You are on page 1of 46

SOSYALİZMİN ALFABESİ LEO HUBERMAN

Leo Huberman'in "The ABC of Socialism" (Introduction to Socialism, Modern Reader Paperbacks, New York and London, 1968) adl ı yap ı t ı n ı , İngilizce asl ı n- dan Alaattin B^gi dilimize Áevirmi ş ve kitap, Sosyalizmin Alfabesi ad ı ile Sol Yay ı nlar ı taraf ı ndan Eyl¸l 1976 (Birinci Bask ı : Ş ubat 1966; İ kinci Bask ı :

Ocak 1970; ‹Á¸nc¸ Bask ı : Ocak 1971; Dˆrd¸nc¸ Basla: Ağ ustos 1974; Be ş inci Bask ı : Nisan 1975; Alt ı nc ı Bask ı : Kas ı m 1975) tarihinde, Ankara'da, «a ğ Mat- baasÓ'nda. dizdirilip bast ı r ı lm ı ş t ı r.

7

÷ n s ˆ z

i«iNDEKiLER

B İR İNC İ B÷L‹M

KAP İTALİZMİN SOSYALİST A«IDAN TAHLİLİ

9

11

13

15

19

22

24

26

1.

S ı n ı f M¸cadelesi Art ı -De ğ er

Gelir Da ğ ı l ı m ı

2.

3l Sermaye Birikimi 4. Tekel

5.

6. Bunal ı m ve Depresyon

7. Emperyalizm ve Sava ş

8. Devlet

9

İKİNCİ B÷L‹M KAPİTALİZMİN SOSYALİST«E SU«LANMASI

30

34

38

43

9. Kapitalizm Verimsiz ve M¸sriftir

10. Kapitalizm Akla Ayk ı r ı d ı r

11. Kapitalizm Adaletsizdir

12. Kapitalizm ÷mr¸n¸ T¸ketmi ş tir

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

DEĞİŞMEYİ SAVUNANLAR

46

46

13.

‹topyac ı Sosyalistler

48

14.

Karl Marx ve Friedrich Engels

D÷RD‹NC‹ B÷L‹M

SOSYAL İ Z M

58

58

15.

Sosyalist Planl ı Ekonomi

66

16.

Sosyalizm ‹zerine Sorular

66

Ekonomik

sistemimiz kapitalistler olmaks ı z ı n i ş leyebilir mi?

67

İ nsanlar k‚r te ş viki olmadan da Áal ı ş ı rlar m ı ?

70

Sosyalist toplumda herkes ayn ı ¸creti mi al ı r?

71

Sosyalizm ile kom¸nizm aras ı ndaki fark nedir?

73

Sosyalizm halk ı n ˆzel m¸lkiyetini elinden almak m ı demektir?

73

Sosyalistler s ı n ı f

sava ş ı ˆ ğ ¸tlemezler mi?

74

75

76

77

83

86

17.

1 8,

1 9.

Amerika Birle ş ik Devletleri halk ı , Sovyetler Birli ğ i halk ı ndan daha iyi durumda de ğ il midir? Bu, kapitalizmin, sosyalizmden daha iyi oldu ğ unu kan ı tlamaz m ı ? Sosyalizm anti-Amerikan de ğ il midir?

"

İ nsan tabiat ı n ı de ğ i ş tiremeyece ğ imize gˆre" sosyalizm olanak

s

÷zg¸rl¸k İ ktidar Yolu Sosyalizmin Hayat ı mı zdaki Etkisi ne Olacakt ı r?

ı z bir ş ey de ğ il midir?

÷NS÷Z

AMERİKALILARIN Áoğunun sosyalizm konusunda bil- dikleri tek ş ey, ondan ho ş lanmad ı klar ı d ı r. Bunlar sosyaliz- min, ya uygulanamaz oldu ğu iÁin g¸l¸nÁ ya da ş eytan i ş i ol- du ğ u iÁin korkulacak bir ş ey oldu ğ una inand ı r ı lm ı ş lard ı r. Bu durum, kaygı vericidir. Amerika Birle ş ik Devletleri'n- de, ş u g¸nlerde, Áok yaygı n olan bu derece ˆnemli bir konuyu, pek ¸st¸nkˆr¸ ve taraf tutucu gˆr¸ ş lere dayanarak, gˆrmez- likten gelmek ya da suÁlamak yanl ı ş t ı r. Sosyalizm, d¸nya ˆl- Á¸s¸nde bir harekettir. Ondan, bu ¸lkede nefret eden milyon- lara kar ş ı l ı k, ba ş ka ¸lkelerde Áok memnun olan milyonlar

Bu kitapta sunulan bilgiler, Leo Huberman'm The Truth About Socialism adl ı kitab ı ndan ˆzetlenerek haz ı rlanm ı ş t ı r.

vard ı r. Ş imdiye kadar hiÁ bir d¸ ş ¸nce, bu kadar kı sa zaman-

da,

bˆylesine

Áok insan ı n hayalg¸c¸ne egemen

olmam ı ş t ı r.

Sosyalizm daha şimdiden 200.000.000 insanın yaşama biÁi-

mi

olmu ş tur; bu, yery¸z¸nde ya ş ayanlar ı n alt ı da biri de-

mektir. Daha 600.000.000 insan ı n ya ş ama biÁimi olmaya do ğ- ru da h ı zla gitmektedir. Bu iki grup, birarada, d¸nya n¸fusu- nun a ş a ğ ı yukar ı ¸Áte birini olu ş turur. Bu nedenle, sosyalizmin birÁok Amerikal ı iÁin pis bir sˆz- den ˆte bir ş ey sayı lmamas ı ac ı nacak bir durumdur, Óyi olsun kˆt¸ olsun, onunla sava ş ı ls ı n ya da ona ula ş ı lmaya Áal ı ş ı ls ı n,

ilkin sosyalizmin iyice bilinmesi, anla ş ı lmas ı gerekir. Kitabı n ilk yar ı s ı nda, ana Áizgileriyle, kapitalizmin sosya-

list ekonomi aÁ ı s ı ndan tahlili yapı lmı ş , ˆzellikle Amerika Bir-

le ş ik Devletlerinin bug¸nk¸ durumu gˆzˆn¸nde bulunduru- larak, kapitalizmin yap ı s ı ve kusurlar ı incelenmi ş tir. Kitab ı n ikinci yar ı s ı nda óen b¸y¸k d¸ ş ¸n¸rleriyle ve bunlar ı n ˆ ğret- tikleriyle birlikteó sosyalizm teorisi ele al ı nmaktad ı r. Temel sosyalist ˆ ğ retinin geli ş mesinde en ˆnemli ve etkili iki ki ş i, Karl Marx ve Friedrich Engels olmu ş lard ı r. G¸n¸m¸ze kadar ya ş ayarak gelen ve bug¸n de her kı tada hareketin temel ta ş ı olan óve bu kitapÁ ı ğ ı n da temelini olu ş turanó bu iki insa- n ı n sosyalizm anlayı ş ı d ı r.

Bir uyar ı da bulunmak isterim: burada Áizdi ğ imiz tablo, yal ı n ve kat ı d ı r. Bu, baz ı okurlar ı y ı ld ı racak, baz ı lar ı n ı da ˆf- kelendirecektir. Bunu ola ğan kar ş ı lamak gerekir. Bir insan ı n

bˆylesine kar ş ı Á ı k ı lmas ı daima bir

davran ı ş ve inanÁlar ı na

ş ok etkisi yapar. Bunun iÁin akl ı ba ş ı nda okur, sosyalist fel- sefe konusunda belirli bir sonuca varmadan ˆnce, kitapÁ ı ğ ı n

b¸t¸n¸n¸ okumal ı d ı r, Son olarak ş u da unutulmamal ı : bu k¸Á¸k kitap, yalnı zca sosyalizme bir giri ş , sosyalizmin ana Áizgilerini belirten bir taslakt ı r. Bu konudaki yaz ı n Áok geni ş tir; konuya ilgi duyan okur, bu alfabe ile yetinmemeli, konuyu l‚y ı k oldu ğ u derinlik ve geni ş likle ele alan ba ş ka birÁok yap ı ta el atmal ı d ı r.

