You are on page 1of 26

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ

TASAVVUF
Hafta 10
Prof. Dr. Ramazan MUSLU
Yrd. Doç. Dr. Sezayi KÜÇÜK

Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi’ne aittir. "Uzaktan Öğretim" tekniğine uygun olarak
hazırlanan bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan izin almadan ders içeriğinin tümü ya da bölümleri
mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz.
Her hakkı saklıdır © 2013 Sakarya Üniversitesi

10

ÜNİTE
Sa’diyye, Ciştiyye, Şazeliyye,
Bedeviyye
İÇİNDEKİLER
1.

Sa’diyye
1.1. Sa‘deddin el-Cebâvî (ö.575/1180)
1.2. Sa‘diyye ve Özellikleri
1.3. Sa‘diyye Kolları

2.

Çiştiyye
2.1. Muînüddin Hasan el-Çiştî (ö. 633/1236)
2.2. Çiştiyye ve Özellikleri
2.3. Çiştiyye Kolları

3.

Şâzeliyye
3.1. Ebü’l-Hasen eş-Şâzelî (ö.656/1258)
3.2. Şâzeliyye ve Özellikleri
3.3. Şâzeliyye Kolları

4.

Bedeviyye
4.1. Ahmed el-Bedevî (ö. 675/1276)
4.2. Bedeviyye ve Özellikleri
4.3. Bedeviyye Kolları

HEDEFLER
Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
●Sa’diyye ve Sa’deddin Cibâvî’yi tanımış olacaksınız.
● Sa’diyye’nin özelliklerini bilmiş olacaksınız.
● Sa’diyye’nin kollarını ve temsilcilerini öğrenmiş olacaksınız.

2

II (İstanbul 1989). DİA. ● Şâzeliyye’nin özelliklerini bilmiş olacaksınız. VIII (İstanbul 1993). Kara. ● Bedeviyye ve Ahmed el-Bedevî’yi tanımış olacaksınız. Ekrem. Işın. XXXVIII (İstanbul 2010). ● Çiştiyye’nin kollarını ve temsilcilerini öğrenmiş olacaksınız. Nizami. ÖNERİLER Bu üniteyi daha iyi kavrayabilmek için okumaya başlamadan önce. Mustafa. 387388. s. Özel. Muslu. Özel. DİA. ● Şâzeliyye’nin kollarını ve temsilcilerini öğrenmiş olacaksınız. A. Yücer. XXXVIII (İstanbul 2010). s. DİA. DİA. 394. s. ● Bedeviyye’nin özelliklerini bilmiş olacaksınız. 3 . “Sa‘dilik”. ● Bedeviyye’nin temsilcilerini öğrenmiş olacaksınız. 342-346. “Sa‘deddin el-Cebâvî”. 2003. Hür Mahmut. “Ebü’l-Hasen eş-Şâzelî”. Yücer. s. s. s. “Şâzeliyye”. ● Şâzeliyye ve Ebü’l-Hasen eş-Şâzelî’yi tanımış olacaksınız. K. İstanbul: İnsan Yayınları. Osmanlı Toplumunda Tasavvuf (18. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi. “Ahmed el-Bedevî”. Hür Mahmut. XXXV (İstanbul 2008). ● Çiştiyye’nin özelliklerini bilmiş olacaksınız. 385-387. DİA.. “Çiştî”. 387-390. Ahmet Murat. Ramazan. VI. XXXV (İstanbul 2008). 410-413. 47. “Sa‘diyye”. Yüzyıl). DİA. s.● Çiştiyye ve Muînüddin Hasan el-Çiştî’yi tanımış olacaksınız. Ahmet Murat.

a. Dedelerinden biri olan Şeybân’a nisbetle “Şeybânî”.) kendisine zikir telkin edip hırka giydirmiş ve ardından Hz. yapılan mücadele sonunda Sa‘deddin ve yanındakiler haydutları bastırmayı başararak liderlerini ele geçirdi. Rivayete göre bir gece Resûl-i Ekrem (s. 16) meâlindeki âyeti okuyunca vecde gelip bayılmış ve ashaptan birinin göğsüne dokunarak “Allah’a tövbe et” demesi üzerine de kendine gelmiştir. Mağrib. Sonra tefsir. Kudüs ve Irak’a seyahatlerde bulundu. Yedi yaşlarında Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledi. Kaynaklarda Sa‘deddin el-Cebâvî’nin doğum ve ölüm tarihleriyle ilgili birbirinden farklı kayıtlar vardır. Şam. Ayrıca Ehl-i Beyt kabirlerini ve evliya türbelerini de ziyaret etti. Bu sırada Hz.1. “râi’n-nâmûs” (namus bekçisi) lâkabıyla anılmıştır. anne tarafından Hz.) cebinden çıkartıp Resûl-i Ekrem’e (s. Sa‘deddin el-Cebâvî’nin yol kesen haydutları terbiye ve irşad maksadıyla aralarına katıldığı söylenir. Liderleri canının bağışlanması karşılığında liderliği kendisine bırakacağını söyleyince Sa‘deddin çetenin başına geçti ve daha sonra “Şeyh Dağı” diye anılacak olan Haramun Dağı’na yerleşip haydutları buradan yönetti. 946/1539-40) el-Ömeriyye fi’r-red ‘ani’s-sâdâti’sSa‘diyye adlı eserinde doğum tarihi 460 (1068). Bu dönemde haydutların zorla aldıkları malları sahiplerine iade ettirmesiyle ün kazanan Sa‘deddin. Abdillâh eş-Şeybî (eş-Şeybânî) elCebâvî.a. Yûnus b.a. Nesebi baba tarafından Hz. Mısır. tekkesini kurup faaliyet gösterdiği Şam’ın Cebâ köyüne izâfetle “Cebâvî” nisbeleriyle bilinir.Sa’diyye. Abdullah Yûnus el-Asgar. Muhammed Saîd.) Sa‘deddin’e görünüp “İman edenlerin Allah’ı anma ve Hak olarak inen Kur’an’a karşı kalplerinin saygıyla yumuşama zamanı gelmedi mi?” (el-Hadîd. Ebü’l-Hilâl Muhammed ve bir grup atlıyla birlikte Mekke’den Dımaşk’a gitmek üzere yola çıktı. Resûl-i Ekrem’in de kendisine ikram ettiği üç hurmayı yiyince her tarafı nurla dolmuştur. Birçok âlimle tanıştı ve onlardan istifade etti. Hüseyin’e ulaşır. Yemen. Onun hayatını ve menkıbelerini anlatan en erken kaynaklardan Halep Sa‘dî Zâviyesi şeyhi Zeynüddin Ömer el-Halebî’nin (ö. 460 yılının Receb ayında (Mayıs 1068) Mekke’de doğdu. Ali’nin (r.a. Sa‘diyye tarikatının kurucusudur. SA’DİYYE 1. Abdullah Mezîd. Bedeviyye 1.575/1180) Ebü’l-Fütûh Sa‘düddîn Muhammed b. Türkçe’de ve bazı Batı dillerinde Cebâvî nisbesi daha çok “Cibâvî” şeklinde kullanılmaktadır. Sa‘deddin el-Cebâvî (ö. İlk eğitimini başta babası olmak üzere Mekke’deki âlimlerden aldı. Hasan’a. 4 . Muhammed Gâzî’ye göre Sa‘deddin süvari birliğiyle Mekke’den Dımaşk’a giderken Cevlân bölgesinde haydutlar tarafından yolları kesildi. Peygamber (s. Şazeliyye. hadis ve Şâfiî fıkhı okudu. vefat tarihi ise 575 (1180) olarak kaydedilmekte ve 115 yıl yaşadığı belirtilmektedir.) sunduğu. Haçlı saldırılarına karşı koymak için kardeşleri Müeyyidüddin Şeybân. Bu arada babasının yanında tasavvufî eğitimini de sürdürdü. Ciştiyye.

Babası vasıtayla gelen silsile Ebû Bekir en-Nessâc. Ebü’l-Kâsım el-Cürcânî. Ebû Ali erRûzbârî. Cüneyd-i Bağdadî.a. Hz. Ebû Osman el-Mağribî. Şeyh Abdullah Yûnus Dımaşk’ın güneyindeki Buhsa’da kurdu. Ebû Tâlib ve Hz. Abdullah Yûnus’un tekkesinde asker için ilâç imal edildiği kaydedilir. Ali. mesafedeki Akkâ güzergâhında bulunan Cebâ bölgesinde tekkesini kurup irşad faaliyetine başladı. Sa‘deddin el-Cebâvî’ye ait eserlerin listesini şu şekilde kaydeder: (1) Kitâbü’l-fütûh: Cebâvî’nin en meşhur eseri olduğu belirtilen bu iki ciltlik kitabın şu ana 5 .Sa‘deddin el-Cebâvî. Şeyh Sa‘deddin’in Haçlılar’la fiilî olarak savaşa katılıp katılmadığı tam olarak bilinmemekle birlikte asker temini ve onların savaşa teşvik edilmesi gibi hizmetleri sebebiyle “el-İmâmü’l-mücâhid” lâkabıyla anılmıştır. Şeyh Muhammed Saîd Mardin’de. Ali b. öte yandan vahşi ve zehirli hayvanlar üzerinde tasarrufta bulunmak gibi kerametleri olduğu rivayet edilir. Şemseddin Muhammed’in er-Risâletü’l-Muhammediyye fi’r-reddi ‘ani’s-sâdâti’s-Sa‘diyye ve Ebü’tTayyib el-Gazzî’nin en-Nefhatü’r-rabbâniyye fi’t-tarîkati’s-Sa‘diyye adlı eserlerinde nakledilmektedir. Basra arasındaki Batâih bölgesinde yaşayan Ahmed er-Rifâî ile karşılıklı kerametlerinden söz edilmekle birlikte yüzyüze görüştüklerine dair bir bilgi mevcut değildir. Burhâneddin Osman. Cebâ’daki zâviyesine defnedildi.) şeklindedir.) ulaşır. Ali Zeynelâbidîn. 29 Zilhicce 575 (26 Mayıs 1180) tarihinde vefat eden Sa‘deddin el-Cebâvî. Peygamber (s. Sa‘deddin el-Cebâvî’nin tarikat silsilesi biri vehbî.a. Bunlardan Şemseddin Muhammed el-Envâr. Ma’rûf-i Kerhî. Sa‘diyye kaynaklarında Sa‘deddin el-Cebâvî’nin aynı dönemde Bağdat’ta yaşayan Abdülkâdir-i Geylânî ve Kûfe. Şeyh İsmâil ve Ali el-Ekhel kendisinden sonra tarikatı yayan önemli isimlerdir. Sa‘deddin el-Cebâvî ile birlikte Şam’a gelen kardeşlerinden Şeyh Müeyyidüddin Şeybân tekkesini Cevlân’da. dördü kız olmak üzere on üç çocuğu olmuştur. Babası Şeyh Yûnus eş-Şeybî vasıtasıyla gelen Şeybâniyye silsilesi kesbî. Cebâvî’nin dokuzu erkek. Ebû Ali el-Kâtib. Muhammed el-Bâkır. Bazı Rifâî kaynakları Cebâvî’nin. Bu tür uygulamalar Sa‘diyye tarikatında bir gelenek halinde varlığını sürdürmüştür. Muhammed (s. Bu silsilenin dışında birkaç silsile daha kaydedilmekteyse de bunların güvenilir olmadığı vurgulanmıştır. O döneme kadar küçük ve metrûk bir yerleşim yeri olan Cebâ.) kendisini uyardığı sırada zikir telkin ederek hırka giydirmesi vehbî silsile olarak kabul edilmektedir. Celâleddin Ahmed. Ardından Şam’a 60 km. Sa‘deddin el-Cebâvî’nin başta akıl hastaları olmak üzere birçok hastayı tedavi ettiği. babasının yanı sıra Ahmed er-Rifâî’den veya onun halifesinden hilâfet aldığını belirtmiş ve Sa‘diyye’nin Rifâiyye’nin bir kolu olduğunu ileri sürmüştür. Peygamber’e (s. Şam’a yerleştikten sonra Irak. Resûl-i Ekrem’in (s. bu tarihten sonra hem ilim ve mârifet makamı hem de Haçlılar’la savaşta müslümanların merkezi haline geldi. Hüseyin b. Serî es-Sakatî. diğeri kesbî olmak üzere iki koldan Hz. Mısır’da medfun Şeyh Yûnus. Ali er-Rızâ. Vâsıt. Muhammed Gâzî. Ebü’l-Vefâ İbrâhim. Mûsâ el-Kâzım.a. Kudüs ve Hindistan’a seyahatler yapan Sa‘deddin elCebâvî’nin bu yolculukları esnasında meydana gelen kerametleri. Şeyh Ebû Hilâl Muhammed Kâsımiye’de.) tarafından uyarıldıktan sonra Mekke’ye babasının yanına gitti ve tasavvufî eğitimini tamamlayarak icâzet aldı. Fahreddin Ahmed. Ca’fer es-Sâdık.a.

