1

Bu E-Kitap ücretsiz olup,BİR ŞEKİLDE KİTABA ULAŞAMAYANLARA YARDIMCI OLABİLMEK AMACIYLA HAZIRLANMIŞ AMATÖR BİR ÇALIŞMADIR. Bu E-Kitabın birilerine bir şekilde bir yerler için faydalı olması dileğiyle....

Mine G. Kırıkkanat, Ankara doğumlu bir İstanbulludur.

2 Notre Dame de Sion Kız Lisesi ve İÜ Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü mezunudur. 196O'ı ilkokulda, 1970'i lise sonda yaşamış ve isyanlarla darbeler konusunda deneyimli babası sayesinde 1980 darbesini de kazasız belasız atlatmıştır. Yazın yaşamına 1977 yılında Türkiye'nin ilk kadın mizah yazarı olarak başlayan Mine G. Kırıkkanat, on yıl ayrı kaldığı yazı dünyasına bu kez gazeteci kimliğiyle girmiş ve 1988 yılında Cumhuriyet, 1992 yılından beri de Milliyet gazetesinin dış muhabirliğini üstlenmiştir. Altı yıl kaldığı İspanya'dan sonra halen Paris'te görevli olup 1996'dan bu yana muhabirliğin yanı sıra Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yapmakta ve Fransız TV5 televizyonunun yabancı gazeteciler ekibinde yer almaktadır. Sinek Sarayı adlı romanı ve Gülün Öteki Adı Fransızca yayınlanan Mine G.'nin diğer kitapları: Kadın Kafesleri, Pandispanya, Topuk Tıkırtıları, Yalnız Kalem, Bir New Varmış York Olmuş, ve Aşk Hikâyeleri'dir.

Gülün Öteki Adı Mine G. Kırıkkanat

Özgün adı: L'autre Nom De La Rose Fransızcadan çeviren: Berrak Y. Chouteau © Mine G. Kırıkkanat, 2002 © Om Yayınevi, 2002 1. Baskı: Cep Kitapları, İstanbul, 1989 5. Baskı: Om Yayınevi, İstanbul, 2002 Yayına hazırlayan: Sidal Tiryakioğlu

3 Kapak tasarımı: Erkan Mazıcıoğlu Grafik uygulama: Fatoş Yeğin Düzelti: Evren Sezer Kapak baskısı: Uniprint iç baskı: Kitap Matbaacılık Cilt: Fatih Mücellit ISBN 975-6530-24-3 Om Yayınevi Merkez Mahallesi Kocamansur Sok. No: 120 Kat: 2 Daire: 3 Şişli 80260 İstanbul İletişim için: Tel: (0212) 280 95 85 - 280 95 38 Faks: (0212) 280 93 40 www.omyayinevi.com e-mail: omnia@prizma.net.tr

Mine G. Kırıkkanat GÜLÜN ÖTEKİ ADI Kathar Şövalyelerinden Şeyh Bedreddin Yiğitlerine

Ek Bilgilerle Fransızca Yayına Hazırlayan Jacques Jeulin Türkçesi Berrak Y. Chouteau

Önsözler İlhan Selçuk

4 Prof. Jacques Thobie

OM DENEME

Önsöz
Uygarlığın tanyeri kolay ağarmadı. İnsanoğlu ateşi ne zaman buldu, bilinmiyor. Ateş gece karanlığında küçük bir aydınlıktır; ama insan aklının aydınlanması için tarih babanın sabrıyla uzun süre beklemek gerekiyordu. Karanlığın koyuluktan alacalığa dönüşmesi için ne kadar süre geçti, sorusunu yanıtlamak da güçtür. Zifir rengindeki göğün ötesinden berisinden belli belirsiz ışınlarla delinmesi, sonra karanlığın daha da yoğunlaşıp toplumların üstüne çökmesiyle geçen yüzyıllar, kaç kuşağı toprağa gömdü? Tarihte örnekleri var; kimi zaman tanyeri ağarır gibi olmuş; insan "gün doğuyor" diye umutlanmış, sonunda yıkıcı bir düş kırıklığına uğramıştır. Geçmişin bir evresinde din bağnazlığı, dünyanın her yerinde birbirinden ayrı gibi görünen, ama özde bir sayılan düzenler kurmuştu. Düzenlerin temel kuralı neydi? İnanacaksın, tapacaksın, düşünmeyeceksin, kuşkulanmayacaksın, yalnız emirleri yerine getireceksin; Tanrı adına yeryüzünde egemenliği elinde tutan buyurganların kurduğu düzeni, aklın süzgecinden geçirmeden benimseyeceksin. Kim ki bu düzeni değiştirmeye kalkar, yine Tanrı adına katli vaciptir. Doğudan batıya, kuzeyden güneye gezegenimizi saran bu düzene -yine tanrılar adınabaşkaldıranların karanlığı dağıtmak yolunda katkıları büyüktür. Batıda "Reform"devinimi "Uyanış" ve "Aydınlanma" çağlarının belirleyicisi değil mi? Luther'in Roma'daki Papa'ya kafa tutması, yine din adınaydı; dinsel mantığa dayanıyordu, ama akıl yolunu açarak insan düşüncesine kilisenin kubbesi altında sıcak bir mum yaktı. Peki, Luther'den öncesi yok muydu? Tarihte hep öncüller ve ardıllar vardır. Hiçbir olgu, bir oluşumun omurgasına eklemlenmeden gerçekleşemez. Ayrıca Kathar Şövalyeleri'ni tanıdığımız zaman, insanlığın soyağacında Şeyh Bedreddin'e ne kadar yakın bir dal oluşturduğunu düşünüyoruz, iki akımın da karanlığın cellatlarına boğdurulması, yazgılarındaki benzerliği vurguluyor. Kathar Şövalyeleri kilisenin buyruğuyla odun ateşlerinde yakıldılar. Biliyoruz ki tarihin karanlığında yakılan her insan geleceğin aydınlığında bir kıvılcım oluşturmuştur ve her kanlı yenilgi daha sonraki dönüşümlerin tohumlarını toprağa serpmiştir; Nâzım Hikmet bu gerçeği, idam fermanını algılayan Şeyh Bedreddin'de dile getirir:

5 Bedreddin gülümsedi, Aydınlandı içi gözlerinin, dedi: — Madem ki bu kerre mağlubuz netsek, neylesek zaid. "Bu kerre mağlubuz," dedi Bedreddin; bu sözün içinde geleceğe güven var. Elinizde tuttuğunuz bir tarih kitabı değil, insanlığın damarlarında dolaşan özsuyun kaynaklarından birini size tanıtan bir öykü, roman ya da bir başka tür, ama kesinlikle masal değil; gerçekliğin soylu bir serüveni. Kathar Şövalyeleri'nin Türk okuruna Mine Saulnier'nin duyarlı kalemiyle tanıtılması, kitaba değerini veren ana niteliktir. Pirene Dağları'nın kuzeyinden başlayan insana dönük bir inanç akımının sosyal adaleti içeren toplumsal bir düzene dönüşmesi; sonra da Türkiye'nin ovasına, kasabasına ulaşan rüzgârlara karışması, tarihte ilginç sayfalar oluşturuyor. Mine Saulnier'nin üslubunda biçimlenince, o günleri yeniden gündeme getiren bu kitap güncelleşiyor. Türkiye'de bugün bile "vicdan özgürlüğü" ve "sosyal adalet" gündemin birincil maddeleri değil mi? Bu kitap, Oksitanya'daki odun ateşinde yakılan ya da Serez Çarşısı'nda asılan insanın serüvenidir. Her zaman yinelendiği gibi insan kolayca insanlaşamadı; bugün de önümüzdeki yol kısa değil.

İlhan Selçuk 1989

Aynı şekilde Fransız okura da hem Katharizm hakkındaki bilgisini genişletme hem de Bedreddin Hareketi'ni daha iyi kavrama olanağı veriyor. Küçük Asya ve Balkanların. çünkü yazar yalnızca iki mezhep arasında. Kırıkkanat'ın (Saulnier) ilginç kitabı Gülün Öteki Adı'nın. şüphesiz . Deneme basit değil. aynı zamanda eğitici ve toplumsal ahlaka dayanan bir değer de yüklüyor bu tarihe. Gülün Öteki Adı Kathar olgusunu Türk okura anlatırken.6 Katharlar'ın Lyon müzesinde bulunan kutsal kitabının birinci sayfası. Hıristiyanlık ve İslamiyet içindeki mezheplerin gelişim sürecinde dönem dönem oynadıkları önemli rolü gösteriyor. Dili Oksitanca Fransızca Baskıya Önsöz Kathar trajedisiyle Şeyh Bedreddin Destanı arasında bir akrabalık arayan Mine G. kendi kültürüne ait Şeyh Bedreddin Hareketi'nden yola çıkıyor. Sonuçta. Gülün Öteki Adı tarihsel karşılaştırmalarla kültürlerin birbirlerini nasıl etkileyebileceğine işaret ediyor. zamanda ve mekânda tarihsel bir karşılaştırma yapmakla yetinmiyor. Bunlar arasında devamlı ve en etkileyici olanı. Türkiye'de yayınlandıktan sonra Jacques Jeulin'in itinalı uyarlama/çevirisiyle Fransızca okurlara kazandırılması çok memnuniyet verici. çok iyi tanıdığı Nâzım Hikmet'in şiirlerinden yararlanarak anlaşılmasını daha da kolaylaştırıyor. Dolayısıyla zor ama coşku verici bir çalışmayla karşı karşıyayız. bu kitap kültürlerarası tarih çalışmaları için gerçek bir kazanç niteliğinde.

Kathar mezhebi ile Bedreddin mezhebinin arasındaki benzerlikler. Balkan Slavları arasında yayılarak Konstantinopolis'e kadar uzanıyor. İtalya ve Fransa Katharları". Bükreş Fransız Enstitüsü Bizans Araştırma Merkezi. İbn-i Arabi'nin Bedreddin'in de itiraf ettiği yönlendirmesine. en azından. özel mülkiyeti reddediyor. Zaten Gülün Öteki Adı da açıkça bunu söylemiyor. on dördüncü yüzyılda. Küçük Asya ve Trakya'da yayılan Pavlusçuluk. 1-11. Mehmet tarafından sürgüne gönderildiği İznik'ten kaçtığında.7 düalist düşüncedir. Dobruca. Osmanlı karşıtı propaganda çalışmalarını Dobruca ve Deliorman'a sınır olan Besarabya'dan başlatmıştır. kültürlerarası etkileşimlerde çok önemli bir tarih sorusu ortaya koyma ve bu konuda araştırma önerileri getirme başarısıyla takdir edilmeli. Bedreddin. Bu eser. Deliorman ve Doğu Trakya Alevileri: Anatolia Moderna. "Küçük Asya. "Thierry Zarcone. Özellikle kadercilik. s. Uzmanların" bugüne değin Katharizm ve Bedreddin öğretisinin ilişkisi konusunda sessiz kaldıklarını kabul etmek gerek. mucize. tedbirle cüret arasında gidip gelerek. Bogomilizm ile ilgisi kurcalanmadı. Öğretilerdeki bu benzerlikler önemli ancak. hatta kabile efsanelerinin oluşturduğu kültürel altyapının etkisine dikkat çekildi. Babasının gözetiminde İslamiyet'i öğrenmiştir. Aynı anda. Henri Gregoire*. on birinci yüzyıldan sonra özellikle haçlı orduları ve uluslararası tüccarlar aracılığıyla Batıya yayılıyor. Osmanlı'nın yeni fethettiği Edirne yakınlarında Hıristiyan bir anneden doğmuştur. Memorial Louis Petit. Babası da ilk akıncı Selçuklu beylerinin torunlarındandır. aynı çalışmayı Manisa ve İzmir çevresindeki yandaşları Şii. Katharizmin İslamiyet üzerindeki etkisinin Hıristiyanlığa yaptığı etkiden daha fazla olduğunu göstermez. yeniden dirilişi yok sayıyor. Onuncu yüzyıl ortasında Aziz Bogomil tarafından yeniden yorumlanan Pavlusçuluk. imanın zorla olmayacağını savunuyor. Konstantin'in Malatya ile Erzurum'dan tehcir ettiği halklarla birlikte Bulgaristan'a yayılıyor. 1948. 870'lerde en saf haliyle Tibrike'de (Divriği) ortaya çıkıyor ve V. s. Bizara Tarih ve Arkeolojisi Hikâyeleri. 142-15 Gülün Öteki Adı. Yahudi ve Hıristiyanlar arasında yürütür. Ancak olguya buradan yaklaşmak pek verimli olmazdı. önce Kastamonu ve Sinop ardından Kırım'a gittikten sonra vardığı Besarabya'da (Romanya). İlgi çekici noktalardan biri de. Michel . dördüncü yüzyılda Küçük Asya'daki Kathar inançlarının. Alaşehir'de bulunan bir yazıttan yola çıkan I. Ama I. Katharizm öğretisinin altyapısını oluşturan düalist düşünceye Manes'e kadar gitmeden değinmek gerekirse: Altıncı yüzyılda Ermenistan. 'Henri Gregoire. Gülün Öteki Adı'nda belirtildiği gibi Simavnalı Bedreddin'in öğretisi ve hareketi daha kısa sürse de aynı topraklarda doğmuş ve yayılmıştır. Fransa Krallığı'nda Katharizmin yok edildiği dönemde Philadelphia'da (Alaşehir) etkin bir Kathar Kilisesinin olmasıdır. kitapta unutulmayan farklılıklar da az değil. Hıristiyan bir prensin yanına sığınmıştır. Sarı Saltuk gibi tümüyle Asya kökenli mitolojinin. Bedreddin'in formasyonu konusunda şimdiye kadar yalnızca tasavvuf geleneğinin önemine. On beşinci yüzyıla kadar Bosna-Hersek'te gelişen Bogomilizm. toprak ve iş paylaşımını öngörüyor. inandırıcı ama bilimsel olarak kanıtlanması gereken ilginç varsayımlar ortaya atıyor. 1992. "Kızılbaşlar üstüne araştırmalarda yeni perspektifler". kadının toplumsal konumu ve her şeyden önemlisi Bedreddin'in öğretisindeki Tanrının Tek'liği. üç tek tanrılı dinin birlikteliği ve bu birliktelik anlayışından doğan öğretilerin bağdaştırılması (syncretisme) Katharizmden farklı. yedi-sekiz yüzyıl sonra Batı Avrupa Katharlarının inançlarıyla aynı olduklarını kanıtlamıştır. devlet dahil tüm toplumsal ve siyasal merkeziyetçiliği. Daha da iyisi. Kathar ve Bedreddin öğretileri arasında ilginç benzerlikler ortaya çıkarıyor: İki öğreti de cenneti. cehennemi.

dinsel hoşgörü arayışı.8 Balivet'nin makalesi: "15.. belki de aşırı eğitici bir çabayla. Yüzyılda Hıristiyan ve Müslümanları Birleştirmek Taraftarı İki Adam: Türk Bedreddin ve Trabzonlu Rum Yorgo". Gülün Öteki Adı kültürlerarası etkileşimin çarpıcı bir örneğini çok açık bir dille anlattığı için övgüye değer. Profesörü ve İstanbul Fransız Enstitüsü Anadolu Medeniyetleri Araştırmaları (eski) Müdürü…. ortaçağdan başlayarak Atlantik Okyanusu'ndan Anadolu'ya inançlar ve istemler üstüne altını çizdikleri gerçekler. 1980.2000 GÜLÜN ÖTEKÎ ADI Kathar Şövalyelerinden Şeyh Bedreddin Yiğitlerine . Kırıkkanat'la Jacques Jeulin'in yaptığı tüm analizler. 363400. içinde yaşadığımız çağın gündemiyle aynıdır: Sosyal adalet ve insan emeğinin ürettiği zenginliklerin daha adil paylaşımı kadar. Bizantina. Jacques Thobie Paris-8 Üniversitesi Em. kitabın tutkuyla okunması ve diri bir mesaj vermesidir. 10. çağdaş okuru geçmişi daha iyi anlamaya iteceği şüphelidir. Mine G. çağdaş kavramları yüzyıllar öncesinin olguları için kullanması eleştirilebilir. Ama asıl önemli olan. Bu anlamda Bedreddin'in bağdaştırmacı (syncretiste) görüşleri takdirle anılması gereken ilk adımlar olarak beş yüzyıl sonra hâlâ daha adını koyamayan bir evrenselliğe sıçrıyor. Kitabın. s. Böyle bir anakronizmin.

zırlarını şakırdatarak geldiler. Yahudisiyle aralarına karışmış. (Beziers katliamı) 22 Temmuz 1209 . Arnaud Amaury'nin huzurunda diz vurup sordular: Başpapaz — Kathar sapkınları çoluk çocuk Beziers Katedraline sığınmış. Onları korumak isteyen dini bütün halk.9 Kılıçlarından kan damlayan Kuzeyli Baronlar. Tanrının kullarını şeytana tapanlardan nasıl ayıracağız Peder? Katharlar üstüne haçlı seferini Roma adına yöneten Başpapaz yanıtladı: — Hepsini öldürün! Tanrı kendi kullarını ayırır. Katoliğiyle.

imansız mı? — Cevap: Allah bilir anın çünküm biz cinin mevti halini bilmezüz. herhangi bir sav ileri sürmeyi amaçlamıyoruz. Kathar doktrininden izdüşümleri taşır. Nâzım Hikmet (Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı) Katharlardan Şeyh Bedreddin'e Onuncu yüzyıldan başlayarak on dördüncü yüzyıla dek Güney Fransa'nın Oksitanya bölgesinde etkili olmuş Kathar doktrini ile 1417'de asılarak öldürülen Şeyh Bedreddin mezhebi arasında akrabalık aramak. En önemlisi. her şeyi paylaşmak" istemişlerdir. Öykümüz aynı zamanda. Dalmaçya bölgelerinde çok yaygındır. Bedreddin mezhebi Balkanlar'da. Atlantik Okyanusu ile Akdeniz'i birbirine bağlayan Avrupa'nın en eski sıradağlarının eteklerine ya da doruklarına kurulu birkaç kenti ve bu kentlerin tarihiyle kenetlenmiş görkemli şatoların öyküsünü anlatacağız. Kathar doktrininin aynı bölgede baş verdiği Alaşehir (Philadelphia) odağının yansıma alanı içerisindedir. insanlığın gelmiş geçmiş en içli. Serez'de yargılanır. iki yüzyıllık bir ara ile kesişen ve binlerce kilometreye yayılan bir "aynı" alanda her iki inancın sahipleri. Kavuklulardan üçüncüsü şıkpaşazade imiş. en ak..10 Kavuklulardan ikincisi Şekerullah bin Şehabeddin imiş. Birbirinin aynı değil. ama devamı olan bu iki akım arasındaki bilimsel yakınlığı ancak yetkin tarihçiler kurabilir. Dedi ki: — Sual: Ahir Börklüce paralanırsa imanla mı gidecek. Roma Kilisesi. İç içe geçen doğuş ve gelişme yerleri. Bosna. Dedi ki: — Bu sofinin başına birçok kimseler toplandı. Makedonya'da yandaş bulur. "yârin yanağından gayri her yerde. Ve bunların dahi şeri Muhammediye muhalif nice işleri aşikâr oldu. her iki öğretinin temel ilkeleri arasındaki şaşırtıcı benzerlik düşündürücü olsa da. Kathar Şövalyeleri'nin destanı. ortaçağ Avrupası'nda zamanından önce öttüğü için başı kesilen. Deliorman'ı mesken tutar. Kathar mezhebinin evrensel ve birincil derecedeki merkezi ise Balkanlar'dır ve bu mezhep Makedonya. Oysa Şeyh Bedreddin yandaşlarının ilk olarak örgütlendiği Aydın Beyliği. ilk bakışta düşsel gelebilir. Katharların Oksitanya . en cömert sevgi mesajı kahramanlarının. burada Şeyh Bedreddin mezhebi ile Kathar (Bogomil) dini arasındaki bağı kanıtlamayı. Biz burada size. hep beraber. engizisyon yangınını tarihte ilk kez onlar onuruna ateşlemiş. Şeyh Bedreddin'in düşünceleri.