BiRiNCi BÖLÜM

KAP İTALİZMİN SOSYALİST A«IDAN TAHLİLİ

1. SINIF M‹CADELESİ

Zengin veya yoksul, g¸Ál¸ veya zay ı f, siyah, beyaz, sar ı veya esmer olsun, insa'nlar her yerde ya ş amak iÁin gerek- sindikleri ş eyleri ¸retmek ve bunlar ı n da ğı t ı mı n ı yapmak zorundad ı rlar. Amerika Birle ş ik Devletleri'ndeki ¸retim ve da ğı t ı m sis- temine kapitalizm denir. D¸nyan ı n birÁok ˆteki ¸lkelerinde ayn ı sistem vard ı r. Ekmek, giyecek, konut, otomobil, radyo, gazete, ilaÁ, okul ve di ğ er her ş eyi ¸retmek ve da ğ ı tmak iÁin ş u iki esas unsurun bulunmas ı gerekir:

1 . Toprak, madenler, hammaddeler, makineler, fabri- kalar ó yani iktisatÁ ı lar ı n "¸retim araÁlar ı " diye adland ı r- d ı klar ı ş eyler.

2. Emek ó gerekli mallar ı meydana getirmek iÁin g¸Á- lerini ve h¸nerlerini ¸retim araÁlar ı ¸zerinde ve bu araÁlarla birlikte kullanan isÁiler. Di ğ er kapitalist ¸lkelerde oldu ğ u gibi, Amerika'da da

¸retim

delere, fabrikalara, makinelere, bireyler, yani kapitalistler sahiptir. Bu, pek ˆnemli bir olgudur. «¸nk¸, ¸retim araÁ- lar ı na sahip olup olmaman ı z, sizin toplumdaki konumunuzu belirler. E ğ er ¸retim araÁlar ı na sahip k¸Á¸k gruba óyani kapitalist s ı n ı faó dahilseniz, Áal ı ş madan yasayabilirsiniz. ‹retim araÁlar ı na sahip olmayan b¸y¸k gruba óyani i ş Ái s ı n ı f ı naó dahilseniz, Áal ı ş madan yasayamazs ı n ı z. Bir s ı n ı f sahip olarak, ˆteki s ı n ı f Áal ı ş arak ya ş ı yor. Ka- pitalist s ı n ı f, gelirini, ba ş kalar ı n ı kendi hesab ı na Áal ı ş t ı rarak elde eder; oysa i ş Ái s ı n ı f ı , gelirini, yapt ı ğ ı i ş iÁin ald ı ğ ı ¸c- ret biÁiminde sa ğ lar. Ya ş amak iÁin gerekli mallar ı n ¸retiminde emek ba ş yeri tuttu ğ una gˆre, eme ğ i sa ğ layan ı n ói ş Ái s ı n ı f ı n ı nó bunun kar ş ı l ı ğ ı nda Áok cˆmertÁe ˆd¸llendirildi ğ ini sanabilirsiniz. Oysa hiÁ de bˆyle de ğildir. Kapitalist toplumda en b¸y¸k geliri elde eden en Áok Áal ı ş an de ğil, en fazla ş eye sahip olandır.

araÁlar ı , kamu m¸lk¸ de ğ ildir. Topra ğ a, hammad-

Kapitalist toplumda Áarklar ı dˆnd¸ren k‚rd ı r. AÁ ı kgˆz i ş adamı demek, sat ı n ald ı ğ ı ş ey iÁin elden geldi ğ ince az ˆde- yen, satt ı ğ ı ş eyler iÁinse koparabilece ğ i en b¸y¸k miktar ı alan adam demektir. Y¸ksek k‚rlara giden yolun ilk ad ı mı masraflar ı azaltmakt ı r. ‹retim masraflar ı ndan biri, eme- ğ e ˆdenen ¸crettir. Bu nedenle, elden geldi ğ ince d¸ ş ¸k ¸c-

ret ˆdemek i ş verenin Á ı karmad ı r. Ayn ı ş ekilde, i ş Áilerini el-

den geldi ğ ince Áok Áal ı ş t ı rmak

sahip olanlar ı n Á ı karlar ı ile bunlar

iÁin Áal ı ş an insanlar ı n Á ı karlar ı birbirine kar ş ı tt ı r. Kapita- listler iÁin ˆnce m¸lkiyet sonra insanl ı k, i ş Áiler iÁin ise ˆnce insanl ı k óyani kendilerió sonra m¸lkiyet gelir. Kapitalist

da onun Á ı kar ı nad ı r.

‹retim araÁlar ı na

10

toplumda iki s ı n ı f aras ı nda daima bir Áat ı ş ma olmas ı n ı n nedeni de i ş te budur. S ı n ı f sava ş ı nda iki taraf ı n da davran ı ş ı , zorunlu ol-

duklar ı davran ı ş t ı r. Kapitalist, kapitalist

mek iÁin k‚r etmek zorunda oldu ğ u gibi, i ş Ái de ya ş ayabil- mek iÁin do ğ ru d¸r¸st bir ¸cret almaya Áabalamak zorun-

dad ı r. Taraflar ancak kar ş ı s ı ndakinin zarar ı pahas ı na ba- ş ar ı ya ula ş abilir. Sermaye ile emek aras ı nda "uyum" konusunda sˆyle- nen b¸t¸n sˆzler, gevezelikten ba ş ka bir ş ey de ğ ildir. Ka-

pitalist

toplumda, bir s ı n ı f ı n yarar ı , ˆtekinin zarar ı na oldu-

olarak kalabil-

ğ u iÁin bˆyle bir uyum olamaz; ve bunun tersi. Bunun iÁin kapitalist toplumda, ¸retim araÁlar ı sahip- leri ile i ş Áiler aras ı nda varolmas ı zorunlu ili ş ki, b ı Áakla g ı rt- lak aras ı ndaki ili ş ki gibidir.

2.

ARTIóDEĞER

Kapitalist toplumda, insan, kendi gereksinmelerini sa ğ - lamak istedi ğ i ş eyleri de ğ il, ba ş kalar ı na sataca ğ ı ş eyleri ¸retir. Eskiden insanlar, kendi kullan ı mlar ı iÁin mal ¸retir- ken, bug¸n pazar iÁin meta ¸retiyorlar. Kapitalist sistem, meta ¸retimi ve de ğ i ş imi ile ilgilenir. İş Ái, ¸retim arac ı na sahip de ğ ildir. Hayat ı n ı ancak tek bir yoldan kazanabilir: ¸retim araÁlar ı na sahip olanlara kendisini ¸cret kar ş ı l ı ğ ı kiralamak yoluyla. İş Ái pazara bir meta ile gelir: Áal ı ş ma kapasitesiyle, i ş g¸c¸yle. İş vere- nin ondan sat ı n ald ı ğ ı ş ey, budur. İş veren, i ş Áiye, i ş te bu- nun iÁin ¸cret ˆder. İş Ái, meta ı n ı , yani i ş g¸c¸n¸, ¸cret kar- ş ı l ı ğ ı patrona satar. İş Ái, ne kadar ¸cret alacakt ı r? ‹cretinin ne kadar ola- ca ğ ı n ı belirleyecek ş ey nedir? Bu sorunun yan ı t ı n ı n anahtar ı , i ş Áinin satmak zorunda oldu ğ u ş eyin, bir meta olmas ı olgusunda yatar. Onun i ş g¸c¸-

11

n¸n de ğ eri, herhangi bir ba ş ka metada oldu ğ u gibi, onu ¸retmek iÁin toplumsal olarak: zorunlu emek zaman ı miktar ı ile belirlenir. Ama i ş Áinin i ş g¸c¸, kendisinin bir parÁas ı ol- du ğ u iÁin, i ş g¸c¸n¸n de ğ eri, kendisinin (ve emek arz ı n ı n s¸- rekli olabilmesi zorunlulu ğu bak ı mı ndan ailesinin) ya ş aya- bilmesi iÁin gerekli yiyecek, giyecek ve bar ı nma giderlerine e ş ittir. Ba ş ka bir deyi ş le, bir fabrika, atelye ya da maden sa- hibi, k ı rk saatlik bir i ş in yap ı lmas ı n ı istiyorsa, bu i ş i yapa- cak kimseye yasamas ı na yetecek ve ˆld¸ ğ ¸ veya Áal ı ş ama- yacak kadar ihtiyarlad ı ğ ı zaman onun yerini alabilecek Áo- cuklar yeti ş tirmesine yetebilecek bir ¸cret vermek zorunda- d ı r.

Demek ki i ş Áiler, kendi i ş g¸Áleri kar ş ı l ı ğ ı nda, ancak ya- ş ayabilecekleri kadar bir ¸cret al ı rlar; baz ı ¸lkelerde ise ayr ı ca bir radyo ya da buzdolab ı ya da aras ı ra sinema bileti sat ı n alabilecek bir fazlal ı k elde ederler. İş Ái ¸cretlerinin, i ş Áinin ancak ya ş ayabilece ğ i d¸zeye yˆnelme e ğ ilimini ifade eden bu iktisadÓ yasa, i ş Áilerin siya- sal ve sendikal eylemlerinin yarars ı z oldu ğ u anlam ı na m ı gelir? Hay ı r, kesinlikle gelmez. Tersine, i ş Áiler, sendikalar ı yoluyla, Amerika dahil bazı ¸lkelerde, ¸cretlerini bu asgarÓ ya ş ama d¸zeyinin ¸zerine Á ı karabilmi ş lerdir. Ş u ˆnemli nok- tayı da unutmamak gerekir ki, i ş Áilerin, bu iktisadÓ yasan ı n durmadan islemesine engel olmalar ı iÁin aÁ ı k olan tek yol budur. K‚r nereden geliyor?

de-

Bu sorunun kar ş ı l ı ğ ı n ı , metalar ı n de ğ i ş im s¸recinde

ğ il, ¸retim s¸recinde buluruz. Kapitalist s ı n ı fa giden k‚rlar,

¸retimden do ğ ar. i ş Áiler, hammaddeyi, mamul nesne haline dˆn¸ ş t¸rmekle

yeni bir servet var etmi ş ler, yeni bir de ğ er yaratm ı ş lard ı r,

i ş Áiye ¸cret olarak

de ğ er aras ı ndaki fark ı , i ş veren kendisine al ı koyar.

ˆdenen ile i ş Áinin hammaddeye katt ı ğ ı

12

i ş te k‚r buradan gelir. isÁi, kendisini, bir i ş verene kiralad ı ğ ı zaman, ona ¸ret- ti ğ i ş eyi de ğ il, ¸retme g¸c¸n¸ satar. i ş veren, i ş Áiye sekiz saatlik Áal ı ş mas ı ile yaratt ı ğ ı ¸r¸-

n¸n kar ş ı l ı ğ ı n ı ˆdemez, sekiz saat Áal ı ş mas ı iÁin para verir, i ş Ái, b¸t¸n i ş g¸n¸ ódiyelim sekiz saató s¸resince, i ş - g¸c¸n¸ satar. Ş imdi varsayal ı m ki i ş Áinin ald ı ğ ı ¸cretin de ğ erini ¸retmek iÁin gerekli zaman, dˆrt saattir, i ş Ái, bu dˆrt saatin sonunda, i ş i b ı rak ı p evine gitmez. Gidemez, Á¸n- k¸ onu sekiz saat Áal ı ş mas ı iÁin kiralamı ş lard ı r. Bˆylece dˆrt saat daha Áal ı ş maya devam eder. Ve bu dˆrt saat s¸resince kendisi iÁin de ğ il, i ş veren iÁin Áal ı ş ı r. Eme ğ inin bir kı smı ˆdenmi ş emektir; ˆteki kı smı ˆdenmemi ş emektir, i ş te i ş ve- renin k‚r ı , bu ˆdenmemi ş emekten gelir. isÁiye verilen ¸cretle, ¸retti ğ i de ğ er aras ı nda bir fark olmas ı gerekir, yoksa i ş veren onu kiralamazd ı . i ş Áinin ¸cret

de ğ eri aras ı ndaki farka,

olarak ald ı ğ ı ile ¸retti ğ i meta ı n

artÓ-de ğ er denir. Art ı -de ğ er, i ş verene giden k‚rd ı r, i ş veren, i ş g¸c¸n¸, bir fiyattan sat ı n al ı r ve eme ğ in ¸r¸n¸n¸ daha y¸ksek bir fiya-

ta satar. Fark ı , yani art ı -de ğ eri, kendisine al ı koyar.

3. SERMAYE B İR İKİM İ

Kapitalist, i ş e, para ile baslar. ‹retim araÁlar ı n ı ve i ş - g¸c¸n¸ sat ı n al ı r. i ş Ái, i ş g¸c¸n¸, ¸retim araÁlar ı ¸zerinde kullanarak, metalar ¸retir. Kapitalist, bu rnetalar ı ve bun- lar ı para kar ş ı l ı ğ ı nda satar. Bu s¸recin sonunda elde etti ğ i para miktar ı n ı n, ba ş lang ı Átaki para miktar ı ndan fazla olma- s ı gerekir. Bu fark, onun k‚r ı d ı r. E ğ er ¸retim s¸reci sonunda, para miktar ı , ba ş lang ı Á- taki para miktar ı ndan fazla de ğ ilse, k‚r yok demektir ve kapitalist, ¸retimi durdurur. Kapitalist ¸retim, halkı n ge- reksinmeleriyle ba ş lay ı p bitmez. Para ile baslar, para ile

biter. Para, oldu ğ u yerde durarak, iddihar edilerek daha faz-

la para haline gelemez. Para, ancak sermaye olarak kullan ı l-

makla,

lece yı l ı n her g¸n¸n¸n her saatinde i ş Áilerin yaratt ı ğ ı yeni zenginlikten bir hisse almakla b¸y¸r. Bu, gerÁek bir atl ı kar ı ncad ı r. Kapitalist, daha fazla ser-

maye (¸retim araÁlar ı ve i ş g¸c¸) biriktirebilsin diye gittik- Áe daha Áok k‚r etmeye, daha Áok k‚r edebilsin diye daha da Áok sermaye biriktirmeye, daha Áok sermaye biriktirsin diye daha da Áok k‚r etmeye, vb., vb., Áal ı ş ı r.

yolu, i ş Áilere, gittikÁe daha

yani ¸retim araÁlar ı ve i ş g¸c¸ sat ı n alarak ve bˆy-

Ş imdi k‚rlar ı art ı rman ı n

fazla meta ı , gittikÁe artan bir h ı zla, gittikÁe azalan bir ma- liyetle ¸rettirmektir. İ yi bir fikir, ama bunu nas ı l yapmal ı ? Makineler ve bi- limsel yˆnetim ó yanı t buydu ve budur. Daha b¸y¸k bir i ş - bˆl¸m¸. Y ı ğ ı n ¸retimi, [Ósi] h ı zland ı rma. Fabrikada daha b¸y¸k etkinlik. Daha Áok makine. Bir i ş Áiye, daha ˆnce, be ş i ş Áinin, on i ş Áinin, onsekiz i ş Áinin, yirmiyedi i ş Áinin yap- t ı ğ ı kadar bir ¸retme g¸c¸ veren, motorlu makineler Makineler taraf ı ndan "gereksizle ş tirilen" i ş Áiler, ya ya- va ş yava ş aÁl ı ktan kı r ı lan, ya da kendi varl ı ğ ı ile bir i ş bula-

bilmi ş olanlar ı n ¸cretlerinin d¸ ş mesine yard ı mc ı olan bir "yedek sanayi ordusu" haline gelirler. Ve makineler, yaln ı zca fazla bir isÁi n¸fusu yaratmakla kalmazlar, ayn ı zamanda, eme ğ in niteli ğ ini de de ğ i ş tirirler. H¸nersiz d¸ ş ¸k ¸cretli emek, daha ˆnceleri h¸ner ve y¸ksek ¸cret gerektiren eme ğ in yapt ı ğ ı i ş i yapabilir. Fabri- kalarda, Áocuklar b¸y¸klerin, kad ı nlar erkeklerin yerini ala- bilirler. Rekabet, her kapitalisti, di ğ er kapitalistten daha ucuza meta ¸retmenin yollar ı m aramaya zorlar. "Birim emek ma- liyeti" ne kadar d¸ ş ¸k olursa, rakiplerinden o kadar ucuza satmas ı ve gene de k‚r etmesi m¸mk¸n olur. Makine kulla-

1

4

n ı mm ı n yayg ı nla ş mas ı ile, kapitalist, i ş Áilerine, gittikÁe da- ha Áok mal ı , gittikÁe daha h ı zl ı ve daha ucuza ¸rettirebile- cektir. Ne var ki, bunu ba ş arabilen yeni ve geli ş tirilmi ş makine, Áok b¸y¸k paralara mal olur. Bu, ˆncekinden daha b¸y¸k ˆlÁekli ¸retim, gitgide b¸y¸yen fabrikalar demektir. Ba ş ka bir deyi ş le, gitgide daha fazla sermayenin birikmesi demektir. Kapitalist iÁin ba ş ka bir seÁenek yoktur. K‚r ı n en b¸y¸k k ı smı , en ileri ve en etkin teknik yˆntemleri kullanan kapita- liste gider. Bundan dolay ı , b¸t¸n kapitalistler, iyile ş tirme- ler iÁin u ğ ra ş ı r dururlar. Ama bu iyile ş tirmeler giderek da- ha fazla sermayeyi gerektirir, Ó ş alan ı nda kalabilmek, ˆte- kilerin rekabetlerine dayanabilmek ve elindekini koruyabil- mek iÁin, kapitalist, sermayesini durmadan geni ş letmek zo- rundad ı r. Kapitalist, daha Áok k‚r etmeyi daha Áok biriktirmek ve bˆylece daha da Áok k‚r etmek iÁin istemekle kalmaz, siste- min de kendisini bˆyle davranmaya zorlad ı ğ ı m gˆr¸r.

4.

TEKEL

Amerikan halkı na yutturulmak istenen en b¸y¸k yalanlar- dan biri de, ekonomik sistemimizin, "h¸r ˆzel te ş e ı bb¸s" ol- du ğ u iddias ı d ı r. Bu, doğru de ğildir. Ekonomik sistemimizin yalnı z bir k ı s- m ı , rekabetÁi, serbest ve bireycidir. Geri kalan ı óve Áok da- da ˆnemli kı smı ó tam tersidir: tekelle ş tirilmi ş , denetim alt ı - al ı nm ı ş ve kolektivisttir. Rekabet, teoriye gˆre, g¸zel bir ş eydi. Ama kapitalistler, uygulamanı n, teoriye uygun d¸ş medi ğini gˆrd¸ler. Rekabetin k‚r ı azaltt ı ğ ı m, birle ş menin ise k‚r ı art ı rd ı ğ ı n ı gˆrd¸ler. AmaÁlar ı k‚r oldu ğ una gˆre, rekabete ne gerek vard ı ? Bir- le ş mek, onlar ı n aÁ ı s ı ndan, Áok daha iyiydi. Ve birle ş tiler de: petrolde, ş ekerde, viskide, demirde,

na

1 5

Áelikte, kˆm¸rde ve daha bir s¸r¸ metalarda. "Serbest rekabet teş ebb¸s¸''n¸n sonu, daha 1 875 yı l ı nda gˆr¸nm¸ ş t¸. 1 888 yı l ı nda trˆstler ile tekeller, Amerikan eko-

nomik hayat ı n ı ˆylesine k ı sk ı vrak ba ğ lamı ş lard ı ki, ba ş kan Grover Cleveland, Kongreye, bir uyar ı da bulunmak gereğini

duymu ş tu: "Biraraya gelmi ş

gˆz atarsak, trˆstlerin, birle ş melerin ve tekellerin var- l ı klar ı n ı ke ş federiz, oysa vatanda ş Áok daha gerilerde Áabalay ı p durmakta, ya da demir bir ˆkÁenin alt ı nda ˆld¸re- siye ezilmektedir. Yasalar ı n s ı kı denetimi alt ı nda ve halkı n hizmetinde bulunmas ı gereken ş irketler, h ı zla halk ı n efen- disi haline gelmektedir." Sanayi ve banka sermayesinin birle ş mesi yoluyla, baz ı ş irketler ˆylesine b¸y¸yebilmi ş lerdir ki, baz ı sanayi kollar ı n- da, bug¸n, bir avuÁ firma, toplam ¸retimin yar ı s ı ndan faz- las ı n ı veya neredeyse hepsini ¸retmektedir. Bu sanayilerde, "geleneksel serbest rekabet te ş ebb¸s¸ne dayanan Amerikan sistemi" art ı k elbette mevcut de ğ ildir. Onun yerini, ekono- mik g¸c¸n birkaÁ elde yo ğ unla ş mas ı , yani tekel alm ı ş t ı r. Burada, Temsilciler Meclisi K¸Á¸k Ticaret ve Sanayi Komitesinin 1 946 tarihli ve Ekonomik Yoğ unlaş maya ve Te-

kelcili ğ e Kars ı Birle ş ik Devletler

sermayenin ba ş ar ı s ı na bir

ba ş l ı kl ı raporundan baz ı

belirli ˆrnekler verelim:

General Motors, Chrysler ve Ford, birlikte, Amerika Birle ş ik Devletleri'nde yapı lan her on otomobilden dokuzunu ¸retirler. 1 934'te dˆrt b¸y¸k t¸t¸n ş irketi óAmerican Tobacco Company, R. J. Reynolds, Liggett & Myers ve P. Lorillardó ¸retilen "sigaralar ı n y¸zde 84'¸n¸, iÁilen t¸t¸n¸n y¸zde 74'- ¸n¸, Ái ğ nenen t¸t¸n¸n y¸zde 70'ini i ş lemi ş lerdir". Dˆrt b¸y¸k lastik ş irketi óGoodyear, Firestone, U. S. Rubber ve Goodrichó a ş a ğ ı yukar ı "lastik sanayiinin toplam net sat ı ş lar ı n ı n y¸zde 93'¸n¸" yapm ı ş lard ı r. Sava ş tan ˆnce, sabun sanayiinin en b¸y¸k ¸Á ş irketi

1 6

óProctor & Gamble, Lever Bros., ve Colgate-Palmoli- ve Peet Co.ó bu i ş alan ı n ı n y¸zde 80'ini denetimleri alt ı nda bulundurmuş lardı r: ÷teki y¸zde on ba ş ka ¸Á ş irket taraf ı ndan sa ğlanmı ş ve geri kalan y¸zde on ise yakla ş ı k olarak 1.200 sa- bun imal‚tÁ ı s ı aras ı nda payla ş ı lm ı ş t ı r. Óki Şirket óLibby-Owen-Ford ve Pittsburgh Plate Glass Co.ó birlikte ¸lkedeki toplam d¸z camlar ı n y¸zde 95'ini yap- maktad ı rlar. The United States Shoe Machinery Co., Amerika'daki toplam ayakkab ı makinesi sanayiinin y¸zde 95'inden fazla- s ı n ı denetimi alt ı na alm ı ş t ı r. Bu kadar geni ş bir egemenli ğe sahip bulunan tekelci ka- pitalistlerin, fiyatlar ı diledikleri gibi saptamak durumunda olduklar ı n ı gˆrmek g¸Á de ğ ildir. Ve bˆyle yap ı yorlar. Fiyat- lar ı , en fazla k‚r ı elde edecek noktada sapt ı yorlar. Bunu, ya kendi aralar ı nda anla ş arak yap ı yorlar, veya en g¸Ál¸ ş irket, fiyat ı il‚n ediyor, ˆtekiler de "kaptan ı izle" oyununa kat ı l ı yorlar. Bir de s ı k s ı k oldu ğu gibi, temel patentleri de- netimleri alt ı nda bulunduruyorlar ve gerekli ¸retim lisans- lar ı n ı , ancak kendi Áizgilerinde gitmeyi kabul edenlere veri- yorlar. Tekel, tekelcilere amaÁlar ı n ı gerÁekle ş tirmek, yani Áok b¸y¸k k‚rlar sa ğ lamak olana ğ ı n ı haz ı rl ı yor. RekabetÁi sana- yiler, iyi zamanlarda k‚r eder, kˆt¸ zamanlarda aÁ ı k verir. Ama tekelci sanayiler iÁin izlenen model farkl ı d ı r: iyi za- manlarda muazzam k‚rlar sa ğ larlar, kˆt¸ zamanlarda ise bir miktar k‚r ederler. Tekelci g¸Álere ve k‚rlara kar ş ı hareket, 1 9. y¸zy ı l ı n son Áeyre ğ inde ba ş lam ı ş , 20. y¸zy ı la kadar devam etmi ş tir. Ne var ki, "b¸y¸yen bel‚" hakk ı nda Áok laf edildi ğ i halde pek az ş ey yap ı lm ı ş t ı r. Federal Ticaret Komisyonu ile Ada- let Bakanl ı ğ ı n ı n trˆstlere kars ı kurulan ş ubesine, bir ş eyler yapmak niyetinde olduklar ı zamanlarda bile, gˆrevlerini ye- rine getirmeleri iÁin, ne ˆdenek verilmi ş tir, ne de personel.

1 7

Asl ı na bak ı l ı rsa bu konuda pek bir ş ey de yap ı lamazd ı . 1 9 11 y ı l ı nda Standard Oil Company "da ğ ı ld ı ğı nda", J. P. Morgan' ı n ş u yerinde yorumu yapt ı ğ ı bildirildi: "HiÁ bir yasa, insan ı , kendisi ile rekabete zorlayamaz." Sonraki olay-

lar,

Birle ş ik Devletler'deki b¸t¸n ş irketlerin binde-biri, b¸- t¸n bu ş irketlerin toplam varl ı klar ı n ı n y¸zde 52'sine sahipti.

B¸t¸n ş irketlerin binde-biri, bunlar ı n net gelirinin y¸zde 50'sini elde etti. B¸t¸n imal‚tÁ ı ş irketlerin' y¸zde dˆrd¸nden az ı , b¸t¸n bunlar ı n net k‚rlar ı n ı n y¸zde 84'¸n¸ kazand ı . "Yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin yapmak iÁin bundan daha yetkin bir mekanizma zor bulunurdu." Ó ş te TNEC raporunda tekel iÁin sˆylenen sˆzler bunlar-

d ı r.

Raporda, tekelin, i ş Áiler, hammadde ¸reticileri, t¸ke- ticiler ve hisse senedi sahipleri ¸zerindeki etkileri, kan ı t ola- rak verilmektedir. i ş Áiler daha da yoksulla ş t ı lar, Á¸nk¸ "tekelciler, i ş Áile- re, ¸retkenliklerine e ş it bir ¸cret ˆdemiyor lard ı ". Hammadde ¸reticileri (ˆrne ğ in ÁiftÁiler), "tekelcilerin, bazan ˆdedikleri d¸ ş ¸k fiyatlar" y¸z¸nden daha da yoksul- la ş t ı lar. T¸keticiler, "tekelcilerin koyduklar ı y¸ksek fiyatlar y¸- z¸nden" daha da yoksulla ş t ı lar. ÷te yandan ise hisse senedi sahipleri, "tekelcilerin bu ş ekilde elde ettikleri gere ğ inden fazla y¸ksek k‚rlar"dan dolay ı , daha da zengin oldular. Ne zaman kudret ve servetin birkaÁ elde tehlikeli bir bi-

Áimde topland ı ğ ı ˆne s¸r¸lse, B¸y¸k İs «evrelerinin savu- nucular ı , manzaran ı n Áizildi ğ i kadar karanl ı k olmad ı ğ ı n ı ˆne s¸rerler. Bunlar, k‚rlar ı n gereksiz ş ekilde y¸ksek ol- mas ı halinde bile, bu k‚rlar ı n, k¸Á¸k bir gruba de ğ il, milyon-

Bay Morgan' ı n hakl ı oldu ğ unu gˆsterdi. 1 935'te:

larca insana

da ğ ı t ı ld ı ğ ı n ı savlmurlar. Bunlar, hisse senet-

1 8

lerinin geni ş bir kitleye da ğ ı t ı ld ı ğ ı n ı ve dev tekelci ş irketle- rin hisse senetlerinin, yaln ı z Bay Kodamanda de ğ il, Tom'- da, Dick'te, Harry'de ve milyonlarca ba ş ka k¸Á¸k insanlar- da bulundu ğ unu ileri s¸rerler. Bu, akla yatk ı n bir kan ı tt ı r

ve pek Áok ki ş iyi aldat ı r.

Ancak, Amerikan sanayiine "halk ı n" sahip oldu ğ u sa- v ı , bo ş laft ı r. Herhangi bir ş irkette, hisse senedi sahip-

lerinin say ı s ı b¸y¸k olabilir. Ama bu, ˆnemli de ğildir. As ı l ˆnemli olan kaÁ ki ş inin ne kadar hisse senedine sahip oldu- ğ udur. Ve gene ˆnemli olan, k‚r ı n ortaklar aras ı nda nas ı l bˆl¸s¸ld¸ ğ ¸d¸r. Bu rakamlar ı gˆrd¸ ğ¸m¸zde, bir b¸t¸n ola- rak "halk ı n" Amerikan sanayiinde mikroskobik bir hisseye sahip oldu ğ u anla ş ı l ı r; oysa bir avuÁ Kodaman onun b¸y¸k bir k ı sm ı na sahiptir, korkunÁ k‚rlar ı cebe indirmektedir. Bu konu ile ilgili en etkili ve en kolay anlaş ı l ı r rakamlar, Ba ş kan Roosevelt taraf ı ndan 1 938'de Kongreye verilenlerdir:

ˆrnek

bir yı l oldu. Ama ayn ı yı lda n¸fusumuzun binde-¸Á¸, birey- lerce bildirilen temett¸lerin y¸zde 78'ini ald ı lar. Bu, a ş a ğ ı yukar ı ş u demektir ki, n¸fusumuzun her 300 ki ş isinden birisi, ş irket k‚rlar ı n ı n her dolar ı ndan 78 sentini ald ı ğ ı halde, geri kalan 299 ki ş i, ˆteki 22 senti aralar ı nda payla ş maktad ı rlar.' 1 GerÁek manzara Kongreye 1 94 1 yı l ı nda senatˆr O'Ma- honey taraf ı ndan sunulan GeÁici Ulusal Ekonomi Komitesi- nin (TNEC) nihaÓ raporu ve tavsiyelerinde Áizildi ğ i ş ekilde- dir: "Biliyoruz ki, ¸lkenin servet ve gelirlerinin Áo ğ u, bir- kaÁ b¸y¸k ş irketin elindedir; bu ş irketler ise, son derece az say ı da insan ı n mal ı d ı r ve bunlar ı n Áal ı ş malar ı ndan do ğ an k‚rlar Áok k¸Á¸k bir gruba gitmektedir."

" 1 929 y ı l ı hisse senetlerinin da ğ ı l ı m ı bak ı m ı ndan

5. GELİR DAĞILIMI

Biz Amerikal ı lar ı n iyi ya ş ad ı ğ ı do ğ ru de ğ ildir. GerÁek ş udur ki, vatanda ş lar ı m ı z ı n mutlu bir az ı nl ı ğ ı n ı n l¸ks iÁin-

de ya ş amalar ı na kar ş ı n, Amerikal ı lar ı n Áo ğ u sefalet iÁinde- dir. GerÁekte "bizim y¸ksek hayat standard ı mı z" bo ş bir ˆv¸nmedir, halk ı m ı z ı n Áo ğ unlu ğ u ile bir ili ş kisi yoktur. Ba ş kan Roosevelt, ikinci gˆrev dˆnemine ba ş larken yapt ı ğ ı konu ş mada, y¸ksek hayat standard ı m ı z konusundaki yalan perdesini su sˆzleriyle y ı rt ı n ı ş t ı r: "Ulusun ¸Áte-biri-nin kˆt¸ konutlarda oturdu ğunu, kˆt¸ giyindi ğini ve kˆt¸ beslendi ğ ini gˆr¸yorum.î B¸t¸n ˆteki kapitalist ¸lkelerde oldu ğ u gibi Amerika'da da, y ı llar boyunca, ¸retilen mallar ve hizmetler miktar ı nda devaml ı bir art ı ş olmu ş tur. GerÁekten gerekli gereksinme mallar ı ile son derece l¸ks mallar, sonu gelmez bir ak ı nt ı halinde, halk ı n yararlanmas ı na sunulmu ş tur. Ne var ki, mallar ı n bu bollu ğ unun geÁerli olmas ı , hal- k ı n gereksinmeleri ile de ğ il, onlar ı n sat ı n alma g¸c¸ ile ˆl-

Á¸l¸r. Amerikan halk ı n ı n Áo ğ unlu ğ unun ulusal

d ı ğ ı pay, hayatlar ı n ı daha zengin ve doyumlu hale getirebi- lecek ş eyleri sat ı n almalar ı n ı sa ğ lamaktan uzakt ı r. ResmÓ istatistikler bu noktay ı kan ı tlamaktad ı r. ÷rnek olarak, a ş a ğ ı da, N¸fus Say ı m ı B¸rosunun yay ı mlad ı ğ ı ra- porda yer alan, 1 966'da, Amerika'da ailelere gˆre gelir da ğı - l ı mı tablosunu veriyoruz (Current Population Reports, series P-60, n 53, 1 967, s. 1 ):

gelirden al-

Toplam parasal aile geliri ($)

1 .000 dolardan az 1 .000 ó 1 .99D

ó 2.999

ó 3.999

ó 4.999

2.000

3.000

4.000

Aile Say ı sı

1.149.000

2.635.000

3. 1 97.000

3.34 1.000

3.474.000

4. 1 08.000

4.574.000

4.542.000

7.408.000

10.008.000

4.486.000

20 48422,000

5.000 ó 5.999

6.C 0 ó 6.999

7.000 ó 7.999

8.000 ó 9.999 1 0.000 ó 1 4.999 1 5.000 ve yukar ı s ı

Toplam

Dikkat edilirse, 1 966 yı l ı nda, 10.322.000 aile, yani toplam

aile sayı s ı n ı n y¸zde 21 'inden fazlas ı , bir yı lda, 3.999 dolardan daha az gelir sa ğ lam ı ş t ı r. Bu, Amerika'da her be ş aileden birisinin eline, haftada, yemek, iÁmek ve e ğ lenmek iÁin 80 dolardan daha az para geÁti ğ i anlamı na gelir. Haftada 80 do- lar ı n bir aileye. 1 966'daki fiyatlarla nas ı l bir hayat s¸rd¸rd¸-

ğ ¸n¸ siz d¸ ş ¸n¸n. Ama fazla kafa yormamı za da gerek yok. Bug¸n¸n "bol- luk iÁinde y¸zen" Amerika's ı nda Áok sayı da sefil insan bu- lundu ğ u gerÁe ğ i Ba ş kan Johnson'un 1 967 bahar ı nda Kongre- ye sundu ğu mesajla kan ı tlanmı ş durumdad ı r. Ba ş kan ı n ra- poruna gˆre: ( 1 ) yoksul Áocuklar ı n y¸zde 60'ı óyani her be- ş inden ¸Á¸ó bolluk iÁinde y¸zen Amerika'da hiÁ di ş Áiye git- miyor; (.2) sakat ve kusurlu yoksul Áocuklar ı n y¸zde 60' ı , gene bu "m¸reffeh" Amerika'da, t ı bbÓ bak ı mdan yoksun; (3) ya ş amlar ı n ı n ilk yı l ı nda yoksul bebekler aras ı ndaki ˆl¸m oranı , bolluk iÁinde y¸zen Amerika'da, yoksul olmayanlardan y¸zde 50 fazla. Amerikal ı lar ı n Áo ğ u, insan gibi bir ˆm¸r s¸rmelerine yetecek kadar para kazanamazken, tepedeki az ı nl ı k, gere- kenden de Áok fazla elde etmi ş tir. 1 966 yı l ı nda, Sayı m B¸ro- sunun yayı nlad ı ğı , Current Population Reports í a gˆre (s. 7), gelir merdiveninin ¸st basama ğ ı ndaki ailelerin y¸zde 20'si, b¸t¸n ailelerin toplam gelirlerinin y¸zde 40,7'sini ald ı ğı hal- de, merdivenin alt basamağı ndaki ailelerin y¸zde 60'ı yalnı z y¸zde 35,5'ini almı ş t ı r. Yani gelirden, tepedeki be ş te-bir,

tabandaki be ş te-¸Áten daha fazla almı ş oluyor. Yaln ı z, bu,

tepedeki Áok zenginler, paralar ı n ı n Áoğunu al ı p gˆt¸ren pek

y¸ksek vergiler ˆdemiyorlar mı ? Bˆyle diyorlar ama, do ğru değil. Tennessee Senatˆr¸ Gore'un 11 Nisan 1 965 g¸nl¸ New York Times Magazine''de yayı nlanan yazı s ı na gˆre de sˆyle- nenler do ğru de ğil. "Vergi ÷demeden Nas ı l Zengin Olunur"

ba ş l ı kl ı makalede senatˆr diyor ki, "

2 1

Ş imdi, vergi refor-

munu ˆnerenler taraf ı ndan bu gibi ˆrnekler ayd ı nl ı ğ a Á ı kar-

t ı ld ı ğ ı zaman, pek Áok kimse bunlar ı tipik de ğ il diye bir ya-

na itiyorlar; bunlar, h‚l‚, bizim, ˆdeme g¸c¸ne dayanan m¸- terakki bir vergilendirme sistemimiz oldu ğ una inan ı yorlar. Ama i ş in asl ı , y ı ll ı k kazanc ı bir milyon dolar veya daha fazla olan "tipik" bir vergi y¸k¸ml¸s¸n¸n fabrika iş Áisi ve ˆğret- menden, gelirinin daha k¸Á¸k bir y¸zdesini vergi olarak ˆd¸- yor olmas ı d ı r.

bizim halk ı m ı z ı n,

do ğ rudur. Ancak

bu, bizim, varl ı k iÁinde oldu ğumuzu de ğil, onlar ı n yoksulluk iÁinde oldu ğ unu gˆsterir. Propagandac ı lar ı n, Amerika'n ı n "y¸ksek hayat standard ı ndan" sˆz aÁarken, bizi inand ı rmak istedikleri ş ey, hiÁ de do ğ ru de ğ ildir.

daha y¸ksek bir hayat

÷teki Áo ğ u ¸lkelerin halklar ı na gˆre,

standard ı oldu ğ u

6. BUNALIM VE DEPRESYON

Gelir da ğ ı l ı m ı (ya da daha do ğ rusu gelirin kˆt¸ da ğ ı l ı - mı ) konusundaki gerÁekler, kapitalist sistem ile bu sistemin temeldeki zay ı fl ı ğ ı n ı n ekonomik yan ı n ı ortaya koyar. B¸y¸k halk kitlesinin geliri, hemen her zaman s ı naÓ ¸re- timi t¸ketemeyecek kadar k¸Á¸kt¸r. Zenginlerin geliri, Áo ğ unlu ğ un yoksullu ğ u y¸z¸nden s ı -

ı rl ı olan bir piyasa iÁin yap ı labilecek k‚rl ı yat ı r ı mlardan Áo ğ u zaman kat kat b¸y¸kt¸r. Halk ı n b¸y¸k bir k ı sm ı , sat ı n almak ister ama paras ı yoktur. Zengin az ı nl ı ğ ı n ise, paras ı , harcamakla bitmeyecek kadar Áoktur. Sanayi, dev ad ı mlarla b¸y¸r; ama t¸keticinin sat ı n al- g¸c¸, kaplumba ğ a h ı z ı yla ilerler. Yı ğı n ¸retimi sorunu Áˆz¸lm¸ş t¸r, ama ¸retilen mallar ı n

n

ma

y ı ğ ı n halinde sat ı ş ı sorunu Áˆz¸mlenememi ş tir.

iÁin pazar

vard ı r; ama i ş Áilerin gereksindikleri mallar ı sat ı n alma g¸Á-

i ş Áilerin gereksinmelerini kar ş ı layacak mallar

22

leri aÁ ı s ı ndan bˆyle bir pazar yoktur. Bunun sonucu, sistemde, bizim bunal ı m ve depresyon dedi ğ imiz dˆnemsel Áˆk¸ ş lerdir. K‚r sa ğ lamak iÁin, kapitalist, i ş Áilerine olabildi ğ ince az ˆdeme yapmak zorundad ı r. ‹r¸nlerini satmak iÁin, kapitalist, i ş Áilerine olabildi ğ in- ce Áok ˆdeme yapmak zorundad ı r. İ kisini birden yapamaz. D¸ ş ¸k ¸cret y¸ksek k‚r sa ğ lar, ama ayn ı zamanda mal talebini azaltt ı ğ ı iÁin k‚r ı olanaks ı z hale getirir.

«ˆz¸mlenemez bir Áeli ş ki. Kapitalist sistem ÁerÁevesi iÁinde Áı kar yol yoktur. Dep- resyon kaÁ ı n ı lmazd ı r. 1 929 bunal ı mı ndan sonra, Birle ş ik Devletlerdin, kapitaliz- min h‚l‚ geni ş leyebilece ğ i dˆnemi, ebediyen ard ı nda b ı rak- t ı ğ ı izlenimi do ğ du. Art ı k geni ş lemeye de ğ il, daralmayı asgarÓ Áizgide tutmaya Áal ı ş ı lacakt ı . Halk i ş istiyordu, i ş bulma olana ğ ı azd ı . Tan ı nm ı ş ingi-

ve-

liz iktisatÁ ı s ı J. M. Keynes'e gˆre, "Eldeki kan ı tlar, tam

ya hatta tama yakla ş an istihdam ı n ender gˆr¸len ve k ı sa s¸- reli bir durum oldu ğ unu gˆsteriyordu." Gene de kapitalist sistemin i ş sa ğ layabilece ğ i yaln ı z tek yol vard ı . Kapitalizmi kˆt¸r¸mle ş tiren kusurlar ı n, yani d¸- ş ¸k t¸ketim ve a ş ı r ı ¸retimin giderilebilece ğ i tek yol vard ı . Tepede sallanan a ş ı r ı ¸retim korkusundan kurtulman ı n, ¸re- tilen her ş eyi k‚rla satabilmenin tek yolu vard ı . Kapitalizmin ˆld¸r¸c¸ hastal ı ğ ı olan bunal ı m ve dep- resyonu tedavi etmenin tek yolu vard ı :

SAVAŞ. 1 929'dan sonra, kapitalist sistemin, insanlara tam istih- dam, malzeme, makine ve para sa ğ lamak iÁin, ancak bir sava ş haz ı rl ı ğ ı ve giri ş imi ile, i ş lemesine devam edebilece ğ i gˆr¸ld¸.

23

7. EMPERYALİZM VE SAVAŞ

B¸y¸k ˆlÁekli tekelci sanayi, ¸retici g¸Áleri, daha ˆnce gˆr¸lmedik bir ˆlÁ¸de geli ş tirdi. Sanayicilerin mal ¸retme g¸Áleri, yurtta ş lar ı n t¸ketim g¸Álerinden daha b¸y¸k bir h ı zla art ı yordu. Bu, onlar ı , mallar ı n ı anayurdun d ı ş ı nda satmak zorunda b ı rakı yordu. ‹retim fazlas ı n ı emebilecek yabanc ı pazarlar bulmak zorundaydı lar. Bunlar ı nereden bulacaklard ı ? Bu soruya verilebilecek tek bir kar ş ı l ı k vard ı : sˆm¸rge- lerde. ‹retilen fazla mamul mallar iÁin pazarlar bulmak zo- runlulu ğ u, sˆm¸rgeler edinme konusunda duyulan baskı n ı n ancak bir kı smı yd ı . B¸y¸k ˆlÁekli yı ğ ı n ¸retimi geni ş ham- madde ikmallerini gerektirir. KauÁuk, petrol, nitrat, kalay, bakı r, nikel ve bunlara benzer daha bir yı ğ ı n ş ey, tekelci kapitalistlere her yerde gerekli olan hammaddelerdi. Bun- lar, bu gerekli hammaddelerin kaynaklar ı na sahip olmak veya bunlar ı denetimleri alt ı nda bulundurmak istiyorlard ı . Emperyalizmi yaratan ikinci etken de buydu. Ama bu iki bask ı dan daha da ˆnemlisi, bir ba ş ka fazla ş ey iÁin de pazar bulmak zorunlulu ğ uydu: sermaye fazlas ı . Emperyalizmin ana nedeni buydu. Tekelci sanayi, sahibine Áok b¸y¸k k‚rlar getirmi ş ti. A ş ı r ı k‚rlar. Sahibinin ne yapaca ğ ı n ı bilemeyece ğ i kadar Áok para. Harcayabileceklerinden daha Áok para. Bu para, yurt iÁinde gelir getirici yat ı r ı m iÁin kullanabileceklerinden de fazlayd ı . A ş ı r ı bir sermaye birikimi. Mal ve sermaye iÁin pazarlarda k‚rlar arayan bu sanayi ve banka ittifak ı , emperyalizmin ba ş l ı ca kayna ğ ı olmu ş tur. J. A. Hobson, daha 1902 yılında, bu konuya ˆnc¸l¸k eden incelemesinde ş ˆyle diyordu: ''Emperyalizm, sanayiin b¸y¸k denetÁilerinin anayurtta satamad ı klar ı ya da kullanamad ı k-

24

lan mallar ı ve sermayeyi elden Á ı kartmak iÁin d ı ş pazarlar ve yat ı r ı m alanlar ı arayarak, servet fazlalar ı n ı n yata ğ ı n ı geni ş letmedir/'

Sˆm¸rge halklar ı na kar ş ı tutum, zamana ve yere gˆre de ği ş mi ş tir. Ama zul¸m ve baskı genel yasaydı ó hiÁ bir em- peryalist ulus masum de ğ ildi. Bu konuda uzman kabul edi- len Leonard Woolf ş ˆyle yaz ı yordu: "Avrupa'da ulusal top- lumda nas ı l son y¸zy ı lda aÁ ı kÁa belirli s ı n ı flar, kapitalistler ile i ş Áiler, sˆm¸renler ile sˆm¸r¸lenler ortaya Á ı kmı ş sa, ulus- lararas ı toplumda da biri egemen ve sˆm¸ren ˆteki g¸d¸len ve sˆm¸r¸len, gene ayn ı derecede belirli s ı n ı flar, Bat ı n ı n emperyalist g¸Áleri ile Afrika ve Do ğ unun uyruk ı rklar ı or- taya Á ı km ı ş t ı r. ÷teki emperyalist uluslar ne ise, Amerika Birle ş ik Dev- letleri de ˆyledir. ÷zel yat ı r ı mlardan gelen b¸t¸n k‚rlar, il- gili malÓ gruplara gitmi ş , ama h¸k¸met politikas ı , h¸k¸met paras ı ve h¸k¸met kuvveti, bunlar ı n ˆzel Á ı karlar ı n ı sa ğ la- mak ve korumak iÁin kullanı lmı ş t ı r. Ba ş kan Taft, tekelci ka- pitalizmin gerekleri ile h¸k¸met politikas ı aras ı ndaki ba ğ ko-

nusunda aÁ ı ksˆzl¸yd¸: "D ı ş politikam ı z ı n hak ve

adaletin

d¸z yolundan k ı l pay ı sapt ı r ı lmamas ı gerekmekle

birlikte,

bu politika, emtiamı z ve kapitalist f ı rsatlar ı mı z iÁin k‚rl ı ya- t ı r ı mlar sa ğ lamak ¸zere etkin m¸dahaleyi de iÁerecek hale pek‚l‚ getirilebilir." 20. y¸zyı lda, her b¸y¸k sanayi ¸lkesinde, tekelci kapita- lizm geli ş mi ş ve onunla birlikte sermaye fazlas ı ile ¸r¸n fazlas ı n ı n ne yap ı laca ğ ı sorunu da ortaya Á ı km ı ş t ı r. Kendi ulusal pazarlar ı n ı denetim alt ı nda bulunduran Áe ş itli devler, uluslararas ı pazarlarda kar ş ı kar ş ı ya geldikleri zaman ˆnce uzun, zorlu, ac ı bir rekabete, ard ı ndan uluslararas ı bir temel ¸zerinde anla ş malara, birle ş melere, kartellere giri ş irler. D¸nya pazar ı n ı bˆl¸ ş mek ¸zere aralar ı nda anla ş malar yapan bu b¸y¸k uluslararas ı birle ş meler ile, rekabetin sona erece ğ i ve uzun s¸reli bir bar ı ş dˆneminin ba ş layaca ğ ı san ı -

25

lir. Ama bˆyle olmaz, Á¸nk¸ kuvvet oranlar ı durmadan de ği ş mektedir. Baz ı ş irketler gitgide b¸y¸r ve g¸Álenirken, ˆte kiler geriler. Bˆylece bir zamanlar hakkaniyet ˆlÁ¸leri iÁin de yap ı lmı ş olan bˆl¸ ş ¸m sonradan hakkaniyetsiz olur. G¸Á

l¸ grup taraf ı nda bir ho ş nutsuzluk ba ş lar ve bunu daha b¸ y¸k bir pay alma sava ş ı mı izler. Her h¸k¸met, kendi uyruk

lar ı n ı korumak iÁin aya ğa kalkar. Bunun kaÁı n ı lmaz sonucu

sava ş t ı r. Emperyalizm sava ş a yolaÁar. Ne var ki, sava ş da hiÁ bir ş eyi kesin olarak Áˆzemez. Art ı k bir masa Áevresinde

Áˆz¸mlenemez hale gelen d¸ ş manl ı klar, ş imdi pazarl ı k, g¸Ál¸ patlay ı c ı lar, atom bombalar ı , sakat insanlar ve parÁalanm ı ş cesetlerle yap ı l ı yor diye ortadan kalkmaz. Hay ı r! Pazar av ı s¸r¸p gitmelidir. Tekelci kapitalizm, mal ve sermaye fazlas ı iÁin alan bulmak zorundad ı r ve tekel-

ci kapitalizm varoldukÁa yeni sava ş lar s¸recektir.

8.

DEVLET

‹retim araÁlar ı ndaki ˆzel m¸lkiyet, ˆzel t¸rden bir

m¸lkiyettir. Bu m¸lkiyet, ona sahip olan s ı n ı fa, sahip olma-

yan s ı n ı f ¸zerinde bir g¸Á verir. Sahip olan ı n yaln ı z

madan ya ş amas ı n ı sa ğ lamakla kalmaz, bir yandan da, sahip olmayanlar ı n Áal ı ş ı p Áal ı ş mayaca ğ ı ve hangi ko ş ullar alt ı nda

Áal ı ş acaklar ı n ı saptama olana ğ ı n ı da verir. Yani bir Áe ş it

efendi ve hizmetÁi ili ş kisi kurar; kapitalist s ı n ı f, emirler

verme mevkiinde, i ş Ái s ı n ı f ı ise bunlar ı yerine getirme du- rumundad ı r. Bu durumda, haliyle, iki s ı n ı f aras ı nda s¸r¸p giden bir

Áat ı ş ma vard ı r. Kapitalist s ı n ı f,

Áal ı ş -

isÁi s ı n ı f ı m sˆm¸rerek, servetle, g¸Ále

ve itibarla cˆmertÁe ˆd¸llendirilmi ş ; oysa i ş Ái s ı n ı f ı , g¸ven- sizlik, yoksulluk, sefil hayat ko ş ullar ı iÁine itilmi ş tir. Bu durumda, mevcut m¸lkiyet ili ş kisinin óaz ı nl ı ğ ı n bu

26

denli yarar ı na, Áo ğ unlu ğ un bu denli zarar ı na olan bu m¸l- kiyet ili ş kisininó devamı n ı sa ğlamak iÁin bir yˆntem bulun- mas ı gerekir. Zengin azı nl ı ğı n, emekÁi Áoğunluk ¸zerinde, toplumsal ve ekonomik egemenliğinin s¸r¸p gitmesini sağla- yacak g¸ce sahip bir kurumun varl ı ğ ı zorunludur. Bˆyle bir kurum vard ı r: bu, devlettir.

kurma-

s ı n ı sa ğ layan bu ˆzel m¸lkiyet ili ş kilerini korumak ve s¸r- d¸rmek devletin i ş levidir.

s ı n ı f ı n ˆtekisini bask ı alt ı nda tuttu ğ u sistemi ya-

ş atmak devletin i ş levidir. ‹retim araÁlar ı n ı n ˆzel m¸lkiyetine sahip olanlar ile olma- yanlar aras ı ndaki Áat ı ş mada m¸lk sahipleri, devletin ki ş ili- ğ inde, m¸lks¸zlere kar ş ı g¸Ál¸ bir silah bulurlar. Devletin, s ı n ı flar ¸st¸ oldu ğuna óh¸k¸metin zengin yok- sul, y¸ksek alÁak b¸t¸n halkı temsil etti ğineó inanmaya ite- leniyoruz. Ama asl ı nda, kapitalist toplum, ˆzel m¸lkiyete da- yand ı ğ ı ndan, ˆzel m¸lkiyete kar ş ı yap ı lacak her davran ı ş , gere ğ inde ş iddet kullanmaya kadar varan devletin direnciyle kar ş ı la ş acakt ı r. Bunun iÁin, asl ı nda, s ı n ı flar varoldukÁa, devlet, s ı n ı flar-

¸st¸ olamaz, egemen s ı n ı ftan yana olmak zorundad ı r. Dev-

letin egemen

s ı n ı f ı n bir silah ı oldu ğ unu, Adam Smith, daha

1 776 yı l ı nda farketmi ş ti. ‹nl¸ kitabı , The Wealth of Nations - da ş ˆyle yazı yordu: "Sivil h¸k¸met, m¸lkiyetin g¸venli ğini korumak iÁin kuruldu ğ u s¸rece, asl ı nda zenginin yoksula kar- ş ı veya biraz mal ı m¸lk¸ olan ı n olmayana kar ş ı savunulmas ı iÁin kurulmu ş tur." İ ktisaden egemen olan s ı n ı f ó¸retim araÁlar ı na sahip olan s ı n ı fó siyasal olarak da egemendir. Birle ş ik Devletler'deki gibi bir demokraside halkı n, oy-

lar ı yla kendi adaylar ı n ı i ş ba ş ı na

getirdi ğ i do ğ rudur. De-

mokrat X ile CumhuriyetÁi Y aras ı nda bir seÁme yapma haklar ı vard ı r. Ama bu, hiÁ bir zaman s ı n ı f m¸cadelesinin

Kapitalist s ı n ı f ı n i ş Ái s ı n ı f ı ¸zerinde egemenlik

Bir

27

bu yan ı nda ya da ˆteki yan ı nda yer alan bir adayı n seÁimi de ğ ildir. Ana partilerin adaylar ı aras ı nda ˆzel m¸lkiyet

ili ş kileri sistemi konusunda Áok az temel davranı ş farkı vardı r.

konusundad ı r; hemen hiÁ bi-

risi, temel sorunlarla ilgili de ğ ildir. İsin asl ı aran ı rsa, i ş Áiler iÁin Demokrat X ya da Cum- huriyetÁi Y aras ı nda bir seÁim yapmak, kapitalist s ı n ı f ı n hangi ˆzel temsilcisinin, Kongrede, kapitalist s ı n ı f ı n yara- r ı na yasalar yapaca ğ ı konusunda bir seÁim yapma ˆzg¸rl¸- ğ ¸nden ba ş ka bir ş ey de ğ ildir.

Yasalar ı yapanlar ile yasalar ı n Á ı karlar ı iÁin yap ı ld ı ğ ı

s ı k ı d ı r ki, devlet ile ege-

men s ı n ı f aras ı ndaki ili ş ki konusunda hiÁ bir ku ş kuya yer b ı rakmaz. Ulusumuzun en ileri gelenlerinden birisinin, ikti-

bulunduran s ı n ı f ı n, siyasal egemen-

li ğ i de elinde bulundurdu ğ u d¸ ş ¸ncesinde oldu ğ u ş u sat ı rlar- da aÁ ı kÁa gˆr¸l¸r:

"Diyelim ki, Washington'a gidiyorsunuz ve h¸k¸metiniz- le gˆr¸ ş mek istiyorsunuz. Sizi nezaketle dinleseler bile, as ı l sˆz¸ geÁer kimselerin b¸y¸k bankerler, b¸y¸k imal‚tÁ ı lar, b¸y¸k t¸ccarlar, demiryolu ş irketleri ile denizyollar ı ş ir- ketlerinin ba ş ı ndaki kimseler oldu ğ unu Birle ş ik Devletler H¸k¸metinin efendileri, Birle ş ik Devlet- ler kapitalistleri ve imal‚tÁ ı lar ı d ı r." GerÁekleri ortaya dˆken bu t¸mceler, Woodrow Wilson'- ı n, 1 9 1 3 yı l ı nda yazdı ğı bir kitapta yayı nlanmı ş t ı r. Yazar ne sˆyledi ğ ini bilecek bir yerde bulunuyordu. O s ı ra Birle ş ik Devletler'in ba ş kan ı yd ı . Ş u soru ortaya Á ı k ı yor: mademki devlet mekanizmas ı kapitalist s ı n ı f ı n denetimi alt ı ndad ı r ve onun Á ı kar ı na i ş le- mektedir, kapitalistlerin g¸c¸n¸ d¸zenlemek ve s ı n ı rland ı r- mak iÁin haz ı rlanan yasalar, nas ı l oluyor da kara kapl ı kitapta yer alabiliyor?

÷rne ğ in bu gibi ş eyler, Franklin D. Roosevelt yˆnetimi

Bu ayr ı l ı klar da hep

ayr ı nt ı lar

adamlar aras ı ndaki ba ğ , ˆylesine

sadÓ egemenli ğ i elinde

28

s ı ras ı nda olmu ş tur. Ama niÁin? Devlet, ancak zorland ı ğ ı takdirde, m¸lks¸zler ad ı na,

m¸lk sahiplerine kar ş ı harekete geÁer. Ş u veya bu Áat ı ş ma

noktas ı nda boyun

dan gelen bask ı o denli b¸y¸kt¸r ki, ˆd¸n vermek zorunlu- dur; yoksa "yasa ve d¸zen" tehlikeye girdi ğ i gibi, daha da kˆt¸s¸ (egemen s ı n ı f ac ı s ı ndan daha kˆt¸s¸), devrim bile olabilir. Ama unutulmamas ı gereken ˆnemli nokta sudur:

bˆyle dˆnemlerde elde edilen b¸t¸n ˆd¸nler, mevcut m¸lki- yet ili ş kileri s ı n ı rlar ı iÁerisindedir. Kapitalist sistemin ana ÁerÁevesi, hiÁ dokunulmadan ˆylece durur. ÷d¸nler her za- man bu ÁerÁeve iÁinde verilmektedir. Egemen s ı n ı f ı n ama- c ı , b¸t¸n¸ kurtarmak iÁin bir noktada boyun e ğ mektir. Ba ş kan Roosevelt yˆnetimi s ı ras ı nda isÁi s ı n ı f ı taraf ı n- dan elde edilen b¸t¸n kazan ı mlar óki bunlar epeyce fazlay- d ı ô, ¸retim araÁlar ı ¸zerindeki ˆzel m¸lkiyet sistemini de- ğ i ş tirmemi ş tir. Bu kazan ı mlar bir s ı n ı f ı n bir ba ş kas ı tara- f ı ndan devrilmesini sa ğ lamam ı ş t ı r. Ba ş kan Roosevelt ˆld¸- ğ ¸ zaman, i ş verenler de, isÁiler de eski yerlerinde idiler. Devlet, bir s ı n ı f ı n ˆteki s ı n ı f ¸zerinde egemenli ğ ini kur- mak ve s¸rd¸rmek iÁin bir araÁ oldu ğ una gˆre, ezilen Áo- ğ unluk iÁin gerÁek ˆzg¸rl¸k var olamaz. Duruma ve ko ş ul- lara ba ğ l ı olarak