You are on page 1of 224

FKRET BAKAYA

BATILILAMA, ADALAMA, KALKINMA


1. BLM

GR

"Ne mutlu o yoksullara ki teki dnya


onlarndr, er ya da ge bu dnya da
onlarn olacaktr."

F. Engels*

I. Trkiye iki yzyl akn bir zamandan beri Bat gibi olmak iin onu taklit
ediyor. Kk bir aznln "refah" pahasna, giderek insanln varolu koulla-
rn ortadan kaldran burjuva uygarlnn "ayrcalkl" lkelerine benzemek isti-
yor. yle bir burjuva uygarl ki: "Sahiplerinin karma olarak sermayenin ge-
niletilmi yeniden retimini salyor da, bir btn olarak toplumun basit
yemden retimini salyamyor."(1) Her dnemde iktidar ele geirenler, "kurtulu
reetesinin" ceplerinde olduunu ve be-on ylda sorunlarn zme kavua-
cam sylyorlar. Ne var ki, be-on ylllarn sonu bir trl gelmiyor. Hedef,
ufukta bir izgi gibi hep uzaklara kayyor. stelik Latince deyimdeki gibi(**)
uzaklatka prestiji artyor. Mustafa Reit Paa'nn 3 Kasm 1839'da Glhane
Park'nda okuduu Tanzimat Ferman'nda (Hatt- Hmayun): "Memleketimizin
corafi durumuna, mnbit topraklarna ve halkn kabiliyet ve istidadna gre l-
zumlu eylere teebbs olunduu takdirde, be on yl iinde Allann yardmyla
istenilen(***) eylerin hasl olaca..." syleniyordu. Bunun iin de "baz yeni
kanunlarn konulmas lzumlu ve nemli grlm"t...

Trkiye'nin iki yzyl aan "asrileme", "muasrlama", "Batllama",


"adalama", "kalknma", "a atlama" problematii, smrgeleme srecin-
den baka bir ey deildir. Sz konusu olan, sreklilik gsteren bir izgidir,
dris Kkmer'in deyiiyle, bir "yenilgi tuzadr.."(2) Mustafa Reit Paa Os-
manl tmparatorluu'nu, "Civilisation"a sokmaya alyordu (!) Bugnn yne-
ticileri de Trkiyeyi "AET"ye sokmaya alyorlar (!) Mustafa Reit Paa'dan
bu yana bir buuk yzyl getii halde, Avrupa'nn hemen tm kaplan Trklere
kapal. Bat'ya gidebilmek iin vizeyi iine sindirmek ve baraj aabilmek gere-
kiyor... nc Mustafa zamannda "bu devlet nasl kurtulur" sorusu imdilerde,
"bu devlet nasl kalknr" sorusuna dnm grnyor... Btn bu dnem bo-
yunca ynetici elitin topluma ve dnyaya baknda radikal bir deiiklik sz
konusu olmad.
(*) Londra mektubu 1843
(**) Major e longinquo reverentia
(***) Altn biz izdik (F.B.)

9
II. Bizim smrgeleme olarak grdmz srete, Cumhuriyetin kurulma
syla bir kopukluk ortaya kmamtr. Cumhuriyet rejimi, Trkiye'nin emperya
list Bat ile olan ilikilerinde ve Kapitalist Dnya sistemi iinde Trkiye'nin ko
numunda kkl bir deiiklii temsil etmiyor. Dolaysyla, bir "yenilgi tuza"n
temsil eden paradigmann dna kmak sz konusu deildi. Resmi ideolojinin
yaymaya alt grn aksine, Cumhuriyet dnemi de smrgeleme yolun
da ilerlemekten baka bir ey deildi.

III. Bugn Trkiye'nin kendi yolunu bulabilmesi, "salkl" bir kalknma yo-
luna girebilmesi, uluslararas dzeyde saygn bir lke konumuna gelebilmesinin
nndeki en byk engel "yapay" bir resmi ideolojinin varldr. Bu resmi ide-
oloji, bilimsel - entellektel gelimeyi ve yaratcl srekli engelleyerek, d-
nsel alan oraklatrmakta, demokratiklemenin nnde nemli bir engel
oluturmaktadr. Cemil Meri: "Bu hadm edilmi idrakle, bu 'izinli' hrriyetle
kalknmak mmkn m?" derken, bu amaz arpc bir ekilde ifade etmitir(3)
Geerli resmi ideoloji, toplumun kendisi hakknda dnme yeteneini dumura
uratmaktadr. "Sermaye Uygarl" ile ilgili olarak doru bir tavr gelitirebil-
mek iin, iki yzyldr hep ayn kmaz yolun yolcusu olduumuz ortaya konul-
maldr. Bu konudaki yanlg da "Milli Mcadele" konusundaki yaklamlarda
ve Cumhuriyet Rejimi'nin tahlilinde odaklayor. Milli Mcadele ve Cumhuriye-
tin ilk on yllan zerinde kitabn hacmine gre biraz fazlaca durmamz bu ba-
kmdan gerekliydi.

IV. Byle bir resmi ideoloji oluturulmasnn nedeni, Cumhuriyeti kuran


kadrolarn tarihsel olarak geri (askeri ve sivil brokrasi, ayan, eraf, aa, eyh,
komprador burjuvazi vb.) sosyal snflara dayanm olmasndandr. Eer bir ide-
olojinin gc temsil ettii toplum snflarnn (burada hakim snflarn) gcnn
ideolojik plana yansmasysa, emperyalizm anda bu snflarn ilerici bir rol
oynamalar olanakszd. Cumhuriyeti kuran kadrolarn bu nitelii veri olduunda,
ideolojik boluun resmi ideoloji ile doldurulmas bir "zorunluluk"tu. Byle bir
resmi ideolojiye dayanak yaplacak eyler de snrlyd. Bunu: a) Mustafa
Kemal'in kiilii etrafnda bir kii klt yaratarak; b) Milli Mcadele'yi "yeni"
ynetici snfn ihtiyalarna uygun olarak yorumlayp, olduu gibi deil de,
mlk sahibi snflarn "olmasn istedikleri" gibi yeniden yazdrarak; c) Tek Parti
dnemi "nklaplar"nn nemini abartarak "gerekletirdiler."

V. Cumhuriyetin yeni ynetici elitinin ve dayand tarihsel olarak geri sos


yal snflarn ihtiyac olan bu resmi ideolojiyi oluturmak da ittihat artklarna
ve onlarn devam olan Cumhuriyet aydnlarna decekti. Cumhuriyet aydnlar
resmi ideolojinin reticisi ve yaycs olma misyonuna koulmulard.. Resmi
ideolojiyi retip yaymaya koulmu aydnlarn devletle olan ilikileri ve devlet
karsndaki konumlan da, ister istemez "zel bir vehe" kazanmt. Bir bakma
Osmanl aydnnn konumuna benzer bir konumdaydlar.. Dolaysyla, kapitalist
topluma zg aydnlar gibi, devletten "grece bamsz" deillerdi. Bu durum,
dnsel-entellektel alam ksrlatrm, anti-demokratik, tek-tip, banaz bir
dnce kalbnn yerlemesi sonucunu dourmuur.

10
VI. Yaklak yetmi yldr bir sermaye snf yaratmak iin byk aba har
cand. Emeki toplum kesimleri byk basklara maruz brakld. Ne ki
1920'lerin "komisyoncu sermayesi" imdilerde uluslararas sermayenin (oku
luslu irketlerin) "taaronluu" konumuna ancak terfi edebilmi durumdadr.
Trk zel sermayesi onca yl "tevik", "destek" ve "vurgun"dan sonra yeni te
vikler, ayncalklar istiyor ve ancak emperyalist sermayenin eteine yaparak
ayakta kalabiliyor. Bugn de lkenin gelecei bu "marazi" sermaye snfnn di
namizmine terkedilmi durumdadr.

VII. Osmanl mparatorluu, son dnemlerinde, zellikle de geen yzylda


kendini byk devletlere gre tanmlyordu. arlk Rusyas'na kar teki em
peryalist devletler iin bir "tampon blge" ilevi gryor ve emperyalistler aras
kar atmalarndan yararlanarak (d yardmla, vb.) ayakta kalmaya abalyor
du. Emperyalizmin Ortadou ve Gneybat Asya'daki karlarnn gvence alt
na alnmas ilevine koulmutu. Cumhuriyet Trkiyesi de kendisini aa yu
kar ayn biimde tanmlamaya devam etmitir. Sovyet Rusya'ya kar bir
"tampon blge" oluturarak Ortadou pazarndan pay almak isteyen emperyalist
devletlerin kar atmasndan yararlanmay, d yardm almay ve d destekle
yaamay bir "ilke" haline getirmitir.

VIII. Trkiye'nin bugnk performans sz konusu olduunda, egemen s


nflarn ve szclerinin yaratt ideolojik artlanmadan yeterince nasiplenmi
olanlar, lkenin elli-altm yl ncesi durumuna bakarak "deerlendirme" yap
may yeliyorlar. Trkiye'nin son elli-atm ylda belirli bir mesafe kaydettii
kesindir. Bu zaman zarfnda yerinde sayan hibir toplum yoktur. Byle bir ey
zaten eyann tabiatna da aykrdr. nemli olan lkenin kapitalist dnya siste
mi iindeki konumunun ne olduu, ne ynde, nasl ve ne kadar deitiidir. s
telik her deimeyi "ilerleme"yle, her bymeyi de "kalknma"yla zde say
mak sakncaldr. Eer bir anlam ifade ediyorsa; 1987 verilerine gre Trkiye
nfusunun % 40'nn (21 milyon) yllk geliri 355 dolard! Karlatrmann an
laml olabilmesi iin, "geriye" deil "etrafa" bakmak gerekir. Bir toplumsal for
masyonun baars dne gre bugn neye sahip olduuyla deil, fakat kar kar
ya olduu sorunlar zebilme yeneteneiyle llr.

IX. niversitelerde rendiimiz ve retmekte olduumuz "iktisat bilimi",


ileri srld gibi, evrensel geerlilii olan bir "bilim" deildir. Kapitalizmin
ortaya kt zel koullarda Bat iin Batllar tarafndan retilen, ama bizimki
gibi "yeni smrge" statsndeki lkelerde de "tketilen" "iktisat bilimi", hakim
durumdaki lkelerin elinde ideolojik bir ara ilevi grmektedir. Sz konusu
reti, bizim ve benzer durumdaki azgelimi lkelerin realitelerini aklama g
cne sahip deildir. Bat'da, Batllarn ihtiyalar iin retilmi teorik yaklam
larn ve o yaklamlara dayanan iktisat politikalarnn eletirel bir
deerlendirmesini yapmamz gerekiyor. Aksi halde bize gsterilen, ama sonu ol
mayan bir yolda "yrmek"ten kurtulmamz mmkn deildir.

X. Artk iki yzyldr dayatlan (asrileme, muasrlama, Batllama, ada-

11
lama, kalknma, a atlama) ve her seferinde yeni bir eymi gibi sunulan para-
digmann iflas ettiini kabullenmeliyiz. Bir eyi daha kabullenmeliyiz ki; sz
konusu paradigmann dna kmadka, gerekten eitliki, demokratik, g-
nenli, kendi ayaklan zerinde durabilen bir toplumsal dzen oluturmamz
mmkn olmayacaktr. te, bu kitapta tartma konusu edilen belli bal sorun-
lar yukardaki temalar etrafnda toplanyor...

12
2. BLM

AYDINLAR ve RESM DEOLOJ

"Arslanlar kendi tarihilerine sahip olana


kadar avclk ykleri her zaman avcy y-
celtecektir."

Afrika Atasz

Her tarihsel dnemde ve her toplumsal formasyonda, belirli bilgilere sahip


olanlar "ayrcalkl" bir konumda bulunurlar. Toplumsal ilevleri karlnda
maddi, siyasal, ideolojik olarak dllendirilirler. lkel kabilede, byc, Fira-
vun'un rya yorumcusu, gnmzn diplomallar vb., ait olduklar toplumsal
formasyonlarn sosyolojik anlamda aydnlardrlar. Bu anlamda, (sosyolojik) ay-
dn olmayan toplum yoktur. Aydm olmayan toplum olmad gibi, aydnlarn
merulatrc toplumsal ilevleri ve siyasal iktidar karsndaki konumlar da bir
retim tarzndan dierine deiir. Bu farkllk merulatrma ilevinin tarihsel
sre iinde ald biimle dorudan ilgilidir. lkel, kleci, asyatik, feodal, kapi-
talist, tekelci devlet kapitalizmi, brokratik "sosyalist" toplumsal formasyonlarda
aydnlarn ilevi ve siyasal iktidar karsndaki konumlar farkldr.

Eski Uzakdou uygarlklarnda toplumsal hiyeraride bilge, birinci srada


yer alrd. Bu durum, onun toplumsal ilevinin neminden kaynaklanrd. Yine
eski dou toplumlar halk dilinde; birinci bilge, ikinci itfi, nc zanaatkar,
drdnc tacir denirdi. Sz konusu toplumsal formasyonlarda bilge'nin birinci
srada yer almas, onun bilgelik ve moral (ahlak) standart rnei olmasndand.
Bilgeyi nemli ve saygn yapan askeri-ekonomik gc deil, toplumsal-
ideolojik ileviydi.

Her toplumsal formasyonda aydnlarn toplumdaki konumlar ve siyasal


iktidarla ilikileri farkldr. Dolaysyla, toplumsal formasyonun niteliine bal
olarak, snf (ya da egemen snfn bir bl), kast, katman oluturabilirler. Ay-
dnlar, Osmanl toplumsal formasyonunda egemen snfn bir bln olutu-
rurlard.deolojik (merulatrma ilevi), hukuki, brokratik bir ileve sahiptiler.
Ksaca, hukuk, din, eitim, ynetim alanlarn kapsayan bir kesim oluturuyor-
lard. Osmanl imparatorluu'nda eyh-l islam, mft, kad, mderris, imam
vb. den oluan bir dini hiyerari olumutu.(1) Sz konusu hiyerari sayesinde
imparatorlukta hem ideolojik (eriatin uygulanmas), hem de idari fonksiyonlar
(yarg) gerekletirilirdi. Hiyerarinin ykseklerinde yer alanlar, byk servetle-
rin de sahibiydiler. Ilmiyye snf iin kati ve msaderenin olmay, bu kesimin
hem byk servetler edinmesine, hem de edindikleri serveti miras yoluyla o-

13
cuklanna aktarmalarna olanak veriyordu. Bylece ynetici snf iinde "kapal
bir kast" oluturmay baarmlard.

Sosyolojik olarak aydn tanmna giren kesimin nemi ve toplumda "ayr-


calkl" konumu, "bilgili" olmalarndan, dahas, toplumda "kltrel tekel"e sahip
olmalarndandr. Halk dilinde "ilim iktidardr" (*) atasz aslnda iki eyi ier-
mektedir: Birincisi, her bilgi doal olarak bir siyasal iktidar yaratma eiliminde-
dir; kincisi de, her iktidar zorunlu olarak bir bilgi donanmna ihtiya duyar(2)
Demek ki aydnlarn ayrcalklar veya siyasi iktidar orta olular, "bilgi"lerine
dayanmaktadr. Eski Msr'da Hz. Yusuf'un Firavun'dan sonra devletin ikinci
adam konumuna gelmesi, bilgili olmasndandr. Btn dier khinlerden daha
iyi rya yorumcusu oluundandr. "Beni memleketin hazinelerine memur et,
nk ben korumasn ve ynetmesini bilirim. (3)

Yukarda szn ettiimiz, sosyo-profesyonel bir kesit oluturan ve sosyo-


lojik aydn tanmna girenlerdir. Bir de bunlardan ayr olarak ve ekseri marjinal
bir neme sahip olan, ou zaman, kk bir grup bile oluturamayan entellek-
teller bulunur. "Entellekteller"in ayrdedici nitelii, diploma sahibi olmalar
veya belirli bilgilere sahip olmalar deildir. Ayn ekilde belirli meslek grupla-
rna dahil olmalar da deildir. phesiz bunlar da en az dierleri (sosyolojik
aydn tanmna girenler) kadar, belki de onlardan daha ok bilimsel bilgiye sa-
hiptirler. Entellektelin ayrdedici nitelii, onun siyasal iktidardan ve siyasal ik-
tidarn gerisindeki egemen snflardan bamszl, siyasal iktidar karsnda
eletirel bir tavr iinde olmasdr. Bu niteliklerinden tr entellektel, siyasal
iktidarla da iyi geinemeyen biridir. Burada nemli olan zihinsel ve moral (ahla-
ki) bir eilimdir. Ve bu eilime uygun davranabilme, tavr alabilme yeteneidir.

Entelektellerin bir grup oluturabildikleri ve belirgin bir arla sahip


olduklar lke Fransa olmutur. Zaten "intellectuel" kavram da ilk defa Dreyfs
olayyla ilgili olarak 23 Ocak 1898'de kullanlmtr(4) Dolaysyla yalan tarihe
ait bir kavramdr. Bir grup oluturmasalar da, en azndan tekil olarak ya da bir-
birinden bamsz ayn zihinsel eilime cevap veren (vocation) entellekteller
her tarihsel dnemde ve her toplumda var olmulardr. Bu anlamda entellekt-
el'in misyonu, gerein arptlm biimiyle savamaktr. Gerein saptrlm
(ideolojik) bir versiyonunu topluma kabul ettirmeye alan devletin ve bu ileve
koulmu "aydnlar"n, "aldatclar"n ipliini pazara karmaktr. Aklktan
yana olmayan, gerein ortaya kmasndan zarar grecek olan snflara kar
gerei savunan, tek kelimeyle gerein ortaya kmasndan yana tavr koyan
kiidir. Bu anlamda egemen snflar ve onlarn adamlar tarafndan yaratlan hu-
rafeleri sergilemek, mistifiye (aldatlma) edilmi olan demistifiye (yaratlan ef-
saneyi ykmak anlamnda) etmektir.

Her snfl toplumda iktidardaki snflar smry gizlemek, smr ve

(*) Bu szn F. Bacon'a ait olduu da ileri srlyor. (F.B.)

14
basky merulatrmak, mevcut dzenin deimezliini kabullendirmek amacyla
"efsaneler", "hurafeler" retirler. Kurulu dzenin devam, ideolojik bulankln
srdrlmesine, hurafelerin egemen klnmasna baldr, ite entellektel, ege-
men olan snflarn gizli kalmasn istediklerini aa karmaya alan, gerein
saptrlm (reifiye) bir versiyonunu kabullenmeye raz olmayan, iktidarlardakile-
rin empoze etmekten kar olduu "bir toplumsal deerler sistemi"ne bakald-
ran, rnein egemen ideolojiye, resmi tarihe kar karak, gerekten yaanm
olanla, yaand varsaylan, gerein arptlm ya da "resmi versiyonu" arasn-
daki uyumsuzluu ortaya karmay kendine i edinen kiidir... Egemen olan snf-
larn ve devletin her jtrl politika ve uygulamalarn eletirebilen, bu alanda hibir
yasaa, tabuya, inkarcla itibar ermeyen, sorunlar sadece ulusal planda deil,
evrensel planda ele alp kavramaya alan kiidir...

nl Fiziki Albert Einstein, nkleer enerjinin askeri ve baka stratejik


amalarla kullanlmasna kar tavr aldnda, gerek bir entellektel tavr sergi
lemi oluyordu. Onu, ayn tavr gstermeyen meslektalarndan ayran ve entel
lektel yapan, bata sylediimiz gibi sahip olduu "bilimsel bilgi" deil, top
lumsal, insani, evrensel sorunlar karsnda ald tavrdr. te, bu yzden Jean
Paul Sartre, "atom fizikisi nkleer denemelere kar bildiriyi imzaladnda en-
tellekteldir" derken, bu ayrm ifade etmek istemitir. Nitekim, Sartre, Russell,
Diderot, Emile Zola ve bakalar bilgili olduklar iin entellektel saylmyorlar
d. Sosyolojik aydn tanmna girenlerle ortak yanlar "bilgili" olmalar olsa da,
onlar asl entellektel yapan insani sorunlar, evrensel sorunlar karsnda aldik-
lar tavr,devlete kar tutumlardr ...
Paul Baran; "Aydn denilen kii, bylece yapt iin z ve esas bak-
mndan bir toplum eletirmeni, daha gzel, daha insanca ve daha akla uygun bir
toplum dzenine giden yolu tkayan engellerin ne olduklarn arayp bulmay,
incelemeyi ve bu yoldan bunlarn almasna yardmc olmay kendisine dert
edinmi kimsedir. O, bu nitelikleriyle toplumun vicdan ve toplumun belli bir
tarih dneminde iinde yaad ilerici glerin szcs haline gelir. Ve bu nite-
likleriyle O, status quo'yu korumaya alan egemen snf tarafndan ve bu snfn
emrinde olup aydnlar en hafifinden hayalcilik ya da metafiziklikle, en kts
de ykclk ya da bozgunculukla sulayan kafa iileri tarafndan bir 'dert
yaratcs', bir 'ba belas' olarak grr"(5) derken, bizim entellektel dediimiz
gerek aydnnn dierlerinden farkn vurgulamak istiyor.

Bu aamada nemli bir teorik sorunla karlalr ki; o da, bilginin nitelii,
hakim snflar ve devlet karsndaki konumudur. Bilimsel bilginin greli bir
zerklii vardr. Dolaysyla retilen bilimsel bilgi ile hakim snflar arasnda bi-
rebirlik, dorudan bir iliki olduunu varsaymak sakncaldr. Bilimsel bilginin
(sosyal bilim) snfsal bir ze sahip olmas, onun greli zerkliini ortadan kal-
drmaz, ite bu durum, sosyal bilimlerde tarafszlk sorununu tartma gndemi-
ne getirmitir. Greli zerklie (autonomie relative) ramen, tarafszlk bir saf-
satadan ibarettir. Son tahlilde snfsal karlardan tam bamsz bir bilgi (sosyal
bilim) olanakszdr. Bilim adam "tarafsz olmaldr" ya da "tarafszdr" dendi-

15
inde, asl sylenmek istenen, gerekten tarafszlk deil, iktidarlardakilerin,
mlk sahibi snflarn istemediklerini sylememek, tartma konusu yapmamak-
tr. Tersini yapanlar, yani iktidardaki snflarn istemediklerini yazp syleyen-
ler, tartma konusu yapanlar, "bilimsel tarafszlktan uzaklam" saylrlar ve
tarafszlktan ayrlmann da bedelini u ya da bu biimde derler.

rnein Ortaa'da kilisenin temel retisine ve hakim dncesine kar


kan birine, ne kadar derin bilgin olursa olsun, yaama hakk tannmazd. nk
geleneksel Ortaa toplumunda sadece teolojinin yayd bilgi esast ve o bilgiye
sahip olanlar saygn ve ayrcalkl bir konumda bulunurlard. 1930'lu yllarda bir
Sovyet tarihisi lm gze almadan in tarihi zerine bir aratrmaya giriemez-
di. Eski in tarihiyle ilgili aratrmalar doal olarak "Asya tipi retim tarz"n a-
rtryordu, oysa Stalin brokrasisi "Asya tipi retim tarz" ile ilgili tartmalar
byk bir tehlike olarak gryor ve iddetle cezalandryordu.

Hem sosyo-profesyonel bir grup oluturan sosyolojik anlamdaki aydnlar,


hem de entellektel denilenlerin daha ok kapitalist retim tarznn ilk defa ortaya
kt, kapitalist gelimenin kendi tarihsel gemilerinin rn olan az saydaki
gelimi sanayi toplumlarnda arlklar sz konusu olmutur. Buna karlk retici
temeli zayf, bizimki gibi da baml azgelimi lkelerde ve Sovyetler Birlii,
in, Dou Avrupa, Kba, Vietnam vb. gibi brokratik bask rejimlerinde bir grup
olarak entellektellerin ortaya kma ve yaama koullan son derece snrl kal-
mtr. Sovyetler Birlii'nde devrimden bu yana "resmi gerek" (resmi tarih) tam
on defa deitirilmitir. ktidar ele geiren her brokratik klik, kendi karna
uygun den bir tarih versiyonunu topluma kabul ettirmek istemitir. Bizde aa
yukar 1920'lerin sonlar ve 1930'larn ortalarna kadarki dnemde
oluturulmu bir "resmi tarih" ve "resmi gerek" varln srdrmektedir.

Burada asl tartlmas gereken, nasl olup da "resmi gerek" ve "resmi


tarih"in ciddi bir eletiriye uramadan ve yara almadan veya ok az anmaya
urayarak bu kadar uzun sre varln srdrebilmi olmasdr. Bunun hem
Trkiye'de sermaye birikiminin ald "zgn biim", hakim snflarn nitelii
(veya snfsal ittifakn yaps) ve tarihsel sreklilik, hem de aydnlarn devlet
iindeki konumlaryla (veya devlet karsndaki) ilgili yanlan vardr. Biz bu ki-
tapta sorunun bu yann tartmay deneyeceiz. Fakat, bu aamada bir hatrlat-
ma yapmamz gerekiyor. Bizimki gibi lkelerde ve brokratik bask rejimlerinin
geerli olduu lkelerde (in, SSCB -son dnem ncesi- Dou Avrupa, Kba
vb.) bilimsel bilginin (sosyal bilim) greli bamszl da ortadan kalkmakta,
bamllk mutlak bir nitelik kazanmaktadr. Byle bir greli zerklik yokluu,
toplumda irrasyonel, bilim d, i tutarll olmayan bir toplum ve tarih versi-
yonunun ortaya kmasna neden olmakta, hem de bilimsel entellektel gelimeyi
engellemektedir.

Osmanl sosyal formasyonunda aydnlar (ulema), hakim snfn bir bl-


n olutururlard. Basit yeniden retime dayal pre-kapitalist bir toplumda,
mevcut yap ve ileyii merulatrmak ve srdrmek gibi ideolojik-brokratik

16
bir misyona koulmulard. Ynetici (hakim) snfn bir bln oluturan
ulema (Osmanl aydn), kapitalist yaylmann nem kazand ve imparatorluu
etkisi altna ald lde, klasik ilevlerini yerine getiremez duruma geldi.
Daha sonra bunlarn yerini "Batc", "yeniliki" Tanzimat aydnlar (mnevver)
almaya balad. lgin olan udur ki; bu yeni elitin (bir sre geleneksel elitle
birlikte yan yana yaamak durumundayd) devlet iindeki konumu ve ilevi top-
lumun devlet d (dolaysz reticiler) snflaryla olan ilikilerinde bir nceki
dneme gre (ulema) hibir kkl deiiklik ortaya kmad. stelik siyasal-
ynetsel planda kendilerinden ncekilerden ok daha etkin bir konuma terfi etti-
ler. Dolaysyla merulatrc dayanaklar ve ideolojik referanslar zaman iinde
deimekle birlikte, konumlar ve ilevleri bakmndan hibir temelli deiiklik
ortaya kmad. Devlet aydnlar olarak kaldlar. Ksmen de kast konumlarm
muhafaza ettiler. Kapitalist toplumdaki aydnlar gibi bir katman (couche) olutu-
ramadklan iin, rettikleri bilgi, ancak kendi dar-snfsal karlarn koruyup
merulatrmaya hizmet edebilirdi...

Cumhuriyetin kurulmasyla bu durum devam etti. Ne var ki Cumhuriyet


dnemi aydnlar kendilerinden ncekilerden ok daha keli, snrlan iyice be-
lirlenmi bir resmi ideoloji oluturmak zorundaydlar. Yeniliki Osmanl aydn-
lar kendilerine bir kurtarc misyon vehmederek imparatorluu smrgeletirdi-
ler. En azndan smrgeleme srecini hzlandrdlar. Bu bakmdan "yeniliki
hareketler" olarak gsterilmeye allan, aslnda bir auto-colonisation (kendi
kendini smrgeletirme) sreciydi. Osmanl ynetici aydn eliti, birok doru-
dan smrgedeki smrgeci yneticilerin ilevine koulmulard. Ynetici sn-
fn bir fraksiyonu olarak, iinde yaadklar toplumu tahlil edebilecek durumda
deillerdi. Nitekim aydnlarn ynetici snf konumunda bulunduu sosyal for-
masyonlarda aydnlarn dnyay kendi dar-snf karlar asndan grmeleri,
onlarn aklayc yeteneini dumura uratmaktadr.

Bir taraftan Osmanl mparatorluu Bat kapitalizrninin etkisi altna girip,


retici temeli anrken, dier yandan yenilikilerin ideolojik referanslaryla rea-
lite arasnda bir uyumsuzluk ortaya kt. Yeni ideolojik referanslara uygun bir
ekonomik-sosyal ortam ortaya kmyor, var olan geleneksel temel de giderek
amyordu. Bunun anlam, geleneksek ideolojinin yerini alacak kapitalist retim
tarzna zg rasyonalizmin glenip kitleleri etkisi altna almasnn maddi ko-
ullarnn oluamamasdr. Kitleler hakl olarak yoksullamalarnn ve kimlik
kaybna uramalarnn sorumlusu olarak, "Batc-yeniliki klii" ve onlarn "ye-
niliklerini" grdler. Sonu olarak Osmanl mparatorluu'nda var olan ynetici
snf-halk yabanclamasna (ki bu kkl bir yabanclamadr) yeni bir boyut ek-
lendi. "Eski Trkiye'de gzideler snf, halka ait ne varsa baya, di, miyane
grr, bundan dolaydr ki halka 'avm' adn verirdi. 'Avam, nevmdan farkszdr'
diyerek, halk hayvanlar derekesine indirirdi. Kendi kendine "havs revnim"
unvann veren bu zmre, hi avma kymet verebilir mi?"(6)

Kendilerini savunmak durumunda olan kitleler daha fazla geleneksel ideo-


lojiye sarlrlarken, yenilikilerin (Batclar) onun yerine koyabilecekleri bir ey-

17
leri yoktu. Dolaysyla geleneksel ideoloji anrken, ayn zamanda Batclarn
karsna muhalif bir ideoloji olarak kt. "Artk bir tarafta her eyi kabul eden
ve caiz gren, yksek ve aydn snf, eitli yabanc milletleri en ar bir biim-
de benimseyip taklit ediyorken, teki tarafta bir ksm aydnlarla geri kalan halk,
her trl yenilie kar koyuyordu. Yenilikten iddetle nefretin ve rknt hissi-
nin eserleri her yerde kendini gsteriyordu(7) diye yazyor Sait Halim Paa.

Hibir halk yenilik dman, refah aleyhtar deildir. Byle bir ey insan
doasna aykrdr. Aslnda resmi ideolojinin (sol versiyonu dahil) yaymaya a-
ltnn aksine, halk yenilik dman deil, gerekten yeniliki olmayanlara,
yeteri kadar yeniliki olmayanlara, yenilik olarak ileri srlenlerin ykc sonu-
larma, yenilik olarak sunulanlarn gerek zm yollarn tkamamasna kary-
d. Yaln Kk "Aydnlar zerine Tezler" adl kitabnda "Trk aydn tarihi
yenilik dman bir halk yeniliki yapmann tarihidir"(8) diyor. Byle bir yakla-
m en azndan bilim ddr!.. Aydnlara byk'bir kudret ve toplum st yete-
nekler vehmeden ar jakoben bir zihniyetin rndr. Kk, bir cmlede iki
yanl birden yapyor: Birincisi, hibir halk yenilik dman deildir; ikincisi,
hibir aydn grubu bir toplumu bir yerden bir baka yere gtremez. Halk a-
dala deil, "adalatrma"nn (smrgeleme, retici glerin tahribi bii-
minde ortaya kyordu) bizde ald biime tepki gstermitir.

Klasik aydnlarn, hi deilse bir blnn, yeniliki ideolojiye kazanl-


malar, stelik geleneksel ideolojinin "muhalif" bir ideoloji nitelii kazand
koullarda olanaksz gibiydi. Yeniliki aydnlarn tadklar ideoloji, kendi rea-
litelerine yabanc bir ideolojiydi. Osmanl yeniliki aydn, Bat'nn dnsel
rnlerini ithal ettii srece, bir bakma aydnlanmadan aydnlatmaya giriiyor-
du... Yeniliki Osmanl aydn "mnevver", Bat burjuvazileri de "mnevvir"-
dir. Aydmlatann smrgeci emperyalist Bat olduu koullarda, Osmanl yeni-
liki aydm, kendi rn olmayan, stelik kendi realitesiyle pek ilgisi bulunma-
yan bir ideolojinin taycs durumuna geliyordu!..

Bylece sadece halk kitlelerini deil, geleneksel aydnlarn bir bln


de karsna alyordu. Oysa Bat'da geleneksel aydnlarn bir blnn rasyo-
nalizme kazanlmalar sz konusuydu. Bu konuda Antonio Gramsci unlar ya-
zyor: "Ama bir nceki ekonomik yapdan gelen ve onun gelimesinin bir y-
nn temsil eden her toplumsal temel takm, tarih yzne (hi deilse bugne
kadarki tarih yzne) kt zaman, kendinden nce var olan birtakm aydn
blkleri bulmutur. Bunlar, galiba toplum ve politika alannda en karmak ve
en kkl deimelerin durduramad tarihsel srekliliin de temsilcileri ol-
mulardr. Baa gemek isteyen her takmn en nemli zelliklerinden biri, ge-
leneksel aydnlar ideolojik olarak ke:ndisine dntrme ve kazanma yolunda
yapt savatr. Bu takm, organik aydnlarn yetitirdii lde, bu dntr-
me ve kazanma iini daha abuk ve etkili olarak gerekletirebilir."(9)

18
Osmanl mparatorluu'nda buna olanak yoktu. Bat'da gelimekte olan fab
rika sanayii (teknolojik devrim) geleneksel zanaatlar (el zanaatlar) ykarken,
yeni istihdam olanaklar da yaratyordu. Bu durum, kurulmakta olan yeni dze
nin (kapitalist) savunulup merulatrlmasn kolaylatryordu. Idris Kk-
mer; "yenilik hareketlerine toplum asndan, retim glerinde kapitalist bir ge
limeye bal olarak byyen bir i snf olmakszn giriilmiti"(10) derken bu
durumu ifade ediyor. Oysa Bat gibi olmak isteyen (elbette asl ama iktidarlar
n korumakt) ve bunda kar olan yeniliki kast, lkenin daha fazla smrge
lemesi ve retici temelinin zayflamas sonucunu dourduu iin, tad ideo
lojinin kitlelerce benimsenmesi sz konusu olamazd. Atillalhan'n,
"komprador aydn" tanm bu aydnlara gerekten uygun dmektedir. Bat'da
yeni bir snfn (burjuvazinin) organik aydnlarnn rettii ideoloji, benzer bir
dnmn olmad Osmanl toplumuna ithal edildike, dar bir ynetici elit d
nda "aydnlanma" gereklemiyecekti.

Bu bakmdan Tanzimat, Islahat, Merutiyet ve Cumhuriyet dnemi aydn-


lar, stlendikleri ideolojik ilev bakmndan Bat burjuvazisinin Trkiye'deki
"organik aydnlar"dlar . Bat burjuva ideolojisinin tayclar ve yayclar ol-
duklar srece, Bat'dan, nce sanayi rn, daha sonra tehizat ve ara-mal
ithal eden; nce komisyoncu-tccar, daha sonraki dnemde montaj sanayicisinin
ideolojik dzeylerdeki benzerleri olmulardr. 'Hakim ideoloji hakim snfn
ideolojisidir' diyor kitap." Osmanl lkesinde hakim snf, Fransz veya ngiliz
burjuvazisi. Sarayn direnii azaldka kapitalizm taarruzunu younlatrr: Ke-
istler, mektepler, mrebbiyeler mason localar... Osmanl Bankas, nianlar, se-
faret balolar ve Beyolu'nu zevk panayrna eviren uh aktrisler"(11) Cemil Meri
bir baka yerde de unlar yazyor: "Avrupa silahlar ye teknolojisiyle birlikte
Avrupa fikirleri de ithal edildi. Bunlar da sosyal ve "Siyasi dzenin en az
tekiler kadar tahripisiydiler."(12)

Tanzimatla balayan dardan "dnce" ve "kurum" ithal etme sreci,


1920 ve 1930'lu yllarda fanatik bir inkarclkla srdrld. Merkezi otoritenin
glendirilmesinin salad olanaklarn da yardmyla Kemalist iktidar, tarihte
eine az rastlanr bir inkarcl dayatt. Bu, kendi gemiimizi toptan inkar
etmek biiminde tezahr etti. Bu yzden Takrir-i Skun terr rejimi altnda in-
sanlara apka giydirildi. Arapa-Farsa melezlenmesidir diye Osmanlca bir r-
pda yok sayld. Arap alfabesi Latin alfabesiyle deitirildi. Btn bunlar "ink-
lap" sayld. Terr rejimi koullarnda gerekletirilen bu inklaplarn bekiliini
yapmak da, Cumhuriyet aydnlarna decekti. Zora dayanlarak yaplan "ink-
laplar", ancak zora dayanarak korunabilirdi. Aydnlarn amaz da buradayd.
Zorla yaplan inklaplarn zora dayanarak korunduu bir ortamda aydnlar, anti-
demokratik bir resmi ideolojinin reticisi, yaycs ve srdrcs olacaklard.
apka giymeyi reddettikleri iin idam edilenlerin "gerici" olduklar konusunda
fetva vereceklerdi!.. stelik Cumhuriyet aydnlarnn halk kitlelerine baknda
da kendinden ncekilere gre bir deiiklik sz konusu deildi. Cumhuriyet
dneminin nde gelen aydnlarndan, liberal (ama demokrat olmayan) Ahmet
Aaolu, 1926'da Gazi Mustafa Kemal'e verdii bir raporda; "Arzetmek isterim

19
ki acizleri demokrat deilim, alelumum demogojiye kar byk bir nefret per-
verde ederim. Bendeniz binbirbal ktlelerin herhangi bir ii baa karacak ka-
biliyette olduuna hibir zaman kail olmadm"(13) diyor.

Kltr sorununa yaklam nasl olmaldr? Bir toplumun kendi gemiini


ve kltrn, toptan mahkm etmesi bilimsellikle badar m? Toplum kendi
z gemiiyle balarn bu biimde koparrsa ne gibi sonular ortaya kar? Bir
toplum, kltrn, gericidir diye inkr ederse, tarihsel sreklilik nasl salanr?
Tarih, sonu itibariyle toplumun gemiiyle bir diyalog deil midir? Byle bir
diyaloun kesilmesi arzulanr bir ey midir? Toplumu, kt alkanlklar olan
bir ocuk gibi grmek bilimsel bir tutum mudur? Tm elemanlarnn (yapc un-
surlarnn) geri ve gerici olduu gibi bir kltr dnebilir mi? Ayn ekilde, t-
myle ilerici bir kltr sz konusu olabilir mi? te yandan, tarihsel olarak geri-
de kalm olan bir kltr toptan geri, bugn yaayan da mutlaka "ileri" ve
"ilerici" midir? Eer gemile balar bylesine kesilirse bunun yaratt boluk
nasl doldurulabilir?

Cumhuriyet aydnlar bu sorular genellikle sormadklar gibi, sorulmas-


n, tartlmasn da engellediler. Benzer sorular sormaya, tartmaya girienle-
re banaz bir kar-ittifak oluturdular. "Baarlan" yaptklar savunmann ve te-
orik angmanlarn gcnden deil, arkalarndaki baskc devletin gcnden
kaynaklanyordu. rettikleri yalanla yaamay "aydnlanma" sandlar. Resmi
ideolojinin reticisi ve yaycs olarak da her zaman hakettikleri hediyelere ka-
vutular...

Oysa as;l yaplmas gereken inkr deil, "diyalektik ama" olmalyd.(14)


Baka bir ifade ile var olan srdrme, elitirme, ama biiminde bir yaklam
gerekiyordu. Eer Marx, ngiliz Burjuva Ekonomi Politiini inkr etseydi Kapi-
tal'i yazabilir miydi? Ricaordo'yu, Smith'i, Malthus'u vb. yok sayarak, inkr
ederek, onlar gericilikle sulayarak yeni bir teori gelitirebilir, toplumsal bilim-
lerde byk bir atlm gerekletirebilir miydi? Toptan inkarcln ykc sonu-
lar baka yerlerde de grld. Sovyetler Birlii'nde proletarya kltr'nn y-
celtilmesi, burjuva kltrnn toptan mahkm edilmesi Stalinist terr rejimi
koullarnda tam bir kltrel, entellektel ve artistik gerilemeye ve ksrla
neden oldu. Stalinist ve izleyen dnemlerde Sovyetler Birlii'nde dnya le-
inde dnce ve sanat adamlarnn yetimemesi, bu inkarcln ve banaz bir
bilim ve kltr anlaynn sonucuydu. Tarihsel sreklilikle dyaletlik aknlk
konusundaki bu tutarsz yaklamn sonulan ok ar oldu. Oysa kendi kltr
mirasn dntrp yeni ve st dzeyde bir senteze, daha zengin bir kltre
ulama yolu, banaz taklitilik ve inkrclk yznden kapatlmtr. Eer
bugn bir "arabesk" kltrel ortama gelinmise, bunun sorumlusu, kendi klt-
rn aalayp, mahkm eden zihniyettir.

lgin olan bir ey de, Cumhuriyet aydnnn Merutiyet aydnnn,


Merutiyet aydnnn da Tanzimat dnemi aydnlarn sulam olmalardr. Her
dnemde, bir ncekiler yanl yaplklan iin sulanmlardr. Cumhuriyet
aydnlan

20
"doru yolu bulduklarn" iddia etmilerdir. Oysa Cumhuriyet aydnlan gerek
orijinleri ve devlet iindeki konumlan, gerekse de ideolojik, dnsel referansla-
n bakmndan ayn izginin srdrcsydler. Btnyle onlarn "azgelimi"
ideolojik-kltrel mirasna konmulard.

Cumhuriyet aydnlan iin de iktidarlarn salamlatrmann biricik yolu,


kendilerinden ncekileri ktlemekti. Bize gre Trk aydnlarnn kendi gemi-
lerine bu lde olumsuz ve yadsyc yaklamalarnn bir nedeni de; "geri-
lik"lerinin farkna vardklarnda, Bat kapitalizminin lkeyi "biimsizletirip",
iini boaltm olmasdr. Bu durum onlarn kendi gemilerini mahkm etmele-
rini kolaylatrmtr. Kendi "gerilik"leri ile bakalarnn "ilerilii" arasndaki
ilikinin niteliini de kavrayacak durumda olmadklan iin, tm kerametleri
kendi lkeleri dnda, Bat'da buluyorlar! Bu gelenein sonucu olarak, kendi
toplumlarnn gemiiyle ilgili her eyi yok saymak, her eyin Bat'dan menkul
olduu grne sk skya sarlmak kanlmaz oluyor! Trk aydnlar yukar-
da ksaca deindiimiz srecin sonucunda dnsel, ideolojik ve kltrel bir ba-
mlla dyorlar. Bu bamllk, yaadklar dnyay ve kendi toplumlarnn
gereini kavramalarn giderek zorlatryor.(15)

Osmanl dnemi kltr inkr edilince, geriye halk edebiyat dnda pek
bir ey kalmyordu. Ortaya kan kltr boluu da Bat'ya daha ok yaslanarak,
ve oradan daha ok "ithalat" yaplarak doldurulmaya alld! thal edilen de
pozitivist burjuva kltryd. Bu tutucu ve sekinci ideolojinin ithali ynetici
aydn elitin karlarna uygun dyordu. stelik bu alanda bir sr tutarszlk-
lar, eliik yaklamlar da sergileniyordu. Mustafa Kemal, Nutuk'ta; "Osmano-
ullar zorla, Trk Milletinin hakimiyet ve saltanatna el koymulard. Bu tasal-
lutlarn alt asrdan beri idame eylemilerdi, imdi de Trk Milleti bu
mtecavizlerin hadlerini bildirerek, hakimiyet ve saltanat isyan ederek bilfiil
eline alm bulunuyor"(16) diyor. Bu durumda stanbul'un fetih yldnmlerinde ve
daha bir sr yldnmlerinde yaplan trenleri anlamak zorlar! Dier yandan
da yok saylan veya inkr edilen eylerle vnlyor. rnein Trklerin tarih
boyunca kurduklan en byk devletin Osmanl Devleti olduu syleniyor! Bu ve
benzer yaklamlar doal olarak gen nesillerin kafalarnda eliik dncelerin
olumasna neden oluyor...

Devlet Aydnnn elikileri

Cumhuriyetin kurucu kadrosunun asli unsurunu oluturan, byk ounluu


ttihat (Jn Trk) olan aydnlar, referanslarnn arlk noktas Bat burjuva
ideolojisinin pozitivist yorumuna dayanmakla birlikte, devletle olan ilikileri,
devlet karsndaki konumlar bakmndan Osmanldaki ilmiyye snfna benze-
mekteydiler. Cumhuriyetin kurulmasyla daha ok zerkletiler ve etkinliklerini
daha da artrdlar. Osmanl'da olduu gibi yine hakim snfn bir bln, ama
bu sefer daha etkin bir bln oluturdular. Arlklar, olumsuz d konjonk-

21
trn (Byk Dnya Ekonomik Krizi) lkeyi etkisi altna ald 19301u yllarda
daha da artt. Etkinliklerini II. Dnya Sava sonuna, 1950'ye kadar srdrmeyi
baardlar.

Aydnlarn bir bl 1960'l yllarda "sosyalizmle bulutuklarnda" sos-


yalist dncenin yozlam bir versiyonu olan Stalinizmi byk bir kolaylk ve
rahatlkla benimsediler. Bu durum, "sosyalist" de olsalar, onlarn "brokrat
aydn", "devlet aydn" olmalarndan kaynaklanyordu. Stalinizmi benimsedikleri
lde, bu sefer de Sovyetler Birlii'nin (ve daha az oranda Stalinist in b-
rokrasisinin) resmi ideolojisinin tayclar oldular.

Stalinizmin ipliinin pazara kt bir dnemde, Trk "sosyalist"lerinin


banaz birer Stalinist kesilmeleri onlarn her tarihsel dnemde yaya kaldklarm
da bir defa daha gsteriyordu. Aslnda bu, Trk entelijansiyasnn bir "zelli-
i"dir. retilmesine pek katlmadklar ada dnceyle hep belirli bir gecik-
meyle tanyorlar. Her seferinde pazara geldiklerinde pazan dalm buluyor-
lar... Trk "sosyalist'lerinin Stalinizme olan hayranlklarm ve ballklarn
"talihsiz bir rastlant eseri" saymak herhalde doru olmaz. Artk, Sovyetler Birli-
i'ndeki sosyo-ekonomik dzenin sosyalist deil, sosyalizmin bir karikatr ol-
duunu sar sultann bile duyduu bir ortamda, Stalinizme drt elle sanlmalar,
snfsal yaplarnn ve ideolojik referanslarnn bir sonucuydu. O kadar ki ii,
Sovyet yneticileri lkelerindeki rejimin sosyalist olmadn "itiraf ettiklerin-
de" onlar revizyonistlikle sulamaya kadar vardrarak, gln durumlara den-
leri bile var!.. Brokratik, devleti, halka yukandan bakan Trk "sosyalistlerine
sosyalizmin brokratik yozlamaya uram bir versiyonu pek uygun dyor-
du. Brokrasinin iktidar ortaklnn sona erdii, 19501i ve 1960'l yllarda sos-
yalizm, aydnlar iin yeniden etkin bir merulatrma, dolaysyla da iktidan ele
geirme arac olabilirdi. Gerekten de 1960'larn banda sosyalist ideoloji, b-
rokrasinin iktidar ortaklnn sona erdii bir dnemde, iktidar yeniden ele ge-
irmenin bir arac olarak grlyordu.

- Szde "bilimsel" bir dil kullanlyor, sosyalist sloganlar ortal kaplyorduy-


sa da, aydnlarn byk ounluu iin asl ama sosyalizmin kurulmas deildi.
Bu aamada grntyle gerein birbirinden aynlmas nemlidir. Ama sosyalist
bir toplum dzeni oluturmak deil, "sosyalist yntemler" kullanarak Bat'y daha
hzl taklit etmekti. Bat'y taklit etmeyi hzlandrarak sosyalist bir topluma varla-
bilir mi? Aka ifade edilen klie uydu: Kapitalist yoldan kalknmak uzun zaman
alr, kalknmann kestirme yolu sosyalist yolu semektir. Asl ama gerekten sos-
yalist bir toplum kurmaya ynelik olsayd, askeri cunta senaryolaryla, "ilerici su-
baylar"la, iktidar ele geirmeye, alrmyd? Sosyalizmin temel teorik kaynak-
larna ynelmek yerine, Sovyetler Birlii'nden azgelimi lkelere ihra edilen
"Kapitalist Olmayan Kalknma Yolu" gibi uydurma stratejilere itibar edilmesi bu
yzdendir(17) Dnemin sosyalistlerinin sosyalizmin temel sorunlarm tartmaktan
zenle kanmalar, devrimci marksizmin srdrclerine dmanlklar bu ni-
teliklerinden kaynaklanyordu. Asl ama, kaybettikleri "iktidar" yeniden kazan-
mak, bu amala sosyalizmi bir ara olar kullanmakt.

22
Eer askeri bir darbeyle, ittihat yntemleriyle sosyalizm adna iktidar
ele geirebilirlerse, iktidar kimseyle paylamak zorunda kalmayacaklard. ste-
lik bu sefer siyasal iktidar da kimseyle paylamak zorunda olmadklar iin, tar-
tmasz ve tek hakim snf konumuna ykseleceklerdi. Dou Avrupa'daki r-
nekler itahlarn kabartyordu! Ne var ki, burjuvazi ve gerisindeki emperyalist
"destekiler", brokratik aydnlara bu yolu oktan kapamt. Asalak burjuvazi
ve emperyalizmle baa kabilecek olan asl g emeki kitlelerdi ama, Trk ay-
dnlan (sosyalist olsunlar) emeki snflan iin iine kantrmaya pek niyetli de-
illerdi. (Kullanlan dil ve sloganlara ramen). Bu konuda bir de gereke retil-
miti: Halk geriydi, kendilerinin deil, "yoz burjuva politikaclarnn" peinden
gidiyordu, son tahlilde de kendi karlarnn farknda deildi.... Bu ve benzeri ar-
gmanlarn ncekilerden, Tanzimat, Merutiyeti, Cumhuriyetilerden bir
fark var mdr? Halkn siyasal olgunlamasn beklemek onyllar alrd. Oysa l-
kenin beklemeye tahamml yoktu. Aslnda "sosyalist" aydnlarn nemli bir
bl askeri cunta yntemlerine bel baladklar dnemde, iinde yaadktan
toplum, hakim snflann gc, kitlelerin beklentileri ve zlemleri konusunda son
derecede bilgisizdiler.

O halde halkn karlarnn "nerede ve nasl"n bilen brokratik aydnlar,


iktidar ele geirerek kestirme zmler dayatacaklard. 27 Mays darbesini y-
celtmeleri ve sz konusu darbenin snfsal bir tahliline yanamamalar ilgintir.
1960'lann "sosyalist"leri arasnda Stalinizme ballklarn srdren pro-
sovyetik dar bir kesim dndakilerin ufukta "sosyalizm grnmeyince", serma-
ye ve devletle olan ilikilerim gzden geirip, bir "durum deerlendirmesi" ya-
parak ortalktan ekilmeleri, asl niyetin baka olduunun bir gstergesidir... As-
lna baklrsa, Trkiye'deki sol dncenin teorik-ideolojik geri plannda,
Stalinizmle Atatrkln melezlenmi bir versiyonu vard. Dolaysyla, ideo-
lojik ve teorik referanslar olarak, gerek sosyalist dncenin kaynana inmek
sz konusu deildi. phesiz btn bu dnem boyunca, yukarda szn ettii-
miz genel ve hakim izgi dnda olan aydnlar da elbette vard. Ama bu kesimin
saysal clzl, ideolojik etkinliini doal olarak etkisizletirmitir.
Bu aamada aydnlar-resmi ideoloji ilikisi zerinde durmamz gerekiyor.
Fakat ondan nce resmi ideolojiyle ilgili baz aklamalar yapmak yararl ola-
cak. Gerekten de bilimsel literatrde olsun, gnlk konuma dilinde olsun, kul-
landmz kavramlar hakknda her zaman yeteri kadar ak olmayabiliyoruz.
"Resmi deoloji"ye varabilmek iin Antonio Gramsci'nin "hegemonya" kavra-
mndan hareket edebiliriz. Gramsci'ye gre; yeni bir ideolojinin toplumun tm
kesimlerinde hegemonya kurabilmesi iin o ideolojinin sahibi ve taycs olan
ve tarih sahnesine kan yeni snfn, retici gleri gelitirmesi, ekonominin
retici temelini dntrerek, bir nceki tarihsel dneme gre nemli bir ilerle-
me salamas, tarihsel olarak geri olan snfa kar yrtt devlet aygtn ele
geirme mcadelesinde kendi karlarn gerekletirirken, toplumun dier ke-
simlerini de btnyle ihmal etmemesi, dolaysz retici kesimlere de nceki du-
ruma gre bir eyler vermesi gerekir. Baka bir ifade ile yeni egemen snfn bir
nceki dnemin geerli ideolojisinden farkl bir deolojiyi geni halk ynlarna

23
kabul ettirebilmesi iin, toplumun dier snflarnn yaam koullarnda en azn-
dan ksmi bir iyileme salamas gerekir. Gramsci'nin kendi ifadesiyle, yeni sos-
yal smfn egemen snf olma mcadelesine giritiinde: "stn gelmesi gereken
kendi temel karlaryla, ikincil sosyal guruplar da feda etmeyecek uygun bir
dengenin kurulmas gerekir."(18) Bylesi bir dengenin oluturulmas, devlet ay-
gtm ele geiren yeni egemen snfn, toplumun dier baml kesimlerini kendi
egemenlii altnda tutabilmesinin kouludur.

Ancak byle bir durumda egemen snf, iktidarnn snfsal karakterini giz-
leyebilecei bir dnya grn kitlelere benimsetebilir. Ve bunu "doal", "ge-
rekli" moral deerler ve toplum anlay olarak kitlelere kabullendirebilir. By-
lece egemen snf son aamada, ekonomik, politik ve moral balan
gerekletirir. Gramsci buna "tarihsel blok", yeni egemen snfa "hegemonik
snf" ve onun yayd ideolojiye de "hegemonik ideoloji" diyor.

Gramsci'nin tahlilinden kan sonular u ekilde zetlemek mmkndr;


devlet aygtn ele geirmek amacyla hasm snflarla mcadeleye girien yeni
(ykselen) snf, retici gleri dnme uratacak, toplumun ikincil (egemen
snf dnda) snflarna da bir eyler verebilecek, son analizde kendi snfsal
projesini geni kitlelere kabul ettirirken, zor esini deil, ikna ve inandrma yo-
lunu seecek, bylece kendi ideolojisi araclyla bir entegrasyonu (btnle-
meyi) gerekletirecek.

Yukardaki ksa aklamalar karsnda, resmi ideolojinin, hegemonya


gc zayf bir ideoloji olduu ortaya kyor. Bu durum, devlet aygtm ele gei-
ren yeni snfn veya snflar blokunun iktidar mcadelesine giritikleri kritik
anda retici glerde bir dnm yaratmam olmas ve ikincil snflara da n-
ceki dneme oranla bir eyler verememesidir. Byle olunca, retici glerde bir
ileri atlm gereklemeyince ve egemen snf d toplum kesimlerine bir eyler
verilmeyince, yeni egemen snfn projesini geni halk kitlelerine kabullendir-
mek ve ideolojik st yaplarla ekonomik temel arasnda uygun bir eklemlenme
(articulation) yaratmak mmkn olmamaktadr.

Cumhuriyetin kurulduu dnemde tam tersi geerliydi. retici glerin


gelitirilmesi bir yana, mevcut retici gler de byk lde tahrip edilmi du-
rumdayd. Zaten Cumhuriyetle gelen rejim, 1908'den beri srp gelen ttihat
rejimiydi. Ortada ekonomik temeli dntrp glendirecek bir snf olmad
gibi, retici glerin dnme uratlmas, bir nceki dnemin retim ilikileri-
ni, bu arada mlkiyet ilikilerini dntrmek de sz konusu deildi. Trkiye'de
Cumhuriyetin kurulmasyla iktidara el koyan "yeni" ynetici snflar koalisyonu,
emeki snflara bir eyler vermedii gibi, bask ve smry younlatrmt.
Dolaysyla, geerli kltrel-ideolojik deerlerin yerine yenilerinin retilmesinin
ve kitlelerde bir hegemonya salamasnn koullan olumamt. te bu hege-
monya eksiklii, yapay, zorlama bir resmi ideolojinin "retilmesini" zorunlu
hale getirmitir...

24
Szn ettiimiz hegemonya eksikliini gidermek ya da hegemonya bo-
luunu doldurmak amacyla retilen ideoloji, resmi ideolojidir. Bu da ideoloji-
nin bir snf projesi olduunu gizlemek ve kitlelerde bir yanlsama yaratmak iin
yeterli olamazd. Hegemonya boluunu doldurmak amacyla "devlet aydnlan"
tarafndan giriilen ideolojik zorlamalarn kitlelerin bilincine yerleme gc ol-
mad iin, resmi ideoloji zor gesiyle birlikte yryecek, zorunlu olarak da,
daha batan anti-demokratik, baskc bir nitelik kazanacakt.

leriki aklamalardan da anlalaca gibi, Cumhuriyeti kuran ekibin yu-


kardaki anlamda hegemonya gc olan bir egemen ideoloji oluturmalarnn
koullan olumamt. Ne yeni bir sosyal snf ve onun gelitirdii yeni ve ileri
retici gler ve retim ilikileri, ne de kitlelerin yaam koullarnda hatr say-
lr bir iyileme sz konusuydu.

Resmi ideoloji oluturmak iin "bilgi" kanallarm denetlemek -enfor-


masyon bilgi demek olduuna gre-, baz bilgilerin kitlelere ulamasn engelle-
mek, kitlelerin bilincinde (memoire collective) bir boluk yaratmak zere kendi
gemiiyle balarn koparmak, iktidardaki snflarn karlarna uygun bir bilgi
ve enformasyon a oluturmakla mmkndr.

te Cumhuriyet aydnlarnn ilevi, byle bir resmi ideoloji retmek olmu-


tur. Bu amala yakn tarih tahrif edilmi, Krt kimlii inkr edilmi, Milli Mca-
dele'nin gerek d bir versiyonu gelitirilmi, son tahlilde emperyalizmle bir uz-
lama olan "Milli Mcadele", mazlum halklara kurtulu yolunu gsteren ilk anti-
emperyalist hareket olarak gsterilmek istenmitir. Oysa Cumhuriyet iktidarlar
"byk devlet" kompleksinden hibir zaman kurtulamadlar. Mazlum halklarn
yannda deil, her zaman onlar ezen smrgeci-emperyalist devletlerin safnda
yer aldlar. 1920'li ve 1930'lu yllarda yaplan brokratik dzenlemeler (nklap-
lar) abartlm, tm uygarlklarn kaynann Trkler olduu ve tm dillerin de
Trkeden tredii gibi hezeyanlar bir dneme damgasn vurmutur. Trk aydn-
lar, yalan retip rettikleri yalanla yaamak gibi, talihsiz bir konumda bulunmu-
lardr. Szde, topluma rasyonalist dnceyi yerletirmek amacyla yola ktkla-
nn iddia etmelerine ramen, her zamankinden daha ok hurafe retmiler,
Mustafa Kemal'i putlatrmay marifet saymlardr.

Toplumsal-ekonomik yapnn nitelii ve azgelimiliinden tr, Trk ay-


dnlarnn pazar ekonomisinin geerli olduu sanayilemi lkelerde olduu gibi,
egemen snflardan grece bamsz bir katman (couche) oluturmalar olanaksz-
d. Aydnlarn Cumhuriyet dneminde de devletle olan ilikileri Osmanl Impara-
torluu'ndakinden farkl deildi. Egemen snflar koalisyonunun bir orta olma-
ya devam etmeleri, devlet dnda bilgi retme olanaklarn snrlamtr.

Resmi ideolojinin geerli olduu Trkiye gibi sosyal formasyonlarda, dev-


let politikalarna ters den bilgiye izin verilmez. Resmi ideolojiye ters dmek
veya onu eletirmek cezai yaptrmlarla engellenmek istenir. nsanlarn "lke ya-
rarlan"na ters den dnce retmeleri kesinlikle yasaktr. lke yararnn ne ol-

25
duuna da kendileri karar verirler. Kurulu dzene eletirel yaklaan herkes "kt
dncelidir", "lke yararlarn ve btnln tehlikeye atar" ."birlik ve bera-
berlii zedeler," "ulusal duygular zayflatr" vb... nsanlar, dnceleri, "iyi ve
kt", "yararl ve zararl" diye snflandrlr. "Kt" ve "zararl" dnceler ve
sahipleri yasal kovuturmaya maruzdurlar. Byle bir toplumun ada ve demok-
ratik olmas da, kalknabilmesi de olanakszdr. Bat Ortaa'nda "doru"larn
tespiti kilise adamlar tarafndan yaplrd. Bizim Cumhuriyetimizde de yasalar ve
uygulayclar bu ii yapyorlar. Eletiri yollarnn tkand bir toplum, kendisi
hakknda dnme yeteneine sahip deildir. Cezai yaptrm gerekesiyle eletiri
silahn brakmak ise gerek entellektel tavryla badamaz.

Aydnlarn devlet aygtnn bir parasn oluturmalar (1950 ncesi Trki-


ye'de olduu gibi) hileci ve yadsyc bir bilinci de srekli beslemektedir. Brok-
rasi maniplasyona elverili bir yap oluturduu iin, entellektel drstlk diye
bir kayg da pek gl deildir, II. Abdlhamid'in zaman zaman aydnlar satn
alarak muhalefetlerini etkisizletirebilmesi bu yzdendir. Aydnlarn satn aln-
malarnn kolayl, devletin yaps ve bu yap iinde aydnlarn konumuyla do-
rudan ilgilidir. "Osmanl Devleti'nde Abdlhamid devrinde de Trkler iin yeg-
ne servet memba- devletti. Bu itibarla devlete kar almak iin, ya devletin
tesirinin asgariye indii Msr gibi bir emarette (hami) bulmak veya dorudan
doruya devletten faydalanmak icab ediyordu."(19)

Kitleler tarafndan benimsenme ans snrl byle bir resmi ideolojinin


anmas kanlmaz olduundan, "ok partili" rejime geildikten sonra belirli
aralklarla yaplan askeri darbelerle takviye edilmitir. Ziya Enver Karal, "27
Mays 1960 Darbesini" deerlendirdii bir yazda: "Arzu edilen yeni dzene ge-
lince, unutulmu veya inkr edilmi olan Atatrk nklab'nn prensiplerini tekrar
ele alarak devrin ihtiylarna gre gelitirmek, bu suretle devletin temelinden
sarslm olan i ve d itibarn iade etmek, tehlikeye den milli varl kurtar-
mak, eskiyi tasfiye ederek yepyeni bir idare kurmaktan ibarettir"(20) diyor.
Karal, farknda olmadan resmi ideolojinin on yllk Demokrat Parti iktidar d-
neminde yprandn sylyor.

Cumhuriyet dnemi aydnlan istedikleri kadar modernist bir dil kullansn-


lar, hezeyanlar, kuruntular ve monolitik dnceleri veri iken, toplumun kendisi
hakknda dnme yeteneini bodular. Kendi ayrcalkl konumlarn muhafaza
edebilmek iin her trl "farkl" dnceyi tehlikeli saydlar. Aydnlarn
ynetici snf konumunda olduu bir toplumsal formasyonda, kltr, bir snf
kltr, aydn snfn kltr haline gelir. Teorik referanslarnda ve afie edilen
amalarnda "adalk" temasna vurgu yaplmasna ramen, toplumun dei-
mezlii zerine kurulu pozitivist burjuva ideolojisinin taycsydlar. Ynetici
brokratik aydnlar toplumun temeline dokunmadan onu yerinden oynatabile-
ceklerini sandlar. Oysa bir nceki dnemin retim ilikileri deimedii srece,
insanlara apka giydirmek, klasik Bat mzii dinletmek, Latince retmek vb.
ada bir toplum oluturmak iin yeterli olmayacakt. S. H. Paa, Batclarla il-
gili olarak: "Bu medeniyetin eserlerini, o medeniyeti meydana getiren sebepler

26
zannettiler. Garbin ahlk ve yaaym memleketlerine tatbik etmenin dertlerine
are olacana inandlar"(21) derken, batanberi yaplanlarn adalamak olma-
dn vurgulamak istiyor.

dris Kkmer de;"Bu sebepledir ki aydn; deiik boyutlu bir kltr ve


dnce seviyesindeki bir topluma, tarihinde srekli iktidar blnmln ya-
am toplumlarn rn olan 'form'lar aktararak 'asri' olunacan sanmtr. Bu
formlarn ithal edilmesiyle Trkiye'de ilerliinin ne olacan da hibir zaman de-
rinlemesine dnmemi, aratrmamtr (aydnn yenilgi tuza)"(22) diyor.

Gerek toplumsal dnmlerin ortaya kmad koullarda, inklaplar


idealize edip ycelttiler. Kapal bir kltr oluturdular. Her ne kadar yaydklar
resmi ideolojiyle toplumun tamamm temsil ettiklerini ileri srseler de, aslnda
palazlanmakta olan bir sermaye snfnn karlarm merulatrdlar (bu arada
kendi karlarn). Ne var ki, zerinde bulunduklar zemin ayaklarnn altndan
kayyordu. Paradoksal olarak, ocuk byynce onlara itaat etmeyecekti. bir-
liki sermaye snf, daha ok emperyalizme dayand oranda, nce brokrat
aydnlan, daha sonra da toprak aalarn ortaklktan atacakt. Baka trl syle-
mek gerekirse, yeni smrgecilik dneminde sermaye snf palazlandka eski
yerel koalisyon ortaklarn dlayacakt.

Bat'ya olan kltrel, ideolojik ve bilimsel bamllk Trk aydnlarnn


orijinal rnler vermelerini de engellemitir. stelik giderek kendi realitelerine
de yabanclamlardr. Gerek anlamda entellektellerin resmi ideoloji retmek
gibi bir misyonlar olamaz. Tam tersine, gerek aydn (entellektel) olmann ko-
ulu, her trl egemen ideolojiden, bu arada resmi ideolojiden bamszlamak-
tr. Resmi ideolojinin retici ve yaycs olmak deil, onu eletirebilmektir.
Resmi ideoloji retmenin yerini resmi ideolojinin eletirisi almadka, gerek
anlamda aydnlanma mmkn olamayacaktr.

27
3. BLM

MLL MCADELE'NN NTEL

"Bilmeyen ahmak, bilip de sylemeyen


suludur."

Fransz Atasz

Hibir konuda Milli Mcadele ve onun lideri hakknda olduu kadar efsane
yaratlmamtr. Tek parti dnemi inklaplar iin de yle... Neredeyse Osmanl
tmparatorluu'nun ykselme ve gerileme dnemlerine ilikin deerlendirmenin
bir benzeri tek parti dnemi ve 1950 sonras iin de geerlidir. Resmi ideoloji ta-
rafndan Mustafa Kemal'in yaad dnem Cumhuriyet'in "altn a", 1950 son-
ras da bir eit "bozulma", "geriye gidi" dnemi saylyor. nl devlet aydnla-
rndan ankaya sofralarnn vazgeilmez yazan F.R. Atay, Mustafa Kemal'in
lm zerine, 11 Kasm 1938'de Ulus Gazetesi'nde; "En mesut Trkler, Atatrk
yaarken lm olanlardr" diye yazmt. Cumhuriyet aydnlar yukardaki gr-
yaygnlatrmak iin byk aba harcadlar. Niyazi Berkes tek parti dnemin-
de atamayla gelen meclislerin ok parti dneminin erbet seimlerle gelen mec-
lislerinden daha seviyeli olduunu sylyor. Brokrasinin "radikal" kanadnn
szcln yapan Berkes, idealist sekinci dnya grnn Cumhuriyet dne-
mi aydnlarnda ne kadar kkl olduunu gsteriyor.

Paris Komn'ne ilikin bir yazda Marx; "imdiye kadar, Roma mparator-
luu zamannda Hristiyanln bu kadar ok efsane yaratmas matbaann
henz kefedilmemi olmasna yorulurdu. Oysa, bunun tam tersi dorudur.
Bugn gnlk basn ve telgrafn bir gnde yaratt efsane, eskiden bir yzyl-
da yaratlandan daha fazladr''(1)diyor. Marx'n bu szleri Cumhuriyet "burju-
vazisi" tarafndan da dorulanmtr. stelik kitle iletiim aralarnn iinde bu-
lunduumuz yzyldaki gelimilik dzeyi gznne alnrsa, sorunun nemi
daha iyi anlalr.

Gerekten Mustafa Kemal ve onun "inklaplar"yla ilgili olarak yaratlan


efsane, yedi yzyllk Hilafet ve Saltanat devrinde yaratlmamtr. lgin olan
bir ey de, bu efsane reticilerinin, szde efsaneleri ykmak, hurafeleri yok
etmek amacyla yola km olanlardr! Topluma rasyonel dnceyi egemen
klmak amacyla yola kanlar, hibir dnemde grlmemi dzeyde hurafe
retmilerdir. Putlar ykmak iin yola kanlar, hibir dnemde grlmemi
dzeyde put rettiler. Cumhuriyet aydm, put reticilii ve bekiliine koul-
mutu!..

29
Milli Mcadele sonrasnda egemen snflarn neden zorlama bir resmi ideoloji
oluturmak zorunda olduklarm nceki blmde tartmaya altk. Bylesi bir
zorlamann nedeni, Cumhuriyeti kuran kadrolarn tarihsel olarak gerilii, ge-
limi bir burjuva snfnn ve onun "dnya gr"n formle edip yayacak ay-
dnlarn bulunmayyd. Resmi ideoloji tarafndan yaratlan efsanelerin ve hura-
felerin sergilenebilmesi iin, "Milli Mcadele"nin resmi ideoloji dnda bir
deerlendirilmesinin yaplmas gerekiyor. Bilindii gibi, resmi ideoloji (kimi sol
versiyonu da dahil) Milli Mcadele'yi anti-emperyalist, dnyann mazlum ulus-
larna kurtulu yolunu aan ilk ulusal halk hareketi, Mustafa Kemal dnemi si-
yasal rejiminin "halk" bir ynetim biimi olduu, Mustafa Kemal'in Trklere
bir vatan balayan dnyann en byk anti-emperyalist lideri olduu vb. gibi
bir sr gerek d hurafeye dayanyor. Elbette egemen snfn ve onun szcl-
n yapanlarn bask ve smrsn "gizlemek" amacyla tarihsel olaylar ar-
ptmalar anlalr bir eydir. Tarihsel olaylar arptmann, gemite yaanm
olaylar tahrif etmenin yollarndan biri de kiiyi yceltmekten, kiiyi putlatrp
ona tapmaktan geer. te bu blmde, yakn tarihte yaanan olaylarla ilgili top-
lumsal sreler ve olgularla ilgili sis perdesi aralanmaya, gerei rten perde
kaldrlmaya allacak.

Trkiye toplumsal formasyonunun evrimini ele alan byle bir kitapta Milli
Mcadele ve sonras dneme geni yer ayrmamzn nedeni budur. Sz konusu
dnemin olaylarnn arptlmas zerine kurulu resmi ideolojinin tutarl bir ele-
tirisinin yaplabilmesinin koulu, dnemi deiik ynleriyle tahlil etmektir.
Solun nemli bir blm bile, Milli Mcadele'nin niteliiyle ilgili olarak, resmi
ideolojiden bamsz dnme aamasna henz ulaabilmi deil. Bu durum
Trk solunun geleneksel devleti ideolojinin bir versiyonu olarak ortaya kma-
sndandr.

Bu nedenle, nce Milli Mcadele'nin anti-emperyalist bir hareket olup olma-


d, ulusal bir halk hareketi nitelii tayp tamad ve tarihi yapmada bireyin
rol zerinde duracaz. Fakat daha nce srekli yallsamaya neden olan bir
sorun zerinde ksaca durmamz gerekiyor. Milli Mcadele ile ilgili deerlendir-
meler srekli bir yanl anlamaya neden oluyor. yle bir izlenim yaratlm du-
rumda ki, sanki Trkiye birok Asya, Afrika, Ortadou, Latin Amerika vb. lke-
si gibi, uzun yllar Batllarn dorudan bir smrgesi olarak kalm da, Milli
Mcadele'yle (Kurtulu Sava kavram bu anlamda yerinde kullanlmyor) bu
duruma son verilmi gibi bir dnce hakim oluyor.

Bir kere, Osmanl mparatorluu hibir zaman dorudan smrge olmad.


Ykld gne kadar emperyalist Bat'nn ekonomik-diplomatik bir yar-
smrgesi durumunu muhafaza etti. kincisi, Osmanl imparatorluu Birinci
Emperyalistleraras Sava'a "taraf" olarak katld. Dnyay yeniden paylamak
amacyla balatlan bir savaa taraf olarak katlan bir devletti. Nedense, bizim
tarihilerimiz bu iki nemli olguyu bilinli olarak yok saymay yeliyorlar. Bu
iki nemli olgu atlanarak yaplan tahlillerin bolukta kalmas kanlmazdr.
Eer bir lke, dnyay yeniden paylamak isteyen taraflardan birinin yannda bu

30
savaa katlyorsa, her halde ama paylamdan pay koparmaktr. Emperyalist
paylam savana katlan bir devletin anti-emperyalist bir ulusal kurtulu sava
vermesi mmkn mdr? Resmi tarihiler ve resmi ideoloji reticileri bu
"amaz"n farknda olduklar iin, olaylarn tahlilini Yunanllarn zmir'e k-
yla balatyorlar. mparatorluun geni blgelerinin neden emperyalistler tara-
fndan igal edildiinden pek sz etmiyorlar. Olaylarn tahliline 1919 May-
s'ndan deil de 1914'ten balasalar, hurafe retme kapasitelerinin byk lde
azalacan biliyorlar...

Aslnda hesap batan yanl yaplmt. Osmanl mparatorluu savatan


galip de ksa, imparatorluk paralanacakt. Nitekim pre-kapitalist yaplar ze-
rinde duran imparatorluk gnn doldurmutu. Emperyalist zincirin en zayf
halkasn oluturan Osmanl mparatorluu, savatan yenik kmasayd da payla-
mdan alabilecei pay tarihsel olarak belirlenmi durumdayd. Bu konuda
Trotsky unlar yazyor: "Dnya emperyalizminin elikilerinin bir sonucu olan
byk sava, farkl gelime aamalarnda bulunan lkeleri de girdabna almt;
ama katlanlarn hepsine savan icaplarna ayn lde katlanma zorunluluunu
dayatarak..."(2) "Genel retici gler dzeyi ne kadar yksekse, dnya apnda
rekabet ne kadar keskinlemise, silahlanma yan ne kadar rndan kmsa,
(savaan) en zayf taraflar iin durum o kadar dayanlmazdr. te tam bu neden-
ledir ki; en geri lkeler kler dizisinde en birinci sralar igal etmektedirler.
Dnya kapitalizmi zinciri her zaman en zayf halkasndan kopma eiliminde-
dir..." (3)

Emperyalist savatan byk kayplar vererek kan Osmanl mparatorlu-


u fiilen kmt. Gerek insan, gerekse toprak kayb bakmndan imparatorluk
tam bir yok olmann eiinde bulunuyordu. Mondros Mtarekesi'yle tilaf Dev-
letleri, imparatorluun geri kalan topraklarndan bir blmn daha igal etmi-
lerdi. Bylece merkezi Osmanl Devleti'nin otoritesi iyice sarslm, lkenin her
yerinde otonomi yanls eilimler ortaya kmaya balamt. Balkesir bam-
szln ilan etmi, stanbul'dan gnderilen mutasarrf trene bindirilerek geri
yollanmt. Benzer bir durum Adapazar iin de sz konusuydu. Adapazar
halk da kendi kendini ynetmeye karar vermiti. Bu konuda Sabahattin Selek,
"Adeta her kk blge, her ehir kendini kurtarmak iin milletleraras siyaset
alanna atlmaya alyordu"(4)diyor.

leriki sayfalardaki aklamalarla daha ak olarak ortaya kaca gibi, sz


konusu olan, uzun yllardan beri dorudan smrge olan, siyasal bamszl
bulunmayan bir lke deildi. Bu bakmdan Milli Mcadele, Birinci Emperya-
listleraras Sava'n diplomatik planda srdrlmesiydi ve Keyder'in yazd
gibi; "I. Dnya Sava Trkiye iin 1923'te bitti."(5) Sonradan "Kurtulu Sava"
olarak adlandrlan Milli Mcadele, bir yanyla diplomatik dzeyde I. Dnya
Sava'nn devam, dier yanyla Yunanllarla scak sava, nc olarak da .
merkezi Osmanl brokrasisi iinde bir hesaplamayd. Hareket, balangta Hi-
lafet ve Saltanat kurtarmay amalamt. Hilafet ve Saltanatn kurtarlmas iin
de iki engel vardr: Rumluk ve Ermenilik. Kuvay Milliye, yaklak yzyl

31
akn bir sreden beri gndemde olan cerrahi operasyonu gerekletirecekti. Her
ne kadar hareket balangta Hilafet ve Saltanat kurtarmay amalasa da, yuka-
rda szn ettiimiz l mcadelenin diyalektii ve toplumsal hareketin dina-
mii, hilafet ve Saltanatn tasfiyesiyle sonulanacakt. Her siyasal-toplumsal
sre, kendisini de dntrecek dinamikleri bnyesinde barndrr. Hareketin
dinamii, o hareketi balatanlarn balangtaki niyetlerinden grece bamsz
bir yol izleyebilir. Eer Trk Devleti yaayacaksa, bu, burjuva temeller zerine
oturmu bir cumhuriyet olabilirdi.

Bir baka adan bakldnda da bir "Kurtulu Sava" sz konusu deildi.


Eer mparatorluk iinde bir ulusun imparatorluktan kopma mcadelesi sz ko-
nusu olsayd, belki o zaman bir ulusal kurtulu mcadelesinden sz edilebilirdi.
Byle bir durum da sz konusu deildi. mparatorluun son unsuru olan kesim
imparatorluktan kopamaz, ancak onu "dntrebilir"di. stelik byle bir
durum sz konusu olsayd, yllar ncesinden oluagelen bir "ulusal bamszlk
ideolojisi" ve "ulusal bamszlk hareketi"nin varolmas gerekirdi. Nitekim
bylesi bir ideoloji ve hareketin varolmad bir ortamda ister istemez, "kime
kar kurtulu mcadelesi?" sorusu akla gelir. Hareketi yrten kadrolar, birka
eksiiyle, ttihat kadrolard. Bunlarn hepsi "yeniliki" Osmanl brokratlaryd
ve istanbul'dan tayin edilmilerdi. Damat Ferit Paa'nn sadrazam olduu
devreler dnda, Anadolu hareketi stanbul hkmetleri tarafndan desteklen-
mitir. te yandan Milli Mcadele boyunca Osmanl zihniyetinin zayflamas
deil, glenmesi sz konusuydu. Dolaysyla sz konusu olan smrge bir ulu-
sun anti-smrgeci bir mcadeleyle bamszln elde etmesi deil, fakat pre-
kapitalist temeller zerinde gnn doldurmu, paralanmakta olan, yar-
smrge bir imparatorluun bir emperyalist sava sonucunda burjuva temeller
zerinde yaamn srdrmesidir.

Buraya kadar yaplan aklamalardan da anlalaca gibi, bugn "kurtulu


hareketlerine verilen anlam gz nne alnrsa, "kurtulu" szc burada ye-
rinde kullanlm olmuyor. Bir devletin belirli blgesinin yabanc gler tarafn-
dan igal edilmesi tarihte sk rastlanan bir durumdur. Hibir zaman igalciler l-
keden sklp atldnda bir ulusal kurtulu hareketinden sz edilmez. Sadece
haksz bir duruma son verilmitir. I. ve II. Emperyalist Sava'ta, Almanlar, Fran-
sa'y igal ettiler. Ayn ekilde Almanyada dier devletler tarafndan igal edildi.
Ancak siyasal-kltrel kimlii inkr edilmi bir dorudan smrge halk bakal-
drdnda bir ulusal kurulu mcadelesinden sz edilebilir.

1. Milli Mcadele Anti-Emperyalist Bir Hareket Deildi

XIX. yzyln sonu ve XX'inci yzyln bana kadar geen srede Osmanl
mparatorluu, Batl kapitalist devletlerle arlk Rusyas'nn kar atmas y-
znden ayakta kalabilmiti. Bu dnem Osmanl d politikas, sz konusu kar
atmalarndan yararlanma temeli zerinde kurulmutu. II. Abdlhamid, kar

32
atmalarndan yararlanarak saltanatn srdrmeye ynelik bir d siyaset izle-
miti. Birinci Dnya Sava tam bu duruma son vermek zereyken, Sovyet dev-
riminin patlamas.durumu tekrar deitirmiti. Sovyet devrimi ve devrimin ya-
ylma potansiyeli, emperyalistlerin sava ncesi ve sava iindeki hesaplarn
alt st etti. "Yeni Trk Devleti" de bu yeni durumun yaratt kar atmalarn-
dan yararlanarak varln korumutur.

Emperyalizmin genel karlar ve emperyalistler aras elikiler, I. Emperya-


list Sava'n bir Trk-Yunan sava biiminde srmesine neden oldu. Balang-
ta Yunanllara destek vermelerine ramen, ngiliz emperyalizminin karlar
Sovyet tehdidinin sz konusu olduu koullarda, bu destein 1921'den itibaren
ekilmesini gerektirdi. Artk bundan sonra ngiltere'nin temel siyaseti,
Dou'da Bolevizmin yaylmasn durdurmakt. ngiliz destei kalkt andan
itibaren de Yunanllarn Anadolu'da barnma ans yoktu. Bu nedenle Trk-
Yunan sava abartld kadar nemli bir sava deildi. Zaten Milli
Mcadele'nin seyri de ngilizlerin taknd tavra gre biimlenmitir. . nn
Cumhuriyetin ellinci yl dolaysyla verdii bir demete;"stikll mcadelesinin
baars da esasnda ngilizlerin buna karar vermesi ve dier mttefikleri de bunu
kabule mecbur etmesiyle mmkn olmutur" diyor.(6) "Gl ynetimini
merkeziyeti temellere oturtmu bir Trkiye, Avrupa kapitalizminin planlarn
gerekletirme konusunda ihtiya olan her trl savunma grevini zerine
getirecektir."(7)
Milli Mcadele'nin ayn zamanda ngiliz ve dier tilaf Devletleri'yle
de bir sava olduu sonradan uydurulmutur. Yannda (Almanya gibi gl bir
devlet bata olmak zere) ittifak devletleri varken yenik den imparatorluun
bir bana bunlarn tamamyla baa kmas o gnn koullarnda mmkn
deildi. Dolaysyla "yedi dvelle sava" bir efsanedir. Zaten emperyalistler
Anadolu'ya yerlemek niyetiyle girmediler ve savamadan da ekildiler.
ekilirken de Franszlar Trklere, Yunanllara kar kullanacaklar silahlar
sattlar. "Baz Fransz subaylarnn kurtulu ordusu saflarnda savat rivayet
edilir."(8) talyanlar da kendi blgelerindeki silah depolarn aarak, Kuvay
Milliye'ye yardm ediyorlard.

ngilizlerin asl amac Anadolu topraklarnn bir blmn ele geirmek deil,
Dou smrgelerinin gvenliini salamakt. te yandan Birinci Dnya iSava-
'ndan yorgun ve bitkin kan ngiliz askerini yeniden bir savaa sokmak kolay de-
ildi. Dou cephesi kumandan Kazm Karabekir Paa, emperyalist devletlerin
iinde bulunduklar durumu gereki bir biimde deerlendirmekteydi:

"19'da Trabzona vardk. Vali Galip Bey.... dehetli ittihatlar aleyhinde olmakla
beraber, ya ilerlemi ve kuvvete mukavemet edemiyecek bir insand... Trabzon
Mdafa-i Hukuk Cemiyeti Merkezi eraftan 21 kii imi. 11'i heyet-i merkeziye, 10'u
heyet-i idare. Belediye reisi Barutu Ahmet Efendi ayn zamanda Mdafa-i Hukuk
reisi. Heyet vaziyetin dehetinden ylgn. Ahvali olduu gibi deil, mthi ve gayri
kabil-i izale felaketli gryorlar. Btn mitleri Avrupaya yalvaracak heyette. Bu
muhterem insanlara dedim ki: tilaf kuvvetlerinden korkmaynz. Daha geen hafta
Lonra'dan memleketimize gnderilmek istenen alaylar biz gitmeyiz diye silah
atlarn brakp svtlar. tilaf milletleri harbi umumiden o

33
den o kadar yorgun ktlar ki, memleketimizde tek bir nefer bile ldrmeye raz
deillerdir. Karmzda Rum ve Ermeni'den baka kimseyi grmeyeceiz. stan-
bul'da tilaf Kuvvetleri bostan korkuluundan baka bir ey deildir."(9)

ngiliz ynetimini korkutan, smrgelerde Sovyet devriminin yaratt anti-


smrgeci ve anti-emperyalist hareketlerin glenmesiydi. Ortaya kan bu yeni
durum status quo'yu srdrmeyi problematik hale getirmiti. Daha 1920'de ngi-
liz generali Ravlinson, Bolevik yaylmasna kar, Trkiye'de gl bir yneti-
mi destekleyeceklerini sylyordu. Bu, ngiliz emperyalizmi iin Anadolu'da
toprak edinmekten ok daha byk nem tayordu. Ancak Bolevik yaylmas
durdurulduu zaman ngiliz genel karlar gvence altna alnabilirdi. Ravlin-
son, Kazm Karabekir Paa'ya; "yaplan ve yaplacak olan ey, baka memleketlere
boleviklik sirayet etmemesidir"(10) diyordu. K. Karabekir Paa, bir yerde de
unlar yazyor: "(...) ne de silahlardan bugn hi sz etmedi. Ben silah ve
kumandan vermemek iin aldatma planlar yaparken, onun da beni Bolevikler
Kafkasya'ya geldi diye, vaktinden evvel br hareket yaptrmaya altm hisset-
tim." (11) diyor.

Osmanl Devleti snf -devlet yapya sahip asyatik bir imparatorluktu. Byle
bir toplumsal formasyonda brokrasi egemen snftr. Osmanl merkeziyeti
devlet yaps, devlet dndaki glerin yaamasna "olanak vermezdi." Bu duru-
mun sonucu olarak gl bir burjuva snfnn gelime koullan yeteri kadar
olumuyordu, Zaten daha sonra Bat kapitalizminin basks, gl bir ulusal bur-
juvazinin tm gelime yollarn tkamt. ktidarn bakalaryla paylalmas Os-
manl devlet yapsnn mantna uygun dmezdi.

Osmanl merkezi ynetiminin otoritesinin zayflamas, imparatorluktaki


adem-i merkeziyeti eilimleri glendiriyor, bu da Padiahn ve onun brokrasi-
sinin ele geirdii sosyal art azaltyordu. Dolaysyla, merkezi otoritenin zayf-
lamas el konulan artn klmesi demek oluyordu. Osmanl merkezi ynetimi-
nin zayflamasyla bir g haline gelen yana 1808'de Sened-i ttifakla verilen
baz haklar 181'2'de ksmen geri alnmt. Bu tarihte Sultan II. Mahmut yann et-
kinliini krmak zere harekete geti, bask ve hileci yntemlerle (yanlarn birbi-
rine krdnlmas gibi) yanlarn elde ettii haklar geri alnd.

Brokrasi, ilk defa Milli Mcadele ve sonrasnda kendi dndaki glerle it-
tifak yapmak zorunda kald. Bu durum, tarihsel bir zorunluluk olarak kendini
dayatmt. Burjuva temeller zerine kurulan bir devlet, bir burjuva snf yarat-
maya ve onu glendirmeye mahkmdur.

Osmanl paalar ve yksek dzeydeki "sivil" yneticiler iin sorun, Halife


Sultan'n iktidarna son vermek deildi. Ama, onun iktidarn korumak ve sa-
lam temeller zerine oturtmakt. Halife Sultan'n varlyla kendi varlklar z-
deti. Devlet yaadka hkmedebilirler, sosyal artktan pay alabilirlerdi. Zaten
Osmanl mparatorluu gibi snf-devlet bir yapya sahip sosyal formasyonlarda
ve brokratik yozlamaya uram "ii devletleri"nde brokrasi her zaman sta-

34
tus quo'nun korunmasndan yanadr. Brokrasinin varl status quo'nun korun-
masna baldr. Brokrasiler "reformcu" grndkleri zaman bile, ama, ortaya
kan yeni durumda egemenliklerini korumaktr. Bu amala yeni dzenlemelere
giriirler. Cumhuriyet dneminin inklaplarm deerlendirirken bu niteliin ha-
trlanmas gerekir. Atilla ilhan'n yazd gibi: "nk ordu ve brokrasi sava
yapar, devlet kurar ve devleti korur ama devrim yapamaz ve eer frsatn yaka-
larsa, devrimi ya saptrr veya ona smsk yaparak devrimi tutuculatrr." (12)

Osmanl merkezi brokrasinin; imparatorluun kapitalizmin etkisi altna gir-


mesiyle yapmak zorunda olduu "tanzimat" ve "slahat" ilerici dzenlemeler ola-
rak deerlendirilmitir. Oysa bunlar, merkezi brokrasinin iktidarn korumak
amacyla yapmak zorunda kald dzenlemelerdi. Osmanl merkezi
brokrasisinin varln srdrmek amacyla yapmak zorunda olduu bu
dzenlemeler, Batl kapitalist lkelerin karlarna da uygun dyordu.
mparatorluun yan-smrgeleme srecini hzlandran ve emeki kitlelerin
yaam koullarn srekli olumsuz ynde etkileyen bu "dzenleme"lerin ilerici
hareketler saylmalar, bunlarn ne olduuna dzenlemeleri yapanlarn
kendilerinin karar vermesinden trdr. Daha nce de sylediimiz gibi,
brokrasinin egemen snf, aydnlarn egemen snfn bir bln oluturduu
sosyal formasyonlarda, kavramlarn ierii, ne anlama geldikleri de onlar
tarafndan belirleniyor!.

Daha sonra bu tanzimatlara, slahatlara (Cumhuriyet dneminde bu dzenle-


meler inklap oldu) Cumhuriyet dneminde devam edildiinde de asl ama ay-
nyd. Ama yine devleti glendirmekti. Frey, unlar yazyor: "Ankara Refor-
mu'nun temel stratejisi, Trkiye'yi modernletirecek olan batllam
entellekteller iin gvenceli bir ortam yaratmakt... Devrimcilerin birincil
amac, devletin topluma egemenliini salam temellere oturtmak, Trkiye'yi
Batnn sayg duyaca bir lke haline getirmek ve dinsel eilimi ar basan ev-
relerin etkinliini tamamen ortadan kaldrmak idi." (13)

Elbette paradoksal bir durum da sz konusuydu. Kendi iktidarn korumak


amacyla, Bat'dan kurum, kural ve ideoloji ithal eden merkezi brokrasi, ksa
dnemde iktidarn koruyabilse de, uzun dnemde iktidar ayaklarnn altndan
kayyordu. Kapitalizm basksn artrdka brokrasinin egemenlii anmak du-
rumundayd.