(2) el-Virdü’l-kebîr: Evrâdü’l-Kutbi’s-Sa‘diddîn elCebâvî eş-Şeybânî (Dımaşk 1883. Sa‘diyye tarikatının merkezi olmuş ve diğer bütün Sa‘diyye zâviyelerinin şeyhleri bu zâviyenin şeyhi tarafından tayin edilmeye başlanmıştır. Şam.651/1253) tarafından 6 . Dört büyük Sa‘dî zâviyesi burada hizmet vermiştir. Yûsuf eş-Şeybânî’ye (ö. Emeviyye Camii’nde ilim halkaları kurarak ders okutmaları ve misafirlerine cömertçe ikram etmeleriyle tanınmışlardır. Tarikat. Nablus ve Sayda şehirleriyle bunlara bağlı köylerde. Sa‘diyye tarikatının ilk dönemleri hakkında kaynaklarda yeterli bilgi yoktur. elVirdü’l-müselles (el-Virdü’l-müsebba‘. Akkâ. merkezi Şam’ın yanı sıra Hama. Tarikatın âdâb ve erkânı muhtemelen XVI.2. Sa‘diyye ve Özellikleri Sa‘diyye. (3) Mecmû’atü’l-kasâ’id ve manzûmâtü’t-tevhîd ve’t-tazarru‘ ve medhi’r-Resûli’l-a‘zam: Eserde Hz. 619/1222) nisbet edilen Şeybâniyye tarikatının bir devamı olarak görüldüğünden bazan “Şeybâniyye” diye de anılır. (4) Sıyağu’s-salavât ‘ale’nnebiyyi’l-kerîm. Sa‘deddin el-Cebâvî. el-Virdü’r-râ’id el-müsemmâ bihizbi’l-fütûhât. Halep. 1922) ve Vazîfetü’s-Sa‘diyye (Humus 1974.1008/1599). Hüseyin el-Asgar eş-Şâgurî (ö. Sa‘deddin el-Cebâvî’nin mürşidi Ebû Muhammed Yûnus b. yüzyılın ortalarına kadar Sa‘diyye adlı bir tarikatın mevcudiyetinden söz edilmemektedir. Zâviye muhtemelen Sa‘deddin elCebâvî’nin torunu Ali el-Ekhel’in oğlu Şeyh İbrâhim Enver (ö. 986/1578) döneminde Şam ve çevresinde yoğun bir etkinlik göstermiştir. Du‘â’ü ismihî Te‘âlâ er-Rahmân ve Mecmû’atü evrâdi’l-leyâlî ve’l-eyyâm. Şeyh Muhammed Sa‘deddin’den sonra postnişin olan oğulları Şemseddin Muhammed ve Şeyh İbrâhim (ö. (7) Kitâbü’l-Vekâyi‘. Sa‘deddin el-Cebâvî’ye (ö. Şeyh Ebû Hilâl Muhammed. el-Virdü’l-müsemmâ bi-hizbi’s-safâ’. el-Virdü’l-fezâ’). Şam’ın Sâgûr mahallesindeki zâviye Sa‘diyye’nin ikinci önemli merkezidir. 1999) adıyla basılmıştır. Bu dönemden itibaren Meydan Zâviyesi. 1. yüzyıldan sonra da İstanbul ve Balkanlar’da yaygınlık kazandığı görülür. Humus. İslâm dünyasında kurulan Kâdiriyye ve Rifâiyye gibi ilk büyük tarikatların pîrleri olan Abdülkâdir-i Geylânî ve Ahmed er-Rifâî ile çağdaştır. XVIII. Virdü’lğalebeti’l-müsemmâ bi-hizbi âyâti’l-feth. Virdü’l-kutbi’l-müsemmâ bi-hizbi’l-âyât li-kesri’l-a‘dâ’ ve du’âih. 986/1578) tarafından belirlenmiştir. Kâbe’ye kavuşma arzusu dile getirilmektedir.kadar nüshasına rastlanmamıştır. Peygamber ve hakîkat-i Muhammediyye methedilmekte. yüzyılda Şam’ın Meydan (Kubeybâd) mahallesindeki zâviyenin şeyhi olan ve “Küçük Sa‘deddin” diye bilinen Sa‘deddin Muhammed b. (5) Kitâbü’l-havâtır. Şeyh Hasan’dan sonra yerine geçen oğlu Şeyh Hüseyin ve onun oğlu Sa‘deddin Muhammed el-Asgar (ö. Sa‘deddin el-Cebâvî ile birlikte Şam’a gelen kardeşlerinden Şeyh Müeyyidüddin’in. el-Virdü’l-müsemmâ bi-hizbi’l-envâr ve’t-tahsîn. 575/1180) nisbet edilen bir tasavvuf yoludur. Bunların en büyüğü ve meşhuru olan Meydan mahallesindeki zâviye olup XV. tarihi boyunca Sa‘diyye’nin merkezi olmuştur. Tarikat. Çeşitli vird ve hiziplerden ibaret olan diğer eserleri de şunlardır: el-Virdü’l-evsat (el-Virdü’s-sağîr). Şeyh Muhammed Saîd ve Şeyh Abdullah Yûnus’un Şam ve çevresindeki şehirlerde zâviyelerini kurup irşad faaliyetinde bulundukları bilinmekteyse de XVI. (6) Kitâbü’l-ahbâr. yüzyılın sonlarında Hasan el-Cennânî tarafından inşa edilmiştir.

Zâviyenin on üçüncü postnişini. Kastamonulu Şeyh Osman’dan bahsetmemiş.kurulmuştur. Cemre. hayatı ve halifelerinden ise söz etmemiştir. Sa‘diyye. Yavuz Sultan Selim Şam’ı fethettiğinde zâviyenin şeyhi Hasan b. bir kolunun Afyon. Anadolu. İzzeddin el-Kassâm ile birlikte Filistin’in kurtuluşu için çalışmış ve yahudiler tarafından katledilen Yafalı müslümanların intikamını almak amacıyla Nisan 1936’da İngiliz korumasındaki yahudilere saldırarak Filistin’de silahlı direnişi başlatan grup içerisinde yer almıştır.Hür tarafından getirilmiş ancak tarikat bölgede XVII. bunun üzerine sultanın şeyhi ziyaret ederek duasını aldığı rivayet edilir. Tarikatın ilk dönemlerinden itibaren Filistin’in Kudüs. yüzyıldan sonra yaygınlık kazanmıştır. Sa‘diyye Halep’te Câmiu’z-Zekî. Osman ile görüşmüş. Cebâ ve Şam çevresinde yerleşmiş ve buralarda irşad faaliyetlerinde bulunmuştur. son onarım 1908’de II. I. Abdülhamid tarafından gerçekleştirilmiştir. Câmiu’z-Zekî’nin ilk şeyhi Muhammed b. oğlu Şemseddin Muhammed ise Sa‘deddin el-Cebâvî ve tarikatın bazı uygulamalarına yöneltilen tenkitlere er-Risâletü’l-Muhammediyye fi’r-red ‘ani’s-sâdâti’s-Sa‘diyye adlı eserinde cevap vermiştir. Mahmud ve III. Şeyh Reşîd. Tarikat İstanbul’a onun tarafından getirilmiştir. Sa‘diyye’nin Anadolu’ya ne zaman girdiği konusunda yeterli bilgiye sahip değiliz. yüzyıllarda Anadolu’da varlığına dair herhangi bir 7 . Tarikatın XIV-XVI. Haçlılar’a karşı mücadelenin bu bölgelerde yoğunlaşması ve tarikat mensuplarının bu mücadeleye bilfiil katılmış olmaları belirtilmektedir. Muhammed el-Cennânî’nin kendisini ziyarete gelmediği. Muhammed Gâzî. Sa‘deddin el-Cebâvî’nin hayatı ve menkıbelerine dair elÖmeriyye adlı bir eser kaleme almış. Şeyh Süleyman zâviyeleri Humus’ta açılan önemli Sa‘dî merkezleridir. Halîl ve Nablus şehirlerinde yayılmaya başlamasının sebeplerinden biri olarak. Ahmed. Mısır’a Cebâvî’nin oğlu Şeyh Yûnus tarafından getirilmiş. tarikatın Vefâiyye kolunun pîri Ebü’l-Vefâ İbrâhim b. Şam’daki Sa‘diyye merkezlerinden biri de Ammâre mahallesinde bulunmaktadır. Mehmed Şükrü. Kabri 1972’de zâviyedeki diğer kabirlerle birlikte Kaymeriyye Zâviyesi’ne nakledilmiştir. Sa‘dîler’in Halîl şehrindeki son temsilcilerinden olan Şeyh Ferhân es-Sa‘dî.946/1539). Sa‘dîlik Humus’a muhtemelen Memlükler döneminde Şeyh Muhammed Ebü’l. Şeyh Hasan’ın türbesi Osmanlı sultanları tarafından birkaç defa onarılmış. el-Baac ve Şâzbahtiyye adlı üç zâviyede temsil edilmiştir. Havran. Haçlı saldırılarına karşı giriştiği mücadeleden dolayı “mücahid” unvanıyla anılan İbrâhim Enver’in soyundan gelenler. Safed. Mısır. Şemseddin Muhammed’in bundan başka altı ciltlik bir Buhârî şerhi bulunmaktadır. Zekî’nin neslinden gelen Zeynüddin Ömer el-Halebî (ö. sadece Cebâvî’nin oğlu Şeyh Burhâneddin Osman adını zikretmiş. Silsilenâme-i Sûfiyye’sinde Kastamonulu Şeyh Osman’ı Sa‘deddin elCebâvî’nin halifesi olarak göstermekte ve tarikatın Şeyh Osman vasıtasıyla ilk dönemlerden itibaren Anadolu’ya geldiğini. 1170/1756) III. Akkâ. Halep ve Şam’da birçok kişiye hilâfet vermiştir. Kütahya ve İstanbul’a ulaştığını kaydetmektedir. Bâbü Tedmür. Yûsuf eş-Şâmî (ö. yüzyılda Vefâiyye kolunun pîri Ebü’l-Vefâ eş-Şâmî’nin kardeşi Şeyh Yahyâ’nın bölgeye gelmesiyle birlikte etkili olmaya başlamış ve Suriye’den hicret edip gelen Şeyh Ahmed es-Sa‘dî ile birlikte yaygınlık kazanmıştır. ancak XVIII.

Berat ve Avlonya gibi şehirlerde de yayılmıştır. 1150/1738) lakabına nisbet edilen Âciziyye kolu vasıtasıyla yayılmıştır. bu sırada zâkirler zikrin temposuna uygun ilâhi ve kaside okurlar. 1927). yüzyılda Belgrad’da Şeyh Mustafa. bu hususta bir ferman çıkarmıştır. Üsküdar’da Malatyalı İsmâil Ağa. Balkanlar’da ise İşkodralı Süleyman Âcizî Baba’nın (ö. Zikir. Kastamonu. İsm-i celâl zikrinde mutlaka halîle (zil) vurulur. XVIII. yüzyılın başlarında İstanbul’a gelen Abdüsselâm eş-Şeybânî’ye nisbet edilen Abdüsselâmiyye ve Ebü’l-Vefâ İbrâhim b. Hallaç Baba Dergâhı’nın son şeyhi Türk edebiyat ve mûsiki tarihi araştırmacısı Sadettin Nüzhet Ergun’dur. Tarikat. Niş’te Âcizî Baba’nın halifelerinden Mehmed Harâbâtî Baba tarafından iki Sa‘dî tekkesi açılmıştır. Ahmed Münîb Efendi’nin Mecmûa-i Tekâyâ’sı ve Yeşilzâde Sâlih Efendi’nin Rehber-i Tekâya’sına göre İstanbul’da otuz iki Sa‘dî tekkesi açılmıştır. İbnülemin Mahmud Kemal’in kaydına göre II.kayda rastlanmamaktadır. Sa‘diyye. XVIII. Süleyman Âcizî dinî ilimleri İstanbul’da okuduktan sonra Ebü’l-Vefâ eş-Şâmî’den hilâfet almış. Dâim. sevdiği ve ara sıra ziyaret ettiği Sütlüce Hasîrîzâde Tekkesi şeyhi Süleyman Sıdkî Efendi’yi (ö. Tarikat. İzmir. Makedonya’nın Üsküp bölgesinde ve Arnavutluk’un birçok bölgesinde faaliyet göstermiştir. Balkan şehirlerini dolaşıp doğum yeri Prizren’e yerleşmiş ve orada vefat etmiştir. Balaban Baba ve Hallaç Baba (Gani Baba) gibi Sa‘dî tekkeleri de dergâhlar kapatılıncaya kadar canlılığını sürdürmüştür. Bunlardan Ebü’l-Vefâ eşŞâmî’nin Eyüp’te kurduğu ve kendinden sonra Gözoğlu Şeyh Hüseyin Efendi’nin (ö. Kısa bir duâ ve Fâtiha’nın ardından ayağa kalkılarak kıyam zikri başlatılır. Edirne ve Tekirdağ tarikatın faaliyet gösterdiği merkezlerdir. Abdüsselâm Tekkesi tarikatın İstanbul’daki âsitânesi olmuştur. Allah. Kayyûm” gibi Allah’ın isimleri zikredilir. Rifâî evrâdına benzer özel bir beste ile Sa‘dî evrâdı topluca okunduktan sonra kelime-i tevhid zikrine geçilir. Yûsuf eş-Şâmî’ye nisbet edilen Vefâiyye adlı kolları ile bu şehirde faaliyet göstermeye başlamıştır. Hasîrîzâde Tekkesi’nin son şeyhi Meclis-i Meşâyih reisliği yapan Hasîrîzâde Elif Efendi’dir (ö.1151/1738) postnişini olduğu Taşlıburun (Lâgarî) Dergâhı ve Ab-düsselâm eş-Şeybânî (ö. Anadolu’da Bursa. Âcizî Baba’nın mürid ve halifeleri vasıtasıyla Kosova’nın Gilan şehrinde. Âcizî Baba’nın Kosova’nın Yakova (Djakovica) vilâyetinde kurduğu tekkede şeyhlik yapan oğlu Şeyh Danyal vasıtasıyla Tepedelen. Kalbî zikre geçildiğinde vurmalı sazlar kullanılır. 1837) Bedevî ve Sa‘dî meşâyihi üzerine “şeyhülmeşâyih” tayin etmiş. oturularak oluşturulan zikir halkasında şeyh efendinin Fâtiha’sı ile başlar. Mahmud. Hay. Süleyman Âcizî Baba’nın Prizren’de Bistrica nehri kenarında kurduğu ve ölümünün ardından defnedildiği tekke tarikatın Balkanlar’daki âsitânesi olarak kabul edilmiştir. 1165/1752) tarafından kurulan Koska’daki Abdüsselâm Tekkesi’yle Sütlüce Hasîrîzâde Dergâhı İstanbul’daki en meşhur Sa‘dî tekkeleridir. Sa‘diyye’de zikir kıyâmî usulle yapılır. Sa‘diyye İstanbul’un dışında Anadolu’da ve Balkanlarda da faaliyet göstermiştir. Kalbî zikre başlandığında şeyh efendiyle göz göze gelen derviş bir kalıp 8 . “Hû.