Uygar Avrupa'nın bir günde yaratılmadığını. Alaşehir'i anladık da. Kentin gelişimini geriye doğru izleyince bu yükselişin öyle durup dururken olmadığını. yani Paris'teki kralın yasalarına 40 yıl süren kanlı "Kathar" savaşları sonucu boyun eğen Oc(1) ülkesini içeriyor Oksitanya (Occitanie). Jeolojik açıdan 93 milyon yıllık bu yaşlı dağlar (en yüksek tepesi Aneta. On ikinci yüzyılda Montpellier'den Toulouse'a uzanan bağlarda yeşermiş Kathar öncülerinin barış çağrısı. tıp ve sanayi alanında kullanılan nükleer gereçlerin üretildiği.11 bölgesinde uğradıkları büyük zulmü ve sonunda yok oluşlarını anlatan tarih sayfalarında dolaşırken. ister istemez bu inancın kaynakları ile Şeyh Bedreddin mezhebi arasındaki köprüye de parmak basacağız. bir tutam düş gücü ve birkaç Frank karşılığında Piren'in mezarı ile Herakles'in taş koltuğunu görmek olası. Airbus uçaklarının monte edildiği. yedi yüzyıl önce de aynı tıp fakültesi ve Arabından Yahudisine yedi bucaktan gelen bilim adamlarına ve sanatçılara açık kapılarıyla yine çağının önünde yer alıyormuş. tıp fakültesi ve kültür festivalleri ile dikkati çekiyorsa. zamanında kendi dili Oksitancayı konuşan ve kuzeyli baronların egemenliğine. Bugünkü Languedoc bölgesi olan Oksitanya'nın tarihsel başkenti Toulouse. Pirene dağlarının Kathar efsanelerinden bize ne. .. tüm insanlığın bir parçasıdır. bu dağlarda on iki sınavından birini vermeye gelen Herakles. Doğal zenginliği ve kartal yuvasını andıran. Ariane füzelerinin parçaları gibi uzay araçlarının yanı sıra. tek telden öten bir kuş cenneti haline getirmek isteyen anlayışa inat. yüksek teknolojide başa güreşen bir il merkezi. Dağların Midi Pirene diye adlandırılan bölümü. Aydın ellerinde çarmıha gerilen Börklüce Mustafa. Kürtlerden de bize ne? Hatta Türkiye'den hem bize. kendi sütünü emzirdiği çok eski iki halk topluluğunu da bu ülkeler arasında paylaştırır: Gaskonya Körfezi'ne açılan Bask ülkesi ve Arslan Körfezi'ne bakan Katalonya. Toulouse Kontluğu'nun ortaçağda da bölge ekonomisi ve kültürünün başını çektiğini görüyoruz. şiirlerde okunmuş. dünün hacıyağı kokusu yerine Avrupalı parfümlere bulanmak ile özetlendiği düşünülecek olursa. surlarla çevrili ortaçağ kentleriyle yerkürenin en güzel ve en olgun kırışıklıklarından biridir.. Yandaş bulmuşlar bu senyörler arasında. Elbette. Oksitanya'nın ikinci önemli kenti Montpellier için de geçerli. Atlas Okyanusu'ndan Akdeniz'e uzanan 430 kilometrelik bir doğal sınırla İspanya'yı Fransa'dan ayıran Pirene sıradağları. Karlı kış akşamları tepelerinde rüzgârların uğuldadığı bu ortaçağ kentlerinde anlatılan ocak başı efsanelerine göre Pireneler'e adını. Hepsi bağımsız birer derebeylik olan kale kentler içinde. tarih öncesinden günümüze insan elinin tüm evrimini içeren kalıntılar taşır. evrensel kültüre inananlar için hazırladık. Aynı gözlem. su perisi Piren'e olan aşkının anısına koymuş. Çağdaş Montpellier mimarisi. 3404 m) boydan çok enine bir yayılma gösterdiğinden. Bugün bile Lombrives Mağarası'nda. Çağdaş Türkiye'mizdeki sözüm ona eğitim görmüş bir çoğunluk arasında geçerli "Avrupa merakının" markalı giyinip. hem onlara ne? Bu kitabı oluşturan yazı dizisini Manyas'ın canına okuduktan sonra toplumumuzu da okumaz yazmaz. Hemen tüm eski yapılarının kiremit oluşu nedeniyle "Pembe Kent" diye anılıyor. diyenler olabilir. Roma'dan kopup gelen emirle kuzeyli baronların iki yüz bin kişilik orduları gemlerinden boşanınca üzerlerine. Pirene Dağları'nın güzelim şatoları bizi de ilgilendirir. günümüzde de Fransa'nın en dinamik illerinden biri. geceler boyu şarkılarda söylenmiş. herkesin her düşündüğünü ve her şey hakkında korkmadan niçin konuşabildiğini anlayanlar için. bu arada doğal oluşumunu kucağında tamamlayan.

Kötü tanrının kullarından doğan insanlığın bağışlanması için gerçek bilgiye ulaşması. ispanya'da ve Kuzey Afrika'da yaygınlaşır. "İyi" ile "Kötü"nün eşit karşıtlığı kuramına dayalı bir öğretidir. aydınlığına girdiği ışığa yükselmek istediği gün. Türk kaynakları doğum yerini Mardin. Kuşkusuz gnostik mezheplerden etkilenmiş. Pireneler'in dumanlı tepelerindeki kartal yuvalarına. Selefki takvimine göre 8 Nisan 527'de. bilgiyle cehaletin savaşı olarak. ışıkla karanlığın. ancak Augustin daha sonra bu dini reddederek "Hıristiyan Aziz"liğini kurtarmıştır. İlk BEZİERS kalesi düşmüş. Batılı kaynakları ise Bağdat yakınlarındaki Ktesifon kenti olarak göstermektedir. Madde. bu derebeylerin. Bölgenin senyörleri. Hıristiyan bir temele. Bu sınıflar kendi aralarında uyum içindeydi. Çok daha sonraları Masonluk anlayışında yer aldığı biçimiyle. İran'a döndükten sonra. Yarım yüzyıl süren savaş. Orta Asya ve Hindistan'a "din yayıcı" olarak yolculuklar yapmış. Zerdüşt. bilgiyi aydınlatıcı bir bilgeliğe damıtmaktan geçmektedir.Katharlarda da vardır. ancak bilim yoluyla mümkündür. . Bu düalist anlayış. Dinleri dua. ilkel insanı yaratır. Budist ya da Hıristiyan asıllı binlerce mürit yetiştirmiştir. zaten düalist bir dindi. Oc Ovası düşünce de. Ancak ilkel insan karanlığın güçlerine yenik düşer ve maddenin tutsağı olarak Kötü'nün safına geçer. kendisi de Mason olan Mozart'a "Sihirli Flüt" operasını esinlemiştir. Manikeistler iki sınıfa ayrılır: Dinleyiciler ya da acemiler ve seçkinler.Ö. Kuzeyli baronların at nalları dibine. "İyi" ile "Kötü" dengesi üzerine kurulu bir Hıristiyanlık/Budizm sentezi olduğu söylenebilir. tüm baskılara karşın Iran dışında İtalya'da. 628-551) tarafından kurulan Mezdekilik dini. Manikeizm. iyi ile kötü ilkeleri arasında zorlu bir savaş başlar. halkımdır diye kendi göğsünü siper etmiş silah tutmayan bu barış yoldaşlarına. Manikeizmin kurucusu Mani (Farsça) ya da Manes (Yunanca). Manes de öğretisi Manikeizmde çatışmaya dayalı iki ilke birlikteliğini benimsemiştir: Işığın simgelediği "iyi" ile karanlığın simgelediği ve maddeye eşit "Kötü"nün ilkeleri. Zerdüşt ve Buda'dan alınmış öğeler oturtulur. Katharların düzeni de hemen hemen aynıydı. tahminlere göre 274 ile 277 yılları arasında İran hükümdarı Şahpur Behram tarafından kellesi kesilerek idam ettirilmiştir. bu yeni mezhebe gönül vermiş. Galler ülkesinde. bizim evrensel takvime göre 14 Nisan 216'da doğmuştur. İnsan bu kötü tanrı tarafından yaratılmıştır ve iyiliğe erişip kendini aşabilmesi ancak bilim yoluyla olanaklıdır. Yine İranlı bir düşünür olan Zerdüşt (I. Gönül vermeyen derebeyi bile. bağımsız senyörlerin başını da Katharlarla birlikte yemiş. Manikeizme göre şeytan.12 önce bu derebeyi kalelerine sığınmışlar. karşıt ilkelerin çatışması -örneğin Çin'de Yin ve Yang olarak karşımıza çıkar. günümüz takvimiyle üçüncü yüzyılda İranlı Manes'in yaydığı Manikeizm öğretisinden esinlenir. Cesedinin içi boşaltılıp derisi boş bağırsak gibi şişirilmiş ve haftalarca rüzgârda dalgalanmaya bırakılmıştır. İdam Karşıtlarının Kanı Tarihte ilk Kez Bir Temmuz Sabahı Aktı On ikinci yüzyılda Oksitanya bölgesinde binlerce yandaş bulan Kathar dini. İyi'nin tanrısı. Yayıldığı coğrafi bölgelere göre bu kitapta zaman zaman Bogomilizm ve Patarinizm diye de anılan Katharizmin. Ruhunun kurtuluşu. Daha sonra Aziz Agustin olarak anılacak genç Tunusluyu bile baştan çıkarmış. Manikeizm. tanrının karşıt eşidir. oruç ve şarkılardan oluşan bir kültürdü.

763 yılında bu dini kabul eden Bükü Han'ın kağanlığı sırasında Uygur Türklerinin resmi dini haline gelen Manikeizm. Katolik Kilisesinin inananlarına yüklediği tüm gerekleri toptan yadsıyıp. davranış ve yaşamlarında nasıl özgürlerse. aristokrat bir Kathar inançlısı olan Esclarmonde de Foix adlı kadın. Kırgızların saldırıları sonucu 840'ta yok olan Uygur Krallığı'ndan öteye Manikeizm. tarihte ilk kez her iki cinsin eşit koşullarda din görevlisi olabilmeleriydi. Katolik Kilisesinin durumu utanç vericiydi. "et yemez" kadın ve erkeklerdi. Flandra. Almanya. Ne gariptir ki. tüm feodal düzene karşı bir tehdit oluşturduğunu görmek zor değildi. günah ve yasak zincirleriyle kuşattıkları halka dönük görevlerini yerine getirmektense. Oysa Kathar tarihinde. Hıristiyan. sevdiği kadınla evlenip çocuk yaparken. Kathar dinine kabul edilmek için. daha sonra Budist. Nasturi ve Manikeisttir. Buna karşı olan Kathar mezhebi. Ölüm cezasına karşı olan Kathar öğretisi. yetersiz beslenme nedeniyle solgun yüzlü bu "kusursuzları" çok sevmişti. Onlar ikişer kişilik gruplar halinde Oksitanya'daki tüm şatoları ve kaleleri bir bir dolaşıp büyük bir inançla. seçme hakkına sahip olsalar da büyük ölçüde politika dışı bırakılmaktadır. şiddete hiçbir koşul altında başvurmayan. Şampanya. Oksitanya halkı uzun saçlı. Katolik Kilisesine ödenen vergileri reddedişleri ve toplumun her sınıfından yandaş topladıkları da düşünülecek olursa. Türk dilinin en eski anıtıdır. haçlı ordularının komutanı Simon de Montfort'u kadın savaşçılar öldürmüştür. Patarin ya da Kathar Dini diye anılan bir mezhep. Kadın ve erkeklerdi diyoruz. dönemin etkili Katolik Kilisesinin. ellerini kollarını sallayarak topluluktan çıkabiliyorlardı. Vatandaş Kathar istediği gibi yer. Kathar öğretisinin yalnız Katolik Kilisesine değil. Türklerin İslamiyet'i (hayli geç) kabul etmeden önceki inançları. içer. kırk yıl boyunca her türlü baskı. Roma'ya bağlı Katolik papazları. inananlarına yüklediği tüm ödev ve gerekler yadsınıyordu. Balkanlar. Roma . Özel mülkiyeti. ingiltere. öncelikle Şamanist. özgür seçimle karar verebilecek erginlik yaşına ulaşmanın dışında hiçbir koşul ve zorunluluk gerekmiyor. çünkü Kathar dinini diğer tüm tek tanrılı dinlerden ayıran en büyük özelliklerden biri. Avrupa'da ise Bogomil. Yeni mezheple karşılaştırıldığında.13 Doğuda. Fransa ile ispanya arasındaki Pirene bölgesine ve Katalonya'ya yayıldı. 1889 yılında Karakurum dolaylarında bulunan sekizinci yüzyıldan kalma Orhun Yazıtları. insanları doğruluğa ve sonsuz adalete davet ediyorlardı. topluluk üyelerinden biri elini kana buladığında onu ömrünün geri kalanını "Kusursuz"luğa adayarak geçirmeye mahkûm ediyordu. Asya kıtasının diğer bölgelerinde ancak kabuk değiştirip çeşitli mezhep adları altında varlığını sürdürebildi. Türklerin o dönemdeki dini yaşamlarına ve (et yeme yasağı gibi) Manikeizm kökenli yaşam kurallarına ait önemli bilgiler içermektedir. din görevlileri gönüllüler de öylesine özveri. İtalya. Öğretinin kurallarını ve koşullarını kabul etmeyen ya da cayanlar. papazları "günahkâr ve kirli" ilan etmişlerdi. Manikeizme dayalı bir Hıristiyanlık sentezi olarak Batı Anadolu'dan İngiltere'ye dek onuncu yüzyıldan on beşinci yüzyıla uzayan bir zaman kesitinde varlık gösterdi. Bugün bile kimi ülkelerde kadınlar. Çin Türkistanı'nda tutunmakla birlikte. Katharizmi benimseyen inananlar. öylesine olağanüstü irade gerektiren bir yaşantı sürmek zorundaydılar. halkın cebinden aşırdıkları paralarla zenginleşip baskı ve iktidar güçlerini artırmaktan başka bir şey düşünmüyorlardı. bu tartışmalar size göre değil!" azarını işitmişti. Katharlarla Katolikler arasında (dövüşmeden önce) düzenlenen tartışma kurullarından birinde. şiddet ve işkenceye uğrayan bu mezhepten ayrılanlar parmakla sayılacak kadar az oldu. kendilerine "kusursuz" ya da "iyi adamlar" adı verilen din görevlileri kesinlikle cinsellikten uzak. "Runi-form" denilen Türk harfleriyle Gültekin ve Bilge Kağan anısına mezar yazıtlarından oluşan bu anıt. Papanın orta elçisinden: "Ananızın örekesine dönün Madam. Orta Asya Türkleri ve Çin Türkistanı'nda büyük etkinlik gösterdi ve yaygınlaştı.

bir bütündür ve böylelikle yumuşatılmıştır. Raimond. Basili ve Valerien'de rastlandığı gibi eski uygarlıklarda yer alan sihirbaz felsefeleri bulunmaktadır. kuzeyden gelen Iskitlerin saldırılarına karşı iyi bir tampon bölge olmasını sağlamıştı. Innocent. Bizans Devleti'nin bu durumda başvurduğu en etkili yol. 969 ile 976 yılları arasında imparator olan Jean Tzimisces tarafından sürülürler. Bunlar sekizinci yüzyılda V. Bizans imparatorluğu dönemindeki Manes mezhebi üyeleri (Paulisyenler) sayesindedir. Tanrının evine atlarla giren şövalyelerin kılıçları altında can verdi. Ermeniler. karanlık bir tanrının yapıtıdır ve iyi tanrının katılımına kapılarını kapatmıştır. böylece başlamış oluyordu. halkları oturdukları bu bölgeden başka bir bölgeye aktarmaktı: Örneğin Slavları Anadolu'ya ve Ermenileri Balkanlar'a. kaynağının sadece İran'dan çıkmış olmadığını gösterir. doğu sınırlarındaki baş edilmesi bu zor tarikatı kalesinden ve kentinden uzaklaştırmış. Balkanlar ve Makedonya'da Bogomilizm diye tanınan. Manes mezhebi üyeleri. Bu mezhebin üyeleri Ahdiatik'i reddedip İsa'nın öğretisini kabul ederler. onuncu ile on beşinci yüzyıllar arasında Batı Anadolu'dan İngiltere'ye kadar yayılır ve evrensel bir mesajın taşıyıcısıdır. Katharları haçlı ordularına teslim etmeyeceklerini bildirince. Maniekeizmin ana dallarını şekillendiren doğulu düalist bir tarikat oluşturuyorlardı. Üçüncü yüzyılda Samsatlı Paul tarafından kurulmuş olan bu tarikat sekizinci yüzyılda yeniden düzenlenmiştir. bu dinde düalizm her türlü sihirbazlık felsefesiyle iç içedir. Aynı şey Manes mezhebi üyelerinin başına gelir. tapınaklara ve imgelere. Kathar mezhebine giren halkına karşı önlem almayı reddeden Toulouse Kontu VI. Manes mezhebi üyelerinin bir bölümü Ermeni olup Anadolu'da İmparatorluğun doğu sınırlarında yaşarlar ve dinlerini uzlaşmaz bir biçimde savunurlardı. Beziers senyörleri ve halkı. Manikeizm ile Bogomilizm arasındaki devamlılık. Beziers kalesi düştü. Hep kötü olarak yargılanan yaradılış. Bu acıklı tablo karşısında boşuna kan akıtmak istemeyen kuzeyli senyörler. aynı zamanda bu yeni bölgenin. özellikle de haça tapmaya karşı çıkmak. 1207 yılında. başpapaz tarihe geçen o korkunç buyruğunu verdi: "Hepsini öldürün. bu kentin yakınlarına doğulu bir koloni kurmakla. Fransa Kralı'na bağlı kuzeyli derebeylerini haçlı seferine çağırarak Oksitanya üstüne ordu gönderdi. 12 Temmuz 1209'da Beziers Kalesi'ni kuşattı. varlığını savunmak üzere harekete geçti. Bu dinde. Katoliği ve Katharıyla çoluk çocuk katedrale sığındı. Balkanlar'daki Philippopolis. Konstantin Kapronim tarafından Doğu Trakya sınırından. Yahudisi. Temeli Manes'in düalist din temeline dayalı olsa da. kente karşı "taş taş üstünde bırakmayacak" bir saldırı başlatıldı. ökarist -Aşai Rabbani. . Tzimisces. 22 Temmuz günü. Oksitanya'nın kırk yıl sürecek engizisyon dönemi. üç kutsamayı reddetmek (vaftiz. Anadolu'dan İngiltere'ye Uzanan Tarihin îlk Mülkiyet Düşmanları Fransa'da Katharizm." Kana susayan bir tanrı uğruna Beziers kalesinde o gün. haçlı seferini yöneten Başpapaz Arnaud Amaury'ye Tanrının kullarını "sapkın" Katharlardan nasıl ayıracaklarını sorunca. Öğretileri Maneikeizminkine benzerdir: resmi kiliseye muhalif olmak. Arnaud Amaury komutasındaki haçlılar. Katolik Kilisesi tarafından aforoz edildi. Bizans Devleti'ne ciddi zorluklar çıkaran savaşçı bir halktı. iyi ile Kötü'nün karşıt güçlerine dayanan bu din. Papa III. Sağ kalan silahsız kent halkı. yirmi bin insan. özgünlüğü. bugün Bulgaristan'daki Filibe kenti Manes mezhebi üyelerinin yeni yerleşim merkezi olur.ve evlilik). Tanrı kendi kullarını ayırır. daha sonra onuncu yüzyılda Ermeni asıllı önce general.14 Papalığı. italya'da Patarinizm.

