P. 1
Kara Balığın Dönüşü

Kara Balığın Dönüşü

|Views: 159|Likes:
Published by azbm_mir
Zahra Jamali
Zahra Jamali

More info:

Published by: azbm_mir on May 03, 2010
Copyright:Traditional Copyright: All rights reserved

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

11/15/2013

pdf

text

original

Kara Balığın Dönüşü

Acaba siz Küçük Kara Balık hikayesini hatırlıyor musunuz? Büyükanne ve on bir bin dokuz yüz doksan dokuz küçük balık uyudular ama orada bir küçük kırmızı balık da vardı ki sabaha kadar uyuyamadı. . Şimdi, kışıno uzun gecesinden bir kaç ay geçtikten sonra, o küçük kırmızı balık güneşin doğumunu gormek için suyun yüzeyine doğru yüzeyken siyah balık anneyi , çocuklaıyla beraber yüzeyken gördü. Küçük kırmızı balık yakınına gidip kibarca onları selamladı : "Merhaba, benim adım Kırmızı Balık; bu denizin altında yaşıyorum." Balıklar cevapladi: "Merhaba, biz de annemiz ile seyahat ediyoruz. Bizler de kara baliklariz.” Küçük Kırmızı Balık dedi ki : "Ben güzel bahar güneşini çok severim ve buraya onun güzelliğini izlemek için geldim." Kara balıklar dedi: "Ama bizler güneşi güzellinden ziyade, ışık ve ısısını herkese eşit paylaşımı için çok seviyoruz." Aynı zamanda oradan büyük bir balık geçerken onların yanına yakın geldi ve dedi ki : acaba burada konuşduğunuz konuyu öğrene bilir mi yim? Küçük kırmızı balık dedi:“Ben güneşin güzelliğini izlerken bu aileyi burada yüzerken gördüm.” Büyük balığın sorusuna ehemmiyet vermeyerek anne kara balık çocuklarına dedi ki: "Hadi hava kararmadan yolumuza devam edelim " ve sonra kendi yollarina devam ettiler. “ Ama sizler henüz benim soruma cevap vermediniz.” Diye cevaplar büyük balık. Sabırlı ve sakin anne kara balık cevap verdi: “ A caba ben senin başkalarının işlerine burnunu sokmamak için yeterli kadar büyüdüğünü hatırlatmalımıyım ”ve bazen sessizliğin en iyi cevap olduğunu bilmek güzeldir , derler ki; merak kediyi öldürür! " Küçük kırmızı balık ne kadar fazla bu ailenin davranışlarInI izledise ,o kadar az ? onlarIn sessizliğinin ve sabırlarınIn anlamını anladı. Küçük kırmızı balık hala kayaların arasındaydı ve oradan ayrılmamıştı ki, büyük balığın gizlice onları uzaktan takip ettiğine tanık oldu ve hatta nesıl onların hava

karanLiğin da kendilerine bulduklarI ve dinlendikleri yerin girişini uzun yosunlarla hızlı ördüğünü gördü. O büyük balık kimseye görünmediğinden emin olduktan sonra hızla oradan ayrıldı ,sanki çok geçiktiğinden korkuyordu.

Bu sahneyi görmek küçük kırmızı balıkta olan merakı arttırdı. Yakına, gitti ve bir uyarı sesle anne kara balığa dedi ki; Ay ! Anne kara balik Ay! Orda mIsInIz? UyanIn! Dişarıya çıkın. Gelin! Çabuk olun! Benim, kırmızı balık, bu sabah bir araya geldik ya!

Anne kara balık cevap verdİ: Yavrum, sevgili kırmızı balık içeriye gir. Kırmızı balık dedi ki: Acele edin, hadi, her an geri gelebilir! Anne kara balık dışarıya çiktiği an, durumu fark etti. Bu nedenle kertenkelenin verdiği keskin hançerİ dışarI çıkardı ve hiç tereddüt etmeden ,hIzlIca yusunları kesti .

Bu hançer ile bir kez o pelikanın gagasInIn altındaki çantasını ve midesinin duvarını açmIştı.Anne kara balık çocuklarını uyandırdı ve onlar daha uzağa ve daha güvenli bir barınağa ki kırmızı balıklala dolu idi gettiler. Çok geç olmuştu

ve bütün çocuklar, kırmızı balık da dahil yorulmuştU, bu yüzden hemen uyudular, ama anne tehlikenin farkına varmıştı ve çocukların güveni için uyuyamadı. Çok geç olmuştu, gecenin yarısına yakın birisinin geldiği duydu ve saldırmaya hazır olduğu an aniden elinde gözlük olan ve bir bastonla yavaş ve sessizce yaklaşan yaşlI büyükanneyi gördü. “O buraları tanımış olabilir.” Dedi Anne kara balık kendi kendine . Sonra çok sessizce yakınına gidip onu selamladı ve onun oturup ve nefes yenilemesi için yardım elini uzattI. Büyükanne hemen oturduktan sonra onun kim olduğunu anlamak istiyordu ve dedi ki: "Sevgili kızım , siz bu yakınlarda, bu derinliklerde yaşıyor musunuz? Eğer öyleyse , neden önceden sizi hiç görmedim? Çünkü hemen hemen herkesı bu derinliklerde biliyorum. " Anne kara balık dedi: Sevgili annem , acaba siz her zaman şu anda eve böyle geç dönüyorsunuz veya bunu ben kendime büyük bir şeref mi kabul edeyim ? Büyükanne balık dedi ki: " Acaba siz ,benim küçük kırmızı balığımı bu civarlarda gördünüz mü? Bi kaç aydIr etrafta gezip tozuyor ve bugün sabah deniz yüzeyine güneş ışığıni izlemek için gitti ve henüz geri gelmedi. Buranin bizim evden uzak olduğunu biliyorum ama ben düşündüm ki belki kirmizi KIRMIZI balik mesafe ve zamanI unutmuş ve evden çok uzaklaşmIş olabilir o nedenden gecenin bu saatinde dIşarIdayIm yoksa normalde hep bu saatlerde ben yatağımda uyumuş olurum.

Anne kara balik dedi: “Eğer ben hata yapmIyorsam, senin bu kIrmIzI balIk dediğin bugun beni ve benim çocuklarımı kurtaran cesur balIk olabilir ve böyle cesur bir torun sahibi olduğunuz için sizi tebrik etmeliyim. O çok yorgundu ve şimdi de benim çocuklarımın arasında uyuyor ama ben herhangi bir düşmana karşi onları korumak için, bu gece ayık kalmayı tercih ettim."

