You are on page 1of 233

1

Stephen Harrod Buhner

YERYÜZÜ İLE KONUŞMA SANATI
KUTSAL BİTKİLERLE ŞİF ACI OLMAK
İngilizceden çeviren: Tanya Çelebi

okuyantJus

okuyan(Jus
Flora Dizisi

1

Yeryüzü ile Konuşma Sanatı
Kutsal Bitkilerle Şifacı Olmak

Stephen Harrod Buhner
ISBN:

978-605-4054-73-2
13838

Sertifika No:

1.

Baskı: İstanbul, Mart

2012

Yayın Yönetmeni: E bru Demetgül
Çevirmen: Tanya Çelebi
Editör: Ayşe Dirikman Kalıpçı
Yayına hazırlayan: Seda Arıcıoğlu
Kapak Tasarımı: Ebru Demetgül
Grafik Tasarım: Reyna Yiğit

12/102 Topkapı,
(0212) 585 00 81

Film, baskı ve cilt: Duplicate Matbaa Çözümleri San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.

(0212) 674 39 80,

Maltepe Mah. Litros Yolu Sok. Fatih San. Sit. No:

Zeytinburnu, İstanbul Tel :
Orijinal Adı:

Faks:

Sacred Plant Medicine, The Wisdom in Native American Herbalism

Copyright © 1996, 2001, 2006 by Stephen Harrod Buhner

Bu eserin yayın hakları Akçalı Telif Hakları Ajansı aracılığıyla satın alınmıştır.
Her hakkı saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla
çoğaltılamaz.

©

Okuyan Us Yayın Eğitim Danışmanlık T ıbbi Malzeme ve

Fulya Mah. Mehmetçik Cad. Eser Apt. A Blok No: 30 Daire: 5-6
Fulya, Şişli, İstanbul Tel: (0212) 272 20 85 - 86 Faks: (0212) 272 25
Reklam Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti

okuyanus@okuyanus.com.tr
www.okuyanus.com.tr

32

1

Stephen Harrod Buhner

YERYÜZÜ İLE KONUŞMA SANATI
KUTSAL BİTKİLERLE ŞİFACI OLMAK
Kızılderililerin Bitki Bilgeliği
Nehrin Şifacı Kartalı'nın önsözü ile

İngilizceden çeviren: Tanya Çelebi

okuyantJus

. Yolumuz açık olsun .Okuyan Us.com . . Flora Dizisi ile yeryüzü bilgeliğine bir kapı aralıyor. Biz onlara tanıklık ediyor ve geçmişin izlerini sürüp yarınlara taşıyoruz. olymposflora. . yeryüzünün canını hissedenlerin dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar onu kollamak ve gözetmek için türlü yollar buldukları. Bu kapıdan şu an itibariyle görünen. . Flora Dizisi editörü Ayşe Dirikman Kalıpçı www . Yaşamı kutlayarak ve çoğalarak.

lçiNDEKİLER Teşekkür 7 Giriş 9 Genişletilmiş Önsöz 13 Önsöz 21 1 Kutsal Olan ve Yeryüzü 29 2 Yeryüzü ile Şifalanmak 43 3 Kutsal Bitki Tıbbının Görüleri 51 4 Bir Bitkinin Kutsal Şarkısı 63 5 Bitkilerle Kutsal İlişkiler Kurmak 75 6 Kutsal Yoldan Şifa Vermek 93 7 Şifayı Toprak'ın Derinlerinden Çıkarmak: Tıbbi Bitkileri Yabanıl Doğadan Toplama Sanatı 109 Bitkileri ilaç Haline Getirmek: Herbalizmin Teknolojisi 1 17 Tören: Bitkilerle Daha Derin Bağlar Kurmak 129 Rocky Dağları Bölgesinin Dört Kutsal Bitkisi: Kutsal Nitelikleri ve ilaç Olarak Kullanımları 1 49 11 Bitkiler ve Kutsal Kullanımları ile İlgili Kısa Bir Özet 165 12 Gaia'nın Doğuşu 20 1 Ek: Yabani Bitkileri Toplama Etiği ve Yönergeler 211 Notlar 217 Okunması Önerilen Kitaplar ve Bitki Kaynakları 225 Yazar Hakkında 229 8 9 10 .

Yaratıcıya.Öğretmenlerime. Toprak Anaya. Bitkilere. .

.TEŞEKKÜR Bir yaşama ve bir eserin meydana gelmesine etki eden insanların sayısı öylesine çoktur ki. bir telefon defteri kadar ilginç ve düşündürücü olan bir listeyi gerektirecektir. konulan gözden geçirip yazan Kelly Kindscher ve Bill Lyon'a. Buna karşın. cesareti ve -yürüdüğü yola ve kutsal çubuğun görülerine. bu kitabın doğuş sürecine destek olan birçok insana şimdi burada teşekkür etmek istiyorum. Ölmeden önce bilgilerini paylaşma cesareti gösteren şifacılara. küçücük bir umut kıvılcımının bazen ne denli kolaylıkla sönebildiğini bildiği için benim ilk yazılarımı okurken asla gülmeyen. beni bitkilere tanıtıp yolculuğun başlamasına öncülük eden Cathe­ rine Hunziker'e . onlann her birini anmak. gece geç saatlere kadar benimle sohbet edip bana önerilerde bu1 unan ve desteğini esirgemeyen eşim Trishuwa'ya. . .G. hatta onlara tebessüm hile etmeyen john Dunning'in arkadaşlığına ve bilgeliğine . . özellikle Main'gans ile Baykuş Kadın'a. sebebi kitabımın içeriğinde açıkça görüldüğü üzere büyük-büyük ninem ve dedem C. 1 5 yıllık arkadaşlığı için ve coşkusuyla bize eşlik edip akıl hocalığı yapan Ed Canda'ya. güçlü bir şahsiyeti olan ve benimle sayısız telefon konuşması yaparak sohbetleri ile eğitimini sürdüren Wabun Rüzgan'na. bana yoldaşlık eden oğlum Benjamin'e. "Giving Voice To Bear" de gösterdiği bütünlük ve içgörüsü ile David Rockwell'e. ve .adanmışlığı için Nehrin Şifacı Kartalı'na. bana dostluğun anlamını öğreten büyükannem Edna Buhner'e . ve Marry Harrod'a. . görkemli çizimleri için Cyncie Marini'ye . Roberts Rinehart'ta kitaba inanan Toni Knapp ile Rick Rinehart'a.

.

Kitap boyunca pay­ laştığı kendi derinleşme süreci ile birlikte insanlığın kutsalı arayışının doğası üzerine yürüttüğü fikirler. En sade şey­ lerden ahenkli ve sürdürülebilir bir yaşamın derin anlayışını üretir. bu kadim ve hayat dolu potansiyeli iarketmeliyiz. Kadim bitki bilgisini yerli halktan öğrenmek doğal bir şeymiş gibi görünüyor. yine de insanlığımızın tümüne uyanmalı ve spiritüel Yeryüzü bilgeliğinin. Yapmamız gereken tek şey. bu kitap daha engin bir bilgide derinleşmenize öncülük edecek. belli bir konunun yanı sıra (ki bu konu burada kutsal bitkilerin nasıl kullanılacağı ile ilgilidir) iyi bir yaşam sürebilmenin de yoludur. Böylesi bir anlayış. yaşlı yerlilerin ifadelerinden alınan kapsamlı açıklamaların ötesinde onların aktarılış biçimiyle. ırktan ya da kültür zemininden gelmek gerek­ mediği açıklık kazanır. iki ayaklılar ailesi için en güncel konulardan biri kutsal olanla yeniden tanışıklığa geçmek iken. böylesi bir biliş. salt bilgi içeren bir kaynak değil. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı . bütünlük ve kutsallığı arayanlara ciddi anlamda ya­ ran dokunabilecek mahiyette. Tüm bilgelik kaynaklarında olduğu gibi burada da aktarılmak istenen. bugünün dünyasında en değerli şeydir. Stephen Harrod Buhner'in kitabı bu yolculuğu anlamamız için mükemmel bir fırsat sunuyor. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı.GiRİŞ Nehrin Şifacı Kartalı Öyle bir zaman ki. herkesin doğumuyla birlikte getirdiği bir hak olduğunu ıdrak etmeliyiz. Nitekim bu kitap. hatta özellikle de bilgelik yoluna iletecektir. Stephen'ın kendi öğrenme sürecine yaklaşımı ile dile getirir Yeryüzü bilgeliğini . Eğer ahengi bulmayı istiyorsak. dikkatimizi onun belirişine ada­ maktır. deneyimlerin ve bilgeliğe doğru derinleşmiş olan bilginin de kitabıdır. . Kutsal olana dair aradığınız bilginin biçimi ne olursa olsun. . Ku­ ::ey Amerika topraklan ile uyum içerisinde yaşayabilmenin yolunu arayıp bul­ mak için herhangi bir renkten. Onun ifadelerinde.

kadim ve içsel bazı şeylerin kıpırdandığını hissedeceksiniz. o. Sadece kendimizi yaşama açmanın dişil dersini almaya ihtiyacımız var. Burada dile gelmiş olan ifadelerin can ve cesaret verdiği en önemli konular­ dan biri de kendimizi ve bu dünyayı iyileştirmek için üniversitelerden yüksek notlar almaya veya yüce gurulardan dersler görmeye ihtiyaç duymayışımızdır. sayısız nesillerin acıklı tecrübelerinin de doğ­ ruladığı gibi doğayı fethetmekle değil. bu. ormanla­ rın birer üniversite olduklannı daha bir açıklıkla görmeye başladım. her şeyin içindeki bilin­ ci onurlandırmanın. Bill. Eğer bu yolu Stephen ile birlikte yeterli bir süre boyunca yürüyecek olursanız. içinizde çok özel. başka yaşam biçimleriyle aramızda oluşturduğumuz çatlakların içine doğru sızdığını fark edeceksiniz. yaşamın bilgeliğine derinden saygı duymanın etkileyici birer ifadesidir. ağaçların yasayı öğretenler olduğunu söylemişti. orada 10 Stephen Harrod Buhner . sürdürülebilir tarımın ve yaşam yolla­ nnın oluşturulmasına adamıştır kendini. çevremizdeki yaşamı samimiyetle dinlemenin büyüleyici gücünün. kendime iyi bir yaşam için örnek aldığım kişilerden biri. bu yeniçağdaki gerçek eğitmenler çiftçiler ve hayatta kalmamızı sağlayan yaşamı ellerinde tu­ tanlar olacaktır. kendinizi bu düşünce yapısının içinde bulacak. Bu kitabı okudukça. Her bölüm. "Batının bakış açısıyla bakan insanlar için. geriye ka­ lan kitaplan da aynı uğurda gübre haline getirmemizi öğütler. sürdürülebilir bir kültürü (per­ makültür) yeniden kurma gayesiyle. onun. bitkilerle kurulacak kutsal ilişkinin anlaşılmasını gerektiren düşünce yapısını kavramanın güç ol­ duğundan" bahseder. Hayranlık veren sıra dışı yaklaşımı ile bizlere "doğanın kitabını" okuma konusunda cesaret verirken. Kehanetlerimizin de bize aktardıklan üzere biliyoruz ki. nitekim bu dünya ile doğrudan ve samimiyetle temas kurmak isteyen herkes. Tüm insanlığın doğal bir parçası olan bu yol yordamlara uyanırken sevinç duyacaksınız. Kurtuluşumuz. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı. fakat "yabanıllığın efendileri olmakla" mümkündür. bir üst bedenimiz olan Yeryüzü'nü iyileştir­ meye yönelik yollar sunar ve bu noktada dikkatimizi insan yaşamının bitki insanlanyla desteklenmeye başlandığı yere odaklar. doğumsal hak olarak sahip olduğumuz özümüzdeki derin bilgiyi anmamızı hatırlatacak şeydir. Atalanın bana. Bu gerçeği dile getiren kimi yerli halklar. Ben bunun üzerinde uzun süre düşünüp anlamını kavramaya çalıştım.Stephen. İşte bu sebepten Stephen'ın son bölümde Bill Mollison'un sözlerine yer vermiş olmasından ötürü mutluluk duydum. Farkındalığım arttıkça. insanlann yaşam ağı içerisine ne şekilde dokunmuş olduklarını zamanla kavrayabilmişlerdir.

birbirleriyle iyi ilişkiler içinde olan ve "ha­ yatın" sürdürülmesini sağlayacak yaşam biçimleri içine kendimizi yeniden doğurmalıyız. Onlar bizim atalanmızdır. biz iki ayaklıların sıklıkla mücadele ettiği duygusal konulan da bir­ biri içinde eritebilmişlerdir. güzelliklerin. böylesi buhranlarla dolu günlerde bu gerçeği daha iyi anlayabiliyoruz. çünkü İncil'de geçen kelime kökeni itibarı ile "humble" . Yalnızca ağaçlar değil. Onlann titreşim halindeki zekalanndan. çubuğu kullanma eyleminin ne kadar da kutsal olduğuna dair anlayışını açıklıkla aksettirmektedir. Çu( * ) Barış çubuğu olarak da bilinen. Çubuk töreni. Bir­ lik ve bütünlüğü simgeleyen bu çubuk.). zengin bir yeşillik ile kuş cıvıltılannın hüküm sürdüğü yenilenmiş bir yaşam olmalıdır ki bu. Kızılderililerce tütün ve daha başka bitki karışımlarını iç­ mekte kullanılan pipo (ç. beslen­ me ve iletişim kurma doğrultusunda faydalanabilecek olan bizler. en tesirli törenlerimizden biri olup Yeryüzü'nü iyileştirici güce sahiptir. oksijen ve su döngüsü sayesinde bu güzel yeryüzünü yaşanabilir bir hale getirmişlerdir. Söz konusu olan bir "Kızılderili oyunu" veya çemberdeki diğer bireyleri etkilemek değildir. Toprak Ana mutlu olduğunda bizler de mutlu olacağız. bereket ve ışığın. yedi neslin çocukla­ nna gerçek bir armağandır. bu sayede kendimizi daha bütün hissedecek. sürdürülebilir bir hayatın var olduğunu görebilir. Buff alo Kadın Şarkı Söyleyerek Geliyor adlı kitabımda Banş Çubuğu Kadını Beyaz Bufalo Yavrusu'nun (White Buffalo Calf Pipe Woman) gelişini ve bize kutsal çubuk* aracılığı ile getirdiği kutsal armağanları hikaye ediyorum. Stephen da bize çubuğu ile arasındaki sevgi dolu ilişkiden ve bu ilişkisini derinleştirmek üzere izlediği yollardan söz etmekte. "humus " sözcüğü ile aynı kökten türemiştir ve "topraktan olan.çeşitlilik içinde zengin bir yaşamın. Çubuğa olan bağlılık. çevremizdeki yaşama şifa veren titreşimler yaymaya başlayacağız. toprağa yakın olan" anlamındadır.n. Bu yeni zaman gelip çattığında. Bu maddesel ortak yaşamın yanı sıra onlar. çünkü dünyanın bir bütün haline gelebilmesi ilişkileri­ mizin duygusal bağlamda iyileşmesine bağlı. bitki aleminin diğer sakinleri de bize çok şey öğre­ tecekler. İncil'de yeryüzüne gariplerin egemen olacağından söz edilir. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 11 . böylesi bir zamanda hayati önem taşıyan tüm ilişkileriniz adına dua edip onları kutsamak için yapılır. onu şifa amacı ile kullanmak ve bu törenin yapılması için çağrıldığınız her yere gitmeye hazır olmak anlamına gelir. yalnızca felaketlerin önünü almak değil. Erişmemiz gereken menzil.

bitkilerle olan ilişkimizin yalnız­ ca bizi ilgilendirmediğini fark etmemizi ister bizden. Kısacası bu kitapta anlatılan şey. Oradaki dostlarımız uğruna kendimizden bir şeyleri feda etmeyi göze almış olmalıyız. Kutsal bitkilerin şifası üzerinize olsun . bu bizi kutsal ekologlar olarak harekete geçirecektir. İnsan gerçek bir dostuna nasıl yaklaşırsa. . Yaratıcı'nın bu Toprak Ana'yı biçimleyici yasasını hatırlatır. ''Yaşam çemberinde yer alan herhangi bir kimseye veya varlığa karşı yaptığın şeyi gerçekte kendine yapmaktasın. varlıklara ve unsurlara yönelmeli ve kendimizi onların hizmetine adamalıyız. Bu sayede . Tüm bunların yanı sıra. her ne ile meşgul olursanız olun. . " İster kutsal bitki tıbbı olsun ister başka bir şey. dıştaki şifa çemberiyle daha etkili bir çalışma yapabiliriz. Stephen'ın bize verdiği birçok alıştırma.buğu taşıyan kimse. 12 Stephen Harrod Buhner . kendi içimizdeki bütünlüğe erişmemiz için kadim bir töreni kullanır. Bizden beklenen. Bizden her defasında yeniden içimize dönmemizi ister ve bizi öyle bir yere ulaştırır ki. içtenlikli ve sabırlı bir dinleyici olup çevremizdeki ve içimizdeki yüce seslere kulak vermektir. hep bu anlayışın yaşamımızda bir gerçeklik olarak yansıma­ sına yöneliktir. " Bu yasaya bağlı olarak dile getirdiği bir diğer ifade de bize dokunaklı bir şekilde hatırlatmaktadır ki. oradaki varlıkla da karşılıklı bir alıp verme halinde ve sevgi içinde olmalıdır. çünkü her şey Bir'dir . Bu süreçte hem kendimizi hem de yuvamız olan bu alımlı yeryüzünü tanıya­ cak ve bunu yaparken şimdiye kadar hissetmediğimiz bir samimiyet ve sevinç duymaya başlayacağız. Yaklaşımımız her zaman için. halkın hizmetkarıdır ve yaşam dokusunu yeniden onar­ maya kendini adamıştır. orada kendimizi daha bütün hissederiz. yaşamın güzelliğine ve olasılıklarına uyanmamızın bir yoludur. İçsel şifa çemberi alıştırması muhteşemdir. yaşamın bütünü ile yeniden bağlantı ku­ rabilmemizin. bir beklenti veya isteme haline değil karşılıklı bir ilişkiye dayanmalı. bu anlayış büyük önem taşır. Barış Çubuğu Kadını Beyaz Bufalo Yavrusu bize. Bizler her zaman kutsal ve güçlü olan yerlere . "Her şeyle ve tüm varlıklarla iyi ilişkiler içinde olmalısın.

bedenlerinin neresinde yaşıyor oldukla­ rı sorulduğunda ilginç bir açıklamada bulunur. kal­ bin biliş ve farkındalıktaki rolünü incelemeye giriştiler. . dünyanın doğrudan kendisi üzerinden bilgi toplamanın yoludur. dünyayı oldukça farklı yollar­ dan deneyimliyorlar. Dünyaya kalpleri yoluyla yaklaşanların önünde açık du­ ran alemler. insan organizması bütününün de doğrusal ifadeler olmadığı ile ilgiliydi. göğüs bölgelerini gösterirler. işte bu noktada belli eder kendini. Oysa bizlerin yaşadığı kültürden insanlara aynı soru sorulduğunda. onlar. . Bilinçlilik ile ilgili olarak 1 960'ların sonlarında başlatılan araştırmalar. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 13 . onlar baş bölgesini işaret ederler. her bir organımız gibi. bizleri diğer yeryüzü sakinlerinden ayıran farklılık beynimizle ilgiliydi. Böylelikle kalbi. bitkisel şifaların kullanımlarını bitkilerin kendisinden öğrenmenin yoludur . Bu yol. bilinci bu önyargı olmaksızın ele aldılar. . çağdaş kültürümüzün karşı karşıya bulunduğu bir indirgeme yoluna gitmek değildir.GENİŞLETİLMİŞ ÜNSÖZ Bu kitap. ta­ mamıyla beyin üzerine odaklanmıştı. . onun düşünül­ düğünden daha hareketli olduğu ve bedendeki daha başka alanlan kendine kolaylıkla mesken tutabildiğini farketmeye başladılar.5cm üzeri ile kafata­ sının Sem ötesine doğru olan yerdir gösterdikleri. Kadim ve yerli halkların birçoğu. dolayısıyla da araştırmalarında çok daha açık fikirli bir yol izleyebildiler. Bu araştırmacılar­ dan bazıları. Son zamanlarda kalp üzerine yapılan çalışmalarda açığa çıkan en önemli keşiflerden biri. Halbuki son 20 yıl­ da bazı araştırmacılar. Batılıların varsayımına göre . özellikle de gözlerinin yaklaşık 2 . dünyadan bilgi toplamanın belli bir yolunu tarif eder. bu tüm kadim ve yerli halkların bildiği çok daha eski bir yoldur. bütünün parçaların toplamından çok daha fazlası anlamına geldiği organizmalar . doğrusal olmayan daha karmaşık organizmalardır. bilincin beyinle sınırlı kalmadığını fark ederken. Nitekim kendini kalbinde tarif edenler ile beyninde tarif edenler. dünyayı beyni ile deneyimleyenler tarafından algılanamaz bile. burada söz konusu olan. Batılılar ile yerli halklar ara­ sındaki büyük farklılık.

Birlikte hareket edip titreşmeye başlıyorlar. organizmayla bütünleştirilir ve bir karşılık verilir. o molekülün kendi varoluş durumunu ne şekilde etkileyeceğini anlatır. Bu eş zamanlılık anında. ne ka­ dar da yakından bakılsa parçalann içinde asla bulunamayacak şeydi. . Bütün sistem. böylesi doğrusal olmayan bir sistemdir. önemli olan sözlerden çok sözlerin özü olan anlamdır. Hepsi de. bizlerin ruhu gibi. Her bir molekülün bir alt birim olduğu tek bir sistem . Fakat tabii ki. elektromanyetik sinyal­ lerin akışı ve daha pek çok şey. Bu anlamlar incelenir. her biri ruhun gücünü taşımaktadır.hareketlerinin ilk başta rastlantısal olduğunu keşfet­ tiler. Fakat önceden tahmin edilemez bir anda. konuştuğumuz dildeki gibi. onu algılayan organizmaya. Bu bilgi akışı çeşitli dillerde ortaya çıkmaktaydı: ısı dalgalanmaları. yeni sistem aniden ortaya çıkan davranış biçimleri de sergiliyordu. İşte bu. tüm moleküller aynı anda eş zamanlı olmaktaydılar. Parçalardan bütüne ve bütünden parçalara doğru öyle hızlı ve kesintisiz bir bilgi akışı söz konusu oluyordu ki. kendi kendile­ rini düzenledikleri noktada dengeyi bozacak karışıklıklara karşı olağanüstü hassastırlar.Bilim insanlan. milyarlarca ve milyarlarca temas noktalarında oluşturdukları. bu sayede sistem iyiden iyiye kararlı hale geliyordu. kimyasal bileşimlerin ayarları. O yalnızca 14 Stephen Harrod Buhner . Gerçekte onlar dengenin eksiksiz olduğu anı hatırlar ve yaşanı­ lan boyunca o dengeye uyumlanmış olarak kalırlar. basınç veya hız değişimleri. Dolayısıyla içteki ve dıştaki dünyalarını. onlar için canlı birer kimlik gibidir. Bu bilgi akışı çevreden içeriye ve içerden çevreye olmak üzere bir yol izliyor ve sistemin kararlılığını etkileyebilecek dış etkenler olup olmadığını inceliyordu . milyarlarca ve milyarlarca molekülün -kapalı bir kabın içi­ ne yerleştirildiklerinde. Başka bir deyişle onların her biri ileri bir zeka düzeyindedir. Bir yandan kendini örgütler. Eş zamanlı oldukları anda. . Geçmek durumunda kal­ dıklan eşik. Tüm yaşayan sistemler aynı işleyiş biçimini sergiler. parçalann toplamından öte bir varoluş duru­ muyla ortaya çıkan güçtür. parçalannın toplamından daha fazlası olan bir şey beliriyordu . madde ve bilgiyi işleyebilirler. bir yandan da ani davranışlar sergiler. parçalar ya da alt birimler üzerinde etkin olmaya başlıyordu ve bu sayede daha karmaşık eş zamanlılıkların oluş­ masına öncülük ediyordu . Böylelikle varoluşlannı sürdürebilmeleri için gelen tüm enerjiyi. Bu ruh gücü ise. Kalbimiz. Bir molekülün içindeki anlamlan ifade eden elektromanyetik (EM) imza . sıkı sıkıya birbirine bağlanmış çiftler halinde eş-düzenli bir bütüne dönüşüyorlardı. hepsi de kendi ken­ dini düzenler ve ani davranış biçimleri gösterirler. birbirine sıkı sıkıya bağlı çiftler üzerinden gözlerler.

kalplerinizin birbirine dokunduğu bir deneyimdir.. Kalbin her alanındaki bilgi diğeri tarafından alınırken. (Eğer 1 50 veya 180cm. . Kuzey Kutbundan Güney Kutbuna uzanan . O anda "onun alanına" girmiş olduğunuzu fark edersiniz. ta ki ölene kadar.kadar mesafede durup kollannı iki yana açmış olan bir arkadaşınıza doğru yavaş yavaş yaklaşmayı deneyecek olursanız. Yeryü. onunla 30 veya 45cm. Onlann bir arada oluşturduklan alan. leğen kemiğinden kafatasının tepesine kadar uzanır.çarptıklannda bir elektrik alanı yaratmalandır. fizyolojik olarak farklılıklar meydana gelir. çırpınmaya başlar. bilici. çok hızlı bir bilgi alışverişi ger­ çekleşir. Oysa hız ayarlayıcı bir hücre alınıp bu hücrenin çok yakınında bir yerlere konursa . kalp -ve onun alanı da. böylelikle yeni hücre de ilk hücre ile eş za­ :nanlı atmaya başlar. hız ayarlayıcı ilk hücre.:. Özünde.. tıpkı radyo dalgalan gibi. Oluşturduklan alanın elektromanyetik gücü . yalnızca bu alanlardır. hormonal akış değişir. Bu . . o eşsiz bir tür beyindir..Jirbirlerine dokunmasalar bile eş zamanlı hale gelerek birlik içinde çarparlar. kalpte milyonlarca hücre ile sıkı sıkıya eş­ leşirler. kabaca omurga boyunca konumlanır. algılayıcı bir organ ve güçlü bir elektromanyetik üreteci ve alıcısıdır. beyinin elektromanyetik gücünden 5 bin kat daha fazladır ve aşın has­ sas bilimsel araçlarla bedenden 3 metre uzaktan bile ölçülebilir.'lik mesafedir ve oradan uzaya doğru sonsuz bir şekilde yayılır. düzenli aralıklarla nabız gibi atma­ \·a \·eya salınmaya başlar. Birbirine dokunması gereken. kalbin işleyi­ şi değişir. karşılıklı bir konuşma halidir yaşanan.ll\Tetli bir endokrin bezi değildir. Düzensiz çarpan bir hücreyi düzenli çarpan bir hız ayarlayıcı hücrenin yanına getirirseniz çırpınması durur ve onunla birlik içinde atmaya başlar.'lik bir mesafeye geldiğinizde bu alanı hissedebilirsiniz. Onun ardından biçimlenen her hız ayarlayıcı hücre �endini bu ilk hücreye eklemler. Onların fiziksel olarak birbirlerine dokunmaya ihtiyaç duymamalannın nedeni -salı­ nan her biyolojik oluşum gibi. Kendini düzenleme anında.W ile Kon�ma Sanatı 15 . Kalp hücreleri yalnızca birbirlerine katılmakla kalmazlar. çılgınca \-e düzensiz biçimde atmaya. Kalpte kalp atışlannı düzenleyen hız ayarlayıcı hücreler vardır. bedenin yüzeyinden 45cm. Bu iki alanın birlik içinde salınmaya başladığı anda. Bireysel hız ayarlayıcı hücreler. Bu alanın en güçlü olduğu yer. Bu tıpkı yeryüzünün manyetik alanı gibidir.karşılaştığı herhangi bir elektromanyetik alana dahil olabilir.) Bu alan. her bir hücrenin tek başına oluşturduğundan çok daha geniştir. Eğer kalbin hız ayarlayıcı hücrelerinden biri bedenden alınıp canlı tutulacak ve bir kenarda yaşatılacak olursa ritmi bozulur. '.

tıpkı bir radyo alıcısının radyo dalgalan demetini alarak çözümlediği gibi. onun kendine özgü elektromanyetik imzasından tanınabilir. o isimlendirilemeyen eşsiz duygu bütününü deneyimleyeceksiniz. duygular olarak. Kaldı ki birçok 16 Stephen Harrod Buhner . karşılaştığı elektromanyetik alanlardan bilgi alabilmek üzere onları düzenli olarak tarar. Nasıl ki temel renkler bir araya gelerek gördüğümüz tüm diğer renkle­ ri oluşturuyor ya da temel tatlar. anneninkiyle birlikte çarpar ve doğumdan sonra da özellikle süt verirken aynı durumu sürdürür. Yaşayan canlılar. içinde barındırdığı güçleri ve çok daha fazlasını . bu nesnenin elektromanyetik imzası kalbinizde ilerlerken. Karşılaştığımız elektromanyetik alanlar içinden algılayabileceğimiz ince duygu farklılıkları. kendi elektromanyetik alanının biçimini değiştirmektedir. tadabildiğimiz tüm diğer tatlan meydana getiriyorlarsa. Kalbin içine aldığı belli elektromanyetik enerji tayfı. Doğumdan sonraki evrede kalp. Annemizin rahmindeyken. renkler veya sesler olarak değil de duygular olarak deneyimlenir. onun sağlık du­ rumunu. Çok basit bir örnek üzerinden ilerlemek gerekirse. duygusal durumdaki en küçük değişim de yeni kalp ritimlerinin oluşmasına yol açar. deneyimlediğimiz renkler veya tatlar kadar çeşitlilik gösterirler. temel duygular da -çılgın. . Kalbin işleyişindeki en küçük bir farklılık. onu meydana getiren organizmayla ilgili her şeyi kodlar. Her ikisi de elektrokardiyografik (EKG) ve manyetokardiyografik (MKG) okumalarda hemen kendini gösterir. Çocuğun oluşmakta olan kalbi. Bizler doğumdan sonra her zaman elektromanyetik alanlara karşı hassa­ siyet gösteririz . çün­ kü yaşamımızın ilk deneyimlerinden biridir. bir bitkinin ürettiği her kimyasal. tarihini. bizler için oldukça doğal bir durumdur. Her alan. Bizler bu alanlan eşsiz bir yoldan deneyimleriz. bilinci beyine yerleştirme­ ye alışmış olanlarımızın içinde körelmeye uğramıştır. mevcut bilgiyi alarak onu çözümler. . anne kalbinin alanıyla çevrelenmiş bir haldeyizdir. üzgün. çünkü anne kamında böylesi bir iletişim dilinin içinde bi­ çimlenmişizdir. sevinçli.bir ara­ ya gelerek deneyimlediğimiz diğer duygulan meydana getirirler. Annenin anlam dolu duygulan. aslında uzmanlık alanı duygular olan "olağanüstü duyarlı" duyu organıdır. korkmuş.B u tür bir karşılıklı konuşma. Kalp. Ne yazık ki bu ince ayardaki duygusal dünya algısı. oldukça karmaşık elektromanyetik alanlar taşırlar. Kalple düşünmeye ve bu tür bir algıyı geri kazanmaya başlamanın en sade yollarından biri. . yeni duygu kümeleri yaratırken. önünüzdeki herhangi bir nesneye. Annenin elektromanyetik alanı bilgi ile doludur: çocukla ilgili neler hissettiği. . belki de bir bitkiye bakarken şu soruyu sormaktır: "Bu nasıl bir duygu?" İşte o zaman. sevilip sevilmediği. istenip istenmediği . Be­ bek ise.

Bir anlamda bilgi ak­ tarımına. Bu rastlantısal bir şekilde gerçekleşmez. tatlar. görüntü. bir insan. Kalbin sinir hücreleri de beyindeki sinir hücreleriyle aynı biçimde işlev görürler. Tıpkı bir radyo alıcısının radyo dalgalarını müziğe çevirdiği an­ daki gibi bir tür tercüme süreci gerçekleşir . tıpkı beyinde olduğu gibi. Bu bilgi akışı kendine özgü bir dilde olsa da kelimeler yoluyla gerçekleşmez. ses. duygular.. beyindeki belli merkezler­ le doğrudan bağlantılan vardır ve bu bağlantılan kesmek mümkün değildir. kelimeleri kullanmaksızın anlamın doğrudan taşınması gözüyle de bakılabilir. bilgi akışıyla ilgili bir geştalt (bütünsel biçim) meydana getirir. 3) hafıza. Beyindeki bu merkezler şu işlemlerle meşguldürler: 1) duygusal hatı­ ralar ve onların işlenmesi. bir hayvan veya bitki olsun her­ hangi başka bir organizmanın elektromanyetik alanına uyumlandığında bir organizmadan diğerine süratli bir bilgi akışı gerçekleşir. talamus. Elektromanyetik alan kalpten geçince tahlil edilmek üzere beyine yönlendirilir. beyin ise. her gün yüzlerce ve belki de binlerce farklı kimyasal üretir. 2) duyusal deneyimler. hatıralardan. Dolayısıyla söz konusu tercüme çeşitli biçimlerde belirebilir: bir dizi görü olarak. Araştırmacıların keşfettiği üzere. aracısız bir bilgi akışı söz konusudur. Kalp ile beyin arasında her an doğrudan. ganglia'da kümelenir.. deneyim ve bilgi birikiminden beyin. 4)sorun çözme. Ço­ ğunlukla.bitki. Burada önemli olan bu tercümelerin aldığı biçim değil. Kalbin elektromanyetik alanı. Kalbin al­ gısı ile ilgili daha çok bilgi edinmek. bir bitkinin tıbbi etkilerinin o bitkinin elektromanyetik alanıyla doğrudan ilişkilendirilmesi yoluyla doğru bir şekilde belirlenebilmesini sağlar. genellikle kişilerin içinde büyüdükleri kültüre bağlı olarak değişkenlik gösterir. bu tercümenin beliriş biçimi. elektromanyetik imzanın içindeki anla­ mın özünü kavrar. kalbin. Beyinle ve merkezi sinir sistemiyle olan iletişimi güçlen­ dirmek için. sözler veya kokular olarak. Kalpteki hücrelerin yüzde 60 ila 65'i sinir hücresidir. akson-dendritler üzerinden bedenin sinir ağı ile bağlantıya geçerler. akıl yürütme ve öğrenme. Bilgiyi saklayabilmek için. onu kullanılabilir bir biçime dönüştürürüz. kalp kendi sinir taşıyıcılannı (nörotransmiter) üretir ve ihtiyaç oranında açığa salar. hipokampus ve korteksle bütünleşik bir bağlantısı vardır. Kalbin amigdala. mekansal ilişkiler ve çevreden gelen duyusal girdilerin anlamlandınlması. Halbuki insanlardaki süreç çok daha karmaşıktır. bu bilgi öncelikle kalbe akar ve ardından beyin ile kalp arasındaki doğrudan bağlantılar üzerinden ileri işlem­ ler için beyine gider. içlerinde taşıdıklan anlamdır Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 17 . Duyusal veri deposundan.

kalplerimiz yoluyla doğrudan bir bilgi alıp verme halini de deneyimleriz. iki organizma arasında gerçekleşen bu uyum anma eşlik eden bir tür soluğun kesilmesi veya derin bir ilham durumunun varlığını fark etmişlerdi.Bu deneyimler. Veya yerli kültürlerde yaygın olarak bilindiği gibi aniden gerçekleşebilirler. kendi ahengi içinde gerçekleşir ve eş zamanlılık belirdiği anda. bitkilerden bilgi aldıklarını ya da bilgilerinin görüler veya rüyalar aracılığı ile geldiğini kesinlikle söyleyebilirler. parçacıkların toplamından daha fazlası olan ve de eş zamanlılık anında varlık bulan bizlerin ruhuna kendi dışındaki bir ruh dokunuyordu . onun nasıl bir duygu olduğunu . bir başkasının duygularını algılayabilme doğal hali. bizleri var etmiş olan varlık alanıyla hangi yol üzerinden yeniden bağıntı kurabilmemizi sağladığını deneyimlemek. . büyük Alman şairi ve botanikçi Goethe'nin d e gösterdiği gibi isteyerek başlatılabilir. bizlerin asla yalnız olmadığı bilincinin kesintisiz farkmdalığı­ dır. O halde yerli halklar. En nihayetinde kalbi. Bu tür bir alıp verme halini yaşayan insanlar üzerinde görülen en büyük etkilerden biri. insanların dünyaya karşı. onu yerle bir etmek gerçekten de çok güçtür. Doğrudan algılama sü­ recine dair açıklamalar. yaşamlarımızı ne şekilde zenginleştirdiğini. Kaldı ki bu alıp verme hali bitkilerle sınırlı değildir ve doğa aleminin her alanında belirebilir. Öyle ki. Bu ifade. Bilinicimizi beynimize konumlandırdığımızda doğası gereği ortaya çıkan bu 18 Stephen Harrod Buhner . onlarla -bilinç beyinde ko­ numlandırıldığı zaman gerekli indirgemecilik olmaksızın. doğaya yabancılaşmış oldukları hallerinden çok daha farklı yaklaşımlar göstermesine sebep olur. gelmekte olan anlamların etkisi hissedildikçe . Onlar bu durumu. bu süreci daha iyi kavrayabilmemize yardımcı olsalar da . kelimenin tam manasıyla 'nefes almak" an­ lamına geliyor. yalnızca diğer Yeryüzü sakinlerinin zeki olduklarıyla ilgili bir bilgiye bağlı kalmayız. algılayan ve bilen bir organ olarak yeniden konum­ landırdığımızda belli bir düşünüş biçimi tarafından ele geçirildiğimiz açıktır. Antik Yunan döneminde. Böylesi derin bir alıp verme halindeyken. kalbin diğer canlılarla bu değiş tokuş haline 'aisthesis' adı verilmişti. Bu tür bir yakınlıktan doğan. Yunanlılar. Kendimizi . zeki ve insanın atası olarak deneyimlediği­ mizde. ruhun özünün değiş tokuşu olarak nitelemekteydiler. iki organizma arasında doğrudan ve derin bir bilgi akışı başlar. Bir ormanı canlı. insan ile bitki arasındaki elektromanyetik alanların birbiri içinde karışması. Bu tür ani olaylardan bazılarına bu kitapta değinil­ mektedir. . ruhu olan olayların bizlere bu tür bir paylaşımı gerçekleşti­ recek kadar önem verdiği ve bizlere eşlik ettiği bir durumun içinde buluruz. bundan daha önemli olan deneyimin kendisidir.

Bu kitap. inanca ters düşen veya kabul edilemez olan yaklaşım şekilleri kabilinden ikinci plana atar. diğer tüm algılayışları. beton yaya kaldınmlanna benzetilebi­ lir. bizim algı ve düşüncelerimizi ifade edişimizi kısıtlar. İndirgemeci ve monoteist yaklaşımlar. bizleri içinden fışkırdığımız bu yeşil aleme geri çağırmaktalar.. Kitabı yazdığımdan bu yana geçen on iki yılda. bu yolda daha da ilerilere yürüdüm. batıl inançlar. karşı çıkacak pek az şey buluyorum. insanlığımıza ve Yeryü­ zü'nün ekolojik uzantıları olarak ortaya koyduklarımıza derinden bağlıdır. yabanıl olanı baskılar. Fakat bu kalp merkezli algılama bildiklerimizin en eskisidir.. onlar ki. ışığa doğru uza­ nan yabanıl yeşil parçamla olan deneyimlerimin ilk dile getirilişiydi. deneyimlenebilecek olanları dar bir "izin verilenler "şe­ ridiyle sınırlar. bu kitabın içinde bizden öncekilerin izlerine rastlar­ sınız. içimdeki. Stephen Buhner Kasım 2005 Yeryüzii ile Konuşma Sanatı 19 . onu tekrar okuduğumda. Onlar.belli düşünüş biçimi. bu delip geçişi anlamamın başlangıcı. Monoteizm misali. hem içimizdeki hem de dışımızdaki kaldırım taşla­ rını her zaman delip geçecektir. Sizlere güzel bir yolculuk dilerim . Uma­ rım sizler de benim gibi. oysa Hildegard von Bingen'in veriditas olarak adlandırdığı yeşilin gücü. Yine de.

.

O on yılda öğrendiklerimse tüm kuvvetiyle zihnim­ deki tazeliğini koruyor ve yaşamımın sonuna kadar da öyle kalacağını umut ediyorum. ismini verdiğim kaynakta anıldığı haliyle kullandığımı belirtmek isterim. Alıntı yaptığım kaynaklarda farklı yazılışlara sık­ lıkla rastlandığı için. birçok zaman "ilişkiler" ifadesi kullanılmıştır. metnin belli yerlerinde farklılıklar göstermektedir. ailemle birlikte Washing­ ton Spokane'in dışındaki Güneş Ayı'nın (Sun Bear) daha önceki vatanı olan Vision Dağı'na yerleştik. Colorado Bolder bölgesinin biraz dışındaki 30 dönümlük bir araziyle derin ve aşkın bir bağ kurma fırsatım oldu. Kimi okurlar bu tür bir yaklaşımı doğru bulmayabilirler. beni bu kitabı yazmaya yönelten çalışmalan başlatmama vesile oldu. o halde ismi de bu durumu yansıtıyor olmalıdır. Bitkilere değinirken. çünkü kimi yerli kültürlerde bu iki ismin birbiri yerine kullanılamayacağı ile ilgili keYeryüzii ile Konuşma Sanatı 21 . çünkü hem benim bakış açımdan hem de kutsal bitki tıbbı açısından Toprak/Yeryüzü de sizin gibi. Ne yazık ki zaman içinde. Orada yaşadıklanm. benim için bunca anlamı olan o toprak par­ çasında yaşamaya elvermeyen bir yazgım olduğunu fark ettim. bu çalışma çerçevesinde her şeyin canlı kabul edilmesi hatta insanlann akrabaları olarak görülmesidir. insanı en tepeye yerleştiren hiyerarşiye uygun bir dille anacak olsaydım. eğer onlan dün­ yada yaygın bir şekilde kabul görmüş. herhangi bir yerli halktan ya da topluluktan söz ederken.ÜN SÖZ 1985 ile 1995 yıllan arasında. benim gibi yaşayan bir varlıktır. İnsanlann mü­ dahaleci tavırları. Mesela Toprak kelimesini büyük harfle yazar oldum. Başka bir deyişle. Öğrendiklerimin birçoğu. belli ifadeleri özel bir biçimde kullanmama yol açtı. Kimi yerli halklar ve topluluklann yazılış biçimi. "Kutsal Kişi" veya "Şifacı Kişi" tanımlamasının ikisini de aynı kişiler için kullandım. Boulder hükümetinin desteklediği küçük çaplı işletmelerin yönetici zihniyetleri ve de seçtiğim spiritüel yolun daha farklı ihtiyaçlan beni oradan aynlmaya zorladı. 1995'in sonlanna doğru. onlara saygısızlık etmiş olurdum. Bunun sebebi.

Bu kitabın konusu. Kutsal bitki tıbbını anlamak. yiyecek. Onlar da -tıpkı benim gibi.sin bir fikre rastlamak mümkündür. bitkilerin Yeryüzü'ne yayılışlarının bir yan ürünüyüz. Toprak'a ve üzerinde bulunan her şeye karşı gösterilen belli tutumları ile bakış açılarını anlamak demektir. çünkü insanların dünya üzerinde ne şekilde davranılacağını yeniden hatırla­ ması gerektiğine inanıyorum. bitkileri akla hayale gelebilecek her ihtiyacı karşı­ lamak üzere kullanmaya başladı. barınak. bitkilerin Ruhun bir dışavurumu olduğu alanda . kutsal kişiler şifacılıkla uğraşmaz . Bunları paylaşıyorum. Kutsal alanlarda dolaşabilecek kadar gelişkin bir yetiye sahip olan insan.). bitkilerle yaptığı bir anlaşma doğrultusunda onlardan bilgi edinir. panteizm. Bizler birçok yönden. . İnsanlık evrimleştikçe.ilaç ola­ rak kullanmaları ile ilgilidir. Yüzyılın başında yerli halkların bitkilerle ilişkisini ele alan araştırmacıların ve etnobotanikçilerin bilgilerinin bazılarını kullandım. Kutsal olandan söz ederken. Bitkilerle olan ilişkimizin temelindeki doğayı kavramaksa bunlardan ilkidir. öncelikle ondan genel bir çerçevede bahset­ mek niyetindeyim. yaptıkları fotosentez ile at­ mosferi yarattılar.öğrendiklerinin önemine inanıyorlardı. şifacılık yeteneğini geliştirir. İnsanlar ile yeryüzü topraklarındaki bitkiler arasında her zaman güçlü ve karşılıklı bağımlı derin bir ilişki vardı.n. paganizm veya Kızılderili dini gibi benzeri sıfatların dışındaki bir tanımlamayı seçerek onu özellikle "Toprak merkezli" ifadesi ile tanımladım. herkesin böbürlenmeden. ilaç gibi . onu herhangi dini bir gidişata bağlamayıp. Ele aldığı. insan ve bitki ilişkisinin kutsal olanla örtüştüğü boyuttur. "Toprak mer­ kezli" manevi bir çizgiye odaklanmayı tercih ediyorum . 22 Stephen Harrod Buhner . şifacılar bunu yaparlar. silahlar. bir şeyleri küçüm­ semeden her şeydeki kutsallığı görebilmesi. . doğaya tapınma. Bunları paylaşıyorum. bu bilgilerin dünya üzerinden kaybolacağı endişesini taşı­ yorlardı. sepetler. Bir zamanlar bu ikisi birbirinden ayrılmaz bir bütündü . . dolayısıyla da oksijen soluyan varlıkların evrimine zemin hazırladılar. . çünkü "şifacılık" kutsal olanın belli bir doğrultudaki belirişidir ve tanımı gereği kutsaldır. Dolayısıyla bu kitap bitkilerden hem ilaç hem de kutsal varlıklar ola­ rak söz etmektedir. insanın Yeryüzü'ndeki varoluşu için hayati önem taşımaktadır. Nasıl ki Lutheranizm ve (*) Kökleri hristiyanlık öncesine dayanan yeni-pagan çok tanrılı dini inanış (ç. Oysa benim kendi çalışmam çerçevesince bu iki şahsiyet birdir. çünkü hikayelerini kayıt altına alan insanlar. giysiler. Wicca * inancı. bitkisel ilaçlar kullanmazlar. insanların bitkileri -özel bir anlamda. Bu manevi yöneli­ şi tarif ederken. Bitkiler. Bazı kültürlerde .

Toprak merkezli bir uygulama biçiminden başkası değildir. Özellikle de tıp bilimine bir istisna teşkil Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 23 . bazıları da hiç örtüşmez. bilimsel görüşün dünyaca kabul ediliş biçiminin oldukça dışında kalıyorum.Katolisizm Hristiyanlığın belli formlarıysa. Odak noktalan doğa olan Amerika yerlilerinin ya da başka toplumların dinlerini değersizleştirenler. Şüphesiz sizin de fark edeceğiniz gibi. Benim buradaki amacım. doğaya odaklı dinsel inanış bi­ çimlerinin düşük nitelikli olmasının bariz bir işareti olarak Yaratıcı ile Onun Yaratımı arasındaki çelişkiyi göstermektedirler. dinsel uygulamaların bazı yönlerini açıklayacaktır. Wicca inancı ve Kızılderili dini de Toprak merkezli birer uygulamadır. Kitabın büyük çoğunluğu Kuzey Amerika'nın Toprak merkezli maneviyatına odaklandığı için.din­ lerden çok. Paganizm ifadesi çoğu Toprak merkezli şahsiyet tarafından kabul edilmez. binyıllar boyunca Toprak merkezli uygulamaların kendilerine özgü kültürel ifade biçimlerini geliştirmişlerdir. İlk anlamıyla panteizm "bütün evrenin Tanrı olduğu veya kainatın her bir zerresinin Tanrının bir belirişi olduğu" doktriniyle belki de en uygun ola­ nı.. uzun yıllara dayalı kadim bir inanış biçimi olan Toprak merkezli spiritüel bir uygulamayı-kutsal bitki tıbbı olarak.aktarmaya çalışmaktır. Doğaya tapınma da yerinde bir tanımlama olamamaktadır. çünkü yirminci yüzyıl öncesinde Hıristiyan olmayan inanış biçimlerine yapı­ lan zulümler sırasında Hıristiyanlar tarafından değersizleştirilmiş bir kavram olarak görülür. Dolayısıyla da Amerika yerlilerinin dini veya benzeri bir genel tanım­ lama yoktur aslında! Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan çeşitli kabileler. ama genel olarak kabul gören "çeşitli kültlerin bütün tanrılarına tapınma" ikincil anlamı ile değersizleştirilmiş bulunması bizi yanlış yöne götürecektir. belli bir kültüre bağlı dinsel inanış biçimlerine odaklanmak değildir. niyetim. Bazı kabilelerin bu yoldaki ifadeleri diğerle­ riyle örtüşür. böylesi dinlerin temelindeki spiritüel deneyimdir. Benim yönelişim ise bunlardan hiçbiri değildir.. Toprak merkezli insanların birçoğu için bu ifade biçimi olduk­ ça olumsuz anlam taşır. Bu beni bilimsel görüşün çoğu kullanış biçimlerini sorgulamaya sevk etti. özellikle de kimile­ ri tarafından Amerika yerlilerinin dini olarak adlandırılan yönlerini . yazılarımın bazı yerlerinde bu ba­ kış açısı kendini hissettirmektedir. On doku­ zuncu yüzyıl Hıristiyanlarının birçok yazısında bu karışıklığın yansımalarına rastlamak mümkündür. Oysa Amerika yerlilerinin dini. çünkü tapını­ lan. kutsal olanın doğadaki belirişinden çok doğanın kendisidir. ilgilendiğim konu -spiritüel kökenli bürokrasi denebilecek.

Yeryüzü'ne ciddi anlamda zarar vermiştir. genellikle dünyanın bilim insanları topluluğunca azarlanmaktadırlar. herhangi bir kabile adına veya onun manevi deneyimleri ile adanmışlıklannın kültürel kökeni adına konuşmadığımı da 24 Stephen Harrod Buhner . Kaldı ki kültürümüz bilimsel uzmanlara fazlasıyla bel bağlamış durumdadır. Bu tarihsel kayıtların. bilimsel modellerin sorgulanmaksızın kabul görmesidir. bir zamanlar dünyada geçerliği olan bir bakış açısını paylaşmak ve bu bakış açısını yerli in­ sanların cesurca dile getirdikleri özgün sözleri ile desteklemek arzusundayım. Sayısız yazar. bu bakış açısı çoğu başka ülkelerden toplanmış olan bunca veri ile de çelişki halindedir. bilgi arayışları­ nı sürdürürken bir tür üstünlük duygusu ile hareket etmektedir. ben daha çok. çoğu bilim adamına göre bilimsel olmayan yöntemlerin hiçbir ge­ çerliği yoktur. doğanın işleyişini gerçekten başkalarından daha iyi kavrayabilmekte midir? Bilimsel topluluğa bağlı uzmanların görüşlerine dayanan ve ortaya çıkabilecek çevresel sonuçlan dikkate almayan "teknolojinin yanlış kullanımı" . Benimle beraber pek çok başka insan da. Acaba bu uzmanlar. Amerika yerlilerinin dinleri ile kültür biçimlerini ele alan kitapların. Onların bu yaklaşımı denetimsizce ifade edilirse tehlikeli olabilir. Benim böyle bir niyetim yok. Daha farklı yollardan bir şeyler öğrenen insanlar. Onların bu yaklaşımı bilimin suistimali anla­ mına gelir ki. Çoğu insan. Diğer bilgi toplama yöntemleri de gayet faydalı olmasına rağmen. teknolojinin güvenle kullanımı konusunda. Eski usullere bağlı tıp bilimi şifalı bitkileri tanıtırken onların bilim dışı olduklarını ileri sürer ve onlara hurafelerin hüküm sürdüğü daha önceki bir çağın kalıntısı olarak bakar. benim inanışıma göre bu Toprak üzerinde yaşamaya çalışan biz insan türü­ nün ihtiyaç duyduğu "dünyayı anlama" çabasına dair birçok yaklaşımın terk edilmesine yol açmıştır. durumu duygusal bir açıdan değerlendirdiklerini ileri sürerek an­ lan eleştirmişlerdir. Yeryüzü üzerinde yaşamını sürdürmeye çalışan bizler açısından hayati bir dünya görüşünü içerdiğine inanıyorum. Bilim adamlarının büyük çoğunluğu . böylesi geniş çaplı bir etkiye sahip olan bilimin ne de­ recede belirleyici rol oynaması gerektiğini sorgulamaya başlamıştır. Avrupa kökenli Amerikalıların kültürel inançlarını ve dinini des­ tekleyen bilim insanları topluluğundan gelmiştir. Burada ele aldı­ ğım özgün kaynaklan aktarırken. Bundan daha çarpıcı bir sorun da. cehalet içinde bulundukla­ rına inanan. Böylesi bir akım. Amerika kızılderililerine karşı gösterilen ilk baskılayıcı yaklaşımlar. bilim alanındaki uzmanların düşünceleri ile karşı karşıya kaldığında kendi kendini sorgulamayı bir kenara bırakmaktadır.ediyorum. Kuzey Amerika yerli halklarının medeni olmadıklarına.

yalnızca birer destekleyicidir. Toprak merkezli bir yolda yolculuğunu sür­ düren bir kimse olarak söz söylüyorum. yaklaşımlar ve teknikler. bana çağrıda bulunmuş olan Toprak merkezli dualardan ve kutsal bitki ilişki­ lerinden bahsediyorum.belirtmek isterim. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 25 . Bu kutsal alana girip onu anlamak sizin de doğum hakkınızdır.. Ve bu uğurda. Ben daha ziyade kutsal alanda. Sizleri pay­ laşacak olduklarımı dinlemeye davet ediyorum. Dolayısıyla da ciddi bir hastalık.. İçin­ de yer alan reçeteler. sözlerin ötesine geçmeye ve oradaki kutsal alanın dokunuşunu hissetmeye çağınyorum. Okuyucuya not: Bu kitabın amacı kılavuz bir bilgi kaynağı olmaktır. Böylesi bir yaklaşım için gereken donanıma sahip değilim. keşfettiğim alandan. asla uzman tıp alanındaki herhangi bir tedavinin yerini tutması amacıyla ya­ zılmamıştır. nitelikli bir uzmana danışılmak­ sızın bu vasıtalarla tedavi edilmemelidir.

.

insana insanı anlatacak . . -MASANOBU FUKUOKA .A rpa yalnızca yanıbaşında durup da kulak kesilmiş olan için dile gelecek ve insanın kendi iyiliği için. . .

.

Ben. herkes onun evinin bir muayenehane olduğunu bilirdi. zamanımızın insan­ larına fazlasıyla yabancı olan bir ruh ve yaşam anlayışına sahiptiler. Amerika­ lıların büyük çoğunluğu çiftçiydi ve Kuzey Amerika kıtasındaki birçok insan toprağa yakın bir hayat sürüyordu.doktorlar hala bitkileri kendi alanlarında kullanmaktaydılar.antibiyotikler ve penisilin bulunmadan önce. çünkü onlar aynı ülkenin sakinleridir. o zamanlar henüz küçük bir yer olan Lousville Kentucky'de büyü­ düm. Cecil ve Mary Harrod. O za­ manlar . bu dünyadan ayrılanların da yanında bulunurdu. bebeklerin bu dünyaya gelmesi için onlara yardım eder. O. Baş- Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 29 . Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında doğup büyümüş olan bu iki insan.1 KuTSALÜLAN VE YERYÜZÜ Tüm mistikler aynı dili konuşurlar. -AZİZ MARTİN Çocukluğumun geçtiği l 950'li yıllarda hala geniş aileler vardı. Büyük-büyük dedem. o da insanları tanırdı. yaşadığı kasabadaki bebek doğumlarının evlerde ger­ çekleşmesine hizmet ederdi. Büyük-büyük dedem at arabasıyla dola­ şan seyyar bir hekimdi. Büyük-büyüknine ve dedelerimin dördünü de tanımakla birlikte özel­ likle ikisiyle daha yakın bir ilişkim vardı. İnsanlar onu. hastalığı zıddı ile tedavi eden doktorlar tıp sahasını tekellerine almadan önceki bir zamanda hekim olarak yetiştirilmişti. Bu topraklarda yaşayan yerliler arasında bu kıta Kaplumbağa Adası (Turtle Island) olarak anılmaktaydı.

Columbus'un dışında bir de küçük bir çiftlikleri vardı ki . Bu öyle bir dünyaydı ki.toprakla kurdukları derin ilişkiydi. doğduğumdan bu yana iliklerime işledi. insanın elinin üzerinde derin damarlann göründüğü . . Yeni toplanmış böğürtlen kokula­ nnın. bunlardan küçüğü ormanın derinliklerine gizlenmişti . . Elde yontulmuş yüzyıllık bir ambann kütüğündeki damarlann seçildiği. Çiftliğin iki tane de oldukça geniş göleti vardı. umutlarım ve rüyalarım da onlarla beslenmekteydi. Yemeğin soğumamasını istediği için acele ettiren bir annenin sesi duyulduğunda gizlenecek bir yerlerin bulunabildiği bir zaman . sık ormanların arasında yürür­ ken onun çağnsının işitildiği bir zamandı . Toprakla olan bu ilişki biçimi . buhar damlacıklanyla bezenmiş sürahilere doldurulduğu .ka bir deyişle. Büyük-büyük ninemin ve dedemin yaşam biçimi ruhuma ve varlığımın her bir dokusuna işlemekteydi. Şerbet gibi tatlı ve de buzlu bir çayın. O çiftliğe doğru yolculuğa çık­ mak. bana kendi özel dilinde daha derin bir dünyanın varlığından söz etmekteydi . O öyle bir zamandı ki atlar vardı ve herkes elindekini değerlendirirdi. Büyük-büyük ninem ve dedem başka bir zamandan geliyorlardı. doğum ile ölüm arasına sıkışmış olan yaşamın birçok evresinde insanlara eşlik ederdi. Kemiklerim kadar. Herkes daha sade . . çamurdan çekip çıkanrken bir şeker kamışından gelen seslerin yüksel­ diği bir zaman . Bu ilişki ruhuma erişmişti. o ve büyük-büyük ninem Columbus İndiana'da ya­ şıyorlardı. Neredeyse emekli olmuşlardı ama evlerinin arka tarafında hala bir muayenehaneleri vardı. insanın ruhunun derinliklerine kadar sevildiğini hissedip bedensel veya kişisel kusur­ larına bakılmadığı bir zaman . tüm davranışlarım. benim için­ de yaşadığım insani dünyadan çok çok daha eskiydi. . . kimi yerlerin sa­ tıldığı ve büyüklerimin seslerinin yerini televizyonun aldığı ardı sıra gelen 30 Stephen Harrod Buhner . Ameri­ ka'nın kalbi olabileceğini düşündüğüm kökenleriyle bağıntılı o zaman dili­ mindekiler. ailenin fertlerinin öldüğü . Ben doğduğum zaman. . yaşantımın büyük bir kısmını geçirdiğim dünyadan çok farklı bir dünya­ ya ayak basmak anlamına gelirdi. . Yaşlıların kendi çocukluklarına dair masallar anlattığı ve her şeyden önemlisi. Fakat her şeyden daha temel olan ve süregelen şey ise -onlann bana gösterdiği. . Daha yavaş akan o zamanda kırsal bir yaşam hüküm sürmekteydi. . insanlar henüz ileri teknoloji ürünü aletlere takılıp kalmamışlardı. Elde yontulmuş ahşap bir ambann ev haline getirilmesiyle oluşmuş olan çiftlik evi yüzyıllıktı. hemen her yaz bütün aile orada toplanırdı. daha toprağa yakın­ dı. Parçalanna ayrılıp çiftliğe taşındıktan sonra yeniden bir araya getirilmişti. dilim. yemek masasının etrafında kahkahaların işitildiği . .

o yoldan bilgi toplamanın ne demek olduğunu anlayamıyoruz. insanlar da bitkilerle. kendimle.tüm yaşam ve tüm canlılar ile bağlantısını koparmamış halde yaşayan insanlar var. Yaratıcı'nın arzusunu bi­ lebilmeyi.büyümek ve yaşantımın gidişatını değiştirmek üzere sürgün vermeye koyuldu. kutsal olanla yakın bağlar kurabilmenin yollarını ararlardı. başıma gelenleri tahlil edebilmeme yardım ediyor. . söz konusu yaşam biçimi şehirlerin arka sokaklanna. sanki ruhuma ekilmiş bir tohumdu ve en nihayet. İnsana ait deneyimin o boyutunda yaşayanlar. insanlığın bu yerküre üzerindeki tarihi boyunca çoğu zaman kullandığı bir alandır. İnsanın dünyayı deneyimlediği öyle bir boyut vardır ki. . şu anda yaşadığımız bilim dünyasından o boyuta baktığımız­ da . Bizler. .yıllar boyunca suskun kaldı. orada bulabildiğimiz bilginin işlerliği karşısında birçoklannın hayrete düştüğünü görebiliriz. hurafeleri olan ilkel insanlar oldukları düşü­ nülüyor. gidişata dair ortaya çıkardığım haritanın bir yerlerinde varlığını sürdürüyor­ du .binlerce yıldan bu yana yaşadıkları gibi. sizlersiniz . Buralarda yaşayan insanlara cahil ve eğitimsiz gözüyle bakılıyor. . Yaşamın o boyutunu keşfeden insanoğlunun bitkilerle konuşup anlan duyabildiği alanda bulduğu bilgi. süregelen değerler­ le ve Yeryüzü ile arama giren bir yabancılaşma . Bu şekilde edinilen bilgi (bilimsel çalışmaların da gösterdiği gibi) işlevseldi. O tohum. orada bitkiler in­ sanlarla konuşabilir. endüstri toplumları olarak bundan vazgeçmiş görünüyoruz. " Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 31 . en fakir mahallelerine terk edilmiş durumda.hiçbir uyarıda bulunmaksızın. Bu boyut. Kaldı ki birçok yönden daha fakir bir hayat sürüyoruz. bugün bilim olarak nitelendirdiğimiz şeyin yayılışı öncesine rastlar. Sonunda. Oysaki günü­ müz dünyasında . kutsal bitki tıbbının dünyasına doğru yol almaya başladığımda. Geçmekte olan yıllann yarattığı boşluk arttıkça bendeki yabancılaşma duygusu da artmaktaydı . erken yıllarda o toprakla ilişki kurabilmiş olmam. Toprakla olan ilişkimi daha derinden anlamaya teşvik etti beni. Yaratıcı'nın onlara verdiği görüleri dünyaya açabilmeyi sağlayacak olan yolları . Oysa dünyanın sakin köşelerinde biryerlerde hala. Azize Teresa'nın Nobel Ödülü'nü alırken söylediği gibi "Fakir olanlar bizler değil. Buna karşın. on yedi yaşına geldiğimde kutsal olanla yaşadığım derin de­ neyimlerin bir parçasıydı.

1 Asya kıtasındaki en büyük ginkgo ağaçlarından biri de Kore'deki Yongmun-sun mabedinin topraklannda büyümektedir. Türünün yok oluşunu engellemek Ginko Ağacı 32 Stephen Harrod Buhner . 5 metre çapında olan bu ağacın 9 . bir yandan da spiritüel vasıflarının olduğuna inanılır. yüzyılda toprağa dikilmiş olduğu söylenmekte . 850 yıllarında Kore'deki ginkgo ağaçlan yok olmaya yüz tutmuştu.Azize Teresa'nın sözünü ettiği fakirliği şu aşağıdaki öyküleri karşılaştıracak olduğumuzda daha iyi anlamamız mümkündür: MS. yakla­ şık 5 5 metre uzunluğunda ve 4 . Budistler. Ağacın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya ka­ lındığı dönemde birçok Budist rahip. ginkgo ağacını mabetlerinin bahçelerine alarak onu yok olmaktan kurtarmış olmanın namını taşırlar . ağacın küçük fidelerini manastırların bahçelerine ekerek bu yok oluşun önünü almaya çalışmışlardı. Henüz 1 800'lü yıllarda batı dünyasına gelmiş olan ginkgo ağacının varlığı ile Asya kıtasında yaşayan insanların varlığı arasında sıkı bir bağ olduğu düşü­ nülür. Beslenme ve tıbbi amaçlar için kullanılırken.

Bugün hala onu ziyarete gelen insanlar var. Başka bir matkabı yoktur. Ağacı keser. bir tez uğruna feda olmuştur . bir varlık türü olan bizlerin yoksulluk ve hastalıkla mücadelesine de gönderme yapmak­ tadır. halkalarını sayarak 4000 yaşında olduğunu öğrenir. en nihayet üzerinde çalışacağı ağa­ cın bulunduğu alana ulaşır. ama bir testeresi vardır. insanlarla dünya arasındaki uçurumu gözler önüne sererken. veya öyle bir hekim olmalı ki.. itinayla hazırlıklar yapmak­ tadır. bu durumu umursamayan da yoktur. yazacağı tez için özel bir çam türünün bulunduğu bir ormandaki saha araştırmasına başlar Uğrunda çabaladığı konu. sı­ radan bir gözle bakanların göremeyeceği boyuttadır. kimi zaman söze gelemeyecek kadar derin olabiliyor. bu çam türünü Kuzey Ameri­ ka kıtasının en eski ağacı olarak sınıflamaktır.). Bu hi­ kaye. Dünyamızda bir şeylerin yanlış gitmekte oldu­ ğunu bilmeyen yoktur. Vatanımız olan dünyanın uğradığı hasar yüzünden kederlenmeyen. Fakat ne zaman ki ağaçtan bir parça almak üzere matkabı çalıştırır. O. Günler boyu yolculuk edip çadır kurar. İnsanın kalbinde uyanan duygular.2 Bu hikayeyi paylaşırken derin bir üzüntüye kapılmamak elde değil.. binyıldan fazla süredir dualarla ve derin bir hürmet eşliğinde ayakta tutulmuş. kendini iyi zanne­ den ve tersini duymak duymak istemeyen bir toplumun içindeki ölüme dair belirtileri görebilmeli. Toprağa reva görülen hasar. 1100 yıl sonrasında. çoğunlukla da başarılı olduğu duygulardır.n. Bir matkap yardımıyla ağaçtan parça alarak halkalarını saymak ve yaşını belir­ lemek ister. İsa'nın yaşadığı dö­ nemde 2000 yaşında olan bir ağaç. Günlerce çabalayıp onu tamir etmek istese de çabası boşa çıkar.üzere dikildikten sonra. Alda Leopold'un da değindiği üzere: Çevrebilimi eğitiminin sancılarından biri de insanın yaralarla dolu bir dünyada bir başına yaşıyor oluşudur. bu ağaç üzerinde yaptığı araştırmaya bağlıdır. 1950'li yıllarda bir öğrenci Bristlecone Çamı* üzeri­ ne yaptığı doktorasını bitirmek üzeredir. ormanın en yaşlısı olduğuna inandığı ağaçtır. Yine de bunlar hepimizin bastırmaya çalışıp. Bir çevrebilimci kendine sert bir kabuk edinmeli ve bilimsel sonuçların onu hiç ilgilen­ dirmediğine inanmalı. 3 (*) Bristlecone pine/ pinea longaeva (ç. makinenin çalışmadığım fark eder. Doktora tezinden alacağı derece. Sahayla ilgili etraflı notlar tutmakta. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 33 . Dersle ilgili çalışmasını b itirdikten sonra.

Bir kimse. Kullandığım "kutsallık" terimi . tartışmalara (hatta savaşlara) yol açabilir. insan dokusunu meydana getiren temel güdülerden biridir ve bizlerin ortak geçmişini biçimlemiş olan­ dır. yaşamın bütününe dair heyetteki yerini bir kez daha alabilsin. dinsel 34 Stephen Harrod Buhner ."4 Kutsal olanın belirişi herhangi bir şeyde . Yer­ yüzü'nün kutsallığı ile yeniden bağ kurabilmeli. hem mantığın hem de doğrusal olanın ötesini kapsadığı için. kutsal olan her biçimi alabilir. Her birinin gereğine uy­ gun bir yeri. sözlükteki anlamı itiban ile yüce olan. tar­ tışılan. dini veya spiritüel adanmışlığın belli kökenlerine karşılık gelir. Bu haritalar. doğumuyla birlikte getirdiği bir hak olan kendindeki yetenekleri geliştirmelidir ki kutsal olan uyansın ve insan. bir işlevi vardır. dinin gerçek merkezini aramalı.Dünyamızdaki yokluk ve hastalık adına bulunabilecek çarelerden biri. dini hareketleri biçimleyip onlara zemin ha­ zırlar. bizlerin günlük yaşantılanmızda deneyimlediği gerçeklikten çok daha derin. Tüm dinsel ifade biçimlerinin zemininde bulunan belirleyici bir gerçeklik vardır. Kutsal olan. Dinsel bir ifade için üstünlük iddia etmek. Bu gerçeklik. kutsal olanı arayıp tanıyabilme yetisi . Her dinsel ifadenin insani çerçevede bir yeri bulunmaktadır. kutsal aleme girmeli ve onun aşkın doğasını deneyimlemeli­ dir. kimileriyse zihinsel bir durum olarak deneyimler(Budistler). kutsal olana giden "Yolun" doğru bir şekilde deneyimlenmesidir. belki de insanlann kutsal alanda gezinebilme kadim yetisinin içindedir. Bütün insanlann. Tanımı gereği. çok daha anlamlıdır. bu gerçeklik deneyimlenecek olduğunda hissedilen şey GERÇEK'tir. tıpkı başparmağın diğer parmaklardan ya da ayağın bacaktan üstün olduğunu iddia etmesi gibidir. Din tarihi konusunda ehil olan Mircea Eliade'ın da belirttiği gibi: "kutsal olanın ne şekilde biçimleneceği ile ilgili sınırlayıcı tanımlar yapmak mümkün değildir. Kutsal Olan Bizlerdeki. kimileri onu bir şahsiyet olarak deneyimler(Hıristiyanlar) . kutsal olanı bir mekan olarak deneyimler(Amerika Yer­ lileri). bir kimsede veya bir mekanda ger­ çekleşebilir. Kutsal alanlarda gezinenlerin oluşturduğu haritalar ve o haritalan denetimi altına almak isteyen bürokrasi. "ila­ hi bir öze veya tabiata sahip olan" anlamlanna daha yakındır. Mesela kimileri. özünü kavramakta yetersiz kalacaktır. Onu tamamıyla anlamak isteyen bir kimse. onu basit tanımlara indirgemek. Kutsal olanın ne şekilde de­ neyimleneceğine dair bu eğilim. kutsal olanı nasıl deneyimleyeceklerine dair eğilimleri vardır.

onun çağlayıp geldiği kutsal olanı tanır. beş duyu üzerinden yapılanır. Ulu Ruh'un bir iletimidir. ses. Hafızanın yapılanma şekli budur. O bu dünyaya ulaşmaya ve bilinmeye meyleder. onun belli bir işle meş­ gul olmasını veya yaşam biçimiyle ya da davranışıyla ilgili değişimleri gerçek­ leştirmesini ister. olağanüstü duygu ve düşüncelerle ya da kimi zaman kokular ve tatlar yoluyla ifade eder. koku. Kutsal olan kendini bu dünyada görünür kıldığı zaman. Bir kimse nasıl olur da insana dair her bir şeyin öncesindeki tarihsel evreyle ilgili olan anıyı ve deneyimi hafızasında tutar? Deneyimini açıklayabilmek ve onu hafızasında tutabilmek için insan. sıklıkla insani tutumlara dair talimatları da bera­ berinde getirir. evrensel ve kut­ sal anlamıyla gerçekleştirme eğilimi gösterirler. insanın içindeki bir şey onun hemen tanınmasına izin verir. kutsal olana dair doğrudan deneyimini iç­ selleştirilmiş simgesel bir yapılanma üzerinden kurar. onları algılayan şahsın varlığında Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 35 . kutsal olanı değil insanı bulacaktır karşısında. İnsandaki hafızaya alma yöntemleri. yazılımlar halindeki görüntülerin. Böylelikle kutsal olanın deneyimlenmesi. her­ hangi bir nesne herhangi bir zamanda kutsal olanın tüm gücünü kendi içsel varlığında birleştirir. Kutsal olanla temas etmiş bulunan­ ların sözlü veya yazılı kayıtlarına bakacak olduğumuzda. Kutsal olanla temas halindeyken gelen bu talimatlar.kutsal olanın kendini görünür kılması ve her bedenlenmiş varlığın kendini daha derindeki arketipiyle gerçekleştirmek istemesi. hem de hiçbiri değildir. maddesel nesneler. görüntülere.haritaların içerdiği sözel anlatımların ötesine geçmelidir. Bununla beraber birtakım zorluklar baş gösterir. seslere. İnsanın özellikle de bilinçaltında bulunan bir parçası kutsal olanı deneyimler ve bilinçli zihnine şu sözlerle seslenir: "işte bu GERÇEK. koku ve duygulara dönüşür. kendi ötesinde olanı fark eder. insanın ötesine geçen ve böylece insan dilinden ve kültürel yapılanmasından önceki bir evreye denk düşen bir ger­ çeklikten haberdar olur. Bu Tanrı'nın. başka bir deyişle. Bedenlenmiş biçimler. Yaratıcı'nın. yine de kutsal olan hem bunların hepsidir. iletimi alan şahsın belli tutumlar içine girmesini talep eder. beş duyuyu da içine alan oldukça zengin deneyimlerden söz ettiklerini görebiliriz. GERÇEGİN doğrudan iletil­ mesini temsil etmektedir. hafızadaki kayıtlar." Böylelikle bilinçli zihin. Kutsal olanın insan deneyimine nüfuz edişi. Eğer bunu yapmaya­ cak olursa. Böylece kutsal olan ken­ dini hayalde beliren görülerle. Bu iki eğilim . tat. Bunu deneyimleyen kişi. Bu talimatlar genellikle. o kendini kendi ahengi içerisinde görünür kılma eğilimindedir. tat ve duyguların parçacıklarıdırlar. Allah'ın. kendini arketipsel.öyle bir yoldan bir araya gelirler ki. Kutsal olanın devingen bir yönü vardır.5 Güçlü görsel deneyim.