Bat kurumlarnn ithal edilmesinde kar olan teki kesim ayand. yan,
merkezi otoritenin zayflad oranda byk topraklar denetler duruma gelmiti
ama hibir hukuki gvenceye sahip deildi. yan da denetledii, fiilen sahip ol-
duu topraklar iin hukuki gvenceler istiyordu. Dolaysyla merkezi Batc b-
rokrasinin, yann ve Bat kapitalizminin karlar uyum halindeydi. Bu durum,
Cumhuriyet dnemi iin de geerlidir. Osmanl dneminde yaplan "kurum ak-
tarmacl" Cumhuriyet brokrasisi tarafndan eletirilmitir. Ama kendileri
daha youn bir "ithalat" srecine girmilerdir. Kendi aktarmaclklarm "ilerici"
inklaplar olarak sunmulardr. Cumhuriyet dneminin Bat'dan kurum aktarma-
clyla daha ncekilerin zde hibir fark yoktur. Her ikisinin de ortak yan,

35
yar-smrgeleme srecini hzlandryor olmalardr. Fakat emperyalizmin
1914-1945 aralndaki "yapsal krizi", emperyalizmle olan ilikilerin gevemesi
nedeniyle bir yanlsama yaratmaya olanak vermi, sanki emperyalizmden bilinli
bir kopu varm izlenimi yaratlmtr. Emperyalizmin krizi, Cumhuriyet b-
rokrasisine ideolojik bir maniplasyon olana vermitir.

Dolaysyla 1. Dnya Sava'nn devam koullarnda Osmanl mparatorlu-


u'ndan Cumhuriyete gei sz konusuydu. Bu geii gerekletirenler de; "(...)
asli unsura ittihatlar olan (asker sivil) bir karma kadronun, daha dorusu bir
aydn ekibin yaratt ve yrtt bir harekettir. Buna, yabanc yazarlardan pek
ounun da iaret ettii gibi, bir sekinler hareketi diyebiliriz. Trk toplumunun
gerekten sekin kiileri saylmak gereken bu yol gstericilerin fikri cevher bak-
mndan balca zellikleri, Osmanl toplumu iin ok yeni saylan iki kavram,
'vatan' ve 'millet' kavramlarn idrak etmi olmalardr" (14)diye yazyor Sebahat-tin
Selek. phesiz Selek, hareketin bir sekinler hareketi olduunu sylerken
hakldr. Ama, bu sekinler kime yol gsteriyorlard? Aslnda sekinler kendileri-
ne yol gsteriyorlard ve pek uza da gremiyorlard. Grebildikleri yer emperya-
lizmle ortak olup art-deer blrminden pay almakt (!) Zaten Cumhuriyet y-
netiminin kitlelere (dolaysz reticiler) bakyla, Osmanl "yeniliki" ynetiminin
bak arasnda hibir temel fark yoktu. Cumhuriyet ynetimi iin de kitleler, vergi
veren, askerlik yapan, gdlen, pasif ve edilgen bir yndan baka bir ey deildi.
Cumhuriyet orokrasisi, mparatorluun brokrasisiyd. Cumhuriyetin ynetici
ekibine yeni unsurlar karm deildi. Memurlarn stanbul'dan Ankara'ya tan-
malar gibi bir tebdil-i mekn sz konusuydu. Ankara'ya gelerek ferahlamlard...
"Tanzimat batcl zilniyetini tayan Babli yksek memurlar ve generalleri"
diyor Doan Avcolu, "yeni ynetime dudak ucuyla bile olsa balandklar l-
de Ankara'dan olumlu karlanrlar. "(15) Yazar, sanki Milli Hareketin ideolojik ve
politik liderliinin Tanzimat batcl dnda bir eylere sahip olduuna inanmak
ister gibidir...

Cumhuriyeti kuranlarla 1908 hareketinin ynetici kadrolar, aa yukar


ayn kiilerden oluuyordu. Brokrasiler maniplasyona elverili olduu iin, I.
Dnya Sava bozgununun sorumluluu birka ttihat liderin stne yklarak,
emperyalistlerle uzlama yoluna gidildi. Bylesi bir maniplasyonla bir yandan
ynetici klik iinde iktidar sava yrtlrken, dier yandan da halk kitlelerin-
de ynetici klikle ilgili olarak oluan olumsuz izlenim ksmen de olsa hafifletil-
mek isteniyordu. Cumhuriyeti kuranlar sanki ttihatlardan bakasym gibi
gsterilmeye alld.

Cumhuriyetle balayan dnem, Bat kapitalizmiyle bir hesaplama dnemi


deil, yeni bir uzlama ve denge oluturma dnemidir. Trkiye ekonomisini em-
peryalizme balayan zincir olduu gibi kalmt. Bir lkenin emperyalizmle
olan smr ve bamllk ilikisini belirleyen, lkedeki retim ilikileri ve re-
tim ilikileri stne oturan egemen snf ittifakdr. Emperyalizmle ilikilerin de-
imesi iin. retim ilikilerinin dnme uratlmas gerekir. retim ilikileri-
ne dokunmadan yaplan "dzenlemeler" , inklplar olsun, abartld kadar

36
nemli olmad gibi, ekseri smr ve bamllk ilikilerini de iselietirip, s-
mry derinletirebilir.

Milli Mcadele ve sonrasnda retim ilikilerine dokunulmad. Komprador


burjuvazinin ilevini, Rum ve Ermenilerden "Mslman tccara" aktarmak dn-
da yapsal nitelikte hibir dnm sz konusu olmad. "Zaten bilindii gibi. zmir
kongresinde 'milli ekonomi' yaratma iradesi olarak ifade edilen ekonomi politika-
s, Osmanl zamannda Bat'ya eklemlenmenin toplumsal dayanan oluturan
gayrimslim tccarlarn yerini, Mslman Trk tccarlara vermek istediini zet-
ler. Yani Osmanllar gibi Trkiye'yi de darya balamadaki baat roln ticari ser-
maye tarafndan oynanaca tartlmam, yalnzca bu ticari sermayenin dayana
i toplumsal tabakann Mslman olmasna karar verilmitir."(16)

Milli Mcadele'nin niteliiyle ilgili tahliller, ekseri resmi tarih versiyonunun


yeniden retilmesi amac tadklar iin, somut olgulara da uygun dmyor.
Doan Avcolu'nun "Milli Kurtulu Tarihi" adl eserinin blmlerinden biri
"Emperyalistlere kar kmadan anti-emperyalist bir sava" bal tayor(!)
Yazarn buradaki amac Milli Hareketin lideri olan Mustafa Kemal'i yceltmek-
tir. yle bir deh ki; emperyalist devletleri atlayarak bir bana anti-emperyalist
bir sava veriyor (!) Emperyalist devletlere kar olmadan anti-emperyalist bir
sava olanakl mdr? Herhalde Avcolu Rum ve Ermenilere kar dememek
iin byle bir ifade kullanyor... Mustafa Kemal: "O halde kurtulu aresi arar-
ken iki ey sz konusu olmayacakt, nce tilaf Devletlcri'ne kar dmanca
tavr alnmayacakt; sonra da Padiah ve Halife'ye canla bala bal ve sadk kal-
mak temel art olacakt"(17) diyor.

Emre Kongar yle yazyor: "Atatrk ihtilali, hem emperyalizm kartdr,


hem de batcdr. Daha nce de ksaca deindiim gibi, bu iki zellik, uzun d-
nemde elien nitelik tarlar. Fakat, ksa dnemde, zellikle 1920 koullan er-
evesinde, emperyalizm kartl, batcl btnleyen bir ilke olarak ortaya
kmaktadr. Mustafa Kemal olaylar evrensel deil, ulusal bir ereve iinde
grmektedir. Onun batcl Bat'ya yknme biiminde deil (...) 'Bat gibi
olmak' anlamnda bir batclktr. lkeyi Bat gibi yapmak iin ilk atlacak adm
ise, Bat smrsnden kurtulmaktr. nk Bat'nn birinci nitelii, sermaye
snfna dayal bir ekonomik gelimeyi gerekletirmi olmasdr. Ayn tr bir
ekonomik gelimenin n koulu ise, siyasal ve ekonomik bamszlk, yani Bat
smrsnden kurtulmaktr. "(18) Yazar; olaylara evrensel adan deil de, ulusal
boyut iinde baklnca, nasl olup da sorunun farkl grndn sylerken
yeteri kadar inandrc olmuyor. Ayrca retim ilikileri bata olmak zere
Bat'yla olan smr ve bamllk ilikileri olduu gibi kalrken, komprador
burjuvazinin araclk ilevi "Mslman" tccara geince, Bat smrsnden
kurtulmak, ekonomik bamszl gerekletirmek mmkn mdr?

Sadece Atatrk yazarlar deil, kendilerini solda grenler de anti-


emperyalizm konusunda kafa karklndan kurtulmu deildir. Trk sosyalist
hareketinin nde gelen teorisyeni ve liderlerinden Dr. Hikmet Kvlcml bile,

37
Milli Mcadele'nin nitelii konusunda resmi ideolojiden farksz dnmyor.
Kvlcml, Milli Mcadele'yi sadece anti-emperyalist deil, ayn zamanda
anti-kapitalist sayyor (!) "in'de daha nce Sun-Yat-Sen, Trkiye'de
daha sonra Mustafa Kemal adna alan milli kurtulu hareketleri, anti-
emperyalist ve anti-kapitalist birer sava olmakla birbirlerinden zerrece
farkl deillerdi. Ancak Trkiye, emperyalist anavatanlarn byk
smrgelere balayan en stratejik yollar zerinde idi. Sovyet Sosyalist
Devrimi'nin 'yumuak karn' altna yaknd"(19) diyor! [Vurgu MD]

Bir baka yazar, Stefan Yerasimos da, emperyalizmin E. Dnya Sava'ndan


sonra "tekrar geri geldiini" yazyor. Emperyalizmin geri gelmesi iin nce ko-
vulmas gerekir. Eer emperyalizmle btnlemeyi salayan retim ilikileri ise,
o zaman Milli Mcadele ve sonras dnemde hangi dnmlerin ortaya kt-
n ve n. Dnya Sava sonrasnda da hangi deiiklikler yznden emperyaliz-
min geri geldiini akla kavuturmak gerekir. Aslnda 1920 ve 1930'lu yllar-
da emperyalizmle ilikiler olduu gibi kalmt. Emperyalizmin "yapsal"
bunalm ilikilerin younluunu azaltt iin, sanki emperyalizmden kopul-
mu, bu da Milli Mcadele ile gerekletirilmi gibi bir izlenim yaratlmtr. II.
Dnya Sava sonrasnda uluslararas kapitalizm yeniden bir ykselme dnemine
girdiinde, ilikiler normal olarak rayna oturdu. Bu nedenle yapsal krizin
yaratt "kopukluu" bakalarnn marifeti saymak inandrc olamaz.

Baz kavramlarn kullanlyor olmas, o kavramlara uygun den olgularn ve


srelerin var olduu anlamna gelmiyor. "Hakimiyet kaytsz artsz milletin-
dir" demekle hakimiyet milletin olmuyor. "Millet" kavramna herkes istedii an-
lam ykleyebilir. Gerek yaamda ylesine "kayt ve artlar" sz konusu oluyor
ki, hakimiyet halk dndakiler (dolaysz reticiler) iin bir smr ve bask
arac nitelii tayor. Ayn ekilde "buras sosyalist cumhuriyettir" demekle
oras sosyalist olmuyor. Laik demekle de laik olmad gibi... Resmi ideoloji ve
onun sol versiyonu, Milli Mcadele'ye anti-emperyalist dedii iin de anti-
emperyalist bir ierie sahip olmas sz konusu deildir. Daha nceki dnemde
ve mcadele iinde olumu bir anti-emperyalist ideoloji yoktu. Milli mcade-
leyle emperyalizmin karlar asla zedelenmedii gibi, global karlarnn g-
vence altna alnmas sz konusudur. Bu nedenle Lozan'da, ileri srld gibi
diplomatik bir zafer de kazanlmad.

Mdafaa-i Hukuk Derneklerinin Asl Amac

ttihat ve Terakki Partisi, iktidara geldikten sonra ve I. Dnya Sava boyun-


ca, imparatorluun yaayabilmesinin koulu olarak sermayenin "Mslmanlat-
nlmasn" gryordu. Bu amala, imparatorluun iktisadi yapsnda nemli bir
arla sahip olan Rum ve Ermenilerin gcn krmaya ve onlarn ilevini de
Mslman unsurlara transfer etmeye ynelik bir politika izlemiti. Aslnda
byle bir tehis tutarl olmaktan uzakt. Emperyalist Bat karsnda komprador

38
burjuvazi ilevini yerine getiren, zellikle de Fransz ve ngilizlerle ilikide bu-
lunan Rum ve Ermenilerin tasfiyesi, ilev ayn kaldka byk anlam tamazd.
Nitekim, burjuvazi komprador niteliinden uzaklamadka, onun Mslman,
Yahudi vb. olmas sanld kadar nemli deildi. Sava boyunca hem Rum ve
Ermenilerin ekonomik etkinlii azaltld, hem de onlarla birlikte mparatorluun
d ticaretinde ngiltere ve Fransa'nn nemi iyice kld. Drt yllk sava bo-
yunca devlet destei ve "enflasyon sayesinde Mslman" sermaye hzl bir ge-
lime gsterdi. Sz konusu dnemde kurulan irket sermayesi %3'ten %38'e
ykseldi.(20)

Ermeni Tehciri ve Rumlarn kitleler halinde ge zorlanmas sonucu bu iki


Hristiyan kesimin servetleri bulunduklar blgelerdeki Mslmanlarn eline
geti. "1906 saymna gre, Trkiye'nin bugnk snrlan iindeki nfus, takri-
ben 15 milyondu ve bu nfusun %10'u Rum, %7'si Ermeni, %11'i Museviydi.
Mslmanlar %80'in stndeydi. 1914 ile 1924 arasnda bu nfusta nemli bir
azalma olduu gibi, nfus bileimi de ciddi bir deiiklie urad. 1927 nfus
saymna gre, Trkiye'deki nfus 13.6 milyondu. Gayrimslimler ise sadece
%2.6 idi. Nfus saymnn verilerine gre 120.000 Rumca konuan, 65.000 Er-
menice konuan vard.(21) Mtarekeden sonra, ge zorlanp da sa kalanlardan
bir ksmnn geriye dnmesi iin uygun koullar ortaya kmt. ngiliz ve Fran-
szlar tarafndan desteklenen bu iki etnik grup kaybettikleri servetlerini elde
etmek isteyeceklerdi, te Mdafa-i Hukuk cemiyetlerinin asl ortaya k ne-
deni bu korkudan kaynaklanyordu. Aslnda ncelikle mdafaa etmek istedikleri
ey el koyduklar ama imdi elden kma ihtimali beliren servetleriydi... Bu ba-
kmdan bu derneklerin anti-emperyalist amalarla kurulduunu sylemek son
derecede yanltr. Nitekim, birok Mdafa-i Hukuk dernei kurulduu halde,
bunlardan sadece ikisi gerek anlamda bir varla sahip olmutur. Gerekten Er-
zurum Kongresi'nde temsil edilen vilayetlere baklrsa, Ermeni tehdidinin yk-
sek olduu yerler dndan Kongre'ye delege gelmedii grlr, Erzurum, Bitlis,
Van, Mu ve Erzincan'dan delegeler katlmtr. Rum ve Ermenilerin youn ola-
rak yerleik bulunduu Dou ve Bat Anadolu'daki dernekler; Vilayet-i arkiye
Mdafa-i Hukuk'u Milliye Cemiyeti ve Trakya Paaeli Mdafaa Heyeti Osmani-
yesi'dir.

te yandan bu dernekler srarla politikann dnda olduklarm, apolitik ol-


duklarm vurgulamlardr. Buradaki asl ama, emperyalist devletlerle bir kar-
tln olmadn gstermektir. Bir de iki parti arasndaki srtmelerden etki-
lenmemek istei olabilir. nemli olan bir ey de, savan nasl sonula-
nacann anlalmas zerine bu kesimlerin harekete gemi olmalardr. Nite-
kim, "Trakya Paaeli Mdafaa Heyet Osmaniyesi" Mtareke'den iki gn sonra
2 Kasm 1918'de kurulmutur. Dieri de ayn yl Kasm aynn sonlarna doru
kuruldu. Yunanllarn zmir'e kndan aa yukar 6 ay nce...

Fransz igal blgesi Klikya'da Ermenilerin; Yunanllarn zmir'e kmasyla


da Rum tccarlarn geri dnme koullarnn olumas, bar hak savunuculuu-
nun silahl atmaya dnmesine neden olmutur. Gerekten sava ncesinde

39
Bat Anadolu'nun en nemli ticari ve zirai kurulular Rumlarn elindeydi.
Dou'da da durum Ermeniler bakmndan aa yukar ayn olmakla birlikte, Er-
meniler verimli topraklarn da bir blmn kontrol ediyorlard. te Milli M-
cadele'de ilk harekete geen; Rum ve Ermenilerin ticari, snai kurulularna, ev-
lerine ve topraklarna, ba ve bahelerine el koyan Mslman kesim olmutur.
Anadolu erafnn, Mslman, ksmen de Yahudi tccarlarn milli harekete ka-
tlmalarnn asl nedeni, emperyalizme bir tepki deil, Rum ve Ermenilerle kar
atmasnn sonucudur. te yandan merkezi brokrasi de dzenli askeri birlik-
leri istilaclarn karsna karmamaya zen gstermitir. "1920 ylna kadar
ordu, devlet kuvveti olarak grnmemeye gayret etmi ve istilac kuvvetlerin
karsna kard birliklerini milis kuvvetlerinin yannda savaa sokarak bunu
resmen ifadeden saknmtr."(22)

Milli Mcadele iinde Dyun-u Umumiye'ye dokunulmad gibi; Dyun-u


Umumiye, toplad vergilerden devlet payn stanbul Hkmeti'ne deil, An-
kara'ya vermeyi kabul etmiti. Osmanl Bankas da, stanbul Hkmetine veri-
len yarm milyon liraya kefil olunduu takdirde, Ankara'nn istedii 1,5 milyon
liralk kredi alabileceini sylemiti.

"Erzurum Kongresi'nde alnan mdafaa karar yalnz Ermenilik ve Rumluk teki-


line kar dnlm ve itilaf devletlerinin igal ve mdahale hareketleri de bu
amac gder saylmt. Yani tilaf Devletleri'ne kar hasmca bir tavr taknl-
maktan Erzurum Kongresi saknmt."(23)

Hareketin emperyalist devletlere kar olmad, silahl atmann balad


dnemde de sk sk dile getirilmiti. Ege'yi temsilen 23 Austos 1919'da Alae-
hir'de toplanan kongre, oybirliiyle ald bir kararla, ngiliz Generali Milne'ye
ektii telgrafta unlar bildiriyordu: "zmir li ve Balkesir bamsz sanca,
Trk ve Mslmanlarn birlik olarak dzenli rgte bal milli kuvvetleriyle sa-
vunduklar nokta, sadece Yunanllarn haksz ve hilekr saldrlarna ve bu igal
saldrlarnda iledikleri cinayet ve ktlklere engel olmaktan ibarettir. tilaf
devletlerine kar kma fikri, hi kimsenin aklndan gemeyen bo bir dnce-
dir. Bundan dolay, Byk Kongre (Alaehir), btn dnen insanlk tarafndan
hakllnn ve meruluunun onaylanaca inancnda bulunduu Kuvay Milliye
eylemlerinden, Mttefik birliklerine kar saldr anlam karlmasn, u
kesin gerekler karsnda byk bir insafszlk sayar. Kongre bundan dolay
derin zntsn sunar. Kk Asya'da Mttefik Devletler Bakumandan bu-
lunmanz nedeniyle, daha ok kan dklmesini nlemek amacyla, Yunan birlik-
lerinin imdiki yerlerinden daha ileri gitmemeleri iin emir buyuracanz konu-
sundaki soylu aklamanz, Kongre yelerini derin bir minnet, kran hissiyle
duygulandrmtr. Pek soylu ve pek insancl olan u asil arzu, kukusuz ki, en
byk vglere deer, yksek ve soylu bir yaklamn rndr."(24)

Telgrafta ayrca; "Eer zmir yresinin igalinde kesin bir politik zorunluluk
grld takdirde... zalim ve gaddar Yunan askeri tarafndan deil, insanlk ve
uygarlkla donanm olan uygar itilaf devletleri askerleri tarafndan gerekleti-

40
rilmesi"!(25) isteniyordu. Son ifadeden, ngiliz ya da baka emperyalist bir devlet
tarafndan igal durumunda mallarm gvencede grdkleri anlalyor. Herhalde
Yunanllara kar tepkinin ekonomi d bir nedeni de vard. Eskiden Osmanl
ynetimi altnda olan Yunanllarn imdi imparatorlua kar saldr ve igal ha-
reketine girimesi, tepkinin bymesinde bir etkendir. Ama yine de asl belirle-
yici olan ekonomik karlard.

Aydn'da, Mula yresi Umumi Milli Kuvvetler Komutan Demirci Mehmet


Efe de; "Geri ok terbiyeli davrandklar ve her trl yardm yaptklarndan
dolay, talyanlardan szlanacak bir eyimiz yok ise de, eer herhangi bir hk-
met bizi kontrol edecekse, bu iin daha byk ve daha aydn bir devlet tarafn-
dan yaplmasn ye tutardk"(26) diyor.

Kuvay Milliye komutannn bu szleri, herhalde 1960'l yllarda "II. Kuvay


Milliyecilik" veya "E. Kurtulu Sava" gibi sloganlarla ortaya kanlarn, birin-
cisi hakknda yeterli akla kavumadklarn gsteriyor.

Emperyalist devletlere kar bu tavr Milli Mcadele'nin lider kadrosu iin de


geerliydi. Kara Vasf Bey, 27 Kasm 1919 Heyet-i Temsiliye toplantsnda,
Fransz elilii yetkilileriyle grmesini zetlerken unlar sylyor:

"Grtklerim Karargaha mensup Franszlarla... Sefarete mensup olanlar


dedi ki, siz ne istiyorsanz nerettiririm, yalnz memleketimin menfaatine mani
olmasn. Asil bir hanedana mensup imi. Kendisi asker. Aka fikrini sordum.
Dedi ki, bu gn iki cereyan var: Biri Bolevizm, dieri Islamizmdir. kisi de en
ziyade ngilizlere mteveccihtir, bize deil, ilerde bize de. Bolevizmi brakabi-
liriz. Fakat Islamizmi brakamayz. Cezayir, Tunus ilerde oraya da sirayet edebi-
lir. Bizi maddi olarak temin ediniz ki, Pan Islamizmi, Pan Turanizmi gtmyor-
sunuz.

"Dedim ki, biz sizin grdkleriniz gibi iki ey grebiliyoruz. Bunlardan bir
islamclktr, dieri asrilemek. Kendi kendimizi idare edecek bir halde yaa-
mak. Bunu da Avrupa'dan alacaz. slam cereyanlar bize iyi deildir. Medeni
deildir. Ayn zamanda istila altndadr. Serbest deildirler dedim... Buna inan-
mad. Ayn zamanda inanm grnd. O ayn zamanda Krt meselesini intiha-
bata karmayan Hrriyet ve tilaf ve Sleymaniye'yi syledi. Ben de o ngiliz-
lere kar eyh Mahmud'un hareketidir dedim... Bu, grup halinde bir kabile. Biz
istikll istiyoruz diyen yoktur... Sizde de sosyalistler byle istiyor denirse, mille-
tin hepsi tabii byle deildir dedim."(27)

Kara Vasf Bey, Fransz Meraal Franchet D'esperey'le yapt grmeye


ilikin olarak da unlar sylyor: "Bizim prensiplerimiz vahdeti ve muayyen
hududu, istikll ve inkiafmz temin etmektir' dedim. Hudut iin sordu: 'Mta-
reke zamanndaki hududu esas ittihaz ediyoruz ve bunun iin kendi rkmzdan
olan yerlerden bir ok fedakarlklar yapyoruz' dedim. 'Evet' dedi. 'Adalar deni-
zinden iran'a kadar Suriye'ninde baz aksam dahil olmak zere bir devlet ve

41
hudut dnyoruz" dedi. Bunu Cevat Paa'ya sylediim zaman inanmad
gld."(28) "Sonra dedi ki: 'Biz sizin Umur- dahiliyenize karmyoruz. Siz de
bizim menfaatlerimize karmaynz. Balkesir'de bulundurduumuz asker tahri-
bat yaplmamas iindir. Arkadalarnz da bu fikrimi bilsinler"(29)

"Jenaral Mougins de dedi ki: 'Sakn ttihat olmaynz, bu sizin iin ok fena-
dr. nk Avrupa ttihatlardan eytan gibi ok korkar' ve taklidini yapt. 'ngi-
lizler byk bir Arap mparatorluu, biz ise byk bir Trk Hkmeti istiyoruz'."
Fakat Franszlarn neden byk ve Fransa yanls bir hkmet istediklerini Mare-
al Franchet D'eesperey aka ifade etmiti. 'Zamanmz menfaat asrdr; para ne-
rede ise dostluk oradadr. Memleketinizde sermayenin yzde yirmibei bizimdir.
Mtekabilen menfaat var. ngilizlerin de menfaati varsa da geridir'."

Mustafa Kemal, 17 Kasm 1918'de Minber Gazetesi'ne verdii bir demete:


"ngilizlerin Osmanl Milletinin zgrlne dikkat gsterdikleri ve insanlk
karsnda, yalnz benim deil, btn Osmanl Milletinin ngiltere'den daha ok
iyiliini isteyen bir dost olamayaca inancyla duygulanmas pek doaldr"(30)
diyor. ngiliz Daily Mail Gazetesi muhabiri Waard Price'dan kendisine ngiliz
yetkilileriyle iliki kurmas iin ricada bulunup, "Eer ingilizler, Anadolu iin
sorumluluk kabul edecek olurlarsa, ngiltere ynetiminde bulunan tecrbeli
Trk valileriyle alma gereini duyacaklardr. Byle bir yetki erevesinde
hizmetlerimi sunabileceim uygun bir yerin mevcut olup olmayacam bilmek
isterim"(31) diyor. Mustafa Kemal anlarnda bu demecinden bahsetmiyor. stelik,
birok kiinin umutlarn ngilizlerin gvenini kazanmaya, Franszlarla dostluk,
talyanlarla iyi ilikiler kurmaya baladm, ama kendisinin bunlarn hibirine
inanmadn sylyor.(32)

Milli Mcadele'de anti-emperyalist bir ideoloji ve bilin sz konusu deildi.


Buna hem teorik, hem pratik olarak olanak da yoktu. mparatorluun konumu
veri iken, Milli Hareketin lider kadrosunun asl amac, ken devleti canlandr-
makt. "Anadolu lhtilali"nin yazan; "htilalin ideolojisi hareketle beraber, hatta
hareketin arkasndan gelmiti"(33) diyor. Aslnda sonradan uyduruldu dese daha
iyi olurdu (!) Samet Aaolu da;"Trk fikir adam 1919 ile 1923 arasnda geen
bu devrenin ideoloji ve felsefesini yapamad. Milli vicdandan doan bu inklap
hamlesini anlatmak iin gerekli sabr ve feragatla kendisini veremedi. nklap bu
suretle hemen hemen birbirine zt, birbirini ykan nazari gr ve ahsi anlay-
larn elinde olan milliyetilikten geni beynelmilelcilie, liberalizmden sosyaliz-
me kadar daralp alarak, izahn sonunda birtakm dogmatik kelerde buldu"
(34)
diye yazyor

Aslnda Aaolu farknda olmadan kendini ele veriyor ve "Trk Fikir


Adam"na hakszlk ediyor. Trk Fikir Adam, Aaolu'nun sandndan ok
"sabr ve feragatle" 1919-1923 aralnda yaanan olaylar tahrif etmek iin
byk aba gsterdi ve gereklerle ilgisi olmayan bir tarih versiyonu oluturma-
y da "baard". Daha sonraki dnemde Kadrocu'lar ve Ync'ler tarafndan ya-
plan zorlamalar da resmi ideolojiye ve resmi tarih anlayna "modern" ve "bi-

42
limsel" bir grnt kazandrma amacn tayordu...

Avcolu;"Atatrk, emperyalizme kar sava, emperyalizmle her an iin uz-


lamaya ve onu dost grmeye hazr kadrolarla yapmtr. ngilizlere kar bir tes-
limiyet ve bir uzlaclk, kurtulu savann n plandaki kadrolarnda derece de-
rece gzkmektedir''(35) derken, iki eyi sylemek istiyor: Birincisi, anti-
emperyalist olmayan, stelik emperyalizmle her an uzlamaya hazr kadrolarla
anti-emperyalist bir sava verilebilir; ikincisi, Mustafa Kemal, bu kadrodan ayr,
onlarn, dndadr(!)

Birok yazarn kafasn bulandran, Mustafa Kemal'in 1 Aralk 1921'de


TBMM'de syledii u szleridir: "Efendiler! Biz bu hakkmz korumak, ba-
mszlmz gven altnda bulundurabilmek iin toptan, millete bizi mahvet-
mek isteyen emperyalizme kar millete savamay uygun gren bir doktrin iz-
leyen insanlarz."(36) Bu szlerin ne amala sylendii nemlidir. Mustafa
Kemal bu szleri, meclis iindeki ve meclis dndaki "sol muhalefet'i denetim
altna alp etkisizletirmek amacyla bir manevraya giritii zaman sylemitir.

I. Dnya Sava iinde yaplan gizli anlamalarda ngilizlerin zerinde nem-


le durduu bir sorun da, Hilafetin ideolojik etkinliinin ortadan kaldrlmasdr,
slm Birlii, Pan-Islamizm gibi akmlarn ortadan kaldrlmas ve Islamiyetin
bir birlik ve umut oda olmasma son vermek iin, Hilafetin tasfiyesi; deilse,
ingilizlerin kontrol ettikleri bir blgeye kaydrlm bir merkez haline getirilme-
si.ngiliz emperyalizmi iin byk nem tayordu. Bylece, Mslman ulusla-
rn atomize edilmesi daha da kolaylaacakt.

te yandan ingilizler Arabistan' da btnyle kontrol etmek istiyorlard. Bu,


hem Hindistan yolunun gvenlii iin, hem de blgede zengin petrol rezervleri-
nin varl nedeniyle ingiliz karlar iin byk nem tayordu.

Mslman nfusunun yaad geni blgelerde ingiliz hakimiyetinin peki-


mesi iin, Hilafetin tasfiye edilmesi gerekiyordu. Halife Sultan'n en zayf d-
t dnemde bile islam dini, etkin bir ideolojik merkez olmaya devam ediyor-
du. LLoyd George anlarnda; "Osmanl Halifesi slam Dnyas'nm ba idi ve
ngiliz imparatorluu iinde her yandan fazla Mslman vard"(37) diye yazar.
17 Ekim 1919'da btn Hindistan'da Trkiye iin oru tutulup dua edilir, genel
grevler yaplr. Sevr Antlamas'ndan sonra, bu antlamay yrttrmak amacyla
ve Hindistan'daki ingiliz Hkmeti ile ibirliinden kanan pasif direnme hare-
keti balatlr. Onbinlerce Mslman, Hindistan' terk eder. Hindistan Milli
Kongresi 1920 yl sonlarnda 15 bin delegeyle toplanarak, Ghandi'nin ibirli-
inden kanma programn milli program olarak benimser. Milliyeti adaylarn
hepsi seimlerden ekilirler. Semenlerin % 80'i oylarn kullanmaz. Bir ksm
memurlar ve askerler, ngiliz hkmeti hizmetinde almay reddederek grev-
lerinden ayrlrlar. Okullar boykot edilir. ngiliz mallar satn alnmaz. 1921 Ma-
ys'nda Asman ay bahesinde 12 bin ii ii brakr. Bengal ve Asman'da de-
miryolu ve gemi iileri protesto amacyla iki ayr greve giderler. Ankara'ya
yardm fonu kampanyas alr ve toplanan para Mustafa Kemal'e gnderilir.

43
Eylem o kadar genitir ki, hkmet 30 kiiyi tutuklamak zorunda kalr. Nehru
ve Ghandi tutuklananlar arasndadr. Bu abalar zerinedir ki, Hindistan Kral
Naibi Lord Reading lkedeki slam duygusunun iddetini ileri srerek, "stan-
bul'un boaltlmasn, kutsal yerler zerinde Halifenin egemenliinin tannmas-
n, Trakya ve zmir'in geri verilmesini" Londra'ya yazar.(38)

Bir Hintli Mslman da, "Bir zamanlar, birok Msllman devletler ve kral-
lklar vard. Bunlardan birisi ortadan kaldrld zaman fazla bir zntye kapl-
myorduk. Trkiye slam devletlerinin en sonuncusu ve en glsdr. Yahudi-
ler gibi vatansz insanlar olacamzdan korkuyoruz"(39) diyecektir.

Yukardaki alntlar, Hilafet makamnn ideolojik etkinliinin her eye ra-


men hl ne kadar nemli olduunu gsteriyor. ngiliz siyaseti iin slamiyetin
ideolojik bir merkez olmaktan kmas arzulanan bir eydi. Hilafetsiz bir Trk
Devleti Bat'nn mttefiki olarak kaldka, bu, blgedeki emperyalist karlarn
gvence altna alnmasn byk lde kolaylatrrd. Sonu olarak, Hilafet'in
tasfiyesi emperyalizmin karlaryla da akmaktayd. Bu nedenle, emperyalist-
lerin Hilafet ve Saltanat'tan yana olduu biimindeki gr, sadece resmi ideolo-
jinin bir uydurmasdr.

2. Milli Mcadele'de Kitle Katlm Snrlyd.

1912 ylndan beri ard arda gelen savalarda bir cepheden dierine koan
emeki halk, I. Emperyalist Savan sonuna gelindiinde her bakmdan bitkin du-
rumdayd. Kylerde erkek nfus byk lde erimiti. Bu bakmdan Birinci
Dnya Sava'nn balad 1914'ten 1923'e kadar geen sekiz ylda, Mslman
nfus %18 azalmt.(40) Fakat halk krmna neden, sadece savalar da deildi.
Ar vergiler, aa, eraf, mtegallibe ve ekiyann basks ve zulm, salgn hasta-
lklar ve alk savalardaki kayplar daha da bytyordu. Mustafa Kemal
Nutuk'ta zmir'in igali karsnda halkn tavryla ilgili olarak; "Milletin bu haksz
darbe karsnda sessiz ve hareketsiz kalmas elbette kendi lehine yorumlanamaz-
d" der.(41) Aslnda halkn iinde bulunduu durum onun yeni bir savaa daha g-
nll katlmasna pek olanak vermiyordu. Her seferinde slam dini ve Padiah
iin savaa yollanan halk, bu sefer "vatan kurtarmak" iin savaa katlmaya niyetli
grnmyordu. Osmanl dneminin sonlarnda savalarn yapt tahribatn bo-
yutlarn hatrlamak iin aadaki alnt uygun dyor: "eme lesinin gen-
leri askerliklerini Yemen'de yapyorlard. 1908'de eme'de 20-30 yalar
arasnda bir tek Trk erkei kalmt. O da cce idi. Bu yzden emeliler hakl
olarak, Yemen'e eme Mezarl adn takmlard..."(42)

Kitlelerin gnll katlm olmad iin, mahalli yan, eraf, eyh, aa ve


tarikat reisi ve din adamlarnn prestijinden yararlanlarak, kstl bir katlm
salanabilmitir. Milli Mcadele'ye kitle katlmnn snrl oluu, gerek Milli
Mcadele, gerekse daha sonraki dnemde, zellikle de Cumhuriyetin kuruldu-

44
u dnemde, olumsuz sonular dourmutur. Kitle tabannn etkin olmay ha-
reketin lider kadrosuna geni bir manevra alan brakmtr. Bu, tm dzenle-
melerin kitleler dda ve onun etkinliinden bamsz gereklemesine olanak
vermitir. Oysa, "bir ihtilalin en kuku gtrmeyen yan, ynlarn tarihsel
olaylara dorudan doruya mdahale etmeleridir." Milli Mcadele'den sonra
mahalli erafn iktidar bloku iindeki konumu kyl kitlesi aleyhine olarak
daha da pekimiti.

Sabahattin Selek; "Daha ksa bir deyimle, Milli Mcadele, hele baz tehlikeli
dnemlerde, halka ramen yaplmt... Durum byle olduu halde bu harekete
'Milli Mcadele' denilmesi yanl deildi. nk mcadelenin insan kaynam,
ne ekilde olursa olsun halk tekil etmi ve maddi mali imknlar halktan salan-
mtr"(43) diye yazar. "Halka ramen", "halk yararna mcadele" yazarn bir bu-
luu deildir. Trkiye'de "Bat'ya ramen Batllamak", "halka ramen halk ya-
rarna devrim yapmak" garip ama yaygn bir saplantdr. Osmanl ynetici
elitinin bak an yanstr. Elbette byle bir zihniyetin temelinde de halka g-
vensizlik yatar. Bu zihniyete gre, kitle hibir eyi bilemez ve yapamaz; neyin
onun yararna olup olmadna brokratik aydn karar verir. Byle bir yakla-
mn gerici elitist bir dnya grnn rn olduu aktr.

Elbette yzyllarca halk smrerek yaayan parazit "yeniliki" Osmanl b-


rokrasisi iin, halk deil, kendi smr olanaklarn kurtarmak esastr. Smr-
y gvence altna alan dzenlemeler ilerici inklaplar saylamaz. Fakat bir hare-
ketin halk hareketi olup olmadn belirleyen, savata insan kaynan halkn
tekil etmesi deildir. Faist hareketin tabann da halk kitleleri oluturur. Ayn
ekilde emperyalist bir saldr sonucunda da lmeye ve ldrlmeye gtrlen
halktr; ii ve kyllerdir...

Bir harekete halk harekeli olma niteliini kazandran, halkn (emeki kitle-
nin), kendi kaderini tayin etmedeki bilin ve kararlldr, tarihin znesi olmada
ulat seviyedir. Eer siyasi harekete yn veren temel g halk kitlelerinin si-
yasi tercihleriyse ve hareket kitlelerin yaam koullarn iyiletirici bir z ve
mesaj tayorsa, o zaman gerekten bir halk hareketinden sz edilebilir...

Ne var ki, kitleleri savaa sokmada eraf ve din adamlarnn ideolojik gleri
ve prestijleri snrsz deildi. Bunlarn yetersiz kald koullarda zor esi gn-
deme gelecekti. Byk Millet Meclisi'ne verilen bir kanun teklifinin baz mad-
deleri yleydi:

"3- Seferberlik emrine uymayanlarn mallar alnr, evi yaklr, ailesi srlr ve
inat edenler yakalannca idam olunur.
4- Birliinden silahl veya silahsz olarak kaanlar hakknda 3. madde hkm tat-
bik olunur.
5- Her ky ihtiyar heyeti kendi kylerindeki kaaklar yakalamaya ve hkmete
teslim etmeye mecburdur. Bunda kast ve geveklii anlalanlar 3. madde h-
kmlerine gre cezalandrlrlar.

45
6- Kaaklar saklayanlar ve kamalarn tevik edenler ve kolaylk gsterenlerin
mallar alnr, evi yaklr ve aileleri srlr."(44)

Yukardaki maddeler, savaa kitlelerin katlmnn "younluunu" gsterdii


gibi, meclisteki aa, paa ve eraf koalisyonunun emeki halka kar tutumunu
da ortaya koymaktadr. Kastamonulu Mebusu Abdlkadir Kemal Bey, kanun
teklifi lehine yapt konumada unlar sylyor: "Osmanl devletinin tarihinde
gayet mhim bir devir vardr. O devirde i grenler binlerce insan hibir mecli-
sin iznini almakszn ldrerek memleketi kurtarmlardr. O devir Kprller
devridir. Korkup ekinmeye lzum yoktur. cap ederse bu memleketi kurtarmak
iin beyz bin kiiyi idam etmeli ve bundan asla ekinmemelidir."(45) Yavuz
Sultan Selim de; "Bir gn ranla ticarete koyduu yasaklar inedikleri iin
drt yz taciri lme mahkm eden fermann onaylamak istemeyen, eyhlis-
lam'a yle demiti: 'Kalan te birin iyilii iin imparatorlukta yaayanlarn
te ikisinin canm almak vacip deil midir?"(46)

Dikkat edilirse, Yavuz Sultan Selim'den Kprller'e, Kprller'den


1920'lerin TBMM'sine, zihniyet hi deimeden devam ediyor. Memleketi kur-
tarmann srr ortadadr. Asker kaan bulup karamad iin ky ihtiyar he-
yeti azalarnn idam edilmesi, "3. maddenin uygulanmas" asalak snflarn kitle-
lere baknn tipik bir gstergesidir. Kocas kaak diye evi yaklan, mallan
elinden alman, oluk ocuuyla srgne gnderilen bir kadnn, byle bir ceza-
landrmayla "memleketi kurtarmak" arasndaki ilikiyi kavramas herhalde
kolay deildir...

Kanunun mecliste grld srada Antalya Mebusu Hamdullah Suphi


Bey, sz alarak unlar sylyor: "Deniliyor ki, kaan askerin mallar alnacak-
tr, ailesi srlecektir. Arkadalar, ilah ve dnyev hibir kanun hatrlamyorum
ki bir mcrimi (sulu), deil yakalayamadk diye evlatlarm, masum ocuklarn,
karsn ldrsn, kurban etsin! Bu itibarla dnyorum, acaba hicrete gtrd-
nz, tarlasndan, ineinden, koyunundan uzaklatrdnz kadnlar ve ocuk-
lar gittikleri yerlerde yaayabilecekler mi? Memleketimizin hicretler tarihini
bilirsiniz; toprandan kan yz muhacirden sekseni muhakkak perian olmu,
lmtr. Madem ki kaak oktur, madem ki bir ounu yakalayamyoruz, o
halde esasen harap olan, en byk sefalete dm olan zavall kylerimizde
son kalan evleri yakacaz, onlarn ocuunu atacaz, kadnlarn sreceiz, l-
dreceiz demektir. "(47)

stikll Mahkemeleri'yle ilgili olarak Kurt Steinhaus'un yazdklar da halkn


Milli Mcadele karsndaki tutumunu ortaya koyuyor:

"Yarglar milletvekilleri arasndan seilen ve geni yetkilere sahip olan stikll


Mahkemeleri, milli hareketin herhangi bir direnmeyle karlat yerlerde, derhal
grev alyorlard. Halkn bu mahkemelerin kuruluuna katlma hakk yoktu. Silahl
kuvvetlerin maddi ihtiyalar, idari kuvvetlerin yardm ve bask tedbirleriyle
karlanyordu. Bylece isyanlarn bastrlmas ve devrim rgt, Babali grevli-

46
terinden pek farkl olmayan bir kadronun, memur, jandarma ve erafn elindeydi.
Halk kitlelerinin bu faaliyetlere katlma oran yok denecek kadar dkt.
"Kemalist heraketin ald tedbirler amalarna ulamalarna karn, balangta
halk kitleleri, verilen kurtulu sava ile ilerinden gelerek ve istek duyarak kay-
namamlardr... Harekete Anadolu kylsnn belirli bir oranda katlm olma-
s, lkenin en verimli siyasal gcnn tarih asndan bir nesne (obje) olmaktan
baka bir rol oynamadn gsterir."(48)
Emeki kitlelerin tarihsel srece katlmnn bu lde snrl olduu ortaday-
ken, devrimden, "Anadolu htiiali"nden vb. sz etmek bu kavramlar kullananla-
rn kuruntusundan baka bir ey deildir. Bir ihtilalin en kuku gtrmeyen
yan, ynlarn tarihsel olaylara dorudan doruya mdahale etmeleriyse, Anka-
ra'da toplanan TBMM'nin ilk yasama ilemlerinden biri, anan vergisi denilen
saym vergisini (hayvanlardan alman) drt misli artrmak oluyor. Bylece
be hayvan olan kylnn mallarna el konarak ie balanyor. Bylesi bir du-
rumda kyllerin gnll katlm mmkn olabilir miydi?(49)

Yllarca sren savalar ve dier talihsizlikler yznden takatsiz kalan kitlele-


rin savaa gnll katlm son derece snrl kalmtr. Fakat savan kendisi de
snrl bir savat. Cephelerde len asker says 9167 olduuna gre, Milli Mca-
dele'nin abartld kadar nemli olmad da anlalr. Cephelerde hayatn kay-
bedenler dokuz bin kadar olmasna ramen, eitli hastalklardan hastahanelerde
lenler 22.543 kiidir, istiklal Mahkemeleri'nde malkm edilenlerin saysn bil-
mek de ilgin olurdu. Baz yazarlar stikll Mahkemeleri'nde idam edilenlerin
savata lenlerden daha fazla olduunu ileri sryorlar. Bu nedenle Milli Mca-
dele'nin "Yedi dvele kar bir sava" olduu biimindeki grler hurafe reti-
cilerinin bir kuruntusudur. Asl sava, I. Emperyalist Sava't. Bu savata iki
milyondan fazla insanmz telef oldu...

Hileci yntemleri iyi bilen Osmanl paalar, ayan, eraf, mtegallibe, din
adamlar halk savaa sokabilmek iin 11 Ekim 1920'de bir yasay meclisten ge-
iriyorlar. Bu yasaya gre, her kyl ailesine evrede bulunan ormandan iki
hektarlk blm temlik ediliyor. "Kanunda kylnn orman sahibi edilmesi
prensibi esas alnm ve her kylye 2 hektar orman temlik edilerek tatbikatna
balanmtr. Ancak ormann deeri halka takdir edilmemi bulunduu iin bu
tatbikat memleket namna ok byk zararlara mal olmu ve ormana tapu ile
sahip olan kyl oluk ve oluu ile birlikte maln baltadan geirerek kendisine
verilen orman tarlaya evirmitir. yl devam eden ve byk orman kaybna
sebep olan Baltalk Kanunu 1923 ylnda Lozan Bar Anlamas'ndan sonra
derhal durdurulmu ve bir yl sonra kartlan 15 Nisan 1924 gn ve 484 sayl
intifa kanunu ile orman ve kyl ilikisi, ormanlarn takati esas prensibi dahil
de yeniden ve muvakkaten bir dzene balanmtr."(50)

Yukardaki alntyla ilgili iki nokta dikkati ekiyor. Her kyl ailesine iki
hektar orman veriliyorsa, herhalde bu, "doal park" yaplsn diye verilmiyor.
Kyl orman kesip satacak ve tarla yapacaktr. Yoksul kylden baka ne yap-
mas beklenir! Lozan Bar Anlamas imzalannca, artk yoksul kylleri sava-

47
a sokmaya gerek kalmyor... Yeni bir yasayla sorun zlyor... 924'te kart-
lan 484 sayl yasa, 1937'ye kadar yrrlkte kalyor. "Devlet bu dnemde
(1924-1937) birbirine eklenen ve yllarca sren harplerle harap olmu bir mem-
leketin bitmek tkenmek bilmeyen ihtiyalar ile kar karya bulunmaktadr.
Bu bakmdan hem orman mahsulleri ve hem de para bakmndan ok byk olan
bu ihtiyacn karlanmasnda milli servet olarak ormanlardan faydalanma ciheti-
ne gidilmi ve ormanlar yerli ve yabanc zel teebbsn istismarna alarak
memleketin birok yerlerindeki iyi vasfl ormanlar uzun ve ksa vadeli mukave-
lelerle satlmaya balanmtr."{51) lgin bir mantk sz konusu... Bir taraftan or-
manlarn "tahrip edilmesini nlemek" amacyla orman yoksul kylden alnyor.
te yandan, "memleketin bitmek tkenmek bilmeyen ihtiyalarn" karlamak
iin, yerli ve yabanc zel kiilerin yamasna sunuluyor! Bylece orman mte-
ahhitleri araclyla "bitmek tkenmek bilmeyen ihtiyalar" giderilmeye all-
yor. Bakanlk yaym devam ediyor: "Fakat bir sre sonra bu usuln getirdii za-
rarlarn bykl karsnda orman satlar 1935 ylndan itibaren ksmen
frenlenmek ve ksmen de iletilmekte olan ormanlardaki kontroln artrlmas
suretiyle 1937 ylna kadar devam etmitir."(52)

Aslnda yaplanlar Kemalist ynetimin felsefesine uygun dyor. Kemalist


ynetim snmak, yemek piirmek iin bir aa kesen yoksul kyly hapse atar-
ken ve ormanlar yerli, yabanc zel kiilere (hr teebbs) peke ekerken, pek
yerinde bir i yapyor. nk zel teebbs, "bitmek tkenmek bilmeyen ihti-
yalar" bitirip tketmek iin vatana byk hizmetler sunuyor...

Yaln Kk, bu durumu deerlendirirken unlar yazyor: Yoksul kylle-


rin ormanlardan yararlanmalarnn dourduu sakncalar abuk farkediliyor.
Ancak yerli ve yabanc zel teebbsn yapt tahribatn fark edilmesi daha ge
oluyor."(53) Kylnn yapt tahribat iki yllk srede farkediliyor da, mte-
ahhitlerin yaptklar tahribatn farkna varmak iin tam 13 yl geiyor... 3116 sa-
yl ve 1537 tarihli yasann 80 ve 82'inci maddeleri, Ormansz blgelerde ky
ve belediyeler civarnda asgari 50 dekar byklnde ve mkellefiyet usul ile
aalandrma" zorunluluunu getiriyor. ktidar glendike halka daha ar m-
kellefiyetler yklemeyi srdryor. 1920'de kylye orman datrken, 1937'de
angarya usulyle orman diktirilmeye balanyor. Yerli ve yabanc zel sermaye-
nin tahribat ok byk olacak ki bu yola bavuruluyor.

Milli Mcadeie'de halkn gnll katlm son derecede kstl olduu gibi,
TBMM Hkmeti de, Osmanl merkezi devlet yapsnn ve adamlarnn Anado-
lu'ya tanmasndan teye bir ey deildi. Ankara hkmetinin Basn Yayn
Genel Mdrl'n de yapan eski mebus Muhiddin (Birgen), Karabekir
Paa'ya Tiflis'ten unlar yazyor: "Ancak una iman etmiim ki, Anadolu mca-
delesinin baar ile sonulanabilmesi, askeri harektn, ayn zamanda kesinlikle,
bir sosyal hareketle birlikte ynetilmesine baldr. Ankara'ya baz arkadalarla
bu dnceyi savunmak zere geldik, bir yl uratk, sonunda eski stanbul H-
kmeti'nin yalnz ad deitirerek tekrar Ankara'da kurulduunu grdkten sonra
grevimizin bir zaman iin sona erdiine karar verdik(...)" O kadar parlak sz-

48
lerle, Mecliste her gn okunan dualara, Hac Bayram Camii'nde iki yzlcesine
klman namazlara, ancak kelimeden ibaret olan (Halk ve Millet hkmetine)
ramen, Anadolu halk mcadeleyi tutmam ve tersine ona kar ayaklanmakta
direnmitir. Muhittin (Birgen), ayn mektupta; "Askeri harekt sosyal davranla
birlikte yrtlmedii iin, sava sonrasnda bam siper iine saklayarak hede-
fini grmeden tfek atan askerin hareketi gibi, Anadolu'nun glerini ve fiekle-
rini bouna harcamasndan baka sonu vermemitir" diyor.

Aslnda gerek bir Anadolu hareketi hibir zaman olmad. Osmanl paalar,
eraf ve mtegallibe takm da atlan kurunun nereye varacan ok iyi biliyor-
du. Nianclkta kusur etmiyordu. Btn bu ve benzer yaklamlarn hep "Milli
Mcadele"nin gerek niteliinin anlalamamas, anlalmak istenmemesinden
kaynaklanyor. Komintern'in 4. Kongresi'nde Trk delegesi Orhan; "Byk Mil-
let Meclisi bir ihanet hkmetidir, 1921 ylndaki Londra Konferas'ndan bu yana
milli burjuvazi devrimci bir zihniyet tamamaktadr"(54) diyor. Aslnda Londra
Konferans'ndan nce de "Milli Burjuvazi" devrimci bir nitelik tamyordu.
Milli burjuvazi diye bir ey yoktu. Fakat Londra Konferansyla emperyalizmle
uzlama kaps iyiden iyiye aralanmt; o kadar... Fakat o dnemde herkes onda
"ilerici nitelikler" grmek eilimindeydi. Bu nedenle "halk", "halklk", "ege-
menlik", "halk hkmeti", "millet hkmeti" gibi kavramlar bir anlam tamyor-
du. Tamadm daha sonraki gelimeler gsteriyor. Sivas'ta yaynlanan Irade-i
Milliye Gazetesi'nde kan bir yazda, "Vergiler iyi uygulanmad, zenginler kay-
nld, fakirlere daha ok ykletildi" deniyor diye, yaz yasaklanacak, Irade-i Milliye
Gazetesi'nin fedakar karcs Selahddin Bey iinden atlacaktr.(55) "Halk",
"devrimci", "anti-emperyalist" hareket, bylesi bir "eitlik" ve "adalet"
anlayna sahipti... 1921 sonu, 1922 balarnda TBMM'nin genel eilimi, emeki
halk kitlelerine kar gerici bir ittifakn pekimesi ynndedir. Bu nedenle, mpa-
ratorluktan Cumhuriyete geii, toplumsal yapya hi dokunulmad gz nne
alnnca, bir hkmet darbesi (coup d'Etat), saltanatn tasfiyesi olarak grmek
geree daha uygun dmektedir. Byle bir darbeye de Lozan Konferans'na is-
tanbul Hkmeti'nin de davet edilmesi gereke oluturmutur. Sz konusu davet,
Milli Mcadele srecinde fiilen hkim snflar bloku, dolaysyla meclisin nder-
liini ele geirmi olan Mustafa Kemal'in Bonapartist darbesini gerekletirmesi
iin nemli bir frsat oluturmutur.

Mustafa Kemal, meclise, "padiahln ilgas ve padiahn yurt d edilmesi"


iin bir kanun teklifi sundu. Kanun teklifini incelemek zere kurulan komisyo-
nun aleyhte tavr anlalnca, komisyon yelerine bir bildiri yollayp milletvekil-
lerini tutuklamakla tehdit etmi ve sonuta, komisyon karar olumlu kmt (!)
Silahl muhafzlarca sarlm mecliste saltanatn ilgas kabul edilmitir. Artk
Osmanl mparatorluu mrn tamamlarken, yerini Mustafa Kemal'in Bona-
partist diktatrl alabilirdi. Eer resmi tarihin ve ideolojinin yaymaya alt
gibi, gerek anlamda bir halk hareketi sz konusu olsayd, Cumhuriyet bir darbe
sonucu kurulmazd... Milletvekilleri gerek bir serbest seimle meclise gelmemi-
lerdi. nemli bir blm de, Padiah'n Meclis-i Mebusannn yeleriydi. Geri ka-
lanlar eraf, mtegallibe arasndan tayin edilmilerdi. Bu nedenle Cumhuriyetin

49
ilan halk ounluunun zgr irade ve isteinin sonucu deildir. yle olsayd,
Mustafa Kemal'in mebuslardan bir ksmm idam ettirmesi kolay olmazd...

Bylece eraf ve mtegallibe, bezirgan tccar, Osmanl brokratlaryla itti-


fak kurarak, emeki kitleleri smrmeye devam edebilirdi. 1921'de TBMM'de
bte grmeleri srasnda Afyon Mebusu Mehmet kr Bey'le Maliye Baka-
n ve stanbul Mebusu olan Ferit Bey arasnda geen tartma, Milli Mcade-
le'nin niteliiyle ilgili bilgi veriyor.

Mehmet kr Bey unlar sylyor: "Biz burada memleketi savunmak, ba-


mszln salamak iin toplandmz halde, u zavall milletin, halkn, ky-
lnn haklarn gzden uzak tutuyoruz. Oysa ki kyller ar vergilerden kurtul-
may bizden bekliyorlard. Biz geldik ve Osmanl idaresinin temelleri zerine
yeni bir hkmet kurduk ve onun gibi milletin parasn gereksiz yerlere harcyo-
ruz. Biz, memleketin ihtiyacna gre bir idare ekli bulmak ve kurmak zorunlu-
luundayz. Yoksa byle Babli temelleri zerine yeni bir hkmet kurmakla
milleti, kyly, iiyi, yani lkenin direkleri olan insanlar geim kolaylna
ve mutluluuna ulatrmak mmkn deildir. Ezilenler onlardr. Vergiler hep
onlarn srtna ykleniyor. Hep onlar veriyorlar. Ticaret vergisi de yapsak onla-
rn srtndan kyor. nk onlar retici ve tketicidirler ve rnlerini satam-
yorlar. Vurguncularn ellerinde eziliyorlar. Bu sebeple, bu bte hasta ve talih-
siz bir btedir. Shhatli bir bte olabilmesi iin kylnn ve iinin geimini
ve mutluluunu salayacak durumda olmas gerekir. "(55)

i ve kylnn mutluluundan sz eden Mehmet kr Bey'e Maliye Ba-


kam Ferit'in cevab gayet kesindir. Ferit Bey cevaben; "Siz komnist ne demektir
bilir misiniz? Komnist demek; bir memleketin btn rnlerini halkn elinden
alp, ambarlarda toplamak... (iddetli grltler, sadede sesleri, devam
sesleri)... ve sonra halkn elinden toplad rnleri ambarlara koyarak,
Aye'den Fatma'ya kadar btn kylye vesikayla vermektir"(56) diyor.

Bir kanun tasars da Zonguldak ve Ereli maden iilerine kmr tozlarm


vermeyi ve kmr tozlarnn satlmasyla salanacak parann iiler adna Ziraat
Bankas'nda bir hesaba yatrlmasn ngryordu. ebinkarahisar Mebusu
Mustafa Bey, "Boleviklik yok" diyerek tasarya kar kmt...

Buraya kadar yaplan aklamalar, Milli Mcadele'nin niteliiyle ilgili yay-


lan efsanenin ne kadar bolukta kaldm gsteriyor olmal. Milli Mcadele'nin
anti-emperyalistliine bir gereke de, Komntern'in bu konudaki yaklamdr.
Beinci blmde Komintern'in yaklam ele alnacak ve "anti-emneryalizm" ef-
sanesi zerinde yeniden durulacak.

50
4. BOLUM

MLL MCADELENN "ULUSALLII" SORUNU!

"Bir bakasn ezen ulus zgr olamaz."

K. Marx

Milli Mcadele'nin ve Trk toplumsal formasyonunun evriminin tahlilinde,


Krt sorunu nemli bir yer tutmaktadr. Aslnda son derece de nemli olan Krt
sorunu ve Krdistan'n smrgeletirilme sreci, ayr bir kitabn konusudur.
stelik, sorun sadece Trkiye'yle de ilgili deildir. Blgedeki drt devletin
(Trkiye, Iran, Irak, Suriye) hem i politikalarnn olumas (siyasal rejimlerinin
ald biim) ve emperyalizmle ilikilerin biimlenmesinde, hem de drt snr
komusu devletin birbirleriyle ilikilerinin "zgn" bir nitelik kazanmas asn-
dan, tam bir dm noktas oluturmaktadr.

Bizim, kitabn plan ve kapsam iinde sorunu snrl bir biimde de olsa tar-
tmak isteyiimizin belli bal iki nedeni var. Bunlar; resmi ideolojinin "irrasyo-
nellii"ni ve Milli Mcadele'nin gerek niteliini ortaya koymaktr. Baka bir
ifade ile "Kurtulu Sava" olarak sunulann gerekten bir "Kurtulu Hareketi"
olup olmadn tartmaktr. phesiz Krdistan'n (Sovyetler Birlii snrlar
iindeki kk alan ihmal edilirse) drt ayr devletin snrlar iine hapsedilme-
si, emperyalistlere bu drt devleti kolaylkla "denetleme" olana vermektedir.
Krt sorunu blgedeki emperyalist status quo'nun korunmas asndan da
byk nem tamakla birlikte, biz burada sorunun bu yannn tahliline girme-
yeceiz.

Resmi ideoloji retmeye koulmu ya da resmi ideolojiyle atmaya girmek-


ten kanan bilim adamlar, yazar ve dnrler, soruna dokunmaktan zenle
kanmlardr. Sorunu bilimsel olarak ele alp tartmak isteyen az saydaki bi-
lim adam da iddetle cezalandrlyor. "Ayb aa vurmann daha byk ayp
olduu"m biliyorlar!... Elbette bu vesileyle bilim-egemen ideoloji ilikisinin ni-
telii bir defa daha ortaya kyor. Napoleon da,niversite rektrlerine yollad
bir talimatta, "Monariye uygun ve mspet eyler okutacaksnz; metafizik, ide-
olojik gevezelikler yok" dememi miydi....

Ne ki istedikleri kadar yok saymaya, unutmaya ve unutturmaya alsalar da,

51
batan sona tahrif edilmi bir tarih iinde bile bu olgu, apak bir biimde kendi-
ni gsteriyor. Eer bir kii kendi halkna (ya da kendine) lyk grdn baka
halklara da lyk grmyorsa, kendisi iin gerekli sayd zgrl bakalar
iin de gerekli saymyorsa, byle birinin gerekten zgrlk diye bir sorunu
olabilir mi?

Krt sorunu dahil edilmedike, Trk sosyal formasyonunun evrimiyle ilgili


tahliller hep gdk kalmaya mahkmdur. Btn oluturan paralardan birini ih-
mal ederek, btn hakknda salkl bir deerlendirme yapma olana yoktur. Bir
sosyal srecin yapc unsurlarndan birini dlayarak tahlil etmeye kalkmak, ister
istemez sz konusu tahlili bilimsellikten uzaklatrr. Afrika'nn, Asya'nn, Latin
Amerika'nn uzak yerlerindeki rk-faist basklara "tepki gsteren" kimi Trk
aydnlarnn, burunlarnn dibindeki bir ulusun yaad trajediyi gz ard etmeleri,
Krt sorunu karsnda banaz birer ven kesilmeleri; diktatrlere kar olmalar,
ama kendi gemilerindeki diktatrleri bunun dnda tutmalar vb. ifte stan-
dardn ne kadar kkl olduunu da gstermektedir. Herhalde Trk aydnlarnn
kendileriyle hesaplamalar ve bunu baarmalar iin, nce dncelerini ynlen-
diren kafalarndaki polisi defetmeleri gerekiyor!

te yandan, Cumhuriyetin kuruluundan beri Krtlere ynelik inkarc, rk


bir siyaset takip edilmesi, Trkiye'de faist hareketin gelimesinde de nemli bir
etken olmutur. eliik olarak, Krt Ulusu'nu "yok sayma" resmi ideolojinin
nemli bir halkasn oluturmakla birlikte, bu ayn zamanda sz konusu ideoloji-
nin en zayf halkasdr. Var olan bir ulusu "bilinle yok etmek'' mmkn deil-
dir ve nesnel gerek insanlarn hezeyan ve kuruntularndan bamsz olarak var
olmaya devam eder. phesiz bu durum, kuruntularn, ikiyzllklerin, heze-
yanlarn bir ie yaramad anlamna gelmiyor! Bunlardan kr edenler, brokra-
tik, akademik kariyer edinenler, yksek maa alanlar, siyaset sahnesinde ykse-
lenler eksik olmuyor...

193'lu yllarda yazd, ama ancak 1979'da yaynlanabilen ve 1980'den


sonra tekrar yasaklanan bir kitabnda Hikmet Kvlcml, unlar yazyor:
"Gerek kltr, gerekse idare ynnden Kemalizmin Krdistan'da takip ettii
gaye, orada bir Krt Halknn varln inkr etmek, bu varl her hususta yok
etmek ve susturmaktr. dari ve kltrel keyfiyetin hedefi budur."(1)

Osmanllar dneminde ad Krdistan olarak bilinen, tm resmi yazmalarda


da yle geen blgenin ad, zamanla deiiyor(!) Cumhuriyetin kurulduu d-
nemden 1950'lere kadar blgenin ad "Vilayet-i arkiye"dir. Bu dnemde Krdi-
stan ve Krt szckleri szlklerden karlyor. Youn bir biimde uygulanan
sansr ve otosansr bu kavramlarn kullanlmasna kesinlikle izin vermiyor.
1950 ncesinde yaynlanm bir Osmanlca-Trke szlkte, K harfinin kar-
lnda sadece "Krdili Hicazkr" yer alyor... Bu durum Trk Dil Kurumunun
nl bilginlerinin kulaklarn nlatyor olmaldr!.. 1971'de yaynlanan Ansik-
lopedik Trke Szlk'te, K harfinin yer ald ikinci ciltte, Krtlerle ilgili ola-
rak unlar yazlm; "ou dillerini deitirmi Trkler'den ibaret, bozuk bir

52
Farsa konuan ve Trkiye, Irak ve ran'da yaayan bir topluluk ad ve topluluk-
tan olan kimse." 1950've kadar "Vilayet-i arkiye" olan blge, 1950-1960 ara-
snda "Dou" oluyor/ ' 1960'dan sonra Trkiye "Planl Dnem"e geince, bu se-
fer "Kalknmada ncelikli Yreler" oluyor. "Bilimsel" yaynlarda ksaltlm
olarak (K..Y.) diye geiyor. Planclar bilimselliklerini burada da gsteriyorlar.
Bu blgeye bir kere "ky" dedikten-sonra, artk kyle kent arasndaki ilikinin
de nasl olmas gerektiine "bilimsel" olarak karar verebilirlerdi.... imdilerde
blgenin ad tekrar deimi durumda... Bu sefer "Olaanst Hal Blgesi" de-
niyor. Resmi ideolojinin marifeti byk! Gide gide Krdistan'a "Olaanst bir
nitelik" kazandrmay baarm grnyor... Aslnda blge, 1920'lerden beri
olaanst olaylarn yaand ve olaanst basklara maruz kalan, olaanst
bir blge oldu ve skynetim olmad yllar snrldr. Blgede skynetim ol-
mad zamanlarda da defacto bir skynetim geerli olmutur..(**)

Temel Trke Szlk'te (1982), "Krt: Ari rktan bir halk, Krte: Krtlerin
konutuu Farsa krmas dil"; Resimli Ansiklopedik Byk Szlk'te de (1982)
"Krt: Ortadou'nun eitli lkelerinde dank bir halde yaayan etnik bir top-
luluun ad ve bu topluluktan olan kimse" deniyor... 1980lerde askeri cunta
yeni ve orijinal bululara yneliyor. Genelkurmay'ca bastrlp, yzbinlerce da-
tlan bir "Beyaz Kitap"ta yazlanlar ilgin:
"Dalarn yksek ksmlarnda, tepelerde yaz k erimeyen karlar vard. Gne
anca zerleri buzlaan cams parlak bir tabaka ile rtlrd karn yz. st
sert alt yumuak olurdu.
Bu kar'in stnde yrnnce, ayan bast yer ieriye ker, "krt-krt" diye ses
karrd. Doulu Trkmenlere, Krt denmesinin nedeni buydu. Blclerin Krt
dedikleri, yksek yaylalarda, karlk blgelerde yaayan Trklerin karda yrrken
ayaklarndan kan sesin adyd aslnda." (2)

Resmi tarih, daha genel olarak resmi ideoloji Krdistan' dnya haritasndan
"karnca" zerinde yaayan ulusu da "yok etmesi" gerekiyordu. Buna da bir
"are" bulundu. Krtler, "Dal Trkler" ilan edildi. Dal Trkler soy olarak, z
olarak, kkenleri bakmndan Trk olmakla birlikte, Gerek Trklerden iki yerde
ayrlyorlard: Bir kere dada yayorlard!.. stelik dada yaarkenTrkeyi unu-
tuyorlard !. Ykseklerde yaamakla dil arasnda ilgin bir iliki olmal (!)

Gariplik urada ki; dada kendi dillerini unutan bu insanlar, baka bir dil -
reniyorlar. Buradan, baka bir dil renmenin kendi dilini unutmaktan daha ko-
lay olduu sonucuna varlabilir (!) Sonuta "bozuk bir Farsa" konumaya ba-
lyorlar... Elbette bu mantktan bir baka sonu daha kyor; kendi dillerini
unutanlar bir baka dili de mkemmel renemiyorlar (!) Burada neden bozuk
bir Farsa renip de, bozuk bir spanyolca veya bozuk bir ince renmedikle-
ri ister istemez akla geliyor (!).
(*) ran'da Krtlerin yaadktan blge "Bat", Irak'ta "Kuzey" saylyor. Krt'ler Trkiye'de Dou ran'da
Bat, Irak'ta Kuzeydedirler...
(**) 1925'den 1946 ya kadar blgede skynetim uyguland. 1965'e kadar da blgeye yabanclarn girmesi
yasakt.

53
Krtlerin varlm inkr etmek sadece bilime deil, temel insan haklarna da
ters den bir eydir. Rivayete gre, ngiliz Parlamentosu "kadn erkek, erkei
de kadn yapmak" dnda her eyi yapabilirmi!(*) Bizim resmi ideolojimiz de
bir ulusu "yok" sayyor. Arkasndan dilini unutturup ona kt bir Farsa reti-
yor(!)

Emperyalist savaa taraf olarak katlan Osmanl mparatorluu paralanp


T.C.'ye dnrken, Krdistan'n paylalmas srecine katlm ve kendisine de
nemli bir pay dmt. Bu bakmdan Milli Mcadele gerek anlamda bir ulu-
sun kurtuluu deil, Krt Ulusu'nun bask alana alnmas srecinin balangc
olmutur. Bir ynyle Milli Mcadele Krt Ulusu asndan Krdistan'n n-
gilizlerle anlalarak paralanmas anlamna gelmektedir. Eer Milli Mcadele
gerekten bir ulusun kurtuluu iin verilmi bir mcadele olsayd, o zaman Krt
Ulusu bask altna alnmayaca gibi, bu konuda anlamsz zorlamalara, uyduruk
gerekelere ve yalanlara gerek kalmazd... Aksi halde, kendi zgrl iin sa-
vaan bir ulusun bir baka ulusu bask altna alp onu ezmesi, srgn etmesi,
kltrel kimliin inkr etmesi vb. anlalr bir ey deildir. Nitekim bir ulusun
kurtulmas demek, o ulusun kendi kaderini kendisinin belirlemesi demektir.
Eer kendi kaderini tayin etme bir baka ulusun kendi kaderini belirlemesini en-
gelliyorsa, o zaman birincinin gerek kurtulu hareketi, gerek bir zgrlk
mcadelesi olup olmad tartmay gerektirir...

Aksi halde, birinin kurtuluunun dierinin bask altna alnp smrgeletiril-


mesi sonucunu dourmas kurtulu kavramyla eliir. Bir ulusun smrgecilik-
ten kurtulmas ilerici bir harekettir. F. Engels'in yazd gibi; "Her trl salam
ve zgr gelimenin temel koulu, ulusal klelikten kurtulmaktr."(3) Bu konuda
Trotsky de unlar yazyor: "Son derece ezilmi bir milliyetin zerinde milli bi-
lincin domaya balamas o ulusun sadece politik emperyalizme kar deil ayn
zamanda kltrel emperyalizme de kar kurtulu bayran dalgalandrmaya ba-
lamas, o ulusun kendi insanlk onurunun bilincine varma yolunda att nemli
bir ilk admdr ve bu insanlk iin muazzam bir gelime anlamna gelir."(4)

phesiz byle bir hareketin de uydurma "teoriler" retmeye ihtiyac yok-


tur. Ancak gerek anlamda zgrlk mcadelesinin olmad ve zgrln ger-
eklemedii yerde benzer zorlamalara giriilir... Smr ve basky srdrmek
amacyla retilmi irrasyonel ideoloji ancak yok sayma, inkr, yalan ve tahrifat
zerine kurulabilir. Bir kere yalana bavuruldumu da, artk yalan yalan zorla-
mak durumundadr. Yalann ortaya kmamas iin srekli yalan sylemek gibi
sonu olmayan bir yola girmek kanlmaz hale gelir.

Tarihsel sre iinde geerli yntem ve kullanlan dil pek deimemitir.


"Uygar adamn barbar uygarlatrmas", "ona uygarlk gtrmesi", "kltrl ulu-
sun" "kltrsze " "kltr alamas", "onu kalkndrmas", "hkim ulusun asaleti
ezilenin kabal ve kabiliyetsizlii", "ezenin Allah tarafndan yksek yetenek-

(*) Herhalde bununla, ngiliz Parlamentosu'nun ngiliz burjuvazisi iin yapamayaca yasa ve dzenleme
yoktur denmek isteniyordun..

54
lerle yaratlml, kltr ve uygarla yatknl", "ezilenin yeteneksizlii ve tek
bana yaayamayaca" vb...

Ar syan srasnda Yusuf Mazhar unlar yazyordu:


"nk bunlar-tarihin ehadetiyle sabittir ki - Amerikan Krmzderililerinden
daha fazla kabiliyetli olduklar halde, ziyadesiyle hunhar ve gaddardrlar... Des-
sas (hilekr) ve baz hislerden, medeni temaylden tamam ile mahrumdurlar.
Bunlar asrlardan beri rkmzn bana bela kesilmilerdir.
"Bu Krt kitlesindeki karanlk ruhu, kaba hissiyat, hunhar temaylat krmak
mmkn olmadna kaniim. Bunu uzun bir tekamlden beklemek, bunlarn za-
man zaman byle isyanlar kararak yahut memlekette asayii bozarak, veyahut
hrszlk ederek, hkmetin daima megul olmasna sebep olur... imal Krtleri
ile Cenup Krtleri arasnda byk farklar vardr. mit ederiz ki, hkmet bu nok-
ta nazar da takip ederek bir Cumhuriyetin iarna yakan(!) kat'iyyet ve ciddiy-
etle halleyler"(5)

Hikmet Kvlcml, Yusuf Mazhar'n yazdklarn yorumlarken bir yerde un-


lar sylyor:
"Kemalist burjuvazinin 'fikriyatalna' gre 'Krtler adam olmaz'. Bir zaman
'Trk Milleti adam olmaz' lf imdi Kjirtle mahsus biilmi bir kaftan olmu-
tur. u halde madem ki adam olmazlar... Bunun mantki neticesi kendiliinden
kar: Tpk 'medeni' Avrupa Korsanlarnn ve Korsan Devletlerinin yapt gibi,
'medeni temayllerden tamamiyle mahrum' olmayan mukaddes ve mbarek Trk
kapitalizmine tarihi bir misyon dyor: Avrupa beyazlarnn yeryznden nam
ile nianlarn kaldrdklar Aztequeler ve lnkalar gibi krmz derililerden 'ziyade-
siyle hunhar' olan Krtleri dnyadan silmek!.. Mahut imha siyaseti."(6)

Smrgeci siyasetin temelinde, smrlen halkn gerek tarihini yok etmek,


onun tarihi gemiini inkr etmek ve smrgeci ulusun istedii bir tarih versiyo-
nunu ona empoze etmek yatar. Bu nedenle ezilen, smrlen, bask altnda tu-
tulan ulusun kendi tarihini (gemiini) hatrlatacak (memoire collective) ne varsa
imha edilir. Onun ayakta kalmasn salayan kk tahrip etmek kouldur.
Kemalistlerin de yapt buydu... Ktphanelerde Krtlerle ilgili, onlarn tari-
hiyle ilgili ne varsa yok edildi... Krt beylikleri zamannda yaplan tarihi yaplar
yklp yerlerine askeri klalar yapld (Birca Belek-Alaca Bur). Tm yre adlar
deitirildi.(7)

Bylesi bir ortamda Krtlerle ilgili tm tarihi ve sosyolojik aratrmalarn ya-


saklanmasnda alacak bir ey yoktur. l dilleri reten filoloji blmleri var
iken, yaayan bir dil olan ve milyonlarca insan tarafndan konuulan Krte hi-
bir Edebiyat fakltesinde retilmez(!) Ne ki her eyi belirleme gleri snrl...
Bat'nn birok merkezinde Krte reten enstitler var... ve bu durum bizim
yneticilerimiz iin rahatsz edici... Batllar, kendilerinin yok saydklar bir dili
reten enstitlere izin vererek hakszlk etmiyorlar m?!

55
Nfusunun %3 ila %4'ii dnda kalannn Krte'den baka bir dil bilmedii
dnemde Krte'nin kullanlmas yasaklanmt. (Resmi olmayan durumlarda
da) Krtlerin yaad kent merkezlerinde bu yasaa uyulmasn salamak ama-
cyla memurlar grevlendiriliyordu. Kynden snrl artk-rnn satmaya ge-
len Krt kylleri hi Trke bilmedikleri iin "kontrol memurlar"na yakalan-
maktan kurtulamyorlard. Erzincan Valisi Ali Kemali Bey'in yazdna gre,
her Krte kelime iin be kuru ceza kesiliyordu. Bir koyunun elli kurua satl-
d 19301u yllarda be kelimelik iki cmleyle meramn ifade etmek zorundaki
bir kii bir koyun deerine eit ceza demek zorunda kalyordu... Sat iin e-
virmene bavurma zorunluluu nedeniyle sattan elde edilen gelir, ceza olarak
denip elden gidiyordu..(8)

Lozan Bar Anlamas'nn 39'uncu maddesinde ise yle deniyordu:


"Trkiye Vatandalarndan hibirinin gerek zel ya da ticari ilikilerde, gerek
din, basn veya her trl yayn hususunda ve gerek genel toplantlarda herhangi
bir dili serbeste konuulmasna kar hibir kayt konmayacaktr.
"Resmi dil mevcut olmakla birlikte, Tiirkeden baka bir dil konuan Trk Vatan-
dalarna mahkemelerde kendi dillerini szl olarak kullanabilmeleri iin uygun
kolaylklar gsterilecektir..."

Milli Mcadele'nin tahrif edilmi bir versiyonunun geerli oluu, doal ola-
rak yanl yorumlara da neden olmaktan geri kalmamtr. 1935'te yaynlanan
bir eserinde Nehru, unlar yazmt: "Bylece henz yakn bir gemite
zgrlkleri iin savaan Trkler, kendi bamszlklarn isteyen Krtleri ez-
milerdir. Tuhaf olan savunmaya ynelik bir ulusuluun nasl saldrgan bir bi-
imde gelitii ve birinin zgrlk savann nasl bir dierinin stndeki bask-
s olarak ortaya ktdr. 1929'da Krtlerce bir isyan daha yapld. Ve bu da en
azndan geici olarak bastrld. Fakat insan, zgrlkte direnen ve onun fatu-
rasn demeye hazrlanan bir halk ebediyyen nasl ezebilir?" (9). Nehru bu sa-
trlar yazarken, Milli Mcadele'yi emperyalizme ve smrgecilie kar bir ba-
kaldr olarak grmek istiyor. Oysa byle bir ey sz konusu deildi. te bu
durum, "anti-emperyalizm", "mazlum halklara kurtulu yolunu gstermek",
"Dnya'nn ilk ulusal kurtulu hareketi" gibi yaktrmalarn zihinleri bulandr-
m olduunu gsteriyor. Trkiye'nin d politikasnn ald biim de yukarda-
kilerin ne kadar ii bo ve anlamsz iddialar olduunun da bir gstergesidir.
Trkiye'nin d politikasnda temel tercihin ezilen, smrlen halklardan yana
deil, smrgeci-emperyalistlerden yana oluu da yukardaki durumla yalandan
ilgilidir. Aksi halde gerekten zgrlk mcadelesi vermi bir ulusun bir ba-
kasn bask altna almas sz konusu olabilir miydi?..

Milli Mcadele konusunda yeteri kadar ak bir gre ulaamayan Hikmet


Kvlcml; "Dier noktalardan biri de, Trkiye'nin kendisi bu milli kurtulu ha-
reketlerinden bir nemlisine sahne oldu. Fakat bu kurtulu hareketi Kemalist
burjuvazinin iktidar ve diktatoryas altna girdii iin, sermayedar tezatlarndan
ve vasflarndan kurtulamad. Ve kurtulamazd da. Yukarda iaret ettiimiz

56
gibi, Trkiye d mnasebetlerinde mazlum bir millet olmasna ramen, i
mnasebetlerinde zalim bir millet rol oynamaktan geri kalmad"(10) diyor. D
mnasebetlerinde mazlum bir millet, eer i mnasebetlerinde zalim bir millet
rol oynuyorsa, bunu sadece sermayedar tezatlarla aklamak zordur. Bir kere
Kvlcml'nn yazd gibi "Trkiye bu milli kurtulu hareketlerinden bir nem-
lisine sahne" olmad. Bundan nceki aklamalarla gstermeye alld gibi,
Milli Mcadele ulusal bir halk hareketi, anti-emperyalist bir hareket deildi.
Kendisi emperyalist bir savaa taraf olan bir devlet anti-emperyalist olamazd.
Aslnda yaplan, Anadolu hareketini emperyalistlere kar koz olarak kullan-
maktan ibarettir. Eer yenen taraf Osmanllarn mttefik olduu devletler grubu
olsayd, durum net olarak grlecek ve yanlsama yaratmak da mmkn olma-
yacakt. Aslnda Milli Mcadele, ken imparatorluun ykntlar zerinde ka-
pitalizmin tohumlarm yeertmeyi amalamt. Dolaysyla mparatorluktan
Cumhuriyete gei, mutlaka "kurtulu hareketlerinden bir nemlisine sahne ol-
may" gerektirmiyordu.

Trk devletinin kendi dousunda smrgeci bir konumda olamayaca, nite-


kim kendisinin de azgelimi bir lke olduu, emperyalizmin basks altndaki
bir lkenin bir baka ulusa kar smrgeci bir politika izleyemeyecei gibi
"gerekeler" olduka yaygndr... phesiz byle bir yaklam ezme-ezilme,
smrme-smrlme konusundaki bir yanlsamann rndr. Nasl birkiinin
ezilmesi onun bir bakasn ezmesine engel deilse (en yoksul bir adam bile bask
yapabilecei birini bulabilir, kars ve ocuklarna pekl bask yapabilir), bu
durum hiyerarik kapitalist dnya sistemi iin daha da geerlidir. te yandan,
emperyalizmle smrgecilik arasndaki ayrm da gzden karmamak gerekir.
Tarihte kendisi emperyalizm tarafndan smrlen bir lkenin bir ok smr-
geye sahip olduu rnekler oktur. Yakn zamana kadar Afrika'da Angola, Mo-
zambik, Guinee-Bissau gibi smrgelere sahip olan Portekiz, buna rnektir. Bir
yan-smrge olmas onun baka uluslarn kaderine mdahale etmesine engel
deildi. Cumhuriyetin kurulmasyla burjuva temel zerine oturmak durumunda-
ki devlet ise, doas gerei smrgeci olabilirdi.

Trkiye'nin hiyerarik kapitalist dnya sistemi iinde "aa" bir yer tutmas,
onun bir baka ulusu bask altna alamayaca anlamna gelmez. Krtlere soykrm
uygulayan Irak iin de benzer bir durum sz konusudur. Elbette Iran iin de... Za-
ten Krdistan'n drt paraya blnml, ona bir uluslararas smrge stats
kazandrmtr. Smrgecilerin kendilerinin kapitalist dnya sistemi iinde tuttuk-
lar yer, "yeni smrge" olular, emperyalizm tarafndan smrlyor olmalar,
sz konusu devletlerin birer smrgeci olmasna engel deildir.

Yanlsama yaratan bir ey de, smrlenle smrenin ayn "snrlar"a sahip


olmas ve kimi yerleim yerlerinde Trklerin Krtlerle ayn corafi blgede ya-
yor olmalar, stelik yaam standard bakmndan da arada nemli bir farkn
bulunmamasdr. Bu durum smrgeciliin olmadn kantlamad gibi, tam
tersine smrgecilii kolaylatran bir ey olarak grlmelidir.

57
Zaten byle bir devletin ekonomik smr asndan bir ayrm yapmas da
beklenemez. arlk Rusyas dneminde, Kazakistan, Kafkasya vb. gibi blgeler
"snr ortakl"na ramen birer arlk smrgesiydiler. Smrgelerin mutlaka
denizar, uzak blgelerde olmas gerekli de deildir. Bu biraz da Avrupa
smrgeciliinin tarihsel olarak ald biimden de kaynaklanan bir yanlgdr.

Kafa karkl yaratan bir ey de, Trkiye'de Krtlerin devlet aygt, siyasal
partiler ve i dnyasnda en yksek dzeylere kadar kabiliyor olmalardr. Ger-
ekten Krtler "Krt Kimliklerini" inkr ettiklerinde kendilerine btn kaplar
almaktadr. Kimliklerini inkr etmek pahasna kendilerine tm kaplarn alyor
olmas, nemli bir yanlsama yaratmaktan da geri kalmyor. Bir Krt, z-
kimliini inkr ettiinde, ekseri bir rk ve Krt dman da olmaktadr... Bu ilgi-
n bir psikolojik ruh halidir. phesiz bunun psikolojik, psikoanalitik aklamas
vardr... Kendi kimliini inkr eden kii ortaya kan "boluu" ezen ulusun kim-
liiyle doldurmak gibi bir amazla karlayor ve psikolojik planda "bozuk bir
kiilik" sergiliyor... (Elbette burada sz konusu olan daha ok diplomallardr.)

Roma'da da en byk kle dmanlar Libertus(*)lard. Krt kimliini inkr


eden biri, Trkiye'de cumhurbakan, babakan, bakan, profesr, mstear, ge-
neral, iadam vb. olabilir. Aslnda kimliklerini inkr ederek devlet aygtnda ve
i dnyasnda smrgeci uygulamalara da nemli bir ideolojik destek salyorlar.
Sanki "ayrm" ve "bask" yaplmyormu gibi bir izlenim yaratlyor. Dolaysyla
bu adamlar sayesinde bask yapmak ve yaplan basky merulatrmak kolayla-
yor. Sonuta da Krtlerin demokratik talepleri kolaylkla etkisizletirilebiliyor.

Burada bir gerein altn izmemek olmaz. Trk devleti rk, ven, ayrm-
c bir politika uygularken, Trk halk da dahil olmak zere dier aznlklarn
"ayrmc", "rk", "ven" bir tavr iine hemen hibir zaman girmemi olmala-
rdr. Emeki halkn kltrnde bu tip "ar" gelere raslamak pek kolay deil-
dir. Dolaysyla yaplan "ayrmclk" emeki halkn onaylad bir ey deildir.

Bu aamada smrgecilik ve emperyalizm kavramlarnn ierii ve bu iki


kavramn ifade ettii anlamlan da hatrlamak gerekiyor. Bir kere dorudan
smrgecilik, kanlmaz olarak zor esini ierir. Baka bir anlatmla, doru-
dan smrgecilik, askeri, siyasi, kltrel, ideolojik baskyla birlikte yrr. Bu da
smrgecinin smrge lkelerde fiziki varlm zorunlu klar. Emperyalizmin
mutlaka zor esini iermesi gerekmez. Dolaysyla emperyalizm daha ok
ekonomik bir kategoridir. Nitekim 2. Dnya Sava'n izleyen yaklak on be
ylda, klasik smrgeciliin "tasfiyesine" ramen, emperyalist smr derin-
lemitir.

Zaten Kapitalist retimin mantna uygun smr de bizzatihi zor gesini


iermeyenidir. Kapitalist smrnn bata zor gesiyle birlikte yrmesi smr-
gelerde kapitalist ilikileri yerletirmek, geleneksel yaplarn direncini krp tas-

(*) Azat edilerek "zgrleen" kleler

58
fiye etmek iin gerekliydi. Belirli bir aamadan sonra, smr isel bir kategori
haline dnnce, smrgeci lkelerin fiziki varlna gerek kalmad. Bu gerek
anlaldktan, smrnn artk isel bir kategori haline geldii grldkten sonra,
emperyalist lkeler smrgelerdeki askeri-idari bask aygtlarn geri ektiler. Za-
ten balangta emperyalist smrgecilik biraz da kapitalist devletler arasndaki
rekabetten kaynaklanmt. Bu arada "ulusal prestij" vb. gibi ikincil faktrler de
nemli olmutu. Dorudan bask ve denetime olanak veren smrgeci devletin fi-
ziki varlnn bulunmamas (bu ileri yerli ibirlikiler stlendikleri srece)
smrnn daha ucuza gereklemesine de olanak veriyor. Bylece smrgeci
devlet bir sr harcamalardan da kurtulmu oluyor.

Smrgelerde dorudan siyasi-askeri-polisiye denetimin kalkmasyla smr-


geciliin de sona erecei sanlmt. Oysa bugn nc Dnya'nn kaynaklar
smrgecilik dnemindekini ok aan bir lekte emperyalist lkelere tanmak-
tadr. Bu bakmdan Trkiye Devletiyle Krdistan arasndaki iliki bir emperyal-
ist smr kategorisi deildir. Siyasi, askeri, kltrel, ideolojik basky da do-
rudan ieren bir durum sz konusudur. Dolaysyla dorudan smrge stats
geerlidir.

ite Milli Mcadele'nin ayrdedici zellii de buradadr. Son tahlilde Kr-


distan'n bir blmnn ilhak demektir.lhak, Lenin'in dedii gibi; "Herhangi
bir ulusun belli bir devletin snrlar iinde zorla tutulmas anlamna gelmekte-
dir."(11) Burada belirleyici olan iki ayr ulusun varl ve birinin dierini zorla
kendi snrlar iinde tutmasdr. Fakat Trk ynetimi 1920'lerden beri bask al-
tnda tuttuu Krt unsurunun varln hep inkr etmitir. 11 Nisan 1946 tarihli
Son Posta Gazetesi'nde bu resmi gr yle dile getiriliyordu: "Trkiye'de ulu-
sal bilinci olsun ya da olmasn, gebe ya da yerleik hi bir Krt aznl olma-
mtr. "(12) Fakat bu inkr sadece Trk Devletine zg bir ey deil, ran'daki
ynetim de zerklikleri iin mcadele eden Krtleri Fars sayyor. Irak ynetimi
de Arap sayyor. Ve konutuklar dilin de Arapann bir lehesi olduunu ileri
sryor. Suriye'de de durum farkl deil... General Cemal Grsel; "Tarihin hi-
bir devrinde, Dou illerimizde bugnk sakinlerini tortu olarak brakacak ya-
banc bir g vaki olmamtr. Dnya zerinde 'Krt' diye adlandrlabilecek
mstakil hviyetli bir rk yoktur" demiti.(13)

1. Olmayan Krtler Ayaklanyor

Krtlerin uzak tarihiyle ilgili birbiriyle elien bilgiler var. Fakat Krt tarihi-
nin, Krtlerin Halife mer zamannda Mslmanlatrma srecine sokulduu
dnem sonras daha iyi biliniyor. Krtlerin yurdu olarak bilinen Krdistan, M..
550'de ranllarn ynetimine geiyor. Krtler dalk blgelere ekilerek ranl-
lara kar mcadeleyi srdryorlar. Kasmlo'ya gre; "Araplarn Krdistan' is-
tila etmesinden nce, M.S. 7.yzylda blge, Sasanilerin (ranllar) boyunduruu
altndayken, bugnk Krdistan'a tekabl eden blgede yaayan insanlar 'Krt'

59
olarak bilinmekteydiler."(14) Mslman Araplar tarafndan istilaya urayan
blge yedinci yzyldan onbirinci yzyla kadar Araplarn boyunduruu altna
girdi. 1077 ylndan 1300 ylna kadar da Seluklu Trklerinin ynetimi altnda
kalyor. Ondrdnc yzylda Mool istilas, Kk Asya'da ve btn Orta-
dou'da nemli bir soykrm ve ykm oldu. Arfa'nn yazdna gre, "Krdis-
tan'n byk bir kesimi Timurlenk'in ordularnca igal edilen Ortadou'nun
dier kesimlerine gre olduka az zarar grd." Arfa bunu iki nedene balyor.
Birincisi, bu dnemde Krtler gebe olup kasabalardan ok yksek vadilerde
yaamaktaydlar; ikincisi de, Krtler politik ynden bamsz olmadklar iin,
dzenli bir ordular yoktu. Krtler Timurlenk'in ordularyla "sava semek zo-
runda olduklar zaman kendilerince bilinen tuzaklar kurarak ve almaz dalar
ve derin boazlarda gizlenip ete, gerilla sava vererek savamlardr. "(15)

Fakat Krtlerin 1514 aldran Sava'ndan sonra, Iranla Osmanl mparator-


luu arasndaki dmanlktan yararlanarak varlklarm gelitirdikleri grlyor.
Hasm iki imparatorluk karsnda Krtler greli olarak bamsz bir duruma
geldiler. Krtlerin tarihiyle ilgili ilk eser olan erefname, Bitlisli eref Han (Bit-
lisi) tarafndan bu dnemde yazlmtr (1596). Bitlisli eref Han'n yazdna
gre, Krt blgesinde birok beylikler vard. Bu beylikler Krt beyleri tarafn-
dan ynetilmekteyd. islam Ansiklopedisi'ne gre XVI. yzyln sonlarnda
Krdistan'da yirminin stnde beylik vard.