" Ben minnettar olacağIm eğer onu yakIndan görürsem ve rahatlayacağIm onu bana gösterirseniz.. " Büyükanne dedi. Anne kara balık dedi: "Burada o, benim çocuklarımın yanında uyuyor. Büyükanne böylece onu uyurken gördü ve içi rahatlayIp sonra o da rahat rahat onlarIn yanInda uyudu ama uyumadan önce, anne kara balığın oranIn güvenli olduğundan emin olmasını sağladı ve ondan sonra da dinlenip sabaha dek uyumasını istedi ve

yarIn yeteri kadar zamanlarInIn olacağIndan başlarIna gelenleri anlatsInlar dedi ve uyudu.. Aanne kara balIk da büyükaNnenin bu sözleri ve davranIşlarIndan sonra rahAtca diğerlerinin yanında uyuyabildi ve sabah saatlarİndE, kırmızı balığın gülme sesi onu oyandırdı ve o büyükanneni küçük kırmızı balık ile ke gece yarisi ariyordu konuşurken meşgul gördü. O kalktı ve onlara doğru gitti. Anne kara balık “ Günaydın” dedi. Büyükanne ve küçük kırmızı balık cevap verdiler: "Günaydın sana da.” Büyükanne dedi: " Umarim iyi uyudunuz." Annem kara balık dedi ki: " İlk olarak ben bu cesur kIrmIzI balIktan bizi esir olduğumuz tuzaktan kurtardığı için teşekkür etmek isterim ve sizlere şükranlarımı göstermek için bu akşam yemeğe davet etmek istiyorum; tabi eğer sizin için sakincasi yoksa size uygun bir yerde yapalIm. ÇocuklarIn birbirlerini daha iyi tanImaklarIna bir iyi fırsat olsun ve eminim bu tanIşma gelecekte çocuklarımız için yararlı olacaktır. " Çünkü bence böyle dostluklarIn değeri çok büyük hazinelerinkinden daha daha fazladIr. Büyükanne daveti kabul etti ve dedi ki: "Burada yapalIm çünkü bu derin sular her yerden daha güvenli olacak." Daha sonra da eve grubun diğer üyelerini getirip ve tanIk etmek için gitti. O anda küçük kırmızı balık orada kalıp yemeğin hazırlanmasına yardım etmek istedi. Kırmızı balığın yardIm etme isteğini bilerek buna karşI çIkmadı ve hatta büyükanne kendiside akşam gelip yardIm edeceğine söz verdi. Bu sözler küçük kırmızı balğın işbirliğı ve yardIm sevgi enerjisini iki kata yükselttİ.. Anne kara balık iyi karar verdiğinden ve hata yapmadiğini biliyordu.ve bu arkadaşliğin ,çocuklar için çok faydalı bir ders oldüğündan daha fazlasila emin oldu. Çünkü kendisinin gençler ve çocuklarIn üzerinde çevre ve dostluğun kaçınılmaz etkisi hakkında yeterli deneyimi vardı. Bu fikirler, düşünce ve yeni durum anne kara balIğIn fikrini o kadar meşkul etmişti ki zamanIn kolayca geçişini unuttu ve diğerlerini de programın ne olduğunu, kısa bir süre sonra onlar uyandıktan sonra söyledi. Bu derin sularIn yerleşimcileri anne kara balık ve çocuklarını memnuniyetle karşıladı ve çok mutlu bir gece eğlenceli misafirler için yemek hazırlamaya yardımcı oldular.

Aanne kara balık onlarIn bu birlik ve işbirliklerini görürken son geceki tuzağı unuttu ya da bu birliğin gücü önünde hiç bir tehlikeyitehdit olarak görmüyordu. Öyle neşeli ve meşgul çalIşIyordu Kİ sanki seneler önce kendi evi, gölcüğünü cesurca, korkmadan terk edip dünyayI kaşfetmek için yollara düşen, denize gelen küçük kara balıktı . Evet, aslında o hala çok güçlü. Zamanin akip gitmesi ve hayat içinde sabırsızlıklar onu mahvedememişti. Akşam oldugunda büyükanne ve tüm evdekiler arkadaşlarinIN yanIna geri döndüler. Adil ve açıkca söylesem böyle davetler unuttulmuştUr ya da daha iyi söyleyeyim ; bu sularda bu davet çok nadir olduğu için balıklarIn çoğuna yeni bir olay oldu ... büyükannem geldı ve büyük kayanin yanında oturd ve tüm saygıdan ayağa kalkan baliklar yerlerine oturdu. Anne kara balık orada olan herkese hoşgeldiniz dedikten sonra oturdu. Nne heyecan verici bir sahne! Herkes davatliydi , her şey büyük kayanın üstünde hazırdı ve üstelik herkes mutlu mutlu hep baraber eğleniyordu. Eski arkadaş gruplarını görmek ve anne kara balık ve çocuklarıyla tanIşma şansI onlarIn mutluluğunun nedeniydi . Herkes davet ve kutlama nedenini öğrenmek için hevesliydi. Büyükanne sadece yeni gelenlerle tanışacaklarını söylemişti, ancak detaylI bilgileri ev sahipliği yapan yeni gelen arkadaşlara bırakmıştı ki daha canlı ve ilginç olsun.

HerkeS büyük kayanIn çevresine toplanIp ve birbirleriyle sohbete meşgul olduğu zaman, anne kara balık duygularını büyükanne ile paylaşip dedi Kİ: "Ben çok mutluyum çünkü sizin nazik, samimi ve sıcak varlIğInIzI tüm vucudum da hissedebiliyorum ". Şu anda büyükanne gözlüğünü burnunun Üstunde yerleştirip ve her zamanki gibi ,herkesin tanIdIğI ses yumuşatan... uho..uho..ıh..ıh seslerini çIkardI ve alçak sesini duymak için herkes çok sessiz oldu. Büyükanne onlarin anlayış, nezaket, sabır, keskin düşünceleri için ve ona dikkat etmekleri için, onladan teşekkür etti ve dedi: "Ben siz erkekler ve kızlardan benim yaşImdan dolayI alçak sesimi dinlemek için sessiz olmanıza , saygInIzdan ve her şeyi idare ettiğiniz için teşekkürlerimi sunarim ve umarIm tüm hayat boyu böyle olursunuz. Peki, bu arkadaşlar burada bizleri bir araya getirir ve bize kendilerini tanItIrlarsa daha iyi olacaktır. Sonra anne kara balIğa bakarak sanki sözü ona bıraktı.

Anne kara balık ayağa kalktı , durdu ve küçük kırmızı balığIn durduğu köşeye gitti. Onun yanInda durdu ve diğer balıklara doğru dedi ki: "Eğer bizi aranIzda burada canlı görüyorsanız, bunu bu cesur balığa borçluyuz çünkü o bizi büyük bir tehlikeden kurtarıp buraya getirdi. Küçük olabilir ama aslInda bizim için çok büyük arkadaş sayılırr ki hatta bana benim gençliğimi hatIrlatIyor. Biz onun yaptığı kahramanlığa teşekkür etmek için buradayız . Şimdi eğer sorunuz varsa onun kendisinden sorabilirsiniz. Çocuklarım ve ben minnettariz." Sonra gitti ve büyükannenin yanında oturdu. Aanne kara balIik ,anneanne ile konuşmaya başladı ve onun sözlerinden zevk alIyordu. O sırada uzaktan diğer baliklarin davranişlarini ve büyük ilgi ile meraklı çocuklarin garip garip kirmizi balığa soru sormalarını izliyordu. Yemek zamanı gelmişti ve anne kara balik dedi: "Yemek hazır, lütfen yemeğe buyurun ve istediğinizden alin.” Bu sahne çok güzeldi çünkü küçüklerden büyüklere kadar herkes kayanin etrafındaydi ve o gün boyunca hazırlanan çeşit çeşit yemeklerden yiyorlardI. Kaya balıklarin arasında gizli kalmıştı . Yemek her zamanki normal yemeklerden çok uzun sürdü sanki o ortamın bozulmamasina iyi bir nedendi, bu yüzden, hiç kimse yemeğini bitirmek istemiyordu, aslında kahvaltıyı da orada beraber yapmak istiyorlardi . Büyükanne esneyerek kayanin yanindan geçti ve bir köşeye gitti, sonra oradaki büyük taşa dayandı. Yavaş yavaş tüm küçük balıklar , büyükannenin etrafında toplandi, bir birinin ardindan gelip ve birbirlerinin yanında oturuyordu , aslında onlar bu işe alişmişti ,yani her gece gelip uykudan önce büyükannenin hikayelerini dinlerlerdi . Bu gece de büyükanneden yeni bir hikaye dinlemeK ve orada uyumaK istiyorlardi. Anne kara balık ve çocuklari da, oradaki oturan grupa katıldı, şimdi ayakta izlemek zor olmuştu, çünkü herkes büyükanne ile yüz yüze oturmaYa çalışıyordu . Kimseden ses çikmiyordu, o kadar güzel sessizlik vardi ki sanki herkes bir muhteşem ünlü senfoni ortasında, orkestra liderinin el dansini görmek için bekleİyor, keskin bir artış ve bir sakin duraklatma gibiydi ve tam uyum hevesiyle dinlenirdi.. Bu ilginç sessizlik büyükannenin yumuşak öksürüğü; ohu .. ohu .. ohohoh ..., tarafından kesildi ,ki bu da onun konuşmaya hazırlanmasinin bir işaretiydi.