1481'de Türklerin gelişinden sonra tamamen yok olur. O yüzyıl boyunca Bulgaristan sınırlarının sürekli olarak değiştiğini hatırlatmakta fayda vardır: Sekizinci yüzyılın başında Dinyester'den Balkanlar'ı geçerek Adriyatik Denizi'ne kadar uzanmaktaydı. Bogomil dini Bulgaristan'dan Batı Makedonya'ya. onları daha zor ve çileli bir yaşam sürmeye itiyordu. Bosna'da kentlilerin ve ova halkının Bogomil dinini genel olarak kabul ettikleri ve sonra da İslam'a(3) döndükleri söylenir. yani "Tanrı dostu" anlamına gelen Bogomil adı. İlk grup. Derin bir aşkla verdikleri vaazlarıyla. Bu sınır. Bulgar halkı Bizans saltanatı altına girer ve bu durum Bogomillerin yararına olur. uzay ve ahret bilimlerini içeren bir öğreti öne sürüyorlardı. öbür tarafta genelde dinlerine sadık olmayan müritler. daha sonra da Türklerin saldırılarının ardından 1878 yılına kadar geçerliliğini sürdürmüştür. Tartışılmaz törelere sahip olan bu kusursuzların dışında. dini ilkelerden ekonomik hak davalarıyla ilgilenen dinleyiciler ya da basit müritler de vardı. Geçici iktidar tarafından desteklenen kilise ise. Tarihi verilerde. Yunanca Theophil (Latince Amadeus). Bunlar. Balkanlar'da ve Dalmaçya'da Bogomil dini. Bogomiller beş yüzyıl boyunca varlıklarını sürdürmüşlerdir. Balkanlar ve Makedonya'daki halkları. Bosna'ya. Az sayıda olan bu kişiler asla çalışmazlar ve müritlerinin yanında yaşarlardı. Katolik kilise tarafından dışlanmış bu yeni dini söndürmeye yetmemiştir. "Sapkınlar" diye nitelendirdikleri ve Bogomillere karşı olan Tornova din bilginleri meclisi 1211 'de bu konuya dikkat çekmiştir. Bogomil müritleri zalim gördükleri kişileri İyi'den ayırmak için çekinmeden öldürüyorlardı. Bogomil papazlarının bu yeni inancı Balkanlar'da 950'den sonra yaydığı belirtilmektedir. bu yeni inançtan ilk söz eden papazın adı mıydı. taraftar bulmakta zorlanmıyorlardı. Sûfî ya da Şii ve İsmailiye tarikatlarına bağlı olan (Kutsal yazıtların gizemini araştıran) Batıniler gibi çeşitli Müslüman tarikatlar. yoksa Alaşehir'den Filibe'ye mi yayıldığı tam olarak bilinmemektedir. inançlarının temel ilkelerini unutur ve inananlar arasında iki grup oluşur: Bir tarafta kuramcılar. Hersek'e ve Ege Bölgesi'ne yayılır (o dönemde Yunan olan). Fransa'da "Poblikan" ya da "Albigeois" vs. tam olarak bilemiyoruz. yoksa "Tanrının Dostları" Kilisesi'nin liderine verilen takma ad mıydı. kendilerini korumak için bile olsa kan akıtmasalar da. Osmanlıların yeni bir bölgede yeni bir dini (İslam) fazla zorlanmadan yaydıklarını açıklar. Yedinci yüzyılda Bosna hükümdarı Kulin (Voyvoda) Bogomilizmi resmi din ilan eder. Papa tarafında başlatılan ve Macaristan kralı tarafından yönetilen haçlı seferleri bile. • Bogomilizmin ortaya çıktığı ilk bölge ya Alaşehir ya da Filibe'dir. sapkın olduğunu düşündüğü kişileri öldürtüyordu. Sefalet ve tövbe etme arzusu. Konstantinopolis'e. Sekizinci yüzyılda kısa bir bağımsızlık döneminden sonra. Kusursuzlar. Bogomiller dönem dönem kiliseye ve yabancı hâkimiyetlere başkaldırırlar. Atos Dağları'na. Bulgaristan'dan Anadolu'ya mı. daha sert bir yaşam sürmek için Kiliseyi terk etmiş papazlardan oluşuyordu. Rusya'ya. Oysa dağda yaşayanlar Hıristiyan dinine bağlı kalırlar. Ekonomik ve toplumsal koşullar Bulgaristan'da Bogomil öğretisinin yayılmasına elverişliydi. Batı Avrupa'da bu doğulu düalist din değişik adlarla anılır: İtalya'da "Patarin". Bogomilizm her iki din yönünde işlemiş ve çoğunlukla dervişler tarafından yönetilen tarikatlar sayesinde zorla yaymaya çalışılan İslam dinini iki yüzyıl boyunca hareketlendirmişlerdir. Dalmaçya'ya. Çoğunlukla asiller ve yüksek din adamları tarafından sömürülen çiftçi sınıfı. Bizansların.Mora Yarımadası'na. Bogomil dinine girenler kısa sürede. İtalya'dan geçerek Batı Avrupa'ya kadar sızar. Yaşamları sıkı ve sert değildi ve bu düzensizlikleri yüzünden düşmanları tarafından yargılanıyorlardı. Katharların daha önceden bölge halklarının Hıristiyanlık inançlarını sarsmış olması (bir bakıma). Din kuramcıları olarak. Peleponez'e. lükse ve kendilerini yöneten üst tabakaların ahlaksızlıklarına ve ayrıcalıklarına başkaldırıyordu. Almanya'da "Kathari". Bosna'da Bogomillere Gazari(2) adı verilmiştir. on ikinci yüzyılın ikinci yarısında bölgeye yerleşen Sarı Saltuk'un öğretisi ile kendilerine çekmeyi başarıyordu . bugün Bosna'daki Sırplardır.15 Bogomil papazlarının çabaları sayesinde Manikeizm beşinci yüzyılda Bulgaristan'da yayılmış ve yeniden canlanmıştır.

1246 ile 1261 arasında hüküm süren ve 1278'de ölen Selçuklu hükümdarı II. Edirne'den üç yıl önce. Semaven. yani Bedreddin'in doğumundan önce. incelemelerine yirminci yüzyılda başladıkları gibi Türkçe de bilmiyorlardı. Semaven. 1350-1370 yıllarından itibaren Anadolu'nun büyük kısmını fetheden Türkler. sonradan Müslüman olmuştur (Melek'in. Batı Avrupa Hıristiyan kökenli bir orkestra şefi. Bulgar kenti Plovdiv. öğretiye kendi geliştirdiği bir yorum getirmiş. İnsanların kardeşliği ve payların eşitliği üzerine yazılmış bir senfoninin. bu mezheplerin öğretisi kolektif bellekte yerini almıştı bile: Bütün bunlar. Bu yüzden Türk geleneklerine göre 1358'e doğru Semaven'de doğmuş olması daha gerçekçidir. Yunanca'da ise Philippopolis'tir. başka kaynaklara göre de 1365 ya da 1371'de. evrimidir. Semaven Kalesi'ni ele geçiren ordunun komutanıydı ve kuşatmadan sonra bu kentin kadısı ilan edilmişti. Kuşkusuz. Doğduğu. Tarih boyunca. Şeyh Bedreddin'in "Tanrının Dostları" Mezhebine Coğrafi İzdüşümü Bedreddin öğretisinin Kathar-Bogomil öğretisi ile iç içe olması. Yorumlar değişik. Bedreddin. özel mülkiyete karşı çıkan. Doğu Avrupa'da ise Müslümanlıktan gelen bir maestronun yönetiminde icrasıdır bu. dinsel bir biçim vermiştir. geliştiği ve etkin olduğu yerlere bakmak yeterlidir. Ama Kathar-Bogomil dini üzerine araştırmalar yapan Batılı tarihçilerin Bedreddin'le olan bağlantıyı gözden kaçırmalarının birinci sebebi. aynı şekilde Balkanlar'ın en küçük köylerinin adları birbirinden farklıdır. Eski Türkçe bilenler ise. 1403'e doğru Tebriz'de Timurlenk'le uzun görüşmeler yaptığı ve 1410'a doğru da yüksek askeri hâkim (Kazasker) olduğu bilinmektedir. Yunanca'da Hadrianpolis'tir. Yunanca adının çevirisi olduğunu varsayarak. Bedreddin (ölüm yılı ya 1417 ya da 1420'dir) bu durumda kırk yaşından önce vefat eder. cennet ve cehenneme inanmayan. ister Katharizm densin. Aynı şekilde 1395 yılına doğru Mısır'da ders verdiği. zamanın Osmanlı başkenti Edirne'de ve Konya'da en usta hocalardan ders alarak eğitimini sürdürür. mali kayıtlarını incelemişlerdi. Türk ve Avrupa coğrafi yerlerinin isimlerini hatasız olarak çevirmek zor olmuştur. Osmanlılar. bazı kaynaklara göre 1358'de. Müslüman ülkelerde durdukları temel dogmalardaki kara deliğin boyutunu göstermektedir.(5) bu nedenle Şeyh Bedreddin asla uluslararası bir düzeyde inceleme konusu olamamıştır. Izzeddin Keykuvas'ın torununun torunu ve Bedreddin'in babası İsrail. bu hanımın gerçek adı. Türkiye'deki Edirne kenti. Türkçe'de Filibe. çoğu Batılı kaynaklarda(4) (örneğin Joseph von Hammer'in belirttiği gibi) Bedreddin'in doğum yerinin Semaven değil. Semaven'in Bizanslı hükümdarının kızı ve bir Yunan soylusu olan Melek Hanım. Asıl adıyla Simavna kadısı oğlu Şeyh Bedreddin. aynı anlama gelen Angelika olabilir). araştırmamızın amacı. Eşi. Simav'ı 1381'de ele geçirir.16 (bundan daha sonra yeniden söz edeceğiz). Fransızca'da Adrianople. Bulgaristan'da Yambol-Stara Zagora-Kazanlık hattı üzerinde ve o tarihte Türklerin egemenliğine yeni girmiş olan Semaven kentinde doğmuştur. Aynı hoşgörüsüzlük ve tutuculuk duvarına çarpıp parçalanmışlardır. yani 1360'ta ele geçirilmiştir. çalışmayana ekmek vermeyen ve köleliğialaşağı eden yerleşik düzenlere aykırı bu öğretinin sonuncu halkasıdır. her şeyden önce coğrafi bir gerçektir. aynı bölgede bulunan ve Bedreddin'in . Kütahya yakınlarındaki Simav kenti olarak belirtmesidir. adına ister Bogomilizm. onuncu yüzyıldan beri Bogomilizmin etkin olduğu bölgenin merkezindedir. Çanakkale Boğazı'nı geçmiş ve Balkanlar'in bu bölgesini ele geçirmişlerdi. ama partisyon aynıdır. İstanbul 1453'e kadar bir yüzyıl daha direnmiştir. ekonomi ve özgürlük eşitliğine dayalı temelinden yola çıkarak. Şeyh Bedreddin mezhebi ise. Katharları derinlemesine inceleyen batılı bilginler. Bedreddin bu durumda. Kathar ya da Bogomil öğretilerinin Manikeizm ve Hıristiyanlık yorumlarından kaynaklanan safça yanlarını atıp. Şeyh Bedreddin sığınmak için Deliorman'a geldiğinde. Osmanlı'nın tarihi olaylarından çok.

Timur'un Osmanlı saltanatını sallamasından doğan karışıklık ve Batı Anadolu'da esmeye başlayan "beylik" hesaplaşmalarından yararlanarak. "Duvarsız ve Sınırsız Bir Kardeş Sofrası" İçin Bedreddin Ortadoğu'dan Kahire'ye döndükten üç ay sonra. Bedreddin'in gezmiş olduğu bu doğu topraklarında. Fakat Yıldırım'ın küçük oğlu Mehmet Çelebi. Kathar-Bogomil dininin temeli olan Manes öğretisinden haberdar olmaması ya da bu öğretiden doğrudan etkilenmemiş olması mümkün değildir. kendileri asla yazmamış olan diğer peygamberlerin aksine (Musa.1240 Şam) tarafından da etkilenmiştir.) günümüze dek yaşayabilmiştir. Musa Çelebi hükümetinin. Isa. Zaten Bedreddin öyküsünün devamı ve sonu da Ege Bölgesi ile sıkı sıkıya bağlı. birkaç yüzyıl önce Manikeizm yeşermişti. Üstelik o dönemde. Kathar-Bogomil mezhebinin tutunduğu bu topraklarda. farklı gibi görünen önceki inançlar arasındaki bağı araştırmaktır. Yeni mezhebin inananları arasında Sakız Adası'nın keşişleri bile vardır! (6) Müslüman olmayan halkın Bedreddin mezhebine bunca rağbetini. Şeyh Bedreddin'in turistik olmaktan çok. bu doğu ülkelerinde Manes'ten ve İslam'dan. iki-üç yüzyıllık bir ara ile Bedreddin'in kendi geliştirdiği öğreti için uygun zemin bulduğu kesin. iki devrim liderinden Torlak Kemâl'in Yahudi asıllı oluşuna. daha doğrusu tüm Osmanlı'nın Timur yüzünden içine düştüğü siyasal bunalımdan yararlanarak yandaşlarını örgütlemek ve öğretisini yaymakta epeyce başarılı olur. sonra İsmailiye mensupları ve Hasan el-Sabah'ın Batınileri gibi. Onlar sayesinde Antik Yunan felsefesi (Aristo'nun öğretisi vb. Anadolu'dan Balkanlar'a yayılmaktaydı. öğretinin Ege bölgesinde bu denli çabuk . geçtiği bütün yerlerde yazılı yapıtlarını bırakmıştır. tutsaklığında ölen Sultan I. Manes. Mekke'ye ve Suriye'ye gönderir.17 öğretisiyle. aklının süzgecinden geçirdiği öğretisini yayma zamanının geldiğine inanmaktadır. Bedreddin. önce Konya'ya oradan Ege Bölgesi'ne geçerek buralarda gizli bir nabız yoklaması yapar. Selçuklular döneminde Anadolu'da uzun süre kalan düşünür Muhiddin al-Arabi (d. Bedreddin öğrenim gezisinin bitiminde Anadolu'dan geçer. öğrencisi olduğu Ahlatlı Şeyh. Şeyh'in oralarda Manes'in öğretilerini incelemeye gittiğini iddia etmiyoruz. İzmir'den Edirne'ye geçer ve Yıldırım Beyazıt'ın oğullarından Musa Çelebi tarafından kazaskerliğe atanır. Bu dinin peygamberi Manes. burası da Bogomilizmin eski merkezlerinden biri olan Alaşehir'e sadece 100 km uzaklığındadır. Beyazıt'ı 1402'de Ankara'da yenen ve oraya kadar bütün Anadolu'yu ele geçirmiş bulunan Timurlenk'le Tebriz'de görüşmüştür. Mısır'dan ayrılır. müritlerini ve tekkesini ona bırakarak ölür. Kazaskerlikten Darağacına. Bursa. Edirne ve Konya'dan sonra. ama Arap düşünürlerin eski öğretileri incelediğini biliyoruz. oğluna iyi bir eğitim vermeye çabalayan aydın bir kişiydi. Bedreddin'in babası israil. Kazaskerlik yaptığı süre içerisinde. kendisinden sonra gelen ve yazan birçok düşünür kuşağının temel olarak kullandığı bilgilerin kaynağıdır. Bedreddin kazasker iken kâhyalığını yapan Börklüce Mustafa İzmir yöresinde. Şeyh Bedreddin'in bu mirasta gözü yoktur. 1165 İspanya-Ö. Şeyh Bedreddin'le Kathar-Bogomil dininin bağlantısı elbette doğum yeriyle sınırlı kalmıyor. Torlak Hokmal ya da Hubbeddin Kemâl adlı yandaşı ile Manisa dolaylarında devrim bayrağını açar ve birlikte başkaldırır. Torlak Kemâl'in ve halkın Dedesultan adını verdiği Börklüce Mustafa'nın başına toplanır. Van ve Bitlis'e uğrar. Edirne hükümetini ele geçirince Bedreddin'in gizli devrim hazırlıklarını fark eder ve Şeyhi İznik'e sürer. Ege yöresinde başarılı olacağına inanç getiren Şeyh Bedreddin. Muhammet gibi). Çok geçmeden. eğitimini daha da geliştirmek için Bedreddin'i Mısır'a. Yolculukları sırasında. ruhi açıdan hareketli birçok Müslüman tarikatın düşünce akımları. Bedreddin Simav'da doğmuş olsa bile. entelektüel olan gezisi sırasında. Aydın ve Alaşehir'den binlerce insan.

sonradan Hıristiyanlığı kabul eden Abaga ile evlendi. Bizans imparatoru VII. Kendisi gibi Asya'dan gelerek Anadolu'da öğretisini yayan Hacı Bektaşi Veli'nin çağdaşı sayılır. Edirne ve Babaeski'de birer türbe bulunmaktadır. Büyük gezgin Evliya Çelebi (d. Sarı Saltuk'un mezarına sahip olduklarını iddia ediyorlar. dinsel etkinliğini kesintisiz sürdüren tek kilisesidir. Çünkü Sarı Saltuk'un kendisi. Şeyh Bedreddin.1611-0. Balkanlar'da yeni bir Sarı Saltuk olabileceği umudunu taşımakta. İslamiyet'i yaymak için pek çok yerde mezarı olsun istemiştir. Bu ermiş kişi. eski KatharBogomil bölgeleri. Çünkü VII.18 tutunmanısıysa. Türklerin toplumsal belleğinde Sarı Saltuk Hareketi. Neye güvenerek? Bölgenin kendisinden önceki geleneğine. 1538'de Kanuni Sultan Süleyman. İslamiyet'i Balkanlar'a taşımıştır. evlilik dışı kızı Marya'yı Moğol Kralı Hülagü'ye gelin göndermişti. İbn-i Sina gibi bir Buhara Türk'ü olan Sarı Saltuk'un asıl adı Mehmet Buhari'ydi. o bölgeyi tanıyor. Bu "nameler"in biri 1421 ile 1451 arasında Yazıcıoğlu Ali tarafından kaleme alınanıdır. Arap tarihçi Ibn-i Batuta'ya göre İzzeddin Keykuvas döneminde bir grup Anadolu dervişini Deliorman'a götüren ve onlarla birlikte Dobruca'ya yerleşen siyasal bir rehber. İstanbul'un 1453 yılındaki fethi sırasında çok kanlı sahnelere tanık olduğu için Türkler tarafından Kanlı Kilise lakabıyla anılmaktadır. Tam olarak. Moğol saldırıları ve Selçuklu aşiretleri arasındaki iç çatışmalar yüzünden zora düşen Selçuklu Sultanı İkinci izzeddin Keykuvas. bugün adını taşıyan küçük bir kiliseyi tamir ettirdi. Sultanlarını izleyen kimi Selçuklu ve Türk kökenliler de Bizans'a göçer. Sarı Saltuk'un mezar yeri olarak bilinmektedir. üçüncüsü ise IV. askeri güçsüzlüğüne rağmen etkin bir diplomasi politikası izliyor. İzzeddin Keykuvas'ın soyundan geliyor. Sarı Saltuk lakabı. Ancak Hülagü gelin adayının yolculuğu sırasında ölünce Marya. Palaiologos. Askerleri arasında da çok sayıda Nasturi Hıristiyan Türk vardı. 1258 yılında. Silistre ve Deliorman'a. İstanbul'un Bizans döneminden beri kapılarını kapatmamış. bölge de onu tanıyor. Köstence'nin kuzeyindeki Baba Dağı. Batınilik mezhebinin varlığı da ayrı bir kolaylık kendisi için. Bulgaristan'daki Deliorman (Dobruca) bölgesine yerleşirler. Bizans İmparatorunun izniyle. Mikhael Palaiologos haçlı orduları tarafından talan edilen Konstantinopolis'i 1263 yılında geri aldıktan sonra. her şeyden önce bilimsel devamlılığa aykırı. Moğol Azize Marya Kilisesi. 1300 yılında ölen Sarı Saltuk Baba. Sarı Saltuk ile Bedreddin Çevresinde Bir Dinler Mozaiği Şeyh Bedreddin'in kendi mezhebini yaymaya başladıktan sonra edindiği her yer. Üstelik. "soluk tenli çilekeş" anlamına gelmektedir. Şamanistti. Cengiz Han'ın halefleri Moğollarla Selçuklu Türkleri arasında denge unsuru olmaya çalışıyordu. Çünkü Hülagü'nün kendisi de Müslüman değil. Bedreddin. Abaga'nın ölümünden sonra İstanbul'a geri dönen Marya. İkincisi 1480'de Ebu'l Hayr-i Rumi.1682) bile Patras yakınlarında bir Saltuk türbesinden söz etmektedir. "Topal" lakaplı Kaptan Kemal Paşa tarafından yazılmıştır. kendisi öldükten yüzyıllar sonra yazılan "Saltuknameler"le yer almıştır. Fener Patrikhanesi yakınlarında. Sarı Saltuk'un . 1379 yılına değin Türk beyliklerinin ortasında Bizans'a bağlı bir toprak parçası olarak direnen Alaşehir'den (Philadelphia) yayılan Kathar öğretisinin etkisine bağlamamak. zamanın "no man's land"i olarak kabul edilen. Selçukname ya da Oğuzname olarak bilinir. efsanevi bir Sûfîydi. Balkanlar'da altı-yedi mezarı vardır. merkezi otoriteye bağlı dinlere karşı sürekli bir seçenek arayışına. Ancak Balkanlar'da birden fazla bölge. Mehmet'in hükümdarlığı sırasında 1659'da idam edilen. Kathar-Bogomil sarsıntısının İslam'da yaşanan boyutlarından. Bizans'a sığındı. Torununun torunu. Ege'de baş gösteren iki ayaklanmanın ardından kendisi de iznik'teki sürgünden kaçıyor ve nereye sığınıyor? Eflak üstünden Zagra. Hülagü'nün oğlu. Sarı Saltuk'un mezarını ziyaret etmiştir. Bir önceki yüzyılda.

