelam tarihi iinde, ilim ve kaynaklar vesilesiyle, zellikle
mutasavvflarca vastasz bir bilgi vastas olarak kabul edilen kef ve ilhamn (sezgi)
bilgi deeri sz konusu olmu, bunun kesin bilgi ifade edip etmedii konusunda ciddi
tartmalar gndeme gelmitir. Ancak genel olarak Kelam lminde, mer Nesefinin
ifadesiyle, ilham bir eyi bilme sebeplerinden kabul edilmemitir.
Bir i tecrbe olarak kabul edebileceimiz ilham, ilham sahibi iin haber niteliindedir.
Kabul edilebilmesi, bir takm artlara baldr. Nitekim genellikle slam alimleri,
ilhamn ancak sahibini balayabileceini ifade etmilerdir. Kald ki bu da, dinin belli
kurallaryla eliki arz etmemesi artyla geerlidir. Ksacas ilham, insanlar arasnda
tartmasz ortak bir bilgi vastas deildir. te yandan burada ilhamla evhamn
kartrlmas gibi ciddi bir problem sz konusudur. lham, tpk ryadaki kef gibi
yoruma ak bir hadisedir. Rahmani mi, eytani mi olduu, dolaysyla aldatc olup
olmad noktasnda kii emin olamaz. Binaenaleyh ne rya ile, ne de ilham ve kef ile
amel, dini adan salkl bir yol olmasa gerektir. Hele ilham ve ryalar arasndaki
elikiler gndeme gelince, iinden klmaz bir alr.

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 205

Baz alimlerin

Btn alemlere bir

uyarc olmas iin hakla batl birbirinden ayran bu Kitab kulu Muhammede
indiren Allah ne kutludur. (Furkan 25/1) ayetinde geen furkan kelimesinde
ilhama iaret edildii ve dolaysyla kefin de bir bilgi vastas olduunu ileri srerler.
Ancak bu ifadeden hareketle byle bir anlam karmak tartmaldr. Zira burada, kalbi
baz hallerle ilgili olma ihtimalleri yannda, ilk akla gelen Razinin de iaret ettii gibi
Bu, Allah sizinle kafirlerin arasn ayrr demektir. (Bk. Razi, Tefsir-i Kebir, XXI,
299, Ank.1991)
Bilgi Kayna Olarak Keif ve lham (Tasavvuf Asndan)
slam dncesinde hakikati kavrama vastasnn ne veya neler olabilecei konusunda
farkl grler ve ekoller ortaya kmtr. Ana hatlaryla ifade edecek olursak selefiyye
hakikat bilgisine nakil ile, felsife akl ile, kelamiyye akl ve nakil ile, ehl-i
tasavvuf ise keif ve ilham ile ulalabileceini savunmutur. Bu nedenle tasavvufa
keif ve ilham ilmi de denilmitir.
Burada peinen unu ifade edelim ki, bu grlerden birini benimseyenler dier bilgi
edinme vastalarn btnyle reddetmemektedir. Sz gelimi keif ve ilham taraftarlar
nakli ve akl btnyle reddetmemekte ancak keif ve ilham nakil ve akldan daha
salam ve stn grmektedir. Ayn ekilde nakil, keif ve ilhama uzak grnen slam
filozoflar da bunlar mutlak olarak inkr yoluna gitmemektedir. Mesela bn Sina temiz
nefislerin faal aklla iliki kurabileceini, bu durumda bakalarnn sahip olmad
bilgilerin feyiz yoluyla bu nefislere gelebileceini belirtmi ve bunun vellere gelen
ilham olduunu sylemitir.
lham kelimesi szlkte, imek, birden yutmak anlamndaki lehm kknden
tremi olup, bir eyi yutturmak anlamna gelmektedir. Terim olarak ise Allahn,
dorudan veya melek araclyla doru ve iyilik telkin eden bilgileri kulunun kalbine
ulatrmas olarak tanmlanabilir.
Keif ise szlkte aa karma, rtl olan ama, sezme, tahmin etme gibi anlamlara
gelmektedir. Terim olarak ise hemen hemen ilhamla ayn anlam paylamaktadr.
bnl-Cevzi kefi Allahn kulun kalbinde meydana getirdii bilgi olup kul bu bilgiyle
bakalarna kapal olan hususlar bilir. diye tanmlamtr.
Her iki tanmda da, sonuta ortaya kan bilginin Allah tarafndan verildii zerinde
durulmaktadr. yle ise keif ve ilhama dayal bilgi vehb mi, yoksa kesb midir? Bu
soruya nihai olarak Allah tarafndan verilmesi hasebiyle vehbdir diye cevap verilebilir.
Ancak unutmamak gerekir ki Allah Teala hibir mspet adm atmayan kulunu keif ve
ilhamna mazhar etmez. Kulun keif ve ilhama mazhar olabilmesi iin iyi, doru ve
gzel olan ilere ynelmesi gerekir. yi, doru ve gzel ilere ynelmeye takva; keif ve
ilhama dayal olarak elde edilen bilgiye de marifet ad verilir. Allah takva sahibi
kullarn marifete erdirir. Bir kimse kendisi ile Allah arasndaki mnasebet hususunda
takvay hkim klmazsa, keif ve mahede mertebesine ulaamaz. Marifet sahibi
olmak takvaya uygun amel etmeye baldr. Allah bildiiyle amel edene bilmediklerini

206 |

slam Bilimlerinde Yntem

retir.
Keif ve ilhamn ve bunlara dayal bilgi olan marifetin mahalli kalptir. slam
dncesinde, madd bedenimiz asndan hayat nem tayan madd kalp gibi, manev
bnyemiz asndan hayat neme sahip bir kalp tasavvur edilmitir. nsan hakikat ve
marifeti, iyi, doru ve gzeli bu manev kalp sayesinde grebilir. Kt inan, duygu,
dnce ve ameller kalbin kirlenmesine ve hakikati grmesine engel olur. Kii
bunlardan arndka kalp gz alr. Hakikatle arasndaki perdeler almaya ve hakikat
bilgisi kalbine akmaya balar. te bu ekilde kalbin hakikati grmesine engel olan
perdelerin kalkmasna keif, hakikat bilgisinin kalbe akmasna da ilham denilir.
Mutasavvflara gre bilginin idraki kefe dayanr. Bilgi, zaten var olmakla birlikte
kefolunmadka bir anlam ifade etmez. Muhyiddin bnl-Arabi kefin bir ok eidi
olduundan bahseder. Ona gre, akl keif ile akledilenler zerindeki perde kalkar ve
mmkn varlklarn srlar ortaya kar. Kalb keif ile mahedeye mahsus eitli
nurlarn zerindeki perdeler kalkar. Srr keif ile srlar ve varlklarn yaratl hikmetleri
ortaya kar ki buna ilham denir. Ruh keifle cennet ve cehennemin grnts ve
melekler grlr. Ruh tam olarak saf hale gelip zaman ve mekan perdesi kalknca
gemi ve gelecekle ilgili olaylarn bilgisine ulalr. Haf keifle, iinde bulunulan
makam ve hallere gre, Allahn cell veya ceml sfatlarnn tecellileri grlr. Bu tr
kefe sfat kef de denir. Eer Allah slike ilim sfatyla tecelli ederse dini bilgiler
ortaya kar.
Sufiler kalbin biri duyular lemini, dieri gayb ve melekt lemini alglayan iki
ynnden bahseder. Be duyusuyla d dnyay alglayan insan, i duyusuyla da
melekt leminden haberdar olur. Kalbin melekt veya gayb leminden bilgiler
alabilmesi iin her trl kt duygu ve dnceden arnmas gerekir. Bu gerekletii
takdirde kalpteki perdeler kalkar ve oraya Allahtan ve meleklerden bilgiler gelir.
Keif ve ilhama mazhar olan kullara Allah dostu anlamna gelen vel ad verilir.
Velilik Allahn kulu, kulun da Allah sevmesiyle gerekleir. Aslnda Allah kullarn
ezelde sevmi ve sevdii iin yaratmtr. Burada bahis konusu edilen kulun bu
durumun idrakine varmas ve kendi zerine den grevi yerine getirmesi; Allahn
sevgisine mukabelede bulunmasdr. Muhabbet olmadan dostluk olmaz. Muhabbet ise
perdeleri yrtmak, srlar kefetmektir.
Bayezide gre, velilerin haz ve nasiplerinin kayna Allahn Evvel, hir, Zhir ve
Btn isimleridir. Veli bu isimlerle yeterince megul olduktan sonra kmil bir veli olur.
Allah Tealann Zhir isminden nasip alan bir veli ilahi kudretin artc ynlerini;
Btn isminden haz alan ise srlar leminde tecelli eden nurlar mlahaza eder. Evvel
isminden haz alan veli mazi ile megul olur. hir isminden nasip alan ise istikbalde
karlaaca hususlarla mukayyet olur. Herkese dayanabilecei kadar keif ihsan edilir.
slam dncesinde keif ve ilham zamanla velilerin/Allah dostlarnn ayrlmaz vasf
olarak grlmtr. Ancak bu konuda bir takm ller de getirilmitir. Her eyden
nce keif, keramet ve ilhama sahip olmak ama haline getirilmemelidir. Bunlar Allaha
yaklama arzusundaki insann nnde birer tuzak olabilir.

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 207

Keif ile varln hakikati idrak edilebilir ve birok olay meydana gelmeden nce
bilinebilir. Hatta veliler himmetleri ve nefislerinde var olan kuvvetle varlklar zerinde
tasarruf edebilir ve eya da onlarn iradesine boyun eebilir. Ancak kmil veliler bu
duruma deer vermezler. nk onlar yaradl gayelerinin bu olmadn bilirler. Byle
bir durum ortaya ksa bile bunu bir imtihan sayp Allaha snmay tercih ederler.
Havtr ve ilham tr eylere deer vermemeyi sekin dindarlarn vasf olarak grrler.
mam Rabbani de kefin daha ok manevi yolculuk/slk esnasnda ortaya ktn,
ilerleyen safhalarda vuslat hsl olunca sona erdiini, madd hususlara ilikin kefin
olmas ile olmamas arasnda fark bulunmadn, bunlarn ounun hatal olabildiini
belirtmitir.
Objektif ve rasyonel ltlere bal olmad iin keif ve ilhama dayal bilgilere ne
derecede gvenilebilecei tartma konusu olmutur. Keif ve ilham Allah tarafndan
veya melek vastasyla hsl olduu takdirde geerli olur. Aksi takdirde keif ve ilham
olma zelliini yitirir. nsann i dnyas zaman zaman bir takm manalarla yz yze
gelir. Bunlarn genel ad havtrdr. Havtr, Allahu Tealann bildirmesi ve melein
ilkas yoluyla ortaya kabilecei gibi eytann ivas ve nefsin desisesiyle de oluabilir.
Allahu Teala tarafndan olan havtra Havatr- Hakk, melekten olana ilham, eytandan
gelene visvs ve nefisten kaynaklanana hevcis denilir.
slam alimleri genel olarak keif ve ilhama dayal bilginin geerli olabilmesi iin
Resulullahn haber verdikleriyle uyumasn art komutur. Kitap ve snnetin kabul
etmedii her trl kefi batl saymtr. Ebu Sleyman Darani yle demitir: Hakikate
ait baz kef bilgiler krk gn sreyle kalbimi sarar; ben, iki ahit olmadan onlarn
gnlme girmesine izin vermem. O iki ahit: Kitap ve snnettir. Bu anlay
mutasavvflar arasnda genel kabul grmtr.
mam Rabbani ve arn ilhamn hibir ekilde helal, haram, farz, vacip gibi dini
hkmlere mesnet tekil edemeyeceini belirtmitir.
Mutasavvflar kefe dayanarak Kurn tefsir ettikleri gibi hadis rivayet etmiler ve
hadislerin shhati konusunda gr bildirmileridir. Mesela smail Hakk Bursevi Ben
gizli bir hazine idim bilinmeyi sevdim. hadisinin rivayet ilmi asndan olmasa bile
kefen sabit olduunu sylemi, Abdlaziz ed-Debb bir ok hadisin shhati
konusunda kefe dayanarak hkm vermi, ah Veliyyullah ryasnda grd Hz.
Peygamberden baz hadisler iitip rivayet etmitir. Ancak hadis limleri bu gr
reddetmi; bir hadisin keif ve ilhama dayanarak Hz. Peygambere ait olduunun tespit
edilemeyeceini savunmutur.

208 |

slam Bilimlerinde Yntem

zet
Kuran- Kerimi anlamaya, yorumlamaya yardmc olan ilimlerden biri de Nzl Sebepleri
lmidir. Bu ifade, yntem, yol, ip, vesile gibi anlamlara gelen sebeb isminin oulu olan esbb
ile indi anlamna gelen nzul kelimelerinden olumaktadr. Esbb- nzln terim olarak bir
veya bir grup ayetin inmesine neden olan olay, diye ksaca tanmlanabilir. Kuran- Kerimin
vahy edilmesinden sonra meydana gelen bir olay veya sorulan bir soru, nzl sebebi olarak asla
deerlendirilemez. Bu olaylarn Hz. Peygamberin salnda olmas arttr. Kuran- Kerimin
inmeye balamasndan nceki bir zamanda gerekleen bir olay da nzul sebebi olarak kabul
edilmez. Bilinen anlamda her ayetin veya her surenin nzul sebebi yoktur. Btn ayet ve
surelerin temel indirili sebebi, Cenab- Allahn kitab Kuran- Kerimi, kulu ve elisi
Muhammedle (s.a.v.) kullarn hidayete, doru yola erdirmeyi irade etmesidir. Nzul sebepleri
birinci derecede bilgi retme yolu olarak kabul edilmektedir.
Tefsir Hz. Peygamberle birlikte balam ve sahabenin bu konudaki yapt aklamalar da
zamanla bilgi deeri ve retimi olarak Kurann aklamasnda nem arzetmitir. Sahabenin
tefsirdeki yerini gz nne alan Matrdi, onlarn Kuranla ilgili aklamalarn tefsir diye;
sahabenin dndaki zatlarn yaptklar Kuran faaliyetlerini de tevil diye isimlendirir. Burada
Matridi, sahabenin yorumlarn ve aklamalarn kesin; dierlerinkini ise zanni olarak
grdnn bilinmesi gerekir.
Bilgi retmede tevilim de nemli bir yere sahip olduunu burada zikredilmelidir. Burada Hz.
Peygamberin bn Abbasa ya Rabbi, onu dinde anlayl kl ve ona tevili ret duas aklda
tutulmaldr. Tevil elbette zanni bilgiye dayanmaktadr. Bundan dolay tevil yoluyla retilen
bilginin bilgi deeri daima tartlacaktr.
lim ve ilim elde etme yollar meselesi, felsefe tarihinde olduu gibi, slam dnce dnyasnda
da nemli bir yer igal etmitir. Konunun nemi, Kelm lminin tarif ve ieriinden de
anlalaca zere, slm limlerinin dini esaslar mdfa ve kar fikirleri reddetme sadedinde
kesin (tahkiki) bir imana ulama abalarndan kaynaklanmaktadr. Kald ki slam dininin,
inananlara yklemi olduu en byk grev, ncelikle hak ve hakikati aratrmak ve buna dayal
olarak faydal iler (amel-i salih) yapmaktr. Her eyden nce taklitten kurtulup tahkiki imana
ulamann yolu bilgiden geer. Bu sebeple Kurann pek ok yerinde aka ifade edildii gibi,
etrafmzdaki kainat ve varlk zerinde yaplacak her ilmi faaliyet, insan Allah'a daha fazla
yaklatracaktr.
slm limleri, genelde herkes iin geerli bilgi edinme yollar u ekilde noktada tespit
etmeye almlardr:
1. Salam duyular (havss- selime),
2. Doru haber (haber-i sdk),
3. Akl (nazariyyt-istidll).
Bunun dnda bir de Bat dnyasnda sezgicilik (intuitionisme) eklinde ifadesini bulan akma
gre bilgi, vastasz olup dorudan ve arasz bir ekilde keif/ilham yoluyla iimizde doar.
Balangtan beri, kelam tarihi iinde, ilim ve kaynaklar vesilesiyle, zellikle mutasavvflarca
vastasz bir bilgi vastas olarak kabul edilen kef ve ilhamn (sezgi) bilgi deeri sz konusu
olmu, bunun kesin bilgi ifade edip etmedii konusunda ciddi tartmalar gndeme gelmitir.

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 209

Sorular
1. Esbab- nzul iin aada verilenlerden hangisi sylenemez.
A) Bu olaylarn Rasulllahn dneminde meydana gelmesi gerekir.
B) Bu olaylarn cahiliye dneminde olmas gerekir.
C) Sorularn Rasulllahn dneminde sorulmas gerekir. Sezgi
D) Ayetlerle ilgili rivayetlerin sahabe tarafndan nakledilmesi gerekir.
E) Bir ayetin birden fazla sebebi nzul olabilir.
2. Camiul-Beyan an Tevili yil-Kuran isimli eser adeta bir ansiklopedi trndedir. Bu
eserin mellifi h 310 ylnda vefat etmitir.
Aada verilen melliflerden hangisi bu eseri kaleme almtr.
ardan hangisine aittir.
A) bn Kesir
B) bn teymiye
C) Taberi
D) Matrdi
E) Fahrettin er-Razi
3. Kuranda tevil kelimesi gemektedir. Aada verilen bilgilerden hangisi tevil
kelimesinin Kuran d kullanmn iermektedir.
A) Rya tabiri.
B) Gelecekte olan bir olay haber verme,
C) Yorumlama,
D) ncllerden hareketle lafz farkl anlamlarda yorumlama.
E) Vadedilen eylerin vuku bulaca gn
4. Bilindii gibi ilmin kayna konusunda, tarihi sre iinde temelde ekol ortaya
kmtr. Aada verilen seeneklerden hangisinde bu ekol doru olarak verilmitir.
A) Deneycilik, aklclk ve sezgicilik.
B) Nesnellik, aklclk ve sezgicilik.
C) Deneycilik, evrensellik ve sezgicilik,
D) Deneycilik, aklclk ve nesnellik
E) Tutarllk, Deneycilik ve sezgicilik
5. slam dncesinde hakikati kavrama vastasnn ne veya neler olabilecei konusunda
farkl grler ve ekoller ortaya kmtr. Aada verilen ekollerin metotlar bire bir
elenmitir. Buna gre hangi seenek farkllk arzetmektedir.
A) Selefiyye, nakil
B) Felsife akl
C) Kelamiyye akl ve nakil
D) Ehl-i tasavvuf ise keif ve ilham
E) Hadis naki ve ilham

slam Bilimlerinde Yntem

210 |

Cevaplar:
1)
2)
3)
4)
5)

B Cevabnz yanlsa esbab- nzul konusunu yeniden okuyunuz.


C Cevabnz yanlsa tefsir bahsini yeniden okuyunuz.
D Cevabnz yanlsa tevil bahsini yeniden okuyunuz.
A Cevabnz yanlsa bilgiye ulama yollar konusunu tekrar ve dikkatlice okuyunuz.
E Cevabnz yanlsa bilgiye ulama yollar bahsini yeniden okuyunuz.

Kaynaklar

A. Cuvillier, Nouveau Vocabulaire Philosophique, Paris,1970.


A.Hamdi Akseki, slam, st.,1966.
Abdullah Aydemir, Esbbn-Nzl, Diyanet Dergisi, C.: XI, Sa.: 1 (Ocak-ubat
1972).
Ahmet Nedim Serinsu, Kurann Anlalmasnda Esbab Nzulun Yeri, stanbul
1998.
Bedreddin ez-Zerke, el-Burhn f Ulmil-Kurn, Beyrut thrs..
Bnac, Henri, N., Vocabulaire de la Dissertation et des Etude Littraires,
Paris,1972.
Ebu shak e-atbi, el-Muvafakat, Terc.Mehmet Erdoan, I-IV, st.,1990.
Fahreddin Razi, Kelma Giri (el-Muhassal), ev. H. Atay, Ankara,1978; Tefsir-i
Kebir, Ank.1991
G.W. Leibniz, Essais de Thedice, Paris,1969.
Hatemi Senih-Kadri Zekeriyya, Umumi Filozofi, st., 1929.
. Hakk zmirli, slam Dini ve Tabii Din, Sad. O.Karadeniz, s. 54-55, zmir, 1998
bn Rd, Faslul-makal, Msr, 1972.
bn Teymiyye, Tearuzul-akl ven-nakl, Kahire, 1988.
bnl-Arabi, Hakikat Yolcularna Rehber - Tuhfets-sefere, (terc: Hseyin emsi
Ergne), stanbul 2011.
mam Gazali, el-Kanunu'l-klli fi't-te'vil, (Mecmua Risaili . Gazali iinde),
Beyrut,1988.
mmanuel Kant, Crtique de la Raison Pure, Paris, 1927.
John Locke, nsan Anl zerine Bir Deneme, ev. V. Kadirolu, st.,1992.
Kindi, Felsefi Risaleler, ev. M. Kaya, st.,1994.
Louis Garde, La Panse Religieuse dAvicenne, Paris,1951.
M. Abdlazim ez-Zerkn, Menhill-rfn f Ulmil-Kurn, Beyrut thrs.
M. Hamdi Yazr, Hak Dini Kur'an Dili, st.,1935.
M. Namk ank, Byk Felsefe Lgat, st., 1958
Maturidi, K.Tevhid, Terc. B.Topalolu, s. 9-10, Ank., 2002
Mehmet Paac, Tevil slam Bilimlerinde Yntem, Ankuzem, Ankara 2007.

slam Bilimlerinde Bilgiyi retme Ve Bilgiye Ulama Yollar

| 211

Muhasibi, er-Riaye, (terc: ahin Filiz-Hlya Kk),


Muhsin Demirci, Esbbn-Nzln Kuran Tefsirindeki Yeri, M lahiyat
Fakltesi Dergisi, Sa.: 11-12.
Mustafa etin, Nzl Sebepleri, Diyanet lmi Dergi, C.: XXX, Sa.: 2 (Nisan-MaysHaziran 1994).
Mustafa Zeyd, Drasat Fitt-Tefsir, Beyrut thrs.
Rab el-sfehani, Mfredat, Beyrut, 1992;
Rn Descartes, Metod zerine Konuma, ev. M. Karasan, st.,1967.
Sadettin Teftazani, erhul-Akaid, ev. S.Uluda, st.,1980.
Subh es-Salih, Mebhis f Ulmil-Kurn, Beyrut thrs.
Sleyman Uluda, Kef, DA, XXV, stanbul.
ah Veliyyullah Dehlevi, Huccetullahil-Blia, Beyrut, ts.
ehristani, el-Milel, Kahire 1961.
Takiyuddin Mengolu, Felsefeye Giri, st., 1968.
Tehanevi, Keafu stlahatil-Fnun, Calcutta, 1854.
Yusuf evki Yavuz, lham, DA, stanbul.

NTE 7
SLM TARH DSPLN
GELM VE YNTEM
Prof. Dr. Ahmet GNER

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra,

Kurnn tarih ieriini tarihsel bilgi deeri bakmndan renip tartabilecek

slm tarihinin ortaya knda etkili faktrleri farkl kategorileri ile kavrayabilecek

Medine ve Irak tarih ekollerinin slm tarihiliinin ekillenmesindeki nemini fark


edebilecek

slm tarihinin geliim aamalarn gerek tarihsel dinamikleri ve gerekse deiik trdeki
1tarihsel rnleriyle tanyabilecek

Tarih boyunca yetien nemli tarihiler ve onlarn baz eserlerini zgn yanlar ile
renebilecek

slm tarihiliinin kendine has nitelikleri, yazm teknikleri ve bilgi anlaylarnn


nemli ynlerini tartabilecek

slm tarihiliinin tarihsel bilgi eletirisi bakmndan ne tr yntem ve metodolojilere


sahip olduunu kavrayabilecek

slm tarihi kaynaklarnn ierdii bilgilerin genel olarak gvenilirlik dzeyleri ile
nemli eksiklik ve problemlerini mnakaa edebilecek

slm tarihilii rneinden hareketle genel tarih ve hayat hakknda daha yksek bir
duyarllk kazanarak yaamn daha bilgece dzenleyecek ve tarihte var olma ve tarihe
katk sunma arayna girecek

indekiler:

SLM TARH DSPLN, GELM VE YNTEM

GR

KURNDA TARH
Tarih ve Tarihsel Bilgi Bakmndan Kurnn Muhtevasna Bir Bak

Kurnda Gemie Dair Anlatmlar


Kurnda ada Tarih ve Eski Arap Tarihi
Kurnda Gelecein Tarihi Yahut nsann Akbetine Dair Baz Tasvirler
Kurnda Tarih uuru / Bilinci
Kurnda Tarihsel Srecin Mahiyeti
Kurn ve Tarihsel Yntem

SLM TARHLNN ORTAYA IKIINDA ETKL FAKTRLER

SLM TARH DSPLNNN DOUU VE GELM


Medine Tarih Ekol
Irak Tarih Ekol
slm Tarihi Disiplininin Olgunlamas
Sreklilik ve Yeni Araylar Arasnda slm Tarihilii
Yeni Sentezler ve slm Tarihiliin Yaygnlamas
slm Tarihiliinin Sonraki Asrlardaki Serveni

SLM TARHL VE YNTEM ZERNE


slm Tarihiliinde Yntem
slm Tarihiliinde Eletirel Tarih Anlay

neriler:
Bu niteyi daha iyi renebilmek iin;

Bu niteyi ders kitabnn dier konular ile balant iinde anlayarak okumalsnz.
Modern bir tarih metodoloji kitabnn ieriini gzden geirip bu nitede anlatlan slm
tarihilik yntemi arasnda benzeen ve farkllaan taraflar zerinde fikir
yrtebilirsiniz.
Kaynaklar ksmnda geen slm Tarihilii hakkndaki bir takm kitap ve makalelerden
yararlanarak bu alandaki bilgilerinizi geniletip zenginletirmelisiniz
slm tarihiliinin deiik trlerinde eser kaleme alan nl tarihileri daha yakndan
tanmak iin internetten yahut ilgili kitaplardan onlarn hayatlarn okumalsnz
niteyi okumay yeterli bir anlamay salayncaya kadar tekrarlamalsnz.
nternetten yaplacak canl yaynla veya daha sonra banttan yaplacak yaynlar mutlaka
takip etmelisiniz.

Anahtar Kelimeler

slm Tarihilii
slam Tarihi Yntemi
Tarih Metodolojisi
Tarih uuru
Siyer ve Mez

SLM TARH DSPLN, GELM VE YNTEM


GR
nsan faaliyet ve baarlarnn kaytlarn muhafaza etmek insanlk medeniyetinin
bilinen en eski dnemine kadar geri gider. Bu kaytlar situpalar ve ta levhalarla tahta ve
deri paralar zerinde muhafaza edilmi ve hl dnyann byk mzelerinde
korunmaktadr. Eski Msrda yazlan en eski kitap ayn ekilde tarihe dairdi. Fakat
tarih yazmnn nemli bir bilgi alan ve ciddi bir ilim dal olabilmesi sonraki tarihsel
devirlerde deiik uygarlklar ve ilim geleneklerinin katksn gerektirmitir. Bunlar
arasnda en nemlilerinden biri de slm uygarlnda gelien slm Tarihi geleneidir.
slm tarihi disiplini, tarih bilgisinin deerinin fark edilmesi, toplanmas, sistematik
eserler halinde ifade edilmesi ve yaygnlatrlmas bakmndan byk bir baar alann
oluturmutur. Nihayet slm tarihi disiplini tarihi felsefi anlamyla ve metodolojisiyle
ele alma noktasnda da ileri admlar atm ve bu ynyle modern tarihiliin habercisi
olmutur. Farkl uluslara mensup slm tarihileri, VIII. asrdan modern tarihiliin
ortaya kt XIX. asra kadar spanyadan in Seddine kadar ok geni lkelerde
deiik tr ve eitleriyle ve farkl dil ve lehelerde kaleme aldklar tarih kitaplaryla
insanlk serveni resmetmilerdir.
slm tarihi disiplininin tekmlnde ok deiik faktrler rol almtr. Bunlarn banda
btn muhtevasyla tarihe ve tarihsel bilgiye vurgu yapan Kurn- Kerim gelmektedir.
Dnya tarihinde yeni bir tarihsel dnemi balatan byk tarih kiilii ve Mslmanlar
iin ikinci din referans olarak Hz. Muhammed, kukusuz ikinci faktrdr. slm bir din
olarak ortaya ktktan sonra bir devlet olmu, ardndan da Mslmanlarn tarihi
yryne bal olarak iki asr iinde bir dnya medeniyeti olma baarsna erimitir.
Dolaysyla Mslmanlar byle bir medeniyet ufkuna ulatran tm siyasi, sosyal,
iktisadi gelimeler, devralnan ve karlalan medeniyetler, kltrler, dinler ve tarih
anlaylar slm tarihiliinin geliimine katk vermilerdir. Rosenthalin de bir baka
ekilde vurgulad gibi slm tarihilii, slm ilimleri ve top yekn bilim gelenei ile
srekli bir iliki iinde gelimitir. nsanln temel devi, der, George Sarton,
Mslmanlar tarafndan baarlmt: en byk filozof el-Frb (950) bir Mslmand;
en byk matematikiler Eb Kmil ve brahim b. Sinn Mslman idiler; en byk
corafyac ve ansiklopedist el-Mesd bir Mslmand ve en byk tarihi Taber dahi
bir Mslmand. Bu genel giriten sonra niteyi ele alrken neminden dolay ilk nce
Kurnda Tarih konusu ile balayacaz. Ardndan slm tarih disiplininin ortaya
knn temel dinamiklerini inceleyeceiz. Son olarak da slm tarihinin geliimi ile
metodolojisini ortaya koymaya alcaz.
KURNDA TARH
Tarih ve Tarihsel Bilgi Bakmndan Kurnn Muhtevasna Bir Bak
Kurnn Baz Tarih Ynleri:
Kurnn tarih ieriine baktmzda trl zaman boyutu zerinde aklamalarda
bulunduunu grmekteyiz. Durum byle olunca trl tarihten yahut tarih

216 |

slam Bilimlerinde Yntem

malzemeden bahsetmek mmkn olmaktadr. Bunlardan biri gemiin tarihi, ikincisi


ada tarih, ncs de gelecein tarihidir. leride aklanaca zere Kurnn tarih
anlaynn kendine mahsus tabiat nedeniyle gelecein tarihi kavramsallatrmas
burada fazla mahzurlu grlmeyebilir. Kurn Mslmanlarn gznde ilahi, metafizik
bir kaynaktan gelmesine ramen, ilahi iradenin insanlk tarihine hitabn ierdii iin
birok bakmdan insani/tarih zellikler gsterir. Bir kere lahi Kitap ilk muhataplar
bakmndan belirli bir tarih zamanda, belirli bir tarih corafyada ve belirli bir tarih
topluma nzil olmu ve yirmi yllk bir tarihsel srete de muhtevasn/metnini
tamamlamtr. Metnin, daha dorusu ilahi hitabn teekklnde indii an dnyasnn
her trden zellikleri etkili olmutur. Kurn indii zaman ve meknla karlkl bir
etkileim iinde kendini ina etmitir. lahi hitap tarihle, zaman ve meknla karlap
onunla diyalektik bir ilikiye girmitir. Bylece metafizik ve metatarih olan (tarih tesi)
bir varlk, tarihsel varlk alanna ilgisini ortaya koymutur. Hz. Peygambere hitaben
Sana yle soruyorlar Onlara yle de eklindeki ayetler bu durumun ilk akla
gelen en ak tan olarak deerlendirilebilir. Kurnn dil ve slup bakmndan tarih
olduunu da syleyebiliriz. Kurn tarih ve zaman srecinde teekkl eden Arapa ile
sylenmi olduu gibi, onun kelimeleri, grameri, sarf, nahvi, edebiyat ve belagat da
tarihseldir. Bunda alacak bir ey de bulunmamaktadr. Kurnn hitabnn
anlalmas onun insani kategorileri kullanmas ile mmkndr. Kurnn lisannn
Arapa olduu ok sayda (en az be) ayetle belirtilmi ve bunun en nemli nedeninin
de muhataplarnn syleneni anlamas olduu zerinde durulmutur (Nahl, 16/103;
Yusuf, 12/2; Rad 13/37 vd.). Ksaca kayna ilahi olan Kurnn muhtevas artc
lde insan, tarih, toplumsal ve dnyasaldr (dnyevdir).
Kurnda Tarih Kavramn fade Eden Baz Kelimeler:
erii geni bir tarihlik yanstmasna ramen Kurnda Tarih kelimesi
bulunmamaktadr. Benzer ekilde Tarihilik veya Tarih Yazm anlamnda bir
kelime de yer almamaktadr. Bunun nedeni Kurn nazil olurken Kuzey Arabistan
Araplarnn Tarih kelimesini henz kullanmaya balamam olmalar ile izah
edilebilir. Aada grlecei gibi Tarih kelimesi ilk defa Hz. mer zamannda
Kuzey Arapasna girmitir. Fakat Kurnda tarih olaylara atfta bulunurken deiik
kelime ve kavramlar kullanlmaktadr. Bunlardan biri K-S-S kknden gelen ve hikye,
rivayet anlamna gelen kssa, kasas (o: ksas) kelimesidir. Bir ayette En iyi, en
gzel hikye ifadesi vardr (Ysuf 12/3). Daha dikkat ekici olan Kurnda Kasas
(28), yani Hikye/Tarih, suresinin bulunmasdr. Tarih anlamnda bir baka kelime,
Yunanca tarih anlamndaki historia kelimesi ile akraba olan estrl-evvelndir
(evvelkilerin hikyeleri) (Enan, 5/25). Gemiin haberleri anlamnda haber, ahbr
(Neml, 27/7; Tevbe, 9/94; Muhammed, 47/31) ve nebe, enb kelimeleri (Kasas, 3;
Hud, 49, 100; Taha, 99) de Kurnda oka yer almaktadr. Son olarak gemiin
olaylar iin kullanlan Mesell-evveln (Zuhruf, 43/8) ile gemiteki bir olgu
anlamnda hads (Taha, 20/9) kelimeleri de belirtilmelidir.