Büyükanne dedi: “ Sizce geç değil mi ,eve gitmeye ne dersiniz?”

Tüm balıklar ve çoğunlukla küçük balıklar bağirdı: Henüz değil !!... Lütfen, henüz değil ... kalalim ,gİtmeyelim ,burada uyuyalim... Küçük balıklarin orada kalma istekleri bu seslerden sonra arttı ve sonuçta büyüklere orada kalmaktan başka bir seçim bırakmadı. Kimse yerinden kalkmiyordu ve hep baraber diyordu: bir masal anlat, bir öykü ... söyle. Anne kara balığin çocuklari annelerine bakiyordu ,ve en yakındaki çocuk annesinin dizine başını koydu ve gözlerini kapattı. Diğeri annesinin omzuna başini koyup "annecim ben dinliyorum!" dedi.

Diğer baliklar da aynı bunlar gibiydi ve ayni her zamanki gibi hikayenin tadini dinlenerek çikarma tercihi,yani hikaye başlanmadan ,ve onlar uykuya dalmadan,doğal yastiklarina dayanarak,hikaye ve uykunun zevkini çikarmak.

Oturanlar ve uzananlarin görüntüsü , deniz yüzeyindeki rüzgarla yükselip düşüşen dalgalara benziyordu. Büyükannenin çok uykusu vardı sakin şöyle dedi: " Sizlerin burada kalmasına karşı değilim ama benim çok uykum var ve bu yüzden bu gece bir uzun veya eski masal söylemeyeceğim çünkü uyumak zorundayim ve bunun yerine çok kısa ve yeni bir masal anlatacağim .” O nasil bizleri bir küçük kirmizi balik tehLikeden kurtardiği hikayeyi anlatmaya başladi ve oraya geldi ki herkes oturmuş ve büyükannenin hikayesini dinliyordu ve o aile de onlarin yanindaydi ama bu baliklar onlarin kim olduklarini ve nereden geldiklerini veya nereye gideceklerini bilmiyordu .Bu cümleyi duyar duymaz tüm balIklarin başı bir anda bir su sıçramasi gibi ;fiiiiiiiiiiişşşşşşşşş sesiyle arkaya ,yani anne kara balik ve onun çocuklarina doğru döndü. ..

Anne kara balık bu ani tepkiyi beklemiyordu . O şok olmuştu ama çok sakin ve gülümseyerek kaşlarInı kaldirip ve başıyle "evet" dedi, sonra da dedi ki: “ Aslında kendilerini böyle güzel ve ustaca tanıtan ve böyle başarili kişilerden kendilerini tanItmalarini isteyen birilerinin aralasında olmak bizim için büyük onurdur. İlk olarak lütfen izin verin şükranlarimI sunayIm .Sizlerle olmaktan çok mutluyuz ve bugün ben, siz gençlerin , benim çocuklarImla sicak davranişlarinizi ve büyüklerinizin bana karşı güzel davranışlarına şahiDİm .Sonunda eğer hala aranizda bizim hayatımızla ilgili ,kimiz ,nerden gelip nereye gİdeceğimizi hevesle isteyen varsa ben seve seve anlatmaya hazırım ama bunu bilmeniz iyi olacak: ben inaniyorum ki ölüm artık bana çok kolay gelebilir. Ama yaşama süreci içinde ondan uzak durmaliyim ,ama tabii ki, eğer bir gün ben ölümle yüzleşmek

zorunda kalirsam hiç önemli değil. Değerli olan benim ölüm ve ya hayatimin başkalarının hayatında ne kadar etkisi olacağıdır. . . " Diğerleri, bu küçük kırmızı balık gibi ki diğerlerinin hayatını kurtarmak için kendi hayatını tehrikeye atiyor. O diğerleri bugün biziz; yarin diğerleri olabilir. Bunların nasıl birbirlerine bağlı olduğunu görüyoruz ve onu daha sıkı bağlayabiliriz öyle sıkı ki kimse açamasin. Ben büyükannenin soylediği hikayeden öyle anladim ki , bazı büyük balıklar küçük balıklarin mutluluklarına dayanamayıp ve körü körüne kimseye itaat etmeyen balikları kandıramıyorlar. Ama onlar bu gerçeği kabul etmek zorundadir ki hem bİzim önceden yaşadiğimiz gülcüklerde hem de şimdiki bu derin sularda hiçkimsenin diğerleriyle güç yarişmasina hakkı yok ve kimse kimseyle sadece fiziksel güç olarak karşilaşmiyor. Herkes sadece bariş içinde yaşamak için çalişiyor. Sınırları kaldirmakla özgürce nereye istersen gİdebilirsin ve hayatindan zevk alabilirsin. Değerli arkadaşliklari nefret ve düşmanliklarin yerine koymuşlar ve birbirine yardim etmekten çekinmiyorlar. Biliyor musunuz; bu sular hepimizin yaşamI içindir ve hiç kimsenin onu bizden almaya hakki yok. Hiç bir büyük baliktan korkmamaliyiz. Büyükanne kendisini ayik tuttu ve sevgiyle anne kara balıği sesizce dinleyen diğer baliklari seyretti. Anne kara balik dedi: “ Biz de sizin gibi balığız; suda yaşiyoruz, ve herkes gibi yaşama hakkimiz var, herhangi bir yerden olmamiz onemli değil,bir araya gelmemiz ve bir kaç saati beraber geçirmemiz değerlidir. Ama eğer yeni bir şeyler bilmek istiyorsanız ,hayatinizda çok gezmeniz ,iyi dinleyip , görmeniz ve iyi düşünmeniz lazım. Ben ve çocuklarim da onlarin babalarindan haber almaya gİdiyorduk. Yani baba baliğin peşinden gİdiyorduk ,baba balik bir kaç ay once annesinin ziyaretine gitti ama henuz dönmedİ.

. Aslında benim yolun üzerindeki tehlikelerden biraz haberim var, o yüzden yanliz gitmek istiyordum ama çocuklarim buna rağmen benim teklikelerle yanliz karşilaşmama izin vermedi ve hep beraber olduğumuzda güçlü bir sel gibi daha güçlü olacağimiza ve babayi sağlam eve döndüreceğimize inaniyorlar.

Bu yüzden yarın sabah çok erken ,güneş çikmadan önce yolumuza devam edeceğiz. Babanin gecikmesinin nedenini bulmak için gidiyoruz ve eğer gerekiyorsa karşilaştığı sorunu çözeceğiz. Siz küçük baliklarada söz veriyorum ; eğer baba balıkla geri dönersek sizleri de bu derinlikte ziyaret edeceğiz ve sizlere bir kaç hikaye anlatacağız.

