You are on page 1of 40

______________________________________BOZKURT_______________________________________

BOZKURT 3 23 MAYIS 1040 ve 3 MAYIS 13 HESAP


Türkçü Gençlik Dergisi
Mayıs 2004 1944 SORULACAKTIR
H.Nihal ATSIZ Adil ERYILMAZ
Sahibi

Ozan RUHSATİOĞLU
ozan@turan.tc
17 3 MAYIS VAROLUŞTUR
Kutalmış OCAKLI
İlteriş Türkçüler Derneği
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

Oğuz KARAHAN
oguz@turan.tc 19 IRKÇILIK-
TURANCILIK MESELESİ
Yazı Kurulu Nejdet SANÇAR
İsa Akif YÜMNÜ
İlhan KURTKAN
Ahmet MİRİL
5 ULUSAL TEKNOLOJİ
26 YETEEER!
Adil ERYILMAZ ÜRETİMİNİN ÖNEMİ
MURAT TÜRKMENATA İsa Akif YÜMNÜ

Mali İşler Sorumlusu 27 3 MAYIS 1944’ÜN


H. Ağahan AKIN
DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
6 3 MAYIS RUHU Önder TURANCIOL
Tanıtım Sorumlusu Ozan RUHSATİOĞLU
Adil ERYILMAZ
30 SOYQIRIMI
Yayın Danışmanı YALANININ TARİXİ ve

TONYUKUK
8 KURMAK- KORUMAK -
SİYASİ KÖKLERİ
Sevinç MAMMADOVA
YIKMAK
İletişim Bilgileri Oğuz KARAHAN
35 BABA BEN NASIL
www.turan.tc MARJİNAL OLDUM ?
10 DENSİZ SALDIRILAR
S. Ceylan MAMAT
turan@turan.tc Ahmet MİRİL
Ayda Bir Yayımlanır.
36 KİTAP TANITIMI

Kaynak göstermek şartı ile alıntı


yapılabilir. Tüm hakkı Türk Irkına 11 İLAN SAYFASI 37 BİLGİSAYAR DÜNYASI
aittir.
Gürhan ÖZEN
Dergimiz şu an yalnızca internet
üzerinden yayımlanmaktadır.
Türkçülerin desteği ile dergimiz
büyüyecek ve Turan’ın her köşesine
12 TÜRKMENLERİN 38 TÜRK YİĞİTLERİ
ulaşacaktır. ÇÖZÜLEMEYEN SORUNLARI www.turkyigitleri.com
Murat TÜRKMENATA

Kapak Resmi: Irkçılık-Turancılık


davası ve Nene Hatun ve Kazak
Avcısı _____________________________________________________
BOZKURT 2
______________________________________BOZKURT_______________________________________

23 MAYIS 1040 VE 3 MAYIS 1944


■ H.NİHAL ATSIZ
Türk tarihinde şanlı, elemli, uğursuz birçok mayıs Devletimizin temeline en büyük harcı atan Çağrı
günleri vardır. Bu yazıda artık kesin olarak hükme Beğ'i unutursak bu, bizim için ayıptan da büyük bir
bağlanmış bir mayısla (23 Mayıs 1040), üzerinde zillet olur. Çağrı Beğ'in unutulmadığına en büyük
henüz son söz söylenmemiş başka bir mayıstan delil bugün birçok aydınların oğullarına "Çağrı"
(3 Mayıs 1944) bahsedeceğim. adını vermesidir. Fakat bu kahramanın yalnız
aydınların gönlünde yaşaması yetmez. Tarih
23 Mayıs 1040 Cuma günü, mayısların en mühimi kitaplarında gerekli yer verilmedikçe, ulu ve
ve en şanslısıdır. Çünkü o gün Selçuklu ve Gazneli gösterişli bir Çağrı Beğ anıtı dikilmedikçe
orduları arasında yapılan ünlü Dendânekan görevimizi yapmış sayılamayız.
savaşından sonra devletimiz, yani Türkiye (ve
daha doğru adı ile Batı Türkeli) kurulmuş, dokuz Bu yıl yine cumaya rastlayan 23 Mayıs 1975,
yüzyılı aşan hayatında bu devlet bazen parçalanıp devletimizin kuruluşunun 935. yılıdır. Müttefik
bölünerek iç savaşlarla uğraşmış, bir iki defa tarih sandıklarımız tarafından terk edildiğimiz, içteki
sahnesinden silinecek diye bakılırken ırkının ve bozgun unsurlarının ihanetine uğradığımız şu
geçmişinin büyük gücü ile yine toparlanıp günlerde 935. yılı anmak manevî güç
yaşamayı başarmıştır. kaynaklarımızdan biridir.
Devletimizi kuran Türkler büyük çoğunluğu ile Tanrı'nın esirgenliği, başta Çağrı Beğ olmak üzere
Oğuzlar'dır. O zamanki asıl Türk Devleti olan Dendânekan savaşının Selçuklu ve Gazneli bütün
Karahanlılar'dan bir prens de, hanedanı ile arası Türkleri'nin üzerine olsun!..
açık olduğu için kendi buyruğundaki Türkler'le
Oğuzlar'a katılıp bütün savaşlara girmiş, Üzerinde henüz son söz söylenmemiş olan mayıs
Türkiye'nin kuruluşunda rol oynamıştır. günü ise 3 Mayıs 1944'tür. Bilindiği gibi ozamanki
tek parti idaresinin komünistleri koruyan millî
Bir süre Karahanlılar'ın ve Karahanlılar'a bağlı eğitim bakanına ve onun şımarttığı komünistlere
olmayarak yaşayan batıdaki Hazar Kağanlığı'nın karşı yapılan bir yürüyüş sansürle sessizliğe
arasında bocalayan Oğuzlar, anayurt dışındaki boğulmuş memlekette bomba gibi patlamış, o
Türk Devleti'nin, yani Gazneliler'in elindeki zamanki devlet başkanıyla çevresindeki
Horasan'da çok sıkıntılı ve tehlikeli yıllar devşirmelerin ödünü patlatarak büyük
geçirdikten sonra nihayet 23 Mayıs 1040'ta tutuklamalara, hapislere; işkencelere yol açmış;
Gazneliler'in Türk, Hindli, Efganlı, Acem, Arap ve satılık ve köle basın da tek ağızla bu gardist
Kürtler'den kurulu 100.000 kişilik ordusunu hareketin (o zaman Almanya ayakta olduğu için
16.000 kişiyle bozup dağıtarak aynı günde faşist diyemiyorlardı) aleyhine açtıkları haysiyetsiz
devletlerini kurdular. iftira kampanyasını aylarca sürdürmüştü.
Dikkate değer ki bu savaşta Gazneliler ordusunun 3 Mayıs artık Türkçülerin günüdür. İlkönce 3
Türkler'den bir bölümü Oğuzlar'a katılmış, öncü Mayıs 1945'te Tophane'deki Askerî Cezaevi'nde,
kuvveti olan Arap ve Kürtler ilk hamlede; Hindli, bir masa başında çay içerek kutlanmış, ondan
Efganlı ve Acemler daha sonra kaçmış. Gazneli sonra kırlarda ve salonlarda yapılan törenler halini
Sultan Mesud'la birlikte sonuna kadar dayananlar almıştır.
yine Türkler olmuştur.
Bu yılın 3 Mayısı, bu tören gününün 31. yıl
Bu savaşın başkomutanı ve en büyük kahramanı, dönümüdür. Demek ki henüz tarihe mal
Türk tarihinin Deli Dumrul'larından biri olan olmamıştır. Bir olayın tarihe mal olması için
"Çağrı Beğ", Gazneliler ordusunun en büyük üzerinden en az 50 yıl geçmesi gerektiğine göre 3
kahramanı da sarhoşluğuna ve tedbirsizliğine Mayıs, 21. Yüzyıl başlarında tarih olacaktır.
rağmen Gazneli Sultan Mesud'dur.

BOZKURT 3
______________________________________BOZKURT_______________________________________

Fakat 3 Mayıs için bugün de söylenecek bazı


sözler vardır: 3 Mayıs bir uyarmadır: Yürüyüşü Yakarış - I
yapan birkaç bin Türkçü gencin uyarması... 3
Mayıs aynı zamanda bir uyanıştır. O gençlerin Anlamayız hayatı felsefeyle, ilimle;
Hayat çelik ellerle atılan zar olmalı.
haykırışıyla milletin uyanması...
Rahat yatakta ölmek acep olmaz mı çile?
3 Mayıs, solun sempatizanı bir devlet başkanıyla Kanlı sınır boyları bize mezar olmalı.
çevresindeki solcudan, komünistten, gafilden,
çıkarcıya ve dalkavuğa kadar varan devşirmeler
güruhunca afyonlanmış milletin gerçekleri Aşık nasıl bulursa iç açan bir serin su
Sevdiği bir güzelin som yalaz dudağında,
görerek uyanması ve öfkelenmesidir.
Sönecektir bizim de gönlümüzün tamusu
Tanrıların gezdiği yüce Tanrı Dağında.
Memleketin sinsice hazırlanmış planlarla, sosyal
adalet ve kurtuluş adı altında komünist yapılmak
istenmesi bu yürüyüşle önlenmiş, ödlekler
bozguncu plânlarından ister istemez vazgeçmeye Tanrı Dağı! Tanrılar, tanrılaşanlar dağı!
mecbur kalmışlardır. Orda on üç asırdır bizi bir gözleyen var.
Savaş türküleriyle aylı kızıl bayrağı,
Kefensiz ölülerin ruhunu özleyen var.
Yoksa Türkiye'nin de Romanya, Çekoslovakya,
Macaristan gibi bir oldubitti ile komünist olması
kısa bir zaman meselesiydi.
Ulu Tanrı! Kür Şad`ın yenilmeyen ruhunu
Yurdun nasıl hain bir şebeke ile sarılmış olduğu Yüce Tanrı Dağında biraz daha barındır!
bugün, kısmen de yapılmış yayınlarla açığa Geleceğiz yakında! Yarın bütün oralar
Demir bileklerdeki çelik kılıçlarındır.
vurulmuştur.

Bu sebeple, 3 Mayıs mühim bir dava günüdür ve


yıllar geçtikçe ehemmiyeti daha iyi Tasa mıdır yakarsa bir kurşun kalbimizi?
anlaşılmaktadır. Ne çıkar süngülerle delinirse bağrımız?
Bu kurşunlar, süngüler öldüremezler bizi,
3 Mayısı yapan o günkü gençler bugün artık Belki diner onlarla ezeli kalp ağrımız.
yaşlı birer insandır. Çoluk çocuğa karışmış,
bahtiyar veya bedbaht olmuş, bütün yurda
Gözümüzde bir hasret parlayarak düşünce,
dağılmış yurttaşlardır. Onlardan şimdiye kadar
hiçbir övünme sesinin çıkmayışı da hareketin ne Toprak ana elbette bize açar kolunu.
kadar yüksek ve samimî olduğunu Onun kadar düşünmez bizi hiçbir düşünce,
göstermektedir. Kendi koynunda saklar can veren her oğlunu.

Boş kaplar çok öter. 3 Mayısçılar boş değil, yurt


ve ırk sevgisiyle dolu idiler. Onun için Yurt ve şeref uğrunda sen seril de toprağa
susmaktadırlar. Fakat susmak, Abdülhak Varsın hiçbir dudakta anılmasın er adın!
Hâmid'in dediği gibi, bazen en güzel şiirden daha Kan sızarak göğsünden huzuruna varınca
mânâlıdır. Iztırabı dinecek belki o gün Kür Şad’ın.

Gam mı ceylan gözlüler bizlere yar olmasa?


22-23 Nisan 1975 tarihinde yazılmış Yeter ki kılıçlarla süngüler yar olmalı,
ÖTÜKEN MAYIS 1975’te yayımlanmıştır. Rahat yatakta ölmek sanki değil mi tasa?
Savaş ve er meydanı bize mezar olmalı.

BOZKURT 4
______________________________________BOZKURT_______________________________________
ULUSAL TEKNOLOJİ ÜRETİMİNİN ÖNEMİ
Bu anlamda doğabilecek bir zayıflık ne yazık ki
■ İSA AKİF YÜMNÜ bizlere pek çok Kocatepe olayı daha da vahimi pek
çok çuval olayı, daha da vahimi pek çok akıl-gönül
Dünyada kendi teknolojilerini üretebilen çelişmesi olayı yaşatabilir.
ülkeler, pek çok alanda etkin bir şekilde söz
sahibi olabilmektedirler. Hatta bu ülkeler küçük Savunma sanayinin millileşmesi yani elektronik
coğrafyalar üzerinde kurulmuş olsalar dahi, harp destekli savaş uçaklarının, tankların, taarruz
siyasi ve ticari açıdan adları büyük coğrafyalarda helikopterlerinin, muhriplerin ve bunlara ait savaş
kurulan ülkelerin önünde anılabilmektedir. Bu sistemlerinin milli sınırlar içerisinde faaliyet
çıkarıma delil olabilecek özellik gösteren en gösteren kuruluşlarda üretilmesi, ulusal güvenliğin
belirgin iki ülke, Hollanda’dır ve İsrail’dir. Belki gelişmesiyle paralel olarak toplumsal özgüveni
çoğumz bilmeyiz fakat Hollanda silah sistemleri geliştirecek ve daha da önemlisi endüstriyel üretim
üretiminde dünyada en önde gelen ülkelerden yapılan her iş kolunun atılım yapmasını
biri, Camp David sürecinin Araplardan muzdarip sağlayacaktır. Savaş sanayi gibi öncelikli ve
olduğu için silahsızlandırılmayan İsrail’in ne diğerlerine nazaran daha yoğun emek, daha çok
durumda olduğu hepimizin malumu.Teknolojinin tecrübe, daha ciddi üretim ve daha profesyonel
ulusal kurumlar tarafından üretilmesi ve üretilen vizyon gerektiren bir sanayinin gelişmesi
bu teknolojinin işlevsel olarak kullanılabilir hale muhakkak ki genel üretime ve ekonomik düzeye
getirilmesi, ulusal güvenliğimiz açısından önemli büyük miktarda katma değer yaratacaktır.
ve değerlidir. Alanı her ne olursa olsun ithal
teknoloji kullanımı da kötü niyetli misafirlerin Tank yapan her ülke çok sağlam araba üretebilme
müsait oldukları yani bizim müsait olmadığımız potansiyeline nitelikli işgücü ve teknolojik
bir zamanda içeri girebilmeleri için arka kapıyı açılardan hazırdır. Radar yapımı gibi, elektro-
açık bırakmaktır. manyetik dalga ve işaretlerin işlenmesi gibi
Özellikle askeri alanda kullanılan teknolojinin alanlarda üretim yapan her ülke, gsm den tutun
büyük oranda ulusal olması gerekmektedir. bilgisayar sektörüne kadar her alanda üretim
Ulusal güvenlik açısından yerli teknolojinin yapabilecek alt yapıya sahiptir. Savaş uçaklarının
birinci öncelikli sac ayağı askeri alana denk ve savaş gemilerinin hedef bulma ve ateşleme
gelmektedir. Muhakkak ki, caydırıcı bir orduya aksamlarını üretmek için yola çıkan bir ülke uydu
sahip olan devletler, dünya üzerinde etkin bir ve uzay teknolojisine, entegre üretebilecek
siyaset izleyebilirler. Bir ordunun caydırıcı elektronik teknolojisine sahip olmak zorundadır.
olması ise ordudaki asker sayısı ya da ordudaki Bu da telekomünikasyondan,beyaz eşya sektörüne
disiplinle ilgili değildir. Gerçek anlamda kadar çok sayıda sektörün atılım yapması
caydırıcılık, ordunun çağdaş savaş şekillerine demektir.
hazırlıklı olup olmadığı ile ortaya çıkmaktadır.
Türk milliyetçileri olarak bizler, şerefli Neden sonuç ağı aslına bakarsanız oldukça
ordumuzun kurmay başkanlığını, büyük anlaşılabilir. Dünyada askeri malzemeye değil de,
ulusal teknolojiye yatırım yapan ülkeler coğrafi
maliyetli mayın projelerine onay verirken,
1955 model M-60 ve M-48 tanklarının 170 açından küçük de olsalar büyük de olsalar büyük
olabilmekte ve nihayetinde kendi kullandıkları
tanesinin 2006 da İsrail’de Sabra tankına
yakın bir şekilde modernize edilmesiyle mutlu genel teknolojinin çeşitli alt teknolojilerini
gelişmekte olan pazarlara rahatlıkla
olurken, ya da biz şu dağın başına 10 dakika-
da 3 tümen indiririz şeklindeki savaş literatü- satabilmektedirler. Bütün bunların yanı sıra ulusal
teknolojinin gelişkin bir düzeye erişmesi, söz
ründen neredeyse çıkmış hava indirme kabili-
yeti ile böbürlenirken, ya da 40 km menzilli konusu ülkedeki işe yarayacak beyinlerin milli
sınırlar içerisinde kalmasını da sağlayacaktır. Aksi
Fırtına obüsünün tanıtımında görmek
istemiyoruz. Bizler ulusal teknolojisini üreten takdirde gazetelerde aslında sık sık gördüğümüz o
meşhur Türk bilim adamının deplasmandaki büyük
ve ürettiği bu teknolojiyi askeri alanda
kullanabilen nihayetinde elektronik saldırı ve başarılarına iç geçirmekten başka seçeneğimiz
savunma sistemleri üretebilen bir silahlı yoktur.
Bütün Türkler Bir Ordu!
kuvvetler görmek istiyoruz.

BOZKURT 5
______________________________________BOZKURT_______________________________________
3 MAYIS RUHU
■ OZAN RUHSATİOĞLU
ozan@turan.tc
Bundan tam altmış yıl önce 3 Mayıs 1944 * Kürtlerden sonra Çerkezler adına Kafkas
Çarşamba günü 1365 sene önce yaptıkları Dernekleri Federasyonu da bir takım talepler ile
ihtilal ile Türkleri daldıkları 50 yıllık uykudan ( çerkezce eğitim, yayın vs) ortaya çıkarken ve bu
uyandıran Kür Şad ve kırk çerisinin kanını konu sürekli basın yayın organlarında işlenirken
taşıyan çoğu yüksek okul ve üniversite
öğrencisi olan birkaç bin genç o zamana kadar * Azınlıkları izleme komisyonu lağvedilirken
yalnız duygu ve düşünce seviyesinde kalan
edebi ve ilmi sınırları pek aşmayan Türkçülük Bizler hep dost meclislerinde ne yapmalı sorusunu
düşüncesini yaptıkları o unutulmaz ve bir kendimize soruyor ,dişlerimizi sıkıyor ve
devre damgasını vuran yürüyüş ile bir hareket susuyorduk.
haline getirmişlerdi.
Son olarak Kıbrıs’ın kaderi bir referanduma
Kahramanlığın , fedakarlığın ve feragatin bırakıldı sonuçlarına girmeyeceğim ancak vatan
örneği Kür Şad ve onun yoldaşları aynı bu toprağı elden gitmesin diye bizler “hayırda hayır
birkaç bin meçhul genç gibi Türkleri yok vardır” sloganı peşine takılmışken pek önemli bir
olmaktan kurtaracak bir teşebbüse girişmiş Kür ayrıntıyı kaçırıyorduk şehit kanı ile kurduğumuz
Şad ve kırk çerisi ölüm kızının elinden tatlı devletin bekası oylanıyordu. Denktaş’ın
kımızı seve seve içerken aynı ruhu muhafaza müzakere masasındaki çetin tavrı – iş Talat’a
eden bu birkaç bin meçhul genç ve liderleri kalsa Anan planı olduğu gibi ilk versiyonu ile
Atsız yıllarca sürecek büyük mücadele ve kabul edilecekti - ve Rumların radikallikleri
ızdıraba o gün adım atmışlardı. neticesinde büyük bir felaket ucuz atlatılmıştır.
En haklı olduğu konuda bin bir taviz vermesine
O gün sosyalizm maskesi altındaki rağmen Rum tarafından gelen hayır yanıtı
komünizmin Türk toprağını urus eli yapma Denktaş ve Türklük şuuru sahiplerinin aslında
konusundaki niyetini haykırarak toplumu ne kadar haklı olduklarının bir göstergesidir.
uyandıran , tek partili diktatör bir rejime Sıra güneydoğuya geldiğinde acaba seçim
rağmen başına gelecek her ne var ise göze alıp sonuçlarını televizyondan mı izliyor olacağız ?
yola çıkanların torunlarını yeni görevler
beklemektedir. Şimdi birileri çıktı zafer çığlıkları atıyor bu
çığırtkanlara değil ancak aziz milletimize
Şu son birkaç sene içerisinde her birine bir 3 milletlerarası ilişkilerin yalnız insanlarda
Mayıs tepkisi gösterilmesi gereken o kadar bulunduğunu bu ilişkilerde öteki yaratıklarda
fazla olay yaşanmış iken biz 3 Mayısın ruhuna bulunmayan şeref ve haysiyet kavramlarının yani
tamamen aykırı olarak bugünü yüz parçaya manevi ve ahlaki faktörlerin büyük bir payı
bölünmüş halde toplantı salonlarında kutladık , olduğunu hatırlatmak isteriz. “Dünya siyasetini
kendimiz bağırdık kendimiz dinledik . ekonomi belirler” gibi dar bir bakış açısı ile
olaya yaklaşan hükümetler için her şeyin
* Uyum yasaları adlı kepazeliklerle olduğu gibi vatan toprağının da bir fiyatı
Cumhuriyetimizin temelleri dinamitlenirken ve olacağını hatırlatırız. Sanılanın aksine dünya
1 milyar dolar karşılığı mecliste her gün yeni siyaseti ekonomiyi yönlendirmektedir.
bir esaret yasası kabul edilirken
* Türk Askerinin başına çuval geçirilip “Bunca ekonomik sıkıntılar arasında” nidaları ile
tokatlanırken satırlarına başlayan kalemşörlere Hindistan gibi
* Misak-ı Milli sınırlarımızdaki Kerkük’te ineklere tapınılan , farelerin kutsal sayılıp sütler ile
Türkmenler ABD himayesindeki Kürtler beslendiği , milyonlarca insanın açlıktan öldüğü
tarafından haklarını istiyor, yürüyüş yapıyor sefil bir ülke iken dahi Pakistan’ın Keşmirini bir
diye öldürülürken güzel nasıl yediğini hatırlatırız.

BOZKURT 6
______________________________________BOZKURT_______________________________________
KAHRAMANLIK

Mütareke basının alıp başını gittiği halkın tek


Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
taraflı olarak bilgilendirildiği bir dönemde
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.
Vatan toprağı ile “referandum” adı altında
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
kumar oynandığı şu dönemde yarın öbür gün
Kahramanlık: Saldırıp bir daha dönmemektir.
karşımıza bir güneydoğu referandumu çıkarsa
seçim sonuçları her ne olursa olsun Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
“demokrasi” adlı yalanı kendimize kalkan edip Koşar adım gitmeli onların arkasından.
çıkan sonuçları kabullenecek miyiz ? Yoksa Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından
biz gönüllüler bundan tam 40 yıl önce Ulus İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.
meydanını dolduran ağabeylerimiz gibi sokağa
dökülüp milletimizin uyanması için kelleyi Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmek doğanlık...
koltuğa mı alacağız ? Mandacıların karşısına Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık;
yıkılmaz bir kale gibi dikilen Mustafa Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık;
Kemal Atatürk’ün gençliği olduğumuz Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.
hatırlayabilecek miyiz ?
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Görevliler ne yapacak ? Ayaktopu sohbeti mi ? Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.
Hiç zannetmiyorum kişiler gelip geçicidir, Bunun için ölüme bir atılış gerektir.
sağlam kurumlar hatalarını telafi edecek Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...
mekanizmaları içinde mutlaka barındırırlar.

