You are on page 1of 200

GOTTLOB FREGE

aritmetiin
temelleri
say kavram zerine
mantksal-matematiksel
bir inceleme
eviren: H. Blent Gzkn

Y
K
Y

ARTMETN TEMELLER
Say Kavram zerine Mantksal-Matematiksel Bir nceleme

G ottlob Frege 8 Kasm 1848'de VVismar'da dodu. 1869-1871 yllar


arasnda Jena niversitesinde, sonraki be dnemde de Gttingen
niversitesinde eitim grd. Ana dal matematik olmakla bir
likte, fizik, kimya ve felsefe renimi de grd. 1873'te Gttingen
niversitesinde verdii "Sanal Formlarn Dzlemdeki Geometrik
Temsili zerine" balkl doktora teziyle matematik doktoru oldu.
1874'te doent, 1879'da profesr, 1896'da ordinarys profesr oldu.
1914'te emekliye ayrld ve 26 Temmuz 1925'te ld. Analitik felse
fenin ve modern simgesel mantn kurucusu saylr.
Eserleri: Begriffsschrift, eire der arithmetischer rachgebildete Formelsprache des reinen Denkens, (Kavram Yazs) Halle a. S., 1879; Die Grundlagen der Arithmetik: eire logisch-mathematische Untersuchung ber den
Begriff der Zahl, (Aritmetiin Temelleri) Breslau, 1884.
H. Blent Gzkn (Do.Dr.) 1957 ylnda stanbul'da dodu. Orta
renimini Saint Joseph Lisesinde, lisans eitimini ODT naat
Mhendislii Blmnde tamamlad. 1992'de ODT Felsefe Bl
mnden Geometride Uzlamsalclk zerine yazd teziyle yksek
lisans, 2000'de Boazii niversitesi Felsefe Blmnden Kant'ta
Ben'in ve Akln Kuruluu zerine yazd teziyle doktora derecesi ald.
Halen Yeditepe niversitesi Felsefe Blmnde retim yesidir

GOTTLOB FREGE
Aritmetiin Temelleri
Say Kavram zerine Mantksal-Matematiksel
Bir nceleme

ev iren :

H. Blent Gzkn

STANBUL

Yap Kredi Yaynlar - 2812


Cogito -169
Aritmetiin Temelleri / Gottlob Frege
zgn ad: Die Grundlagen der Arithm etik
eviren: H. Blent Gzkn
Redaksiyon: lhan nan
Kitap editr: eyda ztrk
Dzelti: M ahmure leri
Kapak tasarm: Nahide Dikel - E lif Rifat
Bask: Pasifik Ofset
Cihangir Mah. Gvercin Cad. No: 3/1
Baha Merkezi A Blok Haramidere - Avclar / stanbul
eviriye temel alman bask: Felix Meiner Verlag GmbH, Hamburg 1988
(Philosophische Bibliothek; Bd. 366)
1. bask: stanbul, Aralk 2008
ISBN 978-975-08-1521-8
Yap Kredi Kltr Sanat Yaynclk Ticaret ve Sanayi A.. 2007
Sertifika No: 1206-34-003513
Btn yayn h aklar sakldr.
Kaynak gsterilerek tantm iin yaplacak ksa alntlar dnda
yayncnn yazl izni olmakszn hibir yolla oaltlamaz.
Yap Kredi Kltr Sanat Yaynclk Ticaret ve Sanayi A..
Yap Kredi Kltr Merkezi
stiklal Caddesi No. 161 Beyolu 34433 stanbul
Telefon: (0 212) 252 47 00 (pbx) Faks: (0 212) 293 07 23
http://www.yapikrediyayinlari.com
e-posta: ykykultur@ykykultur.com.tr
Internet sat adresi: http://alisveris.yapikredi.com.tr
http://www.yapikredi.com.tr

indekiler

evirenin Sunuu : Frege ve Aritmetiin Temelleri 13


eviri Hakknda 73
ARTMETN TEMELLER
Giri 77
1.

Yakn zamanlarda matematikte yaplan almalar, kantlama


larda kesinlik ve kavramlarn tanmlarnda keskinlik eilimini
ortaya koymaktadr.

2.

Bu eletirel inceleme sayal say [Anzahl] kavramnn kendisini


de geniletmelidir. Kantlamann amac.

3.

Byle bir inceleme iin felsefi saikler: Sayyla [Zahl] ilgili yasa
larn analitik mi, sentetik mi a priori mi yoksa a posteriori mi
olduuyla ilgili tartmalar. Bu terimlerin anlam.

4.

Bu kitabn grevi.

I. Baz Yazarlarn Aritmetiksel nermelerin Doas


Hakkmdaki Grleri 92
Saysal fadeler Kantlanabilir mi? 92
5.

Kant bunu yadsmtr, Hankel ise hakl olarak bunu bir para

6.

Leibniz'in 2 + 2 = 4' kantlamas bir eksiklik iermektedir.

doks olarak adlandrmtr.


Grassmann'n a + b tanm hataldr.

7.

8.

Mill'in, tekil saylarn tanmlarnn gzlemlenmi olgular hak


knda bildirimler olduu ve hesaplamann da buradan geldii
gr temelsizdir.
Bu tanmlar, meruluk kazanmak iin olgularn gzlemini gerek
tirmezler.

Aritmetiin Yasalar Tmevarmsal Doruluklar mdr? 98


9.

Mill'in doa yasas. Mili, aritmetiin doruluklarn doa yasa


lar olarak adlandrrken, bu yasalar, onlarn uygulanmasyla
kartrmaktadr.

10.

Toplama ileminin yasalarnn tm evarmsal doruluklar oldu


unu yadsmak iin dayanaklar; saylarn tm ayn cins deil
dir; saynn tanm, kendiliinden saylarn ortak zelliklerinin
bir kmesini vermemektedir; olaslkla bunu tersinin doru ol
mas ve tmevarmn aritmetie dayanmas gerektii daha akla
yakndr.

11.

Leibniz'in "doutan" terimi.

Aritmetiin Yasalar Sentetik A Priori midir, Yoksa Analitik midir? 103


12.

Kant. Baumann. Lipschitz. Hankel. Bilginin zemini olarak isel

13.

Aritmetikle geometri arasndaki ayrm.

14.

Bal olduklar farkl alanlara gre doruluklarn karlatrl

15.

mas.
Leibniz ve W.S. Jevons'n grleri.

gr.

16.

Onlara kar, Mill'in "dilin ustaca maniplasyonu"nu kmse


yii. Gstergeler, alglayabileceimiz eylere gnderme [bedeuten] yapmadklar gibi bir nedenden dolay bo olarak nitelendi
rilemez.

17.

Tmevarmn yetersizlii. Say yasalarnn analitik yarglar ol


duu sav; bu durumda onlarn kullanmnn ne olduu. Anali
tik yarglarn neminin deerlendirilmesi.

II. Baz Yazarlarn Sayal Say Kavram zerine Grleri 110


18.

Genel sayal say kavramna ynelik bir incelemenin gereklilii.

19.

Saynn tanm geometrik olmamaldr.

20.

Say tanmlanabilir mi? Hankel. Leibniz.

Sayal Say Dsal eylerin Bir zellii midir? 112


21.

M. Cantor ve E. Schrder'in grleri.

22.

Baumann'm Kar Grleri: Dsal eyler kendilerini belirli bir


likler (birimler) olarak bize sunmazlar. Onlarn sayal saylar
bizim onlara bak tarzm za baldr.

23.

Mill'in, saynn, ey ynlarnn bir zellii olduuna ilikin g

24.

Saynn geni uygulam a alan. Mili. Locke. Leibniz'in cisimsel

r savunulamaz.
olmayan metafiziksel ekli. Eer say duyusal bir ey olsayd,
duyusal olmayana atfedilemezdi.
25.

Mill'e gre 2 ile 3 arasndaki fiziksel fark. Berkeley'e gre say,


gerekten eylerin iinde varolmamakta, am a zihin tarafndan
yaratlmaktadr.

Say znel Bir ey midir? 118


26.

Lipschitz'in saylarn oluturulmasn betimlemesi pek doru


deildir ve say kavramnn yerini tutamaz. Say psikolojinin
bir nesnesi deil, nesnel bir eydir.

27.

Schloemilch'in ne srd gibi say, bir sral dizideki bir nes


nenin konumunun tasarm deildir.

Kme Olarak Sayal Say 122


28. Thomae'nin ad vermesi.

III. Birlik (Birim) ve Bir zerine Grler 124


Say Szc Olarak "Bir" Nesnelerin Bir zelliini mi
Dile Getirmektedir? 124
29.

"|iovd<;" ve "birim" terimlerinin karkl. E. Schrder'in, bi


rimi, say atfedilecek bir nesne olarak tanmlamas yararszdr.
"Bir" sfat, bir betimlemeye herhangi bir ey katmaz, bir yk
lem olarak kullanlamaz.

30.

Leibniz'in ve Baumann'm birimi tanmlama giriimleri, kavra


m tmyle bulanklatrmaktadr.

31.

Baumann'm, blnmemitik ve yaltlmlk lt. Birlik (bi


rim) ideas (Locke'da olduu gibi) her bir nesne tarafndan bize
verilmez.

32.

Dil, bir anlam kaymasyla da olsa, blnmemi olmakla yaltl


m olmak arasnda bir balant olduuna iaret ediyor.

33.

Bir birim lt olarak (G. Kpp'n dnd gibi) blnmez


lik savunulamaz.

Birimler Birbirleriyle Ayn mdr? 128


34.

"Birim (birlik)" adnn zemini olarak aynlk [Gleichheit], E. Schrder. Hobbes. Hume. Thomae. eyler arasndaki farklar soyutla
mak, bize onlarn saylarnn kavramn vermez, ne de eyleri
bir dieriyle ayn klar.

35.

okluktan sz edeceksek, farkllk, gerekten de zorunludur.


Descartes. E. Schrder. W.S. Jevons.

36.

Birimlerin farkl olduu grnde karlalan glkler. W.S.


Jevons'ta farkl ayrlklar.

37.

Locke, Leibniz ve Hesse tarafndan saynn birim ya da bir cin


sinden verilen tanmlar.

38.

"Bir" bir zel addr, "birim" bir kavram-terimidir. Say birimler


olarak tanmlanamaz. "Ve" ve + arasndaki ayrm.

39.

Birimlerin aynl ile ayrt edilebilirliini badatrmaktaki zor


luk, "birim" szcnn okanlamll ile rtlmtr.

Ortadaki Sorunun stesinden Gelme Giriimleri 135


40.

Birimler arasnda ayrt etme arac olarak uzay ve zaman. Hob


bes. Thomae. Onlara kar, Leibniz, Baumann, W.S. Jevons.

41.

Am aca ulalamamtr.

42.

Birimler arasnda ayrt etme arac olarak bir sral dizideki ko


num. Hankel'in sunuu.

43.

Schrder'in nesneleri 1 gstergesiyle resmetmesi.

44.

Jevons'n farkllklarn varln koruyarak, farkllk zelliin


den soyutlama abas. 0 ve 1 de dierleri gibi saydr. Sorun ay
nen devam ediyor.

Sorunun zlmesi 141


45.
46.

zet.
Bir say tmcesi [Zahlangabe], bir kavram hakknda bir bildirim
iermektedir. Bir kavrama atfedilen saynn deiebildii halde
kavramn deimeden kald hakkndaki kar k.

47.

Say tmcelerinin olgu tmceleri olduu, kavramlarn nesnelli


i ile aklanmtr.

48.

Baz glklerin giderilmesi.

49.
50.

Spinoza'da bulunan destek.


E. Schrder'in alntlanan aklamas.

51.
52.

Bu aklamann dzeltilmesi.
Almanca bir deyimde bulunan destek.

53.

Bir kavramn vasflaryla onun zellikleri arasndaki ayrm. Va

54.

Birim, say hakkmdaki bir tmcenin znesi olarak adlandrla

rolu ve say.
bilir. Birimin blnemezlii ve smrlandrl? Aynl ve ayrt
edilebilirlii? [Gleidheit und Unterscheidbarkeit]

IV. Sayal Say Kavram 150


Her Tekil Say Kendi Bana Varolan (bamsz) Bir Nesnedir. 150
55.

Leibniz tarafndan yaplan tekil say tanmlamalarn tam am la

56.

Yaplmaya allan tanmlamalar kullanlamaz, nk burada

57.

Bir say tmcesi, saylar arasndaki bir eitlik [Gleichurg] olarak

58.

Saynn kendi bana varolan bir nesne olarak tasarmlanam az-

59.

Bir nesnenin tasarmlanam az olmas, onu aratrmaktan vaz

60.

Somut eyler bile her zaman tasarmlanabilir deildir. Bir szcn

ma giriimi.
tanm, saynn yalnzca bir e olduu bir bildirimdir.
grlmelidir.
lma kar k. lkece say tasarmlanamaz.
gemek iin bir neden deildir.
gnderimini, bir tmce balamnda gz nne almamz gerekir.
61.

Saylarn uzaysal olmad kar k. Her nesnel nesne uzaysal


deildir.

Sayal Say Kavramn Elde Edebilmek in, Bir Saysal Eitliin


Anlamn Saptamamz Gerekir. 155
62.

Saysal eitlik iin bir lte gereksinimimiz var.

63.

Olanakl lt olarak eleme. Aynln saylara zg bir ekilde

64.

Benzer yntemlerden rnekler: Bir izginin yn, bir dzlemin

65.

Bir tanmlama giriimi, ikinci bir kuku: Aynln yasalar sa


lanm mdr?

tanmlanmasndan duyulan mantksal kuku.


ynll, bir genin ekli.

66.

nc kuku: Aynlk lt tm durum lar kuatamyor.

67.

Bir nesnenin verilme tarzm, bir kavramn tanmlayc vasf ola


rak almak lt sorununa bir are deildir tamamlayamayz.

68.

Bir kavramn kaplam olarak sayal say.

69.

Aklama.

Tanmmzn Tamamlanmas ve Onaylanmas 163


70.

Kavram-bamts.

71.

Bir bant yardmyla eleme.

72.

Bire-bir eleme bants. Sayal say kavram.

73.

Eer F kavramnn altna den nesnelerle, G kavramnn altma


den nesneleri bire-bir eleyen bir bant varsa, F kavramna
ait olan sayal say, G kavramna ait olan sayal say ile ayndr.

74.

Sfr, "kendisiyle ayn olmayan" kavramna ait olan sayal saydr.

75.

Sfr, altma hibir eyin dmedii kavrama ait olan sayal say
dr. Eer sfr o kavrama ait olan sayal say ise, o kavramn altna
hibir nesne dmez.

76.

"n, doal saylar serisinde dorudan m'yi izler" dilegetiriinin

77.

1, "0 ile ayn" kavramna ait olan sayal saydr.

78.

Bizim tanmlarmz araclyla kantlanacak tmceler.

79.

Bir seride izlemenin tanmlanmas.

80.

Ayn konu hakkndaki yorumlar. zleme nesneldir.

tanmlanmas.

81.

"x, y ile sonlanan <p-serisinin bir yesidir" dilegetiriinin tanm

82.

lanmas.
Doal saylar serisinin en son yesi olmadna ilikin kantla
mann ana izgileri.

83.

Sonlu sayal saylarn Tanm. Doal saylar serisinde hibir son


lu sayal say, kendini izlemez.

Sonsuz Sayal Saylar 177


84.

"Sonlu sayal say" kavramna ait olan sayal say, bir sonsuz sa
yal saydr.

85.
86.

Cantor'un sonsuz sayal sayar; "g". Terminolojideki farkllk.


Cantor'un ardk izleme kavram ve benim seride izleme kavra
mm.

V. Sonu 180
87.

Aritmetiin yasalarnn doas.

88.

Kant'n analitik yarglarn deerini kmsemesi.

89.

Kant'n tmcesi: "Hissetm e yetisi olmadan hibir nesne bize ve

90.

Aritmetiin yasalarnn analitik doalarnn tam bir kantlan

rilemez." Kant'm matematie yapt katk.


iin, halen hibir halkas eksik olmayan bir karm zincirine ge
rek duyuyoruz.
91.

Benim Begriffsschrift, bu eksiklii doldurabilecektir.

teki Saylar 185


92.

Hankel'e gre baz saylarn olanann sorulmasnn anlam.

93. Say, ne bizim dmzda uzaydadr, ne de zneldir.


94.

Bir kavramn elikiden uzak olmas, o kavramn altma bir nes


ne dmesinin gvencesi deildir ve bunun da ayrca kantlan
mas gerekir.

95.

(c - b), yle kolayca, karma problemini zen bir gsterge ola


rak grlemez.

96.

Matematikiler kendi isteklerine gre eyler yaratamazlar.

97. Kavramlar, nesnelerden ayrt edilmelidir.


98. Hankel'in toplamay tanmlamas.
99. Formalist kuram kusurludur.
100. arpmann gnderimini zel bir yolla genileterek karmak sa
ylarn bir yorumunu yapma giriimi.
101. Byle bir yorum yaplmad srece kantlamalar ikna edicilii
yapaydr.
102. Bir ilemin yaplabilme olanana sahip olduunu kabul etmek,
onun icra edilmesiyle ayn ey deildir.
103. Kossak'm karmak saylar tanmlamas, bir tanmlamaya yal
nzca yol gsterme nitelii tar ve aritmetie yabanc elerin
ona sokulmasn engelleyemez. Karmak saylarn geometrik
temsili.
104. Gerekli olan, yeni saylar iin bir yeniden tanma yargsnn anla
mn saptamaktr.
105. Aritmetiin ekicilii onun aklsal niteliinden kaynaklanmak
tadr.
106-109. zet.

Frege ve Aritmetiin Temellen

Frege, 1897'de yazm olduu, ama ancak lmnden sonra


yaymlanm olan Mantk'ta unlar yazyor: "Manta atfettii
miz grev, konusu ne olursa olsun tm dnme faaliyetlerinde
en yksek genellikte neyin salandn syleyebilmesidir. D
nmemizin ve bir eyi doru kabul etmenin kurallarnn doru
luun yasalaryla belirlenmi olduunu varsaymak zorundayz.
Kurallar, yasalarla birlikte verilmi olmaktadr. Dolaysyla diye
biliriz ki: Mantk, doruluun en genel yasalarnn bilimidir."1
Yine lmnden sonra yaymlanm olan baka bir yazsnda:
".. .mantk yasalar, 'doru' szcnn ieriinin aa kma
sndan baka bir ey deildir. Her kim ki bu szcn anlamn
kavrayamaz,... mantn grevinin ne olduu konusunda ak bir
fikre sahip olamaz."2 Frege iin mantk, doruluun ne olduu
nun aa kmas ve doruluun yasalar araclyla hakikatin
rtsnn almasdr ki, aslnda bu son ifade kendisinden nce
ki pek ok dnre atfen de kullanlabilir. Frege'yi kendisinden
nceki dnrlerden ayrt eden, manta, mantkla doal dilin
ilikisine olan farkl yaklamdr; ve bu yaklam, mantkta bir
devrime karlk gelecek ve Frege'yi modern simgesel mantn
kurucu babas yapacaktr. Frege, mant, doal dilin rgsnn
iinde ve onun zemininde aram, doal dili bir yandan mm
kn klan, ama bir yandan da doal dilin kendisinin stn rt
1
2

Frege, Posthumous VVritings. ev. P. Long ve R. VVhite, s. 129, Blackwell 1979


(Nachgelassene Schriften, [NS] s. 139); bundan sonra PW / NS.
PW s. 3/NS s. 3.

t bu yapy, hem doal dilden hareket ederek, hem de doal


dili zmleyerek yapmtr. Buradaki yeni soru, doal dilin 'ne'
araclyla zmleneceidir; yani doal dili, hem onun snrla
r iinde kalarak, ama bir yandan da onu 'aarak' inceleyebilmek
nasl mmkn olacaktr. Frege'nin modern mantm kurucu met
ni olan Begriffsschrift'le balayarak yapmaya alaca ve bu yolla
yeni bir 'hakikat' anlayna doru evrilecek bir felsefe anlay
nn ortaya kmasn salayacak temel sorunsal budur.
John Rawls nl Bir Adalet Kuram kitabna: "Tpk hakikatin
dnce sistemlerinin ilk erdemi olmas gibi, adalet de toplumsal
kurumlarn ilk erdemidir"3 szleriyle balyor. Felsefi dnme
nin de (Rawls'm szleriyle) ilk erdem olarak yneldii hakikatin
dayanan veya meknn ayrt etmek, Bat Felsefesi gelenei
iinde tm dnce tarihinin ok genel bir grnmn verme
ye de olanak verebilir: Hakikatin dayanann akn (transcendent)
ve insan akima 'dsal bir meknda' olduu tasavvur edilen d
nem, felsefi dnmenin Platon'dan Kant'a kadar olan dnemine;
hakikatin dayanann zne ve znenin akl dzleminde olmas
Kant'm Transandantal Felsefesiyle balayan dneme; bu dayana
n dil dzlemi olmas veya dilin snrlar iinde olmas ise "dile
dn" (linguistic turn) ad verilen dneme karlk geldii [ok ge
nel ve kaba bir emalatrma olarak gzkse de] ifade edilebilir.
"Dile dn", kabaca, dil ortamnn hakikatle dnme ara
snda sadece saydam bir arac ortam olmadn, bizzat bu ortamn
felsefe meseleleri ad verilen meselelerin ortaya kmasn salayan
bir zemin olduunu, bu zeminin bizzat kendisinin yaps anlal
madan felsefe meselelerinin asli doalarnn da anlalmayaca
n ileri sren anlaytr. Felsefe meselelerinin anlalmasnda dilsel
zmlemenin roln ne karan ve dilsel zmlemenin felsefi
bir ynteme dnmesinde en etkili olmu ilk kaynak metinler
arasmda Russell'm "On Denoting"i ve Wittgenstein'n "Tractatus
Logico-Philosophicus"u saylabilir. VVittgenstein, Tractatus'un n
sznde unlar sylyor: Felsefe sorunlarnn soru olarak ortaya
kmalar, dilimizin mannm yanl anlalmasna baldr" 4
3
4

John Rawls, A Theory o f ]ustice, Harvard University Press, 2003, s. 3.


Ludwig VVittgenstein, Tractatus Logico-Philosophicus, BFS. st. 1985, ev. Oru
Aruoba.

leride sz edeceiz, Kant'ta, geleneksel felsefe ve metafi


zik anlaynn kkten bir eletiriye tbi tutularak, metafiziin
salam bir (transandantal) bilim olarak kurulmas tasarsn
da dikkatlerin duyusallm ve dnmenin asli zelliklerinin
(yani transandantal yetilerin ve onlarn transandantal form ve
kavramlarnn) belirlenmesi olarak ortaya kan felsefi tavr,
VVittgenstein'da dil ve dilin mant zerinden yaplan bir in
celeme olarak karmza kmaktadr. VVittgenstein, Defterlerde
"almam, mantn temellerinden dnyann doasna doru
geniledi,"5 Tractatus'ta "Mantk dnyaya nfuz eder; dnyann
snrlar onun da snrlardr"6 diye yazarken, Kant'm Transan
dantal Felsefesiyle balayan, Frege ile dilin mantksal derin ya
psnn aratrlmasna evrilen yaklamn, kendisinde nasl yeni
bir felsefe anlayna (Kant'm amaladndan nemli bir sapma
gsterse de) dntn ifade etmektedir.7
Bu anlay zetle ifade edelim: Dilimizin mantksal bir ya
ps var. Ve bu yap, dnya hakknda bir bildirimde bulundu
umuzda kendi yapsn dnyaya dayatr ve biz dnyay ancak
bu dayatma zerinden bilebiliriz. yleyse, dnya hakkndaki
bilgimize dair olan her ey, zorunlu olarak dilin kendi mantn
dan gelen eleri de iinde tar. Yani dnya hakknda kendinde
bir gereklii deil, dilin kendi mantnn dnyaya ykledii
elerle ortaya kan bir gereklii bilebiliriz.
Felsefe meseleleri olarak ortaya kanlarn bir ksm, dilin
kendi mantnda ve yapsnda ierilmesinden dolay dnyaya
yklenen zelliklerin, aslnda gerekliin kendi iindeki zel
likleri, durumlar, halleri olduu sansna kaplmaktan kaynak
lanmaktadr. Bylelikle sorun, zaten onlar olmadan dnyay
bilemeyeceimiz yaplar, dnyann veya gerekliin kendisine
5
6
7

VVittgenstein, Notebooks, 1914-1916, ev. G.E.M. Anscombe, Un. of Chicago Pr. 1979.
5.61.
"Felsefenin amac dncelerin mantksal akldr.
Felsefe bir reti deil, bir etkinliktir.
Felsefe yapt znde amlamalardan oluur.
Felsefenin sonucu 'felsefi tmceler' deil, tmcelerin ak hale gelmesidir.
Felsefe, baka trl sanki bulank ve kaypak olan dnceleri ak klmal, kes
kin olarak snrlamaldr."
Ludwig VVittgenstein, Tractatus Logico-Philosophicus, 4.112. BFS. st. 1985, ev.
Oru Aruoba.

ait yaplar olarak kabul ederek aratrmaya, anlamaya ve bilme


ye almaktan kaynaklanmaktadr. Dolaysyla dilin yapsnn
ve onun zeminindeki dilin derin mantksal yapsna ilikin bir
inceleme, aslnda felsefi mesele olarak dnlenlerin de asli
doalarnn anlalmasn salayacaktr.
Byk lde Tractatus'un araclyla yaylma olana bu
lan ve Mantk Pozitivizmin ve Analitik Felsefenin kurulma
zeminini salayan bu anlayta felsefe, yukarda alntladmz
gibi, bir reti deil bir etkinlik olarak dnlmektedir.
Wittgenstein, Tractatus Logico-Philosophicus'un nsznde,
"dncelerimin uyarlmasnn byk bir blmn Frege'nin
byklkl yaptlarna ve dostum Bay Bertrand Russell'm a
lmalarna borlu" olduunu belirtirken, aslnda Frege'nin ana
tasarsndan hareket etmekteydi.
Frege'nin kendisi, felsefe hakknda, Tractatus 4.112'de sz
edildii ekliyle bir deerlendirme yapmam olsa da, bu anlayn
kilometre talar, onun, felsefi meseleleri dilin mantksal yapsn
dan bamsz bir ekilde ele almayan ve aritmetiin temellerinin
felsefi olarak incelenmesinde nkoul olarak grd dilin man
tksal yapm bizzat bir aratrma konusu haline getiren alma
larndan kaynaklanmaktadr. Frege'nin, dilin mantksal yapsmm
incelenmesinde izledii yol, kendisinden sonra, analitik felsefenin
ortaya kmasn salayacak felsefi bir ynteme dnecektir.
Frege zerine en kapsaml almalar yapm olduunu
syleyebileceimiz Michael Dummett, Descartes'tan itibaren
neyi bilebileceimize ve bildiimizi iddia ettiklerimizi nasl gerekelendirebileceimize ilikin ne kan epistemolojik pers
pektifin, ilk kez Frege tarafndan tmyle reddedildiini ifade
ediyor ve dilin mantksal yapsnn incelenmesini merkeze al
mas asndan da, Frege'nin ilk modern filozof olduundan sz
ediyor. "Bu perspektif deiiklii Frege'nin junior'u Russell'da
yoktur henz; Frege'den sonra bu deiiklii ortaya koyan
Wittgenstein'm, Tractatus Logico-Philosophicus'udur. lgi alannn
snrllna karn Frege'nin gnmz felsefesi iin nemi bu
yzdendir."8 1931'de yaymlanm olan Felsefede Dnm Noktas
8

Michael Dummett, Frege's Philosophy. 'Truth and Other Enigmas' iinde . Harvard Un. Pr. 1980, s. 89.

(Die Wende Der Philosophie) balkl yazsnda Moritz Schlick


de, Frege'nin devrimci yann pek ne karmasa da, benzer bir
saptama yapyor: "Bertrand Russell ve Gottlob Frege getii
miz 20-30 yl iinde nemli almlar yapmlar, ancak dnm
noktasna giden hamleyi yapan Wittgenstein (Tractatus LogicoPhilosophicus'uyla, 1922) olmutur."9
Dummett, Frege'nin mantk ve dil filozofu olarak hretinin
1950'lerden itibaren giderek arttn ve genelde analitik felsefe
nin kurucusu olarak kabul edildiini yazmaktadr.10Dummett'a
gre Aritmetiin Temelleri, Frege'nin bayaptdr; onun felsefi ya
zlar arasnda en gl ve en dourgan olandr11 ve Aristoteles
rneinde olduu gibi, dilsel sorular sorup dilsel yantlar veren
birok filozof olmasna karlk, Frege, dilsel olmayan bir soru
sorup, ona dilsel bir yant veren ilk filozoftur.12 Daha da ileri
gider Dummett ve Aritmetiin Temelleri 62'nin imdiye kadar
felsefede yazlm olan en dourgan (veld) paragraf olduunu
iddia eder.13
zellikle modern simgesel mantn ve dil felsefesinin ku
rucusu olarak kendisinden sonraki dnemlere ok byk bir
etki yapm olan Frege, yaad dnemde almalar ok kk
bir evre dnda bilinmiyordu (Frege'nin almalarnn mantk
ve felsefe camiasnda tannmasnda Russell'm yaz ve kitaplar
nn nemli bir yeri vardr). Yukarda Dummett'm yorumlarna
atfen deindiimiz gibi, Frege'yi analitik felsefenin kurucusu
olarak nitelendirmek, aslnda daha ok Wittgenstein zerindeki
etkisi ve Aritmetiin Temelleri (bundan sonra AT olarak ksaltla
cak) kitabyla, Anlam ve Gnderim zerine balkl, anlam soru
nuna yaklamda a aan makalesinin, kendisinden sonra ok
farkl bir felsefe anlay iinde deerlendirilmesi nedeniyledir.
Frege, kta felsefesinin ve zellikle Kant'm felsefi yaklamnn
etkisinde yetimi bir Alman filozofudur ve bugnden geriye
bakldnda Frege'nin analitik felsefe gelenei iinde kalan
9 Moritz Schlick, The Turnirg Point in Philosophy. 'Logical Positivism' iinde,
ev. D. Rynin, ed. A.J. Ayer, Free Pres Ed. 1966.s. 54.
10 Michael Dummett, Frege: Philosophy of Mathematics. Harvard Un. Pr. 1995, s. xi.
11 A.g.y. s. 1
12 A.g.y. s. 112
13 A.g.y. s. 111.

bir dnr olduunu ne srmek son derece zordur. Bu nok


tada Frege'nin Kant'tan devrald mirasa da iaret etmek ge
rekir; ama te yandan unu da belirtmek gerekir ki, Frege'nin
aritmetiin temellerine ynelen aratrmalarnn Kant' amay
amalayan ynleri, kendisinin amalamad bir ekilde Kant'm
Transandantal felsefesine kart bir konumda bulunan ve (zel
likle Eukleidesi-olmayan geometriler ve Einstein'm grelilik
kuramlarnn verdii ivmeyle) Kant sentetik a priorinin reddi
yesinden de beslenen bir felsefi tavr olan mantk pozitivizmin
ve analitik felsefenin ortaya kmasnn da arka planndaki d
nsel zemini oluturacaktr.

Frege ve Mantk
Alman matematiki, mantk ve filozofu Friedrich Ludwig
Gottlob Frege, Avrupa'daki kktenci siyasi devrimlerin yl olan
1848'in 8 Kasmnda Pomerenya'nn kk bir kenti YVismar'da
dodu. Frege, 1869-1871 yllar arasnda Jena niversitesinde,
sonraki be dnemde de Gttingen niversitesinde okudu.
Ana dal matematik olmakla birlikte, fizik, kimya ve felsefe
renimi de grd. zerinde byk bir etki brakacak olan fi
lozof Hermann Lotze'nin derslerini izledi. 1873'te Gttingen
niversitesi'nde verdii "Sanal Formlarn Dzlemdeki Geometrik
Temsili zerine" balkl doktora teziyle matematik doktoru oldu.
1874'te Jena'da Privatdozent (doent) olan Frege, 1879'da profesr,
1896'da ordinarys profesr oldu. 1914'te emekliye ayrlan Frege,
26 Temmuz 1925'te, imdi ad Mecklenburg-Vorpommern olan
Bad Kleinen'de yaama ve manta gzlerini kapad.
almalarna bir matematiki olarak balayan ve matema
tiin temellerine ynelen aratrmalaryla felsefeye yeni bir an
lay getiren Frege'nin yneliminin ardndaki saik nedir? Frege,
yaamnn sonlarnda kaleme ald bir yazsmda bunu yle
ifade ediyor: "Matematik ile baladm. Bu bilimde daha salam
temeller iin aba gstermek bana en acil gereksinim olarak g
rnd. Ksa srede anladm ki, say bir yn, bir ey dizisi veya
bir yma ait bir zellik deildir; sayma ileminin sonucunda

ulatmz say hakknda bir bildirimde bulunduumuzda, bir


kavram hakknda bildirimde bulunmu oluruz. Dilin mantksal
yetersizlii byle aratrmalar iin ciddi bir engel oluturuyor
du. Buna Begriffsschrift (Kavram Yazs) ile bir are buldum. By
lelikle matematikten manta gemi oldum."14
Matematie daha salam temeller bulmak abasnn ardn
daki ana fikir ise aritmetiin kavramlarnn saf mantksal kav
ramlar araclyla tanmlanabilecei ve aritmetiin yasalarnn
sadece mantk yasalarmdan tretilebileceiydi; baka bir deyile,
say kavramnn, gr (anschauung-intuition) zemininden kopart
larak sadece mantk temelinde, sadece kavramsal olarak tanmla
nabileceini ortaya koymakt. Gr zemininden koparmak hem
a posteriori gr (Mili gibi deneyselcilerde olduu gibi) veya a
priori gr zemininden koparmak (Kant'm sentetik a priorisi) an
lamndadr. Frege'nin bu abasnn baarya ulamasnn anlam
ise, aritmetii sentetik a priori bir bilim olarak tanmlayan Kant'm
aksine, aritmetiin yasalarmn analitik olduunun ve saynn, sa
dece a priori bir nesne deil, ayn zamanda mantksal bir nesne
olduunun da ortaya konulmasdr (Frege, geometrinin sentetik a
priori olduu grnde Kant ile ayn fikirdedir15). Aritmetiin
manta indirgenebilecei gr, matematiin felsefi temelleri
hakkmdaki ana grten "mantksalclk" (logicism) olarak bi
linen felsefi yaklama karlk gelir. te Frege'nin ana tasarsn
gerekletirmesindeki ilk adm, Begriffsschrift'le mantm yeni bir
yaklamla ele alnmasdr.
Begriffsschrift modern manta atlm nemli bir admdr
(Kitabn tam ad "Kavram Yazs, Aritmetiin Formel Diline Gre
Oluturulmu Bir Saf Dnce Formel Dili").16 Mantk tarihi hak
knda deerli almalar olan Bochenski, bu kitabn, ancak kla
sik mantn temellerini atan Aristoteles'in Birinci Analitikler
ile karlatrlabileceini, Frege'nin Aristoteles'ten bu yana
gelmi gemi en byk mantk olduunu ifade etmektedir.17
14 Frege, Posthumous Writings. ev. P. Long ve R. White, s. 253, Blackwell 1979 (Nachgelassene Schriften, [NS] s. 273).
15 Aritmetiin Temelleri 89.
16 Begriffsschrift, eine der aritmetischen nachgebildete Formelsprache des reinen Denkens.
17 I.M. Bochenski, A History o f Formal Logic, ev. Ivo Thomas, Chelsea Pub. Com.,
Un. of Ntre Dame Pr. Indiana 1970. s. 268.

Frege'den nce de klasik mantn yetersizlikleri ve simgesel


ifadesi zerinde allmt; rnein George Boole'un Mant
n Matematiksel Analizi ve Dncenin Yasalar' adl kitaplar,18
bu yolda nemli bir gelimeydi. Ama Boole, matematiksel tek
nikleri manta uygulam, bylelikle mant matematiin bir
paras olarak ortaya koymay tasarlamt. Frege ise aritmeti
in temel yasalarnn mantn yasalarndan bakas olmad
n, dolaysyla aritmetiin manta indirgenebileceini dn
yordu. Aritmetikteki karmlar Aristotelesi kyas ilkeleriyle
zmlenebilir durumda deildi;19 ayrca yargnn kavramsal
ierii Aristoteles mantyla ortaya konabilir durumda deildi.
Frege, Begriffsschriftte doruluk fonksiyonlarna dayal nerme
ler mantn, niceleyiciler veya yklemler mantn kurmu,
matematiksel dizi kavramn ve saf biimsel karmn mm
kn olduu saf biimsel sistem anlayn tanmlamt. Frege
Begriffsschrift'm amacndan sz ettii bir yazsnda bunu yle
ifade ediyor: "Amacm, formllere dklm soyut bir mantk
ortaya koymak deil, ama szcklerle yaplandan ok daha ke
sin ve ak bir ekilde ierii [it. benim] simgeler araclyla dile
getirmek. Aslnda yapmak istediim bir Calculus Rationacotor
deil, Leibniz'in dncesine uygun bir Lingua Characteristica
yaratmaktr."20
Boole'un Mantksal Hesab (s. 13) makalesinde Frege, "... en
bandan beri aklmda olan, ieriin ifade edilmesidir; ... ama
bu ieriin doal dille ifade edilenden daha aka ve hassasi
yetle ortaya konmas gerekir" diye yazmaktadr.
Frege'nin yukardaki alntda szn ettii ierik, yargnn
kavramsal ieriidir veya dnce ieriidir. Frege asndan
'yarg'nm ne olduu konusunda imdilik verilebilecek en basit
yant, bir nesnenin, belirli bir kavramn altna dtnn do
ru olduunun bildirimidir. Baka bir deyile, bir nesne ile belirli
18 George Boole, The M athematical Analysis of Logic (1847), Oxford: Basic Blackwell,
1951; An Investigation o f the Laws o f Thought (1854), New York Dover 1951.
19 rnein, "En byk doal say yoktur" veya "her doal say iin ondan daha
by vardr" nermeleri, klasik Aristoteles mantyla da, Boole cebiri ile de
ifade edilip analiz edilebilir deildi.
20 Frege, Ueber den Zzveck der Begriffsschrift, "{Begriffsschrift) und andere Aufsatze" iinde, ed. I. Angelelli, Olms, Hildesheim, 1964

bir kavram arasnda 'altna dme' ilikisinin olduu ynnde


bir ierik, bir 'olanakl dnce ierii'; bu 'olanakl dnce
ierii'nin doru olduunun bildirimi ise yargdr (Hem Kant'm,
hem de Frege'nin yarg anlaylarn daha sonra tekrar ele ala
caz). Frege, yargda, yarg ierii ve bu ieriin dilegetiriliini birbirinden ayrmaktadr.21 Frege bunu, nesnel olan, znel
ve psikolojik olandan ayrmak iin dile getirmektedir. Frege'ye
gre yarg ierii nesneldir ve mantk, yargnn kavramsal ieri
iyle ve ieriin mantksal bantlaryla, yani karmlarla ilgili
olmaldr.22
Dncedeki mantksal veya nesnel e, ieriin dlanma
syla (veya soyutlanmasyla) elde edilen deildir, ama psikolojik
elerin dlanmasyla elde edilendir. Frege'nin nceleri Boole'a,
daha sonra da Hilbert'in formalizmine itiraz ettii nokta, ieri
in tmyle gzard edilmesi ve sadece forma baklmasdr
Frege'ye gre doal dil veya gndelik dil psikolojik yak
lamlarla rtlm olduu iin, mantksal yasalar ve onlarn
bantlarn yeterli hassasiyetle ortaya koyamaz. Bu yzden de
znel tasarmlara [Vorstellung] dayanan, psikolojik kkenli tm
eler mantktan ayklanmaldr. Frege, znel tasarm terimini
psikolojik anlamda, yani bir szc duyduumuzda veya oku
duumuzda zihnimizde oluan znel imgeler veya znel ar
mlar anlamnda kullandn ifade ediyor. AT 27'deki dipnot
ta (47. dipnot) 'znel tasarm' yle tanmlyor: "znel anlamda
bir tasarm, psikolojik arm yasalarn ilgilendiren bir eydir;
duyusal, imgesel bir yaps vardr. Nesnel anlamda tasarm, man
ta aittir ve ilkece duyusal deildir; her ne kadar nesnel bir ta
sarma gnderen [bedeutet] szce, genellikle znel bir tasarm
elik ediyor olsa da, bu onun gnderimi deildir. znel tasarm
lar, ou zaman gsterilebilir ki, farkl insanlarda birbirlerinden
farkldr; nesnel tasarmlar ise tm insanlarda ayndr. Nesnel
tasarmlar nesnelere ve kavramlara ayrlabilir. Karkl nle
mek iin, ben 'tasarm' szcn yalnzca znel anlamnda kul
landm. Kant, bu szce her iki anlam da [Bedeutung] verdii
21 Frege, Begriffsschrift, "From Frege to Gdel" iinde, s. 11-12. Van Heijenoort,
Harvard Un. Pr. 1967
22 Hans Sluga, Gottlob Frege, Routledge and Kegan Paul, London 1980, s. 84.

22

A ritm etiin Temelleri

iin retisinin, znel, idealist bir yan tad varsaylm ve


bu, gerek grnn anlalmasn zorlatrmtr. Burada gz
nnde tutulan ayrm, psikoloji ile mantk arasnda yaplan ay
rm kadar hakl bir ayrmdr. Bunlar her zaman keskin bir ekil
de birbirlerinden ayrmak gerekir." Frege'ye gre mantksal bir
dilin ina edilmesiyle, hem dilin mantksal formunu psikolojik
olandan ayrmak mmkn olacaktr, hem de doal dilin grame
rine dayanan ve mantksal derin yapy rten grnteki klf
zebilmek ve asli elerine ayrabilmek mmkn olacaktr.23
Klasik mantn, doal dilin gramerini izleyerek yapt
'yklem' ve 'zne' (veya 'nesne') ayrm, rnein, Frege'nin
zmlemesinde yerini 'yklem' veya 'kavram' iin matematiksel
'fonksiyon' anlayna, 'nesne' iin de fonksiyonun argman,
yani fonksiyondaki deikene deer verilmesi anlayna brak
maktadr: "nanyorum ki, zne ve yklem kavramlarnn, ar
gman ve fonksiyon kavramlaryla deitirilmesi zamann sna
vna dayanacaktr. Bir ierii, bir argmann fonksiyonu olarak
almann kavram oluumuna nasl yol atn grmek kolay ola
caktr."24 te Begriffsschrift notasyonunun gelitirilmesinin ar
dndaki ama da gndelik dilin olaanst zenginliinden kay
naklanan okeitlilik ve okanlamllktan uzak kalarak man
tksal ierikle ilgili aratrma yapabilmek ve bu yolla da aritme
tiin asl doasn, yani aritmetiin nesnelerinin yarg iindeki
gerek konumlarn ortaya koyabilmektir. Frege, Begriffsschrift'in
nsznde bunu yle ifade ediyor: ".. .gerekelendirme [Berechtigung] gerektiren tm dorular sadece mantk araclyla kantlanabilenler ve deneyimin olgular ile desteklenenler olmak
zere ikiye ayrdk... imdi aritmetiin yarglarnn bu trler
den hangisine ait olduu sorusunu ele aldmda, aritmetikte,
tm tikelleri aan dnme yasalarndan baka hibir destee
bavurmayan karmlarla ne kadar ilerleyebileceimi grmem
gerekirdi. lk yaptm i, bir dizideki sra kavramn mantksal
sonu kavramna indirgeme, daha sonra, bundan hareketle de
23 "M antknn ii, psikolojik olana ve ksmen dil ve gramerine kar srekli bir
mcadeledir." NS. s. 7. [Kar. "Felsefe, anlmzn dilim izin aralaryla by
lenmesine kar bir mcadeledir". Wittgenstein, Felsefi Soruturmalar, 109. ev.
Haluk Barcan. Metis Yay. 2007.
24 Begriffsschrift, s. 7.

say kavramna ulamakt. Grsel olan herhangi bir eyin far


knda olmadan araya szmasn nleyebilmek iin, karm zin
cirlerinin hibir boluk iermemelerini salamam gerekirdi. Bu
gereklilii en salam ekilde yerine getirebilme abasnda, bu
amaca uygun olmayan dili karmda bir engel olarak buldum...
Begriffsschrift fikri bu ihtiyatan dodu."25
Frege Begriffsschrift'te gelitirdii ideografisyle gndelik
dil arasndaki ilikiyi mikroskop ve gz benzeimiyle aktar
yor. Gzn kullanm ve yaygnlk alan elbette mikroskoptan
ok daha genitir, ama mikroskopla da gzn ulalamayaca
bilgilere ulama olana vardr.26 Bu bakmdan Frege'nin
ideografisinin amac, Boole'unkinde olduu gibi dili matema
tikselletirmek deil, gndelik dilin kullanmlar nedeniyle
yetersiz, hatta yanltc bir ekilde temsil edilen dnce ie
riklerini saydam bir ekilde ortaya koyabilmektir. Frege'ye
gre "Felsefenin grevlerinden biri, kavramlarn ilikilerinde
gndelik dilin kullanmndan kanlmaz olarak kaynakla
nan yanlglar ortaya kararak ve dnceyi dilsel kullanm
aralaryla zehirlenmekten kurtararak, szcklerin insan akl
zerindeki egemenliine son vermektir."27 Frege, mrnn
sonlarnda yazm olduu Die Verneinung (Deilleme) maka
lesinde ayn gr tekrar etmektedir: ".. .mantknn nemli
grevlerinden biri, dilin dnre kurduu tuzaklara dikkat
ekmektir."28
Daha nce atfta bulunduumuz gibi, VVittgenstein da, Tractatus Logico-Philosophicus'un nsznde, felsefe sorunlarnn
"soru olarak ortaya kmalar, dilimizin mantnn yanl an
lalmasna baldr"29 diye yazarken Frege'nin ana tasarsn
izlemekteydi.
25 A.g.y. s. 5-6.
26 A.g.y. s. 6. [Bu arada, mikroskopun hem kuramsal ncs, hem de Zeiss irke
tinin orta olarak reticisi Ernst Abbe'nin Jena niversitesinde Teorik Fizik
krssnde profesr olduunu ve Frege'nin yakn dostu olduunu belirte
lim.]
27 A.g.y. s. 7.
28 Gottlob Frege. Collected Papers On Mathematics, Logic, And Philosophy, s. 373-389
/ Alm. s. 143-157. Basic BIackwell, Oxford 1984. s. 381/150.
29 Ludwig VVittgenstein, Tractatus Logico-Philosophicus, BFS. st. 1985, ev. Oru
Aruoba.

Frege'nin bu byk tasars Kant tarafndan ncelenmiti;


Kant'm Transandantal Felsefesi, hatal yaklamlarn ve sahte
sorunlarn felsefedeki egemenlii nedeniyle kmaz sokaklara
srklenmi olan metafizii, yanl anlamalardan temizleyerek
salam bir zemine oturtmay amalamaktayd. Ayrca Frege,
yarg, kavram ve nesne terimlerine farkl anlamlar yklerken,
yargnn kavrama ncelikli olmas ve tmcede nesnenin yerini
tutan szck ya da szcklerin gnderimini tek bana deil,
ancak tmce balamnda ele alnmas grnde, nesnenin ve
kavramn meknnn yarg olduunu ve yargnn kavrama n
celikli olduunu kabul eden Kant' byk lde izlemektedir.
Frege, Kant'm Transandantal Felsefesinden derinden etki
lenmi bir filozof olmakla birlikte, bir adan Aritmetiin Te
melleri, Kant'm byk otoritesiyle bir hesaplama olarak da
grlebilir. Frege, AT'de aritmetiin temellerinin Kant'm d
ndnn aksine sentetik a priori deil, analitik a priori ol
duunu, dolaysyla aritmetiin Kant'm dndnn aksine
a priori grye dayanmadn, sadece kavramsal olandan
kabildiini ve dolaysyla da sadece manta dayandn or
taya koyduunu belirttikten sonra unlar yazyor: "Yalnzca
kran dolu bir hayranlkla bakabileceimiz bir deha ile kk
tartmalara kalkmak sulanmasyla karlamak istemem;
dolaysyla, baz uyumazlk noktalar dnda pek ok konuda
ki gr birliimize dikkat ekmekle ykml hissediyorum
kendimi. Sadece bizim meselemizle dorudan balantl olan
noktalara temas etmek iin kabul ediyorum ki, Kant, analitik
ve sentetik yarglar birbirinden ayrmakla ok byk bir hiz
mette bulunmutur. Geometrinin doruluklarn sentetik ve
a priori olarak adlandrrken, Kant onlarn gerek doalarn
ortaya koymutur. Ve bunun tekrar edilmesi halen nemlidir,
nk bugn bile yeterince kabul grmemektedir. Eer Kant
aritmetik konusunda yanlmsa, benim kanma gre bu, onun
yaptnn deerinde ciddi bir eksiklik meydana getirmez. Kant
iin nemli olan sentetik a priori yarglarn varldr; bunlar
sadece geometride mi vardr, yoksa aritmetikte de mi vardr
meselesi daha az nemlidir."30

yleyse nce Kant'm metafizii salam bir zemine oturt


maktan ne anladnn ve yarg, kavram, nesne (Objekt) anlay
nn ve matematiin sentetik a priori olmasnn anlamnn k
saca ele alnmas, Frege'nin (ayn zamanda VVittgenstein'm da)
dnsel temellerinin daha iyi anlalmasn salayacaktr.

Kant'm Metafizik ve Nesne Anlay


Kant'm felsefi dnme etkinlii iinde geen yaamnn en
nemli amalarndan biri metafiziin salam bir bilim olarak
kurulmasdr. Bu o kadar nemli bir tasardr ki, Kant bu tasa
ryla, kendinden nceki tm metafizii geersiz brakaca gibi,
kendisinden sonra da artk nasl metafizik yaplabileceinin bir
modelini ortaya koyduunu, dahas bu zeminin en salam tala
rn dediini dnmektedir. Kant'a gre geleneksel metafizi
in bitmez tkenmez tartmalarnda ana malzemeyi oluturan
idealar, formlar, tzler (ruh, evren, madde, uzay, zaman, Tanr
gibi) hatal bir yaklamla, onlara bamsz bir gereklik atfedi
lerek, yani tzletirilmi olarak ele alnmlar, bu yaklam da
metafizii kmaz yollara srklemi ve bylece esasa ait olan
bo laftan, gerek ve nesnel olan "hayali grn"ten [Schein]
ayrt edecek bir l ortaya konamamtr. te Kant'm "sonu
gelmeyen atmalarn olup bittii sava alan"31 adn verdii
metafiziin asl sorunu, Kant'a gre, insan akimn, her trl
deneyimin olanan aan idealar ve ilkelerle yola ktnda,
bavurabilecei bir denektanm, bir l noktasnn bulunma
ydr. Oysa akim, bu idealar ve ilkelerle balantsnn ne oldu
u iyice aratrlp ortaya serilmeden, metafiziin bir adm bile
atmas Kant'a gre olanakszdr.
Eski Yunan felsefesinden Kant'a gelinceye kadarki gelenek
sel metafizik anlayn ok genel olarak ifade edelim: Metafizik,
duyusal alglarn konusu olan nesneleri, yani hissedilir dnyay
ele almaz; metafizik, alglar zerinden elde edilen bir bilgi de
ildir; metafizik, duyulara ve algya baml bir bilgi olmad
31 Kant, I. (1998) Critique of Pure Reason, ev. P. Guyer ve A.W. Wood, Cambridge:
Cambridge University Press, A-viii.

iin zamana tbi olann bilgisi deildir; metafizik, zamana tbi


olmayan, yani deimeyeni, bk kalan, dnlr veya akledilir dnyay nesne edinir ve onun bilgisine (episteme) ynelir, bu
yolla deiime tbi olanlarn temelindeki ilkelere de, ilkilkeleri
(arche) grme araclyla ynelmi olur. Alglarn alarak, zama
na tbi olmayan nesnelerin "grlme", temaa edilme (contemplati) faaliyeti "aracsz grme"dir (intuitus). Bu "aracsz grme"
insanda varolan bir olanaktr ve eitimle, dnme terbiyesiyle
gerekleebilir. Bu eitim ve dnme faaliyetinin Platon'daki
ad diyalektiktir. Diyalektik, duyular aan nesnelerin, "grlebilme", ayrt edilebilme ve bunlarn salam bilgisinin (episteme)
edinilmesini salayan dnme tarz ve yntemidir.
Saf Akln Eletirisi'nin (SAE) 1781'de yaymlanmasyla, gele
neksel metafizik anlay tm yaplaryla zmlenmi, skl
m ve eletirilmitir. Kant, SAE'nin yaymlanmasndan dokuz
yl nce Marcus Herz'e yazd 21 ubat 1772 tarihli mektupta32
dnlr dnyann bilgisiyle ilgili kukularn ifade ederek,
"imdiye kadar metafiziin karanlkta kalmasnn anahtarn
oluturan" ok temel bir noktay atlam olduunu belirttik
ten sonra, kendisine u soruyu sorduunu yazyor: "u, bizim
iimizde 'temsil' [Vorstellung] adn verdiimiz eyle nesnenin
balantsnn zemini nedir?" Kant'a gre bizim iimizde, 'tem
sil' adn verdiimiz ey, nesneye gre etkin ise, yani nesnenin
kendisi temsil etme faaliyeti yoluyla ve onun sonucunda ku
rulmusa, bu temsillerin nesneleriyle olan uygunluklar anla
labilir birey olur. Mektubun devamnda, 1770'te yaymlanan
Hissedilir Dnya ile Dnlr Dnyann Form ve lkeleri33 tarihli
yazsnda "duyusal temsillerin, eyleri tezahr ettikleri haliyle
[yani hissetme yetisinin a priori formlar olan uzay ve zaman
formlarna tbi olarak] bize verdiini, dnlr temsillerin ise
eyleri olduklar haliyle verdii" ifadesinin yer aldn; ama
32 Kant, I. (1967) Philosophical Correspondence, ev. Arnulf Zweig, Chicago: The University of Chicago Press.
33 Kant, I. (1992b) "Inaugural Dissertation", Theoretical Philosophy 1755-1770 iinde,
ev. D. VValford ve R. Meerbote. Cambridge: Cambridge University Press [(1991)
De Mundi Sensibilis atque Intelligibilis Forma et Principiis (Von der Form der
Sinnen und Verstandeswelt und ihren Grnden), Schriftet zur Metaphysik und
Logik. Band V. iinde, Frankfurt: Suhrkamp Taschenbuch VerlagJ.

burada, bu dnlr eylerin bize ne araclyla verildii so


rusunun yantsz kaldn yazmaktadr. "Ama, eer bu eyler
bizi etkileme yoluyla deilse, bunlar bize ne ekilde verilmi
olabilir?" (Kant: 1967, 72). Yani, 1770 tarihli yazda, hissetme
nin, a priori formlar olan uzay ve zaman formlar araclyla
mmkn olduu grne ulamt ve hissetmeye verilenle
rin, kendinde-eylerin hissetme yetisinin formlar araclyla
temsillerinin edinildiini tpk SAE'de olduu haliyle ifade
etmi bulunuyordu. Ancak dnlr dnya sz konusu ol
duunda, 1770 tarihli yazda daha sonra geleneksel metafizik
anlay olarak eletirecei yaklama henz balyd: "Hisset
meyle balantl olarak dnlenler, eylerin tezahr ettikleri
halleriyle temsilleriyken, dnlr olanlarn, eylerin kendi
olduklar halleriyle temsili olduu bellidir." (Kant: 1992b, B
lm II, 4, 384). Ancak imdi, sz konusu mektupta sorulan
soru, dnlr eylerin nasl olup da ve ne araclyla akla
verilebileceidir. te bu soruya verilecek yant, Kant', kavra
ma yetisinin saf kavramlar anlayna, yani kategoriler re
tisine ve akim saf kavramlar, yani transandantal idealar anla
yna gtrecektir. Nitekim, mektubun ilerleyen blmnde,
o olmadan metafiziin doasn ve snrlarn belirleyemeyiz
dedii, sadece dnlr olann bilgisinin kaynaklarn arat
rrken, transandantal dnceyi belirli sayda kategori zerin
de temellendirdiini yazacaktr (Kant: 1967, 73).
Kant'm transandantal felsefesi asndan geleneksel meta
fiziin idealar, formlar ve tzleri "aracsz grme" (irtuitus) ile
kavranabilecek akn (transcendert) eyler deildir; bunlar an
cak deneyimin olanan salayan ve zemini saf aklda bulunan
formlar ve idealardr. Baka bir deyile, bunlar, geleneksel me
tafizikte olduu gibi intuitus'un nesnesi olanlar deil, aksine de
neyime zemin oluturan ve ancak bylelikle deneyimi mmkn
klan transandantal eler, yani deneyimin a priori zemini olan
elerdir. Yani transandantal olanlar, duyusal olmayan dsal
bir kaynaktan akla, "aracsz bir grme"ye verilmezler; transan
dantal olanlar, duyusallk araclyla verilenlerin grde tem
sil edilmesini ve kategoriler araclyla da idrak edilerek nesne
olarak tesis edilmesi yoluyla bilinebilmesini salarlar; bu adan

nesnenin bilgisi, nesnenin idrak ve tesis edilmesidir.34 yleyse


metafiziin asl yapmas gereken ve aslnda onun esasn olu
turan aratrma akln bizzat kendisiyle ilgilenmesidir; metafi
ziin kkn de bu inceleme oluturacaktr.35 nsan ruhunun
yetilerine ynelen bir aratrma, akim bizzat kendisiyle neleri
yapabileceini ve onun, deneyime nerede ihtiya hissedeceini
belirleyecektir.36 yleyse akim yetilerini ve onun bilgi ortaya
koymadaki ilevlerini aratrmadan yola kan her aba, meta
fiziin "salam bir bilim olmasn"37 olanaksz klacaktr. Yani
Kant'm metafizii bir bilim haline getirme abasnn yolu, insan
akimn doasna ynelik bir aratrma olacaktr. Bu aratrma
sonucunda, Transandantal Felsefe, kendisinden sonra ortaya
kacak felsefe ve metafizik anlaylarnn zeminini oluturduu
gibi metafizii ykma abalarnn da bir ekilde hareket nokta
sn oluturacaktr.
SAEde ortaya konan bu aratrmada nesne, yarg, uzay ve
zaman kavramlar daha nceki felsefe anlaylarndan ok farkl
anlamlar kazanrlar. Kant, SAE'nin ikinci basmna yazd n
szde, Kopernik'in kendi sisteminde Dnya ile Gne'in yerlerini
deitirmesine benzer bir ekilde, daha nceki nesne anlayn
tersine evirerek kendi "Kopernik devrimi"ni gerekletirdiini
belirtmektedir: "imdiye kadar bilgimizin nesnesine uymas ge
rektii kabul edilmiti; ancak nesnelerle ilgili eyleri kavramlar
araclyla a priori ortaya koyarak bilgimizi geniletme giriimi
baarszla uramtr. Bu durumda, nesnelerin bilgimize uy
mas gerektiini kabul ederek, metafiziin grevinde daha iyi
bir sonu alp alamayacamz denememiz gerekir."38
Kant'ta kendinde nesne yoktur, yani hissetme ve kavra
maya ncelikli nesneden sz edilemez. Bu, hem hissetme yetisi
34 Kant, transandantal elerin ve onlarla balantl transandantal yetilerin bilgi
sini 'transandantal bilgi' olarak nitelendiriyor: "Transandantal bilgiyi, nesnele
rin kendileriyle deil, a priori olanakl olduu lde nesneyi bilme tarzmzla
ilgili olai bilgi olarak adlandryorum. Byle bir kavramlar sistemi Transandan
tal Felsefe olarak adlandrlabilir" SAE (1998) A-12 / B-25.
35 Kant, Metafiziin Hayalleriyle Aydnlatlan Bir Medyumun Hayalleri balkl ya
zsnda metafizii, "insan akimn snrlarnn bilimi" olarak tanmlamaktadr.
36 Kant, I. SAE (1998). A-xiv.
37 A.g.y.
38 A.g.y, Bxv i.

araclyla edinilerek, yargda tesis edilen nesneler iin; hem de


akl nesneleri iin geerlidir. Geleneksel metafiziin akl nes
neleri olarak dnd nesneler, Kant'ta, tecrbe sz konusu
olduunda tecrbenin kurucu a priori kavramlar, yani katego
riler olarak; tecrbeye akn olduunda da, yani tecrbeye te
mas edemediinde de akln saf kavramlar, yani transandantal
idealar olarak dnlmektedir.
Kant'a gre, duyusallm (hissetme yetisinin) formlar olan
uzay ve zaman, deneyimden hissetme yoluyla edinilemezler.
Uzay ve zamann, eylerin kendilerine ait zellikler olmayp, ru
hun hissetme yetisinin saf a priori formlar olarak dnlmesi,
eylerin, kendi olduklar halleriyle, yani kendinde-ey olarak
deil, ancak zihnimizin [Gemt] kendi yapsna uygun olarak
deneyimleri edinilebilen eyler olduklar anlamna gelir.
Kant felsefede dorudan deneyimine hibir zaman sahip
olamayacamz kendinde-eyin [Ding an sich] ancak temsilleri
[Vorstellung] edinilebilir; ve bu temsiller ancak zihnin kuruluu
na uygun olarak bilgi nesnesi [Objekt] haline gelebilirler. Yani,
kendi olduu haliyle olan kendinde-ey'dir ve kendinde-ey
nesne deildir; nk kendinde-ey, ancak insann ruhunun ye
tilerine uygun olarak kurulacak nesnenin sadece malzemesini
salar; nesnenin formu ise, nesnenin kuruluunun a priori zemi
ni olan uzay ve zaman saf grleri ve kategorilerdir. Kant'a gre
nesnenin kurulmasn salayan asl yeti vardr: Duyusallk,
hayalgc ve dnme. (Kant, bu transandantal yetilere deneyimsel (a posteriori) bilgilerin ve deneyimsel olmayan (mantk,
matematik ve nedensellik ilkesi gibi doa bilimlerinin kurucu
ilkesi olan) a priori bilgilerin nasl olanakl olduunun zm
lenmesi yoluyla ulamtr.) Duyusallm (hissetme yetisi) a
priori formlar olan uzay ve zaman araclyla kendinde-eyin
ancak temsilleri edinilebilir. Hayalgc, duyusallkla dnme
yetileri arasndaki balanty kuran yetidir. Nesneyi kuran bil
me [Erkenntniss - idrak] etkinlii, eylerin kendilerinin bilinmesi
deil, eylerin temsilleri zerinden yaplan bir dnme etkin
liidir. nk kendi bana herhangi bir forma sahip oldukla
rndan sz edemeyeceimiz kendinde-eyler, insann sahip ol
duu a priori uzay ve zaman formlarna uygun olarak temsil

edilebilirler. Duyusallk yoluyla edinilen temsiller, hayalgc


araclyla, dnme yetisinin devreye girmesiyle birbirlerine
balanp, birletirilirler. (Kant dnme yetisini, kavrama yetisi
[Verstand], yarggc [Urteilskraft] ve akl [Vernunft] olarak ayr
maktadr. Dnme yetisinin kavrama yetisi olarak adlandr
lan yan asndan yarg, deneyimin tekil nesnesini, baka bir
deyile uzay ve zaman koullarna ve kategorilere tbi olarak
tekilletirilmi nesneyi kurmaya ynelik bir dnce fiilidir;
yarggc, tikeli tmel altnda toplar, yani (kavrama yetisi a
sndan) tikeli tmelin altna getirmenin kurallarn belirler; d
nme yetisinin akl olarak adlandrlan yan ise yarggcnn
yarglarnn birbirlerine balanmasnn transandantal zemini
olan btnl [Totalitat] salamak yoluyla onlardan mantk
sal sonular karr, yani tikelin tmelden karsanmas faali
yetini yapar.) Kant'a gre gr, tekil bir temsildir, kavram ise
genel bir temsildir. Baka bir deyile kavram, farkl temsillerde
ortak olan temsildir. Farkl temsillerde ortak olann bir bilin
te birletirilmesi ise yarg fiilidir. Bu birletirme fiili ile nesne
[Objekt] ve nesnenin grdeki karl [Gegenstand] kurulmu
olmaktadr. Yani yargya ncelikli olarak ne nesne ne de kav
ram vardr. Bir dnme fiili olan yarg yoluyla, nesne, kavram
ile birlikte yargda kurulmu olmaktadr. Kant'a gre nesnenin
mekn yargdr ve kavram, nesnenin bir yanndan kavranma
sdr. (rnein, tekil bir nesne, diyelim elimizde tuttuumuz
ta, "cisim", "sertlik", "arlk" vb. deneysel kavramlarla olduu
kadar, birlik, gereklik, bantl olmak, varolmak gibi deneyi
min kurucusu olan a priori kavramlarla da (kategorilerle) eitli
ynlerinden kavranm bir nesnedir.) Kant asndan yarg, bir
dnme fiilidir ve nesnel bir ierii vardr (nesne).39 Kant'ta
yarg, yargya ncelikli elerin biraraya getirilmesiyle kurul
mu deildir; nk kendinde-nesneden sz edemeyeceimize
ve nesnenin ancak yarg fiiliyle kurulmas olanakl olduuna
39 Kant, 'yarg' ve 'nerme' arasndaki ayrm, birincinin problematik (yani do
ruluk bildirmeyen), kincisinin ise asertorik (yani doruluk bildiren) olduu
zerinden yapmaktadr. (Bkz. Lectures on Logic, ev. M. Young Cambridge Un.
Pr. 1992. s. 374 ve 605). Kavrama yetisi asndan yarg, nesnenin kuruluunu
salayan fiildir; yarggc ise tikeli, tmel altna getirerek, akl faaliyetine esas
olan karmlara malzemeyi salamaktadr.

gre, ayrca kavramn da ancak nesne ynnden bir anlam ve


ilevi olduuna gre, yarg fiili hem kavrama, hem de nesne
ye nceliklidir. Ama yargnn elerinin (yani zne ve ykle
min, baka bir deyile nesne ve kavramn) sentetik bir birlik
olarak biraraya getirilmesi ancak onlara ncelikli bir birlikle
mmkndr. Bu birliin zemini ise alglayann kendisini idrak
etmesinin (yani, tamalgmm [Apperzeptiot]) transandantal birli
idir; baka bir deyile, kendi temsil ve idrak etkinliini idrak
etmek yoluyla kendinin bilincine varan "Saf Ben"in birliini
kuran transandantal Apperzeptiot fiilidir. Yani, kendinin bilinci
(Ben'in kuruluu) yargya mantksal olarak nceliklidir ve yar
gnn kouludur.
Nesnenin, sentetik birlik veren transandantal bir yarg fi
iliyle (transandantal Apperzeption) kurulmas ve yarg fiilinin,
ona ncelikli bir birlik olan "Saf Ben"in kuruluuyla olanakl
olmas fikri, Kant'tan sonraki dnemde nesnenin mekn, znel
olan dnme sreci ve nesnel olan dnce ierii ayrm gibi
sorunlar, Bolzano, Husserl gibi filozoflarda da, sonraki blmde
greceimiz gibi Frege'nin dncesinde de temel bir rol oyna
mtr.