istiğrak hallerinden dolayı Sa‘diyye tarikatına ve müntesiplerine tenkit ve itirazlar yöneltilmiştir. daha sonra halka dağıtılır. yedi terkli taç güneşin etrafındaki gezegenleri simgeler. Ancak tarikata hakikaten intisap etmek isteyen kişinin mürşid-i kâmilden zikir telkini alıp seyrü sülûke başlaması gerekir. nakib ve halife gibi isimler verilir. Tacın üzerindeki imâmenin uzunluğu yedi parmak kadar olup sarık yukarıdan aşağıya doğru imâmenin etrafına altı kat dolandırılır. özellikle mevlid kandillerinde büyük âyinler tertiplenir. Bu durum altı yönden (yer. Zâviyede hazırlanan helva şeyh tarafından önce mahmili taşıyan deveye yedirilir. On iki terkli taç on iki burcu. bu esnada şeyhi ve tarikatı öven kaside ve ilâhiler okunurdu.gibi donarak hareketsiz kalır. Şam’da yüzyıllar boyu devam eden bu gelenek I. İstanbul’da yaygınlaşan Sa‘diyye kolları. Her yıl Şevval’in on altıncı günü içine hediyelerin konulduğu mahmil develerin sırtında Meydan mahallesindeki Sa‘dî Zâviyesi önüne getirilir. özellikle Haçlı saldırılarına karşı kurulan ve daha sonra zâviyeye dönüşen ribâtlarda uygulanmıştır. Sa‘dî sarığı giydirilebilir. Bu tür intisaplarda müntesiplere bazı zikirler telkin edilebilir. âyinin sonuna doğru yine şeyhin bakışı ile eski haline döner. zikir merasimlerini idare etme gibi hususlara da intikal etmiştir. tarikattaki bu yükseliş basamaklarının askerî sistemle benzerlik gösterdiğini söyler. çavuş. bunların en muhteşemi Şam Emeviyye ve İstanbul Ayasofya Camiileri’nde icra edilirdi. mârifet ve hikmeti tarikat büyüklerinin yine bu yönlerden gelen ruhaniyetleri sayesinde alabileceklerine işaret eder. evrâd okuma icâzeti verilebilir. güney) gelecek olan ilim. cezbe. zâviyelerini İslâm coğrafyasının çeşitli bölgelerinde kurmaya başlamalarıyla birlikte ortaya çıkmış. âlimler. Âyin esnasında şeyh yüzü koyun yere uzanmış olan müridlerin üzerinden zikir ve dua ederek yürürdü. Askerî amaçlarla ihdas edilen bu sistem sonraki dönemlere müridlerin işle-rine bakma. Sa‘diyye tarikatında biri teberrüken. Sa‘dî tekkelerinde mübarek gün ve gecelerde. Muhammed Gâzî. Âyinler sırasında meydana gelen vecd. Ona göre bu sıralama sûfîlerin ribâtlarını. Sultan Baybars döneminde başlayan Şam’dan hacca hediye gönderme geleneği Osmanlılar döneminde de sürdürülmüştür. devlet adamları ve bütün halk izlerdi. âyan. Buna “Sa‘dî dondurması” denir. Dünya Savaşı sırasında sona ermiştir. batı. Sa‘diyye mensupları yedi veya on iki terkli taç giyerler. doğu. diğeri hakiki olmak üzere iki türlü intisap şekli vardır. Sa‘dî meşayihi tarafından bu 9 . Sadece Mısır Sa‘dîleri arasında icra edilen bu âyin 1881 yılında Hidiv Mehmed Tevfik Paşa tarafından müslümanları zelil kıldığı gerekçesiyle yasaklanmıştır. Teberrüken intisap mücâhede ve biat olmaksızın geçekleşir. Sa‘diyye’nin âdâb ve erkândaki benzerliklerinden dolayı Rifâiyye’nin bir kolu olduğu ileri sürülmektedir. Tarikatta müridlere bulundukları seviyeye göre fukara veya derviş. Sa‘diyye tarikatında önemli uygulamalardan biri de “devse” âyinidir. gök. kuzey. Türk tasavvuf mûsikisinden etkilenmiş ve Osmanlı kültürünün tesiri altında gelişme göstermiştir. Bu doğru değilse de Osmanlılar’ın son dönemine gelindiğinde Sa‘dîler ve Rifâîler arasında yakın ilişkinin olduğu muhakkaktır.

Sicistan’ın Guz Türkleri tarafından yağmalanması onu ciddi bir şekilde etkiledi ve babasından kalan un değirmeniyle meyve bahçesini satıp kendisini seyahate verdi. Bağdat. Muhtemelen 537’de (1142) Sicistan’da doğdu. 1170/1756). şeyhin diğer müridleri gibi o da Çiştî nisbesini kullandı. Nîşâbur. Şeyh Yûnus Haçlılar’la yapılan savaşlar sırasında yaralanan askerlere ilaç yaptığı için kurmuş olduğu kolu bu adla anılmıştır. Genç yaşlarda babasını kaybetti. Oldukça ileri bir yaşta burada evlendi. Abdülhak ed-Dihlevî’ye göre iki defa evlenmiş. Tağlibiyye ise Şam’ın Ammâre mahallesindeki zâviyenin on dördüncü postnişini Ebû Tağlib Muhammed b. ilk hanımından Ebû Saîd. Seyyid Gıyâsiddîn el-Çiştî. Çiştiyye tarikatının kurucusudur. Tağlibiyye. Abdülganî en-Nablusî. Bundan dolayı “Siczî” nisbesiyle de anılır. Silsilesinde yer alan Hâce Ebû İshak eş-Şâmî’nin yerleştiği Herat’taki Çişt köyüne nisbetle. 2. Hırkan. Abdüsselâmiyye. Tarikat hakkında bilgi veren kaynaklarda bu kol kurucularının tarikatın âdâb ve erkânında yaptıkları değişiklikler konusunda bilgi verilmemektedir. Zâviyesi Şam’ın güneyindeki Buhsa’dadır. Sâlim’e nisbet edilen bir koldur. Gürîler’in Ecmîr’i fethinden önce Ecmîr’e ulaştı. Vefâiyye.3. Sebzevâr.1. (4) Şemseddin Muhammed b. Abdülvâhid-i Gaznevî gibi birçok ünlü sûfi ile görüştü. Şerrâbiyye. Vefâiyye ve Âciziyye olmak üzere beş kola ayrılmıştır.tenkit ve itirazlara çeşitli eserlerle cevaplar verilmiştir: (1) Şeyh Zeynelâbidîn Muhammed b. Yûsuf eşŞâmî’ye (ö. Irak’a giderken uğradığı Nîşâbur bölgesindeki Hârûn kasabasında Hâce Osman el-Hârûnî ile tanışarak onun müridleri arasına katıldı. Necmeddîn-i Kübrâ. Bir süre şeyhiyle birlikte bazı seyahatlere çıktı. Mihne. (2) Şeyh Ebû Bekir Abdülbâsıt el-Hamevî: en-Nusretü’l-Mevleviyye li’l-usâbeti’s-Sa‘diyye. ÇİŞTİYYE Muînüddin Hasan el-Çiştî (ö. Hint- 10 . Cem’u’l-esrâr fî men‘i’l-eşrâr mine’t-ta’n fi’ş-sûfiyyeti’lahyâr ehlü’t-tevâcüdi bi’l-ezkâr adlı eserini bu cevapları derleyerek meydana getirmiştir. yüzyılda kurulmuştur. Fahreddin ve Hüsâmeddin adlarında üç oğlu ile Bîbî Cemal adlı bir kızı olmuştur. Şam’ın Sâgûr mahallesindeki zâviyenin şeyhi Ebü’l-Vefâ İbrâhim b. Semerkant ve Buhara’ya giderek devrin önde gelen âlimlerinden ilim tahsil etti. Tebriz. Belh ve Gaznîn gibi dönemin birçok önemli merkezini ziyaret etti. Sa‘diyye Kolları Sa‘diyye tarikatı. Muhammed el-Bekrî: en-Nusretü’l-ilâhiyye li’t-tâ’ifeti’s-Sa‘diyye. Sa‘deddin el-Cebâvî’nin küçük kardeşi Şeyh Abdullah Yûnus’a nisbet edilir. Necîbüddin es-Sühreverdî. Bu seyahatleri sırasında Abdülkâdir-i Geylânî. 2. Ebû Saîd-i Tebrîzî. Çiştî. Ebü’l-Vefâ eş-Şâmî’nin halifesi Süleyman Âcizî Baba’ya nisbet edilen Âciziyye ise XIX. Şerrâbiyye. Ardından Semerkant. Esterâbâd. Evş. İsfahan. 1. Kabrine hem Hindular hem de müslümanlarca büyük saygı gösterilmekte. Abdüsselâmiyye ise Abdüsselâm eş-Şeybânî’ye (ö. Zeynüddin Ömer: er-Risâletü’l-Muhammediyye fi’r-red ‘ani’s-sâdâti’sSa‘diyye. yüzyılda kurulmuştur. (3) Ebü’t-Tayyib el-Gazzî ed-Dımeşkî: en-Nefhatü’r-rabbâniyye fi’t-tarikati’s-Sa‘diyye. Ecmîr’de vefat etti. Daha sonra Hindistan’a dönerek Lahor’da Keşfü’l-mahcûb müellifi Hücvîrî’nin türbesinde inzivaya çekildi. 1165/1752) nisbet edilen Sa‘diyye kolları olup her ikisi de XVIII. 633/1236) Muînüddîn Hasen b. Buhara.

Hasan Basrî ve Hz. Ondan sonra tarikat silsilesi Hz. Emînüddin Ebû Hubeyre Basrî. Zeyd. İlk dönemde Çiştî şeyhleri hankahlarını Pencap’ta ve birleşik eyaletlerdeki Racpûtana’da kurmuşlardı. Çiştî. İyâz. 11 . Hemen bütün Bâbür hükümdarları Çiştî’nin türbesine büyük hürmet göstermişler. taşra hankahları dönemi (XIV-XV. İbrahim b. Siyerü’l-evliya’ adlı eserde nakledilen bazı sözleri onun sempatik. Çiştiyye ve Özellikleri Çiştiyye. Çiştî’nin menâkıbını anlatan Mü’nisü’l-ervâh adlı bir eser yazan Şah Cihan’ın kızı Cihanârâ ise türbenin bakımı ve temizliğini bizzat üstlenmiştir. ancak bunlar da hayatına dair çok az bilgi ihtiva etmektedir. Ebû Muhammed b. Ebû Yûsuf.) şu şekilde devam eder: Mimşâd ed-Dîneverî. Çiştî’nin hayatı ve görüşleri hakkında kendi dönemine ait herhangi bir kayıt mevcut değildir. Ona göre taatin en yüksek biçimi. Halacî hanedanına mensup sultanlar tarafından inşa ettirilen türbesi. kendisine bağlananlara “nehir misali cömertlik. Bu konuda ilk ayrıntılı bilgi. Ebû Ahmed b. Bu dönemde Hamîdüddîn-i Nâgavrî (ö. Ekber Şah da onun türbesini ziyaret etmek için Ecmîr’e yaya olarak gitmiştir. asıl kurucusu Hâce Ebû İshak eş-Şâmî’nin şeyhi Mimşâd edDîneverî’nin emriyle yerleştiği Herat yakınlarındaki Çişt köyünden alır. Delîlü’l-ârifîn ve Dîvân-ı Mu’în adlı eserler ona sonradan atfedilmiş eserlerdir. 642/1244) gibi bazı şeyhler tarikatı kırsal bölgelerde yaymaya çalışırken diğerleri kasaba ve küçük şehirlerde faaliyet gösterip siyasî iktidarla iş birliği yapmaktan titizlikle kaçınmışlardır. müridlerinden Şeyh Hamîdüddin esSûfî’nin torunu tarafından derlenmiş sohbetlerinden meydana gelen Sürûrü’s-sudûr ile Siyerü’l-evliyâ adlı eserlerde bulunmakta. dini insana hizmet yolu olarak görmüş. yüzyıllar). Muînüddin Hasan el-Çiştî’ye nisbet edilen Hindistan’ın ilk ve en büyük tarikatıdır. Çiştiyye tarikatının tarihi “büyük şeyhler” dönemi (1200-1356). güç durumda olanların sıkıntılarını gidermek. Tuğluk (13251351) olmuştur.2. Abdülvâhid b. Muînüddin Hasan’ın tarikat silsilesi Osman el-Hârûnî. Peygamber’e (s. Hacı Şerif Zindânî. Ahmed.a. Adını.Pakistan yarımadasının hemen her tarafından yüz binlerce kişi onun “urs” gününde (ölüm yıl dönümü) bir araya gelmektedir. Fudayl b. Edhem. Feresnefe vasıtasıyla Ebû İshak eş-Şâmî’ye ulaşır. 2. Mevdûd-i Çiştî. yüzyıl) olmak üzere dört bölümde değerlendirilir. Ali. Sâbiriyye kolunun doğuşu ve gelişmesi dönemi (XV. XVI. yardıma muhtaçlara yardım etmek. güneş misali sıcak yakınlık ve toprak misali konukseverlik kazanma” yolunu ısrarla tavsiye etmiştir. Sedîdüddin Huzeyfe el-Mar’aşî. yüzyılda yaşayan Cemâlî tarafından verilmiştir. yüzyıldan itibaren) ve Nizâmiyye kolunun ortaya çıkışı (XVIII. Bu kişiliği yanında benimsemiş olduğu “vahdet-i vücûd” anlayışının da halkla çok yakın ilişkiler kurmasında büyük tesiri olmuştur. hoşgörülü ve insanlara sevgiyle yaklaşan bir kişiliğe sahip olduğunu göstermektedir. Ekber Şah döneminde (1556-1605) ülkenin önemli ziyaret merkezlerinden biri haline gelmiştir. Ancak bu eser de onun şahsiyeti hakkındaki menkıbevî bilgiler bakımından bir değer taşımakla birlikte tarihî bilgiler açısından güvenli ve yeterli görülmemektedir. Delhi sultanları arasında onun kabrini ilk ziyaret eden Muhammed b. açları doyurmaktır. Gencü’l-esrâr. Çiştî ile ilgili en eski bilgiler.