İyi niyetlerinden şüphe etmek istemediğimiz BAHTİYARLIK


görevlileri ve saf milletimizi uyandırma görevi
tekrar biz Türk evlatlarına Türkçülere , gerçek Bahtiyarlık ne zafer kısrağına binmektir;
ülkücülere düşmüştür. Ne yaşarken dünya uçmağına inmektir.
Şekli olmaz, rengi yok, belirsizdir ve tektir.
Türkçüler şu an susmaktadır , dişini Bahtiyarlık: Ömründe bir kere sevinmektir.
sıkmaktadır zira boş kaplar çok öterler ancak
bilinmelidir ki Abdulhak Hamit’in dediği gibi Bir karanlık geceye akıyorken bu varlık
bazen susmak en derin şiirden daha manalıdır. Bulunur mu dünyada ebedi bahtiyarlık?
Mükafatın, yapsan da en büyük bir yararlık
Atsız Beğ 1966 yılında yazdığı bir Nihayet zafer adlı bir kısrağa binmektir.
makalesinde “ Zaten son otuz yılın hayatında
parlak sözlerden başka ne var ki ? Herkes Dört hecelik söz olan “bahtiyarlık”... O bir sır...
söylüyor ama işe gelince :Sıfır.” Diyordu. Bilmeyecek insanlık bunu daha bin asır.
Otuz sekiz seneden bu yana değişen bir şey Bilgi, bolluk, din, para... Hepsi boş, hepsi kısır...
yok hocam… En fazlası bir dünya uçmağına inmektir.

Türkçüler göreve ! Belki bu Mayıs için çok Her şeyin bir şekli var, her derdin bir ilacı...
geç ancak bundan sonraki 3 Mayısları Türlü türlü yemişler verir dünya ağacı.
bütün Türkçü sivil toplum kuruluşları Zafer çetin, ilim güç, bozgun kötü, aşk acı.
koordineli olarak tek yumruk olarak Halbuki bahtiyarlık: Belirsizdir ve tektir.
salonlarda değil sokaklarda kutlamalıdır.
Bahtiyarlık: Boraca yüce dağları aşmak
Tanrının esirgenliği başta 1944 Türkçülerinin Varılmadan ölünen uzak yerlere koşmak,
olmak üzere bütün Türklerin üzerine olsun ! Tanrı’nın sofrasında mest olarak konuşmak
Ve ömründe bir kere, bir kere sevinmektir.
Tanrı Türk’ü Korusun!
H. NİHAL ATSIZ

BOZKURT 7
______________________________________BOZKURT_______________________________________

KURMAK-KORUMAK-YIKMAK
■ OĞUZ KARAHAN
oguz@turan.tc

24 Nisan 2004 Cumartesi günü Kıbrıs’ın her Sayın Cumhurbaşkanımızın sessiz kalması
iki tarafında yapılan referandumun neticesinde benim acizane değerlendirmeme göre Türk
Kıbrıs, Türk vatanının ayrılmaz bir parçası Töresini açıkça ihlal eden bir davranış değildir.
olarak gördüğümüz Kıbrıs, Rusya’nın vetosu Bu sebeple Cumhurbaşkanlığı makamına olan
sayesinde kurtulmuş olabilir fakat bence bu saygımızı ve güvenimizi korumalıyız. Bazı ateşli
dakikadan sonra Kıbrıs gitti-gider. Dileyenler okuyucular belki fikrime katılmayacaktır, bunun
kına yakabilirler, parmaklarına… Türk ırkına da farkındayım. Şunu unutmayalım ki; Türk
olan mutlak inanıcım sebebiyle bu gidişin Tarihi içerisinde bazı Kağanlar-Hanlar-
ilelebet olmayacağını bilmekle birlikte, Padişahlar, budunun kendilerinden beklediği
önümüzdeki birkaç yılda “ Kimsenin bir karış ölçüde “büyük adam” olamamışlardır. Buna
toprağında gözümüz yok” zihniyeti ile, “Güney rağmen tarihimiz onları da hayırla yad etmiştir.
komşumuz Kıbrıs’ın toprak bütünlüğüne Tanrıkut Mete ile oğlunu karşılaştırınız, Temür
saygılıyız” zihniyeti ile, “Kıbrıs’ın iç işlerine Beğ ile Şahruh’u, Fatih ile 2.Bayezid’i
karışamayız” zihniyeti ile karşılaşacağımızı da karşılaştırınız. Birinciler “büyük adam” olarak
biliyorum. Hem zaten cumhuriyetimizin banisi tarih kitaplarına yazılırken ikinciler hep “şair ve
Atatürk : “Yurtta sulh cihanda sulh” dememiş sanatkarları korurdu” türünden cümleler ile
miydi? Atatürk’ün dış politikadaki şartlar anılmıştır. Bırakalım tarih kendine düşen görevi
gereği günü-birlik söylemiş olduğu bu sözü yapsın.
kendi korkaklıkları için onlarca yıldır paravan
olarak kullanmaktan çekinmeyen haysiyet Türk Töresinin hükümleri içerisinde Ordu
fukaraları, Bozkurt Atatürk’ün “Kıbrıs’a dikkat Komutanı’nı koruyup gözeten maddeler
ediniz, Kıbrıs bizim için önemlidir!” sözünü bulunmamaktadır çünkü komutanın biri gider bir
ters taraflarından anlamış olacaklar ki bugün ki başkası gelir. Unutulmasın ki, binlerce yıllık
duruma geldik. tarihimizde başarısızlıkları nedeniyle nice
komutanların, nice sadrazamların akıbeti idam
Kıbrıs’ta ve Ankara’da dönen dolapların edilmek olmuştur. Töre’de açık hükümler yer
neticesinde ortaya çıkan tablo, Türk almamakla birlikte Türk Terbiyesinin verdiği
ziyalılarının çözmesi elzem bir soruyu da sorumluluk duygusu içerisinde söyleyebilirim ki;
beraberinde getiriyor. 10 puanlık uzmanlık yapmış olduğu malum basını bilgilendirme
sorusu buyurun çözün : Cumhuriyeti kurmak toplantısı (malum basın mı malum toplantı mı o
mı daha kolaydır yoksa korumak mı? size kalmış) sırasında söylediği sözlerle Türk
Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet başçısı sayın Silahlı Kuvvetleri’nin Genel Kurmay Başkanı
Ahmet Necdet Sezer sessiz kalmakla “kurmak sayın Orgeneral Hilmi Özkök “kurmak daha
daha kolay” tezine yeşil ışık yakmıştır. Türk kolay” tezini açıkça desteklemiş ve maalesef bu
töresinin “hiç kimse devlet başkanına ne tezin sözcülüğünü yapmıştır. TSK İç Hizmet
yapacağını söyleyemez” hükmüne binaen Kanunu’nun 35. maddesi gereğince “Rejimi ve
haddimi aşacak böyle bir harekette Cumhuriyeti koruma ve kollama vazifesi”
bulunmayacağım. O yüzden kıymetli verilmiş olan Türk Ordusu’nun Genel Kurmay
okuyuculara hitap ediyorum ve diyorum ki: Başkanı “kurmak daha kolay” diyerek
““geçmişinde Anayasa Mahkemesi Başkanlığı gazetecilerin karşısına geçmekten sıkılmamışsa,
da yapmış olan sayın Cumhurbaşkanımızın Cenab-ı Hakk’ın Partisi genel başkanı Densiz
temsil ettiği yüce makamın anayasa ile Baykal’ın bahsettiğimiz İç Tüzük Maddesi’ni
tanımlanan yetkileri arasında “sessiz kalma değiştirmek istemesine hiç şaşırmamak gerekir.
hakkı” bulunmamaktadır.”” Yine Türk töresine Bu iki olay sanıldığı gibi birbiri ile alakasız değil
göre, “Töre konuştu mu Kağan’a susmak bilakis birbirinin tamamlayıcısıdır. 29 Aralık
düşer” hükmünü işletebilmemiz için yeterli 2003 tarihli Vatan Gazetesinde Türk olmadığı
şart oluşmamıştır. ortaya çıkan Densiz Baykal sizce ne peşindedir?
BOZKURT 8
______________________________________BOZKURT_______________________________________
Babamın bir lafı vardır, kendisi şartlar gereği Artık cümle-alem biliyor ki; Kirli Recep ve
tahsilini ilerletemediğinden Türkçülük ile çetesi, cumhuriyeti kurmak mı daha kolaydır
MHP’lilik arasındaki farkı bilmez-benim yoksa korumak mı sorusuna “Yıkmak daha
siyaset peşinde koştuğumu düşünür ve her kolaydır” yanıtını veriyorlar.
defasında : “Oğlum, bu memleketin sahibi
ordudur” diyerek beni ikna etmeye çalışır. Türk kanı taşıyan herkes biliyor ki; Atatürk’ün
Ben de her defasında Atatürk’ün Gençliğe cumhuriyeti kurmasının tek ve biricik sebebi
Hitabesinde bahsedilen şartların birer birer Türk ırkının menfaatlerini koruma
ortaya çıktığını kanıtları ile ortaya koyarak düşüncesidir. Türk kanı sayesinde binlerce yılın
başta gidenin ordu olduğunu kabul etmekle tecrübesinden süzülüp gelen bu düşünce sistemi;
birlikte memleketin sahibinin genç-yaşlı bütün budunun tutsak kalmasına, vatanın müstemleke
Türkler ve yalnızca Türkler olduğunu söyler yapılmasına, Türklüğün şan-ı şerefininin iki
dururum. Bu aralar babamla yüz yüze sohbet paralık edilmesine aman vermemeyi her Türk’ün
etme imkanından yoksun olduğum için son bilinç altına kazımıştır. Atası maymun olan
dönemdeki hadiseler hakkında ne Batılılar, atası Bozkurt olan Türk ırkını tutsak
düşündüğünü tam bilmemekle birlikte edemez, Türk vatanını müstemleke yapamaz,
Orgeneral Özkök’ün konuşması ve Türklüğün şan-ı şerefini çiğneyemezler. Tutsak
referandum neticesini hayra yormayacağını düşmeyeceğiz, müstemleke olmayacağız,
adım gibi biliyorum. şerefimizi çiğnetmeyeceğiz.

Pekiyi söyler misiniz sayın Orgeneral; Karlofça Anlaşması ile başlayan askeri geri
babamın ve onun gibi milyonlarca Türk’ün çekilme, Sakarya nehri kenarında son bulmuş, 20
inançlarını yıkmaya, Türk ırkının ordu-millet Temmuz 1974 tarihinde ise yeniden karşı
mefhumunu ayaklar altına almaya ne hakkınız hücuma geçilmişti. Şimdi görüyoruz ve
var? Pekiyi söyleyin bakalım; kan ve irfanla üzüntüyle yaşayarak öğreniyoruz ki Türkiye
kurduğunuzu terennüm ettiğiniz bu Cumhuriyeti’ni yönetenler “Düvel-i muazzama
cumhuriyetin ölmez nigahbanı olacaktınız ne der ?” paranoyasına geri dönüş yapmışlar ve
hani? Omzunuzdaki apoletler size cehennemler askeri geri çekilmeyi de yeniden başlatmışlardır.
kudursa dahi vazifenizi yapmanız için Kıbrıs’ta başlayan bu süreç, savaş nedeni
verilmemiş miydi? Şimdi siz Türk milletinin saydığımız 12 mil meselesini “10 mil gerçekliği”
gözünün içine baka-baka “kurmak çerçevesinde çözerek ilerleyecek, yine savaş
korumaktan daha kolay” diyorsunuz. Sizin nedeni saydığımız başkenti Diyarbakır olmazsa
omuzlarınıza o apoletleri takan millet dişleriyle Kerkük olan bir Kürdistan’ın ortaya çıkmasıyla
ve tırnaklarıyla o apoletleri sökmesini da devam edecektir.
beceremez mi sanıyorsunuz? Unutmayınız ki
bu millet, Etrak-ı bi’idrak sıfatından 1923 Mustafa Reşit Paşa’nın milenyum versiyonu olan
yılında arınmıştır. Cumhuriyeti yani Türk Kirli Recep, Türk devletinin yıkılması emrini
ırkının menfaatlerini korumaktan vazgeçmiş yerine getirmek için üstüne düşeni fazlasıyla
olduğunuzu Türk milleti tam manası ile idrak yapacaktır. Mustafa Reşit emri İngiliz elçisi Lord
ederse, akıbetiniz çok vahim olur efendim... Canning’den almıştı, Kirli Recep’e emri veren
ise ABD elçisi Edelman’dır.
Bozkurt Denktaş çıktı ve anlaşılır bir şekilde:
“Kıbrıs’ın Türkiye açısından stratejik önemi Cumhuriyeti kurmak mı daha kolaydır yoksa
artık kalmadıysa söylesinler, ben de ona göre korumak mı? Türk ziyalılarının bu soruyu
hareket edeyim” demedi mi? “Üstünde ot bile mutlaka çözmesi gerekiyor. 16 Devlet Masalı’na
bitmeyen İkizce kayalıkları için savaşı göze inananlardansanız “Kirli Recep yıksın biz nasıl
alan Türkiye, Kıbrıs’tan nasıl vazgeçebiliyor, 6 olsa yeni bir Türk devleti daha kurarız, bu millet
yılda Kıbrıs’ın jeopolitik önemi nasıl değişti” daha nice Mustafa Kemaller çıkartır” deyip işin
demedi mi? Eserinizle övünebilirsiniz sayın içinden sıyrılabilirsiniz. Türk devletinin tek ve
Özkök, De Soto’nun son dakika golü ile Türk ebed müddet olduğuna iman edenlerdenseniz,
savaş gemileri az kalsın Kıbrıs karasularını ihanetleri düzenin bir parçası olarak kabul
Urum’dan izinsiz kullanamayacaktı. edenlere karşı tepki gösterin ve haykırın :
“YIKILSIN DÜZEN, YAŞASIN DEVLET! “
BOZKURT 9
______________________________________BOZKURT_______________________________________

DENSİZ SALDIRILAR
■ AHMET MİRİL
ahmet@turan.tc
Bu ay biraz da genlerden bahsetmek istiyorum,
hani herkese lisede bahsettikleri kalıtımsal
Kıbrıs’ta 24 Nisan 2004 Cumartesi günü “hastalıklara” da yol açan genlerden.
yapılan “tarihi” referandumda Rum tarafından Milletlerin, boyların ve hatta ailelerin kendi
% 24 evet, %76 hayır Türk tarafından ise %65 içindeki ortak özeliklerini de belirleyenler.
evet, %35 hayır çıktı. Türk Tarafında evet Örneğin; biz Türklerin alçakgönüllülüğü,
çıkmasına karşın Rum tarafının hayır demesi; cesareti, yumurta kapıya dayanmadan tepki
kandırılan, yönlendirilen, psikolojik harpte ağır vermeyişimiz ya da Alman milletinin
yenilen Kıbrıs Türkleri için huzur içinde çalışkanlığı, İtalyanların rahatlığı, Fransızların
yaşamanın devamı demektir. Ancak Rumların ünlü romantizmi , tarihte silah yapmalarıyla
Enosis’in dolaylısına karşı çıkması yakın ünlü Avarların torunlarının Karadeniz’de silah
tarihte AB desteğiyle doğrudan Enosis’e yapmaları gibi … Kişiyi kişi yapan özellikleri
yöneleceklerinin açık ipuçlarını vermektedir. gizlidir bunlarda. Ve hatta olayı
Yine Kıbrıs ile ilgili geçen ay içerisinde olan kişiselleştirirsek benim ailevi atalarım
ve -Türk demek istememe rağmen haksızlığa kesinlikle göz yummamışlardır,
diyemiyorum- ABD ve AB güdümlü Türkiye canları pahasına direnmişler eşkıya denilmesini
medyasının bilinçli gizlediği bir olayı da size göze alarak haksızlığı yapan devletlü padişah
duyurmak istiyorum: Bizim evet yanlısı iki bile olsa “Ferman padişahınsa, dağlar
genç kızımız “Kuzey”e gezmeye gelen yine bizimdir” demeyi bilmişlerdir.Eh bende
evetçi Rum “kardeşlerinin” daveti üzerine hasletten taşırım bu özellikleri.
“Rum tarafına” gezmeye giderler, fakat Rumlar Şimdide bir başkasının dedesinden
bizim evetçi kızlarımızın gösterdiği bahsedeceğim milliyetçi ,vatansever insanlara
misafirperverliği, nazikliği ve iyi niyeti dolayısıyla bizlere “serseri” diyen bir
göstermek bir yana ayrıca yirmi kadar da zihniyetin dedesinden; Yıl 1925 gün 16 şubat
Rum’un tecavüzüne uğrayarak salimen genç Türkiye Cumhuriyeti kurulalı 444 gün
“vatanlarına” dönmeyi başarmışlar. Kızlarımız olmuştur. Bingöl’ün Genç ilçesinde başladı ve
eğer bu korkunç olayın şokunu atlatarak bu yukarıda serseri kelimesiyle birlikte zikredilen
referandum da oy kullandılarsa ben oylarının şahsın dedesi ve bu Kürd isyanının başı Şeyh
rengini merak etmekteyim zira kendileri bir Said namıyla anıldı. 16 şubatta Genç ilçe
“Birleşik Kıbrıs Deneyimi” yaşamışlardır. merkezi zapt edilerek geçici başkent ilan
edildi, isyan bu tarihten itibaren hızla
Benim açımdan pek de hayırlı geçmeyen genişleyerek 30.000 km2 lik bir alana yayıldı.
referandumdan sonra AB Tavernasının maaşlı Bu isyan neticesi Musul ve dolayısıyla Kerkük
çalışanı olan Talat ve saz arkadaşları kaybedilmiştir. Bu isyanın amacı “Kürd İslam
Kıbrıs’taki milli iradeyi ve devleti yok etmek Devleti” kurmaktı. Ve bu konuda araştırma
amacıyla Denktaş Bey’i istifaya çağırmaya yapan bir yabancının tespiti ki –belki Türk
başlamışlardır. Dün Akel’den bile istedikleri deyince inanmazlar- şudur: İngiltere “Türkiye
desteği bulamayan Talat ve saz arkadaşları Cumhuriyetinin bu yörede egemen kalmasına
bugün dizginleyemedikleri hırs, göstermekten mani olmak için Şeyh Said isyanına destek
çekinmedikleri dişleri ve bin bir mikrop verdi.” İsyan bilindiği üzere bastırıldı ve
taşıyan salyalarıyla Denktaş Bey’e aralarında adı yukarıda serseri kelimesiyle
saldırıyorlar. Her ne kadar hayvan sever de birlikte zikredilen şahsın dedesinin de
olsam bu salyalarını akıtarak saldıranlar köpek bulunduğu 47 kişi 28 Haziran 1925 gün ve
olsa hoşt deyip birde tekme sallardım. Ancak 341/69 sayılı gerekçeli karara göre idam
bunlar yani Talat ve saz arkadaşları insan gibi edildi… Kıssadan hisse…
görünüyor bunlara da hoşt denir mi, takdir Ve bir soru: Çırpınırdı Karadeniz türküsünü
sizin. söylemeyen kadın ve kızlara silah atanlar
* * * nerede şimdi ?

BOZKURT 10
______________________________________BOZKURT_______________________________________
BOZKURT dergisi bu sayıdan itibaren seri KAMPANYA
ilan yayınlamaya başlamıştır. İlanların Dört tarafı ateşlerle çevrili fakat içerisi cennet
kelimesi 50 milyon lira olup alt ve üst gibi olan, tarım, hayvancılık, madencilik, turizm
çizgilerden para alınmamaktadır. Bozkurt ve tarih konularında dünyanın en büyük
Seri İlanlar, küçük ama çooook etkili... potansiyeline sahip ülke ve üzerinde yaşayan
Tasfiye sürecindeki bir partiye, çok acele, insanlar,sahibi olduğunu iddia edenler tarafından
süreci hızlandıracak, geniş ufuklu, genç, şuursuzluk ve beyinsizlikten dolayı
dinamik, soy ve fikir özürlü genel başkan devredilecektir. İlgilenenlerin Ampul Emlakten
adayları aranmaktadır. Bu şartlara haiz Robert Taylor Embasshill’ye müracaat etmeleri
adayların en geç önümüzdeki seçim akşamına gerekmektedir.
kadar aşağıdaki adrese müracaat etmeleri rica TAVUK ÇİFTLİĞİ
olunur. Yurtdışından mısır ithal eden oğlum hakkında
Consulate Of USA İstinye yokuşu İstanbul söylediğim yalanlara inanacak ve gerekirse,
AMPUL EMLAKTAN DEVREN KELEPİR büyüklüğüne hiç bakmadan bu yalanları
Akdeniz’in ortasında, İsrail’e 600, Mısır’a 900, yutabilecek kapasitede kanatsız tavuklar
Türkiye’ye 70, Suriye’ye 100 mil uzaklıkta, aranmaktadır.Ücretler Amerikan mısırı olarak
hava ve deniz yollarının ortasında, doğal bir üs ödenecektir.
vazifesi görecek kapasitede, enerji yollarına Kamil Mısırakıtan
hakim ve petrol, doğalgaz, altın yatakları
üzerinde bulunan ada, sahibinden, şuursuzluk İŞ ARANIYOR
nedeniyle, bedelsiz olarak devredilecektir. Ülkeye geldiğim günden bu yana tam üç tane
İlgilenenlerin 1 Mayıs 2004’e kadar şahsen Sol Partinin ocağına incir ağacı diktim. Önce
başvurmaları gerekmektedir. %20’yi 2’ye bölüp 1+1=2 sonucuna ulaştım.
AMPUL EMLAK R.T.E. Şimdi de Ülkenin en köklü partisini uçuruma
OYUNCULAR ARANIYOR doğru sürdüm.Artık piyasada büyük bir Sosyal
Son hazırlıklarını yapmakta olduğumuz B.O.P. Demokrat Parti kalmadığından,parti kurmaya
adlı oyunda figüran olarak oynatmak üzere hevesli ve beni partisine alacak Aslan Sosyal
Halife (Şıhbızınlı, sulu gözlü ve gayrı Türk Demokratlar aranmaktadır.Hayal kırıklığı
olanlar tercih sebebidir), Başbakan Amerikan malı olup 10 yıl garantilidir.
(Kasımpaşalı, Belediye deneyimli ve gayrı Kemal Derwish Made in USA
Türk olanlar tercih sebebidir) ve
Cumhurbaşkanı (gayrı Türk ve Afganistan’da KAHRAMANLAR ARANIYOR
staj görenler tercih sebebidir) aranmaktadır. Bizi battığımız boktan çıkaracak ve gerektiğinde
Yukarıdaki şartlara haiz olan adayların en kısa bizim için ölebilecek kapasiteye sahip, genç,
zamanda aşağıdaki adrese şahsen müracaatları dinamik, prezentabl enayiler (pardon!)
emir olunur. kahramanlar aranmaktadır.
The White House Washington D.C. U.S.A. The White House Washington DC. USA
Marmara’nın ortasında, çam ağaçları içinde,
siyasi ve kültürel faaliyetlerimizi rahatça
yürütebileceğimiz bir ada aranmaktadır. KAYIP
Vermek isteyenlerin aşağıdaki adrese, şahsen Tarih boyunca yaşamamızı sağlayan milli
müracaatları rica olunur. şuurumuzu kaybettik.Bulanların en yakın Türk
Patrik Efendi Hazretleri adına Av. Kezban oğlu Türk’e müracaat etmeleri önemle rica
Hatemi Patrikhane Büyük Kilisesi soldan olunur.
ikinci sıra Fener-İstanbul
HÜKÜMSÜZDÜR
ARANIYOR
Yıllar boyu üzerimizde taşıdığımız Milli Görüş Yukarıdaki ilanları verenlere karşı haddini
gömleğini çıkarıp yerine Amerikan bezinden bildirecek, bu milletle alay etmenin ne demek
yapılma çuval giydiğimizden dolayı eski olduğunu gösterebilecek, kan ve şuur yönünden
gömleğimiz hükümsüzdür. tamamen Türk olan kahramanlar aranmaktadır.
R.T.E. ve İhvanları
BOZKURT 11
______________________________________BOZKURT_______________________________________