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 217

Kurnda Gemie Dair Anlatmlar:


Kurnda insan ilgilendiren gemi hakknda iki ayr karakterde malzeme ile
karlamaktayz.
Kurnda nsann Balangcna Dair Anlatmlar: Birinci tr anlatmlar insann tarih
sahnesine kmadan nceki hali ile ilgilidir. Allhn dem oullarnn bellerinden
soylarn alp kardktan sonra onlara kendi varln ikrar ettirmesi (Araf,
7/172), Hz. demin yaratlmas konusunun Allh ve melekler arasnda konuulmas
(Bakara, 2/30), Allhn meleklerden deme secde etmelerini istemesi (Bakara 2/34),
Hz. dem ve einin cennetteki halleri ile cennetten dnyaya inmeleri (Taha, 20/115
123) ve Hz. dem ile einin yaratlmas konusu bu konudaki baz rnekler olarak
kaydedilebilir. Bunlar grld gibi insann dnya hayat ncesindeki durumuyla ilgili
bir takm tasvirler olup tarihsel deildir; bir baka ifadeyle meta tarihtir. Bundan
dolaysyla tarih disiplini ile ilikilendirilmeleri ve bir tarihinin aratrp sorgulamasna
konu olmalar mmkn deildir. nk tarih, konu olarak insann bu dnyada bilinli
olarak yapt olgular ele alr. Sz edilen ayetler belki de aslnda insann ortaya
knn temsil, metaforik ifadeleri olarak olgusal bir mahiyeti bulunmayan edeb
anlatmlardr. nsann en ok merak edilen varolu serveniyle ilgili son derece derin
manalar ieren bu ayetler, ayet ill da tarihle ilikilendirilecekse, bu tarihle ilgili
disiplin belki bir tarih metafizii veya biraz geni dnerek bir tarih felsefesi olabilir.
Nitekim bu ayetlerden bazlarna ileride Kurnda Tarih uuru / Bilinci balkl
ksmda atfta bulunulmutur.
Kurnda Peygamberler, Halklar ve Mcadelelerine Dair Anlatmlar: Kurnda
gemile ilgili ikinci tr malzemeye gelince hacim olarak geni bir yekn tutmakta ve
yukardakinin tersine dnyev, insani ve tarihsel bir gemi nitelii ortaya koymaktadr.
Kurnn bu gruba giren muhtevasnn nemli bir ksmn Peygamberler, aileleri ve
kavimleri oluturmaktadr. Ksaca Peygamberler Tarihi denilen bu blme Hz. dem
ve ailesi, Hz. dris, Hz. Nuh, Hz. Hud ve Ad kavmi, Hz. Salih ve Semud kavmi, Hz.
brahim, Hz. smail, Hz. shak, Hz. Yakub, Hz. Yusuf, Hz. Lut, Hz. Eyyub, Hz. uayb
ve Medyenliler, Hz.Musa, Harun ve srail oullar, Hz. Davud ve Hz. Sleyman, Hz.
lyas, Elyesea ve Zlkifl, Hz. Yunus, mran ve Ailesi, Hz. Zekeriya, Hz. Yahya, Hz.
sa ve Meryem ve Ress halk girmektedir.
Kurnn bu trden ierii, yukarda da sylendii gibi, lahi Kitabn daha ok kssa /
hikye ve haber (kssa, haber, nebe) eklinde atfta bulunduu anlatmlardan
olumaktadr. Kurn bazen bunlar hak, doru kssa (l-i mran, 3/62) en gzel
kssalar (Yusuf, 2/3) dnp tefekkr etmeye sebep olan kssalar (Araf 7/176) ve
akl sahiplerinin ibret alacaklar kssalar (Yusuf 12/111) diye nitelemi ve bylece
onlarn ne kadar nemli olduunu vurgulamtr. Bundan dolay Mslmanlar, genelde
tm bu haberlerin gemie dair, olgusal ve ilgili olduu tarihsel durumu aklayan bir
nitelik tadna inanrlar. Bu da normal bir ekilde mminlerden beklenen bir
durumdur. Ancak bu anlatmlarn tarihsel bilgi deeri sz konusu olduunda durum
deimektedir. Gnmzn anlayna gre tm bu kssalar, tipik bir tarihsel bilgi

218 |

slam Bilimlerinde Yntem

kategorisi iinde grmek kolay grnmemektedir. Bunun nedeni, bir tarihsel bilgide
aranan en asgar art olan zaman ve mekn boyutlarnn Kurn kssalarnda
genelde bulunmamasdr. Kurn mekn veya corafyaya ok az atfta bulunmas
yannda kronoloji de hi mevcut deildir. Bazen bundan nce gibi ok genel
ifadelerle olayn gemite olduuna iaret edilir. Kurnn muhtevasnn byle olmas
tabiatnn gereidir. O bir tarih kitab deil; ilahi mesajn taycdr. Bundan dolay bu
tr kssalar tarih edebiyat disiplini iinde grp deerlendirmek doru bir yaklam
olacaktr. Ancak tipik tarih bilgisi koullarn tamamalar bu kssalardan tarihsel
aratrmalarda yararlanlamayaca, tarih metodolojisinin eletiri yntemleri dairesinde
Peygamberler tarihi, Yahudilik, Hristiyanlk tarihi vb. konularda, ayet varsa, baka
kaynaklarla birlikte deerlendirmeye alnamayaca anlamna gelmez. kinci olarak
Kurndaki kssalar sz konusu olduunda, akla hemen ve sadece gemiin gelmesi de
gerekmez. nk bu kssalar Kurndaki dier ayet ve sreler gibi Hz. Muhammedin
nbvvetinin, ksaca slm deerlerin Mekkeli ve Medineli ilk muhataplara belletilip
kabul ettirilmelerinin de ahitleridirler; gemiten konutuklarnda bile aslnda onlar
indikleri aa, Hz. Muhammedin ana konumaktadrlar. Bundan dolay bu
kssalardan ayrca Hz. Peygamber dneminin ada tarihi iin aklayc olarak
yararlanlabilir. O dnem iin son derece zengin ima ve dokundurmalar, mecazlar,
kinayeler, st rtl anlam ve anlatmlar iermeleri nedeniyle sz konusu kssalarn
siyer aratrmalar iin katk verici sonular douraca kukusuzdur. Bir misal olarak
Arf suresinin 5961. ayetlerinde Hz. Nuh, kavmini Allha ibadete ardnda
kavminin ileri gelenleri (mele) onu sapklkla sularlar. O da sapk olmayp sadece
peygamber olarak grevini yapt cevabn verir. Burada Hz. Nuhun yerine Hz.
Muhammedi, mele yerine de Mekkedeki Kureyin meleini, yani Eb Cehiller ile
Eb Lehebleri koyduunuzda sonu byk bir paralellik gsterecektir. Misaller
oaltlabilir. Sadece mele kavram zerinden bir aratrma yaplsa kssalarn, nasl
aslnda Hz. Peygamber dnemi tarihi iin ileri dzeyde bir aklama gcne sahip
olduu grlebilecektir. Btn bunlarn tesinde, aada da iaret edilecei gibi
kssalar, birinci planda Kurnn varlk, insan ve tarih grnn karld temel
verilerdir. Kurn bu konulardaki yaklamn deta kssalar zerinden sylemi ve
onlar elenmenin, hoa vakit geirmenin deil; dnmenin, akletmenin, ibret
almann, insan ve hayata dair genel, felsefi anlamlar karmann zemini klmtr. te
bundan dolay kssalar, en fazla tarih felsefesi disiplininin konusu olduunda gerek
katksn sunacaktr. Bu, Kurnn amalar bakmndan daha uygundur. Gemiin
haberlerini akl ve dnme kavramlar ile hep yan yana getiren Kurn, bir ayette de bu
haberleri yksek hikmet (hikmetn bliatn) (Kamer, 54/4-5) kavram ile
birletirmektedir. Bu durumda Kurn tekil olann, bireysel olann bilgisinde (nk
tarih haberler olgu bilgisi olarak tekildir) genel bilgiyi aramay bize tevik etmesi sz
konusu olmaktadr. Bat dnyasnda tarih bilgi ile felsefi bilgi yahut tekil bilgi ile genel
bilgi arasndaki gerilim, Aristodan beri hl tam halledilememi bir mesele olarak
durmaktadr. nemli bir nokta da udur ki, Kurnn kssaya ynelik ierii bilahare
slm tarihiliini etkilemi ve Peygamberler Tarihi diye bir alt disiplinin en erken bir

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 219

tarihte teekklnde temel bir mil olmutur.


Kurnda ada Tarih ve Eski Arap Tarihi:
Kurnn 23 sene boyunca Mekke ve Medinede peyderpey inen ayetlerle mesajn
iletmesi nedeniyle, muhtevasnn bir ksm nzul artlarnn, yani indii zaman ve
meknn izlerini tamaktadr. Hatta Kurnda nzul dneminden nceki Cahiliye a
Arap toplumunun din ve itimai durumu ve hayat telakkileri hakknda da bilgiler
bulunmaktadr. Hz. Peygamberi model insan ve rnek ahsiyet olarak sklkla
vurgulayan Kurnda, Hz. Muhammedin zamannn tarihi yani siyer ve mezye dair
nemli miktarda bilgi bulunmaktadr. Hz. Peygamberin doup byd Mekke ehri,
Kbe, Kurey kabilesi, ocukluu, peygamber oluu ve vahiy al, Mekke dnemindeki
tebli faaliyetleri, Habeistana ve Medineye hicret, muhacirler ve ensar, hicret
etmeyenler ve Medine dnemi mnafklar, Hz. Peygamberin hicret sonras faaliyetleri,
Medinedeki Mslmanlarn genel durumu ve Hz. Peygambere ballklar, bedeviler
ve Ehl-i kitap ile mnasebetleri, Mekkeli Mriklerle mnasebetleri, Bedir, Uhut,
Hendek gazveleri, Hudeybiye anlamas, Mekkenin fethi, Huneyn ve Tebk savalar
vb. bu bilgiler arasnda bulunmaktadr. Bunlar, bilindii gibi, tarih boyunca ve hatta
gnmzde yazlan Hz. Peygamber dnemi tarihi ile ilgili kitaplarn temel konularn
tekil etmitir. Ne var ki Kurnn gayesi ilahi mesaj vermek olduundan, sz edilen
olaylara veya Hz. Muhammed dnemindeki baka ada hadiselere deinirken bir tarih
kitabndaki gibi zaman ve mekn kaytlar iinde hareket etmez. Fakat onun nazil
olduu corafya ve toplum iyi bilindiinden, ierdii bu bilgilerin tarihsel balantlarn
baka kaynaklardan da istifade ederek kurmak, imkn dhilinde bulunmaktadr. Bu
adan Kurnn kendi ana ait muhtevas ile kssalara dair muhtevas, tarihsel bilgi
olma bakmndan ayn kategori iinde deerlendirilmemelidir. Kurnn indii zamann
tarihine ok fazla k tutma yetenei vardr. Hatta gnmz tarih metodolojisine aina
olanlarn pekiyi bildikleri gibi, onun bir tarih kitab nitelii tamamas, kendi ana
dair sylediklerini daha deerli klar. Hz. Peygamberin gerek peygamberlik ncesi ve
gerekse peygamberlik sonras dnemiyle ilgili ok sayda olayn zne, onlarn Kurn-
Kerimdeki yansmalarna bakarak ulamak mmkndr.
Kurnda Gelecein Tarihi Yahut nsann Akbetine Dair Baz Tasvirler:
Kurn, insann gelecei ve nihai sonu ile ilgili baz tasvirler de ierir. Bu tasvirler,
gelecee ynelik olarak Kurnn insanolunun yaayacan bildirdii byk
olaylardr: Kyamet, yeniden dirilme (har), yarglanma (hesap), cezalandrlma ve
dllendirilme, hesap, mizan, cennet ve cehennem. Gelecekte olaca belirtilen bu
olaylarn tarihsel bir gelecekte vukua gelecekleri sylenmiyor. Kurnn kabul ettii
gibi tarih hayat da ortadan kaldracak olan kyametin kopmasnn ardndan bu olaylar
meydana gelecektir. Dolaysyla tarih disiplini burada herhangi bir rol stlenecek
durumda deildir. nk bu anlatmlar, insanln balangcndaki anlatmlar gibi
tarihsel deil; metafiziksel bir karakter ortaya koymaktadrlar. Bir baka ifade ile onlar
meta tarihdirler, tarih tesidirler. Kurnda gemi bal altnda bu konuya da
girmemizin nedeni, ilahi kitapta gemiin gelecekle birlikte ele alnmas nedeniyledir.

220 |

slam Bilimlerinde Yntem

Kurn, insann ahiretini tarihiyle ilikilendirmekte ve oradaki durumunun nihai eklini


burada yaptklarnn, yani kurduu tarih evinin belirleyeceini sylemektedir. nsann
balangcna dair anlatmlarla ilgili sylediimiz gibi bir tarih metafizii disiplini veya
biraz zorlayarak tarih felsefesi bu ayetleri deerlendirme konusu yapabilir.
Kurnda Tarih uuru/Bilinci:
Kurnn muhtevasn gzden geiren bir kimse, anlatlan her eyin kendisi ile ilgili
olduunu fark ederek etkileyici bir tarih duygusuna kaplmaktan kendisini alamaz.
Muazzam genilikte bir tarih malzemesi ve bu malzeme zerinden ilahi iradenin insana
mesajn ulatrmas hemen kendini ele verir. Kurn, yle grnyor ki, insan
anlatarak onun bu evrende kendini tanmasn ve bu kendini tanma bilgisinden
hareketle, kendini kendisi olarak gerekletirmesini istemektedir. Bu da aslnda bir
varlk uuru ve bir ynyle de bir tarih uurudur (tarih bilincidir). Bu durumda
Kurndaki tarih fikri ve tarih uurunun Kurnn kozmolojisine ve evren/varlk
fikrine dayand aka ortaya kmaktadr. Kurna gre her ey, Bire, bir Allha
dayanr ve onun tarafndan yaratlmtr. Varln banda Mutlak Tanr, her eyin
yaratcs olarak yer alrken, yaratlanlar farkl varlk kategorileri ve dzeyleri zerinde
bulunurlar. nsan yaratlmlar arasnda Allhn yeryzndeki halifesi rol ile
yaratlmtr. nsanolu bunu kendisine verilen akl, irade ve zgrlk ile yerine
getirecektir. Bu niteliklerin verilmedii evrendeki dier varlklar ise zorunluluk ve
belirlenmilik yasalarna bal klnmlardr. Bylece akla, bilgi edinmeye, irade ve
seip yapma hrriyetine sahip olarak yaratlan insann varoluu zorunlu bir varolu
deil, zgrle dayanan ahlk bir varolutur. nk dnp, karar verip ona gre
eyleyecektir. Kurna gre, Allhn halifesi rol ile yahut da zgrlk temelli ahlk
varln gerekletirmek zere dnyaya gnderilen insanolunun buradaki hayat
ilelebet srmeyece, belli bir zaman sonunda sona erecek ve insanolu yeryznde bu
rol dzgnce yerine getirip getirmediinden hesaba ekilecektir. Bu durumda bu
dnyadaki insan hayat, bir ama iin belli bir noktadan balayp belli bir noktaya kadar
ilerleyen bir zaman dilimini ifade etmi olur. Bu da fiziksel zamann dnda insani
zamanllk, tarihsel zamanllk ve tarihsel sre kavramlarna bizi gtrr. Bundan
dolay Kurnn insani zamanlln bir noktadan balayp bir noktaya kadar devam
etmesi anlamnda bir izgisel tarih anlayn ierdiini syleyebiliriz. Kurn-
Kerim, bu izginin neresinde dnyaya gelirse gelsin, insann, varlk ve hayatn bu
tarihsel izginin ban ve sonunu hatrnda tutarak hareket etmesini ve eylemlerini buna
gre belirlemesini istemektedir. Bu ise gemii ve gelecei birlikte dnerek hali
yaamak, yani imdiki zamandaki yaayn ekillendirmek anlamna gelir ki, Kurnn
insana kazandrmak istedii tarih uuru / tarih bilinci budur. Kurnda nerilen insani
hayatn bu boyutlu niteliini anlatmak iin olsa gerek, Muhammed kbl yle der:
Allha inanmayana den dar, kk bir yerde kaybolmaktr. Fakat Mmin,
ufuklarn kendisinde kaybolduudur. Kurna gre gemi, hal ve gelecek ayr zaman
dilimleri olarak nemli deildir. Bunlar, birbirleri ile ilikiye sokularak yksek ahlk ve
felsefi bir tarihsel kavrayn konusu haline getirildiklerinde, yani birlike
ulatrldklarnda gerek anlamn bulurlar.

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 221

Kurnda Tarihsel Srecin Mahiyeti


Tarih, yilikle Ktln Mcadele Alan ve nsan in Bir Snanma Zemini: Kurna
gre insan deta tarihin kahramandr. Doal dnya, kendi doal, zorunluluk yasalarna
bal olarak ilerken insan kendi tercihleriyle, semeleriyle tarih olaylarn nedeni olur.
Kltrler ve medeniyetler onun elinde ekillenir. Ne var ki insann her tercihi onun
tarihsel / halifelik rolne uygun dmeyebilir. O ayn zamanda bir bedene, bir egoya
(nefs) sahip bir varlk olarak iyiliin yannda ktlk de yapabilir. Aslnda onun zgr
bir varlk olabilmesi veya ahlk bir varlk alanna sahip olabilmesi bu ikili tabiatndan
gelmektedir. Bylece insan iyi ve/veya kt yndeki eilimleriyle bir gerilim iinde
hayatn srdrr. Baarl olmas, tercihlerini iyi ynde kullanabilmesi, egosunu ve
bedenini amas ile mmkn olabilir. nsana dair bu manzaray tm insanla
genellediimizde, insani varolu srecinin yahut tarihsel srecin iyilik ile ktlk
arasndaki bir mcadele sreci olduu ortaya kar. nsanlk tarihsel yaamyla bir
snanma yaam ortaya koymaktadr. Bir ayette Hanginizin daha iyi i yapacanz
snamak iin lm ve hayat yaratan odur (Mlk, 67/2) denilmesi buna iaret
etmektedir.
Tarih Her Ynyle Belirlenmi bir Sre Deildir: Ne var ki bu snanma kolay deildir.
Birey olsun toplum olsun, insanolunun egosunun tesiriyle kendi varlk/tarih uuruna
aykr hareket edebilme durumu her zaman mmkndr. Bu durum akp giden tarih
srecinin herhangi bir annda, hatta her an gerekleebilir. Byle olunca tarihin
vahetten, ilkelden iyiye doru srekli ilerleyen bir sre olduu gibi kimi Batl
filozoflarca ileri srlen bir tezi desteklemek iin Kurndan bir delil getirmek kolay
deildir. Bu tez tarihsel sreci batan sabitleyip/determine edip onu bir cebir /
zorunluluk tneline dntrerek insan zgrln deta ortadan kaldrmaktadr.
Srekli ilerlemeden bahsedilecekse, insanln tarih iinde doay taklit ederek sahip
olduu birikimsel bilginin ilerlemesi ve buna bal olarak bilim ve sanatlarda gelime
gstermesinden bahsedilebilir. Kurn, sorumluluu, yani halifelik grevini insann hr
ve zgr oluuna balad iin batan her ynyle belirlenmi bir tarihsel sre fikrini
kolaylkla benimsemez.
Gemiin Bu Gn iin Anlam: Kurna gre, insan varlk/tarih uurundan uzaklap z
gereine yabanclatnda kendi haline braklmam, ikaz edilip uyarlmtr. Tm
peygamberler ona kendini ve grevini hatrlatmlardr. Kurna baktmzda insann
peygamberler gnderilerek uyarlrken kullanlan yntemlerden biri, onu gemi, imdi
ve gelecei ile karlatrmak ve ksaca kendisine varlk/tarih bilincini hatrlatmak
eklinde olmutur. nk insan yaad imdiki zamann dar alanna sktnda, kendi
gereine yabanclap seimlerini yanl yapabilmektedir. Bunun iin insanln
balangc ve yaratlmas ile sonu yani ahiret hayat eitli tablolar halinde verilir. Fakat
insan, bilhassa ve arlkl olarak tarihle, yani kendisinin de halen bir yesi bulunduu
insaniyetin gemiteki olaylar ve servenleri ile karlatrlr. Kurn byle yaparken
amacnn insann gemiten ibret almas ve ders karmas olduunu ifade eder.
Bylece bugnn tarihi (ada tarih), gemi tarih ile ilikilendirilmi, anlam

222 |

slam Bilimlerinde Yntem

bakmndan onunla balantl hale getirilmi olmaktadr. Aslnda gemi tarihle imdiki
zaman tarihi, karlkl bir btn tarih boyutunda i ie girmi olurlar ki, bu da insann
kendine dair gereklii zamanlara yaylan bir gereklik olarak alglamasna neden olur.
Bu nedenle olsa gerek, Kurn tarihe nem vermi ve tarihin nemini onun insann
kendisini tanmasna yapt katkya balamtr. Fransz Annales Tarih Okulunun nl
temsilcisi Marc Bloch (1944) biraz farkl bir balamda Gemi tarih, imdiki zaman
tarihini amlar ve imdiki zaman tarihi, gemi tarihi amlar der. (Tarihin
Savunusu, s. 25, 28) Gerekten de tarih bir insan eylem ve olaylar deposu olma
hviyeti ile insana ayna tutmak bakmndan sonsuz imknlar ierir. Gemi, yaayan
hakikatlerle doludur. Byk Alman air ve mtefekkiri Goethe (1832) insan kendini
ancak insanda / tarihte tanr derken aslnda bunu ifade etmektedir. Kurn, yaayanlar
gemite olup bitenleri dikkatle dinlemeye ve gemi fenomenleri apak gzlerle
mahede etmeye davet eder. Bu insana yeni dersler verecek, malumat ve hikmet
kazandracak ve onu daha tam ve daha kmil bir insan yapacaktr. Kurn buna o kadar
nem verir ki, insann gemiin izlerini yeryzn dolaarak bizzat mahede etmesini
ister (Rm, 30/9).
Tarih Srecin Sebep-Sonu likisi inde Ak: Kurn ok deerli bir okul olarak
insan tarihe ynlendirirken gemiteki tek tek btn olaylarn renilmesini istediini
dnemememiz gerekir. Esasen tarihte hibir olay aynen bir daha gereklemez.
Heraklitos (M.. 535-475) Hibir nehirde iki defa ykanlmaz derken bunu
kastetmektedir. Kurnn syleyip de bizim farkna varmamz istedii ey insani
tarihteki nedensellik olmaldr. Kurn insann gerek fert ve gerekse cemiyet olarak
yapt her eyin nedensel olarak birbirine bal olduunu ifade eder. Dolaysyla
insani/toplumsal olaylar belli dzenlilikler ve tekrarlar ierir. te biz bu tekrar eden
dzenlilikleri kefettiimiz zaman kendi hayatmz bakmndan bunu deerlendirir ve
gemiteki yanl tekrar etmeme ve geleceimizi de tahmin etme ansn
yakalayabiliriz. Zeki Velidi Togan (1890-1970) bu durum hakknda yle der: Allh
her eyi belli bir kanuna gre yapmak detini icra ediyor ki, bu onun kendi iradesinin
sonucudur. slmn bu ilkesi tarihilere olaylarn cereyann sebep-msebbeb (sebepsonu) ball kanununa gre aklamak yolunda geni imknlar at. (Ortaa, s.43)
Esasen Kurnda sosyal hadiselerin yasall ve kanuniyeti bulunduu birok ayette
aka ifade edilmektedir: Onlar ncekilere uygulanan yasay m (snnetullah)
bekliyorlar? Bil ki, Allhn yasasnda hibir deiiklik bulamazsn. Allhn yasasnda
bir bakalama bulamazsn. Buradaki yasann sadece doa olaylarnn tbi olduu fizik
yasalar deil, insan ve toplumun deiim niteliine uyumlu bir yasa olduu da
unutulmamaldr. bn Haldunun (1332-1406) Gemi gelecee bir suyun bir baka
suya benzediinden daha ok benzer derken belki de bu sosyal yasalar
kastetmekteydi.
Tarihsel Sre bir Deiim Srecidir: Kurnn meselesi asl olarak insandr,
toplumdur ve bunlar kendi varlk kategorilerindeki konumlarna gre davranmalar
ynnde eitmeye almaktr. Bu da insann deiebilir bir varlk olduunun kabuln
gerekli klar. Esasen Kurnn kendisi deiime bir ardr. Yukarda zerinde

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 223

durduumuz gibi insann zgr bir varlk olmas, durumunu istedii istikamette
deitirme potansiyeline sahip olduunu gsterir. Kurnda deiimle ilgili ayetlerden
birinde Biz gnleri, tarihi, zaferi ve yenilgiyi, insanlar arasnda deitirip dururuz
denilmektedir (l-i mrn, 3/140). Gerekten de tabiat, hatta insann tabiata ait boyutu,
organizmas daha sabit yasalarla ilemeye devam ederken, tarih insann semeleri
dorultusunda bir deiim sreci olarak karmza kar. Bu deiim olmasayd
insanlarn ve toplumlarn gelecek tasarmlarnda bulunmalar mmkn olmazd.
Kurna gre Allh, insan ve toplumu iyi ynde deimeye tevik eder; fakat onlar
deiime zorlamaz: Bu hep byledir. nk Allh bir topluma verdii nimeti, onlar
kendi hallerini deitirmedike deitirmez (Enfal, 8/53).
Tarihsel Srecin Deiiminde Zaman Faktr: Kurnda zellikle byk toplumsal
deiimlerin, uygarlkta yeni bir istikamete girmenin yahut ister iyi ister kt ynde
yeni bir durumla karlamann geliigzel gereklemedii, btn bunlarn zamana
ihtiya gsterdii zerinde durulmaktadr. Kurn, buna bazen mhlet kelimesi ile,
bazen Allhn gn (Hac, 22/47-48), bazen de vaat edilmi zaman (Kehf, 18/5859) kavramyla atfta bulunmutur. Btn bu kavramlarla bu gn yakndan bildiimiz
kmlatif yahut birikimsel nedensellikin kastedildii akla gelmektedir. Byk
hadiselerin bir veya birka nedenle deil; ok kapsaml bir nedenler konfigrasyonu
ile gerekletii gnmzde tartlmakta ve ifade edilmektedir.
Tarihsel Srecin Deiim Dinamii: Kurn, bize tarihsel deiimi olumlu veya
olumsuz ynde etkileyen aralar ve nedenlerle ilgili bilgi verir. Bunlardan biri tarihsel
deiimin toplumsal veya siyasi bir atma arkasndan gereklemesidir: Allh
insanlarn bir ksmn dierleriyle savmasayd, dnyann dengesi mutlaka bozulurdu
(Hac, 22/40). kinci olarak yksek insani ahsiyetlerin ve byk nderlerin tarihin
deiiminde etkili olduunu da Kurn kabul eder. ok sayda peygamberin
gnderilmesine baktmz zaman, bu noktann Kurnda ne kadar nemli grldn
tahmin edebiliriz. Bir hadiste, limler peygamberlerin varisleri olarak addedilmitir
ki bu da ayn yaklam ifade etmektedir. Gnmz dnrlerinden Arnold Toynbee
(1889-1975) de tarihte byk adamlarn rolne atfta bulunur: Uygarl harekete
geiren yaratc uygarlktr. Ve bu yaratc uygarlk her zaman aznlktadr. nc
olarak Kurnda ar zenginlik ve refahn, sosyal dengesizlik ve lksn, zulm,
hakszlk ve smrnn milletlerin ve medeniyetlerin knde etkili olduu zerinde
durulmaktadr. Drdnc olarak insani, toplumsal ve medeni ykselilerde sosyal adalet
ve ekonomik denge prensiplerinin nemi Kurnda vurgu konusudur. Ksaca Kurna
gre, inanl, ahlkl toplumlar ile bu deerlerden yoksun olanlara tarihin verdii hkm
ayn deildir.
Tarihsel Srete Manevi Gcn stnl: Kurndaki tarih anlatmlar, ahlk
deerlerden yoksun tek bana maddi gcn, tarih boyunca toplumlarn varlklarn ve
etkinliklerini uzun srelere tamaya yetmediine dair vurgular iermektedir. Buna gre,
sadece maddi g temeli zerine kurulan bir uygarln varln ve etkinliini yrtme
sresi snrl olmutur. Bir toplumu ayakta tutan ana stunlardan biri, kukusuz maddi

224 |

slam Bilimlerinde Yntem

gtr. Buradaki sorun maddi gcn yalnz, desteksiz ve denetimsiz braklmasdr. Bu


g, kendisine btn benlii ile teslim olan sahibine ar gven ve byklenme
duygusu vermekte ve onu denetimi altna almaktadr. Maddi gc her ey olarak
alglayan toplum, artk yapt yanllar gremeyecek duruma gelmekte ve hibir
uyarya da aldr etmemektedir. Byle bir yaklam tarz ise, toplumlarn etkinliklerini
kaybedi ve k srecini hzlandrmaktadr. Kurn, bir toplumun gl ve kesintisiz
olarak varln srdrebilmesi iin maddi gcn, manevi ve ahlk gcn destek ve
denetimine alnmas gerektiini sylemektedir.
Kurnda Tarihsel Srecin Semeci zellii: Kurna gre, hak ve gerek olann,
kendinde var olan kalc gle btl ve gerek d olandan ayrlmas, tarihsel srecin bir
baka zelliidir. Btl, suyun zerindeki erp gibi yok olur gider; gerek ise tarihin
akn srekli etkiler. (Rad, 17) Tarihsel sre, insanlk iin deerli olan korumak,
onun dnda kalanlarn yok olmasna izin vermek eiliminde olmasyla semecidir.
Kurn ve Tarihsel Yntem: Kurn ierii ve amacn dikkate aldmzda ondan bir
metodoloji tartmasna girmesini bekleyemeyiz. Ne var ki, getirdii temel dnya
gr ve yksek ahlk ilkeler, tarihilik mesleinde ve tarihin doru bilgisine
ulamada da son derece hayatidir. Bunlar yle sralanabilir: Bilgi vastalarn etkin
kullanmak; drst, tarafsz ve adil olmak, sorgulamac bir tavr iinde bulunmak, taklide
boyun ememek; ounlua uymann mahzurlarnn da olabileceini bilmek, atalara,
gelenee, kr krne bal davranmann yanllnn farknda olmak, akl arzularn
gdmne koymamak, zanna uyup onu gerek ve hakiki bir bilgi kabul etmemek, doru
bilgiye ancak aratrma ile ulalabileceini benimsemek. Bu genel ilkelere ilaveten
bilim ve tarihilik yntemi bakmndan ok dikkat ekici baz ayetlere iaret etmek de
retici olabilir. Her eyden nce gzlem, mahede ve deneyi ne karan ve bunun
insann geree ve doru bilgiye ulamasndaki nemini ortaya koyan ayetlerin ok
sayda olduunu belirtelim. kinci olarak tarihilerin tarihsel bilgilere ulamak iin
bavurduklar yollardan biri de gemi olaylarn haberlerini sorgulamaktr. Kurnda
bu ilemi hatrlatan bir ayetin yer almas son derece ilgi ekicidir: Ey insanlar, yoldan
kmn biri size bir haber getirdiinde, bilmeden bir topluma zarar verip
ardndan yaptklarnza piman olmamanz iin iyice aratrn (Hucurat, 49/6).
nc olarak Kurn, yaayanlarn kendi alarnda yeryznde gezip dolaarak
gemi milletlerin izlerini arayp incelemelerini istemektedir ki bu da tarih kalntlar,
arkeolojik malzeme ve baka her trl tarih mirasn gemi milletlerin bilgisine
gtrdne dair bir bilin kazanmak bakmndan elverili bir muhtevay
yanstmaktadr: Onlar, yer yzn gezip dolaarak kendilerinden nceki
kavimlerin sonlarnn ne olduuna bakp da hi dnmezler mi?... (Rm, 30/ 9).
SLM TARHLNN ORTAYA IKIINDA ETKL FAKTRLER
slm tarihilii, daha nce de iaret ettiimiz gibi, bir ilmi disiplin olduu olarak ortaya
kp gelimesi iin ok fakl dinamik ve faktrlerin yardmna bavurmak zorunda
kalmtr. Biz imdi bu faktr ve dinamikleri deiik ynlerden ele alalm.
slm Dininin Tarihsellii: slmn tarihsel boyutu olan bir din olmasn en bata

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 225

zikretmek gerekir. Birincisi, slm derin bir tarih fikri ierir. slm akidesi kendisini
yeni, nevzuhur olarak bir inan olarak grmez. O tarihin derinliklerine kk salmtr.
slm anlayna gre Vahdaniyet insanlk ruhunda varl ezeli olan bir fikir olduu
gibi, Haniflik, Yahudilik, Hristiyanlk ve slm aslnda tek bir dinin zaman srecinde
birbirini izleyen halkalar gibidir. kinci olarak, daha nce zerinde durulduu gibi
slm yaratltan kyamete kadar devam eden ak bir tarih anlay vermitir. nc
olarak, slma gre bu dnya olaylar ahiret iin son derece nemlidir. nsann iledii
btn ameller, yani tarihsel olgular levh-i mahfuzda kaydedilmektedir. Bu deta klli ve
fizik tesi bir kayttr ve insana tarihsel olaylarn kaydn hatrlatmaktadr. Drdnc
olarak, slma gre insanln btn bir insanlktr. Allh tm insaniyetin ve lemlerin
rabbidir. slm tm insanl muhatap alr. Allh Ey nsanlar diye srekli insanln
birliini ifade eder. Bu da tm insani olu ve olgularn kimden sdr olursa olsun nemli
ve birbirleriyle irtibatl olduu dncesine insan gtrr. Dier bir deile tarihte bir
kopu ve irtibatszlk yoktur. Beinci olarak, en byk peygamber sfat ile Hz.
Muhammedin zuhur etmesi tarihin aknda ayrc bir izgi olmutur. O
peygamberlerin sonuncusudur ve iki lem arasnda duran bir devre, insanlk iin yeni ve
nihai bir dnemdir. yle grnyor ki bu gerei ilk olarak Hz. mer anlam, hicr
takvimi ihdas ettiinde hicreti tarihin balangc yapm ve ayrca divan kurduunda
tarih nemlerinden dolay divan defterlerine insanlarn isimlerini Mslman olu
srasna gre kaydettirmitir. Son olarak da Kurn Kerimde ksa ve zl bir ekilde
kaydedilen kssalarn ayrntlarna vakf olma arzusu, yeni bir bilgi alan orya kard ve
tarih Kurnn tefsiri iin yardmc bir ilim dal oldu. srailiyyatn bir ksm da bu
ekilde slm tarihine girdi.
Fikr, manev ve kltrel ihtiyalar slm tarihi disiplininin geliiminde etkili
olmutur. Her eyden nce Mslmanlar ilk gnlerden itibaren slmn bir inan olarak
insani-din tarihsel ak deitirip onu yeni bir mecraya soktuunu hissetmiler ve bu
byk hadisenin tm incelikleriyle kaydedilmeye lyk olduunu dnmlerdir. Bir
baka ifade ile Kurnda insanlar arasndan karlan en hayrl, ideal toplum olarak
nitelenen slm mmetinin tarihsel deneyimi, ideal toplum nitelii dolaysyla,
kayt altna alnmas gereken bir deneyim olarak deerlendirilmitir. kinci olarak,
slmn ortaya kmasnn ardndan dnyada siyasi tarihin akn deitiren yeni bir
Mslman devlet ortaya kmtr. Bu devlet frtna benzeri fetihleri, siyasi hkimiyeti
ve yeni medeniyeti ile dnya siyasetinde byk ve belirleyici bir g haline gelmitir.
te bu durum, zellikle malup milletler arasnda baklar bu byk hadiseye evirmi
ve insanlar yeni durumu anlamak ve onun insanlk tarihindeki yerini ortaya koymak
iin aratrmaya ve ilgili haberleri toplamaya sevk etmitir. nc olarak, insann
deneyimleri ve rnekler, iyi bir yola koyulmada ve ahlk gelimede nemlidir. Bu
tecrbelerin kayna da, insann nnde bir lamba gibi gitmesi gereken tarihtir. Tarih
tecrbeler bir tr fikri, siyasi bir kltr olup onlarn kayd ve rivayeti, Mslman
toplumunun kltrel geliiminin canl bir tarafn oluturmaktadr. lk Mslman
ahbrleri ile tarihilerinin davrannn arkasnda bu fikr, manevi ihtiya vardr. Benzer
ekilde baz Emev halifelerinin tarihe nem vermelerinin ardnda bu trden nedenler de

226 |

slam Bilimlerinde Yntem

sz konusu idi. Drdncs, ilerleyen bilgi ve kltr seviyesine paralel olarak oluan
merak duygusu ile bilgiden yana olma tutumu da bir fikr ihtiya eklinde slm
tarihiliinin geliiminde nemli bir nedendir. Sahabler ve Tbin arasnda, gemi
olaylar renme ve bu amala yolculuklara kp insanlara bilgi ve haber sorma
anlay mevcuttu.
Pratik, amel ihtiyalar da slm tarihi disiplininin geliiminde etkili olmutur.
Bunlarn bazlar din-teri mahiyette, bir ksm siyasi, ekonomik nitelikte, bir ksm da
sosyal-etnik zelliktedir. lk olarak, Kurn ayetlerinin nzul sebepleri ile Kurnn ok
deiik alardan tefsir edilmesine duyulan ihtiya, aratrclar Chiliye ve Hz.
Peygamber zamannn haberlerini kaydetmeye zorlamtr. kinci olarak, sadece en
byk komutan ve devlet bakan olduu iin deil; fakat ayn zamanda dinin ikinci
kayna olmas sebebiyle Hz. Muhammedin hayatnn bilinmesine duyulan ihtiya da
Sre aratrmalarn tevik etmitir. Hz. Peygamber dnemi, Mslmanlar iin mutlak
hakikatin tezahr ettii bir dnemdir. Dolaysyla hakikatin bizzat yaamn iinde
olduu inancyla bu dnemdeki olaylar doru bir ekilde tespit etmek ahlk ve din bir
zorunluluk olarak grld. nc olarak, slmn bir din olarak ortaya kmasnn
ardndan geni bir imparatorlua dnmesi olgusunun, baarlaryla olduu kadar
zaman iinde neden olduu karmak din-toplumsal ve siyasi problemleriyle bilinmesi
zarureti dodu. Bunun iin tarihi aratrmalar zorunlu idi. Konuyu baz rneklerle
aabiliriz: a. ok temel bir sorun olan hilfet yahut immet hususunda sahablerin
tutumu merak edildi b. Bedir, Uhud savalar, Cemel vakas, Sffin sava ve Tahkim
gibi byk olaylarn kaydedilmesine gerek duyuldu c. Din delillerin ncs olan
icmann nceki zamanlarda nasl gerekletiini bilmek pratik bir ihtiyaca dnt. d.
Din ekimelerin, siyasi ve kabilevi dmanln, fikr cereyanlarn sebeplerini
renmek, frka ve mezheplerin, sapk hareketlerin ortaya kmasnn nedenlerini bilme
zorunluluu dodu e. slmda kaza, adalet ve mahkeme dzenin, maliye ve vergi
sisteminin, askerlik idaresinin hem din bakmdan hem de devlet uygulamalar
bakmndan bilinmesine ihtiya hsl oldu. f. Devletin gayrimslimlerle ilikileri, fetih
anlamalar ve slmi nasslarnn esaslar erevesinde ekillendirilmesi nedeniyle
gayri-Mslimlerle ilgili nceki tatbikatn her ynyle aratrlmas gerekti. Btn bu
ihtiyalarn karlanmasnn tarih ilmine bavurmay gerektirdii aktr. Drdnc
olarak, siyasi hizip ve frkalarn ve din akmlarn birbirleriyle rekabet etmesi, tarih
olaylarn kaydedilmesine neden oldu. nk tarih olaylarn bilinmesi, bu hiziplerin
kendilerini savunmalar bakmndan gerekliydi. Mesela hilafet zerinde gl bir
ekime ve din fikirler arasnda yarma, dayanan tarih vakalarda bulmaktayd.
Beinci olarak, siyasi bir nitelii olan kabile asabiyetleri, devletin etnik unsurlar
arasndaki ihtilaflar (Araplarla ranllar arasndaki gibi), muhtelif blge ve ehirler
arasndaki stnlk yarlar (am, Yemen, Hicaz, Irak ve Fars arasnda); tm bunlar da
tarih olaylar kaydetmek iin almalara yol amtr.
Yardmc Faktrler: slm tarihi disiplininin geliiminde, bunlarn dnda bir takm
yardmc faktrler etkili olmutur. Bunlardan bazlar, bu disiplinin douunda temel
etmenler derecesine ykselmitir. Yardmc faktrlerin birincisi, hicr takvimin ihdas

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 227

edilmesidir. Hz. mer zamannda (634-644) gerekleen bu olay, slm tarih


dncesine canl bir unsur katmtr. ed-Drnin syledii bu olayn iki nemli yarar
oldu. Biri olaylarn zaman zincirine bal klnmasn salamas, ikincisi de olaylarn
birbirleriyle, bir asrn dieri ile bir meknn br ile ve bir ahsn bakasyla
karmasna engel olmas idi. Yardmc faktrlerin ikincisi de ensabn nem
kazanmasdr. nk divanlarn tanzimi, ata/askerlerin maalar, ordunun blmleri
kabile esasna gre gerekletirildi. Arap kabileleri arasndaki rekabet ile Arap-Mevali
arasndaki husumet ve stnlk yarlar nesep aratrmalarn bir bilgi alanna
dntrd. nc olarak, Araplarn baz ilim gelenekleri, tarih ilminin geliiminde
pay sahibi oldu. Arap iiri ile ilgili aratrmalar ve onu cem etme (toplama) faaliyetleri,
lgat, edeb, nahiv, belagat faaliyetleri, btn bunlarn hepsi, bir yn haberin
toplanmas sonucunu dourdu. Bu haberlerin oluturduu birikim, tarihilere nemli
hizmetlerde bulunan birinci dereceden tarih malzemesini oluturdu. Drdnc olarak,
Muaviye (661-680), Abdlmelik (685-705), I.Velid (705-715) ve Him (724-743) gibi
baz Emev halifeleri ile Mansr (754-775), Mehd (775-785), Harun er-Red (786809) ve el-Memn (813-833) gibi bir ksm Abbas halifelerinin tarihileri
desteklemeleri de nemli bir faktr olarak kayda deerdir. Birok ilk tarih kitab onlar
adna kaleme alnd. rnein bn shkn (768) es-Sresi, Halife Mansrun talebi ile
olu el-Mehdnin eitimi iin yazlmtr. Beinci olarak, ubiyye hareketi de slm
tarihiliinin geliiminde bir etken olarak kabul edilmelidir. ubiyye, slm fetihleri
akabinde Araplarn hakimiyetine giren blgelerdeki Fars, Trk, Rum, Kbt, Sryan vb.
asll tebaaya bilhassa Emevler devrinde uygulanan bask siyasetine ve Araplarn siyasi,
asker ve iktisadi olarak ayrcalkl konumlarna tepki olarak ortaya kan, fikr, siyasi
ve edeb ynleri olan bir halklar hareketi idi. Bu hareket ierisinde baz gruplar,
Araplarn kabileci, kavmiyeti anlayna tepki olmak zere kendi kavm stnlklerini
ileri srdler. Bylece her millet stnln ispat etmek iin tarih ve edeb
aratrmalara giriti. Eski ran tarihi ile ilgili Hudayname, Siyerl-Mlk adyla bn
Mukaffa (756) tarafndan Arapaya evrildi. Bu ve benzeri eserler, slm tarihinin
ekillenmesi ve alannn genilenmesinde etkili oldu. Son olarak, kdn ortaya
kn kaydedelim. Talas savann ardndan (751) Semerkant ve Badat
fabrikalarnda kdn retilmesiyle yaz iin daha ucuz, kolay ulalabilir ve daha
kullanl bir malzeme ortaya km oldu. Bu olgu, tm ilim ve kltr hayatn olduu
gibi slm tarihiliinin de geliimini derinden etkiledi. slm kltr hareketi, kd ve
yapmn bilmekle bilgi ve dncenin tespiti, yaym bakmndan byk bir devrim
gerekletirmitir. Kdn tedrici olarak yaylmasyla birlikte tarih ilminde ve baka
branlarda rvilerin (bilgiyi szl rivayet edenlerin) rol tedricen ortadan kalkmaya
balad.
SLM TARH DSPLNNN DOUU VE GELM
Yukarda genel hatlaryla belirttiimiz faktrler, nedenler ve dinamiklere bal olarak
slm tarihi disiplini ortaya kp belli evrelerden geerek nemli bir geliim gsterdi.
slm Tarihiliinin ortaya kmasnda iki nemli ekol rol oynamtr. Bunlardan biri
Medine Tarih ekol, ikincisi de Irak Tarih ekoldr.