bir emek ürünüydü ve emeğe gücüyle katkıda bulunmayan. hem de Hıristiyanlar tarafından ziyaret ve kutsal kabul edilir. Cennete. Beyazıt Paşa tarafından yakalanarak Güneydoğu Makedonya'daki Serez kasabasına getirilen Bedreddin'i bir ulema kurulu yargılar. Osmanlı İmparatorluğu zamanında. Moldavya-Besarabya ve Ukrayna'da. diyordu. yılları bile tam ve tek olarak ortaya koyamamamız. İnsanlık tarihi. bu devletin arşivlerinde bile hangi olayı kesin çizgileriyle yansıtabileceği sorusunu akla getirmektedir. Şeyh Bedreddin'in Kathar-Bogomil öğretisinin bir evrimi olduğunu görmek. her iki akımın öne sürdüğü ve baş koyduğu inanç-düşünce aynasında da olası. insanın öldükten sonra yeniden dirileceği inancını da dışlıyorlardı. herhangi bir dinden sayılmalarını kabul etmiyordu. Hangi doğum ve ölüm tarihi doğru olursa olsun. Romanya. Katharlar da aynı kanıdaydı ve çocukların ergenlik çağına gelip kendi özgür iradeleriyle bir inanca gönül verinceye dek. Ekmek. din adamlarının toplum üzerinde kurdukları otoriteden devlet egemenliğine değin halka tepeden inme kurallarla baskı yapan ve koşul koyan merkezi kurumlan reddediyorlardı. halkların ve dinlerin ne denli birbirine karıştığını göstermek bakımından önemlidir. Bütün bu ayrıntılar. . Şeyh Bedreddin'in sakalını fazla ağartmaya zaman bulamadan. gerçek. Mevlâna Haydar Acemi'nin "Malı haram. zora koşulamaz. kanı helaldir!" fetvasıyla Serez Çarşısı'nda asılır. Hıristiyan dinini kabul eden ve Türkçe konuşan bu insanlar topluluğuna Keykuvas adından gelen Gagavuz Türkleri denilmektedir. iki mezhep arasındaki sosyolojik köprüyü burada tüm ayrıntılarıyla ortaya koymak hem sıkıcı olur. Osmanlı Devleti'nin tarihsel belgeselliği açısından acınacak bir durumdur. bizim en ilginç tarihi kişilerimizden Şeyh Bedreddin'in doğum ve ölüm tarihlerini belirlemekte bırakın gün ve ay hesabını. mezhebini yaydığı ve can verdiği yerlerin ortaklığı kadar. cehenneme her iki din de inanmıyor. düşünce ve inanç doğanın kendi içindeki dengenin bir sonucudur. tebaanın ezici çoğunluğu Hıristiyanlardan oluşuyordu. bilime dayanmayan tüm din hegemonyalarına karşı çıktıkları gibi. Bu durum 1877'de başlayan ve imparatorluk topraklarını epeyce küçülten Türk-Rus Savaşı'na kadar sürdü. hem de bizim haddimiz değil. Bulgaristan. gerekse Kathar öğretisi. Deliorman. düzeltmek için yola çıktığı dünyamızdan yaşlanamadan ayrıldığı. Şehzade Murat ise önce Manisa'da Torlak Kemâl'in güçlerini yok eder. Ve gerek Bedreddin mezhebi. Ama kuşbakışı bir karşılaştırma yapacak olursak: Her iki din de özel mülkiyete karşıydı ve doğanın işlenmesiyle elde edilen tüm zenginliğin eşit olarak paylaşımını savunuyordu. Karaburun'da (İzmir) Çelebi Sultan Mehmet'in ordusu tarafından ezilir. soylu da olsa ekmekten pay alamazdı. kıyamet. son yargı gibi korkutmacaları safsata diye niteliyor. İzzeddin Keykuvas'ın soyundan Simavne Kadısı Bedreddin'in Nâzım Hikmet'in benzersiz kalemiyle ölümsüzleşen sonunu hepimiz biliyoruz: Dedesultan Börklüce Mustafa ve yandaşları. Zaten bugün bile bölgede İzzeddin Keykuvas yandaşlarının soyundan gelenler yaşamakta. ardından Rumeli'ye geçerek Şeyh Bedreddin'i vurur. Bedreddin.19 öyküsü öylesine gizemli bir efsanedir ki. bu türbelerden bazıları hem Müslümanlar. İranlı Manes'in 216 yılının 14 Nisan günü dünyaya geldiğini kesinlikle bilirken.

Osmanlı fethinin tamamlanmasıyla anayurdunu oluşturan bölgelerden silindi. Bu göreve atandığı 1833 yılından başlayarak adım adım taradığı Fransa'da yıkılıp gitmekten kurtardığı anıtların çokluğu karşısında insan. onlar tarikatlarını ya da yeni dinlerini adlandırmamışlardı. Fransa'nın Lafayette mağazaları dışındaki zenginliklerini görmeye istekli turistlerimize içtenlikle öneririz: Paris'in 774 km güneyine düşen bu ortaçağ kentini keşfetmek. on ikinci yüzyılda gerçekleşti. "Bougre" sözcüğünün günümüzde aşağılayıcı bir anlamı vardır. Tarih boyunca varolan bütün faşist ve fanatikler gibi engizisyon savcı ve hâkimleri de. Kathar sözcüğü üstüne itiraflar uydurarak kinlerini bildirdiler. din ve düşünce özgürlüğünü. zamanından önce "çağdaş" ve Marksist bir yorumcusu olduğunu söyleyebiliriz. Bu öğretinin Güney Fransa'daki kaderini anlatmadan önce. millet ve mezheplerini iftal." diyerek yola çıktığı gibi. cehennem zebanisi Lucifer'i görüyorlardı. Manes kaynaklı çifte dünya görüşlerini ve bedene tutuklu olan ruh anlayışlarını ölçüye vuracak olursak. haçlı ordusunun atları altında ezilen ve Avrupa'nın en önemli ortaçağ kalesi olan Carcassonne Kalesi'nden arda kalan izdüşümüne değinmek isteriz. Bugün Avrupa'nın en özgün ortaçağ kenti sayılan Carcassonne Kalesi de onun kurtardığı ve onarımını yaptırdığı anıtlar arasında yer almakta. "Kat" kökünün Latince "kedi" anlamına geldiğini öne sürdüler. Güney Fransa'da Oksitanya halkı. tıpkı bin yıl önceki gibi zincirlerle tutturulmuş asma bir köprüden geçerek giriliyor. Şeyh Bedreddin'in Kathar öğretisinin eksikliklerini giderip fazlalıklarını atan. aslı Yunanca "Koc8ocpoç"dan gelen Kathar adını vermişti. Şeyh Bedreddin davasından iki yüzyıl önce. Dış kabuğu bir buçuk kilometre uzunluğunda çifte surla çevrili kaleye. onlara temiz ve saf anlamını taşıyan. İslam dinine dönük izdüşümü Börklüce Mustafa ile çarmıha gerilip Şeyh Bedreddin ve Torlak Kemâl ile asılarak idam edilen "Tanrının Dostları". .20 Katharların iyi ve kötünün eşit karşıtlığına dönük. yazarı hayretle karışık bir saygıyla anıyor. Çıkış yerleri Batı Anadolu ve Balkanlar'da. Engizisyon mahkemeleri bundan ilk kez yedi yüzyıl önce. insanın özgürlüğünü öneren bu yeni inancın yandaşlarını işte böylesine alçakça yargılamıştır. dolayısıyla Kathar. İnananlar. "kedi kıçına tapan" demekti. Kuzey Fransa'da onlara "bougres" ya da "boulgres". Şeyh Bedreddin'in daha sonra "ehli taklidin kavanini. ortak mülkiyeti savunan. Onlara göre şeytana inanan Katharlar. Oksitanya'nın Taş Mücevheri: Carcassonne Kalesi Unutulmaz İspanyol dilberi Carmen'in Fransız yazarı Prosper Merimee. İlk kez bir müzik şöleni dolayısıyla yolumuz düştü bu derebeyi kentine. Bogomil ya da Patarini adını verdiyse de. Katharlar kendilerini Hıristiyan olarak nitelendiriyorlardı. Dalmaçya ve Peloponez'de önce Papalığa bağlı Katolik ve Ortodoks Kiliseleri tarafından yıpratılan. köleliğe ve ölüm cezasına karşı çıkan. onlar da bu yeni inancın evrensel bir gerçeklik olduğunu düşünmüşlerdi ve kendilerinden söz ettiklerinde dava arkadaşlarına "Tanrının Dostları" diyorlardı. ki bu da "bogomil" sözcüğünün anlamıdır. Açık hava tiyatrosunda "Porgy ve Besse"i dinleyecektik. Oksitanya'daki Beziers Kalesi'nin fethinden sonra. kadınla erkeğin eşitliğini. edebiyatın dışında bir büyük uğraşa daha imza atmış: Eski anıtlar genel müfettişliği. unutulmaz bir zaman dilimi yaşatıyor insana. Doğuda Osmanlı İlmeği Batıda Engizisyon Ateşi Tarih onlara Kathar. Öğretinin Lombardiya üzerinden Batı Avrupa'ya yayılması. Surların yüksekliği yer yer 25-30 metreyi bulmakta. kedi kıçı öptüklerinde. yani "bulgar" deniyordu. Kusursuzlara "İyi Adamlar" diyorlardı.

tasların arasından fışkırmış her santimetre kare toprak parçasına rengârenk boru çiçekleri. Carcassonne kale kentinin tüm evlerinde özgün Carcassonne'lular oturmakta.. yine bir hendek ve iner kalkar köprü ile girilen derebeyi şatosu. lokantalar. serin bir sessizliğe gömülü. bir kâse dondurmadan daha ucuz olduğunu bildiğimiz bir kap yemeğin. Birbirine yapışık ortaçağ evleri. Tepenin en yüksek yerinde ise. Evler.. Genç müzisyenler ise akkavak gölgelerinde ve üç beş kuruş karşılığında "masa başı" konserleri veriyorlar. dışarıya dönük olmaktan çok. sebzesi. eli haritalı bir Viking! Ama burayı yazın yerli yabancı turistlerin akınına uğrayan bir Hollywood dekoru sanmayın. bir yasemin kokusu süzülüyor giremediğimiz iç avlulardan. çünkü surlar. şarabı ve dondurmasıyla günün mönüsünü yedik ve bizim paramızla bile ucuza gelen bir hesap ödeyeceğiz.. Avrupa'nın en büyük derebeylik kentlerinden Carcassonne'u sakın bir taş yığınından ibaret sanmayın. Ardında da bacakları kıllı.. mor salkımlarla gölgeli. Bir öğüt yağmuru. dolayısıyla da gözden ırak bir lokantanın peşindeydik. çıka çıka şort olması gereken blucin parçasından kalçaları. Yerli halk. yumdu gözünü. Turistler ise zorunlu olarak tabanvayla. fiyatlar uygun. Sıra geldi kahvelere. Dekor öylesine gerçek ki. salatası. Oymak beyinin mor salkımlı lokantasına girdik ya. bütün yozlaşmamış Akdeniz havzasında olduğu gibi iç avlulara yönelen bir açılış gösteriyor. Pireneler'in isim babası yarı-tanrı Herakles'in kutsal ağacı akkavak. akşamsefaları ekili. evlerine değin arabalarıyla girebiliyorlar. Toplumsal belleğe yer etmiş bir efsanenin bilinçaltı anımsanması gibi.21 Yüzyıllık kalasların üstünden yürüyerek demir mıhlarla bezeli kalın meşe kapılardan geçiyor. Kuyunun başında bir grup küçük izci. Derken yandaki masalardan da yandaş bulmaz mı? Elimdeki sigarayı da yakmış . kentin kurulu olduğu bir tepenin alnını taç gibi çevrelemiş. dışarıya açılan her pencereden kırmızı sardunyalar taşıyor. Kaldırım kahvelerinde birbirinden hoş tatlarda dondurmalar. Arnavut kaldırımlı dar yollardan kente tırmanıyoruz. Carcassonne'un da böyle bir akkavak meydanı var. Laterna-lokantacı açtı ağzını. Akşamın serinliği indiği zaman gün boyu güneşi içmiş yüzyıllık duvarlara. Yemekler harika. Orta Pireneler bölgesindeki en minik köylerden kentlere değin her yerleşim merkezinin akkavaklı bir meydanı var. keşke girmez olaydık. Ortasında kocaman kuyusuyla. Zaten sokak tepen turistlerle pek ilgilendikleri de yok. Üç küçük lokantanın açıldığı kuyulu meydanı ise hiç unutmayacağım. Ama biz o gün. İç avlular birer saksı ormanı. bir yerde düze çıkarak akkavakların gölgesinde içki sunan kahvelerin bulunduğu agoraya ve açık hava tiyatrosuna açılıyor. resim ve heykel atölyelerinin dizildiği yokuşlar. kırmızı beyaz damalı örtüleriyle masal gibi bir kaldırım lokantasının patronu olduğu anlaşıldı. Oysa görkemli şatodan sarı kırmızı Oksitan flamasıyla çelik zırhlarını şakırdatan Trencavel yerine. Konser bittikten sonra minik izciler dağıldı ve laternacının aslında. minik bir meydan çıktı karşımıza. bir sigara yakalım diyorduk ki. yakıcı yaz günlerinin kuru damaklarını serinletiyor. Tırmanıyoruz. Katharları savunduğu için kendi şatosunun zindanlarına atılan ve sevdiği kadının elinden içirilen zehirle öldürülen genç Vikont Trencavel'in siyah atının üstünde dörtnala kapıdan çıkıvereceğini sanıyor insan. ilk bakışta oymak beyi sandığımız kasketli bir adamın laternada çaldığı Fransız Devrimi'nin marşlarını dinliyordu. o canım asma köprüden geçerek. önünden de tişörtünü yırtarcasına geren göğüsleriyle İsveçli bir taze çıkıyor karşımıza.. bu dağların eteklerinde pek bol. Eti. bir tufandır gidiyor.. kulların gürültülü canlılığından biraz uzak.

işlevsel ve daha iyi şartlar hedefiyle oluştuğu düşünülemez. müşterilerini kahveleriyle birlikte sigara tellendirirken gözümle gördüm. Yahu bırakın. Senyörler. refah durumları sayesinde bu senyörler. Kathar dinini benimsemeden önce. gelirin eşit ölçüde paylaşılması. Kilise Egemenliğine Karşı Ayaklanan Oksitanya'nın Bağımsızlık Savaşı Floransa'dan Oxford'a hemen hemen bütün Batı Avrupa'da yayılan Kathar öğretisinin Oksitanya'da kök salısına bakılırsa. Kathar dini zengin bölgelerde. Ancak Batıda başkalarına sert kurallar getiren Kilise. Adamlar öylesine kara muştu yumurtlayıcısı ki. manen Kathar dinini kabul etmişlerdi ve güçlerini inançlarından alarak kılıçlarını savurmuşlardı. İnananlarına çok basit bir yaşam. boğulacağım. Roma ve Paris'teki düzene karşı bir çeşit başkaldırı biçimine giren. tepemizde mor salkımlar falan. Adamın oymak beyi görüntüsünden kuşkulanmalıydık zaten. fakirlere İsa'nın iyiliği ve yumuşaklığından söz ederken..22 bulundum. Bu din. o hesabı da ödeyip kalktık sonunda. aforoz edilme korkusundan Katolik Kilisesinin çelik gibi sert kurallarını uygulayan dini liderlere bağlıydı. bugünkü durumundan çok uzaktaydı. Bu durumda Roma iktidarına. Refah ve tüketim düzeninin yüksek olduğu bölgelerde yeşermiş ve varolan kurumların pastasından payını almakta olan senyörler arasında taraftar bulmuştur. Bu veri çelişkilidir ve bir açıklama gerektirir. peygamber nanay. kendilerinden vergi toplayan Katolik Kilisesine karşı çıkıyor ve Paris'teki merkezi yönetimin. varolan düzenin kurucusu Katolik Kilisesinin kurallarına karşı tepki olarak gelişmiştir. Laternacı-lokantacı hava alır bundan böyle. İncil. Ama Oksitanya'daki Kathar patlamasının düzenli. Oksitanya. 1100'lü yıllarda ne ispanya ne de İtalya birleşmişlerdi ve Fransa. Oysa İsa. İslamiyetin karşısında gerilemiş. Kuzeyde Paris adını taşıyan ve çamurlu sokaklarında domuzların koşturduğu kentte bir kral bulunuyordu. sanki o sigarayı içersem oracıkta düşüp öleceğim. dolayısıyla Katolik Kilisesiyle kralın iktidarına karşı olan Katharları desteklemek anlamlıydı. Bu derebeyi senyörleri. üflemesem mi? Yolu yok. ruhani ve entelektüel açıdan gelişmişler ve baskın dogmalara karşı yeni bir dinin yeşermekte olduğunu duymuşlardı. Ana güç Roma'daki Papaydı. Oysa Papanın durumu hiç de parlak değildi. Doğuda olduğu gibi Batıda da Hıristiyanlık.. toplumun refahı için kullanılması gerektiği ve bireysel zenginliğin iyi olmadığı kuramıyla ortaya çıkar. örneğin Carcassonne'un genç senyörü Vikont Trenceval gibi ruhunu ve derebeylik gücünü Kathar vakasına adayan Oksitanya soylularının silahlı başkaldırısının asıl amacı basitti: Bağımsız olmak ve kuzeydeki krala ne de güneydeki papaya boyun eğmek. ama bu kralın senyörlerle ilişkisi zayıftı. Yiğitliğe macun çektirmeden o sigarayı içip. bu öğretinin taraftarlarını olgun ve ekonomik olarak güçlü toplumlarda bulduğu görülebilir. ciğerlerim-deki dumanı üflesem mi. İyi ama açıkhava. sefaleti yatırım olarak kullanan diğer dinlerin tersine. ama bir dahaki sefere kesin. bizi de zehirlemeye hakkın yok.7 zengin bir adama bir yerde şöyle söylemiştir: . tıpkı kral gibi. hatta bazı yerlerde silinmişti bile.. Dahası. diyorlar. zenginleri katı bir biçimde yargılar. kırmızı sardunyalı lokantaya gideceğim. diyecek olduk. Kiliselerde papazlar.. ölecek olan benim. ortak paylaşılan bir işin ürünü ve bir dizi fedakârlık karşılığında büyük bir entelektüel zenginlik sunan Kathar dini Hıristiyanlıkla uyuşmaz. Nuh diyorlar. içten içe çürümekteydi. karınlarını doyuruyor ve İsa'nın kanı dedikleri şarabı altın kadehlerden içiyorlardı. Bu senyörlerin çoğu. başka bir deyişle büyük bir ahlaki bozuklukla kiliseyi destekleyen kralın egemenliğine büyük bir öfke besliyorlardı. kırk yıl sürecek basit bir dini farklılığın ötesinde gelişen bu direnişi daha iyi betimlemek için tarihi ve toplumsal koşullara bir göz atalım.

