http://genclikcephesi.blogspot.

com

KAZAN TÖRENİ Beşinci Basım Kazan Töreni, Aziz Nesin'in 1957 yılında rışmasında ikinci kez kazanan italya'da yapı­ birincilik alıp lan Uluslararası Mizah Ya ALTIN PALMİYE

kitabıdır.

Kazan Töreni bugüne dek Türkiye'de 48 bin , yabancı ülkelerdeyse yapmıştır. İlk basımı basımı yine sımı 1957, 1957, ikinci üçüncü yapıl­ 250 bin tiraj

basımı 1960, dördüncü b a ­ 1967 yıllarında mış ve çoktanberi t ü k e n d i ­ ğinden aranmakta olan KA­ kı ZAN TÖRENİ'nin beşinci b a ­ sımını Tekin Yayınevi vançla

sunar.

10 Lira

http://genclikcephesi.blogspot.com

AZİZ

NESİN

KAZAN TÖRENİ
HİKÂYELER

Beşinci Basım

TEKİN

YAYINEVİ

SUNA R

http://genclikcephesi.blogspot.com

NE­ SİN VAFFFnın amacı vakfın yurduna her yıl alınacak dört kimsesiz ve yoksul çocuğu. her türlü gereksi­ nimlerini sağlayarak barındır­ mak. bü­ tün eserlerinin iç ve dış radyo ve televizyonlarda temsil ve yayınlarından elde edilecek te­ lif haklarını tümüyle NESİN VAKFFna bağışlamıştır. filme alınacak eserlerinin telif haklarıyla. her dileyen hertürlü yardım. İsteyenlere Yayınevimiz Ne­ sin Vakfı broşürünü gönderir. sahnelenecek oyunlarının. yetiştirmektir. katkı ve ba­ ğışta bulunabilir. ilk­ okuldan başlatarak yüksek okulu. NESİN VAKFFnın senedi gereğince. Türkiye'de ve başka ülkelerde yayınlanacak kitaplarının. meslek okulunu bitirin­ ceye yada bir meslek edinin ceye dek. TEKİN YAYINEVİ A n k a r a Caddesi. No: 51 İstanbul . bu vakfın amacına uygun ol­ mak koşuluyla.Bu kitabın telif hakkı NESİN VAKFInındır Aziz Nesin.

Kapak : Erkal Yavi (San Grafik)

*

Bu kitabın 1957 yılında birinci ba­ sımı yapıldı, (8000) tane basıldı. «Kazan Töreni» adlı hikâye, 1957

e

yılında İtalya'da yapılan Uluslara­ rası Mizah yarışmasında birincilik alarak ALTIN PALMİYE kazandı. s Birinci basımı kısa zamanda tüken­ diğinden, basıldı. m 1960 yılında üçüncü basımı yapıldı, (8000) tane basıldı. e 1967 yılında dördüncü basımı yapıl­ dı, (12.000) tane basıldı. • Tekin Yayınevi, KAZAN TÖRENİ'nin beşinci basımını kıvançla su­ nar. aynı yıl içinde (1957) ikinci basımı yapıldı, (10.000) tane

K A Z A N T Ö R E N İ

Biri — B u y u r u n efendim, rica ederim, böyle buyurun! Bizim gazetecilere k a r ş ı son derecede şeyimiz vardır. Yaaa... Başka biri — T e b r i k e d e r i m beyefendi. İkincisi — T e ş e k k ü r ederim. A m a a n l a y a m a ­ dım,, neyi t e b r i k ediyorsunuz? Başka biri — Yeni k a z a n ı n ı z ı . . . — H a a a . . Evet, evet... K a z a n ı değil m i ? K a ­ z a m ı z o l m u y o r Beyefendi... K a z a n çok m ü h i m . . . — Büfeye b u y u r s a n ı z a . . . B i r aperatif... Vali bey de teşrif edecekler. Neredeyse, bir y e r d e n çı­ k a r gelirler. Üçüncü — Zâtiâlinizle bir y e r d e n tanışıyoruz, a m a nereden? Başka üçüncü — S i m a n ı z bana da hiç ya­ b a n c ı gelmiyor. Sizi bir y e r d e n g ö z ü m ısırıyor. Du­ r u n b a k a y ı m , siz M e z b a h a y a yeni y a p ı l a n k a p ı n ı n açılış t ö r e n i n e teşrif etmişmiydiniz? — Maalesef... Efendim, t ö r e n l e r i a y n ı g ü n e getiriyorlar, yetişemiyoruz. Bendeniz o gün, c a m f a b r i k a s ı n a yeni bir b a c a ilâvesi dolayısiyle yapı­ lan törene gitmiştim. — Ah beyefendi, b e n o t ö r e n e maalesef gele­ medim. A r k a d a ş l a r söylediler, bir Ç e r k e s t a v u ğ u — 7 —

http://genclikcephesi.blogspot.com

varmış, a n l a t a a n l a t a bitiremediler. Efendim, i n ­ s a n h e r t a r a f a b i r d e n yetişemiyor. — D u r u n , d u r u n . . . Sizi şimdi ç ı k a r d ı m , siz Japonya'dan satın a l m a n geminin... — T a m a m , g e m i n i n d â v e t i n e gelmiştim. B e n d e sizi h a t ı r l a d ı m . H a t t â o g ü n h e p k r e m a l ı t u r t a y i y o r d u n u z da, d i k k a t i m i çekmiştiniz. — Evet, evet... Pek severim k r e m a l ı t u r t a y ı . Efendim, d a h a evvel şeydeki ziyafette biraz fazlaca k a ç ı r d ı ğ ı m d a n , o c a n ı m etlere el s ü r e m e d i m . Daha başka biri — Bu k o y d u k l a r ı ne kazanıymış? Daha daha başka biri — Vallahi b i l m e m . . . K a z a n işte... Ç a m a ş ı r k a z a n ı değil h e r h a l d e . . . — Üzerinize afiyet, m i d e m d e n çok m u z t a r i bim. Hazımsızlık başladı... — Bendeniz de öyleyim Beyefendi. Son z a m a n ­ l a r d a h e r k e s m i d e s i n d e n şikâyetçi. Sâri bir h a s t a ­ lık oldu. Ben y a n ı m d a k a r b o n a t t a ş ı y o r u m , ister­ seniz bir a v u ç vereyim, y u t u n . — Ah, t e ş e k k ü r ederim. B u n d a n s o n r a öyle yapmalı. B e n de y a n ı m d a b u l u n d u r a y ı m . Öö-Ööö... — Yaradı beyefendi... G e ğ i r m e k iyidir. — Öö - Ööööö - Ü ü ü ü ü . . . A m a n h i n d i kızart­ m a s ı pek nefis olmuş. B u y u r s a n ı z a ! . . . — T e ş e k k ü r ederim, ben börekleri t e r c i h e d e ­ rim. İçlerinden biri — Bu ş i ş m a n z a t k i m ? İçlerinden öbürü •— Hangisi? Viski içen m i ? — Hayır öbürü. — H a n i m u z u ısırıyor, o m u ? • — Öteki... — 8 —

görüşemiyeceğiz vallahi. . Bu zi­ yafetler de olmasa... m u h a b b e t . . p e d e r m e r h u m . Perşembeleri.. bendenizi elimden t u t a r . . . d o l a r boşalırdı. Tavsiye ederim... elini m a y o n e z l i levreğe uzatmış. . — E l b e t t e e e . ç a r ş a m b a l a r ı . Mevlânakapıdaki Mevlevîhaneye. Bü­ t ü n b u ziyafetler filân h e p g ö r ü ş m e m i z e vesile.. — Efendim. . Bir adam — M a k s a t t ö r e n m ö r e n değil.. — 9 — . — M a k s a t y e m e k değil. P a z a r t e s i l e r i Ü s k ü d a r ' d a b i r Rüfaî dergâ­ h ı n a giderdik. bir m a k i n e fabrikası olacak. . o n a ne ş ü p h e .. . ne de olsa m e d e n i y e t ilerliyor t a ­ bii.. h e r g ü n bir t e k k e y e gö­ t ü r ü r d ü . G a n i g a n i yemekler. Efen­ dim. Ç ü r ü k l ü k ' t e k i K a ­ diri tekkesine. b e n d e n i z çocukken. .. .. galiba. — B u r a s ı ne fabrikası beyefendi? i— Vallahi iyice b i l e m i y o r u m a m a .. Adamın biri — Tabiî. . — Mersi..... . ı — O n u n a r k a s ı n d a .. O r a d a l o k m a ederdik. —• H a a a . m a k i n e l e r e filân bakılırsa. . Evet. Bilmem. — Bendeniz d o l m a y a bayılırım d a . . H e r Allanın g ü n ü bir t e k k e y e . .. . B u r a d a n çıkınca şeydeki t ö r e n e gi­ deceğim d e . Biz de öyle. ... . h e p g ö r ü r ü m a m a . eskiden.— S o ğ u k et yiyor h a n i ? . evet. Salı g ü n l e r i K a s ı m p a ş a ' d a k i Nakş-ibendî tekkesine. . .. — M a ş a l l a h çok b ü y ü k bir f a b r i k a . Ciğerden a l m ı y o r s u n u z . . Güzel de yapmışlar.. B a k ı r siniler dolar. u s k u m r u d o l m a l a r ı pek gü­ zel.

. . f a r k ı n d a mısınız? Bir kişi — M e m l e k e t i n k a l k ı n m a s ı h e r şey­ d e n evvel f a b r i k a l a r a d a y a n ı r b i r a d e r . H e r h a l d e r a k ı k a z a n ­ ları.. A m m a yaptınız. — Öyleyse Tekelindir. B u y u r u n . — Hiç z a n n e t m e m .. — Şu b a ş t a k i l e r kim?. . Ş u a d a m ı h e r t ö r e n d e g ö r ü r ü m . . . . F a b r i k a d a su yapılır m ı ? Ne fabrikası b u r a s ı ? — K a z a n fabrikası. — Bu f a b r i k a n ı n sahibi k i m beyefendi? — A m e r i k a l ı l a r ı n olacak. . .. T ö r e n mi dediniz? B e n de geleyim b a r i . A m e r i k a bize a t o m tesisatı verecekmiş diye yazdı. k a z a n m a l ı beyefendi.. — Davetli m e b u s l a r ... — A a a a a . B a d e m l e r ba­ yat. Tabiî. — Maalesef. — K a z a n m a l ı . — Efendim. çalışıp k a z a n m a k lâzım... . Y a r ı n şeydeki açılış t ö r e n i n e gelmiyor m u s u n u z ? — Tabiî. a c a b a Tekel İ d a r e s i n i n mi. bâzı t ö r e n ­ leri kaçırıyoruz ne de olsa . Amerikalılar böyle ziya­ fet miyafet vermezler a d a m a . . F a b r i k a bizim ol­ m a s ı n a bizim ya. G i t m e s e m ayıp olur. i n s a n t a k i p edemiyor. S a k ı n bu­ r a s ı yeni a t o m fabrikamız o l m a s ı n . Bir insan — K u r d e l â kesilmiyecek m i ? Başka bir insan — Vali Beyefendiyi bekliyor­ lar.— O zamana kadar hazmolur beyefendi.. . . Geçenlerde gazeteler. .. S u l a r İ d a r e s i n i n mi? —. — Ş u r a d a k a z a n m a z a n diye lâf ediyorlar... . .. ..

p o r t a k a l m ı ? P a s t a m ı ? Al y a v r u m . F a b r i k a n ı n sahibi galiba. B u g ü n (çatal bı­ ç a k sesleri) açılış t ö r e n i n i y a p t ı ğ ı m ı z T e z g â h t a r a ğ a Elektrik s a n t r a l ı m ı z ı n d ö r d ü n c ü k a z a n ı n ı n ye­ r i n e k o n m a s ı m ü n a s e b e t i y l e . h e y e c a n ı m ı z b u r a d a d a k e n d i n i göstermiş. B e n d e n i z m i ? . B e n d e n i z zatiâlinizi b u k a d a r z a m a n d ı r t a n ı r ı m . — M u h t e r e m v a t a n d a ş l a r ! . Şey. — Al oğlum. d ö r t u s t a b a ş m d a n b a ş k a hiçbir y a b a n c ı kuvvete l ü z u m gösterilmeksizin. . Yok­ s a B a k a n mı? — U m u m m ü d ü r o l m a s ı n . s o r m a s ı ayıp olmasın a m a . Beyefendi geldi. .. kazan-ı mezkûr. — Cümleninkini... zâtıâlinizin n e i ş y a p t ı ğ ı m b i l m e m . A m e r i k a d a n h i ç b i r y a r d ı m gör­ m e d e n . B u k ü ç ü k k i m ? M a h d u m m u ? Allah bağışlasın. k a z a n ı n t a m ocağın ü s t ü n e k o n u l m a s ı n d a .. ... hepinizi t e b r i k ede­ r i m . —. b a k e l m a mı istersin. .. her şölende b u l u ş u r u z da. . enerjimiz. ... kendi k e n d i m i z e yerine koyduk. .. Beyefendi açış n u t ­ k u n a başlıyor galiba. . . — Şişşşt!... iki m ü h e n d i s .. .. mahall-i m a h s u s u n a k e n d i kuvvetle­ rimiz t a r a f ı n d a n vazedilmiştir. . Ancak k a z a n yerine — 11 — . h e r t ö r e n ­ de. Siz İstakozu.. Şey. Bu kazanı.. M a c a r millî t a k ı m ı n ı n 3 — 1 y e n e n azmimiz. ü ç Amerikalı m ü t e h a s s ı s . İ s t a k o z l a r pek güzelmiş.. —.İkinci biri — Keşke h e r g ü n b i r fabrika açıl­ sa.. d ü n k ü t ö r e n d e verilen ziya­ fette yiyecektiniz. — K i m o? —• B i l m e m .

. . E ğ e r Terkos suları kesilmemiş olsaydı. — Bu k a z a n . bu k a z a n u z u n s ü r e r b e n gidiyorum. şimdi g ö z ü n ü z ü n ö n ü n ­ de tecrübesini yapardık.k o n u l d u k t a n sonra.. . kul­ lanılmıştır. S o n r a d a n y a n d a n çarklı a r a b a vapu­ r u n u n k a z a n ı o l a r a k u z u n yıllar vazife g ö r m ü ş t ü r . — Olur. — 12 — . . Biz o n a yeni bir k u l p u y d u r a r a k fabrikaya koyduk. O r t a Doğu ve B a l k a n l a r ı n en b ü y ü k ka­ zanıdır.. Başka biri — Ben d e . Ka­ laylı ve b a k ı r o l m a k l a b e r a b e r yalnız iki y e r i n d e n deliği olup. . a l t ı n a . — Güle güle. K a z a n ağır o l d u ğ u n d a n . Birisi — Birader. K a b a k ç ı M u s t a f a i s y a n ı n d a Yeni­ çerilerin kaldırdığı k a z a n olup. Bu kazan. Aynı z a m a n d a kalaylıdır ve bakırdır. ec­ zalı p a m u k ve k a r a sakızla t ı k a n m ı ş t ı r . Y a r ı n şeydeki t ö r e n d e buluşalım. ayrı bir ocak yapılması­ na t e k n i s y e n l e r l ü z u m görmüşlerdir. B u k a z a n ı n . bu delikler. eyvallah. h i ç b i r A m e r i k a n y a r d ı m ı n a l ü z u m g ö r ü l m e d e n k e n d i t a r a f ı m ı z d a n ü s t ü p ü . ocağın altı m e t r e k a d a r k a z a n d a n geride kaldığı g ö r ü l m ü ş t ü r . K a z a n ı n dokuz k u l p u vardır. Delikler­ den a k a n s u l a r k a z a n ı n a l t ı n d a k i ocağı s ö n d ü r m e ­ yecek k a d a r cüz'i bir h a l e getirilmiştir. Ya­ kın Doğu. Bu k a z a n .. o r a d a n S a d r â z a m K ı r k a y a k Halil P a ş a n ı n k o n a ğ ı n a g ö t ü r ü l m ü ş v e b u k o n a k t a u z u n z a m a n a ş u r e k a z a n ı olarak.. . içindeki s u y u n bir t ü r l ü kay­ n a m a d ı ğ ı n ı n sebebi araştırılınca.

yine az. «Kapıyı açın!» n e d e m e k b u ? Bu. B ü y ü k a d a m ı n ölürken. gizli a n l a m ı çözmek için k i t a p l ı k l a r dolusu k i t a p yazılsa.KEDİ N E D E N KAÇTI? «Her şeyin. D ü ş ü n ü n bikez.. B u y ü z d e n k e n d i k e n d i m e h e p acır d u r u r u m . Ne diyor? — Ey i n s a n l a r ! . n e d e lâfıma m e t e l i k vermez. n e b ü y ü k lâftır. k i t a p ­ l a r a geçecek değerde bir b ü y ü k lâf e t t i ğ i m h a l d e . . B e n y a z ı m a d a h a b i r bilgiç lâfla b a ş l ı y a c a k t ı m .» Hayır. Eşek gibi a h ı r a k a p a n m a y ı n ! — 13 — . Bü iki kelimede yüklü.» Doğrusu. h e r işin bir n e d e n i vardır.. b u d a olmadı. olmadı. F a l a n b ü y ü k a d a m «yazın sıcak olur» de­ miş. a r t ı k b u n d a n n e b ü y ü k gerçekler çıkarılmaz. h i ç k i m s e n e b a n a ... Am'an ne espri. bir k o c a m a n lâf. son sözü «Kapı­ y ı açın!» olsa. b ü y ü k a d a m ı n i n s a n l ı ğ a gösterdiği yoldur. Bu söz. . b u b ü y ü k a d a m dedikleri n e l e r söylemişler s a n k i . Yâni diyor ki.. H e r k o n u ş m a m ı n başında. İ n s a n l a ­ r ı n yüzyıllar boyu a r a d ı ğ ı gerçeği üç kelimeyle vermiş. önce kendisi b ü y ü k a d a m olmalı­ dır. «Kapıyı açın!» dedi. Bir i n s a n b ü y ü k lâf edebilmek için. a m a n ne güzel söz. . i n s a n l a r r a h a t l a m a k zorun­ dadır. Peki. «Ne olursa olsun.

Ama b i t ü r l ü a ç ı k l a m a y o l u n u bu­ l a m ı y o r u m . 'bu kedi oldu. yoksa bizim D o ğ u ge­ leneğimize göre y u k a r ı d a n aşağı mı? Yâni kedi­ den B a k a n a m ı çıkayım. biraz d a h a ışık!» demişsiniz? Bu bü­ y ü k sözün a n l a m ı n e d i r ? G o e t h e ' n i n gülerek şu karşılığı vereceğini bi­ liyorum. S o n r a alabildiğine k a ç t ı gitti..» • Yoldan geçiyordum. h e r işin bir n e ­ deni vardır. yoksa B a k a n d a n kediye mi ineyim? Biz yine geleneklerimizden caymıyalım. öyle demiyor. Hayır. Ölünce. H a p s o l d u ğ u n u z k e n d i zindanın ı z t a n k u r t u l s u n . biraz d a h a . «Kapıyı açın. nefes d a r ­ l ı ğ ı n d a n k u r t u l m a k için «Açın kapıyı!» demiş. n e d e n k a ç t ı ? İ ş t e size b u n u açıklayacağım.. b ü y ü k a d a m d a h e r a d a m gibi c a n çekişirken b u n a l m ı ş .. İ ş t e beni böyle d e r i n d e r i n d ü ş ü n d ü r e n .» Kedi. g ö r ü ş ü n ü z de d ü n y a y a açılsın.. ö b ü r d ü n y a y a gider gitmez. Bir evin k a p ı s ı n d a n . D e m o k r a t i k bir m e t o d l a a ş a ğ ı d a n yu­ k a r ı y a d o ğ r u m u a n l a t a y ı m . Çevremdekileri g ö r m e k için d e m i ş i m d i r herhalde. ilk işim Goethe'yi bulup sormak: — Sizi son nefsinizi v e r i r k e n «Perdeleri açın.Ahırın k a p ı s ı n ı açın da içeriye bilim g ü n e ş i n i n ışıkları dolsun.» demişim? Gözlerimin feri s ö n ü y o r d u . bir kedi c a n acısiyle b a ğ ı r a r a k ö n ü m e sıçradı. — 14 — . — ı K i m ? B e n mi? Ben m i «biraz d a h a ışık. Kedi n e d e n böyle bağı­ r a r a k evden fırladı? «Her şeyin. » İşin doğrusu. İşte bu.

Bakan. i n s a n l a r r a h a t l a m a k zorun­ dadır. N e d e n öyle y a p m ı ş t ı Müs­ t e ş a r ? O l m a z öyle şey. rahat e t m e k z o r u n d a y d ı . O n a bişey sordu. M ü s t e ş a r . o c a n sıkmtısiyle geceki t o p l a n t ı y a gitseydi. M ü s t e ş a r d a n b a ş k a bir şey d a h a sor­ du. B a k a n ı n b u n a c a n ı çok sıkıldı. Rahatladı.. B a ş k a bişey sordu. can sıkıntısından kurtulmak. M ü s t e ­ ş a r o n u d a açıkladı.— 15 — .» B a k a n .. o fişmekân mesele öyle o l m a y a c a k t ı ki. Ta­ m a m . M ü s t e ş a r o işi n a s ı l y a p t ı ğ ı n ı a n l a t t ı . S e k r e t e r i n i çağırdı: — Yaz! dedi. n a s ı l r a h a t l ı y a c a k t ı ? İstifa mı etsin? Hayır. Ne ya­ p a c a ğ ı n ı bilmediği ve c a n ı çok sıkıldığı z a m a n l a r y a p t ı ğ ı gibi. Genel M ü d ü r e filân meseleyi sordu.. M ü s t e ş a r a epeyce söylendi. Hayır... s o n u n d a bir püf n o k t a s ı b u l u n d u ğ u n a sevinçli. O n a da cevap verdi. Genel M ü d ü r f a l a n meseleye cevap verdi.» Müsteşar. a m a h e p birden.! O l u r ! O l m a z ! Olur i ş t e ! O l m a z işte! B a k a n . ertesi g ü n dillerde dolaşan ba­ şarısını elde edemezdi. P i ş m e k â n meselesi. «Ne olursa olsun. M ü s t e ş a r ı n ı çağırdı. falan meseleyi sordu. yediği d a y a ğ ı n acısiyle k a p ı d a n fırlaması olayı şöyle b a ş l a d ı : B ü t ü n gazeteler. cevap verdi. bir B a k a n a çok şiddetli saldırıya geçmişlerdi. o iş öyle y a p ı l m a y a c a k t ı .K e d i n i n d a y a k yemesi. Ç ü n k ü «ne olursa olsun. i n s a n ­ l a r r a h a t l a m a k zorundadır. E ğ e r içi r a h a t l a m a s a . Verdi a m a .. Ne y a p a c a ğ ı n ı bilmiyordu. Genel M ü d ü r . Ne diye istifa edecekmiş? Genel Mü­ d ü r e . filân meseleye de cevap verdi.

M ü f e t t i ş ne yapsın şimdi? Yâ sabır. Yâ sa­ bırla olmuyor. böyle. Evinin. — Nasıl oldu? — Şöyle. on g ü n d ü r teftişte. böyle ola­ caktı... Oooh. —• B a ş ü s t ü n e ! M ü f e t t i ş Veli Bey geldi. h u ­ zurunu kaçıracaktı. — Efendim! — Nasıl efendim? B e n size bu s a b a h ne de­ dim? — Bu s a b a h mı? Bir şey demediniz. ben size. — Veli Beyi çağırın. Böyle. İyi a m a . ç o l u ğ u n u n . şöyle oldu efendim! — Öyle o l m a y a c a k t ı ki. G e n e l M ü d ü r söylendi. — Nasıl d e m e d i m ? Bişey dedim. ç o c u ğ u n u r a h a t ı n ı . K i m dedi size şöyle şöyle şöyle y a p ı n diye?. Ooooh!.. şöyle.. Allah!... Genel M ü d ü r n e y a p s ı n şimdi? Müs­ t e ş a r ı n yazdıkları y e n i r y u t u l u r şey mi? Zile hastı: — M ü f e t t i ş Ali Beyi ç a ğ ı r ı n ! —. Allah. — 16 — . söylendi... Ra­ h a t l a m ı ş t ı .. Ali Bey. d ü n ­ ya v a r m ı ş . İçini dökmese b o ğ u l a c a k t ı .. sekreteri yazdı. — M ü d ü r Bey. — B u y u r u n Beyefendi! — Şu şey işi ne oldu? — Oldu Beyefendi! — Ö b ü r iş? — O da oldu. E ğ e r içini dökmese p a t l ı y a c a k t ı Müs­ teşar.M ü s t e ş a r söyledi.

. — Öyleyse önceki s a b a h . — Öyleyse d ü n s a b a h demişimdir. olmaz. — Başüstüne! M ü d ü r m u a v i n i geldi. K a t i y e n ol­ maz!. İ s t e m e m ... İş ç ı k a r m a l ı .. . — Liste eklendi mi? — Eklendi! S a n k i n e diye h e r şeyi d e t a s t a m a m yapar­ lardı?. iş.. Biraz geciktirseler olmaz mı? — Ne g ü n gönderildi? — Dün. söylemişti işte..— Bu s a b a h ben sizi g ö r m e d i m ki. söylemiştiniz. : 2 . İ n s a n içini d ö k t ü m ü . . t a m a m . H a h . bu ne biçim iş? Hiç kimse çalışmıyor. «Ne olursa olsun. — D ü n siz r a h a t s ı z . Anladınız mı. — T a m a m mı yapıldı? — Evet. n e k a d a r d a rahatlıyor.. cetveli yapıldı mı? — Yapıldı efendim. M ü d ü r ü n s u r a t ı asıldı.. Ne söylemişti? Söyle­ m i ş t i de n e d e n y a p ı l m a m ı ş t ı peki? O l m a z böyle şey. G ü n ü g ü n ü n e iş i s t e r i m .. M ü d ü r s o r d u : — D.. Anladınız m ı ? Ooooh... — Gönderildi mi? — Gönderildi. in­ s a n l a r r a h a t l a m a k zorundadır. — Evet.. — 17 — F.. ..» — Muavini çağırın bana.. .. — Neee? d ü n m ü ? Bu ne i h m â l .

B e n d i n l e m e m .. sırtın­ d a n p a l t o s u n u a t m ı ş a d a m ı n hafifliğiyle. Yerlerin pisliği. paydos zili ç a l d ı ğ ı n d a n g i t m i ş . yoksa t a h r i r a t t a k i k â t i p H a s a n Bey m î ? . çağırdı.. Şu masaların tozu. — Hüseyin m ü s e y i n .. İ s t e m e m böyle şey!. odacıya söylemediğini b ı r a k m a d ı . . işte o k a d a r . . İ s t e m e m ! . m a s a y a y u m r u ğ u n u i n d i r d i : — Nerede H a s a n Bey? — H a n g i H a s a n Bey? İ k i n c i k ı s ı m d a k i H a ­ s a n Bey mi. — H ı h . r a h a t l ı ­ ğıyla d a i r e d e n çıktı.M ü d ü r Muavini. Ş a m a n d ı r a ­ ya y a n a ş t ı k t a n s o n r a i s t i m b ı r a k a n gemi gibi bo­ şaldı. M u a v i n Bey çıkınca. y â n i t a h r i r a t t a k i k â t i p H a s a n Bey.. B u r n u n d a n soluyordu: — Bunlar ne? — M u h a s e b e y e gönderilecek evrak. . şey. . . e v r a k k a l e m i n d e k i H a s a n Bey mi. b a r u t kesilen Kısım Âmiri.. T a m a m . .. b u l a m a d ı .. .. M e m u r H ü s e y i n Bey.. . Anladın mı. C a n ı b u r n u n a gelen odacı. — Öyleyse sen gel b u r a y a ! >— B e n i m a d ı m Hüseyin... H ü s e y i n Bey. .. .. k ı ş t a n çıkıp yaza girerken. k a v g a e t m e k için kapıcıyı aradı. B e n size d i y o r u m ki. Ne y a p — 18 — . B u c a m l a r ı n h a l i n e d i r be? Y a ş u t a ­ vandaki örümcek ağları?. k a y ı t m e m u r u H a s a n Bey mi. R a h a t r a h a t d a i r e d e n çıktı..— H a n g i s i olursa. — Efendim. O n d a k i k a k a d a r bağırdı.. Z a t e n siz.. kısım â m i r i n i n o d a s ı n a girdi. K a p ı c ı gitmişti...

bir g ü r ü l t ü . Biletçi geldi.» T r a m v a y a bindi. —• Ne g ü l ü y o r s u n u l a n ! İ n s a n kocasını. — 19 — . İkisi de r a h a t t ı . i— Bal gibi de olur. Kedi ö n ü m d e n öyle bir k a ç ­ t ı ki. dinler m i ? İn aşağı. — Bilet! ı — G ö r m ü y o r m u s u n kalabalığı. — Ayağıma b a s t ı n . evine döndü.O l u r ! — Olmaz. göz y a ş ı n d a n s o n r a gelendir. . . h e r işin bir n e d e n i vardır. Kedi c a n acısıyla k e n d i n i sokağa d a r a t t ı . C ü z d a n ç ı k a r mı şimdi? —> N'apalımj? — İ n e r k e n veririm. Bir p a t ı r d ı . k o c a s ı n a sokuldu. Biletçinin karısı ağlıyordu. O l u r mu öyle şey? —. bir elim b a s k ı d a . Ö n ü n e b a k ! A d a m a l d ı r m a d ı . K a r ı s ı m u t f a k t a gülüyordu. «Her şeyin. . S o n r a geçip sofraya. r a h a t b i r yemek yedi.. . —. . — K o n t r o l gelir. Ver e t t i sopayı. Bir elim a s ­ kıda. Ayağının a l t ı n d a d o l a ş a n k e d i n i n s ı r t ı n a iki m a ş a indirdi.sın? «Her n e olursa olsun. şu k e d i d u r u p d u r u r k e n böyle b a ğ ı r a b a ğ ı r a fırlar m ı y d ı ? İ n s a n l a r r a h a t .» E ğ e r gazeteler B a k a n a saldırıya geçmeselerdi. Biletçinin karısı. . . Aşkın e n iyisi.. i n s a n l a r r a h a t l a m a k : zorundadır. O d a c ı fırsat y a k a l a ­ mıştı. . Son seferini y a p a n biletçi. — H a y sizin gibi biletçinin d e ... r a h a t l a m a k için o n u n n e y a p t ı ğ ı n ı göreme­ dim.

.... B u g ü n c a n b a z h a n e - A — 20 — . . . . İki c a n b a a a z bir ipte. M e m l e k e t i n .. . dörtte.. M e m l e k e t i n en n a m l ı canbazl a r ı n ı . Ayriyeten üç p e r d e hisseli. bir a d a m .. En m e ş h u r film yıldızımız b a ğ y a a n Ece Yakar.. ..... pazar meydanında barbar bağırıyordu: — B u g ü n . Üç perdelik g ü l ü n ç l ü k o m e d i . . C a n b a z l a r da. Allo!... . . kıssalı d ı r a m faaacası.H E M ÇAL H E M O Y N A ! Ğ Z I N D A t e n e k e d e n megafon. . Hanede Ayten Şakırses. A l a t u r k a ve ilâveten a l a f r a n g a d a n s l a r .. Allo.. iki ç ı ğ ı r t k a n b i r d e n ç ı k a r m ı ş l a r d ı : — Allo. .. .. Meşhur. En büyük tiyatro kumpanyası. .. . Millî t i y a t o r a a a . .. . R a k k a s e Celile Celâli. Ayriyeten altı kişilik saz ve caz t a k ı m ı .. On sekiz artizlik b ü y ü k kadro.. S a h a t d ö r t t e . En n a m l ı . .. Allo! Allo.. bu iki t i y a t r o d a n aşağı k a l m a ­ m a k için. . B u y ü z d e n r a k i p t i y a t r o n u n reklâmcısı. ö b ü r ü n d e n d a h a bas­ k ı n ç ı k m a k için. iki u z u n s o p a n ı n ü s t ü n d e palya­ ço kılığında. Çınar meyda­ n ı n d a . . S a h a t .. . İ s t a n b u l d a n gelen. . m e y d a n ı n öbür b a ş ı n d a n b a ğ ı r ı y o r d u : —• Allo. . İki t i y a t r o ile bir c a n b a z m bir a r a d a b u r a y a gelmeleri pek az görülen şeylerdendi.. büy ü ü k .... millet t i y a t o r a s ı .

bi a ğ n a t i y o . üç kişilik y u r t gezisi ekibiyle gelmiş b u l u n u y o r d u . t i y a t r o y a . — Herüf bi g o n u ş s u n . ne de c a n b a z h a n e bir t e k bilet satabilmişti.. T ü m g a r ı milleti yirlere serildi diyo. c a n b a z a k i m gider? M e y d a n d a ç ı n a r ı n a l t ı n d a k i k a h v e d e şöyle ko­ nuşuyorlardı: — A m a n m ğ . Millî C e m a a t p a r t i s i n i n lideri k o n u ş a c a k ol­ d u k t a n sonra. . güle güle öl­ d ü k . g a ç ı r m a n . İp ü s t ü n d e psiklet yarışları. Biz de köyden işi g ü c ü bıraktık. . T a a a a u z a k köylerden gelenler m e y d a n ı d o l d u r m u ş l a r d ı a m a . diyo. Buradan oriya geliyo. H ı d ı r m g a y n a n a s ı a l t ı n a gaçırdı.. — Bu herif h e p i s ü n d e n b a s g m . bir İz­ m i r m a r ş ı n ı çalıyordu.. güle güle öleyazdım.ler kralı Ali Çolak ip ü s t ü n d e k u r b a n kesecek. diyo. cazlar h e p b o ş u n a y d ı . — Bizim Kel İ b r â â m ' m g a y n ı M a m u t . b u r a y a geldi.... Millî C e m a a t p a r t i s i n i n lideri de. .. . diğneyin.. Ne iki t i y a t r o . İki gezginci t i y a t r o ile c a n b a z h a n e . Çadırların önün­ de t r a m b o n . B ü t ü n b u ç ı ğ ı r t k a n ­ lar. b u ğ ü l ü ve davul.. acep t i y a t r o gaç p a r a ider? — P a r a y n a n mı M u s t a v a e m m i ? — 21 — .. G ü l m e k t e n gasıkları gevşemiş. Ayriyeten. geldük.. Bıldır diğnedim. h e p t e n gidin. Ortalık panayıra dönmüştü.. bi mek­ tup iletmiş. diyokine. diyo. Ç ü n k ü a y n ı g ü n . bir çarliston. a m a n ı n ğ ... n e d e c a n b a z h a n e y e gitmiyor­ du. çok k ö t ü bir z a m a n d a gelmişlerdi. . bi a ğ n a t i y o . .. hiçbiri n e tiyatroya.. Öteki p a r t i ­ lerin hiç biri b u n u n k a d a r g ü l d ü r e m i y o .

Yalnız mey­ d a n ı polisler d o l d u r m u ş t u . Yaya polis. ... Virmem d i y o r m u ş .. .. binmiş. — Neden yasah?. K o m ş u d ö r t ilin polisi b u r a y a dol­ muştu. — Sincik n'olacak? — S i n a m a d a y m ı ş . töbeler ossun. — B e n h o k û m e t işinden g o r h a r ı m diyesiymiş. . . motorlu.. — Sincik n'olacak? — Kör Yusuf'un l o g a n t a s m a ! . gül!. Biraz s o n r a ağızdan ağıza bir h a b e r yayıldı: — M e y d a n d a söyletmiyeceklermiş. .. Eyilik ossun deyi. m a d e m t i y a t o r a c ı gısmısı ç a d ı r d a n u m r o yapıyor.. D ü z d a b a n Irıza'nm sinamasmda. Bi ağnatiyo. bi zor çıkarırlar. — Yasah.. b u n l a r da gapalı yerde n u m r o y a p s ı n diy e r e k t e n bi g a n u n çıkardı. elektriğimi bozarlar. Hökûm a t da. . • • Pekiy. bir ay yat. fi sebîlillâh.—• Yoh bee!.. zırhlı. motosikletli polis... . Millî C e m a a t p a r t i s i n i n gezisine k a t ı l a n l a r ­ d a n hiç biri o r t a d a g ö r ü n m ü y o r d u .. . — Acep n e d e n ki?.. atlı polis. bindi­ rilmiş polis. . işimize keset vuruyo deyi h ö k û m a t a ş i k â y e t t e b u l u n d u l a r . — Besbelli bu tiyatoracılar.. — 22 — . Biraz s o n r a yeni bir h a b e r çıktı: D ü z t a b a n Rıza s i n e m a s ı n ı v e r m i y o r m u ş . Neme gerek diyomuş.. ne z o r u n a ? Heç bi c i h a r ı yok m u ? — — Milletin biraz y ü z ü g ü l s ü n deyi...... Herüf sevabına g û l d ü r ü y o .

P a r t i n i n İ l i d a r e h e y e t i n d e n biri ş u n l a r ı t e n b i h ediyordu: — Alkış y o h ! . — İ k i p a r t i y e b i r d e n girilmiyo m u ? — Get işine!. Ama k a p ı d a k i polisler. . . Sincik t i y a t r o y a gaymeyi bayıl. t i y a t o r a y a ! P a r a l a r benden. Yörü. . .L o k a n t a n ı n önü tıklım tıklım dolmuştu. Ne bilet var. yalnız p a r t i l i o l a n l a r ı içeri so­ kuyor. . p a n g a d a n gredo a l m a h iık için ö b ü r ü s ü n e girdik. ... K a p ı d a birikenler k o n u ş u y o r l a r d ı : — Len İsmiyl. b e n s a n a bu p a r t i y e girek d i m e d i m miydi? Şimcik b e d a v a d a n diğniyecekdik. . Sen sor! Kapıdan parti kimliklerine bakılıp içeri gi­ renlere. . L o k a n t a doldu. gafaları d u t u p öyle girek. G ü l m e k y o h ! . İ k i polis m e m u r u pencere­ l e r d e n içerisinin görüleceği delik kalıp k a l m a d ı ğ ı — 23 — . içeri gomazlar mı? — Pulise s o r ! . — M e v t a gibi d u r a c a k mıyız? —• Ben bu p a r t i y e g i r m e m H a c ı e m m i . gül­ m e k o l m a d ı h t a n kelli. .. P a r t i y e gireceğime. — Sincik bu p a r t i y e gaydımızı y a p t ı r s a k . tiyat o r a y a giderim. — C a n ı m İr eşit Dayı... L o k a n t a n ı n b ü t ü n pencereleri k a l ı n bezlerle ö r t ü l d ü .. B a ğ ı r ı p çağır­ m a k y o h ! . a n l ı n b a ş ı n a gelsin. Heç bi şiy y o h ! . . bu g a f a y l a n t i y a t o r a y a gidili mi? İl­ k i n ş o r d a n bi şişe i m a m s u y u al da içek. — Ben p u l i s n e n g o n u ş m a m . ne bişey.. o p a r t i d e n o l m ı y a n l a r ı l o k a n t a y a b ı r a k m ı ­ yordu. — Len..

«—Sayın v a t a n d a ş l a r ! P a r t i m i z p r e n s i p iti­ bariyle. biliyorsunuz. Ş u n u da söylemeyi bir borç ve vazife bilirim ki. gerek polise h u z u r u n u z d a t e ş e k k ü r ederim. b a ş k a yerlerde. Bu­ r a d a b e n i m eskiden söylediğim ve içinde h i ç b i r suç o l m a y a n p l â k l a r var. savcıları. H a v a çok sıcaktı. geç b ı r a k m a k için t r e n l e r i geciktirdiler. Şimdi n u t u k p l â k l a r ı m ı dinleyeceksiniz. O r t a d a yüksek bir yere m a s a .m denetledi. son ç ı k a n k a n u n l a r d a n s o n r a k o n u ş m a k . bıyık al­ t ı n d a n kıskıs g ü l ü y o r d u . bir de g r a m a f o n k o n u l d u . İçerdekiler b u r a m b u r a m terlemeye başladılar. m a h ­ kemeleri m e ş g u l e t m e m e k . k e n d i başımızı da be­ lâya s o k m a m a k için. A r k a d a k i iki polis h â l â kıskıs g ü l ü y o r d u . bu çareye baş v u r d u k . Bazı yer­ lerde suyu. kolu çe­ virdi. P a r t i lideri e n ü s t t e k i plâğı g r a m o f o n a koydu. Bir p a r t i l i g r a m o f o n iğnesini değiştirdi. K a r a n l ı k olduğu için. Sesimi ve sözlerimi bu p l â k l a r d a n dinleyeceksiniz. l â m b a l a r ya­ kıldı. n u t u k v e r m e k çok tehlikeli bir d u r u m aldı. İlk p l â k d ö n m e y e başladı. Gerek idarecilere. — V a t a n d a ş l a r ! dedi.» — 24 — . S a l o n d a çıt yoktu. bazı yerlerde elektriği kestiler. Biz polisi. Millî C e m a a t p a r ­ tisinin lideri m a s a n ı n a r k a s ı n a geçti. üzerine bir s ü r ü plâkla. iki meclisi k a b u l e t m i ş olup. S a l o n u n gerisinde o t u r a n iki polis. bizi y o l u m u z d a n alıkoymak. Anayasa mahkemesinin kurulmasını da programına almış­ tır. B u r a d a hiç bir zorlukla k a r ş ı l a ş m a d ı k .

P l â k bitince o y u n d u r d u . K i m i t e r i n i siliyor. —• Birisi p l â k l a r ı k a r ı ş t ı r m ı ş . Yer yer: — Kaldırmayın! — Bırakın çalsın!. Çakır E m i n e e e e ! . D a h da da d a y d a y a .. . . Ü ç ü n c ü plâğı k o y d u l a r : — Aziz v a t a n d a ş l a r ! .Sıcaktan. . Bir m e m l e k e t t e siyasî h ü r r i y e t o l m a y ı n c a hiçbişey olmaz. .... . — K a l d ı r ı n o plâğı.. . Sesleri yükseliyordu. Bu p l â ğ ı n sonu şöyle b i t i y o r d u : — Biz i k t i d a r a geçince ş u n l a r ı y a p a c a ğ ı z . köylüler c a n l a n m ı ş t ı . .» Partilileri bir telâş aldı. Yeni p l â k b a ş l a d ı : — 25 — . D a y da di di di dîîîî daaay!. .. İkinci p l â k g r a m a f o n a k o n d u . . bir a n a n ı n k u z u s u .. — Emineyi isteriz!. . .» G e n ç l e r ceketleri ç ı k a r ı p o r t a y a çıkmışlar. Dördüncü plâk kondu: «Sepetçioğluuuu. h a v a s ı z l ı k t a n içerdekilere ağırlık basmıştı. kimisi de u y u k l u y o r ­ du... Lider ve çevresindeki­ ler g r a m o f o n a k o ş t u l a r . . U y u k l a y a n l a r u y a n m ı ş . Göbeğinin a l t ı Çukur Eminem!. — K i m koydu o n u ? . İ h t i y a r l a r elleriyle. . Çakır E m i n e m ! . İkinci p l â k ç a l m a y a b a ş l a d ı : «Eeeeminem E m i n e m . A r k a d a iki polis kıskıs g ü l ü y o r d u . —. o y n a m a y a başlamışlardı... . ayaklariyle t e m p o t u t u y o r l a r d ı . .. .

. H e p birden coşmuşlardı. . . «Çadırımın ü s t ü n e . . Böyle d e m o k r a s i o l m a z ! Toplantı dağılırken gençler h â l â oynuyor. . S o n u n d a p a r t i lideri. — V a t a n d a ş l a r ! . s u l u l u ğ u çıktı. P l â k l a r ı m ı z ı n a r a s ı n a o y u n h a ­ vaları k a r ı ş t ı r m ı ş l a r . Bağımsız m a h k e m e . B u y ü z d e n pekçok kişi Millî Ce­ m a a t p a r t i s i n e girdi. Üniversite m u h t a r i y e t i . . bir sabotajla karşı karşıyayız.. . İ ş i n ciddiyeti kaçtı. H e r v a t a n d a ş a bir ev. bir çengisi eğsükd ü . . - 26 . bir şarkıyla d e v a m et­ ti.. G ö r ü y o r s u n u z ya. dedi. . Şıp dedi d a m l a d ı .. .—• H â k i m t e m i n a t ı . N u t u k p l â k l a r ı bir çalgı. . Veresiye vere vere K a l m a d ı kalmadı. yaşlılar g ü l ü y o r d u . . genci o r t a y a döküldü. diyorlardı.» Bu sefer ihtiyarı. Köylüler. — D ü ğ ü n d e r n e k c a n ı m . .