228 |

slam Bilimlerinde Yntem

Medine Tarih Ekol:


Hz. Peygamberin hayatn yani siyer ve mezyi aratrmalarnn temeline koydu. Hz.
Peygamberin Kurnda en nemli model insan olarak tantlmas ve yukarda belirtilen
dier nedenlerle sahab neslinden itibaren Mslmanlar, Hz. Peygamberin hayat ve
ahsiyetini tanmak ve tantmak iin gayret gstermiler, snnetin tespiti iin yaptklar
hadis toplama almalarnn bir benzerini siyer ve mez sahasnda yaparak bu ilim
dalnn temellerini atmlardr.
Siyer ve Mez Yazm iin Hazrlk almalar: Kaynaklarda sahablerin Resulullh
ile birlikte olduklar dnemde siyer ve mez sahasna duyduklar ilgiyi gsteren eitli
haberlere rastlanlmaktadr. Resulullh dneminde siyer ve mezyi yakndan
ilgilendiren, Medine szlemesi, Hudeybiye anlamas, slmiyete davet mektuplar
gibi baz belgelerin Hz. Peygamberin vefatndan sonra Hz. Aliye intikal ettii
bilinmektedir. Hadisler, Kurn ve tefsir kitaplarndan sonra siyer ve mez ile ilgili
kaynaklarn ikincisini tekil eder. Sahabe neslinin hadislerin rivayet ve tespitinde ok
aktif rol oynadklar, elli civarnda sahabnin baz hadisleri sahifelere yazm olduu da
belirtilmektedir. Hatta Abdullah b. Amr b. As gibi baz sahabelerin dorudan siyer ve
mez ile ilgili sahifeler kaleme aldklar da bize ulaan bilgiler arasndadr. Kurnn
ilk muhataplar olan Araplar, kabile tarihlerine dair rivayetleri gece sohbetlerinde
anlatma geleneini Mslman olduktan sonra da srdrmlerdir. Hz. Peygamberin
ahsiyeti ve Mslmanlarn baarlar, savalarla ilgili haberler, bu sohbetlerin konular
arasnda yer almtr. Daha sonralar rivayet kabiliyeti olanlar, bu konulardaki bilgilerini
ayet ve hadislere ve ashabn szlerine istinaden birbirilerine anlatmlardr. Siyer ve
mez konularnn iirlerle sslenerek anlatlmasnda bu gelenein izleri
bulunmaktadr. Siyer ve mez bilgilerinin kssaclarn (kussas) tbin dneminde
(Emevler zamannda) balad kesin olan cami ve zel toplant yerlerindeki
faaliyetleriyle hem yaygnlatrld hem de destanlatrld bilinmektedir. Hz. mer
zamannda devlet idaresinde meydana gelen baz dzenlemelerle bilahare ortaya kan
siyasi-din ihtilaflar, Mslmanlarn gayri-Mslimlerle beraber yaamaya balamalar
ve onlarla din konularda yaptklar tartmalar, siyer ve mez sahalarndaki
almalarn devam etmesinde etkili olmutur.
Risale ve Sahifelerde Siyer Yazm: Resulullhn vefatndan sonra bata sahab
ocuklar olmak zere Emevler zamannda yetien birok ahsiyet, siyer ve mez
sahasndaki almalara byk katkda bulunmutur. VII. yzyln ilk elli ylna kadar
hadislerin tedviniyle birlikte i ie yrtlen siyer ve mez almalar, giderek
kendine has bir seyir takip etmeye balamtr. Bu dnemden itibaren kaleme alnmaya
balayan sahifeler veya risaleler, siyer yazclndaki mstakil gelimelerin iareti
olarak grlebilir. Bu gelimeleri salayanlarn ayn zamanda hadisleri yazya
geirilmesinde aktif rol oynayan muhaddisler olduu dikkat ekmektedir. Hz. Aienin
yeeni Urve b. ez-Zbeyr (712) bunlarn banda gelmektedir. O, siyer ve meznin
esaslarn tespitte nclk yapmtr. Urve, mez sahasnda ilk tasnif yapan bir
ahsiyet olduu kesinse de almalarnn bir kitap gibi anlalmamas gerektii ileri

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 229

srlmektedir. Hz. Osmann olu Eban (723) da yannda bulunan siyerle ilgili bir
sahifeden dolay siyer ve mez yazarlarndan saylmsa da onun bu sahifenin yazar
olduu belirtilmemektedir. Baz nadir haberleri rivayet eden urahbil b. Sad (740),
siyer ve mezye dair sahifeler kaleme alm Asm b. mer Katde (738), Hz.
Peygamberin mektuplar gibi siyere dair birok konuda dedesi Amr b. Hazmn
haberlerini yazarak rivayet eden Abdullah b. Ebubekir el-Hazrec (747-48), siyer ve
mez konusunda Emevler (tbin) dneminin mehur ahsiyetleridir. Buraya kadar
yaplan almalar siyer ve mezde Hz. Peygamberin hayatndan deiik kesitleri
konu alan veya belirli bir raviye ait rivayetlerin risalelerde ve sahifelerde toplanmas
dnemidir.
Siyer Yazclnda Yeni Bir Safha, Cem Safhas: Emev halifesi mer b. Abdulazizin
(717-720) hadisleri toplamakla grevlendirdii bn ihab ez-Zhr (742) ile siyer ve
mez yazcl yeni bir safhaya, yani risaleler ve sahifelerdeki dank halde bulunan
siyer malzemesinin bir araya getirildii cem safhasna ulamtr. lk sistematik siyer
kitabnn bazen iddia edildii gibi ez-Zhr tarafndan kaleme alnd gr, yeni
yaplan almalarla geerli kabul edilmemektedir. Onun yaptnn, siyere dair birok
risaleden mteekkil kapsaml bir klliyat oluturmaktan ibaret olduu ileri
srlmektedir. Bir baka ifade ile o cem safhasnn temsilcisidir. (aban z, s.17880).
Siyer Yazclnda zgn Eserlerin Yazlmas Dnemi: Siyer ve mez sahasndaki
almalarn en verimli dnemi, tbin dneminin son temsilcilerinin eserlerini
yazdklar VIII. (h. II.) yzyln ikinci yarsna rastlar. Bu dnemin limleri
kendilerinden, nce cem olunan veya henz sahife ve risalelerde bulunan rivayetlerle
ulaabildikleri dier rivayetleri konularna gre tasnif edip kronolojik bir sraya koyarak
ve ayn zamanda olaylar vukua geldikleri mekn ve corafyalar ile belirterek siyer ve
mez kitaplarna son eklini veren eserleri telif etmilerdir. Bu neslin melliflerinden
Musa b. Ukbenin (758) Mezsi, Hz. Peygamberin Mekke ve Medine dnemleriyle
ilgili bir siyer kitabnn belli bal konularn iermekteydi. Bu kitabn ancak bir paras
zamanmza ulamtr. Bu dnemin ok nemli bir temsilcisi, siyer kitaplarna
gnmzde bilinen eklini veren bn shktr (768). O yukarda ad geen ahsiyetlerin
rivayetleri yannda Medineli yz kadar rviden ve baka limlerden hadis, siyer ve
mez haberlerini alp bunlar tasnif ederek mehur eseri Kitbl-Mbtede velMebas vel-Mezyi kaleme almtr. bn shkn bu eseri, iki ravi tarafndan bize
ulamtr. Bunlardan biri Yunus b. Bkeyr (814) yoluyla rivayet edilen eksik bir
nshadr. Dieri de bn Himn (833) gnmze ulaan eseri es-SretnNebeviyyesidir. Bu iki siyer limini, esere hibir mdahalede bulunmayan nakilciler
olarak grmemek gerekir. Nitekim onlar, statlar bn shkn hatalarn tashih,
mphem noktalarn izah ettikleri gibi, kendilerinin ulat haberleri de zikretmilerdir.
Onlarn bu yntemleri, kendilerini rvi derecesinden karp mellif derecesine
ykseltmitir. Bundan dolay bu limlerin zaman, dier bazlarnkiyle birlikte siyer
yazclnda Klasik Nakil Dnemi olarak isimlendirilmitir (aban z, s. 351).
Hicretin ilk iki asrnda siyer ve mez sahasnda eser verenlerin sonuncusu elVkddir. Vakd ile Medine Tarih Ekol zirvesine ulat ve ayn zamanda sona erdi.

230 |

slam Bilimlerinde Yntem

Zira Abbas devletinin kurulmasyla Hicaz ve am blgeleri eski nemlerini yitirdiler.


slm devletinin ilm ve kltrel merkezi Irak ve bilhassa Badat oldu. Onun nemli
eseri Kitbul-Mezsinin en belirgin zellii Hz. Peygamberin yalnzca Medine
dnemindeki gazve ve seriyyelerini ele almasdr. Hicretin ilk iki asrndaki bu
almalar sonucunda Resulullhn hayat, ahsiyeti ve savalaryla ilgili temel bilgiler
bir araya getirildii gibi, siyer ve mez kitaplarnn plan ve konular da salam bir
ekilde tespit edilmitir. Btn bu almalar, daha sonra gerek siyer ve mez ve gerek
tabakt veya tarih adyla telif edilecek eserlerin kayna olmutur. Vkdden sonra ise
talebesi bn Sad (845) siyer yazclnda r ac bir rol stlenmitir. Siyer ve
mezye yer veren ilk tabakt (biyografi) kitab onun tarafndan kaleme alnmtr.
Eserin siyer ve mezye tahsis edilmi ilk iki ciltlik blm, bn shkn bn Him
yoluyla gnmze ulaan es-Sretn-Nebeviyyesiyle Vkdnin KitbulMezsinden sonra Hz. Peygamberin hayat ve ahsiyeti zerine yazlm en eski
metindir. O, bir yenilik olarak konulara ayr ayr balk verme geleneini balatmtr.
Eserinde ksa bir peygamberler tarihi verildikten sonra Hz.Peygamberin biset ncesi
ve biset sonras Mekke dnemi hayat anlatlr. bn Sad, Medine dneminin
yazlmasnda farkl bir metot uygulamtr. bn shkn olaylar kronolojik sra ile
yazmasna karlk o, ayn konular bir arada ele almtr. Onun dikkat eken bir yenilii
de deliln-nbvve, almtn-nbvve ve emil kitaplarnda incelenecek
konulara eserinde yer vermesidir. Vkdnin eserlerini nakletmesi ile klasik nakil
dneminde yer alan bn Sad, haberleri karlatrmal nakletmesi ile de yeni bir r
am; siyer ve mez yazmnda karlatrmal nakil dnemiini balatmtr. Vakd
ve bn Sad ile Medine Tarih Ekol ile Irak Tarih Ekol ile birlemi ve grevini
tamamlamtr. Bundan sonra iki ekoln birlemesiyle gelien slm Tarih Gelenei
devam edecektir.
Irak Tarih Ekol:
Medine Tarih Ekol geliimini srdrrken Irakda, Basra ve Kfe vilayetlerinde Irak
Kabileci / Haberci Tarih Ekol ortaya kt. Bu ekol, en azndan biim ve teknik olarak
Araplarn slm ncesi kabileci tarih anlaylar ierisinde yer alan eyyam hikyecilii,
ensab, dil ve iir geleneklerinden beslenen bir tarihilik faaliyeti ortaya koydu. nk
Basra ve Kfe, fetihlerle birlikte slm ordularna katlan Arap kabilelerinin yerletikleri
garnizon kentleri idi. Tarihin bu kabileci tr, kabileyle ilgili faaliyet ve ilerle
ilgilenmekten domutur. Anlay ve slup olarak eyyam hikyelerinin ve nesep
rivayetlerinin dorudan bir devam idi ve kabilelerin slm ftuhat ve savalarndaki
konum ve rollerini ortaya koymaya ynelmiti Balangta gece toplantlarnda
sylenen bu haber ve rivayetleri iir rvileri ile yal ve bilgili kimseler (meyih) szl
olarak aktardlar. Yazya ilginin artmasna paralel olarak, VII. (h. I.) asrn sonu ve VIII.
(h. II.) asrn ilk yars boyunca ifh rivayete yaz da elik etmeye balad. VIII. (h. II.)
yzyln balarnda rviler bu almalar toplayarak kabilelere ait monografiler
oluturdular. Monografiler bir olay yahut konu hakkndaki bilgileri, yahut rivayetleri bir
araya getiren kitaplard. Hammdur-Rviye (772), Kurey ve Sakfin kitaplarna sahip
olurken air Tirimmah da (723) Temmin kitabn aktarmtr. Monografi tarzndaki bu

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 231

kitaplarla rviler, sonraki tarihilere malzeme salamlardr. Nitekim VIII. (h. II.) asrn
ortalarna doru birok tarihsel eser yahut zengin tarihsel rivayetler brakm rviahbrler, nesep bilginleri ve dilcilerle karlayoruz. Bylece Ahbrler kabileci
tarzda ilk tarihiler oldular. Onlar bir olay yahut konu ile ilgili rivayetleri toplamalar
ve bu rivayetleri uygun bir monografide bir araya getirmeleri bakmndan kssa
rvilerinden ayrlrlar. Eb Mihnef (774), Avne b. el-Hakem (764), Seyf b. mer (796)
ve son olarak el-Medin (840) Irak Kabileci Tarih Ekolnn yetitirdii nemli
ahbrler arasnda bulunmaktayd. Dilcilerle filologlar, iir incelemeleri tarznda
almalar yaparak; nesep bilginleri, baz biyografik bilgiler ieren ensap rivayetlerini
ortaya kararak ve ayrca gramerciler de iirle ilgili almalarda bulunarak tarihe
yardmc oldular. Bu bilginlerin almalar da kabile rivayetleriyle birletirildi ve
bylece tarihle ilikili hale getirildi. Rvilerde kabile, merkez bir konumda tutulurken,
ahbrlerde Irak blgesinin meseleleri yannda mmetin hayatnn birlii ve sreklilii
anlay nemli idi. imdi ad geen ahbrlerin eserlerini gzden geirelim. Seyf b.
mer almalarnda ridde tarihini fthat tarihi ile birletirdi. slubu, eyyaml-Arab
edebiyat tarznda, iir malzemesine bol yer veren bir tarih roman gibidir. Byk tarihi
Taber, ondan yzden fazla alnt yapmtr. Avne b. el-Hakem, slmn ilk asrnn
tarihi ile ilgilendi. Tarh adn tayan ilk kitap ile ilk hanedan tarihini o yazd. Her iki
eser de kabilecilik temaylnden kurtulmada yeni bir adm saylrlar. Eb Mihnef,
slm tarihin birinci asrndaki olaylar zerine monografiler yazmtr. Kitaplarnn says
otuz geer. Ridde, ra, Sffin Olaylar, Fetihler, Emevler devrinde Iraktaki
olaylar, eserlerinin konulardr. Kronolojiye dikkat etmi, ayrntya nem vermitir.
Medin, Cahiliye dneminden IX. (h. III.) yzyln balangcna kadar slm-Arap
tarihinin siyasi, edeb, sosyal vb. btn alanlarnda gezinmitir. Yazd monografilerin
says 239a kadar ulamaktadr. Kitbu Ahbrl-hulef el-kebir adl eseri, byk bir
slm tarihidir. Medin, Medine Tarih Ekolne ait tenkit metodunu Irak rivayetlerinin
btnne uygulayarak gven kazanm ve sonraki tarihilerin en nemli kayna
olmutur.
slm Tarihi Disiplininin Olgunlamas (IX. Asr)
Medine ve Irak Tarih Ekollerinin Birlemesi ve Byk Sentez Tarihler: IX. (h. III.)
asrda slm tarihi disiplini yeni bir geliim aamasna girdi. lk iki asr boyunca Medine
Tarih Ekol ile Irak Kabileci Tarih Ekol tarafndan eitli monografiler ve derlemeler
tarznda retilen slm tarihi malzemesinin belli bir metot ve tarih anlayyla bir araya
getirilmesi bu asrda gerekleti. Abbasler devrinde yaayan bu olgunlama dnemi
limleri, ifh / szl ve yazl malzemeyi ve ayrca belge ve arivleri de kullanarak
kendilerinin meydana getirdikleri tarih, corafi ve edeb bilgi birikimini ahbrlerin
eserlerine ilave ettiler. Ayrca onlar ahbrlerin, dilcilerin, nesep limlerinin ve ayn
zamanda Medine tarih ekolne mensup bilginlerin sluplarndan bir sentez oluturdular.
Sonuta hem slup ve hem de ierik bakmndan byk tarih kitaplar veya byk slm
tarihi sentezleri meydana getirdiler. Bylece bu limler ahbrlerin yerini alarak kesin
bir biimde Mslman tarihiliin esaslarn ortaya koydular. Bu slm tarihi sentezleri,
gerek ierik ve gerekse yntem bakmndan deiik tarih trleri eklinde tezahr etti.

232 |

slam Bilimlerinde Yntem

Biyografi Tarihilii: Bu trlerin ilki, tabakt ve tercim-i ahvl (hal tercmesi) de


denilen biyografi tarihiliidir. Hadis ilminde hadislerin shhatinin rvilerin durumlarn
aratrmay gerekli klmas, yle grnyor ki, bu tarz bir tarihiliin douunda etkili
oldu. Bunun ilk zgn rnei, yukarda iaret edildii gibi, bn Sadn bir ksm sahabe,
tabin ve tebei tabinin hal tercmelerini inceledii et-Tabaktl-Kbra adl eseridir.
Belazur (982), Ensbul-Erafnda bn Sadn (845) tabakat tarzyla nesepilerin
yntemini birletirmitir. Halife b. Hayyt (854), Kitbul-Tabaktn neseb, tabakat ve
ehirlere gre tertip etmitir. Daha sonra tabakat kitaplarnda bu metot takip edilmitir.
bn Kuteybe (889) ile el-Cumah (846) birer airler Tabakat kaleme almtr.
Buhrnin (869) et-Trhul-Kebri ile biyografi kitaplar alfabetik yazlmaya
balanmtr. Biyografi tarihilii ileriki asrlarda tm meslek dallarn ierecek ekilde
eitlenecek ve slm tarihiliinin yz ak bir baar alan haline gelecektir.
Blge ve ehir Tarihilii (Mahalli Tarihilik), Ftuhat Tarihilii ve Peygamberler
Tarihilii: kinci admda tarih yazm trleri oald. Blge ve ehir tarihilii ile millimahalli tarzda bir tarih yazm tr olarak oraya kt. rnein bn Tayfurun (893)
Trihu Badad hatrlanabilir. Vkdnin Fthu-m ile Belzurnin FthulBldnnda blge ve ehirlerin fetihleri ele alnr. Bylece Ftuhat ayrca bir tarihilik
konusu olduu gibi Peygamberler Tarihi de bu dnemde tarih kitaplarna eklenmitir.
Genel / Evrensel Dnya Tarihiliinin Ortaya k: Atlan tm bu admlar, sonunda
genel / evrensel bir tarih trnn ortaya kmasna yol at. slm tarihi disiplini, esas
gayeleri, Mslman toplumun (mmet) birliini ve tarihteki byk yry ve roln
ortaya koymak olan tarihilerin elinde bir dnya tarihilii, bir genel tarih perspektifi
kazand. Dnya tarihleri genelde olaylar hilkat / yaratl ile balatan, ardndan
peygamberler tarihi ile bir ksm slm ncesi devlet ve milletlerden bahseden ve son
olarak da Mslmanlarn tarihini inceleyen eserlerdi. erikleri de arlkl olarak siyasi
ve asker olaylardan olumaktayd. Byk tarihi Yakb (905) et-Trihul-Vzh adl
eseriyle ilk gerek dnya tarihini kaleme ald. O bilhassa slm ncesi milletlerin bir
kltrel ve entelektel tablosunu vermek iin slmi olmayan kaynaklardan ok
malzeme kulland. Bu gruba giren Eb Hanfe ed-Dnevernin (895) eseri, el-AhbrtTvl, olaylar, yaratltan (hilkat) Abbas halifesi Mutasmn (833-842) lm tarihi
842 ylna kadar ele alr. bn Kuteybenin (889) el-Marifi de bu trden nemli bir
almadr. Dnya tarihiliinin temsilcilerinden bilhassa Mesd (956) ile Taberye
(923) atfta bulunmak gerekir. Mesdnin Mrcz-Zehebi, rnein slmn
douundan itibaren Bizans tarihini ciddi bir zet eklinde veren yegne Mslman
tarihidir. Birok Mslman tarihi hakknda sert eletirilerde bulunan bn Haldnun
(1406) Mesdyi kendisinin mjdecisi olarak tanmlamas nemlidir. Dnya
tarihilii, baarsnn zirvesine Taber (923) ile ykselir. Ayn zamanda byk bir
mfessir ve muhaddis olan Taber, tefsir alannda gsterdii baarnn bir benzerini tarih
alannda gstermitir. Bu nl tarihinin eseri Trhul-mem vel-mlk olaylar
hilkatten (yaratl) kendi zamanna kadar anlatr. Eserin slm tarihine ait ksm salam
rivayetleri bir araya getirmesi ile byk bir ne kavumutur. Bu ynyle slmn ilk
asr iin sonraki asrlarda bir bavuru kayna olmu ve artk tarih aratrclar dier

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 233

kitaplara nadiren bavurmulardr. slm tarihinin ilk asr iin dier nemli bir tarihi
de Belzurdir (893). O Ensb ve Fth adl eserlerinde klasik slubu devam
ettirmesiyle, rivayetlerinin tarih tenkidi bakmndan salamlyla ve ierdii tarihsel
bilgi birikimin genilii ile parlak bir baar sergilemitir.
Vakayinameci Yahut Annalistik Tarihiliin Ortaya k: slm tarihiliinin bu
olgunlama dneminde ok nemli bir gelime de, bir slup ve teknik olarak olaylar yl
yl, kronolojik olarak kaydeden vakayinameci yahut annalistik tarihiliin (chronic,
annals) ortaya kmasdr. IX. asrn ilk yarsna kadar genel tarihler iin benimsenen
ema, tarihsel bilginin halifelere gre yaplandrlmasn ieriyordu. Halife b. Hayytn
Trhi vakayinameciliin ilk rneini oluturdu. Dier nemli bir rnek de Tabernin
Trhi idi. Bu tarz tarihilik o kadar yaygnlat ki, XIX. asra kadar tarihsel bilginin
dzenlenmesinde en yaygn bir yntem oldu.
snadn Tarih Kitaplarnda Kullanlmaya Balanmas: Dier nemli bir gelime de,
Tarih ile hadis ilminin arasnda slup ynnden bir etkileim meydana gelerek hadisteki
isnad sisteminin tarih kitaplarnda da uygulanmaya balanmasdr.
Corafya Edebiyat: Bu asrda slm tarihiliinin corafya edebiyat ile tant ve
uzun seyahatler yapan Yakb ile Mesd gibi tarihilerin bu alanda katklar verdiini
de sylemeliyiz. Tarih ile corafya arasnda balant kurulmasnda VIII. ve IX. asrlarda
slm entelektel disiplinlerine szan Helenistik kltr mirasnn izlerini grmek de
mmkndr. Corafya edebiyatna dair kitaplar, genellikle, dnya, evren karalar ve
denizler hakknda dneminin geerli corafya bilgilerini kaydettikten sonra, bir ksm
lke ve ehirlerden, buralardaki halklarn siyasi, sosyal, ekonomik, ilm-din hayatndan,
ayrca sanat, ziraat ve ticaretten bahseden ve bazen de yabanc lkeler hakknda bilgi
veren eserlerdir. uras unutulamamaldr ki, ilk asr boyunca slm tarihilii,
Mslmanlarn tarihini ele alp, dier ada millet ve devletlerin tarihine pek az ilgi
duydu. Son olarak slm tarihiliinin bu evresinde tarihilerin arlkl ksmn din
limlerinin oluturduunu belirtelim; tarihilerin ancak az bir ksm edebiyat,
dilbilimci ve tabi bilimci idi.
Sreklilik ve Yeni Araylar Arasnda slm Tarihilii (X-Xl. Asrlar)
Mteakip X. ve XI. asrlarda slm tarihilii hem mevcut yapsnda istikrarl bir
ilerleme gsterdi, hem de tarih yazmnda yeni araylar iine girdi.
Corafya Edebiyatnda lerleme: Bir kere corafya edebiyat almalarnda bir art
meydana geldi. bn Havkaln (977?) Sretl-arz ve Makdisnin (988?) Ahsentteksmi ile klasik corafya edebiyat zirvesine ulat. Blge ve ehir tarihiliinde de
rn verme sreci devam etti. rnein el-Ezd (945) Mavsl Tarihini, Narah de (959)
nl Trih-i Buhrasn kaleme ald.
Tarih Yazmnda Yerelleme, ada Tarih ve Hanedan Tarihi: En nemli deime
dnya tarihiliinin daha nce balayan geliim izgisinde meydana geldi. X. asrn
ikinci yarsndan itibaren Abbas hilafeti siyasi gcn kaybetmi, tm slm
dnyasnda irili ufakl mahalli devletler kurulmu ve hilafet merkezi Badatn dnda
ok sayda baka bakentler ortaya kmt. Hilafet merkezi Badat bile 945te

234 |

slam Bilimlerinde Yntem

Bveyhler gibi i bir hanedann eline gemiti. Bylece mmetin siyasi birliinin,
hilafetin birliinin dalmas yannda ilk iki slm asr boyunca glenen din anlay ve
mezhep farkll da genel bir manzara olarak ne kmaya balamt. Politik ve din
paralanmalar istenmeyen gerekliklerdi; fakat yadrganp grmezlikten gelinemezdi.
Bundan dolay bu durum sonraki asrlarn slm tarih yazmn derinden ekillendirdi.
Her eyden nce slm dnyasndaki yeni sosyo-politik durum nedeniyle genel, evrensel
tarih ile yerel / blgesel tarih arasndaki farkn korunmas gleiyordu. Bundan sonra
en ok yazlan tarih kitab tip ve modeli, ba ksmnda daha nceki olaylarn bir
muhtasar bulunan ada Tarihiliktir. Bu tr tarihlerde, tarihinin ilgisi niversal
olmaktan ziyade yerel/lokal ve blgeseldir; iinde bizzat yaad, yaamakta olduu
mahalli devletin yahut hanedann dnemiyle ve hkim olduu blgelerin hudutlaryla
snrldr. nk siyasi paralanmlk nedeniyle uzak blgelerle ilgilenmek tarihi iin
zorlamtr. Kullanaca kavramlar da artan lde evrenselden yerele doru ekillenir.
rnein onun konusu rann tarihi veya amn tarihi gibi blgesel veya yerel nitelikte
olup bir btn olarak slm dnyas deildi. Yeni cereyan eden ve yerel zellikler
tayan olaylara yaplan bu vurgu, tarihileri tarih rivayetleri dzenlerken hanedan
tarihini bir ereve olarak kabul etmeye tevik etti. nk hanedanlar tarihilerin
dnyasnda en fazla grnen siyasi bir realite idi. Bu devirdeki ada tarih veya
hanedan tarihi yazan tarihiler daha ziyade sarayda alan memurlar ve brokratlard.
Bundan dolay eserlerini yazarken resmi devlet arivi vesikalar, ahsi temas ve
gzlemler ile saray muhiti dedikodularndan yararlanmlard. Byle tarihlerde isnad
zinciri grlmez. Kaynaa iaretten sonra olaylar anlatlr. Bu trden tarihi eserler
ierisinde Ebubekir es-Sl b. Sultegin (946), Kitbul-Evrkda Abbas hilafeti
tarihini yazarken, Eb shk es-Sb ise (994), et-Tc f ahbri Devletid-Deylemiyye
adl eserinde bir brokrat olduu Bveyh devleti tarihini kaleme ald. Yine
Bveyhlerle ilgili olarak Hill es-Sb (1056)nin days Sbit b. Sinnn Trhine
yazd Zeyl (Ek), 9731055 yllar olaylarn kapsamaktayd. Utbnin (1036 veya
1040) Gaznelilerin tarihi ile ilgili Trh-i Yemnsi de bu trn zgn bir rnei idi
Dnya Tarihilii de bir Taraftan Devam Ediyor: Miskeveyhin Tecribinde
grld gibi dnya tarihiliinin rneklerinin verilmesine bu dnemde de devam
edildi.
Biyografi Tarihiliinin Hayranlk Uyandrc Ykselii: Klasik tarihiliin bir kolu olan
Biyografi tarihilii de genileyip eitlenmesiyle geliimini bu dnemde de srdrd.
Din limleri siyasi tarihilii bu dnemde brokratlara braktlarsa da, daha geni bir
alan olan biyografide eserler vermeye devam ettiler. Gerekten Peygamberin varisleri
olarak grlen ulemann hayatlar lim tarihilerin gznde mmetin tarihini siyasi
devletlerden daha iyi temsil ediyordu. Bu alandaki eitlilik hayranlk uyandrcdr.
Hadisilerin, fkhlarn, tefsircilerin, filologlarn, airlerin, ediplerin, tabiplerin
hayatlarndan bahseden kitaplar yannda, bir siyasi ahsiyetin, vezirlerin, bir ehirdeki
limlerin veya eitli ilim dallarnda eserler yazan limlerin hayatlarndan bahseden
eserler yazld.
Hilal es-Sbinin Vezirler Tarihinin aslnn krk cilt olduu
sylenmektedir.