TÜRKMENLERİN ÇÖZÜLEMEYEN SORUNLARI


■ MURAT TÜRKMENATA
murat@turan.tc

Her şey iletişimle başlar, eğer insanlar düşün- Halbuki aşağıdan yukarıya iletişimle toplumsal
düklerini doğru aktarabiliyor ve anlatılanlar sorunlar üst mercilere ulaştırma ve kurumsal yapının
saptırılmadan algılanabiliyorsa işte o zaman sorun alt tabanla kaynaşmasına neden olmakta fakat ne
temelden çözülmüş olur. Bu düşünceler doğru yazık ki (İTC) bünyesinde bunun tam tersi
güvenilir ve ortak yolar ile temin ediliyor ve yaşanmaktadır.Cepheyi topluma bir hizmet
toplumun refahını sağlamak için oluşturulan müessesinden çok, geçim kaynağı olarak algılayan
yapılanmaların (müesseselerin) zeminini oluşturuyor bazı İTC mensupları Türkmenlerin tek resmi
ise, o toplumda oluşacak kurumlar sağlam zemin kurumunu baltalamaktadır. Diğer taraftan yatay
üstünde oluşmuş demektir. iletişimle sağlanacak ekip çalışması ve birimler arası
koordinasyon oluşmasına yardım etmektedir fakat bu
İşte bu düşünceden yola çıkarak Türkmenlerin da İTC içinde ters çalışmakta öyle ki İTC şemsiyesi
sorununu en kısa yoldan belirlemiş oluruz, tabi bir altında bulunan iki birim, değil birbiriyle koordineli
çok faktörü göz ardı edemeyiz. Bunların başında çalışmak, üst makam-lara nasıl daha fazla yağ
Türkmenlerin yanlış dış politika gütmeleri ve iç çekebilirim davası içindedirler.Biçimsel olmayan
politikada ellerinde bulundurdukları güç unsurlarını (doğal) iletişim sisteminde ise Resmi kurumlardan
doğru kullanmadıklarını görmekteyiz fakat bunlarda çok bireyler ve küçük guruplar arası iletişimi sağlar
Türkmenlerin, örgütlenme sorunuyla karşı karşıya fakat ne ilginçtir ki bu sistem İTC’nin temel yapısı
olduğuna dikkat çekmektedir. Yine iletişime geri halini almış durumda, Biçimsel olmayan iletişim
dönersek; burada amacımız fikir ve bilginin, toplum genellikle dedikodu ve söylenti şeklinde
tarafından aynı algılanmasını sağlamaktır. Bu, büyük gerçekleşir.Örgüt dışı iletişim sistemlerinde ise adı
bir medya gurubu yoluyla olabileceği gibi tek kişinin üzerinde dış iletişimdir, bir nevi İTC’nin temel görevi
küçük bir guruba erişmesi ile de olabilir. Buradaki olan dışı iletişim ve sistematik olarak yerine
amaç aynı ülküyü paylaşan insanların ortak hareket getirmesi gerekirken bunu ancak emir komuta(!)
etmelerini sağlamaktır. Bunlar sadece Türkmenlere zinciri doğrultusunda yerine getirebilmektedir.
mahsus bir olgudan çok tüm Türk Dünyasını İTC’nin biraz daha iç yapısını kurcalarsak karşımıza
ilgilendirmektedir ki nitekim aynı sorunları Turan’ın kurum içi iletişim modeli olarak (Merkezi, Zincir,
her bölgesinde yaşanmaktayız. Serbest, Daire ve Y modeli) arasından Daire modeli
çıkar.Daire Modeli: Grupta belirgin bir lider yoktur.
Burada örgütsel iletişimin temellerini anlatırken, Bireylerin herhangi biri iletişimi başlatabilir. Grup
Türkmen hareketinin bu bağlamda yaşadığı sorunları üyelerinin birbirleriyle iletişim olanaklarının bir hayli
da ortaya koyacağız. İletişimin olmadığı yerlerde fazla olduğu daire modelinde, bir tek kişinin iletişim
örgütler olmayacağından bahsetmiştik, bundan yola kurması çok zordur. Merkezleşme derecesinin az,
çıkarak örgütlerde üç tür iletişim sisteminin haberleşme kanalının ve grup tatmininin orta,
varlığından sözedebiliriz. Bunlar; biçimsel (resmi), önderlik tatmini, hız ve doğruluk derecesinin
biçimsel olmayan (doğal) ve örgüt dışı iletişim düşük olduğu bir modeldir.(alıntıdır)Maalesef bugün
sistemleridir. Bunların ilki, biçimsel (resmi) iletişim Türkmenlerin kurumsallaşması ve Milli iradesinin
sistemi, hiyerarşik bir düzen içinde Dört farklı tecelli etmesine mani olan kurumlar günlük
çalışma yöntemine sahiptir, bunlar a) Yukarıdan hesaplarını yaparken Türkmen Davasını ve
Aşağıya Doğru İletişim; b) Aşağıdan Yukarıya Türkmenlerin Milli yapılara karşı olumsuz tavır
İletişim; c) Yatay İletişim; ç) Çapraz İletişimdir. almalarına neden olmakta ve tekrar ediyorum
Ne yazık ki; bugün Türkmenlerin tek resmi Maalesef, Irak Türklerini Kıbrıs örneğinde olduğu
temsilcisi olan Irak Türkmen Cephesi (İTC) gibi hızla pasifize etme çabaları içindeler. Çünkü
organizasyon iletişimlerini yanlış uyguluyor. Birinci yukarıda bahsi geçen örgütsel iletişim, teoride veya
madde dışında hiçbir iletişim türü uygulanmamakta , uygulamada olsun, bu mantığa ters olan her şey
yukardan aşağı iletişimde ise hiyerarşik yapılanmanın uygulanmaktadır bu basit örnek bile bu işlerin tesadüf
gereği olarak uygulanmakla beraber kurum içi yapılar eseri olmadığını ve Türkmenlerin bu kadar
arası düzen buna ters olarak oluşturulduğu için bu da beceriksizliği aynı anda gösterme kabiliyetleri
işlememektedir. olmadığına göre,bu işte sorumlu kim acaba?

BOZKURT 12
______________________________________BOZKURT_______________________________________

HESAP SORULACAKTIR
■ ADİL ERYILMAZ
adil@turan.tc
Tamamıyla gayrı Türk ve Türkümsülerden
Bu millet Motun Yabgu’yu gördü,bir avuç çorak oluşan siyasilerin yaptıklarına ve yapmadık-
vatan toprağını vermemek için komşularıyla larına alışan bu millet, kendi bağrından çıkar-
savaşan;bu millet Çağrı Bey’i gördü,birkaç bin dığı ordunun en üst kademesinden gelen bu
savaşçısıyla yeni bir vatan toprağı bulmak için sözlere karşı hiçbir zaman kayıtsız değildir.
düşmanlarının ortasına gözü kara bir kurt gibi Kut’u kaybeden Kağanları, kendisini
atılan;bu millet Cebe Noyan’ı gördü,Çağrı Bey’ yönetmeye layık olmadığına inandığı cihan
in yaptığı seferin daha büyüğünü,ondan 200 sene padişahlarını bir kalemde silen, deviren Türk
sonra tekrarlayıp Çingiz Kağan’ın emriyle ırkının evlatları günü gelince elbette
Ötüken’den çıkarak Hazar’ın güneyinden geçip kendilerine bugünleri yaşatan bu ahmaklar
Kafkasya üzerinden Polonya’ya kadar savaşa- sürüsünden de, hiçbir ayırımda bulunmadan
savaşa gidip kayıpsız geri dönen; bu millet hesap soracaktır. Hiç kimse bundan kurtulabilir
Babür’ü gördü,birkaç bin kişiyle Hindistan’ı yurt miyim diye çabalamasın. Çünkü biz Türkçüler,
tutan; bu millet Emir Temür’ü gördü,başlıya baş şu geçirdiğimiz Fetret Devrinin ya da diğer bir
eğdiren dizliye diz çöktüren Çin Duvarından deyişle 3. Meşrutiyet Döneminin sorumlularını
Adalar Denizine kadar her yere hükmeden; bu tanıyor,biliyoruz.Yeri ve zamanı gelince dünya
millet Fatih’i gördü, “Ya ben İstanbul’u yüzündeki her insan Türk’ün aslında ne
alacağım,ya da İstanbul beni” diyen; bu millet olduğunu görecek.
Yavuz’u gördü,Mısır’ı almak için çölü geçen; bu
millet Mustafa Kemal’i gördü,kendisine ve
millete inanmayanlara inat sadece bir avuç
Kuvvacı ile yedi düveli İzmir’den denize
döken;bu millet Atsız Beğ’i gördü,kendisi gibi
düşünen birkaç arkadaşı ile birlikte ve sırf bu
millet yok olmasın diye,tamamen gayrı Türk
milli şef diktatörlüğüne karşı hiçbir karşılık
beklemeden çalışan;bu millet Cemiloğlu Mustafa Bugünlere bir anda, yani 3 Kasım 2002
Beğ’i gördü, Sibirya’daki ölüm kamplarında seçimlerinden hemen sonra mı geldik? Hayır.
Kremlin’deki kan içicilere kafa tutan; bu millet Bu yaşadığımız günlere gelirken çok şeyler
Elçibey’i gördü,kızıl zindanlardan Azerbaycan gördük, çok şeyler yaşadık. Gün geldi sivil
Cumhurbaşkanlığına çıkan;bu millet Denktaş’ı iktidarlar eliyle Marshall yardımları imzalandı,
gördü,başta Türkiye hükümeti olmak üzere yedi Amerikan serserilerine kendi kızlarımız,
düvele karşı Kıbrıs’ta Türklüğü savunan...... kadınlarımız peşkeş çekildi. Gün geldi askeri
iktidarlar eliyle Yunanistan’ın Nato’ya
Bu millet devşirmeleri de gördü. Zoru görünce dönüşüne onay verildi. Ve bunlar yapılırken
ortadan kaybolan. En ufak bir başarıyı hemen hiç kimsenin aklına bunların hesabının
sahiplenip bir başarısızlıkta da sıvışıp giden.Ama sorulacağı gelmedi. Bunları kimse hatırlamaz
bu millet,en az 5000 yıllık tarihinde toprak sandılar. Nasıl olsa bu milleti uyutuyorlardı
vermeyi başarı olarak gösteren bir hükümet ya? Ama Türkçüler her dönem bu yapılanları
görmemişti. Şimdilerde onu gördü. Bu millet akıllarının bir köşesine yazdılar.Tabi ki günü
toprak vermeyi hükümetin işi olarak gören ordu gelince hesap sormak için.
komutanı da görmemişti, şimdilerde onu da
gördü.Gerçi yıllarca önce, 44 olayları esnasında Yazının bu kısmında Cumhuriyet Döneminde
Genelkurmay Başkanlığı makamında oturan zat siyasilerin yaptığı gaflet,dalalet ve hıyanetlerin
da,buna benzer bir düşünce tarzıyla “Milli kısa bir listesini vermek uygun olacaktır.Çünkü
Şef’im ne derse ve ne yaparsa haklıdır” gibi son yıllarda önce Televole, sonra da Pop-Star
buram-buram yalakalık kokan bir konuşma kültürüyle yetişen bir çok genç yakın tarihin
yapmıştı. çok önemli olaylarını bilmeden yaşıyorlar.
BOZKURT 13
______________________________________BOZKURT_______________________________________

Tek Parti-Milli Şef İnönü dönemi: Demokrat Parti İdaresi:


10 Kasım 1938 tarihinde Atatürk’ün ölümü ile
başlayan ve yapılan tahriplerin etkilerinin Büyük demokrasi vaatleriyle iktidara geçen
bugüne kadar ülkeyi etkilediği bir rezaletler Demokrat Parti idaresi, başta bulunduğu 10 yıl
dönemi. içerisinde,Tek Parti dönemine rahmet okutacak
icraatlarda bulunmuş, sırf muhalif partiyi
Bu dönemde öncelikli olarak Gayrı Türkler destekler kaygısıyla Türk Milliyetçileri
devletin en üst kademelerine ve bu arada Derneği kapatılmış, bir çıfıtın bir fincan tutan
Cumhurbaşkanlığı makamına da doluştular. kanı aktı diye memlekette terör havası
Türkler Sıtma,Verem gibi hastalıklardan estiriliyor, köyden kente göç teşvik ediliyor
ölürken yönetici zümre olan Kölemen idaresi ama bununla ilgili herhangi bir çalışma
memleketin her yanında kendileri için yapılmıyor, plansız ve programsız bir şekilde
görkemli partiler ve balolar düzenleyerek adeta yapıma başlanan çeşitli işler için Amerika’dan
milletle alay ettiler. Sırf Milli Şef ve durmadan kredi alınıyordu. Bu dönem de içine
şürekasının göz zevkini bozuyor diye düştüğümüz durumun ikinci adımını
köylülerin Ankara caddelerinde yürümeleri oluşturuyordu.
polis marifetiyle yasaklandı. İkinci Dünya
Savaşında, önce Almanlara sonra da Komünist 27 Mayıs Askeri dönemi:
Rusya’ya yaklaşarak kendi iktidarlarını koruma
derdine düştüler. Rusya ile yakınlaşmayı o Demokrat Parti iktidarının askeri ve sivil
dereceye getirdiler ki, İkinci Dünya Savaşında bürokrasi ile ters düşmeye başlaması üzerine,
Türkiye’ye sığınan Irkdaşlarımızı Sovyetlere dış tahrikler ve kışkırtmalarla 27 Mayıs Askeri
iade etmekten, yani onları Kızıl Ölüm’e Hareketi, ya da İhtilali, ya da Darbesi yapıldı.
göndermekten hiç çekinmediler. Memleketin Bu darbenin ilk dönemlerinde memleket için
Milli Eğitim Bakanlığına komünistliği ve bazı hayırlı hareketler olmakla beraber (DPT,
komünist hamiliği tescilli Hasan Ali Yücel’i TÜBİTAK gibi kuruluşların kurulması) zaman
getirerek okullarda çocuklara komünist geçtikçe hareketi yapan Milli Birlik Komitesi
propagandası yaptılar.Aynı dönemde Köy içerisinde görüş ayrılıkları belirmiş,ve bu görüş
Enstitülerinde de bu milletin tarihinin hiçbir ayrılıkları neticesi Komite ikiye ayrılarak
döneminde görmediği ahlaksızlıklar yaşanmış kendilerine On dörtler denilen gurup tasfiye
ve Enstitülerde görev yapan öğretmenler edilerek yurt dışına çıkarılmıştır.Ayrıca halkın
tarafından bu cinsi ve ahlaki sapıklıklar teşvik oylarıyla iktidara gelen bir iktidarın silah
edilerek oradan mezun olan köylü çocukları zoruyla devrilmesi yolunu açarak daha sonra
tamamen materyalist ve komünist olarak yapılan ve kimi başarılı kimi başarısız bir çok
vücutlarına enjekte edilen bu zehirleri kendileri harekete de emsal teşkil etmek bakımından
gibi saf ve temiz Türk çocuklarına zerk zararlı olmuştur.
etmişler, bu da 1960’lardan itibaren
yaşadığımız korkunç travmaya yol açmıştır. Koalisyonlar ve AP İktidarı:
Aynı Köy Enstitülerinde okuyan öğrencilere
Alevi-Sünni karşıtlığı da propaganda edilmek Bu dönemde memlekette ciddi kalkınma
suretiyle memlekette oluşturulan hava, bu hamleleri yapılmış ama üniversitelere ve liseler
satırları okuyan herkesin malumudur. Sırf bu manevi anlamda hakim olamayan iktidarın
rezaletlere karşı çıktıkları için, meşhur 3 Mayıs yanlış politikaları ve 1961 Anayasasının
nümayişinin arkasından Türkçüler tabutluklara getirdiği ve kötüye kullanılan haklar sebebiyle
atılmış ve 2 yıla yakın bir süre, tamamen üniversite ve lise gençleri arasında
haksız olarak zindanlarda kalmışlardı. Moskofçuluğun ideolojiye bürünmüş şekli olan
Komünizm büyük taraftar bulmuş ve bu da
Milli Şef rejiminin bu millete ihaneti burada da 1970’lerde terör olarak ülkemize geri
kalmamış, Amerika’dan Marshall yardımı dönmüştür.Teşkilatlı olarak ilk sağ-sol
alınarak,o tarihe kadar dışarıdan borç almamak çatışmaları da bu dönemde başlamıştır.
ilkesini takip eden Türkiye Cumhuriyeti artık
Dış Borç batağına ilk adımını atmış oldu.
BOZKURT 14
______________________________________BOZKURT_______________________________________

12 Mart ve Koalisyonlar dönemi: Ayrıca memleketi bölmeye uğraşan Ermeni-


Kürt örgütü PKK terör eylemlerine başlamış,
12 Mart 1971 günü hükümete verilen muhtıra ama yılanın başını küçükken ezmesi gereken
bir gidişi önlemek kaygısı ile yapılmış,ama her saygıdeğer (!) ilgililer(!), bu emperyalist
zaman olduğu gibi bazı şeylerde ya aşırıya destekli terör örgütünü “bir avuç çapulcu”
kaçılmış ya da hiçbir şey yapılmayarak sonra olarak göstererek bu millete bir ihanette daha
yaşananlara adeta davetiye çıkarılmıştır.Aynı bulunarak Türk çocuklarından binlercesinin
dönemde siyaset çok parçalı bir görünüm arz şehit edilmesine sebep olmuşlardır. Ayrıca
etmeye başlamış,yeni yeni kurulan partilerle hayali ihracat ve hortumculuğun kitabı da bu
birlikte bir koalisyonlar dönemi başlamıştır.Bu dönemde yazılmaya başlanarak bu milletin
dönemin Türk milleti için tek hayırlı tarafı ise, paraları kendi yandaşlarına, çeşitli cemaatçi ve
Temmuz 1974’te yapılan 1. ve 2. Barış Kürtçü guruplara peşkeş çekilerek onlar palaz-
Harekatlarıyla Kıbrıs Türklerinin Rum lanırken millet tam aksine fakirleşmiştir.
kahpelerinin elinden kurtarılması olmuştur.
Fakat terör önlenemediği gibi,hem ideolojik 1990’lar: Bu dönemde ülke koalisyonlarla
hem de etnik-bölücü bir mahiyete doğru hızla yönetilmiştir. PKK’nın siyasi kanadı olan
yol almaktaydı. Kürtçü parti, SHP ile ittifak kurarak meclise
girmiş ve meclisin altını üstüne getirmişler,
12 Eylül Askeri İdaresi: bunun sonucunda da kimisi hapse tıkılmış,
bazıları da asıllarına rücu ederek PKK’nın
Şartların olgunlaşmasını bekleyip bu ülkenin kadrolarında kendilerine yer bulmuşlardı. Aynı
insanlarının kanlarının akıtılmasında büyük dönemde Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla
dahilleri bulunan o dönemin Askeri ortaya çıkan Türk Cumhuriyetleri bir dönem
Kademeleri, nihayet 12 Eylül 1980’de, yani Türkiye’de bir dalgalanma yaşattıysa da gerek
şartlar tam manasıyla olgunlaşınca ve tabii ki devletin ve gerekse de milletin büyük kısmının
Amerika işaret verince yönetime el koydular. bu konuda bilgisiz ve hazırlıksız olmasından
Suçlu ve suçsuz ayrımı yapmadan,siyasete dolayı ayağımıza kadar gelen fırsat heba
ucundan kenarından karışan herkesi içeriye edilmiş, Türk Cumhuriyetlerinde ya gerçek
tıkıp çok çeşitli işkencelere maruz bıraktılar. amaçlarını gizleyen sümüklü imamcılar ve
Dış politikada Yunanistan’ın NATO’nun PKK teröristleri ya da tamamen hayvani
Askeri kanadına girmesine izin verilmesi gibi içgüdülerini tatmin etmek için giden,geri zekalı
vahim bir hata yapılmış,Özal gibi tarikatçı ve sapıklar güruhu egemen olmuş, bu da o Türk
Amerikanın sadık adamı olan birisini önce ellerindeki ırkdaşlarımız üzerinde çok kötü
ekonominin sonra hükümetin başına geçirmek- izler bırakmıştır.Bu dönemde alınan dış borçlar
le Türk insanına en büyük kazıklardan birini ve kredilerin taksitlerinde gecikmeler
atmışlardı. yaşanmaya başlamış, 5 Nisan 1994 günü kısmi
devalüasyon ilan edilmiş, arkasından Gümrük
ANAP-ÖZAL dönemi: Birliği masalıyla son 10 senede bu milletin 100
Bu dönemde ülkede gözle görülen bazı Milyar doları yurt dışına çıkarılmıştır. Dış
değişiklikler oldu. En büyük değişiklik Türk politikada yaşanan gel-git neticesi iç politikaya
insanın zihniyetinde olmuş, yediden yetmişe da sirayet etmiş,28 Şubat’ta iktidarın yaptıkları
herkes “Köşe Dönmeci” “Bırakınız yapsınlar, ve yapmadıklarından kuvvet alan dış güçler,
bırakınız geçsinler” düşüncesinin hakimiyetine birilerini etki altında bırakarak çok parçalı
girerek Küresel Düzenin Efendilerine köle koalisyon dönemini ortaya attılar.
olmak yolunda hızlı adımlarla ilerlemeye
başlamışlardı. İzlenen ekonomik rezalet ANASOL-M Hükümeti: Bu dönemde, biri sol
politikaları neticesinde dış borçlar katlanarak diğeri ise sağ iki ulusalcı ya da milliyetçi
büyümüş, enflasyon almış başını gitmişti. partinin iktidar ortağı olarak bulunmaları, bazı
Tamamen apolitik yetiştirilen gençler ise hayırlı işler yapabilme fırsatını Türk milletinin
1990’lardan itibaren Televole kültürünün esiri ayağına kadar getirdiyse de, iktidara hazırlıksız
ve oyuncağı haline gelerek kendilerinden ve çoğu siyaset bilmeyen iki partinin vekilleri
tamamen uzaklaşmışlardı. büyük acemilikler sergilemişlerdir.
BOZKURT 15
______________________________________BOZKURT_______________________________________
AKP Dönemi:
Yine burada sözü edilen siyasiler bir çok
manasız olaya da imza atmışlardır. Kamuoyuna büyük reklamlar ve
pompalamalarla tanıtılan AKP iktidarı
Örnek mi istiyorsunuz? döneminde yapılanlar ise kendisine en benzer
konumda bulunan Tek Parti-Milli Şef
Ata yadigarı ve halis muhlis Türkçe olan İçel dönemine bile rahmet okutacak nitelikte oldu.
adının, bu iki parti milletvekillerinin isteği Son 1.5 yılda yaşananları şöyle bir düşünürsek
üzerine kaldırılarak yerine Rumca Mersin Amerika’dan aldığı emirleri uygulayan, bu
adının verilmesi mi desek, Doğu Türkistan’da emirler doğrultusunda kendilerini inkar eden, ,
her gün onlarca Türk işkencelerle öldürülürken AB’ye girmek için toprak ve denizlerde taviz
Çin devlet başkanına madalya takılması mı veren, ülke topraklarını yabancılara peşkeş
desek, Küba sahillerinde darbuka çalmak mı çeken, yıllarca din kardeşlerimiz dedikleri
desek, Kopenhag’da fotoğraf çektirmek uğruna Irak’ın işgaline karşı seyirci kalan ve hatta bu
Rumlara siyasi avantaj sağlamak mı desek… işgale katılabilmek için yasa tekliflerini peş
Listeyi uzatın uzatabildiğinizce… peşe meclise getiren, Türk askerinin başına
çuval geçirilmesini mantı yedikleri masaya
Yine bu muhterem zevat, vatanın hayrına tesadüfen serilen gazetelerden öğrenip
olabilecek birçok işi de sırf liderleri istemediği utanmadan “ne notası, müzik notası mı” diyen,
için yada kendileri de bilmediklerinden dolayı Amerika ve kendi içlerindeki PKKlılar istedi
yanlış yaparak ülkenin bugünlere gelmesinde diye teröristlere af çıkartan, Amerika’da
baş rolü oynamışlardır. Yahudi örgütlerinden ödül alıp papaz elbisesi
giyen, 28 Şubat döneminde küfür ettikleri bir
Sırf, bir kadın istedi diye “Af Yasası” emekli subayla İsrail’e giden, Türk ırkının son
çıkarılarak kendilerine kader mahkumu diyen yüzyılda yetiştirdiği en büyük kahraman olan
bir sürü serseri, başı bozuk, hırsız ve tecavüzcü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
içeriden çıkarılmış, 2001 yılında yaşanan Cumhurbaşkanı “Bozkurt” Rauf Denktaş’a
ekonomik krizden sonra da bu dışarı çıkarılan terbiyesizce saldıran, tamamen gayrı-
sözde kader mahkumları topluma dehşet Türklerden oluşan ve ağababaları Özal’ın
saçmaya başlayarak, kısa zamanda tekrar yıllar önce söylediği “Türk dediğin nedir ki!”
çıktıkları deliklere geri dönmüşlerdi. sözünü kendilerine şiar edinen bir iktidar var
karşımızda.
AB Uyum Yasaları adı altında bu millete Bugüne tekrar gelecek olursak,bu hallere
ihanetin daniskası yapılmış, ne acıklı bir düşmemize sebep olanlar şunu bilmelidirler ki,
durumdur ki vaktiyle lamba yakıp söndürmeyi “Tanrı Türk’ü kendisinin has ordusu olsun diye
marifetten sayan toplum gözünün içine baka yaratmıştır.Her kim ki ona karşı gelir yada bir
baka yapılan ihanete seyirci kalmıştır. Bir şekilde ihanet eder,bunun cevabını en sert
önceki DSP azınlık hükümeti döneminde şekilde alır.”
yakalanarak Türkiye’ye getirilen ve mahkeme Artık, biz Türklerin kaybedecek herhangi bir
tarafından idama mahkum edilen evrim şeyimiz ve bir şey kaybetmeye tahammülümüz
teorisinin özgün kanıtı, sırf Avrupa ve Amerika yoktur. Bundan sonra kaybedecek şeyleri
öyle istiyor diye, İmralı adasında ömür boyu olanların korkma ve çekinme zamanı gelmiştir.
turistik tatile gönderilmiş, krizden sonra da Bizler bizden öncekilerin yaptığı gibi işimizi
İMF ve ABD’nin isteğiyle Alman-Arnavut Ahrete bırakmayacağız.Bu hallere düşmemizin
kırması bir Amerikalı TC vatandaşını sorumlularından, kim ve hangi görevde
Ekonomiden sorumlu Bakanlığa getirerek olduğuna bakmadan, tek-tek hesap soracağız.
memleketin bütün sırları ortaya ve bu arada da Kutlu Türklük yolunda ayak bağı olacak
Pentagon’a iletilmiş oldu. Sonunda da bu İMF kimseleri ve teşekkülleri de bu kutlu vatan
memuru, DSP’yi ikiye bölüp kendisi de toprağından ebediyen kazıyacağız.Satırlarımı
CHP’ye geçerek bu işten sıyrılmış oldu. Bu Yüce Atatürk’ün şu sözü ile bitiriyorum. “Türk
iktidarın dönemi ise, iktidarda bulunan bütün milleti! Başına geçireceğin yöneticilerin
partilerin meclis dışında kalmasıyla sonlandı. kanındaki cevher-i asliye dikkat et!”
Tanrı Türk’ü Korusun!
BOZKURT 16
______________________________________BOZKURT_______________________________________