741 /1340) tarafından götürüldü. Çırâğ-ı Dehlî’nin müridi Seyyid Muhammed Gîsûdırâz (ö. Şeyh Çırâğ-ı Dehlî (ö.Şeyh Ferîdüddin Mes’ûd (ö. Halifelerin taşra şehirlerine gidişinin taşra hükümdarlıklarının doğuşu ile aynı döneme rastlaması ve bu halifelerin birçoğunun taşradaki yönetim çevresinden kendilerini uzak tutmayı başaramamaları. Bu dönemde Çiştiyye tarikatı merkezî bir yapıya sahip bulunuyordu. Raca Kans iktidarının Bengal’de yerleşmesini önlemek için kamuoyu oluşturdu ve Kanpûrlu Sultan İbrahim Şarkî’yi (14021440) Bengal’i istilâya teşvik etti. Müridi Şeyh Zeyneddin ise Behmenî Krallığı’nın kurucusu olan Alâeddin Hasan Şah’ın (1347-1358) manevî hocasıdır. Daha sonraları. *** 12 . “Ahî Sirâc” olarak tanınan Şeyh Sirâcüddin’in (ö.726/1325) döneminde tarikatın tesiri bütün Hindistan’a yayıldı ve halk ülkenin uzak köşelerinden Çiştî hankâhlarına akın etmeye başladı. diğerleri Muhammed b. Çırâğ-ı Dehlî’den sonra tarikatın merkezî yapısı parçalandı ve böylece merkezî bir otoriteye bağlanma gereğinin duyulmadığı “taşra hankahları” dönemi başladı. Öte yandan Takıyyüddin İbn Teymiyye’den kaynaklanan tasavvuf ve tarikat aleyhtarı hücumlara karşı savunma görevi Çırâğ-ı Dehlî tarafından yerine getirildi. Çiştiyye Dakka bölgesine Şeyh Burhâneddîn-i Garîb (ö. Onun yetiştirdiği Şeyh Alâeddin b. 825/1422) Gülberge’de bir Çiştî merkezi kurarak tarikatın Dakka ve Gucerât’ta yayılmasını sağladı. Tuğluk’la iş birliği yapmayı reddettiler. Seyyid Nûr Kutb-i Âlem. Çiştîler. 813/1410) Çiştiyye’nin Bengal. daha çok Nizâmeddin Evliyâ’nın müridleri tarafından gerçekleştirildi. ilk dönem Çiştî şeyhlerinin siyasetten ve siyasîlerden uzak kalma geleneklerinin terkedilmesine yol açtı. Çiştiyye tarikatının Hindistan’ın taşra eyaletlerine yayılması. Nûr Kutb-i Âlem ve onun soyundan gelenler. 808/1405) ve Seyyid Nûr Kutb-i Âlem (ö. devlet vakıflarından faydalanmaya başlamalarının karşılığı olarak yeni taşra hanedanlıklarının kurucularına manevî destek vermeyi taahhüt ettiler.759/1357) çabalarıyla yayıldı. hayatlarının tehlikeye girmesi pahasına Muhammed b. Şeyhin ülkenin çeşitli bölgelerine gönderdiği 700 kadar halifenin bir kısmı mürşidlerinin isteği üzerine taşra şehirlerine yerleşirken. Bihâr ve birleşik eyaletlerin doğusunda tanınmasında çok önemli rol oynadılar. Bunun sonucu olarak tarikat çevrelerinde hükümdar ve yüksek devlet görevlileriyle uzlaşmak gerektiği düşüncesi ilgi görmeye başladı. Çiştiyye Bengal’de.756/1355) ve diğer bazı yaşlı şeyhler. 664/1265) ve Nizâmeddîn-i Evliya (ö. Seyyid Eşref Cihangîr-i Simnânî (ö. Es’ad’ın (ö. Şeyhliğin babadan oğula geçme ilkesi de ilk defa bu dönemde ortaya çıktı. Tuğluk’un (1325-1351) Çiştî meşâyihini ülkenin çeşitli bölgelerine yerleşmeye zorlayan politikası tarikatın bu merkezî teşkilâtını felce uğrattı. Muhammed b. Bengal ve Bihâr’da Bakti hareketinin yükselişine yol açan dinî kaynaşmanın ortaya çıkışında rol sahibi oldular. Ancak daha sonra genç sûfîlerin birçoğu devlet hizmetine girdi. Tuğluk tarafından gittikleri yerlerde ikamete mecbur tutuldular. 801/1398) iki seçkin müridi.

Allah’a yönelik sevgiyi “muhabbet-i İslâmî”. Ayrıca tasavvufun erken dönem klasikleri arasında bulunan Ebû Tâlib el-Mekkî’nin Kûtü’l-kulûb. çile ve semâ Çiştiyye’nin başlıca âdâb ve erkânındandır. “Tasavvuf erbabı arasında iki türlü suistimalci söz konusudur: Mukallid ve cerre. Mukallid bir öğreticiye. Çiştiyye’nin yazılı kaynakları melfûzât (sohbetler). Vahdet-i vücûd düşüncesinin güçlü bir savunucusu olan Allahâbâdlı Şeyh Muhibbullah’ın eserleri. Çiştiyye’de tasavvufî düşüncenin temelini “vahdet-i vücûd” kavramı oluşturur. Fusûsu’l-hikem’i Farsça olarak şerhetmiştir. Çiştiyye şeyhlerinin düşünce ve faaliyetlerine büyük ölçüde ışık tutan melfûz (sohbetnâme) yazma geleneği. tarikatın fikrî yapısı hakkında bilgi veren temel kaynaklardır. mektûbât. rehbere sahip bulunmayan kimsedir. Çiştîler’e göre sûfînin gayesi yalnızca Allah için yaşamak olmalı. Çırâğ-ı Dehlî.Ta‘arruf adlı eserleri de Çiştî çevrelerinde büyük rağbet görmüştür. Burhâneddîn-i Garîb ve Gîsûdırâz’ın sohbetlerinden derlenen eserler. tasavvufî eserler. Daha sonra Şeyh Abdülkuddûs’ün İbnü’l-Arabî’nin eserleriyle ilgili şerhini. cerre ise hükümdarları ve saray mensuplarını dolaşarak halk için para isteyen kişidir” demiştir. Şeyh Nizâmeddin Evliyâ’nın şu sözü sık sık tekrar ettiği bilinmektedir: “Manevî rehberi bulunmayan birisi için yalnızca Keşfü’l-mahcûb yeterlidir. “muhabbet-i muhibbî” ve “muhabbet-i hâs” (var oluş heyecanının sonucu olarak ortaya çıkan sevgi) şeklinde üçe ayırırlar ve sûfînin asıl geliştirmesi gereken sevginin sonuncusu olduğunu söylerler. İmâm-ı Rabbânî ekolünün etkisi altında kalan Evrengzîb’in emriyle imha edilmiştir. Cehrî ve hafî zikir. Prensip olarak tarikat mensuplarının devletle temasına hiçbir şekilde izin verilmemiştir. Nitekim ilk Çiştî sûfilerinden biri. Şah Veliyyullah. el-Kavlü’l-cemîl ve el-İntibâh fî selâsili evliyaillâh adlı eserlerinde tarikatın âdâb ve erkânı hakkında geniş bilgi verir. Hindistan’da ilk defa Nizâmeddin Evliyâ’nın sohbetlerini Fevâ’idü’l-fu’âd adlı eserinde toplayan Emîr Hasan es-Siczî tarafından başlatılmıştır.Çiştiyye tarikatı mensupları ilk dönemlerinde. Aynü’l-Kudât el-Hemedânî’nin Mektûbât ve Kelâbâzî’nin et. Çiştîler. kişinin Allah’tan uzaklaşmasına yol açabileceği kaygısıyla özel mülkiyeti hoş görmezler ve insana cazip gelen maddî şeylere rağbet etmezler. Ancak erken dönem Çiştî şeyhleri vahdet-i vücûd konusunda herhangi bir şey yazmamışlardır. murakabe. Kuşeyrî’nin Risâle. Çiştîler. Necmeddîn-i Dâye’nin Mirsâdü’l-ibâd. menâkıbnâmeler ve şiirlerden meydana gelir. Diğer önemli melfûzât türü eserler şunlardır: (1) Dürer-i Nizâmî: Ali Candar’ın Nizâmeddin Evliyâ’nın sohbetlerinden derlediği eserin yazma 13 . Fahreddîn-i Irâkî’nin Lemeât’ına iki şerh hazırlayan Şeyh Nizâmeddin Şânesârî takip etmiştir. ne cenneti ümit etmeli ne de cehennemden korkmalıdır. Hücvîrî’nin Keşfü’l-mahcûb’u da çok rağbet gösterdikleri bir eserdir.” Bu iki eserin dışında Nizâmeddin Evliya. Şeyh Şehâbeddin es-Sühreverdî’nin Avârifü’l-maârif’ini tarikatlarının temel kitabı olarak benimsemişlerdi. Gazzâlî’nin İhyâ’. Şiddetten uzak durmaya ve dostluğa büyük önem verir. öç almayı hayvanlar dünyasının kanunu olarak görür. çekişme ve tefrikadan uzak sağlıklı bir toplum düzeni için çalışırlar. Mes’ûd Bekk’in Mir’âtü’l-ârifîn’i ve Nûrü’l-’ayn adlı divanı bu fikirlere yaygınlık kazandırmış ve bu eserler Çiştiyye tekkelerinin klasikleri haline gelmiştir. Yine Şânesârî’nin halifelerinden Şeyh Abdülkerîm-i Lâhûrî.