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 235

limler Tarihilii: Bu dnem ayrca ilimler tarihi ile ilgili eserlerin veriliine ahitlik
etti. bnn-Nedmin (1010) el-Fihristi slm ilim ve uygarlk tarihinin lmsz bir
rnei olarak bu dnemde kaleme alnd
Farsa Tarihiliin Douu: Bu dnemde yeni ve ilgin bir gelime de slm
tarihiliinin bu zamana kadar yazld dil olan Arapann yanna Farsann
eklenmesi olmutur. Farsa slm tarihiliinin ilk rnekleri arasnda Beyhaknin
Gazneli Sultanlar ile ilgili Trhini belirtebiliriz. Eser birok resm evrak sureti ihtiva
etmesi ile de dikkat eker.
Yeni Sentezler ve slm Tarihiliin Yaygnlamas (XII-XV. Asrlar)
Genel Siyasi Tarih ile Biyografik Tarihin Birletirilmesi: XII. Asr, brokrat / ktip
tarihilerin yannda din limi tarihilerin yeniden ortaya kna tanklk etmitir. Bu
asrda Arapa tarihilik, bir taraftan eski tarih trlerini srdrrken dier taraftan da
yeni sentezlere ynelmitir. Bu sentezlerin en dikkat ekeni biyografi ile siyasi tarihin
birbiri iine girmesidir. Bunun bir nedeni din limlerinin yeniden siyasi tarih yazmaya
balamalardr. Dieri ise tarihiliin arlk merkezinin XII. asrn sonuna doru,
Selahaddin Eyyub (1169-1193) zamannda Iraktan ama gemesi, XIII. asrn ikinci
yarsnda da Msra intikalidir.
Genel slm Tarihilii Yeniden Canland: kinci olarak bu devirde yaratltan veya
slmn ortaya kndan itibaren olaylar kaydeden genel slm tarihilii yeniden
canland. Tarihin yeniden Mslman mmetin olaylarndan bahseden bir ilim olduu
fikri reva buldu. Genel tarih-biyografi birlikteliine bnl-Cevznin (1116) elMuntazam adl genel / evrensel tarihi rnek verilebilir. Ancak bu eserde biyografi
tarihilii siyasi tarihe baskn bir konumdadr.
am Msr-Tarih Ekol ve lhanl Tarih Ekol: XIII. asrda ise tarihilik daha yaygn bir
hal alr. Badat ekolnn yannda am-Msr ekol Nureddin Zeng (1127-1146) ve
Selahaddin Eyyub devirlerinde kendisini iyice hissettirir. Endls-Marib tarihiler
ekol rnlerini bu dnemde de verirken, randa Farsa yazan lhanl Ekol ortaya
kar. Bu ekoln Anadolu kolundan da bahsedilebilir. lhanl tarihilii, Redddnin
(1310) Cmit-Tevrhi ile antsal bir eser ortaya koymutur. Moollarn evrensel
tarihini, onlarn bir dnya devletine ulam konumunu sembolize eden bu eser,
yazarnn ulaabildii her milleti iermektedir. Buna her zaman ihmal edilen Franklar da
dhildir. Bu Dnemin ok Baarl Tarih almalar: Yakut el-Hamevnin (1229) bir
corafya szl olan Muceml-Bldnn, bnl-Esrin (1233) dnya tarihi
mahiyetindeki el-Kmilini, bn Eb Usaybiann (1270) tabipler tarihi TabakatlEtibbasn ve bn Halliknn (1282) her alanda byk adamlar ele alan VefeytlAynn burada mutlaka zikretmek gerkir. Bunlara deiik tr ve muhtevalardaki slm
tarihinin en nemli tarih almalar dense yeridir.
Farsa Tarihilik Kendi Karakterini Oluturuyor: XIII. Yzylda da Arapa ve Farsa
olarak tarih yazm devam etti. Ne var ki Farsa tarihilik XI. asrdan itibaren Arapa
tarihilikten ayrlarak kendi karakterini oluturmaya balamt. ok uzun ve aralksz
devam eden anlatmlar, slm ncesi eski rann siyasi prensipleri ile kurumlarna

236 |

slam Bilimlerinde Yntem

aka mracaat etme ve en nemlisi kronolojiye gerektii kadar nem vermeme ve


ayrca kapallk ve mulklk, slm tarihiliinin bu kolunun genel bir nitelii oldu.
Memlkler Dneminde Btn Tarihilik Trlerinde rnler Verildi: Memlklerin
(1250-1517) siyasi gc ve nemi nedeniyle XIV. ve XV. asrlarda slm tarihiliinin
arlk merkezi yine Suriye ve Msr olmaya devam etti. Tarihilerin yneticilerden
byk himaye grmeleri nedeniyle slm tarihilii etkinliini son derece geniletti.
Genel tarih, ada tarih, yerel tarih (blge ve ehir tarihleri), biyografik tarih
(tabakat, teracim ve vefeyat), corafi edebiyat, seyahatnameler ve siyer (son az
miktarda) gibi nceki formlar varln srdrd. ada tarihler bazen mstakil idi;
bazen de genel tarih yazan mellifin eserinin son ksmn oluturmaktayd. Mellif bu
ksmda muhteva olarak kendi zamann anlatmaktayd. ada tarihler ariv
malzemesinin kullanlmas ve ahsi veya muasr gzlemlere dayanmas nedeniyle
nemlidir.
Sentezlerin Yaygnlamas ve Biyografide Yeni lerlemeler: el-Havdis vel-Vefeyt
denilen genel tarihin iine biyografinin yerletirildii model, en fazla yaygnlam bir
model idi. Bu dnemin prlts en fazla biyografi tarihiliinde ulalan olaanst
eitlilikte kendini gsterir. Bu dnemde ok nl tarihiler yetimitir. Bazlar
unlardr: Ebl-Fid (1331), Nveyr (1332), Zeheb (1347), Safed (1363), Subk
(1370), bn Kesr (1373), Kalkaend (1418), Makrz (1441), bn Hacer (1449),
Bedreddin Ayn (1451), bn Tarberd (1470), Sehv (1497) ve Suyt (1505).
Makrznin Htat deta bir Total Tarih: Makrz, gayreti, geni tabanl ilgi alan ve
tarih disiplininin sosyal ve demografik cephelerine ynlendirdii dikkati ile kukusuz
bunlarn en nde gelenidir. Onun Msr mmkn olan en yksek bir ayrnt ve ufuk
izgisinde ele alan Htat adeta gnmzdeki total tarih (btncl tarih) anlaynn bu
dnemde yaplabilecek bir rneini oluturmaktadr.
bn Haldn (13321406) Yahut Kendi Gk Kubbesinde Yalnz Ildayan Bir Yldz: Bu
dnemde sadece slm tarihilii ve slm uygarl iin deil ayn zamanda dnya
uygarlk tarihi bakmndan nemli bir gelime bn Haldunun (1409) nl
Mukaddimesini ieren tarih kitabn kaleme almasdr. Onu ileride ele alacaz.
slm Tarihiliinin Sonraki Asrlardaki Serveni ( XV-XX. Asrlar)
Trke Tarihiliin Ortaya k: XV. asrn ilk eyrei tm slm dnyasnda siyasi
iktidarn yeniden dalmna ahitlik etti. Osmanllar (1299-1922) Bat Asyadan Kuzey
Afrikaya kadar merkezi blgelerde yerleti. Safeviler randa kendine yeter bir devlet
kurdular. Timurlularn yerine geen eybanler Orta Asyada zbek devletini
oluturdular. Hindistanda Babrller kuruldu. Btn bu siyasi deiim hareketlerine
bata tarih olmak zere tm edeb formlarn elik etmesi kanlmazd. Bu
deiikliklerden en fazla olumsuz etkilenerek gerileme srecine giren, Arapa
tarihiliiydi. Farsa tarihilii rann tek bana izolasyonundan kaynaklanan
sorunlara katland. Fakat deiimin en nemli sonucu bir dereceye kadar zgn izgiler
tayan Trke tarihiliin slm tarihiliinde yerini almasyd. Bu tarihten itibaren
XIX. asra kadar hepsi de Trk kkenli olan bu hanedanlarn lkelerinde Trke tarih

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 237

kitaplar telif edildi. Bununla beraber Trke tarihiliin asl merkezleri, Trke
konuan lkelerde, yan zbeklerin Orta Asyas ile Osmanllarn Anadolu ve Balkan
topraklarnda bulunmaktayd. Kukusuz Osmanl tarihilii, Trke tarihiliin asl
belkemiini oluturdu. Ahmednin (1411) skendernmesi ile balayan Osmanl
tarihilii, bn Kemlin (1534) Trh-i l-i Osmn ile klasik devrine girip olgunlua
eriti ve modern zamanlara kadar varln srdrd.
slm Tarihiliinin Gerilemesi ve Modern Tarihiliin Etkisine Girmesi: XVII. ve
XVIII. yzyllarda genel kltrel hayattaki olumsuz gelimelere paralel olarak slm
tarihiliinde de bir gerileme ba gsterdi; verimli ve retken almalarnn yerini
tekrarlar almaya balad. Dier taraftan XIX. yzyldan itibaren tm dnyada her
bakmdan etkisini gsteren Bat ilim ve yntemlerinden slm tarihilii de etkilendi.
XX. yzyldan itibaren artk slm tarihiliinin Bat tarih felsefe ve yntemleri
dairesinde yazlmas ynnde bir eilim ortaya kt. Belli ilerlemelere ramen bu sre
hala gnmzde de devam etmektedir.
slm Tarihilii Ve Yntemi zerine
slm Tarihilii Neden lk Kurulan limlerden? Yukarda grld gibi slm
tarihilii gelenei, slmn hem deitirici ve hem de uyum salayc iki dinamik
karakteristik zellii ile dnya tarihine dahil olmasnn saysz sonularndan biri olarak
ortaya kt. Tarihe yeni katlan bu g hemen kendini zne olarak konumlandrp
roln oynamaya baladnda tarihin nasl bir aktr olduunu fark etti. Bu onda bu
byk baary kaydetme motivasyonu oluturdu ve bylece tarih yazm sreci balad.
slm tarihinde tarih yazm Mslmanlarn ilk uralarndan biri oldu. Dier ikisi din
ilimleri ile dil ilimleri idi. Bunlar acildi. nk tarihte kendini tanmann ve ilk
anlamlandrma admlarnn yolu bunlardan geiyordu.
limler Tasnifinde slm Tarihilii: Mslmanlar, bilim ve uygarlkta belli bir
ilerlemenin ardndan ilim zihniyetlerini de gsterecek ekilde ilimlerin tasnifini
yaptklarnda tarihe de yer verdiler. Bu yer ok da nemsiz bir yer deildi. rnein
Harizmnin Mefthul-Ulmunda tarih eriat ilimleri ve yabanc kaynakl
ilimler (ulml-acem) temel ikili blmesinde ilml-ahbr ad altnda birinci
grupta yer almtr. bnn-Nedm el-Fihristinde onu, nc grupta her ikisi de birer
slmi ilim olan Arap grameri ve iiri arasnda bir yere yerletirmitir. Gazlye
gelince, o da hyu Ulumid-dn adl eserinde tarihi ulml-sar vel-ahbr adyla
eri ilimler grubunda, tefsir, fkh ve kraat gibi tamamlayc ilimler (elmtemmimat) arasnda saymtr.
Kayna ve Geliimi Bakmndan Yabanc Kkenli Deil: Bu tasniflerden anlalaca
gibi tarih, Goldziher (1850-1921) gibi bir takm oryantalistlerin iddialarnn aksine
Mslmanlar arasna dardan giren bir ilim olmayp z Mslman topranda
filizlenip gelimitir. lgin bir ekilde, Abbasler zamannda Yunancadan yaplan
eviriler arasnda Herodot (M.. 484-425), Thucydides (M.. 460-395) veya Ksenofon
(M..430-355) gibi nl Yunanl tarihilerin eserleri Arapaya evrilmemitir. Esasen
kimi Grek filozoflar arasnda tarih ilmi itibarl bir yerde deildi. Bundan dolay

238 |

slam Bilimlerinde Yntem

Aristotelesi (M.. 384-322) takip eden Frb (870-950) ve bn Snann (980-1037)


ilimler tasnifinde tarihe yer verilmemitir.
Tarih lmi, Hadis lmi: slm tarihiliinin douunda genel kanaat, onun hadis
ilminden doduu ve hadis sahifelerindeki siyer ve mezye ait rivayetlerin ayr olarak
tasnifiyle bu ilim dalnda ilk admlarn atld eklindedir. Fakat bu bak asnn son
zamanlarda yaplan almalarla eski gcn kaybetmeye balad grlmektedir. Yeni
yaklam, iki ilim dalnn paralel olarak yola kp bir gelime gsterdii eklindedir.
Yukarda adlar geen Urve ve Zhrnin hem hadisi ve hem de tarihi olmalar da e
zamanl ilerlemenin bir teyidi olarak grlmektedir (aban z, s. 386).
Tarih Yazm in Teknik Terimler: Olduka erken bir tarihte balayan slm tarihi
yazm VIII. asrn ortalarna gelindiinde bolca rnleriyle iyice ortaya kmt. Bu
arada tarih yazm iin teknik terimler de ekillenmeye balad. Bunlar tarih, ahbr
ve daha az kullanlan sret (biyografi) kavramlardr. Bunlar arasnda tarih, en
yaygn kullanlan olup, sadece olaylarn kronolojik olarak yazld kitaplar iin deil,
her trden yazlan tarih eserler iin kullanlmtr. Alfabetik olarak dzenlenmi
biyografi szlkleri de buna dhildir. Gney Arabistan kkenli bir kelime olan tarih,
balangta ne Cahiliyede ne de slmn ilk devresinde kullanlmt. Bu kavram ilk
nce Hz. mer (634644) zamannda hicr takvim ilk defa ihdas edilirken takvim
anlamnda kullanlmt. Ardndan da ilk ahbrlerden Avne b. el-Hakemin (764)
yazd bir kitaba Tarih adn verdiinde tarih yazm anlamn kazanarak bir tarih
kitabna ad olmutur. Bu gn slm dnyasnn tarihinin btnyle gz nnde
olduunu iddia eden belki ok az insan olabilir. Fakat bu dnyann tarihinin Bizans ve
Latin Avrupadaki ada olaylara dair bilgimizle karlatrdmzda durumun daha
iyi olduu sylenmelidir.
Tarihilerin Eitimi: Medrese ders programlarnda tarihe de yer ayrldna dair
rneklerle karlamaktayz. Siyer, cerh ve tadil ve rical ile ilgili tarih kitaplarnn
hadisiler tarafndan medreselerde okutulduuna dair epeyce bilgi vardr. Hatb elBadad (1071) kendi eseri Tarihu Badd Badattaki el-Mansur camiinde, bn
Ammar da bn Haldunun Mukaddimesini Kahiredeki Slemiye medresesinde
okutmutur. Makriz, Taceddn el-Kind (1217) ve el-Makkar (1632) medreselerde tarih
dersleri vermilerdir. Btn bu bilgilere ramen slm tarihiliinin, rnein din ilimler
gibi, bir tefsir veya bir fkh gibi medreselerde formel bir eitim-retim konusu olma
dzeyine ulat kolayca sylenemez. slm dnyasnda tarihiler genellikle kendi
kendilerinin retmeni olan amatrlerdir. Bu amatrler aslnda brokratlar ve din
limleri olup arta kalan zamanlarnda tarih kitab kaleme almlardr. Onlar tarih
kitabnn nasl yazlacan resm statlardan normal eitim alarak deil, dier
tarihilerin eserlerini okuyarak ve bu eserlerin biim ve yaklamlarn kendi amalarna
uyarlayarak renmilerdir.
slm Tarihilerinin Kaynaklar Son Derece eitlidir. Tarihiler szl ve yazl
kaynaklarn her trn kullanmlard. Dier taraftan Yahudi, Hristiyan, eski ran ve
Bizansa ait kaynaklarla Cahiliye devrine ait tm tarih-edeb malzemelerin

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 239

tarihilerimizin kaynaklar arasnda olduunu syleyebiliriz. Mesd gibi kimi tarihi


ve corafyaclar, seyyahlar, uzun seyahatler yaparak gzlemleriyle ada tarihler
kaleme almlardr. ok daha nemlisi Mslman tarihiler arivlerin, resm devlet
vesikalarnn tarih bilgi deerini en eski bir zamanda biliyorlard. Ayn ekilde onlar
arkeolojinin de tarih iin nemini fark etmiler ve kitaplarnda arkeolojik eserlerden
bilgiler derleyip nakletmilerdir.
slm Tarihiliinde Yntem: slm tarihi yazm, bilgiyi elde etmekten tarih kitabnn
kaleme alnmasna, tarih yazm konularnn belirlenmesinden tarihilerin tarihsel
bilginin nitelii hakkndaki grlerine kadar bir dizi deiimden gemi
grnmektedir. Btn bu hususlarda tarihilerin yaklamlarnda da bir takm
farkllklar mevcuttur. Bundan dolay burada ancak baz genel eilimlerden
bahsedilebir.
Rivayeti Tarih ve Hadis lminin snad Sistemi: Her eyden nce Mslmanlar
balangta ananevi rivayetilik anlayna dayal hikyeci tarih tarzn benimsediler.
slm tarihilii genelde rivayetlere dayanr; dar manada rivayet, haber ve hadis, tarihin
asl malzemesidir. Rivayet, eskilerin syledikleri ve yaptklar eyler hakknda bilgi
veren vesikalardr. Balangta haberlerin naklinde belli bir dorulama yntemi
uygulanmamaktayd. Fakat hadis ilminde en ge miladi VIII. asrn banda isnad sistemi
ortaya knca, slm tarihileri bu yntemi kendi bilgi alanlar iin de geerli bir sistem
olarak kabul ettiler ve muhtemelen IX. asrdan itibaren kullanmaya baladlar. Bu, her
iki ilim dalnn bu yntemi ayn ekilde kulland anlamnda deil, haber nakil arac
olarak isnad ortak kullanmalar anlamna gelmekteydi. Esasen ilk asrlarda isnad btn
slmi disiplinlerde haber nakil arac olarak kullanldndan onun sadece bir disipline
tahsis edilmesi de doru deildir. Bu sisteme gre herhangi bir tarihsel olay, grg
ahidinin veya olay tarihinde yaam bir kimsenin szleriyle rivayet edilecek ve tekrar
ayn olayn senedinde yer alan rviler silsilesi ile ilk kaynana, yani bu grg ahidine
ulalacaktr. Bu tarz bir nakil teknii, ay ve gnlerine varncaya dek olaylar
tarihlendirme ynnde bir kararlln gelimesine neden olmutur.
Byk slm Tarihi Sentezlerinde Yntem: Belazurnin Ensb ve Tabernin Trhi
gibi gerekten byk derlemelerin amac, slm tarihindeki byk olaylar ve aktrlerle
ilgili iyi bir ekilde dorulanm rivayetleri toplamak olmutur. Her iki tarihi de, dier
ok saydaki benzerleri gibi, rivayetlerin kaynan gstermek iin muhaddislerin isnad
sistemini kullandlar; fakat verdikleri bilgi ve haberlerin doruluk ve geerliliini
deerlendirmeyi genelde bilgili okuyucularna braktlar. Hatta Taber, isnad tekniini
ok sert ve kararl bir ekilde uygulad. Bu durum, onun tarihi bir din ilminin itibar
dzeyine ykseltmeyi mit ettiini gsterir. Fakat en azndan ksmen tarihilerin
kullanmak zorunda kaldklar hayli farkl ve kontrol edilemez kaynaklardan dolay
byle bir ama sonunda imknsz bir duruma dnmtr. Daha muhtasar olan slm
tarihi kroniklerinin zddna olarak bu geni kompilsyonlar olaylarn birletirilmi bir
rivayetini tesis etmek iin gayret gstermediler. Tersine bu kitaplarda olaylar, uzunluu
bir satrdan birka paragrafa kadar deien bir dizi farkl rivayetlerden (haber / ahbr)

240 |

slam Bilimlerinde Yntem

oluur. Bu haberler / ahbr bir hikye tarznda birbirleriyle irtibatl tek bir anlatma
dntrlmemilerdir. Olaylara dair rivayetler, basite u uca dizilmi ve her biri
dierinden isnadyla ayrlmtr. Bundan dolay rivayetleri derleyen tarihi, herhangi bir
belirli olaya ait deiik rivayetleri seerken, bunlar, birbirlerinin tekrar veya zdd
olabildikleri gibi yekdierlerine ksmen uygun da olabilirler. Dier taraftan haberlerin
(ahbr) / rivayetlerin bir ksmnn dhil edilip kayda geirilirken dier bir ksmnn
atlanmasnda tarihi tarafndan dikkate alnan kriterler de ou kere ayrntlaryla
aklanmamtr. Okuyucu bunu balamdan, edeb yapdan ve benzeri ipularndan
karmak durumundadr.
Rivayetlerde Telfik, zetleme, Ksaltma ve Benzeri Teknikler: slm tarihileri, haberi
nakil arac olarak kullandklar isnad zerinde bir takm tasarruflarda bulunmulardr.
Bunlarn banda telfik, yani toplu, birleik veya kollektif isnad yntemi gelmektedir.
Tarihiler, senedleri uzatarak okuyucuyu skmamak veya anlatlan tarih hadisenin
btnln bozmamak iin toplu isnada bavurmulardr. Rivayetlerin muhtevalarnda
bir ihlalde bulunulmad mddete senedlere bu tarz bir mdahale, tarihiler tarafndan
uygun grlmtr. Ne var ki hadis limleri, onlar bu yntemleri nedeniyle kyasya
eletiri konusu yapmlardr. Buna ramen tarihiler, bu sistemi gelitirerek tarihilik
alannda byk gelimeler kaydetmilerdir (aban z, s. 387). Dier taraftan tarihiler,
bazen kaynaklarnda bulduklar haberleri zetlemek veya kendi ifadeleriyle anlatmak
yani yorumlamak gibi bir yntem de uygulayabilmekteydiler. rnein Belazur bu
konuda olduka serbest hareket ederken, Taber kaynaklarnn ifadelerine bal kalr,
fakat bu arada nemli bir miktarda ksaltmalarda bulunur. Bir baka yntem de,
Taberde karlatmz gibi, tarihinin asl, orijinal hali geni olan hikyeleri /
rivayetleri kk paralara blmesi ve bylece sunulan olaylarn elien ve paralel
versiyonlarn / tariklerini yan yana getirmeye almasdr.
slm Tarihilerinin Tarih Eletirisi: Yukardan beri anlatld zere slm
tarihiliinde hadis ilminden salanan isnad yntemine bir takm deiikliklerle birlikte
nemli lde sadk kalnd anlalmaktadr. Yani tarihi, belirli tarihsel olaylarla
ilgili bireysel haber ve rivayetleri toplayan, dzenleyen, nakleden ve bunu yaparken de
ana aralar olarak bu haberleri kendisinden evvel nakleden rvilerin / kiilerin
gvenilirlik derecelerini ricl / biyografi ilmi ve kii / rvi eletirisi (el-cerh vet-tadl)
yardm ile tespit eden kii olarak kalm grnmektedir. Bylece haberleri en iyi
otoritelerden ve en iyi kii eletirisi standartlarna uygun olarak topladnda, tarihi,
grevini en iyi ekilde yapm saylmtr. Birok tarihi, rnein Belazur, Taber ve
bn Kesr zaman zaman gerei ortaya karmak adna analizler, karlatrmalar,
yorumlar ve deerlendirmelerde bulunmulardr; fakat onlarn bu gayretleri son derece
snrl bir dzeyde kalm ve genel izgiyi deitirmemitir. Durum byle olunca tarihi,
haberlerin ieriini aratrmay genel olarak inceleme konusu olan bir ey gibi
grmemi, dolaysyla onlarn zerinde ne kendisinin ve ne de bakalarnn herhangi bir
kansn bildirmeyi grevi saymamtr. Aslnda isnad metodu, slm tarihiliine ok
nemli bir unsuru yani gnmzn kavramyla d tenkit unsurunu katm ve bu
unsurun ok kuvvetli olmas nedeniyle haberlerin doruluk dereceleri genellikle yksek

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 241

olabilmitir. Bu bakmdan Mslman tarihiliinin Eski a Yunan ve Roma tarihilii


ile karlatrldnda ok daha stn olduu grlmektedir. Bununla beraber, hakknda
gvenilir bir nakilciler zincirinin kurulmasnn mmkn olmad tarih olaylarn
haberleri sz konusu olduunda, rnein slm ncesi milletlerin tarihini vermek
gerektiinde, bu yntemin bir takm temel yanllarn tarih haberler iine szmasna
engel olamad anlalmaktadr. slm tarihiliinde gnmzdeki tarih tenkidi /
eletirisi ynteminin sadece bir ayan yan d tenkidin (kii tenkidinin) yer alp i
tenkidin yani metin tenkidinin nemli lde ihmal edilmesinin nedenlerinden birinin
erken dnem Mslman bilgi anlay olduu sylenebilir. Yani her bir haberin
doruluu, onun bireysel olarak sylenmi veya yaplm olmasnn tespitine bal
kabul edilmi, bu da tarihiyi haberin gsterdii tarih olayn kendisini baka bir olayn
kendisinden bamsz bir olay olarak almaya yneltmitir. Bir baka ifade ile bu
anlaya gre gemiin bilgisi akli karmlar ve dnce yolukla deil; ancak rivayet
yolu ile bilinebilir. Tarihi olaylarn atomcu bir grle ele alnmas olarak
adlandrlabilecek ve Ear Kelmnn atomcu metafizii ile iyi bir biimde uzlaabilen
bu anlay, slm tarihilerinin tarih olaylar arasnda salkl nedensel ilikiler
aramalarn ve kurmalarn engelleyen en nemli sebeplerden biri olarak grlebilir
(Ahmet Arslan, bn Haldun ve Tarih, 20-21). Metin tenkidinin olmaynn ikinci
nedeni de tarihilerin kendilerine ulaan btn rivayetleri sonrakilere aktarmak suretiyle
ok nemli bir hizmeti yerine getirdiklerine inanmalardr. Byk tarihi Tabernin
nl Trhinin banda syledikleri (Taberi, I, 7-8) slm tarihiliinin metodolojisinin
ana izgisi ile Mslman tarihilerin tarihsel bilgi anlay hakknda yukarda yaplan
deerlendirmenin bir onay gibidir:
Bu kitab inceleyenler bilsinler ki, burada naklettiim rivayetlerin byk
ounluu, akli delillere ve insann dnerek ortaya koyduklar sebeplere
dayanmamaktadr. Bunlar sadece senet zincirleriyle rvilerini gsterdiim
haber ve rivayetlere dayanr. nk gemi dnemlere ait haberlerin ve
olaylarn bilgisi, bunlar yaamam ve grmemi olanlara ancak onlar
grenlerin haber vermeleri, duyanlarn o haberleri nakletmeleri ile bilinir.
Bunlar akli karmlar ve dnce yoluyla bilinmez. Gemi dnemlerin bir
ksmyla ilgili bu kitapta naklettiimiz rivayetlerin bir ksmn doru ve gerek
bulmayp reddedenler veya bunu irkin grenler olacaktr. Bu kiiler bilsinler
ki, bunlar bize rivayet olunan haberlerdir; onlar biz uydurmadk ve bize
nakledildikleri ekilde aktaryoruz.
Tabernin burada zellikle tarihsel bilginin nitelii hakknda yapt tanm, Aristodan
XVIII. yzylda yaayan Kanta kadar temel bir tartma noktasn tekil eden bir
anlay dile getirir gibidir: Historik (tarihsel) bilgi akl bilgisi deildir. Rivayeti
tarihin, gnmz bakmndan bir olumlu taraf vardr. Rivayeti tarih anlaynn bir
tezahr olarak tarihilerin kendilerine ulaan tarih rivayetleri metin tenkidi (i tenkit)
uygulamadan nakletmeleri, bu rivayetlerin olduu gibi sonraki nesillere ulamasn
salamtr. Eer tarihiler metin tenkidi yapm olsalard, onlarn doru kabul
etmedikleri, sahih bulmadklar haber ve rivayetler gnmze gelemeyecekti. Bylece

242 |

slam Bilimlerinde Yntem

gnmz aratrmaclar, eski tarihilerin metin tenkidi szgecinden geenlerle


yetinmek zorunda kalacaklard (efaettin Severcan, s. 25-26).
slm Tarihi Kaynaklarnda Baz Eksiklikler ve Problemli Durumlar: slm
tarihilerinin genel olarak alkan, azimli ve ayn zamanda kendi llerinde nesnel ve
tarafsz olmay baaran limler olduunda hi kuku yoktur. Kendi inan ve deerlerine
aykr nice bilgi ve rivayetleri nakletmekten hi yksnmemiler ve bu gn hepimizin
gurur kayna olan o byk hacimli kitaplar kaleme almlardr. Ne var ki bu durum bu
kaynaklarn kimi eksik ve kusurlarna, yetersizliklerine gzlerimizi kapamamz
gerektirmez. Burada bunlardan bir kana iaret etmemiz yararl olabilir. Bir kere slm
tarihi kaynaklarnda birok uydurma (apokrif), hurafe ve mitolojik rivayetlerle yalan,
saptrlm veya abartl malzeme bulunduu gibi, tamamen sahte tarihsel malzeme ile
yazlm eserlere de rastlanlabilmektedir. Sahte eserlerin bazs tamamen masum ve iyi
amalarla da kaleme alnm olabilir. Genel olarak mezhep, rk ve milliyet kayglaryla
ve ayrca menfaat salama gibi nedenlerle tarafgir rivayetlerin de kaynaklarda yer
ald grlmektedir. ehir tarihleri ile ilgili eserlerde mensubiyet duygusunun tarihiyi
yanl davranmaya veya abartya sevk ettii bilinmektedir. Bazen olan deil, olmas
gerekeni yazmak ve bu nedenle baz rivayetleri iyi niyetlerle sansrlemek sz konusu
olabilmitir. Taber, Hz. Osman (644-656) ile Eb Zer (652) arasndaki tartmay,
Mslmanlarn zihninde sahabe imajnn zedelenmesine neden olacandan ekinerek,
eserine almamay uygun grdn aka belirtir. Abbasler zamannda yaayan
tarihilerin Emevlerle ilgili yazdklar eserlerin bu devlete kar dmanca bir tutum
iinde bulunan Abbas atmosferinde kaleme alnm olmas, bir problem olarak dikkate
alnmaldr. Olaylara yanl bak, yanl tarih yazmn ortaya karmtr. iann tarihe
bak ve bu istikamette rettikleri eserler byledir. slm tarihlerinin kendi ada olan
dier millet ve devletlerin tarihine genellikle yer vermemeleri bir baka nemli bir
probleme iaret eder. slm tarihinde sosyal, ekonomik ve sosyo-kltrel alanlarda
aratrma yapmak bazen son derece zordur. Bunun nedeni, kaynaklarn zellikle de
genel slm tarihleri ile hanedan tarihlerinin daha ok siyasi-asker olaylara ve halife
ve sultanlara ynelik bilgilere yer vermeleridir. Kaynaklar, ayrca, halkn, sradan
insann, ynlarn, alanlarn, ii ve iftilerin, kadnn, zayf ve gsz kesimlerin
tarihinden pek haberdar etmemilerdir. Gndelik hayat tarihi de ihmal edilenler
arasndadr. Bir de daha ok merkezdeki olaylara ncelik verilmi ve evredeki olaylar
bir dereceye kadar ihmal edilmitir. (rfan Aycan ve brahim Saram, II, 885894;
efaettin Severcan, s. 27-31).
slm Tarihiliinde Eletirel Tarih Anlay: slm tarihilik geleneinde egemen
olan tarih anlay ve uygulamas, bir rivayeti tarih mahiyeti ortaya koymu ve bu
durum modern zamanlara kadar devam etmitir. Bununla beraber bu gelenein iinde en
batan beri tarihin mahiyeti, tarihsel bilginin nitelii ve gerek tarihsel bilgiye nasl
ulalaca gibi konularda ayr bir bilme, renme ve aratrma abas hep devam
etmitir. Bu aba, Birnden (973-1051) balayarak bn Halduna hatta daha
bakalarna giden bir izgide kendisini gsterip ifade etmitir. Olduka geni olan bu
konuyu ele alrken bu izginin baz temsilcilerinin tarih ve tarih eletirisinin pratik ve

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 243

teorik ynleri hakkndaki yaklamlarn zl olarak ortaya koymak yararl olabilir.


nk bu izgi, genel slm tarihilii mecrasnda ortaya km ve ondan beslenmitir.
Birnde Eletirel Tarih Anlay: lk olarak el-Brnye iaret etmek gerekir. Bu nl
bilgin, slm tarihiliinde eletirel tarihilii balatan bn Haldunun ncsdr. O
tarihi anlatmlarnda arkeolojik, jeolojik ve ekonomik ynlere nem verir, hatta tarihi bir
etnografya ilmi ekline sokar. Tarihinin tarafsz olmasna vurgu yaptn da
syleyelim. Kitb M lil-Hind adl eserinde Hindistann din ve kltr bakmndan
durumunu tarafsz ve objektif bir gzlemci olarak ortaya koymay baararak
karlatrmal modern dinler tarihiliinin ncs olmutur. Dikkat ekici bir ekilde
tarih olaylarn aklanmasnda aklc delil ve belgeler ile grg ahitliklerinin
karlatrlmasn nerir. ok daha nemlisi tarihi, felsefi bir ruha kavuturmas ve
olaylarn temelindeki sosyal ve ekonomik unsurlarn varln grm olmasdr. XI.
asrda yaam olan bu byk filozof, gnmz tarih eletirisinde de geerli olan baz
prensipleri ortaya karmtr. O, tarihin, tabi ve iktisadi unsurlar ile insan hayatnn
etkileri nda incelenmesini sylerken insan ve insan topluluklarn medeniyetlerin
temel faktr olarak grr. Bylece o, bir yandan pozitivist ve hmanist tarih
anlaylarn birletirirken, dier yandan da idealist tarihilike arlk vermi olur.
bn Miskeveyhde Eletirel Tarih Dncesi: kinci olarak Birnnin ada bn
Miskeveyhe (1030) dikkat ekmek gerekir. Bir genel tarih olan eseri Tecriblmemden onun tarih anlayn karmak mmkndr. Ona gre tarih bir nakil deil
bir yorumdur. Aklclk, eletirel tutum ve faydaclk prensibine bal kalnarak yaplan
bir tarihilikte ama, gemi olaylar doru tespit etmek, bunlar sebepleriyle aklamak,
ve nihayet bu olaylara dayanarak gelecek iin varsaymlar retmektir. bn Miskeveyhe
gre tabiatta olduu gibi tarihte de tesadfe yer yoktur. Yine ona gre Tarih, milletlerin
sebepler zincirine bal belgesidir. Bu belge yorumlanrken onun devrin ahlk, iktisat ve
toplum psikolojileriyle ilikileri kurulmaldr. Tarih olaylar birbirlerinin benzeri olarak
tekerrr eder; benzer sebepler benzer sonular dourur. Ancak bu gr bn
Miskeveyhin determinist bir tarih anlay sergiledii anlamna gelmez. Ona gre tarih,
esas anlamn insan zihninde ald iin insan zihninin geliimine ve deiimine paralel
bir biimde deiken ve hareketlidir. Bu anlayndan dolay o, Leone Caetani (18691935) ve Muhammed kbl (1873-1938) tarafndan modern tarih anlaynn ncs
saylmtr (Mehmed Bayrakdar, bn Miskeveyh, T.D.V. slm Ansiklopedisi, XX,
203).
bn Haldun, Tarih Felsefesi ve Tarih Metodolojisi: bn Haldun, Tunusta domu
(1332) spanyada, Grnata ehrinde deiik grevlerde bulunmu ve Msrda lmtr
(1406). Bir dnya tarihi olan el-ber adl eserinin ilk cildini tekil eden
Mukaddimesinde oluturduu felsefi ve sosyolojik blmlerle tarih, medeniyet, toplum,
ilim ve sanatlarla bunlarn tekml ve deiimi meselelerini derin bir tefekkr ve
analiz konusu yapmtr. O Mukaddimesi ile tarihilikte yeni bir a amtr. O Tarih
ilminin kaide ve usullerini tespit etti. lk defa Tarih felsefesi ve metodolojisi konularn
mstakil olarak ele ald. Bilimsel slm tarihinin yazlmasnn yntemini gsterdi.

244 |

slam Bilimlerinde Yntem

Milletlerin gelecei ile onlarn sosyal ve kltrel yaplar arasnda ba kurma anlayn
getirdi.
bn Haldunun tarih felsefesine ksaca iaret etmek yararl olabilir. Bu byk filozof,
Mukaddimesinde umran adl daha nce bilinmeyen bir bilim gelitirdiini syler ki,
bu bilim gnmzn kavramlaryla sosyolojidir. Onu byle bir bilime ynelten kendi
zamanna kadar yaygn tarih yazcl karsndaki eletirel tutumudur. Ona gre
tarihiler tekil tarihsel olaylar aralarnda nedensel bir iliki kurma abasna girmeden
kendi tekilleriyle aktarmaktan teye gememilerdir. Oysa nasl ki doa olgular
arasnda bir nedensel iliki varsa toplumsal ve tarihsel olaylar arasnda da bir nedensel
iliki vardr. Tarihsel olaylar, kaynan insan doasnda ve toplumsal yaamda bulan
dzenlilikler ve yasallklar erevesinde ortaya karlar. Bu dzenlilikler ve yasallklar
tpk doal dzenlilik ve yasallklar gibi zorunludurlar. yleyse yaplmas gereken,
nce her tekil tarihsel olay iin gerekli olan genel dzenlilikler ve yasallklar ortaya
koymak, daha sonra tekil tarihsel olaylar bu genel dzenlilikler ve yasallklar altnda
aklamaktr. Bu dzenlik ve yasallklar da umran ilminde kaynan bulur. Umran ilmi
tarihsel olaylarn, hikye etmenin tesinde nasl ve neden meydana geldiklerini
aklamakla grevli olmas gereken tarihinin bavuraca temel bilimdir. Byle bir
temel bilim de geneli ele alan felsefe ierisinde temellendirilebilir. Ona gre ancak
byle yapldnda tarihilik olaylar nakil yoluyla hikye eden zhir tarihilikten
kurtulup, hadiseleri nedenleriyle aklayan btn (felsefi) tarihilik dzeyine ykseltmi
olur. bn Haldun, tarih yntemi ile ilgili olarak u iki esas nermitir. Bunlardan biri
temhsul-ahbr yani kaynaklarn tenkididir. Bu yolla haberlerin hakikate uygunluu
ortaya karlr. kincisi de talll-veky yani tarihi olaylar arasnda sebep-sonu
ilikilerinin tespitidir ki bu yolla olaylarn ortaya k keyfiyeti ve hadiselerin
birbirlerini takip etmeleri aklanr. Bu iki kavram, modern tarihiliin d tenkit ve
i tenkit ilemlerini ifade etmektedir. bn Haldunun, Bat felsefesinde son yz elli
yldr tarih ve toplum bilimlerinin metodolojisi, tarih-sosyoloji ilikisi konularnda
youn bir ekilde srdrlen almalara benzer bir almay ilk gerekletiren filozof
olma onurunu tad kukusuzdur. Bunun iin Vico, Dilthey, Sprengler, Toynbee,
Comte, Rickert, Max Weber gibi filozoflarn grleri ile bn Haldunun grleri
arasnda mukayese yapmak gerekir. bn Haldundan sonra da tarih ilmi ve onun
ehemmiyeti hakknda es-Sehv (1499) ve el-Kfiyeci (1386-1474) gibi limler eserler
telif edip tarih ilminin bir usulnn / metodolojisinin yazlmas gerei zerinde
durmularsa da bn Haldun kadar baarl olamamlardr (Doan zlem, s.31-36; Zeki
Velidi Togan, Tarihte Usul, stanbul 1981, s.159-160, 166-168).