K a p ı n ı n k u l p u dönmez. askerlik yapmadın mı yahu?. t a k açılır. Y a h u s a ğ ı n ı s o l u n u d a h a öğrenm e m i ş l a r be! Ş o f ö r ü n çenesi k a p a n m ı y o r b i t ü r l ü : — H e r yolcuya t e k e r t e k e r a n l a t . kapıyı açıyor. sağımı m ı ş a ş ı r d ı m ? D o l m u ş u n ar­ k a s ı n a b a ş k a a r a b a l a r . haksız o l d u ğ u m z a m a n k a r ş ı m d a k i n e der­ se desin.D O L M U Ş U N K A P I S I Şoför. . Şoför uzanıyor. otobüsler. Sola çevir. — Sola kıvır b e ! — Kıvrılmıyor k a r d e ş i m . K e n d i m i övmek gibi olmasın. . —• K u r t u l u ş ! d e r demez. hızını a l a m a m ı ş . Allah Allah. . içeri giriyorum. . . şoförün de çenesi açıldı: — Ne a d a m l a r v a r be d ü n y a d a ? . hiç sesimi ç ı k a r m a m . k a m y o n l a r yığıl­ dı. Trafik m e m u r u . N e y a p t ı m s a kapıyı b i t ü r l ü a ç a m a m . K a p ı bu ya­ h u . k u l p kıv­ rılmıyor.. a r a b a n ı n k a p ı s ı n a s a l d ı r d ı m .... fııırt f m r t d ü d ü k ö t t ü r ü y o r ... S o l u m u . bir iyi h u y u m vardır. Şoför bağırıyor: — Sola beyim sola!. b o y u n a dırdır ediyor: — 27 — . . Şoför i ç e r d e n bağırıyor: —• Sola kıvır! Sola kıvırıyorum k ı v ı r m a s ı n a a m a . D o l m u ş y ü r ü y o r a m a . Şoför. T ü h Al­ l a h k a h r e t s i n .

— Çevrilmiyor k a r d e ş i m . Şoför u z a n ı p kapıyı açıyor. İstiyor a m a .. Ş i ş m a n a d a m k e n ­ dini zor dışarı atıyor. Bir şoför. Bir ş i ş m a n a d a m .. U t a n c ı m d a n r e n k t e n r e n g e giriyorum. bu sefer o n a bağırıyor: —> Bayın. Eminönü iıde şişman a d a m arabadan inmek istiyor. Bu a d a m l a r a a r a b a kapısı a ç m a s ı n ı ö ğ r e t m e k için bir k u r s a ç ­ malı. sağa çevir k u l p u . Heri­ fin pis a ğ z ı n a d a y a n ı l ı r gibi değil. dikkatsiz in­ sanlar. — Yok kardeşim. y a kapıyı a ç a m a z s a m di­ ye k o r k u m d a n inemiyorum. yok.. N e de­ s e a d a m haklı. vallahi b ı k t ı m a r t ı k . Şo­ för. ne sola dönüyor.. — Sola çeviriyorsun b a y ı m . bir o ş i ş m a n a d a m söylüyor: — Bayım. Efendim. . K ı ­ p ı r d a m ı y o r körolası. b i t ü r l ü kapıyı açamıyor. —> K a r d e ş i m .. B ü s b ü t ü n kızan şoför söyle­ nip d u r u y o r .. .. .. K u r t u l u ş ' a git­ m e k t e n vaz g e ç t i m a m a . ... B u sefer yolcular d a şoförü t u t u p o n a h a k veriyorlar. diyor.... M e d e n i y e t i n m e k t e b i yoktur. .. dikkatsizlik. — 28 — . ne sağa. İ n s a n ı n kendisinde olmazsa n e yapsan boş.. —. k a p ı b i t ü r l ü açılmıyor. Neredeyse küfüre başlayacak. Sihirli define kapısı gi­ bi. içerden s a ğ a çevrilecek. Y a h u bu c e n a ­ bet. d ı ş a r d a n sola..— Bir k a p ı a ç m a s ı n ı ö ğ r e n m e y e n i n s a n bu d ü n y a d a n e diye y a ş a r b i l m e m ki. . Bir hayli çekişiyorlar.

Yolcu.. . . a d a m ç ı k a r çıkmaz. Y a r m a l a r ! . — Bay şoför. yol­ c u l a r d a h e p beni haksız çıkarıyorlar. Şoför bağırıyor: — Yukarı kaldır y a h u . . olmuyor. Bir da­ ha zorluyorum. k a p ı n ı n k u l p u n u sola çeviriyo­ r u m . bir d a h a . Şoför kapıyı açıyor. Şoför p a y l a m a s ı n diye. y u k a r ı . Şoför. . K a r a k ö y ' d e bir yolcu i n m e k istiyor. Açabilmek için a z ö n c e şoföre öyle d i k k a t e t m i ş t i m ki. A m a ka­ pı açılmaz. . — Y u k a r ı k a l d ı r ! diye b a r b a r bağırıyor. b e n b u r a d a ineceğim. az ön­ ce ö ğ r e n d i ğ i m gibi. kalkmıyor. n e — 29 — . Y o l c u l a r d a n biri şoföre h a k veriyor: — Boşu b o ş u n a k a l d ı r ı m çiğniyorlar. —• K u r t u l u ş ? — Evet.. — Artık bir t a k s i kapısı a ç a m ı y a n da i n s a n ı m diye y a ş a m a m a l ı d ü n y a d a . . S a ğ a çeviriyorum. Ooooh. Bu ağır sözlere nasıl d a y a n ı l ı r ? Şoför de.. K a p ı n ı n k u l p u n a y a p ı ş t ı m . — K a l k m ı y o r ! diye bağırıyor. S a ğ a çeviri­ y o r u m . B a ş k a bir a r a b a bekliyorum. öyle ki elime k a n Oturu­ yor. Şimdi bu şoför b a ş l a d ı : — B u r a d a n b a ş k a İ s t a n b u l yok. k a p ı açılıyor. .. Yukarı k a l d ı r ı n c a kulpu. . Araba ö n ü m d e . d ı ş a r d a y ı m .. çok şükür.— O d u n oğlu o d u n l a r ... olmuyor.. — Asıl b e ! — Asılıyorum. . .

Hele ş ü k ü r k a p ı açılıyor... — Kapanmadı! Y a n ı n d a k i yolcu. a-ah. . s a ğ a çevir. diyor yavaş b e ! . Şoför. Şoför onu. aşağı.. . Pat!. . Şoför d u r u r m u ? — H e r m ü ş t e r i y e t e k e r t e k e r öğret. . İ t m e s i n i de mi bilmiyorsun. Bir yolcu. ı-ıh. Şoförden p a p a r a y ı yiyeceğim sağlam. Bre a m a n . Kapanmadı. İ t ! .. . — 30 — .. — K a z gibi a d a m l a r ! diyor. — İt be i t ! .. asılıp d u r u y o r u m ... y u k a r ı . b a n a m ı s ı n demiyor. Küt!.. Çat!.. olmuyor. B u n u söyleyen yolcu k a p ı n ı n y a n ı n d a o t u r u ­ yor. Alt t a r a f ı yirmi beş k u r u ş vereceksiniz b e ! .. . K a p ı n ı n k u l p u n u sola çevi­ r i y o r u m . . K u l p u d ö r t yöne çeviriyorum. yine k a p a n m ı y o r . Şoföre s o r u y o r u m : — Nereye iteyim? — Nereye itilir y a h u ? .. İçeri d o ğ r u i t ! Hiç böyle içeri d o ğ r u itilip de açılan k a p ı gör­ medim. — K a p ı a ç ı k ! diye tersliyor. — Hızlı çek! diyor. o l m u y o r . A d a m kapıyı açıp k ü t diye kapıyor.. . — Yavaş y a h u . A d a m bir d a h a deniyor. — Olmadı!.. — Kapıyı i t m e b e ! K u l p u it!. Zarzor bir a r a b a b u l u y o r u m . Şimdi K a r a k ö y ' d e y i m .. .olur n e olmaz b e n d e kapıyı a ç a m a m diye dışarı a t ı y o r u m k e n d i m i . .

b a y şoför başlıyor söylenmeye... S o n u n d a k a p ı açılıyor. s a ğ a sola dönmez. b u y u r u n ! Buyurması kolay a m a .. . nasıl buyuracaksın? K a p ı n ı n k u l p u n a yapışıyorum. Evet. Yine kapı açılmaz.Şoför u z a n ı p kapıyor kapıyı a m a çenesini açıyor: — H a f t a d a bir k a p ı t a m i r i . Ama yooo.. . F o r d a r a b a l a r ı n ı n k u l p u n u sola. Y u k a r ı k a l d ı r kalk­ maz. Şevrole oldu mu iteceksin k u l p u .. k i m i n i sola çevireceksin. aşağı i n d i r inmez. Bir p a t ı r t ı . yavaşça t ı k diye ka­ patacaksın. yu­ karı. H i l m a n ' l a r ı k e n d i n e d o ğ r u çekeceksin. h e p s i n i n kapısı bir baş­ k a çeşit b u n l a r ı n . k i m i aşağı. . — K e n d i n e çek! B u k a p ı d a k e n d i n e çekilince açılırmış. K a z a n k a z a n k a p ı t a m i r i n e ver. K a ç p a r a eder. K i m i yu­ karı.. Koca Yusuf p e h l i v a n k a l k s a m e z a r d a n b u kapıyı a ç a m a z . Bir k ı s m ı n ı iteceksin. aşağı. — ı Birader. .. B ü t ü n kuvvetimi de­ n i y o r u m . T ü h Allah k a h r e t s i n . Bizim n e s u ç u m u z var b u n d a ? K i m i n i sağa. İş mi bu y â n i ... diyorum. — Kurtuluş? —. k ı y a m e t . b ü s b ü t ü n kızıyor: — İ n s a n bu k a d a r c ı k şeyi de bilmez mi be. Bir yolcu G a l a t a s a r a y ' d a i n m e k istiyor. it itil­ mez.. Şoför.. sağa. S t u d b a k e r ' l e r i sa­ ğa çevireceksin. Sizin evinizde k a p ı yok m u ? S a a t gibi k a p ı bu.. bir kıs­ m ı n ı çekeceksin. sola. b u k a d a r ı n a d a y a n a r h a m a r t ı k . F i a t a r a — 31 — . Y o l c u n u n ar­ k a s ı n d a n k e n d i m i s o k a ğ a fırlatıyorum.

B a n a sövüp s a y a n yolcu Taksiim'de injyor. A m a n ! . — Koy ö n ü n e bir t o r b a s a m a n .. diye bağırıyor.. . Hiç böyle k a p ı g ö r m e d i m . . Şoför onaylıyor: — Öyle ya. Ben t a t l ı t a t l ı d i n l i y o r d u m a m a lâfının s o n u n u k ö t ü b a ğ l a d ı : — İ n s a n ı n bu k a d a r c ı k bir şeyi ö ğ r e n m e m e s i için m a n k a f a olması lâzım.bası oldu m u önce bir s a ğ a çevirir. — Ne oldu? Ne v a r ? İyi o l m u ş k e r a t a y a . İs— 32 — . Otomobil kapısı değil. s o n r a ü s t ü n e basarsın. . iter­ sen. Şoför. bir sola.. d u r m a d a n h e r m a r k a otomobil kapı­ sının n a s ı l açılacağını a n l a t ı y o r d u . .. Y o l c u l a r d a n biri şoförden de baskın çıkıyor: — D a n g a l a k l ı k efendim.. . . E l i n d e n ş a k ı r şakır k a n l a r a k a r k e n k a p ı y a sövüp sayıyor: — N a m u s s u z kapı. kuvvetlice aşağı indirirsin. . İ s t a n ­ bul gibi bir şehirde y a ş a y a n i n s a n bu k a d a r c ı k bişeyi öğrenemezse. Kapıyı k a p a r k e n baş p a r ­ m a ğ ı a r a y a sıkışmış. s o n r a biraz y u k a r ı kaldırır.. çıt diye açılır k a p ı . . Alt y a n ı yirmi-otuz çeşit otomobil var. k a l d ı r s ı n k e n d i n i denize a t ­ sın. Harbiye'de bir m ü ş t e r i d a h a b i n m e k istiyor a m a n e m ü m k ü n . Harbiye'ye u ç u y o r u z . kale kapısı n a m u s s u z .. s o n r a k e n d i n e d o ğ r u çekip te. k u l p u k e n d i n e d o ğ r u biraz çeker. hafifçe ü s t ü n e basar. şoför gaza basıyor. Herif a m a n z a m a n diye b a ğ ı r a d u r s u n . D ü p e d ü z d a n g a l a k l ı k bu. yesin. Ölsün d a h a iyi. bir s a ğ a çe­ virir. Tam kapıdan çıkarken: — Vaaay.. Buick'ler en kolayı. ölsün b e ! .

. — 33 — F. Açılır açılmaz d a c a n ı m ı d a r a t ı y o r u m dışarı. . — İt!. diye bağırıyor. a d a m kulpa. Artık bu küfür filân etmez.. «De Soto» m u ? Bu nasıl açılır? Z a t e n k a p ı n ı n k u l p u da yok.. pencere camının altında. . Kendine çek!. k u l p l a h i ç ilgisi o l m a y a n bir yerde. yaşlıca bir a d a m .. Şoföre b a k ı y o r u m . . İçerde de üç yolcu d a h a var. Şoför. — Çek!. Y a n ı m d a bir a r a b a d u r u y o r . İtiyorum.. — B a s t ı r ! B a s t ı r b e ! . D ü ğ m e dediği n e r e d e biliyor m u s u n u z ? Kapıy­ la. . .. Ben d ü ğ m e y e basıyorum. h e r b i r i n i n a y r ı bir h u y u vardır... k a p ı açılıyor. kilitle. d i y o r u m içimden. Döndür! — i Döndürdüm. — Bastır! Bastırıyorum. . Artık y ü r ü m e y e k a r a r verdim. a r a ­ banın iç yanında. — Arabanız ne m a r k a ? — De S o t o ! .t a n b u l s u r l a r ı n ı n kapısını bir h a f t a d a a ç a n F a t i h S u l t a n M e h m e t gelse a ç a m a z . Bilirim b u n l a r ı . . : 3 . — Neresini b a s t ı r a y ı m ? — Ö m r ü n d e hiç a r a b a y a b i n m e d i n m i ? Düğ-mesini b a s t ı r ! — Düğme nerede yahu? — Kilit d ü ğ m e s i b e ! . Elimi kapı k u l p u n a a t m a d a n s o r u y o r u m . — Nereye b a y ı m ? — Kurtuluş. Acaba kapıyı a ç m a y ı .

Ayda bir kere kapıyı t a m i r e g ö t ü r ü r m ü ş . . B e r e k e t . Şoför a r a b a y ı k e n a r a çe­ kiyor.. Eski a r a b a sarsıldı. — Bu a r a b a De Soto. . Şoför. Yolcu­ l a r l a şoför. D a y a n ı n ! . Yolcular bir yılda h u r d a y a çı­ k a r m ı ş l a r .t e r içinde k a l a n şoförde k ü f ü r ü n bini bir p a r a .. D o l m u ş a i n i p binmesini. ne y a p s a n açılmaz. T r a ­ fik m e m u r u sesleniyor. T r a m v a y l a r .. . diye ö ğ r e n d i k l e r i m i sa­ tıyorum. . Ö b ü r y a n d a k i kapıyı kurcalıyoruz.. K ü ü t d i y e bir ses. — S u s t a y ı çekin! H a d i ! . B e n çeke­ rim. a r a b a l a r a r k a m ı z a yığılmış. kapıyı — 34 — . Ü ç defa. K a l d ı k mı a r a b a n ı n içinde. Öbür yolcu işe karışıyor. Bu sefer de b i t ü r l ü k a p a n m a z . k a p a n d ı şimdi. K u r t u l u ş ' a geliyoruz. .. k a p ı k a p a n m a z ..K a ç defa d ö n d ü r d ü n ? — İki. y u k a r ı al. içerden ben d ı ş a r d a n zarzor kapıyı a ç ı ­ yoruz. dedi.. i — Olmaz. B ü t ü n kuvvetim­ le kapıyı çektim. Açılmaz. Gidiyoruz. M a s a l l a r d a k i sihirli k a p ı gibi. sola it. şoför a n l a t ı y o r d u r m a d a n . Bir yol­ cu kapıyı a ç m a k istiyor. Hiç b i r i m i z açamıyoruz.. b a ş k a l a r ı n a . şoför çeker. Bir kısmımız sağ. b a ş t a n d ö n d ü r . bir kısmımız sol k a p ı d a uğraşıyoruz. o da açamıyor. Bir erkek yolcu ceketini çıkarmış... . Şoför y a r d ı m a geliyor. Şoför sövüp sayıyor.. o da açılmıyor.. Ellibin liralık a r a b a y m ı ş . K a n . bu seferkiler b a n a değil. Şoför söylenerek k a p ı y a u z a m y o r . zorluyoruz. kapıyı a ç ı p k a p a m a s ı n ı bilmiyorlarmış. — H a h . ü ç ü n c ü s ü y a r d ı m edi­ yor. Araba d u r u y o r .

Seyirciler gittikçe artıyor. o n a g ö t ü r ü n diyor.. K a d ı n yolcu avazı çıktığı k a d a r . — Sus h a n ı m . — Siz b u n u T a r l a b a ş ı ' n d a kilitçi İbo var. diye bağırıyor. Biz içerde a r t ı k patlıyacağız. diyor. Polis koşup geliyor. Etrafımızı k a l a b a l ı k çe­ viriyor. Bir z a m a n da o uğraşıyor. — Keserle açılmaz.. U s t a y a h a b e r gidiyor. . şoför k a p ı kilidinin s u s t a s ı n ı bozan m ü ş t e r i l e r e k ü f ü r eder. — Bir çilingir çağırın en iyisi. . varyoz lâzım. — İ m d a a t ! . Öldür Allah k a p ı açılmadı. S o n r a m ü ş t e r i l e r i t e r s y ü z ü getirdim. Geçen g ü n B ü y ü k d e re'ye m ü ş t e r i g ö t ü r m ü ş t ü m ! . — Bir keser yok m u . — Ne v a r ? — İçerde kaldık. Yenişehir'de Y a n k o u s t a n ı n t a m i r h a n e s i n e gi­ diyoruz. — Arkadaş. — S u s t a n ı n dili dişliye geçmiş. b u n u açsa açsa Yenişe­ hir'de t a m i r c i Y a n k o açar. diyor. K a d ı n c ı k çığlık çığlığa. Ne i ç e r d e n açılıyor. beş t a m i r h a n e dolaştıktan sonra Y a n k o u s t a açtı.a ç m a y a çalışırken. . U s t a evine gitmiş.. Kadın kaçırıyor zannedecekler. kapı açılmıyor. Bir s a a t mi. B e n i m de b a ş ı m a gel­ di. biz h â l â d o l m u ş t a m a h p u s u z . Kilitçi İbo'ya gidiyoruz.. iki s a a t mi s o n r a u s t a geliyor. keser. . — 35 — . ortalığı t e l â ş a verme. K a r a n l ı k bastı. biri de ö b ü r kapıyı tekmeliyor. . dışardakiler güler h â l i m i z e . B a ş k a bir şoför bizimkine. ne d ı ş a r d a n . .

Ne y a p t ı l a r bil­ m i y o r u m .. G e c e n i n on ikisinde. A m a t a m beline gelince. — Olmıyor. Hâlimize a c ı y a n İbo u s t a işe girişti. İçeri de sokamıyoruz. . b a ş ı n d a n dışardakiler.— Ne yapacağız? — Gece v a k t i olmaz. . İlkin k a d ı n ı n c a n ı n ı k u r t a r d ı k . Pencere­ den çıkın!. — 36 — . yarısı içerde. a d a m pencereye takılı kaldı. Ş i ş m a n yolcuyu çıkar­ m a y a çalışıyorlardı. Yol­ c u n u n biri ş i ş m a n olduğu için n e y a p t ı k s a dışarı ç ı k a r a m a d ı k . ne içeri. K a d ı n a ğ l a m a y a başladı: — Ah n'olur.. k a r g a t u l u m b a k a d ı n ı çıkardık. Ne istersen verelim. . yüz. Çeke çeke a d a m ı yarı beline k a d a r dışarı çı­ kardık.. b u n u n işi u z u n . k o c a m a bir h a b e r verin bâri. Pencereden başını u z a t t ı . yarısı dışarda. ne dışarı.. G ü n d ü z gözüyle i n ş a l l a h . içeri s o k u n ! diye yalvarıyor. B u n u n bir g ü n l ü k işi var. . S o n r a beni çıkardılar. o c a ğ ı n a d ü ş t ü k . — Vazgeçtim. Ben a r t ı k o r a d a n u z a k l a ş t ı m . B a n a d a : «Yardım et» dedi­ ler.. İçerde y a l v a r m a y a başladık: — A m a n İbo usta. dedi. iki yüz.. H ü r r i y e t h a ­ vasını ciğerlerime çektim. A y a k l a r ı n d a n biz t u t t u k . o gün­ den s o n r a d o l m u ş a binmeye tövbe ettiğimi t a h m i n edersiniz. Bizi bu­ r a d a n k u r t a r . Tabiî ' K u r t u l u ş ' a yaya gittiğimi.

a r k a s ı n d a n c a m l ı k a p ı hızını kesemiyor. k a d ı n l a r girip çıkıyorlardı. işe g i r m e k için *— değil. Ben k a p ı d a bekliyordum. h a s t a n e y e g i r m e k için. camlı kapısı iki üç d a k i k a d a bir. Gözüm. B u beyaz elbiselilere d i k k a t l e b a k t ı k ç a o n l a r ı birbir— 37 — . sı­ r a l a r d a . üç h a s t a y ı k o y u n k o y u n a y a t ı r s a l a r razıydık. h e m dışarı. K a p ı k a n a d ı iki y a n a d a açılıyor. yeni bir be­ yaz elbiseli k a p ı d a n geçiyordu. açılıyor. Y a k ı n l a r ı m d a n olan h a s t a .. içeri g i r m e m i ş t i m . h e m içeri. O n u n için k a p ı y a k a d a r gelmiş. Hastanelik bir h a s t a m ı z ı . H a s t a n e n i n . B u beyaz elbiselilerden b i r i içeri girdi. filân. K a p ı k a n a d ı n ı n sallantısı b i t m e d e n . B e n h a s t a n e d e n k o r k a r ı m . a y a k t a h a s t a l a r bekleşip d u r u y o r l a r d ı . stajyer.G AÇ INCI GILİNİK? F" L İ M Î Z D E tavsiye k a r t ı v a r d ı . asistan. Bu be­ yaz elbiseliler. bir b a ş k a y a k ı n ı m l a içeri girmişti. yer yok diye k a p ı dışarı e t m e m e l e r i için.. bahçeye a ç ı l a n çift k a n a t l ı geniş. h e r h a l d e doktor olacaklardı.. c a m l ı k a p ı k a n a t l a r m d a y d ı .. içeri dışarı gidip geliyordu. m ü t e h a s s ı s . K i m i n i n ü s t ü n d e k a h v e rengi p e l e r i n d e vardı. y a d a dışarı çıktı mı. b a ş t a n aşağı beyazlar giyinmiş erkekler. dok­ tor. Yerde. İki değil. doçent. Uluslararası tanınmış ordinaryüs profesöre tavsiye k a r t ı n ı b u y ü z d e n g ö t ü r m ü ş t ü k .

d o k t o r l a r h i ç ayırtsız. beyaz. D o k t o r l a r gülüyor.. kasıla.. S a n k i d o k t o r l a r l a a y ı r t edilsinler d i y e . r ü t b e l e r i n i a n l ı ­ yordum. çorap. P a n t a l o n tığ gibi ü t ü l ü . elleri a r k a s ı n d a . istiyerek yırtık. — Affedersiniz. Bir t a n e s i koridorda aşağı y u k a r ı d o l a ş ı p du­ r u y o r d u . İçeri gönderdiğimiz h a s t a d a n h e r nedense h a ­ b e r çıkmadığı için. Saçı t a r a n ­ m a m ı ş . Hele p a n t a l o n p a ç a l a r ı kısa o l a n l a r ı n t o p u k l a m a ­ daki k o c a m a n ç o r a p yırtıkları b ü s b ü t ü n g ö z e ba­ tıyordu. işte o i ş a r e t t e n şıp diye h a d e m e oldukları anlaşılıyordu. a r k a d a n b a k ı n c a ökçeden t o p u ğ a k a d a r yırtık g ö r ü n ü y o r . y a m a l ı çorap giyiyorlardı. Y a l n ı z bir yerlerinde bir işaretleri vardı ki. Dok­ torlar. dedim. Ama h a d e m e l e r i n içinde böylesi hiç yoktu.lerinden a y ı r t e t m e y e başladım. Y a n m a gittim. başı t a v a n d a . Yırtıksız o l a n l a r d a vardı a m a . Ç ü n k ü h a d e m e l e r . işte o n l a r h a d e m e y d i . Ce­ k e t gıcır gıcır. b u r n u h a ­ vada. h a t t â birazcık sakalı çıkmış doktorlar v a r ­ dı.. Ama h a d e ­ meler. d o k t o r l a r d a n d a h a çok doktordular. — 38 — . Beyaz o l m a s ı n a beyaz ama. basbayağı d o k t o r d u l a r .. e o ğ u n u n k i yırtıktı. teftişe çıkmış feldmareşal gibi y ü r ü ­ yorlardı. h e r yerde y ü r ü d ü k l e r i gibi ellerini k o l l a r ı n ı sallıya sallıya y ü r ü y o r l a r d ı . h a d e m e l e r s u r a t ası­ yorlardı. Doktorlar. oysa h a d e m e l e r k a ­ sıla. ben k a p ı a ğ z ı n d a bu beyaz el­ biselileri inceliyip d u r u y o r d u m . O i ş a r e t m i ? Ç o r a p l a r ı n ı n yırtığı. Bembeyaz elbiseleri içinde kimler d a h a çok d o k t o r a benze­ m e k istiyorsa. h e p beyaz giyiyorlardı. Ayakkabı. Gömlek bembeyaz. hizmetçiler.

bel­ k i bir u y u ş t u r u c u iğne filân y a p a r l a r . — Öte v a r b e ! diye bağırdı.Yürümeyi bırakmadı. Yürüdü. Hiç olmazsa s o r u m a kar­ şılık vermişti. o beyaz gömleklilerden birine. p a s a y ü r ü y o r d u . Yerde i n l e y e n a d a m ı n d u r u m u n a d a y a n a m a d ı m . . Kıvırkıvır kıvranıyor. yolu k a p a m a ! . B u r n u . — S e n bu h e r ü f ü n nisi oluyon? dedi. d o k t o r a h a b e r verseniz.. Başlnı çevirip b a k m ı y o r . — Affedersiniz. Ç o r a b ı n ı n a r k a s ı yırtık olan beyaz göm­ leklilerden biri. — Hiç. ahr a b a s ı olmuyon.. Ayağını a d a m ı n ü s t ü n d e n aşırıp geçti. — Bir. . — N'olur. . ne demiye garışıyon? — İnsanlık adına. b e n d e y a n ı n d a y ü r ü m e y e b a ş l a d ı m . — 39 — . yerde k ı v r a n a n adamla. . B a k t ı ğ ı yoktu.. acı çığlıklar a t ı y o r d u . O s ı r a d a m u a y e n e o l m a k için bekleşenlerden bir a d a m k e n d i n i t a ş l a r ı n üze­ r i n e fırlattı. Şöyle bir s a ç ı m d a n t ı r n a ğ ı m a k a d a r süzdük­ t e n sonra. p e n c e r e n i n ü s t pervazını gösteriyordu. dedim. . da. sen bu h e r ü f ü n hışmı. — Bir h a s t a . — Bir h a s t a m ı z m u a y e n e ... — M a d e m â k i heç. içeri girdi. Lâfımı tamamlamak için. . bir h a s t a m ı z m u a y e n e o l m a k için.. — İ n s a n i y e t l i k y a p a c a k bir sen mi g u s u r galdın? Kızgın y ü r ü d ü . gitti. .

beyaz gömlekliler gibi. G ü l ü ş e oynaşa. başka. Gömlekleri. o n a aldırış e t m i y o r l a r d ı .Yerdeki a d a m b a ğ ı r m a s ı n ı yükseltince. — Vah v a h ! diyordu. d o k t o r a h a b e r verin. n'olur. Ayakları tekerlekli bir a r a b a d a . Çok bilmişçesine elini salladı: — O-hoo. b o y u n a sövüyorlardı: — Dingiline. de­ dim. halsizdi... G a r ş ı d a n b a k ı n c a k . Dişleri g ö r ü n d ü . Parkeden. b i t ü r l ü b e c e r e m i y o r ­ lar. Ö b ü r bekleşenler d e ... İkisinin de saçları pırıl pırıl t a r a l ı . tekerleği ye­ r i n e geçirmeye çalışıyorlar. p a n t a l o n l a n ü t ü l ü . A r a b a d a k i h a s t a belki a m e l i y a t t a n çıkmıştı. K u r n a z k u r n a z güldü. bir beyaz gömlekliyi t u t t u m . h a s t a n e n i n kumlu yoluna birden düşün­ ce a r a b a . . g ü l ü y o r d u .. . . Arkadaki. Yalnız bir k a d ı n a r a sıra. Yalnız ç o r a p l a r ı n d a o işaret var. Ne n ü m e r e yapıyo b e ! A ğ n a m a dmğ?. Kızmışlar. İki beyaz gömlekli. iki beyaz gömlekli bir h a s t a y ı g ö t ü r ü y o r d u .. A r a b a y a n a y a t t ı . a r a b a d a n s a r k t ı .. itişe k a k ı ş a a r a b a y ı k a p ı d a n ç ı k a r ­ dılar. t o p u k l a ­ rında. değnek gibi bir b a c a k . Güle güle d e gitti. s a r s ı n t ı d a n t e k e r l e ğ i n biri fırladı. K a r a n t i n a sarısı. kaz y u m u r t a s ı biçimi k o c a m a n bir yırtık. . Adam bir z a m a n k ı v r a n d ı . Biz neler g ö r m ü ş ü z ... e t t i ğ i m i n a r a b a s ı . a r a b a y ı k o ş t u r m a y a başladı. — G ü n a h t ı r . — 40 — . şıp diye n ü m e r e y i a ğ n a r ı m . — Böyle n u m a r a olur m u ? Ne diye n u m a r a yapsın? — H a s t a n e y e y a t s ı n deyi.

birinci h a r i c i y e n i n ü ç ü n c ü zervisi va. E t r a f ı n a b a k ı n d ı . İ h t i y a r . son­ ra. gözlerini büzdü.— İkinci h a r i c i y e de va.. beyaz gömlekli bilgiç. k a b a lâstikler. adama yukardan baktı: — Ü ç ü n c ü h a r i c i y e n i n birinci zervisi mi. s ı r t ı n d a . A y a k l a r ı n a k a i m . k a p ı d a d u r d u . Ü ç ü n c ü h a r i c i y e n i n birinci zervisi va. h a n g i s i bir ş a ş ı r t t ı m .. m i a d ı n ı enaz on kere d o l d u r m u ş bir a s k e r ceketi. a b a p a n t a l o n u n u n ü s t ü n e çekmiş..— Dingilini.. Hangisi senin a r a d ı ğ ı n ? İ h t i y a r ı n b ü s b ü t ü n aklı k a r ı ş t ı : — Biri üç. Belindeki kuşak. başını kaşıdı. h a n g i s i üç. dedi. . Bul şu deliği!. S a k ı n ola ki ikinci h a r i c i y e n i n ü ç ü n c ü zervisini a r a m a y a s m ? İ h t i y a r . Birdenbire şaşalamıştı.. dedi. bir sakallı ihti­ y a r geldi. yohs a m birinci h a r i c i y e n i n ü ç ü n c ü zervisi m i ? İ h t i y a r d u ı a l a d ı . P a n t a l o n u n y a m a l a r ı n d a n asıl k u m a ş ı n h a n g i s i olduğu a y ı r t edilmiyor. y ü n çoraplarını. . t i ğ i m i n n a m u s s u z u . — T ü m g a r ı ş t ı r d ı m .. biri bir e m m e . Beyaz gömlekli. . •— U l a n deliği n i r d e bu ölüsü gandillinin?. Ben k a p ı d a o n l a r ı seyrederken. — Gılinik n ü m e r e s i n i a n l ı n d a d u t t u n m u ? — 41 — . elleri a r k a s ı n d a bağlı d u r a n bir beyaz göm­ lekliye g i t t i : — Birinci h a r i c i y e n i n . B a ş ı n d a k i k a s k e t i bile delinmiş. ü ç ü n c ü servisi n i r e ? Yırtık çoraplı. i h t i y a r a y a r d ı m e t m e k isti­ yordu : — Beri b a h .

İkinci gılmik yoh m u ? — Var besbelli. . ... Şimcik ü ç ü n c ü zervisin ikinci gılini­ ğ i n i n birinci hariciyesinde mi. Bir c i g a r a sardı. ü ç ü n c ü .. O n u n da birinci glin i ğ i va... A m a n m ğ e m m i .. . Ü ç ü n c ü h a r i ­ ciyenin birinci zervisinin ikinci gılmiğiynen. B e n de garıştırdım.... ü ç ü n c ü gliniğinde olmasın? D ü ş ü n biyol. — Ü ç ü n c ü zervis. . var ya. — İ k i m i y d i n e ? diye söylendi. Aklının b a ş ı n a gelmesi için cigarayı t ü t t ü r d ü . birinci zervis.İhtiyar. y o h s a m ikinci hariciye. Birinci de var. y o h s a m . — Sincik t ü m g a r ı ş t ı r d ı m . d ö r d ü n c ü zervisinin. ikinci h a ­ riciyenin ü ç ü n c ü zervisi va.. . b a h bi d a h a baş­ t a n alıyom.. beni de sa­ s ı t t ı n be!. biri bir. — İ n s a n bellemez mi c a n ı m . Beyaz gömlekli b o y u n a «birinci. ikinci h a r i c i y e mi. — Sakın. ikinci gılinik mi? İhtiyar. birinci h a r i c i y e n i n ikinci zervisin i n .. Bah. — İyi d ü ş ü n . İhtiyar. birinci gıliniğinin. ü ç ü n c ü de. ikin— 42 — .. düşündü. birinci h a r i c i y e n i n ü ç ü n c ü h a ­ riciyesinin ikinci gıliniğinin. diye t e k r a r l a d ı .. D ü ş ü n d ü .. h a n g i s i ? dedi. bir de efendime deyim.. D ü ş ü n d ü k ç e garıştırıyom. — Helbet biri ya. ... Sen g a ç m c ı gılinik dedin? Beyaz gömlekli bilgiç bilgiç s a y m a y a b a ş l a d ı : — C a n ı m a ğ n a m ı y a c a k n i va?. — Biri üç.. k u ş a ğ ı n ı n a r a s ı n d a n t a b a k a s ı n ı çı­ kardı.

B u n u bi k e r e m a n l ı n d a d u t . — D u r hele.. n e y i de almış­ t ı m . y a n s ı n m ı sincik? İkindileyin k a l k a c a k otobos. yeni b a ş t a n s a y m ı y a başladı. B a k işi. ikinci gıliniği va. İlk denileni h a t ı r l a y a m a d ı l a r . — Edresesi m e m l e k â t t a . akılda galır şiy değel. otobosun p i l â t m ı . — Golay mı emmi. — Eşgossun!. . beyaz gömlekli s o r d u : — Sen o r a d a kimi a n y o n ? — O ğ l u m vardı. bir bir sayıyon.. bu g a d a r şeyi n a s ı l da biliyon. adresini bi iyi gaf a n d a z a p t e t . dedi. Dokuz g a y m e verdim. — Hey oğul. İ h t i y a r . golay mı? Vazife bu. Birinci h a r i c i y e n i n ü ç ü n c ü zervisi.. b u r n u n u n ucu­ n u h a v a y a kaldırdı.. dedi. — B a ş k a bir z a m a n gel!. işte orasını arıyom. İlk dediğim d o ğ r u s u y d u .. . . — Sen v a r git. . S o n u n d a — Eşgossun!. g ö r d ü n mü sen? — 43 — ... . a k l ı n a gelmiş gibi. yeni b a ş t a n . dedi. Yırtık çoraplı. . Yırtık çoraplı.. O n d a n kelli ü ç ü n c ü .. Beyaz gömlekli. dedi. İ h t i y a r bir d a h a . i h t i y a r gözlerini k ı r p ı ş t ı r a k ı r p ı ş t ı r a h a y r a n l ı k l a o n u dinliyordu. S o n r a gel. — İlkin dediğin mi? Bu sefer ikisi de d ü ş ü n d ü . B e n s a n a ilkin ne demiş­ t i m ? G a ç m c ı h a r i c i y e d i m i ş t i m ? G a ç m c ı zervis d i m i ş t i m ? ilkin h e r ne didiysem. B a h ben s a n a diyiyim. — Sincik bir iyi d ü ş ü n . Köyden emeliyat için geldiydi.. beyaz gömlekli.ci» dedikçe...

G i s m e t değelmiş. . Ü ç ü n c ü hariciye miydi? — Birinci olmasın. Adı Mamut. içeri girdi. — D u r hele. G o v u ş u n n ü m e r e s i n i g a r ı ş t ı r t t ı .. oğlanı görmiyeceğiz. .. b u b a n geldi. . Ailaha e m a n e t o l ! . beyaz gömlekli. g i t t i dirsin. sol elini cebine soktu.. .. a r k a s ı n d a bağlı ellerini çöz­ dü. G a m ı n d a b i r illet çıktıydı. Çorabı yırtık. . dersin.. . diye diye gitti.. E ğ e r i m görürsen. — Ü ç ü n c ü . . •— G u l e gule e m m i .. Hey Yarabbi s e n biling. — 44 — . G a ç m c ı gılinikti a c e p .. gitti. birinci. Birinci h a r i c i y e n i n ilkinci zervisinin ikinci gliniği mi y o h s a m .. Acep ü ç ü n c ü zervis miydi? Haydi s a ğ l ı c a k l a n gal. İrecep oğlu M a m u t .. . İhtiyar.

H a y a t t e c r ü b e l e r i m d e n da şunu öğrendim ki. o t u r u n . lüpçülüğe k a d a r ... Ellialtı yıllık h a y a t deneylerinden _ 45 —- gitti. . çöpçülükten. seni o n a göndereyim. Ben y a z ı h a n e s i n d e n içeri girdiğim z a m a n . Yal­ Başımdan en s o n u n ­ elde ettiği .I S L A T I R MI I S L A T M A Z MI? | ŞSİZLİK c a n ı m a t a k demişti. Efendim?. benden iyi a d a m mı bulacak? Ne iş için? — Vallahi b i l m i y o r u m . beni R a g ı p Beye gönderdi. — M a d e m a d a m arıyor. — B e n ellialtı y a ş ı n d a y ı m . — R a g ı p Beyin bir a d a m a i h t i y a c ı v a r m ı ş .. ı s l a t a m a z mıyım?.. dedi.. Ne iş olsa ya" p a c a k t ı m . çok şeyler geçti. .. dedi. ' Bir t a n ı d ı ğ ı m .. dedi. E l b e t t e ıslat a m a m . Efendim.. öyleyGetirdiğim k a r t ı u z a t t ı m .. Biraz d a h a k o n u ş t u l a r . — B u y u r u n . Ragıp Bey iki a d a m a şöyle söylemekteydi: — B e n i m e l i m d e bir şişe su olsa. Bu bir şişe su ile b ü t ü n b u r a l a r ı n ı ıslatabilir mi­ yim. Bir k a r t yazdı. A m a ne iş olursa. B i n a e n a l e y h m a d e m ki ıslatamam. o iki a d a m nız kalınca.

. — 46 — ..... B u l u n d u ğ u m u z y a h ı h a n e n i n t a b a n yüzeyini göz k a r a r l a m a s ı ölçmeye çalıştım. h e r i n s a n ı n bu h a k i k a t i bilerek. yoksa ı s l a t m a z mı? B i r a z önce. — Sizi işe aldım. su şişesi. değil m i ? — Evet.. diye cevap v e r m i ş t i . — Ne şişesi?. Meselâ. Şaşırdı. — Şey. Binaena­ leyh. ıslatmaz. E f e n d i m ? Bu bir şişe su ile bu y a z ı h a n e y i ıslatabilir miyim. — I s l a t ı r mı. — G ö r d ü n ü z mü.. s o r u s u n u tek­ rarladı: — I s l a t ı r mı?. boyu da altı m e t r e k a d a r .... E f e n d i m ? Lise b i t i r m e s m a v m d a y m ı ş ı m gibi t i t r e d i m . Acaba n e d e r s e m h o ş u n a giderdi? I s l a t ı r mı demeliydim. ı s l a t m a z işte... ı s l a t m a z mı? Efendim?. ille bir karşılık ver­ m e k gerekti. Böyle bir soru ile k a r ş ı l a ş a c a ğ ı n ı u m m a d ı ğ ı s u r a t ı n d a n belliydi. Hangi şişe? — B u r a l a r ı n ı ı s l a t a c a ğ ı m ı z su şişesi. k u l a ğ ı m ı da açmıştım. b e n i m elimde bir şişe olsa. E n i d ö r t m e t r e var. yine bu soruyu s o r m u ş k e n d i s o r u s u n a ken­ disi.. — H a y a t t a n ş u n u n ö ğ r e n d i m . B e n i m d ü ş ü n d ü ğ ü m ü görünce. B u r a d a bir a d a m ı m var...s o n u c u k a v r a y a b i l m e k için g ö z ü m ü de. ı s l a t a m a z m ı y ı m ? Efendimi? Öyle bir s o r u ş u v a r d ı ki. Basbayağı şişe işte. — Şişe ne k a d a r d e d i m . o n a göre.. — I s l a t m a z efendim..

M ü m t a z Beyi de b u r a y a çağır! dedi. dedi. B e n böyle i n a t ç ı a d a m g ö r m e d i m . Bu. D e m e k a d a m be­ n i m y ü z ü m d e n i ş i n d e n olacaktı. — B u y u r u n Beyefendi. O s ı r a d a odacı bir şişe iyi su getirmişti. — 47 — . sevimli.. çene k e m i k l e r i o y n a m a y a başladı. Zile bastı. Gelen odacısına. b a ş k a birini ekmeğin­ d e n etmek. a d a m ı n yüzü ekşidi. yüz kasları gerildi. b a ğ ı r m a k t a n çok h ı r l a m a y a benziyordu.K e n d i s i n e şimdi. . B u n a vicdanım elvermedi. . kor­ k u n ç filmlerde g ü n d ü z insan. b u r a s ı n ı ıslatır mı. P a t r o n a . H a n i b i t a k ı m r o m a n l a r d a . Zor bir d u r u m d a k a l m ı ş t ı m . Mümjtaz Bey? — I s l a t ı r ! diye bağırdı. Efendim?. — Bir şişe su getir. b i r a d a m . k a ş l a n çatıldı. Önce M ü m t a z Bey içeri girdi. O sevimli yüzdeki bu b i r d e n değişmeye ş a ş t ı m . a y a ğ ı n ı k a y d ı r m a k i s t e m e m . . dedim. ı s l a t m a z mı?. P a t r o n eline şişeyi alıp s o r d u : —• Bu şişenin içindeki s u y u b u r a y a döksem. S u y u görünce. G ü l e r yüzlü. gece ay çıkınca c a n a ­ v a r l a ş a n y a r a t ı k l a r vardır.. sizi a l m a s a m da yine o n a yol verecektim. siz de g ö r ü n . ş a k a k l a r ı a t m a y a . — Beyefendi. bendenizi e m r e t m i ş s i ­ niz. Hiç öyle i n a t ç ı bir g ö r ü n ü ş ü yok. A d a m ı g ö r ü r görmez k a n ı m k a y n a d ı . sizin y a n ı n ı z d a yol vereceğim. . Bakın. ç a ğ ı r a y ı m da. dedi. M ü m t a z Beyin yüzü d e öyle oldu. — Hayııır.

— I s l a t ı r ! diye h ı r l a d ı ..M ü m t a z Beyin y ü z ü değişe değişe. b u r a s ı n ı ıslatır mı. M ü m t a z Bey. — I s l a t m a z . buldog köpeğinin s u r a t ı n a d ö n m ü ş t ü . Şaşırıp k a l m ı ş t ı m . — Islatmaz! — Islatır! — Islatmaz! —• I s l a t ı r ! Patron bana. — I s l a t m a z ! dedi. dedi. Allaha ısmar­ ladık! dedi.. dedim. dişlerinin a r a s ı n d a n . öyle ise böyle bir a d a m l a bir a r a d a çalışılmaz! M ü m t a z Beye döndü. —• Beyefendi ne iş y a p a c a ğ ı m ı öğrenebilir mi­ yim? dedim. H e r şeyden önce m a n t ı k . — Görüyorsun. — Tabiî ıslatmaz. — B a n a m a n t ı k sahibi birisi lâzım. Şimdi bu elimdeki bir şişe su. M a d e m k i ıslatmaz. göz göre göre bir gerçeği n a s ı l da i n k â r ediyor. t ı p k ı iri bir Patron. — T e ş e k k ü r ederim Beyefendi.48 — . o sevimli­ liğini almıştı. belki M ü m t a z Beyin yaptığı işi yapa­ mam. dedi. — Artık sizinle beraber çalışamıyacağız. ı s l a t m a z m ı ? Efen­ dim?. b u r a d a n g i d i n ! M ü m t a z Beyin yüzü yine değişmiş.. ya. He­ m e n ilginizi kesip. Anladınız m ı ? Şimdi bu şi—..

ne iş göreceğimi b i l m i y o r d u m . — T a m a a a m . İşsizliğin n e o l d u ğ u n u bilirim.. Y a n d a k i o d a y a geçtim. — Yok c a n ı m . n e d e n sizin y ü z ü n ü z d e n olsun? Siz olmasanız.. . B e n i m istediğim de işte b u .. s a n k i siz de ı s l a t m a z de­ seniz n e o l u r d u ? —. A n c a k i k i b u ç u k a y d a y a n a b i l d i m . dedi. B e n ne ya­ pacağımı. — Islatmaz. B e n bir sene içinde değiştirdiği beşinci a d a m ı m . — Baş üstüne. — Affedersiniz a m a . B u k a d a r t a t l ı bir a d a m .. M a s a n ı n b a ş ı n a geçtim. — Güle güle. . Gülerek.. . b a ş k a birisi gelecekti. S a n d a l y e y e o t u r d u m . b e n i m y ü z ü m d e n . Allaha ı s m a r l a d ı k . . — 49 — F. sevimli bir a d a m d ı .ş e n i n içindeki suyu b u r a y a döksem. M ü m t a z Bey ç a n t a s ı n ı aldı.Şimdi ne d e s e m boş. b u r a s ı n ı ısla­ t ı r m ı ? Efendim?. S o n r a siz de anlarsınız. işinizden o l m u ş s u n u z gibi geliyor. Şimdi içeriki odaya gidin. a n l a t a m a m . gitti. U t a n a r a k y a n m a sokuldum. — Sizi çağırıyor! dedi. O n u n için gözünü­ zü k o r k u t m a k istemiyorum. d e m i n p a t r o ­ n u n karşısında nasıl d a kurtlaşmıştı. Biraz s o n r a p a t r o n u n odasından. — Çok ü z g ü n ü m . D e m i r b a ş eşyayı M ü m ­ t a z B e y d e n teslim alın. : 4 . . g ü r ü l t ü l ü t a r t ı ş m a sesleri d u y u l d u . Allah size de s a b ı r l a r versin . M ü m t a z Bey k e n d i eş­ y a l a r ı n ı t o p l u y o r d u . dedim. Ne k a d a r güler yüzlü. Odacı geldi. .

H e r işin esası m a n t ı k ­ tır.. b ü t ü n bir h a f t a böyle geçti. A d a m l a r d a n biri. kendi işine gelmeyen bir şey oldu m u . b ü t ü n h a y a t deneylerinin sonunda. — T a m a m . dedi. Bir ay ç a l ı ş t ı k t a n sonra. O g ü n beni p a t r o n d ö r t defa odasına çağırdı. — Bu işin ıslatıp ı s l a t m a m a k l a bir ilgisi yok. — Bir şişe s u y u b u r a y a döksem.. bu b ü y ü k m a n t ı k gerçeğine i n a n m ı ş t ı : «Bir kova su­ y u n ıslatabileceği bir yeri. Ertesi g ü n yine öyle. H e r y a n m a gidişimde h e p o soruyu sordu.P a t r o n u n o d a s ı n d a ü ç kişi d a h a vardı. C u m a r t e s i g ü n ü yüz lira haftalık aldım. ödevimi çok iyi yap­ t ı ğ ı m için. Öbürlerine döndü: — G ö r d ü n ü z m ü . «ıslatmaz» d i y o r d u m . bir b ü y ü k özleyiş gibi dilin­ d e n d ü ş ü r m ü y o r d u . dedi. B e n i m ödevim de bu gerçeği onaylamaktı. — 50 — . — I s l a t m a z ! dedim.» B u n u . bir a t a s ö z ü gibi. h e m e n . — I s l a t m a z ! diye cevap verdim.. Patron. — Önce m a n t ı k . dedi. Patron. buralarını ıslatır mı. Ar­ tık b e n i h e r yere y a n ı n d a götürüyor. b ü y ü k bir felsefe. ı s l a t m a z mı? Efendim?. Yüzde beşten fazla veremeyiz. Siz göz göre göre. Ben de. Ne o l d u ğ u n u a n l ı y a m a d ı ğ ı m bir s a t ı ş işi ü z e r i n d e ko­ nuşuyorlardı. G ü n d e dört. bazı da beşaltı kere. ıslatmaz. h a f t a l ı ğ ı m ı yüzeni liraya çıkardı. i n s a n l a r bir şişe su ile ı s l a t m a y a kalkmamalıdırlar.

diye soruyordu. işsiz. ı s l a t m a z m ı ? Efendim?. p a t r o n h e p h a k l ı çıkıyordu. b u r a s ı n ı ıslatır mı. kız m a n t o istese. O g ü n e k a d a r bu işi b e n i m k a d a r u z u n z a m a n yapabilen. n e t i c e d e ş u n u ö ğ r e n d i m ki. G ü n d e yirmi. Bu k a d a r sene y a ş a d ı m . O d a h a lâfını t a m a m l a m a d a n . h e m e n p a t r o n . B i g ü n yine. S ı r t ı m d a y ü k t a ş ı m a y a . ben bağırıyordum: — Islatmaz!. M a n t ı k bu. A m a bu.. d a y a n ı l ı r bir iş değildi. O z a m a n a k a r sular d u r u y o r d u .. — Ben o n u b u n u bilmem. yüzdeyedi. b u r a s ı n ı ıslatır mı. B e n yüksek d ü ş ü n c e n i n ş u kısacık t e k cümlesile. P a t r o n beni çağırdı: —. — Islatmaz! demekti. — Islatmaz! diyordum. Ar­ tık beni evine g ö t ü r ü y o r d u . otuz kere «ıslatmaz» d i y o r d u m a m a . h a k l ı o l d u ğ u n a i n a n ­ d ı r m a s ı . m a n t ı k l ı iş y a p t ı ğ ı n a güvenmesi için. hiç şaşar m ı ? .. bir şişe s u y u n geniş bir döşemeyi ı s l a t m ı y a c a ğ m ı o n a y l a m a k gerekti. Karışa bişey istese. B ü t ü n işim g ü c ü m . bir m a l satışı üzerinde. Beş ay çalışabildim. .51 — . h a f t a l ı ğ ı m ı da iki yüz liraya ç ı k a r m ı ş t ı . bir y a t t ı ­ ğ ı m z a m a n l a r a y r ı l ı y o r d u m .— Bir şişe suyu döksem. Elim­ de bir şişe su olsa da döksem. B e n i m de c a n ı m b u r n u m a gelmişti. ı s l a t m a z m ı ? Efendim?. diyordu. Kend i k e n d i s i n i h a k l ı çıkarması. .. aç susuz s ü r ü n m e y e bile k a t l a n a c a k t ı m . günde kırk. elli kere.. oğlu p a r a . d a y a n a n hiç kimse çıkmamış. Haftalığım iki yüz elli li­ r a y a çıktı. yok yüzdesekiz diye tartışıyorlardı. P a t r o n d a n .

— Islatır nn? — Islatır. Gözüm g ö r m e s i n ! diye bağırdı. su d ö ş e m e n i n beşte birini bile ı s l a t m a m ı ş t ı . yoida gider­ ken. — 52 — . diye sordu. ıslatmaz mı? Efendim?. ı s l a t m a z mı? diye hırladı. — Ne?. ıslatır mı. diye kendikendime s ö y l e n d i m d u r d u m .. g ö z ü m ü n ö n ü n ­ d e n gitmedi. vapurda. Patronu kaç kere ıslatmaz cliye o n a y l a d ı m s a . ıslatır!. — Islatır. o k a d a r da «ısla­ tır» diye b a ğ ı r c î i k t a n s o n r a bu h a s t a l ı k t a n çok şü­ kür k u r t u l d u m . Dişlerinin a r a s ı n d a n : — Islatır m ı . — Islatır! d e d i m . Tıpkı v a k t i y l e M ü m t a z Beyin s u r a t ı n ı n değiş­ tiği gibi. B i r d e n d o n u p kalmıştı. şaşırmıştı.... A m a t a m bir y ı l p a t r o n u n hayali. Elimi k o l u m u sallaya sallaya sokağa çıktım. —' Defoool!. — Islatır m ı ? — Islatır! H a k k o l d u ğ u n a o k a d a r güveniyordu ki. — I s l a t ı r ! diye b a ğ ı r d ı m . I s l a t ı r da ıslatır!. ı s l a t ı r ! Islatılır.. . Dökülen. t r a m v a y d a h a t t â u y u r k e n . Avazım ç ı k t ı ğ ı k a d a r b a ğ ı r d ı m : — Islatır U l a n . s u r a t ı değişmişti. — Islatmağı . S o k a k l a r d a dolaşırken.— Bu bir şişe suyu b u r a y a döksem. . — Islatmağı. şişe­ deki suyu yere b o ş a l t t ı k . K a r ş ı s ı n d a k i a d a m l a r gülüyorlardı. ı s l a t m ı r ! .— Islatır.

İlk a l a c a ğ ı m . dediler. ne diye evlendin? Bilmez olur m u y m u ş u m ? Bal gibi bi­ liyorum işte. k ö m ü r a l a m a z s ı n dediyse.. Şimdi m u t l u aile y u v a m ı z d a k i k u ş l a r ı n kışın sıcak E — 53 — .. — Neden? — Alamazsınız da ondan. b e n m u t l u bir aile yuvası kur­ d u m . dedi.. İ n s a n evlendi miydi. Mahallemizin m u h t a r ı n a gittim. b e n falan sokakta. — Şimdiye k a d a r nasıl k ö m ü r a l ı y o r d u n ? — Hiç a l m a d ı m . o n a h a k ­ t a n .. — H a n g i t a k ı m ı t u t u y o r s u n u z ? diye s o r d u m . K i m b a n a . Bundan^ önce n e r e d e a k ş a m o r d a s a b a h . T a k ı m a r k a d a ş ı o l d u ğ u m u ­ za göre a r t ı k bizi gör. E e n de o t a k ı m d a n ı m . — H a k k ı m değil mi y a h u ? Allah Allah!. Kö­ m ü r a l m a k istiyorum. — B u r a y a n e r e d e n geldin? — Efendim.. — D e m o k r a t l a r ı .. filân n u m a r a d a o t u r u y o r u m . ilk işi kışlık k ö m ü r ü n ü a l m a k t ı r . . b u n u n yolu nedir? — Ooooo.V E R E M O L M A K L Â Z I M VLENDİK ya... dedim. alamazsınız. Evleninince i n s a n n e y a p a r ? Ne y a p ı l a c a ğ ı n ı biliniyordun da. — H a h ! . On dakika k a d a r i h t i y a r ı n ö k s ü r ü k n ö b e t i n i n geçmesini bek­ ledikten sonra. Eşe dosta sorduk. h u k u k t a n sıkı bir k o n f e r a n s çektim.

K ö m ü r alır mı­ yım. a l a m a z mıyım. İ m z a l a r bitince en son m a s a d a k i m e m u r gülerek. .. Bir i m z a .. — K ö m ü r m ü ? dedi. yıldırımlar.. — Evet. — K ö m ü r Tevzi Müessesesine dilekçe verecek­ sin! dedi. T e k r a r k ö m ü r d a ğ ı t m a yerine g ö t ü r d ü k . cevaplı.. K ö m ü r . . bizde m e m u r l a r ı n ç o ğ u n u n s u r a t ı asıktır. dedim.'. o n l a r ne iş ya­ p a c a k ? O r a d a n b a ş k a bir i m z a y a . «Ver b a n a bir t o n k ö m ü r ! » desin. cebine koy­ sun parasını. K ö m ü r istiyorum. . B e n de bu neş'eli. K i m demiş k ö m ü r alam a z m ı ş ı m diye?. Kömür. — Ya. D i k k a t ettiniz mi bilmem. T a m a a a m . görsünler. Dilekçelerimizi verdik.. İşte imzasını al­ dık. sevimli m e m u r gibi g ü l ü m s e m e y e çalışarak. B u r a d a bu k a d a r m e m u r var. Efendim bizim h a l k ı m ı z istiyor ki.. . M e m u r u n y ü z ü n d e k i gülümseyiş biraz geniş­ ledi : — D e m e k k ö m ü r istiyorsunuz? Neş'eli i n s a n l a r a bayılırım. . M u h t a r l ı k t a n doldu­ r u l a c a k bir k â ğ ı t verdiler. — Sizin ve eşinizin geldiği y e r d e n birer be­ y a n n a m e getirin! Acele telgraflar. teahhütlü mektuplarla birbuçuk ayda beyannameleri­ miz geldi. dedim. Bu kez m u h t a r . İ ş t e k â ğ ı d ı n ı aldık.y u v a m ı z d a ı s ı n m a l a r ı için k ö m ü r a l m a k istiyorum. . H a l k h i z m e t i n d e olan bir — 54 — . M u h t a r kâ­ ğıdımızı d o l d u r d u . şıp diye k ö m ü r ü n ü alsın! Hiç olur mu öyle şey? B u r a s ı b a k k a l d ü k k â n ı mı be? B a k k a l d ü k k â n ı n a bile gidince sıranı bek­ lersin.

. Sesli sesli g ü l ü y o r d u . O güler. hah. — K ö m ü r değil m i ? B e n d e o n u n k a d a r gülerek. B o y u n a gülü­ yoruz. K ö m ü r h a ! H a h hah hah!.. a r t ı k t u t a ­ m a z . h a h h a h h a h ! . B e n o n d a n çok g ü l ü y o r u m .. O k a h k a h a y l a güler d e b e n d u r u r m u y u m ? Bir k a h k a h a d a b e n p a t l a t ­ t ı m .. .. . hah.. bir b a r d a k su verdiler. K ö m ü r ! dedim. kolonya koklattılar. nalka surat asmasının anlamını bitürlü anlıyamam. h a t t â a ğ l a m a m gere­ k i r a m a . Siz d a h a yenisiniz. K a r ş ı n ı z d a k i g ü l e r k e n s o m u r t a c a k değilsiniz ya. Size yok. Artık nerdeyse k a t ı l a c a ğ ı m . . Kasıklarımızı t u t a t u t a gülüyoruz. — Kömür mü?. bir sandalyeye o t u r t t u l a r . h a h . — Eskidenberi a l a n l a r a bile zor veriyoruz. Hah h a h hah. — Neee?. — Yok da o n a g ü l ü y o r u m . — Peki.. Allah hepimizi güldür­ sün. — K ö m ü r ya. neden g ü l ü y o r s u n ? . Bir k a h k a h a koyuverdi. . . B e n i m a r t ı k g ü l m e m e m .. . k e n d i m i t u t a m ı y o r u m ki. ya­ n a k l a r ı m ı t o k a t l a d ı l a r . — Demek... Bir sinir gülmesi bu..... h a h ! . hah. İ n s a n m a k a r a l a r ı bir koyverdi mi.. Allah razı olsun. b e n gülerim.. — Kömür. K ö m ü r ya. — Yok ki . dedi. — H a h h a h h a h . M e m u r b ü s b ü t ü n gülmeye başladı... Biraz k e n d i m e geldikten sonra... .adamın. Hah. gözleri­ m i z d e n yaş geliyor. kış k ı y a m e t t e b i z i m mutlu aile yuva— 55 — .. Yok m u ? Peki.

K ö t ü m s e r i n s a n l a r ! H a s t a l a r d u r u r k e n sağlıklıya k ö m ü r verilecek değil ya. Bizimkilere.. Galiba sahte sanmışlardı. Raporu götürdüm. bir d e ş u k ö m ü r ü alırsam. kömür a l m a k t a n çok d a h a zor. Uğraş. Eve k o ş t u m . — Nedir? — Evinizde r o m a t i z m a l ı biri varsa. bir r a p o r getirirsiniz. şimdi o k a d a r çok s a h t e m ü h e n ­ dis. Bu r a p o r geçmez! dediler. Heyetten rapor almak. Eh. R a p o r u elime alınca.. yeni bir ilâç mı b u l u n m u ş ? On yıl­ dır şu r o m a t i z m a d a n n e l e r çekiyorum. b a n a . H a k l a r ı var. r a p o r u v e r e n d o k t o r u n s a h t e olup o l m a d ı ğ ı n ı n e r e d e n a n l a s ı n ­ lar? O n u n için h e y e t r a p o r u istiyorlar. dedi. — A m a n . Allah bilir. K ö m ü r verilmiyor diyorlar. k a y n a n a n ı n r o m a ­ tizmalısı işte böyle b a z a n işe de y a r a r ..mız ne olacak? — Bir ş a r t l a alabilirsiniz. bir de geniş soluk al­ dım. s a h t e doktor o r t a y a çıktı ki.. O z a m a n çeyrek t o n veririz.. Kaynanam. . elbette vermez­ ler. D o k t o r r a ­ poru da aldık. s a n a d a k ö m ü r versinler. bir a y d a h e y e t t e n r a p o r u aldım. S e n de r o m a t i z m a ol. B ü t ü n b i r h e y e t de s a h t e olacak değil ya.. k ö m ü r a l a m a z s ı n diyenlere n e l e r y a p a c a ğ ı m ı ben bilirim. didin. K a y n a n a deyip geçmeyin. Sen r a p o r u a l m a z s a n s a n a k ö m ü r ü n a s ı l ver— 56 — .. — İçinizde r o m a t i z m a l ı o l a n v a r mı? d e d i m .

Bir kere u s û l k o n m u ş . — Eskiden r o m a t i z m a l ı l a r a k ö m ü r veriyor­ d u k a m a . Bir de k ö m ü r verilmiyor. k ö m ü r a l a m a z s ı n diyenlerin. Ş u n u vereceksiniz madem. evimizde v e r e m o l m a y a n b i r kişi k a l m a z . Şimdi yalnız veremlilere k ö m ü r veriyoruz. Öyle kızıyorum ki şu k a r a m s a r l a r a . Hele ş u k ö m ü r ü bir ala­ yım.. v e r e m e t m e d e n versenize! O l m a a a a z ! . P e k â l â da işte verem­ lilere veriyorlar. — 57 — . S e n ölmezsen on­ l a r n a s ı l k ö m ü r versin?. Verem o l u n c a da. K a n s e r r a p o r u isteseydiniz.. — Yoksa biz ne y a p a l ı m ? K ö m ü r a l m a k için verem o l m a k lâzım. — Eyvah!. ölüyü y ı k a m a k için su kay­ n a t m a y a veriyoruz. — Siz r o m a t i z m a r a p o r u istediniz. evvel Allah k a n s e r r a p o r u da getirirdik. Biz m u t l u aile y u v a m ı z ı n a s ı l ısı­ tacağız? — Evinizde veremli var mı. derler. — Maalesef. biz k ö m ü r ü yalnız. r o m a t i z ­ m a r a p o r u getirdik. seneye h e p i m i z e k ö m ü r verilecek. . Göreceksiniz. — Yok. i n ş a l l a h bu kışı s a ğ salim geçirelim. şimdi r o m a t i z m a l ı l a r a d a k ö m ü r yetiş­ m e d i ğ i n d e n .sinler? Raporu götürdüm. Resmî m u a m e ­ le b u . Bir d e k ö m ü r v e r m i y o r l a r m ı ş .. diyecek­ ler. g ö t ü r ü p gözü­ ne sokacağım. veremli. — K ö m ü r a l m a k i ç i n ö l m e k lâzım. . o n l a r a d a veremiyoruz. Nasıl olsa s o ğ u k t a n . — Neden? İ ş t e r a p o r ! — Bu sizinki r o m a t i z m a r a p o r u . . ..

Z A M A N I N D E Ğ E R İ ARİFEYE b a k t ı m . Eğer biraz k o ş a r s a m .. O t u z üç d a k i k a var. — Ne v a r k a r d e ş i m ? H a y y e r i n dibine b a t s ı n b u Âbidin Bey. h â l â cetvel soruyor. Bir v a p u r k a ç ı r d ı n ı z mı. . gece y a r ı s ı eve gidi­ y o r s u n u z . v a p u r u n k a l k m a s ı n a o t u z üç d a k i k a var.. D a i r e paydos. bir d o l m u ş b u l u r s a m yetişirim. t ü k r ü k l e karışık a c a i p . . a ğ z ı n d a n p e p e m e gi­ bi. Nefes nefese.. — Âbidin Bey. m â n â s ı z h e c e l e r çıkıyor.. o bana. d e m i r k a p ı l a r y ü z ü m e k a p a n d ı . Ç o k k ö t ü olu­ yor i n s a n . Artık k ü f ü r m ü edeceksin. soluya soluya _ 58 — T . B a s a m a k l a r ı ü ç e r üçer atladım. Boğ a z ' d a o t u r m a n ı n d a b u zorluğu var. iyi. b e d d u a m ı edeceksin. T e r s yüzü döndüm. —< M ü d ü r bey ç a ğ ı n y o r . Bir d o l m u ş bulabilsem. k e k e m e gibi. — Âbidin Beeeeey!. i n s a n şaşırıyor da. T a m m ü d ü r d e ç a ğ ı r a c a k sırayı b u l d u . sırası mı c e t v e l i n ? Allah Allah. cetveli t a n z i m e t t i n i z mi? — D u r birader. y o r g u n argın. h e r k e s gitmiş. H a h ! . K a ç defa k a n t e r içinde t a m iskeleye gel­ d i m . Yoksa kırk beş d a k i k a beklemek gerekecek.

Odacı geldi. H e r neyse. bir d o l m u ş a • da r a s t l a r s a m . — Gidebilir m i y i m beyefendi? -— Acele işin mi var? — V a p u r a yetişeceğim d e . S a h i . .. — Odacı söyledi. y i r m i d ö r t s e n e devlet k a p ı s ı n d a h i z m e t kolay m ı ? Akıl m ı k a l ı y o r i n s a n d a ? A m a n e y d i b e n i m s a n a söyliyec e ğ i m ? M ü h i m bir şeydi a m a ... — Bendenizi e m i r b u y u r m u ş s u n u z . Y a n gözle s a a t e b a k t ı m . . d u r b a k a y ı m ... Y a r ı n a k a d a r gelirse bir yere n o t ederim.. . ben m ü d ü r e b a k ı y o r u m . . — B e n mi? Yooo. . yetişebili­ rim. — Eeee.m ü d ü r ü n o d a s ı n a girdim. — H a a a . T u h Allah k a h ­ r e t s i n .. — Nefes nefesesiniz. M ü d ü r beni öyle görün­ ce bir t e l â ş l a n d ı : — Ne oldu? Ne v a r Âbidin Bey?. Neydi? Ben sizi bişey için ç a ğ ı r t m ı ş t ı m a m a . Ben sizi ç a ğ ı r t m a d ı m . Vallahi i h t i ­ yarladık.. neydi?. Hızlı k o ş a r s a m . ne olacak be Âbidin Bey. otuz d a k i k a var. — Buyurun! M ü d ü r b a n a bakıyor. İ h t i y a r l a d ı k be Âbidin Bey. sağlığınız.. . — 59 — . — B e n s a n a Âbidin Beyi ç a ğ ı r mı dedim? — Evet. — Hiç beyefendi. — Ne z a m a n ? — Azönce. a k l ı m a gelmedi.. — Koştum da. M ü d ü r zile bastı.

—• Vay öküz vay!. H a d i sen geç k a l m a . herif k a l d ı r ı m ı n ü s t ü n d e boylu b o y u n a u z a n m ı ş . bu sefer b i r — 60 — .. H a y d i gülegüle. —• P a h a l ı değilmiş. küfür ediyor. Yollar da öyle ka­ labalık ki.. Nereden aldın? — Z i r a a t M e k t e b i n d e n beyefendi. Atlaya a t l a y a gidiyorum. H a y d i sen geç k a l m a . İ ç i m d e n : «Öküz s e n i n bey pederindir» dedim. . . K e n d i m i bir caddeye a t s a m . — T e ş e k k ü r ederim. sen geçen g ü n k u l u ç k a y a t ı r d ı m d e m i ş t i n h a n i . . M ü d ü r p e n c e r e d e n bağırıyor. K a p ı d a n fırladım. . güle güle! S a a t e b a k t ı m . yirmi yedi d a k i k a var.. — Nerede o ziraat m e k t e b i ? — H a l k a l ı ' d a beyefendi. ç a r p m a d a n y ü r ü n m ü y o r . O başka.. Âbidin Bey! — B u y u r u n Beyefendi! — H a t ı r l a d ı m yahu. — Âbidin Beeey!. — Çüş u l a n d a n g a l a k ! B a ş ı m ı çevirdim. — Âbidin Bey. Hep ben ç a r p a c a k değilim ya. — Y u m u r t a l a r p a h a l ı mı? — Elli k u r u ş beyefendi.. Gü­ le güle.. Legorin y u m u r t a s ı bul­ m u ş s u n . —• Efendim. — Yavaş y ü r ü be O d u n ! A d a m ı n h a k k ı da yok değil.— H a a a . Cevap ver­ sem v a p u r a yetişemiyeceğim.

Ben K a r a d e n i z seferine filân çıkıyorsun z a n n e t t i m .. A m a t a n ı d ı ­ ğ ı m kimse değil.. Herif... ... K e n d i s i n i m a r e ­ ş a l s a n a n bir onbaşıydı. — Haaa. — En son ne z a m a n g ö r ü ş m ü ş t ü k ? — Vallahi. Vapu­ r u n k a l k m a s ı n a y i r m i iki d a k i k a var. — Asker a r k a d a ş l ı ğ ı b a ş k a oluyor Âbidin. Neresiydi?. Epi yol g e l d i m a m a . . «uyma kör şeytana» d e d i m . — 61 . Asker derdemez h a t ı r l a d ı m . Eee. on sekiz d a k i k a var. d u v a r gibi ö n ü m ü k a p a d ı . . K e n d i k e n d i m e . Galiba. — — — — — D o l m u ş ! Nereye? Sen n e r e y e b a y ı m ? C a n ı m söylesene nereye gidiyorsun? Sen söylesene! Karaköy. — Vapura mı? Hangi vapura? — Boğaz v a p u r u . S a a t e b a k t ı m . .o m u z l a beni yere devirdiler. — Vay Âbidinciğim. n e v a r n e yok Âbidinciğim? — İyilik sağlık. yakınmış.. . . Hiç sesimi ç ı k a r m a ­ dım. g ö t ü r e y i m . — Ne bu telâşın y a h u ? — V a p u r a yetişeceğim d e . Yerden fırladım.. Ne olsun? — Biz seninle görüşmeyeli ne k a d a r oldu? — Epeyce oldu... h a b a b a m k o ş u y o r u m . herif p a ç a m ı b ı r a k m ı y o r k i . vay.. — Yarın s a b a h gel.. Ş ü k ü r g ö r ü ş t ü r e n e yahu!.

— B a n a müsaade, vapuru kaçıracağım, de­ dim, y ü r ü d ü m . — G ö r ü ş e l i m yine Âbidin. —• İ n ş a l l a h . . . D o l m u ş ! . . . Nereye oğlum? K a raköy m ü ? Cevap bile vermedi. — Höst be!.. Ö n ü n e a r d m a b a k u l a n ! . . A l d ı r m a a a ! . . . S ı r t ı m d a n t e r süzülüyor. Bu k a d a r k o ş t u k t a n s o n r a yetişemezsem k ö t ü . — U l a n h ı y a r ağası... Andavallı!... ; Sesimi ç ı k a r m ı y o r u m , h a b a b a m k o ş u y o r u m . — Dolmuş! A r a b a d u r d u . Bir koşu, t a m yetiştim, k a l k t ı . Yirmi m e t r e k a d a r ilerde yine d u r d u . Bir koşu d a ­ h a . Elimi a r a b a n ı n k a p ı s ı n a a t a c a k k e n yine kalk­ tı. B e n d u r u n c a o da d u r u y o r . B e n koşuyorum, o kalkıyor. A m a trafik l â m b a s ı n ı n dibinde yakala­ dım. — Yahu, benimle a l a y mı ediyorsun? — E s t a ğ f u r u l l a h p a ş a m . Sizinle ne diye alay edeyim? — Öyleyse ne diye d u r u p d u r u p kalkıyorsun' 3 — S a n a ne yahu? İ s t e r s e m d u r u r u m , ister­ sem k a l k a r ı m . — ı Nereye gidiyorsun? — Eve! — N u m a r a n kaç? — Y a k a n u m a r a s ı mı, a y a k k a b ı n u m a r a s ı m ı ? — Yok, elektrik s a a t i n i n n u m a r a s ı . Yeşil trafik l â m b a s ı yandı. Şoför gaza bastı. O k a d a r kızdım ki, a r k a s ı n d a n k o ş t u m . Yine d u r ­ du. A m a yetiştim. Aaaa... Bir de b a k a y ı m ki, a r a — 62 —

ba dolu değil mi? Açtım ağzımı, y u m d u m gözümü. — Siz ne biçim şoförsünüz b e ! İ ç e r d e beş kişi var, h â l â yolcu çağırıyorsunuz. — Efendi, zatiâlinizi k i m çağırdı? — D u r u y o r s u n ya... —• D u r u r u m , k a l k a r ı m , size n e ? Siz b e n i dol­ m u ş şoförü z a n n e t t i n i z galiba... H a y Allah k a h r e t s i n , h u s u s î a r a b a değil miy­ m i ş ! . . . Özür diledim: — Aceleden akıl k a l m a d ı beyefendi. V a p u r a o n ü ç d a k i k a kaldı d a . . . İyi bir a d a m m ı ş : — Buyur, biz de K a r a k ö y e gidiyoruz. — R a h a t s ı z etmiyeyim. — Estağfurullah... Buyurun. Allah razı olsun, beni de aldılar a r a b a y a , Mo­ t o r u n bir yeri b o z u l m u ş da, o n d a n öyle gidip gidip d u r u y o r m u ş . Birkaç sefer d a h a d u r d u . A d a m indi. r a d y a t ö r ü açtı, t a m i r e başladı. B a k ş u aksiliğe. İ n s e m , y ü r ü s e m ayıp olacak. Adam, — Biraz i t m e k lâzım, dedi. O, d i r e k s i y o n a geçti. Biz b a ş l a d ı k a r a b a y ı ar­ k a s ı n d a n itmeye. K a n t e r içinde kaldım,. Motor bir kere «hırrr!» diye hırlıyor, s o n r a zınk, d u r u y o r . A r a b a yüz m e t r e y a gitti, y a gitmedi, a m a ü ç yüz m e t r e ittik. —• Çok affedersiniz baylar, dedim, ayıp ola­ cak ama, bendeniz vapuru kaçıracağım da... Bir koşu t u t t u r d u m . — Çüşşşş!.. — Önüne bak!.. — U l a n şey oğlu şey! — 63 —

K ü f ü r ü n bini bir p a r a . N e k a d a r k ü f ü r varsa, a r k a m d a n h e p s i n i s a v u r u y o r l a r . B e n f ı r t ı n a gibi u ç u y o r u m . Kalabalığı, Y u n u s balığı denizi y a r a r gibi y a r ı p geçiyorum. — Âbidin beeey!.. A r k a m d a n biri bağırıyor a m a , a l d ı r d ı ğ ı m yok. — Âbidin B e y y a h u . . . Kardeşim, Âbidin beeey!.. V a p u r u n k a l k m a s ı n a a l t ı d a k i k a var. Nere­ deyse d ü ş ü p k a l a c a ğ ı m . — Âbidin Beeey!.. K ö p r ü b a ş ı n d a eli o m u z u m a yapıştı: — Aşkolsun be Âbidin Bey. Nereye böyle? — Vapura... L â f ı m a ğ z ı m d a kaldı. — Affedersiniz, sizi birisine b e n z e t t i m . — O l u r efendim. — İyi ki, başınızı çevirdiniz. A r k a d a n Âbidin Bey d e n e n hergeleye o k a d a r b e n z i y o r s u n u z ki, az kalsın o diye k ö t ü bir şey y a p a c a k t ı m . Efendim, siz b u Âbidin'i bilmezsiniz. B u n u n k a d a r n a m u s ­ suz herif d ü n y a y a gelmemiş. B e n i m bir k a ş ı k koll e k s i y o n u m var. — Beyefendi, v a p u r a yetişeceğim de, o n u n için... — Ya öyle mi?. Bu Âbidin olacak hergele, geçen p a z a r bize misafir gelmişti. A d a m iri yarı. K o l u m a d a girdi. Bir t ü r l ü kurtulamıyorum. — B e n i m kaşık k o l l e k s i y o n u m d a n S a d r â z a m Çukurkazanzâde Yusuf p a ş a n ı n hoşaf k a ş ı ğ ı n ı ç a l m a s ı n m ı ? Alçak!.. N a m u s s u z herif!.. — 64 —

. : 5 . eyvah!. Yolculara b a k ı y o r u m . A d a m ı n d a l g ı n l ı ğ ı n d a n f a y d a l a n ı p fırladım. n e d e n v a p u r k a l k m ı y o r ? Bu ne lâu­ balilik!. O arkamdan. s a a t l e hiç ilgimiz yok. — Âbidin.. Z a t e n biz işte böyleyiz. — Ne benzerlik!.. Şaşılacak şey.. Bir acı kahvemizi içersiniz. Biz n e d e n ilerlemiyoruz? Ç ü n k ü z a m a n l a . K e n d i m i içeri a t t ı m . — Peki. yaz tarifesi. Me­ mura. Herkesin işi g ü c ü var. . çok ş ü k ü r v a p u r iskelede. V a p u r kalktı. A m a bir ü m i t var. Değil on dakika. on beş g ü n s o n r a değişecek. hiç acele eden yok. Adınız da ayni. on da­ k i k a geçti. Vakit. Ne r e z a l e t ! . on s a a t i n .. — B e n d e n i z D e f t a r d a r l ı k t a çalışıyorum beye­ fendi. İsm-i âliniz beyefendi?. M e m u r bişey söylemek için çabalıyor a m a — 65 —. v a p u r k a l k m a z . . Adım M e f t u n . . on g ü n ü n bile değeri yok. Ooooh. — Tarife mi değişti? d e d i m . Külçe gibi peykeye d ü ş t ü m . Artık söylemediğimi b ı r a k m a d ı m . O k a d a r k ü f ü r yedim a m a .. Eğer bir işiniz düşerse beklerim.. Z a m a n ı n hiç değeri yok.. F.S a a t e b a k t ı m . — Âbidin Bey! diye b a ğ ı r ı r k e n iskele m e r d i ­ venini i n d i m . D e f t e r d a r l ı k t a k i m e sorsa­ nız M e f t u n diye beni bilir. dedi. n e d e m e k t i r vakit?. v a p u r a d a yetiştim. İskeleye ç ı k t ı m . —• Hayır. B a z a n b i r k a ç d a k i k a geç kalkıyor va­ purlar. Hepsi de s a l l a n a s a l l a n a geliyorlar. Beş d a k i k a geçti.

altıyı otuz yedî geçiyor. Ben. — O l u r şey değil. — Sizinki geri kalmış. — Altıyı otuz beş geçiyor! Birisi. d a h a on d a k i k a v a r kalkmasına.. dedi. — Neye kalksın? dedi. H a t t â sözlerimi yer yer alkışlarla kesiyorlardı. . dedi. Memur.o n a fırsat b ı r a k m ı y o r u m . K a l a b a l ı k t a n . — Bizde bu gidiş v a r k e n . . . K a l a b a l ı k a r t t ı k ç a sesim de yükseliyor: — Avrupalılar n e d e n ilerliyor? Ç ü n k ü efen­ dim. beni destekliyen sesler yükseli­ yordu: — Çok doğru beyefendi. — Sizinki geri kalmış. O n l a r t a r t ı ş m a y a başladılar. — Tarife değişmemiş. herifler s a n i y e n i n d e ğ e r i n i bilirler. B a ş k a birisi de ona. o t u z d ö r t geçiyor. p e k i neye kalkmıyor bu v a p u r ? diye s o r d u m . K a l a b a l ı k l a çevrilmiş­ tim. İskele m e m u r u . a l t ı y ı otuz beş değil. — Ayıp y a h u .. dedi.. s a a t yanlış değil. Birden şaşırdım: — 66 — . — Bir v a p u r u n tarifedeki s a a t i n d e n y i r m i d a ­ kika geç kalktığı n e r d e g ö r ü l m ü ş ? K a l a b a l ı k beni t a s d i k ediyordu: — Rezalet. — Yanlış. b e n i m k i r a d y o ayarıdır.. . altıyı o t u z yedi geçiyor.

— Allah Allah. . — Bayım. . — Nereye gideceksiniz? ı — Paşabahçeye... — Y u u u u u ! . — 67 — . sizin v a p u r kalkalı y a r ı m s a a t oluyor.. D e m i n d e n b e r i h e r s ö z ü m ü destekliyen kala­ balık k a h k a h a y l a gülmeye başladı. Sersem tavuk. bir a y a k önce yetişeyim diye. .. B u n a m ı ş be!.. ö b ü r iskeleye. bir ü s t t e k i iskeleye gelmemiş m i y i m ? Arkamdan bağırıyorlardı: —• Herif p u s u l a y ı ş a ş ı r m ı ş ! —• Ü ü ü ü ! . dedi.. Ben h e r a k ş a m b u r d a n . M e m u r . Ben aceleyle. .

o akşam d a geç k a l d ı ğ ı m d a n b a n k a l a r k a p a n m ı ş t ı . h a y a t b o y u n c a gelir. Ne kaybedersin? P a r a n yine p a r a . p a r a l a r cıva gi­ bi t a n e l e n e r e k elimden kayıp gidecek s a n ı y o r u m . üs­ telik faizi de işliyor. d a y a n ı r ı m . Yine elimden gider korkusuyla. Ne çıkmıyor ki bu b a n k a l a r d a n ? Yeter ki.YAŞASIN ZÜĞÜRTLÜK ANKADAN ev çıkıyor. p a r a çıkıyor. h i ç bişey çıkma­ mış diyelim. gider p a r a c ı k l a r . yıllar yılı b e n işte o yüz liracığı bir a r a y a getirip d e b a n k a l a r d a n b i r i n e y a t ı r a m a d ı m . s e y a h a t çıkıyor. S a n k i p a r a l a r . aylık çıkıyor. d a y a n ı r ı m . koş h e m e n b a n k a y a yatır. b e n i n a t ettim. b a n k a d a n a p a r t ı m a n çıkıyor. d o k s a n olur. O k a d a r gözüm k o r k m u ş ki. herşey çıkıyor. seksen olur. Gelgelelim. diye i n a t etmişler. B — 68 — . t a m yüz olacakken ille bir yerden bir d e r t çıkar. bir yerden yüz lira u y d u r . biz bu a d a m ı n cebinde bir a r a ­ ya gelmiyelim. ikra­ miye çıkıyor. yüz lirayı bir a r a d a görmesin şu a d a m . Onlar i n a t etti. Ş a n s ı n y o k m u ş da. S ı k a r ı m dişimi. he­ men götürüp yatıracaktım bankaya ama. s o n u n d a o yüz a d e t T ü r k lirasını bir a r a y a getirebildim.

— 69 .. s o n r a m i l y a r d e r oluyorum. O n d a n s o n r a dalga geçmeye başlıyorum. ya ikinin ö n ü n e olursa? İki trilyon. Evet.. . K a f a m ı b i t ü r l ü toparlıyamıyor u m ki. Bin. . iki sıfır.. beş sıfır. Bak. İ ş t e b e n t r i l y o n e r olu­ yorum.. Demek. İ n ­ san bişeyi isterse m u t l a k a y a p a r .. t a m oniki t a n e sıfır. istesem. on sıfır. Bir sıfır.. beşyüz de biriktirebilirim.. P a r m a ğ ı m l a k a r a n l ı ğ a bir «bir» çiziyorum.G ö r m e m i ş i n oğlu o l u n c a ne y a p a r ? Ben de öyle­ yim işte. Milyoner. Trilyon be!. . Yüz lirayı bir a r a y a g e t i r d i m ya. yüzbin yüzmilyon oluyor. D a h a s o n r a trilyoner. bir mil­ yar. Eskiden gazetelerde milyonerlerin hayatını yazarlardı. oniki. onbir... B i t ü r l ü u y u y a m ı y o r u m . yok h a y a t pahalı. n a s ı l yüz lirayı biriktir­ dim.. B o y u n a dizi dizi sıfırları h i z a y a soku­ y o r u m .. o n b i n yüzbin oluyor. Z a m a n ı m ı z d a öyle milyonerler çıktı ki. P a r a c ı k l a r ı m ı y a s t ı ğ ı m ı n a l t ı n a k o y d u m . m i l y o n l a r bozuk p a r a gibi kaldı. . ikiyüz de... onbin oluyor. Birin ö n ü n d e . D ü n y a y ü z ü n e şimdiye k a d a r tirilyoner gelmiş m i ? Yok.. bin de biriktiririm. a z m i n elinden hiç bişey k u r t u l a m a z .. yok efendim geçim zor. Yok az kazanı­ yorum... A m a birin ö n ü n d e . s o n r a yine p a r m a ğ ı m l a birin ö n ü n e sıfırları koyu­ y o r u m .. üç sıfır. yüz milyar. o n b i n d e . m i l y a r d e r b a b a m da olur. on milyar... İş tril­ yoner olmakta.. efen­ d i m e söyliyeyim.. s o n r a gecenin k a r a n l ı ğ ı n d a onları s a ğ d a n üçer üçer ayırıp o k u y o r u m : Yüz milyon. a r t ı k d u r m a d a n a h k â m y ü r ü t ü y o r u m : — Azmin elinden hiçbişey k u r t u l m a z .. yat­ t ı m . B e n önce milyo­ n e r oluyorum.. b u n l a r h e p b a h a n e . Ne diye övünecekmişim. d o ğ r u s u bu.

. d ü k k â n l a r bile açıl­ m a m ı ş . Maşallah. rengin s a r a r m ı ş . ne oldu saha? — Yooo. Sıfırlar. Yine kaçıyorlar. yüz l i r a m oracıkta. fıstık gibi. omuzlarına. Ne yapsalar elimden k u r t u l a m a z l a r . r e k l â m ışıkları gibi k a r a n l ı k t a asılı d u r u y o r . Doğru b a n k a y a ko­ ş u y o r u m . T a v a n d a koca koça avizeler. S a r a y a — 70 — .. güzel k a d ı n l a r ı n du­ d a k l a r ı n a . bellerine. şık beyler. v e r m e d i m mi? Y a t a k t a n d o ğ r u l u p bir cigara içiyorum. iş o n u t u t m a k t a diye. B a n k a açılıyor.Alt t a r a f ı sıfır. B a n k a y a p a r a y a t ı r d ı ğ ı m ı görmesin diye arka­ daşımı s a v ı y o r u m . Genç. güzel güzel k a d ı n l a r .. Keyif­ le sıfırlarımı seyrediyorum. Çiçekler. bişey yok. G ü n e ş doğuyor. Ne büyük. Zengin olmak ne de zevkmiş. y u v a r l a n ı y o r l a r . Y a r a m a z l a r ı t u t u p yerlerine ko­ y u y o r u m . Çok işim vardı. diyorum. yine t u t u y o r u m .. Bir a r k a ­ daş rastlıyor. k a l ç a l a r ı n a . H e m e n elimi yastığım a l t ı n a a t ı y o r u m . Çekine çekine içeri g i r i y o r u m . gö­ ğüslerine benziyor. Bazısı kayıyor dü­ şüyor. vazolar. ne süslü yer. E t t i üç yüz trilyon. elimi y o r g a n ı n a l t ı n d a n çıkarıp p a r m a ğ ı m l a k a r a n l ı ğ a bir y u v a r l a k d a h a çiziyo­ r u m . bir kere a r t ı k zengin olmaya k a r a r verdim mi. Sıfırları b i t ü r l ü t u t a m ı y o r u m . G e r ç e k t e n öyle oluyor. — Bu gece u y u m a d ı m da. B a n k a n ı n k a p ı s ı n d a bekliyorum... — Ne o? diyor. kaçıyor.. H e p demezler m i y d i bize. D a h a b a n k a l a r değil... Bilya t a n e l e r i gibi kaçıyorlar.. p a r a y ı k a z a n m a k bişey değil.. — Gözlerin k a n l a n m ı ş . A m a n Zarabbi. ça­ lıştım. hepsi de t o m ­ bul t o m b u l .

. B u n e z a k e t k a r ş ı s ı n d a d ö n ü p gidemedim. İ ç i m e bir k o r k u dü­ şüyor. B u koca b i n a l a r b e n i m p a r a c ı k l a r ı m l a . . S a b a h l e y i n de bişey y e m e m i ş t i m . sıfırlar. B a ş ı m ı y a s t ı ğ a k o r k o m a z sıfırlar cirit o y n a m a y a başladı. u ç t u . Olmaz böyle şey. sıfırlar. — H a y d i l o k a n t a y a ! dedi.. bir d e hediye c e p defteri verdi. P a r a c ı k l a r ı m ı verdim.. . bir e m r i n i z mi var? N e k a d a r d a n â z i k i n s a n b u bankacılar. İçeride belki yirmi m e m u r var.g i r d i m s a n d ı m . b e n öyle haylazlık— 71 — . yerine otur­ t u y o r u m . — Uslu d u r u n ! diyorum. b u lüks eşyalar b e n i m p a r a c ı k l a r ı m l a .. — B u y u r u n efendim.. geldi y ü z ü n ö n ü n e k o n d u . Bir p a r m a k o y n a t ı ş t a . B e n p a r a ve­ reyim. yüzbin. Öğleyin bir a r k a d a ş ı m .. İ ş t e n a r t ­ maz. milyon. Oldu bin. bir sıfır yapıp. Sıfırlar. Dairede o gün arkadaşlar. Bir gece ö n c e d e n u y k u s u z o l d u ğ u m için er­ k e n d e n y a t a ğ a girdim. h e s a p makineleri. D e m e k b ü t ü n b u a d a m l a r b e n i m verdiğim p a r a n ı n geliriyle geçinecek h a ? . S o n r a onlara. H e r y e r gıcırgıcır.. A k ş a m bir simitle nefsimi körl e t t i m . Stil mobilyalar. d i ş t e n a r t a r .. dedim. ışıklı bir kelebek gibi bir sı­ fır u ç t u . T e k r a r d ü n gece k a l d ı ğ ı m y e r d e n d a l g a geçmeye b a ş l a d ı m . o n b i n . — K a r n ı m tok. Hiçbirine yüz v e r m e d i m . daktilolar h e p b e n i m p a r a c ı k l a r ı m l a . . G ü l e r yüzlü m e m u r iki d a k i k a d a işimi g ö r d ü . .. saydam.. H a v a d a . B a n k a c ü z d a n ı n d a n başka. . diye takıldılar. o n l a r yaşasın. <— Sen a y a k t a u y u y o r s u n ! .

üç. . rap. B a n k a i k r a m i y e s i n d e n bir a p a r t ı m a n çıkıyor. m a r ş . K e n d i m ucuz bir yerde o t u r u y o r u m . Sıfırlara t a l i m y a p t ı r a r a k s a b a h ı e t t i m . Ayda yüz lira b a n a kalır. K e n a r m a h a l l e ­ lerde yirmi liraya bir oda b u l u r u m . yazık değil mi? H e m e n y a r ı n sa^ b a h u c u z bir yere t a ş ı n m a l ı y ı m . M a r ş . milyon!. a ç s a m da olmuyor.t a n h o ş l a n m a m . dört. b a n k a y a y a t ı r ı r ı m . Uyku gözlerimden akıyordu. On yılda onikibin. p a r a c ı k l a r ı m m ü s t ü n e o t u r a c a k l a r .. — U y g u n adııım!. yüz yılda yüzyirmibin.. . Aklıma geldi. Sıfırlar k o r k u d a n t i t r e y e r e k yerlerine geçiyor­ lar. a p a r t m a n ı beş yıllık peşin kira. bin. O g ü n de peynir ekmekle a k ş a m ı e t t i m . — Bir.... H e r sıfır k e n d i yerine. Ayaklarım kendiliğinden b a n k a y a g ö t ü r d ü beni.. Sıfırlar gecenin içinde göbek atıyorlar. H a y a t t a düzenli o l m a k ş a r t t ı r . iki.. m a r ş ! . Sıfırlara on d a k i k a m o l a veriyorum. S a n k i bana.. ayrıca h a v a p a ­ rasıyla k i r a y a veriyorum. H a v a d a n p a r a işte. diye bağırıyorlar. yüzbin.. E r k e n d e n y a t t ı m .. Müsrifliğin sırası m ı ? — 72 — .. b a n k a b a t a cakmış gibi geliyor. r a p ! . Saha­ n a s a l l a n a evden çıktım. Yılda binikiyüz l i r a eder. Rap. . ben bu eve yüzyirmi li­ ra k i r a veriyorum. y a h u t bankayı sırtlayıp götü­ recekler. — Sağoool!. Sıfırlar y a n y a n a diziliyor. Bir k o m u t a n gibi k o m u t vererek sıfırlarıma talim yaptırıyorum: — Hizaya geeel!. . . m a m b o oynuyorlar.. G ö z ü m ü y u m s a m da.

h â l i m e acıdı. Uy­ ku h a p ı da etkisiz. v a r y e t e kızları gibi k a r ­ ş ı m a dizildi. Yeniden zengin ol­ d u m . A r k a d a ş l a r eskisi gibi benimle a h b a p l ı k e t m i ­ yorlar. dedim. B a n k a y a p a r a y a t ı r d ı ğ ı m d a n beri o n u gör­ m e k i s t e m i y o r u m .. A m a n etmesinler. H a s t a işçiler için g ü n d e bir ö ğ ü n piyaz verdiriyo— 73 — . Sonra yoksullara iyilik e t m e y e başlıyorum. öy­ le zengin o l d u m ki. Öyle zengin o l d u m ki. kimsede metelik k a l m a d ı . — Nasıl zengin oldunuz? Nasıl b a ş a r ı k a z a n ­ dınız? D o ğ r u s u n u h i ç söyler m i y i m ? — Çalışmakla..• Yine s a b a h ı e t t i m .. Çeki t a ş ı asılmış gibi göz k a p a k l a r ı m k a p a n ı ­ yordu. Gazeteciler gelip röportaj yapıyorlar. U y u m a k elimde m i ! Uyku h a p ı a l m a y ı d ü ş ü n m e d i m değil. İf­ lâs eden milyonerlerin geleneğine u y u p az k a l s ı n i n t i h a r edecektim. Oysa o n u n l a evlenecektim. Arka­ d a ş l a r d a n birinde varmış. d ü n y a y ü z ü n d e k i bü­ t ü n p a r a l a r ı topladım.. S o n r a bir a r a iflâs etmiyeyim mi? B ü t ü n m i l y a r l a r ı m elimden u ç t u gitti. d a h a iyi. Sevgilim telefon e t t i . Evlilik m a s r a f kapısıdır. H a y a t a beş p a r a s ı z a t ı l d ı m . Bir k o n f e r a n s çekiyorum. — B u g ü n gelmedi. B a n k a n ı n ö n ü n d e n geç­ t i m . S ö m ü r d ü ğ ü m i n s a n l a r ı n ç o c u k l a r ı n a b a y r a m hediyesi ç o r a p d a ğ ı t ı y o r u m . verdi.. öyle zengin oldum. Çay k a h v e ı s m a r l a m a k ­ t a n k u r t u l d u m . B a n k a d a k i yüz l i r a m a k l ı m a gelince i n t i h a r d a n vazgeçtim. Ama şimdi vazgeç­ t i m .. O gece. K e n d i m için. D o s y a n ı n üzerine başımı k o y u p u y u m a y a h a z ı r l a n ı r k e n sıfırlar.

d ü n y a v a r m ı ş b e ! . k e n d i m i t u t a m ı y o r d u m . C ü z d a n ı m e m u r u n ö n ü n e a t ­ tım. . . y e t e r be!. Ver o n d a n .. H e m e n bir l o k a n t a y a k o ş t u m . . hırsız t e h l i k e s i n d e n neler çektiklerini ben bilirim. u y k u s u z l u k t a n a y a k t a zor d u r u y o r d u m . B ü t ü n p a r a m ı ezdim. Herkes b e n d e n «Ne iyiliksever a d a m ! » diye sözediyor.. — Hepsini mi.. Zavallıların uykusuz­ l u k t a n . H a y o p a r a n ı n b e n içine. . — Hepsini. . — Versene sen b e n i m yüz liramı!. Sinirlerim iyice bozulduğu için. E ş i m d e n d o s t u m d a n oldum. — Verelim beyefendi. . ver o n d a n . m u t l u l u ğ u m d a n oldum. B ü t ü n b a n k a m e m u r l a r ı yöremi çevir­ di. dediler. E l i n d e n t o p r a k l a r ı n ı aldığım köylülere a v u ç avuç t o p r a k d a ğ ı t ı y o r u m .r u m . Cebimde de seksen l i r a m var­ dı. k e n d i h a l i m e ş ü k r e d i y o r u m . dedim. Açlık­ t a n . O r a d a n en lüks otele. Doğ­ r u b a n k a y a gittim. . sağlığımdan. Üç g ü n üç gece u y u m u ş u m . b a t m a k t a n . Zenginlerin çektiklerini düşünüyorum da.. Al­ l a h k a h r e t s i n ! . iflâs k o r k u s u n d a n .. Ooooh... Gece de iyilik y a p m a k l a s a b a h ı e t t i m . beni y a t ı ş t ı r m a y a çalışıyorlardı. istiyorsunuz? diye sordu. diye bağırdım. — 74 — .. Yaşasın z ü ğ ü r t l ü k ! . Y a p m a d ı ğ ı m iyilik kal­ mıyor. ver o n d a n ..-. hepsini!. . P a r a m ı aldım. a ç l ı k t a n . i n s a n l ı ğ ı m d a n oldum.

T o p l a n t ı n ı n başkanı. — 75 — . — Çok. — Çok k ö t ü bir h a s t a l ı k . dedi. B Vali. — Bilgi verin. y â n i ne k a d a r k ö t ü ? Doğum uzmanı. U z m a n yetkisine d a y a n a r a k . h e m sağlık işleriyle u ğ r a ş a n l a r ı . Sağlık işlerinden yirmi kişi bir t o p l a n t ı y a p t ı . Bir a y d a o t u z vak'a g ö r ü l m ü ş t ü .ARAŞTIRMA İ R h a f t a içinde d ö r t v a k ' a b i r d e n görülmesi. Vali. o k a d a r k ö t ü ki. r a p o r l a r yazılıyordu. dedi d o k t o r l a r a . Bir kere d e ö l d ü r d ü m ü a r t ı k k u r t u l u ş y o k t u r . — Çok k ö t ü bir h a s t a l ı k . — Anladık. — Bu ne biçim h a s t a l ı k ? diye sordu. h a b e r l e r gidip geliyor. diye t e k r a r l a d ı . i n s a n ı ö l d ü r ü r . H a s t a l ı k g ü n d e n g ü n e yayılıyordu. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olan doktor. Telefonlar işliyor. B u d ö r t v a k ' a d a n son­ r a bir g ü n içinde ş e h r i n a y r ı v e u z a k y e r l e r i n d e n ü ç h a s t a d a h a gelince şaşkınlık b ü s b ü t ü n a r t t ı . dedi. h e m yö­ n e t m e n l e r i t e l â ş a d ü ş ü r d ü . dedi.

çok r i c a ederim. Vali. i d r a r yolları h a s t a l ı k l a r ı ü z e r i n d e ihtisas y a p m a k için A m e r i k a y a g i t m e m i ş miydi­ niz? İ h t i y a r k u r t . D o ğ u m m ü t e h a s s ı s ı yaşlı doktor. Ç ü n k ü A m e r i k a d a ih­ tisasımı y a p a r k e n b u h a s t a l ı k üzerinde u z u n ça­ lışma y a p m ı ş t ı m . Öyleyse önleyemeyiz.. Öyle ya. bu h a s t a l ı k için yazılan y a r ı m sayfalık yazı­ yı o k u m u ş t u . — Siz dedi. H a s t a l ı ğ ı n m i k r o p l a r ı lâğımlar­ da olur. — Müsaade buyurulursa hastalık hakkinda gerekli bilgiyi vereyim. dedi. dedi. H a s t a l ı k için a y d ı n l a t ı c ı bir bilgi a l a m a m ı ş olan Vali. o r a d a yüzenlere. h a s t a ­ lık yayılmaya başlayınca t ı p ansiklopedisini aç­ mış. Denizden ve sineklerden geçer. Kırkbeş y a ş s u l a r ı n d a bir genç doktor.— Yaaa!.. o gitsin b a ş k a işler yapsın. Doktor a n l a t m a y a b a ş l a d ı : — Bu h a s t a l ı ğ ı n üç çeşidi vardır. i d r a r yolları h a s t a l ı k l a r ı üzerine i h t i s a s y a p ­ sın diye o n u tâ A m e r i k a l a r a göndersin.. genç d o k t o r a sert sert baktı. — A m a n a n l a t ı n . H e m de çok k ö t ü öldü­ rür. kırkbeşlik genç doktoru kalp beş­ lik gibi b o z m u ş t u . ö l d ü r ü r h a ? — Ö l d ü r ü r efendim. dedi. m e m l e k e t fedakârlık edip. —.. Denize dökülen l â ğ ı m l a r d a k i m i k r o p l a r .. n a s ı l önleriz bu — 76 — . u m u t s u z c a .

dediBu öneri yerinde görüldü. dedi. — Evet. Bilindiği gibi. — Peki. bu k a d a r sıkı ilişkiden sonra. s o n r a l a r ı A m e r i k a d a n Avrupaya geçti.— Yani.. Heyet ü y e l e r i n d e n biri Amerika'ya bakterioloji ö ğ r e n i m i n e gitmiş ve o k u d u ğ u üniver­ s i t e n i n basketbol t a k ı m ı n d a k a p t a n l ı ğ a k a d a r yük­ selerek. En yaşlısı. bu şehirde l â ğ ı m ve deniz yeni i c a t edilmedi ya. eli kolu bağlı d u r a c a k mıyız? D o k t o r l a r bakıştılar.. G ö z l ü ğ ü n ü sıkıntıyla düzeltti. dedi. O n b i r kişilik bir h e ­ yet k u r u l d u . bizi h â l â b a r b a r . — Yok. Kırkbeşlik doktor. bu h a s t a l ı k denize akan lâğım­ l a r d a n geliyorsa. Bir doktor. dedi.. der gibi d o k t o r l a r ı n yüzlerine battı. Eh böyle olunca. Her şey bi­ ze A m e r i k a d a n gelmeye başladı. fesli. k a v u k l u ve erkekle— 77 — . Vali kızdı: . denizin d e h e r y a n ı lâğım. biz maalesef Amerikayla geç ilişkiye geçtik.. H a l b u k i bu hastalığın a d ı n ı d a h a yeni duyuyoruz.h a s t a l ı ğ ı ? K o c a ş e h r i n d ö r t bir y a n ı deniz. Vali a n l a m ı ş t ı . Bu ilişkinin on yıllık bir geçmişi vardır. Bir çıkar yol b u l u n . h a s t a l ı ğ ı n tarihçesini yap­ tı: — Bu h a s t a l ı k önce A m e r i k a d a görülmüştür. — Bir a r a ş t ı r m a k u r u l u k u r a l ı m .. Pekiy şimdi n e yapacağız? İlâcı yok m u bunun? Tıb Ansiklopedisinden h a s t a l ı ğ ı öğrenen dok­ tor.. d a h a ilâcı b u l u n a m a d ı ...

k o r u n m a yollarını a r a ş t ı r m a k t ı . o g ü n d a ğ ı l m a d a n önce. Öbürleri de doktor. K u r u l d a n birisi. ilâ­ cını. bu işle çok yakın­ d a n ilgilenen kişilerdi. gece g ü n d ü z çalı­ ş a r a k h a s t a l ı ğ ı n b u l a ş m a s ı n ı önlemek. kimyager. diye k a r ş ı l ı k verdi. Ama hiç k i m s e ! Bir doktor. — Hayır. kimden saklıyalım Beyefendi? diye s o r d u . Hiç kimse d u y m a m a l ı d ı r . Mem­ lekete böyle bulaşıcı bir h a s t a l ı k geldiğini d u y a r 78 — . dedi. dedi. Bu işler çok gizli olmalı­ dır. . K u r u l . n e r e ­ lerde ürediğini. — Yabancılardan gizlemiyeceksek. Halk s a k ı n d u y m a s ı n . şimdi sizlere çok önemli bir iş düşüyor. . Biri v e t e r i n e r d i . m i k r o b u n u . Nedir o. a r a ş t ı r m a l a r ı m ı z ı ya­ bancıların öğrenmesini istemiyorsunuz. nasıl geçtiğini. Siz h a l k psikolojisini b e n i m k a d a r bilmezsiniz. n e r d e n . bi­ liyor m u s u n u z ? Gizlilik. Y a b a n c ı l a r öğrensin. A m a boş d u r m a k olmaz. — Evet anlıyoruz. b u n d a n da önemlisi var. hastalığı.rimizi d ö r t karılı bilen Amerikalılara m e m l e k e t i ­ mizi t a n ı t m ı ş t ı . —. B u k u r u l u n ödevi. Z a t e n sizin bu a r a ş t ı r m a n ı z d a n bişey d e bulacağınızı u m m u y o ­ r u m . eczacı ve b i r k a ç b ü y ü k h a s t a l ı k geçir­ dikleri için gayet tabiî olarak. — Arkadaşlar. Biri j a n d a r m a subaylığından emekliydi. Bir doktor. t o p l a n t ı n ı n başkanı. Hayır. — Bizimkilerden. o n u n için boş d u r a ­ cağınıza a r a ş t ı r ı n . aşısını. Evet. —.

((Hastalık filân y o k t u r . — 79 — . r o m a t i z m a s ı a ğ r ı y a n . k a l a n h e p b u h a s t a l ı ğ a t u t u l d u m sanır. Bir gazete yirmi vak'a g ö r ü l d ü ğ ü n ü yazdı. A m a ertesi gün gazetelerde kıya­ m e t l e r k o p t u . saf. Gazeteler her şeyi h a t t â h a s t a ­ lığın denize a k a n l â ğ ı m l a r d a n bulaştığını bile yaz­ mışlardı. bir milimetrenin elli b i n d e biri k ü ç ü k l ü ğ ü n d e y d i . bir p a n i k olur ki. B i r telâş. — K ı r k h a s t a n o r m a l d i r .l a r s a hepsi b i r d e n h a s t a olur. Memleketimizde ilk görülen bu h a s t a l ı k kor­ k u n ç t u . dediler. sınıfta. ertesi g ü n ça­ l ı ş m a l a r ı n a b a ş l a m a k üzere. kirayı veremiyen.» Gazeteciler bu k o n u d a konuşmak için Valiyi buldular. Nezle olan. İ ş t e b u n u n için h a s t a l ı ğ ı n sineklerden. sevgilisinden ayrılan. Mikrobu. başı ağ­ r ı y a n . bilimsel a r a ş t ı r m a ku­ r u l u dağılmıştı. — Yâni eski idareyi mi beğeniyorsunuz. dedi. dedi. Bu kesin y a s a k e m r i n d e n sonra. Vali. Ne hastalığı? Denizlerimiz onsekizinde bir genç kız kalbi kadar temiz. — Eskiden h a s t a l ı k hiç yokken a n o r m a l miy­ dik? Vali kızdı. denize a k a n lâ­ ğ ı m l a r d a n geçtiğini kimse d u y m a m a l ı d ı r . — Yirmi h a s t a varmış. h a t t â n o r m a l ­ d e n bile az. ba­ kir ve berraktır. bir d a h a ö n ü n ü alamayız. Y ö n e t m e n l e r i n ve bilimsel a r a ş t ı r m a k u r u l u ­ n u n ilk işi gazetelere yalanlama g ö n d e r m e k oldu. kocasiyle k a v g a eden.

dedi. Şimdi size bir iş düşüyor. Bizimki o k a d a r az ki. A r a ş t ı r m a y ı b ü y ü k bir hızla y ü r ü t e n b a k t e r i olog bigün. h a s t a l ı ğ ı iyi e t m e y o l u n u n a r a ş t ı r m a k ­ t a n d a h a eğlenceliydi. dedi. B u g ü n d ü n y a n ı n e n n o r m a l m e m l e k e t i olan A m e r i k a ' d a yılda yüzyirmi bin kişi bu h a s t a l ı ğ a t u t u l u y o r . B u a r a ş t ı r m a çok y o r u c u oluyordu. — H a s t a l a r . Vali. — 80 — . dedim. — B u l d u m ! diye bağırdı. böyleyken gazeteler h e r şe­ yi yazdı. — Evet. suçluyu b u l m a l a r ı için sıkıştırıyorlardı. Herkes birbirinden k u ş k u l a n ı y o r d u . Has­ t a l a r a . Bilimsel A r a ş t ı r m a K u r u l u . — Hangi hain? Kimmiş? Bakteriolog. Hepsi m e r a k l a s o r d u l a r : — Neyi? Mikrobu m u ? — Hayır. K u r u l d a h a yeni t o p l a n m ı ş t ı . suçluyu. h i ç bir h a b e r sızmasın. n o r m a l bile değil. h a s t a l a r ı n kendileri. İ h t i y a r doktor. b ü y ü k bir m e r a k l a suçluyu a r a ş t ı r m a y a başladı. b u h a s t a l ı ğ ı n gizli t u t u l a c a ğ ı . — Baylar. . Vali. Bir y a n d a n da y u k a r d a n . h a s t a olduk­ l a r ı n ı söylemenin y a s a k o l d u ğ u bildirilmemişti. b u l d u m a r k a d a ş l a r . dedi.. ben size gizliliğe u y u n . r a p o r u m u z u h e m e n yazalım. Gizli h a b e r i y a y a n ı . yayanı araştırmak! Bu iş. . s u r a t ı asık.elbette y i r m i v a k ' a n o r m a l d i r . gazetecilerle bu k o n u ş m a d a n s o n r a bi­ limsel a r a ş t ı r m a k u r u l u n a koştu.. Bu h a b e r i çıka­ ranı.

«Memleketimizde yeni görülen «X» hastalığı­ n ı n m i k r o b u n u . iki aylık u z u n ve y o r u c u a r a ş t ı r m a s ı n d a n sonra. tedavisini. Saygılarımızla arzederiz.» Bu r a p o r d a n sonra. işini t a m a m l a m ı ş olan Bi­ limsel A r a ş t ı r m a K u r u l u dağıldı.Çok güzel bir r a p o r yazıldı: « yüksek m a k a m ı n a » . — 81 _ F. h a l k ı n h u z u ­ r u n u k a ç ı r a n l a r ı n . h a s t a l ı ğ ı n ve bu h a s t a l ı ğ ı n denize a k a n lâ­ ğ ı m l a r d a n geldiği h a b e r i n i y a y a r a k . ilâç ve k o r u n m a yolla­ rını a r a ş t ı r m a k için k u r u l a n Bilimsel A r a ş t ı r m a K u r u l u . h a s t a l ı ğ a t u t u l a n l a r ı n kendile­ ri o l d u ğ u n u m e y d a n a çıkarmıştır. : 6 .

A n k a r a ' y a . Sanki.. kemik. Aya g i t m e u m u d u n u n sevinciyle eve geldim. Yüksel ki yerin bu yer değildir. k a n boşaldı. B u d e r n e k t a m b a n a göre.. İzmir'e bile gidemem.AYA G İ D İ Y O R U Z ALNIZ A m e r i k a ' d a olmaz. de­ ğil. Bizimi neyimiz eksik o n l a r d a n ? İ ş t e bizde de «Aya Gidecekler Derneği» k u r u l m u ş . «Aya Gidecekler Derneği»ne üye o l d u m . En u z u n yolculuğum. — Uç b a b a torik!. D u ­ yuyoruz ya gazetelerden: A m e r i k a ' d a «Altı P a r m a k l ı l a r Cemiyeti» «47 n u m a r a d a n Büyük K u n d u r a Giyenler Derneği».. Paris'e. Dünyaya geliş hüner değildir. bizde de olur. Önce odun.. k ö m ü r fi­ yatlarının. d a h a sonra kara­ b o r s a n ı n ü s t ü n e çıktım. Yükseldim. . sonra ev kiralarının..82 — Y . s o b a n ı n da k a r ş ı s ı n a ku­ r u l u n c a içim geçmiş. içime s a m a n d u m a n ı gibi h a ­ fif bir gaz doldu. « K a r ı l a r ı n d a n Herg ü n D a y a k Yiyen K o c a l a r Kulübü» gibi birlikler. Şişli . İpi k o p a n renkli b a l o n l a r gibi u ç m a y a başladım. Hiç bir yere gidemediğime göre. d e r i m i n a l t ı n d a . Nevyork'a. Tok k a r n ı m a . et. dernekler varmış. yükseldim.Sirkeci t r a m v a y ı n d a geçer. hiç olmazsa a y a gide­ yim. Tıka ba­ sa yedik.

Yalnız onlar. — Sık dişini. B o r ç t a n . d ü n y a — 83 — . Beni k ü r s ü y e çıkardılar. Kimseniz y a r d ı m edin. S t a d y u m k a d a r geniş. .. Y a r d ı m f o n u n d a n size iki çuval v a p u r d u m a n ı gönderiyoruz.Bir yüksekliğe ç ı k t ı k t a n sonra. b i r ayıbı­ mı k a p a s a m . B e n k o n u ş m a k istedikçe a y a d a m l a r ı . . tıpkı bize benzeyen insan­ l a r aldı.. H e r t a r a f tıpkı bizdeki futbol m a ç l a r ı gibi. v ü c u d u m u n delik deşiklerinden sızmaya baş­ ladı. h a r ç t a n öyle de delik deşik o l m u ş u m ki. — İ m d a a t ! .. . — Hoş geldiniz! — Hoş bulduk. içimdeki gaz­ lar. delikler b ü y ü d ü . diye b a ğ ı r m a y a b a ş l a d ı m . Ü s t ü n d e «Ay Üniversitesi» yazılı bir bina­ y a daldık. F e l â k e t .. bir a n f i t e a t r dersaneye girdik. ikti­ d a r s a n d a l y e s i n d e n d ü ş e n ikbal s a r h o ş u gibi. Göz açıp k a p a y ı n c a y a k a d a r b ü y ü k bir ş e h r e girdik. kendimi a y d a b u l d u m . Beni hiç g ö r m e d i ğ i m acaip bir şeye bindirdi­ ler. ö b ü r delik açılıyor. — Dişimi s ı k m a k kolay. bağırmıyorlar. Bu k a d a r yükseklikten sonra. Profesör kendisini ilgiyle dinleyenlere a n l a t m a y a başladı: — Geçen derslerimizde size a n l a t t ı ğ ı m . sı­ kılmıyor. Çevremi. yoksa düşece­ ğim! — B u r a s ı ay devleti. sessiz o t u r u y o r l a r d ı . lâfla geçirecek vaktimiz yok! diye beni tersliyorlardı. a y a y o l u n az k a l d ı . tıklım t ı k l ı m doluydu. . . — B u r a s ı sizin d ü n y a değil.. B u y a r d ı m l a birdenbire yükseldim. ka­ çım yere v u r u n c a a y ı l m a k hoş olmazdı.

. Bu «dünya» oldu. ay insan­ l a r ı m temizlemek için. diye b a ğ ı r m a y a başla­ dılar. O n u n için d ü n ­ y a n ı n etrafını da h a v a ile kapladılar. taş­ tı. aklı b a ş ı n d a i n s a n l a r ı d a b a ş t a n çıkarıyorlardı. F a k a t d ü n y a delileri. S o n u n d a bu çılgınlardan. Yani d ü n y a . 84 — .h a y v a n l a r ı n d a n birini g ö r ü y o r s u n u z ! Sizlere d ü n ­ y a n ı n k u r u l u ş u n u bir kere d a h a t e k r a r l ı y o r u m . D a ğ başlarına. a y d a çılgınlar.. Yaptığımız t ı m a r h a n e l e r doldu. çöllere a t t ı l a r . Şimdi d ü n ­ yadaki insanlar. yanlışlıkla a r a l a r ı n a bir k a ç da akıllı ka­ rışmış. Profesör d e v a m e t t i : — Ayın t i m a r h a n e s i olan d ü n y a y a bu delileri a t a r k e n . olmadı. b a ş a çı­ kılamadı. O z a m a n a k a d a r s ı r a l a r d a sessiz dinleyenler birden ayaklandı. B u n d a n ellibin ışık yılı önce. delilerden. Delilerin y a ş a m a s ı için kendi­ lerine zehirli k o k m u ş h a v a lâzımdı. deli­ ler çoğalmıştı. Bu sapıklar g ü n d e n g ü n e işi azıtıyorlardı. a y d a n ayrı. y u m r u k l a r ı n ı b a n a d o ğ r u sıkıp. b u akıllı a d a m l a r ı deli diye t i m a r h a n e y e k a p a r l a r . k a m p l a r a koydular. ilgimizi kestik. Arasıra bu akıllıların çocukları d ü n y a d a g ö r ü n ü r . ayın k e n d i d ü n y a l a r ı n d a n kop­ t u ğ u n u s a n ı r l a r . B u n l a r n e k a d a r t u t u k l a n s a . kapatılsa. sapıklar. Mikrop!. Gerçek b u n u n tersidir. boşluğa fırlattık. bir t ı m a r ­ h a n e d i r . Bü­ t ü n delileri b u r a y a a t t ı k . çocuklarımızın a h l â k ı n ı bozuyorlar. havasız yaşıyamazlar. — Mikrop!. u z a k bir yere a t m a y ı d ü ş ü n d ü l e r . D ü n y a h a y v a n l a r ı . Da­ h a kötüsü. Ayın en b e r b a t bir parçasını. b u n l a r ı . O z a m a n d a n b e r i onlarla bağımızı kopar­ dık.

— Keselim!. . diye biri d ü r t t ü . S o b a n ı n k a r ş ı s ı n d a u y u y a kalmışım. h o r l u y o r s u n ! . d ü n y a varmış!. hır. h ı ı r r r ! . g ö ğ s ü m e derin d e r i n h a v a y ı çek­ tim: — Oooh... Gırt­ l a ğ ı m a eller sarıldı. G ı r t l a ğ ı m d a n son nefesim çıkıyordu. Üzerime atıldılar.. — Baba. — Hır. bağırıyorlardı: — Asalım!.. Gö­ z ü m ü a ç t ı m .Dinleyicilerin h e y e c a n ı a r t m ı ş t ı . O r t a l ı k birden k a r ı ş t ı . i — 85 — .. E t r a f ı m a b a k t ı m . dedim.

b e ğ e n d i n mi elbisemi? — Güzel. — C a n ı m . b u n u n m e t r e s i k a ç a dersin? — B i l m e m ki. Arasıra k u m a ş m a ğ a z a l a r ı n ı n vitrinlerine ba­ kar.. o n u n m o d a s ı geçti. —• Söyle bişey. Çok güzel a m a . Bak.. A d a m d ü ş ü n d ü . b e n b a ş k a l a r ı gibi p a h a l ı k u m a ş l a r a l m ı y o r u m ki. — Bir t a n e de k u m l u bej y a p t ı r d ı n . Bir yere giderken giyecek. Çok anlayış­ sızsın y â n i . — Değil şekerim.. — Nasıl y o k t u .. . — Aman.GİNA TERZİHANESİ — B a k kocacığım. vallahi değil. d a h a geçen g ü n gri üzerine sarı çizgili elbise y a p t ı r m a d ı n mı? — Bu m e v s i m d e o giyilir mi n o n o ş u m ? — K ı r m ı z ı p u v a n l ı var.. . — H e r elbisenin bir z a m a n ı var. E r k e k k u m a ş — 86 — . şimdilik s e n i n elbi­ seye i h t i y a c ı n yoktu.. meselâ. 1 iki kişinin a r a s ı n a çıkacak bişeyim var mı? — Yavrum.. .. .. Şey meselesi. etiketleri g ö r ü n c e r e n g i u ç a r d ı ... Eliyle şöyle bir k u m a ş ı yokla­ dı.

Arkadaşı Melih. O g ü n dairede h e r f ı r s a t t a k a r ı s ı n ı övdü. Bizim h a n ı m .. .lariyle bir o r a n t ı k u r d u .. Bir o söylüyor. şu k u m a ş a bak. Akşam d a i r e d e n iki a r k a d a ş birlikte çıktılar. b u k a d a r p a h a l ı s ı n ı alamazdı. b u n u n t ı p k ı s ı n ı n i k i b u ç u k metresi­ ni k a ç a alsa iyi. diye baş­ ladı.. i k i b u ç u k m e t r e l i k bir par­ çaydı.. 49 lira. — Yoksa. . Kadın güldü: —. k a r ı s ı n ı öptü. n e r d e o k a d a r p a r a ? B e n d e yirmi lira verecek göz v a r mı? Bu. Karısı... — B e n i m k i de. — Tutumlu kadınlara düşmüşüz. bir ö b ü r ü söylüyordu. O n u n l a ö v ü n ü y o r d u . b o y n u n a sarılıp öpen karısının ü s t ü n d e açık yeşil üzerine koyu yollu b a ş k a bir y e n i elbise g ö r ü n c e k a ş l a r ı n ı ç a t t ı . — Birader. — Bizimki de b u n d a n bir elbise yaptırmıştı. n a ­ sıl çekişe çekişe pazarlık e t t i ğ i m i . . Bir k u m a ş m a ğ a z a s ı n ı n vitrini ö n ü n d e d u r d u l a r . bu aylıkla nasıl geçinirdik? Eve gidince. Bizimki bir pa­ zarlık eder.. Erkek. — 87 — .. Onsekize a l m ı ş vallahi. hiç olmazsa kadınlardan yana ş a n s ı m ı z var. Hepsine onsekiz lira verdim. g ö r m e . — B a k Melihciğim. — Yirmi lira mı? diye a t t ı . Karısının üstündekine benzer bir k u m a ş ı n vitrinlerde 43 lira o l d u ğ u n u h a t ı r l ı y o r d u . Ayol. Sen bilirsin. — Bizim h a n ı m da pek t u t u m l u d u r . . Metresini beş liraya mı ne almış..

. r e n k r e n k . Melih a r k a d a ş ı n a . Bizim m a h a l l e d e bir Neb a h a t var. dairede alay k o n u s u o l m u ş t u .. ne öyle s u r a t ediyorsun? Alt t a r a f ı oniki l i r a . s o n r a bir h a f t a h a s t a y a t m ı ş . o r a y a gittiklerini söylemezler­ di. . on sekizin­ de kıza d e ğ i ş m e m . ağızlarının s u y u a k a r a k Cevat'ı dinli­ yordu. biçim biçim. .— Ayol. — Ş u r a y a biz de gidelim. D ü n belki a l t m ı ş y a ş ı n d a bir k a r ı seyrettim. b a s b a y a ğ ı — 88 — .. dikizin zevki b a ş k a oluyor. — Azizim. Ne k a d ı n l a r be. diyordu. Akşam Kız S a n a t a gidiyor. — Güzel o l m a m ı ş m ı y ı m ? — Çok güzelsin h a y a t ı m . Yoksa bu aylıkla başa mı çıkılır? Vallahi evlen­ m e k t e n iyi. Ö b ü r iş­ lere benzemiyor. . Dairede b ü t ü n memurlar. Ama öbürleri Cevat gibi açıkça a n l a t m a z l a r . a r k a d a ş l a r ı n d a n birini h e r g ü n k a n ­ dırır. — Öyle fena bir yer değil.. Eline b i r ikibuçuk v e r d i m mi. dedi. . . Cevat. Hepsi. Cevat'm etrafına t o p l a n m ı ş l a r d ı . H a t t â bu yıl emekliye a y r ı l a c a k olan H ü s a m e t ­ t i n Bey bile gitmiş.. değil a m a y a v r u m . k a r ı s ı n ı n işbirliğinden sevinçliydi. Erkek. — D u y u l u r s a k rezil oluruz. H a n g i y a ş t a istersen. o y n a y a o y n a y a dikiyor. K a r ı n d a n iyi m i ? — Değil. Cevat.. . Boy boy. Cevat. Aşkolsun.. h e r g ü n a r k a d a ş l a r ı n a bal­ l a n d ı r a b a l l a n d ı r a o yeri a n l a t ı r d ı . ya b u n u n dikişi? Kimbilir k a ç a d i k t i r d i n ? — Aaaa. Bizim gibiler için en iyisi b u . o r a y a g ö t ü r ü r d ü . O a k ş a m yine Cevat'la birlikte çıktılar.

S a a t i o n lira. dedi. Kılavuz Cevat ö n d e n gidiyordu. Üst k a t o d a l a r d a k i delikle­ re p a r a d i diyorlar. — K o r k a c a k bişey yok... Ö b ü r ikisi u t a n d ı k l a r ı n d a n a r k a d a y d ı l a r . k a d ı n l a r a r k a d a n işliyorlar.. b ü t ü n m a n z a r a y ı t a b a k gibi g ö r ü y o r s u n . kuşbakışı bir şey g ö r ü n m ü y o r ... Ayna gibi. K a d ı n l a r ı n h a b e r i yok diyor­ l a r a m a y a l a n . .n a m u s l u müessese. Erkekler önden. .. iki kapısı var. Tavana bakmaktan bir h a f t a b o y n u m t u t u l u y o r . — 89 — .. hiç öyle soyu­ nurlar da dakikalarca dururlar mı? — K a ç p a r a vereceğiz? — Deliğine göre. Haberleri olmasa... Cevat. Ayna t e r t i b a t ı yapmışlar.. Ben ay son­ l a r ı n a doğru p a r a d i d e n dikizliyorum.. . . Oraya lüks k o l t u k diyorlar. Bizde n e r e d e o k a d a r ı . O t u r d u ğ u n yerden. o r a d a dikiz üç lira.. .. . üzerindeki l e v h a d a altın yıldızla «Gina Terzihanesi» yazılı kapıyı açtı. Ben bir kere de b a l k o n d a n dikizledim.. h a t t â abon­ m a n k a r t ı a l ı y o r m u ş s u n . .. Her şey kendimize göre. Cevat. E n r a h a t orası. Bir de loca­ lar varmış. . — Bilet kesiyorlar m ı ? — Bilet olur m u ? M i t h a t P a ş a s t a d y o m u m u ıburası? A v r u p a ' d a biletlisi varmış. . Yere boylu b o y u n c a u z a n ı p deliğe g ö z ü n ü u y d u r m a s ı iyi olu­ yor a m a . O r a y a zenginler. yaşlı b ü y ü k a d a m l a r giriyor. Aybaşlarında ikiüç g ü n lüks k o l t u k t a n dikizliyorum. Bir d e y a n o d a l a r var. Orası b a l k o n . K a p ı n ı n dikiz deli­ ğine bir göz geldiği belli oldu. Üç a r k a d a ş a p a r t ı m a n ı n merdivenlerini çıktı­ lar. S o n r a k a p ı açıldı: — Buyurun!. En iyi alt­ t a k i o d a l a r d a n dikizlemek.

göz­ lerini u y d u r d u l a r .. —. L ü k s k o l t u k ister­ seniz. . . üç a r k a d a ş yere u z a n ı p . ü ç kişiyi a y a ğ a kaldırdı... — Ah şekerim. y a k a l a r ı n d a n t u t u p . D e m e k ki.. . Ucuz olsun.dedi. Kapıyı a ç a n k a d ı n sor­ du: — Neresi? Loca mı? B a l k o n d a yer yok. dedi.. vaktiniz doldu. .. bir kişilik yerimiz var.. — 90 — . . Bu­ r a s ı geniş bir t a v a n arasıydı. g ü n d e üç se­ a n s poz vereceksin. Metresi d o k s a n lira. . — H a d i bakalım.. b a ş l a r ı n ı d ü z e l t e n l e r d e n biri: — N'olur. Aşağıda k o n u ş u l a n l a r d a duyu­ luyordu. • Üstlerini. K a t ı n içine yapılmış merdivenleri çıktılar. diye C e v a t ' a fısıldadı. beş dakikacık d a h a . Onları g e t i r e n kadın. — Üç p a r a d i . y a r ı m ş a r s a a t t e n on gün. dedi. Dikiş. — Bir m a n t o istiyorum. Melih. . Hepsi senin cici h a t ı r ı n için yediyüz. — Şu m o d e l d e n . . Cevat.. çok p a h a l ı . — S e a n s b i t t i . — Pahalı ama. Boşalan deliklere. P a ­ z a r a k a d a r b ü t ü n yerler kapalı. içeri girdi.Üç erkek.. Kadın hiç acımadan. Yerlere bir s ü r ü a d a m u z a n m ı ş t ı . Bol spor — Peki şekerim. Bej tüylü.. diye yalvar­ dı. h e y e c a n içinde o l d u k l a r ı n d a n yeni ge­ lenlerin f a r k ı n d a olmadılar.

— Senin tayyörün hazır yavrucum.. Kurtarmaz nonoşum. Ş a ş m a z m ı s ı n ? Vallahi şa­ şarsın. y a r ı n p r o v a y a gelirim... — 91 . .. n e g ö ğ ü s ! Ş u y a n a .-— Ç ı k a r çıkar. — S u t y e n i n i de çıkar. N e t a y y ö r .. n a s ı l p a z a r l ı l c e t t i ğ i m i .. .. . Y a k ı ş m ı ş m ı ? A m a s u r a t a s m a öyle... . ..— Değil v a l l a h i . diye inledi. . S e n i n v ü c u d u n biçimli de ondan. Bizim N e b a h a t ' a d a o n l i r a v e r d i m ... Ö l ç ü n ü iyi alamam s o n r a . Uydu m u cicim? — Mersi. M a ş a l l a h . . Bilirsin. Ç e k i ş e çekişe p a z a r l ı k et­ tim. Basenlerin ideal:. . Erkek.. Başkasına dünyada yapmam. güle o y n a y a dikti. — Pekiy. D ö n şöyle. . A k ş a m e v e g i d i n c e k a r ı s ı b o y n u n a atıldı. . İ k i b u ç u K m e t r e l i k b i r parçaydı. O n d Ö r t l i r a . . Başka bir kadın girdi..... — Soyun yavrucum. ö p t ü : — N a s ı l y e n i t a y y ö r ü m ? B u yıl m a v i çok m o ­ da. A m a n gül birazcık. B u m a v i üzerine çizgiler b u s e n e n i n m o d a s ı . . Güzel değil m i ? Y a k ı ş m ı ş m ı k a r ı c ı ğ ı n a ? S e n beni sevmiyorsun v a l l a h i . Soyu­ n u n güzelim! — Çoraplarınızı da. — T e ş e k k ü r e d e r i m . . — Seviyorum. — G ü z e l o t u r d u . kaça alsam iyi? S ö y l e s e m ş a ş a r s ı n ... ..

biri E d e b i y a t F a k ü l t e s i Türkoloji. edebiyat d o k t o r u o l d u m . B e n i m g i t t i ğ i m F a k ü l t e y e gelenlerin çoğu. İçimizde b e n i m gibi bikaç t a n e de felsefe d a l ı n d a o k u m a k l a filosof. B — 92 — . bir çuval dolusu eski Be­ yaz Rus p a r a s ı k a d a r olsun değer taşımıyor. ü s t t a b a k a n ı n p a r a k a z a n m a y a ihtiyacı o l m a y a n r a h a t gençleriydi. ya koca b u l m a y a çalışan kızlar. bir de dok­ t o r a y a p t ı m . y a d a k ü l t ü r edinmek. ne Edebiyat F a k ü l t e s i n d e . k e n d i m i işsizlik uçurumuna atmıştım. h a t t â ç o ğ u n u n Üniversite­ de bile o k u m a d ı k l a r ı n ı ö ğ r e n d i ğ i m z a m a n . biri de Fel­ sefe b ö l ü m ü diploması. Felsefe t a r i h i n d e o k u d u ğ u m u z filosoflarm. b i y a n d a n d a g ö n ü l e ğ l e n d i r m e k için gelen. ben ç o k t a n bu iki diplomayı almış. Ap­ tallığımın bu iki belgesi y e t m e z m i ş gibi. edebiyatçı o l u n a c a ğ ı n ı s a n a n eksik akıllılar vardı. edebiyat t a r i h i n d e o k u d u ğ u m u z ede­ b i y a t ç ı l a r ı n hiç birinin ne felsefe b ö l ü m ü n d e .MUHASEBECİ E C E R İ K S İ Z L İ Ğ İ M İ N ve k ü l t ü r ü m ü n sağ­ l a m kanıtı olarak. E d e b i y a t F a k ü l ­ tesinde o k u m a k l a da. • elimde iki resmî belge var. elimdeki k a p ı ka­ d a r bu iki diploma kâğıdı. T u v a l e t k â ğ ı d ı n ı n bile ka­ r a b o r s a y a çıktığı bu çağda.

«Gelir vergisinden m a h v o l a n esnaf!» diye b a ğ ı r ı y o r m u ş . o n l a r a bahşiş f a l a n ve­ rirler. hiç bir işe y a r a m ı y o r d u . D u r k a y m ' ı . Meğer zavallı satıcı «muaf»ı bilmediği için «Gelir vergisinden m u a f olan esnaf» diyeceğine. Laypniç ü s t ü n e geniş bilgim. K a n t ' ı . biz o r t a d a kaldık. .. Şaşırıp kaldım.. gelir vergisi k a n u n u aldım.. işimize y a r a d ı . «muzaaf usul» ile. g ü l ü n ç o l m a m d a n baş­ k a bir işe y a r a m a d ı . Gelir vergisinden m a h v o l a n es­ naf!. Gelir vergisi. a n l a ş ı l m a m ı ş genç bir bilgin d u r u ­ m u n d a yırtık p a b u ç l a s ü r t t ü m d u r d u m . Yeni k a n u n çıktı. . B i g ü n K ö p r ü ' d e n geçerken.Nereye b a ş v u r d u m s a . yahut «Amerikan usulü» ile nasıl m u h a s e b e t u t u l a c a ğ ı n ı öğrendim^. Bir z a m a n . Bergson'u bilmiş olmam. — 93 — . Nasıl «defter-i kebir» t u t u l a c a ğ ı n ı . B a ş l a d ı m çalışmaya. biz yüksek ö ğ r e n i m g ö r d ü ğ ü m ü z d e n b u n d a n d a yoksun kalırdık. d e r k e n öbürleri işin kolayını b u l d u l a r . B e n i m gibi olanlar. . Muhasebecilik k i t a p l a r ı aldım. Yalnız oda­ c ı l a r d a n bir farkımız vardı. biz bu yüzden bir odacı k a d a r k a z a n m a y a başladık. T u h a f şey! Yirmibeş k u r u ş verdim. Spinoza. bir ö ğ ü n bile k a r n ı m ı doyurmama yaramıyordu. t i c a r e t evlerinin vergi ve h e s a p defterini t u t m a y a başladılar. Gelir vergisinden h ü k ü m e ­ t i n ne k a z a n d ı ğ ı n ı bilemem a m a .. bir t a ­ ne k a n u n s a t ı n aldım. bir a d a m şöyle bağırıyordu: — Gelir vergisinden m â f o l a n «mahvolan» es­ n a f l a r k u r t u l d u .

o da kucağıma o t u r d u . s o n r a güldü. ipek p i j a m a l a r l a k a d ı n l a r çıkmış.O g ü n iş a r a m a k için b i k a ç y e r e d a h a g i t m i ş ­ t i m . r e n k . B u r a s ı k a d ı n l a r h a m a m ı gibi bir yer­ di. İşi de o l m a m a l ı y d ı ki. H e r h a l d e m a d a m ı n t i c a r e t i y o l u n d a ola­ c a k t ı . t i c a r e t h a n e işle­ tir. Sonra. . m e r d i v e n b a s a m a k l a r ı n d a ipekli iç çamaşırlariyle o t u r m u ş k a d ı n l a r vardı. D e m i r k a p ı n ı n avuç k a d a r d e l i ğ i n d e n içeri b a k t ı m . Salonda. E n son g i t t i ğ i m yerdeki a d a m s o r d u : — H a n g i o k u l d a n yetiştiniz? — T ü r k edebiyatı ile Felsefe b ö l ü m l e r i n d e n . Bâki'den. — Yaaaa!. — O r a d a bir m a d a m vardır. İçle­ r i n d e n a ğ ı r sıklet bir k a d ı n beni s a l o n a aldı. Ne y a p a c a ğ ı m ı ş a ş ı r d ı m . B e n i o t u r t t u . . Kalabalığı o m u z l a y a r a k ka­ p ı y a geldim. K a p ı y ı v u r ­ d u m . Renk. O n a gidin. dedim. İçeri girdim. biçim biçim çıplak k a d ı n l a r ı görünce. Orası bir b a ş k a yerdi. B o y u n a gü­ l ü y o r d u . O l d u m olası ağırbaşlıyımdır. — Sizi bir yere göndereceğim. açtılar. size iş verir! Söylediği adrese g i t t i m . Halbuki salonda boş sandalyeler vardı.. F u z u l î ' d e n kasideler o k u t t u . B e n i m iş isteyeceğim evin kapısı t ı k l ı m t ı k l ı m doluydu. Sokağın iki y a n ı n d a k i evlerin k a p ı l a r ı n a y a r ı çıp­ lak. — 94 — . b a n a N e d i m ' d e n gazeller. boy boy.. d o ğ r u s u u t a n d ı m . A d a m önce şaşırdı. dedi. t ü r l ü t ü r l ü . — T e ş e k k ü r ederim. Ben oturur oturmaz. Bir a d r e s verdi. M e m n u n o l d u m . b i t a k ı m evlerin k a p ı l a r ı n a d a erkekler birikmişti.

Kolları bileğinden dirseğine k a d a r a l t ı n bileziklerle. — Biliyorum. b o y n u n d a g e r d a n l ı k vardı. Anneee!. — Bu da b a ş k a bir çeşit. beni beğenmedinse. dedi. Sonra. göbeği b a l d ı r l a r ı n ı n ü s t ü n e d ü ş m ü ş . — P e k i şekerim. neşele­ r i n d e n yerlere y u v a r l a n m a y a başladılar. diye seslendiler.. O ufaktefek k a d ı n geldi. d e ev sahibi ile görüşece­ ğim.—• B a y a n . ufaktefek bir k a d ı n a . B ü t ü n k a d ı n l a r k a h k a h a y l a gülmeye. g e r d a n ı m e m e l e r i n i n ü s t ü n e . kimi istiyorsun? — M a d a m Fofo'yu. Neden s o n r a içlerinden bir esmer. Yine bir g ü l m e d i r t u t t u r d u l a r . — A n n e ! . . dedi. —• M a d a m Fofo ev sahibi y a v r u m . S o n r a hepsi birden. — 95 — . dedim. .. B e n . diye seslendi. başkası gelsin. — B e n i m Leylâ'yı falan istediğim yok. p a r m a k l a r ı ışıl ışıl yüzlüklerle doluydu. — Peki. dedim. — Leylâ. boynuma sarıldı. Zengin bir p a t r o n u n y a n ı n d a ç a l ı ş a c a ğ ı m için sevindim. h e r bir b a c a ğ ı gövdem kalınlığında. K u l a k l a r ı n d a küpeler. Elimle i t t i m . altmışıncı b a h a r ı n ı ç o k t a n geçmiş bir k a d ı n çıktı. dedi. b a k seni istiyor. O d a l a r d a n b i r i n d e n belki yüzelli kilo ağırlığın­ da. m e m e l e r i göbeğinin ü s t ü n e . s u l u l u k t a n hiç h o ş l a n m a m . Dişleri h e p a l t ı n kapla­ m a y d ı . Ayakları­ nı sürüye sürüye yürüyordu. Saçları k a n a r y a s a r ı s ı n a boyalı bir k a d ı n .

d a r ı l m a y ı n a m a ben b u r a y a s u l u l u k için gelme­ dim. Şimdi d e m o k r a s i var. terbiyesiz! diye bağırdılar. Bir i n s a n isterse p a r t i b a ş k a n ı y l a bile görüşür. bir bil­ dik. — Eğer siz k a b u l ederseniz. İşimize b a k a l ı m . dedim. Bayan patrona. d o l m u ş a r a b a l a r ı değnekçilerininki gibi b o ğ u k ve kalındı. — Sen benimle görüşmeye u t a n m ı y o r m u s u n ? dedi.. . Kızlar h e p birden. tabiî. .... dediler.— Ne v a r kızlar? diye sordu. Sesi. — T û û û û . M a d a m Fofo. B a y a n p a t r o n kızgınlıkla y a n ı m a geldi. Tav­ siye ile geldim. bi­ zimle görüş dedik. Beni işe a l m a k için i m t i h a n ediyor s a n d ı m . İlle p a t r o n l a görü­ şeceğim diye t u t t u r d u . — M a ş a l l a h bu k a d a r çok kız yetiştirmişsiniz. dedim. S o n r a ben b u r a y a k e n d i l i ğ i m d e n gelmedim. . Sok- — m . — Affedersiniz a m a . b u n d a u t a n a c a k ne var? Siz de insansınız. beğenmedi. M a d a m Fofo. — Kimleri t a n ı r s ı n ? K i m l e r i bilirsin? diye sordu.. b e n d e . — Seninle g ö r ü ş m e k istiyormuş. İş y a p m a y a geldim. — Benimle mi iş y a p m a y a geldin? dedi. . T a n ı d ı ğ ı m biri gönderdi. Sesini b ü s b ü t ü n b ü y ü k gemilerin d ü d ü ğ ü gibi kalmlaştırarak. K a h k a h a d a n k ı r ı l a n kızlar beni göstererek. — Tâ eski Y u n a n d a n g ü n ü m ü z e k a d a r .

. Kızlar h e r lâfıma gülüyorlardı. H a y d i o d a m ı z a çıkalım... Nedim. . Aristo'dan t u t u n . — On lira. . Kızlar bir k a h k a h a d a h a t u t t u r d u l a r . — Çok iyi. — Hep yabancı mı? — Yerlilerden de bilirim. dedim. Baki. — T e ş e k k ü r ederim. M e r c i m e k Ahmet. — Ayol. —• G ö r ü ş m e k istediğim k o n u .r a f t a n .. D e m e k s a ğ l a m müesseseydi. — B e n i m için hepsi bir. T a m m e r d i v e n d e n ç ı k a r k e n M a d a m Fofo. dedi. o b o ğ u k sesiyle h ı r l a r gibi. — Aslanım. B e n i m size g ü v e n i m var. . . Anlaşıldı. M a d a m Fofo y u m u ş a r gibi oldu. —. o d a y a çıkın! dedi. görüşelim.. dedi. b e n s a a t ü z e r i n e çalışmayı t e r c i h ederim. B e r t r a n d Russel'e k a d a r h e p s i n i bilirim. Neden? B u r a d a da görüşebilirdik. — Olmaz.. M a d a m Fofo.. M a d a m Fofo y a ş l a n d ı ğ ı için. dedim. b u r a d a görüşülmez. . : 7 . İ ç l e r i n d e n ç o p u r yüzlü biri y a n ı m a geldi. M a d a m . d e d i m . diye söze baş­ l a r k e n kızlar k a h k a h a l a r i y l e beni s u s t u r d u l a r . — 97 — F. B a k k ı z l a r d a n h a n g i s i n i istersen o n u n l a görüş. Şeyh G a l i p . .. Nabi. . dedim. Çizmeci Zati. H e r k e s i n içinde m i ? —• Gizli değil ki. dedim ç a l ı ş t ı k t a n s o n r a d a a l s a m z a r a r ı yok m a d a m . . — Bizde p a r a p e ş i n ! dedi.. — A a a a . a r t ı k ben iş yapmıyorum.. işi kız­ l a r ı yönetiyordu.

m a b e ­ yincisini y a t a k o d a s ı n a a l m ı ş bir kraliçe h a l i var­ dı. — İş için sizi r a h a t s ı z ediyorum. M a d a m y a t a ğ a u z a n d ı . — Hiç g ö s t e r m i y o r s u n a m a . Ma­ d a m Fofo. Merdiveni çıktık. h a y d i soyu­ n u n bakalım. dedi. biliyorsunuz. Kızlar k a h k a h a d a n boğuluyorlardı. Oysa. Ne r a h a t ­ sızlığı? H a y d i s o y u n ! M a d a m beni işe a l m a k için sağlık m u a y e n e ­ s i n d e n geçirecekti h e r h a l d e . — R a h a t s ı z olur m u y m u ş c a n ı m . görüşeceğimiz mesele. . — Hiçbir h a s t a l ı ğ ı m y o k t u r M a d a m Fofo. seksen lira p a r a k a z a n a ­ c a k t ı m . . — B ı r a k meseleyi!. h a y d i gel benimle! Z e k â m ı a n l a m ı ş olacaktı ki.. d e ­ dim.. dedi.. dedi. g ü n d e ortala­ m a sekiz s a a t çalışırsam. dedim. A n l a t m a y a b a ş l a d ı m : — Efendim. A r k a d a ş l a r ı m bu p a r a ­ yı a n c a k bir h a f t a d a alabiliyorlardı. h a t t â gece işi de y a p a r ı m . . — B e n d e de h a s t a l ı k yoktur. — O s a n a kalmış. beni bir y a t a k o d a s ı n a aldı. isterseniz d o k t o r d a n r a p o r getireyim. şimdi b ü t ü n e s n a f — 98 — .. dedim. beni bir iyi s ü z d ü k t e n sonra. Şöyle bir a k l ı m d a n h e s a p l a d ı m . M a d a m Fofo kendisi b e n i m l e g ö r ü ş m e k istiyordu.. İ n a n ı l ı r şey değil!. M a d a m Fofo'da. .Kızlar k a h k a h a d a n yerlere serilmişlerdi. — Ben gerekirse g ü n d e on s a a t bile çalışırım. M a d a m ı n b ü r o s u n a gidiyo­ r u z s a n m ı ş t ı m .. n a s ı l istersen. Madam Fofo. — Efendim.

. ben h â l â a v u c u m u yalıyo­ rum. Bazı m u a m e l e l e r i deftere işlemiyoruz.. Yalnız şu M a d a m Fofo hiç de iyi bir k a d ı n de­ ğil vallahi. edebiyat ve felsefeyle uğ­ r a ş a c a k pek v a k i t b u l a m ı y o r u m . Ge­ celeri de Russo'yu. Beni h e m e n işe aldı. İşler o k a d a r çok ki. A d a m S m i t h ' i . Belimin o r t a s ı n d a . B ü t ü n m u a m e l e n i z i t u t a r ı m . M a d a m Fofo'n u n sermayesi de çok. Gireni çıkanı deftere işle­ rim. Artık b u k a d a r ı n ı d a b ü t ü n t i c a r e t h a n e l e r yapıyor. işleri de iyi. A m a M a d a m Fofo hiç de k ö t ü kalbli bir ka­ d ı n değilmiş. E l i m d e n g ü n d e şu k a d a r m u a m e l e ge­ çiyor da. b a n a bişey k o k l a t m ı y o r l a r . Ka­ çak çalışan kızlar da v a r . s o n r a d a k e n d i m i merdi­ venin a l t ı n d a b u l d u m . d u v a r a asılı. Bal t u t a n p a r m a ğ ı n ı y a l a r derler. B a n a a y d a yüzelli lira veriyor. B e n m u h a s e b e c i y i m .gelir vergisine tâbi. Şimdi M a d a m F o f o n u n evinde defter t u t u y o r u m . K a n t ' ı . S a b a h sekizden gece on ikiye k a d a r çalışıyo­ r u m . M a d a m Fofo k o c a m a n v ü c u d u ile y a t a k t a n fırladı. Arasıra Mevlânan m Mesnevisini. Diplomalarım yatağımın başucunda. — 99 — . D e k a r t ' ı okuyorum. N e d i m ' i n Divanını o k u y o r u m . O r t a ç a ğ d ü ş m a n kalele­ r i n i n k a p ı l a r ı n ı k ı r m a k için k u l l a n ı l a n «Koç başı» gibi bir ağırlık d u y d u m .

Öyle değil m i ? K ö t ü bişey olsaydı h i ç size öğretir miydik? Sonra ah­ lâk. Evet. Ahlâkın iyi bişey olduğu ş u r a d a n da belli ki. — Yine ne var? Ne oldu? B — 100 — . Neden derseniz? Şura­ d a n da belli ki iyi bişey olduğu. h e r k e s o n a ahlâksız a d a m ... — İyi bişey demiştiniz? —. çok iyi bişeydir çocuklar.. — Öğretmeniiim!. O n u n için a h l â k l ı olmalı. b ü t ü n b ü y ü k a d a m l a r hep.. E ğ e r bir i n s a n ahlâksız olursa çok fena olur.. Ahlâ­ k ı n iyilikleri o k a d a r ç o k t u r ki.BİR \ H L ÂK DERSİ İR sınıfta öğrencilere a h l â k dersi veriliyor: — Ahlâk. a h l â k ı n iyi bişey o l d u ğ u n u söylemiş­ lerdir. — Öğretmeniiim! —i Ne var? — Şu Çetin'e b a k s a n ı z a ! — S u s u n ! İ n s a n . der. s a y m a k l a bitmez. — Ne olur ö ğ r e t m e n i m ? — Ne olacak. K ö t ü şeydir ahlâksızlık.. Bir i n s a n ahlâksız olursa çok fena olur. okul­ l a r d a ders diye o k u t u l u y o r . n e d e m i ş t i k ? . iyi bişeydir. a h l â k sahibi olmalı.

— ı S u s u n çocuklar. demektir... a r k a d a n tekmeliyor. O n u n için iyi a h l â k s a h i p ­ leri h e p k a r a b o r s a c ı o l d u ğ u n d a n . B ü y ü y ü n c e çok ah­ lâklı olacağım. K a r a b o r s a c ı l ı k n a s ı l bişeydir? i — Çok iyi bişeydir ö ğ r e t m e n i m . — O t u r yerine!. Evin k i r a s ı n ı bile veremi­ yor. Ç ü n k ü bir t o p l u m d a ç o ğ u n l u ğ a aykırı dav­ r a n m a k ahlâksızlık olur. — Sus!. — Öğretmenim! — Söyle Ergun. O a d a m da b a n a «her bi­ şey a h l â k l a elde edilir» dedi. siz de öyle y a p a c a k s ı n ı z . Çocuklar. «Hep bu a h l â k yü­ z ü n d e n iki* y a k a m bir a r a y a gelmedi» diyor. — O nasıl söz? — Vallâ öyle ö ğ r e t m e n i m . — Söylerim tabiî. büyükleri­ niz n e yapıyorsa. B a k ı n size k i t a p t a n ahlâ­ k ı n n e o l d u ğ u n u o k u y o r u m : «Ahlâk. gelenek ve göreneklere aykırı d a v r a n m a ­ m a k . Kalk b a k a y ı m S u n a y .» Anla­ dınız değil m i ? Çevrenizdeki çoğunluk. — B e n i m bir a m c a m var. bakkal.. y a s a l a r a karşı gelmemek. çok zengin a d a m . İ n s a n b a b a s ı n a . hepsi k a r a b o r s a yapıyorlar. m a n a v . — Çok iyi mi? — Tabiî. -— 101 — . . B a b a m gibi ahlâksız a d a m g ö r m e d i m . kö­ m ü r c ü . o n u n k a r a b o r s a yaptığını söylüyordu. Bizim bir t a n ı d ı ğ ı m ı z var. t o p l u m k u r a l ­ larına. B a b a m . .— A l t a n ' a bişey söyleyin. B e n a h l â k s ı z olacağım. Boyuna a p a r t ı m a n l a r ı m olacak. . K a s a p . . hiç bir z a m a n a h ­ lâk k u r a l l a r ı n ı n dışına çıkmayın. Geçenlerde o n l a r a misafir gitmiştik. Ahlâk k u r a l l a r ı n a u y g u n d u r öğret­ m e n i m ..

— B e n size eski Y u n a n Filozofu S o k r a t ' ı söy­ l ü y o r u m . Yâni bü­ yük bilgin.. Üç t a n e K a d i l l â k a r a b a ­ sı var. — G ö r d ü n ü z m ü ? İ n s a n ı n isterse milyonları olsun.. P a m u k Kralı. bizim t a n ı d ı ğ ı m ı z bir d e m i r t ü c c a r ı A h m e t Bey var. büyük d ü ş ü n ü r . Bizim m a h a l ­ lede bir büyük a d a m var. — Çok iyi şeydir. — Eskidenmiş o ö ğ r e t m e n i m . Galile gibi ahlâklı o l u n ! — Öğretmenim. Ahlâklı i n s a n doğru bildiği şeyi k o r k m a d a n söyler. yâni o Sokrat dediğiniz a d a m .— S u s bakayım. Ahlâksız o l u r s a i n s a n a son­ ra ne derler? Haa?. .. Aristo. A m a o k a d a r çok zengin değil. — Sokrat'ı t a n ı y o r u m ö ğ r e t m e n i m . ne derler? — Ahlâksız derler. . a ç l ı k t a n ölmüşlerdir.. y â n i bu a h l â k iyi bişey değil galiba. . — Bizim t a r a f t a d ü k k â n ı var. — B e n size b ü y ü k a d a m diyorum.. Sokrat. o n d a n d a h a m ı ahlâklıymış? — Ç o c u k l a r ! Ahlâkın p a r a y l a p u l l a ilgisi yok... — Ö ğ r e t m e n i m . . —> Tabiî tanırsınız. Me­ selâ S o k r a t . . A m a a h l â k l a r ı n a leke s ü r m e m i ş l e r d i r . — 102 — . T a r i h t e öyle iyi a h l â k l ı i n s a n l a r v a r d ı r ki. h e m d e . Hep b e r a b e r söyleyin baka­ yım. O n d a n d a h a ahlâklı n e l e r var. ahlâksız o l d u k t a n s o n r a n e y e y a r a r ? — R a h a t eder ö ğ r e t m e n i m ! — İ n s a n ı n vicdanı r a h a t olmalı. elbise temizle­ yicisi. .. B ü t ü n b ü y ü k a d a m l a r h e p ahlâklıydı. b ü y ü k s a n ' a t ç ı .

. a h l â k ı a n l a t ı y o r u m . — Ben size ne d e d i m ? İ n s a n b ü y ü k l e r i n i ör­ nek almalı. Ah­ lâk üzerine yazılan k i t a p l a r ı okursanız.... şaşırır ka­ lırsınız. . Ahlâk çok iyi şeydir. sözü­ nüzü tutmalısınız.—• Ama b e n i m bir d a y ı m var. Ablam a n n e m e ya­ l a n söylüyor.. h a y a t ı u c u z l a t a c a ğ ı m demiş. Eğer y u t t u rabilirsen çok iyidir. n a m u s s u z u m çok iyidir. Siz d a h a mı iyi biliyorsunuz? Ahlâk çok. a m a çok iyi bişey­ dir.. k e n d i n i evde yok dedirtiyor. — Sus b a k a y ı m . b a b a m söyledi a m a adı­ n ı u n u t t u m . O k a d a r iyidir ki. — O t u r y e r i n e . . Örneğin. — Ama ö ğ r e t m e n i m . Çocuklar. P e y g a m b e r l e r bile söylüyor. . d o ğ r u y u söyle­ m i ş diye p a r t i d e n kovmuşlar. Hepiniz a h l â k l ı olmalısınız. birisi varmış.. Ü s t ü n e d ü ş m e y e n işlere ka­ r ı ş m a ! . Ç o c u k l a r ! Ahlâk gibi iyi bişey y o k t u r . —. a h l â k son derece iyi bişeydir. «Zırrrr!» Paydos zili çalar. .. . Söyle b a k a y ı m Oğuz. Ben size siyaset söylemiyo­ r u m . ne olursa olsun. B a b a m d a ala­ caklı geldi mi. ya­ l a n n a s ı l bişeydir? — Çok iyi bişeydir ö ğ r e t m e n i m . — Gık d ı ş a r ı ! Çık! Terbiyesiz!. ö ğ r e t m e n a l n ı n d a ­ ki terleri siler.. O b a ş k a şey. Evde y a l a n söylemesem h e r g ü n d a y a k yerim. — Öğretmenim siz demediniz mi ahlâklı a d a m doğru söyler diye.. Vallahi billahi çok iyi şeydir. —• İyi ya ö ğ r e t m e n i m . — O o o o o h ! . . birisine bir söz verdiniz mi. a n n e m d e b a b a m a . . _ 103 — . . . çeker. .

O d a dirseklerini dayadı. Sol y a n ı m a da biri gedi. Dirseklerimi k ö p r ü p a r m a k l ı ğ ı n ı n başlığına daya­ dım. S a r a y b u r n u ' n a a k ı n t ı öyle çarpıyor ki. D o l m u ş m o t o r l a r ı . ç a t a n a l a r . sıcak y a r ı m ek­ m e ğ i n a r a s ı n a koyup. m a v n a l a r .DURUP BAKAN ADAM ARIM s a a t e r k e n gelmişim. Boğaz'a. A d a l a r a v a p u r l a r kalkıyor. İ n s a n a r a s ı r a böyle başıboş s a a t l e r a r ı y o r doğrusu. Beş on kişi yığılmış. s o l u m a da t o p l a n m ı ş ­ lar. karşı kıyıdaki evle­ rin h e r p e n c e r e c a m ı n d a bir g ü n e ş yanıyor. Her g ü n koşar a d ı m ö n ü n d e n ge­ çip gittiğimiz yerlerin hiç f a r k ı n d a bile değiliz. K a y ı k t a taze taze balık t a v a s ı yapıyorlar. D u b a l a r ı n ü s t ü n d e b a l ı k avlıyorlar. d a h a geldi. K ö p r ü ü s t ü n e çıktım. B a ş ı m ı çevirdim. G ü n e ş i n b a t t ı ğ ı bu s a a t t e . B a ş k a bir ka­ y ı k t a şeftali. s a n k i Sarayburnu. A r k a m d a n i t m e y e başladılar. L i m a n d a k i canlılığı seyrediyorum. satıyorlar. denizde giden b ü y ü k bir g e m i n i n burnu. — 104 — Y . i s t i m b o t l a r geçiyor. sağıma. a r k a d a n iki k i ş i . S a ğ y a n ı m a birisi d a h a geldi. . ü z ü m satılıyor.

K r a l değil mi? — Efendim. — Ne z a m a n gelecekmiş? — Kim? — Krala bakmıyor musunuz? — H a a a .. K a l a b a l ı k gittikçe a r t t ı . — Neye t o p l a n m ı ş l a r ? Arkamdakiler. — M u h a l e f e t i n k u d r e t i n e bak. çocuk da baksın. Yaşar bey geliyor y a h u . . M a r t ı l a r a b a k ı y o r u m . —. y ü k l e n m e öyle.. ne itiyorsun? — Kim itti yahu?. . — M ü s a a d e edin de. — Pardon. — İtmeyin yahu!.— Ne varmış? — Bilmem. Baksana.. — J e t u ç a ğ ı değil mi? — B u l u t l a r a girdi. a r k a d a n daya­ nıyorlar. . — K a ç gemiymiş? — Ne k a ç gemisi? — A a a a . H a b e r i n yok m u ? En b ü y ü k A m e ­ r i k a n filosu geliyor... — Yaşar bey mi? M ü s a a d e edin de. beyim.. b e n çıka­ yım.. . — K i m itiyor b e ! . 105 — .. s a ğ ı m d a solumdakiler k o n u ş u ­ yor. ... .. . . M a r t ı l a r h a v a d a dönü­ yor. — K a r d e ş i m . i k t i d a r p a r t i s i n d e n biri gelseydi bu k a d a r k a l a b a l ı k o l u r muydu? — A m m a y a p t ı n ? Bu gelen m u h a l i f değil ki..

Pekiy. — — nir. iyi ki yine l i m a n d a çarpış­ Açıkta olsaydı... — Çek elini d i y o r u m . Çekil — N a m u s u n a mı d o k u n d u k ? . b u r a y a takıldık kaldık — O ğ l u m . Koca K r a l be!. Akıntıya kapıldık. . h a b e r i n yok da neye geldin? B e n g e l m e d i m k a r d e ş i m .— — — Sonra işte.... Boğulan olmuş mu? K u r t a r m ı ş l a r . çok fenadır birader. ikisi de b a t m ı ş t ı . biraz b a ş ı n ı şu y a n a çeksene!. — Sensin. — Balık değil m i ? Lüfer mi t u t u y o r l a r ? — Ne balığı y a h u ? Balık için bu k a d a r kala­ balık birikir mi? —. o da görüversin. Yaaa!. . — — —... se­ vaptır.. .. Gebe k a d ı n var.adamsın!. . — ÖfffL .. Z ı r h l ı y a biner. — Terbiyesiz!. K r a l m o t o r l a mı gelecek? S a n m a m . Nedir peki?. K a r ı s ı da v a r m ı ş değil mi? Karısı d e n m e z . — — — mışlar. Pek o k a d a r titizsen kralı m o t o r d a k a r ş ı l a s a y d m . d a ö n ü m ü z t ı k a n d ı . Biz bir arkamdan! Ne utanmaz İ t m e y i n y a h u . Kraliçe de­ — Deniz kazası tarihte.. — 106 — .. — Şu k ü ç ü ğ ü ö n e alın da. Çek şu d i r s e ğ i n i ! ..

—• Yeni gemi y a p t ı ya bizim t e r s a n e . İ ş t e o g e m i n i n tecrübesi yapılacak. — A m m a gemi!.. M o t ö r ü A l m a n y a d a n , m a k i ­ n e s i A m e r i k a ' d a n , boyası İ t a l y a ' d a n . . . — Olsun. Eskiden o k a d a r ı n ı da y a p a m a z d ı k ya... — Şişşşt.. Geliyorlar galiba!.. — K i m geliyor? — Ay, h a b e r i n yok m u ? Bu k a d a r millet, as­ l a n l a r ı m ı z ı bekliyor. Dünya şampiyonu oldular ya... Güreşçilerimiz A v r u p a ' d a n v a p u r l a geliyor. — Öff!.. Nedir bu sıkış sıkış... Açılın, biraz nefes alayım. — Aşkolsun p e h l i v a n l a r ı m ı z a , o n l a r da olma­ sa, işimiz bitik. Bitürlü kendimi kalabalıktan kurtaramıyo­ r u m . H a l k yığıldıkça yığıldı. A r t ı k itiş, kakış... Her k a f a d a n bir ses çıkıyor. — N u t u k verecek b a ş k a yer b u l a m a m ı ş mı k u z u m ? K ö p r ü ü s t ü n d e d e n u t u k verilir miymiş? — Sen hiç Cafer beyi dinledin m i ? — Hayır. — Dinle de gör. Neredeyse şimdi gelir. — Ne t o p l a n m ı ş l a r o r a d a ? Sinek kâğıdı mı sa­ tılıyor? — Yok teyze. Gazeteler yazdı ya... h a n i Sarı­ şın B o m b a gelecek diye. — O mu gelecek? A m a n göreyim. —• Beşon d a k i k a s o n r a gelir. Gemiyle karşıla­ m a y a gittiler. B u r a d a n geçecek. — A m a n d i k k a t et kardeşim, böyle kalabalık­ t a yankesiciler d a l a r a r a y a . — 107 —

— İ s t a n b u l ' a H a r e k e t O r d u s u n u n girişini h a ­ t ı r l a r mısınız? O z a m a n da böyle k a l a b a l ı k t ı . —. B e n İ s t a n b u l ' a Millî K u r t u l u ş O r d u s u n u n girişini h a t ı r l ı y o r u m . Ne kalabalıktı, iğne a t s a n , yere düşmez. Eh, o z a m a n da bu k a d a r k a l a b a l ı k vardı. Bu k r a l h a z r e t l e r i n e r d e n geliyor? — K r a l değil, C u m h u r b a ş k a n ı y m ı ş . — K a r d e ş i m , ne i t i p d u r u y o r s u n . Gelince h e p göreceğiz. — A r k a d a n i t i y o r l a r vallahi.. — F e n e r b a h ç e y i y e n e r b u n l a r , değil mi? — Kimler? — Brezilya t a k ı m ı gelecek ya.. Millet o n u bek­ liyor. — Brezilya t a k ı m ı mı? — Ayağıma b a s t ı n b e ! K ö r m ü s ü n ? — Bu geçit r e s m i ne z a m a n olacak? — Şimdi geçerler. B a k s a n a millet bekliyor. — Ne b a y r a m ı y ı m ş bu? — Çocuk b a y r a m ı . — Y a v r u k u r t l a r ı m ı z geçecek mi ? — Tabiî... — Biraz d i k k a t l i ol be k a r d e ş i m . — Affedersiniz.. İ n s a n gibi b a k m ı y o r l a r ki... — Siz g ö r d ü n ü z m ü ? — G ö r d ü m , şu t a r a f a d o ğ r u u ç t u . S o n r a şu öküz başı b i ç i m i n d e k i b u l u t var ya... O n u n içine girdi, kayboldu. ı — B u u ç a n d a i r e l e r n e r d e n geliyor a c a b a ? M e r i h t e n mi? — U ç a n daire değil ki, u ç a n p u r o . . . — 108 —

ı — i İşte, i ş t e ! . . . — Aaaa... B a k ı n ! . . A m m a da gidij-or!.. — Vay anasını.. — Yahu, o u ç u r t m a be!.. İ p i n i k o p a r m ı ş gidi­ yor. Ezile, çiğnene, k a l a b a l ı k t a n sıyrıldım. Trafik d u r m u ş , k ö p r ü n ü n ü s t ü m a h ş e r gibi kalabalıklaşmıştı. Polisler d ü d ü k ö t t ü r ü y o r , yol a ç m a y a çalışı­ yorlardı, k a n t e r içinde kalmışlardı. Kolonyel şap­ kalı bir polise yaklaştım, — Affedersiniz, ne var? dedim. — Bilmem.. Ya K r a l geliyor, ya bir futbol t a ­ k ı m ı , dedi. S o n r a d ü d ü ğ ü n e asıldı: — P ı r p ı ı r r r r ! . . Çekilin şöyle y a h u ! . . .

109

FUHUŞLA MÜCADELE

Gazetelerden: «Şehrimizde film yıldızlığı gibi parlak vaadlerle kandırılan ve baştan çıkarılan kızların sayısı bir­ kaç bini bulmaktadır. Biz birlik olarak kendi üye­ miz bulunan genç kadınlardan bazılarını bu ajan taklaklarına bizzat müracaat ettirerek suçüstü yapmak için, gerekli hazırlıklarımızı tamamladık. Bu hususta Emniyet Müdürlüğü, kadın elemanları ile bizi destekliyecektir•.» K a d ı n l a r Birliği B a ş k a n ı

Kadınlar Birliği toplantısında: — Arkadaşlar, ö n c e d e n aldığımız bir k a r a r a , göre, biliyorsunuz... — Hangisi? H a n g i k a r a r o? O k a d a r k a r a r al­ dık ki, i n s a n ı n a k l ı n d a mı kalıyor? — M ü s a a d e ederseniz söyliyeyim... — A m a n kardeş, s a n a söyleme diyen v a r mı?— Şu filmciler meselesi. G e n ç kızları film ar­ tisti yapacağız, diyerek... — 110 —

Biz bu meseleyi önce de g ö r ü ş m ü ş t ü k : a r t i s t olacak de­ ğiliz! — Yalancıktan mı? — 111 — . . — Yazıklar olsun. birden ayağa kalkarlar.... . . . Ellerini havaya Başkanın kürsüsünü çevirirler. Sen söylersen biz s u s a r mıyız s a n ı y o r s u n .. — Bazı a h l â k d ü ş k ü n l e r i .. — Ne yalancı erkekler v a r şu d ü n y a d a . Şimdi a r a n ı z d a yıldız o l m a y a gönüllü v a r mı? «Hep kaldırırlar. — Öyle ya. az bişey. r i c a ederim. Bir step y a p ­ sam.! — Anlaşıldı. . —. .) — Ben varım! — Bu y a ş t a n s o n r a seni yıldız y a p a r l a r mı? — Beni seçmezsen darılırım vallahi. F i l m d e k a y n a n a da lâzım... Siz «Bakire Aşkı»nı g ö r d ü n ü z m ü ? A m a n n e film. söyleyim m i ? — Söylersen söyle ayol. Aşkî olmalı... a ğ z ı n açık kalır! — B a y a n l a r ! Yanlış anlaşıldı s a n ı r ı m . D e m e k ki hepiniz bu hayırlı işe isteklisiniz. Ama öyle çok değil.. —• Ben danslı filmlere bayılırım... — Ama ben figüranlık i s t e m e m ! — Baş rol vermezlerse d ü n y a d a o y n a m a m ! — ı Ben acıklı filmde o y n a r ı m . genç kızları yıldız yapacağız diyerekten k a n d ı r ı y o r l a r .— F i l m dediniz de a k ı m a geldi. — S a n a k a r a k t e r rolleri gider. — H a n ı m l a r . — Bir defa az kalsın ben de yıldız o l a c a k t ı m ..

H a s a n .112 — . .. . Prodüktör — T a m a m ! . İ s t e m e m . . Prodüktör — S a b a h gelenleri mi? İ ç l e r i n d e işe • —. — Ben vazgeçtim! \ — A a a a . al eline bir kâğıt. Y a v r u m G ü l p e r i .. h e r y a ş t a k a d ı n aranıyor. h e m e n • g a z e t e l e r e koş.. yıldız ol­ m a y a meraklı. Fotoğrafçı — H a h h a h h a h ! ! . Arkadaşlar.. «Artist a r a n ı ­ yor! Yeni çevrilecek beş yerli film için. oğlum.. a r t i s t a c e n t e l e r i n i n g e n ç kız­ l a r ı nasıl. Rejisör — Değil c a n ı m . * Bir film şirketi yazıhanesinde: mü kadınları?. Ben isterim. Rejisör — G ö r d ü n y a r a r p a r ç a yok. (Hepsi g a z e t e n i n e t r a f ı n a ü ş ü ş ü r . Gazeteler ne yazıyor. Havadisi «okurlar. i l â n ver.) Kadın yıldız — Ay.. h i ç güleceğim y o k t u .» A l t ı n a adresimizi yaz. b u n d a iş var.. . Bir kadın — Ne v a r m ı ş gazetelerde? Rejisör — K a d ı n l a r Birliği.— Maksadımız. söylediklerimizi yaz. İyi iş çıkarabiliriz şimdi.. Ben sahici a r t i s t l i k zan­ nettim! — B e n i m a d ı m ı silin! — Hiç kimse istemiyor m u ? — Beni yazın!. "baksanıza!.

— Yine bir ü f ü r ü k ç ü mü yoksa? — Hayır....kadın Emniyet polis Müdürlüğünde : memur): (Sivil komiserle bir — Meliha h a n ı m ! —• B u y u r u n k o m i s e r bey.. — Tabiî... — Size çok ö n e m l i bir görev çıktı..... Anlıyorsunuz.. acıklı film olsa. — Evet k o m i s e r i m . — Sizin tavsiye e t t i ğ i n i z i söylerim.. — Evet. Bu a d r e s e m ü r a c a a t edeceksiniz.. — Sahi mi? — Artist olacaksınız. Teşekkür e d e r i m efen­ dim — B a k ı n g a z e t e d e k i ilâna! Bu i l â n bir t u z a k . — F i l m ç e v i r m e k için artist a r ı y o r l a r m ı ş . evet. Bu. .. . A r t i s t a j a n l a r ı varmış. . . ne iyi. — R o l ü n ü z çok ö n e m l i .. İyi bir rol verseler bari. . — G ö r e y i m sizi.. — Değil. —.. Y a r a b b i m ! .. h a n g i y o l l a r l a . t a m sizin b a ş a r a c a ğ ı n ı z bir iş. 113 — F. — G e n ç kızları d ü ş ü r m e k için. — Gizli evlerse. : 8 . Tabiî k o m i s e r bey. — M ü r a c a a t edeceksiniz.. — G e n ç kızları n a s ı l kandırdıklarını. a h . değil mi? — A h ! . — A m a n .

— Hiç m e r a k etmeyin. Kadın polis — Belli!.. A h bilseniz öyle bir m e r a k ı m v a r d ı r ki.. Öyle alkışlarlardı ki... Yani. • Film yazıhanesinde: Bir bayan — Gazetedeki ilânınızı g ö r d ü m de efendim.. Bakın!. Kadın polis — B a n a M a r l i n M e l â h a t derler. O k a d a r şeyim ki. Prodüktör -— Şöyle b u y u r u n ! H e y e c a n l a n a c a k bişey yok. Prodüktür — Evvelce oynadınız mı? Bayan — M e k t e p m ü s a m e r e l e r i n e ç ı k a r d ı m . . Bir kere a l ı ş m c a y a k a d a r . Bayan — Göğüslerimi B r i g i d a ' n ı n k i n e benzeti­ yorlar. G ü zeeel!. . Alıştınız mı pişersiniz.. Şöyle gelin de rejisör m u a y e n e etsin...... K ü ç ü k y a ş t a n b e r i a r t i s t l i ğ e k a r ş ı . . Yapayım mı? ( K a d ı n polis g i r e r ) : Kadın polis — B u r a s ı değil mi efendim? Ar­ t i s t arıyorrrruşsunuz. T a k l i t de y a p a r ı m .... Bayan — B e n i m ölçülerim gayetle m u n t a z a m dır.... — 114 — . Allah için. birdenbire. görmeyin. . H a t t â bir za­ m a n gazeteye yıldız m ü s a b a k a s ı n a r e s m i m i gön­ d e r m i ş t i m . Biraz d a h a . h e ­ m e n gidiyorum. Affedersiniz... Öl­ çülerinize baksın. Baş ü s t ü n e ! Şimdi. K a l b i m h e y e c a n d a n k ü t k ü t atıyor.. Rejisör — L ü t f e n eteğinizi. h a k k ı m ı yediler.

İyi. y a n d a n . bizim fotoğraf s t ü d ­ y o s u n d a resimlerinizi çektirirsiniz. Vallahi t a k m a değil... Eğer beğenirsek. aşa­ ğıdan... Hiç mi güzel ba­ c a k görmedik? Rejisör — Beliniz? H ı m m m . k a ç kişi ba­ n a r e s i m d e n âşık oldu. Enfes!. Bayan — B e n i m belim çok incedir.. . Rejisör — Bir kere d e n e m e k lâzım. Fotojeni­ nizi d e n e m e k lâzım. B a k ı n ! . . Prodüktör — Şimdi sizin kaydınızı yapsınlar. Önden. Artistik pozlar olacak... o za­ m a n sizi m e m l e k e t i m i z i n m e d a r ı iftiharı bir yıldız yapacağız. muvaffak olursanız. Kadın polis — Verelim. a r k a d a n . Kadın polis — F o t o ğ r a f l a r ı m d a .Bayan — Neresi güzelmiş!. o l d u ğ u m d a n d a h a d a güzel ç ı k a r ı m . Prodüktör — S o n r a gider. L ü t ­ fen y i r m i beş lira kaydiye veriniz. Bayan — Ah Y a r a b b i m ! — 115 — t . K e n d i m i m e t h e t m e gibi o l m a s ı n a m a . Bayan —• B e n i m k i l e r t a k m a değil a m a reji­ sör bey. Bayan — B u y u r u n ! . Rejisör — Göğüsler de m ü k e m m e l . .. . Kadın polis — S o n r a ? Bayan — Ne z a m a n oynıyacağız? Prodüktör — Evvelâ t e c r ü b e filmi çevirecek­ siniz. k e n d i m i n . Bayan — B e n i m fotojeniğim ü s t ü n e y o k t u r . Basenle­ rim. y u k a r ı d a n . Bayan — Ne kaydı? Prodüktör — Adınızı deftere geçireceğiz.

Ne­ dir o göbek? Rejisör — Yok.. . Prodüktör — B a n a ne söyliyecektiniz? — E ğ e r b a ş r o l ü b a n a verirseniz.. söyleyin! Bayan — Eğer o k a d ı n a rol vermezseniz söyle­ r i m .Kadın polis — Çok t e ş e k k ü r ederim.. H e m acıklı rollere gelirim. sa­ n a t aşkı için. ya. Bayan — Siz bilirsiniz. b e n m ü k e m m e l rol y a p a r ı m . — Ç ü n k ü o.. — Evet?. Kadın polis — B e n de söyliyeceğim. s a n a t a ş k ı n a . T e ş e k k ü r ederim. C a n ı m istediği z a m a n h ü n g ü r h ü n g ü r a ğ l a r ı m . — Y a a a .. O k a d ı n v a r ya. ( P r o d ü k t ö r l e k a d ı n polis a r a s ı n d a ) : Kadın polis — Beyefendi. o k a d ı n a vermeyin.. .. .. — 116 — .. Vereceksiniz değil mi? Ne olur.. Bayan — Rejisör bey. . Gizli. size h u s u s î bir şey söyliyeceğim. S o n r a da -hiç y o k t a n k a t ı l a k a t ı l a güle­ r i m . Vallahi billahi sizi h a b e r ve­ recek.. göbeğine diyecek yok m a ş a l ­ lah. İkinize de rol ve­ receğim. Anladınız mı? Ben. .. Rejisör — Söyleyin. değil mi? Beli de k a i m . y a n o d a y a girerler. b u r a y a b a ş k a şey için geldi. • (Rejisörle b a y a n .) Bayan — Bu k a d ı n a h i ç g ü v e n m e y i n ! Bir defa b a c a k l a r ı çok çirkin. . Ç ü n k ü o. — Ah ne iyi. h e m k o m i k rolle­ re.. ne iyi!. Size bişey d a h a söyli­ yeceğim a m a ..

el— 117 B . a r k a m ı z var da o n d a n m ı ? Ne gezer. H a t t â bu b ü y ü k şe­ h i r d e böyle bir sokağı gören m e d e n î a d a m ı n beyni bile işlemez. işlemeyip de ne y a p a c a k s ı n ? . Ne yapalım. millet­ vekili k i m . a t s a n atılmaz. Gel de a n l a t . dayımız. t r a m v a y işlemez. — Yahu. T a k u n y e l i kızlar. ne de girse bir d a h a çıkabilir. Bu s o k a k t a n geçeyim demeyin. v a p u r işlemez. Bizim s o k a ğ a milletvekili ne gi­ rer. çizmeden y u k a r ı çıkıyor. K a t ı r ı n bile işleyemediği bizim s o k a k t a n . D ö r t yılda bir seçim istemiyor. . sat­ s a n satılmaz. a r a b a iş­ lemez. . k a t ı r bile işlemez.. şimdi b o y u n d a n b ü y ü k iş­ lere kalkmış.BİZİM SOKAĞIN FENERİ İ Z İ M sokak halkı. Bizim sokak halkı. Bir milletvekili torpilimiz mi var. S o k a ğ ı m ı z d a n bir milletvekili mi çıkaracağız? Ne m ü n a s e b e t . İ l k i n otomobili işlemez.. bizim sokak işte. biz işleriz. seçim kim. siz k ü m . . İşleyecek ne v a r s a bizim s o k a k t a işleyemez. milletvekili seçimlerinin d ö r t yılda bir o l m a s ı n d a n şikâyetçi. dedim. cebinizdeki s a a t bile işlemez. y a l ı n a y a k çocuklar işler. . A n l a r l a r mı? H a k l a r ı da var. .

Y a l a n söyle­ mesini sevmem. d a h a sık . a k ş a m d a n s a b a h a ka­ d a r d a kocalarıyla kavga ederler. Mesele şu: Bi­ zim sokağın b a ş ı n d a bir fener vardır. e k m e k ç i n i n çakı ile. sekiz yılda bir mi seçim yapılsın? — Hayır. Bizim s o k a ğ ı n b a ş ı n d a fener yok— 118 — . dedim. Bu a r a d a k a d ı n l a r birbirleriyle. kalemle. Evsahipleri evden kovar. m i h n e t . hepimizin u ç a n ku­ şa bile b o r c u m u z var. Ne olacak. İ k i n d i d e n ak­ ş a m a k a d a r çocuklar birbirini döver Ocakta k a v r u l a n soğan kokusu. öğleye ka­ d a r alacak-verecek kavgası ederiz. k a t ı r ı n bile işleyemediği yolda işliyorlar. dedim. . milletvekili seçimi de yapılsın. .. — İki yılda bir mi? — Yok c a n ı m . . — Peki. dedim. tebeşirle çetele y a p a c a ğ ı boş yer k a l m a ­ m ı ş t ı r artık. Öğleden ikin­ diye k a d a r a n a l a r çocuklarını döver. Bizim s o k a k t a savaş bitmiyecek. D ü n y a y ü z ü n d e savaş bitmiş. Eeeeh. Uzatmayalım efendim. Her gece.. k i m i n u m u r u n d a .. K u ş l a r l a b e r a b e r u y a n ı r . dediler. d e d i k o d u l a r a karışır. k a r a n l ı k b a s t ı mı. bizim sokak h a l k ı bu k a d a r dert. hiç h e r gece seçim o l u r mu? İş b e n i m bildiğim gibi değilmiş. — Y a h u a r k a d a ş l a r . d ö r t yılda bir değil de. K a p ı k a n a t ­ l a r ı n d a s ü t ç ü n ü n . s a ğ l a m bizim sokak h a l k ı t o p ­ t a n çıldırdı.b e t t e a n l a m a z l a r . s u c u n u n .. Bizim sokak bir acayiptir. g a m . d a h a çabuk. Alacaklılar h e r g ü n kapıya d a y a n ı r . k a s a v e t a r a s ı n d a çıldır­ dı. .

y a n i bir fenerde olması gereken ne varsa. çerçevesi yok. bizim s o k a k h a l ­ kı. fenerin a d ı vardır. Meseleyi çok ş ü k ü r a n l a y a b i l d i m . k a r a n l ı k l a r b a s ı n c a yapıl­ m a s ı n ı istiyor. Nemize gerek. Bir ihtiyar... — Hani. Bir k ı s m ı y a n d ı .t u r . İşte o g ü n k ü bizim fenere cam. D o ğ r u s u b e n d e h a k verdim. l â m b a s ı yok. Köşe b a ş ı n a kakılı bu d e m i r kazık bir süs gibi o r a d a d u r u r . devlet mi. o gece h a v a g a z ı y a n d i . O g ü n b u g ü n d ü r de y a n d ı ğ ı yok. Yalnız. S o k a ğ ı m ı z şenlendi. l â m b a kondu. bir h a y ı r cemiyeti mi. (1946 d a M a r k o p a ş a ' d a ç ı k m ı ş t ı r ) . Bizim so­ k a k t a k i fenerin y a n a b i l m e s i için. Şimdi bir de bizim s o k a k h a l k ı n ı dinleyelim. bir kısmı y a n m a d ı diyor. . . Ç o c u k l a r ı n t a ş l a r ı n a hedef olur. yalnız bir d e m i r sı­ r ı k . Bizim s o k a k t a o t u r a n l a r ebenced b u fenerin sokağı a y d ı n l a t a c a ğ ı n ı a k ı l l a r ı n a bile g e t i r m e m i ş ­ lerdir. Bu feneri k i m y a p t ı ? Bir h a y ı r s a h i b i mi. A m a dil alışkanlığı. — 119 . çerçeve takıl­ dı. dedi. . S o n r a M e ş r u t i y e t t e de biriki gece yanmış. Sonra Cumhuriyet ilân olunduğu z a m a n y a n ı p y a n m a d ı ğ ı p e k belli değil. Ç o c u k l a r ı n d a eğiencesidir. b u g ü n y a r ı n a r a m ı z d a n eksik olacak bir a y a ğ ı ç u k u r d a i h t i y a r l a r ı n riva­ y e t i n e göre b u fener S u l t a n R e ş a d ' m t a h t a çıktığı gece y a n m ı ş . . biz o n a fener deriz. seçimlerin h e r gece. Ç ü n k ü c a m ı yok. h ü k ü m e t mi. o n l a r ı n hiç biri yok. Ne z a m a n yapıldı. bele­ diye mi? Orası bizce bilinmez. B u d e m i r kazığın tepesine bir k a r g a k o n m a y a görsün. bir seçim o l m u ş t u ya geçenler­ d e .

Keyfimden ç a l ı ş m ı y o r u m ya. n e d e n bu k a d a r çalışıyor­ sun? Cevap yerine i ç i m d e n herife sövmek geldi. D ö r t t e n iki çıkarsa iki kalır.. h a d i ya­ t a k t a n fırlıyorum. a l t ı d a n bir alırız. . u y k u m v a r a m a b i t ü r lü u y u y a m ı y o r u m .. . Çok ç a l ı ş m a k t a n sinirlerim bozulmuş.. — O n a l t ı ile yirmi s a a t arası. sıfırdan beş çıkmaz.. o n d a n beş ç ı k a r s a beş kalır. Beş. 96 d a h a . Hesabı a k l ı m d a n d o ğ r u l t a m a y m c a . B a ş l ı y o r u m h e s a p l a r a . t a m dalacakken. eder o n .. Hiç bi­ ri yaramadı. . Sinir d o k t o r u n a g i t t i m . ...78 SANTİMLİK ARSA KES ! AÇ gecedir u y k u s u z d u m .. yirmibeşini çı­ kar. 360. biriken üç aylık ev kirası a k l ı m a geliyor. dedi. Sinir yatıştırıcı ilâçlar. Bire bir. Yatağa uzanıyorum. B u sefer k â ğ ı t ü s t ü n d e hesapla- K — 120 — . veririz. İnanmadı.. u y k u h a p l a r ı verdi. . 325.. — Y o r g u n s u n . . elde v a r bir. — G ü n d e k a ç s a a t çalışıyorsun? dedi. .. Üç aşağı. O n d a n sonra uyuyabilirsen uyu. Bu da lâf mı yâni?. altı d a h a onbir. dedim.

Birinci sayfada bir h a v a d i s g ö r d ü m : «Taksim'de bir a r s a 4 m i l y o n l i r a y a satıldı.. .. . Dişimi sıksam sıksam. H a ? . — U y u ş a n a a r t ı k ! . b e n b u a r s a y ı a l m a y a k a l k s a y d ı m . h e r a y d a d i ş i m d e n t ı r n a ­ ğ ı m d a n 100 liracık a r t t ı r s a m . Arsa 1624 m e t r e k a r e imiş. a y d a 10 lira k o y s a m bir k e n a r a diyo­ r u m . Hesapsız a d a m o l d u ğ u m h a l d e h e s a b a çok m e r a k l ı y ı m d ı r . Ayda beşyüz. Uy­ k u m gelir gibi o l u n c a y a t a ğ a u z a n ı y o r u m .. Yine h e s a p yok. . . Beşyüz. Neyse..000 lira!..r a başlıyorum. . diye y a l v a r m a y a başladı. yüz yılda 120. Dört m i l y o n u 1624'e bölmeye k a l k t ı m . Başımızı sokacak bir d a m sahibi o l a m a d ı k ş u d ü n ­ yada.. Uykusuz geçen d ö n d ü r c ü g ü n ü n gecesi ar­ tık d u r a c a k h a l i m k a l m a d ı . On yılda 12000. D ö r t milyon lira. K a r ı m geldi. yılda ne eder?. Bin yıl d a h a yaşasam. g ö r m ü y o r m u s u n . — 121 — . 2500 liraya geliyor. y a uyu­ m a d ı m . beş s a a t y a u y u d u m . T a m dalacakkeeen. Şu ev kirası ö l d ü r ü y o r beni... A r s a n ı n m e t r e karesi. Horozlar ö t m e y e başladı.. ne biriktirebilirim? Hiç bişey b i r i k t i r e m e m ya. Ne o l u r s a olsun. B e n ne k a z a n ı y o r u m ayda?. yılda eder 1200 lira. B ü t ü n bir h a f t a . H e r ay yüz liracık bir k e n a r a koysam. Okurken u y u m a k istiyordum. diye tersledim.» D ö r t milyon lira. bu a r s a y ı a l m a y a n i y e t e t t i m . Elime gazeteyi a l d ı m . d e d i m k e n d i k e n d i m e . 1 m i l y o n ikiyüz b i n lira. • — ı Git b a ş ı m d a n . Bir u y k u h a p ı d a h a a l ı y o r u m . h e s a p ya­ pıyorum!..... Acaba.

. Ü s t ü s t e iki u y k u h a p ı d a h a aldım. t a m 666 yıl d a h a y a ş a m a m . Bu sefer he­ sabı değiştirdim.. Üçbin yıl y a ş a s a m bile olmuyor. aya. Ne olur. G ü n d e 16 s a a t yerine 24 s a a t çalışıp aylık ka­ z a n c ı m ı b i n liraya ç ı k a r s â m . Ayda k a ç b i n lira ka­ z a n m a l ı y ı m . H a y Allah cezasını versin!. b u a r s a y ı s a t ı n a l m a k t a n d a h a kolaydı. güneşe. i ç m e d e n koşsam. h e p s i n i b i r i k t i r s e m .. . b e n h â l â h e s a b ı n içinden çıkama­ dım. . B i t ü r l ü arsayı ala­ mıyorum. bu a r s a y ı a l m a k için.. bu t a r i h t e n s o n r a 333 yıl d a h a y a ş a m a m gerekli. Aklım fikrim a r s a d a o l d u ğ u için gözüme u y k u girmiyor ki.. m e r i h e k a ç milyon yılda gidebileceğimi he­ saplardım. yemeden. Kendikendime. bu ar­ sayı s a t ı n alabileyim? Ayda 2 b i n lira biriktirsem 167 yıl y a ş a m a m gerekli. diye o n u p a y l a d ı m . u y u ş a n a ! .. B u h e s a p d a olmadı. Efendime söyliyeyim. Ayda k a z a n d ı ğ ı m beşyüz liraya hiç d o k u n m a s a m . Ne olur? H e s a p k i t a p .Bende b u h e s a p m e r a k ı eskidir. güneşe y ü r ü y e r e k gitmek. — 122 — . Arsayı a l a m a z s a m u y u y a m ı y a c a ğ ı m . T e k r a r k a l k t ı m .. Lisedeyken de. kaç bin lira biriktirmeliyim ki.. Kızım y a l v a r m a y a başladı: — Babacığım. S a b a h oldu.. Y a p t ı ğ ı m h e s a p l a r a göre. y a t a ğ a u z a n d ı m . Bu sefer h e s a b ı t e r s y a n d a n t u t t u m . b u n u n d a bir kuru­ ş u n a d o k u n m a d a n biriktirsem. — Defol!. hiç d u r m a d a n . çalış­ m a m gerekiyor.

m a a ş alması gerekir.... bu a r s a n ı n sa­ hibi d o k t o r d a olamaz. M i d e m ecza dolabına döndü. .. k a f a m ç a t l a y a c a k ... m a a ş ı n a hiç d o k u n m a ­ d a n . h e r a y ortala­ ma onbin kazansa.. Bir d o k t o r u n bu arsayı alabilmesi için.—• Bak. .. B u a d a m necidir?. D o k t o r l a r çok kazanır.. h e m d i ş t e n a r t a r d e m i ş .. n ' o o o l u r s u n u y u c a n ı m ! — G i d i n b a ş ı m d a n be!. G ü n d e on kişi m u a y e n e etse. — S a b a h oldu.. . — K a f a m ı k a r ı ş t ı r m a y ı n d i y o r u m size!. çalışmış. Ayda d o k u z b i n . k a z a n m ı ş . B a ş ı m ı y a s t ı ğ a koyuyorum.. H e r m u a y e n e d e n o t u z lira alsa. T ü c c a r olsa.. gözlerimi y u m u y o — 123 — . sekiz milyon. . olmuyor be! — Beşinci gecedir uykusuzsun.. Hayır. Biraz u z a n . diyorum. — Bir h a p d a h a alır mısın? Bir u y k u h a p ı d a h a y u t u y o r u m . Peki. b u d ö r t m i l y o n u s a y a n a d a m . üçyüz lira eder... 276 yıl.. Hayır. Ne demişse demiş işte! Dört milyonu saymış. a y d a alsa alsa 1500 lira alır. geriye en az bir d ö r t m i l y o n u d a h a kalmıştır. B u n u n a l t ı b i n i n i bir k e n a r a koy­ sa.. D ö r t m i l y o n u b i r i k t i r m e s i için. de­ m i ş .. . h e m işten. bu arsayı a l a n l a r da i n s a n . birazcık yat. — Hadi. B a r e m d e e n yüksek derece­ li m e m u r olsa.. işten a r t m a z d i ş t e n a r t a r .. b u p a r a y ı nasıl k a z a n d ı ? Haydi al s a n a yeni bir h e s a p daha. Bu adam. 67 yıl d o k t o r l u k e t m e s i gerekir.. . olsa olsa doktor olur. belki u y u r s u n . Arsaya d ö r t milyon verdiğine göre. a l m ı ş arsayı. Oooofff!. H a y Allah k a h r e t s i n .

Al­ l a h k a h r e t s i n . O t u z yılda.. . — Kes. bir m e t ­ re k a r e a l a m a m . beşyüz. k o m ş u n u n ebedî i s t i r a h a t g â h m a giri124 —- . E d e r hepsi o n d o k u z b u ç u k lira. bu da olmu­ yor. Evdekiler y a l v a r m a y a b a ş l a d ı l a r : — H a y d i uyu.r u m . H e r kız g ü n d e yüz k â ğ ı t getirse. ç o c u k l a r d a n iki lira çıktı. p a r a m ı n yettiği k a d a r ı n ı alırım. D e s i m e t r e karesi 25 lira eder. y a t a k t a n fırlıyorum. Ceplerimi k a r ı ş t ı r d ı m . .. S a b a h e r k e n d e n giderim.. T u h . K a f a m d a yeni bir d ü ş ü n c e şimşek gibi çaktı. k e n d i a r s a m a sığamıyorum.. . masrafı. beş kere yüz. h a r c ı .. a y d a o n b e ş bin. O t u z kere beşyüz.. . Bir i n s a n r a n d e v u evi işletse. o n d o k u z b u ç u k li­ r a . Arsa­ n ı n m e t r e karesi 2500 lira o l d u ğ u n a göre. . — Sizde ne k a d a r var?. 78 s a n t i m e t r e karelik toprak. derim. r a n d e v u c u l u k bile y a p s a m yine a r ­ sayı a l a m ı y o r u m . b a c a k l a r ı m ı .. S a n t i m e t r e ka­ resi eder 25 k u r u ş . b u l d u m .. H a h . Kaçakçılık y a p s a m .. on iki b u ç u k lira var. . . s u r d a n b a n a 78 s a n t i m e t r e l i k bir ar­ s a ! .. Elinde fıstık gibi beş kız ser­ mayesi olsa. Bu d ü ş ü n c e u y g u n geli­ yor. s a b a h a d a h a iki s a a t var.. Hesap k i t a p . Yılda yüzyirmi b i n . Uyuyabilirsen uyu. Kirası.. K a r ı m d a n beş. on bin. D e s i m e t r e karesini de a l a m ı y o r u m . . Biraz u y u ! . elde kalır diyelim ki. Ş a r t değil a r s a n ı n h e p ­ sini a l m a k . .... S a a t e b a k t ı m . Cebimdeki p a r a y l a 78 s a n t i m e t r e k a r e a r s a alabilirim. B e n d e var. Ebedi u y k u m a y a t m a k için u z a n s a m .

Size yer yok. . a y a k t a d u r m a k t a n b a ş k a ç a r e yok. Size de salık veririm. bir de siz hesaplayın. korkuyla çekildiler. şu d ö r t m i l y o n u n a s ı l kazanabileceğinizi. B e n ken­ dime. Ben k a p ı n ı n y a n ı n ­ daki yatakta yatıyorum... K a r ı m a . Akıl h a s t a n e s i n i n 8 n u m a r a ­ lı k o ğ u ş u n d a sizinle b u l u ş u r u z . Siz de ken­ di başınızın çaresine b a k ı n ! . b u d ü n y a d a a n c a k a y a k l a r ı m ı b a s a c a k bir t o p r a k p a r ç a s ı b u l d u m . — Size yer yok. dedim. Ve. — Uykusuzluk b a ş ı n a v u r d u ! . çocuklara. diye söylene­ rek.. S o n r a leblebi gibi u y k u h a p ı y u t a r s a n ı z . — 125 — . k a ç s a n t i m l i k a r s a alabileceği­ nizi. .yor. H a d i defolun!. Arsayı alıp..

. A r k a d a b i r erkek.. a r a s o k a k l a r d a n geçiyoruz.. . K a d ı n l a ­ r ı n geçmediği.. şu sokak c a n ı m .- . İ k i çocuk da çok m e r a k l ı . K o n u ş ­ m a l a r ı n d a n b u d ö r t k i ş i n i n bir aile o l d u k l a r ı a n l a ­ şılıyor. genelevlerin bulunduğu sokaktan geçiyordu. y a d a gizli gizli geçtikleri. E r k e k yolcu çok k ö t ü kızdı. D e r k e n efendim. d u r m a d a n soruyor. . a d a m d a n d a h a çok kızdı: S — 126 . T a k s i m ' d e n a r a b a s a ğ a saptı. Evlerin ö n ü t ı k l ı m tıklım. a n n e . bekârlann geçmek istemedikleri h a l d e . Bir a r a sokak d a h a . O F Ö R ' ü n y a n ı n d a onbir. bir genç v e bir yaşlı k a d ı n l a bir de k ü ç ü k kız çocuğu var. geçtikleri sokak. o sokağa girmiyelim m i ? H a n i . .GEL DE ANLAT Yollar tamir edildiği için dolmuş arabaları. bu ne?» diye d u r m a ­ d a n soruyor. Oğ­ l a n k e n d i s i n e söz sırası g e l m e y i n c e kızıyor. . İ ş t e o sokak. «Baba şu n e . Kız. oniki y a ş l a r ı n d a bir erkek çocuk v a r d ı . Herkes bilir de a d ı n ı s ö y l e m e k istemez. . Şoföre çıkıştı: — Geçecek b a ş k a y o l b u l a m a d ı n mı? Şoför. iki ç o c u k ve b ü y ü k a n n e . O da geriye d ö n ü p . evli e r k e k l e r i n geçmek isteyip ge­ çemediği. baba. B e n de ç o c u ğ u n ya­ n m a o t u r d u m . .

. — 127 — .. Şoför d u r m u y o r ki.— Ne y a p a l ı m ? Biz istiyerek mi geçiyoruz yâ­ ni?. «Öy­ le de bir yere geldik d u r d u k ki. «İnsen inilmez.» — Yahu sür şunu! —• Nasıl s ü r e y i m beyim. beş d a k i k a d u r u y o ­ ruz. B u sefer i h t i y a r k a d ı n d a m a d ı n a s o r u y o r : — Ne v a r o ğ l u m bu s o k a k t a ? Bişey mi v a r ? Adam. k o c a s ı n a s o r d u : — Ne v a r bu s o k a k t a Bey? A d a m başını iki y a n a sallayıp «Lahavle» çeki­ yor. K a p ı d a k i ­ ler. . — Hey Yarabbi. diye söyleni­ yor. B ü t ü n yolcular d a s o r a r : B u ­ r a d a n niye geçiyor m u ş u z ? K e y f i m d e n .. delikten içerdekilerini gözetlemek i ç i n birbiri­ n i itiyorlar. Yol d a r bir y a n d a n . u ç a y ı m m ı ? Ö n ü t ı k a ­ lı. yine beş d a k i k a . — Ne v a r Bey. Bu sefer kadın. G ö r m ü y o r m u s u n a n n e . gel de a n l a t .. . . İki m e t r e gidiyoruz. yine iki üç m e t r e gidiyoruz. . a r a b a l a r ı n b a ş k a y o l l a r d a n geçmesi­ n i y a s a k e t t i . . . k a l a b a l ı k bir yandan. d a h a kötü» diyor a d a m . Allah Allah. b o y u n a söyleniyor: — Belediye ö b ü r yolları t a m i r ediyor i ş t e . y e t e r ! dedi. . —• Anladık. d a h a n e olacak? Bi­ şey değil.. söylesene c a n ı m . . önde de bir t ı k a n ı k l ı k var. a r d ı tıkalı. Adam. . çok şey var. Gazeteler cayır cayır yazdı o k u m a d ı ­ nız m ı ? A r a b a l a r b u r a d a n geçecek. Trafik polisi. 5 n u m a r a l ı evin ö n ü n d e d u r m u ş u z . bindiğimiz a r a b a t a k ı l ­ dı kaldı. .

diye cevap veriyor. B u s ı r a d a k a d ı n galiba evin t a b e l â s ı n ı o k u m u ş : — A a a a ! diye bir çığlık atıyor. I— A a a a ya.. . . — Bir perşembe p a z a r ı da bizim o r a d a k u r u ­ luyor. Şimdi a n l a d ı n ı z mı neresiymiş!. Kocası. b o n c u k b o n c u k terlemiş.. . â. K a d ı n ı n yüzü kıpkırmızı olmuş. — Hiç. İki m e t r e d a h a ilerliyoruz. K a l a b a l ı k evin k a p ı s ı n a h u r r a ediyor. Hiç kızım. diyor. ya. ne yapıyorlar b u r a d a ? diyor.. —• Okul. Ne okulu Ba­ ba? — Gel de a n l a t . . Ö n ü n d e d u r d u ğ u ­ m u z evden bir a d a m . diyor. b ü s b ü t ü n m e r a k l a n ı p . — 128 —- . y a r ı y a r ı y a k a p ı ö n ü n d e t o ­ p a r l a n a r a k m e r d i v e n l e r d e n iniyor. Adam. — Baba.. — Açsana be!.. G a l i b a s a n a t okulu. Kız çocuğu. A d a m a bakıyorum. — D e m e k perşembe p a z a r ı b u r a d a k u r u l u y o r muş. B a s b a y a ğ ı okul. D u r m a d a n h e r şeyi s o r a n oğlan.. Okul işte. . oğlum. G e n ç kadın.G e n ç kadın. — B u r a d a p a z a r var galiba. diyor. Bağırıyorlar: — Aç u l a n ! . — Ne v a r Anne? Bişey mi oldu? diye soruyor. A d a m ı n k o r k t u ğ u b a ş ı n a geliyor. — A m m a kalabalık okul B a b a .

A a a a d e s t u r u n . Baba. . Üniversite midir. Annesi. . diyor. — Ağzını k a p a s e n ! Terbiyesiz! • • Neye A n n e ? — İ k i ü ç m e t r e d a h a ilerliyoruz. eve y ü k l e n e n l e r e avazı çıktığı ka­ d a r bağırıyor: — L a n hergeleler! P a t l a d ı n ı z mı be!. —• S u s ! diye paylıyor. . Oğlan.Bu sefer kız. — A m a k ü ç ü k l e r i de var. — Neden? B e n o k u m ı y a c a k m ı y ı m ? Ben bu o k u l u i s t e r i m ! diye t u t t u r u y o r . Ö n ü n d e dur­ d u ğ u m u z evin k a p ı s ı n d a n ş i ş m a n bir k a d ı n çıkı­ yor. bu k a d ı n ö ğ r e t m e n mi? — A m m a da azarlıyor koca a d a m l a r ı . diyor. Beş da­ kika bekleşeniz geberir misiniz? Çocuklar d u r m a d a n s o r u y o r l a r : —• Baba. . Bu s ı r a d a evin b i r i n i n kapısı a r a l a n ı y o r . Kos­ koca k a r ı l a r . b ü y ü y ü n c e b e n de bu o k u l a geleceğim. Bıyıklı bıyıklı a d a m l a r . Eli belinde. — Ayol bu ne biçim m e k t e p böyle. — Aaa. : 9 . n e d i r ? B u r a s ı n e ü n i ­ versitesi? — 129 — F. H â l â işin f a r k ı n d a o l m a y a n yaşlı k a d ı n . Oğlan.. h i ç böyle m e k t e p g ö r m e d i m . — A m m a da b ü y ü k öğrenciler v a r B a b a bu okulda. ben b ü y ü y ü n c e b u o k u l a giderim. Anne. diyor. Ço­ c u k l a r içerdeki k a d ı n l a r ı görüyorlar. kızlar da v a r m ı ş . şoför efendi h a d i s i n e canım! — Ö n ü m ü z tıkalı b a y a n .

— S u s u l u r m u imiş? Herkesin n a m u s u var ayol. d i y e bağırıyor. A r a b a biraz d a h a ilerliyor. diye söylenip duruyor. — Gel de a n l a t . diyor. ç a b u k diyorum. Damadı.. Kız çocuğu evler­ d e n b i r i n i n açık k a p ı s ı n d a n içerideki y a r ı s o y u n u k k a d ı n l a r ı görünce... Soldaki evlerden bir k a d ı n fırlıyor.. b u soka­ ğın h a n g i sokak o l d u ğ u n u söyler söylemez. sağ sol h e p o evlerden. — 130 — .. arabada oturup otu­ r u p kalkıyor. gel de anlat. ayıp değil mi s a n a ? D ö n ç a ­ buk. — İ n e l i m ! . diye t u t t u r u y o r . .. n e diyeceğini ş a ş ı r m ı ş .. k a p ı y a y ü k l e n e n kala­ balığa.İhtiyar kadının damadı. sokak o r t a s ı n d a d u r m u ş p a z a r l ı k ediyorlar. Genç kadın. A r a b a b i r k a ç m e t r e d a l ı a gidiyor. Ayol şu rezillere b a k bir k e r e . — K u y r u ğ a girin u l a n ! Kuyruğa girmeyeni n a m u s s u z u m içeri a l m a m ! .. Kocakarı. . — Sus a n n e ! . N e r e ­ ye ineceksin b a k s a n a . a n l a d ı m b e n . D e ­ ğil mi B a b a ? Baba. B u r a s ı b a l e okulu. — H a m i n n e . O ğ l a n düzeltiyor: — Bale m a l e değil b e ! J i m n a s t i k okulu. — A n n e sus! diye d u r m a d a n paylıyor. annesinin kulağına. koca­ k a r ı b a r b a r bağırıyor: — Şoför efendi.

G ö r m e d i n mi? diyor oğlan. Baba. İ m t i h a n ı v e r d i k t e n son­ ra. — Haydi be!. yazılı i m t i h a n mı? diye soruyor. Oğlan çocuğu.. Bu başöğ­ r e t m e n galiba.. —< Gel de a n l a t ! . a m m a da sert ö ğ r e t m e n .— Baba. Koskoca a d a m l a r k o r k u d a n t i t r i y o r l a r . — 131 —- . — H a y d i be. n e biçim düşü­ n ü y o r . D e m i r ka­ p ı n ı n telli k ü ç ü k p e n c e r e s i n d e n k a r t bir k a d ı n se­ si d ı ş a r ı y a sesleniyor: — S ı r a k i m d e ? İki kişi. y e t e r ! diye çocukları paylıyor. i m t i h a n ı n ı v e r e m e m i ş galiba. diye söyleniyor. Liseden s o n r a alı­ yorlar oraya. Araba o s o k a k t a n çıkıyor. — S u s u n artık.. Kız.. Kız. A r a b a b a ş k a bir evin ö n ü n e geliyor.. sen bu okula g i t t i n m i ? A d a m mendiliyle a l n ı n d a k i t e r l e r i siliyor. k e n d i kendine. B a k ş u ada­ ma. — S u s u n çocuklar!. . O n a b a ş ö ğ r e t m e n demezler. bu koca a d a m l a r ı n e y e s ı r a y a soku­ yorlar? Kızın s o r u s u n a ağabeyisi cevap veriyor: — G ö r m ü y o r m u s u n .. — Baba. — Baba. neye a l m a s ı n l a r ? — Baba... — Ya ne derler? — M ü d ü r derler. ... — Seni a l ı r l a r mı? diyor. — ı B e n b u okula gideceğim! diyor. or­ t a okul çocukları d a vardı. i m t i h a n a girecekler.

. b a k a r . e m n i y e t m ü d ü r l ü ğ ü nöbetçi â m i r i n e telefon eder. p ı r r r r ! . A m a olayı s a n k i İs­ t a n b u l ' d a o l m u ş gibi d ü ş ü n ü n .ELEKTRİK DİREĞİNE BAĞLANAN ADAM İ N G İ L T E R E ' n i n bir ş e h r i n d e polisler. — ı Sen k i m s i n ? Cevap yok. Bekçi. .. Komisere h a b e r verelim. —. d o k u n m a ! Bıelki savcı gelir. Herif ö l m ü ş m ü ? — Bilmem. Komisere h a b e r verirler. Nöbetçi âmiri. elektrik direğine bağlı a d a m a s o r a r : — H e m ş e r i m . Dü­ dükler birbirine karışır. B u a d a m k i m ? K i m ol­ d u ğ u n u size söylemiyeceğim. Polis sorar: 1 — Kim bağlamış? — Bilmem! —• Çözelim mi? — Yooo. Gözleri fıldır fıldır. • — Direğe bir a d a m bağlamışlar.. k i m s i n sen? Cevap yok. Bekçi d ü d ü ğ e asılır.. Komiser. Polis. sokak I lâmbalarından birinin direğine sıkısıkıya bağlı bir a d a m b u l m u ş l a r .132 -— . der.

— Adınız n e ? — Adım A m o l d M a c h i n g .. — Sör. Gelelim bize. heykelciyim. Direğe bağlı a d a m ı polisle bekçi çözerler. Şimdi. A m a d i k k a t edin. diyelim ki. k a ç a r der..— K a r a k o l a getirin. polisle bekçi a r k a s ı n d a n k a r a k o l a giderler. E l e k t r i k direğine bağlı a d a m ı çözerler.. Polisin biri s o r a r : — B ü y ü k h e y k e l t r a ş Arnold M a c h i n g m i ? —• Evet. t e k r a r İngiltere'ye dönelim. bu adam k e n d i m e m l e k e t i m i z i n ü n l ü heykeltraşlanndan biridir. İki polis saygıyla eğilirler. Bu adı çok duy­ m u ş l a r d ı r . Ö b ü r polis s o r a r : — İngiliz K r a l l ı k Akademisi üyesi Arnold Ma­ ching? — Evet. — 133 — . k a r a ­ kola getirirler. İ k i polis. — Y ü r ü karakola! A d a m önde. K o m i s e r s o r a r : — Adın n e ? Bizde akademi ve akademi üyesi olmadığına göre. h ü v i y e t i n i tesbit edin. Akedemi üyesiyim. elekrik direğine bağlı a d a m ı g ö r ü n c e h e m e n çö­ zerler. belki c a s u s t u r . karakola kadar gelebilir misiniz? Yoksa sizi bir a r a b a y l a evinize mi b ı r a k a l ı m ? — K a r a k o l a gelirim. Ü n l ü İngiliz h e y k e l t r a ş ı ve İngiliz Akademi üyesi Arnold M a c h i n g gazetelerin y a z d ı ğ ı n a göre işte böylece k a r a k o l a gitmiştir..

Bizim komiser hey­ k e l t r a ş H i k m e t ' e sorar: — Seni k i m b a ğ l a d ı direğe? Hırsızlar m ı ? — 134 — . Şaşılacak şey!. İngiliz komiseri h e y k e l t r a ş Arnol M a c h i n g ' i oturtur. K a r ı m bağladı.. Ç ü n k ü İngilteredeki olay g e r ç e k t e n olmuş­ t u r . h a y v a n .— Sana soruyorum. —< Yani ne y a p a r s ı n ? — Heykel y a p a r ı m . — Ne iş y a p a r s ı n ? — Heykeltraşım. — Ne heykeli? — İ n s a n . — Sör. Ç ü n k ü beni elektrik d i r e ğ i n e b a ğ l a m a s ı n ı ka­ r ı m d a n kendim rica etmiştim! —• Pekiy a m a n e d e n Mister Arnold M a c h i n g ? Ü n l ü İngiliz h e y k e l t r a ş ı m n cevabını a l m a d a n t e k r a r İ s t a n b u l ' a dönelim. —• B u n d a şaşılacak hiçbişey yok bay komi­ ser.. t e k r a r İngiltereye dö­ nelim. İ s t a n b u l d a k i n i o n a b e n z e t e r e k ben u y d u r u ­ yorum. adın ne? —• H i k m e t efendim... . ... Ne olsa. — Heykeltraşım.. . — Nasıl? Misis M a c h i n g mi dediniz? — Evet. — D ü ş m a n l a r ı n ı z mı? —• H a y ı r . — Nesin?. Biraz y o r u l d u n u z a m a . — O saygı değer leydi?.' sizi elektrik direğine kim bağladı? H a y d u t l a r mı? — Hayır. .

Hâdisenin tafsilâtını üçüncü sayfamızda okuyacaksınız. söylesene? — Karım. — Bir k a d ı n . ZALİM BİR KADIN «Dün şehrimizde eşine az rastlanır. polisler de k a h k a h a l a r l a gülmeye b a ş l a r l a r . Yalnız başına. K o m i s e r i n ciddiyeti b i r d e n çözülür. — Düşmanların mı? —• B e n k i m i m ki d ü ş m a n ı m olsun!.. Yine İ n g i l t e r e ' y e dönelim. bir hâdise cereyan etmiş. K a r ı n seni b a ş k a bir erkekle b e r a b e r m i bağladı? — Hayır.— Hayìr. yok ki soysunlar... •— Vay kılıbık herif!. — P a r a n ı s o y m a k için mi? — Param. bir erkeği yalnız b a s m a direğe bağlayabilir mi? — B e n sesimi ç ı k a r m a d ı m . — Vay a n a s ı n ı ! D ü n y a d a ne k a r ı l a r v a r be!. Nerede k a l m ı ş t ı k ? İngiliz komiseri h e y k e l t r a ş a . Er­ tesi g ü n gazetelerde şöyle bir polis h a b e r i çıkar. direğe çamaşır ipiyle bağlanan adamın mut­ lu evlilik günlerinden bir hâtıra görüyorsunuz». n e d e n k a r ı s ı n a ken— 135 — . Yukarıdaki fo­ toğrafta kocasını iple bağlayan canavar ruhlu ka­ dınla.. kocasını çamaşır ipiyle gece sabaha karşı bir sokak lâmba­ sının direğine bağlamıştır. — Pekiy k i m bağladı. — Beni direğe b a ğ l a m a s ı n ı k a r ı m d a n k e n d i m rica e t m i ş t i m . K o m i s e r d e . Sadist ruhlu bir kadın.

Haydi buyurun İstanbul'a. ken­ dimi bu yeni direklerden birine b a ğ l a t t ı m .T r e n t şehri belediyesi çok zevksiz.. kendi ş e h r i m d e olursa hiç d a y a n a m a m . Herkes İ s t a n b u l için c a n a t ı — 136 — . — lattın? — — — hatsız — Deli değilsen. Gazetelerde. Mister A m o l d M a c h i n g ' i n verdiği cevap a y n e n şudur: — Bay komiser. Hele bu çirkinlik. şehrimizin yollarına. yapılarına. sokak l â m b a s ı n ı n direğine b a ğ l a t ı r mı? Deli misin sen? — Deli değilim. r e n k l e r içinde y a ş a m a l a r ı n a y a r d ı m et­ m e k t i r . k a r ı m a r i c a e t t i m . Allah Allah. Bu zevksizliği p r o t e s t o için de. eskilerini yıktırıp yeni diktiği biçimsiz. biçimsiz elektrik direkleri dikti. Çirkin­ liklerden gözüm r a h a t s ı z olur. Yıkılan eski direkler ş e h r i n h a v a s ı n a u y g u n d u . a n l a t t ı m . ne diye k e n d i n i k a r m a bağ­ M ü s a a d e ederseniz a n l a t a y ı m . ben bir s a n a t ç ı y ı m . t r a ş a soruyor: Komiser heykel- — S e n i n a k l ı n d a n z o r u n m u var? İ n s a n k e n ­ disini. ahenksiz. E f e n d i m bu İ s t a n b u l şehri bendenizi r a ­ ediyor. Anlat bakalım. B e n i m b i r s a n a t ç ı o l a r a k ödevim. Oysa S t o c k o n . çir­ k i n direkleri h e m ş e r i l e r i m e lâyık g ö r m e d i m . dergilerde yaz­ dım. belediye b e n i dinlemedi. h e m ş e r i l e r i m i n güzel bi­ çimler. a n ı t l a r ı n a u y m u y o r ..dişini elektrik direğine bağlattığını sormuştu. Belediye­ n i n .. B u yeni direkler.

b a ş k a bir y e r e b a ğ l a m a l ı . eski elektrik direkleri yerlerine k o n m u ş t u r .. . H a n g i birini a n l a t a y ı m ? ..yor b e ! Sen İ s t a n b u l ' u b e ğ e n m i y o r s a n çek a r a b a ­ nı git! Neymiş seni r a h a t s ı z eden? — Y a p ı l a r ı n biçimleri. Bizde? Bizde m i ? Bizde böyle şeyler olmaz. Son­ ra o pis r e n k l e r . İngiliz K r a l i y e t Akademi üyesi Arnold M a c h i n g ' i n p r o ­ testosu y e r i n d e ve h a k l ı görülmüş. — 137 — . Po­ lisler tarafından yakalanan adam.. ne de kendisi­ n i elektrik direğine bağlatır. Pekiy a m a s o r g u y a çekilen h e y k e l t r a ş a ne oldu? O n u da bir k ü ç ü k ga­ zete h a v a d i s i n d e öğrenebiliriz: BİR DELİ YAKALANDI «Şehrin biçimsizliğinden gözlerinin rahatsız olduğunu iddia eden bir adam. . b u n u aidi­ yeti cihetiyle adlî t ı b b a m ü ş a h e d e y e gönderelim. Efendim. yaz b u a d a m ı n evrakını... Seni elektrik d i r e ğ i n e değil. — Hımm. Ölçüsüzlükleri. —. Şimdi İngilteredeyiz. Ne h e y k e l t r a ş m gözü r a h a t s ı z olur. adlî tıbda mü­ şahede altında tutulduktan sonra deli olduğu an­ laşılarak akıl hastahanesine yatırılmıştır». Anlaşıldı. y a n ı n d a dokuz k a t l ı a p a r t ı m a n . — ı Ş u n a b a k y a h u ! .. S e n n e karışıyorsun. . b e r b a t kaldı­ r ı m l a r .. S ü l ü m a n Bey. . .. bir zabıt t u t . Be­ lediye B a ş k a n ı m ı s ı n ? . . Ü n l ü helkeltraş. gece yarısı kendisi­ ni karısı eliyle elektrik direğine bağlatmıştır. . D a r a c ı k sokaklar.. gözlerim r a h a t s ı z oluyor. B i r gecekondu.

Gözlerimi bağlasalar. bu iki k a t l ı evde beş aileydik. içerisi k o m p l e . Ha­ y a t ı m d a Zübeyde'ninkiler gibi d u d a ğ a r a s t l a m a ­ d ı m . Ü ç b u ç u k lira ne de­ m e k ? Yersin yersin. Beyoğlu B a l ı k p a z a r ı n d a ki C u m h u r i y e t m e y h a n e s i n e g i t t i n mi. bir papele birinci sınıf s a r h o ş o l u r d u n .. m u k a v v a kıvırır. Z ü b e y d e ' n i n d u d a k l a r ı çikolata kokardı. Evin içinde h a n g i kapıyı açsan. son­ r a d a yapıştırır. t e k e r t e k e r b i n k a d ı n öpsem. k u t u y a p a r d ı . T e k başımıza değil. Adı Zübeyde. C u m a r t e s i geceleri.YA BUNLAR NERELİ? eni t a n ı m a z s a n ı z bile.. Sevgilim. bu evde u y a n d ı . B e n i m ilk aşkım. içlerinden h a n g i s i n i n Zübeyde o l d u ğ u n u h e ­ men anlardım. . O n u n d u d a k l a r ı b a n a ı s m a r l a m a gibi gelir­ di. Ben o z a m a n Tersanede kaynakçı çıraklığı y a p a r d ı m . Biz «Yahya Kâhya» da b o s t a n ı n k a r ş ı s ı n d a k i evde o t u r u r d u k . r a c o n u m d a n Kasımpaşa'lı o l d u ğ u m u anlamışsınızdır. . Ü ç b u c u k lira h a f t a l ı k alırdım. Ne­ d e n biliyor m u s u n u z ? O z a m a n l a r şimdiki r u j l a r — 138 —• B . İ k i b u ç u k lira h a f t a l ı k l a bir k u t u c u n u n y a n ı n d a çalışır. o n a l t ı s ı n d a v a r y o k t u . bitiremezsin.

İ ç l e r i n d e otomobilsizi. yoksa v a r d ı da biz mi bilmezdik. S o n r a da çıkar yolu. Bir t a n e d a h a g ö r d ü m . k a y n a k ç ı çıraklığına dön­ mekte buldum. Bir d a h a Zübeyde'mi g ö r e m e d i m ... y â n i o d a n ı n kirası çok geldiği için. ille d e b u n u o k u t d a a d a m e t ! diye tutturdu. bu çocuk­ t a cevher var. O zaman ben de yüksek sosyeteden biri olacakmışım.. B ü t ü n ç e k t i k l e r i m i n sebebi işte o a d a m d ı r . Şimdi o a d a m ı bulsam. R e n g i ona. Gazetelerde mu­ sahhihlik yaptım. — 139 — . bir a r a P o s t a h a n e ö n ü n d e d o l m a k a l e m s a t t ı m . haddim olmayarak. iki kardeşi. t a d ı b a n a y a r a r d ı . Lisenin o n u n c u sınıfına k a d a r o k u d u m . evin alt k a t ı n d a bizim o t u r d u ğ u ­ m u z o d a n ı n k a r ş ı s ı n d a k i odada. d u d a k l a r ı n ı on­ l a r l a boyardı. babası. On­ d a n sonra sürün Ailah sürün. a p a r t ı m a n s ı z ı yok. T e r s a n e d e bir m e m u r . Zübeyde'ler. B e n d e de suç var.. bile­ mem. B a k ı n nasıl oldu? B ü t ü n hayatımda.. Ama dudaklarının tadı d a m a ğ ı m d a kaldı. annesi. Zübeydem. E ğ e r k a y n a k ç ı ­ l ı k t a k a l s a y m ı ş ı m çok iyi olacakmış. çiğ çiğ yerim.. B o y a m a d ı ğ ı m boya k a l m a d ı . Ç ü n ­ k ü o z a m a n k i ç ı r a k a r k a d a ş l a r ı m ı n hepsi a d a m oldu. Evin. . •— Sen bu ç o c u ğ u ziyan ediyorsun. Yooo. o t u r u r l a r d ı . . yirmibeş yıl geç de olsa. b a b a m ı n z i h n i n e girdi. D u d a ğ ı d u d a ğ ı m a o k a d a r uy­ g u n b a ş k a bir k a d ı n görmedim. bir kere yüksek sosyeteye girebilmiştim. b a ş k a b i r yere t a ş ı n d ı l a r .mı yoktu. H e m de yük­ sek sosyetenin en civcivli y e r i n e . d u d a k l a r ı n a çikolata ambalajla­ r ı n ı n kırmızı k â ğ ı t l a r ı n d a n sürer. ticarethanelerde kâtiplik ettim.

U z a k t a d u r d u ğ u m için. Geceleri de k u l ü p b a h ç e s i n d e k i lojman­ d a kalıyorduk. ne h â r i k a k r a v a t ı n ı z var. iki ağızlı. erkek olsun. o r a d a n a l ı n m ı ş d e m e k o l d u ğ u n u ö ğ r e n d i m . k e n a r d a n köşeden a r a l a r ı ­ n a k a r ı ş ı r d ı m . her bişeyleri başka. k u ş a n ı r . B a ş l a d ı m b u n l a r ı incelemeye. d ö r t gözlü a c a i p y a r a t ı k l a r m ı ş gi­ bi gelirdi b a n a . S o n r a sonra. iskarpin­ lerin L o n d r a l ı o l m a s ı n ı n n e demeye geldiğini an­ l a y a m a z d ı m . o ne cici ç a n t a öyle!. Nereli o k r a v a t ? — 140 — . şöyle k o n u ş u r l a r : — A m a n efendim. İlk z a m a n l a r bir ç a n t a n ı n Parisli. Ge­ celeri giyinir. Giyimleri. K i m kimi görse a y n i şeyleri s o r a r d ı : — A m a n beyefendi. çok nâziktirler. Ne­ reli o ç a n t a ? — Parisli efendim. O r a d a g ö r d ü k l e r i m d e n yalnız bi­ rini size a n l a t a c a ğ ı m . Birbirlerini gördüler m i . P a r i s malı... Ben ötedenberi. yüksek sosyetenin ü c ü ğ ü n d e n cü­ c ü ğ ü n e t o p l a n t ı yeri olan bir k u l ü p b i n a s ı n ı n ka­ lorifer t a m i r işini üzerine almıştı. K a r ş ı k a r ş ı y a geldiler mi. sözleri. Beş işçi çalıştı­ rıyorduk. k u ş a m l a r ı . k o n u ş m a l a r ı . B u n ­ l a r ı n hepsi de birbirinden ilgi çekici i n s a n l a r d ı . — Ne şık i s k a r p i n o n l a r H a m f e n d i ! İ s k a r p i n ­ leriniz nereli? — L o n d r a l ı efendim.Bizim u s t a . k a d ı n olsun. birbirlerinin a r k a s ı n d a n da söyle­ medik söz b ı r a k m a z l a r . S a n k i bu yüksek sosyeteliler üç ku­ laklı. hiç biri be­ n i m o n l a r a y a b a n c ı o l d u ğ u m u a n l a m ı yordu. a d ı n ı d u y u p bitürlü k e n d i n i g ö r e m e d i ğ i m bu y ü k s e k sosyeteyi m e ­ r a k ederdim. Parisli ç a n t a n ı n .

Seslerinden Tülin'le kocası ol­ d u k l a r ı n ı t a n ı d ı m . Pek güzel şeyler. Yoksa yüksek sosyeteden bir varlık için böyle şeyler dü­ ş ü n m e k kim. m ı r ı l t ı l a r ı d i n l i y o r d u m . dolaşıyor. . bir kavga d u y d u m . Bir i n s a n yüksek sosyeteden mi.. . içini çekerek. h e r k e s dışarda. Kocası Tülin'e çıkışıyordu: — Ticarî şerefimi. D a h a d ü n i ş h a y a t ı n a atılmış. bu s o r u ş t u r m a l a r d a n . h e r a ğ a c ı n dibinde. Ben aydınlığa. K ı s m e t kendiliğinden a y a ğ ı m a geldi. b e n k i m . Nereli? -— New-York'lu.— Karaşi'li. Sizin gömlek de pek Hoş. B u n l a r . yüksek sosyetenin parolası yerine ge­ çen lâflardı. bir aile kavgası.. Beni a l d a t ı y o r s u n . K u l ü p t e balo verilmişti. Ay bu kol d ü ğ m e l e r i n i z i ilk g ö r ü y o r u m . itibarımı. B e n i m yal­ nız d ö n e r s e r m a y e m i n bir m i l y o n d a n çok oldu­ ğ u n u biliyorsun. yük­ sek sosyete bilgimi az d a h a ilerletmek için k u y t u ­ larda. a ğ a ç l a r ı n dalla­ r ı n a asılı r e n k r e n k l â m b a l a r a s o k u l m a d a n . gözü k a r a r m ı ş bir a d a m l a beni k a n d ı r m a y a u t a n m ı y o r m u s u n ? Tülin. iniltileri. h e r k u y t u d a ­ ki fısıltıları. — 141 — . — R o m a l ı ' d ı r efendim. de­ ğil mi. k u l ü b ü n sık ağaçlık­ lı bahçesindeydi. Ya­ vaşça deniz kıyısına i n e r k e n . K u l ü p t e k i k a d ı n l a r içinde T ü l i n a d ı n d a k i ka­ d ı n ı gözüme kestirdim. Ama b e n i m b u n d a s u ç u m yok. eline b i r k a ç yüzbin lira geçince. Ağustos a y ı n d a oldu­ ğ u m u z için. k r e d i m i iki pa­ ralık e t t i n . verilen c e v a p l a r d a n anlaşılırdı. hiç olmazsa ser­ mayesi b e n d e n yüksek birisiyle aldat.

dedi. Beni beşmilyon l i r a s e r m a y e m var. dedi. Yalnız o n u t a n ı m a k onmilyon eder. herkes beni iflâs ediyor s a n ı r . — Neden? — B e n h e r k e s i n sermayesini. kandırılmış zavallı bir k a d ı n sesiyle konuştu: —• Beş m i l y o n u m var a m a . Zavallı bir kadını. Yoksa seni üzer m i y i m hiç? T ü l i n bu sefer k o c a s ı n a çıkışmaya başladı: — A m a suç h e p s e n i n . — Vay şerefsiz herif vay!. . — Çok k u r n a z s ı n . D ü n y a d a ne a h ­ lâksızlar var b e ! Sen herkesi k o c a n gibi sanıyor­ sun. B e n işte asıl b u n d a n k o r k u y o r u m . . .— Beni k a n d ı r d ı . S o n r a Tülin. B e n i m g ö z ü m d e n kaçar mı ulan? Hemen çaktım. b e n d e n az sermayeli bir a d a m l a be­ ni kandırdığın piyasada duyulursa. A m a vallahi kocacığım. Yoksa kimbilir d a h a k a ç kere beni k a n d ı r a c a k ­ t ı n a m u s s u z herif.. Kısa bir sessizlik oldu. Senin. d u y u l m a ­ sında. o şey bey v a r ya. .. — Ben y u t a r m ı y ı m ? dedi. dedi. Kocası. — Bereket ç a b u k h a b e r verdin kocacığım. sermayesini yüksek göste­ rerek kandırmaya utanmıyorlar. o da a k r a b a s ı y m ı ş . diye k a n d ı r d ı . Tülin. o k a d a r çok k a n d ı r m a d ı . ticarî i t i b a r ı ­ n ı n n e k a d a r o l d u ğ u n u n e r e d e n bileyim? S e n b a - 142 — . de­ di. B a n k a l a r krediyi keser. — İş o n u n sayısında değil y a v r u m .

dedi. — T ü l i n y a v r u m . Anladın mı? K a y b e t t i k t e n s o n r a da. — K o r k t u n u z mu H a m f e n d i ? dedim. — Peki kocacığım. — 143 — . — Ay!. d a n s edersin.. A h m e t Kab a l a k ' ı çok y a k ı n d a n t a n ı m a l ı s ı n karıcığım. şu şu k a d a r . a k l ı n d a tut.. k o c a s ı n d a n ayrılınca b e n de a r k a s ı n ­ d a n y ü r ü d ü m . çok k o r k t u m . S o n r a . Sen şimdi o y u n salo­ n u n a git. z e n g i n d i r diye a n ­ l a t m a d ı n ki. şimdi a n l a t a y ı m . — Aman. kocası. Yaptığın b u h a t â y ı ta­ m i r etmelisin. ç ı k a n d e d i k o d u y u b a ş k a t ü r l ü önleyemeyiz. en aşağı. H e m e n t a m i r ederim. dedi. t a n ı m ı y o r u m . Z a n n e d e r s e m bu vesileyle İ s t a n b u l ' u n en güzel k a d ı n ı y l a t a n ı ş m a k şerefine n a i l oluyo­ rum. H a d i karıcığım.. — Ticarî i t i b a r ı m ı n yüksekliğini g ö s t e r m e k için. — A h m e t K a b a l a k v a r ya.n a . Ağaçların a r a s ı n d a n geçtim. Yine kısa bir sessizlik oldu. En sonra. Kocası. — Doğru. hepimizi gözü k a p a l ı s a t ı n alabilir.. Tülin. isterse b ü t ü n b u k u l ü p t e k a ç kişi varsa. Herif o k a d a r zengindir ki. h e r k e s b e n i m iflâs e t m e d i ğ i m i anlasın. Af­ federsiniz. H a k k ı m d a . — Sizi k o r k u t t u ğ u m için çok ü z g ü n ü m . diye k ü ç ü k bir çığlık a t t ı . Bir­ d e n ö n ü n e çıkınca. o y u n d a onbin lira kaybetmelisin. Çok yüksek o y n a ki. hiçbişey o l m a m ı ş gibi güler.. — O n u hiç görmedim. Bak. T ü l i n ' e sayıp dökmeye başladı. — Bir fırsat ç ı k a r s a t a n ı ş t ı r ı r ı m . bu bu k a d a r .

. T ü l i n k a p ' m ı d a çıkarmıştı. k a l ç a s ı n d a n . Ç a n t a n ı z pek şık. bu k a p nereli? — Londralı!. — Yooo. B e n k a l a b a l ı k t a n hiç hoşlanmıyorum. Tülin. — İltifat ediyorsunuz efendim. . R u h ­ larımız bir... . . Tülin. kocası da «bakın. dedi. . Bir k a d ı n l a t a n ı ş ı r t a n ı ş m a z . şişerler. sarsıldı: — Y a a a a ! . güzelliğiniz h e r k e s i n dilinde. var!» de­ m i ş olur. H a k i k a t e n . Affedersiniz. . h e p yüksek sosyete dillleri d ö k ü y o r d u m : — A m a n T ü l i n Hamfendi. Hele ko­ c a s ı n ı n y a n ı n d a översen.. Vallahi iltifat değil.Nereli? — Parisli!. s a ç ı n d a n . — Ne k a d a r birbirimize benziyoruz. bir sersemledi. —• Bu h a r i k u l a d e k o s t ü m nereli? _ 144 _ . t o p u ğ u n a k a d a r öveceksin. K a d ı n k o c a s ı n a «bak b e n n e m a l ı m a n ­ la!». k e n d i m i t a n ı t m a y ı u n u t t u m : Ben Ahmet Kabalak. B e n i m yüksek sosyeteden olmadığımı a n l a m a s ı n diye. H a v a n e k a d a r güzel H a m f e n d i ...E v e t . D e m e k sizsiniz? — .Yüksek sosyetenin bu r a c o n l a r ı n ı o r a d a öğ­ r e n m i ş t i m .. d a h a sosyetik (!) bir h a ­ r e k e t olur.. ı — Evet. ikisinin de k o l t u k l a r ı kabarır. Yirmi d a k i k a bile geçmeden T ü l i n ' i n o d a s m d a y d ı k . Benim u m d u ğ u m d a n d a h a ç a b u k anlaştık. Tülin çantasını atmıştı. . b e n i m ne m a l ı m . —I K a p ' m ı z fevkalâde güzel. Çok ç a b u k anlaşacağımızı ü m i t edi­ yorum.

B u r a d a k i heriflerin h i ç b i r i böyle öpmesini beceremez. . K a s ı m p a ş a l ı Zübeyde'me. hiç n u m a r a y a p m a . ye uyarladı. Bu dudak başka dudaktı. 1965 . — A m a n bu h â r i k a kombinezon. : 10 . Kıkırdadı: —• Ben de seni t a n ı d ı m . . — Ya bu cici iskarpinler nereli? — Madritli! İ s k a r p i n l e r de çıktı. . Bu öpüş. sahne­ — 145 — F . . Bu hikâyeyi. n e r e l i b u ? — Beyrutlu! — Ya bu çoraplar? — O n l a r da B e y r u t l u . kendimi kaybettim. B u d u d a k l a r K a s ı m p a ş a ' n . yüksek s o s y e t e d e n T ü l i n etiketiyle k a v u ş m u ş t u m . K a s ı m ­ p a ş a ö p ü ş ü . rejisör Sermet Çağan. — Bu korse nereli şekerim? — Berlinli! — Bu s u t y e n l e r nereli y a v r u m ? — Romalı! D u d a k d u d a ğ a gelince.68 Tiyatro sezonunda. — Ulan.— Viyanalı! T ü l i n ü s t ü n d e k i n i de çıkarmıştı. t a n ı d ı m ! diye bağırdım. Genar Tiyatrosunda. dedi.

b a b a m ı bile h a t ı r l a y a m a m . H a n g i Ab­ bas Bey mi? T a n ı m a d ı n ı z mı yoksa? Çok y a k ı n dostunuz. «Aman iyi ki.. . Abbas Bey sizin halinizi a n l a t ı r k e n güle güle gözlerinden yaş ge­ liyor. H a t ı r ­ ladınız mı? Çok yakın. Zatıâlinize k a r t ı n ı d a yolladı efendim.. Ahlâk zabıtası evi basınca. çok eski d o s t u n u z . .. dalgınlık. Beyefendi..HAL TERCÜMESİ — Bendenizi Abbas Bey gönderdi beyefendi. Yine h a t ı r l a m a d ı n ı z m ı ? Acaip. B u y u r u n ! K a r t a bakar.. o k a d a r g ü l d ü k ki. S o n r a m e y h a n e d e n çıkın­ ca Sosyete N e r i m a n ' ı n evine gitmişsiniz de. A n l a t t ı da. bendeniz h a k k ı n d a bir fikre s a h i p olursunuz.. Z a t ı â linizi çok iyi biliyor. Çok hoş bir h â t ı r a ­ nız v a r m ı ş .» demişsiniz. çok.. size m u t l a k a h a ­ t ı r l a t a c a ğ ı m . H a t ı r l a d ı n ı z tabiî. D e m e k h a t ı r l a y a m a d ı m z . B a z a n bendenizde de olur. Şimdi h a t ı r l a d ı n ı z değil mi Beyefendi? — 146 . m a h s u s s e l â m etti.. Abbas Beyin zatıâlinize se­ l â m l a r ı v a r efendim. . . H a t t â bir gece.. . Olur Beyefen­ di. Bir yediğiniz ayrı gidermiş.. evde­ k i k ı z l a r d a n birinin m u a y e n e d e erkek olduğu a n ­ laşılmamış mı? H a t t â siz o erkek ç ı k a n kızı gözü­ n ü z e kestirmiş o l d u ğ u n u z d a n bir acaip olmuşsu­ nuz. Ama d u r u n . P a ­ sajdaki Yorgo'nun m e y h a n e s i n d e b u l u ş m u ş s u n u z d a . Ya. .. p e k hoş bişey olmuş.

Abbas Bey deyince h e r k e s t a n ı r a efendim. başını bile k a ş ı y a m ı y o r . biliyor m u s u n u z ? Kiracılar. Anladınız değil m i ? S o n r a A n k a r a ' d a n Beyefendi gelince «Anlaşın!» demiş..Nasıl? H a t ı r l a m a d ı n ı z m ı ? H a t t â bir kere de Ame­ r i k a n sermayesinin m e m l e k e t i m i z d e ilk k u r d u ğ u yerli viski fabrikasının açılış t ö r e n i n d e yine Abbas Beyle berabermişsiniz de. . Ç ü n k ü çok yaKm d o s t u n u z . Ne iş mi ya­ pıyor? Ne olsa y a p a r . h e p s i n i çıkar— 147 — . H a t t â bir z a m a n l a r a r a n ı z d a n bir s o ğ u k l u k geçmiş. anlaşmışsı­ nız.. . çok ş ü k ü r işleri çok iyi­ dir. Abbas Beyin de b a ğ ı r s a k l a n bozul­ m u ş da. D e m e k yine h a t ı r l a m a d ı n ı z . n e y m i ş .. . O k a d a r çok işleri var ki. kimbilir bu çe­ şit hâdiseler sizin b a ş ı n ı z d a n ne k a d a r çok geç­ miştir. işte o z a m a n . İl i d a r e k u r u l u n d a . İşte o Abbas Bey. t i c a r e t üzerine. . . ziyafetten s o n r a zatıâlinizin midesi. B i l m e m . şeye k a d a r zor gitmişsiniz. E m l â k üze­ rine. h e r nedense. par­ ti ikiye ayrılmış d a . Evet efendim.. siyasî bir m e s e l e d e n dolayı.» demişsiniz. Bir­ liği. D ü n y a vaziyetinin n e z a k e t i dolayısiyle. dedikodu. Bikaç g ü n d ü r başını kaşıyacak v a k t i yok. denilemez.. Tabiî.... beraberliği b o z m a m a k için anlaşmışsınız. h e r ziyafette böyle o l u r u m . y e k t e n şu işi yapıyor. zatıâliniz istim­ lâk işlerinde. T e k r a r d a n barış g ö r ü ş o l m u ş s u n u z . H a t ı r l a m a n ı z lâzım.. A k s a r a y ' d a yeni bir a p a r t ı m a n al­ m ı ş t ı ya. eski k i r a ü z e r i n d e n verdiklerinden. H a n g i b i r i n i h a t ı r l a y a c a k s ı n ı z ? H a t t â siz «Allanın hikmeti.. Şu m i d e m e bir kızıyorum ki. D o ğ r u Beyefendi. . İşi.. siyaset üzerine tabiî. Abbas Beyi çok iyi t a n ı m a n ı z lâzım.. İşi iyidir. Bir yolsuzluk m u . komisyon üzerine...

Bendenizi bilen bilir. Hâl t e r c ü m e s i değil mi? 1913 de L â n g a ' d a d o ğ d u m . Temiz s ü t e m m i ş i m d i r . kongreye nasıl gideceğim. D e m e k yalnız h a n g i işlerde çalıştığımı ö ğ r e n m e k istiyorsunuz? P e k â l â : Efendim ilk önce. İ n s a n o ğ l u çiğ s ü t emmiştir. Sana. Öyle b a ş k a l a r ı gibi ş u n u yaparım. Artık sizin insaniyetinize k a l m ı ş efendim. H e r işin h a k k ı n d a n gelirim. . Yüzde yirmi a l ı r d ı m Beyefendi. B a b a a n n e m bendenizi. Bendeniz temiz s ü t e m m i ş bir in­ s a n evlâdıyımdır. ü s t t a r a f ı n a k a r ı ş m a . sen bu k a r t ı götür. Ne iş olsa. Abbas Bey. O z a m a n için iyi p a r a idi doğrusu. ilk işim. p a r t i kongresine. b e n de iyiliğinizin a l t ı n d a k a l m a m tabiî Beyefendi. iyice k a y n a t ı l m ı ş halis i n e k s ü t ü y l e b ü y ü t m ü ş Beyefen­ di. m ü n a s i p bir iş bulur. h a t t â .m a y a uğraşıyor. D o ğ d u ğ u m yer istemez mi? B a ş ü s t ü n e . K a l m a m tabiî. dedi. Hiç v a k t i yok. D o ğ r u s u . hayırsever va­ tandaşlara Pembeay yardım makbuzları satmak­ tı. Ne.. ş u n u y a p a m a m d e m e m . diyordu. P e m b e a y m bizim şube b a ş k a n ı çok lanet bir a d a m d ı . B e n d e n i z doğar doğmaz a n n e m vefat e t t i ğ i n d e n . hiç çiğ süt e m m e d i m Beyefendi. dedi. d o ğ r u Beyefendi.. E f e n d i m ! Hal t e r c ü m e m mi buyurdunuz? Arzedeyim efendim. işim m i ? Yani mesleğim? Ne iş olsa y a p a r ı m evvel Allah. E l i m d e n h e r iş gelir.. Evet evet. O n d a n s o n r a D e f t a r d a r l ı k t a ücretli k a d r o d a ça— 148 — . A m a bendeniz öyle değilimdir. Bir iş için zatıâlinizi r a h a t s ı z e d i y o r u m beye­ fendi. k i m e ister­ seniz s o r u n Beyefendi. S o n r a efendim. Eh. . d u r u n b a k a y ı m . Tabiî zatıâliniz de A n k a r a ' y a gidiyorsunuzdur. İşte o herifin y ü z ü n d e n o işten a y r ı l m a k z o r u n d a k a l d ı m .

H ı y a r a ğ a mahallesi. Yeter mi? Arkası istemez mi efendim? B a ş ü s t ü n e . Otel sahibi çok sinirli bir a d a m o l d u ğ u n d a n ç ı k m a k m e c b u r i y e t i n d e kaldım. Dipsizkuyu — 149 — . D ü n y a d a fena i n s a n l a r çok efendim. b i r m a ğ a z a y a . Bu sefer Ay s i n e m a s ı n d a biletçiliğe başladıms a d a o r a d a d a maliye m e m u r u n u n u k a l â l ı ğ ı n d a n dolayı fazla d u r a m a d ı m . bir t a n ı d ı ğ ı n vasıtasiyle bekçi t a h s i l d a r ı o l d u m s a d a o r a d a d a iftiracılar çoktu. Eksik olmasın.. . . o r a d a n da a v u k a t ı n . Başüs­ t ü n e A n l a t m a m efendim. M u h a s e b e ­ cinin a h l â k s ı z l ı ğ ı n d a n dolayı o r a d a n çıkıp a r z e t t i ğim m a ğ a z a y a t e z g â h t a r oldum. E v e t . O n d a n s o n r a bir a v u k a t ı n y a n ı n d a ç a l ı ş m a y a başladım. S o n r a efendim. Abbas Beyi. H a t t â bir gece biz Abbas Beyle. o d a h a sonra. .. O n d a n önce bir ş i r k e t i n m u h a s e b e s i n d e çalışıyordum. . Hep işte o y ü z d e n val­ l a h i .l ı ş m a y a b a ş l a d ı m .. Bir iftiraya u ğ r a d ı ğ ı m d a n dolayı işi b ı r a k t ı m . D e r k e n efendim. o r a d a d a m ü ­ d ü r ü n h u y s u z l u ğ u n d a n dolayı d u r a m a d ı m .. Neden dolayı idi? Haaa. Pekiy efendim. h e r iş gelir elimden. Peki efendim.. Neresiydi? Haa. d e m e k h a k k ı m d a bir fikir sa­ hibi o l d u n u z Beyefendi.. . .. Tamam. Yooo. Adresim m i ? Söyliyeyim efendim. o n u n n a m u s s u z l u ğ u n d a n dolayı işi bırak­ t ı m .. B a ş ü s t ü n e . O n d a n s o n r a . d a y a n a ­ m a d ı m . Bir otele k â t i p girdim. Beyazit. Nasıl? T a n ı m a d ı n ı z m ı ? Zatıâlinize k a r ş ı çok d e r i n h ü r m e t i v a r efendim. ora­ d a n da. G e n ç kızları esirgeme k u r u m u n a girdim. Ne iş olsa yapa­ r ı m Beyefendi. İyi yerdi a m a . m ü f e t t i ş i n münasebetsizli­ ğ i n d e n dolayı o işi de b ı r a k t ı m . . D e r k e n efendim.. Fakat mağaza sahibi o k a d a r n a m u s s u z bir a d a m d ı ki. Teşekkür ederim.

. Evet belki b a ş k a bir yerde de. m e k t u b u n u z u beklerim. m e k t u p . Hepsi bir k a p ı y a ç ı k a r Beyefendi. bir bilseniz. Dalgınlık Beye­ fendi. D e m e k b e n yanlış gelmişim. Eğer Abbas Beyin gönderdiği k a r t size lâzım değilse geri alabilir m i y i m ? Bende­ niz Abbas Beyden bu k a r t ı a l ı n c a y a k a d a r Beye­ fendi.150 —- . Olur efendim.. b e n i k a b u l b u y u r a ­ caksınız. şey... Abbas Bey. 31. Çok t e ş e k k ü r ederim.. M a k s a t . B u r a s ı Millî S e l â m e t P a r t i s i mi? H a y Al­ lah. b e n y i n e u ğ r a r ı m Beyefendi. Peki efendim. B a ş ü s t ü n e . M e k t u p l a mı? S o n r a a d r e s i m e m e k t u p yazacaksınız.. No. ha H ü r r i y e t s e v e r l e r P a r t i s i . De­ m e k h â l t e r c ü m e m i beğendiniz.. hepsi bir Beyefendi.. Nasıl? B u r a s ı H ü r r i y e t s e v e r l e r P a r t i s i değil mi? Tuh. Mak­ sat m e m l e k e t i n yükselmesi değil mi.. Doğ­ ru efendim.sokak. tabiî. otuzbir... tabiî Beye­ fendi.. uğramam. Evet efendim. . Evet. ha Millî S e l â m e t Partisi. —. Allah ö m ü r l e r versin Beye­ fendi. D e m e k siz m e k t u p l a bildireceksiniz.. Allahaısmarladık. bendenize H ü r r i y e t s e v e r l e r P a r t i ­ si demişti. M e m l e k e t e h i z m e t . s a ğ olun. . . Siz z a h m e t b u y u r m a y ı n . Eğer. Acaba? Şey.. b e n yanlışlıkla Millî S e l â m e t P a r t i s i n e gelmişim.

B e n bu gece M a d a m Anjel'in evine bir r ö p o r t a j için gide­ cektim.. E m n i y e t M ü d ü r l ü ­ ğ ü n d e n seninle k o n u ş m a k istiyorlar. . F e r y a d ü f i g a n Gazetesi polis ve adliye m u h a b i r i Cafer Bezgetiren.AŞK HASTANESİ — Alto. s a a t d o k u z d a m ü d ü r i y e t e gelin! — B a s k ı n h a n g i eve yapılacak? —• M a d a m AnjeFin evine.. — S e n bilirsin. Alıcıyı k u l a ğ ı m a g ö t ü r d ü m : — B u y u r u n . yoksa rezalet olacaktı.. istersen d a h a önce eve git. . G a z e t e n i n s e k r e t e r i b a n a seslendi: — Cafer. — Polis m u h a b i r i Cafer Beyi rica ediyoruz. — M e r h a b a Cafer Bey. B i r d e n irkildim: — İyi ki h a b e r verdiniz. — Neden? — Beni b a s t ı r a c a k t ı n ı z da o n d a n .. Ö b ü r gazetelere de h a b e r verdik. bizi bekle! 151 — . Cafer!. . .. F e r y a d ü f i g a n Gazetesi mi? — Evet. dedim. Bak.. Bu gece üç n u m a r a l ı a h l â k zabıtası ekipi gece baskını y a p a c a k . B u l u n m a k isterseniz. İ s t e r s e n bizimle gel..

öyle b i r nevazil ol­ m u ş u m . bir kırıklık var ki ü z e r i m d e . M u h a b i r l e r d e n biri.. — A m a n Cafer Bezgetiren. dedi. — A n l a m a d ı m . şimdi Şişli'de bir a p a r t m a n d a çalışıyor. T a m saat dokuzda Emniyet Müdürlüğündeyim. Ahlâk zabıtası şefi. tabiî g ö r d ü k l e r i m i ya­ zacağım. B e n d e n b a ş k a beş g a z e t e n i n polis ve foto m u ­ h a b i r l e r i de vardı. — Bir r i c a m d a h a var. dedi. dedim. dedi. Estağfurullah.. dedi. — Başüstüne. M a d a m Anjel'in evi geçen h a f t a b a s ı l m a m ı ş mıydı? — O M a ç k a ' d a k i a p a r t m a n ı y d ı . çok rica ederim. On yıl­ dır çekerim bu cenabeti. A r a b a d a ko­ n u ş m a y a başladık. — Üzerinize afiyet. A n k a r a m u h a b i r i ... b e n de çok çektim. — Pekiy. Ne yap— 152 — . ne görür­ sen o n u yaz.— Sizinle gelirim. O r a s ı n ı ka­ p a t t ı k . Altı a h l â k zabıtası m e m u r u ile birlikte kırmızı polis a r a b a s ı n a bindik. — Bilirim. — Cafer Bey. politika y a z a r ı atıyor. b a r i sen a t ­ ma! — A t m a m ! dedim. — B e n i m de r o m a t i z m a l a r ı m . A t m a ! Başyazar a t ı ­ yor.. dedim. G a z e t e n i n sekreteri. spor y a z a r l a r ı atıyor. h a b e r l e r i tez getir... — S e n a t a r s ı n da. gelirim. dedi. Bir m u h a b i r . Cafer. fıkra yazarları.

Biri hızlı gider de. s e n i n gibi bir dargelirli d a y a n a ­ bilir mi? — Bari geçiyor m u ? — Geçiyor birader. B a c a ğ ı n d a n b a ş k a h e r y a n ı n ı iyice ört. S a ğ n o r m a l y ü r ü r k e n . B e n i m de sol b a c a ğ ı m öyleydi.. Eşekarısı.t ı m s a geçmedi. bir kuvvet geldi. sol b a c a ğ ı m a bir kuvvet geldi. n e d i r ? — Arı v a r ya. — A m a n pek zor. H e m de öyle ge­ çiyor ki. B e n i m sol b a c a ğ ı m d a r o m a t i z m a vardı. dedi. — Evet. Çöpü oğul'a d ü r t ü p a r ı l a r ı iyice kızdırırsın. Eşekarıları. ... M e m u r l a r d a n biri. S o n r a eline bir çöp alırsın. bacağımı kıpırdatamazdım. — Ama b a l a n s ı değil. ben gaze­ teci o l d u ğ u m d a n e ş e k a r ı l a r m ı n iğneleri b a n a vızgeldi... h e p sağa s a ğ a giderdim. b ü y ü k a d a m l a r a benzer­ ler. H a n i çift a t l ı a r a b a beygirleri v a r d ı r ya.. Kızdılar mı sokarlar. . a r ı . biri kı­ p ı r d a m a z . H e m de yaş­ lı eşekarıları olacak. —• Ne diyorsunuz. Şıp diye. yükü öbür enayiye çektirir. — A m a n söyle birader. S o n r a birisi bişey sağlık verdi. R o m a t i z m a l ı b a c a ğ ı n ı a r ı k o v a n ı n a u z a t ı r s ı n .. . — Çok acıyor m u ? — Vallahi a c ı m a s ı n a acıyor a m a . kesti. iğnelerler. Eşekarıları s o k t u k t a n sonra. geçiyor. sol a y a ğ ı m koşardı. — 153 — . Bilmem.. E ş e k a r ı s ı m n o ğ u l ' u n a gidecek­ sin. sağ a y a ğ ı m o n a b i t ü r l ü yetişemez oldu. m a ş a l l a h . H e p birden b a c a ğ ı n a üşüşür. B ü t ü n y ü k ü s a ğ a y a ğ ı m a ve­ rirdi.

s o n r a yalnız n a s ı r değil. y a sağ y a n ı m a devrilirdim. b ü t ü n kaçakçıları k a ç ı r ı y o r d u m . R o m a t i z m a ilâcı salık veren polis m e m u r u . bu kör olası n a s ı r l a r d a n b i t ü r l ü koşam a m ki.. polis m u h a b i r i sol cebinden bir Basın K a n u n u çıkardı. — Sonra? — Sonrası. n a s ı r o l m ı y a n yerler de k a l m a z . Herkes gülmeye başlayınca. y a d a t o p a ç gibi d ö n e r d i m . ayın ilk Cuması.. Hiç n a s ı r ı yoktu. Ben eskiden kaçakçılık şubesinde çalışıyor­ d u m . — Hayır. Topaldı. dedi. P a n t a l o n u m u n sol cebine yeni ç ı k a n bir Ba­ sın k a n u n u koydum. kırmızı renkli olacak. B i t ü r l ü geç­ miyor. Ama. — İ ş t e b a k ı n ! dedi. — O n u n da ilâcı var. — K ı r k t a n e erkek ö r ü m c e k bulacaksın. t a m müezzin. K a ç a k ç ı l a r b e n d e n hızlı k o ş t u k l a r ı için. N a s ı r a birebirdir.. — Herhalde onun nasırı seninkinden çoktu.B a z a n d a k e n d i m i t u t a m a z . — A m a n söyle k a r d e ş i m . salâ verirken n a s ı r ı n ı n ü s t ü n e bağlıyacaksın. — 154 — . O g ü n d e n s o n r a yavaşladı. K ı r k kırmızı erkek örümceği h a v a n d a bir güzel d ö v d ü k t e n sonra. M e m u r l a r d a n biri de n a s ı r ı n d a n dertliydi: — Acaba S ü l e y m a n Efendinin n a s ı r ı n d a n çek­ tiği bişey mi? Her ilâcı d e n e d i m . — A m a örümcekler. — Evet. a h l â k zapıtası ekipine verdiler. S o n r a be­ n i b u n a s ı r l a r ı n y ü z ü n d e n kaçakçılık şubesinden aldılar. İ k i g ü n d e n çok t u t m a . b a k t ı m ki sol b a c a ğ ı m gemi azıya aldı. Sekiz yılda bitek kaçakçı yakalıyabildim.

— Neden b ı r a k t ı n ı z ? — Bir yılda ü ç t e n çok h a s t a ö l d ü r e m e d i ğ i m için d i p l o m a m ı aldılar. dedi. k a l b i m k ü t k ü t atı­ yor. M a d a m Anjel'in gizli çalış. n e d i r ? — En aşağı d ö r t p a r t i değiştirmiş. B u k a n d a n h e r s a b a h kalbine iki litre şırınga edeceksin. S i n e m a d a . Hiç h e y e c a n a gelmiyorum. —• Y u m u ş a k kalblisin de o n d a n . s a f r a n l a kırmızıya b o y a y a c a k s m . Gazeteci. — Maşallah. . — Ö r ü m c e k l e r kırmızı olmaz. — Aman. — B e n i m de k a l b i m zayıf.. . . diye cevap verdi.— K ı r m ı z ı renkli ö r ü m c e k hiç g ö r m e d i m . dedi. — Z a b ı t a m u h a b i r l i ğ i n i n e d e n seçtiniz? — C i n a y e t l e r i n esrarını bir d o k t o r k a d a r hiç kimse çözemez de o n d a n . Ö r ü m c e k l e r . Çok zayıf k a l b i m var. S e n onları t u t u p . Herkese ilâç söyliyen polis m u h a b i r i . Z a b ı t a şefi. y a n ı m d a o t u r a n bir ka­ d ı n l a bir erkek film çevirseler. K o n u ş a k o n u ş a .. — 155 — . Gazete m u h a b i r l e r i n d e n biri de k a l b i n d e n dertliydi. siz birinci sınıf d o k t o r gibisiniz. K a l b i n t o p ç u askerleri­ n i n çizme köselesi gibi sertleşir. bil­ diğimiz kül r e n g i n d e d i r . dedi. en az yir­ mi yıl politikacılık etmiş yurtsever bir y u r t t a ş ı n k a n ı n d a n alacaksın. O n u n çaresi var. . Plajda bikinili bir k a d ı n g ö r s e m k a l b i m d u r a ­ c a k gibi oluyor. — Eskiden d o k t o r d u m .

P e r ş e m b e g ü n ü dinlen­ m e . Ü ç ü n c ü k a t t a da S e l m a ' n m evi var. Selma'­ n m evi Ç a r ş a m b a g ü n ü . C u m a g ü n ü H a c e r ' i n yeni açtığı e v basıla­ cak. T a r l a b a ş r n d a k i ev basılıp k a p a t ı l ı n c a . — M a d a m Anjel'in evi ikinci k a t t a . . — R a n d e v u evi b u r a s ı mı? diye sordu. dedi. dedi. .. — 1'56 — . — Pekâlâ. . . H a c e r H a n ı m ı n evi. d ö r t n u • m a r a . Yal­ nız a y a k l a r ı n ı z ı n u c u n a basın. B u y u r u n ! Şef kaşlarını. — Evet. K a d ı n kapıyı k a p a y ı n c a . piyade mavzeri m e r m i s i gibi v m l ı y a n bir sesle. birinci k a t ı n zilini çaldı. m e r d i v e n d e gürül­ t ü olmasın. P e m b e kombinezonlu bir k a d ı n kapıyı açtı. dedi. — Biz M a d a m Anjel'in evini arıyoruz. Şef. iş p r o g r a m ı n ı o k u d u : — H a c e r ' i n evi Salı g ü n ü basılacak. Şef.tirdiğı r a n d e v u evinin b u l u n d u ğ u a p a r t ı m a n a gel­ m i ş t i k A r a b a d a n indik. Şef önde. üç g ü n önce b u r a s ı n ı açtık.. Hazret-i Ali'nin çift dilli zülfik â r ı gibi ç a t m ı ş t ı . Kadın. — H a c e r H a n ı m ı ç a ğ ı r a y ı m mı? dedi. . şef n o t defterine baktı. S o n r a bize. Kadın. . Şef. —• Haydi çocuklar. d ö r t n u m a r a y a ! dedi. Yavaş y a v a ş ! . K a d ı n . dedi.

İçerde se­ kiz k a d ı n var. — Çok kalabalık gelmişsiniz. biri k a p a n a c a k . Ben M a d a m Anjel'e.. dedi. Reklâmımız oluyor. . . Bilme­ yenler de adresimizi öğreniyor. .. — B a s k ı n l a r p i y a s a d a ticarî itibarınızı d ü ş ü r ­ müyor mu? — T a m t e r s i n e . h e r yer dağınık. dedim. f ı r t ı n a gibi oda k a p ı l a r ı n a saldır­ dılar. — 157 — . biz y a b a n c ı değiliz.. içeride yüksek sos­ yeteden h a n ı m yok ki. M e m u r l a r . —. Kusura bakmayın. dedi. —• Ayol evi açalı d a h a bir h a f t a oldu. —• A m a eviniz k a p a n a c a k . . eviniz bası­ lıyor da hiç telâş e t m i y o r s u n u z ! . Bu. Neden telâş edeyim. komple. İ s t a n b u l d a bu k a d a r ev b u h r a n ı n ı n sebebini biliyor m u s u n u z ? — Şimdi ö ğ r e n d i m . İ n s a n önceden telefonla h a b e r ver­ mez mi? Şef.Dört n u m a r a n ı n zilini çaldı.. — Sen M a d a m Anjel'e h a b e r ver. — Yarın. bizi görünce. diye h a b e r yolla­ mış. . b u g ü n basacağınızı hiç t a h m i n e t m e m i ş t i m . K a p ı y ı a ç a n ka­ dın. b u y u r s u n l a r . dedi. O n l a r ı n da beşi gece mesaisi yapı­ yor. Yarın yenisini a ç a r ı m . Biri k a p a n d ı . Yok­ s a ortalığı derler t o p l a r d ı m . Z a t e n be­ n i m dört evim var. — Şaşılacak şey m a d a m . Bizi görünce. ikisi çalışır. t a m bir baskındı. . M a d a m Anjel.

— Ne bekliyorsunuz? diye s o r d u m . O d a l a r d a n birinde s u ç ü s t ü y a k a l a n a n ondokuz y a ş ı n d a bir kız. Bir güzel k a d ı n da. ya kalbin d u r u r .. Evet. — B e n i m gözüm kararıyor. — Siz de mi sıra bekliyorsunuz? — Evet. dedi. Vallahi k a l b i m d e bir kö­ t ü l ü k yok. E r k e k l e r i n biri yetmişinde gösteriyordu. Yüzüncü evim de k a p a n ı n c a . B e n tık-nefesim evlâdım.— Bu b e n i m basılan d o k s a n d o k u z u n c u evim. M e m u r l a r ı n baskın y a p t ı k l a r ı o d a l a r a git­ tim. «Oraya git. dediler. k u r t u l u r s u n ! » dediler. bir t ö r e n y a p a c a ğ ı m . Bir k o m ş u m u z u n da gözü k a r a r ı y o r d u ... Şimdi h a f t a d a iki kere b u ­ r a y a geliyor.. — Neden b a ş k a d o k t o r a gitmediniz? — P a r a nerede?. Tık-nefeslere iyi geliyormuş. M a d a m Anjel. bişeyi k a l m a d ı . B u r a s ı n ı salık verdiler. H a n g i d o k t o r a g i t t i m s e ç a r e b u l a m a d ı . kapının üstüne bakın! de­ fi158 — .. — S ı r a bekliyoruz. a n c a k gece m u a y e n e s i n e gelebildim. dedi. Ne v a p a r s m evlât? G ü n d ü z l e r i ça­ lıştığım için. Açılıyormuş burada insan. S a l o n d a iki erkekle d ö r t k a d ı n vardı. ya iyi olursun.. B u r a s ı gözü k a r a r a n l a r a çok iyi geliyormuş. — K a l b i m var.. h e m d e ü s t e p a r a veriyorlarmış.. — İnanmazsanız. B u r a d a h e m tedavi ediyorlarmış. — M u a y e n e mi? — Yaa. En s o n r a b u r a s ı n ı söylediler. K a l b tedavisi için b u r a y a geldim.. Hepsi p a r a istiyor.