3 MAYIS VAROLUŞTUR
■ KUTALMIŞ OCAKLI
Savaşmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara; Yüzlerce Türk Sevdalısının , yüzlerce gönüllü
Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara… neferin Beylerbeyi Atsız’ ı Ankara tren garında
Kazanmanın sırrını bilmiyorsan git , ara karşılamalarının ardından gelişen süreçte, Sıkı
“Çanakkale” ufkunda, “Sakarya” toprağında Yönetim Mahkemelerinde görülen Irkçılık-
Turancılık duruşmaları esnasında, Atsız Hoca ve
1944… Komünizm rüzgarının dalga dalga arkadaşlarını yalnız bırakmayan Türkçü
yayıldığı , tüm dünyayı etkisi altına aldığı , gençlerin, sokaklarda dövülmeleri,
Anadolu coğrafyasında başta Milli Şef olmak tartaklanmaları ve tutuklanmaları da , son 30
üzere tüm satılık şer odaklarının , Yüce senedir bu büyük heyecanı düğün salonlarında,
Türk’ün kurtuluşunu kızıl komünizm çizmeleri hamasi nutuklarla, şölen ve eğlencelerle
altında aramaya başladığı günler… Düne kadar hatırlayanlara , büyük Türkçülük hareketini dört
Amerikan mandasına sarılan, milliliği duvar arasına mahkum edenlere de bir ders
kendinden menkul sağır şefin , Stalin yoldaşına olmalıdır. Evet! Türkçülük ilmi bir fikir
aşk nameleri yazdığı günler… hareketidir fakat vatan ve millet müdafaası söz
konusu olduğunda sokaklara inmesini de bilir!
3 Mayıs 1944… Demirperde emperyalizmine Meydanlar Bozkurtlarındır!
karşı Türk’ün başkaldırdığı, Bozkurtların
damarlarındaki kanın gereğini yerine getirdiği , 44’de ciddi şekilde sesini duyuran Türkçülük
asilce haykırdığı gün! Hareketinden günümüze, bu Kutlu Dava’ nın
dahili ve harici düşmanları hiç eksik olmamıştır.
Türk olunmaz , Türk doğulur!!! Türklüklerini, Dışardan, geneli, gayri-Türk fikir akımları ile
salt Türkiye Cumhuriyeti nüfus cüzdanları saldırmış, kendi içerisinde de bir çoğu
üzerinde taşımaktan mürekkep boş yaratıklar oturdukları rahat koltuklarının rehavetinden bir
için, Türkçülük hareketinin bir önem arz daha kendilerini kurtaramamış, kimi aklı
etmemesi tabii ki çok doğaldır. Lakin, bu evvellerde zavallılıklarını açıkça sergileyerek ,
kimliği tüm benliğinde ve hücrelerinde çıkardıkları 3 tane kitapla kendilerini fasulye gibi
özümsemiş, Türklük gurur ve şuurunu nimetten saymış, Irk kavramının içine din
yaşayanlar için şiar; Türklük ebet müddet, sokuşturmaya uğraşırken; Türklüğü çöl
Türklük kutlu bir varoluş savaşıdır ve Türklük bedeviliğine çevirmeye çalışmışlar, Türkün
alemi dünya sahnesinde bulunduğu sürece de Bozkurt yapısını yumuşatabileceklerini
bu savaş devam edecektir.Namertler eksik sanmışlardır.
olmayacaktır Yüce Türk Irkı’nın arkasında. İşte tüm bu riyakar ve sahtekar sürüsünün soy
Buna mukabil, Bozkurtlar da geri kütüklerine bakıldığında ise, ya köken olarak
durmayacaklardır Türk ellerinde. Türk değil etnik özürlü ya da bir şekilde bir
taraftan kanlarına sidik bulaşmış olduğu görülür.
Dün ruhlarını Paris’e ve Moskova’ya Bütün bu dala verelerin ardından, bir de
satanların, hiç beklemedikleri bir anda , her kendilerini Milliyetçi Türk Gençliğine , Türk
birini rahat yerlerinden sarsan , suratlarına Ülküsünün teorisyenleri olarak lanse edip
tokat gibi patlayan Koca Atsız’ ın mektupları, kakalamaya çalışırlar. Hele hele, bu çirkefliklere
Cumhuriyet tarihinde bir ilk teşkil etmesiyle , tarikat ve cemaatlerin kıskaçlarını eklersek ,
ayrı bir önem ve ehemmiyet taşımaktadır. Türkçülüğün içinde bulunduğu büyük tehlike
Mahkeme süreciyle birlikte, emir aldıkları tek daha iyi idrak edilir.
merci damarlarındaki asil kan olan yüzlerce
Bozkurt’ un hiç plansız ve teşkilatsız , sabrı Yüce Türk Irkı’nın ateşle imtihanı aralıksız
tükenince haykırarak yurdunun meydanlarına devam etmekte ve en ağır dönemlerini
çıkması da , tarihten bir sayfa olarak bugün ki, yaşamaktadır. Şu aşamada Türkçü Gençliğin
suskun Türk Gençliğine büyük bir emir telakki içinde bulunmuş olduğu tehlikeleri anlatmanın
etmektedir. yersiz olduğu kanaatindeyiz.

BOZKURT 17
______________________________________BOZKURT_______________________________________
YAKARIŞ 2
Çözüm ve önerilerimizi yıllar önce Atsız
Bey’in yapmış olduğu gibi , bütün nefsi
duygularını aşarak sadece ülkümüzün ve Bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;
hedeflerimizin dünya Türklüğünün geleceği Yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
için sağlam ve kararlı adımlar atmak olduğunu Yine canlar alınıp nice canlar verilir,
biliyoruz. Bu uğurda Türkiye’nin ve dünyanın Yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.
neresinde olursa olsun aynı kanı taşıdığımız ,
aynı soydan geldiğimiz kandaşlarımızla
birlikte , Gazi Mustafa Kemal Başbuğun “Türk tarihi” denen kahramanlık şiirini
deyimiyle, dünyada ki bütün Türklerin vatanı Yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinde güçlü bir Mısraların içinde en güzel ve derini
yapılanma , teşkilatlanma vaktinin geldiği Batıda “Niğebolu””, doğuda “Çaldıran”dır.
aşikardır. Bundan böyle Türkçülerin hareket
kabiliyetlerini , örütbağ ( internet ) alanlarının
dar ve sığ ortamlarında köreltmek gibi bir Yine batılıların üçüncü Kosova’da
lüksü olamaz. Bir an önce her biri bulundukları Topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
yerde ayağa kalkmalı ve seslerini Çekilince kılıçlar yeniden Haçova’da
yükseltmelidirler. Tıpkı 3 Mayıs ‘ın dört duvar Param parça ederiz Cermenliğin haçını.
arasına sıkıştırıldığı gibi , hiçbir Türkçünün de
bu davayı sanal alemde tek bir sayfaya
sıkıştırmaya da hakkı olamaz. 3 Mayıs 2004 Yine ufka açılır şanlı korsanlarımız,
bir miyaddır. Artık vakit gelmiştir. “Bozkurtlar Bir Türk gölü yaparlar Akdeniz’in içini.
diriliyor!” Acı acı gülerek bu gün susanlarımız.
Yarın rezil ederler Romalının piçini.
Sonuç itibari ile Asil Türk Irkı’nın ve Dünya
Türklüğünün tek kurtuluş reçetesi olan
“Türkçü Dünya” görüşünü yürekten ve Genç Fatih’in ordusu yine tekbir alınca
gönülden benimsemek, bununla beraber Söndürürüz kâfirin Meryem Ana mumunu.
gelecek kuşaklara bırakılacak olan, mensubiyet Haritadan sileriz Tuna’ya at salınca
şuurunu yakalamış, bu uğurda hiçbir Ulah’ını, Sırb’ını, Bulgar’ını, Rum’unu.
fedakarlıktan, ızdıraptan ve çileden
kaçınmayacak gerçek mücadele insanına ,
gerçek Türk Gencine, gerçek Türk aydınına Gövdesini elbette döndürürüz kalbura
ihtiyacımız olacaktır. Muhtaç olduğumuz Bir geçerse Moskof’un elimize yakası.
kudret damarlarımızda ki asil kanda mevcuttur. Çanakkale önünde yine kopar bir bora
Süngümüzle bozulur İngiliz’in cakası...
Izdırabı kanına katta göz kırpmadan iç!
Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki piç…
Bu varlık dünyasında yalnız senin hiç mi hiç Yiğit Harbiyeliler! Öğrenin dersinizi:
Bir şeyin olmayacak… Hatta mezar taşında… Kahraman göz kırpmadan düşmana saldırandır.
Vazifeniz: Kanije, Silistire, Pilevne,
Niğebolu, Kosova, Malazgird, Çaldıran’dır.
TANRI TÜRK’Ü KORUSUN…

Yarın Yavuz dirilip bize buyruk verince


İLTERİŞ TÜRKÇÜLER Kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız.
DERNEĞİ Kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini
Belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız...

BOZKURT 18
______________________________________BOZKURT_______________________________________

IRKÇILIK-TURANCILIK MESELESİ
■ NEJDET SANÇAR
Türk ırkının içimizde yaşayan sinsi düşmanla- Bu fikrin Türklük için korkulacak, çekinilecek
rının ırkçılık ve Turancılık kelimelerini neresi vardır? Türklük, Türk aleminin tahminen
kendilerine siper etmek suretiyle Türkçülüğe üçte bir nüfusunu bağrında yaşatan Türkiye olarak
yapmakta olduğu saldırışlar devam ediyor.Bu mı, yoksa hürriyetine kavuşmuş bütün Türklüğün
milletin düşmanı olmaması gereken bir takım birleşmesi ile büyük Türkiye’nin meydana gelmesi
zayıf karakterli,bilgisiz veya kafasız kimseleri takdirinde mi daha korkusuz, daha rahat, daha
de saflarına almış olan düşmanların sistemli itibarlı bir cemiyet olabilir?
çalışmalarının Türk milliyetçiliği için hayli
zararlı olduğu muhakkaktır.Çünkü hücum sinsi Bütün Türklerin birleşebilmeleri kolay mı ve hatta
ve aldatıcıdır ve düşman gizlidir. Gizlenmiş mümkün mü denebilir. Bunun mümkün olup
düşman elbette ki meydanda olandan çok daha olmadığı ayrı bir meseledir. Fakat 50-60 milyonluk
tehlikelidir. büyük bir Türk devleti düşünmenin (hatta hayal
etmenin) Türklük bakımından,Türklük için ne
Bu iki kelimeyi siper yapan Türkçülük zararı vardır? Bu düşüncenin, ebediyen bir hayal
düşmanları, Türklüğe en büyük satırı 1944 olarak kalsa bile, Türk milletinin kalbinde milli
haçlı seferinde atmışlardı. O namert taarruzun alevler yaratması dahi bir kazanç değil midir? O
nasıl bir kocaman yalana dayanmak suretiyle halde Turancılığın Türklük için korkulacak,
yapıldığı bugün bir mahkeme kararıyla sabittir. ürkülecek neresi vardır?
Fakat mahkemede tecelli eden adalet, 1944’ün
bazı kafalara ve gönüllere soktuğu istifhamları Irkçılığa gelince; Türk ırkçılığı Türk’ün üstün
oralardan tamamen söküp atabilmiş değildir. vasıflarını yaşatmak ve başka ırklara mensup ve bu
Üstelik düşmanların gayretiyle istifhamlar ırkların davalarını güden Türk vatandaşlarının
belki daha bile büyümüştür. büyük mevkilere çıkmamalarını isteyen bir fikirdir.
Acaba Türk ırkının, mesela savaşçılık veya ahlak
Türk fikir tarihi hakkında pek bilgisi gibi büyük vasıflarını yaşatmanın, yahut bu
bulunmayan bir çok kimseler, bugün Irkçılık devletin vatandaşı olduğu halde Türk’ten gayrı bir
ve Turancılık denince en hafifi, çekinilmesi milletin ırki davasını güden insanların devletin
gereken iki fikir düşünüyorlar. Yine bir çok kilit mevkilerine geçmemelerini istemenin
kafalarda ırkçılık ve Turancılık fikirlerinin milletimize getireceği kötülük nedir? Bir Türk
1944’deki haçlı seferinde tevkif edilen ve o kadar Türkleşmiş insanlara kimsenin bir diyeceği
zaman kendilerine ırkçılar-Turancılar adı olamaz. Lakin Türklüğü sade nüfus kağıdındaki
takılan Türkçüler tarafından ortaya çıkarıldığı kayıttan ibaret olup evinde Türkçe’den başka dil
düşüncesi bulunuyor.Türkçülük düşmanları bu konuşan, gönlünde Türk’ten başka bir milletin
yanlış ve hatta gülünç düşünceleri takviye edici sevgisini taşıyan, ülküsü Türk’ün ülküsünden gayrı
neşriyatta bulunmakta devam ettikleri için bu bir ülkü olan insanları bu milletin çocukları sayıp
konuda sık sık konuşmak da zaruri olmaktadır. da onları devletin en büyük mevkiine oturtmanın
Türklüğe ne gibi bir faydası olur?
Hakikat şudur ki ne ırkçılık, ne de Turancılık
fikirlerinin Türklük için, Türklük bakımından Bu devletin Rum, Ermeni ve Yahudi ırklarına
korkulacak bir tarafları yoktur. Çünkü bu mensup vatandaşları da vardır.Cemiyette onlar için
fikirler, Türk’ün yücelmesini düşünen Türk de eşit haklar tanınmıştır.Fakat bir Rum vatandaşın
kafalarında doğmuş, kitaplara geçmiş, Milli Savunma Bakanlığına, bir Ermeni’nin
yüzyıllarca işlene işlene bugünkü şeklini dışişleri bakanlığına, bir Yahudi vatandaşın
almıştır. Turancılık, Tanrı’nın bir millet olarak başbakanlığa gelmesine hangi Türk razı olur? Bu
yarattığı, fakat birkaç yüz yıldır birbirlerinden vatandaşlardan birisinin Genel Kurmay Başkanı,
ayrı olarak yaşayan insanların,eskiden olduğu bir başkasının ordu kumandanı olması mümkün
gibi yine bir bayrak altında toplanmaları müdür?
fikridir.
BOZKURT 19
______________________________________BOZKURT_______________________________________

Türkiye’nin Yunanistan’la çatışacağı bir gün Türkçülük düşmanları aynı yalanları


milli savunma bakanlığında veya genel kurmay tekrarladıkça bizim de bu vesikaları yeniden
başkanlığında bir Rum vatandaşın gözler önüne sermemiz zaruri oluyor.
bulunduğunu düşünelim. Bu ne demektir?
İçtimai bir fikir olan Türk ırkçılığının, siyasi
Aynı durumu, başka ırklara mensup olup Alman ırkçılığının taklidi gibi gösterilmesi
Türkleşmedikleri için o ırkların şuurlarını bayağı bir yalandır. Bu iddianın ilk olarak
taşıyan ve bunun neticesi Türkiye’de ayrı ırki komünistler tarafından ileri sürülmüş olduğunu
davalar güden Müslüman vatandaşlarımız için düşünmek bile, bu hususta bir hükme varmak
de düşünebiliriz. İşte Türk ırkçılığı, ancak için yeter.Yalnız hadiselerden ve fırsatlardan
vatandaşlık bakımından Türk sayılmaları faydalanmasını çok iyi bilen kızıllar bu
mümkün olan bu gibi insanların büyük yalanlarını o kadar çok tekrarlamışlardır ki,
mevkilere geçmemelerini istemektir. Bu da, bugün Türkiye’deki fikir cereyanları hakkında
başka milliyetlere mensup bu insanların esaslı bilgisi olmayanlar hala bu yalanın tesiri
Türklüğe karşı, tarihte binlerce misaline altında bulunmaktadırlar.
rastlanan yeni ihanetlerde bulunmamaları
içindir. Yani Türk ırkçılığı, Türk’ü muhtemel Siyasi Alman ırkçılığı yeni bir fikirdir.
ihanetlerden korumak düşüncesidir. Dünyaya hükmetmek gibi gülünç bir fikrin
esiri bir avuç insanın elinde bir silah olarak
Gerek Turancılık, gerekse ırkçılık (Türk kullanılan bu fikir, bugün onlarla birlikte tarihe
ırkçılığı) Türk’ün kafasından doğmuş karışmıştır. Türk ırkçılığı ise çok eski bir tarihe
fikirlerdir. Esasen Türklük için fayda arayan maliktir ve hiçbir zaman siyasi bir fikir
fikirlerin Türk olmayanların kafasından olmamıştır. Türk ırkçılığı Türkçülük adını
doğması mümkün olabilir mi? Bu böyle verdiğimiz ulu fikrin bir unsurudur ki bu
olmakla beraber, şöyle bir on yıl var ki, bakımdan Türk milliyetçiliğini onsuz
Türkçülük fikrinin (yani Türklüğün) düşünmek mümkün olamaz.
düşmanları, Türk ırkçılığı ve Turancılık
fikirlerini yabancı menşeli fikirler olarak Türk milliyetçiliği tarihi hakkında bilgisi
gösterme gayretindedirler. Bu gayretin bir çok olanlarca malumdur ki Türk ırkçılığı, birbirini
bilgisiz kafalarda, istenilen menfi tesiri tamamlayan iki fikirden mürekkeptir.
gösterdiği muhakkaktır. Halbuki küçük bir Bunlardan birisi, Türklerin başka milletlerden
muhakeme, bu bilgisiz kafaları bile hakikate bir çok bakımlardan daha kabiliyetli ve üstün
götürmeye kafi gelir. Bir fikrin benimsenmesi oldukları, diğer yabancı milletlere mensup
için onun muhakkak yerli malı olması mı kimselerin Türklüğe ihanet ettikleri ve
lazımdır? Mesela bugünkü Batı Demokrasisi edecekleri inancıdır. Bu iki inanç edebiyat ve
Türk icadı mıdır? Türk icadı olmadığı halde fikir tarihimizin bir çok eserlerinde yüz yıllar
demokrasiyi beğenmemizin, onu tatbike boyunca tekrarlanmıştır.
çalışmamızın sebebi nedir? Bu husustaki
ölçümüz şüphesiz Türklüğe fayda derecesidir. Tanrının Türk’e,diğer milletlerden ayrı,onlarda
Yabancı menşeli batı demokrasisini Türklüğe bulunmayan bir çok meziyetler bahşetmiş
faydalı olduğu için benimserken, aynı ölçüyü olduğu bir hakikattir. Türk bu hakikati çok eski
ırkçılık ve Turancılık fikirlerine niçin tatbik çağlardan beri kavramış durumdadır.Bugün
etmeyelim? Yani, Türkçülük düşmanlarının elimizde bulunan eski, çok eski çağlara ait
iddiaları gibi bu fikirler yabancı menşeli olsalar vesikalarda bile bunun izlerini, eserlerini
da, o fikirleri tepmemiz için, bu yeter bir sebep görüyoruz. Türk, Tanrının bu lütfu ile gurur
olabilir mi? Kaldı ki, Hitler’in siyasi duymuş, kendini başka milletlerden ayrı ve
ırkçılığının taklidi denilen içtimai Türk ırkçı- üstün saymış, bununla övünmüş ve bu inancını
lığı da, Turancılık da özbeöz Türk fikirleridir. eserlerinde de belirtmiştir.
Her ikisinin de büyük bir mazisi vardır.
Bilhassa Türk ırkçılığının mazisi pek eskidir. Milletimizin, kendisini başka milletlerden ayrı
Bunun vesikalarını geçmiş yıllarda ortaya olarak düşündüğünü gösteren en eski vesika
koymuştuk. “Yaratılış Destanı”mızdır.
BOZKURT 20
______________________________________BOZKURT_______________________________________

Türk muhayyilesine göre kainatın yaratılışını 3- Kaşgarlı bilgin Mahmut da Divani Lügat
anlatan bu en eski destan parçamız, insanların ıt-Türk adlı meşhur eseri ile Türk üstünlüğü
bir babadan değil başka başka soylardan fikrini müdafaa eden bir milliyetçidir. Bu
türediklerini kabul etmektedir.Bu destana göre değerli eserin tercümesinden şu satırları
Tanrı Karahan, dünyayı yarattıktan sonra okumak Kaşgarlı’nın bu husustaki fikrini
yerden dokuz dallı bir ağaç bitirerek her bir öğrenmek için kafidir:
dalın altında bir insan yaratmıştır. “Tanrı onlara Türk adını verdi ve onları
Yeryüzündeki insan ırkları işte bu dokuz yeryüzüne hakim kıldı. Zamanımızın
insandan meydana gelmiştir, yani kökleri hakanlarını onlardan çıkardı. Dünya
başka başkadır. milletlerinin idare yularını onların eline
verdi. Onları herkese üstün eyledi,
Kendilerini öteki insanlardan ayrı bir varlık kendilerini hak üzere kuvvetlendirdi.
sayan Türkler, aynı zamanda o insanlardan Onlarla birlikte çalışanı, onlardan yana
üstün olduklarına da inanmışlardır. Bu inanış, olanı aziz kıldı ve Türkler yüzünden onları
ırki bir gurur halinde nesilden nesile geçerek her dileklerine eriştirdi.”
günümüze kadar gelmiştir.Burada bu inanca ait
vesikalardan bazılarını sıralayacağım: 4-On ikinci yüz yılda yaşamış olan meşhur
Fahrettin Mübarekşah da Türk’ün üstünlüğü
1-Türklük gururunu haykıran vesikaların en fikrini müdafaa eden simalardan biridir.
eskisi, milattan önceki birinci yüz yıla ait bir Mübarekşah’ın bu fikirleri “Tarih-i Fahrettin
mektuptur. Kun Türklerinin padişahı olan Mübarekşah” veya “Şecere-i Ensab” adlı
Holuku’nun Çin hükümdarına yazdığı bu eserindedir.
mektubun baş tarafı (bugünkü Türkçemizle)
şöyledir: Mübarekşah bu eserinde Türkleri yeryüzünün
“Güneyde büyük Han sülalesi hüküm en üstün milleti olarak göstermekte ve bu tezini
sürüyor. Kuzeyde ise güçlü Kun sülalesi bir çok delil ve misallerle kuvvetlendirmekte-
hüküm sürüyor. Kun, göğün mağrur dir. Mübarekşah, Türk üstünlüğü fikrini
oğludur ki ufak saray teşrifat ve merasimine bilhassa şu bakımdan mütalaa etmiştir:
ehemmiyet vermez...” a) Yeryüzündeki bütün milletlerin halkı, başka
ülkelere gittikleri vakit aşağılanırlar; yalnız
Türk ırkını göğün mağrur oğlu diye Türkler müstesna...
vasıflandıran bu satırlardaki üstünlük inancı b) Yeryüzünde para ile satın alınan bir kölenin
aşikardır. Çin sarayının teşrifatına ehemmiyet padişah olduğu ancak Türklerde görülmüştür...
verilmemesi de,bir tenezzül meselesi c) Türk yurdu Türkistan, yeryüzünün en büyük
olarak,aynı inancın bir ifadesinden başka bir ülkesidir.
şey değildir. ç) Türkçe en güzel ve heybetli bir dildir.