Analitik ve Sentetik Yarglar


Frege'nin, yukarda alntladmz Kant hakkmdaki szle
rinde de belirtildii gibi, Kant'm yarglar arasnda yapt ayrm
ve zellikle sentetik a priori yarglarn olana meselesi ken
dinden sonraki felsefi almalar zerinde ok etkili olmu bir
dier husus. Kant, yarglar analitik ve sentetik yarglar olarak
ayrrken matematiin yarglarn analitik yarglar ksmna de
il, sentetik yarglar ksmna yerletiriyordu; ancak matematiin
yarglar deneysel veya deney kkenli olmadklarndan, bunlar
sentetik a priori yarglardr.
Kant, genel mantk ile transandantal mantk arasnda ayrm
yaparken, genel mantn kavrama yetisinin bilgilerini ieriin
den soyutladn, kavrama yetisinin kurulumunu yapt nes
neler arasndaki ayrm da soyutladn ve sadece dnmenin

formuna baktn belirtir.40 te yandan transandantal mantk,


kavrama yetisinin ve akim yasalar ile, ama ancak bunlar nes
nelerle a priori balant iinde olduklar haliyle ilgilidir.41 Yani
transandantal mantk nesnenin kendisiyle deil, ama nesnenin
kurulumunun a priori elerini aratrmaktadr; bylelikle de
genel mantn yapt gibi nesnesiyle ban kopartarak sade
ce forma ilikin zellikleri dnmenin konusu yapmamakta,
dnmenin mmkn olmasn salayan asli elere, transan
dantal formlara ve kavramlara ynelmekte, onlar aa kar
maktadr.
Bu balamda matematikle ilgili genel soru udur: Sadece
genel mantktan hareketle matematik yapmak olanakl mdr?
Prolegomena'da, "Tm analitik yarglarn ortak ilkesinin eli
me ilkesi olduu"42 ifade ediliyor. Kant, SAE'de de genel man
tk ile analitik ve sentetik yarglar arasndaki balanty yle
ifade ediyor: "Tm analitik bilgilerin tmel ve tmyle yeterli
ilkesi elime ilkesidir; ama bu ilke bir doruluk lt olarak
analitik bilgilerin tesine gemez,... ihlal edilemez olan elime
ilkesine aykr bir fiilde bulunmamaya zen gstermekle birlik
te, bu ilkeden sentetik bilgilerin doruluuna ilikin bir katk da
beklememek gerekir."43 Deneyimin a posteriori nesneleri kadar,
matematiinki gibi a priori nesnelerin de esasen sentetik yarg
larla tesis edilebileceini belirttikten sonra (B-14), B-75'te "Bizim
doamz yledir ki, bizde gr sadece duyusaldr, yani sadece
nesneler tarafndan etki alma halini ierir... Hissetme yetisi ol
madan hibir nesne bize verilemez ve kavrama yetisi olmadan
hibiri dnlemez, ierii olmayan dnceler bo, kavramsz grler krdr. yleyse, kavramlar duyusal klmak nasl
gerekliyse, grleri de kavranabilir klmak o lde gereklidir.
Ayrca bu iki yeti ya da kudret, birbirlerinin ilevini stlenemez
ler. .. Bilgi ancak onlarn birlemesi sayesinde ortaya kar" diye
ekliyor ki, bu, sz konusu grler a priori olduu zaman mate
matiksel bilgi iin de geerlidir. B-85'teki ".. .hi kimse sadece
40
41
42
43

A.g.y. A-54 / B-78.


A.g.y. A-57 / B-81.
Prolegomena. Hacettepe n. Yay. Ankara 1983, ev: I. Kuuradi, Y. rnek, s. 15/25.
A.g.y. B-191.

[genel] mantk araclyla nesneler hakknda yargda bulunma


ya cret edemez ..." ve B-64'teki "... sadece kavramlardan sen
tetik bilgi kmaz, yalnzca analitik bilgiler kar" ifadeleri de,
zaten, sadece genel mantn analitik yarglar araclyla ma
tematiin yaplamayacan, matematiin nesnelerinin bu yolla
tesis edilemeyeceini aka ortaya koymaktadr.
Geometrinin yarglarnn sadece mantkta temellenmedii,
bu yarglarn ancak uzaysal grnn devreye girmesiyle bilgi
sel ierie sahip olabilecekleri fikri, Kant'm 1768 tarihli "Uzayda
Ynler Arasndaki Farklln Nihai Dayana Hakknda"44 ma
kalesinden kan (sa el-sol el uslamlamasndan kan) sonu
tur.45 Bu sonula, geometri ile ilgili tm salam bilgilerin sade
ce kavramsal olandan kmad, bu durumda da geometrinin
sadece mantkla temellenen bir bilim deil, ama ayn zamanda
grnn de devreye girmesi gerektii bir bilim olduu ortaya
kyor. Bununla birlikte, Kant asndan aktr ki, geometri
deneysel bir bilim deildir; kesin kantlamal bir bilimdir, ge
ometrinin ilikileri zorunludur ve tam genellie (evrensellie)
sahiptir.46 Bu durumda, devreye girmesi gerekli grlen gr
nn, deneysel (a posteriori) bir gr de olmamas gerekir. De
ney kkenli olmayan gr, a priori grdr; ve a priori gr
tek ekilde olanakldr: zihnin, dnme yetisi dnda (kavram
ve mantkla ilgili olan yeti dnda), ondan farkl, kendi a pri
ori formlar olan hissetme yetisinin (duyusallm) olmasyla.47
Gr, kavramdan, ona indirgenemeyecek ekilde farkl olduu
iin, dnme yetisine deil, hissetme yetisine aittir; a priori
44 I. Kant. Concerning the Ultimate Ground o fth e Differentiation ofDirectiors in Space
Theoretical Philosophy 1755-1770. ev. D. Walford ve R. Meerbote. Cambridge
Un. Pr 1992. [Von dem ersten Grunde des Unterschiedes der Gegenden im Raume, I.
Kant. Vorkritische Schriften bis 1768. Bd II. Suhrkamp 1991]
45 Bu uslamlamann ayrnts iin bkz. Blent Gzkn, Kant'm Eletiri-ncesi D
neminden Eletiri Dnemine Geiindeki Ahahtar Yaz: Uzayda Ynler Arasndaki
Farklln Nihai Dayana Hakknda. Felsefe Tartmalar, 2006. s. 43-55.
46 Kr. (Kant: 1998, B 4, B 17, B 40-41).
47 Leibniz'de (ve onu izleyen Wolff'da) duyusallk ve dnme arasnda, sadece
birincinin bulank olmas ve kincinin ak ve seik olmas zerinden bir fark
vardr. Kant', duyusallk ve dnme arasnda kendinden nce yaplm olan
ayrmlardan ayrt eden en nemli husus, Transandantal Felsefede sadece d
nmenin deil, duyusallm da a priori formlar olmasdr.

gr ise, ancak, (dsal duyu sz konusu olduunda) uzayn,


hissetme yetisinin a priori formu, yani tm duyusall ncelik
li olarak olanakl klan form olmasyla mmkndr. Bylelikle,
geometrinin sadece elimezlik ilkesine dayanan, yani sadece
mantkta temellenen bir bilim olmad,48 grye de dayand,
dolaysyla sentetik olduu, ancak geometrinin kesin ve zorunlu
bilgiler ieren bir bilim olduu dikkate alndnda, bu grnn
a posteriori deil, a priori olmas gerektii ve sonu olarak geo
metrinin yarglarnn sentetik a priori yarglar olmas gerektii
sonucu kmaktadr.49
Kant, benzer bir akl yrtmeyi aritmetie de tar (her ne
kadar elinde 'sa el-sol el uslamlamas gibi kuvvetli bir uslam
lama bulunmasa da) ve aritmetiin de sadece mantkta temel
lenmediine, aritmetiin nesnelerinin tesis edilebilmesinin a
priori zaman grs temelinde olanakl olduuna iaret eder.
Aritmetiin yarglar da, tpk geometrininkiler gibi sentetik a
priori yarglardr. Sonu olarak, matematiin nesneleri a priori
olmalarna karn akla aracsz verilen nesneler deil, hissetme
yetisinin a priori formlar zemininde ina edilen nesnelerdir.
Dolaysyla Kant asndan matematiin ilkeleri, bamsz bir
nihai dayanak deildir; matematiin ilkeleri, aksiyomlar sente
tik a priori yarglardr. Ama bu ilkeler transandantal ilkeler de
illerdir. Matematiin ilkeleri, onlarn zeminini oluturan tran
sandantal ilkelere50 baml olarak onlar zerinde ykselirler.
48 Matematiin sadece elimezlik ilkesine dayanmad hususu iin bkz. (Kant:
1998, B 14-B 17 / 143 -145).
49 Geometrinin sadece mantkta temellenmemesi demek, geometrik bir kantla
mada a priori grsel bir ieriin de kantlama srecinde ncller arasnda yer
almas demektir. A priori grsel ierik de geometri sz konusu olduunda (ayn
ey aritmetik iin de geerlidir) ina etme anlamna gelir. Ama bu ina yledir
ki, tekil bir ina (diyelim bir gen), aslnda tmelin temsilidir. Ve bu ina sade
ce kavramsal deildir, a priori grde de bir karl vardr. Bu konuda daha
fazlas bu sunuun kapsamnn tesine geiyor. Konuyla ilgili olarak bkz.: SAE,
A-713/B-741 - A- 725/B- 753; Prolegomena 6 - 13; ve bu konuda iyi bir inceleme
iin Michael Friedman, Kant and The Exact Science. Harvard Un. Pr. 1994.
50 SAE'si erevesinde, deneyimin a posteriori nesnelerinin kurulumunda (tesis
edilmesinde) olduu gibi, matematiin a priori nesnelerinin inasnda da son
dayanak olarak transandantal ilkeler, kavrama yetisinin ilkeleridir. Bunlar: 1)
Grnn aksiyomlar; 2) Algnn beklentileri; 3) Deneyimin analojileri; 4) Ge
nelde deneyle ilgili dnmenin postulatlardr (A-161/B-200).

Demek ki, matematiin ilkeleri ve nesneleri sadece mantktan


kmad gibi, yalnzca genel mantk zemininde ve dzeyinde
yakalanamazlar ve tehis edilemezler; bu, ancak transandantal
mantk araclyla mmkndr.

Fregede Dnce ve Yarg


Frege, yargnn kavrama ncelikli olduu grne de, nes
nenin yargdan bamsz olmad grne de baldr. (Bura
da, "nesne" ile, fiziksel, deneyim kkenli (empirik), kendiliinde
nesnenin anlalmadna; yarg araclyla kavramla balant
iine giren, onun 'altna den' nesnenin, bu balantya gire
bilmesi iin yarg ve kavramla ayn dzlemde bulunmas ge
rektiine, yani nesnenin "meknnn" tpk yarg ve kavramda
olduu gibi zihin mekn olduuna daha nce Kant ksmnda
atfta bulunduumuz gibi tekrar iaret edelim. Bununla birlikte,
Frege'nin, 'nesnenin kuruluu' hakkmdaki Kant anlay tek
rar etmediine de iaret etmek gerekir. Frege'nin nesne ontolo
jisi, tmcede nesnenin yerine duran adm veya zel adm tmce
balamndaki ilevinin zmlenmesi zerinden, yani dilden
hareketle veya dilin mantksal yapsnn zmlenmesinden ha
reketle yaplmaktadr). "Yarglardan ve ieriklerinden hareket
ettim, kavramlardan deil... Kavramlarn biimlenmesini sade
ce yarglardan hareketle mmkn saydm";51 arkada Marty'ye
gnderdii 29 Austos 1882 tarihli mektubunda da unlar yaz
yor: "Kavramlarn biimlenmesinin yargya ncelikli olduuna
inanmyorum, nk bu, kavramlarn bamsz varln nvarsaymay gerektirirdi; dnyorum ki, bir kavram, yargnn
olanakl ieriini ksmlara ayrarak ortaya kmaktadr."52
Frege'nin yarg, yarg ierii, dnce ve doruluk hakkm
daki grlerini topluca deerlendirmek iin yaamnn sonla
s

Frege, Posthumous Writings. ev. P. Long ve R. VVhite, s. 16, Blackwell 1979 (Nachgelassene Schriften, [NS] s. 17).
52 Gottlob Frege, Philosophical and M athematical Correspondetce. ev. Hans Kaal,
The Un. Of Chicago Pres. 1980, s. 101. [Frege, kavramlarn, yarg ieriinin k
smlara ayrlmasyla ortaya ktn Aritmetiin Temelleri 64'te de sz ediyor]

rmda kaleme ald "Dnceler" makalesine bakmamz gere


kir.53 Frege bu yazda i dnya ve d dnya ayrm yapmakta;
i dnyann malzemesinin duygular, dnme sreleri, znel
tasarmlar [Vorstellung]5i olduunu, d dnyann malzemesinin
ise uzay ve zaman iindeki eyler olduunu belirtmektedir. An
cak d dnyadaki eylerle ilgili tasarmlar, znel tasarmlardr;
bunlar, tasarmlarn sahibi olana bal olarak deikenlik gste
rirler, yani nesnel dnceler deillerdir. Oysa AT'de de iaret
ettii gibi Pythagoras teoremi, onu dile getiren hi kimse olma
sa da yine doru olarak kalacaktr. Dolaysyla, uzay ve zaman
daki eyler ve tek tek kiilerin znel tasarmlarnn dnda bir
nc lem daha vardr. Frege buna 'dnceler' lemi adn
vermektedir. Dnceler, onlar kavrayandan bamsz olarak
'var'drlar. Ancak burada 'var' szcne zellikle dikkat etmek
gerekiyor. nk Frege'nin srarla vurgulad gibi, dnceler
ya da nesne olarak kavramlan saylar, uzay ve zamanda yer alan
fiili gerek [Wirklich] olan eyler olmamalarna karn 'nesnel
dirler'.55 Frege'ye gre yargda bulunduumuzda dnceleri
retmeyiz, nesnel dnceleri sadece kavrarz (yakalarz). Tasa
rmlarn sahibi ve taycs olmakla birlikte nesnel dncelerin
taycs ve sahibi deiliz.
Frege, "Dnceler"de, "Burada 'kavrama, yakalama' dilegetirii, 'bilin ierii' dilegetirii kadar eretilemelidir. Di
lin doas bundan bakasna izin vermiyor. Elimde tuttuum
eye, kesinlikle elimin ierii olarak baklabilir; ama o, farkl bir
anlamda elimin ieriidir ve elime, elimi meydana getiren ke
miklerin, kaslarn ve onlarn balantlarndan ok daha yabanc
bireydir" diye yazyor.56 Frege zerine yaplan iyi incelemeler
den birinin yazar olan Hans Sluga, Frege'nin bu szlerini yle
53 Gottlob Frege. Collected Papers on Mathematics, Logic, and Philosophy, s. 351-372.
Basic Blackwell, Oxford 1984.
54 Daha nce ifade ettiim iz gibi Frege, Vorstellung terimiyle tmyle znel d
nce srelerini kastetmektedir ve bu kullanmn Kant Vorsellung (temsil)
teriminin anlamndan ayrt edilmesi gerekir.
55 AT, 26.
56 Gottlob Frege. Collected Papers On Mathematics, Logic, And Philosophy, s. 368. Ba
sic Blackwell, Oxford 1984.

yorumluyor: "Frege'ye gre dnceler, kuun elde olmas gibi


zihinde deildir, dnceler kemik ve kasn elde olmas gibi zi
hinde yer almaktadr. Nesnel olan zihne yabanc ya da dsal
olan birey deildir, ama zihnin oluturucusudur. Onun en
zellikli sahiplenimidir."57 Benzer bir yaklam daha nce AT
105'te "aritmetiin kendine has nesnesi [der eigenlichte Gegenstand] Akldr" biiminde ifade edilmitir. Frege, nesnel dn
celerin ve onlarn meknnn ne olduuna deinmiyor, sadece
ne olmadklarn ifade ediyor: Nesnel dnce, bir insann znel
tasarm deildir, dolaysyla insanlarn dnme srelerine,
psikolojik hallerine baml deildir.
Frege, "Dnceler"de, dnce, yarg ve bildirim tmcesi
ayrmlarn yle yapyor:
1) Dncenin kavran (yakalanmas) - dnme;
2) Bir dncenin doruluunun tannmas - yarg;
3) Bu yargnn ortaya konuu - bildirim tmcesi.58
Frege, bildirim tmcesinde iki eyin birbirinden ayrt edil
mesi gerektiini yazyor: erik ve ieriin bildirimi. erik d
ncedir ya da en azndan dnceyi iermektedir. Bunu, "ner
me" olarak da adlandrabiliriz. Dnceyi, onun doru olduu
nu bildirmeden dilegetirmek olanakldr [A.g.y. s. 355]. Yarg,
dnceden onun doruluk-deerine geitir [A.g.y. s.164-165].
Bildirim (yani tmce) ise bu yarg ieriinin dilsel temsilidir. Bu
ayrm Frege'nin Begriffsschrift'te yapt yarg ierii ve bu ieri
in dilegetirilii arasndaki farka kout olan bir ayrmdr.
Frege'ye gre yarg ieriinin nesnel olduundan ve mant
n, yargnn kavramsal ieriiyle ve ieriin mantksal bantla
ryla, yani karmlarla ilgili olmas gerektiinden daha nce sz
etmitik. karmlar, nermeler (veya dnce ierikleri) aras ba
ntlarla kurulduuna gre, bir mantksal karmda nermele
rin birbirleriyle balantl olmasm salayan ey nedir ve bu bam
kurulduunu bilmemizi salayan ey anlam dzeyi midir?
Tmceler dil dzeyinde, dilsel dilegetiriler olduu iin,
farkl yapdaki tmceler ayn anlama sahip olabilir. Yani ayn
57 Hans Sluga, Gottlob Frege, s.121. Routledge and Kegan Paul, London 1980.
58 Gottlob Frege. Collected Papers On Mathematics, Logic, And Philosophy, s. 355-356.
Basic Blackwell, Oxford 1984.

lklar farkllklarm gibi gsteren doal dilin zenginliidir.


Frege Begriffsschrift'te "Yunanllar, Perslileri Plataea'da yendi
ler" tmcesiyle, "Persliler, Plataea'da Yunanllara yenildiler"
tmcelerinin dnce ieriklerinin ayn olduuna ve gelitir
dii ideografinin ayn dnce ieriine sahip tmceler arasn
da bir ayrm gzetmediini ifade etmektedir.59 Yani mantksal
karmlar, sadece grnteki farkllklarla i gremez; onun
asl farkllklara, asl benzerliklere ve asl bantlara gereksi
nimi vardr. Dolaysyla mantksal karmn asl gereksindii
ve dikkate alnmas gereken yarg ieriidir; baka bir deyile
doal dilin farkl dilegetirilerinin ayn anlama geldiini tehis
etmek demek, doal dile ait bir dilegetiriin sadece mantksal
karmda bir rol olan ieriini dikkate almak, geri kalan
n elemek anlamna gelir. Yani mantksal karm zincirinde
rol oynama, bir yarg ieriinin snrlarn da belirlemektedir.
Mantk, dilegetirilerle deil, yarg ierii ile ilgili olduu iin
Frege'nin ideografisi dilegetirileri deil, yarg ieriini simgeletirmektedir. Bu bakmdan "nermeyi", yargnn olanakl
dnce ierii olarak tanmlamak mmkndr. Ayn ner
me, yani ayn yarg ierii, dil iinde farkl grnmlere (diye
lim "ete kemie brnmelere") sahip tmcelerle ifade edilebi
lir. nerme, karm zincirlerinde rol oynayan ierik anlamna
gelmektedir; yani tmcede yer alan, ama karm zincirlerinde
herhangi bir rol oynamayan eler asli ierie (dnce ieri
ine), yani nermeye ait saylamazlar. Frege daha nce atfta
bulunduumuz zere bunu Begriffsschrift'te ifade ettii gibi,
AT'de kavram asndan da ifade ediyor: "Mantk asndan
ve kantlama keskinlii gzyle bir kavramdan istenebilecek
olan tek ey, onun uygulanmasndaki snrlarn keskin olmas,
yani her bir kavramn bu nesnenin altna dp dmedii
ne kesin olarak karar verebilmemizi salamasdr."60 Aslnda
bu ifade edilenlerin, mantn nc yasas olarak bilinen
"nc halin olmazl" yasasnn bir uygulamas olduu da
ak.
59 Frege, Begriffsschrift, "From frege to Gdel " iinde, s. 12. Van Heijenoort, Harvard Un. Pr. 1967.
60 Aritmetiin Temelleri, 74

te Frege bu anlamda tmyle dilsel zmlemeye ynel


mi bir dil felsefecisi deil, rnein say gibi bir mantksal nesne
nin meknnn yargdan bakas olamayaca anlayyla yarg
nn zmlemesine girimi, Kant anlamda bir metafizikidir.
Bu yzden, Frege'nin hedefinin dilsel bir zmleme olmad,
ama mantksal nesnelerin meknnn belirlenmesi dolaymyla
bu nesnelerin asli doalarnn akla kavuturulmas giriimi
olduunun alt izilmelidir. Dolaysyla, Frege'nin dilin mantk
sal zmlemesine girime amacn dilbilimsel bir zmleme
ya da bir anlam zmlemesi deil, nesnelerin dilde kendilerini
gsterme biimi zerinden onlarn asli doasna ynelen bir in
celeme olarak grmek daha doru olacaktr.
Yukarda, Frege'nin, Begriffsschriftte (s. 5) gerekelendirme
gerektiren tm doruluklar kantlamas yalnzca saf mantk
sal adan verilebilenler ve deneyim olgularyla desteklenmesi
gerekenler olarak iki snfa ayrdndan sz etmitik. Aritme
tik yarglarnn bu snflardan hangisine ait olduu sorusuna
verilecek yant iin, sadece, tm tikelleri aan dnme yasa
larnn kullanld karmlar yardmyla aritmetikte nereye
ulalabileceini grmek gerekmektedir. Bu yzden Frege, atl
mas gereken ilk admn bir dizideki sralandrma kavramn,
mantksal sonu kavramna, baka bir deyile sra bantsn
mantksal sonu karma bantsna indirgemek giriimi ol
duunu, bunun yaplmasyla da say kavramna ulalacan
yazmaktadr.61
Bu indirgeme giriiminde esas olan, duyusal olan her eyin
darda braklmasdr; Frege'yi yeni bir mantk notasyonuna,
ama daha nemlisi farkl bir yarg, kavram ve nesne anlayna
ynelten, temelleri saf mantkla gvenceye alnm bir bilimin
temellerini oluturmaktr. "Beni, ortaya koyduum ideografiye
ynelten dnce urann balang noktasnda aritmetik yer
almaktadr. Bu ideografiyi ncelikle bu bilime uygulamann ne
deni, aritmetiin kavramlarnn daha ayrntl bir zmleme
sini yapmak ve teoremlerin daha derin bir temellendirilmesini
vermektir."62
61 Begriffsschrift, s. 5.
62 A.g.y. s.8.

Frege, Begriffsschrift'tin "Dizilerin Genel Kuram"n ele ald


son blmnde, genel olarak dizilerdeki sralanmay saf man
tksal olarak tanmlanm, ulat sonularn, baka bir incele
mede ele alaca say kavramnn aydnlatlmasna olanak vere
ceini yazmaktadr.63 te Aritmetiin Temelleri, Begriffsschrifttin
kald noktadan, saynn saf mantksal adan tanmlanmasna
ynelik bir giriimdir.

Aritmetiin Temelleri: Kavram, Nesne ve Say


Frege, sayal say kavramnn (Frege, "say" szc iin Anzahl ve Zahl terimlerini kullanyor. Anzahl, sayal (kardinal) say
anlamndadr; sayal say, bir kmenin elerinin toplam says
n veren, yani "ka tane" sorusuna yant veren tamsaydr. Zahl
ise genel anlamda "say"dr. Frege'nin bu almada konu ald
Anzahl ve genel Anzahl kavramdr), bilinen 2000 yllk gemii
ne karn hl akla kavuturulmam olduunu dnrken
AT hin giriinde unlar yazmaktadr: "Bu durumda bilim iin,
kendi nesneleri arasnda ilk ve en nde geleni ve grnte en
basit olan hakknda bu kadar karanlk iinde bulunmak utan
verici deil midir?"64 Frege, tpk Kant'm Prolegomena'da "Buna
gre, btn metafizikilere, 'sentetik a priori bilgiler nasl ola
nakldr?' sorusunu yeterince yantlaymcaya kadar, resmen ve
yasal olarak iten el ektirilmitir"65 diye yazmas gibi, daha
sonra NS'de, "Aritmetikilerin bu sorulara verdii yantlarda
gr birlii iinde olmalarna ve terminolojilerinin yantlaryla
tutarllk gstermesine kadar gerek bir aritmetik bilimi yok
tur" diye yazacaktr.66 nk aritmetiin yasalarnn analitik
ya da sentetik olduklarnn belirlenmesi sayal saynn bir tan
mnn verilip verilememesine baldr. Bylece Frege Aritme
tiin Temelleri'nin giriinde sorunu yle koyar: "Sayal saynn
63 A.g.y. s.8.
64 Aritmetiin Temelleri, Giri s. 78
65 Prolegomena. Hacettepe n. Yay. Ankara 1983, ev. I. Kuuradi, Y. rnek. 5,
s. 27/45.
66 Frege, Posthumous Writings. ev. P. Long ve R. VVhite, s. 257, Blackvvell 1979 (Nachgelassene Schriften, s. 277)

(Anzahl) tanmlanmas m gerektii, yoksa tanmlanmam ola


rak m kabul edilecei sorunu her eyin stndedir. Bu kitabn
ortaya koymak istedii nokta tam da budur. Aritmetiin yasa
larnn doas hakkmdaki karar, bu almann sonucuna bal
olacaktr." Temel fikrin altn bir kez daha izelim: Aritmetiin
temel kavramlarnda ve aritmetiksel fonksiyon ve ilemlerde ni
hai dayanak olarak sadece aritmetie zg eler bulunmamak
tadr; bunlar tmyle mantksal olan kavram ve ilemlere in
dirgenebilirler. Bylelikle, aritmetiin temel yasalarnn aslnda
mantn genel yasalarndan tredikleri ve dolaysyla bu temel
yasalarn analitik doruluklar olduu ortaya konabilir.
Daha nce Dummett'tan da alnt yaparak belirttiimiz gibi
Aritmetiin Temelleri halis bir felsefe metnidir ve Kant sonrasn
da mantn ve matematiin temellerine ilikin yaplan aratr
malar iin bir kilometre tadr: "Sonu olarak, birok matema
tikinin kabul edebileceinden daha fazla felsefi uslamlamaya
yneldiimi fark ettim; ancak say kavramn ok ayrntl bir
ekilde ele alan her inceleme her zaman felsefi olmak durumun
dadr. Byle bir inceleme hem matematikiler hem de felsefeciler
iin ortak bir devdir."67
ncelikle Frege iin aritmetiin yasalarnn ve sayal say
nn ne olmadnn altn izelim. Frege, AT'de 1) aritmetiin
yasalarnn tmevarmsal olduklarna ( 9); 2) sayal saylarn
fiziksel eylerin zellikleri olduklarna ( 21); 3) sayal saylarn
znel zihinsel eyler olduklarna ( 26); 4) sayal saylarn fizik
sel nesnelerin topluluu olduklarna ( 28); ve 5) sayal saylarn
say gstergeleriyle zdeletirilmesine kar kmaktadr. By
lelikle, sayal saynn tanmlanmasnda psikolojizm [1), 2), 3), ve
4)] ve formalizm [5)] yadsnyor, sayal saynn deneyci anlay
bir kenara braklyordu. Sayal saynn tanmlanmasnda de
neyci ve formalist nesne anlaynn ve ilkelerinin ie yaramaz
olduklar gsterildiinden dolay, artk bu ama dorultusun
da deneycilikten ve formalizmden farkl ilkelere gerek olmak
tadr.
Frege, sayal saynn tanmlanmas giriiminde AT'nin Giri
ksmnn sonunda temel ilkeye bal kaldn yazmaktadr:
67 Aritmetiin Temelleri, Giri s. 81

1) Psikolojik olan mantksal olandan, znel olan nesnel


olandan kesin bir biimde ayrmak;
2) Szcklerin gnderimini (anlamn) [Bedeutung]68 tek
bana deil, ancak bir tmce balamnda ele almak;
3) Kavramla nesne arasndaki ayrm asla gzden karma
mak.
Birinci ilkeyi, Frege'nin Begriffsschrift'te yargnn kavram
sal ieriinden ne anladndan sz ederken ele almtk. kinci
ilke "Balam lkesi" olarak bilinmektedir.69 Deneyci, psikolojik
ve formalist say anlaylarnn kkeninde, sayal saynn tmce
balamndan (baka bir deyile nesnenin yarg balamndan)
koparlmas yatmaktadr. Frege, sayal sayy tanmlamaya a
lrken, bunu sayal saynn kendi bana ne olduunu arat
rarak, yani sayal saynn soyut ontolojik meknn aratrarak
yapmamaktadr. Sayal saynn bir nesne olduunun gsteril
mesi Frege'nin ana amacdr. Ama bunun ortaya karlmas,
geleneksel metafizikte ya da deneycilikte olduu gibi saynn
balamndan koparlarak tek bana ne olduunun incelenme
siyle yaplamaz. Bu adan "Balam lkesi", Frege'nin saynn
doasna ynelik aratrmasnn temel ilkelerinden biridir ve
bu ilkenin dayand felsefi zemin de, yukarda sz ettiimiz
gibi nesnenin ve kavramn meknnn yarg olduuna ilikin
Kant yarg anlaydr.
Yargdan bamsz nesne ve kavram olmadna gre, on
tolojik bir incelemenin temel birimi yarg ve yargnn dilegetirilii olan bildirim tmcesi olacaktr. Tmce iinde nesne ve
kavram arasndaki ayrmn berrak bir ekilde ortaya konmas
ise sayal saynn tanmnn yaplabilmesini salayacaktr. Bu
da Frege'nin nc ilkesine karlk gelmektedir.
68 Frege'nin nl Sinn ve Bedeutung ayrmn, srasyla "anlam" ve "gnderim"
ile karladk. Aslnda, dil felsefesinde a aan bu nl ayrm, Frege, ber
Sinn und Bedeutung (1892, Anlam ve Gnderim zerine) makalesinde yap
mtr. Hem ber Begriff und Gegenstand (1892, Kavram ve Nesne zerine)
makalesinde, hem de Husserl'e yazd mektupta (24 Mays 1891), Aritmetiin
Temelleri'nde bu ayrm henz yapmam olduunu belirttiine iaret edelim.
69 Balam lkesi', VVittgenstein'n iki dnem felsefesinde de temel konumdadr. Bu
ilke, Tractatusta "Ancak tmcenin anlam vardr; ancak tmcenin balamnda
bir adn gnderimi vardr" (3.3) olarak yinelenmitir

Frege, AT'de dile getirdii bu ilkeyi, AT'den yedi yl son


ra yaymlanmaya balayan drt temel makalesinde ("Eylemsiz
lik Yasas zerine" [ber das Tragheitsgesetz, 1891]; "Fonksiyon
ve Kavram" [Funktion und Begriff, 1891]; "Kavram ve Nesne
zerine" [ber Begriff und Gegenstand, 1892]; "Anlam ve Gnde
rim zerine" [ber Sinn und Bedeutung, 1892])70 tek tek am
tr. AT'de saynn nasl tanmlandna bakmadan nce, hem
"Balam lkesi"nin Frege'nin yeni yaklamndaki yeri ve ile
vini daha iyi grmek, hem de nc ilke uyarnca "nesne" ve
"kavram"m nasl ele alndn grmek iin Frege'nin AT'den
sonra yaymlamakla birlikte, ana hatlaryla ayn sorunsal ge
litirdii bu drt temel makaledeki grlerine deinmek ge
rekir.
Frege, "Eylemsizlik Yasas zerine" balkl makalesinde
kavram ve tasarm arasnda AT'nde yapt kesin ayrm yine
lemektedir; kavram nesnel, tasarm ise znel olandr. Mantk
kavramla ilgilidir ve bunun iin de kavramn keskin snrlarla
belirlenmi olmas gerekir. Kavramn keskin snra sahip ol
mas ise Aritmetiin Temel Yasalar'nda bir nesnenin o kavramn
altna dp dmediinin hibir karkla meydan verme
yecek ekilde ak olmas olarak tanmlanmtr.71 Eylemsizlik
Yasas zerine'de mantksal kavramn bir geliiminin olmad
n, tarihinin olmadn ve kavramn oluturulan bir ey deil,
sadece yakalanan, kavranan bir ey olduunu belirtmektedir.
te yandan Ludwig Lange'nin Newton'un "mutlak uzay" kav
ramn metafiziksel bir samalk olarak deerlendirdii yaz
sn eletirirken, byle bir kavramn anlaml olup olmadnn
tek bana sorulamayacan ifade etmekte ve deneyimde ona
karlk gelen bir ey olmadndan dolay bu kavramn meta
fiziksel bir samalk olarak deerlendirilmesine kar kmak
tadr; bylece "mutlak uzay" gibi bir kavramn anlamnn sa
dece kuramn btnl ve dier kavramlarla olan balants
asndan deerlendirilmesi gerektiini belirtmektedir. Bu ise
70 Gottlob Frege. Collected Papers On Mathematics, Logic, And Philosophy. Basic
Blackwell, Oxford 1984.
71 Gottlob Frege. Grundgesetze der Arithmetik, cilt II, Par 56. Hildeheim, G. Olms,
1962./ The Basic Laws o f Arithmetic. ev. ve Sunu M. Furth. University of California Press Berkeley and Los Angeles 1964.

kuramn, onu oluturan kavramlara ncelii olduuna, baka


bir dzeyde de dncelerin ve dncelerin doruluunun
kavran olan yarglarn, kavramlara ncelikli olduuna ia
ret etmektedir. Mantk asndan nemli olan ise, bir kavramn
altna decek nesneyi tam olarak belirlemesidir. Bu da tpk
kimyasal elementlerin ayrtrlmasna ancak uzun bir aba
sonucunda ulalmas gibi, mantksal bir zmlemeyi gerek
tiren bir eydir.72 Ama, mantksal olarak snrlar belirlenerek
tanmlanan bir kavramn bu yolla bir nesneyi var etmesinden
de sz edilemez. Frege, burada formalistlerin, saylarn sadece
gstergelerden ibaret olan ve tanm yoluyla belirlenen eyler
olduu grne de kar kmaktadr. Tanmlanan sadece
gstergelerdir (rakamlardr), ama gstergelerin kendileriyle,
onlarn gsterdii (veya gnderdii) nesneleri birbirinden ayrt
etmek gerekir. Mantksal zmlemeyle kefedilen kavramla
rn ilevleri, onlarn altna decek nesneleri kesin snrlarla
ayrt etmektir. Kavramla nesne arasnda "altna dme" ili
kisinin ne olduuna bakmak iin Frege'nin dier makalelerini
incelemek gerekir.
Frege, daha nce Begriffsschrift'te tmcenin geleneksel
zne-yklem balamndaki zmlenmesi yerine nerdii
argman-fonksiyon yaklamn "Fonksiyon ve Kavram"da
gelitirmektedir.73 Frege fonksiyondan tam da matematikteki
"fonksiyon" kavramn anlamaktadr. f(x), diyelim x2 -1 gibi bir
fonksiyon tanmlamakta, x" ise argman olarak nitelenmek
tedir. Ayn fonksiyonun farkl x" deerleri iin farkl deerleri
vardr. Frege bu deerlere, deer-alan [Werthverlauf (ng. valuerange)] adn vermektedir. te yandan bu deerler, ayn zaman
da doruluk-deerlerine de karlk gelebilmektedir. rnein,
x = 1 iin x2 -l'in deeri 0 dersek, bu 'doru' doruluk deeri
ne, -1 dersek de 'yanl' doruluk deerine karlk gelecektir.
Frege bunu yle ifade ediyor: "Bir kavram, deeri her zaman
doruluk-deeri olan bir fonksiyondur."74 yleyse her fonksi
72 Gottlob Frege. Collected Papers On Mathematics, Logic, And Philosophy, s. 135-136.
Basic Blackwell, Oxford 1984.
73 A.g.y. s. 137-156.
74 A.g.y. s. 146

yon ya da kavram, altna decek argmanlar ya da nesneleri,


doru yarglar veya yanl yarglar olarak ikiye ayrabilmekte
dir. Bir fonksiyonun ya da kavramn keskinlii ve verimlilii,
altna decek nesneleri berrak bir ekilde belirleyebilmesine
baldr.
Bu yaklamn dildeki karl, argmann (x'in) zne/
nesne olarak, fonksiyonun ise kavram olarak grlmesidir.
zneyle yklemi birbirine balayan "...dr"n iki farkl ilevini
birbirinden ayrmann nemine dikkat eker Frege: "Ankara
Trkiye'nin bakentidir" ve "Ankara bakenttir" tmcelerini
alalm. ki tmcede de "...dr" farkl ilevlere sahiptir. Birincide
"Trkiye'nin bakenti = Ankara" anlamnda, yani bir eitlii
ifade ederken, kincide, Ankara'nn bir zelliini dile getirme
ye yarayan bir balayc fiildir (copula). yle ise ikinci tmceyi
"x bakenttir" eklinde yazarak, "bakent" kavramnn altna
decek nesneleri sralayabiliriz. x" argmannn yerini ala
cak deerler iin x bakenttir" fonksiyonunun deer-alanm
bulabiliriz. Bylece "Ankara, Paris, Roma" gibi kentler, x'in
yerine konulduunda doru tmceler meydana getirirken,
rnein "stanbul, New York" gibi kentler veya "Ayfer" gibi
zel adlar yanl tmceler meydana getirecektir. Bir fonksiyon,
x'in belirli bir deeri iin bir deere sahip olur; benzer ekilde
zne olarak belirli bir adn kavramla birlemesiyle ortaya
kan tmce ya doru ya da yanl olacaktr; yani tmce bir do
ruluk deerine sahiptir. Bir tmcede kavramn yerinde duran
kavram-terimi genellikle yklemsel bir ilev grrken, nesne
nin yerinde duran zel ad zne grevini grr. Frege yapt
zmlemeyle kavram ve nesneyi, dolaysyla tmcede onlarn
yerinde duran kavram-terimini ve zel ad kesin olarak birbi
rinden ayrmtr. Nesne kendi iinde tamamlanm, boluksuz
bir eyken, kavram boluklu ve nesne ile tamamlanmay bekle
yen bir ileve sahiptir. "Ankara" zel ad kendi iinde tamam
lanmtr, ama "...'mn bakenti" kavram, bolukludur ve zel
adla tamamlanmas gerekir. Bir nesne, fonksiyon olmayan bir
eydir; nesnenin dilegetirilii boluklu deildir, tamamlanm
bir btndr. Fonksiyonlarn deer-alanlar nesnelerdir, ama
fonksiyonlarn kendileri nesne deildir.

Frege'ye gre kavramlarn doas yklemseldir, te yan


dan bir nesnenin ad, bir zel ad, dilde yklem olarak kullan
lamaz ("Kavram ve Nesne zerine", s. 183). Frege, bir nesnenin
ad olarak zel ad olduka geni bir ekilde tanmlamaktadr
ve bunun iin aadaki ltleri verebiliriz: i) bir zel adn be
lirsiz tanmlkla balamamas gerekir, te yandan nnde be
lirli tanmlk bulunan ada, bir zel ad olarak baklabilir; ii) bir
zel ad bir tmcede yklem olarak kullanlamaz (ancak ykle
min bir paras bir zel addan oluabilir); iii) zel adlarn eit
lik ya da aynlk bildiren bir tmcede, tamamlanm bir tmce
oluturmak zere eitlik iminin ya da balayc fiilin her iki
yannda da bulunmas gerekir. Bir zel adn anlamn bilmek
demek, bir nesneyi o adm gnderimi olarak tehis edebilmek
[Wiedererkenbaren] demektir.
Frege kavram ve nesne ayrmn yaparken gndelik dilden
bir rnek vermekte ve bir nesneye yklenen yklemle, nesne
nin adnn birbirine kartrlmamas gerektiini belirtmek
tedir. Kendi verdii bir rnekte "Deimos ve Phobos, Mars'n
uydulardr" tmcesinde 'Deimos' ve 'Phobos' nesnenin (arg
mann) yerinde duran zel adlar, "Mars'n uydular" kavramn
(fonksiyonun) yerine duran kavram-terimi, "... dr" ise eitlik
bildiren fiildir. Bir zel ad hibir zaman bir kavram deildir,
ama bir yklemsel kavramn parasn oluturabilir. "x'in
uydular" kavramnda, x'in yerine "gezegen" ve "Mars" sz
cklerini koyduumuzu dnelim: "gezegenlerin uydular"
kavramnn kaplam75 tm gezegen uydularyken, "Mars'n
uydular" kavramnn kaplam 'Deimos' ve 'Phobos'tur; baka
bir deyile 'Deimos' ve 'Phobos' nesneleri "Mars'n uydular"
kavramnn altma derler.76
Frege, Husserl'e yazd bir mektupta, zel adlarla kavramterimleri arasndaki fark, zel adlarn sadece tek bir nesneyle
balantda olduu kavram-terimlerinin ise birden ok nesneyle
75 'Bir kavramn kaplam' ifadesi, o kavramn altma den tm nesneleri belirt
mek iin kullanlyor; yani kavramlarn tamamlanarak doru bir tmce olma
sn salayan nesneler, kavramlarn kaplamlardr.
76 Kr. Peter T. Geach. "Frege's Grundlagen". The Philosophical Review, LX (1951),
s. 535-544.

balantda olduunu belirtmektedir.77 Kavramlar (yani fonksi


yonlar) nesne deildir; ama kavramlarn kaplamlar (yani fonk
siyonlarn deer alanlar) nesnedir.
Burada, Frege'nin sayal say tanmlamasnda nemli bir yer
tutacak olan birinci-dzey kavramlarla, ikinci-dzey kavramlar
arasndaki ilikiden sz edelim.78 Nesnelerin altma dtkleri
kavramlar, birinci dzey kavramlardr. "Jena bir niversite ken
tidir" tmcesinde, 'Jena' kentine gnderen zel adla adlandrlan
nesne, 'niversite kenti olma' kavramnn (birinci-dzey) altna
dmektedir. Frege, kavramlarn genelde uasz/lardan [characteristics / Merkmal] olutuunu ifade etmektedir; burada "vasf",
bir kavram oluturan veya tanmlayan kavramlar anlamnda
kullanlmaktadr; rnein "insan" kavramnn vasflar, me
meli, iki ayakl canl, ussal, vb. olabilir. te yandan bu vasflar,
nesnelerin zellikleridir. Vasflarla, kavramlar arasndaki ba
ntlar, nesnelerin kavramlarn altma dmesi gibi bir bant
deildir; vasflar, ait olduklar kavramlarn altnda kapsanrlar
[subordination / Unterordnung]. Frege, buna rnek olarak 'siyah
ipekli elbise olma' kavramn veriyor; 'siyah olma', 'ipekli olma'
ve 'elbise olma', bu kavramn vasflardr. Bu vasflar, ayn za
manda bu kavramn altma den nesnelerin zellikleridir. te
yandan, birinci-dzey kavramlarla, yine birinci-dzey kavram
lar arasnda da 'altnda kapsanma' ilikisi vardr. rnein "Tm
77 Gottlob Frege, Philosophical and M athematical Correspondence. ev. H. Kaal. The
Un. Of Chicago Press. 1980. s.64.
Frege, kavram-terimlerinin nesnelerle nasl balantda olduklarn aadaki
emayla gsteriyor:
tmce
zel ad
kavram-terimi

tmcenin anlam
(dnce)

I
zel adn anlam

i
tmcenin gnderimi (Bedeutung) zel adm gnderimi
(doruluk-deeri)
(nesne)

i
kavram-teriminin
anlam
i

kavram-teriminin
gnderimi
kavram n
(kavram)
- altm a
den nesne

78 Gottlob Frege. On the Foundations o f Geometry and Formal Theories o f Arithmetic


iinde Letter from G. Frege to Heinrich Liebmann, 25 Austos 1900 tarihli mek
tup, s. 3-5. ev. Eike-Henner W. Kluge. Yale University Press, 1971.

atlar memelidir" veya "Tm kareler drtkenarldr" gibi srasy


la sentetik ve analitik tmcelerde [bunlar birinci basamak yk
lemler mantyla, srasyla "Vx (Ax -* Mx)" ve "Vx (Kx -* Dx)"
olarak yazyoruz; tm x'ler iin, eer x, A'nm ('At olma' kavra
mnn) altna dyorsa, demek ki x, M'nin de ('Memeli olma'
kavramnn) altna dyordur], 'at olma' kavramnn kaplamn
oluturan nesneler, bu kavramn altna dmektedirler. Ama 'at
olma' ile 'memeli olma' veya 'kare olma' ile 'drt kenarl olma'
kavramlar arasndaki ilikiler, nesnelerin kavramlarn altna
dmesi trnden bir iliki deil, bir kavramn ('at olma'), bir
dier kavramn ('memeli olma') altnda kapsanmas ilikisidir.
'Memeli olma' kavramnn vasflar, ayn zamanda 'at olma'
kavramnn da vasflardr. Ancak, Frege'nin kendi rneinde
ki "4'n en az bir karekk vardr" tmcesinde (ve daha sonra
greceimiz gibi "ka tane" sorusuna yant veren say tmcele
rinde) yukardakilerden daha farkl bir durum sz konusudur.
Bu son rnekte 'vardr' yklemi, "4'n karekk olma" kavra
mnn altna den 2 ve -2'ye deil, bizzat kavramn kendisine
yklenmektedir; yani o kavramn 'bo' olmadn, altna en az
bir nesne debilen bir kavram olduunu ifade etmektedir. By
lelikle 'vardr' yklemi, kavramn altna den nesnelerin deil,
bizzat kavramn kendisinin bir zelliini dile getirmektedir; ve
tpk altna den bir nesnenin zelliini dile getiren bir kavra
mn, nesneden daha st bir dzeyde olmas gibi, birinci-dzey
bir kavramn zelliini dile getiren bir kavram da, ondan daha
st bir dzeydedir, dolaysyla da ikinci-dzey bir kavramdr.
Frege, yklemler mantnn tikel ve tmel niceleyicilerinin
ikinci-dzey kavramlar olduunu bu balamda belirtmektedir.
Tikel veya varlksal (existential) niceleyicinin, kavramlarn alt
na den nesnelerin olduunu bildirerek onlarn bir zelliini
dile getirmeleri gibi, tmel niceleyici de, sz konusu kavramn,
altna den tm nesneler iin geerli olduunu ifade ederken,
o kavram hakknda bir zellii dile getirmekte, yani ikinci-dzey bir kavram olmaktadr.79 Frege, birinci-dzey kavramlarla
79 Frege, AT'de 53'te bu ilikileri u ekilde ifade ediyor: "Bir kavram hakknda
ne srlen zelliklerle [Eigenschaften], kavram meydana getiren tanmlayc
vasflar [Merkmale] kastetmiyorum elbette. Bu vasflar, kavramlarn zellikleri

ikinci-dzey kavramlar arasnda olan ayrmn, nesne ile kavram


arasndaki ayrm kadar keskin olduunu; bir nesnenin, ikincidzey bir kavramn altna hibir zaman demeyeceini, bunun
yaplacan dnmenin yanl deil, anlamsz, sama olduu
nu belirtiyor.80
Frege, Marty'ye yazd 29 Austos 1882 tarihli mektupta,
varlk bildiren yarglarda ikinci-dzey kavramlarn, nesnelere
deil kavramlara yklenmesi meselesinin, aslnda Kant'm ontolojik Tanr kant rtmesini ["Varlk (Sein) aka gerek bir
yklem deildir" SAE, A 598/B 626] nasl aikr hale getirdiini
yazyor.81
Frege'nin anlam kuram ve onun 'anlam' ve 'gnderim' ara
snda yapt ayrm, dncesinin en kalc etkilerinden birini
oluturuyor. 'Anlam'la 'gnderim' arasnda yaplan ayrmn iz
lerini ise Begriffsschriftten balayarak, AT'de grmek, baka bir
deyile, Frege'nin dili ele al biiminden byle bir anlam kura
mnn doacan ngrmek mmkn. Bu kuramn ana hatlar
na ksaca temas edelim.
Frege, "Anlam ve Gnderim zerine"82 balkl makalesin
de, bir szcn anlamn, o szcn gnderdii nesne olarak
kabul eden anlamn gnderimsel kuramna (referential theory of
meaning) kar karak, bir szcn anlamyla, o szcn
gnderdiini (gsterdiini) birbirinden ayrmtr. Sz konusu
makalenin banda Frege, aynln (Gleichheit) nesneler arasn
da m, yoksa nesnelerin adlar veya gstergeleri arasndaki bir
bant m olduunu soruyor (Ksaca "a = a" ile "a = b" ayn bilgi
ieriine mi yoksa farkl bilgi ieriine mi sahiptirler). "Akam
deil, kavram altna den eylerin zellikleridir. Dolaysyla 'dik allk', 'dik
al gen' kavramnn bir zellii deildir; ama doru izgiyle yaplm dik
al ekenar gen olmadn dile getiren tmce, 'doru izgiyle yaplm dik
al ekenar gen' kavramnn bir zelliini dile getiriyor; ona sfr saysn
atfediyor. Bu bakmdan varolma [Existenz] ile say arasnda bir benzeim var
dr. Varolmann olumlanmas aslnda sfr saysnn yadsnmasndan baka bir
ey deildir. Varolma, kavramlarn bir zellii olduundan, Tanr'nn varl
nn ontolojik kant da bir sonuca ulamyor."
80 Heinrich Liebmann'a 25 Austos 1900 tarihli mektup, a.g.y s. 5.
81 Gottlob Frege, Philosophical and M athematical Correspondence. ev. H. Kaal. The
Un. Of Chicago Press. 1980. s.102
82 Anlam ve Gnderim zerine [ber Sinn und Bedeutung, 1892].