İnsanlar. etik ve saygın bir davranış biçimi ile yaşamsal çalışma alanını belirleyen bir anlam katar. kutsal olanı törenler aracılığı ile 36 Stephen Harrod Buhner . Kutsal olanın deneyimlenmesi. Dolayısıyla. anın içindedir. insanın kendi yaşantısı kadar topluluk yaşantısını da kılavuzlayacak. daha GERÇEK olan bir şeylerin yoluna işaret etmektedir. alemin her bir zerresinde mevcuttur. Bu daha derin ilişki sayesinde insan. Bu unsurlar kullanılması­ na rağmen. onları önceden öğrenilmiş kültürel deneyimler veya değerler olarak yorumlar. pagan dini veya doğa mis­ tisizmi adı altında da bilinen Toprak merkezli uygulamadır. bunlardan en eski ve en yaygın olanı. Bu süreçte . O . buna bağlı olarak insanlar. insanın kutsal olana dair deneyiminin tamamını aklında tutabilmesi mümkün değildir. kutsal olan onlardan ibaret değildir. daha derin bir mane­ viyatın zaman içinde ortaya çıkmasına öncülük eder. kutsal olanın hafızaya kaydedilmesini biçimleyen dilsel veya kültürel yapılanma. Hafızada kalan simgelerse . ona anlam katacak bilgiye erişmek mümkün olur. Çünkü bu alan uçsuz bucaksızdır. onun aşkın doğasının hatırlanmasını da beraberinde getirir. kutsallığa dair asıl deneyimi geri getirecek yeteneğe sahip simgeler haline gelirler. oldukça geniş bir yelpazedeki yöntemleri içine alsa da. Bu yakın ilişki üzerinden. Tüm bu duyusal hafıza parçacıkları. içinde bulundukları yapılanmaların ötesine geçip yetenekleri doğ­ rultusundaki daha güçlü yapılanmaları oluşturmak durumunda kalırlar ki bunu kutsallığın engin biçimselliğini kucaklamak üzere yaparlar. Kutsallığın deneyimlenmesi. Toprak Merkezli Maneviyat Toprak merkezli insanlar için kutsal olan. gelen talimatların akla yakın hale gelmesi amacıyla. Dahası. Kutsal olanla temas ku­ rulabildiğinde. in­ sandan daha başka. olgun­ laşmamızın ve gelişimimizin ayrılmaz bir parçasıdır. içeriği ve doğası doğrultusunda kişinin yaşamına yön verir. yalnızca dünyevi olmaktan çıkmıştır. ilahi olanla yaşadığı doğrudan bir deneyim Hıristiyan biçimselliği ve simgeleri üzerinden ifade edecektir kendini. Bu sayede kişiye . kişinin görsel deneyimleri veya topluluk törenleri aracılığıyla oluşan kutsal temasların sıklaşması . Yeryüzünün herhangi bir alanı ile daha derin bir ilişki içinde bulunmayı istemekle bile Ruh ile daha yakın bir ilişki içine girilebilir. Pekçok kültürde kutsal olanla kişisel bir temas kurabilme arayışı.kayıtlı dilsel bir ifade biçimine bürünürler. Kaldı ki insan da artık değişime uğramış. Hıristiyanlığın etkisi altındaki bir ortamda yetişmiş olan insanın. zaman içinde .

Toprak merkezli bir maneviyat yolunu seçmiş olanlar için. tanrısal yaratı­ mın bir ifadesi olarak hürmet edilir. hatta kimi zaman tüm yaşamlarını kendini göze gö­ rünür hale getirmiş olan kutsallıkla daha derin bir bağ kurmaya adarlar. ayının arketipinin normale dönüp dünyevi bir gerçeklik halinde belirmesini ve değişimi etki­ lemesini sağlayabilir. her kökün . Bu güç. Bu özellikle Toprak merkezli insanlar için doğrudur. AYININ ardında yatan gerçeklikten etkilenen bir kimse. spiritüel yaşamın odağını. kimi zamansa "işaretler" aracılığı ile kendini belli eder . artık kendi türünün arketipini yansıtır. ister bir törenle veya kutsal olanın doğrudan belirişiyle taş veya ağaç bambaşka bir gerçeklik sergilemeye başlar. Çoğunlukla. ancak belli hastalıkların belirdiği veya bazı törenlere gereksinim duyulduğu ya da topluluğun buhranlara düştüğü zamanlarda kullanılabilir haldedir. fakat bu gücün kapsadığı alan ve kullanılış biçimi belli durumlarla sınırlıdır. Kutsal olan ve ayının arketipi. Kutsal olanın Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 37 . ne de bitki. daha farklı ihtiyaçlar için. kimi zaman mekana gelen bir duyum olur (kutsal olanın dünyevi bir alana nüfuz etmesi). Ruh'un yaratımıdır. belli bazı arketipler etkin hale gelmez. O ne taştır. Toprak merkezli maneviyat çizgisindeki birey. Böylesi bir kimsenin manevi gücü olacaktır. Toprak'ın bütünü kadar onun her bir zerresi de kendini -ganz andere-bambaşka bir şey olarak göstere­ bilir. Onlara göre her şeyin bir ruhu vardır. Kimi zaman görü aracılığı ile gelirken (kutsal olanın şahsın varlığına nüfuz etmesi). Toprak merkezli dinsel uygulamalara göre yaşayan insanlar yıllarını. Yeryüzü'nün her bir zerresi kutsal olanın belirişi. ailesinde veya çevresinde oluşan yönelimlerle varlık bularak insanı belli bir yola iletir. onlara erişmek mümkün olmaz. her ta­ şın. kutsallığın şu veya bu yönüne odaklanma­ sı gerektiğini bildiren belirtiyi herhangi bir biçimde ulaştırır. İnsanların. odaklanacağı kutsal yönü kendisi seçmez. Daha başka zamanlarda. ne ağaç. kutsal olanın.. gücünü ve Ruh ile iletişimini ayının daha derinlerdeki arketipi ara­ cılığıyla bulur. Toprak'la bağlantı halinde bulunanlar için. Toprak'ın ken­ disi bir ibadet yeridir. her ağacın. şifa. o artık TAŞTIR veya AC�AÇTIR ya da BİTKİDİR. güç ve bilgi aktarımında bulunur. Zaman içinde bu kim­ se.kişinin kendinde. daha derin ve daha anlamlı bir gerçekliğe giden yolun hattıdır. 6 Toprak merkezli kültürlerde ağaca ve taşa. AYI ile derin bir iletişime geçen kimseyle konuşur. onu insani meselelerin içine doğru çekerek top­ luluğun yararına dönüştürürken.uyandırma gücüne kavuşur. kutsal alem bireye. kutsal olana ve onun tüm belirişlerine karşı derin bir ilgisi vardır. AYI ile kurulan kişisel bağ ve bilgi akışını kullanarak.. eğitim ve canlandırma amaçlı kullanır.

Ya­ şamın böylesi değersizleştirilmesi.n. On­ ların gözünde yaşam. Yeryüzü kadar bizim hayatımızda da deh­ şetli etkiler bırakmaya başlamıştır. Kore hükümetinin 2000 yıllık kayıt(*) Bir avuç toprağın alınıp tekrar yere atılmasıyla oluşan şekiller üzerinden kehanette bu­ lunma. Bu bilim doğrultusunda yarayışlı olduğuna inanılan yerler. onlar için Toprak ve toprağın unsurları birer kaynaktan veya araştırma konusu olmaktan öteye geçmemektedir. Uzun vadede bir kimse. Mesela Koreliler için. kutsal olanın durmaksızın kendini biçimlerde ifade ettiği bir aşk ilişkisidir. biçimin kutsal arketipe bürünme eğilimi Toprak merkezli insanların çok iyi bildikleri konulardır. inşa edilecek şehirlerin. geomancy uygulamasına gösterilen rağbeti belli ölçüde engellemişse de hala Asya'daki yaşantının bir parçası olmayı sürdürmektedir. ge­ omancy hem Kore'de hem de Çin'de uygulanan yoğun bir ekolojik güç haline gelmiştir. tahmin yürütme (ç. Yeryüzündeki kimi yerlerin diğerlerinden daha yarayışlı olduğuna dair Asya'da eski bir inanış vardır. . geomancy * adı altındaki sanat ve bilime dönüşmüştür. hürmet edebilme ve hayatla aramızdaki bağlantıyı yeniden hissedebilme yetimizdir.bedenlenmiş bir biçimde kendini gösterme aşaması.). Hong-key Yoon. ekolojik olarak destekleyici davranışlara dönüşür. Yeryüzü'nün bu yaşamsal gü­ cünün farkına varılması ve yarayışlı yörelerin korunma arzusuyla birlikte. "Kore'deki Kültür ve Doğa Arasındaki İlişki"7 adı altında ge­ omancy üzerine yaptığı araştırmasında. Akraba veya Ruh'un kutsal bir ifadesiymiş gibi hisse­ dilen bir varlık türünü ortadan kaldınlacak derecede avlamak artık zor bir şey olur. ahengi sağlayacak şekilde yapılandırılması çok önemlidir. genellikle dağlık alanlar. Kutsal olanın yakınında olmak. kutsallığın gücü ile beslenmek demektir. bu sayede GERÇEK olur. evlerin ve konumlandırılacak olan mezarlıkların. Doğanın düzeni dahilindeki diğer üyelerin değerini azımsamakla. Bu inanış düzenlenip geliştirilerek. bereketli bitki yaşamının bulunduğu yerlerdir. . batılı yaklaşımların ve yaşam biçimlerinin benim­ senmesi . Toprak Merkezli Maneviyatın Ekolojik Etkileri Doğa alemiyle bu tür bir ilişki içine girmek. GERÇEGE yakın olmaktır. kendimizi de değersizleştirmiş bulunuyoruz. Endüstrileşmiş toplumlardaki bireylerin büyük çoğunluğu bu tür bir duygudan yoksun kalmışlardır. kutsal olanın gücünü kendi içinde taşıyan bir GERÇEK . güçlü ve yaşlı ormanların. 38 Stephen Harrod Buhner . Endüstrileşme. Yeryüzü ile bizlerin yaşamını yeniden düzenleyecek olan.

Onların kudretli tanrıların mes­ kenleri olduklarına inanırlar. yeni bir uygulama olmadığı gibi sadece Kore'ye has da değildir. endüstrileşme öncesindeki birçok kültürün kozmolojisi. Bunun ekolojik sonucu ise sıra dışı bir çeşitliliğe sahip geniş çaplı yabanıl alanların kesintisiz varoluşudur. zaten Kore insanlarının birçoğu tarafından beslenen inancı güçlendirmişlerdir. Kutsal olanın kendini belli yerlerde ortaya çıkarması durumu. Söz konusu araştırmaya göre. Yoon. endüstrileşme öncesindeki kabilelerin bazı bölgeleri kutsal veya dokunulmaz yerler olarak belirlemesine. Kore'deki kimi yerlerin yüzyılı aşkın bir süre için nadasa bırakılıp insan müdahalesinden korunmasını sağlamıştır. Panama'daki Kuna ile Embera Choco Kı­ zılderilileri.9 1989 yılında Sierra Club tarafından yabanıl alanlarda yürütülen bir gözlem. yabanıl yaşam ve ruhlar için sığınak olarak ayırırlar. bu döngüsel yaklaşımın Kore tarihi boyunca hep tekrar ettiğini ortaya koyabilmişti. Bu sürecin içinde yasalar da olmasına rağmen bu yasalar. Alınan kararlarla bu bölgeler 150 yıl boyunca hasat sınırlan dışında tutuldu ve böylelikle ağaç nüfusunun kendini yenilemesine ve geo­ mantik uyumu yeniden sağlamasına imkan tanınmış oldu.larına bakarak herhangi bir yörenin çevresel durumunu etkileyen kararları ele almıştır. hala sürmekte olan en sağlıklı ekosistemler o Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 39 . Benzer şekilde. Toprak'taki kutsal gücün ve ilhama dayalı bilginin veya Yeryüzü ekosistemi­ ne ait unsurların deneyimlenmesine izin vermektedir. Korelilerin belli bir bölgede bel­ li zaman aralıklarıyla yaptıkları aşırı hasatla o yerin geomantik yarayışlılığını etkiledikleriydi. WorldWatch araştırmacıları şunları söylüyor: Asya'nın güneyi ile güney doğusundaki çiftçiler. Brezilya'daki Tukano Kızılderilileri ise. Yeryüzü topraklarının üçte birine denk düşen 4. Bu doğrultuda farkına vardığı. derelerin nere­ deyse yüzde 62'sini dokunulmaz olarak ilan etmeleri sayesinde bu ince su kollan balıkların sığınağı haline gelmiştir. böylelikle de onları insan müdahalesinden korumalarına zemin hazırlamıştır. kutsal koruluklara ge­ leneksel bir biçimde hürmet ederler. ormanlar kadar suyollarını da koruma altına alırlar.8 milyar hektarlık bir alanın hala insan tarafından değil. doğal güçlerce denetlendiğini ortaya koymuştur. Belli bir yerin dinlendirilip ona hürmet gösterilmesi. Yer­ yüzü'nün kutsallığına ve gücüne dayanan bu anlayış.8 Böylesi yerler el değmemiş olarak kalır ve kutsal olanla daha yakın bir temasa geçmek isteyenlerin gereksindiği ortamı sunar. yaşlı ormanlık alanları doğaüstü parklar.

bölgelerdedir ve o bölgelerle yerli halklann yaşadığı yerler neredeyse eşdeğer bir yapı sergilemektedir. Onlann içinde bulunduğu durumun(kutsal olan­ la temas hali) alenen kabul edilebilmesi mümkün değildir. kutsal olanın mantık dışı unsurlan ile yüz yüze gelir. Bir alanı . Yeryü­ zü'ndeki canlı. İnsanlar kutsal alanlarda seyahat ettiklerinde. gizliliğe bürünmüş bir haldedir. orada bilindik sınırla­ ra ve tanımlamalara rastlayamaz. kendini ifade ederken 40 Stephen Harrod Buhner . insan­ ların kutsal alanlara seyahat edip orada bulduklan anlamlann bilgisini geri getirmeleri çok olağan bir durumdur. Kutsal olanla bağlantı zayıfladıkça. fakat bu gibi durum­ larda. Dolayısıyla farklı bir anlam bütünlüğü arar. kültüre dayalı bir kılavuzluktan ve yaşlılardan yoksundurlar. kutsal alemin belli bir yönüne. Öyle sahalara ayak basar ki. . Kutsal seyyahlar. yabanıl ve kutsal yerler de azalmaya yüz tutacaktır. Dünyanın bu şekilde kutsallıktan yoksunlaşması. Amerika Birleşik Devletleri ile birkaç ülkeden başka her ülkede kültürel bağ­ lamda desteklenip kabul gören. Yeryüzü'nün belli bölgelerinin kutsal olduğuna. İnsandaki kutsal olanı deneyimleme eğilimi kaybolmuş değildir. hem kutsal olanı hemde onun ifade ediliş biçimlerini içsel yetileriyle anlarlar. Böylece kişi hem kutsal hem de dünyevi olanı aynı anda yaşar. Bunun bir örneği de kutsal olanın bitkiler yoluyla ifadesidir. Bir toplumun canlılığını koruyabilmesi için o toplumun üyeleri GERÇEK ile bağlantılannı sıklıkla yenilemelidirler. bütün Toprak merkezli kültürlerde. Bu tür bilgilerin bir kısmı. modern bir olgudur. Mistik deneyimlere sahip kişiler. Sonuç olarak kültürün kendisi anlamını ve doğrul­ tusunu kaybetmeye başlar. ne de doğrudan ruhsal deneyim ile gelen bilgiyi ve yenilenmiş yaşam enerjisini topluluklarına aktarabilmeleri mümkün olabilmektedir. kıymetten düşmüş. birbirinden ayn gibi görü­ nen olaylarda bulur. gelişimlerine yön verecek olan. Kutsal olan. Halbuki birçok kültürde. GERÇEK ile bağlantısını yenileyen bir kimse. kutsal ifadenin belli bir biçimine odaklanarak yaşam­ larını Ruh'u o belli biçimi veya yönüyle anlamaya adarlar. dolayısıyla da rahat bırakılıp hürmet gör­ mesi gerektiğine işaret eder. Oysa yaşadıkları deneyimin amaç­ lanndan biri de budur . fakat farklı bir anlam bütünlü­ ğüne sahip bir başka alanla kaplı bir şekilde algılayabilmek. aynı büyüklüğe ve aynı biçime. kültürün filizlendiği Toprak ise değersizleşmeye meyleder. 10 Yeryüzü'nün esenliği ile kutsal olanın deneyimlenmesi arasında temel bir karşılıklı ilişki durumu vardır. çünkü artık onlar kutsal olanı yansıtmaktadırlar. . Aradığını günlük yaşamının içindeki nesnelerde . içsel mistik geleneksellik vardır. modern anlayışla zordur.

Yapacağın tek şey. Ola ki dört belki de on kudretli ruh seni lütuflandırdıklarında ve senin bir gün çocukların olup da birinin başına bir şey geldiğinde. insan DNA'sı ile kutsal mekanlara bıraktıklan sayesinde kişi yol bulup seyahat edebilir. Toprak merkezli insanlar için bu yakla­ şım. ilacın bunu yerine getire­ cektir. hastalannın sana sunduğu armağanlan gönül rahatlığı ile kabul edebilirsin. Eğer gerçekten de bitkilerine iyi bir tütün sunarsan. Bu kutsal kişilerden birçoğunun adı sanı asla bilinmeyecektir. Tann bilgisine erişmenin ve kutsal olanın gücünü topluluğuna geri getirebilmenin bir yolunu ifade eder. kendi şifa heybene bakmak olur. fakat atalarımızın o yollardan daha önce geçtiğini bilmek. Fakat ata­ larımızın. uzun bir süre içtenlikle bu lütuflar adına oruç tutmalısın. eğer onunla her zaman konuştuğun şekilde konuşursan ve eğer ilacından kendisindeki gücü hastana aktarmasını isteyecek olursan. çünkü sen ona hayrı dokunacak olanı taşıyor olacaksın. Eğer sen birinin yaşayacak olduğunu söylersen o yaşayacak.. Çocuklannsa o armağanlan üzerlerinde taşır. eğer onlann şerefine ziyafetler düzenlersen ve ardından onlann kendilerindeki gücü ortaya koymalarını isteyip de ardından onlarla tıpkı insanlarla konuş­ tuğun gibi konuşursan. Onun içine bakıp da bulacağın ilaç. çocuklannın rahat­ sızlığı ne olursa olsun onlan iyileştirecektir. kutsal bir insan olabilmeye ileten bir tutumu. İşte bundan sonra. çünkü sen hasta bir insanı nasıl iyileştirmen gerektiğini bi­ leceksin. İşte o zaman şifa heybeni açacak ve mahcup olma­ yacaksın. bu işi kolaylaştıracaktır. Mutlu ve esenlikli olurlar. her ne yapar­ san etkili olacaksın. YeryüZii ile Konuşma Sanatı 41 .kadim ve iyi belirlenmiş bir yol izler. Onların bizlere bağışlanmış olmasının nedeni de budur. Eğer ilacına uygun sunularda bulunursan.. Sen onun derdinin nerede olduğunu bileceksin. onlardan güç alırlar. Öyleyse ilaçlannla ilgilenme ko­ nusunda olağanüstü hassas davranmalısın. Çakan Şimşek'in (Crushing Thunder) babasının söylediği gibi: Eğer daha fazla insanı iyileştirebilesin diye gerçek lütuflara kavuşmak istiyorsan. hiçbir utanç duymaksızın. ve bu lütuflara olağanüstü çabalarınla erişmiş olduğundan ötürü her ne söylersen. Kutsal alanda seyahat edebilmenin zorlu yanı yok ol­ mamıştır. Bununla da kalmayacak. bir şifacı aramak durumunda kalmazsın. bir müddet sonra insan kardeşlerin seni çağıracak ve onlan iyileştir­ meni isteyecekler. İlaçlar her türlü amaca hiz­ met ederler. onların geçtiği yerlerdeki izleri bulabilmek. bu bitkiler şüphesiz senin onlardan istediğini senin hatırın için yapacaklardır.

çünkü Yeryü­ zü'nün Yaratıcı'sı onları bize bu amaç için vermiştir. 1 1 42 Stephen Harrod Buhner .Bizler. kendimizi iyileştirmek için onları kullanmalıyız.

2

YERYÜZÜ lLE
ŞiFALANMAK

1988 yılının başlarıydı; şiddetli bir mide ağrısı ile uyandım. Aşağı yukarı
20 dakika, hareket edemeyecek durumda öylece yattım. Bana ne olduğunun

merakı içindeydim. Birden ağrı yatıştı; iyileşmiştim, ama ter içinde ve yorgun­
dum. İyileştikten sonra, başıma gelenin besin zehirlenmesi, apandisit ağrısı
gibi rahatsızlıklar olabileceğini geçirdim aklımdan. Fakat ağrı tamamen kay­
bolup kısa bir zaman aralığında yeniden tekrar etmeyince üzerinde bir daha
düşünmedim.
Bir ay geçmişti ki benzer bir kramp belirdi. Ağrı geçer geçmez de yine dü­
şündüklerimi bir kenara attım; ama üçüncü kez ağrı belirdiğinde doktorumun
muayenehanesinin çok yakınındaydım ve dişlerimi sıkarak hızla onun yanına
gittim. Çok acı çektiğimi görünce beni hemen sıraya almayı kabul etti. Sağımı
solumu yoklayıp araştırdıktan sonra, neyin yolunda gitmediğini bilemediğini
itiraf etti. Benden 45 dolar alıp bir uzmana görünmemi tavsiye etti.
Uzman doktor, beni yoğun programının arasına sıkıştırarak iki hafta son­
raya gün verdi. Randevu günü geldiğinde, muayene masasında yatarken, mi­
demi sırtıma doğru kuvvetle ittikten sonra bir anda geri bıraktı. Çektiğim ağrı
inanılmazdı. Ne yaptığını sorduğumda, "geri tepen bir ağrı" olup olmadığını
denetlediğini söyledi. Ardından, uzman doktorla beraber yanındaki birkaç
hevesli asistanı on beş dakika boyunca beni ıstıraplı denemelerden geçirdiler.
Sistematik bir şekilde, ülser ya da safra taşı veya böbrek taşı olduğunu öne sü­
rüyorlardı. Sonunda hala benimle ilgili sorunu bulamadıklarında belli belirsiz

Yeryüzü ile Konuşma Sanatı

bir hevesle keşif amaçlı bir ameliyatı düşünmemi önerdiler. Bunun üzerinde
düşüneceğimi söyleyerek 1 50 dolar ödedikten sonra oradan ayrıldım. Ne ya­
pacağımı bilmiyordum.
Tesadüf eseri kısa bir zaman önce yerel bir herbalistle tanışmıştım; o bana
osha adında bir bitkiyi göstermişti. Bu bitki çoğunlukla kann bölgesindeki
kramplar için kullanılırmış. Daha önce yaşadığım Colorado Boulder bölgesin­
de bu bitkiden bol miktarda yetişiyordu . Böyle bir olayın eş zamanlı olarak
belirmesinden ilham alarak osha bitkisini denemeye karar verdim. Ameliyat
ihtimalini seçmeyecektim.
Birçok bitki kökü kazıp kuruttum. Onları yanımda taşıyor, gün boyu kemi­
riyordum. Bir kez daha kamıma ağrı girdiğinde, aynı bitkiyi toz haline getirip
bir kapsüle aldım. Bitkiyi bu şekilde içtiğimde ağrılarım büyük oranda azalıp
kayboldu. Böylelikle osha bitkisini kullanmayı sürdürdüm. İki ayın sonunda
kramp nöbetleri düzenli bir şekilde kaybolmaya yüz tuttu. Ve en nihayet ta­
mamıyla kayboldu .
Osha bitkisini kullanmaya başladığım andan itibaren, bu yabanıl ilacın o
güne değin kullandığım tıbbi ilaçlardan nitelik açısından farklı olduğunu his­
setmiştim. Her gün az bir miktar aldıkça, içimde iş gören yabanıl bitkinin
ruhunu hissetmeye başlamıştım . Osha'nın yaşayan bir varlık olduğunu içsel
olarak biliyordum; onun kendine has bir zekası vardı. Özellikle de bedenimle
arasında öyle bir karşılıklı ilişki kurmuştu ki, onun ruhunun bendeki hasta­
lığı iyileştiriyor olduğunu anlamıştım. Bununla beraber çok güçlü bir keşif
yapmıştım: hayatımda ilk kez Toprak'ın beni iyileştirdiğini deneyimlemiştim.
Toprak'ı canlı ve bilinçli bir varlık olarak deneyimliyordum, bu kavram yal­
nızca zihnimde olan bir gerçeklik olmaktan çıkmıştı. Soyut olandan yaşayan
bir deneyime doğru yol almıştım.
Yaşadığım çevredeki tarlalarda, vadilerde büyüyen bitki tarafından iyileşti­
rilmiş olmak beni dönüştürücü bir deneyimdi. Toprak merkezli maneviyatın
hem öğreticisi hem de öğrencisi olarak geçirdiğim 20 yıla rağmen, hala ya­
banıl bitkileri birçok Amerikalının gördüğü gibi görmekteydim. Kimi yabani
bitkilerin adlarını biliyor, kimilerinin de yenebilir kısımlarını ve meyvelerini
ayırt edebiliyordum. Bunlara ek olarak, onları üç grupta toplamıştım: büyük
bitkiler (ağaçlar) , Orta boylu bitkiler (çalılıklar) ve küçük bitkiler (otlar ve
ayrıklar).
Şimdiyse bitkilerin dünyası ve bitkisel ilaçlarla ilgili öğrenebileceğim her
şeyi öğrenmek istiyordum; özellikle de onların ardında gizlenen kutsallık ve
ruh alemiydi ilgimi çeken. Takip eden altı yıl boyunca zamanımın çoğunu
44

Stephen Harrod Buhner

evımm civarındaki bitkilerin olağanüstü dünyasını keşfetmekle geçirdim.
Önce bitkilerin fiziksel özelliklerini öğrenmeye odaklandım; saatler boyu ya­
kın çevredeki tarlalarda ve ormanlarda büyüyen yabani bitkileri gözlemleyip
inceledim. Zamanla yöresel bitkilerin büyük çoğunluğunu her mevsimde, bü­
yümesinin her aşamasında izlemiş ve tanımıştım. Onları içtenlikle tanımaktı
bu yaşadığım. Yaşadıkları çevreyi, ne şekilde büyümekten hoşlandıklarını, en
sevdikleri toprağın nasıl olduğunu öğreniyordum. Ellerimle köklerini hisse­
diyor, ağzımla tatlarına bakıyor, burnumla kokularını alıyordum; verdikleri
şifayı vücudumda deneyimliyor ve onları ailemdeki hastalıkları iyileştirmek
için kullanıyordum. Yaşamıma nüfuz etmeye başlamışlardı.
Osha bitkisi ile yaşadığım derin deneyim, her zaman için belleğimde güçlü
bir hatıra olarak kalmıştır. Bu deneyimi diğer bitkilerle de yaşayıp yaşayama­
yacağımı görmek istiyordum. Farklı bitkilerle olan ilişkimi derinleştirmek için
saatler harcamaya başladım. Kimi zaman bir bitkiyle sessizce otururken, kimi
zaman da herhangi bir bitkiden bana akan görüntüyü ya da duyguyu zihnim­
de tutarak günlük işlerimi yapmayı sürdürüyordum.
Haftalar, hatta aylar boyu her bitkiye ayırdığım vakitler sonrasında "bir
duygu tınısını" diğerinden ayırmaya başlamıştım. Bir yılı geçkin bir süre bo­
yunca her bitkideki duygu tınısının özünü damıtıp bilgi haline getirene kadar
bununla uğraştım. Başka bir deyişle, o duygu tınısının kalbinde gizlenen te­
mel unsurları, onu diğerlerinden ayıran duygusal tadı öğrendim.
Her bir varlık türü ve her türe ait her bir bitki, benim içsel olarak bir duy­
gu halinde deneyimlediğim farklı bir enerji, farklı bir yaşamsal öz taşıyor. Bu
duygular, kızgınlık, üzüntü, sevinç veya korku gibi kolayca ayırt edilebilen
duygulardan çok daha incedirler. Onlar, belli bitkilerin ya da türlerin ayır­
dedici temsilcileridir, duygusal gölgelerden oluşan geniş bir yelpazeyi temsil
ederler.
Bu tür duygu tınılarını ayırt edebilmek için, bir alışveriş merkezinden rast­
gele on kişiyi getirip önünüze sıraladığınızı hayal edin. Düşüncenizi işin içine
katmaksızın, onları görür görmez sizde uyandırdığı duyguları tanımlayın. Her
bir duygu tınısı, özellikle benzer altyapıya, giysilere ve sosyo-ekonomik sınıfla­
ra sahip olanlar arasında farklılık gösterecektir. İnsanlar sıklıkla hiç bilincinde
olmaksızın bu önseziyi kullanarak "bir kimseye" karşı duygularını tahlil eder­
ler. Belli duygu tınılarını ayırt edebilmek, yalnızca insanlarla sınırlı kalmayıp
dünyamızdaki herşeye uygulanabilecek bir yaklaşımdır. Ben bu tekniği yıllar­
ca kendi verdiğim dersler ve şifalandırma uygulamalarını için kullanmıştım;
ama bu kez ilk defa bitkilerle birlikte kullanıyordum. Tüm bitkilerin, hatta

Yeryüzü ile Konuşma Sanatı

45

tüm canlı varlıkların birbirinden farklı enerjileri veya duygu tınıları olduğunu
keşfettim; eğer insan dikkatini yönlendirirse bunları hissedebiliyordu. Birçok
insanın bir köpek yavrusu ile karşılaştığında deneyimlediği duyarlılık da ben­
zeri bir süreçmiş gibi görünüyor. Köpek yavrusuyla karşılaşan insanda o ana
özgü bir duygusal tepki oluşur ve bu süreç dünyamızdaki herhangi bir şeyle
bilinçli olarak yaşanabilir.
Yıllar içinde bu temel süreci içsel bir derin düşünce (meditasyon) ve de­
ney yoluyla -tepkiyi bir eyleme dönüştürebilene dek- geliştirdim. Zaman için­
de bitkideki bu duygu tınısına odaklanıp onu ilaca dönüştürmeyi ve o ilaç
birisi tarafından kullanıldığı müddetçe odaklanmayı sürdürmeyi öğrendim.
Bitkideki duygusal tınıyı veya enerjiyi bilinicimin ön saflarında tutabildiğim
zaman, onunla ilgili duyumlarımı geliştirebildiğimi fark ettim. Öyle ki, bir
süre sonra benim bedenimde de aynı oranda bir kızgınlık, korku , sevinç veya
keder belirmekteydi. Bu yetenek. insanın kişisel iradesini yönlendirdiği niyete
bağlı gibi görünüyor.
Belki de, bitkilerle ilgili bu doğal olayı araştırdığım süre içindeki en etkile­
yici örneklerden biri , melekotu (angelica) bitkisi ile ilk karşılaşmamdı. Osha
bitkisinin akrabası olan melekotu, Boulder yöresinde pek de rastlanmayan bir
bitki. Onun bol miktarda bulunduğu bir yere pek az rastlamışımdır. Yamaçla­
rın kuzeye bakan eteklerindeki gölgelik alanlarda, ırmak kenarlarında büyü­
yen melekotunu ilk gördüğümde, böyle bir ırmağın kenarı boyunca yürüyor,
çoğunlukla ayılarla geyiklerin kullandığı patikada ilerliyordum. Duyularım,
içinde bulunduğum çevreyle bütünleşmişti sanki : taşların üzerinden acele­
ci bir edayla akan ırmağın sesi, ormanın gölgeleri arasından sızan geniş ışık
demetleri ile aydınlanmış derin yeşillikler, yaşlı bir ormandan gelen tanımla­
namaz kokular ve zengin alt bitki örtüsü. Yolun kenarından döndüğüm bir sı­
rada tüm dikkatim, ırmağın kenarındaki bir bitkiye odaklandı. Bitkinin boyu
iki metreye yakındı . Güçlü ve uzunca bir sapın üzerini taçlandıran tohum kü­
meleri, düzensiz aralıklarla sap boyunca dizilmiş geniş yaprak yüzeyleri vardı.
Bitkinin kendisi öyle özel bir nitelik saçmaktaydı ki, yaptığım araştırmadan
beni alıkoyacak kadar güçlüydü . Bulunduğu yere doğru yönelerek yanına
oturdum. Bitkiden gelen en yoğun duygu tınısı, ondaki sessiz saygınlık ve
ruh olgunluğuydu. ilk karşılaşmamızda belki de bir saatimi orada geçirdim;
daha sonraki yıllar boyunca da aynı yerde tohumlarından biten çocukları ile
nice saatler geçirdik. O bitkinin niteliklerini , onun kendine has duygu tınısı­
nı tanımayı öğrenmiştim; o benim en önemli bitki yakınlarımdan biri haline
gelmişti.
46

Stephen Harrod Buhner

rüya görür duruma geçmiş bulduğum zamanlar yaşamaya başladım. insanlarda görülen etkileri ise. Bir bakı­ ma. o canlıların Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 47 . İşte o anda. Kuzey Amerika'nın her yerinde ağaçlar üzerinde büyüyen liken bitkisi usnea ile yaşadım. saçlan dalgalıydı. Yıllar boyu bitkilerle oturduktan sonra. artık onlan endişe ve­ rici bulmuyorum. Usneanın genellikle hafif olan duygu tınısı öylesine güçlenmişti ki birden bire kendimi onun içinde kaybolmuş hissettim. kişisel sınırlanmın herzamanki hali de eriyip gidiyordu. Bana gülümseyerek. . yabani bitkilerin canlı birer varlık olmanın ötesinde insanlardan ayn. Böyle zamanlarda bitkiler benimle şifalı kullanımlan hakkında konuşuyorlardı.Melekotu. Yaşamımın büyük bir kısmını. belli bir oranda da penisilin ile rekabet edebilecek bir bitki. ağaçlar üzerindeki etkisinin sadece bir yan ürünüydü. başıma geleni sorgulamama neden olan deneyimim daha sonralan beni. bu bir tür uyanış anı veya uykuya geçiş anı gibiydi . kendimi yan uyanık. Görüşüm yumuşamıştı ve renkler daha canlı görünüyorlardı. Usnea. Onun doğası bütünüyle ve de kelimenin tam manasıyla dişil . Onunla oturup ondaki duygu tını­ sına odaklanmaya çalıştığım sırada öyle bir zihinsel duruma girdim ki. Her türlü akciğer düzeneğin­ deki enfeksiyon için etkili olduğunu söylediği usneanın en belirgin özelliği buydu . Hayatımın daha erken bir evresinde. bağım­ sız bir yazgıları olduğunu aynmsamaya başlıyordum. Tüm bunlan söyledikten sonra oradan ayrıldı ve ben. bir bütünlük duygusuna sahip. usneanın Yeryüzü ekosistemi içindeki öncelikli görevi­ nin ağaçlan iyileştirmek olduğunu söyledi . içine girdiğim halden uyanarak kendi çevremin farkına vardım yeniden. güçlü bir antibiyotik. bitkinin büyüyüşüne benziyordu . kül­ türler arası dinsel gelenekler üzerine bir lisans çalışması yapmaya zorlamıştı. doğada ve insani koşulda sıklıkla karşılaşılan iki zıt kutbu dengeleyici bir yönü var. Geçen yıllarla birlikte böylesi deneyimler tekrarlanıyor. Uzun yıllar boyunca. ardı ardına görsel deneyimler yaşamıştım. bitki bana genç bir adam gibi göründü. gezegenin akciğer düzeneği için bir antibiyotik görevi görmekteydi. Ne kadar çok bitkiyle temas edersem. Bu o zaman için biraz tedirgin edici bir durum­ du . En derin dene­ yimlerden birini. on yedi yaşlarında iken. o denli çeşitlilik gösteren bir canlı varlık nüfusunun yaşadığı bir dünyada buluyordum kendimi. . fakat bitkilerle aramda yaşananlar kendi içinde bazı sorun­ ların belirmesine yol açtı. Usnea. yüce bir saygınlığa. Gezegenimizdeki çeşitli unsurları yalnızca insana hizmet amaçlı ürünler olarak görmeye meyleden bir dünya görüşünden etkilenmiş bir haldeyken. Derindeki kutsal olanla ilişki kurmaya yönelik bu ilk deneyimler bana başka türlü bir yaşam biçiminin varlığını göstermişti.

Verdikleri yanıt tereddütlüydü. Hala bir sorunla karşı karşıyaydım. akılcı düşüncenin ötesinde daha başka kaynaklardan gelebiliyordu. dünyanın birçok yerinde kutsal bitki tıbbının aynl­ maz bir parçasıydı. kutsal olduğu kadar insana has olan daha derindeki unsurlar. her şeyin yüzeyinde görüle­ bilene yoğunlaşıp gerçekliğin tek bir boyutuna yönelmektedir. hatta bazen hastalıklı bir durum olarak açıklanmakta . doğrudan ruhsal deneyimle bilgi­ ye ulaşmanın kültürümüz tarafından tuhaf karşılandığının da farkındaydım. onlarla aramda bir fark gözetmemem gerekiyordu . Eğitim verdiğim zamanlarda onlar adına konuşmamı ve yerli halkların bu kıtada nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu günlerde olduğu gibi insan dünyasında seslerinin yeniden duyulmasını arzu etmekteydiler. Buna karşın. Öyle ki. Eğer bitkilerle konuşma ve onlardan gelen yanıtlan duyabilmeyi istiyorsam. Kültürel ve eğitsel süreçlerimiz. Ruhsal açıdan bakıldığında modem bilim. Bir yandan osha bitkisinin ruhu tarafından şifa bulmuş biri ola­ rak bitki ruhları ile daha derinden konuşabilmenin hazzını yaşıyor. benim şifacılığa dair anlayışımı dahi zorladığı bir durumu deneyimliyordum. istatistiksel 48 Stephen Harrod Buhner . ama daha sonra bu isteğimi kabul ettiler ve bu süreci devam ettirebilmemiz için belli ko­ şullan yerine getirmemi istediler. güçlü bir bilimsel zemin üzerinden seyrini sürdürdüğü için. Şifalı bitkilerle yaşadığım deneyim. bu kesinlikteki koşullar. her türlü ruhsal ve duygusal unsuru küçümsemeye meyleden güçlü bir analitik geleneğin içinde yetişmiş­ tim. . çift yönlü bir durumu da beraberinde getirmekteydi . Amerikalılann büyük çoğunluğu gibi ben de. böyle bir hal normal dışı kabul edilmekte. günümüz dünyasına yabancı bir kavram. Hem mantık dışı hem de ölçülemez unsurlan içeren kutsal alan. bir yandan da bitkilerin kendisinden gelen bilgi üzerinden bitkisel şifa verme fikrinin. Daha sonraları yerli kültürler üzerine araştırma yaparken fark ettiğim gibi. onu savunan biriydim. gerçekliğe tek yönlü bakış açısının ötesine geçemeyen bir kültürel görüşe terk edilmiştir. Nitekim. Bir yönden zihnin kutsal hal­ leriyle olan derin bağlantımı kabullenirken . bitkilerden beni bu yolda derinleştirmelerini istedim.varlığından habersiz geçirmiştim. . onlara saygıyla yaklaşmam. bitkiler insani istek ve ihtiyaçlarla çoğunlukla ilgilenmiyorlardı. Dahası. Bu antlaşmayı yapmak zor değildi. bilgi. fakat bazen uygulaması zor­ du . bilgiye kutsal bir deneyim üzerinden erişilmesi fikri. Bitkilerle konuşma fikrini kabullen­ mem gerekiyordu. önümde açılan bu yeni dünyayı seviyordum. fakat yaşadıklan­ mın bu anlayışı dahi aştığını görüyordum. Çoktandır bütüncül şifaya inanan.

:la bu tür bir araştırmayı bir kez daha deneyip tekrar etmeye karar verdim. Böylelikle .:ıitki tıbbı hakkındaki deneysel çalışmalarım derinlik kazanırken. Oysa hüsrana uğradım. Kutsal olanı deneyimleme alanında kavramsal bir harita bul­ :naya ihtiyacım vardı. Bu tür deneyimlerin izlerine rastlayabileceğim alansa. Biraz daha derinlere :nmeliydim. Üniversitedeki danışmanım Profesör Edward Canda. Bu tür alıntılar öylesine azdı ki. hatta amatörce yaklaşıyorlardı. başlangıç noktasındaki araştırmam beni öyle bir yolculuğa çıkardı ki kendimi tezatlık­ larla dolu kültürel bakış açılarının ve önyargılı raporların arasında.azırladım -bu yöntemi yıllardır verdiğim derslerde hala kullanıyorum.-ahş: bir ormanda gibi hissediyordum. Buna karşın..ok kimse gibi ben de her iki dünyanın dokunuşunu duyumsuyor ve onları '::ıirbiri ile uzlaştırma arzusu taşıyorum. Yerli halklar arasında hallüsinojenik bitkilerin kutsal kullanımını tanımlayan. bir kütüphaneye giderek bitkisel ilaçlarla . başıma geleni daha iyi kavrayabileceğim bir model meydana geti­ :-ebilirdim belki. ciddi bir çalışma başlatacak kadar kaynak bilgi edindiğimden emin olduğumda aradan beş yıl geçmişti. bir yandan . bir­ . Kutsal '.ı. eğer böyle bir şeyin gerçekleşme ihti­ :nali varsa tabii ! Bu içsel anlaşmazlıktan ötürü. bitkilerin ruhsal özelliklerine değinen kitaplar konuya yüzeysel. Weston La Bane'ın Peyote Kültü gibi birkaç kitabın dışında.mcelemelere dayanan bakış açılan ile çelişkiye düşebiliyor. tıpkı . tıbbi bitkilerle ilgili etnobotanik reh­ '::ıerlerin büyük çoğunluğu . Dolayısıyla araştırmamı bu alanda yo5Unlaştırdım. Ara sıra. bitkilerle iyileştirmenin ruhsal boyutunu ya abar­ tılı biçimde ele almakta ya da konu bile etmemekteydi . Yeryüzü ile Konuşma Sanatı . Bunlar şaman kültürünün bitki ruhları ile derin kutsal bir bağ geliştirebildiğine işaret etmekteydi. Tezimi bu analitik modeli geliştirmek üzerine '.alışırken uygulanan kutsal gelenekler üzerine birçok kitaba danışacağımı düşünmüştüm. insani tecrübenin tarihsel çerçevesinde­ �i yerimi bulmaya çalışıyordum.. �mologlann Amerika'daki yerli halkların kültürü içinde bitkileri ne şekilde �ullandıkları ile ilgili anlatımlarıydı. anlaşılması zor kaynaklara yapılan rastgele göndermelerle karşı­ laşıyordum. deneyimlediklerimin analitik 6ir modelini bulma ihtiyacı duyuyor. görsel mistik dene­ \imlerin ne şekilde gerçekleştiğini konu alan analitik bir model oluşturmam \·olunda beni yüreklendirdi. Araştırmalarımı başlattığımda. Araştırmalarım doğrultusunda kutsal bitki tıbbının hayranlık \·erici dünyasındaki daha derin ruhsal gerçekliklere eriştimse de.

bitki ruhları veya daha başka yardım­ cılar aracılığıyla ulaşan görüler ve rüyalara dayandınlmaktaydı. onların bitkisel ilaçlann ruhsal kullanımına dair gözlemleri çoğunlukla yüzeysel ve muhalifti. Yine de. Amerikan yerli halkının şifa inanışlarını ve uygulamalarını ya Hıristiyanlık dışı ya da bilim dışı hurafeler olarak görmekteydiler. benim kendi içimdeki sezgisel olan ve doğrusallık taşımayan kutsal deneyimler ile doğrusal. kabile inançlarını ele alan etnolojik yazıların onlar arasındaki benzerlikler üzerinde değil farklılıklar üzerinde yoğunlaşması oldu. Kimi yerli halkların kültüründe. Bir son­ raki safhada yaptığım araştırmayı daha karmaşık hale getiren konu. Stephen Harrod Buhner . şifacı insanlann kendi sözlerini içermekteydi. . Aslına bakı­ lacak olursa . Ne de olsa on dokuzuncu yüzyıl ile yirminci yüzyılın başla­ rındaki etnograflar. . Gözden geçirdiğim yazılar. şifacılığa dair en etkili bilgiler. dünyamız ve bizlerin bu dünyadaki yeri ile ilintili bilginin bir araya toplanmasına öncülük edebilecek. bilgilerinin öncelikli kaynağının Yaratıcı ve içine girdikleri "kut­ sal görü hali" olduğu konusunda emindiler. nesilden nesile aktarılmış olan bilgiye önem verilse ve bu bilgi kullanılıyor olsa bile. anali­ tik ve akılcı düşünce arasındaki çatışmayı yansıtıyor gibiydi.Yerli halklann şifacı kültürüne dair güvenilir. Araştırmacılann çalışmasındaki bu yaklaşım. Sonuç olarak. gerçek bir bilgi bulabilmek çok zorlaşmıştı. beni kendi Avrupa-Amerikan kültürümün aynı konuyla olan çatışması üzerinde durmaya sevk etti. bu yeni alanla ilgili harita oluşturma çabalarım. Bu kayıtlar. paha biçilmez iç görüleri ve kutsal bitki tıbbının geleneksel yöntemleri hakkında gözlemleri içeriyordu . ilk elden şamanların ve yerli şifa­ cıların gözlemlerini ve yayınlanmamış doktora tezlerini içeren yazılarla temas etmem mümkün oldu. akılcı olanın dışında başka bir yol daha var . bulduğum bazı daha erken tarihli etnolojik bulgular sayesinde. Her örnekte.

Yerli halkların kutsal kişileri. . Çağdaş araştırmalar.':··. 3 KuTSAL BiTKi TIBBININ GöRÜLERİ Öncelikle vurgulanması gereken. kutsal ola­ na karşı gösterdikleri derin saygıyı ve yalnızca bitkilere has olan bir alandaki kutsallığı detaylı bir şekilde anlatıyorlardı . kendini insanlara farklı biçimlerde gösterir. 1 -MIRCEA ELIADE Bitkilere dair bilginin görsel kaynağı. görü biçiminde gelen eşsiz ilhamlar yoluyla tıbbi bitkiler hak­ kında ayrıntılı bilgi edinmiş. . Kutsal olan. bitkilerin kutsal belinşlennin tümü­ nün. onları değersiz gör­ meyi yeğlemişlerdir. dolayısıyla çoğu zaman kendile­ rine bu kaynak üzerinden anlatılanları kabul edememiş. onlarla ne şekilde şifa verileceğini öğrenmişler­ dir. yerel halkların iyileştirme yöntemle­ rini anlatanların birçoğu tarafından tasdiklenir. Kuzey Amerika'nın yerli halkları ile karşılaşan Avrupa kültürlerinin bu yaklaşımı anlayabilmeleri çok zor olmuştur. rüyalardan geldiğini Yeya bı:k:Yeryüzü ile Konuşma Sanatı . Oysa Kızılderililerin bitki dünyasına dair ayrıntılı bilgile­ rini tamamıyla görmezden gelmek de mümkün değildir.2 Ye rlt halklardan bitki tıbbıyla ilgili daha ayrıntılı açıklamalar istendiğinde heps: sözleşmiş gibi bilgi kaynaklarının görülerden. yerli ilaçların geleneksel kullanımlarının pekçoğunu doğrulamaktadır. yeşil örtünün kutsal önemi kuramına işaret etmesidir. uyumlu cümleler sistemine. Onların sözlerini okurken şu konu açıklık kazanmıştı: şifacıların her birinin sözlerinde bazı gerçeklerin ışığı parlamaktaydı. Dünyaya gelecek olan çocuklara verdikleri önemi.

orada bulduklannı ifadeye dökmek iste­ diklerinde her zaman bu sorunla karşılaşırlar. araş­ tırmacılar açısından sorun yaratmaktaydı.bir ilişkisidir. bilmelisin ki bu alanın derinliklerine indikçe. bir şeyler öğrenmeye gelmiş bir arayıcı gibi davranmalıdırlar. kültürden kültüre . 5 52 Stephen Harrod Buhner . kendilerine aktarılan bilgiyle ilgili başvura­ bilecekleri bir kaynak yoktu ellerinde . kıtadan kıtaya benzerlik gösterir. esnek olmayan ifade bi­ çimleriyle yetineceğiz. Bruce Lamb'e çok önemli bir noktayı şu sözlerle açıkla­ mıştı: Dostum.nin kendisinin tıbbi kullanımını söylediğini belirtmişlerdir. Bitkilerle veya herhangi bir varlıkla konuşabilmek için ruhsal güç birikimine ve kutsal alanda yürüme yeteneğine ihtiyaç olduğunu söylerler. Hepsi de bitkiler yoluyla kutsal alanla temas kurmaya çalışanların bitki­ lerin dünyasına girmesi gerektiğinden söz ederler. Şimdilik önemsiz sözlerle. fakat bunu yaparken her şeyi bilen bir insan gibi değil. Manuel Cordova Rios. Bu durum. Sioux'lara göre: Nesnelere gizemli güçler yükleyerek onlan kutsal hale getirmek. Yine de. onun yaşamını Yukan Amazonlann Büyücüsü adı altındaki eserde kaleme alan R. bitkisel ilaçlarla ilgili tanımladıklan alan. resmi dilin yazılı ya da sözlü ifadeleri yetersiz kalır. Eğer elimden gelseydi seninle bir görü oturumuna girerdik ve sen o zaman anlardın. insanlar da bitkilerle konuşabilir. yal­ nızca böyle nesnelerle konuşup söylediklerini anlayabilen erkeklerin yapabileceği bir şeydir. Orada bitkiler insanlarla. bu onun doğayla olan -diğer Mitlenos'ların yaşam biçiminin bir parçası olmadığı açıkça görülen. Amazonlarda kauçuk toplayan genç . Bilgiyi bilimsel ve akılcı bir yoldan toplamaya alışmış olduklanndan. Güney Ame­ rika'daki bir kabile tarafından kaçırılmış ve bitkilerin kutsal kullanımı konu­ sunda eğitilmişti.4 Meksika'daki Mitlenoslar'a göre : Bitkiler onunla konuşur ve o da bitkilerle konuşur. Ama bunun için zamana ihtiyaç var. 3 Ruhun alanında seyahat edenler.

işitip görebildiğinizde ve kendinizi tamamıyla o alanın içinde deneyimlediğinizde. İnisiye ol­ muşlar bitkilerle konuşabilir. yalnızca kendi yararına değil . bu güçlerini insan topluluğunun yararına kullanması beklenir. Mesela bir bitkiye . Bu hayali geliş­ tirebildiğiniz kadar geliştirin.:-:". Bu alıştırmayı dışarıda doğal bir yerde yaparsanız daha iyi sonuç verir. Çevrenize bakıp etraftaki bitkileri. alışılagelmiş bir şeydi. Eğer bitkiye bu şekilde yaklaşılacak olursa. .:: . Şimdi hayali bir durumu deneyimlemeye başla�-::-: düşünün ki ne şehirler var. Toprağın. ağaç \-e . Kimi zaman şifacı insanlar olarak tanımlanan kutsal kişiler. bir dakika için gevşeyerek gerginliklerin bedeninizden gitmesine izin verin.6 Ve Papagolar'a göre : Bitkisel bir özü toplarken ve onu belli bir doğrultuda kullanırken o bitkiyle veya ağaçla konuşmak. ormanda veya çayırda ol­ duğunuzu hayal edin. çimenlerin arasında esen rüzgarı hissedin.c. .: başka bir yer de yok. Şifacıların. kuşlarla birlikte tüm doğanın sesini duyun. . san­ ki sımsıcak cömert elleriyle sizi taşıdığını hissetmeye çalışın.::c:: c_:-:� görmektesiniz . bitkiler onların bir parçasıdırlar. bitkiler de onlarla konuşabilir. bitkilerin daha derinlerdeki ruhu ile temasa geçer. İşte var olan her şey bu gördüklerinizden ibaret Yeryüzü ile Konuşma Sanatı . sahip olunabilecek bir nesne gözüyle bakılması. Bitkilerin insanlarla. o bitki gücene­ cek ve insan topluluğunun ihtiyaç ve arzularına karşılık vermeyecektir. Toprak merkezli insanların. türler ara­ sındaki iletişim ve bilgi alış verişidir.. bitkilerle konuşabilme becerisi. insanların da bitkilerle konuştukları sahaya girebil­ mek için gerek duyulan düşünce durumunu daha iyi kavramak üzere şu kısa kılavuz hayallemeyi gerçekleştirmeye çalışın.7 Her bir kültürde ortak olan. bu sayede kutsal bitki tıbbının güçlü birer şifacısı haline gelirler. bu tür bir iletişimin doğabilmesi için gerekli gördükleri ortak unsurlar vardır. Toprak ana bunu sizin için yapıyor olsun . Tamamıyla saflığı yansıtan bir doğal ortamda. Uzaktaki ormanı hayal edin. ne de sizin bildiğiniz anlamda bir medeniye: Kendinizi görmekte olduğunuz bu doğal ortamda yaşamaktasını. GiC.. . onlarla konuşup saygıyla yaklaşırlar ki. onu aşağılayıcı bir yaklaşımdır. O ortamı hissettiğinizde. Kut­ sal kişilere göre. bitkilerle de bir insanla konuşur gibi konuşulması gerekir. öyle ki belini:i doğrultmak için fazladan bir güç sarf etmeniz gerekmesin.Ve Zuniler'e göre: Zuniler bitkileriyle yaşarlar.

iyileşmeniz için bitkilere nasıl da bağımlı olduğunuzu daha iyi hissedebilirsiniz. hepsinin de insanlar tarafından üretildiğini hatırlayın. . onları deneylerden geçirerek ilaç olarak kullanılabilecek yönlerini saptamaya çalışırlar. doktor ve eczanelerden geldiğini. Bu durumu kendiniz için hayal etmeyi başarabilirseniz . yalnız başınasınız. onları ancak potansiyel birer ürün olarak görürler. Toprak'la ilgili hiç bir şeye bağlı değilsiniz. Bu deneyimle bir­ likte. Böylesi bir ya­ şam biçimine sahip olan insanlarla bitkiler arasındaki ilişki bağlılıktır. ne hastane .Şimdi hastalandığınızı hayal edin. insan A'dan başlar B'ye gi­ der . ne de doktor. Ne eczaneler var. Yerli halklar bu bakış açısıyla yaşadıkları için. onların dünyaya nasıl baktıklarını derinden anlamadıkça bitkilerle olan ilişkilerini kavramaya yönelik her girişim sonuçsuz kalacaktır. her şey insan tarafından denetlenmektedir. Hastalanmış­ sanız size bir hap verirler. İlaçlarınızın hastanelerden. Şimdi bitkilerin farkına varın. Oysa insan ilk örnekteki çerçevede veya dünya görüşünde yaşıyorsa du­ rum çok farklıdır. doğru şekilde yaklaşılırsa insanlı­ ğın faydası yönünde kullanabilirler. Burada ih­ tiyaç duygusu yoktur. Bu ikinci örnekte. İnsan­ larda bu bağlılığın sonucu olarak bitkilere karşı içsel bir saygı oluşur Hayatta kalmalarının bitkilere bağı olduğunu farkederler ve bitkilere karşı kendiliğin­ den saygı duyarlar. Bitkileri in­ celeyerek onların esasını oluşturan parçaları tahlil ederler. Bitkilerin yerli halklarca nasıl kullanıldığını araştıran etnobotanikçiler. İnsanların büyük çoğunluğu bu koşul içinde bir hayat sürmektedirler. kimi atalarımızın uzun zaman önce kendilerini nasıl hissettiklerini ve yerli halkaların birçoğunun hala hissettiği durumu yeniden idrak edebiliriz. dünyanın dört bir yanındaki yöresel kültürlerin tıbbi bitkileri şaşırtacak dere54 Stephen Harrod Buhner . Bu koşulda Top­ rak'a karşı saygı duygusunun uyanması çok güçtür. . Böylesi bir düşünce durumunda yaşayan insanlar. Burada bitkiler insanlardan daha güçlü olarak deneyimle­ nir. Şimdi bir başka hayalleme yapmayı deneyelim: Bugünün şehirlerinde yaşa­ dığınızı hayal edin. Bu görüntüyü bir süre için tutmaya çalışın. Burada keskin bir sebep-sonuç ilişkisi söz konusudur. Eğer hangilerini ne şekilde alacağınızı bilirseniz sizi iyileştirecekler. bitkilere baktıklarında. Böylesi bir durumun diğerine kıyasla nasıl bir duy­ gu yarattığını deneyimlemeye çalışın. danışabileceğiniz hiç kimsenizin olma­ dığını. insanların çevrelerine olan bağlılığını bilirler. Bugünkü koşulda dünya yaşamıyla ilgili taşıdığınız düşün­ ce biçiminin içine girin. Onların içsel güçleri vardır ve o güçleri. çünkü başka bir insan eliyle meydana getirilmiş olanın dışında herhangi bir şeye ihtiyaç yokmuş gibi görünmektedir.

Aynı akıl yürütmeyle açıklanması daha güç olan konu. Etnobotanikçilerin birçoğu bitki­ lerin kullanımındaki bu benzerliği fark etmiş. Fakat bundan daha ilginç olan. Ne tıp biliminin kullandığı modeller ne de tıbbi kullanımlarını ve bu niteliklerini açıklamakta izledikleri yol bu du­ rumu açıklamaya yeterli değildir. bitkilerin şifa için eşsiz Kaz (Goose) Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 55 . sedir ağacı ve benzeri birçok bitkide aynı ruhsal nitelikleri görebildikleridir.8 Bir etnobotanikçi bitkiler üzerinde çalışırken. bunca kültürün nasıl olup da birbirleriyle hiç temas etmedikleri halde. Örnek olarak sedir ağaçlannın bulunduğu her kültürde sedirin yardımsever ruhsal niteliklere sahip olduğu ve olumsuz kuvvetlere karşı durabildiği bilinmektedir. . Bu noktada basit bir sebep sonuç ilişkisi devreye gir­ mektedir: civanperçemini yaraya tatbik edersin ve kanama durur . .cede benzer amaçlar için kullandıklarına sıklıkla tanık olmaktadırlar. bunu 'hayranlık verici' olarak nitelemişlerdir. dünya üzerindeki kültürlerin aynı bitkilerde bul­ duklan belli ruhsal niteliklerdir. Her yerli kültürde . civanperçemi­ nin yerli halklar tarafından kanamayı durdurmak üzere nasıl kullanılmaya başlandığını görebilir.

dördüncü seslenişinde bana bir şarkı söyleyece­ ğini bildirdi. Toprak'ı ve onun üzerinde büyüyen her şeyi sevenler. Toprağa yakın bir yaşam sürenler. Buna karşın. kutsal bitki tıbbını uygulamaya başlamadan önce bir kişiye gelen görüye ilişkin güzel bir örnek anlatılmaktadır. dünya üzerindeki kültürler arasında inanılmaz bir benzerlik göstermekte­ dir. bana doğ­ ru geliyordu. Antilop ot­ lamaktan vazgeçip yavaşça oradan uzaklaştı. okları ve yayı olan iyi bir nişancıydım. Tüfeğimi alıp birkaç kez ateş­ ledimse de hiçbir etkisi olmadı. Orduya ka­ tıldığımda bana bir silah ve mermiler verdiler. 1 6 mermi attıktan sonra. çocukları için ve Yeryüzü'nün kutsallığını seven tüm insanlar için korunmasını umut ederek . sorunun ne olabileceğini düşünmeye başladım. Aşağıda. Onlara. bitkilerin şifa amaçlı kullanımı hakkında doğrudan bilgi aktarımında bulunabilirler. durdu. Ardından bir sesin üç kez seslendiğini duydum. yerli kültürler giderek saf dışı bırakılmış. Bana bakıyordu . . yerlerinden edilmiş ve onların bitkiler dünyasına dair topladığı bilgiler kaybol­ maya yüz tutmuştur. Geçtiğimiz iki yüzyıldan bu yana . Ardından otlamaya koyuldu. Onların inanışına göre bitkiler. Hedefimi hiçbir zaman sektirmezdim. l 900'lerin başında Teton Sioux'larından olan Kaz (Goose) tarafından Frances Densmore'a anlatıl­ mış bir deneyimi içeriyor: Genç bir adamken. Başımın üzerinde bir yerlerden gelen ses güneşe bakmamı söyledi . bilgilerinin. tüm hayvanlara.özelliklere sahip olduğuna ve bu özelliklerin ancak rüyalar ve görüler aracılığı ile anlaşılabileceğine inanılır. Yaratıcı veya kimi daha başka güçlü ruhlar. kişinin bir rüyası veya görüsü yoksa uygunsuz kabul edilmiştir. Benimle arasında az bir mesafe kalmıştı ki. Bir sabah şafak sökmeden uyanmıştım. Adam. . Doğmakta olan güneşin üzerinde bir adamın çehresi vardı. avlanmaya gi­ decektim. Tepeyi dönünce birden bir antilop çıktı karşıma . ama her ne olduysa yine bir sonuç alamamıştım. Bu aktarım. Bu rüyaların ve görülerin geliş biçimi kadar yorumlanış şekli de. bitkiler de dahil olmak üzere her şeyin bir ruhu olduğuna inanırlar. ağaçlara ve doğadaki her56 Stephen Harrod Buhner . Dört mermi daha koyup yeniden ateş ettim. Kültürlerin birçoğunda şifacı olmak ve hastaları tedavi etmek. gösterdikleri cesaret ve ileri görüşlülükleri için fazlasıyla minnet borcumuz olduğunu düşünüyorum. tüm bunların kaybolmasından endişe du­ yan ve kutsallığa ilişkin derin bir bilgiye sahip olan bazı insanlar deneyimleri­ ni ayrıntısıyla etnobotanikçilere ve Frances Densmore gibi etnomüzikologlara aktarmışlardır. onu dinlememi istiyordu .

Bufalo boynuzunu kan hasta­ lıklarını tedavide kullanacak olduğumu söyleyen ses artık kutsal taştan geliyordu. . barakanın önündeyse çok parlak bir nesne . kutsal alandan gelecek olan yeni bil­ gilerin bağlı bulunulan topluluğa fayda sağlamasıdır. iskeletin içine kan aktı ve iki omzunun arasında bir bufalo boynuzu be­ lirerek kanı kendine çekti. ateşe tutulmuş kızıllıkta bir rengi vardı. kaldı ki. sıkıntıya düşmüş olan kimsede iyileşmeyi gerçekleştirecek yeterli­ liktedir. Oradaki parlak nesne kutsal bir taştı. O zamandan beri ben bu yöntemi izliyorum. Toprak merkezli geleneklerde görülen belki de en bilindik YeryüZti ile Konuşma Sanatı 57 . bir kimsenin yabanıl doğa­ ya giderek. böylesi görülere erişmek üzere yapılan bir görü arayışı töreni vardır. duygusal veya fiziksel hastalık zamanlarında da belirebilir. bu tür bir deneyim sonrasında Hıristiyan Bilim ha­ reketini kurmuştu. bu üç bitkiyi hastalan iyileştirirken kullanmam gerektiğini söyledi . Güneşin önünde. Bu tür bir inziva . ağaç dallarından yapılmış bir baraka durmaktaydı. oruç ve derin dua hali güçlü görsel deneyimi de beraberinde getirecektir. Buna rağmen birçok görü deneyimi aniden belirir. Mary Baker Eddy. onu gördüğümde sabahın erken saatleriydi ve ben avlanmaya çıkmıştım. ikisinin arasında duran bir adam da kartal tüyünden bir giysi giymişti. Kuş biçimindeki bir varlık indi yere . kimi zaman uyurken . kişisel doğrultunun ve yaşamsal amacın yeniden canlandırılması ve yenilenmesi. kimi zaman uyanıkken. O zaman görü aracılığı ile kutsal alandan gelen bilgi. . onun toprağa değdiği yerden bir bitki belirdi.9 Toprak merkezli kültürlerin birçoğunda. Bu olay üç kez oldu. hiç aranmadığı halde birden bire beliren görü halleri söz konusu olur. Görü arayışı. Üzerimdeki ses bunun bir alamet olduğunu ve benim kanla ilgili hastalıkları iyileştirmede herhangi bir kimseden daha fazla güce sahip olacağımı bildirdi. Bu gibi görüler. Kaz'ın deneyiminde ol­ duğu gibi . . Bazı mistik gelenekler bunu lütuf hali olarak adlandırırlar. Üzerimdeki ses. . Bana verilecek olanı görmemi \'e onu almamı istiyordu. Bunun ardından bir başka ses duydum. Bunu insanın uyurken gördüğü rüya gibi görmedim. görü belirmeyecek olsa bile fay­ dalıdır. Dördüncü kez kuş biçimli varlık yere indiğinde bir iskelete dönüştü . kültürünün bağlılıklarından tamamen uzak orada bir süre kaldığı ve kutsal olanla bağ kurma arayışına girdiği bir zaman aralığını tanımlamak üzere kullanılan bir ifadedir.şeye yukarı bakmalarını söylüyordu . Üzerim­ deki ses. insan bedeninin yapısını incelememi istedi. Görü arayışının amacı. Çevresinde sayısız çeşitlilikte kuşlar uçuşmaktaydı .

halkına yardımda bulunacak olan bitkiler verilmiştir: Yüzümüz doğuya yönelmişti. işte tam orada bir bitki duruyor. yere değer değmez kök salıp filizlendi ve çiçek verdi. bununla yeryüzünde istediğin her şeyi yapmaya girişebilir ve yaptığını da tamamına erdire bilirsin. İki sapı vardı ve dört yönün tüm renklerini kendinde toplamıştı. 1 0 Kara Geyik bu görüden uyandığı zaman. . Üç veya dört kurumuş sel çu­ kurunun bir arada durduğu yerin hemen yanı başında o bitkiyi gördük. Tepeden gördüğümüz yere yaklaştığımızda kuşların hepsi uçup gözden kayboldular. Hayatımda böyle bir bitkiyle ilk defa karşılaşıyordum. söğüt ve bazı otlardan oluşan bir karışım sundum. Büyük bir tepenin başına çıktık ve bir yer gördük ve bunun görü sı­ rasında gözlerimin önünde beliren yere yakın bir yer olduğunu anla­ dık. ilk görüde söylediğim şarkıyı söylemeye koyuldum. Şarkı bittiğinde . Ellerinde de birer bitki taşımaktaydılar. Toprağın dört bir ya­ nına sumak. arkadaşı Bir Yan'ı (üne Side) da alarak görüsündeki bitkiyi bulmaya gitmişti. O bitkileri bana uzatırken dediler ki: 'Bunu al. . ' Grass deresine doğru yöneldik. Ardından. Çiçeğin içinden öyle bir ışık demeti çıkmaktaydı ki. göklere erişti . Her birinin sinesinde birer yıldız vardı.görü deneyimlerinden biri de Sioux'lann kutsal kişisi Kara Geyik'in bir sıkıntı anında yaşadığı ve de john Neihardt'ın Kara Geyik Konuşuyor adlı kitabında kayıt altına aldığı deneyimdir. onu izledik. biraz daha aşağıda kuru bir dere daha vardı. Bir Yan'a dön­ düm ve dedim ki : 'Dostum. . . tavuk ve kartalların belli bir nokta etrafında dönerek uçuştuklarını gördüm. batı ufkunda saksağanların.' O bunu biliyor gibiydi ve sonra da dedik ki: 'Haydi gidip bakalım. Bitkiye bir dua sunarak şu sözleri söyledim: 'Şimdi sen ve ben iki bacaklılara 58 Stephen Harrod Buhner . ve kainatın tüm varlıkları bu ışığı gördü . ' Bana bitkiyi tanıtırken onu yere bırakmamı söylediler. Orada oturup heyoka şarkılarından bazılarını söylemeye başladık. kargaların. Bu uzun ve aynntılı görü sırasında Kara Ge­ yik'e. ne olduğunu görelim. Bitkinin adı Seher Yıldızıydı (Daybreak Star). bir tuhaflık gördüm ve ardından kanat­ lan olan iki adamın doğu yönünden bize doğru gelmekte olduklarını fark ettim.

