P. 1
ORTAÖĞRETİM 12.SINIF KİMYA 4. ÜNİTE: ORGANİK BİLEŞİK SINIFLARI

ORTAÖĞRETİM 12.SINIF KİMYA 4. ÜNİTE: ORGANİK BİLEŞİK SINIFLARI

|Views: 1,051|Likes:
Published by Kimya Bilimi
(İLK OLARAK 2011-2012 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİRECEK OLAN ÖĞRETİM PROGRAMINA GÖRE HAZIRLANMIŞTIR.)
(İLK OLARAK 2011-2012 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİRECEK OLAN ÖĞRETİM PROGRAMINA GÖRE HAZIRLANMIŞTIR.)

More info:

Categories:Types, Research
Published by: Kimya Bilimi on Jul 30, 2010
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PPTX, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/03/2014

pdf

text

original

Sections

ORTAÖĞRETĠM 12.

SINIF
KĠMYA 4. ÜNĠTE: ORGANĠK
BĠLEġĠK SINIFLARI
1
ÜNİTENİN BÖLÜM
BAŞLIKLARI
• 1. BÖLÜM: ALKANLAR VE ALKİL HALOJENÜRLER
• 2. BÖLÜM: ALKENLER
• 3. BÖLÜM: ALKİNLER
• 4. BÖLÜM: ALKOLLER
• 5. BÖLÜM: ETERLER
• 6. BÖLÜM: KARBONİL BİLEŞİKLERİ
• 7. BÖLÜM: KARBOKSİLİK ASİTLER
• 8. BÖLÜM: KARBOKSİLİK ASİT TÜREVLERİ
• 9. BÖLÜM: AMİNLER
• 10. BÖLÜM: YAYGIN BENZEN TÜREVLERİ
2
1. BÖLÜM: ALKANLAR VE
ALKİL HALOJENÜRLER
3
• ALKANLAR (PARAFİNLER) (Doymuş
Hidrokarbonlar)
• Alkanların genel formülleri C
n
H
2n+2
’dir.
• n; 1, 2, 3, 4, 5, 6 vb. tam sayılardır.
4
ALKANLARIN ADLANDIRILMALARI
• n = 1 CH
4
(Metan)
• n = 2 C
2
H
6
(Etan)
• n = 3 C
3
H
8
(Propan)
• n = 4 C
4
H
10
(Bütan)
• n = 5 C
5
H
12
(Pentan)
• n = 6 C
6
H
14
(Hekzan)
• n = 7 C
7
H
16
(Heptan)
• n = 8 C
8
H
18
(Oktan)
5
• n = 9 C
9
H
20
(Nonan)
• n = 10 C
10
H
22
(Dekan)
ALKİL
• Alkanlardan bir hidrojen çıktıktan sonra
kalan gruba alkil denir. –R harfiyle
gösterilir.
• Alkillerin genel formülü –C
n
H
2n+1
’dir.
ALKİLLERİN ADLANDIRILMALARI
• Alkanlardan –an eki kaldırılarak yerine –il
eki getirilir.
6
ALKİLLERİN ADLANDIRILMALARI
• n = 1 –CH
3
(Metil)
• n = 2 –C
2
H
5
(Etil)
• n = 3 –C
3
H
7
(Propil)
• n = 4 –C
4
H
9
(Bütil)
• n = 5 –C
5
H
11
(Pentil)
• n = 6 –C
6
H
13
(Hekzil)
• n = 7 –C
7
H
15
(Heptil)
• n = 8 –C
8
H
17
(Oktil)
7
• n = 9 –C
9
H
19
(Nonil)
• n = 10 –C
10
H
21
(Dekil)

8
IUPAC
Uluslararası Temel ve Uygulamalı
Kimya Birliği
The International Union of Pure and
Applied Chemistry
9
ALKANLARIN
ADLANDIRILMASI
Alkanların adlandırılması iki farklı Ģekilde
olur:
• IUPAC Sistemine Göre Adlandırma
(Sistematik Adlandırma)
• Özel Adlandırma
10
Alkanların IUPAC Sistemine Göre
Adlandırılması (Sistematik
Adlandırma)
• 1) Hidrokarbondaki en uzun C zinciri
bulunarak dallanmanın yakın olduğu uçtan
itibaren C atomlarına numara verilir.
• 2) En uzun karbon zincirine bağlanan alkil,
atom ya da gruplar her iki uçtan eĢit
uzaklıkta ise alfabetik sıralamada adının
ilk harfi önce gelen alkil, atom ya da
grubun yakın olduğu uçtan
numaralandırılır.
11
• 3) En uzun karbon zincirine bağlanan alkil,
atom ya da grupların karbon numarası
yazılarak kısa çizgi (tire) konulur. Sonra
atom, grup ya da alkilin adı yazılır.
• 4) Aynı cins alkil, atom ya da grup; aynı
veya farklı C atomuna bağlanmıĢsa ilgili C
atomunun numarası (her bir bağlanan için
ayrı ayrı olmak kaydı ile), arasında virgül
olan rakamlar Ģeklinde yan yana yazılarak
belirtilir. Rakamdan sonra da tire konup
birden fazla olan bağlanan sayısı Grekçe
rakamla belirtilir (di, tri, tetra, penta vb.).
12
• 5) Alkil, atom ya da gruplar baĢ harflerine
göre alfabetik sırayla okunur.
• 6) En son en uzun C zincirindeki alkanın
adı okunur.
• 7) Adlandırma tek bir kelime olarak yazılır.
• 8) Ġlk üç alkandan sonraki izomeri olan
alkanlar Ģayet dallanmamıĢlarsa, adının
baĢına “normal” ön eki getirilerek okunur.
“Normal”, n– kısaltmasıyla da yazılabilir.
13
ADLANDIRMADA
KARIġTIRILAN NOKTALAR
• 1) Ana zincire bağlı –R, –OR, –NO
2
ve –X
içeren bileĢiklerin adlandırılmasında
doğrudan alfabetik sıralamaya bakılır; grup
önceliğine bakılmaz; örneğin, alkil ile klor
arasında öncelik sırası yoktur, alfabetik
sıraya bakılır. Bu dördünden baĢka diğer
fonksiyonel grupları içeren bileĢiklerin
adlandırılmasında ise; grupların öncelik
sırasına bakılır, bu nedenle grupların
öncelik sırasını ezberlemek gerekir.
14
• 2) Adlandırmanın en uzun zincirdeki en
küçük numara ile baĢlaması gerekir,
“numaraların toplamı küçük olmalı” diye bir
kural yoktur.
• 3) Aynı C zincir sayısı birden fazla olabilir;
örneğin, üç tane 7 C’lu zincir olduğunu
varsayalım; hem doğru zincir seçilmeli
hem doğru taraftan numaralamaya
baĢlanmalı hem de 7 C’lu zincirlerden en
fazla dallanmanın olduğu 7 C’lu zincir
seçilmelidir.
15
• 4) Adlandırılacak molekül farklı yazımlarla
karĢımıza çıkabilir. Yazılmayan atom C,
eksik bağlar da H demektir.
• 5) Adlandırmanın C sayısına ve alkanın
adına göre olması meselesi tüm bileĢikler
için geçerli olan bir kuraldır.
• 6) Türkçe alfabe ve Türkçe okuma esastır;
örneğin Cl atomunun ilk harfi c harfi değil,
k harfi kabul edilir.
16
ADLANDIRMA SORUSU
• ÖRNEK: Verilen bir açık formül yanlıĢ
olarak 4–sekonderbütil–2,3–dimetilheptan
Ģeklinde okunmuĢtur. YanlıĢ nerededir ve
doğru adlandırma ne olmalıdır?
• ÇÖZÜM: 4 dallanmanın olduğu 7 C’lu
zincir değil de, 3 dallanmanın olduğu 7
C’lu zincir seçilmiĢtir. Doğrusu 2,3,5–
trimetil–4–n–propilheptan olmalıydı.
17
ALKANLARIN ÖZEL
ADLANDIRMA KURALINA
GÖRE ADLANDIRILMASI
• İZO: En uzun zincirdeki ikinci karbona bir
metil grubu bağlanmıĢsa izo ön eki
kullanılır.
• NEO: En uzun zincirdeki ikinci karbona iki
metil grubu bağlanmıĢsa neo ön eki
kullanılır.

18
ĠZOMERĠ
• Kapalı formülleri aynı açık formülleri farklı
maddeler birbirinin izomeridir. Ġzomerlerin
fiziksel ve kimyasal özellikleri birbirinden
farklıdır.
• Örneğin; C
5
H
12
(pentan) bileĢiğinin üç
izomeri vardır.

19
PENTANIN İZOMERLERİ
• n–pentan (normalpentan)
• 2–metilbütan (izopentan)
• 2,2–dimetilpropan (neopentan)
ALKİL GRUPLARININ İZOMERLERİ
• Alkil gruplarının da izomerisi vardır.
Örneğin; propil alkilinin iki izomeri vardır.
• izopropil
• n–propil
20
ALKANLARIN GENEL
ÖZELLĠKLERĠ
1)DoymuĢ hidrokarbonların ilk dört üyesi
gaz, 5–17 karbonlular sıvı, 18 ve daha çok
karbonlular katıdır.
2)Alkanlar suda çözünmezler. Organik
çözücülerde çözünürler.
3)Renksiz, tatsız ve kokusuz yapıdadırlar.
4)Homolog sıra oluĢtururlar. Hidrokarbonlar
arasında CH
2
kadar fark olmasına
homologluk denir.
21
5)Molekülleri arasında Van der Waals
bağları vardır. Moleküldeki karbon sayısı
arttıkça molekülün kaynama noktası
yükselir. Aynı sayıda karbon içeren
alkanlarda dallanma arttıkça kaynama
noktası düĢer.
6)Hidrokarbonlar yakılırsa CO
2
ve H
2
O
oluĢur.
7)DoymuĢ hidrokarbonlar katılma tepkimesi
vermezler. Ancak güneĢ ıĢığında
halojenlerle yer değiĢtirme (sübstitüsyon)
tepkimesi verirler.
22
ALKANLARIN ELDE EDĠLME
YÖNTEMLERĠ
• 1) Würtz sentezi yoluyla
• 2) Grignard (Grinyar) bileĢiklerinin hidrolizi
yoluyla
• 3) Karboksilli asitlerin dekarboksilasyonu
yoluyla
• 4) DoymamıĢ hidrokarbonlardan
• 5) Metan gazının özel elde metotları
23
SĠKLOALKANLAR
• Siklo ön eki aromatik hidrokarbonlar
dıĢındaki halkalı hidrokarbonlar için
kullanılır.
• Karbon zinciri halka Ģeklinde olan alkanlar
sikloalkanlardır.
• Bu hidrokarbonların kapalı formülleri
alkenlerin formüllerine benzer fakat
kimyasal özellikleri doymuĢ
hidrokarbonlarınkine benzer.
24
• Sikloalkanların isimlendirilmesinde düz
zincirli alkanların isimlendirilmesindeki
kurallar geçerlidir, farklı olarak alkanın
halkalı yapıda bulunduğunu ifade etmek
için siklo ön eki kullanılır.

25
SĠKLOALKANLARIN
ADLANDIRILMASI
• Siklo ön eki aromatik hidrokarbonlar
dıĢındaki halkalı hidrokarbonlar için
kullanılır. Karbon zinciri halka Ģeklinde
olan alkanlar sikloalkanlardır.
• Sikloalkanların isimlendirilmesinde düz
zincirli alkanların isimlendirilmesindeki
kurallar geçerlidir, farklı olarak alkanın
halkalı yapıda bulunduğunu ifade etmek
için siklo ön eki kullanılır.
26
METAN GAZI PATLAMASI
• Ġstanbul’da 28 Nisan 1993 tarihinde
Ümraniye HekimbaĢı çöplüğünde
meydana gelen metan gazı patlaması
neticesinde çöp yığınları çığ gibi kayarak
yakınındaki evlerin üstünü kaplamıĢtır.
Yangın meydana gelmiĢtir. 39 kiĢi
ölmüĢtür.
27
METAN GAZI HANGĠ
GAZLARDA BULUNUR?
• AĢağıdaki gaz karıĢımlarının hepsi
doğaldır ve % 90 ila % 99 arasında metan
gazı içerirler:
• Doğal gaz
• Çöplük gazı
• Bataklık gazı
• Biyogaz
28
BERMUDA ġEYTAN ÜÇGENĠ
• Deniz dibinde biriken fosiller ve çeĢitli
atıklardan zamanla çıkan metan gazı,
deniz suyunun kimyasal karıĢımını
etkileyerek deniz suyunun yoğunluğunu
düĢürmektedir. Yoğunluğu sıfıra
yaklaĢan suda gemi, yüzebilme
özelliğini yitirmektedir. Bunun
sonucunda da gemi metan gazının
bulunduğu ve metan kuyusu adı verilen
bölgeye doğru çekilmektedir. Kuyuya
girer girmez de batmaktadır.
29
• Bermuda ġeytan Üçgeni gibi gaz
akımlarının Ģiddetli olduğu bölgelerde
seyreden uçaklar da büyük tehlike sınırı
içinde bulunmaktadır; çünkü su yüzeyine
ulaĢan metan gazı kabarcıkları atmosfere
karıĢarak yukarıya doğru Ģiddetli bir
metan gazı tüneli oluĢturmaktadır. Bu
tünele giren uçak da kontrolden çıkarak
denize çakılmaktadır.
30
DOĞAL GAZ BORU HATLARI
• Rusya’dan Karadeniz’den Samsun’a gelen
boru hattı
• Rusya’dan Trakya üzerinden Marmara
denizinden Bursa’ya gelen boru hattı
• Ġran’dan gelen boru hattı

31
GEMĠLERLE ALINAN PETROL
VE DOĞAL GAZ
• Petrol gemilerle Ġskenderun, Ġzmir ve
Ġzmit’e gelir. Brezilya, Venezuela vb. petrol
çıkan her ülkeden alınabilir.
• Boru hattı ile gelen doğal gaz mevcudun
% 95’idir. Doğal gazın % 5’i ise gemilerle
Cezayir, Tunus vb. ülkelerden spot
piyasadan boĢ gemi varsa alınır.
32
PETROL
• Petrolün günümüzde önemi büyüktür.
Ġnsanlığa faydası çok büyük olan ve siyah
altın olarak da adlandırılan petrol, zaman
zaman insanoğluna korkulu rüyalar
yaĢatmıĢtır. Dileğimiz onun,
sorumluluğunu bilen, hırsını yenen ve
insanlığı ön planda tutan kimselerin elinde
olmasıdır.
33
PETROLÜN OLUġUMUNDA ĠKĠ
KURAM
• GeçmiĢ jeolojik çağlarda deniz olan
yerlerdeki bitkilerden ve hayvanlardan
oluĢur. Bu petrol, günümüzde karalardan
çıkarılan petroldür.
• GeçmiĢ jeolojik çağlarda da günümüzde
de deniz olan yerlerdeki canlılardan oluĢan
petrol ise denizden çıkarılan petroldür.

34
PETROL RAFĠNERĠLERĠNĠN
BULUNDUĞU YERLER
• BATMAN
• KIRIKKALE
• ĠZMĠR ALĠAĞA
• ĠZMĠT
35
PETROLÜN GELMESĠNDE ĠKĠ
YOL
• PETROL BORU HATTIYLA
• GEMĠLERLE
36
PETROL BORU HATLARI
• KERKÜK–BATMAN–DĠYARBAKIR–
ADIYAMAN–YUMURTALIK BORU
HATTI
• BAKÜ–TĠFLĠS–CEYHAN BORU HATTI
(2006 YILINDA AÇILDI.)
• 2008 YILINDA ĠHALESĠNĠN YAPILMASI
PLANLANAN SAMSUN–BAFRA–
KAYSERĠ–YUMURTALIK BORU HATTI:
Samsun’a Rusya’dan gemilerle
getirilecek olan petrol bu hatta verilecek.
37
RAZĠ (864–925)
• Petrolün ilk defa damıtılması ve
günümüzdeki adı olan nafta ismiyle
kullanılmaya baĢlanması Razi’nin
buluĢudur.

38
KÖMÜRÜN OLUġUMU
• Ağaçların yapısında bulunan selüloz ve
lignin baĢta olmak üzere protein, reçine,
terpen, flavonoit, alkaloit, sterol, tanin gibi
maddeler milyonlarca senede kömür
hâline gelir.
39
ASFALTĠT
• Petrolün katısıdır. Petrol ile kömür arası bir
maddedir. Halk arasında katı petrol olarak
bilinir. ġırnak’ta bulunur. Senelerce kömür
diye satılmıĢtır.
40
ASFALT (Hem sıvı hem de katı
asfalta, asfalt denir.)
• SIVI ASFALT: Ham petrolün ağır
ürününün (dip ürün) viskozitesi daha
yoğun hâle getirilmiĢidir. Rafinerilerde
asfalt üniteleri vardır. Bu ünitelerde dip
ürün prosesten geçerek farklı asfaltlar elde
edilir.
• KATI ASFALT: Sıvı asfalta kum, çakıl
ilavesiyle elde edilen yollara serilen asfalt
olarak bilinen üründür.
41
ZĠFT ve KATRAN (Her ikisi de
petrol kaynaklı değildir, kömür
kaynaklıdır.)
• KATRAN: Kömürün damıtma ürünüdür.

• ZİFT: Katranın damıtılması esnasında
damıtılmayan çökelektir.
42
ANTRASEN ve NAFTALĠN
• Antrasen: Maden kömürü katranının son
damıtma ürünüdür.