Sonra anne kara balık çocuklarına dedi: "Şimdi yatağa girin öyle ki yarin erken kalkalim, yarin enerjiyle dolu ve daha uyanik olmamiz lazim belki daha başka hiç cesur balik bizi kortarmaya gelmeyecektır" dedi ve ardından" iyi geceler" diyip ve tatli rüyalar diledi.

Herkes dedi: "İyi geceler size de." ve Herkes uykuya daldı. Tekrar aynı diğer zamandakilar gıbı, büyükanne sabah erkenden kalkıp küçük gıda bohcası hazırladı , o, dün gece uyumadan önce çok düşündü . Kendi kendine dedi ki "her an millet uyana bilir ve sanırım bu kadar gıda bohcası yeterli olacak .... " hakliydi çünkü o anda anne kara balık uyandı. O gözlerinİ açtı ve büyükanneyi herkesten önce ayik buldu. O çok sessizce ona gitti ve “günaydın" dedi ve de ekledi: " Çocuklarım benimle gelmeği düşünüyorlar ve ben de bir an once geç olmadan onları kaldirayim ki yola çikalım." Ama anne kara balık, bazı küçük balıklarin hala uykuda olduklarının farkında vardı ,ancak daha istekli olan gençler ecele ile hazırlanıp yola çikmaya ecele ediyordu. Çok muhteşem bir diğer genç balık kalabalığı vardı ki onları takip etmeye niyetlidi. Anne kara balık bu harekete nesil bi tepki vermesi gerektiğini düşünürken, büyükanne gruba girdi ve şöyle dedi: "Sizlerin bu gösterdiği ilgiyi ve desteği çok iyi anliyorum ve sizlerin bu aile ile gideceğinizi ve takip edeceğinizi tahmin etmiştim ve size karşi çikmayacağım ama anne kara baliktan bana sizlerin yolda kaldiramayacağiniz herhangi bir sorun veya tehlike varsa bildirmesini istiyorum ve sizlerin tümü için değil , kaldiramayacak olanlar için bir ya da çoğu burada benimle durabilir ve onlarin baba balıkla eve geri dönmelerini bekleyebilirsiniz. Ben onlarin yokluğunda, sizlerin büyükanneye bir iyi arkadaş olacağindan ve ona hikayelerinizi anlatacağinizdan eminim. Ben gitmek isteyenler için bazı küçük gıda bohcası hazırladım. Şimdi eğer söylenecek bir sözünüz varsa dinleyelim.

Anne kara balık dedi ki: Eğer ben, tecrübeme dayanarak söylersem,ben bunların yaşdayken çok zor aşamalardan geçip savaşı kazandim,ama o bir yandan burada ,sizin gibi , tam deneyimli büyükanne ile kalmak, hiçbir tehLike yaşamadan katiyen bir mükemmel yolculuk olur ve ayni bir harika edebi eseri okuma gibidir.

Şimdi de eğer tüm genç baliklar burada büyükanne ile birlikte kalmaya karar verdiyse, onları durdurmayacağim. Bu tartışmayi duyduktan sonra, küçük balıklarin çoğu dedi ki: Burada kaliyoruz ve hala yatakta uyuyan küçük baliklar yüzlerini diğer tarafa çevirdiler sanki "yedi kral hayalini" görmeye devam etmek istiyorlardı ve uyumaya devam ettiler. Anne kara balık ve grubu, küçük gıda bohçaları aldılar , diğer kalan balıklar ve büyükanneyle vedalaşIp, sonra da uzaklaştılar. Yolculuk yapan grubun en genç balığı küçük kırmızı balık oldu. Büyükanne de küçük balıkların tatlı uykularından uyanmalarını bekliyordu ta ki kahvaltilarını yiyip eve doğru yola düşsünler. Nihayet küçük balıklar öğlene yakın uyandı , kahvaltı yediler ve kendi çocuk dunyalarında büyükannenin ardından, enerji dolu, oynaya oynaya ve sevinçle yola düştüler . Eminim siz kesinlikle anne kara balıkla giden diğer grubun hakkında bir şeyler duymak istiyorsunuz .

Onlar da diğerlerinden ayrildiktan sonra yukarıya yüzmeye başladı ve biraz sonra da deniz yüzeyine geldiler . Onlar sudan kafalarını dışarı çıkardılar, güneş birkaç dakika içinde yükselmeye gidiyordu. Anne kara balık herkese seslenip, şöyle dedi: "Şimdi herkes sadece kendisinden sorumlu değil belkı arkadaşından sorumludur, biz çok dıkkatlı olmalıyız yoksa herhangi bir sorun dığerlerını de tehLikeye sokmamıza neden olur. Güneş yükselene kadar bekleyin, sonra ona doğru yüzmeye başlayın, Doğu güneşin yükseldiği yerdİr, lütfen bu yöne; Doğu'ya yüzmeyi asla unutmayın , herhangı bir kaybolma durumunda bu yönde bize ulaşabilirsiniz.. Herhangi bir kara sol kanatımızın yüzünde görünüyorsa, bu yöne yüzmeliyiz , yani batı tarafına, Doğu yüze demek istiyorum, bu da baba balığın gitmiş olduğu yönde oluyor. Küçük kırmızı balık balıklarin sonunda geliyordu , o herkesın geldığınden emin olmak istiyordu. Şimdi o güneşi seviyor ama sadece , onun güzelliği için değil ancak onun kılavuzLuğu için.

Onlar güneş gökyüzünün ortasına yükselene kadar su yüzeyde yüzüyordu ta ki anne kara balık herkesin su altında yüzmesını istedi ve o yakında su yüzünde kalan dalın etrafina toparlanarak dinlenıp bir şeyler yemelerını istedı.. Onlar o

dalın yanına yaklaştiğinda onun büyük parçasının suyun altında olduğunu fark edip onun uzerinde oturup ,dinlenip ve gıda bohcalarından bi şeyler yedİler. Sahne tam olarak baharın çiçeklenmiş bir kiraz ağacı gibiydi. Anne kara balık onlara şöyle dedi: " Bu yolculuk sırasında biz günün geri kalan kısmını ,yani her oğleden sonra bir pelikan veya balıkçıl tarafından esir olmamak için suyun altindan yüzeceğiz.

Tabi ben bunları sadece daha dikkatli olmanız için söylüyorum ancak her ne kadar bu pelican veya balık avcısı bizlere düşman sayılsa da o kadar da diğer gruplara yem olma ve nesillerinin tükenme tehlikesi altındalar . Balıklardan birisi sordu: "Bu pelikanlar kim ve neden düşmanLar bize?” Anne kara balık söyledi:" Bu doğanın kanunu ve hatta onlar bizeleri tanimiyorlar ama güçlü oldukları için hayatta kalmaği biliyorlar, bizler de kendimizi hayata tutmalıyız ve daha iyi düşünmekle ve onların numaralarını ortaya çıkarmakla onların gaga altindaki çantalarından uzak kalmalıyız. Şimdi en iyisi, daha karanlık olmadan yolumuza devam etmektir ve dinlendiğimiz zaman size bunları ben açıklayacağım. Sonra onlar hava kararana dek yola devam ettİ, ay bulutların arkasında kalmıştı, her yer çok karanlıktı ve anne kara balık geceyİ daha güvenli bir yerde geçirmek için onlardan daha derİnlerde sağlam bir yere gitmelerini istedi. Tehlikeyi önlemek, kaybolmamak için onlardan birbirine daha yakın olmalarını ve uzağa gitmemelerini istedi. Orada o derinlikte, dinlenmek için çok uygun bir yer, büyük bir mağara gibi bir kaya vardı ki renkli yosunlarla kapanmıştı, onlar da oraya gİdip orada kendi küçük gıda bohcalarını çikartıp birbirleriyle konuştular. Büyükanenin verdiği bohçalardan ne kaldiysa, aç olanların açliklarını gidermeye yardimci oldu . Anne kara balık onlara verdiği söze göre ne bildiğini dinlendiği zaman anlattı.