Şânesar’da bulunan Şeyh Celâleddin el-Fârûkî’yi (ö 990/1582) ziyaret etmişse de oğlu Cihangir. torunu tarafından derlenen sohbetlerinden meydana gelmiştir. (9) Fahreddin Dihlevî: Nizâmü’l-akâid. 2.3. Çiştî sûfîleri tarafından tasavvufa dair yazılan en eski iki eser özdeyişler biçimindedir. 1058/1648) büyük saygı göstermiştir. İlk dönem Çiştî velîlerinin biyografilerine dair en erken yazılı bilgi. Bâbür (1526-1530) ve Hümâyun (1530-1556) ile bazı Afgan ve Bâbür soylularına hitaben yazılmış mektupları ihtiva etmektedir. (4) Ahsenü’l-akvâl: Mevlânâ Hammâd Kâşânî’nin derlediği Şeyh Burhâneddîn-i Garîb’in sohbetlerini ihtiva eder. (6) Şah Kelîmullah: Murakka‘-i Kelîmî. (6) Envârü’l-’uyûn: Şeyh Abdülkuddûs’ün derlediği Şeyh Ahmed Abdülhakk’ın sohbetlerinden meydana gelmiştir. (8) Nizâmeddin Evrengâbâdî: Nizâmü’lkulûb. (2) Şeyh Muhammed Çiştî: Âdâbü’ttâlibin. (3) Abdülkuddüs: Gara’ibü’l-fuâd. Mektûbât-ı Eşrefî. Bu kolun en önde gelen siması olan Şeyh Abdülkuddûs (ö 944/1537). Seyyid Muhammed Ekber Hüseynî tarafından bir araya getirilen konuşmalarıdır. Sâbiriyye şeyhlerinin Bâbür hükümdarları ile münasebetleri her zaman iyi olmamış.1036/1626) karşı düşmanca bir tutum takınarak onu Hindistan’ı terke zorlamıştır. Ahmed Sâbir’in hayatı hakkında pek az şey bilinmektedir. (5) Cevâmiu’l-kelâm: Gîsûdırâz’ın. Buna karşılık Dârâ Şükûh. Çiştîler’in tasavvuf düşüncesi ve uygulamalarını göstermesi bakımından önem taşıyan diğer bazı eserler de şunlardır: (1) Rükneddin İmâd: Şemâil-i Enkıyye. ts). Ca’fer Mekkî: Bahrü’l-me’ânî. 1351’de derlenmiş olan Mîrhord’un Siyerü’l-evliyâ adlı eserinde bulunmaktadır. Mektûbât-ı Kuddûsî. Çiştî tarikatıyla ilgili kaynaklar arasında yer alan mektûbât türünün belli başlı örnekleri ise şunlardır: Sahâifü’s-sülûk. 14 . Allahâbâdlı Sâbirî şeyhi Muhibbullah’a (ö. İskender-i Lüdî (1488-1517). Ekber Şah. Doğruluğu şüpheli bulunmakla beraber Çiştî velîlerine ait daha başka sohbetnâme (melfûzât) türü eserler de vardır. XIX. İmâm-ı Rabbânî’nin babası Abdülahad’ın da şeyhi olan Şeyh Abdülkuddûs’ün mektuplarından meydana gelen Mektûbât-ı Kuddûsî adlı eser. Mektûbât-ı Kelîmî. (5) Nizâmeddin Belhî: Riyazü’l-kuds. (4) Seyyid Muhammed b. (8) Fahrü’t-tâlibîn: Rükneddin Fahrî’nin derlediği Şah Fahreddin’in sohbetlerini ihtiva eder. (7) Letâif-i Kuddûsî: Rükneddin Fahrî tarafından toplanan Şeyh Abdülkuddûs’ün sohbetleridir. ünlü Afgan asilzâdesi Ömer Han’ın telkiniyle 1491’de Rudavl’ı terkederek Delhi yakınındaki Şahâbâd’da ikamete başladı. (9) Nâfi’u’s-sâlikîn: İmâmüddin’in topladığı Taunsalı Şah Süleyman’ın sohbetleridir. (3) Sürûrü’s-sudûr: Şeyh Hamîdüddîn-i Nâgavrî’nin. Bunlar Şeyh Çemâleddin Hanevî’ye ait Mülhemât ile Emîr Hasan es-Siczî’ye ait Muhhu’l-me’ânî adlı eserlerdir. Bahrü’l-mecânî. Fahreddin Zerrâdî’nin Usûlü’ssemâ‘ adlı eseri Çiştîler’in semâ konusundaki görüşlerini yansıtır. Çiştiyye Kolları Çiştiyye’nin Sâbiriyye kolu kurucusu Şeyh Alâeddin Ali b. Fârûkî’nin müridi Şeyh Nizâmeddin el-Fârûkî’ye (ö. (2) Hayrü’l-mecâlis: Hamîd Kalender tarafından derlenen Şeyh Çırâğ-ı Dehlî’nin sohbetleridir.nüshası Haydarâbâd Sâlârceng Müzesi’ndedir. Risâle-i Ayne’l-yakîn (Delhi. yüzyılda Hâce Gul Muhammed Ahmedpûrî bu esere Zikrü’l-asfiyâ’ adlı bir tekmile yazmıştır. (7) Keşkülü’l-Kelîmî: Sevâ’ü’s-sebîl. Bâbür’ün Şahâbâd’ı istilâ etmesi (1526) üzerine Gangu’ya giderek orada yerleşti.

1142/1729).1. Ebû Abdullah Ali b.Çiştiyye’nin Nizâmiyye koluna yeni bir canlılık kazandıran Şah Kelîmullah Cihanâbâdî (ö. Çiştiyye teşkilâtına yeni bir hayatiyet aşılayan Şeyh Çırâğ-ı Dehlî’den sonra eski gelenekleri canlandıran ve tarikata yeni bir merkezî teşkilât kazandırmak için çaba harcayan büyük bir Çiştî şeyhidir. Bu dönemde İfrîkıye. 642 (1244) yılında mânevî bir işaret üzerine İskenderiye’ye gitti. ŞÂZELİYYE Ebü’l-Hasen eş-Şâzelî (ö. aradığı kutbun Mağrib’de olduğunu söylemesi üzerine memleketine döndü. Hasan’a ulaşır. 3. 621-623 (1224-1226) yıllarında mürşidinin gösterdiği istikamette yola çıkan Şâzelî. Ardından gittiği 15 . Harrâzim’e intisap etti ki onun silsilesi Ebû Medyen Mağribî’ye ulaşır. Şâzelî İskenderiye’de halk ve yöneticiler tarafından karşılandı. Şâzelî. Bağdat’ta Rifâî şeyhlerinden Ebü’l-Feth el-Vâsıtî’nin yanında bir süre kalıp ondan istifade etti. Meşîş ile tanışıp kendisine intisap etti. Vâsıtî’nin. hac dönüşü yeniden Tunus’a geldi. Burada ileride halifesi ve tarikatın da önemli isimlerinden birisi olacak Ebü’l-Abbas elMürsî ile buluştu. Seyrü sülûkünü tamamladıktan sonra İbn Meşîş onun İfrîkıye’nin Şâzile beldesinde inzivaya çekilmesini istedi. Gençlik yıllarından itibaren tasavvuf yoluna meraklı olan Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî. Şâzelî’nin Tunus’a sırf bu delikanlı sebebiyle döndüğü rivayet edilir. Şâzelî’ye yakın ilgi gösterdi. Bitkisel gıdalarla beslendikleri bu zorlu uzlet döneminde Abdullah b. Agra’daki Tac Mahal ve Delhi’deki Cami-Mescid’i inşa etmiş olan ünlü mimarlar ailesine mensuptur. “Ey Ali! Artık insanların arasına karış da senden istifade etsinler” denilmesi üzerine buradaki uzletine son verdi. O sırada Eyyûbî Devleti’nin başında bulunan el-Melikü’s-Sâlih Necmeddin Eyyûb kendisini ve ailesini İskenderiye’deki burçlardan birine yerleştirdi. önce Tunus’a uğradı ve oradan Şâzile’ye geçip Zağvân dağındaki bir mağarada inzivaya çekildi. İbn Atâullah el-İskenderî’ye göre tasavvuf yoluna kendisini zâhirî ilimlerde yetiştirdikten sonra girdi. Ancak bu ilgi Tunus Başkadısı Ebü’l-Kâsım İbnü’l-Berâ gibi bazı kimselerde kıskançlığa neden olunca buradan ayrılmak durumunda kaldı. Hafsî Devleti’nin kurucusu Ebû Zekeriyyâ Yahyâ el-Hafsî’nin hâkimiyeti altındaydı. Mensup olduğu ailenin nesebi Hz. 618 (1221) yılında ilim ve mâneviyat merkezlerinin bulunduğu Fas. Selâme el-Habîbî onun yardımcısı ve refakatçisi oldu. Harrâzim gibi âlimlerden ders aldı. Mağrib’de Rabata denilen yerde Abdüsselâm b.656/1258) Ebü’l-Hasen eş-Şâzelî. 593 (1197) yılında Kuzey Afrika’nın en batısında yer alan Sebte (Ceuta) şehri yakınlarındaki Gamâre’de doğdu. Rivayete göre bu yolculuğun asıl amacı zamanının kutbunu bulmaktı. Sonra Tunus’a gidip Ebû Muhammed Abdülazîz Mehdevî. Tunus ve Mısır’a gitti ve oradan da Irak’a geçti. Şâzelî. 3. Bu sırada otuz dört-otuz beş yaşlarında olan Şâzelî. On yaşlarına kadar Gamâre’de yaşadı ve ilk tahsilini ve hafızlığını burada tamamladı. Mısır’da iken Eyyûbî Sultanı el-Melikü’l-Kâmil tarafından kendisine bazı ikramlarda bulunuldu. ilk defa Ali b. Ebû Zekeriyyâ. Hac niyetiyle yola çıktı. Şâzelî. Şâzelî. Şah Kelîmullah. Ebû Sâid el-Bâcî. halktan ve ulemâdan büyük ilgi gördüğü İfrîkıye bölgesinin başşehri Tunus’a gitti. Nisbesini irşad faaliyetine başladığı İfrîkıye’deki Şâzile (Şâzele) beldesinden alır. İskenderiye’de ders vermek ve tasavvuf meclisleri kurmak için Attârîn Camii’ni (el-Câmiu’l-garbî) seçti.

Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’nin Hizbü’l-bahr. Mekînüddin el-Esmer. Ayzâb mevkiindeki Humeyserâ’da iken bir akşam müridlerini toplayıp onlara bazı öğütler verdi.Kahire’de hem saray çevresinde hem ulemâ ve halk arasında büyük ilgi gördü. Cemâleddin Usfûr. Hizbü’n-nasr ve Hizbü’l-berr gibi hizipleri ve duâ terkipleri vardır.2. Kendisi herhangi bir kitap yazmamış. Abdullah el-Lekânî ve Emînüddin Cibrîl. Savaş hazırlığı yaparken elMelikü’s-Sâlih Necmeddin Eyyûb’un ölmesi üzerine yerine oğlu Turan Şah geçti ve Haçlılar’ı yenerek IX. İzzeddin b. Şâzelî. Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’ye (ö. İbnü’s-Salâh eş-Şehrezûrî. Kuşeyrî’nin er-Risâle. Kendi tertip ettiği Hizbü’l-bahri okumalarını tavsiye edip yerine Ebü’l-Abbas el-Mürsî’yi halife tayin ettiğini bildirdi ve o gece seher vaktine doğru vefat etti. İbn Atıyye elEndelûsî’nin el-Muharrerü’l-vecîz’i gibi kitaplara özel ilgi gösterdi ve bunları derslerinde şerhetti. Louis’i esir aldı. 647’de (1249) Fransa Kralı IX. Kâdî İyâz’ın eş-Şifâ’. Ebü’lHasan eş-Şâzelî’nin otuz dört-otuz beş yaşlarında iken Tunus’a geçip irşad faaliyetine başlamasıyla tarikatın temelleri atılmıştır. Hazret-i Şâzelî’dir pîrimiz üstâdımız” levhası asılı bulunurdu. Eski İstanbul’da birçok kahvede. Louis kalabalık bir ordu ile Mısır’a bir Haçlı seferi düzenledi. Şâzeliyye ve Özellikleri Şâzeliyye. Hizbü’l-kebîr. birçok defa basılmış ve bazı müellifler tarafından şerhedilmiştir. Abdülazîm el-Münzirî. Hizbü’s-sağîr. Ebû Tâlib el-Mekkî’nin Kûtü’l-kulûb. Dimyat’ı işgal edip Mansûre’ye doğru ilerledi. Mürsî’nin halifesi Yâkût el-Arşî ve tarikat 16 . İstanbul halk folkloründe kahvecilerin pîri olarak kabul edilmiştir. Şâzelî’den sonra Ebü’lAbbas el-Mürsî. Avn. Mekînüddin el-Esmer. İmam Gazzâlî’nin İhyâ’u ‘ulûmi’d-dîn. İbnü’l-Hâcib. Muhyiddin İbn Sürâka. Şâzelî’nin 642’de (1244) Tunus’tan İskenderiye’ye gelmesiyle birlikte Şâzeliyye daha çok yayılma imkânı bulmuş ve burası tarikatın bütün dünyaya yayıldığı bir merkez konumuna gelmiştir. 656 yılının Şevval (Ekim 1258) ayında hacca gitmek için bazı müridleriyle birlikte Kahire’den ayrıldı. Şâzelî’nin yakın çevresinde bulunan âlimlerdendir. Şeref el-Bûnî. Bu hizipler Câmi’u âsârı Ebi’lHasan eş-Şâzelî adıyla yayımlanmıştır. Nebîhüddin b. 656/1258) nisbet edilen bir tarikattır. İşte bu savaşa gözlerini kaybetmiş olmasına rağmen Şâzelî de katıldı. Abdüsselâm. Yine İstanbul’da çeşitli tarikatlara bağlı hemen bütün tekkelerin kahve ocaklarında Şeyh Şâzelî’nin adının yazılı olduğu bir levhanın yer alması ve kahve hazırlayan dervişlerin. Şâzelî. “Benim kitabım dostlarım ve müridlerimdir” demiştir. Yukarıda adı geçen hizipler. 3. “Her sabah besmeleyle açılır dükkânımız. ocağı uyandırır ve cezveyi ocağa sürerken Şâzeliyye pîrine teveccüh etmesi bir tarikat geleneğiydi. İbn Atâullah el-İskenderî ve İbnü’s-Sabbâğ gibi bazı Şâzeliyye mensubu müellifler. Şâzelî’den nakledilen tasavvufa dair hikmetli sözleri eserlerinde zikretmiştir. Şâzelî eser telif etmemekle birlikte Hakîm et-Tirmizî’nin Hatmü’l-evliyâ’. Nifferî’nin el-Mevâkıf ve el-Muhâtabât. Ebü’l-İlm Yâsîn.