• Naftalin: Katranın fraksiyonlu destilasyonu
ile elde edilir.
43
2. BÖLÜM: ALKENLER
44
ALKENLERE GĠRĠġ
• Alkenler doymamıĢ hidrokarbonlardır.
Karbonlar arasında bir tane çift bağ
içerirler. Ġki tane çift bağ içerene alkadien,
üç tane içerenlere alkatrien denir. Mono
alkenlerin (alken) genel formülü C
n
H
2n
’dir.
Çift bağın olduğu karbonlar sp
2

hibritleĢmesi, tek bağın olduğu karbonlar
ise sp
3
hibritleĢmesi yapmıĢtır. Karbon
atomları arasındaki çift bağlardan biri
sigma, diğeri pi bağıdır.
45
ALKENLERĠN
ADLANDIRILMALARI
• Aynı sayıda karbon atomu içeren
alkanların sonundaki –an eki kaldırılarak
yerine –en ya da –ilen eki getirilir.
• C
2
H
4
Eten (Etilen)
• C
3
H
6
Propen (Propilen)
• C
4
H
8
Büten (Bütilen)
• C
5
H
10
Penten (Pentilen)
• C
6
H
12
Hegzen (Hegzilen)
46
• C
7
H
14
Hepten (Heptilen)
• C
8
H
16
Okten (Oktilen)
• C
9
H
18
Nonen (Nonilen)
• C
10
H
20
Deken (Dekilen)
DALLANMIŞ ALKANLARIN
ADLANDIRILMASI (IUPAC’a göre
adlandırma) (Sistematik adlandırma)
• 1) Çift bağın yakın olduğu uçtan
baĢlanarak ana zincirde bulunan karbonlar
numaralandırılır.
47
• 2) Ana zincire bağlı baĢka grupların ismi
ve bağlı bulunduğu karbon belirtilir.
• 3) Moleküldeki çift bağların baĢlangıç
karbon atomunun numarası belirtilir.
• 4) Molekülde bir çift bağ varsa –en, iki çift
bağ varsa –dien, üç çift bağ varsa –trien
eki getirilir.
• 5) Çift bağ taĢıyan en uzun karbon
zincirine (ana zincir) karĢılık gelen alkenin
ismi yazılır.
48
SİKLOALKENLERİN ADLANDIRILMASI
• Sikloalkenlerin (halkalı alkenler) genel
formülleri C
n
H
2n–2
’dir.
• Ġsimlendirilmelerinde alkenin isminin
önüne siklo ön eki getirilir.
ALKENLERDE İZOMERİ
• Alkenlerde yapı ve geometrik olmak üzere
2 tür izomeri vardır.
• Yapı izomeri çift bağın yerinin farklı
olmasından kaynaklanan izomeridir.
Örneğin: 1–penten, 2–penten.
49
• Geometrik izomeri çift bağlı karbon
atomuna bağlı atom veya atom gruplarının
konumlarından kaynaklanan izomeridir. Bir
alken molekülünde geometrik izomeri
olabilmesi için çift bağlı karbon atomlarına
bağlı olan atom veya atom gruplarının
birbirinden farklı olması gerekir. Çift bağla
bağlanmıĢ karbonlarda belirlenen gruplar
aynı taraftaysa cis (sis) farklı taraftaysa
trans olarak isimlendirilir.
50
ALKENLERĠN ELDE EDĠLME
YÖNTEMLERĠ
1)Alkollerden su çekilmesi ile
2)Alkil halojenürlerden hidrojen halojenür
çıkarmakla
3)Dihalojenürlerden halojen ayrılması ile
(dehalojenasyon)
4)Alkanlardan H
2
çekilmesi ile
5)Üçlü bağın kısmi doyurulması sureti ile
(hidrojenasyon)
51
ALKENLERĠN GENEL
ÖZELLĠKLERĠ
• 1) Karbon sayısı arttıkça kaynama noktası
artar.
• 2) Homolog sıra oluĢtururlar.
• 3) Cis izomerlerin kaynama noktası trans
izomerlerinkinden büyüktür.
• 4) Yanma ürünleri CO
2
ve H
2
O’dur.
• 5) Alkenlerin yükseltgenme özelliğine
sahiptir. Bu özellik Bayer deneyi ile
gözlemlenebilir.
52
• 6) Katılma tepkimesi verirler.
• Halojen katılması
• Hidrojen katılması
• Halojenür asidi katılması (Markovnikov
kuralı)
• Su (H
2
O) katılması
• 7) PolimerleĢebilirler.
53
POLĠMERLEġME
• Küçük moleküllü alkenler; kendi
aralarında, ikili bağın açılması ve art arda
dizilme sonucunda birleĢerek büyük
molekülleri oluĢturur. Bu oluĢan bileĢiklere
polimer bileĢik, etkileĢmeye de
polimerleĢme denir. Polimerin yapı taĢına
monomer denir. Polietilen, polipropilen,
teflon ve sentetik kauçuk polimerlere örnek
olarak gösterilebilir.
54
BAZI POLĠMER VE DOĞAL
ÜRÜNLERĠN KISALTMALARI
• PL polyester (polyester)
• PA poliamit (naylon)
• PE polietilen
• SE silk (ipek)
• WO wool (yün)
• WM moher
55
• WP keçi yünü
• WS kaĢmir
• LĠ linen (keten)
• LY likra

56
MONOMER KANSER RĠSKĠ
TAġIR
• Teflon tavalar çizilirse sıcaklığın etkisiyle
polimerden monomer ayrılır.
• PVC fabrikalarında PVC tozunda monomer
bulunur.
• Plastik bardaklar içine konan 70 derece
santigradın üzerindeki içecekler, içinde
bulunduğu plastik malzemeyi ısı etkisiyle
çözüp monomerine ayırır.
57
• Köpük bardakların ısıya dayanıklılığı daha
yüksektir. Ancak daha yüksek sıcaklıktaki
sıvılar bu materyali de monomerine ayırır.
• Plastik ve köpükten imal edilen
bardaklardan uzun süre sıcak sıvı içenler
kanser tehlikesiyle karĢı karĢıya kalabilir.
• Monomerler tehlikeli kanserojen
maddelerdir.
• Plastik bardak yerine kâğıt bardak
önerilebilir.
58
3. BÖLÜM: ALKİNLER
59
ALKĠNLERE GĠRĠġ
• Genel formülleri C
n
H
2n–2
’dir.
• Alkinler doymamıĢ hidrokarbonlardır.
Karbon zincirinde 1 tane üçlü bağ taĢıyan
alkinler mono alkin veya alkin olarak
isimlendirilir ve C
n
H
2n–2
genel formülüne
uyarlar. Üçlü bağın olduğu karbonlar sp
hibritleĢmesi yapmıĢlardır. Üçlü bağdan bir
tanesi sigma diğerleri pi bağlarıdır.
60
ALKĠNLERĠN
ADLANDIRILMALARI
• Aynı sayıda C taĢıyan alkanların
sonundaki –an eki kaldırılarak yerine –in
eki getirilir. Alkinlerde karbonlar
numaralanırken üçlü bağın yakın olduğu
uçtan itibaren numaralamaya baĢlanır.
• C
2
H
2
Etin (Asetilen)
• C
3
H
4
Propin
• C
4
H
6
Bütin
61
• C
5
H
8
Pentin
• C
6
H
10
Hekzin
• C
7
H
12
Heptin
• C
8
H
14
Oktin
• C
9
H
16
Nonin
• C
10
H
18
Dekin

62
HEM ĠKĠLĠ VE HEM DE ÜÇLÜ
BAĞ ĠÇEREN BĠLEġĠKLERDE
ADLANDIRMA
• Hem ikili hem de üçlü bağ içeren en uzun
karbon zinciri seçilir.
• Hangi bağ uca yakınsa o taraftan
numaralamaya baĢlanır.
• BileĢik her iki yönden de aynı numara ikili
ve üçlü bağ içeriyorsa öncelik ikili bağındır.
63
FONKSĠYONEL GRUP
ÖNCELĠĞĠ
• -COOH > -SO
3
H > -CN > -CHO > -C=O >
-OH > -NH
2
> -R (Alken > Alkin > Alkan) >
-O- > -NO
2
> -X
• Öncelik sırasında hangi grup önde
geliyorsa bileĢik ona göre okunmalıdır;
örneğin her -OH içeren bileĢik alkol
değildir, daha baskın fonksiyonel grup
içerebilir.


64
ANA ZĠNCĠRE BAĞLI ATOM VE
GRUPLARIN OKUNUġU
• -X: Halojen
• -F: Flor (IUPAC’a göre floro denilmesi
gerekir. Türkçe okunuĢta “o” harfi
söylenmiyor; aslında sondaki “o” harfini
atmaya gerek yoktur.
• -Cl: Klor (Kloro)
• -Br: Brom (Bromo)


65
• -I: Ġyot (Ġyodo)
• -NO
2
: Nitro
• -NH
2
: Amino
• =O: Okso
• -OH: Hidroksi (Oksi)
• -COOH: Karboksi
• -C
6
H
5
: Fenil
66
ALKĠNLERĠN ELDE EDĠLME
YÖNTEMLERĠ
• 1) Birbirine bağlı karbon atomlarına ya da
aynı karbon atomuna bağlı 2 halojen
taĢıyan alkanların, deriĢik KOH çözeltisi ile
tepkimesinden alkin elde edilir.
• 2) Alkinlerin metal tuzlarının alkil halojenür
ile tepkimesinden alkin elde edilir.
• 3) Tetra halojenürlerin Zn ile
tepkimesinden alkin elde edilir.
• 4) Asetilen özel yolla da elde edilir.
67
ALKĠNLERĠN GENEL
ÖZELLĠKLERĠ
• 1) Homolog sıra oluĢtururlar.
• 2) Yanma reaksiyonu verirler. Yanma
ürünleri CO
2
ve H
2
O’dur.
• 3) Erime ve kaynama noktaları aynı sayıda
karbon taĢıyan alkan ve alkenlere göre
genelde yüksektir.
• 4) Katılma tepkimesi verirler.
Br
2
katılması: Bromlu suyun rengini
giderirler.
68
H
2
katılması
Su (H
2
O) katılması
HBr katılması
• 5) Üçlü bağ taĢıyan karbonlardan biri veya
ikisi de H atomu bulunduruyorsa alkin,
NH
3
’lı ortamda AgNO
3
ve Cu
2
Cl
2
çözeltileri
ile çökelek verir. (Bu tepkimeler alkinlerin
ayıracıdır.) Alkinlerde üçlü bağ taĢıyan
C’lara bağlı hidrojenler asidik karakter
gösterir. Asetilenürler patlayıcı
maddelerdir.
69
• 6) DeriĢik KMnO
4
çözeltisi, asetileni CO
2

gazına kadar yükseltger.
• 7) PolimerleĢme tepkimesi verirler.


70
4. BÖLÜM: ALKOLLER
71
ALKOLLER
• Alkanlardan bir hidrojen çıkarılıp – OH
grubu getirilmesiyle elde edilirler ya da
suyun hidrojenlerinden birinin yerine alkil
grupları getirilerek alkoller oluĢturulur.
• R – OH ile gösterilirler.
• C atomunda bir tane OH grubu olmalıdır.
Bir karbon atomuna birden fazla OH grubu
bağlı olan maddeler kararsızdır. Bunlara
alkol denmez.
72
ALKOLLERĠN
SINIFLANDIRILMASI
• 1) – OH GRUBUNUN SAYISINA GÖRE
a) Mono alkoller: Yapısında 1 tane – OH
grubu içeren alkollerdir.
b) Poli alkoller: Farklı karbonlarda 1’den
fazla – OH grubu içeren alkollerdir. 2 tane
– OH grubu içeren alkollere diol denir. 3
tane – OH grubu içeren alkoller ise triol
olarak adlandırılır.
73
• 2) – OH GRUBUNUN BAĞLI OLDUĞU
YERE GÖRE
a) Primer alkol (Birincil alkol): –OH’ın
bağlı bulunduğu karbon atomunda en az 2
tane H atomu (1 tane alkil grubu olan) olan
alkollerdir.
b) Sekonder alkol (İkincil alkol): –OH’ın
bağlı olduğu karbon atomunda 1 tane H
atomu (2 tane alkil grubu olan) olan
alkollerdir.
74
• c) Tersiyer alkol (Üçüncül alkol): –OH'ın
bağlı olduğu karbon atomunda hiç H
olmayan veya baĢka bir tanımla OH’ın
bağlı olduğu karbon atomunun üç tane
alkil grubuyla bağ yaptığı alkollerdir.
Tersiyer alkoller en az dört karbonludur.


75
ALKOLLERĠN
ADLANDIRILMALARI
• Aynı sayıda C taĢıyan alkanların adının
sonuna –ol eki getirilir ya da alkilin sonuna
"alkol" sözcüğü getirilir.
• CH
3
OH Metanol ya da metil alkol
• C
2
H
5
OH Etanol (Etil alkol)
• C
3
H
7
OH Propanol (Propil alkol)
• C
4
H
9
OH Bütanol (Bütil alkol)
• C
5
H
11
OH Pentanol (Pentil alkol)
76
• IUPAC sistemine göre – OH grubu içeren
en uzun karbon zinciri seçilir ve zincir –
OH grubunun yakın olduğu uçtan
baĢlayarak numaralandırılır.


77
ALKOLLERĠN GENEL
ÖZELLĠKLERĠ
• 1) Alkollerde moleküller arasında hidrojen
bağları vardır. Bundan dolayı hidrojen bağı
taĢımayan izomerlerine (eterler) göre daha
yüksek sıcaklıkta kaynarlar. Karbon sayısı
arttıkça alkollerin kaynama noktası
yükselir. Dallanma arttıkça kaynama
noktası düĢer. Alkoller suda
iyonlaĢmadıklarından elektrolit değildirler
ve baz özelliği de göstermezler.
78
• 2) Homolog sıra oluĢtururlar.
• 3) 10 karbonluya kadar olan alkoller sıvı,
10’dan fazla karbon taĢıyan alkoller katı
hâlde bulunurlar.
• 4) Alkoller Mg, Zn, Ca gibi metallerle
tepkime vermezler. Na, K gibi aktif
metallerle H
2
gazı açığa çıkarırlar. Açığa
çıkan H
2
’in mol sayısı alkolün içerdiği –OH
grubu sayısına göre değiĢir. Tepkime
sonunda oluĢan diğer ürün alkolat veya
alkoksit olarak adlandırılır.
79
• 5) 2 mol mono alkolden 1 mol su
çekilmesiyle eterler oluĢur.
• 6) 1 mol mono alkolden 1 mol su
çekilmesiyle alkenler oluĢur.
• 7) Primer alkoller 1 derece yükseltgenerek
aldehitleri oluĢtururken 2 derece
yükseltgendiklerinde ise karboksilli asitleri
oluĢtururlar. Sekonder alkoller yalnız 1
derece yükseltgenebilirler ve
yükseltgendiklerinde ketonları oluĢtururlar.
Tersiyer alkoller ise yükseltgenmezler
(alkollerin oksitlenmesi).
80
• 8) Organik asitlerle tepkime verirler.
• 9) Mono alkoller aynı sayıda karbon içeren
eterlerle izomerdirler.
• 10) Yanma ürünleri CO
2
ve H
2
O’dur.
• 11) Alkoller asidik ortamda baz, bazik
ortamda asidik gibi davranan bileĢiklerdir.
• 12) Halojen asitleriyle tepkime verirler
(alkollerin halojenlenmesi). Alkollerin
halojenlenmesi zordur; bu nedenle
reakfifler geliĢtirilmiĢtir (SOCl
2
, PCl
3
, PCl
5
).


81
ALKOLLERĠN ELDE EDĠLMESĠ
• 1) Alkenlere H
2
O katılarak elde edilir.
• 2) Alkil halojenürlerin seyreltik NaOH ya
da KOH’ın sulu çözeltisiyle
kaynatılmasından elde edilir.
• 3) Aldehit, keton ve karboksilli asitlerin
indirgenmesiyle elde edilir.
• 4) Grignard bileĢiklerinden elde edilir.
82
• 5) Merkürasyon-Demerkürasyon
metoduyla elde edilir.
• 6) Hidroborasyon yöntemiyle elde edilir.

83
ĠÇKĠLERDEKĠ ETANOL (ETĠL
ALKOL) YÜZDELERĠ
Bira % 6
ġarap % 16
Rakı % 40 – % 50
Votka % 65 – % 70
Viski % 65 – % 70
84
ETANOL YÜZDESĠ YÜKSEK
OLAN ĠÇECEKLER
Kımız: DiĢi at (kısrak)
sütünün fermantasyonu ile
elde edilir.
% 2
Boza: Mısırın (darı)
fermantasyonu ile elde
edilir.
% 0,3 (Mevzuat limiti
en çok % 2’dir.)
Kefir: Ġnek, koyun veya keçi
sütünün fermantasyonu ile
elde edilir.
% 0,5
85
MEYVE SULARINDA ETĠL
ALKOL YOKTUR
• % 100 doğal meyve sularında etil alkol
yoktur. Meyve suyu nadiren de olsa
bozunabilir. Meyve suyu bozununca, 1 mol
maltozun (meyve Ģekeri veya malt Ģekeri)
hidrolizi sonucu 2 mol galaktoz oluĢur.
C
12
H
22
O
11
+ H
2
O → C
6
H
12
O
6
+ C
6
H
12
O
6
Meyve Ģekeri Galaktoz Galaktoz
(Malt Ģekeri)
86
• Galaktozun fermantasyonuyla da etil alkol
meydana gelir ve CO
2
gazı açığa çıkar.
C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2
• Bozunan kâğıt ambalajlı meyve sularında
açığa çıkan CO
2
gazından dolayı kâğıt
ambalajın ĢiĢmesi, etil alkolün oluĢtuğunun
göstergesidir.
87
• Doğala özdeĢ meyve aroması içeren
meyve sularında etil alkol vardır. Bu etil
alkol çözücü amaçlı ilave edilen etil
alkoldür. Bu tür meyve sularının tadı ve
kokusu doğal değildir. HoĢ olmayan
kokusu vardır. Boğazı yakar, genizde gıcık
yapar.
88
MEġRUBATLAR-ĠÇECEKLER
VE ETĠL ALKOL
• MeĢrubatlardaki alkol; doğala özdeĢ
meyve aromasından kaynaklanmaktadır.
• Gazozlarda tat ve koku verici esanslar
kullanılmaktadır. Bu esanslar suda
çözünmez, etil alkolde çözünür. Etil
alkolden baĢka çözücüler de kullanılabilir,
ancak maliyet artar. MeĢrubatlarda
genelde bu nedenle etil alkol vardır.

89
• Gazozlardaki alkol oranı % 0,05 ile % 0,15
arasındadır. Sarı içeceklerde ve kolalarda
ise en fazla % 0,01 alkol vardır.
• MeĢrubatlardaki etil alkol, ilave edilmiĢ etil
alkoldür.
• Boza, kefir, kımız gibi içeceklerdeki etil
alkol ise fermantasyon sonucu ortamda
oluĢan etil alkoldür.
• Zamanı geçmiĢ koruk ekĢisinde de
fermantasyon ile ortamda etil alkol oluĢur.

90
• Ġlave edilmiĢ etil alkol içeren gazoz, sarı
içecek ve kola gibi meĢrubatlar ne kadar
içilirse içilsin zaten sarhoĢluk vermez.
• OluĢmuĢ etil alkol içeren boza, kefir, kımız
ve koruk gibi içecekler ise belli bir
dereceye kadar içilirse yine sarhoĢluk
vermez.
• Bundan dolayı gazoz, sarı içecek ve kola
gibi meĢrubat veya boza, kefir, kımız ve
koruk gibi içecek içmek içkiden ayrı
tutulmuĢtur.
91
• ġarap hangi maddeden yapılıyorsa, o
maddeden elde edilen içkiye içki
denilmiĢtir.
• Diğer maddelerden yapılan içecekler
(boza, kefir, kımız veya koruk) ise
sarhoĢluk verdiği zaman ve sarhoĢluk
verecek kadarı sakıncalı sayılmıĢtır.
Dolayısıyla kimilerine göre o türlü
içeceklerin birkaç bardağı mahzurlu
olmayabilir; bunun belli bir dayanağının
olduğu da söylenilebilir.
92
• Eğer Osmanlı’da bazıları, denildiği gibi bu
iĢi yapmıĢlarsa ihtimal böyle bir içecek
(boza, kefir, kımız veya koruk) içmeleri söz
konusudur.
• II.Selim, Sarı Selim, Kanuni’nin Oğlu,
Hürrem’in Oğlu, Yıldırım için de bu
böyledir.
• Bir menkıbede Ģöyle anlatılır: Yıldırım Han
Bursa’daki camiyi yaptırırken Emir Sultan
Hazretleri diyor ki: “Caminin bir eksiği var.
4 köĢesinde 4 tane de meyhane lazımdı.”

93
• Yıldırım Han’ın bu cümleyi garipsemesi
üzerine, ondan sonra da Emir Sultan
Hazretleri “Senin yaptığın binanın dört
köĢesinde dört meyhane olmuĢ ne
mahzuru var ki; sen asıl Beytullah olan
kendi mahiyetini, kendi kalbini
kirletiyorsun.” demiĢtir.
• Yıldırım Han ile Emir Sultan arasında olan
bu muhaverenin bir benzeri de farklı
zamanlarda yaĢamıĢ olsalar da Ġbni Sina
ile Ġmam Gazali arasında nakledilir.
94
• Ġmam Gazali, Ġbni Sina’ya “Fazlası zararlı
olanın azı da mahzurludur. Alkolü tedavide
kullanma iĢini nereden çıkardın.” der.