2-Türk ırkçılığının üstünlük fikrini terennüm Mübarekşah’ın bu hususu belirten fikirlerinden


eden eserler arasında Gök Türk anıtları işte bazı cümleler:
müstesna bir yer alır. Tanrının dahi “Türk
Tanrısı” olarak vasıflandırıldığı bu eserlerde, “Eğer biri sorsa ki izzet ve devletin Türklere
şanlı atalar kendilerini Yaradanlarıyla birlikte nasip olmasının delili nedir? Ona şu cevap
başka bir alem olarak göstermektedirler. Kül verilir: Cihan halkının hepsi kendi ehil ve
Tigin anıtındaki “üstte gök çökmese, altta yer aşireti arasında, kendi şehrinde iken aziz ve
delinmese Türk milleti senin yurdunu ve türeni mükerrem olur; gurbete, yabancı yurda
kim harap edebilir?” şeklindeki meşhur hitap giderse, hor ve zelil olur, hürmeti
ise, Türk üstünlüğü inancının en güzel kalmaz...Yalnız Türklerin vaziyeti bunun
misalidir. Günümüzden on üç yüz yıl önce taşa aksidir.Onlar kendi yurtlarında iken diğer
kazınmış bu sözler, Türklerdeki ırk gururunun Türklerden farksızdırlar. Lakin onlardan
eşsiz bir delilidir. Yurtlarını yıkacak bir insan ayrılıp Müslüman memleketlerine geldikleri
gücü tanımayan Gök Türklerdeki bu yüksek zaman, kadir ve kıymetleri ziyadeleşir; emir
ruh, Türk ırkçılığının da ölmez bir vesikasıdır. ve sipehsalar olurlar.”
BOZKURT 21
______________________________________BOZKURT_______________________________________

“Adem zamanından bugüne kadar para ile Türk’le Acem’in kabiliyetini bu şekilde ortaya
satın alınmış kölenin padişah olduğu koyan Nevai, kendi ırkının üstünlüğü neticesini
görülmemiştir. Yalnız Türkler bundan şöyle çıkarmaktadır:
müstesnadır. Türklerin padişahı olan ve “Türk’ün ahlakının, yaratılışta Fars’tan
aklının kamilliği, fikrinin doğruluğu, daha üstün olduğuna bundan daha kesin
bilgisinin çokluğuyla tanınan Afrasiyab’dan şahit yoktur ve hiç kimse buna karşı bir şey
bir mesel naklolunur: Türk sedef içinde söyleyemez.”
deryada bulunan bir inci gibidir.Kendi
yurdunda bulunduğu zaman kadir ve 6-Türk ırkçılığının büyük bir siması da 17.
kıymeti yoktur.Lakin oradan yüzyılda yaşamış olan Vani Mehmet’tir. Vani
çıkınca,denizden ve sedeften çıkmış inci Mehmet’in bu husustaki fikirleri Arais-ül
gibi,kıymetlenir.Hükümdar taçlarının ve Kuran ve Nefais-ül Fukran adlı tefsirindedir.
gelinlerin ziyneti olur...” Vani Mehmet’in ırkçılığını iyice anlayabilmek
............................................................................ için, önce Kuran’daki bazı surelerin Arapları
“Eğer Türklerin başka hiçbir şerefi olmasa, tehdit eden bazı ayetlerini bilmek lazımdır.
sultan-ı İslam’ın Türk olması onlara fahir Bunlardan biri Tevbe suresinin bir ayetidir ki
ve mübahat vesilesi olur ve Türklerle Hazreti Muhammet Tebük gazasına çıkacağı
Türkistan yalnız bundan dolayı bütün zaman yanındaki Arapların gevşek ve yavaş
dünyaya müraccah tutulur...” davranmaları yüzünden nazil olmuştur. Bu
............................................................................ ayetin Türkçesi şöyledir:
“Emirlerin ve sipehsalarların çoğu Türktür. “Eğer siz buyurulan gazaya çıkmazsanız, Tanrı
Devlet onlarındır. Bütün insanlığın muhtaç sizi en büyük azap ile cezalandıracak ve sizin
olduğu nimet ve servet onların elindedir. yerinize sizden olmayan başka bir kavmi
Asiller, büyükler ve büyüklerin çocukları koyacaktır.Sizin savaşa çıkmamanız Tanrı’ ya
Türklerin hizmetindedir. Ve onların devleti hiçbir zarar vermez, çünkü Tanrı her şeye
sayesinde asude ve muhteremdirler...” kadirdir.”

5-Büyük Çağatay şairi Nevai de Türk Maide suresinin bir ayetinde, İslamlığın başına
üstünlüğünü ispat etmek için eser veren şuurlu getirilecek Arap’tan başka olan bu kavim şöyle
bir milliyetçidir. Bu şiirle şuuru nefsinde övülmektedir:
toplamış ulu Türk’ün,Türk ve Acem dilini
mukayese eden “Muhakemet-ül Lugateyn” adlı “Ey müminler! Bazılarınız dininizden
meşhur eseri Türk ırkçılığının da bir döndüğünüz takdirde, Tanrı yakında öyle bir
vesikasıdır. Nevai, Muhakemet-ül Lugateyn’de millet getirecektir ki, Tanrı onları ve onlar da
esas olarak Türk dilinin Acem dilinden üstün Tanrı’yı sever. Onlar müminlere karşı alçak
olduğunu ispat etmek istemiş ve etmiştir. Fakat gönüllü, fakat kafirlere karşı amansızdırlar.”
bu arada Türk’ün de, başkalarından üstün Tanrının sevdiği, Tanrıyı seven ve kafirlere
sayılan Acemden daha üstün olduğunu karşı amansız bu milletin hangi millet
göstermiştir. Nevai, bu üstünlüğü şöyle olduğunu Arap tefsircileri yüzyıllarca aramışlar
belirtmektedir: bu şerefi bazı milletlere, hatta meleklere
“Türk kendi diliyle Acemlerde bulunmayan vermek istemişlerdir. İşte Vani Mehmet,
incelikler,güzellikler ve sanatlar göstermiştir. tefsirinde, başka tefsircilerin çözemediği bu
Türklerin hemen hepsi Acem dilini bilirler ve düğümü çözmekte ve Tanrı’nın bahsettiği bu
bunda büyük kabiliyet gösterirler. Hatta Türk kavmin Türk kavmi olduğunu söylemektedir.
şairlerinin çoğu Fars diliyle Farslar gibi güzel Vani Mehmet’in delilleri şunlardır:
şiirler yazmışlardır. Fakat Acemlerden hiç biri
Türkçe konuşamaz. Biraz konuşmasını bilenler a)Türkler karada ve denizde bütün kafirlerle
de Türkçe’nin inceliklerini anlayamaz. Binde çarpışıp onların yurtlarını almışlar, oralarda
bir Türkçe öğrenenler ise konuşmaya İslami esasları tatbik etmişler ve onlara
başlayınca, onların Türk olmadıkları ilk İslamlığı kabul ettirmişlerdir.
sözlerinden belli olur. O kadar gülünç bir
durumda kalırlar.” b)İslam dinini kurtaran Türkler olmuştur.
BOZKURT 22
______________________________________BOZKURT_______________________________________

7-Yakın çağlar tarihimizde edebiyat sahasında ırkçılığının bir kopyası, bir taklidi sayılmasına
Türk üstünlüğü fikrinin nazım şeklinde en imkan var mıdır?
güzel misallerini verenler arasında Mehmet
Emin Yurdakul, mühim bir yer işgal eder. Türk ırkçılığının ikinci unsuru olan yabancı
Merhumun şiir bakımından fakir, lakin şuur soylu kimselerin Türk devletinde mühim yerler
bakımından pek zengin manzumeleri arasından işgal etmemeleri prensibine gelince:Bu
seçilmiş şu birkaç mısra Türk üstünlüğünü fikir,Türkler arasına karışıp mevki sahibi
türlü cepheleriyle göstermektedir: olmuş yabancıların Türklüğe yaptıkları seri
halindeki ihanetlerin tabi bir neticesidir.
İleriye! Türk’ün alnı Tarihimizin bilhassa Osmanlılar çağı bu cins
Yalnız Rabbe secde eder! ihanetlerle doludur.Bu seri halindeki ihanetleri
....................................... tarihlerinden öğrenen milliyetçi Türklerden bir
Pençen gibi kafan da kısmı bu ihanetlerin yeni örneklerle devam
Elinkinden üstündür! edip gitmemesi için yabancı soylu ve bunun
....................................... neticesi yabancı milli davalı kimselerin
Sen doğmamış olsaydın dünya geri kalırdı, devletimizin mühim mevkilerine çıkmamaları
Gök kubbenin altında her yeri yas alırdı, icap ettiği fikrini ileri sürmüşlerdir.İşte bugün
................................................................ Türkçülük düşmanlarının en çok saldırdıkları
Onun ulu milletinin koyun güden çobanı bu fikirdir.
Başka ırkın elmas taçlı hakanından uludur!
Türk ırkçılığının bu unsuruna en çok yakın
Kendi milletinin bir çobanını başka ırkın tarihimizde rastlanmaktadır.Bunun sebebi de
hükümdarından üstün gören bir Türk olarak, Türklük şuurunun bu devirde ki
Mehmet Emin Yurdakul, edebiyat ve fikir inkişafıdır.Bilhassa Türk tarihi ile uğraşan
tarihimizde elbette ki bir Türk ırkçısıdır. Türkler bu derdi görmüşler, bu derdin tek
çaresinin de yabancı kanlı ve fikirli kimselerin
8- Müftü oğlu Ahmet Hikmet de edebi kötülük yapacak mevkilerden uzak
nesirlerinde, büyüklüğüne inandığı ırkının bulundurulması olduğunda birleşmişlerdir.
üstünlüğünü bir çok defalar haykırmıştır.
Çağlayanlar, merhumun, Türk üstünlüğünü Tanzimat’tan önceki tarihimizde bu fikir daha
güzel sözlerle tespit eden satırları ve çok Türklerle devşirmelere arasında asırlar
cümleleriyle süslüdür.Yalnız şu iki parçası, boyu devam eden mevki mücadelesi şeklinde
Müftüoğlu’nun Türk ırkçıları arasında yer görülmektedir. Fakat bu mücadelenin dışında
alması için kafidir: kalıp da yabancıların mevkilere getirilmemesi
“Oğul! Ey Türk oğlu! Alnını yükselt, icap ettiğini yazan Türkler de yok değildir.
göğsünü ger. Etrafına gurur ile bak! Bunların en dikkate değer olanı, 18. yüzyılda
Ayağının altında görünen şu geniş cihanın yaşamış Konyalı bir Türk olan Üveysidir.
hakimi sensin, senin neslin olacaktır.” Üveysi’ nin Paris’te Bibliothegue
.......................................................................... Nationale’deki bir el yazmasında bulunan ve
“Bir ulu çınarsın ki kırılır, eğilmezsin; ölür yüz mısra kadar tutan bir manzumesi bu
inlemezsin. Sen şarkın kınına giremeyen bir bakımdan çok mühimdir. Üveysi, devletin kötü
kılıcısın; dövüle dövüle tavlanır, urula urula durumundan duyduğu üzüntüleri milli bir
kırılırsın.Yine her parçadan bir kıvılcım, heyecanla anlattığı bu manzumede,padişaha bir
her kıvılcımdan bir şimşek çıkar. İlahi bir takım güzel öğütler verdikten başka devletin
kuvvetin, ebedi bir feyzin var, ey Türk!” çökmesinin sebepleri üzerinde durmakta ve bu
sebeplerin başında Yahudi,Arnavut, Boşnak
İşte bunlar edebiyat ve fikir tarihimizin gibi Müslüman olan ve olmayan yabancı
Türk’ün üstünlüğü fikrini terennüm eden unsurların devletin baş mevkilerinde
sayfalarından bazılarıdır. Milattan önceki bulunmalarını göstermektedir.Sanat
çağlardan başlayıp zamanımıza kadar gelen bir bakımından değeri olmayan bu didaktik
fikrin, Türk’ün başka ırklardan bir çok parçada, 18. yüzyılın bu şuurlu Türk şairi,bu
bakımlardan üstün olduğu fikrinin, artık Alman fikirlerini şu mısralarıyla belirtmektedir:
BOZKURT 23
______________________________________BOZKURT_______________________________________
“Ecnebi unsurların –her hangi mevkie
Yahudi gibi melunlar geçerler sadre bi-teklif çıkarılırsa çıkarılsın, ne kadar iyi bakılırsa
Kapudan basa bir mümin, ederler ondan bakılsın, ister kadın ister erkek olsun- devlete,
istikrah. millete ne kadar sadık olduklarına ve
............................................................................ olacaklarına, behemehal bir gün zemin müsait
Acebdür izzü devlette cemian Arnavut,Boşnak! olunca hıyanet edeceklerine bir ders daha...”

İşte iki asır önce yaşamış olan bu Konyalı Bunlar Türk tarihinin milletimize verdiği
şair,Türk’ün büyük ve tarihi derdini anlamış ve öğütler, derslerdir. Tarihimizi dikkatle okuyup
bunu bir şiirsiz manzumesinde yana yakıla da bu neticeye varmamak imkansızdır. Bugün
ifade etmiştir. büyük bir kütle teşkil eden Türk ırkçıları,
tarihin bu öğütlerinden faydalanan
Fakat bu fikir, en şuurlu şekline tarihimizin milliyetçilerden başka kimseler değildirler.
yakın yıllarında ulaşmıştır.Bunda da merhum Türk tarihini dikkatle okuyan herkes (hangi
Doktor Rıza Nur Beğ’in rolü büyüktür. akideye sahip olursa olsun) bunu görecektir.
Dr. Rıza Nur bu yolda yalnız değildir. Tarihle
Dr. Rıza Nur, Türk tarihini ve tarihimizin uğraşan tanınmış Türkler arasında bu hakikate
hadiselerinden mana çıkarmasını bilen nadir parmak koyanlar çoktur. Şemsettin Günaltay
Türklerdendir. Dünyada en büyük övünç olarak da bunlardan birisidir.
Türk yaratılmasını sayan merhum, gönlünü
verdiği milletinin tarihini incelerken, bu Günaltay’ın Mufassal Türk Tarihi adlı
“Yabancı unsurlar” derdini görmüş ve bunu eserinden alınmış şu satırlara bakın:
bütün ömrü boyunca eserlerinde milletine
anlatmaya çalışmıştır. Merhumun bilhassa “Şapolyo Han...yabancı serserilere devletçe yer
meşhur “Türk Tarihi” bu husustaki fikirleriyle vermek,onları devletin kuvvetini,hükümetin
doludur. İşte bunlardan bazıları: sırlarını anlayabilecek makamlara çıkarmanın
ne kadar tehlikeli olduğunu takdir
“Memlekette meydana getirilen fesadın, edemiyordu.Halbuki başka emeller,hafi
anarşinin en mühim unsuru Türklerin maksatlar arkasında koşan,her halde milletin
hizmetine girmiş, mevki sahibi olmuş Çinliler hayat ve istikbali ile alakadar olamayan
ve sairdir.Yani Türk’ten gayrı olan ecnebi yabancı türedilere devletçe yer vermek,onları
unsurlardır. Zaten hemen bütün Türk mahrem ittihaz etmek kadar muzır ve tehlikeli
devletlerinin, bilhassa Türkiye’nin Osmanlı bir hareket yoktu”
sülalesi devresinin en büyük belayı bu ............................................................................
yanaşma unsurdan bulduklarını göreceğiz. “Yabancı serserilere, sergüzeştçi türedilere
Zaten her milletin kara belası hizmetine aguş-i vatanı açarak onları yüksek mevkilere
sokulmuş ecnebi unsurlardır..” geçirmek, mukadderat-ı milleti onların dest-i
............................................................................ ihanetine tevdi etmek gafleti bizden başka
“Ne Çinlilere, ne de bu yanaşma, dönme hiçbir millette görülemeyecek garaiptendir. Ne
yabancılara bir diyecek yoktur. Türk’ten gayrı olduğu,ne gaye takip ettiği meçhul,memlekete
unsur elbet ayrı bir kan, bir terbiye ve alakası ve rabıtası mefkud olan adamlara
gayededir. Yapacağını yapar. Kabahat kendi emniyet göstermek,samimiyetlerine inanmak
milletini bırakıp da onları kullanan devlet ve kadar hamakat tasavvur edilemez.”
millettir.” ............................................................................
............................................................................ Türk ırkçılığı yalnız tarihçiler değil, tarihçi
olmayan Türk milliyetçileri tarafından da
“Türkler tarihte bir çok misallerden sonra bir kuvvetle müdafaa edilmiştir. Bunlar arasında
defa daha yıkımlarını,felaket ve inkırazlarını Mahmut Esat Bozkurt başta gelir. Bozkurt bu
içlerine alıp yükselttikleri ecnebi unsurlardan fikirleri sade yazmakla kalmamış, yüksek tahsil
görüyorlardı.Ne çare ki binlerce maddi gençlerine ders olarak okutmuştur da...
misallerden sonra da Türk hala bu hususta Bilindiği gibi merhum, bir vakitler üniversite
gözünü açmamıştır.” gençlerine okutulan Türk İnkılabı dersleri
............................................................................ hocalarındandı.
BOZKURT 24
______________________________________BOZKURT_______________________________________

Bu fikirlerini bu derslerde yıllarca Türk


gençlerine telkin etti. Sonradan İstanbul
Üniversitesi tarafından “Atatürk İhtilali” adıyla
basılan bu inkılap tarihi notları bugün binlerce
Çiftçioğlu Nejdet Sançar’ın bu makalesi 23
Türk gencinin elindedir. Şu satırlar işte bu Mart 1951 tarihli ORKUN’un 25.
“Atatürk İhtilali” adlı eserdendir: sayısından başlayarak, 30 Mart 1951 ve 6
Nisan 1951 tarihli 26. ve 27. sayılarda
“Bir ihtilal,hangi millet hesabına yapılırsa, “Okçuoğlu” müstear ismi ile
mutlaka o milletin öz evlatları eliyle yapılmalı yayımlanmıştır.
ve onun elinde kalmalıdır.Mesela Türk ihtilali,
öz Türklerin elinde kalmalıdır.Hem de kayıtsız
şartsız.Yabancıların yardımıyla başarılan
ihtilaller, yabancılara borçlu kalırlar.Bu borç
ödenmez.