Fakat blgenin Osmanllar tarafndan ilhak edilmesiyle, merkezi yapnn ve


merkeziletirme politikasnn bir sonucu olarak, bu beylikler zaman iinde ykl-
d. Daha sonra Osmanl padiahlar, Krt airetlerini kontrol etmek amacyla
airet reislerini vali olarak atamaya baladlar.

XVI. yzylda Krt beylikleri, ranllarla srekli sava halindeydiler. Bu d-


nemde Iran ah Krtlerin oturduu blgeleri ilhak etmek iin srekli bir aba
iindeydi. Fakat Osmanl-lran aldran Sava'ndan sonra, Krt airet beyleri
Sultan Selim'in yannda yer aldlar. Ve Sultan Selim'in Iran ah karsndaki
zaferine nemli bir katkda bulundular. Krt airetlerinin Sultan Selim'in tarafnda
yer almalarnda Yavuz Sultan Selim'in Snn, ahn da i oluunun rol
nemlidir. Snn Krtler Snn Osmanl padiahm kendilerine daha yakn
sayyorlard. aldran Sava'ndan sonra Osmanl padiah ile Krtler arasnda
yaplan anlama sonucu, Osmanl Devleti Krdistan'da onalt zerk "Krt
hkmeti"nin varlm kabul ediyordu. Bu Krt hkmetlerinin(*) adlar unlard:
Cizre, Hazro, Eil, Palu, Ki, Gen, Bitlis, Hizan, Hakkari, Mahmudi, eh-
rizor, M.Yrivana, madiye, Asti, Tercil ve Mihriban. Kendal'n yazdna
gre, bu Krt hkmetlerinden gl olanlar beylikleri iin bamszlk stats
elde etmilerdi. Para basyorlar, cuma gnleri adlarna hutbe okunuyordu(16) Bu
Krt beylikleri Sultan'a hara vermedikleri gibi, hibir konuda hesap vermek zo-
runda da deillerdi. Osmanl padiahnn Krt beyliklerinden iki istei vard:
Kendine kar ba kaldrmamak ve kendi aralarnda izilen snrrlar ihlal
etme-

(*) Buradaki "hkmet" szcnden, ksmi zerklie sahip mahalli bir ynetim birimi (Beylik) kastedili-
yor.

60
mek. Herhalde padiahn buradaki amac, Krtlerin snrlan ortadan kaldrarak
merkezilemelerini nlemekti. Bu nedenle de airetler arasnda srekli
srtmeler yaratlmaktayd. Bugn bile airetler arasndaki geimsizliklerin k-
keni ta o zamanlara kadar uzanyor. phesiz airetler arasndaki srekli geim-
sizlik ve atmay sadece stanbul'daki Sultan'n kafasnn altndan kan bir ey
saymak yeterli olmaz. Bu durum Krt beyliklerinin airet yapann doal sonu-
cu saylmaldr. Airet bilinci de, temelini retim ilikilerinde bulur. Sr hay-
vanclna dayanan airet yapsnn "otlaklar" yznden srekli atma iinde
oluu anlalr bir eydir. Fakat ne olursa olsun, Krtlerin Osmanl ynetimi tar-
afndan srekli olarak ranllara kar kullanldklar anlalyor.

Krt beyliklerinin bu zerk stats, yaklak XVIII. yzyl sonlarna kadar


devam etmi grnyor. Bu dnem boyunca Krdistan'n her bakmdan nemli
gelimelere sahne olduu anlalyor. zellikle de edebiyat, kltr ve sanatta
hatr saylr ilerlemeler kaydedilmitir. Bitlis, Cizre, Hakkari gibi gl Krt
beyliklerinde sanat etkinlikleri nemli bir yer tutuyor olmaldr. Bu merkezlerde
bilim adamlar, mzisyen ve airler byk destek ve ilgili gryorlard. Kendal;
Fuzuli, Nef, Nabi vb. gibi gzpek olanlarn da stanbul'a yeteneklerini kantla-
maya gittiklerini yazyor. te yandan Krt beylerinin yaaylarnn, adalar
olan Batl feodal beylerinden pek geri kalr yan da yoktu. Btn bunlar
"Gebe Krt" efsanesinin de Batlarca uydurulu maksatl yaktrmalardan t-
eye bir deer tamadn gsterir. Ne ki beyler (beylikler) aras stnlk sava-
, kk Krt beyliklerinin bir araya gelerek ortak hareket etmelerini engelle-
mitir. Aralarndaki elikilerden hem Osmanllar, hem de ranllar srekli
yararlanmlardr,

XIX. yzylda Osmanl ynetimi zayfladka, ranllarn Krt blgelerine


ynelik talepleri de artmt, 1821'de ranllar Krt blgelerine saldrya geerek
Van ve Bitlis'i ele geirdiler. Fakat savan sonucu belirsizdi. Erzurum'da yap-
lan bir anlamayla ranllar geri ekildi ve Krtlerin oturduu blgeyi ikiye ay-
ran 1639 Kasr- irin anlamas ile izilen snr pek az deiiklikle yeniden
yrrlkte kald.

Krtler olumlu konjonktr ve frsatlar deerlendirmemekte sanki srar etmi-


lerdir. ki hasm imparatorluk arasndaki elikilerden yararlanmak yerine, ou
zaman u ya da bu politikaya alet olmulardr. Bunun maddi yapsal nedenleri ol-
duu kukusuzdur. Dalk Krdistan arazisinin haberlemeyi engellemesi,
Krtler arasnda Snni-Alevi ayrmasnn varl, bunlardan bir ksmnn (Alevi
Krtler) ranllar, bir ksmnn da (Snn Krtler) Osmanllar tarafndan kullanl-
mas, mezhep ayrlnn Krtleri srekli iki dman kampa ayrm olmas, airet
yapsnn ve hakim retim ilikilerinin sonucu oluan "bilin", ulusal bilincin ge-
limesini engellemitir. Bundan baka, Krdistan'n 1635 ylndan beri ranla
Trkiye arasnda blnmlnn yaratt olumsuz durum da unutulmamaldr.

"Fakat devlet kurma yolunda Krt abalarn rkten en belirgin etmen, Krtle-
rin anavatanlannn bir i kara paras olmas ve onu evreleyen devletlerin iinde

61
Krt aznlklarn bulunmasdr. Komu devletler, her zaman yaptklar gibi
Krtlerin ulusal hareketlerini bastrmak iin anlatklarnda, taktik nedenlerden
tr baz ksa dnemler dnda, Krtler kendilerini 'boazlar sklm' bir du-
rumda bulmulardr."(17)

Daha Trkler Anadolu'ya gelmeden Anadolu'nun Dou blgelerinde Krtler


yaamaktayd. Yavuz Sultan Selim zamannda, Krtler Osmanl uurlar iine
sokulmutur. Fakat gerek Osmanl Devlet yapsnn, gerekse retim ilikilerinin
niteliinden tr, Krtler geni bir zerklikten yararlanmlardr. XVII. yzyl-
da bir Krt Beyi, "Bu lkenin mparatoru Osmanl Sultan deil, benim... Eer o
benden daha gl ise ben de ondan daha soyluyum"(18) diyor. Bu ve benzer
szlerden Krt beyliklerinin yksek dzeyde bir zerklie sahip olduklar ve
Osmanllarn da iilerine fazlaca karmadklar anlalyor. Ne ki Osmanl m-
paratorluu Bat'da toprak kaybettike ve srekli savalarn finansman iin
asker ve para gereksinimi arttka, Krt blgelerine daha fazla yklenmek duru-
munda Kalyordu. Bu da hara demek ve Osmanl ordusuna asker vermek is-
temeyen Krt beylerini yer yer isyanlara yneltiyordu. Bu isyanlardan belli ba-
lcalan 1806'daki Abdurrahman Paa'nn ynettii Baban ayaklanmas, 1833-
1836 Mir Muhammed ayaklanmas, 1840 Bedirhan Bey ayaklanmas, 1855 Yez-
dan er ayaklanmas, 1880 eyh Ubeydullah ayaklanmasdr. XX. yzyln ba-
ndan itibaren de imparatorluk snrlar iinde eitli Krt faaliyetlerinin bala-
d grlyor. Bunlar; Mikdat Bedirhan Bey'in Krdistan Dergisi (1898), Ali
Bedirhan Bey, erif Paa ve eyh Abdlkadir'in "Teali ve Terakki-i Krdistan
Gazetesi", "Krt Ner-i Maarif Cemiyeti" ve onun stanbul'da kurduu Krt
Okulu (1908) ve "Hetaw Kurd"; nihayet eitli ehirlerde kurulan "Krt Ku-
lpleri"dir...

Btn bu tarih iinde Emir Bedirhan Bey'in dnemi Krt beyliklerinin en


parlak devri saylabilir. Emir Bedirhan Bey'in ilk defa Krt beylikleri arasndaki
"feodal" mcadeleye ulusal bir nitelik kazandrma abas iine girdii anlal-
yor. Emir Bedirhan Bey, 1828-1829'dan sonra Sultan'a asker vermemekte dire-
niyor. Komusu olan Krt beylerine de stanbul'a asker vermemeleri iin giri-
imlerde bulunuyor. Van'daki Mahmut Han' ve Hakkari'deki Nurullah Bey'i
Krdistan'n bamszl yolunda mcadeleye ikna etmeye alyor. Chris
Kutschera, 1844-1896 yllarnda Bedirhan Bey'in iktidarnn en parlak dneme
ulatn yazyor(19) "Para basyor, Cuma gnleri adna hutbe okunuyor, iktidar
doudan ran snrndan Mezopotamya ilerine, Bat'da Musul ve Diyarbakr
kapsna kadar uzanyordu." 1845'de Botan ayn geen bir Fransz konsolosluk
memuru, "Diyarbakr'dan itibaren Dicle'nin 50 mil tesinde lkedeki fark hemen
gze arpyor. Tarm daha gelimi, kyler daha iyi kurulmu ve mreffeh
grnyor. Buras Bedirhan'n lkesidir. O Babali'ye ylda 250.000 kuru hara
dyor. lkesi iyi ynetiliyor ve sknet hkim. Bat'da rastlanmyacak bir re-
fah grnts var"(20) diye yazyor.

Uluslararas arenada bamsz bir Krdistan'dan ilk defa I. Emperyalist


Sa-va'n hemen sonrasnda Sevr'de sz ediliyor. Bilindi gibi, Sevr, l
domu

62
bir anlamayd. phesiz emperyalistler, Sevr Anlamas'nda imzas bulunan
devletler zgrlk tutkunu olduklar iin bamsz bir Krdistan istemiyorlard.
"Blp ynetmek" iin halklar paralamak esastr. Yoksa Krtlere zel bir sem-
pati besledikleri sanlmamaldr...

Krt liderleri politik dzeydeki yetersizlikleri ve uluslararas g dengelerini


iyi deerlendirmemeleri yznden I. Emperyalistleraras Sava sonras kon-
jonktrden yararlanamadlar. Emir Bedirhan Bey'in torunlarndan Halil Bedir-
han, ngiliz Yksek Komiseri'ne, kendilerine yardm etmeleri iin ricada bulu-
nurken unlan sylyor: "Biz ngiliz mandas istiyoruz. Eer Byk Britanya
bize yardm ederse, biz de ngiltere'nin dmanlar olan Rusya ve Trkiye'yle
Irak arasnda onun tampon blgesi oluruz. Ermeni ve Hristiyan topluluklarla i-
birlii yaparz."(21)

Baz Krt kaynaklarna gre, Mustafa Kemal de Krtlere Sevr Anlamas'nn


tand haklarn aynsnn tannacan, bu anlamann Krtlerle ilgili maddeler-
inin uygulanacam, fakat nce Yunan ordusunun snr d edilmesi ve bar an-
lamasnn yaplmas gerektiini(22) sylyor. Gerekten bu dnemde Mustafa
Kemal Trk ulusundan sz etmekten zenle kanyor. Trk Krt kardeliin-
den ya da "Osmanl Milleti"nden sz etmeyi yeliyor. Mustafa Kemal 15
Eyll'de (1915) Malatya Mutasarrf araclyla Hac Kaya ve adzade Musta-
fa'ya unlar yazyor:

"Maazallah slm kan aktlmas, gnahsz zavall Krt kardelerimizden bi-


rounun Osmanl askerleri tarafndan ldrlmesi gibi dnya ve ahirette pek
elim bir sonucu douracaktr. Oysa din ve namus sahibi bykler yaadka Krt
ve Trk'n birbirinden ayrlmaz iki z karde olarak yaamakta devam edecei
ve hilafet etrafnda sarslmaz bir vcut halinde kalaca phesizdir"(23).

Arabuluculuk yapmalar iin Hac Kaya ve adzade Mustafa'ya bunlar ya-


zarken, Malatya'daki 15. Alay Komutan llyas Bey'e; "Krtlk makamnn
kknden sklp atlmas, kaak hainlerin ngiliz parasyla Krtleri aldatarak,
Padiaha ve askere kar kkrtmaya uratklar, bunlara uyanlarn hi ba-
lanmadan acmaszca yok edileceinin her yana hzla bildirilmesi..."(24) diye ya-
zyordu.

lgin olan, Dou'da ilk zaferin Krtlere dayanlarak kazanlm ve bu sa-


yede Gmr Anlamas'nn imzalanabilmi olmasdr. Amasya Tamimi,
Krtlerle ilgili protokoln I. maddesinde, "Krtlerin ulusal ve sosyal haklarnn
tannaca..." eklinde bir ifadeye yer veriyordu. Bir taraftan da Krtleri bam-
szlk giriimlerinden uzaklatrmak ve Bat'da Yunanllara kar savamalarm
salamak iin baz Krt beylerini kazanmaya, aralarndaki elikilerden yararla-
nlmaya allyordu. l921'de Kogiri Krt Halk hareketi eziliyor. Diyarbakr
Krt kulb kapatlyor. Bu baskc yntemler sinsice uygulanrken, Krtler sa-
dece Grc ve Ermeni cephesinde deil, Bat'da da Yunanllara kar savayor-
lard. Ve "Krt-Trk kardelii ve eitlii temeli zerinde" bir devletin kurulaca

63
umudunu tayorlard. Zaferden hafta sonra, 1 Kasm 1922'de Mustafa Kemal,
Meclis'te "Kurulan devlet bir Trk devletidir" diyor. Yunanllarn snr d edil-
dii, ve rgtl gcn Mustafa Kemal'in elinde topland koullarda, artk ge-
rek niyetin aa vurulmasnda bir saknca yoktu...

Daha da "ilgin" olan bir ey de, Kogiri'de Osmanlya kar bamszlk


yanls bir hareket olan ayaklanma, "Hilafet ve Padiah" dman ilan edilerek
ezilirken, 1925'teki eyh Sait ayaklanmas da "hilafet ve saltanat geri getirmek
isteyen" bir hareket diye ezilecektir. "Bu isyann 53 liderini yarglayan ve onlar
lm cezalarna arptran askeri mahkeme bakannca, yarglamann bitiminde
kulland baz ifadelerden de isyann gerek amacnn pek gizlenmedii anla-
lyor. 28 Haziran 1925'te yarglama srasnda mahkeme bakan unlar sy-
lyordu: "Kiminiz hkmet otoritesinin kt ynetimini, kiminiz de halifeliin
savunuculuunu isyan iin bahane ettiniz, fakat tmnz bamsz bir Krdistan
yaratmak sorununda birletiniz."(25)

Asl ibret verici olan Komintern'in de eyh Sait ayaklanmasn gerici bir ha-
reket olarak grmesi ve zvestia'da kan bir yazda olayn "feodal ve kar dev-
rimci Krtlerin ngilizler tarafndan tezgahlanan bir hareketi"(26) olarak deer-
lendirilmesidir! TKP de Mustafa Kemal'e tam destek veriyor. Varln Stalin'e
borlu olan ve olaylara Sovyet Devleti'nin karlar asndan bakan bu partiden
daha fazlas beklenebilir miydi? Komintern'in yayn organ da 1925'te, "Krt a-
yaklanmas, ngiliz Emperyalizminin Ortadou'daki yeni bir saldr manevras-
dr"(27) diye yazyordu...

eyh Sait Ayaklanmas'n "Hilafet ve Saltanat geri getirmek isteyen bir ha-
reket" olarak grmek bir resmi ideoloji kategorisidir. Bir halkn dini inanlarla
Ayakland tarihte pek rastlanlacak bir ey deildir. eyh Sait ayaklanmasnda
dini baz sloganlar kullanlm olsa da, asl ama siyasal ve ulusal haklar elde et-
mekti. stelik bu sloganlar ulusal bamszlk iin de pekala kullanlabilirdi.
Mustafa Kemal'in kendisi de Milli Mcadele.boyunca hep dini sloganlar kullan-
mam myd? Dini sloganlar son tahlilde sz konusu topluluun kimliini yan-
stan sloganlardr. eyh Sait syan'nda 206 kyn yerle bir edildii, 8785 evin
yakld ve 15200 insann ldrld(28) hatrlanrsa, bylesine kapsaml bir
hareketin dini nedenlerle ve Hilafet'i restore etmek amacyla yapldn savun-
mak zordur. Bu konuda, Kvlcml unlar yazyor: "Krdistan'da kyl devrim-
inin elifini bile azna almayan, ark'a demokratik burjuva devrimini bsbtn
yasak eden, buna karlk Krt aalar ile elele vererek Krdistan' iktisaden ve
siyaseten smrgeletiren Cumhuriyet burjuvazisi, elbette ark isyanlarndaki
mevkini kendisi herkesten iyi bilir."(29)

Hareketin gerek amacnn Hilafet ve Saltanat geri getirmek olmadn,


Kemalist ynetim de pekl biliyordu. Ne ki, ulusal ve uluslararas kamuoyunun
yanltmak iin bylesi maripalsyonlara ihtiya vard. Babakan Fethi Okyar,
isyanla ilgili olarak meclisteki uzun aklamasnda; "Olay padiahl, Hilafet'i
ve Abdlmecid'in oullarndan birinin saltanatn salamak gibi gerici bir pro-

64
poganda altnda Krtlktr. Genel durum budur; "(30) diyordu.

Vakit Gazetesi'nde (5 Mays 1925) yaynlanan bir yazda; "Trkiye'de


Trkler'in sngsnn grnd yerde bir Krt sorunu yoktur" deniyordu. Le-
nin, "Bamsz bir devlet oluturma hakknn inkr edilmesi, ulusal basknn en
temel biimlerinden biridir" der. Krtler Lozan Anlamas'yla T.C. snrlar
iinde kalan Ermeni, Rum ve Yahudilerin yararland haklardan mahrum edil-
milerdir. Yz binden az nfuslu aznlklara kendi dillerinde okul ama ve eitim
zgrl tannd halde, 1920'li yllarda toplam nfusun yaklak drtte birini
oluturan Krtler iin byle bir hak kesinlikle tannmyordu. 1928 ve 1929 tarihli
T.C. yllna gre: "Trkiye'nin kaytl umumi nfusu 10.915.909 kii... 17 ark
vilayetinde (Erzincan, Erzurum, Elaz, Beyazt, Urfa, Bitlis, Hakkari, Diyarba-
kr, Siirt, ebinkarahisar, Gaziantep, Kars, Gmhane, Mardin, Mara, Malatya,
Van), zikredilen devlet yllna gre 2.738.267 kii... Yani ark vilayetleri
Trkiye Cumhuriyeti'nin nfusa % 24.7 'si."(31)

Sert bir biimde "bastrld" halde, eyh Sait Ayaklanmas'ndan sonra


Ar'da nemli bir ayaklanma daha patlak veriyor. Arka arkaya gelen bakaldr-
lar, Krt halknn zgrlk isteinin ne kadar kkl olduunu gsteriyor. Ar
syan'nda da 165 ky yok edilmitir ki, bu 165 kyde tahribedilen ev says
6816 olarak tahmin edilmitir.(32)

eyh Sait syan'na, "Hilafet ve Saltanat geri getirmek isteyen bir hareket"
damgasn vuranlar, Ar syan'na da baka bir "gereke" uydurmaya zorlan-
mlardr. Krtlerin zgrlk savann, emperyalist lkelerin kkrtmas sonu-
cunda ortaya km bir hareket olduu ileri srlmtr. Emperyalizmin belirle-
dii status quo (Krdistan'n paralanml) ok ksa bir zaman gemeden
yine ayn gler tarafndan bozularak, bamszlk iin ayaklanan Krtlerin bu
paralanmlk durumuna son vermek amacyla giritikleri eyleme, hakl ve de-
mokratik bir eylem olmasna ramen, Komintern, Sovyetler Birlii'nin gven-
lii asndan deerlendirerek kar kmtr.

eyh Sait syan'nda, Suriye topraklar kullanlm, Franszlar demiryollarn


Trklere aarak, isyann bastrlmasna katkda bulunmulardr. Ar Isyan'n
bastrmak iin de ranllarla toprak deiiklii yaplm, Chris Kutchera'nn yaz-
dna gre, 1930 Temmuz sonunda 500 kiilik Sovyet svari birlii Davala'ya
gelerek Trk kuvvetleri safnda savamlarda. "Eer Ar ayaklanmasnn bas-
trlmasnda" diyor Kurtchera, "dorudan Sovyet mdahalesi karmasa bile,
Sovyet hkmetinin tavr aktr. Ar da arpmalarnn gerisinde Sovyetler
Birlii etrafnda yine bir demir perde oluturmak isteyen uluslararas emperya-
lizmi grmek gerekir."(33)

Krt isyanlarn, bata emperyalistler olmak zere, yabanc devletlerin tertibi


olarak "grenler", Sadabat Pakt'nn kurulu nedenini aklamakta glk eke-
ceklerdir. "Krtlerin sadece bir piyon olduklar ve onlarn uluslama olgusunda
ayrc bir e olduklarna ilikin ileri srlen fikirler, hem baya, hem de iddi-

65
aldr."(34) 1937'de Dersim'de bir ayaklanma daha oldu. Hareketin lideri haydut-
luktan yargland. syanclar ar bir biimde cezalandrlmakla kalmad, silah-
sz, savunmasz kadn, ocuk ve yallar byk bask ve ikencelere maruz kal-
dlar. Dersimli bir grup 20 Aralk 1937'de Milletler Cemiyeti'ne yollad bir
mektupta, Trk Hkmeti'nin, "Krt okullarn kapatmakta, bilimsel almalar-
dan Krt ve Krte szcklerini karmakta, kadnlar, kzlar dahil Krtleri Ana-
dolu'da askeri projeler zerinde almaya zorlarken barbarca yntemler kullan-
makta, Krtleri on'ar kiilik gruplar halinde nfusunun % 5'ini gemeyecek
ekilde Trk blgelerine srmekte"(35) olduu yazlyordu.

Baz Stalinist yazarlar Krdistan'daki rk, oven, imha ve asimilasyona y-


nelik uygulamalar gzden uzaklatrmak iin, blgenin geriliinin kapitalizmin
"eit olmayan gelime yasas"nn "doal sonucu" olduunu ileri srmlerdir.
Aslnda gerek durum kapitalist gelime yasalarm amaktadr. Buradaki gerek,
"doal yasalar"dan ok, retici glerin tahribiyle ilgilidir.

Krdistan'n ilhak olay en arpc biimde Mustafa Kemal'in kendi szle-


rinde ifadesini bulmaktadr. Mustafa Kemal, Nutuk'ta Krdistan'a ayrlan
blmde unlar sylyor:

"Sevre'de: Frat'n dousunda ve Ermenistan, Irak ve Suriye arasnda kalan blge


iin itilaf devletleri temsilcilerinden kurulacak bir komisyon zerk bir ynetim
ekli hazrlayacaktr.
Antlamann imzalanmasndan bir yl sonra bu blgenin Krt halk, Milletler Ce-
miyeti Meclisi'ne bavurarak Krtlerin ounluunun Trkiye'den ayr bamsz
bir devlet kurmak istediklerini ispat ederlerse ve Meclis de bunu kabul ederse,
Trkiye bu blgedeki her trl haklarndan vazgeecektir. Mart 1921
teklifinde: tilaf Devletleri, imdiki durumu gz nnde tutarak, bu konuda
Sevre taslanda deiiklik yaplmasn dikkate alma eilimindedir. u artla ki,
zerk ynetilen blgelerde Krt ve Asuri-Geldani karlarnn yeterince
korunmas iin tarafmzdan kolaylklar gsterilsin. Mart 1922 teklifinde:
Sz konusu edilmemitir. Lozan'da: Elbette sz konusu ettirilmemitir."(36)

Mustafa Kemal'in kendi szlerinden kan anlam, Cumhuriyet'in Osmanl m-


paratorluu'nun devamndan baka bir ey olmaddr. Emperyalistleraras pay-
lama dahil olan Osmanl mparatorluu yenik de dse, gler ilikisinin dei-
mesiyle ve Milli Mcadele sreci sonunda Krdistan'n bir blmnn ilhakyla
sonulanmtr. Gerekten Sevr'e gre Bat'da, Trakya'da herhangi bir deiiklik
olmazken (kk de olsa bir gerileme sz konusudur), Dou'da Krdistan'n en
byk ksmn kapsayacak biimde snrlarn geniletilmesi sz konusudur.
Sevr'de (gdk de olsa) bir Krdistan'dan ve Krt ulusundan sz edilirken, Lozan
Antlamas btnyle Krdistan'n paralanmasyla sonulanmtr.

66
2. Krdistan'n lhaknn Devlet Yaps

ve deolojisiyle lgili Sonular

Krdistan'n ilhak sadece Krt ulusunun ezilmesi sonucunu dourmakla kal-


myor. Krdistan'n drt ayr devlet snrlan iinde paralanmas, bir yandan em-
peryalizmin Ortadou'da oluturduu status quo'nun temel direklerinden birini
olutururken, dier yandan her bir ezen ulus devletinin biimleniine de dam-
gasn vurmutur. Sadabat Pakt, Badat Pakt, CENTO, RCD; Ortadou devlet-
leri'ni birletiren z itibariyle anti-Krt anlamalard. Sadabat Pakt'nn (1937)
7 .maddesinde, "yksek dzeydeki imza koyuculardan herbiri, mevcut korumalar
ortadan kaldrmay amalayan silahl ekiplere, kurulu ve kurumlara kar
kendi sahas iinde nlem almay ve kar tarafn snrlarnn her kesimindeki
gvenlik ve dzenin garantisinden sorumlu olmay taahht eder" deniyordu.

te yandan ezen ulus devletleri arasndaki yardmlamaya da ok sayda r-


nek verilebilir. Ar syan'nn bastrlabilmesi iin ran'la yaplan toprak dei
tokuu, Mehabad'n ezilmesinden sonra SSCB'ye kamak isteyen Krtlerin Irak,
Iran ve Trkiye uaklar tarafndan bombalanmas, 1956 Iran-Irak kuvvetlerinin
ran'daki ayaklanmay ortaklaa bastrmalar, yakn zamanda "snr tesi ope-
rasyonlar vb. gibi...

Trk Devleti'nin balangtan itibaren militarist, otoriter, baskc, anti-


demokratik bir nitelik kazanmasnda Krt sorunu nemli bir arla sahip ol-
mutur. Devletin militarist ynnn ar basmas, "gl bir ordu" besleme "zo-
runluluu" sadece d dmanlarn "srekli" ve "yakn tehlike" oluturuyor ol-
malaryla aklanamaz.

Ayn ekilde Trk devlet yapsnda ordunun igal ettii yer, ordunun siyasal
hayattaki roln de belirlemitir. phesiz dier egemen snf fraksiyonlarnn
gszl, buna karlk kkl Osmanl devlet gelenei, Milli Mcadele bo-
yunca ordunun oynad rol de nemlidir. Ama, asl belirleyici olan Krt soru-
nudur. Ayrca "komu" devletlerde devlet aygtnn zayflamasnn (1958'de
Irak, 1946 ve 1979'da Iran) Krt hareketine nasl bir ivme kazandrdn bildik-
lerinden, bu konuda dikkatlidirler...

Trkiye'de ii hareketine ynelik politikalar, baskdan ok gdm ve dene


tim unsuruna dayanmtr. Trkiye'nin zel koullan gdml bir ii hareketi
oluturmaya olanak vermitir. Oysa ii hareketinin gc ve politik etkinliiyle,
ordunun gc ve devletin otoriter nitelii arasnda bir paralellik yoktur. Dolay
syla gl bir ordunun varln aklayan asl neden Krt ulusal hareketinin
"ezilmesi gereidir". Baka bir ifade ile, gl bir ordunun ve otoriter ve hantal
bir devlet aygtnn varln aklayan"snf mcadelesi" deil, besbelli ki
Krt
sorunudur. Krdistan'n ilhaknn devletin otoriter karakterinin olumasnda

67
nemli bir pay vardr. Muhtemel bir Sovyet saldrs "gerekesi" ileri srlse
de, Dou'da gl bir ordu tutmann asl nedeni Krt hareketidir.

te yandan, Krt sorunu resmi (hakim) ideolojinin biimlenmesi asndan


da nemli bir unsur olmutur. Milliyetilik, ovenizm ve ilkel bir trencilik ge-
lenei resmi ideolojinin nemli bir esini oluturmutur. Trkiye'de devletin
Krt Ulusu'nun ezilip "yok saylmas" temeli zerinde kurulmu olmas, resmi
ideolojiye "orjinal" bir nitelik kazandrmtr. Resmi ideolojinin geerli olduu
tm lkelerde olduu gibi, bu ideolojinin irrasyonellii ok ak bir biimde or-
tadadr. Bir yanda Krtlnn bilincinde milyonlarca insan, br yanda bu var-
l inkar eden, ama hzla adalatn, kalkndn, a atladn ileri sren
bir resmi ideoloji... a atlayan bir lkede milyonlarca insann devletin resmi
dilini bilmiyor olmas, "a atlayclar" iin esef verici bir durum olmal....

Irak'ta yaayanlarn Krt olduklar resmen kabul ediliyor. Biimsel "resmi"


bir zerklik bile sz konusu. ran'daki Krtler Aryenlerin en saf temsilcisi say-
lyor. Suriye'de ise resmi statde ikinci snf vatanda konumundalar. Nfus
czdanlarnda Krt olduklar yazl ve baz haklardan yararlanamyorlar. Ne ki
Trkiye'de de yalan retmenin ve yalanla yaamnn sonu yaklayor... Krtlerin
kimliini yok sayma ve inkar zerine kurulu uyduruk resmi ideolojinin irrasyo-
nellii o kadar ak ki, snrsz mantk garabetleri sergileniyor. Eer Trkiye'nin
mevcut snrlan iinde tutulan Krtler Trkse, o zaman ran, Irak, Suriye'dekiler
de Trk'tr. O zaman Bulgaristan, Yunanistan, Kbrs ve Sovyetler Birlii vs.
dekilere gsterilen ilginin onlara da gsterilmesi gerekir. Neden sz konusu
lkelerdeki "soydalarmz"a bunca ilgi ve "efkat" ve neden ran, Irak ve Su-
riye'dekilere bunca ilgisizlik! lgisizlikten de te, ezilmeleri iin bunca destek.
Bulgaristan'dan gelenler iin bunca tantana ama, Saddam katliamndan kaarak
Trkiye'ye snan "soydalarmz"a neden ne siyasi mlteci, ne de herhangi bir
baka stat tannmaz; tel rgler arkasna binlerce insan hapsedilir?

Yaklak yetmi yldr Krt kimlii ve o kimliin en temel esi olan Krte
diye bir dilin varl inkr edildi. Krte, Trkenin bir lehesi sayld. Oysa
Krte Hint-Avrupa diller grubundandr. Trke ise Ural-Altay diller grubun-
dandr. Bylesi bir oluum ortadayken, Krtenin Trkenin "bozuk" bir ver-
siyonu olmasna imkan yoktur. Elbette Hint-Avrupa dilleri ran grubundan olan
Krtede ok sayda Farsa szck olmas doaldr. Bu, btn diller iin geerli
bir kuraldr, Ayn gruptan olmad halde Franszcadan (ou Latin kkenli)
yaklak on bin szck gemi olmas nasl ayr bir Trkenin varlna engel
deilse, aym ey Krte iin de geerlidir.

Yukardaki sorulara inandrc cevaplar vermek olanakszdr. lgin olan, bu


sorulan, ortaya atanlarn, bilirkii raporlarna da dayanlarak hapse atlyor ol-
malandr. deoloji bu lde tutarsz ve irrasyonel olunca kitlelerde kalcl ve
inandrcl da olamaz. deolojinin bu "zavalll" da baskyla giderilmeye a-
llyor. rrasyonel ideoloji sngnn gc olmadan ie yaramyor...

68
Ancak, Krt kimliinin inkar, Krt Ulusu'nun ezilmesiyle resmi ideoloji ara-
sndaki iliki, bir baka adan daha nemlidir. Resmi ideolojinin bu ar milli-
yeti ve ven karakteri, Trkiye'de faizmin gelimesine de uygun bir ideolojik
ortam hazrlamtr. Bu bakmdan, Krtlere ynelik ideolojik zorlamalar, bask
ve asimilasyon politikas faist hareketin tahlilinde de nemli bir unsur olarak
dikkate alnmaldr.

Trkiye'de Krt sorunuyla ilgili gerekler yaklak yetmi yldr saklanmaya


allyor. Ne ki, gerei sonsuza kadar saklamak olanakszdr. Gerekten kork-
mann, gerei gizlemenin ne dnce aydnlna ve bilimin gelimesine, ne de
daha eitliki ve zgr bir toplum iin verilen mcadeleye bir yaran olur. Tam
tersine, bu yoldaki mcadelelerin nndeki en byk engeldir. te bize den
grev ncelikle bu engelin almas iin aba harcamaktr. Antonio Gramsci'nin
dedii gibi: "Devrimci olan sadece gerein kendisidir."

"Milli Mcadele"nin yanl ve eksik deerlendirilmesinin bir nedeni de, IH.


Enternasyonal'in (Komintern) yaklamdr. Komintern'in gereklere denk
dmeyen deerlendirmesidir. Bundan sonraki blmde, III. Enternasyonal'in
(Komintern) yaklamlar tartma konusu edilecek.

69
5. BLM

KOMNTERN ve MLL MCADELE'NN

ANT-EMPERYALSTL SORUNU

"Hakikati bulan, bakalar farkl dnyorlar


diye, onu haykrmaktan ekiniyorsa, hem budala
hem de alaktr. Bir adamn (benden baka
herkes aldanyor) demesi g phesiz, ama
sahiden herkes aldanyorsa o ne yapsn?"

Daniel de Feo

Milli Mcadele'nin niteliiyle ilgili yanlsamalara kaynaklk eden bir ey de,


III. Enternasyonal'in (Komintern'in) yaklamdr. Komintern'in Milli Mca-
dele'ye destek vermesiyle, onun anti-emperyalistlii arasnda doru ynde bir
iliki olduu varsaylyor. Oysa Komintern'in Milli Mcadele'yi desteklemesi,
hareketin anti-emperyalistliinden ok, Sovyetler Birlii'nin gvenlii ile ilgili
bir sorundu. Sovyetler Birlii'nin gvenlik sorunu, milli mcadelenin anti-
emperyalist olmasn gerektirmiyordu. Bir hareketi destekleyenlerle o hareketi
ynetenlerin amalarnn akmas diye bir zorunluluk yoktur.

Komintern'in 1920 ylndaki ikinci kongresine kadar, smrge ve yan-


smrge lkelerdeki devrim sorunu sosyalist hareket tarafndan hemen hi sz
konusu edilmemiti. Bu lkelerin ekonomik ve toplumsal yaplan, tarihsel ev-
rimleri, snf yaplar hakim snf ittifaknn nitelii, emeki kitlelerin durumu
vb. gibi sorunlarla ilgili yeterli bilgi birikimi yoktu. Avrupa-merkezli bak as,
Bat-Avrupa sol hareketi iin de geerliydi. Zaten smrge ve yar-smrge
lkelerdeki ulusal bamszlk hareketleri ve sol hareketler, Bat Marksist hare-
keti iin byk nem tamyordu. Bu da marksizmin Bat kaynakl olmasndan
ve son analizde Avrupa merkezli dnsel-entellektel yaklamlarn damgasn
tayor olmasndan kaynaklanyordu. Bu yaklamn doal sonucu olarak,
smrge ve yar-smrge lkelerdeki devrim sorunlarna Bat sosyalist devrimi-
nin "karlar" asndan yaklalyordu. Zaten E. Enternasyonal dneminin ha-
kim dncesi olduka geriydi. O kadar ki, n. Enternasyonal'in smrge ve yar-
smrgelere bak, zde, muhafazakar ve smrgeci zihniyetten farkl deildi.

Bylesi bir yaklam, ister istemez "Dou Sorunu"na ilgiyi de azaltyordu.


Marx'n Asya toplumlaryla ilgili olarak yazdklar o dnemin snrl "bilgi biri-

71
kimi"ne dayanyordu. stelik sol hareket tarafndan da pek bilinmiyordu. Marx,
Dou toplumlaryla ve smrgecilik sorunlaryla dorudan ilgilenmemiti. Bu so-
runlara ilikin yazdklar da ancak 1939'da baslmt. stelik Plekhanov'un etki-
siyle Marx'n sonradan bu konudaki grlerini terkettii dncesi yaygnlatrl-
mt. in Devrimi'nin baarszl (1927) zerine, "Asya Tipi retim Biimi"
tartmas gndeme geldiinde ise, mahkm edilecekti. Dolaysyla Avrupa-
merkezli bak asnn gerisindeki iki temel dnce olan: a) Smrgelerin kurtu-
luu batdaki devrimin baarya ulamasna baldr; b) Dnyann sosyalist bir
dnme uramasnn koulu onun Avrupallamasyla olanakldr biimindeki
yaklam, IH. Enternasyonal'e de egemen olmaya devam etti. Her ne kadar Lenin,
zellikle 1905 Devriminden sonra, Bat proletaryasnn ezilen halklarn kurtulu-
uyla daha yalandan ilgilenmesi ve tutarl bir biimde desteklenmesi gerektiini
ileri srdyse de, 1917 Devrimi'ne kadar smrge ve yar-smrge lkelerdeki
devrim sorunuyla ilgisi ikincil nemdeydi. Lenin 1919 ylna kadar smrge ve
yar-smrgelerdeki devrimle "taktik" nedenlerle ilgilenmiti. 1919'dan itibaren
smrgeler ve Dou Sorunu'nun nemi birdenbire artt.

O zamana kadar ikincil ve taktik bir sorun olarak ele alnan smrge ve yan-
smrge lkelerdeki devrim, birdenbire "stratejik" bir nem tar hale geldi. El.
Enternasyonal'in II. Kongresi'ne kadar, nemsiz bir sorun olan "Dou Soru-
nu"nu stratejik nemde bir sorun haline getiren ne idi? Bak asnn yzseksen
derecelik bir kavis izmesi nasl aklanabilir? Hemen sylemek gerekir ki, bu
"Bat'dan Dou'ya" kay, l domu bir strateji deiikliinden teye bir ey
deildi. Komintern'in II. Kongresi'nde, smrge ve yan-smrge lkelere ilikin
olarak alman kararlar, belirlenen ilkeler ve pratik politikada yaplacak almalar
bo szler olarak kald. Belirlenen ilkelerle izlenen politikalar arasnda srekli
bir kopukluk ve uyumsuzluk sz konusuydu.

Fakat, Komintern'in II. Kongresi'nde Dou halklarna ilikin olarak kabul


edilen ilkeler de kendi ilerinde tutarl olmaktan uzakt. Aceleye getirilmiti ve
somut dururdan dikkate almayan tahlillere dayanyordu. te yandan, Komin-
tern'deki bu politika deiiklii, Marksizme hakim olan Avrupa-merkezli gr
fazla etkilemedi. Roy'un III. Kongre'deki iddetli protestolar da bu durumu or-
taya koyuyordu.

Bir taraftan ilke dzeyindeki tutarszlklar, te yandan ilkelerle uygulama ala-


nnda ortaya kan uyumsuzluklar dnya devrimci mcadelesi iin nemli bir ta-
lihsizlik olmutur. Stalin'in brokratik bir kar devrimle iktidar ele geirmesiyle
ve ii snfnn yerine brokrasinin diktatrln koymasyla, zaten Komintern
diye ayr bir ey de kalmyordu. Artk bundan sonra Komintern (III. Enternasyo-
nal) Stalin'in elinde emperyalist devletlere kar bir "pazarlk arac", bir "diplom-
atik ara" ilevi grecekti. Ne ki, Stalinist brokrasinin rettii efsanelerden ya-
kay bir trl kurtaramayanlar, uzun yllar Stalin'in tm kar devrimci politika ve
uygulamalarn "devrimcilik", "ilericilik" olarak grmeye devam ettiler...

Milli Mcadele, bandan sonuna kadar emperyalizmle uzlama yanls bir

72
hareketti. Milli Mcadele karsnda . Enternasyonal'in politikalarna geme-
den nce, II. Kongre'de tespit edilen ilkeler zerinde ksaca durmalyz. Komin-
tern'in I. Kongresi'nde smrge devrimleri konusunda yeni bir ey sylenmiyor,
smrge lkelerin kurtuluunun ancak metropol lkelerde ii snfnn kurtulu-
uyla mmkn olabilecei zerinde duruluyordu.(1) Fakat kinci Kongre'de bu ta-
vr birdenbire deiiyor. Birinci Kongre'ye kadarki (Birinci Kongre de dahil)
smrge ve yan-smrge lkelerle ilgili bekleyiler, yerini, dnyann kurtuluu-
nun "Dou'dan balyaca"na ilikin son derece iyimser grlere brakyordu.
Bu ani kaymann en belirgin nedeni, bata Alman devrimi olmak zere, metropol
kapitalist lkelerde devrim umudunun snmesi ya da "bir sre iin ertelenmi"!
grnmesidir. Bunda Kzl Ordu'nun Varova nlerinde durdurulmasnn da
olumsuz ynde bir moral etkisinin olduu kukusuzdur.

Dier bir etmen de; Sovyet Devrimi'nin de etkisiyle, smrge ve yar-smrge


lkelerde ortaya kan hareketler ve ilk defa II. Kongre'ye smrge lkelerde
oluma aamasndaki komnist rgt temsilcilerinin katlmasdr. Bu yeni
"ye"lerin de sorunun ncelikli olarak ele alnmasnda etkili olduklar kesindir.
Bu yzden, n. Kongre'de ilk nemli tartma konusu, smrge ve yar-smrge
lkelerdeki ulusal kurtulu hareketlerinin metropol-kapitalist lkelerdeki sosya-
list devrimle olan ilikisinin saptanmas etrafnda toplanmt. Tartma ayn za-
manda rgtsel stratejik ve taktik sorunlar da ieriyordu. II. Kongre'de balayan
tartma, 1920'de Bak'de toplanan Dou Halklar Kongresi'nde devam etti.

Eer II. Kongre'de, I. Kongre'deki Avrupa-merkezli yaklamlardan belirli


lde uzaklalmsa, bunda teki gerekeler kadar, Sovyetler Birlii'nin d
gvenlik sorunu da nemli bir rol oynamtr. Bat'da devrimin gerilemesi (o za-
man bu "geici" bir durum olarak alglanyordu) Bolevik liderleri Dou'nun
kurtulu mcadelelerine yneltmiti. Artk Dou halklarnn iinde bulunduklar
son derece ar koullardan kurtulabilmeleri iin, "Londra ve Paris iilerinin ik-
tidar ele geirmelerinin beklenemeyecei" gr n plana kmt. O kadar ki,
19601 yllarda Maoizm olarak ortaya kan grler, Hindistan delegesi M.N.
Roy tarafndan kinci Kongre'de ortaya atlmt. M.N. Roy, o zamana kadar Av-
rupa-merkezli sosyalist hareketin aksine, Avrupa'daki devrimci hareketin kader-
inin Dou lkelerindeki devrime bal olduu grn savunuyordu. Roy,
Dou'da zafer kazanlmad srece Bat'dan bir ey beklenemeyeceini,
Dou'dan metropol kapitalist lkelere kaynak ak devam ettii srece, Bat bur-
juvazisinin proletaryaya baz dnler vererek devrimi geciktirebileceini savu-
nuyordu. Kongreye sunduu tezlerde, "Bu kaynak kesin olarak kurutulmadan,
Avrupa ii snfnn kapitalist dzeni ykamayaca" grn dile getirmiti.

Lenin balangta bu teze kar kt: "Yolda Roy, Bat'nn kaderinin


mnhasran Dou'daki devrimci hareketin gc ve gelimesine bal olduunu
sylediinde ok ileri gidiyor. Her ne kadar Hindistan'da be milyon proleter ve
otuz yedi milyon topraksz kyl olsa da, Hint komnistleri henz bir komnist
parti kurmay baaramadlar. Bu gerek bile tek bana yolda Roy'un grleri-
nin byk lde temelsiz olduunu gsteriyor."(2) Fakat Roy'un grlerine

73
kar kan sadece Lenin deildi. Kapitalist Bat lkeleri parti delegelerinin de
tepkisi bykt. Daha sonra Lenin ve Roy'un grleri belirli oranda krplarak,
ortalama bir yol bulundu. Bylece I. Kongre'dekinden olduka farkl bir yakla-
m benimsenmi oldu. Roy'un grleri yeniden formle edilerek kabul edildi.
Tartmalar sonunda u cmleye yer verilerek sorun zmlendi:" Modern ka-
pitalizmin ayakta kalmasnn nedeni smrgelerden elde edilen an krlardr.
Bat bu an krdan yoksun kalmadka, Avrupa ii snfnn kapitalist dzeni
ykmas mmkn olmayacaktr." (3)

Avrupa-merkezli grten Dou'ya kay ve smrge devrimine verilen


"nem"e karlk, III. Enternasyonal'in smrge ve yan-smrge lkelere ilikin
hi de tutarl bir yaklam sz konusu olmad. II. Enternasyonal dneminden
kalma yaklamlar egemen olmaya devam etti. II. Kongre'de benimsenen
stratejiye karn, Avrupa-merkezli gr arln korudu. Smrge lkelerle
ilgili devrim stratejileri belirlenirken, o lkelerin somut koullarnn
zmlenmesinden ok, Sovyetler Birlii'nin gvenlii asndan yaklald.
Gerek teorik planda, gerekse de.pratik politikada hatr saylr bir aba
harcanmad.

Lenin ve Trotsky dneminde geerli olan bu durum, Stalin dneminde ok


daha geerliydi. Stalin iin III. Enternasyonal, dnya sosyalist devriminin deil,
Sovyet diplomasisinin bir aracyd. Lenin ve Trotsky zamannda yaplan baz
taktik hatalardan uzaklamak bir yana, Stalin, bu hatalar kendi gerici politikas
iin temel kurallar haline getirdi.

III Enternasyonal Avrupa-merkezli sosyalist yaklam ancak szde terketti.


Gerekte eski rengini koruduunun anlalmas iin uzun zaman gemedi. III.
Kongre'de "Dou Sorunu"na, "det yerini bulsun" kabilinden yer verildi.
Smrge ve yan-smrge lkelerden gelen delegelerin konumas be dakika ile
snrland. Hindistan hakknda rapor sunmak durumunda olan Roy, kendine ayr-
lan be dakikalk sreye hakl olarak tepki gsterdi. Kendine tannan be dakika-
lk sreyi, Hindistanla ilgili raporunu sunmak iin deil, kongre kararn protes-
to etmek iin kullanacan syledi ve yle devam etti: "Bu kongrede Dou
sorununun ele aln tarz tamamiyle oportnisttir ve ancak kinci Enternasyo-
nal'e yakr niteliktedir."(4) Roy'un bu protestoyu yapt 1921 ylnda Hindi-
stan'da gsteriler, mitingler, grevler, boykotlar sonucu smrge ynetimi fel
olma durumuna gelmiti.

Drdnc Kongre'de Safarov'un szleri de, III. Enternasyonal'in smrge


devrimleri ve ulusal kurtulu hareketlerine ilikin yaklamnn tutarszln
gstermesi asndan nemlidir. Safarov unlar sylyordu: "Komnist Enter-
nasyonal'in II. Kongresi'nde alnan kararlara karn, emperyalist lkelerin kom-
nist partileri ulusal ve smrge sorunlarna ilikin son derece az i yaptlar...
Daha da kts, komnizmin bayra, proletarya enternasyonalizmine yabanc
olan venist fikirlerin stn rtmek iin kullanld."(5)

Beinci Kongre'de E.Varga'nn dnya ekonomik durumuna ilikin raporu he-

74
men btnyle Avrupa ve Amerika'ya ayrlmt. Latin Amerikal ve Asyal de-
legelerin tepkisiyle karlanan rapor, Ho Chi Minh tarafndan da iddetle eleti-
rilmiti. Ho Chi Minh yle demiti: "Siz ngiliz, Fransz ve dier partili yolda-
lar, devrimi gerekletirme olasl ve yollarn tartrken ve gelecek sava iin
plannz hazrlarken bu olaanst stratejik noktay btnyle gzard ediyorsu-
nuz. Dikkat ediniz, tm gcmle sizi uyaryorum."(6)

Endonezya Komnist Partisi delegesi Se Maun da ayn ynde eletirilerde


bulunarak, Hollanda Komnist Partisi'nin smrge sorunu karsndaki hareket-
sizliinden yaknyor ve Komnist Enternasyonal'in Yrtme Komitesi'nin
smrgelere daha fazla ilgi gstermesini istiyordu.(7) Benzer eletiriler Latin
Amerikal delegelerden de geliyordu. Fakat btn uyanlar ve protestolar, bu-
yandan metropol lke komnist partilerine ILEnternasyonal dneminden miras
kalan zihniyetle, dier yandan Sovyetler Birlii'nin d politika gereksinmele-
riyle karlayordu.

Radek bu sulamalara cevap verirken; "II. Kongre'deki tezlerde, Dou'daki


hareketlere destek sz konusu olurken, snf mcadelesine atfta bulunulmamt.
Marx da devrimci olduu srece burjuvazinin desteklenmesini savunuyordu"
diyor. Eer gerekten ortada devrimci bir burjuva hareketi varsa, desteklenmesi
phesiz yararldr. Oysa Komintern'in Dou'daki kurtulu hareketlerine ilikin
tezlerinin kabul edildii 1920 ylnda smrge ve yar-smrge lkelerin hibi-
rinde devrimci bir burjuvazi yoktu. Genel olarak geerli olan bu durum, Trkiye
iin daha da geerliydi. Clz Trk burjuvazisinin ngiliz ve Fransz emperya-
lizmleriyle ciddi bir uyumazl sz konusu deildi. Marazi burjuvazi, at-
madan ok uzlamadan yanayd. Bu da Rum ve Ermeni engelinin almasyla
gerekleebilirdi. O dnemde Trk burjuvazisinin emperyalizmle uzlamak iin
bir tek istei vard: Daha nce Rum ve Ermeniler tarafndan yrtlen "kompra-
dorluk", araclk ilevinin kendilerine braklmas!.. Bunun karlnda, hileci ve
utan verici yntemlerle sosyalistlerin katledilmesi, ii rgtlerine bask, tutuk-
lamalar ve ikenceler, hibir demokratik reforma yanamama, Osmanl merkezi
baskc devlet geleneini daha etkili biimde srdrme vb. yntemler sz konu-
suyken, burjuvazinin "devrimcilii"nden sz etmek hazmedilir bir ey midir?

Aslnda II. Enternasyonal'in Dou'ya ilikin tezleri, aceleye getirilmi somut


koullara denk dmeyen yaklamlar ieriyordu. Bir kere, birbirinden farkl ta-
rihsel gemie ve toplumsal yaplara sahip bir sr lke vard. Bu lkelere ili-
kin strateji ve taktiklerin tutarll, ancak her bir lkenin somut koullarnn
doru deerlendirilmesiyle mmkn olabilirdi. En temel yanlg, da bu lkeler-
deki burjuvazinin niteliine ilikin olandr. Emperyalizmin ulat aamada,
smrge ve yar-smrge lkelerde devrimci burjuvazi bulmak olanakszd. III.
Dnya Kongresi'nde (27 Haziran 1921) ana konumay yapan Trotsky; "Dnya
Ekonomik Bunalm ve Komnist Emternasyonal'in Yeni Grevleri" baln
tayan uzun raporunda, n. Kongre'de alman kararlarn ve benimsenen tezlerin,
aceleye getirilmi tezler olduunu uygun bir dille anlatmtr. Trotsky unlar
sylyordu:

75
"Bay ve Bayan yoldalar! Komnist Enterasyonal'in Birinci ve ikinci kongrele-
rinde Dnya'nn durumunu sloganlarla, manifestolarla ele aldk ve bu konuda
daha derin bir tartmaya girmedik. O zaman, savan yaratt yeni durumu gen-
el, ksa ve kesin hatlaryla nitelendirmek ve iilerin bilincine yerletirmek sz
konusuydu. imdi ayn sorun ok daha karmak biimde karmzda duruyor.
Savan bitiminden bu yana yl doluyor. Ekonomik ve siyasal dzeyde byk
nem tayan grntler kt ortaya. Sermaye daha, hl, hemen hemen btn
Dnya'da tahtnda duruyor; ve biz bu nedenle genelde grmzn bugnn ko-
ullarnda doru olup olmadnn hesabn kendimize vermek zorundayz.(8)
"Bir tek szle, imdi Komnist Enternasyonal'in II. Dnya Kongresi srasnda
durum I. ve II. Kongreler sonrasndaki gibi deil. O zaman kendimize byk bir
perspektif atk ve byk bir izgi belirledik ve de dedik ki: Bu yoldan, bu iare-
tle proletaryay kavrayacaksn ve Dnya'da zafer kazanacaksn. Bu dorumu
hl? Tmyle byk bir ereve iinde bu tmyle doru kald. Sadece bu iz-
ginin aa yukar hareketlerini izmemitik ve bunu imdi fark ediyoruz. Yenil-
gilerimiz, hayal krklklarmz araclyla, verdiimiz byk kurbanlar arac-
lyla, btn lkelerde olabilen, bizde, Rusya'da olduka geni boyutlarda ortaya
kan yanlg dolu eylemlerimizle bunu anlyoruz."(9)

Gerek Trkiye'deki, gerekse de in'deki gelimeler, smrge ve yar-


smrge lkelerdeki gelimeler burjuvazinin devrimciliini deil, ihanetini ve
kar devrimciliini kantlamaya yetti. Geri lkelerde burjuvazinin nereye kadar
gidebilecei ya da gidemiyeceine ilikin ilk tutarl yaklam Trotsky'den gel-
miti. Daha 1904-1905'te bir brorde(10) L.Trotsky, arlk Rusya'sndaki burju-
vazinin "devrimcilii" konusuna aklk getirmiti. Trotsky, sz konusu eserde,
kapitalist kervana ge katlan Rusya'da burjuvazinin, dier kapitalist lkelerdeki
gibi devrimci bir rol oynayamyacan, proletaryann liderlii olmadan hareke-
tin baarya ulaamayacam ileri srmt. Trotsky'nin devrimci srecin srek-
liliiyle ilgili grleri 1917 ubat ve Ekim devrimleriyle doruland halde,
daha geri lkeler iin talihsiz teoriler gelitirmeye de devam edildi. eliik teori
ve yaklamlar III. Enternasyonal'in ilk yllarna egemen oldu. Teorik ve pratik
dzeydeki yetersizliklere III. Enternasyonel partilerine egemen olan Avrupa-
merkezli yaklam ve Sovyet Devleti'nin gnlk karlarnn gerei eklenince,
bir sr olumsuz sonucun ortaya kmas kanlmaz olmutur.

III. Enternasyonal'de, smrge ve yar-smrge lkelerdeki ulusal hareketle-


rin "gerekten devrimci" iseler desteklenecekleri ilkesi benimsenmiti. Oysa,
"gerekten devrimci" szcnden ne anlald belirsizdi. "Gerekten devrim-
ci" olmaktan; en azndan emperyalist sermayeye kar olmak, ierde toprak aa-
lar ve feodal unsurlara kar olmak, emeki kitlelerin yaam koullarn iyile-
tirici nlemlerden yana olmak anlalabilirdi.

te yandan, ilke dzeyinde de tam bir aklk yoktu. M.N. Roy, Dou
lkelerinde iki tip hareket olduunu, bunlardan birincilerin kapitalist dnya sis-
temi iinde siyasi bamszlk elde etme amacna ynelik hareketler olduunu,
ikincilerin ise, topraksz kyllerin her trl smrye kar mcadelesi nitelii

76
tadm ileri srerek, bunlardan ancak ikincilerin desteklenmesi ve birincilerin
ikinciler zerindeki saptrc etkisinin krlmas gerektiini savunuyordu. Roy,
her trl smrye kar ayaklanan kyl hareketinin burjuva milliyeti hareke-
tin etkisinden kurtarlmas grn ileri srmt. Bu amacn gereklemesi
iin de ii ve kyllerden oluan komnist rgtler kurulmasnn gereklilii
zerinde duruyordu. Lenin, milliyeti burjuva hareketlerinin de desteklenmesi
gerektiini savunuyordu. Kongre'de Lenin'in tezi kabul edildi. Fakat milliyeti
burjuva hareketiyle yaplan ittifak geici olacakt (!) Burjuva milliyetileri em-
peryalizme kar savarken onlarla birlikte emperyalizme kar savalacak, em-
peraylizm atldktan sonra sava milli burjuvaziye kar srdrlecekti!

Daha sonraki dnemde yaanan deneyler byle bir yaklamn sakat olduu-
nu birok kereler ortaya koymutur. "Milli" denilen burjuva hareketleri, emper-
yalizmle anlaarak, daha balangta ii ve kyl haraketlerini ezme yoluna git-
milerdir. Onlar iin emperyalizmle olan kar atmas emeki halkla olandan
daha az nemlidir.

Komintern'in Haziran 1921'de toplanan III. Dnya Kongresi'nde konuan


Sleyman Nuri unlar sylemiti: "(...) fakat paalar bu hareketi kendi yap-
kan ellerine almay baardlar. Kemal Paa memleketi Sultan Hamid'in metotla-
ryla ynetmektedir. Komnistlere kar en acmasz bir sava amtr, nk
onlarn kurtulu hareketlerinden iktidara el koymak iin yararlanacaklarndan
korkmaktadr. Paalar emeki kitlelerini de aldatmlar ve szde sava naralary-
la kendi resmi partilerini rgtlemilerdir"(11)

Trkiye iin Komintern tarafndan ileri srlen kriterlerden hibiri geerli de-
ildi. Bir kere hareketin en byk destekisi olan toprak aalarnn bir toprak re-
formuna yanamalar olanakszd. te yandan clz burjuvazinin karlar, emper-
yalist sermayeye kar olmakta deil, emperyalizmle ibirlii yapmaktan
yanayd. Demokratik reformlara gelince; iilerin rgtlenmesinin yasakland
bir ortamda demokratik reformlardan sz etmek uygun dmez. Demokratik re-
formlardan,;ii ve yoksul kyllerin, dier emeki kesimlerin yaam koullarm
iyiletirici dzenlemeler anlalmak gerekir. Bu bakmdan, herhangi bir hareketin
ilericiliini gsteren, kitlelerin kendi kaderlerim tayin etme konusunda ulatklar
seviyedir. Bu nedenle, Milli Mcadele sonrasnda Trkiye'de gerekletirilen "n-
klaplar" emeki kitlelerin durumlarn iyiletiren dzenlemeler deildi. nklap-
larn amac devleti glendirip, asalak snflarn smr koullarn salam te-
meller zerine oturtmakt. Fesin yerine apka giyilmesi, Alman ticaret
kanununun ithal edilmesi, Latin harflerinin Arap harflerinin yerini almas kitlele-
rin yaam koullarnda bir iyileme salayabilir miydi? Yoksul kylye toprak ve
topra ileyecek ara gere salanp, aalarn ve tefecilerin smr ve basksn-
dan kurtarlsayd, iilere sendikalarn, z rgtlerini vb. kurma yolu alsayd
emeki kitleler iin gerek anlamda "inklaplardan" sz edilebilirdi.

te yandan III. Enternasyonal'in, hareketin snfsal niteliini bilmeyii bir


mazeret tekil edemezdi. Ama hareketin niteliini pek bilmiyor da deillerdi.

77
IV. Kongre'de Ankara Milli Hkmeti'nin Trk burjuvazisi lehine baz dnler
kopararak emperyalizmle uzlamasyla ilgili olarak u eletiri yaplyordu:
"Fakat en son olaylar, milliyeti burjuva hkmetinin sizin sonsuz zverileriniz
pahasna kazanlan bu zaferin meyvalarn kendisine ayrmak istediini gstermitir.
Ankara'daki milliyeti hkmet, Trk byk burjuvazisi yararna verilecek belli
dnlere karlk emperyalistlerle anlamaya hazrdr.
"Hkmet partiyi datmak, btn rgtlerini yasaklamak, kitle tutuklamalar
yapmak, tutuklu yoldalara barbarca davranmak ve en son, stanbul'daki i Bir-
lii'ni kapatmakla, bu yeni politikay balatmtr. TKP, alan kitlelerin emper-
yalizme kar mcadelelerinde burjuva milli hkmeti desteklemitir. TKP, ortak
dman karsnda kendi program ve ilkelerinden zveride bulunmaya dahi hazr
olduunu kantlamtr.
"Emperyalizmle uyumaya hazrlk olarak, milliyeti hkmet, sizin gerek tem-
silcilerinizi yok etmek ve onlar dardaki dostlarndan ayrmak istemektedir.
Komnist Enternasyona'lin Drdnc Kongresi, bu barbarca hareketi protesto eder
ve emperyalizmin jandarmas roln oynayacak, emperyalizm ve gericilie kar
dve devam edecek ve alan Trk kitlelerinin yararna demokratik reformlar
gerekletirecek herhangi bir hkmet ya da siyasal partiyi desteklemek arzusunda
olduunu resmen aklamay kendisine grev sayar."(12)

m. Enternasyonalin II. Kongresi'nde smrge halklarn "ezen uluslara kar


bakaldrlarnda" desteklenmesi ve smrgelerdeki burjuva kurtulu hareketle-
rinin de desteklenecei sylenirken, koulsuz bir destekten bahsedilmiyordu. Bu
hareketler ancak gerekten devrimci iseler desteklenecekti. Ama, gerekten dev-
rimciliin ne olduu belli deildi. te yandan; "Komnist Enternasyonal,
smrgelerin ve geri kalm lkelerin devrimci hareketleriyle zaman iinde ya-
knlamal, hatta bizzat ittifak yapmaldr, fakat onlarla birlememelidir; prole-
tarya, proletarya hareketinin bamsz niteliini, henz filiz halinde de olsa ko-
rumaldr"(13) dendii halde bu ilkeye hibir zaman uyulmamtr. Trkiye'de
komnistlerin ldrlmesine ses karmayan III. Enternasyonal, kinci in Dev-
rimi'nde KP'yi Komintang'a katlmaya zorlayarak, yzbinlerce devrimcinin ve
emekinin katledilmesinin ba sorumlusu olmutur. "Proletarya hareketinin
bamsz niteliini korumas" ilkesi bir kenara itilmitir.

m. Enternasyonal'in bu tutumu, kendi beceriksizliini rtmek iin giritii


abadan teye bir anlam tamyor. Deniyordu ki; "Emperyalizme ve gericilie
kar dve devam edecek ve alan Trk kitlelerinin yararna demokratik re-
formlar gerekletirecek herhangi bir hkmet ya da siyasal parti desteklene-
cektir." Oysa Trkiye'deki hareket emeki halka kar bir dman ittifak nite-
liindeydi ve kurtuluu emperyalizmle uzlamada gryordu. Byle bir siyasal
hareketten halk yararna reformlar beklemek bounadr. Kemalist hareketin halk
yararna demokratik reformlar yapmak gibi bir niyeti olmadn daha 1921'de
Trkiye'nin Moskova bykelisi sylemiti. Bykeli Ali Fuat Paa (Cebe-
soy), Trkiye'de komnistlerin tutuklanmasna ilikin ierin'e verdii cevapta;
"Emperyalist cephesinde kazanacamz baar, ierde herhangi bir toplumsal

78
hareketten ve devrimden saknmamza bal olacaktr"(14) diyor...

II Enternasyonal de, Sovyetler Birlii Hkmeti de Kemalist hareketin em-


peryalizmle uzlama yanls bir hareket olduunu biliyorlard. Byle bir hareketin
de halk yararna reformlar deil, smrc snflarn iktidarm glendirecek "in-
klaplar" yapaca daha batan belliydi. Dolaysyla Sovyet desteiyle Ke-
malist hareketin anti-emperyalistlii arasnda doru ynde ilikiler aramak, bu-
eyi olmad yerde aramaktr. "Resmi ideoloji d" bir kitap yazdn syleyen
Baskn Oran; "Sonu olarak anti-kapitalist olmayan, fakat uluslararas kapitaliz-
min siyasal ve ekonomik egemenliinden kurtulmak isteyen bamsza Anadolu
Devrimi'ni anti-emperyalist olarak kabul etmek kanmca dorudur"(15) derken,
Milli Mcadele'ye Komintern'in ve Sovyetler Birlii'nin desteini hatrlatyor.

1922 Eyll aynda "Trk Halkna Bar" balkl bir bildiride de; "Trk
Hkmeti ii ve kyllerin hkmeti deil, subay smfnn ve entellektellerin
hkmetidir ve bizim ideallerimize denk dmeyen bir hkmettir" deniyordu.
Ve Fuat Sabit Bey'in yapt snfsal tahlilin III. Enternasyonal tarafndan da be-
nimsendii anlalyor() Bu aamada III. Enternasyonal'i ve Sovyetler Birlii
Hkmeti'ni, "ideallerine ters den bir hkmeti desteklemeye iten nedenler
zerinde durmak gerekiyor. Sorunun cevabn Karl Radek ksmen de olsa veri-
yor. Kari Radek 1922 Ekim'inde yazd bir makalede unlar sylyordu: "Rus-
ya Trkiye'yi destekledi, nk ilk bata uluslararas emperyalizm tarafndan
smrlen ve ezilen Dou Halklarn glendiren her ey ayn tehlikeye maruz
olan Sovyet Rusya'y da glendirir. Ve ikinci olarak, Rusya, Rusya'ya hububat
tayan ve Rusya'dan petrol tayan gemilerin gvenliiyle pek yakndan ilgiliy-
di. nk ngiliz Amiralinin emirleriyle bu tama mmkn olmayacakt."(16)

Sovyet Devleti'nin gnlk karlar, Sovyet yneticileri eitli lkelerle an-


lamalar yapmaya itiyordu. Ne ki, Sovyet Devleti'nin yaamn garanti altna al-
maya yarayan bu anlamalar, uzun dnemde Sovyet devriminin ve III. Enternas-
yonal'in "ideal"leriyle eliiyordu. yle bir talihsiz durum ortaya kmt ki,
ksa vadede baz acil gereksinmeler iin yaplan anlamalar ve verilen dnler,
dnya devrimci hareketine byk darbeler vurmaktan geri kalmyordu. Bu an-
lamalarn taktik nedenlerle ve geici olarak yapld syleniyordu. ngilizlerle
yaplan ticaret anlamasna ilikin olarak Lenin, amacn zaman kazanmak ol-
duunu sylyordu:

"Ayr bir bar anlamas yaparak belli bir zaman kesitinde mmkn olan en
byk lde savaan her iki emperyalist gruptan da kurtuluyoruz, dmanlklar-
n ve savalarn kullanarak bize kar aralarnda pazarlk yapmalarn gleti-
riyoruz, kazanacamz belli bir zamanda serbest kalan ellerimizi sosyalist devri-
mi srdrmek ve glendirmek iin kullanacaz."*17)

Ne ki, Lenin'in yakn bir srede "serbest" kalacak dedii elleri kullanmak hi
bir zaman mmkn olmad. Lenin'in lmnden sonra "bo kalan eller",
dm zmek yerine, Stalin tarafndan yeni dmler atmak iin kullanld.
Ve Stalin'den sonra da (ki Stalinizmin sreklilii esast) ayn yolda devam edil-

79
di. Taktik gerilemeler ve zorunlu dnler daha sonraki dnemde Stalin tarafn-
dan "devrimci ilkeler" haline getirildi(!) Artk Sovyet d politikas Sovyet Dev-
leti'nin karlar dorultusunda tespit edilir oldu. III. Entemasyonal'in de bam-
sz varl sona erdi. Sovyetler Birlii'nde iktidarn ii ve dier emeki
kitlelerinin elinden kat ve Stalinist Brokrasi'nin elinde bir bask ve terr ar-
ac haline getirildii koullarda, Sovyet d politikasnn da ilerici ve entemasyo-
nalist bir izgi izlemesi beklenemezdi...

Bu nedenle; Maoizm'in de etkisiyle, Sovyetler Birlii d politikasnn Sta-


lin'den sonra enternasyonalist izgiyi terkettiine ilikin grler gerek olay-
larla tam bir elime halindedir. Maoist brokrasi, kendi baskc-brokratik uy-
gulamalarn merulatrmak iin, tarihi arptp, tarihsel olaylar tahrif ederek
yanstmaktan yarar umuyordu. Aslnda Kruef ve Brejnev'in izledikleri politi-
ka, yeni koullara Stalinizmi adapte etmekten te bir ey deildi. Eer Sovyetler
Birlii'nin d siyaseti hakknda gerek duruma denk den bir gre ulamak
isteniyorsa, yaplmas gereken, "durumu kurtarmak iin" gereke uydurmak
deil, Sovyet resmi ideolojisinin dnda, bilimsel yntemlere bavurmaktr.

lgin olan bir ey de, III. Entemasyonal'in Trkiye'ye ilikin teorik deer-
lendirmesine temel olan kaynan, ayn zamanda Kemalist iktidarn da ideolojik
temel dayanan oluturuyor olmasdr. Moskova'ya Sovyet yardm salamaya
giden ilk heyette bulunan Fuat Sabit, Anadolu Hareketi ve hareketin snfsal ya-
psyla ilgili bir rapor sunuyor. Bu raporda Fuat Sabit, 1930'lu yllarda ortaya
atlan "halklk" ideolojisinin de belki ilk formlasyonunu yapyor, III Enter-
nasyonal'in hangi teorik gerekelere dayanarak Trkiye hakknda siyasal zm-
lemeler yaptm ortaya koymas bakmndan sz konusu rapordan baz blm-
leri buraya alyoruz. F. Sabit Bey'in, G.V. ierin'e Moskova'da verdii rapor
24 Mays 1920 tarihini tayor.

"(...)Trkiye'nin tarihsel ve toplumsal durumu onu Avrupa hkmeti ve milletle-


rinden tmyle baka toplumsal ve ekonomik koullar altnda bulunduruyordu.
Bunlar zetleyelim.
"1. Bugne kadar ykml bulunduu kapitlasyonlar nedeniyle lkede byk
endstri kurulamam ve var olan madenler, demiryollar, bankalar, limanlar,
tramvaylar, vapur irketleri, fabrikalar gibi byk endstri ve ticaret kurulular
ya yabanclarn elinde y da onlarla birlikte alan Ermeniler ve Rumlarn elinde
idi. Kk el sanayii de zel rgtlere sahip loncalar biiminde olmayp, her sa-
natkrn alma ve kazanna hakk tmyle serbesttir. Ekleyelim ki, son sava
yllarnda kk paylardan oluarak kurulan milli bir banka ile birka milli ano-
nim ticaret ve endstri irketi stanbul'un tilaf tarafndan igali zerine kapatl-
mt.
"2. Byk toprak sahibi beyler gl deildir. nk demiryollan dzenli olma-
d iin, ihracat ve tama yeterli deildir. Tarmda ilmi ve makinalam olma-
dndan toprak byk bir kr brakmyordu. Ve buna karlk her kylnn
byk kk bir topra vard ki her trl hakk kendisinindi; isterse satar, is-
terse balar, ld zaman da yasal varisi kim ise ona kalr. Topra olmayp

80
beylerin topranda yarclk yapanlar bir snf oluturacak kadar gl olmad
gibi; aralarnda rgtlenme de yoktu.
"3. Avrupa'daki siyasal ve ekonomik mcadelelerin iki byk temeli olan bu iki
soruna karlk, Anadolu halknn banda byk bir bela vard ki, o da brokrasi
ve hkmetin zulm sorunudur. Bugne kadar dinsel ve sivil iktidar kendisinde
birletiren halife sultanlar ve sarayn evresinde toplanan tufeyliler, dalkavuklar
hkmeti ynetiyordu... Hkmet siyasetinin etmenleri memurlar, ordu ve ule-
madr. Memurlar doularndan belli bir snfa bal deillerdir. Yani yalnz zen-
ginlerin ya da toprak sahibi beylerin ocuklar deildir.. Trk ya da Trk olma-
yan yoksul ya da varlkl memurlar hkmet koltuuna oturduktan sonra zel bir
zihniyet, "memur zihniyeti" kazanr ki, kendini halktan yksek grr ve halka
bask iin kendinde bir hak bulur... Ulema snf zel bir kast halinde deildir.
Babadan oula geen vakf yneticilii ve hatiplik gibi dini grevler var ise de,
nemsizdir...
"4. Halk ezen ve gelimesini durduran nedenlerden biri de, kltrn din etkisin-
den kurtulamamasdr. Eski Arap ve Fars kltrnn etkisi altnda olan ulema,
yeni hayatn yeni dncelerini kabul iin uygun davranmyorlard. Kltr Fars
ve Arap gibi yabanc etkilerden kurtarmak iin alan aydnlarn almalar,
Trk geleneklerine dayanmak, halk ve kyl hayatn aratrmak, yani kltr
milliletirmek ilkesine dayanyordu. Bu aklamadan anlalr ki, endstri ve tica-
ret nasl yabanclarn ve Ermeni ve Rumlarn elinde ise, hkmet ve kltr de
ounlukla yerli halkla ilikisi pheli yabanclar elinde idi. Bunun iin, kapitale
kar mcadele, snfsal nitelikten kp milli bir renk ald gibi, te yandan
hkmetle mcadele, yani kltr ve hkmetin dinsel siyaset ve yabanclarn et-
kisinden kurtarlmas da milliyetilik niteliinde oluyor. Bu, Trkiye'deki milli
hareketin gcn gsterdii gibi, Trk milliyetilerinin neden Avrupa kapitalist-
lerine kar ve Sovyet hkmetine eilimli olduklarm, Ermeni ve Rumlarn da it-
ilafa koulduklarn aklar, kansndaym..."(18)

Fuat Sabit Bey'in raporundan kan sonu; Trkiye'de snflarn olumad,


ufak tefek snfsal ayrmalar olsa da Trk toplumunun snfsz bir toplum ol-
duu, bu haliyle emperyalizm tarafndan smrld iin de proleter bir ulus
olduudur. Bunun doal sonucunda Sovyetler Birlii'nin yapaca yardm, do-
rudan doruya proleter bir ulusa yaplan yardmdr. Son analizde de anti-
emperyalist bir hareketin desteklenmesi anlamna gelir(!) Fuat Sabit, yedi
yzyllk imparatorluu bir arpda "snfszlatryor". stelik bu durum,
Trkiye'deki milli hareketin gcnn de bir gstergesi oluyor(!) Eer Fuat Sabit
Bey'in yapt tahlil doruysa, o zaman 1921'den itibaren neden emperyalistlerle
uzlald, yoksul kyl ve iilerin haklarn savunanlarn neden ldrld
ve ii rgtlerinin kapatldm anlamak zorlar. Emperyalizm tarafndan
smrlp bask altnda tutulanlarn bir hareketi sz konusuysa, ii liderleri,
anti-emperyalist liderler neden katledilsin? Bir baka nemli nokta da; Sovyetler
Birlii Milli Mcadele'yi destekledi diye bu harekete anti-emperyalist etiketini
yaptrmaktr. Bu arada, 1960'larda ortaya atlan "proleter uluslar" tezinin krk
yl kadar nce Fuat Sabit Bey tarafndan ortaya atlm olmas da ilgintir! Bir
baka adan daha bu "rastlant" nemli saylmaldr. Bu durum, 1960'lardaki te-

81
orik dzeyle 1920'ler arasnda pek fark olmadn da gsteriyor...

Devletten Devlete likilerin elikileri

nc Entemasyonal'in I. ve II Dnya Kongreleri'nde iyimser yaklamlar


yava yava snerken, Trotsky'nin deyimiyle, sloganlar ve manifestolara dayal
deerlendirmelerle gerek gelimeler arasndaki kopukluk da belirgin hal alm-
t. Bat'da beklenen devrimin gereklenmeyii, emperyalist saldr, i sava ve
ekonomik ablukann vb. de etkisiyle Sovyet ekonomisi fel olma durumuyla
kar karyayd. Beklentilerin kart bir tablo ortaya kmt. Bu durum, taktik
baz dnlerle zaman kazanmay gerektiriyordu.

Yeni Ekonomi Politikas (NEP) uygulamasna geilmiti ve yabanc sermaye


yatrmlarndan medet umulur olmutu, te bu koullar, Sovyet ynetimini n-
giltere ile bir ticaret anlamas yapmaya "mecbur" etmiti. Sovyet ekonomisi
iin "zorunlu" gibi grnen byle bir anlama, ne yazk ki, dnya sosyalist dev-
rimi asndan olumsuz sonular douracaktr. Daha da nemlisi, devletten dev-
lete ilikiler yolunu aarak eliik, talihsiz durumlarn ortaya kmasna neden
oldu. Bir bakma, "denize den ylana sarlrken ylan tarafndan sokuluyordu."
Yaplan ticaret anlamasyla Sovyet Devleti zaman kazanp varlm srdrmeyi
amalarken, ngilizler de, Bolevizmin Dou'da yaylmasn engelleyerek status
quo'yu korumay amalyordu. 1920 Eyll'nde Bak'de toplanan Birinci Dou
Halklar Kongresi'nin bir ikincisinin toplanmayyla, ngiliz-Sovyet Ticaret An-
lamas (Mart 1921 'de imzalanmt) arasnda yakn iliki vardr. E.H. Carr bu
durumu yle aklyor:

"Kaytlarnda Dou Halklar Birinci Kongresi olarak geirilmesine ramen, Baku


Kongresini izleyen kongreler yaplamad ve bu kongre arkasnda ciddi bir meka-
nizma brakmad. Bak'de Propoganda ve Eylem Kurulu kuruldu ve ilk raporunu
1920 Kasm aynda Enternasyonal Yrtme Komitesi'ne verdi. Aralk aynda Rusa,
Trke, Farsa ve Arapa dillerinde yaynlanacak Dou Halklar dergisinin kaca
ilan edildi. Bundan sonra pek az kaytlara rastlanld. Kurulun ve derginin hzla
ortadan kaybolmas, ksmen Mart 1921 tarihli ingiliz - Sovyet Ticaret Anlamas'nn
sonucu olabilir ve bu Moskova'nn dnda etkin bir siyasal organ yaratmann
gln gsteriyor."(19)

Sadece emperyalist ngiltere ile deil, Trkiye ve ran gibi yar-smrge


lkelerle yaplan anlamalar da devrimin yaylmas asndan talihsiz sonular
dourmutur. Gerekten hem devletten devlete anlamalar yapmak, hem de o
lkelerdeki devrimci hareketleri desteklemek mmkn deildir. 26 ubat
1922'de Sovyetler Birlii ile ran arasnda, bir anlama yapld.(20) Fakat daha
nce Sovyetler Birliiyle ngiltere arasnda yaplan ticaret anlamasnda, Sov-
yetler'in ran'dan elini ekmesi isleniyordu. ngiltereyle anlaan Sovyetler'in
ranla da dostluk anlamas imzalamas doald(!) Anlama yaplr yaplmaz,

82
Sovyetler Birlii, Gilan'daki komnist ayaklanmaya yapt mali ve askeri yar-
dm kesti. Bu anlamadan sonra ran ynetiminin komnist ayaklanmay ezmesi
zor olmad. Sovyet yardmnn kesilmesinden sonra bastrlan ayaklanma ran
ynetimine nefes aldrarak, Simko'nun ynettii Krt ayaklanmasnn da ezilme-
sini kolaylatrd. Hem Rza Han'la dost geinmek, hem Iran emekilerinin sos-
yalist mcadelelerini ve Krt halknn kendi kaderini tayin etme yolundaki sa-
vam desteklemek olanakl deildir.

Eer, Sovyetler'in o gnn zor koullarnda ngiltere'ye dnler vermesi bir


zorunluluk idiyse, bunun bir zorunluluk olduu sylenmelidir. Bir kere bu sapta-
ma yaplnca, hemen bu zorunluluktan doan olumsuz sonular da aklkla or-
taya konulmalyd... Herhangi bir politikann o gnn koullarnda zorunlu ol-
duunu saptamak, sz konusu politikalarn dourduu olumsuzluklar grmeye
engel olmamaldr. Ama belirli politikalar ve uygulamalar hakl karmak
deil, sz konusu politika ve uygulamalarn sonularn aka ortaya koymak-
tr. Ingiliz-Sovyet Ticaret Anlamas sadece smrgelerdeki ve nfuz blgele-
rindeki sosyalist mcadeleleri deil, ngiliz ii ve sosyalist hareketini de olum-
suz ynde etkilemekten geri kalmayacakt.

Ingiliz-Sovyet anlamasnda sadece ticarete ilikin hkmler yer almyordu.


Anlamada yle deniyordu:

"Her iki taraf kar tarafa kar dmanca hareket ve teebbslerden ve kendi snr-
lar dnda srasyla, ngiliz mparatorluu ve Rus Sovyet Cumhuriyeti kurumlar-
na kar dorudan veya resmi propoganda yapmaktan kanr ve daha zel olarak
Rus Sovyet Hkmeti, bata Hindistan ve Afganistan bamsz devleti olmak,
zere Asya haklarnn hibirini askeri, diplomatik veya herhangi bir eylem veya
propoganda biimiyle ngiliz karlar veya ngiliz mparatorluu'na kar
dmanca eylemlere tevik etme giriimlerinden imtina eder. ngiliz Hkmeti,
Rus Sovyet Hkmeti'ne, eski Rus mparatorluu'nu meydana getiren ve bugn
bamszlm salam olan lkeler iin benzer ve zel bir taahhtte bulunur.''(21)

ierin, 18 Nisan 1921 tarihli bir cevabi notada anlamaya kesinlikle uyul-
duunu sylyor ve "zellikle Afganistan'daki temsilci ve grevlilerince anti-
britanya politikadan saknmalar iin direktif verilmitir" diye ekliyordu.

Byle bir politika, ister istemez n. Dnya Kongresi'nde benimsenen tezlerde


yer alan "(...) smrgelerdeki devrimci hareketler, sz konusu lkenin komnist
partisi araclyla dorudan doruya desteklenmelidir" ilkesiyle eliiyordu.
Eer smrge lkelerdeki devrimci kurtulu hareketlerini Sovyetler'in destekle-
mesi olanakszlayorsa, ll.Tez'de yer alan, "Btn Komnist Partiler, bu tr
lkelerdeki devrimci kurtulu hareketlerini eylemli biimde desteklemelidir" il-
kesi de anlamn yitiriyordu. Sovyetler Birlii bir ii devleti olarak Hindis-
tan'daki sosyalist hareketi desteklemekten kanrken, ngiliz Komnist partisi-
nin byle bir destei salamas kolay deildi. te yandan, II. Enternasyonal'den

83
miras kalan rk-ven, Avrupa-merkezli, smrgeci, nfuz yayc gelenekten
"temizlenememi" bir partinin, Hindistan'daki ilerici harekete gerek bir destek
salamasn beklemek zaten ar iyimserlik olurdu...

III. Enternasyonal'in III. ve IV. Kongrelerinde smrge ve yar-smrgelere


ilikin gndem maddesinin pek snrl oluu ve geitirilmesinin nedeni de yu-
kardaki yaklamla aklanabilir.

Sovyetler'in ve III. Enternasyonal'in Milli Mcadele'ye destek oluunun ba-


ka gerekelere dayandn, ierin'in Lozan'daki szleri de ortaya koyuyor.
Lord Curzon'a unlar sylyor:
"ngiliz muhafazakarlnn en iyi gelenekleri, Rus ve ngiliz nfuz blgeleri ara-
snda bir ara duvar rmekti. Biz de imdi Trk halknn zgrl ve egemenlii
temeli zerine bu duvar dayandrarak ayn eyi nermekteyiz.
"Trkiye'nin bamsz varl ile birlikte bars da garanti altna alacak olan, an-
cak bir ara duvardr. Yakn Dou'da bir bar durumunun tek ve srekli temeli,
Trkiye'nin zgrl ve egemenliidir. "(22)

Grlyor ki, Sovyet yneticileri Trkiye'ye kendi gvenlikleri asndan


yaklayorlar. Gney snrlarnda (Trkiye, ran, Afganistan) gl bir tampon
blge oluturulmasn istiyorlard. Bu amala, sz konusu lkelerle devletten
devlete anlamalar yaparak, bu lkelerdeki sol harekete destei geri ektiler.
Dolaysyla, belirli bir status quo oluturmak iin, tutarll olmayan ve birbi-
riyle elien "politikalar" benimsemeleri bu yzdendir. Bylesi koullarda teorik
maniplasyonlar ve gerekeler de, uygulamalar hakl gstermek zere giriilen
zorlamalar olabilirdi...

Bu konuda "ilgin" ama "garip" rnek, E. Varga'nn IV. Dnya Kongresi'nde


ortaya att: "Milli Feodal Aristokrasi" tezidir. nl Rus iktisats Varga yle
diyordu:

"kinci Kongre'de kyl hareketiyle milli hareketler arasndaki zdelik varsay-


m, Hindistan gibi lkelerin denemelerine dayandrlmtr. Oysa, rnein
Trkiye gibi baka lkeler de vardr. Orada toprak aalan bizzat milli hareketin
liderleri olmulardr... Ezilen yerli bir kyl kitlesine sahip smrge lkelerdeki
milli kurtulu mcadelesi, ya Trkiye'de olduu gibi btn memleket halk tara-
fndan birlikte yrtlecekti, bu takdirde ezilen kylnn toprak sahiplerine kar
mcadelesi, kanlmaz olarak milli kurtulu zaferinden sonraya ertelenecektir;
ya da Hindistan'da olduu gibi feodal toprak sahipleri, emperyalist haydutlarla it-
tifak halindedir, bu takdirde ezilen kyllerin toplumsal mcadelesi, milli kurtulu
savayla birlikte yryecektir. "(23)

E. Varga, dikkat edilirse, iki tip "feodal aristokrasi"den sz ediyor. Bunlar-


dan biri, Trkiye'de olduu gibi emperyalizm kartdr ve milli bir nitelik ta-
yor. Dieri ise, emperyalizmle ibirlii halinde: Hindistan'da olduu gibi (!)

84
Varga'nn, bir yerde emperyalizme kar olan "feodal aristokrasinin neden ba-
ka yerde emperyalizmle ibirlii yaptn aklamas pek kolay deil(!) Varga,
o dnemin Trkiye'sine uzaktan bakyor. Uzaktan baknca da somut durumu
tm ayrnt ve elikileriyle kavramak mmkn olmuyor. Eer somut durumun
somut tahlilini yapmak zahmetine katlanabilseydi, o zaman "Milli Aristokrasi"
dedii kesimin emperyalizme kar deil de, Rum ve Ermenilere kar olduunu
farkedebilirdi. O zaman, gaspedilen Ermeni ve Rum mallarn kaybetme korku-
sunun anti-emperyalizmin zdei olmadn anlar, dolaysyla da Trkiye ve
Hindistan iin iki ayr "feodal aristokrasi" tezi retmeye de gerek kalmazd.

Bu ve benzer yaklamlar, tutarsz olduklar kadar, II. Dnya Kongresi'nde


benimsenen tezlerden de uzaklamak anlamna geliyordu, II. Kongre'de, "Geri
kalm lkelerdeki gerekten komnist olmayan devrimci kurtulu hareketlerine
komnist bir rt rtme giriimlerine kar kararl bir biimde mcadele edil-
melidir"(24) denilirken; IV. Kongre'de, i, hayali "Milli Feodal Aristokrasi" tezleri
uydurmaya kadar vardrlmtr.

II. Dnya Kongresi'nde; "Biz komnistler, smrgelerin burjuva bamszlk


hareketlerini, yalnzca bu sonuncular gerekten devrimci iseler ve smrge y-
neticiler kylleri ve smrlen kitleleri devrimci bir ruhla eitme ve rgtleme
almalarmz engellemedikleri zaman desteklemeliyiz ve destekleyeceiz.
Eer bu koullar yoksa, bu lkelerin komnistleri reformist burjuvaziye kar da
mcadele etmelidirler" deniyordu.(25) Oysa bu ilkeler bir kenara atlarak baka
gerekelerle geri lkelerdeki gerici ynetici snflarn desteklenmesi, Komin-
tern'in ilkelerinin, bo szler olarak, sadece kongre tutanaklarnda kaldm gs-
teriyor.

"Smrge devriminin hedefleri burjuva demokrasisinin boyutlarm amal-


dr" ilkesine karlk, gerek anlamda burjuva demokratik devrime bile varmya-
ca belli olan hareketlerin desteklenmesi de Komintern'in yaklamnn tutarsz-
lm gsterir.

"Hindistan, ran ve Msr'daki milliyeti burjuvazi, tarm kesiminin parolalarn-


dan korkuyor, ve olabildiince ypratma endieleri, yerel burjuvalar ile feodal ve
feodal burjuva toprak sahipleri arasndaki yakn ilikiyi ve burjuvalarn feodallar
karsndaki entellektel ve politik bamlln kantlar niteliktedir. "(26)

Kapitalist dnya sisteminin emperyalist aamaya ulat bir dnemde


smrge ve yan-smrge lkelerde gerekten milli, emperyalizm kart bir bur-
juvazi aramak bounayd. III. Enternasyonal, sz konusu lkelerdeki gerek du-
rumla ilgili hibir zaman tutarl bir bilgi birikimine, dolaysyla tutarl tahlillere
ulaamad. Zaten byle bir eye niyetli de deildi. Milli Mcadele'nin lider kad-
rosu nasl "Osmanldan kalan blgelerden ne koparabilirsem krdr" mantyla
yola kmsa, bu pragmatik yaklamn tesine hi geememise; Komintern
de, smrge ve yan-smrge lkelerdeki hareketlerden "ne lde yararlanabi-
lirsem iyidir" biiminde bir yaklam benimsedi. Bylece, varlan sonular da
nceden belirlenmi oluyordu...

85
Milli Mcadele'nin, resmi ideolojinin eitli renklerdeki reticileri ve yayc-
lar tarafndan ileri srldnn aksine; bata ngilizler olmak zere, emperya-
lizme kar bir hareket deil, fakat emperyalizmle uzlama yanls bir hareket ol-
duu buraya kadarki aklamalarla ortaya kmaktadr. Sovyetler Birlii'nin ve
son tahlilde Sovyet ynetiminin elinde diplomatik bir manevra arac haline geti-
rilen Komintem'in Milli Mcadele'ye destek vermesi, onun anti-emperyalistli-
inin garantisi olamazd...