95
BAZI MEYVELERDE ETĠL
ALKOL VAR MIDIR?
• Yediğimiz doğal hiçbir besin maddesinde
etil alkol yoktur. Bu konu; halk arasında
yanlıĢ bilinen bir mevzudur.
• Alkoller, bir konu baĢlığıdır. BaĢka bir
ifadeyle, alkol denince yüzlerce alkol
anlaĢılır.
• Ġçkilerde bulunan alkol, etil alkol (etanol)
adıyla bilinen alkoldür.
96
• Etil alkol ise yüzlerce alkolden sadece
birisidir.
• Ġnsanları ĢaĢırtan husus; meyvelerde etil
alkolden baĢka bazı faydalı alkollerin
bulunmasıdır.
• Örneğin; karbonhidratlar, polihidroksi
alkoldür.
• Bazı alkoller de faydalı olmamalarının yanı
sıra çok zararlıdırlar. Örneğin; metil alkol,
sarhoĢluk vermez ama gözleri kör eder,
insanı öldürür.
97
ġARAP ELDE EDĠLMESĠ
Üzümün posası ayrıldıktan sonra kalan
suyuna Ģıra denir. ġıra fıçılara aktarılır.
Fıçının tıpası O
2
gazının girmemesi
gerektiğinden kapalı olmalıdır. O
2
gazı
girerse sirke olur. Karbon dioksit gazının
çıkması için tıpa sıkı kapatılmamalıdır. 3–
5 ay sonra Ģarap elde edilir.
C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2
98
FERMANTASYON
(MAYALANMAK)
(EKġĠMEK)
(TAHAMMÜR ETMEK)
• Glikozdan etil alkolün oluĢması
fermantasyon reaksiyonudur.
C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2

99
HANGĠ ÜLKEDE HANGĠ ĠÇKĠ
EN ZARARLI OLMUġTUR?
• Votka Rusya’da
• Bira Almanya’da
• ġarap Ġngiltere’de
• Rakı Türkiye’de
en zararlı olmuĢtur.


100
SAHTE ĠÇKĠ
• Ġçkilerde yalnız etil alkol vardır.
• Metil alkol etil alkolden daha ucuzdur.
Metil alkollü içkiler sahte içkidir.
• Metil alkol gözü kör eder, insanı öldürür.
• 2004 yılının YeĢilay haftasında sahte içki
imal ederek piyasaya süren içkili restoran
sahibi iki kiĢi sahte içkiden ölmüĢtür.
101
• 2005 yılının YeĢilay haftasında ülke
genelinde 5 milyon rakı toplanmıĢtır
(YeĢilay haftası 1–7 Mart tarihleri
arasındadır).
102
EKMEKTE ETĠL ALKOL
YOKTUR
• Hazır mayalarda % 1,5 etil alkol vardır.
• Ekmek piĢerken etil alkol uçar.
• EkĢi mayalarda etil alkol yoktur.
• EkĢi mayayla yapılan ekmekler daha
lezzetlidir. Hazır mayayla yapılan ekmeğin
tadı yarı yarıya azalır.
103
• 1 gün beklemiĢ hamur ekĢi mayadır ve
doğaldır.
• Hazır maya yaĢ ve kuru olmak üzere ikiye
ayrılır. Kuru maya bira mayasıdır, yaĢ
maya ise pak maya adıyla yaygın olan
mayadır.
• Hazır mayayla yapılan ekmekte etil alkol
yoktur. Etil alkol, ekmek piĢerken
buharlaĢır. Etil alkolün kaynama noktası
76 °C’tır; bu nedenle 76 °C’tan sonraki
sıcaklıklarda, etil alkolün zerresi kalmaz.
104
FERMANTASYONA
UĞRAMAYAN TEK ġEKER:
LAKTOZ
• Sütün fermente olması için kefir bitkisi
gereklidir. Süt Ģekeri (laktoz) özel Ģartlarda
ve çok zor fermente olur. Bu bize sütün
önemini gösterir.
• Örneğin; sütten yapılan ve etil alkol içeren
kefirin yapımı ile ilgili Ģu bilgiler bize bu
zorluğu gösterir.
105
KEFĠR
• Kefir kuru iken kirli beyaz renkli, kıkırdak
görünüĢündedir. Taze hâldeyken ise
parlak beyaz renkli, nohut büyüklüğünde
küremsi tanelerdir.
• Kefir yumrusu içinde birçok
mikroorganizma bulunur.
• Sütün fermente olması için kefir
yumrusuna ihtiyaç vardır. Laktoz dıĢındaki
fermente olan Ģekerlerde hiçbir dıĢ etkene
gerek olmaksızın doğal olarak maya
oluĢur.
106
DĠSAKKARĠTLERDEN KEFĠR
VE KIMIZ ĠMALĠ
Kefir ve kımız imalinde; sütte bulunan süt
Ģekeri adı verilen laktoz fermente olarak
etil alkole dönüĢür.
C
12
H
22
O
11
+ H
2
O → C
6
H
12
O
6
+

C
6
H
12
O
6
Laktoz Glikoz Galaktoz
(Süt Ģekeri)
C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2

107
DÜNYA SAĞLIK
TEġKĠLATININ ARAġTIRMASI
• Cinayetlerin % 85’inin
• ġiddet olaylarının % 50’sinin
• Trafik kazalarının % 60’ının
• EĢlerin maruz kaldığı Ģiddetin % 70’inin
• Akıl hastalıklarının % 40’ının
sebebinin etil alkol olduğu bu araĢtırma ile
gösterilmiĢtir.
108
ETĠL ALKOLÜN TEDAVĠDE
KULLANILMASI
• Dezenfekte edici olarak kullanılır.
• Ġlaçlardaki etken maddeyi çözmek için
kullanılır.
• Yüzlerce ilaçta yardımcı madde olarak
bulunur.
• Ġlaçlarda adı; etanol, ethanol, etil alkol
veya alkol olarak geçer. Sadece “alkol”
denildiğinde etil alkol kastedilmiĢtir.
109
• Ġlaçlarda bulunan izopropil alkol, dikloro
benzil alkol, setil alkol gibi çözücüler
sarhoĢluk veren alkol değildir. Etil alkol
dıĢındaki alkoller için yalnızca “alkol” ismi
kullanılmaz.
• Alkol en çok; Ģurup, ağız gargarası, sprey,
buğu, enjektabl preparat, losyon ve
damlalarda bulunur.
110
ETĠL ALKOL KOMASINDAN
ÖLÜM
• Alkol koması, alkol yüzdesi % 40 – % 50
olan içkileri bir kerede fazla miktarda
içenlerde görülür.
• Etil alkol doğal olarak en fazla % 16’lık
olur. Bundan fazla yüzdelerde maya bile
ölür, fermantasyon sona erer.
111
• % 16’dan daha fazla etil alkol içeren
içkiler, dıĢtan doğal veya sentetik etil alkol
ilave edilerek üretilmiĢlerdir. Etil alkol oranı
% 16’dan fazla olan içkileri içenler alkolik
olmasalar dahi, alkol koması sonucu ani
ölüm riski ile karĢı karĢıyadırlar.
112
MUTLAK ETĠL ALKOL
• Etil alkol su çekici olduğundan % 100’lük
elde edilemez. Ancak % 95,5 saflıkta
olabilir. Buna mutlak etil alkol denir.
• Etil alkolde, havadan nem kaparak kendini
seyreltme eğilimi vardır.
• Mutlak etil alkol, doğal yolla elde edileni ve
yapay yolla elde edileni olmak üzere iki
çeĢittir.
113
DOĞAL MUTLAK ETĠL
ALKOLÜN ELDE EDĠLMESĠ
• Doğal mutlak etil alkol elde edilmesinde;
etil alkol % 16’lık olunca maya öldüğünden
dolayı bu yüzdeye gelmeden önce etil
alkol ortamdan destilasyonla çekilir. Kalan
kısımda fermantasyon devam eder. Bu
iĢlem sürekli tekrar edilir. Böylece % 95,5
etil alkol içeren mutlak etil alkol elde
edilmiĢ olur.
114
• Doğal mutlak etil alkol Ģeker pancarı,
üzüm ve polisakkaritlerden elde edilir.
115
ETĠL ALKOL ORANI YÜKSEK
ĠÇKĠLERDEKĠ DOĞAL ETĠL
ALKOL NASIL ELDE EDĠLĠR?
(SUMA FABRĠKASI)
• Etil alkol oranı % 16’nın üzerinde olan
içkiler rakı, votka, viski, cin, kanyak ve
likördür.
• Bu içkilerde bulunan belirli yüzdelerdeki
doğal etil alkol, sumadır.
116
• Rakı imalatında genelde doğal etil alkol
kullanılır. Etil alkol oranı yüksek diğer
içkilerde sentetik etil alkol olabilir. Bu
nedenle suma kelimesi rakıyla
özdeĢleĢmiĢtir.
• Rakı üretiminde içine anason konulmamıĢ
ve damıtılarak elde edilen % 40 ila % 50’lik
etil alkole suma adı verilir.
• Suma da mutlak etil alkolün elde
edilmesinde olduğu gibi damıtmayla elde
edilir. Suma, ilk damıtılandır ve etil alkol
yüzdesi daha düĢüktür.
117
• Suma kelimesi “gizli riyakârlık” anlamını da
taĢır. Bu belki de, düĢünülmesi gereken bir
denk geliĢtir.
• Ġçkilerdeki etil alkol genelde üzümden elde
edilir. Bildiğimiz etil alkol, bu fabrikalarda,
fermantasyon ve damıtma yoluyla üretildiği
hâlde adına, etil alkol fabrikası
denilmemiĢtir. Özellikle Anadolu’da suma
fabrikası denilmiĢtir!..
• Suma fabrikası, rakının esas maddesini
elde etmek için açılır.
118
• Tıpta kullanılan doğal etil alkolün elde
edildiği fabrikaya etil alkol fabrikası denir,
suma fabrikası denilmez.
• Zaten 2005 Baskı TDK Türkçe Sözlük’te
de, suma kelimesinin karĢılığında “Ġlk
damıtılan ve içinde anason bulunmayan
rakı.” denilmektedir. Dolayısıyla “Rakı
fabrikası açıyoruz.” denilmelidir. Halk iĢin
doğrusunu bilmektedir.
119
DĠSAKKARĠTLERDEN MUTLAK
ETĠL ALKOL ELDE
EDĠLMESĠNE AĠT REAKSĠYON
DENKLEMLERĠ
ġeker pancarından etanol elde edilir.
C
12
H
22
O
11
+ H
2
O → C
6
H
12
O
6
+ C
6
H
12
O
6

Sukroz veya sakkaroz Glikoz Fruktoz
(Çay Ģekeri)
C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2
120
ÜZÜMDEN ETĠL ALKOL ELDE
EDĠLMESĠNE AĠT REAKSĠYON
DENKLEMĠ
C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2
Glikoz
121
POLĠSAKKARĠTLERDEN
MUTLAK ETĠL ALKOL ELDE
EDĠLMESĠNE AĠT REAKSĠYON
DENKLEMLERĠ
(C
6
H
10
O
5
)
n
+ nH
2
O → nC
6
H
12
O
6
NiĢasta Glikoz

C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2

122
ARPADAN BĠRA ELDE
EDĠLMESĠNE AĠT REAKSĠYON
DENKLEMLERĠ
(C
6
H
10
O
5
)
n
+ nH
2
O → nC
6
H
12
O
6
Arpa niĢastası Glikoz

C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2
123
ALKOLLER BÖLÜMÜNDE
SOSYAL ALANDA
KULLANILAN KĠMYA KELĠME
VE DEYĠMLERĠ
• Primer: 1. Birinci sırada olan veya önemde
ilk yeri alan. 2. Ana, temel, esas, asıl.
• Sekonder: Sırada veya önemde ikinci
derecede olan.
• Tersiyer: Sırada veya önemde üçüncü.
124
DENEY
• Saat camının üzerine bir parça pamuk
konulur.
• Pamuğun üzerine KMnO
4(k)
ilave edilir.
• Pamuk ve KMnO
4(k)
üzerine 2-3 damla
mutlak etil alkol damlatılır.
• Son olarak da 1 damla deriĢik H
2
SO
4(suda)

damlatılır.
• Alev aldığı gözlenir.

125
KARBONHĠDRATLAR
126
KARBONHĠDRATLAR
• Yapılarında C, H ve O bulunan, H ile O
arasında 2/1 oranı olan bileĢiklerdir.
• Yapılarında aldehit ya da keton grubu
taĢıyıp poli alkol özelliği gösterirler.
• Isıtıldıklarında H
2
O açığa çıkararak geriye
karbon bırakırlar.
• Karbon hidratlar fotosentez olayı ile oluĢur.
• Genel formülleri C
n
(H
2
O)
m
Ģeklindedir.
127
KARBONHĠDRATLARIN
ADLANDIRILMALARI
• Aldehit grubu taĢıyanlara aldoz, keton
grubu taĢıyanlara da ketoz adı verilir. BaĢa
aldo veya keto ön eki araya karbon
sayısının Latincesi, sonlarına –oz eki
getirilerek okunurlar. Ġki karbonlu olana
bioz, üç karbonlu olana trioz, dört karbonlu
olana tetroz, beĢ karbonlu olana pentoz,
altı karbonlu olana hekzoz denir.

128
• Karbonhidratların en önemlisi aldo hekzoz
olan glikoz ile keto hekzoz olan
früktozdur.
• Aynı sayıda karbon içeren aldozlar ve
ketozlar birbirinin izomeridir.

129
KARBONHĠDRATLARIN
SINIFLANDIRILMASI
• 1) Monosakkaritler
• 2) Disakkaritler
• 3) Polisakkaritler
1) Monosakkaritler: Molekül yapılarında
tek karbon iskeleti bulunan basit
karbonhidratlar monosakkaritlerdir. Kristal
yapılıdırlar, suda çözünürler ve tatlıdırlar.
Glikoz, galaktoz ve früktoz en çok
bilinenleridir.
130
• 2) Disakkaritler: Ġki molekül
monosakkaritten bir molekül su çıkmasıyla
meydana gelirler. En önemlileri sakkaroz
(çay Ģekeri), maltoz ve laktozdur (süt
Ģekeri). Bir molekül glikoz ile bir molekül
fruktozdan bir molekül su çıkmasıyla
sakkaroz oluĢur. Disakkaritler asitli
ortamda hidrolize uğrayarak
monosakkaritleri oluĢtururlar. Suda
çözünürler ve tatlıdırlar.
131
• 3) Polisakkaritler: Polisakkaritler çok
sayıda monosakkaritin birbirlerine oksijen
köprüsüyle bağlanmasıyla oluĢurlar. n
molekül monosakkaritten n molekül su
çıkmasıyla polisakkaritler oluĢur. Bazı
önemli polisakkaritler; niĢasta, dekstrin,
selüloz, glikojen ve inülündir. Molekül
sayısı 5–15 ise dekstrin, 20 ise glikojen,
30–35 ise niĢasta ve 2000 kadar ise
selüloz meydana gelir. Polisakkaritler
tatsızdır ve suda çözünmezler.
132
FOTOSENTEZ
6CO
2
+ 6H
2
O + güneĢ enerjisi ve klorofil→

C
6
H
12
O
6
+ 6O
2
• Bitkiler güneĢ ıĢığında CO
2
alıp O
2
vermekte, insanlar ise gece–gündüz O
2
alıp CO
2
vermektedir.
• Havadaki % 21 O
2
oranı sabittir. Oran
azalmaya meyledince fotosentez
hızlanmakta, oran artınca da fotosentez
yavaĢlamaktadır.
133
• Havadaki % 21 O
2
canlılar için en uygun
yüzdedir, oran sabit tutulmaktadır.
• % 50 olsaydı her taraf benzin dökülmüĢ
gibi olacaktı. Yukarıdan gelen
radyasyonlarla her an yangın çıkabilirdi.
Bu durumda bir kibrit çakınca hava aniden
yanacaktı.
• Oksijen oranı % 50 olmadığı gibi % 10 da
değildir. Oran % 10 olsaydı solunum
güçlüğünden yine ölecektik.
134
• % 0,03 olan CO
2
oranı da fotosentez için
gerekli olan orandır. Karbon dioksit bu
oranda olmalı, daha fazla olmamalıdır.
Havadaki fazlalığı solunumda önemli
problemlere yol açar.
• Sonuç olarak havadaki gazların oranları
insanlar ve diğer canlılar için en idealdir.
• Fotosentez olayı yapraklarda cereyan
eder.

135
• CO
2
ve H
2
O gibi maddelerden çiçek,
meyve ve sebzeler meydana gelmekte,
havamız temizlenerek rahat nefes
almamız sağlanmaktadır.
• H
2
O, fotosentezde meyve ve sebzelerin
meydana gelmesine sebep olduğu gibi,
meyve ve sebzelerle yapıĢık ve karıĢık
olduğundan da onların tazeliğini korumaya
vesiledir.
136
• Fotosentez, gıdayı meydana getiren
kimyasal reaksiyonlardan biridir.
Fotosentez reaksiyonunda enzimler görev
almaktadır.
• Hayat çeĢitlerinin en aĢağısı, bitki
hayatıdır. Bitki hayatının en birinci
derecesi, çekirdekteki hayat ukdesinin,
hayat düğümünün uyanmasıdır. Uyanıp
açılarak hayata gelme, canlılık kazanma
gözümüz önünde apaçık ve çoklukla
cereyan etmektedir.
137
• Hayatın sırrı ilk insandan beri kimya,
biyoloji, botanik vb. bilim dalları
nazarında gizli kalmıĢtır. Hakikati, hakiki
olarak insan aklı ile keĢfedilmemiĢtir.
Zaten keĢfedilmesi de düĢünülemezdi;
çünkü canlılık ve hayatta, maddi hiçbir
sebep yoktur.
• Aslında canlılık ve hayatta var gibi
görünen sebepler, perde olması için
zahirde sebeptir. Biraz düĢünülse
bunların sebep olmadığı anlaĢılacaktır.
138
• Hayat denilen sırlı durum, bir anda
belirtileriyle ortaya çıkmaktadır. Bu hâl,
hayatın hakikatinin açıklamasını, fenlerin
ve felsefenin dıĢında aramaya, bizi
mecbur bırakmaktadır.
• Hayat ve hayata ait fonksiyonlar maddenin
özelliğinden kaynaklanamaz; çünkü
madde, sürekli olarak insan bedeninde
değiĢmesine rağmen, hayatımız ve
benliğimiz hiçbir değiĢikliğe uğramadan
devam eder.
139
• Bu durum, maddenin canlı bünyelerdeki
ağırlığının derecesinin düĢüklüğünün
göstergesidir.
140
KARBONHĠDRATLAR VE
KORUYUCU HEKĠMLĠK
• Tıbbın büyük bir bölümünü koruyucu
hekimlik oluĢturmaktadır; çünkü esas olan,
kiĢiyi hasta olmaktan korumaktır. Bu,
oldukça da kolaydır.
• KiĢi hasta olduktan sonra tedavi, daha zor
ve pahalıdır.
141
SAĞLIĞIMIZ ĠÇĠN FAYDALI
OLAN KARBONHĠDRAT
ĠÇEREN GIDALAR VE DĠKKAT
EDĠLECEK HUSUSLAR
• Çay Ģekeri yerine hurma, üzüm, incir, bal
vb. gıdalar tercih edilmelidir.
• Yoğurt doğal antibiyotiklerdendir.
• Her sabah aç karna çekirdekli siyah kuru
üzüm yenilmelidir.
142
• Damar sağlığı için gerekli baĢlıca
karbonhidratlar; sarımsak, kavun, karpuz,
yeĢil yapraklı sebzeler, bal, incir, hurma ve
elmadır.
• Ġskelet sistemi sağlığı için baĢlıca gıdalar;
süt, salep, balık ve yumurtadır.
• Beyin sağlığını korumak için baĢlıca
karbonhidratlar; ekmek, kuru dut, kuru
üzüm, hurma, bal ve pekmezdir.
143
• Tedavide alternatif tıp ilaçları tercih
edilmelidir.
• Mart ve nisan aylarında acı günevik, acı
marul, fincan otu, karamık, yemlik,
madımak, dede sakalı vb. kır otları mart
ayında bolca yenmelidir. Atalarımız “mart
ayı dert ayı” demiĢlerdir. Bu otlar, insanı yıl
boyunca hastalıklardan korumaya
vesiledir.
• Baharda yeĢile bakmak göze iyi gelir.