Türk’ün en kötüsü,Türk olmayanın en YOLLARIN SONU


iyisinden iyidir. Geçmişte Osmanlı
İmparatorluğunun bahtsızlığı, ekseriya, Bugün yollanıyorken bir gurbete yeniden
mukadderatını Türklerden başkasının idare Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize.
etmiş olmasıdır.” Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden
............................................................................ İtler bile gülecek kimsesizliğimize.
“Türk devleti işlerinde Türk’ten başkasına
inanmayalım.Türk devleti işlerinin başına öz Gidiyorum: Gönlümde acısı yanıkların...
Türk’ten başkası geçmemelidir.” Ordularla yenilmez bir gayız var kanımda.
............................................................................ Dün benimle birlikte gelen tanıdıkların
“Tarih diyor ki:Devlet işlerinin başına devletin Yalnız bir hatırası kaldı artık yanımda.
kurucusu olan kavimden başkaları geçince o
devlet inkıraz bulur.Yani millet istiklalini Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz;
kaybeder.Misal mi istiyorsunuz? İşte Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağı`na.
Abbasiler, işte Endülüs, işte Osmanlılar! Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin
Değişilir topu da bir sokak kaltağına.
Yeni Türk cumhuriyetinin devlet işleri başında
mutlaka Türkler bulunacaktır.Türk’ten İster düşün... Kendini ister hayale kaptır...
başkasına inanmayacağız.” Uzar, uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların.
Bakarsın aldanmışsın, gördüğün bir seraptır
Türk ırkçılığının yabancı unsurları büyük Sevimli bir hayale açılırken kolların.
mevkilere getirmemek prensibi de işte böyle
büyük bir geçmişe ve esasa dayanmaktadır. Bu Ey doğunun alnımı serinleten rüzgarı!
fikri, Türk tarihinin verdiği en büyük ders Ey karanlıkta bana arkadaşlık eden ay!
olarak mütalaa edenler arasında,misallerde Arzularım bir oktur, aşar ulu dağları,
görüldüğü gibi memleketin siyasi hayatında Düştüğü yer uzakta dilek adlı bir saray.
isim yapmış şahsiyetler vardır.Bugünkü Türk
milliyetçilerinden büyük çoğunluk,işte bu O sarayda bulunca Tanrılaşan erleri
dünkü ırkçılığın devamcısıdırlar.İnsaf ve Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.
düşünce sahipleri bu misalleri gördükten Hepsi sussa da "Kür Şad" uzatarak elini:
sonra,Türk ırkçılığının bu prensibinin de siyasi "Hoş geldin oğlum ATSIZ, kutlu olsun"diyecek
Alman ırkçılığıyla isim benzerliğinden başka
bir münasebeti olmadığını elbette takdir ve
kabul ederler. Esasen bizim sözlerimiz de onlar H. NİHAL ATSIZ
içindir. Her zamanki gibi ulumalarına devam
edecek olan Türklük ve mukaddesat
düşmanları elbette ki muhatabımız değildirler.
BOZKURT 25
______________________________________BOZKURT_______________________________________
Yaşasın AB. (Yaşamasın) AB takvimini sene sonunda alıyoruz.(Alacağınız
Amerikan Bayraklı tişörtü karım hiç dikkat belli de neyi alacağınız belirsiz)
etmeden almış.(Yok yahu) Tülin’le Caner evlensin diye adak adadım.
Tülin’le Caner ne zaman evlenecekler?(Sana ne) Evlenirlerse1 hafta oruç tutacağım.(Allah kabul
Kıbrıs zaten bizim için 30 yıllık bir yüktü. (Siz etsin)
de bizim için) Süleyman Çakır’ın mevlidine herkesi bekliyoruz.
Kahrolsun statüko. (Olsun bakalım) (Allah şifa versin)
Onlar Şii,biz Sünni’yiz.Onlar bizden çok İran’a Tuğçe Kenan’ı kiminle aldattı? (Valla benimle
yakın. (Hadi len şişko) değil.Biz sadece arkadaşız)
Sen bırak memleketi kurtarmayı,önce kendi Hava çok sıcak.Kesin deprem olacak.(Yorum
karnını doyurmaya bak. (Elimde memleket yok)
olmayınca neremi doyuracağım) Kabul edenler, etmeyenler! Kabul edilmiştir.(İşte
NATO toplantısının Türkiye’de yapılması bize demokrasi)
verilen önemin bir göstergesidir. (Tabi, tabi) Atatürk hayatta olsaydı, AB yolunda
Oğlum,o mısırları tavuklarına vermek için ithal hükümetimizi desteklerdi.(Ah,Atatürk hayatta
etti. (Afiyet olsun) olsaydı!...)
Hoca efendi Amerika’da Bush’u Müslüman Tuğçe ile Kenan barıştı.(Mon dio)
yapmak için uğraşıyormuş. (Allah Allah ) Sosyal Demokratlar birleşsin.(Yeri ve zamanı siz
Konuşacaksan Kıbrıs’ta konuş. (Sen de) tayin edin)
Ruhban Okulu açılsa ne olur ki! (Elinin körü) Laikliğin sonuna kadar bekçisiyiz.
Önce Türk müsün,yoksa Müslüman (Görmüşümdür kurs,almışımdır amirlerimden
mısın?(Sen,önce Müslüman mısın,yoksa sıkı disiplin ve terbiye)
Evangelist mi?) Bazen parti içi disiplini demokrasiden önce
Bu tarihi bir başarıdır.(Evet Hıristiyan tarihi gelebilir.(Aferin sana Baygın Demokrat)
için öyledir) Türk dediğin nedir ki?(Bilmeyenlere ve
Bu akşam sesin ve kıyafetinle yarışmaya yıldız kansızlara öğretiriz.Dersler ücretsiz,yol parası
gibi doğdun.(Ay memlekette ne çok yıldız var) sana aittir)
Enkaz devraldık.(Hafriyat çalışmasına Demokrasi için AB normlarına uygun yasalar
başlayın) çıkarmamız lazım.(Hadi oradan)
Bu Anadolu insanının sesi.(Ses Anadolu Başbakanlık maaşı ile geçinemiyorum.(Fakir-
olabilir de görüntü Wasington) fukara fonuna başvur)
Anayurdun neresini demir ağlarla ördünüz de Yaşasın barış.(Gebersin)
marş söylüyorsunuz.(Yakında öğrenirsin) Hepimiz kardeşiz.(Karen Fogg tarafından
Bunların kökü bereketsiz.(Seninkinin mı,Verheugen tarafından mı?)
maşallah’ı var) Kendisi büyük ülkü devidir.(O kadar büyüktür
Arz-ı Mevud’a geldiğim için çok ki iş sıkıya binince kimse onu bulamaz)
mutluyum.(Haşşöyle) Şanlı atalarımız Hititler.....(Oldu,gözlerim doldu)
Ulusal Egemenlik gibi çağdışı kavramlarla Sizler statükocusunuz.(Ankara’nın statükocusu
konuşmam.(Senin kafan basmaz ki zaten) olmak,Washington ve Brüksel’in statükocusu
Yaşasın Demokrasi.(Yaşasın,O La la) olmaktan iyidir)
Bu hafta haftanın rüküşü Abuzittin A partisi,B partisi önemli değil,önemli olan
oldu.(Olmamış Abuzittin, olmamış) hizmet. (Aferin sana)
Maraba Televole. (Aleykümselam) Biz Milli Görüş gömleğini çıkardık.(Artık sana
Devlet bizi desteklesin.Ev,araba,karı versin.(Ben başka birileri giydirirler)
seni bir desteklerim) Diyarbakır’ı Amerika’nın B.O.P.’nin yıldızı
Biz her türlü milliyetçiliğe karşıyız.(Biz de size yapacağız.(Yap da görelim)
karşıyız) Sen Ne Mutlu Türküm dersen,öbürü de Ne Mutlu
Manken Tuğçe ile popçu sevgilisi Kenan Kürdüm der.(Desin de görelim)
ayrıldı.(Ay şok oldum) Ne mutlu Türkiyeliyim diyene.(Ben Türkiyeli
Bizim üç kırmızı çizgimiz var.(Evet.Arap,Kürt değil Türküm)
ve Gürcülere dokunamazsınız) Türkiye bir mozaiktir.(Ne mozaiği ulan)
Tülin’le Caner ayrıldı. (Nayır nolamaz) Yeteeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
eeeeeeeeeeeeeeeerrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr!!!!!!!!!!!!!!!!
BOZKURT 26
______________________________________BOZKURT_______________________________________

3 MAYIS 1944’ÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ


Böyle bir dönemde devletin içinde bulunmuş
■ ÖNDER TURANCIOL olduğu tehlikeyi dönemin başbakanı Şükrü
onder@turan.tc Saraçoğlu’na yollamış olduğu açık mektuplarla
anlatan Tarihçi, Yazar Hüseyin Nihal Atsız,
Dünyanın hiçbir Devletinde, Milleti ve ülkesi sadece Başbakanı ikaz etmemiş aynı zamanda
için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan insanlar bütün kamuoyunu da ayağa kaldırmıştır.
Türk Milliyetçileri kadar zulüm ve eziyet
görmemişlerdir. Bu insanlara yapılan Zulüm ve Yaşanan süreç içerisinde Atsız Beğ, bütün şim-
eziyetin tek sebebi Vatansever olmaları göz şekleri üzerine çektiği gibi Onunla mektuplaşan
önüne alındığında 3 Mayıs 1944 Dünya ve Türk üniversite öğrencileri hatta yolda O’na selam
tarihinin unutulmaz bir günü olarak tarih vermiş bütün herkes hakkında tutuklama karar
sahnesindeki yerini almıştır. çıkartıldı.Evler arandı, yağmalandı daha mahkeme
süreci bile başlamadan akıl almaz insanlık dışı
Dergimizin Mayıs sayısı 3 Mayıs 1944 uygulamalara maruz kalındı. Böylesine hararetli
olaylarının altmışıncı yılı münasebetiyle 3 Mayıs günlerin yaşandığı sıralarda 19 Mayıs Gençlik ve
özel sayısı olarak çıkmıştır. 3 Mayıs ruhunu Spor Bayramı geldi çattı. Milli
taşımak, 3 Mayıs’ı anlamak insan aklının bile Şef 19 Mayıs 1944 günü Ankara Hipodromunda
alamayacağı tarifi mümkün olmayan ancak Hüseyin Nihal Atsız ve arkadaşlarını vatan hainliği
yaşamakla anlaşılacak olan bir inançtır. Altmış gibi çok ağır bir ithamla andı. Vatana ihanet
yıldır 3 Mayıs’ı kuru nutuklarla düğün suçlaması bir insanın hayatı boyunca taşıyacağı en
salonlarında, konferans salonlarında anmaya büyük eziklik ve kansızlıktır. Fakat vatana ihanet
çalışan Türkçüler bilmelidirler ki 3 Mayıs dört etmekle suçlanan bu insanlar H.Nihal Atsız ve
duvar arasına sıkıştırılamayacak kadar kutsal bir arkadaşları olunca insanın aklına hemen Milli
gündür. Dergimizin bu sayısında birbirinden Şef’in vatanseverlik anlayışı geliyor..
değerli Türkçülerin kaleme almış olduğu bu
yazılar elbetteki günümüz ve yarının İşkenceler Başlıyor
Türkçülerine de birer ibret vesikası taşıyacaktır.
Tek amaç ve gayemiz yüreğimizde kafamızda ve Yukarda da belirttiğimiz gibi tek partili dönem
yaşam tarzımızda 3 Mayısı unutmamak genç cumhuriyetimizin en acılı günlerinin
unutturmamaktır. Çünkü 3 Mayıs bir devrin yaşandığı dönemdi. Askerden polisine, savcısından
destanı bir devrin utancı ve bir neslin feryadıdır. avukatına kadar herkes Milli Şef’in ağzından
Sizlere çok farklı bir 3 Mayıs yazısı yazmak çıkacak bir tek cümleye bakıyordu. Irkçılık -
istedim biliyordum ki 3 Mayıs anlatılacak Turancılık Davası olarak başlayan yargılama
3 Mayıs yazılacak bunun için her kardeşimden sürecinde soruşturmaya yürüten sıkı yönetim
farklı bir 3 mayıs anlayışı olan Ben, sizlere 3 komutanı Korgeneral Sabit Noyan, Savcı Kazım
Mayıs 1944 günü tabutluk denen işkencehanelere Alöç, Polis Müdürü Ahmet Demir 3 Mayıs
girmiş efsane şahsiyetlerden sadece bir kaçının olaylarının unutulmaz baş aktörleri olarak tarihte
yaşadıklarını, uğradıkları mağduriyeti ibreti alem yerlerini alacaklardı.
için yazıyorum. Bu yazıyı ayağına taş değdiği
zaman soluğu AİHM’de alan insan Tabutluk denen işkencehanelerde,Atsız Beğ ve
müsvettelerine, demokrasi havarilerine, güzel arkadaşlarına karşı yukarda ismini saydığımız üç
memleketimde Aydın kimliği ile yaşayan şempanze, insan aklının bile almadığı ağır
karanlık beyinlere ithaf ediyorum. işkencelerde bulunmuşlardır. Birde yetmiyormuş
3 Mayıs’ın Sebebi gibi Savcı Kazım Alöç mahkeme esnasında
hakimlere “Efendim biz bunları yüksek
Tek partili dönem, dünya da esen komünizm mahkemenin huzurunda Cumhurbaşkanı adayları
rüzgarlarına bir hayli etkilenmiş, devletin bütün olarak değil, hükümeti devirmeye çalışan caniler,
kurumlarında yerli komünistler yuvalanmış ve vatan hainleri olarak çıkarmış bulunuyoruz.
devletin iskeletini temsil eden Reisi Cumhurdan Kendilerini saraylarda yatıracak değiliz.Elbette
Başvekile kadar Komünist Rusya’ya yaltaklanma işkence yaptık. Bunlar her türlü muameleye
yarışı hız kazanmıştı. layıktır” demiştir.
BOZKURT 27
______________________________________BOZKURT_______________________________________
Sahibi zıplayan itin havlaması nasıl doğalsa Milli Türkçülük-Turancılık-Irkçılık davasından
Şef’e memurluk yapan bu zatın da böyle bir yargılanan sanıkların tabutluklarda görmüş olduğu
açıklama yapması elbette doğaldı. Memleketini işkencenin benzerine ancak filmlerde rastlanabi-
ve milletini çok sevmek, onu yükseltmekten lecek içler acısı bir durumu teşkil etmektedir.
başka hiçbir gaye gütmeyen temiz masum Tabutluklarda yapılan işkencelerle ilgili bölümleri
Milliyetçi Türk Çocuklarına vatan hainliğini aşağıda belirteceğiz fakat bu işkenceler neticisinde
suçlaması utanmadan sıkılmadan reva o dönem üniversite öğrencisi olan R. O. Türkkan
görülüyordu. bu işkencelerden bir gözü sakatlanarak canını güç
kurtarmıştır.
İşkence ve Usulleri
Tabutluklarda işkence gören diğer aydınlardan
1- Günlerce sanıklar aç ve susuz bırakıldılar. birisi de; tanınmış şair ve edebiyatçı Orhan Şaik
2- El yüz yıkamak, taharetlenmekten mahrum Gökyay'dır. "Bu vatan kimin" şiirini yazan, uzun
edildiler. yıllar memleket irfanına hizmet etmiş bir insan
3- Diğer bir işkence de Allah yarattı demeden olan ve hiç bir siyasi faaliyetle ilgisi bulunmayan
dövmek (bilhassa üniversite Orhan Şaik Gökyay'da, tabutluğa konulmuş ve ağır
öğrencileri için uygulanan işkence) işkencelere uğratılmıştır. Gökyay, kendisine
4- Başka sanıkların dövülmesini seyrettirmek yapılan işkenecelerden dolayı, Savcı Alöç'e
5- Tabanca çekerek ifade sırasında sanıkların müracaat ettiği gibi mahkemeye de durumu
şakaklarına dayamak ve( Sizi Öldürürüz, Kalp anlatmıştır. Ayrıca Mahkemede yaptığı savunmada
sektesinden öldü diye rapor alırız, geçer gidersin) gördüğü işkence hakkında etraflı bilgi vermiştir.
şeklinde tehditlerde bulunmak Savunmasında "Tabutluğa konulduğum zaman
6- Boş yazı kağıtlarının altına( İmza muayenesi tepemde yakılan binbeşyüz mumluk ampüllere
yapacağız şurayı imzalayın) diye imzalatarak baktığımda, 20.yy Türkiyesinde değil , 14.asır
ondan sonrada (işte bu kağıtların üstüne evvelinde kızgın çöllere sokulan mazlum insanları
istediğimizi yazar doldururuz canınızı okuruz gördüm diyerek yapılan işkenceleri dile getirmiştir
bunu bile ifade veririz) şeklinde tehditlerde
bulunmak. Alparslan Türkeş, henüz bir üsteğmen iken Atsız
7- Emniyet Müdürlüğünün bodrumlarda Beğ ile mektuplaşan,millet ve memleket meseleleri
içlerinden açık lağım geçen hücrelere üzerine hasbihal ettiği Atsız Beğ’in evindeki
Kapatmak mektuplardan anlaşılınca O'da askeri cezaevine
gönderiliyor. Ciddi bir rahatsızlık geçirdiği sırada
Meşhur Tabutluklar cezaevi doktoru bakmak istemeyerek başından
savıyor. Şerefli Türk Ordusunun şerefli bir
Tabutluk adıyla anılan veya savcı Kazım Alöç ve subayına ağır rahatsızlığı nüksetmesine rağmen
Ahmet Demir tarafından "mutena hücre" diye ilgilenilmemesi neticesinde Türkeş Beğ
ifade edilen yer, yarım metre karelik bir yerdir. ağırlaşıyor. Türkeş Beğ durumunun ağır olduğunu
Nihayet kırk santimetre genişliğinde ve elli ve baş tabip ile görüşmek istediğini söyler. Bunun
santimetre uzunluğunda iki buçuk metre üzerine Tabip Tuğgeneral Fikret Altan'ın huzuruna
yüksekliğinde beton duvar içerinde açılmış çıkarılır. Fikret Paşa Türkeş Beğ'e elini uzatır ve
oyuklardır. içine sokulan bir insan kapı ardından şu cümleyi söyler
kapanınca yere çömelmek, bu beton
oyukların duvarlarından içeriye sokulanları, "Oğlum! Türkçülük, Turancılık diye bir suç
belinden ve kollarından duvara bağlamak için olamaz, onun için sakın üzülme...Yarın Bu dava
demir prangalar vurulmaktadır. Ayrıca oyuğun size şan ve şeref kazandırmış olacaktır. Biz
tepesine üç adet beş yüzer mumluk ampul hepimiz Türkçü, hepimiz Turancıyız.
konulmuştur. İçeriye kapatılan insanlar, demir
prangalarla belinden ve kolundan duvara
bağlanıp ve burada 24 saat 48 saat hatta daha
fazla aç susuz bırakıldı. İşte senelerdir ismini
duyduğumuz fakat ne olduğunu bir türlü
bilemediğimiz meşhur tabutluklar böyle bir
şeydi.
BOZKURT 28
______________________________________BOZKURT_______________________________________
Bu siyasi bir oyundur. şimdi emir vereceğim Acaba Milli Şef'in bu derece adapte olduğu bir
sizi burada alıkoyup tedavi ettireceğim. Her ne hadise Ali Fuat Erden'i bir parçacık olsa yanıltmaz
ihtiyacınız olursa bana bildiresiniz." Evet... mıydı? Milli Şef'in siyasi şahsiyeti adeta sırat
Ordumuzun Tuğgeneral rütbesine yükselmiş olan köprüsünden geçiriliyor gibiydi. Ali Fuat Erden
bu aydın insanı, memleketin en değerli sıhhi eski arkadaşının ve en yakın dostunun bu köprüden
tesislerinden birinin başında bulunan bu yüksek rahat rahat geçmesine yardım etmek isteyebilir
uzman Fikret Altan Paşa, Türkeş Beğ'e bu miydi? Bu vatansever ve vicdanlı Türk askerleri
şekilde hitap eder. Milli Şef'ten ve adamlarından gelen bütün
baskılara rağmen " 1 Nolu Sıkıyönetim
3 Mayıs deyince akla gelen ilk isim elbette ki mahkemesi" nin bütün kararlarını hem esastan
büyük yolbaşçımız Nihal Atsız'ın 3 Kasım 1944 hem de usul bakımından bozdular, paçavraya
günü mahkemede yapılan sorgusundan da bir kaç çevirdiler ve bununla da kalmadılar. Asker adalet
kelime ile bahsetmek sanırım faydalı olacaktır. cihazının tarihine altın harflerle yazılacak şu
Hakim, sorduğu çeşitli sorular arasında Atsız unutulmaz hükmü verdi."1 Numaralı Sıkıyönetim
Beğ'e "Cumhuriyet rejimi hakkında mahkemesi tarafsızlıktan ayrılmıştır. Mahkeme 2.
düşünceleriniz nelerdir?" deyince Atsız Beğ Numaralı sıkıyönetim mahkemesi tarafından
Bizim cumhuriyet mi efendim? Dedi. Hakim: görülmelidir" ve henüz tutuklu bulunan bir kısım
-Evet efendim!cevabını verdi.Ve konuşma şu sanıkların derhal tahliye edilmesi "Yıldırım"
şekilde devam etti: Atsız-Efendim bu sualin telgrafla emrettiler.
mahkemeyle alakasını anlayamadım.
Hakim-Fikir ve kanaatlerinizi anlamak için 3 Mayıs 1944 hadiseleri uzun bir müddet daha
soruyoruz efendim... devam etti. Yeni atanan 2 Numaralı sıkıyönetim
Atsız-Efendim, ben mahkemeye ırkçılık ve mahkemesinin tahliye kararı defalarca bozulmak
Turancılık fikirlerinden dolayı geldim. Onun için istenmiş fakat herhangi bir başarı sağlanamamıştı.
bu husustaki fikirlerimin niçin sorulduğunu 1947 yılında Tabutluklarda işkence gören Hikmet
anlayamadım.Bu sebeple müsaade ederseniz bu Tanyu tarafından işkence yapanlar hakkında
suale cevap vermeyeyim. lüzumlu mahkeme kararı almak üzere danıştaya
Hakim-Efendim,biz sizin fikirlerinizi öğrenmek dava açılmıştı. Ve danıştay genel kurulu tarafından
istiyoruz.. Atsız biraz durdu.Yüzünün hatları 1949 yılında lüzumu muhakeme kararı verildi.
asabileştiğini gösteriyordu. Fakat 1950 yılında 14 Mayıs seçimleriyle iktidar
soğukkanlılığını kaybetmeden: -Kanaatim, dedi, değişmiş ve DP idareyi ele almıştı. Dava bir
hakiki bir cumhuriyete taraftarım..Kanaatim işte müddet daha devam ettikten sonra çıkarılan umumi
budur... Hakim tekrar sordu: -Ya şimdiki af sonunda sanıklar yakalarını adaletin
cumhuriyet rejimimiz? Atsız, 1944 yılının pençesinden kurtarmış oldular.
havasına göre belki de bir cinayet sayılabilecek
şu cevabı verdi: -Takdir buyurursunuz ki klasik Sonuç Yerine..
bir cumhuriyet değildir.Cumhur halk demek
olduğuna göre intihabın tek dereceli olması, 3 Mayıs 1944 olayları aradan 60 yıl geçmesine
mebusların serbest seçilmesi lazımdır. Sonra rağmen hala hafızalarda tazeliğini korumaktadır.
fırkaların da birden fazla olması ve bunların Yeni kuşak Türkçükler olarak elbetteki 3 Mayıs
birbirlerini kontrol etmeleri lazımdır.Bunlar 1944 tarihinin öneminin farkındayız. Yaşananlar
olmadığına göre de bugünkü rejim klasik manası ve yaşatılanların tarihin tozlu sayfalarında yerini
ile bir cumhuriyet sayılamaz. Duruşmalar bu alacağına inanıyoruz.
şekilde 29 Mart 1945'e kadar devam ederken,
sanıkların 8-9 kişisi beraat ve diğerleri de en Unutmanın Tükenmek olduğunu bilenlerdeniz.
fazla 10 yıl olmak üzere çeşitli cezalarla haksız Atsız Beğimizin çizmiş olduğu yolda , onların bu
bir şekilde hükme bağlandılar. O sıralarda Askeri denli şerefli mücadelesiyle daha da aydınlandığına
Yargıtayın Başkanı Orgeneral Ali Fuat Erden idi. inanıyoruz. Biliyoruz ki tarih, bu kahramanları
Son derece terbiyeli nazik iyi bir kurmay ve altın harflerle yazacak, gençlik onların bu gurur
tecrübeli bir diplomattı. Yalnız... bu Organeralin tablosuyla kızılelmasına emin ve kararlı adıamlarla
düşündüren bir tarafı da yok değildi. Sayın Ali yürüyecektir.
Fuat Erden Milli Şef'in en eski, en samimi en YAŞASIN 3 MAYIS YAŞASIN TÜRKÇÜ-
yakın arkadaşı idi. TURANCI MÜCADELEMİZ
BOZKURT 29
______________________________________BOZKURT_______________________________________
SOYQIRIMI YALANININ TARİXİ ve SİYASİ KÖKLERİ
■ SEVİNÇ MAMMADOVA V.L.Veliciko “Qafqaz” adlı kitabında qeyd edir ki,
“saxtakarlıq” ifadesinden başqa, ermeni tarixinde
Hele qedim zamanlardan seyyahların, heqiqi faktları düzgün eks etdiren söz yazmaq
tarixcilerin ermeniler haqqında yazdıqları lazım gelseydi, onda “xeyanet” kelimesi lap yerine
insanları düşündürmeye bilmir. Ermenistan ve düşerdi. Bugün artıq melumdur ki, Amerika ve
Mesapatomiyayi qarış –qarış dolaşmış Fransız Avropanın nüfuzlu daireleri Türkiye ve
seyyahı Qraf de Shole yazır: “Bununla bele Azerbaycan’ın aleyhine heqiqi tarixi
onların (Ermenilerin-kürdlerin) ağrı-acılarının, saxtalaşdırmaq yoluna qedem qoymuşdur. Son
yogsulluqlarının mende doğurduğu merhemet vaxtlar TÜRK dünyasına qarşı Selib yürüyüşünün
hissine baxmayaraq, men heç vaxt onlara yeni merhalesi olan yalancı genosid dalgası
qelben bağlana bilmedim, onların kelekbazlığı Avropa ve Amerika’nın ermeni mövqeyi tutan bezi
ne qeder iyrenç, rezilliyi ve rusvaycılıgı neçe dövletlerinde bir kabus kimi dolaşmaqdadır.
hiddete layıqdır”. Bir qeder tarixe nezer salaq:
Fundamental elmi tedqiqatlarla subuta Italiya, Fransa, Yunanistan, o cümleden Rusiya
yetirilmishdir ki, Ermenistanin erazisi tarixen Federasiyası, Peru, Argentina uydurma “ermeni
Azerbaycana mensub olmuşdur. Doğrudur, soyqırımı” meselesini dövlet ve hökümet
burada kichik qruplarla, daginiq halda seviyelerinde tanımışlar. ABŞ – da ve elece de
ermeniler de yashayirdilar, lakin onlar gelme ermeni lobisinin güçlü olduğu ülkelerde uç
etnos idi ve bu bölgeye İran’ın, Iraq’ın, meqamda “ermeni soyqırımı”nın tanınması,
Suriyanın ve Türkiye’nin erazilerinden meselesi gündeliye getirilir: Prezidentliye ve
köçürülmüşdüler. Kongrese seçkiler keçirilen illerde, “ermeni
soyqırımı”nın ildönümleri qeyd edilen
Ermeni alimi Y.A. Mananyan alimlerin reyi ile (axirinici reqemi 5 ve ya 0 ile qurtaran illerde)
razılaşaraq hesab edir ki, “protoermeni illerde, ABŞ-da bu meselenin müzakereye
tayfalari hele eramizdan evvel II minilliyin çıxarılması hem prezident seçkilerine, hem de
birinci yarısında Balkan yarımadasında “ermeni soyqırımının” 85 illiyine tesadüf
yaşamışlar. Kiçik Asiyaya onlar eramızdan etdiyinden ermeniler üçün elverişli meqamdandır.
evvel XIII esrden köçüb gelmishler. Burada
muxtelif tayfalarla qaynayıb – qarışdıqdan Qeribe de olsa “ermeni soyqırımı” ideyasının
sonra eramızdan evvel I minilliyin ortalarında müellifleri ermeniler deyil. Bu saxta ideyanı dünya
Ermenistan yaylası erazisine gelib çıxmışlar” içtimaiyatının müzakiresine ilk defe çıxaranlar
Eramızdan evvel VI esrde ermenilerin dövleti İngilisler, Fransızlar ve nehayet Ruslar olmuşlar.
Decle ve Ferat çayları hövzesinin esasen orta Ermeniler hemin milletlerden olan“tehqiqatçıların”
hissesinde yerleşen Ermenistan yaylasının bezi ve diplomatların, eslinde ise Xristian
vilayetlerini ehate edirdi. Eramızın 387 - ci missionerlerinin Osmanlı Türkiye’sini parçalamaq
ilinde Ermenistan Sasaniler İranı ile Bizans ve mehv etmek meqsedi ile yazdıqları eserlerle
arasında bölüşdürüldü. Eramizin XIV esrinde sonradan tanış olmuşlar. Ermenilerden sadece
ermeniler Kiçik Asiyanin başqa bir hissesinde olaraq, “eserlerin” yazılmasında, muayyen
Aralıq denizinin şimal-şerqinde rubeniler senedlerin tertib edilmesinde istifade etmişler. Indi
tarafından idare edilen Kilikiya dövleti hezmin “eserler” formalaşmış, güç merkezine
yaratmağa nail oldular. çevrilmiş ermeni lobbisinin xammalına çevrilmiş.
«Ermeni soyqırımı» meselesi ilk defe ABŞ
Bu dövlet cemi bir esr yaşadı ve bundan sonra Konqresinin Senatında 1916 - cı ilde müzakere
ermenilerin 500 il müddetinde öz dövletciliyi edilmiş ve qetname qebul edilmişdir. Ermeni
olmadı. Heç zaman muayyen sabit serhedleri lobbisi 1975, 1985, 1995 ve 2000 - ci illerde
olmayan Ermenistan daim öz güçlü ermeni soyqirimi meselesini Numayendeler
qoşunlarından asnlı olmuş ve sistematik Palatasanın müzakeresine çıgarmağa nail olsalar
olaraq bu monarxiyalara xeyanet etmişdi. da ABŞ administrasiyasının sert mövqeyi
neticesinde onun tanınmasına nail olabilmemişdi.