86
6. BOLUM

MUSTAFA KEMAL ve TARHTE BREYN ROL

"Gnlk hayatta, hibir bakkala raslyamazs-nz


ki, bir insann kendi hakknda syledikleri ile
hakiki ahsiyeti arasnda fark gzetmesini
bilmesin. Ama bizim tarihilerimiz, henz bu
basit dnce tarzna bile ulaamamlardr."
Alman deolojisi

Kiiyi yceltmekle kiiye tapma arasnda doru ynde bir iliki vardr. Fakat
asl ama yceltilen kii deildir. Yceltme, mistifikasyon yaratmak iindir.
Bylelikle tarihsel olaylar arptlmak istenir. Tarihsel olaylar arptmaktan
ama da, snfsal karlar gizlemektir. Tarihsel olaylarn arptlmasnda, bir li-
derin kiiliinin arkasna gizlenmek ekseri bavurulan bir yoldur. Bir Osmanl
Paa'sn yar-ilh durumuna getirenler, elbette bunu bouna yapmadlar. Snfsal
karlarn bir gerei olarak, Mustafa Kemal'i putlatrdlar. Aslnda Paa'nn put-
latnlmasmn nedeni, baarlan eylerin byklnden ok, emeki kitlelerden
gizlenmesi gerekenin neminden kaynaklanyordu. Mustafa Kemal'in yaptklar,
bir baka Mustafa'nn, Mustafa Reit Paa'nn balatt "olaylar" zincirinde sa-
dece bir halkayd, stelik zincirin byk bir halkas da deildi. Tanzimat, Isla-
hat, Merutiyet, Cumhuriyet yar-smrgelemenin aamalardr. Oysa resmi
ideoloji ve kii klt reticileri tarafndan Cumhuriyetin kurulmas yar-
smrgelemenin sonu olarak gsterilmek istenmitir... Bir retim tarz olarak
kapitalizmin her geliim aamasna, her tarihsel dnemine uygun den smr
yntemleri oluuyor. Siyasal plandaki bamszlk bu bakmdan yeterli olmad
gibi, Trkiye daha nceki dnemde de siyasal bamszln yitirmi bir lke
deildi.

Mustafa Kemal Tanzimat gelenei dnda deil, sz konusu gelenein en ra-


dikal srdrcsyd. Ne ki, resmi ideoloji tarafndan srarla Tanzimat gelenei
dnda gsterilmeye alld. Cumhuriyet aydnlar kii klt retip kiiye tap-
ma yolunu setiklerinde, buna mecburdular. evket Sreyya Aydemir; "nkl-
bmz oturtmaya ve Atatrk' putlatrmaya mecburduk... Ama imdi size ifade
edeyim, kitabmda da yazdm: Kahraman putlat zaman lr"(1) diyor. Biz de
bu kitapta neden putlatrmaya mecbur olduklarn gstermeyi amalyoruz...
Tarihsel olaylar tahrif ederek ve gerein saptrlmasyla hegemonya boluunu
doldurabilirlerdi...

87
Dnyada salnda ve lmnden sonra Mustafa Kemal kadar ant dikil-
mi, heykeli, bst yaplm, resimleri oaltlm bir baka lider herhalde yok-
tur. Mustafa Kemal heykel ve antlarnn yaplmasndan pek ok holanyordu,
ilk ant 1927'de Sarayburnu'nda dikilmiti. Daha sonra heykel ve antlar grl-
memi boyutlarda artt...

5 Austos 1935 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde yer alan bir haberde;


"Atatrk yarm bir ilahtr; Trkler'in babasdr. Hibir devlet efi iin hayatnda
bu kadar heykel dikilmemitir; ne Mussolini'nin ne Hitler'in, ne de Lenin'in
antlar onunkilerle llemez" deniliyordu. yle grnyor ki, yaplan heykel-
ler, antlar vb. ideolojik hegemonya boluunu doldurmann bir arac olarak
grlyor... Dnemin devlet airlerinden Aka Gndz, bir iirinde Mustafa Ke-
mal iin "Grnmezi grr / Bilinmezi bilir / Duyulmaz duyar / Sezilmezi sezer
/ Ezilmezi ezer"(2) diyordu... Bir baka air "Evliya odur, peygamber odur / Sa-
natkr Atatrk"(3) diyor... Atatrk marnn ilk drtl de yle: "Tanr gibi
grnyor her yerde / Topraklarda, denizlerde, gklerde / Gnl tapar kendisin-
den geer de / Hangi yana gz bakarsa Atatrk"(4) Benzer nitelikte iir pek ok
ve yzden fazla air deiik vurgu dzeylerinde olmak zere iirler yazd. By-
lece dnyada eine az raslanr bir "devlet airleri" grubu ortaya kt. Oysa "(...)
air, iirini ara olarak kulland zaman, airlii ayaklar altna alm"(5) olurdu..

Bu arada Cumhuriyet dneminin nde gelen devlet airlerinden Behet Ke-


mal alar'n Mustafa Kemal iin yazd "Yeni Mevlit", yazk ki(!) Sleyman
elebi'nin Mevlit'inin yannda ok snk kald. Mustafa Kemal'in lmnn ar-
dndan gazetelere yansyan haberlerden birinde;"Atatrk senin iin lm yoktur.
Olamaz! Sen Trk'n Tanrssn! Tanr hi lr m?"(6) deniyor... "Tanr lmez, o
dilerse grnr bir mddet"(7) Celal Bayar tarafndan Atatrk'n yaam
yksnn anlatld bir kitapta da; "Atatrk' sevmek de bir ibadettir"(8) de-
niyor... Bunlar yazmaktaki amacmz, Cumhuriyet aydnlarnn nitelii hakknda
bir fikir vermektir. Suat Tahsin 1933'deki bir yazda: "Muhammed byk bir
mrit, Aristo lemmul bir filozof, skender muhteem bir asker, Bismark ya-
man bir siyasi, Lenin dehhas bir inklap, Danton sehhr bir hatip ve fakat
Mustafa Kemal bir fevkaadehdr"(9) diyor.

Bu aamada teorik bir sorun zerinde durmamz gerekiyor: Tarihi yapmada


bireyin rol nedir? nsanln ileriye doru akp giden tarihinde, liderin, kahram-
ann rol nedir? Lider, bir toplumu u ya da bu ynde yerinden oynatabilecek
gce sahip midir? Eer liderin tarihi yapabilecei, bir toplumun evriminin
ynn bir bana deitirebilecei kabul edilirse, o zaman gerekten kiinin
yceltilmesi de hakllk kazanr. Elbette byk adamn kaymasndan sonra da
onun yerinin doldurulmas sorunuyla karlalr... F. Engels, G. Strakenburg'a
yazd 25.1.1894 tarihli bir mektupta; "Bk memlekette belirli bir dnemde u
ya da bu byk adamn belirmesi, elbette ki tamamiyle bir raslantdr. Fakat, bu
adam sahneden ekilirse, yerine bir bakasnn getirilmesi ihtiyac doar. Ve az
ya da ok becerikli byle bir adam zamanla bulunur. u Korsikal Napolyon'u
aln, o, Napolyon savalarnda bitkin dm Fransa Cumhuriyeti iin gerekli

88
olan bir askeri diktatrd. Bu bir rastlantyd. Fakat Napolyon olmasayd da,
onun roln bir bakas stlenecekti. Gerekli olduu zaman byle adamlar dai-
ma bulunur"(10) diyor. Gerekten de tarih; yceltilen bir sr "byk adamn"
tarih sahnesinden ekilmesiyle, onlarn yerini alanlarn ikinci ya da nc snf
kiiler, orkestrada ikinci yada nc keman almaya mahkm ahsiyetler ol-
duunu gsteriyor. Aksi halde, bir yar-ilah mertebesine kartlan Mustafa Ke-
mal'in yerini orkestrada ikinci ya da nc keman alan kiilerin doldurmas
mmkn olamazd...

Tarihte bireyin rol sorununa aklk getirebilmek iin, znel ve nesnel fak-
trlerin karlkl etkileim ve belirleyiciliklerini ve bunlarn diyalektik
btnln saptamak gerekir. Tarihsel materyalizm; toplumun retici gleri-
nin gelimilik dzeyi, toplumsal snflarn karlkl g ilikisi gibi nesnel fak-
trlere tarih yapmada ncelik tanr. G.V. Plekhanov bu konuda unlar yazyor;
"Tesirli ahsiyetler, dnce ve karakterlerinin zellikleri hadiselerin zel ehre-
sini ve ksmi neticelerinden bazlarn deitirebilirler ama, hadiselerin genel isti-
kametini deitiremezler. Bu istikameti baka kuvvetler tayin eder."(11)
"Kabiliyetli insanlarn bizzat kendileri ancak bu genel istikamet sayesinde vardr-
lar ve bu olmadan onlar hibir zaman mmkn gerekten ayran eii aamaz-
lar."(12)
"Hibir byk adam, istihsal kuvvetlerin durumuna artk ya da henz uygun
dmeyen mnasebetleri topluma kabul ettiremez. Bu manada gerekten, onun
tarihi yapmasna imkn yoktur."(13)
"Tarihi hadiselerin istikametini son tahlilde tayin eden ise, genel denilen sebe-
pler, yani istihsal kuvvetleri ve bu kuvvetlerin sosyal ve ekonomik istihsal pro-
sess iinde insanlar arasnda gerektirdii (determinant) mnasebetlerdir."(14)

Plekhanov'dan yaplan alntlar, genel olarak tarihsel materyalizmin bu konudaki


temel dncesini yanstyor. Bunun kart olan idealist dnya gr ise, tarih
yapmada kitlelerin ve nesnel faktrlerin hemen btnyle nemsiz olduklar
dncesine dayanr. Bu konuda Thomas Cariyle, Kahramanlar adl nl eserinde,
Plekhanov'un tam kart olan u grleri ileri sryor: "nk benim dnceme
gre dnya tarihi, insann bu dnyada baard eylerin tarihi, esas bakmdan ye-
ryznde alp abalam adamlarn tarihidir. Bu byk adamlar; insanlarn kla-
vuzu, genel insan toplumunun yapmaya veya erimeye urat eyin modelcileri,
modelleri ve geni bir anlamda yaratclar olmulardr. Dnyada baarldn grd-
mz btn eyler yeryzne gnderilmi byk adamlarda yaam dncele-
rinmaddi sonulan, ameli gereklemesi ve cisimlemesidir. Korkmadan kabul ed-
ebiliriz ki, btn dnya tarihinin ruhu bu insanlarn tarihidir" (15) diyor. Carlyle, bir
baka yerde de; "Dnya tarihinin btn devirleri bize gsteriyor ki, byk adam dai-
ma yaad an mutlaka lazm olan kurtarcs, kuru daln onsuz tutumas
mmkn olmayan yldrm olmutur. Daha nce de sylediim gibi, dnya tarihi
byk adamlarn biyografisidir"(16) diyor...

Plekhanov'nun denemesi, Narodniklerle bir polemikti. Sbjektif Narodnik

89
dnceye gre, tarihi yapan kitleler deil, kahramanlar, nclerdir.(*) Plekha-
nov'a gre; "Lider, yalnzca tarihsel bir gereksinmenin ya da zorunluluun arac-
dr ve zorunluluk gerektiinde kendi aracn yaratr. Bu bakmdan yeri dolduru-
lamyacak byk adam yoktur. Herhangi tarihsel bir eilim, eer yeterince derin
ve genise, anlatmn yalnz bir tek adamda deil, belirli bir insan grubunda bu-
lur "(17) Plekhanov'un Taine'den yapt bir alntda da; "Yeni bir medeniyet
yeni bir sanat gn yzne kard zaman, toplumun fikrini (ide publique)
tam olarak dile getiren bir veya iki dahinin yan sra, bunu yar buuk ifade eden
on tane kabiliyetli insan bulunur"(18) deniyor.

phesiz burada sz konusu olan tarihin geliimi dorultusunda, liderin top-


lumsal sreci tersine evirip eviremiyecei deildir. Sreci ne lde etkileye-
bileceidir. Fakat asl nemli olan liderin bir kriz annda ortaya kyor olmasdr.
Dolaysyla krizin u ya da bu ekilde zlmesi, liderliin taknaca tavra bal-
dr. Marx, Ludwig Kugelman'a 17 Nisan 1871'de yazd mektupta; "Eer
mcadeleye aka elverili koullarda balanabilseydi, tarih yapmak gerekten
ok kolay olurdu. te yandan 'tesadflerin' hibir rol olmasayd i btnyle gi-
zemli bir ey olurdu. Genel geliim dorultusunun bir parasn oluturan bu 'te-
sadfler' baka 'tesadflerle' dengelenirler. Ne var ki tarihsel gelimenin hzlan-
mas veya yavalamas, hareketi ilk balatan kiilerin kiilik zelliklerinin
'tesadfiliini' de kapsayan bu tesadflere byk lde baldr"(19) diyor.

Ne kadar kabiliyetli olursa olsun, hibir Osmanl Padiah imparatorluun


kn engelleyemezdi. Emperyalizm blgenin tarihine yeni bir g olarak gir-
mi ve arln koymutu. Son derece yetenekli bir padiah olan II. Abdlha-
mid, btn rpnmalarna ramen, imparatorluun kanlmaz sonunu ancak ge-
ciktirebilmiti... ttihatlarn darbesiyle tahtn terkederken, "on yl bile ynete-
miyeceksiniz" demiti.

Bir liderin byklyle onu liderlik mevkiine getiren glerin nemi ve de-
rinlii arasnda doru ynde bir iliki olmaldr. Leon Trotsky eitli eserlerinde
bu sorun zerinde durmutur. Preobrajenski'ye Alma Ata'dan 1928'de yazd
bir mektupta; "Eer Lenin 1917 Nisan'nda Petrograd'a gelmenin yolunu bula-
masayd, Ekim ihtilalinin olmyacan sen benden daha iyi bilirsin" diyor. ha-
nete Urayan Devrim'de de; "Liderliin nitelii sorunu elbette umursanmaya-
cak bir ey deildir, ve son zmlemede kesin deildir, Bolevikler.. Liderle-
rinin stn olmasndan tr kazanmadlar. Siyasi mcadele, temelde argman-
larn deil, karlarn ve glerin mcadelesidir"(20) diyor...

Yukardaki iki alnt arasnda bir eliki varm gibi gelebilir. Trotsky aym
sorun zerinde Rus Devrimi adl nl eserinde tekrar duruyor ve "sormas ceva-
plamasndan daha kolay olan" soruyu bir defa daha soruyor:

(*) Narodriklere kar tarihsel materyalizmi savunan Plekhanov'un asl amacn gzden uzak tutmamak
gerekir.

90
"Eer Lenin 1917 Nisan'nda Rusya'ya gelemeseydi devrimin geliimi nasl bir
seyir takib ederdi. Eer ekspozemiz genel olarak bir eyler ifade ediyorsa, uma-
rm udur: Lenin, devrimci srecin 'yaratcs' olmad. O sadece nesnel tarihsel
gler zincirine eklendi. Ama, bu zincirde byk bir halkayd. Proletarya dikta-
trl zaten herhalkarda gndemdeydi. Geriye sadece onu balatmak kalyor-
du. Bu da bir parti olmadan gerekleemezdi. Partinin de misyonunu gerekleti-
rebilmesi iin nce onu kavramas gerekiyordu. te bunun iin Lenin gerekliydi.
Onun geliine kadar hibir Bolevik lider, srece devrim tehisi koymamt.
Kamanev-Stalin ynetimi olaylarn zoruyla sa ve sol patriyotizme doru savrul-
mutu. Devrim, Lenin'le Menevikler arasnda ara zmlere yer brakmyordu.
Bolevik Parti'de de bir i mcadele kesinlikle kanlmazd.

"Lenin'in gelii sadece bu sreci hzlandrd. Ve onun kiisel etkinlii krizin sre-
sini azaltt. Yine de o olmadan da partinin yolunu bulabileceinden emin o-
lunabilir mi? Hibir ekilde bunu syleyemeyiz. Burada zaman faktr belirle-
yicidir; dahas, zaman durdurmak mmkn deildir. Diyalektik materyalizmin
asla kadercilikle ortak bir yan yoktur. Oportnist ynetimin kendi krizi Lenin ol-
madan belirsiz bir hal alp uzayabilirdi. te yandan sava ve devrim koullan
partiye misyonunu gerekletirebilmesi iin fazla zaman brakmyordu... Dolay-
syla blnm ve yolunu arm partinin devrim koullarn uzun yllar iin el-
den karmas ihtimali akla gelmeyecek bir ey deildir. te bylesi zamanlarda
gl kiiliin rol gerekten ok byk nem kazanr. Tarihsel zincirin bir hal-
kas olacak olan bu roln eksiksiz bilincine varmak gerekir."'21'

Yukardaki alnt bize gre tarihte bireyin rolyle ilgili, sorunun en btnsel
zmleniini temsil eder. Dikkat edilirse Trotsky, liderliin ya da liderin toplu-
mun ancak tarihsel geliim dorultusunda etkili olabileceini, liderliin olaylar
zincirinde bir halka olduunu, insanlarn bilinli eylemleriyle toplumu dn-
me uratabileceklerini, zaman faktrnn nemli olduunu, tarihsel materyaliz-
min kadercilik olmadn vb. arpc bir biimde ortaya koyuyor. Ykselen bir
snfla henz tm gcn yitirmemi fakat kmekte olan bir snf arasnda
mcadele en yksek dzeye ktnda, liderliin mdahalesiyle dengenin srek-
li ve kesin olarak deiebildii tarihi bir gerektir.

Mahmut Esat Bozkurt, Atatrk htilali adl eserinde "ihtilali o aydnlar yapar-
lar ki; hareketleri, alma sonulan, milletin yksek menfaatlerinin ifadesinden
baka bir ey deildir. O kadar ki, mmkn olup da bunlar kme yapsayd, ken-
di menfaati bakmndan baka trl hareket edemezdi"(22) diyor. nklap Dersleri
Profesr daha da ileri gidiyor; "htilallerin genilii ve kavray, eflerin kafa-
larnn da yansmasdr..."(23) Mustafa Kemal de: "Bu inklp milletin selameti
namna, halk namna yapld"(24) der.

Byk Fransz Devrimiyle ilgili olarak, Bozkurt; "Fakat bu ihtilali yapan a-


hslar kimlerdi? Ve ka kii idiler?" diye soruyor:

"talyan tarihi Guglielmo Ferrora'ya gre Fransz ihtilalini baaranlarn says iki

91
yz gemez. Bence bu bile fazladr Bu say iki kiiye indirilebilir. Mira-
beau'nun ilk meclisteki mehur nutku, Mirabeau'nun szleri kvlcm tututur-
maya kfi geldi. Bilindii gibi, Mirabeau, kraln meclisin dalmasn emrettiini
bildiren mabeyinciye, 'gidiniz efendinize deyiniz ki; biz burada milletin irade-
siyle bulunuyoruz ve bizi buradan ancak sng kuvvetiyle karabilirler', tarzn-
daki beyanat, meclisi dalmaktan kurtarm ve ihtilal balamt. Artk meclis
kral deil, ihtilalin gerekimlerini dinliyordu. Kraln otoritesi ba aa edilmiti.
Balayan yangn 200 deil, bence iki kii idare etti. Bunlar Dalton ve Robers-
pierre idi, denilebilir. Dalton bir nutku ile, Fransa'y tehlikeden kurtaracak kadar
etkili oluyordu."(25)

Byk skender, Byk Petro, Anibal, Sezar, Washington, Roosevelt, Mus-


solini ve Hitler'le Mustafa Kemal'i karlatran M.E. Bozkurt, Napoleon'la ilgili
olarak da yle diyor:
"Bir moda daha... nedense bilmem; Napoleon'da eksiksiz meziyetler bulanlar,
Atatrk' bu Korsikalyla karlatrmaya alrlar. Bence bu gibiler, tarihi bilgil-
erinden ziyade, dedikodular yarg arac olarak kullanmaktadrlar.
"Napoleon Byk Fransz htilali iinde, ateten bir Fransa buldu. Bu Fransa'nn
ruhunda (Danton)'un, (Robespierre)'in, (Cammille de Moulin) vs. ruhu yanyor-
du. O, bu ruhun stne bir bayku gibi kondu, nce Msr'a saldrd ve ilerledi.
Yz Akk duvarlarna arpnca akln bana alr gibi oldu. "(26) Hikmet Kvl-
cml, "Sakarya Sava'n lambayla izledii odacnda Napolyon'un heykeli var-
d" diye yazyor..(27)

Bozkurt devam ediyor:


"Mussolini'nin, Roosevelt'in byk ahsiyetler olduunda phe yoktur. Fakat
bunlarn iinde bulunduklar artlarla, Atatrk'n iinde bulunup da baar sala-
d artlar arasnda dalar kadar farklar vardr. Ve neticede ortaya konulan eserl-
er.birbirleriyle kyaslanamayacak kadar yksektir.
"Atatrk'n ne olduunu yakanda yazmtk. Ne yapt, ne brakt da bellidir.
Halbuki Mussolini o zamanki baarsn Dnya savandan muzaaffer kan tal-
ya'ya borludur. Roosevelt bir ey yapmsa dnyann en zengin bir memleketine,
130 milyonluk Birleik Amerika Devletleri'ne dayanarak yapt!
"Hitler, o her zaman Atatrkten rnek aldn syledi."(28)

Bozkurt, "anlaml" karlatrmasn yle srdryor:

"Zamanmzn bir Alman tarihisi, gerek nasyonal sosyalizmin ve gerek faizmin


Mustafa Kemal rejiminin az ok deitirilmi birer eklinden baka bir ey olma-
dklarn sylyor. ok dorudur. ok doru bir grtr. Kemalizm otoriter bir
demokrasidir ki, kkleri halktadr. Trk Milleti bir piramide benzer, taban halk,
tepesi yine halktan gelen halktr ki, bizde buna ef denir. ef otoritesini yine
halktan alr. Demokrasi de bundan baka bir ey deildir. "(29)

92
ili'nin kanl diktatr 1970'li yllarda "Otoriter Demokrasi" kavramm or-
taya atarken herhalde kk Asya'dan esinlenmi olacak!.. Pinochet de kendi
siyasal rejimini "otoriter demokrasi" olarak tanmlyordu...

Yazar, Mustafa Kemal'i yceltmek zere yola kyor ama kendini ele veri-
yor. nsanlk tarihine kara bir sayfa yazdrm, halk dman, insanlk
kltrnde byk ykma neden olmu iki diktatrle kendi ilahn karlatrmak
"devlet aydn" iin byk bir talihsizlik olmal... Mustafa Kemal de zgn bir
diktatr olduunu sylemekten geri kalmyor: "Benim iin diktatr diyorlar.
Evet ben diktatrm ama, kalpleri kazanarak diktatr oldum."(30)

Ne ki, kendini ele veren sadece M.E. Bozkurt deil. Ekmeini kiiyi "ycelte-
rek" kazanan bir sr Cumhuriyet aydn iin de durum ayn... Onlara gre, tarihi
yapan kiilerdir. Atatrk Hakknda Dnce ve Tahliller (1943) adl eserinde
Rkneddin Fethi; "Tarihi byk adamlardan mahrum ve fakir bir millet stn bir
millet olamaz" diye yazyor.(31) Gerek Ynleriyle Atatrk'n yazan da;
"Atatrk'n babu olmasnn sebebi nedir?" diye soruyor. talyan ataszndeki
gibi kendisine benzeyen aydnlardan yapt alntlarla Mustafa Kemal'in "ba-
bu" olu nedenini aklamaya zorlanyor. Ama, "ettii sevap rktt kur-
baaya demiyor." Hamza Erolu, Mustafa Kemal iin; "yenemeyecei hibir
glk, deviremeyecei hibir engel yoktur" diyor. Bu szler aslnda Mustafa Ke-
mal'in kendine aittir. 1935 ylnda Amerikal gazetici Gladys Baker'la yapt bir
konumada; "Arzu edip de yapamyacam i yoktur. Ben zoraki ve insafszca ha-
reket bilmem. Bence diktatr, dierlerinin iradesine ramedendir. Ben kalpleri k-
rarak deil, kalpleri kazanarak hkmetmek isterim"(32) diyor.

Hikmet Kvlcml, durumun pek yle olmadn yazyor: "Etrafndaki bu


adam ve seviye karklnn sebebi ne? Bir akam yarndaki hanma sof-
rasndaki bir davetliyi gstererek; 'Bu adamn ne baya olduunu bilemezsiniz'
demiti. Hanm ararak; 'Aman paacm ne diye sofranza alyorsunuz' demesi
zerine; 'Ha, ite,.. Onu da sen bilemezsin kzm' cevabn vermiti. Bu devrin
kendisine eski komitekri taktiklerden faydalanmak zaruretlerini duyuran husu-
siyetlerden gelir." Falih Rfk Atay'n ankaya adl eserinden yukardaki alnty
yaptktan sonra, H. Kvlcml yle devam ediyor: "Yani.hanmcaz insan st
kahramann evresini dilence yaratp yok edebileceini sanyordu. Kahraman
ise, sosyal ilikilerden nasl bamsz kalnmyacan anlatyordu. Kii olarak
Atatrk, btn tiksintilerine ramen, iine dt veya iine ilemi evre snf
insanlarn kontrol altna alamyordu. Ne kadar ulu olursa olsun, er- ge kiinin
rol sosyal snflarn etkisiyle ynetiliyor, yahut eziliyordu,"(33)

Devrim ideologlarndan M. E. Bozkurt, Mustafa Kemal'in emriyle verdii ve


sonradan Mustafa Kemal'in okuyup onaylad "nklap Dersleri"nde Kemalist
rejimin bak asn aka ortaya koyuyor: "Bat medeniyeti ve herhangi bir
medeniyet", diyor Bozkurt, "bir kldr; ayrlk kabul etmez, ya hep alnr yahut
alnmaz. Tpk dinler gibi." Fakat Bat'dan kurum aktarma da yle gelii gzel
yaplmyor.i haklar, temel insan haklar, dernekleme hakk, fikir ve basn

93
zgrl, ok partili siyasal rejim vb. gibi eylere "ithalat" sras bir trl gel-
miyor. Elbette burada bir unutkanlk yok! Gerekeler retilmiti. Bir kere bizde
snflar yoktu!.. Snflar olmaynca birden fazla partiye, bir sr dernee, sendi-
kaya vb.de gerek yoktu... i snf yoktu, o halde ii haklan da gereksizdi...
Fikir hrriyeti istemek de "gericilik" veya en azndan "bozgunculuk" olurdu...
nk Ebedi ef neyin nasl dnlmesi gerektiini gstermiti!

Cumhuriyet aydnn bu hali periann, Emin Trk Eliin yle dile getiriyor:

"Bu yar-mistik byk adamclk, yalnz geleneksel Trk ynetici snfna ve bu snfn
okulundan yetien ve bir yandan da snf karlarn gizlemeye alan bugnk
burjuva aydnlarna zg bir haldir. Gerekten alaturka bir dnya grdr.
Avrupa'da yalnz materyalist, marksist tarihiler deil, idealist felsefeden gelen
aydnlar ve devlet adanlan bile tarih olaylarn yle byk adamlarn elinde oyuncak
saymazlar."(34)

Mustafa Kemal, Birinci Emperyalistleraras Sava'ta cephelerden birinde l-


seydi ya da yenilgiden hemen sonra, Suriye cephelerinden ayrlmadan nce pa-
diahn yaveri Naci'ye yollad telgrafdaki istekleri gerekleseydi!.. Yani Ah-
met zzet Paa kabinesinde harbiye nazr olsayd, Anadolu hareketinin bana
baka bir Osmanl paas geecekti. . S. Aydemir'in yazdna gre, Ahmet z-
zet Paa, Mustafa Kemal'i, "ok ey isteyen, ihtirasl biri" olduu iin kabineye
almamt. Cepheden stanbul'a dndkten sonra, etkin bir siyasi mevki elde et-
mek iin urat ve alt ay stanbul'da kald. Hareketin liderliini bir bakas da
stlense, Anadolu hareketi mutlaka baarya ulaacakt. Belki olaylarn seyri bi-
raz farkl bir yol izlerdi ama sonuta nemli deiiklik olmazd. Resmi tarihi-
lerimiz sorunu bu biimde ele almaktan zenle kanyorlar.

Oysa Mustafa Kemal'in kendisi de resmi tarihilerimiz gibi dnmyordu.


1919 Temmuz'unda liderlik konusunda unlar sylyor:

"Bundan baka, bu artlarn istedii adamn, baka birok bakmlardan da, mutlaka
benim ahsm olabilecei bir iddia sz konusu deildir. Yalnz herhalde, bu
memleket evladndan birinin ortaya atlmas kanlmaz olmutur. Benden baka bir
arkada da dnlebilir. Yeter ki, o arkada, bugnk durumun kendisinden
bekledii ekilde harekete evet diyebilsin."(35)

Kadrocular'dan sonra, Mustafa Kemal'in grlerini ve "inklaplarn" kapita-


lizmle sosyalizm arasnda bir nc yol gibi gstermek amacyla Doan Av-
colu da byk aba harcyor ama baarl olamyor! Yazar, Trkiye'de emeki
kitlelerin Milli Mcadele'ye istekle katlmadn, Mustafa Kemal'in evresinde-
ki kadronun uzlamac, "gerici", tutarsz kiilerden olutuunu, buna karlk
Mustafa Kemal'in baardn yazyor! Kitlenin gnll destei olmadan, tutarl
bir kadro ve ideoloji yokluunda gerekletirilen "inklabn" ap ne olabilir?
Yazar buna farknda olmadan cevap veriyor: "Toplumsal g hesaplarm bir
meydan sava ynetircesine iyi bilen ve gleri iyi len Komutan Atatrk,

94
eyhlere, aalara, airet bakanlarna, Anadolu tccar ve erafna, yani feodal,
ya da yar-feodal glere dayal bir milli mcadele yaptnn bilincindeydi."(36)
eyhlere, aalara, airet bakanlarna vb. dayal hareket "baarya ulanca",
eyhlerin, aalarn, komprador burjuvazinin vb. karna ileyen bir dzen kuru-
labilirdi...

Her siyasi lider son tahlilde belirli snflarn karlarnn temsilcisidir. Hibir
lider bolukta durmaz. Belirli snflarn omuzlan zerine ktnda "byktr."
Ve liderin bykl, dayand sosyal snflarn gcnn bireysel plana yans-
masdr. Bir liderin, emperyalizm anda asalak snflarn karlarnn en
yksek dzeyde temsilcisi olarak, tarihin akn, toplumsal sreci etkilemedeki
rol ne olabilir? Mustafa Kemal'i baa geirenlerin gc (ayn, eraf, toprak
aas, eyh, airet bakam, komisyoncu-tccar, komprador burjuvazi, Batc Os-
manl brokrasisi), Mustafa Kemal'in gcym gibi gsteriliyor. Her siyasal
hareket son tahlilde belirli snflara dayanr. Liderlik bu snfsal karlarn siya-
sal plana yansmasdr. Elbette bu, liderliin "edilgen" bir ey olduu anlamna
gelmez. George Novack'n yazd gibi: "nsanolu yaantsnda olaylarn ak
ile srklendii zamanlarda bile, gelecein ynn deitirebilir."(37) Trkiye'de
gerek anlamda "inklap" yapmann koulu, asalak snflarn tasfiyesiyle
mmknd. Bunlarn tasfiyesi bir yana, Cumhuriyetin kurulmasyla konumlarn
glendirip arlklarn daha da artrdlar. Byk oranda "vatan kurtarma"
rantna kavutular!..

Fidel Castro, bir dergiyle yapt syleide; "spanyol dilindeki en iyi yz


iirden birinde, dehann nasl insan ruhunun derinliklerinde yatt ve 'kalk ve
yr' diye arda bulunacak bir ses bekledii anlatlr. Dorudur bu, yrekten
inanyorum. Bu nedenle, nder olmak iin gerekli niteliklerin ayrks nitelikler
olmadna inanyorum."(38) diyor. Zaten bir toplumsal hareketi veya bir top-
lumsal dnm bir tek liderin kiiliiyle zdeletirmek, toplumsal sreci
"dondurmak", deien toplumsal sreci deimeyenle aklamak ve ona uyum
salamak gibi bir amaz yaratacaktr.

Bir toplumda devrimden sz edebilmenin koulu, tarihsel olarak geri toplum-


sal snflarn etkisizletirilip daha ileri snflarn toplumsal sreci belirler hale
gelmesidir. Mustafa Kemal bu anlamda hibir kkl yenilie yanamad. Zaten
toplumsal g dengeleri ve geerli hakim snf ittifak kkl dnmlere asla
izin vermezdi. Toplumsal (egemen) snflarn gc onun kiisel iradesinden
daha nemliydi. Bylesi bir ortamda (retim ilikilerine dokunmadan) yaplan
"inklaplar", Trkiye'nin az gelimilik yolunda daha hzl ilerlemesinden teye
bir anlam tayamazd. Milli Mcadele'yle karlar tehlikeye giren mlk sahibi
snflarn smr olanaklar gvence altna alnd. Dorudan reticiler (emeki
kitleler) cephesindeyse, smr ve basknn derinlemesinden teye bir "yne-
lim" sz konusu olmad... Resmi ideologlarn diline dolad "inklaplar" emeki
insanlar iin byk nem tamyordu. Elli yl akn bir zamandr abartlan in-
klaplar III. Selim, II. Mahmut dneminden beri yaplagelenlere yenilerinin ek-
lenmesinden teye eyler deildi.

95
ada liderler, teorisyen olmak durumundadrlar. Mustafa Kemal teorisyen
deildi. Sistematik bir dnce btnlne de ulam deildi. Syledikleri
arasnda ve yaptklaryla syledikleri arasnda bir sr elikinin varl bu
yzdendir. Eklektik bir bilince sahipti. Bu durum kendisi hakknda eliik yo-
rumlara neden olmutur. Trkiye'de sol hareket bile onun baz szlerine aldan-
maktan kurtulamamtr... Trk sosyalistleri onda, anti-emperyalist ve anti-
feodal bir eyler bulmak iin bouna zorlanp durdular. Hl da zorlanmaya de-
vam ediyorlar.. Bir siyasal liderin kiminle birlikte kimden yana olduu kime
kar olmadm da ortaya koyar...

Mustafa Kemal'in olaylara Makyavelist bir yaklam vard. Komitac taktik


ve yntemleriyle amaca ulamay yelerdi. Onun teorisyen olmay bile bir er-
dem saylmtr!.. M. E. Bozkurt, onun teorisyen olmayn dehasndan sayyor.
Lenin'le Mustafa Kemal'i karlatrrken yle diyor: "Atatrk, Lenin'in de ak-
sine olarak yazmaktan deil, yalnz yapmaktan holanyor. Byk Nutuk ve ona
iliik vesikalar kitabn, iler baarldktan sonra yazd. O yapmadan yazmyor.
Yapmadan laf yok!.. Yaptktan sonra anlatma, hesap verme var!"(39) Erik Jan
Zrcher ise nutuktan asl amalanann ne olduuyla ilgili olarak; "Mustafa Ke-
mal'in 1927'de okuduu nl Nutuk'u, 1919-1927 yllarnn tarihi olarak deil,
1926 temizlik hareketini hakl karma giriimi olarak grlmelidir"(40) diyor. Bugn
de nl bir hukuku, kendisine; "Bu tatbik ettiiniz esaslar hi bir hukuk ki-
tabnda yoktur" diyor. Mustafa Kemal; "Tatbik edilip tecrbe edilen iler kaide
ve prensip haline gelirler. Ben yapaym siz kitaba yazarsnz"(41) diyor. Bu konuda
Taha Parla; " 'Doktrin aksiyondan sonra gelir' eklindeki Kemalist iar, siyasal
yaam olduu kadar akademik siyasi dnceyi de etkilemitir"(42) diyor.

Asrileme, Batllama vb. olarak sunularm, son analizde smrgeleme


sreci olduunun farknda olanlar da elbette vard. Ama bunlarn "bilinci" nem
tamyordu.. Bunlardan biri, Ziya Paa'yd. 3 Mays 1869'da Ziya Paa unlar
yazmt:

"itari ve ayak ve aba ve sof giyerdik ve atma ve ehram derdik. Fakat harice
bir para borcumuz yok idi. Alnmz ak gezerdik. Vaktaki Avrupaya arz cemile
iin taklid-i hareket yolunu tuttuk, entari ve cbbe ve alvar ve yemeni ve merku-
bu kardk. Setre ve pantalon ve kundura giydik, bu sebeple bizim terzi ve ku-
ma, yalk ve ulha ve kazzaz ve simke ve yemenici ve edikci esnafmz
geinemeyip battlar."(43)

Smrgeleme, sadece ekonomik bir kategori deildir. Osmanl mnevveri-


nin kafas da "smrgelesmiti." Mustafa Kemal'e, Jn Trklerin programnda
yer alp da gerekletirilemeyen birok "inklab" gerekletirmek nasip olmu-
tur. Resmi ideoloji srarla Mustafa Kemal'i sz konusu gelenein dnda tut-
maya almtr. Aslnda amalar kiiyi yceltmek olanlarn bu tip "maniplas-
yonlara" girimeleri anlalr bir eydir...

Olaylarn arptlmasna dayal resmi tarih ve resmi ideoloji retmeye koul-

96
mu aydnlarn bir baka kuruntular da, Mustafa Kemal'e Batllarn hayran olu-
udur. Bu hayranlk onun "evrensel" kiiliine bir kant saylyor... Emperyalist
Bat neden Mustafa Kemal'e hayran oluyor? (Eer gerekten byle bir ey var-
sa!) Devlet aydn burada da kendini ele veriyor. Gerek Ynleriyle Atatrk-
lk'n yazar; "Batl yazar ve politika adamlar Trk Devrimi'nden Dou ale-
minden bir kader, aln yazs deitirir gibi, Bat Medeniyetine ynelmesini bir
takdir, hayranlk ve byk bir baar sayarak bahsetmilerdir" diyor. Herhalde
emperyalist devletlerin yneticileri ve szcleri, Mustafa Kemal'in mavi gzle-
rine hayranlk duymuyorlard. Onu emperyalist karlar asndan deerlendiriy-
orlard... Bu adan baklnca da kukuya yer yoktu. Zira tutulan yol "yeni-
smrgeciliin" yoluydu. Trkiye'de 1920'lerde, 1930'larda gerekletirilenler,
klasik smrgeciliin tasfiye edildii E. Sava sonrasnda birok yoksul lkede
gerekletirilenlerin ncsyd... Gerekletirilen "inklaplar"n Bat'ya bir zara-
n dokunmad gibi, tam tersine Bat'nn iini daha da kolaylatrmaktayd. Bu
durumu ok iyi bilen emperyalist yneticiler, Mustafa Kemal'in kiiliinde
gvenilir bir mttefik bulmulard. Onun kiiliinde ayrca Bat hayranlnn en
radikal temsilcisini bulmulard...

Bu yzden, klasik smrgecilikten kurtulan lkelere Batl yneticilerin, akl


hocalarnn, bu arada "bilim adamlar"nm, Mustafa Kemal rneini vermeleri
bouna deildir. Bylece, sanki bir "nc yol" varm gibi gsterilmek iste-
niyordu. Mustafa Kemal Hareketi gerekten emperyalizme kar olsayd, emper-
yalistlerin blgedeki karlarna ciddi bir darbe indirseydi bakalarna rnek
gsterilmesi sz konusu olur muydu? Emperyalist devletler smrp bask altn-
da tuttuklar, kaynaklanna el koyduklar lkelerdeki hayati karlarnn tehlik-
eye girmesini isterler miydi? Batllar, artk klasik smrgeciliin gnn dol-
durduu bir dnemde, Mustafa Kemal liderliinde aralanan kapnn yeni
smrgeciliin yolu olduunu ok iyi biliyorlard... Mustafa Kemal Hareketi,
emperyalizmin karlarna zarar vermiyordu ve emperyalizmle yeni bir "denge-
nin kurulmas" demekti. Asya'nn, Afrika'nn, Latin Amerika'nn mazlum halkla-
n, Mustafa Kemalinkine benzer bir yol izledikleri srece, emperyalizmin bun-
dan hibir zarar olmazd... Emperyalistler, Trkiye'deki dzeni dier azgelimi
lkelere rnek gstermekten kar umuyorlard. Bu amala, Mustafa Kemal
Hareketi "ilerici" bir hareket olarak gsterilmek isteniyordu... Bylece, "ilerici"
bir grnt veren bir cila altnda smrgeciliin yeni bir biimi sergileniyordu.
Sonradan buna neo-colonialisme denilecekti. Yaklak yetmi ylda yaadklan-
mz, yaplan tm abartmalarn, ideolojik zorlamalarn ne anlama geldiini gste-
riyor. Azgelimilik srecindeki dier lkelerden Trkiye'nin gerekten bir fark
var m?

Eer bugn Trkiye Batllar'n her istediini yaptrabildikleri bir lke ol-
maktan kurtulamamsa, bunun nedeni, lke kaynaklarn yerli asalak snflarn
emperyalistlerle ortaklaa talan etmeleri ve salkl gelime yollarm tkamalar-
dr. te bu talan, Mustafa Kemal'in kiiliinin gerisine gizlenerek yaplyor. As-
alak snflarn ve emperyalistlerin smrs devam ettike, bu, "Atatrklk"
oluyor. Bu smrye kar kan her kim olursa, "Atatrklk yolundan sap-
m" saylyor.

97
Mustafa Kemal, mlk sahibi snflarn siyasal ve ideolojik temsilcisi olarak,
o snflarn karlarn gerekletirmek amacyla baz "inklaplar" yapt. Atatrk-
lk saylan bu inklaplarn anlam ne idi? Tekin Alp, 1937'de Franszca olarak
Fransa'da yaynlanan Le Kemalisme adl eserinde, Kemalizme uygun den asl
kavramn "devrim" olduunu ve kkl dnmlerin gerekletirildiini, stelik
bu devrimin, kansz bir ekilde gerekletirilmi olmasnn onun bir orijinallii
olduunu, Trk halknn stanbul'un Asya kysndan Avrupa kysna geerce-
sine, kolaylkla yzyllarn kkletirdii Dou mantalitesinden Bat mantalite-
sine getiini yazyor.(44)

Dikkat edilirse yazar, yaplanlarn Dou'dan Bat'ya, Dou kltrnden Bat


kltrne ka olduunu sylyor. Bunun da Kadky'den, Karaky'e gemek
kadar kolay gerekletiini yazyor. Kltr deiimini i amar deitirmek
kadar kolay ve "mmkn" bir ey olarak gryor!.. Bunun pek yararl bir ey ol-
duuna da inanyor. Cumhuriyet aydnlan, Tanzimat ve Merutiyet aydnlan
gibi Trkiye'nin "geri kalmh"run gerek nedenini kavrayacak ykseklie
hibir zaman kamamlardr. Bugn de Trkiye'yi ynetmeye aday siyasal par-
tilerin ve onlara akl hocal eden aydnlarn ve bilim adamlarnn kmaz da
buradadr. Sanlyorki, "geriliin" nedeni slam kltrdr. Ve daha genel ola-
rak da, Dou kltrdr. Bu ilkel manta gre, Dou kltrnden kurtulmak
(bunun nasl gerekleecei de tartlmadan) "gerilikten" kurtulmakla zde-
tir!.. Eer yle olsayd, geri kalmlk sadece Mslman lkeler iin sz konusu
olurdu. O zaman Latin Amerika'nn, Afrika ve Asya'nn birok lkesinin geri
kalmlm anlamak zorlard!.. phesiz Dou kltrnn en katksz bii-
mine sahip Japonya'nn da nasl olup da bugn emperyalistler hiyerarisinde n
sralarda bir ekonomik g haline geldiini aklamak daha da zorlard!.. Ay-
dnlar, farknda olmayarak da olsa (ki farknda olmalan da fazla nemli deil-
dir), Bat kapitalizminin szcln yapmlardr. Yanl sorulan soruya doru
cevap verilebilir mi? Oysa geriliin gerek nedenini kapitalist yaylma ve em-
peryalist smrde ve biimlendirmede (biimsizletirmede) aramak gerekiyor-
du. Nitekim, Bat kapitalizminin etkisi altna girmeden nce Dou halklar ve
dier yanmkredekiler "geri"' deil, farklydlar. Azgelimi asla deildiler.

Aydnlar, "dm noktasn" kapitalist yaylmada, kapitalist artlandrmada


deil de, kendi kltrlerinde aradlar. Kendi kltrlerinden uzaklaarak "mutlu
sona ulaacaklarn" sandlar!.. Bunun da yolu Bat kltrn ve Bat'nn st-
yap kurumlarn daha fazla ithal etmekten geiyordu... Oysa Bat'nn styap
kurumlarnn farkl sosyal formasyonlara transfer edilmesi iki olumsuz sonucu
bir arada retebilirdi ki; bunlar; emperyalist smrnn derinlemesi ve kltrel
yabanclamann hzlanmasdr... Zaten Bat burjuva kltrnn ilerici unsurlar-
nn tanmas da sz konusu deildi. Amerika'nn yerli halklarm soykrma u-
ratan, Afrika'y kleletiren, Asya'y smrgeletirenlerin buralara bir de "ilerici
kltr" gtrmeleri, zaten eyann tabiatna ters den bir eydir.

Bu konuda Yves Benot hakl olarak; "XVII ve XVIII. yzyllarn Rnesans


Avrupas, bilginler ve filozoflar Avrupas; denizlerin tesine maceraclarn, po-

98
tansiyel haydutlarn,bir ksm insan artklarn, hatt orospularn att. nc en-
telektellerini ve onlarn dncesini hibir ekilde deniz ar lkelere yolla-
mad"(45) diye yazyor.

Daha nce de yazdmz gibi, toplumun temelinde hibir radikal dnme


yanamayan, emperyalizmle ilikilere dokunmayan Kemalistler, kltr plannda
radikal bir kopu yaratarak, Bat gibi olunacan sanyorlard... (Elbette, Batl-
lama sreci balayaldan beri, "Bat gibi olan" bir kesim hep var oldu. Bu ke-
sim kendi "geri" insanlarn ktleyip Bat'ya yknmeyi ve onunla zdele-
meyi, onun bir paras olduunu gstermeyi fanatik bir alkanlk haline
getirmitir.) Zaten kltrde radikal kopu sanld kadar kolay olmad gibi,
arzulanr bir ey de olmamaldr. Zira bylesi bir yaklam kendi kltrnde ve
gemiinde hibir olumlu unsur (e) bulunmad anlamna gelir. Ayn ekilde
bu, "zenilen" kltrn de, "stten km ak kak" gibi saf, temiz olduu gibi
sama bir dnceye dayanr. Zaten kltrel alanda "radikal kopu", gemile,
seici olmayan, toptan bir kopukluk yaratr. Oysa eski olanda da, gemite ya-
anm olanda da olumlu yanlar (unsurlar, eler) mutlaka mevcuttur. Bunlarn
yeni durumda korunmalar, srdrlmeleri gerekir. Bunun olumsuz bir rnei
"sosyalist" lkelerde grld. Demokrasi, "burjuva demokrasisi" saylp
mahkm edildi. Elbette bu lkelerde iktidara el koyan brokratik kliklerin de-
mokrasiye dman olular snfsal karlarnn bir gereiydi. Aslnda demokrasi,
burjuva demokrasisi deildir. Byle bir yaklam emekilerin bin yllardr
verdikleri mcadeleyi yok saymak anlamna gelir. Burjuva demokrasisini su-
layanlar, onun ok gerisinde bir siyasal rejim oluturdular. Demokrasinin insan-
ln ok nemli bir kazanm olduu gereini yok saydlar. Oysa yaplmas ge-
reken burjuva demokrasisi diyerek mahkm etmek deil, onun iini daha da
doldurmak, zn pekitirmekti. Elbette, szn ettiimiz srekliliin salan-
mas gerei, status quo'nun korunmas olarak anlalmamaldr. Asl yaplmas
gereken, koruyup amak zorunda olduklarmz arasnda bir denge oluturmaktr.
Ancak bylesi bir yaklam gererliyken arzulanan ve mmkn olan arasnda bir
denge kurulabilir.

Hibir kltr btnyle geri (gerici) olamaz. Kltr ok uzun bir gemiin
rndr. Mekanik bir anlayla kltr ithal etmek, bir tketim mal ithalinde ol-
duu gibi kltr ithal etmek, bilimsel deildir. Bizim aklevvellerimiz (resmi
ideoloji reticileri), zaten kltrn Arap ve Fars karmas, melez bir kltr ol-
duunu ve Trk kltrnn bask altnda tutulduunu, dolaysyla bu kltrden
radikal bir kopuun ileri bir adm olduunu srarla ileri sryorlar. Osmanl
kltrnden radikal bir kopula "boalan yerin" nasl doldurulaca sorusuna ise
inandrc cevap veremezler. Ama "Gne-Dil Teorisi" gibi gariplikler retmele-
rine ne demeli? "Tarih Tezi" gibi samalklar retmekle mi boluk doldurula-
cakt? Elbette bunun, kendine dnmek, benlie dnmek olduu ileri srlyor.
Dou slam kltrnden radikal kopu "milliyetilik" saylrsa, kendim emper-
yalist kltrn kucana atmak ne olur? Boluun Bat burjuva kltryle dol-
durulmas olmaz m? Bu balamda ani bir kararla, Arap harflerinin atlarak ye-
rine Latin harflerinin alnmas bir talihsizlik olmutur. Gen nesiller,

99
yzyllardr birikip gelen kltr mirasnn dna atlmlardr. Arap harflerinin
yerine Latin harflerini alnmasna gereke olarak da, bu alfabenin zorluu ileri
srlyor. Oysa, bir lkede okuma yazma bilmeyenlerin okluunu veya azln
alfabeye balamak inandrc deildir. Latin harfleri alndktan sonra da oku-ma-
yazma bilmeyenler byk bir oran oluturmaya devam etti. Sorunun zm
alfabeyle deil, dorudan eitim politikasyla ilgilidir. Aksi halde dnyann en
karmak alfebelerinden birine sahip olan Japonlarn okur-yazarlk sralamasn-
da sonlarda yer almalar gerekirdi... stelik, yaam boyu hemen hi ya da pek
az okuyan kiinin belirli yalarda okuma-yazma renmesi de sanld kadar
nemli deildir. Okuma-yazma bilmekle ilgili tartmaya burada girmemiz ge-
rekmiyor.

stendii kadar yceltilsin; Mustafa Kemal'in kiisel gc ve gerekletirebi-


lecei eylerin snr, snfsal g dengeleri ve d balantlar (emperyalizm) tar-
afndan belirlenmiti. Resmi ideoloji, tarihi tahrif etmek iin ne kadar zorlanrsa
zorlansn, putlatrlan kii bolukta durmuyordu. Dayand temel (sosyal sn-
flar) ise, Trkiye'yi ancak Batnn bir uydusu yapabilirdi.

100
7. BLM

KEMALST REJMN NTEL: ORJNAL BR

BONAPARTZM

Burjuva toplumunun gerek balar


tezghlarn gerisinde yer alyorlard...."
K.Marx

Mustafa Kemal'in siyasal rejiminin niteliiyle ilgili tutarl tahliller, hemen he-
men yok gibidir. Bu konuda yazlanlar ounlukla Mustafa Kemal'i ycelten, bi-
limsel nitelik tamayan, iktidardan bir "hediye" koparmak amacyla yazlm saf-
satalardan ibarettir. Cumhuriyet dnemi bilim adamlar ve yazarlar, dn olduu
gibi bugn de Mustafa Kemal dnemi siyasal rejimiyle ilgili gerei sylemekten
kanyorlar. Onu bir eit sub specierei publicae (*) olarak grmek istiyorlar...

tsmail Beiki, Trk niversitelerinin resmi ideolojinin dna kmadklarn


sylyor. Gerekten de Trk niversiteleri Ulu nder Atatrk'e vgler yazma-
nn tesine geemiyor. Aslnda niversite evrelerinin bu tutumu artc deil-
dir. Burjuva toplumunda eitimin amac hibir zaman gerekleri bulup ortaya
karmak deildir. Her eyin metalat bir ortamda bu zaten kolay da deildir.
Dzeni yeniden retip yaatmak amac tayan, bu amala oluturulmu kurum-
lardan, o dzeni eletiren teorik yaklamlar beklemek iyimserlik olurdu... Tam
tersine, niversite (sosyal bilimler), sorunlara eletirel olarak yaklaanlar barn-
drmaz. Onlara kaplarn kapar. niversiteler kaplarn kapaynca, ekseri, map-
usane kaplan alr.... Mevcut dzeni eletirmeyen, stelik yceltenlere de ba-
ka kaplarn ald ok iyi bilinir. nvanlar da, ounlukla kurulu dzene
ballm kantlayanlara verilir. Bu adamlar, nvanlar bilimin bir dalnda yap-
tklar katkdan tr almazlar. Ama, unvanlar var diye "otorite" saylrlar. El-
bette hizmetlerinden baka alanlarda da yararlanlr. Ynetim kurulu yelikleri,
bilirkiilik vb. gibi saysz alanda katkda bulunurlar. Bunlar arasnda "tarafsz
bilimi" bilimden sapanlar cezalandrmak iin baanyla kullananlar da kar. Bu
alandaki bilimsel yeteneklerini bilirkii raporlaryla kantlarlar...

Prof. Nermin Abadan, Mustafa Kemal dneminde yaplan seimleri (aslnda


seim deil tayindir ve 12 Eyll generallerinin Danma Meclisi'nden bile anti-
demokratik yntemler sz konusudur), "rnek denilecek tarzda serbest ve adil
(*) zel bir devlet biimi

101
bir atmosfer iinde"(1) yaplmtr diye yazd iin; nce profesr, sonra senatr
tayin edildi. Herhalde bu tahlilde bir yanl anlama vardr. Eer, milletvekilleri-
ni(*) Mustafa Kemal'in tam bir serbestlik iinde tayin ettii sylemek isteniyorsa
bu, gerekten dorudur. Bir baka bilim adam smail Beiki, Mustafa Kemal
dneminde serbest seimlerin kesinlikle sz konusu olmadm yazd iin, nce
niversiteden atld, sonra da uzun yllar kalaca hapishaneye sokuldu.
imdilerde de ayn grleri savunmaya devam ettii iin, ya hapishanededir ya
da hapis tehdidi altnda... Smr dzeni ne istediini iyi biliyor. stediini ve-
renlere, bu hizmetlerini karlksz brakmyor....

Tarihte, doru bildiklerini sylemekten korkmayan, kurulu dzenin istediini


deil, doru bildiklerini sylemekten ekinmeyen insanlar hibir dnemde
eksik olmad. Erdemli yaamay baaran bu insanlar, sanki hep Romal air Ho-
ratius'un u nl dizelerini hatrlatr gibidirler:
"Olgun, kendisine hakim, ylesine ki
Ne yoksulluk korkutur onu, ne lm, ne zindan;
Tutkulardan syrlm, ereflere gz tok;
ine kapanm, toparlanm, yaln bir kre olmu
Przsz yuvarlanr bir bana,
Talihe tutamak vermeden, hi yenilmeden."(2)

Kemalist rejim dier siyasal rejimler karsnda hangi ayrdedici zellikler


tayordu? Bonapartist bir siyasal rejim hangi noktalarda Kemalizmle benzeen
ve ayrlan zelliklere sahiptir? Bu aamada bu sorunlar zerinde duracaz.
Bonapartizm kavram, ilk defa Karl Marx tarafndan, Luis Bonaparte'n darbe-
siyle ortaya kan siyasal rejimi tanmlamak iin kullanld. Bonapartizm, bir bu-
nalm rejimidir.

Burjuvazi, ii snfnn ykselen mcadelesini bastrmak ya da egemen s-


nflar arasndaki srtmenin patlama noktasna geldiinde, geici olarak doru-
dan siyasal ynetimden vazgeer. Zaman kazanarak iktidarn salamlatrmak
iin byle bir yola bavurur. Bu anlamda egemen snflar, burjuva rejimlerinden
birinin yerine bir bakasn koymu olurlar.

Bilindii gibi, burjuvazinin be farkl iktidar biimi; srasyla, parlamenter


demokrasi, Bonapartizm, asker-polis diktatrl, faizm ve sosyal demokrasi-
dir. Bu ifadeden giderek; egemen snfn istedii ynetim biimini istedii za-
man geerli kld, gibi bir anlam karmamak gerekir. Egemen snf kendi
gc, hasm snflarn konumu ve tarihsel srecin ald biime gre bu farkl
siyasal rejimlerden birini dierine tercih etmek durumundadr.

Trk toplumsal formasyonunun evriminde, Trk Devleti'nin ald ilk biim


son derece byk nem tamaktadr. Bugn dolayl ve dorudan etkileyen sz

(*) Milletin vekili olabilmeleri iin vekaletin millet tarafndan verilmesi gerekir. Kiinin setii adamlara
yakan "milletvekillii" deil, memur kavramdr. Seim olmayan yerde vekil de olmaz.

102
konusu olguyu aklayabilmek iin, teorik bir hatrlatma yapmak gerekiyor. Bu-
rada ksaca Marksist siyasal tahlilde nemli bir yer tutan Bonapartzm kavram
zerinde durmakta yarar var. Nitekim, gerek Marx, gerekse Engels, kendi d-
nemlerinin nemli siyasal olaylarnn tahlilinde bu kavrama olduka sk bavur-
mulardr. Daha sonra Lenin ve Trotsky, bu kavram Kerensky'nin rejimini ak-
lamak iin kullandlar. Trotsky faizm tahlillerinde de bu kavrama ska
bavurmutur. Yaadmz dnemde az gelimi lkelerdeki birok siyasal reji-
min bu kavramla aklanmaya alld da biliniyor.

Ne ki, tarihsel sreler kendilerini hibir zaman btnyle tekrar etmezler.


Etselerdi zaten tarih diye bir ey olmazd. Bu nedenle belirli kavramlar, yeni or-
taya kan politik, toplumsal olgular aklamak iin bir ara olarak kullanrken,
dikkatli ve ihtiyatl olmak gerekir. Eer, gerekten, Bonapartizm kavramna ad-
n veren olay kendine zg koullardan soyutlayarak genellemi bir tanm ha-
line getirirsek, Bonapartizmin btn izgilerinin tekrarn arayacak olursak;
Bonapartizmin gemite kalm, benzersiz tekil bir olgu olduunu, yani genel
olarak, Bonapartizm diye hibir eyin olmadm, ama bir zamanlar Bonapart
adnda Korsika'da domu bir generalin yaadn grrz."(3)

te bu nedenle, herhangi genellemi bir tanm iin olduu gibi, Bonapar-


tizm kavram da bir analoji esi olarak siyasal tahlilde kullanlabilir. phesiz
analojinin de snrlar vardr. Nitekim, alabildiince "zgr" bir genelleme sa-
kncal sonular dourabilir. Elbette byle olunca da, kavram, aklayc gcn
yitirir. i bo bir kavram haline gelir. Marx, 18. Brumaire'in nsznde, neden
"Sezarizm" yerine yeni bir kavram kullanlmas gerektiini aklarken, analoji-
nin tarihsel snrlarna dikkat ekmektedir.

Tarihsel koullarn farkllm, zgnln dikkate almadan yaplan tah-


liller, yzeysellikten ve ii boluktan kurtulamazlar. Eer sadece devlet aygt
arknn ileyii ele alnrsa, Sezarizmden Bonapartizme, faizme, bu arada
Kemalizmden de geerek ve dahas Stalin rejimine kadar farkl rejimler arasnda
birok ortak zellikler bulmak mmkndr. Ama bu, grnte bir benzerliktir.
Bu bakmdan, her ne kadar Bonapartizm devlet aygtnn zel bir biimlenii ile
tammlanabilirse de, esas olarak belirli tarihsel koullarda toplumsal snflar ara-
sndaki belirli bir ilikinin ifadesi olarak ele alnmaldr. Ve "(...) Bonapartizm
analojisiyle konuulduu zaman, bu olgunun kesinlikle hangi izgilerinin mev-
cut tarihsel durumda en gelimi ifadelerini bulduunu belirtmek gerekir."
(4)
te biz de, Trkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulu dnemindeki biim-
leniini ve Kemalist (sonradan Milli ef) diktatrlnn yapsn incelerken,
bu bak asyla Bonapartizm analojisini kullanacaz.

Marx, Louis Bonaparte'n 18. Brumaire'i adl nl eserinde; Louis Bona-


parte'nn siyasi rejimiyle ilgili olarak unlar yazyor:

"Demek ki burjuvazi, bylece eskiden 'liberal' olarak kutlam olduunu, imdi


'sosyalist' diye sulayarak, kendi z karnn self-government tehlikelerinden

103
kurtulmay emrettiini, lkede huzuru geri getirmek iin her eyden nce huzuru
burjuva parlamentosuna getirmek gerektiini; toplumsal gcn muhafaza ede-
bilmek iin siyasal gcn kumas gerektiini, burjuvalarn ancak kendi snflar-
nn da teki snflarla ayn snfsal hilie mahkm olmas kouluyla teki snflar
smrmeye ve mlkiyetin, ailenin, dinin ve dzenin rahat rahat zevkini
karmaya devam edebileceklerini; kesesini kurtarmak iin burjuvazinin zorunlu
olarak tacn kaybetmesi gerektiini ve kendini koruyacak olan klcn kanlmaz,
olarak bann zerinde asl bir Demokles klc olduunu teslim ediyor."(5)

Fakat Marx ve Engels sadece III. Napoleon'un rejimini deil, Bismark'n re-
jimini de Bonaparst olarak nitelemilerdir. F. Engels, 12 Nisan 1890'da Sorge'a
yazd bir mektupta; "Bugnn tm hkmetleri ister istemez Bonapartistleiy-
or"(6) diyor. Kapitalizmin ykselme ve normal gelime dnemlerinde, klasik par-
lamenter rejimler burjuvazinin tarihsel karlarna daha uygun der. Bunalm
dnemlerinde ise eitli diktatrlkler ya da duruma gre sosyal demokrasi
gndeme getirilir. 1895'ten sonra kapitalizmin yeniden ykselme dnemine
girmesiyle, Bonapartist ve yar-Bonaparst rejimlerin yerlerini klasik parlament-
er rejimlere brakma eiliminin ortaya kmas, I. Emperyalistleraras Sava'la
birlikte, yeniden Bonapartist eilimlerin glenmesi bu gr dorulamaktadr.

"Sovyet Bonapartizmi ve Burjuva Bonapartizmi" baln tayan bir yazda


L. Trotsky, Bonapartizmi yle tanmlyor:

"Demokratik hkmet yntemlerine yatkn olan iktisaden hakim snfn, sahip ol


duklarn koruyabilmek iin bir askeri ve polisiye aygtn kendisinin zerindeki
kumandasna boyun emek zorunda kald bir rejimdir." "Demokrasinin zerine
kan dolambal yollarla iki kamp arasnda gidip gelen ve ayn zamanda hakim
snfn karlarn gzeten bir ahsi rejimdir."(7)

Gerekten Bonapartizm snflar arasnda "zel bir dengenin" var olduu bir
ynetim biimidir.

Bu genel tanmlama iinde yer alan bir dizi rejim, gerek tarihsel dnemin
farkll, gerekse kendi zel koullarnn farkll nedeniyle birbirlerinden ay-
rlmaktadrlar. Nitekim Louis Bonaparte'n diktatrl, amcas olduunu iddia
ettii Napoleon'unkinden; Bismark'nki bunlarn her ikisinden farkl snflar aras
g dengeleri, ama birbirlerine ok benzeyen yntemlerle gerek-
letirilmitir. Ayn ekilde iki sava aras kapitalizmin yapsal bunalm dne-
mine rastlayan yllarda Avrupa'daki birok rejim Bonapartist olarak nitelenmi-
tir. talya'da Giolitti ve Facta, Almanya'da Brnning, Papen ve Scheicher, Fran-
sa'da Doumergue ve Flandin rejimleri... Ayn ekilde n. Sava sonrasnda
General de Gaulle rejimi de Bonapartizm kavramna sokulmutur. Gelimi
bir kapitalizmin ve burjuva snfnn var olduu lkeler iin geerli olan bu kav-
ram, smrgecilik ve emperyalizm sonucu kapitalizmin "clz" bir gelime gs-
terdii geri kalm lkelerdeki rejimler iin de geerlidir. Ne ki, bu sonuncu
lkelerde Bonapartizmin ortaya k nedeni ve ilevi olduka farkldr. Bir

104
kere Trkiye, Msr, Cezayir vb. gibi lkelerde Bonapartist rejimler, egemen s-
mflar arasndaki kar atmasnn patlama noktasna geliinin sonucu olarak
ortaya kmyor. Sz konusu lkelerde Bonapartizmin ortaya k nedeni, ege-
men snflarn deiik fraksiyonlar arasndaki kar atmasn zmlemek
deil, bu snflar glendirmektir. Geri lkelerde Bonapartist bask rejimlerinin
uzun mrl olularnn en nemli nedenlerinden biri burada yatmaktadr. Bur-
juvazinin palazlanabilmesi iin gereksinme duyduu "bar ve gven" ortam an-
cak, "toplumun btn snflarnn ataerkil velinimeti" sayesinde salanabilir...
Trkiye'de Kemalist rejimin, Msr'da Nasr rejiminin, Cezayir'de Boumedyen
rejiminin vb. uzun mrl olmalar bu durumla yakndan ilgilidir. Bu lkelerdeki
Bonapartist rejimlerin daha baskc bir nitelik tamalar, kapitalist birikimin
clzlnn sonucudur. Blme konu olan sosyal artn snrl oluu, hem ege-
men snflar arasndaki blmn, hem de emeki snflarla egemen snflar
blokunun "stnde" bir kurtarcy zorunlu klyor. Zaten gelimi bir lke bur-
juvazisinin kendi dorudan siyasi ynetiminden uzun sre vazgemesi olanak-
szdr.

Bonapartist rejimlerde Bonapart, tm toplum kesimlerinin ataerkil kurtarc-


s, tm toplum snflarnn "iyilii" iin ortaya km toplum snflarndan
"bamsz" ve onlarn "stndeymi" gibi grnerek, kitleleri yanltmay ama-
lar. Diktatr tm snflarn stnde ve snflar karsnda tarafszm izlenimi ya-
ratmaya gayret eder. Rejim ayn zamanda, toplumsal snflar arasnda bir kar
atmas deil, fakat kar ortakl bulunduu grn de yaymaya alr.
Mustafa Kemal, 17 ubat 1923 zmir iktisat Kongresi'nde yapt konumada
unlar sylyordu:

"Bizim halkmz, karlar birbirinden ayr snflar halinde deil, tersine varlklar
ve alma sonular birbirine lazm olan snflardan ibarettir. Bu dakikada din
leyicilerim iftilerdir, sanatkrlardr, tccarlardr, iilerdir. Bunlarn hangisi
tekisine kart olabilir? Hepsinin birbirine muhta olduunu kim inkr edebi-
lir?"(8)

Uzlamaz karlara sahip olan snflar arasnda hakem rol oynamak kesinlikle
olanakszdr. Aslnda snflar uzlatrma grnts altnda yaplan, burjuvazinin
snf temellerini korumak ve glendirmektir. Egemen snfn palazlanma koul-
lar yaratlp, burjuvazinin kendine gveni artnca, diktatr de sahneden ekilir,
Milli ef nn'nn sava sonrasnda sahneden ekilmesinde olduu gibi...

Marx'n yazd gibi, bir sre "burjuva toplumunun gerek balan tezghla-
rn gerisinde yer alyor." Snfsal karlar onlara bir sre kafalarn tezghlarn
arkasna gizlemeyi emreder. Kafalarn tezghlarn gerisinden ne zaman kara-
caklarn da iyi bilirler...

Trkiye'deki siyasal yapnn zgnln kavrayabilmek iin, Mustafa Ke-


mal'in ahsi rejiminin hangi noktalarda Bonapartist bir nitelik tadm, Trk
Devleti'ne damgasn vuran Bonapartizmin ayrdedici ynlerinin neler olduunu

105
ortaya koymamz gerekiyor. Kemalist diktatrl Bonapartist rejimlere yakla-
tran balca zellikler yle sralanabilir:

-Kemalist diktatrln bir yandan burjuva demokratik bir anayasaya ve bir


parlamentoya dayanr gibi grnmesi; te yandan btn bunlar aan, bunlarn
zerinde ykselen, gerek duyulduunda bunlara Bonaparte'n istedii biimi
verebildii bir ahsi rejim olmas;

-Bir yandan toplumsal snflardan bamsz grnmesi ("heyyeti umumiye-


siyle halk temsil etme" safsatas), dier yandan tarihsel olarak burjuvazinin -
karlarn temsil ediyor olmas;

-i snfm ezerken, dnem dnem burjuvaziyi de vurmas (izilen ereve-


nin dna kt oranda); buna karlk burjuvaziyi kendi gdmnde tevik et-
tii gibi, yine kendi gdmnde bir ii hareketi yaratmak iin ii snfna snrl
tavizler vermesi;

-Kendi dnda bir siyasal etkinlie izin vermemesi ve bu tr giriimler "ne-


reden gelirse gelsin" iddetle ezmesi (sol ve ii hareketini-hkmet yanls ii
rgtleri de dahil-ezdii gibi); Terakkiperver Cumhuriyet Frkas ve Serbest
Cumhuriyet Frkas'nda olduu gibi, burjuva muhalefetleri de ezmesi ve esas ol-
acak devletin brokratik aygtnn oluturduu bir siyasal yapnn toplumu yu-
kardan aaya doru ve kendi iradesiyle dzenlenmesi.

Bonapartist rejimlerle bu ortak yanlara karn, Kemalist diktatrln klasik


Bonapartist rejimlerden ayrld ynler de sz konusuydu. Birincisi ve temel
ayrm noktas, Kemalist kadronun burjuva bir devlet yaps iinde Bonapartla-
mam olmasdr. Yeni devletin kurulmasyla ve adm adm iktidarm glendir-
mitir. Dolaysyla Trkiye'de Bonapantizmin yerlemesi, yaklak on yllk bir
sreyi kapsamaktadr. Bonapartist rejimin tam yerlemesi Mustafa Kemal'in
"Atatrk" soyadn kulland 1934 ylnda tamamlanmtr.(9) lerde grlecei
gibi, verili koullarda, Mustafa Kemal'in ve kadrosunun iktidarm glendirmek
amacyla oluturduklar kurumlar nemli bir ilevi yerine getiriyordu.. "Sivil
brokrasi kadrolan genellikle Batllama programm uygulayacak durumda
grlmediinden, yeni bir brokratik kuan gelitirilmesi kararlatrld."(10) te
devletin kuruluunun Bonapartist bir biimde gereklemesi, Kemalist dik-
tatrln zgn bir yann oluturmaktayd.

te yandan, tarihsel gelime ve snflarn yaps da Bonapartizmin bir baka


zelliini oluturmutur. Gelimi bir kapitalist snfn olmay ve toprak zen-
ginlerinin konumu, yeniliki Osmanl brokrasisine ayrcalkl bir stat kazan-
drmtr. Gl bir merkezi devlet geleneinin varl, brokrasinin hareketin
rgtleyici ve srdrcs olmas, onun iktidan gasbetmesini kolaylatrmtr.
Asyatik bir sosyal formasyon olan Osmanl Imparatorluu'nda merkezi brokra-
si her zaman lkenin kaderini belirlemitir. Ayn ekilde, Jn Trk iktidarna ka-
dar komprador burjuvazi roln Rum ve Ermenilerin oynam olmas, I. Sava

106
ve sonrasnda bu iki kesimin etkinliinin krlmas (sava ncesinde nfusun
yaklak % 20'si Rum ve Ermeniler'den oluuyordu. Bu oran savatan sonra %
2,5'a geriledi), zaten clz olan burjuvaziyi (ticaret ve sanayi) daha da zayflat-
mt.

"Devrimci bir kopu olmad mddete, Jn Trkler'in toplumu yukardan dei-


tirme giriimi, devletin rolnde bir sreklilii varsayyordu. Bylece brokrasi,
vesayeti altnda tutarak gelitirmeyi istedii kar gruplarnca ierden fethedilene
kadar, devlet yaps kapitalist isteklere kar zerkliini koruyacakt."(11)

Burjuvazinin gszl, ii snfnn da gszlnn nedenidir. Nite-


kim, bylesi bir gei dneminde iktidara ynelip onu ele geirebilecek kadar
gl bir ii snf da yoktu. yle bir snfsal tablo ortaya kmt ki; ne ege-
men snflar bir koalisyon halinde, ne de ii snf bir bana siyasal iktidar
kontrol edebilecek gce sahip deillerdi. Emperyalizmin gelimesini daha "be-
ikteyken" engelledii yerel burjuvazi o kadar gszd ki, pre-kapitalist mlk
sahibi snflarla ortaklk halinde bile siyasal iktidar elinde tutmas olanakszd.
Asalak burjuvazinin devlet desteiyle glenip, arln artrmas iin iki on-
yl gerekecekti. ite bu durum, Kemalist ynetimin klasik Bonapartist rejimlerd-
en nemli bir ayrm noktasn oluturmutur. Bu nedenle Kemalist brokrasi, ne
ii snf ile burjuva arasndaki snf mcadelesinin zmsz bir "denge" du-
rumuna varmasndan, ne de hkim snflarn farkl kesimleri arasnda kar at-
malarnn bir "gerilim" noktasna varmas yznden Bonapartlamt. Yar-
baml, yeni-smrge lkelerdeki baskc rejimler, bu ynleriyle sanayilemi
kapitalist lkelerdeki Bonapartist rejimlerden ayrlrlar. Trkiye ve benzer du-
rumdaki lkelerdeki Bonapartist rejimler, bu adan "geici birer denge rejimi"
deillerdir.

Trkiye'de Bonapartist rejim, yukarda sralanan zelliklerden tr olduka


uzun mrl (yaklak yirmi be yl) ve istikrarl olmutur. Kemalist rejim, hem
yukarda sz edilen nedenler, hem de emperyalizmin uzun dnemli bir yapsal
kriz iinde oluundan tr, uluslararas planda da (d politika alannda) olduka
geni bir manevra alanna sahip olmutur... Bu sonuncu durum, ounlukla gz-
den kamaktadr. Emperyalizmin yapsal kriz iinde oluu (uzun dalgann ikinci
aamas) Trkiye'yi etkileme, biimlendirme, artlandrma gcn byk lde
snrlamt. Bir bakma, kimilerinin "zaaf" bakalarnn "gc" gibi gsterilebil-
mitir. Kemalizmin, Bonapartist bir siyasi rejim olarak, "Milli ef karikatryle
devamyla da yaklak eyrek yzyl devam etmesinde gerek ulusal, gerekse de
uluslararas durumun ortaya kard tablonun pay byktr.

Fakat, Kemalist diktatrln eyrek yzyl boyunca devam etmesini, sa-


dece onun ortaya knn "orijinallikleri" ve uluslararas konjonktrle akla-
mak yeterli olmaz. Kemalist diktatrlk, varlk koullarm kendi yaratmasa da
(byle bir ey zaten olanakszdr), varlm srdrebilmek iin gerekli kurumlan
kendisi oluturmutur. Oluturulan bu kurumlar, devletin tm kurumlaryla
iie gemi, onlarla akmtr. 1960 askeri darbesi sonrasnn "liberal" Cum-

107
hurbakan aday Ali Fuat Bagil, 1930'lu yllarda (1935); "Hep devlet iinde,
hibir ey devlete kar, hibir ey devlet dnda.. ite devletiliin bugnk
forml"(12) diye yazyordu... Dolasysyla, Trkiye'de Bonapartizmin srekli ve
grece dengeli bir rejim olmasnn koullarndan bir ksm da Kemalist brokrasi
tarafndan yaratlmtr.

Son tahlilde bir kurulu dnemi Bonapartizmi olan Kemalist diktatrlk,


Trk Devleti'nin btn kurumlarna ve hakim ideolojiye (aslnda resmi ideoloji)
damgasn vurmutur. Gerek verili koullar, gerekse de brokrasinin kendi aba-
larnn sonucunda Kemalizm, bir gelenek olarak Trk siyasi hayatna yerlemi-
tir. Nitekim, devletin Bonapartist bir rejimin belirleyicilii altnda biimlenmes-
inin etkileri gnmze kadar uzanmaktadr. Brokrasinin siyasal etkinliinin
kurumlamasndan, siyasal partilerin yapsna ve ilevlerine kadar, birok alanda
kurulu dneminin bu niteliinin izleri grlmektedir. Bu nedenle, Bonapartist
rejimle devletin biimleniinin birlikte yorulmasn, tarihsel sre iinde dei-
ik alardan incelemek gerekiyor.

Daha nce Mustafa Kemal'in Bonapartist darbesini nasl gerekletireceine


ksaca deinmitik. Ancak belirli koullarda gerekletirilen bu darbeye ra-
men, Mustafa Kemal'in iktidar devlet aygt iinde salam temellere dayanma-
maktayd. Bunun iin, Mustafa Kemal'in Bonapartist rejiminin salam temel-
lere oturmas iin birok politik manevray ve eitli kurumlarn oluturulmasn
gerektiriyordu.

Diktatrln Yerlemesinin Aamalar

Birinci Meclis ierisinde teden beri var olan farkllamalar, Saltanatn kald-
rlmasyla iyice su yzne kmt. te yandan ordunun nde gelen komutanla-
r, K. Karabekir ve A.F. Cebesoy gibi paalar, muhalefet saflanndaydlar. Mus-
tafa Kemal'in Bonapartist konumunu koruyabilmesi ve srdrebilmesi, Milli
Mcadele'de nemli rol oynam nderlerin etkinliinin krlmas, byle bir mu-
halefet olmasa dahi gerekliydi. Nitekim orkestrada "ikinci keman" konumunda
bulunanlar var olduka, durum pek gven verici saylmazd.

te yandan, stanbul'daki "ticaret ve sanayi" burjuvazisinin kesin destei de


henz salanm deildi. Yeni rejimin emperyalist kampta yer aldna ilikin
kuku yoksa da; stanbul'un komprador burjuvazisi, henz kendisine yeterli
gvencelerin verilmedii kansndayd... Btn bu "sorunlar", Takrir-i Skn ve
zmir Suikast'na varan bir sre iinde zmlenecektir.

lk elde Mustafa Kemal, Birinci Meclisteki "Birinci Grubu" siyasal bir kad-
roya dntrd. Saltanat'n kaldrlmasndan bir ay sonra, Halk Frkas'nn ku-
rulduu ilan edildi. Hemen ardndan, bu partinin rgtlenmesi iin Mustafa Ke-
mal yurt gezisine kt. Bunun hemen ardndan gerekletirilen zmir ktisat

108
Kongresi, hem yerel burjuvazisinin hem de emperyalist sermayenin gvenini
salamada nemli bir adm oldu. Bylece baarl bir manevra yaplm oluyor-
du. 1 Nisan 1923'te meclis seimlerinin yaplmas karar alnd. Bu arada Lozan
Antlamas'nn imzalanmas da Mustafa Kemal ve "ekibi" iin nemli bir siyasal
stnlk salad. Nihayet Halk Frkas'na dnen "Birinci Grup" yeni mecliste
mutlak bir stnlk salad. "kinci Grub"un hibir yesi aday gsterilmedi.

Mecliste muhalefeti etkisizletiren Kemalist brokrasi, ikinci darbeyi militer


kanat iinde gerekletirdi. Devlet aygt iindeki muhalefeti tasfiye etmede
ikinci adm, orduda yaplan "temizliktir." 19 Aralk 1923'te kan "Ordu men-
supluu ile mebusluun badaamayacana" dair kanunla Mustafa Kemal, ordu
iindeki muhaliflerini bir tercih yapmaya zorlad. te yandan da, kendisine ya-
kn sayd komutanlarn orduda kalmalarna zen gsterdi. Ali Fuat, Kazm Ka-
rabekir, Rafet Bele paalarn milletvekilliini tercih etmeleriyle, ordu, Mustafa
Kemal'in kesin denetimi altna girdi. "Kuvay Milliye zaman uzaktan yakndan
politikayla temas eden ile kadar kumandan varsa, yaverlerine kadar hepsi sivil
olmular ve ou meclise katlmlardr."(13) Bunlarn ardndan, Takrir-i
Skn'la birlikte eski ttihatlarn bir kesimi ve onlarla ortak hareket eden kimi
muhalif unsurlar kesin olarak siyaset sahnesinin dna atldlar. Takrir-i
Skn'dan yararlanarak eski ittihatlar tasfiye etmeyi baaran Kemalist kadro
da eski ttihatlardan oluuyordu. Bunlar ttihat olduklar iin deil, muhalif
olduklan ya da ilerde sorun karabilecekleri dncesiyle tasfiye edilmilerdir.
Bu konuda Eric Jan Zrcher unlar yazyor: "Ancak Kemalist iktidar partisinin
lider kadrosuna yzeysel bir bak bile, bu partide de, TCFde (Terakkiperver
Cumhuriyet Frkas) olduu kadar eski ittihat olduu iddiasn dorular. Yal-
nzca birka, ama nemli rnek vermek gerekirse:

1. M.Kemal (Atatrk) Cumhurbakan

2. ismet nn Bavekil

3. Ali (etinkay) stikll Mahkemesi Bakan

4. Celal (Bayar) Maliye Vekili, Banka Yneticisi

5. Tevfik Rt (Ara) Hariciye Vekili

6. Cemil (Ubaydn) Dahiliye Vekili

7. Ali Fethi (Okyar) Bavekil

8. Kazm (zalp) Millet Meclisi Reisi

9. Recep (Peker) Vekil, CHF. Genel Sekreteri

10. kr (Kaya) Dahiliye Vekili. Hariciye Vekili

109
Hepsinden de te, 1923'te Hakimiyeti Milliye Gazetesi'ne verdii bir mla-
katta Mustafa Kemal yle demiti: "Hepimiz onun (TC) azasydk."(14) Bylece,
Mustafa Kemal'in tek "partili" Bonapartist rejimi kesin olarak yerlemi
oluyordu.

Btn bu sre boyunca, Mustafa Kemal, Milli Mcadele'yi yrten kadrolar


iinde Birinci Grub'u, yani kendi ekibini srekli olarak n plana kararak, tm
Milli Mcadele'nin mirasn kendi grubuna mal etme amacn gtmtr. Nite-
kim, Birinci Meclis iinde daha balangta, birinci ve ikinci gruplar birbirin-
den aynlrken, bu farkllama-hi deilse grnte-esas amalar bakmdan bir
kutuplamann ifadesi deildi. Birinci Grup'ta saltanat ve hilafeti milletvekil-
leri olduu gibi, ikinci Gurupta da Hseyin Avni (Ula) gibi inanm cumhuri-
yetiler vard. Aslnda Mustafa Kemal'in yapt, bir manevrayd ve ama ken-
disine muhalefet edebilecek unsurlar tasfiye etmekti. Mustafa Kemal Mdafaai
Hukuk Grubu'nu kurduktan on gn sonra, Erzurum Mebusu Hseyin Avni Bey
bir konuma yapyor:
"Efendiler (...), yksek meclisinize ait bir meseleyi arz etmek istiyorum. Msaade
ederseniz syliyeyim. Geen gn bir meseleden dolay bir takrir yazdm. Riyaset
Divan'na takdim ettim. Bu takririn maalesef saklandn iittim. Bir mebusun
her ne surette olursa olsun, vermi olduu takrir ne suret-le sansre tabi kalyor?
Bir azann verdii takririn mevzubahis olmamasna Yksek Meclis raz oluyor
mu? Efendim, takrir Yksek Meclis'in erefini alkadar eden bir mesele idi.(...)
"(...)Milli Mdafa Grubu'nun ana gayesi yediden yetmie kadar dul kadnlarn
bile esas gayesidir. Bu gruba btn millet dahildir efendiler"(15)

Samet Aaolu, Hseyin Avni Bey'in itiraznn hakllm dile getirirken


unlar yazyor:

"Birinci Grup Milli Mcadele'nin ana hedefini kendisine mal etmekte, grup d
kalanlarla grup d braktklarnn sanki bu ana gayeden baka bir gayesi varm
gibi bir manzara yaratmaktadr. nk birinci grubun ilan edilen alma
tznn birinci maddesinde byle yazlan esas gaye ile Milli Mcadele'nin
balangc olan Anadolu ve Rumeli Mudafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurulu hede-
fi virglne kadar birbirinin ayn idi. Fakat Milli Mcadele'nin ve onun memleket
iin ilk resmi temsilcisi olan Anadolu ve Rumeli Mdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin
kurulu gayesini birinci gruba bylece mal etmi, daha ilerde u veya bu sebeple
karsna kmas ihtimali olanlar bu yol ile tarihe kar zor bir duruma sokmu-
tur. Bir yandan bunu yaparken, bir yandan da yine ilerde getirmeyi daha o za-
mandan dnd birok yenilikleri Milli Mcadele'nin hedefleri arasna, ama
yalnz kendi gvendii insanlardan bir kadronun fikirleri, idealleri olarak koy-
mutur." (16)

Aslnda Mustafa Kemal'in Birinci Grub'u ve onun devam olan Cumhuriyet


Halk Frkasyla, kinci Grup ve ondan oluan Terakkiperver Cumhuriyet Frka-
s arasnda temelde programatik bir fark yoktu. Zaten ikinci Grup ve Terakki-

110
perver Cumhuriyet Frkas, Mustafa Kemal'in siyasi bir manevras olarak yapay
bir biimde ortaya kt. Halk Frkas'nn kinci Umdesi'nde; "Hilafetin en
yksek dini makam olarak korunaca" yazlyd. 1927'ye kadar bu ilke dei-
meden kald. Halk Frkas da, Terakkiperver Frka da "zel teebbs" ve halk-
tan kopuktular. Aslnda mcadele, halk kitlelerinden bamsz, st dzey ynet-
icilerin bir i kavgasyd. Mustafa Kemal, otoritesini ve ordunun gcn
kullanarak kendisine muhalif olabilecek unsurlar tasfiye ederken, onlar "kar
devrimci", "nklaplara kar" kiiler olarak damgalama yoluna gitti. Ismarlama
tarih yazclar, Mustafa Kemal'in kendi diktatrln kurmak iin en yakn
mcadele arkadalarn tafsiye etmesini "devrimci kadronun zaferi" olarak gs-
tereceklerdir. Daha sonraki dnemde ortaya kan muhalefetlerin de Birinci
Grubu'n devam olan CHP'den kt gz nne alnrsa, CHF ve TCF iimin-
deki ayrmann ideolojik bir kutuplamadan kaynaklanmad anlalr.

te yandan CHF, Sivas Kongresi'ni kendi birinci kongresi ilan ederken,


aslnda bu kongrenin sadece bir kesimini temsil ettii unutulmamaldr. Bu tr
manevralarn da yardmyla, Milli Mcadele'nin birok nemli ahsiyetini Milli
Mcadele'nin siyasi miras dna itmi olmas, Mustafa Kemal'in Bonapartist
diktatrln salamlatrmasn kolaylatrmtr. Bu sayede CHP Milli
Mcadele'nin mirasyla btnletirilebilmitir. CHP'nin Milli Mcadele ile "z-
deleme" durumu, 27 Mays 1960'a kadar devam etti. Bu tarihten sonra Milli
Mcadele kesin olarak devlete mal edilerek, btn anayasal kurululara mul-
lendirilmitir. Dolaysyla, Mustafa Kemal'i ve onun Bonapartist rejimini ku-
rumsallatran, CHP'nin Milli Mcadele ile zdelemesi; sz konusu Bonapart-
ist rejimin ideolojik stnln artran ve onun grece dengeli ve uzun mrl
olmasn salayan etkenlerden biridir.

Tek partili dnemde CHP, parlamento ve devlet aygtyla btnlemitir.


CHP tz anayasa ve kanunlarn stne karlarak, Kemalist diktatrln
bir arac durumuna getirilmitir. Gerekten CHP, yukarda aklanan zellikle-
riyle, Kemalist diktatrln srmesinde nemli bir etken olumutur. Bernard
Lewis; "Yrtme ve eitime ilikin pek ok ilevi stlenerek parti aslnda cum-
huriyeti hkmetin bir paras haline gelmitir"(17) diyor. Gerekten de,
1927'deki parti kongresinde, ky muhtarlarnn seiminin bile partinin kontrol-
ne verilmesi kararlatrlmtr.

Milletvekilleri tek parti dnemi boyunca CHP tarafndan atanan memurlar


durumundaydlar. Bir dnem parti genel sekreteri iileri bakam, parti il bakan-
lar da valilerdi. Blge genel mfettileri hem parti tekilatnn, hem de devlet
ilerinin denetisiydiler. Bu, aa yukar 1935'ten 1939a kadarki srede geerli
uygulamadr. te yandan, parti genel bakannn ayn zamanda cumhurbakan
olmas, diktatrln baskc nitelii hakknda hibir kukuya yer brakmamak-
tadr.

Durum byleyken, sz konusu dneme ilikin deerlendirmeler, Kemalist re-


jimin gerek niteliini ortaya koymaktan zenle kanmlardr. smail Beiki

111
bu konulara ilikin ilgin bir eletiriyi CHF Tz ve Krt Sorunu adl eserinde
yapyor. Bahri Savc, Demokrasimiz zerine Dnceler adl eserinde unlar ya-
zyor: "nk Mustafa Kemal deolojisi, btn manas ve mul ile gerek de-
mokrasiden, bir halk temeline dayanan, halkn maddi manevi varl ve etkisi al-
tnda konmu bir demokrasiden baka birey deildir."(18) "Anayasa", "halk
egemenlii", "hakimiyet kaytsz artsz milletindir" gibi grntlere karn,
Kemalist rejim, Bonapartist bir diktatrlkt. Yaplan szde "seimler" diktatrl-
n gerek yzn gizlemeye ynelik maniplasyondan baka bir ey deildi.
te yandan, toplumsal st-yapda gerekletirilen "inklaplar" halk yararna
dzenlemeler olmaktan nce, Bonapartist iktidar glendirmeyi amalyordu.
Nihai ama, smr ve basky gvence altna almak ve srekliliini salamakt.

"Bilim adamlar" gerei sylemekten kanarak resmi ideolojiye destek


salamaya devam ediyorlar. ktidarlarn politik manevralarna alet oluyorlar, l-
gin olan, bu alet olmann "gnll" oluudur. Resmi ideoloji, resmi ideoloji
reticilerini de "resmiletiriyor."