O dedi ki: "Baba balık, gri bacaklı pelikanlardan veya başka bir deyişle, Sagha kuşlardan ki bir zamanlar bizim düşmanimizdi ve balik yemeği, onları gagalarında, yuvadakı çocuklarina götürmeyı sevenlerin artık nesilleri tükeniyor çünkü onların artan nüfusunun düşmanı gümüş renkli kuşlardı, derdi. O derdi ki: Onlar pelikanlarin yumurtasını tüketmeyi çok seviyorlar. O yüzden pelikan nüfusu çok erken azalmıştır.”

Anne Kara balık çok yorgundu ve uyumağa karar verdi ve sonra da kanatının altından hançerini çıkardı, bir yaprak altında kafasının altına koyarak iyi geceler dedi. Yarın yolculuğa çıkacakları için çok kisa bir zamanda herkes uykuya daldi . Küçük kırmızı balık güneşin yükselmesini izlemeyi çok seviyordu ve bu sabah erken uyanip, su yüzeyine onu izlemek için gitmek istedi, ama diğer taraftan anne kara balığın, uzağa gitmeme tavsiyesini hatırladı.Yani kırmızı balık herhangi bir grup için soruna neden olmamalı. Böyle düşünceler kırmızı balığin kafasını meşgul ettığinde , anne kara balık çocuklarıyla çok alçak sesle konuşuyordu öyle ki kırmızi balığa göre sadece dudaklarını titretiyordu. Kırmızı balık daha güneş doğumunu izlemeye gitmenin herhangi bir sorun olup olmayacağını bilmek için daha yakına gitti ve oraya yetiştiğinde “günaydın” dedi. Diğerleri de“günaydın” dedi. Anne kara balık dedi Ki: “Gidebilirsiniz ama lütfen çok uzağa gitmeyin ve bu yukarılarda olun.” Biraz geçtikten sonra tekrar tüm balıklar güneşe doğru suyun üstünde yüzmeye devam ettiler ve biraz mesafeden sonra sol tarafta bir şeyin su üzerinde yüzdüğünü fark edip, bazı gençlerden onun ne olduğunu kontrol edip ve getirmelerini istediler. Ona ulaştıklarında, bir su menekşesinin yaprağı üzerinde, güneş altında solmuş bir karınca buLdular. Gençlerden kimse hayatında herhangi bir karınca görmemişti, çok merak içinde, çok dikkatli bir şekilde onu Anne kara balığa getirdi. Ama anne kara balık ki önceden karınca görmüştü ve hatta salyangoz arkadaşından da karıncalar konusunda çok şeyler duymuştu, dedi Ki: Deniz karıncalara göre değil o yüzden sana, sahile gitmek için yardım edeceğiz, ancak uzun bir mesafe olduğunu bilmeliyiz. Sonra da köşelerden tutup yaprağı taşıdılar ve karınca ile kendi yemeklerinden paylaştılar, o da yedikten sonra biraz güç aldı, sonra da nasıl denize düştüğünü anlatmaya başladı. Karınca dedi ki: “Ben de herkes gibi susuzluğumu gidermek için denizin kenarına gelmiştim ama oradaki koçların ayağının altında kalma tehlikesinden kaçtığımda kaydım ve denize… şolap….. düştüm, ne kadar çok mücadele ettiysem o kadar az başarılı oldum. Sonunda oradaki bir çimi kavrayıp suyun yüzünde kalmayı başardım.” Anne kara balık karıncadan her şeyi sonraya bırakmasını ve biraz dinlenmesini istedi: "Bizim için , senin sağlığın çok önemlidir, bu sözler için yeterli zamanınız olacak." Onlar öğleden sonra tekrar yüzey altında yüzmek zorunda ve onun için üç genç balık su menekşesinin yaprağının altına gidip , dikkatlice su altından karıncayı taşıdı ve karıncanın suya düşmesine izin vermedi. Anne kara balık da arada sırada karıncanın durumunu kontrol etmek için sudan dışarıya bakıp ve kontrol ediyordu.

Yavaş yavaş hava kararmaya başlamıştı ve onlar da geceyi güvenli bir yerde geçirmek zorundaydı . Bu konuyu düşündüklerinde, aniden suda büyük bir gölge grup ve bir ses duydular. Anne kara balık dedi: "Eğer birbirimizin civarında, birbirimize daha yakın olursak biz güçlüyüz ve sonra karıncaya korkmamasını, yalnız olmadığını belirtti. Gölge çok sessizce yakınlaştı sanki vücudunun büyüklüğü hiç bir titreme veya su dalgasına neden olmasını istemiyordu. herkes aynı bu büyük gölge gibi sessiz kaldı. O bir yunus gölgesiydi, fakat neden o kadar sessizdi? Acaba ölmüş müydü yoksa kimseyi korkutmak istemiyor muydu? Tüm balıklar anne kara balığa merakla bakıyordu ki; yunusun karıncaya: "Sevgili karınca arkadaşım, geciktiğim için çok özür dilerim, biliyorsun senin salyangoz arkadaşın işleri nasıl yavaş yapar ve benim yaralarımın sarması çok uzadı ve bende seni çok endişeleniyordum.” Söylediklerini duydu. Ve karınca cevabında dedi ki: Ben de seni çok özledim ama benim yeni arkadaşlarım bana çok yardımcı oldu, seni onlar ile aşina etmek istiyorum. Karınca yüksek sesle bağırdı: "Hayyyy! Sevgili balıklar korkmayın lütfen gelin ve yalnız yunusla aşina olun. " Bu sözlerden sonra su menekşesinin etrafından çoğu başlar dışarıya çıkıp ve hep beraber “merhaba” dedi. Anne kara balık şaşkınlıkla sordu: "Acaba sizler birbirinizi tanıyor musunuz? Çok mutlu oldum, bunlarda benim arkadaşlarım. " Yunus sordu: "Ben sizleri bu yakınlarda hiç görmemiştim. Acaba sizler çok uzak mesafelerden mi geliyorsunuz? Çok yorgun görünüyorsunuz! Karınca arkadaşıma yardım ettiğiniz için müteşekkirim. Biz ikimiz birbirimize hayatta kalmak için yardımcı olduk. O yüzme biliyordu ve ben ona su yüzünde kalmaya yardIm ettim ve o da bEnim yaralarımın iyileşmesi için beni arkadaşına gönderdi.” Ben karıncaya bir yaprak getirdim üzerine gitti ve o da beni salyangoz arkadaşına yaralarımı iyileştirmek için gönderdi. Ama ben beden büyüklüğü nedeniyle karaya yakın gidemiyorum ama siz küçük balıklar bunu yaparsınız çünkü çok sığ sularda yüzebilirsiniz ama bu yol sizler için biraz uzundur. Sizler nereye gidiyordunuz? Anne kara balık dedi: biz kanadımızın sol tarafında görülen semte doğru gidiyoruz ve sabahları güneş doğumuna doğru su yüzünde ve akşamları su altına gidiyoruz . Geceyi güvenli bir yerde geçirmek için sevimli ve yanlız yunus kanadını aşağıya getirdi ve onlardan karıncayı onun üstüne çıkarmalarını istedi ve daha hızlı gitmek için onlardan karnına sarılmalarını istedi. Herkes itaat etti ve yunusun hızLa daha güvenli bir yere ki burası uzun deniz otlarıyla dolu idi gitti ve orada ay ışığında