. Dünyanın her bir yanında ve Kuzey Amerika'nın her bölgesinde bu görüler yaygındır. onun bedenindeki bu madde etrafta salınmaya başlar ve öyle bir koku saçar ki. şifaya sebep olan esas etken değildir. Sturtevant'ın doktora metni olan Mikasuki Semino!e'!erin Tıbbi İnanç!an ve Uygu!ama!an (Yale 1 955). Makah'ların (Nootka) Genç Doktor adındaki şifacısının anlatımıyla benzerlik gösterir. Onu "Nefes Veren" veya "Hayat Veren" anlamına gelen fisah ki': ko'mihci ifadesi ile çağımlar. kendisine bilgi aktanmında bulunanlardan bir kim­ seye .gideceğiz. Seminole'ler Yaratıcı'yı anarken. . onlar bu sayede diğerlerinden daha etkin bir biçimde iyileştirirler. 1 3 Mikasuki'lerin b u anlatımı . O da bir rüyasında ruhlar alemine götürülmüş ve orada. Rüya­ sının bir yerinde : Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 59 . Oysa bir şifacı. kutsal bitki tıbbının bu yönünü ele al­ maktadır.'11 Bitkilerin kutsal kullanımına yönelik görü deneyimleri Sioux'larla sınırlı değildir. Bitkinin bedeni hasta­ lanmış olan kişinin bedenine yardımda bulunsa dahi onu iyileştirmez. çünkü zayıflan mutlu günler beklemekte . Sözünü ettiği bitkilerin kendisi değildi ilaç olan. Bir defasında. kendi bedenlerinde 'canlı bir ilacı' taşıyanlardır. Böy­ le bir adam ilaç hazırladığı zaman. aldığı eğitimle ve Ruha olan yakınlığı sayesinde bitkilerdeki sağaltıcı gücü harekete geçirir. Cesur ol. 12 Dünyanın her bir yerindeki kutsal kişiler. bitkinin bedeni ile ruhunu ayn tutarlar. bu koku hastanın vücuduna nüfuz ederek onun iyileşmesine yardımcı olur . William C. hastalara şifa verecek olan şarkılar öğretilmiştir. uyarı ile karşılaşmıştı. Bitkinin bedeni yardım etse dahi. Bitkilere dair bilgileri görüler veya rüyalar yardımıyla veya yaşlı bir kimsenin kılavuzluğuyla alırlar fakat iyileştirenin bitkideki kut­ sal özellikler olduğunu söylerler. onlar yalnızca suda demlenmiş bir çay olabilirlerdi. su ile karışık halde bulunan bazı bitkilerden söz ederken onları bir "ilaç" olarak nitelediğinde . ama yalnızca en zayıf olanlanna . Şifacı kimse onları bir törenle ve de (Seminole'lerin özel örneğinde görüldüğü üzere) kendi nefesiyle bir ilaç haline getirmediği sürece onlar bu etkide bulunamaz­ lardı . Sturtevant izlenimlerini ifade etmeyi şöyle sürdürür: En başarılı doktorlar.

Bir kez o alemdeki öğrenme sahasına adım atmış olanlar. Böylelikle şifa verecek olan kutsal gücü uyandırmayı öğrenirler. onun ağzından çıkan bir yılan hasta olanın bedenine girdi . Ruhun güçleriyle . bu halkların ortak bir tecrübesi gibi görünmektedir. kutsal alemle ve gör­ sel durumlarla çalışmaya başlayan kimselerin.Orada bulunanlardan biri bir şarkı söylediğinde . kutsal alanla ilgili daha fazla bilgi edindikçe Genç Doktor 60 Stephen Harrod Buhner . ruhun alemine kendi iradeleri ile girme yetisini geliştirmeye başlarlar. Zaman içinde. insanın GERÇEKLİK ile kar­ şı karşıya bulunduğunu bilmesi anlamına gelir. Onu bir kez tanımış olan. Ruhun dünyasına adım atabilme yetisi. ardından buharlaşıp yükselirken hastanın tüm bedenindeki hastalığı da beraberinde götürdü.14 Ruhun dünyasını içsel bir biliş ile tanımak. ve onu öğretme ve iyileştirme amacıyla yardıma çağımlar. yerli halklar arasındaki kutsal ki­ şilerin başlıca niteliklerinden biridir. bu tür deneyimler için gide­ rek daha fazla fırsat yaratıyor olmalan. bir daha yanılgıya düşmeyecektir.

bitki zaten bunu güzel bir biçimde açıklamaktay­ dı . Her birimizin ruhunda. Diğerleri için. böyle bir dene­ yimin özlemi hala varlığını sürdürür. ilkel insan neden bitkiyi kullanmak gibi bir karara varmıştı? Bunu anlamak pek de güç olmasa gerek. Yaratıcı' dan gelen bilgi. bitki tıbbının veya olağandışı şifa yöntemlerinin bilimsel veri­ lere dayandırılarak haklı gösterilmesi gerekmektedir. Kutsal yolda yürüyenler için. Yerli kültürlerin uzun zamandan bu yana fark ettikleri gibi bu yeti her bir kimsede farklı derecelerde kendini gösterir. . . Söz konusu aleme girebilip bitkileri tanıma . . Günümüz dünyasında. Ruhun onlara söylediklerini duyabilme yetisi her birimizde vardır. bu onların kabile yaşantısındaki görevlerinin hayati bir unsurudur. . İnsandaki bitkiyi anlama yetisi nereden gelmişti? Ortak atalarımızla olan bağlantımızdan ve yine ortak bir zeminde Ruh ile aramızdaki bağlantıdan . Fakat insanlar bunun böyle olabileceğini unuttuklarında. Onların kutsal alan­ daki ilerleyişleri .bu sahada hep daha ileriye doğru yol alma becerisi gösterirler ki. dünyevi bilgiden çok daha güçlüdür. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 61 . insan olabilmenin temel bir yönünü de unutmaktadırlar. Halbuki analitik araştırmalar ve denemeler ile kutsal dene­ yimler yoluyla edinilmiş bilgi arasında hayati bir farklılık vardır. bilgiye dayalı bir alan olup çıkmıştır. Başka bir deyişle şifacılık. . onların öncelikli görev tanımlarını "ruhun aleminde seyahat edip toplu­ mun hayrına bilgi toplayan" olarak yapmak yerinde bir yaklaşım olabilir. Böylelikle kutsal bitki tıbbı dünyevileşir. şifacılığın bilimsel çalışma ve denemelere dayandı­ rılması yaygın hale gelmiştir. . bu yetiyi bir görev olarak kullanmaları o denli olasıdır. hem kabileye hem de her bir kabile üyesine yardımcı olacak bilgiyi aktarabilmelerine zemin hazırlar. Belli ruh güçlerine odaklanmış olsalar da . Kutsal alana girme yetisi ne denli örtük ise.

.

bir yandan da şifa verici gücün bu şarkı aracılığı ile aktarıldığı düşünülmekte. kimi zaman yüksek sesle. tıpkı birbirini önemseyen iki insanın arasındaki iletişimde olduğu gibi. onları toplarken. ama çoğunlukla içimden seslenirim onlara. ruh ile madde arasındaki derin ilişkinin bir temsilcisidir. insan bedeninin içinden bir ezgi olup çıkarken. Ruh'un gücü. aslında bir tür şarkı söyleme haline dönüştü . Kutsal bitki tıbbı ile ilgili tarihsel kayıtları incelerken.4 BiR BiTKİNİN KuTSAL ŞARKISI lşte bu yüzden Şaman şarkısı. bitkinin veya şifanın kuvveti bir şarkı biçiminde deneyimlenip ifade edilmek­ te. Zaman geçtikçe bu konuşma bir mırıldanmaya . . Nefesin ruhu. Seminoleler'e göre: Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 63 . onları ilaç haline getirirken. insanın gözünde panldayan ışıklı ruha benzetilebilir . On­ larla çalışırken. her gün çev­ remdeki tarlaların içinden geçerken onlarla konuşurum. 1 -JOHN HALIFAX Bitkilerle yakınlığım arttıkça. birçok kültürde her bitkinin kendine özgü şarkısı olduğuna inanıldığını fark ettim. onları daha bir insan gibi görür oldum. Benim ifade biçimim onları selamlamak ve hoşgeldin demek olarak yansır. Karşılaştığım bit­ kinin kişiliğine ve benim onunla olan ilişkime dayalı olarak her biriyle aramda farklı bir bağ oluştu . . Her bitkinin kendine özgü olan şarkısını öğrenmek gerektiğine inanılırken.

belki de en önemli yaklaşımlardan biri "eğer bir insan. Dinleyip izlemeye koyuldu. insani gücün ötesindeki bir kudrete sahip olmalıdır" anlayışı idi. . alçak ve tatlı bir sesin şarkı söylediğini işitti. savaş yolunda . 2 . kadim za­ manlardaki kudretli peygamberlerden (owa' :la: 'ti) gelir. Bu insanlar hayvanlann veya doğa olaylarının ezgilerini duymuş ve şarkılan öğren­ mişlerdir . Şarkılara dair deneyim ve onlann söylenmesi yalnızca Seminole'ler ile sı­ nırlı değildir. .4 Kutsal bitki tıbbının kutsal şarkılarla ilgili unsurunun özelikle de Kuzey Amerika'da böylesine yaygın olduğunu görmek beni şaşırtmıştı. yu­ muşak. Çok güzel. yaklaşık 20 metre ötedeki çalılığın Creek dilindeki ezgisini işitebilir veya yağmur yağarken çatıdan damlayan su taneciklerinin içindeki Creek şarkısını ya da bir ateşin Mikasuki dilin­ deki türküsünü duyup öğrenebilir. . Kuzey Amerika kabileleri içindeki . Adam şarkıyı öğrenene kadar dinledi . Bu şekilde bestele­ nen şarkılar.6 Böylesi kabileler açısından 64 Stephen Harrod Buhner . geleneksel olarak. daha kuzeydeki Cherokee'ler de bu deneyimi bilmekteydiler: Adamın biri bir zaman ormana gitmişti . uzun bir geçmişe dayanan ve de iyiden iyiye geliştirilmiş bir gelenek olarak çıkıyordu karşıma. şifacılıkta ve hayatın sorumluluğunun ciddi biçimde üstlenildiği zamanlarda söylenirdi. Bir peygamber. Çiçe­ ği çevreleyen toprağın üzeri tertemizdi . Orada dört gün boyunca yalnız kalıp derin düşünceye dalmıştı. İnsan kültü­ ründe ve deneyiminde kutsallığın ifade edilişine dair araştırmalarım doğrul­ tusunda. o da öğrendiği şarkıyı ihtiyaç duydu­ ğunda veya bir. Bir şarkı bir kimseye rüyasında gelir. 3 Ojibwa'larda: Eski günlerde tüm önemli şarkıların rüyalarda bestelendiği söylenir. insani gücün ötesindeki bir eyleme kalkışacaksa.5 Fakat Kuzey Amerika'nın yerli halkalarında bu durum. tüm büyük dinsel geleneklerde kutsal olanın kendini müzik yolu ile ifade ettiğini bildiren alıntılarla karşılaşıyordum. küçücük bir çiçek alımlı haliyle bir ileri bir geri salınmaktaydı .Seminollerin şifalı formüllere dair bilgisi. Şarkının bu küçük çiçekten geldiğini biliyordu . tehlike sezdiğinde söylemeye başlar. Bir başına yürümüş yürümüştü ki.

ta ki gizil güç tüm doğaya nüfuz edip de onunla bir şarkının içinden konuşana dek . Rüyalar kimi zaman Kaz'ın durumunda olduğu gibi uyanık halde belirir. Frances Denmore'un şarkılar hakkındaki yazısında belirttiği gibi. Bitkisel şifa alanında da rüyaların önemi büyüktür. Zihni eylemsiz bir durumdadır ve o gizemli bir kaynaktan geleceğini umut ettiği bir imgenin belirmesini bekler. Kültürün enerjisinin büyük çoğunluğu onların belirme ihtimaline. Kızılderililer. Rüyalar ve şarkılar. rüyalar yolu ile kainatın kutsal güçleriyle derin bağlantıya geçmek. hayati olduğu kadar merkezi bir konum teşkil et­ mektedir. . Fakat genç bir insana gelen ilk önemli rüya. onlar sa­ yesinde kendilerini daha GERÇEK hissederler. kaldı ki şarkılar da rüyalar­ da verildiğinden ötürü kutsal olanın gücünü simgelemekteydiler. Kültürel törenler. . oruç tuttuğu uyanıklık halinde erişir. Bitkiler hakkındaki ortak bilgilerin günlük konuşmalarda Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 65 . Beyaz müzisyen. kendisinin de doğanın bir parçası olduğunun farkındadır. O sırada sessiz bir yerde yalnız başınadır. Bu onun "rüya şarkısıdır". Bu onun sahip olabileceği en kişisel şeydir . . rüyalar yoluyla gizemli güçlerle iletişime geçmeyi beklerlerdi. kişisel hayattaki çok önemli kararlar hayati öneme sahip rüyalar ve görüler olmaksızın alınmamıştır. . Kızılderiliyse bekler ve dinler. ve dünya üzerindeki eylemsel yansımasına odaklı olmuştur. muazzam bir önem taşımaktaydı. gerçekten belirişine. . tanrısına atfettiği şarkılar besteler. Kızılderililerin en kudretli şahsi edinimleridir. . eğer ki böyle bir deneyime koşullanmış zihinsel bir durum içindey­ se .rüya kavramı. ritmik bir hale gelir ve zihnindeki bir ezgiye dönüşür. Ama onların varlığı her zaman kültürlerin kendini ifade ediş biçimlerinin canlı bi­ rer parçası olmuştur. kimi zamansa uyurken. rüyasında gör­ düğü gizemli güçlerle yeniden bağlantıya geçebilir.7 Rüya Tıbbının Önemi Yerlilerin spiritüel dünyasında . Saygıdeğer müzikolog Frances Densmore'un da belirttiği gibi: Rüyalar ve onların şarkıları Kızılderiliye doğal uykusu sırasında gelebi­ lir. onun yakını değil ! Rüya şarkısının ve belli eylemlerin yardımıyla insan. Sessizlik titreşmeye başlar. büyük oranda rüya veya görüler üzerin­ den düzenlenmiş. Kızılderili.

şifa bulmak için isteyebileceğin tüm diğer bitkilere benzer. kutsal bir sahiplenmeyi temsil etmekteydi. diğer pek çok bitkiden farklıydı. . ]esse Complanter su baldıranından (water hemlock-muskrat kökü) bahseder­ ken. birçok kültürde bitkilerin de insanlara rüya gördü­ rerebildiklerine tanık olunmuştur. Bu rüyalar. belli bir kişisel gücü. İroquois'lerin arasında geçen bu tür deneyimlere değinir. ister bilinçli ister bilinçsizce istenmiş olsun.'9 Şifacılann söylemine göre bu bitki intihara meyli olanlara çağrıda bulunmak­ taydı. 66 Stephen Harrod Buhner . bitkilerden ya da hayvanlardan gelebilirlerdi.paylaşılmasına veya bir kültürdeki pekçok insan tarafından biliniyor olmasına rağmen kudretli bitkisel şifalann tüm bilgisi rüyalar yolu ile gelmiştir. diğer bitkiler 'insanın yardım çağrısına yanıt verip kendisini şifalandırmak üzere beklerken. Su baldıranı. 8 O dönemde . . Şarkılar elementlerden. bir bitkinin özel ve dahası olumsuz bir etkisidir. bir insanın ihtiyacına yanıt verebilecek olan bitki onun rüyalarına gelmeye ve onu kendisine doğru çağırmaya başlar. Jesse Complanter ile İroquois'lerin arasında yaygınlaşmış olan intihar konusunu görüşmek üzere gelenler. bitkinin kendisi insanların içindeki dile gelmemiş ihtiyacı bilerek onların bilincine sızar ve kendisini ara­ malan. özellikle de su baldıranının bu amaç için kullanımı konusunu sorgulamaktaydılar. muskrat kökü. insandaki içsel ihtiyaç ile bitki dünyasının bu ihtiyaca yanıt vermesi arasındaki bağıntıya değinmişlerdi. o ve bu konuda görüşleri alınan diğer şifacılar. Oysa birçok durumda. bu bitki insanı harap etmeye niyetleniyordu . Böylelikle ormanda yürüyüşe çıkmış olan birinin onu bulması çok kolay oluyordu . Onu istediğinde. Yaşlılar derler ki. Bitkilerin görüntüleri ve onların kullanımları çoğunlukla yerli halkların in­ sanlanna aniden gelse de. her neredeyse ayağa dikilerek sana seslendiğine inanırlar. Böyle bir anda. Bu yüzden de aradığın bir ilacı bulman ko­ lay olur. Ses Ansiklopedisi Yerli halkların deneyimledikleri rüyaların büyük bir kısmı şarkılar içer­ mekteydi . geldikleri kaynağa bağlı olarak da çok farklı amaçlar için kullanı­ lırlardı. tanımaları ve onu ne şekilde kullanacaklan yolunda telkinde bulunur. Bu. özellikle de kokusu böylesine güçlüyse .

Çoğunlukla. bu gerçekten de bir armağandır. Şarkıların çoğalması ise kutsal kişilerin şifa ver­ me . . . Eğitimini tamamlaması için. onlar. Kutsal bitki tıbbında uzmanlaşan kutsal kişiler. şifa verici bir gücü . Rüyalar ve onların belirgin belirişlerinden biri olan şarkılar.). avdaki veya şifa bulmadaki güçle ilgili olabiliyordu . her bir bitki ile uzun­ ca vakitler geçirmesi ve o bitkinin şarkısını öğrenmesi istenebilirdi. yerli halkların çok öncelerden beri farkında olduğu bir ger­ çektir. iyileştirme ve eğitme becerilerini artırır.n. Şarkılar. Peru'daki Mestizoların inancından söz ederken. kullanılan her bitkinin şarkısını söylemesi beklenirdi ken­ disinden. kimi zaman da satın alınırdı ki. . 10 Harrison'un şarkılar ile tohumlar arasındaki özdeşliğe işaret eden son cüm­ lesi derin ve önemli bir içgörüdür: " . Bu. Kathleen Harrison. . Şarkılar da buna karşılık vererek onların kutsal alana girmelerini kolaylaştırır. ses düzlemindeki bir ansiklopedi­ nin öğesidirler . hayvanların görüldüğü rüyalar. bazı şarkılar bir curandero ya da curandera'dan* diğerine aktarılıken. bazıları da yalnızca şahsımıza gelirler. kutsallığın sezgisel ve kudretli yönlerine ulaşmalarını sağlayan şarkıların varlığını fark ettiklerinde. Ve siz bu şarkıyı sonsuza kadar hatırlarsınız ve onu uygun olan her durumda söylersiniz . (*) Şifacıya kadın veya erkek oluşuna göre verilen ad (ç. Bu şarkının gücü vardır. Bazı kültürlerde her bitkinin bir şarkısı olduğu düşünülürdü . . bunu bedeli genellikle çok yüksek olurdu. birey­ sel bitki şarkılarının yaygın doğası ve önemine değinir: Her türün kendine has bir şarkısı vardır. doğrusal olmayan ve sezgisel yönüyle temas ettiren bağlantı noktalarıdır. tıpkı tohum­ ların bir başka düzlemdeki simgeselliği gibi ses düzlemindeki bir ansik­ lopedinin ögesidirler . bizi kutsallığın. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 67 . kutsal bitki tıbbında çıraklık eğitimi gören kimseden. . ses düzeyindeki ansiklopedilerini geliştirmek amacıyla rüyaların ve rüyadaki şarkıların arayışı içine girerler. bir savaştaki. Eğer bir görü sırasında veya bir bitkinin huzurunda kendinizi onun varlığına teslim etmiş ve kalbi­ nizi ona açmış bir haldeyken size bir şarkı bağışlanmışsa . kişisel güç kaynağı olarak kabul edildiklerinden ötürü onlara eriş­ mek üzere etkin bir çaba harcanırdı. Böyle bir kültürde . . . kimi zaman bir başkasının çırağı olmakla mümkün kılınırken. Şarkılara erişim kimi zaman görü ara­ yışıyla. Onlar.

sorunlara çare bağlamındaki eşsiz bir yolu temsil eder. var olan ses düzlemindeki an­ siklopedinin belli bir yerine dokunarak oradan bir çatışmaya çözüm getirecek olan. aynı sıkıntıyı yaşayan bir başkasına dokunduğunda. 1 3 Şifacı Siyaka'nın dile getirdiği gibi: 68 Stephen Harrod Buhner . fakat doğrusal olmayan bir belirişi çekip çıkarır. Bilgisinin kendisine bir ayı tarafından geldiği bilinen şifacılar. Şarkılar da diğer şeyler gibi yoğunluk ve güç açısından farklılıklar gösterir­ ler. insanın büyük güçler tarafından etkilendiği ve alışılagelmiş konuşma dilinin artık yeterli gelmediği yerde nefesle söylenmiş. üzüntü. sevinç. insanlara yardımcı olma arzusu duyan hayvan­ ların ruhlarından gelebilir. insan bunu "kutsal yaşamla ilgili olmayan şeylerin kişiliğinden sıyrılıp atılma­ sı" olarak deneyimler. ona bir kıymet biçer. kutsallığın gücü böylesi zamanlarda insanın ruhsal yapılanmasını derinden etkileyerek köklü değişim­ lere yol açıyor. Böy­ lesi zamanlarda. bir insanın kutsal alanla temas ederek insanlık dünyasına yararı dokunacak bir şeyleri geri getirdiği bir zamanı temsil eder. Böyle bir durumda. İnsandaki ruhsal yönün dünyevi unsurları değişime uğrarken. Bir şarkı aracılığı ile dile gelen çözümsellik. en güçlü kutsal şarkıların. İnsan. bir başka alandaki dünyanın etkisiyle öylesine kendinden geçebiliyor ki. şifacılıkta kullanılabilecek pekçok kutsal şarkı der­ lemiştir. kutsallığa dair güçlü dene­ yimler yaşandığı zaman geldiklerini fark ediyorum. Orpingalik'in Rasmussen'e söylediği gibi: "Şarkılar düşünce­ lerdir. Ayı. çatışma veya gerilim şar­ kılar aracılığı ile çözümlenmesi. ona ayının armağanıdır. şifacıların en güçlüleri kabul edilirdi. onun da şifalanmak üzere kullanacağı bir şarkı haline gelebilir. " 1 1 Her kutsal şarkı. Farklı amaçlar için başvurulan çok farklı şarkı türleri vardır. insanı kelimelerin yetersiz kaldığı. Kutsal olanla temasında karşılaştığı özel gerilimler ve güçlerle birlikte. şifacıya bilgi akta­ rımında bulunabilecek en güçlü hayvanlardan biri olarak tanınırdı .yüzyılın başlarında yaşamış bulunan Kar­ tal Kalkanı (Eagle Shield). eğer şarkının sahibi onu satmaya karar verecek olursa. Daha önce de belirttiğim gibi kimi şarkılar. zaman zaman baş­ kalarının söylediği bir şarkının gücünü fark eder ve onu satın almak isteye­ bilirler. keder veya insan yaşamının trajedileri. uzlaşmaya varıldığında şarkının sahibi diğerine "şarkıyı öğretir. Bu şarkıların tümü. onu ne şekilde kullanacağını açıkladıktan sonra onunla birlik­ te kullanılacak olan bitki türünü tanıtır. Teton Siouxlarından olan ve 20.Bu ses düzlemindeki ansiklopediye başvuran kimseler. çaresizliğe düştüğü alemlere doğru sürükler. Çözümlemenin eşiğinde duran kişi."12 Alışılagelmiş konuşma dili yeterli gelmediğinden. Kendi dene­ yimlerime baktığımda.

Kartal Kalkanı Ayı . Dolayısıyla. Bizler. bitkisel ilaçlar açısından ayının tüm hayvanların başında geldiğine inanırız. doğası gereği asabidir. Kiraz yemeyi seven bir kimseyi gördüğümüzde onu ayı­ ya benzetiriz. 14 Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 69 . rüyasında ayıyı gören bir kim­ senin de hastalıkları iyileştiren bitkileri kullanmada uzman olacağını anlarız. Ayı . özellikle meşe palamudu. Bu üç meyve sıklıkla daha başka bitkilerle karıştırılarak ilaç elde etmek için kullanılır. şifalı bitkileri iyi tanıyan bir hayvandır. kaya armudu ve kiraz gibi meyveleri yemekten çok hoşlanır. Ayı. çünkü başka hiçbir hayvanın toprağı kazacak bu denli elverişli pençeleri yoktur. topraktaki kökleri yiyen tek hayvandır. buna karşın başka hayvanların dikkatini çekmeyen otların farkına vararak onları topraktan çıkarır ve kendisi için kullanır.

Yabani marul ( Lactuca pulchella) .kaij ma-ni ye - ka. Bitki çayı olarak hazırlanarak kalp rahatsızlıkları veya mide ağrılarını gider­ mek için verilirdi hasta kişiye .--. Lakotalıların dilinde azun'tka yazan'pi on'piyapi ismiyle bilinirdi.-· . Bir defada üç içimlikten fazlası hazırlanmazdı. Bu bitki kurutulduktan sonra çayı yapılırdı. � � . ya .ku wa . 514) Sung by EAGLE SHIELD �=72 DRu11 not recorded --... 85... ama sen kısa bir süre sonra yürüyebileceksin. Genellikle 6 defa içildikten sonra bu etki devreye girer. - halj . �==z=rı rni� � �g rt � �tr= �� l� �-� � a § �� �� b� ��� t�L� �� �-t � � 31 Ta .tu - ke lo TERCÜME: Yürüyeceksin: Kutsal bir şey yiyeceksin ve şimdi yürüyeceksin." 70 Stephen Harrod Buhner .Kartal Kalkanı'nın ayıdan gelen bir şarkısı yerel geven (astragalus) türü ile birlikte kullanılırdı.lo � .. TERCÜME: Yürümem uzun zaman alır diye düşünebilirsin. f _. Kartal Kalkanı'nın şarkıyla birlikte uyguladığı bir başka bitki de böbrek hastalıklarını iyileştirmekteydi. t��ur ı:u rju:rY ı-L�_r UfittSJr c r:9 + � :1 + .tin kte . bu ilaç o noktaya ulaştığında ağrıyı rahatlatır.. Günde üç defa içilen bitkiyle ilgili olarak Kartal Kalkanı şu sözleri söyler: "Bir kimse her ne kadar acı çekerse çeksin.. çünkü onu gece boyu saklamak doğru olmazdı. Şarkısını söylemeden önce Kartal Kalkanı şu duayı okurdu : Te'han mawa'ni kte sni ecan'ni ke'yasi to'ksa eca'na maya'ni ketlo'._ . "You Wlll Walk" VoıcE (Catalogue No. No.. Bu bitkinin Lakota dilindeki ismi cante' yazan'pi icu'wa'dır.

An Appeal Sung by J = 84 to the Bear (Catalogue No. Cherokee şifacısı Yüzücü'nün (Swimmer) James Mooney'e söylediği gibi: "Reçetenin ezbere okunması .ti . 517) EAGLB SHIBLD Voıcn Dnu11 not recorded A. ilk önce şifalı otlarla sade bir konuşmaydı yaptığım.ye wa. Bu enerjinin kendi ritmi vardı ve giderek bir şarkı haline Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 71 . onu kullanan kişinin anlayışı ile ona yönlenmiş niyeti olmaksı­ zın yetersiz kalacaktır. kişinin dikkati bitkinin simgelemekte olduğu kutsal alanı yeniden yaratmaya yönelmiştir. Zaman içinde. Zor bir iş yapıyorum.yo ya i -yo . Zor bir iş yapıyorum.ki - ll! r l r m - ye yo TERCÜME: Ayıya Yalvanş: Baba. Bir başkasından öğrenilmiş olan şarkıyı. Onunla birlikte hangi bitkiyi kullanacağımızı ve her şeyden önemlisi. Baba bir ses gönder.te ho-ye ™ nı r r ye a - - te a ya r - te ho-ye - r 112 r·ı o · ho-ye - ya. bir bitkideki ona has kutsal gücün armonisini çöz­ mekteyse de.No. . 1 . bu iyileştirme­ nin anahtarıydı.ye r r r r - ti . nitekim oradan iletilen bir tür iyileştirmeydi ve şarkı. onun ilk duyulduğu anda içinde bulunulan kutsal zihinsel durumu yeniden yaratan hatırlatıcı bir araç olduğuna dikkat edilmesi gerekir. 87."17 Bir şarkıyı başkasından almış olan kimse.ki wıı. ona can veren deneyimi yansıtmaksızın taklit etmenin bir anlamı yoktur. Şarkının kendisi. Baba bir ses gönder. . Kutsal şarkıları öğrenme sürecine girdiğimde. Bir bitkinin şarkısının. eğer bir sonuç almayı istiyorsak yeterli ol­ mayacaktır. çalışırken nasıl bir yol izleyeceğimizi de bilmemiz gerekir. bir ses gönder. Kutsal bir bitki şarkısı söylendiğinde. ruhlar alemine karşı duyarlı ol­ malıydı. her bitkinin kendine özgü bir enerjisi olduğunu fark ettim.

her şeyden önce dua etmek gerekir. Kutsal bir şarkıyı kullanmaya hazırlanırken. niyet edilen işlevine doğru dikkatlice yön­ lendirmelidir.dönüşmekteydi. bell bir amaca yönelmiş olan eşsiz ve kudretli bir varlığı şekillendirmektedir. önceden olmuş olaylardan bağımsız bir zaman ve mekanda nasıl bir seyir izleneceğini belirler. Bu durumda. . çok sık olmamakla beraber. çoğunlukla süreçteki kılavuzluğunu esirgemeyerek enerjisinin şarkı­ yı söyleyenle ince bir uyum içinde harmanlanmasına izin verir. Kendi deneyimlerim ışığında. tüm zihni ve ruhu ile ona eşlik etmelidir. 72 Stephen Harrod Buhner ." Ne de olsa. Avrupalı Amerikalıların zihinlerini bu tür bir bi­ çimde odaklayıp yönlendiremediklerini belirtmişler. kararsız iradenin ve odağın. Kutsal şarkıların kullanılması konusunda Yüzücü'nün james Mooney'e aktardığı sözler belirgin ve gerçek bir anlam taşır: "Çalışırken nasıl bir yol izleyeceğimizi bilmemiz gerekir. şekillenen şarkının daha önceden gelenle uyuşup uyuşmadığının içsel olarak denetlenmesi gerekir. üzerinde düşünülmesi ve hatırlanması gereken önemli şeyler vardır. ben de günü­ müz insanlarının dikkatlerini yönü belirlenmiş bir sonuca odaklayamadıklan­ na tanık oldum. şarkı­ nın beraberinde gelen güce odaklı kalamayışımdan ötürü ortaya çıkan hasarı itinayla gidermeye çalıştım. enerji durumlarındaki çok ince farklılıkları ayrımsayabilir ve kutsal bir şarkıyı söylemeye başladığında . bu noktadan ötede gelecek olanın kutsallığını ifade eder ki . O zamanlar geliştirdiğim şarkılar. İnsan. Bana göre böylesi biraz aşırı bir yaklaşım olmakla beraber. şarkı yoluyla kutsal gücü uyan­ dırmaya çabalarken. Yerli halkların şifacıları. hastalığa hatta ölüme kadar gidebileceğine inanırlar. Eğer ki şarkı­ nın amacı şifalandırmaksa . Yerli halkların birçoğu . Kimi bitkilerle aramda daha güçlü bir bağ oluştukça v e onlar bana yarı uyku halinde gelmeye başladıkça. kararsız zamanlarda yaşadığım belirgin bulantı hissini azaltabilmenin bazen güç olduğunu farkettim. o andaki ruh halimi yeniden canlandırabiliyor. Kişi şarkıyı söylemeye başladığında. bu sayede insan. Bitki. türlerden her biriyle farklı bir zi­ hinsel durumu deneyimlediğimi farkettim. özellikle de bu güç şifa için kullanılacaksa . dolayısıyla da o bitki türünün içindeki gücü şarkının yardımıyla etkinleştiriyorlar. Ama böyle zamanlarda . Başka bir deyişle. onu. Kızılderili olmayanların kutsal şarkılarla herhangi bir çalışma yapmamaları gerektiğini düşünmüşler­ dir. ardı sıra belirecek olaylara içsel dünyasında hazırlanmış olur. Bu. başından itibaren ve tüm şarkı boyunca ona dikkatlice eşlik edil­ mesi. .

bitkiye nüfuz etmiş olan diri ruh biçim kazanır. insan olma durumunun kendi içinde var olan ikilik azalır ve içinde yaşadığım çevreyle bir bütün halinde hissederim kendimi. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 73 . İşte o zaman aralığında. Duayı şarkı aracılığıyla ifade ettiğimde . Bu süreçte. bitkiyle ondan istediğim şeyle ilgili konuşabilmem ve bitkinin de benim söyle­ diklerimi duyabilmesi kolaylaşır. Ben de alan değiştiririm ve ikimiz birlikte . söylediğim bitkinin şarkısını bana erişmiş olan ritmiyle söylerken. bitkinin ruhu canlanır. oluşan kutsal alandan çıkılıp dünyevi alan ve zamana geçilebilsin.Swimmer Şarkılar ve tören bittiğinde . bir kez daha dua etmek gerekiyor ki. odaklanır ve iyileştirmek üzere hasta insanın bedenine girer. O zaman aralığında. ben ve çevremdeki her şey bir araya gelir. Ardından. varlıklar arası iletişimin mümkün olduğu başka bir aleme gireriz. Kendi alışkın olduğu yaşam biçiminin yavaşlığından. ilaç hazırlama safhasında. sanki bütün evren benim daha ön­ ceden tanımadığım bir biçimde onu dinlemeye koyulur. içine dokunmuş bulunduğu Yeryüzü yaşam ağın­ dan sıyrılıp yükselir.

Kendimi yalnız hissettiğim zamanlar çok nadir. 74 Stephen Harrod Buhner . Toprak'ın ve bitki şarkılarının eksikliği olsa gerek.Bitkilerin (ve kayalann ve Yeryüzü'nün) ritmi ve onlann bireysel şarkılan. çünkü tüm yaşamın kendine özgü bir şarkısı var ve beni kendi ses yapılarıyla sürekli destekliyor. zaman geçtikçe benim yaşantıma daha fazla nüfuz etmekte. Yeryüzü'nün kutsal şarkı­ lannı söylemeden önce ne denli büyük bir boşluğun içinde yaşıyor olduğumu fark etmemiştim. Bu yabancılaşma ve boşluk duygusunu yaratan şey ise bir­ çok insanın deneyimlediği dokunma doygunluğundan çok.

Golden-Colorado dışındaki dağlarda küçük bir kulü­ bede üç yıl geçirmiştim. Ve bu kez. Fakat şu andaki gidişatta . Flatiron adı verilen muhteşem kaya oluşumlarının bulunduğu Colorado Boulder dışındaki ilk toprağımızı aldık. Uzun yıllar süren bir çalışma hayatından sonra eşim Trishuwa ile birlikte . diri ve kutsal olan toprağın nerede olduğunu sorgulamıştık. . Bu kez araziye sahiptim. . Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 75 . Bunun bizi nereye götüreceğinden habersizdik .Scm'ye 1 5cm'lik çerçeve­ lerin üzerine kaplanmış kontrplaklardan oluşan. -MELEKOTU Büyük-büyükbabamın çiftliğinde geçirdiğim günlerden bu yana. . Yeni evimiz -ki tüm işleri kendimiz yapıyorduk. Gençlik yıllarımda . günlerce dua edip tören yapıp güçlü . daha öncesinden bilmediğim yeni unsurlarla karşı karşıyaydım. ahırdan bozma bir mekandı.5 BiTKiLERLE KuTSAL lLişKiLER KURMAK Sence bir insanı parçalanna ayınp onu meydana getiren unsurlan dağıttıktan sonra. Toprak'a yakın bir yaşam sürmenin. onun resme ya da müziğe karşı bir yeteneği olup ol­ madığını ölçüp biçecek bir makineden medet ummak mümkün müdür? Hayır! ôyleyse bunu benim bedenime yaşattıktan sonra. daha öncesinde eksik olan bir şey yapmıştık. azla yetinmenin ne demek olduğunu biliyordum. . nasıl olur da benimle ilgili bir şeyler bildiğini öne sürmektesin . Daha öncesinde olmayan bir tür sorumluluk duygusu vardı yeni olan. derin iliş­ kiler kurabileceğim bir toprak parçasına kavuşmayı istiyordum.

geyiklerin onları çok leziz bulmasıydı. Anlaşılan oydu ki. ehil bitkiler bu yaşamsal gücü aynı oranda taşımıyorlar. onları büyütmeye çabalamak onların hizmetinde olmak demekti. tıpkı bir çocuğa bakar gibi bakımını üstlendiğim takdirde büyüyecek ve meyve vere­ ceklerdi. Ayaklarımızdan girip kemiklerimize işleyen. Onların. daha dayanıklı olmaları amaçlanarak genetik yapısıyla oynanmış ağaçlardı. Yabani bit­ kilerin bedeninde hareket eden kudretli bir yaşam gücü var. eski yaklaşımlar ve zihinsel durumlar çalkantı­ larla çökmeye yüz tutarken yeni evimizle daha uyumlu yeni yetenek ve tu­ tumlar geliştirmeye başlamıştık. dünyamızı alt üst etmekteydi. ilacı. Toprakla ilişki kurmuştuk. bedenlerimize akmakta olan vahşi Yeryüzü'nün gücünü kendinde barındırabilecek kuvveti geliştire­ memişti. Nitekim aynı toprak üzerindeki diğer ağaçların yaptığı da buydu . onu insan müdahalesi. sulama düzeneği. Bu durum beni. Ruhumuz ve kişiliğimiz. üzerinde yaşadığımız toprağın gücüydü bizim için yoğunluk kazanan. ama bu sürecin bir yerlerinde öğrendiğim başka bir şey oldu: yabani bir bitki ile ehlileştirilmiş bitki arasında bir fark vardı. Oysa insanların bitki türleri üzerindeki genetik çalışmalarına karşın. Oysa benim aldıklarım. Onların çevresinde yetişen yabani bitki ve ağaçlar her yıl büyüdükçe büyüyordu . Öyle bir zamandı ki . Bu ağaçların sürgün vermemesi bana tuhaf geliyordu. O dönemde de şimdi de aynı şeyi merak eder dururum. benim yardımım olmaksızın topraktan boy verip büyüyeceğini dü­ şünmüştüm . yaşadığım yerde cılız bedenleriyle ve üç beş yaprağı ile hala varlığını zerafetle sürdür­ meye çalışan bu ağaçlarla ilgili sayısız tavsiye ile karşılaştım. Ruhlarımız şehrin hayhuyuna öylesine alışmıştı ki. onları sürgün verebilecekleri uygun yerlere diktiğim hal­ de durumları pek iyi görünmüyordu. içimde hala taşıdığım derin bir keşfe sürükledi. Fakat zaman biraz daha ilerlediğinde evimizle ilişki kurmayı. ruhumu­ zun derinliklerine temas eden bu güç. soğuktan korumak üzere örtme girişimleri olmaksızın büyüten güç nasıl olup da benim oraya diktiğim ağaçlan büyütmüyordu? Ardı sıra gelen yıllarda. Ama ben hala yabani ağaçların insan müdahalesinden yoksun bir halde böylesine güçlü bir şekilde büyüyüp de diğer ağaçların büyüyemediğine inanamıyordum. bu toprak üzerinden gelip içimize işleyen kutsallığı kendinde barındırabileceği bir hale büründü . toprağın üzerinde daha dengeli adımlar atmayı öğrenecektik. Diktiğim meyve ağaçları için söyle­ yebileceğim en iyi şey. kendi elimizle yarattıklanmızın içindeki yaşamsal gücü zayıflattı76 Stephen Harrod Buhner . gübresi. Dev bir sekoyaya hayat veren. Oraya yerleştikten kısa bir müddet sonra bazı meyve ağaçları dikmiştim.fakat bu ilkel koşullardan çok.

Mikrobiyoloji okuyup bitki patolojisi alanında uzmanlık geliştirmiş. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 77 . Bitkilerle kutsal bir ilişkiye geçmek isteyen kimsenin. Bitkilerin yaşamlarını ve onların iletişimleri­ ni hissetmek kolaylaştıkça ehlileşmiş bitkiyle yabani bitki arasındaki fark daha da belirgin hale gelir. Yabani bir bitkinin peşine düşmüş olan kimse. 1 9 1 3 yılında Japon­ ya'nın güneyindeki küçük bir çiftçi köyünde dünyaya gelmiş. Birçok kimse. ehil bitkilerin taşıma­ dığı güç ve zekaya sahiptirler. Çiftçi. Machelle Small Wright'ın çalışmaları ve Masanobu Fukuoka. onun heves ve nazlanmaları eşliğinde büyümektedir. Yabani olan onun ayağına gelmiştir şimdi. üzerinde düşünülecek hala pek çok şey var. mahsulünün sahibi ve denetimcisi olduğundan ötürü güç dengesi yer değiştirir. o yabani bitkinin nerede. . . Artık o çift­ çi. 25 yaşına geldiğinde .ğımız halde. İşte aynı farklılık hissi bitkilerle kurulan ilişkide de vardır.bir çabaya girişmiş. Oysa çiftlikte. ister. 1 Fukuoka. bitkilerle oturup on­ ları tanımaya çalışması elzemdir. bunlar arasında ilk akla gelenler. fakat onlarda eksik olan bir tür canlılık ve yaşamsal güç söz konusudur. Findhorn Bahçesi . Kaldı ki yabani bitkilerin yanına giden bir insan ricacı konumundadır. . hangi miktarda ve hangi mevsimde var olduğuna bağlı kalmak durumundadır. Belki de bu farklılığı gözler önüne serebilmenin en kolay yolu. Birçok insanın da belirttiği gibi. bilimsel tarımcılık alanında derin bir içgörü deneyimi yaşamış ve yetiştirdiği bitkilere doğanın gücünü ne şekilde iletebileceği üzerine -yaşam boyu süre­ cek. Ehlileşmiş ve yaban olan arasındaki farkı deneyimle­ mek için. ehil bitkiden meydana gelen mahsul. . evcil olmuştur. Yabani bitkiler. ta ki uzun yıllar boyu çift sürmeden tohum yetiştirmenin. bir kurt ile evcil bir köpek veya bir aslan ile ev kedisinin insanda uyandırdığı duygu tınısının ne kadar farklı olduğu üzerinde düşünmektir.2 Bu zayıflığı bitkile­ rin kendisinde hissetmek mümkündür. nasıl olup da bunu normal bir durummuş gibi kabullenebiliyo­ ruz? Tüm bildiğim bundan ibaretti. hastalıklara karşı dirençsizdir. yerelleştirilmiş bitkiler ile insanın eşdeğer bir düzeyde ku­ rabildikleri ilişki üzerine yazılar yazmıştır. ilaç yapmak ve kutsal bitki ilişkileri kurmak konusunda yabani ve ehileş­ miş bitki arasında büyük farklar vardır. Ehlileştirilmiş bitkiler güzeldir ve insanların bakımlarıyla ilgilenmelerine olumlu yanıt verirler. yabanıl doğadaki bitkiye giden ve onun kendinden verdiği gıdayı ve ilacı kabul eden biri olmaktan çıkmıştır. onları gübreleyip ilaçlamadan büyüterek teknolojik çiftçiliğe eşdeğer mahsul alabilmenin yollan üzerinde çalışmalar yapmış olan Masano­ bu Fukuoka'nın yaptıkları ile tanışana kadar . insanın idaresi altında büyüyen bitkile­ re sahip olunmuş bir mülk gözüyle bakma eğilimi vardır.

. yabani doğada sizi çeken veya içinizde bir şeylerin kıpırdanmasına yol açan bir bitkiyi bulmakla başlamalı­ sınız. belki siz de böyle hissedebilirsiniz. 3 Bitkilerle ilişki kurmaya başlayacaksanız. ben. onlardan hoşlanıyor olmanız çok önemlidir. ile­ tilen anlamın yaşama ve bitkilere karşı gerçek bir saygı duygusunu içermesi şarttır. yazara bir bitki getirdi. Şimdi neler hissettiğinize bakın. hiç ehlileştirilmemiş olan bitkiler adına konuş­ mak istiyorum. Belki de bunu kolaylaştırmak için. Ona aşk duymaya çalışın. onlann her birine bir şahıs gö­ züyle bakıp. Çünkü bitkiler. İnsanı duygusal olarak en çok çeken bitkiler genellikle ağaçlardır. Seçtiğiniz bitkinin yanı başında oturup ona duyduğunuz hayranlık ve güzelliği karşısında hissettiğiniz sevinç gibi duyguların akmasına izin verin. Ortak dokumuz olan Ruh'tan doğan varlıklar olduğumuz için birbirimizle iletişim kurabiliriz. onunla oturup varlığından ötürü sevinç duymak için izin isteyin. yerli halkların hepsinde ve de Oj ib­ wa'lar gibi Toprak'a yakın bir yaşam süren herkeste görünür bir özelliktir: Şifacı kadın . . Tüm varlıklann bir farkındalığı vardır ve her biri Ruh'un dokusundan yapılmadır. Bu derinden gelen önemseme hali. önemli olan anlamın iletilmesidir. kendinizmiş gibi hissedip. yapraklarına ve ince beyaz köklerine dokunuşundan da belliydi ama kadının bitkiden ayrılmaya pek gönlü yoktu . Yeryüzü'nün insan olmayan sakinleri ile ilişki kurmanın en elverişli yolu ise törendir. bugün nasıl göründüğünü farkedin. Bu olmadan. . si­ zin neler hissettiğinizi bilirler. bitkinin dimdik duran sapına. size verdiği karşılık ne oldu? 78 Stephen Harrod Buhner . Bitkilerle kutsal bir ilişki kurabilmek için. biçimin kendisi pek az şey ifade eder. Sevdiğiniz herhangi bir kimseye baktığınız zaman gördüğünüz güzelliği onda da görmeyi deneyin. Bu. Törende sözler olsun veya olmasın.Benim yönelimim farklı. Bitkinin varlığı karşısında duy­ duğu hayranlık ve yakınlık aşikardı. . Onları gerçekten önemseyip önemsemediğinizi hissedebilirler. kendinize davranılmasını istediğiniz gibi davranmanız önemlidir. Size hissettirdiklerini gözlemleyin. onu gösterip göstermeyeceği ile ilgili uzun bir süre çelişkide kalmıştı. Ona bir dua okuyun veya kısa bir konuşma yapın.

Bir kimse bir "dağ gibi düşünmeyi" öğrenmelidir. arpa ve buğday yetiştirebildiğim için çok talihli hissediyorum kendimi. Kuz­ gun uzun yıllar boyunca çalışıp çabalar. Üniversitede bir Profesör bir zaman . içsel duygularımızı. Bizleri bekleyen en önemli ödevlerden biri. Ama yanından ge­ çen kimse onu görmezden gelemez ve bir daha unutamaz. kadim bilgiler ve görme biçimlerimiz kendi ahenk­ lerine geri dönmeye başlarlar. öncelikle mantıklı olana dayanıp güvenme. yalnızca yanıbaşında durup da kulak kesilmiş olan için dile gelecek ve insanın kendi iyiliği için. Masanobu Fukuoka. bitkiden gelecek yanıt ile kendileri­ nin yüklediği anlam arasında sıklıkla çelişkiye düşmektedirler. Arpa. bilim dünyasında uzak tutmak ge­ rektiğini" söylemişti bana. Bu tıpkı . büyük ihtimalle şöyle yanıt verecekti ona: "Bilimi arpanın dünyasın­ dan uzak tut. Her birimiz. bitkilerle kutsal ilişkiler kurabilmemiz açısından bir gereksinimdir. Size öğretilmiş olanlardan annabilmek kolay değildir elbet! Bunun üzerinde çalışmak gerekir. . Bunun tam aksine. Unutma süreci devre­ ye girdiği andan itibaren. Onlar. Bu unutuş süreci. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 79 . diğer ye­ teneklerimizi tamamıyla dışlayarak yalnızca mantıksal düşünceye dayalı olan öğrenme biçimini "unutmaktır". bir anlamda Toprak'taki kök­ lerimizden koparılmışız. ve insan.Batı kültüründe yaşayan insanlann büyük çoğunluğu bu tür yaklaşımlan tamamıyla unutmuş bir haldedir. Böylesi bir süreçte. daha farklı bilgi edinme yollarına şüphe ile bakma yönünde terbiye edilmişiz. Eğer arpa onun söylediklerini duymuş olsay­ dı. . Ne zaman ki bu eyleminin imkansız bir çaba olduğuna kanaat getirir. olmadığımız şeyleri olma yolunda az ya da çok eğitilmişiz­ dir. tüm yaşamın iyiliği adına düşünmeye başlarsınız. onun gibi yürüyüp konuşmayı dener. özel biri için açmaz. Kültür yapımız gereği çocukluğumuzda bize verilmek istenen eğitim doğrultusunda. Ben. "4 Dünyaya bu gözle bakmaya başlamak mümkündür. insana insanı anlatacak . artık bir kuzgun gibi davranmayı da unuttuğunu fark eder. kutsal olanı deneyimleme yetimizi des­ teklemeyen bir düzenin içine itilmişiz. "felsefe ile dini. Bir dağ gibi düşünebilmeye başladığınızda. bir kumru gibi şarkı söylemeyi. bu konuya şu sözlerle değinir: Bir dağ patikasındaki menekşe . bu bütün içerisinde olması gereken yere konumlanır. beyaz bir kumru olmayı isteyen kuzgunun hikayesine benzer.

tüm bedeniyle. Avustralya'daki iki kız kardeşin. Hikmeti Koruyanlar adlı kitapta Mikosukee Seminole'lerin şifacısı Bufalo Jim'in şu sözleri ile karşılaştım: Bufalo der ki: Yeryüzü bir hayvana benzer. Ama oturduğumuz zaman topraktan ve bitkilerden gelen güçlü bir kızgınlık duygusu ile karşılaştık. bitkileri yeniden hissetme ve işitme sürecinde in­ san pek çok şeyi farketmeye başlar. en nihayet acı ve kızgınlık­ larını anladığımızda biraz olsun sakinleştiler. 80 Stephen Harrod Buhner . john Seed. Bundan kaçmak mümkün değildir. yaptıkları bundan ibaretti . İşte biz bunu deprem ve yanardağ olarak adlandırırız. Onlarla uzun süre konuştuk ve öfkelerinden kendimizi sakınmadık. Bu konuyla ilgili en güçlü deneyimlerimden birini Florida'ya seyahat ettiğim zaman yaşa­ mıştım. Yerli bitkiler ve otlar öncesinden çok daha güçlü biçimde belirmeye başlamıştı ve kardeşler her yıl bu ayıklama çabalarını arttırdılar. Onu durdurabilmek mümkün değildi.Avustralyalı yağmur ormanı eylemcisi john Seed. Bahar mevsimin­ de. Bölgede yaşayan insanların nasıl olup da oradaki tüm varlıkların bu çığlıklarına rağmen günlük hayatlarını devam ettirebildiklerini merak etmiştim. sık bir bitki örtüsü ile bezeliydi. Sonradan bize tanıtılmış olan tohumların (inançlar) ayıklanmasıyla birlikte. Bizden başka herhangi bir kimsenin bu kızgınlığı hissedip hissetmediğini bilmek istiyordum. Yeryü­ zü'nün çektiği acıyı hisseder. Ölmeden önceyse iyiden iyiye titrer. Yerli bitkiler bir erozyon kanalına ulaştıklarında bunu normal karşıladılar. O yörede yok olmaya yüz tutmuş olan yerli bitkiler de çoğalmaktaydı. artık yar­ dım edilecek durumda değildi. Eğer arzu ediyorsak törenimizi yapabileceğimizi ve onların bu düşünceyi takdir ettiklerini . bizim kendi içimizde de buna benzer bir durum olduğuna değinir. fakat bunun bir yarar sağlamayacağını söylediler bize. Hepsinden daha güçlü bir şekilde. Bir gün Trishuwa ile birlikte dışan çıkıp bitkilerle temas kurmaya ve onlara dualar sunmaya karar vermiştik. Göreceksiniz ki. artık geri çağırma çalışması kendi seyrinde giden bir süreç haline gelmişti. bunu sert bir dille ifade etmekteydiler. çünkü toprak kendisine verilmiş olan hasarın karşılığını verecekti. Bu "unutma" sürecinde . Seçtiğimiz yer heybetli ağaçlarla dolu. Bize verebilecekleri faydalı bir şeyleri yok gibiydi. yerli bitkiler (ka­ dim bilgi) yeniden kendi ahengi içinde belirmeye başlayacaktır. topraklan üzerinde hala yerli bitkilerin bulunduğu küçük bir alanı seçerek araziyi "geri çağırdıkları" bir hikayeden söz eder. Hayvan hastalandığı vakit sancılanıp kıvranır. Birkaç yıl sonra. O bölge için geç kalınmıştı. sonradan ekilmiş olan bitkilerin filizlerini sökmüşlerdi.

o size birçok konudan söz ede­ cektir. Fakat bu engeli aştığınızda. Oysa bizim zamanımızda.. bunun gerçekleştiğini göreceksiniz. sunmanızı. Her nereye gitsem bitkiler benimle Yeıyüzü'nün sancısı hakkında konuşuyor ve gelecek zamanlardan söz ediyor. bir bitki ile oturup onu sevmeye başladığınızda ve de onun ko­ nuştuklarını duyabilecek düzeye geldiğinizde. Acı çeken bir kimsenin en içten arzusu bu acısının bir başkası tarafından anlaşılmasıdır.:: söylemenizi isteyebilirler. Yeıyüzü'nün sözcüleri ve kutsal bitki tıbbı emanet­ çileri olarak Yeıyüzü'nün sancısından kaçmayıp onu anlıyor olmalıyız. duygusal ve fiziksel mesele . Yeıyüzü'nün san­ cısını hissetmenize rağmen dengenizi korumayı başardığınızda. İnsan ırkı olarak. onu duyup hissetmeye çalış­ manız çok önemlidir. '." . Yeıyüzü'nün iyileştirilmesi uğrunda kayda değer bir konuma erişirsiniz. kendi dünyalarına ait hikayeler. kıvranıp titriyor.:: � sabah onlarla derin düşünce(meditasyon) halinde olmanızı veya onlarJ. .":.. . Yeıyüzü . Yaratıcı. artık onu durduracak bir güç yoktur. Florida'yı bir geyiğin bumu şeklinde biçimlemiştir. o durumdaki tek deneyim değildi.::. Başlangıçta bu hissediş insanı zorlayabilir. 5 Ne yazık ki Florida'da yaşadığım.bu durum gerçekleşmeye başladı bile. türümüzün yaptıklan adına bir sorumluluk taşıyor olduğumuzu anlamak çok önemlidir. Şifacıyı bekleyen ilk görev. tüt'2. ister Yeıyüzü ekosistemi ile.ister bir şahısla çalışıyor olsun. ş. . Buna. Eğer size sancısından bahsedecek olursa.. Bitkiler. Yeıyüzü'nde yaşayanlann bütün ilişkilerinin sancısı da dahildir. uzun bir müddet herhangi bir bitkiyi yanınızda taşımanı:ı .J. kendi zamanınızın sıkıntılannı taşıyacağınızı bildiklerinde sizinle birçok şeyi paylaşmaya başlarlar. ölüm öncesinin sancı­ lannı yaşıyor. şifacılık alanında nasıl kullanılacaklanna dair bilgiler ve daha nice manevi . kut­ sal bitki tıbbının emanetçisi insanları beklemiş olan daha farklı görevler vardı. Vakit gelmek üzere. Öyleyse. Yakın bir zamanda Yaratıcı. Kutsal bitki tıbbı­ nın birer emanetçisi olmak isteyenler için onları bekleyen en acil görev Yer­ yüzü'nün çektiği sancıyı anlamaktır. sizden bazı uygulamalar yapmanızı isteyebilirler: dualar okumanızı. Seyredin. geyiğin bumunu kıracak ve Florida denize kanşa­ cak. Belki başka zamanlarda. Olup bitenlerin şiddeti gerçekten de yoğun bir düzeye erişmiştir. Yeıyüzü ve bitkiler bunu anlarlar. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı ..öncelik­ le varlığını sürdüren acıyı anlamaktır.�. Onların konuştuklarını duyabilme yetinizi geliştirdiğinizde siz de onlann söylediklerini duymaya başlayacaksınız. Sizinle paylaşma sürecine giren bitki­ ler.

Bitkiler. yılın her bir mevsiminde nasıl büyü­ düklerini izleyin. Hangi başka bitkilere ve hayvanlara fayda sağlıyorlar? Bir ekosistemden diğerine renkleri değişiyor mu? Kökleri mevsimden mevsime değişiklik gösteriyor mu? Yoksa yıldan yıla mı değişiyor? İlaç olarak her mev­ sim. kutsal bitki tıbbını uygulayanların kendi içlerinde taşıdıkları bir tür güç bütünüdür. bitkiyle ilişkiniz adına verdiğiniz söz dokunulmazlık içermelidir. Eğer mümkünse her gün onlarla vakit geçirmeye çalışmalısınız. Ayrıntılı tahlile dayalı bilgi ile derin duygusal/manevi deneyimin bir aradalığı doğrultusunda oluşan bu bilgi bütünü. sözlerin tutulmasına bağlıdır. Toprak merkezli insanların bitkilerle ilişkisi açı­ sından köşe taşı konumundadır. her yıl ayrı bir tat veriyorlar mı? Bedeninize hissettirdikleri neler var? Hangi tesirlere yol açıyorlar' Bir bitkiyi toplayıp onu ilaç haline getirdikten sonra onun sizi iyileştiriyor olması size neler hissettiriyor? Tadı nasıl? Her bir parçası aynı tadı veriyor mu? Dokunduğunuzda neler hissediyorsunuz? Kokusu nasıl? Bu ayrıntıcı dikkat hali. insanlarla aralarındaki ilişki ve ekosistemdeki yerlerine dair bilgi edinirler. o sözü asla ihlal etmemelisiniz. Onları yabanıl doğada gözlemleyin. bir müddet sonra yaşamınıza girip onun ayrılmaz bir parçası durumuna gelecekler. Her ilişkide olduğu gibi burada da güven duygusunun gelişmesi. 82 Stephen Harrod Buhner . çocukların okulda oynadıkları oyunlardan veya eşinizle yaptığınız tartışmadan haberdar değillerdir.Eğer bu istenenleri yerine getirme sözü verecek olursanız . Bitkisel tıbbın gü­ cünü taşıyabilmek istiyorsanız güvenilir olmalısınız. Bu sayede. ilaç olarak kullanımlarıyla ilgili onlardan bilgi alın ve bu bilgileri kendiniz için kullanın. onları sizinle tanıştıracak biriyle temasa geçmeniz faydalı olacaktır. bitki hakkında dikkatli ve ay­ rıntılı bir anlayış kazanırken. hallerini duyumsayarak aranızdaki duygusal bağı derinleştirirseniz. İlişkiyi Geliştirmek Bitkilerle ilgili öğrenme sürecine girerken. onların kullanımı. Başlangıçta 3 veya 4 tür bitkiye odaklanma­ nız yeterlidir. trafiğin sıkışıklığından. onların bildiği insanların uzun bir süredir sözünde durmadığıdır. bitkilerin size aktardıkları da o denli çoğalır ve taşıdığınız güç kadar sorumluluk da buna bağlı olarak artar. Ne kadar güve­ nilir olursanız. Onları sık sık düşünür.

üstelik bu ağaçların aralarındaki farklılıklar öyle göze görünür belirgin­ likte de değildir . .7 Yöredeki kozalaklı ağaçlardan her biri için bildikleri bir isim vardır. . Bedeninizin bitkilere ne şekilde yanıt verdiğini kavradığınızda . Bitkilerle ilişki kurmayı arzulayan insanların.9 Yerli halkların kullandığı kimi bitki tanımlama yöntemleri. Onlar. Onların eğitimi ve gözlemleri detaylıdır. bunlar arasından Zapotekler.botanik doğrultusunda halk tarafından ya­ pılmış olan sınıflandırmayı anlamanın önemi üzerinde durmuş ve herhangi iki sınıflama yöntemi arasında kayda değer farklılıklar bulunduğuna değinmiştir. kendinizi bilip güven duyacak ve gelen bilgiyi de aynı güvenle kabul ediyor olacaksınız. Yale Üniversitesi'nde 1954 yılında hazırladığı bitirme tezinde. tohumdan solmuş yaprağına ka­ dar her evresini isimlendirip tanımlayabilecek durumdadırlar çoğu zaman . Mesela Hanunoo yerlileri batılı bilim insanlarından daha fazla bitki ismi an­ maktadırlar. kendi dünyalarındaki bitkileri izleyerek batılı botanikçilerden çok daha derin bilgiler edinmişlerdir. etno. 10 Sınıflandırma ve adlandırma konusunda karmaşık bir yol izle­ miş olan daha nice kültür vardır. batılı botanikçiler tarafından kullanılan yöntem­ lerden daha karmaşıktır. dolayısıyla zaman içinde onun size aktardıklarına güven duymanız gerekir.6 Yerliler. Kalp seviyesinde durması gereken bu kese en az bir yıl boyunca taYeryüzü ile Konuşma Sanatı 83 . meyvesine ve çiçeğine bile bakmadan tüm ağaçları birbirinden ayırabiliyorlar.8 Kolombiya'nın Barasana bölgesindeki Kızılderililer. eczaneden alınan ilaçlar üzerinden asla deneyimleyemiyeceği bir yoldan gerçekleşir. "bitkileri çoklu boyutlarda araştırmışlardır.Yerli halkların insanları. üniversiteli bota­ nikçilerin bile bazen yapamayacağı birşeydir. kutsal bitki tıbbı ile ilgili bilgi bütünlüğünün çift katlı doğasının her zaman farkında olmuşlardır. Bedeninizin bitkiyi algılayış biçimi . kendi yörelerindeki bitkilerin büyüme aşamalarını. Bu temel unsuru tanımamak onların bitki ilmini anlaşılmaz hale getirecektir. bitkileri tanımlarken batılı düzenle­ rin ötesinde karmaşık ve ayrıntılı betimlemelerde bulunurlar. yalnızca gözleriniz değil duygula­ rınız da dünyayla ve bitkilerle kuracağınız bağlantıda birer kapı vazifesi göre­ cektir. faydalı bir yaklaşım olabilir. bu . kendilerini yakın hissettikleri bir bitkiyi küçük bir kesenin içinde boyunlarına asmaları. " 1 1 Bu ayrıntılı bilgi bütününü geliştirirken. Harold Conklin . Beyaz insanların çoğu pek de gözlemci değiller ve bitkilerin yaşamını Kızılderililer kadar bilmiyorlar.

bitkilerle ilişki kurma yolundaki öncelikli unsur­ lardır. Kaldı ki dualar bitkiyi uykusundan uyandırır. Bu No­ no'mis'e. Tüm Toprak merkezli insanlar için kutsal bitki tıbbı uygularken dua etmek ve hasat zamanı geldiğinde de onları tütün gibi elle tutulur bir armağan sunarak onur­ landırmak zaruridir. Geceleyin. Bu yak­ laşım. Bitkinin alındığı yerdeki çukura bir tutam tütün konulur. 13 Dualar da -bitkiye yapılan elle tutulur sunular gibi. onu yaşamsal dokudaki beşiğinden kaldırarak kendisinden beklenen bir şeyler olduğunu bildirir. bitki ruhunun sahibine bir ödeme (ga­ wad) olsun diye .sunulan bir şeydir ve Ki'tshi Man'ido'nun onun bedeninde büyüttüğü ve bizim ondan edin­ diğimiz nimetlere karşılık olarak sunulur.insanlığın büyük annesi olan toprağa.12 Tütün. ardından. böylelikle bitki. İroquois'lerden David jack'in söylediği gibi: Tütün. ne yapacağınızı şaşınrsınız. . on­ dan bir şeyler istiyor olduğunuzu bilir. birkaç kırmızı veye beyaz tohumdan boncuk ağaç gövdesinin yanı başına bırakılır. Böylelikle bedeniniz bitkinin varlığına alışırken.şınmalıdır. Bir bitkiyi kullanmak üzere toplayacağınızda.dünyanın dört bir ya­ nındaki her kültürde ortaktır. 14 84 Stephen Harrod Buhner . . bulunan ilk bitkinin yanı başına bırakılır. siz de onu sık sık düşünme alışkanlığı edineceksiniz. bu yolla onların temel doğası ve kişilikleri onurlandırılmış olur. yaranın boyu uzunluğun­ da kesilir. topraktan bir şeyler almış olan kişinin hiçbir şeyin bedelsiz olmadığını bildiği ve her eylemde bazı mecburiyetlerin bulunduğu anlamını taşır. üzerinde çalıştığınız bir bitkinin kökünü yastığınızın altına ko­ yabilirsiniz. Bu sayede o bitkiyle ilgili şifa rüyası görmeniz kolaylaşabilir ve aranızdaki bağ derinleşebilir. Dua ve sunu . İşte aynı du­ rum bitki için de geçerlidir. bir şeyler alınması halinde ona karşılık verilen bir sunudur. Bir başkası evinize gelip de sizi kucaklayıp götürmeye kalksa. Filipinlerde: Bir tek hastaya yetecek kadar ağaç kabuğu. ona dualar ve tütün sunma­ nız önemlidir.

Nitekim bu noktada çok daha derin bir gerçeklikle karşılaşmaktayız. Bitkilerle aranızdaki ilişkiyi geliştirmeye çabalarken. Toprağın gücü . Eğer gerçekten Yeryüzü'nün ve bitkilerin hissettiklerini duyumsamaya başlamışsanız. Kültürel farklılıklara bakılmaksızın dua ve sunu her zaman yapılan uygulamalardır. şifacılar ve şifacılardan ak­ tarılmış alanlan öğrenenler arasında dua ve sununun doğru biçiminin ne olduğuyla ilgili anlaşmazlık vardır. Başka bir deyişle . yine de -araştırdıkları şeyin artık eskisi gibi olmadığını fark etmeyerek. Duayı. yerli halkların kültürleri. kendinden doğan her bir şeye akmaktadır. Masanobu Fukuoka bu ko­ nuya doğrudan temas etmektedir: Doğa dediğimiz yaşayan ve bütünsel olan biyosistem. lime lime ettiği ölü bir doğa unsurunun parçalan hakkında bilgi toplayıp onu "tanıYeryüzü ile Konuşma Sanatı 85 . Topraktaki bu gücün dağılıp gitmediğinden ve de bitkinin bede­ ninde varlığını sürdürdüğünden emin olmalıyız. ne yanlabilir ne de parçalarına ayrılabilir. Bunun ne zaman ve ne şekilde uygulandığı ise kişi­ den kişiye . Bu gerçeğe rağmen. bir bitkiye bir insana davranır gibi davranmanın ne demek olduğunu kavrayamamışlardır. niyetin ve duygusal bağın samimiyetini görmek . saygıdan. sunduğunuz dua ve tütünün ardındaki anlamı görmekten alıkoymayın kendinizi. Hangi biçimselliği geliştir­ miş olursanız olun. Bir bitkiyi kestiğimizde. Bugün için Yeryüzü'ne ve bitki ilişkilerine su­ nabileceğimiz en büyük armağan samimiyetimizdir.doğayı kavradıklarını ileri sürüyorlar. Ezberci bir yol izlemek gibi bir derdiniz olmasın. Tütün sunmayı duymuş olan pek çok insan bunu ezbere bir biçimde yapar. bitkinin gerçekten canlı bir varlık olduğunun bilincinden ve onu toplayan ile aynı özü taşıdığına dair anlayıştan yoksundur. Bu anlaşmazlıklar. ona akan yaşam gücünü kesmiş oluruz. Böylesi kim­ seler. dua ve sunuda bulun­ ma eyleminin bitkiyle kurduğunuz bağla kendiliğinden doğmasına izin verin. doğanın bir parçasını koparıp alan kişinin elinde tuttuğu unsur ölmüş haldedir. daha ziyade kültürel farklılıklara dayanmaktadır. Bir kez parçalandı mı ölür. onların biçimselliğe çok da önem vermedikle­ rini anlayacaksınız. kültürden kültüre değişim göstermiştir. . onların arzusu samimiyet görmektir. Sunu eyleminin temelinde saygı ve şükran duygusu bulunmalıdır. Yazık ki bu tür bir dav­ ranış. derin bir bağın kurulduğu haliyle sunmanın bir diğer önemli yönü de Toprak şifası kavramıdır. İnsan. Dolayısıyla. . bunu yaparken ez­ bere bir davranıştan öte bir yaklaşım sergilemek önemlidir.Bitkiye ve Yeryüzü'ne sunularda bulunmak iyiyse de. herhangi bir saygısızlık değildir söz konusu olan.

bu gücün varlığına karşı duyarlı olmaktan ve onunla bilinçli iletişim kurmaktan geçer. Toprak'taki şifa gücünü çağırıp . kaldı ki bir o kadar onu içsel bir biliş ile çağırmak sürer.dığını". bitkiyi törene dahil ederim. Bunu gerçekleştire­ bilmenin yolu. benim onlara duyduğum sevginin farkındadır. onu bir hastaya verirken yine ona eşlik ederim. fakat bu eylem de aslında simgeseldir. Kimi zaman. Buna rağmen bitkisel ilaç toplama sürecindeki her eylem. Ve ben her an ona eşlik ederim. Kutsal bitki tıbbı dahilinde kullandığım en güçlü törenlerden biri. anın içindeki ihtiyaçlara ve bit86 Stephen Harrod Buhner . benim bedenimde varlığını sürdürür. Öğrenmek isteyen bir kimse. Toprak'ın yaşam gücünü bitkinin içinde sapasağlam tutabilme durumunda . Toprak'taki ya­ şamsal gücü bu şekilde hissedebilmek. do­ layısıyla benim iç varlığımda can bulurlar ve orada meydana gelen öz. onu ilaç yapmak üzere bulup toplayabilmem için ondan yardım isterim. . Ardından ilaç hazırlarken. ondaki şifa kuvvetinin açığa çıkmasına belirgin bir şekilde öncülük eder. aramaya çıkacağım bitki ile aramdaki güçlü bağı derinleştirirken. kutsal çubuktur. Bitki tıbbı ile daha derin bir bağ kurabilmek üzere birçok kültür­ de çubuğun kullanılması söz konusu olmuştur. Seminoleler nefeslerini kullanırlar. Böyle zamanlarda bitkiye bazen tütün sunar. bitkinin ve bunu yapan Toprak'ın yaşam gücüyle iç içe geçmiş. bitki uzmanının kendi yaşam gücüdür. ama bitkideki bu gücü sabitleyecek olan eylem yine bitki şifa­ cısının içinde saklıdır.korumada hayati bir önem taşır. "kullandığını" veya "fethettiğini" düşünerek yanılgıya düşer. belli bir bitkiyi toplamaya gitmeden önce onun resmini zihnimde tutarak çubuğu tüttürür. örülmüş olan. Hem Toprak hem de bitki. yaşamsal güçtür ve bitki­ deki şifa kuvvetini etkin hale getirir. Bu süreç. Dua etmek ve bitkiyle konuşmak bu süreci başlatır başlatmasına. Nefesle birlikte dışarıya akan. gerçeği bulabilmek amacıyla onun üzerinde gayretle çalışmalı . uzun yıllar süren bir öğrenmeyi gerek­ tirir. . bir o kadar da onunla bitkiyi bir araya getirmek ve bir o kadar daha onu içeride tutarak belli bir hedefe yönlendirmek sürer. böyle bir şeyin var olduğunu bilmeli. o zaman bitkinin ruhu şarkı söylemeye başlar. ona içindeki yaşam gücünü yeryüzüne doğru yükseltmesini söylerim. Nitekim düşünme biçimi ne kadar akılcı olursa olsun daha başından yanlış izlenimlerle yola çıktığı için doğayı anlama konusunda hatalı bir yaklaşım sergiler ve sonuçta herşey tümden hatalı olur. Bir bitkiyi toplarken düşüncelerimi onun içindeki aktif yaşamsal gücü korumaya odaklanın. 15 Bu bilgi ilaç yapılmak üzere toplanan bir bitkideki yaşamsal gücü -Yeryüzü şifasını.