144
KARBONHĠDRAT ĠÇEREN
BAZI GIDALARIN NASIL
TÜKETĠLMESĠ GEREKTĠĞĠ
• Meyveler posalı yenmelidir. Selüloz içeren
posa bağırsak sağlığı için önemlidir.
• Ceviz, tatlısız yenirse baĢ ağrısı yapar.
• Süt, gece veya sabah aç karna Ģekersiz
içilmelidir.
145
• Antep fıstığı tatlısız yenirse kanser riski
vardır.
• Yaz mevsiminde yaz sebze ve meyvesi,
kıĢ mevsiminde de kıĢ sebze ve meyvesi
yenmelidir.
• Meyve ve sebze aç karna yenmelidir.
• Kavun yemeklerden evvel yenmelidir.
• Karpuz aç karna, tok karna veya yemekle
beraber yenebilir.
146
TÜKETĠLMESĠ UYGUN
OLMAYAN GIDALAR
• Bisküvi, çikolata, kola vb. sentetik ve katkı
maddeli gıdalardan kaçınmalıdır.
• Hormonlu meyve ve sebze mümkünse
yenmemelidir.
• Geni değiĢtirilmiĢ yiyeceklerden uzak
durulmalıdır.
• Yapay tatlandırıcı içeren gıda ve
içeceklerden kaçınılmalıdır.
147
• Elmanın kabuğu, çok faydalı olmasına
rağmen yenmemelidir. Elma, kabuğu
soyularak yenmelidir; çünkü elma ağaçları
CuSO
4
çözeltisiyle ilaçlanır. Bol suyla
yıkansa bile kabukta Cu
+2
kalır. Cu
+2

düzeyinin kanda yükselmesi ile Wilson adı
verilen ölümcül karaciğer hastalığı baĢ
gösterebilir.
• Yapay gübre ve tarım ilacı kullanılmadan
yetiĢtirilmiĢ organik sebze ve meyve
tüketilmelidir.

148
• Yapay gübre ve tarım ilacı kullanılmadan
yetiĢtirilmiĢ organik sebze ve meyve
tüketilmelidir.
• Gemilerle gelen pirinç vb. ithal gıdalar
radyasyon içerdiğinden bunlardan
kaçınılmalıdır.
• Tedavide sentetik ilaçlardan mümkün
olduğu kadar kaçınılmalıdır.
• Ispanak ve patates bir öğünlük
piĢirilmelidir. BeklemiĢ ıspanak ve patates
yemekleri tüketilmemelidir.
149
• Meyve ile beraber su içilmemelidir.
Ġçilecekse önce içilmelidir.
• Ham toplanarak kimyasallarla
olgunlaĢtırılmıĢ meyve yenmemelidir;
turfanda meyve fazla paraya satıldığından,
narenciye hile amacıyla erken toplanmakta
ya karpit ile muamele edilerek ya da etilen
gazı odalarında bekletilerek olgunlaĢmıĢ
gibi gösterilmektedir.

150
YAPAY TATLANDIRICILAR VE
ZARARLARI
• Yapay tatlandırıcıların tamamı kimyasal
maddedir. Bu nedenle bunlara kimyasal
tatlandırıcı da denir.
• Hepsi vücuda yabancı ve zararlıdır.
• ġeker hastalarının bile kullanmaması en
iyisidir. Kullanıldığında da günde 30
tabletin aĢılmaması gerekir.
151
• Doz aĢımında kanserojen olduğu iddia
edilmektedir.
• Aspartam ve sakarin, Ģeker hastalarının
kullandığı yapay tatlandırıcıların
baĢlıcalarındandır.
• Türk ġeker Kurumu verilerine göre Ģeker
hastalarının kullandığı aspartam ve
sakarin ithalatı son 8 yılda 13 kat artmıĢtır.
2000 yılında 162 ton, 2008’de 2190 ton
ithal edilmiĢtir.
152
• 2003 yılında Türk ġeker Kurumu’nun
yaptığı araĢtırmaya göre ithal edilen
sentetik tatlandırıcıların yalnız % 4,8’i
sağlık sektöründe, % 95,2’si ise gıda
sektöründe kullanılmıĢtır. Son yıllarda gıda
sektöründeki kullanım oranı ürkütücüdür.
• 20 kuruĢluk kimyasal tatlandırıcı, 2 liralık
Ģekerin iĢlevini görmektedir.
• Türk Gıda Kodeksi 1 kg baklavada 1 g
yapay tatlandırıcı kullanılmasına izin
vermiĢtir.
153
• Türk Gıda Kodeksi’nin belli miktarı
geçmemek kaydıyla müsaade ettiği, yapay
tatlandırıcıların kullanıldığı baĢlıca gıdalar
Ģunlardır: Meyve suyu, Ģekerleme,
dondurma, reçel, diyet gıda ve içecek, tatlı
çeĢitleri.
• Tarım ve Köy ĠĢleri Bakanlığı Koruma ve
Kontrol Genel Müdürlüğü Gıda
Bölümü’nden izin alınmadan üretim
yapılamamaktadır.
154
• Tarım ve Köy ĠĢleri Bakanlığı denetimlerini
sürdürmektedir. Ancak; merdiven altı
üreticiler, yapay tatlandırıcıları kaçak
olarak kullanmaktadır.
• Sahtekârlıkları denetim esnasında
anlaĢılınca, dükkân mühürlenerek
kapatılmaktadır, ancak gidip baĢka yere
gizli bir imalat yeri daha açmaktadırlar.
Buralarda baklava, helva, süt tatlıları ve
reçel imalatı yapılmaktadır.
155
ÇAY ġEKERĠ (SAKKAROZ
DĠĞER ADIYLA SUKROZ)
YERĠNE KULLANILAN YAPAY
TATLANDIRICILARIN
BAġLICALARI
• Aspartam (E 951)
• Sakarin (E 954)
• Asesülfam–K (E 950)
• Neohesperidin (E 959)
156
• Siklamat (E 952)
• Sukraloz (E 955)
• Tautamin (E 957)
• Neotam (E 961)

157
YAPAY TATLANDIRICILARIN
SAKKAROZDAN KAÇ KAT
DAHA TATLI OLDUĞU
• Aspartam (E 951) sakkarozdan 180 kat
daha tatlıdır.
• Sakarin (E 954) sakkarozdan 300 kat daha
tatlıdır.
• Asesülfam–K (E 950) sakkarozdan 200 kat
daha tatlıdır.
158
• Neohesperidin (E 959) sakkarozdan
1500–1800 kat daha tatlıdır.
• Siklamat (E 952) sakkarozdan 30–50 kat
daha tatlıdır.
• Sukraloz (E 955) sakkarozdan 600 kat
daha tatlıdır.
• Tautamin (E 957) sakkarozdan 2500 kat
daha tatlıdır.
• Neotam (E 961) ise sakkarozdan 10 000
ile 13 000 kat daha tatlıdır.
159
KANDAKĠ YÜKSEK GLĠKOZ
DÜZEYĠNĠ NE DÜġÜRÜR?
• Kandaki yüksek glikoz düzeyini kekik
suyu, kantaron yağı, böğürtlen kökü ve
papatya çayı düĢürür.
• Bol su içmek ve yemekten yaklaĢık 2 saat
sonra yürüyüĢ yapmak da yüksek glikoz
düzeyinin düĢmesinde yardımcı olur.
160
TATLI KÖMÜR
• Vücudumuzun enerji gereksinimi büyük
ölçüde karbonhidratlardan sağlanır.
• YeĢil bitkiler, meyve ve sebzeler en önemli
karbonhidratlardandır.
• Bu yönüyle yeĢillikler, en güzel güneĢ
enerjisi; meyve ve sebzeler de tatlı
kömürdür.
• Doğal gaz, odun, kömür dıĢarıda yanar;
karbonhidratlar ise vücutta yanar.
161
SÜT
• Sütün bileĢiminde sodyum, potasyum,
kalsiyum, magnezyum, fosfat, bakır, sülfat,
bikarbonat ve klorür gibi iyonlar baĢta
olmak üzere az veya eser miktarda onlarca
diğer mineral maddeler (madensel tuzlar)
ile beraber protein, karbonhidrat ve yağ gibi
temel besin maddeleri ve vitaminler vardır.
Ġhtiva ettiği unsurlar açısından çok
zengindir.
162
• Ġnsan dünyaya gelir gelmez sütle
beslenmeye baĢlar.
• Sütteki laktoz fermente olmaz.
Karbonhidrat olup da fermente olmayan
tek Ģeker laktozdur.
• Mahalle aralarında satılan sütte, su ve
sütün kesilmemesi için çeĢitli kimyasal
katkılar da olabilir.
• Pastörizasyon düĢük sıcaklıkta, UHT daha
yüksek sıcaklıkta olur.
163
• Süt en temel ve doğal gıda maddesidir.
• Yiyecek ve içeceklerin yerini tutan, açlığı
ve susuzluğu gideren, sütten baĢka bir
gıda yoktur.
• Sütün kan, irin, dıĢkı ve iĢkembe
arasından çıkıp yararlı bir içecek hâlini
alması baĢlı baĢına mucizevi ve ibretle
bakılması gereken bir olaydır.
• Ġnsanların yanı sıra çoğu hayvanlar için de
besin kaynağıdır.
164
• Fermantasyon; mayalanma, bozunma,
mahiyet değiĢikliği, kokuĢma, doğallığın
bozulması demektir. Laktoz ise saflığını,
duruluğunu her Ģartta korur.
• Kemik erimesi ve boy kısalmasının en
önemli nedenlerinden birisi, az süt
içilmesidir. Kemik erimesi ilaçları, kemik
erimesini daha da arttırır. Zamanında
yeterli süt içilmesi, kemik erimesine karĢı
koruyucudur. Kadınlar erkeklere göre daha
çok süt içmelidir.
165
• Süt, UHT yöntemi sayesinde her zaman
herkesin elinin altında olabilir. UHT, “Ultra
Heat Treatment” kelimelerinin baĢ
harfleridir; “yüksek ısıda iĢlem” demektir.
UHT’de hiçbir katkı maddesi yoktur.
• UHT yönteminde süt yüksek sıcaklıktaki
ince boruların içerisinden geçirilir. Aylarca
bozulmadan taze süt gibi içilir. Bu yüzden,
yazın bile buzdolabına koymaya gerek
yoktur. UHT ile bozulmadan saklanabilirlik,
sadece süte verilen bir özelliktir. Bu
yüzden UHT müthiĢ bir yöntemdir.
166
• Pastörize süt, sağıldıktan sonra 72 °C ile
76 °C arasındaki sıcaklıkta 12 saniye ile
20 saniye arasında tutulan süte denir.
• Uzun ömürlü süt olan UHT yöntemindeki
sütte ise sağılmıĢ süt, 135 °C ile 150 °C
arasındaki sıcaklıkta 1 saniye ile 5 saniye
arasında tutulur.
• Patojen (hastalık sebebi olan)
mikroorganizmalar 70 °C’ın üzerinde
yaĢayamaz. Bu yüzden, pastörize
olmamıĢ sütü 70 °C’a kadar ısıtmak
yeterlidir, kaynatmak gereksizdir. Bu konu
genelde yanlıĢ bilinir.
167
• Homojenizasyon; süt içerisinde bulunan
yağ globüllerinin, fiziksel yöntemler ile
çaplarının küçültülerek kolloidal fazdan
homojen faza geçmesi için uygulanılan
iĢlemdir.
• Ġnek, koyun, keçi gibi hayvanlar bir süt
çeĢmesidir. En güzel, en hoĢ, en temiz, en
pak sanki abıhayat (ölümsüzlük sağlayan
su) gibi bir besini bizlere sunarlar.
• Canlılar içinde ömür boyu süt içen tek
varlık insandır.
168
• Süt, hem yaĢamsal bir beslenme kaynağı
hem de birçok hastalık için Ģifa vesilesidir.
• Ġnsanoğlunun ilk gıdasının süt olduğu da
belirtilmektedir.

169
KURU ÜZÜM ĠLAÇ GĠBĠ
• Kara üzüm, sarı üzüme göre daha
faydalıdır.
• Kara üzümde bulunan resveratrol maddesi
kalp damarlarındaki pıhtılaĢmayı ve damar
sertliğini önleyerek kalp krizi riskini azaltır,
beyin damarlarını açar.
• Aminoasit, B
1
ve

B
2
vitaminleri, potasyum,
magnezyum ve demir açısından zengin
olan kara üzüm bağıĢıklık sistemini
güçlendirir.
170
• Böbrek ve karaciğerin çalıĢmasını
hızlandırdığından yağları eritir.
• Cildin bakımlı bir görünüm almasını sağlar.
• Kuru üzüm sabah kalkınca hayat boyu
alınırsa zekâyı arttırır.
• UyuĢturucu ve sigaraya karĢı tiksinti
uyarır.
• Yenirse Ģarap fabrikalarına engel olur.
• Kuru üzüm çok iyi bir gıdadır, yemeğe
devam etmek gerekir.
• Balgam söktürücüdür.
171
• Ağız kokusunu güzelleĢtirir.
• Kara üzüm düzenli yenirse yapısında
bulunan flavonoit kansere iyi gelir.
Resveratrol ise kanser hücrelerinin
oluĢumuna engel olur.

172
TOKSĠK MADDELERĠN
ÜREDĠĞĠ KÜSPE HAYVAN
YEMĠ OLARAK
KULLANILMAMALIDIR
• YaĢ Ģeker pancarı posasına küspe denir.
• Küspe üst üste yığıldığından hiçbir zaman
kurumaz; ilk 1 ay çok iyi bir hayvan
yemidir.
173
• 1 aydan sonra yaĢ küspede toksinler ürer.
Çok kötü kokar. Bu nedenle ilk ay yaĢ
olarak tüketilmelidir.
• Kokan küspeyi hayvana yedirmemelidir;
aksi hâlde ineğin hem eti ve hem de sütü
kokar.
• Küspe inek yemi olarak kullanılır.
• Kokan küspe çevre kirliliğine neden olur.
174
• Açıkta bekletilen küspenin üstten 10 cm’lik
kısmı çürüdüğünden atılmaktadır.
• Son birkaç senedir pancar küspesi,
paketlerde vakumlanarak saklanmaktadır.
Özel sektör tarafından yapılan bu
uygulamanın kanunda düzenleme yapılıp
zorunlu hâle getirilmesi gereklidir. Böylece
küspenin kokuĢması ve israfı önlenecek,
doğanın kirlenmesine mani olunacak ve
hayvanlar taze küspe yiyecektir.
175
DĠġĠ DANA VE DĠġĠ KUZU,
SÜTÜ ĠÇĠN BESLENMELĠDĠR
• Türkiye Ģöyle bir problemle karĢı
karĢıyadır: Türkiye’de kasıtlı olarak diĢi
dana ve diĢi kuzu kesilmek sureti ile
hayvancılığın kaynağı kurutulmaya
çalıĢılmaktadır. Bu nedenle diĢi dana ve
diĢi kuzu, sütü için beslenmelidir. Ġleride
sütü sağılacak diĢi danalar ve diĢi kuzular,
et için kesilmemelidir. DiĢi dana ve diĢi
kuzu kesilirse süt azalır.
176
• Ġlk defa doğuran genç ineğe düve denir.
Düve, inek ve koyun zaten kesilmez;
çünkü sütleri sağılmaktadır. Ġneğin ve
koyunun sütten kesilmiĢi kesilebilir.
• Bu problemin giderilmesi için hem insanlar
uyarılmalı hem çok süt içmeye teĢvik
edilmeli hem de ilgili kanunda gerekli
düzenleme yapılmalıdır.
177
UYUMAMAK GEREKTĠĞĠNDE
GLĠKOZ ĠÇEREN BESĠNLER
YENMELĠDĠR
• Glikoz içeren baĢlıca besinler; üzüm, incir,
dut, hurma ve baldır.
• Uyku gelince glikoz uykuyu dağıtır.
• Senelerce az uykuyla idare edilebilir.
• Bunun için en iyisi bir çay kaĢığı bal
yemek veya bir tatlı kaĢığı pekmez
içmektir.
178
SAĞLIK ĠÇĠN DOĞAL TAM
BUĞDAY EKMEĞĠ
(SOFRALARIN PADĠġAHI:
BUĞDAY EKMEĞĠ VE ÖNEMĠ)
• Sağlıklı yaĢam için doğal ekmek
tüketilmesi gerekir. Beyaz ekmek
alıĢkanlığından vazgeçmeliyiz. Tam
buğday, tam buğday–çavdar ya da tam
buğday–yulaftan yapılmıĢ ekmek üretimine
geçmeliyiz.
179
• Beyaz ekmekte vitaminli ve lifli kısımlar
ayrılıp hayvan yemi olarak kullanılıyor.
Oysa burası buğdayın özüdür ve çok
önemlidir.
• Beyaz ekmek yediğimizde buğdaydaki D
vitamininin ancak % 10’unu alabiliyoruz. D
vitamini % 90 kayba uğruyor.
• Beyaz ekmekte, buğdayın % 80’i heba
olur.
• Beyaz ekmek kan Ģekerini hızla yükseltip
düĢürdüğü için diyabetin sebeplerindendir.
180
• Obezite, ĢiĢmanlık ve damar sertliğinin
kontrol altına alınması için beyaz ekmeğin
değiĢtirilmesi gerekir.
• Birçok Avrupa ülkesi beyaz ekmekten
vazgeçmiĢtir.
• Tam buğday, tam buğday–çavdar ve tam
buğday–yulaftan yapılmıĢ ekmekler
bağırsakların çalıĢmasına yardımcı olur.
Bu ekmekler zayıflamayı kolaylaĢtırır.
181
• Çavdarda bulunan bazı maddeler,
kolesterol sentezinde rol alacak bazı
moleküllerin ince bağırsaktan kana
geçmesini yavaĢlatır. Bir nevi kolesterolün
kontrol altında tutulmasına yardımcı olur.
• YetiĢkinlerde görülen diyabetin
nedenlerinden biri olan obezite,
çocuklarda görülen diyabetin nedenleri
arasında bulunmaz.

182
• Kepekli ekmek, rafine edilmiĢ beyaz una
kepek eklenmesiyle elde edilir.
• Tam buğday ekmeği ise terkibinde doğal
olarak kepek bulunan ekmektir.
• Tam buğday unundan yapılan ekmeğin
vitamin ve mineral miktarı, beyaz undan
yapılmıĢ ekmeğe göre daha yüksektir.
• Ekmeğe hürmet edilmesi gerekir. Aksi
takdirde toplumların kıtlıkla imtihanı söz
konusudur.