Yldz, Akam Yldzdr" tmcesi, analitik bir tmcedir; "Ak


am Yldz, Sabah Yldzdr" tmcesi ise birinci tmceden fark
l bir bilgi deerine sahiptir ve "Akam Yldz = Sabah Yldz"
biiminde ifade edilebilir. Buradaki aynlk veya eitlik gster
gesi, her iki adm da ayn nesneye gndermesi sebebiyle kulla
nlmtr. "Akam Yldz" ve "Sabah Yldz" zel adlarnn gn
derimi, bir ve ayn nesne, yani "Vens"tr. te yandan bu iki
dilegetiriin anlamlar farkldr, tpk 24'n ve 42'nin anlamlar
farkl olmakla birlikte, deerleri, yani gnderimde bulunduklar
nesnenin ayn, yani "16" says olmas gibi. Frege, "anlam" [Sinr],
gnderim [Bedeutung] ve znel tasarm [Vorstellung] ayrmlarn
u rnekle dilegetiriyor: Teleskopla yaplan bir Ay gzleminde,
"Ay" zel adnn gnderimi gzlenen nesne olarak Ay'dr; gz
lemcinin retinal imgesinde ortaya kan tmyle zneldir, yani
tasarmdr; teleskopun merceinde ortaya kan gerek imge ise
ikisinin arasndadr, tasarm gibi znel deildir, ama nesnenin
kendisi de deildir, bu ise "anlam"a karlk gelir83, yani anlam,
znel tasarmla ilgili bir ey deildir. Tmcelerin anlam dn
ce ieriidir, yukarda verilen iki tmcenin dnce ierikleri
farkl olmas dolaysyla anlamlar farkldr; ama her iki tm
ce de dorudur, yani gnderimleri ayndr. yleyse tmceler
farkl dnceler tamalar dolaysyla deiik anlamlara sahip
olurken, doru tmcelerin tm ayn doruluk deerine, yani
"doru"ya gnderir. Demek ki, tmcelerin anlam [Sinn] "d
nce", gnderimleri [Bedeutung] ise doruluk deeridir; yani
doru olan her tmcenin gnderimi "doru", yanl olann gn
derimi ise "yanl"tr. Bylece bu makalenin banda "a = a" ile
"a = b" arasnda yaplan ayrmn zemini de ortaya kar ki, bu
ayrmn sayal saynn tanmlanmasnda ok nemli bir ilevi
vardr, "a = a" ve "a = b" gibi iki tmceyi birbirinden ayran
husus, aynlk bantsnn nesnelerin kendi aralarnda deil,
onlarn adlar (gstergeleri) arasnda olmasdr. nk "a = b"
bantsnda, b'nin gnderdii ile a'nm gnderdii ayn olduu
na gre, aynlk nesnelerin kendileri arasnda olsayd, "a = a" ile
"a = b" arasnda bir fark olmazd. Oysa "a = a" ve "a = b" farkl
bilgi deerine sahiptir. yleyse "a = b" tmcesinde aynlk nes

nelerin kendi aralarnda deil, onlarn adlar veya gstergeleri


arasndaki bir bantdr; a ve b, bir ve ayn nesneye gnderirken
anlamlarnn farkl olmas da buradan kaynaklanr. Aada de
inilecei gibi, sayal saynn tanmlanmasnda ve aritmetiin
yasalarnn analitik yarglar olduklarnn ortaya konulmasnda
tmyle analitik nermelere bavurarak, sayal saynn tanmn
'aynlk' bantsna dayandrmak, bu nermelerin ayn gnde
rime, ama farkl anlama sahip olmalaryla yaplabilecei iindir
ki, Frege sonraki almalarnda nl 'anlam' ve 'gnderim' ay
rmn gelitirecektir. Frege'nin 'anlam' ve 'gnderim' ayrmn
Aritmetiin Temelleri'nde henz gz nnde bulundurmadna
daha nce iaret etmitik.
Bu noktada, Frege'nin felsefi mantnda imdiye kadar
kullanlan kavramlarn ve bu kavramlarn biraraya getirilme
sinin, Frege'nin yantn arad sorunlara, zmeye alt
meselelerin aydnlatlmasna ynelik sistematik bir mantksal
kuramn nda, yani sistemin kendisi itibariyle, baka bir de
yile "balam ilkesi"nin ok kapsaml bir uygulamas nda
dnlmeleri ve anlalmalar gerektiini belirtelim. Frege,
"Matematikteki Mantk" adl makalesinde unlar yazyor: "Sa
dece bir sistem dahilinde bir bilim tamdr. Bir sistem iin bu ge
reklilii grmezden gelemeyiz. Tam bir aklk ve dzen sadece
bir sistem araclyla elde edilebilir. Matematikte de olduu ve
iledii gibi, hibir bilim, tmyle saydam olmadan kendi mal
zemesini denetim altnda tutamaz; te yandan da hibir bilim,
bir sistemin inasn bir kenara braktnda matematikte oldu
u kadar bu kadar kesif bir sis altnda kendi kendisini kaybedemez." Bu konuyla ilgili Hans Sluga'dan uzun bir alnt yapalm,
nk sistem fikri, balam ilkesi ve bilim anlayn son derece
berrak bir ekilde ifade ediyor: "Begriffsschrift mant yarglarn
kavramlara ncelikli olduu kabulyle ina edilmiti. Aritmeti
in Temellerinde aritmetiksel tmcelerin zmlenmesi 'szck
lerin gnderimini (anlamn) [Bedeutung] tek bana deil, ancak
bir tmce balamnda ele almak gerektii' ilkesinden hareketle
yaplmt. "Eylemsizlik lkesi zerine" makalesinin nemi, bu
retilerin, bir kuramn kendi oluturucu kavramlarna nce
likli olduu biimi altnda tekrar edilmesinden gelmektedir. te

fonksiyon ve deer-alan, kavram ve nesne, dnce ve doruluk-deeri, anlam ve gnderim arasnda yaplm olan ayrmlar
bu deerlendirmelerin altnda anlalmaldr. Bu sz konu
su kavramlarn anlam ve gerekelendirilmeleri onlarn ierebile
cekleri sezgisel ieriklerde deil, salam bir mantksal kuramn
kurulabilmesi iin vazgeilemez olmalarndandr. Frege'nin bu
ayrmlarn gelitirildii makaleler, mantksal ve sistematik ola
rak ncelikli olann aratrlmasna ynelik olarak anlalmal
dr."84
imdi yukarda sz edilen drt temel makaledeki grleri
de biraraya getirerek Frege'nin sayal sayy tanmnn ardnda
ki temel yaklama ksaca bakalm. Aslmda yukarda ele alman
drt makale de AT'den sonra yazlmtr ve ATde ele alnmayan
kavramlar, ayrmlar ve zmlemeleri iermektedir; bununla
birlikte hepsi de Begriffsschrift ve AT'deki temel meselelerin ge
litirilmesidir. Bundan dolay dncesindeki sreklilii geriye
doru okuma olana da vardr.

"Her tekil say kendi bana varolan bir nesnedir."85


Frege, AT'nin son paragrafnda, 109'da imdiye kadar or
taya koymu olduklarnn "aritmetiin doruluklarnn analitik
ve a priori olduu sonucunun kuvvetle muhtemel" olduunu
ve "bylelikle Kant'm konuyla ilgili grlerinde bir ilerleme
gerekletirilmi" olduunu ifade ediyor. Frege'nin ulam ol
duunu ne srd sonular, sadece aritmetiin ve saylarn
doasna ilikin olmakla snrl kalmamakta, ayrca daha geni
kapsaml bir ekilde, akim, her trl duyusal ierii aan ve
Kant anlam da ierecek ekilde gr kkenli olmayan, tran
sandantal da olmayan, ama ierie de sahip bir bilgiye sahip ola
bilecei iddiasn tamaktadr.
Frege'nin, aritmetiin yasalarnn analitik a priori yarglar
olduunu ve 87'de ifade ettii gibi aritmetiin sadece daha da
gelitirilmi bir mantk olduunu ve her aritmetik nermesinin,
84 Hans Sluga, Gottlob Frege, s. 133. Routledge and Kegan Paul, London 1980.
85 Aritmetiin Temelleri, 55.

tretilmi de olsa bir mantk yasas olduunu ortaya koyabil


mesi iin, aritmetiin a priori grye ilikin hibir ieriinin
olmadm, baka bir deyile aritmetiin nesnelerinin, sayal sa
ylarn saf gr devrede olmadan akla dorudan verilebildii
ni ortaya koyabilmesi gerekir. Aslnda Frege'nin AT'de daha az
teknik, daha ok felsefi ve 1893'te yaymlanan Aritmetiin Temel
Yasalar'nda daha teknik bir dille izledii yol tam da bunu ortaya
koyabilmek iindir ("'Aritmetiin Temelleri kitabmda, aritmetiin
mantn bir dal olduunu ve kantlamalarnn zemini iin de
neyimden veya grden destek almaya hibir ekilde ihtiyac
olmadn gstermeye altm. imdi bu mevcut kitapla, sayal
saynn en yaln yasalarnn sadece mantk yoluyla tretilmesiyle, bu, teyit edilecektir" [Aritmetiin Temel Yasalar. 0]).
Frege, Kant a priori saf gr zemininden kopmann ilk
iaretini daha nce alntladmz gibi Begriffsschrift'in ns
znde vermiti ("Grsel olan herhangi bir eyin farknda ol
madan araya szmasn nleyebilmek iin, karm zincirlerinin
hibir boluk iermemelerini salamam gerekirdi").86 Begriffss
chrift 23'te de Frege unlar yazyor: "...saf dncenin, du
yular yoluyla verilen ve hatta a priori bir gr yoluyla verilen
tm ierikten bamsz olarak, sadece kendi yapsndan kan
ierikle yarglar nasl ortaya koyabilecei grlebilir ki, bu yar
glar ilk bakta gryle balantl gibi grnebilirler." Frege
Begriffsschrift'in bu olana verdiini AT'de 91'de yle ifade
ediyor: "Begriffsschrift, dilegetirilerin sadeliini ve ak olarak
anlalmalarn salamak zere tasarlanmtr ve az sayda be
lirli kalpla, bir hesaplama gibi ilemektedir; yle ki, bir ner
meden bir dierine ilerlerken kesin olarak konulmu kurallara
uymayan hibir geie izin verilmemitir. Dolaysyla, herhangi
bir ncln fark edilmeden bir kantlamann iine szmas ola
nakszdr. Bylece, grye dayal hibir aksiyomu kullanma
dan, ilk bakta sentetikmi gibi grlebilecek bir nermenin
kantlamasn vermi oldum... Bu kantlamadan da, bilgimizi
genileten nermelerin, analitik yarglar ierebilecei sonucu
kabilir." Ve Frege, Begriffsschrift'in verdiini dnd ola
nakla AT'de 89'da Kant'm SE'nde B-75'teki "Hissetme yetisi
86 Kr. dipnot 25.

olmadan hibir nesne bize verilemez" ifadesine kar kabiliyor


artk. 105'te de unlar syleyecektir: "Akim asl nesnesi, akln
kendisidir. Aritmetikte, duyular araclyla dtan yabanc bir
ey olarak gelen nesnelerle deil, aracsz olarak dorudan akla
verilen ve akln en kendine zg sahiplenimleri olarak tm say
damlklaryla grlebilecek nesnelerle ilgileniriz".
Bu noktada iaret etmek gerekir ki, Frege, Kant'm Tran
sandantal Felsefesinden derinden etkilenmi bir filozof olarak,
akim, akl nesnelerini aracsz olarak grmesi meselesini, gele
neksel metafizik anlay erevesinde ne srm deildir. Fre
ge bu yzden, 'aracsz grme'yi saf mantksal ve saf formal bir
zemine tam ve balam ilkesini merkeze alarak say szckle
rinin tmce balam iindeki ilev ve konumunu zmleyerek
ve sadece analitik nermeden hareket ederek ve "o nermedeki
kavramn ieriini yeniden ekillendirerek"87 mantksal nesne
olarak sayy yakalandn dnmtr. Ancak bu nokta, en
azndan aritmetiin temelleri ile ilgili olarak Kant transan
dantal mantk zemininden kopmak anlamna gelmektedir ve
bu zeminden ayrlarak sadece genel mantk itibariyle bu amacn
yerine getirilme abas Russell paradoksuyla byk bir darbe
yiyecektir (Daha sonra bu konuya geri dneceiz).
imdi, nce Frege'nin sayal sayy sadece mantktan hare
ketle (yani sadece kavramsal olanla) tanmlama giriimini ve bu
yolla da aritmetiin yasalarnn sadece mantkta temellendiini,
analitik olduklar iddiasn nasl ortaya koyduunun ana hatla
rna ksaca deinelim:
Frege, ncelikle analitik, sentetik, a priori ve a posteriori'yi
nasl anladn aklyor. Frege'ye gre bir yargnn ieriine
nasl ulatmz sorusuyla, yargnn bildiriminin nasl gerekelendirilecei sorusunu birbirinden ayrt etmek gerekir. A priori
ile a posteriori ve sentetik ile analitik arasndaki ayrm, Frege'ye
gre yargnn ieriiyle ilgili deil, yargda bulunmann gerekelendirilmesiyle ilgilidir. Yani nemli olan yargda bulunma
nn ardndaki psikolojik, fizyolojik ya da fiziksel koullar deil,
o yargnn doru olarak kabul edilmesini gerekelendiren daya
87 Yaln Ko. Matematiin Ontolojisi Bakmndan Kant ile Frege Karlatrlmas. Fel
sefe Arkivi. Say 30. s. 49-54.

naktr. yleyse, bir yarg bildiriminin kantlanmasn salayan


doruluklar zincirinin balang halkalarna kadar indiimizde
karmzla kan sadece genel mantk yasalar ve tanmlarsa, o
zaman o nermenin doruluunun analitik bir doruluk oldu
unu syleyebiliriz.88 Baka bir deyile bir doruluun analitik
bir doruluk olmas, balam ilkesini de dikkate alarak, o doru
luun btn bir yap iinde, sadece mantk yasalar ve tanmlar
dan tretilebilmesine baldr. Bu durumda, 'a priori olma' ile
'analitik olma' ayn ey deildir. Evet her analitik yarg a prioridir; ama her a priori yarg analitik deildir (tpk Kant'ta olduu
gibi, ama Kant'mkinden farkl gerekelerle). rnein geomet
rinin aksiyomlar a prioridir, ama analitik deildir; nk bu
aksiyomlar a priori gry dlayarak sadece kavram zeminin
de genel mantk yasalarndan tretmek olanakl deildir (tpk
Kant'ta olduu gibi).
Analitik olmay bu ekilde tanmladktan sonra Frege AT'de
elbette u soruyu soruyor: "Acaba bu yksek, dallanp budaklan
m ve bymeye hl devam eden say biliminin byk aac
nn kkleri sadece zdeliklerde [Identitaten] kk salabilir mi? Ve
mantn bo formlar nasl olur da bylesine zengin bir ierii
iinden karr?"89 zleyecei stratejiyle bu soruya olumlu yant
verdiini dnmektedir.
Yukarda Frege iin aritmetiin yasalarnn ve sayal say
nn ne olmadn belirtmitik. Frege, 1, 2 vb tekil saylarla sa
yal saynn genel kavramn birbirinden ayrmaktadr [AT, 18].
Aritmetiin genel yasalar, tekil saylarn tanmlarndan ve tekil
saylarn, rnein 'bir says'ndan ve 'birle arttrma' ile nasl elde
edildiklerinden deil, sayal saynn genel kavramndan ve onun
tanmlanmasndan kabilir. nk 'bir says' ve 'birle arttr
ma', sayy aklayanlar deildir, kendileri aklanmaya ve ta
nmlanmaya muhtatr; yleyse Frege iin 'bir says'n ve 'birle
arttrma'y verili kabul ederek sayal sayy tanmlama giriimi
kabul edilebilir deildir, "...bir says'mn ve 'birle arttrma'nm
kendileri aklanmad srece bu aklamalarn da tamamlan
madan kalacaklarn kabul etmitik. Bylelikle, saysal ifadeleri
88 AT, 3.
89 AT, 16.

bu tanmlardan karmak istiyorsak, genel nermelere gereksin


memiz olduunu grmtk. Byle yasalar tam da genelliklerin
den dolay tekil saylarn tanmlarndan deil, ancak sayal say
nn genel kavramndan kabilirler. imdi bunu daha yakndan
inceleyeceiz. Bu inceleme srasnda bir saysn ve birle arttrma
y da irdelemenin gerekli olduunu biliyoruz; bunun sonucunda
da tikel saylarn tanmlarnn tamamlanmasn umuyoruz" [AT
18]. Yani, sayal saynn genel kavramnn 'bir says' ve 'birle
arttrmay' da iermesi ve tanmlayabilmesi gerekir.
Frege, benzer ekilde, matematikilerin, sayal saylarn kme
lerden soyutlamayla elde edildiklerini dnrken ne 'kme' ne
de 'soyutlama'nm ak bir anlayna sahip olduklarn, dolaysyla
sayal saynn bir tanmm veremediklerini dnyordu. nk
soyutlama yoluyla sadece kavramlarn elde edilebileceini, sayal
say gibi nesnelerin elde edilemeyeceini ifade ediyordu.90
Yarg, nesne ve kavrama ncelikli olduu iin, nesne ola
rak sayal saynn yarg fiili iinde ele alnmas gerekir. Dil dze
yinde ise, saylarn yerinde duran gstergelerin (rakamlarn ve
adlarnn) kullanm balamlarna bakmak gerekir; bu da say
szcklerinin dilde nasl kullanldklarnn, baka bir deyile
sayal saynn dilde kendisini nasl gsterdiinin zmlenme
siyle yaplabilir;91 yani Frege, nesnelerin yerine duran adlar,
dolaysyla nesneleri tmce iindeki konumlarna ve ilevlerine
gre zmlemektedir. Frege'ye gre say szcklerinin tmce
balamnda genelde iki kullanm vardr: i) "ka tane" sorusu
na yant veren say tmceleri ve ii) "iki says, asal ve ift olan
yegne saydr" veya "7 + 5 = 12" gibi aritmetik nermeleri. Bu
kullanmlarda say, tmcede bir kavram olarak kullanlmamak
ta, ancak nesnenin yerinde duran zne teriminin kavramla olan
ilikisi gibi kullanlmaktadr. Yani, tpk zel adlarn tmcede
belirli tekil nesnelerin yerinde durmas gibi, say adlar da nes
ne olan sayal saylarn yerinde durmaktadr veya baka bir de
yile, say adlarnn gnderimleri [Bedeutung] sayal saylardr.
Bylelikle 'kavram' ve 'nesne' arasndaki keskin ayrm dikkate
90 NS, s. 77-8.
91 "Szcklerin ancak tmce balamnda gnderimleri vardr. u halde bizim so
runumuz say szcnn getii tmcenin anlamn aklamaktr." AT, 62.

alndnda, 'say' szcklerinin yklemsel kullanmlar, doal


dildeki yanltc grne karlk olanakl deildir. Say sz
cklerinin, tpk "Bahedeki aacn dallar krktr" tmcesinde
ki "krk" kavramnn, znenin bir zelliini dilegetirmesi gibi,
"Bahedeki aacn dallarnn says dokuzdur" tmcesinde de
"dokuz" kavramnn znenin bir zelliini dilegetirdiinin d
nlmesi, saynn bir yklem olarak kullanlabildii kabuln
getirmitir. Bunun byle olmadn gstermek iin, Frege'nin,
say szcklerinin gndelik dilde bir zellii ya da bir kavra
m dilegetiriyormu gibi grnen kullanmlardaki yanll or
taya koymas gerekiyordu.92 Bu giriim ise ayrntl bir tmce
zmlemesini, tmcenin elerinin berrak bir ekilde ortaya
konulmasn gerektiriyordu. Frege bu zmleme sonucunda
say meselesinin deneyci ve psikolojik anlayna kar olarak
gsterecektir ki, say ne eylerin bir zelliidir, ne de bir kav
ramdr. Frege, AT'de "Bir say tmcesinde ne hakknda bildi
rimde bulunuruz" [AT, 45] diye sorar; ve yantn yle verir:
"Sayy, onun asli kullanm biimini meydana karan bir yarg
balamnda ele almak, konuya biraz k tutacaktr. Bir ve ayn
dsal grngye bakarak, rnein 'Bu bir aa grubudur' ve
'Burada be aa var' tmcelerinin ikisini de ayn dorulukta
syleyebilirim ya da 'Burada drt irket biraradadr' ve 'Burada
500 adam alyor' tmcelerini de; imdi burada bir yargdan
dierine deien ne tekil eylerdir, ne de btndr veya onla
rn biraradaldr, deien yalnzca benim adlandrmamdr. Bu
ise, sadece bir kavramn yerine bir dierinin konulduunun bir
gstergesidir. Bylelikle, nceki paragrafta yantsz braklan ilk
soruya verilebilecek bir yant akla geliyor: Bir say tmcesi bir
kavram hakknda bir bildirim ierir" [AT, 46].
92 (1) Bahedeki aacn dallar krktr.
"Bahedeki aacn dokuz dal var" tmcesini (l)'deki rnee gre yazarsak:
(2) Bahedeki aacn dallar dokuzdur.
(l)'deki rnekten: "eer d bahedeki aacn dal ise, d krktr" kolaylkla elde
ediliyor; ama (2)'deki rnekten "eer d bahedeki aacn dal ise, d dokuzdur",
anlamsz bir tmce oluyor. Yani 'krk olma' her bir nesnenin (daln) zellii
iken, 'dokuz tane olma' her bir nesnenin (daln) zellii deil, "bahedeki aa
cn dallar" kavramnn bir zelliidir. Dolaysyla bir kavramn zellii oldu
u iin "dokuz tane olma" ikinci-dzey bir kavramdr.

Bununla birlikte, say szcklerinin yklemsel olarak kul


lanlabileceine dair gl bir kar rnek 'bir' says gibi grn
mektedir. nk tekil bir nesne, birok maddi zellii dnda
'bir olma' zelliine de sahipmi gibi grnmektedir. Frege, ho
bir uslamlamayla bunun da yanltc olduunu gsteriyor. Ver
dii rnek udur: "Eer 'bir insan', 'bilge insan' gibi ele almak
doru olsayd, bu durumda 'bir'in yklem olarak da kullanla
bileceini dnebilirdik ve 'Solon bilgeydi' der gibi, 'Solon bir
di' ya da 'Solon biriydi' diyebilirdik. Bu sonuncu dilegetiriin
gerekten kullanld dorudur, ancak kendi bana alndn
da pek de anlalr deildir. rnein, eer getii balam iinde
'bilge'nin btnlenmesi gerekiyorsa, 'Solon bilge biriydi' denebi
lir. Ancak tek bana, 'bir', bir yklem olamaz (Bununla eliir
grnen kullanmlar grlmektedir; ancak daha yakndan bak
tmzda bir kavram-teriminin tamamlanmasnn sz konusu
olduu ya da 'bir'in bir say szc olarak kullanlmadn,
yani biriciklikten deil, birlikli (birimli) olmaktan sz edildiini
grrz.). oulunu aldmzda bu daha da ak olacaktr. 'So
lon bilge bir kiiydi' ve 'Thales bilge bir kiiydi' tmcelerini bir
letirerek 'Solon ve Thales bilge kiilerdi' diyebildiimiz halde,
'Solon ve Thales birlerdi' diyemeyiz. Ama eer 'bir', 'bilge'nin
olduu gibi hem Solon'un ve hem de Thales'in zellii olsayd,
bunun niye olanaksz olduunu grmek zor olurdu" [AT, 29].
Saynn ne olduunun aratrlmasnn, gnlk dilde say
szcklerinin tmcedeki ilevleri zerinden yapldndan sz
etmitik. Bu kullanmlarn say tmceleri ile ilgili olannn esa
s saymaya dayanr. Saymak iin ise bir sayma biriminin kulla
nlmas gerekir. imdi sorun bu sayma biriminin ne olduunu
saptamaktr. Say dsal eylerin bir zellii olmadna gre,
dsal eylere yklenemez. Say ancak kavramlara yklenebilir.
Homeros'un l/ada's tek bir kitaptr, ama 24 blmden veya ok
sayda dizeden ya da harften olumutur. Eer birine, bir fizik
sel nesne olarak masann zerinde duran bu eyin saysnn ka
olduunu sorduumuzda, doal olarak saysn bilmek istedii
miz eyin kitap m, sayfas m, dize ya da harf says m olduunu
bize soracaktr. Dolaysyla burada saymaya esas olan masann
zerindeki o fiziksel ey deil, o eyi kitap, blm, sayfa, dize

ya da harf kavram altnda dnmemizdir [AT, 22]; yani bir


say tmcesi kavram hakknda bir bildirim ierir [AT, 46]. Bu
durumda sayma birimi kavramdr. Kavram, saymann birimi
olduuna gre, sayma ilemi ile, eyler arasnda deil, kavram
lar arasnda bire-bir eleme oluturulmaktadr. yleyse nesne
ve kavram balantsnn bu adan zmlenmesi gerekir.
Balam lkesine gre szcklerin sadece tmce balamn
da gnderimleri (anlamlar) vardr; o zaman sorun, say sz
cklerinin getii tmcelerin anlamlarn tanmlamaktr. Say
szckleri, tmcede, kendi bana varolan bamsz nesnelerin
yerine durur. Daha nce szn ettiimiz gibi, say ne dal
eylerin bir zelliidir, ne de znel zihinsel eylerdir; yani sa
ynn fiziksel olmas bakmndan deil, nesnel olmas bakmn
dan 'nesne' olduunun altnn izilmesi gerekir. Frege burada
fiili gerek [Wirklich] olanla nesnel olan birbirinden ayryor:
"Nesnel olan, dokunulabilir, uzaysal ya da fiili gerek olan
dan ayryorum. Yeryznn ekseni, Gne Sisteminin ktle
merkezi nesneldir; ancak bunlara Yeryznn kendisi gibi fiili
gerek diyemem." [AT, 26]. Frege'ye gre nesnel olan, duyusal
olandan, grden, tasarmlardan ve isel imgelerden bamsz
olandr; ama akldan bamsz deildir [AT, 26], te "say" bu
nesnellik anlamnda bir nesnedir ve duyusal ve psikolojik olan
dan tmyle bamszdr. Ancak bu durumda kendi balarna
varolan bu "nesneler" nasl olacak da bilgimizin bir nesnesi
olacaklardr? Elbette Frege, saylarn kendi bana varolan nes
neler olarak alnmasnn, say szcklerinin tmce balamnn
dnda da bir gnderime sahipmi gibi anlalmamas gerek
tiinin altn iziyor; bu vurgulamann sebebi say szckle
rinin zel ad olarak kullanlmak yerine, yklem ya da zellik
olarak kullanlmalarna engel olmak iindir [AT, 60]. yleyse
ulalacak tanm araclyla ve sadece mantk zemininde bir
sayy kendisinin ayns olarak tehis edebilmek [Wiedererkennen] gerekir. Baka bir deyile, tekil bir sayy dierlerinden,
O' l'den, l'i 2'den vb. ayrt ederek, onlarn birer nesne olarak
kimliini (zdeliini), duyusal ve deneysel olandan bamsz
olduu kadar, a priori grden de bamsz yoldan tehis et
mek gerekir.

imdi, bir gstergeler dizisi ya da zinciri ile (bu gstergeler


elbette kt zerindeki rastlantsal lekeler deildir, bir eklem
lenmeye sahiptir; bu eklemlenmenin dayanann ne olduu so
rusu ise bambaka bir mesele!), farkl gstergelerden meydana
gelen bir dier dizi ya da zincirin arasnda aynlk bants kur
mak nasl mmkndr? Ve akim, grnteki bu farklln as
lnda bir aynlk olduunu deneyden ve a priori grden tmy
le bamsz olarak tehis etmesi nasl mmkndr? Frege'nin
yneldii aratrma balamnda bu, bir gstergeler dizisinin
sayd nesnelerle, bir dierininkini bire-bir eleme olana var
sa yaplabilir. Saymann temel birimi kavram olduuna gre, bu
aynlk bants kavramlar arasnda kurulabilir. Bu durumda
Frege'nin tasarsnn baarya ulaabilmesinin koulu udur:
Eer kullanlan tanmlar analitikse, o zaman Balam lkesi ara
clyla analitik tanmlarn say nesnesini tehis edebilmemize
olanak verebilmesi iin, analitik tanmlarn bir ierie sahip ol
malar gerekir. Ama bu ierik gr yoluyla verilemeyecei veya
(a posteriori veya a priori) gr kkenli olamayaca iin (aksi
takdirde bu tanmlar sentetik olurlard), bu ieriin, Frege'nin
hem Begriffsschrift'te, hem de ATde gndermede bulunduu 'saf
dnce' olmas gerekir [Begriffsschrift, 23],
Yaznn banda atfta bulunduumuz nl 62. paragrafta
Frege izleyecei yolu yle tarif etmektedir:
"Say kavramn elde edebilmek iin, bir saysal eitliin
[Zahlergleichung] anlamn saptamamz gerekir."
Eer onun hakknda hibir znel tasarmmz veya gr
mz yoksa, bir say bize nasl verilmi olabilir? Szcklerin an
cak tmce balamnda gnderimleri [Bedeutung] vardr. u halde
bizim sorunumuz, say szcnn getii tmcenin anlamn
[Sinr] aklamaktr. Bu, bize hl geni bir seim olana veriyor.
Ama say szcklerinin, kendi bana varolan nesnelerin yerine
duran szckler olarak anlalmas gerektiini daha nce ortaya
koymutuk. Bu da bize, anlaml olan tmceler snfn, yani bir
sayy kendisi olarak tehis etmemizi salayacak tmceleri ver
mek iin yeterli olmaktadr. Eer a simgesi bir nesneyi gsteriyor
sa, btn durumlar iin fe'nin a ile ayn olup olmadna karar
verilebilecek bir ltmzn olmas gerekir; hatta bu lt

uygulayacak gcmz her zaman olmasa bile. Konumuzla ilgili


olarak, aadaki nermenin anlamn tanmlamamz gerekir:
"F kavramna ait olan say ile G kavramna ait olan say ay
ndr";
bunu yapabilmek, yukardaki tmcenin ieriini,
"F kavramna ait olan sayal say"
ifadesini kullanmaktan kanarak baka terimlerle yeniden ret
mek demektir. Bunu yaparak saylarn aynl hakknda genel
bir lte ulam olacaz. Bylece belirli bir sayya ulaacak bir
ara elde ettiimizde ve onu ayn olarak tehis ettiimizde, bu
sayya onun zel ad olarak bir say szc atfedebiliriz" [AT,
62].
Burada Mars'n uydular ile ilgili daha nce verilen rnei
say tmceleri balamnda yeniden ele alalm. "Deimos ve Phobos, Mars'n uydulardr" tmcesinde 'Deimos' ve 'Phobos' nes
nenin (argmann) yerinde duran zel adlar, "Mars'n uydula
r" kavramn (fonksiyonun) yerine duran kavram-terimi, "..dr"
ise eitlik bildiren fiildi. Bir zel ad hibir zaman bir kavram
deildi, ama bir yklemsel kavramn parasn oluturabilir
di: 'gezegenlerin uydular' kavramnn kaplam tm gezegen
uydularyken, 'Mars'n uydular' kavramnn kaplam 'Deimos'
ve 'Phobos'tu; baka bir deyile 'Deimos' ve 'Phobos' nesnele
ri 'Mars'n uydular' kavramnn altna dmekteydi. Ama say
tmcelerine geldiimizde, "n tane ... vardr" veya "...'ran say
s n'dir" tmcelerinde boluklu ksmlar bir zel ad veya zel
adlarla dolduramayz. "Mars'n iki uydusu vardr" tmcesini
"Mars'n uydularnn says ikidir" eklinde yazabiliriz. imdi
kavram-terimi ile zel adn, dolaysyla kavramla nesnenin ara
snda hibir ayrm olmasayd, "Mars'n uydular" yerine 'Dei
mos' ve 'Phobos' koyabilirdik. Ama bu durumda "Deimos ve
Phobos'un saylar ikidir" gibi sama bir tmceyle karlayo
ruz. Oysa "Mars'n uydularnn says ikidir" tmcesinde kav
ram, "Mars'n uydular" deil, "Mars'n uydularnn says"dr
ve bu kavramn kaplam artk "Deimos" ve "Phobos" deil,
"iki" saysdr; baka bir deyile "iki" szc bir nesnenin zel
ad olarak kullanlmaktadr ve bu szcn gnderimi "iki"
nesnesidir. Yani, "Mars'n uydularnn says" kavramnn kap

lam "iki" nesnesidir. Bylece nesneyle kavram arasnda kesin


bir ayrm yaplm olmaktadr. Bir nesneye yklenen yklemle,
nesnenin ad farkl eylerdir ve birbirlerine kartrlmamalar
gerekir, "n tane A vardr" tmcesinde zne konumundaki A, be
lirli A'lar adlandrmak iin deil, yklemsel olarak kullanlm
tr; yani zel ad deil, kavram-terimidir. Bylece "n" says A'mn
bir zelliini dile getirmemekte, ama boluklu kavram-terimini
tamamlamaktadr.93
Yukarda birinci-dzey-kavramlarla ikinci-dzey-kavramlarm farkna iaret etmi ve ikinci-dzey-kavramlar, birincidzey-kavramlarn bir zelliini dile getiren, onlar hakknda
kavramlar olduundan sz etmitik. Say, nesnelere yklenen
bir zellik deil, kavramlara atfedilen bir zelliktir. Kavram
hakknda bir bildirimde bulunmak, kavramn bir zelliini dile
getirmektir. Bu da, ikinci-dzey-kavramlarla yaplabilir. Yani
sayal saynn genel kavram, aslnda birinci-dzey-kavramlarm
altma dt ikinci-dzey bir kavramdr. Birinci-dzey-kavramm, ikinci-dzey-kavram altma dt bu zel durumu
(Frege, tm kavramlarn bu zellie sahip olmadklarn, rne
in 'krmz' kavramnn, altma decek nesneleri ayrt ederek
saymaya olanak vermeyeceini belirtiyor [AT, 54]) u ekilde
ifade ediyor: "F kavramna ait olan say ile G kavramna ait olan
say ayndr;" bu da, F kavram ile G kavramnn bire-bir ele
nebilmesi demektir. te yandan, F kavramnn saysal deerini
bilmeden de, eer F kavramnn altma den nesnelerle, G kav
ramnn altma den nesneleri bire-bir eleyebiliyorsak, F kav
ramyla G kavramnn ayn sayda olduunu syleyebiliriz. Yani
'ayn sayda olma' bants, genel sayal say kavramna ncelik
lidir. yleyse genel sayal say kavram, bu bant araclyla
tanmlanabilir.
Ancak bir tmel doruluk, tekil (belirlenmi) bir nesneye
gnderimde bulunmaz. Aritmetik nermeleri sz konusu oldu
unda, bu tip nermelerin tekil gnderimleri vardr; kendi ba
na bir nesne olan tekil saylara gnderimde bulunurlar rnein.
Bu durumda Frege, bir nesne olarak tekil saylara gnderimde
93 Kr. Peter T. Geach. "Freges Grutdlagen". The Philosophical Review, LX (1951), s.
535-544.

bulunan nermelerin aslnda genel mantk yasalarndan tretil


mi ve sadece saf mantksal bantlara indirgenebilen nerme
ler olduklarn gstermek durumundadr.
Frege, aritmetiin dndan, geometriden verdii bir rnek
le, "paralellik" kavrammn da "ayn ynde olma" kavramna
indirgenebileceim gstererek bu geiin nasl ilediini daha
ak klmay deniyor:
"a dorusu, b dorusuna paraleldir" tmcesi,
"a dorusunun yn ile b dorusunun yn ayndr" tm
cesinde bir aynlk bantsna dntrlebilir. "Demek ki, ilk
yargnn ieriini a ile b arasnda datarak // gstergesini daha
genel bir gsterge olan "=" le deitirmi oluyoruz. erii nce
kine gre daha farkl bir yoldan ksmlara ayrdk, bu da bize
yeni bir kavram verdi" [AT, 64]. 'Ayn ynde olma'nm, 'paralel
olma'ya ncelii gsterilmitir; benzer ekilde "bu ka taneyse, o
da o kadar" anlaynn, "ka tane" anlayna ncelikli olduu,
yani bir kavrama yklenen say ile bir dier kavrama yklenen
saynn ayn olduunun, o kavrama yklenen saynn ka tane
olduuna ncelikli olduu gsterilmi olmaktadr. Bu noktada
Frege, kavramlar arasndaki bir bantdan nesneler arasndaki
bir bantya geebilmek iin, yani mantksal nesne olarak tekil
saylarn tehis edilebilmesine olanak verebilmek iin yukar
da sz edilen "kavramn kaplam" anlayn devreye sokar.94
Eer a dorusu b dorusuna paralel ise, "a dorusuna paralel
olan doru" kavramnn kaplam [Umfang / extension], "b do
rusuna paralel doru" kavramnn kaplamyla ayndr; te yan
dan, eer iki kavramn kaplamlar ayn ise, a, Vye paraleldir. u
halde aadaki trden aklamalar deneyelim:
a dorusunun yn a dorusuna paralel" kavramnn kap
lamdr.
Bunu, bizim konumuza uygulayabilmek iin doru izgile
rin ... yerine kavramlar, paralelliin ... yerine de, bir kavramn
94

Daha nce sz etmitik, "bir kavramn kaplam" ifadesi, o kavramn altna


den tm nesneleri belirtm ek iin kullanlyor. Frege 'Aritmetiin Temelleri'nde
"kavramn kaplam" anlaynn bilindiini varsaydn belirtiyordu ( 68).
Daha sonra, "Fonksiyon ve Kavram"da bu anlay "deer-alan" kavramyla ge
niletmi ve "Aritmetiin Temel Yasalar"nda V. Aksiyom olarak kendi sistemine
dahil etmitir.

altma den nesnelerle bir dier kavramn altma den nesne


leri bire-bir eleyebilme olanan koymamz gerekir. Ksaca
ifade etmek iin, eer bu bire-bir eleyebilme olana varsa, F
kavramyla G kavramnn 'esayl' [gleichzahlig / equinumerous]95
olduundan sz edeceim; ancak bu 'esayl' szcnn keyfi
olarak seilmi bir dilegetiri biimi olarak anlalmasn, anla
mnn iinde geen szcklere gre deil, bu belirlemeyle ortaya
ktnn kabul edilmesini bekliyorum.
Bylece benim tanmm u oluyor:
"F kavramna ait olan sayal say, 'F kavramyla esayl' kav
ramnn kaplamdr" [AT, 68].
Frege, 'esayl olma' gibi bir edeerlik bantsndan, man
tksal nesne olarak sayal saylar arasndaki aynla geiyor.
Bylelikle,
"F kavram, G kavram ile esayldr" nermesinden,
"F kavramna ait olan sayal say, G kavramna ait olan sa
yal say ile ayndr" nermesine, buradan da "F kavramna ait
olan sayal say 'F kavramyla esayl' kavramnn kaplamdr"
tanmna, yani kavramlar arasndaki bir bantdan, nesneler
arasndaki bantya (aynla/zdelie) geiyor. Bu geii sa
layacak olan ise 'kavramlarn kaplamlar' anlaydr. Kavram
lara yklenen saylarn arasnda bire-bir eleme yaplabilmesi,
kavramlarn kaplamlarnn ayn sayda olmas demektir. Bu ise
bire-bir eleme fikrinin mantn zdelik yasasna dayandn
gsterir.
imdi bu tanm, artk tekil saylar ayr ayr tehis etmeye
olanak veriyor. Bundan sonraki admda "0" says, "kendisiyle
ayn olmayan" kavramna ait olan say olarak tanmlanr. "Ken
disiyle ayn olmayan" kavramnn altma decek hibir nesne
yoktur, te yandan bu kavramn kaplamnn, 'altma hibir nesne
dmeyen kavram olma' ikinci-dzey-kavramnm kaplamyla
bire-bir elenebilmesi, baka bir deyile "0"m tehis edilmesi
dir; bu da 0 saysnn tanmdr. "1" says ise, "O'la ayn olma"
95 Tpk ayn zamanda meydana gelen olaylar nitelemek iin kullanlan simultari
veya gleichzeitig kavramlar gibi, Frege de bu balama uygun bir szck ola
rak gleichzahlig'i icat ediyor. Bu kavram, 'ezamanl' szcne benzer ekilde
'esayl' szcyle karladk.

kavramyla ayn sayl olan kavramn kaplam olarak tanmla


nr. "2" saysnn tanm da benzer ekilde "0 veya 1 saysyla
ayn olma" kavramyla ayn sayl olan kavramn kaplam olarak
tanmlanr. Bu tanmlama biimi tm dier saylar iin geerlidir. Bylece psikolojik ya da fiziksel tanmlama giriimlerinden
tmyle bamsz olarak sadece saf mantksal bir kavram olan
"aynlk" araclyla sayal say kavram tanmlanm olur. Bu
da, aritmetiin temel yasalarnn saf mantk yasalar araclyla
temellendirilebileceini, dolaysyla aritmetiin temel yasalar
nn analitik ve a priori olduunun ortaya konulmas demektir.

Russell Paradoksu
Aritmetiin Temelleri'nin ardndan geen yllarda, Frege, bu
kitapta gndeme getirdii fikirleri, yaklamlar ve yntemi
daha da gelitirecek ve 1891'den itibaren daha nce szn etti
imiz drt temel makaleyi yaymlayacaktr. Frege bu makaleler
de 'kavramn kaplam' anlayn, fonksiyonlarn 'deer-alan'
kavramyla daha teknik ve mantksal bir adan ele alacak; 'nes
ne' ve 'kavram' arasnda yapm olduu keskin ayrma ynelik
eletirilere yant olacak ekilde bu ayrm daha teknik bir dzey
de inceleyecek; ve yukarda sz ettiimiz gibi Begriffsschrift'te ve
Aritmetiin Temelleri'nde 'yarg ierii' olarak nitelediini, "An
lam ve Gnderim zerine"de srasyla 'anlam' ve 'gnderim'e
karlk gelecek ekilde 'dnce ierii' ve 'doruluk deeri'
olarak ayrt edecektir. Ve 1893'te yaymlanan Aritmetiin Temel
Yasalar (birinci cildi), tm bu yenilikleri de kapsayacak ekilde
aritmetiin temel yasalarnn, aslnda sadece mantk yasalarn
dan trediini daha teknik bir dille ve aksiyomatik olarak orta
ya koyabilmek amacyla yazlmtr.
Frege, Aritmetiin Temelleri'nde, kavramlar arasndaki ba
ntdan nesneler arasndaki bantya geebilmek iin 'kav
ramlarn kaplam' anlayn kullanmt. imdi, Aritmetiin
Temel Yasalar'nda bu gei bir aksiyom olarak tanmlanmtr.
V. Aksiyomun biimsel ifadesi udur:
Ve (F(e) = G (e))

(e F(e) = e G(e));

burada 'e F(e)' ifadesi, F fonksiyonunun ya da kavramnn deeralanma gndermektedir.


Yani, iki fonksiyon (kavram) ayn argmanlar iin ayn de
ere sahiptirler; yalnzca ve yalmzca, onlarn deer-alanlar da
ayn ise. Aslnda son derece aikr bir doruluk gibi grnen bu
V. Aksiyom, Russell Paradoksu olarak bilinen bir paradoksa yol
amaktadr.
Russell, 16 Haziran 1902 tarihli ve Frege'nin yaptnn ola
anstlnden sz ederek vgler yadrd mektubunda
unlar yazyor: ".. .ancak aadaki eliki yznden bir konuda
bir skntyla karlatm: .. .diyelim ki w, kendi kendisine yklemlenemeyecek olan yklem olsun. Bu durumda w kendisine
yklemlenebilir mi? Verilecek her yant kartyla sonulanyor."
Bunu ksaca u ekilde ifade edelim: w, 'kendi kendisine yklenemeyen kavram' olsun (bunu, 'kendi kendisinin yesi olmayan
kavram' kavram olarak kmeler kuram diliyle de ifade edebili
riz: 'x i x'); bu durumda w, kendi kendisine yklenemeyen tm
kavramlar kaplam olarak altnda barndracaktr; baka bir de
yile x kavramnn a/nun altnda yer almasnn koulu 'x x'
olacaktr. Bunu genelleyerek u ifadeyi elde ediyoruz:
Vx ((x i x) <-> ( x w)); bu ifade tm x'ler iin geerli olduu
iin x'in yerine w koyduumuzda (tmel zelleme yaptmz
da), ((w i w) <
>(w e w)) gibi bir elikiyle karlayoruz.
Frege'nin, stn bir dehann rn olan ve olaanst bir
mantksal zarafet ieren yaptnn byle bir paradoks iermesi,
onu derinden sarsm olmakla birlikte, bu paradoksu ortadan
kaldracak almalara da devam etmiti; ancak tatmin edici bir
zme ulaamamt. Paradokstan kurtulmak amacyla dei
iklik yaplan V. Aksiyomun yeni versiyonunun da bir elikiye
yol at, Frege'nin lmnden sonra PolonyalI mantk Stanislaw Lesnievski tarafndan kantlanmtr.
Russell ve VVhitehead'in 1910-1913 arasnda yaymladkla
r Principia Mathematica'mn dayand tipler kuram, Frege'nin
sisteminde ortaya kan paradoks ve benzerlerinden kurtulabil
mek iin nesne, kme, birinci-dzey-kavram, ikinci-dzey-kavram vb. arasnda ok sk bir hiyerari kuracak ekilde ilkeler
belirliyordu. Ancak Gdel'in 1931'de kantlad teoremler, Prin-

cipia Mathematica'nm ilkelerinin, bu sistemin kendisini formle


edemediini gstererek, Frege'nin balangcnda yer ald bu
byk tasarnn, zerinde ykselmek istedii temellerindeki
asli kusuru ortaya koymutur.96
* * *

Frege, Russell'm paradoksu haber veren mektubu eline ula


tktan sonra Aritmetiin Temel Yasalar'mn ikinci cildine yazd
ve "Bir bilimsel yazarn bana gelebilecek en talihsiz ey, kur
duu yapnn temellerinin, almas bittikten sonra sallanma
sdr" diye balad EK H'nin en sonunda unlar ifade ediyor:
"Aritmetiin asli sorusu, hangi yolla mantksal nesneleri, zelde
saylar kavrayabiliyoruz sorusudur. Saylar nesne olarak te
his ettiimizi hangi yolla gerekelendiriyoruz? Bu ikinci cildi
yazarken bu problem dndm lde zme kavumu
olmasa da, zme giden yolun bulunduundan halen kuku
duymuyorum."97
Daha nce de iaret ettiimiz gibi, Frege'nin ulam ol
duunu ne srd sonular, sadece aritmetiin ve saylarn
doasna ilikin olmakla snrl deildir, ayrca daha geni kap
saml bir ekilde, akln, her trl duyusal ierii aan ve Kant
anlam da ierecek ekilde gr kkenli olmayan, transandantal
da olmayan, ama ierie sahip bir bilgiye sahip olabilecei iddi
asn tamaktadr. Son olarak, Frege'nin, hem kran duygular
n byk bir saygyla ifade ettii, hem de ok sk bir hesaplama
iine girdii Kant karsndaki konumunu ksaca deerlendir
meyi deneyelim.
Frege de, Kant gibi sadece formel bir tutarllktan matematiin
ilkelerinin ve nesnelerinin yakalandm ve tehis edildiini kabul
etmenin yetersiz olduunu dnyordu. Ama aralarmdaki temel
fark: Frege, sadece genel mantn 'mantksal nesne'yi yakalama
ya, tanmlamaya yeterli olacan dnrken; Kant, transandan
96 Ayrca bkz. E. Nogel ve J. R. Newman Gdel Kantlamas. ev. Blent Gzkn,
Boazii niversitesi Yay., stanbul 2008.
97 Gottlob Frege.The Basic Laws o f Arithmetic. ev. ve Sunu M. Furth. University of
California Press, Berkeley and Los Angeles 1964, s. 143.

tal mantk araclyla bu yakalamann ontolojik zemin zerinde


mmkn olabileceini dnyordu; ve a priori gr, bu zeminin
aa kmasnn hem arac, hem de sonucu idi. Frege, aritmetiin
ilkelerinin kendilerinin nihai temeller olduu ve bu temellerin
de mantk olduu kansndayd. Oysa daha nce iaret ettiimiz
gibi Kant'ta matematiin sentetik a priori yarglan, onlarla aym
dzeyde olmayan ve daha temeldeki transandantal ilkelere da
yanmaktadr. Kant asmdan a priori gr mekm, matematiin
transandantal zeminidir. A priori gr meknnn yakalanmas
matematik araclyla deil, transandantal mantk araclyla,
yani bir transandantal bilgi olarak mmkndr. Yani matematik
sel nesneler, ancak a priori saf gr meknmda ve a priori gr
ile balantl olarak tesis edilebilirler. Matematiin nesnelerinin
kendi aralarndaki ilikileri kavrama yetisi, retici hayalgc ve
aklla yaplabilir ve bu ilikiler de genel manta tbidir. Ama bu
matematiksel ilikilerin kurulmasna olanak veren zemin ile bu
nesnelerin bam kopararak, onlarm genel mantkla yaplan karmsal ilikilerini 'mutlaklatrmak' (yani ancak onun zerinde or
taya kabildikleri zeminle balanty dikkate almamak) Frege'nin
AT'de izledii yoldur. Frege'de bu 'mutlaklatrma', mantksal nes
ne olarak saynn tmce iinde, a priori grye hi bavurmadan
tehis edilebilme olana olarak karmza kmaktadr ki, Russell
Paradoksu bu yaklamdan kaynaklanacaktr.
Frege'nin sayal saynn genel kavramnn tanmlanma aba
snda izledii yol, kulland yeni kavramlar ve yaklam, iinde
ylesine yeni ve daha nce hi dnlmemi eleri barndr
maktadr ki, bu yaklamn aksiyomatik yapsnda ortaya kan
Russell Paradoksuna ramen, Frege'nin yapt, kendisinden son
ra bu yndeki almalarn neredeyse hareket ve bavuru nokta
sn oluturacaktr. Dolaysyla aritmetiin manta indirgenme
si giriimi baarszla uram olsa da, gelitirdii yaklam ve
doal dilden hareketle dilin mantksal yapsnn incelenmesinde
izledii yol, doal dilin mantksal yapsnn arkaplanm aa
karma giriimi, kendinden sonraki almalarda derin izler b
rakacak, kendisinden sonra (muhtemelen kendisinin onaylama
yaca ekilde) analitik felsefenin ortaya kmasn salayacak
felsefi bir ynteme dnecektir.

Frege zerine son sz, hem onun yaptnn tannmas


na nclk etmi, hem de kefettii paradoksla bu olaanst
almadaki temel kusura iaret etmi olan Bertrand Russell'a
brakalm. Russell, Frege ile yazmalarm yaymlamak isteyen
Van Heijenoort'a gnderdii 23 Kasm 1962 tarihli mektubunda
unlar yazyor: "Entelektel drstlk ve doruszllk rnek
lerini dndke unu anlyorum ki, Frege'nin kendini hakika
te adamlyla karlatrlabilecek bildiim hibir rnek yok.
Btn hayat boyunca zerinde alt yapt tamamlanmann
eiine gelmiti, yaptlarnn ou kendisinden ok daha az
yetenekli kiilerce grmezden gelinmiti, yaptnn ikinci cildi
yaymlanmak zereydi ki, temel varsaymnn hatal olduunu
fark etmesi zerine kiisel hayal krkl duygularn hi kim
selere gstermeden entelektel bir zevkle buna yant verdi. Bu
neredeyse insanst bir davran rnei ve eer insanlar ege
menlik kurma ve tannma yolunda s abalar harcamak yerine
kendilerini yaratc yaptlara ve bilgiye adarlarsa, insann nelere
kadir olabileceinin dokunakl bir gstergesiydi."98
H. Blent Gzkn

98 "From Frege to Gdel" iinde. Van Heijenoort, Harvard Un. Pr. 1967, s. 127.

Kaynaka

Michael Dummett, Frege: Philosophy of Mathematics. Harvard Un. Pr.


1995.
Michael Dummett, Frege: Philosophy of Language Harvard Un. Pr.,
1981
Gottlob Frege, Philosophical and Mathematical Correspondence. ev. H.
Kaal. The Un. Of Chicago Press. 1980.
Gottlob Frege, Die Grundlagen der Arittmetik. Felix Meiner Verlag,
Hamburg: Meiner, 1988.
Gottlob Frege, The Foundation of Aritmetic. A logico-mathematical lnquiry into the Concept of Number. ev. J.L. Austin. Harper Torchbooks,
New York 1950.
Gottlob Frege, Les Fondements de l'Arithmetique. ev. Claude Imbert. Edition du Seuil, Paris 1969
Gottlob Frege, Posthumous Writings. ev. P. Long ve R. VVhite Blackwell
1979
(Nachgelassene Schriften
Gottlob Frege, ber den Zveck der Begriffsschrift, "{Begriffsschrift) und
andere Aufsatze" iinde, ed. I. Angelelli, Olms, Hildesheim, 1964
Gottlob Frege, Begriffsschrift, eine der aritmetischen nachgebildete Formelsprache des reinen Denkens, "From Frege to Gdel" iinde. Van Heijenoort, Harvard Uri. Pr., 1967
Gottlob Frege. Collected Papers On Mathematics, Logic, And Philosophy .
Basic Blackwell, Oxford 1984
Gottlob Frege. Eylemsizlik Yasas zerine [ber das Trgheitsgesetz,
1891], Fonksiyon ve Kavram [Funktion und Begriff, 1891], Anlam ve Gn
derim zerine [ber Sinn und Bedeutung, 1892], Kavram ve Nesne zeri
ne [ber Begriff und Gegenstand,1892]. Collected Papers On Mathematics,
Logic, And Philosophy. Basic Blackwell, Oxford 1984

Gottlob Frege. Grundgesetze der Arithmetik. Hildeheim, G. 01ms,1962.