yumuşak otlardan bir yatakta dinlendiler, bu arada karıncada su yüzeyindeki daha uzun bir ot yaprağında oturdu. Her şey yolundaydı ve herkes memnun oldu, gençler de karıncaya karadaki yaşam hakkında sorular soruyordu. Anne kara balık da onların yanlarında oturmuştu ve yunusla konuşuyordu. Anne kara balık iyi bir arkadaşa sahip olmanın değerini tecrübe etmişti bu yunusun iyi bir arkadaş olacağına güveniyordu. Biraz yunus ile konuştuktan sonra, anne kara balık dedi ki: “Eğer sizin için problem yoksa ve benim sorularım, sizi rahatsız etmiyorsa lütfen bana yalnızlık ve yaraların sebebi bildirin , ama sizi temin etmeliyim ki biz hayat boyu seninle arkadaş kalacağız. Yunus ailesini, babasını, kardeşlerini, kuzenlerini, komşularını, arkadaşlarını ve tüm rüyalarını anlattı. Yunus dedi ki: "Uzun yıllar bazı balık gibi adamlar uzun yılan gibi su borularını suyun altında bizlerin yaşadığımız yerde dikti. Biz yavaş yavaş bunlardaki akan suyun sesini işitmeye alıştık. Ama bir gün ki ben en yakın adanın yakınlarında idim, patlama gibi gürültü bir ses duydum. Bu benim yaşadığım yer siyah ve yağlı kötü kokulu bir şeyle dolmasına neden oldu. Her yer karanlık oldu ve ben yakınlaşamıyordum, o zamandan beri benim ailemden haberim olamadı. Bu sırada bazı siyah maddelerde benim cildim üzerinde kaldı ve bu yaralara neden oldu.

Ben hep ailemi düşünüyordum ve hiç yaralarımın farkında değildim ta ki bir kaç gün önce karıncayı bir samana bağlı gördüm ve gidip ona ada yakınlığından bir su menekşesinin yaprağını getirdim. Bu karınca idi ki bana deniz üzerinde yüzlerce balığın ölümünden bahsetti. Karınca dedi ki bir petrol borusu deniz altında patlamış. Anne kara balık bu haberleri dinledikten sonra, çok endişelendi ve tedirgin oldu ; o düşünüyordu ki: Acaba baba balık o cesetlerin aralarında mıydı? Yoksa bu yüzden mi geri dönmemişti? “ Acaba bana bir şey mi sordunuz?” Dedi yunus. "Hayır! Hayır! Kendi kendime konuştum, ben çok üzgünüm ve bu haberden şok oldum. Bu öldürücü petrol nedir ki onun için bu tür sorunlarla karşılaşmak zorundayız? Diye sordu anne kara balık. Yunus dedi ki: "Karınca diyor; 'o medeniyet motorudur ve insanlar için çok önemlidir, onlar onu toprakların derinliğinden kazıp çıkarıyorlar ve her yerde erişilebilir değil. Bu savaşlar da hep onu elde etmek içindir’. Eğer onun erişim

kaynağını bilseydim, onun çıkış kapağının üzerinde yatardım ve diğerlerinin ölümünü durdururdum.

Anne kara balık yakına geldi ve bir anne gibi yunusun ıslak gözlerini sildi, anne kara balık dedi ki: Emin ol, o günlere de şahit olacağız. Şimdi gruba katılıp dinlenmemiz daha iyi olacak . Sonra arkadaşların yanlarına geldiler ve küçük kırmızı balık anne kara balığın yanına geldi ve ondan her zaman kanadının altında taşıdığı hancerİ sordu? O dedi Ki: Eğer seni rahatsız etmiyorsa lütfen anlatır mısınız? Şüphe yaratmayan anne kara balık her zaman meraklı çocukların ve geçlerİn sorunlarını çok dikkatli ve mantıklı yanıtlardı, bu yüzden, o herkesi yakına çağırdı ta ki karınca da görebilsin ve karıncanın duyabileceği bir sesle de açıklamak istedi. Herkes yakınına geldİkten sonra anne kara balık söyledi: "Bu dostluk ki onda herhangi bir yaş, güç, boyut, ırk, milliyet, ve sizlerin memleketiniz ile ilgili hiçbir rol oynayamıyor, değerini asla kaybetmeyin.” Anne kara balık sözleri sırasında, kanadının altından hançerini çıkardı ve herkese gösterdi, sonra kertenkelenin kendisine hançeri verdiği hikayesinİ, kendi seyahatini ve onun için ne kadar değerli bir hançer olduğu hakkında konuştu. Bu sözleri dinledikten sonra Küçük kırmızı balık sevinçle atladı ve yüksek sesle bağırdı. Kırmızı balığın bu davranışı herkesi şaşırttı ve onlar sordu: " “VAY”! sana ne oldu!” Kırmızı küçük balık mutlu mutlu bağırıyordu: Evet ! Evet! O sensin ! sen! sen! Yunus dedi: Ne olup ne?! Kim Kimdir!? Ne oldu! Lütfen sakin ol; bize ne demek istediğini anlayalım. Kırmızı balık dedi ki: Bizden her kimse büyükannenin kışın en uzun gecesinde küçük kara balık hakkında anlattığı o hikayeyi dinlediyse hatırlaması lazım, değil mi? Küçük kara balık hikayesi! O denize gelip ancak balıkçıl midesinde avlanan!!!!! Yakalandı, Hatırlıyor musunUz? Şimdi, küçük kırmızı balık gibi, tüm diğer balıklar da kendi yakın seyahat arkadaşları, anne kara balığın, hemen küçük kara balık, büyükannenin hikaye kahramanı olduğundan emin oldular. Herkes onurlandı ve bu yolculukta onunla olduklari için kendilerini şanslı görünüyorlardu, gurur duyuyorlardı ve o gece kendilerini daha çok güvende hissettiler.