BOZKURT 30
______________________________________BOZKURT_______________________________________
İndiye dek konqresi fakt qarşısında qoymaq 1828 – ci ilden başlayaraq Osmanlı Dövletinin
üçün ermeni lobbisi 9 ştatda[eyalet] “ermeni erazisinde yaşayan ermeniler Ecmiedzin
soyqırımının” müzakereye çıxarılmasına ve katalikosluğunun teşkilatçılığı ile Rusiyanın
tanınmasına nail oldular. Hazırda adları çekilen Anadolu cebhesindeki qoşunlarına destek
dövletler esasen maliyye –iqtisadi qurum kimi meqsedi ile qıyamlar etmişdiler. Mehz hemin
tanınan Avropa Birliyine Türkiye’nin tam dövrden başlayaraq Rusiyanın hakim daireleri
huquqlu üzvlüyünden sonra bu ülkenin Türkiye erazisini işgal etmek meqsedi ile
iqtisadi, siyasi, herbi baxımdan güçlenmesinden, ermeni qıyamçılarına bel bağlamışlar,
Avropa heyatının en muxtelif sahelerine ciddi onları daim silah ve sursatla tehciz etmişler.
nüfuz edeceyinden narahatdır. Bu sebebden de XIX esrin 80-90 illerinde Tükiye’de yaşayan
Avropanın bir sıra dövletleri Türkiye’ye qarşı Ermeniler sistematik olaraq Osmanlı dövletine
qeyri – obyektiv mövqe tutmuşdur. Bu meselede qarşı silahlı çıxışlar, terror akti heyata
Avropa ülkelerinin bir sıra resmi dövlet keçirmişler. Ermeni milletçileri terefinden
strukrturları ile yanaşı, orada yuva salmış ermeni 1885 - ci ilde «Armenikan», 1887-ci ilde
lobbisi, Xristian yönümlü bir sıra siyasi İsviçre’de «Xınçak», onun ardınca ise
partiyalar, ermeni xeyriyyeci teşkilatları Tiflis’te «Daşnaksutyun» partiyaları
xususi feallıq gösterirler. teşkil olunur. Hemin partiyaların Türkiye’de
dayaq menteqeleri yaradılır. O vaxtdan
Yuxarıda qeyd etdiyimiz kimi Türkiye’nin etibaren silahlı isyanların hazırlanması ve
dünyada güç merkezlerinden birine çevrilmesi, teşkili hemin partiyaların elinde cemleşir.
onun nüfuz qazanması Şerqde demokratik 1878- ci ilde Viyana’da “Qara xaç” ekstrimist
idareciliye malik bir dövlet olması tarixi reqibleri terror teşkilatı tesis edilir. 1896-ci ilde Osmanlı
heç bir vechle qane etmir. Eğer birinci dünya Bankına hücum, Samsun’da 1904-cü
muharibesinden sonra Türkiye’nin ehalisi 12 il isyanı, 1905-ci ilde Sultan Ebdul Hemide sui
milyon idiyse, 1970 ci ilde 35, XX esrin qesd de diğer qanlı hadiseler daşnak
sonlarında ise 65 milyonu otub keçmişdir. Bütün partiyasının adı ile bağlıdır. 1897-1914-ci
XX esr boyu dünya dövletlerinin % 98 de ilerde Osmanlı imperiyasının tarixinde en
meskunlaşmış ermeniler, ABŞ ve Qerbin facieli dövr hesab olunur. Xarici ve daxili
ermeniperest dairelerinin desteyi ile TÜRK düşmanların fasilesiz zerbeleri altında
dünyasını zeifletmek, daxilde suni imperiyanın dağılması artıq göz qabağında idi.
şekilde “milli azlıq problemi” yaratmaqla onun I dünya muharibesi erefesinde Qerb dövletleri
bütovlüyünü parçalamaq kimi mekrli siyaset ve Rusiya Türkiye’yi parçalayıp öz aralarında
yürütmüşler. Onlar bu işi herbi-siyasi, ideoloji bölmek isteyirdiler. 1913 - cü ilde ABŞ -
vasitelerle ve terror yolu ile sengimek bilmeden prezidenti Vudro Vilson, Henri Marqentaunu
Türkiye’de, Kiprde [Kıbrıs], Azerbaycan’da Türkiye’ye sefir göndererek demişdir «tezlikle
heyata keçirmişler. ondan eser-elamat qalmayacaq ki, onu Türkiye
adlandırmaq mümkün olsun». Bele bir ağır
Melumdur ki, soyqırım dini, milli, yaxud ırqi şeraitde, 1914-cü ilin noyabrında Türkiye I
elametlere göre bir xalqın kütlevi şekilde dünya muharibesine celb olundu. Hemin ilde
vehşicesine qırılmasıdır. Buna misal olaraq Tiflisde Rus çarına müraciet eden Ecmiedzin
Van’da, Erzincan’da, Zengezur’da, Bakı’da ve katolikosu Gevork dünya muharibesi
Xocalıda ve civar yerlerde ermeni daşnaqlarının neticesinde işgal olunacaq Türkiye
vehşicesine Türkleri kütlevi suretde qırmalarını torpaqlarında ermeni dövletinin yaradılmasını
göstere bilerik. Bax, bu esl SOYQIRIMDIR! xahış etmişdir. Rusiyanın xarici işler nazırı
Avropanın eşitmek istemediyi,BÖYÜK TÜRK Sazanov ise Qafqaz canışını Voronotsov
milletinin qan yaddaşına hekk olunmuş Dashkov’a vurduğu xusisi teleqramda
SOYQIRIM! XIX esrin ikinci yarısından ermenilerden Türkler aleyhine istifade
başlayaraq, istersede 1915– ci ilde baş vermiş etmeyi, onlara silah paylamağı tapşırmışdır.
dehşetli olaylar – yani dünyaya ermeni xalqının Ermeni desteleri muharibede Rusiya terefinde
soyqırımı kimi tanıtdırılan qırgınlar eslinde vuruşurdu.1914 - cü ilin dekabrında 80 minlik
ermenilerin özleri terefinden töredilmişdir. Onlar Türk ordusu bir gülle bele atmadan Erzurum
«SOYQIRIM» miti yaratmaq meqsedi cebhesindeki Sarıqamış bölgesinde güçlü
ile kütlevi igtişaşları töredir. şaxtaya düşdü.
BOZKURT 31
______________________________________BOZKURT_______________________________________
Ermeni menşeli Osmanlı vetendaşlarının Diger tarixci Vamu yazır: “1915 ci ilen
satqınlığı neticesinde rus ordusu onların hamısını aprelinde ermeni daşnakları Vanı ele keçirib
mehv etdi. Bu hadiseden sonra Osmanlı orada Aram ve Varelin komandanlığı ile
rehberlerinden biri olan Telet Paşa ermeni ermeni qerargahı tesis etmişler ve bölgeni
icmasının Suriya ve Mesopotomiyanın Türklerden temizledikden sonra Rus qoşun-
daglıq hissesine köçürülmesi haqqında qanun larını şehere buraxmışlar. Daşnakların Van’da
qebul etdirdi. (o zaman bu eraziler Türkiye’ye tanınmış liderlerinden biri de Osmanlı
daxil idi.) Osmanlı’nın ermeni generallarından parlamentinin keçmiş uzvu Pasdermacyan idi.
Andranik Rusların terefine keçdi. Köçürme Harro adı ile tanınan bu şexs ermeni
qanununa tabi olmayan ermeniler hökümetle qiyamcılarının başında dururdu.
toqquşmalarda ve hereket boyu yolda 200 min
itki verdiler. Yerleşdikleri bölgelerde ise ehaliyi 18 may 1915 - ci ilde car II Nikolay Van
qırdılar. Buna baxmayaraq ermeniler Ermenilerinin “sedaqetine” gore onlara
qurbanlarını her il çoxaldırlar ve nehayet 1,5 teşekkür edir. Aram Manukyan Van’da Rus
milyona çatdırıblar. 1984-cü ilde ABŞ qubernatoru teyin edilir. Türkiye’nin Şerq
Konqresinde “ermeni qızdırması” başlayarken Vilayetlerinin, elecede Muş’un minlerle ermeni
85 amerikalı alimin problemi araşdırmasından ehalisi yeni ermeni dövletine axışma başlayır.
sonra ermeni soyqırımının deyil, eslinde Türk Onların sıralarında Rusiya hebsxanalarından
genosidinin baş verdiyi ortaya çıxdı. Vaxti ile azad edilmiş ermeni mehbusları da az deyildi.
Italiya Xarici İşler Nazırı Francesko Mitti 1915 -ci ilin ortalarına doğru Van etrafında 250
demişdi: “Avropanın Türkiye’den nese alib, nese min ermeni cemleşmişdi. Iyun ayının
vermek istediyi vaxt yadına ermeni soyqırımı evvelerinde Osmanlı ordusu rus qoşunlarını
düşür” 1915 - ci ilin evvelleri Çar Rusiyasının sıxışdırmağa başladı. Geri çekilmekde olan rus
Ordu hisseleri manaver ederek Ağrı dağını otub qoshunlarını minlerle ermeni muşayiet edirdi.
Iran serhedi boyunca cenuba dogru enir. Mehz Ölü dogulmuş Van dovletinin ermeni
ele bu vaxt Van’da meskunlaşmış ermeni ehalisi sakinleri bununla töretdikleri cinayetlere göre
silahlı qıyam qaldırır. Bu qıyam zamanı mesuliyyetden yaxa qurtarmaga calışırdılar.
muharibe illeri erzinde Ermenilerin ilk 1916 - ci il herbi kompaniyası dövründe Rus
destelerinin köçürülmesi başlanır. Van qoşunları 2 istiqametde, birinci Bitlis ve Muş,
vilayetinin qubernatoru [valisi] 20 mart 1915 - ci ikinci ise Qarsdan Erzuruma qeder olan
il tarixli teleqramında silahlı qıyam haqqında erazilerde ugurlu emaliyyat apardı. Mehz
melumat vererek gösterir: “biz bele guman edirik rusların bu yürüşünde de qarşılarına çıxan her
ki, qiyamçıların sayı 200 - den çoxdur. Qiyamın bir şeyi mehv etmeye hazır olan nizami ermeni
yatırılıması üçün cehd gösteririk” 3 günden sonra desteleri “aktiv” iştirak etmişler. Bu haqda
hemin qubernatorun merkeze gönderdiyi yeni Shaw yazırdı: “ Bu zaman bütünmuharibe illeri
teleqramda,qiyamın yaxınlıqda yerleşen kendlere erzinde en dehşetli TÜRK SOYQIRIMI baş
yayılması gösterilir. vermişdi”. Milyondan artıq Türk kendlisi öz
Bir aydan sonra situasiya [durum] ümidsiz torpaqlarını terk etmek mecburiyyetinde qaldı.
veziyyet alır. Qıyamcılar yolları kesir, kendlere Osmanlı qoşunları ile Erzincana doğru geriye
silahlı basqınlar ederek onları ele keçirirler. Dinç çekilen dinç Türkler ermeni qruplaşmaları
Türkler qılıncdan keçirilir. Kişilerin ekseriyetinin terefinden tike-tike doğranmışdı. Bu reqemin
cebhelerde olmasından istifade ederek böyüklüyüne artıq teeccüblenmek olmur.
qiyamcılar qocaları, körpeleri ve qadınları mehv Umumiyyetle aparılmış son tehqitaqlarla subut
edir. Torpaqların boşaldılması siyaseti olunmuşdur ki, 1915 - ci ilde Osmanlı
başlanır.Vanda Türkleri diri-diri kehriz Türkiyesinde ve Azerbaycanda 2,5 milyon
quyularına basdırıb, daşlarla doldururlar. Türk ermeni terrorünün qurbanıolmuşdur. 1917
Amerikan alimi Stenli Shaw yazır: “Rusiya’nın - ci il erzinde rus ordusu Peterburqda baş
Qafqaz korpusu ve ora daxil olan könüllü vermiş inqılab neticesinde iflic veziyyetine
ermeni birleşmeleri aprelin 28 de Irevandan cıxıb düşür. Dekabrın 18 de Bolşeviklerin Osmanlı
mayın 14 de Vana çatır. Onlar 2 gün burada İmperyasi ile Erzincan barışlığı ve 03 mart
Türklere qarşı kütlevi terror akti heyata keçiriler. 1918ci il Brec-Litovck muqavilesinin şertlerine
Onların bu hereketlerinde tesadüfi ve göre Türkiyenin şerq torpaqları, Qars ve
gözlenilmez heç bir şey olmamışdır”. Erdehan Osmanlılara qaytarılır.
BOZKURT 32
______________________________________BOZKURT_______________________________________
1918 ci ilin mayında yeni yaranmış Azerbaycan Çar Rusiyası 1828-1920-ci illler arası Cenubi
Xalq Cumhuriyyeti Daşnak-Bolşevik tecavüzü Qafqaza, esasen Ermenistan ve Azerbaycan’a
ile uzbeuz qaldı. Iyun ayının 4 de Osmanlı İran ve Türkiye’den 600 minden 1 milyona
İmperiyası ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasında qeder ermeni köçürür.
dostluq muqavilesi imzalandı. Özünün çetin Ermeni tarixcisi Ishqanyan 1917- ci ilde
veziyyetde olmasına baxmayaraq Türkiye dövleti Peterburqda neşr olunan “Vestina Kafkaza”
qardaş Azerbaycan’a kömek eli uzadır.Türk jurnalında yazır: “Ermeniler Qafqazın aborigen
qoşunları cenubdan Ararat respublikasını otub ehalisi deyil, onlar bu erazilere yalnız Rus
Baku’nı daşnaq ve ingilislerden azad etdiler. imperiyası terefinden köçürülmüşler”.
Lakin Türkiye ile Antanta arasinda 1918 ci il Ermenistan monorespublikası yaratmaq
oktyabr 30 da imzalanmış Mundros barışıq meqsedi ile Sovet hakimiyyeti illerinde
muqavilesine esasen Türkiye qoşunları tezlikle Azerbaycan ehalisinin Ermenistan SSR-den
Azerbaycanı terk etdiler. Bu muqavile faktiki deportasiya edilmesi resmi dövlet siyasetine
olaraq Osmanlı imperyasının varlığına son çevrildi.
qoydu. Bu hadiseden istifade eden ermeni
silahlı birleşmeleri yeniden Anadolu’nun 1923-cü ilde Daglıq Qarabag Muxtar Vilayeti
şerqine, o cümleden Qars’ı ele keçirib daha 18 ay teşkil olunarken orada ermeni ehali azlıq teşkil
sayısız-hesabsız qırgınlar töretdiler. etdiyi halda, 1989- cu ilde 76 % teşkil etmişdir.
Ibrahim Xelil xana, Cavad xana, Şeyx Shamile
Sultan Türkiyesi ilk defe “muttefiq dövletler” xeyanet etmiş, Enver Paşa, Cemal Paşa, Feteli
arasında 1920 ci il avqustun 10 da imzalanmış xan Xoylu ve sair kimi görkemli şexsiyyetleri
Sevr muqavilesinin şartlarına göre Anadolu’nun qetle yetirmiş ermeni qudurganlarını 1930-
6 vilayetinde ermeni dövletinin yaradılması 1950 - ci illerde X.Qriqoryanlar,
nezerde tutulurdu. Lakin Sevr muqavilesi A.Markaryanlar evez etmişdiler. SSRI nin
Türkiye terefinden ratifkasiya olunmadı. muxtelif ali orqanlarında yuva salmış daşnaklar
Mustafa Kemal Atatürk’ün rehberliyi ile H.Cavindin, M.Muşviqin, Y.Cemenzeminlinin,
başlamış milli-azadlıq herekatı neticesinde B.Çobanzadenin, M.D.Hüseynovun,
ölkenin parçalanmasının qarşısı alındı, onun R.Axundovun, H.Huseynovun, E.Cavadın
bütovluyu temin olundu. Onu da qeyd etmek ve başqalarının qetline fitva vermişler.
lazımdır ki, siyasi hadiselerin bele
inkişafı neticesinde meqsed yerine yetirildi. SSRI- Nazirler Sovetinin 1984-cu il martin 10
Ermeni dövleti Türkiye’de deyil, Azerbaycan da“ Ermenistan SSR-den kolxozcularının ve
torpaqlarının hesabına yaradıldı. diger Azerbaycan ehalisinin Kur-Araz
ovalığına köçürülmesi haqqında” keskin qerar
XX esrin evvelerinde Qerbi Azerbaycanda qebul etdiler. Bu qerarın hazırlanmasında SSRI
mövcud olan 962 kend işgal olundu, 360 minden Nazirler Sovetinde feal fiqurlardan biri olan,
çox Azerbaycanlı Türk ehali yurd-yuvalarından dashnak kimi dogulan, Bolşevik kimi yaşayan
didergin salındı, tarixi adlarımız deyişdirildi. ve satqın kimi ölen A. Mikoyan yaxından
1918 – ci ilin martında xalqımıza qarşı dehşetli iştirak etmişdir. O SSRI Ali Sovetinin sedri
soyqırım töredildi, 5 gün erzinde ermeni daşnak işleyende Ermenistanda “GENOSIDIN” 50
quvveleri 17 minden çox dinç Azeri Türkünü illiyi qeyd edildi, elece de “Qarabag komitesi”
öldürdüler. açıq fealiyyete başladı.

1905-1906 ci iller qırgının canlı şahidi ve 1918- Sovet hakimiyyeti illerinde Azerbaycan
1919-cu illerde“mezlum milletin” daşnak Respublikası müsteqil olmadığı üçün xarici
qaniçenlerinin Qarabag’da, Zengezur’da, ölkelerle bir başa emekdaşlıq ede bilmirdi. Ona
Şuşa’da, Bakıda ve başqa yerlerde töretdikleri göre de hedef Türkiye vetendaşları seçilmişdi.
vehşilikleri unutmayan U.Hacıbeyov o
zaman ermenilerin tecavüzkar olduqlarını ilk Bundan sonra Türkiyeye qarşı ermeni terrorcu
defe metbuatda elan etmişdi: “Bütün dünya qrupları yağmurdan sonra yaranan mantırlar
bilsin ki, Qafqaz Cumhuriyetleri arasında birinci kimi artdı. Tekce 1980-ci illerde 10-larla
defe qılınç çeken, birinci olaraq qan töken “teşkilatlar”, “komondoslar”, qruplar
ermeni cumhuriyeti oldu ”. yaradılmışdır.
BOZKURT 33
______________________________________BOZKURT_______________________________________

Bunların arasında “3 oktyabr”, “9 iyun”, “Orli”, 1988 – ci ilden başlayaraq Qarabağı


“Sentyabr-Fransa”, “ARA”, “Ermeni işi” ve Azerbaycan’dan zorla qoparıb Ermenistan’a
diğer adda teşkilat ve qurumlar mövcud idi. birleşdirmek niyyeti ile başlanan işgalciliq
muharibesi ve etnik temizleme siyaseti
Ermeni terrorculari cox olkelerde fealiyyet neticesinde Azerbaycan erazisinin 20 % işgal
gosterirler, lakin onlarin bazası Livanda ve edilmiş, bir milyondan çox Türk doğma
Beyrutdadir. yurd-yuvasından didergin düşmüş, 30 min
nefer şehid olmuş, 10 minden çox asgerimiz
1975 – ci ilin oktyabrında Türkiye’nin Paris’teki esir olmuş, 8 rayon, 877 şeher, kend ve kasaba
sefiri kendi arabasında qetle yetirildi. Bundan iki dağıdılmış, qaret edilerek yandırılmışdır.
gün önce Vyanda diger Türk sefiri ermeni
terrorunun kurbanı olmuşdur. Artıq 16 ildir ki, Azerbaycan Ermenistan’ın
tecavüzündedir. Xeydar Aliyev’in kandırıcı
ABŞ – da fealiyyet gosteren “ermeni “sulh mukavilesi” her şeyi berbad etdi.
konqresi”nin lideri Murad Topalyanın hazırladığı İnsanları goçmenlik hayatını yaşamaya,
plan esasında “ermeni komondosları” Kanada’da şehitlerin yerde kalan kanlarını cevabsız
ve ABŞ-in büyük şehrlerinde calışan Türk koymaya, gençlerimizi vatansız yaşayaraq
konsullarını, 1977 ci ilde Vatikan’daki Türk onların her zaman ekonomi sorunlarını endişe
konsulunu, 1978 ci ilde Ispaniyada, 1979 cu ilde etdirmeye alıştırdı.Onun hakimiyeti dövründe
Fransada, 1980 ci ilde Isveçrede Türkiye’nin her gün ermeniler tarafından asgerlerimiz şehit
sefirlerini qetle yetirmişler. olsalar da televiziyonlarda, qazetelerde bu
konuda hiç bir bilgi verilmedi. Her
1975 ci ilden bu zamana kadar 50 den artıq Türk konuşmasında “Savaş yok dedi. Sulh
diplomatlar ermeni terrorcularının eli ile qetle mukavilemiz var, en yakın zamanda
yetirilmişler. topraklarımız da geri alacağız” dedi. Aldı
mı???? Hayır! İnsanlara ekonomi sorunlar
Türk vahimesi Sovyet ideolojisi ve cografi siyasi yaratdı ölkede. Düşmenle savaşabilecek
xettinin her zaman terkib hissesi olmushdur, gençlerimizin hepsi ekonomi sorunlar üzünden
buna Moskova’da olan ermeni lobbisi ve vatanı terk etdiler. Böylece unutdurdu insanlara
ermeniperest ehval-ruhiyyeli daireler güçlü tekan QARABAGI! Şimdi bekliyoruz. Acaba
vermişler. topraklarımızı kim geri verecektir? Avrupa
Birliği mi? Birleşmiş Milletler mi? ATET mi?
Onlar SSRI rehberlerinin kuşkularını inandırıcı ABŞ mi? Hiç birisi! Çünki QARABAG bir
ederek bu türlü bir fikre geldiler ki, “Azeri TÜRK toprağı! Bir rum ve ya ermeni toprağı
Türklerine güvenmek olmaz, onlar her zaman olsaydı hemen planlar çizerdiler. Geri alardılar.
kalben Türkiye’ye bağlıdırlar. Tarixen olduğu kimi bu gün de Türkiye
Azerbaycan’ın en yaxın dostu, böyük
Peşekar araqızışdıran ve fitnekar Zori Balayan qardaşıdır. Her iki dövlet beynelxalq miqyasda
SSRI Silahlı kuvvetlerinin Baş bir-birini müdafaa edir, destek verir.Türkiye’ye
karargahında çıxış ederken demişdir: atılan daş Azerbaycan’a atilan
daşdır. Hazırda Türkiye’ye qarşı aparılan
“Azerbaycan bir emeliyyat meydanıdır ki, siyaset, hem de Azerbaycan’a karşı siyasetdir.
Türkiye buradan ölkenin güney sınırlarına zarbe Onun üçün de Azerbaycan her zaman
indirmeğe hazırlanır.” BÖYÜK ATATÜRK’ÜN Türkiyesine
güvenmeli ve Türkiyeni müdafaa etmelidir.
Yenidenqurma illerinde qondarma Qarabag
duyunu Sovet dövletinin Türk milletine qarşı TURKUN TURKTEN BASKA DOSTU
yeritdiyi milli siyasetin davamı idi. YOK! Bir-birimize güvenerek silahımızı
elimize almanın tam zamanı gelmişdir!