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 245

zet
slm tarihiliinin slm ilim geleneinin bir dal olarak ortaya kp geliiminde ok deiik
nedenler rol oynamtr. Bunlarn banda Kurnn tarihsel ierii gelir. Amac ilahi mesaj
iletmek olan Kurn bir tarih kitab deildir. Fakat o esas ilevini yerinen getirirken daha ziyade
felsefi manasyla tarihe yer vermitir. Onun ada tarihsel ieriinin ve hatta btn
muhtevasnn Hz. Peygamber dnemi tarihine k tutma gc son derece yksektir. Gemi
tarihle ilgili ksmlar ise modern sosyal bilim anlay bakmndan tarihsel edebiyat kategorisi
iinde deerlendirilebilir. Tarih sz konusu olduunda Kurnn en temel amac, kozmolojisi
erevesinde insana bir tarih uuru kazandrmaktr. nsan ahlk bir grevi bu tarihsel hayatnda
yerine getirmesi iin yaratlm ve kyamette bu grevi gerei gibi yerine getirip
getirmediinden sorumlu tutulacaktr. Bundan dolay Kurn anlamda bir tarih uuru, insann
nereden geldiini ve nereye gideceini, ksaca hayatn anlamn hatrnda tutarak imdiki
zamann yaamasdr. Kurnda insani hayat tarihsel hayattr ve bu tarihsel hayat insani bir
zamanllk sreci ierisinde Hz. demden kyamete kadar devam eder. Ayrca Kurndan
anlaldna gre, tarihsel sre izgiseldir; fakat ilerlemeci deildir. Tarihsel sre iyilikle
ktln mcadele alandr. Tarihsel sre batan belirlenmi deildir ve znesi de insandr.
Allhn yaratmas insann zgrl ile bir uyumluluk iindedir. Tarihsel srete nedensellik
kurallar ilemektedir. Tarihsel sre bir deiim srecidir; deiimin bir takm dinamikleri
olduu gibi, bir zaman da vardr. Tarih, esas olarak iyi ve ahlk olann yanndadr. Kurn
gerek felsefi tarih, gerekse bilgisel tarih ierii ile slm tarihiliinde etkili olmutur. slm
tarihiliinin dnya tarihilii, Peygamberler tarihilii (ksas- Enbiya) ve siyer gibi alt
dallarnn olumasnda ise Kurn dorudan belirleyici durumdadr.
slm tarihiliinin ortaya kmasnda Kurnn dnda Hz. Peygamberin slmda ikinci din
referans olmas ve Mslmanlarn ksa zamanda bir dnya devleti ve uygarl olma ynnde
byk bir tarihsel yry srecine girdiklerinde kendilerini evreleyen tm siyasi, sosyal,
ekonomik, ilm ve kltrel artlar bu ilmin teekklnde etken olmutur.
slm tarihilii siyer almalar yapan Medine tarih ekol ile kabileci tarihe ynelen Irak tarih
ekolnn almalar ile balad. Risale-sahife ve cem gibi deiik aamalardan geen siyer
almalar 8.asrn ikinci yarsnda Musa b. Ukbe (758) ve bn shkn (768) eserleriyle ilk
zgn rnlerini verdi; Vakd (823) ve bn Sadn (845) eserleriyle de geliiminin zirvesine
ulat. Irak tarih ekol ise Seyf b. mer (796), Avne b. el-Hakem (764) ve Medin (840) gibi
ahbr ad verilen limler eliyle monografi tarznda tarih kitaplar kaleme ald. Bu iki ekoln
IX. asrda gerek malzeme ve gerekse slup ve bakmndan Badatta birlemesiyle slm
tarihilii olgunlama dnemine girdi.
Ahbrlerin yerini alan limlerin elinde slm tarihilii byk tarih sentezleri meydana getirdi.
slm tarihilii hem tr olarak hem de yntem olarak bu dnemde ileri admlar att. Bir taraftan
biyografi tarihilii, blge ve ehir tarihilii, ftuhat ve peygamberler tarihilii zgn
rnekler ortaya karken, dier taraftan slm tarihilii bir dnya tarihilii perspektifi ortaya
koydu. Yakb (905), Eb Hanife ed-Dinever (895), bn Kuteybe (889) ve Mesd (956)
nemli dnya tarihi yazarlar idiler. Fakat Taber (923) ile bu tr zirvesine ulat. snadn tarih
rivayetlerinde kullanlmas ve vakayinameci tarihiliin douu da bu dnemin hususiyetleri
arasndadr. Mteakip X-XI. asrlarda slm tarihilii nceki asrlarda elde ettii konumu bir
taraftan gelitirirken dier taraftan da yeni bir takm araylar iine girdi. nceki asrda ilk
admlar atlan corafya edebiyat bu dnemde bn Havkal (977?) ve Makdis (988?) ile

246 |

slam Bilimlerinde Yntem

zirvesine ulat. ok daha nemlisi Abbaslerin siyasi gcn kaybetmesine paralel olarak
slm dnyasnda ok saydaki mahalli devlet sz sahibi olunca, bundan etkilenen slm
tarihiliinde yerelleme ba gsterdi. Bu durumda ada tarih ile hanedanlar tarihi ne kan
tarih yazm trlerini tekil etti. Bu dnemin tarihileri artk eskinin din limleri deil, daha ok
brokrat ve memurlar idi. Biyografi tarihiliinde ciddi bir ilerleme, Farsa tarihilik ile ilimler
tarihiliinin ortaya k da bu dneme has nemli dier gelimeler arasndadr.
XII-XV. asrlara gelindiinde slm tarihilii yaygnlap farkl merkezlerde ayr ekollere sahip
oldu. Badat tarih ekol yannda Msr ve am tarih ekol kendini gsterdi. Bu dnemde yeni
bir tarihilik tarz ortaya kt ve biyografi tarihilii ile genel siyasi tarihilikin i ie getii
sentezler kaleme alnd. Dier taraftan genel dnya tarihilii yeniden canlanrken meslekten
slm limi olan tarihiler sahaya yeniden dndler. randa Farsa yazan lhanl tarih ekol de
bu dnemde ortaya kt ve Reideddin Fazlullh (1318), Cmit-tevrh adl antsal dnya
tarihini yazd. Farsa tarihilik kendi ayr karakterini bu dnemde oluturmaya balad. Tm
slm tarihine damgasn vuran bnl-Esr (1233), Yakt el-Hamev (1229) ve bn Eb Usaybia
gibi tarihiler XIII. asrda nl eserlerini verdiler. Msr ve Suriyede Memlkler (12501517)
kurulunca slm tarihilii yeni bir atlm sreci yaad. Hemen hemen tm tarihilik trlerinde
nemli eserler verildi. Zeheb (1347), Subk (1370), bn Kesr (1373), Kalkaend (1418),
Makrz (1441), bn Hacer (1449), bn Tarberd (1470) ve Suyt (1505) gibi gerekten byk
tarihiler yz ak tarih kitaplar kaleme aldlar. Bunlardan Markiznin Htat deta gnmzn
Total tarihini andryordu. Bu devrenin en dikkat ekici gelimesi ise bn Haldunun (1332
1406) nl Mukaddimesini yazmas oldu.
XV. asra gelindiinde slm tarihilii bakmndan en nemli gelime, Trke tarihiliin
douu idi. Trke tarihiliin belkemiini kukusuz Osmanl tarihilii tekil etti. Ahmednin
(1411) skendernmesi ile balayan Osmanl tarihilii, bn Kemlin ( 1534) Trh-i l-i
Osmn ile klasik devrine girip olgunlua eriti ve modern zamanlara kadar varln srdrd.
XVII. ve XVIII. yzyllarda genel kltrel hayattaki olumsuz gelimelere paralel olarak slm
tarihilii bir gerileme srecine girdi. Verimli ve retken almalarnn yerini tekrarlar almaya
balad. XIX. yzylda ise Bat bilim ve yntemlerinden slm tarihilii de etkilendi. XX.
yzyla gelindiinde slm tarihilii artk bat tarih felsefe ve yntemlerinin etkisinde yeni bir
geliim srecinde bulunuyordu.
slm tarihilii, din ve dil ilimleri ile birlikte slm ilim geleneinde ilk kurulan ilimlerden biri
oldu. Mslman limler onu ilimler tasnifinde din ilimleri ile dil ve iirin yanna koymulardr
ki bu hi de nemsiz bir konum deildi. Yalnz bu onun din ilimleri kadar itibar kazand
anlamna asla gelmedi. slm tarihilii her trl etkiden yararlanm olmakla beraber yabanc
kkenli bir ilim olmamtr. slm tarihilii muhtemelen hadis ilminden domamsa da onunla
hep bir alveri iinde bulunmutur. Bu disiplinin erken bir tarihte oluan teknik terimleri
trh, ahbr ve siyerdir. lk nce takvim anlamnda kullanlan trh, VIII. asrn ilk
yarsnda tarih yazm, tarih kitab anlamn kazanmtr. Medrese programlarnda slm
tarihine de yer verildiine dair baz bilgilere sahibiz. Fakat bunun dzeyi kukusuz din ilimler
seviyesinde deildi. Bu ilimle uraanlar daha ok meslek olarak din limi yahut brokrat olan
amatrlerdir. Kaynaklar son derce eitli olan slm tarihileri en erken bir zamandan itibaren
arivler ile arkeolojik eserlerin tarihsel bilgi deerini fark etmiler ve bunlardan
yararlanmlardr. Mslmanlar balangtan itibaren ananevi rivayeti, hikyeci tarih
yntemini benimseyip uyguladlar. Hadis ilminde isnad sistemi ortaya knca, slm tarihileri
bu yntemi kendi bilgi alanlar iin de nemli addedip muhtemelen IX. asrdan itibaren tarihsel

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 247

bilgi eletiri yntemi olarak kullanmaya baladlar. Fakat isnad uygulamada hadisilerden farkl
teknikler gelitirerek, rivayetlerde telfik (isnadlarn birletirilmesi), zet, ksaltma vb.
uygulamalara gittiler. snad sistemi sayesinde slm tarihilerinin eserleri dier ada
milletlerin tarihlerine gre daha salam bir nitelik ortaya koydu. Ne var ki bu sisteme bal
kalan slm tarihileri tarihsel bilgi sorgulamasnda sadece bilgiyi aktaran rvi / kii eletirisi ile
yetinip metin eletirisine yeterince nem vermediler. Bunun en nemli nedeni tarihilerin
tarihsel bilgiyi akl ile deil ancak nakil ile bilinebilecek bir bilgi gibi alglamalardr. Bu durum
olaylar atomize ederek aralarnda salam nedensel balar kurulmasn engellemitir. Bir baka
sebebi de tarihilerin kendilerine gelen rivayetleri olduu gibi nakletmeyi insanla byk bir
hizmet gibi telakki etmeleridir. slm tarihileri gerekten son derece zor ve anlaml bir grevi
kendi insani snrlar iinde baaryla gerekletirmilerdir. Bununla beraber eserlerin
muhtevalarnda eksik ve problemli durumlar da vardr. slm Tarihi kitaplar arasnda genel
slm tarihleri ile hanedan tarihleri daha ok siyasi-asker olaylara ve halife ve sultanlara
ynelik bilgilere yer vermilerdir. Halkn tarihi ile gndelik hayat tarihi genel olarak ihmal
edilmitir. Bir de daha ok merkezdeki olaylara ncelik verilip evre ve uzak yerlerdeki haberler
bir dereceye kadar ihmal edilmitir.
slm tarihilik gelenei metot olarak hikyeci, rivayeti bir mahiyet ortaya koymu ise de bu
gelenein iinde en batan beri tarihin mahiyeti, tarihsel bilginin nitelii ve gerek tarihsel
bilgiye nasl ulalaca gibi konularda ayr bir bilme, renme ve aratrma abas da hep var
olagelmitir. Bu aba, Birunden (973-1051) bn Miskeveyhe (1030), bn Halduna (13321406) hatta daha bakalarna giden bir izgide kendisini gsterip ifade etmitir. Bunlardan bn
Haldun, Mukaddimesi ile tarihilikte yeni bir a at. Tarih ilminin kaide ve usullerini tespit
etti. lk defa tarih felsefesi ile metodolojisi konularn mstakil olarak ele ald. Bilimsel tarihin
yazlmasnn yntemini gsterdi. Milletlerin gelecei ile onlarn sosyal ve kltrel yaplar
arasnda ba kurma anlayn getirdi. Btn bu grleriyle o modern tarih felsefesi ve
metodolojisinin ncs ve hatta kurucusu oldu.

Sorular
1. Aadakilerden hangisi Kurnn tarihsel ierii ile uyumlu bir yarg deildir?
A)
Kurn tarihsel ierii ile insanoluna bir tarih bilinci kazandrmay da
amalamaktadr.
B)
Kurn tarihsel bilgi bakmndan da nemlidir.
C)
Kurndaki tarihsel ierik daha ziyade felsefi nitelii ile n plana kmaktadr.
D)
Kurnn asl amac tarihsel bilgi vermektir.
E)
Kurn tarihsel ierii ile slm tarihiliinin geliimini etkilemi ve ona
istikamet vermitir.
2. Kurnda tarihsel srecin nitelikleri bakmndan aadakilerden hangisi insann
zgrln en belirgin bir ekilde zorunlu klmaktadr?
A)
Tarihsel sre izgisel bir sretir.
B)
Tarihsel srecin deiiminde zaman faktr nemlidir.
C)
Tarihsel sre iyilikle ktln mcadele alandr.
D)
Tarihsel sre fiziksel bir zaman izgisinde deil, insani bir zaman izgisinde
hareket eder.

248 |

slam Bilimlerinde Yntem

E)
Tarihsel srecin deiiminde deiik dinamikler rol oynar.
3. Aadakilerden hangisi slm tarihiliinin olgunlama dneminin zellikleri arasnda
bulunmaktadr?
A) Ahbrler tarihsel monografiler yazdlar.
B) Siyerin cem safhas bu dnemde gerekleti.
C) Tarihilik yerellemeye balad.
D) Trke tarihilik ortaya kt.
E) Dnya tarihilii dodu.
4. Aadakilerden hangisi slm tarihiliinin bir zellii olarak ileri srlemez?
A) slm tarihi, din ilimler gibi, bir tefsir veya hadis gibi nem ve deer kazanm bir
ilimdir.
B) slm tarihilii yabanc kaynakl bir ilim deildir.
C) slm tarihilii slm ilim geleneinde ilk gelien ilimlerdendir.
D) slm tarihilii kuruluunda Hadis ilmi ile ili dl olmu bir ilimdir.
E) slm tarihiliinin kaynaklar arasnda arivlerle arkeolojik kalntlar da vardr.
5. Aadakilerden hangisi slm tarih yazmnda uygulanan metodoloji bakmndan
doruyu yanstmamaktadr?
A) slm tarih yazm genellikle hikyeci, rivayeti bir metoda bal kalmtr.
B) ahs eletirisi ve metin eletirisi slm tarih yazmnda srekli kullanlan
yntemlerdir.
C) Hadis ilminden alnan isnad sistemi tarihsel bilginin sorgulanmas iin
kullanlmtr.
D) snad sisteminin uygulamasnda slm tarihileri kendilerine zg baz
deiikliklerde bulunmulardr
E) Baz slm tarihileri rivayetlerde telfik, zet ve ksaltma yapmlardr.

Cevaplar:
1) D Cevabnz yanlsa Tarihsel bilgi bakmndan Kurnn Muhtevas blmn
yeniden okuyunuz.
2) C Cevabnz yanlsa Kurnda Tarihsel Srecin Mahiyeti ksmn bir daha gzden
geiriniz
3) E Cevabnz yanlsa slm Tarihi Disiplininin Olgunlamas bahsini tekrar okuyunuz.
4) A Cevabnz yanlsa slm Tarihilii ve Metodolojisi zerine konusuna yeniden
dnnz.
5) B Cevabnz yanlsa slm Tarihilii ve Metodolojisi zerine bal altndakileri
bir daha inceleyiniz.

Kaynaklar
A.A. Duri, Irak Tarih Ekol, (ev: H. brahim Gk, Nsha), 2006; Bahs f neeti ilmit-trh
indel-Arab, Beyrut, 1993.
Ahmet Arslan, bn Haldun ve Tarih, Tarih ncelemeleri Dergisi, zmir 1983, I, 9-30.
Doan zlem, Tarih Felsefesi, zmir 1998.
Franz Rosental, lmut-Tarih indel-Mslimin, (Arapaya ev: Salih Ahmed Ali), Beyrut

slam Tarihi Disiplini, Geliimi ve Yntemi

| 249

1403/1983.
H.A.R Gibb, Tarih lmi, slm Medeniyeti zerine Aratrmalar, ev: Kadir Durak ve
arkadalar, stanbul 1991, 125-153.
rfan Aycan ve brahim Saram, slm Tarihinin Kaynaklaryla lgili Problemler ve zmne
likin Baz Dnceler, slmi limlerde Metodoloji (Usl) Meselesi, stanbul 2005.
Marc Bloch, Tarihin Savunusu Yahut Tarihilik Meslei, (ev: Mehmet Ali Klbay), Ankara
1985.
Mazharuddin Sddki, Kurnda Tarih Kavram, (ev.: Sleymana Kalkan), stanbul 1982.
Mehmed Bayrakdar, bn Miskeveyh, T.D.V.slm Ansiklopedisi, 20O3.
Muhammed Mnevver, kbal ve Kurn- Hikmet, (ev: M. Ali zkan), stanbul 1995.
Mustafa Fayda, Siyer ve Megz, T.D.V. slm Ansiklopedisi, stanbul 2009,
R.S Humphreys, Tarkh / Historical Writing, EI2, Leiden 2000: Historiography and
Historical Thought: slmic Tradition, Encyclopedia of Social and Behavioral Sciences.
Ramazan een, Mslmanlarda Tarih-Corafya Yazcl, stanbul 1998.
Rait Kk, snad, T.D.V. slm Ansiklopedisi, stanbul 2001.
Sabri Hizmetli, slm Tarihilii zerine, Ankara 1992.
Samira Kortantamer, Memlk Tarihiliine Genel Bir Bak, Tarih ncelemeleri Dergisi,
zmir 1983.
Sleyman Hayri Bolay, Kurn- Kermin Tarihe Bak, Trk Kltr Aratrmalar,
Ankara 1985.
aban z, lk Siyer Kaynaklar ve Mellifleri, stanbul 2008.
akir Mustafa, et-Tarihul-Arabi vel-Merrihun, Beyrut I (1983), II (1987), III (1990), IV
(1993).
efaettin Severcan, Rivayetlerin Bilimsellii (Hz. Peygamber ve Drt Halife Dnemi),
stem, 9, 2007.
Z.V.Togan, Ortaa slm Aleminde Tenkidi Tarih Telakkisi, slm Tetkikleri Enstits Dergisi,
stanbul 1954; Tarihte Usul, stanbul 1981.
SON

NTE 9
KURAN-I KERME
GELENEKSEL, ADA VE BLMSEL
YAKLAIMLAR
Prof. Dr. mer DUMLU
Prof. Dr. Mustafa ZEL

Do. Dr. Muammer ERBA

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra,

Kurann gemite ve amzda nasl yorumlandn renecek,

Temel slam bilimlerinin temel kayna olan Kurann anlalmas yolundaki abalar
tartabilecek.

Geleneksel tefsir baka bir ifadeyla rivayet tefsiri balamndaki tefsiri yakndan
grecek.

ada tefsir anlaynda Kurana getirilen yorum renilmi olacak.

Akli ilimlerle nakli ilimler arasndaki ilikiyi daha yakinen grecek.

Bilimsel tefsiri tartabilecek.

indekiler:

KURANA GELENEKSEL, ADA VE BLMSEL YAKLAIMLAR


Giri
Geleneksel Yaklamlar
ada Yaklamlar
Bilimsel Yaklamlar

neriler:
Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir:

niteyi okumaya balamadan nce mutlaka bir Felsefe terimler szl bulundurunuz.
Kaynakada verilen kitaplardan konuyu daha detayl okumay ihmal etmeyiniz.
Konuyla ilgili verilen bilgileri arkadalarnzla tartmay unutmaynz.
nternetten yaplacak canl yaynla veya daha sonra banttan yaplacak yaynlar mutlaka
takip etmelisiniz.

Anahtar Kelimeler:
Geleneksel
ada
Bilimsel

KURANA GELENEKSEL, ADA VE BLMSEL YAKLAIMLAR


Giri
Kurana yaklamlar baln tayan bu nitede Hz. Peygamberden sonra gnmze
kadar tefsir alannda Kuranla ilgili olarak yaplan almalar kastedilmektedir. Bu
yaklamlarn her birinde Kurann kendi alarnda nasl anlaldn ve nasl
yorumlandn da gstermesi bakmndan son derece nem tamaktadr. Zira bilindii
gibi Kuran szl bir metindir. Yani bir diyalog metnidir. Peyderpey inmitir ve ilk
muhataplar tarafndan olduka salkl bir biimde de anlalmtr. Zira karlatklar
bu metinle ilgili anlayamadklar ayetleri de Hz. Peygambere baka bir ifadeyle onun
uygulaycs olan Hz. Muhammede soruyor ve cevaplarn da ilkelden alyorlard. Hz.
Peygamberin vefatndan sonra Kuran derhal metinletirildi ve iki kapak arasnda yazl
bir metin olarak insanlarn ve Mslmanlarn ellerinde dolamaya balad. Artk ortada
bir metin vard ve bu metni anlamada da her geen gn ilk nesillerden uzaklatka
farkl anlaylara yol aabiliyordu. nk bu Kuran ilk indii gibi deildi ve
Mslmanlar da ilk muhataplar gibi deildi. Mslmanlar bir taraftan zamanla farkl
kltrlerle tercme ve ticaret yoluyla tanrken dier taraftan da eitli milletlere
mensup insanlarn slam semeleri ve Mslman olmalaryla birlikte kendi rf, adet ve
kltrlerinden de bu yeni dine ve onun temel kayna olan Kurana yaklamlar da
farkllk arzediyordu. Bu durum zaman iinde ilimlerin tasnif edilmesiyle birlikte tefsir
diye bir olgunun varln hissetmeye balam ve bu alanda farkl anlaylarla Kurana
bakma arzusu neticesinde ortaya farkl tefir baka bir ifadeyle farl yorumlar kendisini
hissettirmeye balamtr. nceleri Garibul-Kuran, Mecazul-Kuran tipindeki
almalarn yerini rivayet, dirayet, iari ve bilimsel anlaylarla Kuran yorumlanmaya
balamtr. Bugn konuya bakldnda bizim elimizde bulunan bu Kurana ok farkl
yrelerin yaptklar yorumlara da bakarsak farkl biimlerde Kuran yorumlar ile
karlaabiliriz. Ama bu nite Kurana yaklamlardan sadece geleneksel, ada ve
bilimsel yaklamlar ve baz ahslar rnek olarak ele almay hedeflemektedir.
GELENEKSEL YAKLAIMLAR:
Bu balk altnda Kuran- Kerimin rivayet, dirayet, ve iari (tasavvufi) yorumlarna
rnek tekil edebilecek mellif ve tefsirlerindeki metotlar ksaca ele alnacaktr.
BN KESR
Hayat:
Ad, smail bn mer bn Kesir, Ebu'l-Fida ed-Dmeki el-Kurei'dir. Hicri 701 ylnda
doduu, iyi bir dzeye ulancaya kadar ilim elde etmek iin alt, ok erken bir
yata te'life balad rivayet edilmektedir. Devrinin nemli alimlerinden Hafz elMizz'nin derslerine devam ettii ve bilahare ona damat olduu da kaydedilir. bn Kesir
kk yata hafzln tamamlad. bn Kesirin hocalar arasnda eyhu'l-slam bn
Teymiye ve ez-Zehebi vardr. Fakat bn Teymiye'nin onun yannda ayr bir yeri vardr.
Ona balanm, onu mdafaa etmi ve pek ok grlerinde ona tabi olmutur. Ondan
ok ey almtr. Bundan dolay baz insanlar ona eziyet etmilerdir ama o da bunlara
katlanmtr. bn Kesirin bn Teymiyeye olan balln kaleme ald el-Bidaye ve'n-

slam Bilimlerinde Yntem

254 |

Nihaye isimli eserinin 14. Czn hocasna ayrdn sylemek bile bunu aklama
sadedinde yeterlidir.
bn Kesr renimini tamamladktan sonra hatip, mderris, kraat limi, mft ve
mahkeme heyeti yesi olarak eitli grevlerde bulundu. 736/1335'de Dmak'ta
filer'e tahsis edilmi olan Necbiyye Medresesi'nde ders vermeye balad ve lmne
kadar bu grevini srdrd. 746/1345de Bahuddin Mercn'nin yaptrd Mizze
Camii'nde hutbe okumak zere grevlendirildi. Zeheb'nin 748/1348de lm zerine
Dmak'taki Slihiyye Medresesi'ne mderris tayin edildi. Bu medresede verdii ilk
derse ulem, kadlar ve kalabalk bir halk topluluu katld. Takyyddin es-Sbkinin
vefatndan sonra ksa bir sre Dmak'ta Dr'1-hadsi'l-Erefiyye'nin reisliini yapt.
Ayrca Dr'l-Kur'n ve Dr'l-hadsi't-Tenkziyye'de ders verdi. 767/1366da
Emeviyye Camii'nde Fatiha sresinin tefsirini yapt derse melik'l-mer Seyfeddin
Mengliboa, kadlar ve ileri gelen devlet adamlar da katld.
Ynetim aleyhindeki her trl isyana kar olan bn Kesr, Memlk Devleti ile olduu
kadar ulem ve halkla da iyi ilikiler iindeydi ve hemen her konuda lml bir politika
takip edilmesinden yanayd. 752/1351de Emr Bayboa Urs'un baarszlkla
sonulanan isyanndan sonra Memlk Sultan el-Melik's-Slih ile birlikte Dmak'a
gelen Halife Mu'tazd-Billh, onu devlete ballnn bir mkfat olarak Demmgyye
Medresesi'nde huzuruna kabul etti. Ahmed b. Hanbel'in el-Msned'indeki baz hadisleri
gzel yorumlamasndan dolay kendisini kutlad.
"el-Hfz'1-muhaddis" unvan verilen bn Kesr'i, Zeheb Tezkiret'l-Huffzn
sonunda ada olan muhaddisler arasnda zikretmi ve hadis ilminin eitli alanlarnda
verdii eserler dolaysyla kendisinden vg ile sz etmi, ayrca ona "el-fakh'1mft" lakabn vermitir. bn Kesr'den, camilerde verdii umumi derslere ve dr'lhadslerdeki derslerine katlan ok sayda talebe rivayette bulunmutur.
Fkhta f mezhebine mensup olmakla beraber bn Kesr dier mezheplerin
grlerine de akt. bn Teymiyye'nin etkisinde kalarak Hanbel kelmn benimsemi,
hilfetin Kureyliini savunmas dnda dier din-siyas konularda onun grlerine
bal kalmtr. Cneyd-i Badad, Eb Tlib el-Mekk, Abdlkerm b. Hevzin elKueyr ve ehbddin es-Shreverd gibi ilk sflerden saygyla bahsetmi, ancak
tarikatlar reddetmitir. ilie kar sert bir tavr taknm, eserlerinde sriliyat'a yer
vermemitir.
Kaynaklarn beyanna gre mellifimizin, mrnn sonlarna doru gzlerini yitirdii
ve hicri 774 ylnda Dmek'te vefat ettii ve u anda Suriye niversitesi'nin baz
binalarnn ve hastanesinin yannda bulunan Makberu's-Sofiyye de hocas bn
Teymiye'nin yanna defnedildii kaydedilir.
ESERLER:
bn kesirin pek ok eseri vardr. zellikle tefsir, tarih ve hadis alanlarnda yazd
eserlerle de nemli yere sahiptir. Burada onun iki eserinden bahsedeceiz.
1.

Tefsiru'l-Kur'ni'l-Azm: Bu eser onun rivayet metoduyla yazd bir tefsirdir.

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

| 255

Ktphanelerde bu tefsirin, yazma nshalar pek oktur. Rivayet tefsirleri arasnda


nemli bir yeri olan bu tefsir birok defa baslmtr. Eser Bekir Karla ve
Bedreddin etiner tarafndan Hadislerle Kur'an- Kerim Tefsiri adyla Trke'ye
evrilmitir. Ysuf Abdurrahman Maral tefsirde geen hadisleri alfabetik olarak
sralam ve Fihris Ehds-i Tefsiri bn Kesr adyla neretmitir (Beyrut 1986). Bu
tefsirin mkemmel olduunu syleyenler de vardr. Bu tefsirden gemite ve
gnmzde istifade edildii sylenebilir. Bunun sebebi ise eserin metodunun
baarsna, mellifinin samimiyetine ve kolay istifade edilmesine baldr. Bu tefsir,
rivayet tefsirlerinin en mehurlarndan biridir ve insanlar arasnda ok yaygn, ok
okunan ve hretinden dolay yaadmz asrda bile basm devam eden bir zellie
sahiptir. Dnyann pek ok yerinde defalarca, mstakil ve bazen de baka eserlerin
kenarnda baslmtr. Kitabn ad, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim'dir. Eser ilknce 4 cilt
halinde baslm daha sonra da tahkikli olarak 8 cilt halinde neredilmitir. ok
kimseler de bn Kesir'in tefsirini ihtisar etmilerdir. htisar iini ilk yapan Ahmet
akirdir. Eseri be kk gz halinde neretmitir. Daha sonralar bu eser Msrda
Abdulaziz Ganim, Muhammed Ahmed Aur ve Muhammed brahim el-Benna
tarafndan tahkikli ve hadislerinin de tahrili olarak sekiz byk cilt halinde
neredildi. Eser Avrupa'da da baslmtr.
2. el-Bidye ve'n-Nihye fi't-Tarih: nemli bir kaynak eserdir. Bu eserde gemi
milletlerin ve rasullerin kssalar Kur'n'daki ve sahh haberlerdeki ekliyle
anlatlmaktadr. Sonra Hazreti Peygamber'in sretini ve slm trihini zamanna kadar
ele alr. bn Kesr'in byk tarihiler arasnda yer almasn salayan eser, yaratltan
balayarak, mellifin hayatnn son senelerine kadar yani 767/1365-66 ylna kadar
gelen olaylar kronolojik srayla anlatan on drt ciltlik umumi bir slm tarihidir.
Tamam baslan ve baz blmleri eitli balklar altnda ayrca neredilen eser
Mehmet Keskin tarafndan Trke'ye evrilmitir.
Tefsircilii:
1. bn Kesir tefsirine bir mukaddime yazmtr. Bu mukaddimede bn Kesir genelde
tefsir usulnden bahsetmektedir. Onun tefsir usulnde hocas bn Teymiye'nin tefsir
usulne dair yazd Mukaddime fi Usulit-Tefsirinden istifade ettii aktr.
2. bn Kesir Kur'an Kssalar ve Gemi mmetlerin Haberlerinden bret Almak
konusundan sonra Tefsir Yollarnn En Gzeli gibi konulara deinir. Burada hocas
bn Teymiyenin grn isim belirtmeden zikrederek yle der: Birisi tefsir
yollarnn en gzeli nedir, derse, cevab udur: Bu konuda tefsir yollarnn en
dorusu, Kur'an'n Kur'an'la tefsiridir. Zira bir yerde mcmel olan, baka bir yerde
aklanr. Eer bu konuda bir skntya dersen, Snnet'e bavurman gerekir. Zira
Snnet, Kur'an' erh eden ve aklayandr. Bu konuda mam Ebu Abdillah
Muhammed dris e-afii yle der: 'Peygamber'in hkm verdii ey, Kur'an'dan

{
alddr. Daha sonra konuyla ilgili u ayetlere yer verir:


Nisa, 4/105. Biz, sana, Kitab' gerek
}


256 |

slam Bilimlerinde Yntem

olarak indirdik ki, insanlar arasnda Allah'n sana gsterdii biimde hkm veresin;


hainlerin savunucusu olma.

} Nahl, 16/64. Sana Kitab' indirdik ki, hakknda ayrla d tkleri


eyleri onlara aklayasn ve inanan bir kavim iin (o Kitap) yol gsterici ve

3.

4.

5.

6.

{ . Nahl,

rahmet olsun. }


16/44.Biz sana Zikr'i indirdik ki, insanlara ne indirildiini aklayasn. Umulur ki,
onlar dnrler.
bn Kesir daha sonra sahabe ve tabiin tefsirlerinden de bahseder. Abdullah bn
Mesud ve Abdullah bn Abbass ayrca yer verir. Tabiin limlerinden Mcahid, Said
bn Cubeyr, bn Abbas'n mevlas krime, Ata bn Ebi Rabah, Mesruk bnu'l-Ecda',
Said bnu'l-Museyyeb, Ebu'l-Aliye, er-Rabi' bn Enes, Katade, ed-Dahhak bn
Muzahimden ksa da olsa bahsetmektedir.
bn Kesir, tabiin limlerinin szleri hakknda hocas eyhu'l-slam bn Teymiye'nin
risalesinde iaret ettii hususlar yle kaydeder: Onlarn ifadelerindeki lafzlarda
bir farkllk meydana gelir. Bilgisi olmayan da bunlar ihtilaf zanneder de bu
grleri nakleder. Hlbuki durum byle deildir. Zira bazlar, bir eyi mradifi,
bazlar da ayns ile ifade eder. Bunlarn hemen tamam pek ok yerde ayn
manadadr. Zeki insanlar bunu dnsn. Allah hidayete ulatrsn. Bu nemli bir
mlahazadr. Zira bir meselede sahabe, tabiin veya sadece bir sahabeden pek ok
rivayette ihtilaf veya eliki ortaya kt grlebilir. Fakat bu grlere derinliine
dalndnda, bu grlerin elikili ve birbirine zt olmad kanaatine varlr.
Burada yine bn Teymiyenin u szn hatrlatmak gerekir: Selef arasnda, tefsirde
ihtilaf azdr. Onlardan ihtilaf olarak nakledilen hususlarn ou eitlilik (tenevvu')
ihtilaf olup tezat ihtilaf deildir.
bn Kesir tabiin szlerinin delil olup olmamas konusunda net bir tavr taknr ve
furu meselelerde tabiinin grleri delil olamaz. O halde tefsirde bunlar nasl delil
olur diyerek grn belirtir. nk Rabblerinden tebli konusundaki
masumiyyet, peygamberlere aittir. Onlarn dndaki insanlar ise, itihadlarnda hata
veya isabet edebilirler. Bundan dolay mam Malik, Peygamber'in kabrini iaret
ederek: u kabir sahibi hari, bizden hi kimse yoktur ki, reddetmesin veya
reddedilmesin der.
bn Kesirin tefsirinin rivayet tefsirleri iersinde nemli bir yere sahip olmasnn
temel nedeni, srailiyyat konusundaki hassasiyetidir. srailiyyata srf eletirisini
yapmak ve bu haberlerin kaynaklarn belirtmek sonra da Mslmanlar bu tr
rivayetlerden koruyup sakndrmak iin eserinde yer verdiini belirten bn Kesir
konuya nce Benden bir ayet bile olsa onu tebli edin. srailoullarndan bahsedin.
Bunda bir saknca yoktur. Kim kasden bana yalan iftira ederse, cehennemdeki yerine
hazrlansn. Bunu Buhari, Abdullah bn Amr'dan rivayet etmitir. bn Kesir
israiliyyatla ilgili szleri e ayrr:
a) Sihhatini bildiimiz ksm. Zira bu Kur'an'a ve sahih snnete uymaktadr.

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

| 257

b) Yalan olduunu bildiimiz ksm ki, bu da Kur'an'a ve sahih snnete muarzdr.


c) Meskutun anh olan ksm (hakknda susulan ksm). srailiyyata ait bu szler
istihad iin zikredilir ama bunlar, delil getirmek iin zikredilmez.
7. bn Kesir bir tarihi olmasndan dolay tefsirinde tarih ve kssalara da yer vermitir.
Ama bunlarn az olduu sylenebilir.
8. Tefsirde ayetlerin gramer tahlillerine fazlaca yer verilmez. Ancak zaman zaman
bey b. Kab, Abdullah bn Mesud ve Ali b. Ebi Talibin mushaflarndaki kk
farkllklara iaret ettii grlr.
9. bn Kesir okunduunda grlecei gibi her rivayet zincirini vermeyi asla ihmal
etmez.
10. bn Kesir aslnda dier rivayet tefsirlerinde olduu gibi sadece rivayetlere yer
vermez. Zaman zaman kendi tercihlerini ve yorumlarn da tefsirinde zikreder.
Hemen hemen pek ok rivayet, dirayet ve iari tefsirlerde olduu gibi bn Kesir de
kendi eserinde bir surenin birok ayetini zikrettikten sonra bunlar tefsir etmeye
alr. Zaten kendisi tefsirinin balangcnda zikrettii gibi Kurann Kuranla
yoksa snnetle bunda da yoksa sahabenin, tabiinin veya konuyla ilgili aklamalar
bata bn Cerir et-Taberi olmak zere limlerin eserlerinden nakillerde bulunur.
11. bn Kesir haberleri cerh ve tadile de tabi tutar. Bazlarn bazlarna tercih eder.
Salam ve zayf olanlarn belirtmeye alr.
12. bn Kesir fkhi tartmalara da eserinde yer verir. Ahkam ayetlerini ele alrken
eitli limlerin grlerine de yer verir. Burada fakihlerin ihtilaflarna da deinir.
Fakat sz fazla uzatmaz. Burada ilgili szleri zikrettikten sonra kendi tercihini de
belirtir.
MTRD
Hayat:
Eb Mansr Muhammed b. Muhammed b. Mahmd el-Mtrd es-Semerkand (.
333/944) mfessir ve fakih olarak da n yapan ama ayn zamanda Mtrdiyye
mezhebinin kurucusu olarak bilinen Semerkantl bir alimdir. Nispet edildii Mtrd
(Mtrt), bugn zbekistan Cumhuriyeti'nin snrlar iinde bulunan Semerkant'n d
mahallesidir. Hayat hakknda kaynaklarda ok az bilgiye rastlanan Mtrd,
Abbsler'in merkez otoritelerinin olduka zayflad bir dnemde siyas bakmdan
hilfete bal mstakil beyliklerden Smnoullar'nn Mvernnehir'e hkim
olduklar devirde yaamtr. Doum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak onun
h. 333/944de ldne dair rivayetler arlktadr.
Mtrd Hanef mezhebinin limlerindendir. Eb Hanfe'nin rencilerinden Muhammed e-eybn'nin rencisi Eb Sleyman el-Czcn'nin talebesi Eb Bekir
Ahmed b. shak el-Czcn, Nusayr b. Yahya el-Belh ve Nbur Kads Eb Bekir
Muhammed b. Ahmed b. Rec el-Czcn gibi hocalardan ilim tahsil etmise de
renimini, henz yirmi yalarnda iken hocas Eb Bekir Ahmed el-Czcn ile
birlikte ulem reisliini deruhte eden ve Dr'l-Czcniyye'de ders veren Eb Nasr el-

slam Bilimlerinde Yntem

258 |
yz'den tamamlamtr.