Bu duyguLara onlar çok rahat uykuya daldı ama kimse anne kara balığı derin kaygıya salan patlama ve kurbanlar arasında baba balığı bulmak ve herhangi bir olası durum hakkındaki hayalİn farkında değİldİ. Anne kara balık o gece uyuyamadı ve o üzüntü ve hayal kırıklığını başka birileriyle paylaşmak ya da onu hayal ettikleriyle rahatsız etmek istemiyordu; o hiç bir şey hakkında emin olmadan konuşmak istiyordu. O çocuklarına gitti ve onları çok gururlu durumda uyumuş gördü. O başını kaldırdığında yunusu ay ışığını izlerken gördü, daha yakına gitti ve yunusun boynuna sarılıp ay ışığına baktı. Onun çocukluk favorisi ay ışığı, sanki ayın onlara anlatacak birçok sözü vardı. İkisi de o gece birkaç saat için ayın altında sessiz ama gözlerini kapattığı zaman hemen uykuya düştü ve sabaha kadar kendi tatlı sevgili kayıplarının hayalinde uyudular ve güneş ışınlarının okşamasıyla uyandı. Yunus, anne kara balıktan onu yalnız bırakmamasını ve onu kendileriyle gelmesini istedİ. Sonra yunusun kanadına karıncanın alınmasına ve daha hızlı gitmek için başkalarının da belİnden tutmasına karar verildi. Daha sonra salyangozun verdiği merhemden yunusun yaralarına bandaj ile sürüp yardım ettiler.. Yunusun yardımıyla onlar o gün öğlene kadar uzun bir mesafeyi, ki onlar için bir haftadan fazla süre bilirdi, geçebildi. Deniz sahiline çok yakınlaştığında yunus dayandı ve onun büyük gövdesİ için yeterİ kadar derin olmadığını ve yüzemeyeceğinİ açıkladı. Anne kara balık karıncaya dedİ ki: "Sevgili karınca, sevgili dostum, iyi biliyorsun ki biz, baba balığı ki dağdan aşıp, göletinde annesini ziyaret etmeYe gitmişti, ama henüz geri gelmemiş, bulmaya gidiyoruz. Ben inanıyorum ki seni daha fazla taşımak çok güvenli olmayacak. Çünkü biz üç nehirden ve yolda bir şelaleden geçmek zorundayız ve suyun akımına karşı yüzeceğiz. Böylece biz sadece seni bu kıyıya bırakmak zorundayız. Bu bizim son toplantımız olabilir ama seni hiç unutmayacağız. Biz yanlız ve yaralı yunusa da bu yolu seçmek üzere, sığ sulardan geçeceğimiz için vedalaşabiliriz. Sonra da bir zeytin yaprağı getirip karıncayı üzerine koymaya ve sahile götürmeYe karar verdiler ve ona dediler ki: Asla unutma ki bizim gibi bazı arkadaşların var . İki genç balık bu misyonu kabullendi ve peşinden gitti. Aynı zamanda anne kara balık karıncaya gitti ve ona eşinden, onu pelikanın midesinden çıkarandan, çocuklarının babasından, hayat arkadaşından, gölcükteki en iyi arkadaşı hakkında bazı bilgiler verdi. Eğer onunla bir gün, bir ihtimal karşılaşırsa onu tanısın bu denizdeki konuşmaların hakkında bir şeyler konuşabilsin; ama eğer cenazesini görürse mezar taşında yazsın ki: 'Burada bir sevimli baba, iyi bir koca ve oğul barış içinde ebediyen dinleniyor .’

Tüm bunları o kadar sessizce konuşuyordu ki yaralı yunus bile onları duyamıyordu çünkü o bir anne olarak yunusun üzüntüsünün derinliğini anlıyordu. Sonunda genç balıklar kendileri bir zeytin yaprağı karıncayı koyup taşımak için getirdi. Vedalaşmanın bu kadar zor olmasına rağmen, balıklardan beş tanesi anne kara balık da dahil, karıncayı sahile götürdü. Sahile giderken, yolda karınca dedi ki; “Eğer geri gelmeye ecele etmezseniz, benim bazı çok bilgili arkadaşlarım yardımcı olur, gİdip onlardan bazı bilgileri toplayıp geri gelip aynı ayrıldığımız yerde, akşam karanlığında buluşalım. Gİdenlerin hepsi arkadaşlarına boş zeytin yaprağı ile geri geldi ve herkese nasıl geçtiğini ve yine o akşam geç saatlerde karıncayı göreceklerini anlattılar. Durumu bildikten sonra yunus grubunun mutlu üyesiydi. Çünkü o gece anne kara balık ile ay ışığında birkaç saat harcama şansı olduğundan emin oldu. Hava kararmadan ve karınca ile görüşme zamanı gelmeden Önce kalan saatler tam bir sevinçle sevimli yunus yanında geçti. Onlar karıncayı görmeye gittiklerinde, karıncayının ki bir eski köstebek arkadaşı ile ki evi su ile dolmuştu ve bu yüzden bir fare ile yaşıyordu, geLdiğini fark ettiler. Sıçan anne kara balığa baktı ve şöyle dedi: "Her şeyden önce, daha iyi bilmelisin ki artık o su dolu nehirlerden ve şelalelerden hiçbir haber yok, çünkü insanoğlu onları bu baraj denilen duvarların arkasında kapatmış. Bu barajlardan diğer tarafa gitmek için tek yol arkasında su kaynaklarının aşırı dolup taştığı zamandır. Böylece insanlar kanal kapılarını açıp suyun aşağı topraklara akmasına izin veriyorlar. Karşıya yüzebilmek için su basıncın azaltılmasını beklemeliyiz, sonra bu kanallar yoluyla yüzüp geçeriz, yoksa çok yüksek atlamak zorunda kalırız ta kİ baraj üzerinden atlayıp geçelim. Ayrıca ben senin bilmeni isterim ki ben evimi kaybettikten sonra uzun sÜre kumsalda yaşamak zorunda kaldım ve tüm ölü kurban balıklara tanık oldum. Eğer herhangi bir yardım gerekirse yaptım ve onların hayati durumlarını kontrol ettim, ama aralarında hiçbir baba kara balık görmedim. Ben seni zehirli olan baraja çok yakın kirli yeşilimsi sarı sulardan ki bir fabrika atık sonucudur uyarmalıyım, başardığınız kadAr onlardan uzak gezin . Lütfen sahilden uzakta derin sUlarla gİdin, ve bu sularda ki son derece zehirlidir yüzmeyin çünkü ondan bir damla içmesi veya dokunması ölüme neden olur ve lütfen bu barajdan geçtikten sonra aşağıya, bu yana bizim için, başarı işareti olarak, bir zeytin yaprağı atın. Her ne kadar de böyle işaretler yakın zamanlarda görünmedi ama olanların geçebileceği diğerleri için umut yapıyor. Anne kara balık arkadaşlarına yeni bir umut ile ki baba balık kurbanlar arasında değildi, bilerek ve belki barajın önünde veya arkasında olabilir geri geldi. O sıçandan konu ile ilgili ne duymuşsa tüm arkadaşlarına anlattı ve dedi ki bu yolculuk düşündüğümüzden çok daha zor olabilir. Ama her kes dedİ Kİ: şimdi ki