Gottlob Frege. On the Foundations of Geometry and Formal Theories of
Arithmetic. ev. Eike-Henner W. Kluge. Yale University Pr., 1971
Beaney, Michael, The Frege Reader. Blackwell, Oxford 1997.
Peter T. Geach. Frege's Grundlagen. The Philosophical Review, LX
(1951), s. 535-544
Kant, I. (1967) Philosophical Correspondence, ev. Arnulf Zweig, Chica
go: The University of Chicago Press.
Kant, I.. (1992a) "Concerning the Ultimate Ground of the Differentiation of Directions in Space", Theoretical Philosophy 1755-1770 iinde,
ev. D. Walford ve R. Meerbote, Cambridge: Cambridge University
Press. [(1991) Von dem ersten Grunde des Unterschiedes der Gegenden in Raume, Vorkritische Schriften bis 1768. Band II. iinde, Frank
furt: Suhrkamp Taschenbuch Verlag]
Kant, I. (1992b) "Inaugural Dissertation", Theoretical Philosophy 17551770 iinde, ev. D. Walford ve R. Meerbote. Cambridge: Cambridge
University Press. [(1991) De Mundi Sensibilis atque Intelligibilis For
ma et Principiis (Von der Form der Sinnen und Verstandeswelt und
ihren Grnden), Schriften zur Metaphysik und Logik. Band V. iinde,
Frankfurt: Suhrkamp Taschenbuch Verlag]
Kant, I. (1998) Criticjue of Pure Reason, ev. P. Guyer ve A.W. Wood,
Cambridge: Cambridge University Press.
I. Kant Prolegomena. Hacettepe n. Yay. Ankara 1983, ev: I. Kuuradi,
Y. rnek
I. Kant Lectures on Logic. ev. M. Young Cambridge Un. Pr., 1992.
Yaln Ko, Matematiin Ontolojisi Bakmndan Kant ile Frege Karlatr
mas, Felsefe Arkivi, Say 30, stanbul 1997.
Hans Sluga, Gottlob Frege. Routledge and Kegan Paul, London 1980
Ludwig VVittgenstein, Tractatus Logico-Philosophicus, BFS. st. 1985, ev.
Oru Aruoba

eviri Hakknda

Bu eviriye yllar nce J.L. Austin tarafndan yaplm ngi


lizce eviri ile baladm (The Foundations of Arithmetic-A logicomathematical enquiry into the concept of number, Harper Torchbook edv New York, 1960) ve almay Almanca aslyla karla
trarak yrttm. Daha sonra Sayn Mustafa Kpolu'nun
giriimiyle Sayn Mustafa Tzel eviriyi Almancasyla kar
latrarak batan sona okudu ve ok nemli katklarda bulun
du. Tzel'in nerileriyle eviriyi bir kez daha elden geirdim.
Bu aamada Sayn Yeim Tkel metni Almancasyla kar
latrarak tekrar okudu ve son derece isabetli deiiklikler
nerdi. Hem Kpolu'na, hem Tzel'e, hem de Tkel'e ok
teekkr ediyorum. Bu haliyle birka yl bekledikten sonra
eviriyi yeniden ele aldm ve bu kez Michael Beaney'nin The
Frege Reader'daki evirisini (Blackwell. Oxford 1997) ve Claude Imbert'in yetkin Franszca evirisini de dikkate aldm. (Les
fondements de l'arithmetique. Editions du Seuil. Paris, 1969).
Beaney'nin evirisi Aritmetiin Temellerinin tamamn deil,
ana blmlerini ierse de, Austin'in hatalarn dzeltmesi ba
kmndan onunkinden daha iyi bir eviri. Metni, bu eviriyi
de dikkate alarak ama Almanca metin zerinde younlaarak
bir kez daha ele aldm.
Metnin son kez gzden geirilmesini Boazii niversitesi
Felsefe Blm retim yesi (ayn zamanda ODT naat M

hendislii Blm'nden snf arkadam olan) sevgili dostum


lhan nan stlendi. lhan'a titizlii, dikkati ve ilgisi iin sonsuz
teekkrlerimi sunuyorum.
yi bir eviri olduu kansndaym, ama her eye ramen ha
talar varsa tm sorumluluk bana aittir.
Eyll 2008, iftehavuzlar

ARTMETN TEMELLER

Giri

Herhangi birine, bir saysnn ne olduunu ya da 1 gsterge


sinin neye gnderme yaptn [bedeute]* sorduumuzda, ald
mz yant ounlukla udur: "bir ey ite". Ve eer
"bir says bir eydir" [Die Zahl Eins st ein Ding]
tmcesinin bir tanm olmadna, nk bu tmcenin bir yann
da belirli tanmlk [Artikel]** dier yamnda belirsiz tanmlk kulla
nldna ya da bir saysnn hangi eylere ait olduunu syleme
den, tmcenin onu yalnzca eyler kmesine yklediine dikkati
ekecek olursak, bu durumda istediimiz herhangi bir eye "bir"
adn vermekte belki de serbest oluruz. Bununla birlikte, eer her
kesin bu adla istedii eyi anlama hakk olsayd, bu durumda bir
says hakkmdaki ayn tmce farkl kiiler iin farkl anlamlara
gelirdi, yani byle tmcelerin ortak bir ierii olmazd. Belki de
* Frege'nin nl Sinr ve Bedeutung ayrmn, srasyla 'anlam' ve 'gnderim' ile kar
ladk; bedeuten fiilini de yerine gre 'gnderme yapmak' veya 'gndermek' ola
rak evirdik. Aslnda, dil felsefesinde a aan bu nl ayrm, Frege, ber Sinr
und Bedeutung (1892) (Anlam ve Gnderim zerine) makalesinde yapmtr. Hem
ber Begriff und Gegerstand (1892) (Kavram ve Nesne zerine) makalesinde, hem
de Husserl'e yazd mektupta (24 Mays 1891), Aritmetiin Temellerinde bu ayrm
henz yapmam olduunu belirttiine iaret edelim. Ayrntl aklama iin bkz.
Sunu, s. 49-51 (.n.)
** Almancada "das", "der", "die" (ngilizcedeki "the" gibi) belirli tanmlklar, tekil
ve belirli bir eye veya nesneye gnderme yapmak iin kullanlr. Frege'ye gre,
bir belirli tanmlm kullanld "masann stndeki mavi kalem" belirli betim
lemesi, tekil ve belirlenmi bir nesneye gnderme yapt iin, bir zel ad olarak
kabul edilmelidir. Bir kavram dilegetiren szck veya "ein" gibi belirsiz bir tanmlm kullanld niteleme (mavi b ir kalem), tekil ve belirlenmi bir nesneye
gnderme yapmad iin bir zel ad deildir. Ayr. bkz. Sunu, s.44-47 (.n.)

bazlar, aritmetikte kullanld haliyle "a" harfinin hangi anla


ma geldiini sylemenin de olanaksz olmasma iaret ederek bu
soruyu yantlamay reddedecektir; eer a, bir sayya gnderme
yapmaktadr" dersek, burada da, "bir says bir eydir" tanmn
da grdmz hata bulunabilecektir. imdi, a ile ilgili durumda
soruyu yantlamamak son derece hakldr: a, ayrt edilebilecek be
lirli bir sayya gnderme yapmamaktadr, ancak tmcelerin genel
liini dile getirmeye yaramaktadr. Eer a + a - a = a ifadesinde, a
yerine ifadedeki tm a'lar iin ayn olmak kouluyla istediimiz
sayy koyarsak, her zaman doru bir denklem [Gleichung] elde
etmi oluruz, a harfi bu anlamda kullanlmtr. Ancak, bir say
s sz konusu olduunda durum zsel olarak farkldr. 1 + 1 =
2 denkleminde, 1 yerine her iki konum iin bir ve aym nesneyi,
diyelim Ay' koyabilir miyiz? Aksine, birinci 1 iin ne koyarsak,
sanki ikinci 1 iin farkl bir ey koymamz gerekirmi gibi gz
kyor. Niye daha nceki durumda hata olarak grlen bir eyi
tam da burada yapmamz gerekiyor? Ayrca aritmetik yoluna yal
nzca a ile devam edemez, onun yannda farkl saylar arasmdaki
bantlar genel biimde ifade edebilmek iin b, c vb. gibi baka
harfler de kullanmak zorundadr. Dolaysyla 1 gstergesinin de,
benzer ekilde tmcelere genellik kazandrmak iin kullanldn
da, kendiliinden yeterli olamayacan varsaymak doal olacak
tr. Bununla birlikte, bir says [die Zahl Eins] rnein kendisiyle
arpldnda deimeden kalmak gibi ayrt edilebilecek zellik
leriyle, belirli bir nesne olarak grnmekte deil midir? Bu anlam
da a'nn belirlenebilecek hibir zellii yoktur, nk a hakknda
ne srlen her ey tm saylarn ortak bir zelliidir; oysa l 1 =
1 Ay hakknda, Gne hakknda, Sahra l hakknda, Teneriffa
Da'nm doruu hakknda hibir ey ne srmemektedir; nk
byle bir bildirimin [Aussage] anlam ne olabilirdi ki?
Bu tr sorular matematikileri bile hazrlksz yakalamakta
ya da birounu doyurucu bir yant verme konusunda skntya
sokmaktadr. Bu durumda bu bilimin kendi nesneleri arasnda
ilk ve en nde geleni ve grnte en yaln olan hakknda bu
kadar karanlk iinde bulunmas utan verici deil midir? Say
nn ne olduunun sylenebilecei konusunda umutlar daha da
az. Eer kapsaml ve byk bir bilimin temel bir kavramnda

glkler ortaya kyorsa, bu glklerin stesinden gelinceye


kadar onu daha yakndan incelemek kesinlikle zorunlu bir dev
dir; zellikle, aritmetiin btn yapsnn temellerine ilikin kav
raymz hl kusurlu olduka, negatif saylarla, kesirli saylarla
veya karmak saylarla ilgili yanlar ok zorlukla aydnlatabili
riz.
Elbette birok kii bunun uramaya deer bir ey olmad
n dnecektir. Doal olarak onlar, konunun nihai olarak ortaya
konduu temel ders kitaplarnda bu kavramla yeterince ural
m olduunu varsaymaktalar. Bylesine basit bir konu zerine
hl renilebilecek bir eyler olduuna kim inanabilir ki? Her
trl zorluktan uzak bir kavram olan pozitif tamsay kavram
nn ocuklar iin verilen bir aklamasnn hem bilimsel, hem
de nihai olduu kabul edilmektedir; yle ki, sanki her okul ocu
u bakalarnn bu konuda ne dnd hakknda fazla kafa
yormadan, pozitif tamsay kavram hakknda bilinebilecek her
eyi bilmektedir. Bylece herhangi bir eyi renmenin u ilk n
koulu ou zaman eksik kalmaktadr: Bilmediimizin bilgisi.
Herbart'm1 almasndan sonra daha iyi bir reti varolsa da,
sonu olarak hl ok ham ve ilenmemi durumdaki grler
le yetinmekteyiz. Bir zamanlar edinilmi bilgilerin byle bir an
lay iinde nasl her zaman kaybolma tehdidiyle kar karya
olduu ve kibirimiz yznden bu tr almalarn sonularn
benimseme zahmetine bile gerek duymadmzdan, bu kadar
almann boa gitmi olduunu grmek znt verici ve cesa
ret krcdr. Benim bu almamn da byle bir risk tadnn
farkndaym. Hesaplamann "ymsal mekanik dnce"2 ola
rak betimlenmesi, beni artan son derece kaba bir yaklamdr.
Byle bir betimlemeye karlk gelen bir dncenin olduun
dan kukuluyum. Ymsal tasarmlamaya* (Aggregatives Vors1 Sammtliche Werke [Toplu Yaptlar], ed. von Hartenstein, Cilt X, Ks. i, Umriss
pdagogisher Vorlesungen, P 252, n. 2: "ki, iki ey anlamna gelmiyor, iftleme
anlamna geliyor", vb.
2 K. Fisher, System der Logik und Metaphysik oder Wissenschaftslehre, 2. Bas., 94.
* Frege, "tasarm " [Vorstellung] terimini psikolojik anlamda, yani bir szc duy
duumuzda veya okuduumuzda zihnimizde oluan znel imgeler veya znel
armlar anlamnda kullandn ifade ediyor. Ayr. bkz. Sunu s. 21 ve 27
dipnot (.n.)

tellen) bile belki izin verilebilir; ancak bunun hesaplamayla bir


ilgisi yoktur. Dnce zsel olarak her yerde ayndr; dnlen
farkl nesnelerin trne uygun gelecek farkl trden dnce ya
salarnn olduu gr doru deildir. Fark yalnzca dnce
nin daha ok ya da daha az saf olmasndan ve psikolojik etkilere
ve dil, rakamlar vb. dsal desteklere daha az ya da daha ok ba
ml olmasndan ve bir de, kullanlan kavramlarn yaplarnn
ince ayrntlara sahip olmasndan ileri gelmektedir; ancak mate
matiin, tm dier bilimleri, hatta felsefeyi bile geride brakma
s zellikle bu bakmdandr.
Bu alma unu ak klacaktr ki, matematie zgym
gibi grnen n'den n + l'e giden bir karm bile, aslnda genel
mantk yasalarna dayanr ve ymsal dncenin zel yasa
larna gerek yoktur. Doal olarak, say gstergeleriyle mekanik
ilemler yapmak, tpk bir papaan gibi konumak olanakldr;
ancak bu, 'dnce' adn pek de hak etmemektedir. Bunu hak
etmesi, ancak gerek dncenin bir sonucu olarak matematik
sel notasyonun, deyim yerindeyse bizim iin dnmeyi gerek
letirebilecek ekilde gelimesinden sonra olanakl olmutur.
Bu durum, kumun kuvars taneciklerinden olumas gibi, say
nn da zel bir mekanik yoldan olutuunu kantlamaz. Bana
gre matematikiler kendi alma alanlarnda, almalarnn
balca nesnesinin ve onunla birlikte kendi bilimlerinin de k
k dmesine neden olacak bu tr grlerle mcadele etmeli
dirler. Ancak matematikilerin yapt almalarda bile benzer
ifadeler yer alr. Oysa, aritmetiin en basit kavramlarndan biri
bile olsa, say kavramnn, dier bilimlerin birok kavramndan
ok daha incelikli bir yapya sahip olduunun kabul edilmesi
eninde sonunda gerekli olacaktr.
Pozitif tamsaylar sz konusu olduunda gerekte hibir
glkle karlalmad ve tersine bu konuda genel bir gr
birliinin egemen olduu yolundaki bu yanlgy gidermek iin,
sz konusu sorunla ilgili matematikilerin ve filozoflarn ortaya
koymu olduu grleri ele almann iyi olacan dndm.
Bylelikle onlarn gr birliine vard ne kadar az nokta oldu
u, hatta birbirleriyle eliik iddialara sahip olduklar grlebile
cektir. rnek olarak, bazlar "birimlerin [Einheiten] birbirleriyle

G iri

81

ayn olduunu" ne srerken, dierleri bunlarn farkl olduunu


ifade etmektedir; ve her iki tarafn da savlarn desteklemek iin
kulland uslamlamalar, yle zerinde kafa yormadan yadsna
bilecek gibi deildir. Benim bu eletirileri yapmaktaki hedefim,
daha salam bir inceleme iin bir istek uyandrabilmektir. Ay
n zamanda da, dierlerinin ne srm olduu grlerin n
incelemesi ile kendi grmn karsndaki engelleri ortadan
kaldrmak, bylece dier yollarn hedefe gitmediini gstermek
ve benim grmn, dier grlerle ayn kefeye konulamaya
ca konusunda nceden ikna olunmasn salamaktr; ve by
lelikle, umuyorum ki, sorunu, en azndan znde, nihai olarak
zeceim.
Sonu olarak, birok matematikinin kabul edebileceinden
daha fazla felsefi uslamlamaya yneldiimi fark ettim; ancak sa
y kavramn ok ayrntl bir ekilde ele alan her inceleme her
zaman felsefi olmak durumundadr. Byle bir inceleme hem ma
tematikiler hem de felsefeciler iin ortak bir devdir.
Bu iki bilim arasndaki ibirlii, her iki taraftan da yaplan
giriimlere karn, istenildii ve beklenildii kadar verimli ol
mamtr. Bana gre bunun sebebi, psikolojik inceleme yntem
lerinin felsefedeki egemenliidir; hatta bu durum mantk alan
na bile sramtr. Bu psikolojik eilim matematikte ho kar
lanan bir ey deildir ve birok matematiki tarafndan felsefi
incelemelere kar duyulan nefreti de aklamaktadr. rnek
olarak Stricker,3 say tasarmlarmz motor fenomenler olarak
adlandrdnda ve onlar kaslarla ilgili duyumlarmza bam
l kldnda, hibir matematiki byle bir aklamada saylarn
nerede olduunu tehis edememi ve byle bir aklamayla ne
yapacan bilememitir. Kas duyumlar zerine temellenen bir
aritmetiin yeterince duyusal bir hale gelecei aktr, ancak bu
durumda her nokta bu temeller kadar karanlk ve anlalmaz
olacaktr. Hayr, duyumlarn aritmetikle hibir ilgisi yoktur. Da
ha nce duyu izlenimlerinin karmyla olumu isel imgele
rin de aritmetikle ilgisi yoktur. Bu tr zihinsel oluumlarn de
ikenlii ve belirlenmemiliinin tam kart olarak, matema
tikteki kavramlar ve nesneler belirlenmilie ve salamla sa3 Studien ber Association der Vorstellungen. Viyana 1883,4. basm.

hiptir. Elbette matematiksel dnme srasnda meydana gelen


tasarmlarn ve tasarmlardaki deimelerin incelenmesi bir ie
yarayabilir; ancak psikoloji, aritmetiin temellerine ilikin her
hangi bir eye katkda bulunabilecei kuruntusuna kaplmama
ldr. Matematikilere gre bu tr isel imgelerin, kkenleri ve
dnmleri itibariyle konuyla bir ilgisi yoktur. Stricker, "yz"
szcne balad tek tasarmn 100 gstergesi olduunu
sylemektedir. Bakalar da "C" harfinin ya da baka bir eyin
tasarmna sahip olabilirler; imdi bundan, bizi ilgilendirdii
kadaryla ve sorunun z itibariyle, bu isel imgelerin konuyla
hi ilgisi olmad ve tmyle rastlantsal olduu, tebeir ve ka
ratahta kadar rastlantsal olduu ve gerekten de yz saysnn
tasarm olarak anlmay hak etmedikleri sonucu kmyor mu?
yleyse, konunun znn bu tr znel tasarmlarda yattn
hibir zaman varsaymayalm. Hibir zaman bir tasarmn kke
ni ile ilgili bir betimlemeyi bir tanm olarak, veya bir tmce
nin bilincinde olmamz salayan ruhsal ve fiziksel koullarla
ilgili bir aklamay, o tmcenin ispat olarak almayalm ve bir
tmcenin dnlm olmasyla, onun doruluunu birbirine
kartrmayalm! unu hesaba katmalyz ki, gzlerimizi kapat
tmzda Gne nasl ortadan yok olmuyorsa, bir tmcenin
doruluu da, ben onu dnmeyi braktmda doru olmak
tan kmyor. Aksi takdirde, Pythagoras teoremini kantlarken
insan beynindeki fosfor miktarn gz nne almamz gerekir
di; ve bir gkbilimci yle bir itirazla karlamamak iin uzak
gemi hakknda sonular karmakta ekimser kalacakt: "2 x
2 = 4 ettiini hesaplyorsun; ama say tasarmnn bir geliimi,
bir tarihi var! Eskiden de bu aamaya varlm olmas kuku
gtrr. Gemite de bu nermenin mevcut olduunu nereden
biliyorsun? O zamanlar yaam bulunan insanlar 2 x 2 = 5 ner
mesini benimsemi olamazlar m; ve 2 x 2 = 4 nermesi varolma
mcadelesindeki doal ayklama yoluyla o eski nermenin evri
mi sonucu ortaya km olamaz m? 2 x 2 = 4 nermesi de niye
ayn evrim srecinin sonucunda 2 x 2 = 3! nermesine doru
bir geliim gstermesin?" Est modus in rebus, sunt certi denicjue
* "eylerde l vardr, ksaca, belirli snrlar vardr." Horatius. Satirae, Kitap I, I,
satr 106. (.n.)

finesi* eylerin nasl ortaya ktn ve bu kkenlerden onlarn


doasna ilikin bilgiye ulamay amalayan tarihsel yaklam,
elbette tamamyla merudur; ancak bunun da snrlamalar var
dr. Eer eylerin srekli ak iinde kalc, ebedi olan hibir ey
olmasayd, dnya hakknda herhangi bir bilgi sahibi olma ola
na ortadan kalkacak ve her ey bir karmaann iine decek
ti. yle grnyor ki, kavramlarn, tpk yapraklarn bir aa
ta filizlenmesi gibi bireylerin ruhunda da yle ortaya ktn
varsayyoruz; ve kavramlarn doalarn, onlarn douunu in
celeyerek bulabileceimizi dnyoruz ve kavramlar, insan
ruhunun doasndan yola karak psikolojik olarak tanmlayabilmeye alyoruz. Ancak bu yaklam her eyi znel klmak
tadr ve bu yaklam sonuna kadar izlersek, gerei kaybede
riz. Kavramlarn tarihi olarak adlandrlanlar ya kavramlarn
bilgisi hakkmdaki bir tarihtir ya da szcklerin gnderimleri
[Bedeutungen] hakknda. Bir kavramn, tinsel gzn [geistige Auge] onu grmesini engelleyen fazlalklardan temizlenerek, ken
di saf haliyle bilgisine ulalmas, ounlukla yzyllarca sren
mthi bir zihinsel almay gerektirmitir. yleyse, henz
tamamlanmam olan bu byk almay srdrmek yerine,
bunu hie sayanlara, anaokuluna bavuranlara ya da insan ev
riminin dnlebilir en eski dnemlerinden medet ummaya
girienlere, orada John Stuart Mili gibi zencefilli rek ya da
aklta aritmetiini kefetmeye alanlara ne demeli! Geriye,
bir de, say kavramndaki zel bir anlam rein kokusuna at
fetmek kalyor. Byle bir anlay aklsal olann kesinlikle tam
kartdr ve her durumda olabilecek en matematik d anlay
tr. Matematikilerin bu anlaya srt evirmelerine amamal!
Varsaylan kaynaklarna yaklatka, kavramlarn saf bir halde
ortaya konulmas beklenirken, tam tersine, her ey yine bir sis
perdesi ardnda ayrmam ve bulank olarak grlyor. San
ki Amerika hakknda bir ey bilmek isteyen birinin, kendini,
Kolomb'un Hindistan olduunu sand yere kukuyla bakt
ilk andaki konumuna koymas gerekiyormu gibi. Doal olarak
byle bir karlatrma hibir eyi kantlamaz; ama umuyorum
ki, benim yaklamm ak klmaktadr. Birok durumda ilk
keifler tarihine ynelik bir inceleme, sonraki aratrmalara bir

hazrlk olarak yararl olabilir; ancak tarihsel inceleme, sonraki


aratrmalarn yerine gememelidir.
Matematikileri ilgilendirdii kadaryla bu tr grlere sal
drmak aslnda pek de gerekli olmayabilirdi; ancak ele alman
sorunlar felsefeciler iin de mmkn olduu kadar zme
ulatrmak istediim iin, yalnzca psikolojinin matematii igal
etmesine kar kmak iin bile olsa, kendimi biraz psikoloji ala
nna da girmek zorunda hissettim.
Ayrca, matematik ders kitaplarnda da psikolojik terimler
kullanlmaktadr. Kitabn yazar kendini bir tanm vermek zo
runluluunda hissettiinde ve bu tanm veremeyince en azn
dan sz konusu nesneye ya da kavrama ulama yolunu betimle
meye ynelmektedir. Byle durumlar, bu tr aklamalara, konu
nun sonraki sunumlar srasnda hibir ekilde bavurulmamasmdan kolayca anlalabilir. retim amalar iin, yol gsterici
eyler kesinlikle son derece yerindedir; ancak bunlarn tanm
lardan aklkla ayrt edilmeleri gerekir. Matematikilerin de
kantlamann dayand temelleri, kantlamann isel ve dsal
koullar ile kartrabildiklerine ok iyi bir rnei E. Schrder
vermektedir.4 "zel Aksiyom" ad altnda Schrder unu sy
lyor: "Aklmdaki ilke, Gstergenin Kararll Aksiyomu [das
Axiom der rharenz der Zeichen] olarak da adlandrlabilirdi. Bu
ilke, tm uslamlamalarmz ve karmlarmz boyunca gster
gelerin belleimizde -veya daha da salam ekilde kt zerinde- sabit kaldnn gvencesini vermektedir..." vd.
Matematik, psikolojiden gelecek her trl destei nasl red
detmek zorunda ise, mantkla olan yakn beraberliini de yle
kabul etmelidir. Evet, ben bu ikisi arasnda keskin bir ayrm yap
mann olanaksz olduunu syleyenlerle ayn gr paylayo
rum. u kadarn herkes kabul edecektir ki, bir kantlamann
salamlna ya da bir tanmn gerekelendirilmesine ynelen
her inceleme, mantkla ilgili olmaldr. Bu incelemeler kesinlikle
matematikten dlanamaz, nk ancak onlara yant verme yo
luyla gerekli kesinlie ulaabiliriz.
Bu ynde ilerlerken de, allm olandan daha teye gide
ceim. Birok matematiki, gereksinimleri dorudan karlan4 Lehrbuch der Arithmetik und Algebra, [Leipzig 1873].

d srece bu tr incelemelerden memnundur. Eer bir tanm,


kantlamalarda kullanlmaya elverili grnyorsa, hibir e
likiyle karlalmyorsa, grnte birbirlerinden uzak gibi
duran konular arasndaki balantlar ortaya karlmsa ve
bylece sralandrma ve dzende bir ilerleme ortaya kyorsa,
tanmn yeterince kabul grd dnlmekte ve onun man
tksal gerekelendirilmesine ilikin ok az soru sorulmaktadr.
Byle bir yntemin en azndan hedefe hi isabet ettirememeyi
zorlatrmas gibi bir yarar vardr. Tanmlarn kendi deerleri
ni verimlilikleriyle, onlarla kantlamalar yapma olanayla gs
termeleri gerektiini ben de kabul ediyorum. Yine de aklda tu
tulmaldr ki, yaplan kantlamalardaki karm zincirlerinde
hibir halka eksik olmasa da, tanmlarn gerekelendirilmesi
yalnzca herhangi bir elikiyle karlamamz dolaysyla da
ha sonradan eklenen bir dnce olarak kald srece kantla
malarn keskinlii bir yanlsama, bir hayal olarak kalacaktr.
Bylece, sadece deneyime bal bir kesinlie ulam olacaz
ve en sonunda tm yapy yklmaya gtrecek bir elikiyle
karlama olana hep olacaktr. te bu yzden, belki birok
matematikinin zorunlu olduunu dndnden de fazla,
kendimi, bizim bilimimizin genel mantksal temellerine doru
ynelme zorunda hissettim.
Bu almada temel ilkeye bal kaldm:
Psikolojik olan mantksal olandan, znel olan nesnel olan
dan kesin bir biimde ayrmak;
Szcklerin anlamn/gnderimini [Bedeutung] tek bana de
il, ancak bir tmce balamnda [Satzzusammenhange] ele almak;
Kavramla nesne [Gegenstand] arasndaki ayrm asla gzden
karmamak.
Birinci ilkeye uyarak, "znel tasarm" [Vorstellung] szc
n her zaman psikolojik anlamda kullandm; tasarmlar
kavramlardan ve nesnelerden ayrdm. Eer ikinci ilke dikkate
alnmazsa, szcklerin gnderimlerinin, neredeyse zorunlu
lukla isel imgeler veya bireysel ruhun edimleri olduu kabul

edilebilir ve bylelikle birinci ilkeye de kar klabilir. n


c ilkeye gelince, bir kavramn, onu bakalatrmadan bir nesne
yaplabileceini varsaymak bir aldanmadr [Schein]. Bundan da,
kesirli, negatif, vb. saylarla ilgili byk lde kabul grm
Formalist kuramn savunulamaz olduu sonucu kmaktadr.
Bu konuda onlardan nasl daha iyi bir sonu ortaya koyacama,
bu almada yalnzca yzeysel olarak deinebilirim. Sorun,
pozitif tamsaylarda olduu gibi, her trden saylarla ilgili bir
denklemin [Gleichung] anlamn saptama sorunudur.
yle sanyorum ki, ulatm sonular, en azndan esaslar
da, benim uslamlamalarm dikkate alma zahmetine katlanan
matematikiler tarafndan kabul edilecektir. Bu sonular bana ha
vada aslym gibi grnyorlar; ve bu sonulardan her biri tek
tek ya da en azndan benzerleri daha nce ne srlm olabilir;
ancak yle bile olsa, birbirleriyle bu balant iinde sunuldukla
rnda yine de yeni olabilirler. Baz yazarlarn benim grlerime
bir noktada bu kadar yaklarlarken, baka bir noktada bundan
son derece uzakta olmalar beni kimi zaman ok artmtr.
Bu sonularn kabul edilmesi, felsefecilerin bak alarna
bal olarak deiken olacaktr; ancak muhtemelen bu sonular,
en az, tmevarm yegne asl karm sreci olarak gren, hat
ta bunu da bir karm sreci deil, bir alkanlk olarak gren
Deneyciler tarafndan benimsenecektir. Belki kimileri bu frsat
kendi bilgi kuramn yeniden incelemek iin deerlendirecektir.
Benim tanmlarm doal bulmayarak eletirme eiliminde olan
lara, bu tanmlarn doal olup olmad zerinde deil, ama so
runun kkne inilip inilmedii ve mantksal olarak ortaya atlp
atlamayaca zerinde dnmelerini neririm.
Burada yazdklarm herhangi bir nyarg olmadan okuma
lar halinde, felsefecilerin de bu sonularda ie yarar bir eyler
bulabileceklerini umut etmek istiyorum.

1. Matematik, Eukleides'ten gelen kesinlik ve keskinlik lt


lerinden uzun bir sre ayr kaldktan sonra, imdi onlara geri dn
yor, hatta onlarn da tesine giden abalarda bulunuyor. Belki de
yntem ve kavramlarmm ounun Hindistan'dan kaynaklanma
s nedeniyle, aritmetik, byk lde Eski Yunan'da gelitirilmi
geometriye gre daha az kesinlikli akl yrtme geleneine sahip
olmutur. Yksek analizin kefi bu eilimi yalnzca hzlandrm
tr; nk bir yandan bu alamn keskinlikle ele alnmasnda b
yk, neredeyse alamaz zorluklarla karlalrken, dier yandan
da bu abalar, zorluklarn almasnda pek ie yaramyormu gibi
grnmektedir. Bununla birlikte, daha sonraki gelimeler, birok
baarl uygulama ile desteklenmi olsa da kesinlik tamayan ka
naatlerin matematikte yeterli olmadn giderek daha aklkla
gstermitir. nceden kendinden apak kavranabilir kabul edi
lenler iin artk kantlama beklenmektedir. Geerliliinin snrlar
da bylece ilk kez ortaya konmu olmaktadr. Fonksiyon, srekli
lik, limit ve sonsuzluk kavramlar da daha keskin bir tanmlama
gereiyle kar karyayd. ok uzun bir zamandan beri bilime
kabul edilmi olan negatif ve irrasyonel saylar, gvenilirlikleri
hakkmda ok daha sk bir incelemeye tbi tutulmalyd.
Ayru aba her yerde grlmektedir: kantlamada keskinlik, ge
erlilik alannn snrlarnn hassas bir ekilde izilmesi ve bunlar
yapabilmek iin kavramlarm keskin bir ekilde tanmlanmas.
2. Bu yol bizi, sonuta sayal say* kavramna ve tm aritme
tiin temelini oluturan pozitif tamsaylar hakkmdaki en yaln
* Frege, "say" szc iin Zahl ve Anzahl terimlerini kullanyor. Zahi genel anlam
da say kavramdr. Anzahl ise, sayal (kardinal) say anlamndadr; sayal say, bir
kmenin elerinin toplam saysn veren, yani "ka tane" sorusuna yant veren
tamsaydr. Frege'nin bu almada konu ald Anzahl'da (Ayr. bkz. 7. dipnot).
eviride Zahi iin "say", Anzahl iin ise "sayal say" szckleri kullanlmtr.

nermelere gtrmelidir. Doal olarak, 7 + 5 = 12 gibi saysal


ifadeler ve Toplamann Birleme Yasas gibi yasalar her gn ya
plan saysz uygulamalarla o kadar ok dorulanmtr ki, on
larn kantlanmalarn isteyerek onlar tartma konusu yapmak
neredeyse gln gzkebilir. Ancak, bir kantlamann olanakl
olduu her yerde, kantlamay, tmevarmla onaylamaya tercih
etmek matematiin doasmda bulunmaktadr. Eukleides, herke
sin sorgusuzca kabul edecei birok eyin kantlamasn vermi
ti. Ve insanlar Eukleides'in keskinlik llerinden bile tatmin
olmay kabul etmedikleri zaman, Paraleller Aksiyomuyla gn
deme gelen aratrmalara ynelmilerdi.
En yksek kesinlie ve keskinlie ulamaya ynelen her ha
reket, bylece balangta hissedilen gereksinimin ok tesine
gemi; giderek daha ok yaylm ve glenmitir.
Aslnda kantlamann amac, bir tmcenin doruluunu
her trl kukunun tesinde salamak deildir yalnzca; ayr
ca doruluklarn birbirlerine olan bamll hakknda bize bir
kavray salamaktadr. Byk bir kaya kitlesini yerinden oy
natmak iin yaplan baarsz giriimler sonucunda, bu kayann
yerinden oynatlamaz olduuna ikna olduktan sonra, ortada u
soru kalyor: Ona bylesine gvenli bir dayanak salayan nedir?
Bu incelemeleri ne kadar ileri gtrrsek, her eyi onlara indir
geyebileceimiz ilksel doruluklarn says o kadar azalr; ve bu
sadeletirme kendi iinde izlemeye deer bir hedeftir. Belki bu,
insanlarn en basit durumlarda igdyle yapm olduklarnda
evrensel olarak nelerin geerli olduunu ekip karma yoluy
la, kavram oluturmanm ve temel ilkelerin genel yntemlerinin
daha karmak durumlara da uygulanabilmesini salayabilir.
3. Bu tr incelemelere ynelmemin arkasnda felsefi saikler de var. Aritmetiksel doruluklarn a priori mi yoksa a posteriori mi, sentetik mi, analitik mi olduuna dair sorulan sorular
da zme kavuturulmay beklemektedir. nk sz konusu
kavramlar felsefeye ait olsalar da, inanyorum ki, matematiin
yardm olmadan bu sorular hakknda herhangi bir karara var
lamaz. Ancak bu yaklam, elbette bizim o sorulara ykledii
miz anlamlara da baldr.

Bir tmcenin nce ieriini kefetmek ve ancak daha sonra,


baka ve daha zor yollarla onun kesin kantlamasn vermek ok
ender olan bir ey deildir; bu ayn kantlama ounlukla, ilk
tmcenin geerlilik koullarn daha ayrntl ortaya karmakta
dr. Demek ki, genelde, bir yargnn ieriine nasl ulatmz so
rusunu, onun ne srlmesinin gerekelendirilmesini nereden
trettiimiz sorusundan ayrt etmeliyiz.
A priori ile a posteriori, sentetikle analitik arasndaki ayrm
lar, benim dnceme gre,5 yargnn ieriiyle ilgili deil, yar
gda bulunmann gerekelendirilmesiyle [Berechtigung] ilgilidir.
Byle bir gerekelendirmenin olmad durumda, ayrmlar ya
pabilmenin olana ortadan kalkmaktadr. A priori bir hata, ma
vi bir kavram kadar anlamdan yoksun bir eydir. Bir tmceye,
benim anladm anlamda a posteriori ya da analitik denildiin
de, byle bir yarg, ne bu tmcenin ieriinin bizim bilincimizde
olumasnn olanan salayan psikolojik, fizyolojik ve fiziksel
koullarla ilgilidir, ne de dier insanlarn belki yanllk sonucu
tmcenin doru olduuna inanma ekline ilikindir; aksine, bu
yarg, o tmcenin doru kabul edilmesini salayan gerekelen
dirmenin dayand nihai zemin hakkndadr.
Bunun anlam, bu sorunun psikoloji alanndan karlma
s ve eer sz konusu doruluk matematiksel bir doruluksa,
onun matematik alanna balanmasdr. Aslnda sorun, tmce
nin kantlanmasn ortaya koymak ve onu ilksel doruluklara
[Urzvahrheiten] kadar izlemektir. Bu yolda, sonunda karmza
sadece genel mantk yasalar ve tanmlar kyorsa, ulatmz
doruluk analitik bir doruluktur; unu da aklmzda tutmal
yz ki, tanmlardan herhangi birinin kabul edilebilirliinin da
yand tm tmceler de hesaba katlmaldr. Bununla birlikte,
eer bir kantlamay sadece genel mantksal doruluklarla ya
pabilmek mmkn deilse ve bunun iin zel bir bilim alannn
doruluklar da gerekiyorsa, bu tmce sentetik bir tmcedir.
nk bir doruluk a posteriori ise, onun kantlanmas olgulara
bavurulmadan yaplamaz; yani, tikel nesneler hakknda bildi
5 Bununla doal olarak, bu terimlere yeni anlamlar yklemek istiyor deilim, yal
nzca daha nceki dnrlerin ve zellikle Kant'm bunlarla ne anlatmak istedi
ini doru dile getirmeyi istedim.

rimler ierdii, kantlanamayan ve tmel olmayan doruluklara


bavurulduu iin. Buna karlk, kantlanmas tmyle tmel
yasalar araclyla yaplabiliyorsa ve bu yasalarn kendileri de
kantlanamyor ve de kantlama gerektirmiyorsa, bu doruluk
a prioridir.6
4. Bu felsefi sorulardan yola karak, bunlardan bam
sz olarak matematik alannda da ortaya km olan ayn tale
bi formle etmeye yol am oluyoruz, yani aritmetiin temel
nermelerinin [die Grundscitze der Arithmetik], eer olanakl ise
en byk keskinlikle kantlanmas gerektii sonucuna yol am
oluyoruz; nk, ancak tmdengelimli karmlar zincirindeki
her boluk byk bir zenle giderildikten sonra, kantlamalarn
dayand ilksel doruluklarn neler olduklarn kesinlikle sy
leyebilir duruma geliriz; ve ancak tm bunlar bilindii zaman
balangta sorduumuz soruyu yantlamamz mmkn olur.
imdi, bu talebi karlamay deneyecek olursak, tmcelerle
karlarz ki, bu tmcelerde yer alan kavramlar en yaln kav
ramlara kadar zmlemediimiz ya da onlar daha byk bir
genellik tayan baka bir kavrama indirgemediimiz srece,
bu tmceleri kantlayanlayz. imdi bu noktada, sayal saynn
tanmlanmas m gerektii, yoksa tanmlanmam olarak m ka
bul edilecei sorunu her eyin stndedir. Bu kitabn ortaya koy
mak istedii nokta tam da budur.7Aritmetiin yasalarnn doa
s hakkmdaki karar, bu almann sonucuna bal olacaktr.
Bu sorular kendim ele almadan nce, bakalarnn bu ko
nudaki yantlar hakknda baz noktalara iaret edeceim. Eer
dier grler asndan da aritmetiin temel ilkelerinin anali
tik olduunu kabul etmek iin gerekeler varsa, bu gerekelerin,
6 Tmel doruluklarn olduunu kabul ediyorsak, byle ilksel yasalarn olduu
nu da kabul etmek durumundayz; nk bir yasa salamlnda olmadklar
srece, yalnzca tekil olgulardan hibir ey kmaz. Tmevarmn kendisi, tmevarmsal yntemin bir yasann doruluunu ya da en azndan olasln ortaya
koyabileceine ilikin tmel yasaya dayanmaktadr. Bunu yadsyacak olursak,
tmevarm, psikolojik bir grnten, insanlar bir tmcenin doruluuna inan
drmaya gtrrken, ona inanlmas iin gerekli hibir gerekelendirme abasn
gstermeyen bir yntemden te bir ey olmayacaktr.
7 Baka bir uyar yaplmadka, tartmaya konu olan yegne "saylar", "Ka tane"
sorusuna yant veren pozitif tamsaylardr.

temel ilkelerin kantlanabilirlii ve sayal say kavramnn tanm


lanabilir olmas hakknda da bize bir eyler sylemeleri gerekir.
te yandan ayn doruluklarn a posteriori olduuna dair d
ncelerin tam kart ynde bir etkisi olacaktr. Dolaysyla, n
celikle bu tartmal konularn incelenmesi yerinde olacaktr.

I. Baz Yazarlarn Aritmetiksel nermelerin*


Doas Hakkndaki Grleri.

Saysal fadeler Kantlanabilir mi?


5. Belirli saylarla ilgili olan 2 + 3 = 5 gibi saysal ifadeleri,
tm tamsaylar iin geerli olan genel [tmel] yasalardan ayrt
etmemiz gerekir.
Baz filozoflar8saysal ifadeleri, kantlanamayan ve aksiyom
lar gibi dolayszca kendinden apak ifadeler olarak kabul etti
ler. Kant,9 onlarn kantlanamaz ve sentetik olduklarn ifade et
ti, ama onlara aksiyom demekte duraksad, nk bunlar genel
deildi ve saylar sonsuzdu. Hankel10 hakl olarak bu sonsuz
saydaki kantlanamaz ilksel doruluklar anlayn, uygunsuz
ve paradoksal olarak niteledi. Buradaki durum, akim ilk ilkele
rin aklna ilikin gereksinimine aykr dyordu. stelik,
135 664 + 37 863 = 173 527
ilemi gerekten de kendinden apak mdr? Deildir! Ve Kant,
bu nermelerin sentetik doalarna bir kant olarak gstermek
tedir bunu. Aslnda bu saysal ifade, daha ok onlarn kantla
* Tmce ve nerme terimlerinin kullanm hakknda bkz. Sunu, s. 37-38. (.n.)
8 Hobbes, Locke, Newton. Kar. Baumann, Die Lehren von Zeit, Raum und Mathematik. Cilt I, s. 241 ve 242, s. 365, s. 475.
9 Kritik der reinen Vernunft. Toplu Yap. ed. Hartenstein. III. s. 157 [A 164/B 205].
10 Vorlesungen ber die complexen Zahlen und ihren Functionen, s. 53.

namaz olmasna kar bir ey sylemektedir; nk, bunlarn


dolayszca kendinden apak olmadklarn grerek onlarn
doru olduunu, kantlama yoluyla deilse, baka trl nasl
anlayabiliriz? Kant, bu konuda parmaklarn ya da noktalarn
grsnden [Anschauurg] yararlanabileceini dnyor, do
laysyla da kendi dncesine kart olarak bu nermelerin
deney kkenli olduu dncesine srklenme tehlikesini be
raberinde getiriyordu; nk 37 863 parmakla ilgili grmz
ne olursa olsun, en azndan bu gr kesinlikle saf deildir. s
telik "gr" terimi burada pek uygun grnmyor, nk 10
parmak bile farkl bir yerletirmede ok farkl grlere neden
olabilmektedir. Ve 135 664 parman ya da noktann grsne
gerekten sahip miyiz? Eer bu grye ve 37 863 parmakla il
gili bir dier grye ve 173 527 parmakla ilgili bir ncsne
sahip olsaydk, bu durumda, saysal ifademiz kantlanamaz
olsayd bile, onun doruluu, en azndan parmaklara uygulan
dnda ak olmalyd; ama byle deildir.
Belli ki, Kant yalnzca kk saylar hakknda dnyor
du. yleyse, her ne kadar kk saylarla ilgili saysal ifadeler
gr araclyla dolayszca kendinden apak olsalar da, byk
saylar kapsayan saysal ifadelerin de kantlanabilir olmas ge
rekecekti. Ancak byk ve kk saylar arasnda temel bir ay
rm yapmak, zellikle de aralarnda keskin bir ayrma izgisi
belirlemenin ok zor olmas nedeniyle pek uygun gzkmyor.
Eer, rnein 10'dan sonra gelen saysal ifadeler kantlanabiliyor
olsayd, "5'ten, 2'den veya l'den sonrakiler neden kantlanabilir
olmasn" diye sormak son derece hakl olacakt.
6. Dier filozoflar ve matematikiler, saysal ifadelerin ka
ntlanabilir olduklarn ne srmlerdir. Leibniz11yle demek
tedir:
"2 art 2'nin 4 olmas dolaysz bir doruluk deildir; 3 art
l'in 4' ifade ettiini kabul etmemiz kouluyla. Bunun kantla
mas aadaki gibi yaplabilir:

11 Nouveaux Essais, IV, 10 (Leibniz'in Toplu Yaptlar, Erdmann edisyonu, Berlin


1840, s. 363).

; Tanmlar:

1) 2,1 art l'dir.


2) 3,2 art l'dir.
3) 4,3 art l'dir.

Aksiyom: Eer eit olanlarn yerine onlarn eiti konursa,


eitlik korunur.
Kantlama: 2 + 2 = 2 + l + l (Tanm l'den) = 3 + 1
(Tanm 2'den) = 4 (Tanm 3'ten).
Demek ki, 2 + 2 = 4 (Aksiyomdan)
lk bakta, bu kamtlama tmyle, verilen tanmlarla ve aksi
yomla ina edilmi gibi grnyor. Ve yine bu aksiyom, Leibniz'in
bizzat kendisinin baka bir yerde yapt gibi bir tanma dnt
rlebilir.12 Sanki 1 ,2 ,3 ,4 hakkmda tanmlarda yer alandan daha
fazla bir ey bilmemize gerek yokmu gibi gzkyor. Bununla
birlikte, daha dikkatle baktmzda, kantlamada, ayralarn ih
mal edilmesi yznden sakl kalm bir ak bulabiliriz. Tam ke
sinlii salamak iin kantlamay u ekilde yazmamz gerekir:
2 + 2 = 2 +(1 + 1)

(2 + l) + l = 3 + l = 4
Burada eksik olan
2 + (1 + 1) = (2 + 1) + 1

nermesidir, bu da,
a + (b + c) = (a + b) + c
nermesinin zel bir durumudur. Eer bu yasay varsayarsak,
her toplama forml iin benzer bir kantlama verebileceimiz
kolaylkla grlebilir. Yani, her say, kendinden nce gelenle
tanmlanmaktadr. Aslnda 437 986 gibi bir saynn Leibniz'in
yaptndan daha uygun bir biimde bize nasl verilebileceini
de grmemekteyim. Hatta onunla ilgili hibir znel tasarmmz
olmasa da, yine de bu yolla onu rahatlkla elde edebiliriz. Byle
tanmlar araclyla tm sonsuz saylar kmesini bir saysna
indirgeriz ve onu birle arttrrz, bylelikle sonsuzca ok saysal
ifadeden her biri birka genel (tmel) nermeden hareketle ka
ntlanabilir.
12 Non inelegans specimen demonstrandi in abstractis. Erdmann edisyonu, s. 94.

Bu gr H. Grassmann ve H. Hankel tarafndan paylal


maktadr. Grassmann, aadaki yasay:
a + (b + 1) = (a + b) + 1
bir tanm araclyla elde etmeye almtr:13
"Eer a ve b, temel dizinin herhangi iki yesiyse, a + b top
lamyla,
a + (b + e) = a + b + e
ifadesinin geerli olduu temel dizinin yesi anlalmaldr."
Burada e, art bir birim [Einheit] anlamnda alnmaldr. Bu
tanm iki ekilde eletirilebilir. lkin, toplam, kendisi cinsinden
tanmlanmtr. Henz a + b'nin neye gnderme yaptn [bedeuten] anlamamsak, a + (b + e) dilegetiriininkini de anlamayz.
Bununla birlikte, (metne aka ters derek) tanmlamaya al
tnn toplam deil, toplama olduunu syleyerek bu kar k
bir kenara braklabilir. Bu durumda eletiriye yine devam edile
bilir: Eer temel dizinin, saptanm koulu salayan hibir yesi
yoksa ya da birok yesi varsa, a + b bo bir gsterge [Zeichen]
olacaktr. Aslnda bu durumun hibir zaman meydana gelmedi
ini, Grasmann kantlama olmadan sadece varsaymaktadr; bu
durumda onun ynteminin keskinlii yalnzca grntedir.
7. Saysal ifadelerin, onlarn kantlanabilmelerinin dayana
n salayan genel yasalara gre sentetik ya da analitik, a posteriori ya da a priori olduklar dnlebilir. Ancak John Stuart Mili
kart grtedir. Aslnda ilk bakta, o da Leibniz gibi, bu bilimi
tanmlar zerinde temellendiriyor grnmektedir,14 nk Mili
de her tekil [einzelnen] sayy Leibniz'in yapt gibi tanmlamak
tadr; ancak salam grnen bu dnce kvlcm, Mill'in tm
bilgiyi deney kkenli (empirik) kabul eden anlay sayesinde da
ha parlamadan snyor. Mili, aslnda bu tanmlarn mantksal
anlamda tanm olmadklar konusunda bizi bilgilendiriyor;15
bu tanmlar yalnzca bir terimin gnderimini [Bedeutung] sapta
makla kalmyor, ayrca bu tanmla birlikte gzlemlenmi olgu
13 Lehrbuch der M athematik fr hhere Lehranstalten. Ks. I. Arithmetik, s. 4. Stettin
1860.
14 System o f Logic, Kit. III, Bl. xxiv, 5 (Almanca ev. J. Schiel).
15 A.g.y., Kit. II, Bl vi, 2.

durumlar hakknda da bir sav ileri sryor. Ancak, 777 864 sa


ysnn tanmnda ileri srlen olgu, gzlemlenmi hangi olgu ya
da (Mill'in bir dier ifadesini kullanarak) fiziksel olgu olabilir ki?
Mili, karmzda alan son derece zengin fiziksel olgular dnya
sndan bize sadece bir tanesini belirtiyor: 3 saysnn tammnda
ne srlen olguyu. Mill'e gre bu durum, nesne topluluklar du
yularda o etkisi yaparken, bunlarn o o eklinde de iki paraya
ayrlabilecei olgusuna dayanmaktadr. Neyse ki, dnyadaki her
ey yerlerine iviyle aklmamtr; nk eer bu ltuf olmasay
d, bu ayrmay beceremezdik ve bu yzden 2 +1,3 olamazd! As
lnda Mill'in 0 ve 1 saylarnn arkasndaki fiziksel olgular gzler
nne sermemesi de byk kayp!
Mili, szlerini yle srdryor: "Bu nerme kabul edildi
inde, buna benzer tm blkleri 3 olarak adlandryoruz". Bu
dilegetiriten, saat aldnda, vurutan sz etmenin ve
ya tatl, eki ve acy tat duyumu olarak adlandrmann ger
ekte hakl olmad sonucunun ktn grebiliriz; "bir denk
lemi zmenin yolu" dilegetirii de ayn ekilde salam bir
dilegetiri olmayacaktr. nk bunlardan hibiri duyumlarm
z hibir zaman o eklinde etkilememektedir.
Mill'e gre, "hesaplamalar, tanmn kendisinden deil, gz
lemlenmi olgu durumlarndan gelmektedir". Ancak Leibniz,
2 + 2 = 4 nermesinin yukarda verilen kantnn hangi nokta
snda sz konusu olgulara bavurmak zorundadr? Mili, 5 +
2 = 7 nermesinin Leibniz'in dncesine tmyle uygun bir
kantlamasn vermekle birlikte, kantlamadaki eksiklie iaret
etmeyi ihmal etmitir.16Gerekten de, ayralarn ihmal edilme
sinden dolay kantlamada bir eksiklik vardr; ancak Mili de,
Leibniz gibi bunu gzden karmaktadr.
Eer her bir tekil saynn tanm gerekten zel fiziksel bir
olgu ne sryorsa, dokuz haneli saylarla hesap yapan birine, fi
ziksel olaylar hakkmdaki bu bilgisi iin duyduumuz hayranlk
hibir zaman yeterli olmayacaktr. Bu arada belki de Mili, tm
bu olgularn tam olarak gzlemlenmeleri gerektiini syleyecek
kadar ileri gitmiyordur, ama tmevarm yoluyla tm bunlarn
iine dahil edildii genel bir yasa tretmenin yeterli olacan d

nyordur. Ancak bu yasay formle etmek denendiinde, ola


naksz olaca grlecektir. "Ayrtrlabilecek eylerden oluan
ok geni topluluklar vardr" demek yeterli deildir. nk bu
dilegetiri bu kadar geni ve diyelim 1,000,000 saysnn tanm
lanmasn gerektiren topluluklar olduunu ne srmemektedir,
ayrca bu topluluun nasl blnebileceini de belirtmemitir.
Mill'in kuram, her say iin zgl olarak bir olgunun gzlemlen
mesi gerektii sonucuna zorunlu olarak gtrmektedir, nk
genel bir yasada 1,000,000 saysna zg olan ve zorunlulukla
onun tanmna ait olan ortadan kaybolacaktr. Mill'e gre, eyler
topluluunun tam da bu ekilde kendine zg ayrmasn gz
lemlemeden 1,000,000 = 999,999 +1 ifadesini yazamayz.
8. Mili, bunlarn karlk geldii olgular gzlemlenmedik
e veya gzleninceye kadar 2 = 1 + 1, 3 = 2 + 1, 4 = 3 + 1 vb.
gibi tanmlamalarn yaplmamas gerektiini dnyor gibi
dir. Aslnda (2 + l)'e bir anlam yklenmedike, 3'n, (2 + 1)
olarak tanmlanmamas gerekir. Ancak soru, bunun iin onun
paralarn ve ayrmalarn gzlememiz gerekip gerekmedii
dir. Eer bu tanmlamalarda byle bir gzlem gerekiyorsa, 0
says bir sorun olarak ortaya kacaktr; nk imdiye kadar
hi kimsenin 0 akltam grdn veya ona dokunduunu
sanmyorum. Doal olarak Mili O' anlam iermeyen bir ey,
yalnzca bir ifade tarz olarak aklayacakt; O'la yaplan hesap
lamalar, bo gstergelerle oynanan bir oyun olacakt sadece;
ve bundan akla uygun bir ey kacak olsayd, ite bu artc
olurdu. Bununla birlikte, eer bu hesaplamalar ciddi bir anlam
tayorsa, bu durumda 0 gstergesinin tmyle anlamdan yok
sun bir ey de olmamas gerekir. Bylece, tpk 0 durumunda
olduu gibi, 2 + l'in de Mill'in istedii gibi gzlenmi bir olgu
olmadan da bir anlam olabilir. imdi kim, on sekiz basamakl
bir saynn tanmlanmasnda, Mill'in istedii ekilde bir olgu
yu gzlemlemi olduunu ne srecektir ve kim, byle bir say
nn buna ramen anlaml olduunu yadsyacaktr?
Belki fiziksel olgularn yalnzca kk saylar iin, diyelim
10'a kadar olan saylar iin kullanld ve geri kalan saylarn
bunlarla ina edildii varsaylyor. Ancak, eer ll'i, bu sayya

karlk gelen topluluu grmeden basite tanm yoluyla 10 ve


l'den oluturabiliyorsak, bu durumda 2 saysn da ayn ekil
de 1 ve l'den kalkarak oluturamamamz iin hibir sebep yok
demektir. Eer 11 saysyla yaplan hesaplamalar, yalnzca bu
sayya zg olan bir olgu durumundan gelmiyorsa, 2 saysyla
yaplan hesaplamalarn, belirli bir toplulua ve bu topluluun
kendine zg bir biimde ayrlmasnn gzlemlenmesine bal
olmas gerektii nasl ne srlebilir?
Eer duyularmz araclyla hibir eyi ayrt edemiyorsak
ya da en fazla eyi ayrt edebiliyorsak, aritmetiin nasl va
rolabilecei sorulabilirdi belki de. Byle bir durumda, bizim
aritmetiksel nermeler ve onlarn uygulamalar hakkmdaki bil
gimiz tehdit altnda kalabilirdi; ancak bu, aritmetiksel nerme
lerin doruluunu da etkileyecek midir? Eer biz bir tmcenin
deney kkenli [empirisch] olmasn, onun ieriinin bilincinde
olmamz iin gzlem yapmamz gerektii balamnda ne s
ryorsak, bu durumda "deney kkenli" szcn "a priori"
szcne kart olacak bir anlamda kullanmyoruz demektir.
Burada, tmcenin yalnzca ieriini ilgilendiren psikolojik bir
bildirimde bulunuyoruz; tmcenin doru olup olmadn ise
dikkate almyoruz. Bu anlamda Mnchhausen'in tm ykleri
de deney kkenlidir; nk bunlarn hayal edilebilmeleri iin
her eit gzlemin yaplmas gerekmektedir.

Aritmetiin Yasalar Tmevarmsal Doruluklar mdr?


9. imdiye kadar ortaya konan dnceler, saysal ifadele
rin baz genel yasalar araclyla yalnzca tekil saylarn tanmla
rndan tretilebilmelerinin olanakl olduunu ve bu tanmlarn
gzlemlenmi olgular ne srmediini ve kendi meruluklar
iin onlar gereksinmediklerini gstermitir. Dolaysyla, bun
dan sonraki hedefimiz, sz konusu yasalarn doasn sorutur
mak olmaldr.
Mili,175 + 2 = 7 saysal ifadesinin daha nce sz edilen kant
lanmasnda, "Paralardan meydana gelenler, bu paralarn par

alarndan meydana gelmilerdir" ilkesini kullanmay nermek


tedir. Mili, bu ilkenin, "Eitlere eit eyler eklenirse toplamlar
da eittir" biimindeki ilkenin daha zellemi bir dilegetirilii
olduunu dnmektedir. Bunu tmevarmsal bir doruluk ve
en yksek dzeyde bir doa yasas saymaktadr. Uygulanma
snn kanlmaz olduunu dnd bir noktada Mill'in bu
ilkeye hi bavurmamas, sunuunun salam olmadnn bir
iaretidir. Bununla birlikte, Mill'in bu tmevarmsal doruluu
Leibniz'in u aksiyomunun yerini tutmua benziyor: "Eer eit
olanlarn yerine eitleri konulursa, eitlik [Gleichung] korunur."
Ancak aritmetiksel doruluklar doa yasalar sayabilmek iin
Mili onlara tamadklar bir anlam yklyor. rnein,18 yarm
kiloluk bir arln bir dier yarm kiloluk arlkla her zaman
ayn arla gelmemesine dayanarak, 1 = 1 eitliinin yanl ola
bileceini dnmektedir Mili. Ancak 1 = 1 nermesi kesinlikle
byle bir ey ne srmemektedir.
Mili, '+' gstergesini, fiziksel bir cismin veya ynn para
laryla o cismin veya ynn btn arasnda bir ilikiyi ifade et
meye yarayan bir gsterge olarak anlamaktadr; ancak gsterge
nin anlam bu deildir. 2 birim hacimli bir svy 5 birim hacimli
bir svya dkerek 7 birim hacimli bir sv elde edecek olmamz,
'5 + 2 = 7' denkleminin gnderimi deil, onun bir uygulamasdr
ve yalnzca birtakm kimyasal tepkimeler sonucunda hacimler
de herhangi bir deime olmamas kouluyla doru kar. Mili,
aritmetiksel bir nermenin ounlukla fiziksel olan ve gzlem
lenmi olgular gerektiren uygulamalaryla, saf matematiksel
nermenin kendisini srekli kartrmaktadr. Art gstergesi,
birok uygulamada sanki bir kmelendirme, biraraya toplama
srecine karlk gelen bir gstergeymi gibi gzkebilir; ancak
onun gnderimi bu deildir; nk yle uygulamalar vardr ki,
rnein meydana gelen olaylarn saylarn hesaplarken olduu
gibi, bunlarda ne kmelendirme, ne ynlar biraraya toplama,
ne de fiziksel bir cisimle onun paralar arasndaki ilikiler sz
konusudur. Kukusuz olaylarn saylmas rneinde de "para
lardan" sz edebiliriz; ancak bu durumda "para" szcn
fiziksel ya da geometrik anlamnda deil, mantksal anlamnda

kullanmaktayz; tpk devlet byklerinin ldrlmesinden bir


btn olarak cinayetlerin bir parasymasna sz etmemiz gi
bi. Bu mantksal ardardalk [Unterordnung] sorunudur. Ve ayn
ekilde toplama da, genelde herhangi bir fiziksel ilikiye kar
lk gelmemektedir. Bundan da kan sonu udur: Toplamann
genel yasalar doa yasalar olamaz.
10. Ancak bu yasalar yine de tmevarmsal doruluklar
olamaz m? Bunun nasl dnlebilir olduunu anlayamyo
rum. Burada, genele doru ilerleyebilmek iin hangi tikel olgu
lardan yola kabiliriz? Bu olgular ancak saysal ifadeler olabi
lir. yleyse tikel olgular saysal ifadeye eleyelim, ancak bu
durumda tekil saylarn tanmlarn vermek suretiyle kazanm
olduumuz stnl bir kez daha yitirmi oluyoruz; ve saysal
ifadeyi temellendirebilmek iin dier aralarn peine dmek
zorunda kalyoruz., Hi kolay olmasa da, bu kaygnn stesin
den gelecek bir yol bulsak bile, yine de zeminin tmevarm iin
elverili olmadn grrz; nk, dier alanlarda yksek bir
gvenilirlik salayan yntemi veren tekbiimlilikten bu alanda
eser yoktur. Leibniz19 bunun farkndayd; Philalete:
"Saylarn eitli kipleri az ya da ok dnda baka bir ayrm
yapmaya yetmiyor; ite bu nedenle bunlar yaln kiplerdir, tpk
uzaymkiler gibi"*

grn ne srdnde Leibniz'in buna yant udur:


"Zaman ve doru izgi hakknda bu sylenebilir, ancak ekil
ler hakknda kesinlikle sylenemez; yalnzca byklk olarak
farkl deil, ayn zamanda aralarnda benzerliin de olmad
saylar hakknda ise hi sylenemez. Bir ift say iki eit paraya
blnebilir, ama bir tek say blnemez; ve alt gen saylar
dr, drt ve dokuz kare saylardr, sekiz kp saydr vb. ve sa
ylarda, bu duruma, ekillerde olduundan daha ok rastlanr;
nk birbirine eit olmayan iki ekil birbirine tmyle benzer
[cihnlich] olabilir, ancak iki say hibir zaman olamaz."
19 Baumann, a.g.y., Cilt II, s. 39.
* Bu blm Locke'un An Essay Concerning Human Understanding kitabndan (Kit.
II, Bl. XVI, 5). (.n.)