Şâzelî şeyhi İbn Atâullah el-İskenderî et-Tenvîr fî ıskâti’t-tedbîr adlı eserinde bu konuyu işler. Ahmed ez-Zerrûk’a göre de “İhsan. Meymûn tarafından getirilmiştir. Şâzeliyye’de öne çıkan kavramlardan biri de “şükür”dür. Şâzelî’nin halifesi Ebü’l-Abbas el-Mürsî’ye göre tasavvuf ehlinin temâyüzü mârifetle gerçekleşir. Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmendir. 1903). Ayrıca Şâzelî-Cezûlî şeyhi Ebü’l-Mevâhib Ahmed b. Tarikatın kurucusu Şâzelî’nin hizb. Şâzeliyye öncelikle İskenderiye. Beşiktaş (Ertuğrul). bunun 17 . Ali esSimâvî de İstanbul ve Balkanlar’da faaliyet göstermiştir. Şâzeliyye’de kerâmetler ve olağan üstü haller konusunda orta bir yol izlenmiştir. Selim döneminde Bekriyye kolunun kurucusu Ebü’l-Mekârim el-Bekrî de İstanbul’a gelmiş ve sultandan destek görmüştür. tarikatın Îseviyye kolu hariç geneli tarafından benimsenmemiştir. Keşif ve vâridât gibi hususlarda dinin temel kaynakları esas alınır. Abdülhamid. menkıbe ve âdâbı üzerine temellendirildiği kaydedilmektedir. Ömer Bâhilî gibi tarikatın önemli simalarının kabirleri buradadır. Şâzeliyye’de sıkça vurgulanan önemli bir kavramdır. Ali b. Anadolu’ya XVI. Hint alt kıtasında. Kabataş (Çizmeciler) ve Çemberlitaş’taki tekkeler izlemiştir. Şeyh Şâzelî’ye göre. Zamanla Suriye başta olmak üzere Arap dünyasında. Afrika. İbn Atâullah elİskenderî. Meymûn Bursa’dan memleketi Suriye’ye dönerken yerine Sûfîzâde Şeyh Abdurrahman’ı halife olarak bırakmıştır. şimdi ise herhangi biriyle bir bağlantısının bulunmadığını söylemesi de bunu desteklemektedir. yılan ve akreplerle yapılan gösteriler. Anadolu. yüzyılın başlarında Meymûniyye kolunun kurucusu Ali b. II. Malezya. Zâfir el-Medenî için Beşiktaş’ta bir tekke yaptırmış ve Ertuğrul Tekkesi olarak bilinen bu tekkeyi maddi yönden de desteklemiştir. Resûlullah’a uyarak kulluğu seçmek ve her işte Allah’ın irade ve ihtiyarına teslim olmak gerekir.silsilesinde yer alan Dâvûd b. Sultanın zaman zaman bu tekkedeki toplu zikirlere katıldığı bilinmektedir. Onu Unkapanı. II. Şâzelî’nin üstadının kim olduğu ile ilgili olarak geçmişte İbn Meşîş ile birlikte olup ona tâbi olduğunu. şeyhi Mürsî’nin şükreden bir zengini sabreden bir fakire tercih ettiğini. sen O’nu görmesen de O seni görüyor” anlamındaki meşhur hadisin ilk kısmı mârifet mertebesine işâret eder. Mârifet sahibi olmak Şâzelî sâliklerin temel amacıdır. Endonezya. Ateş. Şâzeliyye. Balkanlar. Tarikatta dünyevî nimetlere karşılık kulun şükretmesi önem arzeder. Amerika ve birçok Avrupa ülkesinde faaliyet göstermiştir. “Marifet”. tarikatın Şâzelî’nin söz. Dolayısıyla onun tarikatın kurucusu olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. İstanbul’da en çok bilinen ve etki bırakan Şazelî şeyhi “Şeyh Zâfir” olarak tanınan Muhammed Zâfir el-Medenî’dir (ö. Tarikat pirinin İbn Meşîş olduğunu savunan bazı müellifler olsa da Şâzelî tarikatına dair bütün kaynaklarda. duâ ve vecizeleri başta olmak üzere tarikat mensubu şeyhlerin eserlerinde önemli bir yer tutar. Şâzeliyye’de üzerinde durulan konulardan biri de “tevekkül”dür. Sâlik hakikat cihetinden bir vârid aldığında bunu ancak Kur’an ve Sünnet’e uygun olursa kabul eder. İstanbul’da bilinen ilk Şâzelî tekkesi 1200 (1786) yılında Silâhdar Abdullah Ağa tarafından Alibeyköy’de yaptırılmıştır. Kahire ve Tunus gibi şehirlerde teşekkül etmiş ve sonraki dönemlerde Mısır’ın yanı sıra Mağrib bölgesine de yayılmıştır.

Vird sabah ve akşam namazlarının ardından okunur. Şâzelî yolunun ruhbanlık ile arpa ve kepek yeme yolu olmadığını. Müridle şeyh dizleri birbirine değecek biçimde karşılıklı oturur ve iki elleriyle birbirlerinin ellerini tutar. Biattan sonra eller açılarak hazır bulunanlarla birlikte duâ edilir. Şeyhin hazır bulunmadığı meclislerde onun tâlimatı ile bir metin okunur. ilâhî ihsanların nurlarıyla karşılaşınca kalbinin kendiliğinden dünyadan kopmasıdır. Birçok kolda sohbete “müzakere” adı verilir. Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî. kendi zamanında bilhassa mevlid-i nebî gibi önemli günlerde büyük toplantılar düzenlemiş. yoğun biçimde zikir ve sohbetle meşgul olmalarını temin etmektedir. kıyâmî zikirle devam edilir. perşembe ya da cuma günü gerçekleştirilen ve çoğunlukla “meclis” adı verilen âyinlerde halka şeklinde veya karşılıklı saf şeklinde oturulur. Birbirlerine doğru eğilirler ve şeyh Fetih sûresinin onuncu âyetini ve salâtü’t-tefrîciyye’yi okur. mensuplarına gündelik işlerinden geri kalmamalarını tavsiye etmişlerdir. hidayette yakîne ulaşma ve sabır yolu olduğunu söylemiştir. Oturarak (kuûdî) veya ayakta (kıyâmî) yapılır. Âyinlerde dinî mûsikiye yer verilmesi konusunda Şâzeliyye tarihi içinde farklı görüşler ve uygulamalar ortaya çıkmıştır. Tarikatın bazı kollarında bu törenin ardından mürid kendisine öğretilen bu törene has bazı lafızlarla bir müddet zikreder. Zikrin sonunda şeyh sohbet yapar. sâlikin dünyevî meşguliyete devam ederek tarikatta yol alması. Kollara göre Vâkıa sûresi ya da Mülk sûresinin veya Salâtü’l-Meşîşiyye’nin okunmasıyla başlayan vird 100 defa estağfırullah. Bazı kollarda ise meclislere Şâzelî’nin Hizbü’l-kebîr ve evrâd-ı şerîfesi okunarak başlanır. Haftada bir. 100 salavât. bayraklar ve kösler eşliğinde alaylar kurmuş. Bu nedenle müridin dünyevî bir işle meşgul olarak seyru sülûk yapmasında bir sakınca yoktur. tevhid ve bazı kollarda 100 defa “elhamdü lillâh ve’ş-şükrü lillâh” tesbihiyle devam eder. En az üç gün süren toplantılar dünyanın farklı ülkelerindeki müridlerin şeyhleriyle buluşmalarını. Ebü’l-Abbas elMürsî’ye göre seyrü sülûkte usûl. Kollar arasında biraz farklılık olsa da Şâzeliyye’de intisap uygulaması genellikle şu şekilde yapılır: Tâlip biattan önce tövbe ve tecdîd-i îman eder. Şâzeliyye tarikatında cehrî zikir esastır. âyinin esasını teşkil eder hale gelmiştir. Nitekim Şâzelî de geçimini bizzat ziraat yaparak sağlamıştır. Bugün de Şâzeliyye mensuplarınca “ihtifal” denilen bu tür yıllık toplantılar yapılmaktadır.İbn Atâ ve Hakîm et-Tirmizî gibi mutasavvıfların yolu olduğunu ve şükrün cennetliklerin sıfatı olduğunu. büyük halk kitleleri bu toplantılarda hazır bulunmuştur. Daha sonra şeyh bazı konularda tavsiyelerde bulunur. 18 . İbn Atâullah elİskenderî de şükürle birlikte olması durumunda güzel giymenin ve yiyip içmenin sûfîye bir zararı dokunmayacağı görüşündedir. Şeyh Şâzelî ya da Ahmed ez-Zerrûk gibi önemli bir Şâzelî şeyhi kendi zamanındaki uygulamaları değerlendirirken dinî mûsiki hakkında olumsuz bir tutum takınmakla birlikte zaman içinde tarikatın birçok kolunda semâ. Şâzelî meşâyihinden birine ait divandan okunan ve “semâ” diye adlandınlan kaside ve şuğullerin genellikle tevhid ve salâvat içeren nakarat kısımlarına bütün müridler katılır. sabrın ise böyle olmadığını söylediğini kaydeder. Hatta Şâzeliyye şeyhleri.

Yeşrutî et-Tûnisî. Arûs el-Hevvârî. 927/1521).. ö. Zerrûkiyye (Ahmed ez-Zerrûk. 3. ö. 1085/1674). tarikatın önemli metinlerinden biri olarak kabul edilir.994/1586). tarikat kurucusunun tasavvufî anlayışına paralel olarak mutlak kulluğun gerçekleştirilmesi. Yûsuf erRâşidî. ö. 960/ 1552). ö. Yeşrutiyye (Seyyid Ali Nûreddin b. 1239/1823). Râşidiyye (Ahmed b. Muhammed b.” diye başlayan meşhur kasidesine şerh yazmaları da dikkat çekicidir. Cezûliyye (Muhammed b. Hicâzî el-Beyyûmî. Seyyid Ahmed el-Bekkî et-Tûnisî. İslâm dünyasında en yaygın tarikatlardan biridir. Hamza Zâfir el-Medenî. Ahmed b. Ahmed ed-Derkâvî. 110). 917/1511). ö. Şâzeliyye kollarından en meşhurları şunlardır: Vefâiyye (Muhammed Vefâ b. 868/1463). Nâsıriyye (Muhammed b. ö. ö. Derkâviyye (Ebû Hâmid Mevlây el-Arabî b. 1183/1769). Îsâ el-Meknesî el-Mağribî.1132/1720). 57. ö. Beyyûmiyye (Ali Nûreddin b. Şâzelî şeyhleri İbnü’l-Arabî’ye ve görüşlerine yakın ilgi göstermişlerdir.. Şâzeliyye’nin Cezûliyye kolunun kurucusu Muhammed b. Meymûn el-İdrîsî. ö. Lefâifü’l-minen’de ondan doğrudan alıntılar yapmıştır (s. Bekkiyye (Ömer b. Süleyman el-Cezûlî. ö. Meselâ İbn Atâullah el-İskenderî. 1263/1847). Şeyhler müridlerini bulundukları yerde ziyaret eder. Şâzeliyye’nin birçok kolu bugün yaşamamakta veya kendi arasından çıkan bir kolun içinde devam etmektedir. Îseviyye (Muhammed b. Arûsiyye (Ebü’l-Abbas Ahmed b. Şâzeliyye’nin bazı kollarında günlük vird içinde yer alan Salâtü’l-Meşîşiyye. ö. Şâzeliyye’nin Derkâviyye koluna mensup müridlerin boyunlarında iri taneli tespih ve ellerinde asâ taşımaları ise dikkat çekicidir. mânevî sırların talebi ve samimi bir tevazuun ifadesi olup tarikat mensupları nezdinde çok değerlidir. Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî ve diğer Şâzelî şeyhleri tarafından tertip edilen vird ve hizipleri Mecmû‘atü’l-ahzâb’ında bir araya getirmiştir. ö. 870/ 1465). Süleyman el-Cezûlî’nin tertip ettiği Delâilü’l-hayrât adlı salâvât mecmuası sadece Şâzeliyye içinde değil Nakşibendîlik başta olmak üzere birçok tarikatta günlük ya da haftalık vird olarak bölümler halinde okunmaktadır. Çağdaş Şâzeliyye için de durum 19 . ö. İbn Atâullah’ın ve İbnü’l-Arabî’nin Ebû Medyen’in “Mâ lezzetü’l-îş . Yâfiiyye (Abdullah b. Şâzeliyye dışındaki bazı tarikatlarda da okunmaktadır. 765/1364). Farklı ülke ve şehirlerde yaşayan müridlerin de birbirlerini ziyaret etmeleri tavsiye edilmiştir. Meymûniyye (Ali b. ö. Muhammed b.3. Aleviyye (Ahmed el-Alevî. Şâzeliyye’de hizipler. Muhammed el-Mağribî. Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî. Bu etkileyici metnin haftada en az bir defa okunması müridlere tavsiye edilir. ö. Nâsır ed-Derî. ö. Şâzeliyye’nin Aleviyye kolu mensupları. Medeniyye (Muhammed Hasan b. Ahmed el-Alevî’nin kaleme aldığı Münâcât’ı âyin günü dışında haftada bir gün toplanıp okurlar. tam bir teslimiyet.Şâzeliyye’de önem verilen diğer bir uygulama seyahattir. Şâzeliyye Kolları Şâzeliyye. Meşîş’in terkip ettiği. Es’ad el-Yâfiî. 899/1493). Abdüsselâm b. Hızıriyye (Abdülazîz ed-Debbâğ. 768/1367). 1934). 1316/1899). Bekriyye (Ebü’lMekârim el-Bekrî. “Hicâbü’l-a’zam” olarak da bilinen Salâtü’l-Meşîşiyye. 930/1524). ö.

Ahmed el-Bedevî (ö. 20 . Mekke’de iken babası vefat etti. Şâzeliyye XX. Ian Dallas (Abdülkâdir es-Sûfî) ve Gai Eaton gibi ihtida etmiş önemli aydınların Şâzeliyye tarikatına intisap etmesi. İbrahim el-Fâsî et-Tantâvî el-Bedevî. aralarında Türkçe’nin de bulunduğu pek çok dile tercüme edilmiştir. Küçük yaşta ailesiyle birlikte hacca gitti. Bu ziyaretler onun ruhanî hayatını geliştirdi. Burada. Kaynakların ifadesine göre. Martin Lings (Ebûbekir Sirâceddin). Frithjof Schuon (Îsâ Nûreddin). cesur ve atılgan bir genç olduğu için de “el-Attâb” ve “Ebü’l-Fityân” lakaplarıyla tanındı. faaliyetlerini halen sürdürmektedir. özellikle Şafiî fıkhında derinleşti. Onun elBahrü’l-mescûr adlı tefsiri. 675/1276) Ahmed b. Bedeviyye tarikatının kurucusudur. Rene Guenon (Abdülvâhid Yahyâ). yüzyılda Batı’da en çok ilgi gören tarikatlardan biri olmuştur. büyük kardeşi Hasan ile birlikte Irak’a gitti.aynıdır. tarikatı Batılı çevrelerde bir ilgi odağı haline getirmiştir. Milâdî 692 yılında Arabistan’dan Fas’a göç eden bir aileye mensuptur. Fakat muârızları olan İbn Dakîku’l-îd ve İbn Lebbân gibi bazı din âlimlerinin daha sonra ona karşı tavırlarını değiştirdikleri görülür. BEDEVİYYE 4. Gençlik döneminde zahirî ilimlerle meşgul oldu. Bedeviyye tarikatının “Sütûhiyye” olarak da anılmasının sebebi de budur. on iki yıl süren bu riyazet döneminde müridlerini “nazar” ve “teveccüh” ile terbiye etmiştir.1. Üç defa ardı ardına gördüğü rüya üzerine Abdülkâdir-i Geylânî ve Ahmed er-Rifâî’nin kabirlerini ziyaret etmek maksadıyla. dama çıkıp (sütûh) saatlerce hareketsiz bir şekilde gözleri âdeta iki kor parçası haline gelinceye kadar güneşe bakmasıdır. Bedevî’nin zühd hayatı ile Brahmanizm-Budizm arasında ilişki kurmaya çalışırlar. Bu arada Hallâc-ı Mansur. Michel Valsan. 4. Hindistan’dan Güney Afrika’ya kadar bu kola mensup şeyhlerce açılmış zâviyeler. Hayatının geri kalan kısmını Tanta’da geçirdi ve 12 Rebîülevvel 675’te (24 Ağustos 1276) burada vefat etti. Irak’tan Mısır’a döndükten sonra 634’te (1236-37) Tanta’ya yerleşti. Günümüzde Cezayir’den Malezya’ya. Adî b. Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledikten sonra kıraat ilmine ilgi duydu ve Kuran’ı kırâat-ı seb’a üzere okumayı öğrendi. İbnü’l-Arabî’yi hatırlatan ifadelerle bezenmiştir. Fakih ile karşılaştı. 1230 yılına doğru dinî ruhanî hayatında birtakım değişiklikler oldu. Batılı araştırmacılar. İnsanlardan uzaklaşarak dünya kelâmı etmemeye ve meramını işaretle anlatmaya başladı. Şâzelî mensupları her yıl dünyanın farklı ülkelerinde yapılan ihtifal toplantılarında bir araya gelmektedir. Ahmed el-Bedevî’nin riyazat hayatının en dikkat çekici tarafı. Titus Burckhardt. Misâfir gibi meşhur sûfîlerin kabirlerini de ziyaret etti. Yüzünü Afrika bedevîleri gibi örttüğü için “el-Bedevî”. Kuzey Afrika ve Mısır’ın en büyük velîsi kabul edilir. 596’da (1200) Fas’ta doğdu. Daha sonra fıkıh tahsil etti. Ahmed el-Alevî’nin eserlerinde İbnü’l-Arabî’ye atıflara rastlanmaktadır. Geçtiğimiz yüzyılda tarikatın en önemli şahsiyeti olan Ahmed el-Alevî’nin kitapları. Birçok süfî gibi o da zaman zaman düşünce ve davranışlarından dolayı tenkit edilmiştir. kendisine kırk yıl hizmet edecek ve ölümünden sonra da yerine geçecek olan Abdülâl b.

Ahmed el-Bedevî (ö. hıristiyanların elinden müslümanları kurtardığına inanıldığı için “Mücîbü’l-üsârâ min bilâdi’n-nasârâ” lakabını almıştır. nr.Kaynaklar. İthâfü’l-asfiyâ ve Ikdü’l-cevher’de bu tarikatı Şâzeliyye’nin büyük bir kolu olarak gösteren Zebîdî. (2) Salavât: Bu risale Abdurrahman b. 587) mevcuttur. Eyyâmü’l-insân adlı romanında Mısır’da hâlâ yaşayan Bedeviyye kültür ve tesirlerinin ruhî ve içtimaî bir tahlilini yapar. Bedevi dergâhında halife olan kişi uzun yıllar Memlûk sultanlarının merasim alaylarında özel bir yere sahip olmuştur. 4. Bedevî’nin tarikat silsilesi Şeyh el-Berrî ve Ebû Nuaym el-İsfahânî yoluyla Ahmed er-Rifâî’ye ulaşıyorsa da onu Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’nin müridi kabul edenler de vardır. 675/1276) tarafından kurulan ve daha çok Mısır’da yaygın olan bir tarikattır. Sultan Kayıtbay da Bedevî’nin türbe ve makamını tamir ettirip genişletmiştir. Ahmed el-Bedevî’nin doğum yıldönümünün törenlerle kutlandığını. Allah aşkı. fakat bazı âlimlerin ve devlet adamlarının baskısı ile zaman zaman bu törenlerin yapılamadığını haber verir. Bedevî hakkında çağdaş yazarlardan İbrahim Ahmed Nûreddin Hayâtü’s-Seyyid elBedevî (Tanta 1369). dervişlik âdabı. Müstansıriyye ve Ezher medreselerinin bir örneği olan Ahmediyye Medresesi’nden Memlükler ve Osmanlılar devrinde birçok âlim yetişmiştir. Ahmed er-Rifâî ve İbrahim ed-Desûkî ile birlikte “Aktâb-ı erbaa”dan biri olarak kabul eder. Mısır halkı tarafından aynı zamanda büyük bir kahraman ve kurtarıcı olarak tanınmış. ahlâk. Harîrizâde’nin iktibas ettiği Ref‘u’n-nikâb adlı risalesinde ise Bedevî-Şâzelî münasebetleri üzerinde durmuştur. Genellikle müstakil bir tarikat olarak değerlendirilen Bedeviyye. Tasavvuf ehli onu Abdülkâdir-i Geylânî. Muhammed Fehmî Abdüllatîf es-Seyyid el-Bedevî (Kahire 1367/1948) ve Saîd Abdülfettâh Âşûr da es-Seyyid Ahmed el-Bedevî (Kahire 1967) adlı birer eser kaleme almışlardır. Mustafa el-Ayderûsî tarafından Fethu’rrahmân adıyla şerhedilmiştir. yılda üç defa onun için mevlid okunduğunu. 21 . Bedevî’nin Kuzey Afrika ve özellikle Mısır’ın dinî-tasavvufî hayatında derin izleri olduğu gibi tasavvuf tarihi içinde de önemli bir yeri vardır. Bu yakın ilgi sebebiyle. (3) Vesâyâ: Bedevî’nin halifesi Abdül’âl’e hitaben söylediği nasihatlardan meydana gelir. Hüsnü Paşa. Bedevî. kendisinin Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî ile görüşmesi nedeniyle de Şâzeliyye’nin bir kolu olarak ele alınmıştır. Tanta’da Sultan Kayıtbay devrinde Ahmed el-Bedevî adına tesis edilen ve Nizâmiyye. vecd. Eserleri: (1) Evrâd: Süleymaniye Kütüphanesi’nde bir nüshası (H. Ayrıca Bedeviyye tarikatı mensuplarının Haçlılar’a karşı verdikleri çetin mücadele de bilinmektedir. gece ibadeti. Bunun yanı sıra Melik Baybars’ın da ona aşırı sevgi beslediği rivayet edilmektedir. Bedeviyye ve Özellikleri Bedeviyye. tefekkür. Abdülhakîm Kasım. tövbe ve sabrın hakikati gibi konulara temas edilmiştir. zühd. zikir.2. “Ahmediyye” olarak da bilinen tarikatın temelinde Bedevî’nin fikirleri bulunmakla birlikte âdâb ve erkânının büyük kısmı daha sonraki asırlarda teşekkül etmiştir. Ahmed el-Bedevî’nin mürşidlerinden Şeyh el-Berrî’nin silsilesinin Ahmed er-Rifâî’ye ulaşması sebebiyle Rifâiyye’nin.

Pazar: Salât ve selâm (elli veya 100 defa). el-muktedir. Abdülmecîd. 2/284286). Salı: Sübhâne’l-kadîr. Abdurrahman Ali Nûreddin. Abdül’âl b. Bedeviyye’de haftanın günlerine göre de evrâd ve ezkâr vardır. Tarikat pirinden sonra Tanta’daki merkez dergâhta postnişin olan sûfîler şunlardır: Abdül’âl b.” (el-Bakara. Aynı aileye mensup olan bu şeyhlerden Sâlim ve İbrahim el-Esmer gibi bazıları çeşitli sebeplerle şeyhlikten azledilmişlerdir. mütevazi olmak.” (el-A’râf. “Yâ erhame’r-râhimîn. “Ariflerin yoluna girmek için bana rehber olmanızı istiyorum” diye cevap verir. “ve ilâhüküm ilâhün vâhid” (el-Bakara. sıkıntılara karşı sabır ve tahammül göstermek. kelime-i tevhid (bir defa). “Arzu ve isteğin nedir?” sorusuna mürid adayı. salli ve bârik dualarından sonra uzunca bir salavât-ı şerife ile son bulur. Buna “Bedevî topu” adı verilir. o da mümkün olmazsa günde bir defa okunur.” (el-Ahzâb. Kevser sûresi (on defa). Şehâbeddin Ahmed. salâtü selâm (100 defa). Cumartesi: Lâ havle ve lâ kuvvete İllâ billahi’l. 33/56). Bu sırada şeyh müridin baş parmağını elinin içine alır ve Feth sûresinin 10-18. Allâhü ekber (en az 100 defa). bu mümkün olmazsa sabah ve yatsı namazlarından sonra.. teheccüd namazı kılmak. Fakîh. Abdülkerîm b. Muavvizeteyn (bir defa). “Lillâhi mâ fi’s-semâvâti. mevlid törenleri ve beşik şeyhliği gibi ulemâ ile meşâyihin farklı baktıkları konular gelmektedir. Bedevî dervişleri âyin sırasında heyecanları artınca birbirlerine sarılarak zikre devam ederler. şeyhlere hürmet etmek ve dervişliğin âdabına dikkat etmek. Tarikat pîrînin Vesâyâ’sında özellikle üzerinde durduğu şu konular tarikatın esasları haline gelmiştir: Kur’an ve Sünnete bağlı kalmak. Yûsuf. Bedevî’nin ilk halifesi Abdül’âl’in (ö. İhlâs sûresi (on defa). Muhammed Abdurrahman. sözünde durmak... 33/33). gariplere ve misafirlere ilgi göstermek. 22 . Tarikata giriş merasimi şeyh ile mürid arasında cereyan eden soru ve cevaplarla başlar. tarikatın kuruluş ve teşekkülünde önemli hizmetleri olmakla birlikte hayatı hakkında bilgi yoktur.Tarikat silsilesi Hasan-ı Basrî vasıtasıyla Hz. Bu tesbihler. Çarşamba: Sübhâne zi’l-mülki ve’l-melekût. Şeyh. “Ben size sadece iyi şeyleri emrediyor ve kötü şeylerden sakınmanızı istiyorum” dedikten sonra adayın şu ifadeleri tekrarlamasını ve manalarını her zaman düşünmesini söyler: “Allah benimle beraberdir.aliyyi’l. Allah bana bakmaktadır. Ali’ye ulaşır. 733/1332). Bu sebeplerin başında cehrî zikir tartışmaları. Tarikatın hizb ve evradı ise şöyledir: Eûzü besmele. Fatiha sûresi (bir defa]. Allah bana şahittir”. el-hamdülillâh. “İnnemâ yürîdüllâhü liyüzhibe anküm. Allâhü ekber (otuz üçer defa). Muhammed el-Ebyaz. 7/15. kuddûs (en az 100 defa).. Cuma: Sübhâne zi’1-ızzi ve’l-ceberût (100 ilâ 1000 defa). âyetlerini okur. Buna rağmen Bedeviyye’nin zikri tarihî seyir içinde cehrî. Salim. Tesbih şekli ise şöyledir: Sübhânellah. Ali.. Pazartesi: Sübbûh. Namaz ve zikirden sonra biat merasimi başlar.. 12/64). Salim ve Abdülkerîm... Evrâd. Âyetü’l-kürsî. İbrahim el-Esmer.”(el-Ahzâb. her farz namazdan sonra günde beş defa.azîm (100 defa). 2/163). kötülüklere iyilikle karşılık vermek. Perşembe: Sübhânellâhi ve bihamdihî (1000 defa). kıyâmî-kuüdî olarak icra edilir hale gelmiştir. Abdülkerîm. “İnnallâhe ve melâiketehû yüsallûne. el-hamdülillâh. Ahmed el-Bedevî’ye göre zikirde esas olan kalbî zikirdir. kalbî zikre devam etmek. Şemseddin Muhammed. istiğfar (100 defa).