183
• Kepeğin undan ayrılmaması gerekir.
ElenmiĢ undan ekmek piĢirmemelidir.
• Elenerek undan ayrılan kepeğin tekrar una
katılması uygun olur.
• Kepek noksanlığı; kabızlığa, bağırsak iç
duvarında keseciklerin oluĢmasına, kalın
bağırsak hastalıklarına, basura sebep olur.
Safra taĢı, diĢ çürümesi, zararlı kolesterol
(LDL) ve Ģeker hastalığının ortaya çıkıĢını
hızlandırır.
184
• Esas yapısı selüloz, hemiselüloz ve lignin
olan posayı enzimler sindiremez. Bundan
dolayı da posa belli bir hacim meydana
getirerek bağırsak hareketini sağlar.
Böylece artık maddeler, zararlı maddelere
dönüĢmeden vücuttan atılmıĢ olur.
• Buğdayla ilgili en önemli husus, buğday
kabuğunun insanın zihinsel ve fiziksel
performansına olan etkisidir.
185
• Kalitesiz unlara beyaz bir görünüm
kazandırmak için ağartıcı maddeler
kullanılır. Bunların baĢında benzoil
peroksit gelir.
• Ekmeğin iyi kabarmasını sağlamak için de
una değiĢik kimyasal maddeler katılır. Bu
kimyasallardan en çok kullanılanı
potasyum bromattır.
• Bu maddelerin kanserojen olduğu Ģüphesi
vardır.
186
• Buğday ekmeği, insanı munis, cana yakın,
uysal yapar.
187
UZAK DOĞUDA GÖRÜLEN
BERĠBERĠ HASTALIĞI EKMEK
YERĠNE PĠRĠNÇ
YENĠLDĠĞĠNDEN OLUR
• B
1
vitamininin (Tiamin) en önemli kaynağı
buğdaydır.
• Buğday ekmeği yerine sadece pirinç yiyen
ülkelerde beriberi hastalığı görülür.
188
• Hastalığın karakteristik belirtisi sinirsel
bozukluktur. Kas zayıflığı ve dermansızlık
da ortaya çıkar.
• Ülkemizde buğday tüketimi fazla
olduğundan beriberi hastalığına
rastlanmaz.
189
BUĞDAY EKMEĞĠ YERĠNE
SADECE MISIR EKMEĞĠ
YENĠRSE PELLEGRA
HASTALIĞI OLUR
• Karadeniz bölgesinde senelerce yalnız
mısır ekmeği yenmiĢti; buğday ekmeği
yenmemiĢti. Sofraların padiĢahı olan
ekmek yerine mısır konmuĢtu. Adnan
Menderes bu yanlıĢlığı ortadan
kaldırmıĢtır.
190
• Karadeniz’de buğday ekmeği yenmeye
baĢladıktan sonra cinayetler azaldı;
zamanla silah imalatı da durduruldu.
• Uzun süren ekmeksiz diyetin sonucunda
kafa çalıĢmaz, kalıcı zekâ problemi ortaya
çıkar.
• Ekmek cinayeti durdurur. Sicilya ve
Mısır’da buğday ekmeği yerine mısır yenir.
Bundan dolayı o ülkelerde kiralık katil ve
ajan çok çıkar. Ġngiliz ajanları Mısır’da
meĢhurdur.

191
• PP vitamini (Niasin) en çok ekĢi mayalı
ekmekte bulunur. Buğday ekmeği yerine
mısır ekmeğiyle beslenen insanlarda
niasin yetersizliğinden dolayı pellegra
hastalığı ortaya çıkar; çünkü mısır, niasini
az olan bir yiyecektir.
• Bu hastalıkta sinir sistemi bozukluğu,
sindirim sistemi bozukluğu, deride kuruma
ve sertleĢme görülür.
192
BUĞDAY EKMEĞĠ YERĠNE
BAKLA (FUL) YENĠRSE
ERĠTROSĠTLER
(ALYUVARLAR) ERĠR
• Mısır’da ekmek yerine bakla yenmesi
yaygındır.
• Baklanın fazlası eritrositleri eritir ve O
2

noksanlığı olur.
193
• Eritrositler, hücrelere O
2
taĢımakla görevli
tanecik olduklarından erimeleri sonucu
beyne O
2
az gittiğinden kafa küçük kalır ve
çalıĢmaz.
• Eritrositlerin erimesi sonucunda O
2

azalmasının telafisi için akciğerlerin daha
çok çalıĢıp büyümesi sonucunda göğüs
kafesi geniĢler. Göğüs kafesi büyük
olduğundan zurna çalmaya uygun hâle
gelir. Ġyi zurna çalanların Mısır’da yaĢadığı
bilinmektedir.
194
• Kafanın küçük kalması ve çalıĢmaması
sonucunda ajan yetiĢmiĢtir; firavunun da
Mısır’da çıktığı malumdur.
• Yine buna bağlı olarak Mısır’da bazı ırktan
olanların çok adam öldürdüğü
bilinmektedir; bu ırktan bazı insanlar
ekmek yemediğinden cani olmuĢlardır.

195
GLĠKOZUN YANMASI
• Glikozun yanması ekzotermik bir
reaksiyondur. Ekzotermik reaksiyonlar
kendiliğinden gerçekleĢir. Organizmada
enerjiye ihtiyaç olmadığı zamanlarda
glikoz yanmaz, depo edilir. Bu durum
gösteriyor ki, ihtiyaç olmadığı hâllerde
Ģartlar hazır olsa bile reaksiyon
gerçekleĢmez.
C
6
H
12
O
6
+

6O
2


6CO
2
+ 6H
2
O + enerji
196
ġEKER PANCARININ ESAS
MADDESĠ OLAN
SAKKAROZUN BĠTKĠDE
OLUġUMUNA AĠT REAKSĠYON
DENKLEMLERĠ
6CO
2
+ 6H
2
O + güneĢ enerjisi + klorofil
→ C
6
H
12
O
6
+ 6O
2
C
6
H
12
O
6
+

C
6
H
12
O
6


C
12
H
22
O
11
+ H
2
O
Glikoz Fruktoz Sakkaroz
197
DĠSAKKARĠTLERĠN
SĠNDĠRĠMĠNĠN REAKSĠYON
DENKLEMLERĠ
C
12
H
22
O
11
+ H
2
O + Sakkaraz →

C
6
H
12
O
6
+ C
6
H
12
O
6

Sakkaroz Glikoz Fruktoz
C
12
H
22
O
11
+ H
2
O + Maltaz → C
6
H
12
O
6
+

C
6
H
12
O
6

Maltoz Glikoz Glikoz
C
12
H
22
O
11
+ H
2
O + Laktaz → C
6
H
12
O
6
+

C
6
H
12
O
6

Laktoz Glikoz Galaktoz
198
POLĠSAKKARĠTLERĠN
(NĠġASTA, SELÜLOZ VE
GLĠKOJEN) OLUġUMUNA AĠT
REAKSĠYON DENKLEMLERĠ
6CO
2
+ 6H
2
O + güneĢ enerjisi + klorofil
→ C
6
H
12
O
6
+ 6O
2

nC
6
H
12
O
6


(C
6
H
10
O
5
)
n
H
2
O + (n–1)H
2
O
Polisakkarit
199
MONOSAKKARĠTLERĠN
FERMANTASYONU
(MAYALANMA)
(EKġĠME)
(TAHAMMÜR ETME)
• Glikoz, galaktoz veya fruktozdan etil
alkolün oluĢması fermantasyon
reaksiyonudur.
C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2

200
ARPADAN BĠRA ELDE
EDĠLMESĠNE AĠT REAKSĠYON
DENKLEMLERĠ
(C
6
H
10
O
5
)
n
+ nH
2
O → nC
6
H
12
O
6
Arpa niĢastası Glikoz

C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2
201
ÜZÜMDEN ġARAP ELDE
EDĠLMESĠ VE REAKSĠYON
DENKLEMĠ
Üzümün posası ayrıldıktan sonra kalan
suyuna Ģıra denir. ġıra fıçılara aktarılır.
Fıçının tıpası O
2
gazının girmemesi
gerektiğinden kapalı olmalıdır. O
2
gazı
girerse sirke olur. Karbon dioksit gazının
çıkması için tıpa sıkı kapatılmamalıdır. 3–
5 ay sonra Ģarap elde edilir.
C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2
202
EKMEKTE ETĠL ALKOL
YOKTUR
• Ekmek polisakkarittir.
• Maya da polisakkarittir.
• Hazır yaĢ mayalarda (pak maya) % 1,5 etil
alkol vardır. EkĢi mayalarda etil alkol
yoktur.
• EkĢi mayayla yapılan ekmekler bu nedenle
daha lezzetlidir. Hazır mayayla yapılan
ekmeğin tadı yarı yarıya azalır.
203
• 1 gün beklemiĢ hamur ekĢi mayadır ve
doğaldır.
• Hazır maya yaĢ ve kuru olmak üzere ikiye
ayrılır. Kuru maya bira mayasıdır, yaĢ
maya ise pak maya adıyla yaygın olan
mayadır.
• Hazır mayayla yapılan ekmekte etil alkol
yoktur. Etil alkol, ekmek piĢerken
buharlaĢır. Etil alkolün kaynama noktası
76 °C’tır; bu nedenle 76 °C’tan sonraki
sıcaklıklarda, etil alkolün zerresi kalmaz.
204
FERMANTASYONA
UĞRAMAYAN TEK ġEKER:
LAKTOZ
• Sütün fermente olması için kefir bitkisi
gereklidir. Süt Ģekeri (laktoz) özel
Ģartlarda ve çok zor fermente olur. Bu bize
sütün önemini gösterir.
• Örneğin; sütten yapılan ve etil alkol içeren
kefirin yapımı ile ilgili Ģu bilgiler bize bu
zorluğu gösterir.
205
• Kefir kuru iken kirli beyaz renkli, kıkırdak
görünüĢündedir. Taze hâldeyken ise
parlak beyaz renkli, nohut büyüklüğünde
küremsi tanelerdir.
• Kefir yumrusu içinde birçok
mikroorganizma bulunur.
• Sütün fermente olması için kefir
yumrusuna ihtiyaç vardır. Laktoz dıĢındaki
fermente olan Ģekerlerde hiçbir dıĢ etkene
gerek olmaksızın doğal olarak maya
oluĢur.
206
DĠSAKKARĠTLERDEN KEFĠR
VE KIMIZ ĠMALĠ
Kefir ve kımız imalinde; sütte bulunan süt
Ģekeri adı verilen laktoz, dıĢ etkenlerle
fermente olarak etil alkole dönüĢür. DıĢ
etken olmazsa süt tahammür etmez.
C
12
H
22
O
11
+ H
2
O → C
6
H
12
O
6
+

C
6
H
12
O
6
Laktoz Glikoz Galaktoz
(Süt Ģekeri)
C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2

207
KARBONHĠDRATLARDAN
DOĞAL MUTLAK ETĠL
ALKOLÜN ELDE EDĠLMESĠ
• ġeker pancarından, Ģeker kamıĢından,
üzümden ve polisakkaritlerden mutlak etil
alkol elde edilir.
• Anadolu’da üzümden etil alkolün elde
edildiği fabrikalara, suma fabrikası adı
verilir.
• Suma, fikrini açığa vurmamak demektir.
208
• Mutlak etil alkolün baĢlıca kullanıldığı yer
tıp alanıdır.
• Doğal mutlak etil alkol elde edilmesinde;
alkol % 16’lık olunca maya öldüğünden
dolayı bu yüzdeye gelmeden önce etil
alkol ortamdan destilasyonla çekilir,
fermantasyon devam eder. Bu iĢlem
sürekli tekrar edilir.
• Mutlak etil alkol % 95,5 saflıktaki etil
alkoldür.
209
DĠSAKKARĠTLERDEN MUTLAK
ETĠL ALKOL ELDE
EDĠLMESĠNE AĠT REAKSĠYON
DENKLEMLERĠ
ġeker pancarından mutlak etanol elde
edilir.
C
12
H
22
O
11
+ H
2
O → C
6
H
12
O
6
+ C
6
H
12
O
6

Sukroz veya sakkaroz Glikoz Fruktoz
(Çay Ģekeri)
C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2
210
ÜZÜMDEN MUTLAK ETĠL
ALKOL ELDE EDĠLMESĠNE AĠT
REAKSĠYON DENKLEMĠ
C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2
Glikoz
211
POLĠSAKKARĠTLERDEN
MUTLAK ETĠL ALKOL ELDE
EDĠLMESĠNE AĠT REAKSĠYON
DENKLEMLERĠ
(C
6
H
10
O
5
)
n
+ nH
2
O → nC
6
H
12
O
6
NiĢasta Glikoz

C
6
H
12
O
6
→ 2C
2
H
5
OH

+ 2CO
2

212
ĠNVERT ġEKER (BAL ġEKERĠ)
• Baldaki Ģekerin bir kısmı invert Ģekerdir.
Glikoz ile fruktozun belli orandaki
karıĢımına invert Ģeker denir. Ġnvert
Ģekerde glikoz ve fruktoz birbirinden
ayrıdır.
213
BENZETMEDE HATA
OLMASIN
• ÜZÜM CUMHURĠYETÇĠ,
• PEKMEZ DEMOKRAT,
• SĠRKE MĠLLĠYETÇĠ,
• ġARAP ĠSE KOMÜNĠST VEYA
ĠRTĠCACIDIR.
214
• Üzümden pekmez, sirke ve Ģarap olmak
üzere üç madde elde edilir; Ģarap
yasaklanmıĢtır. Bunun gibi cumhuriyet de
baĢta demokrasi ve Atatürk milliyetçiliği
olmak üzere Anayasa’da belirtilen güzel
her niteliği içerir. Laiklik sayesinde de irtica
ve komünizme engel olunur.
• ġarap üzümün mayalanmasıyla elde
edilmektedir ki aslında mayalama
(fermantasyon) iĢi bir yönüyle bozunma,
mahiyet değiĢikliği, kokuĢma, doğallıktan
uzaklaĢma demektir.
215
• Sirke mayasına izin vardır, Ģarap
mayasına izin yoktur.
• Cumhuriyet rejimimizi değiĢtirmek
isteyenler Marksist ve Leninistler ile
irticacılardır.
• Genel Kurmay BaĢkanımız Ġlker BaĢbuğ
Kara Kuvvetleri Komutanı iken 11 Nisan
2008’de Kıbrıs’ta yaptığı konuĢmada
“Cumhuriyet rejimimizin mayası
bozulmaya çalıĢılmaktadır.” diyerek bu
konuyu dile getirmiĢtir.
216
• Pekmez, üzümün niteliğini taĢır; Ģarap
taĢımaz. Üzümün mahiyeti değiĢtirilerek
Ģarap elde edilir.
• Cumhuriyet ve demokrasi rejimimizi
değiĢtirmek isteyenler de komunist ve
irticacılardır.
• Ġç kargaĢa çıkarmaya çalıĢanlar Marksist
düĢüncede olanlardır.
• Devleti ele geçirmek için iĢgal mantığıyla
hareket edenler ise radikallerdir.
217
• Türkiye Cumhuriyeti’nin mayası bellidir. O
maya onun kendindendir ve Atatürk
milliyetçiliğine bağlılıktır. Atatürk
milliyetçiliği, tüm ırkları kucaklayan ve her
soframızda bulunması gereken zenginlik
kaynağımızdır. “Ne mutlu Türk’üm diyene”
özdeyiĢinin birleĢtiriciliği ile ülkesini
dâhildeki her türlü tehlikeden korumaktır.
• “Keskin sirke küpüne zarar verir.” Bu
yüzden dengeyi iyi ayarlamak lazımdır.
218
BÖLÜMLE ĠLGĠLĠ SOSYAL
ALANDA KULLANILAN KĠMYA
KELĠME VE DEYĠMLERĠ
• Bal gibi insan: Bal, yıllarca bozunmayan
bir Ģifa kaynağıdır. Her türlü bitkiden bitki
özlerinin toplanması ile yapılmıĢtır. Ġnsan
da bal gibi olunca evren kitabını
okuyarak her Ģeyden anlam çıkarır.
Etrafına bu gerçekleri sunar. Ġnsanlığını
bir ömür boyu korur. ġifa vesilesi olur.
219
• Süt gibi, süt gibi dupduru, süt gibi
bembeyaz, süt gibi berrak: “Temiz duygu
ve temiz düĢünce” karĢılığı olarak
söylenen deyimlerdir.
220
5. BÖLÜM: ETERLER
221
ETERLERĠN TANIMI VE
SINIFLANDIRILMASI
• Suyun hidrojenlerinin ikisinin de yerine
alkil gruplarının gelmesiyle eterler oluĢur.
• Eterler ikiye ayrılır.
1. BASİT ETERLER (SİMETRİK
ETERLER): Alkil grupları aynıdır.
2. KARIŞIK ETERLER (ASİMETRİK
ETERLER): Alkil grupları farklıdır.
222
ETERLERĠN
ADLANDIRILMALARI
• ÖZEL ADLANDIRMA: Alkil grupları
okunduktan sonra eter kelimesi getirilir
(“Dialkil eter” veya “alkil alkil eter”).
• SĠSTEMATĠK ADLANDIRMA: “Alkoksi
alkan” kalıbına göre adlandırılır.


223
ETERLERİN GENEL
ÖZELLİKLERİ
• 1) Eterler molekülleri arasında hidrojen
bağı içermezler. Bu yüzden kaynama
noktaları kendisiyle aynı sayıda karbon
taĢıyan alkollerden daha düĢüktür.
Eterlerde de karbon sayısı arttıkça
kaynama noktası artar.
• 2) Eterler polar moleküller olmalarına
rağmen suda çözünmezler.
• 3) Homolog sıra oluĢtururlar.
224
ETERLERĠN SENTEZĠ
• 1) Eterler, 2 mol alkolden asit
katalizörlüğünde ısıtılarak 1 mol suyun
çekilmesiyle elde edilir.
• 2) Williamson (Vilyımsın) senteziyle elde
edilir.
225
6. BÖLÜM: KARBONİL
BİLEŞİKLERİ
226
ALDEHĠTLER VE KETONLAR
FONKSĠYONEL GRUP
OLARAK KARBONĠL GRUBU
ĠÇERĠR
• Aldehitlerin fonksiyonel grubu formildir.
• Formil grubu, karbonil grubu da içerir.
• Karbonil grubuna bir tane hidrojen atomu
bağlanmıĢsa formil grubu olur.
227
• Aldehit ve ketonlar yapılarında karbonil
grubu bulunduran bileĢiklerdir.
• Ketonların fonksiyonel grubu karbonildir.

228
ALDEHĠTLER
229
ALDEHĠTLERĠN ORAN
FORMÜLÜ
• Aldehitlerin genel formülü (oran formülü);
C
n
H
2n
O’dur.
230
ALDEHĠTLERĠN
ADLANDIRILMALARI
• SĠSTEMATĠK ADLANDIRMA: Aynı C sayılı
alkanların sistematik adının sonuna –al eki
getirilerek adlandırılırlar.
• ÖZEL ADLANDIRMA: Kendilerinden
türeyen aynı C sayılı organik asitlerin özel
adının veya IUPAC adının sonundaki ik
asit sözcüğü yerine aldehit kelimesi
getirilerek adlandırılır.


231
ALDEHĠTLERĠN ELDE
EDĠLMESĠ
• 1) Primer (birincil) alkollerin bir derece
yükseltgenmesinden aldehitler elde edilir.
• 2) Birincil alkollerin dehidrojenasyonu ile
aldehit elde edilir.
• 3) Karboksilli asitlerin bir basamak
indirgenmesinden aldehit elde edilir.
• 4) Asit klorürlerden aldehit elde edilir.
232
ALDEHĠTLERĠN GENEL
ÖZELLĠKLERĠ
FĠZĠKSEL ÖZELLĠKLERĠ
• 1) Küçük moleküllü üyeleri sıvıdır.
• 2) Hidrojen bağı içermediklerinden, aynı
sayıda karbon taĢıyan alkollerden ve
karboksilli asitlerden daha düĢük sıcaklıkta
kaynarlar.
• 3) Dört karbonluya kadar olanlar dıĢında
suda çözünmezler.
233
• 4) Küçük moleküllü olanların keskin ve
tahriĢ edici kokuları vardır. Büyük
moleküllü olanlar güzel kokuludur.
• 5) Karbonil grubunun özelliğinden dolayı
polar yapılı maddelerdir.
234
KĠMYASAL ÖZELLĠKLERĠ
• 1) Yapılarında çift bağ bulunduğu için H
2
,
NH
3
, HCN, NaHSO
3
ve H
2
O ile katılma
tepkimesi verirler. Katılma ürünleri genelde
kararsızdır.
• 2) Aldehitler bir derece yükseltgenerek
karboksilli asitleri oluĢturur.
• 3) NH
3
’lü AgNO
3
çözeltisinden (Tollens
ayıracı) Ag
+1
’i metalik Ag’ye indirgerler
(GümüĢ aynası). Bu tepkime aldehitlerin
ayıracıdır.
235
• 4) Fehling çözeltisinden Cu
+2
’yi Cu
+1
’e
indirgerler. Bu tepkime de aldehitlerin
ayıracıdır.
• 5) Yanma ürünleri CO
2
ve H
2
O’dur.
• 6) PolimerleĢme tepkimesi verirler.
Metanalin polimerleĢmesiyle plastik
özelliği gösteren polimetanal oluĢur.
• 7) Homolog sıra oluĢtururlar.