Kukusuz birok balamda saylar, ayn trdenmi gibi ele


almaya alm olarak yetitiimiz dorudur; ancak bunun se
bebi, btn saylar iin geerli olan bir genel nermeler kmesi
biliyor olmamzdr. imdi ise, bu genel nermelerin hibirisinin
doruluunun henz kabul edilmedii bir noktadan bakmal
yz. imdiki duruma kout decek bir tmevarmsal karm
rnei bulmak zor olsa gerektir. Aksi takdirde, ounlukla,
uzaydaki her konumun ve zamandaki her anm bir dier konum
ve anla kendi iinde ayn olduklar nermesini kullanrdk. Ula
tmz sonularn, koullar ayn olduklar srece baka bir ko
numda ve baka bir zamanda da geerli olmas gerekir. Ancak
saylarla ilgili durumda bu uygulanamyor, nk saylar uzay
ve zamanda deillerdir. Say dizilerindeki konum, uzaydaki ko
numla edeer deildir.
stelik saylarn birbirleriyle balants, rnein bir hayvan
tr iindeki hayvanlarn birbirleriyle olan balantsndan ok
farkldr. Sabit, kesin bir ncelik sonralk dzenine gre dzen
lenmi olmalar saylarn doasnda vardr; saylardan her biri
kendine zg bir ekilde meydana gelmitir ve bu kendine z
glk en ok 0,1 ve 2 saylarnda kendini gsterir. Bir trle ba
lantl olarak tmevarm yoluyla bir tmceyi ortaya koyduu
muzda, yalnzca trn kavramnn tanmyla bile, bir dizi ortak
zellie sahibizdir zaten. Ancak saylar sz konusu olduunda
zor olan, bata kantlanmas gerekmeyen ortak tek bir zellik
bulabilmektir.
Aadaki rnek bu konuda bize bir karlatrma olana
veriyor. Varsayalm ki, bir sondaj ukurunda derinlik arttka,
scakln da dzenli bir ekilde arttn fark ettik; ve varsaya
lm ki o ana kadar byk deikenlik gsteren kaya katmanlar
na rastladk. Bu noktada, yalnzca bu sondaj ukurunda yaplan
gzlemler nda, daha derin dzeylerdeki katmanlarn doas
hakknda herhangi bir bilgiyi karsayamayacamz aka bel
lidir; ayrca scaklk dalmndaki dzenliliin daha alt dzey
lerde de srp srmeyecei sorusuna verilecek bir yant, erken
bir yant olacaktr. Evet, "sondaj srdrldnde ulalan ey"
kavramnn altna hem imdiye kadar gzlenen katmanlarn
hem de daha alt dzeydekilerin dt dorudur; ancak bu-

nun bu noktada bize pek yardm olmaz. Ayn ekilde, saylar


sz konusu olduunda, saylarn hepsinin "bir arttrarak elde
edilen ey" kavramnn altna dtn renmenin de bize
pek yardm olmayacaktr. ki durum arasnda, katmanlarn
yalnzca ulalan eyler olmalar, oysa saylarn srekli olarak
birle arttrlarak ortaya kmalar ve doalarnn da bu ekilde
belirlenmi olmas asndan bir ayrm bulunabilir. imdi bunun
anlam ancak u olabilir; bir saynn, diyelim 8 saysnn, birle
arttrlarak meydana getirilmesi yoluyla onun tm zellikleri
karsanabilir. Aslnda bu, temelde, saylarn zelliklerinin on
larn tanmlarndan geldiini ve saylarn genel yasalarn, on
larn tmnde ortak olan meydana getirme ynteminden kalka
rak kantlayabilme olanan dorularken; tekil saylarn kendi
lerine has zelliklerinin de, birle srekli olarak arttrlmalaryla
meydana geldiini gstermektedir. Jeolojiyle ilgili durumda da
ayn ekilde, karlalan bir katmanda sadece derinlikle belirle
nenlerden, yani katmann grece konumundan tmevarma hi
bavurmadan her eyi karmlayabiliriz; ama bu ekilde belir
lenmeden kalanlar, tmevarmla da renilemez.
Tmevarm ynteminin yalnzca aritmetiin genel yasalar
araclyla gerekelendirilebileceini tahmin edebiliriz - elbet
te tmevarmdan bir alkanlk srecini anlamyorsak. nk
byle bir anlayn, doruluun kefedilmesi yolunda hibir g
c yoktur. Nesnel ltlerle srdrlen bilimsel yntem, bazen
tek bir onaylayc rnekle ortaya konan yksek bir olabilirlie
ularken, bazen de binlerce rnei deersiz bularak bir kenara
brakacaktr; oysa alkanlklarmz, edindiimiz izlenimlerin
says ve iddetiyle ve yarglarmz zerinde etkide bulunmaya
hi hakk olmayan znel koullarla belirlenmitir. Tmevarm,
kendisini olaslk kuramna dayandrmaldr, nk bir nerme
yi olas klmaktan fazlasn hibir zaman salayamaz. Ancak
olaslk kuramnn aritmetiksel yasalar nvarsaylmadan nasl
gelitirilebilecei de anlalabilir gibi deil.
11. Leibniz20 kar gr savunmutu, yani aritmetikte
bulunan trden zorunlu doruluklarn, kantlanmalar rnek-

lere dayanmayan ilkelerle yaplmaldr ve bu yzden, her ne


kadar duyular olmadan hi kimse onlar dnemese de, bu
kantlamalar duyulardan gelen tankla dayanmamaldr. "Arit
metiin tamam doutandr ve bizde olanak olarak [virtuelle]
bulunur." Leibniz'in "doutan" terimiyle ne kastettii baka bir
blmde, "rendiimiz her eyin doutan olmad"n yads
d blmde aklanmtr: "Saylarla ilgili dorular bizim iimizdedir, ama yine de onlar reniriz, ister kantlayarak ren
diimizde onlar kaynaklarndan ekip kararak olsun (ki bu,
onlarn doutan olduklarn gstermektedir), isterse de ..."21

Aritmetiin Yasalar Sentetik A Priori midir,


Yoksa Analitik midir?
12. Analitikle sentetik arasndaki dier karsav ele
aldmzda, drt kombinasyonun mmkn olduunu gryo
ruz; bununla birlikte bu kombinasyonlardan biri, yani
analitik a posteriori
elenebilir. Mill'le birlikte a posteriori yannda tavr alanlarn
ikinci bir seenekleri yoktur; yleyse geriye bizim iin incelene
cek iki olanak kalyor, yani
sentetik a priori
ve
analitik.
Kant, aritmetiin yasalarnn sentetik a priori olduklarn
ne srmt. Bu durumda, byle yarglarn nihai bilgi zemini
olarak bir saf gry ne srmekten baka bir seenek kalmyor,
geri bu grnn uzaysal m, yoksa zamansal m olduunu, ya
da baka bir ey mi olduunu sylemek zordur. Baumann22 fark
l sebeplerle de olsa Kant'la ayn grtedir. Lipschitz'e23 gre
21 Baumann, a.g.y., Cilt II, s. 38.
22 Baumann, a.g.y., Cilt II, s. 669.
23 Lehrbuch der Analysis, Cilt I, s. 1 [Bonn 1877]

de, baz nermeler, yani sayal saynn, saylama ynteminden


bamsz olduunu ne sren nermeler gibi, toplamann dei
me ve birleme yasalar da isel grden kmaktadr. Hankel24
gerek saylar kuramn, notiones communes (ortak kavramlar)
vasf ykledii temel nermeye [Grundsiitz] dayandrmakta
dr: "Aklandklarnda tmyle kendinden apaktlar; bizim
byklkle ilgili saf grmzn onaylad gibi her alandaki
byklkler iin geerlidirler; ve bunlar, byklklerin toplam
n salayan bir ilem olarak tanmlanma yoluyla, kendi vasfla
rn kaybetmeden tanmlara dnebilirler." Son bildirimde bir
belirsizlik var. Belki byle bir tanmlama yaplabilir, ancak bu
tanm, balangtaki temel nermenin yerini alacak bir ey olma
yacaktr; uygulandnda her zaman u sorular akla gelecektir
nk: Sayal saylar byklk mdr; ve sayal saylarn topla
m demeye altmz ey, bu tanmda sz edildii trden
bir toplam mdr? Bunu yantlamak iin, tanmn sayal saylar
hakkmdaki temel nermelerini bilmemize gerek vardr. stelik
"bykln saf grs" dilegetirii bizi bir durup dnmeye
yneltiyor. Byklk ad verilen eylerin hepsini dnrsek:
Sayal saylar, uzunluklar, alanlar, hacimler, alar, erilikler, kt
leler, hzlar, kuvvetler, k iddetleri, elektrik akmlar vb. btn
bunlarn tek bir byklk "kavram" altnda toplanabilecekleri
ni gayet iyi grebiliriz; ancak "bykln grs" dilegetirii
ve hatta "bykln saf grs" dilegetirii uygun bir deyim
olarak kabul edilemez. Deil genel olarak saynn ya da genel
olarak bykln grsn, 100 000 saysnn grsn bile
kabul edemem. Bilgi iin baka bir zemin bulamadmzda, i
sel gry devreye sokmaya hepimiz hazrz. Ancak bunu yapar
ken, "gr" szcnn anlamn gzden karmamak gerekir.
Kant Logik'te (yay. Hartenstein, Cilt VIII, s. 88) gry yle
tanmlyor:
"Gr, tekil bir temsildir (repraesentatio singularis), kavram
ise genel bir temsildir (repraesentatio per notas communes) ya da
reflektif [reflectirte] temsildir (repraesentatio discursiva)."
Burada duyusallkla [Sinnlichkeit - hissetme yetisi] balant
dan hi sz edilmemektedir; duyusallk ile gr balants Tran

sandantal Estetik blmnde ele almr ve bu balant olmadan


gr, sentetik a priori yarglar iin bir bilgi ilkesi olarak ie yarayamaz. "Saf Akln Eletirisi"nde (yay. Hartenstein, cilt III, s. 55
[A 19/B 33]) u satrlar okuyoruz:
"Nesneler [Gegenstande] bize duyusallk araclyla verilir
ler ve bize grleri salayan yalmzca duyusallktr."
Bundan kan sonu "gr" szcnn Logik'tek anlam
nn Transandantal Esfefrl'tekinden daha geni olduudur. Logik'te
ki anlamnda, 100 000'i bir gr olarak adlandrma olanamz
vardr; nk o genel bir kavram deildir. Ancak bu anlamyla
gr, aritmetik yasalarnn temellendirilmesinde kullanlamaz.
13. Aritmetiin geometriyle olan yaknln abartmamak
la doru davrandk. Byle bir eye kar Leibniz'den gelen uyar
y daha nce aktarmtm. Bir geometrik nokta, kendisi iin d
nldnde, bir dier noktadan hibir ekilde ayrt edilemez;
ayn ey izgiler ve dzlemler iin de geerlidir. Sadece tek bir
durumda, birok nokta, izgi veya dzlem ezamanl olarak tek
bir grde ierildiinde aralarnda bir ayrm yapabiliriz. Dola
ysyla geometride genel nermelerin grden tremi olmalar
son derece anlalr bir eydir; grs edinilen noktalar, izgiler
ya da dzlemler gerekten tikel eyler deildirler, bu da, onlarn
btn bir trn temsilcisi olmalarn salar. Ama saylar sz ko
nusu olduunda durum farkldr; her saynn kendine has zelli
i vardr. Belli bir saynn hangi lde btn dier saylar tem
sil ettii ve onun zel vasfnn hangi noktada devreye girecei
genelde kolaylkla ortaya konamaz.
14. Egemen olduklar alanlar itibariyle eitli doruluk tr
lerini karlatrdmzda da, bu karlatrmann aritmetiin
deneysel ve sentetik doasna kart ynde sonulandn gr
rz.
Deneysel nermeler, fiziksel ve psikolojik fiili gereklik
[Wirklichkeit] iin geerlidir; ister fiili gereklik, ister hayalgcnn [Einbildungkraft] rn olsun, geometrinin doruluklar da,
uzaysal grs edinilebilir olan her eye egemendir. Hezeyan
lardaki en lgn fanteziler, hayvanlarn konutuu ve yldzla-

rm aklp kald, insanlarn taa dnt ve aalarn insan


olduu, boulanlarn kendilerini salarndan ekerek bataklk
tan kurtarmalar gibi efsanelerin ve iirin en cretkr yaratla
r, grleri edinilebilir [anschaulich] olduu srece geometrinin
aksiyomlarna tbidirler. Byle bir boyunduruktan yalnzca
kavramsal dnce, diyelim ki drt boyutlu bir uzay veya po
zitif erilik* hakkmdaki kavramsal dnce, bir dereceye kadar
kendini kurtarabilir. Drt boyutlu uzay gibi konulardaki yakla
mlar hibir ekilde yararsz deildir; ancak byle durumlarda
gr zemininden de tamamyla uzaklalmaktadr. Eer burada
grden yardm alacaksak, bu ancak, resmedebildiimiz yegne
uzay olan Eukleidesi uzayn grs olabilir. Bu durumda g
r, sadece verilen yzeysel deer olarak deil, baka bir eyin
simgesi olarak dnlr; rnein, grs fiilen erisel olan
bir eyi, doru izgi ya da dzlem olarak adlandrrz. Kavram
sal dnce itibariyle, geometrinin aksiyomlarndan herhangi
birinin kartn kabul edebiliriz; ve gryle elien bu tr ka
bullerden, kendi kendimizle elimeden, sonular karabiliriz.
Bunun olanakl olmas, geometrinin aksiyomlarnn birbirlerin
den ve mantn balang yasalarndan bamsz olduklarn
ve dolaysyla sentetik olduklarn gstermektedir. Peki ayn ey
say biliminin temel nermeleri iin de sylenebilir mi? Eer in
san bunlardan birini yadsmak isteseydi, her ey karkla s
rklenmez miydi? Hatta dnmenin kendisi bile olanakl olur
muydu? Aritmetiin temelleri daha derinlerde, tm deneysel
bilginin, hatta geometrinin temellerinden bile daha derinlerde
yatmyor mu? Aritmetiin dorular saylabilir olann alanna
hkmetmektedir. Bu, btn alanlar iinde en kapsayc olandr;
nk yalnzca fiili gerek olan, grs edinilebilir olan deil,
dnlebilir olan her eyi de kapsar. yleyse saylarn yasala
r, dncenin yasalaryla ok yakndan balantl olmak duru
munda deil midir?
15. Leibniz'den aldmz tmceler, Leibniz iin a priori
olanla analitik olann akt dikkate alndnda, saylarn ya
* Pozitif erilie sahip Riemann uzaynda olduu gibi (Eukleides uzay, sfr eri
likli dz uzaydr), (.n.)

salarnn doasnn analitik olduu anlamna gelmektedir. Dola


ysyla cebirin stnlnn, onun daha stn bir bilime, yani
asl [zuahren] manta borlu olmasnda yattn ne srmek
tedir.25 Baka bir yerde de26 zorunlu ve olumsal* doruluklar,
ellebilir [commensurabeln] ve ellemez [incommensurabeln]
byklklerle karlatrmakta ve zorunlu doruluklar sz ko
nusu olduunda bir kantlamann veya zdeliklere [Idertitaten]
indirgemenin olanakl olduunu kabul etmektedir. Bununla bir
likte bu aklamalar, Leibniz'in tm doruluklar kantlanabilir
olarak grme eilimi yznden arlklarndan bir miktar kay
betmektedirler:27 "Her doruluun, terimlerin kavramndan tretilebilen a priori bir kantlamas vardr, bununla birlikte byle
bir kantlamaya ulaabilme her zaman gcmzn erimi iinde
deildir." Doaldr ki, ellebilirlikle ellemezlik arasnda
yaplan karlatrma, en azndan bizim iin, zorunlu ve olumsal
doruluklar arasnda alamaz bir engel ortaya karmaktadr.
W.S. Jevons say yasalarnn analitik doas ynnde ok ke
sin konuuyor:28 "Cebir ok gelimi bir mantktr ve say da
mantksal ayrt etmeden baka bir ey deildir."
16. Ancak bu grn de birtakm glkleri var. Acaba
bu yksek, dallanp budaklanm ve bymeye hl devam
eden say biliminin byk aacnn kkleri sadece zdeliklerde
[.Idertitaten] kk salabilir mi? Ve mantn bo formlar nasl olur
da bylesine zengin bir ierii iinden karr?
Mili diyor ki: "Dilin ustaca bir maniplasyonuyla olgular
kefedebileceimiz, doann gizli srelerini aa kartabilece
imiz retisi saduyuya ylesine aykrdr ki, bir kimsenin bu
na inanabilmesi iin felsefede biraz ilerlemi olmas gerekir."29
Elbette ok doru, eer bu ustaca maniplasyon srasnda
hi dnmediimiz varsaylyorsa. Burada Mili, kimsenin sa
vunmak istemeyecei bir biimcilii eletiriyor. Szckleri ya
25
26
*
27
28
29

Baumann, a.g.y., Cilt II, s. 56.


Baumann, a.g.y., Cilt II, s. 57.
kartyla birlikte olanakl olan (.n)
Baumann, a.g.y., Cilt II, s. 57.
The Principles o f Science, Londra 1879, s. 156.
A.g.y., Kitap II, Bl vi. . 2.

da matematiksel gstergeleri kullanan herkes onlarn bir anla


ma geldiini ne srecek ve hi kimse, bo gstergelerden bir
anlam kabileceini beklemeyecektir. Ancak bir matematiki
nin, kulland gstergeleri, duyusal olarak alglanabilir, gr
s edinilebilir eyler olarak dnmeden de, uzun hesaplama
lar yapma olana vardr. Ama bu, gstergelerin anlamlarnn
olmamas demek de deildir; gstergelerin ieriklerini ancak
gstergelerin yardmyla yakaladmz sz konusu olsa bile,
gstergelerle onlarn ieriklerini birbirlerinden ayryoruz. Ayn
eyleri temsil etmek zere baka gstergelerin seilebileceini
biliyoruz. Gstergeler yoluyla duyulur hale gelen ierii mantk
sal olarak nasl ele alacamz ve eer diferansiyel hesab fizie
uygulamak istiyorsak, bunun grnglere nasl aktarlacan
bilmek yeterlidir. Bununla birlikte, tmcelerin gerek anlamla
rn byle uygulamalarda grmek bir hatadr. Her uygulamada
onlarn genelliklerinin byk bir ksm hep kaybolur ve dier
uygulamalarda yerini baka tikel elere brakacak olan tikel
bir e devreye girer.
17. Tmdengelimi ne kadar kmsersek kmseyelim,
tmevarmla ortaya konan yasalarn yeterli olmad gereini de
yadsyamayz. Bu yasalardan, tek tek yasalarn hibirinde ieril
meyen yeni tmcelerin tretilmesi gerekir. Kukusuz bu tmce
lerin, yasalarn tmnn biraraya gelmesinde ieriliyor olmalar,
bizi, onlar ekip karma ve kendileri iin ortaya koyma iinden
kurtarmaz. Bununla yle bir olanak domaktadr: karm zin
cirlerimizi dolayszca olgulara balamak yerine, olgular oldukla
r gibi brakr, ama ierii bir koullu nerme biimi altnda kabul
ederiz. Btn akl yrtme boyunca, olgular yerine bu ekilde
koullar geirerek, akl yrtmeyi baz sonularn belli bir ko
ullar dizisine baml hale geldii bir biime indirgemi oluruz.
Bu doruluk yalnzca dnce yoluyla ortaya konacaktr, ya da
Mill'in ifadesini kullanarak, "dilin ustalkl bir kullanmyla". Sa
y yasalarnn da bu trden bir ey olmas olanaksz deildir. Bu
da, normalde yalnzca dnceyle kefedilememelerine karn bu
yasalarn yarglarn analitik yarg haline getirecektir; nk bu
rada onlarn kefedilme yollaryla deil, onlarm kantlanmalar

nn dayand zeminin tryle ilgileniyoruz; ya da Leibniz'in sz


leriyle ifade edersek:30 "Buradaki sorun, farkl insanlarda farkl
olabilen keiflerimizin tarihi deildir, sorun her zaman ayn olan
doruluklarnn balants ve doal dzenidir." Dolaysyla yasa
larda ierilen koullarm gerekten yerine gelip gelmediine nihai
olarak karar verebilmek bunlarm gzlemlenmesiyle olacaktr. De
mek ki sonunda, karm zincirlerini dolayszca gzlediimiz olgu
durumlarma balamak zorunda olduumuz bir konuma ulam
oluyoruz. Ancak burada iaret edilen yntem birok durumda
tercih edilmelidir, nk uygulanmas yalnzca sz konusu olgu
larla snrl olmayan genel bir nermeye gtrmektedir. Aritmeti
in dorular, o halde, tpk geometrinin teoremlerinin geometri
aksiyomlarma bal olduu gibi, mantk dorularna bal olacak
tr. Bu doruluklarn her biri daha sonraki kullanmlar iin btn
bir karm zincirini younlatrlm olarak iinde barndracak
tr ve bunlarn kullanm tek tek karmlarn yaplmasn artk
gerektirmeyecek, tm karm zincirinin sonucu bir anda ifade
edebilecektir.31 Eer durum bu ise, ok sayda uygulamasyla bir
likte aritmetiksel almalarn olaanst geliimi, analitik yarg
lar hakkmdaki yaygn kmsemeye ve saf mantn artlml
efsanesine bir son vermeye yeterli olacaktr.
lk kez burada dile getirilmeyen bu gr, eer hibir kuku
ya yer brakmayacak ekilde, ayrntl bir biimde ortaya konabilir
se, bana yle geliyor ki ortaya kacak olan sonu, hi de azmsan
mayacak bir sonu olacaktr.

30 Nouveaux Essais, IV, 9 (Erdmann edisyonu, s. 362.


31 Mill'in de (a.g.y., II. Kitap, 4. Blm, 4'te) bu gr dile getirdiini grmek dik
kat ekicidir. Aslnda onun salam anlay zaman zaman deneyci nyarglar
nedeniyle kesintiye uruyor. Ancak bu ayn nyarg, aritmetiin uygulanmasy
la aritmetiin kendisinin kartrlmas yznden ounlukla iinden klamaz
durumlara neden oluyor. Sanki koullu bir yargnn nkoulu doru olmasa bile,
yargnn kendisinin doru olabileceinden habersizmi gibi grnyor.

II. Baz Yazarlarn Sayal Say Kavram


zerine Grleri

18. imdi aritmetiin asli [ursprnglichen] nesnelerini


[Gegenstanden] ele almaya dnerek, 3, 4 vb. gibi tekil [einzelne]
saylarla, sayal saynn genel kavramn birbirinden ayrmal
yz. Daha nce Leibniz, Mili, H. Grassmann ve dierleri tara
fndan nerildii gibi tekil saylarn, en doyurucu ekilde, bir
saysndan, onun birle arttrlmas yoluyla tretileceine karar
vermi, ancak "bir says"nm ve "birle arttrma"nm kendileri
aklanmad srece bu aklamalarn da tamamlanmadan
kalacaklarn kabul etmitik. Bylelikle, saysal ifadeleri bu
tanmlardan karmak istiyorsak, genel nermelere gereksin
memiz olduunu grmtk. Byle yasalar tam da genellik
lerinden dolay tekil saylarn tanmlarndan deil, ancak sa
yal saynn genel kavramndan kabilirler. imdi bunu daha
yakndan inceleyeceiz. Bu inceleme srasnda bir saysn ve
birle arttrmay da irdelemenin gerekli olduunu biliyoruz; bu
nun sonucunda da tikel saylarn tanmlarnn tamamlanmas
n umuyoruz.
19. Bu noktada, sayy, uzunluklar ya da yzeyler arasn
daki soyut oranlar olarak gren geometrik temsil fikrine kar
kmak istiyorum. Elbette ki bu giriimin ardnda yatan dn
ce, aritmetik ve geometrinin temel bilgilerini daha balangta
yakn bir balant iinde ele alarak aritmetiin geometriye uygu
lanmasn kolaylatrmakt.

Newton/say deyince, pek de yle bir byklkle, birim ola


rak alnm ayn trden bir baka byklk arasndaki soyut
oran anlamyordu.32 Bunun geni anlamda saynn uygun bir
tanmlamas olduu kabul edilebilir, bu tanmlama tamsayla
rn yan sra rasyonel ve irrasyonel saylar da iermektedir; an
cak bu tanm, byklk ve byklk oran kavramlarn nvarsaymaktadr. Buna gre, saynn dar anlamdaki bir aklamas,
yani sayal say hakkmdaki aklama gereksiz deildir; nk
Eukleides, uzunluklar arasndaki iki orann aynln [Gleichheit\ tanmlamak iin eit katlar [Gleichvielfachen] kavramn kul
lanmaktadr* ve eit katlar bizi bir kez daha saysal eitlie ge
tirmektedir. Dorusu, uzunluklar arasndaki oranlarn aynl,
say kavramndan bamsz olarak da tanmlanabilir. Byle olsa
bile, geometrik olarak tanmlanan saynn, gnlk yaamdaki
sayyla ne ekilde balantl olduu konusunda ciddi bir kuku
duymalyz. Bu haliyle bilimle ba da kopmaktadr. Yine de sa
yyla ilgili her uygulamada, aritmetikten, her ne kadar uygula
mann kendisi aritmetiin asli ii olmasa da, saylarnn kullanl
maya uygun olmasn isteme hakkmz vardr. Bildik hesaplama
ileminin temellendirilmesi de bilimin iinde yer almaldr. Ay
rca, zellikle bir denklemin kklerinin sayal says veya verilen
bir saydan kk ve grece asal saylar hakknda dnd
mzde, acaba aritmetiin kendisi geometrik bir say kavramyla
yetinebilir mi sorusu ortaya kyor. te yandan "ka tane" soru
suna yant olan say, "bir uzunlukta ka tane birim ierilmitir",
sorusuna da yant olabilir. Ve eksi, rasyonel veya kesirli ve irras
yonel saylarla yaptmz hesaplama ilemlerinin tm doal
saylarla yaplan ilemlere dayandrlabilir. Belki Newton'un,
sayy, byklkler arasndaki oran olarak tanmladnda b
yklk teriminden anlad yalnzca geometrik byklkler de
il, ayrca kmelerdi de. Bu durumda, "bir kmeyle kmenin
birimi arasndaki oran" dilegetirii [Ausdruck], "bir kmenin
onun araclyla belirlendii say" dilegetiriinden daha fazlas
n bize sylemedii iin, Newton'un tanm bizim amalarmz
asndan kullanszdr.
32 Baumann, a.g.y, Cilt I, s. 475 [Aritmetika Uriversalis. c. I, bl. ii, 3]
* Elemanlar, Kitap V, Tanm 5 (.n.)

20. imdi yantlamamz gereken ilk soru, saynn tanmla


nabilir olup olmaddr. Hankel33 saynn tanmlanabilir olma
dn sylyor: "Bir nesneyi bir kez, iki kez, kez, vb. dn
mek ya da ortaya koymann [setzen] ne anlama geldii, 'ortaya
koyma' kavramnn ilkece basitlii nedeniyle tanmlanamaz."
Ancak buradaki konu, kesinlikle bir kez, iki kez, kez ortaya
koyma konusu deil. Eer bu tanmlanabilseydi, ortaya koyma
nn tanmlanamazl bizi pek de kayglandrmazd. Leibniz sa
yy upuygun [adaecjuate] bir idea gibi grme eilimindeydi, yani
ylesine ak bir idea ki, onda ierilen her unsur da o derece ak
tr ya da en azndan upuygun bir idea kadar aktr.
Eer genel eilim ounlukla sayal saynn tanmlanamaz
olduu ynndeyse, bu, sayal saynn tanmlanamaz bir ey ol
mas gerektii konusunda herhangi bir eyin kefedilmi olma
sndan ok, sayal sayy tanmlama giriimlerinin baarszla
uram olmas yzndendir.

Sayal Say Dsal eylerin Bir zellii midir?


21. En azndan sayal sayya kavramlarmz arasndaki
doru yeri vermeyi deneyelim. Saylar, dilde daha ok sfat bi
iminde ve niteliksel balantda grnrler, tpk sert, ar veya
krmz szcklerinin dsal eylerin zelliklerine gndermeleri
gibi. Tekil saylar da byle zellikler olarak dnp dneme
yeceimizi ve buna gre sayal say kavramnn da renk kavram
gibi snflandrlp smflandrlamayacam sormak doaldr.
Bu yaklam M. Cantor'un34 grne benzemekte; M. Cantor matematii d dnyann nesnelerinin gzlemiyle balayan de
neysel bir bilim [Erfahrungsoissenschaft] olarak deerlendirir. Ona
gre say, yalnzca nesnelerden soyutlama yoluyla elde edilmitir.
E. Schrder iin say, fiili gereklie [Wirklichkeit\ gre tre
tilmi, ondan alnmtr;35 yani say, birimlerin birlerle kopyalan33 A.g.y., s. 1.
34 Grundzge einer Elementarmathematik, s. 2, Par. 4. Benzer olarak Lipschitz,
a.g.yv s. 1.
35 Lehrbuch der Arithmetik und Algebra, Leipzig, 1873, s. 6,10 ve 11.

masyla tretilmitir. Schrder buna, saynn soyutlatrlmas


adn verir. Bu kopyalamada birimler yalnzca sklklar asn
dan temsil edilirler, sz konusu eylerin renk veya ekil gibi
tm dier zellikleri gzard edilir. Burada sklk, sayal saynn
yalnzca baka bir biimde dile getiriliidir. Dolaysyla bundan,
Schrder'in sklk ya da sayal sayy renk ve ekille ayn dzey
de deerlendirdii ve sayal sayy eylerin bir zellii olarak ele
ald sonucu kmaktadr.
22. Baumann36 saylarn dsal eylerden karlan kavram
lar olduu grn reddediyor: "Bunun sebebi, dsal eylerin
kendilerini bize kesin birimler olarak sunmamasdr; dsal ey
ler yaltlm bekler ya da duyusal noktalar halinde kendilerini
bize sunarlar, ancak bunlardan her birini okluk olarak deer
lendirme zgrlne sahibiz." Aslnda, bir eyi sadece farkl
ekillerde dnerek onun rengini veya katln hibir ekilde
deitiremediim halde, lyada destann tek bir iir olarak ya
da 24 kitap olarak veya ok sayda (sayal) dize olarak dne
bilirim. Bir aatan sz ederken onun 1000 yapra olduunu
sylediimizde, yeil yapraklar olduunu sylediimiz zaman
kinden tmyle farkl anlamlarda konumuyor muyuz? Her
bir yapraa yeil rengini atfettiimiz halde, 1000 saysn atfet
miyoruz. Eer bir aacn btn yapraklarn birarada dnr
sek ona aacn rts adm verebiliriz. Bu da yeildir, ama 1000
deildir. yleyse 1000 zellii gerekten neye aittir? Bu zellik
ne yapraklardan herhangi birine, ne de onlarn tmne aitmi
gibi gzkyor; acaba d dnyadaki eylere gerekten ait olma
mas olanakl mdr? Eer "Bu tan arln bulun" diyerek
birine bir ta verirsem, bu nesneyi ona tam da incelemesi iin
vermi olurum. Ama, eer bir tomar oyun kadn "Bunlarn
sayal saysn bulun" diyerek ona verirsem, bu ona, oyun kt
larnn saysn m, ka deste oyun kd m olduunu, yoksa
tomardaki majrlerin saysn m bilmek istediim konusunda
bir ey sylememektedir. Onun eline oyun kd tomarn ver
mekle inceleyecei nesneyi henz tmyle vermi olmuyorum;
bunu yapmak iin baka szckleri de: ktlar, desteleri veya

majrleri de isteime eklemem gerekir. Bu durumda farkl renk


lerin ayn eyde yan yana durmalar gibi farkl saylarn da yan
yana varolduklarn syleyemeyiz. Her bir tekil renk lekesine,
rengin adn sylemeden parmamla iaret edebilirim, ama ay
n eyi tekil saylarla yapamam. Eer bir nesneyi hakl olarak
krmz ve yeil diye niteleyebiliyorsam, bu, bu nesnenin yeilin
asl taycs olmadnn kesin iaretidir. Bunun iin yalnzca
yeil olan bir yzeyin olmas gerekir. Ayn ekilde, farkl saylar
ykleme hakkna sahip olduum bir nesne de, bir saynn asl
taycs deildir.
Dolaysyla renk ile sayal say arasnda nemli bir fark or
taya kyor; mavi gibi bir renk bizim seimimizden bamsz
olarak bir yzeye aittir. Mavi rengin baz dalga boylarndaki
yanstma, baka dalga boylarnda deiken lde sourma
gc vardr; bizim ona bakma tarzmz ya da bak amz onda
hibir deiiklie yol amaz. te yandan 1 veya 100 sayal say
snn ya da herhangi bir sayal saynn bir tomar oyun kadna
kendiliinden ait olduu sylenemez; ancak bizim setiimiz bir
bak asna gre sayal say o nesneye ait olur; yine de sayal sa
yy, o nesneye bir yklem olarak bu ekilde ykleyemeyiz. Tam
bir deste oyun kad dediimiz ey keyfi olarak belirlenmitir
ve bir tomar kadn bundan hi haberi yoktur. Ancak tomar bu
karar nda incelediimizde, belki de onu iki deste oyun ka
d olarak adlandrabileceimiz! kefedebiliriz. Tam bir oyun
kad destesinin ne olduunu bilmeyen biri olaslkla tomarda
iki dnda bir sayal say bulacaktr.
23. "Saynn bir zellik olarak ait olduu ey nedir?" sorusu
na Mili37 yle yant veriyor: Bir saynn ad "doal olarak bu adla
adlandrdmz eylerin ymna [Aggregat] ait belli bir zelli
i" artrmaktadr; "bu zellik, ymn paralardan meyda
na gelmesi ve paralara ayrlmasnn karakteristik yandr."
Burada "karakteristik yan" ifadesindeki belirli tanmlk [Artikel\ bir hatadr; nk bir ym ok deiik biimlerde par
alarna ayrlabilir ve bunlardan yalnzca birinin karakteristik
olduu sylenemez. rnein bir saman demetini, btn saman

plerini ikiye blerek veya saman plerini tek tek ayrarak ya


da demeti ikiye ayrarak paralara ayrmak mmkndr. Daha
s, 100 adet kum tanesinden oluan bir tepecik, 100 saman pn
den oluan demetle tamamyla ayn ekilde mi biraraya getiril
mitir? Say yine de ayndr. "Bir saman p" ifadesindeki "bir"
szc, samann hcrelerden ve molekllerden nasl yaplm
olduunu dile getirmemektedir. Sfr says daha byk bir g
lk oluturmaktadr. Ayrca saman plerinin saylabilmeleri
iin mutlaka bir demet oluturmalar m gerekir? "Alman mparatorluu'ndaki krlerin says" dilegetiriinin bir anlamnn ola
bilmesi iin, Almanya'daki tm krlerin biraraya toplanmas m
gerekir? Bin buday tanesi, bir kez tarlaya ekildiinde, artk bin
buday tanesi deil midir? Bir teoremin kantlamalarnn y
myla, olaylarn ymlar benzer midir? Oysa bunlar yine de
saylabilir. Bu saymada olaylarn ayn anda m, yoksa bin yllk
bir arayla m meydana geldikleri hi fark etmez.
24. Bu, sayy renk ve katlkla ayn ekilde snflandrma
y reddetmek iin baka bir gereke salyor; say daha geni bir
alana uygulanabilir.
Mili38 "paralardan oluan eyler, o paralarn paralarn
dan olumutur" gereinin her trden doal grng iin sa
land, nk bunlarn tmnn saylabildii grndedir.
Ancak, daha fazlas da saylamaz m? Locke39 unlar sylyor:
"Say insanlara, meleklere, eylemlere, dncelere -varolmayan
veya hayal edilebilir her eye- uygulanabilir." Leibniz40 Skolas
tik dnem dnrlerinin saynn cisimsel olmayan eylere uy
gulanamaz olduu dncesine kar kyor ve sayy, her trl
eyin biraraya gelmesinden ortaya kan bir tr cisimsel olma
yan ekil olarak adlandryor; rnein Tanr, bir melek, bir insan
ve hareket, hep birlikte alndklarnda drt ederler. Bu sebepten
dolay saynn en st genellii olduunu ve metafizie ait oldu
unu ifade ediyor. Baka bir yerde41 unlar sylyor: "Kuvvetle
38
39
40
41

A.g.y., Kit. III, Bl. xxiv, 5.


Baumann, a.g.y., Cilt. I, s. 409.
Baumann, a.g.y., Cilt. II, s. 2-3.
Baumann, a.g.y., Cilt. II, s. 56.

ri ve gleri olmayan eyler tartlamaz; paralan olmayan eyler


llemez; ancak say atfedilemeyecek hibir ey yoktur. Dolay
syla say, adeta bir tr metafiziksel ekildir."
Eer dsal eylerden soyutlanan bir zellik hibir anlam de
iikliine uramadan olaylara, tasarmlara ve kavramlara aktarlabilseydi, bu, gerekten de harika olurdu. Sanki eriyen bir
olay, mavi tasarmlar, tuzlu kavramlar ya da kaya gibi yarglar
dan sz ediliyormu gibi olurdu.
Doas itibariyle duyusal olan bir eyin duyusal olmayan
da bulunmasnn hibir anlam yoktur. Mavi bir yzey gr
dmde, "mavi" szcne karlk gelen tek eit bir izle
nimimiz var; baka bir mavi yzey grdmzde bu izlenimi
yeniden ediniriz. Bir gene baktmzda da ayn ekilde ""
szcne duyusal bir eyin karlk geldiini varsaymak iin,
kavramda da ayn eyi bulacamz konusunda kendimizi
balamamz gerekir ki, bu sayede duyusal olmayan bir eyde
duyusal olan bir ey bulunabilsin. "gen" szcne bir tr
duyusal izlenimin karlk geldii kesinlikle kabul edilebilir,
ancak szck bu durumda bir btn olarak alnmaldr. Onun
iindeki dorudan grmeyiz; bunun yerine, bizi, iinde 3
saysnn getii bir yargya gtren zihinsel etkinlie balana
bilecek bir ey grrz. rnein, Aristoteles tarafndan ortaya
konan tasmlarn kalp (sayal) says hakknda nasl bilgi sahibi
olabiliriz? Gzlerimiz yardmyla belki? Grdklerimiz tasm
larn kalplar hakknda verilen baz gstergelerdir, kalplarn
kendileri deil. Eer onlarn kendileri grlmez ise, sayal say
larn nasl grebiliriz? Bununla birlikte gstergeleri grmenin
yeterli olduu ne srlebilir; onlarn saylar kalplarn say
syla ayndr. Ama bunun byle olduunu nasl biliyoruz? Bu
nun iin, kalplarn saysn baka bir yolla ortaya karmamz
gerekirdi. Acaba "Tasm kalplarnn (sayal) says drttr"
tmcesi, "Tasm kalplarnn gstergelerinin (sayal) says drt
tr" tmcesinin baka trl sylenmesi midir? Elbette deildir.
Burada gstergeler hakknda herhangi bir ey dile getirmek gi
bi bir niyet bulunmamaktadr; hi kimse bununla ilgilenme
mektedir; hi kimse gstergeler hakknda, onlarn sahip oldu
u baz zelliklerin, gsterdikleri eylerdeki baz zelliklerin

dorudan yanstlmas dnda bir ey bilmek istememektedir.


stelik ayn ey, hibir mantksal hata olmadan birok baka
gstergeyle gsterilebilir, yle ki, gsterilen eylerin saysyla
gsterge saysnn akmas bile gerekmez.
25. Mili iin say fiziksel bir eyken, Locke ve Leibniz iin
yalnzca bir idea olarak vardr. Mili iki elmann elmadan,
iki atn bir attan farkl olduunu sylerken elbette son derece
hakldr;42 bunlar grlebilir ve dokunulabilir grnglerdir
[Phanomen]A3 Ancak bundan, onlarn ikiliklerinin [Zmeiheit] ve
lklerinin de fiziksel bir ey olduu sonucunu karsayabilir
miyiz? Bir ift izme, iki izmeyle ayn grlebilen ve dokunula
bilir olgu olabilir. Burada hibir fiziksel farkn karlk gelmedi
i saysal bir fark sz konusudur; nk "iki" ve "bir ift" hibir
ekilde, Mill'in tuhaf bir biimde inanyor grnd gibi, ayn
ey deildir. Nihayet, iki kavramn fiziksel olarak kavramdan
ayrt edilebilir olmas nasl olanakldr?
Berkeley yle diyor:44 "Dnlmelidir k i,... say eylerin
iinde gerekten varolan sabit ve saptanm bir ey deildir. T
myle, kendinde bir ideaya ya da bir idealar kombinasyonunu
incelerken onlara bir ad veren ve bylelikle onlar bir birim ola
rak gren zihnin bir rndr. Zihnin, idealarm eitli ekiller
de biraraya getirmesine gre, birim deimektedir; ve birim gi
bi, yalnzca birimlerin biraradal olan say da deimektedir.
Bir pencereyi bir, bir bacay da bir olarak adlandryoruz, ama
birok penceresi, bacas olan evin de ayn derecede bir olarak
adlandrlma hakk vardr; bylelikle birok ev de tek bir kenti
meydana getirecektir."*
42 A.g.y., Kit. III, Bl. xxiv, . 5.
43 Daha aklayc olmas iin unu eklememiz gerekir: Bunlarn tamamen bir
grng olmalar kouluyla. nk, eer bir kiinin Almanya'da bir ve Ame
rika'da bir at varsa (ve baka at yoksa), bu durumda iki ata sahip demektir;
ancak bu iki at bir grng oluturmaz, yalnzca bu ikisinden her birinin kendi
balarna birer grng olduu sylenebilir.
44 Baumann, a.g.y., Cilt. II, s. 428 \Nev Theory o f Vision, 109].
* ngilizce zgn metinde bu ekilde yer alan cmleyi Frege, Baumann'm evi
risiyle yle aktarmtr: "Bir pencere = 1; iinde birok pencere bulunan ev =
1; ok sayda ev bir kenti olutururlar." [Ein Fenster = 1; ein Haus, in dem viele
Fenster sind = 1; viele Huser machen Eine Stadt aus.] (.n.)

Say znel Bir ey midir?


26. Bu ekilde dnmek bizi kolaylkla saynn znel bir
ey olduu grne getirebilir. Saynn bizde ortaya kma tar
z sanki onun doas hakknda bilgi veriyormu gibi grnyor.
Bu durumda bir psikolojik incelemeye varyoruz yleyse. Bu,
tam da Lipschitz'in unlar yazarken dnd eydir:45 "Baz
eyler hakknda toplu bir bak edinmek isteyen bir kii, belirli
bir eyden balayacak ve daha nce seilmi olana hep bir ye
nisini ekleyerek devam edecektir." Bu szler, sayy nasl ina
ettiimizi aklamaktan ok, bir takmyldzn grsn nasl
edindiimizi betimliyor gibidir. Asl olan, toplu bir bak edin
mek niyeti deildir; nk bir srnn ka ba hayvandan olu
tuu renildiinde bir srnn toplu bir grntsnn elde
edilmi olacam sylemek zordur.
Zihinsel srelerin say yargsnn [Zahlurtheils]* olumasn
nceleyen bu tr bir betimlemesi, iinde doruluk da barmdrsa,
gerek bir kavramsal belirlenimin yerini hibir zaman alamaz.
Bu, bir aritmetik nermesinin kantlanmasnda, hibir zaman
ne srlemez; ve saylarn zellikleri ile ilgili bize hibir ey ka
zandrmaz. nk say, ancak Kuzey Denizi'nin olduu kadar
bir psikoloji nesnesidir ya da psiik srelerin rndr. Kuzey
Denizi'nin nesnellii, dnya yzeyindeki hangi su parasnn
bizim keyfi kararmza gre seilerek iaretlenmesi ve "Kuzey
Denizi" ad verilmi olmasndan etkilenmemektedir. Bu, Ku
zey Denizi'ni psikolojik yntemlerle incelemek istememiz iin
bir neden deildir. Say da, ayn ekilde nesnel bir eydir. Eer
"Kuzey Denizi'nin alan yaklak 10 000 mil karedir" diyorsam,
ne "Kuzey Denizi" ile ne de "10 000" ile bendeki isel (zihinsel)
bir srece bavuruyorumdur; aksine bizim tasarmlarmzdan
ve benzer her eyden bamsz olan, son derece nesnel bir ey
ileri sryorumdur. Eer baka bir defa Kuzey Denizi'nin snr
larn farkl bir ekilde belirlemek istersem ya da "10 000"den
45 A.g.y., s. 1. Bununla Lipschitz'in isel (zihinsel) srelere gnderme yaptn
kabul ediyorum.
* Say yargs dilegetirii, say tmcesi 1Zahlangabe] dilegetiriinde olduu gibi,
bir eyin "ka tane" olduunu bildiren dilegetiritir. (.n.)

baka bir ey anlarsam, bu, daha nce doru olan ierii yanl
klmayacaktr; tersine, doru bir ieriin yerini belki yanl bir
ierik alacak, ama bu durumda ilk ieriin doruluu kesinlikle
ortadan kalkm olmayacaktr.
Bir bitkibilimci, bir iein ta yapraklarnn saysn (sayal
saysn) verirken, onun rengini verdiinde olduu kadar olgu
sal bir eyi ortaya koymay istemektedir. Ne biri ne de dieri
bizim keyfimize baldr. Demek ki, sayal sayyla renk arasnda
belirli bir benzerlik vardr; ancak bu benzerlik, ikisinin de du
yular yoluyla dsal nesnelerden alglanabilir olmasndan deil,
ikisinin de nesnel olmasndan ileri gelir.
Nesnel olan, dokunulabilir, uzaysal veya fiili gerek [Wirklichen] olandan ayryorum. Yeryznn ekseni, Gne Sistemi
nin ktle merkezi nesneldir, ancak bunlara Yeryznn kendisi
gibi fiili gerek diyemem. Ekvator izgisinden genellikle hayali
bir izgi olarak sz ederiz; ancak onu uydurulmu bir izgi ola
rak adlandrmak yanl olacaktr; ekvator izgisi dnce yoluy
la bilinmi ve kavranm olsa da, dnce yoluyla ortaya km
deildir, bir ruhsal sre rn deildir. Eer bilinmek ortaya
kmak demek oluyorsa, onun ne srlen bilinme tarihinden
nce ekvatorla ilgili olumlayc hibir ey sylememiz gerekir.
Kant'a gre uzay, grnlere (tezahrlere-Erscheinung) ait
tir. Uzayn, dier akl sahibi varlklarn gznde bizimkinden
ok farkl bir biimde grnme olana vardr. Aslnda uzayn
bir insana bir baka insana grnd gibi mi grndn
bile bilemeyiz; nk bunu karlatrabilmek iin gerekli olan,
bir insann uzay grsnn, bir bakasnmkiyle yan yana konul
mas ilemini hibir zaman yerine getiremeyiz. Yine de bunda
nesnel bir ey vardr; herkes ayn geometrik aksiyomlar bilmek
tedir, yalnzca eylem yoluyla da olsa, dnyada yolunu bulabil
mek iin byle yapmak zorundadr. Bunda nesnel olan, yasalara
tbi olan, kavranabilir ve yargda bulunulabilir olan, szcklerle
ifade edilebilir olandr. Saf grsel olan, iletilebilir deildir. Bu
nu ak klabilmek iin noktann bir doruda, drt noktann
bir dzlemde yer almas gibi yalnzca izdmsel zellik ve ba
ntlarn grsn edinebilen iki akl sahibi varlk olduunu
varsayalm; birinin dzlem olarak grsn edindiinin, die

rine nokta olarak gzktn ve bunun tersini de varsayalm,


yle ki, biri iin iki noktay birletiren bir izgi olan, dieri iin
iki dzlemin kesime izgisidir; bylelikle birinin grs dieri
iin her zaman dal* niteliktedir. Bu koullar altnda gayet gzel
anlarlar ve grleri arasndaki fark hibir zaman anlamazlar;
nk izdmsel geometride her teoremin dal bir karl
vardr, estetik deerlendirme asndan herhangi bir sapma, ke
sin bir sonuca gtrmeyecektir. Tm geometrik teoremler ze
rinde tam bir uyuma olacaktr, yalnzca kendi grlerine gre
szckleri farkl yorumlayacaklardr. rnein "nokta" szc'
yle biri bir gry, dieri ise baka bir gry birletirecektir.
Yani onlar iin bu szcn nesnel bir gnderiminin olduun
dan sz edebiliriz; ancak u koulla ki, bu gnderimle onlarn
kendi grlerinin hibir zelliini anlamayalm. Ve bu anlamda
Yeryznn ekseni de nesneldir.
"Beyaz" szc genellikle bize belli bir duyumu dn
drr ki bu, tamamyla zneldir; ancak gndelik konuma di
linde bile ounlukla nesnel bir anlam da tadn dnyo
rum. Kar beyazdr dediimde, olaan gn nda, belli bir
duyumla bildiim nesnel bir nitelie gnderme yapyorumdur.
Eer kar, renkli bir k altnda grlrse, bunu yarglarmzda
dikkate alr ve belki "imdi krmz grnyor, ama beyazdr",
deriz. Renk kr bir adam bile, duyumlarnda bu renkler ara
snda bir ayrm yapmamasna ramen yeil ve krmzdan sz
edebilir. O bu ayrm dierlerinin yapm olmasndan dolay
ya da belki bir fiziksel deneyle biliyordur. yleyse bir renk sz
c, baka birinin duyumuyla uyuup uyumadn bileme
diimiz halde (eyleri ayn ekilde adlandrmamzn bunu sa
lamad aktr) genelde bizim znel bir duyumumuza iaret
etmemektedir; buna karlk nesnel bir zellie iaret etmek
tedir. Nesnellikten, bizim hissetmemizden, gr edinmemiz
den ve tasarmlamamzdan ve de belleimizde yer alan nceki
duyumlarmzdan meydana gelen isel imgelerden bamsz
olmay anlyorum; ancak akldan bamsz olmay deil; n
k hangi eylerin akldan bamsz olduu sorusuna yant ver
mek, yargda bulunmadan yargda bulunmak ya da postu slat
madan ykamak gibi bir eydir.

27. Bu nedenle, sayy bir nesnenin bir dizi iindeki konu


munun tasarm olarak tanmlayan Schloemilch'le46 de uyuamam.47 Eer say bir znel tasarmsa, bu durumda aritmetik
psikoloji olacaktr. Ancak aritmetik, gkbilimin olduundan
daha fazla psikoloji deildir. Nasl ki gkbilim, gezegenlerin
znel tasarmlaryla deil, gezegenlerin kendileriyle urayor
sa, ayn ekilde aritmetiin nesneleri de znel tasarm deildir.
Eer iki says bir znel tasarm olsayd, yalnzca bana zel bir
ey olurdu. Baka bir insann znel tasarm da, ite bundan
dolay, baka bir tasarm olacaktr. Eer byle olsayd, elimiz
de milyonlarca iki olmas gerekirdi. Bylece benim ikim, senin
ikin, diye konuabilirdik; bir ikiden ve tm ikilerden sz edebi
lirdik. Eer gizli ya da bilind tasarmlar kabul ediyorsak,
dierleri arasnda daha sonra bilince kacak olan bilind
ikilerin de olmas gerekirdi. Nasl yeni kuak ocuklar by
yorlarsa, yeni kuak ikiler de srekli olarak byyeceklerdi ve
nmzdeki bin yllarda yle bir evrim olabilirdi ki, 2 X 2 = 5
olabilirdi. Yine de, genellikle varsaydmz gibi saylarn son
suz saysnn olup olmad kukulu olurdu. 1010 belki de yal
nzca bo bir gstergedir ve bu ada karlk oluturacak hibir
tasarm varolmamaktadr.
Saynn bir tasarm olduu dncesi biraz daha geliti
rildiinde ne tr tuhaflklara varldn gryoruz. Ve byle46 Handbuch der algebraischer Aralysis, s. 1.
47 Buna kar, ayn saynn her karmza knda, bir sral dizideki hep ayn ko
numun tasarmnn ortaya kmas gerektii itiraz yneltilebilir ki, bu aka
yanltr. Eer Schloemilch, tasarmdan nesnel bir ideay [Idee] anlyorsa, benim
uslamlamalarm isabetsiz olacakt; ancak bu durumda da konumun tasarm
ile konumun kendisi arasndaki fark ne olacakt?
znel anlamda bir tasarm, psikolojik arm yasalarn ilgilendiren bir ey
dir; duyusal, resimsel bir yaps vardr. Nesnel anlamda tasarm, manta aittir
ve ilkece duyusal deildir; her ne kadar nesnel bir tasarma gnderen szce,
genellikle znel bir tasarm elik ediyor olsa da, bu onun gnderimi deildir.
znel tasarmlar, ou zaman gsterilebilir ki, farkl insanlarda birbirlerinden
farkldr; nesnel tasarmlar ise tm insanlarda ayndr. Nesnel tasarmlar nes
nelere ve kavramlara ayrlabilir. Karkl nlemek iin, ben "tasarm " szc
n yalnzca znel anlamnda kullandm. Kant, bu szce her iki anlam da
[Bedeutung] verdii iin retisinin, znel, idealist bir yan tad varsaylm
ve bu, gerek grnn anlalmasn zorlatrmtr. Burada gz nnde tutu
lan ayrm, psikoloji ile mantk arasnda yaplan ayrm kadar hakl bir ayrmdr.
Bunlar her zaman keskin bir ekilde birbirlerinden ayrmak gerekir.

ce saynn ne Mill'in aklta ynlar ve zencefilli rekleri


gibi uzaysal ve fiziksel olduunu, ne de tasarmlar gibi znel
olduklarn, ama duyusal olmayan ve nesnel eyler olduklar
sonucuna varyoruz. imdi nesnellik, doaldr ki, ruhumuzun
etkilenimi olarak tmyle znel olan duyu izlenimlerine da
yandrlamaz, grebildiim kadaryla yalnzca akla dayandrlabilir.
Tm bilimlerin en kesin olannn, hl gvensizce ilerle
yen psikolojiden destek almaya almas dorusu garip olur
du.

Kme Olarak Sayal Say


28. Baz yazarlar sayal sayy, ayn trden okluk [Vielheit] veya farkl trden okluk [Mehrheit] olan bir kme olarak
tanmlyorlar. Tm bu grlerin nndeki engel, bu ekilde
tanmlanan sayal say kavramnn 0 ve 1 saylarn kapsamamasdr. Ayrca bu dilegetiriler son derece belirsizdir; bazen
uzayda yanyanal belirten "yn", "bek" veya "kmelen
me" gibi kavramlarn gnderimlerine yaklayorken, bazen de
sayal sayyla adeta ayn, ama daha belirsiz bir anlamda kulla
nlyorlar. Yani sayal say kavramnn zmlenii bu tr bir
amlama yoluyla yaplamaz. Thomae48 saynn ortaya konma
s iin farkl nesne kmelerine [Objectenmengen] farkl adlarn
verilmesi gerektiini ne sryor. Thomae bu gryle aka
sz konusu kmelerin daha kesin olarak belirlenmesine iaret
etmektedir ki, bunlara bir ad vermek yalnzca dsal bir gster
geden ibarettir. Burada sorun, bu belirlemenin ne tr bir belir
leme olduudur. uras besbelli ki, eer "3 yldz", "3 parmak"
ve "7 yldz" yerine, tannabilir ortak eleri olmayan adlar
gndeme getirmeyi denersek buradan bir say ideas kmaya
caktr. Sorun ad vermek deil, saysal eye uygun bir gsterge
vermektir. Bunun iin de, bu enin kendine zg zellikleri
bilinmelidir.
48 Elemantare Theorie der cmalytischen Functionen, s. 1.

Ayrca u farklla dikkat etmek gerekir. Bazlar sayy


bir eyler ya da nesneler kmesi olarak adlandrmaktadr; Eukleides'i izleyen dierleri, sayy birimlerin [Einheiten] kmesi
olarak tanmlamaktadr.49 Bu son dilegetiri ayrca irdelenmeyi gerektirmektedir.

49 Movd sar, xa9' f|V EKaatov td)v o v t c o v e v \ e y E T C t i. 'ApL9[i e t e k |iovd8(ov G u y k e i ^ i e v o v n\fj9o. [Bir birim, varolan eylerden her birinin onun sayesinde "bir"
olarak adlandrld eydir.]

III. Birlik (Birim) ve Bir zerine Grler

Say Szc Olarak "Bir", Nesnelerin Bir zelliini mi


Dile Getirmektedir?
29. Eukleides "Elemanlar"xn VII. Kitabnn banda verdii
tanmlarda, "nova" szcyle bazen say atfedilecek bir nes
neyi, bazen byle bir nesnenin zelliini, bazen de bir saysn
gsteriyor gibi grnmektedir. Biz bunu Almancaya ancak "Einheit" (birlik ya da birim) olarak evirebiliriz, nk bu szc
n kendisi de ayn gnderim deikenlii zerinde gidip gel
mektedir.
Schrder'e gre;50 "Say atfedilecek her bir eye birlik (bir
im) denir". eylerin neden nce birlik kavram altnda toplan
mas gerektii ve basite, niye "say, bir eyler kmesidir," diye
aklanmad tartmaldr ki, bu bizi, bir nceki tartmaya
gtrr. lk bakta, eyleri birlikler olarak adlandrmakla, on
larn belirlenimine bir katkda bulunulduu dnlebilir; ve
dilsel biim dikkate alnarak "bir" szc bir sfat grlerek,
rnein "bir kent", tpk "bilge adam" gibi ele alnabilirdi. Bu
durumda, birim, "bir" zelliiyle nitelenen bir nesne olacaktr
ve "bir"le olan ilikisi, "bir bilge" [ad olarak kullanldnda] de
yiinin "bilge" sfatyla olan ilikisiyle ayn konumda olacaktr.
Sayy eylerin bir zellii olarak kabul eden gre kar yuka
rda ortaya konulan nedenlere burada birka zel neden daha

eklenmektedir. ncelikle tek tek her bir eyin bu zellie sahip


olmas dikkatimizi ekmeli. Bu zellii bir eye neden aka
tekrar yklediimiz anlalr deil. "Solon'un bilge olduu" id
dias, ancak bir eyin bilge olmamas olasl ile bir anlam kaza
nr. Bir kavramn ierii onun kaplam oaldnda azalr; eer
o kavramn kaplam her eyi iine alrsa, onun ierii tmyle
boalacaktr. Dilin, nasl olup da herhangi bir nesnenin daha iyi
betimlenmesinde hi ie yaramayacak bir sfat szcn icat
edebileceini dnmek pek kolay deil.
Eer "bir insan", "bilge insan" gibi ele almak doru olsay
d, bu durumda "bir"in yklem olarak da kullanlabileceini
dnebilirdik ve "Solon bilgeydi" der gibi, "Solon birdi" ya da
"Solon biriydi" diyebilirdik. Bu sonuncu dilegetiriin gerekten
kullanld dorudur, ancak kendi bana alndnda pek de
anlalr deildir. rnein, eer getii balam iinde "bilge"nin
btnlenmesi gerekiyorsa, "Solon bilge biriydi" denebilir. An
cak tek bana, "bir", bir yklem olamaz.51 oulunu aldmz
da bu daha da ak olacaktr. "Solon bilge bir kiiydi" ve "Thales
bilge bir kiiydi" tmcelerini birletirerek "Solon ve Thales bilge
kiilerdi" diyebildiimiz halde, "Solon ve Thales birlerdi" diye
meyiz. Ama eer "bir", "bilge"nin olduu gibi hem Solon'un ve
hem de Thales'in zellii olsayd, bunun niye olanaksz olduu
nu grmek zor olurdu.
30. imdiye kadar hi kimsenin "bir" zelliinin bir tan
mn verememesi de bununla balantldr. Leibniz,52 "Kavrama
yetisinin [Verstand] bir fiiliyle yakaladmz ey, birdir" derken,
"bir"i kendi kendisiyle aklyor. Kavrama yetisinin bir fiiliyle
ok olan da yakalayamaz myz? Leibniz ayn yerde bunu kabul
etmektedir. Baumann53 da benzer bir ey sylyor: "Bir olan,
bir olarak kavradmzdr;" ve devam ediyor: "Nokta olarak
aldklarmza ya da daha fazla blnmesini istemediklerimize
51 Bununla eliir grnen kullanmlar grlmektedir; ancak daha yakndan bak
tmzda bir kavram-teriminin oray doldurmas gerektiini ya da "bir"in bir
say szc olarak kullanlmadn, yani biriciklikten deil, birlikli (birimli)
olmaktan sz edildiini grrz.
52 Baumann, a.g.y., Cilt II, s. 2.
53 A.g.y., Cilt II, s. 669.

bir olarak bakyoruz; ancak ister deneysel ister saf olsun, dsal
grmzden her birine ok olarak da bakabiliriz. Her tasarm,
bir dieri karsnda snrlandrldnda birdir; ancak yine de
kendi iinde ok olana ayrtrlabilir." Bu tavr, olgularn doas
tarafndan kavrama dayatlan btn snrlamalar ortadan kal
drmakta ve her eyi bizim ele almza baml klmaktadr.
Bir kez daha soruyoruz: Herhangi bir nesneye "bir" zelliini at
fetmek (yklemek), her nesne bizim ele almza gre bir olacak
ya da olmayacaksa nasl bir anlam ifade edebilir? Nasl olur da,
nn olabildiince kesin ve salam olma savma dayandran
bir bilim, bu kadar bulank bir kavram zerinde temellenir?
31. imdi, her ne kadar Baumann54 "bir" kavramn isel
grye dayandryorsa da, yukarda verilen alntda blnmez
olma ve yaltlm olma ya da snrlandrlm olma vasflarn
dan [Merkmale] sz ediyor. Eer bu doru olsayd, hayvanlarn
da bir tr birlik tasarmna sahip olabilmeleri beklenirdi. Aya
bakan bir kpein, bizim "bir" szcyle adlandrdmz e
ye ilikin, iyi tanmlanmam bile olsa, bir tasarm olabilir mi?
Bu pek inanlabilecek bir ey deil, ama yine de tekil nesneleri
ayrt ettii kesindir: Baka bir kpei, sahibini, oynad ta, ke
sinlikle bizim gibi yaltlm olarak, kendi iinde, blnmemi
olarak grmektedir. Kukusuz, kendini birden fazla kpee kar
savunmak zorunda oluuyla, bir kpee kar savunmak zo
runda oluu arasnda bir ayrm olduunu fark edecektir, ama
bu, Mill'in fiziksel fark dedii eydir. unu zellikle bilmek isti
yoruz: Kpek, daha byk baka bir kpek tarafndan srldmda ve bir kediyi kovaladnda, iki durum arasnda bizim "bir"
szcyle ifade ettiimiz ortak bir nokta olduunun, bulank
bir biimde de olsa, bilincinde midir? Bu bana pek mmkn g
zkmyor. Dolaysyla, birlik ideasmm, Locke'un55 dnd
gibi "bizim dmzdaki her nesne ve iimizdeki her idea tarafn
dan kavrama yetisine sunulduu" sonucunu karsamyorum,
tersine insanlar hayvanlardan ayran yksek zihinsel yetiler
araclyla bizim iin bilinebilir olduunu kabul ediyorum. So
54 A.g.y., Cilt II, s. 669.
55 Baumann, a.g.y., Cilt 1, s. 409.

nu olarak, bizim algladmz kadar hayvanlarn da alglad,


eylerin snrlandrlm olma ve blnmemi olma gibi zellik
leri bizim kavrammz asndan zsel olan oluturamaz.
32. Yine de onunla belirli bir balants olduu tahmin edi
lebilir. Dilde, "birlemi olma"mn, "bir"den tremesi buna ia
ret ediyor. Bir eyin kendi iindeki farkllklar, o eyin ortamy
la arasndaki farkllklara gre nemsizletike ve bu eyin isel
balam, ortamyla olan balamna ar bastka, bu eyin "se
ik" bir nesne olarak ele alnmas daha uygun olur. nk bir e
yin "birlemi" olmas, bizim o nesneyi ortamndan koparlm
ve kendi bana ele almamza olanak veren bir zellie sahip
olduu anlamna gelmektedir. Franszcadaki "uni" nekinin na
sl "dmdz" veya "dzgn" anlamna geldiini de ayn ekilde
aklayabiliriz. "Birlik" szc de, bir lkenin siyasi birliin
den veya bir sanat yaptnn birliinden sz ederken ayn ekilde
kullanlmaktadr.56 Ancak bu anlamdaki "birlik" artk "birle
mi olma" veya "niter" olmayla balantsndaki kadar "bir'Te
balantl deildir. nk, "Yeryznn bir Ay'* vardr" denil
diinde, bununla snrlandrlm ya da blnmemi bir Ay an
latlmak istenmemektedir, tersine, bununla Yeryznn uydu
dzeninin, Vens'nk veya Mars'mki ya da Jpiter'inkiyle kar
t olduu sylenmektedir. Snrlandrlm olmalar ya blnme
mi olmalar asndan, Jpiter'in uydular da bizim uydumuzla
karlatrlabilirler ve bu anlamda birliklidirler.
33. Baz yazarlar daha da ileri giderek, bir eyin yalnzca
blnmemi olmasn deil, blnemez olmasn da talep etmi
lerdir. G. Kpp57 kendi iinde btn ve paralara ayrlamaz ola
rak dnlen eye, o eyin bilgisine ister duyular yoluyla ister
baka bir ekilde ulaalm, bir tekil demektedir; ve say verilecek
olan tekilleri, "bir"ler olarak adlandrmaktadr, doal olarak bu
rada "bir"i birim anlamnda kullanmaktadr. Baumann da, d56 Birim " szcnn tarihi zerine kar. Eucken, Geshichte der philosophischen
Terminologie, 2, s. 122-23, s. 136,220.
* Almancada "Mond", zel ad olarak hem Yeryznn uydusu olarak Ay, hem
de genel ad olarak "uydu" anlamna geliyor, (.n.)
57 Schularithmetik, s. 5-6, Eisenach 1867.

sal eylerin bize kendilerini kesin birlikler olarak sunmadklar


grn, onlar ok olarak da deerlendirmekte zgr olduu
muzla temellendirirken, paralara ayrlamamay kesin bir birli
in vasf olarak veriyordu. Besbelli ki, bu yazarlar, kendi birimle
ri iin onlarn isel biraradalm snrszca sklatrarak, bizim
onlar keyfi bir ekilde deerlendirmemizden bamsz bir lt
bulmay ummaktadrlar. Bu giriim, pratik olarak birim olarak
adlandrlabilecek ve say atfedilebilecek hibir ey kalmayaca
ndan baarszla uramaktadr. Bu yzden hemen, eyin
kendisinin gerekte paralara ayrlmamas deil de, bizim onu
byle dnmemiz lt alnarak bir adm geri atlmtr. Bu da
bizi "gr as" gibi kararsz durumlara geri gtrmektedir.
eyleri olduklarndan farkl dnmenin gerekten bir yarar
var mdr? Aksine, yanl bir kabulden yanl sonular kabilir.
Paralara ayrlamamak zelliinden bir sonu karlmayacak
sa, bu zellik neye yarar? Kavramn kesinliini biraz azaltmakta
bir saknca yoksa, hatta bunu yapmak gerekiyorsa, bu kesinlie
ne gerek var? Belki de paralara ayrlabilme zelliini hi d
nmemek gerekiyor. Sanki dnce eksiklii bizi bir yere vardrabilirmi gibi! Ne var ki, paralara ayrlabilme zelliini d
nmekten kanamayacamz durumlar vardr; bir sonucun
birimlerin birletirilmesine dayand durumlarda, rnein u
soruda olduu gibi: Eer bir gnde 24 saat varsa, 3 gnde ka
saat vardr?