Kur’an’ın emirlerine boyun eğmek. Ahmed el-Bedevî’nin dua ve hizipleriyle tarikatın âdâb ve erkânını konu alan eser ve menâkıbnâmelerin en meşhurları ile konuya son verelim: (1) Abdüssamed b. Kocamustafapaşa Bedevî Tekkesi’nin ilk şeyhinin 1739’da vefat ettiği. Allah’tan korkmak. İbrahim el-Halebî. Mısır 1321. Mısır’daki Bedeviyye kültürü sadece tasavvuf tarihi araştırmacılarına değil edebiyatçılara da bolca malzeme verebilecek bir zenginliğe sahiptir. (2) Nûreddin b. haramlardan yüz çevirmek. Ahmed el-Bedevî’nin etrafında oluşan kültürün halk üzerindeki hâkimiyeti asırlar içinde tarikatın yaygınlığı ile birlikte tekkenin de çok zengin malî kaynaklara sahip olmasını sağlamıştır. en-Nefehâtü’l-Ahmediyye ve’l-cevâhirü’s-Samedâniyye. (Tibyân içerisinde. Hatta Kuzeybatı Afrika’da yaygın olan tarikatlar arasında bile görünmemektedir. 47-52). Evliya Çelebi Bursa’da bir Bedevî tekkesinin varlığından bahseder. I. Bektaşîliğin Anadolu ve Rumeli’deki tesirine benzetilebilir. Bir panayır şenliği gibi kutlanan bu haftada Mısır’ın çeşitli bölgelerinden ve diğer ülkelerden gelen yüz binlerce insan aynı dinî ve mistik havayı teneffüs etmektedir. Abdullah elMısrî. en-Nasîhatü’l-’aleviyye fî beyâni hüsni’t-tarîkatilAhmediyye. zikre yapışmak. Kasımpaşa Uzunyol’daki Arapzâde Bedevî Tekkesi’nin 1828’de yapıldığı dikkate alınırsa bu tarikatın Osmanlı topraklarındaki tarihçesi daha kolay anlaşılmış olur. Gerçekte Ahmed el-Bedevî’nin fikir ve görüşleriyle bu meşrep arasında bağlantı kurmak mümkün olmamakla birlikte yine de o “Fatımî casusu” olmakla suçlanmıştır. tefekküre devam etmek. 4. Bir gün Abdül’âl bu sancağı taşıyan insanda bulunması gereken şartları mürşidine sorduğunda şu karşılığı almıştı: Yalan söylememek. Bedevî dervişlerinin kullandığı taç da iki terekli olup lenger kısmına kırmızı sarık sarılır. Birçok Mısırlı sadece bu törenler sebebiyle Kahire ve Kuzey Mısır’ı görebilme fırsatını elde edebilmektedir. tarikat mensuplarının siyasî hayatla olan münasebetleri konusunda bilgi vermektedir. Ezher Ktp.3. Bedeviyye Kolları 23 . Devlet yöneticilerinin. Ref’u’n-nikâb. Ali’ye ulaşması.Bedevî hırkası ile tarikatın alem ve sancağı kırmızıdır. Mısır 1288. özellikle el-Melikü’z-Zâhir Baybars ve Sultan Kayıtbay’ın Bedevîler’e ve Tanta’daki Bedevî Tekkesi’ne ilgi göstermeleri. Hüseynî olması. iffetli olmak. Bedeviyye’nin Mısır kültüründeki yeri. Bedeviyye Mısır dışında pek yaygınlık kazanmamıştır. Aziz Mahmud Hüdâyî’nin Vâkıât adlı eserinde Bedevî ile Hacı Bektâş-ı Velî arasında vuku bulan kerametlerden bahsetmesi de dikkat çekicidir. (3) Zebîdî. nûr-ı Muhammedî’den bahseden ilk sûfî kabul edilmesi gibi sebeplerle Bedeviyye zaman içinde Alevî-meşrep bir tasavvufî mektep hüviyetini kazanmıştır. nr. (4) Hasan Râşid el-Meşhedî. Ulemâmeşâyih tartışmaları bazı dönemlerde bu törenlerin yasaklanmasına sebep olmuştur. Ahmed el-Bedevî’nin tarikat silsilesinin Hz. Zilhicce ayının son haftasında Ahmed elBedevî için düzenlenen mevlid törenleri yüzyıllardan beri devam etmektedir. el-Cevâhiru’s-seniyye fi’n-nisbe ve’1-kerâmâtil-Ahmediyye. 1540. fuhuştan uzak durmak.

Sa‘diyye tarikatında önemli uygulamalardan biri de “devse” âyinidir. Nesebi baba tarafından Hz. Humus. Akkâ. Şâzeliyye XX. Hasan’a. Frithjof Schuon (Îsâ Nûreddin). İzmir. Zamanla Suriye başta olmak üzere Arap dünyasında. Münâviyye. Çiştiyye de Hindistan’ın ilk ve en büyük tarikatıdır. yüzyıldan itibaren) ve Nizâmiyye kolunun ortaya çıkışı (XVIII.a. “Marifet”. Sa‘deddin el-Cebâvî (ö. Balkanlar. Şâzelî şeyhleri İbnü’l-Arabî’ye ve görüşlerine yakın ilgi göstermişlerdir. diğeri kesbî olmak üzere iki koldan Hz. merkezi Şam’ın yanı sıra Hama. Çiştiyye tarikatının kurucusudur. XVIII.575/1180) tarafından Şam’ın Cibâ köyünde kurulmuştur. Sa‘deddin el-Cebâvî’nin tarikat silsilesi biri vehbî. Hint alt kıtasında. Şâzeliyye öncelikle İskenderiye. tarikatı Batılı çevrelerde bir ilgi odağı haline getirmiştir. Zâhidiyye. ÖZET Bu ünitede dört büyük tarikat ele alınmıştır. Merâzıkıyye. Fergâliyye. Bunlardan Sa’diyye. menâkıbnâmeler ve şiirlerden meydana gelir. Peygamber’e (s. Halebiyye. Seyyid Gıyâsiddîn el-Çiştî. Titus Burckhardt. 656/1258) nisbet edilen bir tarikattır. Çiştiyye’nin yazılı kaynakları melfûzât (sohbetler). Çiştiyyenin de kolları vardır. Oturarak (kuûdî) veya ayakta (kıyâmî) yapılır. Malezya. yüzyıllar). Sâibiyye. Şâzeliyye’de sıkça vurgulanan önemli bir kavramdır. Cebâ’daki zâviyesine defnedildi. Martin Lings (Ebûbekir Sirâceddin). Muînüddîn Hasen b. Afrika. Kinâsiyye. Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’ye (ö. Sa‘deddin el-Cebâvî. anne tarafından Hz. Tarikat. Hüseyin’e ulaşır. Sütûhiyye ve Beyyûmiyye. mektûbât. yüzyıldan sonra da İstanbul ve Balkanlar’da yaygınlık kazandığı görülür. yüzyıl) olmak üzere dört bölümde değerlendirilir. Amerika ve birçok Avrupa ülkesinde faaliyet göstermiştir. Hücvîrî’nin Keşfü’l-mahcûb’u da çok rağbet gösterdikleri bir eserdir. 24 . Çiştiyye tarikatı mensupları ilk dönemlerinde. Şâzeliyye. Sa‘diyye’de zikir kıyâmî usulle yapılır. tasavvufî eserler. Michel Valsan. taşra hankahları dönemi (XIV-XV. Sâbiriyye kolunun doğuşu ve gelişmesi dönemi (XV. Çiştiyye tarikatının tarihi “büyük şeyhler” dönemi (1200-1356). Halep. İslâm dünyasında kurulan Kâdiriyye ve Rifâiyye gibi ilk büyük tarikatların pîrleri olan Abdülkâdir-i Geylânî ve Ahmed er-Rifâî ile çağdaştır. Anadolu’da Bursa. Şeyh Şehâbeddin es-Sühreverdî’nin Avârifü’l-maârif’ini tarikatlarının temel kitabı olarak benimsemişlerdi. Sinâviyye. Enbâbiyye. Sa‘diyye İstanbul’un dışında Anadolu’da ve Balkanlarda da faaliyet göstermiştir. Endonezya. Edirne ve Tekirdağ tarikatın faaliyet gösterdiği merkezlerdir. Rene Guenon (Abdülvâhid Yahyâ). Çiştiyye’de tasavvufî düşüncenin temelini “vahdet-i vücûd” kavramı oluşturur. Şâzeliyye tarikatında cehrî zikir esastır. Sa’diyyenin kolları vardır.) ulaşır. yüzyılda Batı’da en çok ilgi gören tarikatlardan biri olmuştur. Kahire ve Tunus gibi şehirlerde teşekkül etmiş ve sonraki dönemlerde Mısır’ın yanı sıra Mağrib bölgesine de yayılmıştır. 29 Zilhicce 575 (26 Mayıs 1180) tarihinde vefat eden Sa‘deddin el-Cebâvî. Anadolu.Bedeviyye’nin Mısır’da bugün mevcut olan kolları şunlardır: Hamûdiyye. Ian Dallas (Abdülkâdir es-Sûfî) ve Gai Eaton gibi ihtida etmiş önemli aydınların Şâzeliyye tarikatına intisap etmesi. Nablus ve Sayda şehirleriyle bunlara bağlı köylerde. Kastamonu. Selâmiyye.

4. Bedeviyye tarikatının kurucusudur. Âyin esnasında şeyh yüzükoyun yere uzanmış olan müridlerin üzerinden zikir ve dua ederek yürürdü. Bedeviyye’nin Mısır kültüründeki yeri. DEĞERLENDİRME SORULARI S.5. “Sa‘diyye tarikatında önemli uygulamalardan biri olan âyinidir.Ayzâb/Mısır d) Ahmed el-Bedevî.Cebâ / Suriye b) Muînüddîn Hasen el-Çiştî.Ahmed b.” Bu ayinin ismi aşğıdakilerden hangisidir? a) Nevre Ayini b) Devse Ayini c) Sema Ayini d) Zikir Ayini e) Cem Ayini S. Bedevî’nin Kuzey Afrika ve özellikle Mısır’ın dinî-tasavvufî hayatında derin izleri olduğu gibi tasavvuf tarihi içinde de önemli bir yeri vardır. Bektaşîliğin Anadolu ve Rumeli’deki tesirine benzetilebilir. Bedeviyye Mısır dışında pek yaygınlık kazanmamıştır.1. Aşağıdaki isimlerden hangisi Şazeliyyenin önemli isimlerinden biridir? a) Ebü’l-Abbas el-Mürsî b) Şeyh Alâeddin Ali b.3.Ecmîr / Hindistan c) Ebü’l-Hasen eş-Şâzelî. Hatta Kuzeybatı Afrika’da yaygın olan tarikatlar arasında bile görünmemektedir. Tasavvuf ehli onu Abdülkâdir-i Geylânî. Aşağıdaki isimlerden hangisi Sa’deddin Cibavî ile çağdat tarikat pirlerinden biridir? a) Abdülkâdir-i Geylânî b) Muînüddîn Hasen el-Çiştî c) Ebü’l-Hasen eş-Şâzelî d) Mevlana Celaleddin Rumi e) Ahmed el-Bedevî S. Daha çok Mısır’da yaygın olan bir tarikattır.Şam / Suriye S.Tanta/Mısır e) Ebü’l-Hasen eş-Şâzelî.2. Ahmed er-Rifâî ve İbrahim ed-Desûkî ile birlikte “Aktâb-ı erbaa”dan biri olarak kabul eder. Aşağıda verilen tarikat kurucuları ve vefat yerleri ile ilgili eşleşmelerden hangisi doğru değildir? a) Sa‘deddin el-Cebâvî. İbrahim el-Fâsî et-Tantâvî el-Bedevî. Mısırda bu gün kolları vardır. Sadece Mısır Sa‘dîleri arasında icra edilen bu âyin 1881 yılında Hidiv Mehmed Tevfik Paşa tarafından müslümanları zelil kıldığı gerekçesiyle yasaklanmıştır. Ahmed Sâbir c) Ekber Şah d) Şeyh Çemâleddin Hanevî e) Nizâmeddin Evliyâ 25 . Daha çok Hindistanda yaygınlık kazanan karikat aşağıdakilerden hangisidir? a) Sühreverdiyye b) Şazeliyye c) Sa’diyye d) Çiştiyye e) Cibaviyye S.

“Sa‘diyye”. Hür Mahmut. Işın. VI. I-II. s. Hür Mahmut. 2010. 410-413. Gazî Hüseyin. İstanbul: Dergah Yayınları. E 2. Ekrem. el-İskenderî. İstanbul: İnsan Yayınları. “Ebü’l-Hasen eş-Şâzelî”. 1098. Silsilenâme-i Sûfiyye. 387-388. Şeyh Sa’deddin Cebâvî ve Sa’dilik. DİA. Mustafa. Osmanlı Toplumunda Tasavvuf (18. DİA. Muslu. Ramazan. “Sa‘deddin el-Cebâvî”. DİA. “Çiştî”.A 26 . 2003. “Ahmed el-Bedevî”. I-IV. XXXV (İstanbul 2008). D 5. Hür Mahmut. Özel. s. A. s. s. “Şâzeliyye”. 387-390.. s. A 3. İbn Atâullah. nr. s. 47. İstanbul: İnsan Yayınları. XXXVIII (İstanbul 2010). Nizami. Ahmet Murat. Özel. Dımaşk 1992. Kara. XXXVIII (İstanbul 2010). Yüzyıl). DİA. DİA. K. Hacı Selim Ağa Ktp. DİA. “Sa‘dilik”. İbnülemin Mahmud Kemal. B 4. 1988. II (İstanbul 1989). XXXV (İstanbul 2008). 394. CEVAP ANAHTARI 1. Son Asır Türk Şairleri. Ahmet Murat. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi. s. Letâ’ifü’l-minen. VIII (İstanbul 1993). Yücer.. Yücer. Aziz Mahmud Hüdayî. 342-346. Yücer. et-Tarîkatü’s-Sa‘diyye fî bilâdi’ş-Şâmiyye.KAYNAKLAR Aga. Mehmed Şükrü. 385-387. Dımaşk 1424/2003. M.