Orada iletilenlerin hepsi dumana karışır. İlaç haline getirilecek bitkileri toplamaya gidecek olsam. her şey­ den önce tütün yakar. Bunu yaparken. birkaç söz daha söylendikten sonra bir tutam daha tütün atıla­ rak sesleniş sona erdirilir. Ateşe atılan bir tutam tütünle birlikte nice sözcük dökülür dilden. Örneğin ayrık otu (wire grass) ancak. başlangıçta eğitmeninizin yaklaşımlarına göre hareket etmeniz daha akıllıca olur. benim gelişime hazırlanmış olurlar. Duadaki seslenişin süresi. onlar onu du­ man aracılığıyla işitirler. bitkiyi toplarken metal makaslar kullanılmasını istemeyebilir. fakat iletiyi duyanlar şifacı ruhlardır.kiden gelen bilgiye bağlı olarak zamandan zamana. bazı eğitmenler de bunu önemsemeyebiliyorlar. Bu . Kişi . ki o kimse . ilacı kullanacak olanın Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 87 . Nitekim türlü ruhlar vardır. Kendilerine yapılan hita­ bı duyanlar dinlemeye başlarlar. gerçek insanların(ongwe'owe) gerçek tütünüdür (oye?'gwa owe) . ruhani kişinin gücüne ve adına yakarışta bu­ lunulan sebebin doğasına bağlı olarak değişir. Bu meseleler Ruh'a ve bitki ilişkisine bağlı olarak değişkenlik gösterir. lacrosse (Amerika yerlilerine özgü bir spor türü) gibi bir sporu yapabil­ mek için otun esnekliğinden güç alabilsin. çünkü yalnızca onlara seslenilmiştir. kimi zaman da topla­ mam. İroqu­ ois'ların şifacısı ]esse Cornplanter'ın bitkileri toplarken gösterdiği kutsal yak­ laşıma bir bakalım: Tütünü sunarken. bitkiden bitkiye farklılık gösterir. sizin için elverişli olan GERÇE­ GİN dokusunu aramaya koyulabilirsiniz. Bazen bir eğitmen. şifacı güçlere seslenmeli ve onlara kendi bedenine girmeleri için çağrıda bulunmalı. Tütün. her zaman kendi içinize dönüp hem bitkiyi hem de kendinizi onurlandırdığınızdan emin ol­ malısınız. insanlarla tüm ruhlar arasındaki iletişim aracıdır. Eylemleriniz konusundaki farkındalığınız arttıkça ve de bilinçli bir şekilde hareket etmeye başladıkça . o. Kişi . tüm bitkilere şifalı olanları toplamaya geldiğimi iletirdim. Öğrenme sü­ recindeyseniz . insanın değiş-tokuş aracıdır ve onunla bitkiler ve hayvanlardaki kuvveti açığa çıkarır. Başka eğitmenler veya başka kültürler bunu daha farklı biçimlerde uygulaya­ bilirler. Kimi zaman ilk bulduğum bitkiyi toplarım. Duanın iletisi belli bir aracıya erişir. Bitkileri toplarken sunulan dua ile ilgili bir örnek olması açısından. Böylelikle tüm bitkiler. her ayrıntıya değinilir. koşarken tütün saçılıp yol üs­ tünde büyümekte olanlarından birer avuç kadarı yolunduktan sonra kusturucu ilaç olarak kullanılmalıdır.

eğer bu bir kökse onu itinayla kazmalı. . bitkiden ona ihtiyacı olan kimseye şifa vermesi için istekte bulunun. Eğer başkalarına faydası olması amacıyla daha sonrası için hazırladığınız bir ilaçsa. belli bir amaç için yardımda bulu­ nurlar. Ona dokunup bedeniyle temasa geçin. Ardından. Karşılaştığı ilk bit­ kinin bulunduğu yere tütün sunusunu bırakır. 88 Stephen Harrod Buhner . Onlardaki duyarlılık. Bu kökü gözlemleyin. Böylelikle tüm şifacılar onun iletisine kulak verir ve belli bir kişiye belli bir zamanda. Bunların hepsi öğrenilmelidir. Onunla konuşun ve ilaç yapmak için toplayacağınızdan haberdar edin. önce bir süre yanı başında oturun. oldukça arın­ mış canlı bir geri bildirim vazifesi görerek öğrencilerin kutsal durum ve süreç­ lerle ilgili bilgilerini daha da arındırmalarına fırsat verir. Gerçek­ leştirilmekte olan eylemin ruhunu ve niyetini sürekli zihinde tutabilmek. Bu sürecin her bir aşamasında yetkinleşebilmek yıllar sürecektir. fakat o bitkinin yanın­ dan geçip gider. Size nasıl bir duygu vermek­ te? İlaç olmak üzere sizinle gelmekten memnuniyet duyuyor mu? Üzerindeki toprağı silkeleyin. aynı türden ikinci bitkinin yanına vararak onu toplar. Gün içinde onların yanından geçtikçe selamlayıp dokunun ve koklayın onları. kırık bir kemiği onarmak üzere su keneviri (boneset. zarar gelmemesi için eliniz­ den geleni yapmalısınız. Bitkiyi toplarken. Bir tutam tütünü ister bitkile­ rin çiçeği üzerine ister toprağa serpin ya da yere bir çukur açarak tütünü içine koyun. Onu toplamaya gittiğinizde. Eğitmenler bu konuda destek verirler. .ismini duyurmalıdır.eupatorium perfoliatum) bulmaya gitti. 1 6 Sunu ve Duanın Genel Yöntemi Bir bitkiyi aramak üzere yürüyüşe çıktığınızda. toplamaya çıkmadan önce bütün şifalı bitkiler için yapılmış olan tütün sunusu bu kez belli bir bitki için tekrarlanır. Bunlardan hangisi size daha doğru geliyorsa onu uygulayın. ama sizin onları her gün görebileceğiniz bir yere koyun. Kökü veya kökleri eve getirerek güneş görmeyen. bitkiye dua edip ondan yardım isteyin. Diyelim ki bir kimse . İyileştirmesini beklediğiniz hastalık konusunda ondan yardım istediğinizi dile getirin. Kendiniz veya bir başkası için mi topladı­ ğınızı anlatın . hatta yola çıkmadan önce. o niyeti dıştaki amaca yönlendirmek ve bu amacın yerine geldiğinden emin ol­ mak .

Küçük bir kese arabamda durur. Hasarın büyük olduğu ve spiritüel işlemleri gerektirdiği diğer durumlarda derin bir tören ve şifa çalışması gereklidir. Kimi zaman bitkileri kullanırken büyük bir törene ihti­ yaç olmayabilir. Bir üçüncüsü ise yalnızca kutsal tören içindir. Yakınlık kurduğunuz bitkilerle aranızdaki ilişkiyi geliştirdikçe. Kendinizdeki veya başkasındaki bir yaraya uygulayacağınız bitkiye sade bir şekilde teşekkür etmeniz bile yeterli olacaktır. törenlerde kullanmak. kendinizi ve ailenizi iyileştirmede yararlanmak üzere onlardan ba­ zılarını kutsal bir kese içinde taşımak isteyebilirsiniz. her biri derin bir saygı ve törenle Kutsal Şifa Heybesi Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 89 .Kutsal Şifa Bohçası Hazırlamak Kendime veya başkalarına yardım edebileceğini düşündüğüm bitkileri ya­ nımda taşıyabilmek için her zaman şifalı bitki keseleri bulundururum. Kesenizin her bir parçası alabildiğine kutsallık içinde hazırlanmalıdır. evimde duran çok daha büyük bir bitki kesesini de başkalarının evlerine götürmek üzere bekletirim.

Bu şifa kesesi ile uzun yıllar yaşayacaksınız ve o. Böyle bir şifa kesesi bulundurmaya başladığınızda size armağan olarak ge­ len veya hiç düşünmediğiniz yerlerde karşınıza çıkan nesnelere tanık olursu­ nuz. Onun üzerine okuduğu duayı bitirip sepete geri koyduktan sonra bir başka bitki tü­ rünü alır. Onu hazırlarken Kartal Kalkanı'nın Vizon Kürk Şifa Heybesi 90 Stephen Harrod Buhner . böyle bir şifa kesesi oluştururken önemli bir yaklaşım olacaktır. O bunu bütün bitkiler için ayrı ayrı uygular. her bitkinin üzerine dua okur. . Dünyanın ruhları ile bitkilerin ruhlarından yardım istemek için dua etmek. hem yaptığınız işler hem de kendiniz için gerekli pek çok gücü içinde barındıracak. 1 7 . Önce bitki türlerinden birini alır ve onu yüzüne yakın bir mesafede ellerinin arasında tutar. Kaliforniya Kızılderililerinden Karuk'ların örneği bunu gözler önü­ ne sermektedir: O.o keseye dahil edilmelidir. Ona başka bir dua okuyup sepete yerleştirir.

Mesela. on doku­ zuncu yüzyılda yaşamış bir Sioux şifacısının şifa kesesinden söz etmektedir: Kartal Kalkanı'nın şifa heybesi. fakat bunların. Oturan Kartal'ın taşıdığı heybede yedi küçük bağ vardı. bunlardan en önemlisini boncuklu bir kılıfın içinde taşırdı. Kartal Kalka­ nı'nın dört ana şifa ilacı vardı ki. Onlarla kurduğunuz ilişki Sioux Şifa Heybesi Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 91 . 18 Başlangıçta insanlar bitkilerle ilgili bir şeyler hissederler. bağlar ha­ lindeki bu bitkiler gündüzleri dış avluda durur. kullandığı ilaçların ancak az bir kısmı olduğu söylenirdi. geceleri içeriye alınır. bir vizonun tüm derisi kullanılarak yapılmıştı . Bir şifa heybesinin ceplerindeki küçük bağların sayısı. Aşağıdaki satırlar. bu bir tür sezgisel "başkasının ne hissettiğini algılama" durumudur. . Bu heybe­ nin içindeki güderiden ceplerin içine bitkiler yerleştirilmişti. onlara büyük bir saygıyla davranılırdı. Sioux'ların i'kusana (beyaz çene) adını verdikleri. .tüm zihninizle orada olmaya gayret etmelisiniz. onu taşıyan insana bağlı olarak değişirdi.

Bu. "Kutsal Bitki Tıbbının Görüleri" adı altında ele alınan üçüncü bö­ lümdekine benzer deneyimler yaşamaya başlarsınız. üçüncüsü . beşincisi. dördüncüsü .vakit kaybetmeden onarmanızdır. bitkinin sizden istediklerini yerine getirmenizdir. çoğu zaman uzun yıl­ lar sürer.geliştikçe.akıl ve kalpte barındırabilmek gerekir. ). kutsal bitkinin kuv­ vetini -duygusal dengeyi yitirmeden. şüpheye düşmeden inanmalıyız. . Fakat bitkilere dair bilgi ve kişisel güç arttıkça . Sakınmadan. bir tartışma değil . reçetelerin içindeki kud­ rete sarsılmaz bir güven duymalıyız.bir arkadaşınızın kalbi kırıldığında yaptığınız gibi. aranızdaki güven bağına asla zarar vermemenizdir ve eğer vermişseniz de . . Bitkilerle ilişki kurarken onlara eşit davranmak. en önemli yaklaşımlardan biridir. . bitkilerin ilettiklerini algılayabilmek­ tir (bu bir karşılıklı konuşma olmalıdır. 19 . Nitekim çağırdığımız ruhlar "zih­ nimizdekileri bilirler" ve eğer inancımızın zayıfladığını görürlerse ne onlar ne de ağzımızdan dökülen kelimeler bize yol gösterecektir . 92 Stephen Harrod Buhner . uygun bir törendir (dualar ve tütün sunusu) ki bu tören ger­ çek duygulardan doğmalıdır. ikincisi.

çünkü hepsini birden başanya ulaştırması imkansız olurdu. . Her insan. koysa bile durumu iyileştirecek bir tedavi yolu bulamama­ ya başlamıştı. Hiç kimse. Şifacı tek bir hastalığı ele alırdı ve onu başanyla tedavi ederdi. ara sıra aile hekimimize gidip bazı şeyleri ona danışıyordum. sadece. Atıcı (Shooter) der ki: "Eski günlerde Kızılderililerin hastalıklan sayılıydı. O bunu rüyalanyla uyum içinde yapardı. bu sebepten çok da çeşitlilik gösteren bir ilaç gereksinimi yoktu. hiçbirinden netice alamazdı . Çok fazlasına bel bağlar.6 KUTSAL yOLDAN ŞiFA VERMEK Tüm hastalann sağaltımı rüyalarla uyumluydu. söz konusu durumun belli yönleri ile ilgili edinilmiş bilgilere sahipti. Ama giderek benimle ilgili duruma bir tanı koyamamaya. Gerçek anlamda neyin yolunda gitmediğini bilemiyordu.zü ile Konuşma Sanatı 93 . yalnızca rüyasının kendisine verdiği reçeteye uygun olan hastalıklan iyileştirirdi. "1 -FRANCES DENSMORE Bitki tıbbı konusunda öğrendiklerim çoğaldıkça. kolaylıkla elde Yeryü. Bir şifacı. her türlü bitkiyi rüyasında görmeye çabalayıp her türlü hastalığı iyileştirmeyi denemezdi. . ne kadar hoş bir insan da olsa hastalığın yüzeyinden kökendeki soruna inemediği iyiden iyiye ortaya çıktı. böylesi bir rüyanın yükümlülüklerini de gözardı edemezdi. Dahası. yapması gerekenler kendisine bir rüyada bildirilmedikçe hastayı iyileştirmeye kalkışmazdı. bir hayvanın veya bitkinin rüyasını gereğince gerçekleştiremezdi. Eğer tedavi gerektiren durum.

Yan tarafım­ da beliren bir ağrı aylar boyu geçmemişti. Böylelikle bedenin nasıl çalıştığını etraflıca öğrenmem gerekti . midem ağrıyordu. İyiden iyiye korkmuştum. Bir yıl boyunca hastalıklanmdan her birini bitkiler ve törenler yardımıyla vücudumdan uzaklaştırmak için çabaladım. Nasıl olmuştu da biz insanlara . Aylarca derin düşünce hali içinde oturup korkumu hissetmeyi denedim. Bedenimi iyileştirme yolunda izlediğim sürecin ayrıntıları üzerinde durdum. ken­ dimizle ilgili olarak neyin yolunda gitmediğini bilemeyeceğimiz öğretilmişti? Nasıl olup da yabancı biri bizim iyileşmemizden. Korkumla yüzleşmeye başlamıştım. bildiğim bitki ilaçlarıyla daha et­ kili. Neticede sıra dışı bir karara vardım. Karşıma çıkan manzara. Şifa vermeye yönelik bu tür bir yaklaşım beni giderek daha mutsuz etmekteydi. ya da kalbimde bir sorun vardı. bazen de hiçbir şey bulamıyordu . Bedendeki her bir düzeneği tedavi edici yüzlerce bitkiyle tanıştım. Bundan böyle hastalıkların tedavisi için hiçbir doktora gitme­ yecektim. hastalığı iyileştirebileceği çok az vasıta bulabiliyordu . Her biri -ancak bir başka yerim­ de baş gösterene dek. En sonunda. bedenimizdeki . daha ekonomik ve daha memnuniyet verici bir tedavi yolunu tutmam işten bile değildi. Bu gücü "geri almaya" karar verdiğimde kendimden şüphe ettiğim çok uzun bir dönem geçirdim. Elimde olan tüm reçeteleri. Kaynağına inmeye başladıkça korkum kaybolmaya yüz tuttu . başım ağrıyor.edilebilen antibiyotiklerin dışına taşmışsa. tat­ min edici olmaktan uzak bir tedavi sonrasında birkaç haftayı derin düşünce halinde geçirdim. zihnimizdeki ve ruhumuzdaki sorunlardan sorumlu hale gel­ mişti? Bulduğum yanıtlardan hoşnut değildim. Bu iç görüş beni adamakıllı sarsmıştı . Çok erken yaş­ lardan itibaren. bedenimizle ilgili bilgiden. Gözlerim bulanık görmeye başla­ mıştı. yalnızca uzmanların bedenimle ilgili sorunu bulabilecekleri öğretilmişti bana. bu yabancılarsa bana öğretilen korkudan beni koruma vazifesini vermişlerdi kendilerine. Ellerimde hissizlik oluşmuştu. 94 Stephen Harrod Buhner . altı yedi yıldan bu yana bana verilmiş tüm ilaçlan gözden geçirdim. Bu karan alır almaz çeşitli hastalıklara yakalanmaya başladım. düşüncemi alt üst edecek kadar dehşet vericiydi. Yoksa karaciğerimi saran bir bozukluk beni dehşetli bir ölüme mi sürükleyecekti? Her şeye rağmen kararımdan vazgeçmemiştim.yok olmuş gibi davranıyordu. Nasıl bir saçmalığın içindeydim? Belki de kan­ sere yakalanmıştım. Ne de olsa ölümden korkmayı da öğretmişlerdi bana. sağ ta­ rafımda yukardan kürek kemiğimin altına doğru vuran müthiş bir ağrı vardı. Bütün bu yıllar boyunca çaresini aradığım hastalıklardan bir tanesi bile iyileşmemişti.

çektiği acının karşıdaki tarafından algılan­ dığına kanaat getirirse. kutsal bitki tıbbı kadar kadim ve eşsiz olan bir sahaya adım atmış olursunuz. bunu bilmeye başladım. hastalığı tedavi etmenin ortak yolu belirtilerin hafifle­ tilmesidir. Ama bu.parmak basmak gerekir. doğru töreni de görebilmem mümkün olmuştu . gerçek anlamda bir iyileştirme için bunların ardındaki önemli bir konuya -ihtiyaca. Artık. Artık kendimi. hepsinin odağında yalnızca hastalığın belirtilerini hafifletmek değil bir iyileştirme eylemi yer almaktadır. Onları kullandım. Her şifacı bitkisel ilaçlar kullanmasa bile tüm şifacıların şifa verirken ortak olarak sahip oldukları bir şeyler vardır. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 95 . karşıdan gelen şifayı alacak duruma gelir. Hasta olan insanın içinde . çünkü doktor da ne olduğunu bilememektedir. Hastalığın kendisi veya belirtileri. o zaman onu bir yere bırakmak gerekir. bedenimle ilgili ola­ rak yolunda gitmeyenin ne olduğunu daha bir açıklıkla görmeye başladım. Belki de en temelinde. bir insanın bir baş­ kasını iyileştirebilmesi için hastanın çektiği acıyı algılamasının bir gereklilik olduğuna inanılır. Yerli şifacılar arasında.Ölümün ve korkumun dünyasına adım attıktan bir müddet sonra ölüme karşı duyduğum korkuyu yitirmiştim. doğası gereği bir kayaya bırakılacak ya da omuzlanıp bir ağacın kovuğuna kondurulacak bir yük değildir. birçok insanın içgüdüsel olarak hissettiği bir açlık­ tır ki insanı bir doktordan diğerine dolaştırır. Birçok şifacı için. ara­ larından bir tedavi yöntemi seçilir ve o uygulanır Bana göre. Korkum azaldıkça . çok de­ rinlere kök salmış bir ihtiyaçtır. kendisini yakın hissedeceği ve onun çekmekte olduğu acıyı hafifletebilecek samimi bir şifacı ile karşılaşma arzusu. mevcut metinlerde aranır. Bunu görebildiğim anlarda doğru bitkiyi. bir şifacı ile sağlık çalışanı arasındaki farkı kavrayabiliyordum. Eğer ki hasta . genç bir delikanlı iken hissettiğimden daha iyi hissediyordum. Başkalarına bitki ilaçlan ile şifa vermeye başladığınız zaman . Theodor Sturgeon'un "Scars" (Yaralar) adlı kısa hikayesinde bu gerçeğe temas ettiğini düşünüyorum: Öyle bir zaman vardır ki taşınan yük insana ağır gelir. Bu ihtiyaç.

Bitkisel ilaçlarla şifa vermenin ayrılmaz unsurlarından biri de. çok daha fazla mücadele eder.2 Hastanın acısını algılamak. Böyle yaparak. O zaman. İşte bir şifacı ile sağlık çalışanı arasındaki fark da budur. bir başka insanın zihnidir. Ve aslında Şaman. . Hastalık. . farklı hastalık biçimlerinin ayrımına varmak gerekir. hastalık de­ diğimiz krizlerin olduğu sahaya adım atmak ve korkusuzca orada durabilmek­ tir. kendisi hastasından çok daha fazla acı çeker. Başkalarının acılan üzerinde güç kazanmak isteyen bir kimse kendi acı­ sını taşımalı. orada olmanın hasta için ne anlama geldiğini kavramak . bir kaza sonucunda baş göstermiş olabilir.3 Bu durumda uygulayacağınız şifa reçeteleri . Bir tür hastalığa çare olan tedavi bir başka hastalığa aynı etkiyi yapmayabilir. Hastanın içinde yaşadığı zemini anlamak. ve ardından. . hasta olanın acılan ve krizleri karşısında bir an bile endişeye düşmeden. kendi orucuna katlanmalıdır. insanın kendi doğasının dışına çıkmış olmasından kaynaklanabilir. Dışsal olumsuz etkilerden kaynaklanmış ya da Yeryüzü'nün kızgınlığından ileri gelmiş olabilir. İşte budur onun acısını taşımak. Dikkatsizlik neticesinde bir başkasının hastalığı kendisine bulaşmış olabilir. hastalığın özüne dair kendi gerçek bilginizdan kaynaklanır. ikinizin birlikte yapacak olduğunuz eylemi anlamak. Eski düşünüş ve varoluş biçimini ortadan kaldırmak üzere ortaya çıkan bir bunalım biçiminde gelmiş olabilir.Onu taşıyabilecek tek bir şeye biçim verilmiştir ki bu. Savaştan veya bir şeyleri kaybetmekten kaynaklanabilir. . onun içinde yaşadığı sağlıksız zemini samimi­ yetle kavramak demektir. kaçıp gitmeden . 4 Hasta bir kimse size geldiğinde bulduğunuz rahatsızlık. kullanılacak tedavinin ne olduğu bilgisi bu duruma uygun hali ile gelir. Kişinin kendi bedeninde ve benliğinde krizin iyileşmesinin özü yakalanır ve çözülür. Batılı 96 Stephen Harrod Buhner . kitaplardan çıkıp gelmez. ima ettik­ lerini anlamak. hastanın bedenindeki kötü ruhları çekip çıkarabil­ mek için onları kendi bedenine almak durumunda kalır. hastalık yapıcı organizmaların dışındaki birçok sebebe bağlı olarak ortaya çıkmış olabilir. Şifacı olarak.

ruhta işgal ettiği yer dokunul­ madan kalır. fiziksel olanın ötesinde bir sebebe dayalı bulun­ duğuna inanmak. Bu kitabının yam sıra yazdığı "Şamanın Dengesi" adındaki bir başka metinde "Bilinen ve Bilinmeyen Dünyalarda Denge ve Aracılık" konu­ suna değinerek. bir hastaya baktığı zaman bir şarkı söylerdi.iyileştirme biçimleri. İki hastalık bile birbiri ile özdeş kabul edilmemiştir. kişisel gücünün sınırlarını sorgusuz biliyor olmalıdır. Kişisel ölüm korkusunu aşmadıkça usta herbalist olmak mümkün değildir. Şifa verirken kutsal bitkilerle çalışan bir kimse için. Mircea Eliade'ın dediği gibi: "Hastalığın tehdidi altındaki bir yaşamsal bü­ tünü yeniden var edebilmek için. bu sahada da daha derin bir görüş geliştirerek biçimlerin ötesine bakabilmeyi öğrenmek gerekir. Başka bir deyişle. Her biri farklı bir yaklaşımla tedavi edilmeye çalışılmıştır. Yerli halkların insanları her hastalığı farklı ele almışlardır. öncelikle yok edilmedikçe değişime uğrayamaz. hayati öneme sahip bir işlevi yerine getirir: onun sayesin­ de mevcut bir durum yıkılır ve canlı varlık değişime hazır hale gelir. dengeyi korumak en öncelikli konulardan biridir. "Herhan­ gi bir durum. kutsal şifacılık ve şaman uygulamaları doğrultusunda ihtiyaç duyulan dengeyi araştırır.5 Hastalığın daha derinlerde . Barbara Meyerhoff "Peyote Avı " ismini verdiği muhteşem kitabında Huichol Kızılderililerinden ve onların manevi gelenekle­ rinden söz eder. Her hastalık için bir başka şarkısı vardı ve her doktorun şarkıları da diğerininkilerden farklı olurdu . Cherokee şifacısı şöyle söyler: Doktor. "6 Şifa amaçlı pek çok törenin oluşturulduğu yer. Hastalık. öncelikle onun ad originem safhasına geri dönüp kozmogoniyi (evrenin yaratılışının başlangıcı) tekrarlamak gerekir". Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 97 . kutsal dünyalarda ve hastalık durumunda da kendi dengesini koruyabilmelidir. Kor­ kularını bir kenara bırakabilmeli. Hastanın ölümü korkusunun ötesine geçmedikçe de usta bir şifacı olunamaz. İlaçlar bedene uygulanırken. bugünün kültürü tarafından kabul gören tedavi biçimleriyle ters düşmektedir. her bir şeyin bütünselliğini koruduğu başlangıçtaki kutsal zamana geri dönüp o bütünsellik içinde hasta kişiyi yeniden yapılandırmak gerekiyor. çoğu zaman hastalıkların ardında yatan sebeplere yö­ nelmemektedir. Bitkilerle kurulan ilişkide olduğu gibi. Bu özdeki zamanı yaratabilmeyi ve şifacı olmayı isteyen bir kimse . ad originem aşamasına geri dönüldüğü ve kutsal zamanın yeniden yaratıldığı yerdir.

"Bir mara'akame. En nihayet karşıya varmıştı . ama ertesi gün Ramon ile konu üzerinde sohbet ederken neler olup bittiğini daha iyi kavradım. Bir öğleden sonra. . iki niteliksiz gücün birbiriyle karşılaşıp kafa kafaya gelmeleriyle ve uzlaşmaksızın kaosun eşiğinde birbirleriyle çekişmeleriyle oluşan. kocasının bir mara'ahame olmak üzereyken bunu başaramadığını . Şelalenin eteğine geldiğimizde Ramon ayakkabılarını çıkardı ve bu ye­ rin şamanlar için özel bir anlamı olduğunu belirtti.7 Meyerhoff. Hastalannı gördüğü hafta sonla­ rında. tıpkı bir kuş misali sık sık durup tek ayağının üzerinde soluklanarak bir kayadan diğerine atlıyordu . Domeni­ co'nun bu davranışı ile kutsal dünyalardaki dengesini gözler önüne sermekte olduğunu fark etmişti. olağanüstü bir 98 Stephen Harrod Buhner . . kaydetmekte olduğumuz hikayeyi hiçbir açıklama yapmaksızın yarıda kesti ve benimle birlikte Huichollerden birkaç dos­ tu da alarak evinin dışındaki bir yere doğru yürümeye başladı. Kadınlardan biri bana. kendine has bir duruşu ifade eder. Kocasının sosyal ve şahsi istikrarsızlığından söz ettiğini düşünmüştüm. Zaman zaman kaybolu­ yor. zihinde değil deneyimde yaşanan bir gerginlik gibi. Bu daha zi­ yade ani bir gerginlik gibidir. şifacı (onların tabiri ile mara'ahame) Ramon Medina Silva da denge konusundaki becerisini göstermişti. yeniden belirip sıçrıyordu.Şamanın dengesi. bedeni öne doğru eğil­ miş. Şelalenin öte yanına geçmeye başlamıştı bile. çünkü dengesinin eksik olduğunu anlattı. çünkü alkolikti ve alışılmışın dışında davranış­ ları vardı. yaklaşık 300 metre yükseklikten sivri ve kaygan kayalar üzerine akmaktaydı. Meyerhoff bir müddet sonra. yaptığı saha çalışmasında Luiseno Kızılderililerinden biri olan şifacı Domenico ile çalıştığından bahseder. O gün orada ustaca bir denge gösterisine tanık olduğumu biliyordum. ziftli kağıtla kaplı barakasının üzerine tırmanır. Aristo geleneğine göre eğitim görmüş bir batılı için bu oldukça rahatsızlık verici bir durumdur. bir bacağını diğerinin arkasına katlayarak öylece dururdu . ne bir hesaba kitaba dayalıdır. kollarını iki yana açmış. Huichol Kızılderilileri üzerine yaptığı daha sonraki bir çalışmasında. ne de zıtlığın çözümlenmesiyle erişilen durağan bir durumdur. Bu öyle bir den­ gedir ki. Yalıyar­ ların coşkulu bir şelale ile bölündüğü bu yerde çağlayan su . kafamı kanştırmıştı ama Huichollerin hiç­ birinde bir endişe belirtisi yoktu . Onun bu gösterisi beni ürkütmüş. başı geride . Bu bir uzlaşma değildir.

"8 Dengenin önemi Huichollerle sınırlı değildir. eğer dengesi yoksa aşağıda bekleyen hayvanlara yem olur. Koreli şamanlar arasında. parmak­ larıyla hayali bir uçurumdan düşer gibi yaptı ve şu sözlerle sürdürdü konuşmasını: "Karşıya geçmek isteyen bir kimse için yol dardır. özellikle kadınların çok keskin olan pirinç sapı doğrama bıçakları üzerinde yaptıkları denge dansı vardır ki . . Gök ile Yeri birleştiren dikey ekseni temsil eder. " derken. Bu yığıntılardan oluşan kule . fıçı ve masalarla. Orada bir saat kadar dans eder ve beş ana yöne dualar sunarak rehber ruhlarıyla iletişime geYeryüzü ile Konuşma Sanatı 99 . Şaman.Ramon Medina Silva dengeye sahip olmalıdır" diyerek kemanının yayı üzerinde gezdirdiği parmaklarıyla bu durumu örneklemeye koyuldu. Keskin bıçaklar. bununla ruhsal güçlerle trans halinde iletişim kurduklarını göstermiş olurlar. keskin bıçakların kenarlarını yalayıp onları açık duran ağzına bastırdıktan sonra yığıntının tepesine koyar. . "Aksi halde hedefine ulaşamayarak ya bu yana düşer ya da diğer yana . kutular ve büyük kavanozlarla desteklenmiş yaklaşık 180 cm yüksekliğindeki bir yığın­ tının üzerine yerleştirilir.

tüm bunlar ciddi bir gücü gerektirir ve iyileşme 1 00 Stephen Harrod Buhner . herhangi bir yeri kesilmeyecektir. fiziksel bağlamda yaralanabilen insanın sınırlarını aşabilmesi. her ülke­ deki her gelenekten gelen şifacının bildiği bir konudur. Eğer ki şifacı. bitkisel ilacın gücünü zihnin ön saflarında tutabilmek. Yetkin bir şaman düşmeyecek. Canda) çer.Koreli Şaman: Pirinç sapı doğrama bıçaklarının üzerinde trans halinde danseden şaman (Fotoğraf: Edward R. kılavuz ruhlar tarafından desteklendiğinin göstergesi olarak kabul edilir. Ruhun duy­ gusal etkisi ve hastalığın kuvveti. şifa törenini başanyla sonuçlandırmak. Şamanın tam anlamıyla dengede durabilmesi. kutsal olanın gücünü çekebilmek. Denge. hastanın çektiği acı.9 Kutsal dengeye erişilmesi. ciddi ve korkutucu bir hastalık durumunda dengeyi bulamaz ve onu koruyamazsa şifa veremez. bitkiler kullanılsın veya kullanılmasın kutsal şi­ facılığın gereksinimlerinden biri ve ayrılmaz bir parçasıdır. Denge becerisi. böylelikle kendisi ve yakın çevresindeki herkes hastalığa yaka­ lanabilir. çok özel bir zihinsel odaklanma gerektirir.

Papago şifacılanndan Baykuş Kadın'ın (Owl Woman) gü­ cünü ve hastalığı tedavi ederken gösterdiği kutsal dengeyi konu almaktadır. Papago kadınlarının başlanna taktıkları Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 101 . ruh dünyalarına yaptığı ziyaretlerden bahsetmişti. öğrencisi Garcia'nın kayıt yapması konusunda ısrar ediyordu . Nite­ kim kayıt cihazına şarkı söylemek istemiyor. Hava soğuk olduğundan. yalnız­ ca Garcia'nın hatırlamasını kolaylaştırmak için tekrar ediyordu. Usulca söylediği şarkılan. Tuhaf bakışlı gözleri çok uzakta bir yerleri gözlüyor gibiy­ di. Tereddüde düşme­ nin veya dengeyi kaybetmenin bedeli ağır olabilmektedir.Baykuş Kadın sürecinde oldukça uzun bir süre boyunca korunmalıdır. son­ lara doğru ona eşlik etmeye başladıysa da sesi öylesine alçaktı ki kayıt yapmaya imkan vermiyordu. onları anlatırken tılsımlı bir görüntüye bü­ rünmüştü. Baykuş Kadın'ın şarkılannı kaydetmek bütün bir günümü almıştı. Aşağıdaki anlatım. Güne başlarken.

Yaşlı kadın birdenbire canlanmış. yaptığımız çalışma da ilerliyordu. Garcia'ya "birkaç kelimeyi unuttuğu için cesaretinin kınlmaması gerektiğini" söylemişti. Yaşlı kadının berrak. Yanımdaki tercümanın dediğine göre. onun kendisine söylediği şarkıları birbiri ardınca söylemeyi sürdürmüştü . . Sanki hiçbir şey olmamışçasına devam etmeliydi. coşkulu bir eday­ la dolmuştu . hareketli bir hali vardı ve nükteli sözleriyle herkesi yürekten güldürüyordu . öğrencisini cesaretlendirdiğini ve ilgisinin dağılmaması için onu desteklediğini fark edebilirdi.beyaz berenin yanı sıra siyah şalını sıkıca bedenine sarmıştı (resimde de görüldüğü gibi) . fakat yaşlı kadın şarkı söyleyen öğrencisine iyice yoğunlaşmıştı . İlk iki saat boyunca Garcia hiç şaşırmadan. Papagolar çok ko­ nuşkan insanlardı. Bu dili anlamayan bir kimse dahi. Garcia görevini yerine getirmek için çabalıyor. Kim bilir kaç geceler boyunca -bir insanın Sivariano Garcia 1 02 Stephen Harrod Buhner . Öğ­ leden sonra Garcia artık istikrarla şarkı söylüyordu söylemesine de yaşlı kadının yüzü yorgundu . . Fa­ kat bir süre sonra bazı kelimeleri atlamaya başladı.

Başlangıçta. . insanın yaşamsal özlerinden biridir ve şamanın onu hastalık dünyasından geri getirmesi gerekir. onu yanınıza alırsı­ nız. 12 Kişinin bir parçası. Ama değişmeyen tek bir gerçeklik vardır ki. ı o Böyle kişisel bir odaklanmayı destekleyecek olan kasların. . her bir şifacı o sahayı çok yakından ve de hiç tereddütsüz tanımaktadır. O yolda ilerlerken yan taraflara baka baka yürümeye devam edersiniz. şifa verebilmek üzere gereksinilen gücün temel ve ayrılmaz bir parçasıdırlar. Görsel ve duyusal yönleri. ruh veya canını) kaybetmişse. hastalığa ve ölüme verdiği duy­ gusal ve şahsi yanıtların içsel olarak araştırılması önemli bir meditasyon ça­ lışmasıdır. Bu alanı tanıdıkça korku azalacak. Sibirya'daki Tavgi Samoyed şifacılarından Sereptie için ruh dünyası betim­ lemesi şu sözlerle dile gelir: Hasta bir kimseyi aramaya koyulduğum yol dardır. Yolun yukarı doğru kıvrılan kısmı bir hayli karmaşıktır.titreşmekte olan hayatını seyrederken. güç ve becerile­ rin gelişmesi yıllar alır. İnsanın hastalıkla karşılaştığı anda hissettiği. Her şifacı bu alanı tanımlarken. şifacı olan mara'akame onu aramaya gider. hastalığın alanına girerek onun belirtilerini tanımayı öğrenir. Eğer ki bir insan kupu ­ ri'sini (yaşamsal özünü. ) 1 1 Huicholler için durum bundan biraz daha farklıdır. Bu ayrılığın farklı seYeryüzü ile Konuşma Sanatı 103 . kültürel ve bi­ reysel özellikler tarafından şekillendirilir. Bu süreçte insan. dolayısıyla da hastalık alanının betimlenmesi şifacıdan şifacıya değişiklik gösterir. Onlar. eş­ siz seslerden. Bu alan herkese farklı görünür. ölecek olanın nefesi kara bir ipliğe benzer. alışıldık bir zeminde olmanın güveniyle adım atmak kolaylaşacaktır. Ardından adamın ni! 'ti'sini bulur.şarkı söyleyenleri güçlü kişiliği ile vazifelerinde desteklemişti. (Nil'ti. tatlar ve duygulardan söz eder. Bunun sebebini bir türlü anlayamam. koku ve görüntülerden. işte bu yolda insanın nefesini ararsınız . yüzleşmek durumunda kalınanlar ürkütücü gelebilir. Beni kimin kılavuzladığından habersiz . önümde yalnızca güneş ve ayı görürüm. çünkü her şifacı diğerinden farklıdır. Ne de olsa hastalığın dehşet verici bir yanı vardır: ölüm . tıpkı bir iplik gibi. Dar yolun alt tarafında koni biçimli viran çadırlar vardır. İyileşecek olan adamın nefesi beyaz bir iplik gibiyken. ruhunun veya canının bir parçası bazen kaybolur ve uzaklarda bir yerlerden yol bulup geri dönmeye çabalar.

Eğer ki ruh sınırın ötesine geçmemişse. Onların çadırına girdi. oradaki belirtileri korkusuzca tanıyıp hastanın ruhuna kılavuz olmalı ve onu oradan çıkarmalıdır. Ölü akrabaları ona hastasının ruhunu vermeyi reddettikleri için onu zora başvurarak almak durumundaydı. Pek çok durumda şifacı. Şifacı. derenin karşı yakasında ise çadırlar ve adamlar durmak­ taydı. hasta insanın bedenini kuvvetlendirerek hastalığın barınmasına izin vermeye1 04 Stephen Harrod Buhner . 1 5 Tüm hastalıkların kendi özel sahası vardır. De­ rede bir kayık. Yolun muhafızı olan yaşlı bir kadın. İndiği yer­ de hastasının ölmüş yakınlarının ruhları ile karşılaştı. Gölgeler Krallığı'na giden yolu izlemiş­ ti . ölüler diyarına seyahat eder. evden çıkarak ona. bunlardan biri de bitkilerdir. oraya geçerek hayatta kalmayı başarabilen çok az sayıda şifacı vardır.bepleri olabilir. hatta adım adım daha kötü bir duruma doğru seyrini sürdürür. hastasının ruhu oradaydı. bir bitkinin kutsal gücü ile hasta arasındaki bağlantıyı sağlayan şifacı. birçok kültürde benzer açıklamalarla tanımlanan bir sahayı kapsar. Bazı ülkelerin olağa­ nüstü güçlü şamanlarının o sınırı geçip geri gelebildikleri söylenir. Küçük bir evin yanına gelmişti ki. 14 Hastalık diyarında alçak bir duvar veya sınır bulunmaktadır. bir köpeğin havladığını fark etti." Biraz ötede bir dere vardı. Aşağıdaki anlatım. n Ölüler diyarına yapılan seyahat. Bitkilerin bedenindeki şifa verici güç. Törenlerin ve sürecin dinamiklerini kavrayan ve onlara odaklanabilen şifacı. Kutsal bitkilerin dünyasında. ikisi arasındaki aracı konumundadır. fakat ruh onarılmadıkça hastalık devam eder. sınır çizgisinin ötesine geçip kaybolmuş ruhu geri getiren bir şamanı konu almaktadır: Yardımcı ruhlarının şefaatinde. söz konusu sahaya gi­ rebilmelidir. birçok ülkede. durmaksızın yürüyün. Şaman ona yanıt vermeyerek yardımcı ruhlarına seslendi. bu sayede temel kutsal zamandaki gücü şimdiki dünyevi zaman ve mekana taşıyacaktır. Ruhlarının rehberliğinde kayığa bindi ve dereyi geçti . O sınırın ötesine geçen kişi genellikle ölüme mahkumsa da. şaman veya şifacı onu sağaltarak kişinin bedenine geri getirir. "Yaşlı kadının sözlerine aldırış etmeyin. sonsuza kadar mı yoksa kısa bir müddet için mi geldiğini sormaktaydı. İyileşme sürecine eşlik eden kutsal yardımcı kuvvetler vardır ki. ruhu iyileştirip geri getirir. Sağlıcakla yeryüzüne geri getirmek üzere hastanın ruhunu içine çekti ve kaçıp gitmesini engellemek için kulaklarını tıkadı . Has­ tanın ruhu böylelikle hastalığın henüz var olmadığı kutsal mekandaki zamana götürülmüş olacaktır.

Epey fay­ dası olmuştu. Bir gün birlikte yürüyüşe çıktık. derin bir nefes aldı. Kısa bir süre sonra . Gözleri­ ni kapatıp gevşemesini ve bitkiyle zihninde konuşmasını salık verdim. eski bir ormanın derin gölgelerini yaran güneş ışıkları eşliğinde yürüdük. bitkinin onun üzerindeki etkisini izliyor­ dum. Bedeninin bir parçası haline gelmiş olan gerginlik yitip git­ mişti artık. çok önceden karşılaştığım melekotu bitkisinin yavrularına rastladık. Ona bitkiyle bir süre sohbet ettikten sonra. fakat kadının ihtiyacına yanıt Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 105 . Melekotu ile ilgili bildiğim her şeyi de kadına anlattım. yerini daha yumuşak ve rahatlamış bir görüntüye bıraktı . Sanki koca bir delikti hissettiği ve bedeninin neresinde bulunduğunu bile tarif edebiliyordu. boşanma sürecinin en hararetli dönemindeydi ve fazlasıyla öfke duyduğu bir durumu deneyimliyordu. Bir araya gelip konuştuğumuz zamanlarda sıklıkla içindeki boşluk duygusundan söz ediyordu . Bana aktardıklarına bakılırsa. Bu süreçte yardımı dokunabileceğini düşündüğüm bir bitkiden. Elleri sürekli hareket halindeydi. 28 yaşlarında bu kadın. böylelikle hastalığın ardında yatan sebep varlığım o kişinin içinde sürdüremez hale gelir. O da günlük görevini yerine getirmek üzere. bitkiyle arasında oldukça yoğun bir ilişki gerçekleş­ mişti. Alnındaki gerginlik. olgun bir kadın gibi görünmüştü. Gözlerini açtığında sadece şu cümleyi sarf etti: "Hayatımda ilk kez içimde boşluk duygusu ve yal­ nızlık hissetmiyorum. Aşırı kırılgan. Ona yanında taşıması için köklerinden bir parça ve içmesi için yine aynı kökten elde ettiğim bir sıvı vermiştim.cek hale getirir. Gözlerinin bir özelliğiymiş gibi duran katı sabit bakış ise sıcaklıkla dolmuştu . Bitki ona. Onu yanımdaki kadınla tanıştırdım. Kadına dikkatle bakıyor. Ona aşık olmuş gibiydi. melekotu ile öğrendiğim yoldan sohbet etmeye başladım . yapraklarına dokunuyordu . uzun boylu. güçlü ve iç organlarla ilgili bir yanıt almıştım. " Sonraki günlerde. bitkinin çevresini dört dönüyor. Bedenindeki titreme hali kaybolmuştu . son derece huzursuz. Törenlerle ve bitkilerdeki şifa gücüyle insanın ruhu yeni bir düzene kavuşur. Bunu yaptığı anda bedeni doğruldu. Bana döndü ve yüzünde bir gülümseme ile şu sözleri dile getirdi : "Ne kadar muhteşem!" Orada öylece otururken. b u alıştırmayı defalarca tekrar etmesini istedim. O her derde deva bir bitki değildi . bir derenin kıyısı boyun­ ca. yüzündeki küçük kız ifadesi kayboldu ve yerini daha farklı çizgilere bıraktı. içindeki o boşluğa gelmesi için çağrıda bulunmasını önerdim. Bitkiyi gördüğünde durdu . yürürken sürekli kendi içinde mele­ kotu ile sohbet etmeyi sürdürdü . Borderline kişilik bozukluğu olan bir kişiyi bitkilerle tanıştırdığım ilk günü anımsıyorum. güçlü.

verecek nitelikteydi. Hangi yolun izleneceği veya hangi bitkinin kullanılacağı­ na dair şüphe duyduğunuzda dua edip bitkilerden yardım isteyebilirsiniz. 16 Cherokee'ler açısından da. . bitkinin ruhu ona uygun ilacı önerecektir. Melekotunu kadınlarla ilgili olarak pek çok kez kullan­ dım ve çoğunda da başarılı oldum. Kutsal bitkilerle çalışan bir şifacı için. tıpkı melekotunun sapındaki boşluk gibi . Bitki ya da bitkiler. mesele bundan çok da farklı değil: Her ağaç. duygusal yaşamında ya da ruhunda bir dengesizlik hissettiği için sıkıntıya düşen kadınlara genellikle melekotu veriyorum. tüm yaşam ile iletişim kurma. Eğer ki doktor. avlanmaya giden insanların hay­ vanlara gereken saygıyı göstermedikleri için hastalıkların oluştuğuna inanırlar. adı geçen her bir has­ talık için çare olmayı kabul etti ve dedi ki: 'Ben. Kendini savunmak durumunda kalan hayvanlar. iyileştirme sürecine dahil edilir ve ruhları uyandırılırarak hasta insan ile tanıştırılır. İnsan önce bitkilerin kutsal sa­ haları ile ilgili bilgi edinir. artık ondan korkmama­ lıdır."17 Her insanın içinde. Eğer ki bu eylemler düzgün bir şekilde yapılırsa. kendilerini dinleyen bir kimseyle. her bir canlının içindeki arketipi kavrama yetisi vardır. 106 Stephen Harrod Buhner . İçindeki boşluk duygusundan veya rahminde (özellikle de aybaşı dö­ nemlerinde). hastalığı kavrayıp şifa vermeyi öğrenecektir. Birçok kadının içinde o tuhaf boşluk duy­ gusunun bulunduğunu fark ediyordum. bitkiler hastanın iyileşme sürecine yoldaş olacaklardır. onlara yardım ellerini uzatmaktan mutluluk duyarlar. ardından onlarla bağ kurmayı. Bitkilerse insanların böylesine acılar çekmesi karşısında üzüntü duydukları için bu hastalıklarla başedecek devalar olmayı kabul etmişlerdi. şifa veren fiziksel ve spiritüel niteliklerini paylaşırlar. Bitkiler insanların dostudurlar. Bir sonraki aşamada bitki ilaçlan hazırlamayı. Tüm insanlar ölümlüdür. Eğer bir insan zamanının ötesinde yaşarsa. her çalı ve bitki. hastayı rahatlatacak olan tedavi konusunda tereddüde düşmüşse. Bu anlayış. bana ihtiyaç duyup da çağıracak olan her insanın yanında yöresinde bitmeye hazırım. ölümle yüzleşmeli. Bitkiler. . insanlara bulaşan hastalıkla­ rı yaratırlar. hastanın yaşamakta oldu­ ğu kriz ile eşleştirilir. her bitkideki belirgin spiritüel nite­ likleri ayırt edebilmek çok önemlidir. onları onurlandırmayı öğrenir. 18 Şifa vermeyi öğrenen kimse . hatta her ot ve yosun. Kuzey Amerika'daki Creek Kızılderilileri.

dolayısıyla da şifacının bu gerçeği iyileşme sürecine dahil etmesi gerekir. törenler. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 107 . Öte yandan kendi yerini bilmeli. kibrini ardında bırakmalıdır. bitki ilişkileri. Birçok konuda olduğu gibi bu alan da günümüzde dünyevileşti­ rilmiş. Fakat kutsal bitki tıbbı gibi. Atalarımız bu yoldan daha önce geçmiştir. Hastalık alanı. bu alan da yeniden öğrenilebilir. getirdiği çözüm 'ölüm' olsa bile . ölüm alanınını da kapsar. kutsallık. hastalığın alanı ve ölüme dair kutsal bir bağ kurabilmiş olmak gibi çeşitli konulara vakıf olmalı. . hastanın yüzleşmekte olduğu krize bir çözüm getirece­ ğine dair sarsılmaz bir inanç ve saygı beslemelidir. parçalarına ayrılmıştır.hatta bir kişilik özelliği bile zamanının ötesinde yaşamaya devam ederse. insanın bu alemdeki yolculuğunun aynl­ maz bir parçasıdır. insandaki mevcut güçten daha kudretli bir güç vardır. o insan karikatürleşir. Bu öğreti için kimbilir kaç yıl gerekir! Bu. Şifacı. Tüm bunları mümkün kılan. onları doğru zaman ve mekanda uyandırabilmelidir. insan ifadesinin kadim arketipidir. Nitekim ölüm. Ölümün kendine has kutsal boyutlarını keşfetmek ve onlar üzerinde denetim sahibi olmak gerekir. Şifacı . .

.

tıbbi bitkileri düzenli olarak toplamak. anlan kökleri havaya doğru bakacak şekilde baş aşağı asar. Birçoğunu evinin yakınlanndan toplardı. fazlalıklannı kırpardı. Onların arasındaki derin bağlardan öylesine uzun bir müddet uzak kalmışız ki. bir çiftçinin ekinlerini mevsiminde hasat etmesi kadar olağan bir alışkanlıktı. Kimi teknik konularda farklılık gösterseler dahi yaklaşımla­ rının temelindeki zihinsel tutum aynıdır. Burada şifalı bitkilerini de hazırlardı. dünyanın dört bir yanında da olsa benzer kutsallıkta bir yaklaşım sergilemişlerdir. hatta yıllar sürebilir. Bitkilerin dünyasına girdiğiniz zaman gördüklerinizle ilgili bir anlayış geliştirebilmeniz aylar. kuruturdu.7 ŞİFAYI ToPRAK'IN DERİNLERİNDEN ÇıKARMAK Tıbbi Bitkileri Yabanıl Doğadan Toplama Sanatı Natawika için. 1 -FRANCES DENSMORE Toprak'a ve bitkilere gidip onlardan şifa derlemek isteyen bir kimsenin itinayla ve bilgiyle hareket etmesi çok önemlidir. anlan kavrayabilmemiz YeryüZÜ ile Konuşma Sanatı 109 . Kökleri itinayla yıkar. Küçük köklerse evinin batısındaki uzunca bir masanın üzerine yayılıp güneşte kurumaya bırakılırdı. Oysa bitkileri ticari bir unsur olarak görmeye başlayanlar açısından düşüncesizce bir hasat etme durumu ortaya çıkmaktadır. Şifalı bitki toplamaya giden yerli halklar. bir ipe bağlanır ve kuruması için yüksek bir yere asılırdı. Daha büyük olanlar boydan ikiye kesilir.

İkisi de 'kurtlar azalırsa insanlar tarafından avlanabilecek geyik sayısı artar 'diye düşünmektedirler. Leopold ile arkadaşı tüfeklerindeki mermileri birbiri ardınca ateşlemeye koyulurlar. Birden bire. 1 10 Stephen Harrod Buhner . O şey en nihayet onların bulundu­ ğu kıyıya vardığında. dün­ yadaki varlıkların birbiri ile karşılıklı ilişkisini de ilk o zaman keşfettiğinden söz eder. onun bir geyik değil kurt olduğunu fark ederler.Natawika kolay olmayacaktır elbet! Öğrenme sürecinin uzun olduğunun ve bu alana bir öğrenci konumunda girdiğinizin farkında olmalısınız. hemen biraz aşağıdaki derenin içinde geyiğe benzettikleri bir şeyin akın­ tıya karşı yüzmekte olduğunu görürler. Belki de öğrenmenin en iyi yollarından biri. Bu ifade. Anne kurdun ardı sıra yavruları da neşe içinde onun yanına varırlar. Kitabında "bir dağ gibi düşünmeyi" öğrendiği ilk anı anlatan Leopold. A Sand County Almanac kitabının yazarı Alda Leopold'a ait . "bir dağ gibi düşünebilme­ k"tir. Yazar sözettiği zamanda bir arkadaşı ile öğle yemeği yemektedir.

aynı topraktan toplarsınız. insanların bu karalar üzerin­ deki ilk adımlarına dahi tanık olmuşlardır. Başka bir deyişle. o bitki topluluğunun türediği büyükanne ve büyükbaba bitkiler vardır. bir yandan da aç gözlü ve dizginsiz iştahlı geyiklerin dağları birbi­ ri ardınca istila ettiklerini görmüştü . Üstelik de bu bitkilerdeki iyileştirici güce dair bilginiz yıldan yıla derinleşirken. gözlerindeki yeşil.bir şeyi fark ettim.Ateş etmeyi bıraktıklarında. Onlar sıklıkla bayırların üstlerinde yetişerek tohumlarını aşağılara doğru bırakırlar. ihtiyaç duyduğunuz iyileştirici gücü tam anlamıyla taşır vaziyettedirler. Araların­ da binli yaşlara erişmiş olanların bulunduğu bu ata bitkiler. "Şifayı toprağın derinlerinden çıkarmak" üzere olduğunuz zaman bu güce yaklaşmış bulursunuz kendinizi. onlar hakkında birçok farklı şey öğrenirsiniz. öfkeli ateşi görebilmiştik. Oysa buzul çağlarından beri bu dünyadaki varlıklarını sürdüren kimi ata bitkiler. Hatta onlar daha yarayışlıdırlar. ehil olmayan biri­ nin gözüne diğerlerinden farksız gibi görünür. Aynı sudan içip aynı havayı solumaktasınız. ama on bitkiyi tanımak. Her bir bitki topluluğunda. Bilinen hastalıkların birçoğu. yaşadığınız çevrede. Onunla yakınlaşırken onun neye yaradığını görmeyi öğrendiğinizde sevgi ve saygı ile ona hürmet etmeniz kendiliğinden olur. . aynı ekosistemin içinde bir yaşam sürmektesiniz. şifayı aramanın ve bitkileri hasat etmenin temelindeki unsurdur. Yıllar boyu aynı bitkileri aynı yerde görür. yaşadığınız toprakla aranızda bir bağ kurmuş olursunuz. yalnızca on bitkinin bilgisiyle tedavi edilebi­ lir mahiyettedir. onun gözlerinde. Yalnızca anne kurdun ve dağın bildiği bir şeydi bu . Bu bitkilere dokunmamak gerekir. . göze görünmese de olağanüstü büyük bir gücü barındırmaktadır. diğer yavrular ise ortadan kaybolmuştur. anne ile yavrulardan biri ölümcül yaralar al­ mış. be­ nim için o an yeni. O zaman. aynı topluluğun bir parçasısınız. Bir yandan da onlardaki iyileştirici gücü uyandırma beceriniz artacaktır.ama şimdi çok iyi bildiğim. Böylesi bir yaklaşım ve anlayış. parklarda veya evinizin arka bahçesinde yetişen bitkiler. Çevrenizdeki bitkilerle ilişkiye geçtiğiniz zaman. Kimi şifacılar yalnızca bir veya iki bitkiyi3 tanır. kimiyse bin­ lercesini4. "2 Daha sonraki yıllarda kurt neslinin giderek tükendiğine tanık olan Le­ opold. Leopold hadiseye dair şu sözleri dile getirir: "Son nefesini vermekte olan anne kurdun yanına geldiğimizde. Güney batı çöllerinde yetişen bir çalı olan Chaparro (cahaparral -Chaparro amargosa) bitkisinin karbon yaşının Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 111 . Ne de olsa onlar ve siz aynı toprakta. Ekosistemde yaşayan varlıklar arasında bir ilişki vardır ve bu ilişki. genellikle yeterlidir. Çok uzaklardan gelen bitkileri tanımanın pek bir önemi yoktur.

onun arketipi ile karşılaşmışsınız demektir ve bu büyük bir gücü barındırır içinde.5 Ondan daha yaşlı olanları da vardır.Ceanothus Americanus) gibi bazı kök bitkiler. zaman içinde hangilerinin bahar­ da. Osha bitkisi için de aynı durum geçerlidir. Osha gibi bazı bitkilerin kökleri çok uzun olduğundan köklerini tamamıyla çıkarmak oldukça güçtür. Daha başka bitki türleri için durum bundan farklıdır. dua ve tören ile onurlandırılmalıdırlar. Buna karşın baharda kazılması gereken kökler de vardır. Yaşlıların yanı sıra yetişen genç bitkiler ve onların sürgünleri . İşte bu sebepten.n). Ata bitkilerin rahatsız edilmemesi gerekir. dokunmalı. Kızıl kök (Red root. 1 12 Stephen Harrod Buhner . ilaç yapmak ve beslenmek amacıyla toplanacak olanlardır. onlarla aranızda oluşan yakın bağı korumalısınız . Bu kökten elde edilen tentür* veya çay koyu kırmızı renk­ te olurlar ve sonbahar köklerinden yapıldığı zaman çok daha güçlü bir etki gösterirler. (*) Bir veya birden çok bitkinin alkolde bekletilmesi sonucu elde edilen sıvı (ç. Onlar bahar mevsiminde daha güçlüdürler. bunun doğal bir neticesi olarak bitki­ nin ölme ihtimali yükselecektir. güneş görmeyen havadar bir yerde kurutulmalıdır. tütün ve yakı dumanıyla. Bitkileri hasat etmeye başladıktan sonra . Köklerin büyük çoğunluğu. Onları her gün gözlemeli. Bu. halbuki bitkinin kökleri durmak­ sızın ilerlemekte ve bahar mevsiminde yeni bitkiyi ve tohumları oluşturmak üzere gereksindiği kuvveti bedeninde biriktirmeyi sürdürmektedir. çünkü bu sayede kırılarak içeride kalan kök büyümeyi sürdürerek bir sonraki yıl ve sonrasında yeniden sürgün verebilecektir.1 2 . sıkı bir don düşer düşmez sonbaharda toplanmalıdırlar. daha canlıdır. dolayısıyla o zaman toplanmaları daha faydalıdır. Eğer kökünü toplayacak olursanız. Onun sizin ihtiyaçlarınız uğrunda yaşamını feda ettiğini hatırlamalı ve saygı duymalısınız. Köklerinin kazılmasıyla bir­ likte bitki ölüme terk edilmiş olur. hangilerinin sonbaharda toplanması gerektiğine dair tecrübeniz artacak­ tır. bit­ ki açısından yararlıdır. Onlara dua ve tütün sunmalısı­ nız. Böylesi bir yaş ve bilgeliğin huzuruna vanrken alçakgönüllü olmalısınız. çünkü o zaman bitki tohumlarını atmış olacağı gibi yaşamsal gücü de toprağın altına dönmüş olacaktır. O dönemde kökün iç kabuğu parlak bir kızıllığa erişirken kökün dış kısmındaki beyaz rengin üzeri pembe lekelerle bezenir. Böylesi bir bitki ile karşılaştığınızda. İlkbahar­ da birçok bitkinin kökü daha besili. Onlar. birçok insan köklerin sonbaharda toplanması gerektiğini hisseder. 000 olduğu saptanmıştır. Birçok insan bitkilerin kışın uyuduklarını düşünür.

diğerlerine göre daha uzun bir zamanda kurur. Böylelikle ağacın bütünlüğüne dokunmamış oluYeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 13 . Bitkileri topladığınız civarda köklerin kalmış olmasına özen göster­ melisiniz ki bu sayede bir sonraki yıl yeniden sürgün verebilsinler. bu durum bitkiden bitkiye değişik­ lik gösterir. Ben ağaçlardan uzun dal­ lar kesmeyi tercih ediyorum. Kimi insanlar küçük kök­ leri bir araya bağlayarak asmayı tercih ederler. Daha büyük köklerin ikiye kesilmesinde fayda vardır.H. Onları top­ lamanın en iyi vakti. Eğer üzerlerinde böcekler varsa. Kökün üze­ rindeki toprağı ise elinize veya dizinize çarparak temizledikten sonra sağlıklı olup olmadığını denetleyin. onlara dokunmalı. Toplayacağınız kök iki yıllık bir bitki ise onu ilk yılın sonbaharında veya ikinci yılın ilkbaharında hasat etmelisiniz. Hydrastis (goldenseal. Bu bitkilerin yaprak kısımlarının hasat edilip satılmamasının sebebi. Kökler uzun yıllar sonra güçlerini kaybetseler de. küflenmelerini engellemek üzere çok da büyük olmayan demetler halinde bağlamalı. kökü aldıktan sonra çukura geri doldurun. yalnızca silkelenip el yardımıyla tozlan alındıktan sonra kurutulmaya bırakılmalıdır. Yapraksı bitkiler suda yıkanmamalıdır. Ben tüm kökleri bir kurutma tepsisine koyarım. Köklerin çoğunu yıkamak gerekmez. Eğer bitki tohuma durmuşsa tohumları silkeleyin. Corallorhiza (Coral Root. Toprak üstünden top­ lanan bitkiler bir yılın sonunda kuvvetlerini kaybederler. böylelikle çürümesinin önü alınmış olurken ku­ ruması kolaylaşacaktır. onları bir süzgüde yıkamadan toprağını arıtmak neredeyse imkansızdır. Eğer bitkinin yaprak ve sap gibi toprak üstü kısımlarını toplayacaksanız. Dolayısıyla her yıl yenilenmek ihtiyacındadırlar. Yapışkan ve nemli yapıdaki kökler. Onun beyaz mercanlara benzeyen kökleri toprağa öylesine dolanmıştır ki. onları daha sert bir şekilde silkelemek gerekir.canadensis) ve Amerikan ginsengi (Panax quinquefolium) gibi bitkilerin toprak üstü kısımlarının toprak altındaki kökleri kadar etkili oldu­ ğunu da bilmenizde yarar vardır. sabahın erken saatleridir ki henüz güneşin yaprakları buruşturmadığı o saatlerde bitkilerin üzerinde hala çiğ taneleri bulunur. Kökün canlılığına ya da çürüyüp bozulmuş olma­ dığına dair bir duygu uyanmalı içinizde. On­ ları kurutacaksanız.Bir kök çıkarmak üzere kazdığınız toprağı . dükkanlardaki saklama sürelerinin çok uzun olmama­ sıdır. onları kesmeden önce güzelliklerini takdir edip sevinç duygunuzu deneyimleyecek kadar zaman tanımalısınız kendinize.Corallorhiza maculata) bu duruma bir istisna teşkil eder. Ağaç kabuklarını toplamanın en iyi zamanı sonbahardır çünkü yılın diğer mevsimlerinde kolayca ağaçtan ayrılmayabiliyorlar. güneş görmeyen havadar bir yere baş aşağı as­ malısınız.

Bir süre güneş ışığını hissetmeleri için bırakıldıklannda söğüt kabuklan. Ama beyaz söğüt gibi bazı ağaç kabuklan . zihninizle de topraktan bulup çıkarmanın aynntılarını hatırlarsınız. kurumasına izin vermemelisiniz. kırılıp ufalanmış veya toz haline getirilmiş bitkilerden daha uzun süre korurlar güçlerini. . nereden bitki hasat ettiğiniz konusunda dikkatli olun. Bu tıpkı ahşap veya deri işleme zanaatı gibi bir zanaat­ tır. kendilerinin ve şifalannın bir parçası olan kokulannı daha da güçlendirirler. Hissettiklerinize kulak verin ve ilaç olarak kullanacağınız kadannı alın. Soyduğunuz ağaç kabuklannı güneş görmeyen havadar bir yerde kurutmalısı­ nız. birkaç saat güneşte kalmaktan oldukça fayda görür. Bit­ kiye. " Annesi ona bitkileri ve onların nasıl kullanıldığını hatırlamasını öğütlerken şu ko­ nuşmayı yapmıştı: "Ben öldükten sonra. Şimdilerde toprağın hastalanmış olduğu durumlarla karşılaşmak işten bile değil. doktordan şifa bulamamış yar­ dıma muhtaç olan hasta bir kimse sana gelerek Natawika'nın ilaçlannı sorabilir. Yabanıl doğadan bitki toplama sanatına ilişkin pratik bilgiler rehberini Ek bölümünde bulabilirsiniz. Nitekim Corallorhiza gibi kimi bitkiler sa­ yıca nadirdirler. ta ki ertesi yıl yenilenene değin . Nitekim hatırlanması gereken pekçok şeyin yanı sıra geliştirilmesi gereken birçok yeteneği de içine alır. görebildiğiniz dört bitkiden yalnızca birini hasat etmelisiniz. çeşitli yollar izlemektedirler. Eğer umursamazlığını sürdürürse diğer kulağını da delerek şöyle söylerdi: "Şimdi artık ne dediğimi daha iyi dinlersin. Topraktaki şifayı bulup çıkarmak.yorum ve ağaç sağlıklı biçimde büyümeye devam edebiliyor. Böyle bir yerden toplayacağı­ nız bitki de hastalıklı olacaktır. Bütün halinde saklanan bitkiler. Kalbinizle duyguyu anımsar. Her zaman uyanık olun. annesi ona bitkilerin kullanımını öğretmeye çalışır. ne kadannı toplayabileceğinizi sorun. ruhunuzla ruh halini. Bitkileri hangi yerlerden topladığınıza dikkat etmelisiniz. kış boyu kullanı­ lırdı. öğrenilen ve sistematik bir yetenektir. Dalın üzerinden kabuğunu hiç vakit kaybetmeden soymalı. Birçok toplumun geleneğinde bitkiler. evin ya da herhangi bir meskenin kirişlerine asılır. Onlan elinizden geldi­ ğince güneşten ve havadan uzak tutmalısınız. dikkatini veremediği anlarda kulak memesinin birine bir iğne geçirirdi. O halde bitkileri olabildiğince bütün halinde muhafaza etmeye özen göstermelisiniz. . Çok büyük mik­ tarlar toplamamanızda yarar vardır. Bu konuyla ilgili olarak çeşitli insanlar. O henüz bir çocukken." Her hizmetin bir karşılığı olduğunu bilen Harriet annesini 1 14 Stephen Harrod Buhner .

ama bu bitkileri kullandığımda masaya bir tabakta tütün bırakır. Eğer bu toplama işi daha geniş bir alana ve daha uzun bir zamana yayılsaydı.şu sözlerle yanıtladı: "Bunun karşılığını ödeyemem. senin ruhunun gelip onu içtiğini hayal ederim." Annesi : "Sen bana şimdiden karşılığını ver­ miş oldun. ' diyerek karşıladı onun sözlerini.6 Yeryüzü ile Konuşma Sanatı ı ıs . onların nasıl kullanılacağına dair açıklamalarda bulunmuştu . çok daha yüksek bir rakama ulaşılabilirdi . 1929 yılına dek 56 bitki ve ağaç türüyle ilgili bilgi toplamış. Bu talimatların neticesinde Harriet.

.

8
BiTKİLERİ lLAç
HALİNE GETİRMEK

Herbalizmin Teknolojisi
Bir kovanın dörtte birini sıcak su ile doldurdu; üç bitkiden
oluşan toz halindeki kanşımdan bir küçük kaşık dolusu alıp
kovanın içindeki suyun doğu yüzüne bıraktı ve şöyle dedi:
"Wa'bunong (Doğuya)"; ardından güneyine koyarak şu sözleri
söyledi: "Ca'wunong (Güneye)" . . . en nihayet batıya ve kuzeye
de koyarak şöyle seslendi: Ningbi'anong (Batıya), Kiwe'dinong
(Kuzeye) . . . Böylelikle suyun yüzeyi dört küçük toz öbeği ile
donandı. Bunun üzerine esas terkibin bulunduğu kapalı keseyi
açtı, bir kaşığa doldurduğu az miktarı her bir öbeğin orta
yerine itinayla serpti. Yine dört bir yönün doğusundan başlayıp
kuzeyinde bitirdi, fakat bu kez dört ana yönün isimlerini
anmadı. Bitki terkibi kısa bir müddet sonra suyun içinde eriyip
kayboldu . Kimileri bu terkibin daha güçlü bir tat vermesi için
onu kaynatmak gerektiğini düşünse de Main'gans'a göre artık
ilaç hazırdı. Ona göre tadı yerindeydi ve günde dört kez küçük
miktarlarla başlayıp zaman içinde miktarı artırmak gerekiyordu.
Yazara verdiği ilacın tamamı onun belirlediği ölçü kabına göre
alınmalıydı. Kayın ağacı kabuğundan yapılma bu ölçü kabı bir
yemek kaşığı miktar alır. İç taraftaki çizimler hayvanlan simgeler
ve bu ölçünün bu ilaç için geçerli olduğunu belirtir.
-FRANCIS DENSMORE

Tıbbi bitkiler genellikle dört türlü kullanılır (kaldı ki bu daha farklı kul­
lanımların dışlandığı anlamına gelmez) : Soğuk veya sıcak suda demleyerek;
Yeryüzü ile Konuşma Sanatı

117

alkol ve su karışımı içinde bekleterek tentür halinde; bitkinin gücünün bir
yağa aktarıldığı merhem halinde; veya bitkiyi değişime uğratmadan kökünü
çiğneyerek, yiyerek ya da bitkiyi toz haline getirip doğrudan veya kapsül bi­
çiminde yutarak . . .
Bitkiyi bir halden başka bir hale getirerek ilaç olarak kullanırken, her aşa­
mada ona dualar okumak çok önemlidir. Alkolde beklettiğiniz bir bitkinin
yanında otururken, henüz topladığınız bütün halindeki bir bitkinin yanında
hissettiklerinizden daha farklı duygular içinde olursunuz. Böyle bir durumda,
bitkinin gücünün biçim değiştirdiği halin içinden yansıyabilmesi için, onun
ruhuna dua ve tören aracılığı ile seslenerek onu yeniden gerçek bir ilaç haline
dönüştürmek gerekir.