Birimler Birbirleriyle Ayn mdr?


34. "Bir"i bir zellik olarak tanmlayan tm giriimler ba
arszla uradndan, son olarak bir eyi bir birim (birlik)
olarak adlandrrken onu daha iyi belirlediimiz grn de
bir kenara brakmamz gerekir. imdi bir kez daha u sorumuza
geri dndk: Eer "birim" eyin yalnzca bir dier adysa, eer
herhangi bir ey ya da her ey birlikse veya birlik olarak ele al
nabiliyorsa eyleri niye birimler olarak adlandryoruz? E. Sch
rder58 gereke olarak, sayma nesnelerine atfedilen aynl [Gle-

ichheit] gstermitir: ncelikle, "ey" ve "nesne" szcklerinin


de neden buna iaret edemeyecekleri anlalamyor. Sonra unu
sormak gerekir: Saylacak nesnelere niye aynlk atfediliyor? Ay
nlklar onlara sadece atfedilmi midir, yoksa onlar gerekten
ayn mdrlar? Ne olursa olsun, iki nesne hibir zaman tamamy
la ayn deildir. te yandan, herhangi iki nesnenin birbirleriyle
rttkleri bir nokta her zaman bulunabilir. Ve bylelikle de
bir kez daha eylere keyfi olarak bakma durumuna geri dn
yoruz - eylere, gerekte sahip olduklarnn tesine giden bir ay
nl yklemeye istekli olmadmz srece. Aslnda birok ya
zar birimlerin aynln hibir snrlamada bulunmadan kabul
etmektedir. Hobbes59 unlar yazmtr: "Matematikte mutlak
anlamda say, onlardan biimlendii birimlerin birbirleriyle ay
nln nvarsaymaktadr." Hume60, sayy ve niceliin olutu
rucu paralarn tmyle benzer kabul etmitir. Thomae,61 k
menin bir bireyini bir birim olarak adlandrmakta ve "Birimler
birbirleriyle ayndr" demektedir. Geri kmenin bireylerinin
birbirlerinden farkl olduunu da rahatlkla ya da daha doru
olarak syleyebiliriz. imdi bu sz konusu aynln saylarla
olan ilgisi nedir? eyleri birbirlerinden ayrmaya yarayan zel
likler, onlarn sayal saylarn dikkate aldmzda nemsiz ve
konu ddr. Bu nedenle bu zellikleri saynn dnda tutmak
istiyoruz. Ancak u anda bulunduumuz izgide bunu pek de
baaramayacaz. nk varsayn ki, Thomae'nin istedii gibi
"nesneler kmesinin bireysel yelerinin kendine zg zellikle
rini soyutladk" ya da "farkl eyleri ele alrken onlar ayrmaya
yarayan zellikleri dikkate almamay" baardk. Bu durumda
geriye, Lipschitz'in dnd gibi "sz konusu eylerin sayal
saysnn kavram" kalmaz; burada elde ettiimiz, sz konusu
eylerin altna dt genel bir kavramdr. eylerin kendileri,
bylelikle zelliklerinin hibirini kaybetmezler. rnein, siyah
ve beyaz olan iki kediyi ele alrken, onlar ayrt eden zellikle
ri dikkate almazsam, "kedi" kavramna aa yukar ularm.
Eer her ikisini de bu kavramn altna getirsem ve onlar, varsa
59 Baumann, a.g.y., Cilt I, s. 242.
60 Baumann, a.g.y., Cilt II, s. 568.
61 A.g.y., s. 1.

yalm, birim olarak adlandrsam bile, beyaz olan hep beyaz ve


siyah olan da hep siyah olarak kalr. Onlarn renkleri hakknda
dnmesem ya da onlarn farklar konusunda bu bakmdan bir
karm yapmasam bile kediler renksiz olamazlar ve daha nce
olduklar gibi farkl kalrlar. Soyutlama yoluyla ulatmz "ke
di" kavram geri bu zelliklere sahip deildir, ama ite tam da
bu yzden bir kavramdr.
35. Yalnzca kavramlarla yaplan ilemler araclyla
farkl eyleri ayn klamayz. Ama bunu yapabilsek bile, artk
elimizde farkl eyler deil, yalnzca tek bir ey olacaktr; n
k Descartes'm62 syledii gibi eylerde say ya da okluk onla
rn eitliliinden kaynaklanmaktadr. Ve E. Schrder'in63 hak
l olarak ne srd gibi: "eylere say yklenmesi gerei,
ancak birbirlerinden aka ayrt edilebilir, rnein uzaysal ve
zamansal olarak ayrlm ve birbirlerine kar snrlandrlm
nesnelerin var olmas durumunda akla yakn bir istektir." Za
man zaman ok byk benzerliklerin, rnein bir parmakln
tepe oklarnn benzerliinin say yklemeyi gletirmesi sz
konusudur. W. Stanley Jevons64 bu noktay olduka berrak bir
ekilde ortaya koyuyor: "Say, farklln bir dier adndan ba
ka bir ey deildir. Tam zdelik [Idertitat] birliktir ve farkllk
tan, farkl cinsten okluk [Mehrheit] kar." Ve devam ediyor (s.
157): "Genellikle birimlerin, birbirleriyle tam anlamyla benzer
olmalar itibariyle birim olduklar sylenmitir; ancak baz ba
kmlardan tam anlamyla benzer olsalar da, en az bir noktada
farkl olmalar gerekir, aksi takdirde okluk kavram onlara uy
gulanamazd. para ayn mekn ayn zamanda kaplayacak
kadar benzer olsayd, ortada madeni para deil, tek bir ma
deni para olurdu."
36 Bununla birlikte, birimlerin farkl olmalar gerektii
gr, birazdan grlecei gibi yeni glkleri de beraberinde
getirmektedir. Jevons diyor ki: Bir birim (unit) ayn problemde
62 Baumann, a.g.y., Cilt I, s. 103.
63 A.g.y., s. 3.
64 The Principles o f Science, 3. bask, s. 156.

bir birim olarak deerlendirilen her dier nesneden ayrt edile


bilen bir dnce nesnesidir." Ancak burada, birim kendi kendi
siyle aklanmtr ve "her dier nesneden ayrt edilebilen" yan
tmcesi onu daha aka betimleyememektedir, nk bu kendi
liinden anlalr bir tmcedir. Nesnelere, basite ve yalnzca ilk
sylenilen nesneden ayrt edebildiimiz iin dier nesneler ad
n vermekteyiz. Jevons yle devam ediyor:65 "5 simgesini her
yazmda aslnda sylemek istediim
1 + 1 + 1 + 1 + l'dir;
ve her bir birimin bir dierinden farkl olduu tamamyla ak
tr. Gerekirse bunlar yle de yazabilirim:
V + 1" + V" + 1''" + 1""'
Eer farkllarsa, onlar farkl ekilde iaretlemek kesinlikle
gereklidir; aksi takdirde byk bir karklk doacaktr. nk
eer, yalnzca l'in bulunduu konumdaki bir fark, birimdeki bir
fark kendiliinden gsterseydi [bedeuten], o zaman bunun hi
bir istisnas olmayan bir kural olarak ortaya konmas gerekirdi,
yoksa 1 + l'in 2'yi mi, yoksa l'i mi gsterdiini asla bilemezdik.
Buna gre, 1 = 1 eitliinden vazgememiz gerekirdi ve ayn e
yi, asla iki kez iaretleyememenin skntsna derdik. Belli ki
bu mmkn deildir. Bununla birlikte farkl eylere farkl simge
ler yklemeyi, simgelerimizde ortak bir eyi niye hl tuttuu
muzu grmek zorlar; niye
V + 1" + V" + 1"" + 1'" 'in
yerine
a + b + c + d + e'yi
yazmayalm?
Ancak aynlk [Gleichheit] bir kere ortadan kalkmtr ve be
lirli bir benzerliin gsterilmesi ie yaramamaktadr. Bylece bi
zim bir'imiz, ellerimizin arasndan kayp gitmektedir; kendine
zg nitelikleri iindeki nesnelerle ba baa kalm oluyoruz.
1' , 1"

V"

gstergeleri skntmz aka ifade etmektedir. Aynla sahip


olmamz gerekir, dolaysyla elimizde 1 var; ama farklla da sa

hip olmamz gerekir, dolaysyla elimizde trnak iaretleri var ve


bunlar ne yazk ki aynl yeniden ortadan kaldrmaktadr.
37. Dier yazarlarda da ayn glkle karlayoruz. Locke diyor ki:66 "Bir birim idesinin* yinelenmesiyle ve onu baka
bir birime eklemekle, iki szcyle gsterilen bileik bir ide
yapm oluyoruz. Ve kim bunu yapabilir ve byle devam ede
bilirse, herhangi bir say hakkmdaki son bileik ideye bir tane
daha ekler ve ona da bir ad verirse, sayabilir". Leibniz67 sayy
1 ve 1 ve 1 veya birlikler olarak tanmlyor. Hesse68 ise unlar
yazyor: "Cebirde 1 gstergesi ile ifade edilen birim idesini tasarlayabilen herhangi biri, ..., birincisi kadar iyi bir ekilde bir
ikinci birim tasarlayabilir ve ayn trden dier birimlerle bunu
srdrebilir. kincinin birinciyle biraraya gelerek tek bir btn
oluturmas 2 saysn verir."
Yukarda alntlanan blmlerde, "birlik" ve "bir" szck
lerinin gnderimleri arasndaki bantya dikkat edilmelidir.
Leibniz birlik kavramyla bu birin, u birin ve dier birin alt
na decei bir kavram anlamaktadr ya da onun ifadesiyle
"Bir'in soyutu birliktir".* Locke ve Hesse'nin birim ve bir'i ayn
gnderimde kullandklar anlalyor. Aslnda Leibniz de bunu
yapyor; nk birlik kavramnn altna den tekil nesnelere
topluca bir derken, bu szckle tekil nesneyi deil, ama hepsi
nin altna dt kavram betimliyor.
38. Bununla birlikte, eer karkln iinden klmaz bir
hale gelmesi istenmiyorsa, birlikle bir arasnda kesin bir ayrm
korumak daha iyi olacaktr. "Bir says"ndan sz ettiimizde, be
lirli tanmlk yoluyla bilimsel incelemenin belirli ve tekil bir nes
nesine iaret etmi oluyoruz. eitli bir saylar yoktur, yalnzca
bir tane vardr, l'de, "Byk Frederick" veya "altn elementi"nin
oul kabul etmedii gibi oul kabul etmeyen bir zel ad sz
konusudur, l'i herhangi bir trnak iareti kullanmadan yazma
66 Baumann, a.g.y., Cilt I, s. 410-11.
* Burada, Locke'un felsefi yaklamna uygun olmas asndan "Idee" szc
n "ide" olarak eviriyoruz, (.n.)
67 Baumann, a.g.y., Cilt II, s. 3.
68 Vier Species, s. 2.
** "Abstractum ab uno est Unitas"

mz bir rastlant deildir ya da bunda notasyondan kaynakla


nan bir eksiklik yoktur. Jevons aadaki
3 -2 = 1
denklemini, herhalde yle yazard:
( 1' + 1" + 1" ') - ( 1" + 1" ') = T
Ama bu durumda aadaki karma ileminin sonucu ne
olacaktr?
(1' + 1" + 1') - (1" + 1'")
Kesinlikle 1' deil. Dolaysyla, Jevons'un grne gre yal
nzca farkl birler deil, farkl ikiler vb. vardr; nk 1"" ve 1'"",
1" ve 1"' 'n yerine konamazlar. te bu, saynn eylerin birara
ya ylmas olmadn kesin olarak grmemizi salyor. Her
zaman ayn olan bir saysnn yerine, gstergeleri ne kadar ben
zer olursa olsun farkl eyler koymay denediimizde aritmetik
ortadan kaldrlm olur; nk bu farkl gstergeleri ayn kabul
etmek yanl olacaktr. Aritmetiin en byk gereksiniminin ha
tal bir notasyon olduunu ise kesinlikle kabul edemeyiz. yley
se l'i, zlanda, Aldebaran, Solon vb. gibi farkl nesneler iin bir
gsterge olarak grmek olanakszdr. Bu samalk, en iyi ekil
de, diyelim 2, 5 ve 4 gibi kk olan bir denklem gz nne
alnarak gsterilebilir. imdi Jevons'la birlikte 3 iin unu yazd
mz varsayalm:
V + 1" + 1"';
ve V ve V ve V" ' birimler olarak, yani halen Jevons' izleyerek
sz konusu nesneler olarak alalm. Bu durumda 1', 2'yi, 1, 5'i ve
1'" de 4' gsterecektir. yleyse
V + 1" + V"
yerine
2 +5 +4
yazmak daha akla yakn olmaz myd?
Bir oul yalnzca kavram-terimlerine uygulanabilir. Dola
ysyla eer "birim"lerden sz edeceksek, bu szc zel ad
olan "bir"e edeer olarak deil, kavram-terimine edeer ola
rak kullanmalyz. Eer bu "birim", "say verilecek (saylacak)
nesne"ye gnderme yapyorsa, bu durumda say birim olarak

tanmlanamaz. Ama eer "birim" ile, altnda bir saysndan ba


ka hibir eyi toplamayan bir kavram anlyorsak, bu durumda
oulun bir anlam yoktur, bylelikle Leibniz'in yapt gibi sa
yy birimler ya da 1 ve 1 ve 1 olarak tanmlamak bir kez daha
olanaksz olmaktadr; nk, eer "ve", "Bunsen ve Kirchhof"ta
olduu gibi kullanlyorsa, yleyse tpk altn ve altn ve altm'm,
altndan baka bir ey olmay gibi, 1 ve 1 ve 1 de 3 deil, ama
l'dir. Dolaysyla
1+1+1=3
denkleminde art iareti, bir topluluu ya da "bileik ideleri"
gstermek iin kullandmz "ve"den farkl olarak yorumlanmaldr.
39. Demek ki, aadaki glkle kar karyayz: Eer sa
yy eitli farkl nesneleri yan yana getirerek oluturmak ister
sek, elde ettiimiz sonu, iindeki nesnelerin, onlar birbirlerin
den ayrmaya yarayan zellikleriyle ierildikleri bir ylmadr
ve bu da say deildir. te yandan bunu, ayn olanlar biraraya
getirerek oluturmay denersek, hep bire ularz ve bir oklua
hibir zaman ulaamayz.
Eer 1 ile saylacak nesnelerin her birini betimlersek, ayn
gstergeyi farkl eylere yklemek gibi bir hata yapm oluruz.
Ancak l'i de farkllatrc trnak iaretleriyle donattmzda
aritmetik iin kullanlamaz hale gelir.
"Birim (birlik)" szc, bu gl gizlemek iin ok
uygundur; ve "birim" szcn "nesne" ya da "ey" sz
cklerine tercih etmemizin gerek sebebi, -bilinaltnda olsa
da- budur. Say verilecek eyleri "birlik" diye adlandrmaya
balarken, bunu onlarn farkllklarna bir zarar getirmeden
yapyoruz; bylece biraraya getirme, toplama, birletirme, ekle
me ya da ona ne dersek diyelim, kendini aritmetiksel toplama
ya dntrrken, "birim (birlik)" kavram-terimi de fark edil
meden zel ad olan "bir"e dnyor. Eer u harfine, nce bir
n ve sonra da bir d eklersem, bunun 3 says olmadn herkes
kolaylkla grebilir. Bununla birlikte, eer u, n ve d harflerini
"birim" kavram altna getirirsem, diyelim "bir birim ve bir
birim ve bir baka birim" ya da "1 ve 1 ve 1" yerine, "u ve n ve

d"nin, bunun bize 3 saysn verdiine inanmaya son derece


hazrz. Buradaki glk, "birim" szcnn altnda ylesine
gizlenmitir ki, onun varlndan haberi olan pek az kii olsa
gerek.
Burada, Mili hakl bir knamayla, dilin ustaca bir maniplasyonundan sz edecektir; nk burada isel dnce sre
cinin hibir dsal tezahr bulunmamaktadr; yalnzca bir ya
nlsama sz konusudur. Burada, eer farkl olan, sadece birim
diye adlandrdmzdan dolay aynlatryorsak, dnceden
yoksun szcklerin baz gizemli gler tamas gerektiini d
nyoruz demektir.

Ortadaki Sorunun stesinden Gelme Giriimleri


40. imdi bu gln stesinden gelme giriimlerini
temsil eden baz ayrntl grleri ele alacaz; her ne kadar
bunlar, bu ama iin aka bilincinde olunarak gelitirilmi
olmasalar da.
lk neri, zaman ve uzayn baz zelliklerinin u ekilde yar
dma arlmasdr. Kendi iinde ele alndnda uzayn bir nokta
s, bir dierinden mutlak olarak ayrt edilemezdir, ayn ekilde bir
doru izgi veya bir dzlem ya da rten cisimler, alanlar ya da
doru paralar iin de bu byledir; bunlar ancak tek bir grde
topluca biraraya geldiklerinde ayrt edilebilir olurlar. Yani bura
da aynl ayrt edilebilirlikle birlikte elde etmi grnyoruz.
Ayn ey zaman blmleri iin de geerlidir. Belki de Hobbes69
bu yzden birliklerin aynlnn, srekliliin [Continuums] bln
mesi dnda baka herhangi bir eyden meydana gelebileceini
kabul etmenin zor olacan dnyor. Thomae'nin70 syledii
gibi: "Eer uzayda bir bireyler kmesini veya birimleri gz nne
alr ve onlara birbirleri ardna say verirsek, ki bunun iin zaman
gereklidir, bu durumda ne kadar soyutlarsak soyutlayalm birlik
lerin ayrt edici zellikleri olarak geriye her zaman onlarn uzay
daki konumlar ve zamandaki ardklk sralar kalacaktr."
69 Baumann, a.g.y., Cilt I, s. 242.
70 A.g.y., s. 1.

Byle bir gr hakkndaki ilk kukumuz, saylabilir olann


uzaysal ve zamansal olanlarla snrlandrlm olmasdr. Leib
niz,71 uzun zaman nce Skolastik dnem dnrlerinin, say
nn sadece srekliliinin blnmesinden kt ve maddesel
olmayan eylere uygulanamayaca yolundaki grlerine kar
kmt. Baumann72 altn izerek sayyla zamann birbirinden
bamszln vurgulamakta, birlik kavramnn zamandan ayr
olarak da dnlebileceini ne srmektedir. St. Jevons:73 "
madeni para, ister onlar ardk olarak sayalm, ister onlar ay
n anda grelim, madeni paradr. Birok durumda farklln
nedeni ne uzay ne de zamandr, yalnzca niteliktir. rnein, al
tnn arln, eylemsizliini ve sertliini, bunlardan hibiri ne
uzayda ne de zamanda birbirinden nce ya da sonra gelmese
de, bunlar ayr nitelik olarak grrz. Her ayrt etme arac
bir okluk kayna olabilir." Buna unu eklemek istiyorum ki,
eer say verilmi nesneler gerek durumda birbirlerini izlemi
yorlarsa, yalnzca onlara birbirleri ardna say yklenmise, bu
durumda zaman onlar birbirlerinden ayrt etmenin zemini ola
maz. nk, onlara birbiri ardna say verebilmek iin, zaten
ayrt edici iaretlere sahip olmamz gerekir. Zaman, say verme
ya da sayma iin psikolojik bir gerekliliktir yalnzca, say kavra
myla hibir ilgisi yoktur. Uzaysal ve zamansal olmayan nesnele
ri, uzaysal ve zamansal noktalarla temsil ediyorsak, bunun, say
verme ilemine bir yarar olabilir belki de; ancak burada ilkesel
olarak say kavramnn uzaysal ve zamansal olmayan nesnelere
uygulanabilir olduu varsaylmaktadr.
41. Ancak bundan baka, uzay ve zaman dnda tm ayrt
edici iaretleri dikkate almadmz varsayarak, ayrt edilebilir
likle aynl biraraya getirme amacna gerekten ulam oluyor
muyuz? Hayr! zme bir adm daha yaklam olmuyoruz.
Eer sz konusu nesneler, sonunda birbirlerinden ayr tutulacak
larsa, bu nesnelerin az ya da ok benzer olmalarnn fazlaca bir
nemi yoktur. Burada tek tek noktalar ya da izgileri veya her71 Baumann, a.g.y., Cilt II, s. 2.
72 A.g.y., Cilt II, s. 668.
73 A.g.y s. 157.

hangi bir geometrik ekli, nasl geometride bunlarn hepsini A


olarak adlandramazsam, ayn ekilde bunlarn tmn de l'le
gsteremem; her iki durumda da nemli olan onlar ayrt etmek
tir. Uzayn noktalar, yalnzca kendileri itibariyle, yani uzaysal
ilikileri dikkate alnmadnda birbirleriyle ayndr. Ama eer
onlar topluca dneceksem, bu durumda onlar uzaydaki biraradalklaryla dnmek durumundaym, yoksa onlar geri
dndrlemez bir biimde birin iinde kaynarlar. Noktalar
biraraya gelince, bazen bir bur gibi bir motif oluturabilir ve
ya bir doru izginin zerinde sralanabilirler; ve ayn doru
paralar, tek bir doru paras oluturacak ekilde u uca ge
lebilir ya da birbirlerinden ayr durabilirler. Bu ekilde oluan
yaplanmalar, elerinin says ayn kalrken tmyle farkl g
rnmler alabilir. Bylelikle burada da karmza yine farkl be
ler, altlar vb. kmaktadr. Zaman noktalar da, yine ksa ya da
uzun, eit ya da eit olmayan zaman aralklaryla ayrlmlardr.
Btn bunlar, sayyla kesinlikle hibir ilikisi bulunmayan ba
ntlardr. Genel olarak hepsinde, saynn ok uzandaki bir
ey ie karmaktadr. Tek bir ann bile, onu, rnein uzayn bir
noktasndan ayrt etmeye yarayan bir kendine zgl vardr;
bunda ise say kavramndan hibir iz bulunmaz.
42. Bir dier k yolu, uzaysal ve zamansal sralama
yerine, daha genel bir sral dizi kavramn koymak da hedefe
gtrmemektedir; nk nesnelerin dizideki konumlarnn, o
nesnelerin ayrt edilebilme zemini olamaz; bu nesnelerin dizide
dzenlenebilmeleri iin zaten bir ekilde ayrt edilmi olmala
r gerekir. Byle bir dzenleme, her zaman nesneler arasndaki,
ister uzaysal, zamansal ya da mantksal bant olsun, ister ses
aralklar bants ya da baka bir ey olsun, bizi bir nesneden
bir sonrakine gtrmeye yardm eden ve onlar arasndaki ayrt
edilebilirlii zorunlu olarak yerine getiren bantlar nvarsaymaktadr.
Hankel74 bir nesneyi 1 kez ya da 2 kez ya da 3 kez dn
memizden ya da ortaya koymamzdan sz ederken de, say
verilecek eylerde ayrt edilebilirlikle aynl biraraya getirme

giriiminde bulunmu grnr. Ancak bunun da baarl olma


d hemen grlyor; nk ayn nesne iin bu tasarm ya da
grlerin, eer bunlar tek bir eyde birarada toplanmayacaksa,
bir ekilde birbirlerinden farkl olmalar gerekir. stelik dn
yorum ki, ortalama bir Alman vatandan 45 milyon kez dn
meden veya ortaya koymadan da (son derece dolambal bir i
olurdu bu) 45 milyon Almandan sz etme hakkna sahibim.
43. E. Schrder, olaslkla St. Jevons'un ve her 1 gstergesi
nin saylm nesnelerden her birine gndermesini nerdiinde
ortaya kan glklerden kanabilmek iin, bu yntemle nes
nenin yalnzca resmedilmesini istemektedir. Schrder, bunun
sonucu olarak saynn deil, yalnzca saynn gstergesinin,
yani rakamn tanmn vermektedir. Schrder unlar syl
yor:75 "Byle birimlerden76 ka tane olduunu ifade edebilecek
bir gstergeye ulaabilmek iin, dikkatimizi srayla bunlardan
her birine yneltiyor ve onu bir izgiyle: 1 (bir "bir"le) resmedi
yoruz, bu bir'leri yan yana bir sraya koyuyoruz ve bunu yapar
ken onlar + (art) simgesiyle birbirlerine balyoruz, nk, ak
si takdirde 1 1 1 , bilinen say yazlm gerei yz on bir olarak
okunabilir. Bu yolla yle bir gsterge elde ediyoruz:
l+l+l+l+l

ve bunlarn biraradalm yle betimleyebiliyoruz:


"Bir doal say birlerin bir toplamdr."
Bu alnt, saynn Schrder iin bir gsterge olduunu gs
teriyor. Gstergenin ne ifade ettii, yani benim say dediim,
"byle birimlerden ka tane olduu" szckleriyle anlatlm
tr. Schrder, "bir" szcyle bile 1 gstergesini anlamak
tadr, onun gnderimini deil. + gstergesini, kendiliinden
hibir ierik tamadan yalnzca grlr bir iaret olarak, di
er gstergeleri birbirlerine balamak iin kullanmtr; topla
may ise daha sonra tanmlamaktadr. Gerekten de Schrder,
saylacak nesne kadar 1 gstergesini yan yana diziyoruz ve on
lar + gstergesiyle birbirlerine balyoruz, diyerek ne demek
75 A.g.y., s. 5.
76 Say verilecek nesneler.

istediini ksaca ortaya koyabilirdi. Sfr ise hibir ey yazlma


dan ifade edilebilirdi.
44. St. Jevons saylan eylerin ayrt edici iaretlerini
[Kennzeichen] sayya tamaktan kanmak iin unlar syl
yor77: "Saysal soyutlamann ak bir temsilini oluturmakta
artk pek bir zorluk yok. Bunu yapmak iin, okluu ortaya
kartan farkn zelliini soyutlamak ve yalnzca bu farkn oldu
unu dikkate almak yeterlidir. adam!dan sz ettiimde, her
birinin dierinden ayrt edilmesini salayan ayrt edici iaretle
re gereksinimim yok. Eer bunlar gerekten bir ve ayn adam
deil de adam ise, bu iaretlerin varolmas gerekir ve onlar
dan okluk olarak sz ederken gerekli olan farklarn varoldu
unu belirtiyorumdur. yleyse belirlenmemi say, farklln
bo biimidir."
imdi bunu nasl yorumlayacaz? Ya eyleri bir btn ola
rak birletirmeden nce onlar ayrt edici zelliklerinden soyut
layabiliriz, ya da nce bir btn oluturabiliriz ve sonra onu
ayrt edici zelliklerinden soyutlarz. Birinci yntemle eyleri
hibir zaman ayrt edemeyiz ve dolaysyla farklarn varolma
s gereini de koruyamayz; ikinci yntem Jevons'm yneldi
i yntemmi gibi grnyor. Ancak bana yle geliyor ki, bu
yntemle biz hibir zaman 10000 gibi bir sayya ulaamayz,
nk bu kadar ok sayda fark bir kerede yakalamak ve on
larn varolduu gereini korumak bizim gcmzn ok te
sindedir; nk bu, ardk olarak gerekleseydi, say hibir
zaman tamamlanmazd. Geri zaman iinde sayarz; ama bu
bize saynn kendisini vermez, sadece saylan sayy belirlemi
oluruz. stelik, bize nasl soyutlayacamz sylemek, hibir
durumda soyutlamann ne olduunun tanmn vermek de
mek deildir.
"Farklln bo biimi" ifadesinden ne anlayacaz? Belki a
ve b'nin belirsiz olarak brakld
"a, b'den farkldr"
gibi bir tmceyi mi? Acaba bu tmce, diyelim 2 says olabilir
mi? Ama,

"Yeryznn iki kutbu vardr"


tmcesiyle
"Kuzey Kutbu Gney Kutbu'ndan farkldr"
tmcesinin gnderimleri ayn mdr? Aka deildir. kinci
tmce birinci doru olmadan da doru olabilir ve tersi. Ve 1000
says iin
1000 x 999
1x2
tane, her biri bir fark bildiren tmcelerin olmas gerekirdi.
Jevons'n syledikleri zellikle 0 ve 1 saylaryla ilgili du
rumda ilemiyor. Gerekte, rnein Ay'dan 1 saysn elde ede
bilmek iin neyi soyutlamamz gerekir? Soyutlama yoluyla baz
kavramlar gerekten de elde ediyoruz, yani Yeryznn uydu
su, bir gezegenin uydusu, kendinden kl olmayan gk cismi,
gk cismi, cisim, nesne kavramlarn. Ancak bu dizide l'le kar
lalmyor; nk 1, Ay'n altna debilecei bir kavram de
ildir. 0 durumunda ise, soyutlama srecine balayabileceimiz
hibir nesnemiz yoktur. 0 ve l'in, 2 ve 3'n olduu anlamda say
olmadklarn sylemek de pek uygun deil. Say, "ka tane?"
sorusuna yant verir; ve eer, rnein "bu gezegenin ka tane
uydusu vardr?" diye sorduumuzda, sorunun anlamn dei
iklie uratmadan, nasl 2 veya 3 tane diye yant verebiliyorsak,
0 ya da 1 tane diye de yle yant verebiliriz. Kukusuz 0 ve 1 ile
ilgili zel bir durum vardr; aslnda bu, her tam say iin ilkece
dorudur, ama say bydke bu durum daha az gze arp
maktadr. Buradan yola karak trlerdeki farkll ne srmek
son derece keyfi bir tutumdur. 0 ve 1 saylarnda yrmeyen bir
ey, say kavramna esas oluturamaz.
Son olarak, saynn bu ekilde ortaya ktn kabul etmek
le, 5 saysn aadaki simgeletirmeyle karlalan gl de
ortadan kaldrm olmuyoruz:
1'

1"

V"

1" "

1" ' "

Bu yazm Jevons'n saynn soyutlama yoluyla oluturulma


syla ilgili syledikleriyle uyuuyor; rakamlarn stndeki tr
nak iaretleri, hangi trden bir fark olduunu belirlememekle
birlikte bir farkn varolduuna iaret ediyorlar. Ancak farkn

sadece varolmas bile, daha nce grdmz gibi Jevons'un g


rne uygun olarak farkl birler, ikiler, ler retmek iin yeterlidir ki, bunun aritmetiin varlyla badar bir taraf yoktur.

Sorunun zlmesi
45. imdiye kadar nelerin ortaya konduuna ve nelerin
hl yantsz kaldna topluca bir bakalm.
Say, ne renk, arlk ve sertlikte olduu gibi eylerden so
yutlanmtr, ne de o zelliklerin olduu anlamda eylerin bir
zelliidir. Bir say tmcesinde ne hakknda bildirimde bulun
duumuz sorusu yantlanmadan kalmtr.
Say fiziksel bir ey deildir, ama znel bir ey, znel bir
tasarm da [Vorstellung] deildir.
Say eylerin birbirine eklenmesiyle ortaya kmamaktadr.
Her biraraya getirme fiilinden sonra yeni bir ad versek bile bir
farkllk olumaz.
"Ayn cinsten okluk" [Vielheit], "kme", "farkl cinsten ok
luk" [Mehrheit] gibi terimler, kendi bulanklklar nedeniyle say
nn tanmlanmasnda uygun terimler deillerdir.
Bir ve birlik szcklerini ele alrken, u soru yantsz kalm
t: eyleri ele almzdaki keyfiliin bir ve ok arasndaki her
ayrm bulanklatrmasm nasl kstlandrabiliriz?
Snrlandrlm olmak, blnmemi olmak, paralara ayrl
mas olanaksz olmak gibi deyimlerden hibiri "bir" szcyle
ifade ettiimiz eyin ie yarar bir tanmlayc vasf [Merkmale]
olamaz.
Eer say verilecek eyleri birimler olarak adlandrrsak,
bu durumda birimlerin ayn olduu sav, eer snrlanmadan
yaplmsa, yanltr. Geri belirli bir adan bakldnda ay
n olmalar dorudur, ama bunun bir deeri yoktur. Eer elde
edilen say l'den bykse saylan eylerin farkl olmas stelik
zorunludur.
yle grnyor ki, birimlere birbiriyle elien iki nitelik
yklemeye zorlanm durumdayz; yani aynlk ve ayrt edilebi
lirlik [die Gleichheit und die Unterscheidbarkeit].

Bir ile birim arasnda da bir ayrm yapmak gereklidir. Ma


tematiksel aratrmann bir nesnesinin zel ad olarak "bir"
szc, bir okluk kabul etmemektedir. Sonu olarak, saylar
birlerin yan yana konulmasyla elde etmenin bir anlam yok
tur. 1 + 1 = 2 saysal ifadesinde art simgesi byle bir biraraya
getirmeye gndermemektedir.
46. Sayy, onun asli kullanm biimini meydana karan bir
yarg balamnda ele almak, konuya biraz k tutacaktr. Bir ve
ayn dsal grngye bakarak, rnein "Bu bir aa grubudur"
ve "Burada be aa var" tmcelerinin ikisini de ayn doruluk
ta syleyebilirim ya da "Burada drt irket biraradadr" ve "Bu
rada 500 adam alyor" tmcelerini de; imdi burada bir yarg
dan dierine deien ne tekil eylerdir, ne de btndr veya on
larn biraradaldr, deien yalnzca benim adlandrmamdr.
Bu ise, sadece bir kavramn yerine bir dierinin konulduunun
bir gstergesidir. Bylelikle, nceki paragrafta yantsz braklan
ilk soruya verilebilecek bir yant akla geliyor: Bir say tmcesi
bir kavram hakknda bir bildirim ierir. Belki bu en fazla 0 sa
ysnda aka bellidir. Eer "Vens'n 0 uydusu var" dersem,
demek ki, hakknda bir ey ne srlecek herhangi bir uydu ya
da uydular grubu varolmamaktadr; ama burada "Vens'n uy
dusu" kavramna bir zellik, yani o kavramn altna hibir ey
dmeme zellii atfedilmi* [beilegen] olmaktadr. Eer "Kralm
arabas drt at tarafndan ekiliyor" dersem, "Kraln arabasn
eken at" kavramna drt saysn atfetmi olurum.
Bu aklamaya yle kar klabilir: "Alman mparatorluu'nda yaayanlar" gibi bir kavram, onun tanmlayc zellikleri
hi deimeden kalsa da, yldan yla deien bir zellie sahip
olacaktr, tabii eer orada yaayanlar hakkmdaki say tmcesi
onun bir zelliini dile getiriyorsa. Buna, nesnelerin kendi zel
liklerini deitirebilecekleri olgusunun, bizim onlar ayn nesne
olarak tanmamza engel olmadn syleyerek yant verilebilir.
Bununla birlikte, bu durumda daha ak bir gereke vermemiz
gerekir. "Alman mparatorluu'nda yaayanlar" kavram, bir de*

Frege, saylarn sadece kavramlara atfedileceini ifade ederken beilegen fiilini kulla
nyor; kavramlarn nesnelere zellik yklemesi konusuyla kartrlmamas iin,
kavram ile say arasndaki ilikiyi bu atfetme szcyle karlyoruz ve bylece
say verilen (saylan) nesne ifadesinden de ayrt etmi oluyoruz. Kr. 57.

iken e olarak zaman esini iermektedir ya da matematik


sel olarak ifade edersek, bu kavram zamann bir fonksiyonudur,
"a Alman mparatorluu'nda yaayan biridir" yerine "a Alman
mparatorluu'nda yayor" diyebiliriz ve bu da o andaki tari
he karlk gelecektir. Dolaysyla kavramn iinde zaten akkan
bir ey vardr. te yandan, "Berlin saatiyle 1883 ylba gn Al
man mparatorluu'nda yaayanlar" kavramna ait olan say b
tn zamanlar iin ayndr.
47. Bir say tmcesinin, bizim eyleri ele almzdan ba
msz olarak olgusal bir ey ifade ediyor olmas, bir kavramn
bir tasarm gibi znel bir ey olduunu dnenleri artabilir
yalnzca. Ancak bu gr yanltr. rnein, cisim kavramn,
arl olan kavramnn altna getirirsek ya da balina kavram
n memeli kavram altna getirirsek, nesnel bir ey ne srm
oluruz. Ancak eer kavramlarn kendileri znelse, onlarn bir
birleri arasndaki bantlar, birbirlerinin altnda kapsanmalar
da [Unterordnung]* tpk znel tasarmlar arasndaki bant gibi
znel olacaktr. Geri,
"Btn balinalar memelidir"
tmcesi kavramlar hakknda deil de, hayvanlar hakkmdaym gibi grnmektedir; ancak eer hangi hayvandan sz etti
imizi sorarsak, tek tek hibirine iaret edemeyiz. Karmzda
duran bir balina bile olsa, tmcemiz onun hakknda hibir bil
dirimde bulunmu olmaz. Bu tmceden, karmzda durann
bir memeli olduu sonucunu, onun bir balina olduu ncln
tmceye eklemeden karsayamam ve bizim tmcemiz bu ko
nuda bir ey iermemektedir. Genel bir ilke olarak, bir nesne
yi bir ekilde betimlemeden ya da adlandrmadan ondan sz
etmek olana yoktur. "Balina" szc herhangi tekil bir ya
ratn ad deildir. Buna karlk olarak, szn ettiimiz nes
nenin, belirli tekil bir nesne deil de, belirlenmemi bir nesne
olduu ifade edilirse, bu "belirlenmemi nesnenin" yalnzca
kavram iin dier bir terim olduu kansna vardm gibi, bu
nun ayn zamanda zayf ve kendiyle eliik bir terim olduunu
da dnyorum. Bizim tmcemizin yalnzca baz hayvanla*Unterordnung'la ilgili aklama iin bkz. Sunu, s. 47-48. (.n.)

rm gzlemlenmesiyle gerekelendirilebilecei doru bile olsa,


bu tmcenin ieriine ilikin hibir ey kamtlamamaktadr. T
mcenin ne hakknda olduu sorusu asndan, onun doru ya
da yanl olduunun ya da onu hangi nedenlerle doru kabul
ettiimizin hibir nemi yoktur. yleyse, eer bir kavram nes
nel bir eyse, bir kavram hakkndaki bildirim olgusal bir ieri
e sahip olabilir.
48. Daha nce verilmi olan birka rnekte, farkl sayla
rn ayn eye ait olduklar yolunda yanl bir izlenimin doma
s, bu rneklerde nesnelerin, saylarn tayclar olarak kabul
edilmi olmalarndan ileri geliyor. Taycl gerek sahibine,
yani kavrama verdiimizde, saylarn birbirlerinden ayr olma
zelliine, tpk renklerin kendi alanlarnda olduu gibi, sahip
olduklar ortaya kar.
imdi saylarn eylerden soyutlama yoluyla elde edilmesi
grne nereden varldn da gryoruz. Bu yolla elde etti
imiz aslnda kavramdr ve biz de bunda sayy kefederiz. Do
laysyla, soyutlama aslnda bir say yargsnn oluumunu ncelemektedir. Benze bir karklk, yangn tehlikesi kavramn
elde etmenin, ahap, sazdan ats ve krk bacas olan bir ev ina
etmekle olanakl olaca dncesidir.
Kavramn, sentetik tamalgmm [Apperzeption] birletirici g
cnden ok daha fazla biraraya toplama gc vardr. Tamalg
yoluyla Alman mparatorluu'nda yaayanlar tek bir btn ha
linde biraraya getirmek olanakl olmayacaktr; ancak onlar "Al
man imparatorluu'nda yaayanlar" kavram altna kesinlikle
getirebilir ve onlar sayabiliriz.
Saynn geni uygulama alan da imdi aklanabilir oluyor.
Ayn eyin dsal (fiziksel) ve isel grngler iin ve uzaysal
ve zamansal olanlar iin olduu gibi, uzaysal ve zamansal olma
yanlar iin de kullanlabilmesi aslnda ok artc bir durum
dur. Ama say tmcesinde durum kesinlikle bu deildir. Dsal
ve isel olanlar, ayrca uzaysal ve zamansal olanlar gibi uzaysal
ve zamansal olmayanlar da kavramlarn altna getirilirken, sa
ylar sadece kavramlara atfedilir.

49. Grmzn bir onaylanm Spinoza'da buluyo


ruz.78 "Bir ey, salt varolmas [Existenz] itibariyle bir ya da tek
olarak adlandrlr, z itibariyle deil, diye yantlyorum; n
k eyleri, ancak ortak bir lye indirgedikten sonra, saylarn
altna yerletiriyoruz. rnein elinde bir sesters ve bir imperial
tutan bir adam, elindeki sestersi ve imperiali bir ve ayn adla,
yani gm para ya da madeni para diye adlandrmadan iki sa
ys hakknda dnmeyecektir; ancak ondan sonra iki gm
paras ya da iki madeni paras olduunu ne srebilir; nk
gm para ya da madeni para adlaryla yalnzca sestersi deil,
imperiali de adlandrmaktadr." Ancak Spinoza szlerini: "Bun
dan aka grlyor ki, hibir sey, (sylendii gibi) ona uygun
den baka bir ey daha nce tasarlanmadan bir ya da tek ola
rak adlandrlmyor", diye srdryor ve Tanr'y doru olarak
bir ya da tek olarak adlandramayacamz, nk O'nun z
hakknda soyut bir kavram oluturamayacamz syleyerek,
bir kavramn ancak ok sayda nesneden soyutlama yoluyla edi
nilebilecei gryle de yanlgya dyor. Aksine, biz bir kav
rama, onun tanmlayc vasflarndan* [Merkmalet] yola karak
da ulaabiliriz; ve byle bir durumda onun altna hibir ey d
meme olana da vardr. Eer bu olmasayd, varolmay hibir
zaman yadsyamazdk ve bylece varolmann olumlanmas da
tm ieriini kaybederdi.
50. E. Schrder,79 bir eyin sklndan sz edebilme duru
munda, sz konusu eyin adnn her zaman cinse ait bir ad, ge
nel bir kavram-terimi (notio commuris) olmas gerektiine dikkat
ekiyor: "Bir nesneyi btn zellikleri ve tm bantlar iinde
tasarlar tasarlamaz, o nesne dnyadaki biricikliini ortaya ko
78 Baumann, a.g.y., Cilt I, s. 169. [Epistolae doctorum quorundam vivorum, No. 50,
J. Jelles]
* Burada "vasf" [Merkmal], bir kavram oluturan veya tanmlayan kavramlar
anlamnda kullanlmaktadr; rnein "insan" kavramnn vasflar, memeli,
iki ayakl canl, ussal, vb. olabilir. te yandan bu vasflar, nesnelerin zellikle
ridir. Vasflarla, kavramlar arasndaki bantlar, nesnelerin kavramlarn alt
na dmesi gibi bir bant deildir; vasflar, ait olduklar kavramlarn altnda
kapsanrlar [Unterordnung]. Kr. 53 ve 88. Ayr. Bkz. Sunu s. 47-48 (.n.)
79 A.g.y., s. 6.

yacak ve artk ona benzer baka bir nesne olmayacaktr. Bu nes


nenin ad, bir zel ad (nomen proprium) niteliini yklenecektir
ve nesnenin kendisi, sanki ondan birden ok varm gibi d
nlemeyecektir. Ancak bu durum yalnzca somut nesneler iin
deil, genelde her ey iin, hatta nesnesinin tasarm soyutlama
lar [Abstractionen] yoluyla elde edilenler iin de geerlidir, ama
ancak, o tasarm sz konusu eyi tmyle belirlenmi bir ey
haline getirecek yeterli eyi kendinde tayor olmas kouluy
la... [Bir eyin saylmas iin] nce, onu tm dier eylerden ayrt
eden kendine zg nitelik ve bantlarn dikkate almamann
ya da onlardan soyutlamann olanakl olmas gerekir; ancak by
lelikle eyin ad, birden ok eye uygulanabilmesini salayan bir
kavrama dnr."
51. Bu aklamada doru olan, yle arptlm ve yanltc
bir dil kullanmnn arkasna gizlenmitir ki, burada onu dz
gn bir hale getirmek ve sapla saman birbirinden ayrmak zo
runda kalyoruz. nce, bir genel kavram-terimini, bir eyin ad
olarak ele almak uygun deildir. nk bu, saynn bir eyin
zellii olduu yanlsamasna yol ayor. Bir genel kavram-teriminin ii bir kavram belirtmektir [bezeichnet]. Yalnzca belirli
tanmlkla veya iaret zamiriyle birletiinde bir eyin zel ad
saylabilir, ama bu durumda da artk bir kavram-terimi olmak
tan kar. Bir eyin ad bir zel addr. Yine, bir nesne, birden faz
la bulunmaz, ama birden ok nesne ayn kavramn altna der.
Daha nce Spinoza'y eletirirken szn ettiimiz gibi, bir kav
ram, yalnzca onun altna den nesnelerden soyutlama yoluyla
elde edilmez. Buna ben, bir kavramn, altna bu kavramla belir
lenen yalnzca tek bir ey dmesinden dolay kavram olmak
tan kmadn da ekliyorum. te, 1 says, tpk 2 ve 3'n say
olmas anlamnda, bu trden kavramlara (rnein, Yeryznn
uydusu gibi) ait bir saydr. Bir kavram sz konusu olduunda
soru, onun altna den bir ey olup olmad, eer dyorsa
da onun ne olduudur. Bir zel ad iin ise bu tr sorularn hibir
anlam yoktur. Dilin, Ay gibi zel adlar kavram-terimi olarak
veya tersi olarak kullanyor olmas olgusu bizi yanltmamaldr;
bu, ikisi arasndaki ayrm etkilemez. Bir szck belirsiz tanm-

lkla ve hibir tanmlk olmadan oul olarak kullanlyorsa, o


bir kavram-terimidir.
52. Saylarn kavramlara atfedildii grnn baka bir
teyidi deyimlerde bulunmaktadr; Almancada " f"dan sz
ettiimiz gibi, "on adam"dan, "drt tip"ten vb. sz edebiliriz. Bu
radaki tekil kullanm, sz konusu olann o ey deil, kavram
olduunu gstermektedir.* Bu anlatm biiminin bir yarar zel
likle 0 saysyla ilgili durumda fark edilmektedir. Yoksa, gnlk
dil sayy kavramlara deil nesnelere yklyor; "balyalarn ar
lndan sz eder gibi "balyalarn says"ndan sz ediyoruz. Ya
ni, grne gre nesnelerden sz etmi oluyoruz, oysa bir kav
ram hakknda bir bildirimde bulunma niyetindeyiz. Dilin bu
kullanm kafa kartrcdr. "Drt safkan at" dilegetirii tpk
"safkan"m "at" kavramn nitelemesi gibi, "drt"n de "safkan
at" kavramn niteledii aldanmasn douruyor. Oysa, yalnzca
"safkan" byle bir vasftr; "drt" szc ise bir kavram hak
knda bir bildirim iin kullanlmtr.
53. Bir kavram hakknda ne srlen zelliklerle [Eigenschaften], kavram meydana getiren tanmlayc vasflar [Merkmale] kastetmiyorum elbette. Bu vasflar, kavramlarn zellikle
ri deil, kavram altna den eylerin zellikleridir. Dolaysyla
"dik allk", "dik al gen" kavramnn bir zellii deildir;
ama doru izgiyle yaplm dik al ekenar gen olmadn
dile getiren tmce, "doru izgiyle yaplm dik al ekenar
gen" kavramnn bir zelliini dile getiriyor; ona sfr saysn
atfediyor.
Bu bakmdan varolma [Existenz] ile say arasnda bir ben
zeim vardr. Varolmann olumlanmas aslnda sfr saysnn
yadsnmasndan baka bir ey deildir. Varolma, kavramlarn
bir zellii olduundan, Tanr'nn varlnn ontolojik kant da
bir sonuca ulamyor. Ancak "bir olma veya vahdet" de [Einzig*

Trkede birden fazla nesne iin kullanlan say szcklerinden sonra oul
eki gelmez, " adam" gibi; ama Almancada her zaman oul eki kullanlr, "
adamlar" gibi. Ancak deyimler sz konusu olduunda bunun istisnalar oluyor,
bundan da Frege, saynn nesnelere deil, kavramlara yklendiine dair baka
bir rnek karyor, (.n.)

keit], varolma kavram gibi "Tanr" kavramnn oluturucu vas


f [Merkmal] deildir. Salamlk, ferahlk veya kullanllk kav
ramlar, bir evin ina edilmesinde kirilerin, tulalarn ve harem
yannda ne kadar kullanlabiliyorsa, "bir olma" da "Tanr" kav
ramnn tanmlanmasnda o kadar kullanlabilir. Bununla bir
likte, ilkece bir kavramdan, yani onun oluturucu vasflarndan
kavramn zellii olan bir ey karsamann olanaksz olduunu
sylemek de yanl olacaktr. Tpk bir evin dayanklln onun
yapmnda kullanlan talarn tipinden karsayabileceimiz gi
bi baz koullarda bu olanakldr. Dolaysyla, bir kavramn olu
turucu vasflarndan "bir olmay" ya da varolmay hibir zaman
karsayamayacamz sonucuna varmak ok ileri gitmek olur;
ancak, bir kavramn vasflarn onun altna den nesneye bir
zellik olarak yklemek hibir zaman dorudan doruya ger
eklemez.
Bununla birlikte, varolmann ve bir olmann, kavramlarn
tanmlayc vasflar olabileceini yadsmak da yanl olacaktr.
Bunlar, sadece dili izleyerek kavramlara yklenebilecek vasflar
deillerdir. rnein altna yalnzca tek nesne den kavramla
r bir tek kavram altnda toplarsak, o zaman "bir olma" bu ye
ni kavramn oluturucu vasf olur. Bu kavramn altna, rnein
"Yeryznn uydusu" ad verilen gerek gk cismi deil de,
"Yeryznn uydusu" kavram der. Bu yoldan bir kavram,
daha yksek, deyim yerindeyse, ikinci dereceden bir kavramn
altna drebiliriz. Bununla birlikte bu iliki, trlerin cinslerin
altnda kapsanmasyla [Unterordnung] kartrlmamaldr.
54. imdi, birliin/birimin doyurucu bir aklamasn
vermek olanakl oluyor. E. Schrder sz geen kitabnn 7. say
fasnda unlar yazyor: "Bu cinse ait ad ya da kavram, verilen
yntemle oluturulan saynn adlandrlmas olacaktr ve onun
birliinin/birimliinin zn oluturur."
Aslnda, bir kavram birim diye adlandrmak, yani kavrama
ait olan (sayal) sayyla ilikilendiren birim diye adlandrmak en
uygunu olmaz m? Bylece, birim hakknda dile getirilen, onun
evresinden yaltlm ve paralarna ayrlamaz olduu hakkmdaki bildirimlerin bizim iin bir anlam olur. nk kendisine

say atfedilen kavram genelde altna deni belirli bir biimde


snrlandrr. "Zahl szcndeki harfler" kavram, Z'yi a'dan
ayrr, a'y h'den ayrr vb. "Zahl szcndeki heceler" kavra
m, szc bir btn olarak ve hibir paras artk "Zahl szc
ndeki heceler" kavramnn altna dmeyecek ekilde para
larna blmeden ayrt eder. Btn kavramlar bu nitelie sahip
deildir. rnein "krmz" kavram altna den bir eyi, onun
paralarnn da ayn "krmz" kavram altna dmesini engel
olmadan eitli yollardan paralarna ayrabiliriz. Bu trden bir
kavrama hibir sonlu say ait olmayacaktr. Bylece, birimlerin
yaltlm ve blnemez olduklar tmcesi aadaki gibi dile ge
tirilebilir:
Yalnzca altna den nesneyi belirlenmi bir ekilde snr
landran ya da onun keyfi olarak paralarna ayrlmasna izin
vermeyen kavram, sonlu bir sayal say hakkmdaki bir birim ola
bilir.
Bununla birlikte buradaki "blnemezlik"in zel bir gnde
rimi olduu grlyor.
imdi birimlerin aynlyla onlarn ayrt edilebilirliinin
nasl badatrlabilecei sorusunu kolaylkla yantlyoruz. "Bi
rim" szc burada iki anlamda kullanlmtr. Eer szcn
yukarda aklanan gnderimi varsa birimler ayndr. "Jpiter'in
drt uydusu vardr" tmcesinde birim, "Jpiter'in uydusu"dur.
Bu kavramn altna uydu I dt gibi, uydu II, uydu III ve uy
du IV de dmektedir. Yani unu syleyebiliriz: I'in bal olduu
birimle, H'nin bal olduu birim ayndr, bunu benzer ekilde
srdrebiliriz. Bu da bize aynl [Gleichheit] verecektir. Ama
birimlerin ayrt edilebilirliini ne srdmzde, bundan, sa
ylan eylerin ayrt edilebilir olduunu anlyoruz.

IV. Sayal Say Kavram

H er Tekil Say Kendi Bana Varolan Bir Nesnedir


55. imdiye kadar, bir say tmcesinin bir kavram hakkn
da bildirim ierdiini grdmz iin, her tekil saynn Leibnizci tanmn Ove l'in tanmlarn vererek tamamlamay dene
yebiliriz.
Osaysn, altna hibir nesnenin dmedii kavrama ait sa
y olarak tanmlamak akla yatkn geliyor. Ancak burada, O'm
yerine ayn anlama gelen "yok" gemi grnyor; bu yzden
u ekilde tanmlamay tercih ediyoruz: Eer, a ne olursa olsun,
a'mn bir kavram altna dmedii tmcesi tmel olarak doruy
sa, 0 says bu kavrama aittir
Benzer biimde, 1 saysnn F kavramna ait olduunu syle
yebiliriz, eer a ne olursa olsun, "a'mn F kavramnn altna d
medii" tmcesi tmel olarak doru deilse ve
a F'nin altna der" ve "b F'nin altna der"
tmcelerinden, a'mn ve fr'nin ayn olduklar sonucu tmel ola
rak kyorsa.
imdi geriye, herhangi verilmi bir saydan bir sonraki sa
yya gemeyi salayacak genel bir tanm vermek kalyor. Aa
daki ekilde ifade etmeyi deneyelim: Eer F kavramnn altna
den bir a nesnesi varsa ve n says da "F'nin altna den, ama
a olmayan" kavramna ait olursa, (n+1) says F kavramna ait
olur.