Eitim hayat, seyahatleri ve hacca gidip gitmedii, resm bir grev alp almad gibi
hususlar bilinmemektedir. Ancak zalim olduu kesinlik derecesinde sbut bulan
zamannn sultanna dil diyen ve dolaysyla zulm adaletle vasflandran kimsenin
kfre girdii yolunda kanaat belirtmesi Eb'l-Ksm el-K'biyi zalim devlet adamlaryla iliki iinde olduu iin knamas devrin siyaset ve devlet adamlaryla mnasebetlerinin iyi olmadn gstermektedir.
Mtrd'nin hayat, eserleri, grleri, rencileri ve adalar hakknda bilgi verdii
bilinen en eski kaynak Eb'l-Mun en-Nesef'nin Tebsrat'l-Edille'sidr.
Tefsir tarihinde Kur'an' mevcut tertibine gre ve batan sona kadar ilk olarak
aklamaya alan limin Mukatil b. Sleyman olduu bilinmektedir. Bundan sonra
Tabernin Camiul-Beyan an Tevili yil-Kuran isimli eseri rivayet tr tefsirin en
gzel rneklerinden birisidir. Burada unu belirtmek gerekir ki Matridinin Tevilatu
Ehlis-Snnesi de dirayet metoduyla yazlan tefsirlerin en gzel rnei olarak kabul
edilmesi gerekir. ada olan her iki alimin eserlerine tevil kelimelerini
kullanmalar da gzden kamamaldr.
ada aratrmalarda Mtrd'nin tefsir, kelm, fkh ve usul, mezhepler tarihi
alanlarnda nemli mevkiine ramen gerek mezhepler tarihine dair eserlerde gerekse
bibliyografik kaynaklarda ihmal edildii bilinmekte ve sonraki dnemlere ok az eseri
intikal eden E'ar'nin mezhebinin yaylmasna karlk Mtrdinin mruz kald bu
ihmalle ilgili eitli sebepler ileri srlmektedir. Bunlar arasnda:
1.
2.
3.
4.

Mtrd'nin hilfet merkezi olan Badat'tan uzakta yaam olmas,


Arap tarihileri tarafndan kastl olarak zikredilmemesi,
Siyas iktidarla anlamazlk iinde bulunmas,
Eari ekolnn Merkezi Badada yakn olmas gsterilmektedir.

Mtrd'nin ihmal edilii iin ileri srlen sebepler az veya ok etkili olmutur.
Nitekim Eb'1-Ysr el-Pezdev, Kitb't-Tevhd adl eserini yeterli bulmasna ramen
onu dil ve slp asndan problemli bulduu iin kendi kitabn yazmay gerekli
grmtr. Kaynaklarda Mtrd'nin tasavvuf ynyle ilgili baz kaytlara
rastlanmaktadr. Hakknda tpk bir tasavvuf by gibi menkbeler ve ryalar
aktarlmakta, onun Hzr ile grp duasn ald, kerametleri bulunduu belirtilmekte
ve yapt duann kabul edildiine dair bir hadise de nakledilmektedir
Eserleri:
Matridinin btn eserlerini burada kaydetmek istemiyoruz. Ancak onun Tefsir ve
Kelama dair yazd iki eserinden bahsedeceiz.
1.

Matridinin kelama dair nemli eseri Kitb't-Tevhdidir. Bu eser onun ilk


baslan eseridir. Eser kelm ilminin temel konularn ele almaktadr. Olduka zor
bir ibaresi vardr. Eser, Fethullah Huleyf tarafndan yaplan ve birok yanl ihtiva
eden ilk nerinden sonra Bekir Topalolu ve Muhammed Arui tarafndan 2003
ylnda yeniden yaymlanmtr. Eser ayn zamanda Bekir Topalolu ve Muhammed

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

2.

| 259

Aruinin Arapa nerinden bir yl nce Bekir Topalolu tarafndan 2002 ylnda
Trkeye de evrilmitir.
Matridinin en nemli eserlerinden birisi tefsiridir. Onun tefsiri zellikle
Te'vlt'l-Kur'n, Tevlt Ehli's-snne, Tevlt'l-Mtrdiyye ve Tevlatu Ebi
Mansur Matridi fit-Tefsir isimleriyle bilinen ve bugn yaklak 40 civarnda
yazma nshasnn olduu tefsiri matbu olarak elimizde bulunmaktadr. 5 cilt
halinde neredilen eserin kapanda Tefsirul-Kuranl-Azim ifadesinin altnda
Tevilatu Ehlis-Snne ismiyle zikredilmektedir. Eser 2004 ylnda Fatma Yusuf
el-Haymi tarafndan tahkikli olarak neredilmitir. Bu eserin tefsir asndan ok
nemli bir alma olmasnn yan sra kelm, fkh ve fkh usul alanlarnda da
zengin bilgi ve nemli grler ierdiini de syleyebiliriz. Eser ayrca halen Bekir
Topalolu ve bir grup ekip tarafndan Arapas yeniden nere hazrlanmaktadr. 5
ciltlik eserin banda Fatma Yusuf el-Haymi tarafndan 13 sayfalk bir tasdir
giri yazlmtr.

Tefsir lmindeki Yeri:


Mtrd'nin tefsirine bakldnda:
1. Matridi ncelikle tefsirinin banda tefsir ve tevil kelimeleri zerinde durmakta ve :
Tefsir sahabeye, tevil ise fukahaya aittir denildi ifadesiyle balamakta ve bunun
anlamnn ne olduunu da yle aklamaktadr: Bunun anlam, kukusuz sahabe
olaylar mahade etmiler ve Kurann indirdii emri bilmilerdir. Telt'lKuranl-Azim baz yazma nshalarnn ba tarafnda yer alan ve mellifin tefsir
anlayn zetleyen bu metne gre tefsir, yetin mnasnn neden ibaret olduuna
kesinlik derecesinde hkmederek, "Allah'n murad undan ibarettir" demektir. Bu da
ancak, ayetlerin ne mnasebetle ve hangi konumda nazil olduunu bilen sahblerin
yapabilecei bir eydir. Te'vil ise "bir eyi aslna ve buna bal olarak hedeflenen
amacna dndrmek" eklindeki szlk ieriinden hareketle mnay ynelebilecei
istikametlere evirmektir. limlerin yapabilecei bu ynlendirmede Allah'n
muradnn neden ibaret olduu yolunda kesin belirleme yapmak sz konusu deildir.
Buna gre tefsir tek hkme bal iken te'vil birden fazla mnaya kap aan bir fikr
ilemdir. Mtrd'nin eserine Te'vlt'l-Kur'n adnn verilmesi de bu anlayn bir
rndr. Eserin incelenmesinden mellifinin hem tefsir hem te'vil yntemini
kulland anlalr. nk bata Abdullah b. Abbas olmak zere sahbeden nakiller
yapar. Bunun yannda kendi istidlal ve tevcihlerini de kullanr. Ama "Niha gerei
bilen Allah'tr" ifadesini sk sk tekrar eder. Bu ifade genelde tefsirciler tarafndan
kullanlmaktadr.
2. Mtrd'nin tefsir ynteminin onun tefsir ve te'vil anlayna uygun olarak hem nakle
hem akla dayandn sylemek mmkndr. ekil asndan yetlerin tefsirine
genellikle kendi anlayn kaydetmekle balar. Aklamalarnda ounlukla isim
belirtmeden "kile, denildi ki ifadesini kullanarak eitli grleri aktarr. Mtrd,
izahlarnda yetin yetle tefsir edilmesinin belki de en gzel rneklerini ortaya koyar.
Sebeb-i nzule ve hadislere dayanlarak yaplan yorumlar da az deildir. Sahb

260 |

slam Bilimlerinde Yntem

adnn bazan zikredildii bu rivayetlerde isnad zincirine rastlanmaz.


3. Tevilt, Kur'nn btn sure ve yetlerinin, tertip zere bandan sonuna kadar sra
ile ele alnp, aklanp yorumlanmaya alld tefsirdir. Bu bakmdan Muktil b.
Sleyman, Taber gibi klasik tefsirlerin bir devamdr. Mturd'nin tefsiri, yetleri
Kur'n'daki tertip sralarna gre atlamadan, sra ile, lafzlarn lgav anlamlarna
iaret ederek, kraat farkllklarna, nzul sebeplerine, hadis ve haberlere, sahabe ve
tbiunun tefsirlerine mracaat ederek ele almas yn ile kendisinden nceki klasik
tefsirleri andrmakla beraber, devrinin tikd ve fikr problemlerine, ihtilaf
noktalarna girmesi, problemler zerinde yaplan yorumlar analiz ederek bu
yorumlar tutarl ve tutarsz ynlerini ortaya koymas, vakalardan Kur'n'a;
Kur'n'dan vakalara gitmesi, problemleri kapsaml bir ekilde ve btnle dayal
bir sistematik ierisinde zme gayreti ierisinde olmasyla da aktif metoda
yaklamaktadr.
4. Onun tefsir anlay Kur'an' Kur'an'la veya sahih kabul ettii hadis ve haberlerin yan
sra semantik yaklamlarla, ayrca akl istidlal yoluyla aklamaya dayanr. Mtrd,
tabinden itibaren muhtelif ahsiyetlere ait olmak zere naklettii grleri bazan
kabul ve red asndan deerlendirmeye tbi tutar, bazan da herhangi bir fikir
yrtmeyip bahsin sonunda, "Bu meselede aslolan udur..." diyerek tenkit
szgecinden geirir.
5. Mtrid semantik yaklamlarnda kelimelerin szlk anlamlarna bakar, bu
mnalar zaman zaman iirlerle kantlamaya alr. Ancak onun iirlerden
yararlanmas olduka azdr. Ancak kelime ve kavramlarn Kur'an'n btnl iinde
kazand muhtevay dikkatten uzak tutmaz ve her durumda akl hakemliine bavurur. Nitekim hls sresinin tefsirinde Allah lafznn tremi bir kelime olup olmad, eer tremise hangi kkten geldii konusunda bilgi verdikten sonra kendi
kanaatini u ekilde belirtir: "Bir kelimenin kk mnasn bilmenin amac onun ne tr
bir ilh mesaj ierdii ve nasl bir hkm getirdiinin tespit edilmesine ynelik olur.
Allah kelimesinin tremi olduunu syleyenlerin verdikleri mnalar gerek
mbuddan baka varlklara da nispet edilebilir. Hlbuki O'nu belirleyen bir lafzn
ieriinin bakasna izafe edilmesi sz konusu deildir. Meselenin esas noktas udur
ki Allah kendisini tantan ismin bakalarna verilmesini yasaklamtr. Bazlar aksi
bir davran sergilemise bu, tanr dedikleri varln kendilerini gerek mabuda
yaklatraca zannna baldr ve Kur'an'da bunu ifade eden yetler mevcuttur.
Mtrd'nin dikkat eken bu istidlaline gre lafza-i cell tremi bir kelime olmayp
insann selim ftratna yerletirilen, kinat yaratan ve idare eden en yce varln
Arapa addr.
6. Mturd, Kur'n'n tefsirinde zihni olarak iki hareket noktasna sahiptir. Birincisi,
tamamen nasslara bal kalarak Kur'n yetlerinin mnlarnn, klasik anlamda lgat
ve rivayetler balamnda ele alnarak kavranlmasdr. Ayetlerde geen kelimelerin
lgav ynleri zerinde durulur, daha ok Eb Avsece, bn Kuteybe, Eb Ubeyde,
Kis gibi dilcilere referanslar verilir, eer gerekliyse ilgili kavram ve yetleri

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

| 261

aklayan Kur'n'n dier yetlerine gidilir. Sz konusu yetle ilgili kraat


farkllklarna, nzul sebeplerine, hadis ve haberlere, sahabe ve tbin tefsirlerine
mracaat edilir. ok nadir olarak Arap iirine, halk arasndaki yaygn sz ve
mesellere bavurulur. kincisi, o yetin yorumu ile ilgili kendi dnemindeki yaygn
kanaat ve dncelere, kelm okullarn grlerine, ehl-i tevil olarak adlandrd
kimselerin deiik ynlerden getirdikleri yorumlara, tikd ve fkh deerlendirmelere girerek onlarn delil ve iddialarn analiz etmesi, kritiini yapmasdr.
7. Mtrd, murd- ilhyi anlamak iin akl ne karmasnn bir sonucu olarak
kelimelerin mecazi mnalarn gz nnde bulundurur ve bu anlamda te'viller yapar.
Mesela Yedi gk, yer ve bunlarda bulunan her ey Onu vgyle anar.
Yarattklarndan Onu vgyle anmayan hi bir varlk yoktur. Fakat siz onlarn
vglerini anlayamazsnz. Kukusuz Allah son derece yumuak davranan ve ok
balayandr. (sra 17/44) yetin tefsirinde Mtrd bu tebihin "canl ve cansz
tabiatn sahip olduu kurulu ve ileyi" anlamna gelebileceini ve bu ynyle
tabiatn Allah'n azamet ve birliine tanklk edeceini syler. "Ne var ki siz onlarn
tesbihini anlayamazsnz" hitabnn inanmayanlara ynelik olduunu kaydeder.
8. Eb Mansr el-Mtrd'nin hadis ve haberler iin isnad zikretmedii, dolaysyla
bunlarn shhatini hadis usul kurallarna gre irdelemedii bilinmektedir. Ancak
bunun, aktard nakilleri kabul ettii anlamna gelmemelidir. Onun nakiller
hakkndaki tutumu akla, ayrca kabule mazhar olmu nakle uygun denlerin
benimsenmesi, bu nitelii tamayanlarn reddedilmesi ynndedir.
9. Mtrdnin Te'vlt'l-Kur'n'nda kelm, fkh ve usl-i fkh konularna ayr bir
nem atfettii grlmektedir. Fkhla ilgili yetlerin tefsirinde beyn- ilhnin fkh
almna geni yer ayrm, dier mezheplerin yan sra afi fkhna arlk
vermitir. Mtrd'nin afi'ye ve onun ekolne mensup olanlara ynelttii
eletiriler, iki mezhep arasndaki fkh tartmalarn boyutlarn gstermesi asndan
dikkat ekicidir. Bunun sebepleri arasnda afi fkhnn Mvernnehir'de yaylma
istidad gstermesi, ayrca fiiyyeden baka sistematik bir fkh dncesine sahip
olan alternatif bir mezhebin, dier bir ifadeyle bir rakibin bulunmay gibi hususlar
zikredilebilir. Mtrd, ayetlere getirilen tefsir ve yorumlar ele alp deiik
ynlerden kritik deerlendirmelere tab tutarken onlar belli bir tertibe sokar,
getirilen yorum ve aklamalar tek tek serdeder ve sonra da cevaplarna geer.
Mesel Kehf suresinin 28. yetine getirilen yorumlar ele alp
cevaplandrlmasnda byle bir yol izlemitir: ... Ama Mu'tezile'ye gelince,
onlar bunda ardlar..., ... Bu, zannettiim kadar ile Cubb'nin te'vili,
... Bu, Cafer b. Harb'in te'vili, ... Bu, Eb Bekr el-Asamm'n te'vili ve elHasan (el-Basr) dedi ki,..., Sonra ilk cevaba gelince, ...Cafer b. Harb'in
cevabna gelince, ...Eb Bekr el-Asamm iin de ayns sylenir..
10.
Tefsirinde genel olarak Isriliyta fazla yer vermez, gereksiz teferruata girmez.
Yorumlar sde ve yalndr. Mesel bn Abbas'n, Kabu'l-Ahbr'dan Kehf suresinin
9. yetinde geen er-Rakm'in ne olduu hakknda naklettii rivayeti verdikten sonra,
"bunu bilmeye gerek yoktur" der. Ayetlerin incelikleri ve hikmetleri, zhir-btn

262 |

slam Bilimlerinde Yntem

dengesi ierisinde iaret ettikleri anlamlar zerinde durur. Tefsir yntemi iinde
rivayetleri ihmal etmeme ilkesini benimsediinden Mtrd, sriliyat trne giren
baz nakillere de yer verir. Kur'an'daki kssalarn yorumunda nakledilen olaylarn
veya bilgi malzemesinin bizim iin nem tamadn, bizden istenen eyin bunlarla
amalanan hedeflerin ve ibret alnacak noktalarn belirlenmesinden ibaret olduunu
ifade eder.
11.
Yorumlarn ounlukla "ve billhi't-tevfk" (muvaffakiyet Allahtandr),
"nes'elullhe'l-'ismete mine'z-zeyi ani'l-hakki" (Allah'tan, bizi hakk'tan sapmaktan
korumasn dileriz), "Allahu a'lem" (Allah en iyisini bilir), "fenezu billahi mine'sserafi fi'l-kavl ve'z-zeyi ani'l-hakki" (szde israfa gitmekten ve hakktan sapmaktan
Allah'a snrz) gibi dua ve ifadelerle bitirir. Bu ifadeler, onun tefsir-te'vil
ayrmnn yoruma olan yansmasdr. Bu tip ibareler, kendisi tarafndan ve bakalar
tarafndan yaplan te'villerin mutlak olmadn, greli olduunu, bu yorumlarn
hatal da olabileceklerini, iin dorusunun Allah'n katnda olduunu ve insanlarn da
ancak Allah'n korumas ile haktan sapmayacaklarn ima etmektedir.
12.
Mtrd, slup olarak genelde kle, denildi ki, kle bazuhum, bazlar
dedi, kle ehlut-TevilTevil ehli dedi, kle mmet ehlit-TevilTevil
ehlinin bir ksm, bazlar dedi velakin bazu kle ehlil-ilim yeklnFakat baz
ilim ehli der, ala hz hamele ehlut-tevili tevilell-ayeti, tevil ehli ayetin
tevilini buna hamlettiler, gibi ifadeleri kullanr. Bazen de ahslarn isimlerini
verir: kle Ebu Hanife, Ebu Hanife dedi ki.
13.
Matridi, hurufu mukattalar hakknda Bakara suresinin ilk ayetinde yer alan eliflm-mmin tefsirinde ele alr. Konuyla ilgili olarak vecihler bulunduunu ifadeden
hemen sonra bn Abbasn elif-lm-mmi Ben Allahm en iyi ben bilirim
ifadelerini zikreder. Sonra da Bakara, Ali mran, Araf, Hud, brahim ve Lokman
surelerinin ilk ayetleri olan huruf-u mukataalar zikreder. Bunlarn kasem (yemin)
olduunu, bu huruf-u mukataalarn surelerin miftah olduunu, bu harflerin Allahn
isimlerinden bir ismi yazdn, elifin Allah, lamn Latif, Mimin ise Onun mlknn
isimleri olduunu kaydeder. Daha sonra da kendi tercihini yle dile getiri: Huruf-u
mukataalarda aslolan zikrettiimiz gibi yemin anlamnda olmasnn caiz olacadr
diyerek bir deerlendirme yapmaktadr.
KUEYR
Hayat:
Zeynl-slam lakabyla anlan ve Kueyr ismiyle hret bulan Abdlkerm b. Hevzin
b. Abdilmelik b. Talha b. Muhammed el-Kueyr (. 465/1072) mutasavvf, kelm,
tefsir ve hads limidir. Ancak tasavvufi ynyle tannr. Hicri 376/986 ylnda bugn
ran'n Trkmenistan snr yaknndaki Kan kasabasnn bulunduu stv yresinde
dodu. Baba tarafndan Araplar'n ran' istillar srasnda Horasan'a gelip yerleen
Kueyri, anne tarafndan Ben Sleym kabilesine mensuptur. Kk yata babasn
kaybedince akrabalarndan Eb'l-Ksm el-Yemn'nin himayesinde byd, Arapa ve
edebiyat bilgilerini ondan rendi. Binicilie ve silh kullanmaya heves etti; iyi bir
binici ve silhor oldu.

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

| 263

Kueyr, babasndan miras kalan kyne konulan ar verginin hafifletilmesini


salamak ve hesap renip maliye memuru (mstevfi) olmak amacyla gen yata
Nbur'a gitti. Burada bir rastlant sonucu dnemin tannm sflerinden Eb Ali edDekkk'n sohbetlerine katlr ve kendisinden etkilenerek mridi olmak ister. Ancak Eb
Ali ed-Dekkk ona nce ilim tahsil etmesini syler. Bunun zerine Kueyr Eb Bekir
Muhammed et-Ts'den afi fkhn renir. Ayrca kelm limi bn Frek'in, onun
vefatndan sonra Eb shak el-sferynnin derslerine devam eder. Rivayete gre
sferyn, dier rencilerinin yazd gibi dersini neden yazmadn sorar ve bu ilmin
iitmekle elde edilemeyeceini syler. Bunun zerine Kueyri de iittii ve dinledii her
eyi hocasna anlatr. Bu durum karsnda hocas da kendisine, derslerine devam etmesi
gerekmediini, kitaplarn okumasnn yeterli olacan syler. Aslnda bu durum
Kueyrinin kelm ilminde olduka ileri bir seviyeye ulam olduunu gstermektedir.
Kueyr bu dnemde Bklln'nin eserlerini inceleyerek E'r kelmn benimser.
limle megul olduu bu yllarda bir yandan da mridi ed-Dekkk'n sohbetlerine
devam ederek tasavvuf alanda kendini gelitirir. Bu esnada hocas ile Kueyri arasnda
gvene dayal bir ba kurulur. Ed-Dekkk onu kz Ftma ile evlendirir ve
medresesinde ders vermesine izin verir.
Hadis ilmiyle de uraan Kueyr el-Mstedrek mellifi Hkim en-Nsbr. Eb'lHseyin el-Hafff, Eb Nuaym el-sferyn gibi muhaddislerin derslerine devam eder.
Hatb el-Badd bata olmak zere birok tannm muhaddis kendisinden hadis rivayet etmitir.
Mridi ed-Dekkkn vefatndan (405/ 1015) sonra Kueyri, iki ahsla dostluk kurdu.
Bunlardan birisi Eb Muhammed b. Hseyin es-Slem'dir. Ayrca ona intisap etmitir.
Dieri de mamul-Harameyn Cuveyndir. Cuveyn ile dostluu ve arkadal o kadar
ileri bir dzeydedir ki, Seluklu veziri Amidul-Mlk el-Kndri, Eariler aleyhine
okuttuu hutbeden sonra onlarn tutuklanmalar emrini verir. Kueyri de tutuklanr. Zira
Turul Bey Snni ve Hanefi mezhebine balyd. Veziri ise Hanefi ve mutezile
mezhebindendi. Cuveyni haberi nceden ald iin tutuklanmadan kurtulur ve gece
baskn yaparak Kueyryi kurtarr. Birlikte Mekkeye giderler. Yaklak 10 yl burada
kaldktan sonra Turul Beyin lm ile Amidul-Mlk el-Kndrinin azledilmesiyle
tekrar Niabura dner.
Tasavvuf, kelm, hadis, fkh, tefsir, gramer, lgat ve edebiyat gibi ilim dallarnda geni
bilgisi olan Kueyr daha ok mutasavvf olarak tannr. Ama onun airliini de burada
kaydetmek isteriz. mm'l-Haremeyn el-Cveyn vastasyla Gazzl'yi etkileyen
Kueyr tasavvufu Snn bir ereve iine almak istemitir. Melmet akmnn doduu
blgede yetimesine ramen er-Risle'sinde melmet bahsine yer vermemesi, sflerin
E'ariyye akidelerine aykr grd szlerini zikretmemeye gayret etmesi, uzun sre
Nbur'da kalan ve burada sem meclisleri kuran Eb Sad-i Eb'l-Hayr'dan hi bahsetmemesi onun bu tavryla ilgilidir.
lk tefsiri olan et-Teysir fit-Tefsirini 410 ylndan nce tamamlad ve Letaifini ise
434de bitirdii nakledilir. Risalesini ise 437 ylnda tamamlamtr. Son olarak
Kueyrnin tasavvufu yle tanmladn belirtmek isterim: Kueyrye gre tasavvuf,

264 |

slam Bilimlerinde Yntem

yamal elbise giymek deildir. Fakat tasavvuf, nefsi her trl ktlkten temizlemektir.
Eserleri:
Kueyrinin deiik tarzda eserleri vardr. Ancak burada sadece onun iki eserinden
bahsedeceiz.
1.

2.

er-Risle. Tasavvuf tarihinin en nemli kaynaklarndan saylan eserde Kueyr,


tasavvufun temeli olan konularn Snn akideye tam anlamyla uyduunu ortaya
koyarak sflerin Snn evrelerde uradklar eletirilere cevap vermek, ayrca
onlarn bu ereve dna kmalarn nlemek istemitir. Kueyrinin bu eseri sanki
tasavvufta bir ilmihal ilevi yaptn sylemek mmkndr. Eser adeta iki
ksmdan olumaktadr. Birinci ksmda tasavvuf adab, ikinci ksmda ise nemli
mutasavvflarn hayatlar, gzel szleri dile getirilmektedir.
Let'if'l-rt. Kueyr, 434/1042-43 ylnda yazmaya baladn syledii bu
eserinde Slem'nin Hakikut-Tefsr rnek ald sylenebilir. Ancak kitap
Slem'nin tefsirinden daha dzenli ve kapsamldr. r tefsir yazan mellifler
Letif'ten yararlanmtr. Kueyri Letaiful-arat isimli eserinin ba tarafna ok
ksa bir mukaddime yazmtr. Bu mukaddime sadece kendi kitabnda uygulayaca
temel zellikleri iermez. Burada Kueyr, Kuranda iari tefsirden maksadn ne
olmas gerektii noktalarna deinmitir. Kitapla ilgili olarak temelde ad: Letaifularat fi Hakaikil-baratdr. Ancak bunun doru olmad da kaydedilir. Eseri
nere hazrlayan brahim Besyn 37 sayfalk bir tantm yazs yazar. Burada, bu
kitab okuyanlarn yakinen kk veya byk herkesin sofiyyeye ait bilgilerin
Kurandan asllarnn olduunu greceklerini dile getirmektedir. Zikir, tevekkl,
rza, vilayet, hak, zahir, batn, kabz-basd gibi istilahat sofiyyeyi Kurandan
bulabileceini dile getirir.

Tefsirdeki Metodu:
1. Kueyr eserine ok ksa bir mukaddime ile balar. Burada yazd bu kitabn
Kurann iaretlerinden bir gz atmay hatrlatmak istediini bunu da marifet lisan
ile yaptn kaydeder. Bunu yaparken mutasavvflarn szlerinin anlamlarndan veya
onlarn usullerinden hipotezlerle yaptn da belirtir. Bkmadan, usanmadan ama
srekli bakma yolunu, tercih yolunu tutuunu da belirtir. Burada da Allaha
dayandn, hatadan Ona sndn sz ve amelde en doruya muvaffak klmasn
temenni ettiini de dile getirir. Hz. Peygambere salat ve selam eder. Aslnda klasik
olarak ifade ettiimiz gibi Kueyr mukaddimede Allaha hamd ile Hz. Peygambere
salat ve selam ederek balar. Sonra da besmele ile devam eder.
2. Kueyr klasik tefsirlerde olduu gibi tefsirine Fatiha suresi ile balar ve Mushaf
tertibine gre btn sureleri ve ayetleri ele alr. O Fatiha suresine balarken nce Hz.
Peygamberle ilgili iirle balar ve iiri Hadid suresinde tekrar eder. Hz.
Peygamberin peygamberliinden nce methedildiini zikreder. Sonra bu surenin
mml-Kitab diye isimlendirildiini dile getiri. mm-ey demek bir eyin asl ve
imamu klli eyin ise onun mukaddimesi yani nde olan olduunu kaydeder. Bu
surenin ubudiyetle ilgili durumlar ierdiini, bunsuz namazn olmayacan ve zira

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

3.

4.

5.

6.

7.

| 265

Hz. Peygamberin kutsi bir hadis olarak ifade ettii Namaz benimle kulum arasnda
ikiye ayrlmtr, yani bu surenin okunmasn kastettiini belirtir.
Kueyr bundan sonra besmeleye balar. Onun Tevbe suresi hari ki onun banda
besmele yoktur, hemen hemen her surenin banda yer alan besmelelere zel bir ilgi
gsterir ve o besmeleyi kendine gre surelerin ieriklerini gz nne alarak bir
anlam vermeye alr. rnein Allah, Rahman ve Rahim kelimelerinin Karia
suresinde zel iaretleri vardr. Nisa suresinde baka iaretleri ve delaletleri, Enfal
suresinde ise daha baka delaletleri vardr. Bundan baz sonular da kartlmtr:
a. O besmeleleri Kurandan saymaktadr.,
b. Besmelelerin yeni maksatlar vardr. Bundan dolay o, Kuranda tekrarlarn
varlna inanmaz.
Kueyri, tefsirinde Ahkamla ilgili ayetlerde bile tasavvufi iaretler ve delaletler
karmaktadr. rnein Enfal suresinin Eer iki ordunun karlat, hakla batln
birbirinden ayrld gn, Allaha ve kulumuza indirdiimize inanyorsanz, biliniz ki
dmandan ele geirdiiniz ganimetlerin bete biri Allaha ve Elisine ve ona
yaknl olana, yetimlere, yoksullara, yolda kalmlara aittir. Allah her eye kadirdir.
(Enfal 8/41) ayetinin tefsirinde u aklamay yapmaktadr: Ganimet mminlerin
cihad ve sava kazanmalarndan dolay kafirlerin mallarndan elde ettikleri eydir.
Cihad iki ksmdr. Birisi kafirlere kar zahiri zihad, ikincisi de nefse ve eytana
kar batn cihattr. Kk cihad iin zafer kazanlrsa ganimet vardr. Ayn ekilde
byk cihad iin de ganimet vardr. ki dman olan heva ve eytann elinde olan
nefse sahip olmaktr. Yine o Oru size yazld (Bakara 2/183) ayetini de yle
aklar: Oru iki ksmdr. Zahiri oru: Niyete bal olarak muftirattan (yenilip
iilecek eylerden) el ekmektir. Batn oru: Bu da kalbi belalardan korumaktr.
Sonra ruhu miskinliklerden ve srr da mlahazalardan korumaktr. Burada
Kueyrinin tefsirinde zahir-batn ilikisini dngeli bir biimde kuran bir mfessir
olduunu belirtmeliyiz.
Kueyri tefsirinde hemen hemen her ayete bir zahir bir de batn manas verdiini
sylemek mmkndr. rnein Din gnnn sahibi (Fatiha ) ayetinin tefsirinde
nce malik kelimesi zerinde durur ve malik, mlk olan demektir. Allahn gerek
mlk sahibi olmas demek onun gzellikle yaratma kudretine sahip olduu
anlamndadr. Mlkn malikten mbalaal bir siga olduu ve Allahn maliklerin
meliki olduunu ve mlkn sadece Ona ait olacan kaydeder. Gzel bir ekilde
yaratmann da (ibda) sadece Ona ait olduunu beyan eder. Sonra bir blm aar ve
orada abitlerin kalbine Onun ihsan sahip oldu da Onun atasn arzuladlar,
istediler diyerek melik kelimesi ile tasavvufi boyutun ne demek olduunu veya iari
bir karmla ne kastedildiini belirtir.
Kueyri Kurann Kuranla tefsiri, hadislerle aklanmas, Kuran ilimleri, kelami
ve fikhi meselelere yer vermesi ynyle klasik tefsir ynteminde grld gibi
ayetleri aklar.
Kueyr, Kuran- Kerimde 29 surenin banda yer alan hurufu mukataalarla ilgili
olarak nce Bakara suresinin bandaki elif-lm-mm ayeti ile ilgili unlar kaydeder:

266 |

slam Bilimlerinde Yntem

Bu surenin banda yer alan bu hurufu mukataa bir kavme gre, tevilini sadece
Allahn bilebilecei mteabihattandr der. Onlar yle derler: Her kitabn bir
srr vardr. Kuranda Allahn srr ise huruf-u mukataalardr. Baka bir kavme
gre de: Bunlar Allahn isimlerinin almdr. Elif, Allah ismine, lam latf ismine,
mim ise Mecid ve Melik isimlerine delalet eder. Bunlarla ilgili aklamalarna
devam eden Kueyr, bundan una da iaret edildii sylenir diyerek unu nakleder:
Buradaki elif, Allahn tek, mnferit olduuna iaret eder. Zira elif yle bir harftir ki
hibir harfe bitimez, hibir harf de ona bitimez. te Allah byle tek ve
mnferittir. Kueyr'ye gre, "fevtih's-sver" (Sre balanglar) ve "Kurn'n
tlsmlar" saylan "Hurf-u mukattaa"nn kendilerine mahsus farkl anlamlar vardr.
8. Letif'l-rt tefsirinde yaplan yorumlar, denebilir ki akl olmann tesinde, kalb
gz ak bir mfessirin ilhamlarnn rndr.
9. Bu eser, iar tefsir geleneine uygun bir ekilde yazlmasna ramen, tasavvuf
tefsirler iinde anlalmas en kolay olup, edeb fakat anlalr bir slupla kaleme
alnmtr.
10. Kueyr'nin sz konusu tefsirinin belirgin zellikleri unlardr: Tefsir'de geen
hemen btn tasavvuf fikirlerin Kurn'dan bir asl ve Snnet'ten bir dayana
olacan adeta ispat etmesidir. Tefsirde her lfzn kendine zgn bir edas ve her
kelimenin yerine gre farkl bir anlam ortaya konmutur.
11. Kueyr'ye gre, Kurn srelerinin balarnda bulunan her bir "besmele,"
bulunduu sreden bir yettir. Her sre iin tekrar edilen besmele, her srenin
umum muhtevasna uygun bir iaret ve mny haizdir ki, bu, ok zgn bir
yorumdur. Bylece her "besmele", bulunduu srenin muhtevasna gre, dier
srelerin banda yer alan besmele'nin anlamndan baka anlamlar da ihtiva eder.
12. Kueyr tefsirinin dier tasavvuf tefsirlerden fark udur: Dierleri tasavvuf
grlerini ispat iin yetlerin man alann zorlarken, Kueyr buna hi tevessl
etmemitir.
13. Kueyr, Letaifinde iirlerden yararlanr. Kendisi ayn zamanda edebiyat olduu
iin bunu sk sk yapar. Mesela Fatiha suresinde Bakara suresinde ve dierlerinde
grmek mmkndr. rnein Bakara suresinde onlar gabya inanrlar ayetini
aklamalarnda u beti zikreder: Gndzn gnei gece batar, kalplerin gnei ise
asla kaybolmaz (aib)
14. Kueyrnin metodunu yle zetlemek mmkndr: Onun edebi bir metodu vardr.
nk o mfret ve mrekkep olsun lgat, itikak, irab ve belaat esaslarn
gerektiren lafzn zevk ynne dayanr. Kueyr Kurana edebi bir nazarla bakar ve
bakn da edebi bir yolla ifade eder. rnein Kurann son suresi olan Nas
suresini okuduumuzda onun edebi ynn grebiliriz. Akc bir slubu olduunu
rahatlkla syleyebiliriz. Bu surede Kueyri nemli bir hususa dikkat eker. O da
udur: limle, ilham, akla gelen doru eyler ve vesvese aras ayrlabilir

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

| 267

KURAN-I KERM TEFSRNE ADA YAKLAIMLAR


Giri
Tefsir, her dnemde o zamann kendi zel artlarnn izlerini tamtr. Bu artlar,
bazen tarihsel, bazen kltrel, bazen edeb, bazen de siyasal olmutur. Kimi zaman
bunlarn bir kan veya hepsini iinde barndrd olmutur. Tefsirin slamn ilk
asrlarnda tad zelliklerle, daha sonraki dnemlerde, rnein son yzylda tad
zellikler birbirinden farkllk arz etmektedir. Tarihi sre ierisinde belki de en byk
farkllk, son yzylda yaanmtr. Bunun en byk nedeni, Mslmanlarn bu zaman
diliminde ncelikle siyasi ve askeri alanlarda malup, buna bal olarak da mahcup
olmalardr. Bu mahcubiyet psikolojisi, beraberinde kendini inkr anlayn getirmi,
Mslmanlar iinden kp geldikleri kltrel, tarihsel, bilimsel, siyasal birikimden
uzaklatrmaya yol amtr. Bu ve benzeri nedenlerden dolay bu dnem ve srecin iyi
analiz edilmesi gerekmektedir.
ada Yaklam
ncelikle bu ifadeyle neyin kastedildii zerinde durmak gerekmektedir. ada
szcnn iki temek anlam vardr. Bunlarn ilki, ayn zamanda, ayn ada yaayan
dieri ise, iinde yaanlan ada egemen olan dnce ve anlay benimseyen, onu
izleyen, savunandr. Konumuzu ilgilendiren anlam, ikinci anlamdr. Yani biz burada
bizimle, bizden az bir zaman nce beraber, ayn ada yaadmz mfessirleri deil,
gemie, gelenee, tarihe bir lde mesafeli, eletirel veya kar duranlar ele alacaz.
Bunu sylerken gemii, gelenei, tarihi olduu gibi, yanl ve dorularyla tekrar
etmeyi, ona kendimizden bir eyler katmadan anlatmay, aktarmay nermiyoruz.
Dikkatleri bunlarn bize zg, bize ait yntem ve anlayla yaplmasna ekmek
istiyoruz. Az nce bahsettiimiz malubiyet ve mahcubiyet psikolojisinin tetikledii
eletiri, istenmeyen sonulara gtrmektedir. Eletiri, ta ilk dnemden beri, slam kltr
ve dncesinin en nemli zelliklerinden biridir. Yaadklar an anlay ve
yntemlerine tefsirlerinde bir biimde yer verenler de zerinde duracamz baka bir
grubu oluturacaktr.
Burada son olarak ada yaklamn, tefsirlerin adlarna da yansdn sylemeliyiz.
Muhammed zzet Dervezenin et-Tefsrul-Hadsi (Modern Tefsir), Sleyman Atein
Yce Kurann ada Tefsiri, Bayraktar Bayraklnn Yeni Bir Anlayn Inda
Kuran Tefsiri buna rnek olarak verilebilir.
Modern dnem tefsirinin balang tarihi
ada tefsir almalarna bir balang tarihi vermek gerekirse, bunu ngilizlerin
Hindistan alt ktasn igal etmeleri zerine Mslmanlarn eitli alanlarda gsterdikleri
reaksiyoner hareketlere gtrmek mmkndr. Kimi aratrmaclar bu balamda Seyyid
Ahmed Hann (1817-27 Mart 1898) ismini vermektedir. Ahmed Hann etkisinin
tefsirden ziyade dnce alannda olmasndan dolay, kendisinden sonrakileri etkilemesi
gz nne alndnda, tefsirdeki dnm ve krlmay Muhammed Abduhla (1846-11
Temmuz 1905) balatmak daha makul ve daha gereki grnmektedir.