Tanrı Türk’ü ve Türk yurtlarını qorusun!


BOZKURT 34
______________________________________BOZKURT_______________________________________

BABA BEN NASIL MARJİNAL OLDUM ?


■ S. CEYLAN MAMAT

Yüzyıllarca bu milleti ayakta tutan tarihi, töresi, Fetih Marşı


milli bilinci değil miydi? Bizler bu topraklarda
seksen sene atamızın özdeyişini söylemedik mi? Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektirilen, kalyonlar çekilecek;
“Muhtaç olduğumuz kuvvet damarlarımızdaki
asil kanda” mevcut değil miydi? Eğitimimiz , Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
meclisimiz , güvenliğimiz MİLLİ değil miydi?
Bu özveriyle yetiştirildikten sonra en doğal Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın ?
Fatih’in Istanbul’u fethettiği yaştasın.!
olanıydı yüreğinin en güzel yerine kazımak
millet sevgisini.
Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Bu düzen nasıl değişti de bizim adımız Senin de destanını okuyalım ezberden...
marjinale çıktı baba? Kurtuluş Savaşında vatan Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
millet uğruna mücadele eden , can veren , gazi
olanlar da o dönemin marjinalleri miydi? Türk El de sensin, dil de sen, gönüldesin baştasın...
olmaktan gurur duyan , ne Türkiye’de , ne Fatih’in Istanbul’u fethettiği yaştasın.!
Kıbrıs’ta , ne Kerkük’te bir karış Türk toprağını
çıkar uğruna feda etmem diyen bir gence yakışan Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
isim olsa olsa Yiğit olur , Alp olur. Peki kimler Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
nasıl çarklar çevirdi de bu ulvi duyguyu söktü Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini
attı gencecik yüreklerden?
Şimdi moda başka. Milliyetçi gençlik de Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
kimilerine göre demode olmuş. Oysa sandıkları Fatih’in Istanbul’u fethettiği yaştasın.!
gibi halkların kardeşliği falan yok ortada , hiçbir
zaman da olmadı. Onlar hayal dünyasında Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleyman’dır.
yaşayıp alkış alsalar da biz gerçeği görenler Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
“Türk’e Türk’ten başka dost yoktur” demeye Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!
devam edeceğiz. Bu şuuru kimler gençlikten
çalıyor bilmiyorum ama bu asil kanı taşıyanlar Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
elbet bir gün gaflet uykularından uyanacaklardır. Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!
Elli milyon olursak yine de bize marjinal derler
mi baba? Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan !
Yanlış bir şey değil ki istediğimiz , kutlu bir Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ....
sevda , özümüze işlemiş bir bilinç.
Yeşermeye çalışan yapraklar gibiyiz. Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih’in Istanbul’u fethettiği yaştasın.!
Dallarımızdan köklerimizden besleniyoruz.
Kimi densizler gibi inkar etmiyoruz ya da Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin !
söylemekten utanmıyoruz özümüzü. Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...
Yıllardır budamak istediler dallarımızı. Ne
zamandır gözleri yine bir kolumuzda.
Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın ?
Baba biz ne zaman bayram edasıyla kutlayacağız Fatih’in Istanbul’u fethettiği yaştasın.!
3 Mayıs’ları?......
Tanrı Türk’ü Korusun! Arif Nihat Asya

BOZKURT 35
______________________________________BOZKURT_______________________________________

KİTAP TANITIMI
Kitabın yazarı Abdullah Ağar; Teğmen olarak
1989 yılında mezun olduğunda henüz Kürd
terörü; “Anarşistlik”, “Bir avuç eşkıya”,
“Yasadışı Sol Örgüt” adları ile küçük
gösteriliyordu ya da daha doğru bir tespitle
küçük görülmek isteniyordu.

Abdullah Ağar; Harp Okulu’nu bitirdikten


sonra sırasıyla Kara Kuvvetleri’de Piyade ve
Komando birliklerinde ve Özel Kuvvetler
Komutanlığı’nda görev yaptı.

Yazar, ilk kıtası olan Bolu Komando


Tugayı’na ayak basar basmaz Güneydoğu’ya,
bölgeye vardığı ilk gece de operasyona çıktı.
Bestler, Gabar, Deve Geçidi, Siirt, Hani, Lice,
Türkiye’yi bölüp–parçalamak için yüzyıllardır Kulp, Ergani, Dicle, Cudi ve Kuzey Irak’ta
plan yapan düşmanlarımız, içimizde bulunan geçen 6 yılın sonunda, beline saplanan 3
kanı ve soyu bozuk olan hainleri her zaman kurşundan oluşan bir nişanla dağdan inerken,
kullanmışlardır. Osmanlı Devleti döneminde komutanlığını yaptığı birliklerden de 25 gazi
yaşanan olaylar tarihte yerini almış olsa bile ve 11 şehidi vardı…
hala Türk ırkının hafızasında canlı olarak
yaşamaktadır. 1923’te Türk Milletinin canı "Bir asker ne için ölür?" diyor Abdullah Ağar;
kanı pahasına paçavra haline getirdiği Sevr "Peki bir asker ne için ölmek ister? Bu millet
Antlaşması’nı tekrar diriltmek için planlar ve neden asker? Peki düşmanlar, neden düşman?"
projeler üretilmiş, kan ile can ile fethederek Bu sorulara yanıt bulmadan, sadece
Türk yurdu yaptığımız bu topraklar üzerinde Güneydoğu'daki üstü örtülü savaşı değil, Türk
ajanlar daima cirit atmış ve bundan sonra da ırkının binlerce yıldır yaptığı savaşları da
atacaktır. Türk Milleti açık düşmanlarla anlamak mümkün değildir; bundan sonra
birlikte, ihanet etmek için Türk’ün güçsüz yapacağı savaşları ve nasıl savaşacağını da...
anını bekleyen, soyu defolu etnik döküntülerle Bu kitapta yazılı olan her şey gerçektir. Bütün
de savaşmak zorunda kalacaktır.. bunlar Türk askerinin Güneydoğu'da yazdığı
tarihin bir parçası olmuştur. Hayatta olanların
5.Tim; Harp Okulundan, Türk milletine hizmet ismi değiştirilmiştir. Şehitlerin anısı ise
aşkıyla dolu olarak mezun olan bir Teğmen’in, isimlerinin geçtiği satırlarda da olsa 'yaşasın'
silah arkadaşlarıyla birlikte ilk görev yeri olan istenmiştir. Zaten onların kendilerini
Güneydoğu’da açık-gizli düşmanlarla güvenlikte hissetme gibi bir ihtiyaçları da
yaptıkları mücadeleyi anlatıyor. Kitapta; yol yoktur. Sonsuza kadar olmayacaktır da...
kesip haraç alarak, öğretmen, doktor, asker
sivil demeden ölüm kusan, köyleri basıp kadın Yazar anlattığı her şeyi 'yaşam ne kadar
erkek, genç yaşlı demeden kundaktaki güzel olsa da ölüm yaşamdan daha güzeldir'
bebeklere kadar herkesi katleden ve Türk inancıyla yazdığını söylüyor... Layıkıyla
ordusunu gördüğü anda da ortalıktan toz öldükten sonra..."
olmayı büyük maharet sayan Kürd terörünün
ardında kimlerin olduğunu, ilk başlarda vur- Tanıtmış olduğumuz diğer kitaplar gibi bu
kaç taktiği uygularken birkaç yıl içinde Türk kitabın da korsan baskılarını kesinlikle
Ordusuna karşı cephe savaşı vermeye almayınız, dağlı güruhunun yasa dışı gelir elde
teşebbüslerinin arka planını bulacaksınız. etmesine destek vermeyiniz.

BOZKURT 36
______________________________________BOZKURT_______________________________________

BİLGİSAYAR DÜNYASI Başlangıçta $a'nın değeri 10'dan


küçük. O yüzden for bloğunun
■ GÜRHAN ÖZEN Programımızın 6. satırında $a içindeki kodu çalıştırıyor ekrana
gurhan@atsiz.org değişkeninin değerinin sıfırdan a'nın değerini yazıyor. Daha
büyük olup olmadığı kontrol sonra $a++ ifadesine bakıyor ve
Döngüler; for, foreach ve while ediliyor. Başlangıçda $a'nın değeri $a'nın değerine 1 ekliyor.
Döngüleri: 10, ve 10 0'dan büyük olduğu için Böylece bir sonraki döngüde
while bloğundaki kod çalıştırılıyor. $a'nın değeri 1 oluyor. Bu döngü
Döngüler belli bir kod bloğunu Ilk olarak $a'nın değeri yazılıyor, ve $a 10'dan küçük olduğu sürece
birden fazla tekrar, tekrar çalıştırmak daha sonra, 9. satırda, $a'nın aynen devam ediyor. Dikkat
için kullanılır. while, for ve foreach değerinden 1 çıkartılıyor ve $a'nın edilirse for döngüsünde $a'nın
döngülerinin yazılım kuralları değeri 9'a değeri for döngüsünün bir
aşağıdaki gibidir: düşüyor. Bir dahaki döngüde 9 0'dan parçası olarak değiştirildi. Yani
büyük olduğundan aynı işlem tekrar while döngülerinde olduğu gibi
while ( koşul ) { ... koşul doğru ediliyor, aynı döngü $a'nın değeri 0'a bloğun içinde açıkça $a'nın
olduğu müddetçe bu blok düşesiye kadar tekrarlanıyor. Dikkat değerini değiştirmek zorunda
çalıştırılacak ...} edilirse 9. değiliz.
satırda a'nın değerini düşürdük. 001 <?php
for (işlem; koşul; işlem) {... ilk işlem Eğerki $a'nın değerini azaltma- 002
yapılacak, koşul değerlen-dirilecek, saydık, $a'nın değeri devamlı olarak 003 print "<html><body>";
eğer doğru ise bu blok 0'dan büyük olacağından bu bir 004
çalıştırılacak ve ikinci işlem blok "sonsuz döngü" olacaktı. Program 005 $urun = array ("domates",
sonunda yapılacak. ...} yazarken sonsuz döngü-lere izin "biber", "patlican");
vermemeye özellikle dikkat 006
foreach ( $dizi as $deger ) { ... etmeliyiz. 007 foreach ($urun as $deger) {
$dizinin eleman sayısı kadar bu blok 001 <?php 008
çalıştırılacak ...} 002 009 print "Bu döngüdeki değer :
Şimdi bu döngüleri örneklerle 003 print "<html><body>"; $deger <br> ";
görelim: 004 010
001 <?php 005 for ($a = 0; $a < 10; $a++ ) { 011 }
002 006 012
003 print "<html><body>"; 007 print "a'nın değeri = $a <br>"; 013 print "</body></html>";
004 $a = 10; 008 014
005 009 } 015 ?>
006 while ($a > 0 ) { 010 (phpders3.5.php)
007 011 print "</body></html>"; Bu programın bize vereceği
008 print "a'nın değeri = $a <br>"; 012 sayfa:
009 $a--; 013 ?> Bu döngüdeki değer : domates
010 (phpders3.4.php) Bu döngüdeki değer : biber
011 } Yukarıdaki programın bize vereceği Bu döngüdeki değer : patlican
012 sayfa: olacaktır. Dersimizin başında
013 print "</body></html>"; a'nın değeri = 0 dizilere detaylı bir giriş
014 a'nın değeri = 1 yaptığımızdan foreach döngüsü
015 ?> a'nın değeri = 2 kolayca anlaşılır olmuştur.
(phpders3.3.php) a'nın değeri = 3 Foreach döngüsü bir dizinin
Yukarıdaki dosyayı çalıştırdığımızda a'nın değeri = 4 içindeki eleman sayısı kadar
tarayıcımızda göreceğimiz sayfa: a'nın değeri = 5 kendisini tekrarlıyor. Böylece bir
a'nın değeri = 10 a'nın değeri = 6 dizi içindeki elemanlara ulaşmak
a'nın değeri = 9 a'nın değeri = 7 için foreach döngüsünü rahatlıkla
a'nın değeri = 8 a'nın değeri = 8 kullanabiliriz.
a'nın değeri = 7 a'nın değeri = 9 olacaktır.
a'nın değeri = 6 Programımızın 5. satırdaki ifadeye Bu dersimizde dizilere detaylı bir
a'nın değeri = 5 daha ayrıntılı bir şekilde bakalım. biçimde değindik ve iş akışı
a'nın değeri = 4 for ($a = 0; $a < 10; $a++ ) satırı ilk kontrolu komutlarına ve döngü
a'nın değeri = 3 olarak $a değişkenini 0'a eşitliyor. komutlarına değindik.
a'nın değeri = 2 Daha sonra $a'nın değerinin 10'dan Lütfen bu yazımız hakkındaki
a'nın değeri = 1 olacaktır. küçük olup olmadığına bakıyor görüşlerinizi bildiriniz.

BOZKURT 37
______________________________________BOZKURT_______________________________________

TÜRK YİĞİTLERİ
■ www.turkyigitleri.com
NENE HATUN
( 1857 / 22 MAYIS 1955 )
Erkekli, kadınlı bütün Erzurum halkı
Aziziye'ye doğru koşmaya başladı.Nene Hatun,
şehrin kenar bir mahallesindeki mütevazı bir
evde oturuyordu. Bir gün evvel, ağabeyi Hasan
cepheden ağır yaralı olarak eve getirilmiş ve
birkaç saat önce de Nene Hatun’un kolları
arasında can vermişti. Kocası cephede idi.

Minarelerden yükselen "Moskof Aziziye'ye


girdi" seslerine, seferber olup koşanların
uğultuları karışıyordu. Bu kara haberi duymuş
gibi ağlamaya başlayan üç aylık bebeğini
emzirip, uyuttu. Usulca onu beşiğine bıraktı ve
heyecan dolu bir sesle: "Seni bana Allah verdi,
ben de seni Allah'a emanet ediyorum yavrum"
diye mırıldandı.

Tarihimize "93 Harbi" adıyla geçen Türk-Rus Sonra şehit kardeşinin döşeğine seğirtti. Ölüyü
savaşında Erzurum'un Aziziye Tabyası'nda alnından öptü: "-Seni öldüreni öldüreceğim ben
gösterdiği kahramanlıkla adını tarihe yazdıran Türk de" dedi, kin dolu bir sesle.
kadını. Erzurum'da doğdu, tam doksan sekiz yıl
orada yaşadı. Bir kahramanlık timsali olarak tanındı Evdeki satırı kapmasıyla, kapıdan dışarı
ve anıldı. Ömrünün son demlerini "Üçüncü Ordu'nun fırlaması bir oldu. O da çılgınca Aziziye'ye
annesi" olarak geçirdi. 1955 yılında "Yılın Annesi" doğru koşmakta olan kadınlı-erkekli, taşlı-
seçildikten sonra, 22 Mayıs 1955 günü Erzurum'da sopalı kalabalığın arasına karıştı.
zaatürreden vefat etti, Aziziye Şehitliğine defnedildi.
Bütün Erzurum, o Dadaşlar diyarı şahlanmıştı.
1877 yılı Kasım ayının7'sini 8'ine bağlayan gece, Erzurum halkı bir sel gibi akıyordu, canından
civarda bulunan iki Ermeni köyünden gizlice aziz saydığı Aziziye Tabyasına doğru.
harekete geçen kalabalık bir çete, sinsi sinsi yaklaşıp
Erzurum'un meşhur Aziziye Tabyası'na girmeyi Aziziye'ye yerleşmiş bulunan Moskof, tabyaya
başarmıştı. Türk-Rus harbinin kanlı ve karanlık yaklaşmakta olanlara karşı yaylım ateşine
günleriydi; tabyayı savunan bir avuç Türk askeri geçince, bir hayli Erzurumlu kırıldı. Onların
derin uykuda idi. Yataklarında bastırıldılar ve kırılışını görmek, ayakta kalabileni büsbütün
uykuda kılıçtan geçirildiler kahpece. Ve arkadan şahlandırmış ve tabyanın demir kapılarına
gelen Rus kuvvetleri de hiç bir mukavemet gülle gibi yükselen kalabalık, bir anda içeri
görmeksizin Aziziye Tabyası'na yerleştiler. doluvermişti. Demir kapılar bile
dayanamamıştı bu olağanüstü imân karşısında
Bu kahpe baskından yaralı olarak kurtulan bir asker,
koşa koşa Erzurum'a varıp kara haberi yetiştirdi. Aziziye'de boğaz boğaza kanlı bir dövüştür
Minarelerden sabah ezânı yerine "Moskof Aziziye'ye başladı. Balta, tırpan, kazma ve sopası olmayan
girdi!" sesleri yükselmeye başladı. Bir anda bütün pençeleriyle Moskof’un gırtlağına yapışıyordu.
Erzurum duymuştu, bu kara haberi. Ve bir anda O toplu tüfekli ordu, tam bir bozguna uğramıştı
bütün Erzurum şahlanıvermişti. Tüfeği olan tüfeğini bu ilahi şahlanış karşısında. Türk demeye dili
kaptı, olmayan eline ne geçirdi ise; tırpan, kazma, dönmeyen Moskof askerleri Osmanlıyı da
kürek, sopayı alıp sokaklara döküldü. kısaltıp, sadece "Osman"a çevirmişlerdi.

BOZKURT 38
______________________________________BOZKURT_______________________________________

Başı dara gelen "Osman teslim" deyip canını ERZURUM TABYALARINDAN


kurtarmaya bakıyordu. Başka bir zaman
olsaydı, Türk'ün merhameti galebe çalardı
belki. Fakat bu zaman, başka zamanlardan çok Bir şimsek çakıyor, yine bir şimsek,
farklıydı. Aziziye'nin dışında ve içinde kadınlı, Çakıyor Erzurum tabyalarından!
ihtiyarlı, çocuklu yüzlerce Erzurumlu, kanlar Dizilmiş Nâme'ler, Nineler tek tek,
içinde yatıyordu. Onlara ateş açanlar acımışlar Bakıyor Erzurum tabyalarından.
mıydı?

Ne "Osman"i dinleyen oldu, ne de "teslim"e Yediden yetmişe, tek vücut, tek can;
kulak asan". Nene Hatun da elinde satırı, Erzurum bir sevda, Erzurum vatan!
karşısına çıkan Moskof'un kafasına, suratına Taptaze bir yara gibi hep o kan,
indiriyordu. Şehit düşen ağabeyinin acısını, bin Akıyor Erzurum tabyalarından.
Moskof'u öldürse içinden atamazdı.

2000'e yakın Moskof askeri öldürülmüş ve Bu sevda bir sel ki tesnedir kine,
Aziziye kurtarılmıştı. Düşmanın geri kalan Bir kez kabardı mı sığmaz bendine..
kısmı, selameti atlarına atlayıp kaçmakta Bu sevda, yıllardır bizi kendine,
bulmuştu. Onları takip etmek için Çekiyor Erzurum tabyalarından.
Erzurum'lunun atı yok, fakat ne lazım, ruhlar
kanatlıdır. Kaçan atlıyı kovalayan yaya, yine
de yakalayıp haklamayı biliyordu. Ahmet Muhtar Paşa'm, al bizi yürüt!
Küffarın kökünü yeniden kurut!
Yaralılar arasında Nene Hatun da vardı. Elinde Dün bugün misali halâ kan, barut,
satırı ile dövüşürken aldığı bir yaranın tesiriyle Kokuyor Erzurum tabyalarından.
o da kanlar içinde yere yıkılmıştı. Fakat yaralı
olarak, baygın halde bulunduğu zaman dahi
elindeki kanlı satırını sıkı sıkıya kavramış, Dadaşıma artık; ha ateş, ha kar,
bırakmıyordu hırs dolu pençelerinin arasından. Burada savaşın adı; 'KANLI BAR'.
Ovaya sis değil, mücahit rûhlar,
Adı Nene idi taze gelinin. O günden sonra da Çöküyor Erzurum tabyalarından.
bütün Erzurum'un tanıyıp saydığı kişilerin
arasına katıldı. Doksan sekiz yıllık ömrü
boyunca kendisini ziyarete gelen herkese Gökler alev alev, yer bayrak bayrak,
Moskof'un Aziziye'de nasıl tepelendiğini Ya şu ufuklara, şu dağlara bak!
anlattı. Fakat kendinden birkaç kelime ile Bu gece dünyaya başka bir şafak
bahsetti. Çöküyor Erzurum tabyalarından.
Ölümünden bir yıl önce Erzurum’u ziyaret
eden NATO Başkumandanı'na "Ben o zaman Bekir Sıtkı'm, şasma nice bir tarih!
icâp eden şeyi yapmıştım. Bugün de icâp Gündüzü bir tarih, gece bir tarih;
ederse aynı şeyi yaparım" demişti. Destanı sen değil, koca bir tarih,
Okuyor Erzurum tabyalarından.
Türk ırkının sahip olduğu yüksek fedakarlık ve
feragat ruhunun büyük timsallerinden biri olan
Erzurumlu Nene Hatun , Türk kadınının Türk BEKİR SITKI ERDOĞAN
erkeğinden asla geri kalmadığının ve kimi
zaman öne geçtiğinin de kanıtıdır.

Mekanı Cennet Olsun!

BOZKURT 39
______________________________________BOZKURT_______________________________________

Bozkurt Dergisi tarafından hazırlanan Kıbrıs Türkündür internet sitesi yeniden


yayına başladı.

Bir yıl önce kurulan ve ilk kurulduğu günden bu yana, Kıbrıs davamıza
hassasiyetle yaklaşan bütün çevrelerin övgü ve beğenisini kazanan Kıbrıs
Türkündür; yeni dönemde de milli davamızın savunucusu olacak ve Kıbrıs’taki
Türklük davasının büyük emektarı, Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş’ın
destekçileri arasında yer alacaktır.

http://www.kibristurkundur.com sitesini ziyaret edenler; Kıbrıs davamızla ilgili


önemli bilgi ve belgelerin yanı sıra, basın organlarında yer alan makale ve köşe
yazılarına da günü gününe ulaşma imkanına sahip olacaktır. Bunun yanında
ziyaretçilerin de makale veya görüşlerini ekleyebileceği kullanıcı destekli bir
ara yüz de sitede yer almaktadır.

Beş Parmağına kanımızla kına yaktığımız güzel Kıbrıs’ımızın ; Lefkoşe’de,


Ankara’da ve Brüksel’de yuvalanmış çakallar tarafından yutulmaya çalışıldığı
böylesi bir dönemde , Türk milletinin ihanete tepkisiz kalmayacağının küçük bir
işareti olan Kıbrıs Türkündür.com adresini ziyaret ederek, sitede düzenlenen
protesto kampanyasına siz de katılabilirsiniz.

KIBRIS TÜRK’TEN, TÜRK KIBRIS’TAN AYRILAMAZ

BOZKURT 40