56. Bu tanmlar, bizim nceki sonularmzn altnda


kendilerini ylesine rahat kabul ettiriyorlar ki, onlarn neden ye
terli olarak kabul edilemeyeceklerinin gsterilmesi gerekiyor.
En fazla kukuya neden olan sonuncu tanmdr; nk
ak konumak gerekirse "n saysnn ait olduu G kavram"
dilegetiriinin anlamn, "(n+1) saysnn ait olduu G kavram"
dilegetiriinin anlamn bildiimizden daha fazla bilmiyoruz.
Geri son iki tanm birlikte kullanarak,
"1+1 says F kavramna aittir"
diyebiliriz ve daha sonra bu tanm kullanarak,
"1+1+1 says F kavramna aittir"
dilegetiriini anlaml klabiliriz ve bu bylece srdrlebilir;
ancak bizim tanmlarmz kullanarak, -kaba bir rnek vere
lim - Julius Caesar saysnn herhangi bir kavrama ait olup ol
madna ya da bu bilinen Galya Fatihinin bir say olup olma
dna hibir zaman karar veremeyiz. Bundan baka, yukarda
nerilen tanmlama abalarmzn araclyla, eer a says F
kavramna ait ise ve b says da ayn kavrama ait ise, a = b 'nin
zorunlu olduunu kantlayanlayz. Demek ki "F kavramna ait
olan say" ifadesini dorulayamayacaz ve dolaysyla, belir
gin bir sayya ulamaktan ok uzak olduumuzdan, bir saysal
aynl [Zahlengleichheit] kantlamak bizim iin genelde olanak
sz olacak. 0 ve l'i tanmlam olduumuz da sadece bir yanl
samadr; aslnda yaptmz,
"0 says ...'na aittir"
"1 says ../na aittir"
ifadelerinin anlamlarn saptamaktr; ancak bu durumda 0 ve
l'in kendi bana varolan, kendileri olduklar tehis edilebilen*
[zviedererkenrbare] nesneler olduklarn ayrt etmeye hibir yetki
miz yoktur.
57. imdi artk, "bir say tmcesinin bir kavram hakknda
bir bildirim ierdii" dilegetiriiyle ne anlatmak istediimiz konu
sunda ak bir gre sahip olmann zamam gelmitir. "0 says F
kavramna aittir" tmcesinde, 0 yalnzca yklemdeki bir edir
*

Bu ifade, O'n, l'in, vb, her birinin ayr ayr kim liklerinin tehis edilmesi anlam
na geliyor, (.n.)

(F kavramn gerek zne alrsak). Bu sebepten 0 ,1 veya 2 gibi bir


sayy bir kavramn zellii olarak nitelemekten kandm. Tekil
say, tam da, bildirimin sadece bir blmn oluturmakla, kendi
bana varolan bir nesne olarak grnmektedir. Daha nce, "1 sa
ysndan" sz ettiimizde belirli tanmln onu bir nesne olarak
snflandrmaya yaradna dikkat ekmitim. Bu kendi bana va
rolma aritmetikte her yerde karmza kar, rnein 1 + 1 = 2 eit
liinde olduu gibi. imdi burada amacmz, bilimin isteklerine
uygun bir say tanmna ulaabilmek olduundan, gnlk dilde
saynn sfat yapsnda da kullanlyor olmas bizi engelleyemeye
cek. Bu engelden kendimizi her zaman kurtarabiliriz. rnein,
"Jpiter'in drt uydusu vardr" tmcesi "Jpiter'in uydularnn sa
ys drttr" tmcesine evrilebilir. Burada "...dr" szc "gk
yz mavidir" tmcesindeki gibi koa [Copula] olarak alnmama
l. Bu, "Jpiter'in uydularnn says drttr" ya da "4 saysdr"
diyebilmemizde grlyor. Burada "...dr" 'm anlam "bir eye
eittir" veya "bir eyle ayndr" anlamndadr. Bylece, "Jpiter'in
uydularnn says" dilegetiriinin, "drt" szcyle ayn nesne
yi gsterdiini ne sren bir eitlik elde ediyoruz. Ve aritmetikte
ki egemen tmce biimi, eitliktir. "Drt" szcnn, Jpiter ya
da uydular hakknda hibir ey iermediine ynelik bir itiraz
bizi etkilemez. Ayn ekilde, Columbus dediimiz kiiyle Ameri
ka'nn kifi dediimiz adam ayn olsalar da, "Columbus" ismi
de keif veya Amerika hakknda hibir ey iermemektedir.
58. Drt veya Jpiter'in uydularnn sayal says dediimiz
nesneler iin onlar kendi bana varolan bir ey yapabilecek her
hangi bir znel tasarm80 oluturamadmz itiraz yneltilebilir. Ancak bu, sayya yklediimiz 'kendi bana varolma'nm
bir kusuru deildir. Geri bir zarn zerindeki drt nokta tasa
rmmzda "drt" szcne karlk gelecek bir eyler bulmak
kolaydr; ama bu bir yanlsamadr. Yeil bir ayr dnelim;
belirsiz tanml "bir" say szcyle deitirdiimizde n
ceki tasarmmza hi yeni bir ey eklenmediini, oysa "yeil"
szcne tasarmmzdaki bir eyin karlk dtn gr
rz. Eer kt zerine basl "Gold" szcn tasarmlarsak,
80 "Tasarm" imge tr bir ey anlamnda. [Bkz. dipnot 47 (.n.)]

hemen onunla balantl olan herhangi bir sayy dnmeyiz.


Bu szcn ka harften olutuunu soracak olursak, yant 4 sa
ysdr; ama bylelikle tasarm daha belirgin olmamtr, tersine
tmyle olduu gibi kalabilir. Burada sayy bulduumuz yer,
yeni eklediimiz "Gold szcnn harfleri" kavramdr. Zarm
zerindeki drt nokta durumunda konu biraz daha karanlktr;
nk kavram, noktalarn benzerliinden yararlanarak kendini
ylesine dolaysz kabul ettirmektedir ki, onun araya girdiini
glkle fark ederiz. Saynn tasarmn ne kendi bana varo
lan nesne olarak ne de d dnyadaki herhangi bir eyin zellii
olarak oluturabiliriz; nk say gerekte ne hissedilebilir bir
eydir ne de d dnyadaki bir eyin bir zelliidir. Bu, zellikle
0 says durumunda son derece aktr. stenildii kadar 0 grle
bilir yldz tasarmnn oluturulmas denensin, bounadr. Ger
i gkyznn tmyle bulutlarla kapl olduu dnlebilir;
ancak bunda "yldz" szcne ya da O'a karlk gelecek hibir
ey yoktur. Olsa olsa, u yargya varlmasn salayabilecek bir
durum tasarlanabilir: u anda grlebilecek yldz yok.
59. Her szck bize herhangi bir znel tasarm artrabilir, hatta "yalnzca" gibi bir szck bile; ancak bu znel ta
sarmn szcn ieriine karlk gelmesi gerekmez; bu, her
insanda ok farkl olabilir. rnein, iinde bu szcn getii
bir tmceyi artran bir durum tahayyl edilebilir; veya sy
lenen szck, bize yazl szc artrr.
Yalnzca tikel eylerle ilgili bir durum deil bu. Hi kuku
yok ki, Gne'e olan uzaklmzn hibir tasarmn oluturanla
yz. nk bir ly ka kez oaltmamz gerektii kuraln
bilsek bile, istediimize biraz yakn bir resim tasarlamay yine
de beceremeyiz. Ama btn bunlar, uzakln bulunmasn sa
layan hesaplamann doruluundan kukulanmamz iin ne bir
nedendir, ne de bu uzakl temel alarak baka sonular karma
mza bir engel oluturur.
60. Dnya gibi ok somut bir eyi bile bildiimiz ekliyle
tasarmlamamz mmkn deildir; her ne kadar ok farkl oldu
unu bilsek bile Dnya'nm simgesi olarak kullandmz orta

byklkte bir kreyle iin iinden karz. Tasarmmz istedi


imize ounlukla hi uygun dmese de, Dnya gibi bir nesne
hakknda byklk sz konusu olduunda bile byk bir kesin
likle yarglarda bulunabiliriz.
Dnce sayesinde hayal edilebilir olann snrlarnn tesi
ne geebiliriz, bunu yaparken karmlarmz iin gerekli olan
destei de yitirmeyiz. Biz insanlar iin znel tasarmlarmz
olmadan dnmemiz olanakszm gibi grnse bile, onlarn
dnceyle balantlar tmyle yzeysel, keyfi ve uzlamsal
olabilir.
Dolaysyla bir szcn ieriinin tasarmn oluturamamak, onun tm gnderimlerini yadsmak veya onu dilde
kullanmdan dlamak iin bir neden deildir. Aslnda kart
yndeki aldan, bir szcn gnderimini tek bana, yaltl
m olarak sormamzdan, bylelikle de znel tasarm bir gn
derim olarak kabul etmemizden kaynaklanyor. Bu adan, ona
karlk gelecek zihinsel bir imge bulamadmz bir szcn
ierii de yokmu gibi grnyor. Ancak gz nnde bulun
durmamz gereken her zaman btn bir tmcedir. Szcklerin
yalnzca bir tmce iinde gerekten bir gnderimi [Bedeutung]
vardr. Zihinsel imgeler gzmzn nnde uuuyor olabilir,
ancak bunlarn yargdaki mantksal elere karlk gelmesi
gerekmez. Tmcenin, bir btn olarak bir anlamnn [Sinn] ol
mas yeterlidir; bylelikle onun paralar da kendi ieriklerini
kazanm olur.
Sanyorum bu gr, aralarnda sonsuz kk81 gibi bir kav
ramn da bulunduu baz zor kavramlara k tutacak ve etki
alan elbette matematikle snrl kalmayacaktr.
Saylar iin ne srdm kendi bama varolma, say sz
cnn tmcenin balam dnda da bir eye gnderdii [bedeuter] anlamnda alnmamal; bunu ne srmemin nedeni say
szcklerinin, gnderimlerini deitirecek ekilde yklem ya
da sfat olarak kullanlmalarna engel olmaktr.

81 Buradaki sorun, dnlebilecei gibi, iki nokta tarafndan snrlanm uzun


luu dx olan bir doru paras gstermek deil, bunun yerine df(x) = g(x)dx
trndeki bir denklemin anlamn tanmlamaktr.

61. Ama, belki yle de kar klabilir ki, Dnya her ne


kadar tam olarak tasarmlanamasa bile dsal bir eydir, belir
li bir yer igal eder; ama 4 says nerededir? Ne iimizdedir ne
de dmzda. Bu szckleri uzamsal anlamda aldmzda bu
dorudur. 4 saysnn uzamsal yerini belirlemenin hibir anlam
yoktur; ama bundan kacak tek sonu 4'n uzamsal bir nesne
olmaddr, hibir ekilde bir nesne olmad deil. Her nesne
nin bir yeri yoktur ki. Bu anlamda tasarmlarmz82 da bizim
iimizde (yani derimizin altnda) deildirler. Derimizin altnda
sinir dmleri, kan yuvarlar ve buna benzer eyler vardr ama
znel tasarmlarmz yoktur. Uzamsal yklemler onlara uygula
namaz; bir tasarm dier bir tasarmn ne sandadr ne de solun
da; znel tasarmlar arasnda milimetre cinsinden verilebilir bir
uzaklk yoktur. Eer yine de onlar bizim iimizdedir diyorsak,
bununla anlatmak istediimiz onlarn znel olmasdr.
znel olann uzayda herhangi bir konumunun olmadn
kabul etsek bile, nesnel olan 4 saysnn hibir yerde olmamas
nasl olanakldr? imdi burada hibir eliki olmadn ne s
ryorum. 4 says, aslnda, onunla uraan herkes iin ayndr;
ama bunun uzam iinde olmakla hi ilgisi yoktur. Her nesnel
nesnenin [objective Gegenstand] yeri yoktur.

Sayal Kavramn Elde Edebilmek in, Bir Saysal Eitliin


[Zahlengleichung] Anlamn Saptamamz Gerekir.
62. Eer onun hakknda hibir znel tasarmmz veya g
rmz yoksa, bir say bize nasl verilmi olabilir? Szcklerin an
cak tmce balamnda gnderimleri [Bedeuturg] vardr. u halde
bizim sorunumuz, say szcnn getii tmcenin anlamn
[Sirr] aklamaktr. Bu, bize hl geni bir seim olana veriyor.
Ama say szcklerinin, kendi bana varolan nesnelerin yerine
duran szckler olarak anlalmas gerektiini daha nce ortaya
koymutuk. Buda bize, anlaml olmas gereken tmceler snfn,
yani bir sayy kendisi olarak tehis etmemizi salayacak tmcele
82 Bu szck tmyle psikolojik anlamda anlalmal, psikofizik anlamda deil.

ri vermek iin yeterli olmaktadr. Eer a simgesi bir nesneyi gste


riyorsa, btn durumlar iin fc'nin a ile ayn olup olmadma ka
rar verilebilecek bir ltmzn olmas gerekir; hatta bu lt
uygulayacak gcmz her zaman olmasa bile. Konumuzla ilgili
olarak, aadaki tmcenin anlamn tanmlamamz gerekir:
"F kavramna ait olan say ile G kavramna ait olan say
ayndr";
bunu yapabilmek, yukardaki tmcenin ieriini,
"F kavramma ait olan sayal say"
ifadesini kullanmaktan kanarak baka terimlerle yeniden
retmek demektir. Bunu yaparak saylarn aynl hakkn
da genel bir lte ulam olacaz. Bylece belirli bir sayya
ulaacak bir ara elde ettiimizde ve onu ayn olarak tehis
ettiimizde, bu sayya onun zel ad olarak bir say szc
atfedebiliriz.
63. Hume83 byle bir aratan sz etmiti: "Eer iki say,
birinin bir birimi dierinin her birimine karlk gelecek ekil
de biraraya gelmilerse, onlarn eit olduklarn syleriz." Say
sal eitliin eleme (karlkllk) [eirdeutigen Zuordnung]* olarak
tanmlanabilecei kans, son yllarda matematikiler arasnda
yaygn bir kabul grm gibi grnyor.84 Ancak, incelenme
den geilmemesi gereken mantksal kukular ve glkler orta
ya kmaktadr.
Aym olma [Gleichheit] bants yalnzca saylar arasmda bu
lunmaz. Bundan da, bu banty yalnzca saylarn durumuna z
g olarak tanmlamak zorunda olmadmz sonucu kar. Ayn
olma kavramnn nceden saptanm olduu dnlmelidir ki,
daha sonra bu kavramla ve sayal say kavramyla birlikte sayal sa
83 Baumann, a.g.y., Cilt II, s. 565. ["A Treatise o f Humar Nature" Kitap I, Ksm III,
Blm 1]
* Frege, fonksiyonel bir bant olarak 'eleme bants' iin 'eindeutige Zuord
nung' ifadesini, 'bire-bir eleme' (veya 'tameleme') iin de beiderseits eindutige
Zuordnung' ifadesini kullanyor. Sayal say kavramnn tanmlanmasnda zel
likle kulland bant 'bire-bir eleme'dir.
84 Kr. E. Schrder, a.g.y., s. 7-8 ve E. Kossak, Die Elemente der Arithmetik, Programm
des Friedrichs-Werder'schen Gymnasiums. Berlin, 1872, s. 16. G. Cantor, Grundlagen
einer allgemeinen Mannichfaltigkeitslehre. Leipzig, 1883.

ylarn bir dieriyle ne zaman eit olduunu karsamak olanakl


olsun ve saysal eitlik iin zel bir tanma gerek kalmasn.
Buna kar olarak, sayal say kavramnn bizim amzdan
henz saptanmadna, ancak saysal eitlik tanmnn nda
belirleneceine iaret etmek gerekiyor. Amacmz, her iki taraf
da say olan bir eitlik olarak alnabilecek bir yargnn ieriini
oluturmaktr. Dolaysyla ayn olmay bu zel durum iin ta
nmlamak istemiyoruz; tersine, zaten bilinen ayn olma kavram
nn yardmyla, neyin eit olarak grlebileceine ulamak isti
yoruz. Kabul etmek gerekir ki bu, henz mantklarn yeterince
dikkat etmedii ok allmadk bir tanmlama tarzdr; ancak
bunun btnyle duyulmadk bir ey olmad da aadaki bir
ka rnekle grlecektir.
64. "a dorusu b dorusuna paraleldir" yargs, ya da
gstergeleri kullanarak,
a II b
bir eitlik olarak alnabilir. Bunu yaparsak yn kavramn elde ede
riz ve unu syleriz: "a dorusunun yn b dorusunun ynyle
ayndr." Demek ki, ilk yargnn ieriini a ile b arasnda datarak
// gstergesini daha genel bir gsterge olan "=" le deitirmi olu
yoruz. ierii ncekine gre daha farkl bir yoldan ksmlara ayr
dk, bu da bize yeni bir kavram verdi. uras doru ki, biz konuyu
biraz aykr bir biimde ele aldk; konunun uzmanlar paralel do
rular ynleri ayn olan dorular olarak tanmlyorlar. "Ayn do
ruya paralel olan dorular birbirlerine de paraleldirler" tmcesi,
ayn eye eit olan eyler hakkmdaki benze tmceye bavurula
rak rahatlkla kantlanabilir. Buradaki tek sorun, durumun doru
srasnn tersine evrilmesidir. nk geometrik olan her eyin
ilkin grde verilmi olmas gerekir. imdi herhangi birinin bir
doru izginin ynnn grsne sahip olup olmadn soruyo
rum. Doru izginin grsne kesinlikle sahiptir; ama grde bu
doru izginin yn ile bir bakasnn yn arasnda bir ayrm
yapabiliyor muyuz? Pek de mmkn grnmyor. Yn kavram
na, ancak balangcn grden alan zihinsel bir etkinlik sreci
sonucunda ulalabilir. te yandan, paralel doru izgilerin bir
tasarmna sahibiz. yleyse, buradaki uygun kantlama ancak ka

ntlanacak olan, bizim "yn" szcndeki kullanmmz, giz


lice varsayarak olanakl klnabilir; nk, eer "ayn doru iz
giye paralel olan dorular birbirlerine de paraleldirler" tmcesi
yanlsa, a // b 'yi bir eitlie dntremeyiz.
Dzlemlerin paralelliinden de, doru izgilerin ynlerin
de olduuna benzer bir biimde bir kavram elde edebiliriz; bu
nun iin "ynllk" [Stellung] adnn kullanldna rastladm.
Geometrik benzerlikten ekil kavram tretilir, bylece "iki
gen benzerdir" yerine "iki genin ekilleri birbirine eittir" ve
ya "birinin ekli dierinin ekline eittir" diyoruz. Bu ekilde,
geometrik biimlerin dorudalndan [collinearen] henz ad
konulmam yeni bir kavram tretmek olanakldr.
65. imdi, rnein paralellikten85 yola kp yn kavram
n elde etmek iin aadaki tanm deneyelim:
"a dorusu b dorusuna paraleldir"
tmcesi,
"a dorusunun ynyle b dorusunun yn ayndr"
tmcesi ile ayn anlama [gleichbedeutend] gelmektedir.
Bu tanm alk olunandan bir lde farkldr; grnte
zaten bilinen aynlk bantsn zel bir duruma uyarlamaya
yaramaktadr, oysa gerekte, daha nce sz edilmemi olan "a
dorusunun yn" ifadesini konuya dahil etmek zere dnl
mtr. Bu durum ikinci bir kukunun domasna neden olu
yor, acaba byle yntemleri kullanarak iyi bilinen zdelik [Gleichheit]* yasalarnda bir karkla yol am olmuyor muyuz?
Nedir bu yasalar? Bu yasalar, analitik doruluklar olarak yalnz
85 Burada paralellik durumunu setim, nk kendimi byle daha az sorunla
ifade edebilirim ve kendimi daha kolay anlatabilirim. Bu uslamlamann z
kolaylkla saysal eitlik durumuna aktarlabilir.
* imdiye kadar tutarl bir ekilde Gleichung'u eitlik, Gleichheit' ise aynlk veya
ayn olma olarak evirdik. Bu tmcede Gleichheit, mantk yasas olarak zdelik
anlamnda kullanlmaktadr. 1892'de yaymlanan ber Sinn und Bedeutung'un
hemen banda Gleichheit kullanmna yazd dipnotta Frege'nin: "Bu szc
zdelik anlamnda kullanyorum ve 'a = b'y, 'a, b'nin ayndr' veya 'a ve b
rtr' anlamnda anlyorum" [leh brauehe dies Worf [Gleichheit] im Sinne von
Identitat und verstehe a = b' in dem Sinne von a st dasselbe wie V oder 'a und bfallen
zusammen'] diye belirttiini de not edelim, (.n.)

ca kavramn kendisinden tretilebilmelidirler. Leibniz aada


ki tanm veriyor:86
"Eadem sunt, quorum unum potest substitui alteri salva veritate."
Bu aklama, benim ayn olma tanmma uygundur. ster
Leibniz'in yapt gibi "kendisiyle aym"y [dasselbe] kullanalm,
ister "eittir"i, bunun fazla bir nemi yoktur. "Kendisiyle ayn"
ifadesinin her bakmdan, "eittir"in ise belli durumlarda zerin
de anlamaya varlacak bir ifade olduu dnlebilir; ancak
biz, bu ayrmn ortadan kalkaca bir ifade biimi benimseyebi
liriz. rnein, "doru paralar boyca eittir" yerine "doru par
alarnn boylar eittir" veya "birbiriyle ayndr" diyebiliriz; ve
"yzeyler renk bakmndan eittir" yerine "yzeylerin renkleri
birbirine eittir" diyebiliriz. Ve yukardaki rneklerde szc
byle kullandk. yleyse, tmel birbirinin-yerine-koyabilirlikte
gerekten de btn zdelik yasalar ierilmitir.
Demek ki, bir dorunun yn iin nerdiimiz tanmmz
dorulamak iin, eer a dorusu b dorusuna paralel ise,
"b'nin yn"nn
getii her yerde, onun yerine
"fl'nm yn"n
koyabileceimizi gsterebilmemiz gerekir. Bu giriim, balan
gta doru izgi hakknda onun, bir baka dorunun ynyle
rtt bildirimi dnda, baka bir ey bilmediimizi kabul
etmekle daha basitletirilebilir. yleyse yalnzca byle bir ayn
lktaki ya da bylesi ayn olmalar oluturucu e olarak barn
dran ieriklerdeki birbirinin-yerine-koyabilmeyi gstermemiz
gerekir.87 Yn hakkmdaki her trl bildirimin her eyden nce
tanmlanmas gerekir ve tanmlama iin de herhangi bir doru
nun yn yerine ona paralel olan herhangi bir dorunun yn86 Nor inegalans specimen demonstrandi in abstractis. Erdmann ed. s. 94.
* Birbirleriyle ayn olan eyler birbirlerinin yerine konulduunda doruluk de
imez. (.n)
87 Koullu bir yargda rnein, ynlerin eitlii bir koul (nbileen) veya sonu
(artbileen) olarak ortaya kar.

n koyabileceimizin her zaman olanakl kalmasn bir kural


olarak koyabiliriz.
66. Ancak nerdiimiz tanm hakknda bizi kukuya d
ren nc bir husus daha var.
a dorusunun yn b dorusunun ynyle ayndr"
tmcesinde, a'mn yn bir nesneymi gibi grnmektedir,88 bi
zim tanmmz bu nesneyi fc'nin yn gibi baka bir grnte
ortaya ktnda yeniden tehis etmemiz iin bir ara salyor
bize. Ancak bu ara tm durumlar iin yeterli olmuyor. rnein
ngiltere ile Dnya'nm ekseninin ynnn birbirinin ayn olup
olmadna karar vermekte iimize yaramyor. Bu rnein an
lamszlndan tr balanacam umuyorum. Doal olarak
hi kimse ngiltere'yi Dnya'nm ekseninin ynyle kartrma
yacaktr; ancak bunun nedeni bizim tanmmz deildir.
"a'mn yn q ile ayndr"
tmcesi, q "Vnin yndr" biiminde verilmedike, onaylanma
s veya reddedilmesi hakknda bize hibir ey sylemeyecektir.
Burada olmayan yn kavramdr; eer yn kavrammz olsayd
una karar verebilirdik ki, q bir yn deilse tmcemizin redde
dilmesi gerekir, ama eer q bir yn ise balangtaki tanmmz
bu tmcenin reddedilmesine ya da onaylanmasna karar verebi
lir. u tanm akla yatkn geliyor:
q bir yndr, eer yn q olan bir b izgisi varsa.
Ancak burada bir dngnn iinde olduumuz aktr. n
k bu tanm kullanabilmemiz iin,
q , fo'nin yn ile ayndr"
tmcesinin tm durumlar iin onaylandn ya da reddedildi
ini bilmemiz gerekir.

88 Belirli tanmlm varl buna iaret eder. Benim iin kavram, tekil bir yarg
ieriinin olas bir yklemi, nesne ise byle bir ieriin olas znesidir. Eer,
"Teleskopun ekseninin yn Dnya'nm ekseninin ynyle ayndr"
nermesinde, "teleskopun ekseninin yn"n zne olarak alrsak, "Dnya'nm
ekseninin ynyle ayn olma" da yklemdir. Bu bir kavramdr. Ancak "Dnya'nm ekseninin yn" yklemin bir esidir yalnzca; zne de yaplabildiin
den dolay o bir nesnedir.

67. Eer, q'nn bir yn olduu yukardaki tanm aracl


yla ortaya kondu, diyecek olursak, bu durumda q nesnesinin
ortaya konulu biimini, onun bir zellii gibi ele alma (yle
olmad halde) tehlikesiyle karlarz. Bir nesnenin tanm
gerekte nesne hakknda bir ey ne srmez, yalnzca gster
genin gnderimini ortaya koyar. Bu yapldktan sonra da ta
nmn kendisi nesne hakknda bir ey ne sren bir yargya
dnr; ancak artk nesneyi ortaya koymamakta, onun hak
knda yaplan dier bildirimlerle ayn dzeyde yer almaktadr.
stelik, eer bu yolu benimseyeceksek, bir nesnenin yalnzca
tek bir ekilde verilebileceini de varsaymamz gerekir; nk
g'nn bizim tanmmz araclyla ortaya konmam olmasn
dan, onun byle ortaya konulamayaca sonucuna baka trl
ulalamaz. Bylece tm eitlikler buradan ortaya kar, dolay
syla bize ayn ekilde verilen her ey, kendisinin ayn olarak
kabul edilecektir. Ancak bu, sylemeye bile demeyecek kadar
ak ve yararsz bir ilkedir. Aslnda, bu durumda ncllerin
herhangi birinden farkl olan bir sonuca ulalamaz. Eitlikle
rin ok eitli ve anlaml [bedeutsame] kullanmlarnn olmas,
farkl ekillerde verilmi olan bir eyin, yine de kendisi olarak
tehis edilebilmesi yzndendir.
68. Bu yntemlerle keskin snrlar olan herhangi bir yn
kavramna ve de ayn nedenlerden tr herhangi bir sayal sa
y kavramna ulaamayacamz iin, baka bir yol deniyoruz.
Eer a dorusu b dorusuna paralel ise, "a dorusuna paralel
olan doru" kavramnn kaplam* [Umfang], b dorusuna para
lel doru" kavramnn kaplamyla ayndr; te yandan, eer iki
kavramn kaplamlar ayn ise, a, Vye paraleldir. u halde aa
daki trden aklamalar deneyelim:
a dorusunun yn "a dorusuna paralel" kavramnn
kaplamdr;
d geninin ekli d genine benzer" kavramnn kap
lamdr.

"Bir kavramn kaplam" ifadesi, o kavramn altna den tm nesneleri belirt


mek iin kullanlyor. Bkz. Sunu, s.46-47 (.n.)

Bunu, bizim konumuza uygulayabilmek iin doru izgile


rin ya da genlerin yerine kavramlar, paralelliin ya da ben
zerliin yerine de, bir kavramn altna den nesnelerle bir dier
kavramn altna den nesneleri birebir eleyebilme [beiderseits
eindeutige Zuordnung] olanan koymamz gerekir. Ksaca ifade
etmek iin, eer bu bire-bir eleyebilme olana varsa, F kavra
myla G kavramnn 'esayl' [gleichzahlig]* olduundan sz ede
ceim; ancak bu 'esayl' szcnn keyfi olarak seilmi bir
dilegetiri biimi olarak anlalmasn, anlamnn iinde geen
szcklere gre deil, bu belirlemeyle ortaya ktnn kabul
edilmesini bekliyorum.
Bylece benim tanmm u oluyor:
F kavramna ait olan sayal say "F kavramyla esayl"
kavramnn kaplamdr.89
69. Bu aklamann yerinde olduu hemen anlalmayabilir. nk kavramlarn kaplamlarn saylardan daha farkl ey
ler olarak dnmyor muyuz? Bu konuda dnlenler, kav
ramlarn kaplamlar hakkmdaki temel bildirimlerle aydnla
kavuuyor. Bu bildirimlerde:
1. Aynlklar,
2. Birinin dierinden daha kapsaml [umfassender] olmas;
ifade edilmitir
*

Tpk ayn zamanda meydana gelen olaylar nitelemek iin kullanlan 'simultan'
veya gleichzeitig kavramlar gibi, Frege de bu balama uygun bir szck ola
rak gleichzahligi icat ediyor. Bu kavram, 'ezamanl' szcne benzer ekilde
'esayl' szcyle karladk, (.n.)
89 Sanyorum ki, "kavram n kaplam" yerine basite "kavram " diye de yazabilir
dik. Ancak buna iki ekilde kar klabilirdi:
1. Benim daha nce tekil saylarn nesne olmalarndan sz eden ifademle elie
cekti, yani "iki says" [die zwei] gibi belirli tanmlklarda kullanlan ifadelerde
belirtildii gibi ve saylarla "bir saylar", "iki saylar" gibi oul kullanmla
rn olanakszlndan dolay ve say, bir say tmcesinin ykleminin yalnzca
bir paras olduu iin;
2. Kavramlar birbirleriyle rtmeseler de, ayn kaplama sahip olabildik
lerinden.
Her iki itirazn da yantlanabilecei kansndaym; ancak bununla uramak
bizi imdiki amalarmzdan uzaklatrr. Bir kavramn kaplamnn ne olduu
nun bilindiini varsayyorum.

imdi,
"F kavramyla esayl" kavramnn kaplam, "G kavra
myla esayl" kavramnn kaplamyla ayndr
tmcesi dorudur, yalnzca ve yalnzca,
"F kavramna ait olan say ile G kavramna ait olan say
birbiriyle ayndr."
tmcesi de ayn zamanda doru ise. Artk bunda tam bir uyum
vardr.
Kukusuz, bir kavramn kaplamnn dierinden daha kap
saml olduu anlamndaki kullanmmz, bir saynn dierin
den daha kapsaml olduu eklinde ifade etmiyoruz; ama
"F kavramyla esayl" kavramnn kaplam
"G kavramyla esayl" kavramnn kaplamndan
daha kapsaml olmas gibi bir durum da olanakl deildir; ama
u olabilir: G ile esayl olan tm kavramlar, F ile de esayl
iseler, F ile esayl olan kavramlar da G ile esayl olurlar. Bura
da kullanlan "daha kapsaml" deyii, elbette saylar iin kullan
lan "daha byktr" deyiiyle kartrlmamaldr.
Dnlebilir dier bir durum da, "F kavramyla esayl"
kavramnn kaplamnn dier bir kavramn kaplamndan daha
kapsaml veya daha az kapsaml olabilecei durumdur; ancak
bu dier kavram bizim tanmmz gerei bir sayal say olamaz;
bir sayal say iin bir kavramn kaplamndan daha kapsaml ve
ya daha az kapsaml diye sz etmek pek allan bir ey deildir;
ancak bu durum ortaya ksa bile, yine de bizim sylediklerimi
ze engel olabilecek bir ey yoktur ortada.

Tanmmzn Tamamlanmas ve Onaylanmas


70. Tanmlar deerlerini, verimlilikleriyle gsterirler. Ka
ntlama zincirlerinde bir kenara braklabilen ve hibir eksik hal
kaya neden olmayan tanmlar tmyle deersiz olarak deerlen
dirilip reddedilmelidir.
yleyse, bizim F kavramna ait olan sayal say tanmmz

dan, saylarn bilinen zelliklerinden bazlarnn tretilip tretilemeyeceini deneyelim. Burada kendimizi en basit olanla s
nrlayacaz.
Bunun iin "esayl olma" [Gleichzahligkeit] teriminin daha
kesin bir aklamasn vermek gereklidir. "Esayl olmay" bire-bir eleme (karlkllk) cinsinden tanmlamtk, imdi ya
placak olan bu sonuncu ifadenin nasl anlalmas gerektiini
ortaya koymaktr, nk onun gryle bir balants olduu ko
laylkla varsaylabilir.
Aadaki rnei inceleyelim! Eer bir garson bir masada
bulunan tabaklarn says kadar ba masaya yerletirdiinden
emin olmak istiyorsa, ne baklar ne de tabaklar saymasna ge
rek vardr; btn yapaca, baklarn, tabaklarn hep sa taraf
na konulmasna zen gstererek her bir taban yanma bir bak
brakmaktr. Bylece tabaklar ve baklar bire-bir eleme iinde
ve ayn uzamsal ilikide olurlar. imdi eer aadaki
a A'nm hemen sanda yer alyor"
tmcesinde, a iin baka, A iin baka nesnelerin yerletirildii
ni dnrsek, bu sre srasnda ieriin deimeden kalan
ksm, bantnn zn oluturmu olur. imdi bunu genelle
tirelim.
Eer bir a nesnesi ve bir b nesnesiyle ilgili bir yarg-ieriinden, a ve b'yi kartrsak, geriye, iki noktada eksik olan bir kavram-bamts [Beziehungsbegriff] kalr. Eer
"Yeryznn Ay'dan daha fazla ktlesi vardr"
tmcesinden "Yeryz"n karrsak, "Ay'dan daha fazla ktle
si olan" kavramn elde ederiz. Eer, "Ay" nesnesini kartrsak,
"Yeryznden daha az ktlesi olan" kavramn elde etmi olu
yoruz. Ama her iki nesneyi de ayn anda kartrsak, elimizde
bir kavram-bants kalyor ki, bu kendi bana alndnda bir
yaln kavramn sahip olduu anlamdan fazlasna sahip deildir;
kavram-bantsmm bir yarg-ierii meydana getirmesi iin her
zaman tamamlanmas gerekir. Ama farkl yollardan da tamam

lanabilir: Yeryz ve Ay yerine Gne ve Yeryzn koyabili


rim; karma ilemini yaparak kavramla, onu tamamlayann
ayrlmas da salanmaktadr.
Karlkl bants olan her tekil nesne iftinin kavrambamts karsndaki durumu -bu ifti kavram-bamtsmm
znesi olarak adlandrabiliriz-, tekil bir nesnenin altna dt
kavramla olan durumu gibidir. Yalnz burada zne, bileik
znedir. Zaman zaman sz konusu bantnn simetrik olmas
durumunda, bu durum "Peleus ve Thetis, Achilleus'un ana ve
babasdr"90 tmcesinde olduu gibi dile gelir. Buna karlk,
"Yeryz Ay'dan daha byktr" tmcesinin ieriini, "Yery
z ve Ay"m bileik zne olarak grnmesini salayacak ekilde
baka szcklerle ifade etmek pek olanakl deildir; nk 've'
balac her zaman iki eyin ayn dzeyde alndna iaret ede
cektir. Ancak bu konumuzu etkilemiyor.
Kavram-bamts konusu, yaln kavramlarda olduu gibi
saf mantn bir parasdr. Burada bizi ilgilendiren herhangi bir
bantnn zel ierii deil, yalnzca mantksal biimidir. Ve bu
nun hakknda ne srlenler analitik olarak dorudur ve a priori olarak bilinirler. Bu, kavram-bamtlarnda olduu gibi, dier
kavramlar iin de dorudur.
Nasl,
"a, F kavramnn altna dyor"
a nesnesiyle ilgili yarg-ieriinin genel biimiyse,
"a, b'yle cp bants iindedir"
dilegetiriini de bir a nesnesi ve bir b nesnesiyle ilgili bir yargieriinin genel biimi olarak alabiliriz.
71. imdi, eer F kavramnn altna den her nesne, G kav
ramnn altna den bir nesneyle (pbants iindeyse ve G kavra
mnn altna den her nesneye kar, F kavramnn altna den
bir nesne onunla <p bamts iindeyse, bu durumda F ve G kav
ramlarnn altna den nesneler f bants iinde birbirleriyle
elenmilerdir.
90 Byle bir durum, "ve"nin ancak grnte iki zneyi birletirdii, ama aslmda
iki tmceyi birletirdii durumla kartrlmamaldr.

"F kavramnn altna den her nesne, G kavramnn altna


den bir nesneyle (p bants iindedir"
dilegetiriinin, F kavramnn altna den hibir nesne olmama
s durumunda neye gnderme yapt sorulabilir. Bu ifadeyi y
le anlyorum:
"a, F kavramnn altna dyor"
ve
"a, G kavramnn altna den hibir nesneyle cp bants
iinde deildir"
gibi iki tmce, a neyin gstergesi olursa olsun, her ikisi de birlik
te doru olamazlar; yleyse ya ilk tmce ya da kincisi yanltr
veya her ikisi de yanltr. Bundan da "F kavramnn altna d
en her nesne, G kavramnn altna den bir nesneyle <p ban
ts iindedir" tmcesinin, F kavramnn altna den bir nesne
olmamas durumunda da doru olduu grlebilir; nk bu
durumda, a ne olursa olsun,
"a, F kavramnn altna dyor"
tmcesi her zaman yanl olacaktr.
Ayn ekilde,
"G kavramnn altna den her nesneye kar, F kavram
nn altna den bir nesne onunla <p bants iindedir"
tmcesi de
a, G kavramnn altna dyor"
ve
"F kavramnn altna den hibir nesne a ile f bants iin
de deildir"
gibi iki tmcenin, a neyin gstergesi olursa olsun, her ikisinin
birlikte doru olamayacana gnderme yapmaktadr.

72. Bylelikle, F ve G kavramlarnn altna den nesne


lerin (p bants iinde birbirleriyle elenmi olduklarn gr
dk. Ama bizim ele aldmz durumda bu elemenin bire-bir
olmas gerekir. Bundan, aadaki iki tmcenin her ikisinin de
salanmasn anlyorum:
1.
Eer d, a ile (p bants iindeyse ve eer d, e ile (p bants
iindeyse, demek ki, genel olarak, d, a ve e ne olurlarsa olsunlar,
a, e'nin kendisiyle ayndr.

2.
Eer d, a ile (p bants iindeyse ve eer b, a ile (p bants
iindeyse, demek ki, genel olarak, d ,b v e a ne olurlarsa olsunlar,
d, Vnin kendisiyle ayndr.
Bu, bire-bir elemeyi saf mantksal bantya indirgemekte
ve aadaki tanm vermemizi salamaktadr:
"F kavram, G kavramyla esayldr"
dilegetiriinin gnderimiyle,
"F kavramnn altna den nesnelerle, G kavramnn altna
den nesneleri bire-bir eleyen bir <p bants vardr"
dilegetiriinin gnderimleri ayndr.
imdi ilk tanmmz tekrarlayabiliriz:
"F kavramna ait olan sayal say, "F kavramyla esayl"
kavramnn kaplamdr";
ve unu ekliyoruz:
"n bir sayal saydr"
dilegetiriinin gnderimi ile,
"yle bir kavram vardr ki, r ona ait olan sayal saydr"
dile getiriinin gnderimleri ayndr.
Yani, sayal say kavram, geri aka kendi cinsinden tanm
lanmtr, ancak "F kavramna ait olan sayal say" daha nce ta
nmland iin bunda bir hata yoktur.
73. Bundan sonraki amacmz, eer F kavram, G kavramy
la esayl ise F kavramna ait olan sayal say ile G kavramna ait
olan sayal saynn ayn olduklarn gstermektir. Doal olarak
bu bir totoloji gibi grnyor, ama deildir; "esayl" szc
nn gnderimi, onun nasl biraraya getirildiinden deil, benim
yukardaki tanmlamamdan karsanmaldr.
Bizim tanmmzla ilgili gsterilmesi gereken, eer F kavra
myla G kavram esayl ise "F kavramyla esayl" kavramnn
kaplamnn, "G kavramyla esayl" kavramnn kaplamyla ayn
olduudur. Baka bir deyile, bu kabulden hareketle, aadaki iki
tmcenin tmel olarak salandnn kantlanmas gerekir:
Eer H kavram, F kavramyla esayl ise, ayn zamanda
G kavramyla da esayldr;
ve

eer H kavram, G kavramyla esayl ise, ayn zamanda


F kavramyla da esayldr.
lk tmcenin ne srd udur: Eer F kavramnn altna
den nesnelerle, G kavramnn altna den nesneleri bire-bir
eleyen bir (p bants varsa ve ayrca H kavramnn altna d
en nesnelerle, F kavramnn altna den nesneleri bire-bir e
leyen bir i//bants varsa, H kavramnn altna den nesneler
le, G kavramnn altna den nesneleri de bire-bir eleyen bir
bant vardr. Harflerin aadaki gibi sralanmas kavramay
kolaylatracaktr:
H f F (p G
Byle bir bant aslnda verilebilir: Eer aadaki,
"c'nin y/ bantsnda olduu ve b'nin (p bantsnda olduu
bir nesne vardr"
yarg-ieriinden, bantnn terimleri olarak c ve Vyi kartr
sak. Bu bantnn bire-bir olduu gsterilebilir; ve bant, H
kavramnn altna den nesnelerle, G kavramnn altna den
nesneleri bire-bir elemektedir.
Benzer bir kantlama ikinci tmce iin de verilebilir.91 Ve
bylece umuyorum ki, kantlamalarmzn hibir yerde grden
alnanlara baml olmad ve tanmlarmzn belli amalar iin
kullanlabilecei yeterince ortaya konmu oldu.

74. imdi artk tekil saylarn tanmlanmasna geebiliriz.


"Kendisiyle ayn olmayan" kavramnn altna hibir ey d
mediinden, sfr saysn yle tanmlyorum:
0,
"kendisiyle ayn olmayan" kavramna ait olan sayal say
dr.
Bazlar, benim bu balamda bir kavramdan sz etmemi
artc bulabilir. Bu kavramn bir eliki ierdiini ve eskiden
tandmz kare emberi ve tahtadan demiri hatrlattm sy
leyerek kar kacaklardr belki. imdi inanyorum ki, bu eski
tandklar zannedildikleri kadar da kt deiller. Yaplacak en
91 Ayn ey bunun evrii iin de geerlidir: Eer F kavramna ait olan say, G kav
ramna ait olan say ile ayn ise, bu durumda F kavram, G kavramyla ayn
saydadr.

son eyin onlar bir yerlerde kullanmak olduunu kabul ediyo


rum; ama ayn zamanda, yalnzca onlarn altna den herhangi
bir ey olduunu varsaymazsak -k i onlar kullanmakla bunu
varsaym olmayz- bize hibir zararlar olmaz. Bir kavramn
eliki iermesi, inceleme yapmakszn her zaman ortada olan
bir ey deildir; ama onu inceleyebilmek iin nce ona sahip
olmamz ve onu dierleri gibi mantksal olarak ele almamz
gerekir. Mantk asndan ve kantlama keskinlii gzyle bir
kavramdan istenebilecek olan tek ey, onun uygulanmasndaki
snrlarn keskin olmas, yani her bir kavramn bu nesnenin alt
na dp dmediine kesin olarak karar verebilmemizi sala
masdr. Ancak bu talep "kendisiyle ayn olmayan" gibi eliki
ieren kavramlar tarafndan tamamyla salanmaktadr; nk
kesin olarak bilmekteyiz ki, byle bir kavramn altna den hi
bir nesne yoktur.92
Ben 'kavram' szcn u ekilde kullanyorum:
"a, F kavramnn altna dyor"
a nesnesiyle ilgili olan ve a yerine herhangi bir eyin konul
masna olanak veren bir yarg-ieriinin genel biimidir. Ve bu
anlamda
a, 'kendisiyle ayn olmayan' kavramnn altna dyor",
aadakilerle ayn gnderime [gleichbedeutend] sahiptir:
"a kendi kendisiyle ayn deildir"
veya
"a, a ile ayn deildir"

92 Bir nesnenin altna dt kavram cinsinden tanmlanmas apayr bir konu.


rnek olarak, "en byk basit kesir" [der grsste cichte Bruch] dilegetiriinin ieri
i yoktur, nk belirli tanmlk [der], belirli bir nesneye gnderme yapma iddi
asndadr. te yandan, "l'den kk ve l'den kk hibir kesrin byklk ola
rak onu amad kesir" kavram kusursuzdur; gerekten de, byle bir kesrin
varolmadm kantlamak iin bile, bir eliki iermesine ramen bu kavram
kullanmamz gerekir. Bununla birlikte, eer bu kavram, altna den bir nesne
yi tanmlamak iin kullanm ak istersek, iki farkl eyi gstermemiz gerekir:
1. bu kavramn altna den herhangi bir nesne olduunu;
2. onun altna den yalnzca bir nesne olduunu.
imdi, bu tmcelerden daha birincisi yanl olduundan "en byk basit kesir"
dilegetirii anlam iermez.

O'm tanm iin, altma hibir nesnenin dmedii baka bir


kavram da kullanabilirdim. Ancak bu kavram seerken saf
mantksal zeminde kantlanabilecek olmasn gz nnde bulun
durdum; ve bu ama iin "kendisiyle ayn olmayan" kavram,
saladklar itibariyle en uygun olandr, "ayn [zde] olan" iin
yukarda Leibniz'den alman [ 65] ve saf mantksal olan tanm
kabul ettim.
75. imdi, altma hibir nesne dmeyen her kavramn, al
tma yine hibir nesne dmeyen dier kavramlarla ve yalnzca
onlarla esayl olduunu daha nce ortaya konulmu olanlar
sayesinde kantlamak olanakl olmaldr; bundan da O'm byle
bir kavrama ait olan sayal say olduu ve bir kavrama ait olan
saynn 0 olmas durumunda o kavramn altma hibir nesnenin
dmedii sonucu kmaktadr.
Eer hem F kavram, hem de G kavram altna hibir nes
nenin dmediini varsayyorsak, onlarn esayl olduklarn
kantlamak iin aadaki koullan salayan bir (p bants bul
mamz gerekir:
"F kavramnn altma den her nesne, G kavramnn altma
den bir nesneyle
<pbants iindedir; ve G kavramnn altma den her nes
ne iin, F kavramnn
altma den ve onunla (p bants iinde olan bir nesne var
dr."
Bu dilegetirilerin gnderimleriyle ilgili yukarda sylenen
lere gre [ 71], bizim n kabullerimizden [Voraussetzung] btn
bu koullarn her trl bant tarafndan saland sonucu k
yor ki, bunlar arasnda bire-bir bir bant olan aynlk bants
da vardr; nk bu bant yukarda [ 72. de] ortaya konan her
iki gereklilii de karlamaktadr.
Eer dier durumu ele alrsak, diyelim a gibi bir nesne G
kavramnn altma dse, ama F'nin altma hibir ey dmese,
bu durumda aadaki iki tmce, yani
a, G kavramnn altma dyor"
ve
"F'nin altma den hibir nesne a ile (p bantsnda deildir"

tmcelerinin her ikisi de btn (p bantlar iin dorudur; n


k ilki bizim ilk n kabulmz ile, kincisi de ikinci n kabul
mz ile doru klnmtr. Eer, F'nin altna den hibir nesne
yoksa, F'nin altna den hibir nesne a ile herhangi bir bant
iinde deildir. Dolaysyla, F'nin altna den nesnelerle, G'nin
altna den nesneleri bizim tanmmza uygun decek ekilde
eleyen hibir bant yok demektir, buna gre de F ve G kavram
lar esayl deillerdir.
76. imdi, doal saylar serisindeki [natrlichen Zahlerreihe]
her komu iki enin birbirleriyle olan bantlarn aklamak
istiyorum. Aadaki
"yle bir F kavram ve onun altna den bir x nesnesi var
dr ki, F kavramna
ait olan sayal say n'dir ve "F'nin altna den ama x'le ayn
olmayan" kavramnn sayal says m'dir"
tmcesinin gnderimi ile
"n, doal saylar serisinde dorudan m'yi izlemektedir"
tmcesinin gnderimiyle ayndr.
r, m'den hemen sonra gelen sayal saydr" [n ist die auf m
nachtsfolgende Anzahl] dilegetiriinden kamyorum, nk belir
li tammlm [die] kullanm, iki tmcenin kantlanmasna kadar
gerekelendirilemez.93 Bu noktada "n = m + l"i de ayn sebepten
dolay kullanmyorum, nk =' gstergesinin kullanlmas, (m
+ l)'i bir nesne olarak betimlemektedir.
77. imdi 1 saysna ulamak iin, her eyden nce doal
saylar serisinde O' izleyen bir ey olduunu gstermemiz gere
kiyor.
"O'la ayn olan" kavramn -ya da istersek buna yklemini
diyelim- ele alalm. Bunun altna 0 says dmektedir. Ancak
"O'la ayn, ama O'la ayn deil" kavramnn altna hibir nesne
dmyor, bylece 0, bu kavrama ait olan sayal say oluyor. Ya
ni elimizde "O'la ayn olan" kavram ve onun altna den bir
nesne, yani 0 var; ve bunlar hakkmdaki u tmceler de doru
olmaktalar:
93 74'n dipnotuna (dipnot 92'ye) baknz.

"O'la ayn olan" kavramna ait olan sayal say, "O'la ayn
olan" kavramna ait olan sayal sayyla ayndr;
"O'la ayn olan, ama O'la ayn olmayan" kavramna ait olan
say O'dr.
Yani, bizim tanmmza gre [ 76.] "O'la ayn olan" kavra
mna ait olan sayal say, doal saylar serisinde dorudan O' iz
lemektedir.
imdi eer aadaki gibi tanmlarsak:
1, "O'la ayn olan" kavramna ait olan sayal saydr,
bu durumda elde edilen sonucu yle yazabiliriz:
1, doal saylar serisinde dorudan O' izlemektedir.
Bizim 1 says tanmmzn, kendi nesnel meruluu iin her^
hangi gzlemlenmi bir olguyu94 gerektirmediini belirtmek sa
nrm yersiz olmaz; nk tanma ulamay mmkn klmak
iin, baz znel koullarn salanm olmas gerektii ve duyu
sal alglarn bizi buna srkledii konusunda kolayca karklk
doabilir.95 Bununla birlikte, bu koullar, tretilen tmcelerin
a priori olmalarn deitiremez. rnein, en azndan imdilik
bilebildiimiz kadaryla, belli bir miktarda ve uygun nitelikte
kann beyinde dolamas da byle bir kouldur; ancak bizim yu
kardaki son tmcemizin doruluu, bu koula bal deildir,
hatta kan dolam dursa bile tmce hl geerli olacaktr; hatta
tm akll varlklar bir gn ayn anda k uykusuna yatacak ol
salar bile, bizim tmcemiz bu sre iinde iptal olmayacak, hi et
kilenmeden kalacaktr. nk bir tmcenin doru olmas, onun
dnlm olmasyla ayn ey deildir.
78. Bizim tanmlarmz araclyla kantlanacak baz
tmceleri sralayarak konumuza devam ediyorum. Bylelikle
okurlar bunun nasl yaplabileceini ana hatlaryla kolaylkla
grebilecektir.
1. Eer a doal saylar serisinde dorudan O' izliyorsa, a =
l'dir.
2. Eer 1, bir kavrama ait olan sayal say ise, bu kavramn
altna den bir nesne vardr.
94 Tmel olmayan nermeler.
95 Kar. Erdmann, Die Axiome der Geometrie, s. 164.

3. Eer 1, F kavramna ait olan sayal say ise, bu durumda


eer x nesnesi F kavramnn altna dyorsa ve y nesnesi F kavra
mnn altma dyorsa, x = y'dir; yani x, y'nin kendisiyle ayndr.
4. Eer F kavramnn altma bir nesne dyorsa ve x'in F
kavramnn altma dmesinden ve j/'nin de F kavramnn altma
dmesinden, genel olarak x = y karsanabiliyorsa, bu durum
da 1, F kavramna ait olan sayal saydr.
5. m ile n arasnda,
"r, doal saylar serisinde dorudan myi izlemektedir"
tmcesiyle ortaya konan bant, bire-bir bir bantdr.
imdiye kadar sylenenlerde, doal saylar serisinde her
bir sayal say iin onu dorudan izleyen ya da onun dorudan
izledii baka bir sayal say olduunu ne sren hibir ey
yok.
6. Doal saylar serisinde, 0 dndaki her bir sayal say ba
ka bir sayal sayy dorudan izlemektedir.
79. imdi doal saylar serisinde her (n) saysndan sonra,
onu dorudan izleyen bir sayal say olduunu kantlamak iin,
izleyen sayal saynn ait olduu bir kavram ortaya koymamz
gerekir. Bunun iin, nce tanmlanmas gereken,
"n ile sonlanan doal saylar serisinin yesi"
kavramn seiyoruz.
nce, benim Begriffsschrift (Kavram Yazs) adl kitabmda
bir seride birbirini izlemek ile ilgili verilmi olan tanm biraz
farkl szcklerle tekrar edeyim:
"Eer x'in (p bantsnda olduu her nesne F kavramnn al
tma dyorsa ve eer d, F kavramnn altma dtnde, d ne
olursa olsun, d'nin (p bantsnda olduu her nesnenin F kavra
mnn altma dt sonucu tmel olarak kyorsa, F kavram
ne olursa olsun, y, F kavramnn altma der"
tmcesiyle,
y, (^-serisinde xi izler"
ve
"x, (^-serisinde y'den nce gelir"
tmcelerinin gnderimleri ayndr.

80. Bunun zerinde baz noktalara iaret etmek zaman kay


b olmayacaktr. ncelikle (p bants belirlenmeden brakld
iin, serilerin zorunlu olarak uzaysal ve zamansal dzenlemeler
biiminde dnlmesi gerekmiyor; her ne kadar bu dzenleme
ler dlanmam olsa da.
Belki unun gibi bir aklama daha doal bulunabilir: Eer,
x'ten balayarak, dikkatimizi srekli olarak bir nesneden, onun
la (p bants iinde olan bir dierine kaydrrsak ve bu ilem
sonucunda y'ye ularsak, bu durumda ^-serilerinde t/'nin x' iz
lediini syleyebiliriz.
imdi bu, ardkl incelemenin bir yoludur, ama bir tanm
deildir. Bu durumda, ya dikkatimiz bir sonrakine kaydnda
ulatmz y, her trl znel yan koullara baml olmaktadr,
yani bizim ona ayrdmz zamana ya da eyler hakkmdaki bil
gimize baml olmaktadr; ya da, ^-serisinde y'nin x' izlemesi
nin, genel olarak bizim ona verdiimiz dikkatle ve dikkatimizi
srdrdmz koullarla hibir ilgisi yoktur; aksine bu, olgu
sal [Sachlich] bir durumdur; tpk yeil bir yapran, belli bir dalgaboyunda k nlar yanstmasnn, ister bu n benim gz
me ulaarak bir duyum olutursun ister oluturmasn, olgusal
bir durum olmas ve tpk ben bir tuz yuman suya attmda
ister sonucunu gzlemlemi olaym ister olmayaym, tuzun suda
zlr olmasnn olgusal bir durum olmas gibi, hatta benim
onunla ilgili bir deney yapmamn olanaksz olduu durumlar
da bile tuzun zlebilirliini korumasnn olgusal bir durum
olmas gibi.
Benim aklamam, sorunu znel olanakllklar alanndan
nesnel belirlenmilik alanna tamtr. nk, bir tmceyi,
bir baka tmceden karsamak nesnel bir eydir, dikkatimizin
hareketlerine egemen olan yasalardan ve bizim fiilen bir sonu
karp karmamamzdan bamszdr. Benim ortaya koymu
olduum, hangi durumda sorulmu olursa olsun, "Onu izliyor
mu?" sorusuna her durumda karar veren bir lttr; ve birok
durumda karlalan byk zorluklar nedeniyle fiilen bir kara
ra ulaamam olmak, gerek durumla ilgili bir husus deildir.
Bir seride, serinin sonra gelen herhangi bir yesinin, nce
geleni izleyip izlemediinden emin olmak iin ilk yeyle veril

mi belli bir nesnenin arasna girmi yeleri gz nnde bulun


durmak, her zaman gerekli deildir. rnek olarak, (^-serisinde
b, a'y izliyorsa ve c, b'yi izliyorsa, bu durumda serinin aradaki
yelerinin ne olduunu bilmeden de, aklamamza dayanarak
c'nin, a'y izledii sonucunu karabiliriz.
Yalnzca, bir seride birbirini izlemeyle ilgili bu tanm saye
sinde, grne baklrsa sadece matematie zgym gibi du
ran bu m'den (n + l)'e geen karm, genel mantk yasalarna
dayandrmak olanakldr.
81. Eer imdi, bizim (p bants iin, aadaki,
"doal saylar serisinde n, dorudan m'yi izler"
tmcesiyle ortaya konan m ile n arasndaki banty alrsak, bu
durumda "((-serisi" demek yerine, "doal saylar serisi" diyece
iz.
Aadaki u tanm da ekliyorum:
"y, <j9-serisinde x' izler veya y, x ile ayndr"
tmcesi,
y, x ile balayan ^-serisinin bir yesidir"
tmcesi ile ayn gnderime sahip olduu gibi,
"x, y ile sonlanan <j9-serisinin bir yesidir"
tmcesiyle de ayn gnderime sahiptir.
Bundan da u sonu kar ki, eer n, doal saylar serisinde
dorudan a'dan sonra geliyorsa ya da a ile ayn ise, a , n ile sonla
nan doal saylar serisinin bir yesidir.96
82. imdi, gsterilmesi gereken,
"n ile sonlanan doal saylar serisinin yesi"
kavramna ait olan sayal saynn, -aka belirtilmesi gereken
bir koul altnda- doal saylar serisinde 'yi dorudan izle
mekte olduudur. Bylelikle, doal saylar serisinde n'yi do
rudan izleyen bir sayal say olduunu kantlayarak, bu serinin
bir en son yesinin olmadn da gstermi olacaz. uras
aktr ki, bu tmce deney yoluyla ya da tmevarmla ortaya
konamaz.
96 Eer n, bir say deilse, bu durumda n'nin kendisi, n ile sonlanan doal saylar
serisinin yegne yesidir, -eer bu, ok artc bir dilegetirme yolu deilse.

Burada kantlamay vermek bizi ok uzaklara gtrecek.


Yalnzca kantlamann yaplma yoluna ksaca deineceim. Bu
rada kantlanmas gereken udur:
1.
Eer a, doal saylar serisinde dorudan d'yi izliyorsa ve
eer d hakknda,
"d ile sonlanan doal saylar serisinin yesi"
kavramna ait olan sayal saynn, doal saylar serisinde doru
dan d'yi izledii doruysa, bu durumda a hakknda,
"a ile sonlanan doal saylar serisinin yesi"
kavramna ait olan sayal saynn, doal saylar serisinde doru
dan a'y izledii de dorudur.
ikinci olarak kantlanmas gereken de udur: Hemen yuka
rdaki tmcelerde d ve a hakknda ne srlenler, 0 says iin
de geerlidir. Ve buradan kan sonu da, eer n, O'la balayan
doal saylar serisinin bir yesiyse, bunun n iin de geerli oldu
udur. Buradaki karm biimi,
"y, doal saylar serisinde x'i izler"
dilegetirii [ 79,81'de] ile ilgili verdiim tanmn bir uygulamas
dr; burada F kavram iin, yukarda d ile a hakknda ne sr
lenler alnm, ama d ve a'mn yerine, imdi ven konulmutur.
83. Bir nceki paragraftaki 1. tmceyi kantlamak iin,
s'nn, "a ile sonlanan doal saylar serisinin yesi, ama a ile ay
n deil" kavramna ait olan sayal say olduunu gstermemiz
gerekir. Ayrca bu kavramn, d ile sonlanan doal saylar serisi
nin yesi" kavramnn kaplamyla, ayn olduu kantlanmaldr.
Bunun iin, O'la balayan doal saylar serisinin yesi olan hibir
nesnenin, doal saylar serisinde kendi kendisini izleyemeyece
ini dile getiren tmceye gereksinimimiz vardr. Ve bu da, yu
karda belirtildii zere bizim bir seri iinde birbirini izlemeye
ilikin yaptmz tanmn yardmyla kantlanmaldr.97
97 E. Schrder (a.g.y., s. 63), bu tmceyi, baka trl de seilebilecek olan bir notasyon dizgesinin bir sonucu olarak gryor. Burada, Schrder'in bu konudaki
tm almasna zarar veren prz tekrar karmza kyor; yani, saynn bir
gsterge olup olmadm ve eer gstergeyse onun gnderiminin ne olduunu
veya saynn kendisinin, gstergenin bizzat gnderimi olup olmadn gerek
ten bilmememiz sorunu. Varsayalm ki, gstergelerimizi, ayn gsterge hibir
zaman tekrar etmeyecek ekilde semi olalm, bundan, bu gstergelerin gn
derimlerinin de farkl olaca sonucu kmayacaktr.

te bylelikle,
"n ile sonlanan doal saylar serisinin yesi"
kavramna ait olan sayal saynn, doal saylar serisinde doru
dan n'yi izlediini ne sren tmce, n'nin 0 ile balayan doal
saylar serisinin bir yesi olmak durumunda olduu koulunu
eklemek zorunda kalyoruz. Bunun iin aada akladm kul
lanl bir ksaltma vardr:
r, 0 ile balayan doal saylar serisinin bir yesidir"
tmcesi ile,
"n sonlu bir sayal saydr"
tmcesinin gnderimleri ayndr.
Bylece son tmceyi u ekilde ifade edebiliriz: Doal say
lar serisinde hibir sonlu sayal say, kendini izlemez.

Sonsuz Sayal Saylar.


84. Sonlu sayal saylarn karsnda, sonsuz sayal saylar
vardr. "Sonlu sayal say" kavramna ait olan sayal say, bir son
suz sayal saydr. Sonsuz sayal sayy, ooj'le simgeletirelim. Eer
bir sonlu sayal say olsayd, doal saylar serisinde kendini
izlemeyecekti. Ama o^'in tam da bunu yapt gsterilebilir.
Bu ekilde tanmlanm sonsuz sayal say oo/de gizemli
ya da alacak hibir yan yoktur. "F kavramna ait olan sayal
say, ^ 'd ir" tmcesi undan azn ya da fazlasn dile getirmi
yor: F kavram altma den nesneleri sonlu sayal saylarla bire-bir eleyen bir bant vardr. Bizim tanmlarmz asndan
bunun anlam son derece ak ve nettir; ve bu, ^ simgesinin
kullanm gerekelendirmek ve ona bir gnderim vermek iin
yeterli olmaktadr. Bir sonsuz sayal saynn tasarmn oluturamamak hibir ekilde nemli deildir; bu durum sonlu sa
yal saylar iin de ayn ekilde geerlidir. Byle bakldnda,
bizim
sayal saymzn, herhangi bir sonlu sayal saynmki
kadar belirlenmi bir nitelii vardr; hibir ekilde kukuya
kaplmadan kendisi olarak tehis edilebilir ve bir bakasndan
ayrt edilebilir.

85. G. Cantor, ksa bir sre nce yaymlad son derece


dikkate deer bir yazda98 sonsuz saylar ortaya koydu. Sadece
sonlu sayal saylarn ilkece fiili gerek [u/irklich] kabul edilmesi
grn, Cantor'un kmsemeyle karlamasna kesinlikle
katlyorum. Sonlu sayal saylar da, kesirli, negatif, irrasyonel ya
da karmak saylar gibi ne duyularla alglanabilirler ne de uzaysaldrlar; eer fiili gerek olan, duyularmz zerinde etkide
bulunanlarla veya yakn ya da uzak sonular olarak duyu alg
larna neden olan etkileri yaratanlarla snrlarsak, bu durumda
elbette ki hibir say fiili gerek olamaz. Ancak bizim, teoremle
rimizi kantlamak iin herhangi bir duyu algsna hibir ekilde
ihtiyacmz yoktur. Mantksal adan kusursuz bir ekilde orta
ya konan herhangi bir ad veya gstergeyi, hi duraksamadan
kendi aratrmalarmzda kullanrz; burada da 1 sayal says,
tpk 2 veya 3 gibi gerekelendirilmitir.
Burada Cantor'la gr birlii iinde olduumu dnyo
rum; bununla birlikte benim terminolojim baz bakmlardan
Cantor'unkinden farkldr. Benim sayal saym iin, Cantor, "g"
[Machtigkeit] terimini kullanyor, oysa onun sayal say kavram,99
bir sra olarak dzenlemeye iaret etmektedir. Kukusuz sonlu sa
yal saylar, bu dzenlemeden bamsz olmakla birlikte, yine de
sral dizilerde ortaya kmaktadrlar, ama buna karlk sonsuz
sayal saylarda (ya da sonlutesi [unendlichgrosse] sayal saylarda)
durum byle deildir. Ancak gnlk kullanmdaki "sayal say"
szc ve "ka tane?" sorusu, sabit bir dzenlemeye iaret et
memektedir. Cantor'un sayal saylan daha ok, "ardk sralan
madaki son yenin kanc ye olduu" sorusuna yant vermekte
dir. Dolaysyla benim terminolojim gnlk kullanmla daha iyi
uyuuyor gibi grnyor. Eer bir szcn gnderimini geni
letirsek, olabildiince ok genel nermenin, zellikle de serilerde
sayal saynn dizisinden bamszln ne sren bir temel ner
menin geerliliini korumasna dikkat etmeliyiz. Bizim sayal say
kavrammz batan beri sonsuz saylar da kapsadndan, onun
gnderimini geniletme gereini duymadk.
98 Grundlegen einer allgemeiner Mannichfaltigkeitslehre. Leipzig, 1883.
99 Bu dilegetiri, kavramlarn nesnellikleri hakknda nceden sylediklerimle bir
eliki iindeymi gibi grnyor; ama burada znel olan adlandrmadr.

86. Cantor, kendi sonsuz saylarn elde etmek iin bir ard
k sralanmada izleme bamt-kavramm devreye sokmaktadr
ki bu, benim "bir seride izleme" kavrammdan farkldr. Cantor'a gre, rnein, eer sonlu pozitif tamsaylar, tek saylarn
tpk doal saylarn serisi iinde birbirlerini izledii ekilde bir
sra iinde dzenler, ayn eyi ift saylar iin de yapar ve her ift
saynn bir tek sayy izleyecei koulunu da getirirsek, bir ard
k sralanma elde etmi oluruz. rnek olarak, bu ardk sra
lanmada 0 , 13' izleyebilecektir. Ancak hibir say O'dan hemen
nce gelemez. Bu, benim sral dizilerdeki izleme tanmmda kar
lalmayacak bir durumdur. Grden alnma hibir aksiyoma
bavurulmadan, eer y, ^-serisinde x'i izliyorsa, bu seride y'den
hemen nce gelen bir nesne olduu kesin olarak kantlanabilir.
Burada ardk sralanmaya ve Cantor'un sayal say kavramna
ilikin tanmlarn kesinliinde hl eksiklik varm gibi grn
yor. Dolaysyla Cantor, gizemli "isel gr"ye bavurmutur; ki
burada tanmlardan kan bir kantlama yapmaya almak ve
bu kantlamay yapmak elbette mmkndr. nk sz konusu
iki kavramn nasl kesin hale getirilebileceini ngrebildiimi
sanyorum. Bununla birlikte, bu sylediklerimle, onlarn meru
luunu ve verimliliini sorgulamay da kesinlikle istemiyorum.
Tam aksine, Cantor'un aratrmalarn, bilimi genilettikleri iin
selamlyorum, nk bu almalar sayesinde daha yksek de
receli sonsuz byk sayal saylara (sonlutesi sayal saylara) gi
den saf aritmetiksel bir yol almtr.

V. Sonu

87. Umuyorum ki, bu kitapta, aritmetiin yasalarnn anali


tik yarglar olduunu ve dolaysyla a priori olduunu ortaya koyabilmiimdir. Bylelikle aritmetik, sadece, daha da gelitirilmi
bir mantktr ve her aritmetik nermesi, tretilmi de olsa bir
mantk yasasdr. Aritmetiin, doann aklanmasnda kullanl
mas, gzlemlenmi olgularn mantksal adan ilenmesidir100;
hesaplama da karm olmaktadr. Say yasalarnn, d dnyaya
uygulanabilmeleri iin, Baumann'm101 dnd gibi pratik s
namalarla kendilerini kantlamalar gerekli deildir; nk d
dnyada, btn uzayda kavram yoktur; kavramlarn zellikleri
yoktur ve saylar da yoktur. Yani say yasalar gerekte dsal
eylere uygulanabilir deildir; say yasalar doa yasalar deil
dir. Ama say yasalar, d dnyadaki eylerle ilgili geerli olan
yarglara uygulanabilirler; onlar doa yasalarnn yasalardr. Sa
y yasalar, doann grngleri arasndaki balantlar hakkn
da bir ey ne srmez, yalnzca yarglar arasndaki balantlar
hakknda bir ey ne srer; ve bu yarglar arasnda doa yasala
r da bulunur.
88. Belli ki Kant,102 analitik yarglarn deerini hafife al
mt -kukusuz bu, kavramla ilgili belirlenimi ok dar bir e
kilde yapmaktan kaynaklanmaktadr- geri bu terimi benim
100 Gzlemin kendisi, mantksal bir etkinlii zaten iermektedir.
101 A.g.y. Cilt II, s. 670
102 A.g.y. Cilt III, s. 39 [A-6 / B-10 vd.]

kullandm geni anlamda dnm olduuna dair baz ipu


lar da vardr.103 Kant'm tanm temel alndnda yarglarn
analitik ve sentetik olarak blnmesi olanakl tm durumlar
kapsamamaktadr. Kant, tmel olumlayc yarglar dnmek
tedir. Bu yarglarda, zne olan bir kavramdan [Subjectsbegriffe]
sz edilebilir ve -Kant'm tanmnn gerektirdii gibi- yklem
olan kavramn [Pradicatsbegriff] onda ierilip ierilmedii so
rulabilir. Ancak, eer zne, tekil bir nesneyse [einzelner Gegenstand], bunu nasl yapabiliriz? Ya da yarg varolu bildiren bir
yarg [Existentialurtheil] ise? Bu durumlar sz konusu olduun
da Kant'm anlad anlamda zne olan kavramdan sz etme
olana yoktur. Kant, kavramlarn, vasflarn [Merkmale] birbi
rine eklenmesi* yoluyla belirlendiklerini dnyormu gibi
grnyor; ancak btn kavram oluturma yollar iinde en ve
rimsiz olan budur. Eer bu kitapta verilen tanmlara bakacak
olursak, bu betimlemeye uygun denini zor buluruz. Ayn
ey, rnein bir fonksiyonun sreklilii tanmnda olduu gi
bi, matematikteki gerekten verimli tanmlar iin de geerlidir.
Bunlarda birbirine eklenen bir vasflar dizisi sz konusu deil
dir; belirleyici eler dierleriyle daha isel, yani, daha organik
bir ba iindedir. Geometriden alman bir rneklendirme bu ay
rm grlr klacaktr. Eer kavramlar (ya da kaplamlarn)
bir dzlemdeki alanlarla temsil edecek olursak, bu durumda
vasflarn birbirine eklenmesiyle tanmlanan kavrama, tanmla
yc vasflar temsil eden tm alanlara ortak olan alan karlk
gelecektir; bu alan, onlarn snr izgileri olan doru paralary
la kuatlmtr. Yani byle bir tanmla -bizim rneklendirme
asndan- yaptmz, daha nceden verilmi olan izgileri,
bir alan farkl bir ekilde blmek iin kullanmaktr.104 Geri
bu srete esasl hibir yenilik yoktur. Ama en verimli kavram
tanmlar, daha nce verilmemi snr izgilerini ekmektir.
Bu yoldan karabileceimiz sonular daha nceden ngrle103 Sayfa 43'te [B 14] Kant, sentetik bir nermenin, ancak baka bir sentetik nerme
varsaylmas kouluyla, eliki yasasyla doru olarak bilinebileceini ifade et
mektedir.
* Burada, vasflarn "ve" balacyla birbirlerine eklenmesi veya birletirilmesi
kastediliyor, (.n.)
104 Benzer ekilde, eer vasflar "veya" ile birletirilmi iseler.

mez; burada daha nceden kutuya koyduumuzu basite yeni


den karp alyor deiliz. kardmz bu sonular bilgimizi
geniletmektedir ve dolaysyla Kant'a gre onlarn sentetik ol
duunu kabul etmek gerekir; ama onlar yine de saf mantksal
aralarla kantlanabilirler; demek ki analitiktirler. Aslnda ta
nmlarda ierilmektedirler, ama bir binann kirilerini iermesi
gibi deil, bitkilerin tohumlarnda ierilmesi gibi. Herhangi bir
nermenin kantlanmas iin genellikle birok tanma gerek
duyarz, nk bu nerme hibir tanmda tek bana ierilmi
deildir; yine de bu tanmlarn tm birlikte ele alndnda,
onlardan saf mantksal olarak karsanr.
89. Ayrca Kant'm aklamasndaki u genellemeye de kar
kmam gerekiyor:105 Duyusallk (hissetme yetisi) [Sinnlichkeit] olmadan hibir nesne [Gegenstand] bize verilemez. Sfr ve bir,
bize duyular araclyla verilebilecek nesneler deildir. Ve k
k saylarn grsel olduklarn kabul edenlerin bile,
1 0 0 0 0 0 0 100 0 yden

byk saylarn grde verilemeyeceine


en azmdan hak vermeleri gerekir ki, bu saylar hakknda da birok
bilgiye sahibiz. Belki Kant "nesne" szcn baka bir anlamda
kullanmt; ancak bu durumda da sfr veya bir says ya da bizim
t! tmyle onun gr alannn dnda kalyorlar - nk bun
lar kavram da deildir ve kavramlar hakknda da, Kant, kavramn
nesnesinin grde karlnn olmasna gerek grmektedir.
Yalnzca kran dolu bir hayranlkla bakabileceimiz bir de
ha ile kk tartmalara kalkmak sulanmasyla karlamak
istemem; dolaysyla, baz uyumazlk noktalar dnda pek ok
konudaki gr birliimize dikkat ekmekle ykml hissedi
yorum kendimi. Sadece bizim meselemizle dorudan balantl
olan noktalara temas etmek iin kabul ediyorum ki, Kant, anali
tik ve sentetik yarglar birbirlerinden ayrmakla ok byk bir
hizmette bulunmutur. Geometrinin doruluklarn sentetik ve
a priori olarak adlandrrken, Kant onlarn gerek doalarn or
taya koymutur. Ve bunun tekrar edilmesi halen nemlidir, n
k bugn bile yeterince kabul grmemektedir. Eer Kant aritme

tik konusunda yanlmsa, benim kanma gre bu, onun yapt


nn deerinde ciddi bir eksiklik meydana getirmez. Kant iin
nemli olan sentetik a priori yarglarn varldr; bunlar sadece
geometride mi vardr, yoksa aritmetikte de mi vardr meselesi
daha az nemlidir.
90. Aritmetiin nermelerinin [aritmetischen Satze] analitik
doalarn olas olmann biraz daha tesinde ortaya koyduumu
ne srmyorum, nk kantlanmalarnn yalnzca saf man
tksal yasalar yoluyla yaplabileceinden ya da bu nermelerin
kantlanmalarnn belli bir noktasnda bizim dikkatimizden ka
m baka trden bir ncln iin iine karp karmadndan
kuku duyulabilir. Bu endieler, baz nermelerin kantlamas
n verirken ortaya koyduklarmla bile giderilemez; ancak hibir
halkas eksik olmayan bir karm zinciri ortaya koyarak bunlar
ortadan kaldrmak mmkndr; bylece karm zincirinde, saf
mantksal olarak bilinen az saydaki karm ilkelerine uygun
olmayan tek bir adm bile atlm olmayacaktr. Gnmzde, tek
bir kantlamann bile, szn ettiimiz bu dorultuda yapld
n ne srmek gtr; nk matematikiler, yeni bir yargya
gei aamasnn kendinden apak doru grnmesiyle yetini
yorlar ve bu kendinden apakln doas hakknda, yani man
tksal m, yoksa grsel mi olduu hakknda bir inceleme yapm
yorlar. Gei aamasndaki byle bir adm, aslnda birok basit
karma edeer olan bir btn karmlar toplamdr ve onun
iine grden gelen baz eler szm olabilir. Kantlamalarda
ilerleme sramalarla yaplr ki, matematikteki karm tiplerinin
eitliinin bu denli zengin grnmesinin nedeni budur; sra
malar ne kadar byk olursa, basit karmlarn ve grden t
retilmi aksiyomlarn kombinasyonu da o lde temsil edilmi
olur. Yine de, byle bir geiin doruluu bize, ara basamaklarn
bilincinde olmadan da kendiliinden apak grnmektedir; ve
kendini, doruluu kabul edilmi mantksal karmlar olarak
ortaya koymadndan, bu kendinden apakl, daha sonra g
rsel olann geerlilik alannn ok tesine gese bile, grsel ve
karsanm bir sentetik doruluk olarak kabul etmeye hemen
hazr oluyoruz.

Grye dayal sentetik olan, bu eit yollarla analitik olan


dan tam olarak ayrmak mmkn deildir. Ayrca, grnn ak
siyomlarn eksiksiz olarak kesinlik iinde biraraya toplayarak,
matematikteki her kantlamann mantk yasalarna uygun ola
rak yalnzca bu aksiyomlar araclyla yaplmasn salamak da
bu yollarla baarlamaz.
91. Demek ki, karmlar srasnda yaplabilecek her trl
sramadan kanmak gerekir. Bunu yerine getirmenin bu kadar
zor olmas, adm adm ilerlemenin uzun srmesinden kaynak
lanmaktadr. Sadece biraz daha karmak olan her kantlama,
haddinden fazla uzun srebilecektir. stelik, dilin iinde ekille
nen mantksal biimlerin ar derecede eitli olmas da, btn
durumlar iin yeterli olabilecek ve kolaylkla kavranabilecek
karm kurallarnn ayrt edilmesini gletirmektedir.
Bu sakncalar en aza indirgemek iin benim Begriffsschrift'i
[Kavram Yazs] tasarladm. Begriffsschrift, dilegetirilerin sade
liini ve ak olarak anlalmalarn salamak zere tasarlanm
tr ve az sayda belirli kalpla, bir hesaplama gibi ilemektedir;
yle ki, bir nermeden bir dierine ilerlerken kesin olarak ko
nulmu kurallara uymayan hibir geie izin verilmemitir.106
Dolaysyla, herhangi bir ncln fark edilmeden bir kantlama
nn iine szmas olanakszdr. Bylece, grye dayal hibir ak
siyomu kullanmadan, ilk bakta sentetikmi gibi grlebilecek
bir nermenin kantlamasn vermi oldum.107 Onu aadaki
gibi formle ediyorum:
Eer bir seride her yenin ardlyla olan bants bir eleme
[eindeutig] bants ise ve eer m ve y bu seride x'i izliyorlarsa,
bu durumda, ya y bu seride m'den nce gelmektedir, ya m ile a
kmakta, ya da m'yi izlemektedir.

106 Begriffsschrift, Boole'un notasyonunda olduu gibi yalnzca mantksal biimi


dile getirmek iin deil, ayn zamanda ierii de dile getirecek ekilde tasarlan
mtr.
107 Begriffsschrift, Halle a/S. 1879, s. 86, Forml 133.

Bu kantlamadan da, bilgimizi genileten nermelerin, anali


tik yarglar ierebilecei sonucu kabilir.108

teki Saylar
92. imdiye kadar incelememizi sayal saylarla snrladk.
imdi de teki say trlerine bir bakalm ve daha dar bir alanda
renmi olduklarmz bu daha geni alanda kullanmay yarar
l klmay deneyelim.
Hankel,109belirli bir say eidinin olanakl olup olmad so
rusunun ne anlama geldiini ak klmak iin unlar yazyor:
"Bugn say, dnen zneden ve saynn ortaya kmasna
olanak veren nesnelerden ayr olarak varolan bir tz deildir;
Pythagoraslarda olduu gibi kendi bana varolan bir ilke de
deildir. Bu yzden, saylarn varolmas sorunu, dnen z
neyle ya da aralarndaki bantlarn saylar tarafndan temsil
edildii dnlen nesnelerle ilikilendirilebilir. Matematiki
asndan, olanaksz olan, yalnzca mantksal olarak olanaksz
olan, yani kendisiyle eliik olandr. Bu anlamda olanaksz olan
saylarn kabul edilemez olmas, kantlama gerektirmemektedir.
Ancak sz konusu saylar mantksal olarak olanaklysa, kavram
lar aka ve tam olarak tanmlanmsa ve dolaysyla eliki
iermiyorsa, burada soru, unlara verilecek yantlarla aklana
bilir: Gereklikte ya da bize grde verilen fiili dnyada, bu sa
ylar iin bir dayanak [Substrat] bulunuyor mu, saylarn, d
nlr [intellectuellen] bantlarla belirlenmi olarak grnecei
nesneler var mdr?"
108 Bu kantlama yine de ok uzun bulunacak, mutlak bir kesinlie sahip olduu
nun dnlmesi de herhangi bir hata veya eksikliin gzden kaabilme duru
mu asndan sakncal grlecektir. Benim buradaki amacm, her eyi olanakl
en az saydaki en basit mantk yasasna indirgemekti. Bu yzden, yalnzca tek
bir karm ilkesi kullandm. Bununla birlikte, nsz'de, s.......'de belirttiim
gibi, benim kavram yazmn daha ileri uygulamalar iin, baka ilkelerin de ka
bul edilmesi gerekir. Bunu, karm zincirlerindeki hibir halkay yitirmeden
yapmak mmkndr ve bylelikle kantlamalarda nemli lde ksaltma ya
plabilir.
109 A.g.y. s.6-7.

93. Hankel'in ilk tmcesi, saylarn dnen znede mi,


yoksa onlarn ortaya kmasn salayan nesnelerde mi, ya da
her ikisinde de mi varolduunu berrak bir ekilde ortaya koymu
yor. Uzaysal anlamda saylar, znenin ya da nesnenin ne iinde
ne de dnda olabilirler. Ancak, elbette saylarn znel olmama
s anlamnda znenin dndadrlar. Her bireyin kendine zg
ac hissi, arzu ya da alk hissi varken ve yalnzca kendi ses ve
renk duyumlarnn deneyimine sahipken, saylar birok bireyin
ortak nesneleridir ve aslnda hepsi iin ayndr, farkl zihinlerde
ki isel hallere az ya da ok benzer deillerdir. Hankel, saylarn
varln dnen zneyle ilikilendirmek isterken, bunu psiko
lojik bir sorunmu gibi ele alm grnyor, oysa hibir ekilde
byle deildir. Matematik, bizim ruhumuzun doasyla ilgilen
mez ve psikolojideki herhangi bir sorunun nasl yantlanaca
matematii hi ilgilendirmez.
94. Bundan baka, matematikinin, olanakszlk olarak, yal
nzca mantksal olanakszl, yani kendisiyle eliik olan dikka
te aldndan da kukulanmak gerekir. Bir kavram, tanmlayc
vasflar bir eliki ierse bile kabul edilebilir; sadece, o kavramn
altna bir eyin dm olduu varsaylamaz. Ancak bir kavram
n eliki iermeyiinden onun altma bir ey dt sonucunu
henz kartamayz. Ayrca, bir kavramn hibir eliki iermedi
ini nasl kantlayabiliriz? Bu her zaman apak ortada deildir;
herhangi bir eliki grmememiz bir elikinin olmad anlam
na gelmez; ne de ak ve tam bir tanm, elikiye kar bir gven
ce oluturmaktadr. Hankel,110 normal dereceden daha yksek
dereceye sahip bir kapal karmak saylar cisminin, toplama ve
arpmann tm yasalarna tbi klndnda, bir eliki ierdiini
kantlamtr. te bu gerekten kantlama gerektiren bir konudur;
dorudan grlemez. Hankel'in bu kantlamasndan nce, bu tip
bir say dizgesi kullanan herkes, dikkate deer sonulara ulaabi
lirdi, ayrca bunlar, Hankel'in111 alterne saylara dayanarak ver
dii, determinantlar kuramndan daha kt de temellendirilmi
olmazlard; nk, bu saylarn kavramnda da gizli bir eliki
1 1 0 A .g .y . s. 106- 7

111 A.g.y., (35, s. 121-4

olmadnn gvencesini bize kim verebilir? Ve stelik, byle bir


olasl istediimiz sayda alterne birimler iin dlam olsak da,
yine de byle birimlerin varolmad sonucu bundan kmaz. Bi
zim istediimiz tam da budur. Eukleides'in Elemanlar'mdan, I. Ki
taptaki 18. teoremi rnek olarak vereceiz:
Herhangi bir gende en uzun kenar, en byk ann kar
snda yer alandr.
Eukleides, bunu kantlamak iin AC byk kenarnda, daha
kk AB kenarna eit olan bir AD doru paras alr, bu ama
iin daha nceki bir ina izimi kullanmaktadr. Eer byle bir D
noktas olmasayd, kantlama kerdi; ve "AC zerindeki A'dan
uzakl, AB'ye eit olan nokta" kavramnda bir eliki bulmama
mz yeterli deildir. Eukleides, D noktasn B ile birletirip BD
doru parasn izerek kantlamasn srdrr. Byle bir izgi
nin varolmas, kantlamann onun zerine dayand baka bir
nermedir.
95. Elbette, bir kavramn eliki iermediini, ancak onun
altna bir ey dtn kesin olarak ortaya koyarak gsterebili
riz. Ters ynde yaplacak bir karm hatal olacaktr ve Hankel,
x + b = c eitliine ilikin sylediklerinde bu hataya dmekte
dir. Hankel unlar sylemektedir:112
"b > c iin, 1, 2, 3,..., serisinde bizim problemimizi zecek
bir x saysnn olmad aktr; yleyse karma ilemi olanaksz
dr. Bununla birlikte, bu durumda bizi, (c - b) farkn, problemi
zen ve sanki 1, 2, 3..., serisinde byle bir say varm gibi i
lemi srdren bir gsterge olarak grmekten alkoyan bir ey
yoktur."
Ancak (2 - 3)' bizim problemimizi zen bir gsterge olarak
grmekten bizi alkoyan bir ey vardr; nk bo bir gsterge
kesinlikle zm deildir; ierii olmadka kt zerindeki bir
mrekkep ya da bask lekesidir sadece, fiziksel zelliklere sahip
olan, ama 3 arttrldnda 2 etmeyen bir eydir. Aslnda hi de
bir gsterge olmayacaktr ve onu bir gsterge olarak kullanmak
mantksal adan bir hata olacaktr. Hatta c > b olsa bile, proble
mi zen ("c - b") gstergesi deil, onun ieriidir.

96. Ayn ekilde unu da syleyebiliriz: imdiye kadar bili


nen saylar iinde,
x + 1 = 2 ve x + 2 = l
eitliklerinin ayn anda zm olan bir say yoktur. Ancak bu
problemi zen bir gstergeyi devreye sokmaktan bizi alkoya
cak bir ey de yoktur. Buna, her iki eitlii de ayn anda ze
bilmek bir elikiye yol aacaktr, diye yant verilebilir. Eer
bu eitlikleri zecek bir gerek say ya da bir karmak sayya
gerek duyuyorsak, bu kesinlikle byledir; yleyse yapmamz
gereken, bu yeni gereksinimleri de karlayacak ekilde yeni
saylar yaratarak say dizgemizi geniletmektir. Bylelikle her
hangi birinin bunlarda da yeni bir eliki bulup, ortaya kar
masn beklememiz gerekir. Bizim yeni saylarmzla neyin ola
nakl olacan kim bilebilir? Elbette bu durumda karmann
tek anlamlln koruyamayz; ama negatif saylar da dahil
etmek istiyorsak, karekk almann tek anlamlln da bir ke
nara brakmak gerekir; ve karmak saylar da, logaritmaya
ok anlamllk getirmitir.
yleyse raksak serilerin toplamna olanak veren baka say
lar da yaratalm m? Hayr! nk matematikiler, tpk coraf
yaclar gibi kendi isteklerine gre eyler yaratamazlar; matema
tikiler de yalnzca olan kefeder ve ona ad verirler.
Kesirlerin, negatif saylarn ve karmak saylara ilikin For
malist kuramda aksaklk kmasnn nedeni budur.113 Bilinen
hesaplama kurallarnn, yeni ortaya konulan saylar iin de ge
erliliklerini olabildiince korumalar istenir ve buradan genel
zellikler ve bantlar tretilir. Eer herhangi bir elikiyle karlalmyorsa, yeni saylarn dahil edilmesi gerekelendirilmi
kabul edilir; sanki rtk bir elikiyle karlamak olanakszm
gibi ve sanki elikinin olmamas, onlarn varolmas sonucunu
getiriyormu gibi.

113 Cantor'un sonsuz saylar iin de durum ayndr.


* Trkede belirli tammlk olmad iin bu ayrm ortaya koymakta zorlanyo
ruz. Yukarda ilk dilegetiri kavramken, belirli tam m lk tayan kincisi bir
zel ad konumundadr; kincisi iin belki "-l'in bu kare kk" denebilir, (.n.)

97. Byle bir hataya kolaylkla dlmesi, kavramlarla


nesneler arasndaki ak ayrmn dikkate alnmamasndan
kaynaklanmaktadr. Hibir ey, "-l'in karekk" ["Quadratwurzel
aus -1"] kavramn kullanmaktan bizi alkoyamaz; ama bu kavra
mn nne belirli tanml koymaya ve "-l'in karekk" [die
Quadratwurzel aus -1"]* dilegetiriini sanki bir anlama* sahipmi
gibi deerlendirmeye hakkmz yoktur, i2 = -1 verildiinde, a a
snn herhangi bir katnn sinsn ifade eden formln, sin a
ve cos a cinsinden kantlamasn verebiliriz; ancak bu nerme
nin, i2 = -1 kouluna iaret ettiini ve bu kouldan sz etmeden
onu darda brakma hakkna sahip olmadmz unutmama
mz gerekir. Eer karesi -1 olan hibir ey yoksa, kantlamamz
gereince eitlik doru olmayacak;114 nk onun geerlilii
nin bal olduu i2 = -1 koulu hibir zaman yerine gelmemi
olacaktr. Bu, tpk bir geometrik kantlamada izimi olanaksz
olan bir izgiyi, yardmc olarak kullanmamza benzer.
98. Hankel, litik [lytische] ve tetik [thetische] adn verdii, iki
eit ilem neriyor ve onlar, sahip olacaklar baz zelliklerle
tanmlyor.115 Bu eit ilemlerin ve onlarn sonucu olabilecek
nesnelerin varolabilecekleri varsaylmad srece bunda kar
klacak bir yan yoktur.116 Hankel, daha sonra, tetik olan, tek de
erli ve birleme zelliine sahip bir ilemi (a + b) ile ve buna kar
lk gelen ve ayn ekilde tek deerli olan litik ilemi, (a - b) ile
simgeletiriyor.117 Byle bir ilem? Ama hangisi? Herhangi birisi
mi? Demek ki bu, (a + b)'nin bir tanm deildir; ve stelik byle
bir ey varolmuyorsa, bu neyin tanmdr? Eer "toplam" szc
nn henz bir gnderimi olmasayd, mantksal olarak unu
dile getirmek yerinde olacakt: Bu tr bir ileme "bir toplama"
* Frege, Husseri'e yazd 24 Mays 1891 tarihli mektubunda "anlam " ve "gn
derim" ayrmn Aritmetiin Temelleri'nde henz yapmam olduunu, bu ayr
m dikkate aldktan sonra, imdi yukardaki tmcede yer alan "anlama sahip
olma" [sinnvoll] yerine, "gnderime sahip olma"y [bedeutungsvoll] kullanmay
tercih ettiini ifade ediyor, (.n.)
114 Bunu baka bir yoldan kantlamak her zaman olanakldr.
115 A.g.y. ,s. 18.
116 Bu, Hankel'in 0 (c, b) = a eitliini kullanarak daha nce yapt eydir.
117 A.g.y., s. 29

[eine Addition] adn vermeyi neriyoruz; ama syleyemeyecek


olduumuz udur: Bu tr bir ileme "toplama" [die Addition] ad
n vermeyi ve onu (a + b) ile simgeletirmeyi neriyoruz. nk
byle bir ve yalnz bir ilem olduu henz ortaya konmu deil
dir. Tanmdaki eitliin bir yannda belirsiz tanml, dier ya
nnda belirli tanml kullanamayz. Bununla birlikte Hankel,
baka bir ey eklemeden ve bir ve yalnz bir modl olduunu
kantlamadan, "ilemin modl"nden sz etmektedir.
99. zetle bu saf Formalist kuram yeterli deildir. Onda
deerli olan yalnzca udur. Eer bir ilem, birleme ya da de
ime zellii gibi zelliklere sahipse, bu durumda ayn ilem
hakkmdaki baz nermelerin salandn kantlayabiliriz. Do
laysyla, bizce zaten bilinen toplama ve arpma gibi ilemlerin
bu zelliklere sahip olduunu gsterebilirsek, her bir durum
iin uzun uzun kantlama yapmadan, toplama ve arpma ile
ilgili nermelerimizi ortaya koyabiliriz. Demek ki, bizim biim
sel kurammz ancak baka bir yerden alman ilemlere uygula
dktan sonra aritmetiin bilinen nermelerine ulaabiliyoruz.
Ancak bunu, toplama ve arpma ilemlerini ortaya koymak
iin bir yntem olarak kullanabileceimizi varsaymaya hibir
ekilde hakkmz yoktur. Bu yntem, onlarn tam bir tanmn
vermemekte, sadece onlarn tanmlar iin yol gstermektedir.
"Toplama" adnn, yalnzca tetik olan, tek deerli ve birleme
zelliine sahip bir ileme verilmesi gerektiini syleyebiliriz;
ama yine de bunda, byle adlandrlacak ilemin hangisi oldu
una ilikin bir ey yoktur. Buna gre, geldiimiz noktada, i
lemi, arpmay toplama olarak adlandrmaktan ve onu (a + b)
ile simgeletirmekten bizi alkoyacak hibir ey yoktur; stelik
hi kimse 2 + 3'n, 5 mi, yoksa 6 m olduunu kesin olarak sy
leyemeyecektir.
100. Eer bu saf biimsel yntemi bir kenara brakrsak,
yeni saylarn dahil edilmesiyle birlikte 'toplam' ve 'arpm' gibi
szcklerin gnderimlerinin geniledii bir yol alyor grn
mektedir. Herhangi bir nesneyi, rnein Ay' ele alalm ve u
tanmla ilemi srdrelim: Ay, kendisiyle arpldnda -1 olsun.

Bu, -l'in karekkn bize Ay eklinde verecektir. Bu tanmda


yanl olan hibir ey yoktur, nk imdiye kadar arpma ile
mine atfedilen gnderim, Ay'n Ay'la arpmnn anlam hakkn
da hibir ey sylememektedir; dolaysyla bu gnderimi geni
letmek iin Ay'a ilikin olarak ne istersek onu seebiliriz. Ancak,
-l'in karekkyle bir gerek saynn arpmna gereksinimimiz
vardr. yleyse, bizim -l'in karekk yerine, bir saniyelik bir za
man araln seelim ve onu i ile simgeletirelim. Dolaysyla
3i'den, 3 saniyelik bir zaman aral anlalacaktr, vb.118 Peki bu
durumda, rnein 2 + 3i ile hangi nesne gsterilmi olmaktadr?
Bu durumda art gstergesinin gnderimi ne olacaktr? imdi
bunun tm byle durumlar iin ortaya konulmas gerekir ve bu
nu yapmak hi de kolay bir i deildir. Biz yine de, a + bi biimin
deki tm gstergeler iin bir anlam saladmz varsayalm ve
bu yle bir anlam olsun ki, bilinen toplama yasalar onun iin
geerli olsun.
Bundan sonra yaplmas gereken, onu genel olarak,
(a + bi) (c + di) = ac - bd + i (ad + bc)
eklinde ortaya koymak, dolaysyla arpmann geniletilmi an
lamn belirlemektir.
101. imdi, eer karmak saylarn aynlndan, onlarn
gerek say taraflarnn aynln da karsayabileceimizi bili
yorsak, cos (n a) iin verilen forml kantlayabilmemiz gerekir.
Bu da, bizim burada kullanlmaya hazr olduunu varsayd
mz a + bi'nin anlamndan kmaldr. Yani bu forml iin ver
diimiz kantlama, yalnzca karmak saylarn, onlarn toplam
lar ve arpmlarnn bizim tarafmzdan belirlenmi anlamlar
iin geerlidir. imdi, gerek tamsay n ve gerek say a iin i,
formldeki eitlikte tmyle ortadan kalkt iin, i'nin bir sa
niyeyi ya da bir milimetreyi veya herhangi bir eye gnderme
118 - l'in karekkn elektriksel bir nicelik, belirli bir yzey vb. gibi seme hak
kna da ayn ekilde sahibiz; ama bu durumda, bu farkl kklere karlk ge
lecek farkl gstergeleri kullanmamz gerekir. lk bakta, istediimiz kadar
ok "-l'in kare kk" yaratabilirmiiz gibi grnmesi, "-l'in karekk"nn
gnderiminin, biz bu seimleri yapmadan nce de zaten deimez bir ekilde
saptanm olduunu, ama ilk kez onlar tarafndan ve onlarla beraber saptand
n dndmzde, bu kadar da arc olmaktan kmaktadr.

yapmasnn (bedeutet), toplama ve arpma yasalar saland s


rece, son derece nemsiz olduu sonucuna yneldik; her ey bu
noktaya baldr ve gerisi hakknda kayglanmaya gerek yoktur.
Belki de ok eitli farkl gnderimleri a + bi'ye, toplama ve arp
maya atfetme olana vardr; bunlarn tm, bu yasalar sala
may srdrebilir; ama bu dilegetiriler iin byle anlamlar bu
labilmemiz ya da bulamamamz nemsiz bir ey deildir.
102. Bir eyi sadece postle etmekle, onun gereklemesi
sanki edeermi gibi uygulamada bulunmak olduka yaygn
bir tutumdur. Btn durumlarda karma,119 blme ya da kk
alma ilemlerini gerekletirmenin olanakl olacan postle
ediyoruz ve bunun da yeterli olduuna inanyoruz. Ama niye
herhangi noktadan geen bir dorunun izilebileceini pos
tle etmiyoruz? Niye tm toplama ve arpma yasalarnn tpk
boyutlu gerek saylar uzaynda salanmas gibi, boyutlu
karmak saylar uzaynda da salanacan postle etmiyoruz?
nk byle bir postulat bir eliki iermektedir. Demek ki, ilk
yapmamz gereken ey, bizim dier postulatlarmzn bir eliki
iermediini kantlamaktr. Bunu yapncaya kadar, arzu ettii
miz her trl kesinlik ve keskinlik, aldanma ve bo szden iba
ret olacaktr.
Bir geometri teoremini kantlamak iin ekilen bir izgi,
teoremin kendisinde yer almaz. rnein herhangi bir noktay
istediimiz gibi setiimizde, belki de birden ok izginin olma
s mmkndr. Her ne kadar bu izgilerin her biri gereksiz de
olsa, kantlamamzn gc istenilen niteliklere uygun izgileri
izebilmemize baldr. Yani sadece postle etmek yeterli deil
dir. Dolaysyla bizim durumumuz da, "a + bi"nin bir anlamnn
olup olmad ya da yalnzca bir bask lekesi olup olmad, ka
ntlamamzn gc asndan nemsiz deildir. Bir anlamnn
olmas gerektiini ya da a ve bi'nin toplam anlamna geldiini
sylemek, "toplam"m bu durumla ilgili olarak neye gnderme
yaptm nceden tanmlamadan ve belirli tanmlm kullan
mn gerekelendirmeden bizi hibir yere gtrmeyecektir.

103. "i"ye affedilmesini nerdiimiz zel anlama kar bir


ok ekilde kar klabilir. nk bizim atfettiimiz anlamla,
aritmetie son derece yabanc olan bir eyi, yani zaman devreye
sokmu oluyoruz. Saniyenin, gerek saylarla hibir isel ban
ts yoktur. Karmak saylar yardmyla kantlanan nermeler,
onlar iin baka bir kantlama eidi veya "i" iin baka bir an
lam bulunmad srece, a posteriori ya da sentetik yarglar ola
caktr. lkin yapmamz gereken, aritmetiin tm nermelerinin
analitik nermeler olduklarn kantlamaya almak olmaldr.
Kossak'm,120 karmak saylar "ayn elerden meydana
gelen trde olmayan gruplarn bileik tasarm"121 olarak ak
lamas, herhangi yabanc bir eyin sokulmasn nlyor gibidir,
ancak byle grnyor olmasnn nedeni, sadece dilegetiriinin
belirsizliinden kaynaklanmaktadr. 1 + i'nin gerekten neye
gnderdii sorusuna bir yant alabilmi olmuyoruz. Bunun bir
elmann ve armudun mu, yoksa di arsnn ve gut hastalnn
m tasarm olduu belli deil. Ama her durumda bunlardan iki
sinin birden gnderimi ayn anda ayn ey olamaz, yoksa 1 + i,
her zaman 1 + i ile ayn olmayacaktr. imdi bunun, ona atfetti
imiz zel anlama bal olduu sylenebilir. Bunu kabul etsek
bile, Kossak'm tmcesi, karmak saylarn tanmn bize ver
memekte, yalnzca onunla ilem yapmann genel izgilerini or
taya koymaktadr. Ama bizim gereksindiimiz daha fazlasdr:
"i"nin gnderimini kesin olarak bilmemiz gerekir; ve eer bunu
genel izgilere gre yaparsak ve bir armut tasarmna gnderdi
ini sylemeyi denersek, bir kez daha yabanc bir eyi aritmeti
e sokmu oluruz.
Genelde karmak saylarn geometrik temsili olarak bilinen
gsterimin, imdiye kadar nerilenlerin karsnda en azndan
u stnl vardr ki, bu gsterimde 1 ve i tmyle balant
szm ve farkl trdeymi gibi grnmemekte, tersine i'yi tem
sil eden doru paras, l'i temsil eden doru paras ile dzenli
bir bant iinde durmaktadr. Bununla birlikte unu ekleyebili
rim ki, bu gsterimde l'in belli bir doru parasna, i'ninse onu
120 A.g.y., s. 17.
121 Kr. "znel tasarm" terimi iin 27, "grup" iin "yn"la ilgili 23 ve 25,
elerin aynl iin ise 34-39'da sylenenler.

dik kesen ve onunla ayn uzunlukta olan bir doru parasna


gnderdiini sylemek doru deildir; tam aksine, "l"in gn
derimi tm balamlarda ayndr. Bu yoruma gre bir karmak
say, verilen doru parasndan (birim doru parasndan) bala
yarak, arpma, blme ve dndrme ilemleriyle onun temsili ola
rak alman doru parasna nasl ulaldn gstermektedir.122
Ama, bu aklama bile, kantlanmas bir karmak saynn varol
masnda temellenen her teoremi, geometrik grye baml kl
makta, dolaysyla da teorem sentetik olmaktadr.
104. Bu durumda kesirler, irrasyonel saylar ve karmak
saylar bize nasl verilebilir? Eer grden yararlanacak olursak,
aritmetie yabanc bir eyi sokmu oluruz; ama byle bir saynn
kavramn yalnzca onun vasflarn vererek tanmlarsak, yani
saynn yalnzca belli zelliklere sahip olmasn istersek, bu du
rumda kavramn altna bir ey decek olmasnn ve bizim ta
leplerimizi salayacann herhangi bir gvencesi yoktur; ama
kantlamalarda temellendirilmesi gereken yer tam da budur.
Peki, saval saylarla ilgili durum nasldr o zaman? Gerek
ten 1 0 0 0 0 0 0
'den sz edebilmek iin bu kadar ok nesnenin
bize grde verilmesini beklemek durumundayz? Yani bu, g
rde verilinceye kadar bo bir gstergeden baka bir ey deil
midir? Kesinlikle deil! ok kesin bir anlam vardr, geri psi
kolojik ynden bakp insan mrnn ksa olmasn gz nne
alrsak, bu kadar ok nesnenin bilincine varmak her birimiz iin
olanakszdr;123 ama yine de OOOOOO^*^ saysnn grsn
edinemesek bile, o, zelliklerini bilebileceimiz bir nesnedir. an
gstergesi, a'nn n'inci kuvveti olarak alndnda, bu ifadenin a
ve n gibi pozitif tamsaylar iin her zaman bir ve yalnzca bir tek
pozitif tamsayya karlk geldiine inanlr. Bunun ayrntl bir
kantlamasn vermek, bizi u andaki amacmzdan ok uzakla
tracaktr. Bu kantlamann nasl yaplacana ilikin genel bir
fikir, 74'te sfr tanmlarken, 77'de biri tanmlarken ve 84'te
122 Basitletirme amacyla elml olmayanlar [Incommensurabeln] dikkate al
madm.
123 Basit bir hesap bile, milyonlarca yln bunun iin yeterli olmayacan gster
mektedir.

sonsuz sayal say /i tanmlarken kullandmz yntemden ve


doal saylar serisindeki her sonlu sayal sayy, bir sayal saynn
dorudan izlediinin kantnn ana izgilerinden ( 82 ve 83)
edinilebilir.
Kesirli, karmak ve dier saylarn tanmlarnda da ayn e
kilde, her ey sonunda iki taraf da yeni saylardan oluan bir
eitlie dntrlebilecek olan bir yarg ieriinin [beurtheilbaren Inhalt] aratrlmasna gelip dayanacaktr. Baka bir deyile,
yapmamz gereken, bu saylar yeniden tanyarak ulatmz
tehis yargsnn [Wiedererkennungsurtheils] anlamn saptamak
tr. Bunu yaparken, byle bir dnmde ortaya kan ve 6368'de irdelediimiz kukular unutmamamz gerekir. Eer ora
daki yntemi izlersek, yeni saylar bize kavramlarn kaplamlar
olarak verilirler.
105. Saylarn bu gr asndan deerlendirilmesi,124 ba
na yle grnyor ki, aritmetik ve analizin ekiciliini aka
ortaya koyuyor. ok iyi bilinen szcklerle bunu yle ifade ede
biliriz: Akim asl nesnesi [der eigertliche Gegerstand der Vernunft],
akln kendisidir. Aritmetikte, duyular araclyla dtan yaban
c bir ey olarak gelen nesnelerle deil, aracsz olarak dorudan
akla verilen ve akln en kendine zg sahiplenimleri olarak tm
saydamlklaryla grlebilecek nesnelerle ilgileniriz.125
Yine de, ya da tam da bu sebeple bu nesneler hibir ekil
de znel hayal rnleri deildir. Aritmetiin yasalarndan daha
nesnel bir ey yoktur.
106. Aratrmamzn seyrine ksaca son kez bir gz atalm.
Saynn, ne eylerin bir yn, ne eylere ait bir zellik, ne de
zihinsel srelerin znel bir rn olduunu ortaya koyduktan
sonra, bir say tmcesinin bir kavram hakknda nesnel bir bildi
124 Buna da biimsel Iformal] gr denilebilir. Bununla birlikte, ayn ad altnda
eletirilen grten tamamyla farkldr.
125 Bunu sylerken, duyusal izlenimler olmadan talar kadar aptal olacamz ve
saylar hakknda olduu kadar, baka eyler hakknda da bilgi edinemeyeceimizi hibir ekilde yadsm olmuyorum; ama bu psikolojik tmce bizi burada
hi ilgilendirmiyor. Temelde farkl olan bu iki sorunun birbirine kartrlm a
tehlikesi yznden, bu noktay bir kez daha vurguluyorum.

rimde bulunduu sonucuna vardk. Bundan sonra 0,1, vb. tekil


saylarn ve say serilerindeki bir saydan dierine ilerlemenin
tanmlanmas iine getik. lk giriimimiz baarszlkla sonu
land, nk kavramlar hakkmdaki bildirimleri tanmlamtk
yalnzca, ama bildirimde geen yklemlerin paralar olan O'n,
l'in ayr ayr tanmlarn vermemitik. Bu bizi, saylarn aynl
n/zdeliini kantlayamam olduumuz sonucuna gtr
mt. Bu da, aritmetiin inceledii saylarn baml bir znitelik olmadn, buna karlk kendi bana olanlarn adlar ola
rak dnlmeleri gerektiini gstermiti.126 Bylece saynn,
kendisi olarak yeniden tannabilecek veya tehis edilebilecek
tmiederekennbarer] bir nesne olduu ortaya kmt, her ne ka
dar fiziksel ya da uzaysal bir nesne ya da hayal gcmz arac
lyla oluturabileceimiz bir resim olmasa da. Bundan sonra,
bir szcn gnderimini [bedeutung] tek bana tanmlamaya
hibir zaman kalkmamamz gerektii, bunun ancak bir tmce
balamnda yaplmas gerektii yolundaki temel ilkeyi ortaya
koyduk; yle inanyorum ki, sadece bu ilkeye skca balanarak,
saynn psikolojik grne sapmadan, fizikalist say anlayn
dan kamlabilir. imdi, her nesne iin bir anlam olmas gere
ken bir tmce, yani tehis etme tmcesi vardr ki, saylarla ilgili
durumda ona eitlik ad verilmektedir. Grdmz gibi say
tmceleri de bir eitlik olarak ele alnabilir. Dolaysyla imdi
sorun udur: Bir saysal eitliin anlamn saptamak, yani bu
anlam say szcklerini ya da "say" szcn hi kullanma
dan dile getirmek. F kavramnn altna den nesnelerle, G kav
ramnn altma den nesneleri bire-bir elemek olanan, say
lara ilikin bir tehis etme yargsnn [VViedererkennungsurtheils]
ierii olarak aldk. Buna gre, bizim tanmmz, bu olana
dile getiren tmcenin, bir saysal eitlii dile getiren tmceyle
ayn gnderime sahip olduunu ortaya koymu oldu. Benzer
durumlar, izgilerin paralelliinden tretilmi yn tanmn,
ekillerin benzerliinden tretilmi biim tanmn, vb. durum
lar anmsyoruz.
126 Buradaki ayrm, "mavi" ile "gkyznn rengi" [die Farbe des Himmels] arasn
daki ayrma karlk gelmektedir, ["die" belirli tanml ile kullanld iin bir
zel ada karlk gelmektedir (.n.)]

107. Bu durumda ortaya u soru kyor: Bir ierii, bir te


his etme yargs olarak grme hakkna ne zaman sahip oluruz?
Bunun iin, her bir yargda varsaylan eitlikteki sa tarafn ye
rine, eitliin doruluu bozulmadan sol taraftakinin konulabil
mesi koulunun salanmas gerekir. imdi, daha baka tanmla
r da eklemeden, byle bir eitliin her iki yanyla ilgili olarak,
balangta, onlarn ayn olmas dnda hibir ey bilmiyorduk.
Dolaysyla, gsterilmesi gereken ey bir eitlikte, birinin yerine
dierini koymann mmkn olduuydu.
Bununla birlikte ortada kukulu bir yan kalmt. Bir tehis
etme yargsnn her zaman bir anlam olmas gerektir. Ama im
di, eer F kavramnn altna den nesnelerle, G kavramnn alt
na den nesnelerin bire-bir elenme olanan, bir eitlik olarak
ele alr ve "F kavramna ait olan sayal say, G kavramna ait olan
sayal say ile ayndr"'! ne srersek ve bylelikle "F kavramna
ait olan sayal say" dilegetiriini devreye sokarsak, bu durumda
eitlik, ancak her iki tarafn da szn ettiimiz bu ayn biime
sahip olmas durumunda bir anlama sahip olacaktr. Eer bir
eitliin yalnzca bir taraf bu biime sahipse, byle bir tanm,
eitliin doru ya da yanl olduuna karar verebilmemize ola
nak tanmayacaktr. Bu durum bizi aadaki tanm vermeye
yneltti:
F kavramna ait olan sayal say, "F kavramyla esayl olan
kavram" kavramnn kaplamdr; burada, bir F kavram ile bir
G kavram esayldr eer aralarnda bire-bir eleme olana
varsa.
Bu tanmda "bir kavramn kaplam" dilegetiriinin anlam
nn bilindii varsaylmaktadr. Gln stesinden bu biimde
gelinmesi, elbette genel bir onay grmeyebilir ve biroklar sz
konusu kukuyu ortadan kaldrma konusunda baka yntemler
deneyecektir. Ben de kendi hesabma, kavramlarn kaplamlarn
dahil etmi olmay ok da nemli bulmuyorum.
108. Geriye bir tek bire-bir elemenin aklanmas kalmt;
biz bunu tmyle saf mantksal bantlara indirgedik. "F kavra
mna ait olan say, G kavramna ait olan say ile ayndr, eer F
kavram, G kavram ile esayl ise" tmcesinin kantlanmasnn

ana izgilerini verdikten sonra, O' tanmladk, "n, doal saylar


serisinde dorudan m'yi izler" dilegetiriini tanmladk ve l'i ta
nmladk ve daha sonra da l'in doal saylar serisinde dorudan
O' izlediini gsterdik. Bu aamada kolaylkla kantlanabilecek
baz tmceleri ortaya koyduktan sonra, say serilerinin sonsuz
olduunu gsteren aadaki tmceye geldik:
Doal saylar serisinde her saydan sonra bir dier say ge
lir.
Bu da bizi, "n ile sonlanan doal saylar serisinin yesi"
kavramna gtrd; gstermek istedik ki, bu kavrama ait olan
sayal say, doal saylar serisinde dorudan n'yi izlemektedir.
Biz bunu, bir y nesnesinin, bir genel (/-serisinde, x nesnesini izle
mesi cinsinden tanmladk. Bu dilegetiriin anlam da tmyle
mantksal bantlara indirgenmitir. Ve bylelikle, ounlukla
matematie zg bir karm olarak kabul edilen n'den (n + l)'e
yaplan karmn, gerekte, mantktaki genel karm ilkelerine
dayandn gstermeyi baardk.
Sonra, say serilerinin sonsuz olduunu kantlamak iin, do
al saylar serisindeki hibir sonlu saynn kendisini izlemeyece
i nermesini kullanmaya gerek duyduk. Ve bylelikle sonlu ve
sonsuz say kavramlarna ulatk. Gsterdik ki, sonsuz olan son
lu olandan mantksal adan hi de daha az gerekelendirilmi
deildir. Karlatrma yapabilmek iin, Cantor'un sonsuz sayal
saylarna ve onun "ardk izleme"sine bavurulmu ve ayn za
manda onun terminolojisindeki farka da iaret edilmitir.
109. imdiye kadar yapm olduklarmzdan aritmetiin
doruluklarnn analitik ve a priori olduu sonucu kuvvetle
muhtemelmi gibi grnyor; ve bylelikle Kant'm konuyla il
gili grnde bir ilerleme gerekletirmi oluyoruz. Daha son
ra, bu muhtemel sonucu tam bir kesinlie ykseltmemiz gerek
tiini grdk ve bu amaca gtren yolu gsterdik.
Sonu olarak, ulam olduumuz sonular, negatif, rasyo
nel, irrasyonel ve karmak saylarn formalist kuramnn ele
tirisinde kullandk, bylelikle bu kuramn eksikliklerini aka
ortaya koyduk. Bu kuramn hatasnn, bir eliki ortaya kma
d srece, bir kavramn hibir eliki iermediini kantlanm

olarak kabul etmekte ve bir kavramda eliki bulunmamasn


onun altna bir ey dmesinin gvencesi olarak almakta yatt
n grm olduk. Formalist kuram, btn yapmamz gerekenin
postulatlar oluturmak olduunu dnyor; bunlarn baarl
olmasyla iler kendiliinden yryecektir. Formalist kuram sa
dece szleriyle istedii her eyi yaratabilen bir Tanr gibi davran
yor. Burada knanmas gereken bir dier nokta da, tanma g
tren yol gsterici talimatlarn tanm yerine gemesidir; nk
byle bir ey, aritmetiin iine yabanc elerin szmasna neden
olacaktr; her ne kadar bunlarn formlasyonunda sanki yabanc
erler yokmu gibi grnse de, bu, onlarn sadece yol gsterici
olarak kalmalar nedeniyledir.
Formalist kuram, her ne kadar kendisine soyutlamalarn
doruklarnda szlyormu grnm verse de, aslnda bir a
posteriori ya da en azndan sentetik bir kurama dme tehlikesi
iindedir.
Pozitif tamsaylar ele aldmz bu incelememiz, Formalist
lerin dt yanllara dmeden de, dsal eylerin ve geomet
rik grnn aritmetie dahil edilmesinden kurtulmann ola
nakl olduunu gstermitir. Burada sorun, ayn Formalistlerle
ilgili sorunda olduu gibi bir tehis etme yargsnn ieriini sap
tamaktr. Bunun her yerde salanm olduunu dnrsek, bylece ister negatif, rasyonel, irrasyonel olsun, ister karmak say
olsun, tm say trlerinin pozitif tamsaylardan daha gizemli
olmad grlmektedir; pozitif tamsaylar ise dierlerinden ne
daha gerek, ne daha fiili, ne de daha somuttur.

Modern simgesel mantn ve analitik felsefenin kurucusu saylan


Gottlob Fregenin (1848 -1925) bayapt A r itm e ti in

T e m e lle r i, S a y

K a v r a m z e r in e M a n t k s a l- M a t e m a t i k s e l b i r n c e l e m e ,

Trkede.

Matematiin mantn uygulama alan olduu grnden hareketle


matematiin, mantn aksiyomatik sistemi zerine kurulabileceini
dnen Frege, bu almasnda aritmetiin temelleri zerine felsefi
almalar iin bir mantk sistemi gelitirmitir. Bat uygarlnda
say kavram zerine en kapsaml ilk inceleme olan eser, Blent
Gzknn zenli evirisiyle dilimize kazandrld.

l o i n oi 1,VTL

ISBN 978-975-08-1521-8

789750 815218