268 |

slam Bilimlerinde Yntem

ada Yaklam rnekleri


Son iki yzylda slamn nemli blgesi vard: Osmanl corafyas, Msr ve
Hindistan. Bu blgelerdeki yeniliklerin etki ve gcn tersten yle sralayabiliriz:
Hindistan, Msr ve Osmanl. Bunda sz edilen corafyalarn siyasal artlarnn nemli
bir unsur olduu sylemeliyiz. Bir hususun daha altn izmekte fayda vardr. Bu
blgeden dierlerini daha ok etkileyen yer, Msrdr. Bunun ardnda muhtemelen
Msrdaki hareketin, Hindistandakine nazaran daha kabul edilebilir oluu yatmaktadr.
Afgani-Abduh izgisi, slam dnyasnn her blgesinde bir biimde karlk bulmu ve
uzun sre devam etmitir. imdi nce Muhammed Abduh-Reid Rza, sonra da Seyyid
Ahmed Han zerinde ksaca duralm.
Muhammed Abduh-Reid Rza
M. Abduh: 1266/1846da Msrda, amirada dodu. Yedi yanda Sbyan Mektebine
gitti. Sonra Drul-Huffzda Kuran- Kerimi ezberledi. Tantada renimini
srdrrken mevcut eitim retim tarzn beenmediinden okumay brakp on alt
yanda evlendi. azeli tarikat mensubu olan eyh dervi Hzrla karlat ve hayata
bak deiti. 1866da Ezhere gitti. Hayatnn en byk krlmasn yaad
Cemaleddin Afganiyle tant, onun derslerini byk bir ilgiyle takip etti. Hocasnn
tevikiyle Ehram dergisinde yazlar yazmaya balad. Drul-Ulmda tarih dersleri
verdi. Afgani-Abduh ilikisi hoca-talebe ilikisinden tededir. Abduh, Afganinin
fikirlerinden dolay, Drul-Ulmdan uzaklatrld. Sahip olduu grler ve yapt
almalardan dolay hapse atld, srgne gnderildi. 1883te hocas Afganinin daveti
zerine onun yanna, Parise gitti. 1885te Beyruta dnd. 1889da tekrar Msra geldi.
Bakadlk grevine getirildi. Eitim yeniden dzenlenmesi iin eitli almalarda
bulundu. Msr mftl yapt esnada Ezher hocaln da devam ettirdi. 1901de
stanbula geldi, Sultan II. Abdlhamid ve eyhlislam Cemaleddin Efendiyle grt.
11 Temmuz 1905te 56 yandayken vefat etti.
R. Rza: Aslen Badatl olan bir ailenin ocuu olarak 25 Eyll 1865te Trablusam
yaknlarndaki Kalemun kynde dodu. Osmanl devlet okuluna gitti, daha sonra
kaydolduu medresede Arapa, Trke ve Franszca dersleri ald. Bunlarn yannda
mantk, matematik ve felsefe de okudu. 1897de hocalk diplomas ald. el-UrvetlVsk ile tanmas, hayatnn dnm noktas oldu. Afgani ve Abduha kar olaanst
bir ilgi ve alaka duydu. Afganinin 1897de vefat etmesi, onunla tanma imknn
ortadan kaldrd. Muhammed Abduh, Lbnana srgn edildiinde kendisiyle birka
kez grt. Bu grmeler sonucunda onun akirdi oldu. 1987 yl sonlarnda Msra
gitti. Abduha tefsir yazma nerisinde bulundu, bunu kabul ettiremeyince onu Ezherde
tefsir dersleri vermeye ikna etti. 22 evval 1315/15 Mart 1898de Menr dergisinin ilk
saysn neretti. 1909da stanbula gelerek bir eitim kurumunun tesisi iin ekonomik
destek talebinde bulundu. Buradan eli bo dnd. ibl Numannin daveti zerine
Hindistana gitti. Kurmu olduu Drud-Dave vel-rd iin Bombayl bir tccar
kendisine nemli bir destekte bulundu. Bu yllarda slam dnyasnn iinde bulunduu
siyasal sorunlarn zm iin eitli faaliyetlere katld. Bu seyahatlerin birinden

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

| 269

dnerken, 22 Austos 1935te vefat etti.


Tefsrul-Menr
Bu eser, Reid Rza, hocas Muhammed Abduhun Ezher niversitesinde verdii tefsir
derslerinde tuttuu notlarn Menr dergisinde yaynlanmasyla meydana gelmeye
balam, derginin adyla hret bulmutur. Tefsirin asl ad, Tefsrul-KurnilAzmdir. Ftiha suresiyle balayan tefsir, Ysuf suresinin 101. ayetinde sona
ermektedir. Kitabn ilk basks, 12 cilt olarak baslmtr. lk be cildi Abduha, dierleri
talebesi Reid Rzaya aittir.
Muhammed Abduh ile Reid Rzann Kuran Anlaylar
Abduh ve Reid Rzaya gre, Kuran- Kerim, Mslmanlarn dnya ve ahiret
hayatlarnn kurtulular iin gerekli olan bilgileri ieren bir hidayet kitabdr. Tarihte
yapld gibi fakihlerin, mtekellimlerin ve dilbilimcilerin yeteneklerini gsterdikleri
tefsirler, Kutsala Kitab asl amacndan uzaklatrmtr. Mslmanlar doru yola
ulatrmak iin Kuran- Kerim yeterlidir. Baka bir eye gerek yoktur. Tefsirlerde yer
alan bilgilerin ou, Kuran- Kerimi anlalmaz hale getirmitir. Oysa Kurann
kendisi olduka aktr. O, herkesin anlayabilecei aklk, netlik ve kolaylktadr.
Menr tefsirinin mukaddimesinde ve yazarlarn dier eserlerinde nemle zerinde
durulan bu konular, gemie ynelik byk bir eletiriyi de iermektedir. Yazarlarn bu
tutum ve anlaylarnda belli bir zaman sonra, snnete ve hadise zt bir tutum ve
davrann ortaya kt grlr.
Reid Rzaya gre hidayet kitab olan Kuran- Kerimin on temel gayesi vardr: (1)
Dinin tevhid, lmden sonra dirili, hesap ve amel-i salihten oluan rkunlarn beyan
etmek; (2) Nbvvet, risalet ve rasullerin grevlerini beyan etmek; (3) slamn selim
ftrat, akl, fikir, ilim, hikmet, fkh, burhan, hccet, vicdan, zgrlk ve bamszlk dini
olduunu beyan etmek; (4) Beer, ictimai ve siyasi slah beyan etmek, (5) Emir ve
yasaklarla ilgili olarak slamn genel zelliklerini beyan etmek; (6) slamda devlet ve
siyasetin temel esaslarn beyan etmek, (7) Ekonomik slah beyan etmek; (8) Sava
nizamn slah etmek, savan felsefesini rtmek; (9) Kadna beer, din ve meden
haklarnn tmn vermek; (10) Kleyi zgrletirme hususunda slm zm yolunu
gstermek.
Bu anlay, slam dnyasnn byk bir blmnde izlerini hala srdrmektedir.
Seyyid Ahmed Han
17 Ekim 1817de Delhide dodu. 12 yana kadar annesinin gzetiminde klasik eitim
grd. Farsa ve Arapa dersleri ald. Geometri, edebiyat ve tp okudu. ah Veliyyullah
Dihlevinin torunu ah Mahsusullah b. ah Rafiuddinden ders grd. 18 yanda
evlendi, 22 yandayken babasnn vefat zerine i hayatna atld. eitli ehirlerde
hkimlik yapt. Bu esnada deiik konularda yazlar yazd. ngilizlerin Hindistan
igaline direnen halknn karsna geerek igalcilerin yannda yer ald. 1869daki
ngiltere ziyareti, hayatnn deimesinde nemli bir nokta oldu. 42 yanda eini
kaybeden Ahmed Han, bir daha evlenmeyerek kendini, inand dncelere vakfetti.

270 |

slam Bilimlerinde Yntem

24 Mays 1875te Aligar Kolejini kurdu. Emekliliini isteyerek kendini eitim


faaliyetlerine verdi. ngilizlerin memnuniyetini kazanan dnce ve faaliyetlerinden
dolay kendisine, Sir unvan verildi. 27 Mart 1898de ld. Sir Seyyidin hayatna
bakldnda dikkat eken noktalardan biri, yazm olduu ncil tefsirleridir.
Tefsrul-Kurn
Th suresine kadar olan tefsir, yazar tarafndan nemli grlen ayetlerin tefsirlerinden
olumaktadr. lk cildi 1880de, son cildi olan 7. cilt, 1904te baslmtr. Sonralar bir
iki bask daha yaptysa da, ok tepki aldndan, uzunca bir sre (1995e dek)
baslamamtr.
Ahmed Hann Kuran anlay
Ahmed Hann tefsirinde zerinde nemle durduu konu, ftrat kanunu adn verdii
Allahn szyle Allahn ii asla atmaz ilkesidir. Bunun yannda Mslim gayrimslim ilikileriyle cihad, onun sklkla iledii konulardr. Bu iki meselenin, o dnem
Hindistan igal eden blgedeki ngiliz varlyla ilikili olduu aikrdr.
Ahmed Hann bir de tefsirine mukaddime olarak dnd Tahrr f Uslit-Tefsr
adl kitap vardr. Bu eser, 15 balktan meydana gelmektedir. Burada onun Kuran
ve tefsir anlayn grmek mmkndr. Peygamberimize vahyi getirenin Cebrail
olmadn iddia eden Ahmed Han, nbvvet melekesi adn verdii eyle vahyin
peygambere geldiini ileri smektedir. Biraz nce bahsettiimiz ftrat kanunu zerinde,
Tahrrde sklkla ve nemle durulmaktadr. Neshi kabul etmeyen yazar, Allah
kelamnn, kullarn kelamnn ierdii kinaye, mecaz gibi baz sluplar iinde
barndrmasnn normal oluundan da sz etmektedir.
ada Tefsirin zellikleri
imdi de ada olarak tasnife tabi tutulan bu tefsirlerin temel ve ayrc zelliklerine
temas etmek istiyoruz.
1- Kuran- Kerimi tefsir etmenin en iyi ynteminin onu yine kendisiyle tefsir etmek
olduu, daha Peygamberimiz hayattayken kendisi tarafndan bizzat uygulanmtr. Bu
yntem tarihte btn mfessirler tarafndan zenle izlenmitir. Ancak son dnemde
tefsirde Kuran- Kerimi merkeze alan bir anlay ortaya kmtr. Kurana yaplan
vurgu, tefsirde kullanlan dier kaynaklarn ihmaline ve terkine yol amtr. Modern
selefiliin ilk izlerini oluturan ah Veliyyulah Dihlevi ve Muhammed b.
Abdlvehhaba kadar uzanan bu izgi, belirli evrelerde arln hala srdrmektedir.
2- ada tefsir hareketi, oryantalist etki altnda kaldndan, Kuran- Kerime vurgu
yaparken, onun aklaycs olan snnete ve hadislere kar olumsuz bir anlay ve tavr
gelitirmitir. Oryantalistlerin hadislerle ilgili ileri srdkleri eletiriler, byk lde
onlarn zihin dnyasnda da ayn ierikle kendine yer bulmutu. Oysa Kuran- Kerim
ile snnet ve hadis bir btn oluturmaktayd. Bu krlma ncelikle Hindistan alt
ktasnda meydana gelmi, sonralar eitli blgelere yaylmtr.
3- Onlara gre, geleneksel tefsir usul yetersizdir. Yeni bir tefsir usul gelitirilmelidir.
4- Klasik ve yerleik usul konularndan biri olan neshi reddederler.

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

| 271

5- Onlar, sebeb-i nzuln Kuran- Kerimin anlalmasndaki klasik roln


nemsememilerdir. Bunun, onlarn hadis ve snnete baklaryla ok yakndan bir
alakas vardr. Salam ve sahih senedlerle gelen hadislere kar pheci bir tavr
sergileyenlerin, sebeb-i nzullere yaklamnn farkl olmasn beklemek, beyhudedir.
6- Ulumul-Kurandan biri, tenasb ve insicamdr. Kurann btnlne, Kurann
kendisine yaptklar vurgudan dolay, ada tefsir mensuplar bu ilmi eskiye nispetle
daha fazla nemsemilerdir. Bunun arkasnda iki neden olduu ileri srlmtr: a)
Oryantalistlerin Kuran- Kerimin bir btnlkten yoksun olduu iddias; b) Geleneksel
tefsir ynteminin parac oluuna gsterilen tepki.
7- Tefsir tarihinin en nemli sorunlarndan biri, israiliyyattr. lk dnemde Mslman
limlerin bilgi eksikliklerini gidermek iin bavurduklar slam d bilgi kaynaklar,
sonraki dnemde derin sorunlara yol amtr. slamla uyumayan, ona zt olan
bilgilerin slami kaynaklarda yer almas, yeterli birikim ve donanma sahip olmayanlar
tarafndan sahih ve salam olarak deerlendirilmi, neticede ortaya bilgi kirlilii
kmtr. Hadis, sebeb-i nzul gibi rivayete dayanan bilgiye scak bakmayan ada
tefsirciler, doal olarak israiliyyata kar kmlardr.
8- Modern zamanlarn bilgin ve aratrmaclarn, seleflerinden ayran en nemli
zelliklerden biri, Yahudi ve Hristiyan kaynaklarn isim vererek dorudan kullanm
olmalardr. rnein Elmall Hamdi Yazr, Saf suresinin son ayetinin tefsirinde,
havarilerle ilgili Matta ncilinden olduka uzun bir alnt yapmaktadr (VII, 4946).
Sleyman Atein de Mide/5, 27. ayetin izahnda Hz. Ademin iki olu hakknda bilgi
verirken (II, 510) Tevratn Tekvin blmnden nakilde bulunduu grlmektedir. bn
r ile Mevdudi, tefsirlerinde sz konusu kaynaklar o kadar youn bir ekilde
kullanmlardr ki, bunlar, zerinde mstakil almalar yaplacak derecededir. rnein
bn r, Bakara/2, 79. ayette anlatlan Ellerinin yazdklarna yazklar olsun!
ifadesini aklarken Tevratn farkl yerlerinden konu hakknda bilgiler nakletmektedir
(I, 579). Mevdudi, tefsiri Tefhimde Yusuf suresinin eitli ayetlerinin aklamasnda,
bata Tevrat olmak zere deiik Yahudi kaynaklarn oka kullanmaktadr.
9- Kuran- Kerimin nemli zelliklerinden ve konularndan biri, onun icazdr,
mucizeliidir. ada mfessirler arasnda Kurann bu ynne bakta bir farkllk
meydana gelmitir. Eski icaz anlaynda merkezi bir yer tutan Kuran- Kerimin lafzi
icaz, yerine byk lde, onun rehber oluuna, yol gstericiliine brakmtr. Buna
gre kitabullah, her zaman, her yerde, herkes iin bir rehberdir. Dolaysyla en nemli
icaz yn, budur. Yani, dile dayal icaz anlay yerini muhtevaya, mesaja dayal icaz
anlayna brakmtr.
10- Batda gelien modern bilimlere paralel olarak bilim-din atmasnn nne
gemek iin Kuran- Kerimin bilimle ters dmediini ispat sadedinde birok ayet
bilimsel olarak aklanmaya allmtr. Bu tarzn gemii Gazzaliye kadar uzansa da
gemite hibir dnemde son bir iki asrdr ulat ilgi ve nemi asla grmemitir. Son
bir iki asrda yazlan tefsirlerin hemen hemen hepsi bu tr yaklamdan kendilerini uzak
tutamamlardr. Pozitif bilimler, insan, doay vb. hususlar anlamada dinleri kendi

272 |

slam Bilimlerinde Yntem

yntemlerini terk etmeye zorlam, kendi enstrmanlarn dayatm, slam da dhil


olmak zere btn dinler bundan zarar grmtr. Bilimin ama ve yntemiyle dinin,
slamn ama ve yntemi arasnda byk bir fark vardr. Bu akm ve anlay, kimi
zaman ayetleri mana ve mefhumuna olduka ters ve zt olarak tevil etmitir.
11- Rasyonalizmin ve bilimin, daha dorusu bilimciliin nfuzunu artrmas neticesinde
sembolik yorumlama yntemi n plana kmtr. Cennet, cehennem gibi ahiret
hayatyla ilgili konularn temsili, sembolik olduu ileri srlmtr. Bunlar bazen o
kadar ileri bir noktaya varmtr ki, gemite yaplan batn ve ar iari yorumlar aranr
hale gelmitir.
12- Bu konuda zikredilmesi gerek baka bir nokta da, kssalardr. Kuran- Kerimde
eitli peygamber, kii ve topluluklarla ilgili birok kssa vardr. Bunlar, byk bir
yekn oluturmaktadr. Son dnem tefsirinde ne kan noktalardan birisi, bu kssalarn
gerek olmad, bunlarn tarihte yaanmad dncesidir. Bu deerlendirmenin bir
nceki maddede sz edilen sembolik deerlendirme ve yorumlamayla yakn bir ilikisi
vardr. Msrl yazar Muhammed Halefullah ile gndeme gelen bu yaklam, zaman
iinde kendine yeni taraftarlar bulmutur.
13- Bu dnem tefsirin en fazla ne kan ynlerinden biri, her trl toplumsal konuya
arlk vermesidir. Muhammed Abduh izgisinin ayrlmaz bir nitelii olan durum,
byk lde slam dnyasnn iinde yaad sorunlardan neet etmitir. Yaanlan her
skntnn zmnn, yakalanlan her hastaln tedavisinin mutlaka Kuran- Kerimde
bulunduu anlay egemen olmutur. Bunun Kurann hayatla btnlemesi
bakmndan faydas olmutur. Ancak bu tutum snnet, gelenek, kltr gibi hayat ina
eden dier unsurlar glgelemitir.
14- Yine artlara bal olarak daha yumuak bir slam anlay ortaya konmaya
allmtr. Bunun en tipik rnei cihad ayetlerinin yorumunda grlr. slam ceza
hukukuyla ilgili ayetlerin izahnda, klasik yerleik anlaya olduka ters ve zt
deerlendirmeler yaplmtr.
Bu zellikleri oaltmak mmkndr. Biz bu kadaryla yetiniyoruz. Bunlarn tmn,
bir kii veya grupta grmek, bulmak, mmkn deildir. Sz konusu dnemde eitli
aralklarda kaleme alnan tefsir ve Kuran almalarnda yukarda zikredilen
zelliklerin biri ya da birkayla karlalabilinir.
BLMSEL YAKLAIMLAR:
Bilimsel tefsiri, Kurn metnindeki bilimsel stlahlar aklamaya, onlardan eitli
ilimleri ve felsef grleri karmaya alan bir tefsir tr olarak tanmlamak
mmkndr. Bir dier ifadeyle Kurnn, din ilimler dndaki tecrb bilim dallarna
ait bilgiler nda tefsir edilmesidir. Bilimsel tefsir, dayanan u gibi yetlerden
almtr:

/ Yerde yryen hayvanlar ve kanatlaryla uan kular da ancak sizin gibi

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

| 273

birer toplulukturlar. Kitap'da Biz hibir eyi eksik brakmadk; onlar sonra Rablerine
toplanacaklardr. (Enm 6/38)





/ Gaybn anahtarlar O'nun katndadr,




onlar ancak O bilir. Karada ve denizde olan bilir. Den yapra, yerin karanlklarnda
olan taneyi, ya kuruyu ki apak Kitap'tadr ancak O bilir. (Enm 6/59)

Kurann bilimsel tefsiri, stlahi anlamda diryet tefsirinin ortaya kmasyla balam
olmakla birlikte bu anlamda rivayet tefsirlerinde de bol malzeme mevcuttur. Bilimsel
tefsir, Abbsiler dnemindeki ilim ve tercme faaliyetleriyle ivme kazanmtr.
Mslmanlara byk bir canllk kazandrp yenilik getiren felsefe, astronomi,
matematik, tp, fizik ve kimya gibi ilimler, Kurndaki kevn yetlerin tefsirinde,
dolaysyla bilimsel tefsir hareketinin balamasnda nemli bir etken olmutur.
Bilimsel tefsirin sistemlemesi, el-Gazzl (.505/1111) ile balar. Onun ardndan bu
hareket Fahreddin er-Rz (. 606/1209), Ebul-Fadl el-Mrs (.655/1257), ez-Zerke
(.794/1391) ve es-Suyt (.911/1505) tarafndan devam ettirilmitir.
Bilimsel tefsir, e-tb (.790/1388), ez-Zeheb (.1399/1978) ve Emin el-Hl
tarafndan, Kurnn Araplara gnderildii ve onlar tarafndan anlalmayan hususlarn
onda olamayaca, bilimin deimeye dayal dinin ise deimeyen inan esaslarna
dayal olduu gibi ynlerden eletirilmitir.
Bilimsel tefsir, XIX. asrda Batnn tesiriyle slam leminde meydana gelen uyann
ardndan yeniden canllk kazanmtr. Bu dnemde sz konusu yneli, el-skendern
(.1306/1888), el-Kevkib (.1320/1902), Gazi Ahmed Muhtar Paa (.1337/1918) ile
srm ve Tantav Cevher (.1359/1940) ile ise doruk noktasna ulamtr. lkemizde
de Celal Krca ve Celal Yenierinin bu alanda mstakil almalar mevcuttur.
Biz, burada bilimsel tefsir iin nemli birer basamak tekil eden baz mfessirlerin bu
konudaki yaklamlarn ortaya koymaya alacaz:
Taberi (.310/923)de Bilimsel Tefsir Anlay:
Rivayet tefsirinin en nemli ismi olan Taber, tefsiri Camiul-Beyanda ilgili ayetlerin
tefsirinde, tarihi Tarihul-mem vel-Mlukde ise insan ve evrenin yaratln anlatt
ilk ksmda bol miktarda bilimsel tefsir malzemesine yer vermitir.
Taberi, tarihinin banda zamann ne olduu, ilk nce neyin yaratld, gece ve
gndzn, suyun, gklerin, yerin ve insann yaratl gibi hususlar ilgili Kuran
ayetleri nda nakle dayal olarak ele almtr. Nitekim o, eserinin hemen banda
Allahn yeryzn dz, gkleri ise muhafazal bir tavan eklinde yaratmasnn
insanlarn geni yollarda yryerek kolay bir ekilde seyir ve seferde bulunmalarn
salamak iin olduunu ifade ettikten sonra bunun, Kurann; Ey inkarclar! Sizi
yaratmak m daha zordur, yoksa g yaratmak m? Ki Allah onu bina edip ykseltmi
ve ona ekil vermitir. Gecesini karanlk yapmtr. Gndzn aydnlatmtr.
Ardndan yeri dzenlemitir. Suyunu ondan karm ve otlak yer meydana getirmitir.

274 |

slam Bilimlerinde Yntem

Dalar yerletirmitir. (Naziat 79/27-32) ayetlerinde aka ortaya konduunu syler.


Tabernin bu tr hususlarda nakle dayanmas gayet doaldr. Zira onun, kendi dnemi
itibaryla bu gibi konularda nakil dnda dirayete dayal baka bir bilgi kaynandan
istifade etme durumu sz konusu deildir. Fakat o, tpk dier mfessirler gibi, bu
ayetlere kendi dneminin bilimsel kabulleri nda bakm ve bu nedenle onlardan
yanl karmlarda bulunmutur.
yle ki o, yeryzn sabit kabul etmek suretiyle Tanrnn gece Ay, gndz de
Gnei yrttn, dolaysyla Ay ile Gnein insanlarn faydas iin birbirlerinin
ard sra seyir ve hareket halinde olduklarn belirtir ve bunlar u ayetlerle delillendirir:
Gece ve gndz varlmza birer delil kldk. Bir delil olan geceyi kaldrp yine bir
delil olan gndz Rabbinizin bol nimetini aramanz, yllarn saysn ve hesabn
bilmeniz iin aydnlk kldk (sra 17/12-13), Sana hilal halindeki aylar sorarlar.
De ki: Onlar, insanlarn ve hac vakitlerinin lsdr (Bakara 2/189) ve Gnei
kl ve ay nurlu yapan; yllarn saysn ve hesab bilmeniz iin, aya konak yerleri
dzenleyen O'dur (Yunus 10/5) (Taberi, Tarih, I, 3-5)
Gnmzde bu meseleler, byk lde astronomi, jeoloji, arkeoloji, vb. pozitif
bilimlerin yani dirayetin aratrma ve inceleme alanna dahildir. Zira yaplan yeni keif
ve bulular sayesinde, bu hususlardaki bilgilerin hemen tamam deimitir. Dolaysyla
Tabernin bu tr hususlarda sadece nakille yetinilmesi gerektii gr, gnmz iin
artk geerliini tamamen yitirmitir. Bu durumda yaplmas gereken ey, Tabernin
sz konusu meseleleri zikretme gayesini dikkate alp, onun bunlarn ayrntsna dair
bilimsel tefsirin doas gerei kanlmaz olarak yapt hatalar tashih edip dzeltmeye
almaktr.
Gazali (.505/1111)de Bilimsel Tefsir Anlay:
Gazali, bilimsel tefsir konusunda, Kuranda bilimsel hususlarn yer aln ilahi zatla
ilikilendiren ve Kurann srlarn anlama yntemi balamnda sahip olunan ilimlerin
okluunu kalplerin temizliine balayan sufice bir yaklam benimsemitir. Nitekim o,
Cevhirul-Kurn isimli eserinde, gelmi gemi btn ilimlerin, hatta gemite var
olup bugn insanln bilmedii ve u anda insanln bilmeyip gelecekte
renebilecei tm ilimlerin Kurnda mevcut olduunu syleyerek bu konuda u bir
gr benimsemitir.
Gazali, hya-u Ulumid-Din adl eserinde ise, bilimsel tefsir hakknda u grlere yer
vermitir: Tm ilimler, Allahn fiil ve sfatlarna dahil olup, Kuranda Onun zat, sfat
ve fiillerinin izah vardr. Ayn ekilde bu ilimlerin bir sonu bulunmayp, Kuranda
bunlarn tamamna bir iaret vardr Kurann srlar ilimde derinlik sahibi olanlara
ancak bilgilerinin okluu, kalplerinin temizlii, dine eilim gc ve kendilerini buna
adamalar nispetinde aa kar Zira insanlar, anlama ynyle tefsirin zahirini bilme
hususunda mtereklik arzetmekle birlikte, bu ynden farkllk arzederler. (Gazali,
hya, I, 296, 300)
Bu grlerine uygun olarak Gazali, eserlerinde ok sayda bilimsel tefsir kabilinden
izah ve aklamalara yer vermitir. O, bu izahlarnda Kuran ayetlerinden bilimsel

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

| 275

verilere doru deil de, bilimsel verilerden Kuran ayetlerine doru bir yaklam tarz
benimsemitir. Nitekim o, herhangi bir kevni konuyu ele alacanda nce bununla ilgili
Kuran ayetlerini aktarm, ardndan bunlar kendi dneminde geerli olan bilimsel
verilerle aklayp izah etmi ve son olarak da buradan ahlaki bir takm sonular
karmtr. Bu sayede o, bir yandan Kuranda emredilen evrenden ibret alma emrini
yerine getirirken, dier yandan bu noktada sz konusu ayetlerin kendi dneminin
bilimsel verileriyle elimesinin nne gemitir.
Gazali, bilimsel ierikli grd ayetleri tefsirinde tabiat ve insana, onlarn ierdii
incelik ve srlara dair olduka ayrntl bilgiler verir. Bular kendisinin o dneme ait
bilimsel veriler hakknda son derece vukuf sahibi olduunu gstermektedir. Nitekim o,
Rabbin bal arsna: Dalardan, aalardan ve insanlarn yaptklar ardaklardan
kendine evler (kovanlar) edin. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana
kolaylatrd yaylm yollarna gir, diye ilham etti. Onlarn karnlarndan renkleri eitli
bir erbet (bal) kar ki, onda insanlar iin ifa vardr. Elbette bunda dnen bir kavim
iin byk bir ibret vardr. (Nahl 16/68-69) ayetinin tefsirinde, bal arlarnn yaratl
ve yaaylarndaki incelik ve srlara, onlarn yaama ve idare tarzndan, haberleme ve
bal yapmalarna varncaya kadar pek ok zelliklerine dair uzun bilimsel aklamalarda
bulunmutur.
Bununla birlikte bilimsel tefsirin genel zaaf ve kusurlar, Gazalinin aklama ve
izahlarnda da kendisini gstermitir. Nitekim o, bu balamda balklarn yalnzca
diilerinin hamile kalmayp aksine erkek ve diilerinin tek cins olduunu sylemi,
Yeryzn sabit kabul edip mevsimleri Gnein Dnya etrafndaki dnne balam,
Yeryznn kuzey ksmnn gney ksmndan daha yksekte olduu belirtmi, akrep,
fare ve ylan gibi hayvanlarn doum dnda topraktan treme yoluyla da oaldklarn
ifade etmi ve Kuranda geen yedi kat semay bugn bildiimizden farkl bir ekilde
sralamtr ki, tm bunlar bugn itibaryla yanl olduunu bildiimiz hususlardr.
Fahreddin er-Razi (.606/1209)de Bilimsel Tefsir Anlay:
Gazaliden sonra bilimsel tefsir alannda n plana kan en nemli ilim adam Fahreddin
er-Rzdir. O, mehur eseri Mefatihul-Gaybda Kuran yetlerini tefsir ederken
mspet bilimin verilerinden byk lde istifade etmek suretiyle bilimsel hususlar
ierdiini dnd yetleri, kendi dnemine ait bilim anlay dorultusunda tefsir
etmitir. Rz, Kur'nn anlalmasnda mspet bilimden istifde etme hususunda bir ilk
olmasa da, bunu tefsirinde bu denli geni ve rahat bir ekilde uygulamasyla, bu yndeki
teebbslere byk bir ivme ve meriyet kazandrmtr.
Rznin tefsirinde mspet bilimden istifde tarz, genel olarak yetlerde ifde edilen
hususlar bilimsel verilerle destekleme tarzndadr. yle ki o, Oullarm, hepiniz bir
kapdan girmeyin. (Ysuf 12/67) yetinin tefsirinde, meseleye nazar demesi
ynnden bakar. Bu noktada nazar mmkn gren Rz, onun bilimsel ynden
imkann ortaya koyan farkl yaklamlar zikreder. Bunlardan birinde o, nazar
gzlerden kan birtakm paracklarn kardaki kiiye ulaarak onu etkilemesi eklinde
fiziksel ynden izah ederken, bir dier gre gre ise, bunu psikolojik ynden ortaya

276 |

slam Bilimlerinde Yntem

koymaya alr.(Rz, Mefth, VI, 482-483)


Rz, baz yetlerin tefsirinde, bu tr bilimsel izahlar ok fazla uzatarak, byk lde
yetin tefsirinden kopmutur. Nitekim o, phesiz gklerin ve yerin yaratlnda, gece
ve gndzn deimesinde, dnen insanlar iin nice deliller vardr. (Bakara
2/164) yetinin tefsirinde, gezegenlerin uzaydaki sralan, bunlarn says ve hareket
tarzlar ile ilgili astronomi ilmine ait geni bilgiler sunduktan sonra, bunlarn Allahn
varlna nasl delil getirilebilecei hususunda on drt ayr gr sralam, ardndan
yeryznn hareket tarz, kre eklinde oluu hakknda ve yette geen dier hususlarda
geni bilimsel bilgiler sunmu ve bunlara dayal olarak Allahn varln ispat yollarn
ortaya koymaya almtr. (Rz, Mefth, II, 154-173)
Rznin benimsedii bilimsel veri ve teoriler, doal olarak kendi dnemine it olup,
bunlarn ou bugn iin geerliini yitirmitir. Nitekim o, nsanlarn faydasna olan
eyleri denizde tayp giden gemilerde. (Bakara 2/164) yetinin tefsirinde, yeryznde
bilinen denizleri; 1- Hind (in) denizi, 2- Marib denizi, 3- am, Rum ve Msr denizi,
4- Bahr-u Nita, 5- Crcan denizi olarak sayar ve bunlarn lmlerine it kendisine
ulaan baz bilgileri aktarr.(Rz, Mefth, II, 167)
Rz, bilimsel verilerden ok geni ve rahat bir ekilde istifde etmise de, bir din limi
olduu gerei, onu bu konuda daha dikkatli bir tavr sergilemeye sevketmitir. yle
ki, bilindii zere ilk devirlerden itibren genelde tabiatlar olarak bilinen ve evrende
meydana gelen her tr deiimin sebebini yine evrende grerek, bir Yaratc Allah
fikrini inkar eden bir anlay mevcut olagelmitir. Bu nedenle mslman limler, teorik
ve pratik anlamda her tr bilimsel gerei kabulde bir beis grmeyip, aksine bu yndeki
abalar tevik etmilerse de, son planda tm bu gerekliklerin yaratcsnn Allah Tel
olduunu kesin bir ekilde vurgulamlardr.
Bu konuda unu sylemek mmkndr ki Rz, dnemindeki bilimsel veri ve
teorilerden sadece kesin olduklarn dndklerine itibar etmi, bunun dndakilerde
ise, daha ziyade Kur'nn zhirini esas almtr. O, tefsirinde astroloji, tp, psikoloji vb.
ok farkl bilim dallarndan istifade etmi, ayrca bu alanlara ait ok sayda esere atfta
bulunmutur.
Tantavi Cevheri (.1940)de Bilimsel Tefsir Anlay:
Tantavi Cevheri, bilimsel tefsirin XX. yzyldaki en nemli temsilcilerinden biridir.
mrn Kuran ile modern bilimler arasndaki ilikiyi ortaya koymaya adam, bu
konuda kaleme ald 25 ciltlik el-Cevahir fi Tefsiril-Kuran isimli tefsirinde batan
sona Kuran ayetleri ile tabiat kanunlar arasndaki uyumu gstermeye almtr.
Cevheri, bu konudaki tavrn yle bir yaklam tarz zerine oturtmutur: Kuranda
hakknda yaklak 150 ayet bulunmasna ramen mfessirler, ahkam ayetleri zerinde
youn bir mesai harcamlardr. Bununla birlikte kevni hususlarla ilgili yaklak 750
ayet bulunmasna ramen bu konuda yeterli gayret sarfedilmemitir. Halbuki ilki farz-
kifaye iken, ikincisi beraberinde Allah bilmeyi getirdiinden farz- ayn konumundadr.
Kald ki zaman bilimsel alanda terakki zaman olup, Kuranda geen bilimsel hususlar
zamanmzn ilimlerinin ana mevzularn oluturmaktadr.

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

| 277

Buradan hareketle Cevheri, tefsirinde surelerin ayetlerini kendi iinde tasnif ettikten
sonra dil, ahkam ve mezhep grleri itibaryla ksaca aklayp tefsir eder, ardndan
letaif veya cevahir balklar altnda at bahislerde ayetlerle iliki kurduu bilimsel
hususlar aklamaya geer ve burada ada bilim adamlarna ait pek ok gr geni
bir ekilde ortaya koyar. O, bu izahlarn eitli hayvan, bitki ve manzara resimleriyle ve
grafiklerle zenginletirmi, bylece tefsir yer yer adeta bir bilim ansiklopedisine
dnmtr. Bu gibi hususlarda o, Tevrat ve ncilin yan sra Eflatun ve hvan-
Safann eserlerinden, kendi dnemine ait her trl kitap, makale, gazete ve
konferanslardan geni bir ekilde istifade etmitir.
Cevheri, bilimsel tefsiri salam bir temele oturtmak iin tefsirinde akl ile naklin, bilim
ile dinin birliine dikkat ekmi ve bunu desteleyecek tarzda rnekler vermeye
almtr. yle ki o, Hani siz (verilen nimetlere karlk): Ey Musa! Bir tek yemekle
yetinemeyiz; bizim iin Rabbine dua et de yerin bitirdii eylerden; sebzesinden,
hyarndan, sarmsandan, mercimeinden, soanndan bize karsn, dediniz
(Bakara 2/61) ayetinin tefsirinde, bilimsel ynden ayette geen bitkilerin beslenmedeki
nemine dikkat ekmi, men ve selvann ak havada yenen hafif ve gzel iki
yemek olduunu ifade etmitir. (el-Cevahir, I, 78)
Benzer ekilde o, Ay' doarken grnce, Rabbim budur, dedi. O da batnca, Rabbim
bana doru yolu gstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi
(Enam 6/76-77) ayetlerinin tefsirinde, Gne sistemi ve bilinen gezegenler hakknda
bilgi vermi ve bunu resimlerle izah etmitir. (el-Cevahir, IV, 77-78)
Cevherinin tefsirinde nem verdii bir dier husus tp ilmidir. Nitekim o,
Hastalandm zaman bana ifa veren O'dur. (uara 26/80) ayetinin tefsirinde, nce
tp ilminin kkeni hakknda bilgi verir. Ardndan slamn tbba verdii nemi misvakla
di fralama rneinden hareketle ortaya koyar. Bu noktada i hastalklarla az ve di
sal arasndaki ilikiyi ele alr ve koruyucu hekimliin nemini belirtir. (el-Cevahir,
XIII, 49-91)
Tm bu hususlarla Cevheri, Mslmanlarn dikkatini modern bilimlere ekmeye
alm ve bu sayede onlar bu alanda geri kaldklar Batya yetimeleri ynnde
motive etmeye almtr. O, tefsirinde modern bilimin kendi ana ait en son
verilerini kullanmaya almtr. Fakat hzla ilerleyen bilimsel gelimeler, bu verileri de
eskitmeye balamtr. Nitekim onun tefsirinde verdii bilgilerin bir ksm gnmz iin
daha bugnden geerliini yitirmi durumdadr.

278 |

slam Bilimlerinde Yntem

zet:
Hz. Peygamberden sonra gnmze kadar tefsir alannda Kuranla ilgili olarak pek ok
alma yaplmtr. Bu almalarn her birinde Kurann kendi alarnda nasl anlaldn
ve nasl yorumlandn da gstermesi bakmndan son derece nem tamaktadr. Zira bilindii
gibi Kuran szl bir metindir. Yani bir diyalog metnidir. Peyderpey inmitir ve ilk muhataplar
tarafndan olduka salkl bir biimde de anlalmtr. Zira karlatklar bu metinle ilgili
anlayamadklar ayetleri de Hz. Peygambere baka bir ifadeyle onun uygulaycs olan Hz.
Muhammede soruyor ve cevaplarn da ilkelden alyorlard. Hz. Peygamberin vefatndan sonra
Kuran derhal metinletirildi ve iki kapak arasnda yazl bir metin olarak insanlarn ve
Mslmanlarn ellerinde dolamaya balad. Artk ortada bir metin vard ve bu metni anlamada
da her geen gn ilk nesillerden uzaklatka farkl anlaylara yol aabiliyordu.
Tefsir, her dnemde o zamann kendi zel artlarnn izlerini tamtr. Bu artlar, bazen
tarihsel, bazen kltrel, bazen edeb, bazen de siyasal olmutur. Kimi zaman bunlarn bir kan
veya hepsini iinde barndrd olmutur. Tefsirin slamn ilk asrlarnda tad zelliklerle,
daha sonraki dnemlerde, rnein son yzylda tad zellikler birbirinden farkllk arz
etmektedir. Tarihi sre ierisinde belki de en byk farkllk, son yzylda yaanmtr. Bunun
en byk nedeni, Mslmanlarn bu zaman diliminde ncelikle siyasi ve askeri alanlarda
malup, iktisadi alanda ise genelde kendi imknlarn deerlendirmeme grnts ierisinde
mahcup olmalardr. Bu mahcubiyet psikolojisi, beraberinde kendini inkr anlayn getirmi,
Mslmanlar iinden kp geldikleri kltrel, tarihsel, bilimsel, siyasal birikimden
uzaklatrmaya yol amtr. Bu ve benzeri nedenlerden dolay bu dnem ve srecin iyi analiz
edilmesi gerekmektedir.
Bilimsel tefsire gelince Kurn metnindeki bilimsel stlahlar aklamaya, onlardan eitli
ilimleri ve felsef grleri karmaya alan bir tefsir tr olarak tanmlamak mmkndr.
Bilimsel tefsirle uraanlar bunun delillerinin Kuranda var olduu kanaatindedirler ve bu
balamda ayetler de serdederler.
Kurann bilimsel tefsiri, stlahi anlamda diryet tefsirinin ortaya kmasyla balam olmakla
birlikte bu anlamda rivayet tefsirlerinde de bol malzeme mevcuttur. Bilimsel tefsir, Abbsiler
dnemindeki ilim ve tercme faaliyetleriyle ivme kazanmtr. Mslmanlara byk bir canllk
kazandrp yenilik getiren felsefe, astronomi, matematik, tp, fizik ve kimya gibi ilimler,
Kurndaki kevn yetlerin tefsirinde, dolaysyla bilimsel tefsir hareketinin balamasnda
nemli bir etken olmutur.
Bilimsel tefsirin sistemlemesi, Gazzl ile balar. Onun ardndan bu hareket Fahreddin er-Rz,
Ebul-Fadl el-Mrs, Zerke ve Suyt tarafndan devam ettirilmitir.
Bilimsel tefsir, tb, Zeheb ve Emin el-Hl tarafndan, Kurnn Araplara gnderildii ve
onlar tarafndan anlalmayan hususlarn onda olamayaca, bilimin deimeye dayal dinin ise
deimeyen inan esaslarna dayal olduu gibi ynlerden eletirilmitir.

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

| 279

Sorular:
1. Mefatihul-Gayb hakknda aadaki yarglardan hangisi dorudur.
A) Bu eser Gazzalinindir.
B) Bu eser Matridinindir
C) Bu eser Razinindir
D) Bu eser bn Kesirindir
E) Bu eser Kueyrinindir.
2. Tefsir Yollarnn En Gzeli nedir sorusunu kitabnda isim vermeden ancak hocasnn
gr olduu biline dnceyi aadaki mfessirlerden hangisi eserinde kaydetmitir.
A) Razi
B) bn Kesir
C) Mtrd
D) Tantavi Cevheri
E) Kueyri
3. Th suresine kadar olan tefsir, yazar tarafndan nemli grlen ayetlerin
tefsirlerinden olumaktadr. lk cildi 1880de, son cildi olan 7. cilt, 1904te baslmtr.
Sonralar bir iki bask daha yaptysa da, ok tepki aldndan, uzunca bir sre (1995e
dek) baslamamtr.
Yukardaki bilgiler aada verilen hangi tefsirle ilgilidir.
A) Tefsirul-Kuran
B) Tevilatul-Kuran
C) Tefsirul-Kuranl-Azim
D) Letaiful-arat
E) el-Cevahir fi Tefsiril-Kuran
4. Tefsir anlaymda iki temel nokta vardr: Birincisi, tamamen nasslara bal
kalarak Kur'n yetlerinin mnlarnn, klasik anlamda yorumlama. kincisi ise,
o yetin yorumu ile ilgili kendi dnemindeki yaygn kanaat ve dncelere, kelm
okullarn grlerine yer vermesidir.
A)
Razi
B)
bn Kesir
C)
Tantavi Cevheri
D)
Mtrd
E)
Kueyri
5. Geleneksel tefsir usul yetersizdir. Yeni bir tefsir usul gelitirilmelidir. Klasik ve
yerleik usul konularndan biri olan neshi reddederler. Sebeb-i nzuln Kuran-
Kerimin anlalmasndaki klasik rol pek de nemli deildir.
Yukarda verilen grler hangi dnemin tefsir anlayn genel olarak yanstmaktadr.
A) Geleneksel
B) Bilimsel
C) ari
D) Fikhi
E) ada

slam Bilimlerinde Yntem

280 |

Cevaplar:
1)
2)
3)
4)
5)

C Cevabnz yanlsa Bilimsel tefsir blmn tekrarlaynz.


B Cevabnz yanlsa bn Kesir bahsini yeniden okuyunuz.
A Cevabnz yanlsa ada yaklamlar yeniden okuyunuz.
D Cevabnz yanlsa Mtrd konusunu tekrar ve dikkatlice okuyunuz.
E Cevabnz yanlsa ada yaklamlar bahsini yeniden okuyunuz.

Kaynaka:
Abdulbaki Turan, Kueyri ve Letaiful-arat simli Tefsir, lahiyat Dergisi, Yl: 1991, Say:
4
Abdlhamit Birk, Hind Altktas Dnce ve Tefsir Ekolleri, stanbul 2001.
Albayrak, smail, Klasik Modernizmde Kurna Yaklamlar, stanbul 2004.
Baljon, J.M.S., Kuran Yorumunda ada Ynelimler, (ev.: aban Ali Dzgn), Ankara
1994.
Bedrettin etiner, bn Kesir, amil slam Ansiklopedisi, stanbul 1991.
Bekir Topalolu, Kitabut-Tevhid Tercmesi, Ankara 2002.
Bekir Topalolu. Mtrd, Trkiye Diyanet Vakf slam Ansiklopedisi,
Cevher, Tantav, el-Cevhir f Tefsril-Kurnil-Kerm, 1350.
Ebu Mansur Mtrd, Tevilatu Ehlis-Snne, (Tahkik: Fatma Yusuf el-Haymi), Beyrut
1420/2004.
Fahreddn er-Rz, Mefthul-Gayb, Beyrut 1997.
Fatma Yusuf el-Haymi, Menhecu Ebi Mansur fi hazal-Kitab, (Matridi, Tevilatu EhlisSnnenin nere hazrlayann girii) Beyrut 2004.
Fethi Ahmet Polat, ada slam Dncesinde Kurna Yaklamlar, stanbul 2009.
Gazzl, Muhammed b. Muhammed, Cevhirul-Kurn, Kahire1981.
Haydar Bulank, Ebul-Kasm el Kueyri ve Letaiful-arat isimli Tefsirdeki Metodu,
(Baslmam Yksek isans Tezi), Rize 2002.
bn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim, Kahire thrs.
smail Cerraholu, Tefsir Tarihi, Ankara 2005.
Jansen, J. J. G., Kurana Yaklamlar, (ev.: Halilrahman Aar), Ankara1999.
Krca, Celal, Kuran- Kerim ve Modern Bilimler, stanbul 1984.
Kueyr, -Lettf't-rt (nr. brahim Besyn), Kahire 1390/1970, neredenin girii. -erRisle.
Muhammed b. Ltf es-sabb, Tefsir Usul Aratrmalar, (eviren: Do. Dr. mer Dumlu),
zmir 1999.
Mustafa zel, Son Dnemde Tefsire Yneltilen Eletiriler, Kurn ve Tefsir Etkinlikleri,
zmir 2007.
Mustafa zel, Kurn ve Tefsr Terimleri Szl, stanbul 2006.
Mustafa ztrk, Neo-Selefilik ve Kuran- Reid Rzann Kuran ve Yorum Anlay
zerine, . . lahiyat Fak. Dergisi, C.: 4, Sa.: 2, Temmuz-Aralk 2004.
Osman KABAKILI, Yntem Ve erik Asndan Kueyrinin Letaifl-arat,

Kurana Geleneksel, ada ve Bilimsel Yaklamlar

| 281

(Baslmam Doktora Tezi), zmir 2002.


Sleyman Uluda, Kueyr, Abdlkerm b. Hevzin, TDV slam Ansiklopedisi, stanbul
Taberi, Camiul-Beyan an Tevili Ayil-Kuran, Msr 1954; Tarihul-mem vel-Mluk,
Beyrut tz.
Talip zde, Mtrd'nin Tefsir Anlay, stanbul 2003.
TDV slam Ansiklopedisi, lgili maddeler.

Szlk:
Geleneksel: Bir toplumda eskiden kalm olmalarndan dolay saygn tutulup kuaktan kuaa
iletilen, yaptrm gc olan ve zamanla toplumda yer eden alkanlklar, bilgi, tre ve
davranlarn tmn ieren demektir. Tefsirde ise Hz. Peygamber dneminden balayarak
gnmze kadar Kurann tefsiri ve yorumu balamndaki btn almalardr.
ada: Ayn ada yaayan, acl, asri, muasr demektir. Tefsirde ise genel de ayn ada
yaayanlarn Kurana baklar ve yorumlar demektir.
Bilimsel: Bilim, gzlem ve gzlemelere dayal olarak elde edilen sonulardan aklc net ve
genel geer bilgilere ulama eklidir. Bilimsel de bilimle ilgili, bilime dayanan, ilm demektir.
Bilimsel tefsir ise, Kurn metnindeki bilimsel stlahlar aklamaya, onlardan eitli ilimleri ve
felsef grleri karmaya alan bir tefsir trdr.

Genel Kaynaka

A. A. Duri, Irak Tarih Ekol, (ev: H. brahim Gk, Nsha), 2006; Bahs f neeti ilmit-trh
indel-Arab, Beyrut, 1993.
A. Adnan Advar, Osmanl Trklerinde lim, Remzi Yaynlar, stanbul,1982
A. Cuvillier, Nouveau Vocabulaire Philosophique, Paris,1970.
A. Hallf, (1985), slm Hukuk Felsefesi, (ev.: Hseyin Atay), Ankara: A..lhiyat
Fakltesi Yaynlan No: 169.
A. Hamdi Akseki, slam, st.,1966; AKSEK, Ahlak lmi ve slam Ahlak ((sad. Dr. Ali Aslan
Aydn), Ankara, trh.
A. Miquel, (1991). slm ve Medeniyeti Doutan Gnmz,. (ev.: H. Fidan-O.Okur),
Ankara: Bileik Datm Kitabevi.
A. Richardson, History Sacred and Profane Londra: S.C. M., 1964.
A. S. Tritton, slam Kelam, Ank.,1983.
Abdulbaki Turanl (Do. Dr.), Kueyri ve Letaiful-arat simli Tefsir, lahiyat Dergisi, Yl:
1991, Say: 4
ABDULKERM el-Hatip, el-nsan fil-Kuran, Kahire 1979.
Abdullah Aydemir, Esbbn-Nzl, Diyanet Dergisi, C.: XI, Sa.: 1 (Ocak-ubat 1972).
Abdullah DRAZ, (. 1958 m.) slam'n nsana Verdii Deer (trc. Nureddin Demir), stanbul
1983.
- Kur'an'n Anlalmasna Doru (trc. Yard. Do. Dr. Salih Akdemir),
stanbul 1983; La Moral du Ko'ran, Paris 1951; slamn Dier Dinlerle
Mnasebeti, (Terc: Muhammed elik), Yeni mit, say 37, yl 1997; En Mhim
Mesaj Kuran, (Terc: Suat Yldrm), stanbul.
Abdurrahman el-Akk, Medhal lel-Kuranil-Kerim, Beyrut, thrs.
Abdlhamit Birk, Hind Altktas Dnce ve Tefsir Ekolleri, stanbul 2001.
Ahmed b. Hanbel, el-Msned, stanbul, 1981.
Ahmet Arslan,
Felsefeye Giri (Daha ok kavramlar ve yaklamlar asndan
faydalanlmtr), Vadi Yay., Ankara, 2001; bn Haldun ve Tarih, Tarih ncelemeleri
Dergisi, zmir 1983, I, 9-30.
Ahmet Nedim Serinsu, Kurnn Anlalmasnda Esbb- Nzuln Rol, stanbul 1994.
Ahmet Ycel, Balangtan Gnmze Hadis Usl, M. . lahiyat Fakltesi Yaynlar,
stanbul, 2009.
Ali Sami en- Near, slamda Felsefi Dncenin Douu II Cilt. ev. Osman Tun, nsan
Yaynlar, stanbul, 1999.
Ali Yardm, Hadis I-II, stanbul, 1997.
ANDRE Laland, Vocabulaire Technique et Critique de la Philosophie, Paris 1988.
Baljon, J.M.S., Kuran Yorumunda ada Ynelimler, (ev.: aban Ali Dzgn), Ankara
1994.
Barbour, Ian, Issues in Science and Religion, Londra, 1966.
Baum, E. Von Brune. (1997). slam Medeniyetinin Kaynaklan, (ev.: lhan Kutluer), slam
Tarihi Kltr ve Medeniyeti adl kitap ierisinde. stanbul: Kitabevi Yaynlan.

284

slam Bilimlerinde Yntem

Bedreddin ez-Zerke, el-Burhn f Ulmil-Kurn, Beyrut thrs.


Bedrettin etiner, bn Kesir, amil slam Ansiklopedisi, stanbul 1991.
Bekir Topalolu, Kitabut-Tevhid Tercmesi, Ankara 2002; Mtrd, Trkiye Diyanet
Vakf slam Ansiklopedisi,
Beyazi-zde, mam Azam Ebu Hanifenin tikadi Grleri, Haz. lyas elebi, st., 2000.
Birand, Kamran. Manevi limler Olarak Anlama, Ankara, 1960.
Buhri, Muhammed b. smil, el-Cmius-Sahh, stanbul, 1981.
Bnyamin Erul, Sahabenin Snnet Anlay, T.D.V. Yaynlar, Ankara, 2000.
C. Wolff, Gedanken von den Krften des menschlichen Verstandes und ihrem richtigen
Gebrauche iinde Vernnftige Gessamelte Werke, C. I. (ed.), H. W. Arnt, Hildesheim:
Olms, 1965.
Cahz, (1926) Selse Resil, Kahire
Cemal Yldrm, Bilim Felsefesi, stanbul 2000.
Collingwood, R. A. The Idea of History, Londra: Oxford University Press, 1956.
Crcn, Seyyid erif (1983), Kitabut-Ta'rifat, Beyrut.
David Hume, An Inquiry Concerning Human Understanding, New York: Washington Square
Books, 1963.
Doan zlem Ehl-i Snnet Akaidi, Tarih Felsefesi, zmir 1998.
Driffin, David Ray. God and Religion in the Postmodern World, State Univ. Of New York Pres,
1989.
E. Lessing, On Proof of the Spirit and of Power E.Lessings Theological Writings, Ed., Henry
Chadwick, Stanford: Stanford University Press,1956
Ebu shak e-atbi, el-Muvafakat, Terc.Mehmet Erdoan, I-IV, st.,1990.
Ebu Mansur Mtrd, Tevilatu Ehlis-Snne, (Tahkik: Fatma Yusuf el-Haymi), Beyrut
1420/2004; Akaid Risalesi, ev. Y.Z.Yrkan, st.,1953; K.Tevhid, Terc. B.Topalolu, s.
9-10, Ank., 2002.
Emilo Betti, Die Hermeneutik Allgemenine Methodik der Geisteswissenschaften (J. C. B.
Mohr: Tbingen 1962.
F. Razi, Muhassal, s. 51 (N.Tusinin Telhisul-Muhassal ile birlikte, Kahire, ts.), ev. H. Atay,
Kelma Giri, s. 46, Ankara,1978); Mefthul-Gayb, Beyrut 1997.
Farabi, hsul- Ulm: limlerin Saym, ev, Ahmet Ate, MEB Yaynlar, stanbul, 1990;
Tahsilus- Saada, Mutluluun Kazanlmas, ev.Ahmet Arslan, Vadi
Yaynlar,Ankara, 1999
Fatma Yusuf el-Haymi, Menhecu Ebi Mansur fi hazal-Kitab, (Matridi, Tevilatu EhlisSnnenin nere hazrlayann girii) Beyrut 2004.
Fayerabend, Paul. Against Method : Outline of an Anarchistic Theory of Knowledge, Londra
1984.
FAZLUR Rahman (. 1988), Ana Konularyla Kurn (ev. Yard. Do. Dr. Alpaslan
Akgen), Ankara 1987.
Fethi Ahmet Polat, ada slam Dncesinde Kurna Yaklamlar, stanbul 2009.
Franz Rosental, lmut-Tarih indel-Mslimin, (Arapaya ev: Salih Ahmed Ali), Beyrut
1403/1983.

Genel Kaynaka

285

Frederic W. Farrar, History of Interpretation, Grand Rapids, Michigan, Baker Book House,
1961.
Friedrich Schleiermacher, Hermeneutics: The Handwritten Manuscripts, ev. J. Duke ve J.
Forstman (Missoula, Montana: Scholars Press, 1977.
Fuat Sezgin, (1984). Muhdrtu Tarhi'l-Ulmi'l-Arabiyye ve'l-slmiyye, Frankfurt:
slamda Bilim ve Teknik, Cilt 1: Arap- slam Bilimleri Tarihine Giri, Trkiye
Bilimler Akademisi, Ankara 2007
G. Louis, (1997). " Din ve Kltr", (ev.: lhan Kutluer), slam Tarihi Kltr ve Medeniyeti
adl kitap ierisinde, stanbul: Kitabevi yaynlan, II. Bask, 4,113-156.
G. Vico, The New Science, ev. Thomas Bergin ve Max H. Fisch, 5. Bask, Ithaca: Cornell
University Press, 1994.
G.W. Leibniz, Essais de Thedice, Paris,1969.
Gadamer, Hermeneutik als theoretische und praktische Aufgabe, Gesammelte Werke II, 2.
Bask J.C.B. Mohr, Tbingen, 1993; Gadamer, Practical Philosophy as a Model of the
Human Sciences, Research in Phenomenology, 9, 1979.
Gadamer, Hans-Georg Truth and Method, 2. Bask, ev. Joel Weinsheimer ve Donald G.
Marshall, New York: Crossroad Publishing Co., 1989.
Gayle L. Ormiston ve Alan D. Schrift (Eds.), The Hermeneutic Tradition: From Ast to Ricoeur
Albany: State University of New York Press, 1990.
Gazzl, Muhammed b. Muhammed, Cevhirul-Kurn, 1981; Dalaletten Hidayete, ev.
Ahmet Subhi Furat, amil Yaynlar, stanbul,1978; el-Kanunu'l-klli fi't-te'vil,
(Mecmua Risaili . Gazali iinde), Beyrut,1988.
H.A.R Gibb, Tarih lmi, slm Medeniyeti zerine Aratrmalar, ev: Kadir Durak ve
arkadalar, stanbul 1991, 125-153.
Halis Albayrak, Editrden, slam Bilimlerinde Yntem, Ankara 2007.
Hanifi zcan, Mtridde Bilgi Problemi, stanbul 1998.
Hatemi Senih-Kadri Zekeriyya, Umumi Filozofi, st., 1929.
Haydar Bulank, Ebul-Kasm el Kueyri ve Letaiful-arat isimli Tefsirdeki Metodu,
(Baslmam Yksek isans Tezi), Rize 2002.
Hayri Krbaolu, slm Dncesinde Snnet, Ankara Okulu Yaynlar, Ankara, 2002.
Hodgson, M.G.S. (1993). slm'n Serveni, (ev.: Komisyon), stanbul: z Yaynclk.
Holt, P.M., Lampton, A.K.S., Lewis, B. (1997). slm Tarihi Kltr ve Medeniyeti, IV.Cilt,
(ev.: Komisyon), stanbul: Kitabevi.
I. Goldziher, (1993). Klasik Arap Literatr, (ev.: Azmi Yksel-Rahmi Er), Birinci Bask,
Ankara: maj Yaynlar.
BN ATYYE, Ebu Muhammed Abdulhak bn Galip el-Endelsi (. 546/1151), elMuharraru'l-Veciz fi Tefsiri'l-Kitabi'l-Aziz(tahk. Abdusselam Abduafi Muhammed),
Beyrut 1413/1993
bn Clcl, (el-Endlusi, Sleyman b. Hasan). Tabakatul- Etibba vel-Hukema, nr. Fuad
Sayed, Messesetl Risale, Beyrut, 1985.
bn Ebi Useybia, Uyunul-Enb fi Tabakatil-Etibba, thk. Nizr Rza, Beyrut trz.
bn el-Kfti, Tarihul-Hkema, Nr.Julius Lippert, Leipzig,1908.
bn Haldun, Mukaddime I, ev. Suleymen Uluda,Dergah Yaynlar, stanbul,2005
bn Kayym el-Cevzi, Medarics-Salikin, Beyrut thrs.

286

slam Bilimlerinde Yntem

BN KAYYM el-Cevziyye, el-Fevaid, Medine, trh.


bn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim, Kahire thrs.
BN MACE, Ebu Abdillah Muhammed bn Yezid el-Kazvini (. 275/888), Snen'bn Mace,
stanbul, trh.
bn Nedim. Fihrist, Darul Marife, Beyrut, trz.
bn Rd, Fasll- Makal Felsefe- Din likileri, ev. Bekir Karla, aret Yaynalr,stanbul,
1992; bn Rd, Felsefe, Din likileri, ev. Sleyman Uluda, Dergah Yaynlar,
stanbul,1985; Fasll- Makal Felsefe- Din likileri, ev. Bekir Karla, aret
Yaynalr,stanbul, 1992; Faslul-makal, Msr, 1972.
bn Teymiyye, Tearuzul-akl ven-nakl, Kahire, 1988.
bnl-Arabi, Hakikat Yolcularna Rehber - Tuhfets-sefere, (terc: Hseyin emsi Ergne),
stanbul 2011.
gnaz Goldziher, slamda Fkh ve Akaid, Ank., 2004.
lhan Kutluer, Felsefe Tasavvuru, z Yayclk, stanbul, 2001; lim, TDV slm
Ansiklopedisi, stanbul: Diyanet Vakf Yaynlar, 22,109-114.
mmanuel Kant, Crtique de la Raison Pure, Paris, 1927.
rfan Aycan ve brahim Saram, slm Tarihinin Kaynaklaryla lgili Problemler ve zmne
likin Baz Dnceler, slmi limlerde Metodoloji (Usl) Meselesi, stanbul 2005.
smail Albayrak, Klasik Modernizmde Kurna Yaklamlar, stanbul 2004.
smail Cerraholu, Tefsir Tarihi, Ankara 2005.
smail Ltfi akan, Hadis Edebiyat, stanbul, 2003.
zmirli . Hakk, Yeni lm-i Kelm, Haz. S. Hizmetli, Ank.,1981; slam Dini ve Tabii Din, Sad.
O.Karadeniz, s. 54-55, zmir, 1998)
J. J. G. Jansen, Kurana Yaklamlar, (ev.: Halilrahman Aar), Ankara1999.
J.G. Herder, Gessammelte Werke, C. 18, s. 246dan naklen Meinecke, Historism.
Joachim Wach, Das Verstehen. Grundzge einer Geschichte der Hermeneutischen Theorie
im 19. Jahrhundert, 3 Cilt Tbingen, J.C.B. Mohr, 1926.
John Locke, nsan Anl zerine Bir Deneme, ev. V. Kadirolu, st.,1992.
Jrgen Habermas, "Der universalittsanspruch der Hermeneutik," Karl-Otto Apel, ve dierleri.
(Ed.), Hermeneutik und Ideologiekritik Frankfurt: Suhrkamp, 1971.
Krca, Celal, Kuran- Kerim ve Modern Bilimler, stanbul 1984.
Kindi, Felsefi Risaleler, ev. Mahmut Kaya, z Yaynclk, stanbul, 1994
Kindi, Resaill-Kindi el-Felsefiyye, Tahkik: M. Abdulhadi Ebu Ride, Kahire, 1950.
Kurt Mueller-Vollmer, (Ed.) The Hermeneutics Reader, (New York: Continuum, 1988),
Introduction,
Kueyr, -Lettf't-rt (nr. brahim Besyn), Kahire 1390/1970, neredenin girii. -erRisle, Beyrut thrs.
Louis Garde, La Panse Religieuse dAvicenne, Paris,1951.
Louis Gardet, M. M. Anawati, Introduction la Thologie Musulmane, Paris,1948.
Ltfullah CEBEC, Kur'an'da er Problemi, Ankara 1985.
M. Abdlazim ez-Zerkn, Menhill-rfn f Ulmil-Kurn, Beyrut thrs.
M. el-Cbir, ( 2000). Arap-slm Aklnn Oluumu, (ev.: brahim Akbaba), stanbul:
Kitabevi.

Genel Kaynaka

287

M. Hamdi Yazr, Hak Dini Kur'an Dili, st.,1935


M. Namk ank, Byk Felsefe Lgat, st., 1958
M. Yaar Kandemir, Hadis, DA, XV.
Macit Fahri, slam Felsefesi Tarihi, st.,1987.
Mlik b. Enes, el-Muvatta', stanbul, 1981.
Marc Bloch, Tarihin Savunusu Yahut Tarihilik Meslei, (ev: Mehmet Ali Klbay), Ankara
1985.
Mazharuddin Sddki, Kurnda Tarih Kavram, (ev.: Sleymana Kalkan), stanbul 1982.
Mehmet Aydn-mer Dumlu, Ana Konularyla Kuran, Eskiehir 1999.

Mehmet Bayraktar, slamda Bilim ve Teknoloji Tarihi, Trkiye Diyanet Vakf Yaynlar,2
Bask, Ankara,1989; bn Miskeveyh, T.D.V.slm Ansiklopedisi, 20O3.
Mehmet Grmez, Snnet ve Hadisin Anlalmas ve Yorumlanmasnda Metodoloji Sorunu,
T.D.V. Yaynlar, Ankara, 2000.
Mehmet Paac, slam Bilimlerinin Temel Verileri; Tevil slam Bilimlerinde Yntem,
Ankara 2007.
MEVDUD, Eb'l-A'la (. 1979m.), Kurana Gre Drt Terim, (Trk: Dr. Osman Cilacsmail Kaya), stanbul 1987; Tefhimu'l-Kurn (trc. kurul), stanbul 1986-1988.
Muhammed b. Ltf es-sabb, Tefsir Usul Aratrmalar, (eviren: Do. Dr. mer Dumlu),
zmir 1999.
Muhammed zzet DERVEZE, et-Tefsiru'l-Hadis, Kahire 1962-1964.
Muhammed Mnevver, kbal ve Kurn- Hikmet, (ev: M. Ali zkan), stanbul 1995.
Muhasibi, er-Riaye, (terc: ahin Filiz-Hlya Kk),
Muhsin Demirci, Esbbn-Nzln Kuran Tefsirindeki Yeri, M lahiyat Fakltesi
Dergisi, Sa.: 11-12.
Mustafa etin, Nzl Sebepleri, Diyanet lmi Dergi, C.: XXX, Sa.: 2 (Nisan-Mays-Haziran
1994).
Mustafa Fayda, Siyer ve Megz, T.D.V. slm Ansiklopedisi, stanbul 2009,
Mustafa zel, Son Dnemde Tefsire Yneltilen Eletiriler, Kurn ve Tefsir Etkinlikleri,
zmir 2007; Kurn ve Tefsr Terimleri Szl, stanbul 2006.
Mustafa ztrk, Neo-Selefilik ve Kuran- Reid Rzann Kuran ve Yorum Anlay
zerine, . . lahiyat Fak. Dergisi, C.: 4, Sa.: 2, Temmuz-Aralk 2004.
Mustafa Zeyd, Drasat Fitt-Tefsir, Beyrut thrs.
MSLM, Ebu'l-Huseyn Muslim bn el-Haccac el-Kueyri (. 261/874), es-Sahih, Msr
1374/1955.
N. Henri, Bnac, Vocabulaire de la Dissertation et des Etude Littraires, Paris,1972.
Ner, A.S. (1999). slm'da Felsefi Dncenin Douu-TII, (ev.: Osman Tun), Birinci
Bask, Ankara: nsan Yaynlar.
Nevzat Ak, Sahabe ve Hadis Rivayeti, zmir 1981
Osman Bakar, Gelenek ve Bilim slamda Bilim Tarihi ve Felsefesi zerine, ev. Ercment
Asl, Gelenek Yaynclk, stanbul, 2003; Classification of Knowledge in Islam,
Kuala Rampur: Islamic Texts Society.
Osman Bilen, ada Yorumbilim Kuramlar, ule Yay. stanbul 2007; slam Bilim
Felsefesi, zmir 2007.
Osman Kabakl, Yntem Ve erik Asndan Kueyrinin Letaifl-arat, (Baslmam

288

slam Bilimlerinde Yntem

Doktora Tezi), zmir 2002.


Osman Karadeniz, Hasan Basri ve Kelami Grleri, D.E..lhiyat Fak. Dergisi II.
mer DUMLU, Kur'an- Kerim'de Salh Meselesi, Ankara 1992; Kuran Tefsirinde
Yntem, zmir 1998; bn Teymiye ve Konulu Tefsir, zmir 1999; Konulu Tefsir ve
Dndrdkleri, Tefsirirn Dn ve Bugn Sempozyumu, 1992; Kuran- Kerimde
Maruf ve Mnker, zmir 1999; Yahudi-Mnafk birlii erevesinde Necva
Kavram, Kuran Mesaj 4, s.4, ubat 1998; Kuranda Baz Kavramlara Bak, zmir
1999.
mer Ferruh, Mahir Abdulkadir, Hasan Hallak, Tarihul-Ulum indel-Arab, Darul Nahdatil
Arabiyye, Beyrut, 1990
mer ZSOY, Snnetullah, Bir Kuran fadesinin Kavramlamas, Ankara 1994.
Pervez Hoodbhoy, slam and Science, London Zed Books,19991
R.S Humphreys, Tarkh / Historical Writing, EI2, Leiden 2000: Historiography and
Historical Thought: slmic Tradition, Encyclopedia of Social and Behavioral Sciences.
RAGIP el-sfehani, Ebu'l-Kasm bn Muhammed (. 502/1108), el-Mfredt fi Garibi'lKur'an, Msr 1980.
Ramazan een, Mslmanlarda Tarih-Corafya Yazcl, stanbul 1998.
Rait Kk, snad, T.D.V. slm Ansiklopedisi, stanbul 2001.
RAZ, Fahruddin Muhammed bn mer (. 606/1209), et-Tefsiru'l-Kebir, Tahran, thr;
Kelama Giri el-Muhassal, (ev: Prof. Dr. Hseyin Atay), Ankara 1987.
Rn Descartes, Metod zerine Konuma, ev. M. Karasan, st.,1967.
S. Salih, (1981). Hadis ilimleri ve Hadis Istlahlar, (ev: M. Yaar Kandemir, Ankara:
Diyanet leri Bakanl Yaynlar.
S.Hayri Bolay, Felsefeye Giri, Ankara 2004.
Sabri Hizmetli, slm Tarihilii zerine, Ankara 1992.
Sadettin Teftazani, erhul-Akaid, ev. S.Uluda, st.,1980.
Sadk KILI, Kurn'da Gnah Kavram, Konya 1984; Kurn'a Gre Nifak, stanbul 1982.
Samira Kortantamer, Memlk Tarihiliine Genel Bir Bak, Tarih ncelemeleri Dergisi,
zmir 1983.
SEMERKAND, Ebu'l-Leys Nasr bn Muhammed bn Ahmed brahim (. 375/985), Bahru'lUlum (tahk. Prof. Ali Muhammed Muavvid, Prof. Adil Ahmed Abdulmevcud ve Dr.
Zekeriya Abdulmecid en-Nuti), Beyrut 1414/1993.
Serrc et-Tusi, el-Luma, (Terc: H. Kamil Ylmaz),
Seyyid Hseyin Nasr, slam ve lim: slam Medeniyetinde Akli limleri Tarihi ve Esaslar,
nsan Yaynlar, stanbul, 1989.
Seyyid erif Crcn, (1983), Kitabut-Ta'rifat, Beyrut.
SEYYD, Kutup (. 1966 m.), F Zlli'l-Kur'an (trc. M. Emin Sara, .Hakk engler, Bekir
Karla), stanbul, thr; Kuranda Kyamet Sahneleri, (terc. Dr. Sleyman Ate),
Ankara, thr.
Spinoza, Theologico-Political Treatise, Chief Works of Spinoza, C. I. Latinceden ev.,
R.H.M. Elwes, New York: Dover Publications, 1951.
Subh es-Salih, Mebhis f Ulmil-Kurn, Beyrut thrs.
Sleyman Hayri Bolay, Kurn- Kermin Tarihe Bak, Trk Kltr Aratrmalar,

Genel Kaynaka

289

Ankara 1985.
Sleyman Uluda, Kef, DA, XXV, 315-317; Kueyr, Abdlkerm b. Hevzin, TDV
slam Ansiklopedisi, stanbul
aban z, lk Siyer Kaynaklar ve Mellifleri, stanbul 2008.
ah Veliyyullah Dehlevi, Huccetullahil-Blia, I-II, Beyrut, ts.
akir Mustafa, et-Tarihul-Arabi vel-Merrihun, Beyrut I (1983), II (1987), III (1990), IV
(1993).
efaettin Severcan, Rivayetlerin Bilimsellii (Hz. Peygamber ve Drt Halife Dnemi),
stem, 9, 2007.
ehristani, el-Milel, I-II, Kahire 1961.
ELTUT, Mahmut, Kur'an'a Doru (Tk. M. Beir Eryarsoy), stanbul 1982.
emseddin Sami, Medeniyet-i slamiyye, ev. Remzi Demir, Gndoan Yaynlar,Ankara,
1996
T. Mengolu, Felsefeye Giri, stanbul 1988.
TABER, Eb Cafer Muhammed bn Cerir (. 310/922), Camiu'l-Beyn an Te'vili yi'lKurn, Msr 1373/1954.
Talat Koyiit, (1981). Hadis Tarihi, Ankara: lmi Yaynlar.
Talip zde, Mtrd'nin Tefsir Anlay, stanbul 2003.
Tantav Cevher, el-Cevhir f Tefsril-Kurnil-Kerm, 1350.
Takprzade, . (2003). "Mevzatu'l-Ulm'da limler Tasnifi", (ev.: Kemleddin Mehmed
Efendi, Yayna hazrlayan: Abdlmecit slamolu), islmiyt IV (2003), say: 4, s.
209-216.
TDV slam Ansiklopedisi, bn Kesir maddesi.
Tehanevi, Kefu Istlahati'l-Funn, stanbul, Kahraman Yay. 1984; Keafu stlahatilFnun, Calcutta, 1854.
Thomas Aquinas, Summa Theologica, I. Kitap, 1. Soru, 10. bent, cevap, The Basic Writings of
St. Thomas Aquinas, I., (Ed.) Anton C. Pegis, (New York: Random House, 1945.
Tirmiz, Muhammed b. s, el-Cmiu's-Sahh, stanbul, 1981.
Wilhelm Dilthey, Gesammelte Schriften, C. V, (Stuttgart: B. G. Teubner, 1957.
William Ki Wimsatt ve Cleanth Brooks, Literary Criticism: A Short History I, Chicago:
University of Chicago Press, 1957
Y. Kumeyr, slam Felsefesinin Kaynaklar, ev. Fahrettin Olguner, Dergah Yaynlar,
stanbul, 1992
Yusuf el- Kardavi, HZ. Peygamber ve lim, ev. Dilaver Selvi, le Yaynlar, stanbul, 1993;
el-Medhal li-Dirseti's-Sunneti'n-Nebeviyye, Kahire, 1991.
Yusuf evki Yavuz, lham, DA, stanbul.
Z.V.Togan, Ortaa slm Aleminde Tenkidi Tarih Telakkisi, slm Tetkikleri Enstits Dergisi,
stanbul 1954; Tarihte Usul, stanbul 1981.
Zakir Kadiri Ugan, bn Haldun Mukaddime'sine (Aklamalar ve Notlar), st.,1988.