Ozanlar. sahip olduğun her şeyi sat ve fakirlere ver.. toz toprak içinde. başka bir deyişle küçük coşkuların kapısına şu beş harfli damgayı vurmuşlardı: GÜNAH. Raymond'un varlığı. Soylu hanımların düzenlediği ve başkanlık ettiği bu gecelerde senyörlerin güzel sanatlar aşkı. beni izle. . o dönemde halkın sırtına yapışmış bir sülük gibiydi. O dönemde "Provançaux" diye adlandırılan Oksitanyalılar her türlü akıma açıktı. bir zenginin gökyüzünde bir yer edinmesinden daha kolaydır." İsa'nın dikenli taçlı heykeli. bir devenin iğne deliğinden geçmesi. Müslüman ülkeleriyle ilişkileri vardı. sonra da hayvanı ateşte çevirip yemekti. Protestanlık. Toulouse Kontu IV. işte o zaman gökyüzünde bir yere sahip olursun. dört yüzyıl sonra ortaya çıkacaktı. Papanın sürekli olarak yeni bölgeler kazanma amacıyla haçlı seferlerine gönderdiği kuzeyli baronların durumlarına niçin özenmedikleri yeterince açık değil mi? Ne işi vardı güneyli senyörlerin at sırtında. edebi ve erotik konuşmalarını sürdürürken değerli taşlarla süslü kupalarını elden ele dolaştırıyorlardı.23 "Tek bir şeyin eksik: Git. zaman zaman hanımlara duyulan aşka karışıyordu. Seul Olimpiyatlarından sonra. Barselona'yı içeren ve bugün İspanya'da olan Aragon Kral-lığı'nın başkenti Saragossa'ya daha yakın hissediyordu. Din adamları. şarkılarını söylüyor ve müziklerini çalıyordu. kuzeyde etkin olan töresel Alman hukukundan daha ağır basıyordu. bu yeni yönelimi etkin kılmışlardı. Açıkçası Toulouse Kontu kendisini. bayındır. Toulouse Avrupa'nın büyük kentlerinden biriydi. ama kölelik gerilemeye başlamıştı. 1988'de Paris'le Barselona birbirlerine büyük rakip olmuşlardı. içmek ve eğlenmek için bir araya gelirlerdi. Kuzey Fransa taş devrindeyken. Zaten 1453'te Konstantinopolis'in soyluları. Roma Ortodoksları istemeye istemeye Hıristiyan olarak kabul ediyordu. gece boyunca son yazdıkları şiirlerini okuyor. yani tebessümle sevmelerine. Derebeylik hâlâ vardı. bu konuda fikirleri istenen Toulouse'lular acaba bu duruma üzülmüşler miydi? — Gerçekten.. yalnızca Katolikliği ve Yunan Ortodoksluğunu kabul ediyordu. kurulu düzenin yıkılmaması için insanın korkuya karşı kullandığı tek silaha." Bir başka yerde de: "Evet. Oysa Oksitanya şatolarında insanlar müzik yapmak. bunun yerini yazılı anlaşmalar alıyordu. zümrütlerin ve elmasların yükü altında yükselemez. kendi dilini konuşan bir ülkeydi. Toplantıların bir adı vardı: Aşk Divanları. Bir sonraki Olimpiyatlar Barselona'ya kaldığında. Roma Kilisesi. inananlarına sözlü ant ilkesini yasaklayarak. Sultanın kavuğuna hoş geldin deriz!" Oksitanya on ikinci yüzyılda zengin. incelikli. Güneyli senyörlerin. Ana kilise Katolik'ti. Ant ilkesi giderek siliniyor. kendilerine istavroz çıkarma biçimini kabul ettirmeye çalışan Katolik Kilisesine karşı şu yanıtı vermemişler miydi? "Papanın selamına boyun eğmektense. Paris'in kaybetmiş olmasına üzülmedik. Fransa'da devrim yaratan yazılı Roma hukuku. Kuzeyli baronlar kral karşısında üşümemek için kalın kürkler giyiyorlardı ve en büyük zevkleri vahşi çığlıklar atarak yabandomuzu avına çıkmak. Sonra da gel. sizin için tekrarlıyorum. Oksitanya ipek devrindeydi. Gülün Adı adlı romanında bu mesajı vermiştir. şiir okumak. Montpellier'deki fakülte Hıristiyanlar ve Yahudiler tarafından kurulmuştu ve tıp hocaları olarak Arap doktorları davet ediliyordu. Kilise. Katharlar. Umberto Eco. Geniş ve açık görüşe sahip olan güney halkı ve senyörler güzel olan her şeyi seviyordu. Arabistan çöllerinde? Oksitanya'daki senyörlüklerden bir tanesi o dönemde büyük önem kazanmıştı: Toulouse Kontluğu. Burjuva ve tüccarlardan oluşan bir sınıf gelişmekteydi. etkisi ve refahı kısa bir zamanda Paris kralı Philippe Auguste'ü titretecek boyutlara ulaşmıştı.

istediği doğrultuda kanun belirliyordu.. o zamana kadar yaptıkları işleri emekçi topluluğun kurallarına uymuyorsa. Akan kan.. hatta bazı yerlerde evlerinin renkleriyle ayırt ediliyorlardı. hatta yarısını toplatıyor. ve bizden sayılır ne de olsa! dediler. Bogomil dini Türkiye'den yola çıkıp İtalya üzerinden iyice kök salacağı Oksitanya'ya doğru ilerlemeye başlamıştı. İslam'ın dışında yalnızca Ortodoks ve Ermeni patrikleriyle Hahambaşı9 tarafından yönetilen dinleri kabul ediyorlardı (Katolik Ermeniler on dokuzuncu yüzyılda bundan haberdar olmuşlardır). Çoluğu çocuğu. bu günah. memurlarını gönderiyor ve çiftçilerinin hasat ürünlerinin neredeyse üçte birini. Hıristiyanlarla Yahudileri özgür bırakmışlardır. herkesin bir dini olmalıydı (çok dindar olmamaları önemli değildi. incil'in yeni bir yorumudur. Carcassonne'lu. Ve batı dünyasında yaşamın bir temeli sayılan. "hoşgörü" kavramı o dönemde. ejus religio". papazların değildi. Şatoların gölgesinde. Bir başka deyişle "laiklik" ya da "hoşgörü" kavramları yeni ve daha çok Fransa kökenli kavramlardır. Kısa zamanda sayılar artmış. ama ateist ya da dinsiz olmaları düşünülemez ve kabul edilemezdi) ve herkes haddini bilmeliydi. "Hıristiyanlık adına" senyörlerin altınlarını alıyor. Narbonne'lu ve Montpellier'li senyörler Roma Kilisesi konusunda tedirgindi. Toulouse Kontu. Louis tarafından .8 Daha sonra. Osmanlı İmparatorluğu'nda Türkler. şu günah. Zevk alınmayacaksa bu kadar zenginlik neye yarar? Üstüne üstlük hilale. kısıtlı olarak Oksitanya ve Arap İspanyası'nın dışında hiçbir yerde yoktu. Çoğunlukla giyim tarzlarıyla. Katharlar. Tüccarlar ya da soylular bu yeni inanca geçerken. silah kullanmayan ve ilk kez kadınlarla erkekleri eşit gören din adamlarını." Topluluğa katılan herkes. Ama 1200 yılına doğru zengin Oksitanya'nın yaşam coşkusunu bozacak olan sadece Paris Kralı değildi. bilinçli olarak ortak değerleri kabul ediyordu. aşk yasak. Beziers'li. Ortaçağda (bazı ülkelerde şimdi bile). yani Kusursuzları savunmak için kılıçlarına sarılıyor ve kanlarını feda ederek savaşıyorlardı. Henri tarafından yazılan ve 1685'te XIV. 1598'de VI. katı ve fanatik Katolik Kilisesinin Oksitanya'nın yaşam coşkusuna saldırdığı bir dünyaya. "laik" bir toplum kavramı hayal bile edilemezdi. Bu savaşçılara Kathar Şövalyeleri deniyordu. her şeyi bırakıp alın teriyle ekmeklerini kazanacak işler edinmek zorundaydı. Ölmeden önce de kazançlarını Katharların ortak kasasına bırakıyorlardı.. Onlar. Siz de bir gün yargılanabilirsiniz. üstelik hanımı aşk divanlarında bırakıp gitmek kolay mıydı? Papanın tuzu kuruydu. Zevk yasak. Onlara "Dokumacılar" adı da veriliyordu. Her hasat sonunda kilise. ötekinin dinine saygı.. örgütlenerek yeni ve gerçekçi bir kurum oluşturmuşlardı. İslam'a karşı yürütülen haçlı seferlerinin suyu çıkmaya başlamıştı. Ölüm cezasından hele hiç söz etmemek gerek. Gerektiği zaman ve yerde Katharlarla Kathar olmayanlar. Hıristiyan ülkelerde herkes hükümdarın dinine aitti: "cujus regio. Kolektif belleği silmeye sekiz yüzyıl bile yetmemiştir. Kitaplarında şu yazılıydı: "Yargılamayın. hayvancılık ve dokumacılıkta gelişmişlerdi.24 Barcelona daha yakın. barış güvercinleri gibi başka bir gezegenden gelmişlerdi. Ama herkese bir etiket gerekliydi. zanaata öncelik vermişler ve böylelikle doğa. çünkü onlar cezaya ve her türlü hukuki yargıya karşıydılar. Aslında Kathar dininin insanların yaşam tarzlarını değiştirmek gibi bir amacı yoktu. Osmanlılar. Neydi bu öğretinin etkileyici sihri? Peki ya bu dinin kitabı? Benim Dinim Daha Beyaz Yıkar Haça Tapmayan Hıristiyanlar Katharların kitabı. Kathar toplumu genellikle işçiler ve zanaatkarlardan oluşuyordu. Kathar adında yeni bir insan türü oluşuyordu. Ok ülkesinin senyörleri ve halkı böyle zor durumdayken. ikiyüzlü.

yaklaşan bir değişimin habercisi olan kişileri ya da grupları er ya da geç yok ettiğini biliyoruz.. Kathar öğretisini sapkın ya da Hıristiyanlık'a karşı olarak görmüşlerdir. çünkü tarih boyunca oturmuş düzenlerin. İktidarlarını korumak isteyen. öğretiden daha önemliyse. doğru ve kusursuz olanı göstersin"). dışarıdan bakıldığında insan. bu konuyla bağlantılı olarak. Bir süreliğine diyoruz. şüpheci din yönetimleri.25 tekrarlanan hoşgörü fermanı. Katharlar herkesten uzak manastırlarda yaşasalardı.." ya da Müslüman bir ülkedeyse "Asıl Müslüman biziz. insan varlığı olmaksızın hiçbir etki var olamaz. gönülden inanarak söylüyorlardı." ya da Romalılara yönelttiği mesaj. insanlar bedenleriyle. . Ruhu taşıyan kişinin insanların arasında görünmesi. düzenli olarak geleneğe karşı da olsa sadece bedeni ve ruhu kabul etmek için bireysel aklı reddettiğinde asıl öğretinin kusursuz kalması gerekiyordu (Aziz Paul'un Selaniklilere birinci mesajı. kurulu düzene muhalif olan bütün toplumlar tümcelerine. dünya tarafından tanınmaz. 869'da Konstantinopolis'teki dini meclis sırasında Kilise. Konumuzun geçtiği dönemlerde laiklik ve hoşgörü var olmadığından.." diye bitirdiklerinde. biziz. et bedeninizin. güneş bir günlüğüne gerçekten zamanından önce doğmuş olsa bile. Hıristiyanlık ve İslam. . ruhunuzun ve aklınızın tamamı Efendimiz İsa'nın gelişine kadar yargısızca saklansın. öğretinin saflığını ve gerçekliğini kendi üstüne almakta zorlanmıştır. Bunu bir kurnazlık olarak değil. bunun aksini ispat etmeye ve İsa'nın öğretisinin çeşitli yönlere doğru gelişip farklı yorumlara açık olduğunu göstermeye çalışmıştır. Ve eğer muhalif oldukları konuyu dile getirip tümcelerini "asıl. Katolik kuralların karşısında ruh alanında yaşanan her türlü kişisel serüven. 2: "Yargınızın yenilenmesi sizi değiştirsin ve size Tanrının istediğini ve onun gözünde iyi. elbette öznel bir yaklaşımdı ve tarih içinde Hıristiyanlar." ifadesiyle başlamak zorundaydılar. İbrahim'den doğan üç ana din. asla haçlı ordusunun saldırısına uğramazlardı. 12. !"ıc Yakın zamanda.. kendisini inancın koruyucusu ve Hıristiyanlığın sahibi olarak gören dini yönetim tarafından bir sapkınlık ve serkeşlik olarak görülüyordu. İspanya'daki Müslüman otoritelerle yaşadığı zorluklan işlemiştir. Zaten Katolik. Dominikan daha sonra da Fransiskan rahipler. Kilise de insanların ruhuyla ilgileniyordu. 23: "Yalnızca barışın tanrısı sizi kutsasın. Ispanyol-Arap filozof îbni Rüşd'ün (Averroes) Oksitanya'daki Hıristiyan. aslında yalnızca Protestanlara yönelikti. Vatikan Meclisi sırasında (1962-1965)... ruhun varlığını ispatlaması ve bu varlığın verimliliğinden söz etmesi gerekiyordu: Dünyayı tanımayan bilge.. Bir inançta. insanoğlunun "ruh olarak yeniden doğabilmesi" için kabul etmek zorundaydı. çünkü Katharlar en küçük köylere ve kasabalara giderek öğretilerini halka yaymışlardır. ejus religio" büyük bir şiddetle uygulanmıştır. Aynen erken öten horozun öyküsünde olduğu gibi. "yeni adamın" tohumu olan bireysel ruhun varlığını. daha doğrusu "Nantes Fermanı" yanlış anlaşılmıştır. 5. Yahudilik.. Yusuf Şahin'in "Kader" (al Masir) adlı filmi. Ruhsal Hıristiyanlık. bu ruhsal özgürlüğün çerçevesini belirlemekti. Bu ferman. Bu. eski Yugoslavya'da bu "cujus regio. ne Yahudilerle ne de başka inançlarla ilgiliydi. Büyük yazar ve koyu Katolik olan Paul Claudel şöyle demiştir: "Hoşgörü mü? Bunun için genelevler vardır. eğer Hıristiyan bir ülkedeyse "Asıl Hıristiyan biziz.. en azından bir süreliğine kellelerini kurtarmış oluyorlardı. Roma Kilisesinin katı öğretisi sayesinde baskın olan bu ortaçağ bağlamında Katharizmin yeniliklerinden biri. tekelci tutumundan vazgeçmiş ve başka "gerçeklikler" in varlığını ve bunların "aydınlatıcı" güçlerini kabul etmiştir (Nostra Aetate açıklaması). biraz fantezi olsa da gerçeğe yakın bir biçimde.11 Katharizm derin etkiler yaratmıştır. Kilise ancak II.

Tanrının oğlu değildi ve gerçekten dirilmemişti. halbuki Kötü'nün etkisiyle özgürleşemeyen ve dünyanın prensi ya da karanlık tanrı olarak tanımlanan ruh.. var oldukları döneme göre bir çeşit devrimdi. Bu inanış Manikeizme uygundur: Yaşam boyunca İyi'ye ulaşan ruh. Onlar İsa'yı diğer peygamberlere eşit bir peygamber olarak görüyorlardı. Bizim işaretlerimize inanmayanları biz aslında cehennemde yakarız. engizisyon ateşlerinde yakılmıştır. hatta İsa'nın bile mucize gerçekleştirdiği şüpheliydi. İslam ve Şeyh Bedreddin de aynı inancı paylaşıyorlardı." (Nisa Suresi. 103 ve 106: "Ve borular çaldığında. Dirilmeyi bekleyen cahiller daha çok beklerler!" Cennet. bunun özel bir sebebi vardı (Orhon Yazıtları'nda belirtildiği gibi. (İsa'nın mucizeler gerçekleştirdiği konusunda. Şeyh Bedreddin'le ayrılıyorlar. Katoliklere şu soruyu soruyorlardı: "Senin babanı assalar. Derileri yandığında onlara her seferinde yeni bir deri veririz ki acıları unutmasınlar. Halbuki Kur'an şöyle der: "Ama kullar arasında inananlar ve inançtan uzaklaşanlar vardır. resim ve heykellere tapılmasını reddediyor ve haç simgesini kesinlikle kabul etmiyorlardı. bedenin dışında yaşayan. Bir çeşit yeniden doğuşa benzeyen inançları yüzünden bir tavuğu bile öldürmeyen bu din adamlarından yüzlercesi. Katharlar İsa'nın tanrısallığını reddediyor.26 Katharların etkisine karşı ancak manastırlarından çıkarak ve halka gidip kendi öğretilerini tekrar yayarak din adamlarının imajını kurtarabilmişlerdir. herhangi bir hayvanın bedeninde varlığını sürdürür. Aslında Allah büyüktür ve bilgedir. eski Türklere de et yemeleri yasaklanmıştı): Bir ruhun ikinci yaşam sürecinde büyük bir kopuşa sebep olabilecek yırtıcı bir etki yaratmamak ve katil durumuna düşmemek gerekiyordu. Katharların öğretisine göre. Eğer bu dinin Kusursuzlarına et yememe şartı koşuluyorsa. ne tek tanrılı bütün dinlerin kabul ettiği kıyamet ve son yargı adını taşıyan hesaplaşma gününe. hatta ölümden sonra devam eden bir ruh vardır. Müminlerin suresi. ne cennet ve cehennemin ödül ve cezasına. . cehennem ve dirilme kavramlarını reddeden Bedreddin ve Katharlarm düşünceleri aslında. sen onun asıldığı ipe tapar mısın?" Müslümanlar da her türlü putperestliği reddediyordu. İslam dinine uygun bir tanrının peygamberi olduğunu düşünen Şeyh Bedreddin gibi.. ne de İsa dahil herhangi bir insanın dirileceğine inanıyorlardı. Katharlara göre hiçbir zaman mucizeler olmamıştı." vb). Katharlar da bütün tümcelerine şu sözlerle başlıyorlardı: "Asıl Hıristiyanlar biziz. Ama uzaklaşanlara cehennem alevleri yeter.) Şeyh Bedreddin'le Katharlar. ama Hıristiyanlık'ın temelini kabul ediyorlardı: İsa Tanrının habercisiydi ve insanlara aşk ve kardeşlik mesajını vermek için dünyaya gelmişti. bir bakalım: "Bedenin devamlılığı yoktur. Bu konuda Şeyh Bedreddin ne diyor. 58-59) Kur'an aynı şeyi farklı biçimlerde de belirtiyor (sure 23.. Onlara göre İsa. Katharlar haça.. sonsuz güç olarak tanımlanan Tanrı'ya gelir." Ama aynı zamanda Hıristiyanlık'ın temelini oluşturan asıl kuralları reddediyorlardı: Katharların mesajı basitti. ölümden sonra bedenin bazı bölümlerinin canlanması olanaksızdır.

anneden ya da babadan çocuğa kalan bir miras değil.27 Katharlar.. Onların öğretisine göre bir din. çocuklar asla Kathar olarak görülemezdi. İyi niyetli polisin aklı iyice karışır: — Peki beyim. Şubeye ikâmet izni almak için başvuran bir yabancı uyruklunun başından geçenleri anlatalım: — Dinin yok mu senin? — Hayır. Bu yüzden. Lübnan'daki iç savaş sırasında binlerce kişinin ölümüne yol açmıştır. gerçekten kendileri seçerlerse Kathar toplumuna dahil olabiliyorlardı. 21. herhalde. Kimliklerde din yazması. Hıristiyanlık'ın temeli olan vaftizi de reddediyorlardı.. yok. Türkiye'deki nüfus cüzdanlarındaki "din" hanesi ise hâlâ baki! Yüzyıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olan Lübnan'da üzerinde din yazmayan ilk manyetik kimlikler 1997 yılında verilmeye başlanmıştır. İslam'la yönetilmeyen hiçbir ülkede. insanların kimliklerinde din yazılmıyor artık. senin ülkende en çok hangi dinden adam var? — Katolikler çoğunluktadır.. Şeriatla yönetilmeyen İslam ülkelerinde. Hıristiyanlık tabularına son darbeyi indirerek intiharı da günah olmaktan çıkardı. Polis memuru çizgiyi silip kâğıda.. yok. . bireyin özgürce inandığı için seçtiği bir inançtı. "Katolik" yazar. Engizisyon mahkemeleri binlerce Katharı meydanlarda kurulan odun öbeklerinin üstünde yakarken. islam dünyasının ise henüz düşünmek aşamasına bile girmediği "vicdan özgürlüğü" değil de nedir? Bir an için "dünümüze" dönelim ve 1980 yılında İstanbul Emniyet Müdürlüğü 4. — Senin gibi temiz yüzlü birine dinsiz yazar mıyım ben kardeş? Söyle bakayım senin anan baban hangi dindendi? — Onlar da dinsizdi efendim. Katharlar ise kişinin çocukken hiçbir dinden sayılmayacağı kuralı ve inanç (ya da inançsızlık) özgürlüğünü. on ikinci yüzyılda uygulamaya koymuştu. Günah çıkarma dahil olmak üzere papazların bütün görevlerini ve ayin törelerini iptal eden Katharlar. ancak ergenlik çağına ulaştıklarında. Dinsiz yazın. Kaleler bitip de o güzelim dağlara çıktıklarında. kimlik kartlarına din yazılmıyor artık. Yüzyılda Ulaşılamayan Bir İnanç Özgürlüğü ve İntihar Hakkı Batı dünyasının hiç olmazsa resmi belgeler üstünde yirmi birinci yüzyılda gerçekleştirebildiği. — Olur mu canım dinsiz insan? İcaplarını yapmasan da bir dinin vardır? — Hayır.