yolun bu kısmına gelmişiz, yola devam edelim ve bu ünlü barajı daha yakın mesafeden kendimiz görelim ve sonra bir karar verelim. Sabaha yakın anne kara balık kendi kendine dedi : "Ay ışığını umuduyla seyretmek günlük olandan daha farklıYmış! " ve sonra da yunusa baktı ve gülümsedi. Yunus dedi ki: "Fare karıncayı terk etmeyecek, aynı sizin beni yanlız bırakmadınız gibi değil mi, hem ... etmeyecek değil mi ? " Tam olarak aslında sıçanı bırakmayan karıncadır, aynı senin bizleri bırakmadığın gibi. Anne kara balık dediki: "Ahhh eğer yaralarının merheminden kalmIşsa izin ver yaralarına süreyim. Yaralarını temiz tutacaksın ve bir de güneşte fazla kalmak yok." Güneş yükseldiğinde, onlar çok zengin bir kahvaltı yemişti ve daha hızlı şekilde devam etmek için Yunusun kanadından tutup denizin sığ sularından hızlıca uzağa gittiler. Onları rahatsız eden hiç kimse yoktu. Öğle saatlerinde derin bir kanala ki o yeşilimsi sarı zehirlenmiş sudan uzaktı girdiler ve aniden bir yüce duvar ile karşılaştılar. Bir yer ki ayağında birçok balık oradan gİtmek için uygun zamanı bekliyordu ve yunusu gördüklerinde çok korktu. Yunus hariç herkes hatta Anne kara balık diğerlerine doğru baraj yakınına balıkların beklediği yere gitti ve orada baba balık onları tanıdı ve kalkıp kucakladı, ardından da yunusa gitti, ve ailesine ettiği yardımlar için ona teşekkür etti ve yunusun ailesinin ölümü için üzüntüsünü gösterdi. Baba balık ona sağlık diledi ve ondan kendi aİlesi gibi bunları kabul etmesini istedi. Baba balık dedi ki: "Şaşırma, ben burada bir aydan daha fazla baraj arkasındaki suyun yükselmesini bekliyorum ta ki kanal kapılardan duvar arkasında yaşayanların ziyaretine gİdelim, bu yüzden bu kadar çok sen ve senin ailenden bilgim var ve aileme ettiğin yardımlardan dolayı seni daha iyi, yakından tanımamın nedenidir. Bir kez küçük bir balık bana geldi ve beni penguenin midesinde yakalanmış bir küçük kara balığın yardımına götürdü ve şimdi o küçük kara balık bana yardımcı olmak için büyük bir yunus getirdi. Değerli dostluklar çoğu böylece başlar ve sonsuza dek sürer. Yunus baba balığın ziyaretinden mutlu oldu; sanki o kendi babasını görmüştü, bu yüzden dedi: "Ben sizi sağlıklı bulduğumdan çok mutluyum. Burada, hava benim için çok sıcak, o yüzden şimdi eğer su altında bir soğuk yere gidersek daha iyi olacaktır ve eğer uygun bir yer varsa lütfen bildirin, sonra da hepsi serin ve yeteri kadar derin bir yere gitmek için oradaki yaklaşık on tane bekleyen balığı da eğer kendilerine katılmaya davet ettiler. Olanların birisi ki ilkbahardan beri hastalığı nedeniyle suya karşı yüzememiş ve gidememişti o yüzden orada beklemişti ve her yeri biliyordu, bu yüzden çok ilginç bir yere yani çok açık bir mineral sulu pInar olan yere onlara rehberlik etti. Pınarın etrafında küçük taşlar vardı ve bu taşların üzerinde oturup pınarın Glup .. Glup .. kaynamasını izlemek mümkündü.

Bu fırsatta yunus dedi ki : "Ben hatırlıyorum ki çocuklukluğumda babam ablam ve beni biraz uzak da duran annemin kollarına atardı, gökyüzünde uçmak gibiydi.” Yunus sözlerine ekledi ki o da babasından nasıl atmayı öğrenmiş ve eğer isterselerse daha fazla suyun taşmasını beklemeye gerek yok, onları barajın diğer tarafına da atabilir. Baba balık bu fikri onayladı ve şöyle dedi: "Atlamak, kanal kapısından geçmektense daha iyi bir fikir," böylece yunus yardımıyla barajdan uçuş ile geçmeye karar verildi. Anne kara balık o sessizliği bozdu ve diğerlerine bakıp ve dedi ki : "Ben tüm söylediklerinizi çok dikkatli dinledim. Evet sizin dediğiniz gibi uçmak en iyi karardır, ancak unutmamalıyız ki uzun bir zamandan hiç yağmur veya kar yağmamış ve ayrıca hatırlatmalıyım ki insanlar barajların arkasında nehirlerin akışını yasaklamakla, bizlerin bir zamanlar içinde yüzdüğümüz suları kendilerine su sağlamak için tutup sadece kendilerine gereksiz olduğunda barajın diğer tarafına gelmesine izin verirler ve bu suların kaynağı aynı nehir ve pınar sularından temin olur, o pınar ve nehirler ki bir zamanlar bizlerin yaşama yerleri idi tüm hücrelerimiz ile tecrübe etmişiz. Balıklar dedi ki: "Biz bütün bunları biliyoruz, bunları demek ile ne demek istiyorsun." Anne kara balık daima taşıdığı hançeri çıkardı ve şöyle dedi: "Ben demek istiyorum ki şimdi benim bu hançere artık ihtiyacım yok çünkü eskiden bizim düşmanımız kendi türümüzdendi ve bizlerin bir veya bir gruBumuzun ölümüne neden oluyordu. Birkaç kez bu hançer benim kendimin veya dostlarımın hayatını koruyabilmişti ama bugün bu büyük duvarı gördükten sonra hepimiz için büyük bir tehdit buldum ki hiçbir hançer veya baraj bir çözüm olamaz.

Ben barajın diğer tarafında olan dostlarımızı büyük bir tehlikenin tehdit ettiğini tahmin ediyorum ki sandığımızdan farklı ve kolaylıkla çözülemeyecek kadar çok büyük olabilir, bu yüzden büyükanneye geri gitmeği ve sadece barajın diğer tarafından bilgisi olanların yolculuklarına devam etmelerini öneriyorum. Çünkü diğer taraftan yeterince haber alamadık ve şimdi diğer tarafa gitmek için sevgili yunustan yardım alabiliriz. Çok dikkatli olmalıyız; belki orada uzun süre kalmak zorunda kalırız veya dayanılmaz bir durum ile karşı karşıya olabiliriz ki o durumda diğer tarafın sakinlerini denize geri getiririz, yani güvenli, derin sularda sizlerin büyükannenin yanIna ... Anne kara balık dedi ki: "Elbette, bu benim kişisel görüşümdü ve uzun yıllardan beri ben onlar hakkında ne olduğunu sadece diğerlerinden duydum... Şimdi eğer sizlerin de herhangi farklı bir görüşünüz varsa açıklasın belki sizlerinki benimkinden daha iyi olabilir. Bunların tartıLması o gün akşama tek sürdü, onlar birçok farklı görüş sundu ve sonunda, sabah seçilen fikri gerçekleştirmek için karar verdi. GruP, yunusUN üç genç balığı başardığı kadAr yükseğe göndermesine ve onların kendi vizyonularıyla sağ, sol ve orta yönlerden barajın

arkasından bazı bilgileri toplasına karar verdi . Ardından o bilgilere dayanarak yunus seçilen grubu en az tehlikeli yönden barajın diğer tarafındaki sulara gönderebilecekti. Böylece o gece, bir bir, yana, mişilmişil uyudular. Sabah olduğunda, yunus başarı ile tüm sekiz kişiden bileşik olarak seçilen grubu; beş bekleyen balıktan, büyükannenin kışın o en uzun gecesinde anlattığı hikayeden sonra asla uyuyamayan küçük kırmızı balığı, baba balığı ve sonunda Samed Behrangi’nin "Küçük Kara Balık" daki kahraman olan kara balığı, ki herkesle öpüşüp nazik ve kibarca vedalaştı ve yaralı ve sevimli yunustan arkadaşlarını büyükanneye götürmesini istedi, barajın diğer tarafına gönderdi. Vedalaşıp gittiklerinde ve zeytin dalını attıklarında dedikleri son cümle şu oldu: “Tekrar burada buluşalım!" O günden bu yana tüm balıklar barajın ayağında her haftada toplanır ve bekleyin ve barajın kanal kapılarının açılmasını ve arkasındaki suyun taşmasını arzularken küçük balıklar da doğuya doğru, sevgili güneş de ki onlara denizden gelen buharların toplamasını ve baraj arkasındaki dağların üzerine, yağmur ve dolu göndermesi için yağmur bulutu yapacağına, suyun akmasIna ve temin etmesinde yardIm etmesine söz vermiş, oynuyorlar… Biliyor musunuz? Herkes denizde, bekliyor Ben de bekliyorum Siz de bekliyorsunuz, değil mi? Zahra Jamali Ghotlou Ankara-Turkey Yaz, July 15th 2009

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->