Mustafa Kemal'in ve ekibinin yapt her eyi "dorulamak" zere yola -


kanlarn yapabilecekleri eyler de ortadadr. Ahmet Mumcu, Tarih Asndan
Trk Devriminin Temelleri ve Geliimi adn tayan eserinde unlar yazyor:

"Ancak devrimi yrten kadro,zellikle Atatrk ve smet Paa, tek partinin sa-
kncalarn biliyorlard. Onlar, yalnz devrimleri hzla ve tehlikesizce yrtebil-
mek iin Takrir-i Skn Kanunu'na dayanarak, Terakkiperver Cumhuriyet Fr-
kasn kapattrmlard. Parlamento iinde drst ve alkan bir muhalefetin
bulunmasn rejim iin zorunlu gryorlard. Gerekten, btn devlet hizmetleri-
nin CHP kanalyla yrtlmesi ve onun karsnda, yaplan ilerin eletirisini sa-
lyacak bir siyasal kuruluun bulunmamas, denetim yntemini eksik brakmy-
ordu."(19)

Drst ve,alkan bir muhalefet" arzulanyor; drst ve alkan olmayan


istenmiyor. Drst ve alkan olduuna karar verecek olanlar da kendileri...

te yandan, hep devrimlerden sz ediliyor. O dneme ilikin deerlen-


dirmelerin hibiri "devrim" kavramn tartmaya yanamyor. Zaten "devrim"
kavram 12 Eyll generaller rejimiyle lanetlendi nklaba urad ve nklp oldu.
Kemalistlerin her yapt devrim saylyor ve i kolaylayor. Geni toplum ke-
simlerini bask altna alan bir siyasi rejimin en temel insan haklarn ortadan kal-
drd bir ortamda yaptklarn "devrimler" olarak gstermek, Trk bilim adam-
larnn evrensel bilime nemli bir katks olmal...

smail Beiki, kitabnn krkbir bilim adamnn grlerinin deerlendiril-


mesine ayrlan blmnn sonunda unlar yazyor:

"Bu bilgiler olgulardan kopuktur. Bunun iin bilimsel deildir. Bu bilgiler gemi-
in bugnk resmi ideolojiye gre deerlendirilmesidir. Olgulardan kopukluu

112
bundan ileri gelmektedir. Trkiye'deki tek parti dzenine temel olan ve ona hukukilik
veren ana metin, temel yasa Cumhuriyet Halk Frkasnn tzdr. Bu tzk tek
parti dzenine temel eklini verdii gibi, resmi ideolojinin kitlelere nasl kabul
ettirileceini, nasl yaygnlatrlacan gstermesi bakmndan nemlidir. Resmi
ideolojiyi biimlendiren metin ise CHFnin programdr. Bu tzk bilinmeden,
Trkiye'deki tek parti dneminin temel niteliini kavramak mmkn deildir. nk
bu Trk Anayasas'nn ok stnde duran yasadr. Ad 'tzk' olmasna ramen ilevi
ve balaycl ondan ok daha fazladr."(20)

stendii kadar, "Hakimiyet kaytsz artsz milletindir" densin, "halk ege-


menlii"nden sz edilsin, "seimler"den bahsedilsin.; Mustafa Kemal dne-
minde bu kavramlar diktatrln gerek yzn gizlemek amacyla kullanl-
mtr. 1924 Anayasas l domu bir metin olarak kald. Yerini CHFnin
tz ald. Mebus tayinleri Mustafa Kemal tarafndan bizzat yaplyordu.
1927'de yaynlad bir tamimde Mustafa Kemal unlar sylyor:

"Aziz vatandalarm. Cumhuriyet Halk Frkas, namna btn memlekette Trkiye


Byk Millet Meclisi azal iin tespit ettiim zevatn heyeti umummiyesini ittlan-
za (bilginize) arzediyorum. Her vatanda iin yeni devrede beraber almay mnasip
grdm arkadalarn heyeti umumiyesinn birlikte grlmesini faideli addettim.
Bunlardan, her daire-i ihtihabiye'ye (seim blgesine) tefrik edeceim mebus namzet-
lerini ayrca imzam tahtnda arzedeceim."(21)

Yukardaki alntdan Mustafa Kemal'in ahsi iradesinin ne kadar belirleyici


olduu anlalyor. Mebus tayinini CHFye bile brakmyor. Kimlerin mebus ola-
cana ve kimlerin hangi illerin mebus olacana kendisi karar veriyor... 1 Nisan
1931 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde... "(...)Ka mebus alnacak? Hakiki vazi-
yeti hi kimse tahmin edemez. Kati vaziyet Gazi hazretleri umumi listeyi ilan
edince anlalacak" deniliyordu.

Meclise girecek tm yelerin bir tek kii tarafndan seildii koularda, ser-
best seimlerden ve hakimiyetin millete ait olduundan sz etmek mmkn
mdr? Herhalde, "Hakimiyet kaytsz artsz Mustafa Kemal'in ve onun yakn
evresinindir" demek geree daha uygun dyor. Gerek olan bir ey varsa, o
da artk hkimiyetin Sultan'a ait olmadyd. Bylesi koullarda mahkemelerin
"bamszl" da ii bo bir slogan olmaktan teye gidemez. Cumhurbakan,
CHF tzne gre daimi ve deimez genel bakandr. Meclis yelerim de
kendisi belirlediine gre, bu durum, onun hem partiye, hem de meclise hkim
olmasna imkn veriyordu. Parti iinde ve dnda kendi iradesi dnda hibir
giriime izin vermiyordu. Hitler; "(...)Mustafa Kemal'in ilk talebesi Mussolini,
ikinci talebesi benim"(22) derken, Mustafa Kemal'in ahsi rejimine verdii nemi
ifade ediyordu.

CHF'nin 1935'te toplanan Drdnc Kurultay'nda, diktatrl pekitiren


nemli kararlar alnd. Bu kurultayda frka, parti olarak deitirildi. Asl nemli
deiiklik parti tznde yapld. Bu deiikliklere gre, parti genel sekreteri

113
ayn zamanda iileri bakan oluyordu. llerdeki valiler parti il bakanl gre-
vine getirildiler. Umumi mfettiler hem parti ilerini, hem de devlet ilerini de-
netlemekle grevlendiriliyordu. Bat Avrupa'da faist rejimlerin glendii bu
dnemde, partinin devletle btnletirilmesi, M.Kemal rejiminin faist uygala-
malardan da etkilendiinin bir gstergesidir.

Deiikliin nedenini, CHP Genel Sekreteri ve ileri Bakam kr Kaya,


28.8.1936'da yle aklyor:

"Cumhuriyet Halk Partisi'nin memleketin siyasi ve itimai hayatnda gtt


yksek maksadn tahakkukunu kolaylatrmak ve partinin inkiafm artrmak ve
hzlandrmaktr. Hkmet ve parti beraberliini, btn kudreti hkmete vererek
parti tekilatm daha az ehemmiyetli grmeye mtemayil bir zihniyet eklinde te-
lakkiye mani olmak lazm geldii gibi, esas meselenin partiyi kuvvetlendirmek
ve partinin gayelerim daha kolaylkla gerekletirmek iin hkmetin tam yar-
dmm temin etmek olduu tebarz ettirilmitir." (23)

Ne ki, tzkte yaplan deiiklik Memurin Kanunu'nun 9. maddesiyle eli-


iyordu. 9. madde, "memurlarn siyasi cemiyet ve kulplere katlmalarm" ya-
saklyordu. Mustafa Kemal sz konusu maddeyle ilgili olarak unlar sylyor:
"Ben bu maddede deitirilecek bir ey grmyorum. nk burada memurlarn
siyasi cemiyetlere girmemesinden maksat, onlarn, benim partimden baka par-
tiye intisap edememesi demektir. Bu bakmdan bu madde hatta faydaldr ve ka-
tiyyen deitirilmemelidir."(24) Grld gibi, nemli olan yasa deil, yasann
Mustafa Kemal tarafndan yorumlandr.

Btn bunlar Cumhuriyet'in siyasal "yapsnn" biimleniinde CHP'nin ne-


mini ortaya koymaktadr. Bu aamada bir iki hatrlatma yapmak yararl olur.
1921 Anayasas, Birinci Grubun temel programatik dokuman denilebilecek
olan Mustafa Kemal'in "Halklk Program"mn ikinci ksmndan baka bir ey
deildir. Ayn ekilde, anayasada yaplan deiiklikler, 1924 Anayasas ve "dev-
rimler"; Mustafa Kemal tarafndan sunulan ve zaman farkyla da olsa CHP'nin
siyasal belgelerinde temel ifadesini bulan grlerdir.

Sonuncu olarak, CHP'nin "Alt Oku"nun, 1937'de yaplan bir deiiklikle


Anayasa'nn 2. maddesine "Trk Devleti'nin Temel Nitelikleri" olarak getii
hatrlanmaldr.

Yukardaki aklamalardan, Bonapartist diktatrln ,Parti (CHP) ve Dev-


let aygt btnlemesi ve baskc yntemler sonucu ayakta kald anlam ka-
rlmamaldr. Diktatrlk, CHP araclyla ve bir eit "poplizm" yanlmas
yaratarak, toplumsal bir destek bulma abas iine de girmiti. Halkevlerinin
oluturulup yaygmlatrlmas bu abalara rnektir, Kemalistler, sadece baskya
dayal bir iktidarn uzun mrl olamyacann bilincindeydiler. Bunun da yolu
deiik toplum kesimlerinden "yandalar" bulmaktr. Ancak bunlar yaplrsa ik-
tidar "salam temellere" dayandrlabilirdi... Nitekim Jn Trk geleneinin
izlerini

114
tayan ve "halk iin halka ramen" yaplan birok "inklap" bu amaca yneliktir.

Bylece Kemalist brokrasi, eski dzenin ideolojik-kltrel dayanaklarm


tasfiye ederek, kendi iktidarn glendirecek yeni kurumlar ve "yapay bir resmi
ideoloji" oluturmaya zorlanmak durumundayd. Batclk ve "modernizm" kav-
ramlarna ar vurgu yaplm olmasna ramen, clz burjuvazinin palazlanma-
s (elbette palazlandranlann da palazlanmas) amacyla yaplanlar; aslnda, Sa-
mir Amin'in yazd gibi, "diktatrln kendisinin modernlemesiydi."(25)
Gerekten de, genel bir Batllama ynelimiyle kapitalist dnyada yer alma a-
balarnn ifadesi olan bir sr "inklap" yapld. Yine de, yzeysel ve temelsiz
nitelikleriyle, totaliter bir rejim iinde srtan "ilerici inklaplar," her eye ra-
men bir dizi toplum kesitini Kemalizme uzun vadeli bir biimde balayabilmi-
tir. Latin alfabesi, dil devrimi, "modern hukuk", laik eitim vb. gibi dzenlemel-
er "ilmiye snf"nn yerine yeni bir "aydn tipi" yaratmay baarmtr. Bu
"inklaplar"n yaratt "yeni hizmet alanlar" sayesinde, sz konusu kesim mad-
di karlar araclyla Bonapartist rejime balanabilmitir.

Bylece geni kitleler zerinde, snrl da olsa, bir "otorite" ve "saygnla"; do-
laysyla da ayrcalklara sahip olan bir kesimin yaratlmas; bunlar araclyla de-
iik toplum kesimlerinden ksmi bir destek salanabilmesine olanak vermitir.

Bugn aydnlarn byk blmnn Kemalizme ballklar ve Kamalizmin


gnll taycs olmalar, ideolojik bir yanlsamadan ok bu olguyla dorudan
ilgilidir. 1932'de, imparatorluk dneminden beri var olan Trk Ocaklar'nn yeri-
ni "Halk Evleri" ald. Aslnda bunlar gerek anlamda "halk evleri" deildi. Bu
evler araclyla yaplmak istenen, emeki halk zerinde bir denetim salamak,
bunun iin de halk katlarndan Bonapartist rejime yandalar yaratmakt. Halk
Evleri'nin bakanlar o illerin valileriydi. Nerede Halk Evi alacana partinin
merkez karar organ karar verirdi. Ankara'daki Halk Evleri Genel Merkezi do-
rudan doruya CHP Genel ekreterlii'ne balyd. Doal olarak, Halk Evle-
ri'nin "yetkili" kurullarn parti yeleri olutururdu. Halk Evleri yelerinin
ounluu merkezi idarenin memurlar, toprak aalar, yre ileri gelenleri ve
bunlarn adamlarndan oluuyordu. Ayn ekilde "ky odalar" da kyllerin
kendi z-giriimlerinin sonucu olarak ortaya kmad. Aslnda Ky Enstitleri
de benzer kayglarn rn olarak ortaya kt. En azndan balangtaki
dnce yleydi. Fakat enstitlerdeki eitim ve sonulan balangtaki "beklen-
tilerle elien meyveler" vermeye balaynca kapatld... Elbette ii snfna y-
nelik, gdm altna almay amalayan giriimler de eksik olmad.

Bylece Bonapartist rejim altnda, bask, brokratik dzenlemeler ve kitle


destei aray bir arada yrtlyordu. Bu konuda A. Snurov unlar yazyor:

"Kemalistler halk kitlelerine ho grnmeye alyor ve bu amala eitim ve


sosyal yardm abalarna giriiyordu. Bu kampanya uruna yalnz stanbul ilinde
yetikinler iin 27 halk okulu, dul ve yoksul kadnlar iin ocaklar, dispanserler
ald. Halk Partisi emeki kitlelerin gvenini salamlatrmak iin, halk bayram-

115
larnn saysn artrd, beyaz terr maskelemek iin genliin spor rgtlerini
destekleyerek gelitirdi. Birtakm burjuva hanmefendileri tarafndan kurulan ka-
dn derneklerine yardm etti. Bir sre nce babakann yaynlad yeni bir emre
gre, Trkiye'nin spor dernekleri ile hkmet tarafndan desteklenen dier der-
neklerce tavsiye edilecek olan kimselere resmi daire, messese ve devlet fabrikal-
arna memur olarak atanmada ncelik tannacaktr."(26)

Bu sre iinde CHP en nemli ilevi stlenmiti. Asalak snflar Mustafa Ke-
mal'in koruyucu kanatlan altna gizlenerek, snfsal ve tarihsel karlarn gerek-
letirmenin "en uygun" yolunu bulmulard. kinci Emperyalist Sava sonrasnda
kanatlarn altndan balarn kardklar zaman, resmi ideolojinin reticisi kimi
aydnlar, durumu kavramaktan aciz olduklar iin, ortaya kan yeni durumu,
"Atatrklkten sapma" olarak grme eilimi iine girdiler. Bonapartizmin ta-
rihsel misyonunu tamamladn kavrayabilecek ykseklie kamamlard...

Hakim Snflar ve Bonapartist Rejim

Trkiye'de hkim snflarn gelimesi, Bonapartist rejimin koruyucu kanatlar


altnda gerekleti. Trkiye'deki Bonapartizmin bir "kurulu evresi Bonapartiz-
mi" olmas, devlete olduu kadar egemen snflar blokunun evrimine de dam-
gasn vurmutur. Benzer bir ekilde, parlamento ve siyasi partilerin ilevleri de
rejimin Bonapartist nitelii ve egemen snflar blouyla devlet aygt arasndaki
ilikilerden byk lde etkilenmitir.

leriki sayfalarda hkim snflar blokunun nasl bir gelime seyri izledii ze-
rinde duracaz. Daha nce ilk meclisin bu ittifakn kurumlat yer olduuna
ksaca deinmitik. Aslnda Birinci Meclis, mlk sahibi snflarn eitli kesim-
lerinin ve Osmanl devlet brokrasisinin byk bir kesiminin temsilcilerini ier-
mekteydi. te yandan, yasama ve yrtme yetkileri de bu mecliste toplanmt.
Birinci Meclis'te hkim snflar arasnda oluan ittifak, grece "zgr" bir snf
ittifakyd. Fakat, Mustafa Kemal'in Bonapartist darbesiyle bu durum deiti.
Hkim snflar Bonapartist rejime (zellikle de Terrakkipcrver Cumhuriyet Fr-
ka deneyinin baarszlndan sonra) boyun emek zorunda kaldlar. Mustafa
Kemal de meclisi ortadan kaldrp bir asker-polis diktatrl oluturma yoluna
gitmedi. Aksine, kompozisyonu kendisi tarafndan belirlenen bir meclis, Bona-
partist rejimin dengeli bir biimde yerlemesini kolaylatrd.

Mustafa Kemal'in Bonapartist rejimi, devlet aygt iindeki gcne ve gl


grnmne ramen, hibir zaman geni kitle destei salayamamtr. Merkezi
devletle dolaysz reticiler arasndaki Osmanl dneminden beri srp giden
atma Cumhuriyet dneminde de devam etti. Mustafa Kemal ve ekibinin kitle
destei oluturma abalar da, bunlarn brokratik niteliinden tr baarl ola-
mazd. te yandan, Milli Mcadele'nin "meclis egemenlii" gelenei ile bala-
m olmas da, toplumsal dayanaktan yoksun olan brokrasinin, meclisi

116
btnyle ortadan kaldrlmasn engelleyen bir faktr olmutur. Bu durumun bir sonucu
olarak, Mustafa Kemal'in Bonapartizmi, kendisini "demokratik" bir grntyle
gizlemek zorunda kalmtr.

Zaten hkim snflarn da byle bir siyasi rejimi kabullenmeleri iin bir sr
neden vard. En temel neden, benzer (yar-baml) lkelerde olduu gibi,
Trkiye'de mlk sahibi snflarn gszlyd. Bu nesnel durum, bir bana
Bonapartist ya da yar-Bonapartist bir rejimi ister istemez gndeme getiriyordu.
Elbette bu eilimi glendiren baka zel nedenler de sz konusuydu.

Birincisi; Osmanl merkezi devlet yapsnn getirdii snrlamalar, vesayet ve


emperyalist smr yznden yerli mlk sahibi snflar bir siyasal liderlik olu-
turamayacak kadar clzd. Toprak zenginleri snf da ortak karlar etrafnda
rgtl deillerdi. Sz konusu snflarn siyasal bir liderlik oluturmadan nce
"kendilerinin oluturulmas" gerekiyordu. Oysa, Osmanl devlet geleneinin
srdrcs "Batc brokrasi" tek rgtl gt. Daha ak sylemek gerekirse,
merkezi Osmanl brokrasisi (sivil ve militer) dnda "politik snf rol" oynay-
abilecek bir siyasal kadro yoktu.

kincisi; sermaye birikiminin ok snrl olduu koullarda, tarihsel olarak


kart karlara sahip mlk sahibi snflarn bir siyasal ittifak platformu olutur-
malar da olanakszd. Geri byle bir ittifak Milli Mcadele srecinde belirli
hedefler etrafnda gereklemiti, ama sz konusu ittifakn srdrlmesi kolay
deildi.

Son derece snrl olan toplumsal artn (sur-produit social) mlk sahibi s-
nflar arasnda bir uzlama zemininde "zgrce" paylalmas imknszd. B-
kere, sanayi ve ticaretin en byk blmn yabanclar kontrol ediyordu. te
yandan en geri retim teknikleriyle retim yapan tarm kesiminde, toplumsal ar-
tk ok snrlyd. Neredeyse tarm kesiminin geni bir blm kendi kendine ye-
terlik aamasnda, "doyumluk ekonomi" koullarnda bulunuyordu. Dolaysyla,
pazar iin retim snrl kalyordu. Toplumsal artk bu lde gdk olunca, -
karlar elien mlk sahibi snflarn bir "uzlama zemini"nde art paylamalar
zordur.

nc olarak; lkenin kar karya bulunduu temel sorunlarn zm de,


en liberal iktisat politikasnn uyguland koullarda bile, devlet mdahalesini
zorunlu klyordu. Baka trl sylenirse; liberal ekonomik politikalar uygula-
mann koullar mevcut deildi. Bir kere, Osmanl mparatorluu'ndan byk
borlar devralnmt. Alt-yapnn gerekletirilmesi gerekiyordu. Ayn ekilde
bir sr kamu hizmeti kendini dayatmt... Ksaca; smr koullarnn yaratlp
salam temellere oturtulmas gerekiyordu.

Bir baka neden de; "Krt Sorunu"nun henz bir zme kavuturulamam
olmasdr... Zayf olmakla birlikte henz ezilip tam gdm altna alnmam bir
ii snf vard. Trkiye gibi az gelimi lkelerde, mlk sahibi snflar en

117
gsz olduu zaman bile ii snfndan korkarlar. Biraz da, ok korktuklar iz-
lenimi yaratmak isterler. Elbette bu sebepsiz deildir. "Kendi ideolojisinin kit-
lelerdeki kalclna olan gvensizliin sonucudur .

te, sz konusu ortamda ve verili koullarda, mlk sahibi snflar iin en


gven verici ve uzun dnemde en akla yakn seenek, karlarn korunmasn bir
Bonapart'a brakmaktr. Marx'n dedii gibi, "kesesini kurtarmak iin mlk sahi:
bi snflarn zorunlu olarak tacn kaybetmesi" gerekiyordu. Mlk sahibi snflara
varlm koruyup glenebilmek iin Mustafa Kemal'in Bonapartist diktatrl-
nn vesayeti altna girmek dnda bir alternatif grnmyordu. phesiz
nfusun ezici ounluunu oluturan kylln, sava, hastalk ve alk ykm-
lar ve yzyllarn miras olan "tevekkl", sessizlii ve edilgenlie de Bonapart-
ist rejime dolayl bir destek salamaktayd...

Hkim snflar bir kere Bonapart'n vesayeti altna girmeye raz olunca, faa-
liyet alanlarnn ve karlkl ilikilerin snrlanmas olasln da kabullenmi
olurlar. Mlk sahibi snflar, Bonapartist rejim altnda, devlet brokrasinin siya-
sal egemenliini kabullenince, sonularna katlanmak, sineye ekmek zorunda
kaldlar. Sadece brokrasinin baz irrasyonelliklerine deil, siyasal etkinliklerine
dayanarak, st dzeydeki brokratlarn devleti soyarak zenginlemelerine de
gz yummak zorunda kaldlar... Bu durum yeni oluan mlk sahiplerinin nite-
liini de belirlemitir. lk byk zenginler, ekonominin kilit noktalarn denet-
leyen byk brokratlard...

"Osmanl geleneinden beri paalarmz toprak ekiyordu. Atatrk, hemen zafer


ertesi, Silifke'de Bodosaki'nin iftliini mtegallibeye kaptrmamak iin, bir gaz-
eteciyi arac yaparak ihaleyle satn ald. Ve her ilde rnek itflikler kurmutur.
(27)

Dr. Hikmet Kvlcml, Geberen Kapitalizm adl eserinde unlar yazyor:

"1929 Trkiye'sinde 25 milli kapitalle sanayi ve maden irketi vard. Bunlarn id-
arelerinde 20 kadar mebus alkadard. Mevcut Milli 38 bankada 31 tane mebus
bulunuyordu. Yani, hemen hemen her byk yerli irketin mecliste bir mebusu
var! Her irkette bulunan ok eski temyiz azalarn, byk askeriye ve mlkiye
erkann da hesaba katmaldr. Sonra btn byk endstriye 7 banka egemen-
di demitik. Bunlardan devlet bankasdr; fakat yalnz birinde (15-20 messe-
seyi gden Bankas'nda) 13 mebus vardr. Bankas'nn sabk mdr Celal
sfat ile Trkiye'nin ekonomi politik mdr olmutur."(28)

Ne var ki, Kvlcml'nn yazdklarn nanse etmek gerekir. Bir kere mecli-
sin nitelii hakknda aklk olmaldr. Meclis, gerek ve zgr bir seimle olu-
an bir meclis deildi. Bir "memurin" meclisiydi. Dolaysyla sz konusu olan,
sermayenin meclisteki temsilcilerinden ok, brokratlarn sanayi ve ticaretin kilit
noktalarna reklenmesi ve sermayenin denetiminde sz sahibi olmalardr.
"ilk aferizm (karc zel i) fesad; Ankara'da i takibine gelenleri haraca kes-

118
mekle balamtr... Bugn Milli Savunma'nn bir eksiltmesine katlan iki rakip
firmadan ikisinin de temsilcisinin ayn milletvekili olduu grlmtr. Ban-
kas'nn bir nevi politikaclar bankas olarak kurulmu olmas, Cumhuriyet tarihi
iin pek ackl bir aferizm salgnnn balangc olmutur."(29) Ancak yukardaki
ifadeden tek ynl bir iliki olduunu varsaymak yanltc olur. Nitekim bir yan-
dan brokratlar "burjuvalarken", dier yandan mlk sahibi snflar da brokra-
siye entegre oluyorlard. "Srekli olarak mebuslua tayin edilenlerden biri Emin
Sazak'tr. Emin Sazak, 1920-1950 arasnda, yani otuz yl mddetle, devaml ola-
rak mebusluk yapmtr. 1920'li yllarda derebeyliine dayanarak mebus seil-
mitir... 1927, 1931, 1935 dnemlerinde bizzat Ebedi ef, Gazi Mustafa Kemal,
1939, 1943 dnemlerinde de, Milli ef smet nn tarafndan mebuslua tayin
edilmitir."(30) Emin Sazak Eskiehir yresinin en byk toprak aalarndan bi-
ridir. Topraklarnn 70 bin dnm bulduu ileri srlrd. "Emin Bey'in ara-
zisinin iinde drt tane tren istasyonu vardr. Beylikahr, Yalnl, Yunus Emre
ve Sazak istasyonlar. Aynca Sazak, Beylikahr, Nazl, Saray, Bal,
Ahirz, Ahrky, Yaylaky, Karaam, Yunus Emre, Kzlren gibi 15 ky bu
topraklarn iinde yer alyor. zerinden Porsuk aynn akt bu verimli toprak-
larda Emin Sazak 7 tane iftlik kuruyor. Her iftlikte bir saray var. Sazak
Ky'nde ise tane kona bulunuyor. Ayrca Samsun'da da mlk ve arazileri
var."*31) Resmi ideoloji reticisi yazar ve bilim adamlar Emin Sazak'n toprak
aas olduu iin toprak reformu yasasn engellediini yazmay adet edinmi-
lerdir. Emin Sazak' kanunun kmas gereken meclise kimin getirdiinden hi
sz etmiyorlar. Bu nl toprak aasn otuz yl sreyle aralksz meclise "tayin
edenler" kimlerdir? Mustafa Kemal ve smet nn'nn toprak reformu iin "ya-
np tututuklarn," ama mecliste aalarn buna engel olduunu yazmak ne de-
mek olur? Eer bunu yazarlarsa, o zaman Edebi ef ve Milli efin devrimci-
liine, "halklna" glge drm olurlar...'

Mebus tayinleri srasnda unutulmayan ok sayda toprak aas vard. u-


kurova'nn en byk toprak aalarndan Cavit Oral 1935, 1939, 1943 dnemle-
rinde; yine ukurova'nn bata gelen toprak aalarndan Damar Arkolu, 1920,
1923, 1927 1931, 1935, 1939, 1943 dnemlerinde milletvekili olarak TBMM
yesidir. (*) Bundan baka, Ali Saip Ursava, Cemal Hsn Taray Hilmi Taray,
Hilmi Uran, Kasm Glek ve Hilmi Ulu isimleri unutulmayan aalardr. Kasm
Glek, eref Uran ayn zamanda nde gelen brokratlardandr. 1931'den sonra
Adnan Menderes de srekli mebuslua tayin edilenler arasna girmitir. Men-
deres ailesinin Aydn'da 60 bin dnm aan topraklar vard... Menderes; "kendi-
sini Mustafa Kemal'in kefettiini, mebusluunu hararetle istediini"(32) yazar.

Meclise srekli tayini kanlar sadece toprak aalar deildir. Srekli olarak
"mebuslua" tayin edilen eyhler de var. 1920-50 dneminde Vanl ibrahim
Arvas, tayin listelerinde srekli yer alan bir eyhtir. Ayn ekilde Hakk Ungan,
.1923'ten ld 1943 ylna kadar mebus tayin edilmi bir eyhtir. Diyarbakr

(*) Damar Ankolu, Mustafa Kemal'e Chevrolet marka bir otomobil armaan eden kiidir. (Bkz. S.
Borak,
Bilinmeyen Ynleriyle Atatrk, s. 115)

119
Mebusu Zlf Tigrel, Siirt Mebusu eyh Halil Hulki, Mahmut Soydan, Sreyya
zgeevren srekli "mebus"' tayin edilen eyhler arasndadr. (33) Bunlar orta-
dayken, Mustafa Kemal'in, "Efendiler ve Ey Millet, iyi biliniz ki, Trkiye Cum-
hurtiyeti, eyhler, derviler, mritler ve meczuplar lkesi olamaz" szlerini her
halde biraz nanse etmek gerekecektir...

Grld gibi, sadece brokratlar burjuvalamyor; mlk sahibi aalar ve


eyhler de "brokratlayor." te bu yzden Trkiye'de hkim snflar bloku
bylesine bir karlkl "yatay geiler" sreci sonucunda biimlenmitir. Bu
yzden, hkim snflarn ve fraksiyonlarnn herbirini "zerk" varlklar olarak
ele alp, bamsz evrimlerini tahlil edip kavramaya almak yanltc sonulara
gtrebilir. Yeni kurulan bir devlet iinde bu kesimlerin herbirinin yerlemi,
kklemi (gemiten miras aldklar kimi zellikler dnda) bir konumlan yok-
tu. Tersine, toplumsal farmasyonun evrimiyle birlikte, iice, karlkl ilikiler
ve "yatay geilerle evrimleip kklemilerdir.

Asker-sivil brokrasi kesimi, Cumhuriyetin ilk yllaryla birlikte sadece


brokrat olarak varlklarn srdrmediler. st seviyelerde (hiyeraride) olanlar
ticaret, sanayi, bankaclk, toprak speklasyonu vb. gibi alanlardaki "abalan"
sonucu mlk sahibi snf konumuna terfi etmilerdir. Trkiye'de hkim snflarn
Bonopartist rejim altnda devlet aygtyla zel ilikileri ve "yatay geiler" sonu-
cu gelimesi, siyasal temsilcileri ile ve devlet aygtyla ilikilerinin niteliini de
belirlenmitir. "ok Partili" rejime geile birlikte, ortaya kan farkl siyasal
kadrolar karsnda ise deiik bir tutum benimseyeceklerdi...

120
8. BOLUM

RETC GLER ve KTSAT POLTKASI

"Zenginlik bir kutupta birikirken, yoksulluk,


klelik, cahillik, yabanclama ve manevi
yozlama da teki kutupta, yani kendi rnn
sermaye biiminde reten snfn bulunduu
tarafta birikir.
K.Marx

Cumhuriyet ilan edilip azgelimilik srecinde yeni bir evreye girilirken,


retici gler clz bir gelime dzeyine sahipti. Emperyalizmin gdmnde
arptrlm yaplar ve retim ilikileri olumutu. Kapitalist retim ilikileri "d-
nda" kalan olduka geni bir sektr dikkate alnmazsa, bir "ihracat ekonomisi"
grnmndeydi. Ekonominin genel durumuyla ilgili olarak . R. Hatipolu
unlar yazyor:

"Yeni Trkiye'ye Osmanl Imparatorluu'ndan kurulmu bir millet iktisad miras


kalmamtr. Bilakis dank, perian bir mntkalar iktisad geri kalmtr.
Mnhal ve seyyal bulunan bir iktisad iinde geri olan, ilerlemesi icabeden, kurul-
maya muhta bulunan ne yalnz endstridir, ne de yalnz mnkaledir. Endstri-
nin yokluu, mnakelenin gerilii, byk realitenin ancak bir parasdr. Bunla-
rn yannda Osmanl mparatorluu'nun yeni Trkiye'ye devrettii ziraat da,
ormanclk da geridir, suculuk da, madencilik de,ticaret de periandr. O halde
Trkiye'de btn bu ekonomi ubelerinin hepsinin de yeni batan kurulmas zaru-
ridir."(1)

Genellikle ihracattan salanan gelir, d borlara, "Bat tipi" tketime al-


m aznln tketim amal gereksinmelerini karlamaya ynelikti. "1923-
1925 aralnda pamuk ve yn iplik ile dokuma ve hazr elbise, Trkiye'nin top-
lam ithalatnn % 30-43'lk blmn oluturmaktayd. Tarm dahil, ulusal eko-
no-minin gelime dzeyi ylesine dk ve emperyalist devletlere bamllk o
denli bykt ki, Trkiye tahl bile ithal etmek zorunda kalmtr. 1923 ylndan
1929'a dein Trkiye, 71.58 milyon lira tutarnda 643 bin ton tahl ithal etmi-
tir."(2)

Genellikle stanbul, zmir gibi birka liman kentinde toplanm clz bir hafif
sanayi sz konusuydu. "Belli bal dier ehirlerde yalnz birka un, debagat fabri-

121
kas mevcuttur. Anadolu'da, dier yerlerde nemli sanayi messeseleri bulun
muyor."(3) Gelien ve yaylan kapitalizm, zellikle sanayi devrimi sonrasnda,
yerli sanayi (el sanatlar) byk lde ortadan kaldrmt. Bu srecin sonucun
da lke ekonomisi "sanayisizletirilerek" sre iinde emperyalist merkezlere
"organik" olarak balanmt. "Avrupa snai kapitalizminin memleketimizde
dourmu olduu buhran.... Gittike geniliyerek ve birer birer btn sanayi u
belerine sirayet ederek asrn (19. asr) ikinci yarsnda sanayimizin inkirazn ta
mamlamtr."(4)

Bat kapitalizminin etki alanna daha ok girdike, Osmanl sosyal formasyo-


nu, bir yandan geleneksel retim olanaklarna ve rnlerine yabanclarken,
dier yandan da emperyalist lkelerin ihtiyac olan mallarn retimine yneli-
yordu. Bu srecin sonucunda, kendi "i btnl"n ve "tutarll"m yitirmiti.
"Tarmn btn alanlarnda grdmz uzmanlama eilimi, lke iindeki
deiimin yaygnlamasnn deil, tersine, bizim dnya apndaki deiimin
iine girmemizin bir sonucudur. Deiimin gelitii blgeler, ihra mallar re-
ten blgelerdir."(5) 1920'li yllarda emperyalist metropollerin ihtiyacm karla-
mak zere bir sr mal ihra eden Trkiye'nin, bir tarm lkesi olduu halde
yaklak be yllk dnemde (1923-1929) 643 bin ton tahl ithal etmesi bu
yzdendir.

Ekonominin yapsna ve biimleniine damgasn vuran, "dardaki" sermaye


birikimi ve onun dinamiiydi. Da dnk bir ekonomide de "dinamik" olan sek-
trn "ihracat sektr" olmas kanlmazdr. hracat sektr ve bu sektr "evre-
sinde" oluan hizmetler sektr, Bat'ya dnk, "Bat tipi" yaam biimini de tem-
sil ediyordu. Bunun dnda kalan olduka geni bir geleneksel sektr sz
konusuydu, " yaps ve ileyii" bakmndan byk lde kendi kendine yeten,
meta ilikilerinin isellemedii geleneksel sektr, yine de ticaret yoluyla ihracat
sektrne, genel olarak da ticari dolam srecine sokuluyordu. "Geleneksel sek-
trde, sosyal - artk, kapitalist retim ilikileri sonucu ortaya kmamakla bir-
likte, dolayl bir biimde "kapitalist alan"a tanyordu. "Trkiye'de en geri blge-
lerdeki ky bile, u ya da bu dzeyde, pazarla iliki iindedir."(6) Sadece kapitalist
retim ilikileri sonucunda ortaya kan sosyal - artk deil, yar-kapitalist ve pre-
kapitalist sektrlerde aa kan da eitli mekanizmalarla, d pazara dnk sek-
tr araclyla kapitalist metropollerin yolunu tutuyordu. Kapitalizmin etki ala-
nna girerek, i yaps ve gelime dinamii arptlan imparatorluk, kendi kendine
"yeterli" olmaktan uzaklamt. Bu durum artn nemli blmnn ihracat sek-
tr araclyla darya aktarlmasn kolaylatryordu. mparatorluun yar-
smrgelemi siyasal yaps da bu ileyii kolaylatryordu.

Ne ki, ekonominin da bamlln zorunlu klan nemli bir neden de, yer-
li sanayinin sanayi kapitalizminin rekabeti sonucu yklm olmasyd. Elbette
szn ettiimiz tasfiye mutlak deildi. Kapitalizmin henz girmedii ya da ye-
terince etkilemedii yerlerde "el zanaatlar" varln belirli llerde de olsa
srdryordu. Yine de, genel eilim, yerli zanaatlarn (pre-kapitalist dnemin
sanayi sektr) yok olmas ynndeydi.

122
"(...)lstanbul'un yzyllarca en byk ii olan saralk bitmitir. anta, bavul vb.
dardan geldiinden bu meslekte ancak 200 kii kalmtr. Saralar ithal mal
deri ile almaktadr. Fakat deriye 27 kuru, deriden mamul eyaya 15 kuru
gmrk konduu iin, saralk lmtr. zel sanayi olan dericilik, Yedikule'de
1500 kadar usta ve iiye bir geim salamaktadr... Dokumaclk ok gerilemi-
tir. Pamuk iplikleri ve pamuklu dokuma, ou talya ve ngiltere'den olmak
zere, dardan gelmektedir... Btn demirler gibi, demir eya da ithal olunmak-
tadr. Demir mamulat sanayiinde, ylda yalnz 30 bin lira gibi ok kk
deerde imalat yaplmaktadr."(7)

Cumhuriyetin ilann izleyen dnemde, stanbul Ticaret Odas tarafndan ha-


zrlanan rapordan yaplan yukardaki alnt, lkenin d kapitalizmin etki alanna
girmesiyle, yerli sanayinin nasl yok olmaya yz tuttuunu ortaya koyuyor. 8
Mart 1921'de Maliye Bakan Ferit Bey, TBMM'de yapt bir konumada unla-
r sylyor:

"imdiye kadar hali Trkiye alyor, retiyor, fakat rnlerinden bakalar ya-
rarlanyor. Memleketimizde herkes alyor, birok aln teri dkerek elde ettii-
miz iptidai maddeleri bin rica ve minnetle yok pahasna harice satyoruz. Sonra
yabanclar bu maddelerin eklini deitirerek bize iade ediyorlar. Bir kurua sa-
tyoruz, yirmi kurua satn alyoruz. Krk kurua bir okka yn veriyoruz, ayn
yn binikiyz kurua bir metre halinde yalvararak geri alyoruz. Bu dnyann
neresinde grlmtr.?"(8)

Aslmda Bakan'n bu duruma amas gerekmezdi. Benzer eitsiz ticari ilikiler


hemen tm smrge ve yar-smrge lkeler iin geerliydi. Ve uluslararas i-
blm ve "eit olmayan uzmanlamann" ve artlandrmann sonucuydu.

1920'li yllarda ekonominin gelimilik dzeyi hakknda daha btnleyici bir


gr salamak zere, tarm ve sanayi ve alt yapya ilikin verilere ksaca gz
atmak yeterli olur.

Tarm Sektr

Tarm kesiminde verimlilik, topran ar eitsiz dalmnn da etkisiyle,


ok dk dzeydeydi. Fakat verim dkln aklayan nedenlerden biri
olan bu durum, topran eitsiz dalmndan ok, topraa sahip olmann
(mlkiyet) biimiyle de yakndan ilgili bir eydi. Topraa tasarruf etmenin bi-
imleri ounlukla kapitalist deil, pre-kapitalist ve yar-kapitalist nitelik ta-
yordu. Toprak ou zaman aalarn denetimindeydi. Dolaysyla aalarn top-
rak (tarm) emekisiyle olan ilikisi, kapitalist-cretli emek ilikisi deildi. Bu
durum retim teknolojisi zerinde de etkili oluyordu. Yar-kapitalist ve pre-
kapitalist retim ilikilerinin "egemenlii", rnn yerinde tketilmesine neden
olarak, pazara almay snrlyordu. Sz konusu dnemde ekilebilir topraklarn

123
yaklak bete birinin pazar iin retim yapt, retimin geri kalannn yerinde
tketildii, "geleneksel sektr" terketmedii sylenebilir. Bu durum, ayn za-
manda topran belirli ellerde toplanmasnn kapitalist gelimeyle dorudan ilgili
olmadn da gsterir.

"1912, ylnda Anadolu'nun tahl ambar olan Konya Vilayeti'nde bile retilen ta-
hl trleri iinde buday mahsulnn % 26.4', arpa mahsulnn % 25.5'i ancak
ticarete sunulabilmektedir." (9)

Aalarn topraklarnda alanlar, genel olarak yanc durumundaydlar. Her


kyl ailesi aa toprann bir blmn hayvan gcne dayanarak ekip biiyor,
ounlukla gbre, zararllarla mcadele vb. gibi modern girdiler kullanlmyor-
du. Ortak-kyller, elde ettikleri rnn yansndan drtte ne kadar bir
blmn toprak aasna brakmak zorundayd. Dou ve Gney Dou'da, Krt
beylerinin byk topraklar denetimleri altnda bulundurduklar yrelerde sz
konusu iliki "feodal" yan ar basan ilikilerin rengini alyordu.

Toprak kirasnn deni biimi ounlukla ayn (rant) demeydi. Kiraclk


daha ok istisna idi ve pazara dnk retim yapan yrelerde sz konusuydu. Top-
ra ileyenlerle, topran hukuki veya efektif mlkiyetini elinde tutanlar arasn-
daki iliki, ne pre-kapitalist ne de tarm kapitalizmine zg ilikilerdi. Bir bak-
ma bu iki u arasnda eitli "biimlerin" ve "ilikilerin" iie getii bir durum
sz konusuydu.

Ne ki, kyl sadece toprak sahipleri (aalar) tarafndan smrlyordu. Pre-


kapitalist ilikilerin and, buna karlk kapitalist ilikilerin de yeterince ge-
limedii koullarda, tefecilerin kapanna da kslyordu. Mehmet Zeki, 1930 y-
lnda, "en dk tefeci faizinin % 50" olduunu yazyor: "Ama sk sk bu oran
iki kat ykselmektedir. Tefeciye baml hale gelen kyl, gayri menkulnn
ipotek edilmesi ve rnnn en dk dzeyde 'gz kararyla' deerlendirme
esasna gre, ald kredinin faizlerini bile deyememektedir."(10) Tefeciye bor-
lanmann nihai sonucu; kylnn snrl varln da tefeciye kaptrmas,
mlkszlemesidir. Yarc ve ortak durumundaki kylnn toprakla ilikisi,
topraklarn verisimsizlemesinin de nedenlerinden biridir. Toprak verirnliliinin
arttrlmas konusunda yanclarn kaytszl, emeinin rnn topran sahibi
olan aaya kaptrd iin genel bir durumdur. Benzer bir kaytszlk toprak aa-
lar iin de geerlidir. Byk topraklan denetim altnda bulunduran aalarn da
verimlilik artrc yntemlere rabet etmemeleri doaldr.

I. Dnya Sava balamadan nce; "Byk toprak sahibi aalar (ky nfusu-
nun % l'i) tm ilenen topraklarn % 39.3'n, kk toprak aalar ve zengin
kyller (ky nfusunun % 4') topraklarn % 26.2'sini ellerinde tutuyorlar,
kyl ailelerin (ky nfusunun % 95'i) payna ise ilenen topraklarn % 34.5'i
kalyordu." (11) Birinci Emperyalistleraras Sava ncesine ait yukardaki oranlar,
topraksz ve az toprakl kyller lehine deimedii gibi, aalar eitli mekaniz-
malarla topraklarn daha da geniletmeyi "baarmlard". Bir kere Ermeni teh-

124
ciri sonucu aa kan topraklar ounlukla aalarn eline gemiti. Yine Rum
mbadelesi srasnda bir ksm nfuzlu byk toprak sahipleri, bu durumdan ya-
rarlanarak topraklarm geniletmilerdir. Bu ikisi dnda, svire Medeni Kanu-
nu'nu ithal edilmesiyle, sz konusu kanunun salad olanaklardan yararlanan
aalarn hazine arazisinden bir blmn de tapulatarak topraklarna kattklar
biliniyor. Bu sonuncu durum, toprak aalarnn neden Mustafa Kemal'in "ink-
laplarn" desteklediklerini de aklar. Kemalist rejim yerleirken aalar daha
gl, kyller de daha yoksul ve aresiz bir konumdaydlar. Kemalist rejimin
"demokratiklii"nden sz edenler iin bu durum rahatsz edici saylr... Roza-
liev'in yapt tahminlere gre; 1920'li yllarn sonlarnda topraklarn yarsnn
byk toprak sahiplerinin elinde olduu sylenebilir. Buna karlk ky nfusu-
nun % 65-70'e varan blm, ilenen topraklarn % 5 ila 10'una sahiptiler.(12)

Fakat, yoksul kylnn omuzuna binen yk bunlarla da snrl deildi. Bte


gelirlerinin en nemli blm de kylnn dedii vergilerden oluuyordu.
1925 ubat'ma kadar "aar vergisi" ayn bir vergi olarak deniyordu. "Aar" top-
lamnn mltezimlere braklmasnn dourduu sonulara burada girmek gerek-
mez. 1925'te Kemalist rejim aar kaldrarak, yerine, retim deerinin % 8 ile %
10'una varan bir nakdi vergi koydu. Grnrdeki ama kyly aarn atr
yknden "kurtarmak" ise de, gerekte toprak aalarnn karlarn birinci plan-
da gzeten bir maniplasyon sz konusuydu. Bu konuda Y. Kk unlar ya-
zyor: "ifti grubu aardan kurtulmak istiyor. Tarmdan vergi alnmasnda ka-
rarl ticaret ve sanayi gruplar banun karsna kyor. iler ise feodal bir vergi
yerine daha ada, kukusuz adil bir vergi istiyor. Ancak 1920-1923 mecli-
sinde 26 kez aar tartmasna ramen aar vergisinin kaldrlmasyla ilgili yasa
tasarsnn meclise verilmesi iin 10 ubat 1925 tarihini beklemek gerekiyor. 11
ubat 1925 tarihinde eyh Sait isyan su yzne kyor. Hkmet tasarnn
ivedilikle grlmesini istiyor. 17 ubat 1925 tarihinde tasan 151 lehte ve bir
aleyhte oyla kabul ediliyor.'' (13) Gerekten, ayn bir vergi olan aarn kaldrl-
masnn Krt ayaklanmas gnlerine rastlamas ve aarn yerine konan verginin
de bir yl sonra (1926) kaldrlmas, sz konusu "operasyonun" gerek amacn
ortaya koyuyor. Tarmdan alnman vastasz vergilerin toplam vergi gelir oran
1924'te % 27.5 iken, bu oran 1930'da % 10'a indi.(14) Bu sonuncu durum hkim
snflar ittifaknda toprak aalarnn ne kadar gl ve Kemalist rejimin bu ke-
sime ne lde dn vermeye hazr olduunu da gsteriyor. Bu nedenle Kemal-
ist rejimin "ilerici" inklaplaplarna rejimin szclerinden farkl yaklalmaz ise,
grntyle gerek arasndaki ayrmn gzden uzaklamas kanlmaz olur.

Aa ve tefeci sermayenin basks sonucu topraklarn yitiren kyllerden bir


blm byk kentlere, bu arada Ankara'ya g etmek zorunda kalyordu.
"Gnmzde Trk gazeteleri "yorganllar" denilen bir insan kategorisinin An-
kara'ya akn ettiinden sz ediyorlar. Bu 'yorganl'lar; yoksullaarak i aramak
zere kente koan, yoksuluktan a ve bakmsz insanlar olarak 'yorganna'
brnp sokaklarda srnmek durumunda kalm kylleri anlatmaktadr." (15)
Resmi ideoloji reticileri, o dnemde hkmetin "toprak sorununa ilgisiz" kal-
na gereke olarak, lkede ekilebilir alanlarn genilii ve nfusun azln, so-

125
nuta da "toprak talebi" ynnde basknn olmayn ileri srmeyi det edinmi-
lerdir. Tarmdaki nfusa gre ekilebilir topraklarn geni olduundan phe yok-
tur. Ama hibir pheye yer vermeyen bir gerek daha vard ki, o da geni to-
praklarn aalalarn u ya da bu biimde denetiminde olmasyd. Dolaysyla,
geni topraklarn varl yzbinlerce kyl ailesinin yoksulluk ve sefalet iinde
yaamasna engel deildi. "Ortakln tutsakl ile eli-kolu bal, ilkel alma
aralaryla acnacak bir retim yapan ve rnn bir blm karlnda aa-
dan toprak kiralayan yan ii-ortak, Trk kynn tipik bir simgesi idi."(16)
Egemen snf ittifaknn "gerici" nitelii ve Kemalistlerin bu yapy krmak ye-
rine, pekitirici bir politika izlemesi, 1920'lerdeki geerli yap ve ilikilerin
nemli bir deiime uramadan 1950'lere kadar devam etmesini salamtr.

1920'li yllarda Trkiye'de tarm sektr, eit olmayan ve bileik (kombine)


gelimenin tipik rneini oluturuyordu. 1927 ylnda nfusun % 82'si tarm
sektrnde yayordu. Tarmn belirgin nitelii, gerilii ve "melez" retim iliki-
lerinin egemen oluuydu. Bat'da zmir, Denizli, Aydn, Mula, Manisa, Balke-
sir, sparta, Burdur ile; Gneyde, ukurova'da pazara dnk retim nemliydi.
H. Kvlcml, Adana Valisi Hilmi'den unlar aktanyor: "Adana itfileri buharl
lokomobilleri, byk kk traktrlerle topraklarn hazrladktan sonra ve ift-
liklerini tutma ad verilen srekli tarm iisi (daimi ziraat amelesi) ile bir sre
idare ettikten sonra, pamuklarn apa mevsiminde ii ile kendisini kar karya
bulur." Yamurun azl okluu, bankalardan az veya ok para kaldrabilmi
olmasnn nemi ise, ovann tozlu yollarda, rengrenk klklaryla beliren ii
kafilelerinin o yl btn iftileri tatmin edecek bir say sunup sunmayaca ve
ii gndeliinin en ok-en az arasnda nasl seyredecei de Adana itfisi iin
ayn derecede nemlidir.'' (17) Bir baka yerde Kvlcml 1925 Pamuk Kongresi
tutanaklarndan unu aktaryor: "Bugnk Adana iftisi pamuk piyasasma ol-
duu kadar, gaz ve benzinin cihan piyasasndaki gidiiyle de ilgilenmekte; kre-
di, kambiyo meselelerini incelemekte ve makinenin krlverdii herhangi bir
yer iin ofr ve onarm evleri (tamirhaneler) zerinde uzun uzun ikyet ko-
nular bulmaktadr.'' (18)

Snrl yrelerde tarm kapitalistleri ve kapitalist tarm iletmeleri bulunuyor-


du. leri bir retim teknolojisi kullanlyor ve rn d pazarlara ihra ediliyordu.
D pazara ynelik rnler; pamuk, incir, zeytin, haha vb. idi. Samsun'da yay-
gn bir ttn iletmecilii vard. Rozaliev'in H. Kvlcml'ya dayanarak yazd-
na gre; "O dnemde lkenin bat ve gney-bat blgelerinde kmelenmi bulu-
nan ve toprak aalar ile zengin kyllerin iftliklerinde alan tm cretli
tarm iilerinin says 240 bin olarak hesaplanyordu. Bylece rn toplama
dneminde tarm iilerinin says 400 bine ulayordu." (19)

Cumhuriyetin kurulduu yllarda, tarm kesiminde en geri retim ilikileri


ve teknikleriyle en ileri olanlara doru uzanan bir eitlilik egemendi. Fakat
genel olarak verim ok dk, teknoloji de geriydi. "Baz yerlerde zirai hafriyat
ucu krk bir engel vastasyla, baz yerlerde de tahta karasabanla yaplr. Pul-
luk gibi en basit rasyonel teknik vastalar bile mehuldr. Mstahsil, babasndan

126
grd gibi tarlay srer." (20) 1930'lu yllardaki durumu eyda Ziya yle zet-
liyor: "iftimizin elinde aletler hem mahduttur, hem de basit ve iptidaidir. Bun-
lardan toprak ileyen, ekim yapan, bakma yarayan, biim ve harmanda kullan-
lan aletleri bir defa dnmek, ziraatin bizde ne kadar kuvvetsiz olduunu
kavramaya yeter. Ziraatimizin bugn fena, iptidai aletlerle almas yznden
iftimizin i kuvveti, hayvan kuvvetleri iyice istismar edilemiyor."(21)

Ticari sermaye tarma egemen olmakla birlikte, en geri smr yntemleri


de geerliydi. zellikle tefecilik olduka yaygnd. Tacirler kylleri avans
vererek borlandrr, sonra da rnleri ucuza kapatrlard. zetlemek istersek;
tarmda melez retim ilikileri ve smr biimleri egemendi. ktidarn kompo-
zisyonu ve egemen snf ittifaknn yaps da sz konusu yapy koruyup
srdrmeye uygundu...

Sanayi
Cumhuriyetin ilk yllarnda, Osmanl Imparatorluu'ndan miras kalan sanayi,
"tipik yar-smrge" zellikler tayan clz bir sanayi idi. "Dinamik" sanayi dal-
lar olmad gibi, "geleneksel sanayi" de byk lde tasfiyeye uramt.
"Bizde eski ekillerin zevaliyle, hemen hemen btn ehemmiyetli snai faaliyet-
ler de zeval bulmu ve memleket ekonomisi belli bal sanayi ubelerinin hep-
sinden mahrum kalp, en iptidai mamulleri bile hariten ithal etmek zarureti ha-
sl olmutur."(22) Sanayi, i pazarn ihtiyalarnn bile ok kk bir blmn
karlayabiliyordu. "En gelimi" sanayi alt-dallarndan biri olan tekstil, i paza-
rn drtte birden az bir blmn karlayabiliyordu. Cumhuriyetin ilannn
onuncu ylnda bile durum deimemiti. 1933'de "Trkiye'de tketilen pamuk-
lu, mensucatn ancak % 25'ini karlyordu. Ynl mensucatn ancak % 24',
ipekli mensucatn da % 6's yerli retimdi. Trkiye o yllarda ekeri, imentoyu,
unu, deriyi, sabunu ve saysz baka mallar ithal yoluyla salyordu."*23)

Trkiye'de "kalan" sanayi, emperyalist lkelerin el atmad ya da el atama-


d alanlarla snrlyd. Var olan sanayi, emperyalist lke sanayicilerinin "ilgi-
lenmedii" alanlarda faaliyet gsteriyordu. Henz "ithal ikameci", "ie dnk"
sanayilemenin koullar olumamt. Yerli sanayi yar-smrge zellikler ta-
yordu. Cumhuriyetin kurulmasndan sonra bu yap varln korudu. Bir baka
zellik de, sanayi kurulularnn birka blgede toplanm olmasdr. Tm ima-
lat sanayiinin yaklak % 75'i stanbul ve zmir'de faaliyet gsteriyordu. Snai
iletmelerin % 3.3' devlete, % 10.6's hisse senetli irketlere, geri kalan da zel
teebbse aitti." Sanayide kullanlan tm motorlarn toplam gc ancak 20.977
beygir gc kadard."(24)

Aslnda sanayinin bir blm de dorudan Bat kapitalizminin tamamlaycs


ilevine sahipti. 1927 nfus saym sonularna gre, nfusun sadece % 5.6's sa-
nayi sektrnde istihdam edilmekteydi.*25) Sanayi kurulular daha ok i tke-
time ve ihra mallarnn "ilk-dnme" uratlmas amacna ynelikti. Kullan-

127
lan retim teknolojisinin gerilii ve retim nitelerinin ccelii, sanayinin en
belirgin zelliini oluturuyordu. 1927 sanayi saym sonularna gre, 65.245
retim nitesinden 28.246's atlye boyutunda bile olmayan ve cretli ii kul-
lanmayan ok kk iletmelerdi. 23.332 nitede alan ii says ortalama 2
ila 3't. 7683 nitede 4-5 ii altrlmaktayd. 20 ve stnde ii altran i-
letme says 872'iydi. Geriye kalanlardan 3910 kuruluta 6-10, 1188'inde de 10-
20 ii almaktayd.

"Fabrika" boyutunda ve belirli bykle ulam iletmeler kk bir oran


oluturuyordu. "Fabrika tipinde iletmeler arasna girenler unlard: Yllk re-
tim gc 450 bin metre pamuklu dokumaya ulaan 11 tekstil fabrikas, 3 bin
iinin alt Cibali Ttn Fabrikas, 15 bin iinin alt stinye Tersane-
leri ve deniz tatlar onarm iletmeleri (Trk-Hollanda sermayeli), gnde 200
tona kadar retim yapan Zeytinbumu imento Fabrikas, gaz fabrikas, elektrik
istasyonu, iki adet bira fabrikas (Fransz, Belika, Alman sermayeli), ortak i-
letmeler vb.(26)

"stanbul'da daha ok Yedikule'de younlaan deri iletmeleri, belirgin bir


rol oynuyorlard. Birka byk imalathane 30 bin kii altryordu. Burada
200'den fazla ii altran byk atlyeler bulunmaktadr. Bu atlyelerde re-
tim el emeine dayanmakta, Avrupa ve Amerika'da izme sanayiinde kullanlan
makineler burada bilinmemektedir. stanbul ile sk ekonomik ba iinde bulu-
nan zmir'de asker elbisesi yapan iki devlet fabrikas, imento fabrikas ve bir-
ka hal imalathanesi vard."(27)

Tekstil, deri, metal, aa, besin, seramik ve kimya sanayi alt dallarnda
33.058 iletmede, 76.216 ii alt tahmin edilmitir. Bunlarn da 70.2'si sa-
dece tekstil ve deri sanayilerinde alyordu. 1920'lerin ortalarnda imalat sa-
nayiine yatrlan sermaye 191.2 milyon lirayd. Bunun 36.6 milyonu (% 18'i)
tekstil alt sektrne yatrlmt (28)

1921'de yaplan ve stanbul, zmir, Adana dndaki blgeleri kapsayan sa-


nayi saym sonularna gre, 33.058 kuruluta toplam 76,216 ii almaktayd.
Burada da , iilerin yaklak % 69'u dokuma ve deri sektrnde almaktayd.
Dikkat edilirse imalathane bana 2-3 ii dyor ki, bunlar gerek anlamda sa-
nayi niteleri saylamazlard.

"1920 yllar banda zmir'de 40 bitkisel ya, 24 meyve kurutma, 14 sabunculuk ve


13 tekstil iletmesi vard ve bunlarn ounda yalnz el emei kullanlyordu."

te yandan 1924'te, yaklak yz kadar yabanc irket faaliyet gstermektey-


di.Bunlarn 7'si demiryolu sektrnde, 23' banka, 35'i ticaret, 12'si imalat ve is-
tihra, 11'i de belediye kurulularnda faaliyet gsteriyordu. Yabanc sermaye
yatrmlarnn % 10'dan az imalat sanayiinde bulunuyordu. % 61'i demiryolu, %
16's ticaret alanna yatrlmt. Bu rakamlar Trkiye'de faaliyet gsteren ser-
mayenin niteliini de ortaya koyuyor. Faaliyet alanlar, sanayilemi lkelere

128
ucuz hammadde salamak gibi bir ama tayorlard. Tm yabanc sermayenin
yardan fazlasnn demiryolu yatrmlarna ynelmi olmas bu gr dorula-
maktadr. (1924'te 4086 kilometre demiryolundan 1734 km.'si devlete, 2352
km.'si yabanclara aitti).

Kredi sistemi de yabanc bankalarn denetimi altndayd. Elbette bu, sanayi-


leme asndan olumsuz bir durumdu. Sanayi sektrndeki sermayenin % 62'si
en byk kredi kuruluu olan Osmanl Bankas tarafndan denetleniyordu.
"1920'lerin banda Trkiye'de, sermayelerinin toplam 91.8 milyon liray bulan
23 yabanc banka ile ulusal sermayeye dayal, toplam sermayeleri 17.8 milyon
lira olan 10 banka faaliyet gsteriyordu."(30)lkenin mali kaderine hl Osman-
l Bankas hkmediyordu. Varl tm ulusal bankalarnkinin katyd. "Ban-
ka, hazine dairesi ilevini grmekte, banknot emisyonunu gerekletirmekte,
hkmet adna yabanc devletlerle ilemleri ynetmekteydi.(31)

Kk retimin yaygn olduu bir alan da, hal dokumaclyd. Youn


smrnn geerli olduu hal dokumaclnda, sanayi istatistiklerinde yer al-
mayan binlerce kii alyordu. "Karpet Kumpanyas'nn mtalaasna baklrsa,
1913 yl irket hesabna 16.000 kadar ii alm olup, Anadolu'da hal doku-
mayla uraan genel ii says 60.000 kadar tahmin olunur."(32) "Finans-
kapitalin en cra kylere dek boynuzlarn sokup kk retmenleri smrs
korkuntur. Bir ii gnde 5-6 bin dm atabilirken, en ok ii gndelii
dm saysna gre deiir. zmir'de 1700, Uakta 2200, Krkaata 2600, Si-
vas, Burdur'da 3000 dm iin 4 para (1 kuru) cret denir" diye yazyor H.
Kvlcml.

Tarma dayal geri bir "ihracat ekonomisi" durumundaki Trkiye'nin d tica-


reti de, bu yapnn doal sonucu olarak, tarm rnleri ihracat ve tketim mal
ithalatna dayanabilirdi. Sanayi rnlerinin ihracat iindeki pay (1923-29 dne-
minde) % 8.6 idi. stelik bu orann gerisinde de, yine byk lde tarm ve
hayvanclk vard. Ayn dnemde tarm rnlerinin toplam ihracatmza oram %
86.3't! Madenciliin pay da % 4 civarndayd. Zaten d ticaretin GSMH'ye or-
am da, birok benzer durumdaki lkeye gre ok dkt. (1924'te cari fiyatlarla
ihracatn GSMH'ya oran % 014, 1929'da, % 0008; ithalata oran da 1924'te
%017,1929'da%013.)

zetlemek istersek, sanayi; d pazarn gdmnde ve onun koyduu snrlar


iinde faaliyet gsteren son derece geri, kendi iinde btnl ve tamam-
layclm yitirmi, i pazara ynelik fakat, i pazarn bile gereksinmesinin ok
dk bir blmn salayan, kk meta retimi niteliini byk lde ko-
ruyan, yabanc sermaye egemenliini nemli olduu, d pazara dnk maddele-
rin da satmn salayacak kadar dnme uratan, insan emei dnda fazla
mekanik motor gc kullanmayan, kk aile iletmelerinin ounlukta olduu,
yar-smrge bir lke sanayisinin tipik rneini oluturuyordu.

Cumhuriyetin kurulduu ilk yllardaki durumu, Emin T. Eliin yle dile get-
iriyor:

129
"Dar-geni btn hatlar bir arada yalnz 4072 kilometrelik hepsi yabanc mal bir
demiryolu ebekesi, 18 bin 335 kilometrelik bakmsz osesi, birka liman ehri
arasnda ileyen topu topu 72 bin tonilatoluk ufak teknesi vardr. Cumhuriyet'in
daha ilk ylnda Trkiye darya ancak 85 milyonluk mal satabilmi, buna kar-
lk 145 milyon liralk mal almt, 60 milyon ak vard. Alnan eylerin bir ksm
yiyecek-iecek, geri kalan eylerin hemen hepsi Avrupa usul giyinip kuanmaya
ve kullanmaya yarayan eyadan ibaretti. Kaam birka askeri fabrika sayl-
mazsa, i pazarn ihtiyacna yle-byle yetecek hibir retim dal yoktu. erlek
kelerde kalm tektk el tezghlan ortadan ekilmek iin ilk trenle veya motor-
lu arala gelecek yabanc ticaret mallarn bekliyordu.

"Trk kyls elindeki ilkel aralar ve daha da ilkel retim metodlaryla toprak-
tan karabildii rnlerle karnn zor doyuruyor, kt yllarda vergi borcunu bile
veremedii iin ineinin ve yatak-yorgannn haczedilip gtrlmesine katlan-
mak zorunda bulunuyordu. Dr. Reit Galip'in anlatt gibi, ufak ifti, kyl ve
kasabadaki aalarn, tefeci ve murabahaclarn elinde kleydi. Para para olup
kyn drt bucana serpilmi olan elayas geniliindeki tarlalarda, ama kendi
topranda alan kk kyl yine mutlu saylrd, ortak yarc, rgat olarak
hayatlarm kazanmaya uraanlarn hali daha berbatt. Ankara'daki Mustafa Ke-
mal, onlar iin 'bu memleketin efendisi', demi olsa ne kard, bu sz onlarn ku-
lana bile eriemezdi."

ktisat Politikasyla Amalanan

ngiltere'nin desteini ektii bir ortamda Anadolu'dan kovulmas zor olma-


yan Yunan Ordusu yenilip lkeden atlnca, "asalak snflar"n tehlikeye giren
smr olanaklar "yeniden domu" oluyordu. Bu aamadan sonra yrrle
konulacak ekonomi politikasnn egemen snflar blokunun karlarn gerekle-
tirmeye ynelmesi kanlmazd. Asalak snflar niyetlerini aa vurmada acele
ediyorlard. Lozan Bar grmeleri 4 ubat 1923'te kesildi. 17 ubat 1923'te
zmir'de iktisat Kongresi topland. Kn ortasnda aceleyle bir iktisat kongresi
toplamann baz "nemli" nedenleri olmalyd. Aksi halde, lkenin geleceini
angaje eden nemli stratejik kararlarn olumasna temel oluturacak bir kongre-
nin bu kadar aceleye getirilmi olmas baka nasl aklanabilir?

Kongre, bata emperyalist devletler olmak zere, yerli "burjuvazi"ye zelli-


kle de stanbul'un tccarlarna gvence vermeyi amalyordu. Bylece, bir yan-
dan stanbul'un kozmopolit "i evreleri"yle ittifak pekitirilirken, onlarn arac-
lyla da emperyalistlere gvence verilmek isteniyordu. Kongreye davet
edilenlerin kompozisyonu Milli Mcadele srecince oluan snfsal ittifaknn
da belirgin bir yansmasyd. "Kongreye her ileden ancak sekiz kii gelebilecek
ve bu sekiz kiiden ifti, bir tanesi de tccar, zanaatkr, ii, irket temsil-
cisi , bankac olabilecekti."(34) Grld gibi, Kongre'de toprak aalar sekizde
lk bir temsil hakkna sahiptiler. ilerin temsili sembolik, gstermelikti.

130
Yoksul ve az toprakl kyl kitlesinin temsili zaten olanakszd. Aslnda kon-
grede temsil edilen kyllk deil, toprak aalaryd. "ifti" szcnn kulla-
nlmas, yanlsama yaratma amac tayordu!

"Kongre Salonu'nun sa yan tccarlara, sol yan iilere ayrlmt. Ortann


sanda itfiler, ortann solunda sanayiciler oturacaklard."(35) Sanayicilerin
"ortann solunda oturmalar, politikada "ortann solu"na ilgi duymalar iin
yaklak elli yl geecekti... Kongre'de, Trkiye'nin emperyalist sistem iinde
kalmaya devam edecei aka ilan edilmiti. ncelikle Osmanl borlarnn
deneceine ilikin gvence veriliyordu. Osmanl borlarnn devralnmas, hem
Milli Mcadele'nin anti-emperyalist bir ze sahip olmadn, hem de Cumhu-
riyetin imparatorluun devam olduunu gsterir. Ayn ekilde, Trk hkmeti,
karlksz milliletirmelere de girimeyecekti. Milliletirmeler, bir siyasal ha-
reketin "snfsal znnn" aynasdr. Milliletirmelerin gerek anlamda milli-
letirme olabilmesi iin, hibir demede bulunulmamas gerekir. Aski halde sz
konusu olan bir "sat ilemi"dir.

te yandan, yabanc sermayeye kar dmanca bir tutum iine girilmeye-


cei konusunda da gvence verilmiti. Mustafa Kemal, Kongre'yi a konuma-
snda; "(...) Kanunlarmza uymak artyla yabanc sermayeye gereken gvenlii
salamaya her zaman hazrz" diyordu. Mustafa Kemal'den sonra konuan ekon-
omi bakan Mahmut Esat Bozkurt da; "(...) Yeni Trkiye Ekonomi Okulu'nun
yabanc sermayeye kar bir dmanl olduu sanlmasn. Trklerle ayn ka-
nunlara ve artlara bal olmak zere yabanc sermayeye hatta baka memleket-
lerden fazla, kolaylk gstermeye hazrz" diyordu.

Dikkat edilirse, yasalara saygl olmaktan ve eit koullardan sz ediliyor.


Yasalar karsnda eitliin sermaye iin ne nemi olabilir? Bu, eit olmayanlar
arasndaki yasal eitlik deil midir? Clz yerli sermayenin emperyalist serma-
yeyle eit koullarda faaliyet gstermesi, ister istemez onun emperyalist sermay-
enin gdmne girmesiyle sonulanabilirdi... Ne ki, emperyalizmin yapsal bu-
nalm, ("uzun dalga"nn ikinci aamas) yznden yabanc sermayenin Trkiye
ekonomisini biimlendirip, artlandrmas snrl kald. O dnemde, bunalmn
sonucu olarak ortaya kan bu zel durum, Kemalistlerin yabanc sermayeye
kar bir tutum iinde olduklar biiminde yorumlanmtr. Tam tersine, kapital-
ist gelime srecinin genilemesine ayak ba olan engeller kaldrlarak (inkla-
plar), yabanc sermayenin faaliyetine uygun koullar yaratlmt.

zel teebbse bir kayt getirilmemekle birlikte, "aznlk" burjuvazisine kar-


"Trk burjuvazisi" desteklenecektir. "Yeni Trkiye bir Karma Ekonomi Sis-
temi izlemelidir. Ekonomik iler ksmen devlet, ksmen zel teebbs tarafndan
yaplmaldr. Mesela; byk kredi messeselerini, sanayi ilerini devlet idare ed-
ecektir. nk memleketimizin ekonomik durumu bunu gerektiriyor. Baz ekon-
omik konularda devletletirme yolunu izliyeceiz, baz konulan zel teebbse
brakacaz."(36)

131
Cumhuriyetin ilk yllarnda, Osmanl dneminde egemen olan tarm toplu-
munun ideolojik ve kurumsal yaplar dzeyinde ortaya kard engellerin al-
mas, zel sermayenin desteklenmesine ynelik nlemler, bu vaadlerin yerine
getirilmesi ynndeki admlardr. svire Medeni Kanunu, Alman Ticaret Ka-
nunu vb'nin ithali, Tevik-i Sanayi Kanunu'nun kabul, Bankas, Sanayi ve
Maadin Bankas'nn kurulmas, 1925'te kabul edilen Ticaret ve Sanayi Odalar
Yasas, 27 Eyll 1925'de esnaf rgtlerinin kapatlmasna ilikin yasann kabul
vb. bu yndeki admlara rnektir. Tacir ve aalarn durumunu "dzeltmek"
zere, vakit kaybetmeden iki yasa ithal eden Kamalist iktidar, ayn acelecilii
bir "i kanunu" ithal etme konusunda gstermiyor...

Alman tm nlemler ve zendirici uygulamalara ramen, daha 1928-1929


yllarna gelindiinde, "beklener"le "gerekleenler" arasnda byk bir uy-
umsuzluk olduu grld. Bu "uyumsuzluun" nedeni olarak ok sk ne
srlen gereke, Lozan'da kabullenilen ekonomiye ilikin kstlamalardr. Z. H.
Herslog, Lozan Antlamas'yla ilgili olarak; "Trkiye esasl tavizler verdi ve bu
tavizler zellikle 1920'lerde memleketin gelimesini ters ynde etkilediler"(37)
diyor. Bilindii gibi, Lozan Antlamas'na gre Trkiye, anlamann imza tari-
hinden balayarak be yl sreyle gmrklerini ykseltemiyecekti. Osmanl bor-
lann da demeyi taahht etmiti. Elbette bu ve benzer kstlamalar "anti-
emperyalistlik" iddialarnn nasl ii bo iddialar olduunu da gsterir.
"(...)Devletin gmrk vergisi gelirlerinden eksik kalmas bir yana braklrsa, kal-
knmak iin atlmlar yapmas zorunlu olan bir lkede, kurulmas gerekli sanayi-
ler iin ne denli zararl olaca ortadadr.
"Osmanl borlanln tamamen kaldrlmamas, Lozan Antlamas'nn getirdii
bir baka snrlamadr. 6 Austos 1924'te Antlama yrrle girdiinde, Os-
manl borlan 129.384.910 altn lira olarak saptanmt; Trkiye tarafndan stle-
nilen miktar 84.597.495 altn lira oldu. Yllk taksitleri 5.809.312 lira olan bu
borcun, Trkiye'nin btesine ykledii yk kamu yatrmlarnn snrl olmasna
yol amtr. zellikle 1930'lardan sonra 928'de yaplan indirimlere karn,
bte harcamalarnn yzde 13-18'ini Osmanl borlar oluturuyordu."(38)(*)

phesiz, gtimrklerin be yl sreyle 1916 seviyesinde tutulmasnn kabul-


lenilmesi ve nemli bir bor yknn devralnmas ekonomik byme asndan
olumsuz bir durumdu. Fakat, olumsuzluu sadece bu snrlamalarla aklamak
fazla basitletirme olur. Eer bu "aklama" snr almazsa, bundan
Trkiye'deki snfsal yaplanmann sanayilemeye uygun bir ortam yaratt an-
lam kar. Oysa egemen snf itifaknn bileenlerinden bir kesimi sanayileme
kart karlara sahipti. Ticari sermaye kesimi gmrklerin ykselmesine kar-
yd. 1929 ylnda Ali ktisat Meclisi tarafndan ileri srlen , ticaret sermay-
esinin grlerini yanstan tercih bu yndeydi. li ktisat Meclisi'nin gr,
"Gmrk Siyasetimizin Esaslar" adl raporda yle dile getiriliyordu:

(*) Borlarn denmesi 1954'te tamamlanmtr.


"Gmrk politikamzn kskan ve tutucu bir dnceden esinlenerek uygulanma-

132
s caiz deildir.
"Korumada zorlama ve arlk ou kez iktisadi tecride yol aar. Zorlayc koru-
ma ve iktisadi tecrit, d rekbeti tamamiyle kaldran ve yok eden ar ithalat ver-
gisinin yerli sanayiinin yabanc sanayii ile rekabet etmesi olanan yok edecei
nedeniyle kabul edilemez. nk lke sanayiini tembellie yneltme tehlikesi
vardr. Koruyucu gmrk vergileri... Hibir zaman arya vardrlmamaldr."(39)

Fakat, eitli yntemlerle (fiyat politikalar ve stihlak Vergisi gibi), i piya-


sada fiyat dzeninin yksek bir seviyede olumas salanyordu. Bu durum yerli
sanayinin tevikinin baka yollan da olduunu gsterir rnein, petrol ve
eker fiyatlar 1929 ncesinde de d piyasalardan ok yksekti(40)

Dolaysyla, egemen snf yapsn ve bu yapnn sanayileme karsndaki


tavrn bir yana brakp, "olumsuzluu" sadece Lozan'da kabullenilen kstlama-
lara balamak yeterli olmaz. Zaten Lozan Antlamas, alm satm "devlet teke-
li"ne braklan mallar iin tarife hakk tanyordu. Bir baka nemli sorun da,
1929'da yrrle konulan yeni tarifenin gerek anlamda koruyucu bir tarife
olup olmadyla ilgilidir. Trkiye'de sanayinin gelimilik dzeyi veri iken, sa-
dece gmrk tarifeleri yoluyla bir korumann yeterli olmas da beklenemezdi.
"Trkiye ile Avrupa lkeleri ve ABD'nin snai gelime dzeylerindeki fark
ylesine byktr ki, hibir gmrk engeli yabanc mllarn gl rekabetini
duymaya devam eden Trk sanayiini gvenilir biimde koruyamyordu."(41)
ithal edilen mallardan, ithal fiyatlar zerinde, % 25 ile % 100 oranlarnda
gmrk vergisi alnmasna ilikin yasa 1 Haziran 1929'da yaynlanm ve 1
Ekim 1929'da yrrle girmitir. "Ticaret sermayesi 4 aylk arada byk
speklatif ithalatlarda bulunmutur! "(42)
"Ticari sermayenin, artk deer retimine katlmamakla birlikte, ortalama bir kr
haddi oluumuna katld gr kabul edildiinde, bu ortalama kr haddinin,
ticari sermayeye den kr pay orannnda azalacan, yani yeni sanayi sermay-
esi kr orannn deceini de kabul etmek gerekir.
"O halde ticari sermaye sanayi sermayesine oranla ne kadar bykse, snai ser-
mayenin kr hadleri de o kadar kk olacaktr. Tabii bunun tersi de aynen geer-
li, yani ticari sermaye sanayi sermayesine oranla ne kadar kkse, sanayi ser-
mayesinin kr oran o kadar byk olacaktr. "(43)

Gerekten, sanayi kl tketim mallarnda i tketimin en byk ksmm


sanayilemi lkelerden ithal yoluyla karlanan bir lkede.ticaret sermayesinin
karlarnn sanayileme politikasyla uyumas beklenemez. Sz konusu malla-
nn yurt iinde retilmesi (ithal ikmesi), ithalattan byk kr salayan kesimin
kr olanaklarn ortadan kaldrr. 1923-1930 aralnda, pamuklu dokuma, pa-
muk iplii ve ynl dokuma ithalat, toplam ithalatn % 38'ini oluturuyordu.

"thalat balantlar iin byk bir sermaye yatrm yapmayan ve finansman iin
byk lde yabanc kaynakl kredi kullanan ithalat tccarlarn Trkiye'de pa-

133
naklanyordu. Bu dnemde azgelimi lkelere ynelen yabanc sermaye akn-
daki gerileme genel bir durumdur.

Yine de sz konusu dnemde zel kesimde belirli bir canlanma mevcuttu.


1921-27 yllar arasnda sanayi kurulularnda % 30'luk bir art olmutur. Bu-
nun byk blm zel kesimde gereklemitir. Ayn dnemde cretli ii sa-
ysnda da % 60'lk bir art olmutur.

Ne ki, rejimin Bonapartist bir nitelik tamas, brokratlara byk olanaklar


salamaktayd. Brokratlar, ayrcalkl konumlarndan yararlanarak, bir yandan
Bonapartist diktatrln "sekin st dzey ynetici kadrosunu" olutururken,
bir yardan da "zel giriimler yoluyla" lke kalknmasna "byk katk"larda
bulunuyorlard. Oluturulan irketlerde brokratlarla tccarlarn ittifaknn so-
mut rneklerini grmek mmkndr. Bunlardan biri "Trkiye Milli thalat ve
hracat Anonim irketi"dir. Bu irketin kurucular arasnda 54 milletvekiliyle 37
de tccar vard. 1 ve 9 Temmuz 1923 tarihli gazetelerde kan ilanlarda irketin
teki ortaklar hakknda da bilgiler yer alyordu: "irketimizin kurucular ieri-
sinde 115 deil, daha fazla mebus vardr. Fakat, hepsi de irketlerden rkm
olan halkmza rehber olabilmek gayesiyle itiraki kabul etmilerdir. Hissedarla-
rmzn byk bir ksm kahraman ordumuzun binba ve daha yksek rtbeli
subaylarndan ibarettir." "Dnya pazarlarnda artk, ancak Trk tccar ve komis-
yoncusu i grecektir. Hele hkmetin desteini elde etmi byle bir irketin
baar kazanmas, daha olaan grlmektedir." 1931 ile 1940 arasnda kurulan
(ve 1968'de varlklarn hl srdren) irketlerin % 74.2'sinin kurucusu brok-
ratlard.(48)

Asalak burjuvazinin "devrimcilii"ni" yukardaki rnek kukuya yer olmaya-


cak biimde ortaya koyuyor. Ayrca ilanda, irketin kurulu nedeninin, "Rum ve
Ermenilerin" yerini almak olarak aklanm olmas da, batan beri ileri srlen
grleri dorular niteliktedir. Bylece "vatan kurtarma misyonu", "ekonomiyi
kurtarma misyonu"na dnyor. Bunu da, "irketlerden rkm olan" halkmza
rnek olarak gerekletiriyorlar. En byk rnekler de en yksek rtbeliler
arasndan kyor... rnek olmak iin biraz acele davrandklar da biliniyor.
"Halkmza rnek olmak iin" Byk Taarruz'u bile beklemiyorlar. 25 Temmuz
1922'de irketin kurulma almalar balatlyor. Daha Yunan ordusu lkeden
atlmadan rnek olmaya balyorlar. "Kuvayi Milliye Ruhu", bu sefer ekonomi
alanna arlyor!

Btn bu "rnek giriimlere" ramen, 1929'a kadarki dnemde burjuvazi


dikkate deer bir varlk gsteremiyor. "Yasalara saygl olmak kouluyla" gel-
mesi beklenen yabanc sermaye de beklenen lde gelmiyor. 1920'li yllann
sonuna gelindiinde; balangtaki sermaye birikim dzeyinin dkl, alt-
yapnn yetersizlii, beklenenin altnda yabanc sermaye girii, daha nemlisi
kolay kazan yollarnn varl gibi nedenlerden tr, izlenen "liberal iktisat
politikas"nn zmszl kendim ak bir biimde gstermekteydi.

136
1929 Byk Dnya Ekonomik Krizi'nin ortaya kmas emperyalizmle ku-
rulmu olan dengeyi de sarsmtr. Bu "ar retim krizi", zaten yapsal bunalm
nedeniyle olduka zayflam olan balan daha da zayflatmtr. Klasik bir "ih-
racat ekonomisi" nitelii tayan Trkiye ekonomisi ciddi bir bunalmn eiine
gelmitir. Krizin ekonomide yaratt ok etkisi o zamana kadar uygulanan
ekonomi politikalarm da tartlr hale getirmitir. Bylece, "devletilik" olarak
bilinen politikalarla ilkel sermaye birikimi srdrlecekti...

137
9. BLM

BONAPARTST REJM ve SERMAYE BRKM

"..Memleketimizde birok
milyonerin, hatta milyarderlerin
yetimesine alacaz."

Mustafa Kemal

Mustafa Kemal'in, yukardaki szleri syledii 1923 ylndan bu yana yakla-


k eyrek yzyla yalan bir zaman geti ve bu zaman zarfnda birok milyo-
nerler ve milyarderler yetitirildi. Eitsizlii srekli retip derinletiren bir top-
lumsal dzende, daha ok yoksul da "yetitirilmek" durumundayd.

Ne ki, Mustafa Kemal, "milyoner, hatta milyarder yetitirme" iine kendin-


den balad. Bylece soruna verdii nemi kendi kiisel yaamyla gstermi
oluyordu. Nedense Mustafa Kemal'in bu yan pek bilinmez. lkokuldan niver-
siteye kadar renciler, "ilke ve inklaplarn" renmekten onun ne denli yetkin
bir "i adam" olduunu renmeye vakit bulamyorlar... Sadi Borak Bilinme-
yen Ynleriyle Atatrk(1) adl eserinde Mustafa Kemal'in servetinin bir
dkmn veriyor. Buna gre; yzbin dnmden fazla arazi (ba, bahe, fi-
danlk, ayr, yoncalk, orman vb. dahil), bir bira fabrikas, bir malt fabrikas,
buz fabrikas, soda ve gazoz fabrikas, deri fabrikas, ziraat aletleri ve demir fab-
rikas, yourt imalathaneleri, arap imalathanesi, deirmenler, bir eltik fabri-
kasnn % 40 hissesi, mandralar, 13.100 ba koyun, 443 ba sr, (eitli rklar-
da) 69 at, 2450 tavuk, 16 traktr, 13 bier ve harman makinesi ve ziraat aletleri,
bir adet deniz motoru, 5 kamyon ve kamyonet (iftliklerde kullanlan), iki binek
otomobil, 19 adet yk arabas vb...

Grld gibi, Mustafa Kemal'in kendisi de Osmanl st dzey brokratla-


rnn "i adam" olmaya ne kadar yatkn olduklarn kantlyor. Bir bakma st
dzey sivil-militer "Batc Osmanl brokratlar", bir eit "kurtarc rant" elde
ediyorlard. Bu ranttan mahrum kalan, ya da az rant elde eden "kskn brokrat-
lar", resmi ideoloji reticileri tarafndan brokrasinin "devrimci kanad" sayl-
mlard(!) Doan Avcolu brokrasiyi, "bir kanad tutucu, bir kanad devrim-
ci"(2) olmak zere ikiye ayryor!..

Y.K. Karaosmanolu, vatan kurtarclarn devleti nasl soyduklarm anlatr-


ken unlar yazyor:

"(...) O sralarda bence bu hadiselerin en nemlisini tekil eden dnk Milli

139
Mcadeleciler ve o gnk devrimciler kadrosunun bir kazan ve menfaat irketi
karakterini tamaya balamasyd. Bunlardan kimi arsa speklasyonlar, kimi
idare meclisi azalklar, kimi taahht ileri, kimi de trl trl ekillerde komis-
yonculuklar peine dm bulunuyordu. Garp Cephesi Kumandam iken, yolsuz-
luklarndan phelendii bir levazm reisini herkesin gz nnde nasl hala-
dn kulaklarmla iittiim smet Paa'nn, temeli fazilet ve feragate dayanmas
lazm gelen bir devrim rejimini daha ilk gnlerinden itibaren soysuzlatrma teh-
likesi gsteren bu hal karsnda belli bal bir tepkide bulunmamas ve benim bu
husustaki baz yaknmalarm, hi cevaplandrmadan mphem bir glmsemeyle
dinleyii beni hayretten hayrete dryordu." (3)

Karaosmanolu'nun hayrete dmesi gerekmiyordu... Garp Cephesi Kuman-


dan'nn emrindeki bir subaya sz geirmesiyle Milli Mcadele'nin yiyicilerine
sz geirememesi farkl eylerdir. Karaosmanolu bir de "devrim" kavramyla
ilgili yanlgya dyor. Emeki halk kielerinin katlmad bir hareketin dev-
rim saylmayacan bilmiyor... Zaten devleti soyma o gnlere zg bir ey de
deildir. "Devlet soyma" eskiden beri bir gelenektir ve sreklilik arzediyor. (4)

Burada, (stelik emperyalizm anda), "brokratn devrimcilii" sorununu


tartmaya gerek yok. Tarihsel olarak bir imparatorluu ke gtren, en azn-
dan k srecinde etkin olan brokrasinin birdenbire "devrimci" olmas eya-
nn tabiatna ters den bir eydir. i brokrasisi de dahil, brokrasinin her e-
idi, toplum iindeki konumu ve ilevi gerei daima status guo'nun
korunmasndan yanadr. Ne ki, emperyalizm anda ilerici bir rol oynama ans
olmayan sadece brokrasi deildir. Ticaret burjuvazisi de ilerici bir rol oynaya-
mazd. Kemalist brokrasinin bir kanad (kendi paylarna deni de almak kou-
luyla), suyun bana geerek, suyu asalak snflara (tacirler ve toprak aalar)
doru evirdiklerinde, harikalar yaratmakta olduklar efsanesini yaymay da ih-
mal etmediler...

Daha nce deindiimiz gibi, yaplmak istenen; aznlk tccarn (Rum, Er-
meni) el koyduu toplumsal art, Mslman-Trk unsurlara kaydrmakt. By-
lece sorunlarn zlecei varsaylyordu. Tacir ve aalar iin bir yanlsama sz
konusu deildi. Onlar, neyin neden yapldm ok iyi biliyorlard. Brokrasi de
dahil, iktidar blokunu oluturan snflarn hibiri tarihsel olarak "ilerici" bir rol
oynayacak durumda deillerdi. Hepsinin ortak kaygs, tehlikeye den karla-
rnn gvence altna alnmas ve smr olanaklarnn derinletirilip eitlendi-
rilmesiydi...

te yandan, Trkiye'nin emperyalist sistem iinde igal ettii yer gz nne


alndnda, ticaret sermayesinin "milliyeti"nin de nemi yoktur. Tccarn nfus
czdannn deimesi sanld kadar nemli deildir. Zaten sz konusu dnem-
de sk sk nfus czdan deiiklikleri de yaplmtr. Aznlk tacirler Trk ta-
biiyetine girerek, Trklerden ortaklar bulup destekler salayarak, "Mslman-
Trk" olmamann dezavantajn byk lde ortadan kaldrmlardr. Milli
Mcadele dnda kalan tccarn birden "ar milliyeti" kesilmesi Meclis'te

140
eletiriye urar. Ktahya Mebusu Besim Atalay unlar sylyor:

"Arkadalar, memlekette yolsuzluklar yapldndan sz ediyorsunuz. Bu mem-


leketin kurtarlmas ve bugn yapld sylenen yolsuzluk Hoca Sadi'nin nl
kuzu hikyesini andrd. Kurdun elinden kuzuyu kapt kurtard, fakat kendi kesti,
kendi yedi. Arkadalar, yldr u Milli Mcadele srasnda kadnlara cephane
mi tatmadk, tuzdan, hatta undan bile vergi mi almadk? Kadnlar bile ehit mi
vermedik? Gaziler topraklarna masumlar m gmmedik? Sonu ne oldu? Mca-
dele ile hi, ama zerre kadar hi ilgisi olmayanlar, bu memlekete doldu... Sanki
yaptklarmz, kurtardmz memleketi, bunlara peke ekmiiz, gidin grn ar-
kadalar, u zmir'e bir gidin... Sokaklar dolduran eit eit 'yurtsever' tccarlar
bir grn..."(5)

Ticaret sermayesi emperyalist bloka kaynak transferi ilevine koulmu ol-


duu srece, bu ilevi gerekletirenin hangi dine mensup olduu sanldndan
daha az nemlidir. Nora eni'nin yazd gibi: "(...) Osmanllar gibi Trkiye'yi
de darya balamadaki baat roln ticari sermaye tarafndan oynanaca tart-
lmam, yalnzca bu ticari sermayenin dayana i toplumsal tabakann
Mslman olmasna karar verilmitir."(6) 1912-1915 sanayi saym sonularna
gre, sanayideki sermayenin ancak % 15'i Trk unsurun elindeydi. % 50'si
Rumlarn, % 20'si de Ermeniler'in kontrolndeydi. Yahudiler'in pay % 5, ya-
banclarn pay ise % 10'dur.(7)
Milli Mcadele'nin bandan beri oluan aa, ayan-eraf, Anadolu tccar ve
brokrasi ittifakna atekesin hemen ardndan stanbul'daki Mslman tccarn
da katlmasyla, egemen snf bloku yerini alm oluyordu. Mustafa Kemal'in
Bonapartizmi altnda sermaye birikiminin nasl gerekletirilmek istendiini tar-
tmaya girmeden nce, egemen snflar blokunun nitelii zerinde durmak ge-
rekiyor. Doas gerei bu "gerici ittifak", hangi tarihsel ileve koulmutu?

Melez Bir Snf ttifak

Osmanl sosyal formasyonu, geliip yaylan kapitalizmin etki alanna girince


toplumsal yap nemli lde deimi, "biimsizlemi"ti. Ekonomi bir taraf-
tan Bat karlar dorultusunda "biimlenirken", yine de kendine zg pre-
kapitalist "formlar" korumaktayd. mparatorluun "st-yap kurumlar"yla,
yeni oluan ekonomik yaplar ve ilikiler arasnda bir uyumsuzluk sz konusuy-
du. Milli Mcadele sonrasnda kurulan Cumhuriyet'in "temel misyonu" bu "iki-
lii" ortadan kaldrmakt. Kemalist hareket, Bat kapitalizminin gelimesine
ayak ba olan pre-kapitalist hukuki yaplan ve formlar ortadan kaldrmay
amalamt. Bylesi bir durumda ancak emperyalizmle btnleme sreci hz-
lanabilirdi. Baka trl sylemek istersek, azgelimilik sreci ivme kazanacak-
t. Azgelimi bir lkenin emperyalizme bamll ve bu bamlln biimi
deiik "arlklar" alabilir. Baml lkedeki egemen snf ittifakknn nitelii

141
bu "arl" belirler... Elbete lkenin siyasal zerkliinin derecesi de nemsiz
deildir. Ayn ekilde, emperyalist bloktaki "zel durumlar" da bamlln
biim ve younluu zerinde etkili olabilir. Kapitalist retim tarznn yapsal
kriz dnemlerinde (uzun dalgann ikinci aamas), emperyalistleraras sava du-
rumunda vb. azgelimi lkenin "bamllk katsays" da azalr. Her zel du-
rumda emperyalist blokla kurulan denge de deiebilir. Belirli aralklarda
baml lkenin "zerklik katsays", en azndan geici bir dnem iin de olsa
ykselebilir.

Cumhuriyetin kurulduu dnem kapitalizmin yapsal kriz dnemine rastla-


mt. stelik 1929 krizi gibi kapitalist retim tarzm temelinden sarsan en
byk "ar retim" (veya eksik tketim) krizi de o dneme rastlamt. Bu da
lkenin emperyalizm tarafndan artlandrlmasn zayflatmt. Bu durumun ya-
ratt "geveme" ve "ilikilerinin zayflamas" ynetimin "anti-emperyalistli-
ine" ve "devrimciliine" yorulmutur!

