You are on page 1of 151

X

ARBA YAYINLARI :73

Tarih/Anı Dizisi

:28

BOZKURT
Birinci Baskı: İstanbul, Ağustos, 1996 Altıncı Baskı: İstanbul, Mayıs 1998

KEMAL ATATÜRK'ÜN YAŞAMI
H.C. ARMSTRONG

Ayyıldız Matbaacılık Ltd. Şti. (0212) 482 15 06

Emil Lengyel'in Sunuşu ile Çev. Gül ÇAĞALI GÜVEN

ISBN 975-391-034-7

.

ARBA Araştırma Basım Yay. Tic. Mühürdar Cad. Akmar Pasajı No: 70/29 B Kadıköy-İstanbul Tel: (0216) 349 23 28

TURKEY adlı kitabın yazarı olan Emil Lengyel, en yenisi THE CHANGING MIDDLE EAST (Değişen Ortadoğu) olmak üzere Ortadoğu hakkında pek çok yapıta imzasını atmıştır. Uzun yıllar "The New York Times" gazetesinde muhabirlik yapmıştır. Şu anda (1961) Fairlaigh Dickinson Üniversitesi Tarih kürsüsünde öğretim üyesidir.

Burada kişisel bilgilerini hizmetime sunmaktan kaçınmayan, ancak, isimlerini veremeyeceğim kadar çok sayıdaki dostlarıma ve tanıdıklarıma olduğu kadar; The Times The Royal Institute of International Affairs (Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü) The Oriental School of Languages (Doğu Dilleri Okulu) The Royal Central Asian Society (Kraliyet Orta Asya Cemiyeti)'ne verdikleri çok sayıdaki malzeme ve gösterdikleri sonsuz iyi niyetten ötürü teşekkür borçluyum. H. C. A.

Bu kitabın çevirisi 3. Binyıl'ın şafağında, Bilgiye Erişme Hakkı ve Özgürlüğüne adanmıştır.
YAZARIN NOTU Bana BOZKURT'ta yer alan diyalogların gerçek mi, yoksa hayal ürünü mü olduğu sorusu defalarca soruldu.

Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Bıraksalar ince, uzun bacaklarının üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak * Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlayacaktı.
*

BOZKURT'taki tüm alıntılar ve diyalogların -kanıtların çok kesin olmadığı ve fazla önem taşımayan iki istisna dışında- her biri ya Mustafa Kemal'in kendi ifadesinden ya da doğruluk ve değerlerinin titizlikle sınanıp dikkatle tartıldığı belgesel ya da sözel kaynaklardan elde edilmiştir. Doğaldır ki, tüm çevirilerde olduğu gibi, sözcüklerin seçiminde bir parça serbestiye başvurulması olağan sayılmalıdır. VI

Nazım Hikmet Kurtuluş Savaşı Destanı'ndan. ÇEVİRENİN ÖNSÖZÜ Bozkurt, daha Mustafa Kemal'in sağlığında yayınlanan ilk Atatürk biyografisidir. 1932'de yayınlandığında bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de büyük yankılar uyandırmış, İsmet İnönü başkanlığındaki bakanlar kurulu kararıyla yurda girişi yasaklanmıştı. Menderes hükümeti döneminde Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun'un çıkarılmasından sonra (1951) Vll

Fakat bunları sayıp dökerken de. bu "lâtife"nin adeta "vasiyet" e dönüştüğü söylenebilir. Türkiye'nin hâlâ ilgi odağı olmayı sürdüren ölümsüz lideri hakkındaki bir biyografinin. Kimi zaman son derece tarafgir. heykelleri okul bahçelerini. Bu yüzden olsa gerek. sözleri özdeyişleşip kitaplara yazılan. Bir gece sofrada geç vakte kadar tercüme ettirerek okuttu. Dahası. 'Bunun ithalini menetmekle hükümet hataya düşmüş. Bozkurt'un çevresindeki gizem çemberinin kırılmasının Mustafa Kemal imgesine hiçbir şekilde zarar vermeyeceği gibi. Bütün bunlar kitabın ilgi odağı olmasını önleyemedi. onun içkisini de. Mustafa Kemal Atatürk'ün. Milli Mücadele günlerinin ve Atatürk'ün yeni bir gözle değerlendirilmesi modasını da başlattı. Atatürk kitabı sonuna kadar dinledikten sonra." (2) Yalnızca bu sözler bile Bozkurt'un çevirisini haklı kılmaya yeter. eğlencesini de bir tarafa bırakıp pençesini hadiselerin üzerine atarak arslan gibi kükrediğini de belirtip yazmayı ihmal etmiyordu. söz konusu çatışmanın aktörlerinden kimi çevreler. genişledi ve bugünkü boyutlarına vardı. Adamcağız yaptığımız sefahati eksik yazmış. Aralarından bazıları Atatürk aleyhinde kulaktan kulağa yaygınlaştırmaya çalıştıkları propagandalarına onu basamak yaptılar.bu yasak adeta katmerlendi. bir misyon olarak değerlendirdiğimden. zaafları ve hataları da olan bir insan olduğunu anımsatmak. İngilizce bilip de bir şekilde Bozkurt'a ulaşmayı başaranlar kitabı okudular. Kitabı getirtti. Atatürk'ün herkesçe malûm olan içkisinden bahsediyor ve bunlara garazkârâne mütalâalarını da ilave ediyordu. kitabı yayınlama kararımızdaki bir başka etken de.(4) Son yıllarda toplumsal dönüşüm eksenin laiklik/şeriatçılık çatışmasında odaklanması. Özünde olumlu bir gelişmeydi bu. öznel değerlendirmeleri barındırsa da. Çeviri faaliyetini bir sanat olmaktan öte. Armstrong. Ancak. Böylece geçen yıllar içinde kitabın çevresindeki sır halesi genişledi. kitaba ilişkin kimi düzeltmeleri yaptığı ve bunların Necmeddin Sadak'ın kaleminden Akşam gazetesinde yayınlandığı (3) gözönüne alındığında. inanılmaz azmi ve tartışılmaz cesaretiyle ülkesini içine düştüğü felâketten VIII IX . toplumun yalnızca ayrıcalıklı kesimine özgü bir oyuncak gibi kalmasının haksızlık olacağı inancındaydım. dinledi. Bu kitabı yayınlamak konusunda bizi teşvik eden bir başka etken. İşte. bu eksiklerini ben ikmal edeyim de kitaba müsaade edilsin ve memlekette okunsun!' diye latife etmişlerdi. aradan geçen bunca zamana karşın Türkçeye çevrilmesi mümkün olmadı. Kılıç Ali'nin anılarında Mustafa Kemal'in de bu kitabın yayınlanmasında bir sakınca görmediğine ilişkin şu paragraf oldu: "Armstrong ismindeki meşhur bir Türk düşmanının yazdığı kitapta. etten kemikten yapılmış. yazarın da teslim ettiği yeteneklerini bir kez daha sergileyeceğine inanıyordum. Dokunaklı ağıtlarla çocuk beyinlerine kazınmaya çalışılan sahte Atatürk sevgisinin yerini. Atatürk'ün aleyhinde bazı kısımlar vardı ve bunun için de hükümet tarafından memlekete sokulması menedilmişti. Mustafa Kemal'in sözünü tutup. memleketin herhangi bir felâketi veyahut memleketini ve milletini alâkadar edecek herhangi mühim bir hadise zuhur etti mi. fotoğrafları resmi dairelerin duvarlarını süsleyen siyasal bir kişilik olmaktan öte. 12 Eylül döneminde doruğuna ulaşmış içi boş "Atatürkçülük" kampanyası sonucu oluşan toplumsal bezginliğin beslediği unutkanlıktan yararlanmaya giriştiler. -Elinizdeki kitabın sonunda bu düzeltmeleri bulacaksınız. Atatürk merak etti.

Bu kitap müverrihler için mehaz diye kullanılamaz" diye eleştiriyordu. Çin Seddi'nden Orta Asya'ya kadar bütün topraklar susuzluktan çatlamayıp kavruldu ve bu topraklarda yaşayan kabileler sürüleri için yeni topraklar aramak üzere yollara düştüler. Süleyman öldü ve yerine Ertuğrul hükümdar oldu ve onun ardından Emir Osman ve Sultan Orhan geldi ve bundan sonra babadan oğula on sultan kuşağı birbirini izledi. çev. Mustafa Kemal Paşa'yı otel odalarında takip etmiş. Geniş Moğol suratlarındaki çekik gözleri ve hayvanca güçleriyle. X . s. Bunların arasında. • GİRİŞ İsa'dan sonra on üçüncü yüzyılda Büyük Kuraklık meydana geldi. 1955.Kılıç Ali. Yüzyıllar boyu Gobi Çölü'ne değin tüm Sungaria (Cungarya. kitabı çevirmekteki amacıma ters düşeceği kanısına vardığımdan. İstanbul. yazarın Atatürk'ün çok özel yaşamına ilişkin.için okuyucudan anlayış bekliyorum. Atatürk'ün Hususiyetleri. yani ölümünden bu yana içi boşaltılan Atatürk imajının ete kemiğe bürünmesini sağlayarak.e. "Mr. Sadi Borak. 3-Akşam. göçebe yaşamlarının sunduğu tehlikeler ve risklere karşı. gerçek bir Mustafa Kemal Atatürk'e duyulan akılcı bir sevginin alması. 7 Aralık 1932. Armstrong sanki elinde portatif bir mikrofon olduğu halde.Kitabın şimdiye kadar yalnızca üçte birinin. Süleyman Şah halkını batıya göç ettirdi. çıkarılarak yerleri boş bırakılan kelimeler toplamı bir paragrafı bulmamakla birlikte. 1955. kimi bölümleri de atlanarak yapılan bir çevirisi yayınlanmış durumdadır. 5 -a. Bağdad ve Halifelerin yıpranmış Arap İmparatorluğu ile köhnemiş Bizans. bu Osmanlı Türkleri zalim ve ilkeldiler. Gene de. Bkz. Bozkurt'un yayınlandığı günlerde Sunday Times. Önlerinde can çekişmekte olan imparatorluklar buldular: Yozlaşmış Selçuklu İmparatorluğu. halkın önderleri ve serdarlarıydılar. Peyami Safa. 2 . Göç halindeki Tatar kabilelerinin kuzeyden bastırması sonucu güneye yöneldi ve Ermenistan üzerinden Küçük Asya'ya gelerek Çağdaş Tarih'in kapsamına girdi. hususi mükâlemelerini bile dinlemiştir. 15. kanıtlanması olanaksız kimi iddialarına yer verilmesinin. Bozkurt'un bu noktada işlevsel olacağı.. Türkiye'nin önemli dinamiklerinden birini oluşturan Kemalizm'i tazeleyeceği inancındayım. 1955. çoğu da adaletsiz ve vahşi olan bu sultanlar hükümdardılar. Zhungaerpendi: Bugünkü Sincan Özerk Bölgesi) ovalarında karakıl çadırlarını kurdular. ancak bu şekilde mümkün olabilir. der.kurtarmayı başarmış. Nitekim. yayınevinin bunların çıkarılması yönündeki kararını onayladım. İstanbul. En azından vahşi Orta Asya topraklarının uçsuz bucaksız steplerinde avlanan bozkurtlar kadar acımasız ve gaddardılar. Bu imparatorlukları paramXI 1 . Bozkurt. Tam da bu nedenlerden dolayı aslında Bozkurt'un eksiksiz yayınlanmasından yana olmakla birlikte. Mustafa Kemal ve iftiralara Cevap.Armstrong'dan Bozkurt. (5) Eksikliği pek bir boşluk yaratmasa da. 4 . İstanbul. önderlerine kayıtsız şartsız boyun eğecek kadar disiplinliydiler.g. günahları ve sevaplarıyla canlı. Süleyman Şah önderliğindeki Osmanlı Türkleri de vardı. sancaklarının üzerinde bir Bozkurt başı olan. Hemen hepsi gaddar ve kindar. Su ve otlakların kıtlığının dayatmasıyle.

Kırım'ı ve Kafkasya'yı ele geçiren Rusya. Soy ve ahlak açısından çürümüşlerdi. Yönetimi saray haremi. İyi bir önderden yoksun kalan Türkler. Filosu tüm Akdeniz'e egemendi. Disraeli'nin başkanlığındaki Berlin Kongresi'nde tüm Avrupa. onlara başkaldırdılar. Birer akbaba kadar açgözlü olan Hıristiyan Güçler. savaş ilan etti ve İstanbul'un onbeş kilometre yakınına dek ilerledi. Kızıl Sultan Abdülhamit Boğaziçi'ndeki sarayından kurnazca bir ulusu diğerine karşı kullanırken. tohumlarını ektikleri akla ziyan Dünya Savaşı felaketi öncesinde. büyük bir iştahla imparatorluğun sonunu gözlemekteydiler. her birinin haset dolu gözleri. Bütün bunlardan sonra dünya egemenliğini elde etmek için uğraştı. Macaristan ve Kırım O'na bağlı prensliklerdi. Bu güçlerden hiçbiri ülkeyi işgale cesaret edemedi. tüm insanlıkla aynı sıraya girdi. Suriye ve Tunus'a el attı. Egemenlikleri altındaki bağımlı halklar. 15 80'de Viyana kapılarına dayandı ve Hıristiyan alemini kıskıvrak yakalamaya çalıştı. onun onuncu halefi olan Kanuni Sultan Süleyman. Bir istisna dışında. Selim'in bir Ermeni uşağın piçi olduğu ve saltanat kanının onunla değiştiği söylenir. aralarındaki anlaşmazlıklar konusunda O’nun hakemliğine başvuruyorlardı. Yeni ve genişlemekte olan Almanya. Muhteşem Süleyman'ın görkemli saltanatından sonraki üç yüzyıl içinde Osmanlı İmparatorluğu müflis. ondan sonra gelen yirmi yedi padişahın her biri bir öncekinden daha da dejenere idi. Sırbistan ve Bulgaristan birbiri ardına bağımsızlıklarını ilan etti. onu baskı altına alıp. Abdülhamit’in yanında saf tuttu. Yapılarındaki çelik doku yok olmuştu.parça edip fethettiler. yani II. Mısır ve Kıbrıs'ı işgal etti. Birbirlerinden çekinerek de olsa. Halefi Ayyaş (ikinci) Selim'di. İstanbul ve Akdeniz'e açılan yolu olan Boğazlar üzerinde hak iddia etmeye başladı. iç oğlanları ve hadım ağaları ele geçirdi. Yunanistan. can çekişmekte olan Osmanlı İmparatorluğu da yaşamını böylece sürdürmekteydi. Adriyatik kıyılarındaki Arnavutluk'tan İran İmparatorluğu sınırlarına ve Mısır'dan Kafkasya'ya dek uzanan koskoca bir imparatorluğu adalet ve dirayetle yönetmeye başlamıştı bile. Bu imparatorluğun artık dağıtılması gerektiğine kani olan Hıristiyan güçler. Dört yıl sonra Ege Denizi'nin kuzeyindeki Selanik kentinde bir Türk olan Ali Rıza ve karısı Zübeyde'nin Mustafa adını koydukları oğullan dünyaya geldi. mefluç ve çürümüş bir hale gelmişti. diğer rakiplerini saf dışı eder etmez ülkeyi kendi başına ele geçirme ümidiyle. Rusya'dan geri çekilmesini talep etti: Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğü korunmalıydı. tüm Avrupa'ya karşı Sultan'ın . Bu ulusların hepsi Osmanlı'dan özel haklar ve ekonomik ayrıcalıklar talep etmekteydi. Avrupa hükümdarları getirdikleri değerli armağanlarla huzuruna çıkarak. Orduları Doğu'ya giden yol üzerinde yerleşmişti. 1877 'de bütün bunlara bir son vermek kararına varan Rusya. cesaret edebildikleri parçalarına el koymaya başladılar. diğerlerinin üzerindeydi. XII XIII . İngiltere. İstanbul O’nundu. Başaramadı ve ölümünden sonra yozlaşma başladı. Kuzey Afrika hükümranlığını tanımıştı. Enerjilerinden ve canlılıklarından eser kalmamıştı. Fransa. Süleyman Şah'ın ölümünden sonraki üç yüzyıl içinde.

Akdeniz'le Baltık Denizi'ni birleştiren kuzey-güney eksenindeki Amber Yolu’nu doğu-batı ekseninde kesen yol üzerindeydi.ÖNSÖZ Emil LENGYEL Güneşin doğduğu topraklardaki Basra'dan Uzak Batı'da. fakat bir zamanlar adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Mağrib'deki (Cezayir) Biskra'ya dek tüm topraklar büyük bir durgunluğun pençesinde öylece uzanıyordu. Halkı çok çeşitli ırklardan -Araplar. Bunlar dünyanın en büyük su yolu olan Boğazlar'ın kıyısına yerleştiler ve burayı. Kartlar ve Yahudiler. bir afet karşısında baştan aşağı dehşete kapılmış bir dünya ile karşılaştılar. Rumlar. dünyayı yönetmeye çalışacakları imparatorluklarının başkenti yaptılar. O aynı zamanda Sultan idi. dizlerinin üzerine çökmüş. Son olarak. Artık Batı. imparatorluğun egemen sınıfını Türkler oluşturuyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümdarı.geliyor idiyse de. Avrupa kıtasının büyük su yolu olan Tuna boyunca batıya doğru coşup taşarak saldırdıklarında. Allah'ın yeryüzündeki gölgesi olan Padişah idi. Peygamber Muhammed'in halefi ve devlet dini olan İslam'ın reisi olarak XV . Ataları yüzlerce yıl önce bir öncü grubun karşı durulmaz enerjisiyle batıya doğru önlerine çıkan her şeyi silip süpürerek. "Merhametli Tanrım bizi Osmanlı'nın gazabından koru!" diye yalvarmaya başlamıştı. Osmanlı Türkleri. Her gittikleri yerde "Türk" adı nefretle anılıyordu. Bu kent. Orta Asya'nın derinliklerinden çıkıp gelmişlerdi. Buradan önemli bir stratejik nokta olan Viyana'ya ulaştılar. Ermeniler. Bugün bu alan Ortadoğu olarak adlandırılıyor.

bilgi ve bollukla dolup taşan Batılı uluslara karşı üstün gelmesi mümkün müydü? Evet. hemen her kuşakta bir savaş çıkacak şekilde kronik bir hal aldı. kıskançlıktan birbirlerini yiyorlar ve bir diğerinin hasta devden koparacağı parçanın kendisininkinden büyük olacağından kaygı duyuyorlardı. Artık Türkler nefret ettikleri Ruslar'dan başka İngilizler ve Fransızlarla da savaş halindeydi. "Bozkurt"un görüşü bu değildi. yeni cumhuriyetin temellerini kurarken. Bu savaşlar Türk'ü yıpratıp dünyanın "hasta adamı"na dönüştürecekti. Eski Osmanlı İmparatorluğu'nun diğer milliyetlerinden değil. En semiz lokmalar İngiliz ve Fransızlarca paylaşıldı. sağlık. Son saat çalmıştı ve hasta adam ölüyordu. aynı zamanda Akdeniz ve Ege'den de çıkarılmışlardı. mert ve saldırgan ulusun -Alman Reich'ının. 1919'dan itibaren başlayan Türkler'in karanlık yıllarında olanaksız olanı. bu mümkündü. Askeri yetkinliklerine karşın Almanlar-savaşı kaybettiler ve Osmanlı İmparatorluğu da onlarla birlikte battı. Böylelikle birbirlerini dengede tutuyorlar ve Osmanlı İmparatorluğu da hayatta kalabiliyordu. bu dünyadan ayrıldı ve bedeni toprak altına xvII . Ona Mustafa adını vermişlerdi: Allah'ın seçtiği (savfet'ten:ıstıfa edilmiş. Ne ki. Yaşam fani bir andan ibaretti. batmakta olan bir ülkeyi kurtarma hedefini gerçekleştirmeye girişti. Devlet yozlaşıp çürüdükçe. Mustafa Kemal kazandı ve mucize gerçekleşti. Bacakları ve kollarından yoksun olarak bu parçalanmış ülke. Henüz altmışına bile gelmeden. oysa mezar büyük sonsuzluğun eşiği anlamına geliyordu. Bundan sonra Batı'nın doğruluğu sınanmış yöntemlerini izlemek yönüyle. matematik öğretmeni onu kendisi kadar parlak olmayan Mustafalar'dan ayırmak için Kemal —Yetkinlik— adını vermişti. Minnettar yurttaşları ona Gazi sıfatını verdiler. ulusu değil. uluslararası bir statüye sokuldu. ne kadar yaşayabilecekti? Artık bir ülke olmaktan çıkma yolundaydı. milliyetçilik çağının şafağında Osmanlı İmparatorluğu çağ dışı kaldığından. hanedanlar verimsiz çiçekler üretmeye başladılar. Mustafa Kemal adamları arasında büyük bir lider olarak tanınmış bir asker oldu. Türkler için tehlikelerle dolu yıllar akıp geçti ve büyük savaşların çağı başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun eksenini halkı. başta kuzeydeki dev ülke (Rusya) olmak üzere.Osmanlı İmparatorluğu parçalara bölündü. Ardından yirminci yüzyılın başında. Eski Osmanlı İmparatorluğu'nun Araplarca meskun olan kısımları Büyük Devletler'in vesayeti altına alındı. cehalet ve yoksulluk topraklarının. cehalet ve yoksulluk. Soyadı kullanmayı benimsemek.çev. Diğer değerli parçalar İtalyanlar ve Yunanlılar'a dağıtıldı. Türkler'den oluşan bir ulustan başka bir şey istemiyordu. Rusya'yı sıcak denizlere ve ihtişama ulaştıracak tek stratejik deniz yolu olan Marmara ve Çanakkale boğazlan Türkler'in elindeydi. Böylece Osmanlı ve Çarlık imparatorlukları arasındaki çekişmeler. Ve kaderlerini olağanüstü bir askeri beceriye sahip olan dinç. Padişah ile saltanat ailesi oluşturuyordu. O halde bırakın Allah'ın dediği olsun! Ne var ki. seçilmiş. Böylesine aç gözlü varislerle çevrili iken. sonraki kuşakların "Birinci" olarak adlandıracakları Dünya Savaşı patlak verdi. Ermenistan ve Kürdistan gibi Türk XVI olmayan halkların yaşadığı bölgelere bağımsızlıkları verildi. Selanik'teki Askeri Okul'da öğrenciyken. Sevres Antlaşmasıyla Türkler yalnızca Boğazlardan değil. İmparatorluk halkı kendisini kaderciliğe kaptırdı ve tüm sefaletinin nedenini kadere yükledi. diriliş çağı. Türkler bu kez kendilerini kurtaracak fırsatı yakaladıklarını düşündüler. Artık yurttaşları onu Büyük Önder olarak adlandırıyordu. Gücünü yitiren Türkler'in elinden sökülüp alınan şanlı İstanbul ve dünyanın en büyük su yolu olan Boğazlar. Paris'in banliyölerinden birinde -Sevres'de. Böylelikle hem dünyevi hem de ilahi güçleri kişiliğinde birleştirmiş durumdaydı. Böylece devrim çağı başladı: Devrim ve hepsinden önemlisi.). Bu sarsıcı olaylar karşısında Türkler'in tepkisi ne oldu?Kendi Müslüman inançlarının tanrısı olan Allah'ın gözünde insan neydi? İnsan bir toz zerresinden başka bir şey değildi.kaderiyle birleştirdiler. bu adamın cenazesi neden kaldırılmadı? Çünkü bu mirasçılar. Lakayd kitleler üç vahim koşulun pençesinde kıvranıyordu: Hastalık. kendini Osmanlı İmparatorluğu'ndan miras kalan süprüntüleri temizleme amacına hasretti.Halife unvanını taşıyordu. Batılılaşma sürecinin bir parçasıydı ve halkı ondan Atatürk unvanını kabul etmesini diledi. Türklere yalnızca Anadolu'nun kışın ayazından ve yazın sıcağından kavrulan sarp dağlık arazisinin küçük bir bölümü bırakılmıştı. Hastalık. tüm komşuları ülkeyi tırmalamaya başladılar.

Ebedi Şeflerinin yolunu izlediler. Afganlılar'in babası olmaya hak kazanmak için halkını batılılaştırma XVIII yönünde çabalara girişti. Atatürk'den esinlendi. Onun kurduğu ve tam adı Nev Düstur olan Anayasa Partisi. Türkler'in Babası kapsamını da aşmıştır. alın yazıları olan bu adamın misyonunu gerçekleştirmesinde. mitolojik bir kişilik de kazandı. Yalnızca bir süpermen olmakla kalmadı. O ölmemişti. Tunus'un batılı zihniyetli cumhurbaşkanı Habib Burgiba da Kemalist bir program hazırlamakla meşguldür. Lübnan. Daha da batıda. Çağdaş düşüncelere sahip bir kral olan Amanullah da. Suriye. fakat bütün bunlara karşı O'nun değişmez cevabı "Ben bir Türk'üm. "Acaba bizim Atatürkümüz bu mu" diye sordular her defasında. Gazi. çağdaş konutlarla donatılmasını. benim ülkem de Türkiye'dir" oluyordu. Akdeniz ve Atlas Okyanusu sularının birbirine karıştığı noktada yer alan ve bağımsızlığına yeni kavuşmuş ülkelerden biri olan Fas'ta şu sıralarda Mustafa Kemal'in reformist siyasalarının uygulanacağı bir girişim başlatıldı. ona yardımcı oldular. Milyonlar onu "Mısır'ın Atatürk'ü" olarak selamladı ve b da. Yüzyılın ortasında çok sayıda "ülkenin kaderi olan adam" ortaya çıkmıştı: Hüsnü ez-Zeyn. Sahra'nın kuzeyinde ve güneyinde olmak üzere Afrika'nın yeni ülkelerinde de Atatürk’ün taklitçileri çıkmaktadır. Arap dünyasının yeni ülkeleri de -Mısır. Yalnız Ortadoğu'da değil. Halkları. "Mısır'ın Bonaparte'ı" olarak kabul edildiği gibi. Yaptıkları zaten yeterince muazzam iken. kaderciliğin bu içi geçmiş düsturları pek az işitilmekteydi. Özellikle Ortadoğu'nun göbeğindeki Suriye'de potansiyel Atatürkler'in yarattığı idiham korkunçtu. O henüz hayattaydı. ne de halkı onu izleyecek beceriye sahipti.defnedildi. çevresi Ortadoğu'nun her yerinden gelip O'na. halkının Batılı giysiler giymesini emretmişti. Andre Malroux'un deyişiyle. Böylece onun kaderi de sürgün edilmek oldu. Bundan sonra Nil topraklarında Cemal Abdül Nasır doğdu. Tanrının seçimi (Mustafa).. Halkı o Ebedi Şef yaparak. Atatürk. Birçok Arap bu olayı gelecekteki daha büyük gelişmelerin başlangıcı olarak' kabul etti. hepsi de başarısızlığa mahkum oldu. ülkelerindeki reform hareketlerini yönetmesi ricasında bulunan kişilerle sarılmıştı. uzak Batı Müslümanları'nın yaşadığı topraklarda aynı soru işitilmekte: "Bu adam bizim Atatürkümüz mü?" Akdeniz kıyısındaki yeni Müslüman ülkelerden birinin. Ancak. Edib Çiçekli ve diğerleri. "kader" derdi. Suriye ve Mısır'ı birleştirerek Birleşik Arap Cumhuriyeti'ni yarattı.(1) Bugün bile Afrika'nın uzun kuzey kıyısı boyunca. Osmanlı İmparatorluğu'nda halk. Kuzey Afrika'daki l 1970'de ölen Cemal Abdül Nasır. İlk havarisi olan İran kralı Şehinşah Rıza Han Pehlevi. ne o liderlik konusunda yeterliydi. bir de efsaneler aracılığıyla iyiden iyiye putlaştırıldı. yalnız Türkçe'ye değil Arap diline de iyice yerleşmiş durumdadır. Osmanlı İmparatorluğu ile onun yarattığı Türkiye Cumhuriyeti'nin düsturlarını karşılaştırmak olacaktır. Şehinşah yorgun İran topraklarının yeni sanayiler. Bu ismin tünü. O'nun yardımıyla uyuşuk Türkler miskinliklerinden silkinip. "Çalışıyoruz" diye cevap vermekteydi. Bu ad. Ancak. Kemal'in cumhuriyetindeyse. Batı ideolojisinin kokusunu taşımaktadır. Mustafa Kemal'in adı bir darbımesel olmuştur. Nasır da Araplar'ın "Ebedi Şefi olacak mı? Bu sorunun cevabını tarih verecek . Bağdad Halifesi Harun Reşid zamanından bu yana Yakın Doğu'da Atatürk kadar göz kamaştırıcı kariyere sahip bir başka lider çıkmadı. İsmi öylesine parlıyordu ki. Büyük Önder. O'na ölümsüzlük niteliği tevcih etti. XIX . Yeni önderlerinin bıraktığı gösterişli izler. Büyük Afrika çölünün güneyinde. Gerçek yaşamda bir çok insani hataları olan biriyken. Ancak. geniş bir reform hareketi başlattı. Yetkin kişi (Kemal). Ürdün ve diğerleri. Şehinşah Atatürk'ün güçlü kişiliğinden yoksundu ve başlattığı geniş reform hareketi tökezledi. ancak.batılı ufukları taramak üzere gözlerini dört açmışlardı. efsanelerde zaaflarla kirletilemeyen bir insan haline dönüştürüldü. İran'ın doğu komşusu olan Afganistan da. uyruklarına gözlerini Batı'ya çevirmelerini buyurduğunda. bu ülkelerin şemalarında birbirine karıştı. Nasıl olduklarını sorduğunuzda halk.). özellikle Senegal ve Mali'de de Kemal'in milliyetçi programı çok yakından gözlenmektedir. tüm dünyanın gözünde siyasal eylemiyle arap alemini sarsmış ve etkilemiş büyük bir politikacıdır da(çev. Mustafa Kemal bu yarı mucizeyi nasıl gerçekleştirebilmişti? Atatürk tarafından gerçekleştirilen bu büyük dönüşümü ortaya koyabilmek için izlenecek en doğru yol.

bütün partiler Atütürk'ün mirasının koruyucusu olduklarını ileri sürdüler. Rusya ya da Japonya'nınkinden çok daha etkileyiciydi. bir . Mustafa Kemal'in yapıtını kendi tarihsel bağlamı içinde incelemek. ve bunu diğer çağlardaki ve dünyanın diğer yerlerindeki büyük reform hareketleriyle karşılaştırmak mümkün olacaktır. doğal kaynaklar açısından zengin olduğundan böyle bir denemeyi mali olarak karşılayabilecek güce sahipti. Türkiye'nin birleşme çağını temsil etmektedir. Denizci bir ulus olan Japonlar. Türkiye ve Japonya arasındaki farklılıklar da çok fazlaydı. bununla birlikte. Atatürk. Nüfusu. Rusya'nın reformist Çar'ı da muazzam bir transformasyon hareketi başlatarak halkının gözlerini batıya çevirmelerini sağlamaya çalışmıştı. Gerçekleştirdikleri. Yeni Türkiye'nin simgesidir. Bununla birlikte. 1932'de son bulur. Oku- yucu. başka başarıları ölçmede kullanılan bir gösterge haline'gelmiştir. merhum Mustafa Kemal'in ismini sözlüklerinde ölümsüz kılmışlardır. Ancak bu kısa girişten sonradır ki. Bedeni mezarın altına girmesine karşın. dünyanın geri kalan kısmının büyük bölümü için de temel reformların esin kaynağıdır. ekonomisi ve özel yaşamına ilişkin gerçekten aydınlatıcı bilgiler sunmaktadır. ama aynı zamanda Doğu'nun kendi kendi yaratan Batı zihniyetli insanının dinamizminin de simgesidir. Çağımızın ünlü tarihçisi Arnold Toynbee şu sıralarda Rusya'nın Büyük Petro'su ve Japonya'nın Meıjı Restorasyonu ile Atatürk'ün yapıtı arasında bir karşılaştırma çalışması yapmaya girişmiştir. Bu kitabın son bölümleri Atütürk'ün dış politikası. sonuç kısmını bu kitabın 75. Türk Cumhurbaşkanının yaşamının bu son yılları. Atütürk fiziksel rahatsızlıklar ve bazı başka nedenlerle göz önünden gittikçe uzaklaşmaktaydı.tooraklan aracılığıyla Baü Afrika uygarkklanyle kurdukları ılışküerde Fransızlar. Kurulan yeni partiler ve benimsenen yeni ideolojiler. neredeyse sonuna dek hükümetin iplerini kendi elinde tutmayı sürdürdü. batı uygarlığının yuvasında. Japonya yıkılmaya yüz tutmuş bk ülke değildi. batık eğilimlere tamamiyle açıklardı.C.altı yıl daha yaşamıştır. yalnız Türkler'in babası değil. Rusya. Osmanlı İmparatorluğu çöküşün pençesine düşmüştü. bu hareket durağan bir feodal sistemi dinamik. Aslında geniş reform hareketlerinin uygulanmasında Rusya'nın Türkiye'ye göre büyük avantajları vardı. Rus köylüsünün devrim öncesi uyuşukluğu da. ülkenin reisi olmayı sürdürdü. Öte yandan. * * * * H.bir sanayi ekonomisine dönüştürmüştü.' Kemal'in yerini tarih tayin etmiştir. ne o ne de halefleri bu hareketi tamamlamayı başaramadılar.Armstrong'un "Bozkurf'un yaşamını aktaran yapıtı. Gene de programlan ne olursa olsun. (LXXV) bölümünde bulacaktır. Beri yandan. Türkiye'nin dağlık Anadolu arazisi Batılı Dünya'mn iplikleriyle örülmemişti. Ne ki. Büyük restorasyon hareketi başladığında. Kemal'in Türkiye'sinin başarısı. O. yeni çözümler hazırlamak gereğini doğurdu. Avrupa'da yoğunlaşmıştı. Aslında Atatürk. Türkiye ise doğudaydı. XX XXI . Türkler'in yaygın kaderciliğine göre daha az köklüydü. Ondoküzuncu yüzyılın altmışlı yıllarının Japonya'sındaki Meıjı Re'storasyonu'na gelince. Ortadoğu'da "Herkül'ün zorlu çabasından bahsederken "C'est un travail d'Atatürk" deyişini kullanmaktadırlar.

eski kale duvarlarının yanında yer alıyordu.BİRİNCİ BÖLÜM I Ali Rıza ve Zübeyde Osmanlı Türk'ünün yoksulluğa düşmüş. Üst katı sokağa doğru çıkma yapmış olan ev. Kimi zaman birkaç çocuk ağırbaşlı bir tavırla sokakta oynar. kör. yalnızca tek gözünü açıkta bırakan siyah peçesiyle yüzünü örter ve güneş . ve sağır gibi dururdu. kahve ve sigara içip laflayarak vakit geçirirlerdi. gene de onurlu olan basmakalıp yaşamını sürdürüyorlardı. Küçük bir çocukken Sırbistan sınırındaki Arnavutluk dağlarından gelmiş. Sık sık camie^giden bir hoca geçer. ne de bir yaşam belirtisi olurdu. sonraları Selanik limanındaki Osmanlı Düyun-u Umumiye İdaresi'nde katip olarak bir iş bulmuştu. o da işini coşku duymaksızın ve özel bir yeteneği olmadan. Ali Rıza hiçbir derin inancı ya da dikkat çekici yönü olmayan silik bir adamdı. oldukça eskiydi. öylesine sürdürüyordu. Bunun dış-ında. Evleri Yahudilerle dolu küçük bir ticaret kenti ve Balkanlar'in dış ticaretini sağlayan bir liman olan Selanik'e tepeden bakan Türk mahallesinin orta kesiminde. sokakta uyuşuk bir sessizlik hüküm sürerdi. asmaların bir çatı gibi üzerine örttüğü. ya da birkaç erkek kahvenin önünde pinekleyip. Türk mahallesindeki tüm evler. Türk hükümetinin diğer bin katibi gibi. arnavut kaldırımlı bir ara sokaktı. Ne bir hareket. daima kapalı duran kapıları ve dikkatle kafeslenmiş pencereleriyle. Yaşadıkları sokak. Bu yüzden yuva kurmak ve ailesinin geçimini sağlamak için boş zamanında ticaret yapmak zorunda kalmıştı. ya da şekilsiz siyah çarşafının içinde evinden çıkan bir kadın kapıyı dikkatle kapar. Ücreti yetersizdi ve ödemeler sık sık gecikiyor ya da yapılmıyordu.

Aile beş kuruşsuz vaziyetteydi. Ali Rıza. Tarlalarda çalıştığı bu aylar boyunca yabanıl ve dikbaşlı olan oğlu üzerindeki denetimini kaybetmiş. Diğer çocuklarla olan ilişkilerindeyse inatçı ve kendini beğenmişçesine davrandığından. Uzun boyu ve güçlü gövdesiyle.ışığı altında siyah bir hayalet gibi çeşmeye doğru süzülürdü. ve hadraıağalarınca korunan harem ve gözdelerin yaşadığı geçmiş ve ölü bir çağa ait. Öğretmenlerine karşı vahşice davranıyordu.M^stafa'nm tüccar olmasını istiyordu. Böylece Mustafa Selanik'teki bk okula gönderildi. yalnız ve bağımsız biri oluyor du. Mustafa doğduğunda neredeyse otuzunda olmakla birlikte. Mustafa'yı sınırsızca şımartmasına karşın. Kereste işinden de zaten pek para kazana-. Oldukça eğitimsizdi.oğlunun okul masraflarını karşılaması konusunda ikna etti. İçinden çıkmış olduğu verimli topraklar gibi. kar gaları kovalamak ve koyunlara göz kulak olmak gibi görevler veril mişti. Açık mavi gözlü. basit ve sağlam bk yaşam anlayışı vardı ve bir köylünün tüm erdemlerine sahipti. Onu ilk olarak. başka çocuklarla pek ender arkadaşlık eden. ' . Tahrik olunduğunda gazaba dönüşebilen buyurganlığıyle mütehakkim tavırlı bir kadındı. Bu yaşamı sevmişe benziyordu. komşularına karşı demir parmaklıklar ve sürgülerle korunmuştu. n Bk kez daha Mustafa'nın sorumluluğu Zübeyde'nkı omuzlarına yüklenmişti. gürbüz bir bedenin tüm hayatiyetine sahipti. inekleri otlatmak. ağır başlı oyunlar oynayan. Zübeyde ise. Derin dindarlığının yanı sıra vatanperver ve tutucuydu. sözüne karşı gelk ve her türlü ceza ya şiddetle karşı durarak. Tam bir köylüydü. kendisine karışmaya kalkanlarla da sürekli dövüşüyordu. onu sürükleyerek kavgadan ayırırken tekmeler sayurararak kurtulmaya çalıştığından. zayıf. Günün bkinde büyük bk kavgaya karıştı. anormal denebilecek derecede kendine yeterli : olan bk çocuktu. sessiz ve vakur bk çocuktu. ismi Makbule olan bk kız çocuğu daha vardı. ne de yazabilirdi. evi dışındaki dünyada olup biten en sıradan olaylar konusunda bile tümüyle cahildi. diğerleri gibi kapalı yaşıyordu. Öğretmenlerinden bki. Da ha çok kendi başına. Artık büyük bk sıkıntının pençesindeydi. ardından da öğrenci olarak iyi bk gelişme göstereceği Şemsi Efendi Okulu'na gönderdiler. göz kamaştırıcı saraylarda yaşayan zengin paşaların. Düyun-u Umumiye'deki memuriyetinden ayrılmış ve kereste ticaretine başlamıştı. Açık havada yapılan bu ağır işler ona yaramış. Onların oyunlarına katılmayı reddediyor. Annesinin okşama larını doğal bk şey olarak karşılar. Ali Rıza ansızın öldü. Çok seyrek ve ancak yanında biri olursa dışarı çıkardı. sağlık ve dayanıklılık kazandırmıştı. Kızkardeşi. İki yılın sonunda. Her ev. Babası Arnavutluk'un güneyinden küçük bir çiftçi. Bununla birlikte. Zübeyde de. Mustafa onbk yaşına geldiğinde. ona sözünü geçkemez olmuştu. Mustafa'nın başka bk okula gitmesi için pa- . Ahırdan biraz iyi durumdaki bu evlerde kadınlar. okuldan kaçtı ve bk daha oraya dönmeyi kesinlikle reddetti. mavi gözleri ve lepiska gibi san saçlanyle. mamamıştı. sevilmiyordu. Açık havada geçkdiği özgür günlerinden sonra yeniden disiplinli yaşama hapsedilmişti. ona olan . sıkı bk dayak . Bütün Türk kadınları gibi bütün yaşamını erkek çocuğuna hasret mişti —doğarken ölen bir erkek çocuğundan başka. kapalı ve kasvetli bir hayat sürüyorlardı. o bundan pek az etkilendi.yedi. Ailesinden ve komşu evlerde oturan birkaç kadından başka kimseyle görüşmezdi. kum rengi saçlı. kemikli yapıda. Öfkeden çılgına dönen Mustafa.sevgisini pek ender gösterirdi. güçlenmiş. Arap harflerini öğrenmesi ve Kur'an'dan pasajlar okuyabilmesi için mahalle mektebine. oğlunun büyüdüğünde sıradan bk çoban ya da çiftlik işçisi olmasını da istemiyordu. Burada Mustafa'ya ahırları temizlemek. ta yedi yaşından beri çarşafa girmişti. onun bk din adaMı olarak yetişmesininden yanaydı. ayrıca. Yaşamın basit gerçeklikleri karşısında keskin bk zekaya ve muhakemeye sahipti. Fakat büyüdükçe daha da çekingen. annesi de bir Makedonyalı idi. ailesine hükmeden oydu. Zübeyde evini kapatıp. Selanik yakınlarındaki Lazasan adlı köyde çiftçilik yapan erkek kardeşinin yanına sığındı. Zübeyde kızkardeşlerinden bkini. ne okuyabilir.

Okuldaki ikinci yılında öğretmenlerinden Yüzbaşı Mustafa. fakat hala sevilen bir çocuk olamamıştı Alıngan yaradılışda olduğundan. Annesinin kendisine engel olmasına fırsat vermeden sınava girdi ve başarılı oldu. Ondördünden | önce çocukluk çağını arkasında bıraktı. yok eğer koyamazsa da.• madı.yakınlık gösterdi. Rumlar. Zübeyde onun aklını başına getirmeye çalıştıkça. hemen onları tersliyerek: "Ben sizler gibi olmak niyetinde değilim. bir subay olmak'. Matematik ve tüm askeri derslerde gösterdiği üstün zekası.o. böylece üstünlüğünü onlara kabul ettirmekten çok hoşlanıyordu. ama Mustafa kararım vermişti. Mustafa'ysa aynı okula dönmeyi reddediyordu. eleştirildiğinde veya kaba konuşmalara muhatap plduğunda hemen kırılıyor. hemen kabalaşıyordu. Herhangi biri onunla rekabete girişse. Bütün bunlar onun içine kapanmasına.ra vermiyor. er olacaktı. Her iki şekilde. ikinci bir isim olarak ona Kemal ismini yakıştırdı. Bu dostluk sağlıksızdı. Ayrıca kendisinden daha başarılı ' olan herhangi bir çocuğa karşı giderek haince bir nefrete dönüşebilen büyük bir kıskançlık da gösteriyordu. para ödemek de gerekmeyecekti. Gene de. Hiç kimseye haber vermeden. Onu kendisinden ayırmak için de. Zekasını ortaya koyabilirse subay çıkabilirdi. Bu tarihten sonra. gitgide inatçılaşıyordu. Esnaflık ise bir Türk'e değil. Ermeniler. Yüzbaşı Mustafa'nın dostluğu ve koruması ona hiçbir şey sağla. geleceği kurtulmuş oluyordu. 6 artık Mustafa Kemal olarak tanınacaktı. aksi halde ö ortamda hiç bulunmamayı tercih ediyordu. Devlet okulu olması nedeniyle. Hıristiyanlar. kimseyle arkadaşlık kuramamasına yol açıyordu. Onu yardımcı öğretmen yaparak. O en dikkat çekici kişi olmalıydı. ona sevgi ve . Askeri Rüşdiye'de sınavlarda gösterdiği büyük başarılar ve hatta diğer çocuklara öğretmenlik yapması sonucu hızlı bir ilerleme gösterdi. Diğer çocuklara bir şeyler öğretmek. On yedisinde Askeri Rüşdiye'yi başanyle bitirdi ve Manastır'daki Askeri İdadi'ye gönderildi. alt sınıfın sorumluluğunu Mustafa'ya verdi. Başarılıydı. ben önemli biri olacağım" diyor ve kendi yoluna gidiyordu. Kavgaya hazır olması yüzünden hiçbir çocuk onunla dalaşmayı göze alamıyordu. babasının arkadaşlarından emekli bir -subay a gidip askeri okul yöneticileri nezdinde kendisine kefil olmasını istedi. en iyisi onu Selanik'teki Askeri Mekteb'e göndermekti. o da annesine aynen karşılık veriyordu. Kendilerine katılması için uğraştıklarında ya da neden böyle davrandığım sorduklarında. Yan komşularının oğlu Ahmed daha yeni bir askeri mektebe girmişti ve gösterişli üniformasıyle herkese caka satıp duruyordu. O asker olmak niyetindeydi. Hiç kimsenin karşısında gölgede kalmaktan hoşlanmıyordu. Askeri okulda kendi yerini bulmuştu. Bedenen çok gelişmişti. . Yahudiler ve bunun gibi reayaya yaraşır bir işti. Dayısı da onu asker yapmayı önerdi: Geçimsiz bir çocuk olması ticarette başarılı olmasını engelleyecekti. Zübeyde bunları dinlemek bile istemedi. Öfkelenip oğluna bağırdıkça. her zaman dikkat çekmek ve sıradan olmayan biri olarak sivrilmek arzusundaydı. Dayısının önerisine aklı yatmıştı. ters davranıyordu. üniforma giymek ve adamlarına emir vermek istiyordu. geçit resmindeki yeteneği okulda başarılı olmasını sağladı. Mustafa'nın hoca (din adamı) olmaya niyeti yoktu.

Hapishaneleri Türkler'le doldurmuş. Yunanistan Girit'i ele geçirmişti. İmparatorluğu yiyip bitiren bir başka güç de hoşnutsuzluktu. böylece nerede olursa olsun ne zaman üç kişi bir araya gelip konuşsa. İstanbul'daki Genel * Fethi Okyar. uzun ve ateşli şiirler yazıyordu. Bunlar Voltaire. Kendini bir devrime önderlik eder. yani Kızıl Tilki Abdülhamid. Mustafa Kemal gençliğinin verdiği büyük tutkuyla bütün bunları özümsedi. Fransızca'yı gayet iyi biliyordu. Padişah. tutuşmaya hazır olduğu Balkanlar'da ve Manastır'da. Hıristiyanlar'ı toplu kıyıma uğratmıştı. Yeni düşünceler burada ortalığa dökülmüştü. Ortada ne özgürlük. O şuralar kendisi gibi Makedonyalı (Ohrili) hoş ve utangaç bir genç olan Fethi'yle arkadaşlık kurmuştu. Bu hayallerin hepsinde. konuştuklarım gizlice dinleyip gizli polise rapor eden biri oluyordu. Tüm yenilikçi düşünceleri yasaklamıştı. hırsla ve çabucak okudular. Bütün genç insanlar reform yapılması için feryad etmekteydi. her türlü reformu reddediyordu. hitabet sanatı alıştırmaları yapıyor. savaşlar ve savaş söylentilerinin her yana yayıldığı günlerdi. ülkeyi kurtarır ve temizlerken hayal ediyordu. Ele geçirebildikleri tüm devrimci literatürü birlikte. Özgürlük üzerine makaleler ve denemeler kaleme alıyor. Dosyasına " Zeki fakat asabi ve samimi olunması imkansız bir genç" şeklinde bir not düşülmüştü. Bundan sonra da üvey babasını tanımayı ve onunla görüşmeyi reddetmişti. Ülke ayaklanma ve devrim ruhuyle doluydu. özellikle de "fesad ateşinin" her zaman sıcaklığını koruduğu. Mustafa Kemal. despotun egemenliğine son verir. Türkiye savaş ilan etti ve askeri birlikler cepheye koştular. yabancılardan olduğu kadar uyruklarından da korkuyordu. Rousseau. Gün büyük zorlukların ve mücadelelerin yaşandığı. Tüm Arnavutlar ya da Makedonyalılar gibi o da içgüdüsel olarak her türlü otoriteye başkaldırıyordu. Hepsi de yasaklanmış yayınlardı. fakat annesinin evinden olabildiğince uzak duruyordu. Yönetsel örgütlenmesi tıpkı Osmanhlar'ın onaİtıncı yüzyılda parlak günlerindeki gibi Padişah'ın çevresinde toplanmıştı. Bütün imparatorluğu bir hafiye ağıyle örmüştü. Bunlarla yakalanmaları hapse girmeleri anlamına gelecekti. ne de can güvenliği kalmıştı. Fethi*. tüm Fransız yazarları ve Hobbes'un ekonomi politiği ile John Stuart Mill'in yapıtlarıydı. Mustafa Kemal bu evliliğe karşı olduğunu çok kaba bir dille annesine söylediğinde aralarında büyük bir tartışma çıkmıştı. fakat artık eli ayağı tutmaz. Tatillerinde Selanik'e dönüyor. Derslerinde Manastır'da Selanik Askeri Rüşdiyesi'nde olduğu kadar başarılıydı.İKİNCİ BOLÜM III Manastır yürüyen birliklerin tozlan ve gürültüsü ile silahların gümbürtüsüyle sarsılıyordu. Yürekten bir devrimciydi. ve bunlarla birlikte hoşnutsuzluk egemendi. kendisini daima herkesin baş eğdiği ve saygı duyduğu bir lider olarak. onların Türkiye'sinin yabancıların pençesinden ve Padişah'ın Jkokuşrhuşluğundan kurtarılması gereğini dile getirmekteydi. daima merkezde görüyordu. Selanik'deyken zamanının çoğunu ona Fransızca öğreten bir Dominiken tesisiyle geçiriyordu. Annesi Rodoslu hali vakti yerinde bir tüccarla evlenmişti. Osmanlı İmparatorluğu son nefesini vermek üzereydi. Onun kıvranan bedenine pençelerinim geçirmiş olan ve birbirlerine hırlayan Hıristiyan güçlerin her biri ise. diğer askeri öğrencilere tumturaklı söylevler veriyordu. bunları okumayı daha da keyifli hale getiriyordu. imparatorluğun iri bir parçasını koparabilmek için hazır bekliyorlardı. . Her yerde yoksulluk ve yetersizlik. Bu tehlike. Bu söylevler Türkiye'nin. köhne bir hale gelmiş çürümüştü.

halkı hocaların elinden ve kadım peçe ve haremden kurtarmak için ant içerek cemiyete giriyorlardı. Kurmay okulundaysa kendisi gibi özel olarak seçilmiş. zorba yönetime ve tüm özgürlükçü düşünceleri bastırmasına karşı şiddetle hücum ediyordu. Mustafa Kemal bütün sınavlarını parlak bk başarıyla verdi. İştahını doyuruyor ve bırakıyordu. Türkiye'deki yaşamın tüm yerleşmiş kurumlarına. madığı gibi.Kurmay Okulu'na (Harbiye) seçildiği resmi gazetede asteğmen oluşuyla birlikte duyuruldu ve oraya gönderildi. Hocalardan nefret ediyordu. Eski rejime. Onlar Osmanlı İmparatorluğu'nün mirasçılarıydılar ve bu mkas göz göre göre yok ediliyordu. Kendisini ayakta ve mazbut tutacak ilkelere ya da annesinin derin dinsel inançlarına sahip değildi. Hiçbir yaşam deneyimi yoktu. Türkiye. Genç meslektaşlarının yaptıkları işleri görmezlikten gelmelerine karşın. yaşamında kadının yeri yoktu. Bu gençlerin hepsinin de devrimci olduklarını gördü. etmeye cesaret gösterebiliyorlardı. Öğretmenleri kadar. ne düşüncelerini açıkça ortaya koymaya ne de onlara önderlik. köylü bk aileden gelmesi Mustafa Kemal için bk engel oluşturmamaktaydı. Onlarla ilişkileri duygusal ya da romantik düzeyde değildi. IV Yirmi yaşına gelmiş olan Mustafa Kemal sağlam yapılı. Ansızın bütün bu sefahatten tiksindi ve aynı enerjiyle okuldaki çalışmaları üzerinde yoğunlaştı. zengin ve soylu ailelerin çocuklarına özgü okullar ol- . Padişah'in manen çökerten bu despotizmine ve yabancı milletlerin açık müdahalelerine başkaldırıyordu. yetenekli genç subaylarla çevriliydi. Böylece kentin şehevi yaşamına iyiden iyiye kendini kaptırdı. Göreviyle politikayı iyice harman etmişti. Gerçekten değerli her genç subay. İslam'ın tüm yeniliklerini engelleyen yapışkan elini. Belirli bir hakim sınıf. Üyeleri Padişah'ın zorba yönetimine son vermek ve yerine halk tarafından seçilmiş bk parlamentoya dayalı anayasal hükümeti getirmek. Vicdan azabı duymaksızın çabucak birinden öbürüne geçiyordu. gizli toplantılarda siyasal tartışmalar yapan ve elden ele dolaşarak okunan el yazması tek.yaprakhk gazeteler dağıtan Vatan adlı devrimci bk cemiyet de bulunuyordu. Başarısı tümüyle kendisine bağlıydı. Manastır ise sıkıcı bk taşra kentiydi. Manastır'dayken diğer çocuklar arasından sivrilmişti. Selanik yalnızca küçük bir liman kenti. Langaza bk köy. Kurmay Okulu'na seçildi. yüksek rütbeli subayların çoğu da onlara yakınlık duyuyordu. halkın kanını emen camileri ve tekkeleri. sınırsız canlılığa sahip bir gençti. sağlam karakterli. yalnızca babaları başarılı veya soylu olduğu için hiçbk çocuğa özel ayrıcalıklar verilmiyordu. Bu nedenle yeterü zeka ve uygun karatere sahip olduğu takdkde. Türkiye'de her insan en alt basamakta başlayarak kendi yeteneğiyle yükselmeliydi. Bu okuldaki dersleri de başarıyla tamamladı ve 1905 Ocak'ında hızlı bk terfiyle yüzbaşılığa yükseltildi. damarlarına yenilikçi düşünce kanı akıtılmaz- Kadınların hiçbirine aşık olmadı. Cemiyet. akıl dışı ve köhnemiş yasaları barındıran Kur'an'a dayalı yasal sistemi lanetliyordu. Erkan-ı Harbiye Mektebi'nde. Padişah ve casuslarının elleriyle boğuluyordu. Bu konuda tam bir doğulu gibi düşünüyordu: Cinsel iştahını doyurmak dışında. yani Padişah'ın ehliyetsiz memurlarına. olgularına saldırıyordu.

işaretler ve karşı işaretler ile antlar konusunda bilgi edinmeye başladı. İsmail Hakkı. (çev. Siyasete ve Padişahınıza karşı vatan hainlerinin yıkıcı propagandasına karıştın. tartışma yapmaktan öteye geçemeyen gizli cemiyetlerinden birine dönüştü. Bu yüzden Askeri Mektepler Müfettişi (Zülüflü) îsmail Hakkı Paşa'ya* Vatan adlı bu cemiyete bir son vermesini emretti. "eğer istersen. Padişahın güvendiği. "Şimdiye kadar büyük yeteneklere sahip olduğunu gösterdin" dedi. bu gençler gelecekte ordunun kurmay subayları ve generalleri olacaklardı. sonunda. Türkiye ölecekti. Arka sokaklardan birinde gazeteyi hazırlarken büro olarak kullanabileceği bir oda kiraladı. Padişahımız efendimiz hazretlerinin hizmetinde olarak önünde güzel bir gelecek var. Durumu çok ciddi görünüyordu. Padişahın casusları da işin farkına vardılar. akademi müdürüne uluorta sövüp sayarak. Polis suçüstü yakalamak için sürekli olarak onları gözetlemekteydi. hapishanenin arkasındaki Harbiye Nezareti'nde İsmail Hakkı Paşa'nın bürosuna götürüldü. Henüz bu işlere yeni başlamış kişiler olarak bilgiden çok şevke sahip oldukları için. yakalanmaları hiç de güç olmadı. "Buna rağmen Efendimiz merhamet göstermeye karar verdi. Hücre hapsi ruhunu karartmış ve onu adeta vahşileştirmişti.) 10 yeni bir üyenin kabul töreni için tüm üyelerin bir araya geldiği bir günde polis eve baskın yapıp hepsini yakaladı. eski rejimin bir paşasıydı. 11 . Polisin elinde ona karşı pek çok kanıt vardı. kendinin ve üniformanın şerefini lekelemiş durumdasın. iki askeri polisin arasında dimdik bir vücutla hazırolda duruyordu. Sultan tedirgin olmuştu. Zübeyde. yeni üyelerin sadakatini sınama yöntemlerini. fakat başını öbür tarafa çevirmeyi tercih ediyordu. Büyük bir olasılıkla bu cemiyet fazla gelişmemiş. tavırları yavaş ve azametliydi. Cemiyetin çalışmalarından Mektep Kumandam haberdardı. Vatan' m yayınlanmasını üstlendi. Bir ajan provokatör cemiyetin içine sızmayı başarmıştı. Bu kişi tarafından saptanan * Aslında İsmail Paşa: İkinci Abdülhamid devri Mekatib-i Askeriyye nazırlanndandır. şifreler. hatta saraya jurnal ettiler. Tartışmalarda olağanüstü keskin bir dille konuşmalar yapıyordu. dar bir hücrede kapalı kaldı. havai gençlerin işiydi. hücrenin tek ışık ve hava kaynağıydı. Diğerlerinden ayrılarak tek başına bir hücreye kapatıldı. Arkadaşlarını da aynı şeyi yapmaları için teşvik ettin. hücre oluşturma. Günün birinde hiçbir uyanda bulunulmaksızın. Şimdiye dek en kötü şöhretli kişilerle birlikte kumar oynayıp içki içtin. Gizlilik ve tehlike onu adeta canlandırıyordu. Cemiyetin broşürü için şiddetli makaleler. bundan sonra cemiyet İstanbul'da pek çok benzerleri gibi. Annesi artık ona düzenli aylık gönderebildiği için mali durumu sıradan bir subayınkinden epeyce iyiydi. kızıyle birlikte Selanik'ten onu görmeye geldi. Eğer Padişah onun tehlikeli olduğuna kanaat getirirse. Ne ki. ortadan kaldırılabilir. Gelecek karanlık görünüyordu. Kirli hücrede geçen haftalarına karşın. parolalar. ona bir miktar para göndermeyi başardılar. Ondan önce bir çok kişi Kızıl Zindan'dan arkalarında en ufak bir iz bile bırakmadan ortadan kaybolmuşlardı. Uzun süren suskunluğunun ardından. * Bekirağa Bölüğü olmalı (ç. cemiyetin okul içinde hiçbir şekilde faaliyet göstermemesini sağlamasını istedi. Tavana yakın bir yerdeki küçük demirli pencere. Vatan'ın diğer üyeleriyle birlikte Mustafa Kemal de İstanbul'un ünlü Kızıl Zindanı'na* kapatıldı. birkaç hafta boş vakti kalmıştı.n. yıllarca hapislerde kalabilir ya da sürgün edilebilrdi. Sınavlarım tamamlayan Mustafa Kemal'in tayininin yapılmasından evvel. Paşa bir süre oturup onu seyretti. ne ki. Devrimci örgütlenme teknikleri. Ama öte yandan. Görüşme iznini alamadılarsa da. Bu. Mustafa Kemal de Vatan'a katıldı. Gizlice gelirken izlenmediklerinden emin olmak için sık sık dönüp arkalarına bakan üyelerin katıldığı toplantılar için çeşitli evleri ve kahvelerin arka odalarını ayarlamayı üstlendi.).sa. sakallı. Bunun üzerine öğrenciler Vatan 'ı okul dışına taşıdılar. galeyana getiren ateşli şiirler yazmaya başladı. kötü kadınlarla düşüp kalktın. yakın adamlarındandı. Haftalarca pis ve böceklerle dolu. giysileri bol ve biçimsiz.

Mustafa Kemal onunla Şam'da karşılaşmamış. Artık bütün bu Saçmalıkları ve aptallıkları bir yana bırakıp. V Seferden döner dönmez. Annesini ya da arkadaşlarını görmesine izin verilmemişti. . Birkaç günlüğüne izin alarak Yafa'ya gitti. irade ve kararlılığı zaafa uğratıyor. tümüyle çıplak kayalıklardan ibaret. (Ç-n. tehlikeyi hisseder etmez hızla uzaklaşarak dağılıyor. ikinci bir şansın olmayacak. Tıpkı İstanbul'da olduğu gibi. artık şaşmaz bir sakınım ve soğuk kanlı bir hesap yapma gücünü süreç içinde geliştirmişti. Şam'ın güneyindeki dağlarda yaşayan ve devamlı isyan halindeki Dürziler'e karşı bir sefer hazırlığı içinde buldu. Şiir yazmayı ve edebiyatı bırakmıştı. Aralarında Harbiye Mektebi'nden tanıdığı. polis tarafından Suriye'ye giden bir vapura bindirildi. Gidişinde bir güçlük çıkmaması konusunda birlikte bir plan hazırladılar. suyu ve yolu olmayan. askeri görevinizle meşgul olacaksın. Geleceğin tümüyle oradan kendisi hakkında gönderilecek gönderilecek raporlara bağlıdır." Aynı gece Mustafa Kemal.Genç ve akılsızsın. Orada uydurma bir ısım ve tüccar giysileriyle sahte kağıtlar edindi ve Mısır'a giden bir gemiye binmeyi başardı. Bundan sonra kışı geçirmek üzere Şam'a döndüler. buradaki genç subayların da hepsi hoşnutsuz. Alayım. Dürziler kesinlikle çatışmaya girmiyor. Türk birlikleri günlerden beri sarp kayalıklarda güçlükle ilerlemekteydi. dikbaşlı ve heye' canlısın. Ülke. durumu kendi gözleriyle görmekte son derece kararlıydı. Hâlâ gençlik ateşiyle yanmakla birlikte. kıraç bir araziden ibaretti. yola gelmez dağlılardı.. Mustafa Kemal de önemli bir konuma gelmeye başlamıştı. oraya aynı zamanda tayin edilmiş ve birlikte gidip. ardından dik kayalıklarda pusuya yatarak. Ancak. Gerçekten kötü olmaktan çok. Kurdukları örgüt sayıca çabucak büyüdü ve bir anda Suriye'deki tüm karargahlara yayıldı.) 13 . ancak. Ne Tanrı'dan. aslında gerçek bir asker için pek de doyurucu bir görev değildi. ne bir kişiden ne de kurumdan çekinmeyen. Buradan Atina'ya. ne de onu yılgınlığa düşüre12 bilmişti. Aslında edebiyat. ne de ona yaklaşabiliyordu. tam bir devrimciydi. Türkler'in yapabildikleri tek şey. arazinin her karışını çok iyi tanıyan. Dürziler'e bir ders vermek üzere. Şam'da bir devrim hazırlama çabası içindeydi. ne ki.• "Şam'daki bir süvari alayına gönderileceksiniz. Bu sefer. Şam'daki alayına katıldı. Onun için resmi ya da kutsal olan hiçbir şey yoktu. eylem için gerekli olan zihniyetin kişide gelişmesini engelliyordu. ancak. İzin verilse de. Vatan'm üyelerinden olan Ahmed. Mustafa Kemal Vatan'm bir şubesini kurmak için işe koyuldu. gece gündüz Türk birliklerini avlıyorlardı. ne düşmanı yakalayabiliyor. ama aslında bu mümkün değildi: Aslında küçük Türk karargâhlarındaki subaylar devrim için hazırdı. . kişiyi yanlış alanlara sürüklüyor. son derece vahşi. Dürziler ise. ortak bir ev '"tmuşlardı. ikisi birlikte çıkarılmışlardı. Dikkat et. Eylem ve edebiyatın bir arda yürüyemeyeceğine karar vermişti. ona yardım etmeye hazırdı. Suriye kıyılarındaki Yafa limanın kumandanı Ahmed Bey isminde bir subaydı. yerel halk onlara düşmandı. birkaç ay evvel Vatan olayından dolayı birlikte '"tuklanmışlar ve Zülüflü İsmail Paşa'mn önüne. Hapishanede geçen haftaları ve Hakkı Paşa'mn tehditleri ne gözünü korkutmuş. Arkadaşları ona devrim olayının merkezinin Balkanlar olduğuna dair malumat göndermiş ve kendisini Selanik'e naklettirmenin bir yolunu bulmasını tavsiye etmişlerdi. O. Mustafa Kemal'in faal askerlik yaşamının ilk deneyimi oldu. ve daha üst rütbeliler ise. verilmese de. Toprağın tohumlanmaya elverişli olduğunu anladı. boş ve yoksu-l Dürzi köylerini ve ekinlerini yakmaktan ibaret kaldı. Lütfi Müfid Bey (sonradan Kırşehir meb'usu). Selanik'e gitmekte. Aslında. kısa bir süre sonra boşuna bir çaba içinde olduğunu anladı. Edebiyatı arkasında bıraktı ve bundan sonra ilgisini tümüyle somut devrimci örgütlenme ve pratik ayrıntılar üzerinde yoğunlaştırdı. Sekiz günlük zorlu bir yoluculuğun ardından Beyrut'a çıktı ve Lübnan dağlarını atla geçerek. ardından Selanik'e geçti. dar ve'derin derelerle bölünmüş. eski bir arkadaşı olan Müfid Lütfi'nin* ona yardıma hazır olduğunu gördü. konuya yakınlık duyan kişilerdi.

kısmen Selanik'de kalmasını. Mustafa Kemal'in Kızıl Zindan'da ikinci bir şansı yoktu. hemen susuyorlardı. Selanik'te büyük bir devrimci örgüt bulunuyordu. Bunlarla Vatan'm yeni bir şubesini örgütlemeye çalıştıysa da. Görevi emirleri uygulamak olan Ahmed Bey. Mümkün olan her çareye başvurdu. bu defa gün ışığını artık bir daha göremeyeceğinin gayet açık biliyordu. Onun anlattıklarını. 14 Bir yıl boyunca Mustafa Kemal tümüyle sakin durdu. Üsleri oriun mükemmel ve kendini görevine adamış bir subay olduğuna ilişkin raporlar veriyorlardı. Bu sınır boyunda çatışma vardı ve bölgenin kumandanı Müfid Lütfi'ydi. olayların gerçek merkeziydi. kısmen de teftiş için demiryolu boyunca yolculuk yapmasını gerektiriyordu. ancak elinden daha fazlasının gelemeyeceğini belirterek Mustafa Kemal'i uyardı. ona kentin merkezinde kocaman bir ev ve bir miktar para bırakarak bir süre önce ölmüştü. Padişahın polislerinin onu bir kez ele geçirirlerse. Selanik'te doğrudan annesinin evine indi ve bir süre tümüyle sessiz kaldı. onlardan kendisine bir nakil ayarlamalarım istedi. Zübeyde'nin durumu şimdi gayet iyiydi. Vatan'm İstanbul'daki üyelerinden biriydi. Vatan mensubu bütün kurmay subayları tanıyordu. Polis Müdür muavini olan Cemil. Ardından Ahmed Bey İstanbul'a ortada bir yanlışlık olması gerektiğini. bunların çoğu İtalyan uyruklu ve İtalyan Mason 15 . Daha hiçbir şey yapmaya fırsat bulamadan evvel. yanlarına gittiğinde sanki bir hafiye ya da ajanmış gibi. Memleketinde büyük olaylar hazırlanmakta iken. Bu kez ona merhamet göstermeyeceklerdi. Selanik'teyken annesi ve kızkardeşiyle kalıyordu. tutuklama emri ondan önce Yafa'ya gelmişti bile. olabildiğince hızlı bir şekilde. hemen kentten ayrılması gerekiyordu.olanları ona da anlattı. Hemen sonra onu gizlice gemiden indirdi. kentin dışına çıkararak çok hızlı bir şekilde güneydeki Gazze'ye gönderdi. En sonunda Selanik'e nakline ilişkin emirleri aldığında. ne ki. Gerçekten büyük bir şey. Birini göndererek tutuklama emrini iki gün sumen altı edebileceğini. Mustafa Kemal'in bütün bu süre içinde Gazze'de olduğunu ve hiçbir zaman Suriye'den ayrılmadığını bildirerek bu konudaki yeni emirleri beklediğini yazdı. Ondan kuşkulanıyor gibi bir halleri vardı? Bazan bunlardan birkaçı bir arada konuşarak yürürken. • Haftalar sonra gelen yanıttan sonra Müfid Lütfi de söz konusu süre içinde Mustafa Kemal'in kendisiyle birlikte olduğunu teyit etti. Mustafa Kemal karargahta Erkân-ı Harbiye Mektebi'nden tanıdığı pek çok subayla karşılaştı. ikinci kocası. Osmanlı İmparatorluğu'nun içinde bulunduğu karmaşa ve düzensizlik böyle bir aldatmacayı mümkün kılmıştı. tartışmaya ya da karşı olduklarını söylemeye kalkmaksızın dinlemekle yetiniyorlardı. Görevi. Şehirde çok sayıda Yahudi vardı. istanbul'dan hemen yakalanması için emir geldi. onu gemide karşıladı. En sonunda içlerinden biri sıkı sıkıya gizlilik sözü verdirerek kapalı kapılar ardında. Bu şekilde herikisi de tutuklama emirlerini hasır altı ettiler. gizli cemiyetlere ve devrim hazırlıklarına tanık oldu. ama onu aralarına almıyorlardı. Düşüncelerinde haklı çıkmıştı. En önemli alt rütbeli subaylar burada toplanmaya başlamıştı. İstanbul'daki yetkililer sonunda Selanik'deki casusların büyük bir hata yapmış olduğuna ve bu genç subayın aptalca düşüncelerinden ve havailikten vaz geçip aklını başına aldığına kanaat getirdiler Fakat Mustafa Kemal Selanik'e gitmekte en az eskisi kadar kararlıydı. fazla bir başarı sağlayamadı. Böylece Mustafa Kemal sınırdan kaçak olarak Yunanistan'a geçerek oradan da gemiyle Yafa'ya gitti. hazırlanmaktaydı. Gizli polis onu tehlikeli biri olarak mimlemişti. Harbiye Nezareti'ndekiler de dahil olmak üzere. bir köşede kalması olanaksızdı.Gittiği her yerde hoşnutsuzluğa. Bir şeyler çevirdiklerinden emindi. onun Suriye'de. VI Mustafa Kemâl Üçüncü Ordu kurmay heyetine gönderildi. Annesi ve kızkardeşi aracılığıyle Erkan-ı Harbiye Mektebi'nden kimi arkadaşlarıyle temasa geçerek. . Selanik. Padişah'ın hafiyeleri onu tanımışlardı. Kendisini işine verdi. Mustafa Kemal'e belgelerini ve üniformasını getirmişti. devrimin merkezine koştu. ismi de İttihat ve Terakki idi.

uluslararası finans ve uluslararası yıkıcı yeraltı örgütlerinin ağına yakalanmış olduğunun bilincindeydi. bir Türk'tü. hevesli öğrenciden. bunlardan alayla söz ediyordu. Ertesi sabah aynı trenle işe giderlerken karşılaştığı Cemal'e onu nasıl popülerlik peşinde koşan biri olarak gördüğünü söyleyip. kişiliğe saygıdan da uzaktı. ama bunların tam olarak ne tür insanlar olduklarının tümüyle anlayabilmiş değildi. ondan hoşlanmıyorlardı. İtalyan uyrukları olarak. gerçek olaylar istiyordu. Mustafa Kemal onların hepsiyle tenezzülen konuşuyordu. Eleştirileri son derece şiddetli olduğu gibi. Oysa. Diğer "birader" subaylar onun fikirlerinde inatçı ve alaycı biri olduğunu düşünüyor. Bir keresinde Kafe Gnogno (Yonyo)'da oturmuş. Sakin sakin emirlere bo. onun yaradılışı. uluslararası Nihilist örgütün bir parçasıydı. Mason localarının tüm yöntemlerini kullanarak ve koruması altına sığınarak İttihat ve Terakki'yi kurmuşlardı. büyüklük hakkındaki tatsız sözlerle dolu vaazini başından sonuna dek ona da tekrarladı.. hemen vahşileşiyordu.. Evde de aynı derecede sorunlar yaratıyordu. sağlıksız. Daha kötüsü. Fikirlerine karşı çıkıldığında.« yun eğecek biri olmak bir yana. Hepsiyle tartışıyordu: Enver aceleci ve savruk bir adamdı. İçlerinde Makedonyalı Fethi'nin de bulunduğu.imtiyaz antlaşmaları uyarınca Padişahın baskısına karşı kprunmaktalardı. eylem ise pek azdı. Yahudiler'in evlerinde güvenlik içinde toplanıyor ve planlar hazırlayabiliyorlardı. Mustafa Kemal. bu olmaz16 sa hiçbir şekilde olayın içinde yer almamaktı. kendisi de öğretmenleriymişcesine davranıyordu. Eleştirilerine açık olduğu tek insan Zübeyde-'ydi. bir dönmeydi. hazmedilemeyecek kadar fazla teorisyenlik faaliyeti olmasıydı. Katıldığı loca. artık çeliğe dönüşerek güçlenen bir devrimci çıkmıştı. Türkiye'yi Padişahın ehliyesizliğinden ve despotizminden olduğu kadar. Hiç kimsenin. liderler de bunlardı. hantal bir ayıydı. Eleştirileri daima acı ve keskindi. Hiçbir zaman Masonluğun üst derecelerine yükseltilmedi. Mustafa Kemal Vedata Locası'nda bir birader olarak örgüte katıldı.duyuyor. Bir keresinde örgüt arkadaşlarından birkaçını eve getirmişti. İstanbul Kurmay Okulu'ndaki som. Liderlere saygı duymuyordu. İttihat ve Terakki içinde Ona ters gelen. Evleri polis tarafından aranamıyor ve yalnızca kendi konsolosluk mahkemeleri önünde yargılanabiliyorlardı. Mustafa Kemal'in çoğunu tanıdığı bir grup subay Mason olmuştu. Zübeyde'nin bile kendi hareketlerine karışmasına izin vermiyordu. bazan gururunu zedelediği anda ona karşı bile soğuk ve haşin olabiliyordu. Niyazi vahşi ve dengesiz bir Arnavut. Kuram değil. Padişahın ülkeden sürgün ettiği ve yabancı ülkelerde yaşayan önemli siyasal mültecilerle sıkı bir temas halindeydiler. ancak. üstelik eleştirilerini çekilir kılacak mizah duygusundan da yoksundu. kendilerini Mason localarının karmaşık ritüellerinin perdesi ardına gizlemekteydiler. Üyeleri arasında Yahudiler'in ezildiği Rusya hakkında son derece kötü. Yahudiler ise ona hiç güvenmiyorlardı. yabancıların pençelerinden kurtarmakla ilgileniyordu. Cavid Selanikli bir Yahudi. . gerçek büyüklük hakkında bir söylev verdi. üstü kapalı sözlerle konuşan. Mustafa Kemal alaycı bir tavırla sözlerini kesip. İttihat ve Terakki Cemiyeti bir süredir Mustafa Kemal'i izlemekte ve sınamaktaydı. İttihat ve Terakki'yi yüzeysel ve etkisiz bir örgüt olarak görüyordu: çok fazla konuşuluyordu. Yahudiler'in uluslararası amaçlan ve sorunlarına karşı hiçbir ilgi duymuyordu. Cemiyetin lider çevresinin de dışında bırakılmıştı.localarına'bağlıydı. Bunlar adeta gizli yaşayan. Cemal'in yurtseverliğinden söz ediyorlardı. dökme bir demir gibi sağlam. bu işte sonradan gelenlerden olmasıydı. bir tür Garibaldi'ydi. Hizmetçiler konuşmalarım işitmiş ve Zübeyde'ye haber 17 . O. sırlarla dolu kişilerdi. bir Posta memuru olan Talat ise. Hepsiyle sanki onlar dershanedeki çocuklar. ondan beklenen yalnızca emirleri uygulamasıydı. her zaman son derece eleştirel bir kişilikteydi. İşte. olayı kontrol etmek. ama bol bol para kazanmalarına izin verilen Viyana hakkında iyi sözler söyleyen milliyetsiz kişiler vardı. Hatırı sayılır bağışlar topluyorlardı. kapitülasyonlar ve . Artık onu da kendilerine katılmaya davet etmişlerdi. Türk olmaktan gurur . Titizlikle planlanmış eylem istiyordu. Kendisini hoşlanmadığı bir atmosfer içinde bulmuştu. Henüz yeni başlamış bir "birader" olduğundan. İttihat ve Terakki'yi kontrol eden kişiler. Masonlar'in ritüellerine daha da az yakınlık duyuyor.

ama hiçbir şey vermemeliydi. İkisi de fazlasıyla öfkelenmişlerdi. oğluna şiddetle çıkıştı. onun sözlerini daha çok dinlemeye başlamıştı. Askeri birliklerin alacağı tavır da kesin olarak bilinmiyordu. Gittikleri zaman. yalınkat inançları ve değişmez sadakatiyle eski kuşağa mensup bir insandı. İlişkilerde karşılıklılığı gereksiz buluyordu. Türk ve Hıristiyanlar'dan oluşan coşkulu kalabalıklar sonunda kutsal kitapta sözü geçen bin yıllık huzur devrinin (millenium) geldiğine inanarak. ona yardım etti. 18 Eskisinden de yalnız ve az konuşan biri olmuştu. fakat evi terkedeceğinden korkuyordu. çok az şeye inanan ve hiçbir şeye saygı duymayan genç kuşağa.. Evle olan bağlan. Eğer eyleme geçecek olsaydı. aldığı seri bir kararla geri adım attı ve geçmişteki kötü yönetimin tüm suçunu çevresindekilere yükleyerek anayasal hükümeti ilan etti. 19 . birkaç adamını toplayıp Resne dışına. hem Padişaha hem de dine karşı komplo kurmanın aptallık olduğunu söyleyip duruyordu. Ya idare etmeli ya da her şeyden vazgeçmeliydi. anahtar deliğinden konuşulanları dinlemişti. Sonunda Zübeyde oğluna yardım etmeye karar verdi. birbiri ardına ayaklanmayı bastırmayı reddediyorlardı. artık eskisi kadar birlikte olmadıkları için de. Askerler yıllardır ihmal edilmiş ve aylıkları ödenmemişti. hem kimbilir. Enver de hemen bir devrim bildirisi yayınlayarak Doğu Makedonya'da aynı eylemi tekrarladı. yemek yemek ve diğer örgüt arkadaşlarıyle arka odalarda toplantı yapmak için Kafe Yonyo'ya ya da polis hafiyelerinin mütecesşis gözlerine karşı pancurlan sıkıca örtülü.kadınların sonu gelmez duaları. oğlu ise. Gündüzleri askeri görevlerini görülmedik bir enerjiyle sürdürüyordu. Başkaldıran birkaç yüz asker dağlardaydı. hafiyeliği kaldırdı ve devrimcilere kucak açtı. Padişahın kudreti rüzgar önünde sürüklenen yapraklar gibi yok olmuştu. Niyazi ve Enver. Hiçbir şey hazırlanmış ya da örgütlenmiş değildi. Böylece kendi yargılarına aykırı olmasına karşın. Burada mum ya da gaz lambası ışığı altında sigara ve içki içerek gece geç saatlere kadar oturuyor. en başta da Cemiyet'in şaşkın bakışları önünde. Böylesine çılgın ve planlanmamış serüvene girecek kadar gözü kara bir kumarbaz değildi. fantastik olduğu. Herkesin. Bunun üzerine sessizce Mustafa Kemal'in odasına sokulmuş. İstanbul'daki Yaşlı Tilki. O. Mustafa Kemal toplantılara katılıyor ye örgüt içinde kalmaya devam ediyordu. bu ancak belirli bir başarı şansı olan dikkatle hazırlanmış bir planla gerçekleşirdi. Ancak. evin reisiydi. Bedeli ne olursa ol-.kadar karışık bir rüyayı andırıyordu. Bastırmak üzere yollanan birlikler de isyancılara katılıyorlardı. Ne ki. sun. eskisi kadar tez canlı ye yabanıl olan Niyazi. sevinç içinde onları Selanik'de karşıladılar. Önceden hazırlanmış bir plan olmadan. zamanla gitgide daha az faal bir rol oynamaya başlamıştı. Mustafa Kemal sakin kalıp. Özgürlüğü üzerinde en küçük bir kısıtlamaya bile gelemiyordu. Güney Makedonya dağlarına çıkarak hükümete meydan okudu. daima kendi kendisinin efendisi olacaktı. belki de düşüncelerinde haklı olduğu yanlar vardı. hiçbir uyarı işareti vermeksizin. Ev yaşantısının kısıtlamaları canını sıkıyordu. Hiçbir zaman alt düzeyde kalamazdı. vn Bunca zamandır konuştukları devrim. her şeyi almalı. Aslında onun haksız olduğuna inanıyor. kaçınılmaz baskılar sinirine dokunuyordu. İttihat ve Terakki'nin kendi içindeki faal üyelerin sayısı üçyüzü aşmıyordu bile. ansızın çevrelerinde patlayıverdi.. askeri görevlerini yerine getirmeyi sürdürdü. Ne de olsa oğlu dünyayı tanıyan biri. bu konuda hiçbir şekilde anlaşamadılar. Mustafa Kemal onu ikna etmeye çalıştıysa da. akrabaların gevezelikleri. Bir oda kiralayarak evden ayrıldı. Akşamları ise. kapıları kilitli bazı evlere gidiyordu.vermişlerdi. Liderler hala onu yakın çevrelerine yaklaştırmamaktaydılar. Bu anlaşmazlık Mustafa Kemal'e kararını verdiren etken oldu. Gene de tüm kadınlar gibi sürekli şikayet ediyor. "çılgınca serüven" başarıya ulaştı. Bunu izleyen birkaç ayın tarihi. Annesini sık sık ziyaret ediyordu. Türkiye'nin içlerinden gönderilen özel birlikler de aynı şeyi yaptılar. yaklaşan devrim hakkında planlar kuruyorlardı. Subayları tarafından yönlendirilen alaylar. kazandıkları büyük zaferden duydukları büyük gururla dağlardan indiler.

ancak. Cemiyet. Böylece geri plana itildi ve askerlik * Abdülhamid'in gözetim subaylığını Fethi (Okyar) den sonra. kendini beğenmiş. kuru. Ne yapması gerektiği konusunda duraksadı. Makedonya'daki ordunun yardımına başvurdu. Din elden gidiyor kışkırtmasıyle taşkınlaşan İstanbul'daki asker ayaklandı. bunların Türk ve Müslüman değil. Mahmud Şevket'i harekete geçmeye zorladılar. ünlü olma yönünde doğal bir yetenek vardı ki. İstanbul'daki askerleri satın aldılar. Enver. ancak. huysuz biri olarak mimlenmişti: Hiç kimsenin 'sevmediği ve arkadaşsız. bunlar onun hemen göze batmasını sağlıyordu. Böylece halk tarafından farkedilmeyen ve liderler tarafından da istenmeyen biri olarak kaldı. bu göreve Balkan Savaşı öncesinde Selanik'de. yeni anayasayı Selanik'in ana meydanında bulunan Olimpus Palas Oteli'nin balkonundan okudu. Bu. bulundukları yabancı ülkelerden akın akın dönmeğe başlamışlardı. Hıristiyanlarca Müslümanlar. Mustafa Kemal Trablusgarp'deki Türk karargâhlarını denetlemek ve haklarında rapor hazırlamak üzere Kuzey Afrika'ya gönderildi. birbirlerine saldırmaya başladı. Cemiyet üyelerini yakalamaya başladılar. hadımağası gibi kadavraya benzer biriydi. Makedonyalı Fethi'yi gardiyanı yaparak Selanik'deki Alatini Köşkü'ne hapsettiler . askeri ataşe olarak Berlin'e gönderildi. Arnavutluk ve Arabistan'da ayaklanmalar başgösterdi. uzun boylu. Makedonya'da isyan bayrağını açmıştı ve şimdi de işi tamamlamak üzere öncü kuvvetlere komutanlık ediyordu. tek başına. Böylece Enver bir halk kahramanına dönüştü. Abdülhamid ve avenesi tüm kötülükleriyle yeniden iktidara geleceklerdi. her düzeyden nazırlar vardı. Rusya tarafından desteklenen Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kontrolünü ele geçirdiler ve iktidardan pay kapmak ve entrikalar çevirmek üzere İstanbul'a doluştular. Enver'de bir parıltı.n). Salih (Bozok) yapmıştır. Kurmayları arasında Trablus'tan yeni dönmüş olan Mustafa Kemal de dahil olmak üzere Cemiyet mensubu pek çok subay vardı. Böylece . Makedonya'daki ordunun kumandam. Bunlar arasında prensler. Genç subayları dirsekleyip kenara iterek. huysuz bir adamdı. Arkasındaki subay grubu arasında. Avusturya Bosna-Hersek'i ilhak etti. İçerde tepki başladı. Öncü kuvvet Birinci Birleşik Fırka'dan oluşuyordu. Kamuoyu. Enver. Padişaha ve İslam halifesine bağlılıklarını ilan ederek istanbul'u ele geçirdiler. eski sadnazamlar. Yahudi ve Mason olduklannıİslam'ı ve hilafeti yıkmak için işbaşına geldiklerini söylettiler. Karşı devrimi ezip Abdülhamid'i tahttan indirdiler.olan Enver ve kurmay başkam olarak Mustafa Kemal de yer almıştı. Cemiyet onu herkesi eleştiren fakat hiç kimseye boyun eğmeyen yetenekli. alt düzey ve önemsiz bir örgüt üyesi olarak sadece birkaç kişiden başka kimsenin tanımadığı ve farketmediği Mustafa Kemal de vardı. Yunanistan Girit'i ele geçirdi. Onun yanında asık suratlı. ** Sultan Besinci Mehmed Reşat (1909-1918). Neredeyse onun isteğine karşı olarak. alaycı ve çekingen yapıdaki Mustafa Kemal son derece silik kalıyordu. 21 Abdülhamid'in son yirmi yıldır sürgüne göndermiş olduğu politikacılar. Fırkada bir süvari birliğinin kumandanı olarak Berlin'den alelacele dönmüş . bir Arap ve Abdülhamid'in gözdelerinden olan Mahmud Şevket Paşa'ydı. Eğer başarısız olurlarsa. İkinci ve Üçüncü orduları İstanbul üzerine yürüttü. Bütün bu karmaşanın ortasında yaşlı Padişahı destekleyenler iş başına geldi. hocaları halka gönderip yeni yöneticilerin Paris'ten getirdikleri yeni moda düşüncelerinin dinsizlik olduğunu.* Abdülhamid'in eli ayağı tutmaz ihtiyar kuzenini** tahta çıkarıp Cemiyet'in iktidarını yeniden perçinlediler. canlılık. savaş sonucu bu kentin kaybıyla Abdülhamid'in ölümüne dek de. Dolmabahçe Sarayı'nda sürdürmüştür (ç. 20 . Kargaşalıkları kargaşalıklar izliyordu. Hiçbir şey yolunda gitmiyordu. göz alıcı bir meydan okuyuş. Salih. Asker olarak parlak bir subaydı. kumandan olarak müteredditti.Devrimde kendisi gibi etkin bir rol oynamamış diğer Cemiyet mensuplarıyla birlikte Mustafa Kemal de onları karşılayanlar arasın daydı. Amavutluk'a döndü ve orada öldürüldü. Niyazi. Subaylarını öldürüp ya da hapsedip İslam dinine. Cemiyet'in içinden en çok Enver'i tanıyordu.

Cemiyet de onun cezalandırılmasını istedi. Hatta bunları okulda ve topluluk arasında savunmaktan çekinmiyordu. onu destekleyenlere karşı daha anlayışlı. VIII Mustafa Kemal görevine bütün enerjisiyle sarıldı. Mustafa Kemal'in cevaplarını doyurucu bulmamakla birlikte. Mustafa Kemal bir coup d'etat. onun hakkmda-'üikkate değer yetenek ve muhakemeye sahip olan. durumda hiçbir değişiklik yaratmadı. ne ki. yeni bir heyecan ve yükselme dönemiydi. Okulu büyük bir başarıyla yeniden düzenlediyse de düş kırıklığına uğramış ve hoşnutsuz bk ruh hali içindeydi. Devrim hiçbir şeyi düzeltmemişti. Böylece onu Selanik'deki 38 nci Süvari Alayı kumandanlığına getirdi. seminerler düzenliyor. politika. tutuklanması için yeterli kanıta sahip olmaması nedeniyle. Hükümet ajanları onun tehlikeli olduğuna ilişkin raporlar verdiler. Selanik'de Cemiyet'in adamları olarak tanıdığı Enver. Çünkü Mustafa Kemal. Mahmud Şevket Paşa. Fakat bu kez denetim kendisindeydi. onun çevresinde gruplaşmaya başladılar. Onlar aslında yöneticiliğe layık olmayan küçük adamlardı. özellikle de Almanlar'a satılıyordu. onu alay kumandanlığından uzaklaştırmakla yetindi ve İstanbul'a getirtip Harbiye Nezareti'ne yerleştirdi. Merkezde olmak. Türkiye'de her şey eskisi kadar kötüydü: Maaşlar. içerde daha etkin bir hükümet ile yabancıların kovulmasından oluşuyordu. Ali Rıza. Önce birkaç günlüğüne Paris'e gitti ve ardından yıllık manevraları izlemek için Picardie'ye geçti. Artık önemli biri ve bir hareketin önderi haline gelmeye başlamıştı. Maliye Nazırı 'ydı. Otuzundan önce Makedonya'da Üçüncü Ordu'nun kurmay başkanı oldu. Ancak. İçgüdüsel olarak bir askerdi: Adamları için çevrede atlı tatbikatlar. Mustafa Kemal hepsini kendinden aşağı görüyordu. Bu. (darbe) için bir eylem planı hazırlamaya koyuldu. 1910 da Ali Rıza Paşa'nın Fransa gezisinde yaveri olarak maiyetine atandı. Karargâhta hoşnutsuz olan ve sorun çıkarmaya hazır durumda çok sayıda subay vardı. Bir kez daha akşamlarını kapalı kapılar arkasında yapılan gizli toplantılarda geçirmeye başladı. Görüşlerini hiç kimseden gizlemiyordu da. • Durum artık İstanbul'da Harbiye Nazırı olan Mahmud Şevket Paşa'ya bildirildi. Dönüşünde Selanik'deki subay okulunun başına getirildi. Türkiye yabancılara. Bunlar Mustafa Kemal'i dinlemeye. Dönme bir Yahudi olan Cavid. çünkü Cavid büyük bir ihanet içinde. "Türkiye Türklerindir!" onun savaş çığlığıydı. sözlerinin önemsenmesi. Mustafa Kemal'i oradan uzaklaştırması gerekiyordu. Yetenekleri ve ehliyeti yönündeki şöhreti gittikçe büyüyordu. Ona ne türlü muamele edilmesi gerektiğini hiç kimse kestiremiyordu. onu askeri birlikleri hükümete karşı ayaklanmaları yolunda teşvik etmekle suçladı. hatta güleryüzlü olmuştu. Mustafa Kemal'in korkusuzluğu karşısında uyarılar ve tehdit23 .n. halen Bağdad Demiryolu onların kontrolü altındaydı. Her zamanki kadar katı ve ezici olmakla birlikte. hem de derhal! Mustafa Kemal artık -yüksek rütbeli bir subay olmuştu. Türkler kendi kendilerini dış yardım ve müdahale olmaksızın yönetmeliydiler. Büyük Güçler'in* eskisinden de aç gözlü olduklarını söylüyordu: Almanya'nın elleri Türkiye'nin gırtlağına sarılmış durumdaydı. "çağdaş yöntemleri uygulamada etkin ve açık görüşlü bir subay" olduğu raporunu verdi. demiryolunu onlara peşkeş çekmişti. Siyasası. Talat ve Cemal artık yönetici konumuna gelmişlerdi. idari organizasyon ve genel koşullar Abdülhamid döneminde ki kadar kötüydü. En iyi Alman diplomatları İstanbul'da görev yapıyordu.görevine geri gönderildi. Yoksulluk yaygındı. Artık hali tavrı bile değişmişti.içinde kendisine yer yoktu. askeri görevlerini kusursuzca yerine getirmeye devam ediyordu ve artık eskisinden de çok sayıda subay onu desteklemeye başlamıştı. askeri tarih -Moltke ve Napolyon'un seferleri üzerindeçalışıyordu. bu atama. İçgüdüsel olarak bir asker olmakla birlikte Mustafa Kemal daima politikanın özlemini duymaktaydı. Maliyecileri yeni yeni ayrıcalıklar ve haklar elde etmişlerdi. her * Düvel-i Muazzama (ç. karşıtları ise artık iktidara gelmiş olan Cemiyet mensubu eski devrimcilerdi. kendine güvenini artırmıştı. özellikle ordu içinde hoşnutsuzluk vardı: bir şeyler yapılmalıydı.) 22 yerde. Adamını gayet iyi tanıyordu ve Selanik ile Balkanlar'daki huzursuzluğun nasıl bir tehlike arzettiğinin farkındaydı. Erkânı Harbiye'de çalışmaktaydı.

her ikisi de yüzbaşı rütbesinde olan Fuat (Bulca) ile Nuri (Conker)'di (ç. Artık yapılması ger. Mısırlı zabit de: "Müsterih olun kendi atım ile onları da mücahedenize yetiştireceğim. Tüm yakınlığı ve sevgisi Türkler'den yanaydı. Gene de aldığı emirleri tümüyle gözden uzak tutması mümkün değildi. Bu görüşmeler neticesinde çarnaçar kafileye katılan Bingazili topçu zabiti ile tüfekçi ustasının ve bir de Kahire'den kendilerine yol göstermek için terfik edilen kılavuzu teslime mecbur olmuşlar. Fakat Mustafa Kemal bunların ne yapıp yapıp kendilerine iltihak ettirilmelerini Mısırlı zabitten rica etmiş. Mustafa Kemal öfkeden köpürdü. her birinin kendi başının çaresine bakmasına karar verdiler. gemiler yanyana Halic'in çamurlu sularında öylece yatıyordu. Sınır karakolundaki subay bir Mısırlı'ydı. zabitin hissiyatı diniyesini kışkırtacak sözlerle işi açıklamaya mecbur olmuş. iskenderiye'deki İngiliz kumandanından Mustafa Kemal'in eşkalini ve onun tutuklanıp kendisine gönderilmesine ilişkin bir emir almıştı." diye işi pazarlık mevzuuna sokmuş. açık renk saçları ve mavi gözleriyle Arap'a benzemiyordu da. İngilizler'in burada hiçbir hakkı olmadığı *Diğer iki subay. 26 27 . mavi gözlü bir başka yolcuyu tutuklayarak. İstanbul. yapılabilecek hiçbir şey yoktu: Devam etmek zorundaydılar. Fakat vaziyetiniz o kadar nazarı dikkat celbetti hiç olmazsa içinizden oraya gitmesine beis olmayanlardan birkaçını bize teslim ediniz. İtalyanlar denizin denetimini ellerinde tutuyorlardı. Enver derhal gitmişti bile.eken bir işi vardı. Hakikatten de müddet sonra arkadaşlarını tekrar serbest bırakıp kafileye kavuşturmuş. Mustafa Kemal'in bir Türk olduğundan emin olunca. sının kapatarak Türk subaylarının ve birliklerinin Türk topraklarında yaşayan Türkler'in yardımına koşmasını engellemek küstahlığını gösterebilmeleri tam bir rezaletti.). Ancak. Gitmek isteyen subaylar Afrika'ya kendi olanaklarıyla gitmeliydi. İskenderiye'ye vardıklarında İngilizler'in Mısır'ı tarafsız ilan edip.* Mustafa Kemal Deme Limanı'ndan 25 kilometre kadar içerde yer alan Ayn el-Mansur'daki Türk karargahına doğru yola koyuldu. Mustafa kemal'i dualarla uğurladı. Üç arkadaş orada ayrılıp. Mustafa Kemal Bey." (s. sınırı kapattıklarını gördüler.ÜÇÜNCÜ BÖLÜM LK Mustafa Kemal politikayı bir yana itti." cevabını vermiş. Fakat Mısırlı zabit gene de: "Oraya bir an evvel gitmesi lazım gelenler gitsin. • halde. Bunların da kazanları paslanmış durumdaydı. Mısır Türk egemenlik alam içinde bulunan bir ülkeydi.34). Surıze ve Filistin'e gittiler. Mısırlı subay bir Müslümandı ve tüm Hıristiyanlardan olduğu gibi İngiliz ve İtalyanlar'dan da -hiç ayrım yapmaksızın. *Bu Mısırlı zabitle geçen olayı Kılıç Ali (Atatürk'ün Hususiyetleri. Her genç subay gitmeyi planlıyordu. Kuzey Afrika'ya gidip İtalyanlar'la savaşmalıydı. yolun kalan büyük bölümünü at sırtında ya da arabayla aşarak. Zabiti ikna etmiş.. Marsilya'dan bindiği bir Fransız balıkçı teknesiyle oraya koşmuş ve Tunus'da karaya çıkmıştı. Yalnızca birkaç kelime dışında Arapça bilmediği gibi. Askeri birlikleri göndermek olanaksızdı. Paris'de askeri ataşe olan Fethi de. mürettebatı ortadan kaybolmuştu. Türk donanması iki savaş gemisi ve birkaç kruvazörden ibaretti. 1955) şöyle aktarıyor: "Hududa yakın ve demiryolunun sonu olan Ahar Terkip istasyonuna yaklaştıkları sırada kontrol memuru Mısırlı zabit bunları tevkif etmek istemiş. Mustafa Kemal diğer iki arkadaşıyla birlikte kara yolunu seçti: Demiryolu geçen yerlerde trene binip. filoları Çanakkale Boğazı'nın da çok yakınındaydı.n. Mustafa Kemal bir Arap kılığına girerek batıya işleyen hafif raylı demiryolundaki bir trene bindi. Küçük Asya'dan aşağıya. Suriye ve Mısır'dan geçen uzun kara yolu dışında Türkiye'nin Kuzey Afrika'yla bağlantısı kesilmişti.nefret ediyordu.

gri yüzü.' canlandıran Vaazlar vermekteydi. en güçlü karakteri bile yaratabilirdi. İkisinin de muhalefete ya da eleştiriye tahammülleri yoktu. Binbaşı rütbesine yükseltildi ve kendisine Deme yönündeki bölgenin kumandanlığı verildi. kıyı kentlerini ele geçirmiş ancak. Daima Enver kumandanken Mustafa Ke. ilgi odağı konumundaydı. Enver'den daha büyük olmasına karşın. adeta ziyafetteki kafatası gibiydi. Libya'nın her yanından. 29 . Türkler İtalyanlar'ın üzerine yürüdüler.yekun Türkler'in arkas'ındaydı. Karargâhı. Selanik'deki ilk günlerinden beri Enver'den hoşlanmamıştı. acı. Mustafa Kemal her zaman en iyisi. şefkat ve tükenmez bir enerjiyle.. Donanmayı arkalarına alan İtalyanlar. alaycı tavırları. ne de başka yabancılarla iyi ilişkiler kurma konusunda istekli olmadığı gibi.i mal onun astı konumundaydı. Aşın sıcak altında kayalarla çevrili arazide pusuya yatma ve atlı saldırılardan ibaret olan bu usanç verici çatışmalar. Enver'den bir yaş büyüktü. Silahlanmış tüm Kuzey Afrika top. bunu açıkça göster. şevkle parıldayan. onları besliyor ve ölenlerin dul karılarına armağanlar yolluyordu. Dağınık durumdaki adamları kırk kişilik gruplar halinde çadırlara koydurup. Türk olmaktan da gurur duyuyordu.kıyıya çivilendiler ve bir adım bile ilerleyemedîler. Her gruba üç Türk subayı verdi. Zaman ilerledikçe ilişkileri daha da güçleşmeye başladı. Mustafa Kemal ise temkinliydi. onlara yemek pişirip işlerini görecek birer kadın tahsis etti. aralarındaki açıklığı kapatmaya çalıştıysa da başaramadı. Nefreti kıskançlıkla beslenmiş. kibar ve çekici Enver'in gözünde. dünyanın geri kalanını ise aşağı görmekteydi. alıngan ve irade gücüne sahip kişilerdi. belirsiz düşünceler onu heyecanlandırmıyordu. en iyi asker olduğuna i inandırılmışken. Ne Araplar. ama rütbe olarak onun astıydı. Devamlı olarak kavgalıydılar. O bir i Türk'tü. Hocalar halkı heye. onlara savaş esini vermeye çalışıyordu. Her ikisinin damarlarında da kavgacı Arnavut kanı dolaşıyordu. Sahra Çölü ve Kufrah Vahası'ndan kabileler Hıristiyan işgalcilere karşı Türkler'in. gösterişli. Bedeviler'e iyi para veriyor. İstanbul'daki Padişah ve tüm Müslümanların halifesinin temsilcisi olarak gelmişti. ama hiçbir zaman işi itaatsizlik noktasına vardırmıyordu. içerilere sokulamamışlardı. son derece geniş ihtiraslardan esin alıyordu. somut gerçekler ya da rakkamlar onu asla ilgilendirmiyordu. Parlaklık onu ihtiyatlı olmaya sevk ediyordu. basit bir biçimde yaşıyordu. İki adam bir türlü geçinemiyorlardı. Uzak bölgelerdeki Turesler ve Pessaniler bile gönüllülerini göndermekteydiler. Şimdiyse ona karşı nefret duymaya başlamıştı.j laşmıştı. 28 İlcisi de gururlu. Mustafa Kemal kendi kampında kalmaktaydı. Ama aralarındaki ortak noktalar bundan ileri gitmiyordu. bir önceki yıl yaptığı incelemelerden ötürü bölgeyi ve halkını iyi tanıması onu daha değerli yapıyordu. Enver'i görmek üzere karargâha koşuyorlardı. Büyük bir subay kıtlığı çekilmesinden başka. Büyük düşünceler onu adeta büyülüyor. kendine çekiyordu. ' Şık çadırında maiyetinde dalkavuklarla yaşayan. Sonsuz bir sabır. Burada tüm cephenin kumandanı olarak Enver de vardı. Ayrıntılar. Olguları ve rakkamlan kesin olarak saptıyordu.. Bedevilerin cesaretini kırıyordu. yeteneksizdi de. Cihad ilan edilmişti. Sünusi Şeyhi. Enver'le sürekli temas halindeydi. Enver. Her planı eleştiriyordu. onu "birader" olarak çağırıyor ve savaşçılarını yolluyordu. Hepsinin sevimli ve hoş bulduğu Fethi. Yerleri halılarla. Hedefleri sınırlıydı ve bunlan ancak uzun ve dikkatli incelemeler ve hesaplamalardan sonra belirliyordu. Dinsel fanatiklikle tutuşarak.Karargâhta çok iyi karşılandı. Enver daima çok büyük projeler. şimdi onun ! peşinden sürükleniyordu. Müslüman kardeşlerinin yanında yer almak üzere toplanmaktaydılar. Bütün bunların bir sonucu olarak İtalyanlar. adamları kadar zorlu koşullarda. ters sözleriyle Mustafa Kemal. çevresi ipek kumaşlarla süslenmiş büyük bir çadır kurdurdu. Ve Enver onlarla nasıl ilişki kurulması gerektiğini iyi biliyordu. Her projeye dudak büküyordu: Tavrı daima kusur bulucu ve eleştireldi. Büyük.Ayn-el-Mansur'dâydı. Burada büyük bir debdebeyle şeyhlerle görüşmeler yapıyor ve yerde bağdaş kurmuş oturan vahşi Bedeviler'! dinliyordu. Mustafa Kemal. Küçük bir çadırda.j mekten de geri durmuyordu. Ve her ikisi de zininse[ ve fiziksel olarak korkusuz ve düşündüğünü açıkça söyleyen jcişilerdi. . Kutsal Savaş.

) 30 10-uvazörüyle Çanakkale Boğazı'nın hemen ağzındaki blokajı aşıp geçmişti. Türkiye kendini tümden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulmuştu. Zübeyde altmışının üstündeydi. Onun kendilerini İstanbul'a götürmesine sessizce boyun eğdi. gözleri de iyi görmüyordu. kumandanı olduğu yaşlı "Hamidiye" *RaufOrbay(ç. Geçen yıllarla şişmanlamıştı. Kısacası ortada olayları denetim altına alabilecek ya da yönlendirebilecek istikrarlı bir hükümet kalmamıştı. Yaşlı kadın bu süre içinde hızla kocaınıştı. kumsalda kendilerine siperler kazmışlar. Selanik'den kaçışları sırasında Makbule'yle birlikte açlık ve soğuktan çok acı 'çekmişlerdi. ama orada hiç huzur bulamadı. Türk hükümeti İtalya ile alelacele barış yaparak Trablusgarb'e acil emirler gönderdi: Türk birlikleri Mısır'a çekilmeliydi. evler hep onlarla doluydu. öne arkaya sallanarak Allah'a dua ediyordu. pek az sonuç alınabilmişti. ama daha ileri gidememişlerdi. Türk orduları tüm sınırlarda ezilmişti. Selanik kafir Yunanlılar'ın elindeydi. tarihlerinde ilk kez olmak üzere. sahip olduğu her şeyi kaybetmişti: Tam anlamıyle mahvolmuştu. ya da bir nakliye gemisini batırıyordu. İtalyanlar kıyıya yeni birlikler çıkartmışlar. kiliseler. camiler. birleştiler ve Türkiye'ye saldırdılar. Ailesini yerleştirir yerleştirmez Mustafa Kemal Harbiye Nezareti'ne durumunu bildiren bir yazryle başvurdu.n. Ülke baştan aşağı düzensiz mülteci kalabalıklarının oluşturduğu kamplarla dolmuştu. Bu çok Önemli bir mevkiydi. Politikacılar hâlâ iktidarı kapmak için aralarında ağız dalaşı yapmakla meşguldüler. X Kumandayı devreder etmez Mustafa Kemal yola koyuldu. Gelibolu yarımadasının daraldığı boğazda. ülke bağımsız ilan edilmişti. burada daha kısa yolun Avusturya ve Romanya'dan geçtiğine karar vererek yönünü değiştirdi ve Karadeniz'e indi. Binlerce insan kolera ve tifüsten ölüyordu. Sonunda annesini ve kızkardeşi Makbule'yi mülteci kamplarından birinde buldu. Ege Denizi'nde dolanıp şurada ya da burada ortaya çıkarak bir limanı bombalıyor. evi elinden gitmişti. İstanbul yaralılarla dolup taşmıştı: Hastahaneler. yirmibeş bin tutsak almışlardı. Düşman kapıdaydı. Güneyden saldıran Yunanlılar Selanik'i ele geçirmişler. Sürekli yardım gördüğü için daha Aralık'ın ilk haftasında İstanbul'a ulaşmıştı bile. Bütün gün boyunca odadaki divana bağdaş kurup oturuyor. Tüm Hıristiyan Balkan devletleri. Subayların hepsi mümkün olduğu kadar çabuk eve dönmeliydi. Savaşın birinci yılının sonunda. toplarıyle kentin sadece 25 kilometre dışındaki Çatalca'da bulunan istihkâmları dövmeye başlamışlardı. Tüm bu felaket ortasında bir tek aydınlık nokta vardı. Yiyecek organizasyonu tamamen ortadan kalkmıştı. Başkentin birkaç kilometre dışı ve Bulgarlar'ca kuşatılmış olan büyük Edirne istihkamları haricinde Türkler Avrupa'dan süpürülüp atılmışlardı.Eğlencelere gitmeyi ya da Enver'in maiyetinin bir parçası olmayı kesinlikle reddetmekteydi. Anadolu kıyısında yer alan Bolayır önlerindeki istihkâm hattını tutan tümenin kurmay başkanlığına atandı. Ona kentin büyük bir zorbalığa uğradığını anlattılar: Yunanlılar yakalayabildikleri tüm sivil Türkler'i öldürmüşler çevredeki tüm köy ve kasabaları da yağmalamışlardı. En kısa yol olduğunu düşündüğü için Fransa'ya geçtiyse de. Bulgarlar buradan hücum edecek olurlarsa Boğazlar'ın kontrolünü ele geçirerek Asya'dakİ topraklara giden yolu açabilir ve İstanbul'un dış dünyayla bağlantısını kesebilirlerdi. Kuzeyden Sırplar kontrolsüz bir biçimde ilerlemişlerdi. Bulgarlar İstanbul'a doğru ilerleyerek. 31 . Düşman savaş gemileri peşindeyken. Oğlunu görmek onu fazlasıyle memnun etti. Her şeyi karmakarışık bir halde buldu. Rauf* isminde genç bir deniz subayı. Selanik'den gelen pek çok göçmeni buldu. akrabaları katledilmişti. binlercesi de açlık ve soğuktan. Mustafa Kemal büyük bir kay gıy le ailesinden haber almaya çalışıyordu. Ulusal bir kahraman haline gelmişti ama bu yiğitlik gösterilerinin genel yenilgi üzerinde hiçbir etkisi olmuyordu. Bir oda kiralayarak onları İstanbul'a getirdi. Türkler ve Araplar da onları siperlerinden söküp atamamışlardı. Ansızın ve yine önceden uyarmaksızın 1912 Ekimi'nde Karadağ savaş ilan etti.

. her ne pahasına olursa olsun. Düşmana mevzi değiştirtmek için büyük bir manevra planladı. Bu. Ayaklanmalar. 32 Mustafa Kemal. Hiç zaman kaybetmedi.Balkan Harbi'ndeki hücum hatlarını gösteren harita. kaos almış yürümüştü ve ortada olaylara yön verebilecek hiçbir güç bulunamıyordu. donanmanın ateş gücünün desteğindeki Onuncu Ordu birlikleri B olay ir'in biraz kuzeyindeki *230cakl913: Babıali Baskım (ç. Kâmil Paşa ve diğer nazırlan rövolveriyle kovalayarak Cemiyet'ten Talat ve Cemal'in yanı sıra Sadnazam yaptıkları Mahmud Şevket Paşa ile birlikte kontrolü ele geçirdi. General Sava Savof komutasındaki Bulgar birlilderinin. kendisine göre çok iyi bir plandı: Haliç'ten donanmayı çıkarıp Ege'ye gönderecek. Buradaki istihkâmlar elli yıl önceki Kırım Harbi sırasında İngiliz mühendislerin inşa ettiği hattın alelacele onardan kalıntılarından ibaretti. savaştan sonra bu topraklardan Türkiye'ye kalan kısmı göstermektedir. sadece tüm cephelerde geçerli bir ateşkes bu çatışmayı durdurabildi.sürerken Bâb-ı Ali'ye girdi. Büyük Devletler bir barış konferansı yapılması çağrısında bulundular. Bulgarların kuşatması altındaki Edirne'yi kurtarmak önündeki temel' sorun olarak henüz duruyordu. Diğerleri. Bütün bu kargaşanın ortasında Enver Trablusgarb'den döndü.) 33 . Politikacıların bir kesimi ona muhalifti: Onları astı. özellikle de genç subaylar hiçbir yerin teslim edilmemesini istiyorlardı.* Kendisini durdurmaya çalışan Harbiye Nazın Nazım'ı vurdu. Titrek bir ihtiyar olan Sadnazam Kâmil Paşa'nın önderliğindeki bir grup.HARİTA: Balkan devletlerinin 19I2-1913"deki I. Hiçbir şekilde zaafa izin vermedi. CC işaretiyle İstanbul arasındaki küçük alan ise. genç subayları çevresine alarak bir heyet-i vükela toplantısı . NOT: AA veBB olarak işaretlenen hatların arası Türkiye'nin Avrupa topraklarının 1911'deki konumunu göstermektedir. Balkan Devletleri İstanbul dışında Avrupa'daki tüm Türk topraklarının aralarında bölüşmeleri için kendilerine verilmesini talep ettiler. İttihat ve Terakki Cemiyetini toplantıya çağırdı. Bulgarlar da Edirne'nin derhal kendilerine teslim edilmesinde ısrarlıydı. Ayaklanmaları bastırdı ve Balkan Devletleri'yle banş görüşmelerine girmeyi kesin şekilde reddetti Ancak.n. Çatışmalar son derece şiddetli cereyan eden bu çatışmayı. barıştan yanaydı. saldırısından hemen önce Bolayır'a ulaşabildi. Türkler kendi aralarında bölünmüşlerdi. politikacıların entrikalan. Bulgarlar hatta hiç durmaksızın saldırıyorlar. Türkler'se inatçı bir sabırla bu hattı tamir ediyorlardı. Bundan sonra olaylar hızla gelişti.

Zübeyde: Mustafa Kemal'in annesi 34 35 . * Şarköy olmalı. Şarköy birlikleri de düşmanı sağ cenahtan yakalayacaktı. Bu harekat düşmanı şaşırtıp bozguna uğratacak ve onları Çatalca hatlanyle Edirne'den vazgeçmeye zorlayacaktı. Bulgarlar sol yandan sokularak ateş açtılar. Yenik ve bitkin düşen Türkiye. Bunu yapacak olurlarsa iç hatlara sahip olan düşman. Bolayır birliklerinden iki kolordu 8 Şubat'ta şafak vakti . bulabildiği tüm kuvvetleri yola çıkarttı. yenik düşerek sınırlarına dönmeye mecbur oldu. Savaş gemilerinden birinde yapılan bir kurmay toplantısında Mustafa Kemal de hazır bulunuyordu. Mustafa } Kemal de yer almaktaydı. Eleştirilerinde çok acımasız davrandı: Askeri istihbarata göre Şarköy'e hakim tepeler Bulgarlar'ca ele geçirilmişti ve bu koşullarda yapılacak bir çıkartma son derece tehlikeli olacaktı. çılgınca birbirlerinin boğazına sarılmışlardı. Mustafa Kemal İstanbul'a döndü. Bulgaristan Sırbistan ve Yunanistan'a saldırdı. pratik geçerliliği yoktu. karşılarına son derece üstün kuvvetler çıkarabilirdi. Mustafa Kemal de bu saldın birliğindeydi. öncü birliklerin süvari kumandanı olarak. Kolordulardan biri yarıldı ve geri çekilmeye başladı. ayrıntılar üzerinde iyi çalışılmamıştı. kendi kendine f homurdanan. Komutan kendisiydi. Mustafa Kemal'in kurmay başkanı olduğu ikincisi de savaşarak geri çekilirken güçlerinin yarısını kaybetti. Mustafa Kemal'e daha az konuşmasını belirterek. Ansızın aralarında savaş patlak verdi. Eski müttefikler Türkler'i unutmuş. .n. f Kente giren asker kollarından birinin kurmay heyetinde Enver'in f bu gösterisi yüzünden kapıldığı tiksinti ve öfke içinde. sadece kendisinden isteneni yapmasını söyledi. Şarköy'e çıkartma yapmaya başlayan Onuncu Ordu.). bando çalınır. Bulgarlar'ca yakalandı ve altı bin askerine kayıp verdirilmiş olarak yeniden gemilerine dönmek zorunda kaldı. Düşmanları onun bıraktığı toprakların paylaşımı konusunda çekişiyorlardı.Şah Kuyu'ya* çıkacak. Bolayır birlikleri düşmana hücum edince. Yerinde bir cesaretle. ancak. bundan sonra iki kol birleşerek kuzeye doğru en kısa yoldan geçerek Edirne'ye gidecekti. Harekat tam bir başarısızlıkla sonuçlanmıştı. yaralarını sarmaya çalışıyordu. az tanınmış ve dikkat çekmeyen biri olarak.saldırıya geçti. bundan sonraki yazımlan böyle olacaktır (ç. Kâmil Paşa ve hükümetince önerilen barış şartlarının aynını imzalamak zorunda kaldı. Enver bu fırsatı kaçırmadı. Enver at üstünde Edirne'ye "Muzaffer" sıfatıyle girdi. bay raklar dalgalanır ve yerli halk zeytin dallarıyle yolunu süslerken. Plan iyi gibi görünüyordu ama. Bolayır birliklerinin Bulgarlar'ı sürüp çıkarması olanaksızdı. Bir ay sonra Edirne düştü ve Enver'in önderliğindeki hükümet. Harekat planlandığı şekilde yürütüldü. Bir on kilometre kadar ilerlediler ve çok kalın bir sis tabakası karşısında durmak zorunda kaldılar. ve savaş ilan et meksizin. Bunlar geride kalan birkaç küçük Bulgar birliğini ezerek ilerlediler ve doğru Edirne'ye girdiler. Enver'in canı sıkıldı.

Bu iş için bu Prusyah'nın çağrılması milli bir hakarettir. Politikacılar Mustafa Kemal'i aralarında görmeyi eskiden olduğundan da az istiyorlardı. En iyisi yoldan çekilmesi olacaktı. Üçlü yönetim onu bir baş belası olarak görüyordu. gösterişli söylevler vererek. Sadece Cemal onun hakkında iyi şeyler söylüyordu. belirgin hedeflere sahip biri olarak aşağı gördüğü ikinci sınıf politikacılarla yemden ahbabhğa başlamıştı. ona acı bir mektup yazdı. Talat ve Cemal kabinedeydi. Fakat artık devir değişmişti. Hiçbir şey yapmadan oturacak türden bir adam değildi. Rakip "birader" subaylardan ve politikacılardan nefret ediyordu. Mustafa Kemal'le o. Bu işi hayata geçirmek üzere Prusyalı General Liman von Sanders'i davet etti. Büyük projelerini gerçekleştirmek için Enver ilk adım olarak ordunun yeniden düzenlenmesi gereğine karar verdi. tören ve tatbikatlara katılıyor ve gözlemlerini Fethi'ye rapor ediyordu. Edirne'nin alınışından sonra kaymakamlığa yükseltilmişti. Askeri ataşelik konumu ona bir diplomatın ayr'• 37 . Enver onu görmeyi reddettiğinde de. bu kez ilgisini eğlencede yoğunlaştırıyordu. Mustafa Kemal de Sofya'ya gitmeliydi. yaşamımızın temelini denetlemelerine izin vermek çılgınlık olur" diyordu. hepsinin durumu protesto etmek üzere 36 birleşmeleri gerektiğine ikna etmeye çalıştı. Tehlikeli değildi: Hiç kimse ona yardım etmediği gibi. "Almanlar'ın orduyu. Üçlü yönetim ve İttihat ye Terakki Cemiyeti'nce sevilmeyen biri olması dolayısıyle son derece kötü bir tanış olarak kabul ediliyordu. İstanbul'daki yaşamla bağlan koparılmıştı.üçlü bir bir yönetim kurmuşlardı ve ülkeyi son derece baskılı bir biçimde idare ediyorlardı. Açıkça ya da gizli olarak. eğlencede olsun bir şeyle meşgul olmak. ancak. Bolayır önlerinde eşine az rastlanır bir yiğitlik göstermişti. Türkçe konuşan bütün halkları Türkiye çevresinde birleştirmek ve böylece Osmanlı İmparatorluğu'nün büyük zaferlerini yeniden canlandırmak gibi son derece büyük projeleri vardı. Yeni hükümet güçlü ve sağlamdı. Siyaset sahnesinin tümüyle dışında bırakılmıştı. Mustafa Kemal'in kendine özgü bir yönünü göstermekteydi. Fethi elçi olarak Sofya'ya gitmişti. Tüm politikacıların başına bela kesildi. Ancak. Talat. Mustafa Kemal Sofya'daki görevini bir sürgün olarak kabul etti. En iyi arkadaşının Bolayır'dan. "Biz Türkler kendi işimizi kendimiz görmeliyiz. kimsenin onunla yapacak işi yoktu. cesur bif düşmana ise saygı duyuyordu. Harbiye Nazırıydı." Cemal'le görüşüp konuyu onunla tartıştı. Gene de baş belasının biriydi. Tatmin olmamış. Bir sultanla evlenmişti ve Boğaziçi'ndeki bir sarayda ihtişam içinde yaşıyordu. Eski çeteler ve hizipler tümüyle dağıtılmışlardı. bunlar da sevdiği şeyler değildi. Bulgar Başkumandanı Kitcheff ve Genelkurmayıyla arkadaşlık ediyor. yaptığı işe bütün güç ve dikkatini vermeliydi. Bu yüzden Mustafa Kemal Sofya'ya gidince onu arayıp bulmuş ve onunla yakın arkadaşlık kurmuş'tu. onu dinleyen de yoktu. Yapılacak ne iş varsa hepsini mükemmelen yapıyordu. Mustafa Kemal ise devamlı homurdanan ve hoş olmayan tavırlar sergileyen alt rütbeli bir subaydan başka bir şey değildi. bunun nedeniyse her ikisinin de Almanlar'a duyduğu ortak nefretti. Askeri ataşe olarak atandı ve görevim tanımlayan belgeyi bir an evvel Fethi'ye götürme emrini aldı. askeri ataşelik mevkii profeyonel bir asker için gerçekten etkin görev 'yapabilme olanağım sağlamıyordu. İşte olsun. eskiden beri iyi arkadaştılar. Tüm Müslümanları Halife-Sultan'ın bayrağı altında bütünleştirmek. Haberi duyduğunda Mustafa Kemal. annesi ve kızkardeşiyle birlikte istanbul'daydı. Enver ve Cemal -Mahmud Şevket öldürülmüştü. kapıldığı korkunç öfkeyle homurdanmaya başladı. kendi kolordusunu püskürtmüş general olan Sava Savoff'un olması.XI Mustafa Kemal bir kez daha işsiz olarak. "birader" subaylarını yakalayıp konuşarak. yapacak pek az işi vardı. Selanik'deki cemiyetten eski arkadaşları onun çok ilerisine geçmişlerdi. Sava Savoff. Almanlar onu müttefikleri olarak görüyorlardı. Enver ise uluslararası bir kişilik haline gelmişti. Yapacak çok az iş varsa. Enver'le tartışmıştı.

dimdik dans etmeye başladı. Enver'e telgraf çekip bir kumandanlık istediyse de. ne de hanımefendilere dalkavukluk etmeyi beceriyordu. ona dudak büken ve onu kendi kahramanı olarak kabul etmeyecek olan bu sosyete hanımlarının nezaket kurallarından ve gevezeliklerinden nefret etmeye başladı. Bütün bunlara tepki olarak tüm kadınlara karşı inancını kaybetti ve şimdilik kaydıyle kendi bağlı kaldı. onlardan uzak durmaya başladı. Ne havadan sudan sohbet edebilme yeteneğine sahipti. ne hoş bir çapkındı. Türklerden hiçbir zaman hoşlanmamış olmalarının yanı sıra. ama kız ona hiç yüz vermedi.. nazik fakat kesin bir dille kendisine ihtiyaç duyulduğu yerde. Sefahatin her türlüsünü deniyordu. ancak. Yerine vekaleten Topal Hakkı Paşa * bakıyordu. hemen unuttular. bu kez yanıt alamadı. 1915 Şubatı'na gelinmişti bile. eğer reddedilecek olursa. yumuşak başlı bir Türk olan Fethi'nin tam tersi olarak geleneksel Türk tipinde. Enver'in özel çekişmeleri.a rahattı. Yıllardır bu iş için eğitimin aldığı ve çalıştığı halde fırsatlar elinden kayıp gitmekteydi.ıcalık ve muafiyetlerinin yanı sıra bir askerin çapkınlıkları için de fırsatlar sağlamaktaydı. Yine telgraf çekti. bir başka hanıma aynı soruyu soruyordu. kaba bir erkek olarak mimlediler. ama hep resmi geçitteymişcesine. General Kovatçev'in kızına aşık olur gibi oldu. Kendisini tüm kalbiyle sevmediği halde arzusundan yararlanarak ona eziyet ve işkence eden. Pek çok Türk gibi o da Türkiye'nin hangi tarafın kazanacağını görene dek bekleyip daha sonra karar vermek üzere tarafsız kalmasının en akılcı tutum olacağını düşünüyordu. Ruslar'a karşı savaşacak bir orduyu yönetmek üzere Kafkaslar'a gitmişti. Mustafa Kemal ne yakışıldı. Bir öğretmenden düzenli olarak aldığı derslerle balo danslarını öğrendi ve bundan sonra nerede ve ne zaman fırsat bulursa.Her hanımdanxtobra dobra kendisiyle yatağa girmesini talep ediyordu. Bütün kötü alışkanlıkları üstüste yığmış. Tavırları çiğdi: Ya kasvetli ve donmuş gibi bir yüz takınarak azametli bir tavırla dimdik yürüyor. Dans edişine ve salon adabını öğrenme çabalarına gülüyorlardı. Karşısına oturacak herhangi biriyle saatler boyunca oyun oynuyor. Alıngan ve duyarlı biri olan Mustafa Kemal eskisinden de kibirli davranmaya. ama hepsi o kadar. ipek gibi yumuşak saçlı bir genç kıza. zar atıyordu. Mustafa Kemal Sofya'da kendi kendini yemekteydi. olayların dışında kalmaktansa izinsiz olarak Sofya'dan ayrılıp savaş için görev almaya karar verdi.evlerde içiyor. İstanbul'dan onu göreve çağıran emir geldiğinde. Sofya'da kalması gerektiği emrini aldı. Onu müthiş bir başağrısı olarak kabul edip. Kısa bir süre için. sabahlara 38 kadar süren cümbüşler yapıyordu. Bulgaristan tarafsız kaldı ve Sofya bir çöl gibi ıssızlaştı. fakat hemen ardından. 39 . Bütün diğer subaylar gibi Mustafa Kemal de savaşın birkaç hafta içinde biteceği kanısındaydı. Mustafa Kemal. Sabırsızlıktan deliye dönmüştü. yine dobra dobra.. Bu arada ağır ağır akan zamanla birlikte Dünya Savaşı da yaklaşıyordu. Küçük flört oyunlarının bazlarından pek bir şey anlamıyordu. Arkadaşlarına gönderdiği mektup ve mesajlardan da hiçbir sonuç çıkmıyordu. ne de çekici bir erkekti. Bu haftalar da akıp geçmekteydi. ona olan ilgisini kaybediyor. Bütün büyük uluslar savaşa girmişti. Mustafa Kemal zeki ve yüksek mevkie sahip bir subaydı. XII Enver İstanbul'da değildi. Kısa sürede bu hanımlar onu. onu hiçbir şekilde ilgi* Levazım reisi. eşyalarını toplamıştı ve yol planlarım hazırlamaktaydı. Kabul salonlarına girip çıkmaya da başlamış ve Sofya hanımefendileriyle flört ederek bir sosyete çapkını olmaya çalışmışsa da bu hanımefendiler onu fazlasıyle acemi bulmuşlardı. Bunların bedelini ilişkiyle bulaşan bir hastalığa yakalanarak ve sağlığını bozarak ödedi. Mustafa Kemai -özellikle hürmetkar davranan . Fethi de ona yardım edemiyordu.ve başkentin hafifmeşrep kadınlarıyla ilişkilerinde çefc Q<». Haftalar aylara dönüştü. boğazına kadar bunlara batmıştı. nazik. ya da ters türs konuşuyordu. Görevinin avantajlarını her iki yönden d<b bol bol kullanmaktaydı. tatlı dilli. ve . Fakat karar verilmiş ve Türkiye savaşa girmişti. Sırbistan sınırında Arşidük öldürüldü. Bunlarla birlikte kahvelerde.

tafa Kemal'in yerine başkasını koymak üzere emirler göndermişti. Kanılarını daima somut gerçeklerle desteklemekteydi. Arazi dağlıktı ve çevrede. Hakkı Paşa. Kendisine güvenen. von Sanders'e saygı duymaktaydı. Rusya cephesinden dönen Enver. hem de hemen ihtiyacı vardı. düşüncesini dile getirirken ters ve haşindi. Potansiyel olarak içinde barındırdığı tüm güç ve yetenek kendilerini ortaya koyuyor41 801 . Liman von Sanders de büyük bir hızla bu saldırıya karşı koyacak yeni bir ordu hazırlama çabasındaydı. büyük bir filo da harekete hazır bir şekilde emirlerini bekliyordu. Enver'in emirlerinden dolayı kızgın olmakla birlikte. kendisi için alışılmadık bir cömertlik anında. Çoğu zaman anlaşamıyoruz.bir önder" olarak değerlendiren von Sanders. Katı. o birinci sınıf bir savaşçıydı. von Sanders onu gayet iyi anlıyordu. Gelibolu'ya çıkarma yapmak üzere Mısır'da büyük bir ordu hazırladıklarını göstermekteydi. Hangi grup üstün düşman kuvvetlerinin saldırısına uğrayacak olursa. Düşüncelerinde berrak ve kararlarında kesindi. duyduğu üzüntüyü Mustafa Kemal'e açıkça belirterek. Telgrafla onu çağırdı ve Liman von Sanders'e tavsiye etti. Mustafa Kemal'in politikadan uzak durduğu sürece çok yetenekli bir subay olduğu yolundaki sicilini biliyordu. Onun herhangi biri hakkında pek ender olarak olumlu sözler söylediği gözönüne alınırsa. Von Sanders'in altmış bin askeri vardı. Mustafa Kemal. Fakat bir asker olarak görevini çok iyi yapıyordu. hiç zaman kaybetmeden Mus. Bunları yirmişer bin kişilik üç gruba ayırdı ve her bir grubu yanmada boyunca yerleştirdi. Bir başka fırsatta da. Mustafa Kemal de. İngilizler'in ne zaman ve nereden geleceği tümüyle belirsiz olduğu için. onun Maydos'daki ihtiyat 19 ncu Tümeni'nin kumandanlığına atandığım bildirdi. tüm mevkie hakim çok sayıda tepe vardı. özellikle de Enver'in getirdiği müdahaleci Almanlar'a karşı duyduğu nefrete rağmen. von Sanders'in kendisine güvendiğini anlamıştı. hakim tepelerden birini ele geçirip onu yarımadadan sürüp çıkarabilir. Onu "Muhteşem bir asker. Bununla birlikte. Mustafa Kemal'e adeta yeni bir kişilik kazandırdı. asıl İngiliz hücumunun nerede geleceği belli oluncaya değin. Bunun yanı sıra. Mısır'da seksen bin kişilik bir ordu hazırdı.lendirmiyordu. Bulgaristan'ın taraşız kalmakla son derece yerinde davranmış olduğunu söylemişti. İngilizler seksen bin askerini bu seksenbeş kilometrelik kıyı şeridinin herhangi bir yerine çıkarabilir. Her zamanki şikayetçi ve huzursuz halinden eser bile kalmamıştı. iki üç gün kadar dayanması gerekecekti. oturup beklemekten başka çare yoktu.. sözünü sakınmıyordu. fakat hepsinin ötesinde. En iyi subaylara. yabancılara. tümenini yerleştireceği yer konusunda ihtiyatlı olması emrini verdi. Mustafa Kemal'e çok güveniyordu. takviye kuvvetleri onlara yetişinceye dek. Kahire ve Atina'daki tüm haber kaynaklarından. onlan en uygun şekilde yerine getirebilmem için beni tümüyle serbest bırakıyor" demişti. Kendini olanca gücüyle işine verdi. General de Mustafa Kemal'e Gelibolu yarımadasından güney kesimindeki birliklerin kumandasını verdi. Gelibolu yarımadasının kıyı şeridi yaklaşık seksenbeş kilometre uzunluğundaydı. çözümü çok güç bir sorunla karşı karşıyaydı. Her iki erkek de. geçinilmesi güç biriydi. "Liman von Sanders'de üst düzey bir askerin bütün özellikleri var. İngilizler'in saldırmak üzere olduğu haberi gelmekteydi. ama kısa sürede Mustafa Kemal'in ortalamanın üstünde olduğunu takdir etti. Alınan tüm istihbarat. Bir keresinde Alman generale Almanya'nın nihai başarısı hiçbir şekilde kesin olmadığına göre. İngilizler iki kez savaş gemileriyle Boğazlar'dan geçmeye çalışmışlardı. Mustafa Kemal bir Prusyalı bakış açısına ve tavırlarına sahip olduğu için. onu destekleyen ve kendisinin de saygı duyduğu bir üstün nezdinde aldığı kumandanlık. son derece kibirli olduğu için. patavatsız ve mağrurdu. böylece İstanbul'a giden yolu açabilirlerdi. Alman'ın cesur ve becerikli bir asker olduğunu teslim etmişti. Alman genel kurmayının canicesine ağır ve dikkatsiz olduğuna işaret etmişti. von Sanders'le sık sık ve şiddetli fikir ayrılıklarına düşüyorlardı. Von Sanders. Emirlere uymak zorunda kalan Von Sanders. Von'Sanders'in ortalama Türk subayı konusunda oldukça olumsuz düşünceleri vardı.. fakat bir kere emrini verdiği zaman. Hiç kuşku yok ki.

Von Sanders'in saldırının yarımadanın kuzey ucundaki Bolayır yakınlarına yapılacağına inandığını biliyordu. Saldırı birlikleri Avustralyalılar'dan oluşmaktaydı. yanlışlıkla Arıburnu'na çıktıklarında. İngiliz saldırısı başladı. toujours vitesse'' (Sürat.çelik bir filo kayıp gidiyordu. Napolyon'un "Vitesse. kalanı da son derece zayıf durumdaki iki Arap alayından oluşmaktaydı. Mustafa Kemal'in bu olanlardan haberi yoktu. biri iyi duramdaki Türk. 43 . dakikalar sayılıydı.lardı. von Sanders'i yanıltmaya yetti. Sisin ötesinde büyük bir dalga halinde -savaş gemileri. En iyi alayı olan 57nci Alayı'na sabah saat 5:30'da günlük bir alıştırma manevrası yaptırmak üzere. Gelen haberler arttıkça.•»«İNGİLİZLERİN İLERLEME SINIRI 1915 GELİBOLU SEFERİ HARİTA- Asıl hücum ise merkezden geldi. Fakat tüm mevkie hakim olan asıl yer. Conkbayırı'ydı. SI 42 . tümü olasılıklara karşı farklı planlar hazırladı. asıl hücum noktasını saklamak için yapılan bir askeri hileydi. Bu aslında. Emirleri bekleyemezdi. kendilerini Conkbayırı tepesinin sarp uçurumlarına varan eteklerindeki dar kıyı şeridinde buldular. tepeden aşağı kaçarcasına inen Türk müfrezelerini gördü. Ansızın ve adeta içgüdüyle. Biz sahil boyunca yerleştirilen öncü kuvvetleriyiz. "Nereye gidiyorsunuz?" diye bağırdı. Arazi üzerinde incelemeler yaparak. ve hedeflerinin de Conkbayırı'nı ele geçirmek olduğu açığa çıktı. Çekilmek zorunda kaldık. ancak. Bu saldırının hedefi Kaba Tepe'ye çıkartma yapıp Maydos vadisine doğru ilerlemek ve ardından dönüp. destroyerler ve nakliye gemilerinden oluşan. Bir başka hileli saldırı da güneye yapıldı. 25 Nisan Pazar günü. tüm mevkie hakim olan ve Mustafa Kemal'in kampının yakınlarındaki. Conkbayırı'nı kendisinin savunması ve derhal harekete geçmesi gerektiğini anladı. "İngilizler çıkarma yaptı. Birkaç hafta içinde askerlerim birinci sınıf bir askeri kuvvete dönüştürdü. çıkarma gemilerini kuzeye doğru sürüklediğinden. Avustralyalılar. büyük bir kuvvetin tam önünde çıkartma yapmakta olduğu." "Nereye çıktılar?" "Arıburnu'na. Tepeye tırmandığı sırada. Güçlü bir akıntı. "Fişekleriniz kurşunlu mu yoksa boş mu?" diye sordu. Birkaç dakika sonra sağ yanındaki 9 ncu Tümen'den düşman hakkındaki haberleri doğrulayan" ve sol cenahlarını kapatmak için bir tabur isteyen bir haber geldi." "Süngülerinizi takıp geri dönün!" emrini verdi. daima sürat) şeklindeki düsturu onun her zaman kullanmaktan hoşlandığı bir deyiş olmuştu.Hafif bir sis denizin üzerini kaplamıştı.Tümeni. Conkbayırı yokuşuna gitmesini emretti. vitesse. Conk Bayırı adiyle tanınan tepeleri ele geçirmekti. Mustafa Kemal hemen durumun muhasebesini yaptı. Bir kesimi yarımadanın kuzeyindeki Bolayır'a saldırdı. sürat.

sorumluluğu kendisi üstlenerek ikinci alayı da çağırdı. Bir topçu bataryası yetişti. XIII Hiçbiri diğerini geriletememiş olan Avustralyalılar ve Türkler. Ne ki." Elinin altında yalnızca küçük ölçekli bir harita vardı. Tam aşağısında. yanında sadece birkaç asker kalmıştı. hepsini bizzat yeniden düzenledi ve ileriye sürdü. Türkler ise. dağın eteğinden onları denize sürmeyi başarması mümkün olamıyordu. iki yüz adamıyla tepeye koştu. tehlike karşısında gergin bir durumda tüm hassalarıyla tutulan nöbetler. Üçüncü ve son alayı da ateş hattına gönderdi. O gün çarpışmalar. Bunu da yeterli görmedi. bu hatası büyük bir felakete yol açacaktı. düşmanı durdurmakta en az onlar kadar kararlıydılar. Bir elinde bu harita. 57 nci Alay'in büyük bir bölümü mıha edilmişti. Alay kumandanı adamlarını araziye dikkat etmeleri konusunda uyarmak için bir miktar arkada kalmıştı. Her iki taraf için de ekstra beş yüz asker. Zemin çamurluydu. Conkbayın'mn doruk çizgisi İstanbul'a giden yol üzerinde Çanakkale Boğazı'na hakim kilit bir mevkiydi. çatışmanın o anda 44 kazanılmasını sağlayabilirdi.Tepeye vardığında."Kurşunlu" diye cevap verdi bir kurmay binbaşı. tepe hala Türkler'in elindeydi. Ancak. Sürekli ateş altında çılgınca bir enerjiyle çalışmaktaydı. ateş hattına sürdü. Adamlarına cesaret vermek üzere sürekli ateş hattında bulunuyordu. Boğazlar ve İstanbul düştüğü takdirde Türkiye'nin Almanya'yla bağlantısı kesilecek ve barışa zorlanabilecekti. siper kazmaya başladılar. Türkler hızla tükenmeye yüz tuttular. Avustralyalılar'ı tepeye iyice yerleşmelerine fırsat vermeden denize kadar sürebilmek için durmamacasma hücum üzerine hücum düzenledi. Eğer yanılmışsa ve'asıl hücum bir başka yerde yapılıyor idiyse. Mustafa Kemal beklemedi.. Bundan sonraki birkaç hafta siper savaşının yol açtığı büyük sıkıntılar ve gerginliklerle dolu geçti: Siper kazma. Adamları ona ayak uyduramıyorlardı. Karargahını doruğun birkaç metre gerisindeki kayaların arkasına kurdurtarak bütün gece ve ertesi gün. patlayan şarapnellerin sinirleri bozan patırtıları. bir yenisini hazırladı. İki Arap alayı kargaşa halinde ve her an bozulma eğilimindeydi. Avustralyalılar dağ yolunun üçte ikisini katetmiş durumdaydılar. kararlı hali ve yorgun Türkleri'ni Conkbayırı'nın dar zirvesindeki mevkilerinde sadece egemen kişiliğinin gücüyle tutabilen Mustafa Kemal duruyordu. Sorumluluğu kendi üzerine-alarak. Ama onun içgüdülerinden hiçbir zaman kuşkusu olmamıştı. Onların dinlenmeleri ve sıcak yemek yiyebilmelerini kişisel olarak ayarlıyor ve sarsılmaz enerjisiyle onlara örnek oluyordu. Avustralyalılar'ı durdurmayı başardığı halde. Emirler gelmeden. 57 nci Alay birlikleri rüzgardan ve sürekli tırmanıştan tükenmiş bir halde tepeye ulaştıkça. Asıl saldırıya karşı koyduğuna inanıyordu. Üzerinde Arıburnu bile gösterilmemişti. Avustralyalılar'ın saldırıları ile bu dehşet verici olasılıklar arasında-asık yüzlü. İlk topun yerleştirilmesi işini kendisi yaptı. bodur çalılarla kaplıydı ve derin dere yataklarıyla yarılmıştı. yanılmamıştı. Avustralyalılar ise. İhtiyatlı olması konusundaki emirleri hiçe saymıştı. dünya çapında olacaktı. Avustralyalılar ilerlemeyi başarıncaya değin. ilerle ve düşmana saldır" emrini verdi. "O halde derhal yola çıkın ve mümkün olduğu kadar çabuk Conk-bayırı'na ulaşmaya bakın. düşmanın kafayı patlatan sonu gelmez kurşun sesleri. tüm ordu ihtiyatlarını doğrudan savaşın içine sürmüştü. o zamana kadar ele geçirdiklerini tutmakta kararlıydılar. Yunanistan. Başarısızlığa uğrayan her hücumun ardından. Rusya yolu açılacak ve Rusya'ya silah ve yiyecek gönderilebilecekti. bazan azalarak bütün gün boyunca sürdü. Karanlık çöktüğünde. Bunların sağlayacağı psikolojik etki. ancak. düşman mevzilerine ulaşmak için "sıçan yollan" ve tüneller açma. Avustralyalılar da bitap düşmüştü. Fakat. elde bir tek yedek bile kalmamıştı. 400 metreden uzak olmayan son bayırın yarı yolunda. karanlıkta iki cephe arasında kalan sahipsiz mıntıkada 45 . Romanya ve Bulgaristan büyük bir olasılıkla İngilizler'e katılacaklardı. Avustralyalılar'in öncü kollarının ilerlemekte olduğunu gördü. bedenin sürekli tutulmuş durumda kalmasına yol açan koşullar. İçgüdüsü onu haklı çıkartacaktı. diğerinde bir pergel ve kendisine kılavuzluk eden bir askerin eşliğinde. hemen biraz aşağıda tepenin yamaçlarına tutunmuşlardı. Mustafa Kemal en yakınındaki üst rütbeli askere seslendi: "Bulabildiğin kadar asker topla. bazan coşup taşarak.

soğuk çelik ve ölüm. dar siperlerde ve yeraltında yabanıl. çünkü o. tüm Avustralya siperlerini tahrip edebilir ve onları tepeden geri çekilmeye zorlayabilirdi. Mustafa Kemal'e yine bir şey ol•mamıştı. Mustafa Kemal bir an bile bırakmamıştı. adamlarını anlamsız hücumlarda harcamaya her zaman hazırdı. vurulması matematiksel olarak kesindi. hatta daha da tehlikeli olanı yapıp. Hatlar arasında ölü bedenler çürüyordu. Mayıs'ta yapılan bir ateşkeste ölülerin toplanması şurasında. '. 47 . Patlayan şarapnellerin tozlarına bulanmış da olsa. Saldırıya. Kocaman. düşmanın süngüler ve el bombalarıyla yapacağı ani dehşet verici saldırının daha da ızdırab verici bekleyişi. Kurmayları sipere girmesi için yalvarmaya başladılar. iki makineli tüfeğin ele geçirildiğini rapor etmişti. Ne istediğini gerçekten çok iyi biliyor. Bir İngiliz bataryası sipere ateş açtı. üzerinde ince ince çalışılmış bir atılganlıkla hareket ediyordu. kıraç tepeleri yakıyor. Bütün bunlar olurken. yeni kazılmış bir siperin dışında oturuyordu. Mustafa Kemal'i "berrak fikirli ve etkin" olarak tanımlıyordu: "Her şeye kendi başına karar veriyor. bu yiyeceğe sokulmuştu. 'hücum anında adamları harekete geçirmek üzere orada oluyordu. ona olağanüstü bir korkusuzluk aşılamaktaydı. Düşman topları bir başka hedefe yöneldiler. Mustafa Kemal. kimi zaman saldırıda bizzat en önde yer alıyordu. bir tanesi de ön cama çarpıp şoförü öldürdü. . bununla birlikte. Hiç ara vermeksizin küçük saldırılar düzenlemeye devam ediyordu. fakat Mustafa Kemal'e hiçbir şey olmadı. Bu arada aşağıda siperin güvenliği altında duran adamları.'Saklanmak adamlarım için kötü bir örnek olacaktır. 28 Haziran günü için bir saldın planladı. Adamlarını acımasızca.. öncü kolun da ötesine geçerek. Bu inanç. Gelibolu cephesine bir ziyaret yaptı. uyku ihtiyacı yokmuş gibi görünüyordu. artık Harbiye Nazırı ve Başkumandan yardımcısı olan Enver. Bir keresinde. Araziyi incelemek için sık sık siperlerden çıkıyor. Adamlarına örnek olacak şekilde. son derece soğuk kanlıydı. saldırmak için gruplar halinde bir tünelde beklemenin ızdırabı. böylece Avustralyalılar'ın siperlerini bizzat gözetleme imkanını elde etmişti. hatta çılgınca ileri sürüyordu. Kararlarını matematiksel bir kesinlikle alıyor." Sürekli olarak ateş hattındaki diğer subaylar ve askerlerle konuşuyor. adamlarının karşı karşıya kaldığı tehlikeleri onlarla paylaşıyor. Ve bütün bunlarla birlikte kavurucu bir yaz sıcağı geldi. acı çeken bedenler ve etrafa saçılan şarapnellerle gelen ölüm. ama çevresindeki tüm adamlar öldüğü halde. Güneş kayalık. hepsini sıcaktan kıpkırmızı kesilmiş bir toz yığınına dönüştürüyordu. bir sigara yakıp gayet sakin onu içti. Açık alanlarda adamlarına Cesaret vermek için yavaş yavaş hareket ediyor. ona hiçbir şey 46 olmuyordu. ama kendisi bu rapora inanmamıştı. Kendini hiç sakınmıyor. bu yüzden önce makineli tüfekleri ve tutsakları görmek istedi. Kesinlikle ve tümüyle hiçbir kurşunun ona rastlamayacağına inanmıştı. Gelibolu'ya dönerken bir İngiliz uçağı otomobilini baştan aşağı taradı. Kendisini bir an bırakmadığı gibi. Onbinlerce sinek ağır ve sakınımh davranışlarla. büyülenmiş gibi onu seyrediyorlardı.. uygarlıktan uzak. böylece ilk elden bilgiye sahip oluyordu. Mustafa Kemal'in yüksek otoritenin onayını almış olması gerektiğini söyledi. Tam yerini bulmuştu: Savaşıyordu! Çok az uyuyordu. Bombalar arabanın önünde ve arkasındaki yolda patladı. Kendini güçlü ve mutlu hissediyordu. Sağındaki 9 ncu Tümen'in kumandanı Alman General Herr Kannengeiser. • Tekrar tekrar ateş altına girmekten geri durmuyordu.. onun yeteneği karşısında şaşkına dönmüştü. Su son derece kıttı. 26 Haziran günü. Bu saldırıyı akılsızca planlanmış bir hücum olarak değerlendiriyordu. Eğer burayı aşmayı başarırsa. birliklerinin moralinin gevşemesine de izin vermiyordu. Önerilen bu hücumu işitir işitmez derhal karşı çıktı. bir çavuş kıyafetiyle toplayıcılar arasına karışmış. düşman avcıları onu vurmayı başaramıyorlardı. cepheye yeni gelen yaman bir birlik olan 18 nci Alay öncülük edecek ve tümenin geri kalanı onu destekleyecekti. Her iki tarafın da dayanma gücü neredeyse tükenme noktasına gelmişti.dikenli telleri onarmanın getirdiği büyük korku. "Hayır" dedi. mavi sinekler havayı doldurmuştu. barsak iltihabı hastalıkları ile birlikte milyonlarca bit geldi. tehlike bölgesine gidiyordu. emirlerini kesin surette veriyordu. kısa menzilde "bile. Ve sineklerin ardından dizanteri. Avustralya siperlerindeki belirli bir hedefe dikkatli ve telaşsız birkaç atış yapıyordu. Toplar menzili buldukça şarapneller gitgide daha yakınlara düşmeye başladı. Bir başka olayda da." İlgisiz ve soğuk kardı bir tavırla kurmaylarıyle konuşurken. Zaman zaman eline bir tüfek alıp siperden dışarıya uzanıyor. Haziran'da düşman hatlarında zayıf bir nokta keşfetti.

ama doruk alınmamıştı. 19 ncu Tümen'i ziyaret edip. birliklerini hareket halinde tutmak mecburiyetindeydi. Bu nedenle de. Yeni birlikler ve askerleri karaya çıkartan . başarısızlıktan Mustafa Kemal'i sorumlu tuttuğunu da açıkça belirtti. 18 nci Alay tümüyle imha olundu. Hazırlıklar tamamlanmamıştı ve kurmay heyetinin çalışmaları son derece kötü yapılmıştı. İngilizler doruğu ele geçirecek olurlarsa. Enver'in müdahalesinden o da hiç hoşlanmamıştı. ancak. Mustafa Kemal'i beğeniyordu. Burası Conkbayırı'nın kuzeyinde ve onunla bağlantılı bir tepeydi. Hocaçimen* olarak bilinen tepenin doruğuydu. Liman von Sanders yine saldırının tam olarak nereden ve ne zaman geleceğini bilemiyordu. 49 . Mustafa Kemal'in elindeki siperlerin sağ cenahının biraz ötesindeydi. "Size bundan önce durum hakkında ne düşündüğümü ve ne yapılması gerektiğini defalarca söylemiştim. GELİBOLU SEFERİNDE MUSTAFA KEMAL Mustafa Kemal büyük bir öfkeye kapıldı. Mustafa Kemal gibi. Liman von Sanders onu istifasını geri almaya ikna etti. Liman von Sanders de tekrar istifasını geri aldırmaya çalıştıysa da. askerlerini cesaretlerinden dolayı kutladı. Kurmay başkanı Kazım'dan Mustafa Kemal'i ikna etmesini istedi. Yine Enver! Ucuz politika aracılığıyle iktidarı kapan. Nisan'da olduğu gibi.Mustafa Kemal tekrar istifa etti. Alman general en iyi tümen kumandanını kaybetmek istemiyordu. "Elinizdeki tüm birlikleri benim kumandama verin. Sonunda Liman von Sanders -Enver de İstanbul'a dönmüş olduğundan. metinde bundan sonra yer alan yanlış yazımların tümü düzeltildi (ç.Mustafa Kemal'i kalmaya ikna edebildi.).n. Sonuç tam bir başarısızlıktı. "Şimdi geriye yapılacak bir tek şey kalıyor. Kazım nazik bir dille "Durumu nasıl görüyorsunuz? Bu durumda ne yapmak gerek? Ne düşünüyorsunuz?" diye sordu. yeni bir tür çıkarma botu getiren pek çok nakliye gemisi Mısır ve Yunan adalarındaki casuslar tarafından görülmüştü. türn Conkbayırı'm ateş altında tutarak Türk savunmasını ol* Kocaçimen olmalı. 48 XIV Temmuz'un sonlarında İngilizler'in bir başka büyük saldırıya hazırlandıkları öğrenildi. "Fakat hepsi size çok gelmez mi?" "Az gelir!" cevabını veren Mustafa Kemal telefonu kapattı. Enver vetosunu geri aldı. "Hepsi bu kadar mı?" diye alaycı bir karşılık verdi Kazım. nedir o?" diye sordu." diye sert bir şekilde cevapladı Mustafa Kemal bu soruyu. "Peki. bu kez kararından döndüremedi. Enver. Hücum başlatıldı. Kazım telefonla Mustafa Kemal'i aradı. fakat dinletemedim. Tepenin etekleri ingiliz mevzileriyle doluydu. Türkler ellerindeki tüm kaynaklardan bulabildiklerince askeri yarımadayı takviye etmek üzüre bu cepheye gönderdiler." Bu cevaba kızan Kazım. o da profesyonel bir askerdi ve Enver'in o pırıltılı yetersizliğine karşı derin bir tiksinti duyuyordu. Hedef. Mevzilerini kesin bir şekilde oluşturamıyordu. Saldırı 6 Ağustos gecesi başlatıldı. Mustafa Kemal suçu Enver'in müdahalesinde buluyordu. işe yaramaz küçük züppe Enver! Her şeye burnunu sokan ve her şeyi istismar eden Enver! Hemen istifasını gönderdi. Ancak.

İngilizler ne boğazda. ateş hattına girdi. ancak hiçbir sonuç alamamıştı. fundalıklar ve taşlarla dolu dere yataklarına yuvarlanmışlardı. onu görevden almıştı. kumandası altındaki 9 ncı Tümen'le Kocaçimen'e yapılan saldırıyı durdurması emrini verdi. yenilginin kaçın ılmazlığından söz ediyorlardı. bütün gece korkunç sıcakta. Yeni Zelandalılar Conkbayırı'nın doruğunda bir mevzide futundular. diğer yirmibeş bin kişilik kuvvetin Suvla Koyu kumsalının sekiz kilometre kadar yukarısından karaya çıkartılarak içerilere sokulması ve hepsinin bir arada yarımadayı ensesinden yakalayarak Türkler'! püskürtmek yoluyle Çanakkale Boğazı'nın ve dolayısıyle istanbul yolunun açmaları şeklindeydi. Bu arada Türkler de -Kannengeiser ağır yaralanmıştı. O gün oraya bizzat gitmiş ve tükenmiş durumdaki bir tabur jandarmadan başka kuvvet olmadığını görmüştü. İngilizler'in planı. Kannengeiser. 51 . Türk ileri kollan onlara karşı sağlam bir direnişe girişmişlerdi: Karanlıkta sendeleyerek yürümüş. 7 Ağustos'ta İngilizler bütün gün boyunca Suvla önünde dinlen diler. Bütün gün boyunca aracılığıyla yeni birliklerin gönderilmesi için telefon ve telgraf mesajlar yollamış. İngilizler'i ilerlemekten ve yarımadanın ülkeyle bağlantısını kesmekten alıkoyacak hiçbir engel yoktu. İyi hazırlanmış bir direniş karşısında olduklarını düşünen İngilizler. Bir hafta öncesinden beri büyük bir gizlilik içinde. Maydos'daki iki yedek alayını doğru Kocaçimen'e gönderdi Bolayır ve Anadolu kıyısındaki her askere Suvla'da İngilizler'e karşı koyma emrini verdi. içerilere doğru yöneldi ve kuru dere yataklarından yürüyerek. Hiç telaşsız. O sırada Suvla'da yalnızca binbeş yüz kişilik bir jandarma taburu mevcuttu. Onlara ateş açmaları emrini verdi.düğü gibi çökertebilir ve bütün yarımadaya egemen olabilirlerdi. Kurmayları paniğe kapılmıştı. birkaç saat içinde saldırıya geçmeleri muhtemeldi. Karşı saldırıya geçen Mustafa Kemal püskürtüldü. 50 Liman von Sanders. İngiliz kuvvetlerinin bir kanadı Kocaçimen'e ve diğer kanadı da Conkbayırı'ndaki Mustafa Kemal'in siperlerine saldır ırken. hiçbir güçlükle karşılaşmadan. ne de Kocaçimen'de daha fazla ilerleyememişlerdi. Mustafa Kemal soğukkanlılığını korumaktaydı. Adanılan peşinden geldiler. birbuçuk kilometre kadar sahilden ilerledikten sonra. Bütün gün dinlendiler. güç arazi koşulları altında olabildiğince hızlı hareket ederek saat 04:30'da dağın tepesine ulaştı. Avustralyalılar hattının sol kolunun doğrudan Kocaçimen'e şiddetle saldırması. Adeta bir metanet anıtıydı. 8 Ağustos sabahı şafak vaktinde. Bunu şimdiye kadar neden yapmadıklarını yalnızca Tanrı bilirdi ya! Durum gerçekten kritikti. mevzilerin kaybedildiğinden. Şafakta. Sol cenahtan da Mustafa Kemal elindeki kuvvetten mümkün olduğu kadar çok askeri takviye amacıyle oraya yetiştirmeye çalışıyordu. saldırının odak noktasını oluşturmak taydı. General gitgide artan şiddetli bir öfke içersindeydi: Bolayır'dan gelmesini emrettiği birlikler henüz gelmemişti. Suvla cephesi. Tutumu. tam anlamıyle savunmasız kalmıştı. yolları üzerindeki pek küçük direniş birliklerini kolayca ezecek ve muhare beyi .tümüyle kazanabileceklerdi. Haberi alan von Sanders. doğrudan Kocaçimen tepesine ilerledi. Çatışmalar son derece şiddetli oldu. Yorgundular. sağ yanında mevzilenen Kannengeiser'e.. fakat Conkbayırı'ndaki mevkilerini korur muşlardı. Oysa ilerlemiş olsalardı. Derin karanlıkta Avustralyalılar'ın arkasından hareket eden altı bin kişilik bir kuvvet. iki tepe arasındaki boğaz. sarsılmaz cesareti ve kararlılığıyle çevresindekilere ilham verdi. Solgun sabah ışığında yaklaşık 300 metre aşağıda yavaş yavaş ve zorlukla tepeye tırmanmakta olan düşman kolunun başını gördü. Suvla'daki İngilizler'in ilerlemeye başlayacakları yönünde işaretler Vardı. çe kilmekten. doruğa varmaları bekleniyordu. Mustafa Kemal'in mevzilerinin önünde yeni birlikler karaya çıkartılmakta ve büyük bir ustalıkla açılan derin hendeklerde gizlenmekteydi. derhal Mustafa Kemal'in tümeninin epeyi uzağında. kaymış ve son derece derin. sivri kayalarla. O gece geç saatlerde von Sanders Mustafa Kemal'i çağırttı. Yanında yalnızca yirmi adam vardı. 6 Ağustos gecesi mehtap yoktu. kumandanları Fevzi uyuşuk ve yeteneksizdi. ilerlemekten vaz geçtiler. her gece Avustralyalılar hattının aşağısında. Bu arada Suvla'daki pek büyük bir karşı koymayla karşılaşmadan karaya çıkartılmış ve çevreye dağıtılmış olan kol da dinlenmekteydi.istihkâmlarını hazırlayıp siper kazarak mevzilerini sağlamlaştırdılar. susuz yol almışlardı: Dinlenmek onları çok rahatlatacaktı. İngilizler Kocaçimen etekleri ne saldırdılar. Mustafa Kemal gelip Alman'la Anafarta köyünün arkasında buluştu. düşman saldırı hattını görüp tehlikeyi anlamıştı.

adeta güçlü bir lider figürü olarak. ama parsayı toplayan Mustafa Kemal olmuştu! Yedek kuvvetler gelir gelmez Mustafa Kemal çok kısa bir mola yerdirip. Keşif amacıyle çevrede bir gezi yaptı. soru da sormadı. Şafaktan önce kullanılabilecek durumdaki bütün Türk toplan ateşlenerek düşman mevzileri yoğun bir ateş altına alındı. Türkler Kocaçimen'de İngilizler'i biraz tepenin aşağılarına doğru sürmüşlerdi. İngiliz filosu toplarının yanlışlıkla açtığrateş sonucu. Yine mutlulukla dolmuştu. Türkler'i kovalayıp onları ötedeki tepenin eteğine sürerlerken. adamlarının yorgun düştüğünü. İki kez pusudaki düşman askerleri.duruma geçmekteydi. zaman ve mesafe olmuştu. Görevi sükunetle devraldı. Bolayır'dan beklenen birlikler sonunda gelmişlerdi. Kendisine verilen bu sorumluluk ve eline geçen bu büyük fırsat. Bütün geceyi hazırlıklarla geçirdi. Hemen sonra bir elini kaldırıp 53 . îngilizler'in durdurulabilmesinde tek umuttu. karakterin. yürüyerek ilerledi. Mustafa Kemal'i telefonla arayarak." dedi." cevabını veren Mustafa Kemal'in telefondaki sakin ve telaşsız sesi kurmay subaylarına cesaret verdi. Yeni Zelandalılar. Bu arada Conkbayırı ve Kocaçimen tepelerindeki çarpışmamda sürmekte ve şimdi bir taraf diğeri karşısında üstünken. "Sadece benim burada. savunma mevzileri hazırlamak için hiç vakit kalmamıştı.yepyeni bir cesaretle ateşlemişti." Yalın Türk askerinin ruhunu. yeter. Von Sanders ona Anadolu yakasındaki 8 inci Tümen'i göndermişti. neşeli bir şekilde dolaşıp. savaşın kaybedileceğini anlamıştı. üzerine ateş açtı. Mustafa Kemal duraksamadığı gibi. Bu saldırı. hücum asla gerçekleştirilemeyecekti. İyi bir yürüyüşle 45 kilometre yol almışlardı. düşman mevzilerindeyse yeni ordunun iki acemi taburu. Top atışı kesildi. İngiliz Başkumandanı S ir İan Hamilton oraya gelmiş ve derhal ilerlemeleri emrini vermişti. Adamlarının dikkat etmesi yolundaki ricalarına karşın. Bu incelemeden Yeni Zelandalıiar'in Conkbayırı'ndan atılmamaları halinde. fakat kendisine gene bir şey olmadı. Hepsi de onu cehenneme kadar izlemeye hazır durumdaydı. hava kararınca Yeni Zelanda mevzilerine iyice yaklaşıp araziyi dikkatle kontrol etti ve yine hiç acele etmeksizin ve saklanmaya gerek Buymadan sakin sakin yürüyerek geri döndü. İki saldırı da aynı anda başlatıldı. • "Telaş etmeyin evlatlarım. ayakta durdu. Onları yerlerinden sökmek için yapılan tüm karşı saldırılar başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Suvla önündeki mevkiler korunmuştu. o zaman ben en öne çıkacağım. Fevzi'yi yenik düşüren. fakat Türkler mevzilerini korudular. "Hiç acele etmeyin. 52 düşmanın korkunç top ateşinin hiçbirinde moral bırakmadığını ve panik çıkacağına dair belirtiler bulunduğunu bildirdiler. Buradan Türk hatlarını ateş altında tutuyorlardı." Akşam saat 8:00'de Mustafa Kemal Conkbayırı'na dönmüştü. O'gece İngilizler de hazırlık yapmaktalardı. ardından saldırı için onları yeniden düzenledi. Bu adanılan hiç kimsenin daha hızlı getirmesi mümkün değildi. tek başına. Aralarında gülerek. Kısa bir süre içinde yanınızda olacağım ve o zaman her şeyi yoluna koyarım. Süngülerinizi takmış ve keskinleştirmiş olarak siz hazır beklerken elimi kaldırdığımı gördüğünüzde. İlerleme 9 Ağustos sabahı şafakla birlikte başlatılacaktı. Yaralanmış olsaydı.de yer alan tüm olumlu yönleri açığa çıkarmıştı. Bir kurşun saatini parçaladı. Conkbayırı'nda ele geçirdikleri mevkii biraz daha genişletmişlerdi. Adamları o takdirde parmaklarını bile oynatmayı reddedeceklerdi. İngilizler ateş açtı. İki tepe arasındaki boğaza süngüleriyle koşan bir Hintli ve İngiliz kolu. savaşıyordu. kendi adamlarına ağır kayıplar verdirmiş ve onları geri çekilmeye mecbur etmişti. İngilizler ilerleyemediler. Türk 19 uncı Tümeni'nin kurmayları bir kez daha panike olmuşlardı. En doğru anı seçeceğiz. Talih her zarrianki gibi onunla birlikteydi. dikkatle planlarını hazırladı ve hemen ardından müthiş bir enerjiyle görev yerine koştu. Adamlarını siperlerin içine birbirlerine olabildiğince yakın duracakları şekilde yerleştirdi: Yakın temasın onlara cesaret vereceğini düşünüyordu. İki taraf çarpışmaların durmasına değin boğaz boğaza dövüştüler. onlara moral verdi. Bir an için Mustafa Kemal. Karşı tarafta. Sabaha karşı 3:00'de Mustafa Kemal siperlerden çıktı. peşimden gelin. onları bir kez daha saldırıya sevkedemeyeceklerini. az sonra diğer taraf avantajlı ."Bütün birlikleri bu cephede birleştirmeye karar verdim ve umarım bu yeni birliğin komutasını siz alırsınız" dedi. Anafarta cephesindeki durumu düzene sokmam için yirmi dört saat dayanın. yani 6 ncı North Lancashire ile 5 nci Wiltshire taburları yorgun fakat deneyimli Yeni Zelandalıların yerini alıyordu. "Endişe etmeyin.

n. Her iki çarpışmada da Mustafa Kemal elindeki son ihtiyatları. yarımadayı boşalttılar. Halil Bey'le Mustafa Kemal'in Sofya'dayken birlikte olduğu ifadesi yerine"tanıştığı" sözcüğünü kullanmak daha yerinde olacaktır. Artık paşalığa terfi etmiş olan Mustafa Kemal. Suriye'deydi. Çünkü Mustafa Kemal'in görüştüğü nazır. o sırada Dahiliye Nazırı olan Talat Bey'le birlikte Sofya ve Bükreş'e gitmiş. Sürekli suikast tehlikesi altındaydı.) *** Giritli Ahmed Nesimi Bey. karşı koyamadığı bir güçle kendisini çekmeye devam ediyordu. Geri çekildiler ve siper kazdılar. Türkiye. Her ikisinde de çarpışmalar son derece yoğun ve şiddetliydi. Yabanıl naralar atan Türk piyadesi. faturasını Türkiye'nin ödeyeceği düşüncesi. denize kadar her şeyi ezip geçtiler. Sofya'da ancak birkaç gün kalmıştı. Mustafa Kemal'i güleryüzle karşlayan Talat. Kendi yandaşları ve İttihat ve Terakki Cemiyeti ile kavgalıydı. Halil Menteşe'nin Anılan. Bu. * Halil Bey. Almâfılar'a karşı ise aşırı düzeyde bir nefret belirmişti. Gazeteler onu "Boğazların ve Payitahtın Kurtarıcısı" olarak selamlamaktaydı. eldeki by bir avuç asker ile Mustafa Kemal'in olağanüstü kişiliği olmuştu. Ona yönelik pek çok entrika çevriliyordu. Anafarta Cephesine kumanda etti: Çarpışmalar temelde siper savaşı olarak cereyan etmekteydi. toprakta kocaman delikler açıyordu. son askerine kadar süngüden geçirildi. dev Alman makinesinin önemsiz bir parçası durumuna düşmüştü.İngilizler sadece iki kez daha Suvla'dan saldırıya geçtiler. Halil Bey'dir (ç. Wiltshire taburuysa. politika. onun bu olağanüstü kendini beğenmişçe ve garip düşüncesine gürültülü kahkahalar atarak güldü. durulmaz bir süngü denizi halinde dalga dalga onun ardından tırmanmaya başladı. Burada yazar. Bulgaristan'ın Mihver'e katılmasını. bu görevi 24 Ekim 1915'de aseleten almıştı.1914'de savaşm patlak vermesinden hemen önce. Hariciye Nazın müsteşan olan ve Atatürk'ün anılarında "terbiyeli ve haluk" biri olarak tanımladığı kişiyle Halil ( Menteşe) Bey'le karıştırmış olmalı. İki ingiliz taburunu ezip geçtiler. Askeri bir üne sahip olmuştu. O gittikten sonraysa. (ç. İngiliz savaş filosu. Bu anlamda. Romanya'nın tarafsız kalmasını sağlamak amacıyla.Her iki çarpışmada da Türkİer'e zaferi kazandıran ve yarımada ile İstanbul'u kurtaran. Hâlâ politikacıları aşağılık bulduğunu açıkça belirtiyordu. 15.n. North Lancashire taburu bozuldu ve kaçmaya başladı. Türk kuvvetleri sadece devriye görevini yürütecek miktara indirildi ve Mustafa Kemal de İstanbul'a döndü.8. Savaşa karşı duyulan coşku azalmaya yüz tutmuştu. ülke dışına sürmek gibi çılgınca bir komplo bile hazırlanmıştı. Yanında güçlü bir eskort olmadan dışarı çıkmıyordu.onun onurunu yaraladı ve onu çılgınca öfkelendirdi. Bütün Alman subaylarını kaçırıp.) ** Aslında Meclis-i Meb'usan Reisi olan Halil Bey (Menteşe). Döndüğünde kamuoyunu kendi görüşlerine doğru yönelmiş olarak buldu. Birisi Mustafa Kemal'e Talat'ın ona güldüğünü söyledi. Artık o da hesaba katılacak biri olmuştu. bu yüzden artık Sadrazam konumuna gelmiş olan Talat'ı görmeye gitti.n. Türkiye'yi yalnızcaTürkler'in kontrol etmesi gerektiğini ısrarla savunmuştu. bütün o yetersizliğiyle En54 ver'in ulusal bir tehlike oluşturduğunu ve ülkeye zarar vereceğini söylemişti. Türkler ve Almanlar arasında sık sık yinelenen tartışmalar ve tatsız olaylar çıkıyordu. İngilizler yarışı terkedip. s. Ona karşı da büyük bir antipati akımı başlamıştı. İttihat ve Terakki'nin hariciye nazırlarındandır. Çarpışma kazanılmıştı. Arkadaşı olan Cemal. hatta bu düşünceyi onaylıyormuşcasına dinledi.ileriye atıldı. Mustafa Kemal görüşlerini gizlemeye gerek görmüyordu. Aralık 1915'de. Nesimi değil. sürmek zorunda kalmıştı. Savaşı kim kazanırsa kazansın. Talat'ı hiçbir zaman bağışlamadı. . Dev şarapneller ve demir parçaları sağanağı. İktidarda o da söz sahibi olacaktı. Almanlar'in yardımıyle Enver kendisini diktatör ilan etmişti. onun Harbiye Nazırı olmak için sahip olduğu niteliklerini sıralamasını dikkatle. ancak. üzerlerine bombalar yağdırdı. 55) (ç. Bu kez Sofya'dayken birlikte olduğu* Hariciye Nazırı Vekili** Halil'e gitti. (Bkz.) 55 . XV Mustafa Kemal kendi önemine duyduğu büyük bir inançla dopdolu olduğu halde İstanbul'a geldi. yaygın bir kanı haline gelmişti. Eskisi gibi görmez: den gelinemezdi. Bu aşağılık adamlara kendi görüşlerini benimsetecekti. Almanlar'a karşı nefretiyle tanınan Hariciye Nazırı Nesim*** ile bir görüşme ayarladı. karşı. ancak. Görevi daha önce ve vekaleten Sadrazam Sait Halim Paşa yürütmekteydi. göreve getirilseler bile Almanlar'in sadece hizmet etmek üzere kullanılmalarını tavsiye etmişti. Ya da arabasını sçn hızla sürdürüyordu. hatta atsız kalan 'süvarileri ve jandarmaları dahi savaş'a. Halil ona. Türkler tepenin eteklerinden aşağıya doğru. Conkbayırı tepesini temizlemişlerdi. Politikacılara artık kendisini dinletebilecekti.sonraki üç ay boyunca.

kıraç ve yabanıl.bir arazi uzanıyordu. kışınsa soğuk daha da fazla acımasızdı. bu türlü görüşleri varsa Harbiye Nezareti'ne gitmesi daha uygun olacaktı. Bir subay olarak. Ne ki. Hiç kimseyle uzlaşmak için en ufak bir çaba bile göstermiyordu. ardından Mustafa Kemal'e ve diğerlerine bir uyarı olsun diye. geveze biri olan Yakup Cemal*adında bir adam. ismi muhaliflerin çevirdiği işlerde anılmaya başladı. Bu uzun ve son derece yorucu bir yolculuktu. Yazın sıcaklık son derece yüksek. Bunun için Erzurum'da büyük bir ordu toplayarak kendisi de kumandayı bizzat almak için İstanbul'dan gelmişti. Öfkelenen Nesim. Ruslar kara ve demiryolları inşa etmek. Her adam ve her silah Çanakkale savaşı için gerekliydi. görüşlerini her fırsatta sert bir dille savunmaktan kaçınmadı. Böylece onu mümkün olduğu kadar uzaklara. ancak. merkezi Diyarbekir'de bulunan 2 nci Ordu kumandan vekilliğine atadı. Mustafa Kemal bu olaylarda görev almayacak kadar zeki ve ihtiyatlıydı.kimseyle uzlaşmaya yanaşmıyor. onun da bu komploya katıldığına ilişkin hiçbir kanıt yoktu. Öylesine köşeli ve sivriydi ki. 56 .az onun kadar kaba bir tavırla Mustafa Kemal'in yanlış yere geldiğini belirtti. 57 Kendisini tıpkı eskisi gibi dışlanmış hissediyordu. Onun İstanbul dışında olması en iyisiydi. Gürültücü. XVI İstanbul'dan Ankara'ya üçyüz kilometrelik tek hatlı bir demiryolu işliyordu. Ve büyük bir öfkeyle nazırın ofisinden çıkıp gitti.' Hiç kimse ondan hoşlanmıyordu. Böylece Türk birlikleri yüksek dağ geçitlerinde Ocak ayının şiddetli kar fırtınalarına yakalanmıştı. Birlikte yola çıkan yüzbin kişiden ancak oniki bini geri dönebilmişti.Kemal. Durumdan hoşnut olmayan ve rahatı kaçan Mustafa. Teorik olarak planı mükemmeldi. Mustafa Kemal'i de astırmaktan * Aslında Yakub Cemil olmalı. fikirlerini benimsemesini. Kafkaslar'dakı 16 ncı Kolordu kumandanlığına ve ardından da. . mesafe ve mevsimin pratikteki ayrıntılarını görmezlikten gelmişti. herkesin kendisine gelmesini. Bunlar Anadolu alaylarının askerleri. pek çok yerde hanlar bile yok olmuştu. küçük adamların yürüttüğü komplo ve entrikalarla çalkalanıyordu. İstanbul. Enver ve Almanlar'm muhalifi olduğundan. küçük ve ilkel bir kır kasabasıydı. her şeyi onlar kontrol ediyorlardı ve esasen bir süre önce kendisinden kurtulmaya çalışmışlardı. Enver yeterince kanıt elde edinceye değin bekledi. Mustafa Kemal gerçekten oldukça öfkelenmiş bir haldeydi. buna Harbiye Nezareti'ne gitmesinin Almanlar'a gitmek demek olacağı karşılığını verdi. Sonunda onu çağırttığında. doğuya doğru birkaç verimli vadi dışında hiç kimsenin yaşamadığı uçsuz bucaksız kasvetli. hiçbir resmin içine . hiç. Enver'in yetersiz olduğunu ve bütün bunları bildiği için nazırın kendisinin yaklaşmakta olan sonun sorumluluğunu bizzat alması gerektiğini dobra dobra söyledi. Yollar bozulmuş ve yıllardır onarım görmemişti. Türkiye'nin çöküşe doğru hızla ilerlediğini.Mustafa Kemal görüşmeye gittiğinde. Bu komplo hazırlıklarından biri iyiden iyiye olgunlaşmıştı bile. Nesim meşguldü ve işi bitene değin onu bekleme odasında bir hayli bekletti. Mustafa Kemal.Enver. Türk birliklerini tümüyle darmadağınık bir halde buldu. ancak. Mustafa Kemal görev yerine ulaştığında. Aslında alt rütbeli birkaç subayın düşüncesiz bir şekilde hazırlamış oldukları bayağı bir komploydu. Bir öncek yıl Enver ünlü dev hayallerinden biri olarak'Rus ordusunun kanatlarını çevirerek çekilme yollarına saldırmayı ve onları Kafkaslar'dan geriye sürmeyi planlamıştı. Buradan itibaren Mustafa Kemal Kafkaslar'a kadar bir altıyüz kilometre-daha uzanan yoluna at üstünde ve otomobille devam etti. İttihad ve Terakki'nin en namlı "silahşor"ndandır. en . Ötesinde. Van. O zamandan beri de Kafkas cephesi göz ardı edilmişti. kazançlarını sağlamlaştırmak ve ülkenin idaresini ele almak suretiyle yavaş da olsa hiç durmaksızın ilerlemişlerdi. Erkan-ı Harbiye'nin hazırladığı iyimser raporların gerçekçi olmadığını. r? kaçınmayacağı kesindi. Her zaman kibirli ve vakurdu. Mustafa Kemal'i bir başbelası olarak görüyordu. her şeyin çok kötü durumda olduğunu. kişisel kininden dolayı Enver'i öldürmeyi planlamakta ve yerine Mustafa Kemal'i geçirmekten söz etmekteydi. Nazıra. Yalnızca bir bölgede Rus devriye kollan biraz ısınabilmek için gruplar halinde birbirlerine sarılmış halde donarak ölmüş otuz bin Türk'ün cesedini bulmuşlardı. kesinlikle ona boyun eğmesini bekliyordu. Yakup ve arkadaşlarını astırdı* Ele geçirebilmiş olsaydı. Ankara'nın kendisi Anadolu'nun ortasında çıplak bir yaylanın üzerinde. uymuyordu. Türk ordusunun gözdesiydiler.

bir biçimde durumu bildiren bir telgraf gönderdi.Bitlis ve Muş'la birlikte büyük Erzurum kalesini ele geçimişlerdi. * İsmet İnönü 59 . Bozgunculuk ve firar yaygınlaşmıştı. her ikisi de Mustafa Kemal'i reisleri olarak benimsemiş ve ona büyük bir hayranlıkla bağlanmışlardı. o zamana değin temel çabaları Alman cephesi üzerinde yoğunlaşmışken. Tembel ve yetersiz planlara karşı da. Levazım hizmetleri gibi sağlık hizmetleri de tam anlamıyle durmuştu. Mustafa Kemal'i ve telgraflarını görmezden geldiler. Ordu müteahhitlerine ve hırsızlık eden subaylara karşı acımasızdı. İsmet yetenekli ve deneyimli bir kurmay subaydı: Solgun yüzlü. donanım. onun tam anlamıyle zıttıydı: Yavaş çalışan bir beyne sahip fakat sadık. Ordu disiplini gevşemişti. O bölgede tehlike geçmişti. birlikleri yeni bir ruhla canlandırma mücadelesi verdi. kısa boylu. Enver ve genel kurmay ise başka planlarla meşguldüler. Mustafa Kemal'in elindeki tüm asker ve silahlarıyle birlikte Suriye cephesine atandığını bildiriyordu. talih Mustafa Kemal'i bir kez daha kurtaracaktı. Rusya'da ihtilal yaklaşıyordu. ilaç ve asker gönderilmesini istedi. ancak. kumandası altındaki Türk birliklerinin pek zayıf bir direnme gücüne sahip olduğunu gördü. hiçbir güçlük çekmeksizin Türk mevzilerini aşacaklarını görüyordu. Gene de. doğrudan doğruya Harbiye Nezareti'ne. hazırlıklarla bizzat ilgileniyordu. Ruslar'm 1917 ilkbaharının sonlarına doğru saldıracağını hesaplıyor ve gerçekten kökten önlemler alınmayacak olursa. onları durduramayacağını anlamış durumdaydı. hem de rahatsız edecek derecede açık seçik . Acilen İstanbul'daki Genel Kurmay'a durumu betimleyen ve daha fazla ihmalin yol açabileceği tehlikelere işaret eden bir telgraf çekerek. sınırsız sabrı ve sınırsız dayamklılığıyle büro işlerinde. bahar yaklaştığında Ruslar'ın ilerlemesi halinde. mühimmat. Cevabı. Korkunç bir öfkeyle. tifüs ve açlıktan ölmesine yol açıyordu. Her şey tersine dönmüştü. Enver'in tehlikeli yetersizliğinin bir başka kanıtı olarak değerlendirdi. Mustafa Kemal. hırsızlık edenleri astırmak ya da falakaya yatırmak oldu. Moskova'ya çağrıldı ve bahar saldırısı ertelendi. hem son derece kısa ve ters. ingilizler. Grandük Nikola. Bu sinsice ilerleyiş. artık Türkiye'nin kalbine yöneltecekleri büyük bir saldırının hazırlığına girişmişlerdi. uzun boylu ve yapılı bir adamdı. sarsılmaz enerjisiyle kendisini işine verdi. Mustafa Kemal. küçük bir kafası ve kanca burnu vardı. Askerlerin uğradığı bu ihmal. Fakat. yetenekli ve adamları tarafından sevilen. Mustafa Kemal. çok ağır hareket edebiliyordu. sert ve disiplinli birer amir ve enerjik kişilerdi. Ne ki. Düşman gitmişti. Ordu müteahhitleri sözleşmelerinden yararlanarak çalıp çırpmak ve zengin olmakta subaylarla işbirliği kurmuşlardı. İstikrarlı davranışları. Enver'e. Bitlis ve Muş'u geri alıp Batum'a doğru yöneldi. Kazım Karabekir'se. tam bir etkinlikle yerine getirmekteydi. birliklerinin durumunun hala çok zayıf olması ve Ruslar tarafından örgütlenmiş olan Ermeni ve Gürcülerin topraklan uğruna şiddetle çarpışmayı sürdürmeleri sonucu. Van. muntazam ve sağlam yapılı bir adamdı. Kafkas cephesi çok uzaklardaydı. Hiçbir cevap alamayınca. Kurmay başkanı Albay İsmet* adında biriydi. Her ikisi de çok dürüst insan. Yırtık pırtık üniformalar giyiyorlardı. mermi. binlercesinin dizanteri. 1917'nin ilkbahar ve yaz ayları boyunca Rus orduları kısım kısım dağıldı. güneyde yeni bir tehlike doğmuştu.Yiyecek. Moralleri çok kötüydü. kendini beğenmiş lafazanın. Suriye yolundan yeni bir saldırı hazırlamaktaydılar. kumandan muavini de General Kazını Karabekir'di. yok olup gitti. Onun kişiliğini yanlış değerlendiren bir iki kişi. biraz sağırdı ve bir sağırın durgun tavrına sahip bir adamdı. Küçük parçalara ayrılıp. rutin işlerde ve ayrıntılarla başa çıkmada bir uzmandı. rüzgarın önündeki yaprak misali. Rus ordularını kemirmekteydi. Tüm donanımları çalınıp çırpılmıştı. İstanbul'dan gönderilen acil emirler. fakat daha ötede. Enver'e. tüfek ve top sıkıntısı içindeydiler. Buna da bir cevap alamamıştı. derhal ilerledi. onu da yağmadan pay almaya davet etti. Yitirilecek hiç zaman kalmamıştı. gayretli. Emirleri Mustafa Kemal'in her zaman talep ettiği gibi. bütün bunları o türedi. kendisinin ve kurmaylarının bütün çabalarına karşın Mustafa Kemal. onun yeteneksizliğine ve Alman yardımcılarına söverek Mustafa Kemal elindeki malzemeyi en iyi şekilde değerlendirebilmek için işe koyuldu. aynı şekilde acımasızdı. Bütün bu pisliği temizleme işini kendi üstüne yıktığı için Enver'e lanet ederek. sağlık ve levazım hizmetleri•58 ni yeniden düzenledi ve hiç durmaksızın. Rus başkumandanı Grandük Nikola. Alayları yeriîden oluşturup.

prangasız olmalıydı. Bununla birlikte. Türk Veliahdı Vahideddin'in Almanya'ya resmi bir ziyaret yapması planlanmıştı.: Kılıç Ali. Mustafa Kemal ise artık büyük bir üne sahip. * Mustafa Kemal'in izni süresiz değil. Enver ve Falkenhayn onu istifasını geri alması için ikna etmeye çalıştılar. Her ikisinin de başarısızlığa uğrayacağına inanıyordu. İlerlemeleri durdurulmalı. Mustafa Kemal İstanbul'da bir süre. Selanik'dekine bezer kaçınılmaz kısıtlamalar onu rahatsız ediyor. eleştiren. Musul'a doğru ilerliyorlardı. Anlaşmazlıklar öylesine sıklaştı ve derinleşti ki ki. Burada günlerini daha çok kendi başına. (Bkz. Reddetti. Enver ile Mustafa Kemal arasındaki çekişme doruğuna ulaşmıştı Mustafa Kemal. korkunç ve tehlikeli biriydi. Denetimin Almanlar'da olmasını şiddetle protesto etti. s. yüksek rütbeli bir subaydı. XVII Yeni tehlike kuşaklan Mezopotamya ve Suriye'ydi. kumandayı Kazım Karabekir'e devreden Mustafa Kemal. özellikle de Bağdad'a yapılacak saldırı ile Süveyş Kanalı üzerine başlatılacak sefer hakkındaki planlarını hiç yerinde bulmuyordu. Enver'e karşı olan bir dizi subay ve politikacı Mustafa Kemal'in çevresinde toplanmaya başladı. Mustafa Kemal'e de bu heyette görev verdi. gevezelik eden. burada Mustafa Kemal'e arka çıktı. Mustafa Kemal'in tutumu ve eleştirilerine içerlemişti. Enver. altınları geri yollayıp makbuzunu da geri istedi. Atatürk'ün Hususiyetleri. 61 . Bağdad geri alınmalıydı.44) (ç. itaatsizliği yüzünden Mustafa Ke60 mal'i cezalandırmak niyetindeydi. Almanlar'a düşman olan Cemal. Alman Genel Kurmayı. bu kamuoyunda bir fırtınaya yol açabilir ve Mustafa Kemal'i milli bir kahramana dönüştürebilirdi. Mustafa Kemal kutu için resmi bir makbuz hazırlayıp gönderdikten sonra. adına uygun düşecek "Yıldırım" gibi bir ordu kurmak üzere General von Falkenhein'i yolladı. çevreyi telaşe veren. aile yaşamı ona çekilmez gelmeye başlamıştı. Hindistan'dan getirdikleri orduyle İngilizler Bağdad'ı ele geçirmişler. Suriye'ye gitmeden önce aceleyle İstanbul'a geçti. Alman. Ayrıca büyük Alman makinesini işbaşında görmesi. Her şeyde. boğuyordu. annesi ve kızkardeşiyle. fakat bu dik başlı. 1918 baharının başlarında. Mustafa Kemal eleştirel ve hırçın davranıyordu. bir aylıktı. Eğer Enver -Almanlar tarafından hazırlanan planları uygulamayı ve bir Alman'a boyun eğmeyi reddetti diye. Mustafa Kemal. Enver. fakat daha önce de olduğu gibi. Devamlı dır dır eden. fakat daha da kötüsü. Savaş ve Almanlar'a karşı nefret gitgide daha da arttıkça. Fakat durumdan hoşnut değildi. 7 nci Ordu'nun kumandanlığına atandı. Durumu kurtarmak ve disiplini korumak için. Mustafa Kemal'e armağan olarak altın paralarla dolu bir kutuyu gönderecek kadar budalaydı. Başkentte ve işsiz olarak kalmak için. Enver ise. Diğer yolları deneyip başarısız olan Alman. Halic'e ve Fatih yönüne bakan Pera Palas'ta bir oda tuttu. bütün işlerine burnunu sokan kadınlarla çevrili olmaktan nefret edivordu.Mustafa Kemal'i cezalandırmaya kalkarsa. öğüt veren. kumandasındaki orduya bu konuya ilişkin bir bildiri yayınlayacak kadar ileri gitti.n. Mustafa Kemal kumandanlıktan istifa etti. her fırsatta Enver'i ve Alman denetimini kötülemekten geri durmuyordu. güçlü bir konumda olduğunun farkındaydı. Mustafa Kemal gitmeyi reddetti. kentin arkasındaki tepelerde bir banliyö olan Beşiktaş'taki Akaretler Caddesi 76 numaralı evde oturdu. eskisi gibi. ATmanlar'a ve ona karşı duyulan genel düşmanlık havası her gün biraz daha ağırlaşıyordu. Von Falkenhayn'ın planlarını.Ermeniler'le görüşmeler yapıp sorunları çözüme bağlaması ve sınırları belirlemesi emirlerini vererek. Liman von Sanders'le çok iyi geçinmişti. hiçbir şekilde yerinden emin değildi artık. Falkenhayn. bu ordular çok büyük ölçüde Alman subaylarıyle pekiştirilecekti. Yıldırım ordularının genel merkezi Halep'de olacaktı. üzerine titreyip. Enver'in acil ricası üzerine. Bu onu başkent dışında tutmanın iyi bir yolu gibi görünüyordu.* Mustafa Kemal'in parası yoktu. Halep'deki ilk kurmay toplantısında Enver ve 4 ncü Ordu kumandanı Cemal'le Mustafa Kemal. von Falkenhayn ve bir çok Alman subayı da hazır bulundu. yaşamın en küçük ayrıntılarında bile tümüyle özgür. Filistin ve Suriye'ye saldırmak üzere Mısır'da bir ordu hazırlamaktaydılar. hatta halefini belirleyerek. fakat Enver onu yeniden Diyarbekir'deki eski kumandanlığına atadı. Cemal onun atlarını satın alınca Mustafa Kemal İstanbul'a dönmek üzere trene binebildi. abus bir çehreyle keyifsiz geçiriyordu. inatçı ama olağanüstü derecede yetenekli Türk'e nasıl davranacağını hiç bilemeyen von Falkenhein'le anlaşması olanaksızdı.). Mustafa Kemal'e süresiz hastalık izni verdi.

Trendeyse onu içten bir tavırla kabul edip. Mustafa Kemal. Rütbesinin geçici feriklikten mirlivalığa indirildiğini. kuzeni Abdülmecid'i padişah yapmak istiyorlardı. bir yaver gelip Veliahdın onunla kendi vagonunda görüşmek istediğini bildirdiğinde. Onun yerinde. Bununla birlikte. Bütün askeri onur duyguları ayağa kalkan Mustafa Kemal. hiçbir belirti yoktu. gururunu incitiyordu. Vahideddin'dir. Tek bir düşüncesi vardı: Padişah olabilmek. Heyetin hareketinden iki gün önce Mustafa Kemal.n. Veliahdın boş suratı ve alık gözleriyle. tren Türk sınırlarım henüz geçmişti. kendi işine bakması uyarısını aldı.onu Almanya'nın büyüklüğü ve kaçınılmaz zaferi konusunda da ikna edebilirdi.n. alt mevkidekilere karşıyse zorba olan saraydaki bütün o üçüncü sınıf parazitlerin sevimsiz halleri onu öfkeye boğuyordu.) ** Rütbesi indirilmiş olan Mustafa Kemal değil. sivil giysileri içinde gelen Veîiahd. fakat hepsi de ikinci sınıf küçük adamlar tarafından gerçekleştirilen değersiz şeylerdi: Onlardan uzak duruyordu. uyuklamaya başladı.). Bütün bu yıllar boyunca sürekli bir baskı altında yaşamıştı. tamamen ortadan kaldırılabilir ya da ömrü boyunca kilit altında tutulabilirdi. İstasyonda. eski padişaha karşı olduğu gibi. Mustafa Kemal koridordan geçerken gergin ve sinirli idi. bir Türk'tü ve bir Türk olmaktan gurur duyuyordu. sarayında resmi olarak takdim edildi. bu ikisine ve çevresine doldurdukları hafiyelere karşı da. her zamanki entrikalar ve komplolarla kaynıyordu. Bu maske altında. Vahideddin odaya girdi.39 (ç. Bu durum. politikaya karşı en ufak bir ihtiras ya da ilgisinin olduğunun farkedilmesi halinde. Duvarlarına doğu kilimleri asılmış bir odada. Brokar kumaşla kaplanmış bir kanapeye oturdu. O. sarayda oturmuştu. bu durumdan dolayı duyduğu kızgınlığı merasim görevlisine ilettiyse de. kara kuru. Böylece bir maske olarak miskin. esasen veliahd bu nedenle üniformasına giymeyi reddetmiştir. Üç aydır görev dışı kalmıştı. arabasının trene en uzak bölümde bırakıldığını ve diğer kurmayların kişisel eşyaları ve bavullarıyle doldurulduğunu gördü. En küçük bir hatası. Altmış yıl boyunca Vahideddin. Abdülhamid'in boyunduruğu altında. 62 yüze geldi. s. onun yarım akıllı olduğu sonucuna varmıştı. Mustafa Kemal derhal yumuşadı.** Durumdan yakınacak olduğunda yine hakaret dolu terslemerle yüz * Sabah giysileri (ç. Türkiye'nin Avrupa'da böyle sarsak bir veliahdın başkanlığındaki bir heyetle temsil edilmesinden utanç duyuyordu. Eski Padişah onu sevdiği ve eğitimini üstlendiği halde. hizmetkârlarının selamlarım kabul ettikten sonra. İstanbul. sarayda gördüğü bir ayağı çukurdaki sarsak ihtiyarın yok olduğunu görüp şaşaladı. Vahideddin'i de hafiyelerine sürekli olarak izletmekten geri kalmamıştı. Üstlerine karşı yağcı. Enver. böyle bir görevi kabul etmek budalalığını gösterdiği için esef ediyordu. Kendisine hiç yakışmamış bonjurunun* içinde. dik arkalıklı rahatsız bir sandalyede Veliahdı bekledi. Kendisine adeta alt rütbeli bir subay muamelesi yapılıyordu. iktidarını sürdürüyordu. Talat ve Cemiyet onu atlayıp. İki kez gözlerini büyük bir çabayla açıp boş boş baktıktan sonra. Şimdilik hiçbir değişiklik umudu da görünmüyordu. çevresindeki fraklı saray hizmetkârları ayakta bekleşir ve fısıldaşırken. Hiçbir şey yapmadan oturmak. Savaş makinelerinin denetimini elinde tutan Enver. yorgun yüzlü ve uzun çeneli. Söylediği bu hoş ve nazik sözlerle gururunu öylesine okşadı ki. onun için işkenceden farksızdı. daha önce yakından tanıma fırsatı bulamadığı için özür diledi ve kumandan olarak gösterdiği başarılardan ötürü onu kutladı. sevimsiz bir adamdı. Veliahdın vagonuna girdiğinde. Çarçabuk yakın ve samimi bir dostluk geliştirdiler ve Mustafa 63 . aslında zeki bir beyin ve ne istediğini gayet iyi bilen bir irade gizliyordu. trenin penceresinin önünde durup çevrede bulunan kalabalığın coşkun tezahüratına yorgun argın bir tavırla karşılık vermesine baktıkça. Enver ve Talat'tan nefret etmesine karşın. XVIII Mustafa Kemal yapacak daha iyi bir şey bulamadığı için bu görevi kabul etti. Alman cephesini görmek ve Alman Genel Kurmayıyla tanışmak ilginç olabilirdi. yorgun bir tavırla gözlerini kapadı. bitkin bir hal-tavır benimsemişti. merasim kıtasını doğulu bir'selamla ellerini alnına götürerek teftiş etti. İstanbul'dayken Mustafa Kemal'e karşı hesaplı bir aldırışsızlık kisvesi takınmıştı. Kendi önünde açılacak bir ufka ilişkin ise. son derece ihtiyatlı davranıyordu. Bakınız Atatürk'ün Hatıraları (Falih Rıfkı Atay'ın derlemesiyle). Başlangıçta bu kararından dolayı pişman oldu. kendisine cin gibi zeki gözlerle bakan gayet canlı bir adam oturuyordu. Veîiahd Vahideddin'e.

Bir başka defa. Vahideddin eleştiriye cevap vermeyi Mustafa Kemal'e bıraktı. Amacı hep aynıydı." Kayzer tarafından verilen bir akşam yemeğinde şampanyayı oldukça fazla kaçırmıştı. tümen var imiş gibi kabul edersek. planladığınız bu büyük taarruzun hedefinin ne olduğunu söyleme nezaketinde bulunur musunuz?" Hindenburg bir süre o iri kıyım vücuduyla bu küstah genç adamı aşağılayarak süzdü. Vahideddin'e bütün bunların boş laflardan ibaret^olduğunu." "İşte!"dedi Mustafa Kemal. Genel Karargahta Hindenburg tarafından kabul edildiler. Almanya'yla ittifakında kendi çıkarlarından bile feragat etmişti. Bütün Almanya turu boyunca Mustafa Kemal çok dikkatli bir şekilde eleştiriler yaptı. İlk yapılacak iş. Burada temelden bir yanlışlık var. çünkü Suriye cephesine ilişkin ayrıntıların doğru olmadığını kişisel olarak bildiğini anlattı. Türkiye aleyhine konuşan birinin sözlerine kulak misafiri olup çılgınca bir öfkeye kapılmıştı. Yemekten sonra'bir ara Hindenburg'u yanında görünce. Bütün yolculuk boyunca süren içtenlikli konuşmaları onları birbirine yaklaştırmıştı. Vahideddin'e Almanya'nın savaşı kazanamayacağını. Vahideddin de zayıf bir adamdı. Veliahda güven duymaya başladı. Bir keresinde. Alman ittifakının budalaca bir serüven olduğunu ve Enver'le Alman taraftarlarının def edilmesi gerektiğini kanıtlamaktı. Onu ve sorusunu duymazlıktan gelerek. koşullara bağlıdır. Yaşlı Feldmareşal Suriye cephesi de dahil olmak üzere bütün durumu son derece iyimser bir bakışla yorumladı. o gün bahsettiğiniz süvari tümeni sadece kağıt üzerinde var. Al65 64 . Vahideddin'i her fırsatta. Almanlar'a duyduğu nefreti hiçbir şekilde gizlemiyordu. Kısa bir zaman içinde tahta çıkarak Padişah ve Başkumandan olacağı kuşkusuzdu. Gelecekteki Türk padişahıyla bu şekilde konuşmaya nasıl cesaret edebilirdi? Ermeniler hakkında ne biliyordu ki? Türkiye. dişine bile münasebetsiz sorular sormaya teşvik ediyordu. Her ikisinin Enver ve Talat'a duydukları nefretten başka da ortak noktaları da vardı. kendi sözlerini Vahideddin'e teyit ettirmek. Mustafa Kemal'i susturmak için ona bir sigara ikram etti. Almanya'nın müttefikine karşı Ermeniler'i nasıl savunabilirdi? Zor zaptettiği çılgınca bir öfkeye kapılmıştı. Acı bir alaycılıkla. bir bozkurt gibi tüylerini kabartarak hücumu sürdürdü. onlara özellikle büyük bahar taarruzu hazırlıklarına ilişkin daha ayrıntılı bilgiler verecek olan Ludendorff u ziyaret ettiler. kişisel gözlemleri sonucu kötü bir durumda olduklarını anladığını söyledi. l Bunu biliyorum. bir Alman vilayetinin valisi olarak. Alsas Valisi Türkler'in Ermeniler'e karşı davranışlarım eleştiriyordu. idareyi bizzat ele geçirmek gerektiğine ikna etmek. çünkü oradaydım. bu genç subayın şaşırtmacalı sorusundan gafil avlanmış bir halde genel geçer bir cevap verdi: "Biz genellikle bizim için kati olan bir noktayı hedefleriz. ulaşmak istediğiniz hat neresidir?" diye birdenbire sordu. Tahttaki Padişah hasta bir adamdı ve çok yaşamayacağı kesindi. Mustafa Kemal sonunda bir fırsat yakalamıştı. Ermeniler Türkiye'yi mahvetmek için komplolar kurarken. Sonradan Mustafa Kemal. aramızda kalmak üzere. Geri döndüğünde Vahideddin'e bu çok dikkatli düzenlenen turdan. Batı cephesinin sadece bir kesimini heyete göstermek için çok dikkatli bir tur hazırlanmıştı. askerlik konularına tamamen yabancı olan Vahideddin'e. Daha sonra. "geçen gün Veliahd Vahideddin Efendi Hazretleri'ne Suriye cephesi hakkında arz ettiğiniz bilgiler oldukça yanlıştı. hatta Kayzer'in ken. "Buraya Ermeniler'i tartışmaya değil.Kemal. "Alman Genel Kurmayı bile hedefini bilmiyor ve ilerleyebilmesini şansa bırakıyor. Almanlar'ın çok başarılı gibi görünmesine karşın. Bir sonraki adım. Feldmareşal. Gene de. Bununla tatmin olmayan Mustafa Kemal. Mustafa Kemal. Vahideddin'i bırakan Mustafa Kemal kendi başına bir grup Alman subayıyla birlikte siperleri geçip hattın önüneki bir ağaçta bulunan izleme mevkiine tırmandı. Ancak bu şekilde tahtın arkasındaki güç olabilecek. Mustafa Kemal onun sözünü keserek: "Saldın başarılı olduğu takdirde. bir akşam yemeğinde. en tepeye tırmanarak istediği iktidarı ele geçirebilecekti. O da masada karşısında oturan valiye saldırdı. Almanlar'in başarısız olduklarını ona kanıtlamak onu Enver ve Alman yardakçılarını def ederek. azametle ona döndü: "Ekselans" dedi. Her yanda Türk olmaktan duyduğu gururu ve Türkiye ile Türkler'e duyduğu inancı dile getiriyordu.'' Bu ani hücumdan sersemleyen vali aceleyle özür diledi. Mustafa Kemal'i sağ kolu olarak yanına alıp. Vahideddin'in üzerinde tesirini şimdiden kurmalıydı.

böylece Mustafa Kemal'in umutsuzluğun gayya kuyularına batmasına yol açmıştı. Sonunda bir gün. kendisini bu tayfun gibi adamın ellerine bırakmayacaktı." Vahideddin sözüne devam etmesi için başını salladı. içinde bulunduğu duygusal depresyonla el ele vermiş. Tekrar İstanbul'a geldiğinde dostları ve düşmanlarının 66 67 . Ancak. o sıralarda çok yaygın bir bulaşıcı hastalık olarak bütün Avrupa'yı kasıp kavururken binlerce insanı öldüren İspanyol gribine yakalandı. "İstanbul"a döner dönmez." dedi Mustafa Kemal. Sonunda doktorlar onu önce Viyana'ya.manya'nın gerçek durumu hakkında fikir edinmeye geldik" dedi. etkin hizmette yorulmak bilmeden çalışmıştı. Vahideddin bir korkaktı. Bu haber bile eyleme geçmesi yönünde onu güdüleyemedi. 1918 Temmuzunun sonlarında İstabul'a vardığında hâlâ bitkin ve hastaydı. "Gördüklerimiz de bizi yeterince fikir sahibi etti. Sonra da. Vahideddin'in en belirgin özelliğiydi. saray yaşamı Vahideddin'in iliğini kurutmuştu. "Eğer siz de uygun görürseniz. Bu süre içinde zaman zaman kendisini çok fazla içkiye ve çılgınca sefahate de vermişti. Yeni Padişah'a bir kutlama telgrafı göndermek dışında. Vahideddin dişlerini göstermeye başlıyordu. Bütün Alman prensleri ordulara kumanda ediyor. Hastalık şimdi böbreklerine vurmuştu. Onun itici gücü. "Hiç farketmez! Onlara mücadele edecek bir kişiliğinizin olduğunu. İstanbul'a henüz varmışlardı ki. BM İzzet Paşa'dan olmak üzere. Türk veliahdı da kumanda etmeli." Seyahatin sonlarına doğru yaklaşıldığında. "bunu düşüneceğiz. ardından bir kür için Karslbad'a gönderdiler. Padişah'ın yaver-i ekremi olmuştu. İstanbul'dan geriye dönmesini öğütleyen çok sayıda mektup alıyordu. Kendisini hiç esirgemeden fiziksel ve zihinsel çabaya sürmüş. Yolda." "Hangi ordunun kumandasını alayım?" diye sordu Vahideddin. Mustafa Kemal'den. Veliahd onu dikkatle dinlemişti. beni haşmetmeabın kurmay başkanı yapın. Bütün bunlar geçtiğindeyse. soğukkanlılığını ve metanetini korumuştu. "Bir ordunun kumandasını almayı talep edin. Enver'in bunu önermemesi şerefinizi ayaklar altına alması anlamına gelen bir hakarettir. "yaşamımı sizinkiyle birleştirecek bir şey önermek istiyorum. Mustafa Kemal hedefine ulaşmak için gittikçe daha fazla baskı yapmaya başlamıştı. Berlin'deki Adlon Oteli'nde Vahideddin'den özellikle samimi olarak konuşmasına izin vermesini istedi. Bir ay boyunca tarifsiz acılar içinde yatakta kıvrandı. bu ordunun İstanbul ve çevresindeki bölgelerin denetimini elinde bulundurduğunu ve herhangi bir siyasal bunalımda belirleyici bir etken olduğunu düşünüyordu. Temmuzda Padişah'ın öldüğünü ve Vahideddin'in tahta çıkarıldığını duydu. ısrarcı kişiliğinden ürkmüştü. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin muhaliflerinden olan izzet Paşa. Mustafa Kemal herhangi bir eyleme girişmek için kendisini çok bitkin hissetmekteydi." dedi Vahideddi. arkadaşlarından daha acil mektuplar almaya başladı. Sofya'da karşılaştığı şarlatan bir hekimin kendisini tedavi etmesine izin vermiş ve henüz iyileşememişti. Yoğun acıyle birlikte gelen hastalık. artık ilgi ve enerjisini yitirmiş durumdaydı. Enver'e karşı kullanmak için ondan yararlanabilirdi. Dahası. Altmış yıllık saray yaşamından sonra aşırı ihtiyatlı olmaktan doğan bir kas tembelliğinden nıuzdaripti. inanılmaz enerjisiydi. ancak. olağanüstü bir çabayla geriye dönme kararı aldı ve İstanbul'a doğru yola çıktı. Enver'den başkumandan vekili unvanı geri alınmıştı. "Beni reddedecekler" dedi Vahideddin. O zamandan beri de kendisine hiç dikkat etmemişti." İhtiyat. • "Beşincinin" cevabını verdi Mustafa Kemal. Mustafa Kemal ciddi bir biçimde hastalandı. XIX Dönüş yolculuğunda Mustafa Kemal geleceğe ilişkin planlar yapmaya başladı. Mustafa Kemal cesaretini hiçbir zaman yitirmemiş. Hâlâ çok hasta olduğu halde. onun şiddetli. görmezlikten gelinemeyeceğinizi göstermiş olursunuz" karşılığını verdi Mustafa Kemal.

İki hafta sonraki Cuma günü selamlık merasiminden sonra.arasında kendisini toparladı. Benim bilgilerime göre. bir kukladan ibaret kalacaktı. Mustafa Kemal. Sultan'ı ikna etmek için konuştukça heyecanı büyüyor. Mustafa Kemal daha uzun ve olgun. İkinci görüşmelerinde de Mustafa Kemal daha fazla bir şey elde edemedi. tutkuyla istediği güce kavuşacaktı. Enver de hiçbir riske girmiyordu. "Bravo Enver" dedi sonunda. Alman ittifakından çekilmeli ve -çok geç olmadan. Üçüncü görüşmedeyse. İçlerinde birkaç Alman generalinin de bulunduğu adamlarıyle çevrili olarak. çevik. nezaket kurallarını bile bir tarafa bırakan Mustafa Kemal. Süratle iyileşmeye başladı. Padişahın emirlerinin arkasında kimin olduğunu gayet iyi biliyordu. Neşeyle gülen Enver ufak tefek. Onun huzurundayken kendini bunca zamandır hedeflediği noktaya son derece yaklaşmış hissediyordu. Beni oraya göndermekle benden mükemmel bir intikam almış oluyorsun. kelimelerin üzerine basarak. konuşmasını sürdürüp Padişah'ın sesini'bastırdı. Enver'i azletmeli ve Almanları ülkelerine göndermeli. Sözlerini tamamladığında Vahideddin biraz öfkeli bir tonda. Eski tasarısını etraflıca açtı. o an delice bir öfkeyle sarsıldı: Enver yine onu yenmişti: Vahideddin onu terketmiş." dedi: Padişah ordunun denetimini ele almalıydı. Eski tutkularıyla birlikte kendisi de canlandı. Bir an önce oraya gitmenizi istiyorum ve sizi bu eyaletin düşman eline geçmemesini sağlamakla görevlendiriyorum. Değil protokol. Enver ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'yle derhal mücadeleye girecek kadar güçlü olmadığına ve Mustafa Kemal'in bu konuda ona yardım edecek kadar taraftan olmadığına karar ver- mişlerdi. • O sırada odanın bir köşesinde duran bir Alman generali yüksek sesle: "Türk birlikleri hiçbir işe yaramaz. "Zatıalinizi Suriye'ye kumandan tayin ettim" dedi. "Bu cephe hayati önemi haizdir. ona baktı. o an için yapabileceği hiçbir şey kalmamıştı artık.ileri gitmesi. Bir an için durdu. "kendisi üstün yetenekli ve güvenimi kazanmış bir subaydır. Yeni Padişah onu büyük samimiyet gösterileriyle kabul etti. Vahideddin'le yapmış oldukları projeleri mutlaka hayata geçirmesinin gerekli olduğuna karar verdi. görüşlerini daha da şiddetle savundu." Mustafa Kemal'e dönerek. bu Türk adetlerine göre neredeyse hürmektarane bir nezaketin belirtisidir. Mustafa Kemal'i mümkün olduğu kadar çabuk İstanbul dışına çıkarmaya karar verdi. Mustafa Kemal'i çağırttı. Mustafa Kemal. şunları söyledi: "Ben bütün düzenlemeleri Enver ve Talat Paşa hazretleriyle yaptım. "Felâket tam önümüzdedir. efendim" cevabını verdi Mustafa Kemal. bütün o güzelim tasarıları boşa gitmişti. göğsü nişanlarla donanmış. ondan akıl almıştı. Enver. Bekleme odasında." Sonra da onun huzurundan çıkmasına izin verdi. Padişah. Size verdiğim bu görevi büyük bir başarıyla yapacağınızdan eminim. eniştesi ve başdanışmanı olan Damad Feria Paşa'yla görüşmüş. o zaman da Enver'i. Doğrusu onlara kumanda eden hiç kimseye gıpta etmem" diyordu. yüzü asık ve esmer renkliydi. Vahideddin'in bu tavırda onun sigarasını yakacak kadar -ki. Eğer Vahideddin'i ikna etmeyi başarırsa en tepeye ulaşacaktı. Henüz hiçbir riski göze alamayacak kadar temkinliydi. Vahideddin cevap vermeye başladı." İki rakip birbirlerini süzdüler. zarif ve küstahtı. Bunlar sadece kaçmasını bilen hayvan sürüleridir. Sen kazandın. Suriye'deki ordu yalnızca ismen vardır. Gerçek şuydu ki. Padişah yalnızca bir ad. Pâdişah'ı tehdit etmişti. tutkulu hatta meydan okuyan bir hal alıyordu. "Çok sayıda. 69 . dışarıda bırakılmalıydı. fakat rakiplerinden eninde sonunda öcünü alacaktı. çocuk yüzlü. Enver ve Almanları iktidarda olduğu sürece. kaşları büyük bir öfkeyle dolu olan gözlerinin üzerinde çatılmıştı." Ve huzurundan çıkması için ona izin verdi.bir an evvel ayrı bir barış anlaşması yapmalıydı. içlerinde Almanlar'in da bulunduğu bir subay kalabalığı vardı. "Seni tebrik ederim. "Sizinle aynı görüşleri paylaşan başka subaylar da var mı?" diye sordu Vahideddin. onu son derece sıcak bir tavırla kabul etti. Mustafa Kemal'i kurmay başkam yapmalı ve Türkiye'yi yüzyüze olduğu yıkımdan kurtarmalıydı. Mustafa Kemal odadan dışarı çıkarken Enver'le karşılaştı. Mustafa Kemal'i'serbestçe konuşmaya teşvik etti. Vahideddin. Onu Almanlar'a "İşte Mustafa Kemal Paşa" diye tanıttı. o lanet olası Enver'le bütün avanesini kovacaktı. Artık Padişah olduğuna göre. bununla birlikte Vahideddin hiçbir sözvermedi. Enver'e dönmüştü.

Rayak'ta yeni açılan bir hattan ikinci bir demiryolu kuzeye. giysileri perişan. büyük bir saldırıya hazırlandıkları belliydi. Kendi korkaklığınızın suçunu Türk askerine yüklemeye nasıl cesaret edersiniz! Tam bir ölüm sessizliğine bürünen bekleme odasında bulunan herkes onun sesindeki tutku ile sarsılmışken Mustafa Kemal dimdik . bitlenmiş. Halep'e gidiyor ve Toros dağlarını aşarak Türkiye'ye dek ulaşıyordu. Hicaz demiryolunu tutuyordu. dinç ve istek dolu askerlerden oluşuyordu. Mustafa Kemal. artık onların usullerini iyice öğrenmişti.66 (ç. * Rayak olmalı.E.yürüdü. acınacak haldeydiler. "İngiltereli"nin T.n. s. Sadece zor kullanılarak siperlerinde tutulabiliyorlardı. Her raporun İngilizler'in taarruza hazırlandığını gösterdiği eylülün ilk iki haftası boyunca Nablus'daki* karargahında çaresizce yatakta kalmaya mecbur oldu> 17 Eylül'de asker kaçağı bir Hintli çavuş 22 nci Kolordu hattına sığınarak. çölden yaptıkları sürekli akınlarla demiryolu. Fevzi. Enver'in yanından geçerek çıktı. Liman Von Sanders onu tekrar gördüğüne memnun olmuştu. Refet bu ihbarın doğru olduğuna inanıyordu.e. Tümüyle ihmale uğramış.. Maneviyat diye bir şey kalmamıştı. bunu ancak kendiniz kaçarken görmüş olmalısınız. 7 ve 8 nci ordular arasında. Nablus'daki* karargahında bulunan yüksek kumandan Liman Vön Sanders'e -Falkenhein baharda Almanya'ya dönmüştügörevi hakkında rapor sundu.) 70 Deraa kavşağından batıdaki denize doğru bir yan demiryolu hattı kurulmuştu.n. Ürdün nehri ve Cüda dağlarından Hicaz demiryolu ile Maan çölü arasında kalan araziye dek uzanan büyük bir hat boyunca siper içine yerleştirildiklerini gördü. Erkan-ı Harbiye reisliğine atandığı için İstanbul'a dönen güvenilir.Mustafa Kemal şimşek gibi Alman'a doğru döndü. "Türk askeri asla kaçmaz. bol miktarda kumanyaları. cephaneleri. İngilizler'e katılmıştı. toplarının yanı sıra mekanize nakliye imkanları ve çok sayıda uçakları vardı. Türkler'in. telgraf ve telefon hatlarını kesiyor. "'Bu orduya kumanda ediyorum. Mustafa Kemal Kafkasya'daki birliklerin durumunu kötü bulmuştu. Türk konvoylarını ele geçiriyor. Bu memlekette ÜÇ yıldır İngilizler'le çarpışmaktaydı. devamlı olarak hattın gerisinde devriye geziyorlardı. Yafa'nın onbeş kilometre kuzeyinde kalan bir noktadan. eğer Türk askerlerinin koştuğunu görürseniz. yaşlı bir askerdi. Siz. büyük taarruzun 19 Eylül günü kıyıdan başlatılacağını ihbar etti. 7 nciOrdu. Mustafa Kemal. age." Sesi Türkler'e plan tutkulu inancıyla titreyen bir trampet gibi tınlıyordu.. Mekke Emiri Hüseyin'in oğlu Emir Faysal'a bağlı Araplar. makineli tüfekler yerleştirilmiş kamyonlardaki muhafızlar asker kaçaklarını gördükleri anda vurmaları emrini almış. Suriye'ye uzanan belli başlı bütün yollan kapsıyordu: Hicaz demiryolu Medine'den başlayıp Maan çölünden geçerek Deraa'daki kavşağa ve Şam'a gidiyordu. Sonra bütün cepheyi kapsayan bir inceleme gezisi yaptı. Türklerdeyse hepsi hepsi sekiz uçak ve iki uçsavar vardı. s. generalim.. Solda ise. 4 ncü Ordu. Miralay Refefın kumandasında kıyıya kadar uzunan mevzileri tutan 22 nciKolordu ile birlikte 8 nciOrdu yer alıyordu. Refet bu haberi Mustafa Kemal'e iletti. Alayların çoğu kağıt üzerindeki mevcudunun yüzde onundan azına sahipti. 7 nci Odunun kumandasını Fevzi Paşa'dan devraldı.Lawrence'in kumandası altında. Suriye cephesine vardığında Ağustosun sonu yaklaşmıştı. Filistin'i boydan boya aşarak. İngilizler Türkler'in tam karşısında bir siper hattı kurmuşlardı. İsmet ve Ali Fuad Çağrıldı. örgütlenmeleri.. ama bir arada hastalandı. yiyecek. gözleri kızgınlıkla alevlenmişti. XX Mustafa Kemal. donanımları ve sıhhiye hizmetleri mükemmeldi. Buradakiler ise. iletişim^ kesintiye uğratıyor ve bütün bu yaptıklanyle Türk'birliklerinde güvensizlik duygusunu yerleştiriyor ve yerel halkı da isyana kışkırtıyorlardı. bu orduya levazım-sağlamak için * Baalbek olmalı: a.).66 (ç. gene de kaçakların sayısı siperlerdeki askerlerin sayısından daha çoktu. güneyden kuzeye. tüm vücudu bu öfkeyle titriyordu. sarayı terketti. bu korkunç keşmekeşi bir tür örgütlenmeye dönüştürebilmek için bir kez daha çılgınca işe koyuldu. birlikleri taze. 71 . Böbrek rahatsızlığı nüksetmişti. Geri çekilme sözünün ne demek-olduğunu bile bilmez. Deneyimli bir subay olan Ali Fuat da aynı fikirdeydi. Türk hattının merkezinde yer almaktaydı: Miralay İsmet ve Miralay Ali Fuad'ın kumandasındaki iki kolordusu vardı. Sağda. hatta sık sık su kıtlığıyla olan askerlerin binlercesi dizanteriden ve çölün kavurucu sıcağı altında açlık ve susuzluktan ölüyordu. "Ben de bir askerim" dedi. köprüleri uçuruyor. Bu hat.g. kıyı şeridindeki düzlükte bulunan kumsala kadar.

nakliye araçlarıyla toplan bombalayan İngiliz uçakları devamlı olarak üstlerinden geçiyordu. artçılarım yakalayan 11 ne. az kalsın Liman von Sanders'i de yakalayacaklardı. Bütün ayrıntılarla bizzat ilgileniyordu. hayvanları ve vagonları terkedip çılgın bir şekilde kendini güvenceye almaya çalışan askerler. Türkler'in yan cenahını geriye püskürtüp. Ne var ki. Birkaç dakika sonra. onu çok az zaman farkla ellerinden kaçırmışlardı. Yürüyüş kollarını makineli tüfekle tarayan. GENEL HARB * 73 . İngiliz süvari tugayı atlarıyla nehre indiklerinde. onların fikrine katılmadı. 19 Eylül gece yarısı. İsmet düşmanın yoğun bombardımana başladığını haber vermek için telefonla onu aradı. Mustafa Kemal. haberi Liman von Sanders'e ilettiler. Beşinci gün toplayabildiği tüm askerlerini kişisel idaresine alarak. sıcak boğucuydu: Fakat iradesi hastalıktan bile güçlüydü.BU KARTTA BASKIDAKİ BOZUKLUK NEDENiYLE KIS ALMIŞTIR. üst başlarını soyup alıyor. Alman. Paniğe kapılarak dağıldılar. Birliğin büyük bölümü nehri geçtiğinde. tüfeklerini. çoğu imha edildi. askerlerin organlarını kesiyorHARiTA (S. güçlükle yatağından çıktı. ama adamları bitmişti. kendisi de onları izledi. 22 nci Kolorduyu ve 8 nci Orduyu tümüyle temizlediler. BKZ. ordusunu Ürdün Nehri'ni arkasına ahp çevirerek. sırf cesaretiyle ayakta durabiliyordu. Sancıları hala devam ettiği gibi ateşi de vardı. Ürdün'e geçirmeye hazırlandı. Uçları tutan Lawrence'in adamları. . ve en iyi birliklerini o yöne sürdü. HOMS VE HAMA'YI IÇER01 RAYAK VE HALEP ARASINDAKİ BÖLGE. cephaneleri. Türk hatlarının sağ kanadını aşıp. asıl taarruzlarını 8 nci Ordu üzerinde yoğunlaştırdılar. demiryolundan geleceğine inanmaktaydı. 4 ncü Türk ordusu demiryolunun yukarısına doğru çekiliyordu. Güçlerinden arta kalanları Deraa istasyonuna ulaşmak üzere ıssız çöle doğru sürdü. sürüler halinde koşuşuyorlardı. kıyıya doğru ilerlediler. HARİTADA GÖZÜKMEMEKTEDİR. silahlarını. Hintliler'in bir hile olarak karşılarına yerleştirildiklerine. 7 nci Ordu'yu güçlü bir cephe saldırısıyla oyalayıp.Şafakta İngilizler saldırıya geçti.İsmet ve Mustafa Kemal de onlarla-görüş birliğine varıp.83) 1918 SURiYE SEFERİ HARİTASI NOT. asıl saldırının batıdan. sürüden ayrılıp dağılan askerleri öldürüyor. Her tarafta sonsuz bir kargaşa hakimdi. bu şiddetli hücumdan kurtardı. içlerindeki bütün o Arap canavarlığıyla. onların kuzeydeki çekilme hattının önünü kestiler. Elindeki olanaklarla tüm hazırlıkları tamamladı ve bütün kumandanlarını da hazır olmaları için uyardı. Arka ve yan cenahlardan düşman onların peşinden gelmekteydi: İki kez artçıları tek sıra halinde yürürken düşman tarafından yakalanıp. Hintli'nin ihbarının doğru olduğuna inanan Mustafa Kemal.

kentin merkezindeki Baron Oteli'nde kalıyordu.n. Savaşacaktı. Ertesi sabah gitmişti. Ama İngiliz öncü birlikleri yaklaştıkça düşmanca ve acımasızca davranmaya başladılar. O tehdit altında kalır kalmaz. siz . hemen sonra kıyı kentleri halkının düşmandan yana oldukları. "Kurşuna dizilmen gerekirdi" dedi. Mütakcre kabineleri iÇin bkz. Rayak'taki* Ali Fuad'in kumandasında yerinizi alın ve elinden geleni yapın. düşmanı kendi ülkelerinden. Kumandanı karşısına alarak. Bahriye Nazın olarak kabinede yer alıyordu.n. 4 ncü Ordudan bir kolordu kumandanını kaçarken'zor durdurmuştu. Dahiliye vekili olarak eski Sofya Sefiri Feıhi Bey bulunmakladır. Bu hat. Yalnız Türk askerleri değil. İngilizler onlarla teması kaybetti. Rauf ile Fevzi Paşa'nın da içinde yer aldığı yeni bir hükümet kurulduğu haberi ulaştı* Lawrence'den.Türkler'e. 1976 (ç. yüksek rütbeli subaylar bile canlarını kurtarmak için kaçıyorlardı. Başlangıçta Halep halkı sakin ve sessizdi. ancak. Birkeresinde yanında .67 (ç. Halep'e doğru genel çekilme emrini içeren bir bildiri yayınladı. bu yeni hat üzerinde Türk çocuklarını arkalarını kayalara vererek. Ne asker kaçakları ne de düşman kolay kolay geçemezdi. Şam'da durdu.şoföründen başka kimse olmaksızın** oto* İzzet Paşa hükümeti (14 Ekim 1918-11 Kasım 1918) Bahriye Kurmay Başkanı olan Rauf (Okyar) Bey. yeni bir hükümetin kurulması ve kendisinin Harbiye Nazırı yapılması taleplerini içeren bir telgraf çekti. Şam demiryoluna doğru öylesine hızlı bir şekilde çekildi ki. İngilizler henüz biraz uzaktaydılar ve hemen gelecekleri de yoktu. Enver.ye uzanan biricik yolun üzerindeydi. Talat ve Cemal'in Karadeniz yoluyle yurtdışına kaçtıkları. Cepheden yine kaçmıştı. memleketin sahiplerine kalmış bir meseledir. Suriye Türkler'in sadece fatih ve idareci olarak ellerinde bulundurdukları Arap ülkeleriydi. İsmet'i Şam'da bırakıp Ali Fuad'ı yanına alarak işe koyuldu.69 (ç. istanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele. bir avuç adamını. En önden gidip Halep'in on mil kuzeyindeki yeni hattı bizzat hazırlattı. "fakat sana ikinci bir fırsat vermek istiyorum. Atatürk'ün Hatıraları. ** Aslında yanında Tahsin Bey. Telgrafına hiçbir karşılık gelmediyse de. Türkiye'den uzak tutmaları için savaştıracaktı. Burada anavatan için son nefeslerini verinceye değin çarpışacaklardı. "Planınız gayet makul" dedi Alman. 74 "Bütün sorumluluğu ben üzerime alıyorum" dedi Mustafa Kemal. Mevzilerini iyice sağlamlaştırmak için hiç durmaksızın çalışıyordu. Tüm Suriye'den vazgeçerek bir an evvel üçyüz kilometre ötedeki Halep'e kadar geri çekilmeli ve kuzeyde Türkiye'ye giden yollan kapsayan yeni bir savunma hattı oluşturulmalıydı. 75 . s. Buralar kaybedilebilirdi. Mustafa Kemal erleri ya da alt rütbeli subayları kurşuna dizdirmeyi gereksiz gördü. "ancak. Yan tarafları güvenliydi.).. Ben yalnızca bir misafirim. Bu kararı vermek. İngilizler'in Beyrut'a girdiği ve Rayak'ta kurulan bir hattın düşman tarafından çevrildiği haberleri geldi.n. Paniği durdurmak için tüm girişimleri boşa çıkmıştı. hemen çevresindeki askerlere cesaret vererek dimdik ilerlemekteydi.). Mustafa Kemal durumu çarçabuk muhakeme etti. kişiliğinin gücüyle bir arada tutan Mustafa Kemal. Araplar vasıtasıyla Mustafa Kemal'e ayrı bir barış anlaşmasının ön görüşmelerinin başlatılması için Türk hükümetine ağırlığını koyması yönünde bir öneri geldi. Mustafa Kemal bunu reddetti.). Yüksek kumanda düzeyindeki bu duygusal çöküntüye tanık olduktan sonra. Dağılmış birlikler hatta ulaştıkça bunları yeni alaylar halinde örgütlüyor ve askerlere yepyeni bir ruh aşılayarak onları düzene sokuyordu." * Baalbek olmalıydı. Fevzi Paşa kabinede değildir. s. Birliklerin maneviyatı tamamen çökmüştü. Ve düşmanla tüm çatışmaların durdurulup. büyük Toros dağlarının arasındaki tek sarp geçitten doğruca Türkiye'.age. Liman von Sanders ona Rayak'ta yeni bir hat kurması emrini verdi..lardı. Yapılacak bir yeniden örgütlenme için zamana gereksinim olduğunu anlamıştı." Kumandan selam verdi. Arabistan. Filistin. Bütün bu keşmekeş içinde. Ancak. Derhal Liman von Sanders'e gitti. bu emri ben veremem. Sina Aksin. diğerleri gibi kaçacak bir korkak değildi. Büyük bir felaket olmaksızın Osmanlı İmparatorluğu'nün en büyük dilimlerinden birini düşmana bırakmanın sorumluluğunu üstüme alamam. Yalnız denmesinden kasıt koruyacak askeri bir kuvvet bulupmadığı olmalıdır. Mustafa Kemal. Ama burada. Yaveri Cevat Abbas Bey de vardır. Padişaha Enver ve çetesinin uzaklaştırılması. Deraa'dan hiç beklemeksizin ayrılarak.

mobiliyle dairesinden dönerken çevresi bir sokak köpeği sürüsü gibi hırlayarak ona bağırıp çağıran bir güruh tarafından sarıldı. Elindeki kırbaçla onları uzaklaştırdı; kendisini izlemeleri üzerine onlara para ve silah sözü vermek zorunda kaldı. Ertesi sabah korkunç bir patırtı duyup oteldeki odasının balkonuna çıktı. Otelin önündeki sokaklar tehditkar bir kalabalıkla dolmuştu. At üstünde doğudaki çölden gelen Araplar kente dbluşmuşlardı. Kaybedilecek hiç zaman kalmamıştı. Kenti boşlatarak Kitma'daki karagahını kaldırıp, kurduğu yeni hattın gerisine nakletti ve yaklaşmakta olan taarruzu karşılamaya hazırlandı. 26 Ekim günü düşmanla temas kurmak üzere hızla ilerleyen ilk İngiliz öncü birlikleri göründüler. İki Hintli alayı olan Jodipore ve Mysore süvari birliği Hari Tan köyü yakınlarında Mustafa Kemal'in hattına saldırdılar. Mustafa Kemal doğruca köye gidip ateş emrini bizzat verdi. Cesaretlerini yeniden kazanmış olan Türkler çok iyi savaştılar. Hintliler ağır kayıplara uğrayıp dağıldılar ve takviye istediler. Türkler yaklaşık onbeş kilometre kadar kuzeyde önceden hazırlanmış mevzilerine çekildiler. Her iki taraf da bekleyiş halindeyken, İstanbul'dan hükümetin Mondros'ta bir ateşkes imzaladığı haberi geldi. Bütün Almanlar'ın derhal Almanya'ya dönmeleri talimatı verildi. Adana'daki bir otelde Mustafa Kemal, Liman von Sanders'den güney Türkiye'deki tüm birliklerin kumandasını devraldı. İki erkek bir masada karşılıklık oturmaktaydılar. Devir teslim merasiminin formalitelerini yerine getirmişlerdi. Mustafa Kemal artık ev sahibiydi; Liman von Sanders artık onun üstü olma konumunu yitirmişti: O artık Mustafa Kemal'in konuğuydu. Bu mutlak yenilgi saatinde, birbirlerine söyleyecek fazla bir şeyleri kalmamıştı. Her ikisi de cesur erkekler, metin ve deneyimli askerlerdi; her ikisi de hassas ve mağrur kişilerdi. Birbirlerine karşı ifade etmekte güçlük çektikleri derin bir saygı beslemekteydiler. Veda ederken "Ekselans," dedi Liman von Sander sonunda, "Sizi Anafartalar'daki kumandanlığınızdan beri tanıyorum. Yeteneklerini zi en baştan beri farkedebildiğim için kendimle gurur duyuyorum. Bu süre içinde sık sık anlaşmazlığa düştüğümüz oldu, gene de iyi birer dost olduk Şu andaki tek avuntum, kumandayı sizin yetkin ellerinize bırakıyor olmamdır." ' 76

Türkiye yenilmişti, ancak, artık bu cephenin tek kumandanı ve eskisi kadar gözüpek ve hırçın olan Mustafa Kemal, düşmanı hattından ileriye geçirmiyordu. Düşmanla yapıları barış görüşmelerinde en ufak ayrıntıyı büe uzun uzun tartışıyordu. Her şeyi her fırsatta erteliyordu. İngilizler İskenderun'u işgal etmek isteyince buna karşı koydu ve oradaki karargaha direnme emrini vererek saldın tehdidimde b& lundu. Sadnazam İzzet, gönderdiği telgraflarla ona önce ettir sonra rica ederek İngilizler'e yolu açmasını istediğinde, "Merhamet dilenmemeliyiz. Eğer bunu yaparsak, toptan yok olacağız" karşılığını verdi. Kurduğu hatü güçlendirmeye devam etti. Subaylarını yanlarında silah ve cephaneleriye birlikte adam toplayıp çeteler kurmaları için dağlara gönderdi. Düşmanın Türkiye'ye girmesini bir şekilde engelleyecekti: En kötü olasılıkları gözönüne alarak, gerektiği takdirde dağlarda gerilla savaşı vermek üzere hazırlıklar yapıyordu. İstanbul'da yeni bir hükümet kurulmuştu *, Fethi, Rauf ve Fevzi Paşa, hepsi kabinedeydiler **. İsmet, Harbiye Nezareti .müsteşarlığına atanmak için İstanbul'a çağrıldı ***. Mustafa Kemal terkedilmiş ve bir kenarda unutulmuştu. Buna çok kızıyor, ancak elinden hiçbir'şey gelmiyordu.****. Ansızın İzzet telefonla aradı.***** Padişahla tartıştığını ve istifa etmeye karar verdiğini söyledi. Bir İngiliz dostu olan yaşlı Tevfik Paşa Sadnazam olmuştu. İzzet, Mustafa Kemal'in biran önce dönmesini istiyordu. Yardımına ihtiyacı vardı.
* Birinci Tevfik Paşa Kabinesi (l l Kasım 1918-12 Ocak 1919). (ç.n.) ** Yeni kabinede bu Uç isim de yer almamıştı. Ilımlı Tevfik Paşa kabinesi, Abdülhamid dönemindeki Padişah kabinelerine benzer niteliktedir. Bu nedenle dirayetli askerlerin bu kabinede yer alması zaten mümkün değildi. Bu konuda ayrıntılı bilgiler için bkz. Sina Aksin, a.g.e. (ç.n.) *** Böyle bir çağrının yapıldığını, İzzet Paşa'nın Sadnazamlığı döneminde, Rauf Bey'e söylediği anlaşılıyor. Sözü geçen mevki, Genel Kurmay İkinci Başkanlığı idi: 3. Ordu kumandanı olan Miralay İsmet Bey, 24 Ekim'de Harbiye Nezareti müsteşarlığına atandı. Aksin, a.g.e., s.75 (ç.n.). **** ilk Mütakere kabinesinin Bahriye Nazırı olarak Rauf, Mustafa Kemal'i İstanbul'a çağırması için îzzet Paşa'ya sürekli baskı yapıyor, ancak Paşa, büyük bir olasılıkla Vahideddin'in emriyle bahaneler bulup işi savsaklıyordu; Aksin, a.g.e., s. 74-75 (ç.n.). ***** Atatürk'ün Hatıraları adlı kitapta, İzzet Paşa'nın Mustafa Kemal'i "makine başına çağırdığı", yani telgraf aracılığıyla aradığı ifadesi yer alır (ç.n.). .77

DÖRDÜNCÜBÖLÜM XXI Mustafa Kemal İstanbul'a vardığında, Mütareke birinci ayını doldurmuştu bile.* Bu süre içinde düşmanın her şeyi sahiplenmiş olduğunu gördü; İngiliz savaş gemileri Boğaz'daydı; payitaht Çanakkale Boğazı ve Türkiye'nin bütün elverişli mevkileri baştan aşağı İngiliz birliklerince ele geçirilmişti. Fransız birlikleri; kentin istanbul yakasında, Fransa'nın Sengalli ve Zenci birlikleriyse Galata daydılar. İtalyan birlikleri Pera'yı ve demiryollarını tutmuşlardı. Muttetık ' subayları polisi, jandarmayı, limanı denetliyor, kentlerdeki istihkamların boşaltılıp silahtan arındırılmasına ve ordunun terhisine onculuk ediyorlardı. Osmanlı İmparatorluğu un ufak edilmişti: Mısır, Suriye, Filistin, Arabistan gitmişti; Türkiye'nin kendisi de muzaffer ve kibirli düşmanın demir yumruğu altında çaresiz durumdaydı; hükümet çarkı darmadağın edilmişti. İttihat ve Terakki Cemiyeti yok olmuştu: Enver, Talat ve Cemal başka ülkelere kaçmışlardı; Cavid ve diğerleri saklanmıştı. Abdülhamid saltanatının yaşlı paşalarından ve İngilizlerle dostluğuyle tanınan Tevfik önderliğinde kurulan, zayıf hükümet, düşmanın emirlerim tevekkülle yerine getiriyordu. Ne' ki. düşmanın güç gösterisi Mustafa Kemal'i korkutmamıştı. Düşmana direnmeye "hazırdı, onunla her nokta hakkında tek tek münakaşa ve mücadele etmekte kararlıydı; ancak, hiç kimseden destek bulamadı. Her sınıftan Türk, artık tükenmişti, içlerinde direnme veya savaşma isteği kalmamacasına yenik düşmüşlerdi. Moral ve tı-ziksel açıdan çökkün, içlerinde direniş ya da canlılık kalmamış bir * Mustafa Kemal'in istanbul'a varış tarihi 13 Kasım 1918'dir. Mütareke Üzerinden iki hafta geçmiştir.
78

halde, muzaffer Müttefiklerce kendi kaderlerinin kararlaştırılmasını uysalca bekliyorlardı: Mevcudiyetlerine izin verilmesi için aciz bir halde yalvarıyorlardı. Mustafa Kemal doğruca İzzet'e gitti, îzzet'i kızgın ve bunalmış bir halde buldu. Düşmanın gelmesinden önce Enver ve Talat bir gemiyle Karadeniz'e kaçmışlardı; onların gitmesine memnuniyetle izin vermişti. Padişah onu paylamış, onları yakalayıp İngilizler'e teslim etmiş olması gerektiğini, İngilizlerle iyi geçinmek zorunda olduklarını söylemişti. Kendisi de Enver ve Talat'ın alçak kişiler olabileceğini, ancak, onların birer Türk olduğu cevabını vermişti; Türkler'i yabancılara teslim etmeye, Padişah'ın emri üzerine bile olsa, ortak olamazdı; bu yüzden de istifa etmişti. Mustafa Kemal onu tekrar görevine dönmeye ikna etmeye çalıştı. Duygularını paylaşıyordu, ancak, onun bir kenarda kalmaya, yenilgiyi böyle korkakçasına kabul etme fırsatını bu kabineye vermeye hakkı yoktu: Bu, Türkiye'nin sonu anlamına gelirdi. İmparatorluğu canlandırmaya ya da Arabistan ve Suriye'deki kayıpların herhangi birini bile geri almaya çalışmanın anlamı .yoktu: Osmanlı İmparatorluğu ölmüştü. Bunu böylece kabul etmek gerekiyordu. Şimdi asıl yapılması gereken, Türkiyelyi kurtarmaktı. Güçlü bir hükümet kurmaları gerekiyordu. İzzet, o yaşlı sarsak Tevfik'i indirip yeniden Sadnazam olmalıydı. Onu, Mustafa Kemal'i de, Harbiye Nazın yapmalıydı. Beraberce düşmanın karşısına geçip, onurlu bir şekilde Türkiye'den geri kalanı kurtarmaya çalışmak gerekiyordu. Mustafa Kemal, İzzetle birlikte bir parti kurmak için çalışmaya koyuldu. Politikayla birkez daha içli dışlı olmuştu. Siyaset sahnesinde, iktidara ulaşmayı urrian orta düzey isimlerden oluşan birdüzine kadar grupla karşılaştı: İngiliz mandası yanlısı bir parti, Amerikan mandası yanlısı bir diğer parti, İngiliz Muhibleri (dostları) Cemiyeti, Fransız Muhibleri Cemiyeti, İtalyan Muhibleri Cemiyeti adlarını alan bu, grupların hepsi de, dış yardım olmaksızın hiçbir şey yapılamayacağı varsayımından yola çıkılarak kurulmuşlardı. Çok kısa bir süre boyunca düşündüğü bir Amerikan işbirliği düşüncesi dışında, Mustafa Kemal'in hiçbir dış yardımın yararına inancı yoktu: Türkler ya kendi kendilerini kurtaracaklar ya da yok olacaklardı. Politikacılar ona kulak vermeye başlamıştı: Artık benzersiz bir konumdaydı. Enver'in gidişiyle rakipsiz kalmıştı. Türkiye'deki tek 79

başanfî kumandan olarak tanınıyordu. İngilizler'! Çanakkale'den sürüp atmış ve onların İskenderun'u almalarına karşı çıkmıştı. Padişah'ın bir yakını olarak tanınıyordu. Almanlar'a ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne sürekli olarak muhalefet etmişti. Hepsinden de öte, O, Enver,Talat, Cemal gibi, kendi başının çaresine bakmak için kaçmamıştı. Günlerce politikacılara kendi düşüncelerini benimsetmek için çabaladı. Meclis-i Meb'usan'da onlarla tartışarak uzun saatler harcadı. Çoğu onun görüşlerini benimsemiş gibi görünüyordu. Tevfik hükümetine karşı bir güven oylaması yapılması gündeme geldi. Tartışmadan önce Mustafa Kemal bir toplantı odasında, kalabalık bir milletvekili topluluğuna cesaretlerini göstermeye ve İngilizperver Tevfik kabinesini indirerek güçlü bir hükümet kurmaya zorlayan uyarıcı ve tehditkar bir konuşma yaptı. Güven oylamasının sonucunda başarılı olacağından emindi. Şimdiden kendini Harbiye Nazın olarak farz ediyordu. Bundan sonra iktidarı ele geçirmesi oldukça kolay olacaktı. Tartışmayı dinlemek üzere dinleyici locasına gitti. Oylamayı ezici bir çoğunlukla Tevfik kazandı. Mebuslar Mustafa Kemal'den ve onun düşüncelerinden ürkmüşlerdi. Mütehakkim paşadan korkuyorlardı. Onun ihtiraslarından kuşkulan vardı. Direniş ve başarısızlık sonucu mahvolma konusundaki kararlılığı, onlara saçma görünüyordu. Mustafa Kemal öfkeden bembeyaz bir halde politikacılara lanetler okuyarak telefona koştu ve Padişah'tan bir görüşme talep etti. Aslında döndüğünden bu yana Saray'dan uzak kalmaya dikkat etmişti. Bir görüşmenin ayarlanabileceği cevabını.aldı. Bir haftayı bekleyerek geçirdi. Sonunda Vahideddin haftalık resmi tören olan Cuma selamlığından sonra, onu kabul etti. Onu görmekten dolayı memnuniyetini ifade ettiyse de tutumu samimi değildi. Bu tutum Mustafa Kemal'in gözünü korkutmadı ve doğrudan doğruya konuya girdi: Zat-ı şahane düşmanın karşısına çıkmak üzere güçlü bir hükümet oluşturmalı, onlara eşitmişcesine muamele etmeli ve yenilginin böyle korkak ve ürkekçe toptan kabulüne bir son vermeliydi; zat-ı şahanenin bir tek sözü bile milli cesareti güçlendirecekti. "Güçlü bir hükümette beni Harbiye Nazırı yapın" dedi Mustafa Kemal, "O zaman Türkiye'yi kurtarabilirim. Fakat bu mebusan 80

dağıtılmalı; mebusların yansı vatan haini, İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri, Enver'in dostlarıdır; kalanlanysa korkaktır. Aralarında güçlü karakterde bir kişi bile yoktur." Vahideddin onun sözünü keserek, "Sizin ordu üzerinde büyük etkiniz var" dedi. Padişah olduğundan beri gittikçe daha cesur ve mütehakkim bir tutum geliştirmişti. "Ordu bana bağlı mı?" "Döneli çok kısa bir süre oluyor efendim. Bilmiyorum" dedi Mustafa Kemal; bu soruya şaşmıştı. Vahideddin sanki uyuyormuş gibi gözleri kapalı oturuyordu. Bu gerçek düşüncelerini Abdülhamid'den gizlemek istediği zaman takındığı tavrın aynıydı. "Zat-ı şahanenin erinde ordunun sadakatsizliğine dair deliller mi var?" Kısa bir aradan sonra, sorusunu "Ordu bana bağlı mı ve'gelecekte de bağlılığını sürdürecek mi?" diye bezginlikle tekrarladı Vahideddin. "Bağlı olmadığına ve olmayacağına inanmak için hiçbir neden göremiyorum" dedi Mustafa Kemal ihtiyatla. "O halde ordu üzerindeki etkinizi bana sadık kalması yönünde kullanacağınıza güveniyorum" dedi Vahideddin. Mustafa Kemal hakkındaki kararını çok önceden vermişti: İşe yarar türden, tutkulu ve etkili, ama iktidar verilirse tehlikeli olabilecek ve idaresi zor bir adam. Enver'e karşı yararlı olabilirdi; şimdiyse ordu konusunda yararlı olabilir. Ağır göz kapaklarının altındaki ihtiyatlı bakışlarıyle, önündeki ince, esmer yüzlü kumandana bakıyor, bağlılığı ve desteğinden nereye kadar emin olabileceğini kestirmeye çalışıyordu. Ertesi gün Vahideddin Meclis-i Meb'usan'ı feshetti ve eniştesi ve baş danışmanı olan Damad Ferid'i sadrazam yaparak idareyi bizzat eline aldı.* Bu yaptığı büyük bir fırtına kopardı. Herkes onu lanetliyordu. Bir gazete onun Abdülhamid'e yazdığı mektuplardan parçalar yayınladı. Bunlar, Abdülhamid'in hal'i sırasında sarayda bulunmuştu ve Vahideddin'in Kızıl Sultan hesabına nasıl alçakça işler ve hafiyelik yaptığını kanıtlamaktaydı. Yeni hükümette Mustafa Kemal'e hiçbir mevki verilmemişti,
* Söz konusu fesih 21 Aralık 1918'de yapıldı; Damad Ferid'in sadnazam oluşu ise 4 Nisan 1919 tarihinde gerçekleşti, (ç.n.) 81

Yine öylesine köşeliydi ki." İstanbul'da müttefik devletlerin temsilcileri sürekli olarak ve açıktan açığa kavgalaşıyor. Burada politikaya ya da toplumsal ilişkilere karışnuıksızın. İtalya'da. böylece Türkiye'yi de kurtarmış olacaktı. Biz de parçalan sonradan bölüşürüz. geri çekilmeye başlamıştı. Arif Almanya'da eğitim görmüş. Mustafa Kemal'in. bir şüpheliydi. Mustafa Kemal sırf kendi çıkarı için çalışıyordu. yapılması gereken tahtın ve kendisinin emniyetini sağlamak olmalıydı. Padişah'ın arkasında onun olduğu söyleniyordu. Orduları terhis edilmiş. Güçlü bir hükümet ya da herhangi bir direniş girişimi gibi düşüncelerin. yetenekli bir kurmay subaydı. Hiçbir taraftan yoktu. Sık sık annesini ve kızkardeşini görmeye gidiyordu. Dahası. aksi halde o da tutuklanabilirdi Ancak. "Türkiye'yi kendi haline bırakın" demişlerdi. Arif de Mustafa Kemal'in irade gücünden hiçbir iz bulunmadığı gibi. Bunu . O. aynı alaycı görüşe sahipti. akıldan geçirmenin bile yanlış'olduğunu düşünüyordu. Suriye'de. insan Arifti. "otomatikman parçalanacaktır. İstanbul'un banliyölerinden biri olan Şisli'de küçük bir ev kiraladı. 1919'un ilk ayları geldiğinde bir değişiklik kendisini gösterdi. Mücadele ruhu gösteren herkesi tutukluyorlardı. Eniştesi ve en çok güvendiği kişi olan Damad Ferid. Birbirlerini Selanik ve Manastır'daki okul günlerinden bu yana tanıyorlardı. Danışmanları Lloyd George'a. ama onlarla.hakim olan İngilizler'di. açıkça şefkat gösterdiği tek. ama nasıl bir eylemin gerçekleştirilebileceğine ilişkin hiçbir fikri yoktu.ama Padişah'm bu eyleminin sorumluluğu ona yükleniyordu. .. Türkiye'nin alçaltılmasını seyretmek onu çılgınca öfkelendiriyordu: Payitahtın sokaklarında İngiliz ve Fransızlar'ın âmirâne tutumda dolaştığı. korkak ve inatçı Vahideddin bir sabit fikre saplanmıştı: Taht ve Türkiye bir Ve aynı şeydi. ancak. haftalar geçip de.gayri Müslimlerin Türk kadınlarına sarkıntılık edebildiği bir Türkiye'ydi bu. sakın bir hayat sürmeye başladı. her biri en gözde mevkii ya da ticari avari83 . Ortak zevkleri vardı. Düşmana . Düşmanın ülke üzerindeki baskısı gevşemeye başlamıştı. hiçbir tertibin içine sığışumıyordu. Duygularını gizleyip içini kavuran nefretin korkunç ateşini göstermemesi gerekiyordu. sürekli gözetim altındaydı. Askeri olan her şeye karşı onunla aynı içgüdüye. Mustafa Kemal'e neredeyse köpekçe bir saygı ve bağlılık gösteriyordu. Mustafa Kemal'den daha gençti'. Kimileri de. Arifin Mustafa Kemal'e neredeyse ikizi kadar benzemesi nedeniyle aralarında bir akrabalık olduğuna kanilerdi. Zayıf. Bu yakınlık. kolunu omzun atmak ve onu okşayıcı isimlerle çağırmak yoluyla. Kendi içine kapanmıştı. İngilizler'in her yerde casusları vardı. çöküşü hızlandırmak anlamına geleceğine inandığından. Ne yazık ki. onun alaycılığı daha az cesur ve hakaretâmizdi. Gözleri. O günlerde Mustafa Kemal mahrem duygu ve düşüncelerini yalnızca Arife açıyordu. Hiç kimseyle çalîsamıyordu. Hemen eyleme geçecekti geçmesine. hususi dairesinde kendisiyle bir saat boyunca özel görüşme yapmıştı. Dünya Savaşı'nın olağanüstü gerginliğinden sonra. " Ve Vahideddin'in hükümetinde de yeri yoktu. Her taraftan dirseklenerek kenara itilmişti. Önderlik . Türkiye'ye ayıracak hiç vakitleri yoktu: Barış anlaşmasının çerçevesi bile henüz çizilmemişti. Pek az dosıu ve yalnız bir tane samimi arkadaşı vardı: Miralay Arif. Müslümanlar"in halifesini. Tevfik'in güven oylaması yoluyle Mec!is-i Meb'usan'ın dağıtılmasını sağlamaya çalışmıştı: Vahideddin. baş biçimi ve duruşu Mustafa Kemal'inkiyle aynıydı. ikisinin birer sevgili olduğunu iddia etmesine yol açmıştı. Paris'te İtilaf devletlerinin temsilcileri Almanya'yla pazarlığa dalmışlardı. tümüyle çaresizdi. Bundan da öte. yanı kendisini müttefikleri olarak kabul etmek için her türlü nedene sahip olan İngilizler'den destek almalıydı. Balkanlar'da ve Gelibolu'da birlikte çarpışmışlardı.için ona güvenenleri bile çoğu artık ondan uzaklaşmıştı.yapmak için düşm. savaşın galibi olan ülkelerin hepsinde tepki hareketlerinin ilk işaretleri ortaya çıkmıştı. Mustafa Kemal'in düşmanlarının. Fransa'da ve İngiltere'de ciddi iç bunalımlar patlamıştı. XXII Mustafa Kemal için hiçbir yer kalmamıştı. her ikisi de asken so82 runlara kafa yormayı. Mütareke'den sonra yakın bir dostluk geliştirmişlerdi. birlikte oturmaya eskiden olduğu gibi reddediyordu.anla ittifak yapmalı ve ona titizlikle itaat ederek iyi^ niyetlerini kazanmalıydı. bu siyasada onunla sonuna kadar hemfikirdi.

Padişah'la ittifak halindeki İngilizler son derece şiddetli ve sağlam ve baskı oluşturmuşlardı. Pera Palas'daki Halic'e bakan eski odasına taşındı. 85 . yakalanıp Malta'da bir tecrit kampına gönderilmesi gereken tehlikeli kimselerden oluşan bir listede yer alıyordu. fakat açığa çıkarılamadı. Yüksek yerlerdeki devlet memurları bunlara destek veriyorlardı. Mustafa Kemal'in kumandayı devretmeden evvel. Şişli'deki evinden ayrılıp. Ne ki. Her yerde eski ittihat ve Terakki şubeleri tekrar örgütlenmeye başladı. Anadolu dağlarında bir şeyler yapmak mümkündü. Gereksiz hiçbir riske girmiyordu. Başarılı olacak-* Bu nazırlar. Türk komşularından intikam almak istediği ve bilgi karşılığında para aldığı için.) 84 larmdan emin değildi. Yüzeyde bakıldığında yenilgiyi kabullenmiş ve Padişah ile Damad Ferid'in siyasalarına razı olmuş gibi bir hali vardı. Bu zayıf umut ışığı.tehlikeyi İngilizler'e haber verdilerse de. Yukarda. Fevzi Erkan-ı Harbiye Reisiydi.n.' kadaşlanydı ve aynı amaç için gizlice çalışmaktaydılar. emrindeki altı^yenilgi görmemiş tümeniyle Kazım Karabekir Müttefik denetim subaylarına engeller çıkarmaya başlamış. birkaç yiğit adam direnişi Örgütleyecek komiteler kurdular. ordusunu dağıtmayı ya da terhis etmeyi reddediyordu. dermansız. onlar tehlikeli olduğuna inandıkları birkaç kişiyi yakalayıp Bekirağa'da hapsetmekten başka bir şey yapmadılar. güneyde kurmuş olduğu örgüt biçimlenmeye başladı. Harbiyet Nezareti müsteşarıydı. Son derece meyustu. Bu komploda Mustafa Kemal'in de parmağı vardı.(ç. İngilizler ondan kuşkulanıyorlardı. Anadolu'nun bir sürü yerinde. bütün bunlar İngilizler'üı kendilerini ezip yokedeceği beklentisiyle. üstü başı eskimiş. İsmi. İsmet. solgun. fakat ülkenin iç bölgelerinde. Fethi Dahiliye Nazırıydı. Balkan savaşında Hamidiye'nin namlı kumandanı Rauf. çekingenlik içinde yapılan ilk zemin yoklamalarından ibaret kalıyordu. Hâlâ hastaydı. İngilizler gibi Türkler'in de kuşkulandığı bir kişi olarak somurtkan bir çehreyle. doğu illerinden çok uzakta. Hepsi de Mustafa Kemal'in ar. pek az parası kalmış. düşman denetimi altında bulunan depolardan silah ve cephane çalarak Anadolu'ya göndermek ve insanların toplanıp planların yapılabileceği gizli merkezler oluşturmak üzere bir sürü yeraltı örgütü kurulmaya başladı. bir daha aynı makama getirilmemişlerdi. Bunları kurtamak için yapılan bir komplo açığa çıkarıldı ve durduruldu. umutsuz bir halde geleceğe yönelik planlar yapmaksızın. Mütareke'nin ilk kabinesi olan İzzet Paşa'nın hükümetinde yer almışlar. topukları aşınmış. amaçsızca ya sokaklarda dolaşıyor ya da bir kahvede saatlerce oturup kalıyordu. direnişin ve Türkiye'yi parçalanmaktan kurtarmanın belki de mümkün olduğu inancıydı. Arif haricinde dostu kalmamış. her Osmanlı gayrimüslimi. bunlardan çok sayıda vardı. İhtiyatlı ve sakin bir şekilde yeni gizli örgütlerin hepsiyle ilişki halinde olmakla birlikte. Başkentte. Kafkasya sınırında. Bununla birlikte. Türkler arasında yeni bir umudun ilk zayıf kıpırdanışları yer yer kendini göstermişti. hiçbirine katılmadı. Casuslar ve ajanlar -ki. Bahriye Nazırı idi*.tajı ele geçirmeyi tasarlayarak. Türkler'e yaltaklanıyordu. İstanbul'un içinden bunu gerçekleştirmek olanaksızdı. Yüzü çizgilerle dolmuş.

direnmedeydi. Tek umut. yılanın deri değiştirmesi gibi kurtuldu. Rauf onları yolcu etmek için vapura geldi ve Paris'deki Müttefik konferansında Yunanlılar'ın izmir'i işgal etmek üzere asker çıkarmasına yönelik bir karar aldıkları haberini verdi. Padişah ve İngilizler." İngilizler'in onun hakkındaki kararı tutuklanıp Malta'ya mı. Padişah'la da sontir görüşme yapmak olmuştu (ç.) • **** Aslında. Mustafa Kemal öneriyi aldığı dakikada aradığı fırsatı yakaladığım farketti. öptü. "Anadolu'daki tüm sorunların sebebi" diyordu.** Bundan sonra hiç zaman kaybetmedi. Rauf Mustafa Kemal'i görmeye evine gitmiş. Talimatnamesinin bir nüshasını alması. büyük bir kumandanın en temel niteliğine sahipti -Talih ve yine talih. Türkler barış istemektedirler. İçinde bulunduğu tehlikenin farkında olmamakla birlikte.**** Düşmanın Türkiye'yi ölüme mahkum ettiği apaçık ortadaydı. mdan. Anadolu'daki Türkler arasında bir destek bulacağı kuşku götürmezdi. Liman von Sande'rs'in de belirttiği gibi. Sadnazam Damad Ferid. Mülki yetkilerinin Mustafa Kemal'in Erkan-ı Harbiye ikinci Reisi Kazım Paşa'dan bizzat istemiş ve elde etmiş olması nedeniyle vurgulanması gerekiyor. Aynı gün.yerine Erkân-ı Harbiye reisliğine tayin olunan Cevat Paşalarla görüşmüştü. tehlikeli ve yetenekli biriydi.. Padişah'ın temsilcisi olarak birinin gidip orduyu silahlarını bırakmaya. İngiliz Yüksek . birliklerini dağıtmaya ve yer yer harekete geçen yerel. artık Karadeniz sahiline gitmek için Boğaz'dan denize açılmaya hazırdı. düşmapla barış görüşmelerinde değil. O. Padişah Mustafa Kemal'i görevlendirmek istiyordu. Ülke çapında büyük bir şöhreti vardır.b. Bekirağa Bölüğü'nde tutuklu arkadaşlarını ziyaret etmesinin yanı sıra. *** Kentten ayrılmadan önce yaptığı işlerden biri de.ç.* Harbiye Nezareti'nde İsmet ve Fevzi'yle bir şifre hazırladılar ve ajanlar üzerinde karara vardılar. (ç.n. ** Mustafa Kemal. Kendisine güvenilebilir. Efendi bir adamdır. Sonunda Damad Ferid. "hiçbir şekilde halktan kaynaklanan duygular değil. verilmeyeceği ya da vapurun batırılacağı haberini vermişti. Enver'in habis çetesinin kurnazca çevirdiği dolaplardır. Amacını saklayarak ve Arif'inkinden başka kimsenin görüşlerine güvenrrieksizin. bundan birkaç gün evvel onun evinde görüşmüştü. cemiyetin sadece ismen üyesidir. Onları İngilizler'den kurtarmak için gönderilmiş olduğunu söyleyerek direnişi örgütleyecekti. Ne ki. sağlığıyle birlikte eski 86 canlılığına kavuştu.Komiseri de aynı fikirdeydi. (Atatürk'ün Hatıraları. Yanına Arifi ve 3 ncü Kolordu kumandanı olarak Sivas'a atanan Albay Refet'i almıştı. Fevzi-ve onun. Harbiye Nezareti'ndeki temasları sırasında Cevat ve Fevzi paşalardan öğrenmişti (ç. İskenderun konusundaki tutumunu unutmamışlardı. gerçekte onun en kararlı muhalifi olarak tanınır. Mustafa Kemal yeni reisten bazı taleplerde bulunmuş ve aralarında özel Bir şifre kararlaştırmışlardı. Padişah'ın yaveri idi. Padişah'ın fikrini *Atama kararınde şu ifade yer almaktadır. İzmir'e Yunanlılar'ın çıkarılacağı haberinin alınmasından az sonra gerçekleşen bu görümede.). o mel'un İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin. Yaşlı parmaklan titreyerek oğlunun yüzünü okşadı. Mustafa Kemal. İzmir'in işgalini Mustafa Kemal daha önce.İttihat ve Terakki şubelerinin toplantılarını durdurmaya ikna etmek üzere durumu yerinde ele alması gerekiyordu. plan yapmaya koyuldu. gece yansı Sadrıazam İngiliz Yüksek Komiserliğinin temsilcisine acil bir görüşme talebinde bulundu. ona kefil olmaya hazırdı. müfettişliğin ihtiva eylediği mıntıka dahilinde aynı zamanda da mülkidir.n. böylece daha geniş yetkiler elde etmesi sağlandı. Annesine veda etmek için Akaretler caddesindeki eve koştu. yoksa Padişah'ın temsilcisi olarak Anadolu'ya mı gönderileceği arasında günlerce gitti geldi. ingiliz askeri yetkilileri buna karşı çıktılar. Gönderilecek en uygun kişi odur. Padişah'ın temsilcisi olarak. 87 . Şimdi de Kuzey Bölgesi (9 ncu Ordu) Umum Müfettişliği ile Doğu illeri Umum Valiliği'ne atanıyordu. kendisinden her ayrılışında yaptığı gibi biraz ağladı ve onu dualarla uğurladı. (ç. Mustafa Kemal tutuklanacaklar listesinden çıkartıldı. sonunda Türkiye'yi kurtarma fırsatı elindeydi.). Harbiye Nezaretinde fsmet'le değil. onun hareketine izin . İngilizler'i ikna etti.120).n. İsmet'le ise. Anadolu'daki ilk direniş hareketlerinin bir an önce denetim altına alınması gerektiğine karar vermişlerdi.n.). İçinde bulunduğu bünah.). Zübeyde'nin gözleri neredeyse tamamen kör olmuştu. Damad Ferid'in kendisine verdiği talimatı yürekten benimsemiş görünerek.*** Aynı akşam bir yolcu vapuruna bindi. Büyük bir kumandanın ikinci önemli niteliği de vardı onda: Talihini yakalayıp kullanma yeteneği.BEŞİNCİ BÖLÜM XXIII Ansızın talih Mustafa Kemal'e bir kez daha güldü. "Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişli«i'ne ait vezaif yalnız askeri olmayıp. Bu kez Zübeyde'ye bile tasarılarından ve umutlarından söz açmamıştı." (a. s.

. planlarını anlatıyor. Şık.Kısa boylu. Fransızlar ve İtalyanlar'ın her biri ayrı ayrı denetlemekteydiler: Kara ve deniz kuvvetlerinin görevleri son derece belirsizdi. Bu yolculukta Mustafa Kemal hiç çekinmeden duygu ve düşüncelerini ortaya koydu. Mustafa Kemal'in tam zıddıydı. Mustafa Kemal ne pahasına olursa olsun durdurulmalıydı. tutkularını. ancak. Yolcu gemilerini İngilizler.Refet. zarif bir süvari zabitiydi. Müttefik İşgal örgütü son derece karmaşık uluslararası kıskançlıklar yüzünden delik deşik bir haldeydi. değiştirdiğini söyledi: Mustafa Kemal'in Anadolu'da mesele çıkarmak niyetinde olduğunu gösteren yeni bir ihbar alınmıştı. Cesaretiyle büyük bir ün yapmıştı. Selanik devriminde Makedonya jandarmasına önderlik etmiş ve İngilizler'e karşı Gazze'yi uzun bir kuşatma süresince başarıyla savunmuştu. görüşlerini. Refet ise dinlemekteydi. her zaman iyi giyimli. Mustafa Kemal sadece birkaç saat farkla kurtulmuştu. içini döküyordu. Onun hemen durdurulması ve geriye getirilmesi yolunda bir talimat gönderildi. Hiç durmaksızın konuşuyor. çevik. Emirler önce ertelendi ve sonunda bir kenarda unutuldu. pahalı deriden yapılmış çizmeleri her zaman 88 Refet.

Genellikle konuşurken başını oynatıp ellerini sallar. direniş'i örgütlemesi gerekiyordu. XXIV Samsun. Bir İngiliz istihbarat subayı. İlk iş. onu her zaman gözünün önünde bulunduracaktı. Kasvetli eylemsizlik aylarından olağanüstü bir enerjiyle sıyrıldı.parlak cilalı. ordunun desteğini sağlamaktı. Bir bahane bularak karargahını Havza'ya. İngiliz birliklerinin elindeydi. Altı aydan beri İstanbul. muzaffer müttefiklerin topukları altında inim inim inlerken. temaslarını hatta telefon görüşmelerini bile rapor ediyorlardı. üniforması iyi kesimliydi. Amasya'ya taşıdı. kendini tutmak. onun her hareketini. rapor vermeleri için telefonlar edip telgraflar 89 . Mustafa Kemal'in yanında yer almaya karar verdi. ardından da oldukça iç kesimde ve Türkiye'nin doğusuyle batısını birleştiren anayolun kavşak noktasında bulunan bir kasabaya. Mustafa Kemal'in tüm yaptıklarını inceden inceye soruşturuyordu. Amasya'dan bütün ülkedeki görev başındaki subaylara. Ama bu defa oturmuş dinliyordu. Artık harekete geçecekti. Bu çaresiz serüvende Mustafa Kemal'in göz alıcı yeteneklerinin. Burada hiç değilse o mel'un İngilizler'den kurtulmuştu. Yerel Rum ve Ermeniler. Bir Türk olmaktan duyduğu gurur. gözlerinin içi güler. bir önder olarak niteliklerinin farkına varmıştı. 19 Mayıs 1919'da fırtınalı bir havada Karadeniz'in Samsun limanına çıktılar. Türkler onunla konuşmaktan neredeyse korkuyorlardı. hiçbir şey yapmadan oturmak zorunda kalması onu son derece kızdırmıştı. Dişlerini bileyerek. Altı aydır. Mustafa Kemal derin bir nefes alıp işe koyuldu. Ama dinledikçe hepsinin ardında Mustafa Kemal'in bencilliğinin ve ne pahasına olursa olsun iktidarı eline geçirme konusundaki kararlılığının da farkına varıyordu. bu haliyle küçük bir erkek çocuğunu andırırdı. Zorlu bir yolculuğun ardından. elinden hiçbir şey gelmeden oturmuştu. büyük nefretini biriktirerek. derinden örselemişti. Yabancılara karşı direnişi örgütlemek konusundaki kararlılığında tamamiyle beraberdi onunla. ancak. Düşmana ve menfur İngilizler'e karşı direnmek! Evet. Padişah'ın ye Damad Ferid'in önderliğinde İngilizler'in ayakları dibinde sürünen ve onlara yaltaklanan politikacılar ve devlet adamlarını seyretmek zorunda kalmıştı.

ç. sonunda o da razı oldu.n. Refet'i Sivas'tan geri çağırdı. Mustafa Kemal'i onları kurtarması için göndermişti: Fakat onlar. Kendisiyle görüşmek üzere Ali Fuad'ı da Amasya'ya çağırdı. Edirne'den Cafer Tayyar ve Konya'daki kumandan* çektikleri telgraflarla bu kararlara katıldıklarını bildirdiler. hatta protesto düşüncesi bile tümüyle yok olmuştu. Ordu liderleri artık yanındaydı. Refet hala duraksıyordu: Anadolu'da ayrı bir hükümet oluşturulmasında hiçbir yarar görmüyordu.* Mustafa Kemal kolordu kumandanlarının desteğini alması gerektiğini anlamıştı. çünkü kendilerini yıkımdan kurtarmanın ve çoluk çocuklarının namusunu korumanın yegane yolu buydu. ordu dağıtıldığı için işsiz kalan subayları topladı. Bütün ülkede halk bitip tükenmişti ve yeniden ayaklandırılmaları kolay olmayacaktı. Mustafa Kemal görüşlerini açıkladı. Sadece doğuda. onların memleketlerini. doğuda-' kilerin hepsine de Kazım Karabekir kumanda edecek. Rauf. Anadolu'da geçici bir hükümet kurmamız gerekiyor.mümkün olduğu kadar çabuk toplamasına karar verdiler. bizim burada. Bu çok zor bir işti." Mustafa Kemal. Avrupa'da.darılar. Mustafa Kemal'den kuşku duyuyordu. Diyarbekir'de Kazım Karabekir'in kumandası altındaki kolordu hala duruyordu.gönderdi. 91 . "Padişah ve merkezi hükümet düşman elinde bulunduğu için. Hepsi de tek umudun direnişte olduğunda anlaştılar. Rauf. Devrimci görüşlerinden haber* Rauf askerlikten 27 Şubat'la istifa etmişti.) 90 . Direniş. tüm geleneksel bağlılıklara karşı mutlak saygısızlığını açığa koyan gemideki konuşmalarını hatırlamıştı. Padişah'tan ve merkezi hükümetten hiçbir şekilde yardım alamayacaklardı. kendi kendilerini kurtarmalıydılar. çevredeki tüm köyler Rum Patrikliği'nin ajuniarıyle doluydu. Ülkede boydan boya asker ve silah toplayacak yerel merkezler oluşturulmalıydı. Bunlardan dördü yalnızca iskelet halindeydi: Karargâhların kurmayları kalmış arria askerler dağıtılmış ve silahlar depolarda toplanıp İngilizler'e devredilmişti. 11 Kasım'daki kabine değişikliğiyle zaten sona ermişti. Düşüncelerine aykırı olmakla birlikte. Bunları da kullanarak. Bütün bunlar çok güç olacaktı. Türkler. Mustafa Kemal onları kazanmak için tüm ikna gücünü kullandı. Çok dikkatli davranmaları gerekiyordu. İzmir civarında Yunanlılar'ı durduracak ve oyalayacak daha fazla sayıda çete kurmaları gerekiyordu. mücadelenin ilk raundunu kazanmıştı. Toplantı gizli oldu. Köylerinde bir komite oluşturmaları ve direniş merkezi haline getirmeleri için her köyde temsilciler atadı. siyasete değinir değinmez. Rauf ve Ali Fuad görüşlerini benimsedi. Bahriye Nazır lığı'ndan istifa edip bu çeteleri örgütlemeye başladı. Arif konuşulanları kaydetti. devrimci düşüncelerini. son derece ezilmiş bir haldeydi. (. Her fırsatta ve her yerde mel'un İngilizler'e karşı direnişi va'z etti: Düşman Türkiye'yi. Samsun çevresinde bir Rum devleti kurmayı planlıyorlardı. s. a. ayrıca Mustafa Kemal'i kendi üstü olarak görmeye henüz hazır değildi. Ortaklaşa bir eylem planı tasarısı hazırladılar. Tüm Türkiye'yi temsil etmek üzere Sivas'a çağrılacak delegelerden oluşacak bir kongrenin. eski ordu çerçevesinde yeni bir milli ordu teşkil etmeliydiler. Yıkıcı savaşlar ve sürekli yenilgi yıllarından sonra alıkça bir uyuşukluğa gömülmüşlerdi. direnmeleri gerekiyordu. Direniş için. Anadolu'da dört.). yeni milli orduya silah ve gönüllü asker vermeleri. parçalara bölerek mahvedecekti. aksi halde İngilizler daha başlangıçta onları ezebilirlerdi.e.kurulan tüm dağınık örgütler bir tek merkezin denetimi altında toplanmalıydı: Batıdakilerin hepsine Ali Fuâd. oturup dışarıdan yardım beklemenin hiçbir yararı yoktu. Nazırlığı ise bundan da önce.n. Durum oldukça açıktı: Türkiye yenilmiş ve dermansız kalmıştı. Ankara'daki 20 nci kolordu kumandanı ise Ali Fuad'tı. "Bundan başka" dedi Mustafa Kemal.g. memurlara heyecanlı söylevler verdi. Ali Fuad kurnaz ve ihtiyatlıydı. Bütün umutlarından vaz geçmişlerdi. Derhal ülkeyi harekete geçirmeye koyuldu. Heps'i-nin tek istediği sakin yaşamlarını sürdürmek ve tarlalarını ekmek için * Cemal Paşa: Aksin. Mustafa Kemal de merkezde olacaktı. Ali Fuad gelirken Rauf'u da beraberinde getirdi. Halk yorgun düşmüş. Mustafa Kemal'in tutkularını. Mustafa Kerrial. İstanbul'un karşı kıyısında bir kolordusu bulunuyordu. askeri direniş için etkin bir gücü kalmamıştı. Diyarbekir'den Kazım Karabekir. Fakat İzmir yakınlarındaki dağlar istilacı Yunanlılar'a direnmek için yemin etrriiş gerilla çeteleriyle doluydu. Onların desteğini alması hayati önem taşıyordu. Refet. Köyleri gezdi.427 (ç. diğerleri durakladı ve ondan kuşkulanmaya başladılar.. Halife-Padişah'â ya da İstanbul'daki merkezi hükümete zarar verebilecek her şeye karşıydı. İngilizler'in elinde tutsak olan Padişah çaresizdi: Padişah.

Bir kez başlayınca hiç kimse geri dönmemeli. Ben. Böyle olacağından kuşkulanmıştı zaten. tek bir lider.halka umut ve eylem konusunda yeni bir heyecan aşılıyordu. Bir onbaşı. Padişah'a uzun. daha fazla köyü harekete geçirmeleri için çevreye gönderdi. Bu etkinliklerin haberi İstanbul'a çok çabuk ulaştı. Padişah onu hizmetinden azletti ve ülkedeki tüm askeri ve sivil yetkililere. Ermeni egemenliği altında yaşamaktansa savaşmaya. Kendisini destekleyenleri ve ordu kumandanlarını yanına çağırdı. artık bir sivilim. "Millet bağımsızlığını kazanmadığı sürece Anadolu'da kalacağım" cevabını verdi. acil ve kişisel bir telgraf çekti. Mustafa Kemal. "Artık yollarımız ayrılıyor. Tek şartım var. Şafak vakti. kendileri de Padişah'a zarar verecek hiçbir şey yapmama şartını koştular. bunu yalnızca kendimize güvenerek yapacağız. benim yazgımı paylaşmak zorunda olacaksınız. Mustafa Kemal pnların şevklerini derinleştirip." Hepsi de yola devam kararı aldı. yalnızca Mütte92 fikler'in Türkiye'yi tümüyle ezmesine yola açacaktı. onun yanında yer aldılar. Memurlar son ferde kadar. yok edilmek anlamını taşıyordu. "Kararınızı vermeniz ve bir lider seçmeniz gerekiyor. Dahası Kazım Karabekir ve kumandasındaki düzenli ordunun el altında olması. o da emirlerimi sizin askeri kumandanınızmışım gibi harfiyen uygulamanızdır. hiç kimse geriye bakıp pişmanlık duymamalı. yenilgi halinSe ölmeye yemin etmişlerdi. zavallı denebilecek kadar ölgün olan kızgınlık korlarını körükledikçe. İngilizler misilleme yapmakla tehdit ediyorlardı. silahlar taşınarak kullanıma hazır halde dağlarda saklanıyordu. Telgrafla. hepsi de yırtık pırtık giysiler içindeki bir sefiller topluluğuydu. Mustafa Kemal. Amasya'dan ayrılıp doğuya. Başarı için bir şey çok önemli. Birçok yerde İngiliz ve Fransızlar'ın elindeki depolara baskınlar yapılıyor. halkı yeni bir enerjiyle harekete geçirdi." dedi. Büyük tehlikeleri göze almak ve büyük özverilerde bulunmak zorundayız. Bu. vergilerin toplanmasının geciktirilmesi ve hali vakti yerinde tüccarlardan müsadereler yapılması hususlarında talimatlar gönderdi. Burada işi daha kolaydı. Fakat*Mustafa Kemal'i dinledikçe yavaş yavaş uyanmaya başladılar. onun emirlerini uygulamayı reddettiğini bildirdi. Erzurum'dan ordu kumandanlarına silahların İngilizler'e devrini geciktirmelerini ve adamlarını bayrak altına çağırmaları husununda Padişah adına emirler gönderdi. izmir'den Yunanhlar'ın köyleri yaktıkları ve Türkler'i toptan katlettikleri haberleri geliyordu.' Mustafa Kemal bunu kesinlikle reddetti. onları eğiterek Ankara'daki kumandana götürüyordu. "Eğer daha ileriye gideceksek. Bütün gece boyunca cevap için makine başında bekledi. Padişah olarak gelip. Ankara dışıdaki bir köyden üç yüz adam toplamış. Bölgenin Türk ahalisi için bu. Erzurum'a gitti. barış antlaşması Türkiye'ye kabul ettirildiği zaman Erzurum civarındaki doğu vilayetlerinin Ermeni Cumhuriyeti'nin bir parçası olacağına dair söz vermişlerdi. "Eğer beni seçerseniz. Sivil yetkililere de gönüllülerin toplanması. Padişah büyük bir öfkeye kapılmıştı: Direniş budalalıktı. barışın devamıydı. Hemen Mustafa Kemal'in durumu açıklayan bir rapor vermek üzere geri dönmesini emretti. Kafkaslar'da. Önderleri olarak Mustafa Kemal'i seçtiler ve şartını kabul ettiler. O da bunu kabul etti. Beni bir asi olarak ilan edecekleri kesin. Merkezi hükümet bize karşı. ülkelerindeki devrimden sonra Ruslar'ın boşaltmış olduğu topraklarda İngilizler sınırları Türkiye'ninkiyle çakışan bir Ermeni Cumhuriyeti kurmuşlardı. dönmesi için tartışma kabul etmez bir emir geldi. Telgrafında hükümdar ve halkının önderi. Yeni cumhuriyete. İngilizler ise çok uzaklardaydı. Bütün köylerde parlayan nefret alevi. başta bu hareketin önderi olacak bir tek kişi olmalı. emirleri alır almaz telgrafhaneye gidip. Mustafa Kemal. hiçbir yararı olmadığı gibi. adeta yaşama döndüler.ihtiyaç duydukları tek şey. "Padişah düşmanın elindedir ve kötü kişiler tarafından yönlendi93 . Mustafa Kemal'i Anadolu'ya direnişi durdurması için göndermişti ve şimdi Mustafa Kemal onun ismini kullanarak direnişi körüklemeye başlamıştı. kendisi. Gittiği her yerde. iç savaş anlamına gelebilir. yabancı düşmana karşı halkına önderlik etmesi için ona yalvardı. İzmir'in işgaline karşı protesto toplantılarının düzenlenmesi. Mustafa Kemal de ordudaki görevinden istifa etti. Hevesle Mustafa Kemal'i dinliyorlardı. onlara güven veriyordu. Bayrak altında toplanan çeşit çeşit insanın oluşturduğu kalabalık.

Bir çok kentteki sivil yetkililer emirlerini uygulamayı reddetti. Ne olursa olsun. Artık mücadele iki kişilik arasındaydı: Metin ve. kendi konumu tam olarak belirlenmemişti. Kazım'ı ikna edemezse. Hepsinin sadık olması gerektiğini kabul etti. İngilizler'den geliyordu ve yasal değildi. Yüzlerce küçük hesap yüzünden bölünmüş durumdaydılar. Onu bekleyen görev çok güçtü. Vasat zekalı Kazım'ı bir felsefî ve siyasal bir labirentin içine soktu. Tam bir gizlilik içinde hareket edilmelidir.dedi. Kazım'ı ikna etmek için Mustafa Kemal tüm yüreğini ortaya koydu. fakat bu tür bir hırsı yoktu. şu anda toplantı halindeki. Gene de. ya da belki asılmak üzere Padişah'a ve İngilizler'e gönderilmemekte kararlıydı.dürüst Kazım ile zeki ve karşısında durulamaz Mustafa Kemal arasında. Yollan ye araçları tartışmak üzere Sivas'ta bir kongre toplanması karan verilmiştir. onu tutuklama konusundaki emirleri uygulamaya zorluyordu.". Bu Kongre toplanıncaya dek. hiçbir resmi görevi yoktu: O şimdi yetkisiz bir sivildi. Tüm diğer Türk orduları yenilirken. Her bölge üç temsilcisini gönderebilir. o başarısını aynı şekilde sürdürmüştü. Kazım Karabekir kararını çok zor verdi. İstanbul'dan gelen emirler aslında Padişah'tan değil. Sürekli bir sabırla onlann eşitleriymiş gibi aralarına kansan Mustafa Kemal. "Ülke tehdit altındadır. İri yapılı. "Merkezi hükümet artık işlevlerini yerine getiremeyecek durumdadır Vatanımızın bağımsızlığı. Tartışmaların ortasında İstanbul'daki merkezi hükümetten Kazım Karabekir'e Mustafa Kemal'i tutuklaması ve konferansı durdurarak delegeleri evlerine göndermesi yolunda talimat geldi. Padişah'a ve merkezi hükümete sadakatiyse. Bu yüzden iktidar halka geçmişti. Türkiye'de tek düzenli askeri güç onun kumandasındaydı. ama bir kez karar^yerdikten sonra da ne değiştirecek ne de dönecekti. Kazım Karabekir'in ellerinde duruyordu. Böylece eldivenini yabancı düşmanın" ve Padişah'm yüzünde şaklatmıştı. Mustafa Kemal'in. Daha önce Mustafa Kemal'e onu ve Rauf u destekleyeceğine söz vermişti. maneviyatı bo94 zulmuş Ruslar'ı önüne katıp Kafkaslar'a dek sürerek ilerlemişti. Ancak. Hiçbir zaman sağ ele geçirilemeyeceklerdi. adım adım kişisel liderliğini kurumsallaştırmaya başladı. Başarısız olduğu takdirde tümüyle silinecekti. zihinsel ve hareket yeteneği açısından yavaş. bütün güç halkın elindeydi ve halk kendi kendini kurtarmalıydı. genel olarak subaylar ve direnişi örgütlemekte olan tüm yeni merkezler onun yanında yer alıyordu. konferans delegelerinin yetkisindeydi ve toplanır toplanmaz Sivas'taki Kongre'ye devredilecekti. fakat bu sadakat Türkiye'ye yönelik olmalıydı. Rauf'un ve Halk'm yanında yer almayı tercih etmişti. "Bizim Padişah efendimizin çevresindeki kişilerle ve düşmanla mücadele etmemiz gerekiyor. Ardından bir yoldaş olarak ona yalvardı ve sonra da kendisine verdiği destek sözünü hatırlattı. Geleneklerin ezici ağırlığı ve yasal hükümet. yalın ve dürüst. * * * Mustafa Kemal kongre için çağrıları göndermişti bile. onun karşısındaydı. Sahip olduğu tüm ikna yeteneğini ortaya koydu ve Kazım'la diğer tarafın bakış açısını kullanarak tartıştı. Gelenlerden bir çoğu görüşlerine karşı olduğu gibi. onun sahip olduğunu varsaydığı yetkiye de karşı çıkıyordu. Gelecek. kaçmak üzere Arifle anlaşmıştı. ancak hala kuşku ve kötü niyetle karşı karşıyaydı. eğer köşeye sıkıştınlırlarsa ölene dek çarpışacaklardı. onlara kendi görüşlerini benimsetmek için çabaladı." Bununla birlikte. Tereddüt etti. son derece disiplinli olmasına karşın nazik. Mustafa Kemal'den ne aldığı emirleri ne de ikilemini gizledi. içgüdüsel olarak tutucu ve bir gelenek aşığı olarak eski tip ve askerleri arasında olağanüstü popüler bir kumandandı. Mustafa Kemal'in önderliğini kabul eden ve merkezi hükûmet95 .rilmektedir. sözünün eri. İsteseydi liderliği ele alabilirdi. Kızıl Zindan'daki o günlerinin anısı gönlünü bulandırıyordu. tek yasal güç. Tüm bölgelere telgrafla. yakalanıp Malta'ya sürülmek. Kazım Karabekir'e danışarak. 1917'de Mustafa Kemal'in Kafkas ordusunu ona teslim edişinden sonra." Mustafa Kemal için. askeri liderleri ve çevre bölgelerdeki delegeleri Erzurum'da bir konferansa davet etti. ancak milletin iradesi ve gücüyle korunabilir." demişti. Padişah ve merkezi hükümet yabancı düşmanın elinde rehin durumdaydı. bir tür resmi dayanağa sahip olması gerekiyordu. Ölmek. kuşkusuz bundan iyiydi. daima amaca ulaşmak için kullanılan ve pek az yerine getirilen araçlar olmuştu. verdiği sözler. ordu kumandanlan. Daha önce hiç yapmamış olduğu tatlı tatlı dil dökmek ve tartışmak yolunu seçti.

geçici hükümet görevini yapması için aralarından bir yürütme kurulu seçtiler. Askeri yetkililere telgrafhaneleri ele geçirip. kâh felsefi tartışmalar yaparak. merkezi hükümetin yetersizleşmesi ya da istenmemesi halinde devlet işlerini yürütmek üzere geçici bir hükümet kurmak" konusunda görüş birliğine vardılar. Malatya. Ali Galib'le yapılan yazışmalar ele geçirilmiş ve Kürt hücumu emrini Damad Ferid'in verdiği kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmıştı. Kürt aşiretlerine onları tutuklama emrini vermek. Oturumun ortasında Malatya Valisi Ali Galib'e gelen bir telgraf toplantıyı böldü. Merkezi hükümete karşı koymak ya da iç savaş tehlikesini göze almak taraftan olan pek az kişi vardı. Hiçbir yanıt gelmeyince. dağ yollarından ve gecenin örtüsü altında gizlice geldiler. Kürtler'in yaşadığı bir bölgeydi. İstanbul'un ülkenin geri kalan bölümüyle ilişkisini kesmelerini. Padişah Kürtler'in dinsel fanatizmine ve bağlılıklarına güvenebileceği kanısındaydı. küçük bu: öfkeyi dev bir nefrete dönüştürebilen bir hatibin gücü vardı. ona olağanüstü bir belagat kazandırmıştı. İstediği zaman karşısındakini çeken tatlı ve hoşsohbet biri olabiliyordu. Delgeler kılık değiştirmiş olarak. Muhalefet mensupları teker teker onun görüşlerini benimsemeye başladı. Bundan sonra Mustafa Kemal herkesi önüne katıp sürükledi. Kongre. Delegeler. Türkiye'yi kurtarmak onun göreviydi ve bu misyona duyduğu inanç. Gönderilen kuvvet. Ve İstanbul'daki düşmanları yine ona yardım etmişlerdi. Zamanında uyarılması sonucu yolunu değiştirip dağlardan geçerek. düşman tarafından kabul edilmediği sürece. Onda. Gelen emir Ali Galib'e Kürt aşiretlerinden zorunlu olarak toplayacağı askerlerden oluşan bir kuvvetle Sivas'ı basıp Kongre delegelerini tutuklamasını bildiriyordu. Mustafa Kemal'i bu yürütme kurulunun başkanı yaptılar. Düzenli birliklerin olduğu Erzurum'da ve Sivas'ta güvendeydi. kesinlikle barış yapmayacaklarına dair ant içtiler. Hiçbir sonuç vermeyen sonsuz tartışmalara giriyorlardı. Onun fazlasıyla kendine oynadığını düşünen 96 Rauf ve Kazım bile Kongre başkanlığına adaylığını koymaması konusunda onu ikna etmeye çalışıyorlardı. liderliğine olumlu tepki verdiler. ne ki. Berrak fikirlere sahip olduğu için. kâh onları peşisıra sürükleyen müthiş bir şevkle konuşarak yorucu muhalefeti sözcüklerinin seli altında boğdu. Kişiliğiyle Kongre'ye egemen olmuştu. Her şeyin bu kongredeki başarısına bağlı olduğunun farkındaydı. Mustafa Kemal hiç de karakterinin bir parçası olmayan sonsuz bir sabırla sürekli olarak onları ikna etmek için uğraş veriyordu. Yabancılara karşı direniş için tam ittifakla oy verdiler. Merkezi hükümet durdurulmaları konusunda emniyet kuvvetlerini uyarmıştı. Kendisine güvenmeyenler bile büyüsüne kapılmıştı. Yakaladığı bu fırsatı çok iyi kullanmıştı. büyük çoğunluk hâlâ ona karşı kuşkuyla bakıyordu. Kongre öfkeyle ayağa kalktı. Mustafa Kemal'in kendisi bile tutuklanmaktan birkaç saat farkla kurtulabilmişti. Mustafa Kemal bir süvari alayını son süratle Malatya'ya gönderdi. Yaklaşmakta olan Sivas Kongresi'nden önce kararlarını uygulamak ve görüşlerini belirginleştirmek üzere bir yürütme kurulu seçtiler. bir grup jandarma tutuklamak üzere yolda onu bekliyordu. Delegelerin arasında oturup saatlerce onlarla tartıştı. Mustafa Kemal'i başkan ve Rauf'u da onun yardımcısı olarak belirlediler.ten kendilerine karşı gelen emirler yüzünden öfkelenen konferans delegeleri. Mustafa Kemal'i ayrıca Erzurum delegesi seçtiler. Çoğu îngilizler'e karşı silahlı mücadelenin imkansız olduğunu düşünüyordu. Kongrenin halkın sesini dile getirdiğini bildirdiler. Sivas'ın tam güneyinde. Misak-ı milli. ve konuştu. "işgale ve yabancı müdahalesine karşı direnişi örgütlemek. Delegelerin berrak bir hedefleri yoktu. Bütün bunlar hiçbir şeyi değiştirmedi. yavaş yavaş kişisel önderliğini herkese kabul ettirdi. güven içinde Sivas'a ulaşmıştı. Tıpkı Erzurum'da olduğu gibi. Uğruna savaştıkları barış koşullarının taslağını hazırlayıp "Misak-ı milli" adıyla yasalaştırdılar. XXVI • Sivas'taki kongreye Türkiye'nin her bölgesinden temsilciler katıldı. İstanbul'a gönderdiği ültimatomla Damad Ferid'in azledilerek hiç vakit kaybedilmeksizin Meclis-i Meb'usan seçimlerinin yapılması gerektiğini bildirdi. Mustafa Kemal işi ele aldı. Kürtler'i hazırlıksız yakalayıp ezdi ve Ali Galib'i tutukladı. vergilerle tüm yazışmaları kendisi97 . İstanbul'daki merkezi hükümetten bağımsız olarak. Son derece kesin ve yumuşamak bilmez bir kararlılıkla kendi yoluna devam ediyordu. ancak. ne istediğini gayet iyi biliyor ve dolambaçsız şekilde hedefine yürüyordu. bardağı taşıran son saldırganlık örneğiydi! Mustafa Kemal'den Malatya'ya askeri kuvvet göndermesini istediler.

İstanbul'daki Meclis'in başarısızlığa uğrayacağına inanıyordu. Padişah. meb'usların görevleri ve eylem çizgilerini etkilemeye çalıştıysa da. her iki düşünceye de şiddetle karşı çıktı. İngilizler tüm emirlere kayıtsız şartsız itaati talep ettiler. . ama sonsuz bir enerjiyle silahlı direnişi hazırlamak. Kararını vermişti. Yapılan seçimler. Bu. "İngilizler halen denetimi ellerinde tutuyorlar. "Yabancıların baskısı altında olacaksınız" dedi. Damad Ferid'i azledip. XXVII Meb'uslar büyük bir keyif içinde İstanbul'da toplandılar. İstanbul'a gitmek düşüncesine gelince. Eylem odağı Ankara'dan İstanbul'a. Mustafa Kemal'se kaybetmiş gibi görünüyordu Fakat Mustafa Kemal hareketsiz kaldı. onların yokluğunda kendisini Meclis başkanı seçtirmeye çalıştı. yeni Meclis-i Meb'usan'da Kongre delegelerinin büyük bir çoğunluk elde etmesini sağladı. Fransızlar'a saldırıp onları püskürtmüşlerdi. hatta orduda Padişah'a ve merkezi hükümete karşı bir yakınlaşma. Fakat hiç de kadirbilir bir ruh hali içide değillerdi. İlk toplantıda. Padişah da bu talebe katılınca meb'uslar durumu protesto ettiler ve bir tepki olmak üzere Erzurum Kongresi'nde hazırladıkları Misak-ı milliyi Meclis'ten geçirip yayınladılar. bunu budalalık olarak değerlendiriyordu. yasal hükümdarın. Eski kıskançlıklar ve hoşnutsuzluklar canlanmıştı. İstediğini elde edemeyen Mustafa Kemal. Yabancılara karşı silahlı mücadele tek umuttu: Padişah'ı tanıyordu: Vahideddin İngilizler'e karşı kuvvet kullanmak cesaretini asla bulamayacaktı.Konumunu olduğu gibi korumakta kararlıydı. onlar Mustafa Kemal'in müdahalesine ve kendilerinin üstü olduğu yolundaki varsayımına karşı koydular. Bu aptalca oyunun bir parçası olmayacaktı. hatta büyük ihtimalle tutuklamalarla yüzyüze kalacaksınız. dahası. olayların her yerde lehlerine gelişmekte olmasından cesaret alan meb'uslar daha da dikbaşh oldular. liderlik de Mustafa Kemal'den Rauf'a kaymıştı. artık asi olarak değerlendirilmek yükünden kurtulmuş bir halde. ne duraksadı ne de tereddüde düştü. Yeni seçilen meb'usların çoğu. Türk'ün Türk'le savaşmasından kaçınma ve yasal hükümdarın vesayeti altında bir98 leşik bir cephe gösterme arzusu kendini göstermişti. Müdahaleler. İngilizler hiçbir şey yapmayınca. Kongrenin kendisi de ülkenin daha merkezi bölgesinde yer alan Ankara kasabasına taşındı: Mustafa Kemal Erzurum meb'usu seçildi. Ankara'da hemen hemen yalnız başına kaldı. Paclişah'ın onayı altında Payitaht'taki görkemli Meclis binasında oturmakta kararlılardı. Eskisi kadar dürüst ve yürekli olan Rauf'un önderliğinde Pudişah'ın ya da İngilizler'in diktatörlük girişimlerini reddettiler. yerine değersiz bir adam olan Ali Rıza "yi getirmek ve seçimlerin yapılmasını emretmek yoluyle geri adım attı. Bildiğinden şaşmayacaktı. meb'uslar bu talebi umursamadılar. Mustafa Kemal. Padişah'a bir bağlılık mesajı yollayarak 1920 Ocak başlarında işe koyuldular. Bu belge onların kabul edecekleri barış ilkelerini saptanan belirli sınırlar içersinde özgür ve bağımsız bir Türkiye. Mustafa Kemal başlarını Rauf'un çektiği meb'usların büyük bir sevinç içinde İstanbul'a akın etmelerini alaycı bir gülümsemeyle seyrediyordu. Bunu değiştirmediği gibi. İngilizler orada tüm denetimi ellerinde tutuyorlardı. 99 . Kuzey Suriye'deki Türkler. Müttefik kumandanı Harbiye Nazırı'nın azlini talep etti. Kongrenin artık kendisini feshetmesi gerektiği görüşü kendini gösterdi. böylece bunalım ortaya çıktığında onunla başa çıkma gücüne sahip olabilecekti. özgür ve bağımsız olabileceği Ankara'da kalmalı. Ankara'da. Meciis'in İstanbulda bulunduğuna göre. askeri eğitimi yönetmek ve örgütlemek yoluyla baskısını sürdürdü." Bu kez yenilgiye uğradı. . asker ve silah toplamak. bunun İstanbul'dan başarılması hemen hemen imkansızdı. Sanki partiyi Padişah kazanmış. bir ön görüşme için Ankara'ya geldiler. Antep ve Urfa'daki Fransız karargâhları kuşatılmıştı. muzaffer düşmana ve işgal ordusuna düpedüz bir meydan okuyuştu. Onlar Türkiye'nin haklarını savunmak için oradaydılar. Başaramadı. Kongre. Meb'uslann hepsinin dönüp geleceğinden öylesine emindi ki. Meclis burada. Meclis-i Meb'usan'ın ne halde olacağı iyice anlaşılana kadar varlığını sürdürmek zorundaydı. İngilizler ordularını terhis ettikçe Kafkaslar'dan.ortaya koyuyordu. Ülkenin her kesiminde. Meb'usların hepsi de yasal olarak seçilmiş olmaktan mutlu.ne iletmelerini ve gerekli olan yerlerde sivil memurları güvenilir kişilerle değiştirmelerini emretti.

Bazan biri. onları öldüren kişinin kutsal bir görevi yerine getirmiş olacağım ve hem bu dünyada hem de öteki dünyada ödüllendirileceğini bildirerek onları idama mahkum etti. Mustafa Kemal kentin dışındaki tepelerden birinde kurulmuş.de dahil olmak üzere. Güneş batmıştı ve boz bir aydınlık. Kasabalar kasabalara. dinsel bir törenle yayınladığı iradeyle Mustafa Kemal ve çevresindekileri yasa dışı ilan edip. Bolu'da yeni bir ayak101 . ne ki yakalanıp cezalandırılmaları mümkün olmamıştı.n. Pencerenin kenarında oturuyordu. Yanında kocası Adnan'la birlikte Halide Edib. Mustafa Kemal'in taraftarlarıysa ayaklanmaları acımasız bir gaddarlıkla bastırıyordu. aileler ailelere. Dağınık gruplar halinde Padişah adına ayaklandılar. İsmet başka bir pencereye yaslanmış. Bir grup Türk.) ** Süleyman Şefik Paşa (ç. dışarı bakıyordu. Yunanlılar geçtikleri yerleri yakarak.n. gayri resmi bir ordu kurmasını emretmişti. Harbiye Nezareti'nde İsmet ve Fevzi. birlikler çağrılıp eğitime alınıyor. Salonun uzak köşeleri koyu bir karanlığa gömülmüştü. Diğerleri alçak sesle haberlerden söz ediyorlardı. insanları katlederek ve ülkeyi ele geçirerek ilerlemekteydiler. Bütün memlekette Türkler işgal ordusunun emirlerine boyun eğmeyi reddetmeye başlamıştı. bir şurada. kâh burada ansızın alevlenmeye başladı. korkunç bir iç savaş karabasanına doğru çılgınca koşmaya başlamıştı. 16 Mart'ta İstanbul'u resmen işgal ettiler. . uzun yılların ihmali sonucu çok bakımsız bir haldeydi. çıplak Anadolu ovasını yavaş yavaş örtmekteydi.. ve son olarak da. Haber Ankara'ya kışın soğuğunun hâlâ hükmünü sürdürdüğü bir bahar akşamının geç saatlerinde ulaştı. bazan öteki sanki tehlike -Padişah'ın bir hafiyesi ya da kutsal bir kati amacıyle gelen fanatik bir dinci. Rauf. Uyruklarının Halife ve Tahtın yanında olmaları için ikna etmek üzere köylere bile hafiyelerini gönderdi. Konya'daki olayda başı çekeni vurarak öçlerini aldılar.orada duruyormuşcasına dönüp ansızın arkalarına bakıyorlardı. darbesini ikinci kez indirdi. kardeş kardeşe. askeri eylem olanağı sadece İstanbul'da vardı. Harbiye Nazırı Süleyman Şevket Paşa'ya** "Hilafet Ordusu" adı altında. Türk Türk'ü öldürüyor. Fransızlar da güneyde hatın sayılır bir basan elde etmişlerdi. Mütareke şartları ve Müttefik kontrolü onun düzenli ordular kullanmasını yasaklıyordu. kadın yazar Halide ve kocası Adnan derhal kaçıp Ankara'ya koşanlar arasındaydı. Mangaldaki kömürlerin üstü küllerle kaplanmıştı ve hiç kimse onları karıştırmaya davranmıyordu. Asilerin işini bitirmeye kararlıydı. taşlıyor. Bütün Türkiye'deki din adamlarını halka seslenmeye çağırdı. Bir ucundan diğer ucuna bütün Türkiye. Padişah'ın adamları da bunları körüklüyordu. Teftiş subayları sözlerinin dinlenmediği ve kimi yerde saldırıya uğradıklarına ilişkin raporlar yolluyprlardı. İç savaş her yanı kuşatmış. pek çok meb'usu tutuklayıp Malta'daki bir tecrit kampına gönderdiler ve Meclis-i Meb'usan'ı kapattılar.Kırım'dan ve Anadolu'dan tümüyle çekilmeye başlamışlardı. toplum dışına atılmış kişilerdi. kasvetli bir bina olan Ziraat Mektebi'nin salonunda oturmaktaydı. * Aktaş (ç. hatta kardeş kavgasının çılgın nefretiyle birbirlerini çarmıha geriyorlardı. asıyor. Onlar ölüme mahkum edilmiş. Padişah. silahlar teslim edilmiyor. Binanın ötesinde örnek bir çiftliğin kalıntıları uzanıyordu. Padişah. bir burada hiç durmaksızın parlıyordu. Artık bu orduyu dualarıyle kutsayarak asilerin' üzerine göndermesinin zamanı gelmişti. Fethi ve diğer önde gelen Milliciler -artık onlara bu ad veriliyordu. Ali Fuad vardı. Mustafa Kemal'in adamları. Halk her tarafta bu çağrıya kulak verdi. Bu düşünce üzerlerine büyük bir ağırlıkla çökmüştü. işkence ediyor. İçin için yanan bir ateş gibiydi: Hiçbir işaret vermeden yeni yeni yerlerde. baba oğula düşmüştü. sonra da onları atların ayaklarının altında çiğnettiler. Mütareke şartlarına uyulmuyordu.) 100 Konya'da Padişah'ın adamları Mustafa Kemal'in göndermiş olduğu subayların ayak tırnaklarını söktüler. ancak. aşağıda uzanan muazzam. Hiçbir uyarı işareti vermeksizin ayaklanmalar kâh orada. İngilizler cezalandırma konusunda şiddetli ve ibretlik bir eylem yapmaya karar verdiler. Mülicilere yakınlık gösteren tüm memurlarını azlederek sadık uyruklarına Ankara'daki vatan hainlerine karşı koymaları için pek çok irade yayınlayarak. Çanakkale'deki * bir cephaneliğe baskın yapıp Fransız muhafızları ve silahları kapıp götürmüşler. Padişah'ın ajanları doğuda Kürtler'i başkaldırmaya teşvik ediyorlardı. ülkenin iç kesimlerinden son İngiliz birlikleri de çekilmekte olduğundan. onlara doğru yaklaşmaktaydı. kamçılıyor. Haberlerin hepsi de çok kötüydü. ancak. İstanbul'daki önde gelen bütün Türkler saklandılar ya da Anadolu'ya kaçtılar.

onu görmeye gelmişti. bakışları ifadesiz. Ankara'nın Bozkurf'u homurdanmıştı. ' kurmaylarının. Bu savaş. onu büyük ve özgür kılacaktı. büyük boz kurtköpeği. barışa ihtiyacımız var. çok alçakta yeni ayın gümüş hilali görünüyordu. Kendisi de. Hilafet Ordusu başarıya ulaşmak üzereydi. İzmit'in denetimi elindeydi. İzmir önlerindeki tepelerde bulunan düzensiz çeteler de son derece gaddardı. "Erkeklerimiz öldürüldü. Ama ülke şimdi iç savaşla parçalanmıştı ve hâlâ yabancıların pençesindeydi. içi coşkuyle titriyordu Bu ruh hah butunıcday sardı ve diğerlerini de yeni umutlarla doldurdu. batıdaki dağların koyu gölgelerinin üzerinde uzanan gökyüzünde. sessiz ve hareketsiz oturuyordu. Akasya ağaçlarının ötesinde. emirlerini uygulayacak birilerinin çağırtılmasın! emretti' Birinin de mangaldaki sönmüş ateşi canlandırmasını emretti. Asiler Ankara'nın hemen birkaç kilometre dışında bulunuyorlardı. Dışarıda karanlık bastırmıştı. Konya. Arıt m. Daha o.Oncelıkle derhal eölaeleri ortadan kaldıracak bir lamba getirilmesini istedi. ümitsiz bir savaş. Samsun'daki 15 nci Tümen. Bizim savaşa değil. ordusu olmayan bir kumandandı: Para. "İngilizler İstanbul'da diye neden bu kez Ankara'da şehit edilelim. Oysa. Uğruna mücadele ettiği her şey. Bunların önderlerinden olan Çerkeş Edhem." demişlerdi.Halkla görüşmeler yapmak üzere gönderilen iki subay taşlanmış." Bir koltuğa gömülmüş olan Mustafa Kemal. Padişah'tan yana olduklarını ilan etmişlerdi. Ayağa kalktı. Dövüşecekti. Bursa kentinin önündeki BİGHAR (?) işgal edilmişti. 103 . Adapazarı ve birçok başka kent. Çok hızlı bir şekilde yayılmıştı. astragan kalpağını alnına eğmiş. gün Ankaralı hanımlardan oluşan bir heyet mektebe. idama mahkum edilmiş ve başına ödül konmuş bir asiden başka bir şey değildi. bir kurt gibi silkindi ve 102 sert bir'sesle konuştu. Ayaklanmayı bastırmak üzere gönderilen bir tümen dağıtılmıştı. Aşağıdaki çiftlikte. bağımsız bir hükümdarmış gibi davranıyordu. Mustafa Kemal bu sesle kendine geldi. Ankara'ya sadık kalmamıştı.lanma baş göstermişti. Döğüşecekti. Çaresizliğin pençesinden kurtulmuştu. Karabaş aya doğru uluyordu. Merkez Kumandanlığj'ndaki telgraf bağlantıları sayısız kereler kesilmişti. yüzü kül renginde ve çizgili. O. hapse atılmış ve sonra da vatan hainleri gibi asılmak üzere istanbul'a yollanmıştı. Kendi birlikleri ve taraftarları arasında bile muhalefet vardı. Bir bozgunculuk dalgası her tarafa yayılmıştı. Capcanlıydı. Türkiye'yi yabancılardan kurtarıp bağımsız ve büyük bir ülke yapmak için ne güzel planlar yapmıştı. bütün o güzel planları küle dönüşmüştü. Üstelik denetimden çıkmış durumdaydı. Kazım karabekir tedirgindi ve doğu vilayetleri bağımsız bir eylemden söz etmeye başlamıştı. Türkiye'yi her şeye rağmen kurtaracak. kurşuni paltosunu omuzlarına sarmış. çenesi göğsünde. güç ya da iktidar araçlarından başka herhangi birine sahip olmayan bir geçici hükümetin başkanıydı. Hendek'e gönderilen 24 ncü Tümen pusuya düşürülmüş ve imha edilmişti. Bırakın İstanbul kendi başının çaresine baksın.

Mustafa Kemal ve Arif. Padişah ve merkezi hükümet yanlısı tepki ortadan kalktı.larak kullandılar. giysilerini çıkarmadan uyuyorlardı: Arif akşamlan uyuyor ve Mustafa Kemal'in uyuduğu. Mustafa Kemal köşeye sıkıştırılmış soylu bir kurt gibi dövüşüyordu. Bu durumda kuşkusuz hepsi linç edileceklerdi. Onlara bu hareketi ya kazanacağız ya da yok olacağız. kâh bir konuda akıl danışmak üzere Mustafa Kemal'in masasına gidiyordu.' Konya yakınlarındaki demiryolu çevresindeki İtalyan müfrezelerini temizlediler. kâh pencereden dışarı bakıyor. tutuklamalar. Sık sık hasta oluyordu: Böbreklerindeki sorun zaman zaman büyük acılar çekmesine. dizginleri hazır. sık sık ateşlenmesine yol açıyordu. elleri arkasında 104 duran İsmet bütün gece boyunca bir aşağı bir yukarı geziniyor. Milliyetçilerin ruhlarını yepyeni bir şevkle ayaklandırmıştı. milli gurur kendini ortaya koydu. bozgunculuk eğilimi. Bir başka odada da Fevzi bütün ciddiyetiyle iş başındaydı. Pek ender oturuyordu. bir lambanın san ışığı altında sorunları tartışarak. Fakat millet ölmemişti. Ertesi sabah. Millete duyduğu bu inanç onu sarıyor. hırsla içiyordu. İstanbul'un işgali. Adnan yanında zehir bulunduruyordu: Halifenin adamlarının yakaladıkları insanların tümüne yaptığı işkenceye maruz kalmaktansa zehiri kullanmayı yeğleyecekti. o an gelecek bir mahmuz darbesiyle Sivas'a doğru yola koyulmak üzere hazır bekliyorlardı. Padişah'in adamlarından her eline geçeni idama mahkum etti. Ankara'yı tehlikeden kurtardılar. Bir nöbetçi. milletin hayatta olduğunu biliyordu. Yenilgi demek. Her an Ankara'da da ayaklanma başlaması ya da Mektep'e ansızın bir baskın verilmesi olasılığı vardı. Kürtler'i ezdiler. Aşağıdaki avluda. Gelen telgraflar hep aynıydı: Kentlerin birbiri ardına Hilafet Ordusu'nun eline geçtiği. Her Türk artık İngilizler'in denetimi altında olduğu sürece İstanbul'da hiçbir şey yapılamayacağını anlamıştı. Eskişehir'deki ana demiryolu kavşağında bulunan İngiliz karargahına saldırıp onları denize dökünceye değin kovaladılar. her yanda yenilgiye uğrandığı bildiriliyordu. Padişah'in ve İstanbul hükümetinin İngilizler'in yanında yer almasına ilişkin haberler köylere dek ulaşmıştı. Bir an bile gevşeme fırsatı bulamadan olağanüstü bir gerilimle yaşayan yıpranmış.ALTINCI BÖLÜM XVIII Mustafa Kemal sırtını duvara vererek dövüştü. ana salonun bir köşesindeki masasında. her emrinde ya da söylevlerinde canlı bir yürek gibi atıyordu. raporları dinleyerek ve emirler vererek bütün gün boyunca ve gecenin geç saatlerine dek çalışıyordu. Yaşamı sürekli tehlike altındaydı. Milliciler başarısız olursa ne yapacağını soran bir Amerikalı generale sert bir tavırla şu cevabı vermişti: "Yaşamı ve bağımsızlığı için en büyük fedakarlığı yapan bir millet başarısız olmaz. Maraş'a büyük bir saldırı yapıp Fransız karargahındaki askerleri öldürdüler ve ellerine geçirdikleri Ermeniler'i yok ettiler. ne de merhamet gösterdi. yorgun ve hasta durumdaki Mustafa Kemal. gece çevrede şüpheli birilerinin dolaştığını haber vermişti. Ne soru sordu. Anadolu'da ellerine geçirebildikleri tüm Müttefik subaylarını tutukladılar ve onları Malta'ya sürgün edilen meb'usları kurtarmak için rehine o. Silahlı direnişle Türkiye'yi yabancı düşmandan kendileri kurtarmalıydı. Sık sık koyu bir kahve istiyor ve ardından kültablaları izmarit yığınlarıyla doluncaya dek sayısız sigaralarını birbiri ardına yakıp. Yunanlılar'ın ilerleyişini durdurdular. diyordu ve karşılık olarak önlerindeki tüm engelleri silip süpürmek için kollarını sıvayan milliyetçiler tarafından çılgınca alkışlanıyordu. kamuoyu minicilerden yana kaydı. Mustafa Kemal'in arkasında siyahlar giyinmiş. Meclis-i Meb'usanın zor yoluyla kapatılması. sarsıyor. büyük bekçi köpeği Karabaş zehirlenmiş olarak bulunmuştu. her kelimesinde. Mustafa Kemal haklıydı: Kendilerini yalnızca kendileri koruyabilirlerdi. o. Padişah taraftarlarının birbiriyle bağlantısız başkaldırılarını acımasızca ezip. yerini öfkeli bir şevk dalgasına bıraktı. 105 .hükûmete güvenmek yararsızdı. Halide rövolver kullanmayı öğrenmişti. Ankara çevresindeki köyler birer birer Hilafet Ordusu'na katılmaya başlamışti. eyerlenmiş ve sadece kolanlarının sıkıştırılmasını bekleyen atları. Padişah'a ya da merkezi. sabahın erken saatlerinde nöbet bekliyordu. milletin ölümü demektir.

zengin-yoksul siviller ellerinden geldiği kadar hızla kentin çevresindeki ingiliz inzibat hatlarından kılık değiştirerek gizli yollardan geçip. kalanları da savaşmayı ve kendi önderlerini öldürmeyi reddettiler. kurmaylar. huzurları kaçmıştı. Kabul edilecek olursa bu antlaşma. savaşın daha yeni paramparça ettiği. Dürüst ve onurlu bir barış yapmayı arzu etmektedir. Dünya Savaşfnda yenildi. Almanya'da yapıldığı gibi Türkler'in küçümsendiğini duymak onu müthiş öfkelendiriyordu. koşullarını ilan ettiler. Ve bu büyük inançla birlikte. Daha dün yalnız ve terkedilmiş olan Mustafa Kemal artık taraftarlarla çevrelenmiş.Her sınıftan ve düzeyden kadın ve erkek gönüllü olarak cepheye koştu: Köylü kadınlar silah ve cephane taşıdılar. fakat bunu yalnızca kendi güvenilir temsilcileri aracılığıyla yapacaktır. Hilafet Ordusu'ndaki askerlerin çoğu firar etti. iç savaşın halen yıpratmakta olduğu. Ankara'ya koşuyorlardı. Gelirleri sıkı bir şekilde denetlene107 . Türkiye'den ve Türk olmaktan duyduğu gurur -geçmişindeki muazzam tarihiyle hükmedici bir ırktan duyduğu gurur. Milletin haklarına tecavüz edilmiştir. Türkiye'yi ölüme mahkum edecekti. Türkiye'de alışılmadık bir şeyler oluyordu. Lloyd George. Her biri tek tek Mustafa Kemal'e saygı duyuyor ve güveniyordu. Sevr Antlaşması adı altında bir barış antlaşması hazırlayıp. sesi infialle sertleşmiş ve yükselmişti. "Padişah ve hükümet düşmanın elinde olduğundan. Padişah'a başkaldıran bir asi. oradan gelecek tüm emirler geçersiz ve hükümsüzdür. "Neler oluyor?" diye soruyorlardı birbirlerine tedirgin bir halde. "Türkiye. tatsız bir serüvenci olduğunu işitmişlerdi. kabul gören bir lidere dönüşmüştü. Meclis başkanıyle birlikte İstanbul'da kapatılan Meclisi Ankara'da yeniden açtılar ve yayınlanan bildiriyi teyit ettiler. Bu küstah sözlerin tek dayanağı büyük bir inançtı. yüksek hoşgörülü korumacılığıyla kaleme alınmış söylevi ona okunduğunda çılgınca bir öfkeyle patladı. Uygarlıklarını başlarına geçirinceye dek. bağımsız egemen bir devlet olma hakkını yeniden kazanmakta kararlıdır." Bunlar. yaşamlarının her ayrıntısı kayıt altına alınmıştı. Türkiye artık bitti?' Mustafa Kemal'in Çanakkale'de biraz varlık göstermiş bir generalken. ancak. Barış Konferansı masasında memurlarıyla çevrilmiş olarak debdebeyle oturan ve beş yüz gazetecinin günbegün izlediği Müttefik devlet adamları -Başkan Wilson. artık Türkiye'nin içerlerinde bir yerde. Bu yeni seçimde meb'us olan kişiler Ankara'ya savaş ruhuyla dopdolu bir halde koştular. paşalar. Mustafa Kemal.vardı. son ferdimize kadar onlara karşı koyacağız!" XXIX Paris dışında. Kaçmış olan meb'uslar. "Meclis. Cle: menceau: dünyanın geleceğini kararlaştırıyorlar. iyi ailelere mensup kadınlar hemşirelik yapıp üniforma diktiler. Gene de. Meclis başkanı olarak. Fransa Cumhurbaşkanından gelen bir mesaja gururla şu cevabı verdi: "Ankara'daki Büyük Millet Meclisi. Anadolu TürkJer'e bırakılmıştı. "Türk milleti sakin olmakla birlikte. Mustafa Kemal'i tam ittifakla Meclis Başkanı seçtiler. Kendilerine Büyük Millet Meclisi adını verdiler ve kendilerinin Türkiye'nin yasal olarak kurulmuş hükümeti olduğunu ilan edip. ağır talimatlarını sanki birer tanrı imişler gibi tüm dünyaya bildiriyorfardı. Mustafa Kemal'de olağanüstü bir gurur. ülkenin yönetimini ele alacak olan bir Yürütme Kurulu atamıştır. nazırlar. "Onlar. •f Sevr Antlaşması'nın şartlarının ilanı ani bir etki yarattı. dağlarda yaşayan. Ankara'da yeni bir parlamentonun oluşturulmasına ilişkin bir bildiriyi yayımlamıştı bile. İstanbul'dan tutuklanmadan kaçmayı başarabilen meb'uslar. İzmir hariç. Danışmanlarının baskısıyla. o İngilizler bizim onlar kadar güçlü olduğumuzu yalanda öğrenecekler! Bize kendi eşitleri olarak davranacaklar! Onlara asla boyun eğmeyeceğiz. Lord Grey'in Türkler hakkında üstün bir varlığın. payitaht yabancıların elinde kaldığı sürece Türkiye'nin kaderine hükmedecektir. düşman tarafından işgal edilmiş bir ülkenin geçi106 ci hükümetinin yeni seçilmiş başkanının berrak bir şekilde dile getirdiği küstah ifadeleriydi.

Zayıf savunma hattını dağıtıp İstanbul'a yürümeleri ve Müttefik ordusunun önünü kesmeleri yalnızca bir gün meselesiydi. polisi denetlemek işlerini üstlenecek komisyonlar kurulacaktı. Müttefiklerin Türkiye'ye gönderecek bir tek askeri bile kalmamıştı. başka yerlerde de ayaklanmaları kışkırtabilir. İzmit'e hücum edip. Yıllardır hayal ettiği şeyler sonunda gerçek olmuştu. büyük darbeler yemiş olan Britanya İmparatorluğu İrlanda'daki iç savaş. Kent. Her biri. köprüler atılmaya hazır halde mayınlanmış. Müttefik kumandanı kaçış sırasında gerekli tahliye için tüm hazırlıkları yapmıştı: Belgeler yakılmış. İzmit önlerindeki İngiliz birlikleri Türk kuvvetlerinin önünü almak için çok zayıftı. Türk ordusunu dağıtmak ve yeni gönüllü kuvvet ve jandarmayı kontrol etmek. İsmet ise Erkan-ı Harbiye Reisi olmuştu. Rauf. Doğuda Kazım Karabekir sınırı Ermeniler'den temizleyip güvenli hale getirmişti. oklan dökülmüş bir kirpi kadar korunmasızdı. ne de güçleri kalmıştı. sürükleniyorlardı. büyük bir savaşın ertesinde 108 kendini gösteren tepki hareketlerinin seline kapılmış. emrindeki Türk birliklerine ilerleme emri verdi. Beş yüz yıldan beri onlar egemen bir halk olmuşlardı. Bir avuç pejmürde kılıklı Türk. İzmir önlerindeki Yunanlılar ile istanbul içi ve çevresindeki Müttefik güçler dışında. gümrükleri. tüm Avrupa ülkeleri. İstanbul'daki müttefik ordusu birkaç bin askere indirilmişti. Amerika bu işe karışmayı reddetmişti. O ve Türk milleti galip müttefikleri pılı pırtılarıyla birlikte Türkiye'den kapı dışarı etmeyi başarmanın çok yakınındalardı. Anadolu yakasındaki Ali Fuad. Yanlarında sessiz. Fevzi başta cephane . İstanbul ve Müttefik İşgal ordusu olarak adlandırılan kuvvet ve Muzaffer Büyük Devletler'i temsil eden Müttefik Yüksek Komiserliği saldırıya tamamen açık kaldı. buna bir son verilmeliydi! Böylesine bir felaket her şeyi karıştırabilir. eski kıskançlıklarını unuttular. Fransa'nın Suriye sorunundan kafasını kaldıracak hali kalmamıştı ve hala Almanya'dan fazlasıyla çekiniyordu. Müttefikler'! Türkiye'nin dışına atmak üzereydiler. Mustafa Kemal hazırdı. durdurulması gerekiyordu! Ama nasıl? Konferans masasının muhteşem dekoru içinde çaresizlikle birbirlerine bakıyorlardı. İtalya bir Bolşevik devrimi kasırgasına sürüklenmişti. vergileri toplamak. depolar ve cephaneler tahrip edilmiş. Helal süt emmiş her Türk derhal milliyetçilerin safına geçti. İngiliz savaş filosu İzmit önlerinde toplanan Türk birliklerine ateş açtı. o tatsız serüvencinin. Güneydeki yerel halk Pozantı'ya saldırmış ve Fransızlar'ı çekilmeye ve bir ateşkes imzalamaya mecbur etmişlerdi. Sözde egemenlik haklan kendilerinde bırakıldığı halde. Paris'teki devlet adamları eski zorlu kararlarını uygulamak için ellerinde hiçbir güç kalmadığını anlamışlardı. makul. Sonunda ne olduğunu anlayabilmişlerdi: O asi liderin. Bir savaş hükümeti kurdu -Bekir Sami. Süvariler hücum edip Müttefik Başkumandanının karargâhından yalnızca birbuçuk kilometre uzakta. Müttefikler aciz içindeydiler. suyun öte yakasındaki köyleri yaktılar. Her ne pahasına olursa olsun. Savaşmalı veya kaçmalıydılar ve savaşacak ne istekleri. Padişah taraftarlarının ileri karakollarını önüne katıp kovaladı ve ingilizlerle karşılaştı. Muzaffer Müttefikler'i kovalıyordu! Her ne pahasına olursa olsun. her zamanki sevimliliği içinde Yunan 109 . hiçbir zaman köle olmamışlardı. Mustafa Kemal zaferi kazanmıştı. Adnan. Avrupa yakasından Cafer Tayyar. Lloyd George ve Clemanceau çaresizlikle çevrelerine bakmıyorlardı. O sırada Mustafa Kemal İstanbul'a yaklaşıp çevresini ablukaya alma emrini verdi. Eldeki bütün adamların toplanması emrini verdi. orman korucularını. bu kayıtlarla Türkler'in elleri ayakları bağlanmış olacaktı. Mustafa Kemal'in önderliği altındaki Türkler. nakliye araçları her an harekete hazır şekilde Haliç'te bekletiliyordu. dünyanın yeni düzenine ilişkin bütün o güzel planlarını bozabilirdi. Mezopotamya ve Hindistan'daki ayaklanmalar ve Afganistan'la savaş yüzünden temellerinden sarsılıyordu. Sadece güney sahilini tutmuş olduklarını gören Ali Fuad. Fethi ve diğer önde gelenler Malta'daki İngiliz hapishanesinde sıkışıp kalmış durumdaydı. saflarım sıklaştırdılar ve bir bütün halinde Mustafa Kemal'in peşine düştüler. Bu onları durdurmak için yeterli olmadı.ve levazımı örgütlemek üzere milli müdafayı organize edeceklerdi. Hepsi ordularını terhis etmişti. düzensiz süvarilerini dosdoğru onların Boğaz cenahını sarmaya gönderdi.çekti. Türkiye'de artık düşman ordusu kalmamıştı. Paris'deki konferans masasında Başkan Wilson.

Demiryoluna giden yolun yarısında durup siper kazmalarına ilişkin emir aldılar: Müttefikler onların daha fazla ilerlemelerini istememişti. . İzmir'in kuzeyinden ilerleyip Türkler'i İzmit'in 110 gerisine püskürttüler ve İstanbul'a Anadolu yakasından yaklaşabilecek tüm birlikleri uzaklaştırdılar. Dağların tepesinde.Yunan ordusunu Müttefiklerin tasarrufuna vermişti. Sırbistan ve Bulgaristan'la birlikte 1913'de Türkiye'ye saldırarak Balkan Birliği'ni kurmuştu. Ana kuvvet ise. Lloyd George ve Clemenceau. en iyi nakliye araçları ve sıhhi malzemeyle donatmıştı'. ama o her şeyi kurnazca hesaplayıp yargılıyor ve öylece ilerliyordu. Düzensiz birliklerden siper hizmeti görecek bir bölük bırakan M%ustafa Kemal. Çevrelerindeyse. 23 Haziran 1920'de ileri harekat başladı. Gayet iyi durumdaki Yunan ordusuna karşı direnmeleri mümkün değildi. Yaşamında bir tek temel amacı vardı: Yunanistan'ı Anadolu'nun zengin sahil şeridini de kapsayan ve başkenti Konstantinopolis olan bir imparatorluğa dönüştürmek.yürüdü. Bir Giritli'ydi. hepsi ona çocuksu bir yalınlık havası veriyordu. tüm düzenli birliklerini İç Anadolu'nun gerisindeki dağlara çekti. halim selim yüzü. Türkiye'nin Asya ve Avrupa topraklarından daha fazla pay alması gibi. bağlantı sağlayacak hiçbir yol yokken yeni bir hat kurmak zorunda bırakıldılar. her tarafta tek korunma çareleri olarak Yunan birliklerinden oluşan bariyer duruyordu. Elindeki kuvvetlerin geri kalanı düzensiz çete kuvvetlerinden ibaretti. toplar. Anadolu'yu kuzeyden güneye keserek ilerleyen demiryolu ile Eskişehir ve Afyon'daki ana kavşak noktalarını ele geçirmek hedefiyle. İstanbul'da Padişah ve merkezi hükümet hâlâ asilere karşı tehditler savuruyorsa da oldukça etkisizdi. gözlükleri. top ve nakliye araçlarından yoksun. kamyonlar. Bir diğer ordu. izmir'de en iyi Yunan birliklerinden oluşan büyük bir ordu toplamıştı.Başbakanı Venizelos oturmaktaydı.Yunahlann. Mustafa Kemal adamlarını çağırıp İstanbul'a hücum etmeleri için topladığında Yunanlılar ilerlemeye başlamıştı. ve bir Giritli'nin inatçılığıyle bu tek amaç uğruna yirmi yıldır uğraşıp duruyordu. En iyi subayları İzmir'e göndermiş ve birlikleri kendi imparatorluk düşlerinin peşine düşmeleri yolunda esinlemişti. Dünya Savaşı'nda Yunanistan'ı muzaffer müttefiklerin yanında yer almaya zorlamıştı. hiç düşünmeksizin bu öneriyi kabul ettiler. gıdasız kalmış askerlerden oluşmaktaydı. iki koldan ilerlemekteydi. ona adamlarını çabucak eyleme geçirmesi ve kendilerini Türkler'den kurtarmasını tenbih ettiler. II» . Sevimli tavırları. Bütün cephelerde kolay zaferler kazandılar. konumlarını pekiştirdiler. Akılcı bir ödüle karşılık . Müttefikler de kentteki bir avuç birlikle neredeyse eşit düzeyde etkisizdi. 1920 sonbaharı başlarında durum artık belirginleşmişti. Bir Yunan ordusu Trakya'ya. onları koruyan. İngiliz ve Fransızlar'dan savaştan arta kalan cephane ve levazımları satın alıp Yunanlılar'ı silahlar. Şimdi Yunanlılar'a ilerleme emri verecek ve Türkler'i barış antlaşmasını imzalamaya zorlayacaktı. Burada altı ay boyunca kalıp. birkaç alayı yeniden düzenleyecek zamanı ancak bulabilmişti ve bunlar da son derece zayıp donanımlı. Wilsön. Gerçekte Mustafa Kemal'in yalnızca birkaç düzenli birliği vardı. kumandanı Cafer Tayyar'la birlikte kuşatıp ele geçirdikten sonra Edirne'ye girdi ve İstanbul'un Avrupa yakasındaki tüm bölgeyi Türk birliklerinden temizledi. l nci Kolordu'yu.

Kederli. Önlerinde durduğu sırada.) 113 . daha büyük bir çaba için gerekli olan cesareti vermişti. bezgin ve cesaretlerlkınlmış Türkler. Bunlardan kendisine çok geç olmadan barış yapmasını tavsiye edenlere dudak büktü: Onlar birer korkaktı." Kollarını kavuşturmuş bezginlikle kaderlerine boyun eğmeye hazır bekleyen Türkler'i sarsımaz bir inatla yeniden direnişe doğru şahlandırdı. "Ancak. Gündelik konuşmalarda bir parça 112 boğuk ve kısık olan sesi. Onları tehdit etti. o zaman zafer bizim olacaktır. çınlayan ve berrak bir nitelik kazanmıştı. Yunanhlar'ın arkasında İngilizler vardı. Meb'uslarla durumu tartıştı. "Suriye ve Arabistan'ı alabilirsiniz" diyordu. fakat kendisindeki duygu kasırgaları dış olaylardan kaynaklanmıyordu: Bunlar onun içinden gelen duygulardı. silah ve mühimmatın düşmana teslim edilmesine göz yummuşlardı. Doğru. Mustafa Kemal hiç duraksamaksızın onun kanını içmek için bağrışan gürültücü meb'uslann karşısına dikildi. görevine ve kendisine olan inancıyla dolmuştu. Bir karamsarlı| jfalgası ülkeyi baştan aşağı kaplamıştı. Büyük Millet Meclisi. Türkiye'den uzak durun. Köylerde o bilinen barış çığlıkları yükseliyordu. Sık sık yolunda giden olaylara bile tepki gösteriyor ve böylece başarısızlık ona yeni bir güç kazandırıyordu. Mustafa Kemal bu yenilgi ve karamsarlığın karşısında bile soğuk kanlılığını ve> metanetini kaybetmedi. ona yeniden düzenleme yapması için zaman tanımalıydılar. sebebi olarak Mustafa Kemal'in başını istiyorlardı. Biz her ulus gibi kendi sınırlarımızdan bir karış fazlasını istemiyoruz. Artık dava belirginleşmişti: Yunanlılar'la yapılacak topyekun bir savaş. "Sizler Türksünüz! Daha dün uyruğunuz ve köleniz olan bu Yunanhlar'ın karşısında boyun mu eğeceksiniz? Buna inanamam! Birleşin ve hazırlanın. bakmak için hiç de etkileyici biri değildi. tutku ve güçle. Mavi gözleri ve donuk ifadesiyle orta boylu bir adamdı. konuşmaya başlar başlamaz şamata kesildi. Dinmek bilmez bir sabırla ordu kumandanlarını daha fazla asker ve silah toplamaya ve düzenli orduyu genişletmeye şevketti. ama bu destek sadece manevi düzeydeydi. yani Batı cephesi kumândanlığındaki Ali Fuad ile bütün sorunların. Fransız hükümetinin bir temsilcisine oldukça küstah bir tavırla. Büyük Millet'Meclisi toplantılarını döküntü haldeki-Ziraat mektebi'nin dershanelerinden birinde yapmaktaydı. eldeki pek az düzenli ordu ihtiyatlarıyle birlikte (kuva-yı seyyare denilen-ç. O zamana dek İzmir civarında Yunanlılarla yapılan mücadele. iç savaşı başlatmışlardı. yine her ne pahasına olursa olsun barışı ve kader'e karşı bu işe yaramaz mücadeleye bir son vermeyi istiyorlardı. onlar eski ordunun dağıtılmasına. Ankara'da politikacılar sorumluların. Ancak. ama bu sınırlardan bir karış azına da razı olmayız. XXXII Şimdi de içerden yeni bir tehlike başgöstermişti. "Sizler" diye haykırdı. bir kalabalık içinde dikkati çekmiyordu. son meb'usuna kadar onun yanındaydı. meb'uslar mantıklı ve sabırlı olmalı. yenilgiden Padişah taraftarlarının suçlanması gerekiyordu." Muhalefet yavaş yavaş yok oldu. İngilizler bu savaşta etkin bir rol oynamayacaklardı. Mantıksız olduklarını söyledi: Türk ordusunun henüz Yunanlılar'a karşı hazır olmadığını düşünemiyorlardı. yüzü yorgun ve kırışıklarla dolu duygularını belli etmediği zamanlarda oldukça saf ifadeliydi.YEDİNCİ BÖLÜM XXXI Utanılacak bir yenilgiye uğrayıp geriye çekilen Türkler hüzünlü bir düş kırıklığına kapılmışlardı. Düzenli ordudaki askerler firar etmeye başladı. Böylece içlerindeki gururu uyandırarak onlara yeni bir umut aşıladı.n. Ülkenin her yerine aynı mesajı gönderdi. Kendisi de devamlı olarak büyük bir şevkle yer değiştiren büyük karamsarlığın arasındaki mücadeleyle yüzyüzeydi. Şimdiyse yenilgi ona. O'nün kişiliği kendini kabul ettirmişti.

hatta yarı yarıya kavrayabildiği bir Bolşevizm düşüncesinin ifade edildiği makaleleriyle dolu bir gazete bile yayınlamaya başlamıştı. Ayaklarında yemenileri. kentin sökâklarındaki kaldırım taşlarında yürüyüşleri tıpkı vahşi hayvanların yumuşak pençelerinin sessiz yürüyüşüne andırıyordu. bölgedeki tek kuvvet olduğu sürece yapılacak hiçbir. Yunanlılar'a. asker kaçakları. Erkan-ı Harbiye Reisi olan İsmet'in tavsiyesine karşı Edhem'in tavsiyesine uyan Ali Fuad. İnsanları ölüme mahkum ettiği bile o. karşı bir hücum başlattı ve şiddetli bir yenilgiye uğradı. Düzensiz kuvvetler. Ankara sokakları gibi. Mustafa Kemal ve Edhem birbirlerini süzdüler. Tüm planlan ve düzenlemeleri çetelerin varlığına dayanmaktaydı.ldu ve vatan haini olarak kabul ettiği kimselere kent dışındaki dağlarda işkence ettirdi. Hesap vermek üzere Ankara'ya çağrıldığında. Kısa zamanda tıpkı ortaçağdaki kimi feodal baronlar gibi. Batı cephesinin kumandanıydı. Kendisine karışılmasına izin vermeyecekti. iç savaşı ezen. yerine İsmet ve Refet'i geçirdi. fakat aslında bir çok benzerlikleri de vardı. bir çete reisininkine dönüşmüştü. İsmet'i üstü olarak k. dev gibi bir adamdı. eşkiya. sürekli bir çekişme halindeydiler. Ali Fuad'ın yanlış zamanlanmış hücumunu bir bahane olarak kullanarak. Ankara'yı asilerden kurtaran ve Ankara hükümetini kabul ettiren hep bu Yeşil Ordu idi. Edhem'le çok yakın bir ilişki halinde çalışıyordu. 115 . Mustafa Kemal'in otomobiliyle -kentteki tek otomobil. üniformadan ya da düzenden yoksun bu kuvvetler. bir haydut diktatör haline gelmişti. ateşe hazır tutan vahşi suratlı çetecileriyle dolmuştu. Yunan saldırılarına karşı koyan. Ani baskınlar vermek ve dağlardaki karargâhlarına aynı derecede aniden geri çekilmek şeklinde özetlenebilecek. yurtseverler.oluşmaktaydı. Düzenli birimlerdeki askerlere hem az maaş ödeniyordu. gün ışığında griye dönüşen aynı soğuk.abul etmeyecekti. Ekim'de. Bu çeteler her tür toplumsal tabakadan gelen insanlardan -Yunanlılarca evlerinden sürülüp çıkarılmış köylüler. Düzenli birliklerin subaylan bunların geri gönderilmesini talep ettiğinde çete reisleri onları bırakmayı reddediyorlardı: Düzenli ordu önderleri çe114 teleri kendi içlerinde eritmekte ne denli kararlıysalar. açık renkli gözlere ve aynı sabit ifadeye sahipti. Bu kuvvete "Yeşil Ordu" adını vermişti. Edhem'e de İsmet'in kumandası altına girdiğini bildirdi. Onun önünde Mustafa Kemal ufak tefek hatta nahif görünüyordu. Çeteler ezilmeli ve düzenli ordu idareyi ele almalıydı. "Mustafa Kemal'i Meclis'in kapısının önünde asacağını" söyleyip övünecek kadar ileri gitti. Bunlar sürekli olarak Edhem'in iyi para ödenen ve yağmaya izin verilen hasbelkader oluşturulmuş ordusuna katılmak üzere birliklerinden kaçıyorlardı. Ankara'dan bağımsız davranarak vergileri toplamaya. erzak ve at istemeye. Adamlarına Ankara'ya gidecek olursa. hafif top ve makineli tüfeklerle donanmış büyük bir kuvveti biraraya getirmişti. sabıkalılar.şey yoktu. Askeri bakış açısı bir gerilla savaşçısı. henı de katı bir disiplin uygulanıyordu. sivil memurlara emirler vermeye ve bunlara uyulmayınca muhatapları cezalandırmaya başladı. Edhem etkisini Kütahya'dan baştan a'şağı bütün ülkeye yaygınlaştırmıştı. Mustafa Kemal. Çete liderlerinin başı Çerkeş Edhem'di Edhem. Mustafa Kemal radikal bir değişiklik için en uygun zamanın geldiği kararına varmıştı. itaat edilmeye alışkın.kente girdi ve bir dövüş horozu gibi kabararak Mustafa Kemal'in dairesine çıktı. Bu çelişki artık hızla doruğuna çıkmaya başlamıştı. Karargâhını Kütahya'da kurmuş. kendisinin bağımsız eylemde bulunma hakkına sahip olduğunu ileri sürdü. Her ikisi de aynı solgun beyaz simaya. düşmanı tedirgin eden fakat kalıcı bir askeri zafer sağlamayan bir gerilla savaşı veriyorlardı. Edhem'i Ankara'ya davet etti. Köylülere insafsızca baskı yaptı. çeteler de bağımsız kalmakta o kadar kararlıydılar. Her ikisi de buyurgan. Düzensiz kuvvetlerle her noktada çelişki ortaya çıkmıştı: Subaylar çete reisleriyle anlâşamıyordu. yalnızca belirli kişileri önderleri olarak kabul ediyordu. Hatta bir çeteci gibi giyiniyor ve omuzuna asılı tüfekle dolaşıyordu. yeni düzenli ordu İsmet ve Fevzi'nin hünerli ellerinde hızla gelişiyordu. Emrindeki düzenli birlikler ancak zayıf bir birleştirici güç olarak kullanılabilirdi. Disiplinden. ama aralarında karakteri güçlü olan ve asıl kumandan Edhem'di. Ethem iri kıyım.düzensiz çeteler tarafından yürütülmüştü. Ali Fuad. iktidar sahibi olmak ve kumanda etmekte kararlı kişilerdi. Ancak. Edhem gitgide daha kibirli ve dikkafalı oldu. dairenin bekleme odası da Edhem'in göğüsleri ve belleri çapraz fişekliklerle kaplanmış. feslerinin üzerine sank sarmış ve tüfeklerini ellerinde. Edhem reddetti. 'Her ikisi de yüreklerinin derinlerinden tereddüt ve acıma nedir bilmez birer asiydi.

" * Telgrafın aslı şöyledir: Ankara'da Büyük Millet Meclisi Reisliğine Birer kopyesi İcra Vekilleri Heyetine.. Şimdiden sonraysa bir devlet başkanı olarak davranacağım.91 (ç.n.Konuğu için kahve ve sigara emreden Mustafa Kemal. senede içlerinde yüz lirayı bir arada gören pek azdır. Yunanlılar'a cesaretle karşı koymuşlar. pek çoğunun desteğini almış olan Edhem'e de çok olumlu bakıyorlardı. gücünü muhafaza edecekti. Yolculuk sırasında Edhem daha çok kuşkulanmaya başlamıştı. Edhem'in elinin altında duran tabancanın tehdidi. Konuştuğu sürece Mustafa Kemal'i seyretmişti. Biz. Mustafa Kemal çeteleri üzmenin hoşnutlukla karşılanmayacağını anlamıştı. Mustafa Kemal tabancanın üzerindeki elin kıpırdanışını gördü ve hiç hareket etmeden bekledi. Son olarak kendisini Umumi Milli Kuvvetler Kumandanı olarak ilan ederek Büyük Millet Meclisi'ne şu mesajı gönderdi: "Ülkenin savaşı sürdürecek hali kalmamıştır . İzzet Paşa başkanlığındaki heyete barış görüşmelerini sürdürmeleri için gereken şartlar sağlanmaldır.. Ben milletin ve askerlerin arzusunu dile getirmekteyim. Ankara'da çok sık kullanılan bir söz vardı: "Mustafa Kemal hepimizin düğmelerini ilikletecek. Eğer Ankara hükümeti onu istemiyorsa. Ankara'dan gönderilen memurları azletti ve gelen emirlere uymayı reddetti. Meclis öneriye olumlu bakıyordu ve Padişah lehinde bir akımın canlanması söz konusuydu. o da başka yere giderdi.. tetiği çekilmiş.. İstanbul'dan gelen ve tevkif edilen Sulh Tavassut Hey'etinin muvafık ve müsait şartlar altında geldikleri muhakkak olduğuna göre." Mustafa Kemal'in kendisini askeri bir diktatör olarak benimsetmekte kararlı olduğunu. onu hiç mi hiç etkilemiyordu. bu Türkiye'nin yararına da olmazdı: En iyisi çetecilerin savaşmasıydı. Şimdi bol bol dalkavuklukla meşguldürler. O ve Edhem. O ve adamları mücadelenin en ağır yükünü taşımışlar. Afyon'da 12 nci Kolordu Kumandanlığına Eskişehir'de Garp Cephesi Kumandanlığı'™ Konya'da Cenup Cephesi Kumandanlıği'na: Bu israf ve ihtiraslarla dolu şartlar altında millet ve devletin artık harbe tahammülü kalmamıştır. Atatürk Kütüphanesi. İki adam saldın anını kollayan iki bozkurta benziyordu. Gelen yüksek heyetin hemen istanbul'a İadesi maruzdur. bu heyetin serbest bırakılarak sulh konuşmalarının çabuklaştırılmasını bütün asker ve millet efradına tercüman olarak bildiririm. kumandanlarıyla görüşmeler yapmaya başladı. Kabzasında öldürdüğü her adam için bir çentik attığı.). Kimseye sezdirmeden trenden atlayıp adamlarına katıldı. bir tuzağa düşürülüp düşürülmediğini anlamaya çalışıyordu. Önemli bir güçlükle karşı karşıyaydı." * Mustafa Kemal cevaben ona şu mesajı gönderdi: "Şimdiye dek sizinle hep eski bir dost olarak konuştum. ancak. Edhem'in üniformasını giyeceğiz. . buna engel olacak tek kişinin ise Edhem olduğunu açık açık söylüyorlardı. İlk icraati de bu fakir milletin sırtından kendilerine senede Uç yüz bin küsur lira tahsisat yapmaları olmuştur ki. 117 . çete savaşının tek çözüm yolu olduğuna inanıyorlardı. Hepimiz için uygun olan bir çözüm bulabiliriz. istanbul. İngilizler'in desteklediği Yunanlılar'a karşı durabilecek bir düzenli ordunun kurulabilmesi imkansızdı. ayrıca Edhem'in siyasal taraftarlarından uzakta olması daha yerinde olacaktı. 1955. Bu süre boyunca rahat rahat İstanbul'da oturmuş ve şimdi son dakikada mücadeleye katılmış olan İsmet'in ya da Fevzi'nin öne çıkmasına izin vermeyecekti. Ne şekilde olursa olsun. Çerkez Ethem Kuvvetlerinin İhaneti. Sel Yay. Padişah'm İzzet Paşa başkanlığında gönderdiği heyetin Yunanlılar'a karşı tüm Türkler'in birleşmesi için İstanbul ve Ankara hükümetleri arasında ateşkes görüşmeleri yapılması konusunda getirdiği öneri kafasını karıştırmıştı. trene binelim" dedi Mustafa Kemal. Dahası.. oldukça okşayıcı bir muameleyle Edhem'i Türkiye için en iyisinin düzenli ordunun kontrolü ele alması olacağına ikna etmeye çalıştı. İsmet'le buluşmak üzere Eskişehir'e 116 gittikleri takdirde. Edhem uzlaşmayı reddetti.Tehlikeyi sezinlemede bir vahşi hayvan kadar atik. s. İsmet sorumluluğu omuzlayabilirdi. İngilizleri yıldırmışlardı. Seyyar Kuvvetler Kütahya ve Havalisi Kumandanı Edhem Bkz. Yunus Nadi. kullanmaya hazır halde elinin altında duruyordu. Mustafa Kemalin "kurmay subaylarına ve askeri hükümetine" içerlemekteydiler. ondan kuşkulanıyordu. Artık bir muhalif olmuştu. Meb'uslar. "Gelin. Ama biz bunu kabul etmeyeceğiz. Yaptığı her şey için onu övüyorlar. Önce Padişah'la ardından da Yunan. Üzerine kapanmakta olan tuzağın çelikten dişlerini hissetti. Kütahya'daki düzenli orduya mensup Türk birliklerinin çevresini sarıp onları dağıttı ve evlerine yolladı. gümüş kakmalı en sevdiği tabancası.. Eskişehir'de düzenli birliklerle sarılacaktı. "Eskişehir'e gidip İsmet'le konuşalım. Ankara'da toplanan Meclis'in ne şekilde toplandığını tabii hepimiz biliyoruz.

halkın vücut bulmuş halidir. gönderiyordu. Fevzi ise durgun ve katı. Bütün bunlardan birinci sınıf bir savaş gücü yaratmak zorundaydılar. yeni ordunun örgütlenmesi konusunda çalışmak üzere Fevzi'nin yanında oluyordu. Türkler'in hepsi işgalci Yunanl118 . Mustafa Kemal'in elindeki tek koz. Bu yeni direniş karşısında şaşalayan Yunanlılar. Türkler de birleştiler. genellikle kötümser. kendi yeteneği ve kişiliğinden ibaretti. Olağanüstü bir konsantrasyon gücü. Afganistan ve İran'dan delegeler İttifak önerileriyle gelmişti. yüzyıllık gelenek ve adetlerin sağlayabileceği imtiyazlı bir mevkii de yoktu. kah çok neşeli. Venizelos ve yandaşları Atina'dan çıkarılmışlardı. Ellerindeki malzeme oldukça zayıf. arka planda kalan. Çetelerin boyunduruğu altında yaşadıkları kabustan kurtulmak için bütün köylüler gezici birliklerin imhasına katılıp yardım ettiler. Rusya para ve silah gönderiyordu. Kuramsal olarak. Onların kuşkularını gidermek için Mustafa Kemal'in elinde kurumsallaşmış bir devletin içinde yüksek bir konum gibi. onlara tekrar tekrar şunu söylüyordu: "Büyük Millet Meclisi. eski top ve tüfekler. Yunanistan ve Türkiye'ye arabuluculuk yapmayı önerdiler ama Yunanistan'ın bu öneriyi reddetmesi üzerine Müttefikler de bu savaşta tarafsız olduklarını ilan ettiler. İstanbul'da Padişah'ın çevresindeki birkaç yaşlı politikacı dışında. az konuşan. Son hızla çalışmaya başladı. İtalya da onlara silah satmaya başlamıştı. Bundan başka politikacılarla da başa çıkması gerekiyordu. Hindistan ve Mısır'da Türkiye'ye yardım konusunda büyük bir Müslüman propaganda faaliyeti başlatılmıştı. İngiltere. gene de yorulmuyordu. Mustafa Kemal. temel olgular üzerine de berrak bir muhakemeye sahipti. Bir an için bile olsa mümkün değildi. nakliye imkanları olarak da kağnı arabaları ve köylü kadınlar vardı. Okumadığı. mektup ya da kurye göndermediği ya da bildiriler hazırlamadığı zamanlar. Bu olağanüstü güçlükler karşısında Mustafa Kemal'in gevşemesi. Türkler'in kendi aralarında dövüştüklerini gören Yunanlılar hazırlıksız olmalarına karşın taarruz ettiler. Umutlan yeniden dirilmeye başlamıştı. asıl yönetici onlardı. hiç dinlenmeden ve uyku uyumadan saatlerce durmaksızın çalışıyor. Ankara'ya yardım sözleri getiren gizli haberciler. Türk-Yunan Sayaşı'na son vermek niyetindeydi. ikinci sınıf nitelikteydi: Savaş tutsaklığından dönmüş isteksiz askerler. onlar gene de aslında kendilerine ait olan yetkileri Mustafa Kemal'in sık sık gasb ettiğini düşünüyorlardı. Bütün yetkiler yalnızca ve kesinlikle halka aittir. Birlikte çalıştığı kimseler yorgunluktan tükeninceye değin. Onlara karşı koyacak bir askeri güç oluşturması gerekiyordu. Mustafa Kemal kaybedecek zamanı olmadığını açıkça görüyordu: Yunanlılar büyük bir taarruza hazırlanmaktaydı. Fransa. Bu savaş doğrudan doğruya Yunanistan'la Türkiye arasında bir meseleydi. adamlarından bazılarıyla birlikte Yunanhlar'â katıldı.Yunanistan hızla orduya sıçramakta olan kıyasıya siyasal tartışmalar yüzünden yıpranmaktaydı. Mustafa Kemal'in önderliği altında birleştiler. Ona karşı kuşkuluydular. mert ve güvenilir ve diğerinin üzerinde ol'dukça büyük etkisi olan bir kişiliğe sahipti. İsmet kumandası altındaki düzenli birlikleriyle.İsmet'e gezici birlikleri ezme emrini verdi. Haberler iyiydi: Kazım Karabekir Ermenistan'ı işgal etniiş. En küçük bir şeyi elde edebilmek için bile toplantılarına katıİ19 XXXIII İnönü Meydan Savaşı'nda Kemalistler ilk askeri zaferlerini kazanmışlardı. Kars'ı alarak güçlerini Bolşevikler'le birleştirmişti. Yeni seçilmiş mebuslar. eski hatlarına çekildiler ve 1921 bahar aylarının tamamı ve yazın ilk ayları boyunca büyük bir taarruzun hazırlıklarını tamamlamak üzere burada hareketsiz kaldılar.'kah bunalımlı bir ruh halindeydi. Refet'in kumandasındaki düzenli ordu Kütahya'yı ele geçirip Edhem'i püskürttü. ılarla savaşmak üzere Ankara'da. İç savaş sona erdi: Hilafet ve Yeşil orduların her ikisi de ortadan kaldırıldı. Ankara'da her şey henüz çok yeni ve hamdı. Afyon'u ve hemen önlerindeki demiryolunun bir bölümünü ele geçirdiler. ayrıntıları son hızla kavrama ve istediği an onları anımsayıp yerinde kullanabilme yeteneği. Rusya ve Türkiye'nin ortak düşmanıydı. iki adam tam birbirlerinin zıttıydı: Mustafa Kemal olağanüstü yoğunlaşmış enerjisiyle herkesi eyleme geçiren. İngiltere. Mustafa Kemal'den öç almaya yemin eden Edhem. İnönü'nde karşı hücuma geçti ve Yunanlılar'ı geri püskürttü. kendi hak ve yetkileri konusunda son derece kıskançtılar. Fransa ve İtalya." Ne ki.

meb'uslar o gün her zamankinden. Konuşmak bu müphem düşünceleri somut gerçeklere dönüştürüyordu. hiç soru sormadan. herkes emirlerimi yerine getirecek. Kimi zaman kafasında. Toplantıları sırasında sabır ve kontrolünü muhafaza ediyordu. büyük bir adamı oynamaya. çenesi sıkılmıştı. Genellikle bu ruh hali içindeyken yüzünde alaycı bir gülümseyişle konuşurdu.n. Ardından hiçbir uyarıda bulunmaksızın. İşte o zamanlar.) 121 . onlarla tartışması ve onları ikna etmesi gerekiyordu. kaşları aşağı sarkmış. karşıtlarını ikna etmek isterdi. Zaman zaman eğlenmek için konuşurdu. kesik konuşmalarla sessiz kalıyordu. ben nasıl istersem. Kurmayları holde ateşin yanında toplanmışlardı. Onun kuramsal düzeyde bir demokrat olduğunu. Adnan'ın aşırı titizliği bir asker olduğunu sanan Bekir Sami'nin bir katip masasına daha uygun olacağı. ama zihni karmakarışık. Oldukça sofuydu ve ağzına kesinlikle içki koymazdı. Özellikle bu dönem. Bu didiklemeden kimse kurtulamamıştı: Kurumlu kozmopolitan Refet'in kendini beğenmişliği. dostlarını olduğu kadar düşmanlarını da didik didik eder. onları bütün o gösterişli elbiselerinden soyup. Böylesi bir konuşmaya akşam yemeğinden hemen sonra saat dokuz gibi başlardı. Herkes. Bir elinde kehribar tesbihiyle oynardı. Arif ve bir iki diğer arkadaşıyle birlikte. Bu gibi eğlencelere İsmet ve Fevzi asla katılmıyorlardı. tabii siz de. "Ne demek istediğinizi tam anlayamadım" cevabını verdi Halide Edib. hiçbir şey onu işinden alıkoyatnıyordu. Karşıtlarını pes ettirip bunaltıncaya değin hiç durmamacasına konuşurdu. çözülmekte olan mineraller gibi müphem ve muğlak fikirler oluşuyordu. içeri girer girmez Mustafa Kemal politikacıların fesatlığı yüzünden kasırga gibi patladı: Demokrasi çok kişinin. Ara sıra ama. devrimin en zor ilk günlerinden beri onun yanında yer alan dostlarıydı. laçka duygusallığı. Kendi yolumu çizeceğim.iması. ama daha ağızlarını açar açmaz sözlerini kesip. eksiklerini bayağı çıplaklıkları içinde ortaya serinceye değin bırakmazdı. eski moda görüşleri vardı. Günlerce kelimeleri yutulmuş.çalabileceği*. pek ender olarak bir ağız dolusu altın dolgusu dişi göstererek alçak sesle kahkahalar atardı. kendisi devam ederdi. tavırları tehdit edici bir hal almıştı. hiçbiri elinden kaçamamıştı. Bütün bu kişiler. Karakterlerin iç yüzünü kavramadaki garip yeteneğiyle. Kimi zamansa. İş biraz hafiflediği zaman tedirginliği ve huzursuzluğu büyüyor ve astlanyla uğraşmaya başlıyordu. "Siz ne düşünüyorsunuz?" diye bağırdı." Yapacak iş olduğu sürece. tek sağlıklı hükümet tarzı tek adamın mutlak hükümranlığıydı. herkese ne diyorsam yaptıracağım. Özellikle Fevzi'nin güçlü. Hiçbir şekilde eleştiri ya da öğüt almayacağım. Mustafa Kemal'in şaşırtıcı konuşma kapasitesini gösterdiği dönemlerdi. Karısına çarşaf giydiriyor ve ailesindeki kadınlara kaç-göç uygulatıyordu. Ansızın Halide Edib'e dönüp. bu Mustafa Kemal'in her anını alıyordu. yakınlarına ise zaman zaman önemsiz düzeyde de olsa bu aralıksız muhalefet ve eleştiri selinin onu nasıl çılgınca öfkelendirdiğini yansıtacak şekilde sık sık patlıyordu. Onlar Mustafa Kemal'in yaşamının bu parçasına-ait değillerdi. onlardan görüşlerini söylemelerini ister. Bir akşam Meclis oturumundan sonra geç saatte örnek çiftliğe döndü. sonu gelmez bir sözcük seliyle hiç aralıksız saatlerce konuşuyordu. Sabah saat beşte karşıtları bezgin bir kabullenişe kendilerini terketmişken o hâlâ dinç ve tartışma heyecanıyla dolu olarak sözünü sürdürüyor olurdu. tüm diktatörlere karşı olduğunu biliyordu. aptal kişilerin yönetimiydi. kağıt oynuyor sabahlara dek sürecek içki nöbetine girmek üzere ortadan kayboluyor. "Ne demek istediğimi size açıklayacağım" diyen Mustafa Kemal'in kızgınlıktan gözleri kurşunileşmiş. İsmet de. Halide Edib in iradeden yoksun. Her ikisi de ahlaki açıdan ağırbaşlı ve gelenekçi aile babalarıydılar. "Demek istiyorum ki. O kabul gören bütün ideallere ve ahlak kurallarına hakaretle dudak büküyor ve bunları ayaklar altına alıyordu: Ahlak kuralları ona * Yazar burada İngilizce'deki "play" kelimesi ile bir söz oyunu yapmış (ç. Dinleyicilerini amaçsızca karmaşık kavramsallaştırmalarla ve saçma sapan sözlerle saatlerce sıkar. alem arkadaşlarını da onaylamıyorlardı.de fazla güçlük çıkarmışlardı. kesinlikle yerine getireceksiniz. kadınlarla eğleniyordu. o da Mustafa Kemal'iniçi120 ne gömüldüğü bu sefahat alemlerini olduğu kadar. kalkışan Kazım Karabekir'in sadece keman -onu da ancak kötü düzeyde.

kendi hayvani arzulan dışında tüm ahlak kurallarına veya kılavuz ilkelere boşveren bir kurt L XXXIV Mustafa Kemal ilk başta bütün kurmaylarıyla birlikte örnek çiftlikte kalmıştı. Evin arkasında Osman Ağa ve Laz muhafızları için bir baraka yaptırdı. kırışmış ve yorgun göründüğü olurdu. Diğer insanlar mektup ya da mülakati nasıl kullanıyorsa. özel ayrıcalıklar sağlıyordu. aleni bir şekilde. gözü kara adamlardı. Çatısı olan bir bahçeye benzeyen ortadaki salona. Evin çevresindeki tepelerden bir bahçe ayırtıp ağaçlar diktirdi ve bir uca da eski zaman paşalarının yazları Boğaziçi'nde yaşadıklarına benzer ve köşk inşa ettirdi. Mustafa Kemal onu görür görmez hemen kendi evine yerleştirdi. tanınmış bir laz eşkiyasıriın kumandası altına vermişti. ertesi gün on yaş ihtiyarlamış. onu yumuşatacak ılımlı bir mizah unsurundan yoksun*olduğu için fazlasıyla keskin bir hiciv yeteneğiydi. Onlara iyi para veriyor.göre. Görünüşü de son derece değişkendi. Burada eşyadan ve düzenli yemekten yoksun olan bekar bir askerin her türlü konfordan uzak yaşamını sürüyordu. Sivas'taki bir kolordu kuman danına gönderdiği emirlerini içeren telgrafının da üçyüz kelime uzunluğunda olması onun için son derece sıradan bir şeydi. Onu iyi duygular hissedebüme ve insanlara. ideallerse ağızdaki çöplerden ibaretti. Meclis'e gittiği zaman Başkan koltuğunda oturduğu pek enderdi. bakış açısını belirlediği için uzak durulması gereken bir insandı. Gönüllü hemşire olarak orduya katılıp Ankara'ya gelen Fikriye. sessiz ve kibar genç kız. oval yüzüyle bu narin. ideallere ya da kurumlara sadık kalma yeteneğinden yoksun biri olarak gösteriyordu. Eski böbrek rahatsızlığı onu sürekli yokluyordu. ovaların tozla kaplandığı ve keskin ışığın gözleri kamaştırdığı sıcak yaz aylarında fıskiye çalıştırılan mermerden bir havuz yaptırdı. yabanıl. • Uzun. kışın çamurlu ve ıslak olan Ankara'yı yaşanmaz bulup. Doktoru ona sakin yaşamasını. 123 . Bunlar uzun bıyıklı ve bir kedi kadar çevik. İçinde bulunduğu ruh hali. Kazakların giydiklerine benzeyen yırtmaçlı siyah üstlük ve uzun çizmelerden oluşan giysilerini alınış ve onları Osman Ağa adında. Onu insandan çok hayvana benzetiyordu: Güçlü. Ankara çevresindeki bataklıklardan kaynaklanan sıtmaya yakalanmıştı. Bu parlak ama. kentin yaklaşık altı kilometre dışındaki çıplak bir yokuşun üzerinde bir köy olan Çankaya'da kagir bir bağevi tuttu. Sonradan telgrafhaneye yakın olmak için istasyon müdürünün evinde bir odada kajmaya başladı. Evin içinde çalışmıyorsa. Görev esnasında kasılarak evin önünde bir aşağı bir yukarı yürürlerdi. ihtizazlı kirpikleri: derin kahverengi gözleri ve beyaz. İstanbul'dan uzak bir akrabasıydı. Birgün genç ve yaşam dolu iken. o da istemiye istemiye gösterirdi. Karadeniz kıyısının güneyindeki dağlardan gelen Lazlar tarafından korunuyordu. Sadece metaneti sayesinde ayakta durabiliyordu: Enerjisi ve temiz bir yaşam sürmüş ailesinden tevarüs ettiği sağlam bünyesi bile bu sonsuz zorlanmaya dayanamazdı. ayrıca bunlar Mustafa Kemal'in teatral zevklerini de tatmin ediyorlardı. Çevresindeki kişilere sık sık ve genellikle haksız yere homurdanır ya da yakınırdı. Fikriye Hanım'ın gelişi oldu. kırılgan. . Fakat genç kız ona konforu getirdi. Sonraları yazın sıcak ve tozlu. Onların kesin sadakatine güveniyordu.Bedenini tanı bir iflastan kurtaran şey. için vazgeçilmez bir alışkanlıktı. Aldığı ce vap kağıdının arkasına yine üçyüz kelimelik bir başka telgraf yazması diı olağandı. ikiyüzlülerin maskesinden veya budalaların çılgınlığından başka bir şey değildi. haşin dünya görüşü ve çılgınca süren içki alemleriyle bu çetin adanı için oldukça garip bir ev arkadaşı olacaktı. İstanbul'daki sadrıazama gönder diği protesto telgrafında olduğu gibi. Görevleri bitince Mustafa Ke-mal'in onlara vermiş olduğu koyunlara bakmak için dağlara giderlerdi. hiç merasimsiz yaşıyordu. Köşkün dört bir yanında aşağıda uçsuz bucaksız uzanan yeşil ovalara bakan pencereleri vardı. Bununla birlikte aslında gözler önünde. ellerini cebine sokup karşılaştığı'sivil ya da asker herkesle konuşarak yürümek. çalışmayı ve içkiyi azaltmasını ve birinin bakımı altında düzenli bir yaşam sürmesi gerektiğini durmaksızın yineliyordu. onun. bunun yerine diğer meb'uslaıin arası122 nda bir sırada oturmayı tercih ederdi. o da telgraftan o şekilde yararlanıyordu. duygu ya da vicdandan yoksun. nazik olmaktan çok kırıcıydı ve eğer sinirliyse olağanüstü kırıcı ve çekilmez olurdu. Astlarına minnettarlığını pek ender olarak. Bu evde.

ismet omuzlarından ağır bir yükün kalktığım hissetti. top ve uçak sayısını artırmakta. daha da ufak tefek görünüyordu. Olağanüstü bk akıl ve kişilik sahibiydi. Hasta olduğu zamanlarda ona bakıyordu. XXXV Mustafa Kemal ve Fevzi. İslam tarihi ve toplumsal sorunlar hakkında kitaplar okumaktaydı. Fikriye ızdırap veren bir kıskançlıkla kendi kendini yemeye başladı. Eskişehir'in ardındaki Karacabey köyünde İsmet onları bekliyordu. Bizler yalnızca onun yardımcılarıyız. içki meclisine ve iskambil kartlarına gittikçe daha sık koşar oldukça. Yapılmasını emrettiği tüm karşı taarruzlar başarısızlığa uğramıştı. Mustafa Kemal'i bekliyordu. Burada onlara tüm Batı Anadolu'nun anahtarını verecek olan demiryolu kavşağı vardı.çıplak bir tepede toplaşmış Ankara'yı uzaktan görebildiği bir odayı kendisine çalışma odası yaptı. karşılığında hiçbir şey talep etmiyor. çalışma odasını Türk ve İran halılarıyla döşedi. döşemesi delik küçük bir odaydı. bir gün Türkiye'ye hükmedeceğinden neredeyse emin olarak. Ankara'dan derhal gelmesi için telgraf çekmişti. Aceleyle oraya geldi. onun birinci sınıf bk yenilgiyi kabullenmesi demekti.Mustafa Kemal de. Sorumluluk karşısında ne duraksadı ne de yan çizdi. Eski kadınlarına. Bk köşede portatif yatağı duruyordu. bu sivil halkı Yunanlılar'in gaddarlığına terkederek hayati önemdeki stratejik bk noktanın düşmana bırakılması anlamına geliyordu. Temmuzun ilk haftasında. Türk ve doğulu olduğu için. Hepsini önlerine katarak püskürtüp Kütahya ve Afyon'a değin her yeri zaptettiler ve Eskişehir'e doğru ilerlemeye başladılar. sürekli baskın ve keşif uçuşlarıyla onun hattını incelemektelerdi. Fikriye onun tüm ihtiyaçlarını gözetiyordu. uzakta. Ama Mustafa Kemal çok kısa bir zaman içinde ondan da bıktı. bu işaretlerin değeri konusunda son derece katı bir batıl inanca kapılmıştı. onun hem metresi. Mustafa Kemal'e Sünusi şeyhinin gönderdiği değerli kılıç ile kamaları duvarlara astı. Kendi başına karar veremiyordu. Sinirli sinirli elleri arkasında bk aşağı bk yukarı dolaşıyordu. İsmet'in bk zamanlar söylemiş olduğu şu sözler doğruydu: "Asıl patron Mustafa Kçmal'dk. işler ister iyi. ister kötü gitsin. Yüzü gergin ve kırışmıştı. Şimdi içinde bulunduğu gerilimse asıl kişiliğini ele veriyordu. Yunan bklikleri üç koldan Eskişehk'e doğru ilerlemekteydi. Genç kız. Mustafa Kemal'deki olağanüstü canlılık bkikimi onda yoktu. İsmet hazırlıklarını daha tamamlâyamadan saldırıya geçtiler. birtakım mistik işaretlerle kaplamıştı. Her zamanki gibi bk er üniforması giymişti. Kendisine karşı soğuk davrandıkça. Bir süre için Mustafa Kemal'i adeta zaptetti. bu. Ankara'da çalışırken. dolayısıyle bk raporu okurken. Kenti boşaltıp genel bk ricat emri mi vermeliydi. 125 124 . Mustafa Kemal'de olan." Mustafa Kemal hiç vakit kaybetmedi. Günlerdk deliler gibi çalıştığı için son derece yorgundu. sadece onun dizinin dibinde oturmak ve ayağının altında çiğnenmek hakkını istiyordu. cephede olan İsmet. Mustafa Kemal. Bu bir Herkül çabasıyla toplanıp bk araya getirilebilmiş büyük silah ve mühimmatın çöpe atılması demekti. Derhal idareyi ele aldı. Mustafa Kemal'i daha da çok seviyordu. hava yepyeni bk cesaret ruhuyla canlanmıştı. Hiçbir inancı olmayan Mustafa Kemal. Pencerenin kenarında hasır örgülü bk sandalye ile üstü haritayla örtülmüş bk masa duruyordu. hem de kölesiydi. duvarları kirli. Yunanlılar'ı durdurabilmek için gücünü son sınırlarına dek zorlayarak Afyon ve Eskişehir önlerinde istihkamlar kurduruyordu. Yunanlılar birlikler toplamakta. pencerelerinden antik çağlardan kalan kalenin aşağısında. Hayati bk kararın alınması gerekiyordu. çok daha iyi donanımlara ve açık bir sayısal üstünlüğe sahip oldukları kesindi. Hedefleri kenti ve Türk ordusunun ana bölümünü kuşatmaktı. Ara sıra bir kurmayını çağırıp öfkeyle haşlıyordu. Onu tahrik etmişti. Karargâhından epece uzakta. Fikriye. Mustafa Kemal vermeliydi. Kendinden tam bir vazgeçişle her şeyi veriyor. Kararı. adamlarına cesarete ve eykn* yeteneği aşılama ve kendilerine güvenmelerini sağlama özelliği nedeniyle. İsmet genellikle ve bir sağır sükuneti içinde sessiz tavırlarıyla düzgün ve istikrarlı davranırdı. İsmet'in sahip olmayıp. Çalışma odası. çalışma masasının hemen üzerine astığı kare şeklindeki yeşil çuhadan bir bezi. yoksa mevkiinde mi tutunmalıydı? Bir türlü karar veremiyordu. ya da bir harita üzerinde çalışırken yorgunluktan sık sık uykuya yenik düşüyordu. sanki kuruyup da çekmiş gibi.

Yüzü sertleşmişti. Eski böbrek sorunu onu kaygılandırıyordu. pervasız bir cesaretle birbirlerinin üstüne atıldılar. Korkunç bir enerjiyle yeni savunma hattını oluşturmak ve ilerlemekte olan Yunanlılar'ı karşılamak üzere tüm hazırlıklarını tamamladı. Yeni bunalımla mücadele etmek üzere derhal Ankara'ya koştu. silsilesinin bulunduğu dağlık bir bölge arasından akıyordu. fakat onu hiçbir şey durduramazdıBüyük bir enerjiyle coşmuş olarak herkesi savaşa sürdü. Giysilerinde üzerinde olarak çok az uyuyordu. Birbirini izleyen ondört gün boyunca Ağustos güneşinin kavurucu sıcağı altında. Yunanlılar hâlâ pervasız bir taşkınlıkla saldırmayı. pek çok yeni güçlükle karşılaşmasına yol açacak.XXXVI Sakarya Irmağı. Aynı şekilde onlar da. O. tecavüz edecek olan milli düşmana bırakmış olacaktı. Alagöz Köyünün az ötesindeki Türk hattının gerisinde bulunan karargahtaki odasında Mustafa Kemal tedirgin bir tavırla bir aşağı bir yukan y'iniyordu. yani vatan hainleri olarak idama mahkum edilmiş Türk uyruklarından oluşmaktaydı. ifadesizleşen gözlerinden ne. ara sıra yemek yiyordu. Ondan kuşku duyan Meclis. bize de toparlanmamız için zaman kazandıracaktır. yenildikleri takdirde bütün umutlarım yitireceklerinden. "Eskişehir'i boşaltın" dedi. Temmuz sıcağı son derece etkiliydi. Sakarya nehrine değin çekil ve oradan Ankara'ya uzanan yeni bir cephe hazırla. Tamamen önündeki sorun üzerinde yoğunlaşmıştı. Türle topraklarını ve burada yaşayan kadın-erkek Türk nüfusu. yaşamlan ve ülküleri uğruna tüm yürekleriyle çarpışıyorlardı. Eğer Eskişehir'de kalıp savaşacak olurlarsa Türk ordusunun ana kuvvetleri yok olabilirdi. kaçmakta olan taburu durdurmuştu. sorumluların kellesini istiyorlardı. Meb'uslar da gene büyük bir kargaşalık içinde bağırışıyor. kendilerini mutlak bir çılgınlığın coşkusuna kaptırmış bir halde süngüleri ellerinde. masaya iliştiharitaya dalarak derin derin düşünüyor. Meclis nihai egemenliğini korumak üzere belli bazı kayıtlar koyarak. bu talebi kabul etti. Yunan ordusunun yarısı ise. Kaburga kemikleri ona hâlâ acı verdiği için hafifçe topall'yordu. Fakat bunların onun karan üzerinde etkisi olmadı. Sekiz tümen kumandanı. gelen son haberleri 197 126 . Ankara yolunun iki tarafında yer alan Türkler'in son savunma hattının tam üstünde bulunan bu tepelere ağır bir top ateşiyle ilk hücumu başlattılar. Bu saldırıda. bir diğeri tümüyle yok olmuştu. düşmanın iletişim hattının uzamasına. Bu kez onlardan kendisini bir diktatörün bütün yetkileriyle Başkumandan yapmalarını istedi. Siperlere girmeyi reddeden bir Yunan alayı.yaşadığı. süngü savaşında öldürülmüştü. ancak. üzerindeki bayrakların yerlerini değiştirdi. tıpkı bir karşı akıntı yüzünden sahilde kınlan ve kansan büyük dalgalar1 gibi kırılarak karmakanşık düşmüşe benzeyen birbiri üstüne dizilmiş bir dağ. "Genel bir geri çekilme emri ver. Yunanlılar. Eğer Türkiye'yi kurtaracaksa. Bu sırada attan düşmesi sonucu kaburga kemiklerinin kırılması. Türkler gibi Yunanlılar da. bunu askeri bir mesele olarak değerlendiriyordu. Türkler de çetin bir Avunmayla mevkilerine tutunmayı sürdürmüşlerdi. Şimdi geri çekilme emrini verirse. ardından da Sakarya Irmağının gerisinde hazırlıkları yapılan cepheye yollandı. Türk olmayan bu topraklardan yaz geçmişti.. Kent halkını doğudaki dağlara kaçmak üzere toplanırlarken buldu. Bir kez daha onların karşısına dikildi. liva kumandanı siperden çıkmış. Bir tümen askerlerinin dörtte üçünü kaybederken. Türkler vatanları uğruna savaşıyorlardı. Bu. Ansızın gayet kısa bir şekilde. Aralıksız seller halinde akan raporlan dinliyor. haritayı inceledi." Kararlarını birkaç bayrağın yardımıyla harita üzerinde açıkladı. Liman von Sanders Suriye'den genel ricat kararını ona bıraktığı zaman Suriyeli Araplar'ın'. yüzü kül renginde ve Sergindi. hesap yaptı. oraları yakıp yıkacak. tabancasını çekip miralayın kafasını uçurup. bu arada kendisi de Yunan kurşunlanyla paramparça olmuştu. levazım hizmetlerinin de çökmesiyle su kıtlığı başlamış ve asker tayını bir avuç danya düşmüş olmasına karşın. yönetimi tümüyle ele almalıydı. yerel Rumlardan.Raporları dinledi. iki gün* yatakta kalmasına neden oldu. Mustafa Kemal pazarlık etmeyi reddetti. . Kurşuni kaputu omuzlarında. duraksadı. 24 Ağustos 1921 günü şafak vakti. Bir Türk taburu savaş alanında kararsızlık gösterince. düşündüğü belli olmuyordu. Üçyüz kilometre geriye. taraflann hiçbirinde ahlaki üstünlüğün izi bile yoktu: İki taraf da kalıtsal bir nefretin kiniyle dopdoluydu. Mustafa Kemal derhaİ tüm yönetimi ele aldı. kendilerine yetişen tümen kurmaylarıyla birlikte makineli tüfek ateşi altında kalıp yok edildiler.

değerlendirip planlar yapıyordu. Geceleri bir gaz lambasının ışığı altında, Yunanlıların nereden ve nasıl saldıracakları ve kendisinin nasıl daha evvel harekete geçip onları durduracağına ilişkin tüm olasılıkları yüksek sesle düşünerek haritadaki bayrakları hareket ettiriyor, böylece savaşın gidişini yeniden gözden geçiriyordu. Ara sıra Arif'i çağırtıyor ve ona ayrıntılarla ilgili bazı sorular soruyordu. Arif kumandanların çoğunu ve araziyi çok iyi tanıyordu. Mustafa Kemal'e ikiz kardeşi kadar benzeyen yüzünü onun omuzunun üstünden eğerek, örneğin "X köyü mü? On kilometre kuzeyde. Solunda iki tepecik var" diyordu. "O alayın kumandanı mı? Aptal ama tam bir asker, adamları da deneyimli askerler. Top tüfek eksikliğinden korkulan da yok. Cephaneleri bittiği zaman kumandan da erler de süngüleriyle savaşacaklardır." Sonra Mustafa Kemal yeniden tüm olasılıkları yüksek sesli düşünerek hazırlanırken bir aşağı bir yukarı gezinmeye başlıyordu. Durum kritikti. Sakarya'da yenilecek olursa, uzaklara, doğudaki dağlara kadar geri çekilmesi ve Ankara'dan vazgeçmesi gerekecekti. Bu, Türkiye'nin sonu demekti. Bu savaş, elde kalan son umuttu. Yunanlılar bir kanat harekatına girişmiş bulunuyorlardı; onları çevirmeyi başarmaları tehlikesi vardı. Yunanlılar'a arkadan saldırmalı mıydı, yoksa geri çekilmesi daha mı iyi olacaktı? Kendisine derhal onbin askerin gönderilmesini emredebildiği Gelibolu'daki günlerini özlemle hatırlıyordu. Şimdiyse, her bir askeri çok dikkatli kullanması gerekiyordu. Hiçbir riski göze alamazdı. • Dahası, savaşın gerçek yönetimi ondan ü'Diııların, hatta müfrezelerin kumandanlarına geçmişti.Yedekteki bilkaç birlik dışında, şimdilik savaşın sonuçlan üzerinde hiçbir etkide bulunamıyordu. Tümüyle parçalanmış haldeki arazide, vadilerin köşelerinde, tepelerde, dağ geçitlerinde bazan bütün bir alay, bazan sadece bir onbaşıyle birkaç askerden ibaret birimler, kâh yenerek, kâh yenilerek bireysel savaşlarını sürdürmekteydiler. Karar verme yetkisi yüzbaşıların, astsubayların, hatta çavuş ve onbaşıların elinde kalmıştı. Gene de, elinde kalan bir avuç ihtiyatiyle de olsa, muharebeye .hâlâ Mustafa Kemal hükmediyordu. O uyaran ve coşku veren kişiliğiyle, Türk ordusuna dişini sıkma ve mevkiini bırakmama cesareti aşılıyordu. Zaman zaman mevkie hakim bir tepe kaybediliyor, yenilgi kesin görünüyor, Türk hattı bozuluyor, çatlıyor, fakat her defasında en kritik anda ve en kritik noktada Mustafa Kemal yardıma 128

koştuğu için kırılmıyordu. Arazinin her santimetre karesini öğrenmişti; birliklerinin her birinin değerini, hatta her tabur kumandanının kapasitesini biliyordu. Alagöz'deki odadan muharebeyi yürüten ve egemen olan, Mustafa Kemal'di. Sürekli dövüşmekle geçen ondört günün ardından, muharebenin sonucu hala belirsizdi. Fakat Mustafa Kemal, kritik anın çok yakın olduğunun bilincindeydi. Bir-taraf ya da diğer taraf tükenecekti. Üzerindeki baskı çok ağırdı. Odasında topallayarak bir aşağı bir yukarı geziniyordu. Herkese ve her şeye küfrediyor, lanetler yağdırıyordu. Yüksek sesle, durumu tekrar tekrar gözden geçiriyordu. Çok geç kalmadan geri çekilmeyi mi emretmeliydi? Yoksa mevkide tutunmayı mı? Gece yavaş yavaş çöküyordu. Saat iki olmuştu. Telefon acı acı çaldı. Bir subay içeri girdi, topuklarını hızla vurdu, onu selamladı: "Fevzi Paşa sizinle görüşmek istiyor, efendim" dedi ve çıktı. Telefon odasında ahizeyi kulağına koyan Mustafa Kemal, oturdu. Laz muhafızları ve kurmayları çevresinde toplanmaya başlamış, cesaret edebildikleri kadar yanına sokulmuşlar, kaygıdan beyazlaşmış yüzlerle konuşlanları dinlemeye çalışıyorlardı. Mustafa Kemal sesini yükseltmiş, "Ne diyorsun?" diye soruyordu. "Durum bizim lehimize mi, dedin? Yunanlılar güçlerinin sonundalar. Genel bir ricat hazırlığındalar." Büyük bir keyifle gülerek ahizeyi yerine koydu ve dönüp odasına gitti. Bir süre oturup bayrakların yerlerini değiştirip, yeni baştan düzenleyerek oturdu. Lambanın ışığı altında yüzü son birkaç günün gerginliğini ortaya koyuyordu: Yanakları çekilmişti, gözlerinin çevresinde kocaman koyu halkalar oluşmuştu. Sonra emirlerini bildirdi. "Yunan saldırısı duraklıyor, geri çekilecekler. İnisiyatifi ben alacağım. Bütün yedek birlikler buradan kuzeye sürülecek"dedi; bahsettiği yeri harita üzerinde göstererek, "ve burada düşmanın çekilme hattı sıkıştırılacak." Sonra döndü ve kahve getirmeleri için seslendi. Köşeye kıstırılmışlık duygularının yarattığı gerilimle yine -kahveyi getiren çavuş, Lazlar, kurmayları dahil- herkese küfretti ama sesine yeni, yumuşak bir ton yerleşmişti. Yunanlılar bir hafta daha dayandılar, fakat artık hızları kesilmişti. 129

Mustafa Kemal cephedeydi. Bir kere daha tam yerini bulmuştu: Savaşıyordu. Eskisi gibi askerlerin arasında, siperlerdeki zorlu yaşamı sürüyor, hiçbir önlem almadan, dışarı, ateş hattına çıkıyor, çevresindeki bütün askerler öldüğü zaman bile yaralanmadan kurtulmayı başarıyordu. Yirmi ikinci gün, Yunanlılar Sakarya Irmağı'nın karşı kıyısına çekilip dinlenmek için durdular, ilerledikleri hat boyunca önlerine çıkan her yeri sistemli bir şekilde yakıp .yıkıyorlardı. Böylece arkalarında ikiyüz elli kilometrelik bir çöl bırakmışlardı. Arkalarından son hızla Mustafa Kemal geliyordu, ancak, kısa sürede durmak zorunda kaldı. Türk ordusu yıpranmış ve bitmiş bir haldeydi.Etkili bir güç olmaktan çıkmıştı. İnsanüstü bir çabayla birkaç alay toplayıp yeniden düzenledi. Günlerce düşmanla teması kesmemek için yol aldı'. Yunanlılar'ı temmuzda yola çıkıp ilerledikleri ve Eskişehir'le demiryolu hattını kuşatan siperlerinde yakalamayı başardı. Onların karşısında bir hat oluşturup siper kazılmasrve burasının korunması emrini verdi ve kendisi Ankara'ya koştu.

SEKİZİNCİ BÖLÜM XXXVII Ankara'da halk sevinçten çılgına dönmüştü. Ev eşyalarını toplamış, doğudaki dağlara kaçmaya hazır bir vaziyette, top seslerini dinlemişlerdi. Artık güvendeydiler. Mustafa Kemal'i törenlerle karşıladılar. Ona bir Müslüman için en büyük onur olan Gazi unvanını verdiler. Onun mutlak egemenliğini tanıdılar. Bu alkış tufanına yabancı ülkeler de katıldılar. Rusya ve Afganistan'dan. Hindistan ve Amerika'dan, hatta Fransa ve İtalya'dan kutlama telgrafları geldi. Ancak, Mustafa Kemal asla hayallere kapılmadı. Evet, alkışlanmayı seviyordu. Kamuoyunun önünde gösterişle geçit yapmaktan, hayranlık odağı olmaktan, halkın kahramanı haline gelmekten çok hoşlanıyordu. Egemen ve buyurucu olmakta kararlıydı; ancak, gene de muhakemelerinde soğukkanlı, pratik, sağlamdı. Gerçeklerin farkındaydı. Yunanlılar'ın ilerleyişi durdurulmuştu. Türkler, ilk gerçek zaferlerini kazanmışlardı. Muhtemelen askeri üstünlük tersine dönmüştü; ancak, Sakarya, kati zafer değildi. Sırtlarını duvara dayamış haldeki Türkler, yok edilmekten kıl payı kurtulmuşlardı. Birazcık daha direnebilselerdi, Yunanlılar galip geleceklerdi. Yunan askeri, Türk askeri kadar cesur ve yürekli olduğunu göstermişti. Taarruzu hemen başlatmak hiç de akılcı olmayacaktı. Türk ordusu bunun için fazlasıyla hırpalanmış durumdaydı. Kendisi levazım hizmetlerini, ağır zayiatı telafi etmek, yeni top ve tüfekler bulmak yoluyla bir bütün olarak orduyu en temelden düzeltinceye değin, Yunanlılar'ın hücumunu önlemek zorundaydı. Bütün bu işler haftalar, belki de aylar alacak ve zafer, askeri örgütlenme ve savaşa olduğu kadar sivil halkın yiğitliği ve dayanma gücüne de bağlı olarak kazanılabilecekti. Derhal işe koyuldu. Mustafa Kemal, İsmet ve Fevzi'nin desteği ve şaşırtıcı bir enerji ve ustalıkla, gece gündüz ordudaki yeniden düzenlemeyi sürdürdü. Silahlar, toplar, cephane ve makineler bul131

SAKARYA SEFERİ SIRASINDA MUSTAFA KEMAL

130

malıydı. Fransa'yla uzlaştı ve Fransız temsilcisi Franklin-Bouillori'la gizli bir antlaşma imzaladı. Antlaşma uyarınca Fransa, Suriye cephesindeki seksen bin Türk tutsağı serbest bıraktı ve kırkbin askerlik donanım verdi. Fakat bu bile yeterli değildi. Moskova'dan ödünç aldığı parayla İtalya ve Amerika'dan silah satın aldı. Askere ihtiyacı vardı, daha, daha da çok askere! Daha geniş halk tabakalarını askere çağırdı; adam bulmak için bütün kasaba ve köyleri taradı. Bu ağır, sıkıcı, çetin bir işti. Hazırlık ayları birbirini kovaladıkça inanılmaz çabaları ve sevinç patlamasını kaçınılmaz bir tepki izledi. Halk baştan aşağı savaş yorgunuydu. Köylüler topraklarını işlemek ve sakin yaşamak uğruna barış için yeniden feryat etmeye başlamışlardı. Yunanlılar görüş menzilinden çıkmıştı ya! Artık kaygılanmaya ne gerek vardı? Savaşa son vermenin zamanı gelmişti. Artık yorulmuşlardı. Muhalefet de kendini göstermişti. Sakarya önlerindeki tehlike anında^ Büyük Millet Meclisi'ndeki politikacılar Mustafa Kemal'e diktatör yetkilerini vermişlerdi. Şimdi,.başarı anmdaysa, iktidarlarını geri istiyorlardı. Her tarafta karışık oyunlar oynanıyordu. Subaylar hizipler oluşturmaya ve siyaset tartışmaya başlamışlardı. Kendisini BuharaEmiri ilan etmiş olan Enver,T.ürkiye'ye dönmeyi umut ediyordu. Emirin danışmanı olarak Afganistan'da bulunan Cemal de geri dönmek niyetindeydi. Mustafa Kemal'e ittifak önerisinde bulunduğu bir mektup göndermişti. Bunlarla bağlantı halindeki İttihat ve Terakki Fırkası yeraltından örgütlenmeye başlamıştı. Yunanlılar'a karşı bir kış taarruzu isteyen orduda huzursuzluk başlamış, hoşnutsuzluk mırıltıları homurtulara dönüşmeye başlamıştı. En dengeli muhakemeye sahip olan kimseler bile Mustafa Kemal'e, henüz şansı varken, elde edebildiği en iyi koşullarla derhal barış yapmasını salık veriyordu. Ne ki, Mustafa Kemal hiçbirine kulak asmadı. Haklı olduğuna kani olarak, korkusuzca bildiği yolda devam etti. Yunanlılar'ı savaş alanında yenecekti. Hiç duraksamadı. Canlanması için halkı dürtükleyerek, ülkenin her yerinde çılgınca bir öfkeyle çabaladı. Kişiliğindeki gizli kıvılcımın gücüyle, halkı dermansızlığından ve düştüğü derin cansızlıktan kurtarıp .ateşledi. Enver ve Cemal'le ilgili olarak yapacağı hiçbir şey yoktu. Subaylar arasıdaki hizipleri ve siyaseti ezdi: Bir darbe girişimi nedeniyle yirmi beş kişiyi astırdı. Orduyu pençesine aldı; efendisini derhal tanıyan ordu, itaat etti. Malta'da.tutsak olan diğer mebuslarla birlikte Rauf ve Fethi de ingilizlerce serbest bırakılıp Ankara'ya dönmüşlerdi. Başlangıçta 132

tüm kalpleriyle Mustafa Kemal'i desteklediler, fakat Mustafa Kemal gittikçe daha fazla sertleştikçe, onların hoşnutsuzluğu da arttı. Politikacılar Rauf 'un önderliğinde Mustafa Kemal'e muhalefet etmeye başladılar..Onun kinciliğinden ve mutlak iktidar konusundaki tutkusundan ürkmekteydiler. Kendilerine karşı takındığı alaycı tutuma ve açıkça yaptığı tersliklerine içerliyorlardı. Acımasız olduğunu ve eğer fırsat bulursa içlerinden herhangi birini tereddütsüz asacağını düşünüyorlardı. Bu yüzden onun iktidarını kısıtlamak peşindeydiler. Onlarla uzlaşmaya yanaşmaksızın, şiddetli bir mücadeleye girişti. Bu müdahaleye duyduğu kızgınlık içindeki müstebidi büsbütün ayaklandırmıştı. Hakim olan kendisiydi ve öyle de kalacaktı. Bu gerilim altında sinirleri yıpranmış ve hırçınlığı artmıştı. Evde de huzur bulamıyordu. Annesi İstanbul'dan gelmiş ve,Çankaya'da onunla birlikte yaşamaya başlamıştı. Çok yaşlı ve hırçındı. Artık gözleri neredeyse tamamen görmüyor, bütün gün boyunca bir köşedeki divana köylü usulü bağdaş kurup oturuyordu. En büyük zevki ona Arnavutluk'un güneyindeki, doğduğu köyden yeni haberler verebilen Yunan tutsaklarla konuşmasına izin verilmesiydi. Aksi takdirde,, düşünceleri Selanik'e ve Mustafa Kemal'in küçük bir çocuk olduğu günlere doğru kayıyor, dalıp gidiyordu. Fikriye hâlâ Mustafa Kemal için evi çekip çevirmeye devam ediyordu, ama bir süredir oldukça hasta ve sinirliydi. Doktorlar onun vereme yakalanmış olmasından kaygılanıyorlardı; Bir zamanlar Fikriye onu yatıştırabilirdi,'fakat artık onun uşaklar, yemekler, saçma sapan konulardaki amaçsızca gevezeliklerinden iyice gına getirmişti. Bir kadın olarak da onu artık heyecanlandırmıyordu. Zayıf ve çaresiz olması, onu öfkelendiriyordu. Sık sık hiç nedensiz şikayetlere başlıyor ve göz yaşlarına boğuluyordu. Onunsa bu tür şeylere harcayacak ne zamanı ne de duygusu vardı. Çankaya'daki evi Fikriye'nin sonu gelmez yorucu öksürükleri ve ondan nefret eden annesinin tiz ve mütehakkim haykırışlanyla dolmuştu. Mustafa Kemal'in evlenmesini, hem de iyi bir izdivaç yapmasını istiyordu. Yaşlı kadın, Fikriye'nin hatalarını bulup onu eleştirmek için hiç birfırsatı kaçırmıyordu. Dahası, en az oğlu kadar mütehakkim ve kibirli olan Zübeyde, Mustafa Kemal kendisine muhalefetin sözünü ettikçe öfkeden kıpkırmızı kesiliyordu. Onun oğlu Seçilmiş kişi değil miydi? Ona 133

Bununla birlikte. bütün tanrılara karşı alaycı olan Mustafa Kemal'in batıl inançlan son derece güçlüydü. Halide Edib şimdi Konya'daydı. En küçük bir muhalefetle karşılaşsa bile büyük bir hırsa kapılıyordu.değer bir üyesi. Ona telgrafla derhal gelmesini bildirdi. emirlerini bildirip kuşku uyandırmadan Ankara'ya döndü. Mustafa Kemal hücum etmeye karar verdi. Finali seyretmek için birlikleri ziyaret etti. Kuran'ı suratına fırlatıp elinde bir sopayla onu odasından kovalamıştı. birtakım garip kuruntulara kapılmıştı: Kendisinin aslında ölü olduğunu ya da camdan yapıldığını. kurmay başkanı olarak Fevzive muharebe kumandanı olarak İsmet'le birlikte savaş alanındaki ordunun yönetimini doğrudan ele aldı ve derhal safları sıklaştırarak en basit erin bile kendi kişiliğini hissetmesi ve bir şeylerin çok yakında olduğunun bilincine varmasını sağladı. daha önce de sonuç vermişti. Mustafa Kemal bu başarısızlığa bıyık altından gülmüştü. Bu arada insafsızca. onu kabaca kovmuştu. Yunan askerlerindeki savaş coşkusu da tümüyle sönüp gitmişti. Mustafa Kemal çok fazla içiyordu.füm çabalan en başından kesip atıyordu. Londra'da görüşmeler ilerliyordu ve Yunan hükümeti. yerini 1922 baharına bırakmış ve yine yaz gelmişti. bütün inançlara. Enküçük bir eleştiri karşısında bile alevleniyordu. bir politikacı ona zararsız bir tavsiyede bulunduğu zaman. Hem özel hem de sosyal yaşantısında alaycı. para. Anadolu yaylasının ovalarında sıcağın hâlâ bunaltıcılığım sürdürdüğü ve her sokağı ve patikayı tozlara bulamaya devam ettiği ağustos sonlarında. Maskotu olarak Halide Edib'i yanına almalıydı. Fethi'nin Paris ve Londra'ya gitmesine izin verdi. yeni emirlere değin hiç kimsenin eve yaklaşmasına izin verilmemesini emretti. onu fişekliyor ve karşıtlarına saldırıya geçmesi yönünde kışkırtıyordu.tüm ayrıntıları planlamış. Türk taarruz kuvvetleri. oradaki tüm kumandanlarla tanıştı. Bir zamanlar iyi bir asker olmakla birlikte. Ayın 26'sını taarruz tarihi olarak belirledi. hatta terbiyesizce muameleye maruz kaldığı zaman. Memurlar ve subaylar sürekli olarak değiştirilmişti. evinin çevresindekilere meşgul olduğunu bildirip. onaTürk hanımlarının topluluk içinde dans etmelerinin görülmemiş olduğunu söyleyince. Bir keresinde. Yunan Başkumandanı General Hacianestes'ti. Tıpkı ulustaki r'bi. İlk hafta. bir öncekinden daha da yoz •ve işe yaramaz çıkıyordu. bir çelik kadar güçlü olarak hazırlanırken. Yönetsel hizmetler tümüyle bozulmuştu. Onu ikna etme yönündeki. üniforma ve mühimmat sıkıntısı içindeydiler. Bütün zamanını birliklerinden uzakta. fakat sonuç alabileceklerine hiç inanmıyordu. Sonunda Mustafa Kemal -biri hariç. Sınırsız bir özen ve ustalıkla.muhalefet eden bu domuzlar da kim oluyordu? Oğlunu yatıştırmak yerine. Ne hiçbirine güveniyor ne de onlarla işbirliğine yanaşıyordu. gelen her yeni grup. Kaderden ve Talihten korkuyordu. artık dengesiz ve kısmen deli olmuştu. Atina'da iktidar için çekişen ve cepheye ayıracak zamanlan olmayan politikacıların entrikalarının bir sonucu olarak verilmişti. İngiltere'nin yardımıyla savaşmaya gerek kalmadan barışa ulaşacağını umut etmekteydi. İzmir kahvelerinde acıklı bir durumda. hazırlanmıştı. 26 Ağustos gecesi yapılacak bir çay partisi için davetiye bastırdı. Bu nedenle bir sabah bacaklarının kırılabileceği korkusuyle yataktan çıkmayı reddetmişti. Siperlerdeki Yunan askerleri yiyecek. Türkiye'nin ve kendisinin sonunun geleceği muhakkaktı. Gecenin tam ortasında. İçki onu kamçılıyor. Yunan kumandanları yaklaşmakta olanın niteliğine dair en ufak bir kuşku bile duymuyorlardı. hükümetin saygı . kurmaylarıyla birlikte cephe hattının gerisindeki karargaha doğru hareket etti. bu yüzden de kolayca kırılabileceğini düşünüyordu. XXXVIII Sonunda. düzenlenmesini emretti. Bir futbol turnuvasının 134 . acımasız ve haşindi. Yunanlılar'] kuzey çekmek için birkaç seyyar birlik Eskişehir'e şaşırtma saldırısı yapmak üzere hazır bekliyordu. Kumandanlık ona. bomboş oturarak geçiriyordu.. gizlilik ve bu anlamda başarı için her ayrıntıyı tek tek hazırladı. Bu adam. bir süredir Afyon önünde toplanmışlardı. Ayın 24'ünde. Son zamanlarda pasifist sözleriyle ve savaşın kötülüğüne ilişkin sonu gelmez tartışma135 . . Kendi aralarında çekişmekle meşguldüler. 1921 kışı. Fikriye'yle annesi bile gidişinden haberdar olmamışlardı. Bunda başarısızlığa uğrarsa. Türkiye'nin tüm dünya ile ilişkisi kesilmiş ve bir devrim olduğu söylentisi yayılmıştı. bütün bunlar ona büyük bir askeri taarruz hazırlamak. Yunanlılar'ı ezmek ve ardından barış koşullarını Müttefikler'e dikte ettirmek olan en belirgin hedefini unutturmuyordu. enerji veriyor fakat asabiyetini de artırıyordu. Diğerlerinin barışçıl' ve diplomatik araçları denemesine karşı değildi. Belirlediği tarihten bir hafta evvel. Başaramadığı.

üniformalar.bırakarak kaçtılar. bağlardaysa çocuklarla tecavüz edilmiş kadınların bedenleri. XL Düşmanın peşindeki Türkler'in ardından başkumandanlık karargahı ve düşmanı kaçırmamaları için askerlerini uyaran. kadın. Subayların her biri kendi canının derdine düşmüş. cephane. boğazları yakıyordu. onun sanatının olağan. ama Yunan ordusu-gene kaçmıştı. Kâh asker sürülerinin arasına dalarak. Yunan ordusunda fahişelik eden bir Türk kızını taşlayarak öldüren Türk kadınlarının neden olduğu. Bunlar savaşın. kan ve acı ya da duygular ve insanlar 137 . İleri!" 26 Ağustos sabahı saat dörtte. kıyıya ulaştılar. Onlara tek yaklaşabilen kuvvet. Kimi Yunan birlikleri birleşip döndükleri ve şiddetle hücuma geçtikleri için Türkler daha ihtiyatlı ilerlemek zorunda kalıyorlardı. Bozguna uğramış silahlı sürü. büyük bir şiddetle düşmanı yarıp geçmişlerdi bile. Akşam olduğunda. ya da bir Yunanlının çarmıha gerildiği ve bir başkasının parça parça edildiği söylendiği zaman. akbabalar ve sokak köpekleri. tam bir bozgun ve korkunç bir kabus haline gelmişti. evini özlemiş. önlerine çıkan bütün Türkler'i yaşlı. Ve Türkler muzafferane. Yiyeceğe ve cephaneye aç. yaylanın kayalık ovalarını aşarak. Anadolu yaylasının bittiği ve İzmir'e dek ulaşan yumuşak. Ona bir köyün ardından gelen toz bulutunun. sağır ve hissiz gibiydi. onları izleyen süvarilerin üzerinde. şen ırmakların toprağıydı. Türk süvarilerinin sürekli saldırılarıyla engellenen bu geri çekiliş. Ne canlarım kurtarmak için yalvaran Yunanlılar. Yine de onun yakınında olmasını istiyordu. planlar yapan Mustafa Kemal geliyordu. Süvarileri durduran tek etken. Artık her yerde dehşet egemendi. On gün içinde Yunanlılar denize doğru üç yüz kilometrelik yolu aşarak gemilerine binip gittiler. büyük toz bulutları içinde ilerleyen askerlerin üzerinde. peşlerinde siperler ve dikenli teller. Yunan ordusunu yarıya bölerek ve gerideki güçleriyle irtibatım keserek. canını kurtarmaya bakıyordu. bir zamanlar köylerin olduğu yerlerde şimdi evlerin yapışkan külleri. çocuk demeden öldürüyor. ölüleri bulmuşlarth bile. Muharebe saati yaklaşırken. Anadolu düşmandan temizlenmişti: Bu bir mucizeydi. düşmanı acımasızca öldürüyorlardı.larıyla'onu kızdırmıştı. Onun sözlüğünde et. Sinekler . Yakıcı güneşin altında. Burası Yunan ordusunun gelmesinden önce gür ağaçlarla çayırların. kâh yığının çevre136 sini kuşatıp onu önüne katıp sürerek. mühimmat ve teçhizat-. köyleri yakıyordu. hoşnutsuz. Bilinmeyen'i kızdıracak en ufak bir ihmal ya da hata riskini göze alamazdı. verimli ovalar ile kıyı boyunca uzanan zengin toprakların başladığı yerde durup bekledi.kırmızı bir toz kümesi birikiyor. toplar. erkek. Halide Edib karargâha ulaştığında. yıkıcı bir nefretin etkisiyle. yerel Hıristiyanlarla birlik olmuş. çadırlar -ve her yerde gözleri gökyüzüne dikilmiş fantastik görünümlü ölü bedenler. alaylar bölünmüş ve tüm ordu düzensiz bir sürüye dönüşmüştü. yabanıl bir hazla homurdanıyordu. XXXIX Yunan ordusu bozulmuştu. Tümenler yok olmuş. bir savaş bildirisi yayınladı: "Ordular. kaçınılmaz sonuçlarıydı. süvarilerdi. kimi zaman geri çekilişini ört bas etmek. daha çok da kayıtsız bir öç alma duygusu ve yabanıl. gönülsüz savaşan Yunan askerleri ellerinden geldiği kadar hızla İzmir'e ve denize doğru kaçmaya başladı. ne ellerinde zalimlerin listesiyle gelen ya da hakkını almak için ağlaşan Türkler'in hiçbiri ondan yakınlık bulabiliyordu. Kesinlikle kendini ne acıma ne de herhangi bir duyguya kaptırıyordu. artık başarısından emindi. ilk hedefiniz Akdeniz' dir. bütün o katliamların ve yakıp yıkmaların öcünü almak üzere. üzüm ve incirlerin yetiştiği ve mutlu köylerin bulunduğu bir bolluk toprağıydı. Türkler Afyon'a ve Yunari mevzilerinin'anahtarı konumundaki Dumlupınar'a saldırdılar. atlarıyla kendilerinin kan ter içinde bitkin düşmesi sonucu mola verip dinlenme zorunluluğunda kalmaları oluyordu. Fakat düşman ile aralarına deniz girmişti. tüfekler. hiç tutsak almadan. birliğinden uzak düşmüş Yunan askerlerinin cesetleri. ölü bedenlerin üzerinde -hareket eden ya da duran her şeyin üzerinde. yanıp kül olmuş cesetlerin dayanılmaz kokusu. Disiplinsiz silahlı yığınlar. Fakat bütün bu dehşet verici görüntülerin karşısında Mustafa Kemal tümüyle kör. Türk birlikleri onlarla teması kaybetti. meyve bahçelerinde gömülmeden kalmış ölülerden yayılan pis kokular vardı. Türk kadınlarının intikam ateşiyle öldürdüğü.

genç bir hanımdı. Kendisini tanıttı. Soğuk. Sorumluluk Talih'e aittir. Artık onun olağanüstü zaferinin saati gelmişti. Fakat Yunan generallerin işlerini. Emir subayının konuştuğu sırada hanım içeri. geliyordu. Dünyanın gözleri onun üzerinde odaklanmıştı. görevli emir subayı gelip Gazi'ye bir hanımın kendisini görmek istediğini bildirdi. Amerika ve İtalya. onlar askerdiler. emir erleri. Avrupa'nın güneyinde.Bütün bunların arasında o. alaycı bir gülüşle İsmet'e bakıp omuzlarını silkti. Mustafa Kemal kendini derhal bu işlere verdi. sahnenin hazırlandığına dair işareti gelecek bekliyordu. ama. bir yanında İsmet. • Onları ayakta. çalışma odasının üstündeki bir odada sadece birkaç saatlik uykuyla yetinip. asker ve tüfeklerin miktarı vardı. Hatta bir ara birbirleriyle gürültülü bir ağız dalaşına girişmişlerdi. Üçüncü gün. Karargâh olarak seçilen eve giden Mustafa Kemal'in yüzünde alaycı bir ifade vardı. Türk ordusu derhal yeniden düzenlenerek kuzeydeki tehlike noktasına gönderilmeliydi. Uşak'tan Yunan orduları kumandanı General Tricoupis -Hacianestes bir süre önce görevden alınmıştı. bir asker olarak yeterince bilmedikleri anlaşılıyordu. kapalı çarşının sarsılan kemerlerinin altından geçerek ağır ağır kente girdi. emirler verip bildiriler hazırlayarak çalıştı. "Her neyse" dedi onlardan ayrılırken. dua eden. Kendisine eşlik eden süvarilerin atlan sıçrayıp oynar ve kaldırım taşlarında kıvılcımlar çıkarırken. onun askeri rakipleriydiler ve bu yüzden de saygı görmeleri gerekiyordu. yürüyüşe geçen kolların sayısı. Telgraflar bütün dünyaya onun zaferini.girdi. diğer yarında Fevzi olduğu halde. İzmir'in kapılarında bir süvari alayı kılıçlarını çekerek onun çevresini aldılar. Her şeyden yakınıyorlardı. kendini olağanüstü derecede seçkinleşmiş olarak görüyordu. Yunan ordusunu denize döktüğünü ve onu göndermiş olan Büyük Devletler'in önlerine attığını duyuruyordu. Kendi standardında olmayan adamlarla savaşmış olduğunu görmesi de onu düş kırıklığına uğratmıştı. giyinişleri görgüsüz bir gösterişi ele veriyordu. Onları tanımak ve mücadele ettiği bu adamları anlamak ve değerlendirmek istiyordu. Kendinizi üzüntüye kaptırmayın. şafaktan gece geç vakitlere dek. Siz eliniz'den geleni yaptınız. İzmir'e Muhteşem Zaferin Kahramanı olarak girecekti. onun acil kararlarını bekliyordu. • Yazgılarından dolayı söylenip duruyorlardı. Son birkaç kilometreyi defne dallarıyla süslemiş bir dizi arabanın en başında olduğu halde geçti. gerçekler. Bu adamların bütün o kitlesel yıkımların ve gaddarlıkların yapılmasını emretmiş olmaları hiç önemli değildi. belleri kılıçlı adamların tezahüratıyla birlikte dar sokaklardan. Şimdi durmuş. Düşman! Rıhtımdan bir taş atımı kadar bile uzakta olmayan cehennemi toplarıyla dev gibi yükselen fakat hiçbir şey yapamadan çaresizce demir atmış bekleyen Müttefik savaş gemileri işte oradaydılar. Gördüklerinden düş kırıklığına uğradı. harabe halindeki bölge bir düzene sokulmalı ve gereksinimleri karşılanmalıydı.temsilcilerinin de icabına bakmak gerekiyordu. Bütün cadde ve sokakların kenarları sevinçle haykıran. telgraflar gidiyor. Onlarla muharebeyi tartıştı. göz yaşı döken. Fransa. Düşmanın elinden yeni kurtarılmış. mesajlar. ismi Latife 139 . Bin bir dert.ile yardımcısı Dionis'in ele geçirildikleri haberi geldi. Tricoupis bir hücumu anlatırken. Birlikleri artık izmir'deydi. denizden İstanbul'a saldırmak üzere hazırlanıyorlardı.Karşısındaki adamlar hasta görünüşlüydü. 138 İzmir'den her şeyin hazırlandığına ilişkin daha ayrıntılı haberler geldi. Bu. Mustafa Kemal onların kentin belediye dairesindeki karagahına getirilmesini emretti." Onlar gittikten sonra. saygıyla karşıladı. haritalar. açık mavi gözleriyle sürekli olarak onları izliyordu. Ellerini sıktı. Amansız bir coşkuyla. hiçbir açıklama yapmıyor. XLI Karargâh binasında büyük bir telaş başlamıştı bile. Kurmaylar bir içeri bir dışarı koşuşturuyor. dizleri üzerinde Yunanlılar'ın korkusundan onları kurtardığı için Tanrı'ya şükreden insanlarla doluydu. . Onların güçsüzlüğünde kendi gücünün büyüklüğünü görüyor olmalıydı. coğrafi olgular. Kötü kumaştan dokunmuşlardı. Yunanlılar Anadolu'dan kovulmuşlardı gerçi. sigara ve kahve ikram etti ve tüm gereksinimlerinin karşılanıp karşılanmadığını sordu. onu görmek konusunda ısrar ediyordu.değil. "savaş bir şans oyunudur. Yabancı güçlerin -İngiltere. hücum saatleri. Mustafa Kemal onu karşılamak üzere ne yapmayı düşündüğünü göste/di.

Son yıllarda. Kişisel konforu için her şey sağlanmıştı. Hâlâ ondan bir şeyler istiyordu. liman ve denizden oluşan olağanüstü panoramaya tepeden bakıyordu. Ve Latife de bu duygulara karşılık verdi. bağlar ve bahçelerle çevrili olarak İzmir'e. daima Mustafa Kemal'i tatminsiz ve onun aşkından kuşkulu bir halde bırakıp kaçıyordu. Ev bakımlı. bir yol diğeri kadar doğruydu. gelen hanımı şöyle bir süzüp emir subayını bir işaretle gönderdi ve hanımdan oturmasını rica etti. görünüşe göre bu yangınlar kundakçıların işiydi. hizmetçileri de olan büyük bir evi vardı. Babası İzmir'in en tanınmış armatörüydü. kendilerine iyi bakıldığından emin olabilecekti. emir vermeye alışkın olduğu anlaşılıyordu. ufak tefek ve narin. Bu ev onun için çok uygundu. Ara sıra silah sesleri. Türk askerlerinin sokaklarda ve rıhtımda gizlenmiş Yunanlılar'ı aradıkları. Çalışma odasına izin almaksızın girilmesine alışkın değildi. kentin Hıristiyan kesiminin çeşitli yerlerinde yangınların başladığını bildirmek üzere içeri girdi. Belirgin bir otoriter havası vardı. Gençliği tekrar geri gel-misti. Her taraf sessizdi. Artık onlar Türkiye'ye karışamazlardı. Son birkaç gündür yaşadığı onca güçlükten sonra. Onu cezbetmişti. O bir kahramandı.tan haini kalmamalıydı. ona dosdoğru bakıyordu. ülkesinin kurtancısıydı. Bu hanımda. Artık bırakmıştı. üstünde çok şık ve zarif Avrupa tarzı giysiler vardı. Sonra. artık Türkiye'de bir tane bile Hıristiyan va. Deneyimlerinin'kendisine kazandırdığı tüm kurnazlıkları kullanarak Latife'nin yurtseverliği ve kahramanı hakkındaki fikirlerinden . acımasız haykırışları ve kurbanlarının canhıraş feryatları duyuluyordu. o gene de zarif ve kadınsı kalabiliyordu. kızın varlığıydı. çok yalındı. Ricası. Mustafa Kemal bu kızı arzuluyordu. Kızmıştı. gürültü patırtısından uzaktı. O ve kurmayları. buna karşın akıllı ve bilgiliydi de. Sonra omuzlarını silkti. güzel! Ne farkederdi? Efendi kendisiydi. adam öldüren askerlerin boğuk. Kurmay çıktı ve Mustafa Kemal dönüp kıza baktı. Hiç vakit kaybetmedi. müzikal bir Türkçe konuşuyormuşcasına yumuşak sesiyle Latife'ye çılgınca. Bir iki gün içinde ona aşık oldu -siyah saçları. Bu kız kendisinden ne istiyordu? Onun için ne yapabilirdi? Sıcak eylül sabahında çalışma odasının camları açık duruyordu. kadınların gizli bir cinsellik çağrıştıran bakışlarıyla değil. onu yerli kadınların ve Anadolu köylü kadınlarının hepsinden farklı kılan bir yön vardı. bir erkeğin diğerine bakışına benzer şekilde. Paris ve Biar140 ritz'den anne ve babasını orada bırakarak henüz dönmüştü. Mustafa Kemal kabul etti ve onun evine taşındı. Kendi anladığı biçimde dolaysız. kiliselerin mahzenlerinde gizlenmiş çok miktarda cephane vardı. Bornova tepelerinin en üstünde. Yunanlılar'ın gitmesi gerekiyordu. tıpkı Yunanlılar'ın kendi işgal günlerinde yaptıklarına benzer bir sürek avı tüm hızıyla devam ediyordu. Onu dikkatle inceledi. onun okşamalarına karşılık veriyor ama kendisini tümüyle teslim etmiyor. ölüler sorun yaratamazdı ve eğer İngilizler. genç ve taze ciltli olan bu kızın kesinlikle ucuz bir kadın olmadığı. Kızı olacak yaştaydı. şiddetli ve vahşice seviştiler. Mustafa Kemal'in alıştığı gibi. hizmetçiler ve yemekler iyiydi. yaşamının gerektirdiği meşakkatlerle-iyice yorulmuş olduğundan. Hepsinden iyisi de. deneyimleri yanlış olduğu için bu çaba boşa gidiyordu. kendini yaşlı hissetmeye başlamıştı. İyi aileye mensub bir Türk kızının bu kadar özgürce hareket etmesi ve konuşması son derece olağan dışıydı. iyi bir aileye mensup olduğu apaçıktı. ancak. itfaiyeye ait bütün su boruları parça parça edilmişti. Mustafa Kemal onun iradesini kırmaya çalıştı. gene damarlarında delice akmaya başlamıştı. Son birkaç haftadır sinirlerini yatıştırmak için eskisinden çok daha fazla içki içmişti.Hanım'di. tutkuyla aşık olmuştu. Çok becerikliydi. Ona duyduğu hayranlık apaçıktı. Mustafa Kemal oturduğu yerde bir an dondu. kah çok neşeli. konuklan olarak onun evine gelirlerse. Kendisine büro olarak seçtiği kent içindeki bu ev çok gürültülü ve konforsuzdu. Mustafa Kemal bir an dinledi. İçkiye gerek duymuyordu. Kentin pis kokusundan. emirleri kısa ve kesindi ama bütün otoritesine karşın. Kan. 141 . Peçesizdi. bu yüzden infilak ve yangının yayılması tehlikesi söz konusuydu. Son derece yumuşak ve baştan çıkarıcı davranan Latife. Bir kurmay. Yüzünün şirin yuvarlaklığını belirginleştiren Türk usulü baş tuvaleti istisna edilirse. Canlı ve yaşama sevinciyle dopdoluydu.yararlanmaya çalışıyor. İzmir'in güneyindeki Bornova tepelerinde. Mustafa Kemal'in kafası karışmıştı. kah mağrur. bu hanım gözüne pek hoş görünmüştü. koyu renk gözlü. gülen siyah gözleriyle. Fransızlar ve Amerikalılar savaş gemilerinden olan biteni görebiliyorlarsa. Dışarda.

arzu uyandırıcı. yine göz kamaştırıcı ışıkta kıpkırmızı görünen Avrapalılar'ın savaş gemileri göze çarpıyordu. Onu çıldırtmış. Yüzünü öpüşleriyle örtüp onu neredeyse kucağında taşıyarak. bir kadının kurnazca oyunlarından ibaretti.bu kaçışları. kendisine aitti. Hıristiyan semtlerindeki yangın yayılmıştı. Benim şartım bu. o her zaman sadık ve iyi huyluydu. alevleriyle evleri yalayarak kentin bir ucunu silip süpürmekle meşguldü. Yangının gözleri kamaştıran parlak ışığında. üik bir rüzgar güllerin ve yaseminlerin baygın kokularını taşıyordu." dedi." "Evlilik nedir ki" diye cevapladı Mustafa Kemal onu. yakınmayacağını biliyordu. geçici bir cinsel ilginin ötesinde onu çeken. ilk kez aşık oluyordu." Bahçeden gecenin bütün o yumuşak. "Bu bir işaret" dedi. eğer huysuz ve sadakatsiz bir kadın olsaydı onu kovması çok daha kolay olurdu. onun bir zamanlar kendisi için önemli olduğu doğruydu. ama niye hâlâ ona yapışıp kalmıştı? Ondan bıktığını anlaması gerekirdi. Tutuşmuştu adeta. Akşam karanlığında. Batılı düşünceleri özümsemiş. Bütün 142 . Ben de yeminime sizin kadar sadığım. Her biri taşlarla çevrili setler halinde küçük bahçelere bölünmüş tepeler altlanndanki denize doğru dik bir yokuş halinde uzanıyordu. kendisi ondan nefret ettiğini çok iyi biliyordu. güzel ve baştan çıkarıcıydı. Türkiye'nin Türkler'e ait oluşunun bir işareti.-limandaki kıtaların dalgalar halinde akışı.ve bunların ötesinde de. ayaklarım yerden kesmişti. Latife'yi kendisine çekti ve öptü. "Anlamıyorsunuz. Mustafa Kemal yangını göstererek. Batı'da öğrenim görmüş. yaverinin yatağını hazırlamış olduğu odaya getirdi. yolunun üstünde bir engeldi. onu bol parayla Paris ya da Münih'e gönderecekti. evet. Onu derhal. Onu kafasından uzaklaştırdı ve çarçabuk Bomova'daki eve." "Ben de yeminliyim" dedi genç kız. "Sizi seviyorum. Ve bütün bunların yanı sıra yumuşacık ve mis kokulu. Bu haber onu öfkelendirmişti. yepyeni bir şeyle karşı karşıyaydı: Terbiyeli. Fikriye'nin İzmir'e gelmek üzere yola çıktığı haberini aldı. orada tedavi olması. Akşam yemeğinden sonra. bir eş ve yardımcı olacak kapasitede bir kız vardı karşısında. iyi vakit geçirmesi ve iyileşmesini sağlayacaktı. Kâh cephane depolarının havaya uçması sonucu infilakler oluyor. Aşağılarında İzmir kenti uzanıyordu. O. tatlı sesleri işitiliyor. kız ise mağrur ve mütehak143 Şimdiyse. kendine hakim. Sana ihtiyacım var. ne ki. Ona çok iyi hizmet etmişti." Aşağıdaki büyük yangının pencereleri ve tavanı. Daha fazla beklemeyecekti. kent kıpkırmızı bir kor gibi yanıyordu. kırmızıya boyadığı odada. o gece elde edecekti. yanıyor ve az sonra da çöküyordu. Hıristiyanlardan ve yabancılardan temizlenişinin. Evlenin benimle. Kız buna cevaben aniden ondan uzaklaştı. entellektüel düzeyde ilişki kurabilecek yetenekte. o zaman sizin olacağım. kâh rüzgarın alevleri üflemesiyle ahşap bir ev tutuşuyor . özgür. Sana şimdi ihtiyacım var. ama metresiniz olamam. "Sakallı bir hocanın söylediği birkaç boş söz! Bu çok şey değiştirir mi? Ayrıca Türkiye için yapacaklarımı bitirmeden evlenmemeye yemin etmiştim. Zeytin ağaçlarıyla bağlar arasında yakılan' kamp ateşlerinin ışıkları yıldızlar gibi parlamaya başlamıştı. karşı karşıya durmuş birbirlerine bakıyorlardı -erkeğin parmaklan ona sarılmak üzere uzanmıştı. Lâtife'ye döndü. "Evlenmeden kendimi kimseye vermeyeceğim. üst kattaki salonun verandasında yanyana durmuşlar manzarayı seyrediyorlardı. ama gene de gitmesi gerekiyordu. ne Fikriye'nin ne de bir başkasının yolunun üzerine çıkmasına izin vermeyecekti. o. "Türkiye'nin vatan hainlerinden.

kâh hayati önemde kararlar almak üzere Ankara'ya gidiyordu. ancak. Yanlış davranmış ve onu sonsuza dek kaybetmiş de olabilirdi. Düşmanla karadan temasa geçmeliydi. Mustafa Kemal'in donanması yoktu. Zaman geçip de hiçbir haber çıkmayınca. Çanakkale Boğazı'ndan geçiyordu. askeri bir bunalımın eşiğindeydi ve o. DOKUZUNCU BOLUM XLI1 Latife'nin heyecanlı bekleyişine karşın. kendini arzularının heyecanına terketmeye alışkın biri olarak. Mustafa Kemal de çok sıkı çalışıyordu. O. Kâh Bursa'daydı. Az uyuyordu: sinirlerini gevşetmek için gene aşırı içki içmeye başlamıştı. Ülke. Onu en küçük bir derdinden kurtarmak uğruna gözlerini. red cevabiyle kız onu çıldırtmıştı. Gene de yeterince akıllıca davranıp davranmadığından emin olamıyordu. çıkıp gitti. Atina'dan gönderilen taze kuvvetlerle istanbul'un az ötesinde. Korkunç bir baskı altında yaşıyordu. Ekliklerini onları yakalamak ve yeniden biçimlendirilmelerine fırsat vermeden ezmek üzere acilen kuzeye göndermişti. onun sahip olduklarına saygı göstermesi gerekiyordu. eski ilgi alanları olan hukuk çalışmaları ve Fransız edebiyatı incelemelerine geri döndü ve İzmir çevresinde sayıları binleri aşan göçmenlere yardım etmeye başladı. inatçı. . kızda onu zorla almasını engelleyen bir şey vardı. Yenilmiş olmakla birlikte. Çanakkale'de birliklerini Avrupa yakasına bırakmayan ve Yunanlılar'la aralarında bir engel 144 145 . Gene de.Buyurgan. Büyük bir öfkeyle kendisini dışarı attı. hatta yaşamını verebilirdi.kim. Bornova tepelerindeki evi kafasından silip atmıştı. Sabahleyin odası boştu. yaşamının en önemli kararını almak zorundaydı. Mustafa Kemal'e tapıyordu. Kentteki karargahına geri dönmüştü. Yol. Yunan ordusu İzmir'den deniz yoluyle savuşmayı başarmıştı. haftalarca bir haber çıkmadı. öylece dikiliyordu. İngiltere ve Fransa'da öğrenim gördüğü için Batılı dünya görüşünü öğrenmişti: Erkeğinin. Trakya'da yeni bir ordu kuruluyordu. Böylesine reddedilmeyeli çok uzun zaman geçmişti.

ama İngilizler! Bu bir başka meseleydi. İngiliz gazeteleri savaşa. gönderdiği mektupları ve hakkındaki raporları almıştı. İstanburdakiTürk gözlemcilerden. Londra'ya gönderirken Türk istihbaratının yakalayabildiği çok sayıda telgrafını okumuştu. istediği koşullan elde etmesi kesinlikle olanaksızdı. kumandası altındaki İngiliz birlikleri de oldukça iyiydi. onların da arkasında bütün kudreti ve ihtişamıyle Britanya İmparatorluğu duruyordu. mevzileriyse güçlü ve iyi tahkim edilmiş durumdaydı. Lloyd George'a karşı feryat ediyorlardı. onları ezmesi gerekiyordu. bir tek kurşun bile atılmadı. Süvariler sert bir şekilde durduruldular. Bir kurşun. İki bin kişilik bir süvari birliğinin İngiliz hatlarına doğru ilerlemesini emretti. fakat ne bir kumarbaz. Türk. subayları deneyimli. Zafer sarhoşhığu ve guruyla dolu olmalarına karşın. vatanı ve varlığını sürdürmek için savaşan bir ulus vardı. zeki. barışçıl davranarak İngiliz mevzilerine doğru ilerlemelerini. fakat onlara pek güvenilmezdi. Bütün sorun bunun anlaşılmamasındaydı. Danışmanlarından kimisi. Anadolu dağlarındaki Türk. onları kabul ettirmek istiyordu. Söz konusu olan. Bir "yetenek testi" uygulamaya karar verdi.olarak duran bir İngiliz kuvvetiyle karşı karşıya gelmişti. onunla kendisi arasındaki zeka savaşıydı. verilecek fevri bir emir savaşı başlatacak ve Türkiye İngiltere'yle savaşa girmiş olacaktı. derhal bmş yapmasını istediler. Yunanlılar birliklerini düzene koymadan ve siperlerini kazmadan evvel. Yunanlılar! Onları dövüp hamura dönüştürebilirdi. 146 İki kumandanın karakteri de. Mustafa Kemal kararını verdi. Harrington'ın bir askerden çok. Hiçbir büyük ülkü uğruna savaşmıyordu. bir diplomat olduğunu anlamıştı. İngiliz İşgal ordusu yolu tutuyor ve aralarında bir duvar gibi dikiliyordu. İngiliz kumandanı Sir Charles Harrington'ın tutumu olacaktı. Yunanlılar'ı şimdi yakalayacaktı. Uzaklarda. Fransız ve İtalyanlar onu desteklemeyeceklerdi. kararını vermeden önce bütün olasılıkları tartarak durumu gözden geçirmekteydi.n) 147 . ne de bir bunalım dönemi önderi olamazdı. birinin boş övüngenliğini ve diğerinin iradesizliğini dikkatle tarttı. Ancak. elinde kazandığı zaferden çılgına dönmüş . Burada durumu belirleyecek etken. Arkalarında büyük toplarla donanmış savaş gemilerinden oluşan muazzam bir armada ve uçaklar. durum ciddi görünüyordu. İstanbul'daki İrlandalı ise. Hiçbir zaman büyük risk gerektiren o büyük kararı alması mümkün değildi. sağlam görüşlü ve nazikti. ismen bir Müttefik ordusunun kumandanıydı. Koşullan görüşmek değil. İyi bir kurmay subaydı. İngiliz birlikleri ülkeye alışmıştı.İtalyanlar. Fransız ve . yenilgi riskine girmeden. bir yanlış anlama. Sorun ortadaydı: Yunan ordusu Trakya'da tahkimat yapıyordu. Fakat acaba savaşmak niyetinde miydiler? Yoksa blöf mü yapıyorlardı. Tehlike büyüktü. bir ruse de guerre* uygulamayı deneyecekti. Kararı barış aleyhinde oldu. İngilizler'in blöf yaptığını söylüyorlardı. İngilizler savaşmaya niyetlenecek olurlarsa. Bu durumda. onları Atina'ya dek kovalamasından yanaydı. kalakalmıştı: Aldıklan emirler oldukça müphemdi: Ateş etmeksizin ya da güç kullanmaksızın * Savaş hilesi (ç. Ruslar da öyle.Türk birlikleri yorgun. Şans yıldızına güvenip kumar oynaması gerekiyordu. çelik iradeli ve azimliydi. Çoğunluksa şiddetle derhal saldınya geçip Inglizler'i bir kenara itmesinden. tek amacı. Bu savaşta ya Türkiye ve kendisini kurtaracak ya da yok olacaktı. Harrington'ın son dakikada metanetinin tükeneceğine ve onun geçmesine izin vereceğine inanıyordu. Rakibini incelemişti. oynamak zorunda oldukları rollere son derece uygun düşüyordu. Lloyd George savaşmakta kararlıydı. Artık bekleyemezdi. paçavraya dönmüş giyssileriyle ve cephane sıkıntısı içinde. büyük silahlardan ve mekanize savaş imkanlarından yoksun durumdaydı. Ankara'ya dönen Mustafa Kemal her zaman yaptığı gibi. Türklerin yenilgisi kesindi. Piyadesinin silahları ters çevrilmiş halde ve dostça. ama pek çok kişi artık onun sonunun geldiğini ve İngilizler'in onun peşinden gitmeyeceğini ileri sürmekteydi. Ayrıca İngiltere'nin de onu destekleyeceğinden emin değildi. Yunanlılar'a yetişip. Zamanın hayati önemi vardı. Birliklerini savaşa razı edebilirdi ancak onların cesaretini pekiştiremezdi. Mustafa Kemal. kendisini ve askerlerini mümkün olan en az adam ve prestij kaybıyla içinde bulundukları korkunç ve hatalı çıkmazdan çıkarabilmekti. en belirgin değerlerinden biri olan soğukkanlı muhakemesi sayesinde. ancak. durumundan pek emin değildi. Her iki tarafta da birliklerde sinirler gergindi. Siperlerdeki İngiliz askerleri ne yapacağını bilmez bir halde şaşkın. Zayıf iradeli bir rakibe karşı işe yaraması mümkün olan bir hile. tam bir diktatördü. eğer mümkün olursa yürüyüp geçerek İngiliz müstahkem mevkilerini işlevsiz bırakmalarını emretti.

Genç kız onu evvelce reddetmişti. hiç gecikmeden. onunla bir anlaşma yaptı. Geri dönmesini istemiyordu. sadece ilerleyişlerini sürdürüyorlardı. Onunla konuşmaya karar verdi. Yaşlı kadının Latif e'yi nasıl karşılayacağını merak ediyordu. . Hiç kimseye nereye'gideceğini söylemeden otomobilini çağırdı. gitmesi için ne mümkünse yapmıştı. onu teskin etmiş. Artık içerde ve dışarda. ancak. Ve Mustafa Kemal lütfen. Türkler'se ne duruyor ne de savaşıyorlar. "Derhal. Durum oldukça kritik bir noktaya gelmişti: Türkler dikenli tele yaklaşmışlardı. Ona karşı nazik davranmış. Mustafa Kemal. durumu kimseye açmadı. Annesi artık yatağa düşmüştü. yol üstünde rastladığı ilk sakallı hocayı yakalayarak onları hiç gecikmeden. savaş tehdidinden bile kaçınabilmek için her şeyi. İzmir çevresindeki 149 . kendi koşullarını dikte edecekti. Bornova tepelerindeki bahçelerle çevrili evine kaydı. kararım tüm olasılıkları tartarak yavaş yavaş verdi ve ardından bir kasırganın hızı ve şiddetiyle. İngiliz kumandana "Dur" emri geldiği zaman. onun cesareti. Ankara'daki samimi dostları ve sofra arkadaşları.paldır küldür İzmir'e gelip hemen Bornova'ya çıktı. Genç kız evlilik hakkındaki duygularını. İngilizler'in blöfü başarısızlıkla sonuçlanmıştı. ingiltere'yle çıkacak bir savaşın. sokakta evlendirmesini istedi. Franklin-Bouillon. Gazi'nin kadınlar üzerindeki başarısını bir kez daha yinelediğini söylüyorlardı. Gerçekte. şimdi!". Yunan ordusunun Trakya'dan çıkarılması ve Türkiye'nin Avrupa topraklarının geri verilmesi konusunda tüm sorumluluğu üstleneceklerdi: Savaştan değil." Bir despot olarak emirler vermişti. Her zamanki gibi. birbirlerini dürterek kıkırdıyor ve bu konuda kaba şakalar yapıyorlardı. Latife üst kattaki salondaydı. genç kız bir an şaşkın kaldı. Çankaya'daki ev sessizdi. tüm istediklerini elde etmişti. Onun bu ani gelişi ve ani önerisi yüzünden.Her zaman ağzı sıkı ve gizliliğe eğilimli biri olduğundan bu 148 başarısızlığından hiç kimseye sözetmemişti. formaliteye gerek kalmadan. Kendisine bir mesaj gönderen genç kadına. Bu tam bir zaferdi. düşünceleri Latife'ye ve onun İzmir'in üzerinde. Merdivenleri koşarak tırmandı. ülkenin yansın boydan boya aşarak. Onun zaferiydi. Bir kür için Münih'e gitmesi gerektiğini söylediği zaman ağlamış. gerçek zaferdi. çok daha kötü şeylere mal olabilirdi. yalvarmış. donanımdan yoksun perişan. hemen orda. gitmemek için direnmişti. Mösyö Franklin-Bouillon'u göndermişlerdi: Fransa. XLIII Sonunda huzur bulunca. cevap vermemişti. Fikriye gitmişti. Fransızlar doğruca Mustafa Kemal'e bir temsilci. "Evleneceğiz" dedi. gene de onu özlüyordu. Mudanya'da Müttefikler Yunanlılar'ın Trakya'dan geri döndürülmeleri ve zamanı geldiğinde İstanbul'dan ve tüm Türkiye'den ayrılmaları konusunda anlaşmaya vardılar. "Hemen. Mustafa Kemal'in tüm isteklerini yapmaya hazırdılar. gösterişli bir başarıydı: Bu ise. hüneri ve muhakemesiyle bu gıdadan. Sakarya dönüm noktası olmuştu: İzmir. Britanya İmparatorluğu'na kendi koşullarını kabul ettirmiş ve tüm Avrupa'nın gözünü korkutmuştu. Birkaç saate ihtiyaç vardı. kararlılığı. ona para vermiş. O zaman istediğini elde etmeyi başaramamıştı. sağlam bir evlilik ve bir aile kurmak için Latife'yi çok uygun buluyordu. tören ya da davet yapmadan. Yaşamının bu sayfasını artık kapatmak niyetindeydi. geriye bakmaksızın ve pişmanlık duymaksızın harekete geçti. herhangi bir açıklama ya da giriş yapmayı gerekli görmemişti. Birliklerine durmalarını emretti ve İsmet'i General Harrington'la görüşmek üzere Mudanya adlı köye gönderdi. Mustafa Kemal galip gelmişti. ama artık istediğini elde edecek ve iradesini ona kabul ettirecekti. Geldiğinin bildirilmesini beklememiş. Fikriye'yle olan ilişkisine şiddetle karşı koymuştu. Bundan sonra bile. Bu sonucu elde edebilmek ona belki elli bin askere ve aylarca sürecek bir savaşa mal olacaktı. Mustafa Kemal sabırsızlıkla razı oldu. Ve eğer yenilirse. teli aşmaya başlamışlardı bile: Bir ateşkes yapılmıştı. çekingenliğini kendisine zorla kabul ettirmişti. Onu alelacele sokağa çıkardı. ordu Yunanlılar'ı kovalamış. Bolşevik Rusya'nın da Türkiye'ye katılmasıyle yeni bir dünya savaşı felaketini alevlendirebileceğinden korkmuştu. Şafaktan hemen sonra hazırlanması için uyarmak üzere geri geldi. savaşa yol açabilecek tüm olasılıklara son vermek niyetiyle gelmişti: Müttefikler ve İngilizler adına her sözü vermeye hazırdı: Müttefikler.Türkler'! durdurmaları istenmişti.

• ONUNCU BÖLÜM XLIV Olağanüstü saygınlığının yarattığı ışık huzmesinin ortasında. Artık Türkiye'nin kabul edebileceği barış şartlarım bildirmesinin zamanı gelmişti. Evet. Türkler galip gelmişti. Bu koşullar. Daha küçük çaplı bir adam olsaydı. yüzbin perişan. Uygun bir fırsat bulduğu anda onları kuşatabilir veya sıkıştırabilirdi. Kimisi alayla dudak büktü. Düşmanın -yani İngilizler. taleplerini rahatça genişlete151 150 . hatta bir kuruş bile harcamaya niyetleri yoktu. kendi sınırları içinde bağımsız bir egemen devlet olmalıydı. Fransızlar. Diğerleri evliliğini bir hanedan kurarak bir kral ya da padişah olma arzusuna yordular. Burası kibirli yaradılışda bir insan için oldukça tehlikeli bir yerdi. Misak-ı Milli'dekilerle aynıydı.artık onlarla savaşacak gücü tükenmişti. ancak resmi bir görüşmeye giderken Latife'yi de yanında götürmesinden sonradır ki. Gazi'nin bir zevce Aldığını anladılar. İtalyan ve Yunan halklarından hiçbiri Türkiye'de neler olduğunu bir nebze bile umursamıyordu. barış istiyorlardı. Arkadaşlan ve yakın dostları. . Kimisi bu izdivacın başarısızlıkla sonuçlanacağı kehanetinde bulundu. ününün doruğunda. tek başına Mustafa Kemal duruyordu. Sadece annesi ve Türkiye'nin basit köylü halkı bu evliliğe sevinmişti.harab olmuş bölgeleri Latife'yle birlikte doj^ştı. yabancı müdahalesi olmaksızın. Kendi aralarında kapışmakla meşguldüler. aslında tümüyle etkisizdiler. Türkiye.rehine olarak kullanılmaları bile mümkündü. Türklerle savaşmak için artık bir adam ya da bir at. ve aksi halde ölünceye değin savaşmakta kararlı Türk askerinden ibaret küçük ordusunu görüyordu. Mustafa Kemal yaklaşan barış görüşmelerinde tek etkili silah olarak. Aralarındaki ittifak. İstanbul'da hala birkaç düşman birliği olduğu doğruydu. Trakya da elinde olduğuna göre -Refet'i Yunanlılar'dan teslim alması için acilen bölgeye göndermişti bile. İtalyanlar ve Yunanlılar'ın. . ama onların kalmasına şimdilik tahammül edebilirdi. Bedeli ne olursa olsun. ancak kazananıncaya. İngiliz. Sadece göz yumulduğu için orada kalabiliyorlardı. düşmanlığa dönüşmüştü. Tedirgin edici de olsalar. Fransız.

Ne duygusallık ne de yanılsama. "Hepimiz. Fakat bu sınırlar içinde tek söz sahibi. sağ duyusunu ve berrak hedefler saptama alışkanlığını korudu. Sovyetler onu sıkıştırıyordu. övgü telgrafları yağıyordu: Her insanın başını döndürmeye yetecek kadar aşırı övgüler birbirini izliyordu. Mustafa Kemal ayağa kalktı. Düşleri ve hayaletleri bir yana bırakılım! Geçmişte bunlar bize çok pahalıya mal olmuştu. Moskova'dan Ukraynalı General Frunze'nin başkanlığında bir heyet gelmişti. Hiçbir hayale kapılmadı. Malay Devletleri. Her birimiz kendi ideallerine sahip olma'hakkına sahibiz. Afganistan. kendisi olacaktı. dileklerimizin ötesinde onlara hiçbir şekilde yardım edemeyiz" cevabını verdi.bilir. heyet onuruna bir akşam yemeği verdi." Bolşevikler'e daha da açıkça red cevabı verdi. Hıristiyanlık karşısında Müslümanlığın. her ne kadar övgüye bayılıyor. Yabancı düşman yenildikten sonra artık hiçbirinin egemen konumunun sürmesine izin vermeyecekti. övgüler ve ordunun alkışlan bile Mustafa Kemal'i İsmet ve Fevzi ile birkaç yakın dostu dışında. bırakın diğerleri de aynını yapsın. Meclis onu yaklaşan Barış Konferansı'na ilişkin durumu ve düzenlemeleri tartışmak üzere iki kez Ankara'ya çağırmıştı. Türkler bunların arasında değildir: Türkler kendi kendilerini koruyabilirler. yepyeni bir umutla Mustafa Kemal'i görmeye geliyorlardı. hatta ne de Türk halklarının birliğine inanıyorum. Afganistan. Dünyadaki tüm bağımlı uluslar yeni bir umutla kıpırdanmaya başlamıştı. Sözleri kısa. Azer152 baycan Elçisi. çünkü gerçek Türkler'in kemiğindeki iliği emiyordu. Çünkü tüm îslam ülkelerinden. İyi ki de ondan kurtulmuşlardı. hatta sertti: "Artık ne ezen. hükümetimiz gerçeklere dayanan belirli bir politika izlemeli ve bir tek amaçla. Türkler'in neler yapabiîceğini tam olarak biliyordu. politikacıların ve eski düşmanlarının onu bir türlü kendi üstleri olarak benimsemeyişleri gerçeğine kör etmemişti. "Bizim bir tek ilkemiz var: Tüm sorunları Türkiye'nin bakış açısından değerlendirmek ve Türk çıkarlarını korumak. Hindistan. kendilerinin beyaz adamdan ve Hıristiyandan kurtuluşa doğru ilerleyişlerinin öncüsü olarak görüyorlardı. yeni tutkularla körüklenebilir. Ona gelenlerden bâzılarına. Hintliler. onur kılıçları. ona başarı ve gönenci getirecek tek kişinin kendisi olduğuna inanıyordu. İran ve Çin." Ne Türkiye'yi bu saçmalıklara sürükleyecek. sahnenin en ortasında kurumla geziniyor olsa da. küçük. ne de kendisinin Batı karşısında Doğu'nun. Bir akşam her zamanki sakin tavrı. askeri ittifak öneriyordu." Türkiye'yi kendi milli sınırları içinde. Onlara karşı hazırlıklıydı. siyasamızı etkilememelidir. efendilerin karşısında ezilen milletlerin şampiyonu yapılmasına izin verecekti. Onu. Ancak. bütün bu dalkavukluğu kana kana içiyor. onlar da kuşkusuz karşı koyacaklardı. Muzaffer kumandanın sürekli diktatöre dönüşmesine izin vermemekte kararlıydılar. Arabistan'da ve Afrika'da dövüşmüşler ve ölmüşlerdi. fetih rüyaları görmeye başlayabilirdi. XLV Büyük askeri başarısı. Yemekten sonra general. Suriyeliler ve Mısırlılar yardımını istiyorlardı. Beş yüz yıldır Türkler Irak'ta. İktidar için mücadele etmesi gerekiyordu. Her taraftan Batı'ya karşı Doğu'nun şampiyonluğunu yapması için davetler geliyordu. hiçbir kazançları olmaksızın Padişahları tarafından arsızca sömürülmüşlerdi: Artık yetmişti! Osmanlı İmparatorluğu'nü diriltmeye filan kalkışmayacaktı. onu çevreleyen kumandanların. doğal sınırları içindeki milletinin bağımsızlığını ve yaşamını koruma amacıyla çalışmalıdır. Bolşevizm'in Batı'nın baskıcı milletleri ve ezilmiş bağımlı milletler temasını işleyen ve Türkiye'yi kurtuluş mücadelesine katılmaya çağıran uzun bir konuşma yaptı. Fakat. Osmanlı İmparatorluğu ölmüş ve gömülmüştü. ne de ezilen var" dedi. Rusya. Mustafa Kemal her zamanki akılcılığını. Batı'ya karşı düşmanlığın kümeleştiği her yerde insanlar kendilerine yeni bir savunucu bulduklarına inanarak. askeri tehlikeyi savuşturmak için geçici olarak diktatör yapmışlardı. bütün Müslüman kardeşlerimizin özgür olmasını dileriz. kaynaşmış bir millete ve^müreffeh bir devlete kavuşturacaktı. hatta Hıristiyan Macaristan'dan bile kutlama mesajları. Afrika. Onu gözlerinin önünde bulundurmak istediklerinin farkındaydı. Pek çoğu ona karşı kişisel bir nefret duyuyordu. içinde Halide Edib ona dedi ki: 153 . "Sadece kendilerinin ezilmesine izin verenler var. Avrupa'nın tüm kudretine galip gelmiş olan bu Müslüman kumandanı. İmparatorluk ya da yeni topraklar fethetmek rüyalarını gerçekleştirme'k gibi bir serüvene girmeyecekti. Bu yeni Türkiye'yi yaratacak ve düzene koyacak. ancak. Meclis'te de şunları söyledi: "Ben ne bütün İslam milletlerinin birliğine.

Her üçü de önemli şeyler yapmış olan önemli adamlardı. Bu doğru mu Paşam?" diye sordu! Mustafa Kemal ihtiyatla. temkinli bir yöneticiye mi dönüşecekti? Bunu öğrenmeliydiler. "Bazıları sizin saltanat ve hilafeti ilga etmeye niyetlendiğinizi söylüyorlar. o bir hiçti.geçmiş saçmalıklarıyla tarihin derinliklerine gömülmeliydiler. Mustafa Kemal'in düşüncelerinden haberdardılar. ama bu hükümetin sadece ismi kalmıştı. Rauf hiç zaman kaybetmedi. onunla Ankara'da görüşmeyi ve düşüncelerini ona orada aktarmayı kabul etti. sözde diktatöre karşı anayasal hükümet.Kendi görüşleri son derece kesin ve devrimci nitelikteydi. başarısından emin." "Bu. çok zor bir mücadeleden çıktınız. 1919'da Amasya'daki ilk toplantıda Mustafa Kemal'le birlikte olan aynı kişilerdi. "Yunanlılar'dan sonra birbirimizle dövüşeceğiz. Rauf ve Refet. her şeyi kökünden söküp atmak ve yok etmekte kararlı kişiye karşı. Hilafet." Ankara'ya hemen dönmesinin imkansız olduğu haberini gönderdi. Fakat hiçbir kuşkuya kapılmadan ve acımasızca ne kadar üzün süre beklemesi. Fakat şimdilik ihtiyatla hareket etmek ye niyetlerini gizlemek zorundaydı. Her ikisi de sağlam karakterli. Birbirimizi öldüreceğiz" diye sözüne devam etti. her şey çok sıkıcı olacak. Onun tüm bu devrimci görüşlerini işitmişlerdi. onların peşinden gitmeliydiler. birbirimizi yiyeceğiz. "Öncelikle bu konuda sizin görüşlerinizi öğrenmek isterdim" dedi. Refet eskisi kadar konuşkandı. 155 . bütün gelecek buna bağlıydı. Karşılarında gücünün ve prestijinin fazlasıyla farkında." "Dinlenmek mi. kaçınılmaz olan rekabet artık başlamıştı: Hiçbir şeye bağlı olmayan devrimciye karşı tutucunun. askeri görevleri onun İzmir'de bulunmasını gerektiriyordu. Rauf kuşkuluydu. kararlarını karmaşıklaştıracak hiçbir bağlantıya yer vermediği için sert ve güçlü olarak. ortak düşmanları olan Yunanlılar'ın gidişiyle. geleneğe ve istikrarlı gelişme yanlısı arasındaki çekişmeydi bu. Bunu yapacak mıydı? Yoksa çoğu zaman görüldüğü gibi. yeteneğine ve talihine duyduğu olağanüstü inancı da çok güçlüydü. Muhalefetin gücünden henüz emin değildi. Bu konuda Mustafa Kemal'in görüşleri neydi acaba? Fakat o. Yabancı düşmanlar gider gitmez Saltanat. Hayır! Dinlenmeyeceğiz. Cumhuriyeti ilan edecek ve bu değişiklik kılıfı altında kendisi tam yetkili yönetici olacaktı. sadrıazamları ve nazırlarıyla Halife-Sultan. meşum ve kurşuni bakışlariyle Mustafa Kemal oturmuştu. askerler bile ona karşı direnebilirdi. İstanbul'daysa. istediğini elde etmekte son derece kararlıydı. hangi silahı kullanması gerekirse gereksin ve bedeli ne olursa olsun. ne dinlenmesi?" dedi Mustafa Kemal yırtıcı bir tavırla. O zaman kendilerinden destek istemişti. düşüncesini bir sır olarak kendisine sakladı. "Dahası. Onun görüşlerini öğrenmek niyetindeydiler."Banştan sonra dinleneceksiniz Paşam. Hiçbir tereddüdü yoktu: Planlarını gizlemek için onlara kaçamak cevaplar verecekti. artık Mustafa Kemal bunları gerçeğe dönüştürebilecek kudrete sahip durumdaydı. Bundan sonra da Türkiye'yi bütün ayrıntılarıyla yeniden biçimlendirecekti. bakışlarına meşum bir parıltı yerleşmişti. Ne ki. Barış Konferansı'nın ayrıntılarında konunun saptırılmasına engel oluyordu. O. ateşli devrimci iktidara geldiği zaman.Yeni Türkiye'de hükümet ne olmalıydı? Ankara'da iktidar sahibi geçici bir hükümet vardı. her ikisi de tutkularınca yönlendirilen bu iki kişi arasında. Gözlerini kızgın olduğu zamanlardaki gibi kısmış. hiçbir kurnazlığa başvurmaksızın doğrudan doğruya konuya girdi. ama Padişah ya da Halife'ye hücum etmesi halinde. "Onları halka linç ettireceğim. Ordusuz. gerçekten gerekiyor mu?" "Muhaliflerime ne buyurulur?" diye bağırdı Mustafa Kemal. Osmanlı İmparatorluğu'nün bütün fazlalıkları gibi. bu mücadele sona erdiği zaman. 154 Ankara'da bir içki sofrasının çevresinde bir araya geldiler. iradesini zayıflatacak pişmanlık ya da herhangi başka duyguya. Çoğunluk Padişahın anayasal bir hükümdar olarak Mustafa Kemal'in de ilk sadnazam olarak birbirine kaynaştırılması görüşünden yanaydı. Mustafa Kemal artık Amasya'da desteklerini rica eden kişiden çok farklı biriydi.Türkler'in hepsi tutucu ve dindardı. Sorularında ısrar ediyor. her zamanki gibi diliyle olduğu kadar kafası ve elleriyle de devamlı gevezelik ediyordu. Mustafa Kemal zaman kazanmak için. Bütün o eski yararsız debdebesiyle modası . Yeni bir heyecan bulmamız gerekecek. Kendi muhakemesine. Ordu ona bağlıydı gerçi. y anlısının. Başvekil Rauf ile bir dizi politikacı onun peşinden gitti. Anayasal Padişah'ın sadnazamı olmak gibi bir niyeti yoktu. geçmişte bütün bunlar köşeye sıkışmış bir halde savaşan bir adamın teorileri iken. Moskova'daki bir diplomatik görevden henüz dönmüş olan Ali Fuad ve Rauf da oradaydılar. sesi hafiflemişti.

Rauf.

XLVI Mustafa Kemal işleri biraz ağırdan alması gerektiğini farketmişti. Muhalefet, beklediğinden de güçlüydü. Ya fırsatı yakalamak için beklemeli ya da bu fırsatı kendisi yaratmalıydı. Bunun için beklerken, olaylar tam da onun istediği doğrultuda gelişti. Refet'in evindeki toplantıdan bir hafta sonra İngilizler, Padişah'ın barış şartlarım tartışmak üzere Lozan'a bir heyet göndermeye, aynı çağrıyı Ankara'daki Meclis'e iletmeye çağırdılar. Bu, çok düşüncesizce yapılmış bir hataydı: Sonuçta büyük bir infial yarattı. Birkaç kişisel yandaşı dışında, artık her gerçek Türk Vahideddin'den nefret ediyordu. O, Türkiye'yi mahvetmek isteyen İngilizler ve Yunanlılar'ın yanında yer almış olan bir vatan hainiydi. Vahideddin ve Lloyd George, işte gerçek ulusal düşmanları bu iki kişiydi. Ve bir vatan haini olması dolayısıyla, Vahideddin'e olan nefretleri iki kat şiddetliydi. Çağrı gelir gelmez büyük bir öfke çığlığı yükseldi. İstanbul'da Padişah'ın adamları dövüldü. Padişah'ı desteklemiş olan gazeteci Ali Kemal, müttefik polis gücünün gözleri önünde güpegündüz kentin belli başlı klüplerinin birinden sürüklenerek çıkarıldı, İzmit'e götürüldü ve taşlanarak öldürüldü. Padişah'ın hizmetlileri, nazırları, hatta sadrıazamı sokağa adım atmaktan çekinir oldular. Ankara'da Meclis toplanmış, meb'uslar pürhiddet bakışıyorlardı. Bu İstanbul hükümeti de neydi? Türkiye'yi kurtarmak için ne yapmıştı? O modası geçmiş yaşlı budala, Sadrıazam Tevfik Paşa, çağrıyı imzalama hakkını nereden almıştı? O ve tüm kabinesi köpeklerden, düşmüş insanlardan, vatan hainlerinden ve İstanbul'daki dalkavuk padişahın çanak yalayıcılarından oluşuyordu. Türkiye'de yalnızca bir tek hükümet vardı, o da kendilerinin Büyük Millet Meclisi hükümetiydi. Mustafa Kemal, zamanın geldiğini, hemen harekete geçmesi gerektiğini, aksi takdirde hiçbir zaman başaramayacağını anladı. Meb'uslan Vahideddin'i yurtdışına sürmeye, hatta belki Saltanat'ı kaldırmaya ikna edebileceğini gördü. Hilafete saldırma riskini göze almayacaktı: Bu en yoksul köylüye varıncaya değin tüm halkın dinsel duygularını incitebilirdi, ve bu konuda hiçbir şekilde destek bulacağını da sanmıyordu. Bütün meb'usların öfkeli çığlıklar atarak tartıştıkları bir sırada, Meclis'teki hengamenin ortasında Mustafa Kemal içeri girdi ve Mec157

"Babam ve ben" dedi Rauf, "Padişah'ın ekmeğini yedik. Şu anda Padişah tahtında oturan vatan haininden, Vahideddin'den söz etmiyorum elbette. O gitmelidir ve yerini yeni Padişah almalıdır. Fakat benim gibi her gerçek Türk, Halife Padişaha bağlıdır. Biz, hükümdara arka çıkmalıyız. Bundan başka, devlet içinde hiçbir uyruğun göz dikemeyeceği kadar yüksek ve ulu bir makamın bulunması da zorunludur. O dakikada, bütün Türk halkının duygularını ifade ediyordu. Refet bu görüşe katıldı. Ali Fuad, Moskova'dan henüz döndüğü ve durumu yeterince bilmediği mazeretini beyan ederek çekimser kaldı. Mustafa Kemal kaçamak cevap verdi. Eylem zamanının henüz gelmediğini anlamıştı. Beklemesi gerekiyordu. "Bunu tartışmak için bir neden göremiyorum" dedi; Rauf belirgin bir cevap için baskı yapınca da: "ileri sürdüğünüze benzer bir niyetim yok. Esasen yarın Meclis'te bu konuya ilişkin bir açıklama yapacağım." Diğer üçü tatmin olmuş bir halde konuyu kapattılar ve şafak sökünceye dek keyifle içki içtiler. Ertesi gün Mustafa Kemal söz verdiği gibi, Meclis'te konuşma yaptı. 156

lis'ten kendisini dinlemesini istedi; Saltanat'la Hilafet'in birbirinden ayrılmasını ve saltanatın ilga edilerek Vahideddin'in yurtdışına sürülmesini teklif etti. Bütün öfkesine rağmen, Meclis son derece hayati bir karara doğru sürüklendiğini anladı. Meb'usların heyecanı bir anda söndü, teklifi tartışmaya başladılar. Mustafa Kemal elindeki kartlarının bir kısmını göstermişti. Henüz başarısızlığı kaldırabilecek kadar güçlü değildi. Kişisel taraftarlarından seksen kişinin de desteğiyle, derhal bir oylama yapılmasında ısrar etti. Meclis teklifi Özel Adalet Komisyonu'na havale etti. Özel komisyon ertesi gün toplandı. Hukukçularla din adamları ndan oluşmuştu. Saatlerce tekdüze bir havada, Saltanatın Hilafetten ayrılması konusunu tartıştılar. Başkan, uçuşan cübbesi ve uzun sakallanyla, mağrur bir din adamıydı. Sakallı hocayı bir diğer sakallı hoca, uzun ve can sıkıcı konuşmalarıyla bir hukukçuyu diğeri izliyordu. Es ki belgelerden, Kur'an ve Şeriat'in çok derin tefsirlerini yapıyorlardı. Bağdad ve Kahire halifelerinin geçmişe gömülmüş tarihlerinden yüzlerce örnek gösterdiler. Arapça kelimelerin anlamlarındaki her bir nüansı tartışarak uzayıp giden saatler boyunca bu minvalde konuştu lar, konuştular. Her nokta üzerinde kılı kırk yararcasına durup yalın cümleleri karmaşık savlarla dağıttılar ve tartışmanın iyice tadını kaçırdılar. Kurşuni üniforması içindeki Mustafa Kemal, bir köşede, sinirleri bozulmuş fakat ses çıkarmadan onları seyrediyor, atılmak üzere olan yabanıl bir bozkurt gibi gergin oturuyordu. Komisyon teklifin karşısındaydı. Bir üyesi bile teklifin lehine konuşmamıştı. Kaybedecekti. . Ne ki, daha ilk raundda kaybetmeyi göze alamazdı. Önemsiz şeyler hakkında yapılan bu amaçsız, sonu gelmez tartışma onu kızdırmıştı. Sinirleri iyice bozulmaya başladı. Bu rnalumat-furuş budalalar sürüsü, ölü bir kurumun yozlaşmış yapısını destekleyecek materyal bulmak için kelimelerle oynarken, Gazi, egemen olarak kendisi bütün gün oturup bekleyecekmiydi? Ansızın bütün kontrolünü kaybetti. Öfkeden titreyerek, homurdanarak bir masanın üzerine sıçradı ve toplantıyı durdurdu."Efendiler, Osmanlı Sultanı egemenliği halktan zorla almıştır," dedi, "ve halk şimdi zorla onu geriye alıyor. Saltanat Hilafe'ten ayrılmalı ve kaldırılmalıdır. Bu görüşe katılır ya da katılmazsınız, bu sizin bile158

ceğiniz iş. Ama ne olursa olsun bu gerçekleşecektir; bu arada bazılarının kafaları kesilse dahi.." Diktatör emirlerini vermişti. Saygıdeğer başkan ayağa kalktı ve konuştu: "Efendiler," dedi, "Gazi bize meseleyi bizim ele aldığımızdan çok farklı bir bakış açısından izah etti." Meb'uslar tehlikeden kurtulmak için aceleden birbirlerini ite kaka Meclis'e bu önerinin yasalaştırılmasını tavsiye etmeye koştular; Saltanat kesinlikle Hilafet'ten ayrılmalıydı; Saltanat'ın kesinlikle ilga edilmesi ve Vahideddin'in ülkeden çıkarılması şarttı. Uzun giysilerinin eteklerini kavuşturarak, bu zincirsiz bozkurt üzerlerine atlamadan önce savuşabilmek için kaçıştılar. Meclis, tasarıyı görüşmek için hemen oturuma geçti. Tartışmaya başladılar. Mustafa Kemal, Meclis'in genel havasının kendisine karşı olduğunu anlamıştı. Bir ah evvel oylamaya geçilmesini sağlamalıydı.Her ne pahasına olursa olsun kazanması şarttı. Kişisel taraftarlarını toplantı salonunun bir tarafına topladı ve derhal açık oylamaya geçilmesini istedi. Kimi meb'uslar tasarının ad okunarak oylanmasını talep etti. Mustafa Kemal buna karşı çıktı. Taraftarları silahlıydı; içlerinden bazıları her şeyi yapabilecek karakterdeydi; emir alırlarsa silahlarını hiç duraksamadan kullanacakları kesindit "Meclis'in oybirliğiyle kabul edeceğinden eminim" dedi. Sesinden bir tür tehdit seziliyordu ve taraftarları da ellerini bellerine atmışlardı. "Ellerin kaldırılması yeterlidir." Başkan bir gözü Mustafa Kemal'de, tasarıyı oylamaya koydu. Birkaç el yükseldi. "Oybirliğiyle kabul edildi" dedi Başkan. Bir düzine kadar nıeb'us protesto etmek için şuraların üstüne fırladılar. "Bu doğru değil, ben karşıyım!" Diğerleriyse, "Otur yerine! Kes sesini! Domuz!" diye bağırıp ıslık çaldılar; birbirlerine sövüp saydılar. Tam bir velvele çıkmıştı. Mustafa Kemal'den gelen işaret üzerine, Başkan bütün bu gürültüyü bastırmak için bağırarak kararını tekrar etti. • "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin oybirliğiyle aldığı karar sonucu Saltanat ilga edilmiştir"* diyerek oturumu kapattı. Mustafa Ke1 Kasım 1922 (ç.n.)

159

mal taraftarlarıyla çevrilmiş olarak Meclis'den ayrıldı. Bunun arkası çabucak geldi. Beş gün sonra Refet, Harrington'ın burnunun dibinde yapılan bir darbe ile İstanbul'un denetimini ele geçirdi ve Padişah hükümetini fesh etti. Padişah birkaç gün dayandı. Sonra Harrington'a bir haberci gönderdi. Bu adam, Vahideddin'in maiyetinden hâlâ güven duyduğu tek kişi olan Saray orkestrasının şefiydi. Şef, yaşlı ve sarsak biriydi. İngiliz ordusu karargâhına büyük bir gizlilik içinde gelmişti. Vahideddin herhangi bir yazılı belge vermeyi reddettiği için, elinde hiçbir şey yoktu ve Başkumandandan başka hiç kimseyle görüşmeyeceğini söylüyordu. Sonunda Harrington onu kabul etti. Korkudan titreyen ve kekeleyen yaşlı şef, getirdiği mesajı güç bela aktarabildi: Zat-ı Şahane, Padişah hazretleri iyi kalpli İngiliz generalinin ve İngiliz hükümetinin korumasını büyük bir arzuyla istirham etmekteydi: Zat-ı Şahaneleri, yaşamının tehlikede olduğundan emindi: Zat-ı Şahaneleri mümkün olduğu kadar çabuk kaçmaya karar vermişti. İki gün sonra İngilizler'e ait bir ambulans, sarayın arka kapılarından birinin önünde durdu. Yanında oğlu, bir bavul ve bir çanta taşıyan bir harem ağası olduğu halde, Vahideddin dışarıya çıktı. O sabah hava oldukça kapalıydı ve hafif yağmur çiseliyordu. Bir İngiliz emir subayı ambulansın arkasındaki ahşap merdiveni indirdi. Bir elinde sıkıca kavradığı şemsiyesiyle, Osmanlı İmparatorluğu'nün sonuncu Padişahı, tüm Türkler'in hükümdarı, Grand Seigneur (Büyük Efendi), Dünyanın Dehşeti olan adam, ahşap merdivenleri tırmanmaya çalıştı. Şemsiye kapıya takılmış, içeri girmemekte direniyordu. İhtiyar adam zayıfça şemsiyeyle mücadeleye girişmişti, gittikçe hırçınlaşıyor ve huzursuzlanıyordu: Islanacağı için şemsiyeyi kapamak ve onu bırakmak istemiyordu. Bir İngiliz subayı şemsiyeyi elinden çekip aldı ve yaşlı adamı merdivenlerden çıkarıp kapıyı üstüne kapattı. Ambulans hareket etti. İskelelerden birinden bir motor son hızla yola çıktı. Bir İngiliz savaş gemisinde, İngiliz Filosu Başkumandanı olan Amiral, Padişah'ı hükümdarlara yaraşır bir törenle karşıladı.* Ansızın bir feryat işitildi: Vahideddin telaşla güverteye * 17 Kasım 1922 (Ç.n.) 160

dönmüştü; kendisine bir genç kızınki gibi tiz sesiyle çığlıklar atarak bir şeyler söyleyen hafem ağasına küfrediyordu; harem ağasının taşıdığı valiz ortadan kaybolmuştu; neredeydi? Sonunda valiz motorda bulundu.Vahideddin içini kontrol etti. Her şey yerli yerindeydi; rahat bir nefes alarak kamarasına döndü; valizde muhteşem altın kahve takımlarıyla toplama fırsatı bulabildiği mücevherleri bulunuyordu. Bir saat sonra Vahideddin bir İngiliz savaş gemisinin içinde, iradesiz, gevşek ve dehşete kapılmış yaşlı bir adamın sonuna ulaşmak üzere, Türkiye'den uzaklaşmış bulunuyordu. Yeğeni Abdülmecid, onun yerine bütün Müminlerin Halifesi oldu, ne varki, elinde hiçbir dünyevi güç ya da makam bırakılmamıştı. XLVII Mustafa Kemal kazanmıştı, fakat yalnızca dar sınırlar içinde bir kazançtı bu. Muzaffer kumandan olarak prestiji ve Vahideddin'e karşı duyulan genel nefret, onu daha yükseklere taşımıştı. Padişah ve Saltanat ortadan kalkmıştı. Fakat bu arada dersini de almıştı. İktidarı elinde tutabilmesinin tek yolu, onun her santimetresi için mücadele etmesinden geçiyordu. Asker ya da politikacı olsunlar, meb'uslar ona karşıydılar. Çoğu ona güvenmiyor ve ondan çekiniyordu; pek çoğu da ondan kişisel olarak hoşlanmıyordu. Yabancı işgalcilere karşı savaşta, yanında yer almışlardı. Şimdiyse onu yöneten, hatta önder olarak pek azı kabul ediyordu. Padişah'm yurt dışına çıkarılmasıyla ülkede yasal bir hükümdar kalmamıştı. Yeni Türkiye'nin hükümet biçimine bundan sonraki birkaç hafta içinde karar verilecekti. Halk, yüreğinin derinliğinde tutucuydu. Meclis bir tür anayasal monarşiden yanaydı. Diktatör olmak girişiminde bulunduğu dakikada ona karşı çıkacaklardı. Devrimci reformlarının en ılımlısı bile bir fırtına koparacaktı. Kararını ağır ağır verip hazırlandıktan sonra, darbesini ancak emin olduğu zaman indirmek, onun alışkanlığıydı. Padişah'a karşı eyleme geçmekte acele etmiş ve henüz hazır olmadan elini göstermişti. Artık oturmalı ve bu kez planı iyice düşünerek hazırlamalıydı. Rauf'la ittifak yapabilirdi, ne ki, bu en iyi ihtimalle sadece anayasal hükümetin ismen başkam olması anlamına gelecekti. Bunu deneme161

cemiyetin sağlam desteğini almış. böyle bir makine elinde hazır bekliyordu zaten. polis. Cemiyet hâlâ varlığını koruyordu. Meb'uslar kanun teklifini öfkeyle kaldırıp attılar ama sansür ya da polisiye eylemi engellemek konusunda yapabilecekleri hiçbir şey yoktu. yani Halk Fırkası'dır" şeklinde açıklamalar yaptı. Planlarını yaptı ve bir yurt gezisine çıktı. 7 Aralık 1922 (ç. Ordu şimdilik kendisine sadıktı.) ra büyük bir saygıyla davranıyor. Silah olarak siyasal bir savaş makinesi yaratmalıydı. Onlara "Cemiyetinizi dağıtmayın.n. direniş komitesini çağırtıyor ve onla* M. halkı onu anlayışla karşılıyordu.Ülke vatan hainleriyle dolu. ilerdeki barış ve yoksulluk günlerinde zaferleri unutulacaktı. Köylüler son ferdine kadar'onun yanındaydı.n. ama bunun pek bir anlamı yoktu. onun isteklerini memnuniyetle kabul ettiler. (c. Ona bağlılık yemini ettiler. Ülkede dolaştıkça. Kafasındaki devrimci dönüşümlerden söz etmekten özenle kaçındı: Bu yalın. diktatör olacaktı. tutucu köy halkını. Hemen ardından. yeni Türkiye'yi -kanınız pahasına geri aldığınız Türkiye'nizi. Sizler. sadık. beni destekleyin bana itaat edin. Rauf ve Refet'le birlikte 1919'da yarattığı yerel direniş komiteleri (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri) zamanla tüm ülkeyi saran büyük bir örgütlenmeye dönüşmüştü. çöpçü. Vatanın Kurtarıcısı olarak selamlanıyordu. gazeteler üzerinde uygulanacak sıkı bir sansür ve toplantıların polis denetimi altına alınması yoluyle daha etkili olan ikinci darbeyi indirdi. fikirlerini ve dileklerini dikkatle dinliyordu. ama Meclis'i ve milleti sonsuza dek korkutarak durdurması mümkün değildi. O sırada onları zorlayabilmişti. Bu örgütü sıkı disiplinli ve doğrudan kendi denetimine bağlı bulunacak ve Türkiye'nin gerçek yöneticisi olacak bir partiye dönüştürmeye karar verdi. fazlasıyle ürkütebilirdi. Bir avuç yandaşı revolverleriyle yanında hazır bekliyorlardı. mal müdürü. Yurt gezisinin önemini anlamışlardı. Her yerde alkışlarla karşılanıyordu: Gazi. Yabancı düşman gitti. kendi alanlarında güç ve memuriyete atama hakkı bulunması gibi özel ayrıcalıkları olacaktı.ye hiç niyeti yoktu. fakat savaş henüz sona ermedi. Bir kasaba ya da köydeki Halk Fırkası komitesi. Halk Fırkası'm oluşturacaksınız. Hâlâ ateşli bir yurtseverlikten esinleniyordu. Böylece kişisel nüfuzunu yerleştiren Mustafa Kemal. Ona "Halk Fırkası"* adım verecekti. tasarladığı örgütün kalıntılarını da bir araya getiriyordu. Bu askeri bir örgüttü. Kemal Halk Fırkası adında siyasi bir parti kurulması yönündeki fikrini açıklıyor. kendi başarısı ya da başarısızlığı onları da doğrudan etkileyecekti. üstelik Mustafa Kemal hâlâ başkan konumundaydı. Halk Fırkası'na* katıldılar -ve köylülerin bağlılığı. O. Bu cemiyetler. Bütün sadık Türkler'i cemiyetinizin çatısı altında toplayın. makul bir ücret ödenmesi şartiyle.içerdeki ve dışardaki tüm düşmanların saldırılarına dayanabilecek kadar sağlam temeller üzerine kurabiliriz. sadık bir ordunun varlığı anlamına geliyordu. Zor'dan başka bir şeye sahip olması gerekiyordu. Hâlâ savaş hali içindeydiler ve hükümet biçimi henüz kararlaştırılmamıştı. Bir yönetici olarak idealdi: Güçlü bir erkek ve başarılı bir kumandan. Böylelikle komiteler kişisel olarak kendisine bağlanmış olacaklardı. Kahramanlarım görmekten dolayı halk sevinçten çılgın gibi onu selamlıyordu. muhtar. Zaman ve firsatjlverdiği sürece. imam. Cemiyet.ve temsilcilerini de atamış olarak düşmanlarıyla hesaplaşmak üzere Ankara'ya döndü. XLVIII Mustafa Kemal hücumu meb'usların dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin bir kanun teklifiyle başlattı. cpostacı. gündelikçi kadın olarak çalıştırılması gerektiğine karar verecekti. Parti yöneticilerinin maaşlarından ayrı bir gelirleri olması. Başkumandan olarak doğrudan onun emri alımdaydı. Her yerde duruyor. resmi dairelerde görev yapmak üzere kimin belediye başkanı. neyin peşinde olduğunu biliyor* 8 Nisan 1923 Dokuz umdenin belirlenmesi ve Halk Firkası'nın ku rulması. Cemiyetinizi genişletin. Cemiyetler. halkın duygularını sezerek. yani halk. fakat kısa bir süre sonra. Birlikte olursak. Yunanlılar'ı ve İngilizler'! sürüp çıkaran ve Türkiye'yi zafere götüren Milliyetçi örgütün belkemiğini oluşturmuştu. Türkiye'yi yönetecek olan sizler. kaba olması ve sefih bir yaşam sürmesi durumu değiştirmiyordu. bu insanları kamçılayacak konuşmalar yaprnaktâîfgV ri durmadı.) 163 162 . özellikle dine yapılacak bir hücumdan söz etmesi.

debdebeli bir bürokrat olarak. kendisiydi. emirlerini harfiyen yerine getiriyordu. Mustafa Kemal için. Dahası. Mustafa Kemal heyete hücum etti. Lozan'da başarısızlık demek. Sahip olduğu tüm feraset ve nüfuzu kullanan Mustafa Kemal. Mustafa Kemal'in prestijinin sonu demekti: Başarısızlık Mustafa Kemal'in yanı sıra kendisinin de sonu demekti. Mustafa Kemal vekillere danışmadan gidip İsmet'i karşılamak hakkında sahip değildi. ona ne saygıları ne de inançları vardı. Üstü kapalı olarak Mustafa Kemal'in Mudanya'da İngilizler tarafından oyuna getirildiğini. Protesto etmek için başvekillikten istifa etti. O andan itibaren. üstelik Eskişehir'i de Yunanlılar'a terketmişti. ismet onun adamıydı. bu davranışı anayasaya aykırıydı. sağır ve kalın kafalıydı. bütün o kış. Meclis'e karşı açık bir meydan okuyuştu. ondan son haberleri aldı ve geriye birlikte döndüler. Lozan bir zafer. İsmet ise. gerçi hayatında hiçbir muharebe kazanmamış. İsmet bu zor işi başarmaya azmetmiş olarak Lozan'a döndü. geliyor ve Türkler'e şartları dikte etmek istiyordu.lardı. bu davranışla İsmet'in faaliyetleri hakkında Meclis'in kararını önceden etkilemiş oluyordu. rakip teoriler olmayacaktır. her şeyi karmakarışık etmişti. onun zaferi olmalıydı. Başka hiçbk fırka yok. Bu arada Mustafa Kemal gece gündüz demeden. Ankara'ya doğru yola çıktı. Diğerlerine sözler verdi. Konferans'ta sağlanacak başarı son derece önemliydi. Ankara'da Başvekil Rauf ve meb'usların çoğu protokol kurallarının gerektkdiği gibi. ondan bir açıklama yapmasını istedi. Her ikisi de inatçıydı. "Size katılmıyorum. Mutlaka başarmalıydı. kişisel taraftarlarını toplamış. haftalar boyu birbirleriyle tartıştılar ve kavga ettiler. Fırkasının örgütlenmesi için uğraşıyordu. Zaman çok azdı. İsmet'in düşmanı ve Mustafa Kemal'in muhalifi olmuştu. kendi askeri zaferlerinin değerini gölgeleyebilirdi. Hükümet ve meclis yok sayılmıştı. Bir bunalımın eşiğindeydiler. heyet hiçbir siyasal partinin başı olmaması gerektiğini ileri sürdü. Oysa Devlet içinde yalnız bir tek siyasal fırka var. Mustafa Kemal'in eski yoldaşları. Onun hakkında bir gensoru hazırlamışlardı ve Konferansı tamamlaması için bir başkasını göndermek niyetindeydiler. Meb'uslardan bazılarını Rauf'un aslında Lozan'a kendisi gitmek istediği için kişisel kırgınlıklardan ötürü istifa ettiğini söyleyerek. Bir başarısızlık. Meclis tehlikeyi anlamış durumdaydı. kendilerinin onayı alınmadan onun asla Lozan'a . Halk Fırkası'nın ve Devletin başkanı olarak kalmak bir onur meselesidk. gensoru oylamasını oyalamaya çalıştı. Şubat'ta hiçbir sonuca ulaşmayan konferans kesintiye uğradı ve İsmet. Türk heyetinin başkanı olarak İsmet'i göndermiş ve ona kişisel olarak talimatlar vermişti. gönderilmemesi gerekiyordu. Gensoru oylaması geri bırakıldı. onun aleyhine kışkırttı. İsmet'e gelince. Konferans kasımda başlamıştı. Birleşme esastır. Çok kişinin protetosuna karşın. yanlarına lütfen. sadece Halk Fırkası vardır. Akıllı da olsa. Gerilim artmaya başladı. Rakip fırkalar. Dokuz gün boyunca Barış Konferansı hakkında görüşüldü. Elinin altında böyle bir aygıtla. beceriksizce yürüttüğünü sözlerini sakınmadan söylediler." Bu cevap. bir diplomat olarak ise tam bir felaketti. Curzon mağrur ve kibirli. Ona. o sırada Ateşkesi kabul etmemesinin ve İstanbul'a yürümeye devam ederek koşullarını süngü zoruyle kabul ettirmesinin. hazır bekliyordu. Barış Konferansı konusundaki tüm düzenlemeleri kendi eliyle yapmıştı. Halk. Meclis saldırıya geçmek üzere Rauf'un arkasında toplamaya başladı. aptal da olsa. onun henüz tabanından emin ve çok şiddetli bir eyleme geçmeye hazır olmadığını. Bu arada diğer delegeler de bir çözüme ulaşabilmek için uğraşarak çevrelerinde dönüp duruyorlardı. onları istasyonda karşılamadılar. yeni partinin başkanlığından istifa etmesi konusunda ricacı olarak bir heyet yolladılar. bir kumandan olarak iyi olabilirdi. Başından itibaren işler çok kötü gitmişti. son dört yılın kara 165 . zavallı sağır İsmet'in diplomasiyi tam tahmin ettikleri gibi. İsmet'le buluşmak üzere alelacele Eskişehir'e gitti. İsmet Lozan'a kendisine hiç danışılmaksızın gönderilmişti. O ve İsmet. büyük bir yüksek vali. Devlet başkanı olarak tarafsız ve partiler üstü kalmalıydı. İsmet'i karşılamak istemediğini söyledi. Mustafa Kemal. Mustafa Kemal bir müstebide dönüşecekti. fakat aynı zamanda onu durdurmayı başaramayacaklarını anladılar. bir fırsatını bulduğu anda içlerinden ona muhalefet eden herkesden intikam alacağının farkındaydılar. hatta gerekirse Atina'ya kadar gitmesinin daha iyi ola164 cağını ileri sürdüler. Farklı bir cepheden saldırdılar. Rauf. her noktada ters düşüyorlardı. kimilerini de tehdit etti. Siz siyasal fırkaların birinin başkanlığından söz ediyorsunuz. dik başlı. Benim için bu tek fırkanın. başvekil olan İsmet değil. Lozan'a dönmesi ve bu kez başarması gerekiyordu. Mustafa Kemal büyük bir öfkeyle Rauf'u çağırtıp. Müttefik delegasyonlarına Lord Curzon egemen durumdaydı.

Meclis'i bu kararlan almaya kendisinin sevk etmesi gerekiyordu. onu dinlemeyi reddediyorlardı..günlerinde onun yanında yer alan kişiler. eski yıkıcılık ve düşmanlıklarla açıldı. Samsun ve Sivas'ta Padişah'ın yaveri gibi davranıp. Zaman kaybetmedi. bundan öte değil! Güvenilebilecek türden biri değildi -kindar. Hükümet üyelerim Çankaya'daki evinde bir akşam yemeğine davet etti. şimdi ondan uzaklaşıyor ve Rauf'un önderliğinde ona karşı birleşiyorlardı." Ertesi gün hükümet istifa etti ve Meclis yeni bir hükümet kurmak için çalışmalara başladı. yani Kazım Karabekir. Ayrıca Mustafa Kemal kimdi ki. kuyruklarını toplayıp İstanbul'u boşaltmışlardı.Iyi bir asker! Evet ama. Bundan sonra Meclis'in nasıl bir karışıklık içine düşeceğini birlikte seyredeceğiz. böyle bir kudreti gasb etmek istiyordu? Zaferi kazanmak için onlar da ellerinden geleni yapmamış." Bakanların her biri bu görüşe katıldı. meb'uslar kendi aralarında anlaşamıyorlardı. özgür bir oylamada Meclis bunu asla kabul etmeyecekti. Göreceksiniz. Hepsi de meb'uslann bitip tükenmeyen eleştirilerine ve denetimine karşıydı. Harrington'la birlikte. Barış 166 Konferansı'ndaki görevini parlak bir başarıyla götürüyordu: Türkler talep ettikleri hemen her şeyi elde etmiş durumdaydılar. kişisel taraftarları ve sofra arkadaşlarından oluşan] . Böyle birinin yönetimi altında hiç kimse güvenlikte olamazdı.. onları zafere götürdüğü için diktatör olma hakkına sahip olamazdı. Diktatörlüğe. Ali Fuad ve Nureddin. bir kez daha başarılı kumandana. Kaybedilecek hiç zamanın kalmadığı açıktı. Mustafa Kemal'e çevrilmişti. Meb'uslar birbiri ardına Rauf'a katıldılar. Ajanlarından Halk Fırkası'nın hızla gelişmekte olduğuna ilişkin raporlar alıyordu. yeniden görev almayı reddetmeniz ve işleri elinizden geldiği kadar güçleştirmeniz gerekiyor. tartışıyorlar ve sonuçta her biri kendisi ve arkadaşlarının çıkarları doğrultusunda oy veriyorlardı. "Yarın hepinizin istifa etmenizi istiyorum" diye sözüne devam etti. Rauf'un muhalefet liderlerinin olmayışı nedeniyle. İzmir civarında Yunanlılar'a karşı direnişi örgütleyenler Refet ve Rauf değil miydi? Mustafa Kemal'in Meclis'te sahip olduğu çoğunluk yavaş yavaş erimeye başladı. Son düşman birlikleri. yöneten siz olmalısınız. Azınlığa düşmeden önce yeni partisinin kuruluşunun yetişeceği umuduyle Meclis'i feshetti ve yeni seçimleri yaptırdı. Çevresinde yalnızca İsmet ve Fevzi. Meclis'te bir başöğretmenin haylaz sınıfıyla konuştuğu tarzda konuştuğu zaman. Fevzi. Meclis'teki yıkıcılık arttı. Gelecekteki yönetim biçimi hakkında. Kulis yapıyorlar. kendisi de cumhurbaşkanı ve yasal önder olarak seçilecekti. "Meclis'ten yönetimi devralmasını ve hükümeti kurmasını isteyeceğim. Meb'uslar şimdi yaptıklan gibi size rahatça müdahale edememeliler. En büyük muhalifleri olan Rauf. Ali Fuad ve Nureddin şu sırada tesadüfen Ankara dışındaydılar. mıydı? Ermeniler'i bozguna uğratıp Rusya'yı bir antlaşma yapmaya zorlayan Kazım Karabekir değil miydi? Mustafa Kemal tehlikeden tamamen uzak. ordunun son askerine varıncaya değin bir bütün olarak onun yanında olduğunu garanti ediyordu. çok kısa zamanda. İki gün sonra Mustafa Kemal. Parıltılı basan projektörleri. Yeni Türkiye'nin gelecekteki hükümet biçimine karar vermenin tam sırasıydı. kötü mizaçlı ve fantastik devrimci düşüncelerle dolu biriydi. Onun emirleri doğrultusunda oy kullanmıyordu. Muhalifleri daha da güçlenmeden Önce. "Siz Heyet-i Vekile. yeni kurulan Halk Fırkası başkanları vardı. bu kez birkaç yakın arkadaşını 167 . Teklifleri ne olursa olsun. Mustafa Kemal'i açıktan açığa eleştiriyorlardı. Ortalık tam bir anababa gününe dönmüş ama hükümet hâlâ kurulamamıştı. Küçük bir siyasal entrika tasarladı. Cumhuriyeti ilan edecek. bir bunalım yaratacak ve bundan yararlanacaktı. Refet. ordfl>e halk arasındaki kişisel prestiji de sahip . Müzakereler yapılıyor. Adnan. "Meclis'e bir ülkenin bu şekilde yönetilemeyeceğini göstermeliyiz" dediğinde epeyce içki içmiş bulunuyordu. gaddar. İsmet. siyaset yaparken. Onu çok yakından tanıyorlardı.olduğu en önemli avantajdı. askerler maaşlarını ve tayınlarını aldıkları ve iyi muamele gördükleri sürece ne yaptığına aldırmayacaklardı. Rahmi. dört büyük askeri paşa. yönetmeye uygun biri değildi. Yeni Meclis. Ancak. hepimizin geri gelmemizi isteyeceklerdir. Kazım Karabekir. Türkiye'deki bütün önemli isimler onun karşısındaydı. tek tek her bakanın Meclis'e karşı sorumlu olduğu ve sürekli olarak meb'uslann eleştiri sağanağı ile müdahalelerine maruz bulunduğu mevcut sistemin yetersizliği hakkında uzun uzadıya tartıştılar. nutuklar çekiliyor ve kavgalar sürüyordu. hele hele Mustafa Kemal'in diktatörlüğüne kesinlikle boyun eğmeyeceklerdi. O.

Meb'usların yüzde kırkı oylamaya katılmadığı halde Türkiye'yi Cumhuriyete dönüştürecek olan İsmet ve Mustafa Kemal'in hazırlamış olduğutasan yasalaştı ve Mustafa Kemal ilk cumhurbaşkanı seçildi. sessizce bekliyorlardı. Yetkilerini Mustafa Kemal'e sadece geçici bir bunalımı çözmek üzere bir hükümet kurması için devretmişlerdi.) 169 . kararlarının tartışılmaması koşuluyle gitmeyi kabul etti. onlar için hiç farketmeyecekti.* Bu oylamayla Mustafa Kemal yasal egemen olmuştu. baştan beri hedeflediği tam yetkili konuma hemen hemen ulaşmıştı. ta ki Meclis kendisine bir hükümet kuramadığını belirtip. Türk köylüsü ve kasaba halkı için bu olay kahvelerde bir sohbet konusu olmaktan pek öteye geçmemişti. yüzü gergin. İlk davete gitmedi. tarlaları. küçük dükkanları. Fevzi ve Kemaleddin de vardı. Meclis'in giriş bölümünde. "Bu meseleyi halletmem için beni çağırdınız" dedi. Kahramanları. Ordu.n. küçük gruplara bölümüşlerdi. yeni kabineyi oluşturmaları için seçtiği arkadaşlarını topladı -bütün muhalifleri dışarda bırakmıştı.bütün Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından kaynaklanan sevinç konusunda ateşli makaleler yayınladılar. Bir süre' aşağısında dizilmiş meb'uslara baktı. yeterli yiyecekleri. Arkadaşlarına her zaman Türkiye'den dini söküp atacağını kesin olarak *29Ekiml923(ç. Türkiye'nin Cumhuriyet olmasına. Halk Fırkası her kasabada. hiçbir bakan bu koşullar altında görev almayı kabul edemez. Meclis hem yasama hem de yürütmeyi üstlenmiş durumdadır. onlar için Ankara'daki Meclis'in tüm müzakerelerinden çok daha gerçekti. Her biriniz. Kemaleddin'in yeni kabineyi kurmak yetkisini vermek üzere Mustafa Kemal'in davet edilmesine ilişkin Önergesini sevinçle karşıladılar. "Buna bir son vermenin tam sırası" dedi. kesinlikle geçici bir sorundan kaynaklanmıyor. Sonunda. asıl mücadele henüz önündeydi. meşum ve asıktı. "Sistemi değiştirmeliyiz. Bu 168 koşullar altında hükümet kurmanın imkansız olduğunu anlamalısınız: Bu hükümet değil. Birbirlerine dik dik bakıp sövgüler yağdıran ve her an bir diğerinin gırtlağına sarılmaya hazır hale gelen meb'uslar. Meb'uslar yumruk yumruğa gelmek üzereydiler. Meclis'in ve Halk Fırkası'nın da başkanıydı. Bu bunalım. Pençesiyle devletin tüm mekanizmasını kavramıştı. aslında hükümet biçimimizdeki temel bir hatadan kaynaklanıyor. kaostur. Meclis'te entrika ve kavgadan başka bir şey yoktu. kendisine dişlerini göstermiş olan bu farelere hükmeden güçlü bir kişilik. Kanlarının dırdırı. Mustafa Kemal ister Padişah ister Cumhurbaşkanı olsun. Mustafa Kemal. Meclis tam anlamıyla felç olmuştu. "Meseleyi aslında kendiniz yarattınız. her bir meb'us" diye sürdürdü sözlerini.-Neredeyse açlık sınırında yaşamaktaydılar. kızlarının iyi bir kocaya varıp varmayacağı gibi konulardı. İlgi alanları yaşamın temel güçlükleri.akşam yemeğinde sofra başına toplamıştı." Meclis bu ani bildiri karşısında şaşkına döndü. yerinden bile kıpırdamadı. "hükümetin her kararım oylamak. Siyasal silahı. Planı yürümüştü. Bu kargaşayı onlara anlatırken gülümsüyordu. Kafalarını kaldırmış ona bakıyorlar. bütün güçlüklerin çaresi olacak. Ayrıca Bakanlar kurulunun. genel başkan olması için ikinci bir çağrıyı gönderinceye dek. kürsüye çıktı. hükümet hâlâ kurulamamıştı.ve toplantı salonuna girip. hayvanları. Gerçekteyse. O zaman dahi. Ansızın. Ancak. onunla mücadele halinde olduklarım bile unutmuşlardı." Diğerlerinin gitmesinden sonra bütün gece boyunca. biraz da alaycıydı: Aşağıdaki bu küçük adamlara. XLIX Mustafa Kemal. onun kararım kabul edeceklerine önceden rıza göstermişlerdi: Artık kabul etmekten başka çareleri kalmamıştı. Çankaya'daki evindeydi. Hükümet yanlısı gazeteler -diğerleri sansürle susturulmuştu. Bundan başka Başkumandan'dı ve orduyla halkı avucunda tutmaktaydı. Kendi anlaşmazlıklarının şiddetinden. Efendiler. Türkiye'yi cumhuriyete dönüştürecek olan bildirgeyi hazırladılar. yaşayacakları ve uyuyacakları bir yerleri olduğu sürece. başında bir Cumhurbaşkanı olmasına karar verdim. vergi memurlarının rüşvetçiliği. Ne olursa olsun. Artık başbakanını ve bakanlarını atama yetkisine sahip olan Cumhurbaşkanıydı. Oysa yeni bir yönetim biçimi ilan ediyordu. barış devam ettiği. Bu. doğrudan onun emrindeydi. her hükümet dairesine el atmak ve her alanı etkiniz altında tutmak istiyor. Aralarında İsmet. her köyde örgütleniyordu. oğullarının askerden sağ dönüp dönmeyeceği ve yaşlılıklarında kendilerine bakıp bakmayacağı. "Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğim. şafak sökünceye kadar İsmet ve Mustafa Kemal pturup. Bu. Küçük entrika planladığı gibi yürümüştü.

ses tonu kesin ve şiddetli bir hal alıyordu. yönetici olamaz. onların yaşam kumaşlarının en temel örgüsüydü. Türkiye4 hin boğazından çekip alacaktı. geleneklerine. Sağlam bir ağaca dolanan bir sarmaşığa benzeyen şeriatı. kokmuş bir. devleti bu zehirden temizleyecekti. çocukları doğurtan ebenin işine. Meclis yeni Halife'nin makamı ve yetkilerini görüşmeye başladığı sırada Mustafa Kemal tartışmayı kısa kesti. Şeriat hakkında konuşurken. pazar yerlerinde vaaz veren hocalar ve dervişler. Mustafa Kemal törenin tam olarak yapılmasına izin vermemişti. Kendisi bu kabuğu soyup bir kenara atacak ve halkın volkanik enerjisini serbest bırakacaktı. Kasaba ve köylerde yaşayan Türkler. siyasal muhalifleriyle yaptığı mücadelede. Şeriat ortadan kalkmadıkça. Bunlar devrimci bir tutku ve nefretle savunduğu görüşlerdi. tarihsel bir yadigardan başka bir şey değildir. Son birkaç ay boyunca. dinlerine hâlâ sıkı sıkıya bağlıydılar. Hilafet. Hiç bir korkak. dinden hiç söz etmedi. Yerine bir kere yerleşir yerleşmez. düşüncelerine. derhal aralarından bir çoğunu asacağını ya da sürgün edeceğini biliyorlardı." diyordu. kesin bir cevap vermekten kaçınmıştı. Ama bunları ne dereceye kadar uygulamaya geçirebileceği konusunda kuşkuluydu." Ve hocalar! Onlardan nasıl da nefret ediyordu. "Dinin yardımına gereksinim duyan bir yönetici zayıf iradeli demektir. Ona göre şeriat. Ancak. mevkiine sadece ismen sahiptir. Dindar ve tutucu olduklarından.L belirtmişti. çağdaş bir ulusa dönüştürmesi mümkün değildi. her türlü değişime karşıydılar. aylak hocalar. Halk Fırkası'nın siyasasının genel çerçevesini hazırlarken. yoksa direnecekler miydi? Mustafa Kemal bu konuda kuşkuluydu. Ankara'daki yöneticilerin menfur ve dinsiz oldukları söylentisi dolaşmaya başladı. Camilerde. yani bu ahlak yoksunu Arapların teolojisi. siyasal yapıya nüfuz etmiş bir zehirdi. Onları birer erkek gibi çalışmaları için camilerden ve tekkelerden söküp atacaktı. Halkın bu eski bağlılığından vaz geçeceğini umarak. Dinlerine el uzatıldığı zaman sessizce kabullenecekler miydi. erkek gibi giyiniyor ve Ankara'daki kadınları erkeklerle eşit haklar talep etmeleri için kışkırtıyordu. Konuya ilişkin hiçbir genel tebliği yayınlamadı. "Şeriat. tüm dokumayı mahvedebilirdi. Bir gazeteci kendisine yeni Cumhuriyet'in dini olup olmayacağını sorduğunda.. Mustafa Kemal ona acımasızca şu cevabi vermişti. yiyeceğine. "Beş yüz yıldır Türkiye'nin medeni ve ceza kanunlarını. Bu. O. 170 Ne ki. elindeki kartları birden fazla kez ortaya koymuştu. Mustafa Kemal'in dinsel kurum 171 . okulda ne öğreneceğine." Karısı peçesiz dolaşıyor. Halife olarak seçildiği zaman." Abdülmecid kendisine ayrılan tahsisatın artırılmasına ilişkin bir mektup gönderdiğinde. giysilerinin şekline. Onun eski dostlarıydılar ve Mustafa Kemal'i çok iyi tanıyorlardı. hatta en mahrem alışkanlıklarına dek her şeyi belirliyor. Sizin sekreterlerimden birine mektup yazmaya cesaret etmeniz münasebetsizlikten başka bir şey değildir. şeriat. O sökme. "bir Arap şeyhinin kuralları ve teorileri ile işe yaramaz hoca nesillerinin tefsirleri belirledi.-her Türk'ün yaşamının ayrıntılarına. kalkma ve yatma saatlerine. "makam ya da yetkisi yoktur. çağdaş Ve ilerici bir Devlet'in onunla hiçbir alışverişi olamazdı. İhtiyatla hareket etmesi gerekiyordu. İslam'ın çöldeki Bedeviler'e uygun olması mümkündü. "Makamınız. muhalifleri ona bekleyecek zamanı tanımadılar. Varlığını meşrulaştırıcı hiçbir yönü yoktur. Hocalar tarafından kışkırtılırlarsa. Din." "Anayasanın biçimine. Abdülmecid. Mustafa Kemal'in islam'ı yıkacağı ve Halife'yi süreceğine ilişkin bir söylenti ülkeye yayılmıştı bile. sırasını beklemeye karar vermişti. Oyuna gelerek yarı yarıya mağlub edilmiş olduklarından. fanatikleşebilirlerdi. Türkiye'yi canlı. Halkın nafakasını -midelerine indiren tembel. "Halife'nin" dedi. Bu iş artık nezaket sınırlarını aşmıştı: Ne parlamenter mücadelelerin ne de sözel siyasal oyunların bir önemi kalmıştı. onun yerine iyiden iyiye yerleşmesine izin vermeye cesaret edemezlerdi. halkın coşkun ruhunun üstünü örterek kabuklaştıran soğuk ve yapışkan bir lavdı. yalnızca din adamlarıyla kötü yöneticilerin halkı bağla dıkları zincirlerden bir tanesiydi. halkı hükümete karşı uyanyorlardı. "Allah'ın sözü ha!" Şeriat yoktu ki.

İngiliz giysileri giyiyor. Çok erken harekete geçerse. Ülkede ona -karşı ve dinsel fanatizm yönünde propaganda gittikçe yaygınlaşıyordu. Bu iki olgu örgütlenir ve birleştirilecek olursa. bütün arzularına ve eğilimlerine karşıt olmakla birlikte. kendisini havaya uçuracak bir barut fıçısını ateşlemesi mümkündü. İngiliz yarış atları yetiştiriyor. ne ki.ve kurallara karşı saygısızca hareket ettiğini. yenilgiye uğrayabilirdi. yüz milyon Müslümanın başkam olduğu bilincinin yarattığı vekarla Boğaz'ı geçiyordu. Halkı ondan nefret eden İstanbul'un düşmanca ortamında. Ankara'nın öfkeyle kürtünün karşısında'sakin. Abdülmecid hilekâr biri değildi. halk dinsel liderleri olarak Halife'ye büyük saygı duyuyordu. Saygın. Hindistan Müslümanları adına Halife'nin saygınlığının korunmasını talep eden bir protesto mektubu göndermeye karar verdiler. muhteşem giysileri içinde ondört çift kürekçinin çektiği saltanat kayığında. Bu mektup Ankara'daki hükümete ulaşmadan önce. Tabanlarının son derece sağlam olduğunu var sayıyorlardı. İstanbul'daki Halife'nin . kendisini bir anda Mustafa Kemal ve Ankara'ya karşı muhalefetin merkezi ve maşası olarak buluverdi. Karikatürler ve broşürler okullardan derviş tekkelerine kadar yayılmıştı. artık başkent olmak ayncahğıru yitirmiş İstanbul'un gayri memnun halkı onun çevresine üşüştü. bu yöndeki propagandayı teşvik ettiler. kitaplarını ve bahçesini çok seven. muhteris ya da güçlü karakterli olmadığı için bakanlarıyla bir çatışmaya girmeyecekti. Mustafa Kemal'in Halife'ye dokunmaya cesaret edebileceğini hiç sanmıyorlardı. Ne ki. Fakat Vahideddin'in kaçışından sonra Meclis tarafından Halife. kültürlü. Mustafa Kemal'in aradığı fırsattı. Kente adamlarını gönderdiler. hocalar ve ulema. iyi terbiye almış bir beyefendi vardı. yenilgisi kaçınılmazdı. Can vermiş Osmanlı İmparatorluğu'nün bütün döküntüleri. Ve Âbdülmecid. Türkiye'deki tüm hoşnutsuz unsurları bir mıknatıs gibi kendisine çekiyordu. bir krala yakışacak debdebeyle kabul ediyordu. Adnan. Abdülmecid'i Türki* Zıllullahi fi'eâlem (ç. İsmailiye mezhebirinin lideriydi. Bu. din adamları. İngiliz politikacılar ve elçileriyle yakın dostluk ediyordu.n. Mustafa Kemal'in siyasal muhalifleri olan Rauf.) 172 ye'nin meşruti hükümdarı yapmak istiyorlardı. yalın. Halefi gibi sıradan bir araba kullanmak yerine.-sakin bir adamdı. Ağa Han'ın öyküsünü keşfetti. güzel görünüşlü. dürüst. Abdülmecid'in çevresinde toplandılar. Hindistan'da tanınmış bir-Müslüman'dı. işsiz kalmış saray erkanı. İngiltere'de yaşıyor. bu görevi son derece ciddiye almıştı. Ziyaretçileri. eski rejimin mazul subayları. İstanbul basınında yayınlandı. Büyük Padişah-Halife'lerin geleneklerine yeniden hayat vermişti. Boğaziçi'ndeki sarayında. Allah'ın Yeryüzündeki Gölgesi* seçildiğinde. resim öğrenimi almış. kendileri de onun bakanları olacaklardı. Refet ve Kazım Karabekir geldiler. Halife'nin çevresinde ve en güçlü muhaliflerinin öncülüğünde kendisine karşı monarşik ve dinci bir hareket biçimlenmekteydi. Bu durumla nasıl başa çıkacağını bilmiyordu. Nasıl harekete geçmesi gerektiği konusunda düşünürken. güvenilir ve bilgili olan bu zat. siyasal iktidar peşinde olmamasına karşın. Üsküdar'daki büyük camie gideceği haftalardaysa. halkın tezahüratı arasında Selamlık merasimi için Ayasofya Camii'ne gidiyordu. elçileri ve diplomatik heyetleri sarayında. İki Hintli Müslüman olan Ağa Han ile yaşlı ve saygın Emir Ali. kutsal şeylere hakaret ettiğini duyuluyorlardı. kıyıda birikmiş büyük kalabalıkları selamlayarak. _ LI Mustafa Kemal tehlikeyi görmüştü. Elli yaşlarında. Talih bir kez daha yardımına koştu: İngiltere onun eline birkez daha silah vermişti. bu mevki için idealdi: Hem sivil hem dinsel yetkileri elinde tutacak. Abdülmecid muhteris biri değildi. her Cuma günü bir süvari bölüğünün eşliğinde Fatih Sultan Mehmed'in kine benzer beyaz bir ata binerek ihtişamla Halic'i geçiyor. Dili uzun İstanbullular bile onun-hakkında kötü bir dedikodu çıkaramamışlardı. İngilizler Dünya Savaşı boyunca Hindistan Müslüman173 . Son olarak da. Muhalifleri. gençliğinden bu yana yalın bir yaşam sürmüştü. Çok bekleyecek olursa da. Ankara'dan ayrılıp.

Konuşmacılar hocalara. "Ağa Han" dedi Mustafa Kemal. bunu tekrarladığı takdirde onu asmakla tehdit etti. kendisi zayıf olduğu zamanki kadar zorlu ve güçlüydü. ikircimli. Cuma namazına gitmek istiyorsa. Meclis yuhalayarak onları kürsüden indirdi. İngiltere'nin casusu olarak alçaklardan ve vatan hainlerinden biri olarak tanıtıldı. dini Devlet'ten ayrıdığı ve Türkiye'yi laik bir Cumhuriyet'e dönüştürdüğü takdirde ordu ne yapacaktı? Askerler onu desteklemeyi reddedecekler miydi? Karar veremiyordu. Halife'yi yurt dışına çıkardığı.larmın lideri olarak sivrilmesi için özenli bir propaganda çalışmasıyla onun saygınlığını yükseltmişlerdi. onlarla ilişkiyi kesmesinin. Hilafet'i desteklemek ve böylece Türkler'i iki düşman kampa bölmek için Hintli Müslümanları ve Ağa Han'ı kullanarak." Bu propagandayı yürütmek kolay oldu. kâh bir şeye karar vermişken. Söz konusu mektubu yayınlamış olan İstanbul gazetelerinin baş yazarları yargılandı. muhafız birliği dağıtılacak. hedefi. Başyazarlarla birlikte Abdülmecid de. Halife'ye lanetler yağdırdılar ve Cumhuriyet'e karşı her türlü muhalefetin. kâh ötekine yönelerek. İslam uğruna. Ülkede büyük bir öfke homurtusu yükselmişti: Mustafa Kemal ulusu kurtarmalıydı. kendi kendine bakabilecek durumdadır. onu Padişah'a ve Doğu'daki Türk propagandasına karşı kullanmışlardı. Hilafet yüzyıllardır kanımızı emmiştir. Mustafa Kemal güven içinde eyleme geçebileceğinden hala kuşkuluydu." Bu propagandanın bütün ülke çapında yayılmasını sağladı. Ankara'daki iktidara meydan okuyacak bir dinsel lider olmamalıydı. Ordudan emin olmalıydı. artık o kadar suskundu. sürgün edilmiş Padişah'a gösterilecek yakınlığın vatana ihanet olarak değerlendirileceği ve ölümle cezalandırılacağına ilişkin yasayı geçirdiler. Hilafet'e. Bütün gece boyunca sel gibi akan sözcüklerle. Öncelikle muhaliflerinin gözünü korkutacaktı. kurnaz ve ahlaksız ulusal düşmanın. yeni entrikalara girişmişti. Diyanet vekili Halife Jehine bir konuşma yaptı. alt rütbeli subaylarla erlerin duygularını öğrenmeye çalıştı. söz etmeleri üzerine. Aynı hızla kelimelerden eylemlere geçiverdi. Rauf'u Halk Fırkası genel kurulu önüne çıkması için İstanbul'dan çağırttı ve onu Cumhuriyet'e ve Cumhurbaşkanı'na bağlılık göstereceğine dair yemin etmeye zorladı. Meclis büyük bir öfke kasırgasına kapıldı. Düşmanlarını amansız bir şiddetle ezdi. Bazı meb'usların Hilafet'in Türkiye için diplomatik değerinden. Türkiye. İstanbul'da. yıkıcı bir devrimci şiddette patlak vermişti. duraksayarak konuştuğu geceler birbirini izliyordu. aksi takdirde partiden ihraç edilecekti. Kararsızlık haftalarının onda yarattığı köşeye kıstırılmışlık duygusu. aynı gece evine dönerken yolda öldürüldü. Günlerce İsmet ve Fev174 zi'yle sorunu tartıştı. Mustafa Kemal'e karşı başlatılan dinci propaganda ortadan silindi. "Türk köylüsü yüzyıllardır Hilafet uğruna. Onsuz çaresizdi. Harekete geçecekti. Ilımlılardan bazıları. İstanbul valisine gönderdiği acil talimatla AbdüImecid'in bütün o yararsız debdebesine derhal bir son verilmesini emretti. Karşıtı olan bir meb'us Meclis'te çok fazla konuştu. din adamlarına. fikir değiştirerek. Bu sırada onu gören bir yabancı. İslam'ın önderliği rolünden kendini kurtarmasının zamanı gelmiştir. Daha önce ne kadar gevezeyse. Ansızın kararını verdi. hocalar ve benzerleri uğruna savaşıp ölmedi mi?" "Artık Türkiye'nin Hintliler'i ve Araplar'ı bir yana bırakıp kendine bakmasının. saltanat kayığı bir kenara bırakılacak. "bir İngiliz ajanıdır. İzmir yakınlarında yapılan yıllık tatbikatı izlemeye gitti. Halife'nin aylığı minimuma indirilecek ve taraftarlarına şehirden ayrılmaları uyarısı yapılacaktı. Bunu izleyen sessizlikte Mustafa Kemal onlara döndü. kendisinin Halife olmasını Mustafa Ke175 . dirayetsiz bir adam olarak değerlendirebilirdi.bunu normal bir arabaya binerek yapmalıydı. Yunanlılar'la birlikte Türkiye'yi yıkmayı başaramayan hilekâr ve kurnaz düşman İngiltere. bütün olasılıkları teker teker gözden geçirerek. Dava hakkındaki yazılar. Ordu onu destekleyecekti. muhalefet liderlerine. yerel Halk Fırkası şubelerince ve hükümet yayın organlarınca yayınlandı. ihtiyatlı soruşturmalar yaptı. onu rahatlıkla bir geveze ve cesaret ya da iradeden yoksun.. Mustafa Kemal. karar veremediği zamanki kadar belirgindi.

onu hırçın ve sinirli yapan içkiye baş vuruyordu." Başarısı bu açık görüşlülüğünde yatıyordu. bağımsız bir Müslüman halkın lideri. Son olarak. fakat halkı fethedebildim mi? Bu. kendisinin ve ülkesinin sınırlarını bilmesinde yatıyordu. Bir saat içinde Mustafa Kemal. Dinsel mektepler yerlerini laik resmi okullara bırakmalıdır. Hasta ve yorgundu. Özel yaşamı da ona hiç huzur vermiyordu. hiçbir gücü olmayan çürümüş bir leşe. Allah'ın Yeryüzündeki Gölgesi'ni." Tasan hiç tartışılmadan kabul edildi. fakat uğruna onca çaba harcadığı iktidar eline geçince. Halife ve diğer Osmanoğulları gitmelidir. halk ve ordu yabancı düşmanla onun müttefiki Halife'ye homurdanıyordu. Meclis öfkeliydi. . bilimsel bir yapıya sahip olmalıdır. veya hâlâ yardım etmek istiyorlarsa bu. kendine. Depresyon nöbetleri onu çaresizliğin kara kuyularına atıyor. Ağrıyı körletmek için. "Benden Halife olmamı istiyorsunuz. böylece iç huzuruna kavuşmasını sağlayacak bir tek kişi bile yoktu. onlara şiddetle arkasını döndü. Annesinin ölümü üzerine İzmir'e gelen Mustafa Kemal. Mustafa Kemal gereken bütün özelliklere sahipti: Muzaffer bir kumandan. (ç. çatlak bir yapıdır. Şu anda tehdid altındadır. arkasında gelenek. ülkeyi fethettim. Cumhuriyet laik 176 bir devlet haline gelmelidir. Modası geçmiş dinsel mahkemeler ve kanunlar. oraya varışı izleyen birkaç gün içinde olmuştu. Latife hava * Zübeyde Hanım'ın İzmir'de vefat ettiği doğrudur. savaşmanın zihinsel uyarıcılığı onu ayakta tutmuştu. ne de bir protesto. "Cumhuriyet korunacaktır. "Düşmanı yendim. Hilafetin Türkiye'ye uluslararası bir güç verdiğine inanan meb'uslara yanıtını da İsmet aracıhğıyle verdi: "Eğer diğer Müslümanlar bize yardım ettiyse. Bu ricaların onu baştan çıkarması olasılığı vardı. Türkiye'nin hiçbir yerinde ne bir gösteri. Mustafa Kemal galip gelmişti. başarı saatindeyse gevşemiş. Devlet'in laikleştirilmesi ve Hâlife'nin yurtdışına çıkarılmasına ilişkin bir yasa tasarısı sundu. görevine ve talihine olan inancını tüketiyordu. Ancak. ya da direniş oldu. Muhaliflerini şiddet yoluyla . Hilafet makamına sahip olmamızdan kaynaklanmamaktadır.Heyecan içindeki meb'uslara. Aynı geçe İstanbul valiliğine Abdülmecid'in şafak sökmeden önce Türkiye dışına çıkarılması gerektiği emri gönderildi. eski devletin üzerine kurulmuş olduğu temellerin tümünü söküp atmıştı. Osmanlı İmparatorluğu çökmüş temeller üzerine kurulmuş. Halife olarak emirlerimin dinlenip dinlenmeyeceğini bilecek durumda mısınız? Çünkü eğer dinlenmezse. protokolü hiçe sayarak. . İki yıl Çankaya'da yaşamış ve ardından Ankara'nın şiddetli iklimi yüzünden sağlığını yitirmişti. saygınlık ve uluslararası bir platform vardı. çağdaş bilimsel kanun ve mahkemelerle değiştirilmelidir. Halife'yi birkaç parça eşyasının bulunduğu valiziyle birlikte. Türkler'in güçlü olmamızdır. kısmen kendisinden. hedefinin sınırları üzerinde temellenmişti. Son altı yıl boyunca. bir maskara durumuna düşeceğim" diyerek. büyük bir mevkiydi. hem de büyük olasılıkla müstakbel gelinini tanımak arzusundan kaynaklanan İzmir yolculuğundan hemen sonra. Büyüklüğüyse. onu elinde tutamadı. Heyetten birine soğuk bir ifadeyle. Bunun tek nedeni. Vali bir polis ve askeri birlik eşliğinde gece yansı. adeta sönmüştü. . Böbreklerindeki hastalık sürekli olarak nüksediyordu. LII Mustafa Kemal artık egemendi. Müslüman dünyasında en göze çarpıcı kişilikti.yıldırmış. Büyük Zafer'den sonra Mustafa Kemal'in İzmir'den Ankara'ya dönüşünü izleyen günlerde Zübeyde'nin hem iklimin yumuşaklığı. 3 Mart 1924'de Meclis'e. belirlenmiş -hedeflere sahip biri olarak büyüklüğü.mal'den rica ettiler. "Ne pahasına olursa olsun" dedi. Devlet ve din ayrılmalıdır. cenazeden birkaç gün sonra Latife Hamm'la evlendi. bu olay. Sonunda hazırdı. Yeni Cumhuriyet sağlam temeller ile sağlıklı. Bu.) 177 . Hindistan ve Mısır'dan gelen heyetler de aynı sırada bu dileği tekrarlıyorlardı. Bu. bizim.n. içindeki gizli ben'i açabileceği. Sabırsızlığını gösteren bir jestle bu öneriyi reddetti. Annesi ölmüştü. hıyanet-i vataniye kanunuyla ağızlarını bağlamıştı. en güç olanı" diyordu. Açık görüşlü. yolculuğu için birkaç lira vererek alel acele bir arabaya bindirip İsviçre'ye geçmesi için sınıra götürdü. Şimdi. kısmen de koşullardan kaynaklanmıştı. Çevresinde güvenebileceği.

Sadakatsiz olduğu için ona bağırdı. onunla dertleşmiş. kendi yaşamımı yalnız başıma sürebilmek için. ama hikmet. yani sigara dumanıyla dolu odalarda. Mustafa Kemal sonunda karar verdi: Latife gitmeliydi. Yaşamında kadınlar yalnızca arızi olarak yer alıyordu. Onu refikası olarak sürekli yanında bulundurmaktan büyük zevk alıyordu. Evin düzenli yaşamı onu sinirlendiriyordu. sert ve altta kalmaz kişilerdi. Çankaya'dan derhal ayrılmasını emretti." demişti. Aşkı soğudukça. Politikada kendi çizgisini oluşturdu ve Mustafa Kemal'e yönelik muhalefete ilişkin birtakım ihtiraslar geliştirmeye başladı.değişminin iyi geleceği düşüncesiyle onu İzmir'e götürmüştü. bir çok kadından yalnızca biriydi/Mustafa Kemal'in ateşli aşkı sadece şehvetten ibaretti ve hızla sogudu. Ona çılgınca aşıktı. Kuramsal olarak gelişkin özgür düşünceye sahip. Muhaliflerine yakınlık duyuyordu.dolu öğütlerini dinlemişti. her ikisi de güçlü. çağdaş bir kadın olmakla birlikte. Latife bu kararına karşı çıktı. Kadınlar. Ya Latife? Evlilikten sonraki ilk birkaç ay boyunca adeta cennette yaşamıştı. Kendileri için özel haklar ve imtiyazlar talep ettiler. "daima yalnız yaşamayı istemişimdir. sosyal yaşamlarında da onu eleştirmeye başladı. gazetelere ve elçiliklere bu boşanmayı duyuran kısa bir mesaj gönderdi ve Latife'ye evden. bu sorunu kimseyle tartışmadı. kadınlarına ve eğlence ortamına geri döndü. Özel yaşamlarında olduğu gibi. Bir keresinde "Özgür olmak. anlaşmazlıklarından doğan patırtıyla doldu. Kendisini eleştirmesine izin verdiği tek kişi oydu. alışkın olduğu yaşama. Devlet içinde kadının konumu hakkında en belirgin ve gelişkin bağlamda özgür düşüncelere sahipti. Meclis'e. Onu. sadece kendisi olduğu için seven tek insanın arınesi olduğunu biliyordu. Mustafa Kemal eski arkadaşlarına. bir kez daha bekar yaşamı sürdürmeye başladı. Çok kötü bir başarısızlığa uğrasaydı bile. kendisi gibi zeki^ hazır cdvap ve keskin dilliydi. siyasal anlamda anayasaya aykırı edimleri nedeniyle onunla gittikçe daha çok çatışmaya başladı. Her iki cinsin eşit hak ve fırsatlara sahip olması gerektiğine inanıyordu. hem de derhal.da. Kadınlarla yaptığı toplantılarla yetindiği sürece. iradeli. İnsan doğasından'kaçamaz. lakapları "külhan beyleri" olan içki arkadaşlarıyla ve boyalı kadınlarıyla uzun gecelerine geri döndü. Mustafa Kemal'in bir itirazı yoktu. İşine ve kararlarına müdahale etti. Fakat bütün bunlar çabucak geçti. Ardından-. Annesi orada ölmüştü. sonunda dayanılmaz bir yük haline geldiklerinde. Ev. Ona güvenmiş. Onları yumuşatacak ve bir arada tutabilecek bir çocukları da yoktu. onun basit. Onun kendisi için hazırladığı düzenli ev yaşamından çok mutluydu. O da en az kendisi kadar eleştiriye tahammülsüzdü. Geçmişi onu tıpkı çiçek hastalığının bıraktığı iz gibi damgalıyordu. 178 Sürekli kavga ediyorlardı. Latife bir politikacıydı. onu aynı derecede sevmeye devam ederdi. Özel ilişkileri konusunda daima sessiz ve ketum olduğundan. Latife bir harem kadını kadar da kıskançtı. O da. Latife'nin ailesi de Ankara'ya gelmişti. Annesini özlüyordu.* Mustafa Kemal sonuna dek içini ona dökmüştü. içki içmesine karşı koydu. arkadaşlarını uzaklaştırdı. 179 . boyalı kadınları arzu ediyordu. Başarılı olup olmamasını umursamıyordu. Latife. ona göre sadece zevk vermeye yarardı. Sürekli onunla birlikte olan kadın. onu rahatsız etmeye başlıyordu. Boşanma belgesini kendisi hazırlayıp imzaladı. Mustafa Kemal diktatörlüğe doğru gittikçe daha çok yaklaştıkça." Şen şakrak arkadaşlarıyle sigara dumanıyla dolu odalarda gece boyunca içmelerini. Cinsellik dışında onlara gereksinme duymuyordu. Kavgaları arttı. Mustafa Kemal büyük bir öfkeyle onları İzmir'e geri gönderdi.

pek kimseyle görüşmüyordu. büyük bir çaba sonunda yaşama dönebilmişti. bir münzevi gibi. Mustafa Kemal 'siz yaşamın. altı kilometrelik yolun iki yanı süngülü askerlerle koruma altına alınıyordu. Ertesi gün genç kadın. Her zaman yalnız bir adam olmuş. Zeki ya da yetenekli bir adam. bir bahaneyle onu kendi- 180 181 . bertaraf edilmesi gereken bir tehlikeydi onun gözünde. ona her şeyini vermiş. İki yıl boyunca Münih'te kalmıştı. o zaman bile sözlerinde hafif bir alaycılık sezilirdi. İsmet gibi hükümet üyeleri ya da kendisinin birkaç taraftarıyla "külhanbeyleri" dışında. kendini vurmuş olarak evin aşağısındaki kayalıklardan birinde bulundu. insanlar nahoş şeyler söylüyorlardı. Artık içe dönük. Zehir onu neredeyse öldürecekti. ne de elleri ceplerinde. ancak. bu yüzden şiddetli acılar çekerek. Oysa Fikriye'yi insafsızca kovdu. Bir lokantaya hatta bir dostunun evine gidecekse.bu arkadaşlıkta muhtemelen hiçbir kötü yan yoktu. Artık eskiden hep yaptığı gibi ne halkın arasına karışıyor. Tüm eylemleri. kişisel çıkarlarının en alçakça itkisiyle değerlendirirdi.olmayan hiç kimsenin evin çevresine dahi yaklaştırılmaması talimatını verdi. efendisinin dilediği gibi çiğnemesi için kendisini onun ayakları altına atmıştı. Çankaya'dan Ankara'ya inecek olduğunda. tek başına hareket etmişti. Arkadaşları zevklerine aracılık ederek ve kibirliliğini besleyerek onunla birlikte içki içen zararlı. Son derece kuşkucu biri oldu. Meclis'in değersiz ve işe yaramaz üyeleriydi. Evini baştan aşağı projektörlerle teçhiz ettirdi ve özel izni. Nadiren iyi ve nazik bir Şey söylerdi. küçük adamlardı. Doğulu ve Türk olan Fikriye. Bir bekçi köpeği gibi tehlikelere karşı onu koruyan İsmet. Olağanüstü kıskançtı. rastladığı herkesle sohbet ederek ağır ağır geziniyordu. Hiç kimseye güvenmemişti. Kalmasına izin vermesi için yalvardı. Hiçbir yakın dostu yoktu. ikincisi de yemeğine koyulan zehir yoluyle olmak üzere onu öldürmek için iki girişim ortaya çıkarılmıştı. ordunun ona bağlı kalmasını sağlayan Fevzi ve bir avuç üçüncü sınıf meb'us -ki bunlar. onun için hiçbir anlamı yoktu. lokanta ya da eve silahlı sivil ya da resmi elbiseli polisler önceden geliyorlardı. geri döndü. kapalı ve ulaşılması zor biri olmuştu. Bütün Türkiye onun ölümüne yas tuttu.dışında. Bunlardan biri onu desteklese bile. Hiç kimseye ğüvenmezdi. Çankaya'ya dönüyordu. Bıkıncaya dek birlikte yaşadığı ve sonra Münih'e gönderdiği Fikriye. Şimdi sessizce geriye. artık onun karşısında yer alıyorlardı. Yanında Laz muhafızları olmadan asla dışarı çıkmıyordu. Kendisininkiyle ters olan fikirleri dinlemezdi. Kurtuluş Savaşı'nın kara günlerinde onu desteklemiş olan bütün değerli kişiler. Biri beceriksizce hazırlanan ve başarıya ulaşamayan bombalı. LIII Mustafa Kemal'in yaşama dair bütün tavır ve hareketleri değişmişti.

dükkanlarda yalnız lüks mallar değil. Ekmeğe. îsmet. geniş alanlar yakılıp yıkılmıştı. yalın bir dünya görüşüne sahip. ancak. hükümetin bütün icraatine ilişkin bir gensoru önergesini gündeme aldılar. "eski zaferler ya da reformlar ve bildirilerle geçinemezler. Çiftlikler ve evler yıkılmıştı. Artık özgürdüler. Bu hücuma misilleme yapılmadığı görülünce. Para çok kıttı ve bulunduğu zaman bile. Dinsiz kuramlarıyla. çiftliklerini işletmek ve dükkanlarını doldurmak için paraya ihtiyaçları var. Lozan'dan döndüğünden beri Başvekil olan İsmet'e hücum ettiler. Her şeyin çok daha iyi olması gerekiyordu. onlar da Abdülhamid'in idaresindeki eski rejim günlerinde olduklarından daha kötü şartlar altında yaşıyorlardı. Pek çok yokluğa ve güçlüğe hiç yakınmadan katlanırlardı ama. canayakın insanlardı. Bütün Türkiye. Karılan yemek yapacak yiyeceği bulmak için köleler gibi çalışıyordu. tarlalar ve bağlar mahvolmuş. küllerin içindeydi: Köyler yanmış. Türkiye yıkıntı halindeydi. ingiltere'ye ve kapitalistlerine. kendisine tütün ve kahve. Mustafa Kemal'in Meclis. vergi memurları daha da aç gözlü olmuşlardı. Savaşlar bittiği halde. kuraklığa karşı sulama imkanlarına. mülayim ve tembel Türk köylüsü ve kasabalısı. Bir fırtına kopmak üzereydi. hayatta kalmak için sürdürülen çok ağır. Yaşam. onların bile bir dayanma sınırı vardı. Artık eleştirilerini çok daha açıkça dile getirmeye başladılar. Mustafa Kemal'in muhalifleri. O günlerde insanın karnı gayet iyi doyar. Kuraklık yüzünden ekinleri kuru182 muş ve ellerinde tohumluk bile kalmamıştı. Bu sınır da^aşılmıştı. îsmet'e ve dolayısıyle efendisi Mustafa Kemal'e yönelik şiddetli bir kinin tezahürüne dönüşmüştü. bazı köylerde Halk Fırkası şubelerinin tahrip edildiği. pek az şeye ihtiyaç duyan. Yunanlılar'ı ve yabancıları ülkeden çıkarmışlar. Akşamları huzur içinde bir kahvehanenin önündeki meydanda bulunan ağacın altında oturabilir. "Askerleri taşımak için demiryolu mu? Ankara'yı mamur etme çabası mı? Kendilerine her şeyiri en iyisini ve bol para ayırmaları. tohumluk buğdaya. Hoşnutsuzluk bayrağım yükselttiler. Türkiye'yi kurtarmak için canlarını dişlerine takıp savaşmışlardı. Mustafa Kemal'in ayağının altındaki zemin yavaş yavaş çöküyordu. olağanüstü tüketici bir savaşın ardından sonra kaçınılmaz olan ekonomik gerilemeydi." Homurdanmalar ve inlemeler arttıkça. Her yerde yoksulluk vardı ve halk bunun nedenini bilmek istiyordu. bu Allahsız hükümet ve her şeyi tepe taklak eden değişiklikleri. sığırlara. Fevzi ve casusları onu bu tehlike konusunda uyardılar. saygılı. Bir süredir politikacılar oldukça ihtiyatlı davranıyor. .sinden hemen uzaklaştırıyordu. hâlâ da onarılamıyordu. yani politikacılar ve din adamları bunu kullandılar. Saman bulunmadığından hayvanları ölmüştü. Aslında bunun nedeni. Çocukları yırtık pırtık giysiler içindeydi. Metin. aralarında kavga etmeleri ya da atalarından kalan eski ve güzel gelenekleri değiştirmek için bildiriler yayınlayıp yasalar çıkartmaları mı? Bunların size ne yararı var?" "İnsanlar" diyorlardı. zorunlu ihtiyaç maddeleri bile bulunmadığı için satın alma gücü yoktu. çocuklarına tatlı. Yaklaşan depremin belirsiz gümbürtüsü gibi hoşnutsuzlukla inleyen Türk halkının sesi duyulmaya başlamıştı. içindeki muhalifleri gene yüreklenmişlerdi. fakat her şey daha kötüydü. Konuşmacılar birbiri ardına kürsüye çıkıp "Ülkenin ekonomisi ve maliyesi cinayet derecesinde bir karmaşa içindedir" diyorlardı. Fiyatlar inanılmayacak kadar yüksekti. Halkın öfkesini kışkırttılar. Savaşlar sırasında onlara düşmandan kurtulur kurtulmaz erişilecek refahın altın günlerine ilişkin güzel vaatlerde bulunulmuştu. muhalefetlerini gizliyorlardı. Önergenin tartışması. yollar yıkılmıştı. Bugünse yiyecek bulmak bile zordu. haklarında ne düşündüklerini bir güzel göstermişlerdi. akşam namazı için camiye gitme zamanı gelene kadar sakin sakin haberleri tartışabilirlerdi. işte onların bütün istedikleri bunlardı. Vergiler daha da ağırlaşmış. "Bütün 183 . Savaşta. bütün genç erkekler askere alınmıştı. koyuna. Ordunun hoşnutsuz olduğu. karısına yeni bir elbise alacak kadar para kazanabilirdi. "Size yardım etmek için hükümet ne yapıyor?" diye soruyorlardı. meşakkatli bir mücadeleye dönüşmüştü. Bu topraklarda daha önce kimsenin görmemiş olduğu bir yoksulluk ve ihtiyaç hüküm sürüyordu. bir çok yerde köylülerin vergi ödemeyi reddettiği ve vergi memurlarım dövdükleri söyleniyordu.

İsmet öfkeden çılgına dönmüştü. Sürgün edilen Halife'nin çevresinde toplanmış olan tüm muhalifler ile eski İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kalıntıları. hem de derhal. Olağanüstü boyutlardaki cehaleti içinde. geçmişte Ankara'ya karşı olmasıydı. İsmet de yenisinin gelmesini engelliyordu. Ne ki. hepsi siyasal açıdan kuşkulu kişilerdi. ne ki. yani Mustafa Kemal ile yardakçısı. akla ziyan yükleme-boşaltma ve liman nizamnameleri bütün ticareti durdurmuştu. ufak tefek kurmay subay. Uzaklarda. Politikacılar bütün gün burun burunaydılar. meb'us ve subayların cankurtaranı yurtseverlik ateşi olmuştu. Bu konularla uğraşmayı memnuniyetle İsmet'e bırakmıştı. Türkiye'de hiç sermaye kalmamıştı. Ve İsmet'in konuya ilişkin bilgi ve eğilimi. Bu alanda egemen olan Rumlar ve Ermeniler gitmişlerdi. Bu arada Türkiye can çekişiyordu. çevredeki arazi kadar kasvetli ve konforsuzdu. ancak. 185 . sağlıklı bir kola sarılmış ve onu çürütene dek kanının akışını durduran bir turnike gibi engelleyici olduğunu belirttiler. her şeyi bildiğini düşünüyordu. Bu konu onu sıkıyordu. Sinirler olağanüstü gerilmişti. hiçbir yapıcı iş üretemiyordu. LIV İsmet hakkındaki gensoru önergesinin reddedilmesi kıl payıyla sağlanabildi. Ankara'da tek yapılacak iş ve tek eğlence yolu. kıraç bozkırların ortasında yer alan virane bir köyden başka bir şey değildi. Mustafa Kemal'e mali konuları kendisinin ele alacağına dair söz vermişti. kredi kaynakları ortadan kaybolmuştu. nedeniyse. kendi yeteneğinden oldukça emin bir haldeydi. burada anayasal bir hükümet ve diktatörlüğün her türüne direnmeyi savundular. İsmet yaratmış olduğu ve aslında sermaye bulmak için yararlanılabilecek tekelleri armağan olarak. Savaş sona erince hepsi de sürdükleri yaşamın kötü koşullarını çok şiddetli hissetmişlerdi. ne de eğitim görmek üzere Türkler'i yurtdışına gönderiyordu. Ankara'da yaşam. Savaş sürerken. Yol açacağı etkiyi anlamadan. ne de yakınlık duymuştu. politikaydı. Maliye Vekaleti'ndeki odasında konuya kendisi kadar yabancı olan astlanyla maliye ve ekonomi hakkında çok bilmişçe tartışıyordu. Fabrikalar ve sınai girişimlerle zenginleşmiş Türkiye hakkında konuşup duruyor. gümrük vergilerine getirilen ek yükler." Türk Lirası düşüyordu. üstünkörü yapılmış bu yasalar da ülkede ticaret adına geriye kalmış olan unsurları da bozuyordu. Ne eğlence ne de rahatlama imkanlarına sahipti.bunlar İsmet'in hatasıdır. Büyük İzmir limanı yıkıntı halindeydi ve yeniden inşa etmek için iki yıldır hiçbir şey yapılmamıştı. Ekonomi veya maliye ^hakkında en ufak bilgileri bile yoktu. İsmet ne yabancı uzmanları ülkeye davet ediyor. onları sövgülerle kovuyordu. Mustafa Kemal'inkinden bile daha azdı. Mustafa Kemal Çankaya'da kalmış ve gensoru olayına hiç müdahale etmemişti. bu durumu daha da kötüleştirmişlerdi. Sermayeye sahip tek unsur olan yabancı bankerlerle görüşmeyi reddediyor. Türkiye'yi dünyanın tüm ekonomik yaşamından koparmış olan İsmet. Selanikli Yahudiler'den olan Cavid 184 gibi bir ikisi dışında. İsmet'in Türkiye için. bu sağır. Kendilerininkine benzer savaşlardan sonra yoksulluk kaçınılmazdı. Birbirlerinden uzak durma imkanları yoktu. Ülkeden ayrılan Hıristiyanların yerini dolduracak kapasitede tek bir Türk bile yoktu. Türkiye'de kalmış olan birkaç tüccarın hepsi de işlerini kapatıyordu. bu yapılan saçmalıktı. Anadolu çölünün ortasındaki Ankara'da. Mustafa Kemal gençliğinde Rousseau ve John Stuart Mili okumuştu ama mali konulara ne bir eğilim. ne ki diktatör. Her ikisi de askerdiler. kasıtlı bir iflasın içine sürüklenmişti. İsmet hükümette kaldığı sürece hiç kimse Türkiye'ye borç vermezdi. Sinirler en küçük bir kışırtmayla alevlenecek kadar gergindi. Muhalefet gittikçe cesaretini artırmıştı. yani İsmet. Mustafa Kemal hâlâ Çankaya'daki suskunluğunu korumaktaydı. Konuyu bir İstanbul bankasında çalışan ortalama bir Levanten memur kadar bile bilmiyordu. Hepsi de İstanbul'un lüks ve tatlı yaşamına alışkındılar. Siyasal partilerdeki muhalefet acılaşıyordu. onlara katıldı. İstanbul. Rauf'un önderliğinde İstanbul'da Selanikli Yahudi Cavid'in evinde toplanarak "Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası" adı altında. Ankara. yasaları Meclis'ten geçiriyor. yeni bir parti kurdular. Görevinden ayrılmalıydı. Mustafa Kemal yandaşlarının çoğu da onların tarafına geçti: Parti programlarını yayınladılar. kişisel dostlarına peşkeş çekmişti. Hücumlarında büyük haklılık payı vardı. Yeni ticari yasalar.

Küçük adam artık kibirli ve rahatsız edici olmuştu. Gazi'nin koruması altında olduğunu iddia etti. Bunun üzerine Mustafa Kemal uzlaşma yolunu bulmaya çalıştı. Ali Şükrü.n. orada yardımcılarıyla birlikte Ali Şükrü'yü boğazlayıp cesedini kayalıklara attılar. Çankaya'nın müştemilatından olan evine yemeğe davet etti. Halil adında bir albay* Ismet'i itham etti. 1920'de Hıristiyanlar'a karşı vahşice muamelesinden dolayı kötü bir şöhret kazanmıştı. Aceleyle Osman'ın yardımına koştular. siyasette yetersiz olduğu anlaşıldığı halde. Kırsal kesimde yaşayan halkı memnun etmek için aşar vergisini kaldırdı. Muhalefet vatan hainleri ve Padişah taraftarları şeklinde adlandırılıyordu. fakat bu da halkı yiyip bitiren yoksulluk içinde kısa sürede unutuldu gitti. beş yüz kişiyi soğukkanlılıkla kurşuna dizdiği söyleniyordu. İsmet'i azledip yerine Fethi'yi başbakanlığa getirdi. Sonra kenara çekildi. Mustafa Kemal'in özel yaşamına karışmaya. Şükrü'yle dostluk kurdu. tehlikeli bir durumdu. Davranışlarıyla herkesi kendisinden soğutmuştu. (ç. Onlar da Mustafa Kemal'in yandaşlarından. Bu kez bizzat Mustafa Kemal'e saldırdılar. Meclis'e. Gerçekten son derece güçlü ve kindar bir konuşmacıydı. Hikaye öğrenildikçe Ankara'da ve bütün Türkiye'de Mustafa Kemal aleninde bir kızgınlık baş gösterdi. tahta kurusu dolu otellerde. Çankaya'ya askeri birlikler gönderildi. Haberler Karadeniz sahilinde yayıldı ve Lazlar Mustafa Kemal'den öç almaya yemin ettiler-. büyük bir çatışma oldu: Osman. karşısındakini memnun edici tavırları ve hiçbir şeyin bozamayacağı mülayimliğiyle Fethi.n. Dahası. Mustafa Kemal'e yönelik bir hücuma öncülük etti. Ankara'da uzun zamandır büyük bir skandal olarak değerlendirilmekteydi. Meclis'te şiddet sahneleriboy göstermişti. Son olarak. Mahcup. Fethi'yi Başvekil yapmaya karar verdi. Ülkedeki bütün dertler göz önüne alınırsa. Cumhurbaşkanının muhafızlığını yapması.Mustafa Kemal'in taraftarları bir bir elden gidiyordu. Vahşi ve zalimdi. hükümet dairelerine ve astlarına karşı son derece otoriterce hükmediyordu. Tabancalar çekiliyordu. Mustafa Kemal'i kaçırmaya kalktılar. bir değişikliğin herkesi rahatlatacağı açıktı. Mali konularda cahil. Birkaç kere de. Kendisinin emir kulu olduğunu söyleyen Laz. Meclis Osman 'in tutuklanmasını istedi. Hastalık beynine sirayet etmiş. Onu ezmekte ve ülkenin yönetimini kendileriyle paylaşmaya zorlamakta kararlıydılar.). Zührevi bir hastalığa yakalanmıştı. Osman bir çeteci ve Karadeniz kıyısındaki Giresun kasabasının belediye başkanıydı. kendilerine ait bir zafer olarak algıladı. Ona bu emri Mustafa Kemal'in verip vermediği bilinmiyorsa da. Mustafa Kemal sadece * "Deli" lakaplı Halit Paşa olmalı (ç. Ceset bulunduğunda. Sokaklarda. Bir başka meb'us. Latife'yle bir olup ona karşı cephe almıştı. herhangi bir konuda öğüt almaya bile tahammül edemiyordu. kısa bir süre daha onu korumayı sürdürdü.Arka kapıdan bir otomobile binerek doğru Rauf'un istasyon yakınlarındaki evine sığınan Mustafa Kemal'i birkaç dakika farkla ellerinden kaçırdılar. Ne muhaliflerini ne de yandaşlarını denetimi altında tutamayan bir diktatör için bu. OrÜudaki sert amir tavrını Meclis'te de sürdürüyordu. Laz muhafızların reisi olan Osman Ağa. döküntü lokantalarda çekişmeler ve kavgalar oluyordu. Meclis'e Cumhurbaşkanının yetkilerini 187 186 . Laz avanesi çılgın bir halde ayaklanıp. kendisini ele verdiği için Mustafa Kemal'e söverek öldü ve Laz avanesi de dağıtıldı. "Külhanbey"lerden biri tarafından Meclis kürsüsünün önünde vuruldu. Çok inatçı olmuştu. herkesçe sevilen _ bir kişilikti. herkes ayağa kalktı.** polis "külhanbeyi"ni yakalamaya cesaret edemedi. Yunanlılar'ın İzmir'deki mezaliminin öcünü almak için. Muhalefet bu karan bir ödün olarak değil. îsmet'ten iyiden iyiye bıkmaya başlamıştı. Osman Ağa harekete geçmişti. Osman muhafızlık binasında polise karşı barikat kurdu. Ali Şükrü'nün icabına bakmaya karar verdi. bir müstebidi destekleyen kabadayılar çetesi olarak adlandırmak yoluyla intikam alıyorlardı. bu yüzden öldürmekten zevk duyar olmuştu. arkadaşlarına karşı çıkmaya ve "külhanbeyler"e düşmanlığını açıkça ortaya koymaya başlamıştı.) ** Sözü edilen kişi Kel Ali (Çetinkaya) 'dır.

işrete dalmış ve sarhoş halde. Bavullarını toplayıp onu terkederek İstanbul'a dönen sevgililerinden birisi. Yeni Türkiye. düşmanları devamlı ona saldırıyordu. hasta. Devlet ve millet. İçki şişelerini ve kadınlarını bir kenara iten Mustafa Kemal. tükenmiş. Savaş ve idare edilmesi gereken askerler vardı. yüzünde alaycı bir gülüşle. siyasal muhalefet. Orduya güvenemezdi. 189 188 Fethi. Nasturiler^ayaklannıış ve İngiltere Musul hakkında bütün saygınlığını temelinden sarsmış olan bir ültimatom vermişti. Oturum çok hararetli geçti ve tasarı yalnızca küçük bir farkla reddedildi. dostları onu terkediyor. her sınıftan ve türden erkekler ve kadınlar yardım önerisi ve bağlılık bildirisi içeren telgraflar çektiler. artık işe yaramaz" demişti. "O bitmiştir. Milletine seslendi: Türkiye tehlikedeydi: büyük dış düşman. bu darbenin altında sersemlemiş ve temellerinden sarsılmış haldeydi. İçindeki tüm gizli enerjiyle coşmuştu.Bütün memleket savaş sonrası tepkisi içinde ve gücenikti. Kürtler ayaklandı. Lazlar ayaklanmaya hazırlanıyorlardı. Türkiye'nin her kesiminden. Çağrı üzerine her Türk silaha davrandı. Tehlike ve eylem zorunluluğu onu göreve çağıran bir trampet gibiydi. Hemen işe girişip. işinin bittiğinden emindi. Çankaya'daki evinde Mustafa Kemal bezgin. Türkiye tehlikedeydi. "Kahrolsun Ankara'nın gavur hükümeti! Yaşasın Padişah ve Halife! "çığlığıyle alışıldık ayaklanmayı başlattı. Devranın döndüğünü düşünen pek çok yandaşı onu terkederek Rauf'a katılmıştı. Muhalifleri. egemenliğini yerleştirdi. Bu. Halkın düşmanca duygularıyla ilişkilerdeki hakimiyeti elinden kayıp gidiyor. Genel hoşnutsuzluk. İngiltere para ve silah sağlayarak Kürtler'i desteklemekteydi. dinci direniş tutan bu yurtseverlik ateşinin alevleri içinde yanıp kül oldu. Nakşibendi dervişlerinin kalıtsal reisi olan Şeyh Said. Halk Fırkası disiplinli yapısını yitirmekteydi.LV epeyce kısıtlayan bir yasa tasarısı sundular. Tümüyle tükenmiş gibi görünüyordu. Kürtler ilkel ve aşırı derecede dindar olan yabanıl dağlılardı. Bütün Kürdistan ayaklanmaya katıldı.insiyâki olarak doğruldu. suskun bekliyordu. hayati tehlike altındaydı. Uyuşukluğunu silkip attı. Ansızın İran sınırındaki yüksek dağlarda yaşayan kabileler. Onu yalnız Gazi kurtarabilirdi. Mustafa Kemal için kritik bir dönemdi . İki ay içinde Türk karargâhlarını tümüyle yerle bir ettikleri Harput ve Mamuretü'1-Aziz bölgesini ellerine geçirdiler ve büyük Diyarbekir kentini tehdit etmeye başladılar. Başlarında din adamları olduğu halde Peygamberin yeşil sancağını açarak İslam'ı kurtarmak ve gavur Türkler'i mahvetmek üzere ilerlemeye başladılar. Türkiye'nin tüm Doğu vilayetleri tehlikedeydi. Doğu bölgesinde hocalar vaazlarında ona karşı bir kampanyayı kışkırtıyorlardı. . foutu.

•LVI Bundan sonra Mustafa Kemal. 191 . Kah onları iğneleyerek kızdırıyor. "Siz ve efendinizi Allah lanetledi. mektubu elinde tutarak. Ve muhalefet liderleri Cumhuriyet'i parçalamak ve. Asılanların sonuncusu asıl elebaşı. Şeyh Sait'ti. Sizinle olan hesabımızı Kıyamet Günü'nde göreceğiz. Musul'un ve Irak petrolünün anahtarı da Kürtler'di. Kürtler de memleketleri için ölüyorlardı. Kürtler'i Türkiye'yi yaralamak için daha önce de kullanmıştı. Genellikle boğuk. Fakat durumu daha da kötüleştiren nokta. Şeyh Said Padişah-Halife'nin. Hepsinden intikamını alacaktı. -resmi ya özel olsun. Mustafa Kemal'e şeyhin öldüğünü ve ayaklanmanın sona erdiğini bildiren b/r/telgraf çekti. yönetiyor ve denetliyordu/ Başı çeken kırk altı asi Diyarbekir'in büyük meydanımda asıldı. Gündelik konuşmasındaki o ağır ve can sıkıcı hava yok olmuştu. bu hiç kuşkusuz basit bir mektuptu. Türkler'e ve siyasal düşmanlarına döndü. Bu adamlarla nasıl baş edebileceğini iyi biliyordu. çınlamaya başlamıştı. ama Türk kumandanıyla bu Kürt asi arasında başka yazışmalar olup olmadığım bilmeleri mümkün mü diye sordu. Ne hiçbir şeyi unutur. Kendisini ölüme mahkum eden mahkemenin başkanına döndü: "İçimde size karşı bir kin yok" dedi. kısık olan seçildikten uzak sesi bir trampet kadar belirgin.Mustafa Kemal bir kez daha tek egemendi: Emirler veriyor. Kürtler'le çarpışacak olan birliklerin kumandanlığından istifa etmişlerdi. Meb'usların şunu unutmaması gerekiyordu. Kazım Karabekir'den Şeyh Said'e yazılmış bir mektup erindeydi. İşte.Kürt isyanına hazırlıksız yakalanmıştı. bir sefih. Ona göre büyük ya da küçük. İngiltere. Kazım Karabekir've Ali Fuad ayaklanmadan sadece . Bir baş işaretiyle cellata görevini yapmasını emretti! "Kıyamet Günü" ha? Asılmış Kürtler'in seğiren vücutlarını seyrederken omuzlarını silkti. Meclis'e dönmüşler. ancak. vatan haini Vahideddin'in uğruna savaşa girmemiş miydi? İngiltere'yle o yaşlı dalkavuk arasındaki bağlantıyı herkes. bunların yanı sıraTürkiye için çalışan bir yurtseverdi de. Adamları darağacma yollarken yüzüne iliştirdiği tebessümüyle dikkati çekiyordu. Bunun sorumlusu da muhalefetti. özgür düşünceli ve materyalist bir adam. Sevr Antlaşmasında onlara bağımsız bir devlet sözü vermişti. Hükûmet. Rauf'un önderliği altında muhalefetin geri kalan kısmıyla birlikte hükümete karşı büyük bir kampanya başlatmışlardı. Dünya savaşında da Türkiye'yi arkasından vurmaları için kışkırtmak üzere Lawrence ve Noel'i göndermişti. kah son meb'usa kadar hepsi kendisiyle birlikte bağırmaya başlayıncaya değin onların yurtseverlik duygularıyla oynuyordu. diye sürdürdü sözlerini." Mahkeme başkanı' gülümsedi. Ardından telgrafhaneye giderek. Muhalefet liderlerini ve özellikle Rauf'la dört askeri kumandam itham etti. Adı Ali'yi: Kel Ali olarak tanınıyordu. Elinde hepsinin aleyhinde önemli kanıtlar vardı. fakat mücadeleleri aynı zamanda din ve inanç uğrunaydı ki. Bu sefer de bölgede aşiretleri silahlandıran ve kışkırtan casusları ele geçirilmişti. büyük ülkülerdi. Tipik bir Mustafa Kemal taraftarıydı: İnançsız bir adam. Artık canlanmıştı. Meclis'i toplantıya çağırdı ve meb'uslara hitaben bir konuşma yaptı.bi-• liyordu. ne de bağışlardı. Makamlarını terketmişler. İngiltere Musul'u ve onun petrolünü istiyordu. Henüz yüreklerdeki duyguları tahrip edememişlerdi. Türkiye'nin Musul'dan vazgeçirmeye çalışıyordu. her tür 190 muhalefet kişisel bir çekişmeydi. Onlara bu yoldan ve istediği gibi nüfuz edecekti. bunlar yalnızca çelik gibi bir iradeyle başa çıkılabilecek. onların Türkiyesi'ni mahvetmek üzere bu çeteye katılmışlardı. Bu gizli faaliyetlerle İngiltere.iki hafta önce. bütün bunların arkasında İngiltere'nin oluşuydu.

Yargıçlar gevşeyecek olduklarında Mustafa Kemal onları tehditlerle uyarıyordu. Mustafa Kemal. Ülkenin bunlardan temizlenmesi gerekiyordu. aralarından pek çoğu örneğin Rauf. Meb'us dokunulmazlığı kaldırıldı." Sanki "Ben Tanrı'nın Oğlu'yum" der gibiydi. Vatan ile İttihat ve Terakki Cemiyeti'ndeki deneyimleri ona devrimlerle karşı devrimlerin araçlarını ve tekniklerini gayet iyi öğretmişti. üstü kapalı bk eleştiri ya da kimi önemsiz kurallara uymama gibi eylemler yüzünden bile insanları darağaçlarına gönderdiler. Adnan ve Halide Edib gibi bazıları ülkeyi terketmişlerdi bile.Onlar vatan hainiydiler ve ülkenin her yerinde halkı ayaklandırmak için çalışmışlardı. Fethi'yi başvekillikten azledip. Başvekil Fethi. Yeni Türkiye'nin tahrip edileceğine inanıyordu. çoğu kişi de ondan yana çıktı. ama Türkiye hala ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyaydı. siyasal bk manevra için yeterliydi belki. muhalefet liderlerinin mahkeme önünde yargılanmalarına karar verdi. Genel kurulda karşı görüşler eşit güçteydi. ne serbest bırakmakla. Türkiye'yi yok . ama bk hukuk mahkemesi için yetersizdi. Basın sıkı bir sansüre tabi tutuldu. acımasız ve sert anüri. ne de yarım yamalak önlemlerle oyalanacaktı. ^ ~ " Mustafa Kemal kendi taraftarları bölünmeden gerçek muhaliflerinin boğazını sıkmasının henüz imkansız olduğunu görmüştü. Liderlerinden Rauf. Mustafa Kemal. "Ben Türkiye'yim" diyordu. Türkiye Halkı'na ve ondan büyük bk ulus yaratma konusundaki görevine olan fanatik. tam yetkili olarak. İşini bitkecek"bir karşı devrimden kıl payı kurtulduğunun farkındaydı. En ufak bk karşı devrim ihtimalini yok etmek konusunda son derece kararlıydı. Daha uygun bir fırsatı kollamalıydı. Mahkemeler kanlı hükümlerle kurdukları dehşet egemenliği altında bütün Türkiye'yi taradılar. Türkiye'ye damgasını basmıştı. üyeler tabancalarını çekip birbklerine doğrulttular. hepsine hakaret etmekle bklikte. hükümetin diğer üyeleri ile Gazi'nin taraftarlarından pek çoğu buna karşıydı. ona teslim etti. Hükümet aleyhinde bir hareket ya da sözlü eleştirinin vatana ihanet olacağına karar verildi. 193 . Tartışma bk kavgaya dönüştü. Görevi kadar egosu konusunda da tam bk fanatik kesilmişti. Kendisi içgüdüsel bir komitacıydı ve komitacıların zihniyetlerini gayet iyi biliyordu. muhalefet partisini dağıttı. Ankara'nın Bozkuft'u Öfkeyle kabarmıştı. ama taraftarları acı çekeceklerdi. Bu işle İstiklal Mahkemelerini görevlendirdi. yenilgiye uğratılmıştı. O. . Türkiye'yi kurtarmak için Takrir-i Sükun Kanunu ile anayasayı askıya alıp tüm iktidarı. İstiklal Mahkemeleri Türkiye'yi temizleyeceklerdi. Fakat artık ne tereddütle. Bütün bunlar çoğu hayal ürünü olan zayıf kanıtlardı ve ancak o anın coşkusu içinde ve meb'usları ayağa kaldıran Mustafa Kemal'in kişiliği sayesinde yeterli olmuştu. Fethi iradesiz bir vatan haini olarak ad landırılıp muhalefeti çığırından çıkartacak kadar zayıf davranmakla suçladıysa da. Halk Fırkası genel kurulunu bu sorunu tartışmak üzere toplantı yapmaya çağırdı. Yenilmiş olsaydı. Kürtler. hem de cierhal. şiddetli inancı hala korumaktaydı. LVII Uygun fırsatı beklemek zorunda kalan Mustafa Kemal. büyük muhaliflerini ele geçirmekte hala eskisi kadar kararlıydı. olayları bu kadar ileriye vardırmanın hiç de akıllıca bir siyasa olmayacağını söylediler. içindeki yönü ortaya çıkarmıştı. Bu tehlike içerden geliyordu. o tanımlanamaz kişiliğe. Böylece Meclis vatan haini avına başladı. Zamansız bk jest. "Ben'i yok etmek. katı 192 kurmay subayı. yani İsmet'i geri çağırdı. tam yetkili diktatördü ve iktidar. Karşılaştığı herkesten kuşku duymakla. Türkiye'ye büyük hizmetleri dokunmuş büyük adamlardı. etmek demektk. vatana İhanet ettiklerine dair kanıtlar çok zayıftı. Mustafa Kemal'in talebi üzerine Meclis. Kazım Karabekir. Rahmi. muhaliflerin çoğu kendi dostlarıydı. Liderleri bu defalığına elinden kaçırmış olabilkdi.

Polis. Bu kanıtlan onlar bulmalıydılar. en başta da Cavid'i. Son birkaç aydır büyük kentlerde ve özellikle İstanbul'da gizli cemiyetler kurulmuştu. üç şüpheli yakaladı. Bu yüzden dikkatini liderler üzerinde toplamalı ve onları susturmalıydı. tombul Yahudi. yalnızca önemli muhaliflerinden geliyordu. Bağımsızlık Savaşı'mn kara günleri boyunca. Eğer bunu o yapmazsa. suikast planları ve Meclis'teki Sait Hurşid* adh muhalefete mensub meb'uslardan birini suçlamaya yarayacak mektuplarla birlikte ele geçmişlerdi. sivil polisler. 194 Mustafa Kemal Padişah'tan miras kalan bu sistemi geliştirmiş ve daha da yaygınlaştırmıştı. o Padişah tarafından *Ziya Hurşit olmalı (ç. Mustafa Kemal darbesini indirmekte gecikmedi. Ne ki. bütün Türkler cahil ve böndü. kanıtlar yeterli de olsa yetersiz de olsa.Oyundaki bütün unsurlan tanıyordu. Hepsini ele geçirmeliydi. işkence. Mustafa Kemal. kendisi artık en büyük ve güven içinde olabilecekti. Ülkedeki tüm muhalefet liderleri tutuklandı ve onları yargılamak üzere bir İstiklal Mahkemesi kuruldu. Türkiye'de bu hep aynı olmuştu. Mustafa Kemal'le münakaşasından sonra muhalefete katılmıştı. evet. Muhalefet/haerlerini yargılatmak konusundaki niyetinden'vazgeçmiş^gibLgörunüyordu. muhaliflerini bekliyordu. Yanıldıklarını. oydu. Oraya varmasından iki gün önce polis. Mustafa Kemal'in geçmesi gereken sokağın üzerindeki bir evde hazır durumda bombalar. Eğer Fethi'nin gevşekliği olmasaydı. ajan provokatörlerden oluşan geniş bir sistem kapladı. sini bekliyor. vazgeçmeli ve fırsatı kollamahydı. İzmir'e resmi bir ziyaret yapmak üzereydi. imzalaması için Çankaya'daki evine gönderildi. geri kalanların ona karşı mücadeleyi yeraltında sürdürecekleri kesindi. Gerçekteyse iş başkaydı. ağının ortasında acımasızca avını bekleyen zehirli bir tür boz örümcek gibi. acımasız ve inatçı nefretinin bağışlamazhğıyla kendi sırasının gelme-. Her şeyin kötü olduğu zamanlarda bile sakin sakin otururlar. Perde arkasındaki beyin. ama. Rauf ve bir ikisi kaçmayı başarmışlardı. yani dört askeri kumandanı ve özellikle Enver'in çetesine mensup olan eski İttihat ve Terakki liderlerinin herhangi birine suç isnat edilmesini sağlayacak yeterli kanıtı bulmak zorundaydı. Mustafa Kemal dişlerini sıkarak yargıçlara "Bu kez hiçbir hata istemiyorum. Düşmanlarına karşı daha fazla kanıta ihtiyacı vardı. Eskisi kadar becerikli. usta komplocu. Çıplak'bir tepenin üzerinde kümeleşmiş evlerden oluşan Ankara'nın görülebildiği bir masada oturuyordu. cellatm ilmiğini boyunlarına geçirerek gösterecekti. o an için işi ağırdan almalı. Bu. Yargılama iki aşamada yapıldı: İmir'de yapılan ilkinde önemsiz tutuklular yargılandı.n. onlar kendisini yok edeceklerdi. Onlar öldükten sonra. Beklediği fırsatı çok kısa zamanda yakaladı. İdam müzekkereleri. hiç yakınmadan acı çekerlerdi. Polisi daha da tetik olması konusunda uyardı. planlarını hazırlıyordu. falaka veya başka yollara başvurarak muhalefet liderlerine. İdam müzekkelerinin arasında Arif'inki de vardı. her çeşit kötü muameleler. Eski İttihat ve Terakki şubeleri yeniden örgütlenmişti. Fakat becerikli ve vicdansız liderlerce kolayca kandırılırlar ve gözleri kapalı onların ardına düşerlerdi. Mahkeme heyeti muhakeme usullerini ya da kanıtları hiç umursamadan hepsini astı. Tek dostu. en başta hesabı görülmesi gereken kişiydi. Hepsinin arkasındaki kişinin Enver ve Talat'ın arkadaşı ve İttihat ve Terakki'nin eski Maliye Nazırı olan Selanikli Yahudi Cavid olduğundan emindi. Onun işinin bittiğini düşünmüşlerdi. hepsini yargılatacak ve astırmış olacaktı. Arkasındaki duvarda Fikriye'nin onun için astığı garip işaretlerle dolu yeşil örtü duruyordu. Türkiye'yi gizli polis. Doğu Masonlarından dostları ve uluslararası bankerlerle olan ilişkileriyle bu ufak tefek. Eski çeteler iş başındaydı. Birkaç yetenekli insan dışında. casuslar. Ona yönelik tehlike halktan değil. Polis işini yaptı. Ortada eğitim görmüş bir orta sınıf yoktu.) 195 . Yüzündeki boz maskenin gerisinde öfkesini ve gelecekteki niyetlerini saklayarak Çankaya'ya geri döndü. ispanyollar ya da İrlandalılar gibi içgüdüsel birer devrimci değillerdi. bir son olmalı" diyordu.

Mahkeme başkanı Kel Ali'ydi. Hakimlerin ya biri ya öteki. Sanıklar alçak vatan hainleri olarak teşhir edildiler. 197 .Gazi'nin soylu karakterini ve müşfik yüreğini göstermek üzere. Mustafa Kemal'e karşı oldukları ve onun ölümü halinde iktidarı ele geçirmeye çalışacakları açıktı. Almanlarla ittifak yaparak Türkiye'yi Dünya Savaşı'na. serbest bırakıldılar. gazeteler de duruşmaları yayınladılar. Paris. vb. Kel Ali davayı adalete uymak yönünde en ufak gayre^ğöstermeden yürüttü. . ölüme mahkum etti. kabadayı bir zorba ile bir savcıydı. Kaçanlar da gıyaben yargılandılar. kâh Ah" kâh diğer Ali. Gazi görevinde kalıp muzaffer düşmana karşı durmayı seçerken hepsi paçalarını kurtarmak için Mütareke'de nasıl Türkiye'den kaçıp yabancı ülkelere sığındıkları. Soruşturma aşamasında kanıtların incelenmesi yönünde hiçbir girişim yapılmadı. hayret verici cesareti. idam müzekkerelerini Çankaya'ya bizzat götürdü. Mustafa Kemal de onları bekliyordu. İddianame. dünyanın gözleri önünde karalandılar. ordudaki nüfuzları tuzla buz edildi ve toplum yaşamının dışına itildiler. Yaşlı bir İskoçyalı'nın yumuş'ak vekarına sahip. Dört askeri paşanın kişilikleri alenen paramparça edildi. Ardından bunları. LIX Kel Ali. en büyük övünme vesilesi olarak. Türkiye'nin son yirmi yıllık tarihinin bir özetinden oluşuyordu. birdenbire Gazi'nin üstün nitelikleri -onun fevkalade ileri görüşü. savunmalarında kendilerinejfaraım edecek bir avukat bulma izni verilmedi. olağanüstü dehası. Yardımcıları Kılıç Ali adında terbiyesiz. İdam mahkumlarının tehlikeli olduğuna eskisinden de çok inanıyordu.. Yargılamanın başından beri beraatleri için pek çok yönden girişimler yapılmıştı. savunmadan çok önce Kel Ali gazetelere sanıkların suçlu olduğu ve darağaçlarının hazırlandığı şeklinde demeçler verdi. Enver ve sanık sandalyesindeki dostlarının ve özellikle Cavid'in nasıl iktidarı gasb ettikleri ve onu nasıl suistimal ettikleri. Duruşmalar Bolşeviklerden örnek alınarak büyük bir siyasal gösteri gibi hazırlanıp sahneye kondu. sanık sandalyesinde oturan muhaliflerinin rezil ve alçak karakterleriyle karşılaştırıyorlardı. ve son olarak da hepsinin Gazi'nin büyük eserine karşı nasıl inatla muhalefet ettikleri uzun uzun anlatılıyordu. bu odada birlikte kağıt oynadığı ve içki içtiği İçinde. acımasız bir zorbalığa maruz kaldılar. Ama suçlandıkları suikast girişiminde hiçbir rol oynamamış oldukları da aynı derecede ortadaydı. Ardından. Amasya'da.ölüme mahkum edilmişken Samsun'da. bir lütuf olarak. iradesini yumuşatacak hiçbir anıya ya da duyguya yer yoktu LVIII Yargılamaların ikinci kısmı Ankara'da gerçekleştirildi. tüm soylu eylemleri. Mustafa Kemal göklere çıkartıldı. Yüzündeki yumuşak tebessümle Kel Ali kalanların hepsini gayet nazik bir tavırla. 196 Suçlananların. Rauf ve Rahmi gibi kaçmış olanların dışında bütün muhalefet liderleri sanık sandalyelerinde oturuyordu.Mahmud'dan sonra en çok sayıda adamı kendisinin asmış olmasını gösteren bir alçak ve kana susamış. Erzurum'da ve Sakarya'da hep yanında ve ona sadık kalan Arif. Her üçü de Mustafa Kemal'inyakın çevresine 'dahildiler ve ondan idam kararı verme emrini almışlardı. ve bu anlamda yıkıma nasıl sürükledikleri. Mahkeme işini çok iyi yaptı. derin yurtseverliği. yedi bin Yeniçeriyi öldürten II. nazik bir beyefendi görünümündeydi. New York. Sanıklara.üzerine tumturaklı söylevler vermeye başlıyorlardı. Gerçekteyse. ihtiyar bir vicdansızdı.

"Dans et! Herkes dans etmeli. bir dizi büyük finans kuruluşu. Londralı bir terzinin onun için diktiği kusursuz akşam giysisinin içindeki Mustafa Kemal. alışkın olmadıkları bu akşam kıyafetleri içinde terlediler ve bunaldılar. Sarraut. kendisi de dans edebilirdi. bütün güzel kadınlar gelmeliydi. Dans etmek uygar bir toplum olmanın işaretiydi. Davetiyeler elden veya telefonla son hızla dağıtılmalıydı. Paşa haklıydı. . Dans! Elbette o da dans edebilirdi. Birbirlerini sıkıca yakalayıp sallandılar ve büküldüler. bir tanıdığı gördüğünde vahşi bir nara eşliğinde elini sallıyordu. Bol içki vardı: rakı. fokstrot yaptılar -bu konuda pek de usta olmadıkları için. Siyah. . Bütün Ankara bu olayı kutlamalıydı. dans aralarında onlara içki ikram eden Gazi. Suphi Bey'i görüp onu öpmeye çalıştı ve yine sendeleyerek bara döndü. İdam müzekkerelerini imzaladı. hakimler. alçak sesle konuşmaları gerekiyordu. Bu ağırbaşlı bir resmi davet olmalıydı. hem de derhal. zencilerinkine benzeyen dudaklarını şapırdatıyor. Aynı gece Çankaya'da bir balo verecekti. döndüler. Davetlilerin çoğu gelmişti. "Dansetmek. yağlı saçlarını başının gerisine yatırmaya çalışıyordu.Berlin'deki güçlü Yahudi örgütleri affedilmeleri için mektuplar ve telgraflar göndermişlerdi. Yaşamalıyız. İsmet ve Gazi Türk hanımlarından oluşan bir et duvarının üzerinden eğlenceli bir söz düellosuna girişmişlerdi. 199 . Hariciye Vekili Tevfik Rüştü bardaydı. hükümet üyeleri. ha! Tabii ki. Mustafa Kemal uzun boylu. Başka bir odada Kazım Paşa'yla mülayim bir tavırla poker oynayan Kel Ali'nin yanına sendeleyerek gelen bir çift "külhanbeyi" ona bir şeyler söylediler. bütün önemli kişiler. büyük bir neşeyle ilerleyen eğlenceli bir gece olmalıydı. Ara sıra kalın. neşesiz olursaxmların neşeli olmaları kendileri için oldukça tehlikeli olacakta Düzgün davranmadıkları takdirde. Herkes davete icabet etmeliydi. Dansettiler -etmeyenleri de Gazi kalkmaya zorladı. Mustafa Kemal'in çekindiği tüm güçler bu komplocuların arkasında olduklarını göstermişlerdi: Haris pençeleriyle yabancı bankerler ve yabancı hükümetler. Doğu Farmason locasının tanınmış bir ismiydi. eğer çehresi asık. elçiler. Mustafa Kemal'e meslekteki bir mason birader olarak başvurmuştu. Tutuklu lar aşılmalıydı.' Gazi'nin ruh hali anlaşılıncaya kadar parmaklarının ucuna basarak yürümeleri. \ Her şeyin yerli yerince yapılmasını istiyordu. zayıf ve sağlıksız görünüşlü bir adam olan Meclis Başkanı Kazım Paşa'yla birlikte balo salonuna girdi. performasının doruğundaydı. "Dans et!" diye seslendi Gazi ona. yabancılardan altın alarak el altından onun iktidarını parçalamaya çalışan gizli cemiyetler." Sarsak bir şekilde yürüyen Rüştü. Herkes onların kadının zihin karıştırıcı çıkıntılarının boyutları hakkındaki şakalarına gülmekten yerlere yuvarlanıyordu. sarhoş nefeslerden çıkan alkol kokusuyla ağırlaşmıştı. Fransız Sarraut.birbirleriyle bol bol çarpıştılar. Fakat Gazi çok keyifliydi. bir köşede bir diplomatla konuşuyordu. Davetliler ihtiyatla onu izliyorlardı. zenci müziğine ayak uydurmaya ve kendilerini göstermeye çalışırken. Cavid'i kurtarmak üzere bütün nüfuzlarını kullanmaları için seferber etmişti. izledi. Davetliler teker teker onu. İngiliz ve Fransız hükümetleriyle her iki ülkedeki basın. canlı olmalıyız" diye bağırırken bir yandan da yakaladığı bir hanımla fokstrot yaparak bütün salonu dolaşıyordu. Gazi tout a fait civilises dediği için. Bunları öğrenmek kararlılığını daha da güçlendirmişti. Partnerlerini son hızla salonda döndürerek. Viyana ve-Berlin'deki Rothchilds bankerlik kurumlan da dahil olmak üzere. Tüm uygar çağdaş uluslar dans ederdi." Salon coşkuyla vahşileşmiş. Gece ilerledikçe .herkes daha çok eğlenmeye başlamıştı. He men Ankara'ya götürülmeli ve idamları aynı gece infaz edilmeliy di. Ankara'nın Bozkurt'u çok tatsızlaşabilirdi. kocaman bağa çerçeveli gözlüğünden tecessüsle etrafı gözetliyor. Bu. Herkes orada olmalıydı -Kel Ali. 198 Bir yandan "Neşelenmeliyiz. Herkes keyfine bakmalıydı. sigara dumanıyla bulutlanmış. bira ve kibar Türk sosyetesinde de rigueur olan tatlı şampanya. Cavid için kişisel bir ricada bulunmak üzere Ankara'ya gelmişti. Balo sessizlik içinde başlamıştı. Orkestra dinlenmek için susmuştu.

/Teklifsiz dostlarına. Darağaçlarında sallanan bedenlerin seyirmesi durmuştu. bir başkası sadık bk vatan evladı olduğunu haykırıyordu. bk adamı hendeğe yuvarlanıp yatarken görünce durmak tehlikeliydi. Düşmanları sürülmüş. hiçbk yorgunluk alameti yoktu. Daha önce hiç böyle bk durumda bulunmamıştım" dedi ve dudaklarında hafif bk gülümsemeyle yiğitçe öldü. "Zamanında kimi hatalar yapmış olabileceğimi Jcabul ediyorum. elleri 'arkadan bağlı. bütün gün boyunca aşağıda uzanan kavrulmuş. Bu ülkede. Çankaya'da davetlilerin çoğu ayrılmıştı. iskambil kağıtları istedi. Orada burada kolları birbirlerinin omuzunda. Sonunun iyice yaklaştığı şu anda korkmuyordu. Hiç rüzgar yoktu ve ara sıra çıkan ölgün bir esinti açık Anadolu yaylasının sert. üstler] başiarTperişan durumdaki/ birkaç kadın hâlâ dans ediyordu. Odalar darmadağınıktı leş gibi kokuyordu. Ve Cavid. Az sonra sabah olacaktı. koltukta sızıp kalmıştı. Yüzü asık ve donuktu. Her birinin altımla papazların ayin cübbelerine benzer beyaz elbiseleri içinde. Akşam giysileri balonun başlangıcındaki kadar kusursuzdu. açık renk gözleri ifadesizdi. Çevresinde ve sokaklarda büyük bir kalabalık toplanmıştı. Hakaret dolu bk ifadeyle balo salonuna. Güneş iyice yükselinceye değin kavga ederek. Güneş. yakın çevresine seslenerek içki. Onları "kullanılacak köpekler ve araçlar" olarak adlandırıyordu. Artık çalışma odasına gidip Türkiye'sini çağdaşlaştırma ve Türkler'! büyük bir ulus yapma görevine başlama zamanı gelmişti. Büyük sessizlikte her biri ölüme mahkum bu insanlar sırayla halka hitaben konuşma yapıyorlardı. Şafak söküyordu. Ankara'da. Yukarıda antik kalenin eteklerinde bir iki cırcır böceği ve uzaklarda havlayan bir sokak köpeği dışında. Orion'un Kılıcı yeryüzünün siyahlığının hemen üzerine asılmış gibi görünüyordu. yaşamı. şu düğümü yanlış üçgene geçirmiş olabilirim. kahverengi ovaların üzerinde kıpkırmızı ve sıcak. daha önce hiç pratiğim ölmadrbu konuda.Altı kilometre ötede. Ağustos sıcağında gece çok ağırdı. Biri ezberden bk sik. "Kardeşlerim beni bağışlamanızı istemek zorundayım" dedi. diğeri bk dua okuyor. Gerçeği söylemek gerekirse. '' Mustafa Kemal bkaz yürüdü ve bk pencereden dışarı baktı. Muhakeme sırasında Kel Ali ile savcının tehditlerine pabuç bırakmamış ve savunmasın sırasında uzun bir konuşma yapmıştı. Tevfik Rüştü çıkmıştı. gülmeyi ve kadınları olduğu kadar iktidarı da sevmiş olan bu Yahudinin yüzü asılmıştı. öylece yerleşip kalacaktı. Bozkurt dişlerini göstermişti. çekişerek onlarla poker oynadı ve kazandı. Sonunda en büyüktü. büyük meydan bir düzine kadar park lambasının beyaz ışığıyla aydınlatılmıştı. dağıtılmış ve asılmışlardı. öpüşerek oturan bkkaç kişi vardı. Hızla'uzaklaşırlarken işleri kendi akışına bırakmanın en doğrusu olacağını düşünüyordu. hapishanenin taş duvarlarının aşağısında tahtadan yapılmış on bir üçgen duruyordu. tükürükler saçarak konuşan adamlara baktı. Polis Müdürü infazların tamamlandığını bildirmişti. Yolun bkaz yukarısında arabasını bk hendeğe yuvar200 lamış. 201 . boğazlarının çevresinde bir ip bulunan birer adam duruyordu: Mustafa Kemal'in siyasal muhalifleri ölmek üzereydiler. sapsarı kesilmiş kadınlara. Yüzleri sapsarı. büyük bir sessizlik hakimdi. gökyüzünde Samanyolu muhteşem pırıltılı'kavisiyle salınıyordu. Lambaların ışığında. kuru havasını taşıyordu. Tepede. Sovyet Büyükelçisi onu görmüş ve şoförüne gördüklerini unutarak derhal oradan uzaklaşmasını emretmişti. ağızları salyalı.

Halk Fırkası ile Bakanlar Kurulunun başkanı ve Başkumandandı. soruşturma komisyonlarında ya da özel kurullarda çalışanlara ayrı bir ödenek de veriliyordu. mutlak bir şekilde hükmettiği böylesi bir makine aracıhğıyle gerçekleşiyordu. Parti. fakat üç adamı aracılığıyla egemenliğini kurmuştu. LXI 203 . her gece Çankaya'da durumu ona rapor ediyor ve emirlerini alıyordu. yönetimi her yönden denetleyen işgal ordusuna. Mustafa Kemal bakanları fırkanın içinden seçiyordu. bir muhalefet partisi olmadığından bunlar bakandan çok daimi memurlara benziyorlardı. İsmet günlük işleri düzenliyordu. Askeri çizgide bir disiplin ve örgütlenme içinde ve Mustafa Kemal'e karşı tereddütsüz bir itaat halindeydiler. zeki bir Yahudi olan Ziya Saffet ona günün önemli olaylarının ve parti çalışmalarının bir özetini veriyordu. temelde hükümetin yerel dairelerine karşı sorumluydular. İsmet de hükümet dairelerinin çalışmalarını bildiriyorlardı. Görünüşte. uyarıcı enerjisi ve güçlü kişiliğiyle Mustafa Kemal yükseliyordu: Cumhurbaşkanı. hem hükümeti hem de hükümetin yönetim araçlarının tamamını oluşturuyordu. muhalefet adaylarının katılmasına izin verilmiyor. düzenli ve itaatkar kumandanlara. Saffet bilgi ve haber topluyor. Halk Fırkası. partiden ihraç edilmekle cezalandırılıyordu.ONBİRİNCİ BÖLÜM LX Mustafa Kemal artık mutlak diktatördü. Meclis halkın özgür oylarıyla seçiliyordu. Kendisinin yarattığı ve başkanı olduğu parti. başvekile dek Türkiye'de makam sahibi ya da elinde iktidar bulunan herkesin parti üyesi olması gerekiyordu. ister meb'us isterse sadece bir köy muhtarı ol SUR.. sadık ve etkin olmasından sorumluydu. büyük ya da küçük herhangi bir üyenin itaatsizliği. ama yönetim. Muhalifleri ve düşmanları asılmışlar ya da sürgün edilmişlerdi. her önemli konuda genel merkezle temasını sürdürmek ve emirlerini yerine getirmekle birlikte. Buna karşın. Bu üçü. Karşılığında mutlak bir itaat ve yağlanmış bir makinenin işlek liğiyle Mustafa Kemal'in tüm isteklerini yasalaştıracak doğrultuda oy kullanması bekleniyordu. Aylıklanfi3ânl5aşka. Meclis Başkanı. Meclis'teki meb'uslar becerikli. ayrıca kendisine doğrudan Mustafa Kemal'in denetimi altındaki parti fonlarından dol202 gün bir ödenek de bağlanıyordu. bakanlar ise yalnız başkumandan olan Mustafa Kemal'e karşı sorumlu olan kurmaylara benziyorlardı. Gerçekteyse. Mustafa Kemal. Onların üzerinde büyük saygınlığıyla. Türk halkı uysal ve itaatkârdı. Devletteki bütün iktidar oııun elinde toplanmıştı. toplum yaşamından dışlanması ve ihtiyaca düşmesi. Türkiye halkının yönetimde hiçbir söz hakkı yoktu. Meb'uslann maaşları yüksekti. Bir meb'usun herhangi bir ticaret işine girmesine de izin veriliyordu. seçimler ve parlamento prosedürüyie halk hükümeti biçimini seçmişti gerçi. Şubeleri. Fevzi ordunun. Ayrıntılara karışmıyordu. hatta belki açlıktan ölmesi anlamına gelecek olan. işini kaybetmesi. . Fevzi ise ordunun hoşnut. Her yıl dört beş ay izin yapabiliyor. En küçük köydeki en önemsiz memur ve katipten. böylece sadece Mustafa Kemal'in onayladığı kişiler seçilmiş oluyordu. Halk Fırkası genel sekreteri ve yetenekli. Meclis'e girecek mebusları da fırka içinden seçmekteydi.

Halkın şaşkınlıktan soluğu kesilmişti. çünkü kendisine ve görevine bir fanatiğin duyabileceği kadar yoğun bir inanç duyuyordu. halkı eğitmesi ve güdülendirmesi gerektiğini görmüştü. canavarlığın damgası.değiştirmeye girişmeliydi. Türkiye'yi gönençli. bütün güç ve büyüklüğün asıl kaynağı olan halkın derin maneviyatında aramalıdır. artık barış içinde yaşamak ve yönetilmek istiyordu. yaşamlarının en mahrem ayrıntılarını. Kendisi de "Düşmana galip geldim. Mustafa Kemal'in eylem çizgisi kendine özgüydü. Halife-Padişah'ı kovmuş ve Osmanlı İmparatorluğu'yla bağlantıyı tümüyle reddetmişti. Bu. Acımasızdı. Bir başöğretmen öğrencilerine nasıl davranıyorsa. giyinişlerini." Derhal işe koyuldu. tavırlarını.Güce inanıyordu. halkı da festen döndürmeye girişti. Öğretmekten. Osmanlı ve Müslüman ormanın resmi damgasıydı. başlatmış olduğu yıkım çalışmalarını tamamlamaya girişti. Çünkü fes. ülkelerinde aynı etkiyi yaratırlardı. "Bu ülkeyi adına lâyık bir hale getirmeliyiz" diyordu. "Ancak kılıçlı el. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ya da İngiltere Kralı mahkum elbisesiyle halk içine çıksaydı. Karadeniz kıyısına bir seyahat yaptı. Türkler hemen anında tepki vermediler. bu güçlüğü dile getirmişti. İtiraz görmeyince bütün ordunun bunları kullanması için genelge yayımlayarak. Artık bir bütün olarak halkın zihniyetini -onları geçmişlerine ve doğulu terbiyelerine bağlayan eski düşüncelerini. En başta serbest kalmış ve gelişme peşinde koşan bir milletin ruh patlaması görülmedi. Mustafa Kemal görevini başarmak için. Doğrudan doğruya her Türk için en derin anlamda kökleşmiş uyum duygusuna darbe indirmekteydi. adetlerini. Kastamonu'da bir halk toplatısı düzenledi ve kendisi bu toplantıya bir şapkayla . Türkiye'yi çürümüş geçmişinden koparmalıydı. hükümdar asasını tutabilir" şeklindeki Tatar atasözünü şiar edinmişti. Kendisinin değerli ve kalıcı bir esere dönüştürebileceği kadar yumuşak ve biçimlendirilebirir olduklarına inanıyordu. Artık ordudan emin olarak. iğrenç.. Askerler kaskete itiraz etmediler. uygar ve zengin bir ülkeye dönüştürmekti.. yine öğrencilerinin iyiliğini isteyen bir öğretmen gibi. melun Hıristiyanların ve ya- 204 205 . Halkı fethedebilir miyim?" şeklindeki sözleriyle. "Kendi uygarlığı içinde en iyi olanı vermeliyiz. \ "Her büyük hareket diyordu. İhtiyatla hareket etti. İyiliksever bir yönetici olmalıydı.katıldı. ülkeyi feth ettim. Kendilerini yok olmaktan kurtarmak için kalkıştıkları Bağımsızlık Savaşı'nda olağandışı bir çaba harcamışlardı. "temelim. Fes kaldırılmalıydı. Sıradan bir Türk için şapka. Türkiye sözcüğün bütün anlamlarıyla uygar bir ülke olmalıdır. bir imparatorluğu küçük bir ülkeye indirmiş. monarşiyi cumhuriyete dönüştürmüş. Halkı geleceğin temeli haline getirmesi gere kiyordu. Siyasal yapısını tamamen değiştirmişti bile. fakat aynı zamanda tüm diğer uygarlıklardan en iyi olanı da almalıyız. cahil ve durgun haldeki bu halk. o da zor kullanıyordu. dinsel bir devleti laikleştirmiş. Görevi. kasketin güneş ve yağmurda eski fese göre ne kadar avantajlı olduğunu anlatacak danışmanlar gönderdi. ahşkanİıklıklarını. Onlar da öğrenciler kadar çocuksu ve saftılar. bilgi vermekten. Muhafızlarına siperli kasketler giydirdi. bütün molozları temizlemeliydi. LXH Öncelikle. o da halkına aynen öyle davranmalıydı. Başarmışlardı. siyasal yapıyı yeniden kurmaktan çok daha zor olacaktı. konuşma tarzlarını. ikna etmeyi başaramadığı takdirde. Son derecede yorgun.Kendi kendisini yönetmek ya da eğitmek çabasina girmek istemiyordu. açıklamaklar/ öğretmen rolü oynamaktan zevk alıyordu. Şiddetli bir muhalefetin doğacağını biliyordu.." Fakat Türkiye halkının maneviyatı büyük bir bedbinliğin altında ezilmiş ve yüzyıllardır devam eden kötü yönetimin pisliğiyle kaplanmıştı.

Kur'an ve Peygamber kenarlı başlığı yasaklamıştı. kanlarının beceriksizce diktiği kumaş şapkalan. korkunç fiyatlarla o nefret ettikleri şapkalardan satın almaları gerekiyordu. fesleri kafalarından çekilip alındığında karşı koydular. Meclis'te ünlü kumandan Nureddin Paşa da şapkayı protesto eden bir konuşma yaptı. çarçabuk Avusturya'dan ithal edilen şapkaları. zayıf bir adamdır" dedi ve Devlet'in laikleşti. Bunlar yüzlerce Türk'ü astı. ortadan . yakın arkadaşı Edib Servet'i delege olarak Mekke'deki İslam Konferansı'na yolladı. Fiziksel şiddetle karşılaşmaktan korkmadığı gibi.bancıların simgesiydi. Maraş'ta ve diğer bir düzine kentte. Uçuşan yerel giysili bu yabanıl adamların karşısına günlük bir kostüm ve melon şapkayla çıktı. saldırıya bile uğramadı. şapka bulmak hiç kolay olmuyordu. kurşuna dizdi ve dayak cezasına çarptırdı. Halkı ikna etmekte başardı olamayan Mustafa Kemal. Eve başı açık. Ama başarılı olamadı. zorla giyeceklerdi.kaldırılmıştı. Emirleri üzerinde parlamento hemen fesi yasaklayan ve fes giymenin suç oluşturacağını bildiren bir yasa çıkardı. Fes yok olmuştu. hatta sızlananlar hapse atıldı. dayaktan ve ceilatın ilineğinden koruyacak olan. zora başvurmaya karar verdi. Mustafa Kemal'in müşfik öğretmen rolünden acımasız despot rolüne geçmesi pek hızlı oldu. başındaki şapkasıyla aynı sözleri va'z etti. onları hapishanelere düşmekten. ona gülebilirdi.istemiyorlarsa. ululararası kabul görmüş giysileri giymeliyiz." Yolculuk ettiği her yerde. Pazara gelen köylüler. Hocalar da onları kışkırtıyorlardı. Sivas'ta. Türkiye'deki herkes artık şapka giyiyordu. iki gün sonra her kentte ve her köyde. Tüyleri. "Dökülen kanlar üzerinde temellenmeyen bir devrim. Peygamberin takipçisi. Direniş söndü. Arabistan'dan. O melun şapkaları almayacaklardı. dinin devlet içinde kötü kullanımından kaynaklanmaktadır.bu çok gurur kinci bir şeydi. Fes. ^-"Devrimler dökülen kanlar üzerinde yükselmelidir^ dedi. "Eğer uygar bir halk olacaksak" dedi. Evvelce sadece Hıristiyanların kullandığı ve şimdi onlar da ülkeden çıkartılmış oldukları için. Hükümranlığını desteklemek üzere dine gereksinim duyan biri.. alay edilmekten de çekinmiyordu. Orta Asya'dan." ' 206 » Nureddin Paşa'yı Meclis'ten ihraç etti. Gazi'nin emirlerine uyan. ülke dışına çıkarılmış bir Ermeni'nin kapalı duran dükkanında çok büyük miktarda kadın şapkası bulunduğunu keşfettiler. rahatlıkla maskaralık olarak değerlendirilebilirdi. Ankara'nın şeytani hükümetinin mukaddes dinlerine karşı bir başka saldırışıydı. bu. Erzurum 'da. Mustafa Kemal fiziksel anlamda olduğu kadar zihnen de korkusuzdu. şişman ve kırmızı yüzlü bir adamdı. İzmir civarındaki bir köyün halkı. Ülkenin dört bir yanına askeri birliklerle beraber İstiklal Mahkemeleri gönderdi. Mustafa Kemal'in büyük saygınlığı sayesinde Edib Servet'i öldürmeye kalkışan olmadığı gibi. sonunda halk'fesine geri döndü. Gene de. Fes yerine şapka giymek ve halk toplantısına böyle katılmak. Bu konferansa. polis sokaklarda fes giymiş insanların başındaki fesleri topladı. Çoğu aşırı fanatik Müslümanlardı. Karşı koyan.. kurdeleleri bütün o süsleriyle birlikte. Karşı koydular. Ardından Mustafa Kemal ilgisini din üzerine yoğunlaştırdı. bu gerçeği dünya çapında duyurmak için. bir Müslüman için utanç verici bir durumda dönmek zorunda kalmak .. • Mustafa Kemal. 207 . Bu hâlâ devlet makinesini tıkayan bir unsurdu. "uygar. Her Türk kendine bir şapka bulmak için sağa sola koşuşmaya başladı.. cehaletin simgesidir. eski moda hasır şapkaları. kapıştıkları bu kadın şapkalarını kafalarına geçirdiler. "Bütün sorunlar. İslam. hepsi sofu. Hindistan'dan ve Malezya'dan temsilciler katılmıştı. Afrika'dan. kısacası tüccarların siperli şapka olarak bulabildikleri. Kamuoyu şok halindeydi. Şapka giymiş olan birkaç adam öylesine seçkin ve •azametli kişilerdi ki. hâlâ devlet dini konumundaydı. Kalabalık onunla alay edebilir. Eğer şapkayı kendi iradeleriyle giymiyorlarsa. kenarlı ne buldularsa başlarına giydiler. Bütün ülkeden büyük bir öfke homurtusu yükseldi. kalıcı olmaya caktır. Kur'an'ın her harfine sadık Müslümanlardı Edib kısa boylu. tehlikeli fes. Eski melon şapkaları. galeyan halindeki kalabalıklar memurları taşladılar.

aksi halde açlıktan ölmek zorunda olan sıradan insanlara dönüştürdü ve sahip oldukları tüm zenginlikleri Devlet eliyle müsa dere ettirdi. İsmet bu konuda o kadar ileri gitti ki. Meclis'ten bir gece içinde çıkartılan bir yasayla.rilmesini emretti. Eski kitaplardan.) dilin temeliydi. Mustafa Kemal tekkeleri kapattı. İsviçre yasası. 209 . belgelerden ve türkülerden Tatarca sözcükler bulunmalı. Türk devletinin tüm dinsel temelini yıkmış. Kürt ayaklanmasıyla olan bağlantıları biliniyordu. Manastır 'da devrimden bahsettiği günlerden beri. Türkiye'nin baştan aşağı Türk olması için çalışmaya koyuldu. söylevinin ayrıntılarından hiçbir şey anlayamadılar. yabancı kelimelerle doluydu. İsmet ve Fevzi. Bütün zengin mülkler ve toprak onlara aitti. Yabancı okulların. fakat bağımsızlığımızı da koruyacağız. Mustafa Kemal'in görüşleri Halk Fırkası'nın inançlarıydı. Böylece hakaret etmek son moda. Birbirini izleyen bir dizi yasa ve düzenlemeler yardımıyla Türkiye'de her şeyin Türk olmasını emretti. Erkekler artık camiye gitmiyordu. İtalyan Ceza ve İsviçre Medeni kanunlarını hemen hemen aynen kabul etti. "Dinsel inanç. simleri yer alan pullar bastırıldı. "Bizim ilkemiz Asya ve Avrupa için de aynıdır: Her ikisinin de en iyi yönlerini alacağız. Kalan yabancı okullarda dine yönelik herhangi bir çalışma yapılmamalıydı. Her şeye yalnızca Türk çıkarlarını göz önüne alarak. Ticarette de. Dil Arapça ve Farsça. LXIII Kısmen temizlediği bu zemin üzerinde. İstanbul'daki Harbiye Mektebi'nde Vatan' ı örgütlendiği zamandan beri. "Cumhuriyetin her vatandaşı kendi inancına kendi karar verir. Mustafa Kemal yeni bir bina inşa etmeye başladı. Bütün ilköğretim Türk okullarında yapılmalıydı. İslam dinine dayanan eski yasalar ile Şeri at'in emirlerine uygun belirlenen toplumsal yaşamı ortadan kaldırmıştı. Kur'an ve İncil Türkçe'ye çevrildi ve camilerdeki tüm duaların Türkçe icra edilmesi emri verildi. üretken bir toplumun sırtında yük olan tembel kişilerdi. Bundan başka derviş tarikatleri ve tekkeler vardı." Bir gazeteciyle yaptığı görüşmede. kişisel bir konudur" diye devam etti. herhangi bir irtica hareketinin belkemiğini oluşturma ihtimali olmasıydı. halkının inanç çerçevesini değiştirmişti. Bunlar çekirgeydi. düşüncelerinin temelini. Dinin modası geçmişti. Bunlar gitmeliydi. kurallarına "uymak ise akılsızlık hattâ biraz da tehlikeli bir davranış olmaya başladı. Bunlar hukuki yapının tamamını değiştirdiler. Her şeyden tehlikeli olanı da. çok 208 eşlilik ve haremi yasaklayarak eskiden kocalarına ait bir mülk ya da köle durumundaki kadının konumunda kökten düzenlemeler yapmak yoluyla ailenin yapısında ve mülkiyet haklarında devrimci bir dönüşüm yarattı: Kadın artık özgür bir vatandaş ve birey olmuştu. her firma önemli oranda Türk sermayesi. yöneticileri ve memurları bulundurmalı. yazışmalarını ve hesaplarını Türkçe yapmalıydı." Bununla birlikte açıktan açığa hakaret etmekten geri durmu• yordu. Türkler'indir. ^^' Bundan sonra Avrupalı uzmanları çağırarak AlmaçrTicaret. tarikatleri dağıttı. Belirli bir oranda Türk öğretmenleri çalıştırmalı ve Türk öğrenci almalılardı. Türkçeciliğin Mustafa Kemal'den de ateşli savunucusu oldular. Onun gözünde gidipi ' ya sahtekâr ya da saf ve her iki durumda da işe yaramaz olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. ^ Mustafa Kemal. aynı şekilde. bu onun hiç vazgeçmediği amacını. Eski Türkler'in Bozkurt'unun re-. Ardından. canlandırılarak yabancı kelimelerin yerine geçirilmeliydi. özellikle misyonerlerin işlettikleri okulların cesaretlerini kırmak gerekiyordu. Tatarca (sic! -ç. Meclis'e sunduğu yıllık bir raporunda yazılanlardan sadece genel çizgileri çıkartabilen meb' uslar. dervişleri sokaklara dökerek çalışmak. Bunlar elenmeliydi. Türk görüş açısından bakacağız" diyordu. yabancılara karşı direnişinin temelini oluşturmuştu: "Türkiye. Türk harflerini kullanmalı.

resmi siyasa haline gelmişti. yeni kent planlandığı gibi büyümedi. Profesör lansen'in 211 210 . yabancı çay yerine Bursa'nın papatya çayı kullanımını özendirmek için kampanyalar düzenlendi. Bütün bunların üstesinden gelebilirdi. Başarılı birer politikacı olan diğer askerler gibi. Kent. kışın bir balçık yığınıydı. "Türkiye yalnız Türkler'indir" sloganı. Kısa bir zaman içinde onüç milyon pound harcamıştı. Müteahhitleri ve inşaatçıları hızlı çalışmaları konusunda sürekli uyardı. Verilen onca öğüde karşın. Milyonlarca ağaç'diİctirdi. Eskiden saatler güneşin durumuna göre değişirken. karşılaşma. Hıristiyanlar jçin de Pazar günü tatil günüydü. Halkı Türk mallan satın almaya teşvik etmek. emirleri üzerine. özgürlük savaşı ve iktidar mücadelesi. bir halkın maneviyatından yüzlerce yılın birikiminden süzülen çabalarla evrilerek oluşabileceğini düşünememişti. içgüdüsel açı- dan bir eğitici. o da çok geçmeden politikayı ve yönetimin gündelik rutinini son derece sıkıcı bulmaya başlamıştı. tokalaşma eski üçlü temennanın yerini aldı. bunları birkaç emirle ve yasayla. LXIV Yetenekleri açısından Mustafa Kemal bir askerdi. Kendisinin bütün dünyada her uygarlığın en iyi yanlarını seçerek. üstleri selamlama ve astlardan selam alma gibi duıumlarda kullanılan ifadeler değiştirildi. onu kızdırıyordu. gereken ödeneği çıkarttı. Bundan başka Mustafa Kemal gündelik yaşam bağlamında bireylerin yaşamına bütün yapısal değişikliklerden de daha şiddetli bir ' etki yapan yüzlerce önemsiz değişiklik de yaptı. selam vermek üzere şapkanın baştan çıkarıldıktan sonra ne kadar kaldırılacağı belirlendi. beklediği yanıtı vermemişlerdi. kırsal kasabayı seçmişti. "N Mustafa Kemal metrik sistemle Gregoryen takvimini kabul etti. Dinsel bir tören ya da ayin olarak evliliğe hiçbir inancı yoktu. Doğunun sefaleti ve yoksulluğu içinde yaşayan bir halkın varlıklarım artırana ve yaşam standardını yükseltme arzusu duyuncaya değin. Dahası. Konuşma dilinde tanışma. Yasaların birkaç zeki adamın çalışmasıyla yerleştirilemeyeceğini. "Selam" yasaklandı. eğilimleri açısından da politikacıydı. Ağır ithalat vergileri ve kotalar yabancı malların girişini azaltacak ve Türk mamullerinin kullanımını özendirecekti. Yahudiler için Cumartesi.Yollar yaptı. bundan böyle geceyansından itibaren başlayan değişmez saat kullanılacaktı. ama onun Devlet'e karşı mukaddes bir fiziksel görev olarak işlevine inanıyordu. oyuncak yapımcılığına varıncaya dek pek çok meslek Türkler dışındakilere kapatılmalıydı. Ankara'yı. Türkler onun zorlayıcı gayretine. Cuma günü haftanın tek yasal tatil günü yapıldı. başarının yavanlığına dönüşüvermişti. hukukçuluktan tekerlek imalatçılığı. Yabancı uzmanlar çağırttı: Berlin'den Profesör lansen ve Viyana'dan Profesör Oerley'den. Uyarıcı şevk. sakata ve garip insanlara gülmeyi cezai müeyyideyi gerektiren bir suç olarak belirledi. Türkiye'ye yaraşır bir başkent yapmaya karar vermişti. Eskiden Müslümanlar için Cuma. Sokaklarda dilenmeyi yasakladı. gelişmek ve refaha ulaşmak için hazır bekleyen dipdiri bir ulusa benimseteceğini hayal etmişti. Onlarla birlikte planlar üzerinde çalıştı. deliye. Ancak. sıtmayı ortadan kaldırdı. heybetli binalarıyla büyük bir kent planı hazırlamalarını istedi. Meclis. yazınsa kurak ovalar çölünde kıraç bir kayalık çevresine dağılmış tozlu ve bakımsız birkaç kulübeden ibaretti. Bir savaşa girer gibi şevkle işe koyuldu.Doktorluk. Manchester bezi yerine yerli çuha. Kültürün ihtiyaçlardan sonra geldiğim. Bitmek bilmez konuşmalar ve zayıf birtakım uzlaşmalar. bataklıkları kuruttu. Bütün bunları Avrupa'dan almış olduğu halde Avrupalılar'dan daha da ileri gitti. geniş ve ferah caddeleri. evlenecek çiftlere evlilik öncesinde sağlık raporu alma zo-j runluluğu getirdi. Batılı düşünceleri ve yöntemleri benimsemesinin mümkün olmadığını bilmiyordu. Ülkeyi fethedecekti. Her yerde sıtma vardı. Doğal olgular bile ona karşı işbirliği halindeydi. dairelere gelen ziyaretçilere bir saygı işareti olarak kahve ikramı kaldırıldı. düş kırıklığına uğramıştı. Onlara öncülük bile edememişti: Seçmiş olduğu gelişme yolunun her santimetresinde onlan dürtelemek zorunda kalmıştı. başkent olarak bu darmadağınık küçük.

Bu çiftlik. Ardından dört gün boyunca Çankaya'da inzivaya çekildi. yüzünü ender rastlanan bir çekicilikle ışıldatan bir gülümseme beliriyordu. nın İkinci Kurultayı (ç. mütehakkim. Cansıkıcı ve titiz. Artık kırkyedi yaşına gelmişti ve fiziksel olarak orta yaşın bazı alametleri görülmeye başlamıştı. kendisini dış aleme kapatıp yakın dostları ve kadınları ile birkaç hükümet görevlisi dışında kolay ulaşılmaz ve ender görülebilen biri oldu. Zaman zaman yorgunluktan yüzünün sapsarı olduğu. yani "yakın çevresi" ve kadınlarıyla geçirdi. diktatörce davranan tipik bir bürokrattı. Söylevi hazırlaması yedi gecesinin tamamını almıştı. Gözlerinde her zaman katı. Mustafa Kemal'in tasarlamış olduğu kent. Gittikçe daha fazla Çankaya'ya çekildi. bu ufak tefek. Bazan geceler boyu uykusuzluk çekiyordu. Kooperatiflerin. eline geçirebildiği kadarıyla iktidarı sıkıca kavradı. Sağlık durumu da çok değişkendi. okumasını da altı gün arka arkaya tüm mesai saatleri boyunca tamamlayabilmişti. üzeri ekinlerle kaplı verimli bir toprak. LXV Çankaya'da Mustafa Kemal hükümdarlığını kurmuştu. Bununla birlikte. çekildiği ve çizgilerle dolduğu oluyordu. Bu bakışı gözlerine yapay olarak devamlı. ertesi gün dinç ve sağlıklı görünebiliyordu. Pek ender olarak gevşediği zamanlar. Dünya görüşü Doğuluydu. içe işleyen bir bakış vardı. Bir keresinde Milli inkılap Tarihinin tamamım gözden geçirdiği bir söylev vermişti*. emirler yağdırıp insanları işe sürerek olağanüstü bir enerjiyle. Meclis toplantılarına katılarak.n) \ 213 . eski böbrek sorunu ona şiddetli acılar veriyordu. şafak vakti bir ata atlayıp bir vadide inşa ettirmekte olduğu örnek çiftliğe giderdi. ya da uykusuzluktan sapsarı ve rahatsız olduğu zamanlarda. yaşamı garip ve çılgıncaydı. İnşaatı sürmekte olan bir otelin.H. halkı fethedebilecek miydi? Türkler de pek az gayret ve coşku gösteriyorlardı. Ülkeyi fethedebilseydi bile. Ama yine birdenbire canlı ve hayat dolu olabiliyordu. Böyle gecelerin ardından. Depresyon nöbetlerine tutuluyordu. İçinde gerilimi azaltacak bir satır bile mizah olmayan ve kendisine yardım etmiş olan herkese karşı eleştirilerle dolu bu sıkıcı. Yalnızca son birkaç saat boyunca. yorgun meb'uslann uyanık kalma mücadelesi verdikleri sırada. tarımla refaha ulaşan Türkiye hayalini görüyordu. eskiden olduğu gibi yaşamakta devam ediyorlardı. Fakat aslında örnek çiftliğin ötesinde. ye-* 15-20Ekiml927C. Neredeyse renksiz denebilecek açık renkli saçları azalmaya ve alnından geriye doğru açılmaya başlamıştı. tatsız hitabe. Aşırı içki içmekten şişmanlamaya başlamıştı. Onun için son model makineleri. Bir gün ihtiyar bir adam gibiyken. bir kez daha haşin. hayvan yemlerini ve gübreyi getirtiyordu. kulübeler arasında birkaç güzel binanın bulunduğu ucuz bir sıra işine dönüşmüştü. erkek. durmaksızın çalışıyordu. Mustafa Kemal burada da halkın iradesini göz önüne almamıştı. kimseyle görüşmeden içki içip. Ve İsmet. köylülere borç verecek tarımsal bankaların kurulması. Yerlilerin oturduğu semtler ve çevre köylerde insanlar yoksul kulübelerinin içinde sıkışmış.planladığı ültra modern evler. tohumların dağıtılması için emirler verdi. Mustafa Kemal yavaş yavaş işlerin üzerindeki denetimini gevşetiyordu. sabit bir bakış ve bir tehdit olarak yerleştirene kadar epey uğraşmıştı. büyük bir hevesle. Sulama projeleri.F. hükümet dairelerinin işlerine ayrıntılı müdahalelerde bulunarak. iklime uygun düşmedi: Bu hasis toprakta ağaçlar kurudu. yaşamının tadıydı. mimarının merdivenleri unutmuş olması nedeniyle bir türlü tamamlanamamasına ilişkin bir hikaye bile anlatılıyordu. Toprak sahibi bir soylu rolünden çok büyük tad alıyordu. sinirsiz canlılığında hiçbir azalma belirtisi yoktu. kendi kariyerinin bir savunmasıydı. bakanları çağırtarak. ödüllü boğaları ve domuzlan. en iyi. Kırtasiyeyi ve rutini seviyor ve uzun süre görevde kalan her devlet memuru gibi. Hükümetin gündelik işleriyle uğraşmayıJsmet'e bıraktı. sağır kurmay subay. kağıt oynayarak bütün bu süre içinde geceyi ve günün büyük bölümünü mahrem dostları. sahip olduğu yetkiler ve mevkii konusunda gittikçe daha fazla kıskançlaşıyordu. Tebessüm kurşuni bir alacakaranlıkta aniden boğulan 212 bir lamba misali hızla kayboluyor •. sesini o uzayıp giden yeknesaklıktan çıkarıp biraz yükseltmişti. mesafeli ve tehditkar görünümüne bürünüyordu. Kimi zamanlar raporlar isteyerek.

çevresinde bulunanlara yurtse214 verlik üzerine bilgece ve derin anlamlar yüklü söylevler verme fırsatını bulmalıydı. gerçeğinin kusursuz bir modeli olmuştu. Maliye vekili Abdül Haki* ve çalışanlar vardı. Daha azametli ve can sıkıcı olmuştu. "Uyurken onu inceliyorum. bu adam bir yurtseverdi. Bir rezervuara sahip olması gerektiğine karar verdi. eli açık davranmıştı. kendini kötü hissettiği zamanlar hırçın. rezervuar ilk verilen maliyet fiyatının iki katına çıkmıştı. Büyük Türkiye'ye ilişkin tatkularında. "Gazi'yi bunalmış. "Marmara Denizi modelinde bir rezervuar yapın" diye emretti. Kötü gecelerinden sonra. Marmara Denizi'nin bir modeli olmalıydı. . uykusuz. Mustafa Kemal öfkelenmeye başlamıştı. Onsuz bizi yaşatmazlar" diyordu.ve hayallerinde mahrem dostlarının hiç yeri yoktu. Çoğunluğu aşın derecede çürük ve güvenilmez nitelikteki ticari işlere katılıyordu. Çok değişmişti. Hırçınlığı kayboluverdi: Kuşkusuz. Örnek çiftliğinde her şeyi istediği gibi tasarlayıp yaratabiliyor ve kendisi başardığı an bütün Türkiye'nin bir gün ulaşacağı sının gözleyebiliyordu. Yakın çevresinden." Mösyö Yencke emri yerine getirdi. Buna rağmen. Bu. ama eserine ve bunun başarısına ihtirasla inanmaktaydı. Daha önce İsviçre'de bu tür bir şey görmüş olan biri "Cenevre Gölü şeklinde bir rezervuar yaptırın" dedi. hatta aptallığa varacak bir manasızlıktaydı. Mustafa Kemal . İstanbul'daydı! Bir an önce'buraya gelmeliydi! Mösyö Yencke trenle yaptığı yolculuktan sonra. LXVI Mustafa Kemal yaşamını adeta su geçirmez bölümlere ayırmıştı. Diğerindeyse yakın çevresiyle kadınları. "Ve ölçülerin tam olarak doğru olmasına dikkat edin. Mösyö Yencke neredeydi? Yencke. Söylediklerinin ve yaptıklarının çoğu mantıksız. gölet Cenevre Gölü'nün değil.onları birbirlerinden uzak tutuyordu. ve kendisimde'onun karşısında. Su sıkıntısı çekiliyordu. fikir mükemmeldi. O gün aşın derecede hırçındı. şafağa kadar içki içtikten sonra. fikirleri de çoğunlukla çocukça oluyordu. bu çok pahalı idi." Ne ki. çok büyük bir paraya mal oldu. inatçı davranıyor. Sıcak bir yaz sabahı yine çiftliğe gitmişti. Mustafa Kemal bu fikri çok tuttu. yeni demiryolları ve en yeni makinelerin tanıtıldığı sergiler yapılmasını planladı. Para konusunda açgözlü davranıyordu. Mustafa Kemal onunla pazarlık etti.* İsmet İnönü hükümetlerinde' çeşitli kereler Milli Müdafaa ve Maliye vekillikleri yapan AbdüBıalik (Renda) Bey olmalı (ç. fakat. Ne kadara mal olacaktı? Yencke bir hesap çıkarttı. onu durduran etkenlerdi. kızgın yaz güneşi altında. diğeri eğlence ve kibrini tatmin etmeye yanyordu. Yencke. kavun karpuz tarlaları sulanıyor ve kendisi de çoğu günler büyük bir zevkle onu seyrediyordu. o ölürse hepimiz öleceğiz. Buradan inekler ve koyunlar su içiyor. gerçek dışı. eli sıkı olmaya başlamıştı. otuz altı saat içinde Ankara'ya ulaştığında. derhal bir rezervuar yapma emrini aldı. hem de derhal. Bir tarafta İsmet. Yencke miktarda İsrar etti.ni yollar. halkının ataietcbnlann açlıktan ölme sınırından biraztyukarda sefalet içinde yaşamalarına yol açan yoksulluğu. 1921 'de hiçbir şeye sahip olmamakla övünmüştü: Sahip olduğu her şeyi milletine-vermişti. Çünkü biliyorum ki. Avrupa'ya gitmekten ya da yolculuktan bahsettiği zaman da korkuyorum. Fevzi. Bütün hatalarına ve egoizmine karşın. Gazi'nin inşaat işlerinin çoğunu yapmış olan Holtzman'ın ajanıydı. Bu. sapsarı bir yüzle hasta bir halde çiftliğe giderken görünce korkuyorum. azaltması gerekiyor du.) 215 . Bir tanesi çalışma ve Devlet görevlerine aitti. Fakat kısa bir süre sonra hançerler yine çekiliyordu. İsmet!le Fevzi bizi asacaklar. Ama artık cimrileşmeye. iki tarafı birbirinden ayn tuttuğu sürece çevrede barış hüküm sürüyordu. iyi olduğundan böylece emin olabiliyorum. Fakat paranın olmayışı.n.

tapınmaya benzer saygıları kendisine bir kuvvet ilacı gibi tesir ediyordu. erkekçe kusurunu. zenciye benzeyen biri vardı. 216 yüzleriyle şafakta sendeleyerek çıkıp gitmelerini tüyleri ürpererek seyrederdi. (ç. İyi olduğu zamanlar da. Tek adama dayanan bir yönetim daima büyük ölçüde can güvenliği tehlikesini de beraberinde getirir. sigara dumanıyla dolu odalarda içki içip kağıt oynardı. Onların taşkın övgülerinden.Görülüyür ki. her zaman hazır olan alkışlarıyla eğleniyordu. "O. Ali utanç içindeydi. ama bütün bunlara rağmen o güçlü ve kararlıydı. Selanik'de Emniyet Müdür muavini olan ve Suriye'den geldiği zaman Mustafa Kemal'i Abdülhamid'in hafiyelerinden kurtaran Cemal. Karamsar olduğu zamanlar onların abartılı. Mustafa Kemal kendisine iltifat edilmesinden hoşlanıyordu. bir güneştir" diyordu geri kalmamak için. * Bu olayı Salih Bozok'un anılarında izlerken. olacağını hiçkimse tahmin bile edemiyordu. zalim. Amstrong iki Ali'yi sık sık birbirine kariştınyor. Trablusgarb'de ona hizmet eden Nuri* de bu çevrede yer alan kişilerdi. solgun * Nuri Conker (ç.)." Mustafa Kemal onlardan ruh halini sürekli takip etmelerini istemişti. Biri muhafızı iterek salona girdiği zaman. Saat çok geçti. "O. _C_oğunlukla onların kanlanmış gözleri.n). kendilerinin ideal lideriydi.n. "Bir Güneş ki dünyayı doldurur ve yaşamlarımızın en ufak noktasını bile aydınlatır. ~ Ali içeri girip. Latife gittiğinden beri hiçbir kadına bağlanmamıştı. Yakın dostlarının tehlikeli kişiler olması nedeniyle. Gülümsüyorsa. içerdeki odada yakınlarından birkaçıyla kağıt oynamaktaydı. ani öfkeyle ateşlenebilecek bir silah bir gece Gazi'nin ölmesiyle sonuçlanabilirdi. Bir tanesi. bir asker-hükümdar ve fatihti. Özel yaşamı herkesçe biliniyordu.Bunları birinci sınıf serseriler ve üçüncü sınıf asalakların sağlıksız karışımı olan kaba ve bayağı bir çevreydi. şapkasını çıkardı. İsmet ise reddetmiş. masalarda para ve iskambil kağıtları saçılmış. o sırada onunla Suriye'de bulunan Müfit Lütfi. kılıbıkça erdemlere tercih ederlerdi. Onun bu gürbüz. bir dizi önemsiz asker de bulunuyordu: Örneğin. İsmetle münakaşa etmişti. Yalnızca onu tatmin etmek için oradaydılar. yani Kel Ali olduğunu görüyoraz. Ali dikkatle odaya göz gezdirdi. tam anlamıyla bir alçak olan küfürbaz ve hilekar bir gazeteci ile ayık olduğunda iyi bir ticaret kafasına sahip olduğu halde sarhoşken ağzı çok bozuk. Beriki de. onlar üzgün olmalıydılar. 217 . . Dünyanın ve bütün Tarihin En Büyük Askeri'dir" diyordu. sefih. Temel kusuru. Bir gözünde eskisinden de belirgin hale gelen kayma. kendisine bağımlılıklarından bir tür haz duyuyordu. o. söz konusu kişinin Ali • Çetinkaya. eğlenceli bir şivesi olan gürültücü ve zampara bir Çerkeş. Kapı açıldı. bütün ulusun kusuruyla aynıydı. yarı sarhoş adamların arasında çıkacak bir münakaşada hemen silahlar çekiliyordu. bir kaza kurşunu. Oda sessizdi. Kendisi ve bir arkadaşı için hükümette bir görev istemişti. Bunlardan başka. Alman firmasının sağladığı elektrik ışığı titrek ve kararsızdı. Mustafa Kemal'in pek de mazbut olmayan özel yaşamı çerçevesinde bu tehlike daha da büyüyordu. ama bunun yalnızca onu biraz daha popüler yapmaktan öte bir etkisi olmuyordu. kaba ve kinci olabilirdi. O zaman Türkiye'ye ne. neşelenmeliydiler. Yakın dostları da yağdırdıkları övgülerle ona istediğini veriyorlardı. Onlarla yerde izmaritler. onu daha korkunç ve tehditkâr gösteriyordu. her zaman atalarının en eski iftihar vesilelerinden biri olmuştu. Akşam yemeği sona ermişti. Zamparalık. onlar kendisini göklere çıkarttıkça. Tehlike bir akşam açıkça kendini gösterdi. Mustafa Kemal. kölece hizmetlerinden.. Kadınlarına gelince. Türkler incelikten uzak Şarklılardı ve Mustafa Kemal'i çok iyi arılıyorlardı: O. Eğer kendisi huzursuzsa. Aralarında Ali (Darağaçcı Hakim) ile kabadayı tavırlı Ali. en uzak köşede oturan Mustafa Kemal hala kımıldamamıştı. Oturması için bir sandalye gösterdi. ardından ya işinin başına döner ya da atını isteyip sabah rüzgârında örnek çiftliğine giderdi. Odanın havası sigara dumanıyla ağırlaşmıştı. bunlar zavallı ucuz yaratıklardı. bu külhanbeylerden hiçbirinin kendi işine karışmasına izin vermeyeceğini açık açık söylemişti.

bu aşağılık kavganın patırtısı içinde. Hepsinden önemlisi. O da Ali'yi sertçe kendisine gelme si için uyardı. İsmet'e sövüp saydı. Padişah'm sarayından uzun zamandır tasarladığı köklü bir reformu başlatacaktı. Tabancasını çekmesinden önce. etkinliğini yitirmeye başladığını anlamıştı. cesaretini toplamak için içki içerek gelmişti. Bozkurt'a ağızlık takılarak susturulmuş olduğunu ve Çankaya'ya zincirlendiğini.Doktoru onu artık içkiyi azaltması gerektiği konusunda uyarmış ve bir hava değişiminin iyi gelebileceğini söylemişti. homurdanarak onu tekme tokat dövdüler.Ali. Kalp kriziyle birlikte iki kez baygınlık nöbeti geçirmişti. Saygısız bir tarzda bacaklarını ayırarak oturdu. Bütün bu hengame içinde. yolculuk etmek. Çankaya'daki yaşamdan. 219 Mustafa Kemal. Birisi ona içki verdi. Ali çok sarhoştu. Mustafa Kemal bütün gece çok keyifliydi. Kendisi ve arkadaşı için kabinede birer bakanlık istedi. yaşam buydu! . Çankaya'da kendisini ülkeden fazlasıyla soyutlamıştı." Yüzü asık ve vücudu sıçramaya hazırlanmış gibi gergin. Mustafa Kemal kımıldamaksızın oturdu. karmaşık Arap düşüncesi ve Farça'nın yapaylığıyla ellerinin kollarının bağlanmasına yol açmıştı. denetleyen güç ve bütün herkesin Üstünde yükselen reis olmalıydı. LXVII sa köşkün aşağısında el değmemiş halde uzayıp giden san ovalan gerisinde bırakarak. Mustafa Kemal'e şikayet etti. < —Ali. haykırarak. politikadan uzak durmasını emretti. kendisi ortadan kalkacak'olursa. pek az yabancı göze alabiliyordu. Halkla temasını kaybetmiş durumdaydı. Türkiye'deki tüm düşünceyi temelinden değiştirecekti. okuma yazma din adamlarıyla birkaç entellektüe-lin tekelinde kalmıştı. Sesi salonda çınladı: "Tabancasını alın ve buradan defedin. Türkçede kullanılan Arap harflerini Latin alfabesiyle değiştirecek. Türkler'in adeta bir duvarla Batı'dan ayrılmasına. Tehlike. böylece tüm Türk yazınında. Karmaşık Arap yazısı öylesine güçtü ki. bu yaşamın usandırıcı tek düzeliğinden bıkmaya başlamıştı. İsmet'in konuşma tarzına içeri emişti. başa çıkılması gereken adamlar ve sahnenin tam ortasında egemen bir adam: İşte. onu dışarıya. İsmet'ten yakındı. bu. dil öylesine girift bir hale gelmişti ki. Odadakilerin şerefine kadeh kaldırdı ve içkiyi bir dikişte içti. salona sürüklediler. Canlandı ve silkindi: Hiç kimsenin kendi yerini gasp etmesine izin vermeyecekti. Mustafa Kemal'e. Sürekli ve çok miktardaki içkinin etkileri ortaya çıkıyordu. Hiç kimse onunla yanyana durmayı bile aklına getirmemeliydi: O. Ali dehşete kapılmış bir halde sürünerek kapıya kadar ulaştı ve kendini dışarı anı. Sandalyesi ile birlikte arkaya devirdiler. Sadece kısa bir süre için bile ol218 . devlet işleri üzerindeki denetimini fazlasıyla gevşetmişti. Çoğu kişi onun sadece görünüşte lider. Eli pantalonunun arka cebine gitti. de. yaşamı ve halkı görmek istiyordu. Ardından masanın karşısında oturan Mustafa Kemal'e hitap etti. Mustafa Kemal hırsla ona döndü ve kendi işine bakmasını. Sonra aniden kapıya çıktı. daha önce olduğu gibi kamuoyunun gözündeki saygınlığı sönmeye başlamıştı. Türkler'in birbiri arasındaki tüm yazılı iletişimde köklü bir devrim yaratacaktı. Hastaydı da. İsmet'in derhal onun yerine geçeceğini ima etti. en büyük olmalıydı.-asıl yönetenlerin İsmet ve bakanları olduğunu bile söylemeye başlamışlardı. tüm dikkatleri toplayacak bir dönüşle yine sahne ışıklarının altına girecekti: İstanbul'a gidecekti: Burada. ama bu sözleri açıkça duydu. O merkez. Türkçeyi öğrenmenin gerektirdiği büyük çabayı. Milletin yüzde onu bile okuma bilmiyordu. Kendi başına Musta fa Kemal'in teklifsiz dostlarının icabına bakamayacağını bildiğin den. pek az Türk herhangi bir Batı dilini öğrenebiMydrdu. ona doğru yürüdü. saygınlığını yitirmiş biri olduğunu. fakat hızlı bir atıcı değildi. İsmet sağırdı. Sahneye dönmeye karar verdi. diğerleri onun üstüne atıldılar.

Mustafa Kemal'in büyük bir hayali vardı. Kolunun bir hareketiyle bütün bu sorunları yerle bir edebilirdi. Bütün halkını eğitimsizlerle eğitimlileri, din adamlarıyla hammallan yeniden okula gönderecekti; hepsinin okumayı ve yazmayı öğrenmesi gerekiyordu. Bilginin muazzam giriş kapısını önlerine açacak ve bu kapıdan başarıyla geçmeleri için onlara öncülük edecekti. Hazırlıklara başladı. Özel ve sosyal yaşamında daha mazbut ve edebli davranmaya başladı. Yakın çevresiyle kadınlarına daha az vakit harcadı. İçkiyi ve kağıt oynamayı azalttı ve daha fazla uyumaya başladı. Sağlığı düzeldi.Yine işbaşında ve yine mutluydu. Büyük bir titizlikle Batı dillerinin alfabelerini inceledi: 1924'de Baku'deki bir konferansta Sovyet Cumhuriyetleri Orta Asya'daki tüm Tatarlar'ın kullanması için Latin alfabesini benimsemişti. Mus tafa Kemal onların sistemini öğrendi. Dil uzmanı profesörleri getirtti ve onlarla birlikte Türkiye'nin ihtiyaçlarına uygun Latin harflerinden oluşan bir alfabe hazırladı. Mustafa Kemal bu harfler üzerinde ustalaşıncaya değin, her gün saatlerce çalıştı. ; Artık hazırdı. 1928 yılının yaz tatilinde hükümet, Ankara'nın tozundan ve sıcağından ayrılıp İstanbul'a Boğaziçi kıyısına taşınacaktı. İstanbul halkı Ülkenin Kurtarıcısını, Gazi'yi selamlamak için kitleler halinde sokaklara aktı. 1919'dan beri kente gelmemişti. Bayrakların dalgalandığı, topların selam atışları ve kalabalığın sevinç gösterileri yaptığı sokaklardan muhteşem bir törenle ağır ağır geçip, Boğaziçi'ne indi ve Dolmabahçe'deki Padişah sarayındaki ikametgahına geldi. Alışıldık çalışma tazını sürdürdü: Dikkatli hazırlıklar, iyi seçilmiş bir fırsat ve tiyatrovari bir başlangıç; ardından öğretmen rolünü oynayarak ikna çabalan, güzellikle yola getiremediği takdirde insafsızca zor kullanarak, dürterek harekete geçirme. Tüm sosyeteyi sarayda verdiği .bir konferansa davet etti. Balo salonunun bir köşesine bir platform ve sandalyeler konuldu. Dinleyici-' ler arasında meb'uslar, memurlar, üst düzey din adamları, gazeteciler, yazarlar, öğretmenler, sosyete hanımları ve varjıklı tüccarlar bulunu220

yordu. Platformun üzerine konulmuş sandalyelere,. İsmet ve hükümet üyeleri ile Meclis Başkanı Kazım ve onun yanında da Mustafa Kemal dizilmişti. Platformun diğer ucunda bk kara tahta ile bir kutu tebeşir duruyordu. Mustafa Kemal ayağa kalkü. En iyi giysilerinden birini giymişti; üzerinde bir redingotla sabah kıyafeti vardı; aynı zamanda en iyi ruh hali içindeydi. Dinleyicilerine neden hepsini buraya davet ettiğini belirten kısa bir açıklama yapıt; Arap yazısının güçlükleri ve dezavantajlanyla Latin alfabesinin avantajlarını anlattı. Sonra kara tahtanın üzerindeki yeni alfabenin noktalarını, çengellerini ve bağlantılarını açıklayarak nasıl kullanılacağını bizzat yazarak gösterdi. Dinleyicilerden rastgele iki kişiyi çağırıp yeni alfabenin nasıl kullanacağını bk kez daha açıkladı ve tahtaya adlarını yazmalarını istedi. Çok iyi bk öğretmendi: Açık, kesin ve öğrencileri üzerindeki hakimiyetinden emin, onların beceriksiz çabalarına karşı şakacı ve alaycı. .Dinleyiciler bütün dikkatleriyle derse katıldılar. Her birinin güzel bk öğle uykusu çekiyor olacağı bütün o sıcak, uyku verici öğleden sonra saatleri boyunca hiçbiri ne kestirdi, ne de dikkatinin dağılmasına izin verdi. Bunu yapanın başı derde gkebilkdi. Gazi'nin verdiği talimatları adeta yutarcasına dinlediler; şakalarına ve alaylarına gürültülü kahkalar attılar. Bütün İstanbul, yeni yazıyı öğrenmeye koyuldu. Mustafa Kemal kara tahtası ve tebeşkleriyle yolunun üstündeki kentlileri ve köylüleri çağırtıp açık alanlarda dersler verdiği, daha önce hiç yazı yazmamış insanlara kendi adlarını yazdırdığı büyük bk ülke turuna çıktı. Çabaları, İstanbul gibi ülkenin her yerinden ses getkdi. Bu fikk, tüm ulusun hoşuna gitmişti: Zenginliğin ve refahın altın anahtarı işte buydu. Yeni yazının öğrenilmesi her şeyin önüne geçmişti. Büyük bk heyecan çığı halinde, bütün ülke okullara aktı. Köylüler, çobanlar, hammallar, esnaf, gazeteciler, politikacılar, hepsi aynı düzeyden başlayıp Öğrenme çabasına gkişmişlerdi. Genci, yaşlısı camilerde, kahvelerde, meydanlarda ellerinde bk taş tahta ve kalem ya da bk parça tahta ve tebeşk, oturmuş büyük A'lar ve B'ler yazıyor, yüksek sesle 221

heceliyor ve büyük bir ağır başlılıkla ayrıntıları tartışıyordu. İsmet'in onu yan istihzayla adlandırdığı gibi, Mustafa Kemal "Baş. öğretmen "di. Halkı teşvik ve sevk etti. En iyi sonucu aldığı kişilere ödüller verdi. Yeni yazıda ustalaşanlara memurluklar vaad etti. Başaranların önüne açılan muhteşem geleceği anlattı. Dans partnerleri, elindeki dilekçeyle bir meb'us, derdini anlatan bir köy muhtarı, kısacası yanına bir vesileyle yaklaşan herkesi sınavdan geçirme fırsatını hiç kaçırmadı. Bir keresinde bir balonun ortasında dansı bırakıp bir tahta ve tebeşir istedi ve ders verdi. Ondan sonra yeni yazı konusundaki başarısızlığın cezaya, mevki kaybına hatta yurttaşlıktan çıkarılıp sürgün edilmeye yol açacağı bir tarih belirledi. Mahkumlar cezalarını tamamlasaiar bileLatin harfleriyle okuma ve yazmayı öğrenmedikleri sürece serbest bırakılmayacaklardı. Ülkeyi bir baştan diğerine gezerek, her gün ve her gece uzun saatler boyunca şaşırtıcı enerjisiyle halkına ders vererek çalıştı. Bir kere daha toplumun odak noktası olmuştu. Her göz yine onun üzerine dikilmişti. Sahneyi ele geçirmişti.

Lxvra
Bu sürekli çabalama sıradan bir insanı yıpratabilir^!, ama Mustafa Kemal kesinlikle gevşemedi, îşi biter bitmez, derhal mahrem dostlarını toplayıp eskisi kadar çılgınca olmasa bile yine içki ve oyunlu yaşamına başladı. Sarayda resepsiyon verildiği geceydi. Dinleyicilerine üç saatlik ders fazla gelmişti, fakat Mustafa Kemal yaşam doluydu. Akşam yemeği ve oyun oynamak için iki diplomatı davet etti. Bir masada onlarla oyun oynuyordu, mahrem dostları çevrelerini almış, içki ve sigara içerek oturuyorlardı. Ara sıra kadınlardan biri içeri giriyordu. Mustafa Kemal olanların farkına bile varmıyordu. Kendini oyuna kaptırmıştı. Her zamanki gibi kazanıyordu. Ortaya sürülen para yüksekti; kazanç yığını hızla yükseliyordu. Siyah gece, günün ilk ışıklarında erirken hâlâ oynuyorlar ve hâlâ Mustafa Kemal kazanıyordu. 222

Yüzleri solgunlaşmış ve yorgun düşmüş diplomatlar gitmek üzere ayağa kalktılar. Mustafa Kemal gerindi. Kendini oyuna öylesine kaptırmıştı ki, gecenin sona erdiğini bile fark etmemişti. Eski Padişah hareminin bulunduğu odaların üstündeki tirizlerle bölünmüş pencereye doğru yürüdü. Yüzünde hiçbir yorgunluk belirtisi yoktu. Gözleri her zamanki çatkın ifadesiyle bakıyordu. Aşağıda, birkaç yıldızın Ölgün ışığıyla beneklenmiş Boğaziçi simsiyah, pırıltılı akıyordu. Karşıda, Anadolu kıyısı, şafağın aldatıcı gri ışığında siyah görünüyordu. Balıkçı filosu Karadeniz'e doğru, yoluna gidiyordu. Simsiyah suyun sessizliği içinde küreklerin ıskarmozlarda çıkardığı gıcırtıyı, adamların konuşmalarını rahatça işitebiliyordu. Bir halatı çekerken hep birlikte bağıran adamların sesini duyabiliyordu. Masaya döndü. Bir süre kazandığı paralara baktı. Bir el hareketiyle hepsini bir araya yığıp, masanın ortasına getirdi. "Size ait olardan ayınn" dedi, "ve geri alın." Bu Boğaz'daki Padişah sarayındaki Doğulu hükümdarın jestiydi. Diplomatlara iyi geceler dileyip çalışma odasına geçti. Programda erkenden çıkılacak bir eğitim turu ve daha önce de tamamlaması gereken bir sürü iş vardı. .

LXDC Mustafa Kemal yan yarıya iş başına geçerek, ülkeyi gittikçe* daha fazla reformlara doğru sürüyordu. Bütün sanatlar çağdaşlaştınlmalıydı. Din adamları, ihsanın resmedilmesin! dört yüz yıldır yasaklamışlardı. Kendi heykellerinin yapılmasını emretti. Ankara'da çıplak modellerle çalışacak karma bir sanat okulu açtı. Batı müziğini yerleştirmek istiyordu. Türkler'in Araplar'dan öğrendikleri genizden gelen, kedi sesine benzer yüksek sesten vazgeçilmeliydi. En son çıkan Viyana valslerini, son moda zenci cazını ve fokstrotu ülkeye getirtti.

223

Herkesi -bakanları, meb'usları ve bürokratları- bunlarla dans etmeye mecbur etti. Dans etmek, uygarlığın Ölçütüydü. Eğer genç adamlar mahcup bîrlftalde bir kenarda duracak olurlarsa, onlara partnerler buluyor ve dansı bizzat açıyordu. İyi ailelere mensup genç adamlara nasıl iyi bir kavalye olacaklarını öğreten; ritm duygusuna sahip olan ve kekelemeyen genç kızlara da dans partneri olmayı ve sohbet etmeyi öğreten okullar açtı. Bir çok yetim kızı manevi evlat olarak benimsedi. Kimileri dudak büküp kötü yakıştırmalar yaptılar, ama onları görmüş olan diğerleri, bunu gerçek anlamda yurtseverce bir jest olarak değerlendiriyorlardı. Bu kızlar iyi bir Türk olmanın ilk şartı olarak usta birer dansçı olmayı öğreniyorlardı. Türk danslarının da çağdaşlaştırılmasına karar verdi. Zeybek, balo salonlarında oynanacak şekilde uyarlanmalıydı. Fakat zeybek, yabanıl dağlıların bir kamp ateşi çevresinde, bıçakları ağızlarında olduğu halde yaptıkları tehlikeli bir oyun olduğundan bir içki partisinden sonra balo salonunda oynanmak için pek uygun bir oyun değildi. Dans konusunda Gâzr yalnızca bir kere tereddüde düştü*. Yoksa Batı uygarlığı onu yanıltmış mıydı? Mustafa Kemal uzun zamandan beri, yalnız kadının kurtuluşunu değil, fakat aynı zamanda onların tüm devlet işlerinde yer almalarını da sağlamaya azmetmişti. Onları peçelerini çıkarmaları ve ortalığa çıkmaları için teşvik etti. Yerel seçimlerde oy kullanma hakkını verdi ve genel seçimler için de bu hakkı vereceğini vaad etti. Halk Fırkası'nda üye olarak, erkeklerle aynı düzeyde yer almalarını sağladı. Hukukçu ve doktor olarak yetişmelerine yardım etti. Ankara'da iki kadın, hakim olarak atandılar. Dört kadın, İstanbul belediye meclisi üyesi olarak seçildiler. Kızkardeşi Makbule ve en gözde manevi evladı Afet, ona yardımcı oldular. Onlarla birlikte, sosyal hizmet okulları açtı. Çocukların çalıştırılmalarının, meyhane, kahvehane ve denetimsiz sinemalara alınmalarının yasaklanmasına ilişkin bir çocuk hakları
* Büyük ve uygar bir Batılı devletin ünlü bir diplomatının, zarif bir partnerin önerisine karşın dansedemediğini görmüştü. 224

yasası hazırladılar. Her yıl bir haftalığına her hükümet görevlisinin yerini bir çocuğun aldığı ve devletin çocuklar tarafından yönetildiği bir Çocuk Bayramı tesis ettiler. Mustafa Kemal, bir kez daha Halk Fırkası'nın ve devletin faal başkanı olarak çalışmalarına hız verdi. Her konuda raporlar hazırlattı; bakanları, meb'usları, daire başkanlarını çağırttı; tüm kontrolün • kendisinde olması için bütün kararların önüne getirilmesini talep etti. Muhalefetle karşılaştı. Çankaya'da kendisini soyutladığı aylar boyunca, İsmet devlet yönetiminde gittikçe daha fazla söz sahibi olmuştu. İşleri Mustafa Kemal'e devretmeye yanaşmadı. İsmet ne MustafaKemal'in zekasına ne de dehasına sahipti. Çoğu bakımlardan aşın derecede aptal ve cahildi. Kafası ve deneyimi olan hiç kimsenin düşmeyeceği hatalara düşüyor, fakat hiçbir şekilde tavsiyelere kulak asmıyordu. Ona göre tavsiye, muhalefet demekti; hemen eziyordu. İktidar, kendi yeteneklerine karşı onda büyük bir inanç yaratmıştı. Eskişehir önlerindeki siperlerdeki halim selim ödün vermez kumandan gitmiş, yerine geçimsiz ve dogmatik bir buyurgan gelmişti. Sağlığı ve onunla birlikte tabiatı da bozulmuştu. Yabancılardan nefret eden bir aşırı milliyetçi olarak görüşlerinde iyiden iyiye katılaşmıştı. Ne ki, kesinlikle dürüsttü, aynı zamanda en .az Mustafa Kemal kadar ısrarcı, dik başlı ve kararlı olmuştu. Düşündüklerini söylemekten çekinmiyordu. Mustafa Kemal'i devlet başkanı olarak kabul etmekteydi ama. ona yürütme erkini geri vermeye yanaşmıyordu. İlkeleri şöyle özetlenebilirdi: "Gazi temsil etmekle birlikte, Devlet'i asıl yöneten hükümettir." Bu sözünü Gazi kısaca şöyle yanıtladı: " Ben yönetiyorum " İki adam arasında sürekli bir geçimsizlik vardı. Zaman zaman kavgaya dönüşen bu anlaşmazlıkta, Fevzi aralarına girerek barışı sağlamaya çalışıyordu. Mustafa Kemal, 1930 yazında hükümetin İstanbul'a taşınmasını emretti; İsmet ise bütün bakanlarına Ankara'da makamlarında kalmalarını emretti: Mustafa Kemal dışardan dönen tüm diplomatik temsilcilerin, raporlarını doğru
225

. İngiltere'deki pek çok nehre verilen Ouse (uz-ç. bol miktardaki tatlı şampanyayla rakı. hükümet hiç sevilmiyordu. İsmet ise bu raporların ancak kendisinin • aracılığıyla gönderilebileceğinde ısrar dır etti. ciddi bir dille. Çevresini kendisini pohpohlayan. hatta Amerikalılar Türk kökenliydi. Almanlar. Gazi. "Hükümet Meclis'in ne içinde ne de dışında tartışılmasına izin vermiyor" cevabı verildi. ancak. "Eleştirilerinizi ya da sorulamzı doğru yerde. Bilimadamlarmın Türkler'in Japonlarla ya da bazı karanlıkta kalmış Çin kabileleriyİe akraba olduklarına ilişkin son bulgularını ince bir alayla çürütmüştü. tıpkı o akşamki gibi en anlamsız sözleri söyleyebiliyordu. İsmet'e döndü. orduya haftalardır maaş ödenemiyordu. tren seferlerini ıslah etmiş. Olağanüstü neşeli bir balo olmuştu. Gazi'ye yaptığı bir ziyarette konuyu tekrar açmıştı. "Burası siyaset yapılacak yer değil" dedi birdenbire. herkes dans etti. Yakın çevresi ve Mustafa Kemal'in mahrem dostları da siyasete ve devlet işlerine burunlarını sokarak gerilimi artırdılar.) adı. 227 . İzmit Körfezi kıyısındaki bir köy olan Yalova'da geçiriyordu. İsmet ise onlara raporlarım bağlı oldukları dairelere vermelerini emretti. bir otel yaptırmış ve Roma hamamlarını onanmıştı. Aralarından bazıları onun gaibten haber verme gücüne sahip olduğuna bile inanmaktaydı. muhalefet edilmeye alışkın değildi. Son derece ağır. Hazine bomboştu. İsmet ise eğitimsiz ve kaba biri olmasına rağmen bir başka adayın üzerinde ısrar etti.kendisine getirmelerini emretti. Taşkent'le aynı kökten geliyordu. Mustafa Kemal birinin Maarif Vekili olmasını istedi. öğrencilerinin bulunduğu bir sınıfta ders veren birdilbiiim uzmanı gibi ara sıra iki parmağını şakağına dayayarak İngilizler'in Türk soyundan geldiğini açıkladı. zaman zaman ayaklarının yere basmak zorunda olduğunu unutması çok doğaldı. İsmet onların müdahalelerine şiddetle karşı koydu. Konuşma konuları genelleşti. Herhangi biri onun fikirlerine ters düşmeyeli çok uzun zaman olmuştu. LXX 1930 yazında. Mustafa Kemal. Siyasete ve hükümetin belirli faaliyetlerine kaydı. Fethi ya da başkası. Bir Kahin haline gelmişti -ve kahinlerin çoğu gibi sık sık en yıkıcı yavan sözleri ortaya koyuyordu. yani Meclis'te cevaplayacağım. "Bu sorunları niçin Mecüs'in önüne götürmüyorsunuz?" diye sordu Gazi. Fr Ansızlar. aralarındaki geçimsizlik doruğa tırmandı. Mustafa Kemal. 226 Çok keyifli bir ruh hali içinde bulunuyordu. Hava gerginleşmiş. katılığı ve sağırlığı Mustafa Kemal'i çileden çıkartacak kadar sinir bozucuydu. tsmet'în yönetimi altındaki Türkiye'nin felakete doğru sürüklendiğini belirttiği bir protesto mektubu göndermişti. Bütün uygar ulusların kökeni olan Turan ya da Türk soyundan geldiğine ilişkin en gözde teorisini açıklamaktaydı. Yeni yollar yaptırmış. Dinleyicileri onu birer öğrencisiymişcesine sessizce oturmuş dinliyorlardı. azametli güveni. O yaz Mustafa Kemal tatilini İstanbul'un biraz dışında. Yalova'yı birinci sınıf bir sahil beldesi yapmak.küçük adam bu söze karşı kendini savunmadı. Kahin saçma sapan konuşuyordu. Karadeniz kıyısında yaşamış olan bir Türk kabilesinin adından alınmıştı.ve bazan. Kent şehrinin adı. İstanbul'un elit tabakasının Yalova'ya gelmesini teşvik etmek için bir balo verdi. baloyu daha da canlandırdı. Fethi ve birkaç dostunu kendisine katılmak üzere bulunduğu odaya çağırttı. eleştiri olarak sert sözler sarfediliyordu. Çoğu ona tamamen inanıyordu. abartılı övgüler düzen minnettar ve hayran bir grup temelinde soyutlandığından. İsmet'siz yapamazdı. o yılki hobisiydi. tartışma şiddetlenmişti. hükümete ilişkin raporların doğrudan kendisine gönderilmesini emretti. Davetliler gittikten sonra Mustafa Kemal İsmet. böyle yapacak birini bulursanız. fakat İsmet'in dikbaşülığı. Paris Büyükelçisi olan Fethi.

yalnızca hükümetin sonunu hazırlamak anlamına gelebilirdi. dışarda dostça birlikte yemek yemeliydiler. bu halkının eğitimine yönelik büyük eseri için de ileri bir adım olacaktı. İngiliz sistemini inceledi ve uygun buldu. Kent halkı ve memurlar şaşkınlık içindeydiler. denemenin İzmir'de başlatılmasını emretti. Bu. ekonomik ve mali çöküntü nedeniyle tam bir felaketti. Fethi'nin önderliğinde hükümete şiddetle hücum ettiler. Gazete idarehaneleri taşlandı ve yakıldı. İkinci adım. son altı yıldır yapılan seçimlere gülüp geçiyordu. Bütün bunlar. LXXI Mustafa Kemal deneyini özenle hazırladı. toplanmış olan kalabalığı dağıttı. pek çoğu tutuklandı. Fethi'ye bütün imkanların sağlanması için emirler verdi. Ankara'daki Meclis'te atıldı. Bir muhalefet partisi kuracaktı. Altı yıldır ülkeyi Halk fırkası yönetiyordu: Sonuç. kendi temsilcilerini seçme ve kendi kendisini yönetme hazırlığı idi. Başkanlık kürsüsünde "Başöğretmen" olarak olayı idare eden Mustafa Kemal oturuyordu. katı mutlakıyeti anayasal bir hükümete dönüştürecekti. Bu partiye "Serbest Cumhuriyet Fırkası" adını verecekti. Fethi konuşma yapmak için oMya gitti. Parlamentoda muhalefetin varlığı. Çoğu kişi. Gazi. artık büsbütün azametli biri olmuştu. siyasete ilişkin sahip oldukları düşüncelere kesinlikle tersti. özellikle yabancılar. emniyet sübabı işlevi görebilirdi. Bu denemeyi bizzat kendisi yönetecekti. Fethi ve İsmet ile partilerinin ileri gelenlerine ayrıntılar hakkında dersler verdi. onların bütün deneyimlerinden farklı bir şeydi: Hiçbir hükümet bir muhalefete izin vermemişti. halkın yalnızca kendi seçtiği adaylara oy vermek zorunda olması nedeniyle. hatta alkışlanması için şakşakçılar bile tuttu. Meclis'te Fethi. Halkın bu partiye katılmasını istediğinin bilinmesini sağladı. ülkenin gelirinden çok daha fazlasını işe yaramaz yollara. parlamenter bir hükümetin nasıl işleyeceğini gösteren bir derse benzemeliydi. halkın kendi sorumluluklarını üstlenmesi gereken zaman geldiğinde. Bu seçimler. Bazı çirkin gösteriler oldu. Türkler'in siyasal anlayışını. Dahası. gereksiz demiryollarına ve belediye parkları gibi pahalı oyuncaklara 229 . O gittikten sonra Mustafa Kemal kalıp konuşmayı sürdürdü. Bu. Fethi'yi seçti. Yerel güvenlik görevlileri.anayasal bir muhalefet örgütleyim ve karşıma çıkarın" dedi. iki tarafı da gözetmeleri isteniyordu. toplantıya dinleyicilerin katılımını sağladı. Ülkede pek çok şeyin yolunda olmadığı ve hoşnutsuzluğun arttığı açıktı. Sonunda hazır olunca. öfkeli bir meydan okumaydı. İsmet'e istediği kadar sövüp sayabilirdi ve İsmet de ona aynı şiddetle cevap verebilirdi. halkına olan inancının doğruluğunu ilk kez gerçek anlamda sulayacaktı. bu yenilik. bir tanesi de vuruldu. 228 ' Meclis'te ve bütün ülkeyi dolaşarak yapacakları siyasal toplantılarda her iki parti birbirlerine hücum etmeliydi. halk hükümeti onaylamasa bile susmak zorundaydı. Serbest Fırkacılar. Ertesi gün İsmet ve durumu denetlemek üzere Gazi de İzmir'e gittiler. Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı Meclis'teki tanınmış meb'uslara kurdurdu ve başkanı olarak da. Sahne yine özenle hazırlanmıştı. Fethi*nin yandaşlarını tutukladı ve kendisine de toplantı yapma izni vermedi. Kendisi de bu seçimleri. muhalefeti susturmak memurların göreviydi. Bu. her ikisi de Türkiye'nin iyiliği için çalışıyorlardı. Kızkardeşi Makbule ile ' yakınlarından üçü bu partinin ilk üyeleri oldu. seçmenlerin oy'verme alışkanlığı edinebilmeleri için bir tür alıştırma olarak görüyordu. Pek çok gösterici dövüldü. muhalefetin teşvik edildiği daha önce kesinlikle görülmemişti. Polis ve memurlardan her. Bu İsmet'e de iyi bir ders olacaktı. Program hazırlandığı gibi yürümecH. mesai saatleri dışında dostluklarını sürdürmeliydiler. Bir muhalefet partisi.

Fakat aldıkları talimatları. ihracat tamamen durmuştu. "İşte Mondros Mütarekesi'ni imzalayan adam" dedi. münakaşalarını sürdürmek üzere kahvelere ve lokantalara koşuştular. Bu iradesiz vatan haini ile bu yurtsever arasında bir seçim yapmak sözkonusu olabilir mi? Fethi başvekilken Kürtler ayaklandı.mali çıkarları için devlet tekelleri yaratmışlardı. meb'usları dostlarıyla dinleyiciler ayırmak zorunda kaldı. 230 LXXH Meclis'teki kargaşa dışarda nelerin olabileceğinin bir göstergesiydi. Mustafa Kemal. "Ve işte Lozan Antlaşması'nı imzalayan adam. Başlangıçta birkaç mırıltı duyuldu. mırıltılar homurtulara dönüştü. Hakaretler edildi. hâlâ öfkeli oldukları halde bağıra çağıra. G^jjnin titiz tenbihlerini tamamen göz ardı eden taraftarları. yukardaki kürsüden onları izlediğini unutarak yumruk yumruğa geldiler. İsmet bütün .harcamışlardı. sermayeye ihtiyaç vardı ama kimseye güven veremedikleri için. Tabancalar çekildi. Hükümet on yıldır basın üzerinde sıkı bir sansür uygulamış.Buna karşı koydu. kişisel. Halk Fırkası yıllardır eleştirilmemişti. Sanki kaynayan bir kazanı devirmişti. sermaye de bulamıyorlardı. Mustafa Kemal. homurtularsa büyük bir yakınma kükremesine. yeni partiyi kurmak için her ikisini de kaldırdı ve bu seçimlerde seçmenlerin istedikleri adaylara oy vermekte özgür bırakılmalarına ilişkin emirler verdi. İsmet aynı hararetle iddialara cevap verdi Meclis'teki çekişme gittikçe kızışıyordu. hem de Fethi kendilerine düşen rolleri hayranlık uyandıracak bir başarıyla oynuyorlardı. Genel seçimler yaklaşmıştı. Aşağısmdaki bu kızgın velveleyi denetleyemez ve etkileyemez bir durumda başkanlık kürsüsünden seyrederken.savruldu. kavgalar edildi. " Hıyanet-i Vataniye anlamına . sürekli yaptığı hatalar nedeniyle. Boyutları ve şiddetiyle Mustafa Kemal'i şaşırtan ismet 231 .gelen bu sözleri dinleyecek miyiz?" diye haykırdı. Meclis'ten kolkola. bunun ne istediği ne de beklediği sonuç olmadığını farketmişti. Ayaklanmayı İsmet bastırdı. konuşup gülüşerek çıkıyorlardı. Fethi'yi işaret ederek. bir iki gazete cesur bir kaç makale yayınlama riskine girdi. yabancıjçarşıtı görüşleri yüzünden. Kel Ali ayağa fırladı. Tehditler . Türk Lirası piyasada değer kaybetmekteydi. bir iki konuşmacı hükümeti eleştirmeye cesaret etti. ve bu kez İsmet'i göstererek devam etti." Mustafa Kemal'in gözetimi altında hem İsmet. bu durumun sorumlusu İsmet'ti: Katı siyasası. konuşma özgürlüğünü de bütünüyle kısıtlamıştı.ülke genelinde yaygınlaşan bu bunalım ve hoşnutsuzluğun tek nedeniydi. Polis hiçbir eyleme girişmeyince. ülkeyi batağa sürükleyen İsmet ve hükümetinin kendilerinden menkul yanılmazlığı ve cehaleti olmuştu.

güçlükler ve sürekli değişen yasalar yüzünden hiçbir gemi Türk limanlarına uğramaz olmuştu. sermaye hayati bir gereksinmeydi. 233 . ödemeler düzensizdi. Bu. yeni konuşma ve yazma yolları. bütün bunlar çok mantıksızdı. artık bütün memurlara vermek gerekiyordu.İsmet yabancı borçlara sırt çevirdiği sürece ticari bir canlanma için hiç şans yoktu. yiyecek istiyorlardı. eskiden hiç değilse kime rüşvet verileceği bilinirdi. Bunlara eski rejime ve Padişah'a özlem duyan din adamları. Limanlar için kötü planlanmış düzenlemeler onları iflas ettiriyordu. kira. Bazı yerlerde denetim altına girmeyen bir şiddetle patlak veriyordu. on yıldır sessiz ve itaatkâr oturmuştu. onunla birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin istikrarı da gidecekti. memurlar eskisi kadar yiyiciydi. makine ve sulama vaad edilmişti -hiçbirini alamamışlardı. yakacak. kuraklığa karşı hiçbir birikimleri olmadan. hayvanlardan biraz daha iyi yaşayarak açlıktan ölme sınırında mücadele ederken. Bütün ülke yeni ve tehlikeli bir ruhla ayağa kalkmıştı. Armatörlerin. Gazi'ye olan bu iman. Cumhuriyet onlara özgürlüklerini vermişti. Çiftçiler ve köylülerin yakınmaları daha da acıydı. hepsi çok pahalıydı ve ellerine artık daha az para geçiyordu. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kalıntıları ve Mustafa Kemal'in 1926'da ezdiği muhalefetin paçayı kurtarabilmiş unsurları da katıldı. halim selim. ' ~ Tüccarlar ve esnaf yakınmaktaydı: Hiç sermaye ve kredi yoktu ve İsmet ile onun sekter siyasası iktidarda kaldığı sürece olmayacaktı da. vergi memurları eskiden olduğundan daha aç gözlü ve hoyrattı. bütün bu hırsızlıklar. yabancı karşıtı duygularını göstermeye ve eski borçları ödemeyi reddetmeye devam ettiği sürece. Bütün gemiler Atina'ya gidiyorlardı. Ağzı tıkalı olan Türk halkı. yeni vakit geçirme yolları. toprakları ıssızdı. üzerine geleceğin inşa edildiği temeldi. tohum. özgürlük açlıktan ölmek demekse. aslında vergiler eskisinden de ağır. bu körükörüne yerleşik inanç yok olmaya başlıyordu. düşüncesiz ve ahmakça hazırlanmış yasalarla ve hükümetin ticarete daha da sinir bozucu nitelikteki müdahaleleriyle nasıl başa çıkabilirlerdi ki. üç yıllık kuraklık onları mahvetmişti -hükümet yardım etmemişti. belirsizlikler. hiçbir dış sermayedar Türkiye'ye güven duymayacaktı. ulusun kitle psikolojisini etkilemekteydi. Ama artık dili çözülmüştü. yükleme-boşaltma şirketlerinin ve mavnacıların da benzer şikayetleri vardı. Mustafa Kemal'in denemesini hayata geçiren ılımlı. Avrupa standardlarında yaşamaları ve 232 giyinmelerinin yanı sıra dürüst olmaları da bekleniyordu. Trabzon gibi bir zamanlar son derece işlek ve gelişkin olan bütün limanlar şimdi bomboştu. Bu inanç. ticaret tamamen durgunluk içindeydi. Bankalar ve büyük ticarethaneler de uyarı sinyalleri veriyordu: Hükümetin tutumu onları iflasa sürüklüyordu. ancak.ülkenin her kesiminden ve her sınıftan adeta çağüdadı.yakınmalar. sonunda hoşnutsuzluğunu dile getirebilen ulusun kükreyişiydi. Yakınmaya her sınıftan kadınlar da katıldı:Yiyecek. yeni fikirler değil. geçim koşulları eskisine göre iki kat ağırlaşmıştı. Hükümet memurları arasında da derin bir hoşnutsuzluk vardı: Maaşları az. sonuçları düşünülmeden an'sızın konan vergiler kârlarını yiyip bitirerek ticareti tehlikeye sokmuştu. İzmir. gümrük ve pasaport memurları kırtasiyeci ve yiyiciydi. özgürlüğün ne yararı vardı? Durumları Padişah'm zamanında olduğundan çok daha kötüydü. kendilerine ödünç para. Yakınma ve eleştiri kükreyişi. çok müsrifti. en çok gözetilmesi gereken şey olan ülke çapındaki yeniden teşkilatlanma zorunluluğu ihmal ediliyordu. Bütün yakınmalara karşın.onlara ne faydası oluyordu? Tarlaları boştu. ihracatçıların. gelirin üçte birinden fazlası savunmaya harcanıyor. yeni giysiler. Bu yok olursa. bütün bu yeni düşüncelerin -Cumhuriyet. tümüyle iflasa uğramışlardı. ve dervişler. ulusal gelir düşmekteydi. giyecek. o zamana değin herkeste Gazi başta olduğu sürece her şeyin düzeleceğine ilişkin genel bir inanç ve gözü kapalı bir iman egemen olmuştu. yol. düşük maaşlarını destekleyebilecek ek işlerde çalışmaları yasaklanmıştı. Ancak dışardan sağlanabilirdi. mülayim Fethi'nin ardında ticaretin durgunlaşmasından ve tarımın mahvolmasından yakınan ve Mustafa Kemal'in reformlarına şaşırıp kalarak karşı koyan binlerce hoşnutsuz unsurdan oluşan bir kitle toplandı. istanbul.

235 . Mustafa Kemal'in adı tenis topu gibi oradan oraya fırlatılıyordu. jandarmalar ve kamu hizmeti çalışanları arasında da hoşnutsuzluk ve sadakatsizlik yaygındı. Ona karşı ihtiraslı politikacılar ya da devrimciler değil. katı kurmay subaya. 1930 Aralık ayının sonlarında. Fransız sınırında. askerler. kendisini seyreden bütün kasaba halkının alkışları arasında onu kıskıvrak yakalayıp kör bir tırpanla ağır ağır keserek başını gövdesinden'ay irdi. Bu acımasız. *îzfiHr'de komünistlerce örgütlenen incir işçileri grevini genel bir ayaklanma izledi. ilkel bir halkın yöneticisiydi. Vali. Salib Paşa'nın kumandasındaki onbeş bin kişilik Türk kuvvetleri onları köşeye sıkıştırıp ezmenin çok güç olduğu kamsmdaydılar. polisi harekete geçirdi: Kalabalık onları kovaladı. basın üzerindeki sansürü yeniden yürürlüğe koydu ve konuşma özgürlüğünün bütün kapılarını kapattı. Dervişler aylardır her yerde taraftar toplamak için çalışmışlardı. bu deneme için zamanın henüz erken olduğunu görmüştü. güçlü pençesini çıkardı ve bir kere daha tüm ülkeyi kıskıvrak yakaladı. Erzurum ve Sivas'tan isyanın oralarda da patlayacağını gösteren işaretler olduğuna dair haberler gelmekteydi. Bütün İran sınırı boyunca Kürtler yine yakıp yıkıp öldürerek başkaldırmalardı. konuşmaya müdahale etmeye çalıştı. Kuru otların tutuşmasına benzer bir hızla ayaklanma çabucak yayıldı. 4 ncü Süvari alayının birliklerini çağırttı: Askerler halka ateş açmayı reddettiler. artık kutsal bir figür olmaktan çıkmıştı. Müritlerinin yardımıyla şeyh. Son olarak. Polisler. "Körebe Divân-ı Harbi" diye bir mahkeme icad etmişlerdi: Yakaladıkları bütün Türkler'i bu mahkemede alelacele yargılıyor ve vahşice kesiyorlardı. kendisinin Türkiye'yi Mustafa Kemal ve Cumhuriyeti'nin kara dinsizliğinden kurtarmak üzere yeryüzüne gelen Mehdi olduğunu ilan etti. henüz hazır değildi. Menemen'in çarşısında. Hükümeti eleştiren tüm gazetelerin editörlerini şiddetle cezalandırdı. Sıkıyönetim ilan etti. vaaz vermeye başladı ve büyük bir kitle onu dinlemek için oraya akın etti. Pek çok yerde ciddi sorunlar baş gösteri!?. Bir çok yerde Türk köylüleri vergilerini ödememişler.Gazeteler İsmet ve adamlarına yönelik kişisel hakaret kampanyasına başladılar. İzmir ve Bursa'ya dek yayılan geniş bir bölgede. Derviş Mehmed namında bir şeyh. Jandarmayı çağırttı ama onlar da çok zayıftı. "Başöğretmen". 234 . İzmir'in gerisindeki zengin topraklardaydı. Ankara ve Yalova'da pahalı hobilerle vakit geçiren. Vahşi. Güçlü ve vahşi olmalıydı. Din adamlarıyle dervişlerin önderliğinde Konya'dan Antalya'ya. Halk. güneyde Ermeni devrimcilerin parmağı olan ve silahlı Kürtler'in de yardım ettiği bir ayaklanma çıkmıştı. buyurgan amire ihtiyacı vardı. Din adamları ve tarikatier eski rejime dönmek için çalışmalar yapıyorlardı. Kadınlar isyancıları alkışladılar. vahşi. Diktatör. İsmet'le arasıdaki anlaşmazlığa son verdi. Kubilay adında bir subay oradan geçiyorken. Bozkurt dişlerini göstermişti. köylüler hükümet memurlarını kovdular. Şeyh ona kendi işine bakmasını söyledi. İttihat ve Terakki Cemiyeti şubeleri ve eski muhalefet yer altında örgütlenmeye başlamıştı. anlamsız öndeyilerde bulunan Kahin. hoşnutsuz vatandaşlar tarafından bir çok suikast planlan yapılmaya başlamıştı. Şeyhi üstüne çıktığı platformdan indirmeye kalkıştı. vergi memurlarını tartaklayarak köylerinden kovmuşlardı. Kürtler vahşice savaşıyorlardı. tehlike Menemen kasabası çevresinde çok ciddi bir ayaklanma şeklinde uyan sinyali verdi: Menemen. acımasız bir toprakta. Boğaziçi'nde yakın! dostları ve sıradan kadınlarla içki içip oyun oynayan adam ortadan kayboluverdi. sert küçük adama. Türkiye ve Cumhuriyet tehlikedeydi. LXXIII Başkanlık kürsüsünden Meclis'teki kargaşayı seyrettiği gibi ülkedeki kargaşayı seyreden Mustafa Kemal.

Koşulların beklediğinden de kötü olduğunu gördü ve yolculuktan kesin bazı tasarılarla birlikte döndü. İzmir'deki asileri cezalandırdı ve komünistleri yok etti. Şubelerin çoğu etkisiz ve laçka durumdaydı. 1932 baharında "Fakat" diyordu. Sükûnet ve emniyet gibi. Halk. Parti yalnız hükümetin bir aracı değil. polis. Bir muhalefet partisinin varlığı söz konusu olamazdı. liderlerini asacak ve hapse atacak. Mustafa Kemal bundan sonra Halk Fırkası'na döndü. uyarıcı iman eskisi kadar güçlüydü. Şikayet kükreyişi. geri kalanını da bölge dışına süreceklerdi. Güneydeki ayaklanmayı ezdi ve yakalanabilen bütün Ermeniler'i sürdü. Milletine duyduğu inanç. Askerler binlerce Türk'ü yakaladılar ve alelacele kurulmuş sıkıyönetim mahkemeleri. ayaklamalar bastırıldı. yol gösterici nitelikteki diktatörlüğü. Bir yurt gezisine çıktı. Halkını başarıya götürecekti. birdenbire kesildi. Mustafa Kemal Menemen'e birlikler gönderdi. Şeyh Mehmed'in Kubilay'ı öldürüşüne denk bir vahşilikle astı ve kalanlarını da hapse attı. idareyi ele alan güçlü adam hakkındaki eski kör iman da bir kez daha kendini gösterdi. Bırakın tarım ve ticaretle meşgul olsun. Hazır oluncaya dek halkını eğitecekti. jandarma. Ondan sonra belki açıkça konuşmalarına izin veririm. Öncelikle gerçek durumu iyice öğrenmeliydi: Bunlar şimdiye kadar çevresindekiler tarafından kendisinden gizlenmişti. Seçimlerin yapılmasını emretti ve yeni Meclis'te işçi. Önce iyi bir temizlik gerekiyordu. LXXIV Mustafa Kemal yönetimi artık bizzat ele almaya karar verdi. şu an için mümkün olan tek hükümet biçimiydi. Ülkeyi on ya da onbeş yıl daha ben yönetmeliyim. iradesiz Fethi istemeden kopardığı fırtınadan kaçmak için mümkün olduğu kadar sessiz bir şekilde toplum yaşamının dışına çıktı. askeri Sınırlar temizlendi. Köprüsü'nde astırdı.efendilerinin kim olduğunu anladılar. Partiyi kapattı.Türk birliklerine Kürtler'in zalimce ezilmesi emrini gönderdi. zavallı güleryüzlü. Fethi. "şimdilik bırakın da halk siyasetin dışında kalsın. aynı zamanda sorumlulukları konusunda halkı eğitme aracı da olmalıydı. ordu. Onun diktatörlüğü. zanaatkar ve esnaftan doksan meb'us ile kendi buyruğu altında hükümeti eleştirme yetkisine sahip olacak bir düzine meb'usun girmesini sağladı. eğitici. iyicil." 236 237 . Halkıyla kişisel ilişkiye girip. Mustafa Kemal partinin genel sekreteri olan Saffet'i azletti. Meb'usların çoğunluğu fazlasıyle yaşlıydı. kişisel saygınlığını pekiştirdi. asilerin ele başlarından yirmi sekizini. memurlar -her sınıftan bütün kadınlar ve erkekler. Ona suikast planlayan kişileri Halic'in üzerindeki Galata . her sınıftan insanın dertlerini dinledi ve çarelerini arayıp buldu.

Her şeyden çok. Türkiye'de bir daha kesinlikle bir Diktatör ortaya çıkmasın diye Diktatör olmuştur. inşa edemezse.. milletimizin manevi gücü bütün dünyanınkinden üstündür. Tüm Orta Asya'nın göçü sırasında doğmuş olsaydı. bön ve ağır kanlı bir halkı eğitme zorunluluğu gibi rutin işlerin tuzağına düşmüş durumda. bağlılık ve ahlâki değerlerin zayıflatamadığı acımasız kararlılığıyla. o zaman Türkiye ölecektir. Ailesi.olmasında yatıyordu. O . "Onları bir halkın karakterinin çırılçıplak kaldığı bir anda. O. SON ONİKİNCİ BÖLÜM SONUÇ Mustafa Kemal hayatiyetle dopdolu ve dipdiri. küçük reformlara." diyordu. ilkel ve vahşi güce sahip biri. ateş altında. Diktatördür. Bir imparatorun zihniyetiyle kent dışında. iyiyi ve doğruyu inşa . eğer.etmek üzere Evrenin Büyük Mimarından esinlenmiş birinin sesidir. Ancak-ondan sonra kendi başına karar verebilir. O zaman benim eserim de tamamlanmış olacaktır. Bozkurt sancağı altında ve bir Bozkurt'un yüreği ve içgüdüleriyle Süleyman Şah'm yanında at koşturuyor olurdu. Eğer bu eller gevşer. Büyüklüğü bilgisinde ve imkanlarının sınırlarının farkında 238 239' .. Türk milleti. Gelecek onun güçlü avuçları içinde uzanmaktadır. yemin ederim ki. bir anakronizm. küçük ve yoksul bir tarım ülkesini indirgediği can çekişen bir imparatorluğun varisi olarak doğdumuştu. O." Bu belki yanılgı içindeki bir çılgının haykırışıdır. kendi kendisini yönetebilir. Türkiye'nin. "Bütün ulusları tanıyorum. Askeri dehası ile duyguların.büyüktü. Oysa o. titrer ve başaramazsa. dünyaya gelmesi gerektiği çağdan çok geç doğuş bir liderdir.. "Yürümeyi öğreninceye ve yolu tanıyıncaya dek milletinin elinden tutup ben yönlendireceğim. her şeyi mahvedecek kadar güçlü olsa da. dostu olmayan yalnız bir adam olarak. ölü parçalarım budayıp. Türkiye'nin tek adamıydı. Belki de. küçük Çankaya köyündeki evinden hükmediyor: O. halkını sahip olduğu tüm özel mülklerinin ve iktidarının varisi yapmıştır. ülkeleri feth eden. o büyük İnancında -bu halkın muhteşem geleceğine olan inancında. savaş alanında. steplerde yaşayan Tatarların bir geri dönüşü. sabah giysileri içinde silah olarak bir kara tahta ile bir de tebeşir parçası taşıyan ilkel bir reistir. ölümün eşiğindeyken inceledim. kentleri yakıp yıkan ve seferleri arasındaki barış dönelerini zevk ve safa alemleriyle dolduran vahşi akıncıların başında bir Timurlenk veya Cengiz Han olabilirdi. Ucuz siyaset tuzaklarına.

O savaştaki Moskoflar ise kuşkusuz. Yaşlı adam Moskofla -Turkler'ın Rushr a verdiği isim. kendi harp anılan konusunda cehalet karanlığına gömülmüş bu konuğu aydınlatmaya çalışan tipik bir Türk'tü. Büyük Kurtuluş Savaşı'nda Mustafa Kemal m kumandası altında. ingilizler'm. Türkiye'nin o günlerdeki düşmanlarının Moskoflar değil.sayısız kez savaşmıştı.bir çıkış noktaları olmadığı için. Rusya. Hararetle itiraz etti yaşlı adam.240 EPİLOG (SONSÖZ) Türkiye (1910'da Osmanlı) Haritası Sahne bir Türk dağ köyünün halk-odasıydı. Yunanlılar m ve diğer düşmanların hepsi Moskoflar'dı. onun ve okuma yazma bilmeyen köylülerin gözünde İtalyanlar'rn.ama yaşlı Türk ve komşularına göre düşman Moskof'tu Dünya Savaşı sırasında Kafkasya dağlannda ve ovalarında çarpışmış oldukları gerçekten de Ruslar di. Türkiye'nin dış politikası tartışılmaktaydı. ve akşamın alaca karanlığının kehnbar Dışığında. italyanlar olduğunu söylemek için araya girdi. Ardından kuzeydeki menfur komşuyla çarpıştığı^savaşları sıralamaya başladı. ama gene de önemli deniz ve ticaret vollanna -güneyin sıcak denizlerine. Öyleyse bu. Bununla birlikte. Tek çıkış yollan olan Boğazlar Türkler'in elindeydi: Moskoflar pek çok kez bu su yolunu Osmanhlar'ın titrek ellerinden çekip almaya çalışmıştı. ulusal ruhun içine işlemiş bir Türk geleneğiydi. Moskoflar yeryüzünün altıda biri büyüklüğünde. Şaşkın konuk. 241 . da Ruslar'la savaşmıştı. o savaşta da Ruslar'a karşı savaşıyorlardı.. Yüzyılın başında Kuzey Afrika'daki Trablus ülkesinde çarpışmıştı. Köyün erkekleri Batılı konuklarla tanışmaya çok istekliydiler. Dağın kayalık yamacına yapışmış olan köyün toprak evleri vadinin üretken foprağına doğru bakıyordu. sorular birbirini kovalıyordu. Yunanhlar'dı. Anlatımının burasına geldiğinde yaşlı'adam. sesinin tonunu yükseltti. Osmanlı İmparatorluğu o sırada Sırplar BulJrlaV Yunanlılarla savaş halindeydi -tarih kitaplarının yazdığına göre. anakara ölçülerinde bir ülkeye sahip olmuşlar. bu toprak onlara yetmemişti. Grubun en çok konuşan üyesi olan yaşlı adam. Onunla bu yüzyılın başında Balkanlar da çarpıştığını söyledi.

Rusya. mazlum çoğunluğu oluşturuyordu. Türkiye'nin düşmanı değillerdi. Balkanlar'ın adını kötüye çıkaracak şekilde burada uzun yıllar devam eden kan ve ateşin sebebi buydu. Kemal'in yönetimi sırasında diğer temel siyasa değişiklikleri de yapıldı. Mustafa Kemal. Komünizmden hiç yararlanmamakla ve Türkiye'nin cenin halindeki kendi soluna çok katı davranmakla birlikte. Aşın * Valhalla: İskandinav mitolojisinde. Bulgarlar. değişiklik için uygun zaman gelmişti. Kemal. Ne ki. "Uluslararası toplumdan tard edilmiş bu iki "serseri" bu nedenlerle birbirlerinin kucağına atıldı. Osmanlı İmparatorluğu varlığını sürdürmek için yüzyıllar boyunca Balkan uluslarını birbirinin üzerine salarak böl ve yönet politikasını kullanmıştı. Öte yandan. Onun sağlığında Moskoflar. Balkanlar'ın adının artık barışla birlikte anılmasının gerektiğine karar vermişti. 9 Şubat 1934'de Kemal'in delegesi Yugoslavya. Türkler. batı sınırları boyunca düşman ülkelerinden oluşan bir cordon sanitaire (güvenlik kuşağı) tarafından buzlu. parya konumundaki Sırplar.. nefret edilen ve kanlı tiranlardı.) 243 . Büyük Savaş'tan sonra Batılıların gözünde Türk. Mustafa Kemal. "Antlaşmayı akdeden taraflar. Türkiye'nin tüm enerjisini ölü imparatorluğun pisliklerini temizlemeye ve Cumhuriyet'i kurmaya hasretmişti. Balkanlar'ı kan ve gözyaşlarına boğarak yönetmişti.Türkiye gibi Balkanlar'daki komşularının da barışa ihtiyacı vardı. savaşa hazır birliklere olan acil ihtiyacı anlamıştı. yaşlı köylünün savaşa dair tanıklığında kendini ortaya koyduğu gibi. Romenler ve diğer bir çok millet. küçük bir azınlıktılar. o günlerde Kemal'in Türkiye'sine mali ve teknik yardım elini uzatan tek ülkeydi. hâlâ "tanımlanamaz" durumdadır. geniş topraklarına kapatılmış olan Rusya da "tanımlanamaz" nitelikteydi: O da geçmişin çöplerinden kurtulmak ve tarım ülkesini sanayileşmiş topraklara dönüştürerek yeni bir uygarlık kurmak zorundaydı. Kemal." Taraflar ortak sınırlarının dokunulmazlığına saygı göstereceklerinde ve ortak çıkarlarını ilgilendiren bütün uluslararası anlaşmazlıklarda karşılıklı olarak danışmada bulunacaklarında anlaşmışlardı. 1930'ların ortasında. Türk Boğazları'nın statüsünde meydana getirdiği devrimci değişiklik olmuştu. Türkiye'nin Rusya'ya karşı tutumu. Kemal'in en büyük eseri. Yüzyıllardır Osmanlı İmparatorluğu o "mel'un yarımada"yı. Bununla birlikte. diğerlerinin iç işlerine müdahale etmekten kesinlikle kaçınan bir siyasa izleyeceklerini kabul ederler. binlerce penceresine karşın bir tane bile kapısı olmayan bir kâbus köşkü gibiydi. Balkan Antantı'nın başlangıcıydı. Balkan Yarımadası'nın artık savaş ve nefretin simgesi olarak kalmaya takati yoktu. Gene de. Bu su yolu. Atatürk'e bir ekonomik model sağlayan da Sovyetler'in Beş Yıllık Planı oldu. iki yakın komşu olan Türkler ve Yunanlılar arasındaki nefretti. ancak. Haliç'deki Rum Ortodoks Kilisesi'ndeki kutsal emanetleriyle. Kemal'in temsilcisi 7 Temmuz 1937'de Afganistan. Türkiye'nin aynı zamanda Asya uluslarıyla olan sınır çekişmelerinden kaynaklanan dış politika sorunları da vardı. "Dış politika hiçbir zaman inanç nesnesi haline getirilmeyecektir" diye ilan etti. Antlaşmada "Karşılıklı anlayış ve uzlaşma ruhundan hareketle" deniyordu. Osmanlı Türkleri'ydi.n. 242 En şiddetli olanı da. İran ve Irak'la Saadabad Paktı'nı imzaladı. Bizzat Kemal'de Yunanhlar'da büyük acılar veren derin yaralar açmıştı. Atatürk'ün ölümünden sonra Türkiye geleneksel politikasından döndü. ölmüş savaşçılar evi (ç. Hellen kültürünün mirasıyla İkinci Roma olarak adlandırılan İstanbul çevresinde odaklaşmış eski Doğu Roma İmparatorluğu'nü ezenler. "Balkanlar'da barışın sürekliliğine katkıda bulunmak arzusunda birleşen" imzacı delegeler Balkan sınırlarını koruyacaklarını karşılıklı olarak garanti ediyorlardı. Bunun için yabancı sermayeye ve teknik yardıma ihtiyacı vardı. Bu. uluslararası bir komisyona teslim edilmişti. tam da böyle bir inanç nesnesine dönüşmüştü. Batılıların gözünde. Balkanlar'ın Valhalla' *sındaki ölü cengaverler ruhani gözlerini dikip Türk'ün bundan sonraki eylemini şaşkınlıkla bekliyor olmalıydılar. Türkiye'nin dış politikasını değiştirdi. Kemal artık bütün diğer saçmalıklarla beraber bunun da fırlatılıp atılması gerektiğini anlamıştı. Rusya da artık zayıf ve Türkiye'nin dostluğuna muhtaç bir ülke değildi. Ancak. Osmanlı yenilgisinin hemen ertesinde Türkler'in elinden alınarak. Romanya ve Yunanistan'la birlikte Balkan Paktı'nı imzaladı.

Türkiye onlara Batı Asya'nın l'espace fatal parçası olarak görünüyordu. Onları "dağ Türkler'i" olarak adlandırıyor ve sert yönetimine karşı ayaklandıkları zaman onları şiddetle bastırıyordu. önemli bir liman kenti olan İskenderun'la birlikte Hatay'ı elde etti. sorun Atatürk'ün istediği biçimde çözüldü. Anadolu'nun doğu sınırlarında yaşayan ve bir Farsça diyalekti konuşan inatçı dağlılardan oluşan bir ırk olan Kürtler'i Türk olarak varsayıyordu.almıştı. bazan neyin Türk olduğu ve neyin olmadığı bir yorum sorunu olmuyor değildi. anlaşmazlıkları körüklemekteydiler. Araplar ve Fransızlar ise. Kemal'in siyasaları yepyeni bir şeydi. Kim haklı. Kemal yalnızca Türk topraklarını istiyordu -ne daha çok. bölgede yaşayan halkın çoğunluğunun Arap değil. Türk hükümetine devredildi. güçsüz olması halinde. Gene de Türkiye'nin. ve o dönemde özellikle dünyanın o bölümünde bunun olması çok ilginçti. O günlerde. Japonlar Çin'e ait toprakları işgal etmişlerdi. Ülkesinde yalnızca Türkler'in bulunmasını istediği halde. tersine inanmaktaydılar. Böyle bir dünyanın yurttaşları hasetten. Örneğin. Türkiye'nin olağanüstü kayıplarını kabullenebilecek ülke sayısı ise daha da azdı. nefretten ve hırstan özgür olacaklardır. Yaşamının sonlarına doğru Kemal şöyle diyordu: "Tüm dünya tek bir' vücut ve uluslar da onun organları olarak düşünülmelidir. sonradan konuşmaları adettendi. "Ortadoğu'nun Babası" olarak değil. ne daha az. bu "dağ Türkleri"ne ait olduğu gerekçesiyle talep etti. bu sorunlar bizim ilgi odağımız olmalıdır . Ardından 1935'de İtalya. Kemal. Ama Kemal. Hatta Irak Krallığı'ndan. Yeni antlaşma savaşta ve barışta gemilerin Boğazlar'daki gidiş gelişlerini de düzenledi.' dememiz mümkün değildir. Doğu Afrika'daki son bağımsız ülke olan Etyopya'yı işgal etti. İmparatorluğun ölümünden 244 sonra. Tersine. sınıra bitişik bir toprak parçasını. ancak. Kemal adı İskenderun Sancağı olan." "Tek dünya" teriminin kullanım alanına girmesinden çok önce. artık yaşamını ülkesi için feda etmesinin .milliyetçilik. Artık Türkiye'nin kendi cankurtaranının. Boğazlar'm denetimini geri almasının zamanıgelmişti. Hiçbir zaman 'Dünyanın uzak. Yeryüzünün en duyarlı bölgelerindeki saldırgan uluslar. global bir siyasası da var mıydı? Evet vardı. Kemal. onun da kör noktaları vardı. "Bu bölge ve çevresindeki yüzlerce kilometrelik alan Osmanlılar'a aitti. sağ ve sol cephelerin fiziksel ve ideolojik silahlarını sınadıkları bir zemine dönüşecek olan iç savaş patladı. Bu eski ve yeni Türkiye hakkında çok şey anlatan bir örnekti. "Türkler'in Babası" (Atatürk) olarak adlandırılıyordu. Türk olduğuna ve buradaki nüfusun da kendi ulusuna katılması gerektiğine inanıyordu. gidişatın Türkiye'yi kaçımlaz olarak girdabın içine sürükleyeceğini anladı. Ebedi barışı sağlamak için uluslararası önlemler alınmalıdır. kim haksızdı? Sonuç olarak. Antlaşmayla bağlı oldukları yükümlülükleri korumak üzere. Aslında. Amaçları Doğu Asya'nın denetimini ele geçirmekti. Konferans 1936'da İsviçre'nin Montreux kentinde toplandı ve hâlâ yürürlükte olan yeni bir antlaşma kaleme alındı. Böylece Kemal. Kemal'in bölgesel sorunlar konusundaki tavrı akılcıydı. 245 . Ertesi yıl İspanya'da mücadele halindeki iki gücün. önce konuşmaya karar verdi. aynı zamanda Hatay olarak bilmen. İspanya İç Savaşı İkinci Dünya Savaşı'nm kostümlü provasını oluşturdu. Kuşkusuz. pek az ülke sahip olduklarından hoşnut görünüyordu. İkinci Dünya Savaşı yaklaşıyordu ve Fransızlar'ın Türkler'in dostluğuna ihtiyacı vardı. Ortadoğu'nun en zengin petrol yataklarından birine sahip olan Irak'daki Musul bölgesinde bu dilin konuşulmasından yararlanması mümkün olduğu halde yapmadı. bu bölge Fransız Mandası altında yeni kurulmuş bir Arap ülkesi olan Suriye'yle birleştirilmişti. Boğazlar sorunun çözmek üzere bir konferansın toplanmasını istedi.köşelerindeki sorunlara aldırmam. öyle ki.insanın kendisini en soylu ifade tarzı olduğunu i^eri sürerek savaşı yücelten yeni bir biçim -faşizm. Daha geniş fikirleri.. Türk toprağı olduğunun kabul edilmesini sağladı. halkın her ferdi Türk değildi. bu parçaya sahip olmak bir savaşın sonucunun belirlenmesine yardım edebilirdi. O. Buna rağmen. Su yolunun denetimi ile birlikte üzerinde istihkânVkurma hakkı. O günlerde ulusların önce istediklerini kapıp.. Anadolu'nun Doğu Akdeniz'e yan-tropik iklimli uzantısının. durağan bir dünyayı seyretmeye alışkın Ortadoğu güneşinin altında. Yeryüzünün her parçasında sefaletin yerini refah almalıdır. almayı başaramadı. ancak.

Kutsal Kitap'tan bir cümle. Olağan müfredatın yanı sıra en iyi öğretim yöntemleri. okunanlar ise anlamadıkları bir dil olan Arapça idi. II Ünlü bir yazar ve Atatürkçü olan Halide Edib. "Halk eğitimi" demişti. çocuklara öğretmenlik yapmaktı. yeni çağı temsil ediyorlardı. Öğretmen. Bu okullar çağdaşlaşma araçları ve büyük ulusal emeğin simgeleriydiler. Okullar genellikle birkaç köye' birden hizmet veriyorlardı. beyaz hatta çekici görünümlü bu yapılar.000 köyünde yalnızca 350. her şeyden "önenılisi de. Köy enstitüleri çevresinde odaklasan bu program benzersizdi. çok amaçlı işlevler görmek üzere köylerine dönüyorlardı. "devletin en verimli ve önemli görevidir. Fakat onun Türkiye'deki sayısız dertlerin sebebi olduğunu biliyorlar ve tekrar tekrar söylüyorlardı: "Zavallı Türk köylüsü Avrupa denen adama.000 çocuk okula gidiyordu. kafasının içindekilerle ilgileniyordu. yetişkinlere de örneğin. Aslında bir adamın kafasının üstüne ne 246 giydiğiyle değil. Onbeş yıl içinde köy enstitülerinden mezun olan 3. Bu donanımlar lekeli. Yönetimi üzerine aldığı zaman.000 eğitmen. "Avrupa"nın ne olduğuna ilişkin ve buna benzer faydah bilgileri veriyorlardı. kısa sürede sayıca büyüdüler. bir eğitsel reform programı hazırladı. inşa edilen 10. bir sure okur. Atatürk'ü Profesör olarak adlandmyorken. Mezuniyetlerinden sonra. çevre köylerden çocukların bu okullara ulaşabilmeleri için yolların yapılması gerekiyordu. En tanınmış reformlarından olan şapka reformu bile aslında onun halkın eğitimine yönelik derin ilgisinin bir tezahürüydü. Orta Av rupa'd aki oto riter eğilim. Halkın ve devletin ortak çabalarıyla okullar da inşa edildi. çocuklar da hep birlikte tekrar ederlerdi. ancak ölümünden sonra tamamlanacak olan. açlıktan ölmek üzere bir öğretmenle değneğinden ibaretti. ' Cumhuriyet Türkiye'sinin yönetiminde ikinci adam olan İsmet İnönü. cehaletin hastalık ve yoksulluğa yol açtığını söylemişti. Onun sahip olduğu ulus öğretmen ve öğrencilerden değil. Hem yüksek öğretim hem de yetişkinlerin eğitimi. Her zamanki gibi." Ardından çok anlamlı bir şekilde şunu eklemişti: "Gerçeği içine işleyen bakışlarla incelemeli ve deney dünyasında onu iyice kavramıuyız. Bu gerçekten de tüm eski sistemi çatırdatan bir programdı. hıfzısıhha ilkeleri ve çiftçilik öğreniyorlardı. işte bu tür bir cehaletti. Osmanlılar'ın zamanında Standard okul. Çamurdan yapılmış sarıya bakan kurşuni ve son derece kasvetli eski okulların tamamen zıttı. bir tür elektrik santralı olarak işlev göreceklerdi. özellikle de Hitler . Türkiye'nin 40." Bilginin yalnız sağlık ye^olluğun değır^ayni zamanda ulusal yücelişin de kapılarını açanken. Eğitmenler yine hijyen ve gelişkin çiftçilik yöntemleri konusunda bilgiler veriyorlardı.Mustafa Kemal onun özünü tanımlamıştı. Aradığı fırsatı ona. Ulusal çağdaşlaşma süreci içinde eğitim görmüş kişiler. Çamurla kaplı tepelerde oyulmuş mağaralar "okul" olarak hizmet verir ve çocuklar çıplak döşemede otururlardı. ucuzdu. Kemal. bir adam değilse. Beş yıllık ilköğrenim döneminden sonra zeki çocuklardan oluşan gruplar öğretmen eğitimine • seçiliyorlardı. Aynı zamanda. ne yaptı ki. camilere bağlı olan medrese idi. Avrupa'nın bir ülke mi. Birinci işlevleri. Kemal'in dikkatini yönelttiği konulardı. Seçilenler yine beş yü boyunca öğrenim görecekleri köy enstitülerine gönderiliyorlardı. büyük bir acele içinde. Türkler'i feslerini bırakmaya zorlayışı. daha büyük yaştaki zeki çocuklar öğrenim görüyorlardı. onun eğitsel şok tedavisinin bir parçasıydı. "Batı Anadolu'nun uzak köşelerinde komşuları >ve akrabalarının cesetlerinin bulunduğu evlerinin külleri üzerinde otururken. Entellektüel elitin öneminin farkındaydı. eski bir Kur'an.000 okulda görev yapmaya başlamıştı bile. Kullanılan öğretim donanımları basit. Başlangıçta sayıları pek azkeri. Kemal'in Türkiye'sinde eğitim yolunu tıkayan çok sayıda engel vardı. Ülkenin bütün stratejik bölgelerinde kurulan bu enstitülerde küçük çocukları eğitmek üzere. Öğrenciler Türk. Sistemin işleyişi böyleydi. bize böyle eziyet ediyor?" Mustafa Kemal'in ülkesinde mücadele ettiği. yönetici ve cengaverlerden oluşmaktaydı. yoksa bir insan mı olduğunu güç bela öğrenmişlerdi" diye yazmıştı. 247 . Yeterince yükses sesle bağıramayanlar değneği kafasına yerdi. diğerleri ona Başöğretmen adını veriyorlardı.

Ankara'da bir Siyasal ve Sosyal Bilimler Okulu oluşturdu ve mühendislik.Türk tüccar ve sermayedarlarının sayısı gerçekten çok azdı. geleneğin Doğulu düşünce tarzında saldığı derin köklerdi. İyi eğitimlrTürk profesyonelleri. Batının bir sembolü de fabrika bacalarından tüten dumandı. Daha büyükçe olan halk evlerinde dispansenne-yüzme havuzları vardı. Bu merkezlerdeki radyolar kırsal kesim halkına çok daha geniş ufuklar açtı. çevrede koşuşturup durmanın ne yararı vardı? Kaderciliğin vekarı ve sükuneti Doğulu yaşama derinlemesine nüfuz etmişti. Batılı bir ateş zerkedilmiş Vaadedilmiş Yeni Türk Ülkesi'ne doğru yönlendirilmeleri kolay olmuyordu. yalnız aydınlanmak için değil. Kemal. hiçbir zaman makinelere hizmet etmeyecekti. Ne var ki. halkın geleneksel kadercilik ve uyuşukluğunu aşındıracağını umuyordu. Halk odaları ve evlerinde gazeteler ve kitaplar mevcuttu. Okul sıralarında oturmak için fazla yaşlı olanların eğitim sorunlarını görmezlikten gelmedi. saygıdeğer atalar tarafından kutsallaştırılmıştı ve bu yüzden de iyiydi. bütün ülkede halkevleri ve daha küçük yerleşim birimlerinde de halkodalarını kurdu. öğrenme. aslında yeniden diriltilmiş Türkiye'nin en büyük umudu ve Mustafa Kemal'in de en büyük başarısıydı. Eski olan her şey. Aynı zamanda diğer ulusların yaratıcı öğretim yeteneklerini de ülkesine çekti. Türk.hükümet hizmetine alınabilirdi. süpermenin çağıydı. Almanya'da Üçüncü Reich. Bazılarının yetişkinlere okuma. Bununla birlikte. Bunun nedeni. Bunların kimisi . İrade ve gene İrade'dir!" Alman bilimi. okuma. da çılgınca bir 249 . Kendi pamuğunu elbiseye ve kendi demir filizini çeliğe dönüştürmeyi başanncaya dek. mum ise cennetin armağanıydı. III Kemal'e göre. ülke dışına göçe başladığında. yalnız Türkiye'deki olaylarla değil tüm dünyayla ilgilenen yeni bir kuşak yetişmeye başlamıştı. enerji kaynağı olarak kullanmak için de elektrik istiyordu. yaşlı nüfusun eğitimine ilişkin çabalarının sonucu konusunda düş kırıklığına uğramış mıydı? Uğramıştı. Hitler 1933'de iktidara gelişinden hemen sonra şunu ilan etmişti: "Alman anavatanı çok fazla bilgiye sahiptir ve bu onun fiili sıçramalarına engel olmaktadır. meraklı bir kuşak. spor yapma coşkusunun sağlayacağı doyumun. Genç kuşağın eğitilmesi alanında Mustafa Kemal'in hoşnutluğunun iyi bir nedeni vardı. onlara çok sıkıcı bir bilim olarak görünen ekonomiyle hemen hiç ilgilenmiyorlardı. Daha az sabırsız davranmış olsaydı. genç kuşağın içindeki canlanma ona cesaret verebilirdi. Türkiye resmi kayıtlara göre 65. Kemal. daha yaşlı kuşağın. Böyle aşağılık işler Ermeniler'e. Genç. Osmanlı imparatorluğu köylü bir imparatorluk olduğu için zayıftı ve yalnızca makine bir ulusu zenginleştirebilirdi. Batı Anadolu .Yine bunların bazıları Rum ve Ermeni azınlıkların girmeleriyle bıraktıkları boşlukları doldurarak tüpeaTTsermayedar ve "entellektüel"ler olacaklardı. Bizim asıl ihtiyaç duyduğumuz şey.Yeni moda düşünceler şeytan işiydi. sabırsız bir insandı. ulusun entellektüel ufkunu değiştirmeye başladılar. Ne yar ki. Güneşin altında oturup dinlenmek bu kadar keyifliyken. Bu toplumsal merkezler çeşitli etkinliklere yönelik olarak çalışmaktaydılar. Aynı zamanda. Elektrik ışığı da şeytan işiydi.köylüsünün Avrupa'nın bir insan olduğunu düşünmesini istemiyordu. Yabancı profesörlerin yardımıyla İstanbul'da bir Tıp Fakültesi kurdu. İrade. sınainin tamamında yüzden fazla işçi çalıştıran kuruluş sayısı yalnızca üçtü. ticaret kârsız bir uğraştı. Bu. Kemal göçmen profesörlere ülkesini açtı. bunlar aracılığıyle kahvelerin aptallaştırıcı etkilerini ortadan kaldırmayı umuyordu. Bu açıdan. Kafasında bu düşüncelerle. aklın değil adalenin. Kemal. yazma ve hesap öğretme imkanları vardı.Almanya'sındaki karanlık çağlara dönüş sağladı. her yerde hazır ve nazır vergi memurlarının özel dikkatine yol açmasından dolayı da. ve diğerleri de eğitme görevine başlayacaklardı. tarım ve ticaret üzerin eğitim verecek okullar açtı. Nihai olarak. Eski zaman adamlarının çoğu. Türkiye müstemleke köleliğinden kurtulamayacaktı. Kemal dümenin başına geçtiğinde. kendilerini hiçbir sonuca 248 ulaşmayan düşüncelerde kaybetmek üzere kasvetin zehirleyici boşluğuna atarak kahvelere gitmeyi sürdürüyordu. Yurtdışında araştırma yapan eğitimli Türkler bile.246 "sınai kuruluşa" sahipti. çünkü o daima aceleciydi. Rumlar'a ve Yahudiler'e bırakılmıştı.

teknik yöntemleri ve bu öncülük itkisini nereden sağlayacaktı? Osmanlı İmparatorluğu "sanayi". Kemal." Aynı zamanda. devletin kaynakları bireyleriıf kaynaklarının toplamından daha boldur. Sovyet Beş Yıllık Planının belirli bazı özellikleri Kemal'e çekici gelmemişti. pamuk. kazananlar da yabancı efendiler oluyordu. bu tarihi sürecin yeniden başlamasını istemiyordu." İlk yabancı borcu. Türk varsılı parasını ya altına ve emlake yatırıyor. daha yüksek yaşam standardını sağlayacak sanayileri geliştirmelidir. Bunun yanı sıra. işletmesi de gerekiyordu. Rusya ağır sanayi üzerinde yoğunlaşmıştı. Yabancı sermayeye ulaşamadığına göre. ülkesinin anayasasında yerini aldı. daha çok üreterek daha az tüketsin ve artı değeri yeniden üretime döndürsün. Karteller ve tröstler gibi dev oluşumların doğuşunu izlemek de istemiyordu. Sovyetler'den aldığı 18 milyon dolarla elde etti. Batılı yabancı sermayeyi elde etmesi zaten mümkün değildi. Kemal. "Tüm ülke bir tek ekonomik birim gibi işlemeliydi. demir dökümhanelerini ve maden filizi rafinerilerini de geliştirmek istiyordu. halkın giyeceğini üretecek makinelerin üretilmesini bekleyecek vakti yoktu. kağıt. ya da hisse senediyle çoğaltıyordu. oğul için de kötüydü. lokavt ve grevlerle değil. kimyasallar. nakliye ve kamu hizmetleri için fonları temel olarak dış kaynaklardan sağlamıştı. işlere başlatmak için özel girişim dürtüsünden daha güçlü bir manivela olmadığını bilecek kadar bu kasvetli bilimden anlıyordu. Yıllar sonra yabancı ülkelere trilyonluk borçlar ve teknik yardım önerecek duruma geleceklerdi. Ruslar'dan teknik yardım aldı ve bu yine Sovyetler'in tarihinde ilk örneği oluşturdu. Kemal. Piatiletka. üretimine ve tekstil. Sovyet Rusya'nın cesur girişimim. Beş Yıllık Plan operasyonunu dikkatle gözlemlemişti. fakat bu varlığı kendine özgü yatırım alanlarına yöneltiyorlardı. Kemal'in gözlerini diktiği nokta olan Batı laissez faire. Ayrıca. Kemal'in. Öyleyse bırakın da Türkiye üretsin. Kemal'in Devletçilik adını verdiği bu sistem. Öyleyse. yazdıkları şunlardı: "Türkiye. Mali kaynaklardan yana yoksul ama tutumdan yana varsıl olan 250 Kemal'in Türkiye'si özel ve kamusal girişimin bir karışımı olan yeni bir tür melez ekonomi yarattı. Sanayi için gerekli sermayenin elde edilmesi imkansızdı. İş anlaşmazlıkları arabuluculuk ve hakemlik kurumları aracılığıyle çözülmeliydi. ülkesinin ilk Beş Yıllık Planın'nı 1934'de yürürlüğe koydu.Yabancı borçlar. ileri derecede sanayileşmiş ülkelerin kusurlarından da kaçınmak istiyordu. Kemal. gübre ve evlerle fabrika binaları için çimento üretimi yapacak hafif sanayiye öncelik verdi. faizler fahiş. İşleri hükümetin başlatması gerekiyordu. Ayrıca. ama çoğunlukla Batı'daki güvenilir yabancı hisse senetlerine yatırmayı tercih ediyordu. bir iktisatçı olmadığı ve iktisada özel bir ilgi duymadığı halde. Ruslar'ın da uluslararası ekonomik alandaki ilk girişimiydi. Kemal de. önceliklerin saptaması ve planlamayı gerektirmekteydi. Osmanlı Düyûn-u Umumiye İdaresi'nin işleyişine aşinaydı. bırakınız yapsınlar düşüncesiyle. Türkiye'nin israfı engellemesi ve en temel projeler üzerinde yoğunlaşması gerekiyordu. ve aslında biricik yol olarak hükümet desteği görünüyordu. Kemal ne bir komünist hatta ne de bir 251 . bu yüzden bir İngiliz sömürgesine dönüşmüştü. ataları çelik fabrikalarına ya da kimyasal fabrikalara hiç^ıatınm yapmamışlardı ve baba için iyi olmayan. Paçavralar içindeki halkını giydirmek ve midelerine daha fazla yiyecek girmesini sağlamak için acele ediyordu. Son birkaç yıldır Kemal. Ruslar tarafından tanıtılan bir aracı kullanan ilk ülke Türkiye'ydi. Bu. Mustafa Kemal. Fakat Türkiye bu yepyeni yolda sermayeyi. Fakat şurası' unutulmasın ki. yeni sanayilerinin bir çpğuna sahip olup. zenginleşmişti. Bir ülke ne kadar yoksul olursa olsun.Türkiye'nin ekonomik gelişmesine ilişkin düşüncelerini kaleme aldı. Türkiye'nin sanayileşmesini başlatmak için yerli sermaye bulmak mümkün müydü? Türkiye'de bazı zengin insanlar vardı. Ayrıca elektrik santrallerini. Bununla birlikte. suni ipek. En yoksul ülkelerde bile vergi gelirleri vardır. Böylece tüketim maddelerinin. Yoksul bir ülkenin sanayileşmesinin tek yolu buydu. Bu. Kuşkusuz. Türkler'in Baba'sı makineleri çalıştıracak parayı nereden bulacaktı? Bunun için bir yol. iflas etmiş durumdaki Türk'ün. devlete sokulan müdahale hançerleri ve yabancı denetiminin araçlarıydı: Mısır.acele içindeydi. Ulusu üstün imtiyazlı ve düşük imtiyazlı bölgelere ayrılmamalı ve bu yüzden de sanayiler tüm ülke yüzeyine yayılmalıydı.

Böylelikle onu seçme şansını soıvkez kullanmış oluyorlardı." . ülkeyi tepeden tırnağa dikkatle inceleyip yapacağı başka bir şey kalmadığını gördü. büyük bk heyecanla çalışıyordu ve bu ona dehşet verici bir irade gücü ile olağanüstü bir kavrayış pırıltısı sağlıyordu. Atatürk adını kabul-etmesini istedi. resimli kitaplardaki Normandiya'ya benzemesini sağlayamadı. Kemal'in ölümünden sonra. Fakat dogmatik biri değildi ve kelimelerden korkmuyordu. Türkiye'nin toprak reformu ilerlemekteydi. başkentin yaklaşık altı kilometre dışında. Halkı 2 Mart 1935'de başkanı ve önderi olarak gene onu seçti. Bu. Ancak ondan sonra kendileri için iyi olanı seçebilirler ve kendi kendilerini yönetebilirler. Fakat hepsinden öte. kendisini yıllarca sosyal yaşamdan soyutlardı. ama'bu konuda da elinden bk şey gelmedi. Devletçilik ona Türkiye'nin özel koşullarına en uygun sistem olarak görünmekteydi. IV "Ve Musa Moab ovalarından Nebo dağına doğru tırmandı. İlk Sovyet borcundan üç yıl sonra büyük ölçekli sulama projelerini içeren Dört Yıllık Tarım Planını başlattı. Türkiye'nin küçük köylerden ibaret olan görüntüsünü değiştirip. zamanın ağır akışına karşı da sabırsızdı. O zaman eserim tamamlanmış olacaktır. Ve ülkesinde yaşayan tüm insanlara Avrupa'nın bk adam değil. Türkler'in kendilerine verilen isimlere ek olarak aile adları almasına ilişkin bir yasa çıktı. Ve bundan sonra. o günlerde kent kalabalıklarından uzak ve egzotik bk büyüye sahip. Milyonlarca Türk'ü sel gibi şiddetle akan enerjisinin önüne katıp harekete geçirmeyi umuyordu. Gene de. Bu hitapla. Bu süre içinde ara sıra kapalı yaşamından çıkıp. Çeşitli konularda konuştu. "Ülkeyi fethettim. halkımı elinden tutup ben götüreceğim. halkının onda olağanüstü bir güç olduğuna ilişkin inancına karşın. Türkiye milyonlarca Kemal'den oluşan bk ülke değildi. Ve Anadolu yaylalarını Almanya'nın örgütlü sanayi bölgesi olan Wupperthal gibi bir yere dönüştüremedi. Türkiye büyük bir ekonomik gelişme programını uygulamaya girişti. bugün bu sayede yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin eski kentlerinin bazılarında yeni semtler kuruldu ve bugün ülkede bu sayede sanayi oluştu. kendisi de.Türkler'in Musa'sı Mustafa Kemal'di. bk kıta olduğunu öğretemedi. ağaçlıklı bir tepede yer alıyordu. o aslında bir anti komünistti. kışları Bursa civarıyla İstanbul'da bir tür emeklilik konumunda sürdürdü. Halkı Kemal'e kendileri ve gelecek kuşaklar için Türkler'in Baba'sı olmasını. kendi istediği kadar hızlı olmasa da . Harekete geçmedikleri zaman düş kırıklığına uğradı. Jeriko'ya tepeden hakan Pisgah tepesine çıktı. bu konudaki düşüncelerini açıkça belirttiği gibi. kendilerinin Büyük Önder'iydi. Aralık 1934'de. Birleşik Devletler'in ve Birleşmiş Milletler'in yardımıyla. Ve Tanrı Dan'a kadar tüm Gilead topraklarını gösterdi. Fakat sahip olduğu bu coşku. Halkına karşı olduğu gibi. Başka seçecekleri yoktu çünkü o ve yalnızca o. onun başkalarının farkedemediği şeyleri algılama ve 252 halkı çalışmaya sevketme gücüne sahip olmasını da sağlıyordu. mucizeler yaratmasını sağlayamadı. Çankaya'daki bağ evi. Mustafa Kemal Atatürk. Kılavuz meşalelerin ateşini tutuşturdu. Örneğin." . elindeki büyük ölçülerdeki ekilmemiş tarım alanlarını devlet çiftliklerine ve köylüler için küçük toprak mülklerine dönüştürdü. Nebo dağına ve Pisgah tepesine dek çıkarmıştı. 253 . ülkesinin gençliğini reformlarının bekçisi olarak atadı. halefleri ikinci bir İBeş Yıllık Planı başlattılar ve bir sanayi bankası kurdular. "Düşmanı yendim" demişti. Ve kuzeyin soğuk rüzgarları. Kemal yaşamını yazları Ankara'nın dışındaki bk semtte. ama en ünlü mesajı. bugün bu sayede beyinleri geçmişin örümcek ağlarından temizlenmiş yepyeni bk Türk kuşağı var. eserini sürdürme görevini Türk gençliğine devrettiği konuşması oldu.sosyalistti.bir başlangıç olarak gayet iyi denebilecek düzeyde Türkiye'nin yaşam standardlarını yükseltme sürecini başlattı. Hükümeti de. sesini tüm ülkeye yayan cihaz olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ex cathedra (tam yetkiyle) boy gösterdi. fakat halkı fethedebilecek miyim?" Kendine göre kuşkuları vardı. Böyle düşkırıklığına uğrayınca. çünkü o halkını Moab'a. Bunu halkı da biliyordu. Atatürk de şunları söylemişti: "Kendi ayaklan üzerinde durabileceği ve yolu öğrendiği zamana dek.

Bu saray. Oysa. Yaşama karşı duyduğu başıbok hazlar ve kaderini ayartmak için duyduğu karşı konulmaz itki.Anadolu yaylasını kapladığı zaman. hoş görünümü. büyük fatihin başına ilk kez geliyordu. sonun habercisi oldu. Ona göre sorun tehlikeli yaşamak. Sarılık olmuştu. öğretmenini. delici bakışları uzaktan yakından bütün kadınları kendisüıe-çekerdi. Kadınlarla ilişkilerinde kendi ahlak kurallarını uygulardı. Yalnızca bir kere evlilik bağına girdi. aksi halde hiç yaşamamaktı. . Dolmabahçe'ye çekildiği de oluyordu. Önün uluslararası ünü. Boğaziçi üzerinde. Dolmabahçe Sarayı'nın taht odasında duran Kemal'in naaşım. tedavisi imkansız bir hastalığın dehşet veren dedikoducu belirtileri. "Seni boşuyorum" sözlerini tanıkların gözü önünde yüksek sesle üç kez tekrarlamaktan ibaretti. Yine çilek. Kemal. Son ve ölümcül belirti.. Kemal zorunlu olarak. aynı zamanda ulusun yeniden doğuşunun. Boğaziçi'ndeki o muhteşem sarayda. ona doğru koşarlardı. 1938'in Cumhuriyet Bayramı -29 Ekim. Latife Hanım'dı. cenaze kortejine bir çok ulusun temsilcileri katıldı. rakıyı severdi. "Külhanbeyleri" adını verdiği şen dostlanyle çevrilmişti. halk sarayın yaldızlı kapılarından geçip. En büyük çağdaş lider olarak tanımlandı. Bu demir adam. Pera semtinin kuzeyinde bulunan eski Padişah Sarayı. Artık Türkler'in Babası hayatta değildi ve tüm ulus kendisini öksüz kalmış gibi hissediyordu. Latife onu en yüksek-ücreti ödemeye mecbur etti. Çok zayıflamış. sonra da kendisini ona vermemişti. Türkler'in üzümden damıtarak yaptıkları ulusal içkiyi. Bu trajik olayın haberi. onunla evlendi. şahane bir lüksle donatılmış olarak 1850'lerde yapılmış ve eşsiz taht odasıyla bütün Avrupa'ya nam salmıştı. evliliğe yattan biri değildi. Onları kullanır ve sonrajırlatır atardı. cenazenin bulunduğu taht odasına doğru akıyordu. Türkiye'nin büyük batılılaştırıcısı. Kendisini tümüyle içgüdülerine terkederek pervasızca yaşadı. Türkler'in Babası'nın ne kadar hasta olduğunun farkındaydı. yatağa düşmüştü. vücudunu sarmıştı. İstanbul'da. Ne Osmanlı İmparatorluğu'nün eski başkentinin ne de bütün Türkiye Cumhuriyeti'nin halkı. başında bekleyen dört ordu kumandanı koruyordu. zihinsel uyuşukluktu. Batılılaşmış ve zengin birkadın olan karısının adı. Bu. Türk hükümetinin resmi açıklamasında. Ankara'ya nakledildi. muz. bir adamın karısını boşaması kadar kolay hiçbir şey yoktu. kendilerini yerlere atarak sokaklara aktılar. İstanbul kentinin dört bir yanından. 10 Kasım sabahı. Aşk yaşamı oldukça aykırıydı ve zorlu bir içkiciydi. Bu. Yıllar sonra pişmanlığını dile getirdiğinde artık çok geçxolmuştu.İstanbul'da donanma 254 şenlikleriyle kutlandı. Birkaç yıl sonra Cumhuriyet Türkiye'sinin başkentine hakim bir tepede Kemal Atatürk'ün naaşı için çok büyük bir mozole inşa edildi. dokuzu beş geçe Mustafa Kemal Atatürk öteki dünyaya göçtü. İzdiham ölyesine büyük ye karşı konulmazdı ki. zayıf bir adamdı. Bununla birlikte. 255 . Onu cilveyle baştan çıkarmış. Kemal karaciğer sirozuna yakalanmıştı. Doktorlar bu belirtilere vascular spider adını verirler -yani damar genişlemesi. Bursa yakınlarındaki kaplıcalarıyla ünlü Yalova'ya iniyordu. yiyeceklerini sindiremez hale gelmişti. milyonlarcası ağlayarak. Karısının ismiyle daha önceki bölümlerde karşılaşmıştık. büyük şefini ve insanlık en büyük evlatlarından birini kaybetti" deniliyordu. onun intihara benzer yaşam tarzını açıklamaktadır. erkekliği. Latife'yi Doğunun eski yasalarruyarınca boşadı. Türkler burayı yalnız ülkelerinin en büyük evladının kabri olarak değil. cenazeye saygı ziyaretinde bulunmak için gelenlerden birkaç kişi ciddi bir biçimde'ezildi. Ateşe koşan pervaneler gibi.iskelete dönmüş. Erkeğin yapacağı tek şey. Daha sonra naaş Kemal'in yarattığı başkente. Dolmabahçe'de O. Atatürk'ün eserinin bir simgesi olarak görmektedirler. mandalina ve kirazdan yapılan egzotik Türk likörlerini de severdi. özel yaşamında yabanıl dürtülerine karşı direnmeyi başaramayan. Bununla birlikte Batı içkilerini de tümüyle reddetmezdi. Sevdiği alkollü içki çeşidi pek azdı. Ve O. Bilinçsizleşti. Türk halkının üzerinde bir bomba gibi patladı. o da ovalara. "Ulus. Heyecan verici. Kemal'in kaldırdığı Şeriat yasasına göre. Mustaf^JKernal. Bu tür yaşamın çok uzun-sürmeyeceği açıktı.

n. Hem bir asker. Makamını devralma sorunu ortaya çıktığında. bütün heybetli petrol çıktısıyla Ortadoğu Almanlar'ın ellerine düşebilirdi. Cumhurbaşkanı Kemal.Angora'daki karargahına kadar ulaşabildi. Atatürk'ün en yakın silah ve iktidar arkadaşı.getirildi. İsmet Paşa'nın Türkiye'nin yeniden dirilişinde önemli bir rol oynayacağı belliydi. Sonunda Mustafa Kemal'in -sonradan ismi Ankara'ya çevrilecek olan. Türkiye için bu savaş aslında 1912'deki ilk Balkan Savaşı ile başlamış ve Mustafa Kemal'in Yünanhlar'a karşı kazandığı nihai zafere değin on yıldan fazla devam etmişti. Düşmanın en büyük yenilgilerinden biri olan zaferi. ne de diğer seçkin askerlerin suçuydu. Osmanlılar döneminde. İsmet Paşa'yı başvekili yaptı. yirminci yüzyılın başındaki Balkan savaşlarında sivrilmişti. Türkiye'nin savaştaki rolü her zaman bir anlaşmazlık konusu olmuştur. Müttefik Güçler'in bu konudaki görüşleri birbirinden farklıydı. yenilgi nedir bilmez Üçüncü Reich'e karşı duracak kadar güçlü müydü? Bir savaş alanı haline gelmesi. Türkiye. İsmet Dünya Savaşı'nda İngilizler'le hayati önemdeki Suriye cephesinde savaşmıştı. Atatürk'ün son yılında İsmet İnönü başbakan değildi. diğer bir çok kişiyle olduğu gibi. Daha-o zamanlar. yaralı devin dize getirilmesinden hemen önce Almanya'ya karşı savaş ilan etti. Kemal'in. Türkiye Büyük Millet Meclisi onu ülkenin ikinci cumhurbaşkanı seçti. Mustafa Kemal'e ilk katılanlardan oldu. Bununla birlikte. sıcak denizlere olan daimi susuzluğunu gidermek için bir girişimde bulunmayacak ve 257 . Türkler'e karşı kapıları kapalı tutan muzaffer müttefiklerin denetimi altındaydı. Padişahlar imparatorluğunun ölümcül yaraları ne o zamanki adıyla İsmet Paşa*'nın. İsmet'le de geçimsizliği olmuştu. Naziler'in ihtiyacı olan bir tek hammadde varsa. İsmet iyi bir ad yapmıştı. Birinci Dünya Savaşı'nda diğer uluslardan çok daha uzun süre savaşmıştı. İngilizler. Türkiye'nin her iki tarafa da stratejik hammaddeleri satarak büyük kârlar etmesi için en iyi fırsat değil miydi? Türkiye savaşa katılmadı. İstanbul'da bir er giysisi içinde gizlice ayrılmıştı. üzerine Kemal'in devasa gölgesi düştüğü için pek az bilinmektedir. Müttefiklerin gözünden kaçmayı başaran İsmet. müttefiklerin Türkiye'yi parçalama girişimlerine karşı milli bir devrim başlatabilecek olan. serüvenli bir yolculukla Kemal'in karargâhına ulaştı. Daha sonra tüm orduların kumandanı blarak çok daha önenili bir görev©. Hemen hemen savaş süresince Almanlar Türkiye'den çok daha güçlü ülkeleri birkaç gün içinde istila edebilmişlerdi. İnönü kasabasında kazanmıştı ve Türkler aile adı kullanmaya başladığında adı General İsmet İnönü oldu. İyi bir pazarlıkçı olarak ün kazandığı önemli uluslararası konferanslarda Türkiye'yi temsil etti. o da petroldü. İnönü bu konuma en *İsmet Bey (ç. İsmet'in içişlerinde oynadığı rol.) 256 uygun aday olarak kabul edildi. O sırada imparatorluğun başkenti. İkinci Dünya Savaşı İnönü'nün başkanlığının ikinci yılında patlak verdi. Zaferin gel gitsel dalgasıyla yükselen Rusya.Acaba Türkiye'yi boyun eğmeye zorlasalardı ne olurdu? Bu durumda. kendisinden üç yaş küçük olan İsmet İnönü'ydü. Alman Reich'ı o zamana kadar Balkanlar'a iyiden iyiye nüfuz etmiş ve etkisi Türkiye'nin sınırlarına değin uzanmıştı.V Ardından haleflerinin çağı geldi. Türkiye'yi Müttefikler'in tarafında savaşa çekmek isterken. "Bozkurt" Padişah'm Haliç'deki sarayındaki dalkavuklar çetesine karşı çıktığı zaman. Doğulu despotizmi Batılı bir Cumhuriyete dönüştürebilmek için yeniden yapılandırma ve gelişme dönemi gelmişti. Amerikan hükümetinin bu konuda biraz tereddütlü davrandığı görülüyordu. Bu yüzden Türkiye'nin tarafsız kalmasına izin vermek ve böylelikle Almahlar'ı Ortadoğu'nun petrol kuyularından uzak tutmak daha iyi Olmaz mıydı? İsmet İnönü öncelikle Türkiye'nin çıkarlarını gözetmek durumundaydı. Ardından acılı bir süreç olan. onun çıkarına olur muydu? Bu. Ülkesi. En tehlikeli cephe olan Batı cephesinin başkumandanıydı. İnönü'nün ülkesi böylelikle Birleşmiş Milletler'in ilk üyeleri arasına katılmaya hak kazandı. Yünanhlar'a karşı yürütülen askeri operasyonlarda gerçekten de önemli bir rol oynadı. hem de devlet adamı olarak. Rusya İkinci Dünya Savaşı'nın muzafferleri arasındaydı.

Böylelikle Kemal'in ölümüyle Türk halkının elinden tutan ve büyük ulus yaratıcısının eserini sürdürmesine yardım eden İnönü'nün oniki yıllık rejimi son bulmuştu. Kemalizıh'in kimi temel ilkeleri bu dönemde yeniden gözden geçirildi. Gördüğümüz gibi. buna büyük bir şiddetle karşı koydu.Bu kez . siyasal sistemde bir değişiklik yapılması için hükümeti uyarmaya başladılar. merhum Atatürk'ün kıvılcımından ve yaratıcı insanın pırıltısından -yoksun biri olarak görünmektedir. Cumhurbaşkanı ve Başbakan da dahil olmak üzere önde gelen bir çok üyesini tutukladığı Demokrat Parti'yi iktidardan indirdi ve yeni hükümet olarak yönetime geçti. yalnızca sahip olduğu önem için yürütülüyordu. İktidar. Ardından. ülkenin bu hızlandırılmış tempoya hazırlıklı olmadığı açıktı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendisi. muzaffer Demokrat Parti'nin basındaydılar. Atatürk Sovyetler'le iyi ilişkiler içindeydi. ancak. Fiyatlar yükseldi.Boğazlar'a açılan kapıyı zorlamayacak mıydı? Sovyetler Birliği'nin yaptığı da bu oldu. Demokrat Parti artık gerçek Kemalist siyasaların temsilcisinin kendisi olduğu iddiasında bulundu. Sayısız sanayi kuruluşları özelleştirildi. Geriye bakıldığında. Cumhuriyet Halk PartlsTde^ iktidara. devrimci nitelikteki Amerikan siyasasını ilan etti: Totaliter rejimler özgür halklara uluslararası barışın temellerini çökertecek ve bu anlamda Birleşik Devletler'in güvenliğini zedeleyecek şekilde baskı yapmaktaydılar. Bunun yanı sıra. ülkenin savunmasını güçlendirmek için Birleşik Devletler'le işbirliği yaptı. Oniki yıl içinde Amerika Türkiye'ye yaklaşık üç milyar dolar akıttı. acaba kendisi özgür müydü? Kemal'in kendi eseri. Ruslar'a karşı durmaları için bu ülkelere yardım edecekti. Atatürk'ün vasiyeti adına Ankara'da ve İstanbul'da rejime karşı harikulade gösteriler yaptılar. enflasyon başladı. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü. Bu dönemde hayatta olsaydı. Ebedi Şef'in adımlarını izlediği iddiasıyle. Mütehakkim Demokrat yönetimine karşı en şiddetli muhalefeti gösteren. Hükümet sanayileşme sürecini hızlandırmakta Ebedi Şef'in izinden gittiğini ileri sürdü. 12 Mart 1947'de Başkan Harry S. adımlarımızda kılavuzluk edecektir. ansızın darbe geldi. Demokrat Parti seçimi Cumhuriyet Halk Partisi karşısında büyük bir çoğunlukla kazandı. muhalefeti Kemal'in vasiyetine sadakatsizlik olarak değerlendirdi. Her ikisi de Kemal'in okulunun parlak öğrencileriydiler. . Türkiye ve Yunanistan. 1950'deki Büyük Millet Meclisi seçimleri özgür bir şekilde yapıldı. Birleşik Devletler. Yönetimdeki yerini sağlamlaştırma sırası Demokrat Parti'ye gelmişti." Türkiye'nin üçüncü cumhurbaşkanı. "dolar banknotlarıyla döşenmektedir. Türk liderleri yine Atatürk adına konuşuyorlardı. ve aslında mutlak iktidara yenik düşmüştü. özgür girişim her şeyin üstüne çıktı. ülkesini büyük bir maharetle Batı kampına şevketti. Türkiye'nin Rusya'yla ilişkilerinde ve dünyadaki güç dengeleri içinde seçtiği yerde bir değişiklik yapar mıydı? Türkiye artık özgür dünyanın bir siperiyken. Ne ki. acaba "Moskoflar"la iyi komşuluk ilişkilerini sürdürür müydü? Ya da.Truman. merhum Kemal'in mirasını emanet ettiği Türk gençliğiydi. "İktidar yozlaşır. Ekonomik sorunlarda. Sonunda. Parlamentodaki Türk kamuoyunu dile getiren önderler ve basın. siyasal alanda bir tekeldi. "Türkiye'nin iflasına giden yol" diyordu. mutlak iktidarlarsa mutlaka yozlaşır" demişti. Kemal'in Beş Yıllık Planı'mn sorumluluğunu verdiği eski bir bankacı olan Celal Bayar'dı. Bütün bu süre boyunca Türkiye. Başbakan. paranın değeri düştü. Cumhuriyet Halk Partisi ve basına karşı sıkı önlemler aldı. şiddetle Batı yanlısı bir toprak sahibi olan Adnan Menderes'ti. açgözlü Sovyetler'e karşı birer ileri karakoldu. Parlamentodaki bir grup milletvekili Demokrat Parti'yi kurdu. Bir Amerikan iktisatçısı. Türk seçmenleri kanaatlerini yanılgıya yer bırakmayacak şekilde dile getirdiler. Kemal'in devletçiliği gölgelendi. İsmet İnönü deneyimli bir diplomat 258 ve yetenekli bir siyasal lider. Kemal adına. Türkiye artık iki ana siyasal partiye sahipti. 27 Mayıs 1960'da askeri bir cunta. ." Ülkenin büyük kentlerinde düş kırıklığı aldı yürüdü. "Truman Doktrini" doğmuştu. "Biz Kemalist geleneğin gerçek varisleriyiz" demekteydiler. Cunta'nın başkanı Türk ordusunun 259 . Doğu ve Batı devlerinin arasında soğuk savaş başlamıştı. Karşıtı olan Cumhuriyet Halk Partisi. Lord Acton. "ve Ebedi Şef'in "ruhu.

Türkiye'sinin yok edici olmasını değil.yarattığı vahşi rekabetti.ihtiyaç duymuştu. Kendi tarihsel rolünün ve adının bütün dünyada ünlenmiş olduğu gerçeğinin farkında mıydı? Bu gerçeklere tümüyle vakıftı -alçakgönüllü biri değildi.H. -kendilerini diğer uluslardan üstün -hem de çok üstün. Ülke. böylesine düş kırıklığına kapılmazdı. halkın daha çok yemek yiyeceği.. bedenin ve zihnin rahatsızlıklarıyle çürümüş hasta^ve tembel bir dünya. büyük bir meseleyle karşı karşıyaydı: Türkler'in Babası'mn halefliğine layık kişiyi nereden bulacaklardı? VI Kemal. ve D. kendilerine "Milliyetçiler Birliği" adım veren şovenist grup ya da dinsel değerlerinden ilham aldığını ileri süren "Kutsal Nur" grubu da olsa. Türkiye'nin başkalarından daha iyi olmasını değil. melekle şeytanın bir karışımı olduğunu da biliyordu. Cumhuriyet'in kurucusu tarafından kendisine emanet edilen hedeflere doğru yürümesinin büyük bir zorunluluk halini aldığı gittikçe daha da belirginleşmişti. Büyük İskender. Gürsel. yine kendisinin olağanüstü yükseklikteki 260 standardlarıydı. kendisini başarılı biri olarak görmemekteydi. Ardından Batıyı incelemiş ve bundan da çok hoşlanmamıştı. cehalet ve yoksullukla boğuştuğu sürece güçlü-oimayacağını biliyordu. Azledilen politikacıların. aynı zamanda Cumhuriyet Türkiye'sinin küçük bir ülke olduğunun ve kendisinin devler çağında yaşamadığı gerçeğinin de farkındaydı. Onu zamansız ölümüne sürükleyen pervasız yaşamı.gördükleri için." Böylece Türkiye'deki tüm siyasal grupların esin kaynaklarının Atatürk olduğunu savunmaya devam ettikleri görülüyordu. zayıf bireylerden güçlü bir ulus yaratılamayacağını ve bir/ulusun hastalık. uluslararasında. hiç değişmeksizin. o.sık sık yok ediciliğe yöneldiklerini görmüştü. Bu C. kendi açılarından daima soylu olan amaçlarla da olsa. belki de onun kendine yönelik kişisel hoşnutsuzluğunun bir ifadesiydi.P. Türkler'in yaşadığı Türkiye'nin güven içinde ve müreffeh olmasından başka hiçbir şey istememişti. Gene de. tutucu veya irtica yanlısı diğer tüm partiler için de geçerliydi. Ayrıca. ÇağdaşTürkiye'yi yarattığı ve başka hiç kimsenin Ortadoğu'da böylesine kalıcı bir büyü yaratamayacağı bir gerçek olmakla birlikte. güvenliğini benimsediği son çareye bağlayarak devamlı daha ileri gitmiş ve bundan sonra yine güvenliğini güvenceye almak için ilerlemeye devam etmek zorunda kalmıştı. Padişahın egemenliğine ne olduğunu görmüştü. bir ulusa -Türkiye'ye. başarılı olamadığını düşündüren. Jul Sezar ve Napolyon'un dünya imparatorlukları çağında yaşamış olsaydı. Doğuyu incelemiş ve gördüklerinden hoşlanmamıştı: Geçmişin batağına saplanmış ülkeler. yaratıcı olmasını istiyordu. okula ve ilaca sahip olduğu ve daha uzun yaşadığı ve daha güçlü olduğu için. Mustafa Kemal'in Batıda özellikle sevmediği nokta. Ona.eski genel kurmay başkanı olan General Cemal Gürsel'di. onun Türkiye'nin gizil gücünü ortaya çıkartmış olduğunu teslim etmektedir. olağandışı ve çok büyük bir adam. Ortadoğu'da yalnzca bir hanedan vardı ve o. mümkün olanın sınırlarına hatta sınırın ötesine sevk ediyordu. Kemalist geleneğe ihanet ettikleri gerekçesine dayanarak mahkemede yargılanmalarını sağladı.P. 261 . için olduğu kadar. Bu rekabet bir ulusu diğer ulusların zararına olarak. Ancak. ve o. ilerici. "Bizi harekete geçken. gerçek görevinin büyük imparatorluklar kurmak ve dünyayı dönüşüme uğratmak olduğunu hissediyordu. Ve onun hakkında dünyanın düşüncesi nedir? Tarih. Batı daha uygun bir tercih olarak kabul edilebilirdi." diyordu. onun hipnotik güce sahip ve korkusuz. Osmanlı imparatorluğu dünyayı ele geçirmek peşine düşüp. Dünya sahnesinde görüldüğü zaman. geçmişMlişkin boş hülyalar. kendi yaptıklarını nasıl değerlendirmişti? Ve çağdaş dünya Atatürk'ün tarihsel rolünü nasıl değerlendirmektedir? Çağımızda Ortadoğu'nun en başarılı lideri olan Mustafa Kemal. ülkesi için. O. Batının en büyük uluslarının bile.iyi -olmasını istiyordu. kendi çapında -daha ötesinde değil. . ' Türkiye için. "Mustafa Kemal'in ruhu ve eylemleri olmuştur. Mustafaı Kemal.

Türkler'in Prens Konstantin kumandasındaki Yunanlıları yenmesi 1903 Mustafa Kemal Manastır Askeri Okulunda 1905 Mustafa Kemal İstanbul Erkan-ı Harbiye Mektebi'nde.ilanı: Edirne'nin kuşatılması ve zaptı: Ruslar Ayastefanos'ta. 1878 BERLİN KONGRESİ 1881 Mustafa Kemal'in Selanik'de dünyaya gelişi 1882 İngiliz birliklerinin Mısır'a çıkması 1889 İlk Ermeni olayları. Kayzer'in Sultan Abdülhamid'i ziyareti 1897 Girit Ayaklanması. 1889 Almanya'nın Türkiye'nin hâmisi olması. 263 . Bunu 1894 1896. 1915 ve!920'de Türkiye'deki Ermeniler'in varlığına tümüyle son verecek olan diğerleri izleyecektir. ABDÜLHAMİD'in saltanatı 1876 Bulgar ayaklanması 1877 Rusya'nın Türkiye'ye savaş.EK: KRONOLOJİ 1288 Osmanlı Türkleri'nin Sungarya yaylaları ve^fobi Çölü'nden gelişleri 1453 29 Mayıs İstanbul'un Türkler'ce fethedilişi 1517 Sultan Selim'in halife oluşu 1520 Muhteşem Sultan Süleyman: Osmanlı İmparatorluğu'nün doruğa ulaştığı dönem 1528 Süleyman'ın Viyana kuşatması 1700-1800 Rusya'nın yükselişi 1821 Yunan ayaklanması 1876-1909 II.

1922 26 Ağustos Mustafa Kemal'in Yunanlılar'a Büyük Taarruzu ve . 1913 Ekim ikinci Balkan Savaşı: Yunanlılara Sırplar'a ve Romenlere karşı Bulgarlar. 1922 21 Kasım Lozan Konferansı'nın başlaması. 1920 KasımVenizelos'un Yunanistan'dan sürülüp . Türkiye'ye karşı. Sırbistan Yunanistan ve Bulgaristan. 1922 29 Eylül Mudanya Mütarekesi.Cemiyetine karşıdevrim girişimi ve ezilişi. 1917 Mustafa Kemal Veliaht ile birlikte Almanya'da. Mustafa Kemal'in onların ezilmesi emrini vermesi. 1921 20 Ekim Fransızların Türkler'le yaptığı gizli Ankara Antlaşması. 1920 28 Ocak İstanbul'da Meclis'in açılışı ve Misak-ı Milli'yi kabul edişi. 1922 9 Eylül Türkler'in İzmir'e girişi 1922 Eylül Türkler'in Çanakkale'de İngilizlerle karşı karşıya gelişi. 1914 DÜNYA SAVAŞI 1915 Şubat İngilizler'in denizden Çanakkale'ye hücumu. 1920 23 Nisan Büyük Millet Meclisi'nin Ankara'da toplanması. 1915 8 Ağustos Mustafa Kemal'in Anafartalar kumandanlığına getirilişi. 1919 23 Temmuz Erzurum Kongresi 1919 13 Eylül Sivas Kongresi 1919 Aralık Fransızlar'ın Suriye'yi İngilizlerden devralışı. Zaferi. 7 ACİ Orduya nakli ve istifası.T. 1912 Ekim İlk Balkan Savaşı: Karadağ. 1921 14 Ağustos Sakarya Meydan Muharebesi. 1916 Mustafa Kemal'in Kafkasya ordusuna atanması. 1920 Temmuz Yunanlıların İstanbul çevresini milli kuvvetlerden temizlemesi. Kral Konstantin'in çağrılışı 1920 Aralık Kuvve-i Seyyare ile sorunlar. 1921 11 Ocak İnönü Meydan Muharebesi 1921 10 Temmuz Büyük Yunan Taarruzu 1921 19 Temmuz Yunanlılar'ın Eskişehir'i zaptetmesi 1921 25 Temmuz Türkler'in Sakarya Irmağı'nın doğusuna çekilişi. Abdülhamid'in hal'i ve hapsedilmesi. 1918 Mustafa Kemal'in Suriye'deki 7 inci Orduya tayini. 1910 Mustafa Kemal tatbikatı izlemek üzere resmi görevle Fransa'da. Türklerin Edirneyi geri alışı. 1920 Kasım Bolşevikler'in Wrangel'in Beyaz Rusya ordusunu yenmeleri. 1920 16 Mart Müttefiklerin İstanbul'u işgali ve belli 264 başlıca milliyetçileri tutuklayıp Malta'ya sürgün edişi. 1920 22 Haziran Yunan ordusunun hücumu. 1923 2 Ekim Yabancı birliklerin Türkiye'den tamamen çıkartılmaları. 1911 Trablusgarb'de İtalyan — Türk Savaşı. 1921 5 Ağustos Mustafa Kemal'i olağanüstü yetkilerle başkumandan olması. 1918 30 Ekim Türkiye ve Müttefikler arasındaki ATEŞKES 1918 Kasım: Mustafa Kemal'in İstanbul'a dönüşü 1919 15 Mayıs Yunanlılar'ın İzmir'i işgali 1919 19 Mayıs Mustafa Kemal'in Kuzey Ordusu umum müfettişi olarak Samsun'a çıkışı. 1923 24 Temmuz Lozan Antlaşması.1906 Selanik'de İttihat ve Terakki'nin kuruluşu 1908 Mustafa Kemal Selanik'de 3 üncü Ordu Kurmay heyetinde 1908 İttihat ve Terakki Cemiyetinin Devrimi 1908 Bulgaristan'ın bağımsızlığını ilan edişi 1909 İstanbul'da İ. 1922 l Kasım Saltanatın ilgası 1922 17 Kasım Padişah'in İstanbul'dan ayrılması Abdülmecid'in Halife oluşu. 1920 Sonbahar Kazım Karabekir'in Ermeniler'i ezmesi. Mustafa Kemal Sofya Askeri Ataşesi. 265 .

132.171. 1.257 Alsas 65 6 ncı Nort Lancashire Tb. 155.191 Ali Galip 97 Ali Kemal 157 Ali Rıza XIII. 126. 252 Amerikan Mandası 79 Anadolu XVII. 117 119. 101. 103.123. 1923 29 Ekim Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı. 125.206. Alman.254 Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti 162 Anafarta 51.216 Abdülmecid 63. 88. 256. 244.21.241 Afyon 111. 145. 174 Ahar Terkip 27 Ahmet Bey 13. 161 Acton(Lord) 258 Adana 76 Adapazarı 102 Adlon Oteli 66 Adnan (Adıvar) 100. 1925 Mart Kürt ayaklanması 1926 Temmuz Mustafa Kemal'e karşı İzmir suikastı.192 Adriyatik XII Afganistan XVIII. 90.175. 87 Akdeniz XII. 14 Ahmet Nesimi 55. 172. XVII.173. 92. 54 Akaretler 61.81. 172.218 Ali Fuad Paşa 70. 185.205. 139.193. 105.174. 115. 134. 10.259 267 266 . 77 Amanullah XVIII Amasya 90.1923 13 Ekim Ankara'nın başkent olması. 107. 224.2. 211. 179. 100. 178.174. 152. 84. 155. 86. 181. 111.153. Menemen ayaklanmaları. 131. 92.220. 155.78.63.198. İtalyan ve İsviçre kanunlarının kabulü. 45. 186. 57.71. 128. 116.216. 6.91. 1928 3 Kasım Latin alfabesinin benimsenmesi 1929 İkinci Kürt isyanı 1930 Ağustos Fethi önderliğinde Serbest Fırka'nı muhalefet denemesi. 129 Ali 196.76 Ankara 57. 171. 106. 137.20. Türkiye'nin laikleştirilmesi.156.22. 108. 177. 136 Aksin (Sina) 75. 1932 — Mustafa Kemal'in yeni siyasası Bundan sonraki gelişmeler için: bkz. 51. 127.195. XIII. 149. 138. 117. 118 131. 109. 146. XII.200. 253. 253. 53. 90. 124. XV. 112.54.207. 107. 136 Ağa Han 173. 189. 196 Amber Yolu XV Amerika 109. 172. XIX.217.243 Afrika 26.74.166. XX.132. 114.184. 109. 235. Mustafa Kemal'in muhalefeti ezmesi1926 Yaz Şapka Reformu. 110. 118. 115. 1931— Mustafa Kemal'in yine yeniden yönetime dönmesi. 98.3 Ali Rıza Paşa 22. Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanı olması. 184. 152.98 Ali Şükrü 186 Alman Ticaret Kanunu 208 DİZİN Almanya 22.53.: Epilog (S önsöz) A Abdülhalik (Renda) 216 Abdülhamid II. 1924 3 Mart Hilafetin Kaldırılması. 154. 105. 31. 104.173. 140. 56 AlagözKöyü 127. 169. 93. 157.223.183.164.

113. 198. 102.75.33. 109. 86. 79. 36. 53. 114. 31.259. 185.230. 101 Bonaparte XIX.24. XX. 85.F. 60.198.P.212. 179. 110 Burgiba. 115. XX. 168. 216 Cemil (Polis Md.45.45. 98 Deli Halit Paşa 186 D. 218 Arnavutluk XII. 177.121 Bekir Sami 108.63. XVIII. 35. 97.218 Britanya 109. Balkan Harbi 32 1.44.225.253 Çatalca 30.20.224. 107. 167. 128.2. 30. Kolordu 110 Birleşmiş Milletler 257 Biskia XV Bitlis 57.22. 145. 95. 81.37. 90.54 Cüda Dağı 70 Cumhuriyet Bayramı 254 C. Salih 21.36. 258. 219. 13 Baltik XV Baku 220 Baron Oteli 73 Basra XV Barış Konferansı 153.74 Babıâli 33 Bağdad XI. 198.260 Deraa 70. 197. 123. 189. Bükreş 58 Büyük İskender 260 Büyük Petro XX c Cafer Tayyar 91. 45. C. 120. 220. 190 Dolmabahçe 22. 179. 200 Cemal 17. 51. 75. 195. 163 268 Batı Anadolu 124. 238. 207 Arıbunıu 43. 51. 145 Atlas Okyanusu XIX Avusturya 20. 108. 213.61. 118.97.135. 1.145 Çanakkale Savaşı 57 Çankaya 123. 142. 145 Çanakkale Boğazı XVI. 108.) 14 Cenevre 214 Cenevre Gölü 214 Cengiz Han 238 Cenup Cephesi 117 Cevat Abbas Bey 73 CevatPaşa 87 Cezayir XV Clemenceau 107.90. 194. 256 Bozok.244 Çin Şeddi XI Çocuk Bayramı 225 D Damad Ferid 68. 117.44 Arif (Miralay) 82. 149 Bosna-Hersek 20 Bozkurt XVII.84 Balkanlar 1.227. Dünya Savaşı 257 1. 110 Cavid 17. 100.42. 235. 82. 207 Ayasofya 172 Ayn elmansur 27.118 Çiçekli.59 Boğaziçi XIII. 158 Bağdad Demiryolu 22 Balkan Paktı 243 Balkan Savaşı 21.21. 186. Edip XIV Çin 152.50. 118.203.11.22.84.84. 152.131. 103.255 Dolmabahçe Sarayı 21 Doğu Akdeniz 244 Doğu Asya 244 Doğu Makedonya 19 269 Ç . 149. 26.53. 189. 148. 181.49.H. 1.87.34.78. 260 Curzon 164 Çanakkale 80. 110 Conk-Bayın 43.95. 133 Asya 110 Aşar Vergisi 187 Atina 4. 194.34 Çerkeş Ethem 102.80. XVII Bolayır 31.78.28 Derviş Mehmed 234 Dionis 138 Diyarbekir 57.7.219. 145. 237. 55. 89.256 Bayar (Celal) 259 Bekirağa 11. 209.133.215. 223. 258. 87. 78.74 Biarritz 141 I.254 Boğazlar XII. 115.33.52 Bolu. 116. 214.83. 54 Berlin 20.Antalya 235 Antep 99 Arabistan 20. 121 Beşinci Wiltshire Tb. 22 Bornova 142.218. 185.248 Batı Asya 245 Batı Cephesi 112. Mua.85.78. Habib XIX Bursa 102. 87. 172.180.91. 198 Berlin Kongresi XIII Beşiktaş 61 Beyrut 12.91. H.61. 210.73 Derne 27.200.66. 148 Buhara 132 Bulgaristan XII. 28 Azerbaycan153 B Baalbek 70. 193. 195 Armstrong. 254.

104. 26. 202.26. 107. 108. 128 George. 180. 101. 111. 68. 82.49. 229. 75. 96. 109. 28. 16.124. 195.61. 24 Hari Tan Köyü 76 Harput 189 Harrington. 84 Hamilton.24. 100. 132. 66.70 Fas XIX Fatih 61. 173.146. 1-25 Hicaz Demiryolu 70. 147. 148. 153.52. 33 57 nci Alay 44 Emir Ali 173 Emir Faysal 71 Emir Hüseyin 71 Emir Osman XI Enver 17. 33.60. 98. 92.225 Fikriye Hanım 123. 135. 148 Fransa XII. 178 Franklin-Bouülon 132. 109. Charles 146. 116.165.9ncuOrdu 86 9ncuTümen 43.38.130. 195 Filistin 26.120. 160.157 Gilead 252 Girit 6. 166. 106.58. 206. 114.88 Gelibolu 31. 65 Hiyaneti Vataniye Kanunu 176 Hobbes 7 Hocaçimen (Koca Çimen) 49.73. 132.116. 203.22.203.40. 192. XVII. 174.194. 108. 271 Galata 78 . Lloyd 83.48.134. 118 Ertuğrul XI Erzurum 57. 110 Ege XIII.21. 152. 39. 246 Halil Bey 55. 86.228. 174. 134.245 Havza 89 Hendek 102 Heridil XX. 35.243. 163.33. 135. 63. 168.23.50. 133. 31. 131. 124. 36. 60. 191. 235 Erzurum Kongresi 99 Eskişehir 105.25. 153. 29.46. 226.54 Holtzman 214 Hüsnü ez-Zeyn XIX I Irak 152. 106. 20 Giresun 186 Gobi Çölü XI Gregoryen Takvimi . 117. 34. 105. 35. 167 HarunReşid XVIII Hatay 244. 131. 64.84.55. 165. 142.71.61.41. 2. Cemal 260 • H Hacianestes 138 Hakkı Paşa 13 Halep 70. 120.47. 139.39. 75 Haliç 26. 149.37.40. 188.50 4ncüOrdu 60.119. 69. 187. 181. 83. 192. 81.51. 124. 34. 209.245 İ İç Anadolu III İkinci Dünya Savaşı 257 İkinci Ordu 21. 208 Hamidiye 30. 30. 118. 54. 71 Hilafet Ordusu 102. 77.15.186 Halk Fırkası 162.164.237 Fevzi Paşa 51.87. 22.169. 132. 77.194.243. 75. 80. 121.70.56. 67.20. 94. 145.236.57.57 İngiliz Muhibler Cemiyeti 79 İngiliz Yüksek Komiserliği . 110.48. İan 52 Harbiye 13 Harbiye Mektebi 209 Harbiye Nezareti 11. 36. 79. 129.-78.33. 131. 135. 166. . 148 Fransız Mandası 244 Fransız malübler Cemiyeti 79 Frunze 152 Fuat (Bulca) 26 G E Edip Servet 207 ' Edirne 30. 172 Fessaniler 28 Fethi 7. 256 Halide Edip 100. 196.215. 30. 175. 250 F FalihRıfkı 62 Falkenhein 60.118 Hindistan 109. 176. 62. 225 Etopya 244 270 Garibaldi 17 Gazze 14.47.52.75. 65.21. 118.74 4 ncü Süvari Alayı 235 Dumlupmar 136 Düyûn-u Umumiye l. 91. 207 Hindenburg 64. 170.192. 70.42. 74. 197 Ermenistan XVI.210 Grey 107 Güney Makedonya 19 Gürsel. 136.

84. 94. 157 İzmit Körfezi 226 İzzet Paşa 67. 19. 177.111. 117. . 88 İngiltere XII.86.79. 236 İzmit 102.133. 139. 102. 111. 105.58. 122. 207 İtalya 25. 233.11 İsmail Hakkı Paşa 10.194.115. 97.21. 20. 98. 146. 118. 186.135. 185. 118. 107.117. 163. 122. 168. 18 Kafkas Cephesi 57 Kaskasya XII. 123.196. Süleyman XIII Karabaş 102 Karacabey 124 Karadeniz 30. 259 İstanbul Hükümeti 157 İstiklâl Mahkemeleri 190.66.106. 175. XVIII. 182.236 Kufrah Vakası 28 Kuvayı Seyyare 113 Kuzey Afrika XII. 28 Kuzey Suriye 99 Küçük Asya 26 Kürdistan XVI.234 İzmir 90.234. 59.187. 15. 139. 183. 132.185. 28. 148. 111. 149.234. 173. 195.78. 192.209.26. 114.E. 185. 14. 132.60.67.75.192.92. 142. 95. 169. 174. 124 L Langaza 8 Latife Hanım "l39. 120.135. 184.58 Kamil Paşa 33.57. 191 Lazasan 3 Libya 28 Londra 134. 230 Kemaleddin 168 Konstantinopolis 110 Konya 91.61.75. 92. 143. 147.198. 118. 148. 174.179. 117.-177.220.101. 68.227. 39.49.81. 200. 221. 25.61.116. Kırım XII. 166. 148. 181.197. 199. 34 Kanuni S.55.20. 140. 105.113.154.94. 188. 152. 226. 167. 99. 91.222. 146. 131. 135. 87.223.67. 186.254. 78. 73.145. 272 77.) 211 Japonya XX Jodipore Süvari Birliği 76 Jul Sezar 260 K Kafe Gnogno (Yonyo) 17.230 198. 136.80. 84. 227 Kazım Paşa 87. . Körebe Divân-ı Harbi 235 Köy Enstitüleri 247 Kıbrıs XV Kılıç Ali 27.256.22.235.221 Kazım Karabekir 59.70. 153.205.245 İskenderun Sancağı 244 İslam Konferansı 207 İsmet (İnönü) 59. 8. 117 J Jansen (Prof. 147 273 . 11.215.108.234. 229.41. 150.190. 87. 84.76. 131. 243 İrlanda 109 İskenderiye 26. T.108.235.218. 187.41. 148. 84.142.135.160. 125.254 Lavvrence. 228. 83. 124. . 90.109. 100.75.17.230.219. 184. 79 İttihat ve Terakki 15.243. 102.255. 71.62. XIII. 195.188. 91. 138. 32. 145. 184. 71 Kahire 27. 235.20.92. 187. 178. 141. 189 Kütahya 114..258 İspanya 244 İsviçre 177. 118.139.79. 174. 244 İtalyan Ceza Kanunu 208 İtalyan Muhibler Cemiyeti .71. 33. 142.109.36.209.200.225. 89.189.) 46. 24.199 Kel Ali 186. 275 Kara Tepe 43 Karslbad 67 Kastamonu 205 Kaunengeiser (Gnr.178.94.^ 145. 117.214. 177. 17. 195.232.199. 102.83.118. 50 Kayzer 65 Kazım 49.1*6. 165. 176.246. 166. 100 Kırım Harbi 33 Kırşehir 13 Kitcheff 37 Kitma 76 Kubilay. 139.157.. 84.231. 1. 118. 74. XIX.257. 11 İstanbul XII. 145. 172.110.109.191. 77.77. 199.224. 135. 207.45. 143.221. 16. 34. 193. 100. 101.116. 36.73. 198. 124.23. 203.19.30. 141.244 İsviçre Medeni Kanunu 208 İsmail Paşa 10.225. 134.226. 108.253.164. 214.27 İskenderun 77.137.23. 191 İnönü Meydan Savaşı 118 İran XII.186.56.110. 193.

14.6 Mondros Mütarekesi 230 Moskova 59.9. 106. 169.206 Marmara Boğazı XVI Marmara Denizi 214.119. 184 Misak-ı Milli 97. 231. 30. 96. 228. 25. 7. 123.258.207 Nuri (Conker) 26.71. 2. 170.73. 40.45. 199. 230.41. 117.107. 143. 178.57. 150. 207. 65.183.21.86.241. 207 Mali XIX Malroux. 215.217. 101.24. 36. 148. 153.78. 13. 252. 174.164 Muhammed XV Musa 252 MusaMoab 252 Musul 60. 111. XXI. 106.31.250. 155.49. 260 Osmanağa 122. 33. 224.224. 130. 77. 192. 21 Meiji XX Mekke 207 274 Menderes. 245.235. 67.3. 151. 27.81. 62. 105. 216 Münih 142.74.214. 155. 180.43. 14.132.29. 86.250 Mili. 17. 84. 109.220. 259 Menemen 234.90. 131. 198.54. 154.31.21. 152. 206.20. 34.'99. 161. 165.202. 24. 121. 26.89.. 12 M MaanGölü 70 Macaristan XII. 98. 147. 184. Süvari Tugayı 73 18 nci Alay 47. XV. 11. 100.-151 Moltke 22 Mondros 7. 175. 59 • MüfitLütfi 13. 68.216. 186 Mütareke 78. 97. 215 Marsilya 26 Maydos 41. 35. 69. 220. 108.40. 186 275 . 99. 259.91.59. XX. 190.88 Malatya 97 Malay 152 Malezya.245 Muş 57. XVII. 92 Mahchester 210 Maraş 105. 245. 122. 33. 166.216 O Olimpus Palas Oteli 20 Ohri 7 15 inci Tümen 102 Oetiey(Prof) 211 11 nci İng.26.78. 162. 185.53.75. 37.79.167. 64.200.84 Müttefik Yüksek Komiserliği 108 Mysore Süvari Birliği 76 N Nablus 70.28. 203.243. 204. 108. 93. 179. 226.201. 176.218.76. 146.48 19ncuTümen 41.159.22. 156.46. 158. 149.156 Montreux 24 Mustafa (Kemal) XIII. 6. 10. XVIII.238.165. 63.Lozan 157. 145. 8. 81. }9. 82. 38. 59 Niyazi 17. 157. 124. 187.43. 132. 255. 152 Mahmut II 196 Mahmut Şevket Paşa 21. 102. 171. 16. 7.4.51 Meclis-i Mebusan 80.83.80.5. 141.44. 164. 152.197.82.182. 221. 205.88. Andre XIX Malta 85. 176.181. XIX. 12. 55. 186.82.71 Napolyon 43. 115.233. 18.87.210. 237. 173.242. 227. 127. 100. 94. A.52 12 nci Kolordu 117 Onuncu Ordu 34 Orhan (Sultan) XI Orion 200 Orta Asya XI. 20 Noel 191 Normandiya 253 Nurettin 166 Nurettin Paşa 206. 188.56. John Suart 71.116.123. 193.236. 128.189. 48.50.212. 260 Mudanya 148.61.52. XIX. 253.27. 191.47. 15. 195.58.36 Makbule 2. 92.23.183 Lozan Antlaşması 230 Lübnan XIX.236 Mezopotamya 60 Mısır XII. 104. 149. 98.22. 19. 23.260 Nasır XIX Nazım Paşa 33 Nebo Dağı 252 NewYork 197 Nev Duştur XIX Nikola 58.70. 13. 66. 125. 229.60.251. 208. 168. 228 Ortadoğu XX.228 Makedonya 2. 118. 172. 164. 132 Mamuretü'l Aziz 189 Manastır 5.41.112. 133. 110. 140.247. 105 Medine 70 Mehdi 234 Mehmet Reşat V.60. 118.209.48. 222. 225. 97. 39. 8. 179. 129. 223. 207.51. 163.30. 120.60. 254.249.234.

148.148. XVII. 132. 90. 74 Şarköy 34. XIX.91.78.20. 87. 73. 151.251.155. 55.148.162. 86. 112 Sovyet Rusya 220.177 Reisch 257 Resne 19 Rıza Han XVIII Rodos 7 Roma 216 Romanya 30. İmp.3. 26 Turegle 28 Türkiye 9.. 133. 77. 100. 216.73 8 nci Tümen 53 Selanik XIII. 107. 127.96. 55.68. 75 Toynbee. 122.108.77.40 Toros Dağları 70.23. 183. 243 276 Rothchilds 198 Rousseau 7. 134.78.206.95. 88. 14 Ouseuz 227 P Pangaltı 8 Paris 20. 184. 35. 75. 74.71.72. 11. 196 .75. 166. Pozantı 108 R Rahmi 166. 176. 187. 196 Rayak 70.82.64. XVII. XIX. T Tahsin Bey 71 Takrir-i Sükûn 192 Talat (Paşa) 17. 196 Sanders. 174.91. 91.216 Selçuklu İmp. 152.154.49. 130.184 Rum Ortodoks Kilisesi 243.88.196 Salip Paşa 234 Samsun 89. 167.75. 87. 257.94. 19. 128. 70.69.15.108.168.21. 13.160. 166. 87. 38. 33.197. 172.107. 7. 229 Sevr XVI.26.59. 13.121. 224 Pera 8. 102. 55. 43.30.22.29. 157.63.70.95.79. 161. 235 Sivas Kongresi 96 Sofya 37. 75. 80.79. 190. 109. 110 Sivas 87. 109.45. Arnold XX Trablus 241 Trablusgarp 20. 36. 67. 71. 166. 153.90. 10.79. 194 Tanrı Dan 252 Taşkent 227 Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası 185 Tevfık Paşa 77. 132. XVIII.78. 96. 39.65. 99.23.31.22. l. 146. 51.70. Liman Von 36. 21. 156. 91.68. Rauf (Orbay) 30.238 Topal Hakkı Paşa 39. Tricoupis 138 Truman Doktrini 258 Tuna XV Tunus XII. 172.157 Tevfik Rüştü 200 Timurlenk 180.156. 1. 82.4. 53.135. XVI. 97.175. 113.85 .194. 142. XII Süleyman Şevket Paşa 100 Sünusi 28 Süveyş Kanalı 60 Ş Şah Kuyu 34 Şam 12. 13.109. Rusya XII.79. 75. 76. XIX.60. 131. 71. 118.216 Trakya 110. 169. 175. 191 Sevr Antlaşması 107 Sincan XI Sırbistan XII. 80. 242 Rüştü 199 ' S Saadabat Paktı 243 Saffet 237 Sahra 28 Sait Halim Paşa 55 Sakarya 126. 191 Şişli 82. 131.24.64. 142. 164. 258 SungariaXI Suphi Bey 199 Suriye XII. Sava 33.42. 177.Osm.103. 54 Süleyman Şah XI. 140. 41. 162. 170. 87. 83.74 Refet 70. 245.192.45. 60. 84. 166. XI Selim II XII Senegal XIX Serbest Cumhuriyet Fırkası 228. 50. 145. 37 8 nci Ordu 70. 191. 82.191. 277 .98.166. XVI. 12. 64. 254 Pera Palas 61. 192.85 Piatiletka 251 Picardie 22 Pisgah Tepesi 252.94. 52.162.30.25.132.78. 118.154. 45. 40.78. 126 Sarraut 198 Savof. 185. 51. 256 Suvla Koyu 50. 151.8. Şemsi Efendi Okulu 3 Şeyh Mehmed 236 Şeyh Said 189. 192. 108.48.

239. 245. 160. 240. 73 Yugoslavya 243 Yunanistan XII. 133.80. 117.17. 20. 113.81.223 ' 278 Voltaire 7 W Wangherıheim 24. 14.22 Üçüncü Reich 248. 82. 110 Wupperthal 253 Y Yakup Cemil 56 Yafa 13.B.209.62.257 Ürdün XIX.13. 99. 226. 118 Yeni Zelanda 53 20 nci Kolordu 90 24 ncü Tümen 102 22 nci Kolordu 70.64.45.67.191 Vatan 9. 198.M.12.73 ' Üsküdar 172 V Vahideddin 61. 70 Yalova 226. 65.15. 1. 232. 70 Ürdün Nehri. 118 Viyana XII. 260 T.31.21. 16. 15.11.197. Uygur KOCABAŞOĞLU DOĞMAYAN HÜRRİYET Hasan AMCA NİZAMİYE KAPISI VE YARIDA KALAN İHTİLAL Hasan AMCA PAŞA KAZIMİN SERÜVENLERİ KEMALİZM VE ÎS'LAM DÜNYASI İskender GÖKALP ve François GEORGEON MUSUL ve KERKÜK OLAYI Bülent DEMİRBAŞ KIRPINTI Fazıl AHMET LÜTFİ FİKRİ BEYİN GÜNLÜĞÜ KAMİL PAŞA'NIN ANILARI İTTİHAT TERAKKİ NE İDİ Leskovikli Mehmet RAUF ' ' .258 Yunus Nadi 117. -229.214. 209 Van 57.258.C.253. 235.11. 157. 161. 110.14.157.202.177 ARDA TARİH ANI-DİZİSİ ANADOLU İNKILABI "Ayıcı Arifin Anılan" İBRAHİM TEMO'NUN ANILARI MAHMUT ŞEVKET PAŞA'NIN GÜNLÜĞÜ AHMET RIZA BEYİN ANILARI ANADOLU BAĞDAT DEMİRYOLLARI Dr.68.66. 247. Murat ÖZYÜKSEL ANADOLU'DAKİ AMERİKA Dr. 109. XV.243. 6.87. 193. 35. Vedata Locası 16 Venizelos 110.67.4. 119.77.63.M. 59.73 Yencke 214. 257. 10.25 Wilson 107. 118 Z Ziraat Mektebi 101.213. 235.2. 14. 243. 3. 159 257 U Urfa 99 Uşak 138 Ü 3 ncü Kolordu 87 Üçüncü Ordu 15. 158. 112' Ziya Hurşit 195 Ziya Saffet 203 Zübeyde Hanım XIII. 254 7nciOrdu 70.215 Yeşil Ordu 114. XVIII T. 106.

P. REŞİT BEY'İN HATIRALARI FİLİSTİN RİCATI MEHMET TEVFİK BEY'İN ANILARI 1-2 cilt TEŞKİLATI MAHSUSA Dr.CARMSTRONG HAYBER'DE TÜRK CENGİ Kuşçuba$ı EŞREF BEY. STOÜDARD CEMİL ZEKİ'NİN ANILARI SEKSEN YILLIK HATIRALARIM . LAVRENS. ARAP.Sadrazam ve Harbiye Nazın NAZIM PAŞA'NIN ANILARI MEVLANZADE RIFAT'IN ANILARI İTTİHATÇILARIN GURBET MACERALARI Arif CEMİL BEDEVİ. Şirvanlı Ahmet Hamdı Efendi BALKAN SAVAŞLARI Leon TROÇKİ BATI TRAKYA SORUNU Bülent DEMİRBAŞ BOZKURT H. Cemil TOPUZLU SEYAHATNAME MAHMUT ŞEVKET PAŞA'nm GÜNLÜĞÜ ARDA . TÜRK Orhan ĞOLOĞLU ALİYE DİVANA HARB-İ ÖRFİSİ Dr.