bir çeşit "güle güle git. komada ya da ağır hasta olanlara verilemiyordu. artık günlerini Kusursuzların arasında. din adamı olarak geçirmek zorundaydı. Ve bir inancı bilinçle yaşamak öylesine önemliydi ki Katharlar için.. Ne kadar çocukça ve ne kadar hoş değil mi? İyice düşünülecek olursa "çağımızdaki uygulamalı" dinlerden daha da mantıksız değil üstelik. Engizisyona karşı dövüşerek ölmek zorunda kalınca. Örneğin. İsviçre Bankası Sosunda Bir Kolhoz Ekonomisi . ölüme hazırlamayı hedef alan Son Teselli duasıydı. Bir Kusursuz'un ölmekte olan insanı elleriyle tutarak okuduğu bu dua. Öğretinin tek kutsal töreni. Şaka bir yana. Aşkı günah sayan nikâhı kutsayan Katolik Kilisesinin tersine. Kathar dininin temel taşını oluşturuyordu. ölüm orucuyla intihar etti yüzlercesi. Bir kere bunca hoşgörülü. ne de belli formüllerin uygulandığı dualar. hem de çok zordu. Mezhebe katılma töreni yoktu. Kathar Şövalyeleri son ve tek dualarını savaş alanına giderken dinlemeye başladı. Efendi ve Kölesi Olmayan Bir Toplum. Teselli.. çarpışma sırasında ağır yaralanırlarsa. Ama ölmez de sağ kalırlarsa yaşamlarını din adamı olarak bitirmemek için Tesel-li'nin bağlayıcı öğesi dokunma eylemini gerçekleştirmi-yor. İyi ve Kötü birlikteliğine dayalı çifte dünya görüşünü savunan Manikeizm dini ile Hıristiyanlığın bir sentezi diye tanımladığımız Kathar mezhebinin "ne olmadığına" bakarak. çağımıza uyan. Ama "ne olduğuna" bakarak aynı şeyi söylemek zor. yavuklusu Piren ile saklambaç oynadığı mağaralarda. Kendilerini açlığa mahkûm ederek. Yoksul. Geliştiği dönemin abuk sabuk tabularına karşı geliştirdiği seçenek. Teselli'yi alan kişi ölmez de yaşarsa eğer. Oksitanca "Consolament" adı verilen. evlenip çocuk yapabiliyor.. şaşırtıcı yanlarını görmek olası. yoluna baş koyanlardan belki de gereksiz ölçüde bir özveri isteyen. Ama temelinde bütün bunları "henüz Yabancı tanrının etkisinde" olduğu için yapabilmekteydi. olumlu yaklaşımlarının yanı sıra. Hem de Ortaçağda! Kendi halinde bir Kathar'dan beklenen yükümlülükler hem çok az ve kolay. gözün arkada kalmasın" uğurlaması. ama evliliği din açısından geçerli sayılmıyordu. zaten sevap olmayan bir dünyanın parçasıydı. Kusursuz Kathar'dan yetişip kendilerini kucaklamasını istiyorlardı. Dolayısıyla karı koca arasındaki aldatma olayı da ikinci bir günah değil. savaşabiliyordu.28 Herakles'in. kötü mü olduğu yorumunu size bırakıyorum! Zengin. Ne belli saat ve günlerde ayin vardı. Yani sokaktaki Kathar. din görevlisi yani "Kusursuz" olmayan Kathar et yiyebiliyor. ancak aklı başında ölenlere okunabiliyor. tüm maddeci yanlarına karşın. bunu yapan Katolik papazları da "pezevenklikle" suçluyordu. Kathar dini elbette günümüzün mantık çerçevesine tam uyum göstermiyordu. Kathar Kilisesi evliliği hoş görmekle birlikte din açısından kutsamayı reddediyor.. birbirini yiyen bizlerin çağdaşı olamaz!. Yabancı tanrının etkisiyle aile kurup âşık olabiliyor. barışçı ve sevgiye yönelik bir öğreti. tutkulu ve zor bir dindi. Artık bu anlayışın iyi mi. Haç ve günah çıkarmayı reddettiklerini daha önce söylemiştik. Yoğrulduğu tarih diliminin toplumsal ve bilimsel koşulları kuşkusuz bunu gerektirmekteydi. Zerdüşt öğretisinden beri varolan.

Kathar Kilisesi feodal yönetime katılmıyordu. Zaten kısa sürede bunca yandaş bulmasının sırrı da burada yatıyordu. kiliselerinin ortak kasası dolup taşıyordu. günümüzün solcu(!) bir İsviçre bankasını akla getirmekte: Birikmiş tasarruflar kilise tarafından komün işliklerinin geliştirilmesinde kullanılıyor. sade Kathar'ı doğru yola sokmak. efendi ve köle yoktu. Lombardiya'dan kaçmak zorunda kalan Kathar göçmenlerine yardım olarak gönderiliyordu. Muhbir adlarından en adi iftiralara değin bütün ayrıntıların yazıldığı Engizisyon tutanaklarında. hamam. bugün bile bu hazineyi bulmak düşüyle yaşayan insanlar. aça aş veriyordu. Vergi toplamıyor ve serileri çalıştırmıyordu. ama Roma Kilisesinin biçeminde değil. kendisinden çok etkisinde bulunduğu Yabancı Tanrı sorumludur davranışlarından ve din görevlisi Kusursuz. Ortak para. Emekçi kesim üzerinde hiçbir hak ya da iktidar amacı gütmüyordu. İnananlar. Bu saygının da üç biçimi vardı: Bir Kusursuz'a rastlayınca üç kez diz bükerek selam vermek ve halka açık sohbetler biçiminde gerçekleşen kilise toplantılarına . Kathar mezhebi bir kurumdu. İşlikler yoluyla. işsize iş. işte bu bankanın varlığıydı. Kathar Kilisesi. yaşamlarını kendilerine ve iyiliğe adayan din görevlilerine saygı göstermekle yükümlüydü. görkemli Montsegur şatosundan kaçırılan ve hâlâ bulunamayan o eşsiz Kathar hazinesi. hiyerarşi yok anlamına gelmiyor. yanlış işler yapsa bile. Tam tersine. bir anlamda devletti. para olarak bu ortak kasaya giriyor. ama hiçbiri diğerinden önemli değil. toplumun yaşantısını yönlendiren ekonomik düzenin. isteyen Katharın ve tüm din adamlarının el emeklerinin karşılığı. Kathar Kilisesi. Katharizm. Kusursuz Katharlarm sürdükleri basit yaşantıya ve dünya nimetlerine yönelik olmayan tutumlarına karşın. Spartaküs gibi hiçbir ad. yoksul. ayrıca ölmeden önce Son Teselli'yi alan hemen tüm inananlar. Katharlara arka çıkabilecek yüksek görevli Katolikleri satın almaktan. servetlerini buraya bağışlıyorlardı. kilisenin yönetimindeydi ama kesinlikle halk için kullanılmaktaydı. engizisyon zamanı bir yerden bir yere gizlice gitmek zorunda kalan din adamlarına eşlik edecek silahlı korumalara maaş ödemeye varına dek her işe yarıyordu. kendilerine "İyi insanlar" ya da "Kusursuz" adları verilen Kathar din görevlilerinin. Ama bu başsızlık. elini eteğini dünya işlerinden çekip mutasavvıf düşüncelere dalan ya da gaipten haber almaya yatan ermişlerle ilgisi yoktu. Tüm Kusursuzların kimliği biliniyor. "Komün" biçimi bir yönetimin kurucusu ve koruyucusuydu. Önderi Olmayan Bir Örgüt ve Barış Öpücüğü Kathar Kilisesi "herkes eşittir" derken. yaşamını istediği gibi düzenlemekte özgürdür. Oksitanya'daki Ortaçağ kasabalarında. tarla işletmeleri. Topluluk iki öğeden oluşuyordu: Din görevlileri ve inananlar. Kathar mezhebinde zengin. ruhunu kurtarmakla yükümlüdür. Roma Kilisesinin tam tersine. Ortak kasadan finanse ettiği işlikler yoluyla toplumsal ve ekonomik yaşantıya bütün ağırlığıyla katılıyor. Kadın-erkek. önder ya da yol gösterici olarak öne çıkmıyor Kathar toplumunda. Para getirecek han. Katharların ortak kasası. Biriken parayı çalıştırmak için yandaş senyörlere düşük faizle borç verildiği bile oluyordu! İleride anlatacağımız kartal yuvası. gayri menkul spekülasyonları yoktu. gerçekten herkes eşitti. Şeyh Bedreddin gibi. tarihte yerleşik düzene karşı çıkan tek "öndersiz" toplum eylemi belki de.29 Bu tek kutsamanın dışında sade Kathar. ağzının suyu akan defineciler var.

İsa'nın son yemeğinin anısına ekmek paylaştırıyor. Yalan ve yemin yasaktı. bir yandan işliklerde çalışırken. yağ. ayrı ayrı elbette. din adamı sayısının giderek azalacağını ve zaman içinde dini yanının yok olacağını düşünüyor insan. Katharlara ikili (İyilik-Kötülük) dünya görüşünü ve nasıl iyi olunabileceğini anlatıyor. doğru ve yemini kesinlikle gerektirmeyen bir inançla söylenmeliydi. Yeryüzü Prensi'ni (Şeytan) kışkırtmanın ne gereği vardı? Sınırsız özveri ve irade gücü gerektirmesine karşın din adamı olmak isteyen Kathar. bir yandan dinsel öğrenimini tamamlıyordu. tarihin ilk şiddet karşıtı örgütüne mührü bastılar. Ağızlarından çıkan söz. İtalya'nın Brescia bölgesindeki Desenzano kentinde de bir Patarin Piskoposluğu kurmuştu. yumurta. toplumun tepkisinden korkarak dinsel etkinliklerinden vazgeçiyorlardı. 1167 yılında Konstantinopolis'ten gelen Nicetas adlı Bogomil Metropolit'in yönettiği ve Toulouse yakınlarındaki "Saint Felix de Caraman" kasabasında toplanan Din Kurultayı ile birlikte dosta düşmana karşı açığa vuruldu. Öldürme eylemine karşı oluşları. süt. din adamı kalmakta kararlıysa basit Katharların ölürken başvurduğu ünlü Teselli'yi diriyken alarak. Öğretileri açısından en büyük günah. Bugün Languedoc bölgesinde insanların Kuzey Fransa'dan farklı olarak üç kez öpüşmesi. Oksitan senyörleri.30 katılmak. acı ve ölüm korkusunun mutlaka üstesinden gelinmesi gerektiğine inanıyorlardı. Kathar halkına bütün bunları anlatırken aşılamak istedikleri en büyük cesaret ise. Et. Katharlar bazen terk edilen Katolik kiliselerine yerleşiyordu. İstanbul'dan Gelen Bogomil Başkan Başlangıçta gizli gizli örgütlenen Kathar mezhebi. Kathar Kusursuzları ile Katolik papazların tartıştıkları açıkoturumlar düzenlemeyi alışkanlık haline getirdi. ateşten korkmamaktı. Kadın erkek. Kusursuzlar. zaten yılın dörtte birini oruçla geçiriyorlardı. Üç yılın sonunda eğer kendisini Kusursuzluğun gerektirdiği güçte görmezse. aralarına katılmak isteyen her kişi. Yerleşik düzenin koruyucuları harekete geçince başlarına gelecekleri az çok kestirdiklerinden. Toplantılarda din adamları. bu evlerden birinde üç yıllık bir hazırlık döneminden geçiyor. Motropolit Nicetas. . hangi tehdit karşısında olurlarsa olsunlar. sen de yargılanmazsın" kuralıyla birleşince. tek. tereyağı ve peynir yemiyorlar. Fransa'da altı Kathar Piskoposluğu. işte bu Kathar geleneğinden kalmadır. Siyah ya da lacivert giyiniyorlardı. Cesareti ise en büyük erdem kabul ediyor. inancından dönmeyen tek tük Katolik din adamı ise. "Sapkınlık" ilerledikçe kiliseler papazsız kalıyor. toplantı bittiğinde de her Kathar'ı "Barış Öpücüğü"yle uğurluyorlardı: Üç kez öperek. bu mezhep yaşasaydı. Bu tartışmalardan hep Kathar öğretisi galip çıkıyor. aileler çocuklarını vaftiz ettirmiyorlardı. günün birinde "ateşten gömleği" giyeceğinin bilinciyle kabul ediyordu Kathar mezhebini. yaşamını Kusursuz olarak sürdürüyordu. olağan yaşantısına dönüyor. Kusursuzların kendilerine reva gördükleri yaşam biçimine bakınca. "yargılama. yeni mezhep Oksitan topraklarında çığ gibi büyüyordu. Oksitanca diline "lacilerini çekmek" anlamına gelen bir de deyim bırakmışlardı. toplu olarak "ev" adı verilen yurtlarda kalıyorlardı. Basit Kathar'a her türlü hakkı tanıyan din adamı kadın ve erkekler evlenmiyordu. alçaklık ve korkaklıktı.

Ekmeğimi. Aynı dönemde İtalya'da zengin bir ailenin çocuğu olup yine sonradan aziz ilan edilen François d'Assise (d. ama geç kalmıştı. otuz sekiz yaşında Papa olan III. tutsaklığının üçüncü ayında. Birçok soylunun "pis iş" diye istemedikleri haçlı orduları komutasını da çok geçmeden bu sefere mal mülk edinmek için katılan. Katharlar da kendilerinden olan bir kont kızından. aforoz edildi. incil'in savunduğu yoksulluk ve alçakgönüllülük ruhuyla Katharların saygısını kazanmış. Gerektiğinde son çare. Montpellier kapılarında Vatikan'ın bir orta elçisini. derebeyliğini de Beziers katliamında sivrilen Simon de Montfort adlı topraksız bir senyöre verdi. Varsın Gelsinler!" Tarihe geçen ünlü çağrısıyla Carcassonne Kalesi'ni savunmaya hazırlanan Vikont Trencavel.l226) da yoksul bir rahip yaşamı sürerek Katolik Kilisesi'nde şaşkınlık ve hatta skandal yaratmıştır.31 1198'de. Bir yıl sonra Toulouse kontuna bağlı bir subay. Innocent. 1207 yılında Katharlara karşı sert önlem almayı reddeden Toulouse Kontu.Katharlara sapkınlıklarını kabul ettirmek ve onları doğru yola döndürmekle görevlendirilmişti. Daha sonra Aziz ilan edilen Dominique de Guzman -1170'lerde bugünkü ispanya'nın Burgos bölgesindeki Caleruega'da doğmuş. 15 gün süren bir kuşatma sonunda Beziers Kasabı Arnaud Amaury. Papalık temsilcisinin savurduğu tehditler sonucu. o şahin yuvasına sığınacaklardı. 1221'de İtalya'nın Bolon-ya kentinde ölmüştür. Kendisi Kathar olmamasına rağmen. Oksitanya beyleri haçlı ordularını karşılamaya hazırlanırken. dolayısıyla da canla başla çarpışan bu yolsuz senyör aldı zaten. başsız kalan kent halkı bir gece yarısı gizlice Carcassonne'u terk ederek civar derebeyliklere sığındı. "Bu Topraklarda Dışlanan ve Horlanan Tüm Lanetlilere Bir Kent. Papa III. Innocent'in çağrısı üzerine. barış görüşmeleri yapacağız. hem ikna. onları halkından ayırmayı ve haçlılara teslim etmeyi reddetti.H82-ö. Bundan sonra olaylar çatışmaya doğru hızla gelişti. diye kaleden çıkarttığı genç Vikontu tutsak alınca. Fransa Krallığı'na bağlı Kuzeyli senyörlerden kurulu bir haçlı ordusu Oksitanya'ya inerek Beziers Kalesini aldıktan sonra Carcassonne'a doğru ilerlemeye başladı. Trencavel ise. 24 yaşında. efsanevi Montsegur kalesini onartmasını istediler. Bir Barınak. Trencavel'i kendi şatosunun zindanlarına atan Başpapaz Amaury. Katharlar için "ateşten gömlek" giymenin kaçınılmaz olduğu anlaşılmıştı. Aziz Dominique. hem de güce başvurarak yeni mezheple baş etmeyi denedi. Son olarak 1204 yılında Aragon Kralı'nın girişimiyle toplanan Kathar-Katolik Uzlaşma Kurulu'nda. Efsaneye göre Oksitan Aşk Divanları'nda "La Loba" . sevdiği Arap dilberinin eline verilerek kendisine gönderilen zehirli şarabı içerek öldü. Pierre de Castelnau'yu öldürdü. gözü pek ve yakışıklı bir Oksitan şövalyesiydi. Suyumu ve Kılıcımı Sunuyorum.

Öykü hoş. engizisyon yangınları değildir henüz. 1211 yılında Lavaur'u aldıktan sonra tam dört yüz Kathar din adamı alevlerde can verir. Ama yanık insan eti dumanlarını Oksitanya göklerine savuran bu ateş. o kadar. anlattığımız tarih diliminden yedi yüzyıl sonra dünyayı kasıp kavuran Hitler.32 (Dişi Kurt) diye anılan bir senyör karısı.12 1233 yılından öteye engizisyon mahkemelerinde tek kişinin tanıklığıyla kemikleri kırılmaya mahkûm edilen Katharlar. yalnızca bilimin sağladığı yeni teknik olanaklarla uygulamayı "çağdaşlaştırmıştı". Hitler'in Yahudilere Taktırdığı Sarı Yıldızın Ağa Babası Normandiya asıllı yeni Carcassonne senyörü Monfort. Ama doğruluk derecesi bilinmiyor. delicesine tutulup yüz bulamadığı Trencavel'in hile ile esir düşmesinde önemli bir rol oynadığı gibi. Olağan din ve düşünce ayrılıklarında başvurulan yöntemlerdir: Elebaşıları kurallara uygun olarak çatır çatır yakılır. onun kendisine yeğlediği Arap kızının eliyle can vermesini de planlamış. Görüldüğü gibi. 1210 yılının Haziran ayında. Yahudileri yakalarına sarı yıldız takmaya zorladığında ve daha sonra fırınlarda yaktığında yeni bir vahşet icat etmemiş. göğüslerine kızgın demirle haç işareti dağlanan aklı çelinmiş. yedi aylık bir kuşatmadan sonra düşen Minerve Kalesi'nde yüz kırk Kusursuz'u canlı canlı ateşe atarlar. sade Katharlar ise serbest bırakıldıklarında tapmayı reddettikleri aynı Katolik haçını giysilerine çizerek dolaşmak zorunda bırakılır. Ünlü engizisyon yargıcı Bernard de Caux tarafından sorgulanan Kathar senyörlerinden Jourdain ve Aribert'in işkence tutanaklarından bir bölüm. işkencenin 13 mayıs'tan 8 Temmuz 1245 tarihine kadar sürdüğü anlaşılıyor. Toulouse Belediye Kitaplıgı'nın belgeleri arasında bulunan tutanaktan. Oksitanya'yı kana bulayan Fransız ordularını dokuz yıl boyunca yönetir. gün geldi göğüslerine dağlanan kızgın demiri özlediler ve .