1920'li yllarda Trkiye'de geerli retim ilikileri melez bir nitelik tayor-
du. Iie gemi deiik "retim ilikileri"nin varl, egemen snf yapsn ve
devletin yapn da doal olarak biimlendiriyordu. Bir kere, lke nfusunun
ezici ounluu kapitalist retim ilikilerinin "dnda" ya da sz konusu sek-
trle snrl ilikiler iindeydi. Bitlis, Mu, Erzincan illerindeki duruma ilikin
raporda, buralarda retilen budayn % 80'inin yerinde tketildii bilinmekte-
dir. Kyl, ancak kendi gereksinmelerini salar. Pazara srlen mallarn oram
% 2'yi gemez. orap, amar, hatta kundura ve elbise gibi maddelerin genelli-
kle aile yeleri tarafndan yapld grlr. Hayvanclk blgelerinde de durum
ayndr. Kylnn pazar ile ba snrldr. Birok durumda al veri para ile
deil, mal ile yaplmaktadr. rnein, kasabada alan zanaat, maln ky-
lyle nakit karl deil, tarmsal mallar karl deiiyordu.(8) Buna karlk,
lkenin baz Bat blgelerinde kapitalist ilikiler geerliydi. Byk toprak sahi-
pleri tipik "tarm kapitalisti" zelliklerine deil, daha ok "pre-kapitalist" zel-
liklere sahiptirler.

Savalar, hastalklar, ekiyalk, ar vergiler, aznlklara ynelik "etkisizle-


tirme siyaseti", nfus mbadelesi vb. gibi nedenlerle, retici gler nemli l-
de tahrip edilmi durumdayd. Tarmsal artn en byk blm "pre-
kapitalist" retim ilikileri sonucu ortaya kyordu. Ticaret burjuvazisi arac-
lyla pazarlanan (ihra edilen) rnlerin nemli bir blm kapitalist retim
ilikileri dndaki sektrde ortaya kyordu. Bu nedenle, bir sosyal formasyo-
nun ya da bir blgenin kapitalist retim ilikilerinin etkisi altna girmesiyle, ora-
larda kapitalizmin gelimesini birbirinden ayrmak gerekiyor. (9)

Dier yandan, Osmanl mparatorluu'nun siyasal bamszln "yitirmeyi-


i"nin de bir sonucu olarak, emperyalizmle btnlemenin ald "zgl biim"
d pazarlara ynelik latinfundia tipi byk tarm iletmeleri (ve tarm kapita-
listleri) ve bu rnlerin pazarlaycs gl bi ihracatlar "grubu" da olumam-
t. Bu yzden bizde Latin Amerika'dakine benzer bir "klasik oligari" hibir za-

142
man var olmamtr. Ayn dnemde Latin Amerika'da geerli snf ittifakndan
(byk toprak kapitalistleri, ihracatlar, ksmen de ihtalatlardan oluan) fark-
lyd. ounlukla pre-kapitalist retim ilikilerini yanstan egemen snf ittifak,
"melez" bir nitelik tayordu.

Erzurum Kongresi'nden beri oluagelen, daha sonraki dnemde de pekien


snf ittifak, tipik kapitalist ekonomideki sanayi, ticaret, finans ve toprak kapita-
listleri yerine, aalardan, tefeci, tccardan, Osmanl subay ve paalarndan,
hoca, mft ve eyhlerden ve bir ksm "serbest meslek" erbabndan oluuyordu.
Gerek anlamda bir sanayi burjuvazisi olmad gibi, kendi tarihi gemii olan
bir ticaret burjuvazisi bile mevcut deildi. Bu ifadeden, tarihi gemii olan
"tefeci -bezirgan" sermayesinin de bulunmad anlam karlmamaldr. Pre-
kapitalist alanda faaliyet gsteren ve yzlerce yllk bir tefeci-bezirgan sermaye
elbette vard. Bu sermayenin varl sanayi sermayesinin glenmesine nemli
bir engel oluturur. Mslman-Trk tccar, Rum ve Ermeni tccarlardan boa-
lan yere adayd ama, ii de onlardan renmek gibi bir amaz vard. Bu konuya
ilikin olarak A. F. Mller unlar yazyor: "Mamafi Kemalistler, gericilerin
siyasal muhalefetim krmakla birlikte, kompradorlara ciddi ekonomik bamllk
iinde kaldlar. Ulusal sava bitince Anadolu tccar ilk nce d ticareti ren-
meye alt. Halbuki ilerinde stanbul burjuvazisi ok gl idi. Bat ile eski
balantlar, ticaret tecrbesi ve birikmi tecrbesi vard. Yaplanlarn hepsi,
kompradorlar atan ve d dnya ile ilikilerde onlarn yerini alan Anadolu burju-
vazisinin, sosyal ilikilerde onlarla uyumasna ve politik olarak onlara yakla-
masna yarad." (10) Verili tarihsel-toplumsal ve ekonomik ortam yerli burjuvaziyi
ortakla zorluyordu. "Trk burjuvazisinin, yabanc sermayeye kar
savam, sonuna dein varan bir sreklilikte olmamtr. nk rakiplerin kar-
lar ylesine iie gemiti ki, ulusal burjuvazi, yabanc sermayeyi btnyle tas-
fiye etmeyi deil, ancak onun faaliyetini snrlamay ama edinmiti. Bu nedenle
burjuvazi bir yandan yabanc tekellere kar savan verirken, bir yandan da baz
yabanc irketleri zendiren Trkiye'ye sermaye yatrmaya armtr." (11)

retim ilikilerinin bu "melez" nitelii, melez bir snf ittifak yaratmt.


Melez snf ittifak da "melez bir siyasi egemenlik" biimine neden olmutur.
Kurulan yeni devlet; giderek ideolojik st-yap kurumlar bakmndan (ve olu-
turulan yeni kurumlar) burjuva olsa da, byk lde pre-kapitalist, yan-
kapitalist, kapitalist toprak aalan, bir ksm yan-eraf, eyhler, sivil-militer
brokrasinin st dzeylerinde yer alanlar, Anadolu tccar ve byk liman kent-
lerinin (zmir-lstanbul vb.) komprador burjuvazisinden oluan bir "egemen sn-
flar bloku" olumutu. Byle melez bir snf ittifaknn varl, devletin biim-
leniini ve deiik kesimlerin devletle ilikilerini de belirleyecekti. ktidar blo-
kunda sanayiciler bir varlk gsteremedii gibi, mali sermaye de emperyalist-
lerin finans kurulular niteliindeki yabanc bankalarn denetimindeydi.

Egemen snflar blokunu oluturan unsurlar iinde byk toprak sahipleri, si-
vil-militer st dzeydeki yneticiler ve ticaret burjuvazisi belirleyici durumday-
d. Her ne kadar ticaret burjuvazisi zayf olsa da, tarihsel ortam ve emperyalizm-

143
le oluan "yeni eklemlenmenin" biimi, onun karlarnn gerekletirilmesi
ynndeydi. Her zaman bir egemen snf fraksiyonunun siyasal etkinlii, mutlaka
onun ekonomik gcnn bir yansmas olmayabilir. te yandan, egemen snflar
blokunu oluturan eitli fraksiyonlarn arlklar farkl dnemlerde deiik
olabilir. leriki sayfalarda grlecei gibi, ekonomik kriz koullarnda toprak
aalarnn arl artarken, kinci Sava'tan sonra ticaret burjuvazisi n plana
kmtr.

"Brokrasi", 1923'ten kinci Sava sonrasna kadar, arl deiik dnem-


lerde farkl olsa da, iktidar blokunun nemli bir fraksiyonunu oluturmutu.
Brokrasinin ittifak iinde olduka uzun bir sre yer almasnda "d kon-
jonktrn ve egemen smflarn dier kesimlerinin zayf oluunun rol
byktr. "Olumsuz" uluslararas konjonktr ticaret kesiminin emperyalizmle
"eklemlenme" srecini hem yavalatm, hem de geciktirmiti. Bu durum bir
sre ittifakn "ie dnk" nitelik kazanmasna neden olmutur.

ounlukla "yerel burjuvazi" kavram yerine "milli burjuvazi" kavram kul-


lanlr. Aslnda bu yanltr. Bir burjuvazinin yerellii, onun "milliliinin" gven-
cesi olamaz. Milli burjuvazi, karlar yabanc (emperyalist) burjuvazilerle eli-
en bir burjuvazidir. Burjuvazi (daha genel olarak mlk sahibi snflarn bir
blm) yabanc burjuvaziler karsnda kendi snfsal karlarn sonuna kadar
koruduu zaman "milli burjuvazi" saylabilir. Doal olarak bu durum ona zorun-
lu bir tarihsel misyon da ykler. Trkiye'de byle bir misyonu stlenecek snf
ya da snflar mevcut deildi. Devlet otoritesine dayanarak Rum ve Ermenilerden
ve bir ksm Lvantenden boalan yere aday bir ticaret sermayesi bulunuyordu.
Zaten emperyalizm anda "ulusal burjuvazi"nin oluma ve varlk gsterme d-
nemi kapanmt. phesiz bylesi bir olaslk (milli, burjuvazinin olumas)
XIX. yzyln ikinci yarsnda henz ortadan kalkmamt. Ne var ki, Osmanl
Devleti'nin yaps ve siyasal iktidarn nitelii, devletin kapitalizmin "ebesi" olma
ilevine ve byle bir rol oynamasna imkn vermemitir. Emperyalizm anda
burjuva temel zerinde kalarak, emperyalizmle balar koparmadan, "bamsz
bir sanayileme", "kapitalistleme" srecini balatp srdrmek zaman oktan
gemiti. Bonapartist rejimin ilevi, yeni smrgecilik dneminde yerel burjuvazi
ile emperyalizmin ibirlii ortamnn yaratlmas olacakt...

pazarn oluturulmas, temel baz alt-yap yatrmlarnn gereklemesi,


ulam sorunun belirli snrlar dahilinde "zm" ticaret burjuvazisinin bata
gelen talepleri arasndayd. Ayn ekilde, emeki snflarn bask altnda tutul-
mas yerli burjuvaziye "palazlanma" olanaklarn yaratt.

144
Kriz ve Sava Yllar

1929 Byk Dnya Ekonomik Krizi'nin ortaya kard olumsuz tablo, dev-
letin ekonomiye daha ok mdahale etmesini gerektiriyordu. Liberal topyann
ne anlama geldii bir defa daha ortaya kmt... Krizin ortaya kard yeni
durum, "suyun bandakiler"e yeni grevler yklyordu. Youn devlet mdahal-
esiyle iki ey amalanmaktayd: Birincisi, krizin ekonomide yaratt "kopuk-
luu" gidermek; ikinci olarak da, Milli Mcadele yllarndan beri oluan hkim
snf ittifakm koruyup srdrmek. Elbette Bonapartist rejimin her uygulamas,
son tahlilde, salak snflarn tmnn karlarn gzeten nlemleri ieriyordu.
Kriz, Bonapart'n daha alaktan umasn ve daha ok kanat rpmasn gerekti-
riyordu...

Resmi ideoloji retip yaymay meslek edinenler, 1930'lu yllarda devletin


ekonomiye mdahalesinin younlamasnda pekok "kerametler" gryorlar.
Devlet mdahalesinin artmasn Kemalizm'in byk bir "buluu" sayyorlar.
Devletilik, Kemalizm'in "devrimci ilkelerinden biri" saylyor! Elbette burada,
Yalova'da elenmek iin yaplan sayfiye evini bile "Yalova Sefas nklab" di-
yecek kadar ileri gidenleri kasdetmiyoruz. Szn ettiimiz, "rafine ve bilimsel"
olanlardr. Kiiyi yceltmeyi marifet sayanlarn, Osmanl'daki "ilmiyye" snf-
nn bir karikatr olmalar kanlmazdr. Kriz ortamnda devlet mdahaleci-
liinin artmas, hemen tm lkeler iin geerli bir durumdu. "Devletilik", Kem-
alizmin bir orijinallii deildi.

Niyazi Berkes; "Bu yzden Kemalizm'in nc ynnn (devletilik, F.


B.) ele alnnda belli bir ekonomik doktrin, ona dayanan belli bir siyasal ideo-
loji rol oynamamtr. O zamanlar Kemalizm'i bir ideoloji olarak grme abalan
yoktu. Genel olarak ideolojilere kar bir rkeklik ya da ilgisizlik vard. Baz
ideolojik eilimler baar kazanamad. Kemalizm'in bilinen ideolojilerden farkl,
ayr bir ideoloji ya da onlardan birine benzer bir ideoloji olduu fikirleri son-
radan dodu. rnein Serbest Frka onu liberalizm olarak tantmaa kalkt.
kne yakn yllarda Halk Partisi iin de onu faizme benzetmeye alanlar
oldu. Bugn de onu sosyalizme benzetenler ya da sosyalizm olduunu, snfsz
bir toplum dzem gerekletirmek istediini syleyenler oluyor.

Gerek udur ki, Kemalizm bir ideoloji deil, tarihsel bir olay ve o olay ze-
rinde bir grtr. ki yzyldan beri balayan modernleme akmnn doru yo-
lunu bulmas, ona ynelmesidir"(12) diyor.

Mollier'in eserindeki Moniseur Jourdain'in, konutuunun nesir olduunu


bilmemesi sylediklerinin niteliini deitirmedii gibi, Kemalizm'e orijinallik
yaktrmalar da gerei deitiremezdi. Zaten Kemalizmin bir ideoloji olma-
dm sylemek, "tarihsel bir olay zerinde bir gr" olmakla eliiyor. "deo-
lojiler, ekonomik temel ilikileri gzden saklamaya altklar zaman bile yine
o ilikileri dile getirirler." N. Berkes Kemalizmin bir ideoloji olmadm sy-
lerken, tarihsel ilevi kapitalizmi gelitirmek olan Cumhuriyet brokrasisinin
ideolojisini yanstyor.

145
Aslnda "devletilik" denilen politikalar, sermaye birikimini (burjuvazi yeti-
tirme sreci) salamaya ynelik stratejinin dnya ekonomik krizi koullarnda al-
d biimdi. Mustafa Kemal de devletilii, "kiilerin zel teebbslerini esas say-
mak, fakat byk bir milletin ve geni memleketin btn ihtiyalarn ve birok
eylerin yaplmad lke ekonomisini devletin eline almak olarak anlyor."(13)

Dnya Ekonomik Krizi'nin balang yl olan 1929'da Trkiye ekonomisi ti-


pik bir ihracat ekonomisi grnmn koruyordu. hracat ekonomileri, olumlu
ya da olumsuz uluslararas konjonktrden dorudan etkilenirler. Ekonomideki
sarsnt, hem mlk sahibi snflarla emekiler, hem de mlk sahibi snflar aras
dengeleri dorudan etkiler. hracatta nemli bir azalma sadece ihracatlarn
deil, toprak zenginlerinin gelirlerini de azaltr. sizlii artrr. thalat, dolay-
syla (ithalat vergilerini de azaltarak) bte gelirlerini de azaltr... Btn bunla-
rn sonucunda, kurulu dengeler sarslr, sosyal patlamalara uygun bir ortam da
oluabilir vb... Elbette dardaki krizin etkisinin younluu, sz konusu eko-
nominin emperyalist dnya sistemiyle entegrasyon dzeyiyle de yakndan ilgili-
dir. te yandan, "gelimi" bir ihracat ekonomisi sz konusu ise, bu durum kriz-
den k iin elverili koullarn varl anlamna da gelir. Byk ihracat
gelirleri salayan bir azgelimi lke, gelimi bir alt-yap oluturabilmi ve s-
nrl da olsa bir i pazara sahipse, mevcut potansiyeli "ithal ikameci" bir sanayi-
leme ynnde seferber ederek, krizin olumsuz etkisini dnleyebilir. Baz Latin
Amerika lkeleri (Brezilya, Arjantin, ili vb.) bu duruma rnektir.

Emperyalist lkelerle geri kalm lkeler arasndaki smr, bamllk ve


artlandrma ilikileri zayfladnda, geri kalm lkelerde "bamsz" gelime
eilimleri kuvvetleniyor. Ne ki, retim ilikileri, gelir dalm, tketim kalb
vs. ayn kald iin, emperyalizmin krizi atlatmasyla ilikiler yeniden kurulu-
yor ve "grece bamsz" gelime sreci de bylece son buluyor. Trkiye'de
1930Tu yllarda ilk sanayi planyla, devlet nclnde ithal ikameci bir sana-
yilemenin balatlmas bu btnlk iinde anlalmaldr. (14)

Trkiye, ihracat ekonomileri arasnda "orta yerde" bir konumda bulunuyor-


du. Yine de devletin youn mdahalesi olmadan ekonomide ortaya kan ko-
pukluu gidermek ve hkim snflar blokundaki srtmeleri dengelemek
mmkn olmazd.

Tarm rnleri ve madenler dnda, baka bir ihracat kalemi olmayan


Trkiye'yi dnya krizi nemli lde sarsmt. 1929 ylna gelindiinde, d ti-
caret a daha da artmt. hracattaki ani d, ithalatda da ani bir de
neden oldu. Trkiye'nin ihracat 1928'de 173 milyon dolardan, 1931'de 127
milyon dolara geriledi. Srasyla; ayn yllarda ithalatta 223 milyon dolardan,
126 milyon dolara dt. Tarmsal rnler ihracat deerinde yaklak yar yarya
d sz konusuydu. thalattan alnan vergi 1928'de 77.9 milyon TL.'den,
1931'de 54.1 milyon TL.'ye geriledi. 1930 ve 1931 yllarndan balayarak de-
meler dengesinde grlen fazlalk, dorudan ithalatn kslmasyla ilgiliy-
di.Trkiye, miktar olarak ihracatn artrd halde, ihracat gelirlerindeki d

146
dnya fiyatlarndaki ar gerilemenin sonucuydu. 1928'de 626.682 tonluk ihra-
catla 750.482 tonluk ithalat yapld halde, 1931 ylnda 883.221 tonluk ihracat
karlnda sadece 496.609 tonluk ithalat yaplabilmitir.

Zaten derin bir yoksulluk iinde yaayan kitlelerin yaam koullan, krizin et-
kisiyle daha da ktleti. "Dnya ekonomik bunalm baladnda Trkiye ger-
ekten bir kmazda gibiydi. Kalknmak deil, gnlk geimini salayacak du-
ruma gelmemiti. Yaplp bitirilen 'Atatrk Devrimleri' geni halk ynlarnn
geim dzeyinde en kk bir dzelme ve ykselme salamamt."(15)

Trkiye gibi azgelimi bir lkede bunalmdan kmak iin trl "zm"
sz konusu olabilirdi:
-Ticaret burjuvazisinin ithal ikmesi salayacak sanayi mallan (daha ok
tketim amal) retimine ynelmesi;
-Yabanc sermayenin a kapatmas;
-Devletin dorudan mdahale ederek ekonomideki olumsuz gidii tersine e-
virmesi.

Sonuncu seenein geerli olduu durumda, Bonapartist rejim, sadece poli-


tik deil, ekonomik planda da mlk sahibi snflarn nne gemi olur. Elbette
bu "ne gei", bir ilke sorunu deil, konjnktrel nitelik tayan bir "yer de-
itirme" ya da zorunluluktur! Trkiye'de ticaret burjuvazisinin gszl, alt-
yaplar ve "dsal ekonomiler" asndan elverili olmayan durum, ticaret burju-
vazisini byle bir misyonu omuzlamasna imkn vermiyordu. Ticaret burjuvazi-
si, sermayesini sanayiye kaydrarak bir ithal ikmesi salayacak gce sahip de-
ildi. Emperyalist lkelerin irketleriyle ortaklklar kurmak ya da onlarn
lkedeki "pazarlaycs" olmak, speklasyon ve karaborsaya ynelmek hem kr-
l, hem de risk unsurunu pek iermiyen faaliyetlerdi. Ticaret sermayesi iin ko-
lay kazan kaplan sonuna kadar akt... ktidar partisinin nde gelen adamla-
nndan Recep Peker bile sermayenin bu "asalak" niteliinden rahatszd:

"Ezici ve gayr'i meru, istismarc sermaye'nin dmanyz. Muharebeler devrini


(stikll Harbini) takip eden senelerde birok mteebbisler az zamanda milyoner
olmak ihtirasyla hareket etmilerdir. Bu gayritabii teebbslerin birou yklm
olmakla beraber, normal ticaretin meru ve drst kr ile yetinme drstl av-
det etmemitir."(16)

kinci olasln gereklemesi, yani yabanc sermaye girii de beklenemezdi.


Zaten lkeye yabanc sermaye ekmeye ynelik giriimler sonu vermemiti.
Sermayenin en youn bunalm yaad bir ortamda bu, zaten zayf bir olaslk
olmaktan teye geemezdi. Yabanc sermaye girii olmakla birlikte, bu, beklene-
nin ok altndayd. "Trkiye Cumhuriyeti'nin 10. Yl" adl brornde; "lke-
mizde yabanc irketlerin faaliyeti ve kapital yatrm devaml bir ekilde arty-
or, bunun sebebi yabanc sermaye yatrmlarna cumhuriyet rejimi tarafndan
elverili artlarn yaratlmasdr"(17) deniyor. Yabanc sermayenin ithal ikmesi-

147
ni salamak amacyla azgelimi lkelerde yatrmlara ynelmesi iin 1950'li,
1960'l yllar beklemek gerekecekti....

Bu dnemde, yabanc irketlerden zarar edenleri, yksek fiyatlar denerek


"milliletirildi." Bylece yabanclar, kriz koullarnda iflastan kurtulmann yolu-
nu bulmulard.(18) Milliletirmelerle ilgili olarak Y. Kk unlar yazyor:
"Cumhuriyet rejimi, 1923-1933 yllar arasnda uzun yllar alm olmaktan
dolay nemli lde eskimi ve ciddi tamir ve yenileme isteyen 1667 kilomet-
relik demiryolunu kamulatrd. Kilometre bana, kamulatrma karl olarak,
95 bin Trk Liras dendi. Ayn Cumhuriyet rejimi 1923-1939 yllan arasnda
yeni olarak ina ettii demiryolunun kilometresini 115 bin Trk Liras'na mal
etti. Bu rakamlarn karlatrlmasndan, kamulatrma bedeli olarak ok yksek
bir deme yapld sonucunu karmak mmkn oluyor."(19)
te yandan kamulatrlan irketler, tekel nitelii tayan ve elektrik, su, hava
gaz, tnel vb. gibi hizmet reten kurululard. Milliletirilen 22 irketten 20'si ka-
muya ynelik hizmet reten irketlerdi. Bylece, bir taraftan zarar eden irketler
iflastan kurtarlrken, milliletirmeyle devlete gelir salama yolu da alarak bir
eit "devlet kapitalizmi" yntemleri devreye sokulmu oluyordu. Tekel nitelii
tayan irketler devlet denetimine gemiti. "Btn bu operasyonlar devlet ban-
kalar zerinden yaplmt. Daha sonralar Trkiye burjuvazisi, ok daha geni
apta devlet gelirinden istifade etmeye balayarak, zellikle devlet-
kapitalistleme operasyonlarna nem veriyordu, bu ekil ise devlet kapitalizminin
ekillerinden biridir. Bu maksatla iki banka kurulmutur: biri Smerbank, dieri
Eubank. Bunlarn grevi Trkiye'de etatist teebbslerin finansman idi."(20)

Rejimin Bonapartist karakteri, burjuvazinin gszl, ekonomik zorluklar


(ar devlet borlan, alt-yap yatrmlarn gerekletirme zorunluluu, millile-
tirilen yabanc irketlerin sadece devlet tarafndan satn alnmas gibi) nedeniyle,
devletin artan lde mdahalesi zorunluluk olarak kendini dayatyordu. Devlet,
ithalat ikme edecek sanayi alt-dallann kurarak, alt-yap yatrmlarna ynelerek
vb. krizi atlatmada nemli bir ilevi yerine getirdi. Bonapartist rejim bir yandan
ticaret ve sanayi "burjuvazisinin" karlarn gerekletirirken, toprak aalarm
da ihmal etmemek zorundayd. Egemen snflar blokunun en gl orta olan
toprak aalarnn karlarn dikkate almamak, rejimin tehlikeye girmesi, oluan
snf ittifaknn dalmas anlamna gelirdi. "Hkmet, tarmda devlet gir-
iimlerini rgtleyerek, gelimekte olan kapitalist ilikiler ile varlm
srdrmekte olan feodal kalntlar arasndaki elikinin keskinliini gidermeye
alyordu."(21)

Bu dnemde i ticaret hadleri tarm rnleri aleyhine bozularak, ie dnk


sanayileme iin elverili bir ortam yaratld. Budayn fiyatnn dk tutulma-
s, ekmek fiyatnn da dk olmasn salyordu. 1930'lu yllarda i ticaret had-
leri yaklak % 40 orannda tarmn aleyhine dnd. Bonapartist rejim altnda ser-
maye birikimi, tarmdan sanayiye kaynak transferi yoluyla gerekleiyordu.
Fakat i tketime dnk tekstil sanayiinin hammaddesi olan pamuun fiyat

148
1933'ten sonra ykseldi. Tarm rnlerini saptamada bir ayrm yaplarak, baz
kapitalist tarm iletmelerini dierlerinden daha fazla destekleme yoluna gidildi.
Celal Bayar bu konuda unlar yazyor:

"Yerli iptidai maddeler... Sanayi hareketlerinin tesiriyle kymetlenebilir. Sanayi


hareketlerimiz sayesindedir ki, mhim bir ksm mahsullerimizin fiyat buhran
dolaysyla ok dm olan ars ulusal fiyatlarn fevkine... kabilmitir... Sanay-
imizi kurmadan evvel... hariten... mallarmz dikte edilen fiyatlarla satmakta
idik. Fakat bir ksm iin sanayii memlekette kurduktan sonra, hari alclarna
kar fiyat nokta-i nazarndan bir rol oynamaya baladk. Pamuun da byledir.
Ynn de byledir... Demek oluyor ki, iptidai maddesi memlekette bol olarak ye-
tien herhangi bir sanayi kurulduu zaman ondan mstefit oluyor."(22)

Sanayi hammaddesi olan rnlerin desteklenmesi dnda, bu dnemde dev-


let, pazar iin retim yapan byk toprak sahiplerini de desteklemenin eitli
yntemlerini gelitirmitir. Traktr ithal eden byk, toprak sahiplerine hazine
yardm yaplmas (1930 ylnda denen tazminat 2 milyon yedi yz bin liray-
d), 1932'de karlan Buday Koruma Kanunu, 1938'de oluturulan Toprak
Mahsulleri Ofisi, 1932'de karlan Buday Koruma Kanunu'nda hkmete
saptanan fiyattan buday satn almakta Ziraat Bankas'nn grevlendirilmesi ve
bankann ylda 1 milyon lira zarar edebilecei ve bu zararn hazineden karlan-
masna ilikin hkm byk toprak sahiplerini desteklemeye ynelik nlemler-
dir. 1933 ylndan balayarak silo ve ambarlarn yaplmaya balanmas, 2466
sayl Buday Koruma Karl Kanunu, buday satabilen byk iftiler le-
hine gelitirilmi dzenlemelerdir.

Bu dnemde, bir yandan ticaret ve sanayi burjuvazisinin durumunu dzeltici


daha tutarl ilere giriilirken, bir yandan da iktidar blokunun nemli bir orta
olan byk toprak sahipleri desteklenmitir. Fakat btn bunlarn yaplabilmesi,
emeki snflarn ar smrlmesiyle "mmkn" olmutur. Bu dnemde emek-
i kitlelerin yknn daha da arlamas, Kemalist ideologlar tarafndan "halk-
lk" olarak gsteriliyor. Halk kitlelerinin ve ii snfnn smrlme katsays
ykseldike, Bonapartist diktatrln "halk" yan da gleniyor! Y. Kk,
Buday Koruma Karl Kanunu ile ilgili olarak unlar yazyor:

"Adndan da anlalaca gibi bu kanun buday korumann karln salamak


amacyla karlyor. Mant, gerekesinde yazld biimiyle, gayet basit Gere-
kede Trkiye'de ylda 3 milyon insann frndan ekmek alarak beslendii kabul
ediliyor. Bunlarn kii bana ylda 150 kilo ekmek yedikleri varsaylyor. Ekmek
bana bir kuruluk bir vergi ile ylda 4-5 milyon lira toplanaca dnlyor.
karlan Kanuna gre, un ve undan yaplm mamuller buday koruma karl
kanunu kapsam iine alnyor. Buday, deirmene getirilip tld zaman
kanun iliyor. Bir ahs kendi ihtiyac iin bile deirmende buday tt tak-
dirde vergi vermek zorunda. Verginin btn yk, tketiciye ait. Ekmek yiyen
bir avu mlk sahibi bir kenara atlacak olursa, buday koruma karl vergisi-
nin ykmlleri, ii ve emekiler oluyor. Bylece, ok dorudan bir biimde,

149
byk itfiyi korumann yk, ii ve emekilerin omuzlarna bindiriliyor.
Daha. sonraki yllarda, ayn uygulama vergiler ya da enflasyon yolu ile
srdrlyor."(3)

1930'lu yllarda ii snf zerindeki bask artyor. Basknn artmas


smrnn artmas sonucunu douruyor. Yoksul ve az toprakl kylnn duru-
mu ise, iinin durumundan daha iyi deildi. Kylnn sadece rn deil, top-
ra da para etmemeye balyor. rn elinden ucuza karan kk kyl, top-
ram da ticari sermayeye kaptrarak mlkszleme srecine giriyor. Vergiler
ykselirken, sanayi kl tketim mallar fiyatnn ykseklii emeki snfn ya-
am koullarn iyice arlatryor. Dnyada lm kalm sava veren sermaye,
Trkiye'de Bonapartist diktatrlk altnda nemli bir gelime gsterebiliyor.
1933'den 1939'a varan alt ylda, ekonomide byme hz ortalama % 9'un
stnde bir seviyede gerekleiyor. Sanayilemede de nemli bir gelime gzle-
niyor. Sanayinin GSHM iindeki pay 1923-1928'i kapsayan be yllk srede
% 11 dolaynda iken, bu oran 1933-1939 yllar arasnda % 15'e ykseliyor. Sa-
nayinin byme hz da 1933-39 dneminde 1924-1929 dneminde ortalama
% 1.7 daha yksek bir dzeyde gerekleebiliyor. Bu dnemde ie dnk sa-
nayilemenin ivme kazanmas ve izlenen ithalat politikas sonucu d ticaret
a ortadan kalkyor; stelik bir fazlalk bile ortaya kyor. Ayn ekilde,
ithalatn GSMH iindeki pay da, 1923-28 dneminde, ortalama % 15'den
1933-39 arasnda % 6.5'a dyor. Yukardaki rakamlar emperyalizmle olan
bamllk ve smr ilikilerinin zayflad dnemlerde, yar-smrge lke-
lerde, "bamsz" bir gelimenin ivme kazandna ilikin grleri de dorulay-
c niteliktedir.

thalatn GSMH iindeki pay derken, ilgin bir gelime ticaret yaplan
lkelerle ilgili olarak ortaya kt. Trkiye'nin, Fransa ve ngiltereyle olan tica-
reti derken, Almanyayla olan ticaret ykseliyor. 1930'da Trkiye ihracatnn
% 12'si Fransa'ya yaplyordu. Bu oran 1936'da % 3.1'e dt. Fransa'dan ya-
plan ithalat 1930'da % 10.1,1936'da % 2.5'tir. ngiltereyle yaplan ticarette de
benzer bir gerileme oldu. 1930'da Trkiye'nin ihracatnn % 88'i ngiltere'ye
yaplyordu bu oran 1936'da % 5'e dt. ngiltere'den yaplan ithalat ise
1930'da 12'den, 1936'da % 6.3' e dt. Faist Almanya'nn paynda ise byk
art gzleniyor. 1931'de Trkiye'nin ihracatnn % 10.6's Almanya'ya yap-
lrken, bu oran 1936'da % 51'e ykseldi. Almanya'nn ithalattaki pay da,
1931 'de % 21'den, 1936'da 45.9'a ykseldi.

Devletin temel yatrmlar yannda baz sanayi dallarna da el atmasnn, ksa


dnemde zel sermayenin bir kesiminin aleyhine sonular dourduu ileri
srlebilir. Devletin sanayiye dorudan yatrm yapmas, baz kesimlerin kolay
kazan olanaklarn kstlanm olsa da, sermaye iin yaratlan koullar bir
btn olarak ok daha nemliydi. Bonapartist rejim, sistemi daha salam temel-
lere oturmay amalad srece yaplan her ey son tahlilde sermayenin tarih-
sel karlarn gerekletirmeye ynelecekti. Bu durum Birinci Sanayi Plan'nda
da aka ifadesini buluyor:

150
"Bu programa hususi teebbs erbab tarafndan tesisine imkn grlmeyen sa-
nayi ubeleri ithal edilerek devlet veya milli messeselerin teebbs olarak ku-
rulmalar dnlmtr. Ancak bu ana sanayi, hususi teebbs ve sermaye erba-
bna da ok geni ve faideli 'industrie' imknlar bahedecektir. Devlet teebbs
ile kurulacak ana demir sanayii hususi mteebbislerin yeniden tesis edecekleri
makine, tel, ivi,dkm boru, civata, vida (vesaire) fabrikalarna ve sanayie ucuz
ve kolay tedarik edilir yar mamul emtia verecektir. Yeni bez dokuma sanayimiz,
mevcut milli fabrikalarmzn inkiaflarna bir pay brakt gibi pamuk, ip ve ha-
lat, kadife, pel, kordele, erit, pasmanteri eyas ve pamuk rme sanayiine de
yeni faaliyet imknlar bahedecektir." (24)

Ksaca, kapitalizmin yapsal bunalmna 1929 ar retim bunalmnn eklen-


mesiyle, Trkiye ekonomisinin sarslmas, Bonapartist rejime geni bir manevra
olana salad. Sovyetler Birlii'nden salanan mali ve teknik yardm da, bu
dnemde Kemalist ynetime hatr saylr bir destektir. ktidar blokunu olutu-
ran kesimlerin durumlarnn sarslmas halinde rejixnin de sarslmas tehlikesi,
devlet mdahalesi daha da artrlarak nlendi. Devletilik olarak adlandrlan,
bizim bunalm dneminin Bonapartizmi dediimiz bu uygulama, hibir zaman
bir ilkeden kaynaklanmamtr. Olaylarn zorlanmasyla ortaya km ve bu zor-
lama ortadan kalknca da terk edilmitir. Zaten Bonapartist diktatrln bir ar-
ac durumundaki CHP'nin hibir zaman tutarl ilkeleri olmamtr. Duruma gre
deien uygulamalar, sonradan "ilkeletirilmek" gibi zorlamalara giriilmitir.
1937'de devletiliin anayasaya girmesi de hibir anlam tamaz. l bir metin
olan anayasa CHP tzne gre biimleniyordu. Oysa CHP, hibir zaman bir
ilke partisi olmamt. Bu partide ilkeler, esen rzgra gre deiirdi. te ve
dta koullarn deitii bir ortamda, 1950 seim beyannamesinde, partinin
yalnz devletilii deil, alt-okun tmn birden anayasadan karmaya hazr
olduunu bildirmekte duraksamayacak. "Tek parti devrinin icab saylarak
anayasa sokulmu olan 6 umdeyi oradan karacaz." CHP, ite bylesine mak-
yavelist bir partidir. ktidarda kalmak ya da ortaya kmak iin feda etmiyecei
umde, ilke, kavram, anlam yoktur.(25)

Aslnda "devletilik" uygulamas, bir baka adan daha zerinde durmay


gerektiriyor. Trkiye'de sol, genellikle kamu-zel ayrmyla sosyalis-kapitalist
ayrm arasnda bir zdelik grme eilimindedir. Bir ey kamunun eline
geince, devlet mlk olunca, "kapitalizmden koparlm" saylmaktadr. phe-
siz byle bir yaklam sosyalizmin en temel sorunlarm kavramaya vakit bula-
mayanlara zgdr. stelik bu yaklam, Stalinizmin "kapitalist olmayan yol",
"aamal devrim" veya in'in bir zamanlar pek revata olan " Dnya" teorile-
riyle kendisine "Marksist" bir maske bulabilmekteydi.

Devletin snf karakterinde herhangi bir deiiklik olmadan, yaplan kamu-


latrmalar, yalnzca smr dzeninin dnemsel tkanklklarnn almasna
yarar. Kapitalist bir toplumda, burjuva devletinin "kamu sektr" ile "zel sek-
tr" arasndaki ayrm, burjuvazimin bir i ayrmdr. Kamu sektr ile zel sek-
tr ayr snfsal kategoriler olarak gstermeye almak, sorunlar arptma d-
nda bir anlam tamaz.

151
1970'li yllarn ikinci yarsnda uluslararas planda hammadde fiyatlarndaki
dler nedeniyle kr oranlar azalan byk emperyalist irketler, bu alandaki
sermayelerini daha krl alanlara kaydrmak amacyla, madenlerin devletletiril-
mesi iin evre hkmetlerine bask bile yapyorlard. Bylece, emperyalizm
asndan bir tala birden fazla ku vurulmu oluyordu. Bir kere, madenleri dev-
letletiren hkmetler "anti-emperyalist hkmetler" oluyorlar. (phesiz bura-
da Stanilistlerin abalarnn hakkn da vermek gerekir!) Bylece kitleler ze-
rinde bir yanlsama yaratmay baaryorlar. te yandan, devlet-letirme,
karlnda denecek miktarlar emperpyalist irketler tarafndan tespit ediliyor.
Ve "milliletirme"den elde edilen fonlar daha krl sektrlere kaydrlyor.
Trkiye'deki bunalm dnemin Bonapartizmini de bu btnlk iinde deerlen-
dirmek gerekiyor.

"Devletilik" uygulamasyla devletin sanayi yatrmlarna girimesi, hkim


snflar iinde nemli bir yere sahip olan brokrasinin arln daha da artrm-
tr. Bylece Bonapartist rejim, devletilie geite kolaylatrc bir etken olduu
gibi, bu uygulamaya geiin kendisi de Mustafa Kemal Bonapartizmi iin bir
hayat as olmutur. Serbest Frka ile kendini gsteren genel honutsuzluk orta-
mnda, rejimin kendisine salam bir dayanak salanmasna ve daha uzun mrl
olmasna imkn vermitir. Yine Mustafa Kemal'in lmnn ardndan, yani
"Bonapart"n ortadan ekilmesinden sonra, Bonapartist rejimin "Milli ef kari-
katr ile devam etmesi de, bu olguya bal olarak aklanmaldr. Gerekten de,
inn gibi her zaman ikinci planda kalm bir ahsiyetin birdenbire Mustafa Ke-
mal'in yerini almas (hatta paralara onun yerine kendi resmini bastracak kadar),
ancak brokrasinin bu denli zerklemi ve hkim snflar bloku iinde arln
artrm olmasndandr. Bu, ayn zamanda, devlet aygtnn ekonominin ileyii
iin vazgeilmez bir ge olduunu da gsterir. phesiz, "Milli efin geliinin
ardndan, bir dnya savann patlak vermesi ve ortaya kan "olaanst" koul-
lar "efin durumunu korumasn kolaylatran bir etkendi.

Bylece Mustafa Kemal ile balayp "Milli efle devam eden Bonapartist
dnem, zel sektrn gelimesine bir ivme kazandrmak amacna yneliktir.
Nitekim emperyalizmin yapsal bunalm ve ona eklenen an retim bunalm
ve emperyalistleraras savan yaand bir ortamda, "yerli" bir ticaret ve sa-
nayi burjuvazisi yaratma giriimleri olduka baarl olmutur.

Devletilik dnemine geile birlikte, hazrlanan Birinci Be Yllk Sanayi-


leme Plan, esas olarak daralan ithalat olanaktan nedeniyle ithal ikmesine y-
nelik bir ama tamaktayd. Bu plana gre, dokuma, maden selloz, seramik ve
kimya sanayilerinde, byk bir ksm i finansmana dayal yatrmlar ngrl-
mekteydi. (SSCB'den salanan 10.5 milyon TL.'lk kredinin dnda, tm
bteden karlanacakt.)

O dnemin rakamlarna gre, gerekleen yatrmlarn olduka yksek


dzeyde olduunu daha nce de sylemitik. 1933-1940 dneminde yllk sa-
nayi yatrmlar, 19 milyonu kamu, 8 milyona zel sektr tarafndan olmak

152
zere, ylda ortalama 27 milyon TL. dzeyinde gereklemitir. Birinci Sanayi
Plan'ndan sonra hazrlanan 2. Be Yllk Sanayi Plan (1936), ilk plann ak-
sine, yatrm ve ara mallar sanayiine ve alt yap yatrmlarna ynelik bir pland.
te yandan, plan, uluslararas politik durumu, gvenlik ve kendi kendine yeter-
lilik gereini dikkate alan bir anlay yanstyordu.

Fakat bu planda ngrlen madencilik, kmr, elektrifikasyon, yakt, sera-


mik, gda, kimya, makine ve deniz ulam alanlarnda 112 milyon TL.'lk yat-
rmlarn byk bir ksm savan balamas ve askeri gvenlik sorunlannn n
plana kmasyla gerekleemedi. Yine de sanayi retiminde ylda ortalama %
5'lik bir art olmas, bir nceki dneme oranla dk de olsa, kayda deer bir
gelime saylmaldr.

Szn ettiimiz dnemde banka ve sanayi sermayesinde bir younlama da


grlyor. Bankas ve Ziraat Bankas'nn denetledii sermaye rezervleri, top-
lamn % 72'sini oluturuyordu. Sanayi sermayesinde de younlama sz konusu:
1932'den 1941 ylma kadar, 1937 tarihli kanuna gre kurulmu iletme say-
snda te birlik bir azalma olurken, iletmelerdeki motorlarn gc ve retilen
mallarn deeri 4 kat artmtr. 1936-1941 yllar arasnda i gn saysnda 2,
ilenen hammaddelerin deerinde de 3 katlk bir art olmutur. 1939 ylnda en
byk 113 iletme, iletmelerin retiminin % 73'nden fazlasn salamaktayd.
(Burada sz konusu edilen iletmeler, yllk retim deeri 500 bin TL'den az
olmayanlardr.)

Bu dnemde, 1938-1946 arasnda sanayi retimi % 42'lik bir art gsteri-


yor. 1939'dan 1945'e kadar geen srede zel sektr iletmelerinin tm iletme-
lere oran, % 8.8'lik bir art gstererek % 43'e ulamtr. zel sektrn fabri-
ka retimindeki pay da 1939'da % 46 iken bu oran 1945'te % 57'ye ykselmi-
tir.

1930'lu yllarn bandan, kinci Emperyalistleraras Sava sonrasna kadar


sren "devletilik" dnemi, devletin salad destek sayesinde "Trk" burjuva-
zisinin zenginlemesi ve "ilkel sermaye birikiminin" gerekletirilmesini sala-
mtr.

zellikle sava yllan karaborsa, speklasyon, vurgunculuk, zorla altrma,


cretlerin drlmesi, i gnnn 11 saate karlmas, byk toprak sahipleri-
nin tarm rnlerinin devlete satn alnmas ve bunun giderek arlaan vergi-
lerle karlanmas, varlk vergisi sayesinde aznlklarn elindeki mlkn ve ser-
mayenin yerli mlk sahibi snflara aktarlmas burjuvazinin palazlanmasn
salamtr. Dnemin zelliini daha ak olarak belirtmek iin birka rnek
vermek yeterlidir.

lgin olan bir olgu, sava yllarnda d politika ile d ticaret arasndaki ili-
kidir. Sava srasnda "Milli efin iki emperyalist kamp arasnda bir denge po-
litikas uygulayarak tarafsz kalmas, devletin uygulad politika sonucu Trk ha-

153
kim snflarnn iyice palazlanmalarna hizmet etmitir. Trkiye'nin bunalm
dneminde iyice gerilemi bulunan d ticaret ilikilerinin Almanyayla giriilen
ilikilerle yeniden canlanmas karsnda, ngiltere ve ABD'nin Trk ihra mallar-
m yksek fiyatlardan satn almasna neden olmutur. Bu da yerli mlk sahibi s-
nflarn ar krlar elde etmelerine yaramtr. Bir bakma Trkiye, "tarafszl"
bir koz ya da antaj unsuru olarak kullanyordu. Bu durum d ticaret dengesinde
hatr saylr bir iyileme yaratt. 1939 ylnda ihracat, deer olarak, ithalattan % 7
daha fazla gerekleti. Bu oran 1945 'te % 74 gibi bir seviyeye ykseldi. Burada
gzden karlmamas gereken olgu, ihracat gelirlerindeki artn retim artna
dayanmamasdr. Tersine, 1934-38 yllarndaki kii bana ylda ortalama 414 kil-
ogram tahl derken bu oran 1941-45 yllar iin 342 kg.'a dmtr. Bunun an-
lam, bir yandan lkede ktlk ve yoksulluk hkm srerken ve arln artrrk-
en, dier yandan da uygulanan devlet politikas sayesinde byk toprak
sahiplerinin ve ticaret burjuvazisinin ar krlar elde etmesidir.

Fakat bu politika sadece d ticaret alannda uygulanan bir politika da deil-


dir. ticarette de benzer bir politika izlenmitir. Ortalama gelirlerin dt
bir ortamda, yksek fiyatlarla byk toprak sahiplerinin mallarnn satn alma-
snda olduu gibi.. Toprak Mahslleri Ofisi kanalyla yaplan bu almlar, malla-
rn fiyatlarm ykselterek, giderek yoksullaan kitlelerin ulaamayaca dzey-
lere karmt. te yandan, daha nce de deinilen toprak aalarna ynelik
sbvansiyonun ii ve emeki kesimlerden alman ek vergilerle karlanmas da,
bu politikann teki yzdr.

Ayn ekilde, sanayici ve tccarlarn, Ticareti Dzenleme ve Vurgunculukla


Mcadele Kararnamesi araclyla ar krlar elde etmesi salanmtr. Bu ka-
rarname bir dizi arac kesimin, rnlerin maliyetinin % 10-20 'si orannda kr
edebilmesine olanak veriyordu. Mal tketiciye ulatnda, fiyat % 50 orannda
artm oluyordu.

"Devletilik" ve sava yllarnda uygulanan politikalarn sonulan 10 Eyll


1946 tarihi Akam Gazetesinde arpc bir ekilde sergileniyor. Gazete, sava
yllarnda Trkiye'de 2000 milyoner ailenin doduunu bildiriyordu. Keza is-
tanbul Ticaret ve Sanayi Odas Blteni, sava yllarnda tccarlarn % 300 ila %
1000 orannda kr ettiklerini aklamaktayd. Bylece, 23 yl sonra Mustafa Ke-
mal'in ryas gerek oluyordu. Artk lkede birok milyonerler, hatta milyar-
derler yetitirilmiti. Ama bir de madalyonun teki yz vard.

kibin milyonerin yetitii, ortalama kr oranlarnn % 300 ila % 1000 ora-


nnda gerekletii yllarda, dolaysz reticilerin "manzaras" farklyd. Fiyat-
larn drt kat art 1938-1946 aralnda, bask, ar alma ortamnda ii
cretleri hemen hemen sabit kalm; keza lor kesiminde mlkszleme ve yok-
sullama genel bir eilim halini almt. Yoksui kyller, Hititler'den kalma
"retim teknikleri"yle, topraklar ilemeye devam ediyorlard. Gerekletirilen
birok inklaptan da pek haberleri yok gibiydi.... (1946 ylnda kyl nfusun
yaklak yars topraksz ya da ok kk toprak paralarn ekip bier durum-

154
dayd). Sava gerekesiyle, ambarlar ve silolarda tahl stoklar byrken, ek-
mein karneyle datld, insanlarn alktan ld bir ortamda ve Bonapar-
tist rejim altnda asalak burjuvazi artk iyice palazlanm, Bonapartist rejim mis-
yonunu gerekletirmiti...

155
10. BOLUM

SINIFSIZ", "MTYAZSIZ", "HALKI"

BR DKTATRLK

"Kavramlarn eksik olduu yerlere


szckler tam zamannda yetiir..."
Goethe [Faust]

Milli Mcadele yllarndan balayarak, "halklk" kavramnn, deiik d-


nemlerde farkl amalar iin ama, her seferinde bir maniplasyon arac olarak
kullanld grlyor. Bu blmde, bata M.Kemal olmak zere, Kemalistlerin
"halklk" kavramn nasl bir "ara" olarak kullanmak istediklerini tartacaz.
Bylece Bonapartist rejimin niteliiyle ilgili olarak yaratlm yanlsamalardan
biri olan "halkln" gerekten ne anlamna geldiini gstermeyi deneyeceiz.

Milli Mcadele'de Mustafa Kemal; halklk kavramm, meclis iindeki ve


dndaki muhalefeti, zellikle de ttihatlarn "radikal" kanadn etkisizletir-
mek iin kullanyordu. 1930'lu yllarda ise, halklk, kitlelerin iktidardan ka-
n ve honutsuzluunu dnlemek ve kitleleri denetim altnda tutmak ama-
cyla yeniden gndeme getirilmitir. Kemalistlerin halklyla ilgili olarak K.
Karpat; "Halk iin hkmet teorisi hakikatte yerini, hkmet iin halk prensi-
bine brakmt"(1) diyor. M. Heper de; "Halklk hkmetin halk tarafndan
deil, halk iin olduu grnn kuramsal evevesini oluturuyordu"(2)diye
yazyor.

Mustafa Kemal Nutuk'ta, "Yeil Ordu" evresinde kmelenen "sol muhale-


fef'i tasfiye etmek amacyla bir halklk program oluturduunu sylyor:
"Gizli dernek zerinde incelemelerde bulundum. Bu dernein zararl bir biim
ve nitelik ald inancna vardm. Hemen kapatlmasn dndm"(3) diyor.
Milli Mcadele'de emeki kitlelerden yana bir eilimin ortaya kmas Mustafa
Kemal'e byk bir "tehlike" olarak grnyor. "Yeil Ordu" ve "Halk Zmresi"
muhalefetlerini ortadan kaldrmak iin 13 Eyll 1920'de kendi "halk prog-
ramm" aklyor. Mustafa Kemal siyasal yaamnn hibir dneminde "halk-
lk" kavramndan halk yararna bir ynetim anlamamtr. Ona gre halklk pa-
diahn, Osmanl Sultan'nn siyasal iktidarna son vermektir. Emeki snflarn
Mustafa Kemal"in "ebedi ef" olarak lkenin kaderini elinde tuttuu dnemdeki
siyasal etkinlii, padiahlk dneminden daha fazla deildi... te yandan, XIX.
yzyln bandan beri hibir Osmanl Sultan Mustafa Kemal kadar snrsz yet-

157
kilere sahip olmamt. Sonradan anayasaya dnecek olan halklk program-
nn altnc maddesinde, "Hakimiyet bila kayd art milletindir. Usul idare hal-
kn mukadderatn bizzat ve bilfiil idare etmesi esasna mstenittir" deniyor.
Dikkat edilirse burada sz edilen, iktidarn artk Sultann olmayacadr.

Mustafa Kemal, ayn yln Eyll aynda Ali Fuad Paa'ya; "Mecliste sonra-
dan meydana kan 'Halk Zmresi' bizim tandmz arkadalardr. Bunlar
memlekette bir toplumsal devrimin ksmen olsun gerekli olduuna inananlardr.
Bu giriimin tehlikelerini kavrayamamaktadrlar. Hkmetten ayr bir grup yap-
maktan vazgeirmek istedik, mmkn olmad. Fakat imdi halklk program
altnda hkmete bir program kabul ettik. 'Halk Zmresi' kendiliinden dal-
m gibidir"(4) diyor. Yukardaki ifade, Mustafa Kemal'in "halkhk"tan ne anla-
dm ortaya koyuyor. Sol muhalefetin etkisizletirilmesinde ikinci adm, "Resmi
Komnist Partisi"nin kurulmasdr. Mustafa Kemal klii tarafndan kurulan bu
parti de zellikle erkez Ethem'in gcn krmay amalyordu. Fakat sz
konusu manevralar erkez Ethem'i tasfiye iin yeterli olmaynca, baka ma-
niplasyonlar devreye sokuluyor. Yunanllarn bir keif harekt yapp ekilii,
byk bir zafer gibi gsteriliyor. Gerekte olmayan ey, byk bir zafer olarak
gsteriliyor. Ama, maddi bir g haline gelen sol hareketi tasfiye etmek. O ka-
dar ileri gidiliyor ki, "keif hareketi" sonucu kazanlan zaferle smet Bey'in sa-
dece Yunan Ordusu'nu yenilgiye uratmakla kalmad, "milletin makus talihini
yendii" efsanesi de yaylyor.

Bu konuda Y. Kk u ilgin deerlendirmeyi yapyor: "Kuvay Seyyare


bylece tarihe kart. Kurtulu Sava'nn burjuva ihtilalcileri halk ve kyl
tohumlar tayan bir gezginci kuvveti dattlar. Bu hareketin prestijini kolay-
lkla datamayacaklarn biliyorlard. Bu presjtiji datmak iin erke Etem ve
arkadalarnn Yunanla birlik olduunu sylemek zorunda idiler. Sylediler.
Uzun sre inanld. Halbuki hibir dayana yoktu. Dn de bugn de erkez
Etem'in Yunanl'lar ile birlik olduuna dair en kk bir iz bile yok."*5)

"Resmi Komnist Parti"nin genel sekreteri olarak imza atan Hakk Behi
tarafndan Ordu Komutanlarna yollanan yazda; "parti resmen kurulmu olup
faaliyetini dzenlediinden ve eskiden kurulmu bulunan Yeil Ordu rgt
dahi partiye dntnden dolay artk Bolevizm, Komnizm fikri ve ilkeleri
zerinde hibir dernek ya da kurulu, fotorafl kimlii ve yetki belgesi olmaks-
zn kim olursa olsun hibir kiinin faaliyette bulunmasna da izin verilmeyecek-
tir" deniyordu.(6) Osmanl paalar ve beyleri Bizans yntemlerini ne kadar da
iyi zmlemiler!

Hibir halk yan olmayan "halklk program", btnyle taktik amalar


iin uydurulmutu. Yoksul halkn desteini salamak, en azndan balangta
Sovyetler Birlii'ne "irin grnmek" asl amat. En geni anlamda "halklk",
halk dndaki bir sekinler grubunun halk adna ve yararna bir eyler yapmak
istemesi olarak tanmlanabilir. Halk kitlelerinin kaderini tayin etmesinin, kendi-
leri tarafndan deil de, onun yerine geen bir sekinler grubu tarafndan "stle-

158
nilmesi"dir. Sekinci dnya grnn bir yansmas olan halklk, emeki top-
lum kesimlerine gvensizliin de bir ifadesidir. arlk Rusyas'nda XIX.
yzyln ikinci yarsnda sol akmlarn bir versiyonu olarak ortaya kan "pop-
lizm", kendi iinde tutarl bir toplum projesi neriyordu. Poplizmin nde gelen
teorisyenleri (Lavrov, Mikhailovski, Tkatchev, Vorontsov, Nikolais Nikolai-on,
Danielson vb.) Marksizme yabanc deillerdi. Rus poplistleri, tm toplumlarn
zorunlu olarak "kapitalist aama"dan geme zorunluu olmad, sosyalizme
"zgn" bir gei srecinin mmkn olabilecei grn savunuyorlard.
Poplizmin katklar, Lenin'in bunlar topiklikle sulamasndan sonra ilgi
oda olmaktan kmtr.

zellikle XIX. yzyln son eyreinde Rusya'da hzl bir kapitalistleme,


mlkszleme, proleterleme sreci balamt. Tarm kesiminde derinleen
yoksulluk, topraklarn belirli ellerde toplanmas, kk reticilerin yaam koul-
larnn ktlemesi, brokrasinin ve kk burjuvazinin ortaya kmas gibi so-
nular ortaya kyordu. Bir bakma Rus poplist (narodnichestvo) akm, kapi-
talist gelimeden zarar gren emeki kesimlerin zlemlerini dile getiren bir
"poplist marksizm"di. Sz konusu akmn temel tezleri; toplumlarn tarihsel
gelime izgisinin farkll, eitlilii, azgelimi tarm toplumlarnn kapitalist
gelime aamasn atlayarak onun yaad olumsuzluklardan saknabilecei, bu
amala ekonomik liberalizmin ve kapitalist sanayilemenin reddi, kyl uygar-
lndan "obshichina"dan sosyalizme geiin mmkn olabilecei, devlet
mdahelesiyle geleneksel tarmsal (obshichina) sosyal dzenin canlandrlmas,
bunun iin, sz konusu yapy glendirecek bir (kapitalist olmayan) sanayile-
me stratejisiyle snfsz topluma geilebilecei, vb. gibi tezlere dayanyordu.
Poplist kuramclarn Sovyetler Birlii'nde 1917 sonras gelimeleri belirli
oranda etkilediklerini sylemek mmkndr.

Trkiye'deki "halk akm"n Cumhuriyet ncesi dnemde Rus poplizmin-


den esinlendii kesindir. ttihad ve Terakki iktidar dnemindeki halklkla,
Kemalist ve Cumhuriyet dnemi halkl arasnda bir sreklilik sz konusu de-
ildi. Ayn ekilde baka yerlerde de, in ve Hindistan vb. gibi, Rus popliz-
minin yanklan olmutur. 1930 ve 1940'l yllarda Latin Amerika'daki poplizm
ayn ad tasa da, Rus poplizminden farkl bir ierik ve tarihsel misyona sahip-
ti. Byk dnya ekonomik kriziyle sarslan ticari ilikiler evre-merkez iliki-
lerinde ortaya kan kopukluk, ie dnk, ithal ikameci bir sanayileme sreci-
nin koullarn yaratmt. Bylece sanayici kesim;"klasik oligari"nin etkinlii-
nin azald koullarda, kitlelerin tepkisini oligariye kar seferber ederek, hem
muhalefeti denetim altna alma, hem de oligariye kar bir koz olarak kullanma
amac tayordu. Latin Amerika poplizminin parolas, "halk devrim yapmadan
biz yapalm" eklinde zetlenebilirdi...

Kemalizmin "halkl" teorik referanslarn Rus poplizmi yerine, A. Com-


te ve E. Durkheim'in pozitivist felsefesinde buluyordu. Sz konusu ideolojiyi
Trkiye'ye tayan Ziya Gkalp'n grlerine dayanyordu. 1930'lu yllarda
"Kemalist halkln" Ziya Gkalp'ten esinlendii inkr edilmitir. Bu durum

159
kii klt retmenin kural olduu koullarda kanlmazd! Yceltilen kiinin
bir teorisyenden etkilenmesi kabul edilir bir ey deildir... Oysa Mustafa Ke-
mal; "Hissimin babas Namk Kemal, fikrimin babas Ziya Gkalp"(7) demiti,
"te yandan", diyor Taha Parla, "Gkalp'in 1924'teki lm ile Atatrk'n
1938'deki lm arasnda "Gkalp'in hibir yapt, 1928'de resmi yaz haline
gelen Latin alfabesine evrilmemitir. Bu yndeki ilk giriim, Trkln
Esaslar'n, 1939'da rk faist bir milliyeti grup tarafndan gerekletirilmi-
tir. 1944'de de yasaklanmtr."(8)

Kemalist poplizmin (halklk) esinlendii pozitivizm, iki temel gr


ieren bir burjuva ideolojisidir. Buna gre;

Toplumsal yaamda doal bir uyum vardr. Bunun anlam, toplumda gerek-
leen her eyin doal ve normal olduudur. Epistemolojik adan da toplum ya-
salar doa yasalarna benzerler. Baka bir deyile, toplumda da doada olduu
gibi deimez yasalar geerlidir.

Eer toplumsal yaamda doal bir uyum varsa, bunun sonucu olarak toplumsal
gelime insan bilincinden ve bilinli eyleminden bamszdr. nsanlar bilinli ey-
lemleriyle toplumsal sreci etkileyemezler. Toplumu dntrmeye ynelik aba-
lar bounadr ve sonusuz kalmaya mahkmdur. topik abalar olmann tesine
geemez. stelik doal bir uyum iinde gelien srece mdahale onun dengesini
bozar... Eer toplumsal evrim doal, deimez yasalara uyuyorsa, insanlarn da
yapabilecei fazla bir ey yoktur. nsanlara den status quo'yu kabullenmektedir.
Zaten "pozitif" kavram da "negatifin kart olarak kullanlyor. Var olann korun-
mas pozitif, onu dntrmeye ynelik abalar da negatiftir...

Emile Durkheim, Sosyolojik Metodun Kurallar'nda, kendi yntemleriyle il-


gili olarak unlar yazar: "Bizim metodumuzun devrimcilikle bir ilgisi yoktur.
Daha da tede ve bir anlamda temelli tutucudur. nk o, sosyal olaylar doa
ile bir tutar, zde sayar. Bu olgular ise ne kadar eilir bklr ve yumuak olur-
larsa olsun, bilinle, istekle deitirilemezler."(9)Bat burjuvazisinin ideolojik
dayanan oluturan bu gerici sosyoloji, "bu sahte bilim" diyor Cemil Meri,
"tek ie yaram: Nesillerin uyanmasn nlemek. "(10) Comte ve Durkheim'in
okul kitaplarnda byk yer tutmas bouna deildir....

"nklap" bir rejimin pozitivist bir dnya grne dayanyor olmas "se-
vimsiz bir manzara" oluturduu bilindiinden, "Kemalist halkln" Ziya G-
kalp'le ve onun araclyla pozitivizmle olan seere zinciri inkr edilmitir.
Halklkla ilgili bir tartmada Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak; "Gkalp'in halklk-
tan anlad ey milli hkimiyetin halkn elinde olmasdr. Bu dnce serbest
seimlerle bir siyasi gcn olumas ve devletin bir dereceye kadar ekonomiye
yn vermesinden kaynaklanmaktadr. Oysa Atatrk'n dncesi, ok daha ge-
ni bir zemine ve baka bir esasa oturmutur. Atatrk'n halkl memleketin
vitrin zenginliini kaldrarak byk kitleleri maddi ve manevi bakmdan n plana
karmak eklinde zetlenebilir"(11) diyor. Ayn tartmada Ord. Prof. Ziya

160
Enver Karal da kendini benzer bir titizlik gstermek zorunda hissediyor: "G-
kalp, baka kitaplardan, baka fikirlerden derledii bir halklkla karmza gel-
miti. Oysa Atatrk iinden kt toplumun duygularndan, eilimlerinden, ih-
tiyalarndan ald kuvvetle halkl ekillendirmitir."(12)

A. Comte da, Pozitif Felsefe Dersleri'nde grlerini yle zetliyor: "(Po-


zitivizm) doas gerei boyun eme gdsn gelitirerek kamu dzenini g-
lendirmeye yneliktir. Gerek bir boyun eme, kar gelinmez ktlklere
srekli katlanma ise, bir dnleme olmadan salanamaz. Bu, ancak sz konusu
ktlklerin doal yasalarn gerei olduu kafalara yerletirilerek salanabilir.
Hangi konuda olursa olsun, nne geilmez politik ktlkler karsnda(!)
byle bir ilevi olsa olsa pozitivist felsefe yklenebilir."(13)

Dukheim'in sosyolojik kuramnda toplumsal olaylar doa modelleriyle "z-


deletirme" sz konusudur. Durkheim toplumdaki ilevleri canl bir organizma-
da, rnein hayvandaki organlarn ilevleri gibi, gerekli ve zorunlu sayar. Ona
gre toplum, hayvanda olduu gibi "hepsinin zel rolleri olan eitli organlar
sistemidir." Baz organlar zel konuma sahiptir. Bu onlara ayrcalkl olma hak-
km verir. Durkheim, bunun doal, zorunla ve ilevsel olduunu ileri sryor.
Ona gre; "Bu durum herhangi dsal bir nedenden deil, tamamiyle sz konusu
organn oynad rolden ileri gelir." Buradan giderek, Durkheim sosyal-
Darwinci bir gre varyor. "Bir canlda, herhangi bir hayvanda her organ an-
cak kendi gc ve onuruna yarar besin talebinde bulunabilir." Ayn ey toplum
iin de geerlidir. Buradaki anlam aktr: Toplumda ayrcalkl durumda olan-
lar, bu konumlar ve ilevlerinin sonucu olarak ayrcalkl olmalar gerekenler-
dir. Canldaki organsal ilev, nasl canl organizma btnlnde zorunluysa,
ayn ey toplum iin de geerlidir. Toplumsal ayrcalklar ve eitsizlikler yapay
bir durum olmad gibi, yapay yntemlerle de deitirilemez. Toplumun farkl
sosyal snflar arasnda bir uyum vardr...

Ziya Gkalp, 1918'deki bir yazda, solidarist (dayanmac) gr yle


ifade ediyor: "Bir cemiyette terzi kunduracsz, kundurac terzisiz, frnc kasap-
sz, kasap frmcsz, air filozofsuz, filozof airsiz, doktor avukatsz, avukat dok-
torsuz kalmay hibir zaman isteyemez. Btn itimai meslekler birbirinin lzm
ve melzmudur. O halde snflar kalkp da onlarn yerinde meslek zmreleri
kuvvetli bir surette teekkl edince, itimai darvinizm iflas ederek, cemiyet
iinde dahili sulh hkm srmeye balar." Ziya Gkalp'e gre halkln gaye-
si, tabaka ve snf farklarn kaldrarak, cemiyetin birbirinden farkl zmrelerini,
yalnz i blmnn dourduu meslek zmrelerine hasretmektir. Yani halk-
lk, felsefesini bu dsturda icmal eder. (Snf yok, meslek var. 1918) Grld
gibi Ziya Gkalp, toplumu uzlamaz elikilere sahip snflardan deil, birbi-
rine gereksinme duyan ve birbirini tamamlayan mesleklerden olumu sayyor.
Ayrca bu uygulamann Bat'daki gibi snflamalar da engelleyici bir rol ola-
cana inanyor.

"Halklk, ayrc zmreler yerine, cemiyetin fertlerini birbirine sk rabtalarla


birletiren meslek zmrelerinin kaim olmasna alyor. nk cemiyet itimai

161
bir uzviyete benzetilirse, bu uzviyetin birer hayati vazife ifa eden hakiki unsurlar
ancak meslek zmreleri olabilir. Bundan dolaydr ki, cemiyetler tekml ettike
iblm ve ihtisas messeleri gittike derinleiyor ve mesleki tekilatlar gittike
daha sk bir tesant daha byk bir ehemmiyet kazanyor."

Mustafa Kemal, Yunanllarn lkeden atlmasndan sonra, tek parti iktidarna


ideolojik bir destek salamak ve "ideolojik dzeyde" muhalefetin gereksiz olduu-
nu kantlamak iin, "halklk "grn ortaya atmt. Ona gre "halklk" to-
plumsal bir proje olmaktan ok, siyasi bir manevra aracdr. 30 Ocak 1923'de;
"Bence bizim milletimiz yekdierinden ok farkl menfi takip edecek bu itibarla
yekdieriyle mcadele halinde bulunagelen muhtelif sunf a malik deildir. Mev-
cut snflar yekdierinin lzm ve melzumu mahiyetindedir" diyor.

Grld gibi Mustafa Kemal, Durkheim sosyolojisinin tipik bir szcs


gibi konuuyor. 13 Ocak 1923'te verdii bir demete: "Ben yle bir frka tekili-
ni tasavvur ediyorum ki, bu frka milletin btn sunfunun refah ve saadetini te-
mine matuf bir programa malik olsun" diyor.Trkiye'de snflarn bulunmad-
n, meslekler bulunduunu sylyor; "Bineanaleyh muhtelif meslekler erbabnn
menfaatleri yekdieriyle imtiza halinde olduundan onlar snflara ayrmak
imkn yoktur ve umumi heyetiyle hepsi halktan ibarettir"(14) diyor.

Aralarnda uzlamaz elikilerin bulunduu snflarn olmad yerde siyasi


partilere de yer yoktur. Trkiye snfsz bir toplumdur. Snfsz topluma da bir
tek siyasal parti yeter! 1920'li yllarda Trkiye'de snflarn olmadn syle-
mek bilim d olmann yannda, lkede yaayanlarn "ilkel", "barbar" olduu
anlamna gelir. "Trkiye'de sosyal snflarn yok olduunu ne srmek,
Trkiye'nin barbarlk anda yaadn sylemektir."(15) Oysa XX'inci yzyln
ilk onyllarnda, Anadolu bir yana, dnyada snfsal ayrmann olmad,
emperyalizmin etki alanna girmeyen bir yer bulmak zordu... Hseyin Avni an-
da, daha 1863'te Bat kapitalizmiyle kar ortakl bulunan komprador bir sn-
fn ortaya ktn yazyor: "Bu suretle, Avrupa sermayeciliinin ajanlar ve
mrtekip devlet adamlarndan karma tekelci bir snf meydana gelmiti. Bu snf
sermayesinini emlak zerine kapatan yeni bir rantiye snfdr. stanbul semtle-
rinde, han, apartman ve sayfiyelerdeki kk adlar, snfn canl bir tandr."(16)
Osmanl toplumu snflyd. Cumhuriyete geite snflarn ortadan kalktn
aklamakta zorluk ekeceklerdi... Ama Mustafa Kemal snflarn olmadn
ilan edince soran zmlendi...

Trkiye'de snflarn bulunmadm sylemek nasl anlamszsa, emekle ser-


maye arasnda kar ortaklnn bulunduuna ilikin grler de ayn derecede
anlamszdr. Marx, cretli Emek ve Sermaye adl brornde; "Sermayenin -
karlar ile iilerin karlarnn bir ve ayn karlar olduunu sylemek, sermaye
ile cretli emein bir ve ayn iliki'nin iki yan olduklarn sylemektir. Yalnz-
ca biri tekinin sonucudur; tpk tefeci ile bor alann, karlk olarak birbirini
yaratmalar gibi.

"cretli ii, cretli ii olarak kaldka, yazgs sermayeye baldr. i ile

162
kapitalist arasndaki o kadar vnlen kar ortakl ite budur"(17) diyor.
cretli ii ile sermaye sahibi kapitalist arasndaki kar ortakl bir yana, -
karlar tam kart snflar sz konusudur.

Milli Mcadele dneminde Mustafa Kemal ve evresinde "halklk" kavra-


m taktik bir amala kullanlyordu. Bunun byle olduunu 17 ubat 1923'te
toplanan zmir ktisat Kongresi gstermitir. Bu kongrede "milli" bir burjuva
snf yaratmaya dnk kararlar alnmtr. Mustafa Kemal'in Frkas da, mille-
tin btn sunfnun refah ve saadetini temine matuf bir program yerine, kon-
grede alman ve emeki snflarn ezilmesine ynelik politikann bir arac haline
gelecekti.

Sabiha Sertel; "Bir gn Trk Oca binasnda yaplan bir toplantda" diyor,
anayasa komisyonunda ye olan Aaolu Ahmet Bey'e, snfsz toplumdan ne
anladklarm sordum. Cevap verdi:

-Onu ben de anlamadm. Trk milleti bir btndr. Ama iinde snflar var-
dr. Snfsz bir toplum ancak sosyalist rejimde olur. Oysa biz sosyalist bir ana-
yasa yapmyoruz. Bizim hazrladmz tasan zel mlkiyetin korunmas, serb-
est rekabet, ticaret serbestlii esaslarna dayanyor."(18) Mustafa Kemal bundan
sonra halklk kavramna fazla rabet etmiyecektir. ki yazarn dedii gibi;
"Mustafa Kemal'in artk ne geni halk ynlarnn desteine, ne de Sovyetler
Birlii'nin yardmna ihtiyac vardr. ktidarn merulatrm ve kararl hale ge-
tirmitir."(19) Mustafa Kemal, 8 ubat 1923'te Balkesir'de yapt konumada
Trk toplumunu snfsz bir toplum, proleter bir ulus gibi gstererek snfsal
farkllamalarn ve snfsal kartlklarn olmadn anlatmaya alyor!:

"Gya bizim memleketimizde de ayr ayr snflar varm gibi teesss eden siyasi
frkalar yznden ahit olduumuz neticeler malmdur. Halbuki Halk Frkas de-
diimiz zaman bunun iinde bir ksm deil, btn millet dahildir. Bir defa hal-
kmz gzden geirelim. Biliyorsunuz ki, memleketimiz itfi memleketidir. O
halde milletimizin eskeriyet'i azamisi itfi ve obandr. Bu bylece olunca buna
kar byk arazi ve iftlik sahipleri varidi hatr olur. Bizde byk araziye ka
kii maliktir? Bu arazinin miktar nedir? Tetkik edilirse grlr ki, memleketim-
izin vsatine nazaran hi kimse byk araziye malik deildir. Binaenaleyh bu
arazi sahipleri de himaye edilecek insanlardr. Sonra sanat sahipleriyle kasabalarda
ticaret eden tccaran gelir. Bittabi bunlarn menfaatlerini, hal ve atilerini temin ve
muhafaza mecburiyetindeyiz. iftilerin karsnda olduunu farzettiimiz
byk arazi sahipleri gibi bu ticaret erbabnn karsnda da byk sermaye sahibi
insanlar yoktur. Ka milyonerimiz var? Hi. Binaenaleyh biraz paras olanlara da
dman olacak deiliz. Bilkis memleketimizde birok milyonerlerin, hatta mil-
yarderlerin yetitirilmesine alacaz. Sonra amele gelir. Bugn memleketimizde
fabrika, imalathane vesaire gibi messesat ok mahduttur. Mevcut amelemizin
miktar yirmi bini gemez. Halbuki memleketi taali eylemek iin ok fabrikalara
muhtacz. Bunun iin de amele lazmdr binaenaleyh tarlada alan ifilerden
farkl olmayan ameleyi de himaye ve siyanet etmek icabeder. Bundan sonra

163
mnevveran ve ulema denilen zevat gelir. Bu mnevveran ve ulema kendi kendi-
lerine toplanp halka dman olabilir mi? Bunlara tereddp eden vazife halkn
iine girerek irat ve il etmek ve onlara terakki ve temeddnde pive olmaktr.
te ben milletimizi byle gryorum. Binaenaleyh mesaliki muhtelife erbabnn
menafii yek dierine memzu olduundan, onlar snflara ayrmak imkn yoktur
ve heyeti umumiyesi halktan ibarettir."

Mustafa Kemal'in 8 ubat'ta yapt bu konumann zmir iktisat Kongre-


si'ne davet edilen mlk sahibi snflar rahatlatmay amalad aktr. Nitekim
o dnemde, stanbul'un komprador evrelerinde "halk" ve "halklk" szckle-
rinden kukulanlyordu. zmir iktisat Kongresi'nde bu tereddtler giderildi.
Mlk sahibi snflarn, smrc, asalak evrelerin karlar dorultusunda ka-
rarlar alnd. Kongre'de, "Trkler hangi snf ve meslekte olurlarsa olsunlar, can-
dan seviirler" gibi gerekten sama ve emeki kesimler iin hibir anlam ta-
mayan kararlar -alnmt. Bundan sonraki dnemde Kemalist brokrasi,
toplumun temeline hi dokunmadan, st yapda baz dzenlemelere giriiyor.
1930'lu yllarn Trkiyesi'nde toplumun temeline dokunmadan st yapdaki
dzenlemelerle toplumun ileri gtrlebilecei tezi, Rus poplizminden ok, fa-
izmden esinleniyordu. Bilindii gibi, faist model, toplumun temeline, mlki-
yet ilikilerine dokunmadan, ekonomik kerte ile siyasal kerte arasndaki ilikiyi
tersine evirip, siyasa! seviyeyi ne kararak, g ilikilerini deitiren bir
modeldir. Gereklen, 1929 krizi sonrasnda "Liberal kapitalizmin ekiciliini
yitirdii koullarda, sosyalizmden korkan siyasal rejimler ve onlarn liderleri
iin, faist model ekici hale gelmiti. Buradaki ama siyasal iktidar glendir-
mek ve mlk sahibi snflarn konumlarn salamlatrmakt. Dolasyla, yaplan
bu dzenlemeler emeki halk kitleleri yararna hibir yenilik getirmiyor, hibir
yarar salamyordu. te yandan, yerel burjuvazinin emperyalist burjuvaziyle
ilikilerini rasyonel temeller zerine oturtuyordu. Ve "Atatrk inklaplar", hzl
bir "palazlanma" srecine sokulan ve Bat karsnda "aalk duygusunu" bir
trl zerinden atamayan yerel asalak burjuvazinin isteklerine cevap verecek
dzenlemelerdi. Bu Atatrk inklaplaryla ilgili olarak, Emin Trk Eliin unlar
yazyor:

"Kald ki bunlar-btn grltl reklamlara karn- Devrimler deil, ou kt


stnde kalacak reformlardan ibaretti. Onlar kimsenin kkl ekonomik karlarna
dokunmuyor, gelenek ve greneklerinde bile pek tedirgin etmiyordu. apka
giyse, cuma yerine pazar tatil gn yapsa, ocuklar Arap harfleri yerine Latin
harfleriyle okusa, hatta medeni kanun ailede kadnla erkei, olanla kz eit say-
sa ne kard, toplum katlarnda herkes eski yeri neredeyse yine orada kalyordu
ya!.. Kanun yle yazyor diye kimse tek kadnla yetinecek deildi, isteyen imam
nikh ile istedii kadar evlenir, diledii kadar ocuk yapardi."(2)

Bask yasalar ve skynetim altnda gerekletirilen "Atatrk inklaplar",


emeki kesimlere hibir ey getirmedii gibi, daha fazla smrlmeleri ve ezil-
meleri sonucunu dourmutu. ktidar da geni halk kitlelerindeki honutsuz-
luun farkndayd. Tepkinin boyutunu lmek iin bir "Serbest Frka" deneyi de

164
gerekti. Fakat halk kitlelerinin siyasal iktidar karsndaki tavrm lmeyi ama-
layan gdml muhalefet, hzla gdml olmaktan kmt. Ruhlar aranlar,
imdi de geri yollayamyorlard. Mustafa Kemal'in "halk" ynetimi kitleler
iin daha ar vergiler, daha ucuza elden karlan rnler; hibir deiiklie u-
ramayan, halka yukardan bakan Osmanl merkezi ynetimine zg baskc tavr,
jandarma zulm, kendi srtlarndan sratle zenginleen vurguncu tccar ve
Milli Mcadele "kahramanlar"nn gsterili harcamalar, emeki halkn dnda
gerekletirilen "Atatrk inklaplar" demekti. Halk, 18 kurua devlet eliyle ithal
edilen ekerin neden kendisine 60 kurutan satldm biliyordu. "Halk" dikta-
trlk 18 kurua ithal ettii ekeri alt komisyoncudan geirerek halka ulatry-
ordu. ou zaman da, eker yoksul halka hi ulamyordu. Bir koyunun 50 ku-
rua satld bir ortamda bir emeki ailesinin eker satn almas zaten
olanakszd. Yoksul halk ekerden nce, ekmei bile yeteri kadar yiyemiyordu.
"Trk itfisi"nin istihsal ve geinme vaziyeti anketinin amalar deerlendiri-
lirken, 1935-36 yllarna ilikin unlar syleniyor: "Fakir gruptaki hububat istih-
laki yetikin erkek bana senede 416 kilo ekmee tekabl ettii halde, hali vakti
nispeten daha iyi olan II'nci grupta bu istihlkin (tketimin) azalacak yerde 452
kiloya ykselmesi, kylnn 1935-36 senesinde ekmek ihtiyacn bile tama-
miyle karlayamaz olduunu gstermektedir. II. grupta khil (yetikin) erkek
bana senelik ekmek istihlaki I 'nci gruba nazaran 70 kilo buday ekmei daha
fazla, yani cem'an 34 kilo fazladr."(21) Komisyoncular zengin etmeyi ama
edinen bir siyasal iktidar, elbette emeki toplum kesimlerinin yararn bir yana
itecekti. Zaten sz konusu olan "snfsz bir toplum"du. Sreyya lmen, Serbest
Frka'yla ilgili olarak unlar yazyor:
"1927 senesinde mebus olduum srada bir gn Millet Meclisi Krssnde Ba-
vekil smet Paa'nn irad ettikleri nutuk, hl kulaklarmda nlamaktadr:
"Arkadalar, dedi, memlekette imendifer yok, liman yok, kpr yok, yol yok,
mektep yok, velhasl hibir ey yok! Ben bunlar yapacam; bunlar yapabilmek
iin paraya ihtiya var. Onun iin milletin cebinde on para da bulsam alacam."

ismet Paa'nn, cebinde on para da bulsa alaca toplum kesimleri bellidir.


Toprak aas, tccar, vurguncu, karaborsac, komisyoncu dnda kalan yoksul-
lar ordusu... smet Paa, smrc snflara yedirmek iin ok paraya ihtiya
duyuyor. Bunu da yoksul halktan zorla alyordu... "Snfsz", "imtiyazsz", "hal-
k" diktatrlk Osmanl geleneini hi aratmayacak biimde, toprak aas, s-
tanbul'un byk tccarlar, Milli Mcadele'de vatan kurtaran, imdi karlm
isteyen sivil-militer brokratlarn soygun ve smr olanaklarm artrmak iin,
her seferinde yoksul halka daha fazla ykleniyordu.

Gelir fark gzetilmeksizin, her yetikin erkek "yurtta"tan ylda 8 ila 15 lira
arasnda deien yol vergisi alnyordu. Yetikin be nfusa sahip bir kyl ailesi
iin bu, ylda yaklak 60 TL. deme zorunluluu demekti. Bir ton budayn 40
liraya satld koullarda bu vergiyi demenin ne demeye geldiini anlamak zor
deildir. "Snfsz", "imtiyatsz", "kaynam" toplumda hapishaneler vergilerini
deyemeyen yoksul kyllerle dolup tayordu...

165
Devlet , tketim mallan zerinde tekel kurarak, yeni vergiler koyarak, eski
vergileri artrarak yoksul halk zerideki basky daha da artryordu. Kt rn
ve fiyatlarn an d karsnda vergi yk giderek artyordu. 1927'yi baz
alan endekse gre, vergi yk 1934'te 153e kmt. Nfus bana gayri safi
gelir ise, ayn yllan esas alan endekse gre, (1927=100), 1930'da 92.6'ya,
1934'de 60.5'a kadar gerilemiti.(22) Gelirde an dler olurken , artan vergi-
lerin yaratt bask dayanlmaz boyutlardayd...

Yol vergisiyle ilgili olarak, Glten Kazgan unlan yazyor: "Amac demiryolu
yapmnn finansman olan Yol Vergisi de bir "ba" vergisi idi, her ailedeki ye-
tikinlerden alnan (8-15 TL. oranndaki) bu vergi, gelirdeki azaltan bamsz
bir yk getiriyordu. rn fiyatlar (te bire) 1/3'e dnce, bir de buna kt
rn yllar eklenince, tutar ayn kalan verginin (gelir zerinden) yk bununla
ters orantl olarak arlam oluyordu. Nitekim 1930'larda (1932-1934),
1932'deki kt rn ylnn da etkisiyle, bu vergiyi deyemeyip bedeni
ykmll yerine getiren yol yapmnda alanlarn says 700 bin kiiyi bul-
du. Ayn durum hayvan saym vergisi iin de geerliydi: Hayvan bana kuru
olarak tahsil edilen bu vergi, hayvanlarn fyatlar veya hayvansal rnlerin fiy-
atlanndan bamszd. Vergi 1929'da tekrar artrlmt. Bu rnlerin fiyatlar
yar yarya derken, verginin ayn kalmas, gelir zerinden denen verginin
arlamas demekti."(23)

te yandan i ticaret hadlerinin % 40 (1930) civarnda tarmn aleyhine ola-


rak bozulduu bir ortamda , "ruhlar aranlar"n neden geri yollayamadklarn
anlamak kolaylayor. "Gdml muhalefet'e hemen byk bir kitle desteinin
ortaya kmas, "yeni parti"nin kitleler yararna bir programa sahip olmasndan
deil, iktidar partisinden kan bir gstergesiydi. Halk ynlar Fethi Bey'in li-
deri olduu partinin ne programndan ne de temel politikalarndan haberdard.
Ama saduyuyla "halk ve inklap iktidar"dan kayordu...

Samet Aaolu, "Serbest Frka" kurucularnn zmir'e geliinde halkn Ser-


best Cumhuriyet Frkas'na gsterdii byk ilgiyi yle anlatyor:
"(...) Halk Anadolu Gazetesi'nin matbaasna doru yrm... Matbann i taraf-
na saklanm olan polis neferleri, halk korkutmak iin olacak, izdihamn ze-
rine tabanca boaltmaya koyulmu ve atlan kurunlardan biri 14 yandaki mek-
tepli bir ocua rastgelerek ldrmtr.
"Bu meyanda hibir eyden haberi olmayan bizler otelde idik ve alt kattaki salon-
da bir qklar ile gryorduk. Birden bire otele byk bir kalabalk hcum etti.
Herkes mteheyyi ve mtehevvirdi. Kimi alyor, kimi nefrin ediyor, kimi teh-
ditler savuruyor.
"Kalabaln ortasnda ihtiyar bir adamcaz kucanda tad bir ocuu birden
bire Fethi Bey'in ayaklarna atarak:

-"te size bir kurban. Bakalarn da veririz! Yalnz sen bizi kurtar, dedi ve ala-
yarak Fethi Bey'in ellerine sarld. Manzara mthi ve tyler rperticiydi. Kanlara

166
bulanm krpe mektepli bir ocuk Fethi Bey'in ayaklan altnda son nefesini ve-
riyordu. Babas da Fethi Bey'in ellerine sarlarak yakc bir lisanla daha baka ev-
ladn da kurban vermeye hazr olduunu sylyordu. Yalnz bizi kurtar! Kurtar
bu zalim mutemetlerin elinden diye yalvaryor. "(24)

te bu koullarda Kemalist iktidar tekrar "halkla" dnyor, bir sre ara-


dan sonra Durkheim sosyolojisi tekrar hatrlanyor... Diktatrln ideolojisi; ik-
tidarn "inklap olduu", inklaplarn yaamasnn da ancak baskyla mmkn
olaca grn dile getiriyordu. Bu, Kemalist rejime zg bir "inklaplk"
anlayyd. Faist eilimlerini gizlemeye pek gerek duymayan, iktidarn nde
gelenlerinden Recep Peker, talyadakine benzer faist yntemlerin, Trkiye'de
de uygulanmas iin raporlar hazrlayp Babakan smet nn'yle bu konuda
gr birliine varrken, "devrimlerin ancak bask ve zor altnda yaplabilecei-
n"(25) ileri sryordu. Byle bir ortamda halktan gelen tepki ve direni, onun
"cehaletinden" ileri gelebilirdi... Sekin yneticiler "snfsz" bir toplumda onun
yararna olan her eyi dnp yapmyorlar myd?.. Artk her ey akt; halktan
gelen tepkiler "gericilik ve "inklap dmanl", ynetici elitten gelen her ey de
"inklaplk" saylyordu. Krt halknn "mecburi iskan"a zorland, emeki
ynlarn yoksulluk ve sefalet iine itildii bir ortamda, bir de "Cumhuriyet Ba-
lolar" dzenleniyordu. Balo, Cumhuriyet yneticilerine tarihten mirast...

"Brokratlar Tanzimat Ferman ile bu defa, gerekten Batl grntl yeni bir
lle devri balattlar. Bu durum ayn zamanda balolar dnemidir. Bu defa kaplum-
baalarn mum tad lle baheleri yerine saraylar, elilik binalar seiliyordu.
stanbul'da eliliklerde, saraylarda ve Osmanllarn Avrupa eliliklerinde verilen
bu balolarda brokratlar, Batl dostlar ve levantenlerle beraber elenirken, isiz-
lik artyor ve yerli retim glerinin yok olmas son derece sratle devam ediyor-
du. Bu balolarn benzerlerini, hatt devamm, daha sonra Cumhuriyet Halk Frka-
s(*) dneminde yoaltm mallarnn ktlnn yaratt koullar altnda, Anadolu
Kasabalarnda halkn nefreti altnda verilen Cumhuriyet balolarnda grmemek
mmkn m?" (26)

Yzbinlerce yoksul insann ar vergileri deyemedikleri iin hapse atld


bir ortamda yaplan balolar, Bat burjuvazisi karsnda aalk duygusunun bir
rn olduu kadar, ynetici sekinlerin emeki kitlelere bak asnn da bir
gstergesidir.

Tek parti rejiminin ideologlarndan M. E. Bozkurt; "(...) Snfsz, zmresiz.


Trk ulusunda lk, birlik varsa ve bu birlik iinde gayeye erimek isteniyor ve
eriiliyorsa zorla partiler ihdas etmek nasl mmkn olur. Byle mi olmak la-
zmdr. Yoksa snf ve zmreler yaratan partiler ihdas etmek mi lazmdr?"
diyor. Attilla lhan'n deyiiyle, "komprador aydn", soruna tersinden bakarak
sonuca varmak istiyor. Burjuva toplumunda siyasal partilerle toplumsal snflar
arasndaki ilikiyi tersinden gryor. Smrge aydm, varlkla bilin arasndaki
ilikiyi de tersinden grd iin, her eyi tersinden almak zorunda kalyor!.. Ne
ki, marlarda "imtiyazsz, snfsz, kaynam bir kitleyiz" demekle ne snflar
yok olur, ne de kitlenin kaynamas mmkn olabilirdi...
(*) Daha sonra CHP.

167
Snfsz bir toplumda siyasal partilerin gereksiz olduunu kantlamaya al-
anlarn faist bir lkeden yasa maddeleri ithal etmeleri garip bir "dnsel akro-
batlk"tr... Faist bir rejimin ceza yasasndan ithal edilen 141 ve 142'inci mad-
deler tek parti diktatrlnn deologlar iin can skc deil mi? O zaman,
snfsz bir toplumda "sosyal bir snfn dier sosyal snflar zerinde ta-
hakkmn tesis etmeye veya sosyal bir snf ortadan kaldrmaya" ynelik "a-
balarn" 8 yldan 15 yla kadar ar hapis cezasna arptrlmas nasl aklanabi-
lir!.. Olmayan snf nasl ortadan kaldrlacaktr? Ne ki Kemalistler, yasay
bouna ithal etmezlerdi...

Milli Mcadele'nin ilk yllarndan, Milli ef dneminin sonuna kadar, "halk-


lk", ynetici kliin ideolojik bir zorlamasyd. Halklk .halktan yana bir y-
netim deil, btnyle halktan kopuk ve ona yabanclam baskc bir yneti-
min uyduruk ideolojisinin bir parasyd.

168
11, BLM

YEN SMRGECLK DNEMNDE

SOSYO-EKONOMK FORMASYONUN EVRM

"Biz zengin olduk, nk bizim iin baz rklar


ve milletler ld, baz ktalar tamamen
boald."

Sombari

kinci Dnya Sava sonrasna kadar Trkiye'de gerekleen tm dzenle-


meler (Tanzimat, Islahat, Merutiyet, Cumhuriyet, Atatrk nklaplar vb.) kit-
lelerin istek ve iradesi dnda, "memleketin sahipleri" tarafndan gerekletiril-
di. Btn bu sre boyunca hibir "yenilik" kitlelerin istek ve basks sonucu
ortaya kmad. Srekli olarak, "gdenler" tarafndan "gdienler"e empoze
edildi. "ok Partili Rejim"e geite de durura aynyd. Zaten gerek anlamda bir
"ok partili rejim" sz konusu deildi. Ceza yasasnn "nl" maddeleri, genel
hukuki ereve, devlet ynetim zihniyeti, Krt sorunundan kaynaklanan "kst-
lar", fanatik bir sosyalizm dmanl veri iken, ancak dzen partilerinin yaama
ans vard. D.P. bir muvazaa partisi olarak kuruldu, balangta gdml bir
muhalefetti. Ama, daha sonra gdmllk ve muvazaa partisi olmaktan uzakla-
t. Ve bedelini de ar bir biimde dedi...