Demleme ve Kaynatma
Demleme; bitkiyi ister soğuk, ister sıcak (ama kaynamayan) suda beklet­
mekle olur. Kullandığınız su, bulabildiğiniz en saf su olmalı, musluk suyu
olmamalıdır. Yağmur suyu , sağlıklı su pınarları ile su kuyuları ya da saflaştı­
rılmış sular yarayışlıdır. Uçucu yağlan bakımından güçlü olan bitkiler (temel
yağlar ve parfümler gibi güçlü kokuya sahip olanlar) en iyi soğuk suda bıra­
kırlar özlerini. Diğerleri için sıcak su daha elverişlidir. Onların belli bir süre
suda bırakılmaları gerekir. Bitkinin içinde durduğu suya özündeki unsurları
salması için 1 5 dakika ile gece boyu arasında değişen bu bekletme süresi bit­
kiden bitkiye değişiklik gösterir. Camdan veya kilden yapılmış kaplar soğuk
veya sıcak suda çözeltilecek bitki açısından daha uygundur. Sıcaktan kırılıp
çatlamayacak cam kaplar, kapaklı kavanozlar, bitkideki özlerin uçup gitme­
mesini sağlar.

Sıcak Demleme'ye Bir Örnek
Genel besleyici özellikleri için kullanılan bu demleme, özellikle menopoz
dönemindeki kadınlara önerilir.
Kurutulmuş, kesilip elenmiş ısırgan, yulaf samanı, kırmızı karanfil, alfalfa *
(Medicago sativa) , atkuyruğu ve naneden yarımşar kilo alın ve karıştırın. Ka­
rışımdan bir kahve kupası ölçüsünde alıp çeyrek litrelik kaba koyun; üzerine
(*) Bir yonca türü (ç.n.).

1 18

Stephen Harrod Buhner

Main'gans

sıcak su ekleyip kapağını kapatın. Sabahleyin kanşımı süzerek bitkilerden ayı­
rın ve iki gün boyunca bu bitki suyunu için. Bitkilerden elde ettiğiniz suları iki
günden fazla saklamamalısınız, çünkü bozulmaya başlayacaklardır.
Burada kural, 60-70 kg. civannda gelen insanlann bu sıvıdan günde iki
fincan kadar (yaklaşık 600 gr.) içmeleridir.
Sıcak su ile hazırlayacağınız demlemeler için şöyle bir yol izleyebilirsiniz:

YAPRAKLAR: Her dörtte bir litre suya 40 gr. kadar yaprak konulup ağzı sı­
kıca kapatılır ve dört saat bekletilir. Kalın yapraklar daha uzun süre suda
kalmalıdır.

ÇİÇEKLER: Her dörtte bir litre suya 40 gr. çiçek konularak 2 saat boyunca
bekletilir. Taç yaprakları ince olan çiçekler daha az zamana ihtiyaç duyar­
lar. 1

TOHUMLAR: Yarım litre suda 40 gr. tohum yarım saat boyunca bekletilir.
Rezene gibi kokulu tohumların daha az bir zamana ihtiyaçlan varken ( 1 5
dakika kadar) , kuşburnu gibi tohumlann 3-4 saat bırakılması gerekir.
Yeryüzü ile Konuşma Sanatı

1 19

AGAÇ KABUKLARI VE KÖKLER: Yanın litre sıcak suya 40 gr. konulur ve
sekiz saat boyunca bekletilir. Kırmızı karaağaç gibi bazı kabuklar için bir
veya iki saat yeterlidir.
Sıcak veya soğuk suda farklı sonuçlar veren bitkileri soğuk suda demlemek
daha elverişlidir. Mesela sıcak suda acılık veren civanperçemi, soğuk suda
bekletildiğinde acılık vermemektedir. Civanperçeminin antispazmodik özelli­
ğe sahip aromatik ögeleri soğuk suda çözünürken, bitkinin acılık veren ögeleri
açığa çıkmaz.
Soğuk demleme hazırlarken sıcak demleme için izlenen yöntemler uygu­
lanır, fakat her bitkinin suda kalacağı süre yine kendine özgü olacaktır. Bu
sürelere dair tecrübeyi zamanla edineceğiniz gibi bitkilere ilişkin birçok ki­
tapta da bu konuyla ilgili kılavuz bilgi bulabilirsiniz (öneriler için Okunması
Önerilen Kitaplar ve Bitki Kaynakları bölümüne bakın) .
Kaynatma yoluyla bitkiyi çözeltme, suda bekletme yönteminden çok daha
etkili olabilir. Bu yöntemle ilgili olarak izlenen genel yol 40 gr. bitkinin 3 fin­
can ( 1 , 5 litre) suda kaynatılmasıdır; ta ki su miktarı yarılanıncaya dek . . . Çelik
tencere veya cam haricinde alüminyum kullanmamaya özen göstermelisiniz.
Bitkinin miktarı, kullandığınız bitkiye bağlı olarak bir çorba kaşığı ile 500 gr.
arasında değişebilir. Kaynatılarak elde edilen bitkisel sular, iki günden fazla
olmamak kaydıyla buzdolabında saklanabilirler.

Bitkileri Tentür Haline Getirmek
İçilebilir tentürler, taze veya kuru bitkilerin alkolde veya su katılmış al­
kolde bekletilmesiyle elde edilir. Bitkiler taze olduklarında belli oranda su
içerirler. Taze bir bitki 95 derecelik saf alkole konulur; iki ölçü alkole bir ölçü
bitki yeterlidir. Şöyle ki: Eğer bir kavanoza 100 gr. civanperçemi koyarsanız
üzerine 200 gr. saf alkol ilave edersiniz . Vida kapaklı kavanozlar bu uygulama
açısından elverişlidirler. Kapağını kapattıktan sonra kavanozu iki hafta boyun­
ca güneşte bırakmalısınız. Bu sürenin sonunda kapağı açar, içindeki sıvıyı bir
tülbent yardımıyla süzüp iyice sıkarsınız; ta ki bitkilerin içinde hemen hemen
hiç sıvı kalmayana dek . . . Alkol , bitkinin barındırdığı tüm suyu dışarı çeker.
Dolayısıyla elde edeceğiniz bitki tentürü, alkol ve su karışımından oluşmuş
olacaktır. Ben genellikle taze bitkileri kıyıp küçük parçalar halinde kesmem .
Pekçok herbalist bu şekilde bir yol izlemeyi tercih eder, çünkü bu sayede bit1 20

Stephen Harrod Buhner

Eğer ki 1 00 gr. Tentürleri kullanırken hangi miktarlarda alınacağına değinen birçok bitkisel kaynak bulabilirsiniz . Kuru bitkilerden elde edilecek tentür. . Bu şekilde muhafaza ettiğiniz tentürleri yıllarca saklayabilir. Bu karışımı hazırlarken de musluk suyu kullanmamalısınız . saf su gereklidir. kullanılacağı zamana kadar bütün halinde saklamanız daha uygundur. Benim çalışmalarımda bitkiler bütün kalmayı tercih ediyor. nane gibi bitkiler fazlasıyla su içerirler. neredeyse koyduğunuz kadarını geri alırsınız. Michael Moo­ re'un Güneybatı Botanik Okulu tarafından hazırlanan tablo iyi bir kaynaktır. ) Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 121 . 350 gr. %30'luk alkol ve 1 50 gr. Eğer bitkinin toprak üstündeki kısımlarından bir tentür elde etmek istersem de onları olabildiğince bütün halinde bırakırım. mümkünse bir öğütücü kullanılmalı. bunlar arasında . su eklersiniz. dolayısıyla da daha güçlü bir tentür elde edeceğini düşünür. genellikle 5 ölçü sıvıya bir ölçü bit­ ki eklenerek hazırlanır. Bitkiler kururken. Birçok tıbbi bit­ kinin içerdiği nemi listeleyen tablolar vardır. Mesela osha kökü ağırlık olarak %30 su içerir. Kuru bitkilerden bir tentür hazırladığınızda. ona. Eğer yapacak olursam da onları küçük parçalara ayırırım. Taze bitkilerle çalıştığınızda. özlerindeki nemli içeriği kaybederler. fakat kuru bitkiler ve özellikle de kökler söz konusu olduğunda elinizden geldiği kadarını geri alabilirsiniz . Ben çoğunlukla taze köklerden tentür yapmam. Onları. Kuru bitkiler olabildiğince ince öğütülmeli. . Tentür haline ge­ tirmek için. ona 500 gr. yani. bitkiyi süzersiniz. Tentürlerin koyu renkli cam kavanozlarda saklanması daha uygundur.commiphora myrrha) gibi bazı bitkiler hiç su içermezken. bitkinin taze olduğunda içerdiği miktar kadar su katmalısınız. Bu sayede güneş ışığıyla birlikte meydana gele­ bilecek olan kimyasal yıkımın önünü almış olursunuz. Uzun süre dayanabildikleri ve kolaylıkla hazırlanabildikleri için birçok her­ balist tentürleri tercih etmektedir. onları iki hafta boyunca beklettikten sonra kavanozun kapağını açar.kinin daha geniş bir yüzeyinin alkol ile temas etmiş olacağını. Herkes en elverişli yöntemi kendisi bulmalıdır. başka tentürlerle karıştırıp (az da olsa bazı tentürler birbiri ile uyum sağlamayabilir) ilaç olarak hazırlayabilirsiniz. Mürrüsafi sakızı/mirra (myrrh gum . toz haline getirilmiş osha kökünüz varsa . sıvı. (Kaynaklar bölümü­ ne bakınız .

bitkileri koyu renkli cam bir kavanoza koyup üzerini örtecek kadar yağ ilave edin. poleo nanesi veya İngiliz nanesi ve dağ çayı (betony. bitkilerin hiçbir yeri hava ile temas etmemeli. Bu şekilde süzülen bitki özlü yağdan geriye suyla birlikte alkol de kalır.stachys türü) 40 gr'lık koyu renkli ve dam­ lalıklı bir cam şişeye koyun. Yağ oranı öyle olmalı ki. Pişirme işi tamamlandığında. Ardından bitkileri bir tülbent yardımıyla sıkıp süzülen yağın oturmasını bekleyin.Mide Ekşimesi Durumunda Kullanılabilecek Tentür Karışımı: Her birinden 1 0 mililitre olmak üzere : civanperçemi. yağı sağlam bir kumaş yardımıyla iyice süzüp sıkmalısınız. 1 22 Stephen Harrod Buhner . Zeytinyağı iyi bir tercih olacaktır. Kimi şifalı bitki uzmanları. Merhemler İçin Bitki Özlü Yağlar Hazırlamak Bir merhem yapabilmek için gereken ilk adım. Bunun ardı sıra. İhtiyaca göre 1/3 ila Vı damlalık kadar kullanın. Aradan geçen bir günün sonunda . Bitkiyi bu şekilde iki hafta boyunca güneşte bekletin. Yağı bir başka kaba alıp suyu dökmelisiniz. kadar geçecek şekilde biraz daha yağ eklemeniz gerekebilir. bitkinin tıbbi öğelerini bir yağ temeline aktarmaktır. bitki özlü yağ elde etmeden önce. bitkileri 24 saat boyunca. Bitki tozunu yağ ile iyice karıştırın. Kimi şifalı bitki uzmanları bitkiyi 10 gün boyunca 100 derecede pişirmeyi tercih ederler. elde edilen bitki özlü yağ balmumu ile yoğunlaştınlıp çok da katı olmayan bir kıvama getirilir. Bu karışım mide ekşimesi ya da bulantıyı birkaç saniye içinde dindirecektir. Bu karışımı sekiz saat fırında düşük ısıda pişmeye bırakın (gece boyunca) . yaprakları üzerine döktükleri az miktardaki alkolde bekletmeyi uygun bulurlar. Ardından da yağı ilave edip iki hafta bekletir ve süzerler. Öğüt­ tüğünüz bitkinin tozunu ateşe dayanıklı bir cam tencereye koyduktan sonra üzerine yağ ilave edin. Taze bitkilerden bitki özlü yağ elde edebilmek için. kullanacak ol­ duğunuz bitkiyi elinizden geldiği ölçüde ince toz haline getirmelisiniz. üzerini l em. Kurutulmuş bitkilerden bitki özlü yağ elde edebilmek için. bitkile­ rin içinde doğal olarak bulunan suyun dibe çöktüğünü göreceksiniz.

ardından da yağı süzüp bitkilerden ayırın. çok sertse biraz daha yağ ekleyin. Osha 18 gr. 1 tatlı kaşığı E vitaminini ekleyip karıştırın. 6. Balmumu eridiğinde. 1 48 gr. Eğer merheminize koku katmak isterseniz. Düşük ısıda bütün bir gece fırında bırakın. Tüm bitkileri olabildiğince ince toz haline getirin. . balmumunu tartıp ilave edin. 5 . Karakafes otu (comfrey . Merhemi küçük merhem kavanozlarına koyup üzerine etiket yapıştı­ rın.çok yumuşaksa biraz balmumu. ama ben onları birkaç parçaya bölerek ilave etmeyi tercih ediyorum. Tencereyi temizledikten sonra yağı yeniden tencereye koyup ocağın üzerinde kısık ateşte ısıtın. . Alüminyum veya dökme demir kullanmayıp cam veya çelik kullanmayı tercih etmelisiniz. Dulavratotu (burdock Arctium lappa) 37 gr. 2 . herhangi bir yağ esansını ekleyebilirsiniz. Yağa bitkileri ekleyin. 4. Ağır bir kaba yağ koyun. Ocağın üzerinde kısık ateşte ısıtın. ). Isınmış olan yağa küçük parçalar haline getirdiğiniz balmu­ munu ekleyin (bir fincan yağa 75 gr. 7. Turnagagası 18 gr. Dokunun . Balmumu 1. Chaparral (çalı bitkisi) 1 8 gr. 9 . olmak üzere . Ekinezya 3 7 gr. Bazıları balmumunun rendeler. 1 0 .Merhem Yapmak Bitki özlü yağı bir cam kaba veya çelik tencereye koyun. Fırından alıp soğumaya bırakın. balmumu kullanmak gerekir. Usnea (Ağaç likeni) 1 tatlı kaşığı E vitamini 148 gr. İyi bir yara merhemi yapmak için aşağıdaki bitkileri kullanabilirsiniz: 1 litre zeytinyağı 5 5 gr.Symphytum türü) kökü 27 gr. Karışımı bir kavanoza boşaltıp üzerini kapatmaksızın soğumaya bıra­ kın. 3. birkaç damlasını küçük bir tabağa damlatarak soğumaya bırakın.) 8. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 23 . (Genellikle her yarım litre yağ için 74 gr.

kalın haldeki bitki parçalarının yol açabile­ ceği sürtünmeye engel olacaktır.Kimi yaralara. . kanamayı durdurup hızla iyileşmeyi sağlarken bir yandan da iltihaplanmayı önlüyorlar. gerekli olduğu hallerde yenebilir mahiyettedir. ben böyle durum­ larda. on iki parmak bağırsağı ile midedeki ülserlerin tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bitkileri olabildiğince ince bir toz haline getirdikten sonra birbiri ile karıştırıp hafifçe yaranın üzerine serpe­ bilirsiniz. ilacın bu etkisinden ötürü . Yara merhemi yapılırken kullanılan bitkiler toz haline getirildiklerinde. kurutulup öğütüldüğü takdirde doğrudan yara üzerine uygulanabilir. onu boğaz ağrılarında ve hem virüs hem de bakteri kaynaklı üst solunum yollan enfeksiyonlarında kullana­ bilirsiniz. chapparal ve osha bakteri. Karakafes otu kökü. Güçlü bir bitki olduğundan ötürü onu az miktarlarda yemek daha faydalıdır. Dulavratotu bitkisi cilt için eşsiz bir ilaç. hücrelerin süratle iyileşmesine öncülük ederek yara­ nın iz bırakmadan kapanmasını sağlıyor. . Bitkileri Bütün Halinde Kullanmak: Yara merhemi için kullanılan bitkilerin aynıları. usnea. yaranın üzerine doğrudan bitki tozu koymayı tercih ediyorum. bu bit­ kiler arasındaki en önemli örneklerden biridir. 1 24 Stephen Harrod Buhner . Kimi zaman bitkiyi bütün haliyle ve tentür olarak bir arada kullan­ manız da olumlu sonuç verir. Ekinezya. nemli olan merhemler iyi gelmeyebilir. Birçok bitki. histamin reseptör­ lerini engelleyerek midede gastrik asit ve pepsin salgılanmasının önünü alır. Bu tozu ayak mantarını tedavi amacıyla çorap ve ayakkabı içerisinde de kullanabilirsiniz. Mide ülseri Durumunda Kullanılacak Bitki Ülserlerin tedavisinde kullanılan kimyasal ilaçlar. Ta­ gament. İnce toz halindeki bitki. turnagagası ise kanamaları durdurucu etkiye sa­ hip . Osha. Yara iyileşmeye başladıktan sonraysa artık merhem bu süreci tamamına erdi­ riyor. mantar ve virüslere karşı etkin öğeler içermektedirler. midede asit salgılanmasını azaltarak mide mukozasının tahrişini önlerler. simetidinden elde edilen bir ilaçtır ki.

Araştırmacılar. Bu te­ davilerin maliyeti . perhiz veya çevresel etkilerle birlikte midede aşırı asit salgılanması sonucu ortaya çıktığı düşünülmekteydi. Daha önce kullanılan asit engelleyici ilaçlar. Oysa endoskopi ile yapılan testlerin maliyeti 598 dolar ile 3000 dolar ara­ sında değişebilmektedir. daha uzun vadedeki düşük maliyetlerin yanı sıra tedavi süresinin de kısalmasına da işaret etmekte. Maryland'de araştırılan yöntemlerin hepsinden daha ucuz bir maliyetle karşılaşıyoruz. Ciddi bir mide ülserini te­ davi etmek üzere kullanılacak bitkiler şunlardır: Hatmi ve karakafes otu kökü (comfrey root) . asit en­ gelleyici ilaçlar kesildiği anda yeni bir ülser baş gösteriyordu. İkinci yöntem olan. Maryland'daki Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından yeni protokoller üzerinde yürütülen araş­ tırmalar.helicobacter py!ori adındaki bak­ terinin etkisiyle tetiklendiğinin fark edilmesiyle. kimi zaman süresiz kimi zaman da uzun vadeli tedaviler için reçete edilmekteydi. ülser için üç tıbbi tedavi yöntemini denediler.3 Bakterinin varlığını gerçek kabul ederek başvurulan bitkisel tedaviye ba­ kacak olduğumuzda.Bu günlerde Kuzey Amerika'da Valium'dan sonra en çok reçete edilen ikinci ilaç olduğunu söyleyebiliriz. İzlenen üçüncü yolda. bakteriyi anbiyotiklerle . mide ve on iki parmak bağırsağı ülserlerinin -hiç tahmin edilmeyen. başlangıçta ödenen 1 50 dolarla kalmayıp aylık 40 dolarlık yan harcamalan da beraberinde getiriyordu. greyfurt çekirdeği özü. He­ kimler de bu aşırı asit salgılanmasını azaltıcı ilaçlara meyletmekteydiler. mideye bir endoskop yerleştirmenin bedeliyse 39 1 dolar­ dı. Bu sorunun varlığını daha farklı deneylerle tasdik etmeksizin buldukları. yaklaşık 80 dolar. Buna karşın. Bir araştırmacının kısa süre önce yaptığı bir keşif sonucu. bu tedavi protokolü de sor­ gulanmaya başlandı. hekimlerin asit engelleyicileri kullanmayı yeğledikleri durumda ortaya çıkan maliyet 679 doları bulurken ülser hali yeniden belirecek olursa antibiyotik vermeyi sürdürmektedirler. Bu bitkiler şu şekilde bir yol izlenerek kullanılır: YeryüzÜ ile Konuşma Sanatı 125 . helicobacter pylori'nin soruna merkez teşkil ettiğini düşü­ nerek. chaparro amargosa ve çöl sö­ ğüdü (desert willow) . stres. Hastalara köklü perhiz değişimi ve stresi azaltacak teknik yöntemler tavsiye ediliyordu. asit engelleyicilerle süratli bir şekilde yok etme yönteminin bedeli 3 72 dolardı. bizmut.2 -DAVID HOFFMAN Yakın zamana değin ülserin.

Öte yandan. Çünkü bu bitkiler ancak toz halindeyken mideyi ta­ mamiyle kaplar. ül­ sere yol açan bakterinin yok olmasını sağlar. karakafes otu kökü ve bizmut ise ülserli mideyi yumuşatıp iyileştirirler. ancak ileri derecede eğitim görmüş kişilerin bitkisel ilaç tedavileri öne­ rebileceklerine inanmaktalar. 1 5 gün boyunca günde üç defa olmak üzere. chaparro amargosa ile çöl söğüdünün eşit miktarlarda kanştınlmasıyla elde edilen bitkisel sıvıdan bir tatlı kaşığı. Küçük bir uyan: Kimi tıp araştır­ macıları ve bitkisel şifa uzmanları. 20-30 yıl gibi uzun sürelerden sonra ülserinin tekrar ettiğini bildiren hastalar bile bu yöntemle bir hafta gibi kısa bir zamanda fayda gördüklerini fark etmişlerdir. kullanım süresini de 30 gün ile sınırlıyorum. Bu tedavi yöntemi oldukça etkilidir. bizmut. yalnızca bu yönde eğitim görenlerin Çin tıbbi bitkilerini kullanmalarının 1 26 Stephen Harrod Buhner . ilk 30 gün boyunca günde 3 defa alınmalıdır. elma suyuna iki yemek kaşığı eklenmek suretiyle günde iki kez içilir. Bitkisel tedavi uygulayan tıp in­ sanları . Hatmi kökü. yalnızca toz halinde alınması gerektiğini fark etmişsinizdir. karakafes otu kökünün içerdiği pirolizadin alkaloitlerinin karaciğerde hasara yol açabileceğinden şüphe duymaktadırlar. geleneksel Çin tıbbı uygulayan­ lar. 3. onların ne şekilde kullanılacakları. Birçok hekime göre . Karakafes otu bitkisinin maruz kaldığı bu tartışmalı durum . hangilerinin güvenli oldu­ ğu veya kimlerin onlan kullanabileceğine ilişkin tezat görüşler vardır. Kaldı ki kullanılacak bitkilerin de laboratuarlar aracılığı ile denetlenip içerdikleri etken maddeler konusunda sertifikalandı­ rılması gerektiğini düşünürler. bitkisel yaklaşımlar. insanlığın daha sade. Toz haline getirilmiş hatmi ile karakafes otu kökü eşit miktarlarda kanş­ tınlır. Greyfurt çekirdeği özü ile cahaparro. daha bilimden yoksun olduğu dönemlerden kalma uygulamalardır. 5.çöl söğüdünün bir arada alınması. 300 mg.1 . yalnızca hatmi kökünden iki yemek kaşığı elma suyuna eklenerek günde iki kez içilir. Bitkilerin şifa amaçlı kullanımı konusunda birçok karşıt düşünceyle karşılaş­ mak mümkün. Bu sebepten ben bu kökü. 30 gün boyunca . ancak ülserin ileri derecede olduğunu düşündü­ ğüm durumlarda kullanıyor. Sonraki 60 gün boyunca. 2. günde üç defa olmak üzere 6 damla greyfurt çekirdeği ÖZÜ. Hem hatmi hem de karakafes otu kökünün kapsül şeklinde değil. 4. bitkilerin gele­ neksel kullanımı doğrultusundaki önemli bir noktayı gündeme getirmektedir. 1 5 gün boyunca.

Bu. orada insan ve kutsal olan. Olması gereken şey budur. Bu çalışma doğrultusunda vardıkları sonuç şu olmuştu : Bu denli hızlı bir nüfus artışının sağlığa yönelik ihtiyaçlarını karşılayacak olan. insanlara ne şekilde şifa verece­ ğini öğreten Ruh'un sesini duymak. Başkalarının ilaçları hakkında bir bilgim yok. Batılı tedavi yöntemlerinin ötesinde teknolojik bir tıbbın uygulanması olabilirdi. gidilecek yönü gösteririz sadece. onları genelleyemeyiz. Bunların büyük çoğunluğu . bitkinin varlığında birbiriyle temas eder. . Çünkü bu öyle bir aleme aittir ki. Ojibwa'lar şöyle der: Gelen her şifa kişinin kendine özgüdür. Bizler öncüleriz. 1 978 yı­ lının Mayıs ayında. Ait olması gereken yer burasıdır. Bu sayede her şifacı kendi yolunu bu­ lur ve kendi farklılığı ile var olur. kutsal bitki tıbbı ve benzeri yaklaşımların da özünü yitirmesi­ dir. varsayımlara ve değerlere dayandırılmış bilgileri temel almaktadır. daha farklı kay­ naklara. aynı bitkileri ne şekilde kullandıklarını da bilmiyorum. Bu son konu. bitkinin sesini ve onun ne şekilde ilaç haline geleceğini. nüfusun aşırı artması ve sağlık konu­ sundaki sorunları ele almak üzere 1 970'lerin ortasında bir çalışma gerçekleş­ tirmişti . hor görülen ayrık otlarını anlayabilmek. dünya sağlık gereksinimlerine yanıt verecek olan "geleneksel tıbbın" yeniden değerlendirilip kullanılması için yüzyıl sonu itibariyle prog­ ramlar başlatması talebinde bulunmuşlardı. bu.· 5 Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 127 . herbalizmin özüdür. aynı çalışma neticesinde WHO (Dünya Sağlık Örgütü) Ge­ nel Başkanı'na.doğru olacağını ileri sürerler. devletin görevlendirdiği uzmanlarca kolaylaştırılmış çok daha sade bir şey olmalı. . Şifa vermeye yönelik böylesi farklı yakla­ şımların bilimsel bağlamda doğrulanması ve çözümlenmesiyle birlikte ortaya çıkan tehlike . giderek büyüyen bir dünya nüfusunun sağlık gereksinimlerini karşılamak açısından oldukça hayati bir meseledir. Dünya Sağlık Örgütü ile UNESCO. batı bilimi tarafından savunulan yaklaşımlardan oldukça farklıdır. Herkesin evinin yanında yöresinde yetişen veya tarlalardan top­ lanan bitkilerden ailelerin ve dostların faydalanacağı basit terkipler hazırlanır­ dı . Bunlardan biri kutsal bitki tıbbıdır. Bir bi­ reye sorduğunuzda sizi şöyle yanıtlar: 'Ben sana kendi ilacımı tarif ede­ bilirim. Bir bitkiyle yakınlaşmak. Toprak'la kurulacak bağın ve Toprak'tan gelen şifanın özüdür. Oysa geleneksel olarak bitkiler herkesin ortak emanetiydi. "4 Geleneksel şifa yöntemlerinin birçoğu . hem de uzman sınıfının müdahalesi olmaksızın .

.

Töreni yaYeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 29 . . insanın en güçlü buluşu olan dili anlayamazdı Yeryüzü . . Oysa törenin varlığında Yeryüzü'nün anladığı dil saklıydı. annemin babasının. gitmeye mecbur edildiğim kilise hizmetlerinde eksik olan şeydi. Hangi kaynaktan gelirse gelsin kökeni aynıdır. bir görü ile gelebilir. insanın kendi içinden çıkabileceği gibi. bu . Kimse bu olayla ilgili bir yorumda bulunmadıysa da herkes aynı duyguyu hissetmişti. belli eylemlerin . güçlü bir sevgi seline ve yaşayan bir öze sahip olmak olarak görüyordum. Farkettim ki. davranış ve niyetle­ rin yardımıyla neler hissettiğini. Bu.9 TöREN Bitkilerle Daha Derin Bağlar Kurmak Büyüdüğüm yıllarda . bir eğitmen tarafından verilebilir ya da belli bir kültürden kaynaklanabilir. Yıllar geçtikçe ve ben eğitmenlerimi bulup görülerim arttıkça. insanın kutsal olanı hissetme ve hürmet duyma kapasitesinin biçimlendiği ve ifade bulduğu bir süreçtir. Yaratıcı'ya. hatta okul­ dan bile daha sıkıcıydı. Bir kimse bu yoldan Yeryüzü'ne. Orada yaşananlar. o güne değin yapmaya mecbur bırakıldığım en sıkıcı deneyimdi. Bir şekilde o zaman. Tören. ibadeti. benim ve arkadaşlarımın düzenli olarak kiliseye gitmemiz gerektiği konusunda ısrar ettiğini hatırlıyorum. canlı bir tören kilisenin olması gerektiği haliyle ilgili hissettiğime daha yakın bir şeydi. gerçek tö­ renlerle çalışmaya başladım. bu sevgi seline ve yaşayan öze sahip törenlerle . neler düşündüğünü iletmiş olur. Bana göre bu tecrübenin açıklanabilir bir yanı yoktu . Ben daha ziyade büyük annem ve babamın çiftliğin­ de toplanacağımız günlerin heyecanı içinde yaşıyordum. anlamsızdı.

fakat bunun üzerinde daha derin düşünmeye başlayınca. insanın kutsal olanla arasındaki bağlantıyı düzenli biçimde yenilemedikçe yaşam dokusundaki yerini unutacağını ve ardı sıra hastalık ve uyumsuzluklara maruz kalacağını eskiden beri bilirler. Diğer zamanlar. . Bir yandan da aynı süreçte . Kuzey Amerika halklarına ait uygulamalardan bazılandır. Kuzey Amerika'nın en eski yerleşim yerlerinden birinde ya­ şayan Hopi'lerin Toprak'la bağlantıyı yenilemek üzere hala tören maskeleri taktıklarım ve topluluk ritüeli düzenlediklerini anlatır. yaşam do­ kusunu onarmaya ve Yeryüzü'nde elverişli bir denge yaratmaya yardım etmiş olur. Ojibwa'lann eğitmeni Güneş Ayı (Sun Bear) . diğer yanına da tüfeğini dayamış kimseler olmayacaktır. böylesi kutsal bir tarzda davranmaya başlayan herkes . bitkilerle bağlantıya geçmek üzere yardım istemek. her birimizin. adaçayı ile tüt­ sü yapmak çok da zor değildir . . Yeryüzü'nün gelecekteki değişimleri karşısında. Yerli halklar. yaşayan ve yeni bir dokuda birbirlerine bağlanırlar. çünkü çoğunlukla törenin biçimi değil. aksi halde yitip gidecektir. törenin biçiminde dışan yansır. Terleme ça­ dırı. Her sabah Yaratıcı'ya bu yaşam için bir teşekkür sunmak. Ayakta kalanlar. bir tabak kuru fasulyenin başında otur­ muş.pan kişinin niyeti. kutsal bir güç barındıran mekanlara gidildiğinde teşekkür etmek. Toprak'ı ve tüm yaşamı onurlandırmanın karşılıklı süreci unutulmaya terk edildiği için. john Seed. Bağlantı­ yı yitirme eğilimi. yaşam ağı topluluğunun doku­ sunda eşit ve dengeli bir şekilde yer almayı öğrenmesi gerektiğini anladım . ancak topluluk içinde olanların ayakta kalabilecekleri­ ne sıklıkla değinirdi. ilk başta onun insan topluluğundan söz ettiğini düşünmüştüm. . orada bir sunu bırakmak. insanlık. görü arayışı ve şifa çemberi. niyet ve an­ lamıdır önem taşıyan . İnsanlann bir kez daha yaşam ağı ile dengede olmaları için. kutsal çubuk. belki de biz insanlann doğasında var olan olağan bir şeydir ve bu yüzden törenler aracılığı ile düzenli olarak yenilenmelidir. ruh alemi ve Toprak'taki değişik unsurlar canlı. . Kutsal bitki tıbbıyla çalışırken bunlardan ikisinin 1 30 Stephen Harrod Buhner . Çoğu tören sadedir. Bu bağlantı deneyimi ritüel boyunca sıklıkla tekrar edilmelidir. Toprağı onurlandırmak yeteri kadar iyi bir şey olur. onları destek­ leyici birçok temel tören ve geleneksel uygulama geliştirilmiştir.

sizlerle bu ikisini paylaşmayı seçtim. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 131 . Bu törenlerden her birinde tütsüleme yöntemi kullanılabilir. şu andan itibaren olup bitecek herşeyin kutsal olduğunu belirtir. Ta­ rih boyunca . Kısacası.odorata). bir tö­ renin ne denli ayrıntılı ve karmaşık olabileceğini gözler önüne seriyor. hierochloe (sweetgrass .-kutsal çubuk töreni ve şifa çemberinin. Toprak töreninin ana unsurlarından biri olan olan "tütsüleme"den biraz söz etmek istiyorum. yaşamın içinde ilerledikçe aslında büyük bir çemberin çevresinde seyahat ediyor olduklarını anlatır. ruhun yönlendirilmiş niyeti ile dolduğunda.özel bir güce sahip ve çok yararlı ol­ duklarını keşfettim ve -belli nedenlerden dolayı. yer­ lilerin. insan gelişiminin.artemisia) . Bu kullanımına dair bir örneği . bütün yaşamın bir çember olduğuna dair anlayışlarını simgelerken. kutsal bitki tıbbının temel ögelerinden birini temsil eder. anemonla ilgili bölümde bulabilirsiniz. Kutsal çubuk töreni. bitkilerle çalışırken bu gücün farkında olmak şifa törenleri sırasında fayda sağlayacaktır. tütsü için şu dört bitkiden biri kullanılmıştır: Sedir. Gök ve insan arasında birliği sağlamaktır. Tütsüleme Bir bitkinin yakılmasıyla birlikte açığa çıkan dumanda hem kendimizi. Bu eşsiz biraradalığın kutsal bitki tıbbı ile özel bir ilgisi vardır ve bunun üzerinden pekçok şey öğrenmek mümkün­ dür. Tütsüleme. kimi zaman bitkiler belli bir yönün gücünü içlerinde taşırlar. adaçayı veya pelinotu (wormwood . psikoloji ve çevrenin ötesine geçen. Toprak merkezli deneyimin ileri seviyede gelişmiş bir ifadesi olduğu için şifa çemberinin özel bir ilintisi vardır. özel ve belirli aşamaları olduğu ve bitkilerin bu çember etrafındaki seyahatin belli aşama­ larında destekleyici bir yeri olduğu inancını bir araya getirir. kutsal çubuk töreninde her zaman. Şifa çemberi.H. şifa çemberinde ise bazen. yaşam ağı içerisindeki her şeyin yaşam heyetinde bir arada bulunduğunu ve insanların. törensel olayın zamandaki yerini belirler. Bu iki törenle ilgili daha ay­ rıntılı açıklamalara girmeden önce. Diğer birçok Asya geleneğinde olduğu gibi çubuk töreninde de amaç Yeryüzü . hem törene katılan diğer kişileri. Dolayısıyla. Netice olarak kutsal bitki tıbbı uygulayanlar arasında çubuk kullanımı orta dercede bir yaygınlığa sahipti. kullanacak olduğumuz bitkiler veya aletleri bir tür "yıkama"ya tabi tutarız.

1 -JOHN FREESOUL Çubukla çalıştığım yıllar boyunca .Tütsü yapacağımız zaman. Çeşitli kültürlerde geleneksel olarak. Yaratıcı'nın müdahalesi tarafından kutsal bir varlık veya peygamber aracılığı ile insanlara iletilen bu armağan. kutsal törenlerde Toprak insanları tarafından en az bin yıldır kullanılmaktadır. Tören çubuğunu kullanan Kuzey Amerika'daki yerli halkların birçoğunun. yüzlerce yıldan bu yana kullanılmaktadır. bitkiyi tütmeye bırakırız. Ve bu konunun tarihçesi ve geleneği ile ilgili erişebildiğim her şeyi öğrenmeye çalıştım. Kimi halklar. kimileri kutsal şahıslardan veya Ya­ ratıcı'nın insanlara gönderdiği doğaüstü varlıklardan edinmiştir. kurutulmuş bitkiyi bir kap veya kaseye koyar. tütsüleme amaçlı kullanılan bitkilerin olumsuz tesirleri ortadan kaldırdığına ve dengeyi yeniden sağladığına inanı­ lır. Uzun gövdeli çubuklann en eski olanlannın hayvan başı biçiminde oyulmuş hazneleri vardı. yakarız. Bu çubuklar. 11. Yakılan bitkiler­ den yükselen dumanlarla kişi yahut nesneleri. Yahudi geleneğine göre Musa'ya verilen levhalara ya da Hıristiyan geleneneğinde İsa'nın ortaya çıkışına benzer. Bugüne kadar bulunabilmiş en eski tören çubuklan. Ohio'da yapılan tarih öncesi kazılardan çıkmıştır. Törensel çubuk kullanımı. Avrupalılar tarafından bu çubuğu kullandıklan gözlemlenen ilk kabilelerden biri Nova Scotia bölgesindeki MicMac'lar olmuştur. Basit birer oluk şeklinde olan bu çubuklar. elimizin ya da bir kuş tüyünün yardımıyla yelpazeleyerek tütsüleriz. Kutsal Çubuk Amerika Kızılderililerinin törensel çubuğu. çamur ve kaymaktaşından yapılmaktaktaydı. 1 32 Stephen Harrod Buhner . onu bir başka halkın armağanı olarak tanımış. yüzyılda Mississippi nehrin­ den daha içerideki göllere ve doğudaki ovalara kadar yayılmıştır. görüler vasıtasıyla gelen öğretileri izle­ dim. başkalarıyla çalışmalar yürütüp bulabildiğim her kaynağı okudum. onun kültürlerinde ortaya çıkışına dair efsaneleri vardır. Ardından ateşi söndürür.

Ulu Ruh'a. Bu yolla. bitkiler alemine. ucundaki hazne kadındır ve sap kısmı erkek . Böylelikle . insanlara. Bu çubuk. her neye ihtiyaç duyulmaktaysa onun için yapılan duada kullanılır. Yaratıcı'ya iletilmek üzere bir dua okunur. Kendilerini içilmek üzere feda eden bitkilere şükran duaları sunulmalıdır. orada bulunan kalabalığın üzerinde gezinirken O. ve onların ruhlarına. sığırkuyruğu (mullein -verbascum) .2 Çubuğun her bir parçası belli bir şeyi temsil etmektedir. . tüm evren törene katılır.Kutsal çubuğun ortaya çıkışma ilişkin eski bir hikayeye . Çubuktan çekilen her bir nefesle birlikte Ulu Ruh'a. Dumanlar. dolayısıyla üzerinde silah olmamalı. Hazne et ve kandır.arctostaphylos) . . İkilik ortadan kaybolur. göğe. sap ise kemikler. Yeryüzü'ndeki kayalara ve kimi zaman pek çok başka şeye daha tütün karışımından bir tutam sunulmalıdır. onların bu taştan meydana getirildiklerini. adaçayı (sage­ artemisia) . Mümkün olan her durumda bitkileri çubuğu taşıyan kişi toplamalıdır. Yeryüzü'ne. tütün yaprağı (nicotiana) . güne­ şe. aya ve Ruh'ta olan herşeye. herkesin kendisine çubuğu tüttürerek ulaşması gerektiğini söyledi. sapı ise Gök Baba . yaratılmış tüm varlıklar ile Ulu Ruh arasındaki doğrudan bağlantıyı ve her insanın Ruh'la bağlantıda olmak için yürüdüğü uzun ince yolu temsil eder. birçok bitkinin karışımından meydana ge­ lir. kaya­ lardan oluşmuş bir duvarın üzerine kondu. kızıl çocuklarına . Çubuğun sapı ve haznesi . ahududu (raspberry-rubus) . çevresindeki halkları yanına çağırdı. George Catlin'in Kuzey Amerika yerlileri arasında yaptığı seyahatlerinde aldığı notlarda rastla­ rız: Çok eski bir zamanda. Sıklıkla kullanılan tütün karışımı. çubuk tüttürüldüğünde. dört yöne. her şey tek bir bütün halinde birbirine bağlanmış olur. . hayvanlar alemine . . Yaratıcı'ya. kızılsöğüt (red willow-salix) ve kimi zaman başka pekçok bitkiyi içerebilir. büyük bir kuş biçiminde gelen Ulu Ruh. Çubuğun içimi sırasında. Bitkileri toplarken belli bir kutsal yaklaşım göstermeli ve onları kendisi tütün karışımı haline getirmelidir. Ve o taş tüm halkların olduğu için onun zemini kutsaldı. Bu duaların bütünlüğüne işaret eden bazı yönergeler Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 133 . kızıl taştan bir parça kırdı ve bunu bir çubuk haline getirerek tüttürdü. Çubuğun içerisine konan tütün. hatta kullanılmamalıydı . Hazne Toprak anadır. . çubuk birleştirildiğinde . taşı yalnızca çubuk yapmak için kullan­ malıydılar. . bu kızıl taşın onların soyu olduğunu. ayı üzümü (uva ursi.

3 * Çubuğu taşıyanın kültürüne . kartalı ve havada yaşayan tüm kanatlıları simgeler. o Yeryüzü'dür.n. Çubuğun sapı ile haznenin birleştiği yerde asılı duran bu on iki tüy.vardır. Bu haliyle çubuk. büyük orman kanalından. her şey adına ve her şeyle birlikte dua edersin. dua. Çubuklar. Çubuğu taşıyan kim­ se. insan olsun olmasın tüm yaşamı ve -sadece insanın değil.tüm ilişkilerin sürekli varoluşunu onurlandırmalıdır. Yeryüzü'nde büyümekte olan her şeyi temsil eder. (*) Oklahoma Press Üniversitesi'nin izniyle yapılan yeni basım. lüle­ taşı. çünkü Yeryüzü senin büyükannen ve annendir ve o kutsaldır. Onun üzerinde attığın her adım bir dua gibi olmalıdır. tüm yaşamın ve yaradılışın yaşam gücünün sözcüsüdür. Tüm bu insanlar ve evrendeki her şey. Çubuğun sapı ise tahtadandır ve o. zor zamanlarda yardım almak ya da bir hastayı iyileştirmek amacıyla da kullanılabilir. Su mermeri. (**) Pipestone-Kızılderililerin özellikle de tütün çubuğu oymak için kullandıktan bir tür taş (ç. kızıl taştan yapılmış­ tır. bu çubuğu içenle bağlantı halindedir. O halde çubuğu taşıyan kimse. Kaldı ki. Taşa kazınmış olan bufalo yavrusu tam ortada olup annenin üzerinde yaşayan dört ayaklıları temsil eder. joseph Epes Brown'a Kara Geyik tarafından anlatılan öyküde. Bu durumlarda ne şekilde kullanılacak olduğu . elverişli olduğu düşünülen herhangi bir ağacın kullanılması da mümkündür. Eğer bir kimse çubuğu kul­ lanmak üzere çağrılmışsa. ihtiyaca ve o andaki kullanıma göre farklılıklar gösterir. 1 34 Stephen Harrod Buhner . her şeydeki yaşamsal öz ile konuşur ve o özü temsil eder. O. çünkü o sadece insanlara değil tüm varlıklara aittir. doğru olan taş çok kısa sürede karşısına çıkacaktır. Çubuk. onların hepsi de Ulu Ruh Wakan Tanka'ya seslenirler. Ruh'la birleşmek için kullanılabildiği gibi. çok bilinen pipotaşından* * başka pek çok malzemeden de hazırlanabilir. kullanılacak taşın yumuşak olması yeterlidir. Sen bu çubuk ile dua ederken. Barış Çubu­ ğu Kadını Beyaz Bufalo Yavrusu bu konuya şu sözleriyle değinir: Bu kutsal çubuk ile Yeryüzü'nde yürüyeceksin. Wanbli Galeshka'dandır. Toprak merkezli başlıca araç olur. Bu çubuktaki hazne . sıklıkla kullanılan taşlar arasındadır. geldiği soya bağlı olarak gelişen belli çubuk törenleri vardır ve yüzlerce hatta belki de binlerce görü bu törenlere öncülük etmiştir. onun sahibi değil yalnızca emanetçisidir.).

Çubuğu taşıyan kimse çubuk törenini uyguladıkça , çubukla onun arasında
derin bir bağ oluşmaya başlar. En nihayet "çubuk" uyanır ve diri hale geçer.
Uyanmış olan bir çubuk, onu taşıyan kimse (insan topluluğu) ile Ruh ara­
sındaki bir kanal haline gelir. Nasıl her şeyin içinde bir ruh ve can gizli ise,
çubuğun içinde de bir can vardır. Çubuğu taşıyan kimse, çubuğun ruhu ile
temasa geçerek, insan topluluğu, Toprak ve tüm yaşam adına kutsal bir aracı
olma görevini üstlenir. Francis Densmore , "Şarkı ile Doğaüstü Arasındaki Bağ­
lantıya İnanan Kızılderili" isimli makalesinde bu olaya değinir:
Yazar, Sioux'ların güvenilir bilgi aktarıcısı ve şarkı söyleyeni olan Yalnız
Adam'a (Lone Man) çubuk üzerinden edinilen bilgiler hakkında sorular
sormaktaydı. Ona, bir ruhun gelip çubuğun içine girerek bilgi verip
vermediğini sordu. O da böyle bir durumun söz konusu olmadığını,
fakat kimi koşullar altında çubuğun "kutsal" hale gelip Kızılderililerle
konuştuğunu söyledi. 4
Çubuktaki bu yaşayan ruh, tören sırasında çubuğu taşıyan kimse ile tema­
sa geçmesi için bilinçli olarak uyandırılmalıdır.
Toprak merkezli uygulamalarda bulunan kimselerin neredeyse tümünün,
tören sırasında kullanacakları , topraktan gelen birtakım nesneleri vardır. Bu
nesneler, Ruh'la birleşmenin odağını ve yaratılıştaki ruhun özünün ve canının
onurlandınlmasını temsil ederler. Onlar, Toprak'la ilişkide ve insanların geçiş
törenlerinde özel bir yer teşkil ederler; Toprak merkezli bir yolda yürüyenle­
rin, alemler ve artan ruh derinliği arasındaki dengesini sağlayan birer araçtır­
lar.
Çubuk töreninin her safhası, evrenin kutsal arketipi ile birleşmeyi yansıtır.
Bu birlik içinde geçirilen yıllar içerisinde kişi , bu arketipleri anlamaya , onlar­
la kişisel bir iletişim kurmaya başlar. Onlar aracılığıyla Yaratıcı'ya ve kendi
gerçek doğasına yakınlaşır. Bu süreçten gelen özel güç , insanın kendisinin,
ailesinin, arkadaşlarının ve içinde yaşadığı topluluğun sıkıntılarını gidermek
üzere uyandınlabilir.
Kutsal bitki tıbbı konusunda çalışmalar yapan insanlar, duaları sırasında
Yaratıcı'ya seslenerek Yer'in ve Gök'ün güçlerini bilinçli bir şekilde uyandırır­
lar. Kutsal bitki tıbbı uygulayan birinin bedeninde, Yer'in ve Gök'ün güçleri
dengededir ve o kimse bir bitkilere ilaç olması için çağrıda bulunduğunda,
kutsal güç uyandırılır. Kişi bu çubuğu kullandıkça bu süreç de gelişme göste­
rir. Tören çubuğu ile, kökenleri Asya'da bulunan savaş sanatları arasında bir
Yeryüzü ile Konuşma Sanatı

135

benzerlik vardır. Bu savaş sanatlannın merkezinde , kişinin bedeninde Yer ile
Gök'ü bir araya getirmesi yatar. Bu eşsiz bir davranıştır ve kutsal bitki tıbbının
her türlü derin bilgisinin merkezindedir. Şimdi vereceğimiz aynntılı örnekte,
bir çubuk töreninin seyri içindeki her bir aşama için gerekli olan zihinsel du­
rum üzerinde duracağız. Her bir eylem, Yer ile Gök'ün birleşimini güçlendirir
ve ardı sıra, istenen sonuca doğrudan niyet edilir. Bu süreç, törenin her biçi­
minin merkezi durumundadır.
Töreni gerçekten kavrayabilmek ve o dünyaya adım atabilmek için, ken­
di dilimizdeki kelimelerin yetersiz kaldığı belli zihinsel ve güce dair hallerin
varolduğunu anlamak gerekir. Oysa kültürel yaşamlannın bir parçası olarak
kutsal olanla güçlü bir bağlantı kurmuş olan yerli halklar bu durumları açık­
layıcı yeterlikte kavramlar geliştirmişlerdi; özellikle de çubuk töreni söz ko­
nusuysa . . .

Kutsal Olana Dair Terimler
Her kabilede, kutsal olanı betimlemeye yarayan belli bir kavram vardı. Si­
oux'lar için o wakandı; Ojibwa'lar onu manido olarak adlandırır, Omaha'lar
wakanda derlerdi; Mandan'lara göreyse o ho'pinis5 idi. Bu terimler, Asya'daki
taonun benzeri betimlemelerdir. Bu kavramları "kutsal" olan anlamı ile sınır­
lamak doğru değildir çünkü bundan daha fazlasını ifade eder. Bu kelime, her
şeyin varlık bulduğu her şeyin kutsal merkezine gönderme yapar. O halde
Sioux'ların sözcük dağarcığındaki kavramın ve joseph Epes Brown'un bir
alıntısındaki anlatımın ışığında, herhangi bir şeyin banndırdığı wakan ölçüsü ,
o nesnenin veya eylemin, "Wakan Tanka"da var olan ilke veya ilkeleri yan­
sıtabilme becerisine göre değişkenlik gösterir; "Wakan Tanka" Ulu Ruh'tur,
Bir Olan'dır. 6 Amerika'daki yerli kültürler arasında bu kavramın ortak olma­
sı, kutsal olanın belirişlerini algılama duyarlılığının ve bir şeyin kendi içinde
barındırdığı kutsallığın derecesini ayırt edebilme kapasitesinin varlığına işa­
ret etmektedir. Yerlilerin yaşamındaki her şeye temel teşkil eden bu belirgin
özelliğin anlamını kavramadıkça, çubuğun veya diğer kutsal nesnelerin ya da
törenlerin anlaşılabilmesi mümkün olmayacaktır. Tören çubuğunun yerli in­
sanlara geliş hikayesini anlatan her eski aktanmda bu ifadelere rastlanmakta­
dır; kültürel bağlamda ne söylenmek istendiğini içeren ifadelerden, söylenmiş
olanlar kadar söylenmemiş olanlann da algılanması çok önemlidir.

136

Stephen Harrod Buhner

Kutsal Çubuk Töreni
Kutsal bir araç olan çubuk, iki sürecin en güçlü ögelerini birbiri içinde
kaynaştırır. ilki, bir koan ile meditasyon yapan Budistlerin uygulamasına öz­
deştir. Koanlar, kelimelerin mantıksal anlamının ötesine geçerek daha yüksek
bir gerçekliğe erişmek üzere düzenlenmiş ifadelerdir. 'Tek bir elini çırptığın­
da nasıl bir ses çıkar?" ifadesi, bunlar arasında en bilinenidir. Tören çubuğu ,
adanmış bir halde çalışan kişiyi -tıpkı bir koan gibi -insanı gündelik gerçek­
liğin ötesine taşıyarak daha derin kutsal gerçeklerin bulunduğu bir bilinçlilik
ve anlayış seviyesine getirirebilir. İkincisi, çubuk töreni evrendeki mevcut iki­
liğin birin içinde eridiği bir eylemdir.
Çubukla yapılan törendeki her eylem belli bir kutsal anlam taşır. Başka bir
deyişle, tören sırasında uyandırılan soyut ve belirgin bir spiritüel anlam söz
konusudur. Bu törenlerde, içilmekte olan çubuğun türü ve geliş şeklinden
ötürü farklı unsurlar bulunsa bile, genelde tüm çubuk törenleri özde birbi­
riyle aynıdır.
Çubuk ile birlikte birkaç başka şey daha çubuk bohçasını oluşturur. Kendi
kesesinde duran tütün karışımı, çubuk yakılmadan önce ve içimi sırasında
tütünü doldurmaya yarayacak bir ucu daha dar bir sopa ve kibritler. Tütsüsü
yapılacak bitkiler içinse, içinde adaçayı veya pelin otu bulunan bir kese, bir
tütsü çanağı ve çıkan dumanı tütsülenmekte olan nesneler üzerine dağıtacak
bir tüy ya da kuş kanadı. Tüm bunların üzerine konulacağı bir sunak yaygısı
veya örtü ve hepsinin içinde saklanabileceği bir kutu vardır. Çubuğu taşıyan
kişi için kutsal sayılan başka nesneler ile birlikte bütün bu törensel eşyalar,
yine törensel bir bohçanın içerisinde taşınırlar.
Çubuk töreni bohçasını açıldığında, ilk önce sunak yaygısı yere serilir ve
üzerine tüm eşyalar dizilir. Örtünün üzerinde bulunan her nesnenin üzerinde
gezdirilecek bir tütsü yakılır. Tütsü yakılıp çubuğu taşıyan kişiden başlaya­
rak törene katılan diğer kişilerin üzerinde de gezdirildikten sonra, önce sapı
ardından haznesi olmak üzere çubuk tütsülenir. Çubuk taşıyıcısı, tütsüleme
işlemi bittikten sonra çubuğu tütsünün bulunduğu çanağın üzerinde kuzey­
den güneye ve batıdan doğuya gezdirir. Önce sapı, sonra haznesi tütsülenip
dudağa değecek olan ucuna da duman gönderilir ki, bu sayede içi dışı arınmış
olur. Törene başlamadan önceki bu hazırlık safhasında, zihin dinginleşme fır­
satı bulur; törene katılan diğer kişiler de uygun bir tutum ve zihinsel durum
içerisine girerler. Tüm bunlar, o andan itibaren deneyimlenecek olan her şeyin
kutsal olduğuna işaret eder; öncesinde yaşanmış her şeyi geride bırakarak . . .
Yeryüzü ile Konuşma Sanatı

137

Bir sonraki adım, çubuğun sapı ile haznesinin bir araya getirilmesidir. Haz­
ne sol elde ve sapı sağ elde tutularak Yaratıcı'ya doğru havaya kaldırılır ve
ondan içmek için izin istenir. İşte bu, doğası gereği koan geleneği ile benzerlik
gösteren ilk eylemdir. Çubuğu taşıyan kişi , kutsal olanın belirmesi için aracı­
lık yapar. Çubuğu taşıyan kişinin eğitimi, yönlendirdiği niyeti ve duyarlılığı,
kutsallığın gücünü uyandırır ve töreni tam anlamıyla wakan hale getirir. Bir
sonraki adım, verilecek izni duyabilmek için dinlemeye geçmektir. Ancak ve
ancak izin geldikten sonra çubuğun sapı ile haznesi bir araya getirilir. Bu bir­
leşme anında, evrendeki ikilik birin içinde eriyip gider. Bu eylem, çubuğun
doğasının ve amacının temelidir. Nitekim bu birleşme ve çubuğun tüttürül­
mesi eylemine katılım sayesindedir ki, insan olan ve olmayan, halklar ve kül­
türler ve yanı sıra dünyevi ve kutsal olan arasındaki ayrılıkların ötesine geçilir.
Her şey bir ve tek olur . . .
Ardından çubuğun doldurulma aşamasına gelinir. Haznesi yerde, gövdesi
kucakta olmak üzere bekleyen çubuğa genellikle dört tutam tütün yerleştirilir.
Her tutam tütünle birlikte, yaşamsal ağın bir parçasının oradaki çembere ve
çubuğa gelmesi için çağnda bulunulur. Böylelikle, yaşamın bütünü bu sürece
dahil edilir.
Bir tutam tütün karışımı başparmak ile işaret ve orta parmağın yardımıyla
tutulur, Yaratıcı'ya doğru kaldırılırken bir dua okunur. Örneğin:

Yaratıcı, Toprak Büyükanne, tüm yakınlanm, bu yerdeki tüm Ruhlar
Sizlere sesleniyor ve bize katılmanızı diliyorum
Hepinizin bu çubuğun içinde yeri var
İkinci bir tutam alınarak Yaratıcı'ya kaldırılır, duaya devam edilir:

Tüm yeşillikler arasındaki ilişki
Ağaçlann ruhlan ve osha ve tüm yeşil büyüyen şeyler
Sizlerin bize katılmasını diliyorum
Hepinizin bu çubuğun içinde yeri var
Üçüncü bir tutam alınır ve Yaratıcı'ya doğru yükseltilirken dua etme eyle­
mi sürdürülür:

Hayvanlar arasındaki ilişki, iki bacaklı, dört bacaklı
Kanatlı, yüzen ve yerde sürünen herkesi bize katılmaya davet ediyorum
138

Stephen Harrod Buhner

bunu o anda yapmalıdır. Toprak Ana da içtikten sonra birbiri ardınca Dört Yöne sunu­ larak. ardından önce sapı olmak üzere Yaratıcı'ya doğru havaya kaldırılır. yaşamsal ağın içindeki bir parça çubuk törenine katılmak üzere davet edildiğinde. her birinin içmesi beklenir. Ancak ve ancak ondan sonradır ki. sözde bir söylem değildir. iyice yanana dek derin bir nefes çekilir. Eğer törene katılan daha başka kimseler de varsa. her neyi dile getirmek istiyorsa. Yaratıcı'dan gelen yardıma karşılık şükranlarını sunmak. çubuğun sapı yere doğru indirilerek Toprak Ana'ya sunulur. çubuğu elinde tutan tütünden içer.Hepinizin bu çubuğun içinde yeri var Ve en nihayet dördüncü bir tutam alınır: Dört yöndeki güçlere sesleniyorum. Çubuğu alan kişi. Çubuk yakılır. Çubuk. Beşinci adım. Altıncı adımda tütünün içimi gelir. Bu güçleri uyandırabilmek. yaşan­ makta olan bir acıyı ifade etmek ya da hissettiği sevinci paylaşmak. duman. taşlann insanlanna Ateş. O'nun içmesi için. onların gerçekten gelip yerleri­ ni aldığını hissetmek ve iletişime geçebilmek yıllarca çalışmayı gerektirebilir. Ardından bedenle harmanlanmak üzere bu kutsal duanın bir parçası bedende Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 39 . çubuğu sağdan sola doğru dolaştırmak gerekir. alçakgönüllülük ve niyetle bu konu üzerinde çalışma yapmalıdır. orada bulunan heyetteki yerlerini aldıklarını hissedebilmelidir. çubuğu taşıyan kimse. Bu süreçte kişi. çemberdeki herkesin elinde dolaştıktan sonra çubuğun taşıyıcısına geri gelir. ciğerlere kadar çekip dolaştırıldıktan sonra havaya sa­ lınır. Böylelikle çubuğun içindeki dualar somut bir biçim kazanmış olurlar. Kişi. yıldızlar arasındaki ilişkiye Bizden önce bu yolu yürümüş olan herkese sesleniyor Ve anlan bizimle olmaya davet ediyorum Hepinizin bu çubuğun içinde yeri var Her bir tutam alındığında . Yaşadığımız dünyadaki diğer varlıkların katılımı gerçektir. çubuğun yakılmasıdır. Yaratıcı'nın gerçekten gelip çubuktan içtiğini hissedene dek. Dördüncü adımda çubuğa dualar okunur. onların gerçekten oraya gel­ diklerini ve çubuk töreni için. samimiyetle. yine alt bir anlam gizlidir. Bu aşamada . hazneyi sol elinde ve sapını sağ elinde tutarak adına dua etmek is­ tediği her ne ise onu dile getirir. Örneğin kendisi veya başkaları adına yardım isteyebilir. çubuğu taşıyan kimse . Yaratıcı ile derin bir ilişkiye geçer. Yaratıcı çubuktan içtikten sonra . uyandırılmakta olan alttaki anlama tamamıyla odaklanır. su ve havaya.

bir çubuktan ötekine geçerken ben(biz) Sana sesleniyor ve "evet. onun ruhu ile aramdaki bağlan­ tıyı alabildiğine derinleştirmek isterim. . Tütün içme işlemi çubuğun içindeki tütün tama­ mıyla bitene dek sürer. yaratılmış her şeyle bütünleşmiş olur. çağınldığında ortaya çıkar ve günler veya haftalar boyu aynı durumu sürdürebilir. kendi kulla140 Stephen Harrod Buhner . Yalnızca bu amaç için yaptığım tören kimi zaman günler. benden yardım isteyen. evet. O zaman bitki. onu tıbbi bitkilerle çalışırken ne şekilde kullan­ dığıma dair bazı ayrıntılara değinmek istiyorum. tütün çubuğum ve bitki ile birlikte dua etmeye başlanın. zorluklar içinde bulunan kimseler adına . bitkinin bana bilgi aktarımında bulunabileceği zihinsel duruma doğrudan erişebilmem mümkün olur. aramızda derin bir dostluk bağı kurulur. Çubuğun Tıbbi Bitkilerle Kullanılması Çubuk. bitkinin ruh özü benim bulundu­ ğum çembere gelerek bana eşlik eder. Çubuk boşaldığında onu taşıyan kişi çubuğu havaya kaldırarak. Dua bu kez bedenden çıkarak Ya­ ratıcı'ya yükselir ve evrenin bir parçası haline gelir. haftalar ya da aylar sürebilir. Buna karşın. Bitkinin ruhuyla birlikte yaptığım günler veya haftalar boyu süren bu çalışma esnasında. Ey Yaradan. oldukça karmaşık bir spiritüel araçtır ve burada hakettiği kadanyla anılması güçtür. bitkinin yetiştiği yerde oturur. fakat birlikte çalıştığım bitkiyi tören boyunca eş-katılımcı olarak odağımdan hiç ayırmamaya gayret ederim. Töreni yapacağım zaman. tütün çubuğumun heybesini açarım. bir günden diğerine.kalır ve bedenin bir parçası duayla birleşir. evet" diyonım(diyonız). kendi ruh güçlerine özgü fiziksel bir biçim kazanır. Bu süreçte kişi. Söz konusu zamanlarda. Bu aşamaya ulaştığımda. Bu beliriş gerçekleştiğinde. . Belli bir bitkiyle derinlemesine çalışırken. Bu süreç. Yaratıcı'ya ve her şeye çubuğun varlığı için teşekkür eder. Bitkinin ruhu . temizlenip bir yere kaldırılır. bitkiyle aramda net bir iletişimin gerçekleşmesini bir hayli kolaylaştırır. Sana bu çubuğun armağanı için minnetimi sunuyorum. çubuk tarafından güçlü bir şekilde davet edilir fakat bir kez bağ kurulduktan sonra. A-ho! En son aşamada çubuk kenara konur. Bu sayede . Ardından törene başlarım.

. Kutsal çember her kültürde var olmuşsa da . keskin ve hatlan belirgin ruhsal bir varoluşa dönüştüren yaratıcı bir araç konumundadır. oradan gelmez mi çiçekle­ nen dal? Ve yaşamının gün batımına doğru yol alan insan. oradan gelmekte değil midir? Ardından beyaz saçların bulunduğu kuzeye doğru yaklaşmayacak mıdır? Daha sonra eğer hala yaşıyorsa. kutsal çemberin özel bir biçimi olan şifa çemberine her kül­ türde rastlamak mümkün değildir. Bitki ruhunu bu şekilde tanımlayabilmek -çubuk töreni­ nin diğer aşamaları gibi. çok az da olsa kalıcı kutsal yapılar vardır. Toprak ve şifa ile ilgili aynntılı bilgiler verir. Terleme çadırı tö­ reniyle ilgili burada pek bir şey söylemeyecek olsam da William K.nımı. bitkinin ruhu gelir ve eğer istenirse hasta olan kişinin be­ denine girerek sağlığını ve dengesini düzeltmeye başlar.gelişmesi biraz zaman alacak bir süreçtir. Bu muhteşem kitabı terleme çadırına. Çubuk bu bağlamda benim için. Şifa Çemberi Güney değil midir yaşamın kaynağı . Bunlardan ikisi. bitkilerin ruhunu titrek ve belli belirsiz bir duygu durumundan çıkartıp. göıii.Powers'ın 1 982 yılında Nebraska Üniversitesi tarafından yayımlanan "YUWIPI: Oglala Ritüelinde Görü ve Deneyimler" adındaki eserinden bir alıntıyı paylaşmak is­ tiyorum. . Sonra. Toprak merkezli kutsal yapıların kalıcılıYeryüzü ile Konuşma Sanatı 141 . birisini iyileştirmeye çalıştığım sırada. ikinci çocukluğuna . Onun bu konuyla ilgili sözlerini burada aktarmak istememin sebebi.7 -KARA GEYİK Toprak merkezli spiritüel çizgide. şifa çemberi ve terleme çadırıdır. Fakat ilk aşamalarda bile. ışı­ ğın ve anlayışın kaynağı olan doğuya varmayacak mıdır? Ve yine dönmeyecek midir başladığı yere. Oysa terleme çadırının farklı biçimlerdeki yapılanmasına her kültürde ve her kıtada rastlayabilirsiniz. . . arayışına veya yuwipi törenine ilgi duyan herkese tavsiye ederim. hani ya­ şamını tüm yaşama bağışladığı ve bir zamanlar topraktan gelen bedenini toprağa geri verdiği o yere? Bunun üzerinde ne kadar düşünürsen o kadar anlam bulacaksın. hasta olan kişinin kullandığı bitkinin şifa gücünü ve ruhunu olağanüstü bir şekilde geliştirir.

Aşağıdaki satırlar. kulla­ nılmadığı müddetçe zavallı birer yapıyı andırırlar: kubbeyi oluşturan söğüt dallan yere saplanıp eğildikten sonra kumaş şeritlerle veya iplerle bir araya bağlanmışlardır. Sanki seri üretimden çıkmış. Beyaz adamın kiliseleri. sabah kahvaltısı için söğüt çatıya konmuş yağmacı kuşlardan kaçıp. Kullanılmadıkları zaman sıradan görünen bu yapılar. . karın­ calarla çekirgelerin. terleme çadırı gibi bir yapı dünyanın geri kalanından ayrılır ve geçici bir süre için özerk bir yer haline gelir. Oysa terleme çadırı . kiliselerin tam aksine her an kutsal bir görünüme sahip değil­ dirler. ancak böyle zamanlardadır ki . kutsal görüntüsünü her an koruyan bir konumdadır. . üstlerinde de mavi ya da yeşil çatılar. her şey her an kutsallık içindedir. bacaklarını kaldırıp. Hepsi de ayin beyazına boyanmış. . Onlar içeri dışarı koşturup durur. Toprak merkezli dinsel uygulamanın özünü eksiksiz bir şekilde ifade etmektedir: Mimari açıdan bakıldığında. siyasi ve ekonomik kurumlar ile dini birbirinden ayırdığını ortaya ko­ yarcasına. . Terleme çadırı. aynı misyoner inşaat firması tarafından üretil­ mişçesine orada asılı duran çanlar . kültürün alt yapısını oluşturan sosyal.her biri bir diğerine benzeyen dört köşe kutuların hep­ sinde aynı çan kulesi . Kızıl­ derililere ayrılmış bölgelerdeki noktalan andıran Hıristiyan kiliselerine tezat oluşturur. Oglala dininde kalıcı tek kutsal yapı terle­ me çadırıdır.ğına değinirken kullandığı belagatli dildir. örümceklerin. . Çünkü bütün evren zaten bir mabettir. tören sırasında ısınmış taş­ ların konduğu orta yerdeki çukurun içine girerler. Bu yer. Oglala dininin mükemmel bir sembolüdür. Oglala'lann sadelik ve basitlik ilkesini tam anlamıyla yansıtmaktadır. Böyle zamanlarda tüm yaşayan varlıkların arasındaki dengeyi yeniden tesis edecek bir tören yapmak gerekir. Bu yer aynı zamanda birçok köpeğin uğrak yeridir. Kullanılmadığı zamanlarda. sığınacak bir yer arayan sineklerin de bir araya geldik142 Stephen Harrod Buhner . Tören boyunca özel davranış biçimleri devrededir ve bu doğaya karşı farklı bir yaklaşımı gerektirir. insan ile doğa arasında uyumsuzluk yaratacak de­ recede bir insani müdahale olmadığı sürece . Kimi zaman rüzgarlarla sağa sola savrulan bu yapı. fede­ ral devlet tarafından inşa edilip arazi sahibine sağ salim teslim edilmiş prefabrik evler gibi . . Wakatanka'nın her yanı kuşatıcı özelliklerini onurlandırmak adına oraya bırakılmış kutsal dallan kendi alanlan olarak ilan ederler. terleme çadırı çocukların oyun alanı ha­ line gelir.

Geçmişte insanlar. tıpkı insan­ lar gibi o da." Zaman içinde taşların üzerine taş eklenerek du­ varlara dönüştürülürdü. hepsi de o heyette bulunmak üzere çembere ge­ lirler. bu yeri belirleyici bir işaret bağlamında taşları çember halinde dizerlerdi. kimi zaman ürkmüş bir atın gelip dinlendiği bu mesken herkesi kucaklayacak kadar geniş bir yapıdır. kutsallığı uyandırırsınız. New Mexico'daki Ulusal Bandolier Anıtı'ndaki Av­ lakların Anası olarak bilinen kadim mabet gibi alçak duvarlardan oluşurken. farkındalığı odaklayıcı bir işlev gördükleri gibi yaşayan tüm canlılarla bağlantı halinde bulunmayı da sağlarlar.leri bir meskendir. Yaşam çemberi. Bu yere adım attığında kutsal bir zaman ve mekana adım atmış olursun. Yeryüzünde kutsallığın belirdiği ve de ilhamların güçlü olduğu bir yere geldiklerinde. Neticede. Bazısı . bu duvarların üzerine çatılar koyarak onları kilise ha­ line getirmişlerdir. Kimi kültürler. Hayvan ilişkileri. böylelikle kutsal alan daha bir açıklıkla belirlenmiş olurdu. bazısı da yalnızca çember halindeki taşlardan meydana gelirdi. Kara Geyik'in de söylediği gibi. . Şifa çemberi. tüm yaşam o heyette sizinle beraberdir. . bu çember her şeyde varlık bulur. taşlardan oluşturdukları çember şunu ifade ederdi: "Bu yer kutsaldır. Kimi zaman baş kaldırmış bir öküzün. . Yaşam dokusundaki canlılar arasından yalnızca insan bu töreni kullanarak yaşamın bütün bağları ile iletişimi yeniden onarabilir. İşte terleme çadınnı bir bakıma kutsal kılan. Ço­ ğunluğu taşların basitçe bir daire biçiminde yere konmasıyla oluşturulan bu çemberlerin arasında otlar kolayca bitmeye başlar. . tüm yaşamı temsil etmektedir. bitki ilişkileri.zü ile Konuşma Sanatı 143 . onun gösterdiği bu geniş yürekli yaklaşımdır. Bu sayede dünya ile bağlantılarımız yeniden onarılmış olur ve Yeryüzü iyileşmeye başlar. doğanın nazlı halleri ile karşı karşıyadır ve onun durmak bilmez dayatmalarına rağmen varlığını sürdürmek durumundadır. Fakat onların Stonehen­ ge'den Kuzey Amerika kıtasındaki yaklaşık 20 bin örneğe kadar uzanan çok eski bir tarihi vardır. taşların ve ruhların ilişkileri. O çemberde oturduğunuz za­ man. evrendeki her şeyin haritasıdır adeta! Yaşam dokusunun ayrıntılı planı . dolayısıyla da birkaç yıl kullanılmayacak olduklarında onları bulmak zorlaşır.8 Terleme çadırı gibi şifa çemberi de pek gösterişli olmayan bir yapıdır. üstelik de kesik dallarının arasından esen rüzgarla­ ra karşın ayakta durmaya çalışırken . Bu çemberler. Yeryü. hatta her birimizin içindedir ve kendi içimizdeki heyetin bir simgesidir. şifa çemberi.

hayvanlar veya daha başka canlılar olabilir. kuş cıvıltılan ile rüzgann otlar arasındaki esintisini duymaktasınız . tek bir tanesini dahi içinizdeki çemberin dışında bırakmamaya özen göstermeli­ siniz . her şeye "hayır" diyen yanınız. herhangi bir seçim yaptığınızda her yönünüzü dikkate almış olacaksınız ve yaptıklarınızı nefretle karşılayan asık yüzlü bir yanınız da kalmayacak. . Yerinize oturup masanın etrafındakilere bakıyorsunuz. eğer içindeki yaşam uyumsuz ve düzensiz bir haldeyse tüm ya­ şam ile bağıntıya geçemez. kimi sandalyeler de boş duruyordur. hiçbir yanınız yabana atılmamış olacak. Kapısı açık. İşte oradalar. Bu içinizdeki çemberden başlayarak adım adım bir sonraki çembere ve bir sonraki çembere geçebilirsiniz. savaşçı yanınız. Bunun üzerinde çalış­ maya yeterli zamanı ayıracak olursanız. Böylelikle. . Onlarla konuşun ve anlan tanımaya çalışın. yaklaşıp içeriye giriyorsunuz. içsel heyetinizle çalışmaya başlarken. İçeride büyük bir odada buluyorsunuz kendi­ nizi. sizin içsel heyetinizin üyelerini temsil etmekteler. Bunun sonucunda kendi içinizde. odanın ortasında büyük oval bir masa ve çevresinde çok sayıda sandalye var. bilge ebeveyn. Zaman içinde onların her biri ile iyi ilişkiler içinde bulunmanız gerekir. ta ki tüm evreni çevreleyen çembere erişene dek. yaşamınızda ve eylemlerinizde bir bütünlük ve güç 1 44 Stephen Harrod Buhner . . yaşamınızdaki eylemlerle ilgili ortak bir karara varabilirsiniz . Hazır olduğunuzda gözlerinizi kapatıp kendinizi çayırlıktaki bir yolda yürürken hayal edin. onlar bel­ ki de gün içinde sıklıkla hiç önemsemediğiniz kendinizle ilgili yönleriniz de olabilir. onları bu denli uzun bir süre ihmal ettiğiniz için size kızgın olabilirler.Bir insan. . zirve­ sine doğru baktığınızda orada bir evin durduğunu görüyorsunuz. O masanın etrafında sizin de bir yeriniz var. Burası çok huzurlu bir çayırlık. Bu epey uzun bir zaman alabilir. Bu masanın etra­ fında oturanlar. O tepeye çıkan yolu izlerken. Birkaç derin ne­ fes aldıktan sonra gevşeyin. İçinizdeki Şifa Çemberi İçinizdeki şifa çemberiyle. Aralarından bazılan. ağırbaşlı yanınız ve daha başkalan . İçsel heyetiniz­ de bulunan üyeler genellikle on beşten daha az değildir. Şifa çemberinin kendi içinizde ne şekilde var oldu­ ğunu kavramanız önemlidir. Yürümeye devam ediyor ve bir tepeye vanyorsunuz. onu tanıyarak her bir yönüyle yeniden uyumu yakalamayı öğrenmeniz de . Sandalyelerde oturan insanlar. içinizdeki çocuk. rahat otu­ rabileceğiniz ve rahatsız edilmeyeceğiniz bir yer bulmalısınız.

kutsal bitki tıbbının hayati konularından biridir. kendisinin. Böylelikle içsel heyetteki her bir üye. bu dengenin sağlanması için zemin teşkil edecektir. başkalarının. pek çok kutsal hal. bel­ ki de yıllannı verirler bu uğurda. . Çemberin etrafına . daha zengin ve daha farklı öğren­ meler de söz konusu olacaktır. . Hatta yüksek bir yerin düşüncesi bile onun korkuyu hissetmesi için yeterli olacaktır. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 145 . gerçekliğin özü ile temasa geçer. yüksek yerlerden kaçınacak ya da yüksek bir yere geldiğinde korku hissedecektir. Eğer bir kimse yüksekten korkuyorsa.hissetmeye başlayacaksınız. Dahası. Eğer bir kimse güç kazanmak istiyorsa . ruhsal yoğunluk anında işbirlikçi bir yaklaşım sergileyecektir.bağlantı. Kaldı ki içsel heyetteki üyelerin bitkilerle kurdukları iletişim kendilerine özgüdür. Heyettekilerin her birini tam anlamıyla tanımak ve onlarla yeniden iyi ilişkiler kurmak ancak böylesi bir sürecin sonunda mümkün olabilir. elbette ki biraz adan­ mışlık gerektirecektir. çünkü bilinçsiz yönleri. orada bulunan üye veya varlıklarla da -tıpkı içsel yanlarımızla yaptığımız çalışmada olduğu gibi. yaşamlanndaki tüm diğer eylemleri de etkileyecektir. bu yetenek söz konusu alan için kaçınılmaz bir gereksinimdir. İçsel heyetle çalışmak. İçsel heyete yönelik birkaç yıllık yoğun bir çalışma. ve eğer kişi kendisi ile dostluk bağlan kurabilmişse . aileniz ya da yaşam dokusundaki üyeleri yerleştirmeniz yeterli­ dir. insanın kendisinden yansıyan duy­ gularla bitkiden gelen gerçek bilgi arasında bir aynın yapabilmesi güç olabilir. Bu zor bir süreçtir. korkusunun kökenini anlamalı ve onun ötesine geçmeyi başarmalı­ dır. Tıbbi bitkilerle çalışırken. Seyyahlar bu süreçte kendi kişilikle­ rinin en derindeki unsurlannı yeniden gözden geçirip biçimlendirirken. her sabah içsel heyetleri ile konuşmalarını ve bunu bir yıl boyunca düzenli olarak sürdürmelerini salık veriyorum. neyin hangi kaynaktan geldiğini ayırt etme yeteneğini geliştirecektir ki . kendi içinizdeki yönlerin yerine toplu­ munuzdaki . dünyanın ve olup biten her şeyin ne olduğuna dair bir gerçekliktir bu . Bu alıştırmanın ışığında . korku veya en­ dişe içerir. başlangıçta. Ben kendi çevremdekilere . şifa çemberinin dışsal olarak nasıl uygulandığını da görebilirsiniz. Bu süreç yaşanmak durumundadır. Ni­ tekim kutsal alanlara seyahat eden bir kimse. Ardından. İnsanın kendi içsel heyeti ile sıkı bağlar kurmuş olması. denge ve uyumu sağlarsınız. Kişinin kendi içsel dengesini her durumda koruyabilmesi gerek­ lidir. Bu noktaya erişebilmek.

kutsal bir çember yarat­ ma kadim ritüeli ile yaşamın bütününü iyileştiren. Bu zamanda insan karanlıklara dalar. aynı zamanda o he­ yette hazır bulunan Yeryüzü topluluğunun üyelerini temsil ederler. Kutsal mekanı belirleyici görevi üstlenmiş olan taşlar. Taşların çemberinde dört kapı vardır. insan bu evrede çocukluktan geçip kendi ruhundaki şeytanlarla mücadele etmeye başlar. İşte bu zamanda içerdeki savaşçı uyanır ve kendi içinde olup bitenleri keşfe çıkar. önemsiz olanları bir kenara bırakma mücadelesine girerler. kutsal bir alan. doğu ve batı. güney. dengesini ve gücünü bulur. Çember. Bu yıkıcı süreç genellikle acı vericidir ve içimizdeki sa­ vaşçı bu zamanda uyanarak sorunları çözmek üzere yardımımıza gelir. yaşam dansının rnandalasıdır. her biri pusulanın bir yönünü işaret eder: kuzey. . Çemberin orta yerinde bulunan daha büyükçe bir taş ise. Bu zamanda insan. tören sırasında onurlandmlan tüm yaşamsal güçlerin yaşam çemberine katılmasıyla birlikte bir tür enerji girdabı haline gelir. . bu evrendeki tüm yaşam ile iyi ilişkiler içinde bulunmayı hatırlatan bir uygulamadır. Taşlardan oluşan bu basit çember. Kuzey. Sonuç­ ta insan bu evrede . Yönlerden her biri belli bir arketipi simgeler ve çoğu zaman o arketipin insan yaşamında ne şekilde yansıdığını gözler önüne seren bir odak konumundadır. orta yaşın zamanı . dengeye ve gerektiği zamanlarda bir savaşçı olma becerisine kavuşur ve korku duymaksızın karanlıklara girebilir. Kutsal yerleri tüm yaşam ile uyum ve denge içinde onarmak. çocukluk ve baharın geri gelişi. Bu yenilenme ve yeniden doğma zamanında insan. Yaratıcı'nın ve yaradılışın bize bağışladığı yaşam armağanını geri sunmak dernektir. Batı. kim olduğunu ve neden var olduğu­ nu araştırır. yaşamın başlangıcıdır. Bu evrede umut hüküm sürer ve yaşam tüm canlılığı ile her yere hakimdir. omuzlarında 146 Stephen Harrod Buhner . Buradan sonra kuzeye dönülür. ergenlik çağıdır. ebe­ veyni veya kendine yaşamsal destek veren başkalarıyla temas halindedir. Bu zamanda insanlar. Şifa çemberini kutsal bir gelenek olarak uygulayan halkların yaklaşım biçimleri arasında küçük farklar bulun­ makla beraber. kendi yaşamının sebebini ve anlamını be­ lirlemeye çabalar. birbiri ile karşılıklı bağıntı halinde bulunan her şeyin bitmek bilmez döngüsüdür . her şeyin yeşerme zamanıdır. Kendine özgü kimliğini ararken . aynı zaman­ da mevcut durumun sürdürülme zamanıdır. her şeyin merkezi olan Ruh'u temsil eder. kişisel güce. alıcı konumundadır.Bir Şifa Çemberi Yaratmak Bir şifa çemberi oluşturma töreni . Güney. temeli oluşturan arketipler ve yapılar özde aynıdır.

Artık kendini bir kenara koyup ilgisini başkalarına yöneltmenin zamanıdır. Bu zamanda insanın spiritüel dünya ile ilişkisi derinleşir ve bu dünyadan göçmek üzere hazırlığını yapmaya başlar. Her taşa . olgunluğun zama­ nıdır. İşte bu . Artık bu evrede insan için bilgelik. 30-40 kişiyle tören yapılabilecek bü­ yüklüğe ulaştı. Tüm taşlar hazır olduğunda . Evinizin içindeki sakin bir yer bile bu amaç için kullanılabilirse de açık alanda bir yer daha elverişli olacaktır. ona dualar okuyup onu aldığınıza karşılık bir tutam tütün bırakın. o yer için dualar okuyun. Doğu. çünkü onlarla. Boulder dışındaki toprağımızda yarattığımız şifa çemberinde olduğu gibi Washington'daki Vision Dağları'nda oluşturduğumuz çemberde de git­ tiğimiz her ülkeden topladığımız taşlan kullanmaya çalıştık. insanın her eyleminde hep yeniden beliren kalıplardır. bu amaca uygun bir yer olabilir. Dört yöndeki dört kapı için sekiz büyük taş ve her kapının arasına dizmek üzere en az dört taş ve her şeyin kaynağını simgeleyecek bir büyük merkez taşı bulmalısınız. Bir çember oluşturabilmek için. Olumlu hisler taşıdığınız belli bir yere karar verdiği­ nizde . nereye yerleştirilmek istediğini sorarak size telkin ettiği yere yerleştirin . onları tören eşliğinde yerleştirmeye başlayın. Güneş Ayı'nın şifa çemberi­ ne dair özellikle "Çemberle Düş Görmek" isimli kitabı. Kendinizi iyi hissettiğiniz yabanıl yerlere gidin. Dolayısıyla şifa çemberimiz. Çember tamamlandıktan sonraki bir zamanda yeni taşlar eklemek isteyebi­ lirsiniz. Bahçenizin sakin bir köşesi. ardından adaçayı ile tütsüleyip bir şifa çem­ beri oluşturmak niyetinde olduğunuzu açıklayın. tıpkı tütün çubuğunda olduğu gibi çemberin farklı özellikleriyle il­ gili meditasyon yapmak ve daha derinlerdeki anlamlarını kavrayarak onlarla Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 47 . kucağında ise çocukları taşır. Daha sonra sıra doğuya gelir. Kutsal çubuk gibi şifa çemberinin de her ögesi bir anlam taşır. böylesi sıkıntılı bir zamanda Yeryüzü'ne destek verebilecek bir çember yara­ tabilirdik. günlük hayatın bir parçasıdır. bir çember oluşturmayla ilgili farklı yaklaşımlar sunarak ince ayrıntılara yer vermektedir. Şimdi artık taşlan bulma zamanı. insanlık dünya­ sının devamı için gereken işleri üstlenenlerdir. çemberi oluşturacağınız mekana götürün. yardım için dualar okuyun ve taşları aramaya başlayın. bilgeliğin gençlere aktarılması derdi­ ne düşülmüştür. Artık onlar için başkalarının bakımını üstlenmenin ve verici olmanın zamanıdır. Gençlik yıllarına ait olan her şeyden vazgeçilmiş . Tüm bunlar yaşamın her safhasında . Orta yaşın insanları. Taşlan. Zaman içinde. aydınlanmanın ve yaşlılığın zamanı­ dır. incelikle ona uygun bir yer belirlemeli­ siniz.yaşlıları. Bulduğunuz her taşı tütsüleyin.

sanki şifa çemberinin bütününü içlerinde taşırlar. onun. arzu edilen birçok sonuca ulaşılması da kolaylaşacaktır. bir kimseye belli bir bitki üzerinden vermeye çalıştığınız şifanın gücü artacak­ tır. uzun süredir gerilim yaşayan . bit­ kilerle çalışırken yalnızca bitkinin tıbbi gücünü değil o bitkinin kendi içinde banndırdığı yönün gücünü de uyandınrsınız. güneyin bir bitkisini vermek gerekebilir. Eğer bu anlayışı kazanmışsanız. Böylesi bir anlayış seviyesine bir kez erişildi mi. Böylelikle o yönlerini hatırlayarak yeniden içsel dengelerine kavuşmaları mümkün olabilir. şifa çemberinde o yöne doğru ilerlemesine yardımcı olabilir. kimi bitkiler güneyin veya kuzeyin gücünü yansıtır gibidirler. Bir başka örnekte. belli bitkiler ile çemberin çeşitli yönleriyle temsil edi­ len farklı kutsal güçler arasında benzerlikler bulunduğunu keşfedersiniz. fazlaca ebeveyn davranışlı ve çocuksuluklarını unutmuş insanlara. Yönlerin özünü hissetmeye başladığınızda. Böylesi bir zorlukla karşı karşıya olan bir kimseye . Batıda onlan bekleyen savaşçı ruhu geliştirmek istemezler. aşın sorumluluk yüklenmiş. Bitkilerle çalışırken. kendi kılıçlarını nasıl taşıyacaklannı öğrenmeyi reddederler.iletişime geçmek önemlidir. güneydeki çocukluk yıllannı geride bırakmakta zorlanırlar. batıdan gelen bir bitkiyi vermek. 1 48 Stephen Harrod Buhner . sanki gençlikten erişkinliğe geçecekleri batı yönüne gitmemek için direnir­ ler. Bazı insanlar. karşınıza çıkan bitkilerde o özü tanıyabilecek duruma gelirsiniz. Ve onları tıbbi bağlamda kullanmayı öğre­ nirsiniz. Baş­ ka bir deyişle. şifa amacıyla çemberin belli anlamlannın uyandınlması mümkün olacağı gibi. tüm insanlann yaşamlannda yüzleşmek durumunda kaldıklan karanlıkla karşı karşıya gel­ mekten kaçınır. Kimileri. Dolayısıyla.

. melekotu ise. Onlan. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 49 . sessizliğinin ardında bitmek tükenmek bilmez bir güç saklayan . Pulsatilla küçük bir kız çocuğu gibidir. Şimdi sizlerle. osha. belli fiziksel biçimlerde görünürler. koyu kahve rengiyle. olgun ve güzel bir kadındır sanki. onlar hakkında öğrendiklerimi pay­ laşmak istiyorum.10 RocKY DAGLARI BöLGESiNiN DöRT KuTSAL BiTKisi Kutsal Nitelikleri ve İlaç Olarak Kullanımlan PULSATILLA OSHA Güneyin bitkisi Batının bitkisi USNEA/AGAÇ LİKENİ MELE KOTU Kuzeyin bitkisi Doğunun bitkisi Yaklaşık 1 50 bitkiyi öğrenmiş olmamla birlikte . ağaç likeni. kendisi gibi kanşık saçlı yaşı belirsiz genç bir adama benzer. . Her birinin kendi­ ne özgü bir kişiliği var ve gelip benimle konuştuklan zaman. melekotu . bunlar arasından bazıla­ nnın ruhu öylesine güçlü ki. osha. hantal ve güçlü yapısıyla erkek bir ayı gibidir. . usnea/ağaç likeni. fiziksel rahatsızlıklar için ilaç olarak kullanmanın yanı sıra hasta olan insanların ruhunu iyileştirmek için tören sırasında da kullanıyorum. onlann benimle birlikte çalışan spiritüel yoldaş­ lanm olduklannı düşünüyorum. Bana güçlü birer spiritüel yoldaş olduklannı düşündüğüm dört öncelikli bitki var: Pulsatilla. .

Bitki ile insan cin­ siyetlerini birbiri ile eşleştirmeye çabalarken. Da­ kota'lar onu hokshi-chekpa wahcha (ikiz çiçek) ismiyle çağırırlar. Bu bitki insanı yumuşatıp sakinleştirir. Lakota'lar hoksi' cekpa (bebek bağı). bitkilerin. Bedendeki sinirsel uyarımların enerjisel titreşimlerini değiştirerek.Yine bu bitkilerin farklı cinsiyetleri vardır benim için: İkisi erkek. o sinirlerin gıdasıdır. Bu sürecin kimi ayrıntılarına . dişi olanı dişilerde kullanmayı tercih ettiğim durumlar daha fazladır. pulsatillayı ancak Te-sinde gen'lerin1 şifacısı kullanabilirdi . Bu son iki kabile­ de. Her birini her iki insan cinsiyeti için kullansam da. insanların duygusal sorunlarını -kadın veya erkek oluşlarına bağlı olarak. Alt tarafı tüylerle kaplı olan eflatun renkli pulsatillanın küçük köklerinden yükselen sapları üzerinde genellikle bir veya iki çiçek açar. Her şeyden önce sinir sistemini sakinleştirip rahatlatan bu bitkiden. boyun ve baş ağrısı ile kulak ve sinüslere bağlı olarak beliren ağrıları sayabiliriz. gerilimini çözmesine yardımcı olur. 1 50 Stephen Harrod Buhner . ikisi ka­ dındır. Blackfoot'lar napi (yaşlı adam). Omaha ve Ponca'lar için bu bitki. daha çocuksu.çözmelerine destek ve­ rebildiklerini fark etmiştim. PULSATILLA Pasque jlower-Pulsatilla patens- Güneyin Bitkisi Bu bitkinin botanikteki ismi Anemone patens veya Pulsatilla patens'dir. kutsal şifa ile ilgili 6. erkek olanı erkek­ lerde. kutsal bir ilaçtı ve ona yüksek bir değer verirlerdi. mutlu ve öz­ gür bir kimsede bulunan sevgi ve ilgi dolu tutumlara dönüştürür. Nehrin Şifacı Kartalının giriş bölümünde değindiği ve bitkilerin "biz iki ba­ caklıların sıklıkla mücadelesini verdiğimiz duygusal sorunları kendi içlerinde halledebildiklerine" dair tanımını çok gerçekçi buluyorum. Omaha ve Ponca'lar te-zhingha-makan (küçük bufalo ilacı)adı ile anarlar. Onun en belirgin kullanım sahaları arasında yumurtalık ağrısını. Kısacası.bölümde değinildi . özellikle de aşın gerginlik ve endişe içinde bulunan veya fazlasıyla kızgın ve korku dolu kişilerin fayda göreceğini söyleyebilirim.

Bitkiden elde edilen tentürün gereğinden fazla tüketilmesi kusmaya neden olur. Şöyle ki : bedenin belli bir yerine konularak orada cildi tahriş etmesi sağlanırdı. tıpkı çocuklukta yaşanan çocuksu ve genç duyguların benzeridir. Bu yöndeki uygulamalardan biri de el eklemlerindeki şişliklerin giderilmesidir. pulsatilla saçlan beyazlamış bir başı andırır. pulsatillanın rüzgar (anemos) adıyla anıldığını. Afrodit'in sevdiği adamdır. bu güzel yüzlü adamın hayatta kalabilmesine izin verilmesi için yalvarır. Yeryüzü'nde Afrodit ve yer altı dünyasında da kraliçe Persefon arasın­ da pay eder. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 151 . bahar güze­ linin* ardından baharda açan ikinci çiçektir Diğer bitkiler açtığında. Gerçekten de anemon çiçeği. pulsatilla. Colorado Boulder bölgesinin çevresindeki dağlarda. insanlığın gençlik çağını ve yaşlılığa doğru ilerleyen yaşam döngüsünün tamamını simgeler. Yu­ nan hekimi Pliny. böylelikle vücudun bir başka yerindeki yangı veya kızanklık azaltılmaya çalışılırdı. Avrupa geleneğinde.).2 Ancak tentürün bu miktarda içilmesi. ölümü ile yeniden doğuşu ise mevsimsel büyümeyi ve doğanın yenilenişini simgeleyecektir. Onun bıraktığı etki. Kaldı ki. rüzgarın estiği yerlerde yetişme eğilimindedir. Bu bitki ilaç olarak kullanıldığında sakinleştirici etkisiyle sinirleri gevşetir. çünkü yal­ nızca rüzgar estiğinde çiçek açtığını belirtmiştir. Adonis'in zamanını üçe bölerek kendisi. Adonis.1 5 damla içtiğimde bulantı his­ setmiştim. Parmakla­ rın üzerine konduğunda derinin kızarmasına sebep olan bitki. Bunun üzerine Zeus. aşın gerginlik ve ani sancı gibi durumlan ortadan kaldırmada oldukça etkili olabiliyor. bir yandan da onun altındaki eklem yerlerindeki şişliklerin rahatlamasına yol açar. Şifa çemberinde güneyin bitkisi olan anemon. Birçok kültürdeki insan için bu bitki baha­ nn/yaşamın başlangıcını. bitki zaten bu özelliğinden ötürü geleneksel olarak ciltte karşı etki yapması amacıyla uygulanmaktaydı.n. gençliğin bitkisidir. yeniliğin ve yaşam­ daki baharın simgesi . Afrodit. O artık bitkilerin tanrısı olarak kutlanacaktır. taze pulsatilla ile uzun süre temas edildiğinde cilt­ te kabarmaya yol açtığından söz etmekteyse de ben onların bu düşüncesine katılmıyorum. pulsatillanın. Bitkinin bu denli güçlü oluşu ve yan tesirler gösterme ihtimalinin bulunması nedeniyle dikkat­ lice kullanılmasında yarar vardır. ( * ) Spring beauty-Claytonia virginica. Yunan Tannsı Adonis'in ölmek üzerey­ ken kaybettiği kan damlasından hayat bulduğuna inanılır. ki ben de bir saat içinde bu bitkinin tentüründen 1 0.Birçok bitki uzmanı.Baharda Kuzey Amerika'nın doğusunda çiçek açan bir bitki (ç.

Toprak Ana'nın ku­ cağındaki çiçeğin yanı başına oturur ve çubuğunu çıkarıp tütün dol­ durur. Onu çocukken öğrenmiştir. keder ve dertten kuşlar ve çiçekler kadar özgür bir halde. Şimdiyse onu torunlarına öğretmektedir. yolun sonuna değin kılavuzlanacak olduğuna .Yaşlı bir Dakota. Bu. üzüntüleri. ' 1 52 Stephen Harrod Buhner . oyun oynayarak gezdiği tepeleri hatırlar. bahar mevsimindeki ilk pulsatilla ile karşılaştığında çocukluğunu anımsar. onu evdeki torunlarına göstermek üzere yanında taşırken bir şarkı söyler. Onun ayılar tara­ fından kullanılıyor oluşu. . güneye ve batıya doğru uzatır. doğuya. hayal kınklıklan ve onu yolun bu aşamasına getiren göze görünmez güçlerin ona verdiklerini geçirir aklından ve inanır. . Bu sessiz selamlamanın ardından çubuğunu içmeye koyulur. Ardından çubuğunu saygıyla Toprak'a doğru tutar. yapabildikleri . sevinçleri. çiçeği alarak.3 Pulsatilla'nın şarkısı Cesaretlendirmek isterim Diğer çiçek ülkelerinin Çocuklannı Şimdilerde Yeryüzü'nün her yerinde biten Onlar uyanıp da derin uykulardan Gelirken Toprak'ın kalbinden yeryüzüne Ben burada beklerken yaşlanmışım Ak saçlı olmuş başım OSHA Ligusticum parteri Batının bitkisi Osha bitkisinin botanikteki ismi Ligisticum porteri dir. İkiz Çiçek'in şarkısıdır. birçok farklı kültür arasında bilinen bir hikayedir. kuzeye. umutla­ n. Çubuğundaki tütün bitince ayağa kalkar. sonra göğe. Yaşamındaki değişen sahneleri gözden geçirerek derin derin düşünür.

eğer Rocky Dağlarının bio-bölgesinde yaşamaktaysanız kullanabi­ leceğiniz en öncelikli tıbbi bitkilerden biridir. kadim Aztek dilinde ayı ilacı anlamına geldiği söylenir. ardından bir saat kadar sıcak suda bekletilip soğuyunca süzülmesini tavsiye ediyor. Çayı kadar. Bitkinin yapraklan maydanozunkine benzer.n. Virüslere karşı etkin unsurlar taşıdığından nezle veya soğuk al­ gınlığı baş gösterdiği anda hemen kullanılmalıdır. Hemen herkes onu yalnızca osha adıyla çağınr. mut­ fakta frenk maydanozuna benzer şekilde kullanılabilir.çoğu zaman ayı ilacı olarak anılması da bu sebeptendir. Fakat bu bitkinin yam başında oturup onu tanımaya başladığı­ nızda. çünkü bu duruma karşı gerçekten tesirli bir bitkidir. Osha'mn kökü oldukça tüylüdür. top­ ladığınız bitkinin osha olmasına çok dikkat etmelisiniz. Batı Dağının Tıbbi Bitkileri adlı ki­ tabında basit bir öksürük şurubundan söz eden Michael Moore. Onun. Boğaz ağrısı ve bronşlarda iltihap gibi durumlarda süratle yumuşama sağlayarak ağrının etkisini ortadan kaldıracaktır. . Yeryüzıl ile Konuşma Sanatı 1 53 . Osha. baldıran . "baldıran". bitkinin her türlü öksürük şurubu reçetesindeki etkisi mükemmeldir. Özellikle öksürük şuruplarında kullanılır. Onlar arasındaki en temel farklılık kökleridir. Osha. Tıbbi olarak kullanılan kısmı köküdür. Meksika dilindeki c h uchupate nin. Bu bitki. İçteki yumuşak dokusu ise sarı renkte olup sabunsu bir his verir. Fakat bu hastalıktaki asıl faydası virüs ve bakterilere karşı taşıdığı etken özelliklerdendir. bir ölçü toz ' haline getirilmiş kökün iki ölçü bal ile karıştırılmasını. . kerevizi andıran güçlü bir kokusu vardır. Tohumları ile yapraklarıysa. toz haline getirilmiş kökü veya tentürü de bakterilere karşı etkilidir ve ciltteki yaraların iltihaplanmasını önlemede oldukça başarılıdır. aynı zamanda midede hazımsızlık için de çok iyi bir ilaçtır.). Colo­ rado'ya ilk gelen göçmenler onu Colorado öksürük kökü olarak tanımlamış­ lardır. özellikle de midede veya bağırsakta henüz baş göstermiş olan ülserlerin ya­ rattığı ağrı ve kasılmalara karşı faydalı olduğunu fark ettim (tıpkı aynı aileden gelen melekotu ve tavşancıl otu* gibi) . Çiçeğinin sapı ve tohum zar­ fının karakteristik umbel (şemsiye) görüntüsüne sahip olduğu osha bitkisi. 60 (*) Cow parsnip-heracleum sphondylium (ç. Meksika'dan Kanada'ya kadar olan bölgedeki Rocky Dağları silsilesi boyunca 2000 metreden yüksek yer­ lerde yetişir. çok zehirli olan bir bitkiyle kolaylıkla birbirine kanştınlabiliyor. Onunla ilgili olarak yanılgıya düşeceğiniz tek bir bitki vardır. artık onu bir başka bitkiyle karıştırmazsınız . Böyle oluncaya dek. Bununla birlikte.

Osha. insanın "kendi içine baktığı" yerde . Osha. batının bitkisidir. O. Dolayısıyla onunla oturduğunuzda. ayı enerjisidir. uzun yıllar saklanabilir. Öncelikli olarak erkeksi bir bitki olmakla beraber. onun bütün yaşamı ve gücü köklerinde­ dir. Oshanın gelmesi ve sizinle olması için ona ricada bulunmazsınız. başkası tarafından bakılmaya muhtaç olmayı tercih etmeyen bir bitkidir. karanlıkların içine girmeyi göze alıp kendi şeytanları ile savaşmak durumunda olanların bitkisidir. Ayılar bu bitkiye kediotu gibi davranırlar: Üzerinde yuvarlanır ve kendilerini onun kokusuna bularlar. Köklerini kazmak için bir küreğe ihtiyaç duyarsınız. Osha bitkisi ile oturup meditasyon yaptığınız zaman onun çiçeklerine veya yapraklarına odaklanmak gibi yanılgıya düşmeyin. Narin yapraklan insanı yanıltacaktır. O. güçlü duygulan olan tutkulu bir kimse haline gelmeye istekli olmalısınız. kendilerindeki savaşçı kuv­ veti geliştirmeye çabalayıp karanlıkla savaşan insanlara Osha vermeyi tercih ederim. onun yaşadığı yere se­ yahat etmesine izin verin. Umbellifereae ismini alması da bu özelliklerinden ötürüdür. . Çünkü o .toprağın altını kendine mesken tuttuğunu göreceksiniz. ayıkla­ ma sürecini anlar. kendinizdeki savaşçı kuvveti uyandırmış olmalısınız. Kendi içlerindeki kötülüklerle mücadele eden. Er­ kek ayıların. kökleri kazıp çıkararak kur yapmak amacıyla eşlerine uzattıkları 1 54 Stephen Harrod Buhner . Osha sizin bir savaşçı olduğunuzu bilirse. dağların 2000 metrelik yüksekliklerinden itibaren görülebilen bir bitkidir. ehlileştirilmekten hoşlanmaz. Oshayla çalışmak için. Orada onun -inindeki bir ayı misali. Bu da onların kazılıp çıkarılma işlemini güçleştirir. O. "Yeter! Buradan ötesi yok" diyebilmelisiniz. kültür bitkisi olarak yetiştirilmesi ne­ redeyse imkansızdır. Güneşte kurutulduğu zaman hasar görmeyen nadir bitkilerden biri olan osha. zihninizin bitki sapından aşağıya doğru toprağın altına. siz ona güç ve kuvvetin hazır bulunduğu bir yerden seslenirsiniz. Gücünüz ve hiddetinizin açığa çıkmasına izin ver­ meli. Derinden bir değişimin gerçekleşmesi için gereken sıyırıp atma. tüm diğer bitkiler gibi kadınların da faydalanabileceği özelliktedir. Eğer oshayı işbirlikçi bitkiniz olarak yardıma çağırmayı düşünüyorsanız.ila 90 cm uzunluğuna kadar büyüyebiliyor. Osha. yabanıl bir bitkidir. genellikle titrek kavak ağaçlarının bulun­ duğu ormanlarda kavakların kökleri arasında büyürler. . O. Oshadaki enerjinin çoğu. sorunun kökenine iner. kuma bir çizgi çekip . parçalanma sürecinde olanlara yardım eder. "Ayının Barış Antlaşması"nı öğrenmek üzere mücadele verenler içindir.4 Osha. Kökleri oldukça güçlü ve dirençlidir. zaten sizinle olup size yardım edecektir. çünkü kökünde bu­ lunan bakteri ve virüs karşıtı etken maddelerden ötürü çürümeyecektir.

köy­ deki diğer evlerden biraz uzakta . Ama ayılar tüm bunları nereden öğrenmişlerdir? Bunu kimse bilmese de. Hasta ve umutsuz haliyle köydeki en son evin kapısına vanr. ne de kendine ait bir eşyası . Uzun zaman önce Kaplumbağa Adası'ndaki bir köyde geçen şöyle bir hi­ kaye anlatılır: Yaşlı bir adam köye gelir. kış uykusundan henüz uyandığında bulabilirse osha bitkisini yer. Hastadır. yaşlı ve yardıma muhtaç olduğunu anlar. Ertesi gün uyandığında . vücut parazitlerine karşı çok güçlü etken maddeler içermek­ tedir. Nitekim bu bitki. Kadıncağız bilebildiği tüm şifa yöntemlerini uygulasa da yaşlı adamın durumu giderek kötüleşir. Ayı. Ertesi gün bir gün öncesinden çok daha iyi durumdadır. ondaki hastalığın çocuklarına bulaşmasından korktuk­ ları için onu oradan uzaklaştırırlar. Evlerden birinin önüne gelir ve sorar: "Bana yardım edebilir misiniz? Kala­ cak bir yere ve yemek yemeye ihtiyacım var. bu sayede sindirim sistemini temizlemek ister. Ayı ilacı olarak kabul gören bitkisel ilaçların tümü çok güçlü birer iyileşti­ ricidirler. her defasında aynı tepkilere maruz kalır. . fakat hala yoluna devam edecek kadar sağlığına kavuşmamıştır. ayıların bitkilerle ilgili bilgilerinin olduğu her kültürde efsanevi bir şekilde anlatılır. büyük bir ağacın dalları altında gizlenmiş gibidir. İçe­ riden onu gören kadın. Bedeni yaralarla kaplı olan bu yaşlı çok kötü kokular yaymaktadır. Böylesi hasta bir adamı evlerinde konuk etmek istemezler. dolayısıyla onun şifa veren gücü ile ilgili sayısız hikaye vardır. . dinlenecek bir yer gösterir. Onu içeriye alarak yemek yedirir. Çünkü ayı. artık adamın öleceğini düşünmeye YeryüzÜ ile Konuşma Sanatı 155 . Yaşlı adam eve yaklaşarak kapıyı çalar ve ev sahibinden yardım ister.bilinir. çok açım. Bir ayı. Yemeğini yedikten sonra kendisine gösterilen döşeğin üzerine yatan yaşlı adam derin bir uykuya da­ lar. Ardından da bitkiyi sıkarak suyunu tüm bedenine dağıtır. Bu ev. birinci derecede şifacı bir hayvan olarak kabul edilir. ken­ disini önceki gün olduğundan çok daha kötü hisseder. O gün de ev sahibi kadının ona sunduğu yiyeceklerden yiyip yeniden dinlenir. " O evde yaşayanlar. onu pençelerinin üzerine tükürerek yüzünü temizler. fakat ne yiyecek ekmeği vardır. şifa veren hayvanların arketipidir. çünkü bit­ kileri kendini iyileştirmek için kullanır. Kökü ağzında sulu bir macun olana dek iyice çiğnedikten sonra. En nihayet bildiği her şeyi denedikten sonra . Kapı kapı dolaşan adamcağız.

başlamıştır. Ka­ dın bu söylenenleri uygulayarak ilacı ona içirdiğinde adam iyileşir. Sioux şifacısı Çift Kalkan'ın (Two Shields)dediği gibi: Ayı rüyada. insanlar onun kötü huylu olduğunu söylerler. Adam da bunun farkındadır ve yattığı yerden elini kaldırarak ka­ dıncağızı yanına çağırır. gidip onu bulmak. özellikle etkili bir şifa olarak kabul edilir. herhangi başka bir hayvandan ya da insandan korkmaz. İşte bu görevi yerine getirdim . kadına dönerek şu sözleri söyler: "Ruh bana bu köyde bulunan ve insanları nasıl iyileştirmesi gerektiğini öğrenmeyi bekleyen bir kimsenin varlığından söz etmişti. Ayı. günden güne güçlenir. Bir yıl boyunca aynı olaylar seyrini sürdürür. Ben buraya seni bulmak ve sana şifacılıkla ilgili tüm bildiklerimi öğretmek için gönderildim. Sana da bunu söylememi istedi" diyerek yerini tarif eder ve şöyle sürdürür sözlerini: "Tek yapacağın. Dolayısıyla ayıdan gelen ilaç. "Rüyamda Ruh bana ormanda yetişen ve beni iyileştirecek olan bir bitki­ den söz etti. Kadıncağız yeniden onu iyileştirmeye yönelik tüm bilgisini kullandığı halde bir sonuç alamaz. bitkiyi ilaç haline getirmek için gerekli olan dualardan ve törenlerden bahseder. En nihayet yatağından kalkarak kapıya yönelir. Sioux şifacısı Oku'te de ayıdan gelen şarkılardan birini aktarmıştır:6 156 Stephen Harrod Buhner . Eve döndüğünde yaşlı adam ona. Kadıncağız kapıya koşarak dışarıya baktığında. Adam her gün biraz daha kötüleşmektedir. 5 Ayıdan gelen pek çok bitkisel şifa şarkısı vardır. " Kadıncağız ormana gider ve bitkiyi bulur. Kadıncağız onun söylediklerini uygulayınca adam yeniden iyileşir. Bir kez daha ölüm döşeğine düştüğünde. ormana girmek üzere olan adamın büyük bir ayıya dönüştüğünü görür. En son bitkiyi kullandıktan sonra iyileşen adam bir daha hastalanmaz. oysa bize bu nezaketi gösteren tek hayvandır. " Son kez kapıya yönelen adam kapıdan çıkarak ışığa doğru yürümeye baş­ lar. insanların iyileşmesi için onlara bitkiler sunar halde görü­ len tek hayvandır. İşte şifacılık insanlara böyle yollardan gelirdi. Fakat aradan çok kısa bir zaman geçmesiyle birlikte yeniden hastalanır. kendisini iyileştirecek olan ve rüyasında ona Ruh tarafından bildirilen ikinci bir bitkiyi anlatmak üzere kadını yanına çağım. Tam d a onun tarif ettiği yerde duran bitkiyi dua ve törenle toplar.

lj ya. Bunu bana ayı söyledi .tlU . Oshanın tadı ve kokusu güçlüdür. 518) No. Osha.in (•) (1) .f'-� .ki - ye a TERCÜME: Bunu Ayı Söyledi: Bir ilacı. bir şifa heybesinde taşınacak iyi bir bitkidir. Onun tüylü kökünü elinize aldığınızda gücünü hissedebilirsiniz...ye ma - [2=ş LJ �a__aj4t4lg--+-Tdiffd to h&-ıtıu.zü ile Konuşma Sanatı 157 . ...ta .(Catalogue No. onun ağzınızda patlayıp tüm vü­ cudunuza yayılacak kadar güçlü bir tadı olduğunu fark edersiniz. Bir parça tadınca..f'- t:t . S7 "A Bmr &Ud 'llılıl ı " Voıc! J• DRUM not (1) Suna by SHoar'F. bir bitkinin kökünü yiyeceksin.a ıo recorded (2) (1) (•) (2) rı �w.-t. kto k& hAn . Yeryü. -- ı™™ � na .ı . � · wa..ı v ııı 1 e � :.. İşte burada yetişiyor.

hirta. ıslakken esnektir. dasypoga gibi isimlerle anılır. Bu bitki. ağacın üstünde manasına gelir­ ken. Ağaç likeninin. Grimsi yeşil renkte olan bu bitki genellikle meyve ağaçlarının. Bir püskülün boyu bazen bir kivi meyvesinin büyüklüğüne ulaşırken bir yandan da kesilmiş ya da ölmek üzere olan ağaç kütüklerinin tamamını kaplayacak şekilde bir yayılım göste­ rebilirler. sinüsler.n. korteksin içindeki ince beyaz iplikçikten oluşur. Dakota'lar ona Chan wiziye adını vermişlerdir. dış kısmı (kor­ teks) grimsi yeşildir ve antibiyotik etkisi gösteren bileşikleri barındırır. karlara ve çam ağaçlarına karşı veya kuzeyin efsanevi beyaz devi olan kuzey rüzgan gibi anlamlar taşır. Daha rutubetli bölgelerdeki ağaçlar üzerinde büyüyenler. wiziye. Genellikle püsküllü ya da tüylü görüntüleri vardır. idrar ve üreme yollan gibi bölgeler üzerinde iyileştirici etkisi vardır. U. Colorado'da genellikle püsküller halinde bulu­ nan likenler. boğaz. Liken türleri. köknar. sümüksü zar sistemiyle ilgili olan akciğerler. longissima. U. İçteki tallus. çam ve köknarların altında büyür. ağaç likenini bi­ raz olsun parçaladığınızda görünen. Birleşik Devletler'in kuzey bölgeleri boyunca yetişir. uzun gür dallar halinde aşağıya sarkar vaziyettedirler. "ağacın kuzey yamacında" veya "kuzey rüzgannın Ruh'u" olarak tercüme edilen bu ismin içindeki Chan. Görünüşünden ötü­ rü ona verilen ortak ad "Yaşlı Adamın Sakalı"dır. 158 Stephen Harrod Buhner .). U. içteki kısım (tallus) * ise bağışıklığı uyarıcı ögeleri taşır. ortak yaşama sahip iki bitkiden oluşmuş gibidir. ceratina ve U. florida. meşe ve çam ağaçlarının üzerinde büyür. mantarlar ve bazı ilkel yosunlarda görü­ len basit bitki yapısı (ç. U. tıpkı lastik gibi. Tallus.AGAÇ LİKENİ / USNEA Usnea türleri Kuzeyin bitkisi Latincede ağaç likeninin farklı türleri Usnea barbata. Kuruduğunda ise esnekliğini (*) Kök. gövde ve yaprak farklılaşması olmayan algler. bağırsaklar. Tüm türleri antibiyotik ve antifungal (mantar yok edici) unsurlar içerir.

dizanteri ve streptokok gibi hastalık­ lara karşı kullanırlar. Etkili tedavi en az 6 aylık süreyi gerektirir."8 Daha farklı kaynaklar. nezle. sinüs enfeksiyonu. ikin­ ci-üçüncü derece yanıklar. Ağaç likeni. ayak mantarı. fiziksel ya da ruhsal birçok şikayetin giderilmesinde kullanılır.kaybeder. usnik asitin etkililiğinin. Alkolde tentürü yapılarak. Aslına bakı­ lırsa ağaç likeni içindeki etken madde olan usnik asit. Herbalistler genellikle usneayı mantar enfeksiyonlannda. lupus (deri veremi) . günde 3 defa 2. 1 : 200 . zatürree. stafilokok. dünyanın farklı yerlerindeki birçok kültürde geniş bir kullanım alanına sahiptir. Kanarya Adalan'nda yara iyileştirici. Arjantin'de antiseptik. plastik cerrahi. akciğer zan iltihabı. Toz halinde veya bütün halde cilt enfeksiyonlannda kullanılabilen usnea. İtalya'da mide asidi gi­ derici. Bu açıdan bakıl­ dığında. Hamilelik sırasında kullanılması ters etkiler yaratabiliyor. soğuk algınlığı . saçkıran. Duş olarak da trikomonas ve maya enfeksiyonlarına karşı kullanılabilir. meme iltihabı. suda zor çözünen bir bitki olduğundan bitkinin bütün halde kullanılması veya alkol tentürü haline getirilmesi tercih edilmektedir. bronşit. 7 Ağaç likeni türleri .7 damlalık arasında değişecektir. Usnea. Bu haliyle tüylü veya kıvırcık saçlı birine benzer. bitkiden elde edilecek tentürün etkin ölçekleri. inanılmaz etkilere sahiptir. 000. Tüm diğer dünya kültürleri tarafından tanınmış gibi görünen bu bitki. " 1 :20. varis ve tropik ülserler. pek çok yerli halk da ondan boya maddesi olarak faydalanır. tüberküloz tedavisinde oldukça etkilidir.000 sulandırıldığında büyümesini engelleyici etki göster­ miştir. Buna rağmen geleneksel kullanımda çayı yapılması veya suda bekletilmesi. su ortamında da bazı faydalı etken maddelerinin açığa çıkmasını sağlar rn Kuzey Amerika'da ağaç likeninin böylesine rağbet görmesine karşın onun Kuzey Amerika yerlileri tarafından kullanılışı ile ilgili çok az bilgi olması ger­ çekten de dikkat çekicidir. trikomonas.1 : 50 . Yeıyüzü ile Konuşma Sanatı 1 59 .000. bire bir milyon kere9 sulandırıldığında streptomisin düzeyine geldiğini belirtirler. Üzeri ise minik kabarcıklarla (papilla) kaplıdır. Suudi Arabistan'da bakteri önleyici ve Şili'de tümör oluşumunu engelleyici olarak kullanılması bunlardan bazılarına örnek teşkil eder. tü­ berküloz. 000 sulandırıldığında tüberkülozun ilerlemesini tamamıyla durdururken. Usnea yassı değil yuvarlaktır. Kore ve Arabistan'da kadınlardaki adet dönemi gecikmelerinde kültürel olarak kullanıldığı da bilinmektedir. bütün halde yenerek ya da çay yapılıp içilerek tüberküloz ve akut bakteri enfeksiyonları gibi iç hasta­ lıklarında kullanılabilir. 000 . idrar yolu enfeksiyonu . Mesela Kiowa'lar onu çıbanları için kullanır.1 : 2 .

onlar. bitkilerin bize verdikleri şifanın. Usnea ile ağaçlar arasında kadim bir antlaşma vardır ve insan usneanın ruhsal yönleriyle daha derin bağlar kurduğunda. Usnea ile daha derin bağlar kurabil­ mek için AGAÇLARın daha derindeki ruhsal yönleriyle bağ kurmalı ve onlar­ dan usnea ile bağlantı için izin istemeliydim. Ağaç likeni. oshayı ve mele­ kotunu anlamak kadar kolay olmadığını fark ettim. Geze­ genin akciğer sistemini oluşturur. Usnea'da­ ki gücün en kuvvetli yönlerinden biri AGAÇlara özgü güçtür. O. Usnea ile ilişkim derinleştikçe ve de onun kendine mesken tuttuğu ruhsal alana doğru seyahat ettikçe. İşte ilk defa o zaman. insanlardan çok önce var olmuş kadim güçlerle de bağlantıya geçmektedir. Büyükbaba Usnea Sen kuzeyden gelirsin Uzun bacaklannla Sana sesleniyorum bütün insanlar adına Ve senden öğretilerini duymak istiyorum Her şeyin birbirine nasıl da bağlı olduğunu hatırlat bize Seninle ağaçlar arasındaki kadim antlaşmadan söz et Ve iyileştirici gücünü getir bize 1 60 Stephen Harrod Buhner . kendi içindeki sağlıklı dengesini korumasına yardım etmişlerdi. ağarmış saçlann bulunduğu yönü temsil eder. evrimleşip gelişerek Yeryüzü'nün ekosisteminin. ve böylelikle yağış rejimlerinin belirlenmesinde hayati bir işlevi var. genç bir adam görünümünde bana geldiğinde kullanımlan hakkında konuştu.Ağaç likeni kuzeyi. özellikle de onun gezege­ nin akciğeri konumundaki ağaçlar için ne denli önem taşıdığından söz etti. yerini belirleyen işaretleri takip etmek zordu ve kafa kanştıncıydı. bu döngünün doğal bir parçası oluşumuza bağlı bir sonuç olduğunu kavradım. O zaman. Gaia'nın. onu anlayabilmenin pulsatillayı. bitkilerin ekosistemde nasıl da ilaç vazifesi gördüklerini anlamıştım. İnsanlar tarafından kullanılıyor olması ikincil bir konuydu bunun yanında. benim insan duyarlılı­ ğımla algılayabildiklerimin ötesinde bir yerlerdeydi. Usnea ağaçlardaki enfeksiyonla savaşıyor.

yani ustaotu gibi bir anlamı var.gayi. tohumlan da tentür haline ge­ tirilebilir (günde dört kez 10-30 damla) veya tohumların kendisi ağızda çiğ­ nenebilir. kramp giderici (üreme organlan veya bağırsaklardaki) . Eklemlerde yangıyı azaltıcı etkisi vardır. Creek Kızılderilileri ona Notosa derler. A. öncelikli olarak kökü ise de. fakat akrabası osha kadar et­ kin değildir. sin­ dirim sistemini düzenleyici ve şişkinliği önleyici. Herbalistler. baldıranlarla aynı aileden geldikleri için. ustanın otu ya da kökü anlamına gelen masterwort (wort: eski İngiliz­ cedeki wyrt kelimesinden türemiş. A. . Av­ rupa'da daha çok şekerleme şeklinde tatlı olarak tüketilir. yüce melekotu. A. onun yaygın olarak kullanılan ismine bakıldığında. Fakat bununla bir­ likte. Melekotu kökü . küçük bir parçasını cebinizde taşıyıp zaman zaman çiğneyebilirsiniz. Kök kısmı genellikle tentür halinde kullanılır (günde 4 kez 30-60 damla). tohumlan mide bulantısına karşı başarıyla kullanılır .yapraklan ve tohumlarının kendine özgü . melekotunu üreme sistemini düzenler. Angelica archange!ica. tomentosa. olduğu haliyle yenebilir vaziyettedir. A. kerevizi andıran YeryüZii ile Konuşma Sanatı 161 . Kullanılan kısmı. Melekotu ile osha. melek otu ile su baldıranı bazen kanştmlabilir. terlemeyi önleyici ve idrar yollan enfeksiyon­ larını gidermek için idrar söktürücü olarak kullanmaktadırlar. Melekotu. . Bu yüzden osha ile zehirli baldıran. adet dönemindeki ge­ cikmeleri önleyici.MELEKOTU Angelica türleri Doğunun bitkisi Melekotu türlerinin botanikte.pin­ nati. kadim melek. soğuk algınlığı veya öksürük durumunda balgam söktürücü .Hendersonii gibi isimleri vardır. kök veya ot anlamındadır. Sap ve yapraklan daha az etkilidir. kimi baldıran (hemlock) türleriyle az da olsa benzerlikler gösterir.atropurpurea. Bedenin virüslere karşı dirençli olmasını sağlar. Kökünün ve -onun kadar olmasa da. likör endüstrisinde de tatlandmcı olarak kullanılır. idrar yollan için antiseptik görevi görür. A. ) Tüm bu isimler onun meleksi yapısına işaret etmektedir. hangi kutsal amaca hizmet ettiğini görebilmek mümkündür: yüce melek.

mide rahatsızlıklan durumunda melekotu kökünü çiğneyip su­ yunu yutar ya da kurutup tütünle birlikte içerlerdi.çevresel etmenlerin çelişik talepleri durumun­ da ortaya koyabildiği gelişmiş ruhsal denge ve gücünde saklıdır. Şamanların birçoğu . kendi içinde bir boşluk hisseden kadınlar (melekotu sapının içindeki boşluk misali) onun ruhundan yardım isteyebilir­ ler. dengelerini yitirmiş görünen kadınlara destek vermesi amacıyla kullanıyo­ rum. Bu bitkiyi. güçlü sapı yerden yükselirken. doğru bir şekilde ayırt edilmesi şarttır. melekotunun Yer ile Gök arasındaki bir dengede bu­ lunduğunu hissedersiniz. Melekotu çok zehirli olan su baldıranı ile birbirine kanştınlabildiğinden. üreme organlan dengesini yitirmiş. bolca yetişmez. Her zaman su kaynaklannın civarlannda biten bir su bitkisidir.bir kokusu vardır. ruh dünyalarında seyahat ettiklerinde dengeyi koruyabilmek için melekotunu yanlarında bulundurmayı tercih etmişlerdir. anoreksiya nervoza hastası ve de ruhsal denge ve güç konusunda bir model ihtiyacı duyan kadınlara genellikle bu 1 62 Stephen Harrod Buhner . alemler ara­ sındaki ruhsal gücü üzerinde taşırcasına dimdik durur. aşağı yukarı 7 -8 cm . gelişmiş dengesini kendi varlığında ba­ nndırır. 1 1 Amerika'da bulu­ nan onsekizden fazla Kızılderili halkının melek otunu . dolayısıyla da doğunun görüsünü . boyundadır ve daha küçük yaprakçıklara ayrılmıştır. Creek Kızılderilileri. Histerik astım şikayeti olan. batılı tıbbi yöntemle­ rine benzer yollarla şifa amaçlı kullandığı bilinmektedir. ister fiziksel veya ruhsal bağlamda olsun. oval biçim­ li. Yapraklan geniş . İçi boş. bilgelik ve aydınlanışını. Onunla oturup iletişime geçin ve gelip içinizdeki boşluğu doldurmasını. kramp ve bulantılan giderici olarak çok fay­ dalı olduğuna inanıyorum. O. Bitki genellikle 1 80 cm boyuna ulaşır. onları ruhsal ilaç bağlamında kullandığınız zaman bu güçleri harekete geçirirsiniz. Tepesinde duran çiçek ve tohum şemsiyesini taşıyan sapı etkileyici bir görünüme sahiptir. adet dönemi düzenleyici . ama bu tam bir melekotu kokusudur. Onu topladıktan sonra ellerinizi kestiğiniz kökün üzerinde gezdirirseniz. size yoldaş olmasını isteyin. Hamilelik sırasında aksi tesirler gösterebilir. Melekotunun asli güç ve kuvveti . Melekotundan insana akan kadınsı duygu ve çok güçlü bir ruh saflığı beni her zaman şaşırtmıştır. Melekotunun ruhu güçlüdür. utangaç bir bitkidir. iç tarafında sabunsu kaygan bir yüzeyinin olduğunu hissedersiniz.ister duygusal bağlamda . kendi­ ni başkalarında kaybetmeye meyilli. Onun ruhu ile oturup derinleştiğiniz zaman. Melekotu doğunun bitkisidir.12 Ben kendi adıma onun. Her bitkinin belli bir ruh gücü ve buna bağlı ni­ telikleri vardır.

ta ki o. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 163 . onun yalnızca ilaç olarak yutulması yeterli değildir.bitkiyi öneriyorum. onu yardım için ikna etmek ve neredeyse aileden biıiymişçe­ sine yakınlaşmak gerekir. bir kardeşten farksız olana dek. Bu bitkiyi ruhsal bir şifalandmcı olarak kullanırken. Bitkiyle iletişim kurmak üzere onunla oturmak.

.

Bu bölümde. görünümlerine ve kutsal kullanımlarına değinmek­ tedir. Bu türden olan üç bitki. bir ilaç yaparken bazı bit­ kilerin diğer bitkilerle aynı zamanda toplanması gerektiğini gördüm . derin diyebileceğim bir ilişki içindeyim. meyan kökü . Daha az derinlikte bir ilişkiye geçebildiğim on dört bitkiyle ilgili burada vereceğim bilgiler ise. bazı bitkilerin aynı anda toplanmak istediklerini fark edecek ve ardından birbirine yoldaş olan bitkilerle ilgili kendi deneyimlerinizi edinmeye başlayacaksınız . belki otuz bitkiyle daha. ekinezya ve kızıl köktür. Bildiğim ve kullandığım diğer yüz elli bitkiyle daha değişken derinliklerde ilişkilerim var. - KuLLANIMLARI iLE lLGiLi KisA BiR ÜzET Delinden bağlantıya geçtiğim on beş bitkinin yanı sıra. Hatta eş zamanlı toplandıklarında bu güç daha da artar. belli bir kişi için hazırlanacak olan bitkisel ilacın gestaltı zihinde tutulduğun­ da. kimi yerli halkların belli bir bitki ile ilgili kutsal yönelimleri ile aynı bitkinin çağdaş tıbbi kullanımları arasında bir karşılaştırmayı paylaşYeryüzü ile Konuşma Sanatı 165 . bu ilacın içindeki her bir bitki diğerlerinin yoldaşıdır. Onlar bir aradayken birbirlerinin gücüne güç katar ve çok etkin bir ilaç meydana getirirler. Birçok kültürde bu üç bitkinin aynı zamanda toplanması bir zorunluluktur adeta! Tıbbi bitkiler hakkındaki bilgi­ niz arttıkça. Aslında. onların yaşam alanlarına. Bitkilerle çalışıp onları daha yakından tanıdıkça. ve daha etkin ola­ bilmesi için hepsi eş zamanlı bir süreçte toplanmalıdır.11 BiTKİLER VE KUTSAL .

Kutsal şarkılara. bitkileri toplarken ve kullanırken okunan duaların yanı sıra ne şekilde hazırlandıklarına dair an­ latımlara da rastlarız . KIVIRCIK LABADA Yellow dock . insanlar (Kızılderililer) bu dünyaya gelmezden önce var olmuş bir varlıktan söz edilir. beş Kuzey Amerika kabilesi Hupa'lann. Bu hi­ kayeleri elimden geldiğince aktanlış biçimlerine sadık kalarak kaleme almaya çalıştım . bitkilerin iyileştirici gücünü keşfeden ve Kızıl­ derililer bu dünyaya geldiklerinde bu bilgiyi onlara aktarmış olandır.Rumex crispus Labada bitkisinin yaprak kenarları kıvrıktır. * Sonbaharda çarpıcı bir pas kırmızısına bürünen bitkinin tepe tacı ile tomurcukları. Bununla beraber. . içi ise sanmsı turuncudur. boyundadır ve sapı boyunca sıralanan yaprakları almaşıktır. Kwakiutl Kabilesi'nden gelen bilgilerde . onları daha ziyade kuru yerlerden ve çayırlık alanlardan toplamak gerekir. . Köke sarı rengi veren bileşikler. toplanırken okunan dua ve kullanım biçimine dair ifadelere yer vermektedir. (*) Yapraklann karşılıklı değil bir sağda bir solda dizilişi (ç. Sioux. Sioux'lar ve Oj ibwa'lardan alınan bilgilerde. Kök­ teki san renk ne denli koyu ise. bir bitkinin kullanımını söze döken en sade. bitkinin tıbbi nitelikleri de o denli güçlüdür. Kwakiutl ve Ojibwa'ların bu bitki­ leri kullanımını anlatan hikayelerinden söz edeceğim.mak istiyorum. bitkiler için söylenmiş kutsal şarkılar ve zaman zaman onun bir görü sırasındaki geliş biçimiyle ilgili aktarımlar vardır. Suda büyüyen bitkiler pek makbul değildirler. en basit anlatım dilini içer­ mektedir. Hupa'lann bilgileri doğrultusunda gelen aktarımlarsa bir bitkinin kutsal kaynak efsanesine. o varlık. bu yüzden kök ne kadar sanysa bu maddeler de o kadar çok demektir. konulan ele alırken daha önceki bölümde olduğu kadar ayrıntılı açıklamalara değinmeyeceğim. Hupa Kızılderililerinin hikayelerinde her zaman.) 166 Stephen Harrod Buhner . kış boyu ölü halde bulunan sapı üzerinde dururken kolaylıkla seçilebilir görünümdedir. dışı kızıl kahve renginde. Catawba'ların. bitkideki başlıca tıbbi özlerdir. Kökü bir havuca benzer.n. dua ve kaynak efsanelere yer verirken. yaklaşık 30 cm. Catawba'lardan gelen bilgi.

Meyan köküyle birlikte alındığında bu tür bir sorunu gidermede oldukça et­ kilidir. bir tür "kan temizleyici". Bu bitkinin kökü ile sarsaparilla (aralia hispida) . Eşi onları alarak elinde bir süre tutar ve kaseye bakarken dua okur: ( * ) Kabuğu laksatif olarak kullanılan dikenli bir çalı. artık parçalarına ayrılacak kadar yumuşadığı zaman hazırdır. Cascara sagrada* veya aynı etkiye sahip diğer bitkilere oranla çok daha yumuşaktır. karahindiba kökü. Müshil etkisi. uzun zamandır mide ağnsından dertli olan eşimi iyileştirmenizi istiyorum.). günde üç kez 30 damlaya (bir damlalık dolusu) kadar kullanılabilir. ka­ bızlık. 1 Kwakiutl Dualan Ve Kıvırcık Labadanın Kullanımı Kwakiutl kabilesinde bir kadının boğazı şiştiğinde veya uzun süre hazım sorunu yaşadığında. sizden. onları sı­ cak suda uzunca bir müddet kaynatır. Erkek eş kökleri yıkayıp temizler. Bu kök. Lütfen onu sağlığına kavuşturun ey merhametliler. Kurutulmuş bitkiden faydalanılmak isteniyorsa. Labadayı küçük bir kaseye koyarak eşine sunar. Kök. du­ lavratotu. Eşi ormana giderek bitkileri bulur ve onlara dua eder: Size geldim.zü ile Konuşma Sanatı 167 . eşinden gidip bazı kökleri bulmasını ve onlara dua oku­ masını söyler. anlamı: kutsal kabuk (ç. . eve giderek eşine gösterir. minnetlerini dile getirirler. size eriştim.Tıbbi ilaç olarak toplanan kısmı köküdür. . .n. mahonya kökü (Oregon grape root. hepatit sonrası iyileşme sürecinde ve yağlı besinlerin işlenmesindeki zorluklan gidermede oldukça etkilidir. birlikte dua eder. müshil ve karaciğerdeki tıkanıklığı giderici olarak kabul edilebilir. Kökünden elde edilecek tentür ise. Özellikle de hazımsızlık. Yeryü. Kökleri kazıp çıkardıktan sonra . karaciğerdeki tıkanıklık gibi durumlar için kullanılan bitkinin kökü. kan ve derideki sorunlar.Mahonia aquifolium-) ve sıra­ caotunu eşit miktarlarda karıştmp günde üç kez bir tatlı kaşığı olmak üzere sedef hastalığında kullanıyorum. ey Doğaüstü Varlıklar. kökü öğüttükten sonra iki tatlı kaşığı tozu bir fin­ can suda on beş dakika boyunca hafifçe kaynatmak ve günde üç kez içmek yeterli olacaktır. ey Doğaüstü Varlıklar. .

sensin Uzun Yaşam Veren 2 Bunun üzerine kadının midesinden sesler gelmeye başlar. Yabani Amerikan meyan kökü. Kökleri. Kasedeki bittiğinde eşi. 1 1 ile 1 7 arasında değişen tek sayıdadır ve en tepesinde tek bir yaprak bulunur. koyu paslı kahverenginde olup pürüzlü bir yüzeye sahiptir ve kıyafetlerin üzerine 1 68 Stephen Harrod Buhner . Sensin Doğaüstü Olan. yaprak sapı boyunca birçok yaprakçık halinde sıralanır. bezelye tadındadır. . gel de beni iyileştir ey Doğaüstü Varlık.Gel Doğaüstü Varlık gel.girmişlerse de. Bezin içindeki kökü eşinin göbek bağı üzerine yayar ve dua eder: Ey Doğaüstü Varlık. 4590 cm. . Amerikan yabani meyan kökü ile onun akrabası olan Avrupa'daki Glycyrrhiza glabra'yı birbiri ile karşılaştırıp etkinliği konusunda birçok tartışmalara -sayısız kaynakçalar göstererek. Ardından. Sayısız tohum zarfları. Seni elimde tutuyor ve senden yardım diliyorum. bitkinin tıbbi kısmıdır. Avrupalısı kadar tatlı değildir. ey Doğaüstü Olan . ey merhametli olan. YABANİ AMERİKAN MEYAN KÖKÜ Glycyrrhiza lepidota Bitki uzmanları. toprağın yüzeyine yakın bir yerlerde bulunan bu kökleri topla­ mak kolaydır. çoğu bitkisel ilacın keskin tadını hoş içimli hale getirmesidir. Avrupalı akrabası kadar etkilidir. eşimin bedeni içine giren diğer yannla birlikte eşimi iyileştirin ki bir an önce sağlığına kavuşabilsin. Meyan kökünün daha tatlı olan türünün artısı . Bağırsaklarını boşaltır ve midesindeki ağrı kaybolur. ge­ riye kalan kök ve suyu yeniden ısıtır. labada kökünü yer ve suyunu içer. bezelye ailesinin bir üyesidir ve sürünen kök saplarıyla birbirine bağlı büyük koloniler halinde büyür. Şimdi içime girecek ve beni. Amerikan meyan kökü . Yapraklar. Isınan kökü suyuyla birlikte bir tülbent veya bezin içinde süzüp sıkar. beyazdan sarımsı yeşile kadar değişkenlik gösteren yonca benzeri çiçekler açar. arasında değişen yüksekliğinin yanı sıra. bana göre bizim Amerikalı kuzen de. bana dert veren bu hastalıktan kurtaracaksın.

gereken faydayı sağlayabilecektir. belki de amfetamin veya kokain içmeye yönelmiş insanların böbreküstü bezleri yorgun düşer. kimi zaman midenin hemen alt bölümünde ve bağırsağın girişinde yer alan on iki parmak bağırsağında da baş gösterebilir. Meyan kökü. her türlü bitkisel repertuann faydalı tamamlayıcısıdır. (70 kg. ciddi miktarlarda kahve tüketen ve dur­ maksızın "gerginlik" yaşayarak her an "kaçışı veya saldırıyı" alışkanlık edin­ miş. Bununla birlikte gerginliğin. aynı zamanda cinsellik hormonla­ rının da üretildiği bir yer olduğundan. mide ülserinin tedavi edilmesinde de oldukça faydalı etki­ lere sahiptir. bu bitkinin ayırt edilebil­ mesini kolaylaştınr. yeterli ölçüde bitki kökü bulabilmek pek de güç değildir. Dolayısıyla böbreküstü bezlerinin yorgun düşmesi aynı zamanda bedenin iyileşmesini geciktirici bir etki gösterir ve bedensel dokuların canlılı­ ğını yitirmesine yol açar. 3 Kendini harap edercesine yaşayan. Böbreküstü bezleri. toz halindeki bitki. günde üç kez iki kapsül halinde alınması daha yararlıdır. on iki parmak bağırsağının girişinde bir yığın Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 69 . mide.kolaylıkla yapışır. Böbreküstü bezlerinin aşırı yorgun düşmesi durumunda. ağırlığındaki insan için ölçü) günde üç kez 30 damla (bir damlalık dolusu) meyan kökünün 3 ila 6 ay arasında bir süre bo­ yunca içilmesi. kahve ve çay içiminin azaltılması.4 Meyan kökü. böbreküstü bezlerinin ürettiği. bu tozdan 28gr. Böyle bir durumda kurutulmuş ve toz haline getirilmiş bitkinin kullanılması gerekir. yorgun düşmüş böbreküstü bezleri libidonun düşmesine yolaçar. spazm­ ları önleyerek öksürüğü azaltır. Meyan kökü. böbreküstü bezlerinin dinlenip kendini onarabilmesi anlamına gelecektir. Bir yandan da bedenin sağlıklı onarımını ve do­ kuların büyümesini kolaylaştıran maddeleri de sağlayan yer yine böbreküstü bezleridir. 300 ila 2 700 metre arası yükseklikte yetişebilen bu bitki. Güçlü bir bitki olan meyan kökünün et­ kin olduğu dört ana alan vardır: akciğerler. Kapsül eridiğinde. dolayısıyla. bilinmesi gereken asal bitkilerden biridir. Solunum sistemi içinde birçok destekleyici etkisi olan meyan kökü. kadın üreme organlan ve böbreküstü bezleri. beden tarafından kullanılan pekçok maddeye eşdeğer unsurlar taşır. su hendekleri ile yavaş akışlı derelerin civarında büyümeyi sever. Genellikle verimli miktarlarda ürer. Bu tür bir ülser için toz halindeki bitkinin. Eğer ki midede bir ülser durumu varsa. Ülser. ciğerlerdeki balgamı söktürüp üşütme sıra­ sında oluşabilen iltihapların önünü alır ve sümüksü oluşumları yumuşatarak geçişini kolaylaştırır. ölçüsünde alıp herhangi bir sıvıyla birlikte her sabah içmelidir. Tohum zarflarının pürüzlü oluşu.

yeterli miktarlarda alındığı zaman tek başına da etkili ola­ biliyor. Virüslere karşı da etken maddeler taşır ve vücutta inter­ feron salgılanmasını artırır.5 Meyan kökü. (*) Açılma. Sioux Dualan Ve Meyan Kökünün Kullanımı Lakotaların şifacısı Kartal Kalkanı. standart antibiyotiklere karşı direnç geliştirmiş olan bakterilere karşı etkili olduğunu göstermiştir. Etkili ol­ ması için saat başı alınması şarttır. östrojenin bitkisel öncülleri olan fitoöstrojenler bakımından zengindir. Aşağıdaki tarif. Meyan kökü . gevşetme ya da kapama. Buna rağmen. Böylelikle sfinkter* kası açıldığında bitki. yine östrojen bakımından zengin olan şerbetçiotu ve karayılan otu (black cohosh. Ekinezya ile birlikte alındığında. Günde altı kez bir damlalık dolusu bitki ile başlanmasını ve ihtiyaca göre ayarlanmasını tavsiye ediyorum. Onu genellikle . 7 Onunla birlikte alınan diğer bitkilerdeki etken maddelerin etkisini de artırıyor gibi görünmek­ tedir. 1 70 Stephen Harrod Buhner .oluşturur. sıkma görevi olan halka şeklindeki kas. soğuk algınlığı veya nezle durumunda etkili olduğunu düşündüğüm bir karışımdır: Soğuk algınlığı için bitkisel karışım: Kızılkök. Soğuk algınlığının belirtileri görülmeye başladı­ ğında bu karışımdan bir damlalık dolusu her saat başı alınmalıdır. ekinezya ve meyan kökü eşit miktarlarda kanştınlır.6 Gram negatif bakterilere karşı etkili olan meyan kökü. Görüsü sırasında ona verilen bir de şarkı vardı. bir yandan da mik­ roplara karşı etkindir. olduğu gibi ülserli böl­ geye düşer.kendi başına gösterdiğinin çok ötesin­ de. açma. bir ayıdan aldığı görülerden meyan kö­ künün nasıl kullanıldığını öğrenmiştir. Bu bitkinin menopoza bağlı belirtilerde etkili olduğunu gördüm.cimicifuga racemosa) gibi bitkilerle karıştırmayı yeğliyo­ rum.bağışıklığı güçlendirici etki göstermektedir. bitkiyi ne zaman kullanacak olsa o şarkıyı söylerdi .

88. dağınık bir bitki olup yarı dikenli bir şekilde yer örtücü olarak genişçe bir alana yayılmış olarak bulunur.lo TERCÜME: Ayının Şarkısı: Benim pençem kutsaldır.na . KIZILKÖK Red Root -Ceanothus türleri Califomia'da kızılkök genellikle küçük ağaçlar halinde yetişir. pen­ çemse kutsaldır . Colorado'da ise onun bir türü olan Ceanothus fendleri yaygındır.No. 518) Sung by EAGLE SmELD J =: sO not (Catalogue ı·ecoı'Clcd na - pe kiıı E wa - kaij ye - lo pe - ti hu - �#ti @iLgjlr alLLEQJJ ta ye - lo ye - lo mi . Tohum zarfları parlak kırmızımsıdır ve kök­ lerinden yapılan tentürün rengi ile aynıdır.ta o - ta - ta o - J ıoo ye . Song of tho Boıu VoıcE DRuu No. Tohumlan bir bezelyenin yarısı YeryüZü ile Konuşma Sanatı 171 . Bu türden olan kızılkök. her şey kutsaldır.pe kiij pe-ti - hu . Her şey. . Bitkiler pek çoktur.

tohum zarfları oluşmadan önce dallarında küçük kümeler halinde kokulu beyaz çiçekler açar.9 Geniş çapta bir çeşitlilik göstermesine rağmen. Her 70 kg'lık insan için. pembe veya mor renklisine rastlamak müm­ kündür. Pek çok bitki uzmanı. kızılkökün T-hücrelerini artırdığını. dolayısıyla da bağı­ şıklık sistemine bağlı aksaklıkların -ki buna AIDS de dahildir. boğaz ağrısına . Saplarının üzerinde bulunan dikenler. Bademcik iltihabı veya boğaz ağrısı durumunda . neredeyse siyah renktedir. eğer kronikleşmiş bir durum söz konusu ise gün­ de üç kez 30 damla. California'da yetişen tü­ ründe aynı çiçeklerin eflatun. büyüklüğündeki parçalar halin­ de kesilmelidir. çünkü bu zamanlarda iç kabuk daha parlak renktedir. toplandıkları sırada acı verici olabiliyorlar. bitki kökünün merkezinde pembemsi bir renk bulunur. tıbbi açıdan o denli güçlü unsurlar taşır. Kızılkök. akut vakalarda günde altı kez aynı miktarı almak gere­ kebilir. özellikle lenf sistemi için oldukça faydalı bir bitkidir. soğuk algınlığı veya nezlenin çok daha kısa sürede atlatılmasına yardımcı olur. vücudun herhangi bir yerindeki şişmiş lenf nodüllerine de olumlu etkisi vardır. üçgen biçimlidir. İltihaplanmış bademciklere. Ben genellikle kökün yürüyen yan köklerini toplamayı tercih ederim. Bu renk tüm kök boyunca kendini gösterir. asıl kökten gövdeye doğru giden göze görünmez bir geçiş yaparlar ve ben siyah kök kabuğunun sapın yeşiline döndüğü yerde bu aynını belirlerim. Bir keresinde bir parça kızılkök aramaya gitmiştim ve köklerin yerin neredeyse 1 20 cm. tırnağınızla kazıdığınızda ise iç tarafındaki kızılımsı kabuk çıkacaktır karşınıza.büyüklüğünde. Bu yan kökler. kök kabuğu ve içteki öz kısmı kızılımsı mor veya kızıl kahve olduğu sürece kullanılabilir. Uzun süre dayandılar ve çok iyi ilaç oldular. Lenf siste­ minin atık hücreleri büyük bir süratle işlemden geçirmesine destek verirken. bo­ ğazdan aşağı doğrudan sorunlu bölgeye etki eder. En güçlü olduğu dönemde. Kökün dış kabuğu koyu .düzene girmesi açısından çok yararlı olduğunu belirtmişlerdir. İyice kuruduğunda fazlasıyla sertleşen kökü kesmek oldukça zordur. Bu kökü toplamanın en uygun zamanı sonbahar ve ilkbahardır. onlar yüzeye daha yakın dururlar. tüm kızılkök türleri . 1 72 Stephen Harrod Buhner . altında beyzbol sopası sapı kadar kalın bir halde bulunduğunu görmüştüm. bu bit­ kinin tentürü kullanılmalıdır. Bu içteki kabuk ne denli parlak bir kızıl ise. ağız yoluyla alınıp tükürükle birleştiğinde. Kök oldukça odunsudur ve taze iken Sem.

ho'we. yere yatık vaziyette duran gövdesine takılıp düşerek bitki yığınlarının arasında bulabilir kendini . Saplan 1 5cm'den 3 metreye kadar uzayabilen bitkinin çapı 2 . Bir şeker kamışı düşünün ki üzeri binlerce çelik iğneyle bezenmiş olsun. Çoğu insan. Sapın üzerinde büyüyen ürkütücü keskinlikteki dikenler dış yüzeyinin çoğunluğu­ nu kaplar. Bitki öylesine uzar ki. devrildiği yerlerden yeni kökler uzatır. Tercümesi : Kızılkök iyidir gerçekten. Yere yatık olarak duran gövdesi orman zemininin l ücm. Bu sanki Stephen King'in tasarladığı dev bir böğürtlen çalısının içine düşmek gibi bir şeydir! Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 73 . görüşün zorlaştığı karanlık ve nemli ormanları sever. O. Bu bitki yüzyıllık ağaçların büyüdüğü. Kızılkökten ilaç yap. veya daha az olabiliyor. bir çocuğun ağzı için iyi bir kök ila­ cıdır. kadar üzerinde kalır. bu onu hayal edebilmeniz için yeterli bir tasvir olacaktır. Öncelikli olarak Ameri­ ka'nın kuzeybatısında büyüyen bu bitki oldukça heybetlidir. ginseng ailesinin bir üyesidir ve tüm ginsengler gibi insanların genel canlılığı ile sağlığını destekleyici bir bitkidir. 5cm. hem de küçük çocuğun_ ı o Devil's club Oplopanax-Oplopanax horridum Oplopanax. artık kökü onu taşıyamayacak duruma gelir ve yere devrilir. ta'ktu ti-ki !ye keri!howe i-ha'sigri motu !' taktu'ki o'wetca ta'de mi-hari-yu'we yi-tero ki mi-hari. Küçüğün ağzı yara olmuşsa onunla yıkamalıdır.Catawbalann Kızılkökü Kullanış Biçimi tu'ktu keri-keri' here wi'ti keri! 'here hi. Meme başlan yara ol­ muşsa kızılkök iyi gelir yine . Hem sen iyi olursun.samu !' itci'gene tci-tci!samu' isi'grere ata' de! . oplopanax ile böyle bir ormanda yürüyüş yaparken karşılaşır ve birdenbire .

Duasını okuduktan sonra baltasını alır ve dört tane oplopanax keser. . çaydanlığı ateşten alarak karısının hasta yatağına götürür. Sonrasında onları yaygısının üzerine koyarak sarar ve evine götürür. Çünkü o bu yüzden ağnlar içinde yatıyor. . Şimdi sizlere seslenmeye geldim ey Doğaüstü Varlıklar! Ne olur yanı başına gidip kurtarmalısınız onu. bu bitkiyi toplayan çoğu kimse kökün kabuğunu kullanır ve onun çok daha güçlü bir ilaç olduğunu ileri sürer. o yaşasın. yetişkin şeker hastalığı ile hipoglisemi (düşük kan şekeri) be­ lirtilerini azaltır. Ne olur yaşasın . ar­ dından başlarını kesip atar. Böylelikle eşi. Hepsi yandıktan sonra bitkinin kabuğunu soyar. cildin rengi ve görünümü sağlıklı bir hal alacaktır. sen ey Hayat Veren. eşinin gidip oplopa­ nax'ı aramasını ister. kabukların tamamı soyulduktan sonra bir çaydanlığa koyarak üzerine su ilave eder. lütfen. . ve düşük libidodan muzdarip ve sık sık hastalanan 55 yaşın üze­ rindeki erkeklerin durumunu düzeltmede oldukça başarılıdır. kandaki şeker miktarını sabit bir seviyede tutabiliyor gibi gö­ rünmekte. Ben size zavallı eşim tarafından gönderildim ve sizden merhamet dileyerek onun hastalığını bedeninden çıkarmanızı istiyorum. doğal bağışıklık sistemi düzene girecek. Akşam ol­ duğunda. yanına bir yaygı ve küçük bir balta alarak nehir boyunca yürümeye koyulur. Şeker hastalarına özgü keskin iniş çıkışları daha ılımlı bir hale getiren bu bitki. Yatağın 1 74 Stephen Harrod Buhner . ta ki bitkinin büyümekte olduğu bir yere gelene dek . 1 0 Kwakiutl Dualan ve Oplopanax'ın Kullanımı Bir kadın. bu sayede vücudun canlılık seviyesi yükselirken. . Aynı tentürün Amerika ginsengi ile birlikte uzun süreli kullanımı. Ölçü: 6 ay ila bir yıl arasında değişen bir süre boyunca günde üç kez bir damlalık dolusu(30 damla) olmalıdır. vücudu ağrılar içinde uzun süre yattığında. Orada yaygısını serip oturur ve dua etmeye başlar: Şimdi bana bakın. Ateş iyice yandığında bir maşa yardımıyla bitkinin bir parçasını tüm dikenleri yanana dek ateşe tutar. ve sen. eşimi iyileştirin ki.Sapları bütün halinde tentüre dönüştürüp kullandığımda her zaman olum­ lu sonuç alsam da. zira size yakınl�maya çalışıyorum ey Doğaüstü Varlıklar. Onu yeniden ateşe koyarak bütün bir gün kaynatır. Oplopanax. halsizlikten. Bitkiyi Sibirya ginsengini kullandığınız şekilde kullanabilirsiniz . Eve geldiğinde onları ateş yerinin önüne bırakır ve bir ateş yakar. ey Şifacı Kadın.

Oj ibwalann şifacısı Main'gans. beyaz adamların ve sığırların gelişiyle birlikte "sığır bitki ilacı" anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Ojibwalar bu bitkiden ilaç yapacakları zaman. onu birle yedi arasında değişebilen sayıda bitki ile ka­ nştınr ve elde ettikleri karışıma yine bi)ikiwuk adını verirler. 12 SÜTOTU Seneca Snakeroot-Polygala senega Sütotu. zatülcenp . kronik nezle. Çiçekler bitkinin ucundaki başakta beyaz renklidir ve bezelye çiçeğine benzer. "bufalo ilacı" anlamını taşırken. sütotu bitkisinin Ojibwalara gelişini şu hikaye ile anlatır: Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 75 . artık sıcağa dayanamayacak hale geldiğinde yeniden yatağına yatar. Bu isim. Eşi onu iki batta­ niye ile sanp battaniyenin kenarlarıyla leğenin etrafını örter. Böylelikle buhar hiçbir yerden çıkmayacak şekilde kapatılmış olan leğenin üzerinde oturan ka­ dın. Doğu Dakota'ya kadar uzanan tüm kayalık ormanlarda yetişir. kuşpalazı. Kök aynca terlemeyi arttırır ve başarılı bir idrar söktürücüdür. Sütotu önceliği olan bir bitkidir ve ilacın hazırlanmasında yer almadığı sürece ilaç etkisini göstermeyecektir. Soğuk algınlığı. Leğenin üzerine bir tahta parçası veya levha koyduktan sonra kansı yataktan kalkıp onun üzerine oturur. roma­ tizmada iltihap önleyici ve vücuttaki şişlikler üzerinde de lapa olarak kullanı­ lır. Bu kök akciğerle ilgili durumlarda balgam söktürücü ve spazm çözücü olarak kullanılır. Bunun yanı sıra. astım ve öksürük gibi rahatsızlıkların giderilmesinde faydalıdır. 13 Ojibwa dualan ve Sütotu'nun kullanımı Ojibwalar sütotu bitkisine bi)ikiwuk' ismini vermişlerdir. 1 5-45 cm.yanı başına bir leğen getirir. grip . Georgia eyaletinden Arkansas'a. Bitkinin tıbbi kısmı köküdür. Maşanın yardımıyla çaydanlıktan çıkardığı bitkiyi yere bırakıp suyunu leğene döker.boyunda olabilen bu çok yıllık bitkinin yapraklan almaşık ve mızrak şeklindedir.

rüyasında bufaloya benzeyen boynuzlu hayvanların suyun altında durduğunu görmüştü.ck için kese ve ölçü kabı Bir zamanlar bir Mide'wini'ni vardı (Mide'wiwin tıp topluluğunun bir erkek üyesi) . fakat bu şarkıyı yaşlanıncaya dek söyledi. her ne zaman bu ilaç hazırlanacak olsa bu şarkı söylenir. Onları geri gitmeleri için ikna etmek üzere bir şarkı besteleyip onu söyledi .Bi'jikiwü. bu muhteşem ilacı ne şekilde hazırlayacağını anlattı­ lar. görü sırasında bestelenmiş bu şarkıyı söylemiştir: 15 1 76 Stephen Harrod Buhner . Kökleri her kazışında veya bi'j ikiwuk ilacını her hazırlayışında bu şarkıyı söyledi.14 Ojibwaların en güçlü şifacılarından biri olan Odjib'we. Başkaları bu şarkıyı ondan öğrendiler ve artık. Frances Densmore için. Suyun içinden çıkageldiklerinde onunla konuştular. ona. asıl olarak sütotu bitkisinin kazılıp hazırlanması sırasında kullanılmak üzere. O zaman genç bir adamdı.

Orlgln of tho Bl1jlklwQek1 VoıaB DRtrlll Swıg by 0DJIB1WB � = 100 (Ca.No.yan nln . Yine aynı düşünceye göre .to.ki . Ben. 22. . Ben akıp giden bahardan doğuyorum. ıno-kl-yo.ki . erkeklere güç kazandır­ dığı ve kuvvetli bir şifa verici olduğu söylenirdi. kullanıcısına kişisel bir güç verir ve canlılığını artırıp onu desteklerdi .logue No.m-rhythm slmilar to No. 2) raf. kendim. bir kimse üzerine yönlendirilmiş olumsuz tesirlere karşı koruyucu olduğu düşünülürdü . geleneği gereği onu çiğner ve dudaklarıyla suyunu bedenine ve taşıdığı eşyalar üzerine püskürtürdü.ki - mo .yan e f ! � 1 + mo . Bi)ikiwuk.ki - 1 djl - wıı.de mo .de mo . Ojibwa savaşçısı.n e mo . kendim.n e mo.ki . bütün bir yaşam boyunca günde dört kez alınan bu bitki._-_t_-_t_r_-r-��t. Ayağa kal­ kıyorum ben. Kendim kalkıyorum ayağa.ki-yan .ki ._:d r9 Mo . Bu bitkinin. doğruluyorum.ki-yıı. ben yükseliyorum.yan l yan nin .ya. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 77 ._g e TERCÜME: Bi)ikiwuck' in Kökeni: Doğuyorum. 372) � == 100 ( Dru.ıı nin-de mo .nufl. Oj ibwalann taşıdığı asli savaş ilacıydı.

soğuk algınlığına yakalandığınızda ekiznezyayı kullanabilirsiniz. Kökler kurutulabilir. aşağıya inmek zorundadır" . New Mexico . bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi amacıyla kullanılacaksa . Açık morla açık pembe tonları arasında olabilen çiçekleri papatyaya benzer. "Günümüzün bitkisi" olarak adlandırabileceğimiz ekinezya. Eğer genel bir halsizlik hissediyor ve sık sık hastalanıyorsanız ekinezyayı kullanmamalısınız. bu bitkiye erişebilmek için dönümlerce toprağı çapalarıyla delik deşik etmiş­ lerdir. bağışıklık sisteminin etkinliğini artırır. mesela meyan kökü veya kızılkök gibi bitkilerle karışık halde kullanmayı tercih edebilirsi­ niz.EKİNEZYA Echinacea angustifolium Ekinezya. bu bitki en fazla on gün boyunca kullanıldığında etkili olur. ekinezyanın böylesine tanınmış hale gelmesiyle birlikte. kabarık. Bitkinin bu amaç doğrultusunda da olsa aşırı kullanımı. Texas. Eğer herhangi bir sebeple (bağışıklığı desteklemek gibi) bu bitkiyi uzun süre kullanmanız gerekirse . iğneli ve kahverengidir. çiçeğinin ortası ise sert. Çok yıllık bir bitki olup 45-90 cm arasında değişen boylara erişir. Kansas. birkaç gün ara verdikten sonra yeniden başlamalısınız. fakat gücünü koru­ ması için kullanılana dek bütün halinde saklanmalıdır. akyuvarların sayısını. bağışıklık sisteminiz üzerine odaklanarak bir yıl boyunca Sibirya ginseng bitkisini kullanmalı. koni biçimli. belki de günümüz tıbbi bitkiler arasındaki en yaygın bitkiler­ den biri haline gelmiştir. Ekinezya. Bunun yerine. şu üç sebepten ötürü yerinde olmayacaktır: Birincisi. ama kullanırken onu daha başka bitkilerle. Wyoming. İkincisi . Başka bir deyişle . Nebraska ve kısmen de Colorado sınırları içinde yetişen bir bitkidir. taze tohum başları oldukça etkili bir ilaçtır ve tazeyken hazırlanmalıdır. kullanım süresi kısa olmalı ve belli bir hastalığı hedef almalıdır. Eğer ki ekinezya. Üçüncüsü. Önce­ likli olarak kökleri kullanılmakla beraber. gelişmemiş durumda ise daha da kötüleşir. on gün kulla­ nıp. "yukarıya çıkan. 1 78 Stephen Harrod Buhner . büyük şirketler. yemek seçimlerinizi de­ ğiştirmeli ve olabildiğince gerginlikten uzak durmaya çalışmalısınız. Eğer ba­ ğışıklık sistemi yapay olarak çok uzun süre uyarılırsa. bazı bölgelerde yapı­ lan toplu satışa bağlı olarak çevresel tahribat gerçekleşmiştir. Montana. yanıt verme hızlarını ve bakterileri sindirme becerilerini arttırır. koni biçimli çiçekleri olan ve Arkansas. bu süreden sonra etkisi süratle azalır.

. Bu hastalıklar yitip gitsin istiyorum . dokuların onarılması ve bağlayıcı dokuların iyileştirilmesi sü­ recini hızlandırmada oldukça etkilidir. Pezu'ta lena'ke slolye' mayaki'yin na ta' ku econ' maya'si na woyazan wan'zigzi apiye ma'yasi na hena'iyo'kihe kta ke'he kon wana' lehanl' iya'lipe wayin kta tka he'ce iyu'ha owa'kihi kta. Bana tüm bu ilaçlan tanıttın. Anpe'tu kin lehanl' ta'ku wanzi'awa'can mi he oci'ciyakin ktelo'. Bunları söyledikten sonra bitkiyi kullanırken şu şarkıyı dile getirirdi: ı 7 Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 79 . Ekinezya. O her derde deva bir ilaç değildir. Hastalık denetim altına girene dek bir damlalık dolusu tentür saat başı bu şekilde kullanılmalıdır. Beni iyi dinle. 16 Sioux Dualan ve Ekinezyanın Kullanımı Lakota şifacılarından Beyaz Pençeli Ayı'nın (Bear with White Paw) en temel bitkilerinden biri ekinezya idi. ekinezyanın yanlış kulla­ nıldığı da görülmektedir. sana anlatmak istediğim. en iyi sonuçların alınabilmesi için esas teşkil eder. Sarı kantaron ile birlikte merhem haline geldiğinde.Ekinezya. streptokok enfeksiyonlarında. Bilinçli niyetle birlikte güçleri ve sınırlarıyla ilgili farkındalık. Boğazdaki tahriş olmuş dokuyu uyuşturarak belir­ tilerin ortadan kaybolmasına yardım eder. ekinezyaya olumlu yanıt verir ve ekinezya. Tercümesi: Dostum! Ben fakir ve düşkün biriyim. Bugün aklım­ da bir şey var. Şimdi onları etkili bir şekilde kullanmak istiyorum. bağırsaklarda ağrı ve diş ağrısı için kullanırdı. kayda de­ ğer bir şekilde hızlandırabilir. Wy'y azan hena' heyab'iya'yin kte. fakat enfeksiyonun kendisine karşı da doğrudan etkileri vardır. doku onarıcı bir merhemin içinde de başarılı bir şekilde kullanılabilir. belli has­ talıklara erişebilmem için belli şeyler yapmamı istedin. ilacı kullanmadan önceyse aşağıdaki duayı okurdu : Ha mita'kola on masi'ke tanyan' ana'magoptan ya. Yırtılmış bağ dokuları. Tentür halinde kullanılmalı ve ağızdan alınma­ lıdır. Tükürüğünüzle karıştınn ve hastalıktan etkilenen bölgeye yayılmasına izin verin. bademcik iltihabı. . ilaçların belli güçleri kendi içlerinde taşıdıklarından söz ettin. ameliyat sonrası yara izlerinin ve başka yaraların iyileşme süresini. Çok faydalı ve güçlü bir bitki olmasına karşın. Onu. özellikle boğaz hastalığında mu­ azzam bir etkiye sahiptir. Ve bana.

• ge l .ta DIAfA h! . yu!j-ka - ye yo 00 hu no!j· f?hC1 E q U1Kt@Hffll!gt@lr l(ll pa. .. u Ed f?tuı o tr 112 tfü11ırı · r - ıı. ortaya çık! 180 Stephen Harrod Buhner .No. Anne .yu hi - ye yo E f?hJ g · LEJ12r· c j u ltl r hu no!j-pa ma.yu - E ye ıı:ıu· yo ! • na . ortaya çık! Bu dünya üzerindeki iki ayaklı bir şeyi (insanı) iyileştirdim. ph u· u 112r · s r ! . ortaya çık! Dünya üzerin­ deki iki ayaklı bir şeyi iyileştirdim. . yo o.te lıi - - yu ye � & yo .yu Ca.na !ıl . Baba.•.te hi . Song oC Heallng J = 66 Dau>ı not recorded Sung by BEAR·WlTH·WlllTs·PAw (Ca. ka . 674) Voıoa A . ma-ka-ta yuij-ka Oa p!-ya-wa-ka.wa-kıı.talogue No.ye yo TERCÜME: İyileştirme Şarkısı: Baba.yu· - ye pi · ya. ortaya çık! Anne. 90.yu yo ye - u ıı�r · s r hl .te .na h!-yu .te ğa � .

diğer birçok yonca türü ile aynı biçimde kullanılıyor. Bitkinin toprak üstünde kalan kısmı tıbbi olarak kullanılır. mide bulantısı ve boğaz ağrısı durumlarında ağızda çiğnenir. Bitki geleneksel olarak is­ korbüt.Oxalis Oregana Ekşi yonca. Ağızdaki yaralar.Beyaz Pençeli Ayı EKŞİ YONCA Redwood Sorrel . ateşlenme ve cilt hastalıkları gibi durumlarda ve aynı zamanda tümör ve şişliklerin giderilmesi amacıyla yakı olarak da kullanılır. Yapraklan. sıraca. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 181 . tüm diğer yonca türleri gibi ekşimsi ve asitli bir tat verir ve genellikle taze ola­ rak kullanılır. Yakı haline getirilmek istendiğinde de taze olarak kullanılır.

döiı e& her baok sa·hllil-lüıo &·ntlfı·di·yau tJıa\ . we7 auıo·di· 1 am. llll·Wİl·lu. Aşın miktarlar­ da tüketildiği hallerde oksalat zehirlenmesine yol açabilir.e m. Taze yaprak­ lan salatalarda kullanılır.n •be oould walk.-tcwen grew.andlug hai " l' hai-ya·miı. lndlan world in Lan hwin·nis·f.l ko·llL·'x ı. h ai-yü x tein a·nn.fı·kya na·na·İs·yıı·e-. ı.i·ded kt-ma·ü miL Jıai &hla medlelııe wttJı. •he tound ıhe looked." you ara IO i&rge kyü-wlfı·ya·i.. hai-ded &hı. I& will be kut h ıoit· Lö· we hııi·ye-he Is my medioiııe.·iiı·hit hııi·yıı· ııı iL ded M-kya Uıla ıUıe uw. ' :ıcwen·nellk·kllt·toifı pu& lıı 7our mou&h.ıı min·nA·djit hai-ya a·nıı.·:ıcoi·ky1lfı-na·i·ya ıılıe bepıı &o &blıık &hou& !&.xüiı · lıit Neıı& da7 ıbe pul it in b11r moulh. After a. And eiı ı. uygun doz günde 2-4 bardak yaprak çayıdır.." tbey wlll talk dö·:ıı:ii-lifı \bev aev ahe dld. a -tcon · des· ne hai-ylik Aııd ııbe tJıoogb&. And hai·yıı.i ma for lndians whn &he looked around na-tefi-en over tce·xa·neilıo I' apoke. leaveı 10ur. 0. deöx kit·tllu-dtlü-qötct I&.İskorbüt hastalığında taze bitki ya da yapraklarından çayı yapılır.m iı.D·nia·ır... whll• aıı da7 obewed.a one yiıı·. 4 a·din-niı. An7bow nn1.. ..xö-llln·teL kyü.xö-lır." a·don·ne h tıaid.·tcit·yau Tblı 1 82 not kyü·wifı·ya·İn·ynn· ta·tcifı a· hwi. kyü-wifı-ya·in·yan döiı ııa·teiı. Tben auw auv·di·yau em 1 tıı ı.wifı·ya·İn·yan·ta·diiı hır.-towit hai·dfı ııhe oouldn'& walk.. 1 8 Hupalann Kaynak Hikayesi ve Ekşi Yoncanın Kullanımı Fomıula of Medicine for Pregnant Women (Bear's Medicine) ni.. Tlılıı lndian world. Sıephen Harrod Buhner bni I& tcii· miL wltb . saksı bitkisi olarak da güzel görünür. Olaprlng xon·nis·te me İD her bod7 na·wıt· wblle hai·ya Tbere teı.-tcit-den • te &o me. ıo :ıcau-dik •l. n Tblı way 12 .ı. dii·mııııhe everr ııigb& ıhe ehewed. c-il-wi.t11 i t-te wlll lrnow.D·yan·ta·diD llıdluı world Aııd da·xwed-duk·ki· " Why mit·tia U ta·x<m-hıoö-öıır Her owıa beli)' W8)' il WllJ be yau wCW. 8 kllt a·dim-mit W&)'1" auw-:ıca·tiıı·ne " I wonder it &hla s hıoe hıLİ·ya·miı.uy my body nn·de·tcwit·te r wlll lean I&.a d·Le ke·dL·6x min-n8-djö-xii·miı.ııa& W&)' be&r 2 nA-djöx kyü-wifl·ya-in·yan wrJldıag.-toit-yau eats World lıı Uıe mlddle 'bere ıılıe go& t.

Onu Yaratıcı'ya sunarak şöyle söyler: "İşte on paket tütün." Etrafına bakındığında tek bir ekşi yoncanın orada durduğunu gördü .xiifı. Sen Kızılderililerin iyiliği için bu durumdasın.cwit-te htoe Your medicıine lend me. Bir yeni yetme bitti bedeninin içinde.TERCÜME: Gebe Olanlar İçin İlaç Formülü (Ayının İlacı): Dünyanın orta ye­ rinde yürürken. 1 ask you for it. Hupalann Bitkiyi Toplamadan Önce Yaptığı Dua 10 hai-ded eii min-Lftn " Here Bl'e mit-da-Lit-yös miL ten packages." İşte onlar. hai htoit-Lö-we mi-ye nöii-xauto-ne it standa hai-ya-hit-djit xe-e-iL· yöl And then na-ö-düto-de-xtit With them he blows away that my medieine Under put it. ı 12 da-tsin kyii-wifi-ya-in-yan-ta-diiı til-tcwen in Indian world got mueh growe. onun böyle yaptığını söy­ lediler. Onu ağzına aldı. Bir zaman sonra öylesine irileşti ki. " y un ktit xöto-dön " Yes I gueee it İB 14 tawit-te yö to you . hai nit-Lö-we htoü-wa-meL-t. " Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 83 . "onlar da benim gibi Kızılderili dünyasında olacaklar mı?" Ve arkasında birinin sesini duydu.xa·t. Onu her gece ve her gün besledi. Kızılderili dünyasında büyü­ yen bu tütünden çok da fazla yok bende . ktin-naii too dö-htoa-da­ I have not hai-ya-hit-djit hei­ And then kun nü-wa-me-neL­ I will lend it dön kis." hai-ded miix. Onlar benimle bu sayede konuşacaklar. ben onu Kızılderili dünyasında bırakacağım.ce-xö-len that incense. Bunun üzerine düşündü . Bu benim ilacım olacak. ertesi gün yürüyecek durumdaydı ve şöyle düşündü : "Bu ilaç­ la her zaman böyle olacak Kızılderili dünyasında. artık yürüye­ meyecek haldeydi. bununla sen­ den bitki için izin istiyorum. ona şu sözlerle seslenmekteydi: "Beni al ve ağzına koy. Bana ilacını lütfet. neden bu haldeyim diye. There htoit-dje öL-tsit My mind you know. TERCÜME: Bir kimse bitkinin yanına gittiğinde ona tütün ve bir tütsü kökü sunar. Birçokları beni tanımayacaklar. "Acaba" dedi. ktit 80. Ayı bu yana geldi.

onu al ve çocuğun altına koy. genelde tek bir sap halinde 50cm'den bir metreye ka­ dar farklı uzunluklara varabilir. batı bölgelerinde yetişir. Yaygın ipek otu. yüksekliğe eriş­ tiğinde toplanabilir ve kuşkonmaz gibi hazırlanabilir. . Bitkinin küre biçimli kümeler halinde açan pembemsi beyaz çiçekleri vardır. batı Nebraska ve Arkansas'ta da yetişir. en çok Birleşik Ameri­ ka'nın doğusunda görülür. Her biri kendine özgü olmakla beraber. Zatülcenp kökü ise bitkisel olarak en yaygın kullanıma sahip ipek otu çeşididir ki . Bence bu şekilde daha tadı daha yenilebilir bir hale gelmekte. Sütlü. adi ipekotu Asclepias speciosa'nın yanı sıra ölümsüz Asclepias aspenıla ve zatülcenp kökü Asclepias tuberosa. İpek otu oldukça faydalı bir bitkidir. sana bu bitkiyi lütfedeceğim. güzel görünümlü ve çok tatlıdır. Çiçek mevsimi geçtikten sonra bitki. sanının sen benim zihnimi bi­ liyorsun. Filizleri. her biri ince tüylü tohumlarla dolu olan 1 2cm. Bu şekilde hazırlandığı zaman. bağımsız haldeki çiçekler lezzetli. Bitkinin kayna­ tıldığı suyu birkaç kez değiştirmek gerekir.Ve Yaratıcı ona yanıt verir: "Evet bu doğru . geriye kalanı koyu bir şurup haline getirip krep türü yiyeceklerin üzerine dökebilirsiniz. kalın ve beyaz renkteki gövdesi. boyunda büyükçe tohum zarfları meydana getirir." Ve ardından. boyuna erişebilir. Yaprağın damarlan oldukça belirgindir. özellikle güneybatı çöllerinde büyürken. Geniş yapraklan oval. kalp glikozitleri barındırır ve oldukça acıdır. elindeki tütsü kökünü savurur havaya . Su tamamen buharlaştığında . Yaygın ipekotu Asclepias speciosa. 1 0-20cm. Kullanı­ labilir olan yerlerinden biri de yapraklarıdır ki. Ölümsüz türü . onları ıspanak gibi hazırlayabi184 Stephen Harrod Buhner . tadı neredeyse kuşkonmaz gibidir. 19 İPEKOTU Milkweed-Asclepias türleri Bitki tıbbında kullanılan üç ana ipek otu türü vardır. . Bitkinin özsuyu suda çözünür ve suyla birlikte atılır. Onları suda kayna­ tabilirsiniz. vücuttaki etkileri bakımın­ dan birbirine benzer yanlan vardır. bulunduğu bazı yerlerde topluluklar halin­ de yaşadığı da sıklıkla görülür. ve uzun olup 20 veya 25cm. Genelde dağınık halde ve düzensiz olmasına karşın. İşte orada duruyor.

Bununla beraber astıma. sökülebilmesini kolaylaştınr ve bronş yollannı temizler. Belli bir mesafeye kadar toprağın derinliklerine iner. bronşit. aşağı yukan bir kalem boyundadır. idrar söktürücü olarak de işlev gören bitkinin bir diğer özelliği terlemeyi artırmasıdır. mide bulantısı ve kusmaya yol açan etken maddeleri daha yoğun olarak içerirler. sütümsü sıvısının. Kuzeni olan ölümsüz gibi akciğerlerden çıkan lenflerin drenajına öncülük etse de bu işlevi çok da baskın değildir. bulantı başladığında tekrar dozu azaltırım. Tohum zarflan da ince tüylü tohumlarla dolmadan önce bamya tadındadırlar ve epey lezzetlidirler. İpekotu özsuyunun. İlaç olarak kullanılan bitki kökü. mide bulantısı kendini gösterene kadar dozu artırırım. özellikle de akciğerlerin bitkisidir. Ben genelde günde 3 veya 4 kez 1 5 damla ile başlanmasını tavsiye eder. akciğer zarı (plevra) üze­ rinde iltihap önleyici bir etkisi olan zatülcenp kökü ile tedavi edilirdi. ciğerlerde hava kalması (anfizem) ve kistik fibroz oluşumlan gibi kronik sorunlara karşı da etkilidir. Dar yapraklı ipekotu türleri. Kökler genellikle kalın kümeler halindeki yumru köklerden oluşur. eğer ısrarcı davranılırsa kusturacak kadar ileri gidebilir.lirsiniz. akciğer zarı iltihabı. Çiçek tomurcuklan da kaynatılabilir. Akciğerlerin içinde bulunduğu "torbanın" iltihaplanıp kuruması anlamına gelen zatülcenp (akciğer zarı iltihabı) . ciğerlere yerleş­ miş bulunan soğuk algınlığı ile gribe. dolayısıyla onların kullanımı konusun­ da daha dikkatli davranmak gerekir. Aşırı miktarlarda alınması mide bulantısına sebebiyet verirken. her gün düzenli üzerine sürüldüğünde siğiller için iyi bir ilaç olduğu düşü­ nülür.20 Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 85 . kimi zaman da bir anda or­ tadan kaybolur. gücü daha az olsa da aynı etkiyi gösterir. Çoğu ipekotu . bezelye ile kuşkonmaz arası çok özel tatlan vardır. İlaç olarak kullanılan kök. Bronşlardaki balgamı yumuşatır. çoğunlukla.

k. onları tanımlamanın en güvenilir yolu mey­ velerine bakmaktır. Yılan zehirlidir. Yapraklarının bi­ çimleri farklılık gösterdiğinden. Damar büzücüler. onun sütü yılan ısırmasına karşı iyi bir ilaçtır. bitkilerin üzerinde büyüyen. destansı büyük ağaçlarına kadar yaygın olarak rastlanan bir bitki türüdür. anake medicine. onun kadar iyi bilinen yabani sardunya veya turnagagası kullanmayı tercih etsem de. nr� k witdnre ya'tcuk'ha Flower milk snake bite a·ta'a lcj· uıoak� Milk the using ya' lcj· Snake the wfti· medicine Y('JKZ' person 'e foot lcıık good is lai·k wıı'we bite kille may tcu. O iyi bir yılan ilacıdır.Catawbalann İpekotunu Kullanımı (m) lmfbre ya Mil. Genelde kabuğu kullanılsa da yaprak ve ince dalları da güvenle kullanılabilir. 186 Stephen Harrod Buhner .l:'dcıwa'riuıe. Palamutları veya kapçıkları. kabuktakinden iki veya üç kat daha fazla tanen içerebildikleri için güçlü birer ilaçtırlar. bite somewhere go die will. meşe bitkisinin üzerinde veya eteklerindeki topraklara saçılmış halde her zaman görülebilir.weed Medicine for Snake-bite. küçük çalısından. belirdikleri yerlerde tahriş sonucu gelişmiş oluşumlardır. meşeden çok. hücre duvarlarını onaran yapılara yardımcı unsurlardır. Ayağının ısırılmış yerini onunla ov. Bu özellikle de yaraların kapanmasında ya da cilt tahriş olduğunda faydalı bir durumdur. organlara ait dokuların bir araya gelip bağlanmasına öncülük eden. ya ıoi·ti·. TERCÜME: İpekotunun sütü yılan ısırmasına karşı iyi bir ilaçtır. Kimi zaman ağaç uru olarak da isimlendirilen meşe mazıları. Meşe mazılan. Snake poieonous is. may. Meşenin içerdiği tanen mad­ desi. ilaç hazırlarken. yine de dü­ zelebilir.21 MEŞE Oak -Quercus türleri. aigri·'Jıar€'. büzücü olma" özelliğini kazandıran maddedir. ona "bir araya toplayıcı. Birleşik Amerika'nın her yerinde . Meşe. genellikle top benzeri yuvarlaklıktaki. bitki tıbbında bu ağaç gelenek­ sel bağlamda damar büzücü olarak kabul edilir. mi1bari get better ktı1lı8.

O geceyi Willow Creek'in güneyindeki yerde geçirdi. hemoroit gibi durumlarda sıklıkla kullanılmaktadır.22 Bir zamanlar meşe lavmanları. Ve yeniden kadınlan düşünYeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 87 . Sonra tepeler boyunca yürüdü. toz haline getirilmiş bitkinin (yaprak. ishal. Kabuğundan elde edilmiş tozdan bir tatlı kaşığı ka­ darı v. Teexoltewedin'de yaşardı. Sahil boyunca yürüdü . kendisi ise güneye . Kuzeyden güneye tepeleri aştı. deride tahriş. ertesi sabah onlar kuzeye gittiler. usnea veya ekinezya gibi antibiyotik et­ kisi olan bitkilerle karıştırarak kullanmayı tercih ederim. nehrin aşağısına gitti . Büyük bir kaya buldu ve geceyi o kayanın altında geçirdi . Fakat bir gün. Tüm bu durum­ larda. onlara bakarak düşünmeye başladı: "Bir kadınla sevişmek isterim. dizanteri. dişeti iltihaplan. " Ve ardından o yeri terk etti v e kadınlar kuzeye doğru yöneldiler. dal. Onlar oturdu . aşırı dizanteri vakalannın tedavisinde kullanılan başlıca yön­ temdi. Dizanteri belirtileri.ı litre suda l 5 dakika kaynatılır ve söz konusu zarar görmüş bölgeye sürülür. O ise güneye doğru yola çıktı. kendisiyse altın­ da . Güneyden gelen iki kadın gördü . güneye doğru . Orada. Hupa Kaynaklan ve Meşenin Kullanımı İlk Çocuğun Doğumu İçin İlaç Tarifi Yimantuwinyai. Ve yeniden şöyle düşündü : "Bir kadınla ilişkim olsun isterim. Kanayan yaralara.Güçlü bir demleme veya çay haliyle meşe. Birçok zaman meşeyi. meşe bitkisi çayı lavman olarak da başarıyla kullanılır. İshal veya dizanteri durumunda. . O Tseltcedin'e gitti. onlar da oturdular. güneş yanıkları. Onlar kayanın üzerindeydi. Ardından oturdu. kanayan yaralar. Dinlendi . kabuk veya kozalak) doğrudan yara üzerine uygulanmasının daha faydalı olduğunu gözlemledim. . Onlara: "Siz de dinlenin" dedi. " Ardından. Yeniden iki kadın geldi ve geceyi orada geçirdiler. meşe lavmanları sayesinde oldukça kısa sürede ve neredeyse mucizevi biçimde ortadan kaybolmaktadır. yukarıdaki şekilde hazırladığınız çaydan günde 3-6 fincan içebilirsiniz . Dişeti iltihaplanma­ larına kabuğundan yapılan tentür iyi gelir. kendini daha ileriye gide­ meyecek gibi hissedene dek yürüdü. dünyanın orta yerinde güneye doğru yürüyordu. Diğer rahatsızlıklarda ise güçlü bir demleme veya çayı yararlı olur.

eğreltiotuna benzer bir alt yaprak yayılımı vardır. Bu nasıl olur? diye düşündü . "İşte böyle olacak" dedi kendi kendine . onu açarak kabuğu aldı. 20-30cm. Bir bebeğin ağladığını duyunca. yerli halklar arasında en çok kullanılan ve kabul gören bitkilerden biridir. orada yetişen beyaz bir meşeyi görerek şaşırdı. düz bir çiçek kümesi halinde açar.boyuna erişebilir. Bu bitkinin. Yukarıya doğru tek bir sap üzerinde büyür­ ken. Belki de böyle oluşu. Kimi insanlar bu bitkinin yalnızca çiçeklerini ilaç olarak kullansalar da ben yapraklarıyla birlikte kullanmayı tercih ediyorum.meye başladı. onun yerli halklar arasında bu denli yaygın olarak bilinmesini açıklayıcı bir sebeptir. O boşluğun çevresinde bir şişlik büyümüştü . CİVANPERÇEMİ Yarrow-Achillea millefolium Civanperçemi dünyanın dört bir yanında büyüyen bir bitkidir. Bu bitki. Oraya vardığında geri döndü ve kuzeye doğru yol almaya başladı . Ağaca doğru yaklaştı ve yüzünü ona çevirdi. neredeyse naneye benzer. bu onu şaşırttı. "Kızılderililer geldiğinde onlar için bir kolaylık olacak. İçi boş ağacın içinde ağladığını duyuyordu. Orada bir boşluk vardı ve böylelikle o meşe ile sevişti. Böylelikle beyaz meşe açıldı. bir kadınla sevişmeden daha fazla yürümek istemediğini his­ setti. Bulunduğu yerin yüksekliğine bağlı olarak temmuz ayı civarında beyaz. En nihayet dünyanın sonuna gelene dek yürüdü . Hupalar. Kökünü de etkili bir şekil188 Stephen Harrod Buhner . güneye doğru giderken meşe ile seviştiğini anımsadı. baharda açan. O kabuktan bir çay demledi ve onu o yere döktü. herhangi bir bitkiyi toplamadan önce sayfa 183'teki duayı okurlar. " Böylelikle bebeği oradan çıkardı. Yeni­ den beyaz meşenin olduğu yere geldi. Yapraklarını ufaladığınızda . Bebeğin sesi ağacın içinden geliyordu. Ve yine güneye doğru yürümeye koyuldu . ama yine de civanperçemine has bir koku yayılır. Tam o sırada.

. YeryüZü ile Konuşma Sanatı 1 89 .23 Sioux Dualan ve Civanperçeminin Kullanımı Sioux'ların şifacısı Kartal Kalkanı. Bitkinin tentürünün mideyi rahatlattığını gördüm. civanperçemi terlemeyi arttıracaktır. Bitki bütün halinde top­ lanıp kurutulurdu ve hastanın onu çiğnemesi istenirdi. fakat onu toprakta bırakmayı tercih ediyo­ rum ki. O bu bitkiyi bedeninden vurulmuş olanlar için kullanırdı. midenin sağlığını kaybettiği ve yemek borusuna doğru fırladığı fıtık (hiatal hemia) durumunda veya mide duvarının kaslarında bir yırtılma söz konusu olduğunda faydalı olur. Belli ölçüde de olsa kan ba­ sıncını düşürebilir. İnsanları civanperçemi ile iyileştirirken aşağıdaki şarkıları söylerdi. . Sıcak bir çay olarak hazırlandığında. Bu şar­ kıların arasında da. aşın aybaşı kanamalarını başarılı bir şekilde azaltır. Bitki geleneksel olarak genellikle ateşli hastalıklarda kullanılan bir ilaçtır.de kullanmak mümkün aslında. Arada bir de derin soluk verme sesi ile bölerdi şarkılarını. Bu amaç doğrultusunda onu çarkıfelek bitkisi ile birlikte kullanmanın daha yararlı olduğunu gözlemledim. bu amaç için her üç saatte bir damlalık dolusu ten­ tür kullanmanızda fayda vardır. Kartal Kalkanı ona "yaralıların bitkisi" anlamına gelen tao'pi pezu'ta ismini vermişti. hastalarını iyileştirmek üzere yanında taşıdığı özel bir heybede her zaman civanperçemi bulundururdu . yine de ballıbaba ve poleo nanesi ile karıştırarak kullanıldığında daha etkilidir. Çayı veya tentürü de. derinden gelen bağırtılar çıkarırdı. Bu şekliyle. tıpkı fazlasıyla sıkın­ tıda olan bir insanın çıkaracağı gibi . kanamalara karşı harika bir ilaç: kü­ çük veya orta büyüklükteki kesiklerin üzerine konulan kıyılmış yapraklar kısa sürede pıhtılaşmayı başlatır. Taze yaprakları. bir yandan da mideyi sağlıklı bir duruma getirir. Bir yandan hazım işlemini düzenlerken. böylelikle her yıl yeni sürgün verebilsin.

Hasta iyileşmeye başladıkça. 81. "Behold Ali These TJılngs" Sung by EAoLıı SBnLD Yoıca J = 66 (Ca.se il! r� r r wa.ka .. Yaşayacaksın.lj . 5U) DRUJ< not recorded -. Kartal Kalkanı civanperçemini kullanırken bir şarkı daha söylerdi: 1 90 Stephen Harrod Buhner .talogue No...la - ke E r 61ij TERCÜME: Dikkatle Bah Bütün Bunlara: Dikkatle bak bütün bunlara.r ta .No. Yaşayacaksın.ku wa. MM4�� f ( o t. Bak bütün bunlara.ij he r r r lia . Bufalo benzeri bir şey göreceksin. geyiğe benzer bir şey göreceksin.

82. 515) Sung by EAGLE SHIELD �= 1 84 DBuıı: not recorded -·- r Wa. .ke - . Kabuğunda bol miktarda tanen vardır ve tanen maddesinin etki gösterdiği her bir durum için kullanılabilir: İçten kullanıldığında ishali. - - t ıı:H r� . ti . bu bana söylenendir24 KIZILAGAÇ Alder-Alnus türleri.p i haij .talogue No. sap kısmına doğru biraz yuvarlanmış.� -t:- 1 o fa - 1 - ke lo r . 1 wa ma . orta yerine doğruy­ sa daha genişçe bir görünüm sergiler. Kızılağaç . - ki - ye yo TERCÜME: Oturuyorum: Kutsal bir halde oturuyorum ayının ininde .. 4. . Kuzey Amerika boyunca her yerde yetişen kızılağaç. Bu ağaç ilkbaharda çiçeklenir.lj he - ma.ka. ke lo we.nl .ya .IJ ya.No.ye. Geceleri aylak dolanırken. boğaz Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 191 ... Yapraklar kama biçiminde.. Kutsal bir halde oturuyorum.5 metreye kadar büyüyebilen bir çalı veya ağaçtır. neredeyse meşe ile aynı şekilde kullanılır. sonbaharda ise yemiş verir. dişeti iltihaplanmasını.. su kenarlarında sık çalılıklar oluşturur. "I Am Slttlng" VoıoJD (Ce.ij-yaij �ıt me. ka. Kızılağaç. 1 - to ma.ij ma. Colorado'daki en yaygın türü olan Alnus tenuifoliaya bayırların yamaçları ile Alp dağlan etekle­ rinde rastlamak mümkündür.

dıştan kullanıldığında ise kesikleri. ne olur kurtar beni Ey Hayat Veren. çünkü ben dertliyim . büzücü. O da baltası ile salını alır ve ırmağın kenannda büyüyen bir kızılağaca rastlayana dek yol alır. ey sen Doğaötesi olan Azametli. dıştan kullanacağınız zamansa seyrek bir kaynatma şeklinde hazırlamalısınız. ey Şifalara Yol Veren Kadın. İyileştirici gücün ile kan tüküren çaresiz eşimi sağlığına kavuşturmam istiyorum. . sarmaşık zehirlenme­ sini. şişme ve burkulmalan iyileştirici etkisi vardır. Ardından ayağa kalkar ve kızılağacın kabuğundan dört parça keserek eve gider. Haydi tüm kuvvetinle dene ne olur ey sen İyi Yürnyen Kadın. . sen Şifacı Kadın. ilk ve sonbaharda toplamak daha yarayışlıdır. Ne olur kanın çağlayıp geldiği kaynağı durdur. Haydi ne olur. çaresiz eşimin derdine derman ol lüifen . Aynı işlemi bütün kızılağaç kabuklan ile tekrar eder. kızılağaç kabuğunun parçalannı elinde tutarak şu duayı okur: Hoş geldin ey Doğaötesi olan! Sen bana merhamet etmeye geldin.26 192 Stephen Harrod Buhner . Ona bakarak dua eder: Senden merhametini istemeye geldim ey Nehir Kıyısının Doğaötesi Gücü.25 Kwakiutl Dualan ve Kızılağacın Kullanımı Bir kadın kan tükürdüğü vakit. Eve vardığında. kocasından gidip bitki toplamasını ister. Onunla karşılaştığında salından iner ve seçtiği kızılağacın altına oturur. senin lüifetmenle ben iyileşebileyim. Kabuğundan yapılan çay. . . Sana yalvannm bu hastalığa vur ki benden önce ölsün . Bunu söyledikten sonra kızılağaç kabuklanndan birini ağzında çiğner ve tükürüğünü onun suyuyla doldurur. ne olur onu iyileştir ey Nehir Kıyısının Doğaötesi Gücü. kurdeşeni. Kabuğunu her mevsimde toplayabileceğiniz gibi. . bana acı. Kadın. . . öyle ki. . Kabuğu kullanacağınız en iyi zaman taze olduğu veya toplanmasının üzerinden çok da fazla vakit geçmemiş olduğu zamandır. pıhtılaştıncı ve mikrop öldürücü tesirler gösterdiğinden yaralar için birebirdir. iyileştir beni İyileştiren Kadın. kızılağaç kabuğunun kabasını yontarak içtekini daha küçük parçalar halinde böler. Kabuğu iyice emdikten sonra tükürüğü­ nü yutar. İçten kullanacağınız zaman bitkiyi koyu bir kaynatma.ağnsını.

Bitki. güçlükle akan ay­ başı kanamasını da kuvvetlendirecektir. "adaçayı" is­ miyle anılır. Pelinotu kökü pek nadiren kullanılır. Bir çay kaşığı dolusu kurutulmuş bitkiyi bir bardak sıcak suya koyarak 1 5 dakika bekletin. yeşilken toplanıp demet haline getirildikten sonra bir ip yardı­ mıyla asılır. to­ hum ve sapları yılın herhangi bir mevsiminde toplanarak hasat edilebilir.PELİN OTU Wonnwood-Artemisia türleri Misk otu olarak da bilinen pelinotu bitkisinin birçok türleri. Gerçek adaçayları vücuttaki salgılama işlevlerini düşürür. bitkinin tentürünü günde 3 veya 4 kez bir damlalık dolusu ölçüsünde kullan­ dığım da olmuştur. Kuruduktan sonra ise ucu yakılıp tören sırasında "tütsü değneği" olarak kullanılır. oysa toprağın üzerindeki çiçek. süt gibi salgıların yanı sıra terlemeyi ve aybaşı kanamasını azaltır. balgam. genellikle san renkteki kümelerden oluşur. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 93 . güçlü ve hoş bir kokuları vardır. Çiçekleri top biçiminde . bitkinin bu yönde kullanılması durumunda . Kuru veya yaş haliyle terleme çadırında da kullanılan bitki. dolayısıyla da birbirinin yerine kullanılmalan da mümkün değildir. Bu çay. Aslına ba­ karsanız birçok pelinotu türünün birbirinden farklı tıbbi kullanım alanları vardır. Kullanılabilir olan bitkiler. deniz seviyesinden 3000 metre yük­ sekliğe kadar dünyanın pek çok yerinde yetişen bitkilerdir.27 Aybaşı kanamalarını arttırmak için. belirgin biçimde tüylüdürler ve ezildiklerinde taze. Terleme ve aybaşı kanamasını arttırır. ateşli hastalıklarda terlemeyi artırdığı gibi. Pelinotları rahimdeki kan akışını hızlandırdıkları için hamilelik sırasında kul­ lanılmamalan tavsiye edilir. Bu bitki aynı zamanda geleneksel bağlamda tütsüleme amacıyla kullanıl­ mıştır. Bitki. Pelinotları. 20cm'den başlayan türlerinden. Geleneksel olarak. Kaliforniya'ya özgü bir metre boyundaki pelinotuna ve hatta kimi adaçayı çalılıklarında görülen daha yük­ sek boydaki türlere kadar epey çeşitlilik gösterir. Oysa pelinotu türleri vücuttaki bazı salgılan uyarır. Bu yanıltıcı bir isimdir. çünkü onlar adaçayı ailesinden değildir. en az iki hafta düzenli olarak günde iki fincan içilmesi gerektiğinden söz ediyor. Pelinotu çayı acı olmakla beraber. İngilizce'deki isminden de anlaşıldığı gibi bağırsak kurtla­ nna karşı kullanılmış olan bu bitkiyi ben hiç bu amaç için kullanmadım. midedeki hazımsızlığa karşı iyi bir ilaçtır. Buna karşın Michael Moore.

hayırlıdır derler. korlar üzerine serpilerek nefes yoluyla solunurdu . TERCÜME: Size bitkiler vereceğim. Bunun insanı canlandırdığına ve dengelediğine inanıyorum. bu bitkinin kullanımı için ona ayı­ dan gelen görüde bir şarkı öğrenmiştir. 1 94 Stephen Harrod Buhner . . Lakota dilinde bu bitkinin adı "iştahsızın ilacı" anlamına gelen nasu'la yazan'pi ipi'ya idi. böylelikle iyileşeceksiniz.başarıy­ la kullandım.tıpkı sedir ve adaçayı gibi. Bunlara ek olarak. Bitki toplamaya gittiğim zaman.k& wa. Bü­ tün bunlar iyidir. Sioux Dualan ve Pelinotunun Kullanımı Baş ağrısı çeken ve iştahsız olan insanlara Kartal Kalkanı pelinotu verirdi.olum­ suz duygular ve enerjileri dağıttığını düşünüyorum. . Ben bu bitkiyi terleme çadırında -terlemeyi düzenleyici olarak. parmaklarımın arasında ezerim.'ko waSıo' ke'yapo. onlar iyidir. sık sık onun yapraklarından birkaç tanesini elime alır.8to' c!a yam' ktelo' lona. ondan yükselen güçlü kokuyu da gün boyunca koklarım. Kökleri kurutulup toz halinde ufalanır.sıcak taşların üzerine bırakılıp oradan yükselen buharlar nefes yoluyla vücuda alınır. Şarkıyı söylemeden önceyse şu duayı okurdu: Pctu'ta cicu' ktelo' t. bu bitkinin. Kartal Kalkanı.

Yere yakın bir mesafede büyüyen bitkinin kestane renkli. Kökü yuvarlak ve etli olup güçlü baharlı kokusuyla bildiğimiz zencefili andırır. Zengin ormanlık alan­ lardan hoşlanan bu küçük ve güzel bitki. kupa şeklinde çiçekleri vardır.28 YABANİ ZENCEFİL Wild ginger-Asanım canadense Çok yıllık bir yer bitkisi olan yabani zencefilin yapraklan bariz bir şekilde kalp biçimindedir. "Thefi!6 Are Good" Sung by EAGLE SHIELD (Catalogue No. Onlar bir sesle dimdik ayakta dururlar. Nisan ile Mayıs ayları arasında ye­ şerir. 513) TERCÜME: Bunlar İyidir: Derler ki tüm bunlar iyidir.Bu duadan sonra görüde işittiği şarkıyı söylerdi: Voıoa ıJ = 80 Dıio•r not recorded No. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 1 95 . İki yaprak sapı arasında biten çiçeğin üzeri sıklıkla bir önceki yıldan kalma yapraklarla örtülüdür. 84.

İlk veya son­ baharda toplanması gereken bitki taze veya kurutulmuş halde ilaç olarak kullanılabilir. Kış aylannda elleri ile ayaklan hiç ısınmayan insanlara zencefil tek başına yeterli olsa dahi ben genellikle zence­ fili dikenli dişbudak ve kırmızıbiber ile birlikte kullanmayı tercih ediyorum.bense migren için krizantem. ticari olarak satılan zencefilin bu konuda ne denli etkili olduğunu bildiğimiz için. Terlemeyi. Yine ayrıı belirtileri gösteren kadınlarda migren ağrısının da varlığı­ na tanık oluyorum. zencefili S OOmg'lık kapsüller halinde günde 20 kez gibi aşırı miktarlarda aldıklarını . süt sal­ gılanmasını ve kan dolaşımını arttırırlar. özellikle de hamilelikteki sabah bulantısı ve mide bulantısı için kullanılagelmiş ve bugüne kadar da bu tedavide herhangi bir yan etki görüldüğü bildirilmemiştir. özellikle de bağırsaklarda ve midede baş gösteren kramp­ lara karşı etkili olduğu kabul edilir. kan akışı zayıftır ve çoğunlukla kramplar eşliğinde seyreder.Bu bitkinin genelde tıbbi olarak kullanılan kısmı köküdür. El ve ayakları durmaksızın üşüyen kadınlarda aybaşı kanaması ile ilgili de düzensizlikler de görülür. Kan dolaşımının zencefil kullanımı ile uyarılması bütün bu sorunları ortadan kaldırabiliyor.29 Bir fincan dolusu suya bir tepeleme çay kaşığı ölçüsüyle yapılacak çayı da tentür yerine kullanılabilir. Hem yabanisi hem de ticari olarak satılan zencefil. Yabani zencefili en çok. Ra­ himdeki kan dolaşımını düzenleyici etkisine bağlı olarak. çoğunluk ise toz zencefili 250 veya SOOmg'lık kapsüllerde günde 4 kez kullandıklannı belirtmişlerdir. onun bu yönde kullanımı da araştırılmaya değer. bedendeki dolaşımı güçlü bir şekilde uyanrlar. aybaşı kanamasını. Ticari zencefil. Çoğu vaka­ da. Yabani zencefilin. kramplar için de karayılan otu kullanmayı yeğliyorum. bu durumdaki hastaların zencefil tozunu kapsül olarak kullandıkları söy­ lenmektedir. tentür haliyle. hamilelikte kullanıl­ maması önerilir. Buna rağmen ticari zencefil (Zingiber officinale). günde üç veya dört kez bir damlalığın üçte biri kadar kullanırım . Halk tıbbında yabani zencefil. mide bulantısını giderici olarak kullanılmıştır. 196 Stephen Harrod Buhner . Kimileri. eklem roma­ tizmasına bağlı yangılarda olduğu kadar yol tutması veya mide üşütmesinden kayrıaklanan bulantı durumlarında da oldukça etkili bir bitkidir.

Hupa Kaynaklan ve Yabani Zencefilin Kullanımı Çocuğun süratle ve sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi için hazırlanacak ilaç tarifi Dünyanın doğusunda bir yerlerde bir kız yaşarmış tek başına. . doğuya. bebeğiyle birlikte. " Hupalar. Birleşik Devletlerin her bölgesinde büyüyen yerli bir çalıdır. Kadın bebeğin yanına gelmiş ve ilacı almış. O ne kadar da onu almaya çalışmışsa be­ bek durmaksızın uzaklaşmış ondan. Üstelik de hala hiç kimseleri görmemiş . O da o bitkinin yamacında durmuş ve durduğu yerdeki bitki ilaca dönüşmüş. neredeyse düşecekmiş. Bitki neredeyse bir ağaç gibidir ve pek çok yerde boyu 370cm'ye kadar ulaşabilir. hatta insanlann izini bile görmezmiş. Böylelikle düşünmüş ve demiş ki: "Bu bebek nereden geldi acaba?" Öylece zaman geçmiş ve doğum vakti gelmiş. herhangi bir bitkiyi toplamadan önce sayfa 1 83'teki duayı okur­ lar. on­ dan bebek gelmiş . Dallanan sapların üzeri kaba bir kabuk ile kaplıdır. Yanına ilacı da almış ve bebeği onun buhanna tutmuş. Hiç kimsele­ ri. batıya doğru . ilaçla birlikte bebeği de almış . Dişli yapraklan . Kendi kendine şöyle düşünmüş: "Bu bebeği almalıyım yerden . Ve geri dönmüş dünyanın bir ucuna. içteki daha geniş dallarsa düzdür. En nihayet göklerden yere yuvarlanmış. . MÜRVER Elder-Sambucus türleri Mürver. Oysa bebek ondan uzaklaşmış. O da doğumu yapmış. Böylelikle bebek süratle ve sağlıkla büyü­ müş. yıldız biçimli çiçekleri Yeıyüzü ile Konuşma Sanatı 197 . Fakat kıyıya eriştiğinde durmuş ve onun durduğu yerde bir bitki bitmiş yerden. . yumurtamsı ovalden uzun­ lamasına mızrak biçimlisine kadar çeşitlilik gösterir. Fakat bir zaman sonra sebepsiz yere hamile kalmış. ana kökten gelen odunsu saplardan oluşan bir dallanma ser­ giler. tıpkı sumaklar gibi. öylesine yaklaşmış ki suya. Mürver bitkisi. .

Daha düşük düzey­ deki kullanımı ise mide sıvıları ile özsulann salgılanmasını arttırır. Çiçekler. krep ve şarap yapımında kullanılırlar. Çiçekleri ile yapraklarının kullanıldığı bir diğer alan. yangıyı azaltıp iyileşmeyi hızlandırır. önünde oturup ona bakarken şöyle söyler: 198 Stephen Harrod Buhner . Çiçekleri demleme usulü sıcak suda beklettiğinizde (yaş veya kuru çiçeklerden bir tatlı kaşığı bir fincan sıcak suya ilave edilir) . tıbbi bitki alanında sıklıkla kullanılmakta. reçel. bir insa­ nın ömür boyu geçirebileceği tüm hastalıklar kaybolup gidebiliyor. yaralanma durumunda deriyi yumuşatmak ve genel olarak iyileşmeyi desteklemek üzere hazırlanan merhemlerdir. Aynı miktarı soğuk suda hazırladığınız zaman da iyi bir müshil. Yemişler de birçok zaman müshil etkisi için kullanılırlar. onu özgürce kullanmadan önce yeterli bilgilendirme yapılması gerektiğine inanıyorum. Çiçeklerini de krep veya kızartma olarak hazırlamak mümkün. İyice olgunlaştığında neredeyse siyah bir renk alan yemişlerin ilk rengi koyu eflatundur. yukarıdan aşağıya sarkan yemiş kümelerine dönüşürler. Çiçekler. nezle ve saman nezlesi gibi durum­ larda mükemmel sonuç verir. jöle. üst solunum yollarındaki balgam oluşumlarının te­ mizlenmesine destek verirken. Kabuğunun bu denli güçlü bir etki göstermesini göz önünde bulundurarak.ise hoş kokuludur ve düz kümeler halindedir. yazın sonlarından sonbahara doğru . Çi­ çekleri ve yemişleri. bedeni genel anlamda canlandırıcı bir çay hazırlamış olursunuz. İngilizce'de yaşlı anlamına gelen elder ismi­ ne de hakkını vermiş oluyor. Kazmasıyla toprağı kazar ve mürverlerin yetiştiği bir yer bulur. İçteki yeşil kabuklan ile yapraklarından elde edilen suyun 14 veya 28 ml. ama asla kırmızı değildir. etkili bir idrar söktürücü elde edersiniz. Çiçeklerden elde edilen tentür ise (günde üç kez bir damlalık dolusu). üst solunum yollarına bağlı soğuk algınlığı. Halk efsanesine göre mürverin düzenli kullanılmasıyla birlikte . böylelikle uzun bir yaşam vaat eden mürver. kek. Aradığı küçük bir mürverdir. Pişirildiklerinde çok lezzetli olan bu ye­ mişler. etkili bir kusturucu işlevi görür. ölçüsünde kullanılması . bir bardak sıkılmış suyunu günde iki kez sıcak suyla seyrelterek içtiğinizde etkisini gösterecektir.30 Kwakiutl Dualan ve Mürverin Kullanımı Bir kadın hastalanıp da kusamadığı zaman kocası ormana giderek mürver kökü arar.

Ne olur bunun sebebini gün ışığına çıkar. Ne olur onun kendisini durmaksızın bulantı halinde hissetmesine yol açan sebebi kusmasına yardım et. Eşi çanağı elinde tutmuş ona bakarken şu duayı okur: Ey şifa istenen. Bana bulantı yapan sebebi içimden dışan çıkar ki. Kökleri bu taşın üzerine sürter. kusabileyim. Tüm gereken budur. lütfen . Kaptaki kirli suyu boşaltarak temiz su ile doldurur yeniden. Bazen ikinci bir çanak ilaç daha hazırlanıp yine dualar okunur. Eve vardığında ise bir küçük kabın içine su koyar.31 YeryüZÜ ile Konuşma Sanatı 1 99 . . Doğaötesi Güç. ey Doğaötesi Olan. Kaba bir taş alıp onu su dolu kabın içine yerleştirir. senin adın Yaşam Vericidir. ne olur. ey Merhametli olan. . Senin adın Şifacı Kadındır. köklerdeki toprağı yıkayıp temizler. bir parmak kalınlığında keser. ey Doğaötesi olan. Ardından ilacı içer. sen bana merhamet etmeye geldin. su süt rengini aldığında durur ve ilacı bir başka çanağa dökerek eşine verir. Sen sıradan olmayansın ve ben buraya dua etmeye geldim ki gidip çaresiz eşimi kusturasın. O dua eder etmez kökü topraktan kazarak çıkanr ve onu dört parmak uzunluğunda.Ey Doğaötesi Olan.

.

içsel yapıları ve onlar arasında oluşan biyokimyasal tepkimeler ne kadar çok tanımlanırsa.AV HAVEL ÇEK CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI Kutsal bitki tıbbı ile yaptığım yolculuk. Bu anlayış doğrultusunda Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 201 . gücünü yitirmiş görünüyor. Organlanmız. onların işlevleri. Şu andaki biçimiyle tamamlayıcı ve anlam kaynağı olmaktan çok. atalanmızın bildiğinden çok çok daha fazlasını bilebiliriz. aynşma ve şüphe kaynağı halini almıştır. Bu du­ rum insanı neredeyse şizofreninin eşiğine taşımaktadır: Gözlem­ ci konumundaki insan. Aynı durum bizler ve doğa için de geçerlidir.12 GAiA'NIN Docuşu Çağdaş bilimin dünya ile arasındaki geliştirip biçimlendirdiği iliş­ ki. ı -YACI. Bu ilişkide -tuhaf bir şekilde. şeyleri ancak yüzeysel olarak. içinde büyüdüğüm dünyadan daha derin bir dünya ile bağlantı kurmamla sonuçlandı. ger­ çekliğin esas özü olarak bağnazca ele almayı sürdürdükçe daha da yanıltıcı oldu.bir şeylerin eksik olduğu gitgide açıklık kazanıyor. Ve bilim bu boyutu tek başına. bir varlık olarak kendine yabancılaşıyor. fakat buna karşın görünen o ki. gerçekliğin yal­ nızca bir boyutuyla tanımladı. amacını ve anlamını yakalamakta o kadar yetersiz kalacağız gibi görünüyor. evren hakkında. Örneğin bizler bugün. onların birlikte yarattıkları ve bizim "kendimiz" olarak deneyimlediğimiz sistemin ruhunu. Klasik çağdaş bilim. Belli ki gerçekliğin en doğal haliyle ve doğal insani deneyim ile bir bağlantı kurmayı başaramıyor. onlar bizim bildiğimizden çok daha esaslı bir şey­ leri biliyorlardı -bizim şimdi kaçırdığımız bir şeyleri.

Oysa Batı insanı için ya da bilim insanı için bu kavram olduk­ ça yenidir. Buna karşın yerli kültürlerin Gaia ile ilgili derin anlayışları şaşırtıcı bir tezat oluşturmaktadır. . taze tohum yataklarından yoksunluk. kutsal bitki tıbbının çok daha derin bir gerçeklikten doğduğunu kavradım. ama bugün bu bölge (Arizona. hepsi de otların taşınıp gitmesine yol açtı 202 3 Stephen Harrod Buhner . Bu gerçeklik. neredeyse tüm yerli toplumlarda varlığını hissettiriyor gibi görünmektedir.baştan başa tek bir sistem olarak bakış.çalıştığım yıllar boyunca. kendi kendini çekip çevirdiğini fark ettiği yeryüzünün tek bir fizyolojik düzen olduğunu düşünmeye başlamıştır. akademisyen bilim insanlarının içinde yaşadıkları etki alanlarıdır. amaç. yanlış olacağını belirtir. Yeryü­ zü'nün ekosistemini inceleyen Lovelock. litosfer ve hidrosfere bölmekten çok. l 950'li yıllarda ekili alan haline getiri­ len bazı çölleşmiş bölgelerde oyuklar açan hayvanları ortadan kaldırma önerisinde bulunmuşlardı. Chilchinbito yakınlan) kelimenin tam anlamıyla atıl alan haline gelmiştir. NASA bi­ lim insanı James Lovelock'un Gaia Hipotezi adım verdiği çalışmasıdır. özünde fizyolojiktir. Dehşetli bir akıp gitme . seyrek çöl otlarının köklerini koru­ maktı. toprak sıkışması. eğer çayır köpeklerini öldürürsek. yardımcı ol­ maktan çok. Permakültürün babası Bill Mollison buna yanıt verircesine şu sözleri söylemektedir: Çayır köpekleri ile yağmur arasında görünür bir ilişki bulunmadığını bilen pek neşeli bilim insanları. yerküreyi birbirinden ayrı parça­ lar halinde ele alarak biyosfer. Bunlar Dünya'nın gerçek anlamdaki bölünmüşlükleri değillerdir. Bu yanılgıyı birçok alanda görmek müm­ kündür. eğer bu gerçek değerlendirilmeye alınmazsa. Gaia. bu kavramın popülerleşmesine hizmet eden tek istisna. Amerikan yerlilerinin Toprak Ana'ya dair kavrayışlarına kazınmış olan ve söze döküldüğünde. Navaj o'lann. atmosfer. Onlar ancak. düzenin bir bütün içindeki işleyişi üzerinde durmaktadır. 2 Lovelock. . Bu bilinç. bir tür olarak insa­ nın Dünya üzerindeki yaşama herhangi bir şekilde yaklaşımının. Yeryüzü'nün tek bir canlı varlık ve üzerindeki yaşamın da onun çocukları olduğunu ileten algının içinde saklıdır. yağmurlar için ağlayacak kimsenin kalmayacağına dair eski bir uyarıları vardır. Lovelock'un dediği gibi: Dünya'ya -benim Gaia olarak adlandırdığım.

herhangi bir biyobölgedeki nem oranının büyük çoğunluğunu sağlar. o. tıpkı bizlerin de bir bütünün içindeki her şeye dokunduğu gibi . Bu daha çok. Yağmur ormanlannın tahrip edilmesiyle. tüm elementler.Aslına bakılacak olursa çayır köpekleri gibi oyuk açan hayvanlar. havaya geri salınan nem oranının yansını . aynı şeyin farklı biçimlerde ifade edilmesi gibidir. Toprak. . ağaca ulaklık ederler. insan be­ denindeki diyafram gibi işlev görür. o da parçalann toplamı değildir. bütün dinlerde karşımıza çıkan ayrı bir kutsal arketipin eski geleneğine sahiptir. her türlü yaşam biçimi. ay her geçişinde yeraltı su seviyesini alçal­ tıp yükseltirken. tohumla­ rıyla beslenen kuşlardır da . negatif iyonlarla dolu olduğundan yağmurun yağabilmesi için gerekli koşulu hazırlar. Ekosistemde olduğu gibi. bir an için de olsa onları kendilerinden uzaklaştıran çok daha derin. hepsi de ağacın canlı varoluşlarının bütünüdür. . bir insanın yaşam süresi kadar kısa bir zaman ara­ lığında kuraklık oluşmasına sebep olur. soluduğumuz havadaki oksijenin büyük çoğunluğunu üretmekte Yeryüzii ile Konuşma Sanatı 203 . Bir ağacın gerçek kimliği onun parçalannda bulunamaz.4 Nehrin Şifacı Kartalı'nın giriş bölümünde değindiği üzere: "Atalanm bana ağaçlann 'yasayı öğretenler' olduğunu söylemişlerdir. Bu öyle bir bitkidir ki. ancak kendi bütünsel varlığı içinde kavranabilir. Toprak'ın nefes alıp verme düzeninin yanı sıra ağaçlar da yağmurların ya­ ratılmasında önemli unsurlardır. Ağaçlann kesilmesi. Bir ağaç aynı zamanda onu çevreleyen toprağın üzerinde yaşayan mantarlar. meşe de vardır. Ağaçlar. . Toprak'ta nefes alan kanallar açarlar. meşenin gölgesi de vardır. tıpkı diğer yabanıl varlıklar gibi. hatta belki de hemen hepsini temin ederler. Bir ağacın varlığı kabuğunda sona ermez. ağaçlar da hayvanlar için birer bahçedir. Yaşam tüm ya­ şama bağlıdır. çok daha muazzam bir gerçekliğin dokunuşunu hissederler. Bir tohumun içinde palamut da vardır. Or­ manlann. Bir ağaç. Toprak'ın altındaki su biriktiren tabaka." Ağaçların insanlar için özel bir önemi olduğunu sık sık düşünmüşümdür. Tüm kuvvetler. ağaçlann ve ormanların ekosis­ temdeki hayati konumuna dair daha yüksek bir bilinç düzeyine erişildi . Nem ile yüklü hava. Hayvanlar. İnsanlar tarihi bir ağacın önünde durduklarında. öyle bir şey yaşarlar ki. Mollison'un dediği gibi: Bir ağaç . biyosistemde kendi karşılıklı ilişkileriyle varlığını sürdürür. bu hayvanlann açtığı kanallar ve yarıklar sayesinde nefes alır. Orman ve ormanın yarat­ tığı ekosistem. . ormanın kilo­ metrelerce uzağına düşen yağmurların da içinde varolmaktadır.

Amazonlardaki yağmur ormanlarının üzerinde olu­ şan yağmur bulutlarını açıklıkla ortaya koymaktadır. Müzik ile kuş ötüşlerinin elektro­ nik frekanslarını ve ses genişliğini incelemeye başladı.5 Kuşların ötüşü. Carlson. Ottawa araştırmacılarının bir buğday tarlasına dinlettikleri Bach viyolonsel sonatına fazlasıyla benzemekteydi. Holtz. Büyümeyi en çok teşvik eden müzik türünü bulabilmeyi hedef­ leyen araştırmacılar. orman sisteminin nefes alıp verişini görebilmek gerçekten mümkün. Mesela bir zamanlar Chesapeake Koyu'ndaki istiridyeler. Bahar'daki viyolonsel pasajlarının kuşlara özgü şarkıları taklit ettiğini fark ettiğinde bu deneyi daha da ileri götürdü. Zehirli ilaçların kullanılmasıyla birlikte gerçekleşen akıl almaz kuş ölümleri sonrasında. Yeryüzü sistemi Gaia. WorldWatch araştırmacılarının gözlemlerine göre artık aynı görevi yerine getirebilmek için bir yıl gibi bir zamana ihtiyaç duy­ maktalar. Bitkiler bu gözenekleri. ekosistemi anlamaya çalışırken odağımızı genellikle daha bü­ yük unsurları görmeye yöneltiriz. milyonlarca yılda ekosistem içindeki gelişimini sürdürmüş ve bitkilerin büyümesine katkıda bulunmuştu. şimdiyse . Bitkilerin yapraklarında. müzik dinletilen bitkilerin daha iyi büyüyebildikleri keşfedilmişti. aşırı hasat ve kirlilikten ötürü sayıları öylesine azaldı ki. yaprak­ larındaki gözeneklerin işlevi sayesinde atmosferi besleyebiliyorlar. milyonlarca yıldan bu yana kendi kendini düzenle­ miştir. Bitkilerin ekosistemdeki işlevine dair bilgi204 Stephen Harrod Buhner . Biz insanlar. orman sistemleri açısından olağanüstü olumsuz tesirler açığa çıkmıştı. bunlara stomata (gözenek) adı verilir. çok küçük.özellikle de Antonio Lucio Vivaldi'nin Bahar isimli çalışmasıyla-orta­ ya çıktığını buldular. bu eylemin müzikle beraber arttığını farketti. Başka bir deyişle bitkiler. Dan Carlson adındaki bir araştırmacı bunun neden böyle olduğunu keşfetmeye niyetlendi. Bundan birkaç yıl önce. koyun tüm suyunu üç günde filtreleyebiliyordu. Ağaçlarla bitkilerin atmosferi besleyip biçimlendirmesine destek olan kuş türleri artık yoklar. diğerleri de sayıca azaldılar. kendilerini çevreleyen ortamdaki gaz benzeri oluşum­ ları ve buğuyu alıp vermek üzere kullanırlar. ağız benzeri açıklıklar vardır. yapraktaki gözeneklerin işlevini en yüksek düzeye getiren mükemmel bir fre­ kans ve ses genişliği yaymakta olduklarını gördü. klasik müzikten Hint ragalarına ve rockn'roll'a kadar her türlü müzik üzerinde deneyler yaptılar. Yeryüzü'nün yörünge­ sinden çekilen fotoğraflar. Vivaldi'nin bu eseri. Neticede kuş seslerinin. Michael Holtz adındaki müzisyenle birlikte yaptıkları çalışmalar sırasında bu etkinin en çok klasik müziğin belli eserleriyle.oldukları artık herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Artık. Yapılan deneyin neticesinde tarladan alınan mahsul yüzde 66 oranında artmıştı. Birçokları yok oldu.

usneanın akciğerler için mikrop kı­ ncı olmasının yanı sıra . bizle­ rin hoşlandığı fakat anlayamadığı bazı yapılan meydana getirmişse. Genellikle de bu yok oluş bitkilere değil. Bodur ökseotu hakkında araştırma yapmaya koyulduğumda. onun yerli halklar tarafından akciğerdeki kanamaya karşı kullanıldığını öğrendim. Usta tamirciliğin ilk koşulu her çarkı ve dişliyi saklamaktır. Bana göre. ağaçlann sağlığını korumak üzere Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 205 . Washing­ ton'un kuzeydoğusundaki Vision dağlarında bulunan yeni evimin bulunduğu yerde de pek çok ağaç hastalanıp ölmekte. bu evrendeki akciğer sistemlerinin bir parçası olduğunu benimle paylaştığı zaman. Uzmanlann söylediğine göre bu­ nun ana sebebi. Harvard Üniversitesi biyologlanndan Edward O. . yalnızca yağ­ mur ormanlarındaki yok oluşun günde 1 40 ve yılda 50 bin türe yükseldiğini tahmin etmektedir. Nitekim usnea gelip de. yavaş yavaş neler olup bittiği ile ilgili bir şeye uyan­ dım. üstelik akla hayale sığmayacak bir yoğunlukta bitki ölümü gerçekleşmektedir. aynı yok oluş düzeyinin önümüzdeki yüz yıl içinde 1 5 milyona yükseleceğini ve yok olanların çoğunlukla bitki türleri­ ni kapsayacağını ileri sürmektedirler. Yine Alda Leopold'ün Sand County Al manac ta belirttiği gibi: ' Sonsuzluğun akışı içinde. Biçimin işlevden sonra geldiği kabul edildiğinde bitkilerin bu dünya üzerinde önemli bir işlevi olduğu açıkça görülür. Böylelikle bu bitkilerin. Birçokları bu işlevden habersizdir. Yorulmaksızın. bitki ve hayvanlann oluşturduğu bütün.Wilson.miz oldukça azdır (hele de mikroplarla ilgili bilgimiz daha da azdır) . Yeryüzündeki türlerin yok oluş değeri.6 Bazı tahminler. bodur ökseotunun geleneksel olarak ciğerlerin daha ileri safhalardaki aksaklıklarını gidermek için kullanılmış olması olağanüstü ilginç bir durum. Bunun üzerine dua edip konu hakkın­ da düşünmeye başladım. o yapı­ lanmanın sözümona gereksiz unsurlannı çıkanp atmak için akılsız olmak gerekir. bodur ökseotlan . Colorado'daki ağaçlanmızın üzerindekileri 6-7 yıl boyunca söküp atmaya uğraşmıştım ama bu çabamda eksik bir şeyler var gibiydi . normal şartlar altında yılda bir ila on arasındadır. .7 Evrimsel tarihimiz boyunca çok sayıda hayvan türü yok olup gitmiştir ama hiçbir zaman şimdiki kadar çok bitki türünün yok oluşuna rastlanmamıştır. Bitkiler herhangi bir sebepten ötürü evrimleştiler. bitkilerin ekosistemde düzenleyici işlev görüyor olduklarını kavramaya başladım.8 Daha önce uzun yıllar yaşadığım Colorado'daki toprakta da. hayvan türlerine aittir. Bodur ökseotlarıyla ilgili çok düşündüm.

yalnızca kendimiz için varol­ madığımızın farkında olmak ve ona sövmenin pek de yerinde olmaya­ cağı çok daha yüce. bu güçlerle iletişim kurabilmek üzere geliştirdikleri yöntemlere tören adını vermişlerdir. ama basitçe şunu söyler: o yaşayan. kutsal bitki tıbbıdır. Gaia hipotezinin bize anımsattıklarını şu sözlerle anlatmakta: . San­ ki ezelden bildiğimiz bir gerçekliği en sonunda kelimelere döküp seslendir­ miş gibiyiz. birçok insanı güçlü bir şekilde etkisi altına almakta. (Gaia hipotezi bize) uzun zamandan bu yana şüphesini duyduğu­ muz. Bu unutulmuş bilinç. Kendi deneyimlerim­ den ve yaptığım araştırmalardan vardığım sonuç ise. Onların Yeryüzü veya Yaratıcı olarak isimlendirdiği güçlere bizler bugün. Gaia olarak nitelendiğinde.onlara yardımda bulunduklannı fark ettim. tüm dinlere kazınmıştır. bütünsel bir düzendir. gizemli bir varlığın aynlmaz parçası olduğumuzun ayrımına varmaktır. İşte bu . En nihayet bitkilerin bize yaptığı yardımların. Yeryüzü Gaia için yaptıkla­ nnın yanında ancak ikincil bir yeri olabileceğini algılamaya başladım. Vaclav Havel. insanın kendisiyle. kendile­ rinden daha büyük güçlerle belli ilişki ve iletişim biçimleri geliştirmişlerdir.9 james Lovelock. 206 Stephen Harrod Buhner . Bu Gaia kavramı. İşte bu. unutulmuş mitlere yansıttığımız ve belki de içimizde bir yerler­ de uyumakta olan arketipleri modem bir dil ile (hatırlatmaktadır) . Gaia ile iletişim kurabilmek amacıyla geliştirilmiş davranış biçimlerinin bazı­ ları kadimdir ve benim onlara verdiğim isimse. Gaia'nın bilinçli bir varlık olduğunu ileri sürmez. tüm bu sevgi dolu yaşam biçiminin bütününü içine alan Top­ rak Ana'nın sağlığını desteklemekten başkası değildir. Toprak Ana Gaia'nın bir amacı olduğu ve yerli halklann uzun bir geçmişe dayanan davranış biçim­ lerinin bu gerçeğin bilgisini içinde banndırdığı yönündedir. burada yalnız olmadığımızın. ilk defa Gaia'nın nasıl da kendi kendini düzenlediğine böylesi yakından tanık olmuştum. (Kendi kendini düzenleyen Yeryüzü. Gaia ve Tann adını vermekteyiz. dünyadaki konumuyla ve nihayetinde. . Onlann öncelikli işlevi. Yeryüzü'ne ve Evren'e demir atmış bulunan varlığımızın farkında olmaktır. kendi kendini düzenleyen evrenin de aynı biçimde Tann ol­ ması gerektiği gibi bir düşünce makul değil midir?) Yerli halklar. . Onlar. böylesi bir dünyayla ilgili anlayışının temelini biçimlendiren şeylerden biridir. Bü­ tün kültürler bunu farklı biçimlerde öngörmüşlerdir.

Öyle inanıyorum ki bizler. Gaia hipotezinin ayrılmaz bir parçası olan. onları ellerimizin arasında tutmakla geçirdiğimiz süreç içerisinde onların da bizlere dokunmakta olduklarını öğreniriz. kendi yüzümüze. ikisi birlikte yaşam için gerekli olan nemi oluştururlar. Gaia ile kurulan iletişimin temel ifadeleriydi. sıcaklık öylesine fazlalaşırdı ki. Teton Siouxlar'ından Oku'te'nin Francis Densmore'a aktardığı gibi: "Tüm yaşayan varlıklar ve bitkiler. yeryüzünün yardımına muhtaçtır. Ancak pek azı ken­ di yüzüne elini uzatıp dokunuyor. Ve bunu anladı­ ğımızda. Gaia'nın yönünü bildireceklerdir. Güneş kendi başına bitkiler ve hayvanlar üzerine ışığını saçacak olsa. bitkilerin ve tüm yaşamın konuştuğunu duyabilme olasılığı vardır. Atalarımızın sözleri. yeryüzün­ de herhangi bir yaşam söz konusu olamazdı. Bitkilerin kökleri aşağıya doğru giderler ve ne Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 207 . eski bil­ gi toplama yöntemleri bir kez daha geri çağrılabilecek belki de! Bu sayede de kutsal bitki tıbbı. ne şekilde büyüyeceğimizi. Oysa yağmur bulutlan vardır gökyüzünde. kendimize ve birbirimize karşı gösterdiği yaklaşımların içine işle­ miş bir unsur haline gelecek. Bitkileri tanımakla. Yeryüzü ile bağlarımızı onarabilme. tüm yaşam biçimlerinin birbiri ile bağlantıda olduğuna dair içsel anlayış. Eğer güneş olma­ saydı.Bu kadim yöntemler. Gaia bilgisi. kendi türümüzün karşı karşıya kaldığı birçok çevre sorununu bu yöntemleri kullanarak çözebiliriz. böylelikle dünya ile güneş . . dünya karanlık bir yer olur. hiçbir şey büyüyemezdi. eğer dinlemeyi başarabilirsek. bizlerin yaratılış kaynağı olan Yeryüzü'nü ken­ di bedenimizde var edebilmek için hangi yöne doğru değişmemiz gerektiğini öğrenecek ve Gaia'yı tanıma yolunda ilerleyeceğiz. herkesin bildiği bir iyileştirme biçimi olarak kabul görecek. hepsi de ölürlerdi. Bu süreçte bizler ne yapacağı­ mızı. Her birimizin içinde. biz­ lerin yeryüzündeki bir tür olarak kendimizle ilgili bakış açısını adım adım de­ ğiştirmeye başlayacak. Çalışmalarımı yaparken genellikle ofisleri veya sınıf ortamını kullanmakta­ yım. yeni bir zamanın eşiğindeyiz. . Fakat buna karşın gü­ neş. bizleri belli bir noktaya kadar kılavuzlayabileceklerdir. onlar bize gidilmesi gereken doğrultuyu. Bizler. Bu yeni zamanın egemenliğiyle birlikte . dolayısıyla Gaia'ya dokunmak da çok kolay olacak­ tır. çünkü bulundukları ortamdaki her şey insan ürünü. yağmur­ lan taşıyan. Onlara bunu söylediğimde. güneşten gelirler. ders sırasında öğrencilerimden sık sık en yakınlarındaki toprağa dokun­ malarını istiyorum. inanmaz gözlerle bakıyorlar bana. her birimizin Yeryüzü'ne.

tüm kuşların şarkılarından hoşnutluk duysa bile belli bir tür ku­ şun söylediği ezgileri tercih edebilir. Bitki­ ler farklı ailelerden gelirler. Ben delikanlılık çağlarımdan bu yana yaprakları. her birinin kendine yeten bağımsız bir şahsiyet olmasını istemesi­ dir. hepsinin de kendine özgü özellikleri vardır. hepsinden daha fazla yakınlık duyduğu bir hayvan seçebilir. ağaçları ve otları gözlemlerim. Wakan'tanka'nın iki kuşu . Bu aynı zamanda havadaki kümes hayvanları. Her birinin kendine özgü bir yolu vardır. Wakan'tanka. bununla beraber hiçbir kuşun yuvası bir diğerine benzemez. Hayvanlar ile bitkilere ne yapacaklarını Wakan'tanka öğretmiştir. hayvanlar ile insanlar için de durum böyledir. kimisi de çekici yerlerde yaşamayı tercih eder. kutsal taşlarla konuş­ tuğunu söylüyorsa. hayvanlardan bazıları derme çatma meskenlerinden memnuniyet duyarken. Aynı şekilde. birçok kuşun ve daha başka birçok hayvanın yurdudur. Daha henüz birbirinin aynı olan iki tanesine rastlamadım. Wakan'tanka onlara ancak kabaca söyler ne yapmaları gerektiğini . su ise. kimileri diğerlerinden daha iyi yuva yapar. Genel olarak birbirleri ile benzerlik gösterebiliyorlar. Tüm hayvanları sevmekle beraber. Bitkilerin 208 Stephen Harrod Buhner . Taşlar ve minerallerse Wakan'tanka tarafından toprağa yerleştirilmişlerdir. Kimi hayvanlar. Buna rağmen bir insan. ayı ve bufalo. en çok bu taşların rüya­ da belirdiğini ve insanlarla iletişim kuracak durumda olduğunu anlarız. kökler aşağıya doğru yürür. her biri farklı bir yöreye uyum sağlayarak sürdürür yaşantısını. Bu. Wakan'tanka'nın hikmetlerinden birinin belirtisidir. köpek. doğa yasası gereğidir. topraktaki maddeler arasında. Hayvanlar için de durum bundan farklı değildir. Bitkiler Wakan'tan­ ka tarafından gönderilmişlerdir ve onlar.kadar derine inerlerse o kadar nem bulurlar. Onun emri üzerine topraktan biterler. ortamın ko­ şullarına en çok uyum sağlayabildiği yörede yaşamayı seçer. At. bazı taşlar diğerlerinden daha yüzeydedir. iki hayvanı veya iki insanı tamamıyla birbirinin aynı olarak yaratmayışının sebebi. kuşlara yuva yapmayı öğretir. Güneş ve yağmur ile etkileşmesi gereken unsurları yerin üzerine çıkarken. onlar için hazırlanmış olan nemi bulurlar. Aynı türden bile olsalar tüm kuşlar birbirinin aynı değildir. toprak altında yaşamak üzere yaratılmışlardır. ama onlara çok yakından baktığınızda az da olsa bir farklılık çarpıyor gözünüze. Hayvanların ba­ zıları da diğerlerinden daha iyi bir ebeveyndir. sudaki varlıklar ve hatta böcekler için bile geçerlidir. her biri geniş bir alanda yaygın olarak görülebilirse de. Eğer bir şifacı. Hiçbir hayvanın konumu birbirinin aynı değildir. balıklar ile sürüngenlere mesken olur. Orman.

ama daha sağlıklıydılar. eskisi kadar özgür değiller ve kolaylıkla hastalıklara yenik düşüyorlar. Bir hayvanın varoluşu . Ayn değil. Yaşayan tüm varlıklar ve bitkiler bir şeylere hizmet ederler. ne de yaşadıklan o eski ortamı . bir zamanlar olduğu gibi saf değil. Eski günlerde onlar da daha bakımsızdı. saf sular içerlerdi. .tohumlan rüzgarlarla birlikte dört bir yana savrulur durur ve en nihayet büyümelerine en elverişli bir yerde tutunur. Yeryüzü için Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 209 . Bizler midillilerimizdeki değişimi görmekteyiz. şahin ve benzeri kuşlar ile sinekler. Şimdiyse atlanmız belli besinlerin kanşımından yaptığımız yemlerle besleniyor. Bu geçişi yaparken nasıl bir yol izleneceğine dair bilgiye. 10 Zamanımızın zorluklarına. Belki de yeryüzünün ilk yıllannda hayvanlar topraklann büyük bir kısmında amaçsızca dolaşadurmuşlardır. kök salar. insan türü olarak bizi bekleyen zorlu sınavlara rağmen. Ne aynı türden yiyecekleri bulabilirlerdi. Bazı hayvanlar. homo sapie ns in becerisine hala güveni­ yor ve onların Gaia adını verdiğimiz yaşam heyetindeki yerlerini alarak uyum sağlayacaklarına inanıyorum. Bufalolar ge­ niş bir yaşam alanına sahipti ve bugünkü sığırlar gibi öldürülmüyorlardı. kaldı ki bir­ çok derenin suyu da bizlere içme suyu olacak uygunlukta değil. sağladıklan yarar açısın­ dan birbirlerine benzerler. epey değişim geçirmiş olurlardı. eskisi kadar dayanıklılık gösteremedikleri gibi sürekli bakım istiyorlar. amaçlannı belirli eylemler doğrultusunda gerçekleştirir­ ler. saf sular içer. belli besinlerle yaşamlannı sürdürürken. onu çevreleyen ortamın doğal koşullan ile yakından ilgilidir. Eski günlerde uzun mesafeleri hiç su içmeksizin gider. bir parçası olarak. orada güneşin etkisi ile nemin varlığı onlar açısından en yarayışlı bir haldedir. Bu öyle bir yer olur ki. ağır yükleri taşıyabilirlerdi. İnekler. . Missouri Nehri'nin suyu. Eğer ki bufalolar hala burada olsalardı. çünkü buradaki doğal koşullar tamamıyla değişime uğradı. Kızılderililerin durumu da bundan farklı değil. Yeryüzü'nün çektiği acılara . yılanlann bile bir yaradılış amacı vardır. bufalo eti yerlerdi. belki de ayakla­ rımızın dibindeki mütevazı otları dinleyerek ya da kendi kalbimizin ritmik atışlanna kulak vererek veya Toprak Anamız'ın sevgi dolu ve ısrarlı teşvikiyle erişebileceğiz. ta ki kendilerine uygun yerleri bulana dek. ama.

.

Bitki toplamaya başlamadan önce iyi bir bir tanımlama yapın. Bu konuda kendinize bir yol geliştirin. Yalnızca Yeryüzü ile Konuşma Sanaıı 211 . Eğer emin değilseniz. onlann aşağıya doğru tohumlannı saç­ malarına izin verin. Bitkileri toplamadan önce izin isteyin. Yokolma tehlikesi altında bulunan veya tehdit altındaki bitki türlerini asla toplamamalısınız. tüm yaşamla olan bağlantıyı belirtin ve takdirlerinizi paylaşın. teşekkür edin. 4. Soquel. Box 1 683. Bu amaçla tanı koyma anahtarlan ve numune tahlilleri kullanabilirsiniz. CA 9 5073 2 . 5 . Bu bitkilerle ilgili listeleri yerel herbaryumlar veya bo­ tanik bahçelerinden bulup gözden geçirebilirsiniz. 3. o yörenin doğal bitkisi haline getirilmiş olan bitki türlerinin. AHG. yerel bitkinin tamamı ile köklerinin en fazla yüzde l O'unu. Bulunduğunuz yerdeki ve tepelerin başlarındaki olgun ve tohum üreten bitkileri (ata bitkiler) toplamayın.EK YABANİ BİTKİLERİ TOPLAMA E TİGİ VE yÖNERGELER Rocky Dağlan Herbalistler Koalisyonu tarafından hazırlanmıştır Yabani Bitkileri Toplama 1 . Eğer Amerika'da iseniz Amerika Herbalist Birliği'ne başvurup ulusal bir liste bulmaya çalışabilirsi­ niz. yerel bitki yaprakları ile çiçeklerinin en fazla yüzde 30'unu toplayın.

yüksek voltajlı elektrik tellerinden (onlar bitkilerde mutasyona yol açabilir) . bitki tepelerinin ayıklanması . Yer Seçimi 1 . toplama işleminin yapıldığı alandaki 212 Stephen Harrod Buhner .bol miktarda olanları toplayın. yabanıl yaşamın sürmesini sağla­ yacak bitkisel besinin de korunması anlamına gelecektir. Hem Birleşik Devletler Orman Hizmetleri hem de BLM size. Bazı hassasiyeti yüksek alanlarla ilgili olarak daha temkinli davranmalısı­ nız. Kimi BLM ve Orman Hizmetleri. İzin almak: Eğer küçük miktarlar topluyorsanız. park yerlerinden ve ilaç sıkılmış muhtemel alanlardan uzak durmalısınız. ata bitkilerin tohumlama yapmaları için ge­ niş bir çeşitlilik içinde korunması. Eğer kök kazmakta iseniz. Bahçecilik ve Çoğaltma Teknikleri 1 . Rüzgarlarla birlikte gelen hava kirliliğinden. nitekim sorumsuz bir yabani bitki toplayıcısı. Uygulanacak "bahçe­ cilik" teknikleri şu konulan kapsayacaktır: seyreltme. ma­ denlerin veya tanın sanayiinin bulunduğu bölgelerin aşağılanndan. 3 . Bu özel arazileri dahi kapsamına almaktadır. düzenli olarak ilaç sıkımı uygulamaktadırlar. daha az hasara yol açacağı gibi hasat miktarını da arttıracak. 2. dolayısıyla zararlı otlar ile zararlı böcekleri yok eden ilaçlar konusunda bilgi edinmelisiniz. bitki topluluklarının yaşamlarını sürdürebilmesini ve onlar için faydalı olan ortamın bozulmamasını emniyet altına alabilesiniz. Yamaçlarda bulunan bitkiler konusunda özenli davranın . Erozyon etkenlerinin farkında olun. yol kenarlarından (en az 1 5 metre) . köklerin ayrılması. 2. (a) kamp alanları ile piknik yerlerinin yakınlarından. yeniden ekim yapın veya tohumlannı etrafa saçın ve delikleri kapatın. Her yıl aynı yer­ den bitki toplamayın. (b) yürüyüş yollarına 60 met­ reden daha yakın bir mesafeden. gerektiğinde araziyle ilgilenin. ve (c) yol kenarlarından bitki toplayama­ yacağınızı söyleyecektir. Uygun yabani bitkileri toplama teknikleri kullanmak. kayalık bir tepede veya su kenarında bulunan ekosistemi ciddi biçimde değiştirebilir. Toplayıcılık yaparken tutucu davranın ki. az bir ödeme karşılığında BLM (Toprak idare Bürosu) alanlarından ücretsiz toplama izni alabilirsi­ niz. çimenlik alanlardaki ve halka açık parklardaki gübrelerden. genç bitkilerin korunması .

3. . buna karşın.yaprak döküntülerini ve topraklan yerine koyun. gü­ neş henüz onlan soldurmadan toplayın . dolunay veya dolunaya yakın olan zamandır. Bu ekosisteme olan gerçek etkinizi belirleye­ cektir. mümkünse sabahın erken saatlerinde . en azından tomurcuğunun hangi renkte oldu­ ğunu görebilmelisiniz. ağacın mantar çürümesine maruz kalma ola­ sılığını aklınızda tutun. Yabani bitkileri topladığınız alanda mevsimsel gözlemler yapın. Eğer yaprak toplanıyorsa. 2. eskiyen aydır (3/4 kadar küçülmüş) . kökleri dışan çekmeyin. hassas yamaç ekosistemlerinde geri dönüşü olmayan hasarlar bırakabilir. bozulmanın göstergesidir. Yakın yerde topladığı­ nız bitkilerin döküntülerini alıp etrafa yaymanız gerekebilir. Eğer yalnızca küçük dallanndan alacak olursanız. Bitkilerin tepe kısımlannı toplamak için izlenecek geleneksel ay evresi. Kabuklar: Baharda veya sonbaharda toplayın. Kimi bitkilerin çiçek budaması köklerde ve yapraklarda çoğalma sağlar. sağlıklı bir bitki popülasyonunun. tama­ mıyla alın. Ağacı asla soymayın. (Kuzeybatıdaki tecrübeli yabani bitki toplayıcılanndan biri. kabuğun iç kısmı veya kambi­ yum bölgesi. Çiçekleri. Bitkinin tepe veya toprak üstü kısımlan: Sabah saat 6 ile 10 arasında. Kabuklar için geleneksel ay evresi. Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 213 . . Hasadını yaptığınız yerler konusunda özenli davranıp büyüme döngülerindeki de­ ğişiklikleri saptamaya çalışın. bir yavaşlama düzeyine gelene dek yılda yüzde otuz ora­ nında artış gösterdiğini gözlemlemiştir. Bundan daha düşük düzeydeki herhangi bir gözlem. İki yıllıklar: İlk yılın sonba­ harında veya ikinci yılın ilkbaharında toplayın. Ağaçların yoğun olduğu yörelerde seyreltme yapmak uygun­ dur. 3. Kısa kalmış ağaç gövdelerini budama için bırakın. Sert tabanlı ayakkabılar giymek. en sağlıklı görünen ağaçları bırakın. henüz açtıkları zaman hasat edin. 4. güneş henüz gücünü göstermeden toplayın. Kökler: Bitki tohum tuttuktan sonra.) Önerilen Toplama Zamanlan 1. Geleneksel ay evresi yeni aydır. Böylelikle daha sonra da hasat etme imkanı bulabileceğiniz bir koşulu hazırlamış olursunuz. Eğer yaprak topluyorsanız. Pek çok kabukta. en etkin kısmıdır. çiçek açmadan kısa bir süre önce toplamak yerinde olacaktır. alçak kütükleri ise baltalık olarak .

Büyük köklerin orta kısmının kuruyup kurumadığını anlamak için ikiye kesin. Rocky Dağlan Herbalistler Koalisyonu. Parçalarına ayrılmış veya ezilmiş bitkiler niteliklerini bütün halinde sakla­ nan bitkilerden daha çabuk kaybederler. gibi türler dışında. Yaprak veya çiçekleri yıkamayın. olgunlaştıklannda hasat edilmeli . Tel süzgeçleri ve gazete kağıtlannı kullanmayın. 2. gevrediklerinde kurumuş olurlar. olgunlaşmamış fasulye tohumları vb. Bu yaklaşımları geliştirme 214 Stephen Harrod Buhner . Bitkilerin birçoğunu gölgede ve havadar yerlerde kurutun. onları besinlere uygun plastik torbalarda. Kurutma 1 . Onlan gevşekçe yayarak terekler üzerinde de kurutabilirsiniz. 3. saplarının dibinden bağlayarak çapı 2-2. yabani tıbbi bitki topluluklannın korunmasına yönelik yaklaşımlar geliştirmiştir. köklerdeki toprakların hepsi akıp gitmeyecektir. kumaş keselerde veya oksijen ve nem alışverişine izin veren daha başka şekillerde saklamalısınız ki. Kabuklar: Eğer uygunsa dış kabuğu soyun. Yıkamakla. Aromatik özellikleri olmayan büyük ve ağır kökleri uzunlamasına kesebilirsiniz. Tamamıyla kuruduklannda. Öz ve Akmalar: Kış aylannın sonunda veya ilkbahann başlannda toplan­ malı. Kökler: Dışarıya koyun veya asın. Tüm bitkiler.Scm veya daha az olan demetler oluşturun. Tazyikli bir hortumla ve de elle temizleme . Üzerlerindeki böcek ve tozlan antmak için bitkiyi silkeleyin. Saklama 1 . Asılı duran bitkilerin aşağı kısımlanndan parça koparıp bakın. Eğer baş edebileceğiniz miktarlarda ise. Tohum ve Meyve : Narenciye. 2 . 3. Hangi bitkilerin güneşte daha iyi kuru­ duklannı araştınn. 4. niteliklerinden ve kuv­ vetlerinden olabildiğince uzun bir süre faydalanabilesiniz. Üzerlerine tarih yazıp toplandıklan yerin ismini belirtin.4 . 5. 5. Bitkideki aromatik özellikleri ve diğer değerli bileşenleri bozabilen aşın sıcaklıktan ve ışıktan kaçının. özellikle de topraklı kısımlar için kaçınılmazdır.

Ekolojiye yoğunlaş­ mış bir zihinle çalışan yabani bitki toplayıcısı kadar organik ürün yetiştiricileri de bu kayda eklenebilecek konular hakkında cesaretlendirilmektedir. uyarlamaları ve kendi özel amaçlan için uygulamaları amacıyla paylaşılmıştır. Mevsimsel bitki top­ layıcılarının katkılan ile hazırlanan bu kılavuzluklar. nasıl bir sü­ reçten geçip kurutulduğunu belgeleyecek olan bir veri kağıdı hazırlanmıştır. bitki alıcısı ile bitkiyi toplayan gerçek kişiyi temasa geçirerek sorum­ luluk içeren bir davranışı desteklemekti. Bu kılavuzluklar. bitki toplayıcılarının etik bir yabani bitki toplama yaklaşımının temel taşlarını anlaması için yönergeler oluşturmak oldu. hasat edenler ile yetiştiriciler için eğitsel çalışmalar geliştirmek.arzusu. geniş çaplı bir gözden geçirmeye tabi tutulmuşlardır. Asıl amaç bilgi alışverişi yapmak. İlk adım. aynı iş alanında faaliyet gösteren kişiler arasından kendi kendini idare eden yapıla­ rın doğmasını teşvik etmek. Bir sonraki adım. Bu projedeki en son adım. etik yabani bitki toplayıcıları ile organik ürün yetiştiri­ cileri adına bir Doğrudan Pazarlama Kaydı oluşturmaktı. kalite kontrolün gelişmesini destekle­ mekte ve toplayıcılar tarafından etik hasadın uygulanabilirliğini besleyip teş­ vik edebilecek fiyatların belirlenmesine öncülük etmektedir. başka biyobölgelerde yaşayanların da kullanmaları. Yeryüzü ile bitki topluluklarının kutsallığına duyulan derin hislerin bir uzantısıdır. bu kaydı kullanıp onun ilkelerini günlük işlerin­ deki eylemlerine aktarma konusunda teşvik edilmektedir. Bu kaydın kuruluş amacı. biyobölgesel bir yabani bitki toplayıcıları ve or­ ganik ürün yetiştiricileri kooperatifinin kurulmasıdır. Bu sayede yabani bitki toplamanın etiğinden haberdar olan alıcı. organik yetiştirilmiş bitkilerin ihtiyaçlarını karşılayıp sürdürülebilir. kendi felsefesi ile uyum içinde olan bir toplayıcıya destek verecektir. Bu doğrudan iletişim. Bulunan çözümler. bitkiler gönderilirken bu kağıt da onlarla birlikte gönderilir. karşılıklı bir saygının bulunduğu ortamı yaratırken. ekolojik olarak doğru uygulamaları destekleyecek fiyatların belirlenebilmesini mümkün kıl­ mak amacıyla topluluğu bir araya getirmektir. katı ve değişmez birer kural olarak algılanmaktan çok. ne zaman ve ne şekilde hasat edildiğini. Bu yaklaşımlar. bir yandan da etik olarak hasat edilmiş. Bir bitkinin nerede. Bitkisel ürünler üretenler. YeryüZii ile Konuşma Sanatı 215 . yabani bitki toplayıcısının etik felsefesi olarak algı­ lanmalıdır. belli bir biyobölgede etkinlik gösteren ve kar amacı gütmeyen bir topluluk olarak sosyal baskı oluşturmak ve aydınlanmış kişisel bir ilgiyi de kapsamak amacıyla hazırlanmışlardır.

Bizler. Rocky Dağları'nın Herbalistler Koalisyonu olarak biz­ ler. bundan mutluluk duyarız. Kooperatifin amacı. bizden öncekilerin yol açtığı hasarı onarmaya ça­ balıyor olacağız. Bu sayede bizler. başka yabani bitki toplayıcılar. insanların birbirini yönlendirebileciği bir yapının kurulması ve kişisel bütün­ lüğün yaratılabilmesidir. bitkilerin büyüme biçimleri. biyobölgesel diğer kooperatifler ve alıcılar ile bir dergi aracılığıyla paylaşılabilir. çoğaltma ve ye­ tiştirme metotları ve de aşın hasat için getirilebilecek alternatifler üzerine bilgi paylaşımının gerçekleştiği bir araçtır. ortaklık yapılan insanların fi­ kirleri doğrultusunda türlerin hayatta kalabilmesi için gereken sınırlamalar belirlenmelidir. düşünceli davranıp ister doğrudan eylemlerimizden ötürü olsun isterse de dolaylı olarak sessizce rıza gösterdiğimiz için yabani bitki topluluklarına ya da onların yaşadıkları yabanıl yörelere hasar verilmemesi gerektiğine inanıyoruz. ister bitkiler konusuyla ilişkide olsun ister olmasınlar. görülür birer üyesi olabildikleri yıllık toplantılar düzenleyecek olurlarsa . Kooperatifin üyeleri hasatla ilgili olarak. . tehlike altında bu­ lunan. Eğer ki toplu halde ahlaki değerlere arka çıkar. yabani bitki toplayıcıları bir araya gelerek birbirleriyle bilgi paylaşımında bulundukları.Kooperatif. Bir tohum de­ ğişim projesi de geliştirilebilir. Yeryüzü'ne karşı duyduğumuz kutsal güveni koruyup bizden sonra gelecek olanlara -sürdürülebilir ve esenlikli bir gezegende yansımasını bulan. Yeryüzü'nün ağladığını duyabilenleri.yaşama hürmet armağanını verebileceğiz. Bu bilgi. bu ağlayışa yanıt vermeye zorlayıcı bir durum söz konusudur. . onlara uygun davranırsak. Tehdit altında olan. Onlar için Yeryüzü'nün bu küçük yerini korumak ve süregitmesine yardımcı olmak. bitkilere karşı saygıdan yok­ sun olanlar ya hasat tekniklerini değiştirecek ya da pazar ortamından yitip gidecektir. hasat edilirken yanlış bir yöntem izlenmiş olan yerel bitkilerle ilgili bir liste hazırlanmalı. aralarındaki iletişim ağını güçlendirdikleri ve de bitki topluluğunun sesli. ki bu sayede gelecek kullanımlar için yeniden tohumlama yapılsın. Bunu gerçekleştirebilmek için. belli bölgelerin yıpranacak dere­ cede kullanılmaması ve belli bölgelere de yeniden canlanıncaya kadar doku­ nulmaması konusunda bilgi paylaşımında bulunabilirler. gelişimden ve otlatmadan koruyan eylemcilerin bir araya geldikleri bir mekan . uzun vadede sürdürülebilir olanı kısa vadede menfaate hizmet edenin önüne koymamız gerekir ve bunu hem temel hem de kurumsal düzeyde gerçekleştirmemiz gerekir. Kooperatif aynı zamanda bir toplanma yeri olarak kullanılabilir. yöreleri ağaç kesiminden. hasat teknikleri . bir başlangıçtır. ya da aşırı hasat edilmiş. 216 Stephen Harrod Buhner .

NOTLAR

Ônsöz
1.

The Reader's Digest Great Encyclopedic Dictionary. Pleasantville, N.Y., 1977.

2 . Aynı Kaynak.

Bölüm 1. Kutsal Olan ve Yeryüzü
1.

Del Tredici, Peter. Amoldia, 5 1(2):2- 1 5 , 199 1 , yazar tarafından tekrar gözden geçiıilip

2.

Uzun yıllar boyunca bu hikayenin birçok farklı şekillerde anlatıldığına tanık oldum. Kelly

düzeltilmiş ve 224, 1 992 kayıt numarası ve Classic Botanical ismiyle yeniden basılmıştır.
Kindscher, Kansas Üniversitesi'nde Botanik Profesörü olan Phillip Wells'in bu hikayeyi şöy­
le anlattığına değinir: o ağacı kesen, Birleşik Devletler Orman Hizmetleıi'nde çalışan bir
kimsedir ve ağacı kestikten kısa bir süre sonra kalp kıizinden ölmüştür.
3.

Leopold, Aldo. A Sand County Almanac. New York: Ballantine, 1 99 1 , s. 197.

4.

Dudley, Guilford III. Religion on Tıial: Mircea Eliade and His Cıitics, Philadelphia: Temple
University Press, 1977, s. 50.

5.

Underhill, Evelyn. Mysticism. New York: E. P. Dutton, 1 96 1 .

6 . Otto, Rudolph. The idea o f the Holy. New York: Oxford University Press, 1978.
7 . Yoon, Hong-key. Geomantic Relationships Between Culture and Nature in Korea. Chinese
Association for Folklore, 1976.
8.
9.

Eliade, Mircea. The Sacred and the Profane. New York: Harcourt Brace, 1959.
Ryan , ] . Life Support: Conserving Biological Diversity. WorldWatch Paper 1 08, Apıil 1992,
s. 17.

10. Aynı Kaynak.
1 1 . Radin, Paul. Crashing Thunder: The Autobiography of an American Indian. New York:
Appleton, 1920.
1.

2.

Bölüm 3 . Kutsal Bitki Tıbbının Görüleri

Dudley, Guilford lll. Religion on Tıial. s. 52.

Moerman, Daniel E. Medicinal Plants of Native Ameıica. University of Michigan Museum
of Anthropology, Research Reports in Ethnobotany, Contıibution 2, vol. 1 , 1986

3.
4.

Lamb, F. Bruce. Wizard of the Upper Amazon. Boston: Houghton Mifflin, 1 974.
Densrnore, Frances. Teton Sioux Music. Smithsonian Institution: Bureau of Ameıican Eth­
nology Bulletin 6 1 , s. 183, 1 9 18.

Yeryü.zü ile Konuşma Sanatı

217

5 . Messer, Ellen. "Presem and Future Prospects o f Herbal Medicine in a Mexican Commu­
nity," in The Nature and Status of Ethnobotany, by Richard Ford. Ann Arbor: University of
Michigan Museum of Amhropology, Amhropology Paper 67, s. 146, 1 798.
6.

Stevenson, Matilda Coxe. Ethnobotany of the Zuni Indians. Smithsonian lnstitution: Bure­
au of American Ethnology Annual Repon 30, s. 36, 1 9 1 5 .

7.

Densmore, Frances. Papago Music. Smithsonian lnstitution: Bureau of American Ethnology

8.

Kindscher, Kelly. Medicinal Plants of the Prairie. Lawrence: University Press of Kansas,

Bulletin 90, s. 90, 1929.
1992.
9. Densmore, Frances. Teton Sioux Music. s. 25 1 .
1 0 . The Sixth Grandfather: Black Elk's Teachings Given to John Neihardt. Edited b y Raymond
]. DeMallie. Lincoln: University of Nebraska Press, s. 134, 1985.
1 1 . Aynı kaynak, sayfa 235-236.

1 2 . Densmore, Frances. Chippewa Music il. Smithsonian lnstitution: Bureau of American Eth­
nology Bulletin 53, s. 37, 1 9 1 3 ; Menominee Music. Bulletin 102, s. 76, 1934; Uses of Plams
by the Chippewa Indians. Annual Repon 44, s. 322, 1928; Papago Music. Bulletin 90, s.
82, 1929.
13. Stunevam, W. C. The Mikasuki Seminole: Medical Beliefs and Practices. Ph.D. dissenation,
Yale University, s. 143-146, 1955.
14. Densmore, Frances. Nootka and Quileute Music. Smithsonian lnstitution: Bureau of Ame­
rican Ethnology, Bulletin 124, s. 252, 1934.

Bölüm 4. Bir Bitkinin Kutsal Şarkısı
1.

Halifax, joan. Shamanic Voices. New York: E. P. Dutton, s. 32, 1979.

2.

Sturtevam, W. C. The Mikasuki Seminole. s. 1 5 5 .

3.

Swamon, john R . Creek Religion and Medicine. Smithsonian lnstitution: Bureau of American Ethnology Repon 42, 1928.

4. Densmore, Frances. Chippewa Music il. s. 1 6 .
5 . Underhill, Evelyn. Mysticism.
6.

Densmore, Frances. The Belief of the Indian in a Connection Between Song and the Super­
natural. Smithsonian Institution: Bureau of American Ethnology Bulletin 1 5 1 , Amhropo­
logy Paper 37, s. 2 1 7-223, 1953.

7 . Aynı Kaynak.
8.

Femon, William. Iroquois Suicide. Smithsonian Institution: Bureau of American Ethnology

9.

Aynı Kaynak, s . 88.

Bulletin 128, s. 86, 194 1 .
10. Harrison, Kathleen. Seeds of Change Catalog. s. 67, 1994.
1 1 . Densmore, Frances. "Music in the treatment of the sick," in Frances Densmore and Ameri­
can Indian Music: A Memorial Volume. Charles Hofmann, editor. NewYork: Heye Founda­
tion, Museum of the American Indian, s. 72, 1968.
12. Halifax, joan. Shamanic Voices.
1 3 . Densmore, Frances. Teton Sioux Music. s. 254.

218

Stephen Harrod Buhner

14. Aynı Kaynak, s. 255.
1 5 . Aynı Kaynak, 5. 260.
16. Aynı Kaynak, s. 262-263.
1 7. Mooney and Olbrechts. The Swimmer Manu5cript: Cherokee Sacred Formula5 and Medi­
cinal Pre5criptions. Smithsonian Institution: Bureau of American Ethnology Bulletin 59, 5.
156, 1932.

Bölüm 5 . Bitkilerle Kutsal İlişkiler Kurmak
1.

Fukuoka, Masanobu. The Natura! Way of Farming. Tokyo: Japan Publication5, 1985. Doğal

2.

Nabhan, Gary Paul. Enduring Seeds. North Point Press, 1989.

3.

Densmore, Frances. Uses of Plants By the Chippewa Indians.s. 325.

Tanmın Yolu- Kaos Yayıncılık, Eylül 201 1

4.

Fukuoka, Masanobu. Natura! Way of Farming.

5.

Wall, Steve, and Harvey Arden. Wisdomkeepers. Beyond Words Publishing, s. 80, 1990.

6.

Conklin, Harold. The Relation of Hanunoo Culture to the Plant World. Ph.D. dissertation,
Yale University, 1955.

7.

Cameiro, Robert. ''The Knowledge of Forest and Rain Forest Trees by the Kuikuru Indians
of Central Brazil," in The Nature and Statu5 of Ethnobotany, by Richard Ford. Ann Arbor:
University of Michigan Museum of Anthropology, Anthropology Paper 67, s. 205.

8.

Robbins, W. W., J . P. Harrington, and B. Freire-Marreco. Ethnobotany of 194 U NOTES
the Tewa Indians. Smith5onian lnstitution: Bureau of American Ethnology Bulletin, 5 5 , s.
9, 1916.

9.

Plotkin, Mark. "The Healing Forest," i n The Futurist. Jan/Feb 1990.

10. Ford, Richard. The Nature and Status of Ethnobotany. s. 43.
1 1 . Messer, Ellen. Zapotec Plant Knowledge: Classification, Uses, and Communication about
Plants in Mitla, Oaxaca, Mexico. Ann Arbor: University of Michigan Museum of Anthropo­
logy Memoirs 10, part 2, s. 69, 1978.
1 2 . Hoffman, W. J. The Mide'wiwin or "Grand Medicine Society'' of the Ojibwa. Smithsonian
lnstitution: Bureau of American Ethnology Bulletin, Annual Repon 7, 189 1 .
1 3 . Herrick, James William. Iroquois Medical Botany. Ph.D. dissertation, State University of
New York at Albany, s. 1 36, 1977, quoting David jack as recorded by Waugh.
14. Conklin, Harold. The Relation of the Hanunoo Culture to the Plant World. s. 239.
1 5 . Fukuoka, Ma5anobu. The Natura! Way of Farming. s. 1 7 .
16. Herrick, James William. Iroquois Medical Botany. 5. 1 36-137, quoting jes5e Complanter,
as recorded by Fenton.
1 7 . Harrington, John. Tobacco Use Among the Karuk Indians of Califomia. Smithsonian lnsti­
tution: Bureau of American Ethnology Bulletin 94, 1932.
18. Densmore, Frances. Teton Sioux Music. s. 254.
19. Mooney and Olbrechts, The Swimmer Manuscript.

Bölüm 6. Kutsal Yoldan Şifa Vermek
1.

Densmore, Frances. Teton Sioux Mu5ic. s. 245.

Yeryüzü ile Kon�ma Sanatı

219

2.

Sturgeon, Theodore. "Scars," in E Pluıibus Unicom. New York: Pocket Books, 1 977.

3.

Eliade, Mircea. Shamanism. Pıinceton: Pıinceton University Press, s. 229, 1972. Şamanizm­

4.

İmge Kitabevi 1 999

Densmore, Frances. Chippewa Music l. Smithsonian lnstitution: Bureau of Ameıican Eth­
nology Bulletin 45, s. 1 19 , 19 10.

5.

Swanton, john R. Beliefs and Usages of the Chickasaw. Smithsonian lnstitution: Bureau of
Ameıican Ethnology Annual Repon 44, s. 268, 1928.

6.

Dudley, Guilford. Religion on Tıial. s. 77.

7.

Meyerhoff, Barbara. "Shamanic Equilibıium: Balance and Mediation in Known and Unk­
nown Worlds," in Ameıican Folk Medicine, Wayland Hand, editor. Berkeley: University of
Califomia Press, s. 1 03, 1 976.

8. Aynı Kaynak, s. 1 0 1 .
9.

Canda, Edward. Personal communication, 1 993. See also Edward Canda. NOTES V 195
"Gıipped by the Drum: The Korean Tradition of Nongak," in Shaman's Drum 33, Fall/Win­
ter 1993.

10. Densmore, Frances. Papago Music. s. 1 1 6.
1 1 . Popov, Andrei. "How Sereptie Djarroskin of the Nganasans (Tavgi Samoyeds) Becarne a
Sharnan" in Popular Beliefs and Folklore Traditions in Sibeıia, editör Vilrnos Dioszegi.
Stephen Dunn tarafından tercüme edilmiştir. Bloomington: Indiana University Press, s.
1 37-146, 1968.
12. Furst, Peter. "Huichol Conception of the Soul," in Folklore Ameıicas. vol. 27, No. 2 , s.
52-56, june 1967.
1 3 . Eliade, Mircea. Shamanism. Pıinceton: Pıinceton University Press, 1972.
14. Grof, Stanislav, andjoan Halifax. The Hurnan Encounter with Death. New York: E. P. Dut­
ton, 1978.
15. Eliade, Mircea. Shamanism. s. 248.
1 6 . Swanton, john R. Creek Religion and Medicine. s. 638. See also joseph Bruchac. The Native
Ameıican Sweatlodge. Freedom, Calif. Crossing Press, 1993.
1 7. Mooney, jarnes. Sacred Formulas of the Cherokee. Smithsonian Institution: Bureau of Ame­
ıican Ethnology Annual Report 7, s. 322, 189 1 .
1 8 . Aynı Kaynak
1 9 . Fenton, Williarn N. Iroquois Suicide. s. 86.

Bölüm 7. Şifayı Toprağın Derinliklerinden Çıkarmak:
Tıbbi Bitkileri Yabanıl Doğadan Toplama Sanatı
1.

Densmore, Frances. Menominee Music. s. 1 19 .

2 . Leopold, Aldo. A Sand County Alrnanac. New York: Sierra Club Books, pp. 138--3 9,
1966.
3.

Densmore, Frances. Teton Sioux Music. 19 18.

4. Sturtevant, W. C. The Mikasuki Serninole. 1955.
5.

Moore, Michael. Medicinal Plants of the Mountain West. Sante Fe: Museum of New Mexico
Press, 1979.

220

Stephen Harrod Buhner

3. Brown. Omaha Secret Societies. 1968. Medicinal Plants of the Prairie. Joseph Epes." in The Wall Street Joumal. 323. American Botanical Co­ uncil reprint 209. s. Yuwipi: Vision and Experience in Oglala Ritual. 5-7. Bishop. David. Joseph Epes. 23. Norman. Bitkileri İlaç Haline Getirmek: Herbalizmin Teknolojisi 1 . Heye Foundation. Hoffmann. The Sacred Pipe: Black Elk's Account of the Seven Rites of the Oglala Sioux. Healing Herbs o f the Upper Rio Grande. Medicinal Plants of the Mountain West. Nebraska Press. Charles. 195. 2. 1995. 1 18--19. Yeryüzü ile Konu. 8. 3. Menominee Music. 1979. Michael.6. Columbia University Contributions to Anthropo­ logy. 6. Norman: University of Oklahoma Press. 2. Aynı Kaynak. Frances. 2. Yol. 5. Brown. Moore. The Catlin Manuscript. 1. Sandy: Eclectic Medical Publications. Böhim 8. s. S . Densmore. Los Angeles: Southwest Museum. unpublished manuscript by Stephen Buhner. Densmore. Hofman. Kindscher. 1965. Frances. 14: Columbia University Press. vol. 1982. L . November 1 . Powers. Kelly. Lincoln: University of Nebraska Press. R. Frances Densmore and American lndian Music. 24-25 . Uses of Plants by the Chippewa lndians. 29.şma Sanatı 221 . Fortune. 4. Chippewa Music Il. Densmore. 1979. F. 3. Frances. New York: Theosophical Publishing. Washington: British Museum Publications and Bölüm 9. 5. Frances. Frances. Breath of the lnvisible. 1 99 1 . Sante Fe: Museum of New Mexico Press. 196 U NOTES 4. Uses of Plants by the lndians of the Missouri River Region. Mandan and Hidatsa Music. the American lndian. Teton Sioux Music. Curtin. M . Teton Sioux Music. 4 . New York: Museum of 1989." in Plants of Power: Earthkeepers of Six Nations Speak on the Sacred Power of Plants. Densmore. Catlin. Jerry. 7 . Densmore. University of 1993. reprinted from The American Joumal of Pharmaceutical Education. 1923. Bölüm 10. Freesoul. Famsworth. Kutsal Nitelikleri ve Tıbbi Kullanımlan 1. 5. "Deep Ecology and Deep Herbalism. New York: Penguin Books. Melvin. s. Tören: Bitkilerle Daha Derin Bağlar Kurmak Smithsonian lnstitution Press. The Sacred Pipe. King's American Dispensatory. 65. Chippewa Music. s. Jonathon. "Research on Duodenal Ulcer Concludes Eradication of Bacteria is Cost Effec­ tive. William K. George. 1 98 1 . Rocky Dağlannın Dört Kutsal Bitkisi. 43 : 239-24 3 ( 1979). s. s. Gilmore. The Present and Future of Pharmacognosy. s. 1986. Felter and Lloyd. 1932.

Ryan. Moerman. The Religion of the Kwakiutl lndians. Conn. Moore.: Botanica Press. Boas. The New Holistic Herbal. 63. Moore. The Echinacea Handbook. 6. 17. David. Densmore. New York: Columbia University Press. Ahmadjian and Hale. Calif. Rockport. 1930. s. Calif.: Keats Publishing. 222 Stephen Harrod Buhner . Felter and Lloyd. Aynı Kaynak. 15. Chippewa Music 11. The Biology of Lichens. Hobbs. King's American Dispensatory. New Canaan." in Plants of Power: Earthkeepers of Six Nations Speak on the Sacred Power of Plants by Stephen Buhner. and Michael Murray. 7. The Herbal Handbo­ ok. lnc. Michael. . Daniel B. Boston: Houghton Mifflin. s. Michael. Rochester: Healing Arts Press. Usnea. 8. 1 96. The Herbal Handbook. Michael.6. Bölüm 1 1 . s. Speck. Melvyn. 4. Felter and Lloyd. 7. David. 1973. Medicinal Plants of the Mountain West. 5. 24 1 . Christopher. 10. Capitola. Mason. s. Frances. and Symptoms of Menopause. Franz. Mowrey. King's American Dispensatory. Element. 12. Teton Sioux Music. Botanical Influences on Illness. Felter and Lloyd. Hobbs. S. lncluding Biomedical Activities and Com­ pound Presence. Densmore. Contribution 2. 99. s . "Ethnomedical lnformation on Usnea. 1 992. Hoffmann. Teton Sioux Music. s. 10. New York: Academic Press. Werbach. 16. The Scientific Validation of Herbal Medicine. 2. Hoffmann. : Third Line Press. En­ dometriosis. 1934. 1990. 9. 1988. Frank. David. 14. 1990. 2 1 2-13. Drum. Tarzana. 9 . Selena. The Lichens. King's American Dispensatory. Freedom: Crossing Press. 8. 1992. 198 U NOTES Hobbs. 1 3 . 1974. 1 1 . 3. 268. Moore. Aynı Kaynak. New York: American Elsevier Publishing Co. 1986. Hale. 1989. New York: Columbia University Press. Catawba Texts. Usnea: The Herbal Antibiotic. Hoffmann. "Botanical Treatment of Chronic Gynecological Conditions: Infertility. Mass. Frances. Densmore. Portland: Eclectic Medical Publications. Franz. 1 64. 1 1 . Ann Arbor: University of Michigan Museum of Anthropology. Eastem/Central Medicinal Plants. unpublished manuscript. 12. Michael Tierra. Christopher. 1986. The Religion of the Kivakiuti lndians. King's American Dispensatory. Felter and Lloyd. Frances. Daniel E. Medicinal Plants of the Pacific West. Medicinal Plants of the Desen and Canyon West. 54 and 60. editor." 1 99 1 . Foster and Duke. Bitkiler ve Kutsal Kullanım Alanlan ile İlgili Kısa Bir Özet 1." in American Herbalism. "Joining the Devils Club. Boas. Heron. Research Reports in Ethnobotany. Napralert. 1994. Medicinal Plants of Native America. s.

" in Discover. 1906. Bölüm 12. July 4. 29. Teton Sioux Music. Werbach. Alma. 27. 1994. 5 . Teton Sioux Music. Michael. Tompkins. Alma. Washington. s. Foster and Duke. Westem Edible Plants. 25. s. vol. Peter. 10. Boas. Medicinal Plants of the Mountain West. WorldWatch Paper 108. 3 1 . Boas. Mowrey. The Religion of the Kwakiutl lndians. 1989. Frances. Healing Gaia. 259. Havel. "Playing Dice with Megadeath. Franz. Medicinal Plants of the Mountain West. 2 2 1 . 1903. Windsor. Aldo. 1 990. Medicinal Plants of the Mountain West. s. 3. Havel. His Excellency Vaclav Havel. Felter and Lloyd. vols. Pliny Earle. Mollison. 1 1 . New York: Harper and Row. Gaia'nın Doğuşu 1. King's American Dispensatory. Alma. s.C. Calif. Felter and Lloyd. Frank. 2 1 . Felter and Lloyd. Densmore. 23. The Scientific Validation of Herbal Medicine. 1986. 5. 1 99 1 . Felter and Lloyd. on the occasion of the Liberty Meda! Ceremony. 1990. 254-56. O. King's American Dispensatory and Medicology. 3. Hutchins. 9. New Canaan: Keats Publishing. 30. john. Aynı Kaynak. Michael. Medicinal Plants of the Mountain West. s. Densmore. Frances. "A Place for Pesticides?" in WorldWatch Magazine. 1990. Indian Herbology of North America. and Michael Murray. King's American Dispensatory. 8. Vaclav. 2. Jared. Indian Herbology of North America. Hutchins. Tarzana. and Christopher Bird. Michael. Ryan. Harrington. 24. Goddard. s. April. King's American Dispensatory. Botanical lnfluences on Illness. New York: Harrnony Books. : Third Line Press. Densmore. Moore. 2. Vaclav. 28. 22. Life Support: Conserving Biological Diversity. 276-77. Hutchins. Moore. H.18. Leopold. no. Easterrı/Central Medici­ nal Plants. 5 5 . 237-38. Weber. Easterrı/Central Medici­ nal Plants. 4. 20. Franz. james. 6. Easterrı/Central Medici­ nal Plants. Melvyn. Berkeley: University of Califomia Publications. Foster and Duke. Perrnaculture: A Practical Guide for a Sustainable Future. Peter. Hupa Texts. 19. : Island Press. Speck. Diamond. Foster and Duke. Secrets of the Soil. Felter and Lloyd. 26. Lovelock. Michael. Hoffmann. Ontario: Merco. May/june 1992. A Sand County Almanac. 7. 1972. D. 1994. 1992. Bili. 1 . Indian Herbology of North America. King's American Dispensatory. New York: University Medical Publications. The Religion of the Kwakiutl lndians. Moore. Berkeley: University Press. Address of the President of the Czech Republic. Daniel B. Albuquerque: University of New Mexico Press. Address of the President of the Czech Republic. Teton Sioux Music Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 223 . David. s. The New Holistic Herbal. Moore. Ameri­ can Archaeology and Ethnology. Frances. Catawba Texts.

.

Simplers Botanical . (Simplers Botanical'den bulunabilir. P. 1 9 1 8 . Bu kitap. Bureau of American Ethnology Bul­ letin 6 1 . bitkisel ilaçlar hazırlama konusundaki en fayYeryüzü ile Konuşma Sanatı 225 . Ash Tree Publishing. Bitkisel ilaçlar hazırlama ve herbalizm konusunda önerilen kitaplar 1 . . Burada listelediğim kitaplar. •. Kutsal Bitki Tıbbı ile ilgili okunması önerilen kitaplar 1 .O. Kutsal bitki tıbbı ile ilgili daha başka yaklaşımlar. Machelle Small Wright. Machelle Small Wright ve Susun Weed'in çalışmalannda bulunabilir.J�.. Susan S . yine kutsal bitki tıbbı ve Toprak merkezli maneviyata dair birçok kitaptan alınma bilgiyi içermektedir. benim kanımca bir Kelt çalışmasını andırmakta. Wright'ın Perelandra ismini ver­ diği eser. Frances Densmore. �� � v . Weed'in "Bilge Ka­ dınlann Geleneği" isimli eseri ise yine benim fikrime ·göre bir Wicca çalışması . 2 . 1 980. Perelandra Flower Essenses. The Herbal Medicine Maker's Guide. 1 990. Box 39. konuyla doğrudan ilintili olup açık bir dille yazılmış olanlandır. james Green.ÜKUNMASI ÖNERİLEN KiTAPLAR VE BiTKİ KAYNAKLARI �.ı. Forestville.Weed Wise Woman Herbal: Healing Wise. Teton Sioux Muxic. 1 989. CA 9 5436 (707)887-2 0 1 2 ) . Prelandra . 3 . Değinilen kaynakçalar.

Peyote Hunt. Theosophical Publishing. The Sixth Grandfather: Black Elk's Teachings Given to john Neihardt. 1 992. Boyutu ve içerikleri bakımından kutsal bitki tıbbı ile uyumlu bir kitaptır. Element. . 9 .org 226 Stephen Harrod Buhner .Bruce Lamb . 3. Forest Caner. Houghton Mifflin. N . Bu kitabı yazan kişi. 7. 1 9 79 . Bear Tribe Publishing. 2. 1 990. 1 22 Tula­ ne S . özellikle faydalı bulduklanm: Herbal Materia Medica ve Herbal Repertory in Clinical Practice. A Sand County Almanac. En iyi bitkisel şifa kitabı diyebilirim.gaianstudies. Bill Mollison. İskoçya'daki Findhorn topluluğun­ da yaşamış olup Toprak ile kurduğu bağı eserine yansıtmıştır. Path of Power. Kaos. Shamanic Voices. Evelyn Eaton. E . Oxford University Press. F . I Send a Voice. joan Halifax. 1 983. Eserlerinden her biri önemli olmakla beraber. Her ikisini de Southwest School of Botanical Medicine. Comell University Press. 12. University of New Mexico Press. 6 . 1 990. 5. 2. Doğal Tanmın Yolu.dalı kitaplardan biridir. 8. The Education of Little Tree. 1 1 . Michael Moore. The New HolisticHerbal. 1 974. Kutsal Bitki Tıbbı Çıraklık Programı Stephen Buhner www. 1 9 74. Barbara Meyerhoff. 1978. University of Nebraska Press. Ballantine Books. Healing Gaia. Buffalo Woman Comes Singing. Ray­ mond DeMallie tarafından düzeltilmiştir. james Lovelock. Per- makültüre Giriş. Aldo Leopold. Brooke Medicine Eagle. David Hoffman. 1 0 . 1 99 1 . Island Press. Albuquerque NM 87 1 06 adresinden temin edebilirsiniz. 20 1 1 . Wizard of the Upper Amazon.Y: Harmony Books. Masanobu Fukuoka. Sun Bear. 1 984. 4. Permaculture: A Designer's Manual. Dutton. Küçük Ağacın Eğitimi Say Yayınlan 2 0 1 0 . - Kutsal Bitki Tıbbı Çırak Eğitim Programlan 1 . 3. 1 966. Toprak merkezli ilişki ile kutsal bitki tıbbı için gerekli olan zihinsel duruma erişmek üzere okunması önerilen kitaplar 1 . Sinek Sekiz Yayınevi 2 0 1 1 . 1976.

NewYork 1 2498 3. Box 3603 Warrenton. Virginia 2 2 186 (540) 937-2 1 53 Yeryüzü ile Konuşma Sanatı 227 .O.2 . Perelandra Çıraklık Programı Machelle Small Wright Perelandra P. Box 64 Woodstock. Bilge Kadın Çıraklık Programları Susun Weed P.O.

.

telif eserlerinden alıntılann kullanılması konusunda cömertlik göstererek gereken izinleri vermişlerdir: Raymond J. john Redtail Freesoul tarafından yazılan Breath of the Invisible(Gö­ rünmeyenin Nefesi) . Yayın hakkı: 1 986. Franz Boas. DeMallie tarafından yayıma hazırlanmış olan The Sixth Grand­ father(Altıncı Büyükbaba). Ya­ yımcının izniyle yeniden basılmıştır. O. Rocky YeryüZii ile Konuşma Sanatı 229 . Aşağıdaki yayımcılar. Yayın hakkı: 1 984 Nebraska Press Üniversitesi. Yayımcının izniyle yeniden basılmıştır. Onun çalışmalanna NewYork Times gazetesinde ve CNN ile Günaydın Amerika programlannda yer verilmiştir. Califomia Üniversitesi. kültürler arası dinlerin yam sıra yerli halklann kozmolojileri ile marjinal psikoterapi uygulamalan ve bitkisel ilaçlar alanında da uzmanlaşmış bir kişidir. joseph Epes Browrı tara­ fından kayıt altına alınıp basılan The Sacred Pipe(Kutsal Çubuk) . YUWIPI. Ya­ yın hakkı: 1 982 Nebraska Üniversitesi Basımevi. Yayın hakkı: 1 930. Califomia Üniversitesi Basımevi tarafından yeniden basılmıştır. Colombiya Üniversitesi Basıme­ vi. biognosis(yaşamın araştı­ nlması). William K. bitkilerle ilgili derin ekoloji ve Yeryüzünde başanyla yaşamak için gerekli olan zihinsel durumlarla ilgili konularda en güçlü ve etkileyici tamm­ lamalan yapanlardan biri olarak kabul görmüştür. 1 989 Oklahoma Üniversitesi Basımevi. The Religion of the Kwakiutl Indians (Kwakiutl Kızılderililerinin Dini).YAZAR HAKKINDA Stephen Harrod Buhner. Yazann izniyle yeniden basılmıştır. Yayın hakkı: 1976. Powers. Wayland Hand. American Folk Medicine­ (Amerikan Halk Tıbbı) . Yayın hakkı: 1 986. Wildcrafting Ethics and Guidelines (Yabani Bitki Toplayıcılığının Etiği ve Yönergeler) . Yayın hakkı: 1953. john Redtail Freesoul. çağdaşlan arasında. Yayımcının izniyle yeniden basılmıştır.

Harvard Koleji Başkanı ve Dostlan. Meyerhoff. S. Yayın hakkı: 1 9 7 4. Fotoğrafçının izniy­ le kullanılmıştır. Edward R. Yayın hakkı: 1 99 1 . Yayımcının izniyle kullanılmıştır. Mabetteki Ginkgo ağacı. A. Aşağıdaki fotoğrafçılara eserlerini kullanmama izin verdikleri için derinden şükranlanmı sunarım: Barbara C. Peter del Tredici ve Amold Arboretum'un izniyle kullanılmıştır. Edward R. Canda tarafından çekilen. Spongberg. Peyote Hunt. 230 Stephen Harrod Buhner . Comell Universitesi Basımevi. Ramon Medina Silva'nın fotoğrafı.Mountain Herbalists' Coalition(Rocky Dağlan Herbalistleri Koalisyonu) Rocky Dağları Herbalistler Koalisyonu izniyle yeniden basılmıştır. Canda. Amoldia. Yayın hakkı: 1 977. Saman kıyıcılannın üzerinde dans eden Şaman fotoğrafı .

Amerika­ lıların büyük çoğunluğu çiftçiydi ve Kuzey Amerika kıtasındaki birçok insan toprağa yakın bir hayat sürüyordu . Büyük-büyüknine ve dedelerimin dördünü de tanımakla birlikte özel­ likle ikisiyle daha yakın bir ilişkim vardı. Cecil ve Mary Harrod. Bu topraklarda yaşayan yerliler arasında bu kıta Kaplumbağa Adası (Turtle Island) olarak anılmaktaydı.doktorlar hala bitkileri kendi alanlannda kullanmaktaydılar. Ben.1 KuTSAL ÜLAN VE YERYÜZÜ Tüm mistikler aynı dili konuşurlar. İnsanlar onu. yaşadığı kasabadaki bebek doğumlarının evlerde ger­ çekleşmesine hizmet ederdi. zamanımızın insan­ larına fazlasıyla yabancı olan bir ruh ve yaşam anlayışına sahiptiler. herkes onun evinin bir muayenehane olduğunu bilirdi. Ondokuzuncu yüzyılın sonlannda doğup büyümüş olan bu iki insan. hastalığı zıddı ile tedavi eden doktorlar tıp sahasını tekellerine almadan önceki bir zamanda hekim olarak yetiştirilmişti. bu dünyadan aynlanlann da yanında bulunurdu . BaşYeryüzü ile Konuşma Sanatı 29 . o da insanlan tanırdı.antibiyotikler ve penisilin bulunmadan önce. o zamanlar henüz küçük bir yer olan Lousville Kentucky'de büyü­ düm. Büyük-büyük dedem at arabasıyla dola­ şan seyyar bir hekimdi. -AZİZ MARTİN Çocukluğumun geçtiği 1 950'li yıllarda hala geniş aileler vardı. bebeklerin bu dünyaya gelmesi için onlara yardım eder. Büyük-büyük dedem. O. O za­ manlar . çünkü onlar aynı ülkenin sakinleridir.