Böyle böyle. Pirene Dağları'nın yeşiline karanlık bir yağmur bulutu gibi çöktü hüzün. hatta giderek güçlenen Kathar mezhebini yok etmek için yepyeni bir silah icat ettiler: Tarihte ilk kez Guillaume Arnaud'un başkanlık ettiği engizisyon çarkı. yasa üstü bir kurum.33 engizisyon mahkemesinin yaptırdığı işkencelerden geçmektense. zamanla onun bile çekinir hale geleceği bir karabasan. Katharlar ise bahane. Kaleler alındı. İki kez el değiştirdikten sonra yine Oksitan sahibinde kalan "Pembe Kent"in Haçlılar tarafından son kuşatılması sırasında. karısıyla dalaşamaz oldu. komşusunun karısıyla fingirdeyip "Kathar" diye ihbar edilen köy çapkınları da. Ama daha o günler gelmemişti. Tam yirmi altı yıl boyunca. işgalcilere başkaldıran beylikler az değildi. Roma İmparatorluğu'ndan beri yerleşmiş bütün yargı kurallarından bağımsız işlemesiydi. dönmeye başladı. Oksitan kadınlarının fırlattıkları bir mancınık taşıyla öldürüldü.13 Tutuşturulan odunlardan kimse canlı çıkmadığına göre. umut vardı henüz yürek çarpıntılarında. Kolayca anlaşılabileceği gibi bu savaş. Oksitanya'da her köyde. Honorius ile Fransa tahtına çıkan VIII. Bir çeşit "olağanüstü hal" mahkemesi. Toulouse Kontluğu ve güneyden Oksitanya'nın yardımına gelen Katalonya Aragon Krallığı. . her kentte bir engizisyon mahkemesi kuruldu. Oksitanya'yı ucundan ucundan kemirse de. tüm Languedoc bölgesini bir daha kopmamacasına Fransa Krallığı'na bağladılar. meydanlarda kurulan odun öbeklerinin üstünde "tütsülenerek" temizliğe kavuşturuldu. Düzenli kuzey orduları. bölgede hakkından gelinemeyen. ne sivil ne de dinsel yargı organlarına hesap vermek zorunda kalmadan. Engizisyon mahkemelerinin özelliği. Engizisyonun temelini oluşturan inanca göre. İşkence ve tanıklık yöntemleriyle kendine özgü. 1226 yılında Papalığa gelen III. Simon de Monfort. Raimond'u kayıtsız koşulsuz dize getirdi. sırtını döner dönmez yeniden bağımsızlığını kazanan. Bu arada. Demek hepsi suçluydu.. kişi suçsuz ise ateş onu yakamazdı. Kaleden kaleye geçen Simon de Monfort. Louis. kralın bile denetimi dışına taşıp. işkence altında tanıklık edenlerin suçlamalarını işkence altında itiraf eden suçsuzlar.. artık Oksitanya için bir ölüm kalım meseleseydi. Simon de Monfort komutasındaki Fransız ordularına karşı direndi. çocuğuna güvenemez. güneye karşı bu kez Kraliyet ordularından kurulu yeni bir haçlı seferi başlattı. kaleler verildi. birer Kusursuz gibi isteyerek ateşe attılar kendilerini. o alevlerde Katharların yanında tavuk hırsızları da yandı. bastıkları her karış toprağı ateş ve kana bulayarak yeni Toulouse kontu VII. Oksitanya'nın dört bir yanında insanlar komşularıyla yârenlik edemez.

Toulouse'u Andorra'ya bağlayan ana yolun on kilometre açığına düşen Emindağ'ı {Montsegur) keşfetmeleri için televizyonun aracılığı gerekti. Ben güneşli bir ekim günü tırmandım Montsegur'un dik yamacını. yüreklerdeki isyan giderek güçleniyordu. kıtlama şekerin tepesindeki kaleye doğru bir bakınca havlu attı. Sekiz kişilik bir meraklı topluluğuyduk. Montsegur'den yıllarca önce çıktığım Nemrut Dağında. Pireneler'in tepesine tünemiş şahin gözü gibi bir şato parlamaktaydı karanlığın içinden: MONTSEGUR (Emindağ). belli değil. Ama bizi 1207. bilmiyorum. Yirminci yüzyıl bile sivri topuklu hanım turistlere uygun bir patika döşeyememişti bu "Poç" adını taşıyan. zamanın . aptal kutusundaki Katharlar da ölüm orucuna başlamışlardı. Aramızda yetmiş beşlik anneannemiz de vardı. metreye yaklaştıran her adımda bu Katharların biraz da katır olduğuna inancım pekişti. en ünlüsü: MONTSEGUR Montsegur'un zirveye yakın bir yerden görünüşü. Pireneler'in doruklarında bugün açık pazar ve kış sporları merkezi olarak para kıran özerk bir Prenslik var: Andorra. bir dilim rozbif arasında yutulan Kathar Şövalyeleri'nin acıklı öyküsü. Ama anneanne. Oksitanya'nın acıklı öyküsünü ve Montsegur'un düşüşünü akşam yemeği yerken seyretti galip kuzey ordularının metro yolcusu torunları. o kaya heykelleri oraya nasıl çıkardıkları çok ilgimi çekmişti. Hafta sonları ya da tatillerde Andorra'ya akın eden Japon fotoğraf makinesi ve ucuz içki meraklısı orta sıklet Fransız turistlerinin. engizisyon baskısının en alıp başını gittiği dönemde. bonuna kadar direnen. Bundan birkaç yıl önce. onu arabada bıraktık ve biz sözüm ona gençler doruk deparını başlattık. yüzyılların mahmurluğundan turist tellallarının dırdırıyla sıyrılmak zorunda kalan Montsegur için iyi mi oldu. orada. Kesin olan. 1230 ile 1244 yılları arasında. kocaman bir kıtlama şekerini andıran granit kütlesine. Tırmanış kaç dakika sürdü. sıra peynirlerini yemeğe geldiğinde. Engizisyona Karşı Dağ Gerillası Montsegur Kahramanları Cellatlar inatçıydı ya. Katharların direnci de daha az değildi. kötü mü.34 Katharların Kalelerehdeh. Oksitan halkının arasında sessiz diş gıcırtılarının fon oluşturduğu bir tabloda. televizyondaki diziden sonra her hafta sonu yüzlerce araba dolusu insanın alışveriş merkezlerine gider gibi bu 1207 metrelik sarp kayaların tepesine kurulu şahin yuvasına hücum ettiğidir. On iki bölümlük bir dizi filmle bir yudum şarap.

Kalenin garip mimarisini inceleyen günümüz mimarları. Üstelik içinde binlerce insanın yaşadığı dev bir şato için gerekli tonlarca kesme taşın nasıl buralara çıkarıldığını düşününce. Ama Nemrut Dağı daha yüksek olmasına rağmen eğim ve sarplık açısından Montsegur'un kurulduğu Poç'a oranla lokum kıvamında sayılır. Yalnız kuzeybatı burçlarına dayalı ve surlardan altı metre daha yüksek dörtgen bir kulesi vardı kapalı yaşama alanı olarak. kendisinin de katıldığı yeni mezhebin rençper ve amelelerine kaleyi onarma görevini verdi. çok eski zamanlardan kalma birkaç yıkık duvardan ibaretti. Her köşesi dik açılardan oluşuyordu. Deli Tramontan rüzgârlarının erozyonuna açık görkemli kale. henüz dimdik ayakta. Ama terk edilmiş. Kalenin içinde ortaçağ derebeyliklerinde görülen ve soyluların oturduğu bir şato kurulmamıştı. Bu kuledeki yer kapasitesi. Katharların öyküsü de biraz Don Kişot'luk değil miydi zaten? Sekizinci yüzyılda Montsegur. yıkılmış kesitleriyle yoksul düşen soylu bir senyör havası var burçlarında.35 olanaklarıyla bu işi başaranlara hayranlık duymuştum. Carcabbonne kentinin ünlü kalesinin "Aude" kapısından bir görünüşü . engizisyon dönemiyle birlikte akın akın kaleye sığınan Kathar toplulukları karşısında kısa zamanda yetersiz kaldı ve sığınmacılar. kalenin savunmasını da Pierre Roger des Mirepoix adlı bir senyör üstlendi. Kör. Sarp Poç'un tepesine tünemiş taştan bir Don Kişot sanki Montsegur. çıplak duvarları. bir kont kızının çeyizini oluşturan eski. dik burçlarıyla gökyüzüne bir isyan gibi uzanan yeni Montsegur'un yuvarlak kuleleri yoktu. İnşaat zorluğunun en iyi kanıtı. Onarım çalışmalarının yanı sıra. 1200'lü yıllarda ilk haçlıların Oksitanya'yı yıkıp yakmaya başlamasıyla Katharlara bir sığınak vermeyi amaçlayan bu soylu kadın. düpedüz avluya kurulan derme çatma çadırlarda yaşadılar yıllarca. Katoliklerin diliyle "Şeytan'ın Tapınağı" olarak Kathar mezhebinin başkenti görevini işte böyle üstlendi. Fransa gibi bir ülkede bu şatonun hâlâ onarılmamış olması. kunt. Montsegur. insan bazı şeyleri iyice kavrayamaz oluyor. Katharların "altın sayı" diye adlandırılan orantıdan haberli olduklarını ve Montsegur'un bir güneş tapmağı özelliklerini taşıdığını öne sürüyor. Eski yıkıntıların üstünde kısa zamanda görkemli bir taş savaş gemisi yükseldi sanki.

sarp kayalardan. Kartal yuvası şatoda hepi topu iki yüz yeminli Kathar. O . kuşatma komutanı Hugues des Arcis tarafından kiralanması. kuşatılanları bekleyen açlık ve susuzluğa güvenmekteydi. Guillaume Arnaud ve altı çömezinin uyudukları odaların kapıları baltalarla parçalandı. Engizisyon yargıçlarının kaldığı kasabaya sabaha karşı vardılar. Oysa aynı köylüler.36 Comta Şatosunun (Carcassonne) Vizigot kapısındann bir görünüşü Kathar Şövalyeleri'nin Komando Timleri Engizisyonun Boynunu Vuruyor 1242 yılının Mayıs ayında Guillaume Arnaud başkanlığındaki engizisyon yargıçlarının. haçlı komutanı Hugues des Arcis başarıya ulaşabilmek için askerlerinin saldırı gücünden çok. yoldaşlarını toplayarak aralarından seçtiği altmış kişilik bir atlı birliğin başında rüzgâr gibi daldı gecenin karanlığına. gizli patikalardan ovadaki yerleşim merkezleriyle bağlantısını sürdüren Montsegur halkı. olayın akışını birdenbire değiştirdi. öylesine alınmazdı ki Montsegur Kalesi. Kathar Şövalyeleri ile birlikteydi. Kraliyet ordusunda baş gösteren salgın bağırsak enfeksiyonlarında ise. Garnizon komutanı Pierre Roger. Kış bastırdığında aşağıdaki on bin kuşatmacının durumu. önemli ölçüde depoladığı yiyecek ve su yedeği sayesinde karşı tarafa tek bir burç vermeden sonbaharı geçirdi. ilahiler söylemeye başlayan engizisyon yargıçlarının kellelerini yardıma çağırdıkları azizler de kurtaramadı. zehirli şarapların büyük payı vardı. Kısacası haçlı ordusu yorgun. Kuşatma güçleri ise on bin kişiden oluşuyordu. yine köylülerin verdiği bozuk yiyeceklerin. Montsegur'dekilerle gönül beraberliği içindeki civar köyler nerede yalnız başına bir askere rastlasalar öldürüyor. kuşatma ordusuna yiyecek sağlamakta ellerinden gelen zorluğu çıkarıyor. gizli oyuklardan. 1243 yılının baharında Hugues des Arcis komutasındaki kraliyet güçleri Montsegur'ün yamaçlarında mevzilendi. aç ve hastaydı. ucundan ucundan kemiriyorlardı Fransızları. kaledeki beş yüz kişiden daha umutsuz görünüyordu. Tüm kasaba halkı uyanmış. Yargıç olmayan yargıçların tepesine inen halkın yargısıydı bu. Fransız ordularının misillemesi gecikmedi. sadece kendi bildikleri geçitlerden sekerek su ve ekmek ulaştırmaktaydı Montsegur mahsurlarına. Olay kısa zamanda Montsegur'de üslenen Kathar Şövalyeleri'nin kulağına geldi. yüz şövalye ve gerisi çoluk çocuk olmak üzere beş yüz insan vardı. Toulouse'da yeni bir temizlik hareketi başlatmak üzere "Pembe Kent"in az ilerisindeki bir kasabaya yerleştikleri haberi bölgeyi yeni bir korkuya boğdu. İnfaz görevini üstlenen on iki kişinin eline çıplak on iki balta verildi. Saldırganların sayısal üstünlüğüne rağmen geceleri yalnız kendi bildikleri dehlizlerden. Ama öylesine sarp. Aralık ayında hepsi deneyimli dağcı olan bir düzine aylak Bask savaşçısının.

Montsegur. Mezhep sorunu olmayan askerler. Tepelerine yağan taşlara. usulen engizisyon mahkemesince denetlendikten sonra özgürce yurtlarına dönebilirlerdi. Ölüme gidecekleri kesinleştiği için yeni ve eski üyeleriyle şatodaki tüm Katharlar. teslim koşullarını görüşmek üzere bir araya geldiler. son sözü ipe vermeden önce. hatta Avignonet kasabasında engizisyon yargıçlarını öldüren birlik bile affa uğruyordu. Tüm bildiğimiz. keçilere taş çıkartan bir beceriyle şatonun doğu kanadına seksen metre kala tırmanmayı ve tutunmayı başardı. Durumun umutsuzluğunu çok iyi bilen iki yüz küsur Kathar. bu noktadan kaleyi gülle yağmuruna tutmaya başladı. kendilerini bekleyen engizisyon ateşini bile bile kale halkından on beş askerin daha Kathar mezhebini kabul ettiğidir.. inançsız ve yasasız bu kiralık Bask savaşçıları. Haçlı ordularının hiç de iç açıcı bir durumda olmadığı. . Montsegur yeniklerinin her şeye rağmen kabul ettirdiği şaşırtıcı teslim koşullarından belli oluyordu. on beş günlük ateşkes süresince. istiridye kabuğu gibi kendi üstüne kapandı. Montsegur komutanı Pierre Roger ile haçlı şövalyesi Hugues des Arcis. kaleyi kurtarabileceğini mi düşünüyordu hâlâ? Katharlar ne yaptılar bu süre boyunca? Niçin bu zamana gerek duyuyorlardı? Tarih. Montsegur savunmacıları on beş günlük bir ateşkesten yararlanacaklar ve bu süreyi kalede geçirdikten sonra şatoyu Fransız Kralı adına haçlı komutanına teslim edeceklerdi. mezheplerinden dönmedikleri takdirde ateşe atılacaklardı.. soğuğa ve kesilen yardımlara rağmen Şubat sonuna dek dayandı kale halkı. 2 Mart Çarşamba günü. Kathar Şövalyeleri ve kale garnizonunun bir avuç askeri canlarını dişlerine takarak savunuyorlardı hâlâ şatoyu. ölüme hazır olduklarını. Şubat ayını Marta bağlayan gece Montsegur'de teslim kararı alındı. Yaşasın Ölüm Diyebilmek İçin Hünkâr istedi ki: bu müşahhas küfrü yere sermeden önce. varlıklarını dokuz aydır onları korumak için canla başla savaşan asker ve sivil Oksitanlara bıraktıkları. bundan daha iyi teslim koşulları düşünülemezdi doğrusu. Kuşatılanlar üstüne peşinen verilmiş tüm hüküm ve cezalar iptal ediliyor. Montsegur düşmeye mahkûmdu artık. bu iki hafta içinde Son Teselli'yi alarak Kusursuz olarak yanmaya hazırlanmışlardı. Kışın ya da uzun dönemde. Katharların kendilerini bu süre içerisinde ruhsal yönden ölüme hazırladıkları.. niçin bu on beş günlük ateşkesi istemişti? Bir yerden yardım umuyor. Komutan Pierre Roger. 1 Mart'ta kuşatmacılara karar bildirildi. Kale Komutanı Pierre Roger de Mirepoix'ya şükranlarını belirttiler ve kendileri yüzünden daha fazla acı çekilmesine gerek kalmadığını. Bunların dışında kalede bulunan diğer kişiler. Yedi yüzyıl sonra yüzlerce tarihçi. Engizisyon uşakları. bu soruların kesin yanıtlarını veremiyor. Anlaşmaya göre. Zamanın savaş araçları mancınıklar.37 dönemde uygarlıktan henüz nasibini almamış. engizisyon yargıçları önünde Kathar mezhebinden caydıklarını açıkladıkları takdirde özgürlüklerine kavuşacak. biraz da şeriat eylesin ibrazı hüner âdâbü erkânıyla halledilsin iş . hiçbir Kathar'in inancını yadsıyarak yararlanmaya kalkmayacağını bilmekteydi.. odun öbeklerini kurmaya başlamıştı. bu on beş günlük ateşkesin anlamı üstüne kafa yordular. teslim olmasını istediler. kara. Düşen bir kale için. Ama dost düşman herkes koşulların Kat-harları ilgilendiren bölümünden.

Gayri uzatman sözü. Aydınlandı içi gözlerinin. neylesek zaid.. Denildi: "Sen de konuş.38 Dönüldü Bedreddin'e. Madem ki fetva bize aid verin ki başak bağrına mührümüzü." Denildi: "Ver hesabını ilhadın. Nâzım Hikmet (Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı) Kathar Kalelerinden: Puivert . dedi: — Madem ki bu kere mağlubuz netsek.." Bedreddin gülümsedi.

yanıt verir gibi gülümseyerek söylendi: — Biz hepimiz kardeştik. havada bir hayranlık soluğunun kokusunu aldı. koştu. basit askerler ise büyülenmiş gibiydiler. (Montsegur Katliamı. tilkicesine kurnaz Narbonne Piskoposu. Kafileye öncülük eden Kusursuzlardan Bertrand Marty. bu olağanüstü manzaranın babadan oğla kalan bir miras gibi yüzyıllarca anlatılacağını sermişti. ateş çemberimle Katharların arasına dikildi: — Durun. İki yüz: yirmi beş Kathar Şövalyesi. Haçlı ordularının gümüş zırhlı şövalyeleri gözlerini eğdiler. gökyüzüne bir isyan gibi yükselen granit tepenin dibine kurulan ateşten çembere tek bir adam birlikteliğiyle yaklaştılar.39 Kathar Kalelerinden: Peyrepertuse Montsegur mağlupları. Son bir umutla gerilmiş bir yay gibi fırladı gerinden.. Aranızda cayan yok mu hiç mezhebinden? Engizisyonun kararına rağmen ben. Haçlı seferinin dinsel kutsaması. 16 Mart 1244) Montsegur'un uzaklardan kartal yuvası misali bir görünüşü . kızanı ve kadınıyla. Katharlar durmadı. son bir şans tanıyorum nedamet getirenlere! Katharlar durmadı. kaleden başları dik çıktı. Ölüme gidenlerden hiç olmazsa birine fire verdiremezse eğer. durun diyorum size! Bir kez daha düşünün.. başka bir soruya .

orada bu hazineyi zamanında saklayan iki diğer Kusursuzla buluştular. 15 Mart'ı on altıya bağlayan gece iplere tutunarak sarp kayalardan aşağı indiler. Askeri garnizon teslim oldu. Montsegur bir efsaneydi artık. Katharların yalnız kendilerini değil. garnizon komutanı Pierre Roger teslim koşullarının tümünü tehlikeye atan böyle bir girişimi desteklemişti. Aralık ayı sonlarında saklanan bir hazine sandığını çıkardılar. şatonun sahibesiyle kızının da. dört kaçağın da izini yitiriyor. yeniden ölülerin küllerinden. Kathar öğretisinin başkenti böylece düştü. Ah sönmeyen ışık doğ yeniden. Ne var ki tüm Katharlar ateşe atılmadı o gün. kazıklarla çevrili bir arena yapılmış. Yeni katılanlarla birlikte sayıları 225'i bulan Katharlar hazırdılar. Peyre Boğazı'nı geçerek Pireneler'in art yamaçlarında bir mağaraya. topluluğun ortak kasasından başka bir şey değil. Samanlar tutuşturuldu. on aylık bir kuşatma ve 225 kişinin yakıldığı engizisyon ateşiyle. Bu düşler de Montsegur efsanesinin bir parçası artık. Narbonne Piskoposu ve haçlı komutanı Hugues des Arcis kaleyi teslim almaya geldiler. Yedi yüzyıldır Pirene dağlarında yaşayan insanlar bu hazineyi bir gün bulabilme düşünü besledi. içine odun ve saman yığılmıştı. Kırk yıl süren bir savaş. "Kusursuzların ardından inançlı adımlarla Poç Tepesi'nden aşağı indiler. odunların alazı gökyüzünü yaladı. Oksitanyalı bir ozan der ki:14 La Nueit de Montsegur O lutz inagotabla torna. Kazıklara dayanan merdivenleri tırmanan Katharlar tek tek ateşe attılar kendilerini. Direnişin imgesi. Tarih bu noktadan öteye Kathar hazinesinin de. Aralarından dört Kusursuz. dağın eteğine dikilen anıt: "Als Catars / Als Martirs / Dei Pur Amor / Crestian / 16 Mark 1244. . Bu arada. Değerli yükleriyle birlikte Usson şatosuna varıp. Peki neydi bu sandık? Neydi söz konusu Kathar hazinesi? Kuşkusuz. çok şeyler yazıldı. Yaralılar sedyeleriyle çıkarılıp atıldılar. Tepenin dibindeki düzlüğe. L'oimbre que ten serada lo punh del rei nafrat desliure sa colomba. onlar zaten öleceklerini biliyorlardı." 16 Mart Çarşamba sabahı. ama diğer üç yüz kişinin de yaşamını tehlikeye atarak düşmana kaptırmamaya karar verdikleri bu hazine üzerinde çok şeyler söylendi. diri diri ateşe atılan Katharlar'ın anısına. Değeri ve önemi öylesine büyük olmalı ki. garnizon komutanı Pierre Roger tarafından kalenin gizli bir bölmesine saklanmışlardı. torna renaisser de las cendras dels morts.40 Montsegur'da teslim olup. yanmayı yeğleyen Katharlar arasında yer aldıkları unutulmamalı.