Btn bu sre boyunca emeki kitlelerin hibir ey yapmasna izin verilme-


di. Trkiye'de parlamentonun ve ok partili sistemin geleneksel hakim snflar-
dan bir mcadele sonucu olarak koparlmam olmas ve sk sk askerlerce da-
tlmas, parlamentoyu etkin ve saygn bir kurum olmaktan uzaklatrm, 1960
somasnda da Milli Gvenlik Kurulu'nun tasviye kararlarnn onayland bir
eit sekreteryaya dntrmt. Balkondaki seyirciyi oyalama ilevini bile ye-
rine getirecek durumda deildi. phesiz "memleketin sahipleri"nin bylesine
geni bir manevra ve maniplasyon gcne sahip olmalar, emeki toplum ke-
simlerinin rgtszl, mcadele geleneinin zayfl, dolaysyla bilin
dzeyinin geriliiydi. Ezici ounluu kk reticilerden oluan kylln,
nfusun % 80'den fazlasn oluturduu, sanayi retiminin de % 10'lar seviyesi-
ni bile gemedii bir sosyal formasyonda, ynetici kliin neden "kolay ynet-
tiini" anlamak kolaylar.

169
Cumhuriyetin kurulmas, Cumhuriyete gei de bir "hkmet darbesi" sonu-
cuydu. Cumhuriyet sonrasnda gerekletirilen "nklaplar", "reaya"y vatanda
mertebesine ykseltmek iin yeterli olmayacakt. Byle olunca, kitle; yapmas
gereken her eyin annesi tarafndan yapld iin, ilerlemi yama ramen, hi-
bir ey yapamaz duruma gelen bir "ocuk" gibi, marazi, edilgen, srekli "koru-
nan ve kollanan" pasif bir yn haline geldi. Tarihin znesi konumuna bir trl
ykselemedi. 1946'dan balayarak "ok Partili Rejim"e geilince, artk kitleler
maniple edilebilir bir yn olarak grlecekti.

Bu aamada, "o halde neden ok partili rejime geildii" sorusu akla gelir.
Byle bir sorunun cevab, i ve di belirleyicilerin bir btn olarak anlalabi-
lir. ounlukla ileri srld gibi, demokrasiye gei, Milli ef nn'nn bir
ltf deildi. Bunlardan birincisi, 1910'lu yllardan beri desteklenip kayrlan
(tevikler, ayrcalklar, muafiyetler, "devletilik", sava yllarnn enflasyonist
uygulamalar, karaborsa vb.) yerli sermaye, artk palazlanmt. Vesayet altnda
daha fazla kalmak istemiyordu. Artk ocuk bymt ve onu bytenlere itaat
etmeyecekti... kinci olarak, uluslararas g dengeleri de "ok partili bir siyasal
rejim" ynnde bask yaratyordu. "Hr Dnya"nn zaferiyle biten emperyalist
sava sonrasnda tek parti rejimleri (1920'li ve 1930'lu yllarda pek revata
olan) gzden dmt. "ok Partili Rejime" gei sonras dnemin tahliline
gemeden nce, uluslararas konjonktrn nitelii, yeni dneme damgasn vu-
ran temel stratejiler ve hegemonik gcn "porojesi" zerinde ksaca durmak ya-
rarl olur.

kinci Dnya Sava'nn sonu, ayn zamanda kapitalizmin yapsal kriz dnemi-
nin de sonu olmutur. Nitekim, 1910'lu yllardan beri srp gelen kriz (uzun dal-
gann ikinci aamas), ABD'de daha 1940'da, Bat-Avrupa ve Japonya'da da
1947-1948'de son bulmutu.(1) Yapsal krizin sonu, ayn zamanda hegemonya
krizinin de sonu olmutu. 1910'lu yllardan beri devam eden hegemonya krizi
ABD'nin lehine olarak sonulanm, "Pax Britanica", yerini "Pax Americana"ya
brakmt. Klasik smrgeci bir devlet olmayan ABD'nin klasik smrgeciliin
tasfiyesinde kar vard. Bu aamadan sonra klasik smrgeciliin yerini yeni
smrgecilik (Neocolonialisme) alacak ve ABD liderliinde kolektif smr
srdrlecekti. Kollektif smrnn srdrlmesi iinde uygun aralar, kurumlar
ve mekanizmalar oluturulacakt. phesiz, klasik smrgeciliin tasfiyesinde -
kar olan sadece Birleik Amerika Devletleri deildi. Klasik smrgeci imparator-
luklar da smrgeciliin eskimi, anm klasik biiminden uzaklamak istiyor-
lard. Kapitalist retim tarznn ulat aama veri iken ve smrgeciliin
"iselletii" koullarda, artk "yerli oligariler" smrgeci yneticilerin yerini
alabilirlerdi. Bu yeni durumda da smrgecilik yeni yntem ve aralarla
srdrlebilirdi. Yeni durumda, kapitalist rasyonele uygun den zm, "bam-
sz" ulus-devletlerin varln gerektiriyordu(2)

Gerekten, klasik smrgeciliin tasfiyesi ve yeni smrgeciliin onun yerini


almas, ABD'nin karlarnayd. Bir sr Asya, Afrika lkesi smrgeci Avrupa
devletlerinin (ngiltere, Fransa, Belika, Hollanda vb.) dorudan siyasi de-

170
netimi altnda kaldka, bu, ABD sermayesinin ve mallarnn hareket alann s-
nrlayan bir eydi. Fakat klasik smrgeciliin tasfiyesi sadece ABD iin deil,
smrgeci lkeler iin de "krl" bir eydi. Zaten, smrgelerinden "ekilirken",
yerlerine bu ii yapacak "yerli" adamlarn brakyorlard. te yandan, yeni-
smrgeciliin aralar olan kurumlar, IMF, Dnya Bankas, Birlemi Milletler
rgt etrafnda oluturulan dier "insancl amal kurulular", teker teker
smrgeci devletler yerine kolektif bir smrye olanak verecek durumdayd...
Tek bir smrgeci lke yerine, eski smrgeci devletlerle ok tarafl bir bam-
llk biimi ortaya kmt. Bunun da aralar, szde "uluslararas kurulular"d.
"Uluslararas" denilen bu kurulular emperyalist devletlerin dnya leinde
status quo'ya korumasna olanak veren kurululard. Gruhn'a gre; "Bu devlet-
ler eski smrgeci devletle ikili bamllktan, uluslararas rgtler araclyla
ok tarafl bir bamlla dtler."(3) "Para Fonu birok lkenin dier ye
lkelerle ibirlii iinde salkl mali politikalar izlemesini salamt. Ulusla-
raras bir kurulu olarak Fon'un bamsz hkmetlere, duyarl mali politikalarda
fikir vermesi, ya da yardm karlnda baz nlemlerde srar etmesi, dier
bamsz hkmetlerin ayn eyi yapmalarndan daha kolaydr. Bence bu nokta
ok nemlidir. Para ve Maliye Politikalar gibi hassas konularda hkmetler
nesnel, yansz ve yetenekli bir uluslararas kuruluun grlerini ne kadar iyi
niyetli olursa olsun bir dier hkmetin grlerine yelerler."(4) Bylece herbir
smrgeci emperyalist devletin smrgelerdeki kurulularnn, adamlarnn ilevi,
yerini kolektif ynlendirme ve denetim biimlerine brakyordu.

Bu yzden, kinci Dnya Sava sonrasnda smrgeciliin tasfiye edildiine


ilikin grler, kapitalist retim tarznn temel yasalar ve ileyii hakknda ye-
terli bilgiye sahip olmayanlarn bir kuruntusuydu. Smrgecilik tasfiye edilmi-
yor, yeni koullara uyarlanyor ve emperyalist lkeler iin daha rasyonel hale
sokuluyordu. Colonialisme, neo-colonialisme'e dnyordu. Bir lkenin em-
peryalist smrye maruz kalmas iin onun dorudan smrge olmas gerek-
mez. Bugn "gelime yolunda" denilen lkelerde, emperyalist lkelerin ihtiya-
larn karlamak iin (gda, biyomas, enerji, maden vb.) kullanlan topraklar
klasik smrgecilik dnemindekinden daha fazladr. Klasik smrgeciliin
geerli olduu dnemde yar-smrge konumundaki lkelerin durumu bu vesi-
leyle hatrlanmaya deer. Nitekim, bir kondominyon olan M. Ali Paa'nn M-
sr', ngiliz byk burjuvazisi iin dorudan smrgelerden daha az "verimli"
deildi. Dolaysyla, "bamszlk" hareketleririn sonucu ortaya kan yeni ulus-
devletlerin emperyalizme bir darbe vurduu, kapitalist pazar daraltt vb. gibi
argmanlar somut duruma ve gerek srelere ters dyor.(5) Aslnda ikinci
Dnya Sava sonrasnda tasfiye edilen, smrgeciliin klasik biimiydi. Bu
biim, smrgeci devletlere "pahal" geliyordu. Yeni-smrgecilik, smrgeci
devletlerin birok harcamalardan kurtulmalarna olanak veren bir zmd.
Bylece gvenlik, salk, okul, snrl sosyal hizmetler, alt-yap (yol, kpr,
elektrifikasyon vb.) yatrmlar iin yaptklar harcamalardan da kurtuldular. Fil-
dii Sahili Devlet Bakam Houphoet-Boign Y, yeni-smrgecilikle ilgili olarak;
"Bu eskisinden ok daha kt bir smrgecilik. Zira eski smrgecilik hi
deilse baz sorumluluklar alyordu. Ekonomik smrgecilik hibir sorumluluk

171
stlenmiyor"(6) demiti. Klasik smrgeciliin tasfiye srecine girdii dnemde
emperyalist lkeler nemli retim artlar gerekletirdiler. Dnya ticaretinde
byk bir srama oldu. 1947-1966 aralnda alt AET lkesinde snai retim %
6, Japonya'da % 9.6 art gsterdi.(7)

Bat'ya ulamay temel ama ve tek kurtulu yolu olarak gren klasik smr-
gecilik sonrasnn ulus-devletleri, Batllar tarafndan nerilen byme modelle-
rine (kalknma reetelerine) uyum salamaya yneldikleri lde, oyunu daha
batan kaybetmilerdi. kmaz bir yola girmilerdi... Gerekten bamszla
ulamann koulu, Bat modelini daha batan reddetmeye, farkl bir uygarlk ve
toplumsal dzen tercihi yapmaya balyd. "Uygar ve uygarlatrc"nn gster-
dii yol, sonu olmayan bir yoldu. Bat'y taklit, hem gerekli deildi, hem de za-
ten olanakszd...

Trkiye'nin 1950'den balayarak DP iktidaryla girdii yeni dnem, emper-


yalizmin lkeyi artlandrp biimlendirme srecim hzlandracakt. Bu bakm-
dan kinci Dnya Sava srasnda "emperyalizmin lkeye yeniden girdii" gibi
iddialar inandrc deildir. 1923'ten, sava sonrasna kadar emperyalizmin
lkeyi daha fazla "etkileyip" biimlendirmemesinin nedeni, byk lde em-
peryalizmin iine dt "yapsal kriz"dir. Tam tersine, 1920'lerden beri ger-
ekletirilen "dzenlemeler", uygulanan politikalar, emperyalizmle yeni bir ek-
lemlenmenin koullarm yaratmt. Baz pre-kapitalist yap ve kurumlar tasfiye
edilerek ve kimi burjuva kurumlar ithal edilerek eklemlenmenin maddi temeli-
ni oluturacak bir "ibirliki" snf yaratlarak, yeni-smrgecilie "elverili bir
ortam" yaratlmt.

Tm abalara ramen (devletilik vb.), 1950'li yllara gelindiinde, emper-


yalizmle yeni bir tip btnlemenin koullar tam olarak olumu deildi. te
DP iktidaryla balayan dnemin temel ilevi, btnlemenin eksik kalan unsur-
larm tamamlamak olmutur. Zincire, eksik kalm halkalar eklenecekti.

Sava sonrasnda, smrgeciliin yeni bir biim alp, smrnn derinletiril-


mesinin koullan olumutu. Emperyalizm yapsal krizi atlatm, dnyann geri
kalan blmn daha youn olarak artlandrp biimlendirecek duruma yeniden
gelmiti. ABD, emperyalistleraras hiyeraride piramidin tepesine oturmu ve tar-
tmasz bir stnlk salamt. Ekonomik, siyasal-sosyo-kltrel yaplan dnya
leinde (en azndan o zamanki brokratik "sosyalist" lkeler dnda) biimlen-
direbilecek bir hegemonya gcne ulamt. Vakit kaybedilmedi. 4 Temmuz
1947'de Trkiye ile ABD arasndaki ilk "ikili" anlama imzaland. Bu "ilk anla-
ma"y, 12 Temmuz 1948'de imzalanan ikinci "ikili anlama" izledi. Artk ABD
yardmlar akmaya balyordu. Amerikallar demode olmu, ie yaramayan, depo-
lanmalar da sorun yaratan silahlar, sava artklarm Trkiye'ye yardm olarak ve-
riyordu. Ama Trkiye, sz konusu silahlar ABD'nin izni olmadan kullanamaya-
cakt. 4 Temmuz 1947 anlamas, ulusal egemenlii zedeleyen bir sr maddenin
dnda, ekonomiye ilikin ykmllkler de ieriyordu ki; bunlar arasnda,
"devleti uygulamalardan vazgeilmesi", gmrk korumalar ve tekellerin kal-

172
drlmas, uluslararas ticaretin serbeste ileyiini engelleyen dzenlemelerin
tasfiye edilmesi vb. gibi yaptrmlar sz konusuydu.

Sz konusu srete ilgin olan; egemen snflar, bata ABD olmak zere em-
peryalizmle ibirliinden yana tavr koyup gereini yaparken, halk ynlarnn
da egemen snflarn projesine destek vermi olmasdr. Tarada ve ehirlerde
hzla zenginlemek isteyen kk reticiler dnda (esnaf, tccar, arac, komis-
yoncu vb.); jandarma ve tahsildar basksndan bezmi, "Ebedi ef ve "Milli
ef dneminin iktisat politikalarndan hep zararl km yoksul kyller de
DP'yi desteklemiti. Ezici ounluu, bir Amerikal uzmann deyiiyle, hl
"Hititler zamanndan kalma retim aralaryla" retim yapmaktan kurtulama-
m, az toprakl yoksul kyllerin oluturduu krsal kesim insanlar, "devleti-
lik" uygulamalarndan bir yarar salamadklar gibi, Osmanllarn son dnemler-
deki uygulamalar aratmyacak lde devlet bask ve terrne maruz
kalmlard. Geni kitlelerin yaam koullarnda hibir iyileme olmazken, tek
parti rejimi, devlet terr koullarnda gerekletirilen "inklaplar" ve geleneksel
kltr odaklarnn datlmas kitlelerde iktidar aleyhinde kkl bir kin ve nefret
uyandrmt. Halkn iktidar partisi CHP'ye ynelik tepkisinin boyutlar daha
1930'daki gdml Serbest Cumhuriyet Frkas deneyiyle ortaya kmt.

1950 sonrasnda Trkiye, bata ABD olmak zere, Bat hegemonyasna daha
fazla sokulurken ve ABD'nin izdii yolda yrmeye zorlanrken, iki alanda
nemli gelimeler kaydedildi. ABD'nin (daha genel olarak emperyalist
Bat'nn) de karlarn gerekletirmeye ynelik bu gelimelerden biri, a!t-yap
yatrmlarnn hzl bir tempoyla gerekletirilmesi; ikincisi, alt-yapdaki geli-
melere elik eden tarmsal retimdeki nemli arttr. Batllar Trkiye'ye; mu-
kayeseli stnlkler ve uluslararas iblm ve uzmanlamaya uyum sala-
may amalayan tarma dayal bir byme modeli neriyorlard. 1950
seimlerinin hemen sonrasnda Trkiye'ye gelerek rapor hazrlayan bir Dnya
Bankas heyeti (IBRD) raporunda unlar diyordu: "Endstriyel gelimeye tar-
mn aleyhine olarak verilen arlk ok fazla olmutur. Tarm ne kmaldr.
Tarmda verimlilik artrlmadka endstri iin gerekli besin ve igc salana-
maz."(8)

Trkiye gibi "azgelimi" bir lke, dardan ithal ettii aralar ve tarmsal
girdilerle balangta tarmsal retimi artrabilirse de, verimlilik artn srdre-
bilmesi srekli ithalat gerektirecei iin, kar yol deildir. Uzun dnemde hem
da bamll artrr, hem de gerekten sanayileme hedefinin de gndem d-
nda tutulmasna neden olur. Nitekim; "Bir lke sanayileerek, sanayisini kendi
kendisine gelitirmek kouluyla (fabrika satn alndnda bu koul yerine geti-
rilmi olmuyor) ve teki sektrlere gelimeleri iin gerekli teknik aralar sa-
lyorsa zenginleir. nk hem sanayisi emek verimliliini ykseltir, hem de i-
ledii hammaddelere daha fazla deer katt iin zenginleir. Bundan baka
yksek katma deerli sanayi rnleri ihra edip, dk katma deerli, zellikle
de hammaddeler ithal ettiinde d ticaret yoluyla da zenginleir. Bylesi bir du-
rumda eit olmayan bir deiim uyguluyor demektir."(9) F, Partant'dan yaplan

173
yukardaki alntda aka ortaya konduu gibi, bir lke teknoloji ithaliyle kal-
knamaz. (Bat gibi olamaz demek daha uygun dyor). Sanayilemeden
bamsz bir tarmsal gelime de olanakl deildir. Verili uluslararas iblm-
ne uyum salamann tesine gemeyen bir lke, hiyerarik dnya sistemindeki
yerini deitirme iddiasnda bulunamaz.

Zaten tarm m, sanayi mi trnden tartmalar anlaml da deildir. Bir eko-


nominin salk koulu, sz konusu sektrlerden birini n plana karmak deil,
tarm, sanayi ve alt-yap yatrmlar arasnda uygun bir dengenin kurulmasna
baldr. Oysa Batllarn nerdikleri byme modellerinin asl amac,
Trkiye'yi nl "mukayeseli stnlkler" teorisinin ngrd bir dorultuya
zorlayarak, verili uluslararas iblm ve uzmanlamayla uyumlu bir ekonomik
yap hedefliyordu.

1950'lerin ilk yllar olduka "umut verici" grnyordu. Bir.kere ABD'den


salanan yardmlar nemli rakamlara ulamt. 1946'da balayan ABD yardm-
lar, 1946-1950 aralnda GSMH'nin yaklak % 3'ne ulamt. Bu lde
nemli d yardm, Trkiye'nin ithalatnda bir patlamaya neden oldu. Elbette, bu
ithalat art, ABD'nin Trkiye'ye ynelik ihracatnn artmas demekti. Tarm
makineleri bata olmak zere, alt-yap yatrmlar (yol, kpr, baraj, elektrik
santrali vb.) iin gerekli makine-tehizat ithalat hzlanmt. Aslnda Trkiye'ye
alan kredi Amerikan sanayici ve ihracatlarna verilmi tevikler anlamna ge-
liyordu. Tarm makinelerinin toplam imalat iindeki pay yaklak sekiz kat arta-
rak, % 1'den % 8'e kt.

Alt-yap yatrmlarnn hzlanmas, yol, baraj vb. inaatlar bir taraftan yeni is-
tihdam olanaklar yaratrken (1950-1960 aralnda yaklak 14.000 km. kara-yolu
yapld), dier yandan tarma traktrn girmesi (1948 ylnda Trkiye'de sadece
2000 kadar traktr varken, bu rakam daha 1950'de 24.000'e, 1960'dada42.137'ye
ykselmiti) hem tarmsal verimlilii artrd, hem de ekilebilir alanlarn genileme-
si sonucunu dourdu. (Ekilebilir alan 1950'de 14.542.000 hektardan, 1960'da
23.227.000 hektara ykseldi). Bylece verimlilik ve rn artnda nemli bir s-
rama oldu. 1950 sonrasnda yaklak 312 bin aileye toprak datlmasyla 1950-
1960 dneminde topraksz kyl oran% 16'dan% 10 "a drld. 1950'lili ylla-
rn banda traktr almlar iin kylye alan kredi (sat fiyatnn % 60') iktidara
her kesimden destek salayan u ygulamalardan biriydi. Kyl kitlesi tarmsal kred-
ilerden, nceki dnemlere gre daha ok yararlandnlyordu. (Elbette byk to-
prak sahipleri de nemli bir pay almak kouluyla.)

retim fazlasn elden karmak isteyen ABD, Trkiye'ye at kredilerle


ve nerdii "byme modeli" araclyla ihracatn artrrken; Trkiye'de de
balangta ortaya kan tablo "umut verici" grnyordu. En azndan 1950'li
ylarn banda durum buydu. Trkiye'nin "Klt Amerika" olacana inananla-
rn says hzla artyordu. Amerikallara ar hayranlk rahatsz edici boyutlar-
dayd. Yeni zenginler ve bir ksm kk burjuva, evlerinin salonlarna "Ameri-
kan bar" ina edip, "kaak" viski imeyi "American way of Life" yakalamak

174
sayyorlard. Eski dnemin Fransz, ingiliz, Alman hayranl, yerini Amerikan
hayranlna brakmt. Amerikan erlerinin ve avularnn marklklar byk
bir hogryle karlanyordu... Artk Amerikallarn her eyi hayranlk uyand-
rr olmutu. Olumlu i ve d koullarn ekonomide yaratt canllk ve hatr
saylr refah art hem yerel mlk sahibi snflar honut ediyor hem de hegemo-
nik gcn projesinin "tutarll" ve "etkinlii" konusunda inandrc grnyor-
du. Trkiye "Souk Sava" koullarnda ABD'nin Sovyetler Birlii karsnda
ileri karakolu olmay severek stleniyor. NATO'ya giriyor, ABD'ye sler veri-
yor, Kore'ye asker yollayarak emperyalistlere sadakatim kantlyor, Amerikan
"yardm uzmanlar" karsnda bamsz bir lke insanlar iin utan verici bir
uak zihniyetiyle boynu bkk, onlarn her istediklerini fazlasyla yerine getiren
bir "uydu devlet" ynetim anlay yerleiyordu. Amerikan slerinde Trk yasal-
ar gemez olmutu. Ne ki, 1950'li yllarn ortalan yaklarken tablo kararmaya
balamt bile..

nemli bir gelime de elektrifikasyon alannda gerekleti. Elektrik retimi


1950-60 dneminde, bir nceki on yla oranla, 3.5 kat artt. Fakat bu olumlu ge-
lime, tren-yolu tamacln zendirecei yerde paradoksal bir durum ortaya
kt. lke ekonomisi iin fevkalade ucuz, temiz, evre kirlenmesi de yaratma-
yan tren tamacl gzden karld. Aslnda baml lkelerde neyin ne za-
man nasl retilecei emperyalist merkezlerce belirleniyor. Trkiye'de zellikle
imparatorluun son 50-70 yllk dnemi nemli tren yolu yatrmlarna sahne ol-
mutu. (O zamanki ama smry derinletirmekti.) Bat'da dinamik sanayi-
lerde ortaya kan kayma, Trkiye'de ulam politikasn karayolu tamaclna
kaydrd. Yol makinalar, otomobil, otobs, kamyon, lastik, asfalt vb.
ithalatnn hzla artmas ve demiryolunun ikinci snf bir konuma itilmesi,
Bat'daki teknolojik kayma ve yeni sektrn krllk orannn yksekliinden-
dir. Trkiye'nin, olduka gelimi demiryolu ebekesini ihmal ederek, lke ger-
eklerine ve karlarna uygun dmeyen karayolu tamacln n plana kar-
mas, emperyalist artlandrma ve biimlendirmenin ilgin bir rneidir...

1950'li yllarn banda ABD hegemonyas ve DP iktidar lehine olumlu bir


"havann" ortaya kmasnda iki faktr daha sz konusuydu. Bunlardan birincisi,
hava koullarnn elverili olmasdr. Buday retimi, 1953'de 8 milyon tona ka-
dar ykseldi. Tarmsal retimdeki art sava ncesi dnemden % 80 daha faz-
layd. te yandan 1950-1953 aralnda kii bana gelir yaklak % 30 orannda
art gstermiti. D yardmdaki hzl artla birlikte, lkenin ithalat kapasitesi-
nin artmas yannda, Kore Sava'nn neden olduu "boom" sonucu d ticaret
cephesinde de olumlu bir tablo ortaya kmt. D ticaret hadleri, 1950 = 100
olarak alndnda, 1951'de 122, 1955'de de 107 olmutu.

1950 sonrasndaki bir nemli "gelime"de tarm sektrne traktrn (ve


dier tarm aralarnn) girmesi sonucu hem i gcnn bir blmn aa -
karmas hem de neden olduu verimlilik artnn toplumsal dinamizmi artrmas,
kent-leme ve "marjinalizasyon" srecini hzlandrmtr. 10 yllk srede An-
kara, stanbul, zmir ve Adana'nn nfusu yaklak % 75 orannda artmtr. Bu

175
dnemde 1.5 milyon kii kylerden kentlere g etti. Bunlarn da te birden bi-
raz fazlas 4 byk kentte yaamaya balad. Trkiye'de kylerden kentlere
gn refah art dnemine rastlamas, nemli bir zellik oluturmutur. Glerin
ekseri grld gibi sadece mlkszleme sonucu ortaya kmam olmas,
balangta g edenlerin sanayi ve hizmetler sektrnde kolay i bulabilmeleri,
kyleriyle balantlarm srdrmeleri, ii hareketinin niteliine de damgasn
vurmu bir zelliktir. Bu nedenle, Trkiye'deki gecekondular birok azgelimi
lkelerdeki "bidonville"lerden ve "favelas"lardan daha elverili konutlardr. Oy
almak isteyen iktidarlarn da buralara sratle kamu hizmetlerini tamalar bu-
ralarn birer sefalet yuvas olmasna izin vermemitir.

1950 sonrasnda Trkiye, Batllarn istekleri dorultusunda ekonomik politi-


kalar izliyor ve Batllar tarafndan uydurulmu efsanelere de drt elle sarlyor-
du. Yabanc sermayeyle kalknma masal etkili oldu; hemen yabanc sermayeyi
zendirecek yasal dzenlemelere gidildi. Artk yardm almak iin her trl taviz
veriliyor; Trkiye, bata ABD olmak zere, Batllarn her istediklerini yaptra-
bildikleri bir lke haline geliyordu.

te yandan, kamu sektrnn kltlmesi, o zamana kadar oluturulmu


Kamu ktisadi Teebbsleri'nin "zel sektre devri" de gndeme getirildi: "Ser-
best Piyasa Ekenomisi"nin bir gerei olarak! Aslnda o dnemde KT'lerin zel
sektre devri konusunun gndeme getirilmesi, kamu sektrnn kltlmesi,
Batllarn Trkiye gibi lkelerin gereini kavramada da ne kadar yaya kaldk-
larnn bir gstergesidir. Trkiye'de sz konusu dnemde KT'ler, neoliberal
topyann ileri srd gibi, zel sektrn gelimesini engelleyen, "pazar eko-
nomisinin ileyiini" bozan iktisadi kurulular deil; tam tersine, zel serma-
yeye palazlanma olana salayan, zel sermayenin o "olmazsa olmaz" koulu-
nu oluturan, zel sermayenin yetersizliini dnleyen kurululard. Ara-mal
reterek (ara-mal reten sektrde krllk oran dktr), zel sermayeyi bu
alana yatrm yapmaktan kurtararak, rnleri ucuza tayarak vb. KT'ler zel
sermaye iin vazgeilmez kurululard. Bu yzdendir ki, an "zel teebbse"
retorie ramen, 1950-1960 aralnda KT'lerin tasfiyesi, zel sektre devri bir
yana, KT saysnda yaklak iki kat art olmutu. zel sektrn nde gelen
temsilcileri, oldum olas KT'leri sulaya gelmilerdir, ama bunu "sknt" duy-
madan yaptklarn sylemek zordur. imdilerde KT'lerin tasfiyesi yeniden
gndeme gelmi durumda, ama bu sefer de yabanc sermaye tarafndan yutulma
ans olduka yksek. Bu sorun zerinde ileriki sayfalarda tekrar duracaz.

Yeni Smrgeciliin lk Onylnda Snf ttifak

Yeni smrgecilik dneminin iik onyllarnda; daha ak olarak, 1960'a ka-


dar, Trkiye'deki hkim snf ittifak ticaret- sanayi burjuvazisi bu dnemde ti-
caret ve sanayi burjuvazileri arasnda tam bir ayrma olmamt. (evre lke-
lerde tam bir ayrma zaten pek olanakl da deildir) ve toprak zenginleri

176
(aalar) snfndan oluuyordu. DP iktidaryla emperyalist destekli yerel burju-
vazinin hem ekonomik ve siyasal, hem de grece ideolojik etkinlii artmt.
Milli Mcadele yllarndan beri egemen snflar koalisyonunun orta olan,
1930'lu yllarda ve sava sresince etkinliini artran brokrasi, DP iktidaryla
ittifak dna atlmt. 1950-960. dnemi ittifak d kalan brokrasinin "yksekleri''
1969 27 Mays darbesi sonrasnda toprak aalarnm dlanmasyla tekrar ksmi bir
etkinlik salarnay baarmlard. 1960 sonrasnda, 1930'lardakinden ok farkl ve
snrl etkinlik salayan brokrasi, bu konumunu 1980 darbesine kadar
srdrmeyi baarmtr. 1960 sonras egemen snf ittifakna damgasn vuran
sanayi burjuvazisi olmutur.

1980 ncesinde (yaklak 1960-1980) geerli egemen snf ittifak ya da


"yeni oligari" sanayiciler, byk ticaret sermayesi, bankalar, ithalat ve ihraca-
tlar, sivil ve militer brokrasinin st dzeylerini igal eden brokratlardan ol-
uuyordu. Dier azgelimi lkelerdeki oligariler gibi, Trkiye'deki oligari de
ancak Amerikan emperyalizmine srtn dayayarak egemen olabilirdi. Aslnda
"yeni oligariler", klasik smrgecilik dneminin yneticileri gibi, "kendi"
emeki kitlelerine yabanclam durumdadrlar.

1920'lerden beri lkenin kaderini elinde tutan Kemalist iktidarlar, (Ebedi ve


Milli ef dnemleri), toplumu istedikleri biime sokabilecekleri, istedikleri gibi
yourabilecekleri dncesine sahiptiler. Elbette bu, emeki toplum kesimle-
rine "dardan bakanlara" zg bir zihniyettir. Bir balama toplumu bir "tavuk
iftlii gibi ynetebilecekleri", "ynetmenleri gerektii" gibi kuruntularla hare-
ket ediyorlard. Bu ar jakoben zihniyet, iki bakmdan tam bir amazla kar
karyayd. Birincisi, sz konusu olan dn bugn ve gelecei olan bir toplum-
sal gereklikti; ikincisi, tm kuruntularna ve hezeyanlarna ramen, ynetici
kliin belirleme gc snrlyd. Sz konusu ar jakoben yaklamlar emeki
toplum kesimlerinde byk tepkiler yaratmaktan geri kalmyordu. Atatrk ink-
laplarndan hemen hibir yarar salayamayan geni halk kitleleri, zellikle dini
basklardan da ikyetiydi. Laikliin Trkiye'deki uygulamas, kitleler ze-
rinde tam bir baskya dnmt. Aziz Nesin; "Trkiye'de laiklik szde kal-
mtr, sahteciliktir. Laiklik zde din ve devlet ilerinin ayrlmas deildir. Bu
sonutur. zde dogmaya kar akln egemen olmasdr. Devletin rgtleri ara-
snda 'Diyanet ileri Bakanl' bulunduka, din grevlileri aylklarn devletin
btesinden aldka, kendileri zerk bir kurum kurmadka, Trkiye'de demok-
rasi olamaz. Btn slmi kurallarn, gerek eitsel, gerekse dinsel kurallarnn
zerklik kazanmas gerekir. Sadece Mslman Snnilerin deil, Alevilerin de
kendi zerk kurumlarm kurmas demokrasinin gereidir"(10) derken, ifade et-
mek istedii budur.

Trkiye'de, 1990 ylnda devlet btesinden Diyanet leri Bakanl'na ay-


rlan para 788 milyar 350 milyon TL.'dir. Milli Eitim Bakanl 'Din Eitimi
Genel Mdrl'ne ayrlan da 344 milyar 427 milyon TL'dir. Bteden ayr-
lan kaynak, toplam 1 trilyon 132 milyar TL'ye ykseliyor. Bu kaynaa, Ky
Hizmetleri Genel Mdrl vs'den yaplan katklar dahil deildir.

177
Bteden alma ve Sosyal Gvenlik Bakanl, Sanayi ve Ticaret Bakan-
l, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanl, Kltr ve Turizm Bakanl'na da
toplam 1 trilyon 148 milyar lira ayrlmtr. Yaklak be bakanla ayrlan ka-
dar kayna din ilerine ayran bir laik lke var mdr?

Balangta AP iktidarnn nemli bir kitle destei salamasnn nedenlerinin


banda, hi phesiz, ulusal ve uluslararas konjonktrn neden olduu refah
geliyordu. Ama kitleler zerinde devlet basksnn ve dini basknn hafiflemesi-
nin de pay vard. 1923-1946 aralnda Kemalist iktidarlarca milliyeti ideolo-
jiyi dini ideolojinin yerine geirme abalar beklenen sonucu vermemiti. Bu du-
rumun farknda olan DP, daha muhalefetteyken, kitlelerin bu rahatszlndan
yararlanma yolunu seti. Toplumun temeline dokunmad ve kitlelerin yaam
koullarnda hatr saylr bir iyileme yaratmad srece, Kemalistlerin rettii
yapay ideolojinin kitlelerin bilincine yerleme ans ok zayft. Tam tersine,
Kemalist uygulamalar ve "inklaplar"a, kitleler geleneksel ideolojiye daha ok
sarlarak tepki gsteriyorlard.

"Laiklik" uygulamas da, dinin bask altna alnmas olarak anlald. Trbel-
erin ziyaretinin yasaklanmast gibi gariplikler "laikliin bir gerei" saylyordu...
Bir insann kutsal sayd tarihi bir kiinin mezarn ziyaret etmesinin engellen-
mesi "ilericilik" saylyordu. Yazk ki Trk aydnlarnn ounluu hl yasak-
lk ve baskyla ilericilik arasndaki ilikinin tersliini kavram durumda deil-
ler. Kendini dini kavramlar ve sembollerle ifade geleneine sahip kitlelerin nor-
mal hareket ve talepleri gericilik damgas vurularak cezalandrlr olmutu.

1950'de DP'nin iktidaryla, yzyllarn her trl devlet basksndan bezmi


halk kitlelerinde ilk defa sosyal sreci "etkiledikleri" ve "etkileyebilecekleri"
umudu uyanmt. Ne ki 1960 darbesiyle bu srecin normal gelime yolunda
ilerlemesinin n kesildi.

Uygulanan ekonomik modelin 1950'li yllarn ikinci yarsnda olumsuz ei-


limler ortaya karmas, d kredilerin ve yatrmlarn azalmas vb. DP'ye kar
kitle muhalefetinin bymesine neden oldu. ktidarn baskc yntemlere ba-
vurmas, Sovyetler Birlii'yle yaknlama abalar hem yerel mlk sahibi snf-
larn, hem de ABD'nin DP'ye desteini ekmesine neden oldu. Zaten batan
beri ordu iinde darbe odaklan vard. Koullarn olgunlamas, nn'ye kar
saldrlar, tahkikat komisyonu oluturma abalar, basn ve niversitelere yne-
lik basklar, niversite rencilerinin ve Harbiyelilerin gsterileri askeri bir
darbe iin koullan "olgunlatrmt."

Kitlelerin toplumsal sreci etkileyip biimlendirmelerine ilk tepki 1960 askeri


darbesiyle geldi. Ve on yllk srelerle tekrarlanarak devam etti. Resmi ideo-
lojinin bir blnn ileri srd gibi, 27 Mays 1960 darbesi "ilerici" deil,
"brokratik"ti. Dolaysyla kitlelerin toplumsal sreci belirleme yeteneini zaafa
uratan bir hareketti. Trk aydnlarnn ounluu, 27 mays darbesiyle gelen
anayasadan tr, sz konusu darbenin "ilerici" bir nitelik tadm ileri

178
sryorlar. Anayasann "ilericilii" teranesine kendisini kaptran aydnlar, Ana-
yasa'da meclisin stnde kurumlarn varln grmezlikten gelmilerdir. "Milli
Gvenlik Kurulu" gibi meclis st kurumlarn varl bile bir bana Anaya-
sa'nn ilericilii tezini rtmeye yeter. Bir anayasann ilericiliini belirleyen,
sadece ierdii baz maddeler deildir. Asl belirleyici olan, kimler tarafndan
nasl yaplddr. Idris Kkmer; "Nitekim baz yazarlar 27 Mays Anayasa-
s'nn ok iyi bir anayasa olduunu sylerler. Bu anayasa kimler iin iyi ve ileri
idi? Kimler yapt, kimler bozdu? Halk niin savunmad? Millet nereye gitti?"
derken sorunun bu yanna iaret etmek istiyor.(11)

te yandan, 27 Mays darbesi, kendisini bir anayasa hazrlanmas ve yneti-


min sivillere devredilmesi pespektifiyle snrlad lde, ilevi daha batan
sona ermiti. Bu durum bir ksm kk burjuva aydnna ortaya kan "iktidar
boluu"ndan yararlanma yolunu amt. Sz konusu "iktidar boluu" koulla-
rnda aydnlar, zellikle anayasann yaplmasnda etkin bir konuma geldiler ve
anayasaya anti-demokratik bir sr maddeler yarmda, demokratik birok madde
koyulmasn saladlar. Ne ki, bu durum bir bana sz konusu anayasann "ileri-
ci" olmas iin yeterli olamazd...

"leri" saylan anayasa yaklak on yl sonra "yapclar" askerler tarafndan


kua evrildi. kinci onyln sonunda da btnyle ortadan kaldrld...

Daha nce szn ettiimiz i ve d koullarn ortaya kard olumlu


"eilimler", 1954'ten balayarak tersine dnmeye balad. Bir kere iklim koul-
lar tarmsal retimi olumsuz ynde etkiledi, te yandan d ticaret cephesinde
de aleyhte bir tablo ortaya kt. 1953 ylnda 8 milyon tona kadar ykselen
buday retimi, 1954'te 5 milyon ton'a dt. Tarmsal retimde toplam % 20
civarnda bir d sz konusuydu. Alnan kredilerin daha byk bir blm
eski borlarn denmesine tahsis edilmeye baland. D krediler darald. Artk
Trkiye 1954 ncesi ithalat dzeyini srdremez durumdayd. 1958 yl ithalat
1953 ylndakinin % 42'sine kadar gerilemiti. Vadeleri dolan borlarn den-
mesi sorun olmaya balamt. Bte aklar da giderek byyordu. 1953'te
21.9 milyon TL olan bte a, 1954'te 173.9 milyon TL'ye, 1957'de 196.1
milyon TL'ye ykseldi. 1950 = 100 alndnda toptan eya fiyatlar endeksi,
1954'te 121,1957'de 181'e ykselmiti...

ve d koullarn diyalektii, daraltc politikalar ynnde bask yapyordu.


Ama Menderes iktidar daraltc politikalara itibar etmekten yana deildi. Ad-
nan Menderes'in prestijinin srmesi, kitlelerin gznde umut olmaya devam et-
mesi, genileyici politikalarn srdrlmesi gerekiyordu. Bu da, akl'nn deyi-
iyle, "enflasyonun benimsenmesiyle" mmknd.(12) Dnemin babakan
Adnan Menderes, neden byle bir yola girmek durumunda olduklarn yle
ifade ediyordu:

"En byk muvaffakiyetleri (CHP kastediliyor, F.B.) d ticareti muvazene


iinde tutmaktan ibaret kalmtr. Ama bu muvazene memleket iktisadiyatn dar

179
bir ember iinde tutan ve memleket hizmetlerinden kanma pahasna elde edi-
len bir muvazenedir. Biz ok daha evvel denk bteyi temin edebilirdik. Fakat
biz muvazeneyi aa noktalarda tutmak deil, yaama seviyesini ykselten bir ir-
tifada byle bir muvazeneye ulamak iin komaktayz... Ne ithalat durdurulacak,
ne de tahsisatn sarfnda mkilata uranlacaktr."(13)

Gerekten Menderes Hkmeti, enflasyonist finansmanla, daha nce girii-


len bayndrlk projelerini tamamlama ve yenilerini ina yolunu seti. Toptan
eya fiyatlar endeksi (1950 balang olmak zere), 1953'te ll0'dan 1958'de
208'e ykseldi. D "yardmlarn" kslmas ve d ticarete ilikin zorluklar, d
bor demeleri, liberal d ticaret politika ve uygulalamalarn ister istemez gz-
den drecekti. Ortaya kan yeni durum ithalatn denetim altna alnmasn ge-
rektiriyordu. thalatn kslmas ise, ou tketim mal reten sanayiciler iin do-
layl tevik anlamna geliyordu. Enflasyonist srece elik eden korumaclk,
sanayici krlarn ykselterek, i pazara ynelik ithal ikameci sanayileme
ynnde uyarc etki yapyordu. Zaten kinci Dnya Sava sonrasnda, zellikle
de 1950 sonrasnda, tarmsal retimin artmas, alt-yap yatrmlar ve ulam e-
bekesinin genilemesi kyden kente g, genel refah art, sanayi iin "zgr"
emein aa kmas, doal olarak i pazar grece geniletmiti. Bu durum i
pazara dnk retim yapan sanayiciler iin potansiyel gelime ortam yaratm-
t. Gmrk duvarlaryla korunan bir i pazarda retilen her sanayi rn yksek
fiyatlardan sata sunulabilirdi. Bu aamadan sonra sanayi tarma oranla daha
hzl byyecek, tarmn milli gelir iindeki pay da grece decekti.

Ne var ki, d borla yryen, enflasyonist bir byme modelim belirli bir
eikten sonra srdrmek mmkn deildir. Byle bir politika, ekonominin den-
gelerini bozmak yannda, toplumsal kargaalklar, alt-stlkler iin potansiyel
bir ortam da yaratr. Baka bir anlatmla, devlet gcnn sarslmas sz konusu-
dur... Byle bir duruma ise, emperyalist status quo'nun korunmasndan kan
olanlarn ve yerli ibirlikilerin kaytsz kalmalar mmkn deildir. Mutlaka
"bir eyler yaplmas"n isteyeceklerdir...

Bata ABD olmak zere, emperyalist kurulular (IMF, Dnya Bankas


OECD vb) Trkiye'ye yeni krediler amann ve eskileri de ertelemenin koulu
olarak ekonomiye "eki dzen verilmesi"ni srarla istiyorlard. Bu amala,
"Austos 1958 kararlan "n Menderes'e kabul ettirmilerdi. Menderes, sz konu-
su d basklara ramen, kald yerden devam etmek isteyince de, Batllar iin
"muteber adam" olmaktan kacakt. Trkiye'de planl dneme geii asl iste-
yen emperyalist Bat ve onun karlarnn bekiliini ve szcln yapan em-
peryalist kurululard (IMF , Dnya Bankas vb.). 1950'lerin ikinci yarsnda
"olaylarn zoruyla" ortaya kan korumaclk ve uyard ithal ikameci sanayi,
27 Mays 1960 darbesinden sonra "planl dnem"de, "plansz" bir biimde ge-
lime olanana kavuacakt. Bylece askeri darbeyle Menderes iktidardan
uzaklatrlrken, artk Batllarn onaym alm "planl" bir byme sreci ba-
latlyordu...

180
w

Bir nceki dnemin snf ittifaknda bir kayma olmu, 1950'de egemen snf-
lar koalisyonu dna atlan brokrasi, Milli Gvenlik Kurulu, Anayasa Mahke-
mesi, Tabii Senatrlk, Planlama Tekilat vb. gibi kurumlar araclyla ege-
men snf ittifaknda tekrar etkinlik salamay deneyecektir... Kaynak dalmn-
da sahip olduu "stratejik konumu" sayesinde, byk sermayeyle ad konmam
bir eit ittifak kurmay baarmt. TL'nin deerlenmi (TL'nin resmi deerinin
piyasa deerinin stnde tutulmas) olmas, brokrasiye olduka geni bir ma-
nevra gc kazandrmaktayd. Sanayiciler dviz tahsisi bakmndan "kalknmac
brokrasi"ye baml hale gelmilerdi. Brokrasinin st kesimleri, 1960 darbe-
siyle, 1950'de kaybettikleri konumlarn ksmen kazanmlardr.

NATO ve CENTO'ya balln darbe bildirisinin en bna koyan 27 Mays


askeri cuntas, uygulanacak ekonomi politikas hakknda da emperyalistlere
gvence vermeyi ihmal etmedi. Batllarn istedikleri "planl bir ekonomi" sz ko-
nusu olacakt. Darbenin lideri General Cemal Grsel, Planlama Tekilatyla ilgili
konumasnda, "Artk memlekette, herkes cannn istedii gibi u yaplsn bu ya-
plsn diyemiyecek"(14) derken, bir rasyonalizasyon planyla ekonomiye eki
dzen verileceini sylyordu. Ama asl ama, Bat'ya bir mesaj vermekti. Ge-
rekten, 1960 darbesinden 1980 darbesine kadar geen yirmi yllk srede brok-
rasi, sanayi burjuvazisinin n plana kt bir snf ittifak iinde az ok etkin kon-
umunu korudu. Dnemin koullar ve uluslararas plandaki eilimler, ithal
ikameci sanayileme modelinin nitelii, "kalknmac brokrasi"nin ekonominin
ynetiminde kmsenemeyecek bir etkinlik salamasna neden oldu. Ne ki,
1980 askeri cuntasyla Trkiye yeni bir sermaye birikimine zorlanrken, yeni mo-
delde artk "kalknmac brokrasiye" de yer yoktu. 24 Ocak -12 Eyll'le balayan
yeni dnemde, kalknmac ideolojiye retorik dzeyinde bile olsa artk yer veril-
meyecekti... 1980 sonras srecin tahliline gemeden nce, yaklak yirmi yllk
bir srede geerli olan "baml ve dlayc" byme modelinin (ithal ikameci
model) gelimesi ve krize giri nedenleri zerinde ksaca durmamz gerekiyor.

Baml Sanayileme Srecinin Dinamii ve Krizi

II. Dnya Sava sonrasna kadarki dnemde azgelimi lkelerle sanayile-


mi lkeler arasndaki iliki bir bakma kr-kent ilikisi nitelii tayordu. Genel
olarak azgelimi lkeler hammadde ve tarm rnleri ihra edip, karlnda
sanayi rn olan tketim mallar ithal ediyorlard. Fakat kapitalizmin yeni ev-
resinde durum deiecekti. Emperyalizmin klasik dnemi de demlen 1880'li yl-
lardan n. Dnya Sava sonrasna kadar geen srede hammadde kaynaklarnn
kontrol ve tketim mallar pazarnn geniletilmesi amac n plandayd.

II. Sava'tan sonra hammadde kaynaklarn kontrol ederek, "uygun koullar-


da" elde edilmesi nemini korumakla birlikte, azgelimi lkelere sermaye ih-
racnn birincil amac artk sermayenin kendini dnya leinde yeniden rete-
bilmesinin koulu haline geldi. Kr oranlarndaki azalma eilimine kar bir

181
"savunma" nitelii tamaktayd. Bu aamada, azgelimi lkelerdeki byme
sreci iki ekilde etkilenecekti. Birincisi, dorudan yabanc sermaye yatrmlar-
nn artk tarm rnleri ve hammaddelere deil, i pazara dnk imalat sanayi
sektrne ynelmesidir. Hammadde fiyatlarndaki srekli gerileme (ticaret had-
lerinin hammaddeler aleyhine daha ok bozulmas), sermayeyi byle bir tercihe
zorlarken, pazarn genilemesinin koullan yaratlyordu. Tm azgelimi lke-
lere ayn oranda yabanc sermaye yatrm sz konusu olmayacana gre, i pa-
zara dnk sanayilerini gelitirmek isteyen lkelere patent, tehizat, ara-mal,
hammadde sat artmt.

Grece geri teknoloji rn mallar sz konusu olduu ve retim (montaj)


teknoloji ithaliyle yrd iin, sz konusu sre gerek anlamda bir sanayi-
lemeye gtremezdi. Baml ve dlayc bir sreti. Bamllk da ikili bir ka-
rakter tayordu: Birincisi, teknoloji, ara-mal ve baz hammaddeler okuluslu
irketlerden saland iin ve retilen mallar da i pazarda satld iin, dviz
sorunu srekli byyordu. thalat iin gerekli dviz, geleneksel ihra rnlerinin
ihracyla salanyordu. Ama salanan dviz srekli byyen sanayinin ihtiyacn
karlamaktan uzak kalyordu. Bu koullarda (geleneksel rn fiyatlarnn
srekli geriledii), borlanmak zorunlu hale geliyordu. Mali bamllk (d bor-
lar) artt lde, ekonomi politikalarnn ynetimi d karar merkezlerine doru
kayar. lke yneticilerinin manevra alam azalr. Karar mercileri IMF, Dnya
Bankas gibi kurulular olmaya balar. Ar borlu bir lkenin bor verenlerin
isteklerini dikkate almamas ancak istisnai durumlarda sz konusu olabilir.

Sanayileme srecinin dlayc niteliine gelince; i pazara ynelik ve


ounlukla tketim mal reten, bunu da teknoloji ithaliyle gerekletiren bir
lkede, sanayilemenin snrl kalmas, snrl istihdam yaratmas, sonuta da i
pazarn da snrl bir genileme gstermesi doaldr. Toprak dalmnn an
dengesiz olduu lkelerde i pazar daha da snrl kala.

Sz konusu dnemde, okuluslu irketlerin yaylma ve genileme strateji-


siyle, azgelimi lkelerde benimsenen byme modelinden yarar salayanlarn
karlar akmaktayd. Dviz yetersizlii korumac uygulamalar zorunla hale
getirirken, patent, ekipman, ara-mal ve kimi hammaddelerin gmrk duvarlarn
amasna olanak veriyordu. Tketime hazr rnlerin ithalim yasaklayan
lkeler, ayn maln montaj iin her trl ithalata izin veriyorlard. stelik
byk muafiyetler ve kolaylklar da sz konusu oluyordu.

Bylece, yeni sre baz dk katma deerli mallarn i pazara dnk reti-
mine olanak vererek okuluslu irketlerin pazar geniletmelerini salarken, yerli
hakim snflar iinde de sanayi burjuvas n plana gemiti. Yine de burjuvazinin
dier fraksiyonlar karsnda tam bir stnlk salamalar mmkn deildi.
Sanayici, kendi ihtiyac olan dvizi geleneksel rnlerin ihracndan karlad
srece, dier sermaye kesimlerinin el koyduu sosyal arta sahip olabilmek
iin emeki kitleleri peinden srkleyip, dierleri zerinde bask yapmaya ce-
saret edemez. (Harekete geen kitle dinamiinin kendim de hedef almasndan
korkar) Bu yzden baml lkelerde sanayi burjuvazisinin baat rol oynamas

182
olaan bir ey deildir. Sanayilemenin finansman geleneksel rnlerin ihrac-
na ve d borlanmaya bal kaldka, sanayi burjuvazisinin baat rol oynamas
olanakszdr.

Bamll pekitiren ikinci faktr, kk bir ayrcalkl aznln ihtiyac


olan mallarn retilmesiyle ortaya kyor. Bylece toplumsal formasyonun ge-
nel gelimilik dzeyine uygun dmeyen bir tketim kalb yerleiyor. Bir bak-
ma, sanayileme sreci sondan balam oluyor. ncelikli sanayi dallan kurul-
madan, sz konusu sanayilerin retmesi gereken girdiler ithal edilerek, montaj
mmkn oluyor. Motor retilmeden otomobil "retilmesi" gibi... Byle bir sa-
nayilemenin ekonomide dikey ve yatay "eklemlenmeler" yaratmas, istihdam
yaratmas da snrl kalmak durumundadr. Sonuta i pazarda ancak snrl bir
genileme olabilir. Bu durum lek ve verimlilik sorunlar yaratt gibi; tek-
nolojik bamllk, teknolojik yaratcl da gndem dna itiyor. lke ihtiya-
larndan bamsz bir teknoloji ithali zorunlu hale geliyor. Pazarn snrl kalmas,
ithal edilen teknolojinin (grece geri olsa da) gelirin daha ok varlkl kesim-
lerin eline gemesini salamas, ayn ekilde yaratlan istihdamn snrll,
geni toplum kesimlerinin dlanmas, "marjinallemesi" sonucunu douruyor.
D kaynaa bamllk zorunlu olarak artmak durumunda olduundan, demeler
dengesi tkanklklar srecin krize girmesiyle, tkanmasyla sonulanyor.

Yukardaki genel aklamalardan sonra, Trkiye'de 1950'lerin sonlarnda ba-


layp, 1960 sonrasnda hzl bir gelime gsteren "baml ve dlayc" sanayi-
leme srecinin tahliline geebiliriz. Bir taraftan okuluslu irketlere patent, li-
sans, tehizat, ara-mal ve hammadde ihra olana veren, dier yandan szde
ithal ikmesi salayan sanayileme sreci, d belirleyiciliklere byk lde
bamlyd. Aslnda grntyle gerek arasndaki izgi yakalanabilirse, bu sre-
cin ithal ikmesi yapmad, tam tersine, bir ithal patlamasna neden olduu ko-
laylkla grlr. Nitekim kullanma hazr tketim mal ithalinin yerini o maln
retilmesi iin gerekli girdilerin ithali almaktadr. Byle bir srecin belirli bir
eikten sonra krize girmesi doaldr. retebilmek iin byk ithalata gereksin-
me duyan, rettii mallan i pazarda satt iin dviz ihtiyacm kendisi sala-
yamayan, geleneksel rnlerin ihracndan salanan dvizin de srekli azald
koullarda (1968-1971 aralnda Trkiye'nin ihracatnn %77'sini tarmsal
rnler oluturmaktayd) srecin srdrlmesi demeler dengesine balyd.
okuluslu irketlerin denetiminde ve onlarn bir uzants olarak kurulan sanayiler,
i pazara ynelik olarak kurulduklan iin, lek, verimlilik, rekabet edebilirlik,
standardizasyon gibi, kapitalist retim iin olmazsa olmaz kriterler dikkate aln-
madan kurulmutu. retilen mallann balangta ihrac dnlmyordu. Bu
durum, okuluslu irketlerin de iine gelen bir eydi.

D rekabetten korunan, byk tevik, sbvansiyon ve muafiyetlerden yarar-


lanan, tekelci deilse bile oligopol konumundaki sanayi kurululan ok yksek
krlar salayabiliyorlard. Kambiyo politikas da (TL. deerinin yksek tutul-
mas), byk rantlarn (dviz tahsisleri yoluyla) ortaya kmasna olanak veri-

183
yordu. Byk sanayici rant salayan, korunmu bir i pazarda "tekel" konu-
mundaki sanayi kurulular, ok yksek krlar elde ettikleri srece "yksek"
cret uygulamasndan da pek rahatsz olmazlar. e dnk retim yapan sanayi-
ciler iin "yksek cret", rettikleri mallarn srm anlamna gelir. Bu yzden
zellikle sigortal-sendikal ve byk iyerlerinde alan iilerin reel cretleri
srekli ykseldi. (Askeri darbe dnemi olan 1971 yl hari). Reel cretler 1968-
1971 arasnda ylda ortalama %6 civarnda artmt. cretliler iinde szn et-
tiimiz ii kesimi bir bakma "ii aristokrasisi" konumuna gelmiti. (Bunlara
birok KT iisi de dahildir).

thal ikameci model, sadece bamllk yaratp derinletirmekle kalmyor


(teknolojik ve mali bamllk), teknoloji retimini de gndemden karyor.
stelik lkenin genel gelimilik dzeyine denk dmeyen bir tketim yaps ve
alkanln da yerletirerek, bamll daha kapsaml hale getiriyor. retme
yeteneine sahip olunmayan mallarn tketilmesine olanak veren model, lkeyi
dnya ekonomisi btnl iinde "gecekondu statsne" sokarak, evrede yer
almasna ve bunun sreklilik kazanmasna neden oluyor.

Sanayi retiminin hzla artt, ama sanayi rnleri ihracatnn artmad ko-
ullarda, srecin devam ettirilmesi, balangta d borlanmayla srdrld.
Trkiye'nin ihracat 1960-1970 dneminde ylda ortalama % 1.6, 1970-77 Ara-
h'nda da %0.8 orannda artt. Trkiye'yle benzer gelimilik dzeyindeki 54
lkede ise bu oranlar ayn dnemler iin % 5.4 ve % 5.1 oldu. Ayn dnemlerde
sanayilemi lkelerde de % 8.5 ve % 6.2 olmutu. Buna karlk Trkiye'nin
ithalat 1960' l yllarda % 5.5 1970'lerde de % 13.1 artmtr.(15) Bir baka
nemli nokta da Trkiye'nin Dnya ticareti iindeki paynn ok dk olmas-
dr. Bu oran 1965'te % 028,1980'de % 016 idi/..(16)

Dnya ekonomisindeki byme eilimlerinin tersine dnd 1960'larn


sonlarnda, Batl devletler ve uluslararas fnans kurulularndan alnan d "yar-
dm" ve krediler azalrken, Bat Avrupa'ya gen Trk iilerinin yollad d-
viz nemli rakamlara ulamt, i dvizlerinin de grece azald 1974-75
sonrasndaysa, petro-dolarlarnn devrelenmesinin ve uluslararas speklasyonun
neden olduu para bolluu, okuluslu zel ticari bankalardan, ekseri ksa vadeli,
yksek faizli borlanma yolunu at.

1970'li yllarn sonuna gelindiinde, belli bal faktr Trkiye ekonomisi-


nin yapsal bir krize srklenmesine neden oldu. Bunlardan birincisi, salanan
d kaynan baml byme srecini srdrecek seviyede olmamas; ikincisi,
1950'lerde gerekletirilen alt-yapnn, (zellikle de elektrik enerjisinin) yetersiz
kalmas, daha da nemlisi 1950'lerde balayan emperyalist artlandrma sonucu
petrole bamlln artmas, 1974'ten sonra ardarda gelen petrol oklarnn de-
meler dengesini tkamas; ncs de, i pazarn da artk snrna yaklalm
olmas ve olduka yksek cretlerin krllk oranlarn kemirmesidir.

Ekonominin krize girdii yllarda, 1950'lerden beri artk bir gelenek haline

184
gelen (genel oyun da zorlamas sonucu) tanmsal sbvansiyonlar da
srdrlyordu. Tarma yaplan sbvansiyonlar ve destekleme almlar bu sek-
trde yaratlan deerin olduka yksek bir oranna ulamt. (1963-1971 dne-
minde tanmsal retim deerinin %22'si). Sanayinin dviz yutucu nitelii, ithal
edilen, tehizat, ara-mal ve hammadde fiyatlarnn an ykselmesi ve ticaret
hadlerinin aleyhte seyri (1950 = 100 alndnda d ticaret hadleri 1973'de 95,
1974'de 77, 1975'de 68, 1976'da 70, 1977'de 69, 1978'de 71, 1979'da 70(17) ol-
mutu). Petrol faturarasnn ar ykselmesi, tarma yaplan sbvansiyonlar ve
destekler, sigortal ve sendikal byk iyerlerinde cretlerin grece yksek oluu
(1977'de Trkiye'de cretler Yunanistan'dakine eitti, oysa Yunanistan'da kii
bana gelir Trkiye'nin 2.5 katyd. 1977'de Trkiye'de cretler Gney
Kore'dekinin 3 katyd), ucuz konut kredisi, salk hizmetlerinden yararlanmala-n
vb. de dikkate alndnda iilerin grece yksek bir "refah" seviyesinde ol-
duklar anlalr). D ticaret cephesindeki tersine gidi, (ihracatn ithalat karl-
ama oram 1975'de % 29.5, 1980'de % 38'e kadar dmt) petrol fiyatlarndaki
ar ykselmeye ramen sbvansiyon yoluyla petrol fiyatlarnn dk tutulma-
s, KT aklar, tarma ynelik sbvansiyonlar, d krediler ve ii dvizlerin-
deki greceli azal, altyapnn yetersizlii, Bat'dan ithal edilen enflasyon, artan
d borlar (d borlar 1975-76 arasnda % 412 orannda artmt), d ticaret
hadlerindeki bozulma demeler dengesi kriziyle sonuland. Trkiye'nin 1977
sonu ihracat yaklak 1.7 milyar dolar iken, ithalat 5.8 milyar dolard.

Ekonomik kriz, kanlmaz olarak sosyal ve politik alana da yansd. Artk


1920'lerden beri oluturula gelen yap ve kurumlarla, geerli devlet ve toplum
anlayyla krizi amak mmkn grnmyordu. te yandan emperyalizmin
iine girdii yeni kriz dneminde, Trkiye'ye biilen rol de deiecekti... Ege-
men snflar blokunun eski ilikiler, kurumlar ve ideoloji erevesinde
Trkiye'ye ynelebilmeleri ans kalmamt. Olduka dinamik bir nitelik kaza-
nan kitle hareketini de mevcut yasal ve anayasal ereve iinde massetmek ko-
lay deildi. Zira demokratik kurulularn basks (aydnlar, sendikalar, meslek
odalar, dernekler, niversite genlii vb.) mevcut yapy zorlamaktayd. Dolay-
syla kurumsal-ideolojik yapy yeni bir temel zerine oturtmadan, sadece bas-
kyla duruma hakim olunamyacan 12 Mart bask rejimi gstermiti. Baskya,
kurumsal-ideolojik dzenlemeler de elik etmeliydi... Devlet, mevcut yaplar ve
ileyi, ideolojik merulatrma mekanizmalar veri iken, dzenin "snrlar" d-
na tama potansiyeli tayan toplumsal dinamizmi kramaz durumdayd. ste-
lik muhalefet bizzat, devlet aygt iine de szm durumdayd. Ksaca devlet ya-
ps yeni durumla baa kamaz hale gelmiti...

Artk ekonomik krizin almas ncelikle siyasal krizi amaya balyd. Ege-
men snflar bloku, devlet aygtna yeni bir biim verilmeden siyasal krizin ala-
mayacan, siyasal kriz almadan da ekonomiye yeniden yn vermenin ve g
dengelerini deitirmenin olanakszln kavramt... Nitekim, siyasal ve eko-
nomik kriz iice gemi, biri dierini artlandrr hale gelmiti. Birinin
zmszl dierinin zmn daha da zorlatrr durumdayd. Siyasal kri-
zin ncelii vard. Devlet aygtnn toplumu ynetmede "yetersiz kalmas", bir

185
bakma "fellemesi" egemen snflarn hegomonya gcn zaafa uratmaktay-
d. Elbette siyasal krizin derinlemesi d ilikileri de (d yardm, bor alma vs.)
zorlatnyordu.

Yukarda sralanan nedenlerden tr, mevcut yap, kurumsal-ideolojik e-


reve iinde zm araylar (1977-1980) sonu vermeyecekti... Krizin derin-
lemesine, krizi amak iin alnan nemlerin zamanlama hatalar ve tutarszlk-
lar da eklendi. Elbette d basklar ve karlan zorluklar da krizin
derinlemesinin bir baka nedeniydi. te, 24 Ocak 1980'de balayp 12 Eyllle
devam eden srete krize emperyalizmin ve yerli hakim snflarn karlar
ynnde zmler dayatlacakt...

186
12. BLM

SEKSENL YILLAR: UYDULAMA SRECNN

DERNLEMES

"Belirleyici olan, her zaman nereye


bakld deil nereden baklddr."

Piere Teilhard de Chardin

1970'li yllarn ikinci yarsnda Trkiye'de geerli "baml ve dlayc"


byme modeli krize girmiti. Kapsaml dzenlemeler olmadan hkim snflarn
krizi amalar ve yeni bir sermaye birikim modelim dayatmalar olanaksz gibiy-
di. Bilindii gibi, sermaye birikim modelinin krizi, ayn zamanda siyasal, ideo-
lojik, kurumsal boyutlar da olan bir krizdir. Bylesi koullarda krizi amak iin
sadece ekonomiye ilikin dzenlemeler yeterli deildir. Bu arada ideolojik plan-
daki anmaya da bir are bulmak gerekiyordu... Geerli resmi ideoloji olan
Atatrkln yeni bir versiyonunun retilmesi de gndeme gelmiti. Baka
bir ifade ile, yeni bir sermaye birikim modelinin geerli klnmas, yeni dzenle-
meler ve dengeler oluturmaya balyd. Kapsaml dzenlemeler yapmak ve
eski dengelerin yerine yenilerini oluturmakla, egemen snf smr koullar-
nn srekliliini salyabilirdi...

Trkiye "yapsal bir kriz" iine srklenmiken, emperyalizmin Ortadou'ya


ilikin beklentileri de yeni bir durum almt. Kapitalizmin yapsal krizi koulla-
rnda, emperyalizmin yeni-smrge statsndeki azgelimi lkelerde yaklam
deiirken, Trkiye'nin iinde yer ald corafi blge, dnyann en scak ilgi
alanlarndan biri haline gelmiti. 1970'lerin bandan beri ardarda gelen "petrol
oklar" emperyalist lkeler iin Ortadou petrolnn nemini daha da artrmt.
OPEC araclyla azgelimi lkelerin bir bl, ihra ettikleri rn zerinde
sz sahibi olmulard. Bunun dier temel mallar reticisi lkeler iin rnek
oluturmas sanayilemi lkeler iin "tedirgin edici " bir durumdu. Byle bir"
eilimin glenip etkinlik salamas, yzyllardr dnya kaynaklarm istedikleri
gibi kullanan Bat iin "kayg verici"ydi. Birinci petrol okunu izleyen d-
nemde alternatif enerjilere ynelmelerine ve enerji tasarrufu yntemlerini dev-
reye sokmalarna ramen, Batllarn tkettii petroln % 40' hl
Ortadou'dan geliyordu. stelik dnyann en zengin rezervleri de sz konusu
blgede bulunuyordu.

187
Batllar iin petroln nemini artran baka gelimeler de sz konusudur.
Bir kere Ortadou'da emperyalizmin en gvendii kalelerden biri olan ah
rejimi dm, yerini Humeyni'nin islamc fundamentalist rejimi almt. Daha
sonra Iran-Irak sava patlak verecekti. Mslman lkelerde Fundamentalist (ra-
dikal) eilim g kazanmaktayd. Islmi radikalizmin ykselmesi, blgedeki
emperyalist karlar iin potansiyel bir tehlike olarak grlyordu. Ayn e-
kilde, Sovyet askerlerinin Afganistan'a girmesi, Sovyetler Birlii'nin Gney-
Bat Asya'ya daha fazla sokulmasnn yolunu aabilirdi. ah'n devrilmesiyle
ran'da Krt ulusal hareketi de ivme kazanmt. te btn bu gelimeler bl-
gede "istikrar tehlikeye atyordu." Emperyalist Bat iin istikrarszla zm
bulmak hayati bir neme sahipti. Aksi halde kinci Dnya Sava sonrasnda
oluturulan status quo ve emperyalist karlar tehlikeye girerdi. ah'n Orta-
dou'nun jandarmal rolnn son bulduu koullarda, sadece Siyonist srail
devletine dayanarak emperyalist karlar gvence altna almak mmkn deil-
di. Zaten bylesi bir ortamda Siyonist devletin kendi de tehlikede saylrd...
Ksaca Ortadou'da istikrarn salanmas, ncelikle Trkiye'deki istikrarsz-
ln giderilmesine bal grnyordu.

ran'dan boalan Ortadou'daki alt-emperyalist ileve (jandarmala) en uy-


gun aday Trkiyeydi... 15 Austos 1980 tarihli New-York Times'da yer alan bir
yazda, "Trkiye'deki durum Bat asndan bir kriz arzediyor. areler aratran
Bat'nn bu krizin daha fazla devam etmesine tahamml yok. nk Trkiye
NATO'nun stratejik cephesi iinde... ran'n kaybndan sonra Dou ile Bat ar-
asnda tampon lke"(1) deniyordu. Gerekten de krize daha fazla "tahamml et-
meye" gerek kalmad... Aradan bir ay bile gemeden Trk generalleri, blgenin
istikrarnn Trkiye'deki istikrardan getiini, blgedeki emperyalist karlarn
korunmasnda ellerinden geleni yapacaklarm 12 Eyll 1980'den balayarak
gstermeye balyorlard. Daha 1975'de ABD de, "Trkiye'de salam bir
hkmetin gerekliliinden" sz ediliyordu...

Ortalama bir insan 12 Eyll'le gelen askeri diktatrln "anariyi nlemek"


gibi snrl bir amac olduunu sanr. Dkkn sahipleri mantalitesinin tesine
geememi diplomallarn ounluu da benzer bir sanya sahiptir. Oysa gene-
rallerin geliinin kkl "gerekeleri" vard. Dnyada sadece zabtay salamak
amacyla darbe yapld grlmemitir: Sonuta zabtay salyanlarla darbe-
ciler ayn olduuna gre! Askeri diktatrln, ekonominin yrngesini dei-
tirmek, blgedeki emperyalist karlar gvence altna almak, Trkiye'nin dnya
ekonomisindeki konumunu Batllarn istekleri dorultusunda yeniden biimlen-
dirmek gibi belirgin hedefleri sz konusuydu. Btn bunlar yeni bir resmi ide-
oloji (Atatrkln yeni bir yorumu) oluturmay da zorunlu olarak gndeme
getirmiti. Aksi halde devlet aygtn batan sona ele alp yeniden dzenlemeye,
dzen partileri de dahil tm siyasal partilerin kapatlmasna, tm toplumsal-
siyasal katlm odaklarnn ezilmesine, sendikalarn daha da etkisiz-
letirilmesine, bilimsel-entellektel faaliyetlerin cezalandrlmasna, anayasa da
dahil, hemen tm nemli yasalarn deitirilip anti-demokrat bir kurumsal er-
eve oluturulmasna, devletin bask aygtnn daha da glendirilmesine gerek

188
kalmazd. Zaten o dnemde Trkiye'de skynetim geerliydi. Anarinin nlen-
memesi iin de hibir neden yoktu. Anarinin daha nce neden nlenemedii,
12 Eyll'den sonra nasl nlendiinin tartmasna burada girmeyeceiz. Artk,
isteyen herkes anarinin nasl ve neden trmandrld, neden nlenmedii ,12
Eyll'le nasl nlendii vb. konusunda yeteri kadar bilgi sahibidir.

12 Eyll'le gelen devlet terr rejiminin belli bal iki amac vard. Birincisi,
Trkiye'ye yeni bir sermaye birikimi modelini kabul ettirmek, bunun iin gerekli
dzenlemeyi yapmak; ikincisi de, Trkiye'yi emperyalizmin Ortadou'daki
karlarnn korunmas amacyla alt-emperyalist role hazrlamak.13 Eyll1980
tarihli New York Times'de, "Bir NATO yesi olan olan Trkiye Dou Akdeniz-
deki Amerikan menfaatleri asndan stratejik bir konumda bulunuyor" deniyordu. ABD
Temsilciler Meclisi Heyeti, Narkotik zel Komite Bakam Charles Ran-gel,
"Trkiye sadece mttefik olarak deil, blgede liderliini desteklediimiz bir
lkedir"(2) diyordu.

te yukarda szn ettiimiz iki temel amacn gerekletirilmesi iin, devlet


terr rejimi gndeme geldi. Blgedeki emperyalist karlarn ve Trk egemen
snflarnn karlarnn gvence altna alnmas, nce siyasal nitelikteki krizin
almasn gerektiriyordu. Trkiye'de 1960'lardan beri geerli sermaye birikim
modelinin yerine yeni bir birikim modelinin konabilmesi iin, mevcut g den-
gelerinin deitirilmesi, yeni bir snf ittifaknn oluturulmas gerekiyordu. Fa-
kat bu aamada, belirli hedefleri gerekletirmek amacyla iktidara el koyan
askeri cunta, nemli bir sorunla karlamt. Bu, geleneksel rejimi ideoloji olan
Atatrkln "yeniden tanmlanmas", formle edilmesiydi. Artk koullar
1930'lardan beri geerli olan resmi ideolojinin yeni versiyonunun oluturulmas-
n gerektiriyordu! Yaplacak i, yeni koullarn gerektirdii, yerli burjuvazinin
ve emperyalizmin karlarna cevap verecek bir Atatrklk versiyonunun re-
tilmesiydi. Bu da geleneksel olarak geerli klnm resmi ideoloji olan Atatrk-
ln ksmen de olsa dlanmasn gerektiriyordu. Bu yzden askeri cunta,
geleneksel olarak resmi ideolojinin (Atatrklk) retilip yayld kurumlan
(TTK, TDK, TITE vb.) yeniden biimlendirdi. Bu kurumlardaki etkin kiiler
tasfiye edildi. Eitim kurumlar ve niversiteler yeni bir dzenlemeye tabi tutul-
du. YK'e hkim olan zihniyet ve kiilerin nitelii hatrlanrsa bu konuda neyin
amaland daha iyi anlalr. Elbette, cunta bylesi bir maniplasyona giriir-
ken, Atatrklkten de ok sz edilecekti... Kimi "radikal Atatrknn" ileri
srd gibi, cuntann amac Atatrkl tasfiye etmek deildi. Ama, yeni
durumun gerektirdii, yeni koullara cevap verecek bir Atatrklk (resmi
ideoloji) oluturmakt. Resmi ideoloji olan Atatrkln yeni bir versiyonu-
nun gndeme getirilmi olmasnn bize gre belli bal nedeni vard: Birin-
cisi, Atatrkln geleneksel yorumunda, sola kar tavr ok net deildi, snr
kaln izgilerle ayrlmamt. 12 Eyll Askeri rejimi, bir kere bu kaim izgiyi
izmek iin Atatrkln yeni bir yorumuna ihtiya duyuyordu. kincisi, ra-
dikal Islmn glendii koullarda dine kar geleneksel yaklamn da nanse
edilmesi gerekliydi. Zira, dini, hem sol harekete, hem de radikal slamc hare-
kete kar kullanmak, ABD'nin istedii "devlet kontrolndeki Islmn iktidarda

189
olduu lkelerle scak ilikiler kurabilmek iin, din zerindeki basknn daha da
yumuatlmas gerekiyordu. Geleneksel yaklam geerliyken, yukardaki ama-
lan gerekletirmek mmkn grnmyordu. Bu aamada uyduruk "Trk-Islm
Sentezi" yamas devreye sokuldu. Asllda "Trk slm Sentezi" bir paravan ilevi
gryordu. Irk-faist eilimli unsurlar, oportnist dinciler ve bunlar tarafndan
kullanlabilen "renksizler" iin Trk-Islm sentezi, gerek kimliklerini giz-
lemenin bir aracyd.

Resmi ideolojinin yeni bir versiyonunun gndeme gelmesinin nc nedeni,


devlet aygt iindeki bamszlk yanls, "anti-emperyalist", kalknmac ide-
olojiye bal unsurlar tasfiye etmekti. Zira, 1980'de gndeme gelen birikim *
modelinde "kalknmac brokrasi"ye yer yoktu. Cunta lideri Kenan Evren, bir
taraftan geleneksel resmi ideolojinin (Atatrklk) retildii kurumlan tasfiye
eder, niversitelere yeni biim verirken, dier yandan da meydanlarda
Kur'an'dan ayetler okuyordu. Bununla ikili bir hedef sz konusuydu. Birincisi,
Islama yumuak bakld imajn yaratarak, "devlet kontrolndeki islm'a" gz
krpmak ve Ortadou'da da devlet kontrolndeki Islmn iktidarda olduu gerici
rejimlere ho grnmek, (onlara ho grnmek, ABD'ye ho grnmekle
zdeti); ikincisi de, radikal islamc akmn Trkiye'de etkinlik salamasn
nlemek... Elbette bu tip yaklamlar Trk generallerinin bir "buluu" deildi.
Amerikal askeri stratejist Barry Rubin; "Islmn ykselen sesinin blgede
komnizme kar yrtlecek strateji iinde kullanlmasnn yollar aratrlmal-
dr" diyordu. Bata ABD olmak zere Batllar, radikalslamc(3) hareketin g-
lenmesinden rahatszdlar. "slmiyetin blgede istikran tehlikeli biimde tehdidi
Trkiye'nin nemini ortaya karyor"(4) deniyordu. Balangta ABD'li
uzmanlarca nerilen komnizmin yaylmasna kar bir "yeil kuak doktrini",
slm radikalizminin glenmeye balamasyla devlet kontrolndeki slamn ra-
dikal Islmi harekete kar da kullanma biimini alacakt. Cuntann Rabta
rgt ile balantlar, slm bankalarna salanan kolaylklar, Diyanet ileri
Bakanl'na salanan kolaylklar. Diyanet ileri Bakanl'na ayrlan kay-
nan birka kat artrlmas, imam Hatip Liseleri saysndaki hzl art, liselere
zorunlu din dersi konulmas vb. devlet kontrolndeki Islmi (fundamentalist)
harekete kar kullanma niyetini de yanstyordu.

Ayn ekilde, "Trk-Ism Sentezi"nin cunta tarafndan yeni bir Atatrklk


yorumu iine sokulmas da, hem geleneksel resmi ideolojiden (Atatrklk)
uzaklaldn, hem de ABD'nin de istei dorultusunda, devlet kontrolndeki
Islmn glendirilmesi isteini yanstyordu. Nitekim generaller, Trk-Islm
sentezinden yana grndkleri lde, bu onlarn devlet kontrolndeki Islmi
glendirme tercihine ideolojik destek salyordu. Bata Ziya'nn Pakistan' ol-
mak zere, devlet kontrolndeki slm'a dayanarak iktidarda kalabilen, Ameri-
kan kuklas gerici rejimlerle (Suudi Arabistan vb.) ok scak ilikiler kurulma-
snn nedenlerinden biri budur. Blgedeki ABD yanls gerici rejimlerle, gene-
raller Trkiyesi arasndaki ilikiler 12 Eyll'den sonra "pek samimi" bir dneme
girmiti!.. Ziya, Kenan Evren iin, "Sevgisi ve samimiyeti ile kalbimi fethetti"
derken, ilikilerin scakln anlatmak istiyordu... Elbette Latince deyimdeki
gibi ortak yanlar vard!..

190
12 Eyll'le birlikte Trkiye ABD yrngesine iyice girdi. Emperyalizmin
blgedeki karlarnn bekiliine, "alt-emperyalist" bir ileve aday olduunu
aka ortaya koydu. "Meksika bor krizi"nden sonra Batllarn, azgelimi
lkelere yeni krediler vermekten kanrken, Trkiye'ye yaklak 30 milyar do-
lar bor vermeleri bu yzdendir. Yerli ve yabanc sermaye evreleriyle sk ili-
kiler kurmay baarm NATO ile ilikilerden sorumlu General Haydar Saltk'n
Milli Gvenlik Konseyi genel sekreterliine getirilmesi de bir tesadf deildir.
"Trk-Amerikan ilikileri Badat Pakt'ndan bu yana en scak dnemini ya-
yordu... Washington'un "keseri hep kendilerine dnk vuran, an milliyeti
politikaclar" dedii Ecevit ve Demirel gitmi, imdi sorunlara bir dnya lideri
gibi bakan general A. Haig'in arkada Kenan Evren gelmiti... Artk Trkiye,
ran'dan boalan rol stlenebilirdi... Eski ABD bakam Nixon, Kenan Ev-
ren'in; "Blgede sadece kendi lkesinin menfaatlerine nem veren bir menfaat-
perest olmadm" sylyordu..

Parlamenter "demokratik" ortam sz konusuyken, Trkiye'nin bu lde


ABD yrngesine girmesi, emperyalizme NATO anlamas dnda "ekstra ola-
naklar sunmas", "kolaylklar salamas" mmkn olmazd. Yunanistan'n
NATO'nun askeri kanadna dnmesine raz olunmas, Mu ve Batman'da
ABD'ye yeni sler verilmesi, Trk-ABD Yksek Savunma Konseyi, evik
Kuvvet Projesi'ne Trkiye'nin dahil edilmesi, Ortadou'da bir kriz halinde
Trkiye'nin sleri 24-48 saat sreyle (Evren tarafndan) ABD'nin kullanmna
izin sz verilmesi vb. ancak bana buyruk bir askeri diktatrlk geerliyken
mmkn olabilirdi...

te, Trkiye'nin siyasal krizi amas, Batllarn istekleri dorultusunda yeni


bir sermaye birikimi modelinin benimsetilmesi ve lkenin emperyalist hege-
monyaya daha fazla sokulmas iin, devlet terr rejimi gndeme getiriliyordu...
Devlet terr rejimi ile, sermaye rgtleri hari (TUSAD vb.), tm demokratik
odaklar etkisizletirilerek devlet aygt yeni batan dzenlenerek baskc bir ya-
pnn kalcl salanacakt. Cunta geri ekildikten sonra da makinenin ayn bi-
imde ilemesi ve ayn ynde yol almas iin "uygun" bir hukuki, ideolojik, ku-
ramsal ereve oluturulmutu...

I. Yeni Sermaye Birikim Modeli

1970'li yllarn ilk yarsndan beri srp gelen kapitalizmin yapsal krizi, em-
peryalist odaklar yeni araylara itmiti. Bu arada uluslararas sermayenin yeni
tercihlerim merulatnp kabullendirmeye yarayacak "teoriler" ve "politikalar"
da gndeme gelmiti. Her yapsal kriz dneminde olduu gibi, sermaye iin
kaynak sorunu yine gndemdeyd. II. Dnya Sava sonrasnda Keynesci ekono-
mik politikalarn ve "refah devleti" uygulamalarnn sonucunda, sosyal amal
devlet harcamalar artm (bu ynelite sosyalizm korkusunun da rol vardr),
sendikalarn basksyla da hem reel cretler ykselmi, hem de alma sreleri

191
ksalmt. Bu arada retken olmayan alanlar genilemi, silahlanma harcamalar
byk rakamlara ykselmiti. Doal olarak sermayenin krllk oranlar da geri-
lemiti. Sermaye, her zaman olduu gibi, kaynak sorununu zmek zere hare-
kete gemiti. Bunun da yolu reel cretleri drmekten, baka bir ifadeyle,
smr oranm ykseltmekten geiyordu. Bu amala, emek-sermaye dengeleri-
ni sermayenin lehine olarak daha da bozmak, devlet araclyla gerekleen ye-
niden blm kanallarm tkamak, ksaca sermaye iin yeni bir rasyonalizasyon
srecini balatmak gerekiyordu.

Bir nceki yapsal kriz dneminde (1914-1940,47,48 reel cretlerin


drlmesi iin faizm,nazizm, new-deal sava vb. devreye sokulmutu. Yeni
durumda da, sermayenin smr oranlarn tekrar ykseltebilmesi sendikalar et-
kisizletirmekten geerdi. Ancak bu sayede ii snf bulunduu mevzilerin ge-
risine atlabilirdi. te yandan sosyal amal (refah devleti) harcamalar ksmak
iin de, ii rgtlerinin etkisizletirilmesi gerekiyordu. Sermaye sendikalara ve
demokratik kurululara ve sosyal amal devlet harcamalarna (salk, eitim,
sosyal gvenlik, kltr vb.) saldrya geerken, bu saldry "bilimsel",
"akademik" argmanlarla desteklemek durumundayd. te, piyasa
mekanizmasnn, pazarn (grnmez elin), mteebbisin, serbest ticaretin,
mukayeseli stnlkler teorisine dayal uzmanlamann vb. erdemlerini ycelten
teoriler byle bir ortamda yeniden hortlatld. Bu "teoriler" tm ktlklerin
ekonomiye arya vardrlan devlet mdahalelerinden kaynaklandm
gstermek iin harekete geirilmiti. Reag-an'c teorisyen Gder, "sadece
mteebbislerin dnyann byk kanunlarm ve Tanr'nn emirlerini bildiklerini,
bu sayede fani Dnya'daki hayat idame ettirebildiklerini(5) syleyecek kadar ii
ileriye gtrmt...

Bata monetarizm olmak zere, kriz koullarnda emperyalizmin imdadna


yetien sz konusu "teoriler", aslnda "yeni" ve "orijinal" deildiler. "Yeni haki-
katler kefetmeleri" de sz konusu deildi. Sanayi kapitalizminin ortaya kt
ilk dnemlerden beri gerektiinde "yeni ambalajlarla" piyasaya srlen, bilinen
eski eylerdi... Sz konusu teorik yaklamlarn "etkinlii", "yeni" ve "orijinal"
olmalarndan deil, yapsal kriz koullarnda sermayenin ihtiyacna cevap veri-
yor olmalarndandr. "Monetarizm", "arz-ynl iktisat", "yeni-yeni klasikler"
gibi deiik versiyonlar olarak ortaya kan bu teorik yaklamlarn, sermayenin
saldrlarn merulatrmak gibi bir amac vard. Asl amalanan; apolitik bir top-
lum, baskc gc artm ama sosyal amal harcamalardan elini ekmi, kaynak-
lar sermayeye kanalize edecek biimde yeniden yaplandrlm bir devletti...

Bu hedeflere ulamann n koulu da ii rgtlerini etkisizletirmekten


geiyordu. "Yeni-sa" ya da "yeni-muhafazakr" denilen yaklamalara gre,
iilerin sendika ve konfederasyonlar biiminde rgtl olmalar emek piyasa-
snda bir tekel oluturmalarna neden oluyor, bu da pazarn serbeste ilemesini
engelliyordu... 200 kadar okuluslu irketin dnya retimine ve ticaretine byk
lde egemen olduu "ge kapitalizm anda", tekel olarak sendika ve kon-
federasyonlarn grlmesi ilgintir... Ne var ki, yzyl akn bir sendikal pratie
ve gelenee sahip Bat'nn sanayilemi lkelerindeki ii rgtlerini sermaye-

192
nin istekleri dorultusunda etkisizletirmek kolay deildi. Sendikalar ve demok-
ratik gler bulunduklar mevzilerin gerisine hatr saylr bir ekilde atlmadk-
a sosyal amal harcamalarda da byk ksntlar yapmak kolay deildi. Geri
ekonomik kriz zorunlu olarak cretleri andryordu ama bu sermayenin ihtiya-
c olann gerisindeydi.

Byle bir ortamda sermayenin yeni-smrge statsndeki azgelimi lke-


lere dnk beklentileri yeniden gzden geirilebilirdi... Onlara ynelik de "teo-
ri" gerekiyordu. Bilimsellik ve evrensellik safsatasyla emperyalist merkezlerde
retilen "teorik yaklamlar" azgelimi lkelere ihra ediliyor. Bu yolla emper-
yalizmin bu lkelere dnk politikalar szde "bilimsel argmanlarla" merula-
trlyor. bizimki gibi yeni-smrge lkelerin "bilim adamlarna" da bu yakla-
mlar ithal etmek dyor. Szn ettiimiz koullarda yeni-smrgeler iin
de "teoriler" oluturuldu. Bu teorilerle amalanan, bu sonuncu lkelere "yeni bir
sermaye birikimi modelini" kabul ettirmekti. Bylece yoksullardan zenginlere
doru kaynak ak daha da hzlandrlp younlatrlabilirdi...

IMF, Dnya Bankas, AID vb. gibi kurulular erevesinde oluturulup, az-
gelimi lkelere empoze edilen ekonomik politikalarn teorik geri plann ser-
best piyasa ekonomisinin erdemleri oluturuyordu. "Monetarist Kar Devrim"in
nde gelen teorisyenlerinden Nobel dl sahibi Milton Friedman, Playboy'la
bir sylei de (1973); "Benim nerilerim ksa vadede ekonomik refahmz artr-
c sonular dourabilir ama, bunlar ikincil nemde amalardr. Asl sorun kiisel
zgrlklerin korunmasdr" diyordu. Kii zgrlklerine bu lde tutkun olan
Chicago ocuklarnn, Latin Amerika'nn en kanl diktatrlerine ekonomik dan-
manlk yaptklar herkese biliniyor... Azgelimi lkelere ihra edilen "teorik
bulular"la asl amalanan, ekonomiye devlet mdahalelerinin kaldrlmasyd.
Bu nedenle mdahaleciliin zararlar sergileniyordu. Devlet mdahalelerinin,
kaynaklarn rasyonel olmayan kullanmna olanak verdii, ie dnk, ithal ikam-
eci modelin byk israflara neden olduu, sonuta da kalknmay olumsuz ynde
etkiledii, ithal yasaklarnn kaldrlmas gerektii, d ticarete konan kstlamala-
rn kaldrlmas, faizlere mdahale edilmemesi, faizlere mdahalenin finans sis-
teminin gelimesini engelledii, sermayenin hareketini engelleyen tm kstla-
malarn son analizde ekonomik gelimeyi olumsuz ynde etkiledii vb. gibi
grleri ieriyordu. Korumacln, ithal yasaklarnn, bir btn olarak ekono-
miye yaplan mdahalelerin israflara ve haksz kazanlara neden olduu doru-
dur. Ama "yeni muhafazakr saldn"nn asl amac ithal ikameci byme modeli
yerine "da dnk modeli" kabullendirmekti...

Yeni-smrge lkelerin da dnk byme modeli benimsemeleri emperya-


lizmin karlarna uygun dyordu ve kriz koullarnda kaynak transferini de-
rinletirecek bir modeldi. Belirli gelimilik dzeyindeki tm azgelimi lke-
lere da dnk model nermek, teorik planda sakat olduu gibi, pratikte de
olanakszdr. "Da dnk model" benimseyerek krizin daha da daraltt Bat
pazarndan ok sayda lkenin pay alma yarma girmesi, ihra rnleri fiyatlar-
n daha da drecekti. Zaten kimi temel mallarn fiyatlar 1930'lardaki seviy-

193
eye inmiti. Bunun anlam, azgelimi lkeleri birbirine kar kkrtmak onlarn
emekilerini birbirleriyle kyasya rekabete sokmakt. Dnya ticaretinin daral-
d, korumacln younlat (bu arada tarife d uygulamalarn) koullarda
da almann tm lkelere nerilmesi Bat sermayesinin karlarna uygun
dyordu. Bylece, hem cret maliyetlerini, hem de sonuta retim maliyetle-
rini dk tutmalar mmkn olabilirdi... 1978-1982 aralnda ticaret hadleri
ylda ortalama % 12 orannda azgelimi lkeler aleyhine olmak zere bozul-
mutu. LOME Konvansiyonu'na dahil Afrika lkeleri 1980-87 arasnda ham-
madde fiyatlarndaki dalgalanma yznden, 147 milyar dolar kayba uramlar-
d. Sz konusu lkelerin toplam d borlarnn 1987'de 120 milyar dolar olduu
hatrlanrsa, uranlan kaybn nemi daha iyi anlalr...

Da dnk model nerilmesinin ikinci nedeni ithal kstlamalarnn ve ya-


saklarnn kaldrlmasn salamak, sanayilemi lkelerin ihracatna konan en-
gelleri amakt. 1970'lerde bor verilen lkelerin geri deme glerini dikkate
almadan alan krediler, uluslararas finans sistemini "rahatsz eder" boyutlara
ulamt. Bylece hem uluslararas sermayenin hareket alam daha da genile-
yebilir, hem de okuluslu bankalar etkinlik alanlarm geniletebililerdi. IMF,
Dnya Bankas, OECD ve dierleri tarafndan belirli gelimilik dzeyindeki
lkelere nerilen da alma politikalar, srekli devalasyon, ihracatn teviki,
bte aklarnn kapatlmas, borlarn dzenli denmesi amacyla ihracat fazlas
verilmesi, reel cretlerin drlmesi, kamu personelinin azaltlmas, sbvan-
siyonlarn kaldrlmas, fiyat sistemine ve faizlere mdahale edilmemesi, koru-
mac nlemlere son verilmesi, sosyal amal harcamalarn budanmas, KT'lerin
zelletirilmesi vb. gibi standart nlemleri ieriyordu. Azgelimi lkelere ne-
rilen sz konusu ekonomik politikalarla amalananlar:
a- okuluslu irketlerin etkinlik alann geniletmek,
b- Bankalarn yaylmasn kolaylatrmak,
c- Azgelimi lkelerin ihracatn daha da ucuzlatmak;
d- Borlarn dzenli denmesini salamakt.

Fakat asl ama bu lkeleri mukayeseli stnlkler teorisine uyum sala-


maya zorlayarak, "bilinli" sanayileme hedefinden uzaklatrmakt. Bu politi-
kalarn devreye sokulmas, geni toplum kesimlerinin daha da yoksullatnlmas
anlamna gelir. Bu yzden de, snrl da olsa demokratik bir ortamda uygulama
ans olmayan politikalardr. Sz konusu politikalarn uygulanabilmesi devlet te-
rr rejimiyle, askeri diktatrlkler sayesinde mmkn olabilir. te Trkiye'de
24 Ocak 1980'de balatlan, ama asl rengini 12 Eyll devlet terr rejimiyle alan
"da dnk", "ihracat nclnde byme" modelini de bu btnlk iinde
kavramak gerekir. Aksi halde yaplan tahliller bolukta kalmaya mahkmdur.

Bundan nceki blmde, 1963-1980 aralm kapsayan yaklak yirmi yllk


dnemde, Trkiye'de geerli byme modelinin niteliini ksaca da olsa tart-
maya altk. Bu modelin (kavram kimilerini houna gitmese de), "popplist"

194
bir renge sahib olduunda phe yoktur. Retorik dzeyde byle afie edilmi bir
niyet sz konusu olmasa da, modelin bizzatihi kendisi zorunlu olarak poplist
bir ze sahiptir. Gerek geerli snf ittifaknn nitelii, gerekse de byme mod-
elinden "yararlanan" kesimler gznne alndnda, durumun yle olduu
grlr. e dnk byme modeli, doas gerei i pazarn genilemesine
dnk bir modeldir. Geerli snf ittifak da sanayi burjuvazisini n plana ka-
ran bir nitelie sahiptir. Sz edilen dnemde, ad konmam da olsa, sanayi
burjuvazisi ile "kalknmac brokrasi" arasnda bir ittifak sz konusuydu. El-
bette byle bir snf ittifak sermayenin dier fraksiyonlarnn (ticaret, inaat,
mteahhitlik finans, rantiye) dland anlamna gelmez. Kaynak dalmndan
sanayilerin ncelikle yararlandklarm ifade eder. Sz konusu ittifak geerliyk-
en, "kalknmac brokrasi" sanayiye kaynak transferinde bulunuyor, sanayi bur-
juvazisi de d rekabetten korunmu bir pazarda ounluu tketime dnk mal-
lar retiyordu. Elbette d rekabetten korunmu, i rekabetin de pek sz konusu
olmad koullarda, yksek krlar elde ediliyordu. Kendi datm ebekesine de
sahip olan byk sanayiciler iin kr marjlar daha byyordu. retilen mallarn
alcs da iiler, memurlar, kyller olduu iin, hem cretlere, hem de taban
fiyatlarna ynelik "yumuak" bir yaklam geerliydi. zellikle ii younluu
yksek iletmelerde (500'n stnde ii altranlar) ve genellikle sigortal-
sendikal kesimlerde cretler olduka yksekti. Dolaysyla byme modeli ii
snfnn rgtl kesimlerini de byk lde "tatmin eder nitelikteydi"!

Kapitalizmin yeni yapsal krizinin de etkisiyle, Trkiye'de geerli ie dnk


sanayileme (byme) modeli, daha 1970'li yllarn ikinci yarsnda tkanmt
ama, baz zorlamalarla 1980'e kadar srdrlebildi. 1980 ylma gelindiinde, bir
btn olarak sermaye evreleri Batllarn nerisini kabulleneceklerdi. Batllar,
IMF, Dnya Bankas, OECD vb. araclyla da dnk model neriyorlard.
1970'lerin ikinci yarsnda Trk sermayesinin etkin evreleri (sanayiciler) da
dnk modeli kabullenmeye niyetli grnmyorlard. D kaynak sorunu z-
lebildii srece, bunda srar etmeleri doald... Ne ki, 1980 ylma gelindiinde,
Trk sermayesinin tm fraksiyonlan da dnk modeli kabulleneceklerdi. IMF
yetkilisi Struc'un, "Avukat yetitireceinize, niversitelerde tccar yetitirin"(6)
sz, artk dikkate alnacakt. Struc'un asl sylemek istedii, avukat deildi el-
bette, "iddial sanayileme tercihinden vazgein" demek istiyordu! Da dnk
model benimsendii srece, volontarist sanayileme hedefi dlanyordu. Bilin-
dii zere, "da dnk model" IMF, Dnya Bankas vb.'nin nerdii biimiyle,
"mukayeseli stnlkler teorisi"ne, mevcut uluslararas iblm ve uzmanla-
maya uyum salamay amalar. 1980 sonras Trkiye'de artk sanayici kesimin
deil, ticaret, finans, inaat, rantiye sermayesinin n plana kt bir snf ittifa-
k geerliydi. Tarmn da ciddiye alnmad 1980 sonras, retken sektrlerin
dland, sermayenin ksr (retken olmayan) kesimlerinin stnlk salad
bir sre anlamna geliyordu.

Bu aamada, kendisini snf ittifaknda ikinci, nc snf bir konuma iten


yeni "birikim modeli"ne sanayici kesimin nasl olup da tepki gstermedii soru-
su akla gelir. 1980'de TSAD tarafndan yaynlanan bir raporda, "ithal ikame-

195
sinin sanayilemenin tek yolu olmad,... sanayileme stratejisinin deitirilme-
si"(7) gereklii syleniyordu. Oysa TSAD, 1975'teki bir baka raporunda,
"da dnk modelin baarsz olmas iin her trl koulun bulunduu"^ vur-
gulanyordu. Bu sorunun cevabn verebilmek, Trkiye'deki hakim snflarn
(burjuvazi) nitelii zerinde ksaca durmay gerektirir. Bir kere Trkiye'de ser-
mayenin deiik fonksiyonlar (sanayici, ticaret, finans, rantiyeler vb.) arasnda-
ki snr "belirsizdir" Dolaysyla Trk burjuvazisi bakmndan fraksiyoncu ayr-
m nemli deildir. Bu ayrm daha da nemsizletiren bir neden de, Trkiye
ekonomisinde ve siyasetinde etkin olan holdinglerin en byklerinin hemen tm
alanlarda faaliyet gstermeleridir. Bunlar sanayici olduklar gibi, ithalat, ihra-
cat, i ticaret, inaat, (mteahhitlik), bankaclkla da ilgilidirler. Arsa speklas-
yonu, dviz ticareti yapanlar bile vardr. Her tarakta bezi olan gruplar iin ay-
rm nemli deildir. Eskiden sanayiye dnk teviklerin (1980 ncesi) bu sefer
ihracata, bankacla ynelmesinden bu gruplarn zararl kmalar sz konusu
olmazd. Sanayiciler 1980 sonrasnda daha fazla ithalata yneldiler (zellikle
1980'lerin sonlarna doru). te yandan, 1930 sonrasnda birka yeni yetme d-
nda ihracat teviklerinden aslan payn alanlar da yine bykler oldu.

Holdingler biiminde rgtlenmemi, retimin nemli bir blmn gerek-


letiren kk ve orta-boy sanayiciler ve KT'ler (KT'ler 1970'lerin sonunda sa-
nayi retiminin %30'unu salyorlard) sz konusu olsa da, bunlarn siyasi ter-
cihleri etkileme gc son derecede snrldr. KT'lerin banda memurlarn
bulunmas, ekonomideki arlklarna ramen, byk sermayenin politikalarna
ters den bir tavr iine girmeler: zordur. Fraksiyoncu ayrm karsnda asl sa-
nayici saylmas gereken, holdingler dnda kalan kk ve ortaboy sanayicile-
rin durumu ilgintir. Bize gre bunlarn da geerli (ie dnk) sermaye birikim
modelinin deitirilmesine yeterli tepkiyi gstermemeleri, dahas yeni sermaye
birikim modelini desteklemelerinin birka nedeni vard.

Birincisi; sanayinin da bamllk katsaysnn ok yksek olmasdr. Da


baml, d kaynakla ayakta kalabilen sanayi kesiminin d basklara duyarl ol-
mas doaldr. Gerekten ithal girdi bamll yksek, ama ihtiyac olan dvizi
kendisi salayamayan sanayicilerin, finansman anahtarm (d krediler yoluyla)
elinde bulunduran emperyalist burjuvazi karsnda sesini ykseltmesi ok zor-
dur. rgtsz, dank kk sanayicilerin etkinlik salamas da ok snrldr.
Aslnda holdingler biiminde rgtl olmayan ve "gerekten sanayici kesimin"
tepkisini dnleyen baka nedenler de sz konusuydu. Yeni model benimsen-
diinde d kaynak sorununun "zlmesi" ve ihracat seferberlii sonucu asl
kapasitenin harekete geirilmesi ve cretlerin hzla andrlmas balangta sa-
nayicilerin retimlerini ve kr marjlarn korumalarna olanak verdi.

Fakat btn bunlardan daha nemlisi, sermayenin global karlarnn bilin-


cine varmas ve bu ynde hareket etmesidir. Sermayenin farkl fraksiyonlarnn
ksmi karlar bu sayede ikinci plana atlabilmitir. Bir btn olarak Trk burju-
vazisinin "snf bilinciyle" hareket ettii sylenebilir. Yangn sndrlrken, e-
yalardan bazlarn kaybetmek byk nem tamazd... Bu yzden Trk burju-

196
vazisi, kendisini kapitalist dnya sistemi iinde daha da marjinalletirip, yeniden
"kompradorlatracak" (sanayileme hedefinden uzakialdnda bu kanlmaz-
dr) bir duruma raz olurken, ulusal bir burjuvazi olmann ne kadar uzanda yer
aldm da. gstermi oluyordu. Bu durum 1960'larda gndeme getirilen "milli
burjuvazi" ve "milli burjuvazinin" de dahil olaca bir "anti-emperyalist cephe"
oluturma stratejisinin ne kadar dayanaksz olduunu da gsterir. Trk burjuva-
zisi, en fazla, emperyalizmin taaronluundan fazlasma aday olmadn 1980
dnemecinde aka ortaya koydu. KTlerin yabanclara (okuluslu irketlerce
yutulmas) sat karsndaki tavr da ilgintir!... imdilerde "kompradorlama"
ve "uydulama" sreci hzla yol almaktadr. Bugnk sreler devam ederse, ya-
lan bir gelecekte Bat'nn ak pazar olma amac gerekleecektir...

Burjuvazinin etkin kesimlerinin da dnk modelden yana tavr koyduu bir


ortamda, "kalknmac brokrasi"yi tasfiye etmek de kolaylayordu. Kaynak
dalmnda etkinlik salayan brokrasi, emperyalizmin ve ibirliki Trk ser-
mayesinin yeni stratejisine kolaylkla raz olmazd. Bu kesimin tasfiye edilmesi-
nin maddi koullan da kendiliinden olumu durumdayd. Bir kere da dnk,
serbest piyasa ekonomisine ve rekabete dayal (btn bunlar szde geerli ey-
lerdir) bir ekonomide, bata planlama rgt olmak zere, ekonomik brokrasi
byk lde ilevsiz kalrd. Yine de mevcut kadrolar tasfiye edip, bunlarn ye-
rine bakalarnn getirilmesi gerekiyordu. Tasfiye edilmeleri iin "kalknmac
brokrasi"ye bir kimlik gerekiyordu! Bunlar "solcu" ve "sermaye dman" ilan
edildiler. Yerlerine de "milliyeti" olup, sermaye'ye "dost" olan Amerikanc kad-
rolar yerletirildi. Bu, emperyalist sermaye iin nemli bir kazanmd. Daha son-
ra ekonominin kilit noktalarna ABD'de eitim grm, orada "i deneyimi edin-
mi" ifte pasaportlu, "iktisad da bilen" kiiler getirildi. Bu durum, okuluslu
irketlerin ve emperyalistlerin her istediklerini yaptrabilmelerini iyice kolayla-
tryordu. Brokrasinin maniplasyona elverili yaps, doal olarak "kalknmac
brokrasi"nin tasfiyesini kolaylatryordu. Bu aamadan sonra, "Atatrk ilke ve
inklaplarna bal, vatanm ve milletini sevenler" brokratik aygt iinde tam et-
kinlik salyabilirlerdi... Bu arada vatanm ve milletini sevenlerle, dinine ve ima-
rma bal unsurlar arasnda da sk dayanma ve ibirlii saland. Dincilik ve
Amerikanclk "yeni brokrasi"nin ve ynetim zihniyetinin temel ayrdedici nite-
liini oluturuyordu. Brokrasi, yerli ve yabanc sermayenin her istediini hi bir
zorluk karmadan gerekletirebilirdi artk...

Trk toplumsal formasyonunun tarihinde, brokrasiyle hakim snf ilikileri-


nin bu kadar dolaymsz ve saydam olduu bir dnem ilk defa 12 Eyll sonra-
snda gerekleiyordu. Devlet terr rejiminin yerli ve yabanc sermayeye yapt
en byk hizmetlerden biri, her halde bu dolaymsz, saydam ilikiler ortamm
yaratm olmasdr. Bunun anlam, 1980 sonrasnda brokrasinin tipik kapitalist
bir sosyal formasyondaki konumuna "yaklam" olmasdr. Bylesi bir durum
emeki snflarn susturulduu bir ortamda sermayenin hareket alanm daha da
geniletmitir.

197
II. Neo-Liberal topyann Ac Meyvalar

Bilimsellik cilas biraz kazndnda, Trkiye'nin benimsedii "da ak


byme modeliyle" neyin amalandm anlamak kolaylar. Ama Trkiye'yi
dnya pazarna amak, darya kaynak transferini hzlandrmak, daha da nem-
lisi, ithal ikameci byme modelini gzden drerek, "bilinli" sanayileme
hedefinden uzaklamasn salamakt. thal ikameci modele ynelik "teorik" sal-
drlarn asl amac, Trkiye'yi (benzer durumdaki dier lkeleri de) okuluslu
irketlerin ve okuluslu zel ticari bankalarn etkinlik alanna daha fazla sok-
makt. Trkiye'yi sanayileme iddiasndan vazgeirmenin koulu da, devlet ay-
gtndan kaynaklanan direnci ve kar koymalar etkisizletirmeye baldr. Nite-
kim tm anmalara ramen hl kalknma yanls, bamszlk yanls, "anti-
emperyalist" bilin tayan insanlarn etkinlii btnyle ortadan kaldrlm de-
ildi.

"Yeni Muhafazakr Saldr", "daha az devlet, daha ok zel teebbs" slo-


gann bouna ortaya atmamt. Azgelimi lkelerde tm zaaflarna, elikile-
rine, haksz kazanlara ve israflara da neden olmasna ramen, ekonominin asl
dinamik sektr zel sektr deil, kamu sektrdr. 1950'lerde liberalizm dalga-
s zihinleri sardnda da "daha ok zel teebbs" slogan ortal kaplamt.
Dnemin babakan Adnan Menderes, balangta Bat'dan ihra edilen, zel
sektr nclnde bymenin bo bir hayal olduunu anlamakta gecikmemi-
ti. zel sektr bytmenin yolunun kamu sektrn bytmekten getiini ok
gemeden anlamt. Bu yzden, on yllk iktidar dneminde Kamu ktisadi Te-
ebbslerini ikiye katlamt... Gerekten Boratav'n yazd gibi, "Orta veya
uzun dnem perspektifli bir inceleme, azgelimi lkelerde kamusal ve zel ya-
trmlarn rakip deil, tamamlayc kategori) r olduunu ve genellikle zel yat-
rmlar srkleyici gcn kamusal yatrmnn dinamizmi olduunu ortaya ko-
yacakr."(9)

Ne var ki Yeni Muhafazakar dalgann kulland dil farklyd. Devletin eko-


nomiye mdahalesi azald oranda,ekonomik etkinliin de artaca ileri
srlyordu. Bu arada, korumacln ve ithal yasaklarnn neden olduu haksz
kazanlar ve israf "yeni sa" saldrya "hakllk" da kazandryordu. Oysa "yeni
sa"n asl amac bakayd. Bir kere ekonomiye youn devlet mdahalesi oku-
luslu irketlerin faaliyet alann snrlyordu. Neo-liberal retiye gre, sermaye-
nin hareketini snrlayan her mdahale ktdr ve ekonomik etkinlikle eliir.
Sanki 1920 ve 1930'larn ac deneyleri unutulmutu...

Azgelimi bir lkede devlet ncl ve destei olmadan, korumac ve


zendirici bir ortam yaratmadan sanayileme mmkn deildir. Eer ekonomi-
nin ileyii btnyle pazar mekanizmalarna ve lkenin gelecei zel ve yaban-
c sermayenin dinamizmine braklrsa, bylesi bir yaklam, azgelimilie, uy-
dulamaya, dnya ekonomisinin edilgen, pasif bir unsuru olmaya daha batan
raz olmak anlamna gelir. Zaten, da dnk modeli benimsemenin, benimset-
menin mant da buradayd... Trkiye sanayileme hedefinden vazgeerek, mu-

198
kayeseli stnlkler teorisinin ngrd uluslararas iblm ve uzmanla-
maya raz olacakt... Be yldzl otellerle, zengin turizmine dayanarak kalkna-
cakt... Eer lks oteller azgelimilii amaya yetseydi, Castro ncesi diktatr
Batista'nn Kbas da kalknm olurdu...

Realiteden kopuk olduu srece, "yeni sa"n dayand teorik gerekeler ve


iktisat politikas nerileri "tutarl" grlebilirdi... rnein yeni sa, varlkl ke-
simlerden (sermayeden) alnan vergilerin minimum seviyeye indirilmesini ne-
rirken, bylece mteebbislerin vergi olarak verip israf devlet tarafndan ar
ur edilecek kaynaklar yeni yatrmlara yneltecei, yatrmlarn istihdam, do-
laysyla milli geliri artraca, son kertede vergi gelirlerinin bile artaca bek-
lentisi vard. Andrew Mellon; "Orta ve yoksul snflara yardm etmek iin, zen-
ginlerin dedikleri vergiler azaltlmaldr "(10) diyordu.... Ne ki, olaylar gerek
yaamda farkl bir yol izliyordu. Trkiye'de de Yeni-sa'n nerileri dorultu-
sunda varlkl kesimlerden alnan vergiler azaltld. Ama, yatrmlar artmak bu-
yana azald! Sermayeden vergi almama yaklam, devletin sermayeye daha ok
borlanmas biimini ald... Trkiye'nin 1980'li yllarn ikinci yansnda an i
bor yk altna girmesinin bir nedeni de sz konusu yaklamn sonucudur.

Yksek faiz uygulamas konusunda da benzer bir "akl yrtme" geerlidir.


Yeni muhafazakar yaklamlara gre, yksek faiz, tketim eilimini drerek,
tasarruflar, dolaysyla da yatrmlar artrr. Oysa Trkiye'deki uygulama sonu-
cu yatrmlar artmad gibi, sermayenin en parazit kesimine, rantiyelere kaynak
transferinin bir arac haline dnt. Sonuta ekonomi de rantiye sermayesinin
basks altna daha fazla girdi... Bu arada maliyet enflasyonunun da nemli ne-
denlerinden birini oluturdu.

Bir baka saldr KT'lere ynelik olarak gndeme gelmiti. KT'lerin, kay-
nak israfna yol aan verimsiz kurulular olduu ileri srlyor. Bunlarn verimli
almalar iin zel sektre devrinin yeterli olaca syleniyor. Ne var ki, bu
sorunla ilgili olarak grnen amalarla gerek amalar farklyd. Bir kere zel
sermayenin mutlaka verimli, kamu sektrnn de mutlaka verimsiz olduuna
ilikin olarak yaylan efsanenin hibir inandrcl yoktur. Verimli alan
KT'ler olduu gibi verimsiz alan zel kurulular da mevcuttur. Fakat asl
soru; kimin iin verimli, kimin iin rasyonel olduudur.(11) Daha nemlisi,
KT'lerin hangi koullarda neden ortaya kt, hangi ihtiyalan karlamay
amaladdr. Aslnda KT'ler belirli tarihsel koullarn ve zorlamalarn ortaya
kard kurululardr. En nemli neden de zellikle azgelimi lkelerde tarih-
sel olarak zel sermayenin yetersizlii, clzldr. Bu nedenle KT'leri tmden
dlayarak azgelimi bir lkenin sanayileme srecini srdrmesi ve baarl ol-
mas mmkn deildir. Zaten KT'lere ynelik saldrnn amac da sz konusu
lkeleri sanayileme hedeflerinden uzaklatrmakt. Bir baka soru da, KT'lerin
ilevlerini tamamlayp tamamlamadklandr.

Trkiye 1980 sonrasnda Neo-liberal topya'ya uygun politikalar izledi. Bu


politikalar szde bilimsel argmanlara dayanyordu. Oysa asl olan bilimsel kay-

199
glar deil, ideolojik safsatalar ve snfsal karlarn bunlar araclyla kabulle-
nirliini salamakt. Trkiye Bat'nn nerdii yolda ilerledii srece de uydu-
lama sreci derinleebilirdi... Son yllarda Bat'dan gelen tm konuklar,
Trkiye'nin son on ylda "harikalar yarattn" syliyerek sze balyorlar. El-
bette haklar var. Chardin'in dedii gibi, "Belirleyici olan, her zaman nereye ba-
kld deil, nereden baklddr." Trkiye'den her istedikleri hemen gerekle-
en Batllar elbette byk baarlardan" sz edecekler!... Trkiye srekli
devalasyonlar ve kur politikalaryla ihra rnlerini srekli ucuzlattka, bor
faiz ve ana-paralarn aksatmadan dedike, gerektiinde Ortadou'da Bat -
karlarn gvence alana alma niyetini ortaya koyduka, Trkiye'nin Bat'dan
grntsnn "pek parlak" grnmesi doaldr...

Bir ulusal ekonomide, tarm, sanayi ve alt-yap/enerji yatrmlarnn uygun


bir bileimi, salkl kalknmann olmazsa olmaz kouludur. te yandan, top-
lumsal artn kimlerin elinde topland, sermayenin hangi fraksiyonu tarafn-
dan ncelikle kullanld da nem tar. Bir baka nemli sorun da, mutlak an-
lamda byme oranlan deil, bymenin nitelii, hangi sektrlerden kaynaklan-
ddr. Bilindii gibi, toplumsal arta el koymada sanayi, finans (bankaclk)
ticaret ve rantiyelerden hangisinin ncelikli olduu byk nem tar. By-
meyle kalknmann her zaman zde saylmas yanltcdr. Ayn ekilde hzl
GSMH artlarna ramen, lke insanlarnn ounluu yoksullamaya devam
edebilir. Sosyal ve blgesel dengesizlikler derinleebiiir. Toplumun geleceini
tehlikeye atacak biimde ekolojik sorunlar ortaya kabilir. Son on ylda
Trkiye'de olduu gibi... statistikleri maniple ederek olaylar olduklarndan
farkl gsterme abalan ksa dnemde ie yarasa da, uzun dnemde gerein
hkmn deitiremez.

Yaratlmaya allan efsaneye ramen, Trkiye'de 1980 sonrasda gerek


anlamda da dnk bir strateji uygulanmad. Zaten uluslararas konjonktr de
da alma stratejileri iin elverili deildi. Asl sz konusu olan da alma
deil, dardakilere ekonomiyi amayd. lkeyi okuluslu irketlerin ve oku-
luslu zel ticari bankalarn etkinlik alanna daha fazla sokmakt. Da dnk (ih-
racat nclnde byme) modelin baarl olabilmesi iin, ncelikle uluslarar-
as koullarn ve konjonktrn elverili olmas gerekir. Trkiye'nin da
almaya zorland dnemde, dnya ekonomisinin yapsal krizi devam ediyor-
du. (Bugn de devam ediyor). Dnya ticareti daralm, stelik korumac nlem-
ler (ve tarife d uygulamalar) younlamt. Bunun dnda, da alma strate-
jisinin baaral olmasnn n koulu, dnya pazarnda rekabet gc olan yeni ve
dinamik sanayileri devreye sokmaktr. D pazarlarda rekabet gc olan bir sa-
nayileme stratejisi sz konusu olmadan gerek anlamda bir da alma da ola-
nakl deildir. Trkiye'de yaplan ise, var olan abartlm teviklerle ihra et-
mekti. Zaten kalite, maliyet, standardizasyon vb. bakmndan rekabet gc
olmayan rnler an tevikler olmadan ihra edilemez. Ar teviklerle
srdrlen ihracat ise, hem lkenin yoksullamas (darya karlksz kaynak
transferi sz konusu olduu iin), hem de ekonominin dengelerinin daha da bo-
zulmas sonucunu dourabilirdi. Trkiye'de de yle oldu. Bu yzden

200
Trkiye'nin szde ihracat baarsnn ne pahasna gerekletiinin tahlilini iyi
yapmak gerekir. Ekonominin zaten bozuk olan dengelerini daha da bozarak (en-
flasyonu azdrp, isizlii artrp, gelir dalm dengesizliini ve sonuta yoksul-
luu ve sefaleti derinletirmek; verimli yatrmlar caydrarak, tarmsal retimi
problematik hale sokarak vb.) salanan baar gerek bir baar deildir. Bu,
hastann midesini iyiletireyim derken, bbreklerini ve karacierini bozmaya
benziyor. Zaten bir ekonominin baars bir tek sektre baklarak da anlala-
maz.

Ne pahasna olursa olsun, ihracat artrma yaklam iin geni kitlelerin sat-
nalma gcnn drlmesi gerekiyordu. Ancak bu sayede ihra edilebilir bir
mal stou ortaya karlabilirdi. Bunun da yolu reel cretleri budamaktan, tarma
dnk sbvansiyonlar ksp taban fiyatlarn drmekten, bir btn olarak
smr orann ykseltip, i ticaret hadlerini daha da bozmaktan geiyordu.
IMF, Dnya Bankas kaynakl istikrar programlarnda, tarma dnk sbvan-
siyonlarn kaldrlmas srarla nerilir. Bu neriyi yapanlar, sanayilemi lke-
lerde her yl tarma yaklak 250 milyar dolar sbvansiyon verildiini pekl bi-
lirler... hra edilebilir bir mal stoku oluturmada atl kapasitenin harekete
geirilmesinin de pay byktr. Fakat btn bunlar baskc bir siyasal rejim al-
toda mmknd...

Gerekten 1980 sonrasnda hem ihracat artt, hem de ihracatn kompozisyo-


nu deiti. Bu arada ihracatn ithalat karlama oran da ykseldi. hracat
1975'de 2 milyar 261 milyon dolardan, 1989'da 11.5 milyar dolara ykseldi.
1980'de sanayi rnlerinin toplam ihracat iindeki pay % 30'dan 1985'de %
78.2'ye ykseldi. hracatn ithalat karlama oram da 1980'de % 37'den, 1989'da
% 74'e ykseldi. Ne ki, ihra rnleri ounlukla dk katma deerli mallardan
oluuyor. nemli bir blmn tarma dayal sanayiler oluturuyor. Dier
nemli kalemler; deri, ksele, dokumaclk, demir-elik, baz tahl rnleri, kon-
feksiyon vb.dir. Dnya pazarnda rekabet gc olan yeni rnlere, verimlilik ar-
tna dayanmadka, ihracat artn tm teviklere ramen belirli bir eikten
sonra srdrmek olanakszdr.

Sabit Sermaye yatrmlar baka dili konuuyor

Trkiye'nin son on yldaki performansnn saptanmasnda, deiik ltlere


baklabilir, ama bunlar iinde en salkls sabit sermaye yatrmlarnn byk-
l ve kompozisyonundaki gelimelerdir. Sermaye birikimin seyri, yatrmlarn
seyrine baldr. 1980-1989 araln kapsayan on ylda, sabit sermaye yatrm-
larn (sabit fiyatlarla) ortalama % 2.7 orannda byd. Sz konusu oran, 1970-
79 aralnda % 8.0 idi. 1960-69 aralnda da % 8.2. Bu, Cumhuriyet dnemi-
nin, sava yllarn kapsayan 1940-49 dnemi hari (sz konusu dnemin oram
% 2.2 idi), en dk orandr. Bu rakam, kimi dengesizliklerin nedeni olarak
yksek oranl alt-yap yatrmlarnn gsterilmesinin ne kadar temelsiz olduunu
gsterir.

201
1980 sonras dnemde sabit sermaye yatrmlarm at-yap yatrmlarna,
(yol, baraj, enerji vb.) ynelmesinin nedeni, dnya*pazarnn darald koullar-
da alman d kredilerin tek kullanm alannn alt-yap yatrmlar olmasndadr.
Bu, tm azgelimi lkeler iin genel bir eilimdir. Ama, Trkiye'de batan beri
sralanan nedenlerden tr (Ortadou'da gvenilir bir mttefike duyulan ih-
tiya ve IMF'nin baarl bir renciye olan ihtiyac), nemli milli gelir dleri
sz konusu olmad. Gelir dalm dengesizlii hzla derinleirken, GSMH art
da srd. Sabit fiyatlarla GSMH, 1980-1989 aralnda % 4.2 orannda artt ki
bu birok azgelimi lkedeki ar dler dikkate alndnda nemli bir oran-
dr.

Fakat asl nemli olan, imalat sanayii sabit sermaye yatrmlarnn seyridir.
Sz konusu yatrmlar 1973-77 aralnda % 10.4 art gstermiken, krizin de-
rinletii 1978 sonrasnda bir d srecine girdii. Ve 1980-83 aralnda %
3.5 orannda, 1984-88 aralnda da % 6.4 orannda geriledi.(12) Toplam yatrmlar
iinde imalat sanayii yatrmlarnn pay 1973-77 dneminde % 28.2 iken,
1975-83 aralnda da % 25.5'i, 1985-89 aralnda da % 17.5'a gerilemi du-
rumda.

Kamu sektr imalat sanayii sabit sermaye yatrmlarnn toplam sabit ser-
maye yatrmlar iindeki pay, 1975'de % 26.06'dan 1985'de % 5.4'e gerilemi-
tir. Kamunun imalat sanayii yatrmlarnda bylesine bir d olurken, zel
kesimin pay da 1979'da % 26.84 iken 1989'da % 21.80'e gerilemitir. Grl-
d gibi bizde, slogan, "daha az devlet daha az zel teebbs" biimini alm-
tr. Devlet sanayi yatranlarndan ekilirken, zel sektr de ekilmektedir...
Oysa 1975'te zel yatrmlarn oran % 37.45 gibi olduka yksek bir seviyedey-
di !..

Trkiye'nin 1980 sonrasnda sanayileme hedefinden nasl uzaklamakta ol-


duunu, uluslararas iblm ve uzmanlamaya nasl uyum salamaya ynel-
diini ortaya koyan bir baka gsterge de, imalat sanayii retiminin kompozis-
yonundaki kaymada grlebilir. 1950-1980 genel gelime eiliminin tersine,
1980 sonrasnda dk katma deerli sanayi alt-dallarnn pay ykselmektedir.
Bir ulusal ekonomide sanayileme sreci ilerledike, yksek katma deerli mal-
larn arlnn da artmas gerekir. Bu adan 1980 sonras, bir geriye gidi ei-
limi tamaktadr. Nitekim, 1950'de gda, iki, ttn gibi dk katma deerli sa-
nayi alt-dallarnn yaratt katma deer, toplam imalat sanayi katma deerinin
% 42.8'ini olutururken, bu oran 1979 ortalarnda % 22.6'ya kadar gerilemiti.
Kimya ve petrol alt-sektrleri iin de yukardakine benzer bir eilim sz konusu-
dur. Sz konusu alt-sektrlerin pay, 1950'lerinbanda % 4.1' den, 1970'lere ge-
alt-sektrlerin pay, 1950'lerin banda % 4.1'den, 1970'lere gelindiinde %
14.3'e kadar ykselmiken, 1985'de tekrar %10.8'e gerilemitir.(13) Tat aralar
sektr iin de durum ayndr.

Yukardaki oranlar, Trkiye'nin "dinamik sektrlerden" nasl ekildiinin de


bir gstergesidir. Zaten niversitelerin hali perian ve milli gelirden bilimsel
aratrma-gelitirmeye ayrlan pay da (%0.64) binde altm drt (Fransa'da sz

202
konusu oran % 2,25'dir), sanayileme iddiasnn bulunmadnn bir baka gs-
tergesidir.

Bir ulusal ekonomide toplumsal artn bykl kadar, kimler tarafndan


nasl kullanld da byk nem tar. 1980 sonrasnda kaynaklar sanayicilerin
deil, ticaret ve rantiyelerin eline daha ok gemitir. Bunun anlam, toplumsal
artn sermayenin yatrmc olmayan, ksr kesimlerinin elinde toplanddr.
Bu durum, benimsenen modelin mantna uygundur. Bir kere, banka kredileri
sanayi sektrnden ok, hizmetler ve inaat sektrne kayyor. Nitekim 1980'li
yllarn banda sanayi kesimi banka kredilerinin % 40'n kullanmken, sz ko-
nusu oran 1989'da % 17'ye kadar gerilemitir. Bu arada uygulanan para, kredi
ve borlanma politikalarnn doal sorunu olarak, bankalarn aktif yaps da de-
imi durumdadr. Bankalarn aktifinde kredilerin pay azalrken, devlet tahvili
ve hazine bonolarnn pay hzla artmtr. Buraya kadarki aklamalar,
Trkiye'nin sanayileme hedefinden giderek uzaklamakta olduunu, verili ulus-
lararas iblm ve uzmanlamaya uyum salama hedefinin n plana ktn
ortaya koyuyor. eliik olarak, toplumsal artk byrken sanayi yatrmlar azal-
mtr. Bu durum neo-liberal topyann ne kadar havada kaldnn da bir gster-
gesi saylabilir.

ticaret hadleri, 1980 sonrasnda daha ok tarm aleyhine dndrlp bu


kesimden kaynak transferi hzlandrld, reel cretler drlp ii snf
smr oranlar ykseldii halde, byyen toplumsal artk sermaye ksr kesim-
lerin eline gemektedir... Tarm sektrnn milli gelirden ald pay 1979'da %
24.33'den 1985'de % 15.40'a gerilemitir. 1980'de 100 kg gbre almak iin 10.5
kilo buday gerekirken, 1988'de 100 kg. gbre iin 107.5 kg. buday gerekiyor-
du... cret ve maal kesimlerin (ii ve memurlarn) milli gelirden aldklar pay
1979'da % 32.79 iken, 1989'da % 14.80'e dmtr. Buna karlk kr, faiz,
rant (sermaye gelirleri) elde edenlerin pay 1979'da % 42,88'den, 1989'da %
70'lere ykselmitir. Bu arada yabanc sermaye giriinde de grece bir art sz
konusudur. 12 Eyll sonras dnemde ksa srede "ucuz ii cenneti" haline ge-
len Trkiye'ye yabanc sermayenin daha ok ilgi gstermesi doaldr.

12 Eyll rejiminin on yl dolarken, Trkiye hem sanayileme hedefinden


uzaklat, hem de da bamll daha da artt. 1979'da 13.6 milyar dolar d
borlar, 1989 sonunda 41 milyar dolara ykseldi. 1980-88 aralnda 30.3 mil-
yar dolar d bor dendii halde hl 40 milyar dolarn stnde d bor var.
Ve bugn Trkiye dnyann en byk borlular arasnda yer alyor. borlar
da 1979'da 321.4 milyar liradan, 1989'da 45 trilyon 52 milyar TL'ye ykseldi,
bu lde i ve d borca batm bir ekonomide yatrmlara kaynak bulmak artk
olanakszdr. Nitekim bteden yatrmlara ayrlan pay sadece % 7'dir. Geri ka-
lan cari harcamalara gitmektedir. Bylesi bir ortamda eitim ve salk harcama-
larnn daha da budanmas kanlmazdr. Artk siyasal iktidar sermayeye faiz
demek iin, temel mallara zam yapmay bir gelenek haline getirmi durumda.
DE'nin 1987 aratrmasna gre, Trkiye nfusunun % 40' (21.1 milyon kii)
ylda ortalama 355 dolarla yaamak zorundayd...

202
Da alma stratejisinin on yl geride kalrken, sanayileme hedeflerinden
giderek uzaklaan, da bamll daha da artm, isizliin, yoksulluun ve sa-
faletin giderek derinletii, yksek oranl enflasyon, lke geleceini ipotek alt-
na alma potansiyeline ykselmi d borlar, daha ok bozulan gelir dalm ve
giderek aman doal evre gibi temelli olumsuzluklarn boy gsterdii, uydula-
ma srecinde hzla yol alan bir Trkiye sz konusu... Ne ki, btn bunlara ra-
men olumlu eyler de var: "Trkiye'nin d itibar hzla artyor!.."

Yaasn d itibar!..

204
13. BOLUM

PARADGMANIN FLASI

"zgrce dnmek, zgrce


davranmak, aratrmacnn grevi
deil, temel niteliidir."

smail Beiki

Smrgecilikle balayan dnemde "Bat" ile "Batl olmayanlar" arasndaki


ilikiler biim deitirse de z hep ayn kald. Balangta smrgeciliin yer-
lemesi iin askeri plandaki stnlk nemli olmakla birlikte, asl belirleyici
olan "Bat dncesi", "Bat bilimi ve teknolojisi"ydi. Claude Levi-Strauss;
"Ondokuzuncu yzyl Avrupal's, buharl makina ve birka baka teknik hne-
riyle bbrlenip, kendini dnyann geri kalanndan stn gryordu''(1) diye ya-
zyor. Descartes, "Dnyorum yleyse varm"; F.Bacon da "bilim iktidardr"
demiti... Dnyann geri kalan blgelerindeki halklar; kendi doalarndan kay-
naklanan bir "gerilie mahkm olduklarna, Avrupal'ya gre "aalk." oldukla-
rna inandrlmalarnda sz konusu "modern bilim" belirleyici bir rol oynad.
stelik her tarihsel dnemde smrgeciliin, bir arac olan "modern Bat bilimi"
kendini "tarafsz" ve "evrensel" olarak sunmay da baard. Bylece tarafszlk
ve evrensellik efsanesi, bat bilim ve teknolojisine kar konulmaz bir g ka-
zandrd. Her kim bat dncesine, egemen bat ideolojisine kar karsa, bilim
dman ve gerici damgasn yemekten kendini kurtaramazd. Artk Avrupa
merkezli, rk, nfuz yayc Bat ideolojisi tm dnyada egemen olabilirdi...

Hristiyan misyonerlerin balangtaki "uygarlarma misyonu", giderek


"kalkndrma misyonuna" dnt! Smrgeletirmenin Bat'daki ad, "uygarla-
trmakt."(2) Uygarlk gtremezlerdi ama, var olan uygarlklar ve uygarlklarn
yaratclarn tarih sahnesinden silecek gce erimilerdi.

ddia edildiinin aksine, aydnlk felsefesinden esinlenen fikirler, yerli


kltrlerin tahrip edilmesini merulatrmtr... imdilerde bilim ve teknoloji ta-
yclar, smrgeciliin balangcndaki misyonerin yerini alm durumda. Bu
arada 1960'larda azgelimi lkelere dalan "bar gnllleri"ni de hatrlama-
mak olmaz... Bugn sadece Sahrann gneyindeki Kara Afrika'da 80 bin "kalkn-
ma uzman" grev yapyor ve bunlara ylda 4 milyar dolar cret deniyor (3)

Bat'nn rasyonalizmi ve bilimi bir kere egemen olunca, yzbinlerce yldan


beri birikip gelen tm bilgiler deersizleti. Bat burjuvazisi, egemen olabilmek

205
iin byle bir yola bavuracakt. Bir tek "Bat bilimi" vard ve ifadesini "dip-
lomal aydn"da buluyordu. Smrge ve yar-smrgelerdeki "Batc aydnlar",
smrgeciliin rn olan yerli ibirliki orta-snflar kendi halklarn ve kendi
gemilerini sulama yarnda, Batl efendilerini bile geride braktlar...
Smrge "aydnlarnn" ve ibirliki snf ve gruplarn bu tavrm ideolojik bir
yanlsama olarak grmek yanltr. Maddi, snfsal karlar sz konusuydu...
Bugn olduu gibi, her tarihsel dnemde smrgecilik ve emperyalizimden k-
ar salayan, varlklar emperyalist smr ve bamllk ilikilerine bal, ibir-
liki snflar sz konusudur.

Bat burjuva uygarlnn, smrgecilik ve emperyalizmin ideolojik bir arac


olan "iktisat bilimi" iin de durum ayndr. Egemen bat ideolojisinin nemli ya-
pc umarlarndan birini oluturan "iktisat kuram"na dayal politikalar, azgeli-
mi lkelerde byk ykmlara neden olduu halde, tartmasz kabul gryor ve
niversitelerde okutulmaya devam ediliyor. Bilimsellii ve evrensellii eletiri
konusu olmasn engelliyor...

Bir "bilim" ve "bilimsellik" lgnl zihinsel alan btnyle kuatm durum-


da. Yal bir kadn yzyllarn mirasna ve kendi deneylerine dayanarak, otlardan
bir ila yaptnda, bu "kocakar ilac" olarak lanetleniyor. Kapitalist bir firma,
ayn otlardan ayn ilac rettiindeyse, bilimselliin rn saylyor ve tartmasz
kabul gryor. Yal kadnn rettii ilacn "lanetlenmesi", okuluslu irketin ret-
tii ilacn kabul grmesi, elbette kadnn yandan kaynaklanmyor.. lac reten
bir gen kz olsayd da durum deimeyecekti. Zira, kapitalist toplumda, kapitalist
retim srecine girmeyen, amac kr elde etmek olmayan hibir ey makbul deil-
dir. Modern bilimin, bu arada iktisat biliminin ilgi alan dndadr. Para akmnn
bittii yerde iktisadi analiz de son bulur. Kapitalist krllk kategorisine girmeyen
hibir eyin retilmesine bu yzden iyi gzle baklmaz! Tek tek insanlarn kendi
ilalarn retmeleri kapitalist ila pazarn daraltr, krll olumsuz ynde etkil-
er... Sonuta insanlarn ihtiya duyduklar ilalarn kendileri tarafndan retilmesi
"bilim" araclyla yasaklanr. Mukayeseli stnl olmad gerekesiyle bir
ok azgelimi lkenin en nemli gereksinmeleri olan gda maddelerini retmeler-
inin (buday, pirin vb.) neo-liberal iktisat kuramna dayanlarak yasaklanmas
gibi.. Kapitalist firmann rettii ilalar "bilimsellik" damgasn tayorlar. Bilim-
sellikleri bir kere tescil edilince, artk sattklar her zehirde bir keramet bulunacak-
tr. lacn verdii ifa, biliminden menkul..

Benzer bir durum "iktisat bilimi" iin de sz konusudur. Son analizde smr-
gecilii ve daha genel olarak da burjuva uygarlm merulatrmaya yarayan
"iktisat bilimi"de "evrensel" saylyor. Zira modern bat bilimi evrenseldir. Her
toplumda ve her tarihsel dnemde de geerlidir. Batda (nce ngiltere'de) reti-
len ve zel koullarn rn olan sz konusu bilim, artk her yere ihra edilebi-
lirdi. Tanm gerei bilimdir ve tabii evrenseldir. Bilim evrensel planda geer-
liyse, ona dayal iktisat politikalar da evrensel geerlilie sahiptir. Buradaki
mesaj ok ak: Siz de ngilizler, Amerikallar, Franszlar, Almanlar vb. gibi ya-
parsanz, onlarn getikleri yollardan geerseniz kalknrsnz. (!) "Tarafsz" ve

206
"evrensel" bilimin yaratt ideolojik artlanma ve klelik o kadar kkldr ki,
kimse eskiden giderlerin nereye vardn, o yollarn imdilerde ak olup olma-
dn vb. dnme zahmetine bile katlanmaz. Deiik bnyelere ayn ilac uy-
gulamann sonularm dnmeye yanamaz.

Yaklak yarm yzyldan beri iktisat retisi giderek pozitif bir bilim ol-
maya yneldi.(4) Bylece fizik bilimlerine benzeyecek, her zaman, her yerde ve
her koulda geerli olacakt. Normatif bir bilim olmaktan uzaklat lde,
"etkinlii" ve "saygnl" daha da artacakt. Aslnda bylesi bir aba anlaml
deildi ve bilimsellikle ilgili ideolojik bir yanlsamann rnyd. Deiik sos-
yal formasyonlar iin geerli bir iktisat bilimi olanakl mdr? Sorun, teorik
dzeyde "rafine modeller" oluturmak deil, farkl durumlarn ve koullarn or-
taya kard toplumsal olgular aklayabilme yeteneine sahip olmaktr. Do-
laysyla, "iktisat bilimi" normatif bi bilim olduu iin deil, tam tersine pozitif
bir bilim olmaya yneldii iin bilimsellikten uzaklar.

IMF ve Dnya Bankas gibi, Bat egemenliinin aralar olan kurulular, ba-
naz bir dogmatizmle, deiik "azgelimi" sosyal formasyonlara istisnasz ayn
ekonomik politikalar nerdiklerinde, pozitif olma iddiasndaki bilime dayal ikti-
sat politikalarnn neden olduu "zc olaylar" ve ykmlar herkese biliniyor...

Smrgecilik srecinde, bilimin tarafszl ve evrensillii nemli bir koz


olarak kullanld. Smrgecilik de kapitalizmin gelimesinde nemli bir rol oy-
nad(5) Oysa sosyal bilimin geerlilii grece bir geerliliktir. te yandan bir bi-
lim olarak ortaya kan iktisat kuram, Bat burjuva kltrnn bir parasyd.
Dolaysyla hakim Bat burjuva kltr ne kadar evrenselse, burjuva iktisat ku-
ram da ayn lde "evrensel" geerlilie sahip olabilirdi... Burjuva ideolojisi-
nin bir parasn oluturan bu bilim, tm dnya niversitelerinde okutuluyor.
Zira asl evrensellik iddiasnda olan burjuva uygarlnn kendisidir. Onun yap-
c unsurlar da evrenseldir. Hakim Bat ideolojisinin bir paras olan "iktisat bili-
mi" ve ona dayal iktisat "politikalar" da evrenseldir...

O halde herkes evrensele ait olmal ve ona uyum salamaldr. Onun egemen
kld modele boyun emelidir. Aksi halde a d kalr. stelik bilim ve uygarlk
dman saylp gericilikle sulanmaktan da kendisini kurtaramaz. "Evrensel"e,
"bilimsel"e ait olmann koulu, kendisinden ve kendisine ait olan her eyden uzak-
lamaktr. Kendisine ve gemiine ait her ey "geri," "sama", "bilim d", "kaba",
"kt" ve "deersiz"dir. Kurtulu, Bat bilim ve teknolojisine sahip olmaktadr...

Bu amala kendi ayrann deil Coca-cola meli, kendi ttnnden yaplm


sigaray deil Marlboro'yu tttrmeli, san Batllarn rettii modaya gre
kestirip onun ampuanyla ykamal, kendi beslenme kltrnn rn olan ye-
mekleri deil Mc Donald's hamburgeri yemeli, onun rettii televizyon dizileri-
ni seyretmeli, kendisi de bir gn bir televizyon dizisi yaparsa, Bat'dan gelene
benzemeli. (Aksi halde evrenselin dna itilmi olur!) Kendi mziini dinleme-
mek iin "bilimsel gerekeler" retmeli, (pek para etmeyen) kendi dilinden

207
nce, ngilizceyi renmeli, onun gelitirdii iktisat kuramn renip ona uy-
gun iktisat politikalar benimseyip, serbest piyasa ekonomisi uygulamal, da
almal, korumacl kaldrmal, yzelli yldr egemen Bat lkelerinin elinde
bir smr arac ilevi gren "mukayeseli stnlkler teorisi"ne uyum salamal,
kendi lkesinde ve benzer durumdaki lkelerdeki byk ykmlara ve facialara
fazla deer ve nem vermemeli, ama ABD'de bir ocuun kuyuya d ve
kuyudan karlyla (buradan ocuun akbetine kaytsz kaldmz anlam -
karlmamaldr) Halepe katliamndan daha fazla ilgilenmeli; sonu olarak, ne
kadar kendine yabanclar, kimlik erozyonuna urar ve soysuzlarsa o denli
"ada olur" ve "evrenselin bir paras" durumuna gelebilir!

Srekli kimlik erozyonuna urayan bir ulusal sosyal formasyon, kendi yolu-
nu bulup, kendi ayaklar stnde durabilir, toplumsal srece egemen olabilir mi?
Kendi zgnln ifade edemeyen bir toplum, evrensel deerleri yakalayabilir
ve ona katkda bulunabilir mi? phesiz byle bir toplumun kk bir kesiti Ba-
tya benzeyebilir (ve benzeyebiliyor), ama bamsz ve ada olamaz. nk
kendisi hakknda dnme ve geleceini tasarlayabilme yeteneine artk sahip
deildir. Oysa sosyal bilimin evrensellii ve teknolojinin tarafszl da Batllar-
ca uydurulmu bir efsaneydi. Bir kere bilim evrensel kltrle zde saylnca,
(egemen yaklam yledir), bir toplumun da bilimsel yolda olabilmesi iin, ev-
rensel kltre sahip kmas gerekir. Evrensel denilen kltr de hakim Bat bur-
juva kltrdr.

"Kalknma" kavram, 1940'larda ortaya atld. Kavram yeni olmakla birlikte,


smrgeciliin balangcndan beri geerli zihniyeti ve benzer ierikleri art-
ryordu. Kalknmln kart kalknmamlkt. Gelimiler ve azgelimiler
vard. Azgelimiler de gelimiler gibi olmalyd... Aslnda sz konusu olan
dinsizin (paien) Hristiyanlatrlmas, vahinin uygarlatnlmas, Batl olmaya-
nn Batllatnlmas problematiinin yeni koullardaki devamndan baka bir
ey deildi. Eskiden uygarlamak, batllamak isteyenler ve bunun olanakhl-
na ve gerekliliine inandrlm olanlar, imdilerde de kalknacaklarna inandnl-
m durumdadrlar. Btn bu dneme egemen olan yaklam, ikincilerin ne ol-
duuna ve nasl olmalar gerektiine birincilerin (uygar, kalknm, ileri olanlar)
karar veriyor olmasdr. stelik bu durum beyz yldr (1492'den beri) devam
ediyor. Balangta kurtulu Hristiyanlamaktayd. Daha sonra modernle-
mekte, batllamakta, imdilerde de kalknmadadr. a atlama, a yakalama,
21. yzyla atlama vb. gibi yenileri de retilmeye devam ediliyor. Batllar kendi
dndakileri her zaman "geri" olarak grdler ve onlar.deiip kendilerine ben-
zemeleri gerektiine de inandrdlar veya inanmaya zorladlar. Fakat, eliik
olan bir durumu da amalar gerekiyordu. Doalarndan kaynaklanan bir gerilie
mahkm olan bu halklar, kendiliklerinden batllamazlar, kalknamazlar ve Ba-
tlya benzeyemezlerdi.. O halde bu ii smrgecilik, Bat'dan ihra edilen mal-
lar, sermaye, teknoloji, bilim, silahlar vb. gerekletirebilirdi. imdilerde azge-
limi lkelerin ibirliki oligarileri ve yozlam yneticileri, yabanc sermay-
enin gelip lkelerini kalkndracandan hi phe etmiyorlar.

nl ngiliz Filizofu John Locke; "Orada (Amerika'da) geni ve hareketli bir

208
lkenin kral, ngiltere'deki bir gndeliki iiden daha kt evde oturur ve daha
kt giyinir"(6) diyor. Dikkat edilirse, giyim ve barnak asndan Amerikal kral
ngiliz gndelikiden daha kt durumda! O halde kraln nce sradan bir ngi-
liz gndelikisi durumuna getirilmesi gerekiyor.... imdilerde bunun ad, kii
bana den GSMH'dir. Azgelimi lkelerin insanlar da ortalama bir Ameri-
kalnnkine eit GSMH dzeyine ulanca kalknma gerekleecek!.. Nihai amac
retim iin retim olan, deiim deerinin kullanm deerinin yerine getii
kapitalist retim tarz, srekli eitsizlikler ve dengesizlikler retip, bunu derin-
letirmek durumunda. Zira retimin amac ihtiyalarn tatmin edilmesi deil,
kr bir prodktivizm'dir. Baka bir ifade ile, daha ok art-deer, dolaysyla kr-
dr...

Azgelimi lkeler, GSMH'larn artrarak gelimiler gibi olacak! Tank,


oyuncak ve gazoz retimini on kat artran bir lke ayn oranda yksek SMH'ye
sahip olur. Sz konusu kritere gre de, kii bana gelir ayn oranda artm say-
lr. (Aritmetik ortalama). Sz konusu lkenin byle bir bymeyi ne pahasna
elde ettii dikkate alnmaz. Bu anlamda milli gelir hesaplan neyin retildii, ne
pahasna retildii, retimin ekolojik ve sosyal maliyeti ile ilgili deildir. Oysa
sz konusu GSMH art yenilenemez doal kaynaklarn tahribi ve gelecek ku-
aklarn yaamn tehlikeye atarak gerekletirilmi olabilir! Sahip olduu orman-
lar hzla kesip ihra eden ve orman rnleri retimini ve ihracatm elli kat art-
ran bir lkenin kii bana geliri de o oranda ykselir...

Ormanlar kesilip bittikten sonra, toprak erozyonu, lleme ve kuraklk


lkeyi sardnda ve lke yaanamaz hale geldiinde, sz konusu bymenin ne
ifade ettii anlalsa da, artk bir anlam ifade etmeyecektir. 30 milyon nfuslu
bir lkenin toplam nfusu, onbeer milyonluk iki metropolde toplandnda (ki
kapitalist sre byle bir eilim iermektedir), kentin bir ucunda oturup dier
ucunda alan, her gn 100 km. yol kateden ve ie gidip gelmek iin drt saati-
ni harcayan ve ok sayda ulam arac kullanan kii, kulland ulam aralar
nedeniyle "gelir yaratr" ve bu gelir de GSMH'y ykseltir. Bu arada evre kir-
lenmesi, kazalar, grlt vs. de ortaya kar ama, GSMH bakmndan bunun
nemi yoktur. Oysa ayn kii orta byklkte bir kentte yaasayd, her gn drt
saatini yollarda harcamasayd, iine yryerek gitseydi enerji israf, evre kir-
lenmesi, yorgunluk ve psikolojik sorunlardan uzak kalrd ama GSMH ve kii
bana den ulusal gelir de ayn oranda dk olurdu... Bylesi bir durumda
"zengin" olmay m, yoksa "yoksul" olmay m yelerdiniz?(7)
ktisat bilimi bu sorunlarla ilgili olmad iin, ekolojik hareketin hakl ele-
tirilerine maruz kalyor. Ekolojik snrlar dikkate alnmad zaman bile, azgeli-
mi lkelerin gelimi lkeler gibi olabilmeleri olanakszdr. Bylesi bir ey,
hiyerarik kapitalist dnya sisteminin yapsna, mantna ve ileyiine ters
der. II. Dnya Sava sonrasnn olduka uzun genileme (refah) dneminde
bile, gelimi ve azgelimi lkeler arasndaki "zenginlik fark" hzla ald.
1980 sonrasndaysa durum, vahim bir hal ald.

209
Bugn iki milyardan fazla insan (dnya nfusunun % 48'i), yaayabilmek
iin dnya gelirinin % 13'nden azna sahip. Oysa, 1950-1980 dneminde
yksek oranl bir ekonomik byme sz konusuydu. 1980 sonrasnda azgeli-
milerin durumu daha da ktleti. Krktan fazla lke 1990'da, 1980 gelir dze-
yinin de altna dt. Oysa bugn 1950'dekinin yedi kat retim dzeyine ulal-
m durumda...

Dnya Bankas rakamlarna gre, sz konusu dnemde azgelimi lkeler sa-


nayilemi lkelerden daha yksek oranda GSMH art gerekletirdikleri
halde, kii bana gelir art ylda ortalama 7 dolar, sanayilemi lkelerde ise
270 dolar olarak gerekleti... Bilindii gibi bymenin nitelii de nemlidir.
Bymenin nitelii dikkate alnmad durumda bile, azgelimi lkeler kii ba-
na yllk 7 dolar artla "gelimi" lkeleri nasl yakalayabilirler? Ne ki, yuka-
rda verilen rakam da aritmetik ortalamadr. Zira, ayn dnemde dnyann en
yoksul 500 milyonunun kii bana geliri sadece 73 cent artt...

Sanayilemi lkeler ylda % 2.4, azgelimi lkeler de % 2.8 GSMH art


saladklarnda, zenginlerin ortalama geliri kii bana 11.430 dolardan 11.704
dolara ykselirken; yoksullarn kii bana ortalama geliri, 260'dan 267'ye
ykselebiliyor... Mc Goman ve Kordan'n tahminlerine gre iki yzyl nce yok-
sullarla zenginler arasndaki zenginlik fark bire birbuuk (1/1,5) iken, bu oran
1960'da bire yirmiye (1/ 20) 1980'de de bire krkaltya (1/46) ykseldi.(8)

1980 sonrasnda farkn daha hzl aldm sylemeye bile gerek yok. Yine
Dnya Bankas rakamlarna gre, en yoksul lkeler 1978'de dnya gelirinin %
5.6'sna sahipken, bu oran 1984'de % 4.56'ya gerilemitir.

Azgelimi lkelerin, gelimiler gibi "olabilmeleri" ekololjik bakmdan da


olanakszdr. ktisat bilimi, retimin snrsz byyebilecei postulasna dayanr.
nl Fransz iktisats Jean-Baptiste Say, "Cours d'Economie politigue Pra-
tiques, 1828-1830" adl eserinde, "Doal zenginlikler, tkenmezdirler, ne oal-
tlabilirler ne de tkenirler, bu yzden ekonomi biliminin konusu deildirler"
diye yazyordu. Condorcet de, daha 1770'lerde; "nsan dncesi ne kendi uur-
larna ne de doann engellerine taklmadan srekli ilerleyecek"(9) diyordu. Geerli
yaklamda asl ama, retimin artmas ve sosyal artn bymesidir. Onca
nlen ve hayranlk uyandran burjuva uygarlnn "baars", aslnda biyosfe-
rin milyar ylda biriktirdii "sermayenin" ar israfyla mmkn olmutur.
Bugn bu sre hzla devam etmektedir. Ne ki, tekniki burjuva uygarlnn m-
arklnn ve arlklarnn bedeli, sadece "yoksullar" tarafndan denmekle kal-
mayacak; bir btn olarak insanln (gezegenin) gelecei tehdit altnda bulunuy-
or. Zira amac retim ve anlamsz bir prodktivizm olan, ekolojik ve insani boyutu
dikkate almayan, neo-liberal iktisat kuramnca da merulatrlan bugnk eilim-
ler ve sreler, hzla gezegeni yaanmaz duruma getiriyor.

Azgelimi denilen lkeler de dnyann ayrcalkllar kadar retip onlar ka-


dar tketmeye, onlar kadar yokedip onlar kadar kirletmeye kalkarlarsa durum ne

210
olur? "Dnyann lanetlileri" de, ortalama bir Amerikal kadar tketmeye balar-
larsa nasl bir tablo ortaya kar? Bugn dnya nfusunun yaklak % 20'sini
oluturan ayrcalkllar (sanayilemi lkeler) dnya kaynaklarnn yaklak %
80'ini kullanyorlar. 1987'de dnya nfusunun bete birinden azm oluturan
(747 milyon kii) OECD lkeleri, kii basma 6573 kilo petrole eit enerji tke-
tiyordu. ok dk gelirli lkelerdeki 2 milyar 824 milyon insansa (Hindistan
ve in dahil), sadece 297 kg. petrole eit enerji tketebiliyorlard! Ortalama bir
Amerikal bir Bengladeli'den 440 kat, Etyopyah'dan da 600 kat fazla enerji
tketiyor. 700 milyon insan yeterli beslenemez durumda. Bu insanlarn yeterli
beslenebilmeleri iin, 40 milyon ton hububat yeterliyken, zengin lkelerde hay-
vanlar beslemek iin her yl 540 milyon ton hububat harcamyor! Amerikallar
zayflamak iin her yl be milyar dolar harcyorlar... 1.9 milyar insan sala
uygun ime ve kullanma suyundan mahrum. 1988'de dnyada silahlanma ama-
cyla kii bana 200 dolar harcand. Eer her ocuk iin sadece 5 dolar harcan-
sayd, 14 milyon ocuun sradan bulac hastalklardan lmesi nlenebilecek-
ti... Bugn dnyada okuma yazma bilmeyen 880 milyon insan var!

Dnya insanlarnn ezici ounluu kapitalist gelimenin ortaya kard


yoksulluk ve sefaletle bouurken, "ada Romallar" refah iinde ve demok-
ratik bir ortamda yayorlarsa (aslnda sz konusu sosyal formasyonlar gerek
anlamda demokratik toplumlar deil, liberal oligarilerdir); bu, "dnyann lanet-
lileri" refahlarna ortak olmad iindir. Dnya nfusunun yaklak drtte
n oluturan "yoksullar" bugnk retim ve tketim dzeyindeyken bile, ge-
zegen, zerinde yaanamaz hale gelmi durumda... Hzla bozulmaya da devam
ediyor. Sera etkisi, ozon tabakasnn zayflamas, hayvan ve bitki trlerinin yok
olmas, denizlerin, gllerin, rmaklarn ve ime sularnn kirlenmesi, ormanlarn
hzl tahribi (yangnlar) ve kesim yznden ve fosil yaktlarn kard karbon
gazlarnn neden olduu sera etkisi ve snma, asit yamuru, nkleer tehlike ve
nkleer kirlenme, sular giderek azalan byk nehirler (Nil, Missisipi, Ganj, San
Irmak vb.), sanayi artklarnn neden olduu kirlilik, zehirli artklar, an kullan-
lan topraklarn oraklap verimsizlemesi, (her yl 6 milyon hektar verimli arazi
lleiyor ve 11 milyon hektar orman yok oluyor), atmosferin snmas, yaam
kalitesinin bozulmas, yabanclamann dayanlmaz snrlar zorlamas,
aalanan aznlk kltrlerinin hzla tahrip edilmesi vb. imdiden insanln gel-
eceini tehdit ediyor.

Dnya nfusunun % 5'ini oluturan ABD, dnya gda retiminin % 35'ini ve


dnya enerji retiminin de % 60'n tketiyor. Btn azgelimi lkelerin,
ABD'nin dzeyine deilse bile, grece daha az gelimi bir Avrupa lkesinin
retim ve tketim dzeyine ulatnda, yarataca sorunlar hayal etmek bile bir
kbus olurdu.. Btn inlilerin birer otomobile sahip olmalar halinde, bunun
kaynaklar zerindeki basks ve yarataca evre kirlenmesini dnmek bile
rperticidir. Yenilenemez doal kaynaklan hzla tketen, evreyi kirleten, geze-
geni yaanmaz hale getiren, ekolojik snrlar sz konusu olmadnda bile an
yoksulluk ve safalet reten, Bat burjuva uygarlna dahil olmay, ona benze-
meyi, "Batllamay", "adalamay", "kalknmay", "a atlamay", "bilgi

211
an yakalamay", onlar kadar retip onlar kadar tketmeyi, kirletmeyi, yok et-
meyi amalamal myz? Bu olanakl ve arzulanr bir ey midir? Dnyann geri
kalan blmnde de tarmsal retim iin. ABD'deki yntemler (ileri teknoloji)
uygulansayd, dnyada retilen enerjinin tamamnn sadece gda retiminde har-
camlmas gerekecektir ki, byle bir ey olanakszdr. 1970'de ABDde bir kalori-
lik besin maddesi retmek iin 9,6 kalorilik fosil kalori harcanyordu. te dil-
lere destan tarmsal verimlilik artnn srr....

ktisat Bilimi: Geerli Eilimleri Merulatrma Arac

ktisat biliminin azgelimilik ve kalknma sorunlaryla ilgilenmesi iin, "bi-


imsel bamszlklarn" ortaya kmas gerekti. Neo-Klasik ktisat Kuram'nn
bir alt dal olarak I Sava sonrasnda ortaya kan "kalknma iktisad", kendisini
dourann zaaflarn, doal olarak tayordu. Ama, yeni bamszla kavuan
lke yneticilerine "akl vermekti"... Neo-klasik iktisat gelenei, klasik
ekonomi politie zg byme sorunlaryla bile ilgili deildir. Statik dengenin
bozulduu durumlarda, pazar glerinin bu dengeyi yeniden nasl salayaca
zerinde durur... Byme ve kalknma gibi sorunlara yabancdr. Zaten bilimsel
olmaktan ok ideolojik bir retidir. F.Partant, bu konuda unlar yazyor: "(...)
kalknma, fetihlerde ve smrgecilikte geerli olan dnceden esinlenen bir
projedir. Ayn karlara hizmet etmekte ve smrgecilik dnemindekine benzer
sonular dourmaktadr. Bu akl almaz bir yutturmacadr. (Christian Harzo'nun
smrcnn uygarlatrc misyonu iin kulland bir kavram kullanmak
gerekirse) Ve aldatanlar da aldatmak gibi bir zellie sahiptir."(10)

Bu kere klasik ve neo-klasik iktisat kuram, her ekonomik olgunun, zorunlu


olarak ekolojik, sosyo-kltrel ve ekonomik olmak zere boyutlu olduu,
bunlarn diyalektik bir btn olduu gereini dikkate almyordu. Btnsellii
yakalayamad srece de, klasik ve neo-klasik iktisadn aklayc gc daha
batan snrlanm oluyordu. Bilindii gibi, klasik ve neo-klasik iktisat kuram
geleneinde, temel varsaymlar sz konusudur ki, bunlardan bazlar: mdahale
edilmedii srece pazarn tm sorunlar zecei, dolaysyla, ulusal dzeyde
olsun, uluslararas planda olsun, pazara mdahalenin sakncal sonular doura-
ca, insanlarn rasyonel yaratklar olduklar ve rasyonel kararlar verdikleri...
her ulusun mukayeseli stnl olan mallan retip satmasnn herkesin yarar-
na olduu vb.'dir.. (11)

Pazarn, teorinin ileri srd kadar "becerikli" olmad ac deneylerle


(1920 - 1930'iu yllarda ve daha nceleri yaanan ykmlarda olduu gibi) ve te-
orik saptamalarla ortaya kondu. Elbette "rasyonellik" iddias da her zaman tart-
maya aktr. Sahip olduu parayla video ve mzik seti satn alan, ama aznda-
ki rk diler yaptrmay dnmeyen bir adamn "rasyonal" davrandn
sylemek olas mdr? Sz konusu adamn bir istisna olduunu da!..

212
te yandan, geleneksel iktisat kuram ne ulusal snrlarla evrili bir toplum-
sal btnl (ulusal ekonomi) kucaklar, ne de sermayenin vatan vardr. Geerli
ekonomik yaklamda kaynaklarn rasyonel dalm zerinde ok durulur.
Neyin kimin iin rasyonel olduu sorusuysa pek sorulmaz... Neo-klasik teori-
nin aklayc gc snrl olduu gibi, eliik teorik saplantlara da dayanyor.
Bugnk haliyle (dn de yleydi), uluslararas sermayenin (ok uluslu irketle-
rin) hareketine ideolojik destek salamann ve yaplardan merulatrmann te-
sinde bir ileve sahip deildir.

Siyasal planda "bamszlasalar" da, "gen uluslar" ekonomik, sosyal ve


kltrel planda ulusall gerekletiremediler. Dolaysyla ulusal bir ekonomi de
sz konusu olamazd. Kulland teknolojiyi retemeyen, Bat-tipi tketim mode-
line uyum salamay temel ama sayan, ithal ettii teknolojiyle emperyalist met-
ropollerin ihtiyac olan mallar retip ihra eden, ekonominin deiik sektrleri
arasnda eklemlenmenin (articulation) bulunmad bir lkede, ulusal ekonomiden
deil, yeni smrge ekonomisinden bahsetmek geree daha uygun der.

Liberal retiye dayal "kalknma iktisad", bymeyle kalknmay zde sa-


yar. Oysa byme eittir kalknma yaklam inandrc deildir. Hzl byme
(GSMH art), geni toplum kesimlerinin yoksullamasyla atba gidebilir.
Blgesel ve sosyal dengesizlikleri derinletirebilir, ekolojik sorunlar ortaya ka-
rabilir. Genel olarak geerli olan bu durum, i btnl ve tutarll olmayan
yeni smrge statsndeki azgelimi lkeler iin daha da geerlidir. Kii ba-
na milli gelir, (aritmetik ortalamadr), bir ekonominin yapsn ve lkede yaa-
yanlarn refah dzeyini yanstmaz.

"Kalknma iktisad", azgelimilii ekonomik ve teknik bir gerilik olarak gr-


yordu. Bu durumda sorunun zm de teknik nitelikte olabilirdi... Azgelimi
lkeler gelimenin geri aamasnda sayldlar, neo-klasik retiye dayal politika-
larla da gelimilere benzeyeceklerine "inandrldlar". Elbette bu srete sz ko-
nusu nerilerin kolaylkla benimsenmesi bir tesadf deildir... Smrgeciliin
giderek "isel" bir nitelik kazand ve ibirliki yerli oligarilerin emperyalizmin
bir uzants haline geldii koullarda, Bat'dan ihra edilen "kalkndrc nerile-
rin" neden tartmasz kabul grdn anlamak zor deildir.

Bir kere, neo-klasik teorik yaklamlar azgelimi lkelerin geriliini, bu


sosyal formasyonlarn kendi ekonomik, sosyal ve politik geriliinin sonucu ol-
duu grne dayandrnca ve d smr, bamllk, biimsizleme, kimlik-
sizleme, retici temelin zaafa uratlmas gibi nedenler analizin dna atlnca,
d destek, d yardm, yabanc sermayeyle kalknabilecekleri gr hakllk
kazand. Byle bir yaklam geerli olunca, bir lkenin kalknabilmesi, gelimi-
lere benzemek, onlardan sermaye, teknoloji, bilim, deer yarglar vb. ithal et-
mekle mmkn olabilirdi! Byle bir srecin devam ettirilmesi ise, artk giderek
isellemi smr ve bamllk ilikilerinin son analizde de azgelimiliin de-
rinlemesi anlamna gelirdi. Bu nedenle azgelimi lkeler, Ali Mazrui'nin yaz-
d gibi "Batllatlar", ama "adalaamadlar".(12)

213
Bat tketim ve davran kalplarn daha ok benimsemek hem genelletirilmesi
zor bir eydir, hem de bu yolla azgelimi bir lkenin kalknp gerek anlamda
ada olmas mmkn deildir. Nitekim, sz konusu srecin sonucunda kk bir
aznlk emperyalist lkelerdeki orta snflar bile kskandracak maddi zenginlie
kavuurken, geni toplum kesimleri marjinalleti. Toplumsal dengesizlikler daha
da derinleti. Toplumu oluturan balar glenecek yerde zayflad. Bamllk,
yaamn tm boyutlarn daha ok etkiler oldu...

Ne var ki, Batllar tarafndan oluturulan ve azgelimi lkelere nerilen


byme modelleri, bu lkelerin kalknma srecinin geri aamalarnda olduklar
gr, Rostow'un nl "ktisadi Bymenin Aamalar" teziyle de desteklen-
di... Ve kalknma sadece teknik boyuta indirgendi... Fakat asl teorik geri plan
oluturan nl "Mukayeseli stnlkler Teorisi"ydi Bu teori (ideoloji), ilk defa
D.Ricardo tarafndan ortaya atld (1817) gnden beri, iktisat kuramnn belke-
miini oluturdu. Zaman zaman baz itirazlar yaplsa da (son zamanlarda dina-
mik mukayeseli stnlkler vb.), teorinin egemenlii kesindi....

II. Dnya Sava sonrasnda ortaya atlan "kalknma stratejileri"nin teorik


geri plannda bu teori vard. Elbette egemen paradigmaya soldan itirazlar eksik
deildi. Ama, bu "itirazlar" geerli paradigmay daha eitliki bir temele oturt-
may amalamak dnda bir orijinallik tamyordu. Ama, yine GSMH art
salamakt. Bat tipi retim srelerini ve tketim modelini reddetmeyen, una
ayn sonulara baka yollardan ulamay amalayan sol versiyonun, gerek an-
lamda alternatif oluturmas olanakl deildi.

Sz konusu teoriye gre, her lke mukayeseli stnlne uygun mallar


retip satarsa, bu herkesin yararnadr! lgin olan, o zamana kadar iktisat bili-
minin azgelimilik ve kalknma sorunlaryla hi ilgilenmemi olmasdr! Zira o
zamana kadar "dnyann lanetlilerinin" byle bir talebi olmamt...

Sadece Batllarn her eyi belirledii dnemde (bu durum bugnde byk
lde geerlidir) herhangi bir sorun ortaya kmamt. Azgelimiler, biz de
varz deyip, dnya sahnesine knca, Batllarn zenginliinin her yerde tekrar-
lanamayaca anlalmaya baland... Smrye dayal, srekli eitsizlikler ve
dengesizlikler retip derinletiren hiyerarik bir dnya sisteminde, birilerinin
kayb bakalarnn kazanc anlamna geliyor... Ne ki, teori baka dili konuuyor-
du. Her lkenin kalknabilmesi iin mukayeseli stnl olan alanlarda uzman-
lamasnn gereklilii zerinde duruluyordu...

Aslnda 1950 ve 1960'l yllarda azgelimi lkelere mukayeseli stnlkler


teorisini esas alan kalknma stratejileri nermek, bunlara azgelimilie raz olun
demekle zdeti... "Mukayeseli stnlk" denilenler, sanayi devrimi sonrasnda
tmyle sanayilemi lkelere kaymt. Bu sre sonucunda Ricardo'nun arap
reterek (mukayeseli stnl araptayd), mukayeseli stnlk salayacan
ileri srd Portekiz, mukayeseli stnl sanayide (tekstil) olan kendi lkesi
ngiltere'nin ekonomik diplomatik bir yar-smrgesi durumuna gelmiti. eliik

214
bir ekilde, teorik olarak var olduu saylan stnlk, kendisi de bir imparatorluk
olan Portekiz'in baml bir lke konumuna gelmesi ile sonulanmt...

Aslnda yoksul lkelere, mukayeseli stnlklere uyum salaym demek,


dnya sistemi iindeki konumunuza raz olun demekti... Ama neri bilimsel teo-
riye dayanyordu... nsanln ezici ounluu iin bir smr ve bask arac du-
rumundaki modern bilim ve teknolojinin prestijinin srekli artmas ilgintir...
Yenilenemez doal kaynaklan hzla yok ederek, insanln ve tm canllarn
varlm ve geleceini tehdit eden bilimsel ve teknolojik ilerlemeye dayal bur-
juva uygarl neden hl hayranlk uyandrabiliyor?

Smr ve basknn bir arac olan bilim ve teknoloji, hem emperyalist


Bat'ya dnyann zenginliine el koyma olana verdii iin Batllarca itiraz
edilmiyor, hem de azgelimi lkelerdeki ibirliki oligariler ve onlarn evresi
smrden pay alabiliyorlar. Aldklar bu pay karlnda kendi halklarna zul-
mederek, bask ve devlet terrn srekli gndemde tutarak, eski smrgeci y-
neticilerin uyguladklar basky bile geride brakyorlar. stelik bunu "ulusal-
lk", "ulusal kar", "ulusal gvenlik", "birlik beraberlik" gibi kavramlarn
gerisine gizlenerek yapyorlar. Bu anlamda bir dnrn dedii gibi; "halklarn
kendi kaderlerini tayin hakk, bu lkeleri yneten oligarilerin kendi halklarn
boazlama hakkna dnm" bulunuyor...

1960'larn bandan beri kalknma on yl geride kald halde, sanayile-


mi ve azgelimi lkeler arasndaki eitsizlik giderek byd. Geri plannda
mukayeseli stnlkler teorisinin bulunduu "kalknma stratejileri", zenginleri
daha zengin, yoksullar da daha yoksul yapmay baard... Balangta, sz ko-
nusu teoriye gre, buday ve pamuk retiminde mukayeseli stnle "sahip
olan" bir lke ile, kuma ve bisiklet retiminde stnle sahip dier lke ara-
sndaki ticaretten birinci lke srekli zararl kar. Deiim hadleri her seferinde
yksek katma deerli mallar reten ikinci lke lehine iliyecektir. O kadar ki,
belirli bir eikten sonra, birinci lke, ticareti devam ettirebilmek iin, ikinciden
baz girdileri de satn almak zorunda kalr. Deiim hadlerinin srekli bozulmas
karsnda ortaya kan kayplar dnleyebilmek iin her seferinde daha ok
retip satmak zorunda kalacaktr. Bugn azgelimi lkelerin iine srklendik-
leri kmaz ite budur... stelik bu sre sefaleti derinletirmekle kalmyor,
doann tahribine de ivme kazandryor. Paradoksal olarak, yoksulluk doa ze-
rindeki basky artryor.(13)

Sz konusu teorinin, Trkiye gibi azgelimi lkeler iin ifade ettii anlam
ksaca udur: Bir kere teori, glnn lehine olarak stnl nce donduruyor,
sonra da derinletiriyor. Teknolojik dzeyi geri olan lkede (tarm rnleri ve
maden ihra eden) teknolojik gelimeyi lke gndeminin dna atyor. retimi
kalknmann hedefi haline getirerek, amalarla aralarn yer deitirmesine ne-
den oluyor. Sonuta, retim, amacm yitiriyor. Nihayet teori, birinin
stnln herkesin stnl gibi gsteriyor. Doal kauuk retip ihra eden
lkelerden biri, bir gn yapay kauuk retmeyi baardnda, dierlerinin doal

215
kauuk retimini deersizletirdiinde ve onbinlerce insan isiz braktnda,
bu kimin avantajdr ve yarar nerededir? Bugn mikro elektroniin tekstil ve
konfeksiyon alannda yaygn bir biimde uygulanmaya balamasyla, tam oto-
masyonun bu alana giriiyle, azgelimi lkelerin (ve Trkiye'nin) sahip olduu
varsaylan mukayeseli stnl ortadan kalkm durumdadr... Bugn azgeli-
mi lkelerdeki aln gerisinde mukayeseli stnlkler teorisine dayal "uz-
manlama" yatmaktadr. Dolaysyla sz konusu lkeler, doal nedenlerden do-
lay deil, beeri nedenlerden dolay ala mahkm edilmilerdir...

Nitekim, Batllar istedii iin kahve, kakao vb. retiliyor ama, bu rnlerin
srekli fiat erazyonuna uramas sonucu (ticaret hadlerinin bozulmas) ihtiyalar
kadar buday, pirin vb. ithal edemez duruma geliyorlar. Richard Lombardi-nin
yazdna gre, "1970'lerin sonunda nc Dnya lkeleri (petrol dndaki) 12
temel maln ihracndan 30 milyar dolar salyorlard. Bu temel mallar,
sanayilemi lkelerde dnme uratldktan sonra 200 milyar dolara satly-
ordu! Bir tablet ikolatada kakaonun pay parakende sat fiatnn % 10'unu ge-
miyordu."(14)

Lombardi'nin yazd gibi, gerek mukayeseli stnlk, u ya da bu malla, u


ya da bu lkeyle ilgili deil, btnyle bir rgtlenme sorunudur. Ve tm
stnlkler Bat'nn sanayilemi lkelerinde toplanm durumdadr... Teknoloji,
ulam, iletiim, fnans, sigortaclk, datm vb. alanlarda stnle sahip olan-
lar, tm alanlarda stnlk salam durumdadrlar...(15)

IMF ve Dnya Bankas'nn neo-liberal topyaya dayal iktisat politikas ne-


rilerine kle sadakatiyle bal Trk iktisatlarnn hl Trkiye'nin mukayeseli
stnlnn hangi mallarda olduunu aratrmalar garip deil mi? deolojik
klelik o kadar kkl ki, sonuta aldatan da aldatr duruma geliyor...

kinci Dnya Sava sonras dnemde, emperyalist smrnn merula-


trlp srdrlmesinde, iktisat biliminin rol bykt. Azgelimi lkelerin y-
netici oligarileri, Bat'dan gelen her eye olduu gibi, onun "bilimine" ve "kal-
knma reetelerine" de bir kle sadakatiyle sarldlar. "Azgelimi", "geri kal-
m" vb. gibi kavramlarn yerine de, "kalknmakta olan lkeler" kavram
konularak, sevimsiz grnt de ortadan kaldrld... Bylece Batyla olan farkl-
lk artk bir "kalite" fark deil, bir "kantite" farkna indirgenmi oluyordu... Bu
aamadan sonra Batllar, kalknma kavramn yeni dnemin eitsiz ilikilerini
srdrmede bir ama olarak kullanabilirdi...

Kalknma teorilerinin ve stratejilerinin boy gsterdii 1950'li yllardan bu


yana yaklak krk yl geti. Ve " kalknma 10 yl" da geride kald halde,
dnyann zenginliine yine eski smrgeci-emperyalist lkeler el koyuyorlar.
Sz konusu teori ve stratejiler de giderek balkondaki seyirciyi oyalama gcn
yitiriyor... Bugnk egemen ilikiler ortamnda, herhangi bir maln retilmesi-
nin koulu, o lke insanlarnn ihtiyalarndan tamamiyle bamszdr.

216
Uluslararas planda rekabeti olmayan hibir eyin retilmesi sz konusu de-
ildir. Her eyi uluslararas pazar mekanizmalar belirliyor. Belirli snrlar
iinde azgelimi lkelerin yoksulluu, sanayilemi lkelerin zenginliinden
kaynaklanyor. Zaten azgelimilik olgusu, bu lkelerin kapitalizmin etkisi alt-
na girmelerinin sonucunda ortaya km bir sretir. Batllar beyz yldr,
dnyann geri kalan blmn sonu olmayan bir yolda ilerlemeye zorladlar.
Misyonerlerin ve smrgeci yneticilerin yerini imdilerde "bilim adamlar" al-
m durumda. Bu konuda F.Partant unlar yazyor: "Tm azgelimi lkelerin
sanayilemi lkeler gibi kalknabilecekleri ve kalknmalar gerektii dncele-
ri, niversitelerde okutulduu haliyle ekonomi bilimi tarafndan da
srdrlyor. Bu bilim, szm ona nc Dnya'y kmaz bir yolda ilerlem-
eye tevik ederek Bat'y rk, merkezcilikte rahatlatyor. Bu nedenden tr
harekete geirdii tm inanalar ve tm eliik teoriler apak bir ekilde Bat
ideolojisinin bir paras olduunu ortaya koyuyor."(16)

Bat'dan ithal edilen iktisat kuramnn, Trkiye'nin (ve benzer durumdaki


lkelerin) gereini ne aklama yetenei vardr, ne de yle bir istee sahiptir.
Sz konusu kurama dayal politikalar da azgelimilii yeniden retmeye yarar.
Bu nedenle, Bat'dan ithal edilen ve asl ilevi ideolojik olan, ama bilimsellik
grnts altnda yerli ve uluslararas sermayenin karlarn gerekletirmek
gibi bir misyonu olan sz konusu retinin, katksz bir eletirisini yapmamz
gerekiyor. Nitekim, Trke szl hafif mzik ne kadar bize aitse, Trke szl
iktisat kuram da o kadar bize aittir.

Son yllarda Batllar baarl rencileriyle vnyorlar ve tm azgelimi


lkeleri, mevcut uluslararas g dengeleri ve ilikiler ortamnda kalknabilecek-
lerine inandrmak iin "Yeni Sanayi lkeleri" ya da "Asya'nn 4 Kaplan" deni-
len Hong-Kong, Singapur, Tayvan ve G.Kore'yi rnek gsteriyorlar.(17) Bu
lkeler dierleri iin rnek oluturamazlar. Bilindii gibi, sz konusu lkelerin
baars ihracata dayanyor. Gerisinde de okuluslu irketler var. okuluslu ir-
ketlerin bu blgede younlamasnn da zel nedenleri vard. Zaten bunlardan
ikisi ehir-devlettir, dier ikisi ise zel koullarda da alma stratejisi uygulad-
lar. Burada, sz konusu baarnn anlam, ne pahasna ve nasl gerekletiinin
tahliline girmiyeceiz. Sadece iki hatrlatma yapmak yeterlidir. Bu lkelerde
(Gney Kore ve Tayvan) askeri diktatrlkler geerliydi. Gney Kore'de
1987'de bile haftalk alma sresi 53 saatti, ii sendikalar pratikte mevcut de-
ildi, i kazalannda dnyada ilk sralarda yer alyordu. Ucuz ii cennetiydi.
1987'de 48 milyar dolar d borcu vard... Tayvan'daysa, skynetim 1987'de
son buldu. 1987 ncesi 38 yl boyunca skynetimle "idare edildi."

Fakat asl nemli olan yukarda sylenenler deildir. Korumacln ve tarife


d snrlamalarn sz konusu olduu bir dnyada, tm azgelimi lkelerin
"yeni sanayi lkeleri" kadar ihracat yapmalar olanakl mdr? IMF rakamlarna
gre, 1987'de Gney Kore kii bana 1120 dolar, Hong-Kong 8650 dolar, Sin-
gapur da 11 bin dolar deerinde ihracat yapt. Eer, 171 milyon nfuslu Endo-
nezya 'da kii bana Singapur dzeyinde ihracat yapsayd, bu tm dnya ihra-

217
atnn % 75'ine eit olurdu...

Dnyann en byk ihracatlarndan F.Almanya'nn bile dnya ticaretinde sa-


dece % 12'lik bir paya sahip olduu dnlrse, "Asya'nn 4 Kaplan"nn ihracat
baarsnn dierleri iin bir rnek oluturmasnn olanakszl anlalr(18)

Son dnemde, bilimsel yarn dnda kalrsak sonumuzun kt olacana


ilikin bir "korku" yaylyor. Bireysel dzeyde "ke dnme" ideolojisinin ulu-
sal planda bir benzeri uydurulmu durumda: Bu, "bilgi am yakalamak", "21.
yzyla atlamak" vb. biimde ifade ediliyor. Bu yakalama operasyonuyla sy-
lenmek istenen, "10 yl sonra dnyann zenginliine ortak olacamz!", "son bir
zor on ylmzn kald" gibi hezeyanlar ve kuruntular artryor. Aslnda
200 yldr anlatlan hep ayn masal!.. "Her sz her aza yakmaz" denir.
Bugnk yneticilere zaten bilimsel kayglar pek yakmyor. Asla yle bir
amalar olmad da kesin... Bugne kadar a yakalamak, modern mallara,
Bat'nn rettii mallara sahip olmak olarak anlald. Bu anlamda a yakala-
dmz dorudur. Modern mallarsa, "bizim yarn ihtiyacmz olan deil, dn
Bat'nn rettiidir!..."(19)

Eer adalk Bat teknolojisinin ve biliminin rnlerine sahip olmaksa,


toplumun tm kesimlerinin bu anlamda "ada" olmas olanakszdr. Eer
modern bilim ve teknolojiye sahip olmaksa, bu da samadr. Nitekim, liberal
(kapitalist) ve brokratik (sosyalist) oligarilerin karma retilen ve amac daha
fazla sosyal artk olan bir sistemde modern bilim ve teknoloji, insanln gele-
ceini tehlikeye atm durumdadr. "Bugn yaayan en parlak aratrmac da da-
hil, kimse bilimin bizi nereye srklediini gerekten bilmiyor."(20)

Bize gre, "ada toplum"; kimyasal-biyolojik silahlara, F.l6'lara, nkleer


fzelere, oto-yollara, uzaktan kumanda aletine, Coca-cola'ya, robotlara vb. sahip
olan deil; kendisi hakknda dnme yeteneine sahip olan, bugnn ve gelecei-
ni tasarlayabilen toplumdur. Bunun da birinci koulu, Avrupa-merkezli dnya
grnn, bilim ve teknolojinin ilevi hakknda dnce aklna ulamaktr.
Baka bir anlatmla, ideolojik klelii amaktr. Bunu gerekletirmenin yolu da, bi-
limin pasif tketicisi olmaktan kp, bilim reticisi durumuna gelmektir... Ama,
Bat'da yaplandan farkl biimde ve farkl amalar iin...

Kapitalist srelerin srekli yeni sorunlar ortaya kard, zmszln


de giderek byd koullarda, toplumda iki ynde tepki ortaya kyor: Bun-
lardan birincisi, gemiin yceltilmesi, "altn aa dnme", "anl gemie sn-
ma" vb.dir; ikincisi de, Bat'y yakalayacamz ve yakalamamz gerektii
ynndeki sama inantr. Bunlardan birincisi ounlukla dinci guruplarn, rk-
, sven, ar milliyeti unsurlarn kltr milliyetiliini yceltmeleri bii-
minde ortaya kyor. Nedense, kltr milliyetiliini yceltenler, emperyalist
smrden hi sz etmiyorlar!.. Pazar ekonomisinin erdemleri konusunda da
suskunlar!.. Kltr milliyetiliinin yceltilmesi, bir eyi olmad yerde ara-
maktr. Zira tarihte geriye dn yoktur. stelik arzulanan bir ey de olmamal-

218
dr. Bugnn sorunlarn dne ait yntemlerle zmek mmkn olmad gibi,
elli yandaki adama sekiz yandaki ocuun elbisesini giydirmek de mmkn
deildir. Son tahlilde, kltr milliyetilii mevcut tezahrleriyle emperyalizmin
ve yerli oligarinin ekmeine ya srmek gibi bir ileve sahiptir.

kincilere gelince, bunlar da, dillerine neyi dolarlarsa dolasnlar... lke zen-
ginliine el koyan, emperyalist smrden pay alan Batc aznlk ve evresidir.
Bat bilim ve teknolojisine hayrandrlar. Zira ondan kar salyorlar ve rnle-
rine sahiptirler... Bu yzden, "Bat'dan gelen her ey iyidir" sloganna sk skya
sarlrlar. Bu koullarda Bat gibi olma problematiini terk etmek, olanaklar
lsnde de Bat'y "baka trl olmaya" zorlamak gerekiyor...

Artk insanln geleceini temsil etme "ayrcalnn" Bat'nn elinden aln-


mas gerekiyor... Eer homo sapiens gerekten adna lyk olduunu kantla-
maya niyetliyse, ncelikle insanl hzla felakete srkleyen bilim ve teknolo-
jiyi, "ayrcalkllarn" elinden alarak, yeniden biimlendirmesi ve ynlendirmesi
gerekiyor. Bilim ve teknoloji dmanl kadar, ar bilim ve teknoloji hayran-
lnn ve fetiizminin de tehlikeli olabileceinin bilincine varmak ve bu ynde
harekete gemek gerekiyor. Herhangi bir yere termik santral m kurulmas, yoksa
fidanlk m yaplmasna yre halk deil de, "uzmanlar" ve "bilim adamlar"
karar verdii srece, bilim ve teknolojinin bir bask ve smr arac olarak kul-
lanlmasnn nne geilemez. Ne ki, sanayilemi lkelerde liberal, azgelimi
lkelerde de ibirliki oligarilerin iktidarna son verilmedike, zmszlk de-
vam etmek durumundadr...

219