236
FORMALDEHĠDĠN
KULLANILDIĞI YERLER
• Kimya laboratuvarlarında deneylerde
kullanılır.
• Biyoloji laboratuvarlarında ölü hayvanların
muhafazasında % 40’lık çözeltisi kullanılır.
Bu çözelti formol ya da formalin adıyla
bilinir. Formaldehit dezenfektandır.
237
• Bakalit; formaldehit ve fenolün
kondenzasyon ürünüdür.
nFormaldehit+(n+1)Fenol→Bakalit+nH
2
O
• Yapay reçine çözeltisi, formaldehit içerir.
Yapay reçine çözeltisinin kullanıldığı
baĢlıca yer laminant imalidir.
• Laminant, yapay reçine çözeltisi emdirilmiĢ
kâğıtların sıcak presle basınç altında
sıkıĢtırılmasıyla elde edilir.
238
• Formaldehit, etken maddesi hekza metilen
tetramin olan ürotropin adındaki böbrek
ilacının elde edilmesinde ham madde
olarak kullanılır. Ürotropin, idrar yolları
enfeksiyonlarında kullanılan bir idrar yolları
antiseptiğidir. Ayrıca diüretik (idrar
söktürücü) etkisi de vardır.
• Formaldehit bebe Ģampuanlarının, birçok
kiĢisel bakım ürününün, banyo
köpüklerinin ve bazı aĢıların terkibine
girer.
239
FORMALDEHĠDĠN ZARARLARI
• Kanserojen bir sıvıdır.
• Kaynama noktası düĢüktür. Bu nedenle
daha çok solunum aracılığıyla zararını
gösterir.
• Formaldehide kısa süreli ve düĢük dozda
maruz kalınınca göz, burun ve boğazda
yanma, solunum güçlüğü, nefes darlığı,
öksürük, gözde sulanma ve tahriĢ
oluĢabilir.
240
• Hassas kiĢilerde yorgunluk, uyuklama, baĢ
ağrısı ve baĢ dönmesine sebep olabilir.
• Formaldehide uzun süreli ve düĢük dozda
maruz kalma ise astım, deri döküntüsü,
çeĢitli alerjik reaksiyonlar, egzama gibi
hastalıklara yol açabilir.
• Sahte rakıda etil alkol yerine metil alkol
kullanılır. Metil alkol karaciğerde
formaldehide yükseltgenir. Sahte rakı
içince insanda körlüğe sebep olan, hatta
insanı öldüren madde formaldehittir.
241
• Sigaranın yapısında bulunur.
• Formaldehidin yüksek etkilinim riski altında
bulunan baĢlıca gruplar; laminant
üretiminde veya yapay reçine imalatında
çalıĢan iĢçiler ile bazı sağlık elemanı,
eğitim görevlisi ve öğrencilerdir.
• Tutkal olarak doğal çam reçinesi
kullanılabilir. Doğal çam reçinesinde
formaldehit bulunmaz.

242
KETONLAR
243
KETONLARIN ORAN
FORMÜLÜ
• Ketonların genel formülü (oran formülü);
C
n
H
2n
O’dur.
244
KETONLARIN
ADLANDIRILMALARI
• SĠSTEMATĠK ADLANDIRMA: Aynı sayıda
karbon taĢıyan alkanların sistematik adının
sonuna –on eki getirilir.
• ÖZEL ADLANDIRMA: Alkil grupları
okunduktan sonra sonuna keton kelimesi
getirilir (“Dialkil keton” veya “alkil alkil
keton”).

245
KETONLARIN
SINIFLANDIRILMALARI
• Aynı alkil grubu içeren ketonlar simetrik
(basit), farklı alkil grubu içeren ketonlar
asimetrik (karıĢık) olarak adlandırılır.
246
KETONLARIN
ADLANDIRILMASINDA FARKLI
HUSUSLAR
• CH
3
COCH
2
CH
2
CH
3
bileĢiğinin adı
kitaplarda 2-pentanon olarak geçmektedir.
IUPAC adını pentan-2-on olarak
değiĢtirmiĢtir.
• CH
3
COCH
2
CH
3
bileĢiği bütanon olarak
geçmektedir; IUPAC adını 2- bütanon
(bütan-2-on) olarak değiĢtirmiĢtir.
247
KETONLARIN ELDE
EDĠLMELERĠ
• 1) Sekonder (ikincil) alkollerin bir derece
yükseltgenmesinden ketonlar elde edilir.
• 2) Molekül yapısında ortada bulunan
karbonda iki halojen taĢıyan alkanlar (alkil
dihalojenürler) ile NaOH çözeltisi
karıĢtırılırsa keton hidrat oluĢur. Bu keton
hidrattan H
2
O çıkarılırsa keton elde edilir.
248
• 3) Alkinlere H
2
O katılması ile keton elde
edilir.
• 4) Organik asitlerin metal tuzlarının
ısıtılması sonucu keton elde edilir. Yan
ürün olarak kireç taĢı açığa çıkar.

249
KETONLARIN GENEL
ÖZELLĠKLERĠ
• 1) Polar yapıda olduklarından küçük
moleküllüleri suda çok çözünür. Molekül
büyüdükçe çözünürlük azalır. Hidrojen
bağı içermediklerinden kaynama noktaları
aynı sayıda karbon içeren alkol ve
karboksilli asitlerden düĢüktür.
• 2) Homolog sıra oluĢtururlar.
• 3) Ketonlar yükseltgenmez.
250
• 4) Ketonların aldehitlerden en önemli farkı
indirgen olmamalarıdır. Bundan dolayı
NH
3
’lü AgNO
3
çözeltisinden Ag metalini
açığa çıkartamadıkları gibi, Fehling
çözeltisindeki Cu
+2
’yi de indirgeyemezler.
• 5) Ketonlar bir derece indirgenirse
sekonder alkolleri oluĢtururlar.
• 6) Yapılarında çift bağ bulunduğu için H
2
,
NH
3
, HCN, NaHSO
3
ve H
2
O ile katılma
tepkimesi verirler. Katılma ürünleri genelde
kararsızdır. Ayrıca alkollerle de katılma
tepkimesi verirler.
251
• 7) Aynı sayıda karbon taĢıyan ketonlar
aldehitlerle izomerdir. En küçük keton 3
karbonlu olduğundan metanal ve etanal
izomeri olan keton yoktur.
• 8) Ketonların yanma ürünleri; CO
2
ve H
2
O
bileĢikleridir.
• 9) Aseton kondenzasyon reaksiyonu verir.
Kondenzasyon reaksiyonu küçük
moleküllerin birleĢerek büyük bir molekül
ve yanında daha küçük bir molekül
oluĢturmasıdır.
252
• 10) Ketonlar organik maddeleri çözmede
kullanılır.


253
NÜKLEOFĠL KATILMA
ETKĠNLĠĞĠ YÖNÜNDEN
ALDEHĠT VE KETONLARIN
KARġILAġTIRILMASI
• Nükleofil katılma etkinliği aldehitlerde
ketonlara göre daha fazladır. Bu etkinlik
elektronik ve sterik etkiden kaynaklanır.
254
ELEKTRONĠK ETKĠ
• Aldehit ve ketonlar aynı tepkimeleri
verebilirler. Karbonil grubu her ikisinde de
ortaktır. Karbonil grubunu aktif yapan
kısmi negatif yüküdür. Aldehitlerde kısmi
pozitif yük, ketonlara nazaran daha
fazladır. Bundan dolayı aldehitlerde
elektronik etki daha fazladır. Nükleofilin
C’a bağlanması aldehitlerde ketonlara
göre daha kolaydır.
255
STERĠK ETKĠ
• R’ler daha hacimlidir. Ketonda aldehitlere
göre daha fazla R vardır. Bundan dolayı
nükleofilin C’a bağlanması ketonda
aldehitlere göre daha zordur.
256
7. BÖLÜM: KARBOKSİLİK
ASİTLER
257
KARBOKSĠLĠK ASĠTLERE
GĠRĠġ
• Yapılarında karboksil grubu bulunan
bileĢiklerdir. R – COOH yapısındadırlar (R
yerine hidrojen atomu da gelebilir).
• Genel formülleri C
n
H
2n
O
2
’dir.
• Karboksilik asitler; yapılarındaki karboksil
grubu (–COOH) sayısına göre, mono
karboksilik asitler ve poli karboksilik asitler
olarak sınıflandırılabilir.
258
KARBOKSĠLĠK ASĠTLERĠN
ADLANDIRILMALARI
SİSTEMATİK ADLANDIRMA (IUPAC
SİSTEMİNE GÖRE ADLANDIRMA)
• Aynı sayıda karbon taĢıyan alkanların
adının sonuna "– oik asit" eki getirilir.
• Karbon zincirine herhangi bir grup
bağlanmıĢsa –COOH grubundaki karbon
birinci karbon olarak alınır, karbonlar
numaralanarak bağlı gruplar belirtilir, son
olarak da asidin IUPAC ismi söylenir.
259
ÖZEL ADLANDIRMA
• Bu adlandırmada her bir asidin özel ismi
vardır, bu isimler ezberlenmelidir.
• Karbon zincirine herhangi bir grup
bağlanmıĢsa –COOH grubundan sonraki
karbonlara sırasıyla alfa, beta, gama
karbonları denir. Bağlı gruplar hangi
karbonda ise alfa, beta, gama Ģeklinde
belirtilerek okunur; son olarak da asidin
özel ismi söylenir.


260
PİYASA ADI
• Bazı asitlerin özel adları vardır.
261
KARBOKSĠLĠK ASĠTLERĠN
ELDE EDĠLMESĠ
• 1) Primer (birincil) alkollerin iki derece
yükseltgenmesinden karboksilik asit
oluĢur.
• 2) Grignard bileĢiklerinden karboksilik asit
oluĢur.
• 3) Asit anhidritlerinden karboksilik asit elde
edilir.
• 4) Esterlerin hidroliziyle karboksilik asit
oluĢur.
262
• 5) Aldehitlerin bir derece yükseltgenmesi
ile karboksilik asit oluĢur.
• 6) Kolbe sentezi ile karboksilik asit elde
edilir: Sodyum alkolat yüksek basınçta CO
ile ısıtılırsa karboksilik asitlerin Na tuzu
oluĢur. Bu tuzlar H
2
SO
4
ile etkileĢtirilirse
karboksilik asit oluĢur.


263
KARBOKSĠLĠK ASĠTLERĠN
GENEL ÖZELLĠKLERĠ
FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ
• Aynı sayıda karbon taĢıyan alkollere göre
daha yüksek kaynama noktasına
sahiptirler; çünkü iki karboksilik asit
molekülü arasında 2 hidrojen bağı vardır
(DĠMERLEġME).
• 4 karbonluya kadar olan küçük moleküllü
karboksilik asitler suda çözünür.
264
• Monokarboksilik asitlerde karbon atomu
sayısı arttıkça kaynama noktası yükselir.
• Monokarboksilik asitlerde karbon atomu
sayısı arttıkça asitlik kuvveti azalır.
• Aynı karbon sayılı dikarboksilik asitlerin
kaynama noktası, monokarboksilik asitlere
göre daha yüksektir; çünkü iki molekül
arasında daha fazla hidrojen bağı içerirler.

265
KİMYASAL ÖZELLİKLERİ
O–H BAĞININ KOPTUĞU TEPKİMELER
• 1) Alkoller, Na ve K gibi 1A grubundaki
aktif metallerle H
2
gazı açığa çıkarırken
karboksilik asitler hem aktif metallerle hem
de Mg, Zn ve Ca gibi metallerle H
2
gazı
açığa çıkarır.
• 2) Karboksilik asit, bazlarla tuz ve su
oluĢturur.
• 3) Karboksilik asitler yapısında bikarbonat
iyonu içeren tuzlarla tepkime verir.
266
• 4) Karboksilik asitlerde asit hidrojeni,
karboksil (– COOH) grubundaki
hidrojendir.
• 5) Suda iyonlaĢırlar. Sudaki iyonlaĢma
miktarı molekülde karbon sayısı arttıkça
azalır. Buna göre en iyi iyonlaĢan ve en
kuvvetli karboksilik asit formik asittir.
Asitler suda iyonlaĢtıklarında – COOH
(karboksil) grubundaki H
+
iyonunu suya
verirler. Sudaki çözeltileri zayıf elektrolittir.
267
C–O BAĞININ KOPTUĞU TEPKİMELER
• 6) Karboksilik asitlerin karboksil
grubundaki –OH grubunun çıkarılmasıyla
elde edilen gruba açil grubu denir.
• 7) 2 mol asitten 1 mol su çıkarılmasıyla
asit anhidritler elde edilir.
• 8) Karboksilik asitler PCl
3
ve PCl
5
ile
tepkimeye sokulursa asit klorürler oluĢur.
268
• 9) Karboksilik asitlerin alkollerle
tepkimelerinden esterler oluĢur. Bu
tepkimelerde asit – OH grubunu, alkol ise
H
+
iyonunu verir. Asit, asit özelliğiyle
davranmamıĢtır. Bu nedenle esterleĢme
tepkimeleri olarak adlandırılır.
• 10) Ġndirgenebilirler. Bir derece
indirgenmelerinden aldehit, iki derece
indirgenmelerinden ise primer alkol oluĢur.

269
DİĞER KİMYASAL ÖZELLİKLER
• 11) Homolog sıra oluĢtururlar.
• 12) Mavi turnusolu kırmızıya çevirirler.
• 13) Aynı sayıda karbon içeren karboksilik
asitler ve esterler birbirinin izomeridir. En
küçük ester iki karbonlu olduğundan formik
asidin izomeri olan bir ester yoktur.
270
ÖNEMLĠ BAZI KARBOKSĠLĠK
ASĠTLER
FORMİK ASİT (KARINCA ASİDİ)
• Karınca salgısında ve ısırgan otunda
bulunur.
• Endüstride basınç altında CO gazının
NaOH ile ısıtılmasından önce sodyum
format elde edilir. Elde edilen sodyum
format, sülfürik asit ile reaksiyona
sokulduğunda formik asit oluĢur.
271
• Formik asit; hem asit hem de aldehit
özelliği gösterir. Aldehit grubu ihtiva
ettiğinden dolayı Tollens ve Fehling
çözeltilerine etki eder.
• Karboksilik asitler yükseltgenmediği hâlde
formik asit aldehit grubu içermesinden
dolayı yükseltgenebilir.
Yükseltgenmesinden karbonik asit oluĢur.
Karbonik asit de kararsız yapısından
dolayı karbon dioksite dönüĢür.
272
YAĞ ASĠTLERĠ
• Moleküllerinde karbon atomu sayısı çift
olan doymuĢ ve doymamıĢ mono
karboksilik asitlere yağ asitleri denir.
Bunlardan doymuĢ yağ asitleri katı
yağların yapısında, doymamıĢ yağ asitleri
de sıvı yağların yapısında bulunur.
• Organizmada yağların oluĢumu: 1 mol
gliserinin 3 mol yağ asidi ile
reaksiyonundan 1 mol yağ ve 3 mol su
oluĢur.
273
• Yağ asitlerine bazı örnekler aĢağıda
verilmiĢtir:
C
17
H
33
– COOH Oleik asit
C
17
H
31
– COOH Linoleik asit
C
17
H
29
– COOH Linolenik asit
C
17
H
35
– COOH Stearik asit
C
15
H
31
– COOH Palmitik asit
• Kalitesiz sıvı yağların H
2
ile doyurulması
sonucu margarin elde edilir.
274
• Organizmada yağların sindirimi (hidroliz):
1 mol yağ ve 3 mol su ile birleĢir. 1 mol
gliserin ve 3 mol yağ asidi oluĢur. Böylece
yağlar yapı taĢlarına ayrılır.
275
YAġAMIMIZDAKĠ YAPAY
KARBOKSĠLĠK ASĠTLER
ORGANİK
ASİDİN ADI
KULLANILDIĞI
BAŞLICA YER
Asetik asit Yapay sirkede
Salisilik asit Nasır ilacı
Askorbik asit C vitamini
Asetil salisilik
asit
Aspirin
Sitrik asit
(Limon tuzu)
Koruyucu katkı
maddesi 276
YAġAMIMIZDAKĠ DOĞAL
KARBOKSĠLĠK ASĠTLER
• Bütirik asit (Tereyağı asidi): Tereyağında
bulunur.
• Katı yağ asitleri (Palmitik asit, stearik asit):
Katı yağlarda bulunur.
• Sıvı yağ asitleri (Oleik asit, linoleik asit,
linolenik asit): Sıvı yağlarda bulunur.
• Sitrik asit (Limon asidi): Limonda bulunur.
• Malik asit (Elma asidi): Elmada bulunur.
277
• Asetik asit (Sirke asidi): Sirkede bulunur.
• Okzalik asit: Kuzukulağında bulunur.
• Laktik asit (Süt asidi): Yoğurtta, ekĢimiĢ
sütte ve yorulunca kaslarda bulunur.
• Formik asit (Karınca asidi): Karınca
salgısında ve ısırgan otunda bulunur.
• Askorbik asit (C vitamini): KuĢburnu,
limon, portakal vb. meyvelerde bulunur.
• 21 çeĢit aminoasit: Proteinlerin yapı
taĢıdır.
278
• Aspirin (Asetil salisilik asit): Söğüt
yaprağında ve söğüdün dallarında
bulunur. Salkım söğüdün yaprağı veya dalı
kül edilirse aspirin elde edilir.

279
SĠRKENĠN ELDE EDĠLMESĠ
Sıkılıp suyu alınan üzümün kalan
posasına cibre denir. Cibrenin üzerine
ılık su dökülür. 1 hafta beklenir. Daha
sonra cibrenin üzerindeki seyreltik üzüm
suyu diyebileceğimiz kısım üzümün
posasından ayrılarak küplere aktarılır.
Hava ile teması kesilmeyecek Ģekilde
küpün ağız kısmı ince bir tülbentle
örtülür. YaklaĢık 1 sene sonra sirke olur.
280
YAPAY SĠRKE
(MARKETLERDEKĠ SĠRKE
SENTETĠKTĠR VEYA DOĞAL
BĠLE OLSA KATKI MADDESĠ
ĠÇERĠR)
• Sentetik sirke: Sanayide yapay yolla elde
edilen anhidr asetik asidin % 5’lik
çözeltisidir. Ayrıca katkı maddesi ilave
edilmiĢtir.
281
• Marketlerden alınan sirke, ya sentetik
sirkedir ya da doğal yollardan elde edilmiĢ
olsa bile koruyucu madde içeren sirkedir.
282
ASETĠK ASĠT
• Asetik asit yapay maddedir. Piyasada
sirke ruhu veya susuz asetik asit adıyla
bilinir. % 100 asetik asit içerir.
• Günümüzde yapay etanolun 2 basamak
oksidasyonu ile veya asetilene su
katılmasıyla oluĢan asetaldehitin 1
basamak yükseltgenmesiyle elde
edilmektedir. Bu nedenle yapay diyoruz.
• Eskiden Ģaraptan elde edilirdi.
283
DOĞAL SĠRKE (SĠRKE)
• Doğal sirkedeki % 5 asetik asit,
doğaldır.
• Ayrıca içinde yüzlerce az veya eser
miktarda çeĢitli maddeler vardır.
Bunların baĢlıcaları; mineral maddeler,
vitaminler ve faydalı
mikroorganizmalardır.
• Doğal sirke ancak ev ortamında
yapılabilir. Marketlerde katkısız doğal
sirke bulmak mümkün değildir.
284
• Doğal sirkede katkı maddesi yoktur.
• Doğal sirkenin kendine has çok güzel tadı,
kokusu ve aroması vardır.
• Doğal sirkede son kullanma tarihi olmaz.
285
SĠRKENĠN FAYDALARI
• Sirke doğal asetik asidin seyreltik hâlidir.
Yemeklerimizde kullandığımız aynı
zamanda sıhhatimize de faydalı olan bazı
maddeler vardır ki çoğunun farkında
değilizdir. Sirke bunlardan biridir.
Salatamıza sirke koyarken sirkenin bize
sağlayacağı faydaları hiç düĢünmeyiz.
Hele sirkenin yenmekten baĢka haricen de
kullanılabileceği çoğumuzun aklına bile
gelmez.
286
• Karbonhidratların ağızda sindirimi,
salyanın içindeki pityalin enzimi ile baĢlar.
Sirke, tükürük salgılanmasını arttıran en
mühim yiyeceklerdendir.
• Sirke ile çocuklardaki piĢik önlenebilir.
Yıkanan çamaĢırların son durulama
suyuna bir miktar sirke katılması çocukta
piĢik meydana gelmemesine yardım eder.
• Sirke uygun Ģekilde sulandırılarak
arpacıkta da kullanılabilir.
287
• Antibiyotiklerin hakkından gelemediği
baĢlıca mikroplar pseudomonas ve
proteustur. Sirke bunların hakkından
gelebilir. Sirke kuvvetli bir mikrop
öldürücüdür.
• Orta kulak enfeksiyonlarında kaynamıĢ
sirkenin kullanılması ile baĢarılı neticeler
alınmıĢtır. Sirkenin damlatılmasıyla
müzminleĢmiĢ kulak iltihaplarının önüne
geçilip akıntı kurutulabilir.
288
• Cildiyecilerin önemli tedavi usullerinden
biri banyo tedavisidir. Bu tedaviyi
antiseptik (mikrop öldürücü) amaçlı veya
kaĢıntıya karĢı olarak kullanırlar.
• Alkali zehirlenmelerinde en mühim tedavi
edici maddenin, sulandırılmıĢ sirke olduğu
eskiden beri bilinmektedir.
• Sirke, ateĢli hastalarda ateĢi düĢürmek için
de kullanılmaktadır.
289
• Bitli hastalarda %10’luk sirke tedavi
edicidir. Bit tedavisinde Kwell losyonu
kullanılır. Fakat bu ilaç bitin sirkesine ait
kitin tabakasını eritemez. % 10’luk sirke
solüsyonu bu tabakayı eritir.
• Sirke derideki lipit mantoyu eritmek
suretiyle kepeklenmeyi de
önleyebilmektedir.
• Sirke güneĢ ıĢınlarına karĢı deriyi
koruyucu hususiyete sahiptir.
290
• Yemekten önce bir kaĢık kolesterole iyi
gelir.
• Vitamin ve mineral dengesinin
korunmasına yardımcı olur.
• Hazmı kolaylaĢtırır.
• Kan dolaĢımını düzenler.
• Damarlardaki kalınlaĢmaya engel olur.
• Kilo kontrolüne yardımcıdır.
• Vücudu osteoporoza karĢı korur.
291
• Ekleme yerleĢen zehirli artıkları temizler.
• Eklem romatizmasına engel olur.
• DiĢ ve diĢ eti sağlığı için çok faydalıdır.
• Zenginlik kaynağıdır. Sirke olmayan ev
fakirdir.
• Özelliğini kaybeden mıknatıs, sirkede Ģarj
olur.
292
EN ZARARLI YAPAY
KARBOKSĠLĠK ASĠTLER
• SĠTRĠK ASĠT (LĠMON TUZU)
En tehlikeli kanserojen etki maddesi olup
ne yazık ki bir çok hazır gıdada
bulunmaktadır. BaĢlıca bulunduğu hazır
gıdalar; gofretler, bazı meyve suları, bazı
çorbalar, turĢular, reçeller ve bazı
Ģekerlemelerdir. Evlerde yapılan turĢu ve
reçellerin çoğuna da sitrik asit (limon tuzu)
konulmaktadır.
293
• ASKORBĠK ASĠT (C VĠTAMĠNĠ)
Kanserojen etki maddesidir. Bazı
içeceklerde bulunur.
294
OKSĠ (HĠDROKSĠ) ASĠTLER
• Yapılarında karboksil (– COOH) grubunun
yanı sıra hidroksil (– OH) grubu da taĢırlar.
• Hem asit hem alkol özelliği gösterirler.
• Hidroksi asitlerin karboksil grubundaki
hidrojen, soy ve yarı soy dıĢındaki bütün
metallerle H
2
gazı açığa çıkarır. Hidroksil
grubundaki hidrojen ise yalnız Na ve K gibi
aktif metallerle H
2
gazı çıkarır; Mg, Zn ve
Ca gibi metallerle H
2
gazı çıkarmaz.
295
OPTĠKÇE AKTĠFLĠK VE OPTĠK
ĠZOMERĠ
• Yapısında asimetrik karbon atomu taĢıyan
organik bileĢikler, polarize ıĢığı çevirme
özelliği gösterir. Bu maddelere optikçe
aktif maddeler, bu izomeri çeĢidine de
optik izomeri denir. Üst üste çakıĢmazlık
dıĢında optik izomerlerin yapıları ve
özellikleri aynıdır. Örneğin, saf optik
izomerlerin erime ve kaynama noktaları
aynıdır.
296
ASĠMETRĠK KARBON ATOMU
• Karbon atomunun 4 bağında da farklı
gruplar varsa bu karbon asimetriktir ve
polarize ıĢığa etki eder. Asimetrik karbon
atomu, sağ üst köĢede bir yıldız iĢaretiyle
gösterilir.

297
POLARĠZE IġIK
• Polarize ıĢık, tek düzlemde titreĢen ıĢıktır.
• Asimetrik karbon atomu içeren moleküller
kiral (asimetrik) moleküller olarak
adlandırılır.
• Kiral bir molekül ve ayna görüntüsüne,
ikisine beraber enantiyomeri denir.
• Polarize ıĢığı sağa çevirenlere sağ (+) ya
da D (dekstro), sola çevirenlere de sol (–)
ya da L (levo) denir.
298
RASEMĠK KARIġIM
• Optikçe aktif bir bileĢiğin D ve L Ģeklini eĢit
miktarda bulunduran karıĢımlar polarize
ıĢığa etki etmezler. Bu karıĢıma rasemik
karıĢım denir.
• Optikçe aktif bir bileĢiğin D ve L Ģekilleri
birbirinin ayna görüntüsü gibidir. Ya da sağ
elle sol el gibidir. Birbirleri üzerine
çakıĢmazlar.
299
MONOKROMATĠK VE
POLĠKROMATĠK IġIN
• MONOKROMATĠK IġIN: Tek dalga boylu
ıĢındır. Sodyum ıĢığı, örnek verilebilir.
• POLĠKROMATĠK IġIN: Çok dalga boylu
ıĢındır. Beyaz ıĢık, örnek verilebilir.
300
SOSYAL ALANDA
KULLANILAN KĠMYA KELĠME
VE DEYĠMLERĠ
• Polar görüĢ ve polarize bakıĢ:
Çevresinde olup bitenleri iyi algılamama,
değerlendirmeme, sabit fikirli olma
hâlidir. Atgözlülükten farkı; atgözlülüğün
gayriiradi, polar görüĢün ise iradi
olmasıdır.
301
8. BÖLÜM: KARBOKSİLİK
ASİT TÜREVLERİ
302
ESTERLER
303
ESTERLERE GĠRĠġ
• Esterlerin genel formülleri C
n
H
2n
O
2

Ģeklindedir.
• Karboksilli asidin karboksilindeki H’in
yerine alkil grubu gelmesiyle oluĢurlar.
• Karboksilli asitlerin alkollerle
tepkimesinden esterler oluĢur ve su açığa
çıkar.
304
• Karboksilli asit + Alkol → Ester + Su
Bu tepkimeye esterleĢme tepkimesi adı
verilir. Ters yöndeki olaya ise hidroliz adı
verilir.

305
ESTERLERĠN
ADLANDIRILMALARI
• 1) Asit adı, alkolden gelen alkil adı ve
“esteri” son sözcüğü okunarak
adlandırılırlar (Asetik asidin metil esteri).
Bu tür adlandırmaya tanımlama da
denebilir.
• 2) Alkolden gelen alkil kökünden sonra
türediği asidin özel adının kökü okunur,
son olarak da –at eki eklenir (Metil asetat).
306
• 3) Alkolden gelen alkil kökünden sonra
türediği asidin IUPAC adının kökü okunur,
son olarak da –at eki eklenir (Metil
etanoat).

307
ESTERLERĠN ELDE EDĠLMESĠ
• 1) Karboksilli asitlerle, alkollerin
reaksiyonundan ester ve su oluĢur.
• 2) Açil klorürlerin alkollerle tepkimesinden
ester ve asit oluĢur.
• 3) Asit anhidritlerin alkol ile tepkimesinden
ester ve asit oluĢur.
• 4) Karboksilli asit tuzlarının alkil halojenür
ile tepkimesinden ester ve metal halojenür
oluĢur.
308
ESTERLERĠN GENEL
ÖZELLĠKLERĠ
• 1) Esterler aynı sayıdaki mono karboksilli
asitlerle izomerdir. Yalnız tek karbonlu
olan formik asidin izomeri olan bir ester
yoktur.
• 2) Hidrolize uğrarlar.
• 3) Amonyakla yer değiĢtirme tepkimesi
verirler.
• 4) Hidrojenle birleĢip indirgenme
sonucunda, iki mol primer alkol oluĢur.
309
• 5) Esterler bazlarla sabun ve alkol
oluĢturur. Bu olaya sabunlaĢma denir.
310
YAĞLAR
• Yağ asitlerinin gliserinle oluĢturdukları
esterlerdir. Bunlara trigliserit de denir.


311
SABUNLAR
• Büyük moleküllü ve çift sayıda C içeren
mono karboksilli asitlerin Na ve K
tuzlarıdır.
• Bunlardan Na tuzları beyaz sabun, K
tuzları arap sabunudur. Ca tuzu ise terzi
sabunudur.
• Yağların (esterler), NaOH ya da KOH ile
hidrolizinden elde edilirler.
312
ESTERLERĠN TABĠATTA
BULUNUġLARI
• Esterler meyve, sebze ve çiçeklerde
bulunur.
• Bitkilerden izole edilir.
• HoĢ kokulu maddelerdir. Örneğin; ananas
çiçeğinde etil bütirat vardır. Bunlara doğal
aroma denir.
• Yağlar da ester yapısında bileĢiklerdir.
313
• Esterler sentetik olarak da elde edilir.
Sentetik yolla elde edilenler etil alkolde
çözünür. Bunlara da doğala özdeĢ aroma
denir.
• Esterlerden baĢka uçucu yağlar da
bitkilere kendine has kokusunu veren
maddelerdendir.

314
AYÇĠÇEĞĠ YAĞI VE MISIR
ÖZÜ YAĞI
• Aslında yenmelerinde mahzur yoktur.
Fakat içlerine bozulmayı önleyici olarak
katılan kimyasal maddeler damar
tıkanıklığı yapar. Bu sebeple yenmesi
tavsiye edilmez.

315
MARGARĠN VE MARGARĠNLĠ
GIDALARA KARġI SÜREKLĠ
PERHĠZDE OLMALIDIR
• Yapay olduğundan eskiden beri
yenmemesi tavsiye edilir.
• En önemli zararı kandaki kolesterol oranını
yükseltmesidir. Yüksek kolesterol
damarların iç çeperinde birikerek kan
akıĢını zorlaĢtırır; damarların tıkanmasıyla
kalp krizi, felç baĢta olmak üzere birçok
hastalığa zemin hazırlar.
316
• Margarin genelde kalitesiz sıvı yağlardan
kimyasal yolla elde edilir. Sıvı yağlar
hidrojen ile doyurulur. Sıvı yağın
karbonları arasındaki çift bağlar açılarak
hidrojen bağlanır.
• Ġç yapı değiĢime uğradığından sağlık
açısından son derece tehlikelidir. Hücreleri
etkileyerek kansere yol açar. Margarinin
zemin hazırladığı kanser en çok mide ve
bağırsakta görülür.
317
• Ġnsan vücudunun sıcaklığı normalde
36,5 °C’tır. Margarinin erime sıcaklığı bu
derecenin çok üzerindedir.
318
SIZMA ZEYTĠNYAĞI
• Zeytinyağının içinde diğer yağlarda
bulunmayan ve her biri farklı bir fayda
sağlayan çok sayıda bileĢik bulunur. Bu
yararlardan bazıları tansiyonu
dengelemeleri, sindirimi kolaylaĢtırmaları,
antibiyotik özellikleri, damar açıcı ve kan
yapıcı olmaları, böbreği korumaları ve
kansere karĢı koruyucu olmalarıdır.
319
• Sağlık için en iyisi sızma zeytinyağıdır.
• Zeytin ağacı; zeytinin ve zeytinyağının
belirtilen çok sayıdaki faydalarından, hem
gıda hem de ilaç olma gibi özelliklerinden
dolayı verimli, bereketli, kutlu ve kutsal bir
ağaç sayılmıĢtır.
• Zeytin ağacının meyve ve çekirdeğinin
yağı temel gıda maddesidir.
320
TEREYAĞI
• Tereyağı vücut hücrelerinin
yenilenmesinde rol oynar.
• Vücudun temel yapı elemanıdır.
• Faydalı diye aĢırı yenmemelidir.
• Kolesterol dengesini sağlar.
• Vücuda kuvvet verir.
• Akciğer, karaciğer, böbrek ve boğaz
sağlığı için özellikle faydalıdır.
321
TĠNER
• Mobilya imalatında kullanılır.
• Yağlı boya ve saten boya genelde tiner
bazlıdır.
• Tiner beyni bozar, insanı saldırgan yapar.
• Türkiye’de 90 bin tinerci vardır, bunun 30
bini çocuktur.
• Tinercileri tecrit etmek lazımdır.
• Tıbbi tedavi uygulanması durumunda
tinerci çocuklar 3 ayda kurtulurlar.
322
ESTERLER VE KORUYUCU
HEKĠMLĠK
• Yağ olarak tereyağı ve sızma zeytinyağı
kullanılmalıdır.
• Zeytin ağacı; zeytinin ve zeytinyağının çok
sayıdaki faydalarından, hem gıda hem de
ilaç olma gibi özelliklerinden dolayı verimli,
bereketli, kutlu ve kutsal bir ağaç
sayılmıĢtır.
• Siyah zeytinin katkısız ve boyasızı, yeĢil
zeytinin de kostiksiz ve limon tuzsuzu
tercih edilmelidir.
323
• Zeytinyağı olarak sızma zeytinyağı
yenmelidir. Sağlık için en iyisi sızma
zeytinyağıdır. Zeytin ağacının meyve ve
çekirdeğinin yağı, temel gıda maddesidir.
Zeytinyağının içinde diğer yağlarda
bulunmayan ve her biri farklı bir fayda
sağlayan çok sayıda bileĢik bulunur. Bu
yararlardan bazıları tansiyonu
dengelemeleri, sindirimi kolaylaĢtırmaları,
antibiyotik özellikleri, damar açıcı ve kan
yapıcı olmaları, böbreği korumaları ve
kansere karĢı koruyucu olmalarıdır.
324
• Sızma zeytinyağı yemeğe piĢtikten sonra
konmalıdır.
• Kalan sızma zeytinyağlı yemekler tekrar
ısıtılmamalıdır.
• Tereyağı vücut hücrelerinin
yenilenmesinde rol oynar. Vücudun temel
yapı elemanıdır. Faydalı diye aĢırı
yenmemelidir. Kolesterol dengesini sağlar.
Vücuda kuvvet verir. Akciğer, karaciğer,
böbrek ve boğaz sağlığı için özellikle
faydalıdır.
325
• Beyin ve kalp–damar sağlığı için tereyağı,
ceviz ve yumurtanın yeri önemlidir.
• Kuyruk yağı ihmal edilmemelidir. Hiç
yemeyenlerde kireçlenme görülür. Kuyruk
yağı kireçlenmeyi önler. Varis ve varikosel
de damar içindeki kireçlenme sonucu
meydana gelen hastalıklardır.
• Kuru yemiĢler kabuklu satın alınmalı ve
yenecek kadarı kırılıp mümkünse
kavrulmadan, kavrulacaksa yiyeceğimiz
kadarını kavurarak yenmelidir.
326
• Sert kabuklu kuru yemiĢler, kalbe
faydalıdır.
• Ayçiçeği yağı, mısır özü yağı, fındık yağı,
rivyera zeytinyağı gibi yağlar katkı
maddesi içerdiğinden sağlığa zararlıdır.
Ayçiçeği yağı ve mısır özü yağının aslında
yenmelerinde mahzur yoktur. Fakat
içlerine bozulmayı önleyici olarak katılan
kimyasal maddeler damar tıkanıklığı
yapar. Bu sebeple yenmesi tavsiye
edilmez.

327
• Margarin genelde kalitesiz sıvı yağlardan
kimyasal yolla elde edilir. Sıvı yağlar
hidrojen ile doyurulur. Sıvı yağın
karbonları arasındaki çift bağlar açılarak
hidrojen bağlanır. Ġç yapı değiĢime
uğradığından sağlık açısından son derece
tehlikelidir. Hücreleri etkileyerek kansere
yol açar. Margarinin zemin hazırladığı
kanser en çok mide ve bağırsaktadır.
Vücudun sıcaklığı normalde 36,5 °C’tır.
Margarinin erime sıcaklığı bu derecenin
çok üzerindedir.
328
• Yapay olduğundan hidrojene bitkisel yağ
da yenmemelidir. Margarin ve margarinli
gıdalara karĢı sürekli perhizde olmalıdır.
Yapay olduğundan eskiden beri
yenmemesi tavsiye edilir. En önemli zararı
kandaki kolesterol oranını yükseltmesidir.
Yüksek kolesterol damarların iç çeperinde
birikerek kan akıĢını zorlaĢtırır; damarların
tıkanmasıyla kalp krizi, felç baĢta olmak
üzere birçok hastalığa zemin hazırlar.
329
• Ceviz içinin görünümü, beyne benzer.
Gıdaların Ģekliyle organların Ģekli arasında
iliĢki vardır. Ceviz, tatlıyla beraber yenirse
müthiĢ hafıza kuvvetlendirir ve zekâyı
açar.
• Zayıf düĢünce kuĢ sütüne devam
edilmelidir. KuĢ sütü, yumurtadır. Yumurta
rafadan veya çılbır Ģeklinde yenmelidir.
Sarısının tamamı sıvı, beyazının tamamı
ise katı olmalıdır. Beyazı katılaĢmazsa
alerji yapar; sarısı katılaĢırsa hazımsızlık
olur.

330
• Badem, yumurta ve üzüm çekirdeği yağı
iyi kolesterolü (HDL) kanda arttırır.
Tereyağı, kaymak ve kaymak yağı iyi
kolesterolü arttırmakla beraber bu yağlar
fazla yenirse kanda trigliserit de yükselir.
• Kötü kolesterolü düĢürmek için ot
çaylarından kafa süpürgesi otu, rezene,
kekik, mısır püskülü, mersin yaprağı ve çin
nanesi karıĢımı her gün sıcak veya soğuk
1 litre içilmelidir.
331
• Kötü kolesterolü (LDL) ve total
kolesterolü elma, badem, fındık, antep
fıstığı, yer fıstığı, ceviz, Ģalgam suyu,
keten tohumu, üzüm çekirdeği yağı,
çörek otu yağı, susam yağı, çemen yağı,
haĢhaĢ yağı, kabak çekirdeği, kekik
suyu, posalı gıdalar, kepekli ekmek, tam
buğday ekmeği ve çavdar ekmeği
düĢürür.
• Kötü kolesterolü düĢürmede sabah
kahvaltısının rolü büyüktür.
332
• Esansların bir kısmı esterdir. Doğala
özdeĢ esans içeren ürünler
tüketilmemelidir.
333
ETLER ARASINDA BULUNAN
YAĞ, KARIN KISMINDAKĠ ĠÇ
YAĞI VE HÜCREDEKĠ GOLGĠ
AYGITI ESTERDĠR
• Alınan bazı besin maddeleri, bir dizi
kimyasal reaksiyon sonucu yağa
dönüĢtürülür. ġahm (etler arasında
bulunan yağ) ve mideye yakın yerlerdeki iç
yağı suretinde depolanır. Depolanan bu
Ģahm ve iç yağı, ihtiyaç anında sarf edilir.
334
• Aynı tasarruf ve depolama, bütün
hücrelerde de golgi aygıtı suretinde vardır.
• Görüldüğü gibi canlıların bedenine
gönderilen rızkın bir kısmı ihtiyat için Ģahm
ve iç yağı suretinde depolanmaktadır.
Hatta her bir beden hücresine gönderilen
rızkın bir kısmı, yine o hücrenin bir
köĢesinde bulunan golgi aygıtında
tutulmaktadır. Ġleride, dıĢarıdan herhangi
bir besin maddesi gelmediği zaman sarf
edilmek üzere bir ihtiyat zahiresi (tedbirlilik
azığı) hükmünde saklanmaktadır.
335
AMĠTLER
336
AMĠTLERE GĠRĠġ
• AçillenmiĢ NH
3
yapısında maddelerdir.
NH
3
’teki hidrojenlerin yerine açil grupları
getirilerek primer (birincil), sekonder
(ikincil) ve tersiyer (üçüncül) amitler oluĢur.
• Amitler karboksilli asitlerde –OH grubu
yerine –NH
2
grubunun geçmesi ile elde
edilir.
• Bunlardan en önemlileri birincil amitlerdir.
337
AMĠTLERĠN ADLANDIRILMASI
• Primer amitler karboksilli asitler gibi
isimlendirilir. Karboksilli asidin özel adının
sonundaki –ik asit eki yerine –amit
kelimesi getirilir (formamit, asetamit).
• Sekonder ve tersiyer amitler primer amit
gibi isimlendirilir. Azota bağlı gruplar N–
yazılıp belirtilir (N–metilformamit, N–
metilasetamit, N,N–dimetilpropiyonamit
vb.).

338
AMĠTLERĠN ELDE EDĠLMESĠ
• 1) Açilklorürlerin NH
3
ile tepkimesinden
primer amitler elde edilir. HCl açığa çıkar.
• 2) Karboksilli asitler NH
3
ile tepkimeye
sokulur. OluĢan karboksilli asitlerin
amonyum tuzları ısıtılırsa amit ve su
oluĢur.
• 3) Bir di amit olan ürenin elde edilme
tepkimeleri önemlidir.
339
ÜRENĠN ELDE EDĠLMESĠ
• Karbonik asidin iki –OH grubunun yerine
iki –NH
2
grubunun gelmesiyle oluĢan di
amittir.
340
9. BÖLÜM: AMİNLER
341
AMĠNLERE GĠRĠġ
• AlkillenmiĢ amonyak yapısındaki
maddelerdir. Amonyağın hidrojenleri
yerine alkil gruplarının getirilmesiyle
aminler oluĢur. NH
3
’ün hidrojenlerinden
birinin yerine alkil gelirse primer (birincil)
amin, ikisinin yerine alkil gelirse sekonder
(ikincil) amin, üçünün yerine alkil gelirse
tersiyer (üçüncül) amin oluĢur.

342
AMĠNLERĠN ADLANDIRILMASI
• Aminler isimlendirilirken alkil gruplarından
sonra amin kelimesi getirilir.
343
AMĠNLERĠN ELDE EDĠLMESĠ
• Alkil halojenürlerin NH
3
ile tepkimesinden
aminler elde edilir. HCl açığa çıkar.
• Primer amin elde etmek için alkoller ThO
2

katalizörlüğünde NH
3
ile tepkimeye
sokulur. Primer amin oluĢur, su açığa
çıkar.
344
AMĠNLERĠN GENEL
ÖZELLĠKLERĠ
• Küçük moleküllü olan aminler gaz, büyük
moleküllü olanları sıvıdır.
• Aminler sulu çözeltide zayıf baz özelliği
gösterir. Suda OH

iyonu vererek
iyonlaĢırlar.
• Aminler asitlerle reaksiyona girerek tuz
oluĢturur.
345
AMĠNOASĠTLERĠN
ADLANDIRILMALARI
• Karboksilden sonraki karbonlar sırasıyla
alfa, beta, gama karbonu olarak
adlandırılır ve amino (–NH
2
) grubunun yeri
alfa, beta, gama olarak belirtilir. Son olarak
asidin özel adı söylenir.
• Doğal aminoasitlerin kendilerine has özel
adları da vardır (serin, triptofan, valin vb.).

346
10. BÖLÜM: YAYGIN
BENZEN TÜREVLERİ
347
AROMATĠK BĠLEġĠKLER
• Aroma sözcüğü Latince’de hoĢ koku
demektir. Aromatik terimi buradan
gelmektedir. Aslında aromatik bileĢiklerin
hepsi hoĢ kokulu değildir. Aromatik
bileĢiklerin temel çıkıĢ maddesi benzendir
(C
6
H
6
).
• Aromatik bileĢik denince; benzen ve
türevleri anlaĢılır. Halkalı bileĢiklerdir;
ancak her halkalı yapıdaki organik madde
aromatik değildir. Aromatik maddelerin
özellikleri Ģöyle sıralanabilir:
348
• Benzen halkasında 6 tane karbon atomu
birbirlerine halka Ģeklinde bağlanmıĢlardır,
dolayısıyla aromatik bileĢikler en az 6
karbonludur. Karbonlar arasında bir
atlayarak çift bağ vardır. Her karbon
atomuna bir hidrojen bağlanmıĢtır.
Esasında karbonlar arasındaki bağlar hem
tekli hem de çiftli bağdır. Bu yapıya
rezonans yapı denir.
• Benzenden bir hidrojen çıkarılmasıyla
oluĢan radikale fenil adı verilir.
349
• Benzen; yapısında çift bağ olmasına
rağmen, katılma tepkimesi vermeye
elveriĢli değildir. Kararlı bir yapısı vardır.
Yer değiĢtirme reaksiyonları verir.
• Benzen halkasına iki grup bağlanırsa üç
değiĢik izomer oluĢur. Bağlanan iki grup
en yakın konumdaysa (ardıĢık karbonlara
bağlı ise) orto, iki grup arasında bir
karbonluk ara varsa meta, iki grup
arasında iki karbonluk fark varsa para
izomerleri olarak adlandırılır.
350
• Benzen halkasına birden fazla aynı grup
bağlandığında adlandırma numaralamayla
da yapılabilir.
• Benzen halkasına bağlı olan atom ya da
grupların öncelik sırası vardır. Benzen
halkasına birbirinden farklı gruplar
bağlandığında; önceliği olan atom ya da
grubun bağlı olduğu karbon atomuna 1
numara verilir.
351
KEKULE (1829–1896)’NĠN
RÜYASI VE BENZEN
HALKASININ KEġFĠ
• Kekule’nin rüyasındaki gibi sadık rüyalarla
ortaya çıkan bilimsel buluĢ ve keĢifler,
hem ruhun hem de kaderin varlığına delil
teĢkil eder. Birçok keĢif ve buluĢun
temelinde sadık rüyada verilen mesajlar
vardır. Friedrich August Kekule, Alman
kimyacıdır. ġöyle bir rüya gördüğünü
anlatıyor:
352
• “Sandalyemi ateĢe doğru çevirip
uyuklamaya baĢladım. Atomlar gözümün
önünde zıplayıp duruyordu. Küçük atomlar
mütevazı bir tavırla arka plana
çekilmiĢlerdi. Küçük atomlardan baĢka
daha büyük Ģekiller de görüyordum. Yılana
benzer hareketlerle eğilip bükülen uzun
zincirler vardı. Birden yılanlardan biri kendi
kuyruğunu ağzına aldı ve bu halka, alay
edercesine gözlerimin önünde döndü.
Yıldırım hızıyla uyandım.”
353
• Kekule’nin rüyası, Bilim ve Teknik
Dergisi’nin Ağustos 1972 sayısının 8.
sayfasında “Rüya Görerek BaĢarıya
UlaĢın” yazısında yayımlanmıĢtır.

354
KEKULE’NĠN RÜYASINDA
BENZEN HALKASINI
KEġFETMESĠ BĠR ANDA
ULAġILAN BĠR BAġARIDIR
• Ġlmî çalıĢmalarda baĢarıya ulaĢmada iki
yol vardır:
• Birincisi; düĢünmek, ezberlemek, fikri
çalıĢtırmaktır. Bu; zamanla olanıdır.
355
• Ġkincisi; sezgi adını verdiğimiz bir anda
ulaĢılan baĢarıdır. Bu da iki kısımdır: Birisi
kesbî ilhamla olanı, diğeri o branĢta
çalıĢmadan ilhamla olanıdır.
• Kesbî ilhamla olanı; çalıĢmakla, tecrübeyle
ama çalıĢmanın sonucunda değil de farklı
bir zamanda elde edilenidir. Rüyada
Kekule’nin benzen halkasını keĢfetmesi,
Bohr’un atom modelini bulması buna
örnektir.
356
• Bir anda ulaĢılan baĢarının ikincisi, o
branĢta çalıĢmadan gelen ilhamdır.
Herkes potansiyel olarak buna açık var
edilmiĢtir. Bu yolda; peygamberler,
doğruluktan ĢaĢmayan akıl sahipleri ve
temiz duygu, temiz düĢünce taĢıyan kalp
sahipleri vardır. Bu baĢarı; mevhibeiilahiye
olarak verilir.

357
BAZI BENZEN TÜREVLERĠ
FENOL (HĠDROKSĠ BENZEN)
• Fenol zayıf asit özelliği gösterir. Sulu
çözeltisi FeCl
3
ile mor renk verir. Bu
fenolün tanınma reaksiyonudur. Fenol
formaldehit ile polimerleĢerek plastik
oluĢturur.
358
BENZOĠK ASĠT
• Alifatik asitlerin özelliklerini gösterir. Benzil
alkolün iki derece, benzaldehitin bir derece
yükseltgenmesinden oluĢur.

359
BENZALDEHĠT
• Benzil alkolün bir derece
yükseltgenmesinden oluĢur. Aldehitlerin
özelliklerini taĢır. Bir kademe
yükseltgendiğinde benzoik asit oluĢur.
Fehling çözeltisine etki etmez, amonyaklı
gümüĢ nitrat çözeltisine zor etki eder.
Zayıf indirgendir.
360
NĠTRO BENZEN
• Benzenin deriĢik HNO
3
ve deriĢik H
2
SO
4

çözeltileri karıĢımı ile tepkimeye
sokulması sonucunda; –NO
2
grubu
benzen halkasına bağlanır. Toluenin 3
kere nitrolanmasıyla kuvvetli bir patlayıcı
olan trinitro toluen (TNT) elde edilir. Trotil
adıyla top mermileri, deniz ve kara
mayınlarını doldurmakta kullanılır.
361
BENZĠL ALKOL
• Aromatik bir alkoldür. Alifatik alkollerin
özelliklerini gösterir. Bir kademe
yükseltgendiğinde benzaldehit, iki kademe
yükseltgendiğinde benzoik asit oluĢur.
Benzil alkol Na ve K gibi metallerle H
2
gazı
çıkarır.
362
ANĠLĠN
• Aromatik bir amin bileĢiğidir. Zayıf baz
özelliği gösterir. Benzen halkasına amino
grubu ( –NH
2
) doğrudan bağlanamaz. Bu
nedenle amino benzen (anilin) nitro
benzenin indirgenmesinden elde edilir.
363
ÇETE, MAFYA, ÖRGÜT GĠBĠ
MENFAAT ġEBEKELERĠ VE
ġER ODAKLARI
KULLANACAKLARI ADAMI
NASIL ĠNTĠHAR KOMANDOSU
YAPIYOR?
• Terör örgütleri önce LSD ile kullanacakları
adamın düĢüncelerini boĢaltır, beyinlerini
yıkarlar. Sonra kiĢiyi konuĢturarak telkinde
bulunmaya hazır duruma getirirler.
364
• Daha sonra hipnoz vb. yollarla belirli
hedefe yönelik propaganda ile kiĢinin
beynini yeniden doldururlar.
• Son olarak ecstasy (ekstazi) vb. haplarla
8–10 saat sürecek bir eyleme, bir takım
kötü amaçlara yönlendirirler. Hatta onları
intihar komandosu bile yapabilirler.
• LSD ve ecstasy (ekstazi) haplarını kiĢiye
fark ettirtmeden çaylarının içine katarak
içirirler. Bu nedenle insan uyanık olmalıdır.
365
HĠPNOZ EDĠLEREK
KULLANILAN KĠġĠ SORUMLU
MUDUR?
• Hipnoz konusunda gözü açık olunmalıdır.
Her insanda, dilediği gibi hareket edebilme
ihtiyarından insana verilmiĢ az bir parça
vardır. Ġrade de denilen bu az kısım,
insandaki serbest hareket edebilme
isteğidir. BaĢka bir ifadeyle insanın
arzularındaki az bir serbestliğidir.
366
• Hipnoz edilip kullanılan kiĢi, telkinleri kendi
isteğiyle dinleyerek kötü bir iĢe alet
olmuĢtur. Hipnoz edilerek kullanılan kiĢi bu
sebeple sorumludur.
• Ġnsan; çete, mafya, örgüt vb. menfaat
Ģebekelerine alet olmayacak kadar yüksek
sorumluluk duygusuna sahip olmalıdır.
Ancak böylece bu çeĢit istismarın önüne
geçilebilir. ġer odakları kullanacakları
adam isterler. Yüksek mesuliyet duygusu
taĢıyanlar kullanılmazlar.
367
• Ġnsandaki irade insana, mesuliyetten
kurtulmamak için verilmiĢtir. Ġradenin bu az
kısmı insana; “Sorumlu ve mükellefsin.”
der.
368
LSD
• LSD, hem halüsinasyon yapan
(halüsinojen madde) hem de ruhi ve fiziki
alıĢkanlık meydana getiren uyuĢturucu bir
maddedir.
• “D–liserjik asit dietilamit (D–lysergic acid
diethyl amide)” uluslararası kimyasal
adıdır.
• Halüsinasyon yapıcı bu çeĢit
uyuĢturuculara psikodelik madde denir.
369
• Psikodelik maddelere LSD, phencyclidine
(fensiklidin) ve meskalin örnek verilebilir.
• LSD, 1964 yılına kadar casuslar, gizli
servisler ve yeraltı örgütleri tarafından
düĢünceleri anlamak ve değiĢtirmek için
kullanılmıĢtır.
• 1964'te Helsinki AntlaĢması ile insanlar
üzerinde bu çeĢit maddelerin kullanımı
yasaklanmıĢtır. Gizli servislerin LSD
kullanımı böylece resmen sona ermiĢtir.
370
• Günümüzde resmen yasak olmasına
rağmen yasa dıĢı olarak çete, mafya, örgüt
gibi menfaat Ģebekeleri ve Ģer odakları
tarafından hâlen kullanılmaktadır.
• Bir kiĢinin yiyecek ve içeceğine bu türden
maddeler koyarak onun sergileyeceği
tavır, davranıĢ ve söyleyeceği sözlere
dayanarak sonuçlar üretmek bilimsel
açıdan kabul edilemez.
• LSD, yasa dıĢı kullanılır.
371
ECSTASY (EKSTAZĠ)
• Ecstasy (ekstazi), yasa dıĢı sentetik bir
maddedir.
• Günümüzde ecstasy (ekstazi), eski
morfinmanlar ve yasa dıĢı örgütler
tarafından kullanılmaktadır.
• 3,4–metilendioksimetamfetamin kimyasal
adıdır. 3,4–metilendioksimetamfetamin,
kısaca MDMA olarak yazılır.
372
• Yasa dıĢı üretilen ekstazi hapının
içeriğinde ek madde olarak kafein ve
kokain de vardır.
• Ecstasy (ekstazi), vücutta serotonin
maddesinin salgılanmasını sağlar.
• Serotonin, mutluluk meydana getiren bir
maddedir.
• Serotonin, mutluluk anında beynin arka
kısmında bulunan beyin sapındaki sinir
uçlarından salgılanır.
373
• Ecstasy (ekstazi) hapının yutulması
suretiyle salgılanan serotonin sahte bir
neĢe sağlar. Hapı yutan kiĢi saatler
boyunca hiper aktif ve uyanık olur. Hap,
dikkati olağanüstü derece arttırır. Ġnsan
kendisini güçlü ve enerjik hisseder. Bütün
bu etkiler ecstasy (ekstazi) hapının,
serotonin maddesinin bütün depolarını
boĢaltması suretiyle olmuĢtur. Vücudun
dengesiyle oynanmıĢtır. Vücut, oyuncak
değildir.
374
• Ertesi gün bir adet daha ecstasy (ekstazi)
hapı almadan, kiĢi kafasını kaldıramaz.
Hapın etkisi geçtikten sonra ise aĢırı
yorgunluk ve tahmin edilemeyecek
derecede bitkinlik görülür.
• Hap almadığı anda kiĢi aĢırı karamsar olur
(ruhsal etki). Bu nedenle kendisini hap
almaya mecbur hisseder.
• KiĢi hap aldığı zamandaki gibi hep enerjik
kalmak için hapı tekrar tekrar istemeye
baĢlar (fiziksel etki).
375
• Zanneder ki hapı alınca mutlu olacağım.
Ne yazık ki vücutta serotonin kalmamıĢtır.
Organizmanın dengesi bozulmuĢtur. Hapı
almasına rağmen mutlu olamaz. Yapılacak
bir Ģey kalmamıĢtır. KiĢi kendisine, geriye
dönüĢü olmayan büyük bir zarar vermiĢtir.
• Ecstasy (ekstazi) hapı, kısa sürede ciddi
bağımlılık yapar.
• Uzun süre kullanan bağımlı kiĢilerde
zaman içinde ölümler görülür. Bazı
kiĢilerde ilk kullanımda ani ölüm riski dahi
söz konusudur.
376
• ġayet kullanan kiĢide intikam ve nefret
hissi varsa bu his açığa çıkar. Ecstasy
(ekstazi) hapı, aĢırı güven ve kontrolsüz
cesaret de oluĢturur. KiĢi ölümü göze
alarak gösterilen hedefe yönlendirilebilir.
Ecstasy (ekstazi) hapının bu etkisini bilen
çete, mafya, örgüt gibi menfaat Ģebekeleri
ve Ģer odakları bu etkiyi terör maksadıyla
kullanırlar. Kullandıkları adamı 8–10 saat
sürecek bir eyleme ve bir takım kötü
amaçlara yönlendirirler. Hatta onları intihar
komandosu bile yapabilirler.
377
• Ecstasy (ekstazi) hapının toleransı yok
denilebilecek kadar azdır. Tolerans;
hoĢgörü, müsamaha demektir. Ecstasy
(ekstazi) hapının toleransının zayıf olması,
kullanmaya baĢlayanların geriye dönüĢü
çok zor olan bir yola girdikleri anlamını
taĢır.
• Mutluluk hapı, mutluluğu bitirmiĢtir.
Ġstenilenin zıddı bir durum Le Chatelier
prensibi gereğince ortaya çıkmıĢtır.
378

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->