Y a n ı n d a ağır sıklet boks ş a m p i y o n u n a benzer.. b a d e m içi tenli bir k a d ı n çıktı. birinde «Âktivite servisi». — Sizin neyiniz var? ı— R o m a t i z m a l a r ı m . — Siz d e m e k n a s ı r u z m a n ı s ı n ı z ? ı — • Evet.. o n u tedavi ediyorum. bu a d a m ı n n a ­ sırları v a r da. dedi. Çengelköy salatalığı gibi körpe m i körpe. Adama.. K a d ı n d a i n a d ı n a . Zavallının h e r y a n ı güreş m i n d e r i n d e n a s ı r b a ğ l a m ı ş . birinde de «Hariciye» yazılıydı. Bileğinden t u t u p çeksen. — K o n u ş a m a z . kıllı bir y a r a t ı k vardı. «Kalp h a s t a l ı k ­ l a r ı servisi» yazılıydı. Kadın. sırım gibi herif. ya­ rı insan. K a d ı n a . deniz k ö p ü ğ ü vücutlu. N e y a p t ı m s a p a r a etmedi. b i t ü r l ü iyi olmadı. — Sizin neyiniz var? diye s o r d u m . dedi. Y u m u ş a t a ­ mıyorum. — Neden? — Kendisi a r s l a n d ı r da o n d a n . h e r y a n ı n a s ı r bağlamış. Çok ı s t ı r a p çeki­ yorum. Baksanıza. c e v a p vermedi. İki aydır tedavi ediyorum.. çıt diye kopacak. dedi. — B e n i m bişeyim yok. O d a l a r d a n birinde y i r m i ü ç yaşında. O d a l a r d a n birinde u y g u n s u z vaziyette yaka­ l a n a n çiftlerden erkek. — Öyle mi? diye s o r d u m . Şimdi Allah r a z ı — 159 — .. Öbür o d a n ı n k a p ı s ı n d a . «Fizik t e d a v i servisi».B u o d a n ı n k a p ı s ı n ı n ü s t ü n d e . d e m i n k i n a s ı r l ı a d a m d a n d a h a k o r k u n ç t u .

Ne g ö r ü r s e n olduğu gibi yaz» demişti. b u r a d a k ö t ü bir iş yapmıyoruz. Bu­ rası «Aşk h a s t a n e s i » . A r a b a d a r o m a t i z m a l a ­ r ı n d a n şikâyet eden. _ — Hiçbişeyim k a l m a d ı . şimdi biz ne yapaca­ ğız? B a ş k a bir erkek. B a k a l ı m sekreter.•olsun. H a y d i o r a y a a r k a d a ş l a r ! dedi. zührevî h a s t a l ı k l a r h a s t a n e s i n e gönderilmek üzere basılan kadınları toplayıp. dediler.. dedi. Hep s u s t u k . Ba­ n a n e olmuş? Bir e ş e k a r ı s m m y a p t ı ğ ı n ı ben yapa­ maz mıyım? Kızmıştı. dedi. Ama n a s ı r l ı a r k a d a ş . — G ö r ü y o r s u n u z . G a z e t e n i n sekreteri b a n a «Cafer. yoksa orasını b u r a s ı n ı k ı r p a c a k mı? — 160 — . dedi. geçti. Erkeklere de. dedi. — Oldu mu bu ya. k a d ı n a eşekarısı ilâcını a n l a t ı r k e n er­ kek kızdı: —• Ne diye eşekarısına s o k t u r a c a k m ı ş ı m ! . — Haydi güle güle!.-'bu a d a m tedavi ediyor. H e r k e s i n h a s t a l ı ğ ı n a bir ilâç sfoyliyen polis m u h a b i r i . Masaj çok iyi geldi. E r k e k l e r d e n biri. Ben de olduğu gibi yazdım. a t m a . . kırmızı a r a b a y a bindirdiler. Ahlâk zabıtası m e m u r l a r ı . Ben i n s a n i y e t e h i z m e t ediyorum. M a d a m Anjel. — Ben b a ş k a bir ev biliyorum. — B e n i m de bir iyi tedaviye i h t i y a c ı m var. b e n i m olduğu gibi yazdığım bu yazıyı olduğu gibi gazeteye k o y a c a k mı.

b e n i m yeri­ me Niyazi'yi gönderseniz. E v r a k ı n d a «Dik­ k a t ! k a ç a r ! » yazılı. Komiser. g ö z ü n ü z ü d ö r t a ç a c a k s ı n ı z ! Bu herif azılı. S ü l ü n O s m a n ' ı n elle­ r i n e kelepçeyi t a k a r l a r . a c a b a diyorum. Vallâ billâ k a ç m a m . Komiser (iki m e m u r u n k u l a ğ ı n a ) — Bay İs­ mail. k a ç a r . — Siz hiç m e r a k etmeyin. . m u a v i n v e dört polisin altı çift gözü o n u n üzerinde. D i k k a t edin. : 11 ra rıcı S .» SÜLÜN OSMAN PIRR ü l ü n O s m a n k a r a k o l d a . sakın kaçayım deme! — E s t a ğ f u r u l l a h . — Baş ü s t ü n e ! Komiser ( S ü l ü n O s m a n ' a ) — B a n a bak. Bay Recep. Polis İ s m a i l ile Recep. — Komiser Bey.Gazetelerden «Üç sene arandıktan son­ tutulan sabıkalı dolandı­ Sülün Osman kaçtı. nasıl olur? — O l m a z ! Z a t e n Niyazi'nin gözleri miyop. — 161 — F . .

Şimdi iki polisle kelepçeli olarak­ t a n g ö n d e r i y o r u m size. Komiserim.. S e n bilirsin! — Dinime imanıma k a ç m a m ! — Senin bileceğin iş. — İ s t e r s e n kaç. — Eyvah! — Efendim? — Yâni. — 162 — . o r t a l a r ı n d a S ü l ü n O s m a n . . S ü l ü n O s m a n ' ı n sağ kol yeninden. — Sülün Osman'ı. — Bana bak Sülün Osman! — B u y u r âbi. — Pekâlâ.. — D a m a r ı sıktın. T a b a n c a d a beş m e r m i var. İki polis.. a k i m varsa. — Ne? . Recep de ceket eteğinden.. k a ç a r ! » yazılı. k a r a k o l ­ d a n çıkarlar... siz misiniz? B e n komiser Ahmet.. Allo!.. h i ç . — Kimi? — Sülün Osman'ı. k a n geçmiyor.. S ü l ü n ' ü teslim a l a c a k k a r a k o l a telefon eder: — Allo. — Geçer. — E v r a k ı n d a «dikkat. hafifçe t u t u y o r l a r . Polis İsmail.. .. — Bak.. komiser.. iyidir.— Sıktın be âbi.. Siz t e s ­ lim a l ı n c a a m a n b a n a bir telefon edin. ne olur ne ol­ m a z diye. s a k ı n k a ç a y ı m d e m e ! — Nerden a k l ı m a getirdin şimdi?.. İnsaf e t ! —. H a d i h a d i .. S ü l ü n O s m a n ve iki polis k a r a k o l d a n ç ı k a r çıkmaz.

. k a s k a t ı kesilmiş. — B u y u r âbi. — İ s t e r s e n k a ç ! Eceline s u s a d m s a . (Yüksek sesle) Sülün Osman Kardeşim.. — B e n i m k i n d e de iki t a n e çivi çıkmış.. Koşam a m d a . Hemen düdüğü öttürürsün! — Kaçarsa? — 163 — .... — Recep kardeşim. (Yüksek sesle) Yavaş y ü r ü S ü l ü n Os­ man! — Ç a b u k gidelim âbi. T ü h Allah k a h r e t s i n .. Sıktı bu kelepçe. Ya kaçarsa?.. Ayağımı sıkıyor.S ü l ü n O s m a n ( y a n ı n d a k i polislere) — Bileği­ m e k a n o t u r d u b e âbi! Biraz gevşetin ş u n u ! — K a r a k o l a gidince çözeriz. k a ç ! — ı K a ç m a m âbi. . . — Yavaş u l a n ! K a l a b a l ı k caddeye gelmişlerdi. Polis İ s m a i l (polis Recep'e yavaşça) — R e c e p ! — Ne var? — Bu herifin n i y e t i bozuk. — Aman gözünü dört aç! — Kaçarsa? — .. Gece s o b a n ı n y a n m a k o y m u ş t u m . olur m u ? — Kaçmam namussuzum.. (Polisler birbirlerine f ı s ı l d a y a r a k ) : — İsmail. — Ne var? — Kaçarsa? — Yandık. — K a ç m a . d ü n a y a k k a b ı l a r k a r suyu çekmiş.. — Efendim? —.

. K e n d i n a m ı m a . — K a ç m a ! Neden dersen k a n u n d a n kaçılmaz... (Yüksek sesle) B a n a bak Sülün Osman! — B u y u r âbi. İşte böyle kalabalık caddeye ge­ lince. — Ne var? • . Vay n a m u s s u z ! S o n r a âbi? — Biz a d a m kaçırır mıyız? B a k s a n a sen be­ n i m gözüme. — Vallahi billahi k a ç m a m ! — 164 — . k a ç m a kardeşim. Yandık b e ! — Vallahi y a n d ı k . beynine boşalttım.— Yandık b e ! — Yandık vallahi. . k a ç a n karı­ dır.. Eteğini sıkı t u t ! Ben ko­ l u n a yapışırım (Yüksek sesle) S ü l ü n O s m a n kar­ deşim. Ç ü n k ü vazife başında.. Kaçarsa? — —.. S o n r a s a n a bişey y a p m a d ı l a r mı? — K a ç a r k e n v u r d u ğ u m d a n hiçbişey lâzım gelmedi. — İyi âbi. — B e n bir t a r i h t e senin gibi bir sabıkalıyı götürüyordum. beş k u r ş u n u da. . Ç e k t i m t a b a n c a y ı . — Evet âbi? — A r a b a l a r ı n a r a s ı n d a n k a ç m a s ı n mı? —. — K a ç m a m âbi. D u r ! acele e t m e ! Kırmızı l â m b a yanıyor. — B u y u r âbi! — Bak. Yavaş y ü r ü ! (İki polis b i r b i r l e r i n e ) : — İsmail.

— K a ç m a m . A d a m ı n gözüne b a k ı n c a şıp diye a n l a r ı m . — K a ç a c a k .. • —. Hızlı g i t m e ! (Yavaş sesle) Recep. ne olur? — B a n a y u t t u r a m a z s m . — Ş u n u hayırlısıyla bir k a r a k o l a teslim et­ sek. Sülün Osman! — E m r e t âbi. — H a y Allahım! Y a r a b b i m sen bilirsin!. — Ayakkabı vuruyor. — Allah Allah. bu herif tüyecek. (Yüksek sesle) B a k ! İyi dinle S ü l ü n . İ n ş a l l a h k a ç m a z .. B a n a göre h a ­ va hoş.— K e n d i n e g ü v e n i y o r s a n kaç. — H a v a hoş. Allahım kaçırma şunu. Sen k a ç a c a k ­ sın.. bu herif k a ç a c a k . Hep de böyle belâlıları b a n a verirler. S o n r a b e n seni y a k a l a m a z m ı y ı m ? — 165 — .. Değil mi Recep? Bize göre h a v a hoş. Ben o n d ö r t yıllık po­ lisim. Diye­ l i m k i k a ç t ı n . — K a ç a r s a m dünyanın en namussuz adamı­ yım. — Sen k a ç a c a k s ı n . T r a m v a y a bine­ lim m i ? — Kalabalıkta kaçar.. (Yüksek sesle) B a n a bak. — S ü l ü n ! K a ç m a kardeşim. — Kaçar namussuz. — B e n i m k i n d e de çivi var. Şu kelepçeyi biraz gevşetin. K a ç m a ! K a ç m a k hiçbir z a m a n iyi bişey değildir. k a ç m a m d i y o r u m be âbi. Ne diye k a ç a y ı m ? — Ben y u t m a m S ü l ü n O s m a n . Sen k a ç a c a k s ı n . (Alçak sesle) İsma­ il.. Vallahi k a ç a c a k .

h a ? — 166 — . — K a ç m a m d i y o r u m âbi.. Ama s o n u n u d a d ü ş ü n .. Sizin ya­ nınızda.. Ş u r a d a kahveye uğr a y a l ı m . S ü l ü n yalvarır: — Sizden çok bir r i c a m v a r âbi. Allah bin t ü r l ü be­ l â m ı versin k a ç a r s a m . — Bu hergele k a ç a r mı dersin? — Kaçar. — Öyleyse şu l o k a n t a d a h e p b e r a b e r bir ye­ m e k yiyelim. Bir insani­ yetliğinizi gösterin.. bu hergele k a ç a r . s a b a h t a n b e r i a ğ z ı m a bişey k o y m a d ı m .. (Alçak sesle) Recep.. g ö z ü n ü z ü n ö n ü n d e . Y a k a l a r s a m gerisini sen d ü ş ü n .. ben d ü n gece nöbetçiydim. — S ü l ü n Osman. ı— Yandık. — Bak bunu y a p a m a m Sülün. s a k ı n k a ç a y ı m d e m e ! Ama sen bilirsin. — Ben de vazifeden geliyorum. Gençliğine yazık değil mi? — K a ç a r s a m v u r be âbi.. Yalnız şu demiri biraz gev­ şetin. . . erkeksen kaç. — Yahu.. — K a ç a r İsmail. Seni elimden kimse k u r t a r a m a z . b a ş k a bişey desen neyse. u y k u s u ­ zum da. yüzleşme) geziyorum... A r k a d a ş l a r d a n m a n g ı r alayım. —• Ne var? — Bir h a f t a d ı r k a r a k o l k a r a k o l m u v a c â (mu­ vacehe. . K a ç a r s a n seni v u r u r u m . . — K a ç m a oğlum... Vakit yok ki..Yakalarım.

— A r k a d a ş bu herif k a ç a c a k . — Y a n d ı k Recep. — Billahi yandık. beni kaçırdı sa— 167 — . — Sen kaçarsın. .— İşte bunu yapamam kardeşim Sülün.. . Çok s ı k ı ş t ı m âbi. — B a k bu olmaz. B a ş k a şey olsa neyse.. Değil mi k a r d e ş i m ? Ne diye k a ç a c a k s ı n ? S a n k i kaçıp d a n e olacak? — Söz âbi! N a m u s sözü. bize ya­ zık olur. . — Vallahi S ü l ü n kardeşim. Ç o t u ğ u m u z ç o c u ğ u m u z var. ş u r a d a n bir simit a l a y ı m öyleyse. — Öyleyse ş u r a y a ... sen eğer k a ç a r s a n . bak işte bu olmaz. neredeyse geldik işte. — B a k kardeşim. — Ne var R e c e p . — K a ç m a kardeşim.. — ı Açlıktan içim kazındı.. k a ç m a m vallahi.. A m a ikidebir h a t ı r ­ l a t m a . — Yoo S ü l ü n . .. . — Bir h a f t a d ı r y o r g u n l u k t a n b i t t i m .. . — Kaçmam. . helaya. Sonra. Biliyorum... —• Âbi şu kelepçeyi biraz gevşetin b e ! — Sık dişini. Şu k a h ­ vede birer çay içelim. sen gel k a ç m a . E l i m d e n gelen bişey olsa c a n ı m l a beraber. E k m e ğ i m i z d e n olu­ r u z S ü l ü n O s m a n . Polisler fısıldaşır: —• İ s m a i l .. (Yüksek sesle) S ü l ü n Os­ man! — B u y u r âbi. ka­ ç a c a k s ı n a m a . .

.. Ya kaçırsaydık. — H a d i c a n ı m . K a ç a c a k a m a n a m u s s u z .. Ortada Sülün Osman yoktur. K a ç a r s a . Polisler Cibali K a r a k o l u n d a n içeri girerler. — Komiserim. —' B e n i m b a ş ı m ı belâya sokma. Nerdeyse geldik.m r l a r . — İ n ş a l l a h . K a ç m a . kaçar» diyor. K o m i s e r i n o d a s ı n a girerler. K o m i s e r i n m a s a ­ sına S ü l ü n O s m a n ' ı n evrakını b ı r a k ı r l a r .. e v r a k ı n d a bile «dikkat.. — (Yavaş sesle) Ah İsmail. —• Bak. — K u ş olsa u ç u r m a m o n u evvel Allah. a y a ğ ı takılıp düşer in­ şallah.. m ü v a c â â için S ü l ü n O s m a n ' ı k a r a k o l u n u z a getirdik. ... i n ş a l l a h k a ç m a z . — A m a n bir b e l â d a n k u r t u l d u k İsmail.. s o n r a sen n e istersen y a p ! — Peki âbi. — Oooh! Çok şükür... B a n a da. K u ş olsa. çocuk m u s u n ? B e n i m elim­ den kaçacak kabadayı göremiyorum. Ben yine s a n a insaniyetliğimi gösteriyorum. H e y yarabbim. — Kaçacak.. ya­ zık. emi? — Olur âbi. — Aman. Bak. . Aman dikkat et! — ı Sen d e a ç gözünü. sen b ü y ü k s ü n . — Sağol âbi. B e n seni şu k a r a k o l a teslim edeyim. — 168 — . ş u n u bir k a r a k o ­ la teslim etsek! — Bir etsek. s u r d a k a r a k o l a beşon dakikalık yolu­ m u z kaldı.

. — 169 — .. İki polis k a r a k o l d a n dışarı fırlarlar. Komiser sorar: — Nerde? —• K i m efendim? — Sülün Osman. s o n r a şaşkınlıkla birbirlerine bakarlar... kolundan yapışmış olan iki polis birden. Birbirlerinin eteğinden. İsmail'e de k e n d i kolu diye Receb'in k o l u n u t u t t u r m u ş v e k a ç m ı ş t ı r . — Sülün Osman! — Sülün! — Osman!. — İşte!... S ü l ü n O s m a n ! — Şimdi b u r a d a y d ı . . polis Receb'e kendi c e k e t i n i n eteği di­ ye İ s m a i l ' i n eteğini. düdük ö t t ü r m e y e başlarlar. — Sülün Osman! — Sülün Osman!. — B e r a b e r girdik içeri. derler. —. .İ k i polis sevinçle k a r a k o l d a n girerlerken Sü­ l ü n O s m a n .

ya k i m s e n i n yardı­ m ı o l m a d a n . diye bir ses d u y a r ı m . çıt. sol k o l u m d a bir şaşılacak arıza vardır. y a d a bir a r k a d a ş y a r d ı m ı y l a b u işi y a p a r ı m . bağırır. b a ş k a l a r ı alışa­ m a d ı l a r . y ü z m e d e n güreşe k a d a r s p o r u n h e r d a l ı n d a çalıştım.PAZARLIK emir gibiyimdir. t a m a m . çıt. — 170 —- D . öy­ le acayip biçimde aşağı doğru s a l l a n ı r ki.. görenler b ü y ü k bir felâket o l m u ş ç a s m a korkar. Size olayı bu k a d a r kolay. k e n d i k e n d i m e ç ı k a n k o l u m u yuvası­ n a o t u r t u r u m . Bende kol çıkması öyle önemli bir olay sayılmaz. küt. S o n r a o n l a r ı n gözü ö n ü n d e omuz b a ş ı m d a n . Yalnız. sızışız oldu­ ğ u n u s a n m a y ı n . ellerini yüzlerine k a p a r l a r . diye çıkan k o l u m u .. K o l u m u n çıkması çok a ğ r ı verir. P a r m a k ç ı t l a t m a k gibi bişey. g e r i n i r k e n bile. ' K e n d i m i öv­ m ü ş o l m a y a y ı m a m a . gülerler. barfikste. A n l a t a c a ğ ı m olayla sıkı il­ gisi olduğu için bu k a d a r şişiniyorum. Öyle a ğ ı r spor y a p a r k e n değil. sol k o l u m orrruz b a ş ı n d a n çıkar. diye yerine o t u r t u n c a bu kez b ü s b ü t ü n şaşar. hiç değilse a y d a bir. k o l u m çıkmıştır. B e n b u n a a l ı ş t ı m a m a . p a r a l e l d e bir za­ m a n l a r ü s t ü m e yoktu. K o l u m omuzbaşı e k l e m i n d e n çıktı mı. H a f t a d a . r a h a t l ı k l a a n l a t t ı ­ ğ ı m a bakıp da s a k ı n bu işin ağrısız.

çenesini avuçlar. h a p ş ı r s a çene kemiği çıkıverir. gençken o k a d a r değil­ se de. h e m e n kol k e m i ğ i m i o m u z basımdaki yuvasına o t u r t u r u m . kuvvetli esnese. ne z a m a n ­ d a n beri k o l u m u n y u v a s ı n d a n ç ı k m a y a alıştığını hatırlayamıyorum. Gire çıka bir z a m a n s o n r a eklem öylesine a ş ı n m ı ş ki. H e r siyasî t a r t ı ş m a d a çenesi b i r k a ç ke­ r e çıkardı.E ğ e r o n u h e m e n yerine o t u r t m a s a m . Hele ç ü r ü r s e iş d a h a da buyurmuş. y a ş l a n ı n c a tehlikeli o l d u ğ u n u söylediler. ağzını a ç a r a k bağırsa. k a l d ı r a t . . Tıpkı b e n i m gibi bir a r k a d a ş ı m d a h a vardı. bazı d a k â ğ ı t o y u n u n d a kâğıdı m a s a y a v u r u r k e n çıkar. R ö n t g e n m u a y e ­ nesinde. Hiç bir işe y a r a m ı y a n çıkık bir kolu n e y a p a r s ı n . sağ ko­ l u m u d a h a çok k o l l a m a y a başladım. omuzla kol kemiği o y n a k y e r i n i n l a ç k a olduğu anlaşıldı. hiç belli olmaz. Bu bende o k a d a r eskidir ki. B u n u n n e d e m e k o l d u ğ u n u elbet bilirsiniz. O n u n da ikide bir a l t çene emeği y u v a l a r ı n d a n çı­ kardı. . çenesini ye­ rine o t u r t u r d u . A m a b u a ğ r ı iki d a k i k a d a n çok sürmez. K o r k u m d a n otuz y a ş ı m d a n s o n r a sporu bı­ r a k t ı m . O da b e n i m gibi. Çok gülse. D o k t o r l a r a g i t m e d i m değil. a ğ r ı s ı n a da­ y a n a m a m . — 171 — . — Tehlikesi v a r m ı ? diye s o r d u m . D o k t o r l a r ı n hepsi de. Ç ü n k ü sol elimle bir h a r f bile y a z a m a m . S o n r a d a n o a r k a d a ş ı m politika h a y a t ı n a atıldı. aşağı doğ­ ru s a r k a r sallanırdı. t a b a k a k a p a ğ ı n ı k a p a r gibi. S o n r a döne dolaşa y a z a r olunca. a r t ı k ne yapılsa kol bir d a h a yerine o t u r m a z mış. Bir valiz t a ş ı r k e n çıkar bazı.

«ke­ mikler k a r t l a ş t ı . a n c a k yazı y a z a r a k m e m l e k e t e olan b o r c u m u ödüyorum» diye yazıyor­ du. G ü n ü m ü z ü n olayları öyle sinirlendirici ki. «Şimdi ç e n e m s a r k ı k ve d ü ş ü k kaldı­ ğ ı n d a n hiç k o n u ş a m ı y o r u m . D o k t o r l a r «şimdi d a h a kötü» diyorlar. Bu iş o k a d a r kolay olmadı. K o l u m u d a h a ti­ tizlikle k o r u m a y a başladım. K o l u m u n s i n i r l e n m e m e s i için bir daktilo m a k i n e s i aldım. kelimeler. cümleler y a n y a n a gelerek o r t a y a ç ı k a n b u yazılarla p a t r o n u m geçindi. Bir açılış t ö r e n i n d e n u t u k verirken çenesi öyle b i r çıkmış ki. lütfen gözünü­ z ü n ö n ü n e getirin. beni b ü s b ü t ü n k o r k u t t u . — 172 —- . Harfler. z a h m e t olmazsa. H a y a t ı m ı k a z a n d ı ğ ı m zavallı k o l u m u büs­ b ü t ü n kaybedebilirim. B u sinir b e n i m için e n b ü y ü k korku. B e n i m gibi harfleri y a n y a n a getirerek keli­ m e y a p a n . oğlu­ n u Avrupa'da o k u t t u . i m k â n ı yok b i r d a h a yerine oturmaz.» Eğer içimde bu korku olmasaydı ben d a k t i l o makinesi satın almazdım. kelimeleri y a n y a n a getirip cümle. s o n r a bu hikâyeleri b i n zorlukla p a t r o n l a r a beğendirip aldığı o n l i r a n ı n yüzelli k u r u ş u n u da devlet bütçesine vergi veren bir yazar için. n e başkası bir d a h a yerine o t u r t a m a m ı ş . bir kere çıkarsa. c ü m ­ leleri dizip h i k â y e y a p a n . n e kendisi. öbür oğlunu evlendirdi. Sekiz ay k o l u m çıkma­ dı. daktilo m a k i n e s i s a t ı n a l m a n ı n n e d e m e k o l d u ğ u n u . Üç yıl gece g ü n d ü z yazı yaz­ dım. Bu.Geçenlerde o n d a n p e k acıklı bir m e k t u p a l d ı m . d u y g u l u bir yazar bu olaylar k a r ş ı s ı n d a elindeki k a l e m i n i h ı r s l a m a s a y a çarp­ m a d a n y a p a m a z .

Tersliğe bakın. «Ne o?» diye sorsun. bir de d a k t i l o m a k i n e s i aldım. ne t r a m v a y a . ba­ zen yazıyı y a z a n l a r ı n bile geçindikleri görülür. üstelik a r a d a b e n i m de geçin­ diğim y e t m i y o r m u ş gibi. Alıcıyla satıcı elele t u t u ş u y o r l a r . y ü r ü d ü m . i s t i y o r d u m . N o r m a l bir a d a m .. vergi ödedim. B e n de kasıla kasıla. Bas­ bayağı c a n ı m sıkılıyordu. B e n ö t e d e n b e r i k ö y l ü m ü z ü n bir çift ç o r a p alır sa— 173 — . y ü r ü d ü m . M a k i n e sol elimde. evet. tavuk. soğan. p a z a r l ı k t a uyuş u n c a y a k a d a r birbirlerinin ellerini sallıyorlardı. O g ü n de perşembeydi. h i n ­ di. çuvallarla p a t a t e s . ağzım k u l a k l a r ı m d a .. hiç bir t a n ı d ı k l a k a r ş ı l a ş m a ­ dım. ne otobüse.» diyeyim. p a z a r d a n geçtim. M a h s u s y o l u m u u z a t ­ tım.k e n d i s i Avrupa gezisine çıktı. ben ev k i r a m ı ver­ dim. On­ l a r ı n çekişerek pazarlık edişleri h o ş u m a gidiyordu. P a z a r a girdim. elbette sol elimde. Yazı pek bereketli bir iştir. belki bir t a n ı d ı ğ a rastla­ r ı m da «o elindeki ne?» diye sorardı. T r e n yo­ l u n u n ö b ü r geçitinde p e r ş e m b e g ü n ü p a z a r k u r u ­ lur. Evin ö n ü n d e n t r e n geçer. Mal alıp satıyorlardı. s a l l a n a s a l l a n a geliyordum. b e n de beşyüzseksen lirayı sayıp d a k t i l o y u al­ d ı ğ ı m z a m a n o k a d a r sevinçliydim. n o r m a l bir a d a m di­ y o r u m . hiç kimse «o elindeki ne?» diye s o r m a d ı . İ s t a s y o n a l a n ı n d a bir kalabalık. Keyfimden n e dolmu­ şa bindim. «Hiç. u m u r s a m ı y a r a k . b i r daktilo m a k i n e s i a l d ı m da. B u n l a r ı n hepsi köylüydü. o k a d a r ki. Bizim evin s o k a ğ ı n a k a d a r geldim. küfelerle meyva. bir a p a r t ı m a n y a p t ı r ı n c a n e k a d a r sevinir­ se. Herkes elim­ de k u t u ile görüp. İ s t a s y o n a geldim.

. k u ­ şatılmıştım. . alır mısınız? dedim. . şakalaş­ m a k istiyordum. .. — Hemşefim. Daktilo makinesi Öküz olsa neyse. Daktiloyu a l d ı ğ ı m a o k a d a r seviniyordum ki. d u r be. — Satılık mı h e m ş e r i m ? dedi. — D u r y a h u . B i r d e n sarılmış. H e m sıkıyor. el sal­ ladıklarını m e r a k eder. Benim a ğ z ı m d a n d a h a «bin papel» sözü ç ı k a r çıkmaz o iriyarı köylü delikanlısı sağ elimi yaka­ ladı. köylünün ne işine y a r a r ? — K a ç a ? diye s o r m a s ı n m ı ! . — Daktilo m a k i n e s i . Artık iyice alayı h a k e t m i ş t i . İ r i y a r ı bir köylü y a n ı m a sokuldu. — Bin p a p e l . — Satılık.. . dedim. diye b a ğ ı r d ı m . H e m e n d ö r t y a n ı m ı beşon köylü d a h a çevirdi. o elindeki n e ? diye sordu. . — Olacağını söyle k a r d e ş i m de alalım.. diyor­ du. h e m de. — 174 — . b i t ü r l ü b u n u n sebebini anlayamazdım. O g ü n keyfim ye­ rinde olduğundan. . köylü y u r t t a ş l a r l a biraz dalga geçmek. ne yapıyor­ sun? Hem p a r m a k kemiklerimi birbirine geçirircesine elimi sıkıyor. O iriyarı köylü delikanlı.. dedim. d u r . D ü ş ü n ü n bendeki sevinci. h e m sallıyordu.t a r k e n bile n e d e n böyle karşılıklı el sıkışıp. B u n a k u ş a t m a d a denebilir.

. Delikanlı. — D u y d u k . . Gider bir başkasını alırdım. — H a d i olacağını söyle de a l a l ı m ş u n u .— D u r kardeşim. k o l u m u k ı r a c a k s ı n .. git işine. dedim. b e n i m satılık m a l ı m yok. — Yoo. m a k i n e y i s a t m a k t a n b a ş k a yol b u l a m a d ı m . h a v a l a n ı y o r d u m . söz dediğin a ğ ı z d a n çıkar. d u r b e . Söyle olacağını da helâllaşalım. B a k t ı m elimi . H e r sallayışmda a y a k l a r ı m y e r d e n kesiliyor.. d u r y a h u . satılık dedi. Tükürdüğünü yalama! Beni k u ş a t a n l a r b a ğ ı r d ı l a r : — Biz duyduk. Yukarı aşağı a t l a y ı p duruyordum. u z u n e t m e . h e m k o l u m u bir­ kaç kere d a h a salladı. H e m güldü. k u r t a r a m ı y a c a ğ ı m . .. . h e l â l l a ş m a d a n b ı r a k m a m . . — 175 — .. Allah şahit. — Yahu.. K o l u m u n ç ı k m a s ı n d a n geçtim. elimi s ı k m a be. Söyle bişey de u y u ş a ­ lım. d u t ağacı silker gibi k o l u m u salla­ y a r a k beni zıpzıp zıplatıyor. satılık dedin. Delikanlı güldü.. — Vallah dedi bilâder. . k ö k ü n d e n k o ­ pacak.. Aldığım p a r a y a s a t ı p k u r t u l a c a ğ ı m . — Yoo hemşeri. h e r k e s d u y d u . — Beşyüzseksen lira. k o p a ­ racaksın! — Vallaha b ı r a k m a m . . b ı r a k elimi. . d u r a l l a h a ş k m a .. Sallama. B u k a d a r insan içinde satılık dedin. — Yahu. — Bırak kolumu be! — C a n ı m .

— C a n ı m h e m ş e r i m . ne o l u r s u n . elimi b ı r a k be k a r d e ş i m . —• İyi ya v e r m i y o r u m . neye y a b a n c ı y a gitsin. s a ğ d a h a y ı r vardır. . ağzını bozma. kardeşim.. — Yoo. — H e m ş e r i m . H a a ? b u n a d a bir diyeceğin yok ya. dedi.. öyle k o n u ş a l ı m . dedi. — P a z a r l ı k h a k . S e n i n m a l ı n sende. d a h a iki s a a t önce beşyüz seksene a l d ı m n a m u s s u z u m . bilâder. dedim.. S e n i n m a l ı n ı zorba­ lıkla a l a n yok. beşyüz ver. —' U y u ş u n ! diye sesler yükseldi. b e n i m p a r a m b e n d e . Sen de bişey söyle c a n ı m . ... o elimi b ı r a k da •sol elimi t u t ! diye y a l v a r d ı m . sol serdir. D ö r t bir y a n d a n . Bir k e r e m p a z a r l ı ğ a başladık. b e n i m p a r a m -cebimde. Sa­ n a h e l â l m d a n bir i k i b u ç u k k a y m e d a h a vereyim. Ben sek­ sen verdim. — ı Sekseni b ı r a k t ı m . el bırakılır m ı y m ı ş ? — B ı r a k ulan. — Uyuşun!. B a k t ı m elimi k u r t a r a m ı y a c a ğ ı m . bitirelim. k i m i n i n parası. sen de bişey söyle. sağ el u ğ u r l u d u r . — Yahu. O n a söz yok. Elimi k u r t a r a b i l m e k için z a r a r ı dım.. P a z a r l ı k h e l â l .— Hele ş u n u n b e ş y ü z ü n ü b ı r a k da seksen verelim. S e n i n m a l ı n elinde. — Arkadaş. — O l m a a a z . şu elimi bırak.. — 176 — da göze al­ . — Hele n a m u s u b ı r a k bir k e n a r a . k i m i n i n duası.

. : 12 . üçyüz lira ver de al be.— Elini b ı r a k ı n c a p a z a ı l ı k mı olur? —. herifin elinde k a l a c a k t ı . —. a a a h ! . —• Arkadaş. diye inledim... .. s a l l a m a ş u n u . . . .. H e m ş e r i m s a n a en son dörtyüze b ı r a k ı r ı m .. — B ı r a k şakayı. o da elli k u r u ş . —. — C a n ı m p a z a r l ı k bu.. i n s a n kolu. yirmibeş k u r u ş çıkı­ yordu. Ben d a n a l a r gibi b a ğ ı r ı y o r d u m . —.. Ha bismillah. dedi. Beni k u ş a t a n l a r ... B e n d e s a l l a y a c a k h â l m i kaldı. K o l u m çık­ m a k değil. — Hadi. a m a ş u k o l u m u salıver. kopacak... Bir k u r u ş d a h a de­ s e n vermem. K o l u m u bir k a ç kere d a h a sallayıp. y a r ı m k a y m e d a h a ver­ d i m . . sen de o n u n k i n i salla. diyorlar. b a k o n a göre... Öyleyse s a l l a m a hiç olmazsa. elim k o l u m uyuşmuş. — S a l l a m a z s a n p a z a r l ı ğ ı n t a d ı mı olur? Bir belâya ç a t t ı k ki o l u r şey değil. — A a a a h ! . — 177 —F .. Bu t u l u m b a kolu değil. H a d i bismillah. Herif de­ m i r m e n g e n e gibi elimi p e n ç e s i n e geçirmiş. Bir p a z a r l ı ğ a d a y a n a m ı y a n k o l u a t gitsin. dedim. ş u n u seksenüç p a n g o n o t a b ı r a k .. bismillah. H a d i b e n d e n de yirmibeş k u r u ş d a h a .. Hadi hayrını gör. senin h a t ı r ı n için y i r m i b e ş k u r u ş d a h a verdim. M ü s l ü m a n parasıdır. Ben k o l u m u k u r t a r a b i l m e k için yüzer lira i n i y o r d u m .. h a b a b a m sallıyor.

— U y u ş u n . K o l u m u n sızısı tâ içime işledi. — 178 — . a r a n ı z ı bulalım. di­ yordu. B e n i çevirenler. dedi. dedi. c a n acısıyla n a s ı l b a ğ ı r m ı ş ı m ki. S a n k i elim pençesinde p e r ç i n l e n m i ş t i . diyorlardı. Yer­ de y u v a r l a n ı r k e n . u y u ş u n . di­ ye b ö ğ ü r ü p yere y u v a r l a n d ı . — M ü s l ü m a n ı eziyete s o k m a k g ü n a h t ı r . — P a z a r l ı k ediyoruz beyim. Bir çeyrek d a h a koy­ d u m . A m a elimi b ı r a k m a ­ mıştı. dedim. . a v a z ı m çıktığı kadar.. — Yüz lira ver be. — Elimi bırakmıyor... P o l i s t e n d e h a y ı r gelmeyince y a r a d a n a sığı­ nıp herifin k a s ı k l a r ı n a bir t e k m e i n d i r d i m . Delikanlı. H ü k ü m e t kuvveti o l m a d a n k o l u m u k u r t a r a ­ mayacaktım. Artık d ü ş ü n ü n . iki çeyrek d a h a vereyim d e h e l â l l a ş a l ı m D a h a o n para vermem.— Yüzseksen ver de al ş u n u . Polis b a n a . . — Bir çeyrek d a h a . — P a z a r l ı k t a bağırılır m ı ? dedi. Köylü delikanlı. Hıh. — B ü t ü n p a r a m b u . — Poliis! diye b a ğ ı r d ı m . h a d i a r a n ı z ı bulun da uyuşun. H a d i h e l â l et. h e r c i n a y e t e ikiüç g ü n s o n r a yeti­ şen polis bile sesimi d u y u p gelmişti. Aranız­ da çok bişey k a l m a d ı . b ı r a k k o l u m u ! diye b a ğ ı r d ı m . — Ne var? diye sordu. h a y d i helâllaşalım.

k a r ı m a a n l a t t ı m . H a n g i s i n i n eli kuvvetliyse ö b ü r ü n ü c a n ı n d a n bez­ d i r i p pazarlığı k a z a n ı y o r d u .. Bu hikâyeyi de. Köylülerin p a z a r l ı k e d e r k e n n e d e n s a a t l e r c e birbirlerinin elini sıkıp salladıklarını a n l a m ı ş t ı m .. k a s a p çengeline asılı d a n a b u d u gibi s a r k ı y o r d u . O da sağ elimi b ı r a k t ı . o s e k s e n ü ç lira otuzbeş k u r u ş u sayıyordu. o yazdı. b a ş ı m d a n geçenleri de.— Al h a y r ı n ı gör! diye bağırdım. Ben a c ı d a n k ı v r a n ı r k e n . — 179 —• . Bizim k ö y l ü m ü z ü n y ö n e t i m i n i k u l l a n a r a k ya­ b a n c ı t i c a r e t heyetleriyle p a z a r l ı ğ a girişmemiz çok k a z a n ç l ı bir iş olur. Kolum. o m u z b a ş ı m d a n aşağı. e l i m d e n m a ­ kineyi b ı r a k t ı m . Artık sağ k o l u m işe y a r a m ı y o r .

blogspot.com .İ Ç İ N D E K İ L E R Sayfa Kazan Töreni Kedi Neden Kaçtı? Hem Çal Hem Oyna! Dolmuşun Kapısı Gaçıncı Gılinik Islatır mı Islatmaz mı? Verem Olmak Lâzım Zamanın Değeri Yaşasın Züğürtlük Araştırma Aya Gidiyoruz Gina Terzihanesi Muhasebeci Bir Ahlâk Dersi Durup Bakan Adam Fuhuşla Mücadele Bizim Sokağın Feneri 78 Santimlik Arsa Kes! Gel de Anlat Elektrik Direğine Bağlanan Adam Ya Bunlar Nereli? Hal Tercümesi Aşk Hastanesi Sülün Osman Pırr Pazarlık •ı >\ ' 13 26 27 37 45 53 58 68 '5 *2 86 92 100 104 110 11' 120 126 132 138 I*6 151 1*1 1'° http://genclikcephesi.

— 12.— 10.— 10.— 10.50 Aziz Nesin Orhan Orhan Orhan Orhan Kemal Kemal Kemal Kemal Kemal Kemal Kemal Kemal Kemal Bîlbaşar Bilbaşar Bilbaşar Bilbaşar Bilbaşar Adnan Veli Rıfat İlgaz Grigoriy Petrov http://genclikcephesi.— 15.— 15.YAYINEVİMİZİN ÇIKARDIĞI DİĞER KİTAPLAR Üçü Birden Zübük Azizname Mahallenin Kısmeti Aziz Nesin Poliste Sosyalizm Geliyor Savulun İhtilâli Nasıl Yaptık Şimdiki Çocuklar Harika Deliler Boşandı Rıfat Bey Neden Kaşınıyor Fil Hamdi Ah Biz Eşekler Kazan Töreni Aferin El Kızı Yalancı Dünya Üç Kâğıtçı Sokaklardan Bir Kız Irgatların Öfkesi Memo cilt 1 Memo cilt 2 Cemo Ay Tutulduğu Gece Mapushane Çeşmesi Bizim.— 10.blogspot.— 10.50 20.50 10.— 15.— 10.— 10.— 20.— 10.— 15.— 10.Koğuş Ak Zambaklar Ülkesi Aziz Aziz Aziz Aziz Aziz Aziz Aziz Aziz Aziz Aziz iziz iziz Aziz Nesin Nesin Nesin Nesin Nesin Nesin Nesin Nesin Nesin Nesin Nesin Nesin Nesin 20.— 10.— 15.com .— 10.— 20.— 10.— 7.— 10 — 7.

— Türkiye'de Parti Kavgaları Tekin Erer 20.com .— Oğuz Özdeş l i s e l i Bir Kız Sevdim 10.— Aşka Susayan Dudaklar Oğuz Özdeş Basılıyor Gizli Sevda Oğuz Özdeş Basılıyor Oğuz Han Oğuz Özdeş Basılıyor Kartal Başlı Kadırga Oğuz Özdeş Basılıyor Yavuz'un Pençesi Oğuz Özdeş Basılıyor Gülmeyi Unutanlar Oğuz Özdeş 4.— Oğuz Özdeş Karapençe 20.50 Türk Romanı (Açık Oturum) Mehmet Şeyda 5.— Tekin Yayınevi Ankara Cad. http://genclikcephesi.— Makedon Hikâyeleri Antoloj isi 7.— Yaşanmamış Mektuplar Turhan Oğuzbaş 4. Para ve Şöhret 10.— Oğuz Özdeş Vatan Borcu 12.— Oğuz Özdeş Aşk.— Dağ Başını Duman Almış Oğuz Özdeş 10.50 Oğuz Özdeş Sermem 10.50 Tuna Nehri Akmam Diyor Oğuz Özdeş 10.— Ağlayan Kadın Oğuz Özdeş 15.— Oğuz Özdeş Karapençe'nin İntikamı 10.— Oğuz Özdeş Karapençe'nin Oğlu 15.20.— Oğuz Özdeş Reyhan «Aşka Dönüş» 12.— Oğuz Özdeş Hülya Şafak Sökerken (Rusyada bir Türk Subayı 10.— Oğuz Özdeş 10. 51 Tel.— Oğuz Özdeş Dertli Kadınlar 10.­ Beyaz Kasımpatlar Turhan Oğuzbaş 5.— Kızım ve Ben Oğuz Özdeş 10.— Oğuz Özdeş Yerdeki Bulutlar 10.blogspot. : 27 69 69 İST.— Sonbahar Rüzgârları Turhan Oğuzbaş İstanbul Meyhanesinde Seni Aradım Turhan Oğuzbaş S.