Ege Denizi'nden Atlantik Okyanusu'na. Birçoğu. Raimpond'un ardından "Pembe Kent"in egemenliği Fransız Krallığı'na geçti.41 Yaralı kralın avcunda tuttuğu gölge oldu beyaz güvercin. . daha eşit ve soylu bir dünya için çatısı altına toplayan Katharizm. 1321 yılında bilinen son Kusursuz Guillaume Belibaste'nin yakılmasıyla. mağaralara sığınan Katharlar. yargıçları öldürdü. Kathar öğretisi ve eylemi tarihin sayfalarına karıştı. 1251 yılında mirasçı bırakmayarak ölen son Toulouse kontu VII. Şövalyeler Taşlaştı Montsegur'ün düşüşünden sonra Katharların elinde birkaç şato daha kalmıştı. 1255 yılında son iki şato. Halk. kendilerini bu mağaralarda açlığa mahkûm ederek intihar etti. Tek tek direnişlerle bir on yıl daha sürdürdüler varlıklarını. Oysa Anadolu topraklarından Pirene Dağları'na. daha hakça. Queribus ve Puylaurens de düştü. kölesi olmayan bir dünyayı kucaklamak istemişlerdi. yerleşik düzen yandaşlarına böylece yenildi. Şatolar Bitti. Ormanlara. köpeklerle iz sürerek yakalanıyor. elebaşıları yakılıyordu. yüzlercesi kılıçtan geçirilip. daha acımasızları geliyordu. binlerce insanı daha insanca. zengin burjuvalardan kendi halinde el emekçilerine varıncaya dek binlerce. En güçlü senyörlerden basit çiftçilere. daha onurlu bir insanlık için. Kathar Kalelerinden: Queribus. haksız kazançlarını ve kirli iktidarlarını yitirmek korkusuna düşen kilise zangoçlarına. kovdu. hâlâ Katharları yargılayıp yakan engizisyon mahkemelerine karşı birkaç kez ayaklandı. Ama her seferinde daha güçlüleri. daha hakça bir düzen.

21.. tam altı bin altın araştırmacıyı. o yiğit Kathar Şövalyeleri'nin anısını yaşatmak için. biyoteknolojiden uzay araçlarına uzanan geniş bir bilim yelpazesinde. son yıllarda yeni bir ünlem ekledi adına: Beyin Kent. Carcassonne-Toulouse yolu üstündeki tepelere dikkatle bakın. ama daha çok 10 metre boyunda dev füzeleri andıran taş yontular. Toulouse-Carcassone yolu üstündeki bir tepede Kathar şövalyelerini simgeleyen. Yontulara çıkan yol üstündeki tanıtıcı yazılar.. Fransa'nın AB içindeki ileri teknoloji metropolü haline gelen eski Oksitanya il merkezi. Akdeniz'in bu güzel metropollerine kapağı atabilmek için. yeni Languedoc bölgesine düşerse eğer. Bizim Katharların iki eski yandaşı. fosfor yayma yarışındalar. Ek: Bir Avrupa Metropolü: Toulouse Toulouse. ünlü çocuklarından caz ustası Claude Nouvvgaro'nun bir şarkısına adını veren bu "Pembe Kent". yüzyıl Avrupası'nın teknolojik kutuplarında iki yeni odak yeşeriyor: Barcelona ve Toulouse. Soğuk kuzey ülkelerinin beyinleri fokurdayan bilimcileri.42 Kathar Kalelerinden: Puylaurens. Bir gün yolunuz Akdeniz'in Pirene eteklerini dövdüğü eski Oksitanya. deli Tramontane rüzgârlarına ve yağmura kafa tutmaktadırlar. dünyanın en gelişmiş laboratuvarlarına toplamayı başarmış. tarihleri kardeş iki kent. Üstelik . Uzaya fırlatılmaya hazır taş füzeler gibi dikilen dev heykeller.

sonunda yirminci yüzyılın sonlarına doğru rahat bırakılmış. ama çok büyük senyörlerden biri de kim biliyor musunuz? Paris kabarelerinin unutulmaz ressamı. Eski Oksitan soylularından günümüze kalan çok. kara dumanlar çıkartarak çalışan bir üretim biçimi değil elbet. ırksız ve sınırsız" şenlik. Tüm teknolojik performanslarına rağmen günbatımına karşı iki tek "pastis"* (* Fransız Rakı'sı) atmak keyfini elden bırakmayan Toulouse'un. Yirmi birinci yüzyılın elektronik endüstrisi. On yedinci yüzyıldan bu yana kilisenin hışmına uğrayan. Toulouse'dan yola çıkarılan bir Kathar meşalesi Montsegur'e dek koşturuluyor. durmuş oturmuş burjuvazinin engellemeye çalıştığı bu "inançsız. biyolojik dengeyi bozan endüstri artıklarının zararsız hale getirilmesini amaçlayan EUREKA patentli su projesi üstünde çalışılıyor. Karnavalın geçmişi tam üç yüzyıllık. özellikle nükleer tıp ve mühendislik fakülteleri öne çıkan üniversitesi de eski ve ünlü. Sanki Katharların yüzyıllık hıncını alırmışçasına engizisyon yargıçlarının kuklaları ateşe atılıyor. Bu üniversitenin en renkli geleneklerinden biri de Şubat sonlarındaki öğrenci karnavalı. Henri de TOULOUSE-LAUTREC. Yüz binlerce gencin yirmi dört saat sokakta yaşadığı karnaval şenliklerinin gözde temalarından biri de "K-ta-re" adını taktıkları Kathar eğlenceleri. Bütün bu projeler hep AB'nin ortak yapımları.43 Toulouse'da Barcelona'nın başına dert olan çevre ve hava kirliliği de yok. . Beyin Kent'in laboratuvarlarında temiz ve akıllı arabalar. isteyen istediğini yapar olmuş. Tam tersine.

6. Evangiles de Marc. 10. Balkanlar'daki Kathar. Sayın Tayyib Okiç. 21 et de Matthieu. 2. Oksitanya'nın kısaltılmışı. Ancak konumuzla ilgili hiçbir bilgi vermemektedir. 24 8. Bogomil mezhebinin Bosna Kilisesi olarak devamını araştıran Franjo Sanıjec adlı Yugoslav bilim adamı. Sakız Adası'ndaki rahiplerin biraz Türkçe." . Onun bu öğretilerden dolaylı dolaysız haberdar olması bizce kuvvetli bir ihtimaldir. hatta Arapça konuşabildikleri de bilinmekte. Kalenderi. sayfa 185) adlı eserinde. Ne var ki. idari işler dışında. Çok sayıdaki iyi tutulmuş olan Türk mali kayıtları. Bkz.Kırıkkanat'ın "Gülün Öteki Adı" (1989 baskısı) kitabına atıfta bulunmakta ve: "Şeyh Bedreddin'in bu mezheplerin (Hurufi. görüşü. toprak sahipleri ve (Müslüman. 1998. Dr. sanatçının özgün çizgilerini taşır biraz. Gazari: Katharizm'in on üçüncü ve on dördüncü yüzyıllar arasındaki silinişi ya da dönüşümünü inceleyen 20 numaralı "Cahier de Fanjeaux" yayınında. dinlerini değiştirmeleri için zorlamamıştır. Stanford Shaw'un Osmanlı İmparatorluğu'yla Türkiye Tarihi isimli kitabı. Latince (çev. hukuki ya da mali haklar vermişlerdir. Ancak farklı dinlere farklı resmi." görüşünü belirtmektedir. Türkler genel olarak kuşattıkları topraklarda yaşayan insanları. halkın yaşayış ve inançlarından bazı çıkarsamalar yapılabileceğini kabul etmemek için hiç bir sebep yoktur. Franjo Sanıjec tarafından yeterli bilimsel kanıtlara dayanmadığı gerekçesiyle. Balkan tarihine ilginç bir açıdan yaklaşan Sayın Tayyib Okiç'in çabalarını burada saygıyla anıyoruz.n. dolayısıyla bir iletişim ortamının bulunmuş olması imkansız görünmemektedir. kayda değer bulunmuyor.): "Kral neyse. 19. ekonomik ya da kültürel nedenlerden çok sayıda insan din değiştirmiştir. yazısında Ankara Üniversitesi profesörlerinden Tayyib Okiç'in 1960 yılında yayınladığı ilk Osmanlı Vergi Defterleri'nden söz ediyor. 4. İspanyolların Güney Amerika'da gerçekleştirdikleri din değiştirme baskıları Türklerinkinin zıddıdır. NOTLAR 1. din odur. Ancak ilk anlamı "evet" demektir.44 Sakat bacaklarının eksikliğini ellerinin dehasında gideren Toulouse-Lautrec'in ülkesinde karnavallar. 5. Türk dilini zorunlu kılmıyordu. Bugünkü "Languedoc" sözcüğü de "Oc dilini konuşanlar" anlamına geliyor. Mine G. "Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler" ( Tarih Vakfı Yurt Yayınları. 3. Ahmet Yaşar Ocak. Kaldı ki Şeyh Bedreddin'in Hıristiyanlık ve Grekçe bilgisi ona bu imkanı pekala sağlamış olabileceği gibi. Nicolas Vattin'in Osmanlı İmparatorluğu'nun 1362-1451 yılları arasındaki dönemi üzerine yazdıkları ve Robert Mantran'ın yönetimi altında yakın tarihte yayınlanmış yapıtların dışında. Yahudi ve Hıristiyan olarak ayrılmış) değişik toplumların refahı. bu defterlerdeki Hıristiyan mükelleflerle Bosna Kilisesi arasında bir devamlılık olduğunu da öne sürmüş. 7. Bizim işlediğimiz Şeyh Bedreddin ve Katharizm bağlantısıyla ilgili bir konu olmamakla birlikte. Buna rağmen politik. doğrudan teolojik anlamda bir temas söz konusu olmasa dahi. Bogomil ve Kathar) öğretilerinden nasıl ve hangi araçlarla haberdar oldukları kanaatimizce cevap verilmesi gereken önemli bir soru olmakla beraber. bazı bölgelerin ekonomik durumu hakkında önemli bilgiler içermektedir. Türkler. Prof. Oc: "Ok" okunur.

kişinin kanını akıtmadan öldürmek amacıyla bir çeşit "saygı" ve "arındırma" kuramına uygun olarak yakmıştır. Catechisme de l'Eglise Catholique (Katolik Kilisesinin Kataşizmi). S. s. Paul tarafından yayınlanan ve çoksatanlardan olan Principes adlı kitapta bu konu 839. 1991. ama asla uygulanmamıştır. genelde yuvarlak bir parçadan oluşan ayırt edici bir simge taşımaya mecbur kılmıştır. Osmanlıların benzer bir düşüncesi vardı: 1793'te XVI. yaklaşık on sekizinci yüzyıla kadar Müslümanlarla Yahudileri. 98. Müslüman ülkelerde de. 1991. Yeni Anadolu. Mame/Plon. 1988. 4. Katharları. Latran'daki dördüncü din adamları meclisi (1205). Jean Pincuie ve Levent Yılmaz. ve 2104. çünkü bir hükümdar. onların kurallarına göre temiz bir biçimde boğularak öldürülmeliydi. Disparations et Renaissances" (Balkanlar'da Sûfîler. Yok Oluşlar ve Yeniden Doğuşlar). S. Bir hükümdarın öldürülmüş olmasına değil. 70.. Avec Mon Pere le Sultan Abdulhamid. Cahiers d'Histoire (Tarih Defterleri). Avec mon pire Sultan Abdulhamid. Papalığa bağlı olan Carpentras'a sığınmış ve orada iyi karşılanmışlardır. "Katharlar özel sayısı". L'Harmattan. Fransızcada hoşgörü "tolerance"dır ve genelevlere "maison de tolerance" da denir.ty "Effacement du Catharisme" ("Katharizmin Silinişi"). Fransızlar bir kez daha doğru davranışlara karşı gelmişlerdi. ]acques Jeulin. Prenses Ayşe Osmanoğlu. Clause Sicre. 1900'e doğru İstanbul'da bayramlar sırasında. son on yılda milyonları aşmıştır. de son palais â sa prison. insanların iyi arzulara ulaşmaları yüzyıllar almıştır. Camaval â Touiouse (Toulouse'de Karnaval). 10. L'Harmattan Yayınlan. 1992'de Papa II. 14. (Bu kitabın satışı. 13. 1992. 11. S. "sapkınları". -Çev. Prenses Ayşe Osmanoğlu. kafasının kesilmiş olmasına. Bazı Yahudiler Fransa'yı bu yüzden terk etmiş. Cahiers de Fanjeaux (Fanjeaux Defterleri). paragraflarında. özellikle Bağdat'ta aynı kurallar şart koşulmuş... Bkz. 20.) 12. Yazar burada bir kelime oyunu yapmıştı. Sultan Abdülhamit'e sunulan tekbirlerde bu kural uygulanıyordu. Kilise. Yahudiler hakkında bir tanımlama yapılır. Papa II.n. ve 598. paragraflarda ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Paris.. Louis'nin idam edildiği haberi geldiğinde çok şaşırmışlardı. 1991. çev. Jean d'Arc'ı ve daha birçoklarını. Publisud. Jean Paul 1997'deki Saray Bosna gezisinde bir kez daha Antisemitizme karşı bir propaganda yapmıştır ve İsa'nın aslında Yahudi kökenli olduğunun altını çizmiştir. Cachitisme de l'Egtise catholique adlı eserin 597. de son Pakds a sa Prison (Sarayında ve Hapishanede Babam Sultan Abdülhamit ile). . İnternet sitesi "Derviches des Balkans. buraya gelenlere de Papanın Yahudileri denilirmiş. Centre d'Etudes Cathares Reni Nelli (Rene Nelli Kathar Araştırmaları). Paris.45 9. Bkz. İnternet sitesi "Le Centre d'etudes cathares/Rene Nelli" KAYNAKÇA Anthologie de la Poesie Turque Contemporaine (Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi). ty.

Robert Mantran. 1945. d'Edouard Montet. Rene' Nelli. 1989. istanbul Touristique. Payot. 1984 (10 cilt). A. Jean-Yves Tournie. Grande Encyclopâdk Larousse. A. Ernest Mamboury. Paris. "Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı". Fayard. Histoire des Turcs d'Asie Centrale (Orta Asya Türklerinin Tarihi). 1835-1843. 1911. 1951. Joseph von Hammer-Purgstall. 1987. Histoire de l'Empire Ottoman Depuis son Origine Jusqu'â nos Jours (Kökeninden Günümüze Osmanlı İmparatorluğu Tarihi). . Payot. Editions du Cerf. Mehmet Ata. Nazım Hikmet. çev. tyGidide en Tene Cathare. Barthold. Hachette. J. 1973. Le Drame Albigeois et l'Vniti Française (Fransız Birliği ve Albi-geois Dramı). 1932. Gad Nassi. Paris. Roma. 1994La Coran (Kuran). İstanbul. J. Paris. inönü Ansiklopedisi islam Ansiklopedisi Journal Le Monde (Le Monde) La Bible de Jerusalem (Kudüs'ün Kutsal Kitabı). Vasiliev. Paris. Hayat Ansiklopedisi Histoire de l'Empire Byzantin (Bizans İmparatorluğu Tarihi). 11 Millenio Bizantino (Bizans'ın Bin Yılı). ty. Maisonneuve & Larose. ed. La Philosophie du Catharisme (Katharizm Felsefesi). First Encyclopaedia of islam 1913-1936. E. 1944. ty.46 Encyclopaedia Universalis Encycbpâdie de l'îslam. G. La Religion Cathare (Kathar Dini). çev. Madaule. W. Histoire de l'Empire Ottoman (Osmanlı İmparatorluğu Tarihi). 1983. Maisonneuve. Çituri Biraderler. Michel Roquebert. Picard. Brill. Hans Georg Beck (Almanca'dan İtalyanca'ya çevrildi).-P. Gallimard. Toplum ve Tarih. 1981. İstanbul. 1991. Paris. Guide Blue de la Twquie (Türkiye'nin Mavi Rehberi). Editions Salerno.

Michel Roquebert. Rene Nelli. Edina Bozoky. Editions Privat. Prof. Elinizde tuttuğunuz bir tarih kitabı değil. Privat. 4. tarihte ilginç sayfalar oluşturuyor. Oksitanya'daki odun ateşinde yakılan ya da Serez Çarşısı'nda asılan insanın serüvenidir. Georges Serres. Paris. Kathar Şövalyeleri kilisenin buyruğuyla odun ateşlerinde yakıldılar. C.47 L'Epopie Cathare (Kathar Destanı). les Cendres de la Liberti (Montsegur. Her zaman yinelendiği gibi insan kolayca insanlaşamadı. Le Phenomine Cathare (Kathar Fenomeni)." . Janine Garrison. 1993. kasabasına ulaşan rüzgârlara karışması. insanlığın damarlarında dolaşan özsuyun kaynaklarından birini size tanıtan bir öykü. 1988. 1981. Philippe Roy. 1964. ty. Bu kitap. iki akımın da karanlığın cellatlarına boğdurulması. 1983. Beauchesne. 4 cilt. Özgürlüğün Külleri).. sonra da Türkiye'nin ovasına. Editions La Decouverte. Privat. Beaut&s de France (Fransa'nın Güzellikleri). İstanbul. ama kesinlikle masal değil.Ahmet Yaşar Ocak. 1980. Şeyh Bedreddin. Les Citis Chamelles ou l'Histoire de Roger de Montbum (Charnelles Kentleri ya da Roger de Montburn Tarihi). bugün de önümüzdeki yol kısa değil. roman ya da bir başka tür. Nazım Hikmet. kitaba değerini veren ana niteliktir. Gallimard. Un Etrange Voyage (Uzun Yolculuk).. Dr. Montsdgur. 1991. Les Cathares: Histoire et SpirituaUtğ (Katharlar: Tarih ve Ruhbilim). Pirene Dağları'nın kuzeyinden başlayan insana dönük bir inanç akımının sosyal adaleti içeren toplumsal bir düzene dönüşmesi. Montsigur. Zoe" Oldenbourg. Varidat. 1980.. Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler. Larousse. 'Kathar Şövalyelerini tanıdığımız zaman. ty. Michel Roquebert. Türklerin Tarihi. Bibliotheque historique Privat. Biliyoruz ki tarihin karanlığında yakılan her insan geleceğin aydınlığında bir kıvılcım oluşturmuştur ve her kanlı yenilgi daha sonraki dönüşümlerin tohumlarını toprağa serpmiştir. insanlığın soyağacında Şeyh Bedreddin'e ne kadar yakın bir dal oluşturduğunu düşünüyoruz. Editions Dervy. Protestants du Midi (Güney Fransa Protestanları). "Le Midi Pyrene"en" ("Orta Pireneler"). yazgılarındaki benzerliği vurguluyor. gerçekliğin soylu bir Kathar Şövalyeleri'nin Türk okuruna Mine Saulnier'nin duyarlı kalemiyle tanıtılması. İstanbul. Tekin Yayınevi. Doğan Avcıoğlu. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. 1983. Le Livre Secret des Cathares (Katharların Gizli Kitabı).

48 İlhan Selçuk .

49 ------------------------son-------------- .

50 Kitabın adı:Gülün Öteki Adı……Yazarı:Mine G.E-Kitap Yapan:Ali K…ekitap90@hotmail.com…Temmuz 2005 .Kırıkkanat……Yayımlayan:Om Yayınevi Yayım Tarihi:2002…..

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful