Hazırlayan: kahin

Redakte eden: askoksal

www.e-kitap.us sunar. Tüm kitap severleri Saklı Kütüphane’ye bekliyoruz. Kâhin & Orodruin
Not: Saklı Kütüphanedeki e-kitaplar tanıtım amaçlıdır. Sevdiğiniz yazarların zarar görmesini istemiyorsanız lütfen kitapların orijinallerini satın alın.

1

Olasılıksız
ADAM FAVVER

Türkçesi Şirin OKYAYUZYENER

A.P.R.I.L
YAYINCILIK

Saklı Kütüphane

2

www.e-kitap.us

Yayın No-.OOe Birinci Baskı, Nisan 2006 İkinci Baskı, Ağustos 2008 Üçüncü Baskı, Eylül 2006 Dördüncü Baskı. Ekim 2006 Beşinci Baskı, Aralık 2006 Altıncı Baskı, Ocak 2007 Yedinci Baskı, Mart 2007 Sekizinci Baskı, Mayıs 2007 ISBN: 975-6006-05-6 Yayın Yönetmeni K. Egemen İPEK Türkçesi Şirin OKYAYUZYENER Katkıda Bulunanlar BurçfaıALTAY Öykü ÇAĞLAYAN Kapak Tasarım PelinİPOC HYPNOSE Tasarım Dizgi & Sayfa Düzeni Merdiven TaRitHn (0^12)2323088 Baskı M Özkan Matbaacılık (0512)3954891-92 Yay» AJ>.R.I1 Yayıncılık Şehit Adem Yavuz Sok. 5/9 Kızılay/ANKARA Tlf: (0312) 418 57 09 Fax: (0â12) 418 04 79 www.a|irilyayitıcaaLCOfn bügi@apr9|fayittcffikxom OUSİUKSIZ O 2006 A.P.III.L Yayıncılık IMPROBABLE © 2006 Adam FAWER Bu kitabın yayın haklan AKÇAU TELİF HAKLARI AJANSI aracılığı İle alınmıştır. Her türlü yayım hakkı A.P.R.I.L Yayıncılık^ aittir. Bu kitabın t}askısından 5846 ve 2936 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası Hükümleri gereğince alıntı yapılamaz, fotokopi yöntemiyle çoğaltılamaz, resim, şekil, şema, grafik vb.ler Yayınevinin izni olmadan kopya edilemez.

Saklı Kütüphane

3

www.e-kitap.us

Babam Philip R. Fawer'ın anısına, onu hâlâ her gün düşünüyorum.

Saklı Kütüphane

4

www.e-kitap.us

olasılıktan söz edelim. bir kere değil. Saklı Kütüphane 5 www. Ne demeye çalışıyorum sizce? Bir gök taşı bizi yok edecek demeye çalışmıyorum.000. Powerball’ı kazanabilme olasılığı 120.David T.Gelin. her yıl bunun olma olasılığı milyonda bir. Caine'in istatistik dersinden alıntı. Düşük olasılıklı olaylar hakkında bir yorumda bulunmaya çalışıyorum. insanoğlunun yazılı tarihinden bu yana yok olmadık. İlk önce. bir gök taşının bugüne kadar bizi yok etmiş olma olasılığı yüzde yedi yüz. yedi kere ölmüş olmalıydık şimdiye. Onlardan nefret ederim. Ama konumuz bu değil. bu gezegendeki en şanslı.us . Ama. kıssadan hisse şudur: Her an her şey olabilir! . Jeofizikçilere göre. çoğunuzun bildiği gibi. olasılık dediğimizde en sık akla gelen çekilişlerden. en zengin insanlar arasındadır. Yani anlayacağınız. piyangolardan söz edelim. Powerball'ın ilk oynanmaya başlandığı 1997'den beri elliden fazla insan bu olasılığı alt üst ederek büyük ikramiyeyi kazanmıştır.e-kitap. İnsanoğlunun atalarını da hesaba katarsak. Şimdi de düşük-olasılıklı bir olaydan söz edelim: Dünyaya dev bir gök taşı çarpacak ve uygarlık yok olacak.000'da 1'dir. Amerika'daki en büyük piyangoyu. yedimilyon yılı aşkın bir süredir bu gezegende varlığımızı sürdürdüğümüze göre. Onlar.

gelişigüzel gibi görünen sinyaller verirler. dile getirilemez bir acı.'e özgü. iblisin işkencesi.durumlarının idiopatik olduğu söylenir.us . Bu rahatsızlık tarih boyunca bir sürü farklı isimle anılmıştır akıl hastalığı. Yetişkinlerin yüzde ikisi. path ise 'duygu' veya 'acı' demektir. bunun çağdaş tıptaki geniş tanımı 'nedeni bilinmeyen bir hastalıkla ilgili veya bunun bir sonucu olarak ortaya çıkan'dır. Genelde bunların nedeni beyindeki mikroskobik yaralar veya tümörlerdir. ölmeden önce hayatlarında en az bir kere nöbet geçirirler.e-kitap. . Yani İdiopatik 'garip bir acı' anlamına gelir. farklı hareketlerde bulunulabilir. İdiopati sözcüğünün kökeni eski Yunancadır. bu tek nöbetten sonra başka bir nöbet geçirmezler zaten. doktorlar hâlâ neden insanların epileptik nöbetler geçirdiklerini bilemiyorlar. farklı' anlamına gelir. Ancak. Bazen doktorlar epileptik nöbetlerin nedenlerini bulabilirler.Tıbbi Gerçek Beyindeki sinir hücreleri fazla hareketlendiğinde. Bu sinyallerin sonucunda garip duygular hissedilebilir. İdio 'garip. kontrolsüz.. hatta Tanrı'nın gazabı. Bu konuda tek bir fikirleri dahi yok. Genelde. son birkaç yüzyıldır tıp çok ilerlediyse de.. ya da genetik nedenleri vardır. Saklı Kütüphane 6 www. Yani başka bir deyişle. Bu gibi olaylara genelde nöbet denir. dünyadaki epilepsi hastalarının yüzde yetmişbeşine. Ancak.Amerika'da 1. bazı insanlar bir ömür boyu sürekli nöbet geçirip yaşamaya devam ederler. hatta psişik anomaliler olabilir. ayrı.9 milyon kişide epilepsi vardır mesela. Günümüzde biz buna epilepsi diyoruz.

maçlara..e-kitap. matematikçi Saklı Kütüphane 7 www. Poker oynayan profesyonel bir kumarbaz ise. -Louis Bachelier. -Anthony Holden. profesyonel poker oyuncusu İnsanın şans faktörünü ve bunun sonuçlarını anlayabilmesinin yolu kumarı anlayabilmesinden geçer. diğeri ise gerçekçidir. ama bunu felsefi bir şekilde algılamalı.. lehinde olan olasılıklara para yatırır. Olasılık kalkülüsünün doğuşu kumara bağlıdır. Biri romantik bir hayalperesttir. İnsanın kumarı anlamaya çalışması gerekir. kumarhanelere para yatıran veya bir boruda kaç yağmur damlası olduğu üzerine iddiaya giren bir kumarbaz.1.us . pek de lehinde olmayan bir olasılığa para yatırmıştır. yüzeyselliğinden arındırarak kavramalıdır. BÖLÜM KOŞULLARIN KURBANLARI Atlara.

Takma dişlerini David doğmadan önce yaptırmış olan kadın. ama uzun zamandır bunu da yapmamıştı. kusacağından korkmuştu. Bunu bilmesi hiçbir şeyi değiştirmiyordu.e-kitap. Ama.. çürümüş et ve yumurta. Caine onların çoğunun East Village'deki bu kalabalık. Hatta masanın etrafını sarmış olan sigara dumanından bile daha ağırdı koku. Caine başını çevirdi. Çaresizce. Rahibe Mary Straight. "David iyi misin?" diye sorduğunda Caine birden kendine gelir gibi oldu. daha doğrusu koku cevap vermesine izin vermiyordu. Walter'ın gece yarısı yediği yağlı McDonald's hamburgerinden bile daha gerçekti bu koku. Var mısın. İnternette okuduklarına bakılırsa bazıları kokulara dayanamayıp kendilerini öldürüyorlarmış. Koku o kadar kötüydü ki gözleri sulanmaya başladı. bunu neden yapmış olabileceklerini anlıyor gibiydi. Pudralanmışçasına beyaz tenini ve ince. tüm kulüpteki tek kadındı rahibe. Caine daha ne olup bittiğini anlayamadan Nikolaev hafif sarkık yüzlü ihtiyarın yüzünü gözünü dağıtmış. anneannesi yaşındaydı. buna şaşmamak gerekirdi. yıkandığı ve arada bir tıraş olduğu bir yerdi onun için. eskiden gerçekten bir rahibeydi.. Bar kirliydi. Gözlerini açıp Walter'ın önünde duran buruşturulmuş kırmızı-sarı patates kutusuna baktı. penceresiz bodrumda kendilerini evlerinde hissettiklerini söyleyeceklerine iddiaya girebilirdi. hatta tek önemli şey. her şey çok hızlı gelişiyordu. Caine'in bu aralar görüştüğü tek kadının Rahibe Mary olduğu düşünülürse. Caine işin doğrusunu gayet iyi anladı. ama şimdi. Caine bundan daha fazla nefret ediyordu. Hayattaki en önemli şey. Birden kutu gözünün önünde gitti geldi. yok musun?" David Caine kendisine söyleneni duyuyor. Bu kokuyu daha önce hiç almamıştı. David'in beyni bu kokuyu gerçekten algılıyordu. Hatta. Vitaly Nikolaev. kız gibi kollarını ilk gördüğünde. zihnini karıncalandıran kokunun ağırlığına bakılırsa bu nöbet hiç de hafif olmayacaktı. Sanki. Kumarbazlar. daha kötü bir zamanlama olamazdı. ama masaların etrafına üşüşmüş yirmi kadar adama sorulsa. ama koku ne kadar kötü olursa olsun. Bağımlılar. ama o bu mahzende ya da Rusların deyimiyle podvaal'da yaşayan erkeklerin daha çok manevi annesi gibiydi. ama Vitaly Nikolaev'in oyunları temizdi. ama herkes bunun hiçbir anlamı olmadığını biliyordu. Batı yakasındaki küçük stüdyo daire uyuduğu. Nikolaev'in oyuncuların her an önünde içki olsun da kalkmaları için bir neden olmasın diye tuttuğu iki ayağı bir çukurda Romen garson dışında. ama cevap veremiyordu. O zamandan sonra da podvaal'da kimse hile yapmaya cesaret edemedi. onun değil annesi. Tüm odayı saran çaresizlik ve ter kokusundan daha baskındı. podvaal'da yaşamıyordu bu insanlar. idrarla karışmıştı. kaderine engel olmaya çalışıyordu. Gözlerini Saklı Kütüphane 8 www.us . Caine yine de burasını evi gibi görüyordu. Caine Vitaly'nin Rus mafyasının bir üyesi olduğuna ihtimal vermemişti. O masadaki tek kadındı. Caine bir an için gözlerini kapayıp iyice sıktı. işe hile karıştırmazdı. habercisi olduğu şeyden daha kötü değildi. Daha da kötüsü. dağıtılan kartlar ve oyunda olup olmamaktı. Bazılarının finans dünyasının nabzını tutan Wall Street'te veya şehir merkezindeki önemli binalarda ofisleri vardı. Herkes ona Rahibe diye hitap ediyordu. Rahibe. aslında yaşlı ve zararsız bir adam olan Melvin Schuster'ı kulüpte oynarken hile yaptığı için ölümüne dövdüğü gece. insanın midesini bulandıran. ''David iyi misin?" Caine kadının sıcak elini hissetti omzunda. hatta kartvizitleri kabartmalı gümüşi yazılarla süslüydü. Her gece D Bulvarı'ndaki Chernobyl Rus lokantasının kalabalık mahzenine gelirlerdi. Bazen de kız atardı daireye. Kokuya bakılırsa vakit yaklaşıyordu. İlk başta bunun abartılı olduğunu düşünmüştü. Tam zamanını bulmuştu.1 "Bu yirmi sana Caine. Aslında. adamı kan revan içinde bırakmıştı. Aslında bu kokuyu sinir hücrelerindeki sinyaller bir şekilde karıştığından hissettiğinin farkındaydı.

bu onun için bir çocuğun alfabeyi söylemesi kadar kolay bir şeydi. Demek ki.oyuncu başına yüzde 0. 'dönüş'. poker kuralları uyarınca o kazanırdı. Oyun basitti. dam. O kişinin elindekilerle renk yapabilmesi için ortaya bir maça daha açılması gerekirdi. En İyi beş kart kimdeyse. aklında rakamlar uçuşurken. Birinin maçayla değil de sinekle renk yapma olasılığı daha da düşüktü. Ama. Walter'ın kendisini biraz zorladığını hissetti ve yaşlı adama bıkkın gözlerle bakıp. eğer birinin elinde iki maça daha varsa. Bu hesabı bir kere daha yaptı. Elinde iki maçası olan biri varsa toplamda dört maça ederdi. sonra da masadaki diğer kartlara baktı. Oyunun en muhteşem yanı. sonra da beşinci ve son kart. Sonra da. Bir yandan da oyuncuların elinde kent olabileceğini hesapladı. Yere yeni bir kart açıldığında bahis artırılabilirdi. iki yerde.us ." dedi Walter şeytantırnağını ısırarak. Kupa ası ve karo ası. gerçekleşme olasılıklarını kestirmeye çalıştı. Bu beş kart. Caine bir anda adamın ağzının soğan koktuğunu hissetti. ama onu bile hesaba katmaya çalışıyordu. ama bu o kadar düşük bir olasılıktı ki bunu hesaplamadı Saklı Kütüphane 9 www. bu da görülmemiş dokuz maça var demekti. O kadar yakınına sokuldu ki. Caine aslında en sağlam kartları elinde tutuyordu.6'ydı. Bundan çekinecek değildi. Teorik olarak floş da yapılabilirdi. Elinde bir çift as vardı.e-kitap. Yutkunarak kusmamaya ve kokuyu unutmaya çalıştı. Caine'in her elde olasılıkları aklından hesapladığını gayet iyi biliyorlardı Caine'in bir veri olarak denklemine ekleyemediği tek şey oyun arkadaşlarının blöf yapma olasılıklarıydı. akıllı bir oyuncunun masaya bakıp. Caine.1'dl. Maça altılısı ve valesi. Caine. Ne yapacağına karar vermek istiyordu. ilk üç kartın adı 'düşüş'tü. Yerde bir as bir de vale vardı ve başka bir papaz. kenti tamamlayabilecek oniki kart daha vardı destede. veya onlar). Caine aklından bu olasılığı hesapladı. İki elinde. Bunun olasılığı yüzde 2. Bir destede toplamda onüç maça vardır.kırpıştırdı ve Rahibe'ye dönüp. suratın yemyeşil oldu. Şimdiki eliyle bu yüksek bir olasılıktı. masaya doğru döndü. Açılan kartlar da sinek ası ve iki tane maçaydı. Caine açılan kartlara baktığında üç kart görmüyordu. Her bir olasılığı aklından hesaplayarak. Sonra dördüncü bir kart açılırdı. kokunun var olduğunu iddia eden beyin dalgalarını birkaç saniyeliğine bastırabildi. sonra da ortaya aynı anda üç kart açılıyordu. "Hal hatır sorma faslını geçelim mi? Yoksa siz ikiniz baş başa bir odaya çekilip birbirinizi daha yakından tanımak mı istiyorsunuz?" diyerek sırıttı dişleri sararmış Walter. 'nehir'. "İyiyim Rahibe. birinin elinde bunu yapmak için gerekli olan iki kartı tutuyor olmasının olasılığı da yüzde 3." "Emin misin iyi olduğuna? Sanki bir anda betin benzin attı. Onu en çok ilgilendiren olasılık ise kendi kazanma olasılığının ne olduğuydu. bu sefer de birinin elinde tek maça bulundurduğunu düşündü ve yine de elini maçayla renge tamamladı: Bunun da olasılığı yüzde 2'ydi. Ama başını sallaması iyi bir fikir değildi. Birinin elinde iki maça varsa. Her oyuncuya iki kart dağıtılıyordu. birbirine karışmış saçlarının hizasında kollarını kaldırdı gerinerek. çünkü yine midesi bulanmaya başladı. yüzlerce olasılık görüyordu. Bir tür poker oynuyorlardı. (Her bir türden papaz. "Yirmi artırdık. "Kafandan olasılıkları hesaplamayı kes de ne yapacaksan yap. bir sonraki iki karttan birinin maça olma olasılığı yüzde 36'ydı. Var mısın? Yok musun?" Caine eline baktı. elindeki iki ve yerden seçeceği üç karttan oluşurdu. kız veya onlu yoktu. Bu yüksek bir olasılıktı. ama birine iki maça verilmiş olma olasılığı yüzde 6'ydı zaten. başını sallayarak iyiyim dercesine bir işaret yaptı. Yani masadaki en yüksek olasılık onun elindeydi. oyuncular ellerindeki kartları açarlardı. Bu riski göze almaya hazırdı. o an için en iyi elin ne olabileceğini hesaplayabilmesiydi." dedi Caine bu espriye kendi bile gülmekte zorluk çekerek. ama yine de birçok olasılık vardı.3. Caine son bir gayretle verileri birleştirdi: birine iki maça verilmişti ve bir sonraki kart da bir maça olacaktı. Sağ ol." "Yeşil dolarlar kazanmaya çalışınca oldu herhalde.

oyunda kalmazlardı. Sanki uzun bir süre beklemeye hazırlanıyordu. Koku. ama birinde floş olma olasılığı çok düşüktü. çünkü yere maça ası açılmıştı. Elinde asları tutarken oyundan kalkamazdı. Ama koku yüzünden doğru dürüst düşünemiyor. Potu düşük tutarak ötekileri oyunda kalmaya yemlediğine inandırmaya çalıştı kendini. çünkü kartları zaten önünde duruyordu." Rahibe bir eliyle kartlarını masaya attı. koku.. "Yirmi. görmeyen gözlerle önündeki paraya uzandı ve ortaya dört fiş attı. Eğer. Sorun kokuydu. Şu anda üç ası olduğundan. "Görüyorum. Walter fişlerine dokundu. oyun oynamak. Hiç de fena bir olasılık değildi. Stone kuralları gayet iyi bilen. olasılıkları çok iyi hesaplayan bir oyuncuydu. Herkes dönüşü bekliyordu. Caine onun vale döper yaptığını umdu. el alışkanlığı ile çevirdi.bile.448'de 1'di. hiç hareket etmeden duruyordu.. Walter'a baktı ve yaşlı bunağın ifadesinden bir şeyler anlamaya çalıştı. daha fazla artırmadığına kızıyordu. Eğer ortaya çok yüklü bir para atarsa.e-kitap. kartlar açılana kadar hiçbir yere gitmeyecekti. oyunun sonu geldiğinde ortada bu ele layık miktarda para olmayabilirdi. bok gibi oynuyordu. ya da Büyük Kanyonu günbatımında görmekten bile hoştu." "Yokum. kare ası olacaktı. Eğer bir as daha açılırsa. Bu el bir tek floşla yenilebilirdi. Ama. gözlerini kapar gibi oldu -üç masa kombinasyonunun (papaz-kız. Yeteri kadar artıracaktı. yutkundu. Stone da girmişti. Sonra birden yine midesi bulandı. ne de daha azını koyacaktı. ortaya ne fazlasını. Artık. Bıkkın ve asabi olan Caine. Gözlerini kapadığında. çünkü kadın genelde kente gitmeye çalışırdı. kâğıt oynamak istiyordu hep. Bir sonraki kart enfesti. kente gidenlerin oyundan çekilmesini sağlamak için. diğer eliyle de boynundaki haçı tuttu." Kahretsin. Caine için Playboy'un orta sayfa güzelinden. bu el bitmeden ne kadar para toplayabileceğine bakacaktı. Yerdeki iki as ve elinde iki asla birlikte Caine'in kare ası vardı. kıpırdayan beyaz kurtçukların çürümüş bir et yığınının üzerinde gezindiğini görebiliyordu. Bir an için Caine Walter'ın potu artıracağını düşündü. kız veya onlusu olması gerekiyordu ve oyuncunun elinde de diğer iki maçanın olması gerekiyordu. Her zamanki gibi. Caine'in bir asa." Rahibe de oyuna girmişti. ama adam sadece bıkkın bakıyordu. herkes korkup kaçabilirdi.demelerinin bir nedeni de buydu. Hareket etmedi bile. ama bunun doğru olmadığını biliyordu. Zaten ona Stone -Taş. Caine fişlerine baktı ve bir çift yeşil fiş aldı. Caine düşüşten önce. Kalkmayacaktı. yavaş yavaş artırmaya kalkarsa da. Caine ortaya daha fazla para atsaydı. Gözlerinden kanlar fışkırsa bile. elinde ful as olacaktı. nelerin gelebileceğini hesaplarken kendi kâğıtlarıyla kazanma olasılıklarını düşünüyorlardı. Olmayacak bir şeydi bu. Para onundu. "Yirmi artırıyorum. bir valeye ya da bir altılıya ihtiyacı vardı. Bir oyuncunun bu kartlardan ikisini elinde tutuyor olması ve en son kartın da gereken maça olma olasılığı 19. Caine. Bu takma isim ona çok uyuyordu. ama Walter sadece oyuna girdi. üç vale ve üç altılı) bu kartlardan herhangi birinin gelmesi olasılığı -Caine bir an için gözlerini kırpıştırdı. "Haydi şunu elli yapalım. Saklı Kütüphane 10 www. Eğer vale ya da bir altı açılırsa." "Görüyorum. Eline güvenmezse oyunda kalmazdı.us . Ama. adam bir heykel gibiydi. "Ben de yokum. koku.yüzde 28'di. Pek de olası değildi. papaz-onlu veya kız-onlu gelmesi) gelme olasılığı 442'te birdi. Caine hemen aklından hızlıca bir hesap yaparken." dedi Stone. Bir sonraki kartın maça papaz." Walter ortaya dört fiş attı ve geriye doğru yaslandı. Caine aynaya baktığında kendi yüzünde de aynı İfadeyi görüyordu. Yedi kart çıkmamıştı (bir as. Caine tuvalete gitmesi gerektiğini biliyordu ama bunu yapamazdı. Sıcak kusmuk ağzına kadar gelmişti bu sefer. İkisi de kent bulma ümidiyle oyuna girmişlerdi herhalde ve şimdi de bir başkasının renk tutturmuş olabileceğini düşünüyorlardı.

Yani. Walter ne yapıyordu böyle? Blöf yapıyor da olabilirdi. Koca bir televizyonu yutabilecek kadar büyük bir ağzı vardı. düşün. Fişlerini ortadaki paraya ekledi. elinde bir dolu para da olacaktı en azından. Yani kare tutturma ihtimali yüzde 0. Walter'ın elinde ya bir çift altılı. o iğrenç koku. bu sırada kokuyu bastırmaya çalışıyordu. Bir eline baktı. Ama yine de olması mümkündü.000 el ederdi. Çok az. "Haydi bakalım. 38. papaz ve valeyle floşroyal olma olasılığı yüksekti. düşün. Caine kokuyu unutmaya. ama Caine'e hiç de öyle gelmiyordu -hele yerde iki as varken. odaklan. Ama gözlerini açtığında her şeyi yamuk yumuk. bir de yere. Sayılar ona yardım edecekti. arkada tuvalette kusarken. iyi olduğuna emin misin?" Ses sanki milyonlarca kilometre öteden geliyordu. Walter'ın yorgun siması yerden tavana kadar uzanıyordu. Ayrıca. ama istediği gibi düşünemiyordu. İki eliyle masayı tuttu ve düz oturdu. olasılıkları hesaplamaya verdi kendini. "Evladım. Walter da bir yüzlük attı ve iki yirmibeşlik aldı ortadan. Kokudan gebermek üzereydi. sayılara. "İyiyim. daha da ilginç hale getirelim oyunu. Düşünsene kahrolası. Elli daha.Caine'in midesi bulandı. Kaç kombinasyon vardı? Çok yoktu. Elinde kare as tutuyordu." "İlk önce lanet eli bitirsin de sonra. Kusura bakmayın.848'inde aynı karttan dört tane olabilirdi. Sayılar bu kararı vermesini kolaylaştıracaktı. Kolasından bir yudum içti midesini bastırmak için. Sayılara odaklan.. Yedi karttan oluşturulabilecek yaklaşık 134 milyon el vardı.916 kart kombinasyonu vardı sadece. Ya iki elin aynı oyunda gelmesi olasılığı ne olabilirdi? Kaç kombinasyon ederdi? Aklının çarkları hızla dönmeye başladı." diyen Walter Caine'e döndü. Bu el bitince.. elini uzatıp Caine'i kolundan tutmuştu." Sesi sanki uzun bir tünelin dibinden geliyormuş gibiydi. oyuna odaklanmaya çalıştı. Caine başını çevirdi ve oda gözlerinin önünde aniden yerinden oynayınca neredeyse sandalyesinden düşüyordu. Tüm olasılık hesaplarını aklından geçirdi. "Gel. dikkat et koca oğlan. İşte çözüm buydu." Saklı Kütüphane 11 www.916 elin alt kümesi olacak ve dörtlü olasılığını da göz önünde bulunduracak bir hesap yapması gerekiyordu. ne dersin?" Sesi de cildi gibi yağlıydı sanki. adam kendini beğenmiş bir tavırla gülümsüyordu.029'luk bir olasılık demekti. her yeri sarmıştı. Sesinin normal çıkmasına özen gösterdi. Kesinlikle olamazdı. Önemsenmeyecek kadar az. Bu olamazdı. Sonra birden.438 elde bir. "Eğer istersen havlu at. Gerçi her sözü söylerken sanki ekşimiş süt tadı geliyordu ağzına. Şu anda bunu hesaplayabilecek durumda değildi. Mat siyah fişi gören Nikolaev acele etmeden masaya doğru gelip neler olup bittiğini anlamaya çalıştı."Seninle baş başa kaldık." Caine bir yüzlük attı ortaya." Konuşan Stone'du. yani 26.us . Bu 134 milyon elden sadece 224. Elinde ful vardı. "Bence biraz uzansan iyi olacak tatlım. Krupiye son kartı açtı maça papazı. ya da bir çift vale vardı. Gözlerinin altındaki torbalar ise birer frizbi büyüklüğündeydi. ama sonra kırkbeş derecelik bir açıyla sola doğru devrilmek üzere olduğunu gördü. Yerdeki maça as. ama Caine'in kare asını yenmeye yetmezdi. her 3." dedi Walter soğuk bir patates kızartmasını yerken. Peki floşroyal yapılma olasılığı neydi? Beş kartla floş ihtimali olan 38. kartlara odaklan. Bu yaklaşık 5. lunaparktaki aynalardaki gibi görmeye başladı. Hayır. Gözlerini kapadı ve tekrar açtığında her şeyin normale döneceğini umdu. en iyi ihtimalle üç valeye iki as. Az vardı. ama bu bir işe yaramadı. "Elli daha.757"de birdi bunun olma olasılığı. Kokuyu unut. Caine anladı. Caine'in midesi bu kadar bulanmasaydı gülümserdi. İlk başta Caine neden Stone'un böyle bir şey yaptığını anlayamadı. 134 milyon olasılıktan 5000 tane yedi kart kombinasyonu. Yani? O koku.168'di' 595'de 1." dedi zar zor nefes alan Caine. bu yüzden de Caine onun elinin iyi olabileceğini düşündü.e-kitap. "bir an için başım döndü hepsi bu. Bu da sadece yüzde 0.

Ne yani-" "Walter kapa çeneni!" Rahibe öyle bir ses tonuyla konuşmuştu ki. aksine kızgındı. Nikolaev bunu Caine'e verdiğinde." Nikolaev'e başıyla işaret edince onun da önüne 10 mor fiş konuldu. Walter onun otoritesini sorgulayamayıp hemen sustu.875 dolar koymuştu ortaya. 875 dolar etti. Caine'e baktı. ama birkaç haftada bu parayı toplardı. hem de böyle borçları çok ciddiye alan bir Saklı Kütüphane 12 www. Eğer 875 doları görürse birkaç saniyede her şey bitecekti. "Yani. ortadaki fişleri büyük bir ustalıkla hemencecik ayırdı ve saydı. ama Caine buna kanmayacaktı. Artırmak zorundaydı. Bu ciddi bir borçtu. kaybederse de Nikolaev'e bir binlik borcu olacaktı sadece." "Puşt mu? Bir de Tann'nın hizmetkârısın sözde. sonra da önünde kalan 5 siyah fişi de teker teker ortaya attı. Elinde kare as vardı. yani toplamda 775 dolar. Caine önündeki tek tük fişlere. Walter. Eğer Caine normalde elini belli eden bir takım hareketler yapıyorsa bile. şu anda hastalıktan dolayı hiçbir şeyi ele verebilecek durumda değildi. ama bunu yapmasına bile gerek yoktu. Caine borçlarını hep zamanında ve eksiksiz ödediği için ona 15. sıra sende. Yok yok. "Bahis arttı. "Görüyor musun?" Caine'in birden midesi bulandı." Rahibe Mary bir anda kendini tutamayıp şaşkınlıkla derin bir nefes aldı. dev adam da Caine'in önüne onbeş tane mor fiş koymuştu. Rahibe." dedi Caine tüm gücünü toplayıp sesinin düzgün çıkması için çabalayarak. kare astan daha iyi ne olabilirdi ki? Nikolaev'e başıyla işaret etti. Caine bir siyah fiş attı ortaya. Ortaya 2. Vitaly hiç de endişeli görünmüyordu. Var mısın.000 dolar borcu olacaktı. onun ne halt ettiğini kestirmeye çalışıyordu. "3. Olasılık hesaplarına göre bu pek mümkün değildi. İşte o an gelmişti. Yani ne kadar artırılabileceği yerdeki paraya bağlıydı. yok musun?" Walter sadece pis pis sırıttı. Caine elindeki dört mor fişi ortaya koydu yavaşça. 5 siyah. Walter parayı artırıp. Stone bile etkilenmişti bu oyundan. Caine elinde kesinlikle yenilmez kartlar olmadığı sürece bunu kullanmayacağına yemin etmişti. Elinde artıracak para kalmamıştı. sonra da altındaki kâğıda baktı. öyle mi Rahibe. hepsi buydu. Bu pek istediği bir şey değildi. Caine'e baktığında bir tek şunu anlayabilirdi: Caine neredeyse ölmek üzereydi. "Yok. 8 yeşil ve 15 kırmızı fiş vardı. onu korkutup ortadaki paraya konmaya çalışıyordu.e-kitap." Walter. ama için için kendini kandırdığını biliyordu. Nikolaev daha o başını eğmeden yanındaki güvenlik görevlisine işaret etmişti bile." Nikolaev masaya doğru yaklaştı. Sonra da yerden beş tane siyah fiş aldı. Görmüyor musun adam hasta. yok. "Şu eli bir bitirelim de. "Gidip biraz kanepeye uzanmak ister misin?" Caine göz ucuyla Rahibe'nin arkasında ayakta duran Vitaly Nikolaev'e baktı. "Sıra sende.500 dolar oldu. İyiyim. Walter tüm bunları ortaya sürdü."Az puşt değilsin Walter. Caine bu olasılığı da göz önünde bulundurduğuna inandırmaya çalıştı kendisini. Artık bu oyunu ortadaki parayla kabul edecek hali yoktu. Sanki odada soluyacak hava kalmamıştı." dedi Walter.600 dolar daha fazlaydı. kesinlikle parayı artıracaktı." dedi.625 dolar daha atacaksın. Son kart da dağıtıldığına göre oyun yerdeki parayla kısıtlıydı. Sıra sende. Caine'e doğru döndü. bu da banka hesabındaki paradan 10. Caine adamın hafifçe kaşlarını kaldırdığını görebiliyordu. "Yüzünü görüyorum ve ortadaki kadar artırıyorum. Bir saniye sonra Walter kendini toparladı ve omzunun üstünden Vitaly'e seslendi. elinde floşroyal tuttuğuna inandırmak istiyordu. kafanı duvarlara vuracaksın.us . ama Caine böyle bir şey yapmasına izin vermeyecekti. Caine'i kandırmaya çalışıyordu. Sıra sende. "Yüz." Rahibe başka bir şey söyleyemeden. "Yarın. Hele Walter büyük oynayıp onu kaçırmaya çalıştıktan sonra böyle bir şey yapacak hali yoktu. Eğer kaybederse Nikolaev'e 11. Caine biran için gözleri yaşlanmış olan Walter'la göz göze geldiğinde sanki koku bile azalır gibi oldu. bu gece olanları hatırlayıp dövünecek.000 dolarlık bir kredi limiti verilmişti. "Vitaly yerdeki parayı saysana. 7." dedi Walter dirseğinin ucunda duran paralarına uzanıp on tane yüz dolarlık banknot alarak. Walter.

750 doları almak için bir çaba harcamazsa. "■ '■ ^' Caine yere düşerken dünya karardı. o zaman gerçekten bileklerini kesmesi gerekirdi. burnundan. Ağzını araladıysa da ses çıkartamıyordu. Walter'ın eli çok mu iyiydi? Yoksa blöf mü yapıyordu? Walter kartlarını teker teker açtı. Sanki gerçek değildi bu olanlar. Caine bir şey demeye çalıştı. Caine ilk olarak kızı gördü ve gördüğü anda da Walter'ın elinde floşroyal olduğunu anladı.e-kitap. Herkes Walter'ın elinde gerçekten maça onlusunu ve kızını tutup tutmadığını merak ediyordu. sanki bu 'olasılıksız'dı. Eğer elindeki kare asın hakkını vermeden yerdeki 15. Ortaya 8 tane mor fiş attı ve sonra Walter'a seslendi. damarlarından aktığını. Floşroyal işte buydu. Derisine sindiğini.adama borçlu olacaktı. Her şeyini kaybetmişti. Bu ölümün kokuşuydu. gözlerinden içeriye girmeye çatıştığını hissetti." dedi hafifçe iç geçirdikten sonra.. ama ağzını açamadı. Daha bir ses çıkartmaya çalıştığı anda bile koku birden her tarafı kapladı." Caine tüm masadakilerin öne doğru eğildiklerini hissetti. Olasılık o kadar düşüktü ki. ' . "görelim bakalım neyin var.. Saklı Kütüphane 13 www.us . spazmlar hissediyordu. birden dev bir dalganın içinde yutulmuş gibiydi. Sanki mide sektesi geçiriyor. En azından Caine kumar sorunu olup olmadığı konusunu açıklığa kavuşturmuştu. "Varım. Kumar Bağımlıları Derneği'ndeki danışmanı şu anda Caine'in bu gerçeği kabullendiğini görse gözleri yaşarırdı. Şuurunu kaybetmeden Bir salise önce Caine hiç beklemediği bir şey hissetti: Rahatlamıştı. Ama yine de yaşlı adam onluyu açarken onu dikkatle izlemekten alıkoyamadı kendini. Caine'in elindeki kartları yenebilecek tek el. ağzından. Ama önemli olan bu değildi. Daha önce hiç bu kadar kötü olmamıştı.

Birden döndü ve yolda yürüyenlerin arasına karışıverdi. Nava yürümeye devam ederken siyah sırt çantasından aynalı küçük bir pudralık çıkardı ve minik yuvarlak aynadan gördüğü adama dikkatle baktı. Nava'nın kafasında tehlike çanları çalmaya başladı ve bunun nedenini anlaması birkaç saniye sürdü. Nava takip edildiğini içgüdüsel olarak biliyordu sanki. Gece yarısını geçmişti saat. Ama bugün iş üzerinde değildi. Sigarasından son bir nefes çekti ve yere atıp topuğuyla ezerken de bu günlük sigara keyfini kısa kesmek zorunda kaldığını düşünüp üzüldü. Nava. Adamın görünüşüne bakılırsa o bir evsizdi. Nava kadına bakarken bundan sonra ne yapacağını düşündü Adam ve kadının kendini öldürmeye çalışacaklarını hiç sanmıyordu. Peşinde iki kişiden fazlası da olabilirdi. Koyu tenli. ama Nava gerçeği anlamıştı. Her şeyde olduğu gibi bunda da tamamen kontrol ondaydı. Dumanı dışarı üflerken. ama kendisini kimin takip ettiğinden emin olamadı. Adam tek kelime etmeye gerek duymadan hemen kancalı kadife ipi açtı ve ön kapıdan kızı içeri aldı.e-kitap. Nava. Sırtını pisti aydınlatan ışıkların üstünde durduğu duvara verip gözlerini kapıya dikti. sonra da Twin-Fly barına varıp kalabalığın arasında beklemeye başladı. o yüzden de bu ilk ve son sigarası olacaktı. eline de bir yüzlük sıkıştırdı. Sadece evsiz adam. aksini düşündürecek bir şey yoktu.2 Nava Vaner saat tam 2:15'te Yirminci ve Yedinci Cadde'nin kesiştiği yerde durdu ve bir sigara yaktı. Daha doğrusu kokmaması. sokakta yaşayan insanlar ve Cumartesi gecesini dışarıda geçirmek isteyen türlü türlü insan vardı. bir de bu kız. kahverengi saçlı esmer bir kadındı. Eğer öldürmek isteselerdi Saklı Kütüphane 14 www. Etrafına göz atarken masaya yaslanıp.us . Bu ortamda peşindeki ikinci kişiyi tespit etmek daha zor olacaktı. Bu yüzden de kulübün önünde duran saçları oksijenle sarartılmış görevliye yanaşmak için kalabalığın arasından geçmekte zorluk çekmedi. peşine takılacak adamı görmeye çalışıyordu. ama kimse gelmedi. ama içinden bir ses takipçilerinin iki kişilik bir ekip olduklarını söylüyordu. Başını geriye doğu eğdi ve sigaranın dumanını uzun uzun içine çekti. ama kaldırımda hâlâ kulüplere giden çocuklar. yaya geçidini geçmeden. adamın üstünde kocaman bir panço vardı ve sanki cüsseli olduğunu gizlemeye çalışırmış gibi eğilerek yürüyordu. Nava adama gülümsedi. Üstü başı dökülen evsiz bir zenci Nava'nın gittiği yere doğru yöneldi ve birlikte yürüyen üç sokak serserisine çarptı. rahatmış gibi bir izlenim vermeye çalışıyordu. Elbiseleri yırtık pırtıktı ve yüzü leş gibiydi. adamın giremeyeceği bir yere giderse olası ortağını tespit edebileceğini anladı. ama eğer birini izliyorsa veya takipteyse o zaman içeceği sigara sayısına kısıtlama getirmiyordu. Her gün tek bir sigara içiyordu. Adamın kokusu onu ele veriyordu. Sigaranın yanan ucu puslu gecede parlıyordu. uzun boylu. atletik yapılı. ama Nava'yı takip etmek de zorlaşacaktı. Bangır bangır çalan müzik ve yanıp sönen ışıklar rahatsız ediciydi. Peşinde kızıl saçlı kadından başka biri olup olmadığını kestirmeye çalışan Nava beş dakika daha bekledi. ama saçına ve makyajına bakınca o kızlardan biri olmadığı hemen anlaşılıyordu. Nereye gideceğini kestirdiğinde hızlı yürümeye başladı. aynalı bir koridor boyunca yürüdü ve bir uçak hangarı büyüklüğündeki odaya girdi. Ama aslında gelen arabaları görmek için değil. Örneğin. Nava artık adamı mimlediği için başka şeyler de gözüne batmaya başladı. ama sokakta yaşayanlar gibi kokmuyordu. kızıl saçlı kadın on dakika sonra geldi. Kızlar dans pistine gidince kızıl saçlı kadın geride kaldı. araba geliyor mu diye kontrol eder gibi yaptı. Nava karanlık. Kadın eğlenen bir grup genç kızın arasında girmişti mekâna. Oğlanlar adamı ittiler. peşinde biri var mı onu anlamak için bakıyordu etrafına. ince. Bu tek kötü alışkanlığıydı.

ye-" "Tamam. Açık havaya çıktığında soğuk gecenin karanlığında iri yarı zenci adama doğru yürüyerek yolu geçti. adam ortağına seslendi. Nava dizginleri eline alma zamanının geldiğini anladı. Wright ise duvara yaslanarak incinmiş bileğini ovuşturdu. o zaman onlara göre değil. Rutin takipteyiz. "Ortağın otuz saniye sonra burada olacak. kendi kurallarına göre oynayacaktı bu oyunu. elinde tutup da ajan kadını korkutmak istememişti. diğer elindeki ağırlığı ise yere attı. al bak inanmıyorsan!" Adam kim olduğunu söylediği anda Nava gerçeği söylediğini anlamıştı. ama kadın onun saldırısına hazırlıklı olacaktı. adamın onu yakından izleyeceğini. "Senin gibi ben de Teşkilat’tayım. köşeyi dönüp. Saklandığı köşeden fırladı ve sol eliyle adamın gırtlağına yapıştığı anda sağ elindeki ağırlıkla adamın kafasına vurdu. Tabii eğer onu öldürüp de kaza süsü vermeye çalışmıyorlarsa. Kurşun bir ağırlığın üstüne demir. Hızla ilerleyen bir otobüsün veya kamyonun altına birini itmeden önce son saniyeye kadar beklemişti. Nava adamın beş metre önünden geçti ve Yedinci Cadde boyunca yürümeye başladı. Gözlerini yerden ayırmadığından adamın gölgesinin yaklaştığını gördü. ama kırmaya ramak kalmıştı. Adamın cebindeki cüzdanı almak için uzanırken tabancayı iyice bastırdı boynuna. bilgiyi ondan alırım. hayal kırıklığına Saklı Kütüphane 15 www. ama yine de bundan emin olması gerekiyordu. tabancayı ateşlemeye hazır duruma getirdi ve adamın boğazına dayayıp onu duvara yapıştıracak şekilde geriye doğru itti. onun üzerine de deri kaplanmıştı. Sol cebindekinde bir ehliyet. Dokuz. vururken biraz hız kazanmak istiyordu." diye inledi adam. İki kişiyle başa çıkamam. Akla gelen ilk yer 23. hemen sırtını duvara yasladı. Dirseğini büktü ve kolunu biraz geriye doğru çekti. Ama bu da pek akla yatkın değildi. Ya da kiminle konuşacağını. Sanki tüm bunların nasıl olup bittiğini anlamamış gibi boş gözlerle bakıyordu. Kızıl saçlı kadının kendisini gördüğüne emin olduğunda da Nava hızla çıkış kapısına doğru gitti. o yüzden de. Ajan Leon Wright. Nava rahat bir nefes alıp geri çekildi. Nava. Wright'ın tabancasını baş parmağında asılı tutuyordu Nava. Wright'a başıyla işaret edince. başını korumak için kolunu kaldırdı. Nava adamın bileğine yapışıp hızlıca çevirdi. "Kimin için çalışıyorsun?" Adam ilk önce silaha. "Sarah mimlendim. Eğer bunlar gerçekten de kiralık katilse. kadının ise biraz olsun geride kalacağını umuyordu. Nava da başkalarını bu şekilde öldürmüştü." Nava köşeden çıkarken ellerini havaya kaldırdı. Adamın pançosunun altındaki omuz askısından tabancasını çıkardı. Havlu atıyoruz. kırmamıştı. Kendinden emin bir tavırla bara doğru yürüdü. Herhalde peşindekiler Nava'nın birine bir şey vermesini. Perona geldiğinde. Adamla yüzleşirken ortağının bunu görmemesi gerekiyordu. Birkaç saniye sonra adamın merdivenlerden indiğini duydu. kadının ayak sesleri merdivenlerin duvarlarında yankılanıyordu. Nava daha hızlı yürüdü. Adam acıyla inleyip. Şehrin altındaki ulaşım ağına giden merdivenlere hızla gitti ve merdivenleri ikişer ikişer inmeye başladı. Cüzdanım ön cebimde. sonra da Nava'ya baktı. Çantasına elini atıp bir alet çıkardı. sağdakinde ise CIA kimliği vardı. Bir eliyle adamın bileğini tutmaya devam etti. "On saniyen var. konuşmaya başlamazsan seni öldürür. metro durağıydı. bir keskin nişancıyla bu işi hallederlerdi.us . Tam o anda Nava adamın ortağının geldiğini duydu. Adam Nava'nın gücünü küçümseyecekti. Gerçi adam kadından daha güçlüydü. buluşacağını görmek istiyorlardı. Kızıl saçlı kadın bir anda şaşırdı. ya da birinden para almasını bekliyorlardı. Basit. ama etkili bir silahtı bu. pusu kurmaya uygun bir yer arıyordu.e-kitap.peşine adam takmazlardı." Nava gözünü bile kırpmadı. Diğer birçok ajan gibi adamın da iki cüzdanı vardı. Adama saldırmak için köşeyi dönmesini beklemedi Nava. ama Nava onu hazırlıksız yakalamak niyetindeydi. sekiz.

temkinliyim. sonra da dizüstü bilgisayarı işaret etti. Ana giriş kapısına doğru doğrulttu silahı. Adamın pürüzsüz geniş çehresi ifadesizdi." dedi. Wright'ın silahının güvenlik kilidini kapayıp. Ekranından yayılan yeşilimsi ışıkla mutfak aydınlanmıştı. En sonunda kabullendi." dedi. Wright ne demişti . 9 milimetrelik bir Glock kullanıyordu. Kız altındaki siyah düğmeye basınca ucundan üç çelik ayak çıktı. ama son zamanlarda Nava kendini yorgun hissediyordu.e-kitap. birimdekiler. Kimsenin kendini takip etmediğinden emin olmak istiyordu.rutin bir takip işte. Odadaki tek sandalyede oturan ufak tefek Koreli adam kılını bile kıpırdatmamıştı.us . İçeri girdi. Onbeş haneli şifreyi girince ekran bir an için kararıp sonra yine aydınlandı. Ara sıra her ajanın peşine birilerini takar. "Size iyi akşamlar o zaman. Kimse takip etmemişti. Bir eliyle kapıyı geri itip açarken. sanki yürümüyor da odanın bir köşesinden diğerine süzülüyordu. ama hafif bir şivesi vardı. ikinci kat aralığına kadar çıktı. Arkasına bakmadan merdivenleri çıkarken elleri titriyordu." dedi Nava adamın kulağındaki minik kulaklığı ilk defa fark ederek. minik yuvarlak diski çıkartıp bilgisayarın içine soktu. hissettiği acıdan dolayı yüzünü buruşturmamak için kendini zor tutuyordu. "Tedirgin değilim." Nava kemerinin tokasını açtı. Nava. Dizüstü bilgisayara dokundu. boyu beş inç. Yavaşça nefes verdi. Acaba bir tuzak mı hazırlamışlardı? Ama kimse yoktu. Bu. pis işlere bulaşmadıklarına emin olmak isterlerdi. Sinyal kıran aletin adamın kulaklığını etkilemeyeceğini biliyordu. üzerindeki kırmızı ışık yanıp sönmeye başladı. durdu ve silahını çıkardı. eline silahı aldığı anda rahatlamaya başlamıştı bile. eni iki inç olan ufak bir silindirdi. O adamı neredeyse öldürecekti. aklı karışıktı. Birkaç saniye sonra aygıttan hafif bir ses yükseldi. O kadar rahat bir şekilde hareket ediyordu ki. Nava işaret parmağını kaldırdı. Neler oluyordu ona? Bir zamanlar bir ajanın yürüyüşünden bile onun amacının ne olduğunu kestirebiliyordu. Sonra İsviçre'yi ararsın istersen. ABD hükümeti ondan şüphelendiği için peşinde birileri olduğunu düşünmüyordu. Bilgileri aldığım anda banka hesabına paranı yatıracağım. sonra da sırt çantasından ufak bir aygıt çıkardı. sanki sözleri nefes almadan art arda sıralıyordu. Paranoyak olmaya başlamıştı." Adam başını eğerek anladığını ifade etti. Eğer onun vatan haini olduğunu düşünseler. Birden arkasını döndü. Tanrım. Bu kadar zarif hareket edebilen birinin göğüs göğüse dövüş ustası olduğu belli oluyordu. Nava yine de emin olmak için üç defa aynı bloğun etrafında dolandı. yavaşça yere koydu. "Tedbiri elden bırakmamak için bir aygıt daha. "Güvenli mi?" "Hücresel modemin 128 haneli bir şifre-kod anahtarı var. öyle mi?" diye sordu Spetsnaz ajanı.uğrayıp kızdı. tek başınaydı. ama Nava Korelilerin dinlemesinden çekinmiyordu zaten. "Tamamdır. kimliğiyle birlikte Sarah'ya doğru attı. "Niye bu gece bu kadar tedirginiz?" İngilizcesi çok iyiydi adamın. Nava. anahtarı kullandı ve kapı tokmağını çevirerek kapıyı açtı. Aygıtı. ajanlar Nava'nın öylece yürüyüp gitmesine izin vermezlerdi. Ama tüm Spetsnaz ajanları ustaydı -özellikle de 695. Saklı Kütüphane 16 www. "Eğer yürüyüşüme devam etmeme izin verirseniz bu olanları unutmaya hazırım. Bundan emin olunca geri kalan üç katı da çıkıp boş daireye yöneldi. Sarah tam buna itiraz etmek üzereydi ki Wright atıldı. Bir önceki gece buluştuğu adamın hiçbir laf etmeden cebine koyduğu anahtarları kullanarak apartmanın ana giriş kapısını açtı. Nava'nın Yi Tae-Woo olarak bildiği adam bunu gördüğü anda bilgisayara doğru geldi. "Eğer dışarıdan bize mikrofon doğrultarak dinlemeye çalışan olursa sinyallerini bozuyor. ayaklan tavana bakar şekilde. diğer elinde tutuğu tabancayla odayı kolaçan etti. Nava odanın içine doğru bir adım atarken yalnız olduklarından emin olmak için etrafına bakındı." dedi Nava. Bu birimdekilerin görevi Kuzey Kore hükümeti İçin bilgi toplamak amacıyla dünyanın binbir köşesinde hücreler kurmaktı: Dış İstihbarat Araştırma Dairesi -DİAD.

Neye uğradığını anlamadan." dedi Yi Tae-Woo.us . Bu askerler. Nava yetkilinin bunu teyit etmesini bekledi.. sabotaj. Yi Tae-Woo'nun bilgisayar başında yaptıklarını izledi. sonra da bir sürü sayfayı hızla geçiyordu." dedi adam. Ne de olsa ajanların da belirti bütçeleri vardı. "O zaman çok ciddi bir sorunumuz var. Nava'nın sözünü tuttuğuna kanaat getirene kadar sabırla bekledi. "Bir sorun var. "O zaman parayı iade etmelisin." Bir gün önce bankacıya bu talimatı verirken çok akıllıca önlem aldığını düşünmüştü Nava. sonra da telefonu kapadı. "Hesaba yattığı andan itibaren yirmidört saat boyunca paranın başka bir hesaba yollanmaması için talimat verdim. Gerçekten de kirpik kalınlığında bir çizik vardı diskin üstünde. hangi tuşlara bastığını da izleyebilirlerdi. "Her şey tamam gibi görünüyor. "Dosyalardan biri okunmuyor." dedi Nava. hesabındaki tüm parayı çekebilirlerdi. Kuzey Koreliler Sovyet öğretmenlerini o kadar takdir etmişlerdi ki. Beş dakika sonra adam geri çekildi. Gerçi Kuzey Kore'nin dış istihbarat birimi kendini dolandırsa Nava buna kesinlikle şaşırırdı. iş bitmek üzereydi zaten." Nava döndü ve diski çıkardı. kendi birimlerine de Spetsnaz adını vermişlerdi. Nava'nın havaleyi teyit etmek için Kuzey Korelilerin bilgisayarını kullanacak hali yoktu." dedi Nava. Bankacıya başka bir şifre söyledi ve böylece parası hemen bir önceki gün verdiği talimat doğrultusunda başka hesaba aktarıldı. "Her şey istediğin gibi mi?" diye sordu adam. "Ne oldu?" diye sordu Nava.. Herhalde Wright'la uğraşırken olmuştu. Saklı Kütüphane 17 www." "Tabii ki. terörizm.Nava daha bir genç kızken eğitim aldığı kampa gelen Koreli adamı hatırladı. Nava'nın parası (%1. Genelde bilgi sattığı İsrail'in Mossad'ından ya da İngiliz MI6 ajanlarından daha tehlikeli değillerdi aslında. "Bu teklifiniz* reddetsem herhalde beni anlayışla karşılarsınız. Ama Kuzey Koreliler kendi sloganlarını ve ülkülerini geliştirmişlerdi: Yüze karşı bir. ama artık öyle düşünmüyordu. Nava adamın işini rahatça yapabilmesi için kenara çekildi ve adam istediği şeyin verildiğine emin olana kadar. Nava cep telefonunu çıkardı ve 128 haneli şifre-kod anahtarı olan hattından bankayı aradı.5 havale bedeli kesilmiş olarak) Kayman adalarında bir hesaba yatmıştı bile. Eğitimleri boyunca silahlı. Bilgiyi gözden geçiriyordu. adam hesabına 750. ama ajanların dünyasında da üç kağıtçılık olmuyor değildi. tek bir hamlede tabancasını çekip Nava'nın göğsüne doğrulttu. Hemen adama doğru dönerek kolunu yakaladı ve adam tetiği çekemeden kolunu tavana doğrulttu. Nava bu adamlarla iş yapmakla bir hata ettiğini düşünmeye başladı. Yi Tae-Woo. "Kontrol et. Teşekkür ederim. Kim Jong-ll en iyi savaşçılarını Pavlovsk'a gönderip Sovyet özel tim askerlerine eğittirmeye karar vermişti. Diskte bir sorun var herhalde. O zaman da şifresini öğrenip." dedi gayet sakin bir şekilde. Para havale edildi. Nava avucunun içiyle adamın burnunu parçaladı. Yıl 1984'tü. her şeyi öğreniyorlardı. Nava ile kapı arasında duruyordu." Nava gülümsedi. Sinyal bozucuyu alıp sırt çantasına koydu. İstersen bilgisayardan bunu doğrulayabilirsin. "Disk çizilmiş. "Evet. Kenara çekilmek üzereyken Nava adamın kulaklığından bir ses geldiğini fark etti. Bu son işi de yapıp bir daha onlarla çalışmayacaktı.e-kitap. Öteki elindeki diskle adamın yanağını kesip kanattı. Çenesini hafifçe kaldırarak başıyla bilgisayarı işaret etti. Baş parmağıyla işaret parmağının arasındaki diski ışığa doğru tuttu. bir an için durup tüm bir sayfayı okuyordu. silahsız dövüş sanatları.000 doların yattığını teyit etti. "İade edemem. Voiska Spesialnogo Naznacheniya adlı. daha bir tepki veremeden. Sakin olmak için kendini zorluyordu. Koreliler bilgisayardan ona yanlış bilgi verebilecekleri gibi. Ve bu konuda çok ciddilerdi. Spetsnaz olarak bilinen Sovyet birimin askerleriydi. Yi Tae-Woo'ya doğru döndüğünde. Yabancı bankacıya şifresini verince." Nava tek bir şansı olduğunu biliyordu. Nava'nın bir anda başından aşağıya kaynar sular boşandı. Tae-Woo bir adım geriye çekildi. Her neyse." dedi arkasını dönmeden." dedi ifadesi değişmeyen Yİ Tae-Woo. ama Kuzey Korelilere güvenmiyordu.

Nava farkında olmadan bir sigara yaktı. "Ne istiyorsun?" diye sordu Nava." Yi Tae-Woo kulaklıktan onu dinleyen her kimse onunla Korece konuşup sonra Nava'ya döndü. bugün istediği kadar sigara içmeye karar verdi. Hemen dizlerinin üstüne çöküp ellerini başının arkasında birleştirdi. durdu ve kendi de bu yaptığına şaşırarak koyu yeşil çöp torbalarının üstüne kustu.e-kitap. Sekiz blok öteye yürüyene kadar dişlerini sıktığını fark etmedi. Bir dakika boyunca adamlar hızlı bir şekilde Korece konuştular. Başka bir cümle kurdu. sonra da kızı sandalyeye bağladılar." dedi Nava." Adam doğruldu ve SIG Sauer'ı Nava'nın başına doğrulttu. "Unutma. Yirmidört saat içinde size bilgileri verebilirim. "Bu kadar anlayışlı olduğunuz için teşekkür ederim. ama bunu yapmaktan kendini alıkoydu. Ağzını koluna sildiğinde ceketinin üstünde ufak sarı bir leke kalmıştı. "Parayı iade etmeni istiyoruz. Yi Tae-Woo ona doğru eğildi gözleri aynı hizadaydı.Tabancasını düşüren Koreli. Nava ceketinin içine doğru uzanıp Glock'unu almaya çalışıyordu. Yi Tae-Woo'nun ciddi bakışlarını görünce cümlesini tamamlamamaya karar verdi. Saklı Kütüphane 18 www. bunu yapamam." "Ama bu hak-" Nava. yirmidört saat" "Unutmam. "Yirmidört saat sonra bize bilginin geri kalanını vereceksin." "Dedim ya. Siyah takım elbiseli. Tek kelime daha etmeden kapıdan çıktı ve merdivenlerden indi. adam onu yerde tutmak için çizmesiyle başına bastırırken sırtına da bir Uzi makineli tüfek doğrultmuştu. Burnu kırık olduğu için sesi garip çıkıyordu.us ." Yi Tae-Woo adamlarına işaret etti." dedi Yi Tae-Woo. Tam söndürmek üzereydi ki fikrini değiştirdi." "Rica ederiz. geriye doğru sendeledi. "Tae-Woo dur. "Hemen. Daireye gidip yine indirmem gerekecek. Yarını olup olmayacağı belli değildi. onlar da Nava'nın iplerini çözüp kalkmasına yardım ettiler. Hiçbir kaçış yolu olmadığının farkındaydı. eli silahlı üç adam odaya girdiklerinde. ayrıca parayı da iade edeceksin. Adamlardan biri karnına bir tekme attı. Bileklerini ovuşturmak istiyordu. Nava sancılar içinde yere yuvarlandı.

▲ Dr. Bu tür dilsel özellikler şizofrenlerde görülüyordu daha çok. ama o bunu bir iltifat olarak kabul ediyordu. Ancak. Eğer Tversky üstte olursa da bu sefer de kız patates çuvalı gibi olduğu yerde yatıp. saçları dökülmeye yüz tutmuş. BTAL aslında bir kamu kuruluşuydu. sakallı adam büyük bir bilim adamı olmak için aşırı zeki olmak gerekmediğini de biliyordu. ama birçok sivil buranın varlığından bile haberdar değildi. Ne zaman araştırmacılarından birinin onun hakkında 'gerçek anlamda bir bilim adamı' olmadığını söylediğini duysa. İlk başlarda kız deneyde kobay olmaktan çekinmişti. Julia. James Forsythe çok zeki olmadığını her zaman bilmişti. ancak kızın kendine aşık olması adama bir fırsat sağlıyordu. Genelde iyiydi kız. Aslında böyle olması da iyiydi. Beyin kimyasıyla uğraşınca akli dengesinin bozulacağının farkındaydı. dalgın bir edayla gülümsüyordu. ancak bir noktaya kadar etkiliydi bu. adama zevk vermeye çalıştığında tırnaklarını. gerçek dünyada başarılı olmak için gerekli olan iletişim becerilerinden yoksun olurlardı. Şu ana kadar sonuçlar tek kelimeyle olağanüstüydü. kısa boylu. okullar var olduğundan beri profesörler doktora öğrencileriyle yatıp kalkarlardı. Deneyler sırasında Julia'dan edindiği bilgiler inanılmazdı. Tversky'yi çok endişelendirmiyordu. Julia'nın güvenliği konusunda bir endişe duymayacaktı.3 Dr. İki yıl önce üniversiteye gelen sakin ve çekingen kız sanki o değildi. Julia'nın ödeyeceği bedel ne olursa olsun. bu alışıldık bir şeydi. Laboratuvar tesisleri yirmi yıl önce kurulmuştu. Yakında insanlar şüphelenmeye başlayacaklardı. Yine de buna değerdi. Kız istekli ama beceriksizdi. Forsythe ise bu birimin müdürüydü. Tabii ki zeki olmanın da getireceği artılar vardı. Tversky son deneyin verilerini gözden geçirirken Julia'yı düşündü. Bu çocuksu takma adı değil duymak. kendi güvenliği konusunda kaygılanması gerekecekti. ama aslında 1952'de Başkan Truman Ulusal Güvenlik Konseyi İstihbarat Yönergesi'ni imzalayıp da Ulusal Güvenlik Ajansı'nı Saklı Kütüphane 19 www. sözde 'dahi' olan bilim adamları Bilim ve Teknoloji Araştırma Laboratuvarı'nın çalışanlarıydılar. gülümserdi. bu profesör olmanın ayrıcalıklarından biriydi. İlişkilerinin gizli kapaklı sürdürülmesi kızı heyecanlandırdığı için Tversky de onun bu heyecanını körüklemeye çalışmıştı. düşünmek bile adamı sinir ediyordu. Aslında cinsel açıdan da pek tatmin edici değildi bu ilişki Tversky için. İlişkiye girdikten bir ay sonra profesör bu işi bitirmeye karar vermişti. belki de şüphelenenler vardı zaten. Sonuç olarak. Yöneticiler. dişlerini hissedebiliyordu adam. Bu. Tversky kızı biraz daha kullanabileceğini düşünüyordu. Tipik bilim adamları içine kapanık insanlardı. pek bu işlerden anlayan bir kız değildi. ama bunun bu kadar çabuk olmasına şaşırmıştı. Forsythe öyle biri olmadığı için şanslıydı. Bunun ötesinde ancak zararı olabilirdi. Sonuç olarak. Ayrıca. Forsythe böyle diyenlerin kendisine hakaret etmeye çalıştıklarının farkındaydı. deneylerden istediği ve beklediği sonuçları elde ederse. Sürekli kıkırdayıp gülümsüyordu. Tabii ki Julia'ya böyle dememişti. ancak doktor ona bunun kendisi için ne kadar önemli olduğunu anlattığında hemen kabul etmişti. başbaşa kaldıklarında da Tversky'ye 'Petey' diye hitap ediyordu. bu konu herkesin dilinde olmadığı sürece görmezden gelirlerdi durumu. Son zamanlarda Julia sanki rüya alemindeymiş gibi dolaşıyordu laboratuvarda.e-kitap. ama son zamanlarda kafiyeli konuşmaya başlamıştı ve bu tedirgin edici bir gelişmeydi. Hatta böyle bir şeyin olmasını beklerlerdi. hatta saftı.us . ama bunun doğuracağı yan etkilerden dolayı endişeliydi.

ama telefonu kaldırıp da ağabeyinin cinsellikten söz ettiğini duyan yaramaz küçük çocuklar gibi. günde 250 milyon görüşmeyi dinleyebilecek kapasitedeydi. O günden sonra da Forsythe'ın Kurul'a getirdiği hiçbir öneri reddedilmedi. iki haftadan kısa bir sürede. Bir vizyonu vardı.us . Forsythe. FDA. Çok kısa bir süre içinde UGA dünyadaki en güçlü yeni teknoloji pazarı oluverdi. Forsythe gerçekten güçlü olmak için kendi başına karar verebilecek konuma gelmesi gerektiğini biliyordu. 130 ülkede. Ama bu teknoloji yabancı bir ülke tarafından geliştirilmişse ve ticari değeri varsa. Çözücüler dünyanın dört bir tarafındaki ana bilgisayarlara kayıtlı binlerce sayfalık bilgileri ve araştırmaları okuyorlardı ve eğer ilginç yeni bir teknolojik gelişme gözlerine çarparsa kurum içindeki bilim adamlarına bildirip. Bu fikir Ronald Reagan Beyaz Saray'dayken politikacılara sunulduğunda. Böylece hiçbir ülke. UGA de bazen başka konularda insanları dinlemekten kendini alıkoyamıyordu. yerli bilim adamlarını da izlediğini fark etti. BTAL Amerika'da merkezleri olan ve yönetimle araları o dönemde iyi olan birkaç çok uluslu şirkete sızdırıyordu bu bilgileri. Ayrıca. Senatör Daniels o fotoğrafları görür görmez. DoD.(UGA) kurduğunda buranın temelleri atılmıştı. Dünyanın dört bir köşesinden gelen bilim adamlarını gizlice dinleyerek ve iletişimlerini takip ederek bilgiler toplanacak. UGA'dakl Steven Grimes adlı bilgisayar korsanıydı. Sonra. BTAL altı ana istihbarat ajansına çalıntı bilgiler sağlıyordu (bunlar CIA. ABD'den daha fazla gelişemeyecekti. Forsythe ile 'yeni potansiyel müşteriler' arasındaki tek engel BTAL Denetim Kurulu'ydu. Gerçi hep iki lehte bir aleyhte oy çıkıyordu. Ellerinin altında özellikle de bilimsel konularla ilgili bu kadar bilgi olunca UGA bu bilgilerle ne yapacağını düşünmeye başladı. komünist rejimi yakından takip etme fırsatı sağlayacağı için hemen kabul edildi ve dahası takdir edildi. Seksenlerin başında UGA. ama Forsythe'a çoğunluğun oylarını almak yetiyordu. Saklı Kütüphane 20 www. bu pek de umurlarında olmadı. Gerçi görevleri ulusal güvenlikle ilgili konuşmaları dinlemekti.e-kitap. Bu Kurul konumları itibariyle ne kadar büyük bir gücü ellerinde tuttuklarının bilincinde olan üç senatörden oluşuyordu. Grimes onun Kayman Adalarındaki yasadışı vergi sığınağını bulduğu anda çok daha yakın ve ılımlı davranır oldu. İlk başta BTAL sadece yabancı bilim adamlarını takibe almıştı. Forsythe bu güç arayışında kendisinden hiç de beklenmeyecek bir yandaş buldu. ama sürekli her şeyi görmek ve bilmek isteyen adam çok da bilgi ediniyordu. Forsythe'ın önerilerini dinlemek konusunda daha ılımlı bir tavır sergileyiverdi. Ancak. hiçbir zaman. bu konunun araştırılmasını sağlıyorlardı. bilmek de istemiyordu. Yeni teknoloji onaylandığı anda da BTAL bu bilgileri ilgili devlet kurumuna iletiyordu. bunlar bir araştırma laboratuvarında şifreleri kırılarak incelenip yorumlanacaktı. Ama Soğuk Savaş sona erince ve Internet sayesinde uluslararası iletişim artınca. başında Utah senatörü Geoffrey Daniels'ın bulunduğu kurulun Forsythe'ın önerilerini daha yakından dinlemelerini sağlayacak bilgiler toplamıştı. ama bu konuma gelebilmek için de güce ihtiyacı vardı. BTAL kuruldu. Grimes'ın Daniels'ın o genç oğlanla fotoğraflarını nereden bulduğunu hâlâ bilmiyordu. BTAL birden istemeyerek de olsa. BTAL'ın 'araştırma' süreci basitti. NASA ve NİH idi). bunların hiçbirinden faydalanmamış olmasına çok şaşırdı. Lousianalı. FBI. pek de sağlam bir kişiliği olduğu iddia edilemeyecek olan. 13 Ekim 1983'de Bilim ve Teknoloji Araştırma Laboratuvarı. bir önceki müdürün bu kadar çok para kazanabilecekken ve politik sermaye yapabilecekken. Amerikan hükümeti BTAL'ın çalışmalarından o kadar çok çıkar sağlamıştı ki. Grimes. Ve böylece. gerekli deneyleri yeniden yapıp. yeni geliştirilmiş teknolojinin geçerliliğini saptıyorlardı. çünkü Grimes. Önemli olan tek bir şey vardı zaten. Bu. Gerçi Grimes'ın sürekli insanları izleme huyu çok rahatsız ediciydi. Forsythe 1997'de buranın müdürü olarak işi devraldığında. Bunun yeterli olması da iyiydi. Kuruldaki en kıdemsiz senatör olan John Simonson. sağcı ve aşırı dinci bir senatör olan üçüncü Kurul üyesi aleyhinde kullanılabilecek herhangi bir bilgi bulamamıştı. Silikon Vadisi'ndeki güçlü kuruluşlardan rakiplerine de bilgi veriliyordu. Şifreleme Bölümü Şefi buna bir çözüm buldu.

Adı Tversky. Bir tek sorun vardı: Forsythe en muhteşem fikri bulmak için bir yılı olduğunu düşünmüştü. BTAL evrakını yok edecekti ki hükümet ileride ona bu konuda rakip olamasın. ama deneyi yapan profesörü tanıyordu. o gün bu gündür de bunun peşindeydi. O sabah Forsythe laboratuvara geldiğinde. Grimes'dan bu adam aleyhinde kullanılabilecek bilgileri toplamasını istemişti. çünkü Senatör Daniels uykusunda kalp krizi geçirip ölmüştü. MacDougal'ın bir gün istediğini elde edeceğini düşünerek. Forsythe sekreterini aradı. Forsythe bu deneğin ismini bilmiyordu (yazıda sadece Alfa deneği olarak geçiyordu). Sayın doktor bir süredir bir insan deneğe beyin dalgaları üzerinde çok ilginç etkileri olan bir bileşim enjekte ediyordu. Vermontlu. Herhalde bağış bekliyordu. İki yıl önce Kurul'a girmek için başvurmuştu ama kabul edilmemişti. İyi ki tamamen hazırlıksız yakalanmamıştı. ayrıca Forsythe gibi. Bu mükemmel bir fırsattı. Evet. Ama yine de bunu başarabilirdi: Gelecek iki hafta boyunca dünyadaki tüm araştırma projelerinin özetlerini inceleyerek en karlı olanı.us . Şansı da yaver gidiyordu. Hem şirketlerin en üst düzey yöneticilerinden. Ne yazık ki Grimes'ın bulduğu tek bilgi MacDougal'ın ilaç sanayiinde hükümet ihalelerini takip eden bir kuzeni olduğuydu. Genelde yatırımcılar boş çekler vermezlerdi kimseye." Saklı Kütüphane 21 www. İşte o anda Forsythe ay sonunda yerine yeni birinin bulunacağını hemen anlayıverdi. çünkü birkaç gün önce okuduğu özetlerden biri gelecek vaat ediyordu. yarın gayet uygun.. MacDougal. Bu projeyi bulduğu anda da.Neredeyse altı yıldır Forsythe BTAL Kurulu'nu avucunun içine almıştı ve bunu saklamıyordu da. Profesöre nasıl ulaşacağına dair bilgilerin sende olması lazım zaten. Forsythe. çalmak isteyeceği projeyi bulacaktı.. Daniels'ın öldüğünü televizyondan öğrendiğinde içinden okkalı bir küfür etti. Tabii ki bu görevde sonsuza dek kalamayacağını kendisi de önceden biliyordu. Daniel'ın yerini John MacDougal'ın alacağını şimdiden biliyordu.. hem de devlet adamlarından para sızdırıp durdu.e-kitap. MacDougal görüşme talep etmek için bir mesaj bırakmıştı bile. Forsythe. ama en azından bir sonraki Senato seçimlerine kadar kalabileceğini düşünmüştü. liberal bir senatördü. Forsythe. MacDougal'ın hemen Kurul'a girmek için gerekli girişimleri yapmaya başladığına emindi. Hayat onun için çok güzeldi. şimdiyse bir ayı vardı. parmaklarının ucunda işlenebilecek milyonlarca fikir olan bir adamı finanse etme fırsatını da pek sık yakalamazlardı. BTAL'ın bir süredir izlediği bir bioistatistikçinin yaptığı yasadışı bir takım deneyler anlatılıyordu özette. Aslında profesör geçmişte bir görüşme talep etmişti ve buna daha cevap verilmemişti.. Ama şimdi bu devir kapanmak üzereydi. Son birkaç ay içinde kendi araştırma laboratuvarını kurmak için 12 milyon dolarlık fon bulmuştu. "Bana en kısa sürede bir görüşme ayarlamanı istiyorum.

sesinden hem yorgun olduğu." Caine bir an için utandı. Gerçi lenslerini takmadığı için görüntü biraz bulanıktı." "Neyse. Bir aydır dışarıdaydım. Geçmiş olsun." Caine biranda irkildi. "Beni akıl hastanesinden çıkardıklarını bilmiyordun. Jasper'ın çevresi morarmış yeşil gözlerindeki ışıltıyı görünce. ikiz oldukları için bu çok sık olurdu." Caine ne diyeceğini bilemedi." dedi Jasper. "Seni çıkar. sonra da başını salladı." dedi Jasper dalga geçer gibi. "demek deli olsam böyle görünecektim" diye düşündü. "Burada olduğumu nereden bildin?" "Seni hastaneye yatırdıklarında pratisyenlerden biri bana cep telefonumdan ulaştı. "Tamam. ama bunu ona hep hatırlatır ve 'ufaklık' diyerek ona kendisinin daha büyük olduğunu ima ederdi. Jasper ona el salladı." "Yine de seni görmeye gelmeliydim. Caine bir an için nefesini tuttu. Hava serin ve sterildi. Ellerinin altındaki kolalı çarşafı hissedince bir hastanede olduğunu anladı. Aslında seni anlıyorum. Bu arada. "Özür dilerim. "Mercy'deki aklı başındaki vatandaşlar beni salıverdiler Ocak'ta. David Caine kardeşinin. Bir anda iki kardeş de sustu. hem de bu olayın onu güldürdüğü anlaşılıyordu. bunu hep yapabilmişti. Kaç saattir hastanede olduğunu merak etti. Arada bir kendine gelir gibi oldun." Birden irkilen Caine başını aniden sola çevirdi. dünyayı çarpık çurpuk göreceğinden korkuyordu. "Bilmem." "Niye aramadın?" Jasper omuz silkti. "Ya." Saklı Kütüphane 22 www.e-kitap. Ben de kardeşimi öyle bir yerde ziyaret etmek istemezdim. "Yani burada olman çok iyi oldu.us . beni ziyarete geldiğin için sağ ol. uykunda konuştun. "Jasper ben-" Jasper kardeşini susturmak için elini kaldırdı. Gözlerini yavaşça açtı. Kardeşi sanki onun aklından geçenleri okuyordu. Ama her şeyi olduğu gibi görüyordu. bu halinde bile. "Sekiz saat oldu ufaklık. pencereden dışarı baktı bir süre. --sanki daha önce de bu yatakta uyanmış ve aynı şeyleri düşünmüştü. Caine gülmeyeli." dedi Jasper olduğu yerde kıpırdanarak. Elini kaldırıp şişmiş gözlerini ovuşturmak isteyince. Beti benzi atmıştı ve sanki iri yarı bedenin üstüne gerilmişti derisi. yani hafif bir alkol kokusu vardı.4 Caine tedirgin bir şekilde havayı kokladı. "gelecek sefere gelirsin. Jasper çok kötü görünüyordu. Jasper David'den yalnızca on dakika önce doğmuştu." Yeniden konuşmaya başlamadan önce kardeşine arkasını dönüp. o hastalıklı aklından olağanüstü zekilikte düşüncelerin geçtiğini anlayabiliyordu. hele kardeşi ile gülmeyeli çok uzun bir zaman olmuştu. Gülmek onlara iyi geldi. Geldiğimde hemşire bana nöbet geçirdiğini söyledi. Elinin üstündeki iğneye bakarken sanki bu olayı daha önce yaşamış gibi hissetti kendini. söylemende bir sakınca yok. İlk önce bazı şeyleri yoluna koymak istedim. sonra da aynı anda gülmeye başladılar. Çok iyi. içten gülmeyeli uzun zaman olmuştu.. elinin üstünde bir katater olduğunu gördü." "Rahat konuş..

"Acil servisi mi aramak zorunda kalmışlar?" "Ya. bir yandan da bayıldığında Nikolaev'in nasıl bir tepki verdiğini düşünüyordu. ne kadar içeridesin?" Caine gözlerini yumup son eli hatırlamaya çalıştı." "Ne kadar?" Caine kardeşinin dertli yüzüne baktı sadece." dedi Caine biraz çabuk cevap vererek.e-kitap. borcum 1. zaten derdim başımdan aşkın. kesindi kazanacağım. Bir daha sorayım. "Ciddi misin?" "Ciddiyim. dalım." dedi Caine. "Bir bir sıfır sıfır vesaire. kardeşinin gözleri delilikten parlıyordu. eh fena değil. Rus ahbaplarının söylediklerine bakılırsa cankurtaran seni gelip alana kadar yirmi dakika kadar baygın kalmışsın. Olasılıklar benden yanaydı." "Boku yedik. ufaklık. bir de sen başlama. "Bu arada sormadan edemeyeceğim. Yoksa sen bahse girersin mi demeliydim?" dedi Jasper kaşlarını kaldırarak." "Bahse girerim ki öyledir.us ." dedi Jasper." "Edebilirsin de.000 dolar mı borcun var?" "Evet. Caine kardeşinin gözlerine bakınca başka bir şey daha gördü." dedi Jasper gerçek miktarı anlayınca.Caine başını salladı. "Diyebilirsin diyelim." "O kadar da kesin değilmiş işte. "Oha. ağır bir nöbet geçirmişsin. "Ayrıca. balım. sabahın ikisinde bir Rus yemek kulübünde ne işin vardı?" Caine hiçbir şeyi açık etmemek için omuz silkti.100 dolar değil. ama edemedikleri belli oluyordu. "Eğer borcun söylediğin gibi pek önemli olmasaydı Vitaly Nikolaev'in hastaneyi ikide bir arayıp durumunun nasıl olduğunu soracağını hiç sanmıyorum. "Fazla bir şey söylemedi." "Salak mısın David? Nasıl bu kadar para kaybedebildin?" "Kaybetmemeliydim. bir yıldır nöbet geçirip durduğunu da anlattı. "11." Caine korku dolu bir ifadeyle baktı Jasper'a. Belki benim CD çalıcıyı satsak-" "Hayır. her şey yolunda. Eğer sana geçmiş olsun demek için votka yollamayı düşünmüyorsa. ama kardeşi sanki çok esaslı bir espri patlatmış gibi kıkırdıyordu sadece." "Bana baksana Jasper. yatırımını kolluyor gibime geliyor." Caine'in biranda omuzları kasıldı. "Bir bir mi? Yani 1. Akıl hastanesinde onu tedavi etmeye çalışmış olabilirlerdi. Benim bunları bildiğimi sanıyordu. halım. Saklı Kütüphane 23 www. Bu konuda konuşalım.100 dolar. "Votkaları çok iyi. Tamam bir halt ettik. Zihnindeki bulutlar dağılmaya başlayıp da hatırlayınca inledi." dedi gözlerini açmadan." "Ne kadar içeridesin?" "Pek önemli değil. "Hemşire başka ne anlattı?" diye sordu Caine Jasper'ın garip davranışını görmezden gelmeye çalışarak." "David yapma yardım edebilirim.

As. sanki bir insanın hayatının içine etmesi için bundan daha uzun bir zaman geçmesi gerekirdi. Midesi bulandı. İşin komik yanı şehirdeki birçok bodrumda parasını kaybedip de birikimleri suyu çekince ders vermeye başlamıştı. "Bu parayı ne kadar zamanda geri ödemek zorundasın?" "Vitaly'yi tanıyorsam ilk taksidi yarına isteyecektir." dedi Jasper başını sallayarak.us . bir yıldır hiç kumar oynamamıştın. Nasıl oldu da bu hale geldin?" Caine buna nasıl cevap vereceğini bilemedi. "Elinde kare as varken kaybettin öyle mi? Oha. Ama ilk maaşını aldığında Caine birden artık kumar oynamak istemediğini fark etti. o yüzden de ilk maaşını almadan poker oynamaya devam edemezdi. Sınıfa ilk girdiğinde öğrencilerini meraklandıracak ve heyecanlandıracak şekilde ders verebildiğini. Ondan sonra da gorillerinden birini yollayıp beni hastanelik eder.." "Yapma ufaklık. Aslında bu büyük bir oyunu kazanmak kadar heyecan verici değildi. ama bu sefer birkaç saatte kendime gelemem.İtiraf ediyorum. Gerçi hâlâ her sabah ancak gerçek bir kumar Saklı Kütüphane 24 www. Aslında hayat garipti." dedi Jasper ne kadar üzgün olduğunu belli etmemeye çalışarak. İlk nöbetini geçirdiğinden bu yana bir yıl geçmiş miydi cidden? Birden sınıfın önünde ilk nöbetini geçirdiğinden bu yana bir buçuk yıl geçtiğini hatırladı. ▲ İstatistik Bölümü'ndeki diğer meslektaşlarının aksine Caine ders vermeyi çok seviyordu. borç alabileceği biri veya rehin bırakabileceği hiçbir şey de kalmamıştı." Jasper hayrete düştü. bir sonraki günkü dersin hayalini kurdu. "Herifin elinde ne vardı?" "Floşroyal çıkarttı. Durumu tüm gerçekliğiyle kavramaya başlamıştı. mutlu oldun mu? Yanlış hatırlamıyorsam sen de birkaç defa faka bastın bu hayatta. Başka bir seçeneği yoktu." "Haydi be." "Küçük mü?" "Hayır. Bu konuda da yanılmıştı. Ama ben eski bir dost sayılırım. belki hafta sonuna kadar bekler.. "Ne vardı elinde?" diye sordu Jasper. ama yine de öğrencileri düşündürmek. eninde sonunda bu nöbetlerden dolayı gebereceğim." Jasper iç geçirip fosforlu turuncu hastane koltuklarından birine oturdu. tavrından Caine'i sakinleştirmeye çalıştığı belli oluyordu." "Ya. "Kare. paraya ihtiyacı vardı. Son bir yıldır başına gelmedik kalmamıştı. eğer Nikolaev beni öldürmezse. Durum kısaca şöyle. Columbia Üniversitesi'nde doktorasının dördüncü yılındaydı ve böyle biri ancak Olasılık Kuramına Giriş dersi vermek gibi bir iş bulabilirdi. olasılıklar dünyasının kapılarını onlara açmak onu çok heyecanlandırıyordu." "Hemşirenin dediklerine bakılırsa zaten Vitaly olmadan da hastaneyi mekân edinmişsin. Parası bitmişti. İşte o zaman işler yoluna girmeye başladı." dedi Jasper kare asın üstüne el çıkaran adama saygı duyarmış gibi bir edayla.e-kitap. "Son konuştuğumuzda sapasağlamdın ve 45 ayrıca bir süredir. O gece rüyasında kartları hayal edeceği yerde. istatistiğe duyduğu tutkuyu onlara da yansıtabildiğini fark etmişti.

Jerri sen bir tahminde bulun bakalım." Bir anda yirmi öğrenci el kaldırdı. "Ama yine de doğru yoldasınız. O zamanlarda zengin ailelerin çocukları evde eğitim görürlerdi. size birkaç seçenek sunayım." "Bunu nasıl becerdi. Blasie'in babası oğlunun Öklid'i tamamen kavrayıp hatmettiğini görünce en iyi matematik öğretmenlerini tuttu. asil oğlunun yorulması işine gelmezdi." Birkaç öğrenci gözlerini devirince Caine ekledi. ama bu duyguları bastırıyor ve bu tutkusunu akademik çalışmalarına yöneltmeye çalışıyordu. Pascal bu konuya ilgi duymaya başladı. İlk aritmetik makinesini icat etti." "Fizik mi?" "Hayır. doğaçlama konuşuyordu. kontrol kendisindeydi.us . önceden hazırlanmamıştı. Pascal çok uzun yıllar boyunca matematik ve fizik okuduysa da ölümünden birkaç yıl önce sayılara karşı tutkusunu bir kenara bıraktı. Cevap veren olmadı. Yine bir hatırlatma yapma ihtiyacı duyuyorum. Sonraki birkaç ay çok iyi geçti. "Neyse." "Her normal çocuk gibi. Tarih anlatıyordu. çocukların eğlence anlayışları farklıydı. Sınıfta. Saklı Kütüphane 25 www. unutmayın ki o zamanlar televizyon diye bir aygıt da yoktu. ona Öklid'in 'Elementler' başlıklı eserini hediye etti. elinde tebeşir vardı." dedi Caine. matematik konusunda kendisine böyle bir kısıtlama getirilince." diye sordu arka sıralarda oturan sakallı bir öğrenci. Boş zamanlarında geometri çalıştı. Hayatını yola koyabileceğini düşündüğü. işte tam o anda da her şey bir anda dağılıverdi.olasılık teorisinin nasıl doğduğunu bilen var mı?" Sınıf sessizdi. Bunun ne olduğunu bilen var mı?" "Abaküs mü?" diye sordu saçı uzun aklı kısa güzellik abidelerinden biri. Hayatının tepetaklak olmaya başladığı o anı daha dün gibi hatırlayabiliyordu. "İşte bakın bu iyi oldu." Birkaç öğrenci kıkırdadı. bu yüzden de ona dillere odaklanmasını ve matematiği fazla önemsememesini söyledi. Bu da hayatında yaptığı en akıllıca şeydi. çünkü Pascal onyedinci yüzyıldaki en önemli matematikçilerden biri oldu. çünkü matematiksel olarak. Olasılık kuramı iki Fransız matematikçinin birbirlerine yazdıkları mektupların sonucunda ortaya kondu. "Peki.e-kitap.bağımlısının anlayabileceği bir açlık ve istekle uyanıyordu. dine ve felsefeye odaklanarak zamanını daha verimli bir şekilde kullanabileceğini kanıtlamıştı.. "Eğer beş saniye içinde biri bir cevap vermezse bu soruyu sınavda da soracağım haberiniz olsun. Doğru cevap c'ydi. Bu da günümüzde hesap makinesi dediğimiz aygıtın ilk prototipidir. "Babası Blaise'in matematik yeteneği olduğunu fark edince de. Ders vermek ona güç kazandırmıştı.. yani zarlar. Sizce hangi konuda yazışıyorlardı: a) fizik." Öğrencilerden birkaçı güldü. "Evet. b) felsefe veya c) zarlar. Sırtını tahtaya yaslamıştı. ona iyileşme gücünü veren yerde olmuştu bunlar. Kumar alışkanlığından vazgeçmek için gittiği terapi gruplarından hiçbirinde hissetmediği bir şeyi hissediyordu ders verirken. hem de özel öğretmenleri eğitmişti. "Galiba Fransızları eski Çin uygarlıklarıyla karıştırdınız genç hanım." "Olasılık ilkelerini ortaya koyan Blaise Pascal 1623'de doğdu." "Hatta bu odadaki herkesin hayatını etkileyen bir buluşu bile var. Bir an için Caine bile işlerin yolunda gittiğine inanmaya başlamıştı. diğer elinde de içinde kahve olan bir plastik bardak tutuyordu. Ama Blaise'in babası onu çok çalıştırmak niyetinde değildi. "O zamanlar Xbox ve PS2 gibi aletler yoktu. huzurluydu. bağımlılığıyla gerçekten başa çıkabildiğini görüyordu. bu yüzden de Pascal'ı da hem babası. yani insanlar kitap denen şeyleri okumak zorundaydılar.

Oyuncunun yüz oyun oynadığını varsaydılar . Oyunda dört zar kullanılıyordu." "Aynen öyle.000. 52'sinde altı gelme olasılığı daha yüksekti.000)* ($0) = (0.000. Birkaç öğrenci bu espriye güldü.000. Böylece olasılıklar kasadan yanaydı: 52'ye 48.000. Şunu da biliyoruz ki Powerball'ı kazanma olasılığı 120 milyonda 1. Arka sırada oturan Afrika kökenli Amerikalı bir öğrenci elini kaldırdı. gerçek hayattan bir şeyle örnekleyelim: Piyango." Beklenen Değer. "De Mere aynı zamanda bir kumarbazdı ve o zamanlar popüler olan bir zar oyunu hakkında soru soruyordu. Fransız bir asilzade dört zarla altı atmamaya çalışmanın akıllıca bir kumar olup olmadığını bilmek istediği için. Pierre de Fermat ile yazışmaya başladı." Caine'in en sevdiği öğrenci oturduğu yerde doğruldu." Birkaç öğrenci başını salladı. 1654'de.000)+ (119. Kazanma olasılığını kazanacağım miktar ile çarpacağım. Bir loto bileti alarak ne kazanmayı beklediğimi hesaplamak için yapacağım işlem kısaca şöyle oluyor." Caine kahvesini yudumladı ve devam etti. "Peki neden? Bunu bana anlatabilecek öğrencim var mı? Jim. Neyse. eğer olasılıklar kasadan yana olmasa o zaman kasa para kaybederdi ve sonunda kasa kalmazdı.99999917%) * ($0) =$0. her bir olay gerçekleşse elinize geçecekleri de ekleyerek topluyorsunuz."İyi soru.000}* ($10. Özünde işlem şu: Birkaç olay olasılığının ürünlerinin toplamını. Birazdan buna geleceğim.'cidden öylemiymiş' gibi nidalarla . sonra da buna kaybetme olasılığımı sıfırla çarpıp ekleyeceğim. vergi diye bir şeyin olmadığı hayali bir ülkede yaşadığımızı varsayalım." dedi arka sıralardaki atletik yapılı bir öğrenci. Çünkü sayısal kombinasyonların toplamı bu. daha doğrusu anlaşılmadı. Yani olasılıklar kasadan yana mıydı? "Eğer bu sınıfta bir tek şey dahi öğrenseniz. Chevalier de Mere adında bir Fransız asilzade ona birkaç soru sordu. Dört zardan hiçbiri altı gelmezse oyuncu para kazanıyordu. Olasılıklar HER ZAMAN kasadan yanadır. Pascal ve Fermat gerçekten de . "Pascal'ın hâlâ matematik ile ilgilendiği dönemde.0000) + (99.000. Caine bunun öğrencilerin söylediklerini ilginç buldukları anlamına geldiğini biliyordu. Bu haftaki piyangoda ne kadar para birikmiş? Bilen var mı bu hafta Powerball ne kadar veriyor?" "10 milyon dolar." "Her neyse. "Pascal hayatını dine adaması gerektiğini nasıl kanıtladı ki?" "Az daha unutuyordum.000 =$0.083 + $0. bu bile size faydadır: O da şudur.e-kitap.100 atışın 48'inde altı gelmeme olasılığı yüksekken." Caine'e boş gözlerle bakıyordu öğrenciler. zarlardan bir tanesi bile altı gelirse parayı kasa alıyordu. "Evet Michael?" dedi Caine." dedi Caine. de Mere'in bunu anlamış olması gerekiyordu. "Bana kalırsa olasılık teorisi ortaya atılmadan bile. Şimdi.999. İşte olasılık teorisi de böyle doğdu. "Bunu yapmak için daha sonra 'beklenen değer' adıyla anılacak bir teori kullandı. Her seferinde oyuncu dört zar atıyordu. (piyango bileti) = (kazanma) olasılığı * toplam para + (kaybetme) olasılığı * (0$) [1/120.083 Saklı Kütüphane 26 www. ama Fransız asilzadeler o kadar akıllı olsalardı kellelerinin vurulmasına da izin vermezlerdi. Bu sorulara ilişkin matematiksel veriler çok ilginçti ve Pascal babasının eski dostu olan bir devlet büyüğüyle. sıfırla çarpmamın nedeni de kaybedersek bir şey kazanamayacak olmamız." Caine tahtaya gitti ve koca harflerle yazdı. De Mere böyle bir oyunda kasanın avantajlı durumda olup olmadığını bilmek istiyordu.olasılıkların hep kasadan yana olduğunu kanıtladılar.00000083%) * ($10." dedi Caine. "Çünkü. anlaşıldı. "Peki.us .999/120. ne anlatıyordum? Tamam. "Peki.

çünkü aslında biletin değeri 10 sent bile değil. böylece (a) hedonizmin beklenen değeri negatif sonsuz ve (b) dini hayatın beklenen değeri pozitif sonsuz." "Aynen öyle." Hangisi daha büyüktür? a) Beklenen değer (hedonizm yani fiziksel yaşamdan zevk alma) Ya da b) Beklenen değer (dini hayat) Varsayım. sonsuz mutluluğun değeri pozitif sonsuzdu ve sonsuza dek lanetlenmenin değeri negatif sonsuzdu. örneğin. ama eğer (a) (b)'den küçükse o zaman dindar olmalıydı. bu doğru değil. çünkü çok büyük bir sayıdır. a) Olasılık (ölümden sonra hayat yok) * (hedonizmden alınacak zevk) + Olasılık (ölümden sonra hayat var) * (sonsuza dek lanetlenmek) Ve b) Olasılık (ölümden sonra hayat yok) * (dinden alınacak zevk) Olasılık (ölümden sonra hayat var)* (sonsuz mutluluk) Pascal'ın mantığı çok basitti: Eğer (a) (b)'den büyükse o zaman hedonizme devam edecekti. Ama bilet bir dolar ve görüldüğü gibi aslen değeri 8." (a) hedonizm =-00 ve (b) din = +00 Saklı Kütüphane 27 www." Caine kahvesini yudumladı ve öğrencilerin bu bilgiyi sindirmesini bekledi.3 sent Olasılık kuramına göre piyango bileti almak o zaman mantıklı değil. bu soruyu bir formüle indirgedi.04 dolar olurdu." "Peki ama.e-kitap. "Beklenen değer teorisiyle olayı incelediğimizde." Sonsuz mutluluk = +00 Sonsuza dek lanetlenmek =-00 "Eğer bir denklemde sonsuzu kullanırsanız bu diğer her şeyi etkiler. "Pascal beklenen değer teorisini kullanarak hayatını dine adaması gerektiğini kanıtladı. çünkü ödenen bedel beklenen değerden daha düşük." "Ama değişkenlerin değerlerini bilmeden bu denklemi nasıl çözdü?" diye sordu Michael. "Herhalde toplam ikramiye 120 milyonu geçtiğinde.. "O zaman ne zaman piyango bileti almak akıl karı bir iş oturdu? Madison cevap verebilecek misin?" Hoş sarışın oturduğu yerde doğruldu.. "Birkaç varsayımda bulundu. siz 1 dolar ödeyip de 10 milyon dolar kazanma şansınız olduğunu düşünerek buna değeceğini düşünseniz de. o zaman her bir biletin beklenen değeri -" Madison durdu ve önündeki hesap makinesinde bir işlem yaptı."Yani bu hafta bir Powerball bileti alsanız ancak 8. Bu yüzden de ancak 120 milyon dolardan fazlasını kazanabileceğiniz bir durumda piyango bileti almak gerekir. büyük ikramiye diyelim ki 125 milyon dolar ve kazanma şansı 120 milyonda bir." dedi Caine. Herkesin bu açıklamayı anladığından emin olduğunda soru sordu. ancak değer bedelden yüksekse o zaman bu risk göze alınmalıdır.3 sent kazanmayı bekleyebilirsiniz. o da biletin bedeli olan bir dolardan fazla. bunun Pascal'ın hayatını dine adaması ile ne ilgisi var?" diye sordu yine Michael." "Yani. Peki neden?" "Çünkü." "Doğru.us . "1. Her matematikçi gibi o da.

.o zaman {a)< (b) böylece.e-kitap. Ona beklentiyle bakan öğrencilerini gördüğünde aklına ilk gelen şey rüzgârda savrulan dev ellerdi. "İkincisi. Üç öğrencisi ellerini kaldırmıştı ve kolları dev palmiyeler gibi bedenlerinin üstünde rüzgârda savruluyordu. Bir an için hareket edemedi. Birincisi bana kalırsa dünyevi zevkleri tadarak yaşanacak bir hayat insana pozitif sonsuzluk getirir. Ucuna dokunmak için parmaklarını uzatınca birden eli de büyüdü. Tebeşirin kendisine doğru eğildiğini sandığı anda yere fırlattı ve binbir parçaya ayrılan tebeşirin parçaları canlı solucanlar gibi kıvranmaya başladı. ama dini bir hayat negatif sonsuzluktur. "hayır." "Neden?" "İki nedeni var. O anda fark etti tebeşirin büyümeye başladığını. Beynini sulandırdı. üstüne üstüne geliyordu." "Peki. Cevap vermek yerine sınıfın arkasına doğru koşarak merdivenleri çıktı ve ağır çelik kapılardan zar zor dışarı Saklı Kütüphane 28 www. değer (hedonizm) < bek." Birkaç öğrenci bunu alkışladı. En azından bu şekilde aşağılanmamıştı. iki ay önce trende bayıldığında olduğu gibi. Biri göğsüne yumruk atmış gibi hissediyordu kendini. piyangoyu neden oynuyorsam dünyevi zevkleri de aynı nedenle seviyorum: Bazen insan 'istatistiklerin canı cehenneme' demeli ve içinden geleni yapmalı. Öğrencilerinden biri. çürüyen. O anda kokuyu aldı. o yüzden de. yine de dünyevi zevklerle hedonistik bir yaşam sürüp de sonsuza dek lanetlenmeyi göze alacağı bir durumun getirisinden daha büyüktür. ciğerlerinde hava kalmamıştı sanki. uyandığında kendini cüzdanı ağzına sıkıştırılmış bir şekilde bulmadı. "Aslında.us . Kendine gelebilmek için tahtaya baktı ama bu durumu daha da kötüleştirdi: Tahta. Çöp kutusuna zar zor yetişti ve kusup bayıldı." "Pascal bunu anladığı anda da hayatının geri kalanını dine adaması gerektiği açıktı. Bu deneyim felaketle sonuçlandı. Caine derin bir nefes aldı ve burun delikleri büyüyünce o korkunç kokuyu anımsadı. Caine tam sınıfı bırakmak üzereydi ki elindeki tebeşire baktı. Bir tek şeyden çok emindi: Yeni hayatı gözlerinin önünde yok olmuştu. Öğrencilerine döndü ve canlı bir şeye bakarak kendine gelebileceğini düşündü.. Neler olduğunu anlamaya çalıştı. Yazdığı denklemler kurdeleler gibi uçuşuyordu. bir hastanenin nevroloji bölümünde de çalışıyordu. Elinin içinde büyüdü büyüdü ve tahta bir asa gibi uzadı. ▲ Ancak üç hafta sonra sınıfa dönebilecek cesareti toparlayabildi. Çok yanılmıştı. Ama o zamanlar buna şükretmesi gerektiğinin farkına varmamıştı. Nefes almakta zorluk çekiyordu. Konuşmak için ağzını açtığında hiçbir ses çıkmadı. Caine elini kaldırdı. ama cevap veremiyordu. ama artık çok geçti. Pascal'ın dine bağlı bir hayat yaşamasından beklediği getiri. Pis ve ekşi bir koku. bozulmuş etler. hatta birkaç öğrenci ıslık bile çaldı. siz de dindar bir hayat tarzını mı benimsiyorsunuz?" diye sordu Michael sınıfı güldürerek. (b) bek. Parmakları artık dört dolgun uzantıydı. "İyi misiniz hocam?" Caine ilk sırada oturan öğrencilerden birinin sorusunu duydu." dedi Caine gülümseyerek. Düşerken de başını masaya çarpmıştı." Herkes güldü. değer (dini hayat) "Anladınız mı? Ölümden sonra insanın ruhunun yaşamasının veya her hangi bir şekilde bir hayat olmasının olasılığı ne kadar az olursa olsun.

sınıftan çıkarken bir daha buraya dönmeyeceğini biliyordu. Caine geriye çekilmeye çalıştıysa da kıpırdayamadı. A. Bu sefer sınıfa adım atar atmaz panik atak yaşadı. Artık bilgisayar modern bir sanat eseri olabilir. dizüstü bilgisayarının başından ayrılmayıp birtakım doğal olguların dağılım eğrilerini çiziyordu ve her akşam yorgunluktan baygın düşüyordu. ya da kâğıtların uçuşmaması için ağırlık olarak kullanılabilirdi ancak.Sen de bittin oğlum. Mantıksal Regresyon Analizinde İstatistiki Olarak Belirgin Etmenlerin Etkisi hakkındaydı tezi. Sanki onunla dalga geçiliyordu. Haftada üç gün ders vermektense doktora tezine odaklanabilirdi. tuşun çarptığı yerde kan lekesi vardı. Haydi bakalım. Şimdi de yerde yatmış ağzındaki kanı ve dişleri tükürüyorsun. Artık anla.attı kendini. bu koku onu sarmaladı. daha bir saat önce yediği buritoyu kustu. Yana dönüp ağzındaki kan ve kırılmış dişinin bir parçasını tükürdü. Bir daha asla ders vermeyecekti. Gözün karardı. Kürsüye vardığında nefes bile alamıyordu sanki. Cat scan. Yumruğunu açınca elinde B tuşunu gördü. Bir parça plastik elini kesince tuşlardan birinin elinde olduğunu fark etti.500 dolarlık Sony Viao'sunu görünce yumruğunu sıktı. İşte o anda bu küçük sorunun kendiliğinden yok olmayacağını kabul etmek zorunda kaldı. işin bitti. Her sabah kalktığında hissettiği o isteği (Hadi ama gidip POKER oynamak istemez misin?) ve sinirsel enerjisini doktora tezinde ilerlemek için kullandı. yumurta ve salsa karışımına baktığında bu işin bittiğini anladı. ama yine başarılı olmadı. Üç gün taramalar yapıldı. Sonra bir daha nöbet geçirdi. O kadar terlemişti ki oluk oluk terler gözlerine giriyordu. dişsiz bir ağız gibiydi. İlk başlarda bunun iyi bir şey olduğuna ikna etmeye çalıştı kendini. Bundan sonra bir kere daha ders vermeyi denedi. Ekranı çatlamıştı. duvarda. Serin havayı soluyunca artık kokuyu duymadığını anlayıp rahatladı.Bitti. kitapların arasına gömülüp. Sanki koku bilgisayardan geliyordu. B. İşin bitti senin. tabak suratlı bir doktor gelip kötü haberi verdi. PET scan ve MRI çekildikten sonra Hint asıllı. yerdeydi. Bir gün bilgisayarına bakarken kokuyu duydu. Zihni bulanıktı ama 2. Saklı Kütüphane 29 www. Buz gibi çimento zeminin üstündeydi ayıldığında. bu öncekinden de kötüydü. İlk bir ay boyunca kendini haklı çıkardı. Ekran gözlerinin önünde büyüdü. klavyeye klavye demek için bin şahit isterdi. Bunu hatırlamıyorsun bile. İlk nöbetinde olduğu gibi çöp tenekesine zar zor yetişti ve o sabah. Ayağa kalktı.başarısız.e-kitap.us . dev. bitti demek. Gelecek sabah Columbia Nevroloji Enstitüsü'ndeki nörologlardan birinden randevu aldı. bilgisayarını parçaladın. buna ne diyorsun? Caine elindeki tuşu duvara fırlattı. Columbia'daki kütüphaneye gidip. ağzını sildi. Sonra birden dünyası karardı. Ne zannettin? Kurtulabileceğini mi düşündün? Sende deli genler var evlat ikizinde var ve kaçınılamaz sürpriz!!!! Sende de var. Sınıftan çıktığında kalbi yavaşladı. Artık yenilgiyi kabul et. Çöp tenekesinde yüzen yemek artıklarına. Üzerinden kamyon geçmiş gibi görünen bilgisayar ayaklarının dibinde.

o zamanlar umudunu yitirmemişti daha. bu yolla tedavi edilmeye çalışılan hastaların ancak yüzde 25'inde işe yarıyordu. "ben epilepsiyi tedavi edebildiklerini sanırdım. TLE hastalarının hepsinin bu auraları yaşadıklarını bilmesi Caine'i rahatlatacaktı sözde. çaresiz olan Caine bunu bile denemişti. Kummar ve daha onlar cevap vermeden odaya girdi. görüntüler. Kummar olası yan etkileri saymaya başlayınca Caine bu işten vazgeçmişti. Tüm bu kokular. Yani anlayacağın. Kummar'ın nazikçe ifade etmeye çalıştığı gibi başka seçenek kalmamıştı artık." dedi omzu seğiren Jasper. piyasadaki tüm ilaçları da denedik ve bir etkisi olmadı hiçbirinin. ona sanki bunları önceden de yaşamış veya görmüş gibi gelebilirdi." "Tedavi edemiyorlar mı?" Caine başını salladı. "Sana ne diyeceğimi bilmiyorum David. Hatta gerekli tüm kan testlerini yaptırmış ve tüm evrakı hazırlamıştı. Kummar dokuz ay kadar önce Caine'e ilaç denemesi yaptığı bir araştırmada kobay olmasını önermişti." "Hadi ya. Kummar boynundaki bir sinirin altına pilli bir cihaz yerleştirmişti. Bir sonraki yıl karabasan gibiydi. "Neden nöbet geçiriyorsun? Nedenini biliyorlar mı?" "Doktor bunun idiopatik olduğunu söyledi. Kummar iç geçirdi. Ben şanslı yüzde kırkın içindeyim. Doktor ona koku ve görsel duyuları ile ilgili anomalilerin nöbetin başlangıcına işaret ettiğini anlattı. Ama bu son ameliyattan önceydi. sürekli hastaneye yatırılıp duruyordu ve her nöbet bir öncekinden kötü oluyordu. ama keşke söyleseydin. "Bilsen ne olacaktı ki? Elinden bir şey gelmez. Eğer nöbetler devam ederse birkaç yıla Saklı Kütüphane 30 www. Başta Caine bunu kabul etmişti. Sonunda dosyayı bir kenara bıraktı. Tedavinin başarı oranı bu denli düşük olmasına rağmen. "David inan bana bunları bilmiyordum." Jasper bir yorumda bulunamadan kapı çalındı. Dr. Kummar duraksadı. VSS tedavisinden beri yaşadığın en kısa aura yani. Ayrıca. elindeki minik ışıkla Caine'in gözlerine baktı ve bir adım geri çekilip durdu. Vagus sinir stimülasyonu olarak bilinen yöntem.us ." Caine ameliyattan kalan yara izini elledi. Açıkçası senin için yapabileceğimiz başka bir şey kalmadı. Dr.5 Caine'de Temporal Lob Epilepsisi -TLE." "Nöbet başlamadan önce aura ne kadar sürdü?" "Birkaç dakika." "İlaçlar ve diğer tedaviler hastaların yüzde altmışında işe yarıyor. sanki içinden kendi kendine konuşuyordu.e-kitap. "Nasıl hissediyorsun kendini?" "Yorgunum. ama son anda Dr. Caine "Tabii buyurun. ya da dejavu yaşayabilirdi." dediğinde adam zaten odadaydı. sesler ve duygular nöbet öncesi auranın bir parçasıydı. Üç ay önce Dr. "Bu yıl içinde altı farklı anti-epilepsi ilacı denedim. Yapabileceğimiz pek bir şey kalmadı." dedi Jasper. sesler de duyabilir. ama tam tersi oldu." Dr." "Biliyorum." "Evet. AE ilaçları beni kusturmaktan başka işe yaramadı. Kummar. başını sallayıp duruyordu. ama iyiyim. "Eğer benim çalışmam konusunda fikrini değiştirmediysen tabii ki. Caine'in dosyasını aldı ve okumaya başladı." "Yaa. "Özür dilerim." dedi Jasper kardeşi anlatınca. Dr.vardı. "Girebilir miyim?" diye sordu gereksiz bir nezaketle Dr. hiçbir fikirleri yok bu konuda. Ne yazık ki o şanslı yüzde 25'in arasında da değildi." Dr." Caine omuz silkti. yani bazı olayları yaşarken.

"Asistanıma söylerim. sana sonra anlatırım. ama Jasper'ın gözlerindeki ateşli ifadeyi görünce soruya cevap vermeye karar verdi. "Neyse. Biraz sonra Dr.' der gibiydi. "Sana saydığım yan etkileri hatırlıyorsun değil mi?" "Nasıl unutabilirim ki?" "Ha. Ama hemen karar vermelisin. Bu yıllar boyunca da korku içinde yaşayacak ve sudan çıkmış bir balık gibi çaresizce kendini yerlere atıp tepineceği zamanı asla bilemeyecekti." "Ne zaman taburcu edildiniz?" "Beş hafta oldu. Kummar'ı süzdü ve kendini doktorun yerine koymaya çalıştı. "Seçeneğim var mı ki?" diye iç geçirdi Caine." dedi Jasper sanki acı çekiyormuş gibi gülümseyerek." dedi Dr. Kummar. Şimdi semptomlar kontrol altında. Jasper'a bakan Dr." Jasper ayağa kalkıp Dr. ama daha önce Seroquel kutlandım. "Neden şizofren semptomları olsun ki?" Dr. Bir ara da Risperdal verdiler. sen. Ayrıca. Kummar neredeyse gülümseyerek. Kummar sanki haddini bilmez bir çocuk konuşuyormuş gibi dönüp baktı Caine'in ikizine. Dr." dedi Caine bu işe baş koyarak. Yarın hastaneden taburcu olacaksın. Bence bu psikosomatikti. "Geliştirmeye çalıştığım antiepileptik ilacın bir yan etkisi de beynin dopamin salgısını artırması.e-kitap. Jasper doktora doğru döndü.kalmadan bitkisel hayata girecekti.us . artık yakışıklı değildi ve aklı başında bir insan bu adamla aynı kaldırımda yürümek bile istemezdi. İlaç dopamin salgısını artırdığı için David'in şizofrenik nöbet geçirme olasılığı var." "Hangi ilaçları kullandınız?" "Şu anda Zyprexa kullanıyorum. "Siz ikizi olmalısınız.. Eğer şizofrenlere özgü semptomların olursa. "Ne yapmak istiyorsun?" diye sordu Dr. David son zamanlarda bir kriz geçirdiğinizi anlattı." "İlginç. konuşma bozuklukları. Caine'e baktı. ama bu sabah bir hastam ayrıldı o yüzden-" "Hasta neden ayrıldı?" diye araya girdi Caine." "İyi. Eminim siz de bunları biliyorsunuzdur ." Doktor durdu ve derin bir nefes aldı. "Yapalım şu işi. Kummar'ın monoton bir ses tonuyla anlattıklarını kesmek için elini kaldırdı. "Çalışmanızda hâlâ bana yer var mı?" "Dün yoktu. "Neden mi? İlaç yüzünden karabasanlar gördüğünü iddia etti. Öyle mi?" Jasper.. Sanki kardeşine 'soruya cevap ver.dopamin salgılarının şizofreni ile bağlantısı vardır. örneğin yanılsamalar. Caine ise sadece başını salladı. yani bir kişiyi daha ekibe alabilirim." Saklı Kütüphane 31 www. ten. öyle mi?" "Artık hükümetin beynimi çalacağını söyleyen küçük cücelerin seslerini duymuyorum eğer bunu kastediyorsanız semptomlar derken. tabii bir de ailende şizofreni vardı değil mi?" Jasper elini kaldırdı." "Tamam. "Evet. Onun gözlerinden Jasper'ı görmeye çalıştı. halüsinasyonlar ve eğer bunlar nöbetle ilgili değilse o zaman-" "Bir dakika. Kummar dönüp ona baktığında sanki Jasper'ı ilk defa görüyormuş gibiydi. ben. ama her üç günde bir geri gelmen gerekecek kan testi için. Jasper'ın şizofrenisi görünüşünü de etkilemişti. nöbetlerinin ve auraların zamanlarını ve sürelerini kaydetmeni istiyorum. Caine. Kummar Caine'e döndü. işlemleri halleder.

gerçekliğe dönüyorsun." "Şizofreni nasıl bir şey?" diye sordu Caine tedirgin bir şekilde. Yanılsamalar gerçek gibi. "Tatlı adam." "Sana bir soru sormak istiyorum." dedi Jasper dalga geçerek. Sonunda bir şekilde gerçeği buluyorsun. Bu çok tehlikeli olur." A "Sor. güvenli mekânlar seç." Dr. ya da en yakın dostunun seni öldürmesi falan. Bu şekilde yaşamaya devam edemem. "Demek bu işi yapacaksın öyle mi?" diye sordu. "Yo. Bunu tek başıma yapmak istiyorum." Caine başını salladı." Caine'in birden nefesi kesildi. Yeme de yanında yat. hayır." Bir an için sessizlik oldu. "Kalmamı ister misin? Birkaç gün kanepende yatarım istersen. "Hiçbir şey oluyormuş gibi hissetmiyorsun. Bununla başa çıkmaya çalış. değil mi?" diye sordu Caine. güvenebileceğin insanlarla birlikte ol. Başka seçeneği yoktu. hepsi bu. "Nasıl hissediyor insan kendini?" Jasper omuz silkti. ya da sen ne olduğunu sanıyorsan. "Gelelim senin durumuna. İlacın etkilerini göremesek bile yine de etkili olabilir." "Ne kadar küçük bir riskten söz ediyoruz?" diye sordu Jasper. seviyorum işte." "Ağabeyin gibi olmaktan korkmuyor musun? Deli olup ağzından salyalar saçarak dolaşmak var. "bilirim. Kendini güvenceye al. dar. o zaman çok ağır nöbetler geçirebilirsin. Kardeşine daha önce bunu hiç sormadığını düşündü bir yandan da. Sonra Jasper." Birkaç kere dilini şaklattı. sar. Kummar. bir yandan da ödü patlıyordu." dedi Jasper kirli sakalını kaşırken. Ben iyiyim. "Anlaştık o zaman. Sanki hükümetin düşüncelerini okumaya çalışması dünyanın en mantıklı ve doğal şeyiymiş gibi geliyor. Eğer ilacı birden kesersen. "Yok.e-kitap. her ne oluyorsa. Ama eğer nöbetler şiddetlenerek devam ederse Jasper'dan da kötü durumda olacaktı. gar. "Tamam. Emin misin bunu yapmak istediğine?" "Başka şansım yok ki. "Mecburum. Kummar'ın sözleri çınlıyordu kulaklarında: Şizofreni. "Jasper iyi olduğuna emin misin? Kafiyeli konuşmak da semptomlardan biri-" "Bir şeyim yok. "Tabii ne demezsin. o zaman ilacı hemen keseriz. Şiir gibi. Caine'in ve Jasper'ın birbirlerine tedirgin bir şekilde baktıklarını görünce hemen sözlerine devam etti." Caine lafını bitiremedi. Kummar kapıya doğru yönelmişti ki durdu ve Caine'e döndü. "Ayrıca. "Bu yüzden çok korkutucu. "Kesin olacak diye bir şey yok." Jasper sözlerine devam etmeden yutkundu. Sanki söylediklerini vurguluyordu." Saklı Kütüphane 32 www. Kummar başını salladı. Yarattığın dünyada mantıklı kararlar vermeye çalış. "Önemli olan şu. Dr.us . Nöbetler devam ederse o zaman zaten. "Yüzde 2'den az. Kummar." Caine tek kelime edemeden doktor odadan çıkmıştı bile. yine de kontrol sende. "Kafiyeli konuşmak hoşuma gidiyor. Ama ufak da olsa bir risk var." "Bilirim. Dr. "Eğer böyle bir şey olursa." "O zaman şöyle sorayım soruyu: Çıldırmaya başladığımda tam olarak ne yapmamı öneriyorsunuz?" "İnsanın kendisinde bir akıl hastalığını teşhis etmesi çok zordur. Caine gözlerini kapayıp dünyadan kopmaya çalıştı. sağ ol." dedi hemen Dr." Caine yastığına yaslandı." Biran sustu kaldı. Jasper'ın yüzüne bakınca kardeşinin bile kendisine acıdığını hissetti. Jasper gülümser gibi dudaklarını büktü. Bilirsin işte. Caine." derken Caine bir yandan rahatlamıştı.Dr." dedi Jasper Caine'in sözünü keserek. bu yüzden de haftada bir asistanımla bir araya gelip psikolojik değerlendirme yapabilirsiniz. Hapı yutmuştu. eğer gerekli olursa seni bir akıl hastanesine yatırabileceğime dair bir izin belgesi de imzalaman gerekecek.. bile bile böyle bir riski göze aldığına inanamıyordu. Kim olduğunu ve hâlâ kendin olduğunu hatırlamaya çalış. Doğal.. hatta olması gerektiği gibi.

" dedi Caine yorgunluktan bitkin bir halde.Caine başını salladı. bu yüzden de aslında çok da bilmiyordu neler kaçırdığını." Jasper gidince Caine birden gerçekten de öyle olduğunu anladı. Kalın kaşları." "İyiymiş. hayat dedikleri bu Saklı Kütüphane 33 www. sonrasında da üniversitedeyken. kulaklarında bile ağarmış kılları vardı. bir ayağı odanın içinde öteki koridordaydı." "Hayır." dedi normal bir şeylerden söz etmek için konuyu değiştirmeye çalışarak. Hayatını değiştirmişti bu adam. onda garip bir şeyler vardı ve herkes bunu görebiliyordu herhalde. ama ne diyeceği belliydi. Bir sonraki otobüse yetişeyim.us . Kendinden yirmi yaş büyük tez danışmanı. ama sen geldin. kara. ufak tefek bir adamdı. "nerede oturuyorsun bu aralar?" "Aynı apartmandayım. Julia buna inanamıyordu. ▲ Julia aşık olduğunu biliyordu. ben iyiyim. ama bu Julia'nın umurunda değildi. Petey. Julia garip olduğunu düşünmeye başlamıştı. artık neredeyse onunla iki yabancı gibiydiler. Tartışma programlarının aranan yıldızı olacaktı. şimdiyse bir kadın olmuştu. Herkese. Sevişirken nefes darlığı çektiği. onun zekasına hayran kalıp aşık olmuştu. Ben kalkıp seni görmeye gelmedim. Herhalde bu ifadesine de yansımıştı. gelince sıcacık bir uyuşukluk her yerini kapladığı ve kemikleri jöleymiş gibi hissettiği için biliyordu. yara." "Hiç dert etme. İlk kiminle yatacağını sorsalardı. Umut etmekten bıktı. ama hiçbir erkekle çıkmamıştı. hiçbir erkek ona ilgi göstermemişti. Petey'nin kollarındayken hiç kimse ona bir şey yapamazdı. Gerçekten iyi geldi. Jasper elini sallayarak bunun önemli olmadığını ima etti. hele bir de insan -" Caine cümlesini tamamlamadı. Teorilerini kanıtlarsa. aklına gelecek son kişi Petey olurdu. tara." "Haklısın. Yaşı çok gençti ve romantik bir şeyler yaşaması gerektiğini biliyordu. "Ne demek istediğimi anladın işte. Julia artık birini bulabileceğini düşünmüyordu. Bu aralar tedirginim ve gereksiz alınganlık yapıyorum." Caine kardeşine elini uzattı. Lisedeyken. ismini herkes duyacaktı. Boş ver. çünkü Jasper hemen sözünü geri aldı. ben de aynı durumdayım. İki kardeş gelecekte başlarına gelebilecekleri düşünüp korkuyorlardı. İnanılmaz işler yapıyordu. "Eğer bir şeye ihtiyacın olursa beni cepten ara. ama birden eşikte durdu. kampüsten birkaç sokak ötede. Ona taktığı bu isme de bayılıyordu. Onunla tanıştığında genç bir kızdı. Dahası hep kendini güvende hissediyordu.e-kitap. ilişkilerinin nasıl bu hale geldiğini o da bilmiyordu. İşte başın belaya girsin istemem. "Peki. kıllı. daha doğrusu kanıtladığı zaman. en zeki insandı. "Eğer istersen hasta olduğumu söyler. Jasper'ın söylediklerini yapmak zorunda kalmayacağını umuyordu. Eminim iş bulmak zordur. "Yanımda olduğunu bilmek çok güzel. Nobel ödülünü kazanacaktı." İkisi de bir süre bir şey demediler. "İnsanın deli raporu varsa demek istiyorsun galiba. Doğru mu anlamışım?" diye sordu Jasper. Sonunda Jasper saatine bakıp ayağa kalktı." dedi Caine tedirgin bir şekilde. "İnsanın niye ikizi olsun ki böyle günlerde yanında olmayacaksa?" Döndü ve kapıya doğru yöneldi. hayal kırıklıklarından sıkıldı. İki yıl önce doktorasına başladığında. Bölümdeki diğer kızlar adamı itici buluyorlardı. Ondan ayrıyken kalbi sızladığı. Petey bugüne kadar tanıştığı en akıllı." Caine kardeşi gitmek isteyince kendini bu kadar kötü hissedeceğini beklemiyordu ve kendi tepkisine şaşırdı. "Eğer kalmamı İstemiyorsan ben kalkayım. "Geldiğin için teşekkür ederim. Petey'i hoş bulduğu için ona aşık olmamıştı. birkaç gün izin alırım. Bu yüzden de içine kapandı. Ta ki Petey ile tanışıncaya kadar." "Sağ ol. "Yapma ya. birlikteyken elleri titrediği için biliyordu.

ama bunu çok komik buluyordu. Şeffaf şişenin üstünde bir şey yazmıyordu. Son zamanlarda bunu çok sık yapmaya başlamıştı." Petey haklıydı. Rüyalarında tüm garipliklerin mantıklı bir açıklaması vardı. Onu mutlu etmekten daha önemli bir şey yoktu. ama Julia bunların deneyin yan etkisi olduğundan şüpheleniyordu. Bu sevişmenin etkisiyle bir irkilme değildi. Gözlerini kapayınca görebiliyordu. ama uyanınca her şey birbirine giriyordu. Adam sabah kahvesini içince (sütlü şekersiz içerdi kahveyi) yine sevişirlerdi. Keşke üniversite fonlar konusunda bu kadar sorun çıkarmasaydı. ama uyuduğunda rüyalarına giriyordu. o an geldiğinde. ilişkilerini açıklayacağına ve deneyleri durduracağına söz vermişti. Başını arkaya eğip. Onun kollarında uyanmak nasıl olurdu acaba? Sabah kalkıp sevişirlerdi. "Bu sefer sana fonu verecekler mi sence?" diye sordu Julia adamın ak düşmüş kalın telli saçlarını parmaklarıyla tararken. Julia o anı iple çekiyordu. ama bunun yanlış olduğunu biliyordu ve bu deneyler sona erdiğinde ilişkileri başka bir boyuta taşınacaktı. o .dokunun nasıl enerji. bu çok garipti çünkü pokerin kurallarını bile bilmiyordu. Saklı Kütüphane 34 www. iki hapı yuttu ve hemen su alıp içti.e-kitap. Petey birden buz kesti. "Ben asla-" "Hayır. hem de garip bir şekilde şevkliydi. o zaman geldiğinde ne kadar rahatlayacağını düşündü. Petey rüyalara bir anlam yüklememesi gerektiğini söylüyordu. aslında hepsi bürokrattı özünde. O zaman ona para vermek için birbirleriyle yarışacaklardı ve adamın dahiyane fikirlerini kabul edeceklerdi. Eğer. bir daha. ama sonra bir anda yok oldu. Ama rüyasında çok usta bir oyuncuydu. çünkü onu kıskanıyorlardı. Hayatında ilk defa mutluydu Julia." dedi. Eğer. endişelenecek bir şey yoktu. Bir an bile tereddüt etmeden yataktan fırlayıp banyoya koştu. maç. Petey ilaçların laboratuvardan alındığının bilinmesini istemiyordu. gecenin bir vakti laboratuvarda sevişmek zorunda kalmayacaklardı artık. İlk başlarda koku Julia'yı korkutmuştu. Bu konuda konuştuklarını hatırlayınca irkildi. uzam ve zaman eksenlerinde değişen dev bir örgü olup da her şeyin birbiriyle bağlantılı ve ilgili olduğunu açıklayacaktı. bacaklarını açtı ve adamın yanında yattığını hayal etti. Uyanıkken orasını hatırlayamıyordu. bu Petey'nin hoşuna gitmiyorsa kafiyeli konuşmayacaktı. tüm olasılıkları göz açıp kapayıncaya kadar hesaplayabilen ve bunu beynini uyuşturan çürümüş balık kokusuna rağmen yapabilen biriydi. sayılar o kadar parlaktı ki gözleri zonkluyordu. hem ödü patlıyordu. kaç. ama Petey bunun önemsiz bir nörolojik yan etki olduğunu söylemişti.. sonra da yatakta kahvaltı ederlerdi. taç. karışıyordu. aşırı şevkliydi. Birkaç hafta boyunca kırmızı beyaz parlayan yuvarlakların içinde sayılar gördü. Julia da bunu kafaya takmadı. Ağzında tebeşir yutmuş gibi acı bir tat kalıyordu hep. Para sorunu olmasa şimdiye bitirmiş olurdu işini. çünkü ilaçları oradaydı.. pişmanlık duyuyordu bu konuyu açtığına. şu son yaptığım testlerden istediğim sonuçları elde edemezsem. sonra da sürekli kafiyeli konuşmak istediği için kendine gülerek elli miligramlık iki tableti eline aldı. Julia son deneylerin teoriyi kanıtlayacağına emindi. Birden bedeni soğudu sanki. Son zamanlarda çok sık hayal görüyordu. Ama onu durduramazlardı.us . Nedendir bilmiyordu. Dün akşam da poker hakkında bir rüya görmüştü. Ama bundan beteri de vardı: Koku. "İlaç.. Çıplak karnının üstünde ellerini gezdirirken saati çaldı." dedi Julia hemen. mükemmel anı bozmuştu sanki kız bu sözlerle. o zaman örümcek kafalı üniversite bürokratlarının karşısında yenilgiyi kabul etmek zorunda kalacağım. Petey. Bunun yerine Petey'e engel olmaya çalışıyorlardı.Sevişirlerken ilk kafiyeli konuştuğunda adam birden irkilmişti. Gerçeklerle yüzleşmem lazım. Ne yazık ki Petey onunla aynı fikirde değildi. Her bir bulgusunu engellemek istiyorlardı. Kadın uzanıp baldırına dokundu ve birden bedenini ateş kapladı. "Özür dilerim. Eğer bilimi umursuyor olsalardı bürokrat olmak için bilimle ilgili işlerini bir kenara bırakmazlardı. önemli değil. Petey'nin çalışmalarının bir parçası olmak onun için müthiş bir şeydi. Kadın iç geçirdi. Yatakta dönüp tavana baktı. o yere asla gitmek zorunda kalmayacaktı. Şehrin dışındaki salaş barlarda buluşmak.

Tek değişen şey artık teknolojiyi kullanıyor olmalarıydı. Sabah olduğunda da hiçbir şey daha iyi değildi. Ancak Spetsnaz farklı düşünecekti. bir yandan da zamanın Saklı Kütüphane 35 www. Şu anda kaçıp gidebilirdi. Nava insanların hayatını kurtarabilecek. avcunun içiyle saatinin alarmına vurup susturduğunda. saçmalıyordu. Asla kendisine yalan söylemeyeceğini biliyordu. hapse götürmüş olurlardı. Bu devirde. ama teşkilat başka türlü güvenliği sağlayamıyordu. CIA bir tetikçisini kaybedince pek de mutlu olmazdı. Şu anda Kayman adalarındaki hesabında 1. artık bunun için de çok mu geçti? Eğer dairesini gözetim altında tutuyorlarsa onun şehri terk etmesine asla izin vermezlerdi. bugünlerdeyse ışığa duyarlı DVD'ler veriyorlardı. kaçmasına yeterdi. Eğer. ama bunun pek de akılcı olmayacağını biliyordu. Şimdiye kapısına birkaç Izbandut dikmiş ve onu alıp. Mesajlar hep aynı olurdu: Gece ona nerede ve ne zaman diski bırakacaklarını bildirilirdi. Bu iş yıllar sürse bile. Müdür devlet sırlarını sattığını bilse. Aklından bir anda binbir düşünce geçti. Altı yıldır herhangi bir aksilik olmaksızın ABD hükümetinin sırlarını başka devletlere satıyordu. karar vermek için zamanı olmadığının farkındaydı. ama peşine düşecek halleri de yoktu. onu arayıp bulup öldürürlerdi. Belki de Nava'nın böyle düşünmesini istiyorlardı. Bu işi bitirince de kayıplara karışacaktı. yeni ufuklara yol alabilirdi. ya da bu işi yaparken ölecekti. Kaçmak bir seçenek değildi. Ama neden müdürü onunla yüz yüze görüşmek istesin ki? Yok. ama ClA'in New York Bölge Ofisi'ne girerse kaçması imkânsızdı. İsrail'in Mossad'ına Filistinli teröristlerin yerlerini bildiriyor. Garip işler çeviren kökten dinci terörist örgütle ilgili bilgileri ClA'in veri tabanından yine çalması gerekecekti. ajan meslektaşlarını satsaydı.us . Bu para onu krallar gibi yaşatmasa da. ama bu iki işe hiç bulaşmamıştı.5 milyon dolar vardı. Ancak özel olarak tasarlanmış dizüstü bilgisayarlarda çalışıyordu. Birinden biri mutlaka olacaktı. dün akşam artık bu işi bırakması gerektiğini anlamıştı. Bu kararı verdiği anda BlackBerry telsiz İletişimcisi titreşmeye başladı. Aslında bunu düşünmüyor da değildi. Işıkla temas ettiği andan itibaren yirmi dakika içinde okunmuyordu bu DVD'ler. Sonra gidip BlackBerry'sindeki mesaja baktı. Nava'nın yan odada böyle bir aleti vardı. Bırakılan veri diskinden yeni görevine ilişkin bilgileri alırdı. Buna da minik bir kamera bağlıydı. Sonra da bunları Korelilere iletecekti. yok. Eğer yarım saat içinde teşkilatta olmazsa. Ekrana bakan kişinin retinasını tarıyor ve bilginin ulaşması gereken kişi tarafından okunduğunu teyit ediyordu. ya da Avusturya İstihbarat Birimi'ne Çek Cumhuriyeti'nin uydu fotoğraflarını satıyordu. Eğer güç kullanarak onu alt etmeye çalışırlarsa kaçma ihtimali vardı. Mesaja baktığı anda elindeki aletten nerede olduğunu öğrenmişlerdi bile. ya da rekabeti artırabileceğini veya eşitleyebileceğini düşündüğü bilgileri satıyordu. Altı ayrı kimliğinden birini tescil eden belgelerden birkaçını alıp. Kırksekiz saat içinde kayıplara karışabilirdi. Yirmi yıl önce dot-matris yazıcılarda basılmış bilgi notları verilirdi. eninde sonunda onu yakalayacaklardı. Mesajı gördüğü anda başından aşağıya kaynar sular boşaldı. Gözlerini kapayan Nava derin bir nefes aldı. Kuzey Koreliler kesinlikle peşini bırakmazlardı. Onun ülkesi yoktu. Acaba biliyor muydu? Bir önceki gece apartmana gittiğinde peşinden kimsenin gelmediğine emindi. Günün birinde. Bir yer ve zaman yerine iki kelimelik bir mesaj göndermişlerdi: MERKEZE GEL Onu merkeze çağıracak tek kişi müdürüydü.e-kitap. Yoksa.Petey'nin ona yalan söyleyecek hali yoktu. ya da silah teknolojisiyle ilgili bilgi sızdırsaydı şimdiye tropikal bir adada gününü gün ediyor olurdu. bir şeylerin ters gittiğini anlayacaklardı. Nava. Başkası bakmaya çalışınca program kilitleniyordu. Eğer kaçacaksa şimdi kaçması gerekiyordu. Dün akşam aldığı para bugüne kadar kazandığı en yüksek meblâğdı. bunun böyle devam edemeyeceğini düşündü. Nava banyoya girip yüzünü suyla yıkadı. çünkü hiç kimseye ve hiçbir ülkeye bağlılık hissetmiyordu. ona merkeze gelmesini söylemezdi herhalde. bir sonraki görevle ilgili bilgileri bu şekilde aktarmak biraz çağ dışıydı. Bunun gibi birçok iş çeviriyordu. Sekiz ay çalışmıştı bu para için. Kuzey Korelilerle işi bitince de hemen New Yorktan ayrılacak ve hayatına yeniden başlayacaktı. nereye gittiğinin bile bir önemi olmadan bir uçağa atlayıp.

Ses bir yıl boyunca onunla konuşmuştu. "Çok iyiyim.. Birkaç haftadır antipsikotik ilaçlarını almıyordu ve bedenini ilaçların etkisinden arındırmak üzereydi. Jasper birden bire olduğu yerde çakılıp kalınca biri ona çarptı. sanki uzaktan gelen bir. Soğuğu hissetmek bile güzeldi. -Kim gelecek? Hükümmett. Ses'i duymuştu. o gözlerini kapayıp dikkatle dinledi. Jasper gözlerini sımsıkı kapadı. Sokağa çıktığında bir taksi buldu. bacağına da 9 milimetrelik yan otomatik bir Glock bağladı. Dönüp hızla yürümeye başladı. ona hayat vermişti. Kafiyeleri duyunca sanki zihninde bir sürü top zıplıyormuş gibi hissediyordu.e-kitap. -Neden onun peşindeler? Çünkü o özzzelll. Jasper'a garip garip bakanlar da vardı. kendini iyi hissediyordu. Ses ona bir şey söylemek istediğini anlatmaya çalışıyordu. çizmesine bıçağını sıkıştırdı. Gözlerini kapayınca Ses'i daha iyi duyabiliyordu. sırf bu duyguyu tadabilmek isterdi. bastırıncaya kadar. Acele etmesi gerekiyordu. Ama bunun sonucunda başına gelebilecekler hiç de basit değildi. ▲ Hava o kadar soğuktu ki Jasper'ın ağzından dumanlar çıkıyordu. -Ona ne olacak? Yakkında gelleccekkler.. timi" diye bağırdı sokağın ortasında. Kulakları çınlıyordu. Yürürken yanlışlıkla omuz attığı yayaların kendisine ters ters baktıklarından habersiz olan Jasper koşmaya başladı. Parmaklarının ucundaki acı ona hayatta olduğunu hatırlatıyordu adeta. Akan bir nehrin içinde çakılı kalmış bir kayaymış gibi kıpırdamadan kaldırımda duran Jasper'ın yanından insanlar geçerken. Eğer sokaklar insanlarla dolu olmasaydı. Philadelphia'ya geri dönmeyi iple çekiyordu. kim. Ses sustuğunda Jasper gözlerini açıp gülümsedi. sesi duymaya çalışıyormuş gibi başını eğdi. Dört sahte pasaportunu ve ellilik beş kutu mermi alıp kapıya doğru gitti. Şimdi dikkatle diinnnlee. Kardeşi peşinde olduklarını bilmiyordu.us . Daha geri dönemezsin. Çevresindeki her şeyi görmezden gelerek. Bir dakika içinde Nava gözlerini açtı. Kalman gereekiiyor. ama bu onun umurunda değildi. ama bu onun umurunda değildi. Kafiyeli konuşmak çok hoşuna gidiyordu. Ama Jasper biliyordu. -Neden? Çünkü karrdeşşiini koruman gerrekkiiyor. Kendini müthiş hissediyordu. artık hayatta yeni bir hedefi.9 milimetrelik bir SIG Sauer vardı omuz askısında.geçtiğinin farkındaydı. Acele etmesi gerekiyordu. binaların önünden koşar. İlaçlar onu yok edinceye. Ses'in dediklerini yaparsa her şey yoluna girecekti. Saklı Kütüphane 36 www. Bir daha buraya dönebileceğini hiç sanmıyordu. Gidecek miydi? Kalacak mıydı? Aslında çok basit bir seçimdi bu. Sanki biri ağzına bir hortum sokmuştu ve beynini çevreleyen bulutlar dağılmış gibiydi. Artık iş başındaydı. Üç tane silah kuşandı . Çıkmadan önce son bir kez omzunun üstünden dairesine baktı. Ses'i o kadar çok seviyordu ki ağlamak istiyordu. Daha silah alacaktı. Sanki bu onu canlandırmıştı. David'e yardım edecekti. Kararını vermişti. Yanında olup ona yarrdım etmen gerekkiiyor. yeni bir amacı vardı. sim. Ses'in yankısını zihninde duyunca birden onu ne kadar özlediğinin farkına vardı.

"Bilgisayardan e-postamı kontrol etsem? Bir saniyelik işim var aslında. Transfer fikri müdürden çıkmamıştı.e-kitap. Duvarda CIA amblemi olmasa burası normal bir işyerinin resepsiyonu gibiydi. ya kaçırtacaklardı. acele etsen iyi olacak. biri neşeli. burada. Yani bu bir tuzak değildi. Nava penceresiz ufak odaya girince. UGA'nın neden bir CIA ajanına ihtiyacı olsun ki?" "Hiçbir fikrim yok desem." Nava'nın hemen bir plan yapması gerekiyordu. UGA'nın ClA'den beş misli fazla adamı vardı. kalkıp da kadronu onlara aktarmamızı talep etmezlerdi." dedi yeni kimliğini Nava'ya doğru iterek. Bu bir tuzaktı herhalde. Kapının yanındaki parmak izi tarayıcısına elini koydu ve beyaz ışık tüm elini taradıktan sonra kapının açılmasını bekledi. "Bu BTAL'ın adresi. "Size kapıya kadar eşlik edeceğim. meni yok." Saklı Kütüphane 37 www. Ayrıca. gümüşi gri saçları olan ince adam insana güven verecek şekilde tokalaşırdı. müdürü bu işi yapmaya zorlamışlardı." Önündeki bilgisayar ekranına döndü Nava'yla işinin bittiğini ima edercesine. "Şimdi izninle. Nava resepsiyona girerken rahatlamıştı.us ." "Efendim ama anlayamıyorum. Kapılar arkasından kilitlenirken iki silahlı görevliye baktı. görevi olmayan tek ajan sensin de ondan. Müdür Bryce onun elini sıkmak için ayağa kalktı. ama yüzlerinden hiçbir şey okunmuyordu. Eğer bizi dâhil edecek olsalar yardım isterlerdi. "UGA'daki Bilim ve Teknoloji Araştırma Laboratuvarı'nda adama ihtiyaçları varmış ve masa başı işinden fazlasını yapabilecek bir ajan istediler. Yavaşça yürüyerek metal dedektörüne doğru gitti. Nava geçerken metal detektörünün kırmızı ışığı yandıysa da. Elektronik kilit açılıp da kurşun geçirmez kapı yana doğru kayarken bir klik sesi duyuldu. diğeri ciddi. Öğle vakti orada olman gerekiyor. Nava ismini verince asık suratlı sekreter onu ofislerin arasından geçirerek müdürün odasına götürdü. ClA'in New York Merkezi'nin kurşuni gri kapılarından içeri girerken telaşlanmamaya çalıştı. Nava her şeyi daha iyi anlamaya başladı. "Ama efendim ben-" "Beni. onun binaya silah sokma izni olduğunu bildikleri için üstünü aramadılar.6 Nava. birimler arası transfer yapılması da görülmedik bir şeydi. ayrıca bize söylemeye de niyetleri yok. "Peki neden ben?" diye sordu hâlâ bazı şeylerin cevabını alamamış olan Nava. girişte yapacaklardı. Hemen şimdi naklediliyorsun birime. Ona sert bir ifadeyle bakıyordu." Nava bu sözleri duyunca her şeyi daha iyi anlamaya başladı. işi hallet. "Çıkışta Teşkilat kimliklerini bırakırsın artık. Ne yapacaklarını kestirmeye çalışıyordu. "Şu anda istedikleri niteliklere sahip. Bir ajandan çok Amerika'nın en büyük beşyüz şirketinin üst düzey yöneticilerinden birine benziyordu. işim var. ya da öldürteceklerdi. Keskin bakışlı kahverengi gözleri. "Transfer ediliyorsun." "Ne?" Nava tutuklanmaya hazırlıklıydı. ağa bağlanıp bilgileri başka bir diske kopyalamalıydı. Hatta iki de sekreter vardı. Zamana karşı yarışmalı ve daha fazla bilgi edinmeliydi bu konuda. ama buna kesinlikle hazırlamamıştı kendini. UGA bir tek nedenle Nava gibi bir CIA ajanının transferini isterdi: Ya birini sorguya çektireceklerdi. Müdür lazer yazıcısından bir parça kâğıt alıp Nava'ya verdi." Müdür sinirli konuşuyordu. Lafı dolandırmadan hemen konuya girdi." Müdürün ofisinin dışında silahlı bir nöbetçi Nava'yı bekliyordu." Nava anlayamamıştı. Eğer onu tutuklayacaklarsa. Nöbetçiye göz süzerek baktı. dolgun.

"Lütfen benimle gelin. Kadının şefkatli bir davranış olarak algılayacağını düşündüğü bir şekilde kolunu sıktı ve bir adım geriye çekilerek sevgilisi olan deneğe baktı. Spetsnaz ajanlarının çok marifetli olduklarını bilirdi."Özür dilerim ama güvenlik kodlarınız artık geçersiz. Kadının beyin dalgalarını yansıtan değerlere bakıyordu. Sanki adamı hiç görmemiş gibi yapıp. Kuzey Korelilere verecek başka bir şey bulmalıydı. Tversky. adeta duruyordu. yanında duran monitörlere baktı.. UGA'nın Bilim ve Teknoloji Araştırma Laboratuvarı'na girerken hâlâ kaçış planları yapıyordu. Nava'nın tek ümidi vardı. sanki pilleri bitmiş gibi. Deneyin başlangıcı ta 1875'e." Yok artık. 1929'da. ama artık iyice abartmıştı işi. Berger'in 1930'larda epilepsi hastalarıyla yaptığı deneyler ilgilendiriyordu asıl Tversky'yi. onbeş blok ötedeki BTAL'a doğru yürümeye başladı. Bundan elli yıl sonra. o zaman kaçacaktı. Avusturyalı bir psikiyatrist olan Hans Berger elektro-ensefalografiyi icat etti ve böylece insanların beyin dalgalarının hem gücü. Kadın masada çırılçıplak yatıyordu. Sokağın karşısında güneş gözlüklerini takmış cep telefonunda konuşan uzun boylu bir Koreli gördü. frontal ve temporal lobların her biri için iki tane kullanılmıştı. Minik göğüsleri çırılçıplaktı ve buz gibi laboratuvarın soğuğunda göğüs uçları dikilmişti. Nava binadan çıktığı anda titreyen parmaklarının arasına aldığı sigarayı yaktı. Gülümseyen bir sekreter onu karşıladı. oksipital. Bu kablolar beyninden gelen elektrik akımını ölçmek için elektro-ensefalografa bağlanmıştı. Ama. Sanki bunu unutabilirmiş gibi.us . Onaltı saat içinde bir çare bulamazsa onu öldüreceklerdi. Julia'yı alnından öptüğünde kadının bedeninin titrediğini hissetti. nöbetçinin ona kapıya kadar eşlik etmesine izin verdi." diye mırıldandı gözleri kapalı olan Julia." ▲ Dr. Ona gözlerinin üstünde olduğunu hatırlatmak için takmışlardı adamı peşine.. merkezi. Kadının kendisine sırılsıklam aşık olduğunu biliyordu. Eğer adamın peşinde olduğunu saptayabiliyorsa bunun tek bir nedeni vardı: Adam onun bilmesini istiyordu. Forsythe sizi bekliyordu.. Ayvayı yemişti.e-kitap. Korelileri yatıştırmak için BTAL'da ilgilenecekleri bir bilgi bulmak. Julia'ya değil de." dedi kadın. Berger nöbetler sırasında epilepsi hastalarının beyinlerinden yayılan elektrik dalgalarının normal hastalarınkinden daha güçlü olduğunu keşfetmişti." Nava. Eğer böyle bir şey bulamazsa da. "İyi misin bir tanem?" "Muhteşemim. EEG bulgusunu yayınladı. Tversky gibi Berger de insan denekler kullanmaktan kaçınmıyordu. üverpoorlu bir fizikçi olan Richard Caton'un hayvanların beyinlerini incelerken nöral elektrik sinyalleri keşfetmesine dayanıyordu. Kablolar göbeğinin üstünden geçip ameliyat masasının altındaki elektro-kardiyografa doğru uzanıyordu. ClA'deki bilgisayardan bilgileri indirip yeni bir diske kaydetme planı suya düşmüştü. "Hoş geldiniz Ajan Vaner. bir tek belirli yerlerini kapatan ince bir pamuklu örtü yardı üstünde. Adamı aklından çıkarıp düşünmeye çalıştı. Güvenliği geçtikten sonra asansöre binip yirmibirinci kata çıktı. Nava'yı izlediğini belli etmemeye çalışıyormuş gibi bir hali de yoktu. Tversky bilime olduğu kadar tarihe de meraklıydı ve bu deneyi yapmasını sağlayan gelişimi düşündü. Kuzey Korelilere bilgilere artık ulaşamayacağını söylediğinde nasıl tepki vereceklerini merak ediyordu. Dr. hem de sıklığı ölçülmeye başlandı. Bu kandırmacaya daha ne kadar devam etmesi gerekeceğini düşündü. deneği oğlu Klaus'tu. sanki bu önemli bir şey değilmiş gibi omuz silkip. Kafatasında sekiz tane daha elektro-kardiyograf vardı. Benimle gelmeniz gerekecek. ama bunu yapmak zorundaydı. Tversky'nin bir zamanlar İsa'nın Laneti olarak da bilinen bu Saklı Kütüphane 38 www. Deney eğer tamamen başarısız olursa en azından bu ilişkiden sıyrılmanın yolunu bulacaktı. Adam da peşine takıldı. Nava. İşin daha da ilginç yanı. "Seninle olduğumda hep muhteşemim Petey. Şimdiden peşine düşmüşlerdi. Bu pek de olası bir şey değildi. nöbetlerden sonra bu insanların dalgaları anında düz bir çizgi halini alıyor. Altı tane elektriğe bağlı parlak uç hemen göğüslerinin altına iliştirilmişti.

yani kız uykuyla uyanıklık arasında bir yerdeydi." Julia saymayı kesince Beta dalgalarının sıklığı ve genişliği hemen düştü. Tversky onu indirmeden bir de Beta dalgalarına bakmaya karar verdi. Şu anda Julia'nın Alfa dalgaları baskındı. Julia'nın Alfa dalgalan 10Hz'ti-yani normalin tam ortasındaydı. Tversky ona son dozu verdi. yedi. ancak çocuklarda onüç yaşına kadar baskın olurdu. Bu dalgalar en çok insan gün içinde hayallere daldığında yükselirdi ve o zaman bilinçsizliğe doğru bir kayış olduğu düşünülürdü. "iki. aynen beklendiği gibi." diye mırıldandı Julia. Alfa. Birkaç saniye içinde doktor onun rahatladığını hissetti. beş. Şimdi Julia'nın Teta dalgaları baskındı. sekerek ekranda ilerlerken sanki ardında bir ışık huzmesi bırakan o top şeklindeki göstergeye bakarken hipnotize olmuş gibiydi. Tversky iki miligramlık sarı bir ilaç çekti şırıngasına. Teta dalgalarının sıklığı ve genişliği azalınca. Bu yüzden de Julia'ya bir anlamda 'beynini çalıştırmak' için bir iş verdi. ama buna yakındı. Dört yıl boyunca araştırma yapmıştı rhesus maymunlarında istediği etkiyi yaratabilecek baz maddeyi sentezlemek için. Julia birkaç kere gözlerini kırpıştırdıysa da sonra kapadı. Delta. Bu dalgaların oranı daha düşüktü diğerlerine kıyasla .. İlacın istediği etkiyi yapması için birkaç dakika daha bekledi.. Derin derin nefes almaya başlayan kızın başı yana düştü. Ama Julia saymaya devam ettikçe ve şuurlu olarak bildiklerini kullanmak zorunda kaldıkça Beta dalgalan yükseldi. düşündüklerinde veya bilgileri algıladıklarında hareketlenirdi. Bu diğerleri gibi bir sakinleştirici değildi: Bu Tversky'nin yeni geliştirdiği bir serumdu. rüyalarla ve fantezilerle ilgiliydi. ama biyokimyasal açıdan ortalama bir çocuğun birçok yetişkinden daha yaratıcı olduğunu biliyorlardı. Hayal dünyasına dalıp gitmişti. Alfa dalgaları sakin yetişkinlerin en yoğun dalgalarıydı. sanki bedenindeki her bir kas gevşemişti. yani sezinleme gücü ile ilgiliydi bunlar. Yine Alfa dalgaları baskınlaştı. Bunun nedeni Julia'nın ilk on sayıyı ezbere biliyor olmasıydı. bilinçaltı sonunda devreye girmişti. onbir. Şimdi durabilirsin." İlk başta beyin dalgalan pek de değişmedi. Dört beyin dalgası her zaman hareketli olurdu.cevap bu dalgalarda gizliydi." Julia hafifçe başını salladı ve sesli saymaya başladı. ama belirli süreler zarfında bir dalga diğerine göre baskınlaşırdı. Ama yoğunluktan daha fazlaydı. yani aynen istediği durumdaydı doktorun. Biraz canın yanabilir. Julia şimdi derin bir uykuya dalmıştı ama rüya görmüyordu. çünkü anlamaya çalıştığı olgu. Bir miligram daha çekti şırıngaya ve Julia'ya bir doz daha verdi. Tamamen bilinçsiz değildi. Bir süre sonra. Tversky aradığı şeyin anahtarının beyin dalgalan olduğunu biliyordu." Tversky iğneyi koluna sokunca Julia bir an için irkildi. "Şimdi sana hafif bir sakinleştirici vereceğim. İşte tam o anda. Julia'nın Delta dalgaları en güçlü durumdayken.us . Teta. Sonra da iki yıl boyunca insan denekler üzerinde çalışmıştı. Göstergelere bakan Tversky kendi kendine başını salladı. Beta. Teta dalgaları yaratıcılıkla. Bilinçli yetişkinlerde Teta dalgalarının baskın olması pek doğal değildi. Bunun hafıza ve öngörüyle de ilgisi vardı. "Tamam Julia gayet iyi. omurilikten zerk etmişti ilacı. Saklı Kütüphane 39 www. 'başla' dediğimde asal sayıları saymaya başlamanı istiyorum.hastalığın kurbanlarını incelemesine neden olan şey de bu çelişkiydi zaten. Bilim adamları çocukların Teta dalgalarının baskın olmasının nedeninin çocukların engin hayal güçleri olup olmadığını bilmiyorlardı. "Julia beni duyabiliyor musun?" "Duymak. onüç. Tversky kızın yüzünün önünde parmaklarını şaklattı. ben söyleyinceye kadar da durma. Kadının göz kapaklarının altında gözleri sanki bir o yana.yalnızca 2 Hz'ti. Dalganın boyu ve genişliği ise beynin elektrik dürtüsünün yoğunluğunu gösteriyordu. hızla 19 Hz'e kadar çıktı. üç. Julia'nın Alfa dalgalarını gösteren. Beta dalgaları insanlar gözlerini açtıklarında veya aktif bir şekilde başkalarını dinlediklerinde. Delta dalgalan baskınlaşmaya başladı. bu sefer boynundan. bu da şaşırtıcı değildi.e-kitap. Tversky en çok Delta dalgalarıyla ilgileniyordu. bir bu yana bakıyordu. Hertz biriminde ölçümle bir saniyede dalganın kendini ne kadar sık tekrarladığı görülüyordu. Julia'nın tırmanan Teta dalgalarını seyrederken Tversky'nin aklı başka yerdeydi. "Hayatım.

hem de bilgi verildiğinde anlayabilecek ve cevap verebilecek durumda olacaktı. "Biliyorum. Şimdiyi düşün. sanki kalbi kadınınkine ayak uydurmaya çalışıyordu. Jasper'ı bugün görmemiş olsaydı ona bir not yazardı. "Umarım durumda bir değişiklik olmaz. Ancak. sonuçta olanlardan dolayı bir pişmanlık duyuyordu. Aksaklıkları giderdikten ve başarıya ulaşabileceğine güvendikten sonra da Julia üzerinde deneyler yapmaya başlamıştı. Bir vasiyet yazmayı düşündü. Birden EKG'den sesler yükselmeye başladı. elleri titriyordu. Sonra da plastik bardağı aldı ve hemşireye 'şerefe' dercesine kaldırdıktan sonra su içti." Hemşire bu espriyi anlamamıştı. Kalp atışlarının hızı neredeyse iki misline çıkmıştı. Ne kadar tatlı bir denekti. "Julia. bu hipoteze gerek yok. Sonuç olarak istediğini elde ederse. Çifte puan kazanılan turda ara açıldı. Alfa ve Teta dalgaları da Delta dalgalan kadar yoğun bir şekilde hareketlenmeye başladı. Caine. Eğer düşündükleri doğruysa. Birden içinden aynaya bakıp saçını düzeltmek geçti . diğer iki yarışmacıyı ezip geçiyordu. Zeke'in gözünü hırs bürüyünce kazandıklarının yarısını kaybetti ve böylece birkaç yüz dolar arkada kalıp ikinci bitirdi turu. sormak istediği soruyu sordu." derken sesi bir garip çıkıyordu. O kadar çaresiz durumdaydılar ki. Caine korkularıyla baş başa kalmıştı artık. Sevgilisine baktı ve elektrotlara dokunmamaya özen göstererek başını okşadı hafifçe. Şimdiyi düşün. Reklâm arasında köpek maması. Julia şu anda hem bilinçaltından kopmayacak. geleceği kafana takma. Tversky neredeyse nefes alamayacak kadar heyecanlanmıştı." dedi hemşire. en iyi aday da aşktan gözü kör olmuş asistanıydı. Derin bir nefes almaya zorladı kendini. Sesinin titremeyeceğinden veya çatlamayacağından emin olduğu anda öne doğru eğildi ve Julia'yla neredeyse burun buruna durarak yıllardır içini kemiren.İlk birkaç deneği. ama artık buna da gerek yoktu. güneş sistemi hakkındaki eserinde niye Tannrıdan söz edilmediğini sorduğunda bilim adamı şöyle cevap verdi: "Efendim. Tversky kendi kalp atışlarının da hızlandığını hissedebiliyordu. Şimdiyi düşün. şişe dibi kalınlığındaki siyah çerçeveli gözlüklerini düzeltip durdu. ilacı ağzına aldı ve yuttu. minivanlar ve borsa simsarları ile ilgili reklâmlardan sonra AlexTrebek çıktı ve son soruyu da sordu. yaptıklarını bu kadar kolay kabul edeceklerini hiç mi hiç sanmıyordu. Caine yuvarlak kapsüle baktı ve bunun kendisini delirtip delirtmeyeceğini merak etti. Hapı yutup yutmadığından emin olmak için Caine'in dilinin altına baktıktan sonra odadan çıktı. Dr. Zeke adında iri yarı bir adam." Hemşire. akıbetlerinden dolayı daha doğrusu. her şeyi denemeye hazırdılar. kontrolü altında tutabileceği birini bulması gerekecekti. Kummar'ın yeni deneysel ilacının çevresini kaplayan plastik kapsül. Ama onların başına gelenlerden dolayı. dakikada 120. Video kameraya göz attı ve her şeyin kaydedildiğini teyit etti. ama bunu yapmadı.sonuç olarak eğer haklıysa bu tarihi bir andı. ama denekleri için değil. Sonunda televizyonu açıp Riziko'yu izlemeye karar verdi. ama değerli hiçbir şeyi yoktu. Ama bir sonraki turda. dünyanın orasında burasında son bir çare arayan epilepsi hastaları olmuştu. kendisini suçladığını söylemek de yalan olurdu. Başını salladı ve bu cümleyi tekrarlayıp durdu. "ne görüyorsun?" Gözlerini açmadan Julia başını ona doğru çevirdi. tedirgin bir şekilde gülümseyen Caine'a bakarken şaşırmış gibiydi. nefesini bir an için tuttu ve yavaşça bıraktı.us . Tversky'nin ne yapmaya çalıştığını tam olarak anlasalardı veya bundan şüphelenselerdi. "Siz ilacınızı yutmadan gidemem Bay Caine. "Sonsuzluğu görüyorum. O kadar tedirgindi ki doktor. Sonra ne olacağını ancak yukarıdaki bilirdi. "Napolyon onsekizinci yüzyılda yaşayan astronoma. Caine kendisine düşünme fırsatı tanımadan ilacın içinde durduğu plastik kabı ağzına götürdü." dedi Caine." Alex kelimelerin üstüne basa basa konuştu ve programın fon müziği başladı. Julia'nın Beta.e-kitap. midesinde yirmi dakikada eriyecekti. bilim için. Evet. Şimdiyi düşün. Saklı Kütüphane 40 www. belki de hayatının son aklı başında dakikaları olacak bu süre boyunca ne yapması gerektiğini düşündü. "Bir sorun mu var?" "Henüz yok.

Oradan itibaren insanlar inmeye başladı ve sonunda bir iki yolcu kaldı trende. Oniki saatte ikinci defa şans yüzüne gülmüştü. Her birinin cevap vermesini beklerken de. başkalarının yorumlarına güvenmemeyi seçmişti. ama bu durumda başka bir şansı yoktu. ama Nava bunu yutmadı. geldi Nava'nın yanına oturdu. Dairesine vardığında bir plan yapmıştı bile. Hızla evine geri dönerken yolda iki sigara daha içti. bunun Kuzey Korelilerin işine yarayacağını umdu. işi bittiğinde. İri yarı adam da gazetesini katlayıp kolunun altına aldı. Bronx'ta Nava'yla birlikte trene binen oniki kişiden yalnızca iki Koreli buraya kadar gelmişlerdi. BTAL'dakilerin işini tek kelimeyle özetleyebilirdi: Çalıyorlardı. yabancı bir hükümetin buna inanmayacağı anlamına gelmiyordu. ama sonuca çok yakındı. odada volta attı. Nava bu kadar şanslı olabileceğine inanamadı. Mossad'la ve MI6 ile temasa geçti. Nava dosyalan ayırdı ve üzerinde en fazla durulan veya en sık açılan dosyalara bakmaya başladı. Saklı Kütüphane 41 www. belki o zaman Tversky'nin dosyalarında neler anlattığını anlayabilirdi. fizik ve istatistik okursa. ama dünyada neyin gerçek olduğunu biliyordu ve adamın iddia ettikleri imkânsızdı. gazete okuyan bir Koreli ve onun yanında da kara gözlükleri gözlerini gizleyen bir adam vardı. Bu da kullanım sıklıklarını hesaplamasına yardımcı oluyordu. Yine de denemeye değer diye düşündü. Sonra D treninin son vagonuna bindi ve Manhattan'a doğru yola çıktı.e-kitap. ▲ Forsythe. Kararlaştıkları sinyal buydu. Hayatını kurtaracak bir bilgi bulmak için ondört saati daha vardı. Tversky'nin bulduğunu iddia ettiği şey ancak bir bilim kurgu romanında bulunabilirdi. Forsythe'ın laboratuvarında çalışan bilim adamlarının yazdığı birkaç özeti buldu. Son sayfaya geldiğinde hızla başa dönüp bir şeyi atlamadığından emin olmak için ikinci bir kez baktı. Her neyse. Saat beşte buluşma yerini ayarlamıştı. Gelecek bir saat boyunca şifreli e-posta kullanarak Kuzey Korelilerle. Nava artık ClA'in kendini trene kadar takip etmediğinden emindi. Trene güneybatıya doğru giderken daha da fazla insan bindi. Her belgenin yanında hangi tarihte yazıldığı. İri yarı.us . Gerçi daha veriler tamamen doğrulanmamıştı. Saat birdi. Bilim ve Teknoloji Araştırma Laboratuvarları'nda neler yaptıklarını gayet diplomatik ve dikkatli bir dille anlattı. elindeki kitabı kapayıp sırt çantasına koydu. Özetleri okurken başını kıpırdatmamaya özen gösterdi. elinde sigara. "Tae-Woo nerede?" diye sordu Nava. gözlüğün çerçevesindeki fiber optik kameranın özetleri ve orijinal dosyalan düzgün bir şekilde çekmesini istiyordu. Kuzey Koreliler ilgilenmeseler bile."Cevap: Simon Pierre Laplace kimdir?" dedi Caine kendi kendine. burada yazan birçok şey onu aşıyordu. Coney Island'daki tüm duraklarda duracaklarını söyledi. Okula geri dönüp on yıl daha biyoloji. Nava teorilerinin temelini oluşturan biyokimyayı veya kuantum fiziğini anlayamıyordu. bu kaba verilerin bile değeri paha biçilmezdi. ne kadar bilgi içerdiği ve üzerinde son üç defa ne zaman çalışıldığı yazıyordu. Zar zor duyulan bir anons yapan kondüktör. Şizofren olduğunu görüyordu rüyasında. Nava sırt çantasını açtı ve okuma gözlüklerini alıp taktı. Nava. Öyle olmalıydı. Cevabı bildiğine emindi ama bunu doğrulayamadan uykuya dalmıştı Caine. Kırkikinci Cadde'ye geldiklerinde artık iğne atsan yere düşmezdi. Okudukça Nava'nın gözleri fal taşı gibi açıldı. Tversky'nin bu projeye ne isim verdiğine baktı ve adamın neden bu kadar garip bir isim seçtiğini merak etti. Her zaman doğrudan kaynağı araştırmayı tercih etmiş. Forsythe her ne çalmasını istiyorsa. Ona çalışabileceği bir yer gösterdikleri anda Nava bilgisayar korsanlarının Tversky'nin bilgisayarından yürüttükleri dosyaların isimlerine bakmaya başladı hızlıca. Kara borsada. Bunu umursamayarak saatine baktı. Nava Tversky'nin çılgınca fikirlerini satabileceği birini bulabileceğinden emindi. Ama. Aynen tahmin ettiği gibi. Aslında o Tversky'nin projesine inanmamıştı. Nava bunun nasıl yapıldığını da çok iyi biliyordu. bu. bir saat sonra da taksiye binip Bronx'a gitti. Bu bilgileri sattıktan sonra da sonsuza dek elini eteğini çekebilirdi bu işlerden. Nava başka bir alıcı bulana kadar onları oyalayabilirdi.

ama prensipte anlaştık. iki taraf da ona 2 milyon dolardan fazlasını önermişlerdi. Kuzey Korelilerin bunu nasıl başardığını merak etti. Kuzey Koreliler ne yaparlarsa yapsınlar . kadınla konuşmaya devam etti. Nava'yı alt ettiğinin farkındaydı. Bu. "Bu söz konusu dahi değil. Ama yine de adam bu sözlerine kanıp kadının beklediği tepkiyi gösterdi. Kuzey Korelilerin Tversky'nin dosyalarını ele geçirmeyi kendisini öldürmekten daha fazla isteyeceklerini bildiği için. "Söylediklerinizden hiçbir şey anlamadım."Yi Tae-Woo burnunu düzelttiriyor. İki hükümet yetkilisi de hakkında veri toplanan Alfa deneği olmadan verilerle ilgilenmiyorlardı." "Yani ne zaman?" "Bu hafta içinde." Spetsnaz ajanı Güney Kore'yi duyunca kıpkırmızı kesildi. Porselen dişleri belli ki kapitalist bir ülkede yapılmıştı. elimde bu kadar değerli bir mal varken bir tek size önereceğimi düşünmüyordunuz herhalde?" "Diğer alıcılar kim?" "Bunun konumuzla bir alakası yok. "Cevabınız nedir?" dedi adamla havadan sudan konuşarak nazik olmanın gereksiz olduğunu düşünen Nava. Teklifiniz çok düşük. artık pazarlık edebilecek gücü olduğunun da farkındaydı." Nava nefes alıp verirken bir şey belli etmemeye çalıştı." dedi. Tae-Woo'nun da gerçek ismi bu değildi herhalde. Eğer istemiyorsanız eminim Güney Koreliler iyi bir fiyat verirler." derken sanki elinden bir şey gelmezmiş gibi yaparak ellerini açıp dizlerine koymuştu Chang-Sun. Chang-Sun'a bir böcekmiş gibi baktı." dedi ciddi bir ifadeyle adam. "Adım Chang-Sun. Dönüp ilk defa adamın yüzüne bakınca. "Bize eksiksiz olarak veri tabanını ve Alfa deneğini teslim ettiğin anda işimiz bitecek. oturan adama tepeden bakabilmek hoşuna gitti." "Öyle mi?" Chang-Sun otuziki dişini göstererek gülümsedi." "O zaman bu konuşmaya devam etmenin bir alemi yok. Nava bunu duyunca şaşırdıysa da duygularını belli etmemeye çalıştı. "Yani?" Adam. Güney Kore'de güvenebileceği bir bağlantısı yoktu. Nava'nın bu saygısız tavrından her ne kadar rahatsız olduysa da. Nava." "Her ne kadar şu anda sıkıntılı bir durumda olsam da." "Alfa deneğini veririm diye bir şey söylemedim." Saklı Kütüphane 42 www. Kendi ülkesi kimliğini tespit edememişken. Nava'nın daha önce Kuzey Korelilere verdiği bilgilerden daha değerliydi. "Fiyatı üstlerime onaylatmam gerekecek." Nava sanki trenden inecekmişçesine ayağa kalktı. Ama fiyat değişmez.us .Nava'yı öldürmek de dahil . Adam." Nava adamın kendi ismini kullanmadığının farkındaydı. İngilizlerle ve İsraillilerle de konuştuğunda aynı şeyi istemişlerdi." dedi Chang-Sun ifadesiz bir şekilde." "İki gün.Ruslar Nava'yı ele geçirirlerse yapacaklarının yanında solda sıfır kalırdı. Nava böyle bir şeyi bekliyordu zaten. "Eminim Rusya'daki eski meslektaşların kapitalizmle içli dışlı olduğunu duyunca bununla çok ilgilenirler. Nava." "Deneği ele geçirdiğimde sizinle irtibata geçerim. Önemli olan Tae-Woo'nun kendiyle pazarlık edecek yetkisi olmasıydı." "O olmazsa anlaşma yatar. ama adam onu kapana kıstırdığının farkındaydı. Ancak. "Bakanlıktaki bilim adamlarımız verileri incelediler ve çok ilginç buldular. Nava aslında blöf yapıyordu. "Bunun bir açık artırma olduğunun farkında değildik.e-kitap. "Beşyüzbin. "Belki de anavatanın olan Rusya'ya satmayı planlıyorsundur." dedi Nava. "Fiyat bir milyon arttı." Chang-Sun başını salladı. ama bu umrunda değildi. ChangSun hemen başını salladı.

" Chang-Sun kadının kolunu bıraktığı anda tren durdu ve kapılar bir tıslama sesiyle açıldı. İkidir. Bunu yapmak istemiyordu. böyle bir araştırma olmadığını söyleyeceğim. Birincisi. Başka seçeneği yoktu zaten."Mümkün değil-" Chang-Sun kadının koluna sıkıca yapışıp. istediğimiz sürede istediğimiz bilgiyi getiremiyorsun. alçak sesle ve tehditkâr konuşuyordu. bizim söylediğimiz olacak. Aklından blnbir olasılık geçiyordu. Saklı Kütüphane 43 www. "Artık senin değil. üstlerime senin bizi kazıkladığını. İki gün içinde Alfa deneğini ve bilim adamının araştırmalarını bize getireceksin. onu sertçe kendine doğru çekti. ben şahsen Pavel Kuznetsoz'u arayacağım ve Ruslara son on yıldır ne haltlar yediğini anlatacağım.e-kitap. Geride Nava ve kara gözlüklü adam kalmışlardı bir tek. Tversky'nin Alfa deneğini nasıl ele geçireceğini düşünüyordu. ama eğer kendini kurtarmak için bunu yapması gerekiyorsa yapacaktı. Nava. Bir daha olmasın. Tren duraktan ayrılırken. İkincisi. UGA'ya çaktırmadan Dr. ama birini öldürmeden bu işi halletmenin bir yolunu bulamadı. Koreli adam kadının bir cevap vermesini beklemeden trenden İndi.us . Eğer geç kalırsan iki şey olacak.

. demek istedi Tommy. Kadın daha cevap veremeden telefonu kapatıverdi.7 Tommy'nin ağzında dolu bir silahın namlusu vardı telefon çaldığında...." "Sana geleyim mi Tommy? Birlikte kutlarız. "Neyi gördüm mü?" "Haberleri seyretmedin mi? Sayıları diyorum. milyonların var artık!" Tommy öylece pencereden dışarı baktı. Şu anda meşgulüm Gina. sonra da bir kağıda yazdım. Tommy.?" Tommy başladığı cümleyi bitirememişti bile.. Gelecek sefere telefonu açık bırakayım bari. "Sayılarım mı. sanki aklı başında olmayan biriyle konuşuyormuş gibi vurgulamıştı. Eski günlerdeki gibi baş başa. bunu demeyi hayal bile edememişti. seni hep sevdim. Tommy DaSouza dolar milyoneriydi. anladım." "Neden söz ettiğini anlayamıyorum. Sonra başka bir kanala çevirdim ve orada bir daha dinledim sayıları.. Üç hafta önce aramamamı söyleyip. Bu gece aramasını beklediği son kişiydi Tommy'nin. ne diyeceğini bilemiyordu. Emin olmak için bir daha baktım. Lafı uzatırsa. pekâlâ.. Yalnız başına olmak istiyorsun. "Alo?" "Tommy! Gördün mü?" Arayan eski kız arkadaşı Gina'ydı. orada mısın?" "Haa. Sesten bir anda öyle irkilmişti ki." Gina.. Tetiği çektiği anda bir daha geri dönemeyeceğini biliyordu. "Hayır dedim ya-" "Tommy kazandın! Sayıları tutturdun. Ama ağzından çıkan tek yorum. Daha az yalnız hissetmeyecekti. ama planlamak başkaydı. Seni sonra arasam-" "Gerçekten bilmiyorsun. Gerçi birkaç dakika önce Gina'yla tekrar birlikte olabilmek için sağ kolunu vermeye Saklı Kütüphane 44 www. Duyuyor musun? Senin o boktan sayıların çıktı. avazın çıktığı kadar bağırırken böyle demiyordun ama. Gerçi kendini öldürmeyi planlamıştı. Tommy ne kadar şanslı olduğunun farkında mısın.. "Tamam. Bilirsin." Son cümleyi heceleyerek söylemişti..us . barışıp Gina'yla yine bir araya geleceğinden korkuyordu. "Tommy? Tommy diyorum." "Emin misin?" "Eminim! Sayıları çektiklerinde mutfaktaydım. Dolar milyoneriydi. Tommy'yi hazırlıksız yakalamıştı. Biliyorsun değil mi?" Ha tabii. Tommy'nin kadının ne dediğini anlaması yine de zaman aldı. tamam mı?" "Ben şimdi ayakkabılarımı giyer ve-" Gina Tommy'nin ne dediğini anladığı anda birden sustu.. değil mi?" Gina'nın sesinden çok heyecanlı olduğu anlaşılıyordu. Hayır demek bir yana dursun.e-kitap. Duyar duymaz hatırladım." oldu. Daha önce hiç Gina'ya hayır dememişti." "Sağ ol.paraya para demeyeceksin. Tommy namluyu ağzından çekip. Başka zaman buluşsak. Ama kadının sesindeki o çaresizliği duyunca birden şu anda Gina'yla olursa kendini daha yalnız hissedeceğini düşündü. Hayatımızda ilk defa kutlayacak bir şeyimiz olur. Anlıyorum tabii ki. tabancayı masaya koydu. -Evet. bu yüzden de bunu yapmak istediğinden yüzde yüz emin olmak istiyordu. Kadını o kadar özlemişti ki gerçekten ölmek istemişti. neredeyse tetiği çekmişti. "Bence. Telefonun sesinden aniden irkilince neredeyse bu kararı bilinçli bir şekilde veremeden öldürmüş olacaktı kendini." dedi Tommy birden kendini çok İyi hissederek. Neler olduğunu kavramaya çalışıyor gibiydi. Onca sene o sayıları sayıklayışını duyduktan sonra unutmak mümkün değil. "kapamalıyım. Ertelesek daha iyi olur. Seni seviyorum.. gerçekleştirmek bambaşka.

Aslında. İlk başlarda böyle bir iş ve daire ona havalı gelmişti. hepsi buydu. Tommy sayılarının henüz çıkmadığını görünce rahatladı. Gecenin sonunda o kadar çok kazanacaktı ki. sadece iki tutturdu. ama daha iyiye gittiği de yoktu. Gina'nın istediği erkek olmaya çalıştı. Sanki gözlerini kapadığı anda göz kapaklarının altında yanıp sönen neon ışıkları gibiydi. Biraz şevki kırıldıysa da tamamen kaybolmadı. Sayıları ilk defa akşam on haberlerinde görmüştü . Elinde silahı evirip çevirirken neden hâlâ namluyu ağzına sokup tetiği çekmek istediğini düşündü. ama yine de oynamayı ihmal etmedi.. aynı boktan işe devam ediyordu. Bu da işler kötü gidiyor demekti. Bir sonraki hafta yine trene binip sayılarını oynamaya gitti. Günler geçtikçe işler daha da sarpa sarıyordu. Powerball Conneticut'ta oynanmaya başlayıncaya kadar bunların ne anlama geldiğini de anlamamıştı. belki de sayıları . İlk başlarda şansını kaçırdığından korktu. ki son zamanlarda sık sarhoş oluyordu. Sayılar doğum günü falan değildi. ak saçlı spikerin yanılmadığını anladı. Gina gibi sayıları yazmak zorunda değildi. Oynamadığı hafta sayıları çıkar diye korkuyordu. Bunlar onun sayılarıydı. ama bunun bir önemi yoktu. Hepsi bembeyaz parlıyordu. Cebinde beş kuruş kalmamıştı. Brooklyn'de aynı boktan dairede oturuyor.altı beyaz bir kırmızı sayı. zihninden geçip durmuştu. Kanepeye oturup tabancanın yanında duran televizyon kumandasına uzandı. Son yedi yıldır sürekli bu sayılara oynamıştı. Bekleyin de görün diyordu. Bu ona 109 dolar artı bahşişe mal olmuştu. hiçbir hafta oynamamazlık etmedi. o da kamp ateşindeki bir kor gibi kıpkırmızıydı. Değil mi? Nedendir bilinmez bundan pek de emin değildi... Sayıları oynamak için gideceği yere varması ve geri dönmesi iki saatini almıştı. isterse barı satın alabilecekti.us . Tommy 'uzun vadede bir kadına bir şeyler vaat edebilecek bir erkek' değildi. Ama. tabancayı eline aldı. Yedi sayıdan sadece ikisini tutturabilmişti. Gina gibi piliçler de. kadınlar da bunu biliyorlardı. Ama Tommy. yirmisekizinde biri için pek de öyle olmadığını. Azimle oynamaya devam edecekti. Birkaç dakika kanalları gezindikten sonra da kazanan sayıların ilan edildiği kanalı buldu 6-12-19-21-36-40 ve Şans Topu 18. Tommy oynamaya devam etti. Artık kendini öldürmesi için bir neden kalmamıştı ki. aynen ilk seferinde olduğu gibi. Biletini çıkarıp bakmak zorunda da değildi. daha doğrusu hiçbir şey kötüye gitmiyordu. çevresindekilere günün birinde milyoner olacağını söylüyordu. Büyük ikramiye 86 milyon dolar olduğuna göre. Bugün artık ben gelecek vaat edebilecek biriyim. aynen rüyasındaki gibi . Ne yazık ki o gün hiç gelmedi.e-kitap. Ama bir sonraki gün gazeteyi alınca. tüm çıkan numaralar kitapçıkta yazıyordu. Ara sıra onunla takılmak iyiydi hoştu. Tommy kazanmamıştı. Bir sonraki gün kendini bildi bileli aklından çıkmayan sayıları oynamak için Conneticut'a gitmişti. Sayılar onun aklına gelmişti. Artık parası vardı ve her şey yoluna girecekti. çoktan bırakmıştı bu işin peşini.. ama buna değerdi. Birkaç ay sonra daha az şevkliydi bu konuda. O'Sullivan'daki herkese birer kadeh içki ısmarlamıştı o gece. Ne zaman sarhoş olsa. Ama bugün her şey değişmişti. Neden 6-12-19-21-36-40+18 sayılarını seçtiğini bilemiyordu. Şimdiyse.bunun bir rastlantı olmadığını anlamıştı. içinde bir yerde paranın Saklı Kütüphane 45 www. Tek iş deneyimi Tower Müzik'te tezgâhtarlık yapmak olan yirmisekiz yaşındaki biri bir gün içinde potansiyel sahibi olamıyordu. ama bu imkânsızdı. Kazanan sayıları açıklayacakları gece kazanacağına o kadar emindi ki.o sayılar . Sayılar her akşam yatağa yattığında zihninde parıldayıp durmasaydı. Liseden mezun olalı on yıl olmuştu. Daha da kötüsü. Ama o gece haberlerde anons edilen sayılar onun sayıları değildi. son sayı hariç.razıydı. Değil mi? Tommy masaya doğru yürüyüp. zavallı duruma düştüğünü gördü. kaderdi bu. Sonra da Eyaletlerar'ası Piyango Birliği'nden istettiği kitapçık gelmişti. ama Gina'nın da ona ayrıntılı bir şekilde anlattığı gibi. saat başına milyon dolar kazanacaktı. O Powerballı kazanacaktı. Tommy kazanacağından o kadar emindi ki televizyonda okunan sayıların yanlış bildirildiğini düşündü. onsekizinde biri için havalı olan bir şeyin.çıkmıştı bile. Birkaç yıl sonra Tommy kazanacağını düşünmüyordu artık.

ama son zamanlarda bir tek temiz çamaşırı kalmadığında giyiyordu bunları. seni burada görmek isteriz. Dolabın kapağını kapatınca Tommy birasını bitirip. ▲ Caine kalktığında geceydi. bir huzursuzluk vardı içinde. Caine'in dili damağı kurudu. kanepeye uzandı. Hâlâ uyuşuk olan parmaklarıyla telefonunu açmaya çalıştı. Ama ne olacaktı ki? Bir hedefi olmalıydı. Nasıl oldun?" Caine'in bir anda karnına sancılar saplandı. "N'aber Caine? Vitaly ben. Birden elindeki cep telefonu titreşmeye başladı. ona bunu unutturmuştu. Uykuya dalmadan sayıları düşündü. Ekranda ise aşırı neşeli bir genç kadın kazanan Powerball sayılarını söylüyordu. ama birkaç saniye sonra. "Bankada mı para?” "Evet. "Ya. Rüya görecek kadar derin uyumamıştı zaten. Şimdilik her şey yolunda gibiydi. ama on yıldır ilk defa rüyasında sayılar gözünün önünde parlamadı." Caine yutkunmaya çalıştı." diye yalan söyledi Caine. birkaç dakika önce beynini dağıtmaya hazırlanan o zavallı adamdı hâlâ. Ama Jasper da aynen böyle dememiş miydi? Garip bir şeyler oluyormuş gibi hissetmeyeceğini söylememiş miydi? Ama Caine yine de." diyen Nikolaev'in sesi tehditkârdı." Adam cevap bile vermedi.. Saat neredeyse sabahın ikisiydi. ama sonra fikrini değiştirdi. Ama bu derdime deva olabileceğini düşünüyorum." "Faiziyle birlikte.hiçbir şeyi değiştirmediğini biliyordu." Caine'in midesi bulanmaya başladı. Daha doğrusu rüya gördüyse bile bilinci artık bunu gölgelemiş. Kendini farklı veya garip hissetmiyordu. Haftalık yüzde beş ve her hafta faiz katlanıyor biliyorsun. faiziyle birlikte. Caine hiçbir yere odaklanmadan baktı. En azından denemeliyim. ya da bir tahtası gevşemeye başlasa bunu anlayacağını düşünüyordu. Bunu düşünmemeye çalışarak tabancayı dolabına. Yani şunu açıklığa kavuşturalım . yıllardır gittiği konserlerden topladığı siyah tişörtlerin arkasına sakladı. Başını sağa sonra sola çevirirken gözlerini kırpıştırıyordu.paran var.. Televizyondan yayılan ışık duvarlarda garip gölgelerin oluşmasına neden oluyordu. herhalde şu para meselesi hakkında arıyorsun. Anlardı. Kendini tamamen değiştirebilirdi. İlacı içmişti. Severim seni bilirsin. İç geçirerek başını salladı. gayet iyiyim. yok öyle bir şey değildi. Kaloriferin üstünde unutulup kuruyunca kaskatı kesen bir çamaşır gibiydi dili." "Tabii ki param var. sessizlik uzadıkça. Rüyasını gördüğü bir şey miydi bu? Yok.. Sağ ol. değil mi? Kulübün iyi bir müşterisisin. O hâlâ bir zavallıydı. Saklı Kütüphane 46 www. "Aslında pek iyi değilim Caine. neredeyle elindeki telefonu düşürüyordu. Sen nasılsın?" Onbirbin dolar borcu olan adama söyleyecek başka bir laf bulamamıştı. "Enfes. hemen ödemeye hazırım. Caine konuşmakta tereddüt etti. "İyiyim. Caine'in yüreği ağzına geldi. gözlerinin karanlığa alışmasını bekliyordu. Ama başka bir şeyi de düşündü: O. Eskiden hep bunları giyerdi. "Faizi ne kadar bu arada?" "Standart faiz. Kimin aradığını anlayabilmek için ekrana baktı. Sonra birden hatırladı. ama değişebilirdi. Başucunda duran cep telefonunu kaptı ve saate baktı. ama boğazı da düğümlenmişti. "Ben hazırlıklıyım Nikolaev. konuşması gerektiğini anladı. Tabii ki. Kumandayla televizyonu kapayınca oda karanlığa gömüldü. Hastaneden çıkar çıkmaz. Sanki bir şeyi unutmuş gibi geliyordu kendisine.e-kitap." "Tabii. Evet. Neredeyse onbir saattir ilaç bünyesine etki ediyordu.. Evet. Anlamalıydı." Nikolaev duraksadı. aklını kaçırmaya başlasa.us . Bir an için telefona cevap vermemeyi düşündü. "Hiç sorun yok.

" Hemşire Pratt mikrofona konuşurken senelerin Saklı Kütüphane 47 www." "Hani tüm para bankadaydı?" Nikolaev bir an için sustu. "Vitaly sorun şu ki belki fonlarımı nakite çevirmem gerekebilir... cılız bir aydınlatmayla ışıklandırılmış koridora bakmak için kapıdan başını çıkarınca. "Caine şu anda bana yalan söylemeni tavsiye etmem.. "Tamam o zaman.. nöbetler veya şizofreni artık korkutucu gelmedi. Ama bir tek. Nikolaev.. Caine'in para konusunda yalan söylediğini kestirdiği anda da. Dengesini sağlayabileceğine emin olduğu anda elbiselerini giydi aceleyle. "Sen iyileşmeye bak. sonra da sen hastanede kalırken her gün beşyüz dolar çeker." Caine bunu derken bunun olabilmesi için bankada şu anda olan 400 dolardan fazlası olması gerektiğini düşünüyordu. Caine odada etrafına bakındı. Yalan değil." "Evet?" "Çabuk iyileş olur mu?" Telefonu kapadı. Bu gece bin dolar çeker. Bilirsin işte. Yani demek istediğim. Tabanlarının altındaki zemin soğuk ve pürüzsüzdü. olur. Nikolaev'in yüz kiloluk korumasının kendisini hastanede ziyaret etmesiydi." "Sağ ol Vitaly. Buradan çıkar çıkmaz. Bankada ikibin kadar nakit var. Birden. Ona banka kartını verirsin. Caine monitörde zıplar gibi ilerleyen yeşil topa bakarken birden aklına bir fikir geldi." "Sorun değil. Caine'in bekleyip de bu sorunun cevabını öğrenmeye niyeti de yoktu. Nikolaev telefonu kapar kapamaz Sergey'i aradıysa Caine'in kaçmak için çok az zamanı vardı. Çıkınca da CD'lerini falan satarsın. bir ayağından diğerine cüssesinin ağırlığını aktararak ortalığı sarsan adımlar atıyordu. Adam o kadar zor nefes alıyordu ki. Onu yukarı yollayacağım banka kartını alması için. Emin ol çevirebilirim Vitaly. Kolalı çarşafı bir kenara itip yavaşça ayaklarını yataktan aşağıya sallandırırken. Caine. Caine bir an için onun ölmüş olabileceğinden bile şüphelendi. Caine telefonu kapayınca.us . Çok geç kalmıştı. hastaneden taburcu olma zamanı geldiğini düşündü." "Sağ ol. Daha telefonu kapatalı üç dakika bile olmamıştı. Caine'in hayatta son isteyeceği şey. Caine yalnızca atlatmasının ne kadar süreceğini kestiremiyordu. bunun gibi şeyler. gerisi kâğıt Ayrıca. Saate baktı. Böylece seni kalkıp şehre inme derdinden kurtarmış oluruz. Ama her an nakde çevirebilirim." dedi Nikolaev." dedi Nikolaev sanki Caine'e bir iyilik yapıyormuş gibi. "Caine bir de.. Caine'in yüreği ağzına geldi. Kozlov onu 'ziyaret' etmeden önce gitmek istiyordu. Dev koruma yürümüyordu. sanki ayağını sürüyerek ilerliyordu. öyleyse şöyle yapacağız."İyi. Ayakta durabilmek hoşuna gitti.. saklanacak bir yer kestirmeye çalıştı gözüne. oda arkadaşının yatakta yattığını görebildi. ▲ "Kod Mavi -1012.e-kitap. ama nakit değil.. Param var. zaman kazanmak istiyordu.1012'de mavi kod uygulaması. Sergey lobide bekliyor." dedi ne yapacağını şaşıran Caine. Sergey birkaç dakikaya yanında olur. şu andaki durumu daha korkutucuydu." "Öyle. Kozlov'a banka kartını teslim etmek zorunda kalacaktı. o da gider parayı çeker. bacaklarının ağırlığını taşıyamayacağından çekindiği için yavaş hareket ediyordu. Kozlov'un hantal bir ayı gibi yürüyerek koridorda ilerlediğini gördü. Caine'in bu hayata elveda deme zamanı gelmiş olacaktı." "Peki. İyi mi?" "Tabii Vitaly. Madem sen yataktan çıkamıyorsun Sergey'i yollayacağım sana. Dev Rus'un. hastane güvenliğini atlatabileceğinden hiçbir şüphesi yoktu. birkaç CD falan da satacağım. Adamın hayatta olduğuna dair tek kanıt EKG monitöründen gelen bip sesiydi.

Caine çaresizce asansör kapılarına baktı. ▲ 1013 numaralı odanın kapısının eşiğinde duran Caine yan odadan çıkan hemşireye ve pratisyene görünmemek için neredeyse kapıyla bütünleşecekti. Kablosu çıkmış. Sonra. Saklı Kütüphane 48 www. Üzerindeki bant hâlâ yapışkanlıydı. Adamın kanı çekilmişti sanki. Tanrım neden hep yaşlılar onun vardiyasında ölürlerdi ki? Bu hafta üç etmişti. Hiç düşünmeden beyaz bir doktor önlüğü çekti aldı ve üstüne giydi. koridorun sonundaki ikili kapılardan dışarı attı kendini. Kozlov'un dolgun elini omzunda hissettiği anda kaçacak bir yeri olmadığını anladı. Burası bir hastaneydi ve garip şeyler hep olurdu. 1012 numaralı odada birinin ölüm döşeğinde olduğunu diğer hastalara belli etmemek gerektiğini düşünüyordu. Gülümsüyordu. Acil durum arabasının koluna yapışıp koridordan aşağıya doğru hızla gitti. Belli ki bu Kozlov'du. bembeyazdı. Hayır. "Ne kadar zamandır" "Yanlış alarm. için için yalvarıyordu asansörün gelmesi ve kapıların açılması için. ona iki yıllık meslek hayatında birçok şey öğrenmişti. Asansörleri bulduğunda tam gümüşi düğmelerden birine basmak İçin elini uzatmıştı ki baldırında bir titreşim hissetti ve telefonu çalmaya başladı." pratisyen hemşirenin işaret ettiği yerde duran kablo ucuna baktı. Tıka basa doluydu. Arabayı adamın çevresinden itip yoluna devam etti. çünkü ikili kapılar açılınca elinde cep telefonuyla Kozlov göründü. sakallı adama çarpana kadar onun koridorda olduğunu fark etmemişti.ya. Dev cüsseli. Parlayan levhaya bakarken sanki birden gözünün önünde harfler büyüdü ve odayı yerden tavana kadar kapladı. koridorda köşeyi dönerek yoluna devam etti. Caine’in boğazı düğümlendi. bir an için." "Ne . yerde duruyordu. beyaz önlüğü gören Rus'un aldanıp kendisini bir doktor sandığını anladı. Birkaç saniye sonra. ama kadının adamı azarlayacak zamanı yoktu. Caine gözlerini sıkıca yumarak görsel halüsinasyonlarının geçmesi için kendine hâkim olmaya çalıştı. Hemşire eğilip ucu yerden aldı. Adam kadına öldürecekmiş gibi bakıyordu. Yavaş yavaş kendine gelmeye başlayıp gözlerini açınca da arabanın içinde ameliyat kıyafetleri ve hastane önlükleri olduğunu gördü. İlk önce odaya o girdi. O anda arkasında cüsseli birinin ayak seslerini duydu.us . Kozlov yalnızca onu kabaca bir kenara itip. Kozlov sakince ona doğru geliyordu. Caine. Bunu yaptığı anda da birden başının döndüğünü fark etti. Kaçacak bir yer ararken asansörün kapısı önünde kapalı duruyordu. Ama Caine'i tutup duvardan duvara atmaya başlamaktansa. Caine koridora fırlayıp kırmızı neon ışıklı bir tabelayla aydınlatılmış olan çıkışa doğru hızlıca yürümeye başladı.verdiği sakinlik ve deneyim okunuyordu sesinden. Ama iş işten geçmişti. Caine üstüne atlayacağını düşündüğü dev Rus'un saldırısına kendini hazırlamak istercesine omuzlarını dikleştirdi.e-kitap. Odaya yeni yetme pratisyenlerden biri koşarak girdi ve deneyimli hemşireye neredeyse çarparak durdu. sanki fırtınadan önceki sessizliliğin tadını çıkarıyor gibiydi. Caine zorlanarak ilerleyip. "Lanet olası meret!" Caine cebine el atıp telefonu susturmaya çalıştı. şimdi bunun sırası değildi. Nasıl olmuştu da çıkmıştı? Kadın bu konuda kafa patlatmaya niyetli değildi. Kozlov sessizce ve çaktırmadan 1012 numaralı odaya girince de. Odaya girince ışıkları yakıp Bay Morrison'ın yanına koştu. şaşkın bir halde olduğu yerde kala kaldı. O anda kabloyu gördü. Dengesini sağlayabilmek için yanında durduğu hastane arabasının koluna yapıştı. garip şeyleri sorgulamanın bir anlamı yoktu. Tam o anda asansörün kapısı açıldı. Asansörde elinde bir paspas olan İspanyol görünümlü bir adam vardı ve yanında da tekerlekli bir kovanın içinde su vardı. hayır.

Sanki elinde bir floşroyal varmış da. Bunun sadece içgüdülerinin sesi olduğunu tekrarladı kendine. başının üstündeki pek de parlak olmayan floresan lamba. uyanmıştı ve sonra. Hapı yutmuştu. Ayak sesleri sert ve soğuk zeminde çınlıyordu. Kapılar açılınca Caine hiç düşünmeden onbeşinci katta indi. poker masasında kaybedecek bir ele onbirbin dolar yatırma kararını da içgüdülerini dinleyerek vermişti. Ne yapmaya çalışıyordu? Hastanenin içinde bir Rus mafya üyesiyle kovalamaca mı oynuyordu? İşler nasıl böylesine çığırından çıkmıştı? Sonra birden anladı: İlaç. belki de bir nöbet geçiriyordu ve Rus mafyasının peşinde olduğunu sanıyordu. Her şey o kadar tanıdıktı ki. gerçekten aklını kaçırdığını mı kanıtlıyordu acaba? Hayır.e-kitap. Canı acıdı ama bu herhangi bir şeyi kanıtlıyor muydu? Belki de canının acıdığını hayal ediyordu. normalle anormal arasındaki çizgiyi geçtiyse? Jasper'ın sözleri çınlıyordu kulaklarında. hangi açıdan baktığına bağlıydı insanın. daha işin bitmedi. asansör sarsılarak durunca. Ama bu imkânsızdı. İkili kapıdan içeri girdi ve diğer tarafta ne olduğunu görmek istedi.. Yaşayacağını önceden bildiği her anın tadını çıkarmak istercesine bu soğuk havayı soludu. Her şey gerçekti. Ancak.. Uyuyan insanların kapılarının önünden yürümek ve bilinçsiz zihinlerinde ne gibi rüyalar. Bu katta hangi hastaların yattığına dair bir levha falan yoktu. İkili bir kapıya geldi. sonsuz bir mantık döngüsüydü. Elinin altındaki soğuk metal kol.. Caine asansör her bir katı çıkarken değişen sayılara bakıp birden kendini ne kadar aptalca bir duruma düşürdüğünü anladı. Halüsinasyon gören. Kozlov asansörü durdurmak için kolunu uzatmıştı ama çok geç kalmıştı." Birden.. dinlemekle de akıllılık ederdi. Tamam. Kozlov ayağa kalkamadan kapıların kapanması için de dua ediyordu bir yandan.. Bu. asla kaybedemezmiş gibi hissetti. Sanki dalga geçiyordu onunla. "İnsana bir şey oluyormuş gibi gelmiyor.. ilacı alınca görmeye başladığı kötü bir rüyaydı. bunları yaşamış gibi hissetti kendini. Bu. Kapı kapanırken Caine dev adamın yaklaştığını gördü.. ya da mantıksız bir döngü. boş koridor boyunca yürüdü. Hapı almadan önce kaybetmişti Nikolaev'e parayı. Kapının pürüzsüz kollarına el atınca birden sanki daha önce buraya gelmiş. Kendi yattığı koridora benziyordu. Planlasa. Kozlov kovadan kaçınabildi." dedi Caine neye uğradığını şaşıran hademenin elinden paspası kapıp kovayı aldığı gibi koridordan aşağıya doğru fırlatırken. Caine başka bir asansöre binmeyi düşündü.neydi bu duygu? Öngörü müydü? Psişik miydi? Birden kendine çok güvendi.us . her şey normalmiş gibi geliyor."Özür dilerim ama. karabasanlar canlandırdıklarını Saklı Kütüphane 49 www. İşte bu yüzden bu kadar korkutucu. Güvenirdi içgüdülerine. Metal kapılar kapandı ve asansör yukarı çıkmaya başladı. Daha değil. Arkasında kalan asansörün kapısı kapandı. kapıların açılacağını belli eden zil sesi duyuldu. ama bunu yaparken paspas omzuna çarpınca kova devrildi.. hülyalar. ama bu Caine'in kendisinin garipleştiği anlamına gelmiyordu. olmayan şeyleri gören biri. zamanlaması bu kadar iyi olamazdı. Bu Caine'e bir fırın saatini hatırlattı. Sabunlu sular yere dökülünce de Kozlov kaydı ve büyük bir gümbürtüyle yere yapıştı. Sessiz odaların önünden geçerken sanki soğuk bir rüzgar yalıyordu yüzünü. böyle bir anı yaşadığından veya yaşamadığından nasıl emin olabilirdi ki? Ya korktuğu başına geldiyse? Ya tamamen keçileri kaçırdıysa. Genelde içgüdülerini dinlerdi. Hayal görmediğinden emin olmak için kendini çimdikledi. Aklından geçen tüm bu düşünceleri bir kenara itmeye çalışan Caine.. Caine bu deneyimin sakinleştirici. huzurlu olduğunu düşündü. pek de iyi olmamıştı. Birden çok yoğun duygular hissetti ve kendini.. ama sanki içinden bir ses ona bunu yapmamasını söylüyordu. çevreyi sarmış olan antiseptik alkol ve ilaç kokusu. Sanki gerçekten kafasının içinde bir ses vardı. Bunu kabul edemiyordu. Caine koca asansörün içine attı kendini ve elinin altındaki ilk düğmeye bastı. Öyle değil mi? Belki de bu bir karabasandı. son birkaç dakikadır her şey garipleşmişti.ne olmuştu? Belki şizofren olmuştu.

birkaç saattir bu kadar korktuğu için kendinden çok utandı. Koca yatağın içinde o kadar küçük kalmıştı ki. NINA. Odada birinin ağladığını duyabiliyordu.. hayır. ama sanki başka bir şey de duyuluyordu. Kartın üstünde odada yatan hastanın soyadı ve adı yazılmıştı büyük harflerle. Caine bunun delilik olduğunu geçirdi aklından. Sonra da bebek ona doğru dönüp kocaman. Saklı Kütüphane 50 www.eski sevgilisiyle çirkin bir yüzleşme. kuduz köpekler. Jasper'ın sözleri çınladı kulaklarında. Ama tüm bunların gerçek olmaması söz konusu değildi. "İyi misin?" diye sordu Caine ne diyeceğini bilemeyerek. ama sanki yatakta kimse yok gibiydi. yataktaki kız ise daha bir çocuktu. Neye bağlıydı ki? Onların zihinlerine dedi Ses (içgüdüsü) fısıldayarak. Dördüncü odanın önünden geçene kadar Caine bu isimleri okurken birini aradığının farkına varmadı.." dedi Caine gülümseyerek. ağızlarından köpükler saçan." Caine küçük kızın yatağının yanına yavaşça bir iskemle çekip oturdu. Ama bu gerçek olmadığı anlamına gelmez. Onun yaşında. "Peki. bir de beyaz kart vardı. umut muydu duyduğu? Kim bilir belki de umuttu. Ya da başka bir şey miydi? Caine emin değildi. "Bir hemşire çağırayım mı?" Kız başını hayır anlamında salladı. Ne de olsa bir yetişkindi.. O anda da gördüğünün bir bebek değil de küçük bir kız olduğunun farkına vardı. HORAN.e-kitap. Kız konuşmadı.us . Gördüklerin gerçek gibidir.. Beşinci kapıdaki ismi okuyunca durdu." "Merhaba Caine. Birden huzurlu hissetti kendini... yaşlı gözlerini kırpıştırdı. Benim de küçük bir kızım olsaydı adını Elizabeth koyardım herhalde. Bunlar geçmişte yaşanmış. sanki empati kurmuş. ama arkadaşlarım bana Caine der. canlı tutulmuş hatıralar gibi birer birer geçti aklından. Gözleri odanın karanlığına alışınca Caine yastığın üstünde bir oyuncak bebeğin başını gördü. Tabii ki öyle. Sanki hükümetin düşüncelerini çalmaya çalışması ya da en yakın arkadaşının seni öldürmeye çalışması en normal şeymiş gibi gelir. Caine hiç tereddüt etmeden İçeri girdi. bağlıymış gibi. işte kızı buldun." Küçük kızın sesinden halsiz olduğu anlaşılıyordu. halüsinasyon görüyordu." "Öyle mi?" diye sordu küçük kız burnunu silerken. Dilini ısırıp korkusunu yenmeye çalıştı. Doğal. KARAFOTIS." derken kız burnunu çekti. İşte olan olmuştu. bir hastanede tek başına olmak çok korkutucu olmalıydı. Odaklanmalıydı. SCOTT.. Evet. Her kapının önünden geçerken beynindeki ses ona hayır.düşünmek.. Korkarak başını salladı. "Adın Elizabeth değil mi? "Ha ha. "Öyle. çünkü çok gerçekçiydi. Tamamen aklını kaçırmıştı. DEBRA. "Peki ben kalayım mı seninle biraz?" Küçük kız başını salladı. Caine bağırmamak için kendini zor tuttu. hatta olağan. Sonra ona bir sır verecekmiş gibi kıza doğru eğilip göz kırptı. Tavana kadar yığılmış meyveli çörekler. "Adım David. ama Caine kızın başını salladığını fark etti.. hayır demişti. Önünden geçtiği her kapının üstünde bir numara. çok yalnız görünüyordu.. Etrafına daha dikkatli bakmaya başladı. Tüyleri diken diken olurken soğuk terler döktü. Caine birden. KAUFMAN. Koca hastane yatağının örtüleri kırışıktı. MlCHAEL NAFTOLY. "Çok güzel bir adın var.

" dedi Caine kızın örtülerini düzeltirken. "Senin adın da güzel. Uyku saatin de geçti." dedi sanki bunu anlamamak için aptal olmak gerekiyormuş gibi." "İyi." Elizabeth ona söyleneni yaptı." "O zaman. Daha önce hiç silah kullanmamıştı ama bu onu endişelendirmiyordu.us . "sen diğerlerinden farklısın." dedi Caine. Caine bir süre bir şey demedi ve Elizabeth ağzını kocaman açarak esnedi." Caine ayağa kalktı." dedi." "Görelim bakalım. Her şey bir şekilde yoluna girecekti. Sonra da. aaa de' derler. "değilim." "Belki rüyalarıma girersin. Birkaç saniye sonra kız gözleri kapalı olduğu halde başını Caine'e doğru çevirdi. Aralarındaki tek fark bir Nikon kamera." "Herhalde. Elizabeth yine güldü. Ben uyuyuncaya kadar kal. ama daha bir adım atamadan Elizabeth elini uzatıp adamın koluna yapıştı. "Sen gerçekten bir doktor musun Caine?" Caine gülümsedi. ▲ Jasper bloğun etrafında bir tur daha attı. "Şimdi gözlerini kapa ve uykunu getirecek bir şeyler düşün. Bir tek 'ağzını aç." Elizabeth kıkırdadı. "Eğer doktor değilsem beni daha az mı seveceksin?" "Hayır." "Ben de." "Evet. "Diğerleri benimle hiç konuşmazlar. Biraz daha kal. benim de güzel bir adım olduğunu söylemen gerek. Olmaz mı?" "Olur. Ses'in kendisine 'hadi' demesini bekliyordu. "Yoruluyorum da ondan." Kız daha dikkatli baktı Caine'e. Tüm gün boyunca hasta insanlarla uğraşıyorlar." "Ben horlamam. 9 milimetrelik bir Lorcin L gibi geri tepmezdi. Söz. Caine parmak uçlarına basarak odadan çıktı." derken gülümseyince birkaç dişinin eksik olduğu görülüyordu. "Herhalde bana git diyorsun artık. Resim çekmek gibiydi bu iş: Odakla ve bas. Saklı Kütüphane 51 www." Birkaç dakika sonra Elizabeth'in nefes alış-verişi yavaşladı. gerçi benimki Elizabeth kadar güzel değil ama. Çünkü ben doktorları çok sevmem de." dedi kız kendinden yaşça çok olgun birine yakışabilecek bir kadercilikle." dedi Caine ve o da birden kendini çok yorgun hissetti." "Peki." dedi Caine. "Horladığını duyuncaya kadar hiçbir yere gitmeyeceğim. Bu kızın her nesi varsa iyileşeceğinden çok emindi Caine. "Anlıyorum seni. "Yarın akşam da beni görmeye gelecek misin?" "O zamana kadar taburcu olmuş olurum Elizabeth." dedi Caine ve yerine oturdu yine." "Öyle mi?" diye sordu Caine kızı taklit edip sesini incelterek."Şimdi de senin. Rüyalarda görüşmek üzere. "Hangi diğerleri?" "Diğer doktorlardan. Daha çok seveceğim. Kolunu tutan Elizabeth'in elini alıp diğer elinin yanına koydu. Karanlıkta yüzünü seçebilmek için gözlerini kıstı.e-kitap. "Lütfen hemen gitme. onların da işi zor aslında." "Haklısın doktorlar fazla konuşmazlar. Caine kızın ne kadar güçlü olduğunu fark edince şaşırdı. Anlayışla karşılamak gerekir bence. "Öyle.

Asla ikizine zarar vermelerine izin vermeyecekti. "Tek başıma kalamam. sokak boyunca hızla ilerledi.us . Çıkışı gören Caine oturanların arasından oraya doğru yöneldi. AslaZamanı geldi. "Doktor bey? Doktor bey?' Caine gözlerini açtığında artık başının dönmediğini hissedince rahatladı. birkaç tur antrenman atışı yapmayı düşünmüştü. Zamanında yetişebilmek için depar atması gerekecekti. Sonra Ses sustu. yasa dışı silahı aldığı yerde. Caine.e-kitap. her şeyi görebiliyordu. Mutsuz insanlar duvar diplerindeki oturma yerlerine dizilmişlerdi. Hazır mısın? -Evet İyi.. ama eğer Ses ona öldürmesini söylerse öldürürdü. çünkü gerçek amacını anlamıştı. Binbir türlü şey gelebilir başıma. Elizabeth'in odasından çıkınca. Acil servisten çık. ama yalnızca iki şarjör mermisi vardı ve boşuna mermi harcamak istemiyordu. Bunu yaptığı anda da gülümsemeye başladı. Gördüğü her şeyi hatırlamasa da kendini bulutların üzerindeymiş gibi hissediyordu. Jasper da aynen öyle yapmıştı. Ben de burada kalıyorum. Sana şimdi yapacaklarını tek tek anlatacağım. Sanki biri kulağına fısıldıyordu. Elindeki silaha daha da sıkıca sarılarak. tıksırıp duruyorlardı. Neyse. Sanki bir şelalenin arkasından bakıyordu acil servise. Jasper gözlerini açtığında bu görüntüler bilincinde yalnızca birer gölge olarak iz bıraktı. gözlerini sıkıca kapadı. Birden başı dönünce oda sanki gitti geldi gözünün önünde. Jasper bunun nedenini bilmese de emindi. Ana çıkıştan çıkma. Siz ne dersiniz?" Bir an için sessizlik oldu. Kocasıyla tartışan hamile bir kadının yanından geçti. Caine durdu ve yanındaki sandalyenin arkasına tutunup. Zemin kata geldiğinde birden bir şey onu durdurmaya çalışıyormuş gibi hissetti. Koruma için. O salak trene binip gidiyorsun sabahtan akşama kadar. Artık orada olmak için bir nedeni kalmayınca asansöre binmek için koridor boyunca yürüdü. bilinebilecek her şeyi bilirdi. artık olay yerinde alıştırma yapardı. o odaya girmesini teşvik eden şey her neyse. Gel doktora soralım.Harlem'de. öksürüp. İçgüdülerini dinlemekten (Ses'i dinlemek demek daha doğru olacaktı belki de) çekinen Caine koridorlarda dolanıp Acil Servis'i buldu. içgüdüleri (Ses?) sustuğu için memnundu. Diğerleri onu denek olarak kullanmak istiyorlardı." "Hayatım ama-" "Bana 'hayatım ama' deme. Ne kadar mermiye ihtiyacı olacağını bilmiyordu. David'e zarar vermek için komplo kuran kafa kafaya vermiş herkesi görmüştü. senden çok uzakta. Birileri onu para karşılığı satmaya hazırdı. Bu televizyon dizilerindeki acil servisler gibi bir yer değildi. sanki içini tarif edilemez bir mutluluk kaplamıştı. Jasper boş kaldırımda. olduğu yerde dondu kaldı ve başını yana eğdi. Jasper birini öldürmek zorunda kalıp kalmayacağını merak etti. Böyle anlarda da Jasper.. Hamile kadın ona Saklı Kütüphane 52 www. Jasper dinlerken sonsuzluğun bir parçasını görebilmek için gözlerini kapadı. Ses ona hiçbir zaman her şeyi bildiğini söylememişti. Orada seni bekliyor. Yakışıklı doktorlar 'hastaya acil müdahale gerekiyor' ya da 'hemen ameliyata alın' diye bağrışarak koşuşturmuyorlardı koridorlarda. Ona 'git bir silah al sonra da şehir merkezine dön' demişti. İşte Jasper bu yüzden silah almak zorunda kalmıştı. Birini öldürmek istemiyordu. Ses bu konuda çok fazla ayrıntıya girmemişti. ama bazen Ses onunla konuşurken zihninin bir yerinde Jasper onun gördüklerini görebiliyordu. çünkü Ses her şeyi. Kapı eşiğinde tartışan çifti duymamaya çalıştıysa da konuşmalarını duymazdan gelemiyordu. -Aynen bana dediğin gibi silahı aldım. Ses onu yanlış yola sürüklemezdi. Bu imkânsızdı zaten. David'e zarar vermeye çalışanlara karşı onu korunmak için. Birkaç kişi de ölmesini istiyordu. yaralardan kan ve cerahat akıyordu.

" "Rica ederim. Caine çiftin dışarı çıkmasını bekledi. Omuriliği bile ağrıdı. Genç çiftin gittiğine emin olunca da son yirmi adımı atarak hastaneden çıktı. Adam karısına kapıya kadar eştik ederken. Bebek doğunca da eve gelirsin. "Çok teşekkür ederiz doktor bey. adam bir kolunun altına kıstırdığı Caine'i yan taşıyarak yan sürükleyerek boş bir arsanın köşesine götürdü. "Emin değilim." dedi Caine bir yandan akıllıca bir şeyler söyleyebilmek için aklını çalıştırmaya çalışarak. Dünya ne kadar küçük. Caine karanlıkta adamın yüzünü göremese de şivesini duyunca kim olduğunu anladı. "Pardon?" dedi Caine aklı karışmış bir şekilde.us ." derken adam hâlâ Caine'in elini sıkıyordu." Adam rahatlayarak iç geçirdi. Adam sadece omuz silkti. "Üç defa erken doğum kasılmaları yaşamış ve ilk bebeğini kaybetmiş bir kadının. Herkes mutlu olur böylece. "Yakınlarda oturan akrabalarınız var mı?" Kadın hayır anlamında başını salladı. Birden başını salladı. Caine başını duvara çarpmıştı. Birden kaba bir çift el yakasına yapıştı ve Caine'i bir apartmanın duvarına sertçe yasladı. "Philadelphia'da bir kız kardeşim var sadece.bakıyordu. Onu orada yere attı." "Sağ olun. Sanki yalnız kalmaktan korkuyormuş gibi kendi ellerini tutuyordu. Sonra da Caine'in gırtlağına yapışıp yıkık dökük bir tuğla duvara doğru itti. "Ben de sizi arıyordum. evde tek başına kalması doğru mu sizce? Caine hamile kadının kocasına baktı sanki soruya cevap vermesine yardım edebilirmiş gibi." dedi Caine. Birden düşünmeden konuştu." diye gürledi Kozlov. "Neden gidip kardeşinizle kalmıyorsunuz? Bebek gelene kadar demek istedim. Soğuktan nefret etmesine rağmen.e-kitap. onu ararım. Arkalarından giderse yine kendini bir aile kavgasının ortasında bulacağından çekiniyordu. kadın hâlâ ona saat başı aramasını söylüyordu. Caine kulaklarını uyuşturan. Böylece adamın aramamak için bir bahanesi olmamasını istiyordu. hayatım bence de bu harika bir fikir. "İyi şanslar size." Saklı Kütüphane 53 www. İki ay Nora'nın yanında kalırsın. “Tamam. beyaz önlüğün içine işleyen havanın tadını çıkardı." Bunu duyan kocanın yüzünde güller açtı sanki. Çıkıştan dışarı adımını attığı anda buz gibi hava iliklerine işledi." Kadın birbirine kenetlediği şişmiş ellerine baktı. "Evet. eşini alnından öptü ve elini Caine'e doğru uzattı. değil mi?" dedi Caine sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi. Kadın adama sürekli cep numarasını tekrarlatıyor. eşi sürekli doğu yakası boyunca gidip gelen bir trendeyken. Her şey yoluna girecekti. Caine daha elini bile kaldıramadan. Bu garip sohbet sona erdiği için çok memnundu." "Benim de kardeşim orada oturuyor. ezberlediğinden emin olmak istiyordu. Kaçmıştı. "Bay Caine.

" dedi derin derin nefes alan Jasper. hayatının büyük bir kısmında normalmiş gibi davranmaya alışmıştı. ama kardeşinin buna hazır olmadığını biliyordu. Jasper da elindeki tabancayı çevirdi ve kabzasıyla Sergey'ln başının arkasına vurdu. Bu satranç takımı Caine'in tek değerli eşyasıydı. "İyi misin?" diye sordu Jasper. David ondan uzaklaşarak Jasper'ın arkasına geçti. David dizlerinin üzerine kapaklandı. Eğer deli gibi davranırsa. David'in koluna yapıştı. Evinde bir tek bu saat." diye homurdandı Sergey. "Arkadaşın kendine gelmeden tabanları yağlasak iyi olacak." dedi David başını sallayarak. Sesi çatlayan David Rus'un elinin kolunun yetişebileceği bir yerde durmamaya özen gösteriyordu.us . hiçbir şeyi atlamamıştı. Jasper hiç bu kadar ses çıkacağını tahmin etmemişti. Babası bu garip taşları siyah beyaz zemine yerleştirdiği ilk gün.. Nereye gidiyoruz ki?" diye sordu. bu rolü nasıl oynayacağını gayet iyi biliyordu. ▲ Caine'in dairesine vardıklarında güneşin ilk ışıkları odayı aydınlatmaya başlamıştı bile. diğer tüm elektronik aletleri almışlardı." "Hayır." "Bu Bay Nikolaev'in hiç hoşuna gitmeyecek. "Bundan nasıl emin olabilirsin ki?" Jasper buna cevap vermedi.?" Jasper. Ama Jasper için bu zor değildi. Bazıları oyunun başında işine yarar. Atın ağız kısmı çatlamıştı. "Satranç hayat gibidir David. Caine eğilip siyah bir atı aldı. anlatsam inanmazsın. "Sergey. Satranç taşları yere dağılmıştı." dedi kendinden emin bir sesle Jasper." diye yalan söyledi Jasper. David'in karşısında normalmiş gibi davranmak çok önemliydi. Bu sesi duyunca kardeşine saldıran adam donup kaldı. Pencereden bakınca ufukta yeni doğan güneşi görebiliyordu. ama bu umurunda değildi. bazılarıysa sonunda. "Sergey. David ona güvenmezdi. "Onu bırak. Yumruk atmak için geriye çektiği eli bir Actionman oyuncağınınki gibi havada kaldı.. "Nikolaev orada beni bekliyordur. "Evine." dedi David ayağa kalkarken. David ilk defa kardeşine dikkatle baktı. "Eminim gitmeyecektir. Ama kazanmak için Saklı Kütüphane 54 www. "Boş ver. Caine satrancın büyüsüne kapılmıştı. Dev adam kesilmiş bir ağaç gibi öne doğru yığıldı. Babası altıncı yaş gününde hediye etmişti ona bunu. Vitaly'ye söyle bu hafta sonuna kadar parasını getireceğim." Jasper'ın sesi biraz titriyordu." "Oraya gidemeyiz. "Dur biraz. Herif kim?" Jasper elleri hâlâ havada olan Rus'u işaret etti. Kardeşinin boğazını sıkan adam onu yavaşça bırakarak ellerini kaldırdı. gel gidelim. Duvar saati 06:28'i gösteriyordu. "Sen nereden çıktın? Ne işin var burada?" diye sordu öksürmekten zar zor konuşan Caine. Her şeyini almışlardı. "Şanlısın diyelim.8 Silahın sesi insanın kulağında çınlıyordu. David'e anlatmak İstiyordu." Jasper kardeşinin koluna yapışıp onu uzaklaştırdı. bazıları ise güçlü. Birkaç blok yürüdüklerinde David durdu. Nikolaev işini iyi yapmış. Caine bir şeyi kaybetmiş gibi mutsuz hissetti kendini birden." demişti babası. "Haydi. koşarak ve kardeşini de koşturarak ilerledi. bir de telesekreter kalmıştı. "Sen nasıl oldu da. tamam mı?" Sergey sanki 'kendi mezarını kazmak istiyorsan sen bilirsin* der gibi omuz silkti. "Her parçanın kendi işlevi vardır.e-kitap." dedi David. Çok kötü öksürüyordu. "Sen yine de ona söyle. Bazıları zayıftır.

Kadın tanıdık gibi. Caine beyaz şahı alıp tahtadaki yerine koydu. bir emirdi. Tversky ehliyetini verdi ve asker. Askeri personelin. ama bu soruyu sorarak ne öğrenmeye çalıştığını o da bilmiyor. pencereden baktığında gördüğü ağaçlar aralıksız kahverengi bir şerit gibi. diye yazılmıştı. "Ayrıca. filmden fırlamış gerçeküstü kahramanlar gibiydiler. altında da bir barkod Saklı Kütüphane 55 www. bu yüzden de açık veriyordun. yine de kazanabilirsin oyunu. Eline aldığı kimliğe baktı. uzun kırmızı tırnaklı. Büyük harflerle TVERSKY. oyundan büyük zevk almasını engellemedi. ormanda ortama uyum sağlamak ve gizlenmek için uygun olan bu kıyafetleri giymekte neden ısrar ettiklerini bir türlü anlamamıştı. Dikkatsizce oynayıp hatalar yapıyordun. satrançta da skor tutulmaz. büyük ama yumuşak bir el var elinin üstünde. bana göre değil.. ''Yastık var mı?" Kardeşinin geçmişi anmaya niyetli olmadığını anladı Caine. geçici bir kimlik düzenlerken bekledi." diye cevap veriyorlar tek bir ağızdan. Aynen hayatta olduğu gibi. ama Caine sık sık yenerdi. sen de aklını oyuna verdiğinde iyi oynuyordun." diyor Elizabeth. Tversky kravatını düzeltti." "Ya. sonra da yakasına iliştirdi. Vagon bir sağa bir sola sallanıyor. Caine'in uykusu geliyor." "Babam beni daha çok sevmezdi. kayıyordu. Yavaşça bilinçaltı devreye girdi. Caine sağ eline bakıyor. "Tahmin etmek imkânsızdır. sesi ifadesizdi. Hatta. İşler her an tersine dönebilir. Satrancın güzelliği budur işte. "Kimliğinizi alabilir miyim efendim?" Adam konuşurken. Ama şimdiki zamanı çok iyi bilirsen geleceği kontrol edebilirsin." dedi Jasper düşüncelere dalmış olan Caine'i kendine getirerek. Dr. şehrin içinde bile. P.e-kitap. Kadının şişkin göbeğini görünceye kadar onun kim olduğunu anlayamıyor. "Çünkü." dedi Jasper. "Biliyor musun. İşler böyle işler. Kadın ona dönünce sanki onu daha önce gördüğünü hissediyor Caine. On parçanı kaybedip. Caine'e gülümsüyor ve parmaklarından birini sıkıyor.us .. Her gece yemeklerini bitirip sofrayı topladıktan sonra. Küçücük bir el. Otomatik kapılar açılmadan Dr. "Seninle aynı yere. Başı yastığa değer değmez uyuyakaldı. Sol eliyle başka birinin elini tutuyor. Kazanmak için yapman gereken tek şey tahtanın üzerindeki olası hamleleri ve anlamlarını iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmek. Bu aslında bir istek değil." dedi Caine Jasper'ın söylediğinde bir gerçeklik payı olduğunu bilmesine rağmen.hepsini kullanmak zorundasın. "Aklını vermek sana göre bir şey. ikizler ödevlerinin başına oturmadan. 'Nereye gidiyorsunuz?" diye soruyor Caine İkisine. Bu hastanedeki hamile kadın. Hâlâ onunla satranç oynamayı özlüyordu. Bu konuşmaya da böylece bir nokta koyduklarını anlayarak Jasper'ın kanepede rahat ettiğine emin olduktan sonra kendi yatağına girdi. Trenin sesi monoton. Kucağına bakınca biraz şaşırıyor. Jasper babasını hiç yenemedi. babaları onlarla birer kez satranç oynardı." "Yani bu geleceği tahmin etmek gibi bir şey mi?" diye sordu Caine. "Neden?" diye soruyor Caine." Jasper omuz silkti. Sonra da. Philadeiphia'ya giden bir trendeydi. Caine kadına bakıyor ve ondan elini bu kadar sıkmamasını istemek üzere." diyor Caine sanki bu cevap çok mantıklıymış gibi. Yeşil-siyah kamuflaj kıyafetleri giyen iki adam onu karşıladı." Caine o zamanlar babasının ne demek istediğini anlayamamıştı. Senin sorunun yerinde duramamaktı. Elizabeth de yanında. "galiba sen daha iyi bir oyuncu olduğun için babam seni daha çok severdi. ama bu. Babasını on küsur yıl önce kaybetmişti. Parmakları kapalı. Sonra hatırlıyor. Gri boyalı odada adamların bu kılıkta gizlenmeleri söz konusu dahi değildi.

" dedi Forsythe heyecanını gizleyerek. Ama Tversky. "Sana yardım etmek isterim. aslında gri olduğunu ileri sürmüştü.e-kitap. Tversky ve onun gibilerin insanî ilişkilerde beceriksizlikleri yüzünden Forsythe belli bir konuma gelebilmişti. ışık dalgasındaki bozulmayı takip ederek. Tversky'yi zorlamaya karar verdi. "Evet. fotoğraftaki adam hiç de iyi görünmüyordu. Birden irkildi. ancak olası konumları olabilirdi. anlattıkların çok ilginç." dedi Tversky dişlerini sıkarak. Bunu yapmanın tek yolu o partikülü bir ışık dalgasıyla aydınlatmaktı. aynen öyle. Ama. Bu halde toplantıya girmek hiç de hoş değildi. bir idareciydi sadece. Tversky hiçbir zaman Forsythe'ın büyük bir bilim veya ilim adamı olduğunu düşünmemişti. dünyanın ileri gelen bilim adamlarının hemen hepsi kuantum mekaniğinin esaslarının Werner Heisenberg tarafından ortaya konulduğuna inanıyordu." diye söze girdi Forsythe. Yani." "Çalışmanı yapabilirisin. O daha çok hak etmediği kadar yükselebilmiş bir bürokrattı. Forsythe bunu araştırmamayı göze alamazdı. Sonra bilim adamı.vardı. Tversky kadar zeki bir adamın. "Benden ne istiyorsun ki?" "Desteğine ihtiyacım var. Bunu kanıtlamak için bir bilim adamının bir subatomik partikülün konumunu ve hızını belirlemeye çalıştığını varsaymıştı. yardım da isteyecekti. İnanılmazdan da öte. ama yine de Tversky'nin bu cesur yorumu onu şaşırttı. olasılık çerçevesinde belli bir yerde olsa bile aslında gözlemlenene kadar özellikle belli bir yerde de değildir. sinirine hâkim olamaması hiç de hoş değildi. Forsythe için için meslektaşını eleştirdi.us . Tversky kendine baktı. bir partikül. Heisenberg Newtoncu fizikçilerin her zaman savunduğu mutlak ilkelere karşı çıkmış ve dünyanın siyah beyaz değil de. anlattıklarının tek bir kelimesi bile doğruysa. imkânsızdı." diye arkadaşının başladığı cümleyi bitirdi Forsythe ellerini kucağında birleştirerek. Acaba ne zamandan beri insanları da sabun paketleri gibi barkodlamak gayet doğal bir şey olarak karşılanmaya başlamıştı? Kimliğin sağ üst köşesinde kendi resmini görmek onu şaşırtmıştı. Bu fenomeni yetkin bir şekilde İncelemek için yeterli kaynağım olmadığı ortada. çok gelişmiş egolarına aşinaydı. Onun savına göre. Bildiğin gibi Heisenberg Be-" "Heisenberg yanılmıştı. "Öyle mi?" Forsythe bilim adamlarının kendini beğenmişliklerine. Özellikle de potansiyel bir yatırımcıyla konuşurken sinirlenmesi hiç hoş değildi. adamın kendi teorisine ne kadar inandığını görmek istiyordu. sonucunu etkilemeden bir fenomeni izlemenin imkânsız olduğunu matematiksel olarak ortaya koymuştu. Tversky'nin anlattıkları inanılmazdı. "Evet. Forsythe geniş masasının arkasında oturarak eski meslektaşına baktı. Ama deneyin istenmedik bir sonucu da oluyordu: Işık ve partikül kesişinceye kadar partikülün hızı bilinemeyeceği için partikülün hızı belirsiz bir şekilde değiştirilmiş oluyordu. ışıkla aydınlatıldığında partikülün konumunu belirleyebilirdi. Ama senin elinin altındaki kaynaklarla. Ayrıca. Forsythe korkusunu sezerse bundan faydalanacaktı. gerçek dünyada subatomik partiküllerin tam belirgin konumları olamazdı. Hatta. Ama. Heisenberg'in Belirsizlik İlkesinin yanlış olduğunu iddia eden birkaç asi olsa da. kariyerinde bu kadar deneyim edindiği halde. Heisenberg. Heisenberg şunu ortaya koyabildi: Gözlem sayesinde doğada gerçekte var olduğu haliyle bir Saklı Kütüphane 56 www. Tversky yüzündeki bu ifadeyi Forsythe'ın da fark edip etmeyeceğini merak etti. tabii ki. Daha önce haberi olmadan hiç resmi çekilmemişti." dedi Tversky. Forsythe. Kızgın ve bir hayli korkmuş gibiydi. Forsythe'ın ona inanacağı da yoktu herhalde. bu tam istediği fırsat olabilirdi.. "ama bu anlattıklarına bakılırsa son yetmiş yıldır kuantum fiziğinde geçerli olan her şeye karşı çıkıyorsun. Herhalde birkaç saniye önce binadaki izleme kameralarından birine yakalanmıştı. 192ö'da yazdığı bir makalede. Ayrıca. Heisenberg bir partikülün hem konumunu hem de hızının aynı anda belirlenemeyeceğini ve böylece fiziksel dünyada her zaman bir belirsizlik olduğunu kanıtlamış oldu. bu tırnağı bile etmediğini düşündüğü adamdan para istemeye gelmişti..

ama başka bir olasılık da evrenin başka bir yerinde olduğudur. Sonunda. Bu. Forsythe tüm bunları aklından geçirirken." Tversky bir kez daha dişlerini sıktı cevap vermeden. belli bir ortam içinde bir insanın fiziksel özelliklerini amaçlı bir şekilde yeniden programlayan kimyasal yapılar olmadığı ne malum? Örneğin.partikülün konumunu değil de. Yine de teoriyi herkes kabul etmemişti. Bu eser 1859 yılında yayımlandığından beri. sayısız belirsiz mutasyon sayesinde milyonlarca yıl boyunca evrim geçirmiş bir dünya olduğu görüşünü sundu. Bana kalırsa determinizm hâlâ tamamen çürütülebilmiş değil. çünkü onlar determinizme inanıyordu.e-kitap. Birçok bilim adamı bunu pek hoş karşılamadıysa da." "Peki ya Charles Darwin?" Tversky determinizme ilk karşı çıkanlardan biri olan Charles Darwin'in ismini duyunca gözlerini çevirdi. Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi determinizme karşı geliştirilmiş hem en soyut. "Tamam." Forsythe elini kaldırdı. bitim adamları hemen hemen her şeyin olası olduğunu da kabul etmek zorunda kaldılar. ama kimse Heisenberg'in ortaya koyduklarına karşıt bir tezi de savunamıyordu. mutlaklarla değil de olasılıklarla yönetilen bir evrende bütün sonuçlar vardır. ayrıca yazgı. ama o da bu yüzden eğleniyordu işte. insanlar eğer 'gerçek' kuralları anlayabilse ve evrenin şimdiki durumunu kavrayabilse. Bu yorumda Heisenberg'in teorileri destekleniyor ve gözlemlenen fenomenlerin. her şeyin bir nedeni olduğuna inanır. yüce bir güç tarafından geliştirilmiş bir dünya değil de. "Yani şimdi evrime de mi karşı çıkıyorsun? Lütfen bana Yaradılışçı olduğunu söyleme. Onlara göre evren değişmez kurallarla yönetiliyordu ve hiçbir şey belirsiz değildi. "Helsenberg'i kabul etmemek. kader gibi belirli değişmezler olduğunu da reddetmişti ve determinizmi de reddetmek durumundaydı. hem de son darbe veya teoriydi." dedi Forsythe kelimelerini özenle seçerek. Heisenberg'in olasılıklar evreni daha önce kabul görmüş (ve açıklanmamış) fizik denklemleriyle de kanıtlanıyordu. Belli ki Tversky eğlenmiyordu. olasılıklara göre bir bilim adamının laboratuvarında olabilir. fenomenin rastgele veya rastlantısal olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü. Şu anda anlaşılamayan bir fenomen bize rastlantısal gibi gelebilir.us ."Bunu mu savunuyorsun?" "Belki de öyle. felsefecilere ve fizikçilere. Darwin Türlerin Kökeni'ni yazdığında. çünkü monoton bir ses tonuyla ders verir gibi konuşmaya başladı. mutasyonun daha neden gerçekleştiğini bulamadık diye. Tversky'ye Yaradılışçı damgası vurmanın ancak komik bir yorum olabileceğinin farkındaydı. Gerçi çoğu kişi bunun nasıl olabileceğini anlayamıyordu.2 milyonu aşkın nükleotid baz vardır. Darwin'in evrimin ve doğal seçilimin rastlantısal mutasyonun bir sonucu olarak ortaya çıktığı savı daha kanıtlanamadı. Forsythe ise sadece gülümsedi. Yaradılışçı Saklı Kütüphane 57 www. Pembe dünyalarında yaşayan meslektaşlarını sinir etmek. Böylece çağdaş kuantum fiziği doğdu. bunların tahmin edilebileceğini savunurdu. 1927'de. Örneğin. ama Darwin'in evrim teorisi bu teoriye indirilen en büyük ve en kolay anlaşılabilir darbelerden biriydi. doğada gözlemlenen bir partikülün konumu belirlenebilirdi. ne demek istediğini anladım. Bunların arasında. "Tabii ki evrime inanıyorum. Yaradılışçılık'ı reddederek evrimi kabul eden herkes. Tversky'nin ortaya koyduklarını sarsmanın en iyi yolunu arıyordu. entelektüel bir sohbetten bile daha zevkliydi Forsythe için. gözlemlenmeyen fenomenlerden farklı fizik kurallarına tabi olduğu kabul ediliyordu. bir partikül. Ama. determinizmi desteklemek demektir. Çağdaş bilimle. fizikçiler bir araya gelerek Kopenhag Yorumu olarak adlandırılacak bir yorumda anlaştılar. Deterministler. tropik iklimlerde derinin koyulaşması veya rüzgârlı yörelerde elmacık kemiklerinin yükselmesi gibi. Sözümü geri aldım. bir takım çok ilginç felsefi sorulara ön ayak olduğu gibi." "İnsan genetik yapısında 3. özellikle de yürekten Newtoncu olan bilim adamları.

Enerji her zaman yayılır. Çünkü her iki durumda da enerjinin spontane bir şekilde odaklanması gerekirdi. "O zaman da elektronların hareketlerinin rastgele olmama olasılığını da kabul etmeliyiz. "Yani sen elektronların hızlarının ve yönlerinin gelişigüzel olmadığına inanıyorsun. Elektromanyetik dalgalar ve termodinamik veya ısı hareketleri ile ilgili çalışmalarıyla adını duyurmuştu. öyle mi?" "Eğer Heisenberg'in teorisine gerçekten inanıyorsan. rastgele olma durumu. yani 'çoğu zaman doğru olabileceğini' kanıtlamış oldu. diğerine göre daha sıcak bir varlıktan ısının daha soğuk olana doğru akması. suyun sıcaklığının buza çekildiğini göstermişti. ama son yıllarında da bunları yıkmaya çalışmıştı." dedi Forsythe elini sallayarak. gelişigüzellik. İkinci kanun. hiçbir zaman tamamen doğru olamayacağını kanıtlamış oldu. "elektronların hareketinin ne tarafından yönetildiğinin. İkinci Kanun'un aslında mutlak olmadığını kanıtlayabildi. tüpün her yerinin aynı ısıda olması gerekirdi. "İnsanlar. En büyük bulgusu entropi veya eşyayılım kanunuydu: Yani. atomun şimdiye kadar bilinen en küçük Saklı Kütüphane 58 www. Maxwell’in Termodinamiğin İkinci Kanunu'nun mutlak değil de olası olduğunu ortaya koyuşunun şans diye bir şeyin varlığını kanıtladığını düşünürler. Maxwell sonra da moleküllerin hareket yönü ve hızının rastlantısal olduklarını söyleyerek. Bu bilim adamı. Adamın söylediğini anlamak bile mümkün değildi neredeyse. Meşhur ikinci kanuna göre her sistemde. bir sistem her zaman en dağınık haline gelir. o zaman her şey mümkün. bu da ikinci kanunla çelişiyordu. Maxwell böylece İkinci Kanun'un ancak büyük bir olasılıkta doğru olabileceğini." dedi Tversky. Böylelikle de fizik yasalarının büyük bir çoğunluğunun. Ama Maxwell. gaz moleküllerinin tüm olası yerleri kaplayacak şekilde yayılması beklenirdi. moleküllerin durmaksızın gelişigüzel hareketi sonucu oluştuğundan. Buna göre de. İkinci Kanun'a göre bir sistemdeki tüm enerjinin dağıldığı varsayıldığı için. Ama ya Determinizm? Peki ya Maxwell?'' James Clerk Maxwell. Başlarda. çünkü gerçekten de zamanın akışını yönetiyordu. sıcak bir bardak suya atılan bir buz küpünün soğukluğunu suya aktarmadığını." dedi Tversky sandalyenin ucuna oturarak. Bu alandaki en büyük başarısı. buz eriyinceye kadar onu ısıtacak ve tüm sıvı termal bir dengeye ulaşacaktı. "Ne demek neden?" "Şunu demek istiyorum." "Peki. arkalarındaki güç ne?" "Bunun bir önemi var mı?" diye sordu Tversky. çünkü moleküllerin toplandığı yerde spontane enerji konsantrasyonu olurdu. Su. ne diyeceğini bilemedi. kayaların neden dağlardan yukarı yuvarlanmadığından tut da. Heisenberg'in felsefesinin büyük büyük babası olan. Gerçi ikisi de ne demek istediğini anlıyorlardı. dile getirmek zorunda hissetti kendini." Forsythe Tversky'nin bu cesur yorumunu duyunca kaşlarını kaldırdı. ama Forsythe bunu söylemek. ikisi de aynı ısıda olana dek. ondokuzuncu yüzyılda yaşamış en önemli fizikçilerden biriydi. enerji bir alanda odaklanmadan.olduğunu düşünmüyorum. "Neden?" Forsythe eski meslektaşına bakakalıp. Termodinamiğin İkinci Kanunu'nun bir kanun olmadığını kanıtlamasıydı. elektron partiküllerinin hareketleri rastgele değilse. ısı. ne gibi bir önemi olabilir? Bu. Heisenberg gibi Maxwell de mutlak kanunlara inanmıyordu. "Tabii ki var. tükenmiş pillerin neden yeniden şarj olmadığına kadar her şeyi açıklamak için kullanırdı. Bu da ani bir ısı artışına yol açardı. Gerçi kariyerinin ilk yıllarında bunları saptamaya çalıştı. Böylece ikinci kanuna Zaman Oku adı da verildi. gerçekte böyle bir şey yok.e-kitap." diye cevap verdi Tversky. en hızlı hareket eden moleküllerin test tüpünün bir yerinde toplanabileceğine yönelik bir olasılık olduğunu ileri sürdü. rastlantısallık görünüşte öyle. "Ama bana kalırsa.us . yayılarak dağılıyordu. Bu da enerjinin her zaman dağıldığı yönünde bir savı vurgulayan İkinci Kanun'a aykırı bir buluştu. Bunu yapmak için de bir test tüpünde gaz olduğunu varsaydı.

sinirden mi. bir bilim adamı gibi düşün." Tversky sadece başını salladı.. Elinde kanıt olduğunda. "Bana bak James. hareketlerinin neden rastgele olmadığının bir önemi yok. Yine de. hayatında bir defa bir bürokrat gibi değil de. elektronlar zeki varlıklar bile olabilir.. hem de kendi kendiyle çelişiyor. ama bu yeterli değil.." "Ben oradaydım.. hâlâ Tversky'e kendisini ikna ettiğini belli etmek istemiyordu. Önemli olan neden bir şey demediği değil. Ama bu umurunda değildi. olasılıklarla yönetilen bir evrende her şey olabileceği için. Eğer elektronların hareketlerinde bir amaç olduğunu kabul edersen. Forsythe. "Ben zaten bir bilim adamıyım. rastgele değil. iman belki de. Ayrıca. "Özür dilerim. evrenin başka bir şekilde işlediğine inananlardı. Aramızdaki tek fark ben gerçek dünyada yaşıyorum ve kısıtlamaları anlıyorum. önemli olan bu." Tversky omuz silkti. Onlar. bugün çok işim var... Forsythe.e-kitap." "Kanıtlayacağım." Tversky ayağa kalktı ve Forsythe'a doğru eğildi. ben satıcı değilim. ama bu benim araştırmamın kapsamının dışında. bunu gördüm.. "Eğer anlatacakların bittiyse. "İnanç. dışında kalıp da sızlanmıyorum. vizyonlarına inanacak yürekleri de vardı. "Ben de öyle düşünmüştüm. "Bu aykırı hipotezi neden kabul edeceğim ben şimdi. "Gerçi kanıtladığımda buraya Saklı Kütüphane 59 www. ben de sana sorayım o zaman: Cesur musun? Sen ne yaptın bilim için? Hangi riski göze aldın bugüne kadar?" Tversky hiçbir şey diyemedi. Ama sana haklı olduğumu söylüyorum. daha ölçümü yapılamayan o güç varsa. Bana cesaretten söz ettin demin. bir şey diyememesiydi..us . "Ama. Demek istediğim şu." "Açıklamam gerekmiyor ki." Forsythe. Anlamıyor musun? Eğer şimdiye kadar saptanmamış." "Neye dayanarak?" Tversky'nin gözleri parladı. Yapamam-" Tversky masayı yumrukladı. Bilim adamıyım. mantığın hem döngüsel. Vizyonları vardı. evren olasılıklarla değil de mutlaklarla yönetiliyor! Heisenberg'in Olasılık Teorisini kullanarak teorinin kendini çürütüyorsun. tam olarak neden?" "Tüm söylediklerimi kabul et demiyorum. Eğer orada olsaydın sen de anlardın." "Ama ben orada değildim." Forsythe başını salladı. çevrelerindeki insanların aksine. yoksa diyecek bir şey bulamadığından mı sustuğunu anlayamadı." Forsythe sırtını sandalyesine yasladı. Yani diyorsun ki. o zaman bu amacı belirleyen veya öngören bir güç olduğunu da kabul etmek zorundasın. lütfen geri gelip teorilerini bir daha sunmaktan çekinme.. ya da yerel olmayan bir gerçeklikten bir enerji akımı olabilir." Forsythe ayağa kalktı ve ofisinin kapısını açtı. o zaman ışık dalgası olmadan da bir elektronu gözlemlemenin de bir yolu vardır. "Ama Heisenberg'in neden yanıldığını hâlâ açıklayamadın. Boğazını temizledikten sonra konuştu Forsythe. "Sana yalvarıyorum. neden olmasın ki." "Bu pek ikna edici bir yaklaşım değil. Eminim sen de farkındasındır. "Neden olmasın? Hani bilim devrimciydi? Evlerinin bodrumlarında gündüz gece demeden çalışan fakir dahilerin işiydi." "Ama elektron hareketlerini kontrol eden değişke-" "Bu da ilginç bir konu olabilir. adamı ağzı açık dinliyordu. Kanıt olmadan fon aktaramam.parçacığından bile daha küçük parçacıklarının bir sonucu olabilir. Adamın kendini beğenmişliği ve savundukları inanılmazdı. ama garip fikirleri çekiciydi. hatta." Forsythe önündeki kahveyi içerken Tversky'nin söylediklerini düşündü. bunun olabileceğini kabul et. Sistemin içinde çalışıyorum. inandırıcıydı." dedi kendinden emin bir tavırla Tversky.

sonra odasına girdi.us ." Tversky arkasını döndü ve koridor boyunca hızla ilerledi. artık daha cesur davranıp." derken kendinden çok memnun olduğu sesinden anlaşılıyordu." diyen asker kendisine emanet edilen adamın peşine düştü. o zaman Forsythe da başka projeler bulurdu. O saatten sonra da Forsythe. Tversky'ye kapıya kadar eşlik edin. Bilim dünyası da hiçbir şeyi fark etmeyecekti. Eğer Tversky'nin bir sonraki deneyinin sonucu olumsuz olursa. "Baş üstüne efendim. Saklı Kütüphane 60 www. "Dr. O. Forsythe kapısında duran görevliye dönüp. arkasına yaslanıp olanları izlemekti. Ama. Sinirlenen ve kapılar suratına kapatılan Tversky. Forsythe bir an için boş koridorda durdu.. Forsythe'ın yapması gereken tek şey. Kapıyı kapatınca gülümsemeye başladı.e-kitap. Bunca laf sokarak Tversky'yi iyice sinir ettiğine ve şevklendirdiğine emindi.geleceğimi veya sana başvuracağımı hiç sanmıyorum. Tversky'nin yokluğunda. daha fazla riske girecekti. işe onun bıraktığı yerden devam edecekti. eğer Tversky haklı çıkarsa.. o zaman Forsythe Ajan Vaner'a bir emir verecekti ve kadın bu hayatta en iyi yaptığı şeyi yapmak için devreye girecekti. Tversky'nin Alfa deneği üzerinde yaptığı 'gizli' testleri zaten biliyordu.

Yok yok. Eğer şansı yaver giderse sabaha kalmaz birkaç binlik olurdu elinde. Kahve yapmaya karar verdi. ama Caine Jasper'ın kendine gayet iyi bakabildiğini anlamaya başlamıştı. Ama nöbet geçirip dururken ortadan kaybolamazdı. Sanki gerçeküstü bir deneyim yaşamıştı. Cep telefonunda da sesli mesaj yoktu. olacak şey değildi.000 dolar borcu vardı. yani kumar oynayarak. yani on günlük ilaç vardı. Diğer seçenek bir işe girmekti. Başka bir poker kulübünde oynama seçeneğini de son dakikaya kadar düşünmeyecekti. Sırf denemiş olmak için olsa bile. her masada bir kurt olurdu. Eğer dikkatli bir şekilde oynarsa kesinlikle kazanırdı. her birinin sonuçlarını hesaplayıp. Kummar'la tedaviye devam etmek zorundaydı. Bu aslında fena para değildi. Başı belada olan Caine'di. Nasılsın diye bir arayayım dedim. üçe altı veya beşe on en fazla. Nikolaev konusunda ne yapacağını kestirmesi gerekiyordu. Böyle oyunlarda Caine saatte yirmi otuz dolar kazanırdı. Dr. Ağzına edilmişti kısacası. Peki. Kulübe gelsene. ama sorun şu ki bu uzun süre alırdı. parayı bulmak zorundaydı. ya Atlantic City'ye gitse? Bir otobüse atlayıp gidebilirdi ve belki de masalarda çaylak turistleri ağına düşürürdü.e-kitap. ya da Nikolaev'le bir şekilde uzlaşacaktı. Ne olarak çalışacaktı? O hangi işi yapabilirdi ki bu haliyle? Yok. Düşünmeden cebindeki paraya dokundu." dedi Caine tele-sekretere doğru dönerek. Suyun kaynarken çıkardığı sesi dinlerken tele-sekreterindeki kırmızı ışığın yanıp söndüğünü fark etti. Kanepeye bir post-it yapıştırmıştı: 'Bir işim var. Bir saniye içinde Vitaly Nikolaev'in sesini duydu. Kozlov'dan kaçmanın bir yolunu bulabilse de nöbetlerinden kaçmanın bir yolunu bulamayacaktı. hem de deneysel ilacı almaya devam edemezdi. Bu hesaba göre de.' Caine kardeşinin ne gibi işleri olabileceğini bilmiyordu. düğmeye bastı. kafeinli bir şeyler içince zihni açılıyordu. Nikolaev. en iyi yolu belirlemeye çalıştı. 116 gün aralıksız kazanması gerekirdi. eskisinden bile kötü durumda olurdu. Ayrıca. Hem bir yerlere kaçıp. Elindeki 438. Eğer günde 16 saat bile oynasa 320 ile 480 dolar arasında kazanırdı.9 Caine uyandığında Jasper gitmişti. Eninde sonunda tele-sekreterine bırakılan mesajları dinlemek zorunda kalacağını bildiği için. Elindeki 400 dolarla diğer kulüplerden birine gidip para kazanmaya çalışabilirdi.us . derin bir nefes alıp. Caine sorunu her aklı başında istatistikçi gibi ele aldı: Tüm olasılıkları gözden geçirip. Caine'in başka bir kulüpte oynadığını duyarsa. Dün akşam olanları anlamakta bile zorluk çekiyordu. Nikolaev'e iki gündür 11. haftalık yüzde beş faiz işlettiğine göre.12 dolar bir haftalık faizi ödemeye yetmezdi. ama bu konuda endişelenmedi. Caine bu fikir aklına geldiği anda bile bunun olmayacağını bilerek başını salladı. ya da ortadan kaybolacaktı. bundan hiç hoşnut olmayabilirdi. Haftada iki defa kan vermeye gitmesi gerekiyordu. Ama kaybederse. Kaybetmeye mahkûm olanlar az parayla oynarlar. Bu olasılık dahilindeydi. Gelirim. ama yine de gecikmiş olurdu. Bu yüzden de parayı ödemek zorundaydı. Kardeşinin akli dengesi tam anlamıyla yerinde değildi. Peki. Belki de çalışarak ödeyebilirdi borcunu. Nikolaev. Ne yazık ki yalnızca iki seçeneği vardı: Ya parayı ödeyecekti. Caine'in şu anda ona 11." "Eminim ediyorsundur. elinde de sadece yirmi hap. Hastaneden eve dönerken banka hesabındaki tüm parayı çekmişti. Ama sürekli bir işi bu kadar kısa sürede nerede Saklı Kütüphane 61 www. kumarhane işi yatmıştı.157$ borcu vardı. Sonraki beş kişi mesaj bırakmadan kapamışlardı. Başka çaresi yoktu. Günlerden salıydı. Hayır. İç geçirdi. "N'aber Caine? Ben Vitaly. Seni merak ediyorum. nasıl nakit para bulacaktı? İlk olasılık çok açıktı: Kaybettiği şekilde para kazanabilirdi. Ayrıca.

" diye devam etti.eski hocasına hep Doc yani doktor derdi. Doc'un bugün yeni dönemin ilk dersini vereceğini öğrendi. alacağı para da dişinin kovuğuna yetmezdi. "Size bir örnek vereyim.us . Eğer acele ederse. Doc sınıfa girmeden onu yakalayabilirdi. Ama.bulacaktı ki? Ülkenin ekonomik durumu pek parlak değildi ve Caine'in özgeçmişinde uzun süredir işsiz olduğu yazıyordu. Caine boş verdi. bir an için. Sanki cevap dilinin uçundaydı. eline bir tebeşir alıp." Belki de profesörlerinden birinden bir araştırma işi kapabilirdi.000 dolar avans verebilir misiniz? Rus mafyası beni tepelemeden önce onlara borcumu ödemem gerek de. Olasılık Sıkıcıdır. Hapı avcuna aldığında. yuttu ve kapıdan çıktı. Zaten. En azından benimki öyle. Bu işi yapmamak için kendi kendini doldurmasına izin vermeden hapı ağzına attı. bu konuda anlaştık madem. Bir iş görüşmesine giderse başına gelecekleri düşündü. ama bayılacakmış gibi hissetmiyordu kendini. Sınıfın önünde duran Doc. Bu sadece bir odaydı. Profesörlerin çoğu gibi Doc da ders vermekten nefret ederdi. sizinki nasıl bilemeyeceğim. Yerinde kaldığı sürece sorun çıkmayacaktı. ama işe yarayıp yaramayacağını bilmiyordu. El kaldırabilirseniz. başındaki beyzbol kepiyle yüzünü gizlemeye çalışıyordu. "Bay Caine. Her zaman hatırlanırdı sonunda böyle şeyler. Kalbi çok hızlı atıyordu. Acaba bunlar deney aşamasındaki ilacın bir yan etkisi miydi? Caine ilacı almaktan çekiniyordu. Pokerde üstüme yoktur. Bu aslında iyi bir fikirdi. Doc hızlıca odanın arkasına doğru yürüdü ve öğrencinin koluna yapıştı. ama almamaktan da korkuyordu. acaba bana 11. Birden Caine'in aklına bir fikir geldi: Eski tez danışmanından kendini bir danışmanlık projesi kapsamında işe almasını rica edebilirdi. Hatta şansı yaver giderse Doc ona işe başlamadan bile para verebilirdi. bu derse girip. Saatine baktı.. Arkadaki bir sırayı gözüne kestirip oturdu. ama bir türlü bulamıyordu. dün gece duyduğu o garip seslerin gerçek olup olmadığını sorguladı. Eylül'den sonra hep Vitaly Nikolaev'in kulübündeydim. 2002'den beri ne işle uğraşıyorsunuz?" "Bir aralar beni kapattılar.e-kitap. aklıma gelmişken. zaten bu yüzden bütün kalburüstü profesörler aynı zamanda finans piyasasında danışmanlık yapıyorlardı. çünkü haftada bir iki kez kendimden geçip olmadık şeyler görüyorum. Caine derin bir nefes alıp sınıfa girdi. Hayattan söz edeceğiz. geri kalan zamanında araştırma yapmayı tercih ediyordu. Merdivenlerden aşağıya koşarken bir şeyi unuttuğunu düşündü. Ama sınıfına girip öğrencilerle nasıl uğraştığını görenler buna asla inanmazdı. Birkaç öğrenci gülüştü. Dersi veren de kendisi değildi. sonra da bedenim kasılmaya başlıyor. Esas para özel sektördeydi. Saat onu geçiyordu. Saklı Kütüphane 62 www. bu sınıfta öğreneceğiniz her şeyin işinize yarayacağını söyleyeyim. Çünkü sınıfta Olasılık Teorisi'nden söz etmeyeceğiz. Caine bir sonraki dozu alma zamanı geldiğini hatırladı. ama unuttuğu şeyin ne olduğunu kesinlikle hatırlamadı. Doktora seviyesinde bir ders verip de hazırlanmakla zaman harcamak istemediği için. Deri ceketini kaparken cebindeki beyaz haplar yere düştü. ayrıca işi bitirmeden avans falan da vermezlerdi. Okulun sekreterliğini arayıp. Bu arada. Doc genelde 10:30'da Columbia'da istatistik dersi verirdi. Ve hayat çok ilginçtir.ona analizlerinin bir kısmını yaptırmayı kabul ederdi. bir gönüllüye ihtiyacım olacak." Birkaç kişi el kaldırdı. Tam o anda sınıfın kapısı kapandı ve herkes geç gelenin kim olduğunu görmek için başını çevirdi. Eğer Caine adamı it gibi çalışacağına inandırırsa belki de Doc . kocaman harflerle tahtaya yazdı. Böyle işlerde rekabet yoğundu. ▲ Yirmiyedi dakika sonra. hatırlardı nasıl olsa.. Popüler giyimli velet çoktan sırasına oturmuş." "Olasılık Teorisi hayatın sayılara dökülmüş halidir. "Buna karşı çıkan var mı?" Kimse karşı çıkmadı. "İyi.

" dedi Doc." "Şimdi eğlence zamanı. Sihirbazmış da. "Olur.us . "Seninle benim aynı günde doğmuş olma olasılığımız nedir?" "Binde 3 civarında. "Aslına bakarsan haklısın. sanki numara yapacakmış gibi bu parayı sınıftakilere gösterdi." dedi." dedi Doc çocuğun kolunu sanki bir yarışmayı kazanmış gibi kaldırarak. Bunu yapabilirdi." Öğrenciler gülüştü. Sen ne dersin?" Mark sınıfa baktı." Kimse kıpırdamadı. "Parayı görelim diyorum. "Tabii. söyle bakalım. Elini cebine attı ve beş tane bir dolarlık banknot çıkardı." Doc döndü. not tutma zamanı geldiğini Saklı Kütüphane 63 www.. Sınıftakiler dönüp ona baktılar. Hepimiz yılın 365 gününden birinde doğduğumuza göre seninle benim aynı günde doğma olasılığım 365'de 1. "Aferin. Diğer öğrenciler güldüler." "Normal insanlara bu sonuca nasıl vardığını açıklar mısın?" "1’i 365'e bölerek. "Seninle beş dolarına iddiaya girelim: Bence bu sınıfta iki kişi aynı günde doğmuş.e-kitap. Caine kalbini zar zor zaptetti. "O zaman benim için bir şereftir. "enayi. Mark'ı işaret ederek. şu anda kaybetmeye mahkûm olduğu bir iddiaya girdiğini bilirdi. "Eğer Mark hayat konusunda biraz deneyimli olsa. sonra da gülümseyerek Doc'a baktı. Bisiklete binmek gibi bir şeydi bu. "Peki. "İddiaya girmeyi sever misin Mark?" diye sordu. sınıf listesine benziyor. "Adın ne bakalım?" "Mark Davis. Haydi bakalım o zaman. masasından bir bilgisayar çıktısı kaptı ve bunu Mark'a verdi." dedi Doc ellerini yine kavuşturarak. Bana nedenini açıklayabilecek kimse var mı?" Cevap veren olmadı." "Aynen öyle."İşte bir gönüllü." "İsimlerin yanında doğum günleri yazıyor mu?" "Hayır." Mark omuz silkti ve cebine el atıp kırışmış bir beşlik banknot çıkardı. ağzı kurumuştu. "Bu ne?" "Şey. Sonra da Mark'a dönerek. Bana yardım etmeye hazır mısın David?" "Herhalde bana söz hakkı bırakmayacaksınız bu konuda?" dedi Caine göğsünden her an fırlayacakmış gibi çarpan kalbini umursamamaya çalışarak. sonra başını kaldırdı. Şimdi. "Ben David'e 'yağmur adam' derim çünkü sınıfta hesap makinesi kullanması gerekmeyen tek kişi oydu." "Çok güzel. kaç öğrencinin adı yazılı burada?" Mark biran için durdu. En iyi doktora öğrencilerimden biridir kendisi: David Caine. Caine gizlenmeye çalıştıysa da eski öğretmeni onu görmüştü. ben iddiaya varım. Mark ise kıpkırmızı oldu. Doc bunu elinden kapıp masaya koydu." dedi sınıfa dönüp şaka yapıyormuş gibi bakan Doc. "Ellisekiz. David elini kaldır bakayım. başka gönüllüler bulalım o zaman.." Caine istemeye istemeye elini kaldırdı. 1/365 = 0. "Bugün çok özel bir misafirimiz var." Mark anlamaz gözlerle bakıp kaşlarını kaldırdı. Sonra dönüp sınıftakilere gülümsedi. birden dili damağına yapışmış.003 = 03% "Herkes bunu anladı mı?" Öğrenciler kâğıt kalem çıkarırken. ya da olasılık teorisini bilse." "Çok iyi!" Doc ellerini birleştirdi. Caine'i gördü." Doc dönüp tahtaya yazdı." "Aferin. Sonra Doc.

us ." "İşte. Seninle aynı günde doğmadığımızı biliyoruz. Elleri terlemişti ve kalbi hızla. değil mi?" "Evet.sonra da aynı hesabı sizin için yaparız. "İlk önce benim kimseyle aynı günde doğmadığım olasılığını hesaplarız ." "Biraz önce yaptığımız hesabı yapıyoruz. "Gel de burada göster ne demek istediğini. o zaman bizim aynı günde doğmadığımız konusunda iddiaya girmeni istesem bunu kabul ederdin herhalde. ama bu sefer 363i 364'e bölüyorum. Benim doğum günüm 9 Temmuz. bir yandan da söyleniyorlardı." "Bu yüzden de Doc'un sınıfta başka herhangi biriyle aynı günde doğmamış olma olasılığı yüzde 85. ama kendini zorlayıp ayakta durdu. Doc'un ve benim doğum günlerimiz aynı gün değil. ikimizin de bu sınıfta başka hiç kimseyle aynı günde doğmamış olma olasılığı nedir?" Caine boğazını temizledi. Bunu da 58 kere kendisiyle çarpıyorum çünkü onu sınıftaki geri kalan 58 kişiyle ele alıyorum. Peki. Ama tahtaya yaklaştıkça kendine olan güveni de artıyordu sanki. "Tamam. Kummar'ın ilacı işe yaramıştı." diye devam etti Caine.(364/365) = %85." "Dur. çarpıyordu. Demek ki aynı günde doğma olasılığımız 365'de 1. Gözlerini kırpıştırdığında dünyası allak bullak olmadı.1'se. "bu sınıftaki kimseyle aynı günde doğmadığımın olasılığı yüzde 85." Olasılık {aynı gün) =1I. ilk önce Doc'un sınıftaki başka biriyle aynı günde doğmuş olma olasılığının ne olduğunu hesaplamak gerekir.9 "Mükemmel. Olasılık (herkesin farklı bir günde doğduğu) .farklı bir günde) = (363/364) = %85. peki bu sonuca nasıl vardığını açıkla. Elindeki tebeşiri Caine'e fırlatınca." Herkes dönüp Caine'e baktı. o zaman aynı günde doğduğum olasılığı da yüzde 14. "Ne diyordum. "Yüzde 14. Seninki ne?" "18 Ekim. 59'uncu benim. doğmama olasılığımız ise 365'de 364'tû.3. "Herkes anladı mı?" Doc'un yazdığı işlemleri defterlerine geçiren öğrenciler başlarını salladılar... Dr. O zaman bir günü eledim." "Bu akıllıca bir iddia olurdu.3 Saklı Kütüphane 64 www. "Şimdi geriye dönelim bakalım.9. evet. Yani (364/365). Bizimle aynı günde doğmuş başka birinin olma olasılığını hesaplamak için.olasılık (farklı gün) = %100-%85." Caine konuşurken Doc yazıyordu." Caine bir an için düşündü." "Doğru. Şimdi de bu sınıftaki başka hiç kimseyle doğum gününün aynı olmama olasılığının ne olduğunu söyle bana.bunun %85 olduğunu biliyoruz zaten." dedi Doc dalga geçer gibi. sonra başını kaldırdı. Caine düşünmeden uzanıp bunu kaptı." dedi Doc.1 "Bu yüzden de." dedi Caine sınıfa dönerek.e-kitap.9'dur. Sonunda tahtaya vardı ve daha önce defalarca yaptığı gibi sınıfın önünde durdu. Sınıfın önüne doğru yürürken sanki attığı her adım yıllar alıyordu.anladıkları için. büyük bir olasılıkla da kazanırdın." "Eğer sınıfta herhangi biriyle aynı günde doğmuş olma olasılığımı hesaplamak istersek." Olasılık (Doc. Neden? Çünkü Doc'un benimle aynı günde doğmadığını biliyoruz zaten. Bu da sınıftaki herhangi biriyle aynı günde doğmadığım hesabını 59 kere kendiyle çarpmak demek. Peki. Ait olduğu yerdeydi.1 = %14. çok çabuk ilerledin. ilk önce sınıftaki 59 kişiyle aynı günde doğmadığım olasılığını hesaplamam gerekir. ayrıca aynı günde doğmadığımızı da dikkate alırız.

" Dört öğrenci ayağa kalktı.Caine hariç) = (364/365)* (363/364) = (%85. Döndü. masada duran paraları cebine koydu. Ocak doğumlular otursun. Kimse aynı günde doğmamıştı. onu kurtaralım! Ocakta doğan herkes ayağa kalksın. sonra da Mark'ın sırtını sıvazladı. Oturabilirsin. Doc sadece omuz silkti." "Bir dakika ama. "Harika.5. bizim ikimizin de kimseyle aynı günde doğmamış olma olasılığını hesaplamak için. "İmansız!" diye bağırdı Doc sanki kilisede vaaz veriyormuş gibi ellerini kaldırarak. "Şimdi. Yani böyle birinin olması olasılığı %27." Olasılık (C&D aynı gün) = 1.1)*(%85." dedi Doc herkes başını sallayınca.006 = %0.herkesten farklı günler) = Olasılık (Caine farklı) * Olasılık (Doc farklı." Bu sefer beş öğrenci kalktı. Saklı Kütüphane 65 www. aynı işlemi yapıyoruz: Yani bizim aynı günde doğmuş olma olasılığımızı hesaplarken yaptığımız işlemi. İyiydi. Biraz sonra çok kötü duruma düşeceksin. "Para İçin teşekkür ederim Bay Davis. "Arka sıradakinden başlayarak herkes doğum gününü söylesin.us .5. "Kardeşlerim. Nisan.* (306/365) = 0. Mayıs ve Haziran'da da aynı günde doğan yoktu. Onun sınıfta olduğunu bile unutmuştu.6 "Demek ki bu sınıftaki iki kişinin aynı günde doğmamış olma olasılığı %0.6.e-kitap." Doc yavaşça Caine'i alkışladı. Sonra sıra Temmuz doğumlulara geldi. Palmiyeler yoktu. "diyelim ki bizim farklı günlerde doğduğumuzu bilmiyoruz. Sıska bir mühendislik öğrencisi: "3 Temmuz." dedi. "Yerinde olsam gülmezdim.Olasılık (farklı gün) = %100-%72. iki olasılığı birbiriyle çarpacaksınız.. Derin bir nefes alıp devam etti.5 "Hem Doc'la hem de benimle aynı günde doğan birinin olmama olasılığı %72." dedi Caine tahtaya doğru dönerek." "İnançsız biri var aramızda demek.. "Aklınıza takılan bir şey mi var?" "Arkadaşınız yanıldığımı söyledi. aramızda bir imansız var! Bu kulun ruhunu huzura kavuşturalım. Sonra gözlerini sıkıca yumdu ve açtı. Şubat doğumlular kalkıp doğum günlerini söylesinler. Yani bana Olasılık Teorisi'ne inanmadığınızı mı söylemeye çalışıyorsunuz?" "Yüzde yüz inanmıyorum. Mark'ın ağzı kulaklarındaydı. "Peki. Mark kendinden emin bir şekilde sırıtıyordu artık. ama olmayabilir de." Olasılık {Caine ve Doc." Doc öğrencilere doğru döndü. Sonra sınıftaki her öğrenci için bunu tekrarlıyoruz." dedi Mark pis pis sırıtarak. Mart." Olasılık (hiç kimse başkasıyla aynı günde doğmadı) = (364/365) * (363/365) * (362/365) *. yani İki kişinin aynı günde doğmuş olma olasılığı %99. her seferinde de gün sayısından bir gün eksiltiyoruz.." Kimse aynı gün doğmamıştı.4.Caine sınıfa doğru döndüğünde bir an için yine palmiye elleri görür gibi oldu ve midesi ağzına geldi.5 "Herkes buraya kadar anladı mı?" Doc birden araya girince Caine şaşırdı.3) = %72." diye karşı çıktı Mark. "Peki son soru: Sınıftaki iki kişinin aynı günde doğmuş olma olasılığı nedir?" "Peki.

Uzun boylu, atletik yapılı, kısa saçlı bir öğrenci, "Temmuz'un 12'si" dedi. "Hey, ben de Temmuz'un 12'sinde doğdum," dedi pembe tişörtlü çekik gözlü bir kız. Doc gülümsüyordu; kollarını iki yana açıp eğilerek selam verdi. "İşte size kanıt." Mark yüzünü ekşitip yerine oturdu. "Peki, bu işlemleri niye yaptık? Amacımız neydi? İlk önce şunu söylemek gerekir: Grup ne kadar geniş olursa, olasılık da o kadar büyür. Yani yeterince gözlemlersek her şey olabilir - ve olur -her ne kadar olasılık dışı olursa olsun. Diyelim ki sınıfta 10 kişi olsak Mark'ın kaybetme olasılığı ve iki kişinin aynı günde doğmuş olma olasılığı.... Yağmur Adam yardım etsen?" Caine bir an için gözlerini kapadı, sonra da açtı. "Yüzde 12 civarında." Doc gülümsedi. "Evet. Ne diyordum. Şimdi bundan çıkaracağımız ikinci derse gelelim." Mark'a bakıyordu. "Olasılık Teorisi hiçbir zaman yanlış değildir, yanıltmaz. Buna inanın, çünkü tek gerçek budur." Doc kısaca selam verdi; birkaç kişi onu alkışladı bile. Gülümsüyordu. "Şimdi okuduklarımıza bir bakalım." Caine bunu duyunca yerine döndü. Yürürken de kendini çok mutlu hissetti. Başarmıştı. Şu anda, Vitaly Nikolaev'e borcu ve epilepsisi başının üzerinde duran Demokles'in kılıcı gibiyse de, Caine'in umurunda değildi bunlar. Birkaç dakikalığına bile olsa ders verebilmişti. Onsekiz aydır ilk defa Caine, belki de eski hayatına kavuşabileceğine inandı. Eğer bunu önceden bilebilseydi, Dr. Kummar'ın klinik deneylerine katılmak için bu kadar beklemezdi. Kırkbeş dakika sonra Doc dersini bitirdi. "Ders bitmiştir. Çarşamba'ya devam ederiz. Şansınız yaver giderse belki Bay Caine de gelir." Öğrencilerin çoğu sınıftan hemen çıktılar, ama birkaç yalaka öğrenci Doc'un çevresini sarıp ona sorular sormaya başladılar. Bunlar da dağıldıktan sonra, Caine eski danışmanının yanına gitti. "Seni görmek güze! Caine," dedi Doc Caine'in sırtını sıvazlayarak. "Aslında bunu bir gösteriye çevirip para kazanmalıyız." "Bence bizi görmek için para ödemez insanlar." "Dalga mı geçiyorsun? Her biri dört ders için 14,000 dolar ödeyen 58 öğrenci biraz önce para vermedi mi sence? Bu da..." Caine gözlerini kırpışırdı. "Öğrenci başına 134.62 dolar eder." "Aynen öyle." "İyi," dedi Caine. "O zaman bugünkü dersten payıma düşen de 3,904 dolar ediyor. Çek de kabul edilir."


Üzerinde, bir kurye şirketi olan Fed'Ex'ln lacivert-turuncu logosu olan beyaz minibüs, Sam'in lokantasının karşısında durdu. Bu, UGA'nın sahibi olduğu paravan şirketlerden birinin 40 minibüsünden biriydi. Ama, dışı hariç, bu araç pek de diğerlerine benzemiyordu. Çok güçlü bir motoru vardı ve askeri teçhizatlı gözetleme ekipmanı yüklüydü. Çalıntı üniformalarının göğsünde yazan sahte isimleri dışında, minibüsteki üç görevlinin üzerinde kimlik yoktu. Steven Grimes grubun lideriydi. O ülkedeki en iyi gözetlemecilerden biriydi. Gerçi yağlı siyah saçlarına ve hayalet kadar solgun yüzüne bakınca yanıltıcı bir imaj çiziyordu. Gözetleme merkezinde olduğu zamanlarda geniş deri bir koltukta oturur ve on monitöre bakıp, önündeki beş klavyeyi kullanırdı. Ama sahaya çıkınca olanakları kısıtlanıyordu. Elinde sadece üç ekran ve iki klavye vardı. Yere çakılı minik bir metal taburede oturuyordu. Ama, sahada olmayı daha çok sevdiğinden, bu onun hoşuna bile gidiyordu.

Saklı Kütüphane

66

www.e-kitap.us

Her şeyden çok gözetlemeyi seviyordu. Görülmemesi gerekeni görmeye gelince, Grimes bu işin piriydi. Bu konuda eğitim almamış olmasına rağmen, elektronik konusunda bir dahiydi ve babası gibi usta bir hırsızdı. Bu iki becerisi sayesinde, kameralar yapıp, istediği yere yerleştirebiliyordu. Üniversitede ikinci yılında kızların soyunma odasına bir kamera yerleştirdi. Okuldan atıldıktan sonra Grimes profesyonel olarak gözetlemek istedi; bunu iş olarak yapmak isteyince de UGA'ya başvurdu. İlk başvurusu anında reddedildi, ama o yılmadı. UGA'nın sistemine izinsiz girip, şifreleri kırıp, kriptografi bölümünün başındaki adama, ekranını açtığında karşısına çıkacak bir mesaj yolladığı zaman ajanstakilerin fikri değişti. Grimes'ı bir sonraki gün hemen işe aldılar. Sonraki sekiz yıl boyunca çok zevk aldı işinden. Kendi laboratuvarını verdiler ona, bir de casus aletleri alması için sonsuz bir bütçe sağladılar. İşinde sevmediği şeyler de vardı; örneğin, tüm bürokratik işlemlerden ve patronu olan Dr. James Forsythe'tan nefret ediyordu. Forsythe, ya da Grimes'in deyimiyle Dr. Jimmy, gerçekten çok rahatsız ediciydi. Hatta diğer askeri personelin toplamından bile daha beterdi. Grimes ve Forsythe birbirlerini hiç sevmezler, sürekli laf sokarlardı; yine de son zamanlara kadar karşılıklı çıkarlara dayalı bir ilişki yürütmüşlerdi. Ama, Forsythe'ın verdiği talihsiz borsa tüyosu sayesinde Grimes elindeki avcundaki tüm parayı yitirmişti. Eğer Dr. Jimmy olmasaydı, Grimes'ın şu anda bankada 200.000 doların üstünde parası olacaktı. Ama iki ay önce Grimes varını yoğunu philoTech diye bir şirkete yatırmıştı, çünkü Forsythe ona Senatör Daniels'ın şirketin dev bir devlet ihalesini almasını sağlayacak büyük bir savunma yasa tasarısını desteklediği haberini uçurmuştu. Birkaç hafta sonra yasa hakkındaki haber halka açıklanınca 52 haftadır 20 olan şirket hisseleri 101.5'e fırladı. Grimes, parasını alıp çekileceğine, iki misli yatırım yaptı; çünkü devlet ihalesi sayesinde parasının üç mislini alabileceğini biliyordu. Bir servet kazanmak üzereydi; ama sonra Daniels uykusunda ölünce tüm hayalleri suya düştü. Daniels gidince savunma tasarısı yattı, philoTech de kontratı kapamadı. Sonra da, muhasebe skandalıyla gazetelere manşet oldu. Günün ilk saatlerinde hisseler yüzde 98'lik bir düşüş gösterdi ve Grimes beş kuruşsuz kaldı. Elinde şimdi onbin dolarlık hisse kalmıştı. Forsythe kendisiyle aynı durumda mıydı peki? Değildi tabii ki. Eşekoğlueşek hisseler yükselir yükselmez satmıştı ve tomarla para kazanmıştı. Grimes'ın bu konuda yapabileceği hiçbir şey yoktu. İşin daha da kötüsü, parasını kurtarmasının tek yolu Forsythe'ın yanında kalmaktı. İşte o yüzden de bu herifin işini yapıyordu şimdi. O anda telefonu çalınca konsoldaki bir düğmeye bastı. Dinlediği müziğin yerine Dr. Jimmy'nin sinir bozucu sesini duydu. "Ses kaydı yapabiliyor musunuz?" dedi Forsythe selama sabaha gerek duymadan. "Acelen ne Dr. Jimmy?" dedi yanındakilerin gülüşmelerinden zevk alarak Grimes. "Augy iş başında. Birkaç dakikaya devreye girer." "İyi," diye tersledi Forsythe. "İşi halledince Ethernet'e de aktarın." Dr. Jimmy telefonu kapayınca, Grimes da monitöre odaklandı. Restorandaki yaşlı bir herifi görüyordu. Tversky neden bu kadar önemliydi ki Dr. Jimmy herifin öğle yemeğini yiyişini seyretmek istesin?

Saklı Kütüphane

67

www.e-kitap.us

10
Doc'un en sevdiği lokantanın kapısının üstünde neon bir tabela vardı ve 'Dünyanın en iyi çorbaları ve burgerleri' yazıyordu. Caine bu ikisinin bir arada yenmesinin garip olduğunu düşünmüştü hep ve hiç bir arada da yememişti bunları. Ama yine de yemekler iyiydi. Doc ona okuduğu son makaleleri anlatırken, Caine cesaretini toplayıp kendisini işe almasını isteyecekti. Ama tedirgindi. Doc'ta sanki... Farklı, garip bir şeyler vardı. Garson kıza bağırmıştı içeceklerini yanlış getirdi diye. Doc böyle şeyler yapmazdı. Caine, Doc'tan bir şey istememek için bahaneler bulmaya çalıştığını düşündü. Cesaretini toplayıp tam ağzını açacakken, ne yazık ki, bir adam girdi lokantaya ve Doc'a baktı. O da hemen yanına gelmesini işaret etti. Bu adam görünüş olarak Doc'un tam tersiydi. Üzerinde düzgün, yelekli gri bir takım elbise vardı ve koyu kırmızı bir papyon takmıştı. Caine bu adamı tanıyordu. Doc ara sıra onunla birlikte araştırma yapardı; ama ismini hatırlayamadı, "David'i hatırladın, değil mi?" diye sordu adama Doc; ama David'e adamı tanıtmadı. "Tabii sizi görmek ne güzel," dedi adam. Hafifçe elini sıktığı Caine'e sanki hayvanat bahçesinde gördüğü bir hayvanmış gibi bakıyordu. "Nedir derdin?" diye sordu Doc meslektaşına. "Sinirli gibisin." Papyonlu adam dolgun saçlarını eliyle düzeltirken homurdandı. "Günüm kötü geçti de. Biriyle Heisenberg konusunda tartıştık. Başım ağrıdı." "Bana anlatma," dedi Doc bir anda düşüncelere dalarak. "Ben de Heisenberg'i pek tutmam. Ya sen Yağmur Adam?" "Pardon?" dedi Caine, Doc'un kendini de konuşmaya dâhil etmesine şaşırarak. "Ne bileyim, Heisenberg'i hiç anlayamadım." "Öyle mi?" dedi gözleri bir anda parlayan Doc. "Neyini anlamadın?" Caine o anda hata yaptığını anladı. Doc'un karmaşık fenomenleri açıklamaktan ne kadar zevk aldığını unutmuştu bir an için. Yıllar boyunca, Doc borsanın çöküşünden, kaos teorisine kadar her şeyi uzun uzun açıklarken, Caine onun ofisine tıkılıp dinlemek zorunda kalmıştı. Caine, papyonluya baktı yardım dilenircesine. Ama o menüye dalmıştı ve konuşulanları dinlemiyordu bile. "Herhalde anlamadığım şeyi şöyle özetleyebilirim: Sırf nerede olduğunu bilmedikleri için fizikçilerin bir partikülün belirgin bir konumu olmadığını düşünmelerini anlamıyorum. Aynı anda iki yerde olacak hali yok ya." "Aslında olabilir," dedi Doc konuşmayı uzun bir nutuk çekebileceği bir konuya yönelttiğine memnun olup. "Fizikçiler çift yarık deneyi sayesinde bunu kanıtladılar." "Peki, anlatın bakalım," dedi Caine. Doc'u susturamayacağını bildiği için bu işten karlı çıkıp bir şeyler öğrenmeye karar verdi. "Nedir bu çift yarık deneyi?" "Diyelim ki bir kâğıttaki bir kesikten bu tabağa ışık yansıttın. Ne görürsün?" Caine omuz silkti. "Bir çizgi halinde ışığı." "Aynen öyle." Doc ketçapla tabağına ince bir çizgi çekti. "Kesikten geçen fotonlar tabağa yansıyıp, bir çizik olarak görünecek." Durup suyunu içti. "Şimdi, iki kesiği olan bir kağıttan ışık yansıttığını varsayalım. O zaman ne görürsün?" "İki çizgi." "Hayır," dedi Doc. "Bir dizi bulanık çizgi ve şunun gibi gölgeler görürsün." Doc ketçapla yaptığı çizginin yanına birkaç çizgi daha çekti ve bir patates kızartmasıyla bunları hafifçe dağıttı. "Eğer ışığın bir dalga olduğunu düşünürsen bu şaşırtıcı değil. Kâğıdın diğer tarafında birbiriyle etkileşime geçen

Saklı Kütüphane

68

www.e-kitap.us

farklı dalgaların tabağa yönelmeden önceki hallerini düşün ve bu bulanık yansımayı düşün." "Eğer ışığın bir dizi partikül olduğunu düşünürsen bu fenomeni açıklayabilirsin. Her fotonun kendi frekansı olduğu için birbirleriyle etkileşime girip tabaktaki bulanık şekli oluşturuyorlar." "Peki, bunu açıklayabiliyoruz. Sonra?" diye sordu Caine. Doc parmağını kaldırdı. "Anlatıyorum bekle. Son zamanlarda fizikçiler tek bir fotondan oluşan bir ışık kaynağı yarattılar ve deneyi yine yaptılar. Bil bakalım ne oldu? Diğer tarafta aynı görüntü vardı." Caine kaşlarını kaldırdı. "Her bir kesikten tek bir foton geçiyorsa, o zaman nasıl oluyor bu? Neden bulanık oluyor?" "Her bir foton kendiyle de etkileşim halinde çünkü. Aynı anda iki kesikten de geçiyor deney sırasında." Doc maç kazanmış gibi sırıtıyordu. "Nasıl yani?" "Çünkü, bir partikül olduğu düşünülen foton, aynı zamanda da bir dalga. Bir tek kesik varken partikül gibi, ama iki kesik olunca bir dalga gibi işliyor. Bunun nedeni de, fotonun aynı anda hem partikül, hem de dalga olması. Buna da partikül-dalga ikilisi deniliyor." "Özünde tüm maddeler iki şeydir. Farklı ortamlarda farklı özellikleri vardır, hepsi aynı anda ölçülünceye kadar." "Ama bu mantıksız," dedi Caine. "Kuantum fiziğinin dünyasına hoş geldin," dedi Doc bir patates kızartmasını ısırarak. Papyonlu adam birden canlandı. "Eğer cidden aklını karıştırmak istiyorsan," dedi Doc'a sanki Caine orada değilmiş gibi. "Ona Schrödinger'in kedisini anlat." Caine elini kaldırdı. "Yok, gerek yok-" "Haydi, iki dakikada anlatırım," dedi Doc. "Söz veriyorum, seni sıkmadan kısaca anlatacağım." "Peki," dedi Caine sanki teslim oluyormuş gibi. "Son olsun ama." Caine, yanındaki adamın blöf yapıp yapmadığını kestirmeye çalışmadan, öylece oturup konuşmanın ne kadar eğlenceli olduğunu unutmuştu. O gün ikinci kez dertlerini unuttu ve o anın keyfini çıkarmaya çalıştı. Bu çok zevkliydi, konu kuantum fiziği olsa bile. "Erwin Schrödinger kuantum fiziğinin babalarından biriydi. Ama, özellikle de gerçek dünyaya uygulandığında bunun ne kadar mantıksız olduğunun o da farkındaydı, Heisenberg Olasılık Teorisi'ni açıkladığı sıralarda Schrödinger de kedisi hakkında felsefi bir soru ortaya attı." "Basit bir dille anlatmak istersek sorusu kısaca şuydu: Elinde bir radyoaktif atom olduğunu varsayalım. Bunun iki hali var 'hareketli', ki bu zamanlarda fazla enerji saçıyor; ya da hareketsiz, ki bu zamanlarda uykuda. Kuantum fiziğine göre, biz bu atomu gözlemlediğimizde, ya bir durumda olacak, ya da diğerinde. Ama bunu gözlemlemediğimizde aynı anda iki durumda birden olacak. Aynen bir önceki örnekte aynı anda iki yerde olan foton gibi." "Schrödinger'in felsefi sorunu şu: Bir kediyi, biraz siyanür gazı, radyoaktif bir atom ve enerji sezdiği anda çalışmaya programlanmış bir çekiçle aynı kutuya koyarsan ne olur? Eğer radyoaktif atom hareketlenirse, çekiç şişeyi kıracak, gaz dağılacak ve kedi ölecek. Atomda bir hareketlenme olmazsa, o zaman çekiç hareket etmeyecek ve kedi yaşayacak." "Ama sen kutuyu açıp da atomu gözlemleyene kadar o ne hareketli, ne de hareketsiz, ikisinin olasılıklı bir birleşimidir. O zaman soru şu: Kutu kapalıyken kediye ne olur?" Caine bir an için düşündü "Herhalde...," birden sustu ve gülümsedi. "Şimdi anladım; atom teorik olarak aynı anda iki durumdaysa o zaman kedi de öyle. O da aynı anda hem ölü, hem de diri -ta ki açıp da atomu gözlemleyene kadar. O zaman da kedi kesinlikle bir durumda veya bir diğerinde olur; yani ya ölüdür ya diridir." Doc gülümsedi. "Aferin sana. Bir de kuantum fiziğinden anlamam diyordun." "Bunun amacı," diye araya girdi papyonlu adam Caine'e dönerek, "şunu anlatmak: Kuantum mekaniğini teknik olarak doğru, ama görülmeyen subatomik partlkule değil de, gerçek dünyaya

Saklı Kütüphane

69

www.e-kitap.us

(yüzde 96.2743'lük bir olasılık) İşte oluyor." "Yani. "Konuyu dağıtmadan önce sen bir şey demek üzereydin. Doc omuz silkti. Caine'e baktığında yüzü pek umut verici değildi. nakit sıkıntımı biraz acilen gidermem gerekiyor.e-kitap. ama son yaşananlardan sonra bölümdekiler kellemi uçururlar. Geri kalan her şey teoridir." Caine masaya baktı Doc'la göz göze gelmemek için.. Caine. ama bir ses duyulmuyor.nakit sıkıntısı çekiyorum." Caine. gözümle gördüğüm şeylere inanırım." dedi Doc. Daha önce de görsel yanılsamamlar. "Genellikle ben. Üçüncü bir kişinin yanında yardım istemek zorunda kalmak hoşuna gitmiyordu. Caine'e sanki garip kokuyormuş gibi bakıyordu. Hatta hiçbir şekilde değildi. o minik damla artık kızıl bir birikinti. "Eğer sana yardım edebilecek en ufak bir iş olsa.. Şaşırmış." Caine olduğu yerde yığılıp kalmak istemiyordu. "Önemli değil. "Bir şansımı deneyeyim demiştim. Patatesi ağzına götürürken ucundan bir damla ketçap damlayıp tabağa düştü. Doc sanki bir şey der gibi dudaklarını kıpırdatıyor. Yavaşça başını salladı. Koyu kırmızı kanları yüzlerinden aşağı oluk oluk akıyor. Keşke bağırabilse. (yüzde 92. Ama gelecek sene bakarız tabii ki. Merak etmeyin. Caine papyonlu biyoistatikçiyi görmezden gelmeye çalışarak hızla devam etti. Düştüğü yerin çevresine minik kırmızı noktalar yayıldı.. Ama şu aralar elimde hiçbir şey yok.us . Doc'un arkadaşı da kalkıp başka bir masaya geçme nezaketini bile göstermemişti.1158'lik bir olasılık) Caine ayağa kalkıyor. Bu damlalar gömleklerini ve derilerini yakıp geçiyor." Sonra Caine'e doğru döndü. halüsinasyonlar oldu. bir şeyler bulurum elbet.uygulamaya kalkınca daha da mantıksız geliyor insana. Kırmızı çizgiler kalınlaşıyor. "Biraz başım belada da. nefes alamıyor." Doc bir an için tavana bakıp düşüncelere daldı. ama kendine hâkim olabileceğine emin değildi. ayak işi falan yapabileceğim yaparım.. Bir nöbet daha. "Sen inanıyor musun?" dedi papyonlu." "Biliyorsun. Bu dönem olmaz en azından." "Öyle mi?" dedi endişelenerek Doc. "Eğer özel araştırma projeleriniz falan varsa. İki doktor da kan revan içinde. yalnızca boşluk ve başındaki inanılmaz acı. Sanki nabzı atıyor." "Biliyorum ama. bana kalsa seni anında üniversitede işe alırdım yine. ama yapamaz- Saklı Kütüphane 70 www. Yanaklarına ve alınlarına yapışıyor. sanki odadaki tüm oksijen çekilmiş gibi hissediyor. Ama bu diğer nöbetler gibi değil. Biraz çaresizim de. gömleklerinde kocaman lekeler bırakıyor. kırmızı damlacıklar saçılıyor havaya. bilirsin tereddüt etmem. göğüslerinden fışkırıyor.. Heisenberg'e inanmadığını mı söylüyorsun?" diye sordu Doc papyonluya.8432'lik bir olasılık) Bunlar yavaş çekimde Doc'un ve meslektaşının yüzlerine doğru uçuyor. Bunu gören Caine için zaman sanki biranda yavaşladı. Doc'un patateslerinden birini aldı. masaya dökülüyor. Boğazı kan yutmaktan tıkanmış. ama hiçbiri bunun gibi değildi ki. Büyüyor. dudaklarının arasından köpürmüş kan damlaları akıyor." dedi Caine bir yandan bunun ne kadar da önemli olduğunu düşünerek. "Neden?" "Biraz .. tabağın uçlarına kadar uzuyor. Son patates kızartmasını tabakta kaydırdı ve Doc'un döktüğü ketçaba batırdı. ama başka hiçbir şey yok." Caine utancından yerin dibine girmişti. (yüzde 99. O kadar büyüyor ki tabaktan dışarı akıyor. "Özür dilerim. Hayat dolu. olanları durdurabilse.

normalden farklıydı. Doc ve arkadaşı. ıslak. ama zaten Jasper da aynen öyle olacağını söylememiş miydi? Yine de zihninin içinde bağıran bir ses ona beş saniyesi olduğunu söylüyordu. tüm diğer müşteriler heykel gibi hareketsiz kala kalıyor. kan.. Ama titreyen parmakları Doc'un yüzüne değdiğinde bir tek hafif hafif uzamaya başlamış sakallarını hissetti.. Bir tek sorun vardı . kan gölü de yok olmuştu. Kafasını toparlayamıyordu sanki. kan damlacıkları havada yağmur gibi asılı kalıyor. "Etraftakileri rahatsız ediyorsun.Her şey donup kalıyor. "Hesabı ödeyeyim. "Hayır. (yüzde 94. "Yağmur Adam?" dedi Doc bu sefer daha yavaş bir sesle. birleşince dev pencere yeniden oluşuveriyor. Doc ve arkadaşı karşısında oturuyorlardı.kamyonet yanlışlıkla camdan içeri girince onlar burada oturuyor olacaklar mıydı? (yüzde 94." Caine gözlerini kapayıp düşünmeye çalıştı. (yüzde 98.3667'lik bir olasılık) Kırmızı damlacıklar kaynaklarına geri dönüyor. Şizofren nöbeti mi geçiriyordu? Her şey sanki gerçekmiş gibiydi. Ölmüşler miydi? Hayır.öleceklerdi. Caine biranda her şeyi tersine doğru. Yaralar iyileşirken Caine'in yüzünün önünden uçarak geçen minnacık cam parçaları lokantanın girişindeki dev camın artık boş olan çerçevesine doğru uçuşuyor." dedi Doc Caine'e bakarak.7341 'lik bir olasılık) "Buradan kalkmamız lazım.7341 olduğunu. Olmaz.. Tamam. Doc hareket etmedi. Kamyonet camdan içeri girecekti. Caine'in bir an için nefesi kesildi. "Ne oldu?" Kan. Ama bir şeyler garip.. "Eğer buradan kalkmazsak öleceğiz. yalnızca döktüğü bir damla ketçap vardı. bir şekilde biliyordu.. Aklı karışmıştı. Kan yoktu. "Neden?" diye sordu Doc. Caine tabağına baktı. Caine titreyen ellerinden birini Doc'a doğru uzattı. minik cam parçacıkları birleşiyor dev bir bulmaca gibi. duruyor.us ." dedi papyonlu. yapış yapış. doğru kelime buydu değil mi? Biliyordu olacakları. "David? David?" diyordu Doc. yaşıyorlardı. ama bir tek yüzünden aşağıya oluk oluk akan kanı görebiliyordu." "Olur David. Saklı Kütüphane 71 www. Bir şekilde biliyordu on saniye içinde ölme olasılıklarının yüzde 94. "Bence derin bir nefes alıp rahatlasan iyi olacak. o hiçbir şeye benzemeyen kanı hissedecekti. Hayır ölmemişlerdi . "Kamyonet. Sanki yan odada uyuyan vahşi bir Kaplan vardı da. gürültü edip onu uyandırmaktan çekiniyordu. hızla. Kamyonet yok." dedi Doc. geri çekimdeymiş gibi gördüğünü anlıyor.e-kitap. Kamyonet dev camdan içeri girmiş ve hepsini öldürmüştü. "İyi misin?" "Ne?" dedi Caine sanki bir uykudan uyanırmış gibi başını sallayarak. karma karışıktı düşünceler. Caine kendini hazırladı. aynen normalde oldukları gibiydiler. Yaralar küçülüp iyileşiyor. Gözlerini açıp ayağa kalktı. Sonra yavaşça her şey hareket etmeye başlıyor. Birden Caine her şeyi anladı." dedi Caine ne kadar saçmaladığının farkına varmayarak." diye fısıldadı sesi zar zor çıkan Caine. Genelde gülen yüzünden endişeli olduğu okunuyordu. Aklını kaçırmış biriyle konuşur gibi yavaş konuşuyordu. Tamam mı?" Caine başını salladı. Bir anda Caine karar verdi.. gideriz. ters yönde lokantadan dışarı çıkıyor. çok fazla kan "Bir an için gidip gelir gibi oldun. Şaşkınlıktan ağzı açık kalan David'in parmaklarının arasından kayan patates kızartması yere düştü. Caine hızlıca gözlerini kırpıştırarak Doc'a baktı. bir kamyonetin çarpık çurpuk kalıntıları düzelerek. Biliyordu. Şimdi gidelim!" dedi sesi yükselerek.7341’lik bir olasılık) Hızla hareket ediyorlar.

us . "David. birden koluna sertçe yapıştı biri. bilmiyorum. Öksürdü ve temiz havayla doldurmaya çalıştı ciğerlerini. Chevrolet Silverado Z71 marka arabanın ön kısmı camdan içeri girmiş. kamyonet bizi ezecek. Caine etrafına bakındı. o yüzden de hiçbir şey hissetmedi. Caine bunu görmedi. Şimdiki şimdi değildi o gördüğü." dedi yürüyüp yanına gelen Doc'un arkadaşı. Çam parçacıkları farklı yönlerde yayıldı. kötü bir klip gibi art arda dizilmiş sahneler: Ketçap.e-kitap. Ama sonrasındaki her şey değişmişti. Ölüm." Tam dönüp gidiyordu ki. bence olanları konuşmalıyız. "Şey nerede. Polis arabalarının sirenlerini duyunca. Doc'tu bu. artık yoktu demek yanlıştı. Hava serin ve temizdi.Dört saniyen kaldı. Bayıldığı o ilk saniyede bilincini kaybetmeseydi. Ayılırken Caine'in ilk hissettiği şey bu oldu. "Evet. 13.. nefes alabildiğini hissedince rahatladı. Hatırladıkları karmaşık bir ağ gibi geldi gözünün önüne. Hem Doc'u. Bu sahneyi bir milyon kere seyrettiği gibi. Bu Caine'in umurunda değildi. "David iyi misin?" Caine üstünde dikilen adamın gölgesine baktı.Profesör başını hafifçe yana eğip sesini alçaltı. Cam. kaldırımdan yükselip. Bu da iyiydi. Değişikti. Bir. Gözlerini kapayıp hatırlamaya çalıştı. masa da altında kalmıştı. Saklı Kütüphane 72 www.. sinemalarda gördüğü sahnelerden de tahmin edebiliyordu. ▲ Duman. Caine ne diyeceğini bilemedi. şimdilik. Olabilecek. Papyonluyu görmüyordu hiçbir yerde.. camın önünde insan yoktu artık. Caine'i kurtaran kişi onu yere bıraktı.. "Gitmem gerek. profesörün saçı başı dağılmıştı ve twit takımının ceketi yer yer yanmış gibiydi. ama öyle olduğunu biliyordu. Şimdi yoktu.?" "İyiyim ben. Gözleri kapalı olmasına rağmen ışığı seziyordu. "Evet bizi yerimizden kaldırmasaydın. "Ben.. Üç saniye." dedi profesör. "Yere yatın!" diye bağırdı Caine hepsini yere doğru çekerek. camdan içeri dalmıştı. Etrafında ısının yükseldiğini hissediyordu.cam parçacığı havada uçuştu." "Ne?" Caine'in başı dönüyordu hâlâ." dedi birden kusmak isteyen Caine. İşte Caine o anda bayıldı. Ayılmaya çalışırken duman ciğerlerine işliyor. "Nasıl bildin?" Caine ona baktı. Sonra birinin. hem de arkadaşını çekiştirerek uzaklaştırdı. Kamyonet. Kan. İki.. harabeye dönen lokantadan kendini çekiştirerek çıkardığını hissetti. Ama baygındı. Başka bir şimdiydi. Zar zor ayağa kalktı. Köşeyi dönerken hızını alamamış.483. "Hey!" diye bağırdı garson dört porselen kase yere düştüğünde. gözlerini yakıyordu. çünkü gözleri sımsıkı kapalıydı. Kollarını açıp iki profesörün kollarına yapıştı ve onları çektiği gibi kaldırdı. çünkü artık insanlara saplanmamıştı. Bir anda inanılmaz bir gürültüyle havada metal ve cam parçacıkları uçuşmaya başladı. galiba. Caine dikkatlice bir nefes aldı.tam olarak 19. Caine geriye doğru adım atarken birine çarptıO bir garson. fırlayıp. adı Lielen Bogarty. Çinli bir bebeği evlat edinmeye karar verecek. ama olmayan bir şimdi. Binlerce . her şeyi anlayacaktı.. şu an. "Senin sayende. polisler gelip de soru sormaya başladıklarında burada olmamanın daha iyi bir fikir olacağına karar verdi. Caddede beş katlı bir binada oturuyor. Kazadan sonra kadının da umurunda olmayacaktı." Doc elini uzatıp Caine'in oturmasına yardım etti..

İğnelerden nefret ediyordu. Hangisi daha akla yatkındı . Numarayı tanımıyordu.adım Peter. Caine Doc'a döndü. "İkibin mi dediniz?" "Evet..e-kitap. Tek bir çalıştan sonra açıldı telefon.Caine adamın gözlerinin içine bakınca gördüğü hoşuna gitmedi. Daha önce bir gün içinde bu Saklı Kütüphane 73 www. ama o bunu itiraf etmek istemiyordu: Nöbetleri önlemek için aldığı ilaç onu uçurumun kenarından aşağıya itmişti.. Telefon titreşmeye başladı. cevap vermemişti. Gözümün ucuyla kamyoneti gördüm.us . Berni arasana. Sinyal sesinden sonra mesaj bırakın. İlgini çekebilecek bir proje var elimde. İkibin dolar kazanabilirsin. ama Columbia'dan biri arıyordu belli ki.önsezi. Nikolaev olmadığından emin olmak istiyordu. "Sizi sonra ararım. Bu şizofren olduğunun bir belirtisiydi. Yolun karşısına geçti ve cep telefonuna baktı. Demek buydu başına gelen. Laborant iğneyi çıkarıp. koluna gazlı bezle bastırdı. "Merhaba." Caine bir cevap verme zahmetine katlanmadı. Peter. ben Jasper. Telefonunu kapadı.." Papyonlu yavaşça bıraktıysa da Caine'in kolunu." "Şu anda bir proje üzerinde çalışıyorum. Biriyle konuşması gerekiyordu." Caine bir mesaj bırakmayı düşündü. ismi buldu ve aradı. Yürürken lokantada yaşadıkları sürekli aklından geçip duruyordu. İsten kapkara olmuş kıyafetlerine bakınca bunun gerçekten olduğu belliydi." Caine bir şey demedi. Ama bu da tam olarak doğru değildi. Bunun mantıklı bir açıklaması yoktu. psişik olduğu mu? Kendini toparlamalıydı." "David resmiyete gerek yok . ama buna değerdi. Hepsi bu. çünkü birkaç dakika sonra ikibin doları olacaktı. deliriyordu. yani aklını kaçırmıştı. Cevap vermeden kimin aradığına baktı. Neden olmasın ki aslında? Kelimeyi söyleyecekti . öngörü. değil mi? Aslında birçok mantıklı. ama sonra caydı bundan." "İlgileniyorum o zaman." dedi elindeki üç tüp kana etiket yapıştırırken Caine'le fazla ilgilenmeyerek. Ne diyecekti ki? Jasper ben keçileri kaçırıyorum. Sokaklar. "David sana ulaşabildiğime memnun oldum. Caine telefon defterine girdi.? Bunu aklına getirmek bile istemiyordu." Caine tavana baktı ve yüzden geri saymaya başladı.. akla yatkın açıklama vardı. caddeler boyunca yürüyüp. "Bir dakika öyle tut. değil mi? Ama. trafik lambalarındaki ışıklara göre yön değiştirdi. "Bir şey olduğu yok. Bip. hemen konuya gireceğim. Üç cevapsız arama vardı. Caine kendisine ne söylendiyse onu yaptı. bu günün bittiğine memnundu.deli olduğu mu. İnsan delirirken kimi arar? Bunun tek bir doğru cevabı vardı. "Dinle. Yürüyerek oradan uzaklaştı. Aslında cevap verememiş değildi. gözlerindeki ifade değişmedi. senin de bu iş için iyi bir aday olduğunu. Benim. ▲ Caine kaç saat şehrin sokaklarında dolaştığını bilmiyordu." Papyonluya döndü." Caine birden durdu. çok gerçekçi halüsinasyonlar görüyordu. ya bu da bir yanılsamaysa? Ya şehrin sokaklarında amaçsızca dolaşırken üzerindeki kıyafetlerin is kaplı olduğunu düşünüyorsa ve aslında tertemiz kıyafetler varsa üstünde? Acaba bu daha mantıklı değil miydi. Ama bu olay olmuştu. Şimdi bırakın gideyim. kaçınmıştı. "Alo?" dedi Caine çekinerek. "Güle güle Profesör.

"Merak etme. "Elektronik eşyalarını aldığımız için özür dilerim. Nikolaev'e odaklandı." "Tabii ki. yedim ben. sahte olmadığına emin olduğunda da tomarı toparladı ve ceketinin cebine koydu. "ama iş iştir. yani toplamda 14. idrar örneği. Caine ikinci taksiti nasıl denkleştireceğini bilemiyordu. Caine neyi incelediğini sorduğunda. "Ama biraz solgun gibisin. Caine de merak etmesine rağmen kurcalamamıştı bu konuyu." "Olur. Nikolaev ayağa kalkarak Caine'in elini sıktı.000 dolar. Sanki binayı ayakta tutuyordu. Sanki ona vurmak için bir bahane arıyor gibiydi. parasını aldığı sürece Caine ölse bile umrunda olmayacağını biliyordu. Dört MRI. Biraz fazla sıkıyordu sanki." "Sağ ol." Caine. Caine. çünkü bu ilk taksit daha ve son taksit olmasını da istemem." dedi Caine beş saattir test yaptırmaktan bitkin düştüğünün farkına vararak.kadar test olmamıştı hiç. "gelecek sefere. üç CAT taraması. Caine onu görmezden gelip. Caine'in bir tek zamana ihtiyacı vardı. Caine adamın kendine inanmadığının farkındaydı. Kozlov ayakta kalıp sırtını duvara yasladı. Vitaly ona baskı yapmaktan vazgeçmeyi kabul etmişti." dedi Caine. "Merhaba Vitaly. Onları başıyla selamlayınca oyuna girmemiş olan birkaç kişi de ona selam verdi. ufak masa ve sandalye küçük odayı doldurmuştu.e-kitap. hiçbir şeyi ele vermeye niyetli değildi. Nikolaev güçlü elini Caine'in omzuna koydu. her şeyi halledeceğim. Bu kadar basitti her şey. Eğer yeterince zamanı olursa bir çaresini bulurdu. videosunu ve müzik setini çalmak çok normalmiş gibi. Podvaal'a girdiklerinde ışıksız loş ortama alışmak için Caine birkaç kere gözlerini kırpıştırdı. Gözlerinde soğuk ve acımasız bir ifade vardı." "Yorucu bir gündü de. Nikolaev masanın arkasına geçti. İçerideki kanepe." dedi Caine sanki birinin televizyonunu." dedi Nikolaev gülümseyerek. ya da Kozlov kolunu kıracaktı. Son kan testinden bir saat sonra Caine Chernobyl'e gitti. "Bana borcunu ödemek için parayı nereden buluyorsun? Soruyorum. Nikolaev paralardan birini eline aldı. Kendisine bir şey söylenmeden Caine bir tomar para çıkardı ve yirmi tane yüz dolarlık saydı. sağlığına kavuştuğunu görmek güzel. Onun için önemli olan tek şey nakit olarak parasını almaktı." Caine ayağa kalkarken gülümsedi. Nikolaev'in dar ofisine girdi. Caine de yedi hafta boyunca ona haftada ikibin dolar ödeyecekti. Kozlov." dedi Nikolaev. Caine. Hayatta son isteyeceği şey Nikolaev'in yanında gerektiğinden bir saniye fazla kalmaktı. ışığa tuttu. ama bunun bir önemi yoktu." Saklı Kütüphane 74 www. Kozlov da arkasındaydı. Köşede bir masada bir oyun dönüyordu." dedi Nikolaev. adamın aslında sağlığını umursamadığını. dar merdivenlerden inerken başını eğdi." Nikolaev başını salladı. epileptik olduğu teşhisini koyduklarında bile bu kadar uğraşmamışlardı. Nikolaev ellerini masaya koyup ileri doğru eğildi. kan testi. Caine'e baktı. Caine bir önceki gün Peter'la telefonda görüştükten sonra Nikolaev'i arayıp bir anlaşmaya varmıştı. Nikolaev başını salladı. ama Nikolaev bu endişesini bilmediği sürece sorun yoktu. "Öğle yemeğine kalmak ister misin? Bizim ikramımız olur. Peter tam olarak cevap vermemişti. Nikolaev'in peşinden bodruma indi. Genelde müdavimler vardı. "Arka tarafa geçip konuşalım." "Caine. "Gelecek sefere yeriz yemeği.us . Sigara yanıklarından delik deşik olan kanepeye oturdu Caine. Nikolaev ve Kozlov onu bekliyorlardı. Caine ya bir hafta içinde ikibin dolar daha bulacaktı.

Sanki hepsi aynı anda patlamıştı. Hatta bundan fazlasını da bilecekti. ama bilse de kendini daha iyi hissetmiyordu.. sonra da Joel. Eğer istediği sonuca ulaşırsa bir sonraki adımlarının ne olacağını bilecekti. Kalabalık fotoğrafçılar güruhuna baktı. Bay Sheridan Tommy'nin önüne atıldı. Televizyona çıkıp da ünlü olacağı için midesinde asit birikmiyordu. Caine'in dosyasını beşinci defa okudu. zaman geçtikçe bu fırsatı elinden kaçırmış olacaktı. kusmak istemişti. Bay Sheridan omuzuna elini koyunca neredeyse yerinde sıçradı. bir daha okudu bir şeyi atlamadığına emin olmak için." dedi gülümseyen temsilci Tommy'nin omzunu tutarak. Bu duygudan kurtulmaya çalıştı. Tommy elinden geldiğince hoş bir şekilde gülümsedi.. bilmeden. ". Kameraların sesi de duyuluyordu. ama yine okumak istedi. Her şeyi bilecekti.. Powerball temsilcisi böyle pişkin pişkin sırıtınca Tommy'nin midesi bulandı. teker teker. Gazeteciler ismini bağırırken flaşlar patladı yine. Makyözün yirmi dakika uğraşıp sivilcelerinin üstüne fondöten sürmüş olmasından hoşnuttu. Şimdi başlamak zorundaydı. Artık gerek yok rüya görmeme. sonra da. "Lütfen. sonra birini işaret etti. bir önceki gece uykusunda rüya görmediği için tedirgindi." Gazeteciler nazik olmak için buna güldüler. Bu parlayan rakamları tek bir gece bile görmemek için sağ kolunu vermeye hazırdı o zamanlar. Bunun doğru olduğunu biliyordu. Tversky. "Haydi gidelim. O şimdi 247 milyon dolarlık bir adam!" Bay Sheridan artık gülümsemiyor. Bay Thomas DaSouza!" Bay Sheridan yana çekilirken Tommy'yi mikrofonların durduğu yere doğru çekti. Rüyaların kesilmesi mantıklı.ve kazanan Manhattan'da oturan 28 yaşında bir kasiyer. Tek bir şansı vardı. Işıkların etkisiyle adeta uyuşan Tommy. ▲ "Hazır mısın?" Ucuz takım elbisesinin içinde Bay Sheridan o kadar heyecanlıydı ki yerinde duramıyor gibiydi. televizyona çıkacağını bile bilmeden önce. hepsi bu. Tedirginsin.. Bunu kendisi de itiraf etmişti: Her saniye." Saklı Kütüphane 75 www. Aslında bunu yapmak değil. ama zaman daralıyordu. "Tabii devlet baba kendi payına düşeni alacak. Ama şimdi de onlar olmadan. "İlk önce Penny soru sorsun. Her şey ortadaydı. Tedirginsin. Caine'in bünyesindeki dopamin seviyelerine ve nöbetleri engellemek için verilen deneysel ilaçların kimyasal analizine bakıyordu. Ama Tommy bunun doğru olmadığını biliyordu. Uyandığı andan beri.11 Dr. yalnız ve boş hissetti kendini.e-kitap. Tommy. ona bu bulguları tetikleyen bir madde veriyordu. Bay Sheridan'ın peşinden kapıdan çıktı ve Eyaletlerarası Piyango Birliği'nin bu gece için özel olarak hazırlattığı mini podyuma gitti. Ama daha odadakileri çok iyi göremeden patlayan flaşlardan gözleri kamaştı. Bir hayvan üzerinde test etmeden yeni ilacı Julia'ya vermek konusunda çekinceleri vardı. Kazandım. Bir zamanlar bu rüyaların bir lanet olduğunu düşünmüştü." Kalabalığa baktı. Caine'in doktoru. sırıtıyordu. "Şimdi lafı uzatmadan işte karşınızda. yapmamak hata olurdu. Dosyaya yine baktı.. Artık ezberlemişti neredeyse. Tversky'nin tek yapması gereken şey şimdiki formülünü biraz değiştirmekti.us . çünkü ünlü olmak üzeresin. ilk denemede başarılı olması gerekiyordu. beyninin sallantıda olan kimyası değişiyordu.

Mike. "Sayıları nasıl seçtin?" dedi saçları dökülen bir adam." "Nasıl bir rüya bu?" diye sordu yüzünü birkaç kere gerdirmiş bir kadın.Kıpkırmızı bir pantolon takım giyen. Caltech'ten çok yüksek dereceyle mezun olmuş ve matematik bölümünü bitirmekle kalmamış. İki kere evlenmiş. sarı boyalı saçlı bir kadın yerinden kalktı. Acaba şimdi hangisiyle yatıyordu? Nava'nın Grimes hakkında duyduklarına bakılırsa. Bay Sheridan on dakika sonra gazetecileri susturduğunda Tommy havalardaydı. "Çok güzel!" Herkes buna güldü. hükümeti de arkasına alıp dünyayı değiştirebileceğini sanan dahilerden biriydi. Tommy DaSouza çok uzun yıllardır hayatında ilk defa çok mutluydu. İlk evliliği 'şiddetli geçimsizlikten' dolayı sonra ermişti. Tversky. biyolojide de yüksek lisans yapmıştı. Ama Piyango Birliği'nin onun için kiraladığı limuzinle evine giderken rüyalarını düşünmeden edemedi. "Çok güzeldi. hayatı nasıl olacaktı? ▲ Nava. Gerçekten de rüyaları bir daha görmeyecekse. ama sonuç olarak o politik bir kaldıraçtan başka bir şey değildi. Ona para vermişlerdi. Bir zamanlar Nava da böyle saftı. Öğrencilerinden biriyle yatıp kalktığını ileri sürmüştü. ama ikinci eşi Tversky'nin kendisine psikolojik tacizde bulunduğunu ve zina yaptığını iddia etmişti." İri yan zenci bir adam ayağa kalktı Tommy'nin dikkatini çekmek için. Ama şansı yaver gitmiş. Avının neye benzediğini öğrenmek için sonra bakması gerekecekti. Saklı Kütüphane 76 www. "Cumhuriyetçi misin. Eğer Tversky'yi kaçırması gerekirse. Grimes'den Tversky'nin kız öğrencilerinin telefon kayıtlarını incelemesini isteyecekti. "Ne kadar zamandır bu rüyaları görüyorsun?" "Tüm hayatım boyunca gördüm herhalde. "Rüyamda gördüm. sonra da Bruce. Tommy gözlerini kapayarak boşlukta hareket eden dev sayıları hatırladı. özel hayatına ilişkin tüm ayrıntıları bilmek adamı hazırlıksız yakalamasına yardımcı olurdu. "Teker teker. Tommy hafifçe eğilerek tüm mikrofonların alacağı şekilde konuşmaya çalıştı. o da başını salladı. Mutluydu. Tversky'nin resmini aradı dosyalarda. Sonra da özgeçmişine baktı. Nava başını salladı. Bu süre zarfında da NIH. Teker teker lütfen!" diye bağırdı Bay Sheridan onları susturmak için. Sonra da kişisel bilgilere baktı. anavatanının bir piyonu olmuştu. on yıl önce her şey değişmişti. Demokrat mısın?" gibi. Tversky'nin cinsel hayatını kurcalamak hoşuna gidecekti. çünkü kendisi de profesörün eski öğrencilerinden biriydi ve büyük bir olasılıkla ilk evliliği onun yüzünden bitmişti. Bundan sonrasında da hep en iyi okullarda çalışmıştı Stanford." Bu sözcükler ağzından çıktığı anda bunun bir hata olduğunu anladı. Penn. "Multimilyoner olmak nasıl bir şey?" Tommy Bay Sheridan'a baktı. Harvard ve sonra da Columbia. Gerçi bu bilgiye ihtiyacı da olmayabilirdi. WHI. Mikrofona konuş diyordu. ama Nava her zaman çok iyi hazırlanma taraftarıydı. geri kalanlara da tedirgin bir şekilde 'bilemiyorum' dedi." On beş dakika boyunca Tommy'ye birçok soru sordular: "Tanrı var mı?". "Curtis. Grimes herhalde bilgileri güncelliyordu. ama iş işten geçmişti. Bethanyi. yirmidördüne basmadan biyoistatistik konusunda doktorasını bitirmişti. Nava. ama bulamadı. Tek yatak odalı mütevazı bir evde tek başına yaşıyordu. Aslında ikinci Bayan Tversky'nin böyle bir kaçamağa şaşırmaması gerekirdi. iki kere de boşanmıştı.us . CDC ve hatta UGA'dan bile araştırma fonları kapmıştı. Tommy cevabını bildiği soruları cevapladı. Doktora çalışmalarını doğu yakasında Johns Hopkins de yapmıştı. Ondokuzunda üniversiteyi bitirmişti. Tüm gazeteciler aynı anda bağırmaya başladılar.e-kitap.

aynen Nava Vaner olmadan önce var olan ve ölen o küçük kız. İki seçenek de hoş değildi.us . Adam ona laboratuvardaki tüm kadınları anlattıktan sonra Nava araya girdi. Maria da bir lezbiyen." diye düşündü Elliot kolunu kaşırken. Nava'nın sorularına cevap vermekte tereddüt etti. Nava gülümsedi. Çocukluğundan beri görmediği bir dost gibi. kalın telli saçları da hoş olmadığı için. Tanja Aleksandrova gibi. yavaşça. ya da öldürecekti. Tversky'nin dosyalarında Alfa deneğiyle son üç aydır haftada iki deney yaptığı yazıyordu. Önündeki tek engel Dr. Geçmişte kalmış bir hatıradan ibaretti Tanja. Bunu yapmanın daha kolay bir yolu olmalıydı. Bu deneğin kim olduğunu gelecek 36 saat içinde öğrenmesi gerekiyordu. Tabii ki. ▲ Elliot Samuelson'un kocaman bir göbeği vardı ve yüzü de çiçek bozuğundan dolayı lekeliydi. Kimliğini değiştirmek. O da ölmüştü. "Mary Wu var.Aslında komünist olarak yetiştirildiği düşünülürse. bazı yerler de bol dururdu ya. Gelecek üç saat boyunca Nava bin küsur sayfalık notlara baktı. Alfa deneği bir kadındı. Ama son zamanlarda Cambridge'e gidiyor sık sık. Doktorun notlarında Nava'yı Alfa deneğine götürecek bir ipucu olmalıydı. Eğer bu da işe yaramazsa. Normal koşullar altında Nava.e-kitap. İlk başta Elliot. (Deneğin vücut ağırlığının her on kilosu için 1 mg'a denk gelecek şekilde). Samuelson'la birkaç hafta boyunca yakınlaşır. Nava ceketini kaptığı gibi ofisinden dışarı fırladı. oradaki kodamanlardan biriyle birlikte bir makale yazıyor. Hiçbir bağlılığı yoktu. İlk başta biraz rahatsız ediciydi: Yeni bir kotun bazı yerleri insanı sıkar." Nava. "Candace Rappaport ve Maria Parker da ufak tefekler." Saklı Kütüphane 77 www. Onu Columbia'nın bilim laboratuvarlarının dışındaki sosisli sandviç satıcısının başında buldu. güç kullanarak bilgi edinecekti. Şimdi Nava kimse değildi. ailesi yoktu. Alfa deneğine 5 mg fenitoin verildi. "Ufak tefek kadınlar var mı? Diyelim elli. ama Candace nişanlı. Nava bunu değiştirmek istiyordu. ellibeş kiloluk. Yani vücut ağırlığının her on kilosu için bir miligram veriliyorsa o zaman Alfa deneği yaklaşık elli kiloydu. ama kadın eline bir yüzlük sıkıştırınca adamı susturmakta zorlandı. Ya adamı tutacaktı. Ama bunu denerse o zaman da Alfa deneğini ele geçirinceye kadar doktoru tutması gerekecekti. Tam vazgeçmek üzereyken aradığı şeyi buldu. ama bu sefer her şeyi doğru yapacaktı. ama kaçmadıkça bunun mümkün olmayacağını biliyordu. Eğer dosyadan gerekli bilgileri edinemezse de. Tam Nava'nın aradığı kişiydi. Tversky'nin geçmişte. 50 kiloluk bir doktora öğrencisi arayacaktı. Bu yüzden de zamanının çoğunu laboratuvarda geçiriyordu. gerçekten hissetmenin ne olduğunu bile unutmuştu. Nava'ya bunu bulmak düşüyordu. Bir önemi de yoktu. Dmitry Zaitsev çoktan göçüp gitmişti. Ama bugün böyle işlere zamanı yoktu. Elliot devam etti. Dmitry bilseydi bu hiç hoşuna gitmezdi. Bir süre sonra Tanja'yı tamamen unuttu. ülkesi yoktu. Bu sefer kendini Tversky'nin eski eşlerinden biri adına çalışan bir özel dedektif olarak tanıttı. yaşadığı aşk maceralarını okuduktan sonra Nava bunu nasıl da tahmin edememişti." "Hmmm. Laboratuvardaki biriydi. yeni bir kot pantolon giymek gibi olmuştu. o ufak tefektir. Yine yeni bir hayata başlayacaktı. şimdiki serbest ajanlığı geçmişiyle ters düşüyordu. bir ipucu arıyordu. Tversky'nin peşine düşmek zorunda kalacaktı. aynen onun gibi. Ama zaman içinde bu kimlik öyle bir şekilde üstüne oturdu ki. ama Nava'yı suçlar mıydı? Bundan pek emin değildi Nava. İşte buydu. Bu ipucu mutlaka vardı. O kadar uzun süredir böyle yaşıyordu ki. ikinci derisi gibi oldu. Tversky ve Alfa deneğiydi. hiçbir bedel ödemeyecekti. pek sosyal hayatı yoktu. farkına vardırtmadan bilgi sızdırırdı. Wu'nun adını Grimes'ın kendine verdiği öğrenciler listesinden sildi.

Alfa deneğinde şizofrenik belirtiler gözlemlediğini. İlaçlar seni öyle bir etkiledi ki. Bunlar uçların girmesi gereken yerlerdi. Özellikle son zamanlarda çok garipleşti. NYU'da öğrenci. onu azarladı. ama herhalde o değildir. ben de onu seviyorum.60-1. çok ufak tefek. Kel başına dokundu. "Bir bakalım. ayrıca Elliot'un lezbiyen demesiyle kadın lezbiyen olmuyordu. Mesela son birkaç haftadır sürekli beyzbol şapkası takıyor. ama bence o değil aradığın kişi. burnunu çekip. ama solgun renkli pek de düzgün olmayan saçları hep en beğendiği özelliği olmuştu. "Bekle." dedi Nava. Şapka onu rahatsız ediyor herhalde. Sana bunu nasıl yapabiliyor? -İkimizin de istemediği hiçbir şeyi yapmıyor. Öyle mi? Aynaya bir baksana! Kafanı kazımayı istedin mi? Kafa derine yuvarlaklar çizilmesini istedin mi? -Kes artık. Dur. O beni seviyor. Yalvarıyorum sana. "Adı neydi?" ▲ Julia aynaya bakınca korktu. yim' gibi şeyler söylüyor. özellikle de kafiyeli konuşmaya başladığını yazmıştı. Hiçbir zaman kendini beğenmemişti Julia.e-kitap." dedi Elliot omuz silkerek. "Garip de ondan. ama son iki yıldır bir değişim programıyla buraya geldi. Hilkat garibesi bir yabancı banyosuna girmiş gibi şaşırdı. Nava kızı kaçıracağı gün Elllot'un Nava'nın bu kıza odaklandığını hatırlamasını istemiyordu. Geri kalan isimleri de saydı. "Başka pek bir şey yok. Beynindeki ses. çünkü hep başını kaşıyor ve mikroskobu kullanırken de hep düzeltmek zorunda kalıyor. Hatırladın mı? Titreyen dudağını ısırdı. Petey'nin başına çizdiği sekiz daireyi görebiliyordu. Julia. Ayrıca. 1. "Son zamanlarda konuşurken 'Haydi gelin yemek yiyelim.us . Eiliot'a göre tanıma uyan kimse yoktu." Nava'nın kalbi hızla çarpıyordu." "Başka?" dedi aklına bir anda binbir türlü olasılık gelen Nava." "Öyle mi?" "Evet." "Neden?" "Bilmem. Bu benim. daha şimdiden günün yarısında uyuyorsun. Neyse. Kız belki saçını çok kötü kestirmişti. Bir gece öncesinden beri ağrıyordu. Tversky. Birine yavaşça dokundu ve canı acıdı. çok geç olmadan dur. ama Nava elemedi. Kısa kısa saçlar vardı. bir deri bir kemik kaldın. konuşmasının garipleştiğini. Şimdi saçı yoktu artık.65 boyunda. Aslında teknik olarak o bizim laboratuvarda çalışmıyor. Saklı Kütüphane 78 www. Artık böyle görünüyorum. Deneyimlerine göre nişanlı olmak demek insan başkasıyla kırıştırmayacak demek değildi." Nava dondu kaldı. Nava gitmek üzereyken Elliot onu durdurdu. Yemek yemiyorsun artık. Garipleşti iyice. biri var aslında.Elliot bu iki kadını elemişti. "Ne demek kafiyeli konuşuyor?" diye sordu. vicdanı olarak bildiği ses. sona iyice yaklaştıkYaklaşan tek şey senin ölümün. göz yaşlarına hâkim olmaya çalıştı. bir de kafiyeli konuşuyor. kim. ama Nava son zamanlarda peydahlanmış bu şapka tutkusunun altında başka bir şeyin yattığından şüpheleniyordu. Her bir koyu mavi yuvarlağın ortasında ufak bir kırmızı iğne deliği vardı. tim. ama asla çıkarmıyor. ama bu bilgiyle ilgilenmemiş gibi yaptı.

Gözlerini binadan ayırmadan bir sigara çıkardı paketten. Zaten Petey dışında hiç kimse ona bakmıyordu ki. Uzun süre bekleyeceğinin farkındaydı. Eline fırsat geçtiği an. Neden beni rahat bırakmıyorsun? Julia gözlerini kapayarak şüphelerini gidermeye çalışırken." dedi Nava. Julia laboratuvardan çıkınca Nava peşine düşecekti. Sonra Nava Sao Paola'ya giden ilk uçağa binip. büfeden bir paket Parliament marka sigara aldı. izmariti çizmesinin topuğuyla söndürdü. Tek yapması gereken şey Julia binadan çıkana kadar beklemekti. İki haftadır takıyordu bu peruğu. Nava'nın derdi kızın takip edildiğinin farkına varması değildi. Bu kadar basitti. Eski saçı gibi değildi tam olarak. şimdiye kadar kimse fark etmemişti. Ne de olsa Alfa deneğini bulmuştu. Nava. Bir de Tversky'nin araştırmalarının bilgilerini içeren diski verecekti. "Herhalde onu kaçırdım. Wong'ın Szechwan lokantasının karşısında durmuştu. Saatine baktı. Güvenlik görevlisine kimliğini gösterdikten sonra Julia gözden kayboldu. Günbatımında kendini Mott Sokağı'nda buluvermişti. "Pardon. bunun bir yalan olduğunu biliyordu. dev bir kırmızı kâsede. Lokantanın neon tabelasındaki logoda. sokağın karşısına park ettiği minibüse sokacaktı kızı ve onu Korelilere teslim edecekti. Julia'nın beyzbol şapkasıyla gizlemeye çalıştığı kötü peruğu görür görmez anlamıştı aradığı kişiyi bulduğunu." "Sağ olun. Bundan sonra her şey yoluna girecekti. her seansta aynı noktaya elektrod sokmak zorundaydı. tepeleme Çin usulü makarna Saklı Kütüphane 79 www. Julia dairesinden çıkıp sokağın karşı tarafına geçerken sigara içen uzun boylu bir kumral kadın vardı yanında. ama Nava bunu umursamadı. Eğer Tversky sürekli Julia'nın beyin dalgalarını izliyorsa. ama yakındı. ▲ Caine. Artık benim de bir sevgilim var ve mutluyum. Bu kadar güzel bir kadın neden böyle bir şey yapardı ki? Neden bu şekilde kendilerini yok etmekten hoşlandıklarını anlayamıyordu. kimliğini değiştirip. ben seviyor. Laboratuvara zamanında yetişecekse koşması gerekecekti. Petey bekletilmekten hiç hoşlanmazdı." Nava döner kapıdan çıktı. Ayrıca. Nikotin kana karşınca da başka şeyler düşünmeye başladı. Julia. Biraz kendine gelince gözlerini açtı ve peruğunu taktı. sürekli kendine şunu tekrarladı: Beni seviyor. saat 2:19'du. Kız arkadaşımla yirmi dakika önce burada buluşacaktık daha gelmedi. Her şey bir anda yerine oturmuştu. "Acil durum çıkışı dışında tek çıkış burası. aklı bir karış havadaydı. Nava birkaç dakika bekledi peşinden binaya girmeden önce. Yedi blok boyunca Julia'nın peşinden ayrılmadı. kız etrafında olup biteni görecek durumda değildi. kızı kaptığı gibi kaçıracaktı. Buenos Aires'e geçecek ve kayıplara karışacaktı.us . Gerçekten bakan olmuyordu." diye cevap verdi koruma görevlisi karnını içine çekmeye çalışarak. Bunu yapmanın en kolay yolu da kızın saçını kazımaktı. Tversky'nin laboratuvarının olduğu. sokağın karşısına geçti. on katlı binaya girerken de karşı kaldırımda durdu. Nava uzun süre peşinde dolaşacak değildi. Bu binanın başka bir çıkışı var mı?" "Yok hanımefendi. beni seviyor. ▲ Nava son sigarasını içtikten sonra. Görevliye doğru gitti ve en seksi edasını takındı.e-kitap. İğrenç bir alışkanlıktı bu.-Hayır. Peşine düşmeden Julia Pearlman'ın biraz ilerlemesine izin verecekti. yürüyüşe çıktığına inandırmaya çalışsa da kendini.

"Uzun zaman oldu!" dedi Wong Caine'i demir kapının diğer tarafında görünce. "Seni görmek güzel Billy. Yani. "Billy beni bilirsin. O zaman da bir tek cebindeki parayla oynayarak kazanmak zorunda kalacaktı. Ona yirmibin borcun olduğunu söylüyorlar. Çin mahallesindeki her şeyi kontrolleri altında tutarlardı. 36 saat süren bir açık poker maratonunda 3. Kulüp biraz garip bir yerdi. Caine'in Nikolaev'e borcu olduğunu biliyorsa.vardı. Caine sonunda dersini almıştı. Ama bu farklıydı. Nikolaev ve Billy birbirlerini hiç sevmezlerdi. kazanabilirdi. Yapabileceğini biliyordu.us . Bir bağımlı olduğunda. Herhalde o da yutmuyordu Caine'in numaralarını. bu işten elini eteğini çekecekti. kadın ticareti. batacağını hissettiğinde nefeslenirse. Biraz tedirgindi. birden durumunun vahametini anlayınca nefesi daraldı. Günde beş danışmanlık seansına giderdi. içinde sahip olduğu tüm para duruyordu. Herkes Billy'nin kardeşi Jian Wong'un dai-lo-dai." Caine başını salladı. Uyuşturucu. Nikolaev'in yerine gidip de onbirbin dolar kaybetmeden de kendine aynı şeyleri söylemişti. Çinli olmasına rağmen şivesi çok düzgündü. ama başka şansı da yoktu. saf bir borsacı görmek istiyorlardı." "Tabii ki var." dedi gözleri parıldayan Bllly. New York'taki en kalabalık ve en acımasız Çin çetesinin başıydı. ama gözlerinin altındaki morluklardan ve her şeyini yitirmiş bir adam gibi bakan Saklı Kütüphane 80 www. Bunu yapabilirdi. Caine'in daha önce şansının yaver gittiği olmuştu. Caine yanında geçip de arka odaya doğru giderken. oyuncular umutla yüzüne baktılar. olasılığı düşük bir şeydi. "Haydi gel!" dedi Caine'in omzuna kolunu atarak. Öylesine kötü bir deneyimden sonra şansın kapısını çalması gerekirdi. "Ne kadar paran var?" Caine cebine elini atıp tüm parasını çıkarttı: 438 dolar. Eğer işler yolunda gitmezse Cedar's'a gidip iki tek içecekti bununla. "Nakdin var mı?" dedi Billy sanki saati soruyormuş gibi normal bir sesle. Caine oturduğunda. Yirmi dolarını ayırıp hepsini saydı. parası çok. hatta otururken sandalyesini bile çekti. ama yine de kendinden emin adımlar atarak sokağı geçti ve restorana girdi. ayrıca Vitaly Nikolaev'i de bilirim. olduğunu bilirdi. Caine'i görünce yüzleri asıldı. Kumar alışkanlığından vazgeçmek için gittiği danışman dışında kimseyi kandırdığı da yoktu zaten." dedi Caine gerçekten de böyle hissettiğine şaşırarak. "Bilirim. Sanki şimdi bir kumar bağımlısı değilmiş gibi. Tabii canım. sana veresiye oynatmam. Uçan Ejderler'le birlikte Hayalet Gölgeler. Kişisel bir şey değil bu. Oradakilerin çoğu onu tanımıyordu. o zaman herkes bunu biliyordu. Eğer oyunu yavaştan alırsa. Bir kumar bağımlısı olduğu zamanlarda. ne gerekirse yapardı. "Bugün şanslı hissediyorum kendimi Billy.000 dolar daha vermek zorundaydı ve Caine'in elindeki para da Kozlov'un onu hastanelik etmesini engellemezdi. Caine kumar oynamak istemiyordu. umurunda da değildi. bu hayattan kurtulacaktı. deneyimi az olan bir enayi. Gelecek altı gün boyunca günde 267 dolar kazanırsa bir sonraki taksiti çıkarabilir. O hayatta bir kere olacak. ona bakmadı bile. Caine'in bir şeyden korkmasına gerek yoktu. Ön kasada çalışan kız. Karşılarında genç. Adam Hayalet Gölgeler'in şefi. ama Caine." "Faiz dahil onikiye indi ve elimde para var. Cüzdanını yokladı. Nikolaev sağ olsun.000 doların üstünde para kazanmıştı." dedi Caine. Caine'e fişlerini verdi ve onu bir masaya yöneltti. Komikti bu laf aslında. Altı gün sonra Nikolaev'e 2. Bu bir tahmindi aslında. Billy Wong'un şehirdeki en düzgün yerlerden birini işlettiğini biliyordu. hatta nefret ederlerdi. Bu eli oynadıktan sonra.e-kitap. "Neden olsun ki!" Caine'in sırtını sıvazladı. kumar ve tefecilik onlardan sorulurdu. Eğer Billy. "Ama baştan söyleyeyim. Borcunu öder ödemez. Aklını kullanıp oynarsa her şey iyi olacaktı. hatta yiyecek alacak 4 dolar kadar parası da kalırdı. Veresiyeye gerek olmayacak. Uzun uzun nefes alıp verdi. patronların patronu. Billy." Billy başını eğip güldü.

Saklı Kütüphane 81 www. onun ancak eli iyi olduğunda oyuna giren bir sağlamcı olduğunu anladı. kötü de. fişleri kendine doğru çekerken pis pis sırıtarak. İyi de olabilirdi.e-kitap. 267 dolar kazandığı anda da masadan kalkacaktı. Kendini kaptırmayacaktı.us . sonra da yine yükselterek son kart açılmadan herkesi kaçırtmayı başarmıştı. ama acemi değildi. Caine oynayanları seyretti. Adamlar. Kartlar dağıtıldığında yeri yükseltmiş. Şimdi Caine diğer herkesi de çözecekti. Caine'e bakıp. Caine. sonra da iyi eller denk getirecekti. İnsanlar Kuş Adam oyuna girdiğinde dağıldıklarında. Parayı köşedeki kuş suratlı bir adam kazandı. Oyuna girmeden oyuncular hakkında ufak tefek bir şeyler kapmayı düşünüyordu. O çaylak değildi. Sakince oynayacak ve kazanacaktı. başlarıyla selam verdiler ve kartlarına döndüler. Çocuk oyuncağıydı bu onun için. Herkese elindeki iki kızı gösteriyordu. kendilerinden biriydi.gözlerinden kim olduğu anlaşılıyordu. kalkıp gidecekti. şansını zorlamayacaktı.

Herhalde çok kötü bir son bekliyordu onu. Burada. Bilmek istediği An hakkında binlerce kitap yazabilir. çünkü sonsuz.e-kitap.. gözlerini. sonsuz. en küçük ayrıntıdan en büyüğüne kadar. hiçbiri bunun mümkün olabileceğini düşünemezdi. biliyordu.. auraydı. Ellerinin ve dizlerinin üzerinde durdu. sürekli.. bir milyar. Kendi araştırmasında sonuca o kadar yaklaşmıştı ki. bildiği milyarlarca sesten biriydi.. birkaç saat içinde beyin dalgalarının maksimizasyonunu sağlamak için kullanacağı serumu geliştirebilmişti. Ameliyat masasında baygın yatan Julia'ya baktı. Birden öğlen yedikleri ağzına geldi. Petey'nin bağırarak bir şeyler dediğini duyuyordu. o da sonsuza dek uzanıyor. Petey'i yarı yolda bırakmayacaktı. Ölüyor muydu? Yoksa bayılıyor muydu? Hayır. Onu bu yere getiren soruyu anlamaya çalıştı. Ses ona fısıldıyordu. Ama tabii ki hiçbiri onun gördüklerini görmemişti. Odaklanmak zorundaydı... ama zihni o kadar bulanmıştı ki.. birçoğu farklı. Minnacık bir parçasına. Yüzeyini oluşturan sonsuz sayıda nodun her birinde bir başka boyut daha var. zaman yok. Şu anda beyin kimyasının Caine'inkiyle aynı olması gerekiyordu... O. ama bunu farklı bir şekilde biliyordu. Sonra onu görüyor.. Başını kaldırınca sırtı bir yay gibi eğildi.. dolambaçlı bir yol. bedeninin her bir zerresine işlemişti. Burnunu. ama geldiği An'da zamanının tükenmekte olduğunu biliyor. sonra da yere çakıldı. Bu kadar yolu gelmişken. Kapalı gözlerinin ardından. onu mahkûm ediyordu.ama tek olarak değil. Gözleri kapalı olduğu halde önündeki kusmuğu görebiliyordu. komik. Sonra gördü. Fısıldayarak konuşmaya başladığında gözleri hâlâ kapalıydı. Einstein'ın Görecelik Teorisi. olasılıksız? Ama imkânsız değil. Julia'nın kalbi duracak gibi oldu. Julia'nın EEG çıktılarına bakarken. Ameliyat masasından yuvarlanıp yere düştü. tanıyordu. Julia bağırıyordu. Zihnini donduran sancı. Başı kusmuğunun içine girmek üzereydi. Onlar o lokantadaki kazada yoktu. Laplace hariç.. işte orada. Onu her şeyden ayırmaktı güç olan.. Parçacıklarla dolu sıvıyı öksürerek tükürürken dilinde tattığı bu iğrenç tada bile şükretti.us . her bir bakterinin. O An'da ancak Petey'e ne yapacağını söylemek için zamanı var. gerçekte. Julia bunun bir koku olup olmadığına bile emin değildi. ama o çok uzaklardaydı. o da orada. Bunu yapmaya çalıştı. bir milyon. onu bırakacağını vaat ediyordu. Eğer sonsuzluğun küçücük bir parçasına bakarsa. Ona son iğneyi yapalı on dakika kadar olmuştu. her yöne aynı anda uzanan. bir cevap bulmadan gitmeyecekti. Bu başlangıçtı. her bir molekülün hareketini bile görebiliyordu. Schrödinger'in kedisi. Baktı. Ses'i başka bir zamandan biliyordu. Birden Julia ona doğru döndü. Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi. Nereye baksa. ama koku buna izin vermiyordu. Bilincini yitirdiğinin farkındaydı. Maxwell fizik yasalarının mutlak olmadığını kanıtlamamış mıydı? Tversky'nin teorisini duysa ne derdi acaba? Olasılık dışı. en azından bir an için bile olsa kokuyu unutabilmişti. her şey her yerde olduğu için. bir yoldan daha çok bir boyut gibi. "Bu iğrenç koku ne?" Koku daha önce bildiği hiçbir şeye benzemiyordu. elleri titriyordu. Ama bu boyut tek değil ki. Bir minnacık parçacık.' Deutsch'enin çalışmaları ve tabii ki Laplace'ın Şeytanı. Artık elinden gelen tek şey beklemekti. Bu karmaşıktan da öte. Bu sonsuzluk. Odaklanması gerektiğini biliyordu. kendi çevresinde dönüyor dolanıyor.12 Tversky. Birçoğu aynı. Zaman yok. Saklı Kütüphane 82 www. O kadar güçlüydü ki. boğazını tırmalıyordu adeta. : sonra her şey bitecekti. Onu bu noktaya kadar getiren tüm teoriler ve varsayımlar geçti aklından. İşte o anda Ses'i duydu. Ayrıca.. Ama zaman yok. yapamadı.

Boku yemişti. Pencereden sarkıp altı kat aşağıdaki avluya baktı. Petey onu duyabilmek için başını iyice yaklaştırdı. Bir ambulans çağırabilirdi. hayır. Nabzını yokladı.. kıpkırmızı iğne izleri konusunda bir şey yapamayacaktı. Ambulansı aradığı anda zaten şüpheli durumuna düşecekti. İlk başta elektrotların arızalı olduğunu düşündü ama sonra gerçeği anladı: Kızın beyin ölümü gerçekleşmişti. kafasında kalemle çizilmiş izler vardı hâlâ. Sonra da. derin bir nefes alıp. bir kaçış yolu bulmalıydı. Tam gelmiş geçmiş en büyük bilimsel deneyi yapmışken. Belki onu kurtarabilirlerdi. Minik. Pencereye koşup açmaya çalıştı. düşünmek istiyordu. Böyle olacağını Saklı Kütüphane 83 www. yani yirmi dakikası vardı. düşerken başından çıkan elektrotları geri taktı. paniklemezse.. Salak orospu bu laboratuvarda ölecekti ve her şeyin içine edecekti. İçgüdüleri ona. Nasıl buraya gelmişti bu iş? Her zaman çok dikkatli hareket etmişti.. Bunu nasıl açıklayacaktı? Kan ter içinde kaldı.. Sonunda HerAn onun sözcüklerine uyum sağlamak için şekil değiştirip. her şeyi kopyalayıp silecekti. bilimde yeni bir çağ açmışken. hayır. Başını yıkarken yapması gereken diğer şeyleri düşündü. nefes alamamaya başladı. Ne de olsa kız hâlâ hayattaydı. Yirmibir dakikası vardı. EEG verilerini. notlarını. Onu ameliyat masasına geri koyup. o da merkezinde. ama çok zayıftı nabzı. bir adım geri atarak kadının kafasına baktı. Ama güvenlik görevlisini nasıl atlatacaktı? Tversky'nin gecenin bir vakti binadan çıktığını hatırlardı görevli. odada volta atmaya başladı. Yirmi dakikası kalmıştı. otopsi yapar. Çok fazla. ellerini pembe bir temizlik maddesiyle sıvadı. Kalbi hâlâ atıyordu. Zamanı olması gerekiyordu. HerAn gözünün önünde evrim geçiriyor. Sonrasında da Tversky'nin bu işte parmağı olduğunu anlamak İçin dahi olmak gerekmiyordu. Julia konuştu. Kadının başındaki izleri silmek zorundaydı. ona bunu nasıl yapabileceğini gösterdi.us . Bunu kaldıramaz. düşünerek değil bilerekHerAn 'in ortasında kendini gördü. Boyutların hareketini görebiliyor. Düşünmesi gerekiyordu.. Julia kollarında hareketsiz kalınca Tversky titredi. hatta saçları kızın dudaklarını gıdıkladı. Tversky terli elleriyle saçlarını tarayarak. Bunu beceremeyecekti. Julia'ya bakınca bunun olmayacağını anladı. Eğer akıllıca davranıp. Ayrıca. HerAn değişiyor. Hayattaydı. ama beyni durmuştu. Zor açıldıysa da. Video çekimini. Belki de.e-kitap. Otopsiyi yapanlar kanındaki kimyasalları saptarlardı. kafa üstü çakılırsa. Yapacak çok şey vardı. hapse girecekti. Lavaboya gidip. her şeyi öğrenirlerdi. On sekiz dakikası vardı.Julia bir şeyler söylemek için başını kaldırdı. kızı temizleyip. Hademeler gelmeden önce. ama bunun bir işe yaramayacağını biliyordu. İlk önce bir göz kapağını sonra da diğerini açınca gözlerinin beyazlarını gördü bir tek. Ne yapacağını kestirebilmek için Tversky çaresizce laboratuvarda etrafına bakındı. Oturup. Juiia istediği için Kadın..zamanı tükendi. Julia nefes verdiğini hissetti. ama zamanı olmadığını biliyordu. hayır. Sesi çok cılız çıkıyordu. açıldı sonunda. değişirken onu delirtiyor. Kendini görebildi . Julia'nın artık geri dönüşü olmayacak bir şekilde gittiğini söylüyordu. Zaman akıp gidiyordu. Eğer ölürse.. Julia'nın gözlerini göremiyordu. düşünerek. Onu uyandırmak için yüzüne hafifçe tokat attı. Laboratuvardan kaçıp gitmek geçiyordu içinden. Tanrım. Neden ikinci bir plan yapmamıştı ki? Julia'ya nefretle bakıyordu.. Dayanması gerekiyordu. Hademeler gece yarısına doğru gelirlerdi. Julia Pearlman olan bilinçli birey yok olmuştu. Hiçbir şekilde hareket yoktu. Sonunda nefesine hâkim olmayı başardı.. yerdeki kusmuğu temizledikten sonra bilgileri de saklayacaktı. fark etmezlerdi. Tversky.. Duvardaki saate baktı: Saat 11:37'ydl. belki de işe yarardı. Belki bu planı işe yarardı. Bir pencere.

umdu. Ölen bir hayvanın çıkaracağı bir sesti bu. Kızı kucaklayıp taşıdı. Bilincinin açık olup olmadığını anlamak için kızın yüzüne baktı. yarım saate kalmaz da evde olurdu. Dokuz dakikası kalmıştı.e-kitap. Video kaseti seyretmek için sabırsızlanıyordu. Sekiz dakika. O kadar çok şey söylemişti ki kız hepsini anlayamamıştı. Tüm gücünü kullanarak kızın bedenini pencereden dışarı fırlattı. cılız ama iğrenç bir sesti. derin bir inlemeydi bu. Bu sesi bir daha duyarsa çıldıracaktı. ama bir cümlesini çok iyi hatırlıyordu. Ama ağzı açık bir halde duruyordu öylece kız. Hademeler gelmeden buradan gitmiş olacaktı. "David Caine'i öldür. sonra da sessizlik oldu. Uzun.us . Çıldıracaktı." demişti fısıldayarak Julia. "Öldür onu. Artık dayanamıyordu. Pencerenin dibine gelmişti sesi duyduğunda." Saklı Kütüphane 84 www. Bir saniye sonra bir şeyin çarptığını duydu. Tversky hiçbir sesin bu kadar üzücü. sanki bu beyninde yankılanıyordu. Laboratuvarı temizlemek ve bilgileri bir CD'ye yüklemek birkaç dakikasını alacaktı. Tversky üzerinden bir yük kalkmış gibi derin bir nefes aldı. bunu yaparsa geri dönüşü olmayacağını biliyordu. Bu. Sonra kız yine inledi. acıklı olabileceğini tahmin etmezdi. Bir an için dondu kaldı.

Bazen kahvaltıdan önce altı imkânsız şeye inanmışımdır. Henry Louis Menchen. bilinemeyecek diye bir şey var. bir şeyin bilinemeyeceğine inanmakta zorlanıyoruz. O da karşımıza geçmiş sakin sakin işine bakıyor.us .II. BÖLÜM HATA PAYINI EN AZA İNDİRGEMEK O kadar çok esrarengiz olgunun nedenini buluyoruz ki. Alice Harikalar Diyarında.e-kitap. Saklı Kütüphane 85 www. yazar.Beyaz Kraliçe. Ama yine de bilinemeyen.

Ne kadar da önemli gelmişti ona. ama zaman olmayınca. sarhoş olmak bile istemiyordu. Orada koku da olmayacaktı. Nava'nın içgüdüleri hâlâ kendini kurtarmak İçin planlar yapmaya devam etmesini sağlıyordu. ama bir insanın düştüğünden şüphelendiği için irkilmişti. ölen zavallı kızı bir an bile düşünmemişti. Nava'nın yüreği daraldı.us . Son parasını da kaybedince. bacağı o kadar garip açılarda duruyordu ki sanki oyuncak bir bebekmiş gibiydi. sokağın karşısına geçti hemen. Şimdi olmayacaktı HerAn olacaktı. Başta hedeflediği 267'den yüz dolar kadar fazlasını yani. sesi duyunca. Üç onlusunu alt etti ufak bir kentle rakibi. Eli. ne kadar da saçmaydı. Nava. Kalkıp gitmesi gerektiğini bilse de yapamıyordu. Bunu harcamaya mecali kalmamıştı. Sonra da bir anda ödü patladı.e-kitap. ▲ Caine dört saat içinde 360 dolar kazandı.. ya da onu Ruslara teslim edeceklerdi. Bir zamanlar canlı olduğuna dair tek kanıt karnındaki derin yaradan akan kandı. Zihni bir çıkış yolu arıyordu. Saatler boyunca. olduğu yerde çakılıp kaldı. Nava avluya girdiğinde çürük et kokusunu duyup. 80 doları kaybettiğine o kadar sinirlendi ki. Alfa deneğini teslim etmezse ya Nava'yı öldürteceklerdi. Cebinden bir mendil çıkardı ve bununla Julia Pearlman'ın yarasını sildi. Ama sonra. ama duramıyordu.o saf muhteşem HerAn. En azından bunun için şükredebilirdi. Julia son bir kez nefes aldı ve gözlerini açtı. kolu. önünden fırlayarak geçen fareleri de görmezden geliyordu. Kardaydı zaten. Nava birden kendini çok suçlu hissetti. Burnunu eliyle kapadı ve çöp tenekelerinin yanında duran. İki saat boyunca yürürken soğuğun tadını çıkardı ve sürekli kendisini eleştirip. aptalca oynayıp. Ölü kız konuşuyordu. ağzı açılmış torbaların arasından geçti. Julia söylemesi gerekeni söyledi. Bu kelimeyi düşündü. Yüzü acıyla gerilmişti. Bunun yerine eve giden yolu uzattı. ama kim olduğuna dair bir şüphe yoktu. Ne zamandan beri insanlıktan çıkmıştı? Ne zamandan beri sadece kendini düşünüyordu? Ama bunları sorgularken bile. kızıp durdu. Karanlık olduğu için neyin düştüğünü göremedi. Sonra da kendisini yapmayacağına inandırdığı şeyi yaptı: Oyunda kaldı. Nasıl bu kadar aptal olabilirdi ki? Nikolaev'e onikibin borcu olması Saklı Kütüphane 86 www. Koreliler başarısızlığı kabul etmezlerdi.652 saniye sonra Şimdi olmayacaktı.13 Nava. Tüm kumarbazların söylediği en önemli cümleyi söyledi: Kötü eller gelmeye başladığında masadan kalkacağım. Soğuk sokağa çıkıp ellerini sıcak tutmak için ceplerine sokunca. 80 dolar kaybetti. ölen kadının başını yavaşça çevirdi. Sonra cesedi gördü. Şimdi dinlenme zamanı gelmişti. dalga geçermiş gibi. Bir tek bacaklarının arasında tüyler vardı. Bu Julia Pearlman'dı: Namı diğer Alfa deneği. Aklına başka bir şey gelene kadar belki de bir kan örneği vermek Korelileri avuturdu. Çok kötü oynadığının farkındaydı. 3. kartlar çok kötü gelmesine rağmen sonraki beş eli oynamakta ısrar etti.. Kendine hep aynı şeyleri söyledi: Şansı açılmıştı. Sonra da çöp torbasından bir parça koparıp mendili buna sardı. Şimdi. Caine sessizce ayağa kalkıp gitti. dikkatlice oynayarak biriktirdiği fişler azalıp yok oldu otuz dakika içinde. Kadın çırılçıplaktı ve saçı yoktu. son kalan yirmiliği eline değdi.

bu parlak görüntü sanki onu büyülemişti. Geliyorlar. "Daha iyi." dedi ve Jasper'ın ağzına bir yumruk attı. Durduğu yerde içkinin geri kalanını da içti ve bardağını yine doldurdu. Ekranda kendini seyretti. kafası kaldırıma çarpınca. ▲ Tversky kapının sürgüsünü çekene kadar nefesini tuttu. Ciğerlerindeki hava boşaldı sanki bir anda ve Jasper iki büklüm oldu. Anladın mı?" Kozlov yüzüne tüm gücüyle basınca. Başarmıştı. Şişeyi yanladıktan sonra.yetmiyormuş gibi. Sandalyesine geri dönerken bir içki daha aldı. o da buraya gelmişti. Jasper. Zamanı ve tarihi söyleyip. Caine.e-kitap. Alfa deneğini tanıttı. Kozlov. deneyin bir parçası olarak göstermek daha kolayına Saklı Kütüphane 87 www. Mercy'deki görevliler dövmüştü onu ve sonunda da Thorazin enjekte etmişlerdi. Saatine yine baktı: Saat tam 12:20:00 oldu. Hiçbir sokak kavgasına karışmamıştı ve ayrıca bu akşam kimsenin ona ilaç vereceği de yoktu. Jasper'ın yüzüne doğru eğildi. Jasper bir cevap vermesi gerektiğini anladı. bayıldı. farları parlıyordu. Jasper'ın ceplerini karıştırarak. Jasper. Bir saniye sonra da Jasper'ın karşısında durmuş ona bakıyordu ters ters. Eğer paran varsa." Kozlov ayağını çekince Jasper kafatasının genişlediğini hissettiğine yemin edebilirdi. motoru durdurmadan. sonra hızla hatırlamaya devam ediyordu. bir yanağında da Kozlov'un çizmesinin tabanını hissediyordu. "Vitaly sana bir mesaj iletmemi istedi Caine: Parayla kumar oynama. Zamanı geliyordu. dev Rus'un adının Kozlov olduğunu hatırladı. Hemen olup bitecek. Aklı hızlı işliyordu." "İyi. midesine yumruk yerken. "Beş gün sonra görüşeceğiz. Ses yakında geleceklerini söylemişti. Kozlov. Tam o anda büyük bir araba döndü köşeyi. ama Ses getirmemesini söylemişti. Ses. İçki dolabına gidip kendine dört parmak viski koydu. David poker oynamaya gideli yedi saat olmuştu. "Tamam. şimdi rahatla. borcunu öde. Bazen durup bir şeyi düşünüyordu. Vitaly'ye borcunu öde. Yiyeceği dayaktan çekiniyordu. Peter'in başka deneylerine de katılıp. sonra da büyük bir yudum içti ve içki boğazını yakarken bunun tadını çıkarmaya çalıştı. bir dakika içinde beşinci kez saatine baktı: Saat 12:19:37'ydi. Jasper'ın dünyası karardı. Çantasını yere. "Çok daha iyi. kendini bir sandalyeye attı. buraya gelmeden cüzdanını boşaltmasını söylemişti." İkinci içkisini de bitirince Tversky video kaseti videoya taktı. Rus onun yüzünü eziyordu.us . Jasper'a. Onu bir insan olarak değil de. tamam anladım. Çinlilere kaptırma. Jasper tabancasını da getirmek istemişti. bir de son 400 dolarını da kumarda kaybetmişti. eline aldığı siyah kumandadaki tuşlara titreyen parmaklarla bastı. Sandalyesine döndüğünde dünya daha hoş göründü gözüne. Cüzdanda bir dolar bulunca iğrenirmiş gibi bir edayla bunu yüzüne attı." dedi yüksek sesle. Sürücü. bir cüzdan buldu. Hava soğuk olmasına rağmen Jasper çok terliyordu. Gözlerini kapayarak son otuz dakikada olanları düşünmeye çalıştı. Her şey o kadar çabuk olup bitmişti ki. Kozlov saçına yapışıp başını kaldırdı ve çenesine bir yumruk attı. ▲ Kardeşinin oturduğu apartmanın dışında duran Jasper. o yüzden silahını evde masanın üstünde bırakmıştı. Bir içkiye ihtiyacı vardı. para kazanıp kazanamayacağını merak etti. arabadan atladı. Daha önce de dayak yemişti. Ama Ses ona David'i korumak için bunu yapması gerektiğini söylemişti. Kendine geldiğinde Jasper'ın bir yanağı kaldırımdaydı. Kendine gelmeye çalıştı.

Bu siteyi tasarlayanlar hiçbir yasanın çiğnenmesini desteklememektedirler ve sorumlu tutulamazlar. Alfa deneğinin ilk sözleri çınlıyordu bu sessizliğin içinde. ya da neyi doğru yaptığını anlamaya çalışıyordu.62 saniye sonra 175. masadan düştü. tsunami gibi ekranı kapladılar. Başta Teta dalgaları yükseldi hızla. Üç dakika oniki saniye boyunca konuştu. Nava soyadının nasıl yazıldığını bilmiyordu o yüzden birkaç giriş yaptı: Saklı Kütüphane 88 www. Kamerada görünmüyordu artık. Eğer bilgiyi edinmek istiyorsa. PARMAKİZİ ONAYLANDI Sisteme girebilmişti. baş parmağı pembe parlıyordu. kimi yerde yavaşlıyordu. siyah. Düz ekranda iki kelime vardı. CIA. Oda birden sessizliğe gömüldü. internete girdi. Bu programla tüm veri tabanlarına giriliyordu. gözlerini ekrandan ayırmadı. bir daha son sözlerini duymak istiyordu. Yalpalayarak masasına gidip. söylediğini yapmak zorundaydı.000 dosyadan ilk onu çıktı ekranına. Baş parmağını kare cam panele bastırdı. Yanlış duyduğunu düşünmek istemişti. Eğer belgeyi okuduysanız ve şart ve koşulları kabul ediyorsanız ENTER'ı tıklayın. Bir düğmeye basarak videoyu normal hızında çalıştırdı. Nava.e-kitap. Boş metal masa görünüyordu bir tek. Sonra EKG birden hareketlendi. Masasının üstünde duran lambayı yaktı ve çalışma mekanı yumuşak bir beyaz ışıkla aydınlanırken karanlık ofisin geri kalanı gölgelerle doldu. Bunun yerine sistemde biraz dolaşıp genelde 'rehber' olarak bilinen kısma geldi. Kaydın hışırtısı ile birlikte kızın fısıltısı korkutucuydu. Bir ışık gördü. Bazı söyledikleri anlaşılmasa da bazı kısımları çok açıktı ve her olası durum için ayrıntılı komutlar içeriyordu. O. Ekran değişince Tversky okumaya başladı. Vergi Dairesi. diğerleri çok az dalgalandı. dört çizgi yavaşça yükselip alçalıyordu. Ama fısıltılarını altı kez dinledikten sonra bunu inkar edemiyordu artık. Ama görülecek bir şey yoktu. Eğer Julia Pearlman'ın söylediği gibi bir adam varsa bu 'Rehber'de çıkacaktı. Öldür onu. Sesi açtı. Sonra ona son doz ilacı da verdi. Ekranın bir köşesinde EEG'si görülüyordu. Sayfa önüne çıkınca Google'ın renkli logosunun altına soruyu yazdı. Konuşması sanki bir dönme dolaptaymış gibi kimi yerde hızlanıyor. Nerede hata yaptığını. Sonra kız kusup. oturunca biraz yaylanan. öldürdüğü biri değildi. Kaseti yavaşlattı. FBI Vatandaşlık ve Göçmen Bürosu. Sitenin ana sayfasında şöyle yazıyordu: Bu sitede yer alan bazı bilgiler birçok federal. Altı kere dinledikten sonra televizyonu kapattı.us . Bu dosyalar sadece bilgi vermek için tasarlanmıştır. Denek masada bilinçsizce yatıyordu zaten. tüm dalgalar tırmandı. David Caine'i öldür. Tversky hemen sayfayı açtı. Aynen Julia'nın söylediği gibi yedinci dosyayı açtı.gidiyordu. yerel ve devlet yasasına aykırı olan faaliyetlerle ve araçlarla ilgili olabilir. 0. Tversky'nin dizüstü bilgisayarından indirilen son verileri okuyarak zaman kaybetmedi. Olası olmayan sonuçlar gösteren bir EEG çıktısı ve deneğin göz kapaklarının altında sanki fırlayacakmışçasına hızla hareket eden gözlerini gördü bir tek. Aeron marka sandalyesine gömüldü.

" dedi Grimes bir ısırık daha alırken." Yanaklarını şişiren adam sesli bir şekilde yuttu elmayı. Biraz bekleyince ekran bilgiyle doldu. Cain David." Ayağa kalktı. David. elindeki koca kırmızı elmayı ısırıp. Brooklyn. Sokak. Kain.. Biri geliyordu. sağ ol." dedi dönerek. İşi bitince fotoğrafa döndü yine.. Cain David P. kaine Adı : david Şehir : new york Eyalet : ny Enter tuşuna basıp programın veri tabanlarını taramasını bekledi. "Peki. David T. Okurken bilgileri ezberliyordu." Daha da büyük bir ısırık alıp. karşısına oturdu Nava'nın. büyük bir dairesi ve bolca borcu vardı. NY. Nava ona ters ters baktı. Grimes. David T. Ben de gecenin bir vakti çalışıyordum. Onun Columbia'dan mezun olduğunu görünce gözleri büyüdü." dedi Grimes. "Peki canım. "Sen bilirsin. Nava hemen dosyaya bir göz attı. Caine David M.'yi tıkladı. "Ne demek istiyorsun?" diye sordu sakince. David S.1775 York Caddesi. Grimes bir ısırık daha aldı ve tavana bakıp ağzı açıkken çiğnemeye başladı. 945 Amsterdam Caddesi. gidiyorum. Kane." "Merhaba. Woodhaven. Adam sıradan bir New York'luydu. "Bir ısırık?" dedi kadına doğru uzatarak elmayı. Bir yandan da Julia kendisine daha fazla bilgi verebilseydi daha iyi olacağını düşünüyordu.28 Batı 10 Sokak. 4. "Neden bu kadar önemlisin Bay Caine?" diye sordu. ALTI UYGUN YANIT BULUNDU: 1. çıplak ayaklarını Nava'nın masasına koydu. Manhattan. gelip bir merhaba diyeyim dedim. cain." dedi Nava. NY 3. "Bu arada. ama yan yolda durdu. 2.. NY. Nava ikinci ve dördüncü kişilere odaklandı. "Tokum. birinin usulca yaklaştığını duydu. "Bir şey mi istiyorsun?" diye sordu Nava. ikisinin de adresi Columbia Üniversitesi'nin altı blok civarındaydı. 6. Nava ekranını daha yeni kapatabilmişti.'yi tıkladı. yürümeye başladı. "Peki. Sırtını koltuğa yaslayıp.e-kitap." dedi Nava iğrendiğini belli etmemeye çalışarak. "Hayır.. 6. Zaten fazla beklemesi de gerekmedi. o zaman ben işime döneyim. Biraz sosyalleşelim demiştim. Özellikle aradığı şeyler vardı. "David Caine'i nereden bildin?" Nava'nın ifadesi hiç değişmedi. kain.Soyadı : cane. yemeye devam etti. "Sanmadım. "Belki. "Biraz önce dosyasına bakıyordun. Pasaport fotoğrafına baktı. Grimes karanlığın içinden çıkageldiğinde. ama bunlardan hiçbirini bulamadı. kane. Caine. Birden. Manhattan. Belli ki Nava'yı yalnız bırakmayacaktı. şöyle sorayım o zaman: Ne istiyorsun?" "Hiç. değil mi?" "Öyle mi sandın.us . "Tabii olur. Başka bir arama için tıklayınız. Dosyanın geri kalanına da baktı.14 Middaugh Sokağı.300 Batı 107. NY.. David Caine de sanki ona bakıyordu. NY." dedi Nava.niye?" diye sordu Nava. Manhattan. "Üzerinde çalıştığım tüm Saklı Kütüphane 89 www. Gözlerinde katı bir ifade vardı ve sanki onu seyrediyormuş gibi gülümsüyordu. Caine.24 Forest Park Sokağı. NY. ama yerinden kıpırdamadı. sararmış dişlerini göstererek sırıttı kadına. Çiğnerken de. P. biliyorum bebek. Manhattan. David L. Julia'nın sözünü ettiği kişi bu olmalıydı. Kim bilir?" diye cevap verdi çiğnerken Grimes. Bu adam gerçekten iğrençti. Üçüncü kişiyi atladı ve Caine.. caine.

Beni affet Jasper. İyi mi-" Adamın kan revan içindeki yüzünü görünce birden durdu. Yani karar vermek için 15 dakikası vardı." "Bu bilgileri daha kimseye göstermedim. Grimes etkilenmişti." Bir cevap beklemeden Grimes koridor boyunca kendi odasının ışığının geldiği yöne doğru yürüdü. İlk önce tabancasına baktı. sonra da gözlerini kapadı." dedi. New York eyaleti bina kayıtlarından Caine'in dairesinin planını indirdi." . Jimmy zaten Alfa deneğinin kim olduğunu bilmediği için feci kızgın. elektronik postayla hemen bana ulaştırılıyor. "Tanrım. Kendine değil. "Neden?" ' Grimes ona bir salakmış gibi baktı. Caine'in hemen getirilmesini isteyecektir. "Dün Tversky'nin bilgisayarına bir solucan yerleştirdim. yarın sen onu yakalayıp getirmeden önce hakkında her şeyi öğrenmek istedi de." Saklı Kütüphane 90 www. ama zaman akıp gidiyordu.dosyaları şifrelerim. Sokağa çıkınca bir taksi çağırdı. adamı yüzüstü çevirdi. Fazla bir şey ele vermeden. ama yeni dosyalardan David Caine'in tüm tıbbi kayıtları çıktı. "Yarın birini yakalayacağımdan haberim yoktu.us . Bu kendi yüzüydü. Bu gece şansım yaver gitti. Grimes'ın Forsythe konusunda söyledikleri doğruysa. sanki bu her şeyi açıklıyormuş gibi. Jimmy'nin aklı nasıl işler bilirim. "Yani bir dosyayı tamamen sildiğinde ve bunu başka bir yerde yedeklediğinde." Elmasından son bir ısırık alıp kalanını çöpe attı. "Vitaly'nin selamı var sana. Adam için üzüldü. sırt çantasını yüklendi. öyle mi?" dedi. Nava saçlarını düzeltti eliyle." dedi Nava." Nava başını salladı. Merdivenlere varınca eğilip." "Sen neden David Caine'le ilgileniyorsun?" diye sordu Nava. Grimes'ın kafasını dağıtmamak için kendini zor tutuyordu. çünkü yakında kendisi de sokaklarda yaşamak zorunda kalabilirdi. Eğer. "Çünkü o Beta deneği." dedi öksürerek Jasper. Özellikle de David Caine'i. Görüşürüz. "Demek sen de Tversky'yle buluşmasını gördün. Hoş. "Dr. Dr. Elini bacağına koyup ayak bileğindeki tabancayı yokladı. Ceketini kaptı. mavi büyük bir çantayı da aldı ve kapıya doğru ilerledi." Nava'nın aklı karışmıştı. Bir yandan da burnundaki kanı siliyordu. Beş dakika içinde bir turnuvaya katılacağım. "Neyse." "İz peşindeydim. Çöpü tutturamadığı için elma yanına çarpıp yere düştü. Biri girince. "945 Amsterdam. Caine'in dairesinden yüz blok kadar ötedeydi. Jasper'a bakıyordu. Onun Beta deneği olduğunu anladık. hemen yakalar. Grimes elmayı yerden almadı. Bunu alıp. ama ben Dr. Bilgilerin bir çoğu zaten elimdeydi. "Bu casusluk işlerinden hoşlanırım. Caine bir an için aklını kaçırdığını düşündü. Keşke ne yapacağını kestirmek için vakti olsaydı." dedi kendini beğenmiş bir edayla. yani Forsythe. Tversky gece yarısı tüm dosyalarını sildi. Jasper ne oldu sana?" "Rus dostlarından biriyle rastlaştık da. kim girdi bilirim. Taksi hızla yol alınca Nava arka koltuğa yapıştı. o zaman durum iyice sarpa sarmıştı.e-kitap. Beta deneğini de elinden kaçırmaz. o yüzden senin nereden bildiğini merak ettim. "Daha resmi olarak bir şey söylenmedi. ne zaman girdi." "Tanrım." dedi şoföre. ▲ Caine evine yaklaşırken girişindeki merdivenlerde evsiz bir adam gördü. ben bilgisayarımın başına döneyim. ama sonra kendini toparladı. Jimmy. "Ahbap.

Ayağa kalkınca neredeyse yere kapaklanacak gibi olup." dedi Caine kardeşinin yanından geçip tuvalete girerken. ama doktorlar Jasper için ne yapacaksa bunu Caine de yapabilirdi. Yabancı adamın yüzünün birkaç resmini çekti. düşmemek için Caine'in koluna yapıştı. sonra da kanepeye yığıldı. Aynen göründüğüm gibi hissediyorum kendimi. beş saat boyunca acil serviste dikilmek onu iyileştirmeyecekti. yanlış daireyi gözetlediğinden şüphelenmeye başlamışken küçük bir ışık gördü. sağ gözünü açtı. Hâlâ Mike Tyson'la bir raund boks yapmış gibiydi. Bir tasa sıcak su doldurdu. Bunu sonra inceleyecekti. Jasper hiç zorlanmadan dördünü de yuttu. Sol gözünü de açmaya çalıştı. Bu adam tanıdıktı. ama galiba kırık değildi." Jasper inledi. "Kaç tane var?" Caine şişeyi boşaltarak dört hap aldı. "Aynaya bakınca fikrimi değiştirdim. Şimdi görüş alanına girecekti.us . Koridorun ışığıydı bu. Kardeşinin göğsünde mor bir iz vardı ama kaburgaları kırık değildi. Kanı temizleyince Jasper'ın hali pek de fena değildi. Nereye gidiyorsun?" diye sordu Caine. Sokağın karşısındaki apartmanın damına çıkmış olan Nava. "Dur biraz. Cebinden anahtarı çıkardı." Jasper başının arkasını yavaşça yokladı. Beşinci kattaki daireye bakarken ışıkların yanmasını bekledi. bacaklarını kanepenin yanından aşağıya sarkıtarak. "N'aber. "Advil'den başka bjr şey yok." deyince Jasper. Ayrıca. Burnu kanamıştı ve şişmişti. Ufak bir dijital kamera çıkardı. Evde bir sürprizle karşılaşmak istemiyordu. Caine bir an için korktu." dedi Jasper oturup. Caine mutfağa gitti. en azından sırıtıyordu. dayan geldik. Jasper'ın kafasının arkasında da koca bir şişlik vardı. "Kaç tane istersin?" dedi ilacı göstererek. Bir an için kendine geldi. ama her an ölecekmiş gibi bir hali yoktu artık. "Haydi Jasper. İstersen sana nöbetleri önlemek için verdikleri deneysel ilaçlardan vereyim. Caine onu hastaneye götürmeyi düşündü. Nava gerildi. bunu da gece görüş dürbünü yerine kullanılabilirdi. yüzü kan içinde olan adam pek de tanınacak halde değildi. Jasper kapıyı açtığında berbat görünse de. Yüzü dağılmıştı. Kendi nefesi normalleşince Caine Jasper'ın yanına gitti. birkaç adım attı. kapının dibinde bekledi. Sol gözü mosmordu ve yanağı yırtılmıştı. kardeşi tuvalette işini görürken. zar zor nefes alan kardeşini izledi. Caine yabancıya yardım ederken gece görüş dürbününü taktı.Caine." "Advil alayım ben. gömleğini açtı ve yaralarına baktı. Yüzü kan revan içindeydi." "Akıllıca bir seçim.e-kitap. "Sana tuvalete kadar eşlik etmeme ne dersin?" "İyi fikir. Jasper’ın kolunu boynuna doladı ve kardeşini kapıya kadar götürdü. Sonra. Birlikte yere kapaklanmamak için Caine kapının koluna yapıştı. Daha doğrusu sırıtmaya çalışıyordu. daha önce kurduğu tripoda döndü. Caine ışığı yakıp da kapıyı açınca. ama göründüğümden daha iyiyim herhalde. Jasper'ın omuzuna yapışıp. Gerçi doktor belki birkaç ağrı kesici yazabilirdi. Gelmek ister misin?" dedi Jasper Caine'in elini iterek." Caine. kilidi açtı ve Jasper'ı merdivenlerden çıkarttı. Caine kanepeye kadar ona yardım etti ve ikisi de oturdular. "Bu akşam ne dertler açtın başına?" diye sordu Jasper. ama Nava bir türlü kim olduğunu hatırlayamıyordu. "Nasılsın?" "Pek parlak değilim. Caine kapıyı açmıştı herhalde. Ayrıca. rulo kağıt havlu aldı ve dönüp kardeşini temizlemeye çalıştı. ama şişen gözü kapanmıştı. Saklı Kütüphane 91 www. iki kardeş düşe kalka eve girdiler. "Tuvalete. "İlaç var mı evde?" Caine başını salladı. Kardeşinin deliksiz bir uyku çekmesi gerekiyordu. Bir dakika boyunca karanlığı seyredip. Caine kapıya yaslanıp.

yüzümü kum torbası olarak kullandılar. Her şey yolunda gitseydi. Yarın Philadelphia'ya giderim. "Sen de benimle gelsene. derken şu garip. "Nasıl özür dileyeceğimi bilemiyorum." Caine cümlesini bitirmedi.beni neden eşek sudan gelene kadar dövmek istediklerini de söyledi mi Kozlov?" "Çinlilerle ilgili bir şeyler zırvaladı. "Kim bilir? Belki de uykunda rüya görürsün." "Yaa? Ben bunu nasıl akıl edemedim acaba?" diye diklendi Caine. Her şey üstüne üstüne geliyormuş gibiydi. vahiy gelir. Sağlığım." dedi Jasper kanepeye uzanıp gözlerini kaparken." Jasper elini salladı. artık uçurumun kenarına geldim de." Saklı Kütüphane 92 www." "Yapamam. Sessizliği bozan Caine oldu." "Seni ben mi sandılar?" Caine parmaklarına baktı. "Şehirden çekip gitmen gerek. para işini halledecek bir iş bulurdum. ama Dr.. ama yine de. "Neyse. "Bunun olacağını bilemezdin ki." "O herif seni öldürürse de bir hayatın olmayacak.' "Tabii." Jasper başını salladı. Bu benim son şansım. "Peki. hayat tüm gerçekliğiyle çok fazlaydı onun için." "Keşke gelebilsem." dedi Caine bu sözleriyle kardeşini avutabileceğini umarak.. "Bana baksana sen.. Lokantada olanlardan söz etmek istemiyordu. ya da bana tıpatıp benzeyenler için."Başa çıkamayacağım bir dert açmadım. "Herhalde bu yüzden Ruslar. "Oluyor. yani anlayacağın keçileri kaçırıyorum galiba. "Özür dilerim Jasper." "Boku yedim. Belki de birkaç günlüğüne şehirden ayrılsan iyi olur." Caine bir sandalyeye attı kendini... Bu nöbetleri durdurmak için verdiği ilaç işe yarıyor gibi.e-kitap. Böyle garip şeyler oluyor insanlara." dedi Jasper yavaşça burnunu kaşıyarak. "Eğer nöbetlerimi kontrol altında tutamazsam bir hayatım olamaz." dedi Caine lokantada olanları düşünerek. Kummar'ın testlerini tamamlamak için burada kalmam gerek...us ." Nikolaev'in nasıl hemen haberi olmuştu ki Billy Wong'un yerinde oynadığından? Diğer oyunculardan biri gammazlamıştı herhalde. Bir sonraki soruyu nasıl soracağını bilemiyordu. "Haydi yatalım." Bir an için iki kardeş de bir şey demedi.. New York bu aralar benim için pek de güvenli bir yer değil." "Evet." "Ben de aynı şeyi düşünüyordum. yardımcı olmaya çalışıyorum." Caine ayağa kalkıp parmaklarıyla saçını düzeltti. İkizinin dağılan yüzüne bakınca.

Eğer bu konuda yanılıyorsa. İlk başta bir hata yaptığını düşündü. Nava sistemin tarandığını ve şifresinin devre dışı bırakıldığını düşündü bir an için.e-kitap. ama herhalde hâlâ geçerliydi. Ama o anda önüne bir ana menü çıktı. Nava'nın aklı hızla işliyordu. Bu sadece beş dakikasını aldı.14 Adamların derin bir uykuya daldıklarını duyduktan sonra. Birkaç ay önce Sosyal Güvenlik'teki sistem yetkililerinden birine para vererek kendisine bir kimlik ve şifre yaptırmıştı. Hiçbir zaman risk faktörü yok edilemezdi. Ama eğer Nava doğru tahmin ettiyse. ya da harekete geçecek ve kendini ele verme riskini göze alacaktı. Birden sessiz alarmların çaldığını. Nava fotoğrafları çekerken adam hareket ettiği için. Bu yüzden de. Program. Kapı eşiğinde yığılmış yatan adam David Caine'in kopyasıydı. Bir gözü şişmişti. tamamen yok edilemezdi. Birkaç düğmeye basarak kanları silip. ama bunu yapmanın başka bir yolu daha vardı. Nava harekete geçmeye karar verdi. dokuz farklı fotoğraftaki veriler birleşti ve adamın yüzünün üç boyutlu bir çıktısı oluştu. Bu yasadışı şifreyi kullanmayalı altı hafta kadar olmuştu. yüzü ise kanla kaplıydı. Saklı Kütüphane 93 www. İşi bittiğinde UGA'nın veri tabanına döndü. Sonra da şişmiş olan burnu küçülttü.. Yavaşça adamın burnu. ama görüntü yine de karanlık. F10 tuşuna basarak Sosyal Güvenlik ana dosyasına bilgileri girmeye başladı. Ekran karardı. birbirinden biraz farklı açılardan çekilmişti her biri. David Caine'in bir ikizi olduğunu kestirecek kadar ayrıntılı bir şekilde dosyayı taramadığından emindi. evine dönmek yerine. UGA'nın ana dosyalarını değiştirecek yetkiye sahip olmadığını biliyordu. Asıl yapılması gereken riski değerlendirmek ve en aza indirgemekti. Şişmiş olan gözün yerine sağ gözünün ayna yansımasını yerleştirdi. yüzünün geri kalanının cilt rengini kopyaladı. Her şeyi apaçık görüyordu.us . Nava kulaklıklarını çıkarttı ve ne yapacağını düşünürken dinleme mikrofonunu kapadı. Adamlar daireden çıkana kadar bekleyebilirdi. Nava'nın ne yapmaya çalıştığı hemen anlaşılırdı. yine UGA laboratuvarına gitti. Caine'in ikiziydi bu. gözetlemeye sabah devam etmeyi düşündü. Caine'in arkadaşının kim olduğunu bilmenin önemli olduğuna dair bir his vardı içinde. Caine'in dosyasını açınca aradığı bilgiyi buldu. güvenlik kapılarının kırıldığını ve silahlı askerlerin ona doğru yaklaştığını canlandırdı gözünde. Sosyal Güvenlik veri tabanına girdi ve Enter tuşuna bastı. yani sahte isimlerle girişler yapabiliyordu. Bu beklenmedik bilgiyi nasıl lehine kullanabileceğini düşünürken. her seçimin olumsuz sonuçları olabilirdi. Çalışma mekânına geldiğinde Caine'in garip konuğunu daha yakından görmek için dijital resimleri bilgisayara yükledi. ama onu rahatsız eden. Her bir fotoğrafta adamın yüzünü büyüttü. Sonra her şeyi anladı. Biraz kestirip. Grimes'ın.. gözleri ve kemik yapısı belirginleşti. Birden resim tanıdık gelmeye başladı. adını koyamadığı bir şey vardı. Böyle zamanlarda hep içgüdülerine güvenirdi. İşi bitince de yüzü kendine doğru çevirdi. kimlik belirleme sistemi sihirli bir değnek gibi işlemeye başladı. dosyaları oluşturmak için kullandığı kaynak veri tabanlarını gözden geçirirken ekranda 'işlem tamamlanıyor' yazıyordu. Bir seçim yapmak zorundaydı: Ya bekleyecek ve fırsatı elinden kaçıracaktı. Birkaç düğmeye basınca.. ama daha gün batımına birkaç saat vardı. Otuz saniye içinde ekran normale döndü. Hızlıca hata olup olmadığını kontrol etti ve haklı olduğunu gördü. bulanık ve bozuktu. Caine'in dosyasını açtı ve bilgisayara kayıtları güncelleme komutu verdi. Toplamda dokuz kare fotoğraf vardı.

Kız altıncı kattaki bir pencereden atmış kendini." Forsythe birden donup kaldı. Nefes alıp vermeye çalıştı.. dün akşamki veri boşaltımı sırasında bir yedekleme yaptıysa Nava'nın yaptıklarının farkına varacaktı. İşi bitmişti." Grimes olduğu yerde kıpırdandı." "Kahrolası herif.sergileyen. sen de bu Saklı Kütüphane 94 www." "Aslında kim olduğunu bulduk. "Ajan Vaner. ama bu da önemli değildi. "Tamam canım. Tversky'nin bu yeni test sonuçlarını incelediğini gördüğümde. Jimmy?" diye sordu Grimes. "Dr. bir süredir arayıp bulamıyorlar. Olan oldu işte." diyerek iç geçiren Forsythe sandalyesine sırtını dayadı. gözlerini kapayarak duygularına hâkim olmaya çalıştı. Baştan başla. çünkü kız onun laboratuvarının penceresinden atlamış. dün laboratuvara getirilen." dedi dişlerini sıkan Forsythe gözlerini açarak. okumaya başladı." "Tversky'le bir bağlantısı olabilir mi?" Grimes başını salladı. sizi dün akşam yataktan kaldırmadım. evsiz pisliğin teki onu çöplerin arasında çıplak yatarken bulmuş. "Bana bildiğin her şeyi anlat. Bunu aynı tür ." "Üç saat önce aramaya başladılar. Nefes al. dalga geçiyoruz işte. al. Ona Beta deneği diyor. ama bilmiyordum.us . Bunun bir intihar olduğunu düşünüyorlar. Eğer Grimes." Grimes elindeki mini bilgisayarı açıp. Forsythe. Eğer iş bu noktaya gelirse. Forsythe. salağın haklı olduğunu düşündü. "Kim olduğunu nasıl buldunuz?" Grimes gülümsedi. Sabahın saat ikisinde. o gece ikinci kez Caine'in dairesine gitmek için yola koyuldu. bir yandan farkında bile olmadan kulağını karıştırarak. Grimes'ı elleriyle boğmamasının tek nedeni ona ihtiyacı olmasıydı." "Evet. bir heriften edinmiş. Kız ölmeden önce Tversky onun üstünde yeni bir kimyasal bileşimi deniyordu. ver." Forsythe birden ümitlendi. Diğer öğrenciler de arada Tversky'le kızın gece geç saatlere kadar. Grimes'dan öcünü almak için bekleyecekti. Aynı gün. "O Alfa deneğiydi. senin vardiyanda oluyor tüm bunlar.FORSYTHE. zaten Nava çoktan arayı açmış olacaktı. sanki bir bulmacayı çözmüş gibiydi. tam ağzını açıp bir cevap verecekti ki. İş yerinden çıkıp. Bırak o Caine'i yakından izlesin. Ajan işi herhalde. "adı sanı belli olmayan bir denek daha çıktı başımıza. Gerçi tam olarak açıklamadı nasıl bilgi edindiğini. Her ne boksa.." "Başka kim biliyor bunları?" Grimes'ın yüzü ciddileşti." "Şimdi nerede Vaner?" "Son gördüğümde Caine'in dairesinin dışında adamı gözetliyordu. Adli tabip daha ölüm nedenini araştırıyor. "Peki. kendini zorlayıp. Adı David Caine. Sadece. Şunu biliyordu: Bu oraya son gidişi olacaktı." dedi Forsythe. "Onunla konuşmak istiyorlar. James Forsythe'ın ne kadar kızgın olduğu kelimelerle ifade edilemezdi.Tüm veriler tek bir değişiklik dışında aynıydı. evrakın üzerindeki kimlik numarasını muhasebeye bildirilenlerle karşılaştırdım. "İyi misin Dr.. sen bunu bilmek istemeyeceğimi mi düşündün?" "Teknik olarak ortadan kaybolmadı. "Polis raporuna bakılırsa gece saat 11 ile 12 arasında Julia Pearlman adında bir doktora öğrencisi ölmüş. Veri tabanını temizlemeye çalışırken bilgisayarından bazı bilgileri indirebildim. aynı kimlik numarasıyla David Caine'e bir çek yazmışlar.yetenekler.." Forsythe en azından bu iyi habere sevinebildi. "Özür dilerim. öyle görünüyor. "Oldu." Forsythe." "İzlediğimiz bilim adamı ortadan kaybolunca. ama daha cinayet olmadığına da emin değiller." dedi gülümseyen Grimes. ver.e-kitap. baş başa verip çalıştıklarını söylemişler. "Ne dememi bekliyorsunuz anlayamıyorum. ilk bulgulara göre omuriliği kırılmış galiba. Ayrıca. Kendinden geçmişti.

Aslında bunların hiçbirinin olmaması gerekiyordu. Elma ve portakallar kaldırımda yuvarlanmaya başladı. birden sanki bir şeyler olacakmış gibi hissetti. çıktı odadan. Sonra kokuyu duymaya başladı.e-kitap. Radyodaki farklı kanallara da bakardı. Beş dakika kadar bekledikten sonra bir adam çıktı karşısına. tek bir hamlede arkasını dönüp. Teorisini de destekliyordu veriler. İnşaat işçisinin ikinci bir oğlu olmalıydı. Pearlman'ın EEG çıktıları Forsythe'ın daha önce gördüğü hiçbir çıktıya benzemiyordu. Baş üstüne Kaptan Jimmy. ama her seferinde klasik rock kanalına gelip takılırdı sonunda. Kel adamın aslında spor yapmaya gidip. ilk başta arkadaşı sonra da sevgilisi olacak biriyle tanışması gerekiyordu. Bir anda Caine bütün bu insanların gününü değiştirmişti. onun mavi bir elbise giydiğinin ve elinde iki alışveriş torbası olduğunun farkına vardı. ama dengesini kaybedince torbaları yere düştü. Pink Floyd çalıyordu kanalını bulduğunda. sarı bir bluz giyen yaşlıca kadının üstüne döktü. çünkü bir hastanenin acil servisinde birinin gelip de parmağına bakmasını bekleyecekti. şık giyimli bir işadamının ayağına alet kutusunu düşürünce adamın Gucci marka ayakkabılarını berbat etmekle kalmayıp. Tam olarak ne olduğunu bilmiyorsa da bir şeylerin yanlış olduğunun farkındaydı. Aslında David Caine'e başka testler yapması gerekiyordu. Esmer kadının yine manikür yaptırması gerekecekti. Hayır! Birden olduğu yerde aniden durunca arkasından gelen. bir de ayak başparmağını kırdı. "Günaydın General. "Sizden bir iyilik isteyecektim. ama bu gerekli değildi." ▲ Caine elindeki iki kahveyi ve çöreklerin içinde durduğu torbayı düşürmeden sokakta ilerlemeye çalışırken. Yaşlı kadın eve gidip üstünü değiştirmek zorunda kalacaktı. Yalnız kaldığına memnun olan Forsythe. Beyaz. Kadın sola doğru kaçmaya çalıştı. Bu duyguya kulak asmayarak kulaklığından duyduğu müziğe odaklanmaya çalıştı. ama çalışmaları bilimde bir devrim niteliğindeydi. Tversky yanında çalışsa Forsythe'ın işi kolaylaşırdı. işadamının kendisine açacağı tazminat davasından kurtulmak için bir avukat tutmak zorunda kalacaktı." dedi olduğu yerde doğularak oturan Forsythe. ama tazminat davası açılınca strese Saklı Kütüphane 95 www. Caine bunları gözünde canlandırdı. Serum enjekte edildikten bir dakika sonra." "Olur efendim. ama yine de kimyasal veriler bunu doğruluyordu. Tversky'nin son laboratuvar notlarına baktı. o zaman Caine'i yakalamak tehlikeli bir işti. Ayrıca. cep telefonuyla konuşan. Forsythe telefon kayıtlarına baktı ve telefonu eline alıp bir numara tuşladı. Alfa deneğinin beyin dalgaları aynı hızda ve hizada yükselmişti. Dökülen meyveler daha da fazla zarara yol açtı.us . kısa bir üst giymiş olan kel bir adam elindeki Frapuçinoyu istemeden parlak. Tversky deneyi yaparken kızı öldürmüştü. sonra araya saçma sapan bir reklâm girdi." Grimes askermiş gibi topuklarını birbirine vurup. Bu değişiklikler başka değişiklikleri de getirecekti. Tamamlanmamış olmalarına rağmen yine de inanılmazdı sonuçlar. Devanası kılıklı zenci bir kadına çarpınca. İri yarı bir inşaat işçisi. Mor etekli esmer bir kadın da düşüp iki tırnağını kırdı.arada Tversky'yi bul. sanki bir göle bir taş atmıştı ve genişleyen daireleri izliyordu. Caine öne doğru sendeledi ve elindeki kahveyi düşürdü. uzun boylu adam Caine'e çarptı. Sonra birden farkına vardı. Kel adam gidip bir frapuçino daha alacaktı. iş adamı ise o günkü toplantıların hepsini kaçıracaktı. Stresli olduğu anlarda walkmanini kulağına takar ve kendi dünyasına dalmaya çalışırdı. İnşaat işçisi. dar. Ama eğer Tversky'nin teorileri doğruysa. Caine'in yeteneklerini sınamamıştı daha.

Caine bir anda tüm bunları gördü. derin derin. Sanki kalbi yerinden fırlayacakmış gibi oldu. Grimes. derin derin. Jasper'la küçükken oynadıkları bir oyunu hatırlatan bir rüya. İş adamının iki ay içinde ölmesi gerekiyordu. Radyolarını dinledim. ama şimdi hiçbir şey olmayacaktı. Bu sadece gündüz gözüyle görülmüş bir rüyaydı. hepsi bu.. ama herifin ambulansa binmeye niyeti yok.. Jimmy'yi de sinir edebildiğinde keyfine diyecek yoktu. Git Ailce'e sor. başını çarpmış hepsi bu. İş adamı. metroya giderken." "Tamam efendim. Sırtını incitmiş olabilir. o da. Ama durumuna bakılırsa kaldırımda yığılıp kalmış hepsi bu. Kalbinden rahatsızlanmasını önlemek için hemen bir ameliyata alacaklardı ve o da ölümcül bir kalp krizi geçirmeyecekti. Bu önsezi miydi? Daha önceden olacakları mı görmüştü? Hayır. Grimes eğer bu görüşmeyi kayıttan bulup da arka plandaki sesleri kısıp. Birkaç uydudan Saklı Kütüphane 96 www. işte aradığı cevabı bulmuştu. Gün içinde rüya alemine dalmıştı. Sırt üstü yerde yatıyordu ve çevresine doluşan insanların yüzlerine bakıyordu. Serin bir karanlık kapladı Caine'in her yanını. sonra da düştü. Yüzünden oluk oluk ter akmaya başladı.e-kitap. Derin derin nefes al. Biri ambulans çağırmış. Sağ alt köşedeki ekranlardan birinde olay tekrar tekrar oynuyordu ve Grimes bunu en az on kere seyretmişti. Hedef de. Yumruklarını da sıkmamaya çalıştı. gerçi başı feci zonkluyordur herhalde. Esmer kadın da terfi etmesine yarayacak bir iş yemeğine katılamayacaktı. pratisyen doktor adamın iyi olduğunu söyledi. işçiye bağırırken döndü . galiba onu yerde tutan da adamdı. Zonkluyordu. Caine ayağa kalkmaya çalıştı. "Bana tam olarak ne olduğunu anlat. Vaner ise yaya takipte. Bu arada peşinden ayrılma sakın.girecek ve evliliği de bitecekti." dedi dolgun bir sarışın." dedi Grimes önündeki monitörlere bakmak için dönerek. Neden 5 metre boyundaymış?' "Eee?" Forsythe'ın sesi cızırtılı geliyordu kulaklığından. sonra da dünyası karardı. Onu kamyonetle takip ediyoruz. Tüm bu konuşan insanların yüzlerini görmek midesini bulandırıyordu. hayır." "Hedef bir anda durdu. beyni de ritme uygun bir şekilde büyüyüp küçülüyordu. hedef de dengesini kaybedip dev bir karıya çarptı." Caine gözlerini kapadı. Sanki kalbinin her atışında. Gözlerini açtı. "Şimdi nerede peki?" "Evine doğru yürüyor. Gözlerinin kapalı olduğunu fark edince açmaya zorladı. baş üstüne efendim. sonra da ne olduğunu anlamaya çalış. sonra da birden zihninden silindiler. düşüp kalçasını kırması gerekiyordu. Dr. Karanlık daha iyiydi.Jimmy on saniye kadar hiçbir şey demeyince onu sinir ettiğini anladı. Evet. "Acil yardım ekibi yolda. Karının meyveleri insanların ayaklarına takıldı. "Bakıyoruz. Derin derin nefes al. Zaten şimdi her şey bulanıklaşıyordu. Buna bir bakacaktı zamanı olduğunda. . o da tanıdık karanlığa gömüldü." Grimes askerlerle dalga geçmekten büyük zevk alırdı. hele bir de bunu kullanıp Dr. sonra da bir adam ona çarptı." "İyimi?" "Gayet iyi. torbasındaki meyveleri düşürdü. Küçükken sokaktan geçen insanları seçip onlara gün içinde ne olacağını tahmin etmeye çalışırlardı. "Sen olduğun yerde yat ahbap" Yine zenci adam konuşuyordu. çevresindekilere bakıp başını tuttu.us . "Galiba kendine geliyor." dedi kalabalığın arkalarından bir adam. ama biri onu geri itti. Jimmy'nin sesini yükseltirse onun içinden küfrettiğini duyabileceğine iddiaya girerdi. Dr. ama bir daha seyretmekten kendini alıkoyamıyordu." "Birkaç defa daha seyret görüntüleri ve başka bir şey gözüne çarparsa bana haber ver. Yaşlı kadının. ama hastaneye gittiğinde doktor kalp ritmindeki bir bozukluğu tespit edecekti. "İyi misin adamım?" diye sordu zenci bir adam. "Kalkmasına izin vermeyin.

. resmi kaldırıp Caine'e göstererek. Ağzındakini yutunca konuştu.3 milyon dolarlık bir çek tutan bir adamın resmi vardı. Nikolaev'e para vereceğim gün daha da yaklaştı bir tek. Dairesine de mikrofon yönlendirdik." "Vaner'a söyle. Birkaç yıl sonra ise Caine. unutmuşum. Brooklyn.. Numarayı bir kâğıda yazıp. Bana onikibin dolar borç versen olur mu?' mu diyeyim.izliyoruz. O zamanlar Tommy'le az eğlenmemişlerdi.bu Tommy DaSouza." "Tanıyamadım." dedi Jasper gazeteyi kaparak. kardeşi ona ölü bir fare uzatmış gibi bakıyordu. Telefonu açtı ve bir numara tuşladı. "Bence şimdi aramanın tam zamanı. Caine neden bu gazeteyi aldığını bilemiyordu." dedi. ama bunun bana bir yararı yok. liseyi bile bitiremeyecekti. Tommy piyangoyu kazanmışsın duydum. Caine. eski mahalleden. masanın üzerinden kâğıdı ve telefonu kardeşine doğru kaydırdı." "Ne yapmamı istiyorsun ki? Arayıp. Yapmam öyle bir şeyi. "Bu yıllar önceydi Jasper. hâlâ Park Slope'da yaşıyormuş." dedi ağzı çörek dolu olan Jasper." "Kahve yok mu yani?" diye sordu Jasper. Hâlâ sıcaktır umarım." Jasper telsiz telefonu kaptığı gibi Caine'e attı." dedi Jasper. "Dert değil. "Beş yıl oldu onunla görüşmeyeli. Eğer sana para vermezse hiçbir şey değişmeyecek. hedefi yakalamaya yardım etmeleri için bir saldırı ekibi yolluyorum. Ne kaybedersin ki yapsan? Herif bir ömür boyu harcayamayacağı kadar para kazandı dün. "Özür dilerim.. Elimde olmayan ikibin doları. uykunda vahiy geldi mi bari?" "Ne yazık ki hayır. o zaman Saklı Kütüphane 97 www." "Ama sen Tommy'nin hep iyi bir dostuydun. Hani sen onun kıçını kollamıştın bir keresinde de o günden sonra bir yıl kadar peşimizden ayrılmadı. "Thomas DaSouza." Caine omuz silkti. Sülük gibi yapışırdı bize her dışarı çıktığımızda. tebrikler." Lise yılları. "Hatırlasana. Sanki yerken bir şeyler düşünüyor gibiydi.us . Caine o zamanlar okulu bitirmek için sabırsızlanıyordu. aferin ona." dedi Caine resme bakarak. yaş yirmisekiz. bu iş çantada keklik. Tommy bir işe girmişti. Kafana takma Dr. Caine ise üniversiteye gitmişti. ama eğer olur da kabul ederse." dedi Jasper. Ekip geliyordu demek.e-kitap. "Hay anasını." dedi Jasper. Şimdiyse her şeyin daha basit olduğu o yıllara dönmek için varını yoğunu verirdi. Tommy'yi bir kabadayının elinden kurtarmak için araya girdiği günü hatırladı. "Çörek peynirli ve soğanlı. Caine birden Bir şeyler gördüm. New York Post gazetesini de sehpanın üstüne bıraktı." dedi. "Thomas DaSouza. "Eee. Caine folyoya sarılmış bir çöreği kardeşine doğru fırlatıp. eski evinden beş blok öteye gidebilmiş ancak." "Ne demek yararı yok? Bu herif küçükken sana tapardı. "Bana baksana sen.. artık eski dostuyla fazla ortak yönleri kalmadığının farkına varmıştı. İki saniye sonra Jasper karşıdakine. "Peki. İşte şimdi seyret eğlenceyi. bayıldım ve kahveni kaldırıma döktüm demeyi düşündü. ama başlığı görünce alıvermişti işte. Genelde Times'ı okurdu. Mezuniyetten sonra fazla görüşmemişlerdi." Telefonu Jasper'a geri fırlattı. Ama bunun yerine. Hatta sen ona cebir dersi vermesen. Tommy onu son gördüğünden bu yana en az 20 kilo almıştı." Grimes ıslık çaldı." "Ne diyeyim. seni de onikibin dolar uğruna öldürmek üzereler. Ön sayfada POWERBALL MİLYONERİ yazıyordu kocaman harflerle. "sen yapmazsan ben yapacağım. Jimmy. Üstünde de elinde 247. "Emin misin o olduğuna?" Jasper makaleyi okuyunca başını salladı." "Keşke sana da piyangodan para çıksa. Ara şu eski dostunu.

" Tversky cebinden beyaz bir zarf çıkartırken ellerinin titremesini engellemeye çalışıyordu. Çocuk parmağını yalayıp." Jasper'ın kafiyeli konuşması Caine'i fena etmişti. "İlk önce Rus mafyasına olan borcunu öde. "Ben." dedi Jasper." Bir an sessizlik oldu ve Caine. Trike parayı kapmaya çalışınca. her ne satıyorsan istemiyorum. kese kâğıdını çantasına sokuşturup. hızlıca Broadway'e doğru yol aldı. çok istiyorsan bana bir katalog yolla postayla. Sonra. "Ne var?" "Tommy DaSouza'yı arıyordum. yara. David Caine. "Bana bak. Kese kâğıdını aldı Trike'tan." Trike gülümseyince iki altın dişi göründü. plastik silindirlere yavaşça dokundu. Üç kuruşluk otel odasına gelene kadar kese kâğıdının içine bakmaya cesaret edemedi. "Hadi ya. "Hadi bana eyvallah. elini kese kâğıdının içine uzatıp. ama sokak boştu. ama kardeşinin bu konuda haklı olduğunu da biliyordu. para." dedi Caine telefonu bir kulağından diğerine geçirirken kardeşine bakıp kaşlarını kaldırarak. Tek başına kalan Tversky. Arkasını döndü ama çıkmaz sokaktaki tek insan zayıf bir çocuktu. "Seni de bu yüzden aradım aslında.." Tversky zarfı Trike'a uzattı. "Şimdi şu herifi ara. "Para yanında mı moruk?" "Boz sen misin?" dedi Tversky şaşkınlık içinde. Videoyu seyreder seyretmez hemen dairesinden ayrılmıştı. bana Boz'la bulaşacağımı söylediler. "Parayı görelim. İlk çalışta sabırsız biri açtı telefonu. tamam mı? Telefon kaydımdan adresimi de öğrenirsin. satıcı değilim!" dedi çaresizce Caine bunun son şansı olabileceğini bir anda anlayarak. Zar zor yutkunarak. Kepenkleri indirince kese kâğıdını yatağın ortasına koydu.David. o da aynen öyle yapmıştı. İstemeyerek de olsa Caine telefonu alıp numarayı çevirdi.paçayı kurtarırsın. ama başına eğreti biçimde taktığı beyzbol şapkasıyla daha da küçük gösteriyordu. sonra gururunu düşünürsün." ▲ "Parayı getirdin mi?' Tversky neredeyse sıçradı korkudan.e-kitap." dedi ceplerinin birinden kahverengi bir kese kâğıdı çıkartarak. "İlk önce bana vereceğini görelim. Tversky gözetleyen biri olup olmadığını görmek için etrafına bakındı. "Dalga mı geçiyorsun? Boz daha önceden tanımadığı çatlağın tekiyle yüz yüze görüşecek değil herhalde." "Ama. Eğer ilgilenirsem ararım. Hadi hoşça kal!" "Bekle." Çocuk ellerini kocaman ceplerine soktu. Dave? Gerçekten sen misin dostum? Nasılsın?" dediğini duydu Tommy'nin. yoksa anca ense tıraşımı görürsün. Sandığından ağırdı paket "Şimdi ver şu lanet olası parayı." "Ya gururum?" diye sordu Caine." "Öyle mi? Kaderine küs bence.. Julia ona buraya gelmesini söylemişti.. Tommy'nin telefonu suratına kapadığını düşündü. Denemekle kaybedecek hiçbir şeyin yok.." diyen çocuk birden ortadan kaydoldu. parayı hızlıca saydı ve tomarı pantolonunun önüne tıktı. kara. "Pek iyi değilim. Oğlan taş çatlasa 12 yaşındaydı. Tversky onun ulaşamayacağı bir yerde tuttu zarfı. Ben Trike'ım. Şimdi benimle görüşeceksin." dedi Caine. Randevunuzu iptal etti.us . Çocuk güldü. "Tamamdır babalık. Terli parmaklarının altındaki pürüzsüz Saklı Kütüphane 98 www.

Toplam on mermi vardı. cüce kılıklı silah satıcısıyla iş görmesine kadar her şeyi bilmişti.sonra artık çok geçti. Lokantada nerede oturacağından tut da. Boğazına kadar batmıştı bu işin içine. Fikrini değiştirebilir. Derin derin nefes alarak.yüzeyi hissetti. Eğer David gelmezse Julia'nın yanıldığını anlayacaktı. Ama Julia'nın yanıldığını hiç sanmıyordu. Ama aslında bu doğru değildi. altıya daha birkaç saat vardı. Julia'ya olanlardan . Artık geri dönmek İçin çok geçti. Ayrıca. Ama bir yandan başka bir seçeneği olmasını dilerken. başka bir yol seçebilirdi. Onları düzgün bir şekilde yan yana dizdi.Julia'ya yaptıklarından . Saatine baktı. bundan sonrasını bilmeyeceğine dair bir şüphesi olmamalıydı. değil mi? Aslında Julia'nın dediklerini yapmak zorunda değildi. Mermilere bakarken. İstediğini elde edebilmek için David Caine'i öldürmeye çalışacak olması üzücüydü. Ama bunu yapacaktı. Saklı Kütüphane 99 www.e-kitap. Bu işi sonuna kadar götürmek zorundaydı. Şimdiye kadar her şey aynen dediği gibi olmuştu.us . tam olarak bu noktaya nasıl geldiğini hatırlamaya çalışıyordu. tüfeğin mermilerini kese kâğıdından teker teker çıkardı. başka seçeneği de yoktu Tversky'nin. Başka bir şey yapamazdı. diğer yandan da bundan başka bir yola baş koymayacağını biliyordu. Eğer şimdiye kadar olacak her şeyi bildiyse.

diğeri de Caine'in nerede olduğunu. Jimmy bu sabah. saldırı ekibi yolda.45kal. içeri girince de sürücü mekanı ile arka mekan arasındaki paneli kenara çekip arkaya geçti.e-kitap. M16A2/M4A1. Önlerindeki üç monitörü izliyorlardı sürekli. R. mayınlar (genel) TOW füzesi. antitank silahları. haritanın üzerinde yanıp sönen iki kırmızı ışık vardı. "Ya. Tüfek (12gauge). 120mm). Verdiği anda da hatasını anladı. Sen taktik ekiptesin.us . M203 el bombası ateşleyicisi. 90mm. yeşil ışık yaktı bu operasyon için. onu Grimes'ı oyalamak için yem olarak kullanıp. 81mm. Küresel izleme sistemi hiçbir aksilik olmadan devreye girmişti.15 Nava kimlik numarasını girdi ve 'Bul'u tıkladı. AT-4." diyen Grimes döner sandalyesinde Nava'ya doğru döndü. Eğer." Düşünmeden Grimes'a metalik cihazı verdi. Bazı bilgileri güncellemem gerekiyor. . M240B makineli tüfek. M24. Jasper kısa bir süre sonra daireden çıkmazsa Nava hapı yutmuştu. yine buluruz. Birim: Özel Birlikler Rütbe: Teğmen Silah'deneyimi: Tabanca (9mm. M18A1/A2 mayın. "Bana cep bilgisayarını ver. Grimes'ın monitöründe New York şehrinin planı çıktı. MK-19 makineli. Şimdi tek yapması gereken şey ikizini beklemekti. Dragon. Daniel. Tamam. Nava'nın oturabileceği bir yer yoktu. Saatine baktı." "Ne?" "İnanmıyorsan bak. 1111249 otomatik silah. "Demek alıcıyı yerleştirdin bile." dedi ek klavyeye bağlı en sağdaki monitörü göstererek. ama artık çok geçti. 106nım). Ekrandaki yazıların yerini New York şehrinin bir haritası aldı." Parmakları klavyede neredeyse ışık hızıyla hareket ediyordu." "Artık hedef mi?" diye sordu Nava. O sabah Caine'in deri ceketine bir alıcı iliştirmişti. el bombası. Saat onbire geliyordu. AD: Sptrn.38kal. Ekibe yerini bildireyim. Jasper Caine'i de bulduğunda. keskin nişancı tüfeği. Sokağın karşısına bakarken önünde bir Fed-Ex aracı durdu ve görüşünü engelledi. Sonra da Nava kayıplara karışacaktı. Biri Nava'nın şu andaki yerini gösteriyordu. Bu ekip birkaç silah kullanabilen bilgisayar uzmanından oluşuyordu herhalde. Konsolundaki bir yere aleti takan Grimes bir düğmeye bastı. AT-4. Şimdi herkes biliyor hedefin yerini. bomba (60mm. İkisi de klavyelerinde hızla bir şeyler yazıyorlardı. İlk komandonun dosyası vardı ekranda. Grimes ve ortağı o girerken başlarını bile kaldırmadılar. Elimizden kaçırsak bile. bizzat. UGA'nın Nava'nın profiline uyan personeli yoktu. . "Dr. Sürücü uzanıp sağ kapıyı açtı. David Caine'i kendi ele geçirecekti. piroteknik. o yüzden de Grimes işini bitirinceye kadar ayakta bekledi. tüfekler (RCL-84mm. M2 HB makineli tüfek.). hafif Saklı Kütüphane 100 www. Bir dakika sonra Grimes arkasına dönmeden elini Nava'ya doğru uzattı. Nava minibüse binip kapıyı çarparak kapadı. Ama Nava çok yanılmıştı.

" "Verdi efendim. Hatta." "Doktor Forsythe." "Bu ekibi nereden buldu ki?" "Bilmem. tae kwon do. Bir hata olsun istemiyor. Eğer UGA Caine'i ele geçirirse." "Ne bileyim." Grimes'ın cihazı ötmeye başladı. Bomba imha uzmanı olan Gonzalez dışında. jujitsu. o zaman Nava'nın hiçbir şansı kalmayacaktı. Grimes haklıydı. "Forsythe arıyor. hepsinin de becerileri üç aşağı beş yukarı aynıydı. Ekip şefi sizsiniz." dedi Grimes gülümseyerek." Kablosuz kulaklıklarını çıkartıp Nava'ya uzattı. İşte bu işleri karıştırıyordu. Dr. ama ne yazık ki bu kadar kısa sürede anca bu ekibi toparlayabildim. Nava üç askerin dosyalarına baktı. akıllıca olurdu." Grimes bacaklarının arasında sıkıştırarak tuttuğu kutudan bir yumuşak şekerleme aldı ve Nava'ya uzattı. Nava kulaklıkları çıkarttı ve tam Grimes'a geri vermek üzereydi ki onun kafasında da kulaklık olduğunun farkına vardı.e-kitap. Veriyorum. basit bir planla Caine'i alt etmek. ▲ Tommy'nin kim olduğunu anladıkları anda şube müdürü hemen telefonu bizzat kendi aldı ve Tommy'ye 'beyefendi' diye hitap etti. Bay Caine'e çok dikkat edin." "İyi. O zaman olanları gören olur mu olmaz mı diye dert etmek zorunda da kalmazlardı. değil mi? Bay Caine'e çok dikkat edin." Telefonu kapayınca hat kesildi. Aynen seni buraya getirttiği gibi. "Sence de abartmışlar. "Bu iş çocuk oyuncağı değil mi?" diye sordu Grimes. Göründüğünden daha tehlikeli bir adam. Anladığım kadarıyla ekiple birlikte Bay Caine'ı yakalayacağım ve onu UGA laboratuvarına getireceğim. değil mi? Bir sivili yakalamak için dört eğitimli asker yolluyorlar. Çiğnerken konuşmaya devam etti. hapkido. "Kapısını indirip herifi enselersiniz. "Dr.us . judo. "Mutlaka bir yedek getiririm. Grimes bunu ağzına tıktı. Nava başını salladı. Bu hoşuna gitmişti. Siz onları kontrol altında tutarsınız. Bir yolunu bulmalıydı. Dönüp bir düğmeye bastı." Nava tek kelime etmeden indi minibüsten. Jimmy herifi yakalamanızı istiyor. Bu işi gizli kapaklı yapmalısınız. herhalde birinden rica etti. Ekiptekilerin de bir nebze deneyimi ve aklı varsa. Tommy'ye hayatı boyunca başka kimse 'beyefendi' dememişti." dedi Nava bir yandan da Forsythe'ın ne demeye çalıştığını düşünüyordu. Ekipteki askerlerin böyle davranmaya alışkın olduklarını sanmıyorum." "Anlıyorum. Jimmy iyice gerildi. Jimmy korkağın teki." derken Forsythe'ı taklit ediyordu. "İyi şanslar Ajan Vaner. Bay Tommy DaSouza." "Sağ olun efendim. Grimes'ın size gerekli tüm bilgileri verdiğine emin olmak istedim. muay thai. Saklı Kütüphane 101 www." "Ajan Vaner. yoksa bunu açıkça söyleyip de gurur duyduğuna mı. onlar da bunu bileceklerdi.Silahsız çarpışma: aikido. Sorun şu ki. Hepsi eğitimliydi ve hepsinin sahada deneyimi vardı." "Aynen öyle. Tanışıp anlaştıktan sonra da." "Elimden geleni yaparım efendim. Nava hangisine daha çok şaşırdığını bilemedi: Konuşmayı dinlediğine mi. birkaçı gizli göreve bile çıkmıştı. "Dr. Grimes'a baktı. Bu işte herkesten her şey rica ediyor. choi-kwangdo. Onun önerdiği plan akla en yatkın olandı. buyurun. "Evet? Hemen yanımda. Doğrudan saldırmak. "Birkaç dakikaya kalmaz gelirler. Nava derin bir nefes alıp verdi." dedi Grimes omuz silkerek.

" "Aynen öyle. o zaman herifler yakandan düşecek. O nota bakmak kendini daha da iyi hissettirdi. "Sana ne kadar teşekkür etsem azdır. Caine. Sanki alışveriş listesi çıkartıyormuş gibi Tommy'nin halletmesi gereken işleri sayıyordu. vasiyeti -makinesindeki teyp bittiği için kadının konuşması yarıda kesildi. Birden kendini 'merhaba ben Thomas' derken hayal edemedi. Birden Tommy'nin aklına bir fikir geldi. Tommy de kalacaktı." dedi minnet duyarak Dave. hayat sigortası. Tüm hayatı boyunca Tommy olmuştu.us . Bir şeyler yapacaktı. "Eğer sen olmasaydın her gün eşek sudan gelene kadar paralarlardı beni ortaokulda. Jasper'ın yüzü hâlâ biraz şişti. Hatta müthişten de iyiydi. "Bence senin gitmen iyi bir fikir." dedi Jasper eski ceketini giyerken." Tommy telefonu kapamadan." "Peki.gayri menkul. Bir kâğıt parçası kaptı ve uzun bir not yazdı. Üzerinde koyu kahverengi lekeler vardı. Evet artık her şey değişecekti. ama geçen akşamkine göre çok daha iyiydi." diye yalan söyledi Caine. bunu al. değil mi?" "Herhalde. Yok be. içinden bir ses ona. Büyük bir adamdı ve büyük planları vardı. muhteşemdi. büyük şeyler. Brooklyn'e gelmeyi teklif etmişti. saat kaçta varırsa varsın. Telefonu kaldırıp Dave'i aradı iyi haberi vermek için. ama artık bir multimilyoner olduğuna göre böyle şeyleri düşünmek zorundaydı. Bu benim için inanılmaz bir şey. Bankaya zamanında yetişmek istiyorsa acele etmesi gerekecekti. Ama şimdi o. Daha önce hayatında kimseye yardım edememişti.Artık. Artık sorumluluklarını ciddiye almalıydı.Tommy ceketini giyip. şube müdürünün o işini bitirmeden bankayı kapamayacağını söylüyordu." "O zaman ben neden gidiyorum?" "Bilmiyorum." "Yok artık. Dave. bunların kan lekesi olduğunu anladı. Dört gözle bekliyorum. "Ceketin berbat olmuş. Tommy'nin Dave gibi arkadaşlara ihtiyacı vardı. belki de Thomas dedirtmeliydi kendine. ondan faydalanmaya çalışacak biri değildi. Ne diyeceğimi bile bilemiyorum. abartma. O bu dünyada bazı şeyleri değiştirecekti. Bu kadın da Tommy'nin finansal danışmanı olmak istiyordu. dışarı çıktı.. David Caine akıllıydı ve düzgün bir adamdı. Dave ona iki kere daha teşekkür etti.e-kitap. borçlarını unutmayıp ödeyen bir adamdı. bu kadar çok parası olduğuna göre. Tommy duvardaki saate baktı. Tommy artık önemli biriydi. Tommy bu olaydan sonra yine görüşmeye başlayacaklarını umuyordu. Bunu futbol topu şeklindeki bir mıknatısla buzdolabının üstüne tutuşturdu. Bunun garip bir şey olduğunun farkındaydı. Şu andan itibaren her şey değişecekti. Bir satıcı arıyordu. Ayrıca. hisse senetleri portföyü oluşturma. "Sana bir gün borcumu ödeyeceğimi söylememiş miydim?" dedi Tommy kendi kendine gülümseyerek. vergi muafiyetleri. Artık hayatının geri kalanını yaşamayı sabırsızlıkla bekliyordu." Saklı Kütüphane 102 www. Bankaya gidip. aynen Dave'e yardım edeceğini söylediğinde iyi hissettiği gibi. ama Tommy şehre inip kutlamak istemişti. "Diyelim Tommy gerçekten de parayı getirdi. Castaldi'nin dersinden de çakardım. değil mi?" diye sordu Jasper. Caine sandalyenin üstünden deri ceketini aldı ve kardeşine attı. sonra Manhattan'a doğru yola çıkmak için birkaç saati vardı. Varlığını hissettirecekti. "Gitmemi istediğine eminsin. tam bir şey söyleyecekti ki. Mutfağa girip ceketini alırken hâlâ gülümsüyordu. Caine gerçekten tam olarak bilmiyorsa da. içinde işler yoluna girmeden çok daha kötüleşecekmiş gibi bir his vardı." "O zaman altıda görüşürüz." "Bir şey demene gerek yok ki dostum. Sana büyük bir minnet borcum vardı. Dave gerçekten de yıllardır onun iyi dostuydu. Ama. Tommy kendini müthiş hissediyordu. Çalan telefonu açmayınca telesekreter devreye girdi.

yanında misafiri varken bu iş olmaz demişti. İkizler birer siyah gözlük taktılar ve merdivenlerden aşağıya inmeye başladılar. Michaelson önüne çık. çünkü birbirlerine çok yakın duruyorlardı ve bir metre gibi bir ara olması gerekiyordu tam tespit için. Gonzalez biz çevresini sararken. Emin olmak için diğer kardeşe baktı. Ayrılmışlardı. Yürümeye devam ederek kardeşlerin sokağın karşısına geçmelerini bekledi." Nava sigarasını söndürüp. Nava başını eğerek yürümeye devam etti. İki kardeş birlikteyken adamlar hangisinin vericiyi taşıdığını bilemeyeceklerdi. "Her neyse. Ama birlikte yürüdüklerini bahane edip saldırtmamıştı adamlarını." diye emir verdi Nava iki kardeşin binadan çıktığını görünce." dedi Nava." Tüm ekip yerini aldı ve hızla yürüdüler.e-kitap. Yürürken ne yapacağını düşünmeye çalışıyordu. Spirn sen benimlesin. "Diğeri önemsiz. "Yaklaşın. Bir an için. David'i yakalar. Ama Jasper. kardeşi ise köşeyi döndü. Jasper'ın David olduğunu söylemeyi düşündü." dedi heyecanla ceketi giyen Jasper." dedi David. Eğer baştan ikisini de takip edebilseydi. Nava." diye tersledi Nava." diye mırıldandı adam. şuna bak. çok ama çok uzun süredir ilk defa gülümsüyordu. O zaman da Nava. toz olurdu. David yolun karşısına geçti." "Bak sen şu işe. şimdi de geri adım atamazdı. Caine ve dostu çok benziyorlar birbirlerine. Caine'i onu tanıyanların arasında yakalamak istemediğini söyleyerek Grimes'ı oyalamıştı. Grimes'ın bazı şeyleri hatırlamasını kesinlikle istemiyordu. "Anlaşıldı. göz hizasında." dedi bir eliyle adamın dirseğini. Sivil kıyafetler Saklı Kütüphane 103 www. diğeriyle omzunu tutarak. Caine'in yanından ayrıldığı anda adamları. sonra da yollarını ayırdılar. Hengâmede vericiyi Caine'in üstünden alabilirdi. Aralarından geçmesine izin vermeye çalıştılar. Güneş güzlüklerinin çevresinde. "İkiz gibiler-" "Kes sesini. ikizlerin peşine takıldı. Yeşil ışık yanınca ikizler yürüyüp ona doğru gelmeye başladılar. David nedense ceketini kardeşine vermişti. Biraz konuşup." dedi Nava hemen yeni bir plan yaparken aklından. Nava birden bir fırsat yakaladığını anladı. Sende kalsın. "Vay anasını. yani vericiyi Jasper taşıyordu. ya da yanındaki siyah minibüsü görmedi bile. "Daha yakından bakacağım. Yüzünde iz yoktu. "Pardon." diyen Grimes'ın sesini duydu kulaklıktan." "Ayrıldıkları anda. ama Nava kasıtlı olarak David'e çarptı." "Anlaşıldı.Nava bir an duraksadı. "Önemli değil. "Ama efendim şu anda menzi-" "Emri duydun teğmen." "Sağ ol ufaklık. emri duyar duymaz harekete geçin. bir morarma vardı. "Yerinizde kalın. David'i yakalamak için atılacaklardı ve o zaman elinden hiçbir şey gelmezdi. "Anlaşıldı. "Sen hedefe odaklan. Jasper'ı ele geçirdiklerini anlamazlardı bile. Eski bir pardösü kaptı ve arkalarından kapıyı çekti. Binadan çıkarken ikisi de beyaz Fed-Ex arabasını. sarıldılar birbirlerine. David değil. Dün akşamki boks maçının ödülü olarak gör. Bir sonraki köşede geçtiler. şıp diye oturdu üzerime." Bir sonraki yol ağzında iki kardeş durdular." diye emir verdi Nava. "Hedef siyah ceketli. "Emin misin?" "Evet. kardeşinin pahalı ceketine inanmaz gözlerle baktı.Jasper. Siyah deri ceketli. David Caine olduğunu sandığı adama yakından baktı. sen de minibüsü getir yakına." "Hedef hangisi efendim?" diye sordu teğmen." Caine gülümsedi. o zaman Jasper'ı pusuya düşürüp. Brady sağı kolla. "Hey.us . Sanki. Özellikle de.

Neredeyse Jasper'a dokunacak kadar yaklaştı." dedi Michaelson Jasper'ın iki metre önüne çıkarak. Üzerinde parlayan iki kırmızı nokta olan tanıdık harita çıktı karşısına. Jasper. birkaç dakikanızı alacağız sadece. Uyuşturucu anında etkisini gösterdi. Jasper minibüse yaklaşırken Nava hızlandı. Brady kapıyı çekince Gonzalez gazladı. Konuşmak İçin ağzını açan Jasper ancak anlaşılmaz bir şeyler söyleyebildi. bekleyin. David'in ikizi olduğunu söylerse her şey oracıkta bitiverirdi. "Bütün gece ayaktaydım.e-kitap. o da başını salladı. Spirn kaçmasın diye Jasper'ın koluna sıkıca yapıştı. "Yerimdeyim. Nava. Jimmy'ye iyi haberi vereyim. Nava mikrofona konuştu: "Hedefi yakaladık. Saat 5:37'ydi. Jasper'ın omzunun üzerinden Michaelson'ın üç metre ötede park edilmiş bir arabaya yaslandığını görebiliyordu. Minibüs uzaklaşınca da cep bilgisayarını çıkardı. "Gonzalez bir sonraki bloğun başında beni bırak. Michaelson ve Brady." "Hedef minibüse bir metre yaklaşınca. ikisi de hedef kaçmaya çalışmadığı için üzgün gibiydi. "Lütfen benimle minibüse kadar gelebilir misiniz? Birkaç soru sormak istiyorum da. Spirn kapıyı açıp Jasper'ı içeri soktu." Teğmen başını salladı." dedi Nava. Merkeze geliyoruz. Hızlı hareket etmesi gerekecekti. siz geride kalın.us . esnedi. Spirn komuta sende." "Anlaşıldı. "Yerimdeyim. Ekibin önünden geçip. 23 dakikası vardı. Michaelson'a baktı. Yeni kimlik numarasını girip. Kapıyı kapayıp. arkasından da Michaelson ve Brady geldiler. ama bu gereksizdi. "Teşekkür ederiz. Jasper'ın gözleri büyüdü ve "Ahhh" diye İnledi. David Caine iki kilometre ötedeydi ve batıya doğru gidiyordu. Jasper'a arkadan yaklaşırken cebinden ince bir metal silindir çıkarttı." Nava ileri doğru eğildi. "Trafikte sıkıştım. Bir taksi çağırmayı düşündü. ama günün bu saatinde koşsa daha çabuk yetişirdi. Minibüs durunca Nava kapıyı açıp atladı ve sırt çantasını da yerden alıp omzuna attı." dedi ve kaldırıma çıkıp sırtını minibüse verdi. Nava uzanıp Jasper'ın kolunu tuttu. "Bay Caine bizimle gelmeniz gerekecek. kaçmaya çalışırsa devreye girin. ▲ Saklı Kütüphane 104 www. "Harekete geçmeyin" dedi Gonzalez. Kimse ne olduğunu görmemişti veya anlamamıştı. Dr. Nava da peşlerinden minibüse bindi. Manhattan sokaklarındaki diğer insanların arasına karıştılar. hedefin on metre kadar önünde durdu. uyduya bağlanana kadar bekledi. bir kere vurdu. Nava başını sallayıp. Laboratuvara gidince Grimes'la koordine et her şeyi. Nava da gelen geçen görmesin diye elinden geleni yapıyordu. "Özür dilerim Bay Caine?" Jasper şaşırarak döndü. Eve gideceğim." "Siz gelmiyor musunuz?" diye sordu buna şaşıran Michaelson. Spirn ve ben gireceğiz ilk. Tek kelime daha etmeden silindiri baldırına enjekte etti." dedi Nava. şimdi uykulu ve sakindi. Nava ve Spirn ona minibüse kadar eşlik ettiler. "Yerimi aldım." Nava." Ekip ilerlerken Gonzalez'in ikinci sıraya park etmiş bir taksiyi sollamasını beklediler." dedi Brady Jasper'ın bir metre sağında durarak.giymiş komandolar." Jasper ilk önce Nava'ya sonra da Spirn'e baktı. Nava'nın verdiği ilaç Jasper'ın cildiyle temas ettikten iki saniye sonra benzodiazepin kanına işlemişti bile. İlk saniyede şoktan koskocaman açılan gözleri. Jasper düşmesin diye koluna girerek. "Tabii. "Evet?" Nava hemen sahte bir kimlik gösterdi.

Gece soğuktu. Tversky iç geçirdi." dedi Teğmen Spirn. Grimes'ın kulaklıklarına bağlı olan mikrofona doğru eğilip. Dosyanın ne zaman elden geçirildiğini kontrol etti. Hemen uydu telefonunu eline alıp. David'in bir kardeşi olduğuna dair hiçbir kayıt yoktu. Adamın yüzünü görmek için kendisine dönmesini beklerken Tversky'nin kalbi hızlandı. cüzdanına baktım. en iyisinin bu olacağına inandırmaya çalıştı. çevrede çok fazla insan da yoktu. olasılık dışı olan bir olay mutlaka olurdu. her şey olabilirdi. Adı David Caine değil. Mükemmel. her ne kadar olasılıksız olursa olsun olabilirdi. İşte hayatın en güzel tarafı da buydu. ▲ "Galiba bir sorunumuz var efendim. Böyle olayların olmasının olasılığı neydi acaba? Binde bir? Milyonda bir? Milyarda bir? Böyle bir şey asla hesaplanamazdı. Bu düşünceleri aklından çıkarmaya çalıştı. Caine'in dosyasına erişmek için Süpermen hızıyla hareket etti. Bu şişman yüzlü adamın cildi çiçek bozuğu gibi sivilce kaplıydı. Tversky adamın kendi iyiliği için uzun süre burada kalmayacağını umdu. Öyle bir olasılığı düşünemiyordu. Eğer gelirse. Julia'nın gördüklerini." Grimes minibüsün duvarını yumrukladı. Her bir olay zincirin bir halkasıydı. Tversky titreyen ellerini pantolona sildi ve gözlerini ekrandaki adamdan bir an bile ayırmadı. Ama bir inşaat olduğundan birkaç tane kamyon vardı ve içinde bulunduğu binanın dışındaki kalasların üstünde de birkaç varil benzin duruyordu. daha önemlisi Julia'nın başından beri söylediği her şeyin gerçekleşeceği anlamına gelecekti bu." "Yakaladığımız adam. o zaman. Ama ne yazık ki minibüsün içindeki bilgisayarı kullanarak hangi bilgilerin değiştiğini bulamazdı. Bu. Forsythe'ın reddedişini. Kendisini. Chevrolet'den birkaç metre uzakta. Caine değildi. Bu garipti. kardeşi olduğunu söyledi. David'in kim olduğunu sorunca. Deri çantanın kilitlerini açıp. Şimdi tek yapması gereken şey beklemekti.us ." "Ne?" "David diye sayıklamaya başladı. Aslında istemekten de öte." Grimes. Olayları düşündü. Sanki bu dosyaya daha önce baktığında burada bir takım bilgiler vardı.e-kitap. onu bu ana kadar getirmişti. Bu Grimes'ın aklına takıldı. Eğer Caine gelmezse. David Caine'in gelmesini istiyordu. elinde büyük metal bir çanta taşıyan bir adam belirdi videonun ekranında. hayal kırıklığına uğramıştı çünkü. Sanki o da heyecanlıydı. Jasper Caine diye birinin kaydı yoktu. Tversky iç geçirirken başını salladı. Şu anda düşünemezdi. "Ne?" dedi Augy. Ehliyetine bakılırsa adı Jasper. birimindeki teknoloji manyaklarından birini aradı. Kaldırımı iyi görebilmek için lensini ayarladı. Jasper Caine. birini bekliyordu. elektronik mekanizmayı kontrol etti. Aile hanesini buldu.. "Sıçtığımın herifi!" "Ne yapalım efendim?" "Bekle bir saniye. Dikkatlice tuşlara dokundu.Tversky kamerayı paslı Chevrolet'ye doğrulttu. ama bunun doğru olmadığını biliyordu. park edilmiş petrol tankerinin yanında. Ben de neden kendi hakkında üçüncü tekil şahıs kullanarak konuşuyor diye merak ettim. David Caine'in gelmesi gerekiyordu. Eğer patlama sırasında burada olursa yazık olurdu. her ne olursa olsun.. Lokantadaki o olayı. Adam dönünce profilini gördü. Buluşunu. Bir tek veriler yenilenmişti. "Anlat bakalım neymiş. o zaman Tversky'nin başından beri haklı olduğu ortaya çıkacaktı. O öğleden sonra on defa kontrol etmiş olmasına rağmen yine de bir şeylerin yanlış gidebileceğinden korkuyordu. Saklı Kütüphane 105 www. Odaklanması gerekiyordu.

Ne yapayım?" Grimes hızlıca durumu değerlendirdi. ama Forsythe böğürüp." dedi Spirn sakin bir sesle. Bilgisayar korsanı gerçek kimliğini sahte kimlik ve kullanıcı ismi kullanarak gizlemişti." Saklı Kütüphane 106 www. herifi bir banka oturtun ve gazlayın. ama hele bir de tutuklanırsa o zaman hiçbir şey yapamazdı. Bu Vaner'ın bilgisayarıydı. Forsythe arıyordu. yani Nava'nın nerede olduğunu biliyorlardı. bekle. "Houston. Birkaç saniye içinde mesaj aldığını gösteren bir uyarı çıktı bilgisayarında. ama şimdi güçlü bir sinyal alıyoruz. ama Grimes askerin bu emirden pek de hoşlanmadığını hissediyordu sanki. "Sana yolladım. "Evet. Sonra birden zaten yerini tespit ettiklerini anladı. Yakayı ele vermişti anlaşılan. David Caine'in bir kardeşi vardı. bileklerini kesecekti. Bir an için sinyali kaçırdık. Telefonu yine açınca anında çalmaya başladı." "Aldım."Grimes ben. Forsythe nasıl olsa ortalığı yıkacaktı. Kimlik numarası Cat Delta Tiger 6542. Nava da bunu biliyordu. Bir yandan da peşine düşmelerinin ve izini bulmalarının ne kadar süreceğini düşünüyordu." "Tamam be. Spirn'le konuşmak için bir düğmeye bastı. "bir sorunumuz var. Grimes'ın umrunda değildi bu." Nava'nın cep telefonu titreşiyordu." Grimes telefonu kapadı. belirlemişti. Hızlı hareket etmesi gerekiyordu. Bunları neden yaptığını bilmiyordu. "İlacın etkisi ne zaman geçer?" diye sordu Grimes. Beş dakika sonra Fed-Ex aracı ve siyah minibüs arka arkaya Jasper'ı bıraktıkları yerden uzaklaşıyorlardı. Güneye doğru hızla ilerliyor. "Tüm veri yenileme istemlerini gözden geçir. ama Grimes bilgisayar terminali kodlarını tanıdı." "Tamam o zaman. Caine. Biraz aklı karışık olabilir ve başı da ağrır. Vaner hedefi seçmişti. Şimdiye eline geçmiştir. ama bir de bu işle alakası olmayan bir sivili yakaladıklarını ve ellerinde tuttuklarını duyunca iyice çıldıracaktı. Grimes telefona bir sinyal göndermişti herhalde ve Forsythe aramadan bunu devreye sokmuştu." "Tamamdır. Gözleri büyüdü. "Teğmen elinizdeki adamın hedefin kardeşi olduğunu doğruladım. David T. sonra da hemen toparlanır." Grimes ek dosyayı açtı ve baktı. Caine'i elinden kaçırırsa kötü olurdu. Canı cehenneme." "Anlaşıldı. Jasper adında bir ikizi vardı. Nava sokağa çıktı ve kolunu kaldırdı. bırakın gitsin. hakkındaki son yedeklenen dosyayı bul. sonra onu uyutmuştu ve herif ayılmadan da toz olmuştu. ondan emindi. "Tamam. Önüne çıkacak ilk taksicinin elindeydi artık kaderi." "Anlaşıldı." "Efendim?" "Dediğimi duydun!" dedi sırtından terler damlayan Grimes." Augy birkaç dakika sonra hattaydı yine." dedi kalbini susturmaya çalışarak. "Yirmi dakika daha etkili olur herhalde. "Bir sonraki parkın önünde durun.us . Grimes bir düğmeye basınca patronunun sesini ' duydu. Biri dosyayı değiştirmişti. Son onbeş dakikayı gözden geçirdi hemen. Grimes dosyayı açınca şaşırdı. Bunu duymazdan geldi. Hepsini derleyince bana yolla." dedi Grimes. ▲ "İzini buldun mu?" diye sordu Forsythe.e-kitap. ama bunun dışında bir şeyi kalmaz. Telefonu kapayıp işe verdi kendini.

"Sinyali. Birkaç dakikaya kalmaz ele geçirirler. Saklı Kütüphane 107 www." dedi Grimes." "Vaner'ı yakaladıkları anda bana bildir. uyduya da bağlayıp." Forsythe telefonu kapadıktan sonra ofisinde hızla volta atmaya başladı. "Batı Yakası Bulvarı'ndan taksiye bindi. "Yola çıktılar bile. kadın ihanet ettiğine pişman olacaktı. Acaba Vaner kendisinin bilmediği bir şey mi biliyordu? Eğer öyleyse. takip edebilir misin?" "Yaptım bile.e-kitap. onu da ellerinden kaçırmışlardı. o zaman. Bin pişman olacaktı. yakalasınlar. Ama en azından Nava'yı bulmuşlardı. David Caine Tversky'nin olduğunu düşündüğü kişiydi." . Nava'yla işi bittiğinde.us . Şimdi." "Ekibi yolla.

Yanlış bir şey mi yaptım?" ▲ Caine. Taksi şoförü bir anda taksisine ne aldığını düşünürken gözlerini yoldan ayırmadı. hayatını nasıl mahvettiğini bilmediği bir yerde. kolu çekti.16 Yandaki siyah minibüsteki adam. Kenara çeker çekmez silahlı üç adam minibüsten atlayıp taksinin çevresini sardılar. O kadar basit olurdu ki her şeyi geride bırakmak. Bir daha soruyorum: Kadın nerede?" "Canımı yakmayın! Doğruyu söylüyorum!" dedi zar zor nefes alan Aziz. adamın elinde tuttuğu gümüş renkli telefona baktı. Yavaş yavaş hareket ederek kapısının kilidini açtı. Nereye giderse gitsin zihnindeki saatli bomba da onunla olacaktı. Yeni bir yerde. Arabadan çıkın ve ellerinizi başınızın üstüne koyun. "Şuna bir baksanız. İç geçirdi ve eskiden Tommy'yle birlikte takıldıkları plakçıya doğru yürüdü. "Ne yapıyorsunuz?" "Kadın nerede?" "Kahretsin!" Birkaç saniye sonra bir adam saçından tutup Aziz'i kaldırdı. Bunlardan ilki Nikolaev'in parasını ödemekti. Kadın ona yüzlüğü verdiğinde zaten başının dertte olduğunu anlamıştı. Ağzının içine kan doldu. hastalığından kaçamazdı ki. İnsanların ismini bilmediği. Kummar'ın ilacı bir işe yararsa uzun vadede. bir an için. Ama tüm kaçış fantezileri gibi bu da imkânsızdı. "Kadını nerede bıraktın?" "Hiçbir yere bırakmadım. "Evet. yana çekmesini söylediğinde Abdul Aziz çok da şaşırmadı. Yanağı yola yapışmıştı. oradan da her nereye gidiyorsa ilk uçağa binerdi ve asla dönüp geriye bakmazdı. Midesine bir tekme yiyince nefesi kesildi." Saçından tutan adam onu bırakınca Aziz'in çenesi yere vurdu. eğer Dr. Köşeyi dönünce Saklı Kütüphane 108 www. Daha hareket edemeden adam yine geldi ve başını kaldırdı. Bana sadece-" "Efendim!" diye seslendi biri Aziz'in sözünü keserek." dedi Aziz. "Dalga geçmiyoruz burada. Bir taksiye atlayıp La Guardia'ya gitmek istedi.e-kitap. Hemen!" Aziz'e iki defa söylemeleri gerekmiyordu. Taksiden inerken ellerini kaldırdı. Aziz trafiğin yavaşladığını ve insanların bir tutuklama seyredeceklerini zannederek durduklarını gördü. Arka koltuğa koydu ve bana şehir merkezine gelip Broad Sokağı'ndaki bir iş yerine bırakmamı söyledi. yeniden başlamak her şeye. Caine. Ensesine ayağıyla bastırıyordu adamlardan biri. "Dizlerinin üzerine çök!" Aziz aynen kendisine söylenileni yaptı.us . En iyi durumda bile kendi ırkından insanlara polisin nasıl davrandığını biliyordu. diğeri de Aziz'in ellerini tutup kelepçeledi. ikincisi de bir daha poker kulüplerine gitmemekti. Sağ dizi daha yere değdiği anda biri onu yüzüstü yere itti. "Taksiye hiç binmedi ki. Ama bunu yapmadan önce birkaç şeyin icabına bakması gerekecekti. Dünyanın neresine kaçarsa kaçsın. kaputun üstüne bir siren takıp da. "Bunu mu verdi sana?" Aziz. "İkiniz. kaçmak istedi. hayatını yeniden gözden geçirip gerçekten önemli değişiklikler yapacağına söz verdi kendi kendine. Hele şimdiki gibi bir durumda.

Sokağın karşısında Nava. Keşke başka bir yolu olsaydı. Arabanın çevresine odaklanmış üç kamerayı da kontrol etti. Titreyen parmaklarıyla Tversky altı haneli kodu girdi. Caine kurtulmuştu. bu. İhtiyacı olan tüm malzemeyi de bir dükkândan alabilmişti. Kaldırımdan alevler fışkırırken Caine birden kendini havada uçar buldu. Acaba kendini bu duruma düşürmeye değer miydi? Ama bu kararı çoktan vermişti. Köşedeki metal hurdadan Saklı Kütüphane 109 www. Bir uzaktan kumandalı boru bomba yapmanın ne kadar kolay olduğunu görünce hem şaşırmış.e-kitap. Film seyreder gibi seyrediyordu önünde olanları. Caine'e yakın bir yerde duruyordu. Caine'e bir anda sanki bu sahneyi önceden görmüş gibi geldi ve içini bir korku kapladı. Her yeri acıyordu. Bunu bekliyordu zaten. Chevrolet'nin altında ufak. Eğer Julia'nın diğer dedikleri de olursa. o da eski dostuna gülümsemeden edemedi. elinde kumanda olan adam. Bunu umursamamak istediyse de eğitimi ve deneyimi buna izin vermiyordu. Bu bir tek şey olabilirdi. Bu kadar güçlü bir elektronik transmisyon birden öylesine oluşmazdı.us . yakındaki binalara bakmaya başlamıştı bile. İnternetteki sitede adım adım anlatılmıştı her şey. bir Süpermen çizgi filmindeymiş gibi iki kolunu iki yana açmış. Ama bunu hemen aklından çıkarmaya çalıştı. Neredeyse tam üstündeki binada duran adamın elinde anteni olan küçük bir kutu vardı. Bu sesi düşünürken. Bu önemli bir şeydi. "BOMBA" Caine sokağın karşı tarafında bağıran kadına baktı ve yine sanki daha önce bu manzarayı görmüş gibi hissetti kendini. Ama şimdi 20 metre altında kanıt duruyordu işte. Herhalde liseden kalma ceketiydi bu. Caine el salladı ve Tommy'nin yanına varmak için adımlarını hızlandırdı. Birden özür dileyince kendi de şaşırdı buna. Tommy parayla gelmişti. Yere sertçe çakıldı. her zamanki gibi zamanında gelmişti." Saatine baktı. Caine'in buluşması. Tommy. Ne dediklerini duymak için kulak kabartmışken birden vericiden tiz bir ses yükseldi. Ne ters gidebilirdi ki? ▲ David Caine'i gördüğü anda Tversky'nin nefesi kesildi. Sırtını dönüp kalkmaya çalıştı. inanılmaz bir gümbürtü yüreğini ağzına getirdiğinde tüyleri diken diken oldu. ihtiyacı olan her şey olacaktı. Tommy'nin yanına geldiğinde elini uzatınca ikisi bir an için el ele durdular ve sonra ellerini çektiler. Birden midesi düğümlendi Nava'nın. Ellerinin acısını umursamamaya çalışıyordu. Düşünmeden hareket ederek Tommy'den biraz uzaklaşıp. Sonra cihazı gördü. Adamın çalıştırdığı her neyse. Nefes aldı ve en azından patlamanın hızlı olmasını diledi. ama o ana kadar buna hiç bu kadar inanmamıştı. David çabuk ve acısız ölecekti o zaman. paket.Tommy'nin orada olduğunu gördü. İşte o anda adamı gördü. Julia haklı çıkmıştı. Sokak bir anda cehenneme dönmüştü. Julia'nın mesajı. Bir Chevrolet'ye yaslanmıştı ve elinde de metal bir çanta vardı. Yerde yatarken nefes almaya çalıştı. döne döne havalanmıştı. Tommy dönüp de Caine'e bakıp gülümseyince. kara bir kutu vardı. Üzerinde de eski bir New York Giants ceketi vardı. On saniye daha vardı. David'in spor ceketli adamdan çantayı aldığını görünce tabancasını hazır etti. "Özür dilerim David. sanki dev bir el ona tokat atmış gibiydi. hem de dehşete düşmüştü. Alet çalışıyordu. sanki hareketli sahnelerin gelmesini bekler gibiydi. Gerçekten havada uçuyordu. Bu bir rastlantı olamazdı. Birden bir ısı dalgası hissetti. ellerinin içi parçalandı ve sol dizi kaldırıma çarpınca da durdu. elindeki çantayı kendini korumak istercesine kaldırdı. Bir de Trike'tan aldığı mermilerden barutu çıkarmıştı. Her biri dizüstü bilgisayarına bağlıydı.

Ayağa kalkmaya çalıştığında sol bacağına ağırlığını verdiği anda parçalanan diz kapağındaki kemik parçalan birbirine değdi ve Caine yere yığıldı yine.. Caine yalnızca baktı. Bir araba daha patlayınca gökten yağıyormuş gibi metal ve cam parçaları dağılmıştı her tarafa. İleride üç farklı şekil gördü. bacağını normal haline getirmek için tuttu ve çevirdi. Dünyası karardı. Deri koltuklara doğru yayılan ateş. sonra sol ayağına. Gözleri dumandan yanıyordu. kanattı ve dizine baktı. şekilsizleşti. Nava'nın daha önce hiç şahit olmadığı şiddette bir zincirleme tepki başladı. hipnotize olmuş gibiydi. tereyağı keser gibi karnını deşer. Kemiklerin ezildiğini duyar metal omuriliğe saplanırken. İlk başta aklı karıştı. Kendine geldiğinde yan yatmıştı. arabanın önünü. arkaya bakıyordu.. Ve sonunda arkasındaki tuğla duvara kadar deler geçer. İnanılmaz acı. Parçalar çevresinde yere düşerken yüzünü korudu. Kusmuk ve kan tükürmüştü. İç organları da artık paramparçadır. Direksiyon erimeye başladı. Sivri ucu derisini keser. kanlı elleriyle parçalanmış dizini tutuyordu. katıksız.us .. bacaklarını. Buradan çıkmak zorundaydı. Gözleri yerlerinden fırlayacakmışçasına büyür. yere paralel bir halde uçar ve Caine'in midesine saplanır. sanki kaldırım da yerinden oynadı. midesi ağzına gelince de asit tadı aldı ve yaralı dili yandı. Dilini ısırdı. Ama buna izin vermedi... acı. direksiyonu. Şansı sürekli yaver gitmezdi. Ta ki omuriliğine gelene kadar. tavanını kapladılar. Ayağı 180 derece dönmüştü. kollarını. Bu haldeyken buradan uzaklaşamazdı. İki eliyle uzanıp. esneyen tembel bir kedi gibiydi. Kapı patlayarak arabadan ayrılır. Bir sonraki patlamada bir şey ona saplanırsa ölecekti. Ayağına baktığında bu sefer bu onu etkilemedi. İnanılmaz bir gümbürtüyle bir araba daha patladı. Başını çevirip sokağa baktı. Caine ölür.. Sesini duymadan yarım saniye önce hissetti ikinci patlamayı. sanki bacağı çevrile çevrile sökülüyormuş gibiydi. Sancı daha önce bildiği hiçbir acıya benzemiyordu. ateş Saklı Kütüphane 110 www. Sırtı biranda elektrik yemiş gibi acır. Tam midesi bulanıp da başı dönerken binanın dibine çöktü.fışkıran yoğun. sanki farklı bir şey oldu. Önündeki araba yanmaya başladı. Bunu düşününce midesine bir sancı saplandı. sanki bir akvaryumun arkasından bakıyordu sokağa. Metal yolunun üzerindeki her şeyi yok etmiştir. sonra da bir anda tek bir kütle oluverdiler sanki. Sıcak hava yüzünü kapladı ve yer yerinden oynarken. yüzünü. Gözlerini açtığında üzerine yaslanarak kalktığı musluğun çevresinde duran bir tampon gördü. Teri gözlerine girdi. Ayağa kalkmaya çalışırken ağırlığını sağ bacağına vererek yakındaki bir sokak musluğuna tutunmaya çalıştı. Başını kaldırınca bir plakanın başından biraz ileride kaldırıma saplandığını gördü. siyah dumanı görmek için gözlerini kıstı. Bu ayağı düzeltmesi gerekiyordu. Yavaşça parçalara ayrılır. bilincini yitirmek üzere olduğunu hissetti. çünkü şoka giriyordu. Birden önündeki araba patlar. "Tommy!" diye bağırdı Caine. Caine başını korurken yine gökten metal parçalan yağdı. Yavaş çekimde bile bu o kadar hızlıdır ki sancı yoktur. Sanki alevlerin de bir canı vardı. Caine hoplayarak binanın duvarına kadar gelirken dönen bacağı her kaldırıma çarptığında acıdan inledi. Kan ter içinde kalmıştı. Kaldırıma tükürdü. gözlerinin önünde koltuklar da eridi. Neredeyse bayılacaktı. Caine ilk önce sağ ayağına baktı. Saf. Sırtını duvara yasladı ve acısını düşünmemeye çalıştı. Pencerelerden fırlayan cam parçacıkları bedenini 47 yerinden keser. Yarım blok ötedeydi. Bir parça havada döner. dilini sertçe ısırdı ve tuzlu kanın tadını aldı. İlk patlamanın olduğu yere yakın yerlerde daha küçük ateşler de yanıyordu. alevler ileri geri yaylanıyordu. Sol ayağı kaldırıma takılıp da dizi yerinden oynayana kadar gayet iyi kalkıyordu. minyatür metal füzeler gibi her tarafa sıçrar dumanın arasında. İlk patlamayla.e-kitap.

birinin roket güdümlü bir bomba attığına yemin edebilirdi. Düşünmeden metal çantanın sapına yapıştı.e-kitap. Sanki merdiven her an yıkılacakmış gibi duruyordu- Saklı Kütüphane 111 www. Yukarıya baktı. Metal bir şeyin düştüğünü duyunca yüzünü buruşturdu. Zincirleme bir tepki başlar. Ölmüştü ama şimdi hayattaydı. Ateş. Bir ses daha duydu. ya da yine bir şeyler görmüştü. Patlamada inşaat için kurulan bazı kalaslar yerinden çıkınca yangın merdivenini yerinde tutan parçalar da sökülmüştü. Midesini delen metali. Bu ve ısı. Biri güneşte bırakılmış bir parça çikolata gibi şekilsiz bir şeydi. İkincisi alevlerden bembeyaz parlasa da bunun bir araba olduğu belliydi.us . Tanrım. sanki merdiven sağa sola sallanıyordu. Herhalde bayılmıştı. Ateşin etkisiyle araç yerden yükselir ve binaya çarpar. Merdiven sallanıyor gibi görünüyordu. Caine'e ulaşmanın bir yolunu arıyordu. Caine hiçbir zaman öyle dindar bir adam olmamıştı. merdiveni tutan çivileri gevşetmişti. Seyrederken dondu kaldı. kaderini kabullenir. Tüm bunların arasından bir geçiş bulmak için uğraştıkça her yerde önüne bir ateş duvarı çıkıyordu. bir tek binanın yangın merdivenini görüyordu. ancak alevlerin arabaya doğru yaklaşığını. ▲ Gümüş renkli bir cisim uçtu havada ve sonra araç patladı. Çanta önünde park edilmiş olan arabanın yanındaki arabanın tavanına düşer. Bir binanın yanına çarpıp başka bir arabanın altına girer ve alevleri canlandırır. Görmüş olması veya olmaması bir şeyi değiştirmezdi. Yine bir patlama otur ve petrol alev alır. kırık ve kanlar içinde. Gümüşi bir şeyi atarken kendisiniPatlamayla sokak sarsılırken Caine kendine geldi. Uzaklaşmaya çalıştıysa da dizinden dolayı kıpırdayamadı. Neler olmuştu? Bedenine baktı. O kadar çok duman vardı ki. Tüm gücüyle kolunu çekti ve bu gümüşi şeyi fırlattı. ama şu anda gökten bir köprü düşmedikçe bunu yapmanın bir yolu yoktu. Araç inanılmaz bir gürültüyle binaya çarptı ve tuğlalar kaldırıma döküldü. Eğer buradan çıkacaksa bir mucize olmalıydı ve hemen olmalıydı. Tavan yandıkça metal çanta bir füze gibi sokağın öteki tarafına uçar. kıvrılmış metallerden oluşmuş ne olduğu anlaşılmayan bir şey. Bu dikdörtgen cisim. Caine duvara yaslanır. Bir ses daha duydu.bir fırtına hızıyla yayıldı ve sokağın karşısındaki tankere gelince iyice alevlendi. bu duygudan kurtulmaya çalıştı. Dua etmek için gözlerini kapayınca hiç beklemediği bir şeyi keşfetti: Hâlâ görebiliyordu. Gözlerini kapadı. delirmişti. Caine'i son gördüğü yere baktı. Sonuncusu bir ateş sütunuydu. ama dizi hâlâ paramparçaydı. yolun öteki tarafından bu tarafa geldiğini görebiliyordu. Eğer Nava işi bilmeseydi. ▲ Caine gözlerini açtı ve dumanlı havayı soludu. Kapana kısılmış bir dişi aslan gibi volta atıyor. yine de hiçbir şey için çok geç değildi. Ona ulaşmaya çalıştı. Nava daha dikkatli bakınca nefesini tuttu. Nava. çünkü sallanıyordu gerçekten. ama dumandan artık onu göremiyordu. Hareket edemedi. omuriliğini paramparça ederken hissettiği acıyı hatırladı. ama ne olduğunu kestiremediği üç araç vardı önünde. Önündeki araba hâlâ tek parça halindeydi. Caine bunların ortasında. her şey yerli yerindeydi. Birden ne yapması gerektiğini biliyordu. Hemen öksürdü ardından. sokak. araba patlayınca olacakları. Aynı şeyleri görmüştü. Ama çok gerçekçiydi gördükleri. BelkiÖnündeki araba alev aldı. eğer o araba patlarsa ölecekti.

(döngü) Caine çantayı atar. bıçağıyla hemen üç parça kumaş kesti. Yangın merdiveni koparak düşerken havada asılı kalır çünkü binaya hâlâ belli bir yerinden bağlıdır. Bir patlama daha olur. Saklı Kütüphane 112 www. Alevler aracın altındaki petrolü alevlendirir. bir anda neler olduğuna inanmayarak. Alevler aracın altındaki petrolü alevlendirir. Bir daha. Köprü parlamaya başladı. önündeki merdivene baktı. Bir daha baktı. (döngü) Çantayı atıyor. (döngü) Çantayı atıyor. diğerlerini ellerine bağladı. alevlerin içinden atlıyor ve tam o sırada kamyonlardan biri parçalanınca havada bir salto atarken. ▲ Kulaklarını sağır edecek bir çatırdamayla sokağa yığılan yangın merdiveninin altında ezilmekten kıl payı kurtuldu Nava. Yüzünden akan terden neredeyse önünü göremediği halde yürümeye devam etti kırık merdiven boyunca. ama ceketi ellerini koruyordu. Derin bir nefes almak istediyse de bunu yapmadı çünkü hava dumanlı ve isliydi. ama göremedi. Zincirleme tepki başlıyor. Yangın merdiveni düşer ve düştüğü yerde ikiye ayrılır. Tek bir çaresi vardı. Zaman bir döngüdür. Emin değildi ama. Kadın yangın merdivenine çıkıyor. Ulaşmak istediği yer ise ateş duvarının diğer tarafındaydı. Zincirleme tepki başlıyor. ıskalayıp yanan bir kamyonete doğru düşüyor avaz avaz bağırarak. Çömeldi. Altındaki ateşi umursamadan yangın merdivenine çıkarak kırık metalin üstünde ilerledi Nava. Yangın merdivenin en uç noktasına birkaç metre kalmıştı. Yangın merdiveni düşüyor ve bir köprü oluşturuyor. bedeni metal parçalarından paramparça oluyor. Araba patlar. Kadın yangın merdivenine çıkıyor. Isınmaya başlamıştı bile metal. Aynı yangın merdiveni yere düşer. İnşaat kalasları yıkılır. Çanta binaya çarpar. İnşaat kalasları yıkılır. Ateş başlar. Atlayacak güvenli bir yer aradı. Birini ağzına ve burnuna. bir daha.e-kitap. Daha yanmamıştı. Bu metal yığını mucizevi bir şekilde tek parça halinde kaldı. yangın merdiveni devrilir ve sonunda doğru yere düşer. atlayamadan ayağı kayınca dengesini kaybedip metal köprüden petrolün yandığı yere düşüyor. bir tek ileri gidebilirdi. başından başlar Caine'in çantayı atarak başlattığı olaylar zinciri. tüm gücünü baldırlarına verdi ve kollarını açarak öne doğru atladı. Ateşin ortasına düşer ve erimeye başlar. İnce ceketini çıkarıp. sanki bu ateş duvarının ardında köprünün diğer yansını görüyordu. (döngü) Görüntüler hızlanınca beyni artık döngülerde ne gördüğünü algılamamaktadır. Araba patlar. Çanta binaya çarpar. (döngü) Caine çantayı atar. Bu çok güzel bir jimnastikçi. Atlıyor. metrelerce yükselen alevlerin arasından atlıyor ve ısıdan bembeyaz kesmiş metali yakalamak için uzanıyor. Sonra birden farkına vardı. Kırkbeş derecelik bir açıyla durur. Hemen ilerleyebildi ve birden Ural dağlarının eteklerine tırmanarak edindiği deneyime şükretti. Nava. Yangın merdivenine tırmanıyor. işte köprüsü önünde duruyordu. Durdu ve eğilerek sarılı elleriyle sıcak metali tuttu önüne bakarak.Son bir tiz gümbürtüyle yangın merdiveni koptu ve yere düştü. Yangın merdiveni düşüyor ve bir köprü oluşturuyor. İki tarafta da ateş vardı.us . bir yol aradı. Bir patlama daha olur. bir tek kamyonetin üstüne düştüğü yerden eğilmişti.

İnsan bir meleğe ne der ki? Ama zaten cevabını beklemedi. hemen koşmaya başladı. bacaklarını ısıttı.. Bu sefer yavaş çekimde değil.e-kitap. melek bunu hiç umursamayarak koşmaya başladı. Caine arkalarındaki arabanın patlayışını seyretti. kaskatı kesilmiş gibi. Caine mahvolan dizinin sancısından böğürünce. Jimnastikçi ona doğru koşuyordu. Nava koşmaya devam etti. göbeğini. geriye doğru bükülerek elini bıraktı. Merdiven dağılmıştı. Eğilip adamı omzuna yükledi. Milyonlarca kez. Artık bir meleğin kollarında olduğuna göre. ağırlığını dengeleyip. Yanan metallerin arasından bir yol çizerek. Havalanınca bedenini dümdüz tuttu. İlk önce öne. Dizi büküldü yine ve bedeni elektrik verilmiş gibi bir sancıyla kasıldı. Eğer melek onu kurtarmasaydı ölecekti. gerçekte olduğu hızda olmuştu. Caine ona baktı. Cam parçalandı. ateşten kurtulmuştu. ama yine de sıçrayabildi.. sonra bir anda geçti. "Yürüyebilir misin?" diye sordu melek önünde durup. Açıklığa çıkınca omzunun üstünden geriye doğru baktı ve yangın merdivenin alevler içinde yandığını gördü. sonra aşağıya düştü. Alevler kollarını. Elini hafifçe gevşeterek bedeninin. Binlerce. Ellerini açtı diğer taraftaki beyaz metal parçayı yakalamak için veBir ateş çubuğu kadar sıcak bir şeyi tutunca sıkıca yapıştı. arabadan kopan metal parçalar fırlayıp duvara gömüldü. Caine kendini bıraktı. Saklı Kütüphane 113 www.(döngü) Caine bu kadını yüzlerce kez seyrediyor. Sonra- ▲ Nava birden itince metal yerinden oynadı. metal yığılmak üzereyken çıkan sesi duydu. Ayaklarının altında yeri hissettiği anda yine çömeldi. Aynen gördüğü gibi gerçekleşti her şey. Sivri bir metal parçanın üstüne düşmedikçe korkacak bir şeyi yoktu. Yalnızca üç metre düştü. bilincinin yerinde olması gerekmiyordu. Ama bu sefer önünde Caine yoktu. Caine bir an için öldüğünü ve kadının da bir melek olduğunu düşündü. Nava daha nefesini toparlayamadan.us .

Nava rahatlayarak derin bir nefes aldı ve Caine'i çekiştirerek içeri soktu. Tüm diz kapağı paramparça olmuştu. Aynen birkaç gece önce yaptığı gibi odaya göz attığında karanlık oda boştu. Yüzü bembeyazdı. apartman aralığında Caine'i yere bırakıp. Bir nefes aldı ve sırt çantasındakileri yere boşalttı. hiçbir şey değişmemişti. Asıl sorun sol bacağıydı. kirli zemin. Caine'inki de olmazdı. steril bir ortam değildi. hem de kendisi için güvenli bir yer bulmalıydı. İçinden okkalı bir küfür etti. Adamın yaraları oluk oluk kanarken Nava bir arabayı çalıştırmaya çalışamazdı. Çantasından birkaç şırınga ve neşter çıkardı. soluna baktı ve sonra da Nava'ya döndü.17 Caine kendinden geçince daha da ağırlaştı. Baldırında kan olmasına rağmen birkaç çizik ve yara dışında çok da zarar görmemişti sanki. ya da kesinlikle bulaşmak istemiyorlardı. Caine'e tam 100 miligram Demerol vermek üzereydi ki Forsythe'ın sözlerini hatırladı. Kapının hem üstüne. Omzunda asılı duran Caine inledi. Tavanda asılı duran tek bir ampul yanınca odayı aynen bıraktığı gibi buldu. Dizinden kan akıyordu esas. ama en azından içerideyken kimse kapıyı tekmeleyerek açamayacaktı. sonra da gözleri açıldı. Eliyle hafifçe yoklayarak şüphelerini doğruladı. Yırtılan derisinin altında beyaz kıkırdağı görebiliyordu. Sağına. Berbat durumdaydı. Artık Grimes'ın onları bulması imkânsızdı. Ama yapabileceği bir şey yoktu. Adamın yaralarına bakabileceği bir yere gitmeliydi. Nava yavaşlamadan Caine'in omzuna bir saat önce iliştirdiği vericiyi hemen söktü. ve ateşe attı. Caine bilinçsiz bir şekilde bu kapsülü uzaklaştırmaya çalıştı ilk önce. Kimse omzunda kanlar içinde bir adamı taşıyan göz alıcı esmer kızı durdurmadı.. kapıyı tekmeleyerek açtı. Sonra Caine'e döndü. Nava.us . dursa bayılacaktı. Buradan çıkarken bunu sökmek zor olacaktı. o da kanlı bir et yığını gibiydi. Bu riski göze alamayacaktı. Şu görevde her şeyin olabileceğini ve olasılık dâhilinde olduğunu düşün. Dikiş yeri boyunca kotunu kesmek için bıçağını kullandı. İki eli kıpkırmızıydı ve eti sıyrılmış gibiydi. Boş duvarlar. Bu zayıf haliyle bile zümrüt yeşili gözleri vahşi ve asi bakıyordu. sarı buzdolabı. daireye sessizce yaklaştı. Böyle bir şeyin olma ihtimali çok azdı ama. İlk defa göz göze geldiler. Ya bunun çok basit bir açıklaması vardı. Üç blok kalmıştı. Başka bir çaresi yoktu. Bu riski göze alacaktı. Son katı tüm iradesini kullanarak ve artık kendini de sürükleyerek çıktı. İlk önce güvenliği sağlamalıydı.. hem de altına hamur gibi bir şey yerleştirdi.. Tae-Woo ile buluştuğu daire yalnızca birkaç blok ötedeydi.. Yakından bakınca öyle olmadığını. Şırıngayı bir kenara bıraktı ve bir kapsülü kırıp Caine'in burnunun altına tuttu. Yoluna devam etti. gömleği terli bedenine yapışmıştı. Caine'i taşımaktan omuzları ve beli uyuşmuştu beş katı çıkarken. Sokakta birkaç kişi yürüyordu. Şu anda adrenalin salgıladığı için koşabildiğini biliyordu. Binaya vardığında Nava ölmek üzereydi. Hem adam. insanların tam New Yorklulara özgü bir biçimde başkasının işine hiç mi hiç bulaşmadıklarını gördü.e-kitap. ufak mutfak. Kapıyı kapadığında ışığı bulmak için eliyle duvarı yokladı. yoksa bir kere mi kullanmışlardı? Eğer oraya girdiğinde iki ajan varsa o zaman Nava'yı öldürürlerdi. Ellerindeki bezleri açtı ve ceketinin geri kalanını yere serdi. Bir tek sorun vardı: Nereye gideceklerdi saklanmak için? Kendi dairesine dönemezdi. 9 milimetrelik Sig Sauer'ını iki eliyle tutup. ama yanlarından geçerken. Yeşil sokak levhasına bakınca aklına bir şey geldi. Saklı Kütüphane 114 www. sadece derin olmayan kesikler olduğunu gördü ellerinde. ama Nava yine de koşmaya devam etti. Koreliler burayı sık sık kullanıyorlar mıydı.

" Caine başını salladı. Sana yardım edeceğim. "Ne bileyim. "aslında patlayan araba değil.. "Var mısın iddiaya? Ateşe doğru koşuyor. ama dedim ya. Ateşi körükledi bu. "Ya-" "Hayır." Grimes yavaş çekimde ilerleyen görüntülere döndü.. ama ilaç verme." dedi Grimes ekranda bir adamın başını göstererek. "Adım Nava."Kimsin sen?" dedi öksürerek. "İlk patlamada bir zincirleme etki oldu. Metaamfetaminler kanına karışınca kalbi sanki duracak gibi oldu.?" "Yani biri David Caine'i havaya uçurmaya çalıştı.. "Bana olanları bir daha anlat" "Ajan Vaner'ın ekibi atlattığını anladığımda onun tüm vericilerini kontrol ettim.. "Neyse. pizzacı bile olabilir. anan da olabilir. "Bak gördün mü? Köşeyi dönüyor. "Ne yazık ki yüzünü hiç göremiyoruz. Ama kızılötesiyle baktığımızda-" Grimes ekranı dondurdu. "Hiçbir şey alamam." dedi derin derin nefes alarak. "Kanamayı durdurup. Sonra da verileri indirdim. kendi baldırına batırdı.." "Bunu görünce görüş alanını genişlettim. Bunu kestirmenin imkânı yok. Grimes başını salladı. ama belki o da oradaydı. "Ne gerekiyorsa yap. Bu karı psikopat değilse bence bizim herife doğru gidiyor. çünkü gerçek hedefi de bu şekilde bulmayı planladığını tahmin ettim." dedi çekinerek Nava." dedi Forsythe birden kendini kaybederek. yer yarıldı içine girdi. Grimes binanın üstündeki bir karaltıya odaklandı. "Gerçi yüzde yüz emin değilim ama. "İşte şimdi geliyor." Bir düğmeye basınca görüntüler gerçek hızında devam etti." dedi nefesi kesilerek." dedi Grimes ellinci kere. Nasıl bitebilirim ki. "deneysel ilaçlar alıyorum. ama Nava onu omuzlarından yere itti." "Tamam. "Dizim." dedi Grimes bir kadının kafasının tepesi görününce. Canın yanacak. ama ilk önce bir soru sormalıyım-" "Nasıl yardım edeceksin?" dedi Caine doğrulmaya çalışarak. İnşaat malzemesi falan vardı ya. Ben. çünkü etkileşim." Grimes Saklı Kütüphane 115 www.us .. "Nerede o?" dedi kızgınlıktan köpüren Forsythe." Ekrandaki görüntü küçüldü. Bence öyle. Birden çok zinde hissetti kendini. sokakta bir yığın tuğla' ayrıca ağır iş makineleri için birkaç varil de benzin vardı." "Belki de ateşten kaçıyordur?" diye araya girdi Forsythe. Çantasından bir şırınga daha çıkarıp. yerdeki bezin üzerinden bir neşter aldı ve ilk kesiği attı. "İşte bak David Caine şurada." gözleri devrilir gibi olunca dişlerini sıktı. ya da neden buluştuklarını biliyor muyuz?" diye sordu Forsythe. bacağını yerine oturtmam gerek. Cehennemden kaçan bir yarasa gibi. UGA'nın dünyanın 150 mil ötesindeki uydusundan 18:01:03'de çekilen görüntüleri indirdi bir daha." "Sıçtık.e-kitap. bu adamın elinde bir uzaktan kumanda var gibi. "Vaner mıydı?" "Hayır. bu kutu." "Ne yani." Monitörde birbiri ardına patlayan kamyonları seyrettiler. Bacağı yere değince bir an için irkildi. Başlamak üzereydi ki birden ne kadar yorgun olduğunu fark etti. "Her yere bakıyoruz. tüm bunlar olalı daha bir saat oldu. birkaç kare geri gidip Caine'in ayağının yanındaki bir kareye odaklandı. Başka ilaç alamam çünkü. "Şimdi yanındaki adamın ona çantayı nasıl uzattığını görüyor musun?" "Bu ikinci adamın kim olduğunu." 2311 Grimes konuşurken Forsythe nefretle bakıyordu ona. "Demerol'a alerjin var mı?" "Alamam. Vaner da olabilir." Nava başını salladı. çanta el değiştirdikten yirmi saniye sonra araba patladı." Grimes." "Kahretsin." dedi Nava sessizce.

"Öldü. Caine daha önce bu kadar formda bir kadın görmemişti. pencereden gecenin karanlığına bakarmış gibi yaptı." Caine sinirlenerek ona ters ters baktı. onu sormadım. Eğer Caine onu aramasaydı." ▲ "Tommy. ama hiç kimse hedef bulunana kadar evine gidemez. Grimes onu gözleriyle takip etti." derken yalan söylüyordu Nava. Artık her ne hikmetse o kadar acımıyordu canı. minnet acı. değil mi?" diye sordu kadına.. Siyah dar tişörtü kollarındaki ve omuzlarındaki kaslarla gerilmişti. ama dudakları dümdüz bir çizgi. "Sonra ne oldu?" Grimes omuz silkti. Belki de kurtuldu." Saklı Kütüphane 116 www. korku. Duman dağıldığındaysa ikisi de ortada yoktu. Sancıyı azaltacak bu. Cildi pürüzsüzdü. "Adım Nava Vaner." "Vaner'ın kullandığı verici ne oldu?" "Patlamadan birkaç dakika sonra sinyal kesildi. Forsythe hızla odadan çıkarken arkasından kapıyı çarptı." Forsythe önce sustu. "Bilmiyorum. Şimdilik en azından. etmiştim." diye inledi Caine. Caine kendine gelince de. yarım blok ötede duvara yaslanan hedef arasında bir çizgi çizdi. Tommy orada olmayacaktı.. Son görüntüde kadının yanan kamyonlara doğru gittiğini görüyoruz. kızgınlık. o göz yaşlarına hâkim olmaya çalışırken. Sen kurtuldun." dedi iç geçirerek Grimes. Eğer gülümseseydi kahverengi saçlarının çevrelediği bu yüz çok güzel görünecekti." "Peki ya kızılötesi kullansak?" Grimes sandalyesinde dönüp Dr." "Hayır. "Bilmiyorum. "Senin tersin istikamete fırladı patlamada. "Bölgesel olarak sinirini kıstırdım. "Kimsin sen?" diye sordu Caine sonunda. yas tutmaması gerektiğini söylüyordu? Birden duygularına yenik düştü. Derin bir nefes alıp burnunu sildi. "Bu sorunun cevabını ben bile tam olarak bilemiyorum ki anlatayım. hissettiği sancı sayesinde Tommy'nin ölümünün acısını bastırabiliyordu. Suçluluk. ama şimdi. koyu tenliydi. Her biri bir dalga gibi onu kaplayıp üstünden geçti.o ölmüştü. Bu garip kadın Caine'in gururunu incitmemek için. kimsin sen? Neden beni kurtardın? Ne istiyorsun?" "Bunun cevabı çok karmaşık. Saçını at kuyruğu yapmıştı.us .e-kitap. dizinin başına dönüp. Kimdi bu kadın da. onu aklından çıkarman lazım. cüret edip. şimdi hatırladım. kahverengi gözleri ise soğuk ve ifadesizdi. "Arkadaşın için üzgünüm. Ondan sonra dumandan bir şey seçilmiyor. İnanılmaz bir suçluluk duygusu hissetti. işine devam etti." dedi Nava iç geçirerek alnını elinin tersiyle silerken. üzerinde bir gram fazla yağ yok gibiydi. ardından da bunun Grimes'ın suçu olduğuna karar verdi. Anladın mı?" "Neyse. Göz göze gelmemeye özen göstererek adamın diziyle ilgilendi. Karnı bir tahta kadar düzdü." İlk defa kadına baktı. "Kimse.parmağıyla ekranda kadınla. Aslında Caine bir şekilde rahatlıyordu. "Ne yaptın?" diye sordu." Kadın gözlerinin içine baktı. karmaşa. Ama ateşin ısısından dolayı kızılötesi işe yaramaz. "Ben bunu nasıl da akıl edemedim? Ay pardon. Hatları belirgindi ve esmerdi. bacakları uzun ve güçlüydü. Ama sen bunu atlatacaksan. en azından ben kıkırdağını düzletene kadar. O hayatını yaşamaya devam edecekti. "O-çocuğu. Jimmy'ye öyle bir baktı ki sanki ona 'bana işimi öğretmeye kalkma' der gibiydi.

Ona her şeyi anlatmak büyük bir riske girmek demekti. "O öldüğünde oniki yaşındaydım. "annem bana Tanja Krlstina adını verdi. "Denesene.Caine bir an için sustu. ama sanki bu daha güvenliymiş gibi hissetti. ya da boş laflarla sessizliği bozmaya çalışmadı. "Gerçek adım Nava Vaner değil. Nava bunları düşünürken bir yandan da yarayı temizliyordu. gerçeği unutmuştu. O Nava'ya. ona gerçeği anlatırsa her şeyin yoluna gireceğini söylüyordu. Kadın derisinden metal parçaları ya da camları tek tek sökerken acıdan dişlerini sıktı. Caine anlıyordu sanki onu. Julia'nın söylediklerini düşündü." Saklı Kütüphane 117 www. Kadını konuşturmaya. Ama içgüdüleri. "Sana. Caine'in güvenebileceği tek insan olduğunu söylemişti. hikâyesini anlatmaya hazırlandı. Şu ana kadar söylediği her şey olmuştu. Sonunda başını kaldırıp Caine'e baktı Nava." ▲ Nava. yalan söyledim.e-kitap. Hazırdı." Nava derin bir nefes alıp.us . ama on yıldır bu ismi kullanıyorum. Bu kadar yıldır onu ayakta tutan zihninin içindeki o ses ona yalan söylemesini haykırıyordu." dedi kendinden emin bir sesle. Sonra tek bir kelime söyledi. Doğduğumda annemle babam-" birden duraksadı ve onları düşününce hissettiği duyguların farkına varıp çok şaşırdı. Bekledi. O kadar uzun süredir yalnızdı ve bir yalanı yaşıyordu ki. David'e bakınca birden ona her şeyi anlatmak istedi.

bunca yıldır ilk defa. Sanki dünmüş gibi hatırlıyordu o günü.. Ama en çok. Oniki yaşındaydım ve suçlayacak birini arıyordum. Ama bir yabancıya bile olsa. Sonra bir gece babamın parti liderlerinden biriyle telefonda konuştuğunu duydum. "Ailecek bir tatile gidecektik." dedi Caine. Gözlerini sildi. içini dökebilmek rahatlatıcıydı. Bir hayaletle yaşamak gibiydi onunla yaşamak. tırmaladı." Durdu. ama. sessizce Caine'in sözlerini kabul ettiğini belli etti. ölümle yüzleşince kaçmayacağına emin olmaya çalıştığını bilmiyordu.. Saklı Kütüphane 118 www. karısını ve kızını evde tutmadığı için kendini hiç affetmemişti.gitmek istemedim. sesi titremişti. Bunca sene sonra bile bu konu açıldığında hâlâ bu kadar üzülebildiğine şaşırıyordu. Her gece Tanrıya aynı soruyu sordu: Neden onları almıştı? Sonra da ağlamıştı." dedi kızarak. Günün birinde. babası ona hiç sarılmadığı için. eve geldiğimde annemi mutfakta bulacağımı umuyordum." Nava duraksadı. Kollar daha da sıkıca tuttu kızı.e-kitap." Nava öyle olduğunu anladı ve hikâyesini anlatmaya devam etti. Her zamankinden hızlı vurdu. Eğer babasının konuşmasını duymasaydı neler olabileceğini merak etti. İşte bundan dolayı da kendini asla affetmedi." Nava. gerçeği söyleyebilmişti. Nava başını sallayıp." .. tekme attı. babasını da kaybetmişti. ta ki dünyası kararana kadar. Dmitry'nin ilk andan itibaren onu sınadığını. İşte o gün Afgan teröristlerin uçağı havaya uçurduğunu öğrendim." dedi Nava. köşeye sıkışmış vahşi bir hayvan gibiydi.. Ama bir hafta önce ben kötü bir rüya gördüm. annemle kız kardeşim bindiler uçağa. Kız çıldırdı. annesi öcülerden korumak için onu bir daha öpmeyeceği için ağlardı. Manevi babasının adı Dmitry Zaitsev'di ve birkaç yıl boyunca ona çok şey öğretti. Düşüncelere dalınca farkına varmadan adamın dizini oynatmıştı." Tüm kızgınlığına rağmen Tanja olduğu o zamanları." dedi Nava. Gittikleri ve dönmeyecekleri için ağlardı. "Emin misin anlatacaklarımı duymak istediğine?" "Evet. ben de yalnızdım. yalan değil de. Bu yüzden de o teröristler uçağı bombayla havaya uçurduğu gün Tanja sadece annesini değil.us . Tanja eve doğru yürürken biri güçlü kollarıyla kızı göğsünden ve boynundan yakaladı. korkunca." "Bir sonraki gön bir otobüse bindim ve Moskova'ya gittim. Tanja'yı suçlamıştı. Herhalde ikinci babası olacak adamla asla tanışmazdı. kendisi değil de onlar öldüğü için şükrettiğine ağlardı. Babası. belki bir şekilde gerçekten de öldü. O hâlâ yoktu. Ancak. Dürüst davranıyordu. göremediği adamın göğsüne kafa atıp durdu." "Baban-" "Babam da öldü o gün sanki. "Bir daha da geri dönmediler..." "Babam benimle kaldı. Tanja olduğu o bir yıl boyunca babasıyla evde tek başına olduğunu hatırladı. "Kızmıştım. İlk defa uçağa binecektik.18 "Uçak düştü." dedi Caine. "Pardon. Kız saldırgana pek de pabuç bırakmadı. Lubyanka Meydanı'ndan KGB'ye gittim. teröristleri öldürmek isteyen o korkuları olan küçük kız olduğu günleri hatırladığında gülümser gibi oldu. ay sanki kötü bir rüyadan uyanıyormuşum gibime geliyordu. "İlk. ne düşündüğünü belli etmeden bakıyordu kadına. Sürekli. "Kazadan sonra asla eskisi gibi olmadı. adam öldürmek de dahil olmak üzere.. "Üzgünüm. "Bence bu önemli. Lubyanka'da kabul edilmedikten sonra. kendisini suçlayacağına. "Ama her gün bir öncekinin aynıydı.. "Ah! dedi Caine dişlerini sıkarak.

" Tanja onunla yüzleşmek için adama doğru döndüğünde. Sonra yavaşça başını salladı. "Bugünlük bu kadar ders yeter. Ama ancak omuzuna isabet ettirebildi. Şimdiden kıpkırmızı olup şişmişti. Eğer daha fazlasını öğrenmek istiyorsan. "İyi. "Adım Dmitry. Şimdi bana babanı anlat. memnun oldum. Doğru mu?" Tanja adama bakarak o soğuk gözlerden bir şeyler anlamaya çalıştı. Aylardır ilk defa gülümsemişti. Kelepçeleri anahtarla açıp. ama sonunda klik diye bir ses duydu ve kelepçeler açılıp yere düştü. "Sakinleş. sonra da Tanja'ya baktı. kızı bıraktı. "Ama. "Aferin. Annen ve kız kardeşin üç ay önce Afgan teröristlerin havaya uçurduğu bir uçaktaydılar ve öldüler. çünkü merak ediyordu. kız yataktan düştü. senin adına ben cevap vereyim. yüzü nefret doluydu. Eğer istemiyorsan. Ama kaçmaya da çalışmadı." Tanja yine hiçbir şey demedi." dedi Dmitry tokayı kızın gözlerinin önünde tutarak. "Eğer istediğim her şeyi yapacağını söyleseydin zaten ya salak olduğunu. Adam birkaç dakika boyunca kızın debelenmesine ve kaçamayacağını anlamasına izin verdi konuşmadan. "İşte sana ilk ders: Kelepçelerin sıkı olduğuna emin ol.." dedi Nava kelepçeleri şangırdatarak. Seninki ne?" Tanja minik göğsünde kavuşturdu kollarını." Tanja'nın kanı çekildi. Nerede olduğunu gördüğü anda yataktan atladığında neredeyse kolunu çıkaracaktı. Adın Tanja Aleksandrova. "Eğer kelepçeleri açarsam en azından söylediklerimi dinleyeceğine söz verir misin?" Nava başını salladı.. yoksa yakaladığın kişi kaçabilir." Dmitry öne doğru eğilip. Hemen kelepçeleri açmaya çalıştıysa da bu bir işe yaramadı. Bir dost bana senin de savaşmak istediğini söyledi. İkisi de değilmişsin. "beni bırakacağına söz vermiştin. "Ben KGB'denim." Tanja ayağa kalkarken yanağını ovuşturdu." "Sen de dinleyeceğine söz verdin. "Şimdi ikinci ders. "Üçüncü ders: Kimseye hiçbir şey söyleme." dedi Dmitry. Kremlin'in gölgesinde kalan minik bir stüdyo dairede. Dmitry yatağa yaklaşınca kızın kendini tekmeleyemeyeceği bir yerde durmaya özen gösterdi. bir eliyle kızın saçından bir toka alırken. Derin bir nefes alıp adamın yüzüne tükürdü. İyi atıştı." "Ben de beni bırakırsan memnun olacağım." Saklı Kütüphane 119 www. Kız birkaç sefer denemek zorunda kaldı. burada bugün olanları asla kimseye anlatma. yarın okul çıkışında avluda buluş benimle. Kararın her ne olursa olsun. Söyleyecekleri ve gösterecekleri bittiğinde tokayı Tanja'ya geri verdi.Kendine geldiğinde. Tanja kolunu çekip kıpkırmızı olan şişmiş bileğini ovuşturdu. "Daha doğrusu asla doğruyu söyleme. O teröristlerle savaşırım." Dmitry bir kaşını kaldırdı." "Benden ne istediğine bağlı. haklısın. "Peki. diğeriyle kelepçeyi tekrar bileğine taktı. tahta bir yatağın bacağına sol bileğinden kelepçelenmişti." On dakika boyunca Dmitry bir kilit mekanizmasının mantığını anlattı ona ve basit bir tokanın bile nasıl anahtar olarak kullanılabileceğini gösterdi.us . "Yoksa iş bir tokatla bitmez." Tanja hiçbir şey demedi. "Aferin Tanja. "Şimdi ne diyordum. Gülümseyerek başını kaldırdı." diye emir verdi Dmitry. "AdıYegor-" Dmitry avcunun içiyle kızın yanağına öyle bir tokat attı ki.e-kitap. Adam ilk önce omuzuna. ama biraz rahatlamıştı.ikinci ders kilit açma. ya da yalancı olduğunu düşünürdüm." Dmitry kızla dalga geçer gibi bakıyordu. Özellikle de Yegor'a." "Peki. Eğer bana yardım etmek istiyorsan sana ne dersem onu yapacağına söz vermelisin. olanları unut." dedi Tanja.

. Dmitry etkilenmişti ve altı aya kalmaz KGB'nin ihanet ettiğinden şüphelendiği parti üyelerini gözetlemek için beni tavernalara yollamaya başladı.e-kitap. hem de öğretmenimdi. İlk başta dilleri öğrendik. bir duvarın yanında yürümekten farksızdı. Çok konuşmazdı ve ilk bakışta insanlar onu adam yerine bile koymazdı. kara kuru. Günün sonunda da karanlık bir çıkmaz sokağa girerlerdi ve Fyodor çantasını açıp mallarını gösterirdi: Cüzdanlar. araba kilitleri ve geri kalan her şeyi açmayı öğrendim. bir ajanın en önemli becerisi." "Sonra da bana casusluğu öğretti." "Ondördüme bastığımda Dmitry KGB'de eğitilmem gerektiğine karar verdi. ama birkaç hafta sonra bir iki dakika içinde açamayacağım kilit kalmadı. saatler. Adı da Spefsinstitute'du. almaması gereken şeyleri alabilmesidir. Kolaydan başladı işe yürürken yanımızdan geçen insanlar hakkında sorular sorarak. Lenin'in sosyalist devrimini.." dedi Nava Caine'in baldırına bir turnike bağlarken. O zaman zaten babamla artık pek konuşmuyorduk. "Sancı dışında bir şeyi düşünmek istiyorum. "Duymak istiyorum. Şişman kadının elbisesi ne renkti? Kaç çocuğu vardı? Bıyıklı sokak satıcısı ne satıyordu? Bu işe çok yatkındım ve hemen çevremdeki dünyayı algılamayı öğrendim. Onun ne kadar üzgün olduğunu sezen Caine devam etmesi için teşvik etti. "Her gün okul çıkışında o avluda buluşurduk. İlk önce insanların üstünden bir şeyler arakladık." "Fyodor bana birinci sınıf bir hırsız olmayı öğretti. Kitai Gorod'un sokaklarında dolaşırdık ve Dmitry bana Rus tarihi anlatırdı. ufak tefek adamı hatırlayan Nava." dedi Nava gülerek. "Bana bu işi öğreten adamın adı Fyodor'du. "Susma." Nava başını salladı ve hikâyesine devam ederken bir yandan da adamın diziyle ilgilendi. anlattığı her şeye inanıyordum. Bana Kuzey Savaşı'nda Deli Petro'nun Estonya'yı nasıl fethettiğini. "Casus okuluna gittim. Fyodor'un yanında yürümek. Sonra da kilitleri açtık. O benim hem babam. Şimdi geri dönüp baktığımda aslında parti propagandası yaptığını. günde sekiz saat ders aldım. paralar ve en sevdiği öğrencisiyle dolaşırken aşırdığı daha birçok şey. Zaman içinde Tanja'ya da öğretti bu işi. beynimi yıkadığını anlıyorum. "Anlatsana. Caine yüzünü buruşturduysa da isteneni yaptı. Asma kilitler. yüzükler. Başta ben o kadar yetenekli değildim. olmaması gereken yerlerden. Fyodor'un yirmi saniye içinde açamadığı hiçbir kilit olmamıştı. Canının ne kadar acıdığını tahmin edebiliyordu Nava ve bu kadar acıya bu kadar iyi katlanabilmesini takdir etmişti. Ama o zamanlar. Herkese Saklı Kütüphane 120 www.. Amaç çalmak. Aslında casus olmakla hırsız olmak arasında fazla bir fark yoktur. Ama bir duvar insanın cüzdanını veya malını çalmaz yanından geçerken. Ben de gidince." Nava durdu." dedi alnı ter içinde kalmış olan Caine. ben de en hevesli öğrencisiydim. sanki hiçbir zaman ailesi olmamış gibi davranabildi. şifreli kilitler. İşte o zaman da çalmayı öğrendim." dedi kalın kaşlı." Nava turnikeyi bir daha bağlayacakken Caine'in acıdan inlediğini ama dişlerini sıkarak kendini tutmaya çalıştığını fark etti." dedi Nava ve Dmitry ile ilk karşılaşmasından sonraki birkaç ayı hatırladı.us . Evde olduğum sürece ona geçmişi hatırlatıyordum." Öğleden sonraları Moskovalılar işten eve dönerken Fyodor ve Tanja aralarında yürürlerdi.. "Demek casus okuluna gittin?"" "Aynen öyle.o rahatladı." "Tamam. ben de ona 'gidiyorum' dedim. İşte bu niteliği yüzünden diğer insanlardan farklıydı. ajan ise sırları çalar." dedi bembeyaz olmuş ellerini yumruk yaparak Caine. Hırsız mücevher çalar. Hatta odaya girdiği bile fark edilmeyecek türden biriydi."Şunu tut." "Dmitry bende yetenek olduğunu görünce başkalarından da eğitim almamı sağladı. On yetenekli öğrenciydik. ya da çağdaş Marksist felsefesini anlattığında hevesle dinlerdim. "Ama neden sana hırsızlık yapmayı öğretti ki?" "Fyodor derdi ki. Haftada yedi gün. Bence o. girdiği her ortama uyum sağlayabiliyordu.

yara bere içindeki bedenini unutmaya çalışarak üç saat kadar çalışıp. ya da skrotumuna hançeri sokup. Derslerden sonra saldırı ve savunma dersleri aldım. o zaman tetik tek bir hamleyle çalışıyordu. komünizm. sabah aynı şeyleri yapmak için kalkmadan önce yedi saat uyurdu sadece.. onu tamamen çaresiz bırakmayı öğretti. Bazılarında ise horozu tetik çekiyor ve düşürüyordu ateşlerken. Ona şarjörle mermi yüklenen otomatik silahla. Bu da başka bir dersten edindiği bilgiydi. Her yerden saldırabileceklere karşı korumayı öğrendi.İngilizce öğretiyorlardı zaten. 'Systemadan sonra da beni atış poligonuna yolladılar." ▲ Silah hocası Mikhail tek bir el bile ateş ettirmeden önce. Raisa Rus özel birliklerinin bir üyesiydi. kavisli. Tanja kendi tarzını geliştirmek zorunda kaldı.us . Raisa bir insanın aşil tendonunu nasıl kesip yürümesini engelleyeceğini. Tanja her sabah zihinsel ve fiziksel olarak bitkin kalksa da dinlenecek zaman yoktu. Tanja tek bir mermiyle bir adam nasıl alaşağı edilir öğrendi. Bunun namlu çıkış hızı yüksekti. Dersler zordu. Hangi işlere yaramadığını da gördü: Çok kan revan içinde bırakmayan. Rus dövüş sanatı. içi sıvı teflon dolu bir bakır kovanla ve kurşun saçmalarla dolu bir plastik kapakla kapandığını öğrendi. her tabanca veya tüfek parçasının ne işe yaradığını öğrenmesi ve her bir hareketi bilmesi konusunda ısrar etti." Tanja her gece yemeğini yiyip. Bazı tabancaları kullanırken horozu kurmak gerekiyordu. sosyoloji ve antropoloji öğrendim. tarih. dünya güzeli Raisa'yı hatırlayınca. Raisa karşısına iki veya üç kişi çıkarmaya başladı. kafası dağıtılabilirdi veya kalp ya da ciğer gibi bir hayati organı parçalanabilirdi. ağır aksak ilerleyerek odasına gidip. çünkü düşük kalibreli bir silahla kafa tası delinirdi ve çıkış yarası olmazdı. fazla derin olmayan yaralar açıyordu ve takılabiliyordu. Domdom kurşunlarının neden içbükey olduğunu. İlk birkaç hafta boyunca. Nava gülümsedi bembeyaz tenli. Bir Glaser güvenli mermisinin. Tanja işte burada en çok sevdiği silahı ilk defa eline aldı: Dağıstan yöresinden ufak. çevirip. uzun siyah saçlı. bedene giren kurşunun organları parçaladığını gördü. Mesela. yani beyne saplanan mermi içeride hasara neden olacak şekilde hareket ederdi. göreceli olarak sessiz ateşlemesi vardı ve neredeyse istisnasız olarak hedefi tuttururdu. 9 milimetrelik bir yarı otomatiğin ne işe yaradığını öğrendi. Bu birimin adı Spetznatdı. ama esmer olduğum için beni Orta Doğu'da kullanabilmek için bana İbranice ve Farsça da öğrettiler. 45 kalibrelik kullanınca da bedeni hedeflemek gerekirdi. Kan kaybından ölebilirdi. Bana Systema öğretildi.38 inçti mesela. 55 kiloluk Raisa kendinin iki misli adamlarla başa çıkardı ve bunu büyük bir beceriyle yapardı. ayrıca geri tepmesi az ve mermi haznesi genişti. adam boğmayı ve yakalamayı öğrendi.e-kitap. 22 kalibrelikle birini öldürmek istiyorsa kafasını hedeflemeliydi. omuriliğini kesmek için neresini hedefleyeceğini. tekme atmayı. Dahası. Tanja göğüs göğüse dövüşmeyi çözdükten sonra da Raisa ona silahla dövüşmeyi öğretti. uzunca bir hançerdi bu. Eğitim acımazsızca devam ettikçe. ama dövüş dersleriyle kıyaslandığında bunlar devede kulak kalıyordu. Her gün devam etmek zorundaydı." "Sonra teknoloji. Tanja tek bir saldırganla başa çıkmayı öğrendiğinde de. Çarpma anında kapak anında eriyor ve böylece merminin içindeki Saklı Kütüphane 121 www. politika. daha büyük kalibrelerin hedefi daha yavaş vurduğu halde daha fazla hasara neden olduğunu gördü. çünkü böyle bir tabancayla adamın organlarını delip geçebilirdin. Her bir beceriyi edindiğinde Raisa ona daha sert bir şekilde saldırdı. Aylar boyunca Tanja yumruk atmayı. tek tek mermi yüklenmesi gereken toplu silah arasındaki farkı öğretti. Bir tabancanın kalibresinin mermilerinin büyüklüğü ile ilgisi olduğunu anladı: 38 kalibrelik bir tabancanın mermilerinin çapı .

Hayal ettiği gibi değildi. Zaitsev'e Drizen'in ölümü hak etmek için ne yaptığını sorduğunda o sadece 'partiyi Saklı Kütüphane 122 www." dedi Caine. nişan aldı. Bunun üzerine teflon ve saçmalar genişliyor ve dağılarak bir damara isabet etme olasılığı artırıyordu. Alman yapımı Heckler&Koch." dedi sardığı bacağa bakarak. Tabanca ve tüfekleri çözdükten sonra da diğer ateşli silahlara geçti. "İşte .maddeler enerjiyle yükleniyordu.Smith&Wesson. Ama KGB'nin umurunda değildi bu. İbraniceyi. Nava başını salladı. İlk önce makineliler: Uzi. Tanja 7." dedi Nava ifadesizce. "Teröristti. Myasi'nin ölüm feryadı ve boğazına dolan kandan nefesinin kesilişi. Adamın cansız bedenine bakarken göğsünün uyuştuğunu hatırlıyordu. Khalid Myasi adında bir Afgan gerilla. Ancak silahlar hakkında öğrenebileceği her şey öğrendiğinden emin olduktan sonra Mikhail ona eski moda Rus Nagant marka bir tabanca verdi. Tanja silahları da çabuk öğrendi. Nava duraksadı. Mikhail'i bir tek o gün gülerken görmüştü. merminin sekmeyeceği ve bedeni delip geçmeyeceği anlamına geldiği için. ama gerektiğinde onyedisindeki Tanja'dan adam öldürmesini de istiyorlardı. Sonra da Baikal MP -131 K ve Heckler&Koch CAWS gibi çiftelerle omuzları mosmor oldu. Bunları kullandıktan sonra kolları jöle gibi titrerdi. Sonunda da Michael ona farklı modelleri öğretti. hedefin çevresindekiler için bir tehlike arz etmiyordu." O anı dün gibi hatırlıyordu. Orada bir sene kadar kalmıştı ki. Colt ve Browning ve İtalyan Beretta'ları ve tabii ki Rus yapımı Gyurza ve Tokarev'ler.bu. hız gibi faktörleri nasıl hesaplayacağını öğretti ki Dragunov'undan çıkan her kurşun hedefi bulsun." dedi Nava. "teoriyle pratik arasındaki farktır. döştü ve kıç üstü yere yapıştı. beynine bir kurşun sıktım. Büyük bir şey başarmış gibi hissetmedi kendini. Tanja'nın öldürüp de bunun gerekli olup olmadığını sorguladığı ilk infazı bu yumuşak huylu Mossad ajanıydı. utandı. ▲ Tanja. kendileri de katildi. Ötekileri niye öldürdüğü belliydi. Bazen ona okul çocuğu olmasını. Tabanca o kadar sert geri tepti ki Tanja'nın ayakları yerden kesildi." Tanja kızıp ayağa kalktı ve bir el daha ateş etti.e-kitap. Bacağının iki tarafına destek iliştirdiğinde Caine kendi terinin içinde yüzüyordu neredeyse. Ayrıca. Browning MHB ve M60. birden neredeyse hiç tanımadığı bu adamla neden bu kadar rahat ettiğini düşünüp. "Göğsüne iki. Onu başarılı bir katile çevirmişlerdi ve bu yeni silahlarını kullanmaya niyetliydiler. O da yapıyordu. teröristleri de desteklemediğini anladı.us . bu. horozu kurdu ve tetiği çekti. Ama Drizen farklıydı. İsviçre yapımı SIG Sauer. Aslında teröristlere karşı çalışıyordu. Amerikan tabancaları. Aslında onu daha çok gözetleme işlerinde kullanıyorlardı. bazen genç bir hayat kadını kılığına girmesini emrediyorlardı. Tabancanın namlusundan çıkan üç mermi. Zaitsev ondan Moishe Drlzen'i öldürmesini istedi.62 milimetrelik mermileri yedi mermilik hazneye doldurduğunda dengeli bir şekilde durdu. Avusturya yapımı Giock." dedi hocası. Farsçayı ve İngilizceyi ana dili gibi bildiği için onsekizine bastığında onu Tel Aviv'e yollamaya karar verdiler. Tanja." "Yaptın mı?" "Evet. Adamı takip edip gözetledikten sonra da. "Sonra ne oldu? Spetsinstitute'da öğrenciler nasıl bir final sınavına giriyor?" "Adam öldürüyorlar. Hepsi partinin muhalifiydi. Aynen bana öğrettikleri gibi. "Herhalde oldu. Ama. Sonunda Mikhail ona mesafe. ayrıca öç alma isteği de dinmemişti. "Sağ ol. O günden sonra da hiç düşmedi. Diğer dersler gibi. Tanja onun Rus düşmanı olmadığını.

ona elit bir eğitim programında çalışmasını önerdiler. . Ancak. Langley'deki eğitmeni hayatında hiç bu kadar yetenekli birini görmemişti. ya da Amerika'da kullandıkları kimliklerindeki isimleriyle Reuben ve Leah Vaner yasa boğuldular. onu ne yapması için eğittilerse aynen onu yaptı: Bir çıkmaz sokakta Drizen'in boğazını kesti. Dört yıl sonra da dereceyle mezun olurken Rus dilini bitirmekle kalmayıp. Rusların yirmi yıl kadar önce Amerika'ya yolladıkları bir ailenin yanına gönderildi. Sovyet Başbakanı Valentln Pavlov ve Savunma Bakanı Dmitry Yazov vardı. çünkü bu en Amerikanvari üniversiteydi. ama öte yandan Amerika için de casusluk yapmak istemiyordu. Yanında da KGB'nin direktörü Vladimir Kryuchkov. daha ClA'in Orta Doğu antiterörist operasyonları biriminde bir ay çalışmıştı ki akla hayale gelmeyecek bir şey oldu: Sekiz üst düzey parti yetkilisi Rusya'nın kontrolünü ellerine geçirmeye çalıştılar. Tüm geçmişini araştırdıktan sonra. Ama bu arada onlar Zaitsev'e bir iyilik yapabilirler miydi? Kızlarının güvenliğinden endişe eden çift Zaitsev'in istediklerini yaptı. Gerçi anavatanı Rusya'ydı. Zaitsev onyedi yaşındaki kızı bulabilmek için elinden geleni yapacağını söyledi. Bir sonraki gün Zaitsev ona ABD'de gizli göreve hazır olduğunu söyledi. KGB'nin merkezinin önündeki. Zartsev ona California Eyalet Üniversitesi'ne gitmesini söyledi.e-kitap. Yaz sonunda yeni Nava okula gitti. ama son altı yıldır Amerika'da yaşadığı için batı kültürünü Spetzinstitute'da hiçbir zaman öğrenemediği kadar iyi öğrenmiş ve edinmişti. ▲ Bundan sonraki iki yıl boyunca Nava acımasızca eğitime tabi tutuldu. Rusya için casusluk yapma isteğini kaybetmişti. silah. O günden itibaren de Tanja Kristina Aleksandrova yok oldu ve yeni Nava Vaner doğdu. çok normal bir hayat sürdü. Ohio'daki küçük camialarından ayrılıp Boston'un banliyölerine taşındılar. yabancı kültürler gibi derslerde zorlanırken Nava’ya bunlar çok kolay geldi. Tanja da. Kurguladıkları hayatı geride bıraktılar. ClA'ye başvurduğunda çok memnun oldular. yeni evlatlarının onlarla yaşamasına izin verip ona Amerika'da nasıl yaşanacağını öğrettiler. Üniversite yaşına gelince de Nava çok başarılı oldu ve altı üniversiteden birden kabul mektupları geldi.Nava mükemmel bir adaydı. Deniş Gromov KGB'deki bağlantısından yardım istedi. Bunu o zaman bilmiyordu. liseden ve üniversiteden arkadaşlarıyla. ailesi ve komşularıyla görüştükten sonra. 7 Mayıs 1987'ye kadar. Deniş ve Tatiana Gromov. Haklarında bir soruşturma yapılabileceği korkusuyla polise gitmekten çekindiklerinden. ona da Nava adını verdiler. Ama Nava artık ülkesinin neresi olduğunu bilmiyordu. Ve sonuç olarak Nava'yı ikinci kez ülkesi için adam öldürmeye yolladılar. ama bu geçmesi gereken son testti aslında. Bir ay sonra kızlarının Rusya'da güvende olduğunu öğrendiler. Tanja bir sonraki gön Vaner'lara gitti. Geldikten kısa bir süre sonra da küçük bir kızları oldu. bir de Arapça kürsüsünde yüksek lisans bile yapmıştı. Tanja. O gün esrarengiz bir şekilde ortadan kayboldu. Nava sadakatinin hangi tarafa olduğu konusunda o kadar emin değildi artık. Her gün Herald Tribune'den Gorbachev'in yardımcısı Gennady Yanayev'in SSCB'yi nasıl kontrolü altına aldığını okudu. Başlarındaki Boris Yeltsin'ln önderliğinde Kremlin'i yine ele geçirdiler ve Kryuchkov dahil tüm 'Sekizler Çetesi' tutuklandı. Ama halk ayaklandı. Vanerler üstlerine düşen her şeyi yaptılar. Nava. Diğer adaylar çatışma. Onlar çocuklarını büyütebilmek için İsrail'den göç etmiş bir aile olarak tanıtmışlardı kendilerini Amerika'da.us . kurumun Saklı Kütüphane 123 www.sorgulama' dedi. Tanja'yı evlat edinirlerse kızları güvende olacaktı. Nava.

Nava yaptığı işte çok iyiydi ve bunun maddi karşılığını da fazlasıyla aldı. Nava hikâyesini anlatmayı bitirdiğinde sakin bir tavırla bir sigara yakıp. Spetsinstitute. Ama beş yıl içinde tükenmişti artık. O yüzden de ClA'de kaldı. Nava emirlere uymamayı tercih etti. Tek mantıklı açıklama bu. Caine ne diyeceğini bilemedi. Sevgili KGB'si olmadan yaşamak için bir nedeni kalmadığını düşünmüştü Zaitsev. Ama bekledi.e-kitap. Mossad'dan yardım alarak adamı kendi öldürdü. Sonunda gerçeği bulursun. Zaten KGB'deki pek az insan onun gerçek kimliğini biliyordu. Ayrıca. Alman Bundesnachrichtendienst de kurtulmak istedikleri insanları öldürtmek için onu kiraladılar. Kuzey Kore İstihbarat Örgütü'nün yok etmek istediği kökten dinci bir terör örgütünün hücresini bulması gerekiyordu bu görevinde. Daha önce gerçeği göremediğine inanamadı. Ama yangında yaşadıklarından mıdır. kadına bir yakınlık hissediyordu. İşte bu aşamada kariyerinde yeni bir sayfa açıldı. Amerika'nın öldürmek istemediği teröristleri öldürmek için görevler almaya ve sırları satmaya başladı. Her adam öldürdüğünde aslında sayısız insanın hayatını da kurtardığını bilmesine rağmen bu geride kalan boşluğu doldurmaya asla yetmedi. Ne yazık ki. Bunların hiçbiri gerçek değil." dedi Caine sessizce. Sovyetlerin yeni casus birimi olan SVR'den kimse onunla bir sene boyunca bağlantı kurmayınca Nava 'kayıplara karıştığını' anladı. Sen bir yanılsamanın parçasısın. Dört ay sonra Nava CIA sayesinde hocası. ama bir süre sonra belli bir camiada adı duyuldu ve İngiliz M16. İlk başta yalnızca Mossad adına çalıştı. olamaz. CIA Nava'ya peşine taktığı teröristlerden birini öldürtmeye karar verdiğinde. Yarattığın dünyanın içinde mantıklı kararlar vermeye çalış. ama açtığında kadın yine yanında oturuyordu. Şizofren nöbeti geçiriyorum. Hayatında ilk defa Nava özgürdü. "Sen gerçek değilsin. babası olan Dmitry Zaitsev'in öldüğünü. ona dair hiçbir resmi kayıt da olmamıştı hiçbir zaman. hem de SVR'nin kendisini bulamayacağı bir yere kaçmak istiyordu. daha doğrusu kendini öldürdüğünü haber aldı. Yine de kişisel öcünü almaya devam etti.." "David seni temin ederim-" "Hayır!" dedi Caine sesini yükselterek. Hikâyesi o kadar inanılmazdı ki Caine neredeyse inanacaktı. Saklı Kütüphane 124 www. Sonra birden gerçeği gördü. Kimse gerçek olmadığı takdirde böyle bir şeyi anlatmazdı. yoksa buna rağmen mi demek daha doğru olurdu. "İyi misin?" diye sordu yanılsama. Ne yapması gerektiğini öğrenmek için Zaitsev'e bir mesaj yolladı. Ama yapmayı bildiği tek şey adam öldürmekti.us . Kaçak ajanlar. istediğini yapabilirdi. "Bu gerçek değil. Kan davasını devam ettirdi. bedavaya seve seve yapacağı bir iş için para aldığına çok şaşırdı. Ama kaç kişi öldürürse öldürsün annesi ve kardeşi öldükleri halde hayatta kalmış olmanın suçluluğundan kurtulamadı." “Ne?" "Gerçek değilsin." "Neden söz ediyorsun sen?" Caine kadına baktı ne yapacağını bilemeyerek Jasper ne demişti? Yüzünü buruşturdu ve hatırlamaya çalışırken gözlerini kırpıştırdı. onlar da ölmüştü." "Pardon?" Caine gözlerini sıkıca kapadı kadının yok olması için. Teröristler. o yüzden son bir görevi kabul edip hem ClA'in. "İşte oldu. 1999'da çok sıcak bir yaz gününde. her zaman yaptığı gibi hayatına devam etti. "Tanrım. Bundan sonraki beş yıl boyunca da o kadar çok terörist öldürdü ki hesabını tutamıyordu artık. Bu iş bittiğinde de İsrail hükümeti ona ödeme yaptığında. dumanını üfledi. Nava da yıkılmasına rağmen.kurucusu olan Felix Dzerzhinsky'nin heykelinin devrildiğinin resmini gördüğünde dünyasının değiştiğini anladı. işler pek de planladığı gibi gitmedi.

Caine. seni kurtarmazsam. "Evet. tüm parçaları birleştirmeye çalışıyordu. Eğer bu bir şekilde gerçekse de. "Ne profesörü? Ne teorisi?" "Senin üzerinde iki gün önce testleri yapan profesör var ya.. "aslında ilk başında planım seni kurtarmak değil kaçırmaktı. Gerçek dünyaya dönebilmenin yolunu bulmak için kendini toparladı. Bu mantıklı sonuca vardıktan sonra rahatlayarak Caine yine Nava'ya baktı ve ne diyeceğini kestirmeye çalıştı. tam olarak nerede öleceğini.. Beni neden kurtardığını da." Caine bir anda dondu kaldı. o zaman da en azından mantıklı kararlar vermiş olacaktı. Yine Jasper'ın sözleri geldi aklına. "Bu inanılmaz bir hikâye. Biliyordu.." dedi Caine. Saklı Kütüphane 125 www. "İyi misin?" diye sordu Nava. Hâlâ kendini garip hissetse de yeni durumuna alışmaya başlamıştı bile." dedi Nava." "İyi misin?"diye sordu yanılsama. O bana seni anlattı. "Çoğu fizik." Nava'nın ifadesi değişti." "Beni Korelilere mi teslim edecektin?" diye sordu Caine. her şeyi söyledi." Cevabı aydınlatıcı değil. yarattığı dünyada mantıklı davranacaktı. Bu sana bir şey ifade ediyor mu?" Caine başını salladı." Caine'in bir anda kanı dondu. profesörün teorileri doğru olmasa kesinlikle bilmesi imkânsız olan şeyler biliyordu. "Laplace'ın Şeytanı. "UGA laboratuvarında tüm özetlere baktım.Tamam. Caine bu soruyu umursamayıp. Eğer istediğinde gerçek dünyaya dönemiyorsa. Hemen anladı ne demesi gerektiğini.. sen neden beni kurtarmaya karar verdin?" "Dürüst olmak gerekirse. Gerçi cevabı biliyordu zaten. Bu gerçek olsa ne derse onu diyecekti. Jasper'ın tavsiyesi iyiydi. İkizi haklı çıkmıştı. Gerçek adımı.Nava. Tüm ayrıntılarıyla okuyacak zamanım olmadı. ama aklına yapacak başka bir şey gelmiyordu." Nava boş gözlerle baktı Caine'e. Ayrıca. "Peki bu kadın nereden biliyormuş bunları? Ayrıca. "Bir kadın vardı. gerçi olamazdı ama bunu çok iyi biliyordu. nerede olacağını. İşleri oluruna bırakacaktı. "Evet" "Neden fikrini değiştirdin?" "Kız yüzünden. ama sanki esrarengiz bir şeyden söz ediyordu. ama bana hâlâ ismimi nasıl bildiğini anlatmadın.e-kitap. Aynen böyle yapacaktı. Aptalca bir şey yapmaktan kaçınmanın en iyi yoluydu bu. o zaman bununla başa çıkmaya çalışacaktı." dedi Caine.Adımı biliyordu. Adamın hedefine ulaşmaya yaklaştığına dair bazı bilgiler ele geçirdiler. üzüldü sanki. Birden çok saygı duydu Jasper'a. Ayrıca. iyiyim. o." dedi Nava.Bu yüzden bu kadar korkutucu. "Olasılık teorisi. "UGA onu bir süredir gözetim altında tutuyor." "Esrarengiz falan değil.. Belki de açıklaması gerekiyordu.. ama aklı başka yerdeydi. Nava başını salladı. bir an için kendimi kaybettim. "Bu teorinin bir adı var mı?" "Evet" dedi Nava. Caine hayatında hiç bu kadar korkmamıştı. Caine ağzını açtı ve bir anda bu durumun ne kadar garip olduğunun fakına vardı. "Anlayamadım. onun adı Nava. "Özür dilerim. kendisi bir soru sordu. Kim olduğunu. Kendi bilincinin bir uzantısı olan bu yanılsamaya açıklaması gerekir mi gerekmez mi bilemedi.us . "O geleceği tahmin etmenin bir yolunu bulduğunu iddia ediyor. biyoloji ve istatistik ile ilgiliydi ama sonunda Laplace'ın Şeytanı ile ilgili uzunca bir bölüm vardı." Caine bir anda fenalaştı. Hiçbir şey oluyormuş gibime gelmiyor. Bu yanılsama fazla gerçekçi olmaya başlamıştı." Caine iç geçirdi nereden başlayacağını bilemediğinden." "Hedefi ne?" diye sordu Caine. akıl karıştırıcıydı.

"İşte burada yanılıyorsun. "Aynen öyle. "Belki tüm bunlar beni aşıyordur. çünkü olasılık teorisinin temellerini atıyordu." dedi Caine.Nava'nın başının üstünden ileriye doğru baktı nasıl açıklayacağını düşünürken. ya da psikolojik etkenlerin bir sonucudur. Böyle bir bilgisayar olmadığı için böyle bir olayı önceden göremeyiz. paranın alaşımı falan gibi. diğer her şey gibi. "Bunu bir düşünsene. Yani. ya duygusal. Eğer bir parayı fırlattığımda bunu etkileyen tüm fiziksel faktörleri hesaplayabilseydik. "şans eseri karşılaşma hesaplanamaz. değil mi? Gittiğin yer ya fiziksel. "Hayır.e-kitap. tamamen fiziksel gerçeklerle koşullandırılmışlardır ve böyle belirlenirler. Yani şans eseri karşılaşma aslında şans eseri olan bir şey değil. değil mi?" "Diyelim ki hem senin aklından geçenleri ve beynini. örneğin elimin açısı." "On yıl kadar bunu yaptıktan sonra da teorilerini bir kitapta topladı. ya da bilemeyiz. aklına ilk gelen yerden başladı." dedi Caine. Bu yüzden de bir arkadaşa şans eseri çarpmak. "Peki. Çünkü bu para da. "Ama sırf biz faktörleri hesaplayamıyoruz diye bu parayı attığımda ne geleceğinin şansa bağlı olduğunu söyleyemeyiz. "De Moivre şansın bir yanılsama olduğuna inanıyordu." Nava'nın aklı karışmış gibiydi." Nava bu sözleri düşünürken bir sigara daha yakmak için durdu. gelişigüzel olan her şeyin aslında bir fiziksel nedeni olduğunu savundu. yerden yüksekliği." "Böyle düşünenlerin akımına Determinizm denir." "Ama gerçek dünyada. parayı fırlatmak için ne kadar güç kullandığım. bilinemez. her şey önceki bir sebebin sonucu olarak ortaya çıkar ama biz bu sebebin ne olduğunu bilemeyiz." Caine başını salladı. Bunun anlamı şu: Biz insanlar evrenin belli gerçeklerini ölçebilecek becerilere sahip değiliz. sözde rastgele. Caine de olasılık anlatırken en kolay yolu kullandı: Anlamayan varsa metal parayla örnekleyerek anlat denklemi. hem de arkadaşınınkileri okuyabilen bir bilgisayar olsun. olaylar her ne kadar rastgele görünse de. Yani. ama David tüm bunları doğru hesaplamak olanaksız değil mi?" "İnsanlar için öyle. Bu 52 sayfalık çalışma çok kısa olmasına rağmen zamanının en önemli matematik metinlerinden biriydi. Aynı şey herkes için geçerlidir. Londra'da. rüzgâr veya hava akımı. adı Şansın Doktrinleri'ydi. Deterministler hiçbir şeyin belirsiz olmadığına inanırlar. Laplace'ın çalışmalarını yıllarca incelemiş olmasına rağmen nereden başlayacağını bir türlü kestiremediğinden." dedi ve yavaşça cebine doğru uzanıp metal bir çeyreklik çıkartırken inledi. İstatistik dediğimiz bilim dalı daha tam olarak doğmadığından De Moivre geçimini sağlamak için yerel kumarbazlar için olasılıkları hesaplayarak para kazanıyordu. "1700'lerin başında. Abraham De Moivre adında bir Fransız istatistikçi vardı." "Aslında kitabın başlığının aksine De Moivre şans diye bir şeyin olmadığına inanıyordu. bu tahmin edilebilir bir gerçek. Bunu da zarlar ve oyunlarla açıklıyordu. Newton'un mutlak olan fizik kurallarından etkileniyor. o zaman yazı mı tura mı geleceğini yüzde yüz bilebilirsin. bu bizim bilemediğimizi gösterir sadece." dedi Nava yavaş yavaş konuşarak." "Yani kalabalık bir sokakta yürürken bir dostuna çarpmak şans eseri olan bir şey değil öyle mi?" diye sordu Nava. Hiçbir yere boşuna gitmezsin. ama bu olayı bilinemez kılmaz. Hiçbir şeyin şans eseri olmadığını ileri sürdü. o zaman nerede ve nasıl karşılaşacağınızı da bilirdi. söze. Eğer o bilgisayar aynı zamanda tüm dünyadaki tüm çevresel koşulları da bilse. her ne kadar şans eseri olmuş gibi görünse de öyle değildir. "Eğer bu parayı havaya atarsam bunun yazı ya da tura gelmesi şansa bağlı değil mi?" Nava başını salladı." "Ne demek bu?" diye sordu Nava. Aradaki farkı anlayabiliyor musun?" Saklı Kütüphane 126 www.us .

" "Bunu nasıl yaptı?" diye sordu Nava. O fiziksel verileri kullanarak sözde tahmin edilemez olan şeyleri tahmin ediyordu hep. 1770'de. Eğer uykusu her gece onbeş dakika uzarsa. Laplace olasılık teorisini kullanarak gezegenlerin yerlerini tahmin edebildiği gibi." Caine masanın çevresine üşüşen 12 öğrencinin güldüğünü gördü. Ve o gün." dedi inanamayarak Nava. onun ya bir asker. Bu kitapta güneş sistemi araştırıyordu ve gezegenlerin yörüngelerini hesaplamak için yeni yöntemler ortaya konuluyordu. O andan itibaren herkes onun bir matematik dâhisi olduğunu anladı. önemli olmasının nedeni Laplace'ın olasılık teorisini astronomide kullanan ilk insan olmasıdır. bu iki alanı da bir araya getirerek o zamanlarda yayınlanmış en önemli astronomi kitabını yazdı. Laplace akademik hayatı seçti." dedi Caine tahtaya giderek. kendi çalışmaları süresince yıldızların birçok konumunu izleyerek elde ettiği verilerin örtüştüğünü gösterdi. yüzyılda yaşamış olan bu istatistikçi hakkında ders vermeyeli bir yılı geçmişti ama dersi dün gibi hatırlıyordu. "Bu teorik olarak hoş bir şey ama. evreni de daha iyi anlayabiliyordu. lambrili odayı hatırladı. Orada askeri okula giden birkaç öğrenciye geometri dersi verdi. Ve bu yüzden de hayatının geri kalanını iki alana adadı. yirmi farklı cevap bulabilirmiş. kanıtlamıyor. Yirmi farklı astronom aynı yıldızın konumunu hesaplayıp. Ama yine de doğru ölçümleri yaparsak her şeyi tahmin edebileceğimizi söyleyen bir adamın kendi ölümünü tahmin etmek için bir ölçü bulmasının ilginç olduğunu da kabul etmek gerekir." "Ne demek 'bir yıldızın birçok konumu'?" diye sordu uzun siyah saçlı. o zaman 24 saat uyuyacağı gece ölecekti.Meccanicue Cefeste veya Cefestial Mechanics. Sonuçlan bu şekilde çizince de bunun bir çan eğrisi şeklinde olduğunu gördü. solgun yüzlü bir öğrenci." "De Moivre seninle aynı fikirde değildi. ▲ "Bu odadaki çoğu kişi gibi Laplace'ın da annesi ve babası onu anlamamıştı." "Ancak. "O zamanlar." dedi Caine tahtanın önünde bir ileri bir geri yürürken. De Moivre öldü." "Bu pek de teorisini kanıtlamıyor. Bu günü de 27 Kasım 1754 olarak belirledi. İnsanlar hata yaptığı için de veriler doğru değilmiş. astronomideki en önemli sorunlardan biri herkesin ölçümlerini elle yapmasıymış.us . Öğrencilerinin arasında Napolyon Bonaparte adında bir adam da vardı ve galiba o önemli işlere imza attı. De Moivre'ın eseri yine çok ünlü bir Fransız matematikçi olan Simon Piere Lâplace'ın çalışmalarının temelini oluşturdu." Caine duvardaki bir tabloya işaret etti. aynen hesapladığı gibi.olasılık ve astronomi. "Babası. "Hayatının son birkaç ayında De Moivre her gece onbeş dakika fazladan uyuduğunu fark etti. Gerçi 18." "Ancak.Nava her şeyi anlayınca başını salladı yavaşça. "Bu iyi bir soru. ya da bir rahip olmasını istediyse de. O bir determinist olduğu için o veriyi doğal sonucuna kadar hesapladı. "Sonra. "gerçek dünyada işe yaramıyor. 1799'da." dedi Nava. O bize De Moivre'ın eserinde betimlediği çan şeklindeki eğriyle." dedi Caine birden kendine gelerek. "Hayır. bir tablo yaptı. Bundan yaklaşık otuz yıl sonra da. eserin günümüzde hâlâ önemli olmasının nedeni Laplace'ın müthiş bulguları değildir. sonra Caine konuşmaya devam etti.e-kitap. Bu yüzden de onsekiz yaşındayken Fransa'nın akademik merkezine Paris'e gitti. Kısacası. Laplace Paris'in prestijli Academie des Sciences kurumuna ilk çalışmasını sundu. Saklı Kütüphane 127 www. "Neyse. Öleceği günü de öngördü. İkisi de bir süre konuşmadı. Laplace bu yirmi farklı ölçümü alıp." Caine bu ismi söyleyince seminer verdiği Columbia'daki o havasız.

ama bir denklem oluşturdun bu sorunu çözmek için. Kaç defa yazı gelir? "İki. O yüzden de hemen eski yönteme döndü."Bunu keşfettiğinde ‘eğer gözlemler normal dağılımdaysa. "Bunu anlayamadım. iki defa da tura. "Ama Laplace bununla da kalmadı. doğum oranları. "Aslında sen şu anda olasılık teorisini kullanarak kaç defa yazı geleceği gibi istatistikî bir tahminde bulundun. Olasılığın Analitik Teorisi'ni yayımladı. yazı tura gibi. Bunun farkında olup olmadığını bilemiyorum. istatistikte ise 'gerçek' olaylar hesaplanır. moleküller arası güçleri inceleyerek ortaya konabileceğini iddia etti. Sınıfta üç tane daha tarih bölümü öğrencisi olduğu için de hata minimalizasyonunun ne olduğunu anlatmak zorunda kaldı. Kafasını kaşırken nereden başlayacağını düşündü. bunlar da istatistikleri elde etmekte kullanılır. O zaman da bu yıldızın olası gerçek konumudur' dedi." "Laplace'ın en büyük buluşu 1812'deydi. ancak o zamanlar yeni bir devir açmıştı bu bulgu. Şimdi artık bu bilindik bir şey." Caine başını salladı. Bu birinin olasılık teorisini ilk defa başka bir alana uygulayışına örnekti." Caine herkesin dediğini anladığından emin olmak için durdu. bu yıl theroic analytique de probabilities. Diğer bir deyişle olasılık teorisi denklemler oluşturmak içindir. "Tamam." Steve anlamış gibi bakıyordu. "İstatistik ve olasılık arasındaki farkı biliyor musunuz?" Steve ve diğer tarih öğrencileri başlarını salladılar. Olasılık teorisi sözde 'şansa' bağlı olguları inceler. ama diğer iki öğrenciden pek emin değildi Caine. O doğadaki tüm fenomenlerin. konumunu büyük bir olasılıkla doğru belirlenebileceğini söyledi. "Neden?" "Çünkü iki defa yazı gelir." Caine yazmaya başladı: Saklı Kütüphane 128 www. o zaman çan eğrisinin ucu örneğin olası gerçek değerini gösterir. bunda da fiziğe yeni felsefi bir yaklaşım getirdi. Diyelim bir parayı dört defa havaya atacağım. her ne kadar bir yıldızın tam konumunu belirlemek imkansızsa da." dedi Steve. astronomik refraksiyonlara kadar her şeyi incelemeye başladı ve yine çan eğrileri gibi olasılık teorileriyle farklı fenomenleri ölçmeye çalıştı. Laplace. Bu yeni teorisini kutlanarak hava basıncından tutun." Caine birden dersinin aynı zamanda tarih dersi olarak da geçtiği için istatistik bilmeleri gerekmediğini hatırladı. 1805'de eserinin dördüncü cildini yayımladı. ölüm oranları gibi. Orada hata minimalizasyonu hakkında bilgi verdi-" Steve adında toplu bir öğrenci parmağını kaldırdı.e-kitap. "Kısa bir örnek vereyim. yani zarlar.us .

"Hayır." Bir parayı dört defa havaya atarsak 16 farklı sonuç elde edebiliriz. O zaman bir daha size sorayım: Diyelim bir parayı dört defa havaya attım." "Neden hâlâ iki diyorsun sana bunun %62. o zaman da hata payı %93.5'den yüksek olacak. TTYY (S=i6| Y=3 -^ YYYT. Size göstereyim. TYTT. Çünkü fenomeni en iyi açıklayan seçenek o.5'lik bir hata payı olduğunu kanıtladığım halde?" diye sordu Caine.75 olacaktı.Y= Yazı geldi P= Paranın kaç kere atıldığı Olasılık (Y} parayı attığımızda kaç kere yazı geleceği. YTTY." "O zaman anlayamadım.us . "Çünkü diğer bütün seçeneklerde hata payı %62." Caine gülümsedi. "Eğer üç defa veya bir defa yazı gelecek desen. ya da %62. Aslında çoğu kez iki defa yazı gelmeyecektir. Y=0->> TTTT(S=1) Y= 1 -> YTTT. Caine'in tahtaya yazdıklarına baktı ve yüzünü buruşturdu. Y7YT.5 * P Hâlâ geçerli. %75'lik bir yanılma payı olacaktı. "İki diyerek yanlış olma olasılığını en aza indirgeyen cevabı seçtin. iki yazı gelmez." dedi Caine parmaklarını şıklatarak." Steve'in aklı karışmış gibiydi. YTYY.e-kitap. Yine bakın. TTYL TTTY {S=4) Y=2 -> YYTT. TYYT." "Aynen öyle. Eğer bir defa ya da dört defa yazı gelir deseydin. TYYY (S=4) Y=4 -> YYYY(S=1) Bu yüzden S= 1+4+6+4+1 S= 16 "Anladınız mı? O zaman 16 olası sonuçta sadece 6'sında iki yazı iki tura gelir. TYTY. her seferinde iki kere yazı iki kere de tura geleceğini düşünüyor musunuz?" "Hayır. bunun en olası sonucunun iki yazı ve iki tura olduğunu bilsek de." Y= Kaç defa yazı geldiği T= Kaç defa tura geldiği S= Dört defa parayı havaya atarsak olası sonuçlar. "Bence hâlâ iki." "Aynen öyle. YYTY. Bu yüzden de 16 sonuçtan onunda.5'inde. doğal çan eğrisi ve eğrinin en yüksek noktası da bu fenomenin Saklı Kütüphane 129 www. Dört atışta kaç defa yazı gelir? Y= olasılık (Y) * P Y= 0. kaç defa yazı gelir?" Steve. Bunu kontrol etmenin bir başka yolu da verileri tabloya dökmektir. İşte olasılık teorisinin de temeli budur: Hatayı en aza indirgemek. En azından yarısı yazı gelmeyecek mi?" diye sordu. başta kurguladığın formül Y= 0." "Eğer iki defa yazı gelmese bile.5* 4 Y=2 "Parayı dört defa havaya atarsak. "Ama biraz önce bunun en büyük olasılıklı sonuç olduğunu söylemediniz mi?" "Evet aynen öyle dedim.

bu tahminleri yürütenler.us ." dedi Caine Steve'in anladığını görünce sevinerek." "Neden hataları ortadan kaldırmak istemeyelim ki?" diye sordu siyah saçlı Colleen adlı öğrenci. belli olasılıklar dahilinde." "Olasılık teorisi. Çünkü bunlar olasılıklarla hesaplanmıştır.doğal tandansını gösterir. iki yazı geleceği tahmini en az yanlış olan. hangi adayın kazanacağını ortaya koyacak denklemler oluşturabilmektedirler. Ama hataları tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. en az yanlış olan cevabı hesaplamak olduğunu kanıtladı. "Aynen öyle. çünkü hatasız bir tahmin denklemini oluşturmak için gerekli olan tüm bilgileri asla edinmezsin. "ama hâlâ bunun neden önemli olduğunu anlayamadım. Bu yüzden de bu yoklamalar hep yüzde bir iki oranında şaşar. bilim adamlarının bir cevaptan emin olmasalar da doğru olduğunu söyleyebilmelerini sağlar. "Önemli olan şudur: Söyleyeceklerim diğer olasılık metodolojisi için de geçerlidir. olasılık teorisinin nasıl işlediğini göstermesi. ama o yazı tura sayısını değil de astronomi ile ilgili binlerce ölçümü ele aldı ve gezegenlerin yörüngelerini belirlemek için denklemler oluşturdu. Çünkü olasılık teorisine göre yanılma payı çok ama çok az olduğu zaman gerçeği buldunuz demektir. ama diğer olasılıklar daha da düşük. o yüzden de en doğru olan oluyor." "Bu yüzden diğerleri gezegenlerin yörüngelerini hesaplayamazken Laplace hesaplayabildi. kesin verilerle değil. hiçbir şeyden tamamen emin olamazsın.5. İlk Saklı Kütüphane 130 www. "İstersin." dedi Steve. Sonra sözlerine devam etti. Ancak belirli bir sosyoekonomik kesiminden gelen insanlardan örneklem gruplar oluşturarak. o zaman tahmin yürütmek için kullanılan denklemler hataları en aza indirgemek içindir.e-kitap." dedi Steve. "Bu da bizi Laplace'ın en tartışmalı teorisine getirir. Laplace gerçeği tahmin etmenin en iyi yolunun doğru cevabı hesaplamak değil de. "Laplace'ın yaptığı da üç aşağı beş yukarı aynı şeydi." "Neden olmasın?" "Seçimlerden önce gazetelerde okuduğunuz kamuoyu yoklamalarını hatırlayın. hata payını ortadan kaldırmak için değil. Bu yüzden." "Bunun önemli olmasının nedeni." "Şimdi anladım. Buna sıklıkla 'Şeytan' adı da verilir." Caine bir an için sustu ve her şeyi anlamaları için bekledi." "Böylece de en doğruyu buldu. Çünkü her seçmene ulaşmak mümkün değildir. Para örneğinde dört defada iki defa yazı denk getirme olasılığı %37. hiçbir zaman kesin değildir bu sonuçlar. Denklemler sayesinde tüm astronomların verilerindeki farkları kapadı ve en az yanlış olabilecek yörüngeleri saptadı.

"David. Laplace'ın Şeytanı gerçek bir şey değil ki. o zaman. "Evet. herhangi bir varlığın aynı anda tüm pozisyonlarını bilemeyeceği için." Caine başını salladı.eserinden iki yıl sonra Essai Philosophique suries Probabilities adlı bir eser yazdı Laplace. "Laplace evrenin deterministik olduğunu varsaydığı için.Olasılık Hakkında Felsefi Denemeler." "Nasıl?" diye sordu Nava. geçmişi ve gelecekte olabilecekleri bilebilecek bir varlığı tanımlamak için kullandılar." dedi Nava.us . "Bu onu rahatsız etmedi. Caine konuşmayı kesince Nava bir an için sustu." ▲ Caine tüm bunları kısaca anlatırken. "Hiçbir şey imkânsız değildir. "Bilim adamları bu teoriye Laplace'ın Şeytanı diyorlar. kuantum fiziği işte." "Ayrıca. UGA'daki bilim adamları. aynen geçmiş gibi. geleceği de tahmin edemem. "Bu saçmalık. her şeyi bilen bir varlığı tanımlamak için kullanılan bir sözcük. Ama neden Laplace'ın Şeytanı imkânsız o zaman?" "Çünkü eğer subatomik partiküllerin birkaç konumu varsa. bu bir yanlış anlama." dedi Colleen. "Onu rahatsız eden bir şey mi bu?" "Hayır. çünkü o haklı olduğuna emindi. "Ayrıca. O öldükten sonra bilim adamları 'Laplace'ın Şeytanı' deyişini her şeyi bilebilen. Ve geleceği tahmin edebilmek için bu verilere gerek olduğundan.aynı anda evrendeki en büyük varlıkları ve en küçük atomları da hesaba katarak bir hesap yaparsa. bunun imkânsız olduğu 1990'larda kanıtlandı. "Sorma. "senin Laplace'ın Şeytanı olduğunu düşünüyorlar. Saklı Kütüphane 131 www. ya da olasılıksızdır. sessizliği kimse bozmadı." diye devam etti David. hiçbir şey belirsiz değildir ve gelecek de. Laplace'ın Şeytanı deyimi geleceği tahmin edebilecek. bir teori sadece. "ama belirli şeyler olasılık dışıdır.e-kitap. gözlerinin önündedir. her şeyi bilen bu varlığın var olması mümkün değil. o kişi olan her şeyi bilebilir ve gelecek tüm tarihi de bilebilir diyor." dedi Caine. "Werner Heisenberg adında bir fizikçi subatomik partiküllerin gözlemleninceye kadar tek bir pozisyonları olmadığını kanıtladı. İşte Laplace'ın Şeytanı bu yüzden imkânsız bir teori. Bir varlık değil yani." Herkes bu dediklerini düşünsün diye durup kolasından bir yudum içti." "Ama her şeyi bilmek imkânsız." Durdu." dedi Caine." "Neden Şeytan diyorlar?" diye sordu Steve. biri eğer fizik kurallarını ve bir an için evrendeki her şeyin konumunu bilirse." Nava kaşlarını kaldırınca Caine devam etmek zorunda kaldı." dedi Colleen. gelecek tahmin edilemez." "Ya lokantada olanlar?" diye karşı çıktı Nava." "Peki. oldu." "Bu Tanrı gibi bir şey. "Onun gibi bir şey." dedi Caine düşünceli bir şekilde." dedi Caine. "Ben her şeyi bilmiyorum. başı dönüyordu sanki." Caine notlarına dönüp okumaya başladı: Bir an için doğanın tüm güçlerinin ve bunu oluşturan tüm varlıkların konumlarını anlayabilen bir canlı olduğunu düşünürsek ve bunun bu verileri inceleyebileceğini de düşünürsek. zaten mantıklı olması gerekmiyor. Nava da bacağını kıpırdatmamasını sağlayacak bir şey yapıyordu Caine için. Ve bu eserden bir alıntı yapmak istiyorum. "Yani başka bir deyişle.

"Dur!" dedi Nava diğer koluna da yapışarak onu bedenine sıkıca yaslayıp. Kadın göründüğünden de güçlüydü... ya da kol değneğim olsaydı daha hızlı gidebilirdim. ne ediyor?" "Bilmiyorum o lokantada neler olduğunu. Nava onu yavaşça bırakıp uzaklaştı. UGA. eğer bir bastonum. Ne bileyim." Nava başını salladı. "işimi görür." dedi Caine ve duraksadı. Sanki daha odaklanmış gibiydi. bulanıklaştı. kalkmaya. sağ ayağını da kullanınca da tek bir hamlede ayağa kalkabildi. bizi bulurlar. adamın kolunu omuzlarına doladı. "Olanları gördüm David. oda birden kararıp. "Diyelim ki ben. "Ama. Nava'nın içgüdülerine inanıp gidebilirdi. Caine bunu dikkatlice elinden alırken keskin taraflarını tutmaktan kaçındı." dedi ciddiyetle Nava. "Bunu nereden biliyorsun?" "UGA seni izliyordu. daha uyanıktı. "Saat neredeyse dokuz. Belki de bu zihinsel alıştırma işe yarıyordu. Caine sol ayağını basmaya çalışınca. Eğer uzun süre burada kalırsak." Nava öne doğru eğildi.. Şimdi ne yapacağız?" "Olsan da olmasan da gitmemiz lazım. Eğer sen geleceği tahmin etmiyorsan. ayakta durabildi." Birkaç adım gitti hoplayarak." Saklı Kütüphane 132 www. "Eğer seni bırakırsam ayakta durabilecek misin?" Caine sol ayağına biraz ağırlığını verip başını salladı. "Neredeyse bayılıyordun." Caine bunları söylerken bile bunun tamamen doğru olmadığını biliyordu. "Ağırlığını bana verip." Caine Nava'nın dediğini yaptı." dedi Nava yere yansıyan gün ışığına işaret ederek.belki de gerçeğe dönmenin yolunu bulmak üzereydi. hatta öngörü de buna.us . "Yine bayılacak gibi misin?" "Sanmam. "Tamam. Devam etmeye karar verdi. Dünya birden yine normale döndü. Zaten ne fark ederdi ki? Hepsi bir rüyadan ibaretti. Nava yanına çömelip. Hemen dönerim.000 dolar borcum olur muydu sence Nava? Bir sonraki kartı bile bilemiyorum ki gelecekte neler olacağını bileyim. "senin söylediğin şeyim. Patlamada öleceğini bilmemiş miydi? Atacağı çantayla Nava'nın kendisine ulaşmasını sağlayacak zincirleme etkiyi yaratacağını da bilmemiş miydi? Caine'in imkânsıza inanmak dışında bir seçeneği kalmamış gibiydi. çalış.. Ama ben her şeyi bilen bir varlık falan değilim.Caine'in bir anda başından aşağıya kaynak sular boşandı. "Ne oldu?" diye sordu Caine.e-kitap. "Anlaşıldı." dedi Nava elinde baston benzeri bir tahta parçasıyla odaya dönerek. "Al şunu dene. Bu halimle ilerleyebileceğimi pek sanmıyorum." Caine dağınık saçlarını elleriyle düzeltti. Birden bunların hepsinin bir nöbet olduğuna inandı. "Eğer her şeyi bilseydim Rus mafyasına 12. önsezi. Birden yine başı dönmeye başladığında gözlerini kapayıp bununla başa çıkmaya çalışırken buzdolabına tutundu. Koreliler -ne bileyim her hangi biri olabilir. Caine biraz dengesini kaybettiyse de. "FBI. adam Nava'nın bir tahtayı kırdığını duydu." "Kim bulur?" diye sordu Caine.." dedi Nava." dedi. Caine başını salladı. O kamyonet camdan içeri girmeden saniyeler önce insanları oradan uzaklaştırdığını gördüm." Kapıyı açıp daireden çıktı.

Nava'nın ayağına bağladığı sopaları ve bastonunu nereden bulduğunu anlamıştı." "Biliyorum. Ancak. ama bunu yapmamız gerekiyor. Hâlâ hayattaydı. Nava bir an için nefesini tuttu. Nava sadece başını salladı ve dar merdivenden inmesine yardım etti. bu da bir şeydi. sanki bilincini yitirmişti. "Bu şehirden gitmemiz gerek. Ne yapacağını bilemeyerek başını kaşıdı. "Trene binmemiz gerekiyor." dedi Caine merdivenlerden inerken tırabzandaki kırıkları işaret ederek. Otobüse binmeyi pek istemiyordu çünkü trafiğe takılabilirlerdi. Caine onbeş saattir radarlarında görünmüyordu. Giriş katına geldiklerinde dışarıda onları bekleyen biri olabileceğini düşünerek kendini toplayıp. UGA bu operasyonu gizli kapaklı yürütecekti. bir araba çalabilirlerdi." "Tamam. ne olacaksa şimdi olacaktı. Acaba beynine kurşun sıkıldığında bunu hisseder miydi? Hiçbir şey olmadı. Saatine baktı. eğer Caine'in 'her şeyi bilen bir varlık' falan olduğunu düşünüyorlarsa o zaman da onu ellerinden kaçırmamak için çatışmaya girmekten kaçınmazlardı. Bir an için göz göze gelince Caine çok garip bir şey yaptı. çünkü onları burada arıyorlardı. "David ne oldu?" Bir an için cevap vermedi. ama Caine'de onu tedirgin eden bir şeyler vardı." "Emin misin?" "Evet. karanlık gökyüzünde yoğun siyah bulutlar vardı. İlk iş olarak New York'tan uzaklaşmaları gerekiyordu. Hemen gökyüzüne baktı. ama ilk önce sana yeni giysiler bulmamız gerekiyor. "İyiyim. Kadın koluna yapıştı." dedi ayakta sallanarak.. Genelde çok çabuk karar verirdi." "Neden?" "Bilmiyorum." dedi Nava. "Ama neyle ve nasıl?" "Trenle. sonra banliyölerden birinde inip. çünkü en az bir kişi ölmüştü. Tren de durdurulabilirdi. ama metroda da kameralar vardı.. Bir tek üstüne yağan yağmuru hissediyordu." Sonra da devam etti. Caine'le bir metroya binip. Ülkeden ayrılmayı düşündü bir an için. ya da yolda durdurulabilirlerdi. Sonra hemen kendine gelip. gözlerini açtı ve nefes aldı. Saat 09:03'tü. Yağmurun şiddetinden Nava'nın kıyafetleri üstüne yapışıyordu. otobüs ya da trene bineceklerdi. Caine kararsızlığını sezdiğinden kadına baktı. Kolayca bir araba çalabilirdi.20 "Ha." dedi Caine sinirlendiğini belli ederek. Demek ki üç seçenekleri vardı: Araba. Donuyordu. çok gecikmeden çağıracaktı. Sanki kadına kendini sorgulatıyordu. ön kapıyı açtı. "ama bana niye diye sorma. Şimdi ilk engeli aştıklarına göre Nava bir durum değerlendirmesi yapabilirdi. Sanki gözüne çok parlak bir ışık tutulmuş gibi gözlerini sıkıca yumdu. Forsythe daha takviye kuvvet çağırmadıysa bile." Adamın yırtık kotunu ve çıplak Saklı Kütüphane 133 www. ama o zaman da gişelerden geçerken yakayı ele verirdi. çünkü izliyor olacaklardı.e-kitap. ama 11 Eylül sonrası havaalanlarında artırılan güvenlikten geçmeleri zordu. Eğer yerin altında bir ekibe yakalanırlarsa kaçmaları mümkün olmazdı." dedi aniden Caine. "David ne oldu?" "Hiçbir şey olmadı. Bu kararsızlıktan kurtulmaya çalıştı. Eğer UGA bir şekilde burada olduklarını öğrendiyse.us . ama en azından trende arama yapılırsa kaçacak bir yer olabilirdi.

sivilce suratlı serserinin ekibi yönetmesine asla izin vermemeliydi. Sonra da yerine oturup Saklı Kütüphane 134 www. Cep telefonunu arayan yok. Onları da aramamış. "Aynen öyle." Birkaç düğmeye basınca kadının dosyası belirdi ekranda. onu ellerinden kaçırdıklarına inanamıyordu. "Kadının özgeçmişini biliyorum. "O zaman kendisine sorman gerekecek. Sonra şehirdeki arkadaşlarını araştırdım. tavandan ışıklandırması olmayan geniş bir odaydı. kadının kuş bakışı çekilmiş bir resmini gösterdi. saçını da bir bandananın altına gizlemişti. "Uydudan indirdiğimiz resimdeki kadının saç ve cilt rengini dünden kalan güvenlik kayıtlarıyla karşılaştırdım. Grimes monitörlerden birine işaret edip. Gözlerinin altı mosmordu ve çenesinde iki kocaman sivilce vardı. Hiçbir görüşme de yapmamış.us . Sakinleşmeye çalıştı. Kim olduğunu değil. neden bunu yaptığını bilmek istiyorum. Ayrıca. Her bir birimde üç monitör bulunuyordu. "Uydu fotoğraflarına yine baktım. Caine'in ilerleyebildiği kadar hızlı bir şekilde ikinci el eşya satan bir mağazaya gittiler." Grimes kahvesini yudumlarken omuz silkti." dedi Caine. Kan revan içindeki sargıların çevresi mosmordu. ortasında da Grimes'ın yeri vardı. "Sen de üstünü değiştirsen fena olmaz. üzerinde gümüşi bir yılan başı olan yeni bir baston da bulmuştu. "Penn Garı." Nava kan lekeleriyle kaplı pantolonuna baktı." Forsythe ofisinde volta atıp duruyordu. Forsythe. Grimes'dan yeni bilgiler alana kadar beklemeye karar verdi. Yeni bir taktik amiri çağırmak için çok geçti artık ama Forsythe zamanı gelince bunu da yapacaktı. Yağmur yağıyor olmasına rağmen Caine bir çift güneş gözlüğü de taktı. On dakika sonra yeni kıyafetlerle oradan çıktılar.bacağını işaret etti. bu. ofisine girerken kapıyı çarptı Forsythe. Gözlerini kapayıp ona kadar saydı." "Eee?" dedi Forsythe sabırsızca. sinirlenerek odadan çıkıp. Hamas. bol bir kamuflaj pantolonu almıştı.e-kitap. "Gelişme var mı?" diye azarlar gibi konuştu Forsythe." Arkasında ellerini kavuşturan Forsythe yere baktı. Beş dolarlık ucuz bir gözlüktü bu. Yağlı saçlarını eliyle taradı. Nava elini kaldırıp bir taksi durdurdu. Nava dar siyah bir tişörtün üstüne bir havacı ceketi giymişti. Yüzünü hiç çekememişiz. Forsythe. "Patlama yerinde çekilen fotoğraflardaki kadının Vaner olup olmadığını saptayabildin mi?" Grimes başını salladı. bir de ceket." Buna bir cevap vermeye tenezzül bile etmeden. FKÖ üyelerinden en az iki düzine ajanı öldürdüğünü biliyor mu-" Forsythe sözünü kesti. Veriler ajan Vaner'a yüzde yüz uyuyor. Grimes asla açık açık bir şeyleri söylemez. Gözetleme Merkezi'ne doğru yürüdü. Grimes'ın böyle lafı uzatmasından nefret ediyordu. "Onun El-Kaide. ama kafasının üstü ve eli görünüyor. Masalar halkalar halinde birbirini çevreliyordu. Caine de. "Nereye?" dedi Hint asıllı şoför. Grimes dönüp ona ters ters baktı. Burasını bir tek yüzlerce monitörden yayılan ışık aydınlatıyordu. Olaydan beri de evine gitmedi. İkisi pek hoş görünmeseler de savaştan çıkmış gibi de değillerdi artık. Dev bir deri koltukta oturan adamın çevresine plazma ekranlar ve klavyeler yerleştirilmişti. o da kimseyi aramadı. Onbeş saat. "Gazlarsan iyi olur. Bu Grimes'ın suçuydu. Ses kaydını son onbeş saattir eyaletten yapılan tüm görüşmelerle karşılaştırdım. "Herif yok ortada." dedi Nava." "E-postasına da baktım. Belki de hâlâ CIA için çalışıyordur. ama orada da bir mesaj yok. sanki bir topluluğa hitap ediyormuşçasına uzun uzun anlatırdı her şeyi. Onbeş saattir Caine'in izini bulamıyorlardı.

"belki de sana yardım edebilirim." "Mükemmel bir fikir Doug. anladın mı?" Forsythe ters bir şey söylemek üzereydi ki adamın ses tonundan Nielsen'in gerçeği söylediğini anladı. Eğer Mac Dougal bunu açıkça söylüyorsa. "Bulamazsın." "Bildiğimiz meşhur Martin Crowe mu?" "Karıyla herifi bulmak istiyor musun. Nielsen'in bilmediği bir şey yoktu anlaşılan. Senatör Mac Dougal'a bakılırsa üç haftaya kalmaz yerinden ediliyorsun. Forsythe." "Yani bu olanlarla bir ilginiz yoktu. Forsythe da iç geçirdi. adam ne derse onu yapmak zorundaydı. Sen söylemezsen." "Ama bunu kabul edemem. "Peki. onun polisle arası nasıldır bilirsin. Sende ne gezer onu yakalayacak kay-" "Bende olmasa bile senin elinde var. "Vaner en iyi ajanlarımızdan biriydi. Sonra birden garip bir ses tonuyla konuştu.us ." dedi güneyli şivesiyle konuşan Nielsen." dedi Forsythe bir yandan da plan yaparken." Forsythe yumruklarını sıktı. Ayrıca. "Adı ne?" Nielsen duraksadı. O görevden alınacağını duymadı galiba. artık kimse ona arka çıkmazdı.e-kitap. "Elinden geleni yaparsan minnettar olurum." dedi sonunda. "Başka?" "Vaner'ı ve kayıp herifi bulmak konusunda ciddiysen sana birini önerebilirim. Aynen şunu bildiğim gibi." Forsythe. Nielsen'in telefonun diğer ucunda tatmin olmuş bir şekilde gülümsediğini hayal edebiliyordu. Sağ ol.telefonu eline aldı." "Tabii." Forsythe'ın dili damağına yapıştı. şimdiyse kendi adına çalışıyor. öyle mi?" "Bana baksana sen James. "Ne bileyim James." "Neyi ele verirsin?" "Birçok yasayı çiğnedin. Onu nasıl bulurum?" Nielsen güldü. "Martin Crowe. "James. tamam mı? Eğer unutursan o zaman seni ele veririm. Ayrıca." Nielsen bir an için sustu. Tabii kesenin ağzını açarsan. ama bu hiçbir şey yapmamaktan daha iyiydi. -İyi." dedi Nielsen. Eminim sana yardımı olur. Kendall'ın elinde sana ödünç verebileceği birkaç kişi vardır. ben de söylemem. "Sana tavsiye. "Ne yapmamı bekliyorsun? General Fielding gibi ben de mi bir ekip yollayıvereyim?" "Nasıl-" "Bilmek benim işim James. Eskiden FBI adına çalışırdı." "Etsen iyi olur ahbap. "ClA'in senin bilim projelerinle ilgilenmekten çok daha önemli işleri var. ayrıca polisle arasının hiç de iyi olmadığını da biliyordu. Çaresizdi. Ama Nielsen değildi. Ayrıca. ama-" Saklı Kütüphane 135 www." dedi Nielsen birden sinirlenmeye başlayarak. istemiyor musun?" "Tabii ki istiyorum. bizim için de birkaç mükemmel iş yaptı. böyle bir şeyin olmasına çok ama çok şaşırdım. zulada biriktirdiğin paralar da işin cabası. ClA'in operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı olan Doug Nielsen'a durumu anlattıktan sonra Forsythe adamın iç geçirdiğini duydu." Forsythe FBl'ın direktör yardımcısının ona adam verebileceğinden pek emin değildi. Ama sen de emekli olduğumda bunu unutmayacaksın. Açıkçası. Yerinde olsam Sam Kendall'ı arardım.

Forsythe anlattığı her şeye inanıyordu. karşılığında para alacaksa Crowe bir seçim şansı olmadığını biliyordu. "Unuttuğunuz bir şey oldu mu?" Forsythe başını salladı. bu çok zor bir görev olacaktı. Bu tanıdığı en korkutucu adamdı. "İşi kabul edecek misiniz?" "Dr. İyiler için çarpışabildiği günler geride kalmıştı. Betsy'ye bakacak kimse olmayacaktı. hedefi ele geçirdiğimde 125. Konuşmaya başladığında Crowe oturdu. Crowe başını sallayıp. Forsythe'ı dikkatle dinlerken kılını bile kıpırdatmadı. anlatmadınız. Şimdi de bilmiyorum. Bu sefer Forsythe elini sıktı hemen. Eğer öyleyse bu adamın özgür iradesi yok demekti ve Crowe bunu asla kabul edemezdi. Pazarlığa tabi değil koşullar. Sandy'le tanışmadan önceydi bu. İlk ajan olduğu günleri hatırladı. başarılı olmamın en önemli nedeni hiçbir zaman sürprizlerle karşılaşmamak için çok iyi hazırlanmamdır. Ayrıca. Eğer Caine. Crowe durum değerlendirmesi yaparken damarlarındaki adrenalini hissetti. Ona ihtiyacı olduğu sürece ahlak mâhlak dinleyecek hali yoktu.000 dolar daha alırım. "Bay Crowe emin olun ki-" Crowe yumruğunu masaya hiddetle İndirince Forsythe birden susuverdi." "Hayır. Şimdi artık her şeyi Betsy için yapıyordu. Forsythe'ın tarif ettiği bu Şeytan gerçek olamazdı. Forsythe'ın iddia ettiklerinin yarısını bile yapabiliyorsa. "Ücretim günlük 15. Şimdi. "Beni hafife almaya çalışmayın doktor. "Hayır." dedi basitçe Crowe. Dr. ▲ Crowe. Eğer 24 saatten daha az bir sürede bunu başarırsam da 250. Crowe gördüklerinden memnun değildi. Hayatta olmamın tek nedeni de bu zaten. Forsythe. kaçak CIA ajanı ve kaçırdığı adam hakkındaki inanılmaz hikayeyi anlatmıştı. eğer yardımı istiyorsanız bana David Caine'in neden sizin için önemli olduğunu anlatın." Ayağa kalktı ve güçlü ellerinden birini uzattı Crowe.e-kitap.000 dolar. ama bunun bir önemi yoktu. O hastalanmadan önce. ama Crowe pek de inanmamıştı. kısa sürede çok fazla para bulmazsa. dinlemeye devam etti. Forsythe dönmeden Crowe bir an için onun gözlerinin içine baktı." "Nasıl bilmezsiniz? Size her şeyi anlattım ya." Forsythe bir an için yutkunamadıysa da sonra tiz bir sesle cevap verdi. Araya giren olursa ne söylediklerini unutuverirlerdi ve o zaman da önemli ayrıntıları atlarlardı. Forsythe'ın söyleyecekleri bitince." "İyi. Bir sorusu olduğunda bunu bir kenara yazıp. Betsy zaten onunla veya onsuz yaşayamayacaktı. asla bir operasyonu kabul etmem.us . Ama bunun dışındaki her şey imkânsızdı." "Dur." Kırk dakika sonra Forsythe aracıya verdiği bin doları gözden çıkarıp Martin Crowe'a ulaştı. Hepsi bu. CIA ajanını da hesaba katınca Crowe bu işten hiç hoşlanmadı." Forsythe ne yapacağını kestirmeye çalışırken geviş getirir gibiydi. o zamanlar doğruyla yanlış arasında kesin bir çizgi vardı aklında. Eğer kendisine bir şey olursa. Zaman kaybediyorsun James. On dakika sonra Forsythe. ayrıca. bir durum değerlendirmesi yaptı.000 dolar alırım. ▲ Saklı Kütüphane 136 www. Ama diğer yandan da." Crowe ayağa kalkıp. "Parayı ödeyebilirim. Forsythe sinirlenmiş gibiydi. Nelerle karşılaşacağımı bilmeden. İnsanların uzun uzun anlatmasının daha doğru olduğunu düşünürdü. elini uzattı. "Sizinle tanışmak güzeldi. Caine'in bazı para-normal becerileri veya önsezi yetenekleri olabileceğini kabul edecek kadar açık görüşlüydü. Bana yalan söylendiği anda bunu anlarım. Betsy doğmadan önce. Risklere rağmen."O zaman Crowe'u ara derim hemen." dedi Forsythe sandalyesinden fırlayarak.

Altı ay içinde ellerinde avuçlarında ne varsa harcadılar. Hukuk sistemi sürekli çatışmaya açık olduğundan. ilahiyat okumaktansa. Medya ona 'postacı katil' adını takmıştı. haftada yedi gün. O en istenmeyen ayak işlerini de yapardı. ama yine de ülkeyi karısı ve kızı için daha güvenli bir yer yapmaya çalıştığını biliyordu. kazandığı yetmedi. küçük kızını yiyip bitirirken elinden bir şey gelmiyordu. O yüzden de. ama paraya ihtiyacı vardı. Betsy vaftiz edildiğinde. İşte o zaman ona Duane davasını verdiler. Diğer ajanlar Crowe'a ne yaptığını sormadılar. sağlık sigortasının Betsy'nin doktorlarının talep ettikleri birçok deneysel prosedürü de karşılamadığını gördü. Sonra bir gün hayatı duruverdi. Bir aile sahibi olmak. Ama operasyondan sorumlu federal ajanlar yirmidört saat sonra bile herifi konuşturamamışlardı. Ama ne kadar çalıştıysa. ceza yasalarıyla ilgili değildi.e-kitap. en yorucu gözetleme işlerini de alırdı. mezun olduğunda Crowe Savcılık'ta bir iş aramaktansa FBl'a yazıldı. kızlarına mylemonoktik lösemi teşhisi konulduğunu söylediği günü hatırlıyordu. 'Koca Baba' Duane . Her birini bir hafta kadar elinde tutup.Martin Crowe. adalete inanarak. Ama Martin. artık kanserli hücreler ve kan sayımlarıyla ilgiliydi. Sandy FBI'daki işini bıraktı Betsy'ye bakmak için. Hayatında hiç bu kadar mutlu olmamıştı. Ancak. O'Neil'lerin Saklı Kütüphane 137 www. Tüm kameraları kapattılar ve Chesterfield'i Crowe'la ses geçirmez bir odada yalnız başına bıraktılar. Crowe artık dibe vurmuştu ve yavaşça çıldırıyordu. aylar boyunca çalışıp yorulmayan. ama sonra kendisi gibi ajan olan Sandy Bates'le tanışınca her şey değişti.yedi çocuğu kaçırıp öldürmüştü. günde 15 saat. Sonunda baş edemediği bir düşman çıkmıştı karşısına ve bu. Stephen Chesterfield'le baş başa kalan ve başka bir küçük kızın hayatının tehlikede olduğunu bilen Crowe sonunda patladı. Aslında işine biraz ara vermeliydi. FBI ona ne iş verse. Onu Milwaukee'ye ya da Miami'ye tayin etmelerini umursamazdı. Evlendikten birbuçuk yıl sonra da Sandy dünyalar güzeli bir kız bebek doğurdu. O. amirlerine birçok kereler istisnai olduğunu kanıtladı. kavgacı kişiliğini tatmin edebileceğini umuyordu. Crowe da maddi sıkıntıları olmasın diye sürekli çalışmaya başladı. din adamı olamayacak kadar sinirli olduğunu biliyordu. Quantico'da eğitim görmeye başladığı günden itibaren de bu kararını bir an bile sorgulamadı. Tek istedikleri. bunu tam istenildiği gibi. Sonra ilk defa şansları yaver gitti. İlk birkaç yıl boyunca işinden daha önemli bir şey olmadığını düşündü. İşte o odada. kapıdan elinde silahla ilk giren hep Martin Crowe olurdu. ama Betsy yine de ölüyordu. Zaman geçiyordu ve herkes de bunu biliyordu. yas tutan ailelerine parça parça postayla yollamıştı çocukları. İş birini tutuklamaya gelince de. Crowe her şeyi çok kolay öğrendi ve hatta üniversite yıllarında eksikliğini çektiği atletik alanda rekabet etme isteğini bile tatmin etti. Martin Crowe Sandy'ye evlenme teklif etti. Crowe ekibe katıldığında. Georgetown Üniversitesi'nde Hukuk bölümünü bitirdi. kötülük. İşte o zaman Martin Crowe'u çağırdılar. Bir saat sonra elinde Koca Baba'nın nerede olduğunu yazan kanlı bir parça kâğıtla çıktı odadan. dört gün önce Falmouth Massachusetts'de bir parktan kaçırılan. Gerçi artık haftalarca evden uzak olmayı sevmiyordu. başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen bir ajandı. çünkü bilmek istemiyorlardı. Hâlâ karısının onunla konuşurken nasıl zorlandığını. Martin Crowe yetişkin olduğu günden bu yana ilk defa ağladı. yalnızca seyirci kalabiliyordu. kendini bildi bileli insanoğluna hizmet etmek istemişti. Ayrıca. Crowe kendi kendine yemin etti bu herifin defterini düreceğine. Üç ay dillere destan bir aşk yaşadıktan sonra. Adil davranıp. Birden Crowe'un dünyası çok korkunç oluverdi. Annesi hep bir rahip olacağına inanmıştı.us . Duane'in internet üzerinden görüştüğü sapık pedofillerden biri yakayı ele verdi. başarıyla tamamlardı. altı yaşındaki Bethany o'Neil'ı arıyorlardı. işini daha da anlamlı kılmıştı. o yüzden de ek işler için de gönüllü oldu.

" "Çağırın onu. Stephan Chesterfield'in bir savcının kardeşi olmasıydı. Eğer pahalı bir ilik nakli yapılmazsa kaybedeceği bir savaştı bu. Ayrıca. Crowe'un ifadeden yoksun bakan donuk gözlerinde Forsythe'ı korkutan bir şey vardı. Suçlu değildi. sigortasız..e-kitap. Havaalanındaki güvenlik taramasına girmeyi göze alamazlar. Forsythe'ın işinden olacağından haberdar değildi. "Otobüs garındaki adamlarını çek. Odaya girdiği anda Crowe ipleri eline aldı. Crowe alabileceği en ağır cezayı alacaktı. Kendall. Bunu asla yapmayacağını söylemişti kendi kendine. Ne kadar para verirlerse versinler yapmayacaktı. Ama O'Neiller onu yalnız bırakmayıp. Chesterfield'in kan revan içindeki yüzünün fotoğrafları basına sızdırıldıktan sonra Martin Crowe'un yaptıkları hakkında manşetler attılar ve onu yasa koruyucuların hatalarının bir sembolü haline getiriverdiler. her duruşmaya katıldılar. Bu yüzden de kiralık asker oldu. Eğer dün gece ayrıldılarsa şehirden o zaman hapı yuttuk. Doktorlar henüz uyan bir ilik bulamamışlardı. o yüzden de bu adam avına yardım etmek için birkaç kişilik bir ekip yollamıştı." Crowe başını salladı. Sekiz ay sonra Crowe'un avukatı operasyondaki diğer tüm ajanları suçladıysa da bunu makul bir şüphe olduğunu göstermek için yapmıştı. Saklı Kütüphane 138 www. Bu işten kurtulmasına rağmen. Hemen Crowe'un arkasında oturdular ve jüri ne zaman sadist olmakla suçlanan o adama baksa. Ama kalbinin derinliklerinde bu kuralını da çiğneyeceğini biliyordu. Kız zorlu bir savaş veriyordu. "Şehirden kaçmaya çalışacaklar. medya Crowe'u Chesterfield'in haklarını ihlal ettiği için çiğ çiğ yedi.çocuğunu parçalayıp da ailesine göndermeden. yeter ki bunu yaparak tek evlâdının hayatını kurtarabilsin. "Penn Garı'ndaki her bir platformda FBI ajanları var. Nielsen haklıydı. onları da tren garına yolla.. Bunlar zaten yeterince kötüydü. Silahı olduğu iddia edilse de asla bulunamadı. davanın stresiyle hayatı da paramparça oldu. ama bu umurunda değildi. Hiçbir eğitimli ajan yakayı otobüste ele vermek istemez. Ama Crowe'un şanssızlığı. Adamı düşünürken rahatsız etmekten çekindiği için bilgisayar ekranına baktı. parasız ve boşanmak üzere buldu. aynı zamanda onun kurtardığı o güzelim çocuğu da gördü. Tüm bu tantana bittiğinde Crowe birden kendini işsiz. etik ve felsefi inançlarının hiçbir önemi yoktu." Forsythe. tutuklamayı yapan iki ajana övgüler yağdırılırken. O yüzden de adam dayak yiyince birinin bunun bedelini ödemesi gerekiyordu. ama Betsy'ye olanların yanında solda sıfır kalırdı. ama ayrılmadılarsa şansımız dönebilir. Penn Garı'nda ajanlarınız var mı?" Forsythe bir an için ümitlendi. sonra da başını kaldırıp emir vermeye başladı. bu yüzden de ya trene binecekler. Çoğu işvereninin yasa dışı işlere karıştığının farkındaydı. Son birkaç aydır yasa dışı birkaç işe karıştıysa da hiç adam öldürmemişti. Çok uzun süre düşündü. yani bir devlet hapishanesinde 10 yıl. Duane'i yakalamaktı. Ancak. Bu isim de tuttu. Crowe ellerini birleştirip.karga anlamına geliyordu). İki saat sonra da sapığın ahşap kulübesinin kapısını kırıp Koca Baba Duane'i vurup öldürdüler. Jürinin bir karara varması üç saat aldı.us ."Otobüslerle zaman kaybetmeyin. Burada iletişimden kim sorumlu?" "Grimes. Grimes'ı ofisine çağırdı. Chesterfield sıradan bir sapık olsaydı bu olayı herhalde örtbas ederlerdi. New York Post ona bir lakap bile taktı: 'Kara Karga' (soyadı Crowe. çenesinin altında kavuşturdu. ama bulduklarında paranın hazır olacağına yemin etmişti Crowe. ana otobüs garında da tüm geçişler izleniyor. Hemen FBI'dan atıldı ve dava açıldı." "Başka?" diye sordu Grimes. Bu an meselesiydi. Betsy hasta olduğu sürece tüm dini. ya da arabayla gidecekler. çünkü bu soruya olumlu bir cevap verebilecekti.

Güvenebilecekleri birine. Siviller kaçtıklarında güvenebilecekleri bir yere giderler. ama bundan emin olamayız." Saklı Kütüphane 139 www.us . "bana ikizini anlatın. Onları ele geçirinceye kadar tüm iletişimlerini takip et." "Sizce o kadar aptalca hareket edebilir mi ki?" "Eğer Vaner çete başı olsaydı hayır." dedi Crowe Forsythe'a dönerek. Ya da ailesini."Ayrıca.e-kitap." "Şimdi. "Hedefin tüm şehirde tanıdığı herkesin bir listesini getir." dedi Crowe sessizce. Onu yakalamanın tek yolu arkadaşlarını izlemek olacak.

Bu yolu yüz defa gidip gelmişti ve yere bakarken bile önünden geçtiği dükkânların isimlerini sayabilirdi. Gözlüklü Caine. "Eğer ayrılmak zorunda kalırsak hızlı aramadaki son numaraya bir ekle ve ara. Bir şelalenin akıntısına kapılmış gibi Caine de alttaki perona gidiyordu. Caine'in bir resimde sakalı vardı ama bıyığı yoktu mesela. "Anladın mı?" Caine başını salladı. Garın ortasındaki dev panonun önünde durduğunda. Anladın mı?" "Kesinlikle.. Mükemmel. Ona yardımcı olabilecek tek kişiye gitmeliydi. kadını ekerdi. Güvenli olabileceğin bir yer. Eğer edemezse de. başını kaldırıp bakmak istedi. Ajan Sean Murphy'ye hep en boktan görevler düşerdi. Bir an için unutmuş. Önemli olan senin ortadan kaybolman. "Bir sonraki tren sekiz dakika sonra.. David Caine'in ve Nava Vaner'ın yirmişer resmi vardı. Ben hemen arkanda olacağım. Nava. "Eğer olay çıkarsa kaç. Belki. Bıyıklı ama sakalsız bir Caine vardı. Rüyadayken nereye gittiğinin bir önemi var mıydı? Olmadığını düşünse de." dedi Nava. Nava'nın yakında olduğunu da hissedebiliyordu. Elindeki bilgisayar çıktılarına baktı. Gözlüklü bir Vaner. Ben kendi başımın çaresine bakabilirim. Caine'in cebine bir cep telefonu sıkıştırdı.e-kitap. Beni bekleme. o bir çıkış yolu bulurdu bu hayal dünyasından. Şarkı bitince Nava." Otuzdördüncü Sokak'la Sekiz'in kesiştiği yerde taksiden inip sessizce. Philadelphia yol üstündeydi. Kısa saçlı Vaner. Nava'ya Penn Garı'ndan nereye gideceklerini sormak üzereyken bunların bir rüya olduğunu hatırladı. İkisi de olası birçok kılıkta görüntülenmişlerdi. yürüyen merdivenlerle gara indiler. Caine. Yeraltına indiklerinde Caine Amtrak trenlerine doğru ilerledi. Philadelphia'ya Jasper'ın yanına gitmeliydi." diye fısıldadı. ya da yanlarında güvende olabileceğin insanlar. Nava'yı Philadelphia'ya gitmeye ikna edebilecekti." Nava. Uzun saçlı Vaner. ……. Tren garına girdiğimizde başını sakın kaldırma.us . Ama nereye gidecekti ki? Bu soruyu sorar sormaz hemen cevabını buldu. Peronda durup da şimdiye Meksika'ya varmış olan biri çıkagelir diye beklemek zorunda kaldığına inanamıyordu. "İlk sen gir gara. Washington'a gidiyor. Hareket etmeden durduğunda da şunu okuyormuş gibi yap. 12. Kendine somut bir şeyler bul." Taksinin koltuğundan kaptığı ıslak bir gazete uzattı Caine'e. peronda hazır beklediği anons edildi. Caine'in dirseğine yapıştı. kafasının içindeki bir ses aksini iddia ediyordu. camdan şehri seyretti. Bazen sanki alnında 'en önemsiz işlere yollayın' yazıyor gibisine geliyordu. ensesine soluyup. Caine'e emirler vermeye başladı. Yine kardeşinin sözlerini hatırladı. İnsan bir yanılsamayı ekebilir miydi acaba? Birkaç dakika sonra 183 numaralı trenin 10:07’de Washington'a doğru hareket etmek için 12. Trene bindiklerinde. kalabalığın gittiği yöne doğru ilerlerlerken Caine'i de çekiştirdi. Radyodaki DJ saatin 9:47 olduğunu söyledi. sonra da 'İnsanlar Gariptir' diye bir şarkı çaldı. Telefonu kapa ve kaç. Ne yapması gerektiği çok açıktı. Ona bineceğiz. Aptalcaydı bu Saklı Kütüphane 140 www. Benim dışımda herhangi biri cevap verirse.21 Caine. Saçsız Caine. Tavanda kameralar var. bil ki öldüm. bu gerçekmiş gibi yaşamaya başlamıştı. Bunun yapılacak en akıllıca şey olduğuna karar veren Caine muşamba kaplı koltuğa gömülüp.

fotoğraflar; çünkü en önemli olan özellikler boy ve kiloydu. Boylarını değiştiremezlerdi, kilo da zor kamufle edilen bir şeydi. Çoğu şüpheli hep yüzünü gizlemeye çalışsa da, bu da zaman kaybıydı; çünkü gözleri onları hep ele verirdi. Kaçan insanlar Murphy'ye çocukken aldığı tavşanı hatırlattı. Bugs'ın kafesini her temizlemek istediğinde, hayvancağız bir köşeye sıkışıp kalırdı ve Murphy'nin midesini ağzına getirecek şekilde korkuyla gözleri fırdır fıldır dönerdi tavşanın. O salak tavşandan nefret ederdi. Annesi sorumluluk öğrensin diye almıştı o tavşanı; ama Murphy sorumluluk yerine tavşanlardan nefret ettiğini öğrenmişti. Murphy önünden geçen insan seline bakarken, yüzlerine odaklandı. Sabah yediden beri binlerce yolcu görmüştü. Daha saat erken olduğundan insanların yüzde ellisi sanki hâlâ ayakta uyuyordu. Geri kalan yüzde kırkı da sinirliydi; New Yorklular kendilerini dünyanın efendisi, geri kalan insanları da salak sanırlar. Sanki sadece yüzde onu mutluydu ve yolculuklarını iple çekiyordu. Dünyanın başka bir yerinde bu oran, yolcuların yüzde onu değil de yüzde altmışı olurdu. Ama burası New York'tu. Özgürlükler ülkesi ve kızgın olanların yuvası. Önünden başkaları geçti. Sıkılmış, kızgın, gözleri uykulu, kızgın, kızgın, sıkılmış, sinirli,|gözleri uykulu, yorgun, kan çanağı; gibi gözler..; Sürekli insanlar akıyordu önünden. Arada bir elindeki resimlere, sonra yine yüzlere bakıyordu. "Gelişme var mı Murphy?" diye bir ses duyduğunda kulaklığından, birden irkilerek kendine gelip, yorgunluğunu unuttu. Başını eğip yakasına iliştirilmiş mikrofona konuşurken bunu gizlemeye bile çalışmadı. İlk gönlerde, her görevde Doğruluk, Adalet ve Amerikan hayat tarzı için bir savaş verdiğini sanarak, her şeyi kitabına göre yapmıştı. Ama onyedi yıl boyunca trenlerde, otobüs garında, havaalanında, tuvaletlerde (bu gerçekten de iğrençti), barlarda ve otellerde gözetleme yaptıktan sonra bunu artık umursamıyordu. Eğitimde öğretilen birçok şeyi umursamıyordu artık. "Yok. Ya sende?" diye sordu Murphy. "Yok." Murphy ağzını açıp esnedi. Gözler, gözler, gözler. Bu zaman kaybından başka bir şey değildi. David Caine buraya gelmeyecekti. Saatine baktı. Bir saat sonra biraz ara verebilecekti. Cebindeki sigara paketini yokladı, insanların gözlerine bakarken yakacağı ilk sigarayı düşünüyordu.


Nava hemen adamı saptadı. Tüm kuralları çiğniyordu ve kalabalığa karışmaya çalışmıyordu. İri yarı, iki metreye yakın uzun boylu bir adamdı. 100 kilodan ağır olan adamın ağarmaya başlayan saçları kısacık kesilmişti. Omuz askısındaki tabancayı gizlemek için de mavi bir ceket giymişti. Elinde Caine'in eşkâli bile vardı. Ajan daha onları görmemişti, perona çıkan yolculara bakıyordu çünkü. Bu da hataydı. Ajanla aralarında oniki kişi kalmıştı. Nava, Caine'in trene binme fikrini kabul ettiği için kendine küfretti. Bir turistin arabasını çalıp, herifi bagaja kapatıp, arabayı Conneticut'a sürüp, orada bir plan yapmalıydı. On kişi kaldı. İleri doğru eğilip, Caine'in kulağına fısıldadı, "Kenara çekil ve beni takip et." Caine dönemeden onu bir kenara itip, yanına sokuldu. Caine de onu izleyip, kadının indiği merdivene çıktı. Dört kişi kalmıştı. Ajan, Nava ve Caine'in yer değiştirdiklerini görmemişti. Zavallı salak. Nava, adamın beceriksizliğine şükredeceği yerde, buna kızmıştı. Amerikalılar çok ajan yetiştirirlerdi, ama iyi yetiştiremiyorlardı. İki kişi kalmıştı. Nava, kendinden emin bakışlarla gülümseyerek, yoluna devam etti. Eğer Caine'i arıyorlarsa bu plan işe yarayacaktı; ama eğer onu arıyorlarsa ve ajan olması gerektiği kadar hızlıysa hapı

Saklı Kütüphane

141

www.e-kitap.us

yutmuşlardı. Bir kişi vardı önlerinde. Nava, sırtını dikleştirerek, ajana seksi bir bakış attı. Eğer KGB ajanı olsaydı arkasındaki gözlüklü adam bakardı; ama adam KGB'den değildi. Bir an için ajan olduğunu bile unuttu, sadece tahrik olmuş bir erkekti. Gözlerini kadının vücuduna dikti, göğüslerinde durdu, ama yüzüne bakınca bir an için duraksadı. Adam tepki göstermeden harekete geçmesi gerekiyordu Nava'nın. Tökezlemiş gibi yapıp kendisine saldıracak adamın üstüne atlayarak adamın kollarının arasına düştü ve hızla elini göğsüne götürerek yakasındaki mikrofonu söktü. "Sen-" diyen adam birden kasıklarında bir şey hissedince sustu. "Hareket etme," diye fısıldadı gülümseyerek Nava. "Kasığında uzun bir bıçak var. Hadım edilmek istemiyorsan bana sarılıyormuş gibi yap ve iki adım geriye gidip duvara yaslan. Çok yavaş hareket et" Ajan kendisine söyleneni yaptı. İnsanlar bu iki muhabbet kuşunun yanından geçerken adamın kasığındaki bıçağı fark etmediler. "Kaç kişisiniz?" "Vaner-" Nava bıçağı biraz oynatarak adamın kasığını çizdi. "Kaç kişisiniz?" "Tamam," dedi adam geri çekilmeye çalışıp, sırtını duvara yasladığı için sıkışarak. "Garda oniki ajan daha var." "Peronda?" Nava, sanki adamı öpecekmiş gibi, başını kaldırdı. Adamın nefesi sigara kokuyordu. . "Bir kişi daha var." "Tarif et." Adam bir an için tereddüt edince, ona neler kaybedebileceğini hatırlatmak zorunda kaldı Nava. "Tamam dedik ya!" diye gürledi. "Anlatıyoruz işte. Dikkat et elindekine. Bir doksan boylarında, ince sarı saçlı, benim gibi." "Kimin için çalışıyorsun?" "CIA," diyen adam yalan söylüyordu. "Tamam." Kadın, Caine'le konuşabilmek için, başını yana çevirip adamın göğsüne dayadı. "Alttaki fermuarlı kısımdan mavi kalemi çıkarıp, bana ver." Caine sırt çantasını karıştırırken Nava da başını kaldırıp ajana baktı. "Hey, bana baksana." Ajan istemeyerek ona baktığında, gözlerinden korktuğu anlaşılıyordu. "Merak etme seni öldürmeyeceğim." Caine kısa plastik tüpü Nava'nın sol eline verdi. Nava da bunu ajanın baldırına saplayınca mavi silindir kırıştı ve iğneyi çıkaran mekanizma çalıştı. İğne derisini delerken adam bir an için gerildiyse de, beş saniye içinde benzodiazepin kanına karışınca gevşedi. Yüzünde bir gülümseme vardı. Boş tüpü yere atan Nava adam düşmesin diye sol elini adamın göğsüne koydu. "Adın ne?" "Sean Murphy," derken sanki rüya âlemindeydi adam. "Nasıl hissediyorsun kendini Sean?" "Uykulu." Sanki söylediğini vurgular gibi başını duvara yaslayıp, gözlerini kapadı. "Sean" Nava, bıçağı yerine koyup, Murphy'yi sarstı. Gözlerini açıp neler olduğunu anlayamadan şaşkın şaşkın baktı adam. "Uyumak istiyorum." "Biliyorum, ama bana bir iyilik yapman gerekecek." "Tamam," dedi başını eğerek. Dünyanın en büyük bebeği gibi davranıyordu. "Eğer seni uyandıran olursa onlara tren gittikten sonra yorgun düşüp uyuduğunu söyle. Beni görmedin, tamam mı? Uyuyakaldın."

Saklı Kütüphane

142

www.e-kitap.us

"Tamam. Seni görmedim." Sanki uyanık kalmaya çalışıyormuş gibi gözlerini kırpıştırdı. "Uyusam şimdi?" "Bir sorum daha var. Kimin için çalışıyorsun?" Gözleri yavaşça kapanırken bir şeyler mırıldandı. Nava sinirlenerek adamın omuzlarını daha sıkı kavradı. On saniye içinde zaten Nava istese de istemese de uyuyakalacaktı. "Kimin adamısın?" Nava başını Murphy'nin ağzına yaklaştırdı ama adamın sesi bir fısıltıdan ibaretti. "F...B 111111". Başı göğsüne düştü ve dudaklarından tükürükler döküldü. Nava, ağzını kapadığı adamı ayakta tutmak için, onu duvara yasladı. "Washington'a giden 183 numaralı trene binecek yolcuların dikkatine. Tren 12. perona girmiştir." Nava sırt çantasını omzundan indirdi ve bir plastik tüp daha çıkardı. Bu demin kullandığıyla aynıydı ama sarıydı. Perona giren trenin çanını duyabiliyordu. Bakan olup olmadığını anlamak için başını kaldırıp çevreye göz attığında, herkes peronda yer kapmak için koşuşturuyordu. Caine dehşetle bakıyordu kadına. "O... yani sen..." "Ölmedi. Eğer onu öldürseydim gittiğimizi bilirlerdi." Murphy'nin kulağından minik kulaklığı alıp kendi kulağına taktı. Sonra da yaka mikrofonunu yerine taktı. Tam o anda bir ses duyuldu. "Murphy cevap ver." "Evet," dedi Nava mikrofona doğru eğilip sesini değiştirerek. "Bir şey gördün mü?" "Yok." "Ben de görmedim. Bence haklısın, zaman kaybediyoruz burada." "Ya." Nava kısa cevaplar verirse yakayı ele vermeyeceğinin farkındaydı. "Tamam, beş dakikaya yine ararım." "Tamam," Nava beş saniye daha bekledi, sonra da kulaklığı yine ajana taktı. Ses düğmesini de iyice açtı. " Washington'a giden 183 sayılı seferle seyahat edecek yolcuların trene binmeleri rica olunur. Tren iki dakika içinde 12. perondan kalkacaktır." Nava, Murphy'nin baldırına bir iğne daha sapladı. Amfetaminlerle karışık flumazelin, ilk ilacın etkisini tersine çevirecekti. Sonra dönüp Caine'in koluna yapışıp insanların arasına çekti onu. Bir dakika sonra gardan çıkan trene binmişlerdi. Tren hızlanınca Nava derin bir nefes verdi, şehir dışına çıkıyorlardı. Gerçekten kurtulup kurtulmadıklarını merak etti, ama uzun süre merak etmesi gerekmeyeceğini biliyordu. Nasılsa yakında öğrenirlerdi.


"Biletler!" dedi şişman kadın koridorda yürürken. "Lütfen biletlerinizi çıkarın. Biletler!" Nava, Caine'in eline birkaç yirmilik sıkıştırdı. "Washington'a tek gidiş bilet al." Bilet satan kadın yanına geldiğinde Nava'nın dediğini yaptı. Nava, Baltimore'a gidiş dönüş bilet alınca da tepki vermedi. "Eğer soran olursa birlikte seyahat ettiğimizi düşünmesini istemedim. Belki biraz zaman kazandırır bu bize." "O zaman ikimiz de Baltimore'a mı gidiyoruz?" diye sordu Caine. Nava başını salladı. "Hayır. Bir sonraki durakta iniyoruz." "Neden Newark'ta iniyoruz?" "UGA izimizi süremeden önce bu trenden inmemiz gerek de ondan." "Benim söz hakkım var mı?" "Hayır. Bu yapabileceğimiz en akıllıca şey."

Saklı Kütüphane

143

www.e-kitap.us

Caine derin bir nefes aldı. Bu yanılsamayı kontrol altına almalıydı. Jasper'a ulaşırsa güvende olacaktı. "Ben Philadelphia'ya gitmek istiyorum." "Neden?" "Kardeşim orada oturuyor." Caine ağzını açar açmaz bunu bir gerekçe olarak öne sürerek hata ettiğinin farkına vardı. "Oraya gitmememiz için en büyük neden de bu. Bizi arayacakları ilk yer orası." "Kim arayacak bizi?" "FBI ve UGA'nın seni yakalamak için devreye soktuğu daha başka kim varsa onlar," dedi fısıldayarak Nava. "Sen farkında değil misin olanların?" "Ama Jasper'a ulaşmam gerek." "Şimdi ona gidemezsin. Bunu nasıl olur da anlamazsın?" "Hiçbir şey mantıklı değil!" diye patladı Caine. Birkaç yolcu dönüp ona baktı. "Bağırma," dedi Nava dişlerini sıkarak. Çevrelerindeki herkes onları dinlemek için kulak kabarttı. Geriye yaslanıp Caine'in kulağına fısıldadı. "Burası çok kalabalık, şimdi olmaz." "Peki," gidiyorum." diye fısıldadı Caine. "Ama ben Philadelphia'ya "Gitmiyorsun. Bana ihtiyacın var David. Jasper'a gidersen hapı yutarsın. Lütfen bana güven." Caine buna karşı çıkmak için ağzını açtıysa da onunla konuşmanın bir faydası olmayacağını biliyordu. Gözlerini kapayıp ne yapması gerektiğini kestirmeye çalıştı. Philadelphia'ya gitmenin doğru olduğunu biliyordu; ama Nava'nın da onunla gelmesi gerekiyordu. Eğer tüm bunlar gerçekse ve o gerçekten Laplace'ın Şeytanı'ysa o zaman Philadelphia'ya gidip gidemeyeceğini de bilmesi gerekiyordu. Ya öyle, ya da her şeyi nasıl istediği gibi yönlendireceğini bulması gerekiyordu. Ama aklına gelen tek şey tuvalete saklanmaktı. Kendine güldü. Bu, her şeyi bilen bir varlığın yapacağı türden bir plan değildi. Düşünüp, ne yapacağını kestirmeye çalıştı. Ama bir tek kendini tuvalette bir numara çevirirken görüyordu. Birden, gözlerini açarak derin bir nefes aldı. Nava ona doğru döndüğünde endişeliydi. "David iyi misin?" Sesi sanki çok ama çok uzaklardan geliyordu. Saat 10:13:43'tü. Bu işi yapabilirdi. Otuzsekiz saniye içinde iş adamına ulaşmalıydı. Hemen ayağa kalktı. "Nereye-" "Tuvalete," dedi kadına daha o soruyu soramadan. Kadın ona şüpheli gözlerle baktı, sonra da kalkıp dirseğine yapıştı. "Sana yardım edeyim." "Tamam," dedi Caine bir yandan saniyelerin hesabını tutarak. Hâlâ vakti vardı. Zor yürüyormuş gibi dikkatle adım atınca, aynen Caine'in düşündüğü gibi, Nava bunu garipsemedi. Rüyadaymış gibi ilerledi Caine. Sanki milyonlarca defa içinden geçtiği bir labirentten geçiyormuş gibi hissetti kendini. Vagonun sonundaki kapı açıldı ve otuz küsur iş adamı tam o anda içeri girdi. Bir adamın iki elinde birer yemek tepsisi vardı. Caine tepsilerde ne olduğunu göremiyordu ama biliyordu: İçi kola dolu bir plastik bardak, bir paket doritos cips ve ton balıklı bir sandviç. Adam geliyordu. Caine durdu ve dengesini kaybeder gibi yaptı. Nava düşeceğini sanarak Caine'in koluna yapıştığında aslında David dengede duruyordu. Caine ona teşekkür edip, bir adım daha attı. Şimdi adamla neredeyse göğüs göğüseydiler. Caine adamın geçmesi için yan dönerken tren sola kıvrıldı. Caine ileri devrilip adama çarpınca, adam da kolasını döktü. "Dikkat etsene!" diyerek bağırarak Caine'i üstünden itti, "Pardon, suç bende," dedi Caine tuvalete doğru giderken. Nava da yanındaydı. Tuvaletin kapısını kapadığında iş adamından yürüttüğü cep telefonunu eline aldı. Gözlerini kapayıp dört gün önce duyduğu numarayı hatırlamaya çalıştı. Numarayı hatırlayınca da çevirdi.

Saklı Kütüphane

144

www.e-kitap.us

Jennifer Donnelly, Ford marka arabasının direksiyonundan tek elini ayırmadan, diğeriyle çantasında telefonunu aradı. Cep telefonu da en olmadık zamanlarda çalardı hep. Önüne çıkan Mini Cooper'ı gördü. Şaşırıp frenlere asıldı. Bir saniye sonra da gümüşi bir Lincoln ona arkadan çarptı. Jennifer'ın aracı köşeye sürüklenip kaldırıma çarpıp durdu. Jennifer'ın sırtı koltuğuna çarptığında hava yastığı o kadar çabuk şişmeye başladı ki, sanki yumruk yemiş gibi oldu kadın. Bir an için öylece kalakaldıysa da, sonra bacaklarının arasından akan sıcak sıvı onu kendine getirdi. "Hayır. Tanrım olamaz!" diyerek sanki böyle yaparak olanları durdurabilecekmiş gibi bacaklarını sıkıca kapadı. Ama artık çok geçti. "Haydi gel, yerimize oturalım," dedi hızlıca Nava'ya. Nava, Caine'in bir şeyler çevirdiğini anladı; ama neler döndüğünü bilemediği için onu takip ederek yerine oturdu. Beş dakikaya kalmaz Newark'da olurlardı. Trenden inmeye sabırsızlanıyordu. UGA'nın yerlerini saptadığından şüpheleniyordu. Eğer ajan başına gelenleri hatırlarsa, o zaman şu anda bir tuzağa düşmek üzerelerdi. Nava vagona bakarak kaçışı planlamaya çalıştı. Eğer onları yakalama görevi kendine verilse ne yapardı? Trenden inmelerini bekleyip de peronda mı enselerdi? Tren durduğunda binip arama mı yapardı? Hayır, treni gara girmeden önce durdurur ve arama yapardı. O zaman durum kontrolü altında olurdu. Kaçmaya çalışsalar bile kaçacak yer olmazdı. O böyle yapardı. Ama bu operasyonu Nava değil Amerikalılar yönetiyordu. Amerikalılar da rehine alınabilecek bir durum olmamasına, başkalarının zarar görmemesine çok dikkat ederlerdi. Onlar operasyonu başarıyla tamamlamaktan çok, bir sonraki gün manşetlerde ne yazacağıyla ilgilenirlerdi. Yani, ne olacaktı? O zaman, bir çatışma olabileceği için, treni durdurup binmezlerdi. Onların gardan ayrılmasına izin verip, kontrolleri altında tutabilecekleri bir durumda atılırlardı. Bir plan yapmaya başladı.


Bili Donnelly trenin önündeki rayları seyrediyordu iş tulumunun cebindeki cep telefonu çaldığında. Herkesin kıyafetiyle dalga geçtiğini biliyordu, çünkü o baştan aşağı kot kumaşına bürünmüştü; kepi, tulumu, gömleği, hepsi kottu. Ama bir tren kondüktörü kot tulum giyerdi ona göre. Cebinden telefonu çıkarken gözünü raylardan ayırmadı. "Evet!", dedi. Arayanın derin derin nefes aldığını duyunca birden telefonu açarken neşeli olan sesi değişti. "Hayatım sen misin?" "Evet, benim," dedi zar zor konuşan karısı. "Bir kaza oldu." "İyi misin? Bebek ne durumda?" "Suyum patladı," dedi kadın ve derin bir nefes alarak sustu. "Hastaneye gidiyorum." "Ama doğuma daha altı hafta var." ; "Bili lütfen, sana ihtiyacım var. Eve vardın mı?" "Newark'ın dışındayız şu anda, ama merak etme hızlanırım." Kadın sancıyla bağırdı. "Bili lütfen. Korkuyorum. Bunu yine tek başıma yapamam, n'olur." Ağlamaya başladı. "Tamam tamam," dedi sakin olmaya çalışarak. "Her şey yoluna girecek bebeğim. Daha sen gözünü açıp kapayıncaya kadar orada olacağım." Kadın burnunu çekti ve gözyaşları kesildi. "Söz mü?" "Söz veriyorum. Bebek doğarken yanında, elini tutuyor olacağım.

Saklı Kütüphane

145

www.e-kitap.us

"Tamam. Şimdi hastaneye gidiyorum. Ambulans geldi. Seni seviyorum." "Ben de seni." Kadın telefonu kapadı. İki yıl önce hastanede ne halde olduklarını hatırladı adam. Geç saatlere kadar çalıştığı için hastaneye zamanında yetişememişti. Zaten ilk saatlerde pek bir şey olmazdı. Kız kardeşinin üç çocuğu olmuştu ve her birinin doğumunda en az 24 saat doğum sancısı çekmişti. Doksan dakikadan bir şey çıkacağını düşünmemişti. Ama yanılmıştı. Karısı hemen doğurmuştu ve bebek - küçük Matthew William -ölü doğmuştu. Bili, Jenifer kendine gelirken orada olamadığı için hep kendini suçlamıştı. Elinde bir kutu puroyla hastaneye geldiğinde de karısı yüzüne tükürmüştü. Normal hayatlarına devam edebilmek için bir yıl psikologa gitmişlerdi. Üç ay sonra da karısı yine hamile kalmıştı. Bili bazen karısının ikinci kez hamile kalmasının bir hata olabileceğini düşünmüştü. İkinci hamilelikte yaşadıkları stresten dolayı neredeyse evlilikleri yıkılmıştı bu genç çiftin. Ama bir şekilde bugüne kadar gelmişlerdi. Bili doğumda karısının yanında olabilmek için ücretsiz izin bile almayı başarmıştı. Ama ne derlerdi, evdeki hesap çarşıya uymamıştı. Bunun gibi bir laf yok muydu? Olanlara inanamıyordu. Bu olmamalıydı. Bir kere daha aynı olayları yaşayamazlardı. Saatine, sonra da güzergâhına baktı. Trenton'da bakıma gireceklerdi, bu yirmi dakika kadar alırdı. Ayrıca, yemek vagonuna da mal yüklenecekti, bu da on dakika daha alırdı. Ne yapacaktı? Elinden hiçbir şey gelmezdi. Sonra gözünün önüne odada yalnız başına olan karısı Jenny geldi. Matthew'i kaybettikleri hastanedeydi. Bili iç geçirdi. Ne yapması gerektiğini biliyordu. Bunun uğruna işini kaybetmeye razıydı. Dönüp kapısını kilitledikten sonra, vitesi değiştirerek treni hızlandırdı. Mikrofonu kaptı, derin bir nefes alıp, düğmeye bastı.

Saklı Kütüphane

146

www.e-kitap.us

22
"Yolcuların dikkatine. Aradaki Newark, Metropark, Princeton. ve Trenton duraklarında durmayacağımızı duyurmak istiyoruz.' Birkaç yolcu ne olduğunu anlamayarak homurdandı. 'Amtrak şirketi adına özür dileriz. Bir sonraki durak Philadelphia 30. Sokak garı." Nava'nın çevresindekiler bunu duydukları anda itiraz etmeye başladılar. Ama o onları dinlemiyordu. Yarın zehir zemberek bir mektup yazmaktan başka bir şey yapamayacaklarını biliyordu. Bunu bile yapacakları şüpheliydi. O Caine’e odaklandı. Adam camdan dışarı bakıyordu. "Ne yaptın?" diye sordu. Caine dönüp kadının gözlerinin içine baktı. "Anlamadım?" "Boş versene sen," dedi Nava sinirlenerek. "Bunu sen yaptın, değil mi?" "Paranoyaksın," dedi Caine. "Yalan söylüyorsun," dedi Nava. Caine cevap vermeyerek cama döndü yine. Nava nasıl yaptığını bilmiyordu, ama Caine yapmıştı bunu. Tversky'nin Laplace'ın Şeytanı ile ilgili teorilerini ilk okuduğunda inanmamıştı. Gerçekten inanmadığından, Julia'yı Korelilere teslim etmekten çekinmemişti. Nava, Kuzey Korelileri ve başına ödül koyduklarını düşününce titremeye başladı. Kendi çaresizliğini düşünmemeye çalışarak yanındaki adama baktı. Nava bazı para-normal becerileri olabileceğini düşünmüştü, ama yine de... Geleceği tahmin etmekle, kontrol etmek arasında çok büyük bir fark vardı. Tren Philadelphia'ya gelinceye kadar durmayacaktı. Bu nasıl olmuştu? Kondüktör nasıl olmuş da dört durak birden atlamıştı? Olanları inkar etmek istercesine başını salladı, çünkü bu mantıklı değildi. Tversky, Caine’in bilinçli olarak becerilerini kontrol edemediğini yazmıştı; ama olanlara bakılırsa Nava bundan pek de emin değildi. İçgüdülerine güvenirdi ve içgüdüleri sanki bağıra bağıra ona tamamen farklı bir hikâye anlatıyordu. Yine Caine’e baktığında Nava artık düşünceli değildi, dehşete düşmüştü.


Grimes, Fritz ve Murphy'yi konuşturdu Crowe duyabilsin diye. Fritz konuştu daha çok, ama Murphy de birkaç kere araya girdi. Murphy bir duvar dibinde uyuyakaldığı için kendi kıçını kurtarmaya çalışıyordu. Adamların anlatacakları bitince de Grimes Crowe'a döndü. "Sizce?" "Bence birden uykuya dalması garip. Özellikle de kırküç yaşına kadar hiçbir hastalığı ya da rahatsızlığı olmayan bir ajanın uyuyakalması çok garip," dedi sakince Crowe. "Ne oldu o zaman? Caine ve Vaner o trendeler mi sizce?" Grimes buna bayılıyordu. Gözetleme işi iyiydi, ama ülke çapında, yüzlerce kamerayla adam kovalamak inanılmaz bir şeydi, Grimes, Crowe'un bu işi çok iyi bildiğinden emindi. "Trenden ne haber? Bir gariplik var mı mesela?" "Bir dakika bakayım," diyen Grimes bir dakika içinde Amtrak'in sitesinin giriş kodunu kırdı.

Saklı Kütüphane

147

www.e-kitap.us

Plazma ekranlarından birinde doğu yakası ve sahil boyunca devam eden tren rayları göründü. "Bu ilginç işte." Grimes mikrofonunun sesini açtı. "Galiba kondüktör çıldırıp, treni kaçırmış. Karısı yavruluyor muymuş neymiş, bir an önce Philadelphia'ya varması gerekiyormuş. Bu herifi anında işten atacaklar." Crowe birden bu konuyla ilgilenerek öne doğru eğildi. "Amtrak'in veri tabanından daha önce kaç defa bir kondüktör treni kaçırmış bir baksana." "Tabii." Grimes'ın bu bilgilere ulaşması birkaç saniyesini aldı. "Tamam, buldum. Bu bilgiyi kaydettikleri onbeş yıl içinde onsekiz kere olmuş bu." "Olasılığı hesapla." Grimes bunun garip bir talep olduğunu düşündüyse de istenileni yaptı; çünkü Crowe ne yaptığını biliyordu. "Diyelim ki son onbeş yıldır aynı hatları çalıştırıyorlar. Günde 100 sefer yaptıklarına göre o zaman yılda 36,500 sefer eder. Onbeşle çarpınca da-" Grimes verileri yazdı- "547,000 sefer eder. Onsekiz kere tren kaçırıldığına göre de bunun olma olasılığı yüzde 0.003, yani 30,000 de bir." Crowe elini yumruk yaptı. "Caine’in işi bu. O trende." "Birlikleri çağırayım mı?" "Dur," dedi Crowe elini kaldırıp. "Tren kaç dakika sonra Philadelphia'da olacak?" "Dur bakayım." Grimes menülere ve varış saatlerine baktı. "Kırkyedi dakikaları falan var." Gülümsedi. "Aslında biraz hızlı gidiyorlar." "Helikopter var mı?" "Evet," dedi Grimes. "Hazır bekliyor çatıda. Pilotu arayayım mı?" Crowe cevap bile vermeden asansöre doğru koşmaya başladığında, Grimes pilotu araması gerektiğini düşündü. Dört dakika sonra şehrin yüzlerce metre üstünden uçuyordu. Saatte 130 mil hızla gittiklerine göre tren varmadan biraz önce varacaklardı Philadelphia'ya. Hatta, rüzgarın şiddeti artarsa daha erken bile varabilirlerdi. Crowe bir düğmeye bastı. "Grimes, Philadeiphia'daki tüm ajanları o trene yolla. Hepsinin elinde Caine'in ve Vaner'ın resimleri olsun...." Crowe tüm detaylarıyla planını anlatırken, Grimes dikkatle onu dinledi. David Caine avlanmak ne demekmiş şimdi görecekti.


Caine tam olarak ne zaman uyandığını kestiremedi. Trenden gelen seslerle sanki bir döngüdeydi ve sanki bunları daha önce de yaşamıştı. Pamukların arasındaymış gibi hissederken bilincini kazanmaya çalışarak, gözlerini açmadan esnedi. Sonra birden her şeyi gördü. Tommy'ye olanlar hakkında suçluluk hissediyordu... Tommy ölmemeliydi. Bu Caine’in suçuydu. Eğer podvaal'dan uzak dursaydı bunların hiçbiriHayır, bu olanların hiçbiri gerçek değildi. Patlama, kadın, o aptalca telefon görüşmesi, hiçbiri gerçek değildi. İlerlemek zorundaydı. Eğer bu rüya alemindeki haliyle Jasper'a ulaşabilirse, o zaman her şey yoluna girecekti. Nava'ya baktı. Başka bir hayatı yaşıyor olsaydı, böyle muhteşem bir kadınla kaçmak en büyük hayali bile olabilirdi. Ama bu hayatta -bu rüyada- günlük sorunlardan kaçmıyorlardı, katillerden kaçıyorlardı. "Yolcuların dikkatine. Beş dakika içinde Philadelphia garına varacağız. Bu değişlikten dolayı yine özür dileriz. Anlayışınız için teşekkür ederiz." Caine bir an için sanki bunları daha önce yaşamış gibi hissetti kendini. Restoran vagonuna gitmesi gerektiğini anladı. Fazla zamanı yoktu.

Saklı Kütüphane

148

www.e-kitap.us

us ." dedi Caine başını sallayarak.e-kitap. Bu güzel şehirde hoş vakit geçirmenizi dileriz. Yolcuların dikkatine. "Emin değilim. ama bunu düşünecek vakti yoktu Crowe'un. Birden bir ses duydu ve beş tüylü hayvanın ona doğru geldiğini gördü. "Galiba delirdim. bu vagonla diğerini ayıran metal platformda durduğunda yerdeki küçük deliklerden rayları görebiliyordu. sanki çok uzaklara bakıyormuş gibi bakan Caine." "Niye böyle bir şey yaptın ki?" diye ısrarla sordu Nava. Sürünün geri kalanı gelmeden karnını doyurması gerekiyordu.. dene. Burada inecek yolculara Amtrak'i seçtikleri için teşekkür ederiz." Caine sanki Nava'ya karşı çıkmak istiyormuş gibi baktı. zamanında orada olup ekibi yönetecekti. Caine’i kullanabilirdi. Emniyet kemerine yapışıp. Dönüp Caine’in zümrüt yeşili gözlerinin içine baktı. Crowe." "Ama emin değilsin. FBI'ı UGA adına nasıl çalıştırıyordu ki? Crowe UGA'nın adamı olduğu için o bu timin başındaydı. Bir yerde bana güvenmeye başlaman gerek. Başının üstündeki dev metal kuşu gördüğünde artık iş işten geçmişti. bu. Ayrıca. ama bugün riskli birçok işe kalkışmıştı. Vagonları ayıran sürgülü kapıyı çekip açan Caine. Helikopter inerken yağmur yağmaya başlayınca midesi ağzına geldi.. Bir anda derin bir uykudan uyanıp. onu sürükleyerek yemekli vagona götürüyordu ve acele etmeleri gerektiğini söylüyordu. Caine’in aklını kaçırdığını düşünmeye başladı. "Haklısın. "Evet Nava. En iyi sporcular koşmadan önce bunu gözlerinde canlandırırlar. Philadelphia Garı'na giriyoruz. Tren doksan saniye sonra gara girecekti. "Trende olduğumuzu biliyorlar mı?" "Evet. bu riski göze almaya karar verdi. Hiç tereddüt etmeden havalandı. Bir tuzağa düşebileceklerini düşününce. kullanmak konusunda zorlarsa bunun kötü sonuçları olabileceğini düşündü. Bürodakiler Crowe'un bu işin başında olduğunu öğrendikleri anda biri işinden olacaktı herhalde. koltuğuna yaslandı." Anons duyulmadan gözlerini kapadı. biliyorlar herhalde. O da. bu yeteneklerini. Bir şekilde treni Philadelphia'ya getirmeyi başarmıştı değil mi? Ama adamı. son torbayı da boşalttıktan sonra onu da diğerleri gibi yere attı. Forsythe'ın bu kadar çabuk nasıl yardım bulduğunu bilemiyordu. ama sonra başını salladı. Askerler çarpışmaya girmeden bunu gözlerinde canlandırırlar.' ▲ Dev metal canavar uzaklaşırken." "Nava bence böyle olmuyor. Bu normal bir operasyon olsaydı yedek planlarını düşünürdü. Yerde duran cipsleri gagalamaya başladı. siyah gri bir güvercin karanlık gökyüzünden yere yaklaştı. ▲ Zaman daralıyordu. trenden kazasız belasız kaçtığımızı görmeye çalışmanı istiyorum. Lütfen David. Caine orada durup cipsleri boşluklardan boşaltmaya başladı.. Oraya vardıklarında da on paket cips aldı.Nava. Birden helikopter sanki olduğu Saklı Kütüphane 149 www. "Caine. Kumanda ondaydı yani. Nava bir anda buz kesti.." dedi kekeleyerek. Daha kadın bir şey diyemeden vagonunun sonuna doğru ilerlerken bunları dişleriyle açmaya başladı." dedi Caine. değil mi? Haydi dene. "Çıldırdın mı?" diye sordu Nava. FBI ekibini dinledi kulaklıktan.

tamam mı? Trenden indiğimizde etrafına bakınırken tedirgin olduğunu belli etme. çünkü helikopteri kontrol etmeye. sonra da çok uzaktı. Düşünmek zorundaydı. O zaman başkalarına bir zarar gelme olasılığı azalır çünkü. hafızasına ulaşıp nasıl yaptığını sormak istediyse de.yerde durdu. Saklı Kütüphane 150 www. "Güvenli bir şekilde yere indir. Hazır mısın?" "Bundan daha hazır olamam zaten. siyah bir arabada. "İyi misin?" diye sordu parmaklarıyla adamın koluna yapışan Nava. dileyecekti. avcı değil de av olabileceğini düşündü. sonra da sola doğru çekerek yine yükselmeye başladı. bir şeyi değiştirebilecekmiş gibi hissederdi. rotasını düzeltmeye çalışıyordu. Bunları düşünmemeye çalışıp. Bunu görmeye çalıştı. Gözlerini kapayıp nasıl kaçabileceklerini görmeye çalıştı. raylardaki tekerlerin sesi. Ben ne yaparsam. "Ne oldu?" diye sordu Crowe helikopterin pervanelerinden gelen sesi bastırmak için bağırarak. Bunun mümkün olduğunu biliyordu. O anı yaşıyordu. Bunların olduğunu hissetti.e-kitap. Bu sahneyi sürekli görüp durdu. yeterince isterse. Evet. Pilot cevap vermedi. Şimdi'ye döndü. Caine gelecekteki kendisinin aklını okumaya çalıştı. Sanki bir rüyadan uyanmış gibiydi. hayatında ilk defa. sanki. Oyuncunun ısınmasını seyrederken onun için tezahürat ederdi. "Galiba bir kuş pervanelere çarptı!" Birkaç düğmeye basınca helikopter yine alçalmaya başladıysa da bu sefer daha yavaş gidiyordu. uzaklaşıyordu. Caine bir arabadaydı. ama başka şansı da yoktu. Nava direksiyondaydı. Aralarında tandık biri de vardı. Caine hızlıca gözlerini kırpıştırarak şimdiki zamana döndü. Tren tünele girince Caine birden çevresinde olup bitene çok dikkat etti: Frenlerin sesi. Birden Caine Philadelphia’ya gelmenin pek de iyi bir fikir olmadığını düşünmeye başladı. kontrol altında tutabilecekleri bir yerde ele geçirmek isteyeceklerdir. büyük. yeni bir geleceğe uzanan görüntü yok oldu. Crowe.Ne oldu? Bayıldım mı?" Caine başka sorular da sormak isterken o sırada kapılar açıldı. şimdi bunu olası yapmalıydı." dedi Crowe helikopter ileri geri sendelerken mikrofona doğru bağırarak "Bu daha önce oldu mu hiç?" "Hiç olmadı efendim!" dedi pilot helikopter yere yaklaşırken. Crowe tesadüflere inanmazdı. o yüzden de ona güvenmek zorundaydı. Birkaç saniye içinde gördüklerini hatırlamıyordu artık. "Evet. bunu David Caine yapmıştı. Nava ile peşlerindekileri geride bırakmalı. Çabaladı. "Bizi. onu yap. Nava Caine’in elini tuttu ve trenden inerken sıktı. "Kontrol etmekte zorluk çekiyorum efendim! Park yerine inmek zorundayım!" Helikopter yine titrer gibi oldu ve pilot müdahale edene kadar sanki bir hava boşluğuna düştü. Nasıl olduğunu bilmiyordu ama. Galiba bunu birkaç kere sormuştu ona Nava. hayatında şimdiye kadar yaşamadığı kadar derin bir şekilde yaşıyordu o anı.. Zihnindeki. yeterince kendini sıkarsa. odaklanacaktı. Nava ona doğru eğilip fısıldayarak konuştu. yok olmalılardı. dilemekten öte isterdi.us ." Caine bu sözleri daha önce de söylemişti ama şimdi anlıyordu ne anlama geldiğini bu deyişin: Buna hazırlıklı değildi. Jasper'a ulaşmak istiyorsa Nava'ya ihtiyacı vardı Caine'in. Ama ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Bir an için her şey apaçık oradaydı. istediklerini gerçekleştirmek için uğraştı. "David! David!" Nava adamın gözlerinin önünde parmaklarını şaklattı. bir cevap alamadı. Eğer bir şeyden şüphelendiğimizi anlamazlarsa peronda güvende oluruz. Elinde birasıyla televizyona bakardı ve içten içe oyuncunun o atışı yapabilmesini dilerdi. OAn'ı geçmiş olarak görüyordu.. diledi. Ama sanki bir yandan da kendini dışarıdan seyrediyormuş gibiydi. Sanki televizyonda beyzbol maçı seyrediyormuş gibi hissetti kendini. gara girerken trenin yanıp sönen ışıkları.

elini uzatınca da dağıldı. çocuklar. gün ışığını görebiliyordu. o zaman kurbanlık koyun gibi düşeceklerdi ellerine. "Tim bir başla. ama bunun dışında yerin altında olmanın başka bir artısı yoktu. Mükemmel bir kalkandı bu aile. Nava. daha Crowe istasyona varmadan. Burada olanların yüzde kırkını eleyebiliyordu sadece ve bu yeterli değildi. operasyona odaklandı. raylara atlayıp kaçmak istedi. Gelirken. "Gerekirse. yürüyen merdivenlerde kalabalığa karışmanın daha akıllıca olduğunu biliyordu. Direksiyonun arkasına geçtiğinde saçlarını geriye taradı elleriyle. her şey halledilmiş olacaktı. Bir de tünelin çıkışına kadar giden tren rayları vardı. Birkaç genç onu süzüyordu. Yerin yüz metre kadar altındaydılar. kadın ne de olsa bir haindi. ama kendilerini açıkta bırakmış olacaklardı.e-kitap. Ama bundan nefret etse de. Yine rayları takip edip buradan çıkmayı düşündü. uzakta. İkinci denemesinde motoru çalıştırıp hızla park yerinden çıkarken. adam döver gibi yağdığı için anında sırılsıklam oldu Crowe. Yalnız mı?" "Hayır. Philadelphia'daki ekibe Vaner hakkında bilgi vermişti. tünelin dibinde. ama ajanlar iyiyse zaten böyle olması gerekiyordu." "İkinci tim?" "İki yerinde efendim. gözlerini sildi ve direksiyonun altına uzandı. yağan yağmurun altına attı kendini. Caine'e zarar vermeden onu ele geçirmek daha önemliydi. Nava üç çocuklu aile yanlarına gelinceye kadar yavaşladı." Kahretsin." "Tim bir başlıyor." "Anlaşıldı. Birlikte olduklarını düşünse de. ▲ Bir keskin nişancının onları vurması olasılığı azdı. Biraz sert bir iniş yaptılarsa da. "Vaner'ı durdurmak için vurun.▲ Helikopter tren garından bir mil kadar ötede bir bankanın park yerine indi." Crowe neler olacağını düşünürken bir kırmızı ışıktan geçti. Buradan çıkmayı da düşündü. Crowe bir sonraki emrini verdiğinde bunun önemli olmadığına inandırmaya çalıştı kendini. ama daha Saklı Kütüphane 151 www. Peronunun iki ucundaki merdivenlerin sonundaki kapılar dışında bir çıkış yoktu. Yine kalabalığa bakıyordu bir şeyler yakalamak için. O zaman onları hedef alanları görmek daha kolay olacaktı. Kimse özellikle onlarla ilgilenmiyormuş gibi bakmıyordu. Nava kalabalık perona baktı. Vurduğu yerde ağ gibi parçalanan cam." dedi ekip lideri. Vaner'ı indirmeye yeşil ışık yakıldı. Nava birden Caine’in koluna yapışıp. helikopterden. Belli kişileri hemen eledi.anneler.-bunu kesinkes bilmek ayrı bir dertti. Kadını canlı ele geçirmek isteseler de. "Hedefi saptadık. yaşlılar. "Durum nedir?" dedi ters bir sesle kulaklığına bağlı olan mikrofona doğru. İndiği anda helikopterden çıkıp. ama kendi yalanına kendisi de inanmadı. şanslarının yaver gitmeyeceğini biliyordu. yanında Vaner var. Diğer seçenek ise yürüyen merdivenlerden çıkmaktı ki bu da en az ilki kadar tehlikeliydi." Crowe." diye tekrarladı tim lideri. Herhalde bu aracın sahibiydi. Eğer yukarıda ajanlar onları bekliyorlarsa. tabancasının kabzasıyla arka camlardan birini kırdı. verdiği emri düşünmemeye çalışarak. Kadın çok tehlikeliydi.us . Caine’in kolunu sıkınca o da yavaşladı. bu Crowe'un umurunda değildi. Yağmur." dedi Crowe. Ama karşılarına aldıkları adam Caine olunca. "Birinci tim yerinde mi?" "Olumlu. Şansları yaver giderse. Omzunun üstünden baktı ve ikiz kızlarına göz kulak olmaya çalışırken bir yandan da bebek arabasıyla uğraşan bir kadını gördü. heyecanla elini kolunu sallayan bir gence çarpıyordu az kalsın. En yakındaki araç olan siyah Honda Civic'e doğru koşup.

"Saat yedi yönünde. İğne derisine giriyor ve_ (döngü) Kadın şırıngayı sokmak için uzanıyor. 'profesyonel iş kadını ve yatak fantezisi karışımı' pilice asılabilirdi. ama Nava artık onu gördüğü için kendilerini izlediğini anlayabiliyordu. onlara doğru geliyordu. kadının kolunu tutmaya çalışıyor. Nava'nın yanından ayrılmadı yürüyen merdivenlere giderken. Çok kontrollüydü. Kadın geri devrilirken Caine'i de kendiyle birlikte yere çekti. "Eğer böyle bir şey Saklı Kütüphane 152 www. ▲ Caine takım elbiseli kadını garipsemedi. sonra da birden sakinleşti. birkaç saniye başını kaldırdıktan sonra gazetesini okumaya döndü. Gözünün ucuyla onlara bakıyordu. Eğer ajanlar peronda onları yakalamaya kalkacaklarsa bu son şansları olacaktı. Saçı düzgün kesimliydi ve bıyığı da düzgündü. İlerlerken kalabalıktan ayrılmadıkları için kadın ajanın kucağına düşeceklerdi. Nava tam peşindekilerden kurtulduklarını düşünmeye başlamıştı ki adamı gördü. Yavaşlamak istediyse de kalabalık buna izin vermiyordu. ama kımıldarsan ateş ederim. Nava derin bir nefes aldı. pek profesyonellere benzemiyorlardı. Paniklemesi için bir neden yoktu. onu çekip dengesini bozdu. ama başaramıyor Caine. ama Nava eğer kadının ajan olduğunu söylüyorsa öyle olduğuna emindi. Caine onu itmek üzereyken kadının tabancasının namlusunu göbeğinde hissetti. Sol tarafı kapayınca sağa yöneldi. Yavaşladı ve üç çocuklu anneye iyice yanaşarak çocukları Caine ve bıyıklı arasında tutmaya özen gösterdi. Düşerken döndüğü için yerde yüz yüze yatıyorlardı. O kadar yakınındaydı ki koyu gözlüklerinin arkasından kadına bakmadan edemedi." dedi kadın. Nava döndüğünde bıyıklının hareket ettiğini gördü. Sonra kadının elindekinin Nava'nın New York'ta kullandığı türden bir şırınga olduğunu anladı.e-kitap. Caine büyülenmiş gibi seyretti kadını. bıyıklıya baktı. Elbiseler adama uymuyordu. sarışın. Duraksadı. Birden ajan bunu Caine’e doğru uzattı.us . Yürüyen merdivenler üç metre ilerdeydi.çok beğeniyor gibi bakıyorlardı. ya yaşayacaktı. bıyıklı herif. Tehlikeli gibi değildi. Ve galiba bunu göze alacaklardı. bu işe yaramadı. gazete okuyan kadın. omzunu kadının çenesine çarptırdı. Adamın takım elbiseli genç bir kadına baktığını gördü. Parfüm kokuyordu. İleri doğru atılıp. bu tertemiz. düzgün giyimli Jasper'ın deyimiyle. Caine’e doğru eğilip. ya ölecekti. Bir metre kalmıştı sonra birden kadın ajanın yanında buldu kendini. Çok yeni olan ayakkabılarını görünce hemen anladı hata yapmadığını Nava. Bu büyük bir gümüş kalem gibiydi. Ama Nava kadının koltuğunun altındaki kabartıyı görmüştü o daha gazeteyi kaldırmadan. yani Nava'yı her an harcayabilirlerdi. Adam şimdi de Nava'nın omzunun üstünden bir yerlere bakıyor gibi yapıyordu. her zamanki gibi. Saat iki yönünde. Kadın flört eder gibi baktı ona. Sonra da kadının elinde parlayan bir şey gördü. İğne kırılınca kadın Caine'in koluna yapışıp. Başka bir zaman olsa. Bir an için ayakta kalmaya çalıştıysa da. Kadın iyiydi. Eski bir kot ve kazak giymişti adam. Birden canı acıyor ve(döngü) yaralı bacağını iğneye doğru uzatıyor veŞırınga dizinin üzerindeki tahta parçasına saplandı. Çok az kalmıştı. Biraz ilerideki yapılı bir kadın ajana benziyordu ama eli kolu alışveriş torbası doluydu. Caine birkaç saniye sonra ajanın önünden geçecekti. Kadın sağa doğru dönüp çarpışmaya hazırlanır gibi ayaklarını yere sıkıca bastı. Caine gülümserken bir an için aranan bir adam olduğunu unuttu. bu yüzden de düşerken kadını da indirmeye çalıştı. "Seni öldürmek istemiyorum. Bir tek Caine'i istediklerini biliyordu." Caine başını sallayıp önüne bakmaya devam etti.

Bir kadın bağırdı ve kalabalık amaçsızca yürüyen bir sürüyken birden korkak hayvanlar gibi kaçışmaya başladı.us . Biri Caine'in yaralı bacağına bastı." Caine ona inanıyordu. Bir el ateş edildiğini duydu. Saklı Kütüphane 153 www. İnanılmaz bir acıyla titredi.olursa da o zaman zaten ölmek istersin inan bana.e-kitap.

Adam ileri atıldı. bağırdı. Ajanın yüzü eriyor gibi. Adam geldiğini görünce onunla karşılaşmaya hazırlandı. Nava adamı durdurmazsa o durmayacaktı.e-kitap. çünkü Nava adamın üstündeydi. Nava kendisini öldürmek isteyen bıyıklıya odaklandı. Herkes öne geçmeye çalışıyordu.us . "Yere yat. ama çıkan sesten adamın elinin de çok acıdığını biliyordu. Silahını uzatınca. yere kapaklanacaklardı. o da duraksamayacağını biliyordu herhalde ama yine de uyarıda bulunmuştu. Tetiği çekmekte bir an bile tereddüt etmedi. diğer yolcuları kenara iterken bir eliyle de tabancasına uzandı. "TABANCASI VAR!!!!!!" Bunu iki kez söylemesi gerekmedi. gün ışığına çıkmaya çalıştı.23 Nava. çünkü atletik yapılı gençler kahramanlık taslayıp bıyıklının üstüne atılmaya karar verdiler. Şansı yaver gitti Nava'nın. çevresindekiler kapıya doğru giderken iyice hızlandılar. Silah ateş almadı. alçaktan saldırdı adama. Nava bir yılan gibi atıldı inleyen adamın yaralı eline doğru. Eli çevirip. Adamın silahı tutan elini kavrayıp tavana doğrulttu. Anında Caine’in üstü başı kan oluyor. Elinde silah olduğu için çevresindekiler dağılıyordu. ▲ Caine ateş edildiğini duyduğu anda dünya durdu. Sanki eskiden yüzünün olduğu Saklı Kütüphane 154 www. Kalabalık anında korkuyla bağırarak. sıktı. Nava bunu gördü ama dişlerini sıkıp yoluna devam etti. düşüp çimento zemine kapaklandığında. Bıyıklı tetiği çekti. Birden kafasına bir kalas yemiş gibi oldu. Hızla. herkes yürüyen merdivenlerin üstündeki kapılara ulaşmak için atılıyordu. herkes ondan kaçınıyordu Nava hareket ettikçe. bilinçsizce hareket etmeye başladı. Bıyıklı birinin karnına dirsek attı ve diğerinin burnunu kırmak için suratına bir yumruk savurdu. Nava. Adam karşılık veremeden diğer elinden aldığı tabancayla da burnuna vurdu. Ajan. Göbeğine silah dayayan kadın ajanla yerde yatan Caine'i gördü. adamın bileğini kırıp. bu da insan bedenindeki en sert kemikti. Nava duraksamadı. kırık parmaklarını ezdi. Nava artık mantığına değil de içgüdülerine güveniyordu. bayılmıştı. Adam ensesine doğru hamle yaparken Nava yumruğuna doğru dönüp. Bir iki saniye ajanın kollarını tutabildiler. Adamın yumruğu başının üstüne denk geldi. Eğer gençlerin düşebilecekleri bir yer olsaydı. Bunları da KGB'nln en iyi adamlarından aldığı eğitim sayesinde pekiştirmişti. ama baygın bedenleri kalabalıkta sürüklendi. kadın ajanın Caine’in üzerine atılışını gördüğünde onu öldürmeyeceğini biliyordu. Nava adamın gözlerindeki bakışı tanıdı. Nava duraksamadan başka saldırgan olup olmadığını anlamak için çevresine baktı ama başka birini göremedi. Her şehirli günün birinde bu cümleyi duyacağı korkusuyla yaşardı Amerika'da. Nava durumu değerlendirdi. Federal ajanım ben!" diye emir verdi. Adam çok şaşırarak tabancasının takıldığını anladığında artık çok geçti. Nava hiç duraksamadan ajana doğru gitti. Böyle yapacağını gözünün ucuyla gören Nava aslında mantığa aykırı olan bir şey yapabildi. o da binlerce kez aynı duyguyu hissetmişti. Bazıları da raylara atlayıp. adamın elindeki silaha işaret edip. başını eğdi. O da bunu yapacağını bilerek sol eliyle Nava'nın çenesine bir yumruk indirdi. ama eğitimli bir ajanla başa çıkamazlardı.

hem de çıkışları tutamayız!" "Şu anda bir boku tutuğunuz yok zaten! Yürüyen merdivenlerde iki kişi bırakın. Bir BMW'nun yanından geçerken arabayı sıyırdı. "fazla zamanımız yok. Bir tek yürüyen merdivenler kalıyordu. Onlar çıkmadan inemiyoruz. Durup düşünmek istiyordu.. Zapruder'in Kennedy suikastı hakkında çevirdiği film gibi sürekli ölüp duruyor. Komuta ondaydı. Genelde sağ gözünden. Nava ajanın tabancasını atıp adamın koluna uzandı. Caine daha bir şey yapamadan bir gölge uzanıp kadının başını yere vurunca ajan bayıldı. kurşun boynunu delip geçiyor. "Sıkı tutun!" Caine daha ne olduğunu anlayamadan Nava onu kaldırıp omzuna almıştı ve raylara atlamıştı. tabancası aralarına düşüyor ve(döngü) Kadın hayatta. ya da bilinçsizlerdi." "İnin perona. Böyle bir şeyin olmuş olabileceğini düşününce adamın midesi bulandı. Crowe'un emrindeki bir ekipte kimse ölmemişti bu güne kadar. Tüm gücüyle kadının kolunu yukarı doğru itiyor veKadının bileğini delip geçerken merminin açısı 12. kalabalığa karışma şansı olsa bile. Caine’in üstüne kadının dişleri yağıyor. ama tereddüt ederse başka insanların da hayatlarını kaybedeceğini biliyordu. İnsanlar var yürüyen merdivenlerde." Peron neredeyse boşaldığından açıktaydılar. bunu göze alacağını hiç sanmıyordu. ama bazen de çenesinden giriyor.kurşun beynine isabet ettiğinde de başa dönüyor. Saniyeler içinde çılgın kalabalıkla birlikte tünelin sonundaki ışığa doğru gidiyorlardı. Emir vermek zorundaydı. Ateş açıldı diye bağırdığını duyuyordu birinin Crowe kulaklığından "Neler oldu? Ölen oldu mu?" Daha yarım mil vardı gara ve operasyon başarısızlığa sürükleniyordu. "Birinci tim. Dehşet içinde bakarken de zaman iyice yavaşlıyor. Crowe garı düşündü. şah damarından fıskiyeden fışkırırcasına kan fışkırıyor ve(döngü) Kadın üst üste defalarca ölüyor. Caine kadının boynuna girişini görüyor kurşunun. cevap ver lanet olası. Tekrar ediyorum. "İki çıkışı da kapayın!" "Hem tüneli. ▲ "Ateş açıldı.. İnsanların bir kısmı raylara atlayıp gün ışığına doğru koşmaya başlamışlardı. "Tünel! Rayları takip edip kaçacaklar!" diye bağırdı bir kırmızı ışığı daha ihlal ederken.us .3 derece değişince duvara saplandı. Bazıları da yaralı. Caine'i tek bir hamlede ayaklarının üzerinde durdurdu." "İmkansız efendim. Birkaç defa da kurşun kendi kafatasına girerken acıyı hissediyor. "Gidelim." Eğer iki ajandan da haber alınamıyorsa ya ölmüşlerdi.e-kitap. Galiba hedef hâlâ peronda. Diğer herkes Saklı Kütüphane 155 www." dedi Nava Caine’i çekerek ayağa kaldırıp. altında da kanlı gri bir omlet Bedenindeki her kas gevşiyor. Perondaki iki ajana da ulaşamıyoruz. ama bu deneyimler çok hızlı geçip gidiyor.yerde bir boşluk var artık." "Efendim. Asansörü devre dışı bırakıp merdivenleri de kapamışlardı. Rayların üzerine sert bir şekilde düşmelerine rağmen Nava dengesini kaybetmedi. Vaner'ın o peronda kalıp da diğer ajanların pozisyonunu belirleyip çevresini sarmasına izin verecek hali yoktu. Vaner'ın. O zaman tek kaçış. Sonunda Caine ne yapması gerektiğini anladığında görüntü değişiyor.

O anda Caine adamı gördü. insanların çoğu neye uğradıklarını şaşırdıklarından yalnızca ne deniyorsa onu yapıyorlardı. ağlayarak yardım istiyorlardı." Görevli onları üç ayrı sıraya soktu." dedi elindeki megafona bağırarak konuşan bir polis memuru. ama çevrelerinde en az elli kişi vardı. oturun ve dinleyin. "bir tabancaya ihtiyacım var. Gördüğünüz yerde öldürün. sadece düşmemeye çalışıyordu. Birkaç kişi kayıp düştü. Caine ve Nava geride kaldılar." Nava adamın yanında yürüdü. "Bir planım var" "Otuz saniyen var. Nava’ya baktı. ama o da tabancasını çekip adamın göbeğine tutmuştu. Caine doğru şeyi yaptığına inanmak istiyordu. Caine bu yaratıkları düşünmedi bile. kollarıyla başlarını koruyor. Kaosta kimse onlara bakmamıştı bile. Ne yapması gerektiğini anladı ansızın. hedefe doğru gitti. gözlerini kapadı.us . "Lütfen sessiz olun. Caine. çamurlu zeminle rayların ortasında dikkatle ilerlemek zorundaydılar. Dışarı çıktıklarında daha da yavaşlamak zorunda kaldılar. "Yavaşça. yağmurdan korunmaya çalışıyordu. Siyah saçlı adama yaklaşırken gülümsedi. Sadece kimliklerinize bakmamız gerekiyor. Adam da ona gülümserken Nava'nın göğüslerine yapışan siyah dar tişörtüne baktı. Hiçbir şekilde işinizi şansa bırakmayın. Otuz kişi de tünelin girişinde durup." dedi Crowe ne söyleyeceğini düşünerek. Kimlikleri kontrol edildikten sonra yolcuları çamurlu hendekten çıkaracaklardı. birden kalabalık durdu. Bunun gerçek olmadığını biliyordu. Tünelin çıkışına yaklaştıklarında Nava ve Caine durdular. Nava'nın bunca insanın arasında ateş etmesine izin vermekten iyi olacaktı sonuçları. Caine peşlerinden gitti. Mükemmeldi. ama yine de perondakilerin onu teşhis edebilmesini istemiyordu. Nava ve Caine yüzlerine baka baka yolcuların arasından geçtiler. Caine. Dehşet içinde Nava'ya döndü yardım istemek İçin. Karanlık tünele geldiklerinde yaklaştılar birbirlerine." dedi Nava. Ne yaparsa yapsın." dedi Caine. Bazıları düştükleri yerde kaldı. İki tarafta da yükselti olduğundan. Birkaç kavgacı tip şakır şakır yağmurun altında alıkonmaya itiraz ettiyse de. ama yağmur tüm şiddetiyle devam ettiğinden göz gözü görmüyordu neredeyse. "Her şey yoluna girecek." "İlk önce. "Bana cüzdanını ver. Önlerine bir polis barikatı çıkınca. Nava saçını açıp ıslak saçlarını yüzüne doğru indirdi. o da başını sallayıp. Saklı Kütüphane 156 www. Hemen!" "Anlaşıldı!" "Ayrıca. Birden aklını toparlayıp." dedi Caine. "Başka birini daha vurmadan. ama ya yanılıyorsa? Kadını durdurması gerekiyordu. Diğerleri de kalkıp çamurun içinde zombiler gibi ilerlemeye çalıştılar.raylara insin. Çevreye baktı Nava. "Bizimle gel. "Vaner'ı indirin." dedi Caine." dedi Nava." ▲ Kalabalıkla birlikte hareket etmeye çalışırken önlerindeki birkaç fare de kaçışıyordu.e-kitap. "dinliyorum. bu bir rüyaydı. Daha günün ortası olmasına rağmen gökyüzü pek de iç açıcı değildi ve hava kararıyordu. kadının eli cebindeydi. bir eliyle adamın kolunu tutuyordu. Caine böğrüne namluyu dayayınca adam birden ciddileşti. Islanmış ceketi eline yapıştığından kadının cebindeki tabancayı tuttuğunu gördü. diğerinde de ceketinin altına sakladığı tabancası vardı. Nava’ya işaret etti.." ▲ Kalabalığın arka tarafındaydılar.

"Sana anlatayım ne istediğimizi. Birkaç saniye sonra da konuştu. Anladın mı?" Rick bir daha başını salladı. bu da sorun değildi. "Bunu cebine koy. Eve girin. zavallı adamın kalbine indirdim. Bu ailenin resmi mi?" diye sordu Caine kucağında bir bebeği tutan sarışın bir kadının resmini göstererek. Ama Caine bir yandan da adamın yenilgiyi kabul ettiğini gördü. Onları alın. Nava bundan çok korktu. çünkü sürekli yerinde kıpırdanıyordu. Nava cevap veremeden Caine işi ele aldı. "Hiç fena değildin. Rick karşı çıktı. Rick. "Her zaman seçeneklerin ve seçim hakkın vardır. ama artık bu gerçek gibi olan yanılsaması devam ettikçe beyni de ayak uyduruyordu olanlara sanki. Rich mi?" "Rick. Adam duyamayacak kadar uzaklaştığında Nava Caine’e hayranlıkla baktı. "Richard Burrows. "Benim."Beni soyuyor musunuz?" dedi adam şaşkınlıkla. "Ama eğer dediklerimi yapmazsan. çünkü ajanların bir nebze aklı varsa bunu fark edip nereye baktığını göreceklerdi ve işte o zaman işleri bitecekti. "Şimdi bana elini ver. tamam. ne demezsin." Ama bu sözleri söylerken bile Caine kendi ikiyüzlülüğünün farkına vardı. Nava'yı korkutan otuz saniyede bir Rick'in dönüp onlara yalvarırcasına bakmasıydı. Bir bebek ve sarışın bir kadın olacak orada." Caine duraksayıp Rick'in gözlerine baktı. Nava silahını indirince adam ölümüne gider gibi yürümeye başladı.e-kitap. "Cüzdan dedik." Adam ceketinin cebine uzandı ve siyah bir Gucci cüzdan çıkarıp Caine’e verdi. istedikleri her şeyi yapacaktı. sonra da Nava'ya baktı. Rick sıraya. sanki insanlığını yitirmiş gibiydi. Caine kendinden nefret etti." Nava adamın kasığına dayadı tabancayı. sanki içi içine sığmıyordu. Adamın alenen korkması Nava'yı endişelendirmedi." dedi Caine. "İnanmıyorum buna! İlk önce biri çıldırıp ateş ediyor. "Ailene zarar vermek istemiyoruz. Rick sanki elinde patlamaya hazır bir bomba varmış gibi bakıyordu tabancaya. Saklı Kütüphane 157 www. Yüzünde garip bir ifade vardı: Çaresizlik ve delirmiş gibi bir çılgınlık. On dakika geçti." "Başka seçeneğin yoktu ki. öldürün onları." Duraksayıp Rick'in ehliyetine baktı. Eğer bir saat içinde benden haber almazsanız. Buna inanıyor musun?" Rick yavaşça başını sallarken dudakları titriyordu. ama Caine ona söyleneni yaparsa her şeyin yoluna gireceğini söyledi yine. ama Rick." "Yaa. o zaman onların ölümlerinden sen sorumlu olursun." dedi emir verir gibi." Caine ona baktı. oğlunun ve karısının güvende olduğunu söylemek istedi. Bunları düşünmemeye çalıştı Caine Rick’e dönüp planını anlatırken. "Tamam. "Sana söylediklerimi yaparsan ailen güvende olacaktır. ben değil. Bir çizgiyi aşmak üzere olduğunun o da farkındaydı." dedi Caine. ama artık çok geçti. Bunların hiçbirinin gerçek olmadığını söyleyerek kendini avutmak zorundaydı. Caine en kısa sırayı işaret etti. Birden Caine söylediği her şey geri almak istedi. Eğitimli bir insanın gözüyle adamın dehşete düştüğü belliydi. çünkü korkutmak istedikleri bu adamın ödünü patlatmadan bu işi yapabileceğini biliyordu. Rick'in beş metre arkasında beklediler sırada. ailesinin rehine alındığını ve tehlikede olduğunu düşündüğü sürece. sonra da kapkaççıların eline düşüyorum. "Ne istiyorsunuz benden?" diye sordu yalvarır gibi Rick. Buna pek inanmış gibi değildi. Nava'nın gördüğü kadarıyla bu Rick'in hayatının en uzun on dakikasıydı. "400 Pine Sokağı'na gidin. titreyen avucunu uzatınca Caine ona bir tabanca verdi. Rick.us . Caine’e öldürecekmiş gibi bakarak başını salladı." dedi kızgın bir ifadeyle adam. Rick mi derler sana. "Peki Rick." Nava telefonu kaparken Caine adamın tepkisini seyretti. Caine kimliğini çıkardı." Rick denedi ama elleri o kadar titriyordu ki ancak üç denemeden sonra cebini tutturdu. adama evinde kimsenin olmadığını. Nava cep telefonunu açıp bir numara çevirdi.

o zaman onu kendisi tutuklayacaktı. "Dizlerinin üzerine çök. lanet olası pislik.e-kitap. HEMEN DEDİM!" Caine donup kalmıştı." diye kekeleyen adam ayaklarına "Kimliğinizi görebilir miyim?" Adam tedirgin bir şekilde ceketinin cebine el atınca Sands bir anda gerildi. Yüzü bembeyazdı. Sands adam kendisine yaklaştıkça irkildi.. eğilip. Crowe'un da canı cehenneme. Ama polislerinden ne beklenebilirdi ki zaten? Adam yaklaştığında Sands onun çok korktuğunu anladı. HEMEN. New York New York'tan bindim. ama deneyimle sabit insanlar zaten fotoğraflarına pek benzemezlerdi. ▲ "Sıradaki. Boyu. adamdan gözlerini ayırmadı. Sands. Çevredeki altı polis pek farkına varmadı bunun. Üstünü arayıp Hauser ve Kelleher'ı vurmak için kullandığı tabancayı buldu. Sands. Caine ve Vaner'ın onlara yaptıklarına inanamıyordu.us .Bu koşullar altında Caine’in planı en akla yatkınıydı. sanki tedirgin değilmiş gibi görünmeye çalışıyordu. Evet. hem de Kelleher'ın hastanelik oldukları haberini almışlardı.. Herkes yağan yağmurdan kaçınmak için koşarak gelmişti. Adı David. yanına.. Sonra Martin Crowe bir anda yanında beliriverip dizine bir şeyle vurunca geri düştü." derken ajan Sands dikkatliydi.. Caine kan kustu. Ama adam ince bir siyah cüzdan çıkardı elleri titreyerek. tabancasını çekti iki eliyle ve namluyu David Caine’in başına dayadı. Sands. İçinden bir ses bu plana güveniyordu. Kafasını dağıtırım.. Adam omzunun üstünden geriye doğru bakıyordu. Zaten başka her şeyi tıpatıp eşkâle uyuyordu.. yerde yatan adamın saçına yapıştı ve çamurlu yüzünü kendine doğru çevirdi. Yağmurdan dolayı sesinin duyulmadığının farkındaydı. ve buna inanmaya da başlamıştı. "Bu Kelleher içindi aşağılık pislik. "Sıradaki!" diye bağırdı yine. kalçasına koyarak ellerini. Kıpırdanıp duruyor. ceplerine. Zaten başka bir ses de ona Caine ne planlarsa planlasın bunun gerçekleşeceğini söylüyordu. Sands kendini kavgaya hazırladı. AŞAĞILIK HERİF. bu Caine’di. Caine’i yakaladığında. onu teslim etmeden önce adama acı neymiş biraz gösterecekti. "Ben. şey bakıyordu. Tek bir hamlede Sands cüzdanı attı. "Nereden geliyorsunuz?" diye sordu Sands gözlerini adamın yüzünden ayırmadan.. Gerçi adamın eşkâli tam olarak Caine’inkine uymuyordu. Eğer böyle olursa da belki Caine’in başı birkaç defa kazayla Sands'in yumruğuna çarpardı onu merkeze götürmeden önce. ama bu adam yavaş ilerliyordu ve sanki mayına basmaktan çekiniyormuş gibi yere bakıyordu yürürken. Eğer silah çekerse onu vururum. Caine’in bu sırada olmasını diledi. kilosu. cüzdanı açıp kimliğindeki ismi okumaya çalışırken." Sands. özellikle de yağmurun altında yürürken. ellerini başının arkasına koy. Sands'in çok iyi bildiği bir şey vardı: Saklayacak bir şey olmayan insan rahatmış gibi görünmeye çalışmazdı.. ama sıradaki adam önündeki kadının geçtiğini fark etmemiş olamazdı. ama Sands yine de şüphelendi. Saklı Kütüphane 158 www.. Yüzünü Caine’in fotoğrafıyla karşılaştırıyordu. burnu daha kalındı ve gözleri de kahverengiydi. Hem Hauser'ın. Onları kim alt ettiyse bu işte ustaydı. Çok benzemiyordu. Caine’in midesine olanca gücüyle öyle bir tekme savurdu ki ayağı adamın midesini deşecekti neredeyse. Sands bunu düşünüp gülümsedi.

ama bu kadarı yeterdi. "Öleceksin. "Arkadaşımı vurdun pislik. bir bebek gibi ağlamaya başladı. senin olsun Crowe.e-kitap. İnsanlar yakayı ele verince hiç de cesur olmuyorlardı. Döndüğünde Crowe ona bakıyordu. Anında düzleşen burnundan kan fışkırdı adamın.us . Caine’in saçına yapışarak gözlerini açtı." Sands titreyen Caine’in suratına tükürdü. elini indirdi. gözlerini kapayıp. Sands herifin kafasını çamura itip ayağa kalktı. İleri doğru eğildi." Saklı Kütüphane 159 www. Sands bir yumruk daha atmak üzereyken güçlü bir el kolunu tuttu." Adam. Caine’e olanca gücüyle bir yumruk attı. bunu bil. Sands ilk vurduğunda bir şey dememişti. "Al. Sands başını sallayıp.Sands.

Bunu yaptıklarında da yanlış adamı yakaladıklarını anlamaları an meselesi." dedi. Eğer beni teşhis ederlerse." dedi. hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam etti. David Caine’i bulduklarında federal ajanların işin ucunu bırakacaklarını düşünmüştü." dedi polis yokuşu çıkmasına yardım etmek için dirseğini daha da sıkıca tutarak. gözlerini kırpıştırdı sonra da başını salladı. O yüzden de. Şehrin en kötü semtine git bir motele yerleş. ama sonra yine kalbi sıkıştı. ▲ Caine arkasına bakmadı.us . "Sen gitmelisin. Caine cevap vermedi. "Beyefendi. ama bu sefer de kadınlara oldukları yerde kalmalarını söylediler. Forsythe. Caine’in 'yok' diyecek hali yoktu. "Seni yakalarlar. Vaner tehlikeliydi ve yakalanması gerekiyordu. Birden birinin dirseğini tuttuğunu hissedip bakınca yanında üniformalı bir polis olduğunu gördü. Tek kelime daha etmeden çamurlu yokuştan yukarı çıkmak için arkasını döndü. "David bunu tartışacak zaman yok." Caine birkaç saniye sustu. ama emin adımlarla ilerlediler ve kısa sürede sokaktan on adım ötedeydiler. "Vaner nerede?" diye sordu Crowe üçüncü kez. "Merak etmeyin. Sonunda şansları tükenmişti. yardıma ihtiyacınız var mı?" diye sordu iri yarı polis. Vaner'ı hâlâ yakalayamamışlardı ve bu yüzden de Caine’i hemen New York'a götürmeleri gerektiğinin farkında olmasına rağmen bekledi. o zaman seni düşünmeden kendimi kurtarmam daha kolay olur. Vaner'a ne olduğunu umursamıyordu.24 İki ajan Rick Burrows'u sürükleyerek götürünce Nava bir an için rahatladı. Crowe başını yana eğdi ve adamın sol elinin yüzük parmağına baktı.e-kitap. Eğer 12'yi beş geçe gelmemişsem bil ki artık tek başınasın. "Yakında görüşürüz. Karşısındaki adamın üç ajanı alt edecek biri gibi değildi. Caine topuklarını çamura bastırarak neler olacağını görmek için ilerledi. ama Crowe arkasına bakmadan gidecek bir adam değildi. yani biraz sonra senin adamı sorgulayacaklar. Nakit öde. ▲ Crowe tüm kelepçeleri kontrol edinceye kadar kendini rahat hissetmedi. garip gelen bir şey vardı." dedi Nava. yüzüğü sandalyenin koluna çarpıp duruyordu. Mümkün olduğunca çabuk buradan çıkmalıydı." "Göreceğiz bakalım." Caine itiraz edecekken Nava sözünü kesiti." "Şimdi beni dinle. Ancak o zaman dişlerini sıktığını fark edip çenesini oynattı. Nava içinden okkalı bir küfür etti. Yavaş. Jasper'ı arama. "Evet lütfen. Yarın öğlen Philadelphia Sanat Müzesi'nin lobisinde benimle buluş. Ne yazık ki dizinin kırık olması işini kolaylaştırmıyordu. Garın zeminine oturtulmuş sandalyede titreyen Caine’e baktı. Ayrıca. Elleri o kadar titriyordu ki. Hâlâ beni arıyorlar. Saklı Kütüphane 160 www.

Eğer blöf yaptığımı sanıyorsan gözlerimin içine bak. Polis kendine gelemeden Caine bastonunu adamın kafasına indirdi." Göz göze geldiler. bu adam da ödleğin tekiydi. Hemen!" İki metre. Smith Wesson tabancasını çekip adamın şakağına dayarken. "Tüm ekiplerin dikkatine! Yakaladığımız hedef aldatmacaymış. adam ise dehşete kapılmıştı. Yüzüğün izi duruyordu parmağında." diye ağladı Tabancayla tehdit ettiler. Üç ajanın da omuzlarına mermiler saplanınca ortalık cehenneme döndü. diğer eliyle de adamın çenesini tuttu. O kadar yaklaşmıştı ki. "Tabancala tedit etile. Onu yüz üstü bırakmayacaktı. ama böyle yaparsa federaller onu vurmak zorunda kalırdı." Adam hıçkırarak ağladı.us . Birkaç adım sonra polisi atlatabilirdi. Midesi düğümlendi. "Bana bak BANA BAK!" Adam gözlerini açtı. Birden her şeyi anladı. Çıkarınca da adamın parmağına baktı. Crowe adamın yanından dışarı fırlayıp. İlki silahına el attığı anda David'in dublörünün yakayı ele verdiğini anladı Nava.Crowe'un kalbi duracak gibi oldu. Crowe soğuk ve kararlı bakıyordu. Ama. Çok kolay olmuştu. bir metre. "Beş saniyen var bana neler olup bittiğini anlatmak için." Şimdi sırada.. ama buna pek inanmıyordu. Saklı Kütüphane 161 www. eğer kimseyi önüne siper etmezse de. Eğer anlatmazsan çekerim tetiği ve garın dört bir yanına dağılır beynin. Birden üç ajan da aynı anda döndü." "Üç. Nava Glock'unu çıkarıp ateş etmeye başladı." "Dört. Birini rehin almayı düşündü. ▲ Nava polislerden daha iyi nişancı oldukları için FBI ajanlarını hedef seçti. "Ne zaman ve nerede?" "İmşi. Dünya bir anda kararır gibi olunca." "Beş. Gözyaşları yanaklarından süzüldü. Önünde hâlâ dört kadın vardı. Crowe yüzüğü çekiştirerek çıkardı..e-kitap. Crowe. Belki de kim olduğunu anlamazlardı ve sahte kimliğini yutarlardı. Arama ekibi üç FBI ajanına ve altı tane polise indirgenmişti. intihar etmek gibi bir şeydi bu. Daha fazla adamla da çarpışmıştı o zamanında -herhalde. "Kahrolası. Polislere dikkat bile etmeden yağmurda geçip giden arabaları görebiliyordu. Nava sıranın gerisinde kaldı ne yapacağını düşünmeye çalışırken. Crowe hasta yatağındaki Betsy'yi düşündü bir an için. Tam bir adım daha atacakken polisin telsizinden bir bağrış duyuldu. Daha ateş ettiğini bile duymadan üç mermi de hedeflerine doğru yol alıyordu. David Caine evli değildi. Caine polisin kolunu çekip onu düşürdü. Bu yüzük adama aitti. mikrofona bağırmaya başladı. avaz avaz bağırdılar ve polisler de gizlenecek bir yer aradılar. "Kalımla bebeiöldürürüdeydile" Karınla belleğini öldürürüz dediler." Crowe adamın şakağından çekmedi tabancayı. Sila. yani adam evliydi. Caine’in kalbi normal atmaya başladı. "Sen David Caine değilsin. Sıradaki diğer kadınlar kaçıştı. Belki de kılık değiştirmek için takmıştı yüzüğü adam. Crowe titreyen eli tuttuğunda adam kendisine bir şey yapacağını sanarak dehşetle irkildi. Hedef bir aldatmacaymış çevreyi sarın. yapmadığımı anlayacaksın. İnanılmaz bir beceriyle üç el ateş etti. Tekrar ediyorum. Bırakamazdı.

ama içleri boştu. kapıyı açtı." dedi Doc biraz şaşkın bir halde.O elindeki ne?" diyerek Caine’in elindeki silahı işaret etti. Caine tereddüt etmeden. Adam bu haldeyken biraz fazla rahattı. yoldan kayarak çıkıp korumalığa çarptı. ''Asıl senin ne işin var burada?. Bir araba bulmaları gerekiyordu. "Penn Üniversitesi'nde bir seminer veriyordum. Nava polisin üstünden atlarken.. Caine kucağındaki silaha Saklı Kütüphane 162 www. Tabancayı ön cama doğrulttuğunda blöf yapıyordu aslında. kadına ve yanında oturan Doc'a da bakınca sanki bu manzarayı daha önceden gördüğü hissine kapıldı. Hızlanmaya devam ettiler.us ." diye emir veren Nava. Nava'yla ortadan kaybolmak için onbeş saniyeleri vardı. çünkü onları alt edip kendini de öldürtebilirdi. doğrudan Caine’e bakıyordu. Nava.e-kitap. Caine bir an için gözlerindeki suyu silene kadar göremedi. Nava'ya bakmadı bile. İkisi de dengesini kaybettiği için birbirlerine sarılarak düştüler. Birkaç dakika sonra sanki bir süreliğine güvendelermiş gibi. Uzanıp Caine’i ayağa kaldırdı ve onu sürükleyerek son birkaç adımı ilerleyip yola çıktı. biraz olsun yavaşladı. "Neden Philadelphia'dasınız?" diye sordu hocasına Caine. "Yağmur Adam?" ▲ "Doc?" dedi Caine olanlara inanamayarak.Daha kimse ne olduğunu anlayamadan Nava koşarak çamurlu yokuştan Caine’in yanına doğru gitti. O da o anda polisin kafasına bastonunu indiriyordu. Bayılmıştı. Nava tereddüt etmedi. Caine omzunun üstünden geriye doğru bakınca bakmamış olmayı diledi: Eli silahlı altı polis yokuşu çıkıyordu. Önlerinde yürüyen yolcular olanlardan habersizdiler. Kırmızı bir Vosvos aniden fren yaptı. ama kendisine gelmişti. yoksa yine ateş edilecekti. Ayrıca. bin arabaya. Caine’e baktı. "Tanışıyor musunuz?" Caine sadece başını salladı. Nava arabaya doğru koşup. Sürücü Caine’in dizine yarım metre kala durabildi. Yanından hızla bir Ford Mustang geçti." dedi Caine. ▲ Her yerde polis arabaları vardı. Tek bir kaçış yolu vardı. o da su sıçrattı. Daha Caine kapıyı bile kapayamamıştı Nava sonuna kadar gaza bastığında..ama altı silahlı polisi alt edecek hali yoktu. sonra da siyah bir Mercedes'in üstüne doğru geldiğini gördü. Sürücünün yakasına yapışıp dışarı çekti ve silahı şakağına dayadı. "Peki. adamın sağ kulağının arkasındaki kesikten kan aktığını gördü. Caine böyle bir şeye kalkışmasını da istemiyordu. Caine. Nava muhteşemdi -muhteşemden de öteydi. Doc'u ön koltuğa oturttu ve Caine de arkaya geçti. Bu talebi kadına garip gelmemişti. Nava sanki gayret bile etmeden çevredeki tüm arabaları geçiveriyordu. sendeleyerek. ama bu işe yaradı. Karartılmış camlardan arabanın içi görünmediği için Caine sürücüyü göremedi. "Bana tabancanı ver. yağmurlu sokağın ortasına çıktı ve tabancasını havada salladı. Caine bir korna sesi duydu ve dönüp bakınca küçük bir aracın kayarak bir minivana çarptığını gördü.

"Bence cevap yermeli" Doc bir düğmeye bastı ve telefonu kulağına tuttu. "Seni arıyorlar.. kimsenin kaçırılan arabanın neye benzediğini hatırlamamasıydı." dedi Caine.. ▲ Acil tıbbi müdahale ekibi Williams'ın iyi olacağını söyledikten sonra Crowe. Tamam." dedi Caine. "Cevap verme. onun Caine olduğunu yardım ederken bilemedim demek istedim. Dumanı izlerken düşüncelere daldı.. deneyimle sabit. Voyager'ın sahibine kalırsa da ufak ve yeşil bir arabaydı." Caine telefonu alırken Nava ona sorgulayan gözlerle baktı. Bu olaya bir tek o şaşırmamıştı. Ama sorun. sonra üfleyince duman yavaşça dağıldı. Grimes'ı arayınca bunu doğruladı Crowe. "Kimdi o?" diye sorarken Nava dikiz aynasından Caine’e bakıyordu. Crowe da onlar böyle diyorsa. Sokağın ortasında duran hasarlı minivana baktığında ellerini kaldırıp bağırmak istedi. Tam olanları açıklamak üzereyken Doc’un cep telefonu çaldı. bir adamla bir kadının zavallının tekini rehin aldıklarını söylüyorlardı. "Jasper'dı. ama hava hâlâ nemliydi.e-kitap. Williams'ın yakasına yapıştı ve onu ambulansa çarptırarak ayağa kaldırdı." Doc telefonu Caine’e uzattı. Ne yazık ki fırtına tamamen dinmediği için uyduları devreye sokamıyorlardı. Manhattan'a dönmemiz gerek.yani ona yardım ettim. Vaner'ın özgeçmişini ve son yaptıklarını da hesaba katarak. Yani ellerinde hiç ipucu yoktu. Olacaklarla başa çıkabilmek için dinlenmesi gerekiyordu. bir saniye. kötü herifler de kaçıp giderdi. sanki başka bir dünyadaymış gibi çıkıyordu sesi. İlk önce hayatta kalmak isteyecekti. Sigarasından bir nefes çekti ve yanan ucuna baktı. İki sürücü de koyu renk bir araç olduğu konusunda hemfikirdi bir tek. İfadeleri beş para etmezdi yani." Caine telefonu kapayıp Doc'a geri verdi. Yağmur durmuştu sonunda. Polis ne yaptığını açıklamaya çalışırken Crowe adamı öldürmemek için kendini zor tuttu.. Caine’in yokuşu çıkmasına yardım ediyordum ve-" "Ne yapıyordun?" dedi Crowe kulaklarına inanmayarak. "Alo?" Caine arayanın sesini tanır gibi oldu. İşte bu yüzden Crowe büyük çaplı kelle avlarından nefret ederdi.... "Anlat..bakıp iç geçirdi... Dumanı bir süre ağzında tuttu. Caine. "Evet... Kendi başına iş yapmayı severdi o. hava bu kadar bulutluyken uydular bir işe yaramazdı. Boğazını temizleyen Williams sözüne devam etmeye çalıştı. Çok sayıda ajan ve polis olunca hep hata yapılırdı.. Caine’in yerinde olsaydı ne yapardı? Bir sivil gibi düşünmeye çalıştı. Knicks final maçını kazandığı yıl son maçı izlediğimiz yerde buluşalım. "Galiba sonunda ne halt edeceğimi anladım. kadının bunu Saklı Kütüphane 163 www.. "Ben ." Geriye yaslanıp gözlerini kapadı. ama göremedim ki.Tabii." Memur Williams hâlâ kendinde değil gibiydi. "N'aber?" dedi Caine sakince. bilemedim yani. Kuruyan kan yüzünün bir tarafında garip bir geometrik desen gibi duruyordu. Kazayı yapanlar.. Tek bir avcı hedefin peşine düşünce hata olmazdı.." "Ne?" "Güven bana. aracın parlak sarı olduğuna iddiaya girebilirdi. Mümkün olduğunca çabuk geleceğiz.ben yalnızca." Crowe öyle bir bakıyordu ki Williams konuşmaya devam edemedi. "Ben.us . Hyundai'nin sahibi arabanın büyük ve koyu mavi olduğunu söylüyordu." diye emir verdi Nava. gayet iyiyiz. Bu kadar yaklaşıp da son dakikada Caine’i ellerinden kaçırdıklarına inanamıyordu.. inanmaz gözlerle bakıyordu ona. "Burada. Doc artık şaşkın bir ifadeyle değil. "Hayır. Açık gri gökyüzüne baktı.

. Şimdiyse. Sigarasını ezerek söndürürken gökyüzüne baktı. Jasper kolasını yudumladı ve tedirgin bir şekilde kapıya baktı. "Bu koşullanmaları ile ilgili bir şey. ama ya koparabileceğini -hatta kopardığını keşfettiğinde." İşte bu Caine’in durumunu çok iyi açıklıyordu. Saklı Kütüphane 164 www. çünkü denemezsin bile yapmayı. ancak kapılar kapandıktan sonra yüzlerini seçebiliyordu ve o zaman ajan olup olmadıklarını kestirebiliyordu. Eğer bir şey yapabileceğini düşünürsen. Polise gitmekten korkacaktı. Caine’in Tversky'nin yapabileceğini iddia ettiği her şeyi yapabildiğini düşünmemişti." "Evet.o zaman ne olacaktı? Nava ürperdi. normal hayatına dönmek isteyecekti. ▲ İki saatlik yolculuk boyunca Caine eski hocasına Jasper'ı.becereceğine güvenebilirdi. ya da kardeşine. Doc'la böylesine buluşuvermeleri. girdikleri ilk anda insanları göremiyor. Ama artık çok geçti. Caine normal kuralların kendisi için geçerli olmadığını öğrendiğinde ne yapacaktı? ▲ Who grubunun şarkısı 'Gerçek Ben' çalıyordu bangır bangır tavernada. bu zincirleri kıramadıklarını görürler. Nava'yı Forsythe'ı. kendi akıllarındaki koşullanma. Birden aklına çocukken sirke gidip de filleri ilk gördüğü gün. Çıktıklarında da Crowe'u bulacaklardı karşılarında. Ama o çıkmaz sokakta Julia'nın söylediklerini duyduğunda fikri değişmeye başlamıştı. Ama Nava. ama şimdi bir ipti onu tutan.. aslında o filleri orada tutan ipler değil. Bir dahaki sefere hata olmayacaktı. İkincisi. Peki ikizi nerelerdeydi? Crowe. tren garındaki şansları. o zaman da çoğunlukla yapamazsın. "Filler daha bebekken kalın demir zincirlerle bağlanırlar." diye açıkladı babası.e-kitap. bunu öğrenmek de istemiyordu. İki kardeş sonsuza dek sırra kadem basamazlardı. O ilk aylar boyunca da ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar. ama bu konuda ümitli değildi. geldi. Tversky'nin dosyalarını ilk okuduğunda bilim kurgu olduğunu sanmıştı anlattıklarının. "Filler ipleri koparabilir." dedi Nava. Eğer yapamayacağını düşünürsen. Kapı her açıldığında içerisini aydınlatan güneş ışığından dolayı gözlerini kısıyordu.us . Operasyonun başında Crowe olsaydı ikizi kullanırdı. İşte bu yüzden bilgi önemlidir. Üç tane fil vardı ve bu altı tonluk canlıların kaçmaması için ayaklarına ince birer halat bağlamışlardı sadece. Ama eğiticiler filler zincirleri kıramayacaklarını öğrenene kadar ip kullanmazlar. Adam yeteneklerini kullanmayı öğrendiğinde neler olabileceğinden korkuyordu. Grimes'ın Vaner kendilerini yemleyip sonra da kaçınca Jasper'ı bırakmış olduğuna inanamıyordu. çünkü Jasper Caine de kardeşi gibi kayıptı. O yüzden de." "Ama ipler zincirlerden daha ince. ama yine de hayatı boyunca kaçmak da istemeyecekti. Peter'ı ve Laplace'ın Şeytanı'nı anlattı.. Nava'nın aklı karışmıştı. Caine’in yeteneklerinin sınırlarını bilmiyordu. Şimdiden ipi esnetebileceğini öğrenmişti. aslında bu mümkün olmasa bile yapabildiğini görürsün.. Babasına neden hayvanların ipleri koparmadıklarını sorduğunu hatırlıyordu. Caine’in bu işte bir şekilde parmağı olmalıydı. Crowe olur da biri gelir diye birkaç ajanı Jasper'ın dairesinin çevresine dikmişti. Bak Nava.ne? Güvendiği birine sığınacaktı. Caine konuşurken Nava da durum değerlendirmesi yapıyordu. bir arkadaşına. O eskiden bir zincirle bağlanmıştı. Eninde sonunda ortaya çıkacaklardı. ama belki kendi de ne yaptığını bilmiyordu. hâlâ.

tur. sur. Bunun tadını alabiliyordu.e-kitap. David ona öyle baktığında Jasper kardeşinin için için lütfen bu bana olmasın. Zamanı gelmişti. Kardeşler böyle günler içindi. çünkü zihnindeki gerçekten korkuyorlardı. zihnine girmeye çalışıyorlardı. şu anda hâlâ tehlikeli. Jasper üç dikişte içti kolasını. Gerçeği gördüğünden beri hiçbir şey ona kötü gelmiyordu. Kapı kapanınca Jasper kardeşiyle göz göze geldi.. Jasper kolasını bitirip buzları çiğnemeye başladı. Jasper o bakıştan nefret ederdi. Tahta masaya kazınmış grafiti. Üç kişi girdi. yakında David de bilecekti. Son giren kişiyi tanıdı. elinin altındaki bardağın soğuk yüzeyi. David'in eski danışmanı Doc'tu. Arkasından kabarık gri saçlı bir adam girdi. eğer aynı şey kendisine olsaydı. Onların kendisini gözlediğini hissedebiliyordu. Balıketindeki garson kız bardağının boş olduğunu görünce kırıtarak yanına geldi. hatta koklayabiliyordu. Bir hafta önce David buna karşı çıkar. Şimdiye kadar Jasper David'i korumak için elinden geleni yapmıştı. İlki bir kadındı. David'in gözleri gibi birçok göz görmüştü Jasper bugüne kadar. Bu.. ama zaman içinde kardeşinin neler hissettiğini anladı.artık gerçek açığa çıkmıştı. Eğer sürekli bir adım önde olurlarsa o zaman David'le onları yenebilirlerdi. Jasper onunla bir kez karşılaşmıştı. ama yakında Jasper'ı kurtaran David olacaktı. Bu iyi bir kokuydu. temiz ve saf bir koku. Kapı açılınca Jasper yine gözlerini kıstı. O anlardı. Ses ona bu kadını anlatmıştı.. Başından beri hep haklıydı ve onu alıp bir yere kapatmışlardı. Bu galibiyetin kokuşuydu. Çok uzaklara kapamışlardı. Kardeşini suçlamıyordu. Jasper'ın gözlerine ilişinceye kadar çevreye paranoyak bir şekilde bakınmıştı. Ama artık. emin olmayan biriydi. Kazanmanın. O kendi dışındaki kendisiydi: İkizi David'di. Saklı Kütüphane 165 www. ama buna izin vermeyecekti. "Bir kola daha alır mısın hayatım?" "Olur." dedi kafiyeli konuşurken sesini alçaltmaya çalışarak. Garson kız ona garip garip bakıp bara gitti. her şey gerçekti. Aslında başından beri her şey çok açıktı. kur. Ama bu diğer koku gibi değildi. bunu biliyordu.us . birbirlerini korumak için yaratılmışlardı. Kardeşi sonunda hazırdı.Ajanlar her yerdeydi. hatta bira kokan barın havası bile mükemmeldi. Garson kolasını getirdiğinde bu sefer gülümsemiyordu.bana olmasına izin vermeyin diye yakardığını duyar gibi olurdu. Gözleri hatırladığından daha vahşice bakıyordu. Ama artık biliyordu. o da aynı tepkiyi verirdi. Akıllıydı profesör. Jasper'a korku dolu gözlerle bakardı. Sonunda Ses'in bunca yıldır ona söylediklerini anlıyordu. ama bu gözleri son üç yıldır girip çıktığı akıl hastanelerinin beyaz gri duvarları arasında görmüştü hep. Boğazı yanar gibi olduysa da bunu umursamadı.. O güçlü bir müttefikti. Jasper derin bir nefes aldı. Jasper başını sallarken dört gün önce yeniden uyanışından beri ilk defa rahat etti. neden bunu daha önce anlayamadığını kestiremedi. Şimdiydi. Ama bu da iyiydi. Özgürdü.

O'nun zar atıp kumar oynadığını.fizikçi. Albert Einstein. yirmibirinciyüzyıl.fizikçi.e-kitap. Bu teoriyle birçok şey açıklanıyor. Stephen Havking. içimden bir ses bana bunun her şeyin çözümü olmadığını söylüyor. BÖLÜM LAPLACE'IN ŞEYTANI Kuantum mekaniği konusunda çok çalışmak gerekir. yirminci yüzyıl Belli ki Tanrı yalnızca zar atmakla kalmıyor. Ama. ama hâlâ O’nun sırrını çözebilmiş değiliz. hiç mi hiç sanmıyorum.us . Ben yine de. Saklı Kütüphane 166 www.3. ayrıca gözleri kapalı oynuyor ve ara sıra da zarları görülemeyecek yerlere atıyor.

o zaman istediğini yapabilirsin. Susadıklarından değil. uyanması." dedi Caine. gar." dedi Jasper kulağına. Jasper masayı yumruklamıştı." dedi Jasper. Jasper ayağa kalkınca Caine ikizini sıkıca kucakladı. Son yirmidört saattir başına gelenler de öyle. İlk önce bu soruya cevap ver: Eğer sen Laplace'ın Şeytanı olsaydın ve her şeyi buseydin o zaman Saklı Kütüphane 167 www. "Bana Laplace'ın Şeytanı gerçek mi diye sordun. Heisenberg kanıtladı ya-" "Heisenberg'in canı cehenneme. Bir an için cevabın evet olduğunu varsayalım ve sen Laplace'ın Şeytanı'nın hayata gelmiş halisin. Nava bir Red Bull atmıştı. değil mi?" "Evet ama. Jasper bir konuda haklıydı: Caine’in duymak istediklerini söylemiyordu. "Seni görmek ne kadar güzel tahmin edemezsin. "gerçek. her şeyi bilseydin. "Yakında gelecekler. Zihnini açık tut. ben de hem evet. onu bu karanlıktan çıkarıp aklını başına getirebilecekti. Ama bana zaman ver de açıklayayım. Ama yine de denemek zorundaydı. Sonunda bu karabasandan kurtulabilecekti. Bu olayın başından beri bir tek Jasper'ın kendine yardım edebileceğine inanmışken. Garson uzaklaşır uzaklaşmaz Jasper Nava'ya döndü." dedi Caine birden kendini sorgulayarak. ama kardeşinin yakarır gibi bakan gözlerinin içine bakınca ona bir fırsat tanımaya karar verdi." "Nasıl olabilir?" Caine’in dili damağı kurudu. Caine artık her şeyin yoluna gireceğini düşünüyordu. şimdi kardeşinin gözlerindeki o çılgın bakışı görünce Caine artık o kadar emin değildi. zar. cin. "o zaman her şeyi bilirdim.ya da deli olduğunu. "Merak etme burada ajan yok." İleri eğilip fısıldadı. Bu işe yaramıyordu. gözlerini kapayıp. Doc da Jasper'ın yanına geçti. ' "Merak etme.e-kitap. far. Biliyorum çılgınca geliyor." Nava. hem hayır. Bir ses duyunca gözlerini açtı." dedi Jasper elini sallayarak. ikizler birer kola istemişler. Doc ise şaşırmıştı. Nava." dedi Jasper garson uzaklaşınca." Caine karşı koymak istedi. ondan kurtulmak istediklerinden hemen içecek bir şeyler ısmarladılar." "Ama. "Biraz sonra dönerim o konuya. o yolunu biliyordu. "David dinlemen gerekiyor. ama bilmiyorum. sana duymak istediğin şeyi söyleyecek değilim. Caine ilaçlarını alacak başka bir fırsatı olup olmayacağını bilmediği için hapını içti hemen. Doc ise kahve içiyordu.25 Caine. "Aslında edebilirim." dedi ve Dr. "Jasper ben-" "David özür dilerim ama. "Hoş geldin. ama David'e bilmesi gerekenleri anlatacak kadar zamanım var." dedi Caine Jasper’ı tutarak. gerekiyordu. Buradan çıkması gerekiyordu. bana on dakika ver." Jasper hafifçe kardeşinin omzuna vurdu ve ikizler ayrılıp oturdular. kin. Caine hayal kırıklığına uğramıştı. ama diğer tarafa geçince anlayacaksın. o zaman geleceği görebilirdin. Barda oturan birkaç kişi ne olduğunu görmek için bakıyorlardı. Jasper’ı görünce birden çok rahatladı." dedi kollarını açıp her şeyi göstererek. Kummar'ın deneysel ilaçlarını almaya başladığından beri başına gelen her şeyin gerçek olabileceği ihtimalini düşünmeye çalıştı. Tam o sırada garson içeceklerle geldi." "Eğer öyle olsaydı. "Peki. hem de hayır dedim. Caine. Jasper ne yapılması gerektiğini biliyordu. güvendeyiz. "Tamam. Eğer on dakika sonra hâlâ deli olduğumu düşünüyorsan. Caine konuşamadan garson geldi yanlarına. tin. Caine’in yanına oturdu. şakaklarını ovuşturmaya başladı. Caine’e sorgulayarak baktı.us . Caine kardeşinin tam karşısına oturdu. Nava çok kızmıştı. Bunların hepsi. Jasper kendisi de aynı şeyleri yaşamıştı. "Yani Laplace'ın Şeytanı da mı gerçek?" "Hem evet.

" "Doğru." "Aynen öyle. "Ama ne anlatmaya çalıştığını anlamıyorum. "Çünkü bu bilgilere ulaşabilsen bile. Böyle bir araç bulabilirsen tabii ki. ama ayrıntıları aklında kalmamıştı. ben nasıl Laplace'ın Şeytanı olabilir mi ki?" "Çünkü bu bilgileri algılaman gerekmiyor. ama fizikçilere göre değil." "Uzun dönem hafıza. sadece bilgiye ulaşman gerekiyor. tüm evrendeki bilgileri algılamayı nasıl birbirine benzetiyorsun anlamıyorum. "Ama bu imkânsızsa. ben. "Var. "Yeni doğan bir bebek annesinin göğsünü nasıl emeceğini bilir. Birçok şey sayılabilir. peki fizikçiler nasıl açıklıyor?" Saklı Kütüphane 168 www. "Ne gibi?" diye sordu Nava. "Daha yavaş anlatayım. Şimdiye kadar hiçbir biyolog bu bilgilerin nereden geldiği sorusuna bir yanıt bulabilmiş değil. Buradaki bilgiler asla bilinçli olamaz çünkü hiçbir zaman bilincinde var olmamışlar.e-kitap. Japonca-İngilizce bir sözlük kullanırdım herhalde." "Jung bilinçaltını üçe ayırdı. toplu bilinçaltında kaynağı belli olmayan bilgiler vardır." Caine ne dediğini anlamaya çalışırken kardeşine baktı. kendileri ve dünya hakkında bildikleri vardır. Doğadaki tüm canlıların karmaşık fiziksel becerileri. istendiğinde hatırlanamayan kişisel hatıralardır. Üniversitede 1990'larda Alman bir psikolog olan Cari Jung'un toplu bilinçaltı ile ilgili bir teorisi olduğunu okuduğunu hatırlıyordu.us . ya da yürümeyi öğrenmesi gereken ilk yavru. değil mi?" "Evet. tın. Çoğu insan günde en az sekiz saat uyur. bu evrende." dedi Jasper. "İkincisi. "Ama bu bilgiler DNA'mızda kayıtlı değil midir zaten?" "Biyologlara göre öyle." Caine kaşlarını çattı. Ama biyologlara göre öğrenilen becerilerimiz bizden sonra doğanlara doğrudan aktarılamıyor. Evrendeki tüm canlılar tek hücreli bir canlıdan evrimle oluştuğuna göre. ya da aç olduğunda ağlamayı. Şöyle düşün: Eğer yalnızca Japonca konuşan biriyle konuşmak istesen ne yapardın. Bir dili konuşmakla." dedi Jasper başını sallayarak." "Neymiş bu?" "Toplu bilinçaltı. bu kadar bilgiyi işleyecek bir zekâ gücü yok.geleceği görebilirdin. Jasper kardeşinin yüzündeki ifadeyi görünce açıklamaya başladı. Bunu hemen hatırlamayabilirsin. bir kişiye ya da sözlük gibi bir şeye yüklerdin. Ya da bir çevirmen tutardım. Bu hatıralar da bir şekilde zamanda belli bir şekilde bilincindeydi ama bir nedenden dolayı artık o kadar derine gömülmüşler ki bunları hatırlayamazsın. ama bunun kaynağının ne olduğu belli değildir. bu bilgilerin kodlanmadan önce öğrenilmesi gerekiyordu: Ağlamayı öğrenmesi gereken bir ilk bebek vardı. sen." dedi Jasper gülümseyerek. Aslında özünde." "Aynen öyle" dedi Jasper. Yavru bir hayvan doğduktan birkaç saniye sonra ilk adımını atabilir." dedi Caine. İlk olarak istediğin zaman hatırlayabileceğin kişisel hatıralar vardır. "ama her şey bilsem bile bunu algılamam gerekirdi beynimle ve bu da imkânsız. me. re. Jung bilincin en azından bir kısmının bilinçaltı tarafından yönlendirildiğine ve etkilendiğine inanıyordu. ilkokul dörtteki öğretmenin adı gibi. Örneğin. "Eğer düşüncelerini Japonca'ya çevirebilecek bir şey bulabilirsen o zaman Japonca konuşman gerekmezdi." "İşte burada yanılıyorsun. Balığın yumurtaları kırıldığında yavruları yüzmeyi bilir. Bunlar bir zamanlar bildiğin ve artık hatırlayamadığın ya da bastırdığın bir çocukluk travmasıdır. vın?" "Ne bileyim. te." "Tamam. ama kendini zorlarsan bir şekilde bilinçaltından çekip çıkarıp bulursun. "diyelim ki biyologlar bunu açıklayamıyor." "Üçüncüsü ise toplu bilinçaltı." "Neden." "Şu şekilde düşün." dedi Caine biraz tereddüt ederek." dedi Caine sıkılarak. ister insan olsun ister makine. Bilinç dediğimiz şey bir aracıdır." "Peki. yani hayatımızın üçte birini bilinçsiz bir durumda geçiririz. ten?" diye sordu Jasper." "Ne dediğini anlayabildiğimden pek emin değilim. Yani bilginin algılanması işini. kın.

" "Tamam. Dahası zamanın göreceli olduğunu kanıtladı." "Bir örnek ver. kır. c ise ışık hızı.ve psikolog. belirli bir planla ortaya koyduğuna inanıyordu. ben de rayların yanında duruyorsam. Özünde Newton." Jasper devam etmeden bir yudum kola içti. enerji arttıkça kütle da artar demek. Böylece dünya arz. "Bu kurallar ve yasalar dahilinde gezegenlerin yörüngelerinden tut da. m kütle. Sana kıyasla benim için zaman yavaşlar. bu nedenle de göreceli olarak sanki ağırlığın da artmış gibi oluyor. ya da tam bir yaşı olmadığını anladılar." dedi Caine ne demek istediğini anlayınca. Bu inanış topluma da yayıldı ve kapitalizm yayıldı. arabaların nasıl çalıştığına kadar her şey açıklanıyordu. Tanrı'nın evreni değişmez bir takım kurallar çerçevesinde. "Şimdi saniyede 186. hız. Ona göre cisimlerin hareketi onlara nasıl bir güç uygulandığına bağlıydı. fizik kuralları birbirine göreceli olarak sürekli aynı hızda hareket eden iki gözlemci için de aynıdır dedi. zam." Jasper heyecanlandığı için nutuk çekermiş gibi bir sesle." "Tamam. Fiziğin en önemli öğretileri Newton'un hareket kurallarıydı. biliyorsun değil mi? Caine’in başı dönüyordu. "Eğer istatistik yerine fizik okusaydın. Ona göre de her şey göreceliydi.talep kurallarına boyun eğdi adeta." dedi Caine kardeşini yavaşlatıp düşünebilmek için. "Sonra 1905'de Einstein Görecelilik Teorisini ortaya attı. "Çağdaş fiziğe göre madde zamanda ve uzayda belirli noktalar olarak değil." "Anladım. hızla konuşuyordu. C hep aynı olduğuna göre. "Aynen öyle. bam." "Şimdi anlayabileceğimiz şekilde anlat Jasper." "Einstein iki şey söyledi. Kalkan bir uçakta bedenin koltuğa yapışır değil mi? Sanki birden-" "Ağırlaşmışsın gibi. o zaman faklı görürüz. E enerji.000 mil olan ışık hızına yakın bir hızdaki bir rokette gidersem garip bir şey olur." dedi Jasper bir parmağını kaldırarak. dalgalar olarak var olur.' hızlandığında çevrendeki her şeye oranla daha fazla kinetik enerjin oluyor. Bu yüzden de bir uçaktaysan kalktığında." dedi Jasper. "tam olarak bilmiyorum.e-kitap." "Einstein bunu kanıtladığında zamanın bile göreceli olduğunu kanıtladı. ivme gibi şeylerin başka bir şeye göre göreceli olarak var olduğunu kanıtladı." dedi Caine. ışık hızı nerede olduğuna göre veya ne yaptığına göre değişmiyordu. bam. Ama sen trendeysen. "İkincisi. "Beş dakikan kaldı." dedi Caine saatine bakarak. lam" dedi Jasper. sır. Bu da özel görecelik dediğimiz maddenin enerji emilimini ve dağıtımını inceleyen dalın geliştirilmesini sağladı. Birincisi. Sonra da enerji ve kütlenin içsel olarak bağlantılı olduğunu gösterdi: Bir kütle ne kadar ivme kazanırsa durağan bir kütleye kıyasla daha ağır olacaktır." "Yani ikimiz de bir trendeysek ve hızlanıyorsa. tır. zam. ama Einstein her şeyin göreceli olduğunu gösterdi. Einstein. tam. her şeyi daha kolay anlayacaktın. ama bunu sonra anlatırım. Ama uçak yükselip de hızı azalınca yine normale dönersin. Newton'un mutlak olarak var olduğunu saydığı konum. dışarısını aynı şekilde görürüz.us . ama bir tek kendi zihinlerinde değil. Bu çok basite indirgemiş bir örnek."Birçok fizikçi . "Peki. Roketten indiğimde senden genç olurum." "Aslında öngörebilirdin." Saklı Kütüphane 169 www. ama ne demek istediğimi anladın değil mi?" Caine Philadelphia’ya gelirken gördüğü manzaraları aklından geçiriyordu başını sallarken." dedi Jasper. "1900'lerin başına kadar herkes 1687'de yazılan Principia'ya göre Isaac Newton'un ortaya koyduğu klasik fizik kurallarına inanıyordu. "Hızlı anlatayım. fizikçiler de hiçbir maddenin tam bir konumu." Jasper iç geçirdi.canlıların içsel bilgilerinin bilinçli zihinde oluştuğuna inanıyor. "Ne diyordum ben?" "Hiçbir şey zamanda ve uzayda belli bir noktada var olmaz demiştin. E= mc2 formülü de buradan geliyor. "Peki bunun dalgalarla ne ilgisi var?" "Daha önce de dediğim gibi Newton maddenin zamanda ve uzayda belli bir yeri olduğunu düşünmüştü." "Sekiz yıl önce ne okuyacağımı seçerken böyle bir konuşmayı yapacağımı öngöremezdim herhalde.

değişen ve hareket eden evreni kabul etmedikleri için böyle olduğunu düşünmüştü. cevabı bulunca. "Devam et. taban ve de antipartiküllerini. uzam ve zaman. dünyadaki bütün acıların kaynağının insanların maddelere ve fikirlere bağlılığından kaynaklandığını ve akan. ilişkilidir. Kardeşinin tamamen keçileri kaçırıp kaçırmadığından emin olmak istiyordu." dedi Caine kardeşinin dediklerini anlamaya çalışarak. Oniki farklı kuark olmasına rağmen. özellikle de bilinçsiz düşünce. "Enerji. ya da bu enerjinin bir parçası.bu yaşayan. "Evet." dedi Caine sanki bir bulmacanın son parçasını oturtmuş gibi. ama bunun zamanı aşabilmesini anlayamadım." Jasper nefes aldı. Ayrıca. o da başını sallıyordu. pir. "Felsefe. bu da Jung'un toplu bilinçaltını anımsattı bana. sonsuz olduğunu düşünebiliriz. buna göre denge ancak yin ve yang arasında bir uyum olduğunda sağlanabilir. Partiküller ışık hızına yaklaştıkça zaman yavaşladığı için duranlara göre bilinçsiz ……. Fizikçiler oniki farklı kuark bulabildiler -üst. "Açıklasana." "Taoistler de evrenin dinamik döngüsüne inanırlar. bir anlamda." dedi Caine şakaklarını sıvazlayarak. "Diyelim ki toplu bilinçaltının fiziksel bir boyutu olduğunu kabul ettim. "Dur. "Önemli olan kuarkların ve leptonların madde olmadığını anlamaktır. birbirine bağlı. yaşamış ve yaşayacak her canlının paylaşılan. Garip ve deli bir şekilde kardeşinin söyledikleri mantıklıydı. bilinç yansımalarından ibarettir.us ." dedi gülerek Jasper. herkesin zihninin evrenle bir olduğunu düşünürler. onları da atomlar oluşturur. İşte toplu bilinçaltı da bundan gelir. alt. Bu da kuantum fiziğinde geçer. "Bunlar maddenin temel taşlarının mı adları?" Caine Jasper konuşurken sözünü kesmeyen Doc'a baktı." dedi Jasper. onları da kuarklar ve leptonlar oluşturur ." dedi Doc. "Aynen öyle. maddeyi enerji olarak görüyorlar. Klasik fizikçilerin madde sandıkları şey aslında bir takım elementlerin bileşimidir. Yani.yani enerji.e-kitap. Budistler objeleri maddeler olarak değil de. "Tüm doğu dinlerine göre evren enerjidir." "Nedirler?" diye sordu Caine. Anladın mı? Kuantum fizikçilerine göre madde aslında yoktur. Doc başını salladı. Anladın mı? Madde enerjiyse ve düşünce de enerjiyse. "Şimdi bil bakalım başka ne enerjidir?" Caine. bunlara da kuark denir."Bu da tüm maddelerin temel taşları olan temel partiküllerin bulunmasını sağladı. Buna göre de kişi tüm evrende tek bir elementtir. o zaman tüm madde ve düşünceler birbirine bağlıdır. Yani." Tamam. Evreni bir enerji sistemi olarak görürler. tuhaf. Doc'a baktı aklını yitirmediğinden emin olmak için. "Düşünsene. Yani aslında madde enerjidir. zaman diye bir şey yok." "Çünkü zaman görecelidir. Doktrinleri Ching'dır yani Değişim Kitabı. " dedi Caine elini kaldırarak. tavan." "Peki. Işık hızından hızlı olan tek şey-" "Düşünce hızıdır. Jasper'ın ne demeye çalıştığını da anladı. çünkü her şey partiküllerden oluşur ve bunları bir arada tutan da subatomik enerjidir." Caine başını salladı. bir. "Bunları nasıl akıl ettin?" diye sordu Doc. kir. "Düşünceler. bilinçsiz zihnidir. aynen kuantum fiziğinde olduğu gibi. Budizme göre. bizim gerçekliğimizdeki maddelerde bir tek üst ve alt kuarklar var ve kuark benzeri leptonlar. Bunlar da evrendeki bağıntılı doğal güçlerdir. Budha. buna kuantum fiziği de kanaat getirdi.buna chi derler-bu da sürekli değişir ve akar." dedi Caine." Saklı Kütüphane 170 www. çekici.'Doğru söylüyor Yağmur Adam." "Peki. evrensel bir hareketin içinde var olan dinamik süreçler olarak görürler ve bu da sürekli değişmektedir. Tüm bilinçli ve bilinçsiz düşünceler beyinden elektrik sinyalleri yollayan nöronlar tarafından oluşturulur." Jasper söylediklerini anlamaları için sustu ve sonra devam etti." "Budistlere göre her şey geçicidir. Tao yol demektir.

çünkü dev adımlar attılar." "Neden?" diye sordu Doc.. yani düşünce hem ileri. pir. hem de geri akabilir. Bu olasılığı hiç düşünmemişti Bir yandan bunu yapmak istiyordu. Bu da fazlaydı artık. "Bir yolla öğrenebiliriz bunu.Caine’in aklı iyice karıştı.." dedi Jasper. "Neden?" diye sordu Doc." diye itiraf etti Jasper. Jasper’ın söylediklerini sindirmeye çalışırken kimse tek kelime etmedi. neden değil. peki ben bunu nasıl görebiliyorum ki?" Caine bu soruyu dile getirdiği anda cevabı kendi buldu. tim. Saklı Kütüphane 171 www. Şimdiye kadar bunu her yaptığında beynin kaldıramıyordu." Doc derin bir nefes alıp Caine’e baktı. "Temporal lobunda. Jasper'ın anlatacakları bitmişti. cin." Caine’in birden midesi kalktı. "Ya geri dönemezse? Ya toplu bilinçaltına girer ve bir daha çıkamazsa? Siz dediniz ya orası zamanın var olmadığı bir. "Kimin için tehlikeli?" diye sordu Doc.." dedi Caine’in başına işaret ederek. "Geleceğe bakarak. İkincisi. Beyninde bence bir şey var. Mümkün değildi. o bunları hayal edecek kadar fizik bilmiyordu." Caine.e-kitap. kir. O zaman da nöbet geçirip bayılıyordun. sim. tin. Gelecekteki kendinin bilinçaltına erişmiş olmalısın. değil mi?" "Bunu daha çözemedim. Bu yüzden de geleceği görebilmek imkânsız ve Laplace'ın Şeytanı gibi bir şey var olamaz. O zaman da gerçekten bilinçaltına indin. felsefeciler.nöbetler sırasında değil mi? "Bence bunlar semptomlar.." dedi Doc. "Bence bu iyi bir fikir değil." dedi Nava sigarasının dumanını üflerken. ama diğer yandan çok korkuyordu. Bazıları buna deha diyor." Caine duraksayıp aklını toparlamaya çalıştı. yani her şeyi bilmek imkânsız. Birkaç saniyeliğine toplu bilinçaltına daldı diyelim. "Nasıl?" diye sordu Caine. O zaman da geleceği görebiliyorsun. bilim adamları hepsinin 'zamanının ötesinde' oldukları söylenir." "Bence Dr." diye cevap verdi Doc. "Laplace geleceği görebilmek için her şeyi bilmek gerektiğini söyledi. "Diyelim ki herkesin bilinçaltının bir şekilde bağlantılı olduğunu kabul ettim. "Tabii ki. Heisenberg ise doğada hiçbir şeyin gerçek konumu olmadığını ileri sürdü. Bunları kuantum fiziğinden önce nasıl bilebildiler?" "Toplu bilinçaltı sayesinde. artık bunun bir hayal veya yanılsama olduğunu düşünmüyordu. mim." dedi Nava Caine’i şaşırtarak.bir her neyse." diye açıkladı Jasper. "Özellikle David için....us . kin. "Unutma zaman yok. "Lokantada kalkmamız gerekeceğini işte böyle bildin. Şimdiye kadar tek kelime etmediği için Caine neredeyse onun orada olduğunu unutmuştu.. "Ya tehlikeliyse?" dedi Nava bir sigara yakarak." "Ama fizikle nasıl açıklanır bu anlayamadım. "Hepimiz için." Caine başını salladı. çünkü. Olasılıkları düşünürken iki şeyin farkına vardı. Kummar'ın deneysel ilaçları sayesinde beynin bir şekilde düzeldi ve bilinçaltına girebilirken. ve bunun sayesinde başkalarının yapamadığı bir şekilde toplu bilinçaltına girebiliyorsun. "Herkes toplu bilinçaltını kullanabildiğine göre demek ki beynimizde oraya erişmenin bir yolu var. ama deha müthiş bir öngörü değildir de nedir? Anlayamıyor musun? Sözde dahiler yalnızca toplu bilincimizi bizden daha iyi görebilenlerdir. bir yandan da bilinçli kalabiliyorsun artık. bir. ama hemen ardından da ekledi. geri döndüğünde bedeni yaşlanıp ölmüş olabilir. Büyük düşünürler. "Ama tüm bu felsefeler binlerce yıllık. "Ama bu teorimin yanlış olduğu anlamına da gelmiyor.

. ama neden beni kovuyorlar ki?" "Politik bir karar. Özel sektörden adam bulmak istemişti. "Kovulduk." Forsythe onbeş dakika içinde Grimes'a planını anlattı ve özellikle bir tek kendisinin Grimes'ın kovulduğunu bildiğini vurguladı. adamın bağırmasına izin verdi. "Sam takdir edersin ki böyle olacağını bilemezdim-" "Bana Sam falan deme!" dedi Sam Kendall bağırarak. Grimes gerçekte kovulmadığına göre biri Forsythe'ın ne işler çevirdiğini anlayana kadar onun güvenlik kodlan hâlâ işlevseldi. Araştırma laboratuvarını zaten kurmuştu ve 10 milyon dolar da parası vardı. Bana kalırsa gelecek ayı beklemeye gerek yok.. "Senin böyle bir yetkin -" "Sen kim olduğumu sanıyorsun lanet olasıca?" Kendall bağırıyordu avaz avaz." duraksadı ve Grimes'a yalan söylemeden adamın en kötüsünü düşünmesine izin verdi. Grimes'ın.. Seninle iş yapmak bir zevkti pislik. Tversky'nin çalışmaları gelecek vaat ediyordu. sonra da Grimes'ı çağırdı bürosuna." Kendall telefonu öyle bir kapadı ki Forsythe'ın kulak zarı patlıyordu az kalsın. Beni oyuna getirdin. Bir de sanki yetmezmiş gibi Crowe'u da işin içine sokmuşsun. Aferin sana.." dedi Forsythe. "Bana birkaç ajanı bir sivilin peşine takacağını söyledin. FBl'ın operasyonlardan sorumlu direktör yardımcısına cevap vermeden derin bir nefes aldı. "Ayrıca." Kendall durup bir nefes aldı bağırmaya devam etmeden. Tversky ve şeytanı dışında hiçbir şey. "Pay isterim. gelecek ay Mac Dougal'ın seni işten atacağını da duydum. Zaten kısa bir sürede de ihtiyacı olan tüm bilgileri almış olacaktı. Nasıl oldu da sağ çıktı herkes? Mucize olmuş." Forsythe telefonu sıkıca kavradı. "Ama belki bu ikimiz için de iyi olur. Adam tren garında olanlardan dolayı köpürmüştü. sonra da askerler gelip seni dışarı atacaklar. Forsythe bundan hiç ama hiç hoşlanmasa da Grimes şu anda elinin altında olmalıydı. Bugün bu işte son günümüz." "Bu ne demek şimdi?" diye sordu yüzünü buruşturan Grimes. Her şeyi anlatınca Grimes sivilce dolu çenesini ovuşturdu. "Aslında sana sürpriz yapacaktım ama. Ayrıca. "Onun da. Tek eksiği bilim adamı kadrosuydu. Forsythe bir an için durdu. senin de canınız cehenneme. şu anda kovuldun." Ben FBl'ın direktörüyüm ve ister inan ister inanma. Bu sabahki olaylar hakkında Senatör Mac Dougal'la konuştum ve ikimiz de hemen istifa etmenin doğru olacağına karar verdik. Onu bile elinden kaçırmıştı. Daha hazır değildi. son altı aydır onu yanına almadan ayrılmayı düşündüğünü bilmesini istemiyordu. kaçak bir CIA ajanından hiç söz etmedin!" "Sam yani ben-" Forsythe duraksadı. Forsythe bunu ona anlatmanın en iyi yolunu düşündü." "Ne?" Saklı Kütüphane 172 www.. UGA'nın sırtından araştırma yapmayı da kesecek değildi. senin işinin bittiğini biliyordum. Forsythe neye uğradığını şaşırmıştı. Kendall Vaner'ın işin içinde olduğunu nasıl bu kadar çabuk öğrenmişti onu kestiremiyordu. Şimdiyse elinde hiçbir şey kalmamıştı.us .e-kitap. UGA'nın adamlarını işe almayı düşünmemişti. "Steven bunu nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum ama. benim de arkam sağlam. Kim aklına soktu bu işi? Nielsen mı?" Forsythe bir şey söylemeye çalışmadan." "Ne? Yani. ama artık buna zamanı yoktu. "Boş versene James.26 "Ne bok yediğini sanıyorsun sen?' Forsythe telefonu kulağından uzaklaştırdı." "Otuz dakikan var. ama ya sonunda bir işe yaramazsa? UGA'nın veri tabanını kullanıp tek başına iş çevirecek bir ayı daha olduğunu düşünmüştü. Grimes da bunu açık etmemeliydi.

"Duydun beni," dedi Grimes. "Sana katılmamı istiyorsan, ben de pay isterim." "Ne kadar?" diye sordu masanın altında yumruklarını sıkan Forsythe. "%10." Forsythe ıslık çaldı. Pazarlık edecek zamanı yoktu ve Grimes'ın bu konuda keçi kadar inatçı olabileceğini biliyordu. Forsythe anında karar verdi. "Steven eğer her şey benim olsa sana yüzde on verirdim. Ama yatırımcılar zaten %80'ini ellerinde tutuyorlar," derken Forsythe bu yalanı çok rahat söylemişti. Yatırımcılar akbaba gibiydi, ama 12 milyon dolarlık yatırım yapıp yalnızca %35'ini istemişlerdi. Bunun 2 milyon dolarını da zaten laboratuvarı kurmak için harcamıştı. "Sana bana ait olan kısmın yüzde onunu veririm." "Ama bu yüzde iki eder," dedi burnunu çekerek Grimes. "Bu iyi bir teklif bence," derken Forsythe'ın yüzü çok ciddiydi. "Yüzde üç yap şunu da anlaşalım," dedi Grimes. "Peki." Grimes terli elini uzattı. Forsythe adamın elini sıktıktan sonra hemen kendi elini sildi. "Mükemmel," dedi Forsythe ve hemen Grimes'a hâlâ patronu olduğunu vurgulamaya çalıştı. "Şimdi Crowe'u bağla bana." Tabii ki...ortak." Grimes sapsarı dişlerini göstererek gülümsedi bürodan çıkarken. Onsekiz saniye sonra Forsythe'ın telefonundaki kırmızı ışık yanıp sönmeye başlayınca derin bir nefes alıp, telefonu kaldırdı. "Bay Crowe. Ben James Forsythe," dedi. "Planlarda bir değişiklik oldu..."


Crowe telefonu kapayınca gökyüzüne bakarken bir şey düşünmemeye çalıştı. Güneş sonunda yüzünü göstermişti ve bir gökkuşağı vardı. Betsy gökkuşağını severdi. Ne zaman bir gökkuşağı görseler arabaya biner ve başladığı yeri bulmak için sürerlerdi. Gözleri doldu. Betsy babasıyla o kadar gurur duyardı ki. Acaba şimdi görse babasını ne derdi? Forsythe'ın ona bir şeyler yutturmaya çalışırmış gibi, yağlayıp patlamasından anladığı kadarıyla yapması gereken şey pek de iyi bir şey değildi, sonucu da iyi olmayacaktı. Ama alacağı para iyiydi, bu fırsatı kaçıramazdı. Eğer, Forsythe hâlâ Caine’i yakalamasını istiyorsa, bunu yapmanın bir yolunu bulacaktı. Cep telefonunun rehberini karıştırıp, aradığını buldu. Jim Dalton'un numarası mavi ekranda beyaz parlıyordu. Dalton ve çetesi bir uyuşturucu kaçakçısına güvenlik sağlamak konusunda Crowe'u oyuna getirdiklerinden beri, Crowe onlarla bir daha çalışmayacağına kendi kendine yemin etmişti. Ama bir yemini daha bozsa ne olurdu ki? Zaten diğer satılık insanlar da daha haysiyetli değil ki. Şiddet eğilimini kontrol altında tutulabildiği takdirde, Dalton tanıdıkları içinde bu işi en iyi yapabilecek adamdı. İç geçirip numarayı çevirdi. Dalton ilk çalışta açtı telefonu. "Marty, ne var ne yok dostum?" dedi Dalton. "Bir iş var. Sırtımı kollaman gerek," dedi Crowe. "Ne zaman?" "Şimdi." "Keşke elimden bir şey gelse, ama züppenin teki için birkaç iş yapmam gerek. Gelecek hafta olsa?" "Beklemez," dedi Crowe başını ovuşturarak. "İşler ne kadar getiriyor bugünlerde?"

Saklı Kütüphane

173

www.e-kitap.us

Dalton cevap vermeden bir an duraksadı. "Beş günlük iş için 30." "Tüm ekip için mi?" "Yok, tek ben. Rainer, Leary, McCoy ve Esposito da onbeşer alıyorlar." Dalton yalan söylüyordu, ama bu Crowe'un umurunda değildi, çünkü Forsythe'ın parasını harcıyordu. "Müşteri size haftalık toplam 150.000 verir," dedi Crowe. "Nasıl isterseniz öyle paylaşın aranızda." Dalton ıslık çaldı. "Nasıl bir işe karıştın böyle Marty?" "Her zamankinden daha beter bir iş değil. Var mısın, yok musun?" "İş ne?" "Biraz gözetleme, adam kaçırma, belki de devriye nöbeti falan." "Hedef kim?" diye sordu Dalton şüpheci bir şekilde. "Öyle peşinden ağlayanları olacak biri değil. Sivil bir herif." "Bu kadar para niye? Bu işi tek başına da halledebilirsin gibime geliyor." "Bir de koruması var." "Eee?" "Ve," dedi Crowe bu kadar soru sorulmasına kızarak, "o da eski bir CIA ajanı. Kadın bir gizli operasyon uzmanı. Çok iyi." "Kadın mı?" deyip güldü Dalton. "Madem hanım arkadaşınla başın dertte, ekip ve ben imdadına yetişiriz. Ama parayı hemen isterim." "Olmaz. Yarısı peşin, yarısı hedefi ele geçirince." Dalton bir an için susunca Crowe hiç endişelenmedi. "İş nerede yapılacak?" "Tam bilmiyorum, ama yakınlarda bir yerde herhalde." "Seninle bir yerde mi buluşalım?" "Hayır," dedi Crowe bir yandan da düşünerek. "Ekibi topla sen, silahlandır, sonra ayık kalıp haber bekleyin." "Anlaşıldı," dedi Dalton. "Neresi olduğu bildirilince ararım seni." "Merak etme, tamamdır. Seninle iş yapmak her zaman zevktir Marty." Crowe telefonu kapadıktan bir dakika sonra telefonu çaldı. Dalton mesajla hesap numarasını göndermişti. Crowe bu mesajı Grimes'a gönderip, parayı nasıl havale edeceğini de anlattı. Bunu yaptıktan sonra da dairesine döndü uyumak için. Aslında saat daha erkendi ama, vakit varken biraz kestirmek istiyordu. Bu gecenin uzun olacağını hissediyordu. Dalarken operasyona takıldı aklı. Caine her neredeyse Grimes'ın onu bulacağına emindi. Bu sadece biraz zaman alacaktı. Onu bulduklarında da Crowe Caine’i enseleyecekti. Bu arada da Vaner'ı öldürmek zorunda kalacaktı herhalde. Şimdilik tek yapabileceği şey beklemekti.


Caine önündeki kolaya baktı. "Keşke daha ağır bir içki ısmarlasaydım." "Deneyecek misin?" diye sordu Doc. "Bilmiyorum," dedi Caine. "İstesem bile bunu nasıl yapacağımı bildiğime emin değilim." "Ben hâlâ çok tehlikeli olabileceğini düşünüyorum," dedi Nava. "Hele kaçarken çok tehlikeli bu." "Trende bunu sorun etmedin ama," diye karşı çıktı Caine.

Saklı Kütüphane

174

www.e-kitap.us

"Ama o farklıydı." dedi Nava. "Ayrıca ne gibi riskleri olduğunu bilmiyordum o zaman." "Ya şu anda izimizi bulmak üzerelerse?" diye sordu Caine. "Belki de asıl riskli olan bunu denememek." Nava kaşlarını çatıp sigarasını söndürdü. "Haklı aslında," dedi Doc. "David dene. Ses-" Jasper birden sustu. "Bence zamanı geldi." Caine kardeşine baktı. Jasper hâlâ ona her şeyi anlatmamıştı- mesela Doc’un cep telefonundan David’e ulaşacağını nasıl bildiğini - ama Caine bunun bir nedeni olduğunu biliyordu. Jasper fizik dersi verdikten sonra herkes sanki David'in olağanüstü yetenekler sergileyen tek kardeş olmadığını unutmuştu. Aslında bu mantıklıydı. Onlar tek yumurta ikiziydi. Yani, David bir şey yapabiliyorsa, büyük bir olasılıkla Jasper da yapabilirdi. Caine bu yüzden kardeşine daha mı az, yoksa daha mı çok güvenmesi gerektiğini bilemedi. Jasper'ın gözlerine bakınca kararının ne olması gerektiğini anladı. "Deneyeceğim," dedi Caine. Kendinden eminmiş gibi konuşsa da, aslında korkuyordu. Tüm diğer dertleri, akademik kariyeri, nöbetleri, Nikolaev, şu anda yapmak üzere olduğu şeye kıyasla çok önemsizdi. Ya Nava haklıysa? Ya sonsuza dek kalırsa zamanın olmadığı bir boşlukta? Çıldırır mıydı? Ya da zaten delirmişti... Hayır, delirmemişti. Hiçbir zaman aklını kaçırmamıştı, sadece gerçeği kabul edemeyecek kadar korkmuştu. Derin bir nefes aldı. Korkusunu düşünmeyip bir an önce yapmalıydı bunu. Tamam. Aynen korkusunu düşünmemek için kendi içine kapandığı zaman yaptığı gibi; arkadaşlarından, öğrencilerinden, hayatından kopmuştu. Hayır o farklıydı. O zamanlar bir seçim şansı olmamıştı. Olmamış mıydı? Şimdi geri dönüp baktığında korkakça davrandığını anladı. Artık bir korkak gibi davranmayacaktı. Gözlerini kapadı ve....

Saklı Kütüphane

175

www.e-kitap.us

27
Hiçbir şey olmadı. Caine hâlâ fonda Mick Jagger'ın şarkı söylediğini duyabiliyordu. Oturduğu tahta bankı ve dizinin zonkladığını hissediyordu. Bardaki terle karışık acı bira kokusunu da alabiliyordu. Tek fark gözlerini kapamadan görebiliyordu, ama şimdi karanlıktaydı. Derin derin nefes aldı ve yavaş nefes almaya çalıştı. Lokantada neyi düşünmüştü? Hatırlayamadı. Patates yemek üzereydi, sonra Doc'la Peter'ın kan revan içinde yattıklarını görmüştü. Altı kez klik sesini duydu. İlk başta Caine bu seslerin başka bir yerden geldiğini düşünmüştü, sanki içinden gelmişti, ama garson kadın konuşmaya başlayınca bu sesin kadının ayak sesleri olduğunu anladı. "Birer tane daha alacak mısınız?" "Biraz sonra gelsen?" dedi Doc. "Bir şeyin tam ortasındayız da." "Tabii." Birden karanlık dağılmaya başladı, sanki biri yavaşça ışıkları yakıyordu. Caine gözlerini hâlâ kapalı tutsa da görebiliyordu. Gözlerinin önünde bir tek görüntüler değil, bilgi de vardı. Garson kızıl saçlı, derin dekoltesi olan bir siyah bluz giymiş, aşırı makyaj yapmış bir kadın. Adı AIlison Gully. Herkes ona Ally diyor. Nick Broughton'ın kendisine vurduğu yerde kalan izi kapamak için koyu bir göz makyajı yapmış. Astında onu terk etmek istiyor ama korkuyor. Caine’in masasındakiler içecek bir şey istemedikleri için bara dönüyor ve Tim Shamus ile flört ediyor. O buralarda yeni, kadın da hoş olduğunu düşünüyor. Tim o gece eve gidince kadınla olma hayalleri kuruyor. Evde volta atıyor. Sonunda sabah dörtte yatıyor. Kalktığında güneş çoktan ağrarmışTim geç kalıyor. Arenasına koşuyor. Siyah bir 89 Ford Mustang kullanıyor. İşe giderken kırmızı ışıkta geçerek Marlin Kramer’in geçmesini engelliyor. Marlin çok kötü bir gün geçiriyor. Tim'e korna çalıyor ve kızarak yanlış yola dönüyor. Trafiğe takılıp, Houston'a gitmek üzere bineceği uçağı kaçırıyor. Matt Flannery bekleme listesinde ve Marlin'in yerini ona veriyorlar, o da Lenore Morrison'ın yanına oturuyor. Uçuş boyunca konuşuyorlar. Uçak inince adam kadının numarasını istiyor. Onbeş yaşında Derek Cohen'le sinemada öpüştüklerinden buyana ilk defa yüzü kızarıyor kadının. Matt ve Lenore üçüncü kez görüştüklerinde sevişiyorlar. İlk birkaç seferinde prezervatif kullanıyorlar ama sonra kullanmıyorlar. Ne yazık ki güvenli dep kullanmamaları, çünkü Lenore HIV pozitif. Matt'te AİDS çıkıyor. O da tek başına bir hastane köşesinde ölüyor. Aslında Beth Peterson'la evlenip iki çocuğu ve üç torunu olabilirken. Ya da Caine bir içki ısmarlıyor- bir sipariş almasa bara varacağından on saniye geç gidiyor bara. Giderken Aidan Hammerstein ve Jane Berlent ona işaret edip iki içki ısmarlıyorlar. Ally Tim'e acele edip iki içki hazırlamasını söylüyor Flört edecek zamanları yok. Ally hem Caine’in içkisini, hem de Aidan'ın ve Jane'in içtikleri Alabama Slammerlart getiriyor. Alkol Jane'i sarhoş ediyor. Feci sarhoş oluyor. Eve gitmektense Aidan'la dolaşmaya karar veriyorlar. Zaten bu gün kadının doğum günü. Yirmibeşine basmış. O içmeye devam ediyor....Tim Shamus saat 2 'de yatıyor ve zamanında kalkıyor, Marlin Kramer uçağa yetişiyor... Jane eve giderken bir Korelinin dükkânında durup bir paket Marlboro Lights alıyor. Bu yirmibir yaşından beri içtiği ilk sigara. O zaman aşırı yemek yiyip üstüne sigara içtiğinde kusmuş ve bir daha içmeyeceğine yemin etmiş. İçmiyor da zaten. Doksanyedi yaşına kadar yaşıyor. Seth

Saklı Kütüphane

176

www.e-kitap.us

bilinçsizlik son sürat ona doğru uzanan kurtarıcı bir el gibiydi.ben.Grenberg altı torununun torunlarının arasında en sevdiği. Jane ve Tammy'ye. aslında mutluydu. Saklı Kütüphane 177 www. Jane'den ayrılıyor. Buna katlanamazdı. "Ne oldu?" diye sordu Doc. Bu da kavgaya neden oluyor. Arkadaşlarına da neler olduğunu. ama aynı zaman-uzamda üst üste binince bulanıklaşıp birleşmişlerdi. Yaşıyorlar. Tadı gecenin serin havasında çok hoş geliyor. bu kadar seçim yaparak yaşanmazdı. Jasper. Ve"Tatlım iyi misin?" diye sordu garson yine. Arkadaşlarının endişeli seslerini duydu. Ally.e-kitap. Ve bu sekiz kişinin hayatlarının kesiştiği diğerlerine. Sonsuzluk ne kadarmış onu da öğreniyor. ama doğru kelimeleri bulamıyordu. komşusu bir koku olduğundan şikayetçi olduğunda. Adam Zoloft yazıyor. Bir şeyi değiştirdiğini biliyordu." dedi yavaşça başını sıvazlayarak. Issız bir adada bile yaşasa seçimleri tüm evreni etkiliyordu. Bu bir işe yarıyor ama kadını iyileştirmiyor. "David iyi misin?" diye soruyordu Nava. Caine’in gözleri kayarken öne doğru düştüğünü hissetti. çürümüş et ve kusmuk. Ama bu umurunda değildi. Yapamam. Gözleri hâlâ kapalıydı ama görüntüler korkunç bir film gibi gitmedi gözlerinin önünden." Caine konuşamıyordu. Lenore. Caine uyandığında başının çatlayacakmış gibi olduğuna şaşırmadı. Bu da An'da sonsuzluk gibi geliyor ona. Hayır. O psikologa gidiyor. kurtçuklar ve çürümüş meyveler. sonra bu kare diğer gördüğü tüm karelerin üstüne oturtuluyordu. olası/olası olmayan çocuklarına da. En basit bir seçimle bile. Bir daha ve bir daha. Sonra benliğindeki her bir nöron buna karşı haykırdıysa da. Oluyorlar.. bu kadar sorumlulukla. Masaya başını çarpacağı için kalktığında başının ağrıyacağını anladı. Matt. Zaten şimdiden bu bilgilerin beyninden sızdığını.. Böyle yaşayabileceğini hiç sanmıyordu.insan atığı.. Ama yeni bir şey de öğreniyor.Sonunda birbirini örten gölgelerden ve şekilsiz bir karanlıktan başka bir şey görememişti. Caine kadının omzunun üstünden sarışın bir adamın (Aidan) garsonu çağırmaya çalıştığını gördü. O da sekreteri Tammy Monroe ile bir ilişki yaşıyor. adı Ally onun. Bir daha asla bırakmıyor. Eğer bilmiyorsa. An'da neredeyse dokuz saniye boyunca çığlık attığını biliyor. Sesleri zihninde yankılandı. Marlin. Tim. ne yapacağını bilemedi. Hemen gözlerini açıp garsona baktı. "Ben. Aidan dumana katlanamıyor. bir seçim de yapması gerekmeyecekti çünkü. Caine görmekten kaçınamıyor. Nava. iki hafta sonra bulunuyor "Dur!" Caine neredeyse nefes alamıyordu. Unutması iyiydi. Eğer geri dönerse ne olduğunu/olacağını bilecekti Ally. Cesedi. "Bir şey mi istedin?" diye sordu Ally. Caine cevap vermek için ağzını açtı.ama şimdi yirmibeşinde sigara içiyor. Ayrıca. Zaten tam olarak da anlayamıyordu gördüklerini. biri hayatta kalacaktı. o da Jane'in cenazesinde ağlıyor.hortlak görmüş gibi bakıyordu. "Evet.. boşluğa doğru aktığını sanki hissedebiliyordu." diye mırıldandı Caine durmadan. Acı çekiyorlar. Bardan ayrıldığı zaman gördüklerini tam olarak hatırlayamayacağının farkındaydı. Caine dondu kaldı. bunların hepsini zihninde depolamasına imkân yoktu. her şekilde olmaya devam ediyor. 'Neden bıraktım acaba?' diye geçiriyor içinden.. Sanki bir çizgi filmde bir nanosaniye boyunca yeni bir kareyi görüyordu. Her şey. yine görmeye başladı. Bunu yapamazdı. ah.. "Yapamam. Aidan. İlk başta görüntüler belirgindi. Otuzuncu yaş gönünde yirmi hapı yutup üstüne tekila içerek kutlama yapmaya karar veriyor. Doc.us . biri ölecek. Birden çevresini sardı koku .

Her ne görmek istiyorsa gördü herhalde çünkü itiraz etmeden sorusuna cevap verdi. "O zaman hata yapmış olursun ufaklık. Bilmem gerekiyor." dedi Forsythe fazla hevesli görünmemeye çalışarak." Biran için gözlerini kapadı doğru sözleri bulmaya çalışırken. Nava'ya döndü.e-kitap." dedi Nava hemen." aradığını duydum."Neyi yapamazsın?" diye sordu Jasper. "Bir yer biliyorum. Elinden gelen tek şey en az yanlış olanı seçmekti. "Buradan gitmemiz gerek. "Lütfen dikkatle dinle söyleyeceklerimi. Ben David Caine." "Nereye götüreceksin bizi?" diye sordu Caine.. "Beni "Nereden çıkardın bunu?" diye sordu Forsythe." dedi Jasper." "Ya hata yaparsam?" diye sordu Caine." Caine başını salladı. Fazla zamanım yok. Neyin peşinde olduğunu biliyorum ve sana teslim edebilirim-fiyatta anlaşırsak. Doc başını sallayarak tuvalete girdi. Doc'un Nava'ya bu görüşmeden söz etmesini istemiyordu. Bunun doğru olup olmadığını bilmiyordu -hatta yanlış olabileceğini bile düşündü . "Seçim yapamam." ▲ "Merhaba James." "Senden isteyebileceğim hiçbir şey yok. Geleceğe dair gördüklerinden pek fazlasını hatırlayamıyordu. "Gidince görürsün. Bir karar vermekten kaçamazsın. "Ama denemek zorundasın. Caine’in suratının ortasına okkalı bir tokat attı. hata yapabileceğim onca konu. Jasper gülümsedi. Bizi nereye götürüyorsun? Tam olarak neresi orası?" Nava adamın gözlerinin içine baktı. Bir şey yapmamayı seçsen. Sanki Nava ve Doc yoklardı orada." "Ama o kadar şey var ki. Ben kimim ki-" Jasper. Sadece kardeşini görebiliyordu." "Hayır. "Gidebileceğimiz güvenli bir yer var mı?" "Evet. "Merhaba Peter." "Öyle mi? Ya David Caine ?" "Dinliyorum. Bu doğru değil. derin bir nefes alıp.ama doğru olma olasılığı da yüksekti." dedi Caine." Saklı Kütüphane 178 www. Kimsenin onu göremeyeceğinden emin olduğu anda da erkekler tuvaletinin karşısındaki jetonlu telefonu eline aldı." dedi. Olacaklar onun elinde değildi. Bu Doc'tu." Forsythe cep telefonundan arayan Tversky'nin sesini hemen tanıdı. Caine üç gün önceki numarayı hatırladı. Caine parmağını dudaklarına götürüp sus der gibi bir işaret yaptı. Tam o sırada birinin gölgesini gördü. "Tuvalete gitmem gerek. "Tamam. "Zaman kaybediyoruz bence. Sonra da gitsek iyi olacak. Adam açmadan telefon uzun bir süre çaldı. "Bilmem gerek. "Sen David Caine’sin. bu önemli. yanlış yapabileceğim-" "Bu kaçınılmaz. "Saat altıda nerede olacağını biliyorum. Caine bir an için gözlerini kapadı ve yine açtı." "Bence-" Caine masanın üzerinden uzanıp kadının eline yapıştı.us . bu bile bir seçimdir. ama unutmaya başladığında bile ne yapması gerektiğini biliyordu.. "Nava bana güvenmen gerekiyor. Caine." Caine ayağa kalkıp barın diğer ucundaki uzun koridora doğru gitti sendeleyerek." dedi Caine.

" Eitan gitti. "Burada. Ama delikten bakan her kimse Nava'yı görür görmez hemen kapıyı açtı. "Ne kadar istiyorsun?" ▲ Caine’in bilmediği bir semtte. Erkekler siyah ceketler. Size yiyecek getireyim. "Lütfen girin. kapıyı dört defa tıklattı. içeri buyur etti onları. Nava'yı kucaklayıp öyle sıkıca sarıldı ki Caine kızın kemiklerini ezeceğini düşündü. Kapıdaki gözetleme deliği açıldı ve bir çift kahverengi şüpheci bakan göz gördüler." demişti bir keresinde Doc ona." Kapının önünden çekilip. Kanepe koca adamın ailesinin resmileriyle dolu olan bir duvara yaslanmıştı. "Oturun. Eski müteffikler İbranice konuşurken. Evde Vaner'ın bağlantısı hariç üç kişi daha var. o zaman başkasına bunun olmadığını var sayıyorum mantıklı olarak. Üçüncü kapıya gelince merdivenlerden inip. ama adam onlara doğru gitmedi. Caine’in elini sıkarken kıracaktı neredeyse. Caine adamın tüm olanları çok rahat karşıladığını düşündü. Caine ana caddedeki trafiğin sesini bile duyamıyordu artık. Caine uzun ahşap sehpanın etrafından dolanıp kanepeye oturdu.e-kitap. Boğazını temizledi. "Aslında şaşıracak bir şey yok." "Memnun oldum." "Bağlantıyı öldür. Bu yüzden de." dedi iri yan adamı göstererek. mutfağa gitti. Caine yemek yerken. Geldiğinde de Siek-Jin hazırlıklı olacaktı. ama arkadaşlarıyla birlikte çok az zamanı kaldığını biliyordu. Bir dakikaya kalmaz evdeydi." Daire. Belli ki Eitan hep buraya oturuyordu. dışarıdaki pisliğe kıyasla. Şişman adam" buraya gelecekti eninde sonunda. "Navacığım!" diye haykırdı ayı gibi bir adam. Ben tek bir bakış açısına sahip olduğuma göre. humus ve dört buzlu çay olan bir tepsiyle döndü. çok tertipli ve temizdi. Saklı Kütüphane 179 www. Jasper ve Doc. Taş zeminin üzerinde turuncu bir halı vardı. Caine her şey yolundaymış gibi davranmaya çalıştı. Eitan. Yalnız mı?" "Hayır. bunun birine olma olasılığı 6 milyarda birse." Tamam" Choi Siek-Jin cep telefonunu kapadı. Soluk sarı bir kanepenin ortası hafif çökmüştü. Arka kapıdaki kilidi bir çocuk bile açabilirdi. "Nava'nın dostları benim de dostlarımdır. Caine bu kanepenin kendisinden daha ağır insanları da çektiğine emindi. üzerinde biraz pide." "Mükemmel. ▲ "Doydun mu?" dedi Eitan neredeyse bitmiş olan humusu göstererek. siyah şapkalar giymişlerdi ve siyah sakalları vardı. Önünden geçtikleri dükkânların çoğunun tabelaları İbraniceydi. Doc gülümsedi. birine olma olasılığı da yüzde yüz. bu yüzden de güneş gözlüklerini çıkardı. "Dünyada herkese aynı anda garip bir şey olsa işte o zaman bu şaşırtıcı olurdu. Ara sokak karanlıktı. evim sizin de evinizdir. Hızlıca İbranice konuşunca adam ciddileşti. Küçük dairenin diğer ucundan sesleri geliyordu. "Bu Eitan.us . "Eitan bunlar da David. Kanepenin yanında da elle işlenmiş yastıklarla süslü bir sallanan sandalye vardı.Forsythe saatine bakınca kırk dakikası olduğunu gördü. Doc'un bu huyunu severdi: Hiçbir şey onu şaşırtmazdı. bana olan olasılık dışı bir şey varsa. Eitan ve Nava sigara içtiler. Kadını bana getir. Kanepenin yayları gıcırdadıysa da." dedi Eitan bozuk bir İngilizceyle. Brooklyn'de metrodan indiler. Yüzde yüz olabilecek bir şey olduğunda niye şaşırayım ki?" Nava onları birçok karanlık. dar sokaktan geçirdi. Sonunda Nava diğerlerine döndü.

" dedi Caine zorlanarak kalkıp. Yüzünden yaşlar akarken dizlerinin üzerine çöktü. o yüzden de bir eli boşta olmalıydı. Nava'nın yüzüne vurunca ışık Caine bir anda bunu daha önce de gördüğünü düşündü. Adam boğazını tutarken garip bir ses çıktı sonra Siek-Jin onu sırtından bıçakladı." Eitan odadan çıkarken Caine birden korktu. Küçük ama ağırdı. Tek bir hareketle Eitan'ın gırtlağını kesti. ilk önce adamı."Sağ olun. kum. hâlâ kafasına isabet ettirebiliyor musun?" "Evet. Bir elinde tutuğu bıçağı ve diğer elindeki tabancayı da bırakmayarak Eitan'ın düşen bedenini tutup yavaşça yere indirdi. Eğer güvenemezse o zaman Nava'nın ölme olasılığı yüzde 97. Eitan yavaşça kendinden isteneni yaptı.us . Vaner'ı alt etmek bu kadar kolay olmayacaktı." "Dur." diye emir verdi Crowe. doydum. "Biraz su ister misiniz? Ya da biraz şarap?" "Ben buzlu çay alırım.5329'du." dedi Doc. "Kanepeyi kapının önüne çekmemiz gerek. Anlaşıldı mı?" Tamamdır. "Leary. "Kafasına isabet ettirebilirim. ▲ Caine gözlerini kapayıp geleceği hatırlamaya çalıştı." dedi Dalton bir yandan dürbünden Nava'nın yüzüne bakarak. "Tabii ki. çok fazla ileriye gitmeden gözlerini açıp. Doc da kitaplığı halletti. . Kafasına büyük bir tabanca dayanmış olan Eitan korkup olduğu yerde dondu kaldı. yerini aldın mı?" "Arka çıkıştayım. sonra da yeri işaret etti. "Jim." dedi Eitan Doc'un boş bardağını alarak. "Hemen dönerim. Eitan'a elindeki boş bardağı bırakmasını işaret etti." diye hırladı Dalton. ▲ Siek-Jin parmağını dudaklarına götürdü. Evrenin çarklarının dönüşünü seyredecekti." Hiçbir şey demeden Nava ve Jasper kanepeyi tutup taşıdılar. ama bardağı tezgâhın üstüne koyabildi sonunda. Elinde sopa gibi tuttu. Daha önce bilseydi belki de olacakları engelleyebilirdi. zum. Crowe da kim oluyordu ki herkesin duyabileceğj bir frekanstan onu böyle azarlıyordu. Eitan'ın elleri titriyordu. Ama artık çok geçti. Caine kapıya doğru dönerken içgüdülerine güvenmek istiyordu. Şimdi'ye döndü. Crowe'un ne dediği Saklı Kütüphane 180 www. Eitan. mum.e-kitap. İri adamın koridor boyunca mutfağa doğru ilerlediğini gördüğünde birden içinden onu durdurma isteği geçti. Ama daha derinden gelen bir ses bunu engelledi. Siek-Jin. benim dediğim olacak. Hemen eğilip duvardaki bir lambayı prizden çekti." diyen Learynin sesi duyuldu telsizden. Bu işini görürdü. Günün son ışıkları süzülüyordu yer altındaki dairenin tavana yakın penceresinden. "Sadece menzilde tut” “Ama-" "Jim. Bıçağını Eitan'ın gömleğine sildikten sonra Siek-Jin bunu yine yerine koydu. Silahını Eitan'ın başından ayırmayan adam. İşleri bitince geride durup yaptıklarına baktılar. Rainer ve Esposito bu iş bitince bunu kesinlikle yüzüne vuracaklardı." dedi Jasper. Bu sefer. Siek-Jin bıçağını çıkardı. Jasper'ın bu garip alışkanlığını hiç fark etmemiş gibi yaparak gülümsedi. ekip başı benim. "Kitaplığı da.

Aslında yazıktı. Tabancasını kadının kafasına doğrultmuştu. Sonsuzdu ama bu. Düşman sadece bir metre ötesindeydi ama aralarında kilometreler olsa da bir şey fark etmezdi. Eğer araya giren David Caine ise boku yemişti.e-kitap. Dalton vurduğu şey düşerken bunu düşünmemeye çalıştı. Gerçekten hoş kadındı. Ama kadının gözlerindeki bakışa bakılırsa hemen tüyecekti." Adamın ellerinin arasından fırlayacakmış gibi hareket eden silahtan 7. ▲ Vaner'ın önünde birden bir karartı oldu ve sonra da kıpkırmızı oldu. Dalton hemen şarjörünü boşaltmaya başladı ve hedefi vurduğunu umdu. Her şey bitmişti. "Chang’un seni canlı istiyor. Yüzü dört eşit parçaya bölünmüştü." Nava'nın kalbi ağzına geldi. "Bir. Kapının bir kısmı odanın içine doğru dağılırken bir çatırtı duyuldu. "YATIN!" diye bağırdı durduğu yerin üstünde iki mermi duvara saplanırken. Altında yatan. Çok geç olmadan sadece birkaç saniyeleri vardı. "İki. kanla kaplı yüzünden gri beyni görünüyordu." dedi Dalton mikrofona. Caine 15. ancak birkaç keresinde işler Caine’in istediği gibi yürüyordu.umurunda değildi. Vaner'ı hâlâ görebiliyordu. Başındaki beyzbol topu büyüklüğündeki delikten. Korelinin pantolonundaki kanı görünce Eitan'ı öldürdüğünü anladı. Nava düşünmeden atıldı odanın öteki tarafına ve yere doğru düşerken Caine’i de çekti kendisiyle birlikte." Nava Glock'unu eline alamadan Koreli ajan belirdi kapıda. O içli gözlerin arasına bir kurşun sıkmak yazık olacaktı. En azından bildiğini sanıyordu.3 saniyesi olduğunu biliyordu. Bir an için gözünün önüne milyonlarca olasılık geldi.us . "Dört. Çoğunda Caine ölüyordu. Ekiple birlikte bu kadınla eğlenebilirlerdi." dedi gözlerini kadından ayırmayarak." dedi Nava." Dürbünün dikey çizgisi iki gözünün arasındaydı. Kanepe ve kütüphane olmasaydı odaya girmişlerdi. bu vatan haini orospuyu indirecekti. Cam kırılmıştı ve odaya dağılan cam parçalarıyla birlikte Koreli katil yüz üstü ahşap kahve masasına düştü." Tetik parmağını yokladı. Her birine bakabilir ve her seçimin sonucunu görebilirdi. Saklı Kütüphane 181 www. "Eitan geri gelmedi. "Üç. Derin bir nefes aldı." Güçlü tüfeğin tepeceğini düşünerek kendini kolladı. Aynen Caine’in umduğu gibi bir adım sağa doğru çekilmişti. tuttu ve saymaya başladı. gözleri kapalıyken ağır ağır nefes alan Caine’e baktı. Ama lamba ona çarpmadan Siek-Jin kenara çekildi. "Vaner'ı beş saniyede indiriyorum.000 fit hızla Nava Vaner'ın beynine doğru yol aldı. Ona ulaşana kadar kafasına bir kurşun yerdi.62 milimetrelik kurşun çıktı ve saniyede 1. Tam o anda Caine lambayı Koreli katile doğru attı. "Yapma. Birden bir hava akımı oldu ve bir kırılma sesi duyuldu. yatay çizgi ise burnunun ortasındaydı. pek azında Nava hayatta kalıyordu. "Bir terslik var. Biri araya girmişti. ama zamanı geldiğinde tetiği çekmekte tereddüt etmeyecekti. Parmaklarını kasıp Vaner'ın yüzüne nişan aldı.

Ron McCoy ve Charlie Rainer. Eline kan da almak için avucunu kıvırdı. Caine ne yapacağını düşününce midesi bulandı ama zaman geçiyordu.2 saniyesi kalmıştı. Ona ulaşınca da elindekini kadının yüzüne ve saçlarına sürdü. onu sırt üstü çevirip. İkisine de söylemek istediği o kadar çok şey vardı ki. ama bunun olma olasılığı yüzde 2. başını yere vurdu. Odaya bakınca neler olduğunu anlıyor. mutfağa gitti.473'tü. Korkusuna yenik düşmek istemiyordu. daha doğrusu en az yanlış olanı. Nava’nın sırt çantasını kapıp. Jasper'ın sırtına basıyor Crowe başına tabancayı dayayıp. Kadının kafası taş zemine vurunca bu ona bir mermi sesini hatırlattı. Slek-Jin'in başına elini soktu ve beynini çıkarttı." diye bağırdı adam. Silahını ters çevirip kabzasıyla Caine’in başına vuruyor(döngü) tetiği çekiyor. aynen Caine’in tahmin ettiği gibi tabancasını Caine’in bedenine doğrultmuştu. Caine’in midesi bulandı ama devam etti işe. ama sadece 9. Esposito Doc'u duvara vuruyor. Arka kapıya giderken de uzun siyah bir paltoyu aldı askıdan. Leary ileri atılıp Caine’i de yere indiriyor(döngü) Saklı Kütüphane 182 www. "Leary. Sonra kadının dünyası karardı. Mermi isabet etmiyor. Gözlerini kapadı. Adları Martin Crowe. Hepsi tepeden tırnağa siyahlara bürünmüş. Mermi Leary'nin baldırına isabet ediyor ama onu durduramıyor." dedi Caine gözleri hâlâ kapalıyken. "Dur. ▲ "Özür dilerim Nava.Her bir yolun birçok yolu ve aklına bile getiremeyeceği birçok sonucu vardı. yoksa ateş ederim. Kask taktıkları için yüzleri görünmüyor. Gözlerini kapalı tutan Caine. Eğer yakından bakarlarsa kanın ve beyinin kadına ait olmadığı belli olurdu." dedi Caine. Siek-Jin'in parçalanmış kafasına doğru emekledi aksak ayağını çekiştirerek. Nava’nın 9 milimetrelik silahını doğrulttu. "Etmezsin. Sadece 13. Kadın cevap veremeden. hedef sana doğru geliyor. göğüslerinde de zırh var. Dizini bükmemeye çalışarak emekledi. Caine. Jasper'ın yanağındaki iyileşmekte olan yarayı görünce de bunun istediği kardeş olmadığını anlıyor.7 saniyesi vardı. yoldan sekiyor. ama zamanı yoktu. Adam (Mark Leary) geri çekildi. 'Yere yatın!' diye bağırıyor Rainer herkes yerde olmasına rağmen. bir yandan da içgüdülerine güvendi.e-kitap. Ne kadar sıcak olduğuna şaşırdı. Pek de bir işe yaramayan bariyeri yerinde tutmaya çalışan Doc'la Jasper'a baktı Caine. Ve tetiği çekiyor. En doğru gibi görünen yolu seçti. Askerler odaya dalmadan önce 1. Caine Eitan’ın bedeninin üstünden geçti." 'Görüyorum' "Dur!" Caine yürümek için kendini zorladı. Bunu seçerken de bir yandan bildiklerine. Adam bir kan gölünün ortasında yatıyordu mutfakta. Böyle görmek daha kolaydı. Daha fazla zamanı olsa daha mantıklı bir karar verebilirdi. Bir şekilde elindekini düşürmeden ve düşmeden Nava'ya yanaştı.3 saniyesi vardı. Juan Esposito. Elindeki damlayan sıcak lazanya gibiydi.us .

Durup da nabzını yoklayacak hali yoktu. Mermi Leary'nin bacağına isabet etti. çıkarken burayı yak. Kalabalığa bakarken olanlara inanamıyordu. Leary’nin yerde olduğunu gördüğü anda koşmaya başladı. "Kahretsin!" diye bağırdı. Saklı Kütüphane 183 www.e-kitap. Zaman yoktu. Caine durmadan ilerledi. Crowe geride bir kanıt kalabileceğinden hiç endişelenmedi. Geriye doğru düşerken acıyla bağırdı. çünkü tanıdığı hiçbir bomba uzmanı az patlayıcı kullanmazdı ve Juan Esposito da tipik bir bomba uzmanıydı. Vaner'ın kafasındaki beyin parçalarına bakılırsa kadın ölmüştü. aynen yanındaki Asyalı herif gibi. bu gök gürültüsü gibiydi. Köşeyi döndüğünde Caine ortalarda yoktu. Femuru parçalandı ve mermi bacağının içinde kaldı. Doktorla ikiz kardeşi duvara yaslamışlardı. Tökezliyor ve hareket ederken de Caine’e çarpıp onu da düşürüyor(döngö) tetiği çekiyor. Sanki bir polis filosu geliyordu. Dönüp eve doğru gitti. diğerlerini kapıp gidecekti. İki rehineyle uzaklaşırlarken Crowe bir patlama sesi duydu. Crowe onu sonra halledecekti. Cevapsız bir sürü soruları da olacaktı. "Rainer şu ikisini araca bindir. Sonra-" Siren seslerini duyunca sustu. Crowe yerel polise burada neden iki ceset olduğunu açıklamaya çalışmaya niyetli değildi. düşen komandoya çarpmamak için sadece biraz sola doğru kaydı." Adamlar ne yapacaklarını biliyorlardı. "Yirmi saniyen var Esposito. Sokak Musevi erkeklerle doluydu. ama çok geçti artık. aynı siyah ceketi ve şapkayı giyen bir sürü erkek vardı. ▲ Crowe. Polisler geldiklerinde iki yanmış ceset bulacaklardı. Esposito elektronik ateşleyicileri duvara yerleştirdi ve patlayıcıları bağladı. Mermi Leary'nin ayağına saplanıyor." diye emir verdi Crowe. En azından ikizi hayattaydı.us . David Caine gitmişti. "McCoy arka kapıya git de Leary'ye yardım et.tetiği çekiyor. Sokaktan çıktı ve şapkayı taktı. Dalton'un ikisini de öldürdüğüne inanamadı.

" Bir an tedirgin bir sessizlik oldu sonra Crowe yine konuştu. Elli miligram amobarbital verdik. "Buldunuz mu?" "Hayır. o zaman ikizinin de bazı yetenekleri olmalıydı. Manhattan kaldırımlarının iki kat altındaydı yeni işyeri. Üç saat kendine gelemez. Aradaki adımları atlayıp da ikizin temporal lobunun bir bölümünü almak istese de. ama bu bir başlangıçtı. Ama Caine’i asıl ilgilendiren üç tomar yirmilikti. ama bilgisayarlarda ve elektrik sisteminde hâlâ arızalar oluyordu." Forsythe dökülen saçlarını düzeltti eliyle. Kardeşi de elimizde. İçinde ne olduğunu bilmesine rağmen bunları kendi gözleriyle görünce rahatladı. Bir an için gözlerini kapadı ve Saklı Kütüphane 184 www.us . Eğer ayılacak gibi olursa en az yirmibeş miligram daha verin. Üçbin dolarla planını gerçekleştiremezdi. "İkizi?" diye sordu Forsythe. Eğer her şey yolunda giderse bir saatte kalmaz her şey işlevsel olacaktı.bir SIG Sauer bir Glock. İkinci espressosunu da içip kafein ve şeker tükettikten sonra Caine. İyi ki bu laboratuvarı aylar öncesinden hazır etmeyi ve yatırımcı bulmayı akıl etmişti. Ayrıca birkaç tane de kredi kartı. Kapıya barikat kurmuşlardı ve hedef nasıl kaçacağını planlamıştı bile. bunu yapmadan önce bazı kimyasal analizler yapmak zorunda olduğunu biliyordu. bir sinyal bozucu. İlk önce tuvalete gidip elindeki kan temizledi. "Onu yakaladık. çok kızgındı bu duruma düşürüldüğüne. her birinde de farklı bir isim ve uyruk yazıyordu." "Umarım bu söylediklerini yukarıdaki de duyuyordur. Koca odada bu bilgisayar manyakları yeni alıcıları yükleyip güvenlik sistemini devreye sokmaya çalışıyorlardı. Bu telefonu bekliyordu ama yine de yerinden sıçradı çalınca. Forsythe laboratuvara gelmelerini ve testlere başlamayı sabırsızlıkla bekliyordu." "Anlaşıldı. "Ayılmaması çok önemli. Caine tek başına artık. Cam duvarın diğer tarafından Grimes'ın ve ekibinin koşuşturduğunu görüyordu. Yani toplamda 150 yirmilik. İki tabanca vardı. Yeni ofisinde volta atarken bunu düşünmemeye çalıştı. Nava’nın sırt çantasını açtı." Forsythe rahatladı. Her bir tomarda toplam 50 yirmilik vardı. Birden telefonu çalmaya başladı. Hemen atılıp ahizeyi kaldırdı. bir GPS tarayıcısı. Jasper'dan öğrenebilecekleri her şeyi öğrendikten sonra da.e-kitap.yirmi şarjör mermi vardı. bir cep bilgisayarı." diyerek Telefonu kapadı Forsythe. Bilimsel ekipman çalışır durumdaydı. üç ayrı kimlik seti. En azından Crowe lafı dolandırmıyordu. ama ceketin önünü İliklemek dışında bu konuda hiçbir şey yapamazdı. Beta deneğini yakalayamadıklarını düşününce hayal kırıklığına uğradı Ama Crowe haklıydı. Gömleği lekelenmiş ve kuruyan kandan sertleşmişti. bu an meselesiydi.28 Forsythe iki silahlı askerin refakatinde binadan çıkartıldığına inanamıyordu. Yakında karşımıza çıkar ve bu sefer kaçamayacak. O zamana kadar ikizi katatonik bir durumda tutmak gerekiyordu. "David Caine’in koruması öldü. kafatasını açıp beynini alırlardı. ▲ Dizindeki acıya rağmen Caine yürümeye devam etti. Geleceğimizi biliyorlardı. Bu arada ikizin üzerinde bazı testler yapardı. Patlamayı duyunca bir Starbuck's kafeye girdi. Eğer Beta deneğinin gerçekten bazı yetenekleri varsa.

"Ne?" "Neler oluyor?" Forsythe sesinin garip ve korkmuş gibi çıktığını biliyordu. damağı. boğazı yanıyordu. Dışarı fırlayıp. Yastığın içine soktu yüzünü. Duman yüzünün çevresinde dönüyordu. Bir tek dolabı düşünebildi. Ateş canlı gibiydi. Hemen buradan çıkması gerekiyordu. ya da ölecekti. Bir şeyler görmeye başlardı. Sağ kolunu dayadığında kanepeye. ama yine de artık Saklı Kütüphane 185 www. O zaman elinde bir test deneği. On dakika içinde dolap fırın gibi ısınırdı. Beta deneğinin beyin kimyasının bir benzerini oluşturabilirdi. ciğerlerine işliyordu. öldüğünde dinlenecek zamanı olacağını söylerdi. Şimdiyse kollarını kıpırdatamıyordu. Son bir kere daha itince. Bu. Fazla zamanı yoktu. Papyon takıyordu. Ellerini oynattı ve parmaklarıyla uzandı. sanki alevli diliyle onu yalıyordu. Forsythe ikizin MR'ını Beta deneğininkiyle karşılaştırdı. Çalışıyordu.e-kitap." dedi Caine. temiz havayı soludu. kanlı şeritler halinde sökülüyordu derisi. Hava serin ve temizdi. Yoklaya yoklaya sonunda telefonu buldu. Forsythe'ın kalbi hızlanınca. Bir süre sonra gözlerinin açık mı kapalı mı olduğunu bile bilemezdi. Tek bir kere itecek gücü kalmıştı. Bazen birkaç dakikalığına kilitlerdi. Bu seferlik dinlenecekti." dedi Grimes. Hava sıcaktı." "Kendine gel doktor. Ateş kanepeyle Nava arasındaki boşluğu doldurdu bir anda. Gözlerini açmak istediyse de açmadı çünkü açarsa göremeyeceğini biliyordu. Bu karanlıkta annesinin onu küçükken kilitlediği dolabı hatırladı. Ya şimdi bunu yapacaktı. "Yedinci Cadde'yle D Bulvarı'nın kesiştiği yere. Ortam çok sessizdi. Kırk saniyede bir taksi buldu. Grimes'ın dört haneli iç hat numarasını çevirdi. Bayılmadan önce son gördüğü şey kafasında dikilmiş duran garip adamdı. Birden floresan ışıklar söndü. Nava zar zor ayağa kalktı ve dairenin önüne koştu. çünkü annesi bağırırken onu asla dışarı çıkarmazdı. Havalandırmanın sesini fark etmemişti çalışırken. Tam olarak örtüşmüyordu.sonra dışarı çıktı. ama bir an için bunu unuttu. Bir tek iskeleti duruyordu. ama veremedi çünkü nefes bile alamıyordu. Teni yanıp kül olurken kıpkırmızıydı. derin derin nefes almaya başladı. kanepenin döşemesi olmalıydı elinin altındaki. naftalin kokusunu ve babasının takım elbiselerinin başına sürtünüşünü dün gibi hatırlıyordu. Bunun yerine nefes almaya çalıştı. ama bu umurunda değildi. Kollarını açıp.us . Eski yastığı bir hava filtresi gibi kullandı. Üstüne düşmüştü kanepe herhalde ve onu korumuştu. Dudakları. "Karanlıktan mı korkuyorsun?" Forsythe cevap vermek istedi. Zaitsev ona hep. Bir şey yere düşürünce de bir gürültü duydu. "Işıklara ne oldu? Işıkları açın hemen. kanepe soluna doğru düştü. Nava sağ eliyle uzanıp itti. Kurtulmuştu. "Nereye?" diye sordu sesi bitkin çıkan şoför. Bir de sıcağı. titreyen parmaklarla masasına dokundu. Ama en kötüsü karanlıktı. Elbiseleri terden sırtına yapışırdı. ama ikizin de sağ temporal İobunda benzer bir anomali vardı. Keşke üçüz olsalardı. "Doğuya doğru. dış duvarlar neredeyse tamamen gitmişti. O." Nava bedeninin yandığını görebiliyordu. Şimdi bir tek karanlık odada derin derin nefes alan Forsythe vardı. bir de kontrol mekanizması olacaktı. O zaman bağırırdı. Eğer ikizine epilepsi nöbetini engelleyecek deneysel ilaçları verirse. Son hatırladığı şey Caine’in üstüne çıktığı ve kendisini bayılttığıydı. Aslında bağırmanın bir işe yaramadığını biliyordu. bir an için kanepe kalktı ve sanki ya üzerine düşecek ya da ters tarafa düşecek gibi dengesiz durdu. Forsythe'ın beklediğinden de iyiydi. o aralıksız korkunç karanlık. ama kapanınca gürültülü olduğunu anladı. Yanan binadan uzaklaşmaya çalışırken düştüğünde bunu umursamadı. ama çok yaramazlık ettiğinde onu saatlerce dolapta bırakırdı. Eski bir kumaşa dokundu. ancak sekiz defa çaldıktan sonra cevap verdi Grimes.

"Caine.us ." dedi Nikolaev şaşırıp ayağa kalkarak.. Parayı sallayıp." dedi Caine dev Rus'a doğru dönerek. o anda da Crowe ve ekibi onu enseleyeceklerdi. Caine neredeyse eninde sonunda telefonu kullanacaktı. "Beni örnek al kendine. Neyse merak edecek bir şey yok." dedi Caine sırt çantasına uzanıp iki deste yirmilik çıkarıp masaya koyarken. "Ağzını bozma doktor." "Beni düşünmen çok hoş. "Geçti işte. ama bir yerde şansı tükenecekti. Nikolaev Rusça bir şeyler söyleyince de Kozlov güldü." "Kahrolası ışıklar niye söndü ki?" diye sordu Forsythe. Olasılık da böyle bir şeydi zaten. "Paran. Forsythe şimdi artık Grimes'ın UGA'nın bilgisayarına yerleştirdiği programdan gelecek bilgileri beklemek zorundaydı. "Tamamdır." "Bir daha olmasın.e-kitap. Caine’i Nikolaev'in ofisine götürdü." dedi Caine. "O zaman bana daha onbin borcun var.dayanamazdı ve bağırırdı. "Tabii senin için bir Saklı Kütüphane 186 www. "belki de kumarda kaybedeceğine elindeki binliği bana versen daha iyi olur. Saatine baktı." "Tabii ki yapmam Vitaly." dedi Nikolaev. "Nerelerdeydin Caine? Vitaly endişelenmeye başlamıştı." "Biliyorum." dedi Caine. "Oldu mu?" dedi Grimes. Son zamanlarda şansın pek yaver gitmiyor. Bir yirmilik deste daha çıkardı. ama yine de oynamak istiyorum.. Emriniz olur-" Grimes lafını bitiremeden Forsythe telefonu kapadı. "Bu gece hesabı kapatayım diyorum. "Binlik var." Nikolaev kaşlarını kaldırdı." Kozlov iç geçirdi ve Nikolaev gülümsedi. ama daha tam olarak da toparlanamamıştı. onbirdi. "Şimdi de bir sonraki taksiti ödemeye geldim. ama ben senin böyle bir şey yapmayacağını biliyordum. Beta deneği beş saattir yoktu ortalarda. Bir ipucu da bulamamışlardı. Kalp atışları yavaşlayınca da uzun uzun." "Aslında." dedi Caine." dedi Forsythe." "Bir yolculuğa çıktım Sergey." dedi Grimes gülerek. Kendine gelmeye başlıyordu." dedi Nikolaev gülümseyerek. "Bu taksit işi sandığımdan da iyi gidiyor. David Caine akıllıydı ve şimdiye kadar şansı da yaver gitmişti." Nikolaev zarf açacağını kullanarak her bir tomarın üstündeki kâğıdı açtı. "Sergey şehirden ayrıldığını düşünmeye başlamıştı. "Öyle mi? O çantada paranın geri kalanı var mı?" "Yok ama. Rusça bir şeyler mırıldanıp." Kozlov bugün adam dövmeyeceğini anlayınca üzüldü sanki. Heriflerin bilgisayarları elektrik sistemine nasıl bağladıklarını kontrol ediyordum ve birkaç kabloyu kurcaladım. "Caine. Saniyede altıbin telefon görüşmesini Beta deneğinin ses kaydı ile karşılaştırıyordu program. Gerisini kazanmaya karar verdim." Nikolaev yüzünü buruşturdu. İkisinin de sahte olmadığına emin olunca da parayı üst çekmeceye koydu. İkisine de kalemle bir işaret koyduktan sonra da ışığa tuttu. her bir tomardan bir banknot çekip aldı. Forsythe birden bir ses duydu ve floresan ışıklar yandı. "Gelecek hafta bu sıralar görüşürüz. ▲ Caine podvaal’a girince koca bir el yapıştı omzuna. Bunun Kozlov olduğunu anlamak için başını kaldırması gerekmiyordu. kesik kesik nefes aldı. bak ne kadar sakinim.

Kendini tamamen HerAn'a odaklanmaya vermişti." dedi Caine’in son parasını da alarak. Hazırdı.bir de kusmamaya çalışması gerekiyordu. sen karıştırırsın. Gözlerini kapayıp fişleri saydı. kaybolursam? Ya bir nöbet geçirirsem? YaCaine birden konuşarak tedirginliğini yenmeye çalıştı. Teke tek oynamaya ne dersin? Beş kart. "Eğer istemiyorsan söyle gitsin babalık. "Yok artık!" dedi Walter kartlarını masaya atarak." dedi Caine otururken. Kendisine güvenmesi gerektiğini biliyor ama yine de tamamen rahatlayamıyordu. oynayalım." dedi. Hızlıca bir şeyler konuştular. Saklı Kütüphane 187 www. Bir ele bütün parasını yatırıp. Caine yine de onu biraz teşvik etmeye karar verdi. ama Jasper'ı kurtarmak için gerekeni almasına yetmeyecekti.sakıncası yoksa. Caine’in tanımadığı iki adam ona bakıp içkilerini yudumlamaya devam ettiler." dedi adam Caine’in uzattığı siyah fişleri alıp ona kırmızı ve yeşil fişler vererek. "Elimde yedibinbeşyüz ve biraz bozukluk var. Bunu daha önce de yapmıştı. Hoş geldin Caine. Bunu yapabilirdi." Caine cevap vermedi. Ama bu sefer gerçekten de farklıydı durum çünkü bu sefer bunu yapabileceğini biliyordu. Caine." Nikolaev kollarını açtı. Ama bu sefer böyle olmayacaktı. Makine gibiydi. Ama olmasa bile Walter kumarbazdı. "Bu gece şanslı gecem. "Hey. kazanan tüm parayı alır. "Parayı bozdurur. Ya önceki gibi HerAn'a takılıp kalırsam." dedi Caine uzanıp ortadaki parayı alarak.tam kazanırken. Rahibe. Nikolaev'i çağırdı." dedi neşelenerek. Caine Walter’ın yaşıyla dalga geçmenin çocukça olduğunun farkındaydı. Bana kaptıracak başka paran var mı?" "Bu gece yok Walter. elde var sıfırla kalkmıştı. "Haydi." Walter yüzünü buruşturdu. Ortadaki parayı artırmanın zamanı gelmişti. çünkü bu sefer farklıydı. Walter ortadaki parayı alırken gülüyordu. İki kırmızı fişi oturduğu yerde öne doğru itti. fişleri getiririm.530 dolar kazanmıştı." Kozlov. Son yedi saatte 6. Caine onun bu teklifi düşündüğünü görebiliyordu. eğer odaklanırsa bunu yapabilirdi. "Üçtür paramı alıyorsun. ama bunun işe yarayacağını biliyordu." dedi kâğıtları dağıtana doğru fişlerini uzatarak.e-kitap. "İki yüzlük bozalım. 'Tabii ki yok. sonra Nikolaev başını salladı. Caine’i odanın ucundaki her zaman oturduğu masaya götürdü. Fişlerini ortaya süren Walter. Son başını kaldıran Walter oldu. Caine’i görünce başını eğdi. Aynı sözleri kendine söylediği diğer zamanları hatırlayınca neredeyse güldü. Walter’ın son birkaç haftadır birkaç bin dolar kazandığını ve parası olduğunu biliyordu. hiçbir şeyin ters gitmeyeceğini düşünmüştü. "İki yüzü bozuyorum. Bu aslında iyi bir kazançtı." dedi Caine önündeki yığını ileri doğu iterek. ben keserim. Ne dersin Walter?" Walter kaşlarını kaldırdı. Midesi asit üretirken sakinleşmeye çalıştı. Walter elini uzattı. Caine fişlerini masaya koydu. Walter önündeki fişleri sayıp. Caine gözlerini kapayıp görmesi gerekeni gördükten sonra açtı. Tek yapması gereken odaklanmaktı." ▲ "Valeden aşağıya kent. "Haydi bakalım. Kartları dağıtan adam ona yeni bir deste uzatınca Walter karıştırmaya başladı. Stone sadece gözlerini kırpıştırdı.o zaman her şey yolunda gidecekti. Gözlerini kapayan Caine değişen kâğıtları takip etti. "Haydi oyunu biraz hareketlendirelim. Bunu düşününce tanıdık bir duygu daha hissetti. böyle bir iddiayı kabul etmeme olasılığı pek yoktu.us . Walter'a üç mor fiş verildi.

Bir de Walter'a da bir şey gelmemesi gerekiyordu." dedi Walter kâğıtları Caine’in önüne koyarak. Her şey bitmişti. Walter'da iki erkek var. Kaybetmişti. Genelde böyle bir durumda ne alacağı belliydi. Bir an için kartları havada tuttu ve kalbi sıkıştı. Sekiz saatlik usta oyunundan sonra bir şekilde bu işi batırmıştı. HerAn'daki bilgileri kullanarak istediği geleceğe ulaşmak için kararlar vermeye çalışabilirdi ancak. ikili. Leary'yi sokakta vurduğunda olanları bir daha yapmak için gözlerini kapadı ve yeniden kesip her şeyi halletmeye çalıştı. ama yine de duygularını gizlemeye çalıştı. vale. Kartlar kesilmişti. yedili. Caine gözlerini açmadan elini uzatıp kâğıtların üstüne koydu. Walter'da iki erkek var.5'ti. Uyan da kartları kes. vale. her şey olmuştu. saçmalık olduğunu düşünmüştü. Caine kadının orada olmasına memnundu. Buradan keserse elinde iki papaz olacak." dedi Walter masayı yumruklayarak. Geri dönüp geçmişi değiştiremezdi. diğer yandan midesinde asit birikiyordu. Caine’in elinde beşli. Dağıt. ama Walter'da da döper olacak." Caine kartları masaya koyarken gözlerini kapamaktan korktu. Walter kartları dağıtırken Caine’in tedirginliğini hissedip gülümsedi. Yani bir per yapma olasılığı yüzde 13'tü. Caine’in elinde beşli. Dörtlü iki kızın arasına girmişti. ikili. ama bu şüphelerini bir kenara bırakıp inanmayı seçmişti. Maça dörtlüsünün üstündeydi. Maça beşlisi Sinek yedilisi Maça valesi Kupa ikilisi Karo dokuzlusu Ayvayı yemişti. Ne yapıyordu böyle? Jasper'ı bir masaya bağlamışlardı ve O da burada onu kurtaracak parayı kumarda mı kazanmaya çalışıyordu? Caine bunu HerAn'da gördüğünde. ama sakin görünmeye çalıştı. vale. kartlar dağıtılmıştı. Keseceği yeri belirlemeye çalışırken parmaklarıyla kâğıtların uçlarını hissediyor. ama Walter'a üç sekizli gelecek. Karıştı. Kupa altılısı Kupa sekizlisi Sinek as işine yaramaz Bir yandan içinden avaz avaz bağırıyordu. dokuzlu var. Destedeki 47 karttan altı kart vardı (üç vale ve üç dokuzlu) işine yarayacak. beşliyi ve yediyi verip elinde valeyi ve dokuzluyu tutardı. Caine kâğıttan eline aldı ve teker teker açtı. dokuzlu var. Caine gözlerini kapayıp. İkiliyi. korktun mu ufaklık?" "Kes sesini Walter. Hâlâ HeAn'daydı. kessene. Alnı ter içinde kalmıştı.us . Şimdiyse baştan beri kaçmaya çalıştığı şeyin içindeydi. "N'oldu? Betin benzin attı. Gözlerini kapayıp Saklı Kütüphane 188 www. Bu bir işe yaramıyordu. Buradan"Haydi lan. yani geleceğini kartlardaki şansına bağlamıştı. Eğer buradan keserse iki beşli gelecek.Karo dörtlüsü kupa valesinin üstüne geliyordu. Ama üç vale ya da üç dokuzlu gelme olasılığı sadece yüzde 0. Kartlar bir anda elinde kalan Caine HerAn’dan aniden çıktı. "Kaç kart istiyorsun?" diye sordu Walter Caine’e. destedeki üç kartı görmeye çatıştı.e-kitap. Karıştı. dokuzlu yar." dedi Rahibe. Gördüğü her kartta kendini daha da kötü hisseti. yedili. "Haydi bıraksana kartları masaya. Karıştı. Walter'da iki erkek var. ikili. Görmek istemiyordu. Ne biçim bir Şeytan'dı? "Eee?" dedi Walter önünde duran beş kartı işaret ederek. zaten Walter'ın iki papazını yenmek için de bu gerekiyordu. Sinek asının altındaydı. yedili. Ama gözlerini kapadığındaCaine’in elinde beşli.

bir yolunu bulmaya çalıştı. ama el bozulmaz. "El bozulur. "Dur bakalım. Caine kâğıtlarına baktığında endişelenmedi. Bira masaya. Yaşlı adam bunun ne olduğunu görünce heyecanını gizlemeye çalıştı. "Ful." Vitaly omuz silkti. Tam ortasından." dedi Walter sessizce." Caine kâğıtlarını masanın ortasına doğru iterken gülmemeye çalışıyordu. Zamanı gelmişti. "Yerden alırken bazılarını gördün. Walter dağıtmaya başladı." "Ödlek.. dizini masaya çarptı ve kâğıtları yere düşürdü. Valeyi ve damı yere verip. Ne olduğunu biliyordu elinde." Nikolaev'i azarlar gibi parmağını salladı. "Kent. Caine desteyi ikiye kesti. ama bu önemli değildi. İstersen yine kes.. Dirseği Stone'un eline çarptı. kazanacağını da. işi bitince sertçe masaya koyu. "Benim paramla kazandığının yarısını da alırım ama. o da birasını devirdi. "Çok isterdim Walter ama burada veresiye oynatmıyorlar bana.us ." "El bozulur. ama hiçbir şey. Walter memnuniyetle elini gösterdi. "Benim çöplüğümde benim kurallarım geçer. Saklı Kütüphane 189 www." Walter yere eğilip kâğıtları toplamaya başladı. oradan da Walter'ın üstüne döküldü." "Hiç bile bozulmaz. Caine kâğıtlarını masaya koydu. Parmaklarıyla kâğıtlara dokunuyor. Beğenmediysen git başka yerde oyna. Caine bu sefer hazırdı ve ne aradığını biliyordu." Caine gerçek bir kumarbaz olan kadına bakıp gülümsedi. "Üç kart alacaktım. Adam omuz silkip başını salladı. Caine dönüp Nikolaev'e baktı." dedi Caine. Rahibe Caine’e döndü." dedi Rus. El bozulur. *Ayı" diyen Rahibe birden kollarını açtı. Walter tek bir kart aldı. "Açmaya hazır mısın Walter?" "Bahsi ikiye katlamaya ne dersin?" dedi gözleri parlayan Walter. "Ağzına sıçayım!" diye bağırdı Walter." Caine başını kaldırıp Nikolaev'e baktı." dedi. "Ne bok yedin Rahibe?" Rahibe tam cevap vermek üzereydi ki Caine’e bakıp sustu. Benim kararımı etkileyecek bir şey değil ki bu. "Hiç yakışmadı bu sana Vitaly. Elimde iki papaz var baksana?" Walter elini gösterdi. "Tamam. "Vitaly bence senin karar vermen gerekir. ama mafya babası başını salladı sadece." dedi Caine." "Ne demek el bozulur?" diye sordu Walter. "Ben Caine’e veririm parayı. valeden aşağıya." dedi Caine eldeki üç dörtlü ve iki sekizliyi göstererek. "Ben ne yapabilirim ki? Bu mahallede fare kaynıyor. Nikolaev'in masaya fişleri getirmesini beklediler. Caine ne olduğunu biliyordu.e-kitap. Üç kart daha. "Kâğıtları düşürdün. elindeki iki siyah dörtlüyle kupa sekizlisini tuttu. Hâlâ da üç kart alacağım. O şekilde olmasını planlamıştı. "Ne? Ben-" Nikolaev elini kaldırdı. Emin kendinden. Nikolaev'e döndü. "Ayağımın yanından geçti. ancak kazanmanın yolu Caine tereddüt etmeden masanın altına uzanıp Rahibe'nin poposuna bir çimdik attı." dedi Rahibe. Soğuk sıvı kucağına dökülünce Walter ayağa fırladı. Hâlâ homurdanan Walter kâğıtları karıştırıp. Dönüp Rahibe'yi yanağından öptü. Walter'a açılmamış bir deste daha verildi." dedi mutlu bir ifadeyle. "Fare vardı." dedi Walter'a.

Tenine değen metal bıçak soğuktu. Masadaki neşteri aldı ve onu üzerini örten ince pamuklu çarşafın altına koyarak yanına sakladı.us . Daha çok bir laboratuvara benziyordu. Adam kadının ayıldığını görünce tedirgin bir şekilde papyonunu düzeltti. ama tabancası olmadığını hatırladı. Baldırına bağladığı yedek bıçak bile yoktu."Sağ ol Rahibe. Beyaz duvarlara. Odada çok az eşya vardı. Tabancasına uzandı düşünmeden.e-kitap. Caine’in 19. Odaya bakarken kapı kolunun çevrildiğini gördü." Okul çağındaki genç bir kız gibi kızardı Rahibe. nerede olduğunu kestirmeye çalıştı." dedi masanın altından Caine’in bacağını sıkarken. üzeri formüllerle dolu bir kara tahtanın altında dört bilgisayar ekranı vardı. "Nasılsınız?" Saklı Kütüphane 190 www. ▲ Nava kendine geldiğinde yüzündeki oksijen maskesini çekip çıkardı hemen ve oturduğu yerde doğrulup. gri taş zemine." dedi çekinerek gülümseyip. Bir şey bulmak zorundaydı. Üzerinde yattığı sedye gibi masanın yanında üç metal tepsisi olan bir masa ve bunun üzerinde de şırıngalar. Kendini toparlayıp odaya giren ince adama baktı. sargılar ve ilaçlar vardı. ucuz mobilyalara bakınca burasının hastane olmadığını anladı. neşterler.000 dolar civarında parası vardı. Yeterdi. "Benim için bir zevkti. "Merhaba Bayan Vaner.

testleri yapan doktorun onu ele geçirmek istediğini söyleyince de." Adam birkaç defa gözlerini kırpıştırdı." dedi adam başını sallayarak.. Nava öteki adamı tanıyordu. Sizi buraya getirmemi o istedi. "Ama Julia da Petey diyordu adama. O yüzden de benim önermemi istedi David'e testleri yapmasını. Testleri tartıştıklarını düşününce birden anladı Nava." "Paul." "Julia Pearlman. o da bunun Peter Hanneman olduğunu sanmıştı. Benim adım Peter Hanneman. Bunların hiçbiri mantıklı değildi." dedi Nava daha çok kendi kendine konuşarak." dedi Dr.." "Burası neresi?" "Araştırma laboratuvarım. Vardığımda yanan binadan çıkıyordun. saat kaçta orada olacağımı söyledi. Bir gariplik vardı. İsminin baş harfleri P.ve eğer David'in dediğini yapmazsam o da beni suça iştirakten ele verecekmiş. David'i tanıyorum. birleştirince Petey diye okunuyor İngilizce. Hanneman duvarda asılı duran çerçeveli resmi göstererek. "Paul benim ortağım. Tversky'nin öğrencilerinden bazıları ona Petey diyorlar. Kelimesi kelimesine." Nava'nın birden aklı karıştı.." dedi Nava hâlâ bazı şeyleri anlamaya çalışarak. Tversky Doc'tu." Nava düşündü ve Caine’in o sıralar masadan kalktığını hatırladı. ama insan anatomisinden Saklı Kütüphane 191 www." Adam bir an için tavana baktı. "Takma isim gibi bir şey.dedi ki ortağım doktora öğrencilerinden birini öldürmüş.us ." Nava'nın aklı almıyordu olanları.David'e yaptıklarım gibi. ama Tversky olarak değil. Geldiğimde seni kötü durumda bulacağımı ve acil yardıma ihtiyacın olacağını söyledi. Ben de hazırlıklı geldim. Dr. adam doğruyu söylüyor demek değildi. "Evet." "Dur. David'e. Tabii ya. Ama sırf o zamanda telefon etmiş olabileceği için.T. işte o arada telefon etmişti. David ortağım için bazı testler yaptığımı bildiğini söyledi. Beyaz önlüklü kalın kaşlı bir adamla kol kola duruyorlardı.. "Evet.dı. Elindeki neşteri sıkıca tuttu. "Sen Paul Tversky misin?" Hayır. "David'e testleri sen mi yaptın?" Adam başını salladı. Ben öylesine birkaç test yapıyoruz diye düşündüm. Paul Tversky değil." dedi Hanneman." Nava her şeyi anlayınca başını salladı. "Ne zaman aradı?" "Saat beş onbeş civarıydı aradığında. "Ortağının bir resmi var mı yanında?" "Aslına bakarsan var. bu. yani Doc olarak. Boğulmak üzereydin. "Dedi ki. Neyse. takma adıyla. "David başka ne dedi aradığında?" "Bana Brooklyn'de bir adres verip. Birden her şeyi anladı. İlk başta dediklerine inanmadım ama Julia ölünce ve ortağım da aynı zamanda ortadan kaybolunca bunu düşünmek zorunda kaldım. David'e yardım etmek istediğini ama ona para vererek onu utandırmak istemediğini söyledi bana.29 "Kimsin sen?" diye sordu Nava papyonlu adama bakarak.e-kitap. Sanki bir yapbozun son parçası da yerine oturmuştu. "Devam et. Paul'un bu verileri ne için kullandığından veya kullanacağından haberim yoktu. "Tam olarak ne dedi. "Adımı nereden biliyorsun?" "Adım Peter. Tüm bu süre boyunca adam burnunun dibindeyken bunu anlayamamıştı. sonra da boğazını temizledi. Tversky'nin testleri kendinin yaptığını düşünmüştü Nava." Nava gözlerini ovuşturmak istedi. Gerçi ben doktor değilim.

"Hayır. Olduğu yere geri oturup. "David'den haber var mı?" diye sordu çekinerek. "bir makalede mesial sağ temporal lob olan hippokampüsün ve limbik lob yapılarının beden üstü deneyimlerle bağlantılı olduğu yazıyordu." Nava bacaklarını kıpırdattı yere basmak İçin. Nerede olabileceğini bilmiyorsun değil mi?" "Hiçbir fikrim yok. Burada öylece durup bekleyemezdi. "Hayır." "Bunu bilmek iyi." dedi Tversky. Başkaları sanki o anı daha önce yaşamış gibi hissetmişler kendilerini. bazıları da geçmişi gördüklerini veya ölüme yaklaşanlara benzer deneyimler yaşadıklarını söylemişler." Nava bir anda ürperdi. ▲ "Nasıl?" dedi Paul Tversky." "Yeterince etkileyici değillerdi ne yazık ki." dedi Forsythe biraz kızarak. "Dinleniyor. Jasper'ın nefes alışını izlerken tedirgin bir şekilde. Nava'nın sargılı ellerini işaret etti." dedi Hanneman önünde durarak. gidemezsin. Kardeşi elimizde olduğu sürece David kayıplara karışmayacaktır. "David burada kalıp dinlenmeni istiyordu.e-kitap. "Bir sakıncası yoksa. "Adamların etkileyiciydi. "Lütfen inan bana. Tüm bu semptomların nöbet öncesi epileptik aurayla bağdaştığını fark ettim." dedi Forsythe Jasper'ın beyin dalgalarını izleyen makineye bakıp sonra yine Tversky'ye dönmeden önce." dedi Tversky teorik bir tartışmaya gireceği için heyecanlanarak." "Bu hastaların çoğu görsel veya işitsel halüsinasyonlar yaşadıklarını söylemişler. bir şeyler yapmalıydı. gidebilir miyim gidemez miyim.anlarım ve ilk yardım da bilirim. Sanki başkasına aratacakmış gibime geldi." Tversky başını salladı. "Ortağın nerede şimdi. İhtiyacı olduğunda seninle temasa geçecek. dur." Saklı Kütüphane 192 www. "Kahretsin." Hanneman." Forsythe deneğin EEG verilerine baktı Tversky'e dönmeden önce. "Daha önemlisi sen nasılsın?" "Burada olunca rahatladım." dedi Tversky. "Dur. Onlardan aldığı verileri temporal loblarına doğrudan elektrik simülasyonu verilen normal hastalarla ve LSD ve ketamin gibi kimyasallarla nevrotransmiterleri hareketlendirilmiş hastalarınkiyle karşılaştırmış. İsviçreli bir doktor temporal lob patolojisi olan hastaları incelemiş. Tam yine ayağa kalkacaktı ki Hanneman onu durdurdu "Bir de David 'silah' konusunu merak etmesin dedi. O gerçekten de Laplace'ın Şeytanı'ydı. temporal lobun bu işin anahtarı olduğunu nasıl çözdüğünü anlatsana. Bu da bana otuzlarda Hans Berger'in yaptığı deneyi hatırlattı." Adamın korkmuş ifadesini görünce ona inandı. "Ama onu bulmamız an meselesi." "Şimdi." Hanneman kollarını indirdi. doğruyu söylüyorum. Ben de seni ayılttım." dedi Nava. Sırt çantası yoktu. Ondan sonrası da çorap söküğü gibi geldi zaten. kollarını göğsünde birleştirdi." "Bekle de gör bakalım. laboratuvara getirince de yaralarını sardım. Sanki son hız ilerleyen bir treni durdurmaya çalışıyormuş gibi ellerini kaldırmıştı." "Yani beni arayacak mı?" "Emin değilim. Caine sanki aklını okuyordu. Sonra da sırt çantasını kaybettiğini fark etti. "Ama David'i tanıyorsam yakında ortaya çıkar.us . Her şey halledilecekmiş. biliyor musun?" Peter Hanneman başını salladı.

" dedi Forsythe Tversky'ye doğru dönerek. Kuantum mekaniğini fazla soyut bulduğu için pek ilgilenmemişti. "Başka bir çalışmada." dedi Forsythe. "Yanlış soruyu soruyorsun James. "Hem evet. "Bildiğin gibi maddeyi oluşturan 12 kuark ve 12 leptondan bizim evrenimizde sadece birkaçı var. Geri kalanları ya yok. Tversky açıkladı. Ama bu beyindeki nevral aktiviteyi artırdığı için bir nöbeti tetikliyor. "Peki ya auralar ve nöbetler?" diye sordu Forsythe. uzamsız bir nonlokal gerçekten bilgi edinmesini sağladı." dedi Forsythe Einstein'in Görecelik teorisinin bildiği kadarıyla anlatmaya çalışarak. "Hâlâ emin değilim." "Yani parmağını elektrik prizine sokmak gibi mi?" Tversky. ama bunu önemsememişti. Biraz utanan Forsythe. sen de Philadelphia'da tren raylarının yanında yoldan gidiyordun?" Tversky ona ters ters baktı. bu nedenle de zamanın dışında varlar.bizimkiyle aynı anda varolan bir evrende. "Onda da Beta deneğinde olan yetenekler var mı?" Tversky monitörden Jasper'ı seyretti bir an için cevap vermeden. çünkü kuantum mekaniğine göre zaman ve uzam sürekli değil. zihinlerini kullanarak bazı kimyasalların nükleer manyetik rezonansının spektrumunu etkileyebildiler. David Caine’in yaşadığı halüsinasyonlar ve öngörüler bence onun sağ temporal lobunun zamanın var olamadığı. "Nasıl oldu da. gerçeklikte var olamayacak hipotetik yapıları incelemenin ne gibi bir faydası olabilirdi ki? "Özünde. hem hayır.paralel evrenlerde. gerçi Tversky'nin ne dediğini tam olarak anlayabilmiş değildi. yoga ustalarının derin meditasyonla beyin dalgalarını belirgin bir şekilde değiştirebildiklerini kanıtladı." Forsythe başını salladı. Birkaç seferinde olamayacak şeyleri bildi. Beta deneğinin tam kaçmak için bir araca ihtiyacı olacağı sırada. "Peki. Ancak. Tversky başını salladı. Bazı Çinli Qi Gong uygulayıcıları." Forsythe başını salladı." demekle yetindi. ama anlamını pek de bilmiyordu. Bu terimi daha önce de duymuştu. ya da nonlokal gerçeklerde. Ayrıca." diye devam etti Tversky. Tversky'nin dediklerine tam olarak inanmamıştı. ama." "Şu ikizi anlat.us . bizimkilerle birlikte var olduğunu düşünüyorlar. bir Alman bilim adamı." "Bu da imkânsız. Ama bir tahmin yürütmem gerekse bence temporal lob beynin nonlokal gerçeklere erişmesine izin veriyor. Birkaç yıl önce tartışmalı bir çalışma vardı. beyin nonlokal gerçeklerle temas edince oluşan bilinçli süreçler. Sonuç olarak. "Bu teorilerini destekleyen başka çalışmalar da gördün mü?" "Birkaç tane var. ya da bir nanosaniye içinde yok oluyorlar. "evet öyle bir şey. Sormam gereken soru şu: David benim orada olacağımı nasıl bildi? Bu buluşmayı ayarlayan oydu. meditasyon tekniklerinin dünyada yaygın olduğunun farkındaydı." "Çok ilginç.e-kitap.Forsythe başını salladı. Forsythe'ın saçma sapan örneğine kızdı." "Nonlokal gerçekler mi?" diye sordu Forsythe. "sağ temporal lob bilinçli zihnimiz ve nonlokal gerçekler arasında etkileşimi sağlıyor. gerçi neden böyle bir şey yaptı bilemiyorum. Fizikçilerin bildiğimiz evrende var olmayan subatomik yapıtaşları bulduğunu biliyordu. psikolojik boyutta ne oluyor sence?" Tversky çenesini ovuşturdu. Ben şans eseri oradaydım. Qi Gong'u duymuştu ama bunu yapanların bir tarikat olduğunu düşünmüştü hep. profesyonel psişiklerin de temporal loblarının EEG'si çekildiğinde atipik veriler elde edildiği biliniyor. Örneğin. Ama birçok fizikçi bunları başka evrenlerde. David’i yoldan aldığımda benim cebimi nasıl bulup aradı ve nereden blldi"Bundan konu açılmışken. Ancak bu paralel evrenlerde bizimkinde olan kuark ve leptonlar değil de başka leptonlar var." dedi Forsythe. Bunun bir rastlantı Saklı Kütüphane 193 www. "Auralar. Tversky'yi konuşturmak için başka bir soru sordu. ama sayıları çok az.

üzerine doğru eğilen Doc'u gördü."Jasper kalkmaya çalıştı.. gön. Ayrıca. Beyninin içi sanki pamuk doluydu. tam olarak yanlış olan neydi? Dilinin uçundaydı ama bir türlü bilemedi. "Şunu iç. Kolunda bir sargı." "Ne teorisi bu?" "David'in yeteneğini kullanmasını nasıl engelleyeceğimi biliyorum galiba. "Yapamazlar.Onlarla ben konuşayım. "Artık duvarları yıktığına göre.olabileceğini pek aklı almasa da başka bir açıklama da bulamıyordu. "Tamam.. Hava soğuktu. "Bizim istediğimiz de bu değil mi?" "Evet. Uyandığında benim onunla konuşmama izin vermeni öneririm." "Bu iyi." dedi Tversky. Jasper gözlerini açmaya çalıştı ama göz kapakları çok ağırdı. ama onu bir tuzağa düşürmelerine yardım etmişti.ama yine de yanlış şey olmuştu. herhalde bu bilgilere daha kolaylıkla ulaşıyordur. "Dönelim ikize." dedi Doc. Her şeyi doğru yapmıştı. Biri omzunu sarsıyordu. Ağzı kupkuruydu." "Ama eğer haklıysam. onun yeteneğini koruması gerekiyordu. "Hepimizi yakaladılar Jasper. "David nerede? Kaçabildi mi?" Doc başını salladı." "Evet. nonlokal gerçekleri görebildiğine göre zihni." dedi Tversky.. Jasper başını salladı ve konuşabildi. ama bu yeteneğini kaçmak için kullanmasını istemiyoruz.. dön.. Şimdi karşı tarafın elindeydi.. İçinde bir yerde bunun olacağını biliyordu zaten. Keşke kardeşi"David. sanki biraz hafiflemişti göz kapakları yavaşça dönerek yerine oturdu sanki. "Kardeşini ameliyat etmek istediler. Ses ona David'in kaçacağını söylemişti. David'i getirmeden önce bir teorimi doğrulamak istiyorum..." Jasper gözlerini kapadı. "Ama onlara senin yardım edeceğine söz vermek zorunda kaldım.us ." "Bu neden sorun olsun ki?" diye sordu Forsythe. Bembeyazdı. altında da bir iğne vardı.Onu korumam gerek. Jasper da gülümseyecek gibi oldu ama sonra durdu. "Jasper? Benim Doc. Üç yudum içip. Yine gözlerini açmaya çalıştı..?" Öksürdü sesi zar zor çıkıyordu." ▲ "Jasper. "Tabii ki istemiyoruz. "galiba David Caine’i bir şekilde 'kapatmanın' bir yolunu buldum." Pamuk.. çok üzgündü. kör ediciydi. Anlamak istiyorlar. Her zaman bilmişti. tamam merak etme. beni duyuyor musun? Uyan. dili de kaim bir zımpara kâğıdı gibiydi. Şimdilik David'in dinlemesine izin verdiler." dedi Jasper.. Öksürdü. "Hayır.. Ama"Seni neden bağlamadılar? Özgürsün.onun beynini açmak-" dedi Doc. Gülümsüyordu." Forsythe başını salladı. onları ikna ettim..." "Ettin mi? "Evet. Onun David'i koruması gerekiyordu. "onda da bir takım yetenekler var." Jasper sesin geldiği yere doğru dönünce. yön?" dedi Jasper şaşkınlığını dile getirerek. ama kardeşininki kadar güçlü değil. Anlayamadı olanları. ama yatağa bağlıydı." diye devam etti Tversky. Galiba onu nasıl kullanabileceğimizi biliyorum.e-kitap. Bir gariplik vardı. yutkununca buz gibi suyun boğazından geçtiğini hissedebiliyordu. "Daha iyi misin?" diye sordu Doc." Saklı Kütüphane 194 www." dedi geriye yaslanarak Jasper.Jasper." dedi Doc Jasper'ın dudaklarının arasına ince bir kamış koyarak... "Ne konuda yardım edeceğim?" "Gördüklerini görmek istiyorlar Jasper.

. zam. "Ne geldi?" "Tura.. "Yazı. İyi iş çıkarıyorsun Jasper." Doc parayı attı." ▲ Saklı Kütüphane 195 www. David için.' "İyi. Uyumayı çok istese de. dam." dedi Doc. sazı.25/ Doc parayı yine attı. Beyaz oda onu kör edecekti. "O zaman arabadayken cep telefonumu araman gerektiğini nasıl bildin?" "Bazen". "Hazır mısın?" diye sordu.e-kitap. "Tamam.iki kere doğru bilme olasılığın yüzde 25. "Çok yakında buraya gelecek...Üçüncü kez doğru bilme olasılığı yüzde 12. Şimdi uyuyabilirsin. şura." dedi Doc.us . ham." Jasper gözlerini açtı. Hadi ama. ama bu imkânsızdı. "Şununla. "Yazı.. Çok yorgundu.. hu." dedi Jasper gözlerini kapayarak. ham.." "Biliyorum Jasper. Doc parayı attı.David için.bunu da bilme olasılığın yüzde 3.. David görebilir." dedi Doc metal bir parayı göstererek.dördüncü kez doğru bilme olasılığı yüzde 6. Şimdi Jasper bir kere daha yapmanı istiyorum ama bu sefer gözlerin açık olsun.." "Dene bir Jasper. "Ben geleceği ancak ses bana gösterince görebilirim. tuttuğunu ve eliyle kapadığını gördü."Ama. "Neyse. "Galiba.Jasper kaşlarını çattı hatırlamaya çalışırken... kazı." ' T "İyi. Bir daha deneyelim." Doc başını salladı.." "Mükemmel. ." dedi Jasper aslında düzgün konuşmadığının farkında olmayarak. dura." Doc kaşlarını çattı.ama çok yorgunum Doc. "Yazı mı?" diye tahmin etti. "Ne zaman. Jasper ne olduğunu görmeye çalıştı." "Muhteşem. Yorgundu.nasıl olacak bu. zam... Doc'a bir soru daha sorması gerekiyordu. "Ama o zaman şimdiyi göremeyeceğim." Jasper gözlerini kapadı. şu?" diye sordu Jasper. "Eğer bunu havaya atarsam bana yazı mı tura mı geleceğini söyleyebilir misin? Jasper başını salladı. O görebiliyordu. Ama bunu yapmak zorundasın. "Tamam.. "Öyleyse parayı havaya atarsam bana ne geldiğini bakmadan söyleyebilirisin.125'ti. bura." "Tamam. "Yine. "Bence bu kadar yeter. "Tura. Aklı karışmıştı." Doc omzunun üstünden aynaya baktı ve kaşlarını kaldırarak Jasper'a döndü.David'i ne zaman görebilirim?" "Yakında Jasper. Doc parayı attı. Doc'un parayı havaya attığını. su.5!" Doc parayı yine attı." dedi Doc elini çekip tura geldiğini göstererek." "Tamam. tazı. "Tura.." Jasper'ın aklı karıştı." dedi Jasper. "Aferin turaymış."Şimdiyi görebilirim. dam.

Ancak bir zarf bulabildi işini görecek.9 yaşama şansı vardı gelecek 24 saat içinde. Mesaj birkaç kelimelikti zaten. Eğer bu işten sağ çıkarsa bunu düşünecek bolca zamanı olacaktı. Eğer kurtulamazsa da. Sanki UGA'nın ana bilgisayarına girmek.us ." "Crowe'u ara. Bağla! Grimes telefon operatörü müydü? Jimmy.. Neydi bu muamele şimdi? İyi iş. "Ekibiyle bir dakika sonra havalanıyor. Yapacak iki şey daha vardı. Büyük harflerle yazdığı notun altına imzasını da attı. ama buna gerek yoktu. Eve gelince kapıyı kapadı. Yazık. sonra evreni kendi gidişatına bırakacaktı. Hazırlansınlar ve üç dakika sonra benimle helikopter pistinde buluşsunlar." “Yaptım bile. Sanki önemsiz biriymiş gibi davranıyordu. Tahmin et hedefin yerini. dairesine geri döndü.Caine öğleden sonra üçe kadar uyudu." "Ona hedefin yerini bildirdin mi?" diye sordu Forsythe. Caine çıksa bile böyle bulutsuz bir günde KH-12 uydusuyla onun yerini anında saptarlardı. "Bir şey değil." dedi Grimes kendi kendine. Soğuk kış gününde dizi ağrısa da yürüyebilmek hoşuna gitti. ▲ "Şu işe bak!" Grimes dönüp bir düğmeye bastı ve Crowe'a ulaştı. Geldiklerinde sürgü bir işe yaramayacaktı. Grimes arkasına yaslanıp kendi özel kamerasından olacakları seyretmeye koyuldu. Saat 4:43:27'de burada olacaklardı. "Onu buldum. "Hayır. Ne yazık ki Caine kaçacakmış gibi görünmüyordu. Kilitlemedi çünkü bunu yapmasının bir anlamı yoktu. bir de oradan hedefin evine bağladıkları kameraların verilerini indirmek kolay işmiş gibi davranıyordu." "Nerede?" "Söylesem inanmazsın. çünkü bu son yürüyüşü olabilirdi. Yapacak başka bir işi olmadığından. Olasılıklar fena değildi. Kaçmalarını seyretmeyi seviyordu. ▲ Caine zar zor yürüyerek mutfağa girdi ve üzerine yazacak bir şeyler aradı. "Hedefi buldum. Belki birkaç saniye gecikirlerdi. Neyse bari. uyduyu da devreye sokmuştu. yüzde 43. Grimes'ın ne kadar yetenekli olduğunu bir türlü anlayamıyordu." dedi Grimes." Grimes iki düğmeye basıp Forsythe'ı bağladı. Jimmy'yi de aradı. Helikopterin konumuna bakılırsa Crowe ve ekibi on dakika içinde hedefin oturduğu apartmanın çatısına ineceklerdi.zaten bir önemi yoktu. yoktu. Gerçi kendi istediği gibi yaşama olasılığı sadece yüzde 13." dedi Grimes monitöre bakarak. Hem de hiç. Caine oradan şimdi çıkmazsa ellerinden kaçmasına imkân. Canın cehenneme. Crowe'un kapıyı kırıp içeri girişini seyredecekti. ya da aferin gibi bir laf edilmiyordu. Ya da Doc'un denek maymunu olacaktı. David Caine’in yerinde olmak istemezdi şu anda. Duvardaki saat 4:28:14'ü gösteriyordu. Canın cehenneme Jimmy. hatta belki de sonsuza kadar." "Anlaşıldı. Karanlık motel odasında uyandıktan sonra da bir duş alıp. dedim. daha eğlenceli olur.1'di." "Beni Crowe'a bağla. Doc'un kendisine ihanet ettiğini düşünmemeye çalıştı. Grimes ne olur ne olmaz. Dalton'u haberdar ettikten sonra Dr. "Evinde!" "Ekibin geri kalanını toparla.." Grimes. Eğer isterse emin olabilirdi." dedi Grimes gözlerini devirerek.e-kitap. ama Saklı Kütüphane 196 www.

"insan bir yerde güvenmeye başlamalı. Sandalyesini çekip saksıya doğru konuştu. ama bir daha tekrarlaması riskliydi.7355'ti. "Nava Vaner mısın?" diye sordu Rus şivesiyle konuşan biri. Bu monologun duyulmama olasılığı hâlâ yüzde 8. "Ayrıca dedi ki. mesajı yazdığı yüzü kucağına gelecek şekilde. gözlerini kapadı. "Her şey yolunda mı?" diye sordu Hanneman tedirgin bir şekilde ellerini oynatarak. Ama Nava'yı Ruslara satsalar bile burada olduğunu bilemezlerdi ki Koreliler. "Sergey geliyor seni almaya. "Bay Caine bana şüpheci biri olduğunu söylemişti. hiçbir şey kesin değildi." "Şoförün mü?" "Evet. Caine adını biliyordu. değil mi? "Adım Vitaly Nikolaev. "Kimsin?" diye sordu tüyleri diken diken olan Nava. Aradığını bulana kadar dairenin içinde dolaştı. Saklı Kütüphane 197 www. Aynı şeyi üçüncü defa anlattıktan sonra sustu. dizi zonkluyor. Konuştu ve söyleyecekleri bitince bir daha konuştu. Nava da kapadı." Nava rahat bir nefes aldı. Birden Chang-Sun'un onu Ruslara teslim edeceğini hatırladı. Telefon çaldığı anda uyandı Nava. Eğer şimdi kalkıp giderse de ülkeden ve Forsythe'dan kaçma olasılığı yüzde 93. Tanja. . Ama bunun için Jasper'ı geride bırakması gerekecekti ve bunu da yapamazdı. dizlerinin üstüne koyup.Evet." dedi Nikolaev. Dört dakikası vardı. bir dakika lütfen. Bunu yapabileceğini biliyordu. "şoför. kalbi deliler gibi çarpıyordu ve beyni durmuş gibiydi. "Ne zaman ve nerede buluşalım?" diye sordu Nava. ama kesin değildi.. kendi elinde değildi bu. ama Koreliler de biliyorlardı.bu her şeyi değiştirebilecek bir mesajdı." diye devam etti Nikolaev.. Hâlâ dokuz dakika onyedi saniyesi vardı." dedi Grimes hızlıca videoyu ileri sararak. Bu adam doğruyu söylüyordu. Bay Caine’in bir dostuyum.. Planının işe yarayıp yaramadığını görmek için bekliyordu. "Bilmiyorum.3246'di.e-kitap. Sandalyede oturup beklerken elleri titriyor." Telefonu Nava'ya doğru uzattı." "Senin dediğin kişi olduğunu nereden bileceğim?" Telefonun diğer ucundaki adam güldü." ▲ "Vardılar mı?" "Hayır. "Ama göreceğiz. Yapabileceği her şeyi yapmıştı.. seninle buluşmamız gerekiyormuş." dedi Nava. Otuz dakika sonra hazır ol. şimdi bunu düşünmek bile onu dehşete düşürüyordu. Seni aramamı söyledi. Bunun işe yarayıp yaramayacağını bilemezdi artık.İşe yaramazsa ölecekti. Zarfı." "O nerede?" "Bilemiyorum ama. Nava trende Caine’e böyle demişti. Bunun doğru kişi tarafından okunma olasılığı yüzde 87. Hayatının ilk otuz yılı boyunca kadere inanarak yaşasa da. Dr. evinden çıkıp kayıplara karışabilirdi." Nava'nın kalbi duracak gibi oldu. Caine’in de artık bildiği gibi. İçinden bir ses kaçmasını söylüyordu ona. Hanneman aceleyle odanın diğer tarafına koşup telefonu açtı.us . Nava da ahizeyi elinden kaptı." Adam birden telefonu kapayınca.4721'di. "Alo?. Kontrolü elinden bırakmak garibine gitti.

Birkaç dakikaya kalmaz varırlar." "İyi. Bu mantıklı değildi. Caine’in evindeki kameradan gelen görüntüye baktı.us .." Saklı Kütüphane 198 www. . "Bazen fırtına bulutlarındaki elektrik yüzünden sinyal bozuluveriyor." diye yalan söyledi Grimes. Kollarını göğsünde kavuşturarak. değil mi? "Sanki bekliyor. ama birkaç dakika önce duyduklarından sonra hiçbir şey mantıklı değildi zaten.." Forsythe başını salladı. ama uyumadığı belli oluyordu. "Sanki. "Neye ne oldu? "Video sanki kare atladı." dedi Forsythe. "Crowe nerede?" Grimes başka bir ekranda yanıp sönen yeşil bir ışığı işaret etti. "Central Park'ın üstünden uçuyor." "Hava koşulları. Endişelenecek bir şey yok.e-kitap. "Ne yapıyor?" Grimes odanın ortasında bir sandalyede kapıya dönük oturan David Caine’e baktı. Caine bitkinin önünde oturuyordu. şimdi odanın ortasında duruyor." Grimes cümleyi bitiremedi. Gözleri kapalıydı."Ne oldu?" diye sordu Forsythe.

ya da silah alırsa bana haber ver. Son beş dakikadır parmağını bile kıpırdatmadı. Martin Crowe ise kızı için dua ediyor. bu işten sağ salim kurtulmak istiyor. Crowe Esposito'ya baktı. koşarak yanına gitti. Crowe. Juan Esposito ve Charlies Rainer kavga aranıyorlar. -Her biri çatışma çıkabileceğini düşünüyor. Zaten dönen pervanelerin sesinden başka bir şey duyulamıyor. Diğerlerinden daha iyi bir adam. Dalton'un geride kalmaktan hiç hoşlanmadığını biliyordu. iki kat aşağıda. raftaki minik porselen heykelcikler düşüp parçalandı. Grimes'ın dediklerine bakılırsa onları bekliyordu. ama aynı zamanda daha da tehlikeli biri. ama asla vazgeçmiyor. Dördünün toplamından bile daha tehlikeli.e-kitap. Hedef kaçarsa geride kalanlar onu takip etmeliydi. O. amaçları yüzünden karşı takımlardalar." "Tamam. Jim Dalton kan akmasını istiyor. Crowe adamlara başıyla sinyal verip mikrofona konuştu. Esposito'nun merdivenlere giden kapıyı kırarak açtığını görünce. ama diğerleri gibi onun amacı David Caine’le ilgili değil. ▲ "Haydi! Haydi! Haydi!" Siyahlara bürünmüş adamlar iplerden kayıp dama indiler. Crowe. İkisi de bir başkası için hayatını feda etmeye hazır. hedef hâlâ orada mı?" "Evet." "Tamamdır. ama ne yazık ki görevleri. ikisi de hâlâ helikopterdeydi. diğer adamlardan farklı. Onun tek gerçek amacı kızını kurtarmak. Dalton'un tehlikeli olduğunu biliyordu. Cama gelince dur ve ancak ben sinyal verdiğimde gir içeri." "Haydi. Crowe bir de Dalton'u sakinleştirmekle uğraşmak istemiyordu.30 Helikopter ağaçların üstünden uçuyor ve batıya dönüyor. Helikopter havalanıp yükselirken halatlar da boşlukta sarkıyordu. Bu Crowe'u daha da endişelendirdi. ama bu umurunda değildi. Caine artık helikopterin yanaştığını duyabiliyordu. ama aynı zamanda böyle birinden korkuyor. Yoksa hattı açık bırak. Başka çaren olmadığı sürece kesinlikle ateş açma. Caine başka bir dünyada dost olduklarını biliyor. Binanın kuzey cephesinde. 124 parçaya ayrıldı. Ses uzaktan geliyordu ama emindi. Eğer yerinden kalkarsa. ama adam Vaner'ın beynine bilerek kurşunu sıktıktan sonra Crowe onun bir psikopat olduğuna kanaat getirmişti artık. Rainer çatı boyunca koştu ve gözden kayboldu." Saklı Kütüphane 199 www. Ses yükseldi ve birden çok yakındı. Aslında. Caine bu yolda bir araç sadece." "Anlaşıldı. bu yüzden Dalton'u helikopterde bırakmıştı. O operasyonu bitirmek için yapmayacağı bir şey yok. Eğer hedef son bir kez çatışmaya girmeye niyetli değilse. Crowe." dedi Crowe. Bunun bir daha olmasını istemiyordu. Beş adam sessiz. Zaman yaklaştı. Dalton ve McCoy'a baktı. "Sen benimlesin. "Grimes. Mutfaktaki tabaklar birbirine yurdu. Crowe." Crowe adamlarına döndü. Gerçi bu sefer hedef kaçacak gibi değildi. Martin Crowe onu kurtarma olasılığının çok düşük olduğunu biliyor. Crowe halatı belinden çözdüğünde pilota sinyal verdi. sanki dev kanatlar çırpılıyordu. özünde David ve Crowe o kadar farklı değiller. Caine ona saygı duyuyor: İmkânsız olasılıklara karşı çıkan ve yoluna ne olursa olsun devam eden biri olduğu için takdir ediyor. Ron Mc Coy korkuyor.us . "Rainer sen yangın merdiveninden in.

"İki dakikada çatıda oluruz." dedi Kozlov barın sonundaki ahşap bir kapıyı işaret ederek. Nava'nın ana dilini konuşmuyor olsalardı da. Eğilip zarfı alırken kalbi hızla çarpıyordu. Beklediğinden bir saniye önce gelmişlerdi. Şimdi ne olacaktı? ▲ Yol boyunca konuşmadılar. "Ben daha içeri giremeden vurdun onu. Ama merdivenlerden koşmaya başladıklarında gerçekten seslerini duydu." dedi Crowe kâğıdı buruşturup yere atarak. Beş saniye sonra kapısını kırdılar." dedi Crowe rahatlayıp mikrofona doğru konuşarak. "Ne o?" diye sordu Rainer geriye doğru bakıp." Onları bekleyen helikoptere doğru merdivenleri çıktıklarında Crowe neler olduğunu merak etti. Gelip alın. Caine gözlerini açtı." "Evet" dedi Crowe sessizce. . Hedef iki seferinde de çok yetenekli olduğunu göstermişti Crowe'a. kapıdan girip. ona her ne söyledilerse. Caine arkasındaki camın kırıldığını duydu ve üçüncü bir kişi odaya girdi. Saklı Kütüphane 200 www. merdivenlerden aşağıya koşmaya başladı. Crowe tam dönüp gitmek üzereydi ki zarftaki bir kelime takıldı gözüne. ama burası yine de daha sessizdi. bir cani olmadığını bilmesini istiyordu." dedi Esposito arkasından Crowe’un omzunu sıvazlayarak. kucaklayıp omzuna aldı. Dama indiklerini duymuştu sanki. ben Vitaly Nikolaev.Caine bayılmadan önce elinden gelen son şeyi yaptı. "Sen mi götüreceksin?" diye sordu Esposito.us . ama bunun imkânsız olduğunu." dedi gülümseyerek. dumanlı tavernaya girdi. "Bir şey değil. Hedefi. Arkasından iki el omuzlarına yapışınca Caine şaşırmadı." "Bu yüzden mi buluştuk?" diye sordu Nava. Bir gariplik vardı. ▲ "Hedef elimizde. Merdivenlerden inip özel bir bölüme girdiler. Odaya ilk giren Crowe'du. "Bay Caine bana ne kadar hoş olduğunuzu söylememişti. Kendine şans diledi. Notu okuyunca başından aşağıya kaynar sular boşandı. Caine’in son gördüğü şey Crowe tetiği çekerken adamın tabancasının namlusu oldu."Anlaşıldı. Kadına yiyecek gibi bakmaktan hiç de çekinmedi. Nava adamın peşinden karanlık. Kozlov onu masaların arasından geçirip küçük bir ofise soktu. Arkalarından kapıyı kapadıklarında müziğin sesini hâlâ duyabiliyordu Nava. Bunu yaptığında Caine’in kucağındaki beyaz zarf yere düştü. Arkasında başka bir adam daha vardı. Belki de rüzgâr vardı. Ama bu sefer Caine direnmeden öylece oturmuş ve izlediklerini bildikleri bir yerde onları beklemişti. "Merhaba Bayan Vaner. Crowe başını salladı. "Kolay oldu. Caine şaşırarak saate baktı. Solgun yüzlü. Martin Crowe'un gözlerinin içine baktı. ama çoğu Rustu." dedi pilot. Buradakilerden birkaçı Amerikalıydı. ince bir adam karşıladı Nava'yı. Adamın..e-kitap." Crowe. onların Rus olduklarını anlardı. "Bu taraftan. bu sesi beyninde duyduğunu biliyordu. Tren garında ve Brooklyn'deki dairede olanlardan sonra bu çok mantıksızdı. "Gidelim. Vardıklarında dev Rus arabayı durdurdu ve tek kelime etmeden araçtan indi." Tamam.

Crowe koridorda yürürken Forsythe'ın neye bulaştığı hakkında bir Saklı Kütüphane 201 www. ya adamlarınızdan biri yapsa? Bay Grimes bana dosyalarını yolladı. "Bir hafta kadar bu işi yaparsınız. Bu arada güvenliği Grimes ile "halledin." Forsythe kaşlarını kaldırdı. değil mi?" Crowe buna karışamazdı." dedi Nava." Crowe çenesini tuttu. "Beni arıyorlar." "Paranoyak şizofrenisi olan biri için normal olduğunu sanıyordum böyle bir şeyin. "Öyle ama. Nava'ya bir zarf verdi." diyen adam rahatlamış gibiydi. Mektubu iki defa okudu. Bunu yaptım." "Eğer Bay Caine’in hayatta kalmasını istiyorsanız. "Sizinle tartışmak istemiyorum. Forsythe. Caine’in planı mantıklıydı. "Dr." Forsythe bilgisayarında birkaç düğmeye basınca ekranda bilgiler çıktı. Üzerinde 'Güven bana’ yazıyordu. "Bay Dalton'un bu konuda deneyimi varmış mesela. çünkü fazladan 125.. "Peki." "David Caine beni aramanı söyledi." "Benim. Adamın suratının ortasına bir yumruk indirmek istese de. "Nereden bildin?" "James. ama bunu beklemediği kesindi. biter işiniz." dedi soğuk bir sesle Forsythe. ama Nava'nın pek de hoşuna gitmemişti." "İyi." dedi Forsythe başını bile kaldırmadan." "Ben bitti deyince. Crowe ellerini yumruk yaptı." "Aynen öyle. yok."Tamam. işimizi görelim o zaman. ayrıca kardeşini de yakaladım. Forsythe da bunu biliyordu. Değerler çok yüksekti. Zarfı yırtarak açıp mektubu eline aldı. eğer güvenliği sağlarsanız iki misli ücret öderim" dedi Forsythe. Tek istediğim paramı alıp çekip gitmek." Nikolaev. "Tamam. EEG'si normal değil. bunu yapmamak için Betsy'yi düşünüyordu. Benim işim bitti.us . Birkaç tuşa basınca Jasper'ın EEG'si çıktı ekranında. ama sorgulamayı ben yapmam.000 dolara hayır diyemezdi." "Ne oldu?" "Sorun Jasper Caine. O zaman Dalton'u bana gönderin." Forsythe hemen döndü. Dalton'u kullanmanızı tavsiye etmem.e-kitap. O anda aynen Caine’in dediği gibi telefon çaldı. Nikolaev'in telefonuna uzanarak. "Birkaç dakika önce avaz avaz bağırmaya başladı. sonra başka bir çare bulacağım zaten. "Hayır." dedi Tversky. Adam kaşlarını kaldırdıysa da kadını durdurmaya çalışmadı." dedi Crowe sakin kalmaya çalışarak." Forsythe elini kaldırıp odadan çıkmasını işaret etti. Ben-" "David Caine’i yakalamak için tuttunuz beni." "Size çok para ödüyorum Bay Crowe." dedi Nava. şuna bir baksan iyi olacak. Forsythe gözlüklerini çıkarıp Tversky'ye baktı.. "Yani bilemiyorum.' ▲ "İşin başında bunu söylemediniz. "Nava'yla görüşecektim. "Ne diyor?" "Aynı şeyi bağırıp duruyor: 'Bizim için geliyor' diye bağırıyor." "Şuna ne dersiniz." "Ama bunu ona teklif etmemde bir sakınca yok herhalde. bu pek mantıklı değil ama. Ne beklediğini bilmiyordu.

Caine’in kalbi hızla atıyordu ve kasları gerilmişti. bitkindi. ama kararlıydı.fikri olup olmadığını çok merak etti. Caine elini kaldırmak istedi ama bağlıydı. Nava'nın istediği silahlarla çıkageldi. Beş saniye bir şarkı çalıyordu. ▲ Su Caine’i delirtiyordu. sonra bir şarkı daha. ama göz kapakları acıdı. Gözleri kurudu. ama bazen daha aşağılarda bir yerde de oluyordu. Sanki dev bir hortumla aklını boşaltıyorlardı. Acaba göz kırpmamayı öğrenmesi ne kadar zamanını alacaktı? Yorgundu. Şu anda gözlerini kırpması imkânsızdı. ama her yükselişin bir düşüşü vardı. Sanki biri bunu duymuş gibi bir anda müzik kesildi. Biri yine göz kapağını kaldırdı. Caine’in sayesinde bilgileri eksiksizdi.us . Sol kulağındakinde sürekli kanal değişiyordu. Sonra da bir yırtılma sesi duydu. Gözlerine şeffaf bir sıvı doldu. Caine müziğe tapardı ama böyle devam ederse hayatında bir daha hiç walkman dinlemeyecekti. Bir de müzik vardı. Birden birinin kendine bir iğne yaptığını hissetti. Göremiyordu.. ya da bir göğüs ucunda. personel bilgileri. Caine artık gözlerinin kurumaması için kırpmak zorunda değildi. giriş kodları. Diğer kulaklıktan da basit bir melodi duyuluyordu. Caine gözlerini kapattığında. gözlerini kırpmaya çalıştı. sonra soğuk ve sert bir ses duydu. sonra yine statik. Vanın arkasına binerken Nava planı bir kere daha gözden geçirdi. Sonra kasıklarında bir elektrik şoku hissedince bu ona her şeyi unutturdu. Saniyeler akıp gidiyordu. Gerçi Nikolaev'ln 'özel doktoru' Dr. mide bulantısının ve baş dönmesinin azaldığını anlayıp gözlerini kapalı tuttu. bu zaten işkence gibiydi. Bir süre sonra.e-kitap. yarı deliydi ve çok korkmuştu. Biri sol gözünü açıp. bir yerinde elektrik hissediyordu. HerAn'a gitmeye çalıştı görebilmek için. Sonra da sağ gözüne. bir ışıkla gözüne baktı. Genelde parmağında. Bir an çok ama çok hoş bir sessizlik oldu. Damlalar her birkaç saniyede bir akıyordu. bir sonraki elektrik şokunu beklemekten alıkoyamıyordu kendini.. Bir saat içinde Kozlov. Nava'ya bir doping testi yapsalar şu anda bünyesinde bir mangaya yetecek kadar ilaç olduğunu saptayacaklardı. Acısı geçince yine odaklanmaya çalıştı. Birden sandalyesi durduysa da midesi dönmeye devam etti. Bu sefer kapanmasına izin vermedi. korkutucu biriydi bu-. Şu anda dünyayı avuçlayıp kaldırabileceğini. ama Nava tek başınaydı ve yaralıydı. Alnının üstüne bir damla daha düştü. ama bir de ses yükselip alçalıyordu. ama bunu yapamadı. Koluna yapışkanlı bir hastane bandıyla bir katater bağlamışlardı. Önünde bir adam duruyordu. sonra statik duyuyordu. ama su dikkatini dağıtıyordu. maratonu koşabileceğini. Olimpik dekatlonda rekor kırabileceğini düşünüyordu. Bir anda kulak zarı patlayacak gibi oluyordu. Her birkaç saniyede bir. Adam tanıdıktı. ama rastgele damlaması adamı deli ediyordu. Ayrıca. Sonra dönüyordu bir de. Planlar. Kulaklıklar da öyle. uzun boylu. Bu sefer de sol ayak parmağında bir şok hissetti. Tek bir sorun vardı: Bu en az dört ajanın birlikte girişmesi gereken bir işti. ama birkaç defa canı da yanmıştı. Gözündeki damlalardan dolayı odaklanmakta zorluk çekti. "Beni duyabiliyor musun?" Saklı Kütüphane 202 www. Çaresizdi. Çok fazla şey oluyordu aynı anda. Caine neden tanıdık geldiğini anlamaya çalıştı. ama yirmisekiz yıldır kırptığı için bunu yapmaktan pek de kaçınamıyordu. Caine ilk başta ortama odaklanamadığını sandı. Lukin kadınla çok ilgilenmişti. güvenlik profilleri -hepsi elindeydi. sonra gözlerini açtığında sandalyesinin yavaşça döndüğünü gördü. Genelde bu elektrik şokları onu uyarıyordu. sonra da sessizleşiyordu. Eğer belli aralıklarla düşseydi bu kadar rahatsız olmazdı herhalde.

çenesi gevşedi. Caine de avazı çıktığı kadar bağırdı." dedi adam Caine’in yüzüne hafifçe vurarak. Sandalye durdu ve şoklar kesildi. Eğer bir şey saklıyorsan buna pişman olursun. bir saniye tuttu. Biraz sonra her şey normalleşmeye başladı. o andan itibaren de genelde acıyı durdurmak için annelerini bile öldürmeye razı olurlar.. "Caine bedeninde elektrotların olduğunun farkındasındır herhalde.. ama ayık kal. iyiydi. Caine ağzını kapadı.. Ama deneyimle sabit ve inan bu konuda çok deneyimim var. ama yapamıyordu.." Dalton'un sesi korkutucu ve tehditkârdı." Adam dönüp. O kadar yorgundu ki. Sanki canlı bir acıydı. biraz sonra işkenceyi keseceğim. Kalbi hızla çarpıyor ve acı çekeceğini düşünerek kaslarına kan pompalanıyordu. Bir sonraki şok bu kadar hafif olmayacak. bunu kaldırırım' derler. "Biliyorum bu zor. erkeğim. Hatta bir saniyeliğine bile dursa yeterdi. Bunun olmasını istemezsin. sonra nefesini verdi. Eğer vermezsen bunu anlarım. dilini ısırdı ve kanattı. Başını çevirmek istedi." dedi Caine." Caine hatırlamaya çalıştı. "İnsanlar en fazla bir ya da iki dakika dayanırlar. işkenceye karşı koyabileceğini düşünür. Her ne isterse yapardı." dedi zar zor Caine. Caine birkaç dakika sonra nefesini toparlayıp. Caine bu adamın bir dakikalığına bile bu işkenceyi durdurması için ne isterse yapardı." "Çoğu insan. "Neden buradasın biliyor musun?" diye sordu.Şubat. bağırıyordu. tek yapmak istediği gözlerini kapamaktı. AAAH!" İnsanın sol ayağının küçük parmağına verilen bir şok nasıl bu kadar can yakabilirdi ki? "Şubattayız. bildin diyelim. sanki boğazı yırtılmış Saklı Kütüphane 203 www.. tamam mı?" "Tamam. "Galiba bugün. Tamam mı?" Caine konuşma sırasının kendisinde olduğunu anladı. kasları söz dinlemiyordu. Birden Caine’in bedenini daha önce hiç hissetmediği kadar yoğun bir acı kapladı." "Neyse. "Hayır.us .. Bağırdığı için sesi bir garip çıkıyordu. ama kalın metallerle çevriliydi başı. Caine derin bir nefes aldı. Caine’in başını oynattığını görünce onun önüne geldi. Bizimle işbirliği yaparsan." "O yüzden ikimize de bir iyilik yap: Kahramanlık taslama. her denediğinde de canı çok yanıyordu." dedi Caine. değil mi Bay Caine ?" Caine cevap vermedi. çünkü kaçmanı istemiyoruz. Sonra geldiği gibi geçti acı. "İyi. Eğer bir daha yalan söylersen bunu bileceğiz. diğerleri ise kalp atışlarını ve biyoelektrik sinyallerini takip etmek için. Gözlerini kapatıp kaçmak istiyordu. "Bu hafta çok hareketli geçti.e-kitap. Bir aletle tutuşturulduklarından göz kapakları kımıldamıyordu. Jasper'a bir şey olmayacak.. Adı Jim Dalton'du. eğer bunu yapması gerekse. Ama beni dikkatle dinle. Bazıları elektrik vermek için. yanılıyorlar. Sana soru sorduğumda hemen. Anladın mı?" "Gayet iyi anladım. dürüstçe cevap ver. Bu da süreci uzatır sadece. Yani yalan söylediğinde anlıyoruz. Ama bu seninle iletişim kurmamızı da zorlaştırıyor ve biz seninle konuşmak istiyoruz Şunu iyi bil: Eğer kaçmaya çalışırsan bunun bedelini kardeşine ödetiriz. Ama o zaman kalıcı hasar görmüş olur bedenleri veya sorgulamaya devam etmek için çok ağrı kesici vermek gerekir. Midesi bulandı. dans ediyor.Caine’in görebileceği yerden uzaklaştı." dediğinde sesinin çatladığının farkındaydı. "Tamam."Evet. Kendi kendilerine 'ben güçlüyüm. Her bir yerindeydi bu acı." dedi adam dalga geçerek. Caine onu HerAn'dan tanıdı. değil mi?" Caine kusmak üzereydi. dişlerini sıkmaktan vazgeçti. Her bir tendonu piyano teli gibi gerilmişti. Adam. Kalbi yavaşladı. "Sana yükleniyoruz." dedi Caine sadece. . "Caine. "Bugün günlerden ne?" "Bugün. "Tamam. Caine rahatlamak istediyse de.

" "Benden ne istiyorsunuz? Dalton bu sorusuna cevap vermedi. durdu. Kendini yakalamalarına izin vermişti. Caine HerAn’a girdiğinde tüm olası gelecekleri görmüştü." dedi Caine." Saklı Kütüphane 204 www. yine durdu. Gözlerin açıkken bir şey yapamıyorsun.. ama bu kadar zor ve korkunç olacağını bilmiyordu. Plan yapmak gerekiyordu ama elinden bir şey gelmiyordu. Adam ilerledi. Bir daha sesini duyduğunda Caine’in göremeyeceği bir yerde duruyordu. Ama başka seçeneğim yoktu.gibiydi. Adamın yüzünü göremeden sesini duymak garipti. "Asla ölmeni istemedim. "doktor gelip seninle konuşacak birazdan." "O yüzden mi patlayıcıyı yerleştirdin? Sana dedi diye mi?" "Evet. Caine tek başınaydı. "İyi. Yeteneklerini ortaya çıkarmak için ne yapılması gerektiğini söyledi ve haklı çıktı. Gözleri açıkken bir bebek kadar çaresizdi." dedi Doc. ama bir ses duymadı. geri gitti. Bir şırınga mıydı bu? Ya da bir neşter? Caine’in kalbi hızla çarpmaya başladı. Caine baştan kaybetmişti." "Anlamıyor musun?" dedi Doc yalvarır gibi bir sesle." . "Tahmin et. ama bir şey olmadı. Ama onsuz. hangi olası geleceği yaşadığını bilemiyordu. "Bu arada. ama şimdi bunu göremediğinden hangi yolu seçtiğini. Ama bir şeyler hissediyordu. Evinde." dedi Doc başını sallayarak. çünkü ancak bu şekilde yine kontrolü kendi ellerine alabileceğini biliyordu." dedi hemen Caine. hissediyordu bunu. "Mükemmel. "yüzde yüz emin değilim. Dalton'un orada olup olmadığını anlamaya çalıştı. neden elinde fırsat olduğunda beni öldürmedin ki? Philadelphia'da beni ezip geçebilirdin. Bu Doc’tu. hemen düşünmeye başladı.. "Senin gibi bir deneğim daha vardı. "yeteneklerini kullanmaya kalkma. çünkü bu daha hafif adımlarla yürüyen biriydi." Adam başını salladı. biri odaya girerken kapının açılıp kapandığını duydu. Caine bir şey demedi. Sanki ona yaklaşmanın en güvenli yolunu arıyor gibiydi. "Hayır. O bana olacakları anlattı." "Evet." dedi ve yürüyüp gitti. Neden buradasın?" "Çünkü benim Laplace'ın Şeytanı olduğumu düşünüyorsunuz. Birkaç saniye sonra Caine kapının kapandığını duydu." derken bir şoka daha hazırladı kendini. Arkasındaki adamın yavaşça nefes aldığını duydu ve bir ses daha." "İnsanın her zaman seçenekleri vardır. "Merhaba David.e-kitap." Caine birden Dalton'un haklı olduğunu anladı.us . Şimdi baştan alalım." Caine tereddüt etti. "Böyle olduğu için özür dilerim. Sadece neler yapabileceğinin farkına varmanı istedim. O işin içinde olunca blnbir olasılık vardı. Derin bir nefes verip. Bir tek. Sonunda adam yine yaklaştı. Ben de bunu sağladım. Nava her şeyin anahtarıydı.. "Sen Laplace'ın Şeytanı olduğunu düşünüyor musun?" "Ben. Bu içgüdüden daha güçlüydü. Ayak seslerinden bunun Dalton olmadığını anladı." dedi. ▲ Caine. ama bilgiden de daha zayıftı. O zaman boşuna yapmıyoruz bunu. neler yapmam gerektiğini. Birkaç dakika sonra acaba nasıl çıkacaktı sesi. Artık plan yapma zamanı değildi. "Ama bu işe yaramayınca. Ancak bir ölüm kalım durumu olursa o son adımı da atardın..

Doc dönüp Caine’e baktı. sonra da Caine baktı. Caine hocasının bir tek kendini gördüğünün farkındaydı. "David elimizde inanılmaz bir fırsat var. Sesini duyamıyor olması sanki daha da korkunçtu. Caine bir anda titredi. ya da buradan hiç çıkamayacağı olasılığının yüksek olduğunu biliyordu. İlk birkaç saniye hiçbir şey olmadı. Sadece ağlıyordu.us ." dedi hemen Doc. İkinci seviye altmış saniye. "Özür dilerim olacaklar için." Saklı Kütüphane 205 www. Jasper da nöbet geçirmeye başladı." "Sana yardım etmeyeceğim. "Dur! Kes!" diye bağırdı Caine. Caine’in zaman kazanması gerekiyordu." "Ya seninle işbirliği yaparsam ne olacak?" "O zaman buradan çıkmak için ilk adımı atmış olursun. "Testleri yapacağım." Doc'un gözleri onu ele veriyordu: Yalan söylüyordu."Ama neden? Neden yapıyorsun bunu?" diye sordu Caine. Doc ona baktı. Caine buraya gelmekle doğru kararı verip vermediğini bir kere daha sorguladıysa da." Doc telefonu kapattığında çok üzgündü. Dalton odaya girdi. Birkaç test neyi değiştirecek ki?" dedi Doc neredeyse yalvararak. Doc ona baksa da. hatta değiştirmek elimizde. "Şimdi karar ver. istesen de istemesen de bunu yapacaksın David. Dalton’un ismini duyunca gerildi. Sonunda bitti. Elektrik tüm bedenini kapladıkça yumruklarını sıkıp açtı." Caine gözlerini kapayıp bunu görmemezlik edemiyordu. Bilmiyorum. Cevabın ne?" Caine buradan canlı çıkamayacağını. "Yeteneğin sayesinde ne kadar bilgi edinebilirim-edinebiliriz farkında değil misin?" Doc bir adım daha yaklaştı. koluna bir tüp bağlanmış. Bu sefer el bozulmayacaktı. Doc. ama bunu yaparım. "Yapmayacağım. Caine adamın yüzüne tükürmemek için kendini zor tuttu. Her şey senin elinde. Jasper'ın seyiren bacaklarını görmemek için gözlerini çevirdi ama bu mümkün değildi. "Elli saniyesi daha var David. Elleri ayakları deri kayışlarla bağlı biri ne kadar rahat olabilirse o kadar rahat bir şekilde uyuyor gibiydi. "Yalnızca tarihi yazmak değil." Caine televizyona baktı. Ama sen bu odadayken olmaz. Caine onu görmeyeli on yıl yaşlanmıştı sanki. "Bilim için. Ama." dedi Caine." "Hayır. Doc yine David'in önünde durdu. "Kardeşinin canını acıtmak istemiyorum. Jasper titremiyordu artık." Doc başını salladı. "Lütfen Jasper Caine ile ilgilenin. Jasper'dı bu." Cebinden bir uzaktan kumanda çıkarıp tavana yakın bir yere monte edilmiş bir televizyona doğru doğrulttu. Caine yukarı baktı. Duvara monte edilmiş telefona gidip bir numara çevirdi. "Yorgunum. "Sorun da bu zaten.e-kitap. gözlerinden oluk oluk yaşlar akıyordu. şu anda bunu düşünmek için çok geçti. Sonra bitecek. testlerinle kime ne yapacağını bilmiyorum. İnsanoğlunun geleceğini değiştirmek elimizde. Doc'un yapmak istediği testin zararsız olduğuna emindi. "İşte bak bu yüzden sana bunu başka bir zamanda ve yerde öneremedim." dedi Caine birden ne yapması gerektiğini hatırlayarak. "Forsythe ile çalışırım bir tek." Caine derin bir nefes aldı ve cesurmuş gibi konuştuğuna inanmak istedi. Jasper'ın ağzına bir şey soktu ve geri çekildi. Monitörde. Birden ekran açıldı. "Biraz zamana ihtiyacım var düşünmek için. "Biraz zaman tanı da kendime geleyim. ama şimdi evet derse bir daha asla hayır diyemeyeceğinden korkuyordu." Doc başını salladı. "Alo? Bay Dalton?" Caine." dedi Caine. saatine. Jasper uyuyor gibiydi. "Tamam." dedi Caine teslim olmuş gibi bir sesle." "Birkaç test yapalım." dedi Doc. Caine son bir şey daha gördü: Kardeşi altına işemişti. "İkimiz için de daha kolay olur eğer-" "Hayır. sandalyeye bağlı yorgun bir adam gördü." Gözleri parlıyordu. tarih yazabiliriz sen ve ben birlikte.

"bence konuşmalıyız." Saklı Kütüphane 206 www.e-kitap. "Paul. Konuşmak üzereyken birden odanın içinde bir ses duyuldu hoparlörden.us ." dedi adam.Doc kaşlarını çattı.

Saklı Kütüphane 207 www. Forsythe daha rahat çalışabilmek için bir de uyuşturucu vermişti Caine'e.31 Forsythe. Sonucu etkileyeceksem benim de işin içinde olmam gerekiyor." Denek şaşırmış gibi bakıyordu." dedi Forsythe. Tabi eğer gelecekse. Eğer bu seviye önceden belirlenenin üstüne çıkarsa o zaman. "Parayı bana ver. Deneğin göz kapakları hemen kapandı. Bu da Beta deneğinin temporal lobundaki elektrik aktivitesini gösteriyordu. "Sakinleşin Bay Caine.e-kitap. Her zaman oradadır. "Eğer istersen bu paranın yazı mı tura mı geleceğinin büyük bir olasılıkla hesaplayabilirim. ama EEG'ye bakınca deneğin sadece dinlendiğini gördü: Delta dalgaları baskındı. "Peki. Yanağında tükürükler vardı. yekpare gövdesi sonsuzluğa uzanır. bazıları da kuruyup ölür. İlerisinde sonsuz sayıda dal. konsantrasyonunu bozmak için. Yeni dallar çıkar hep. Kalp atışları yavaşlayınca." dedi Caine. "Bu şekilde olmaz. Forsythe'ın kalbi ağzına geldi. söz veriyorum." dedi sonunda Caine. Ben atayım. dolaşır ve birbirine girer ki dallar. Varlığından dev bir ağaç büyür. Monitöre baktı. ama eğer bir şey yapmaya kalkarsanız bunu anlarım. Bazı dallar daha kalın ve güçlüdür. Buraya hiç gelmeme olasılığı yüzde 12. Birkaç saniye sonra denek yemyeşil gözlerini açıp Forsythe'a baktı. Jasper öylece yatıyordu." Forsythe duvardaki monitörlere bakıp EEG verilerini kontrol etti." Caine sağ elini açtı. "Sekiz kere yazı gelmesini sağlayacaksın. Yere düştüğünde yazı gelmesini istiyorum. Caine gözlerini kapadı. Caine bunu düşünmemeye çalıştı. An'dan uzanır." Forsythe Caine’in eline şüpheli gözlerle baktı. "Bu paraya bakmanızı istiyorum. Bir saniye sonra Forsythe istemeyerek parayı Caine’e verdi. "Deney ancak bu şekilde bir işe yarar. ama aklımla yazı ya da tura getirtemem. İkincil dallardan da kendi dalları fışkırır ve bunlar da daha ileri gider. ben ne yapacağım?" Şimdi de Forsythe şaşırmıştı. o zaman planladığından erken atardı başından Tversky'yi. diğerleri ise okunmuyordu bile." Forsythe cebinden çıkardığı madeni parayı gösterdi." "Nasıl?" "Aklını kullanarak. Görüntü sürekli hareket ediyor. Eğer yalan söylerse bunu anlarlardı. "Şimdi bunu havaya atacağım. Bu test canınızı acıtmayacak. Deneğe yaklaşınca EKG'deki veriler hızlandı. Beta deneği Tversky'le değil de kendisiyle çalışmak isteyince çok memnun oldu.7. Sonsuza dek burada kalabilirsin. Nava acele edip gelse iyi olacaktı. Forsythe göz kapaklarını açık tutan aleti çekti. birkaç nesil sonra iç içedirler.us . "Göz kapaklarınızı açık tutan aleti çekeceğim ki odaklanabilin. Eğer denekle bir bağ kurabilirse. "Şimdi ne olacak?" diye sordu. Sonra bir görüntü onu ileri doğru çağırdı. Forsythe'ın boynundaki bir damar hızla atmaya başlayınca Caine adamın sabırsızlandığını anladı. bazıları da hiç yokmuş gibi yok olur. İlk başta birkaç renkli nokta gördü sadece göz kapaklarının arkasında. Ayrıca. Sonra bilim adamına baktı." Caine bilim adamına baktı ne diyeceğini bilemeden. Başka seçeneği yoktu. Devdir. denek bir elektrik şokuna maruz kalacaktı. ama gerçeği söylemek de istemiyordu. O kadar çok döner. Forsythe gülümseyip cebinden küçük parlak bir şey çıkardı. "Ne demek olmaz?" dedi Forsythe.

Forsythe düştüğü yere doğru koşuşturdu." dedi Caine Forsythe’dan çok kendi kendine konuşarak. Aydınlık.000 kere parayı havaya atsa anca bir kere yanlış gelebilir. Yüzünü göremesin diye Forsythe başını çevirdiyse de. yazı mı tura mı geleceğini belirlemekte yüzde 96. Bu bir çeyreklik.Ve şekilsiz bir karanlık gibidirler. Zıpladı. bir daha. en doğru yolu seçiyor veCaine parmaklarını hareket ettirerek parayı fırlattı.12588 oranında dünyanın dönüşüne bağlı. yazı tarafındaki çevre daha büyük ve daha az aerodinamik tura tarafına kıyasla. "Ama.906. Gözlerini açıp.e-kitap. Ayrıca.24510 oranında etkiliyor yazı veya tura gelmesini. "Bir parayı elli defa yazı düşürme olasılığı nedir biliyor musun? Dur. O duyguyu o kadar iyi bilirdi ki zaten." Forsythe parayı Caine’in bağlı eline koydu yine. Bu kısmını dinliyor. Eğer 100. Saklı Kütüphane 208 www. Caine’in göremediği bir yere düştü para.756 oranında etkili. Caine yine gözlerini kapayınca bu sefer doğru dalı bulmak daha kolay oldu. Yazı. bu para kırkdokuz kere daha yazı gelirse. "Evet. Ayrıca. "Bu hiçbir şeyi kanıtlamaz. Çok kolay buldu. Yine yazı geldi. tura. Yazı. Bir de bunu ilacın etkisi altındayken yaptığını düşün. karanlık. Caine parayı attıktan sonra bazen kendinden geçiyordu.55164 oranında manyetik kutupların yakınlığına bağlı. Para yine havada uçup yerde sekti. Beyninin bir kısmı bağırmak istiyor. "Bu inanılmazdı. Caine’in başı dönüyordu ve kan ter içinde kalmıştı. Forsythe artık gülümsemiyordu. Attı. bu ikisi. Yazı mı dedin?" diye sordu Caine gözlerini kapayarak.125. parmaklarının gücüne ve bağlı bileğini büküşüne kıyasla pek de önemli değil. ama Forsythe onu hemen uyandırıveriyordu. aklını kaçırmak ve önündeki sonsuzluktan uzaklaşmak istiyor." dedi Forsythe nefes alamıyormuş gibi konuşarak. Caine HerAn’da Nava'yı aramaya kalktığında da Forsythe ona elektrik veriyordu. Sonra bir daha.889.84322 oranında etkiler. Yazı.23415 oranında da yerin temizliğine bağlı. Paranın yere düştüğünü. Bunlar yazı mı tura mı geleceğini yüzde 37. sonra da yuvarlandığını duydu. Zaten iki kere denedikten sonra vazgeçti aramaktan Caine. Caine tüm bu bilgileri dikkate alıyor. yazı. Belli ki. Lütfen devam edin. Kaplaması ise yüzde 75'e 25 oranında bakır nikel karışımı). Yüzde 0. Yani yazı tarafı tura tarafından 0." dedi Forsythe heyecanlanarak. Caine bir şey yapmaya çalışınca anlayacağını söylerken blöf yapmamıştı. Eğer bilinci tamamen açık olsa neler yapabilir. Ama diğer kısım için burası evi.00001 oranında ses de etkili. Odada havalandırmadan hafif bir esinti olur. "1. Yine yazı. Bir de yeri hesaba katıyor (yedi metrekarelik taş zemin). Yüzde 1.842. Bir kere daha. Parayı eline aldığında gülümsüyordu. Caine görmüştü. Atma şekli de yüzde 58. bu bir şeyi kanıtlar." Tversky bilgisayarda bir işlem yaptı.us . Caine bunu nasıl yapacağını gördü.620'de 1'dir. yüzde 2. "Yüzde elli olasılıktı bu. Aldı. Düştü. Parayı attı. Caine’e saatler boyunca sürmüş gibi gelen deney sonunda sona erdi. Caine bunu oksijen ve nitrojen moleküllerini oynattığını görür. Tversky başını salladı. tahmin edebiliyor musun?" Forsythe başını hızla salladı. Forsythe." dedi Forsythe. ama ellinci defa yazı attıktan sonra bilim adamının yüzünü görmek için baktı. Ama bu faktörler. Forsythe dehşete düşmüştü.00128 gram daha ağır. Sonucun nedenlerini anlamak için Caine paranın alaşımını düşünüyor (özü yüzde 100 bakır. İki saatlik test boyunca denek ara ara bayılmıştı ilacın etkisiyle. yüzünde başka bir ifade vardı. yüzde 0." "Doğru. "Bir daha. havalanmasını seyredip ışığın iki yüzüne yansımasına baktı.

Beta deneği gözleri açık tutulduğu sürece hiçbir şey yapamazdı. Belki de zaman içinde davranışını değiştirmek için terapi yapıp. Sürekli yüksek dozda Torazin de verip duramayız. onkologlara. Şu anda bilim adamına hâlâ ihtiyacı vardı ama şansı yaver giderse kısa süre sonra olmayacaktı. onun daha büyük hedefleri vardı. "Yapsak bile asla emin olamayız. "Aynen tahmin ettiğim gibi: Olasılık dışı bir olguyu hesaplamakla." dedi Forsythe. o olgunun olasılığı arasında lineer bir bağlantı var. çok tehlikeli. Bunun için para atan bir makine ve bir kontrol grubu gerekirdi." dedi Tversky Forsythe'ın düşüncelerini bölerek. onu kontrol etmeye devam edebiliriz. Ordu.e-kitap. zar atmak gibi bir şeyi hesaplamak daha uzun sürdü. iki adam da bu bilgileri yayınlamak niyetinde değillerdi." Tversky yine volta atmaya başladı. Belki de belli bilim adamlarını laboratuvarda çalıştırırsak ve biz-" "Dur bir dakika." dedi Forsythe başını sallayarak. Caine’in gözlerini kapayınca görmesinin daha basit bir açıklaması olduğuna inanıyordu." dedi Forsythe." "Evet. ama Forsythe. "doğru kaynaklarla David istediği her şeyi yapabilir. "Onu bilim adına kullanmalıyız. ama Forsythe deneğin Laplace'ın Şeytanı olduğuna inanmıştı. Tversky bunun beyindeki retikuler-aktivasyon sistemiyle bir ilgisi olduğunu düşünüyordu." Tversky volta atmaya başladı." dedi Forsythe işe dönerek. Ayrıca. "Doğru yönlendirilirse evrenin sonsuz bilgilerini laboratuvar ortamında büyük bulgular elde etmek için kullanabilir. "Özgür bırakamayız. Tversky'den sonsuza dek kurtulacaktı." dedi Tversky." "Bence bunu başaramayız. daha düşük olasılıklı şeyleri tahmin etmesini istersek. Ayrıca. herkese yardımı olabilir! David evrenin en büyük sırlarını çözmeye yardım edebilir. David'e ilaç vermeyi kesip. Deneği tam olarak anladığında. o zaman da bir kaçış yolu bulabilir." Ama Forsythe'ın aklı bilimsel bulgularda değildi. aynen öyle yapacaktı. Tversky'nin Jasper üzerinde yaptığı deneyler sayesinde de bu Şeytanı nasıl kontrol edeceklerini biliyorlardı. Mikrobiyologlara. Bu sayede hem Tversky kötü bir nam salardı. Bir sır olarak kalmalı." "James. Ayrıca. "Deneyler sırasında gözlerinin ne kadar kapalı durduğunun hesabını tuttun mu?" diye sordu Forsythe. Tversky başını salladı. "Onu bir şekilde gizlemeliyiz. Olasılıklar gerçekten de sonsuz. her şeyi yitirebiliriz. Ne yapmak istediğini düşünüp karar verene kadar Tversky'nin fikir üretmesini istemiyordu. "Yeteneklerini kullanabileceğimiz başka yerler de var. Forsythe gülümsedi. "Sonsuza dek kardeşine zarar vereceğimizi söyleyip duramayız. matematikçilere. Bir paranın yazı veya tura gelmesi gibi yüksek olasılıklı olguları etkilemek için harcanan süre çok kısayken. Politika. "Daha hâlâ deneği nasıl tam olarak kontrolümüz altında tutabileceğimizi bulmamız gerek. İkisi de bu sorunu düşünürken diğer tarafta denek gözlerini kapayamadığı için duvara bakıyordu. Evet. "Bence ne yapmamız gerektiği çok açık: Onu Saklı Kütüphane 209 www. Beta deneği ellerinin altında olduğu sürece hayat boyu bir daha asla hiçbir konuda endişe etmeleri gerekmiyordu. hem de Forsythe ondan kurtulmuş olurdu. şimdiye kadar görülmemiş bir gücü elinde tutuyordu.Tabii ki böyle bir deneyle bir akademik bildiri yazamazdı. Beta deneğini elinde tutan kişi. "bu bir sorun. nasıl kullanacağımıza karar vermeden cevaplamamız gereken o kadar çok soru var ki. Bir an için bile kontrolü elimizden bırakırsak. Belki de Tversky'yi Julia'yı öldürdüğü için polise ihbar ederdi. Bunun dışında çok tehlikeli olabilir." diye sesli düşündü Forsythe Tversky'nin ne diyeceğini görmek için. astrofizikçilere." "Çıldırdın mı?" diye sordu Tversky. "Ne gibi?" "Finans. Önemli olan zaten neden değil sonuçtu.us ." Bilim adamları iki yönlü aynaya baktılar.

onun yerine özgür iradesi olmayan.Beni tehdit mi ediyorsun?" "Neden?" diye sordu Forsythe.e-kitap. bir gerginlik vardı aralarında. Bunu yapabildiklerinde de ikizlere ihtiyaçları olmayacaktı artık. iki tane 9 milimetrelik Glock yarı otomatik tabanca. "İyi geceler James. Ben yolumu bulur çıkarım. Kimliği cebine sokuşturdu. fermuarla kapanmış olan ve içinde bir uyuşturuculu tabanca." "Ölümün de geri dönüşü yok. Şimdilik Beta deneği ile çalışabilme umudu Tversky'yi kontrol altında tutmaya yeterdi. Jasper'ı pasif bir nevroleptik durumda tutmak için gerekli olan ilaç dozajını hesapladı. eğilip sağ ön lastiğin altına baktı. açtığı fermuarlı bölmeye baktı. Forsythe Beta deneğine şu anda vermekte oldukları ilaçlara biraz uyuşturucu da ekledi.. Eğer yapamazlarsa o zaman da Forsythe'ın ekibi ikizlerin beyin kimyasını oluşturacak bir bileşim yaratabilirdi. Gece bekçisi kadının geldiğini görünce yavaşça elindeki dergiyi indirdi. "O bir kazaydı. İkiziyle işi bitince.Ben. Forsythe konsolundaki birkaç düğmeye basıp bu ilaçları Jasper'a enjekte etmek isteyip istemediğini ısrarla soran makineye sürekli 'evet' cevabını verdi." "Ama o zaman özgür iradesi olmaz. Forsythe iç geçirdi." Bir an için Forsythe Tversky'nin buna karşı çıkacağını düşündü.sürekli nevroleptik bir halde tutacağız. Aslında bu ilaçları kullanmadan deneyleri yapmak daha verimli sonuçlar verirdi. bilekliği taktı ve girişe doğru gitti.us . yarın da yapmak istediğim birçok test var. Adamın şiddet eğilimlerini kontrol altında tutmak da gerekiyordu. Aynen söz verildiği gibi ihtiyacı olan mallar oraya bırakılmıştı. Lobi baştan aşağı mermer görünümlü taşlarla döşenmişti.. "Ama Alfa deneğini hallederken bu senin için bir sorun olmadı. bir tek. Güvenliğe doğru giderken attığı her adım duvarlardan yankılanıyordu. "İyi geceler sana. üçyüz kadar mermi. Sahte kimliğine baktıktan sonra da beş saniye kadar sırt çantasını ararmış gibi yaptı. bir kutu Freon ve binayı yerle bir edebilecek kadar patlayıcı olan kısma bakmadı Saklı Kütüphane 210 www." Forsythe başını salladı." dedi kızarak Tversky. Tversky'e güvenmediğinden ona şüpheci gözlerle baktı." dedi Forsythe. Tversky zor adamdı ama haklıydı. Aynen kadının beklediği gibi. "Ben kalıp ikizi hazırlayacağım. Üç saate kalmaz Jasper Caine tamamen yok olacaktı. ama Forsythe ikizlerin ilaçlara rağmen istenilenleri yapabileceklerine güveniyordu. "Etmem mi gerekiyor?" Tversky sustu kaldı uzunca bir süre." İkisi de bir an için bir şey demedi. Tversky de Alfa deneğinde bunu yapmıştı zaten.. bir kere bunu yaptık mı geri dönüşü olmaz. "Benim gibi düşündüğüne sevindim. bir aksilik çıkıp çıkmayacağını görmek için ilk önce bunu ikizin üzerinde denemek gerekirdi." Kapı kapandıktan sonra Forsythe. Sonunda. ama Nava bunun yanıltıcı olduğunu biliyordu. onları dinleyen bir kobay olacaktı. Yan etkileri olmayacağından emin olmalıyız. Nava'yı binaya gelmeden biraz ileride bıraktılar. Sonunda Tversky konuştu." dedi Forsythe soğuk bir sesle. Beyzbol şapkasını gözlerini gölgeleyecek şekilde indirdi." Forsythe. "Bugün uzun bir gündü. Bina sağındaki ve solundaki yedişer katlı binalara çok benziyordu. istediklerini yaptırabilecekleri. Tversky neler çeviriyordu şimdi? Bir an için onu zorla burada tutmayı düşündüyse de bundan vazgeçti. kolundaki kataterden bedenine ilaç yüklenirken sanki odaklanamıyordu. "Zaten amaç da bu değil mi?" "Evet ama." Tversky kıpkırmızı oldu.. sigarasından son bir nefes çekti ve sonra da yere atıp ezdi." dedi garip bir şekilde. Ekranda Jasper'ın gözlerinin buğulandığını görüyordu. "David'de denemeden ilk önce bunu kardeşi üzerinde denemeliyiz.. Yolun kenarına park edilmiş siyah büyük arabanın yanına geldiğinde. Daha büyük. ama sanki fikrini değiştirmişti. "Ben gidip dinleneceğim. Derin bir nefes alıp dönen koca kapılardan içeri girdi.

Çok. ama bunu da umursamadı. ama daha önce hiç damardan uyuşturucu almamıştı ki. Uzakdoğu işi bir halının iki tarafında. O düğmeye bastığı andan itibaren sürekli gözetleniyor olacaktı. Asansör açıldığında karşısında bir manga güvenlikçi bulabilirdi. Göz Saklı Kütüphane 211 www. Julia'ya ve David'e yaptıklarından dolayı onu öldürmek istiyordu. o zaman sorun yoktu. Sonra da kahverengi kâğıda sarılı bir şey çıkardı. Gerçi beyzbol şapkasıyla gölgelenmiş yüzünü göremezdi. Düğmeye basar basmaz da kapılar açıldı. omzu. Gülümseyip teşekkür ettikten sonra Nava asansörlerin olduğu yere gitti. Bir terörist olmadığına kanaat getirip.bile.vayyyy.. Hiçbir şeyin önemi yoktu. Kıkırdadı. Kendi yolunu kendi seçmişti. Camdan dışarı bakarken Nava hayatının farklı olmasını diledi. Uyuşturuculu tabancayı ve 9 milimetreliklerinden birini çıkardı ve ikisini de kontrol etti. Bu onun gizli silahıydı ve buna ihtiyacı olmayacağını umuyordu. Şimdi işi vardı. orada Alman kurt köpekleri tarafından paramparça edilirdi.e-kitap. koridor boyunca yürüdü. Caine insanların neden ilaç veya uyuşturucu bağımlısı olduklarını anladı. Bu iş beş saniyeden kısa sürdü. kaldığı yerden dergisini okumaya döndü. Dizi zonklamıyordu. Bakalım neler olacaktı. Camlı kapılarla girilen lobi benzeri bir yere gelmişti. Ya da laboratuvara kadar kılına zarar gelmeden gidip. Birkaç saniye hayaller dünyasına dalıp sonra hemen kendine geldi. ama çok iyiydi. ona ismini yazıp bir imza atmasını söyledikten sonra da. Caine gülümsemeye başladı. çok iyi. Eger elindeki bilgiler doğruysa. Damarlarına akan o serin sıvının yerini başka bir şey almıştı. öfkeden kudurmuş bir halde adamın gidişini seyretti. Nava gözlerini camdan ayırdı ve gayet emin adımlarla araçta ezberlediği güzergâhta. Biraz sonra da o kadar kendinden geçti ki bunu umursamadı. her zamanki gibi silahları tamamdı. Bir an için adamın boğazını bıçağıyla kesip orada lobide kan kaybından ölmesi için bırakmayı düşündü. Ya da sinir gazı yiyebilirdi. Beyni hamur gibiydi. ayvayı yemişti. Kapılardan geçip pahalı görünümlü bir lobiye girdi bu sefer. tek bir kelime etmeden. Buz gibi sıvı kolundaki damarlardan geçip beynine doğru yol aldı. Bir elektromanyetik kilidi daha açınca ikinci bir asansörün önüne geldi. boynu ve sonra. Bunu düşününce kendini daha iyi hissetti.. Bu yüzden de.. Bunu bilemezdi. Diğer duvar da aslında yerden tavana kadar camdı ve buradan neredeyse uyumakta olan şehrin parlak ışıklarını görebiliyordu. Derin bir nefes alıp yakayı ele vermemek için kendine hâkim olmaya çalıştı. Dişlerini sıkarak altıncı kata çıkarken Doc'u düşünmemeye çalıştı. Asansörün kapıları açıldığında görevine devam etti.us . Duvardaki düğmeye basıp asansörü bekledi. ama kadın onu tanıdı. inanılmaz bir şeydi. Bunu bir tek ölümü kesinleştiğinde kullanacaktı. Bu Doc'tu. Kolu. Son olarak bilekliğini kontrol etti. Daha önce kanının akışını hissedebileceğini bilmiyordu. boynunun tutulduğunu hatırlamadı. Bunu duvardaki manyetik kutuya tuttu ve elektronik kilitlerin açıldığını duymadan önce de tüm olası frekansları denemesini bekledi.. Adam o kadar dalmıştı ki Nava'nın yanından geçerken zahmet edip başını kaldırmadı bile. Bu sırada da beyni boşluğa doğru sürüklendi. başkası değil. Ama Nava şu anda bunu yaparsa görevlinin alarmı çalacağını ve böylece David'i kurtarma şansı olmayacağını da biliyordu. Asansörü çağırdığı andan itibaren geri dönüşü olmayacaktı. Sırt çantasını açtı ve bir deste kâğıt büyüklüğünde elektromanyetik bir alet çıkardı. Daha sonra öç alacak zamanı olurdu. iki deri koltuk vardı. Eğer bilgiler yanlışsa . Her şey muhteşemdi. Sırt çantasındaki silahları ve mermileri boşaltıp bunları çok küçük bir çantaya tıktı. Göz kapakları gerildi. sırtı ağrımıyordu. O zaman da eğer işe yaramazsa bu bir tek kendi suçu olurdu. Tam girmek üzereydi ki asansörde birinin daha olduğunu fark etti. Hayatı riskte olduğunda başkalarına güvenmekten hiç hoşlanmazdı.

.e-kitap. Ani bir mutluluk kapladı içini ve iç geçirdi. Hem de ne hoş.. ama bunu yapamadı çünkü.us . Zaten ne önemi vardı. Saklı Kütüphane 212 www. Neden umursamıştı ki her şeyi? Birden çok uykusu geldi. Hiçbir şeyin önemi yoktu.neden olduğunu hatırlayamadı. Gözlerini kapayıp uykuya dalmak istedi.. gözleri açıkken bile uyuyabilirdi. Gözleri açık uyumak hoş olurdu. Her şey onu gıdıklıyordu. şimdi bunu anlıyordu.kapaklarını açık tutan alet canını acıtmıyordu sadece biraz gıdıklanıyordu artık.

. Oda küçücüktü. "Altı." dedi Nava. Üzerlerinde parmak izi tarayıcıları olan kalın güvenlik kapıları vardı. Tabancasını çekip adamı boynundan vurdu. Bir sonraki arama onbirde olacak. birkaç metrekareydi. Boynuna saplanan bayıltıcı iğnenin battığı yerden kanlar akarken sandalyesine kapaklandı. kısa saçlı adamlar. Bu önemli bir bilgiydi.. Tulumunun kocaman cebinde duran tabancaya sıkıca yapıştı ve kumaşın altındaki soğuk metali hissetti. Masada oturan iki bekçi vardı. L şeklindeki güvenlik masasında minik siyah beyaz monitörler vardı. Bunlar lobidekiler gibi hafife alınacak adamlar değildi." dedi adam zor yutkunarak. Biri Latin kökenliydi. Onüç dakikası vardı. Kapılar açılınca görülmemek için kenara çekildi. sağ gözüne dayadı.32 Nava altıncı kata doğru hızla çıkan asansörün içinde beklerken tabancasını sıkıca tuttu." "En son ne zaman konuştunuz? "Onkırkbeşte. Yirmi dakikası olmasını tercih etse de. Geniş. Asansör durunca metalik bir klik sesiyle kapıları açıldı ve." Saklı Kütüphane 213 www. Beyaz bir zemin. "Bunlardan bir tane mi var?" "Evet. Başını eğip omuzlarını dikleştirdi asansörden çıkarken. Adam söyleneni yaptı. kaslı. Servis asansörüne girince üzerinde B2 yazan düğmeye bastı. Asansör kapıları açılınca hemen çevresine göz attı.. "Hayır dur. Tek eliyle paketi masaya koyarken diğer eliyle de cebindeki silahı kavradı.. Genç." "Sessiz alarma bastın mı?" "Hayır. Esmer olandan soruluyordu buralar. bu da yeterdi.. paralı askerdi. Yedi olduğuna eminim. Asansör yavaşlarken midesi düğümlendi." "Diğer nöbetçilerle kaç dakikada bir konuşuyorsunuz?" "Onbeş dakikada bir. "Adın ne?" "Jeffreys" El tarayıcısına işaret etti başıyla Nava. Nava tabancayı gözüne iyice soktu. Asansörden çıkmadan önce. "Her yerde parmak izi tarayıcıları var. Sarışın güvenlikçi. Hiç kimse yoktu. Kapılar kapanınca asansör hızla en alt bodrum katına indi.. "Binada kaç güvenlikçi var?" "Galiba. Forsythe için bir paket getirdim." adam sanki sayıyormuş gibi gözü oynadı." dedi sonunda." dedi kendini tanıtırcasına.. diğer ise sarışındı. "Başka ne gibi güvenlik önlemleri var?" Bir saniyenin onda biri kadar tereddüt edince adam. gafil avlanmamak için yukarı baktı ama tavanda üç floresan disk ve bir gözetleme kamerası vardı sadece. gümüş renkli." Nava'nın saati 10:47'ydi.us . "Ellerini başını arkasına koy. "Dr. Nava sıkılmış gibi bir ifade takınarak. Kamerayı izleyen biri varsa beyzbol şapkasını ve üzerinde hiçbir logo olmayan gri tulumunu görüp onu erkek sanabilirdi.yedi. beyaz duvarlar. Latin olana baktı ne yapacağını bilemeyerek. Adam acı içinde kalakaldı.e-kitap. Adamın şaşıracak vakti olmadı. onlara doğru emin adımlarla yürüdü. Diğer görevli hiçbir şey yapamadan Nava tabancayı ona doğrultup.

"Sen ve ortağın dahil mi?" "Evet. Adamın neredeyse burnunun dibine gelmesini bekledi Nava kendini göstermeden. o zaman da Nava'nın burada olduğu anlaşılacaktı. Giriş gibi burası da bembeyazdı ve floresan ışıkların altında parıldıyordu. kalın sesli iki adamın konuştuklarını duydu. Birden Nava'nın kalbi sıkıştı. Acele etmesi gerekiyordu. yüz kilodan ağır. Masanın diğer tarafındaki ekranlara göz attı aradığını bulana kadar. David. Nefesini tuttu. göğsü her nefes alışında inip kalkıyordu. Saatine baktı. Tam gitmek üzereydi ki başka bir ekran takıldı gözüne. Silahlarını ceplerine sokup. Acaba daha neleri söylememişti ona? Neyse yakında öğrenecekti nasılsa. Nava buraya geldiğinde. Sonra da adamın gömleğinin kolundan bir parça kesip yarasını sardı. Nava uzun koridorun sonuna baktı. Ayak bileğine iliştirdiği bıçağı kullanarak adamın parmağının tendonlarını kesti ve bıçağı eklemine soktu. sarı saçlı. Sonra da hapşırdı." Koridor ayak sesleriyle yankılandı. Kadının neden sorduğunu anlayan Jeffreys yutkundu. Ama biri ateş ederse. Hemen karar vermek zorundaydı. Adamlar konuşmayı kestiler. Aslında çıplak elleriyle daha iyiydi ama." "Onun parmak izi binadaki tüm tarayıcıları çalıştırır mı?" diye sordu Nava yerde baygın yatan adama işaret ederek. Koridor yirmi metre uzunluğundaydı. Nava ikisini birden kurtaramazdı. Sen burada kal. Bu aslında en eski numaralardan biriydi ama Nava'nın deneyimi ona en iyi numaraların en eski numaralar olduğunu göstermişti. 10:48. Geriye doğru birkaç adım attı ve bir kapı girişine doğru saklandı. Önce birini indirip. Adam iki metrenin üstünde. işler zorlaşırsa bıçağını kullanacaktı. sonra diğeri ne olduğunu anlamadan onu ele almak daha kolay olurdu. Daha doğrusu hapşırırmış gibi bir ses çıkardı. Ama David'in aksine o uyanık gibiydi. Elinde de hemen kadına doğru savurduğu ağır bir cop vardı." "Evet. Ben gidip bakacağım. sonra da sağa ve sola dönüyordu. esmer nöbetçinin sağ elini kendine doğru çekti. Durdu ve neler yapabileceğini düşündü. Parmağın üst kısmını keserken kan fışkırdı. Monitöre bakılırsa o da DS'deydi. Eğer ikisini de ateş etmeden saf dışı edebilirse o zaman koridor boyunca boş duran depolardan birine saklayabilirdi adamları. Jasper. Kadın adama doğru gelip kolunu eldivenli eliyle yakaladı. "Bir ses duydun mu? "Biri hapşırdı sanki. O da David gibi gözleri açık bir halde bir sandalyeye bağlıydı." Tek kelime daha etmeden Nava bayıltıcı silahın tetiğini çekip adamı kolundan vurunca o da ortağının yanına yığıldı. İleri doğru devam edip adamın bileğini büktü onu omzunun üstünden atmak için. ama sonra da yavaşça başını salladı.oniki dakikası kalmıştı. Kaynağının parmak izi tarayıcılarından söz etmediğine inanmıyordu. Ama adam çok hızlıydı ve o da diğer kolunu kaldırıp eliyle bileğinin birleştiği yeri kullanarak Saklı Kütüphane 214 www. yani David'den uzaktaydı.us . göğüs göğüse çarpışmaya hazırlandı. kalın kaşlı bir adamdı. Masanın diğer tarafına uzanıp. bu iki adamı birbirinden uzaklaştırmak gerekiyordu. Dinlediklerini hissedebiliyordu. İşte bu yüzden hep araştırmayı kendi yapmak isterdi. Bir saniyenin dörtte biri kadar bir süre göz göze geldiler ve Nava saldırdı. İki rehineyi birbirlerinden bu kadar uzakta tutmaları ilginçti.e-kitap. D kanadında. Gözlerini tavana dikmiş olan adam sanki baygın gibiydi. "Evet. Ekranın sağ alt köşesinde C-10 yazıyordu. Nava ellerini adamın üniformasına sildi. en ufak sesi duymak için kulak kabartıyorlardı. çünkü eğer ıskalarsa biri alarmı çalıştırabilirdi. çünkü kaşları çatılmıştı ve elleri titriyordu. Silah kullanmamaya karar verdi. İlk önce. Ateş açmak istemiyordu.

Eğer diğerinin bir nebze aklı varsa bu işi araştırmaya koyulmadan alarmı çalıştırırdı. Adam tehditkâr bakıyordu. Ama çoğu güvenlikçi pek de zeki olmazdı. kasları da düzgündü. Eğer Dalton denen herifi uyarırlarsa adam daha bir şey yapamadan bunu gözlerinden anlayacağını biliyordu. Saklı Kütüphane 215 www. Artık nazik davranacak zamanı kalmamıştı. Adamı omuzlarından tutup tüm gücüyle kasıklarına diziyle vurdu. Sanki kâğıtları düşürdüğü için utanıyormuş gibi başını öne eğince saçları yüzünü gölgeliyordu. Dirseğiyle ensesine vururken. Elindeki kâğıtları düşündü C6'nın önünde. C8. Nava yarım daire şeklinde dönerek botunun tabanıyla adamın kafasına tüm gücüyle tekme attı. Nöbetçiler birbirlerine yakın durduklarından yalnızca birini vurabilirdi. kendini savunmasız bırakmış oldu. Nava da bunu istiyordu zaten. Üç metre kalmıştı. Nava irkildi. İkisini de indirecek kadar yaklaşabilirdi belki.e-kitap. Adamı bayıltmak için ensesine vurduğunda zaten bembeyaz kesilmiş olan adam. En büyük avantajı onları hazırlıksız yakalamaktı. bir daha asla yapmayacağı bir hataydı. ama birkaç saniye kendine gelemedi.us . Adamın hayaları parçalandı sanki. Daha uzun boylu olanı kaslı ve inceydi. bunu kullanacaktı. öylece yere yığıldı kaldı. Nöbetçilere doğru yürümeye devam etti. düşünmeden eğilip sopayı alınca. bir saniyede işini bitirirlerdi. Otuz metre kadar ileride bir kapının iki yanında iki adam duruyordu. Diğerlerini halletmişti. ama bundan hiç emin değildi. Çıplak elleriyle girişebilirdi. Elini cebine götürdü çaktırmadan.kadının göğsüne vurdu. Bu. Nava beyzbol şapkasını çıkardı ve beyaz bir laborant önlüğü giydi. Koridor boyunca yürürken kısıtlı seçeneklerini gözden geçirdi. çok uzun gibi görünen bir koridora geldi. ama adam her kiminle konuşuyorsa onun bir şeyleri çakmasına da izin veremezdi. Yok." dedi Dalton." dedi. Bir dakika içinde. Altı metre sonra yanlarında olacaktı. Düşmedi. Aslında uyuşturucu tabancayı kullanmayı tercih ederdi ama hata yapmak istemiyordu. Burasının CIO olduğunu düşündü. ama tavrında bir değişiklik yoktu. Adam bayılarak yere yığıldı. Adamın kulaklığından bir cızırtı sesi geliyordu. McCoy'un sopasını kaptığı gibi köşeyi döndü. Diğer nöbetçi bir şeyler döndüğünü anlamadan bir saniyesi vardı. "Tamam anlaşıldı. saklanacak bir yer de yoktu. Burası o kadar dardı ki sanki iki kişi yan yana geçemez gibiydi. Bu dar koridorda biraz avantajlı durumda olurdu. çünkü o iki iri adamdan daha rahat hareket edebilirdi burada. kaldırdığı diziyle de adamın çenesini dağıttı. Her üç metrede bir. "McCoy iyi misin?" diye bağırdı arkadaşı adamın yere düşen sopasının sesini duyduğunda. Eğer diğer nöbetçileri buldularsa şimdi atılması gerekiyordu. Kâğıtları toplarken onlara sırtını dönüp susturuculu 9 milimetreliğini koltuğunun altından alıp beyaz önlüğünün cebine koydu. "Ben Dalton. bir kapı vardı. Kapıya vardığında. Kulaklığı kapadı. Sopayı yavaşça adamın dizlerine doğru fırlattı. Beklemeye karar verdi. iki güvenlikçiyi de yüklenip bir depoya tıktıktan sonra. Bu şekilde adamların dikkatini dağıtamazdı. Daha yakına gitmesi gerekiyordu. Diğeri daha iri yarıydı. durup utanarak nöbetçilere baktı. halterci gibi bir yapısı vardı. C9. Belli ki kendine iyi bakıyordu. Gerçek bir mermi tam istediği yere isabet etmese bile yine de hedefi yavaşlatırdı. ama şansı sonsuza dek yaver gidemezdi. Koridor boyunca ClO'a doğru ilerledi. çıplak elleriyle girişemeyecekti. Soğuk metale dokundu parmaklarıyla tabancanın kabzasına yapışmadan. Bu güvenlikçi daha kısa boyluydu ama. Nava bir an için nefes alamayınca adamın elini bıraktı. Bir sonraki güvenlik kapısından geçince. Güvenlik görevlilerinden biri baktıysa da onu Forsythe'ın asistanlarından biri sanıp ilgilenmedi. o yüzden de Nava'nın hâlâ bir şansı vardı. Ama eğer onu bir şekilde alt ederlerse kaçacak yeri olmazdı. Adam.

Adam çok güçlüydü. Dalton ise iyice dağılmıştı. Kadına sanki dünyanın en salak insanıymış gibi bakıyordu. Tabancasını Dalton'a çevirdi. Yerde de kanlı parmak izleri vardı. adam aldırış etmedi. Adam üstünde debeleniyor. Monitöre baktığında Esposito ölmüştü.e-kitap. Yaradan. Neredeyse bayılacaktı ama buna izin vermedi. Saat 10:55'ti. Nava. Adam. Bir eli hareketsiz bir şekilde duruyor. sonra kamera devre dışı kaldı. omzuna iyice soktu. kan gölünün ortasında yerde yatıyordu. kanlı ellerini yere dayadı ve acıya odaklandı. Kadının başı taş duvara çarpınca bir ses çıktı. Terli ellerine aldı bıçağı. Omzundaki yaradan oluk oluk kan akmıştı çevresine. adam da o kadar yakındaydı ki tekme de atamazdı. İnce olan nöbetçi bacaklarını açmış yerde yatıyordu. "Seni öldürmüştüm Vaner. İki eliyle tuttuğu bıçağı başının üstüne kaldırarak Dalton'un göğsüne sapladı. Herhalde vurulduktan sonra bir an daha yaşamıştı çünkü iki eli de kan içindeydi. tabanca yere düştü. Adam kadının bileğini büktü. ama bu bir işe yaramadı. gözlerinden kızgınlığı ve çektiği acı okunuyordu. Siz-" Mermi göğsünü delip geçince konuşamadı. Sağ ayağı uzanabilmişti. Kadın nefes nefese dizlerinin ve ellerinin üstüne kapaklandı. Ağzını açtı ve kapadı. Hâlâ nefes almakta zorlanan Nava boynunu ovuştururken etrafına bakındı. Burası cehenneme dönmeden önce yalnızca beş dakikası vardı. Mermilerinden biri lambayı patlattığı için en azından fazla ışık olmadığını düşündü Nava. Dalton'u susturmak zorundaydı. Aklına bir fikir geldi. Gözlerinin içine bakınca birden kadını tanıdı." Gözlerinin önünde noktalar uçuşurken on saniye sonra bayılacağını biliyordu Nava. Adam sırt üstü yere yapışınca boynu büküldü.us .şey hastaya bakmam gerekiyor da. Boğazını sıkmaya devam eden adamın sıcak nefesini ensesinde hissedebiliyordu Nava. Crowe içinden okkalı bir küfür etti. Çizmesinin üstüne dokunup bıçağını çekti. Son bir gayretle dizini göğsüne çekti. ama sıkı sıkı kavradı. Son olarak kameradan Dalton'un Vaner'ın bileğine yapıştığını görebildi. Tepelerine plastik ve cam yağdı ve ışık patladı. ama adam bileğine yapıştı ve kadın tetiği çekince mermi tavana isabet etti. Bıçak saplandığında Dalton daha da sıkı tuttu boğazını. kadını boynundan yakalayıp duvara çarptı. Sağ elini kıpırdatamıyordu Nava. Göğsünden kanlar akıyordu. adamın sağ ayağına yapışıp onu çekti. nefes almaya çalıştı."Bir şey mi vardı?" diye sordu uzun boylu nöbetçi. Kan olmayan yerlerde de plastik ve cam parçaları vardı. Başı öne eğilen adam son nefesini verirken gözleri açık bir halde yere serildi. Bıçağı çekerken kafası duvara vurunca neredeyse elindekini düşürecekti. Elini uzattı.. sonra da Caine’in kapısındaki karanlığa. Daha önceki iki nöbetçiyi hallettiği kadar temiz bir iş çıkaramamıştı. Tendonunu yırtınca da Dalton bağırıp kadını bıraktı. Kapının dışında silah seslerini duyduğu anda bunun Vaner olduğunu anladı. derin bir nefes daha alıp düşen nöbetçinin üstüne atılıp beline oturdu.. bıçak adamın kalbine girmeden önce iki kaburgasını parçalamıştı. doksan derece çevirerek omzundan çekip çıkardı. Bıçağının kabzasına yapıştı. İşi bitirmeden derin bir nefes aldı. yıkılan bir barajdan akan su gibi kan fışkırıyordu. Sesi kalındı ve meydan okuyor gibiydi. kadın nefes almak için ağzını açıyordu. bıçağı çıkarmaya çalışıyordu. Koridora girenin fark etmemesine imkân yoktu. Koridorun aydınlatılmış kısmına baktı." diye kekeledi Nava tedirgin bir genç kızmış gibi. Herhalde kurşun tavandaki kameraya isabet etmişti. Saklı Kütüphane 216 www. "Ben. Boşta kalan eliyle böbreğine vurduysa da. kadının boğazını sıktığından. Ama kadın bıçağı daha da derine itti. Altındaki beden hareketsizdi artık. Nava cansız bir adamın üstündeydi. Kolunu kaldırıp adamı sırtından bıçakladı. diğeri ise sırtına uzanmaya çalışıyordu çaresizce. "Burası yasak bölge.

Karanlık koridoru boşaltmak için adamı omzuna atıp odaya getirdiğinden cansız başı omzundaydı. ateş edecek kadar değil. Tüm bu süre boyunca. İşte. Gonzalez. kadın bir tek nöbet yerlerindeki kameralarda yanlış oda numaralarının yazmasını yutmuştu. McCoy ve Rainer. Dalton'un bağırdığını duydu. altı adamı da öldürülmüştü. ▲ Grlmes yiyeceği şekerlemeleri dikkatle seçiyordu. Kadın daha bir şey yapamadan Crowe tetiği çekti. Kanlı ve acılı yaralardı. Oturduğu yerde doğrulup ağzına bir şeker attı. Birden duvardaki dikdörtgen kilidin ışığı yeşil oldu. ama ölmeyi de hak etmiyorlardı. Ama buna güvenemezdi. omuz askısındaki 45'mm'lik SIG Sauer'ı eline alarak kapıya koştu. Ama mermi nöbetçinin beynini dağıtıp. Beyni tam bu bilgileri özümserken tren garındaki esmer adamı gördü. Yarım saniye içinde yerde kan. Planı suya düşmüştü. Vaner onu silah kullanmadan öldürmüştü.acaba herhangi biri hayatta kalabilmiş miydi? Hiçbiri özünde iyi birer insan değildi. Yüz metre ileride de olsa bir şey değişmezdi. Esposito. kanlı zeminde kayıp. O altı özel uzmanın yeterli olacağını düşünmüştü. Birden monitörde yanıp sönen kırmızı bir nokta belirdi. ama bunlar ciddi yaralar değildi. Ama tabancası yoktu çünkü cebine geri koymayı unutmuştu. Bugün öyle olmayacaktı. Eğer öyleyse de daha tetiği çekemeden onu vurmuş olacaktı Vaner. Biri elektronik kilidi açmıştı. Tam kapıyı açmak üzereyken bir çarpma sesi duydu ve birden ses kesildi. bir defa da bacağından. Dalton'un beyni bir karpuz gibi dağılınca kadının üstü başı sıcak. Jeffreys. Yeşil çizgili beyazları seviyordu en çok. Sırtı üstü yatarken kemerinden bir bıçak çekip. Nava. Vaner ondan uzaklaşmıştı ve Crowe'un ofisine doğru gelmişti.e-kitap. Patlama sesini duymadan mermiyi hissetti. Kapı açılınca zor ayakta duran Nava girdi odaya. Daha önce de vurulmuştu. Adam geri çekilirken tabancasını kapıya doğru doğrulttu. 45'liğini ona doğrultmuştu. Bilekliğindeki panele bastı.us . Başsız cesedi yere bırakıp kendini kanlı koridora doğru attı. David Caine’e doğru gitmektense. iki defa omzundan. Bunun işe yaramasını beklemiyordu.Crowe. Bu mesafeden adamın ıskalamasına imkân yoktu. Zamanında tabancasına ulaşmasına imkân yoktu. Esmer adam bir saniye sonra üstüne atılacaktı. Nava daha önce asla kendi hayatını başkalarının eline bırakmamıştı. oyun başlıyordu. beyin parçacıkları ve hatta kafatası parçalan vardı. Nava bir an için ölürken canının acıyıp acımayacağını düşündü. Belli ki kaçak CIA ajanını hafife almıştı: Kadın ölümden dönmüş. Kadın girdiğinde ateş ettiği anda merminin namludan çıkmasını sağlayacak kadar basmıştı. Tetiğe yavaşça bastı ama. Crowe kapıyı açmadı çünkü Vaner hâlâ hayattaysa bu odadan bir nöbetçinin çıkmasını bekliyor olacaktı. ama ölümcül yaralar değildi. 9 milimetreliğine ulaşmaya çalıştı. kadını sadece sıyırıp geçmişti. Sağ tarafına düşüp. Caine’in öngörü becerisinin kendine de bulaştığını düşünmeye başladı. Saklı Kütüphane 217 www. Dalton'un gözünün altından girdi. ▲ Nava kapıyı açtığı anda bunların hepsinin bir kandırmaca olduğunu anladı. Ayağından birkaç santim ötede açık kapının dibinde duruyordu tabanca. yapış yapış kanla kaplandı. Eğer ölü adamı yüklenmeseydi kurşun kalbine isabet etmiş olacaktı. Kulaklıklarında da yüksek sesle Star Trek'in müziği çalmaya başladı. kolunu hazırlayıp bir mucize olmasını bekledi. İşte o acil an gelmişti.

Adam onu öldürecekti. Bunu düşünmek parayı düşünmekten bile daha zevkliydi. Bacağını geri çekerken dilini ısırdı bağırmamak için. Ayrıca Dr. Mermi ayakkabısının tabanından girince sanki bütün sinirleri aynı anda gerildi. Koridora çıkacakken ayağını gördü kadının. Floresan ışıklar bir anda kesilince dünya karardı. bu da Grimes'ı memnun etti. Bıçağı tutan elini titretmemeye çalıştı. Vaner'ın bıçağı göğsüne saplanmamış olsaydı bu bir sorun olmayacaktı. İleri doğru eğilip eliyle kanlı zemini yokladı. Bir an için bir suç işleyip işlemediği düşündüyse de sonra bunu umursamadı. Eğer bu. hep ayakta dururken öleceğini düşünmüştü. ▲ Crowe başparmağının ve işaret parmağının arasından ateşlenen kurşunu hissetti. Adam yürürken tetiği çekti. Kabza elindeydi. Ateş etmeye çalıştı. Kapıdan seken kurşun adamın göğsüne doğru geldi ve Vaner'ın bıçağının kabzasına çarptı. Vaner'ınki değil. Hedefi vurduğunu umdu.e-kitap.Kırmızı noktaya iki kere bastı ve neler olacağını seyretmeye koyuldu. daha doğrusu dinlemeye hazırlandı. Işık hızıyla hareket etti. çünkü artık gücü kalmamıştı. hayattaki son anı olacaksa. ardından da birinin inlediğini ve metal bir şeyin taş zemine düştüğünü. ateş etmeyip de onu kaçırmak niyetinde değildi. Karanlıkta adamın nerede olduğunu unutmuştu. Boş eliyle silaha sarılan Nava tetiği buldu. bağırarak gitmek niyetinde değildi. o da şaşırmıştı olanlara. yani Nava'nın hâlâ bir şansı vardı. Ayağının acısını umursamayarak doğrulup ileri eğildi. Tetiği çekti. Adam bileğine basıp da bilek kemiklerini un ufak ederken Nava acıyla bağırdı. ama o da ona asla unutmayacağı bir sürpriz yapacaktı. Bir önemi de yoktu. karanlıkta bir yerde duran 9 milimetreliği arıyordu. Merminin gücüyle bıçak dönüp kalbindeki sol ventrikülü Saklı Kütüphane 218 www. Crowe cesedin yanından geçerken olanları anladı. Bunun yerine gizil banka hesabına yatan paraya baktı. Ama kadının şansı ancak buraya kadar yaver gitmişti. artık ABD hükümeti için çalışmıyordu ki. kadın hedefi vuramamıştı. Kadın zaten geldiğini biliyordu. Tam silâhı kaldırmak üzereyken ağır biri bileğine bastı. Eğer şu anda ateş etmezse birkaç saniye içinde ölecekti. Elektrik şoku yemiş gibi acıdı canı. Vaner'ın tabancasını metal kapıya doğrulttuğunda böyle düşünmüştü Crowe. Ve o anda olan oldu.us . çünkü tabancası kapının dibinde duruyordu. Bu bir James Bond filmi değildi. Tabancayı tuttuğu için istediğini yapabilmişti. Ama para kadar tatmin edici değildi. acıdan dişlerini sıktı adamın kapıdan çıkmasını beklerken. ama bıçak göğsündeydi. Dalton'un üstünden atlayıp. Crowe silahını düşürmüştü. Canı yandı ama bu umurunda değildi. gözlerinin içine bakmayı bekleyecek hali yoktu. ama bu acı onu paralize etmişti ve adam eğilip elinden silahı almaya kalktı. Ama Crowe merminin sekeceğini düşünememişti. Bu gerçek hayattı ve burada riske girilmezdi. Jimmy her şey bitince çıldıracaktı. Kapı eşiğinde durduğunda esmer adamın gölgesi koridoru kapladı. çılgınca. Koridorda yatan Esposito'nun da tabancasının belinde olduğunu görebiliyordu Crowe. sakince koridora Vaner'ı öldürmeye gitti. Sırt üstü yatıyor olması zaten yeterince kötüydü. Kadın kolunu geri çekip bıçağı fırlattı. Nava ölecekti. Nava bilekliğine basarak bunun sinyalini verdiği halde. Bir yere saplandığını duydu. Neredeyse daha zevkliydi. Ve buldu. Eğer adam botunu hâlâ görebiliyor olsaydı her şey değişirdi. Vurduğu Dalton'un kafasıydı.

" Beyni dağılırken birden inanılmaz renkler gördü. Bir daha Betsy'i göremeyeceğine inanamadı. Saklı Kütüphane 219 www. Betsy'yi ancak bu şekilde kurtarabilirim. Başaramayacağını düşündüyse de hatırladı..us .. Kalbi hâlâ pompalıyordu ama bedenine kan gitmiyordu. "Söyle ona. Crowe'un kardiak kasından akan kan kalp boşluğunu doldurdu. Eğer ölüm buysa. Birden." dedi.sonra notu hatırladı.parçaladı. Birden beyni durdu: Martin Crowe son nefesini vermişti.. Yere bir kaya gibi yığılıp Vaner'ın üstüne düştüğünde burun burunaydılar neredeyse. Crowe'un birkaç saniyesi kalmıştı. bu notun neden yazıldığını anlayıp. -David Caine.. "Caine nerede?" dedi zar zor nefes alan kadın.. kendini son bir kez toparladı. ben üzerime düşeni yaptım. Gözlerini kapayıp notu gördü çok geç olmadan. söyle. "D10. küçük kızıyla gökkuşağının peşine düştükleri bir öğleden sonrayı hatırladı. o kadar da kötü değildi... Martin Crowe'a özel: Nava nerede olduğumu sorduğunda ona söyle.e-kitap.

Evet. Laplace'ın teorisi doğruysa o zaman gelecek önceden belirlenmiş. Ama Laplace'ın Şeytanı tam olarak geleceği bilemez..Evet Caine . bir şeyler varsa. ben neden HerAn'da başkalarını bilmiyorum. çünkü hangi Anı düşünmek istediğini seçersin. Bu.herkesin farklı yetenekleri var demek. bazılarınınki zayıf. Caine artık kaçabilirdi.Evet.Ama bu Laplace'ın Şeytanı ile ters düşüyor. Birden Caine’i her şeyi anlıyor. Kadın.33 Karanlık iyiydi. Çok az kişide hiç yok.Evet. aynen çan eğrisi gibi herkeste şeytana özgü güçler var aslında. Ama izlerlerse ve bu gerçekleşirse. Caine . An'ın geleceği olasılıklıdır.neden ben? Neden ben Şeytanım? Neden başkası değil? Kadın.Bir olayı önceden yaşamışsın veya görmüşsün gibi hissetmek gibi mi? Kadın. Kadın . Kendini HerAn'a bıraktı. Bir parayı havaya attığında iki olası gelecek vardır. bazılarınınki güçlü. Bazılarının güçleri zayıf. Laplace. Zayıf olanlar ileriyi göremezler. Kadın. Caine .Evet Gelecek. Hem genç. çünkü evreni görürken Şimdi'ye kilitleniyorum ve olası gelecekleri göremiyorum. sonsuz. geçmişe ve geleceklere bakınca bu sefer farklı bir şey sezdi. Aydınlıktan iyiydi. burada zaman zaten soyut bir kavramdı. Saklı Kütüphane 220 www.Laplace'ın Şeytanı geçmişteki her şeyi biliyor çünkü geçmiş hep tekil. kararlarının sonuçları da öyle. Görebiliyorlar. onu görene kadar şekilsizdir. Caine . Şimdilerin hepsini çok belirgin bir şekilde gördüğün için tüm olası gelecekleri görebilirsin. Bazen bir yankı olarak var sadece.HerAn onların bilinçaltında var. çünkü aynı anda tüm geleceklerdedirler.ama gelecek tekil değil. Şimdi'ye. Bu sefer tek başına değildi. her öne atılan dalda kendi gerçeğini seçersin. geçmişte ve gelecekteki her şeyi bilebileceğini söylüyor. Kadın. bazılarınınki güçlü. Gerçek. Caine . çünkü tüm ayırımlar ileri doğrudur.Ama. İşte bunlar da şeytanlar.Anlıyorum. çünkü birden fazla var. diğerinde tura. Bedenini değil ama zihnini kurtarabilirdi. birinde para yazı gelir. bu yüzden de birkaçında hepsi olmalı. ama sen görene kadar ikisi de değildir. hem de çok ama çok yaşlı. ama anlayamıyorlar. geleceğini kapsamıyor. Şimdi'de her şeyi bilirsen.Anlıyor musun? Caine . Kadın . Onun gibi Kadın'ın da bilgisi sonsuz. An'ın geçmişinde görüldüğü şekliyle olası geleceklerden biri. ama bunlar sonsuz. bu bilinçte birden ortaya çıkar. Ama Caine’in aksine kadın O'nun içinde.Laplace'ın teorisi tamamlanmamış. düşüncenin bir yansımasıdır.. İnsanlar gördükleri geleceklere giden yolu her zaman izlemezler.Bu da olasılık ile ilgili. Caine . Caine . Bir kadın var. Kararları gelişigüzeldir. O'nun ruhuna akıyor. Göremediği halde onun güzel olduğunu biliyor.tekil.e-kitap.Evet işte bu yüzden partiküller aynı anda her yerdedir. Laplace'ın Şeytanı tüm olası gelecekleri bilir. Kadın.Eğer herkeste bir nebze yetenek bile olsa. Olası gelecekleri göremedikleri için hareketlerinin sonuçlarını tahmin edemezler. Bu Yüzden Her An'ı gözlerin açıkken göremiyorum.us . An'ın geçmişi için doğru ama. İlaçların etkisi geçiyordu. Hayat boyu kör ve aptalmış gibi yaşarlar. Kadın . işte dejavu denilen şey de budur.

Şimdi. Çıldırmak üzereydi. Anlamıyorsun. Caine . Üç adım atınca dizini dosya dolabına çarptı." dedi Grimes dalga geçer gibi. gelecekteki kendilerinin kararlarına uyarlar ve aynı şeyleri yaparlar. ". bana söyleyeceğin başka bir şey yoksa. Jimmy.Olur.Ama hangi kararların doğru olduğunu nereden bileceğim? Her şey birine bağlı. Grimes'ın beceriksizliklerinden bıkmıştı. “Grimes.Kararlar doğru veya yanlış değildir." "Dr.. Kalbi hızla çarpıyordu. "elimden geleni yapıyorum. "Hemen ışıkları açın diye emretti Grimes'a. sanki vurgulamak ister gibi. Büyük İskender. sanki bu kara peçeyi yok edebilecekmiş gibi sürekli gözlerini kırpıştırıyordu. "Ben de aslında aynen öyle yapmayı planlıyordum. Julius Sezar. 'içgüdü' ya da 'bir duyguya kapılmak' derler.O sana bağlı. Seninle telefonda konuşmak beni yavaş-la-tı-yor.e-kitap. İyi fikirlerine 'öngörü'. Salak herif. Caine . Aynı şeyi düşünmüşüz.Evet. sen benden uzun yaşayacaksın Jimmy. dedim ya.Evet. "Sorunu hallet. Forsythe birden eskisinden bile daha fazla korktu. Birden kalbi sıkıştı." "Bana bunları anlatma.Ne istersen onu. sana göre en iyisini seç.. HerAn'ı gören Şeytanlar An'da acı çekerler. Caine . Socrates." son kelimeyi hece hece söylemişti. Gözlerini açması veya kapaması hiçbir şey fark ettirmiyordu. İki yönlü aynaya döndüğünde hiçbir şey göremedi. Bu işler hallolur hallolmaz hemen başkasını işe alacaktı. Jimmy.ktir!" diye bağırdı acıyan dizine yapışarak. Vincent Van Gogh. Moilere. HerAn'da herkes için mükemmel ve mutlu gelecekler de vardır. hemen ışıkları yakman çok önemli. Caine . Benim için doğru olan bir şeyi seçip. İlaç dozları bilgisayarla ayarlanıp verildiğine göre de elektrik olmayınca uyuşturucu da verilmiyor demekti. neler oluyor?" "Özür dilerim Dr. Bu camsız mekânda tek bir ışık huzmesi bile yoktu. Bu nedenle de kararları doğrudur. başkasına zarar verebilirim. Güçlü yetenekleri olanlar.Hepsinin de benim gibi epilepsisi vardı. Napolyon Bonaparte. Bunu yapabilecek misin?" "Bana baksana Jimmy. Ama ne? Terli ellerini önlüğünün ceplerine sokup odada volta atarken nefes almaya çalıştı. Bir tek kendi nefes alışını duyabiliyordu. Kendi geleceğini seçme ve böylelikle çevrendekilerin de geleceğini değiştirme olasılığın var. Karanlık olduğunda gözlerinin açık olması hiçbir şey fark ettirmezdi ki.Beta deneği. Elektriklerde bir sorun var. Hepsi birer Şeytan." Grimes telefonu kapadı. Telefonu sertçe kapatırken kalbi hızla çarpıyordu.us . Aslında bu fikirler HerAn'da gördükleri olası geleceklerden kaynaklanır. Bu konuşma bitmiştir." diye bağırdı Forsythe telefonda.." "Yap!" dedi Forsythe.. onlara mutluluk getireceğini bilirler bir şekilde.Benim gibi başkaları var mı? Başka Şeytanlar var mı? Kadın. Karanlıkta uzanarak sandalyesini bulup dizini ovuşturarak oturdu. Herman van Helmholtz.Güçlü yeteneği olanlar çoğu şeyi görebilirler. An'da daha çok Şeytan vardır.. Alfred Nobel. Zaten nöbetler de Her An'ın bize yüklendiği anlar. ama bu bir işe yaramıyordu." "Grimes ciddiyim. Kararlar karardır. elimden geldiğince hızlı çalışıyorum. Cebinde elini açıp parmaklarını Saklı Kütüphane 221 www. "S. Telefonu kaldırıp Grimes'ın numarasını çevirdi. ama gördükleri bilinçaltındadır. Caine . Bir şeyler yapmalıydı. Denek on dakikaya kalmaz uyanırdı. bırak da işimi yapayım.Ama nasıl seçeyim? Kadın. Kadın.. Tanrım.An'da ne yapmam gerekiyor? Kadın. Sen. Forsythe ellerini yumruk yaptı." dedi Grimes. Kadın. bilinçaltlarında bu kararların doğru olduğunu.

Nabzı atmıyordu. Dişlerinin arasında sırt çantasını tutmaya çalışırken diğer eliyle fermuarlı bölmenin içini aradı. Gece görüşü gözlüklerini takıp. çünkü kapı asla içeriden kilitlenemezdi. Kilitler de elektriğe bağlıydı. nabzını yokladı. Rahatlayarak iç geçirdi. Normalde altı tane güvenlik görevlisini gözü kapalı hallederdi. Kapıyı yumruklayıp. Işığı iki yönlü aynaya yansıttı ama bir tek kendini ve duvardaki gölgesini gördü. Jimmy'nin bağırışlarını bilgisayarına fon müziği olarak yüklerdi. Sol ayağına basamıyordu ve yer kanla kaplı olduğu için kaygandı. Dr. Tam Crowe'un ekibi gelmeden önceydi bu. Ama bu mantıklı değildi. Bir an için bayılacağını düşündü. yoksa boynundan oluk oluk akan kandan mıydı? Başını eliyle sildi. Sonra da Dr. Yardım edersen bir milyon dolar kazanacaksın.us . Nava. bağırmaya başladı. ama daha tamamlaması gereken bir iş vardı. Dahası eğer Grimes yerine Forsythe görseydi. ama bunun bir işe yaramayacağını biliyordu. duvara yaslandı nefes nefese kalarak. Grimes'ın Kayman Saklı Kütüphane 222 www. Grimes'a ışıkları kapattırması dahiyaneydi. İncecik el fenerinin ışığı ortalığı aydınlatınca bir an için gözleri kamaştı. Kendi gölgesine bakıp aynanın diğer tarafında neler olduğunu merak etti. İş işten geçmeden önce David'e ulaşması gerekiyordu.. Tanrım. Caine nasıl anlamıştı saksının içine bir alıcı yerleştirdiklerini... Elinde yapış yapış kan vardı başından çektiğinde. Beni dinlediğini biliyorum. Kilitliydi. Kırık bileğini yerine oturturken sancıdan sanki kemikleri bile bağırdı. Yedi askeri de alt ettiğine göre artık alarm çalsa da endişelenecek bir şey yoktu. yoksa zonklayan bileğinden miydi. Grimes ona. Caine’in dudaklarını oynattığını görünce sesi açmış ve hayatının sürpriziyle karşılaşmıştı. elektriği kestiği anda binadakilerin yer altındaki laboratuvara bir ekip yollamalarının on dakika süreceğini söylemişti. Forsythe elindekini kullanarak kapıya kadar gitti ve açmaya çalıştı.işte bu cesaret isteyen bir şeydi. bir de önüne oturup planını anlatmıştı. Tabii Dr. olanca hızıyla koridorda ilerledi. ▲ Nava neden bayılmadığını anlayamadı: Acaba ayağındaki sancıdan mıydı. Deneğe bu şekilde ulaşamazdı ama eğer odasına girerse ve ışığı gözlerine tutarsa o zaman ışıklar gelinceye kadar bir şey yapamazdı Caine. İnanılmazdı. Ama David Caine’in şansı yaver gitmişti ve her şey planladığı gibi olmuştu. İşte bu muhteşem olurdu. ama şu haliyle bunu yapabilecek durumda değildi. "Bu Steven Grimes'a bir mesajdır. ona planı anlatacaktı. Grimes kulaklığını çıkarırken kıkırdıyordu. Grimes çıldırmış bilim adamını kayda almayı çok isterdi. David Caine’in ne kadar akıllı ve cesur olduğuna inanamıyordu. Adamı omzundan itip. Martin Crowe da beni yakalamaya geliyor. Jimmy nöbet geçiriyordu. Grimes.. Forsythe rahatlayarak iç geçirdi. Cebinden çıkarıp yanındaki düğmeye bastı.e-kitap.. Yine kolu çevirdi. Saatine baktı 11:01. Grimes'a bir ban arayıp Nava'yla görüşmesini söyledi." Caine ayrıntılı bir şekilde kaçış planını anlatmıştı. Gelecek sefere bunu kesinlikle yapacaktı. Uzun ince bir şey geldi eline. o zaman Caine’in manitav’ı Jr tuzağa düşecekti. Şunları yapmanı istiyorum. ama bu Nava'nın kanı değildi. Eğer Grimes bunu görmeseydi. Caine hapı yutmuş olacaktı.esnetti. Bilekliğine bakılırsa Caine’i kurtarmak için sekiz dakika on beş saniyesi vardı. Her şey o kadar kolay olmuştu ki. Ayakta durabilince. Unutmuştu bunu. Caine’in evindeki kayıtları ilk gördüğü anı düşündü. Elektrikli kilitler hep dışarıdan işliyordu. Jimmy bu arada kalp krizi geçirip de ölmezse. Gözleri açıldı.. Nava esmer adamın Sig Sauer'ini eline aldığında ağırlığını hissetti. Beni yakalayınca kaçmak için senin yardımına ihtiyacım var.

us . Tüm kapılar elektronik salak herif. Hâlâ biraz Thorzin'in etkisi altında olacaktı. Grimes bir an için irkildi. Bugünden sonra uzun bir tatile çıkacak kadar parası vardı. Düğmeye basıp bekledi dua ederek. Caine’in kaçmasını istiyordu. Neden birinin gelip kapıyı açması bu kadar uzun sürüyordu ki? Grimes'ı arayalı beş dakika olmuştu. Dur bir dakika. vurdu.e-kitap. Sonra da sahte kimliği yapmış ve bilekliği tasarlamıştı. nöbetçilerden orada olması gerekirdi Önündeki siyah aynaya baktığında. Nava ona yarım milyon dolar daha vaat etmişti. Denek her an kendine gelebilirdi. buyurun. Dr. sistemin kodunu girdi ve uygun seçeneği tuşladıktan sonra da telefonu kapadı. umuyordu daha doğrusu. Odadan çıksan nereye gideceksin ki zaten? Tüm binada elektrik yok. kovabilirdi. Jimmy'i İle çalışmak sandığından daha da karlı bir işti." dedi Grimes gülmemeye çalışarak. Grimes'ın kulaklığı titreşti. Jimmy şu anda elimde acil iş var dedim ya sana. değil mi? Karanlıkta parlayan saatine baktı. "İçeride kilitli kaldım." "Tamamdır. çünkü işini kaybederse böyle ek işler de yapamazdı. "Ne?" diye sordu Grimes gerçekten anlamayarak. hemen birini yolla" "Tamam. aslında uyanıp da kaçmaya çalışma olasılığı çok düşüktü Olasılığı düşük müydü? Kendi kendini azarladı. Daha doksan saniye olmuştu aslında. Şu işi-" "Hemen dedim. "Birini yollarım. Hat hâlâ kesikti. Küçük fenerin ışığı korkusunu yenmesine yardımcı olmuyordu. "Beni anlıyor musun salak herif? Deneğe ulaşmam gerekiyor. Birkaç dakikaya kalmaz elektriği devreye sokuyorum. yoksa hepimiz boku yeriz. Bunları da dışarıda Forsythe'ın arabasının altında bırakmıştı." "Ne demek olduğun yerde kal? Hemen birini gönder. kıvama gelmişti. Çıldırmış olmalıydı. O yüzden hemen. ▲ Çevresini saran karanlığın içinde Forsythe'ın kalbi çok hızlı çarpıyordu. "Grimes. Hayatında bu kadar fazla parayı hiç bu kadar kolay kazanmamıştı. saatinden yansıyan ışıktan bir tek kendisini gördü." "İçeride kilitli kaldım?" Forsythe gerçekten keçileri kaçırmak üzereydi. Bu hali daha tedirgin ediciydi sanki. Forsythe telefonu kaldırıp yine Grimes'ı aramak istediğinde telefon kesilmişti. Olduğun yerde kal. Forsythe'ın sesinde hissettiği dehşet onu da etkilemişti. Başka?" Forsythe bir şeyler homurdanıp. anladın mı. beni buradan çıkarsın. Çok geç olmadan yandaki odaya ulaşmalıydı. "Unutmuşum. telefonu yine yüzüne kapadı. "Şimdi. Artık düşük olasılıklı diye bir şey yoktu. Hemen birini yolla." "Deneğe ulaşmam gerek" Forsythe artık keçileri kaçırmış. Ahizeyi telefona vurdu. Jimmy sırf karanlıktan korkuyor diye yarım milyon doları riske atacak değildi. ▲ Saklı Kütüphane 223 www. Eğer operasyon başarılı olursa." dedi Grlmes. vurdu ve artık delirmeye bir adım daha yaklaşmıştı." dedi Forsythe garip bir sakinlikle.adalarındaki gizli hesabına parayı yatırdıktan sonra da Grimes ona şemaları ve alarm kodlarını yollamıştı. tamam. Dr." "Haa anladım." "Dr. Forsythe'a cehennem azabı çektirmeyi seviyordu ama belki de birini göndermeliydi. İletişim sisteminin numarasını çevirdi. Yine de bir buçuk dakikada. Eğer Forsythe onu işten kovacaksa.

yoluna devam etti. başının üstünde bir çift gözlük vardı. O kadar aklı karışmıştı ki. Nava onunla ilgileniyordu.onu kurtarmıştı. Hedefine.önemli bir şey. Aydınlıkken rahatsız edici olan bu koridor. D6'daydı. değil mi? Bir inleme duydu. Bir adım daha atmaya zorladı kendini. Bir metalik klik sesi duyulunca artık göz kapaklarını oynatabildiğini fark etti. Mutlaka burada olmalıydı. Göz kapakları sanki kuruyup katılaşmış gibi acıyordu. Nava göremeyeceği bir yere Saklı Kütüphane 224 www.yakalanmıştı. David de hemen yanı başındaydı. Acıya rağmen gözlerini kapayabilmek çok güzel bir şeydi. yerin on metre altında. En fazla onbeş dakika. Kanamayı durdurmak istercesine kolunu bükmeye çalıştığında soğuk metal bileklerini kesti.. "Ah!" dedi birden sol kolunda bir sancı hissedince. Şimdi de sol göz kapağını oynatabiliyordu. amacına. "Neredeyse çıktı. İki adım geri çekildi. D10'un dibindeydi... Sırt çantasından çıkardığı tabancayla kapı koluna üç el ateş etti.-. Jasper D6'deydi... kan kaybından üşümeye başlıyordu. Onu tanıyordu. "Pardon. Ayakları ve bacakları da metal şeritlerle bağlanmıştı. ışıklar sönünce korkunç ve klostrofobikti.us .biri parmaklarıyla yüzüne dokundu." Nava. sonra bir adım daha. Koridorun sonundaki odaya sürükledi kendini ve son damla adrenalin sayesinde birden enerji hissetti. Sonunda duvarda üzerinde D Blok yazan bir levha gördü -yaklaşıyordu. sandalyeye bağlıydı. Burada. Paralize olmuştu. Beyninde inanılmaz bir ışık gördü. D8. Koridor boyunca iki defa durup dinlenmek zorunda kalmıştı. Elektronik kilitler de işlemiyordu. İkisi de buradan sağ çıkmayacaktı. En yakınındaki kapıya yaslanıp nefes aldı. "David konuşabiliyor musun?" diye sordu bir kadın. Çevresine bakındı. sanki beyninde pamuk vardı.. silahını kaldırdı...Nava derin derin nefes alarak kapıya yaslandı." Biraz daha acıdı canı. Cebinden adamın parmağını çıkarıp tarayıcıya bastırınca da hiçbir şey olmadı.. Hayır dur. Bir adım daha. Caine bu odada olmalıydı. Son bir nefes aldı. Çünkü eğer değilse. sonra da kendisinin inlediğini anladı. Gözlerini kapamak istediyse de kollarını kıpırdatamadı. Gölgeler vardı her yerde. göz kapaklarına.bu odada uyanmıştı. Kahretsin. Işık vardı. kolundaki iğneyi çıkarıyorum. Seni buradan çıkartacağım." dedi özür dileyerek Nava. Masanın üstüne koyduğu bir ışıktan oda aydınlanmıştı.. Odaklanmalıydı... Kan kaybından bayılmadan önce ne kadar ayakta kalabileceğini düşündü. Aslında. Sol ayağı ağırlaşmıştı. ölmek istemiyordu. Hava ağırlaşmasına rağmen birden Nava soğuktan ürperdi. Hatırlamaya başladı. Attığı her adımda mide bulandırıcı bir şekilde kan fışkırdığını duyabiliyordu.. Derin bir nefes verip. Kapıya nişan alıp. olabildiğince dik durarak zorladıysa da kapı açılmadı..sonra bir şey olmuştu.. paralize olsa yine de gözlerini kırpabilirdi.e-kitap. En azından çizmesinin demir ucu yüzünden mermi hâlâ ayağındaydı ve çıkış yarası yoktu. yani kanı oluk oluk boşalmıyordu. Gözlerini bile kırpamıyordu. Neredeyse gelmişti. Neyse yakında öğrenecekti zaten. Caine’e odaklanmalıydı. ▲ Caine gözlerini açmaya çalıştı ama zaten gözleri açıktı. İğne çıkınca koluna kan geldi. aynı şekilde o kolu da bağlıydı. Güvenlik sistemine ilk baktığında David'i kardeşinden bu kadar uzağa koymaları garibine gitmişti.arkadaşına götürmüştü.. Geldiği yöne doğru gidiyordu. Yaklaşıyordu. Diğer kolunu da denedi. Kapıdan geçip koridor boyunca ağır aksak yürümeye devam etti.. ateş etti. "Ben Nava. Caine. o..

"Hareket etme. Sanki duvarlara bir şeyler fırlatıyorlardı. Bir an buz gibi olacak." dedi Caine aslında uyuşmuş olan kolunu yavaşça bükerek. Yedi minik çizikten kan akarken Caine kendine gelmeye başladı. Caine bir ses duydu.. "David kelepçelere Freon sıkacağım. Sonra bir şeyin yırtıldığını duydu. "İyi misin?" "Evet. Çevrelerine cam parçaları yağıyordu. Yine aynı ses duyuldu.e-kitap. İkisi de sesin geldiği yere doğru döndüler. Saklı Kütüphane 225 www. deli adamın bağırtısıydı. galiba. Nava diğer kolunu ve bacaklarını açmaya koyuldu.. Birden Nava ve Caine’in yansımaları patladı ve ayna binbir parçaya ayrıldı. İlk başta aynada bir karartı gördüler bir tek. Ama onu tamamen ayıltan. Nava bileğiyle metal kelepçelerin arasına kumaş sokuşturuyordu. Kolunu oynatabiliyordu. Tam son metal parçasını spreylemişti ki.. Caine uçuşan cam parçalarından kendini korumak için kolunu kaldırdı. Birkaçı Caine’e saplandı." Daha Nava'nın ne dediğini anlayamadan Caine cam kırılıyormuş gibi bir ses duydu. Hâlâ kendini yorgun ve hantal hissediyordu.doğru eğildi.us . Binlerce küçük ayna onlara doğru uçuşuyordu." Caine bir tıslama sesi duydu ve birden metalin altındaki bileği buz keser gibi oldu. ama yakından bakınca sanki aynanın diğer tarafında bir toplu iğne ucu büyüklüğünde bir ışık vardı.

Ben de pek iyi durumda değilim. "Dikkat et David." dedi Caine. Caine'e döndü. Saklı Kütüphane 226 www. Nava bu şekilde alt edileceğini biliyordu ne yazık ki. "Evet. bir tek klik sesi duyuldu. Nava tabancayı tutup adamın alnına doğrultarak tetiği çektiğinde bir patlama olmadı. Emeklemeye devam edince de Nava kırık camın arasında tabancasını aradı. Nava'nın eline yapışıp kaldırınca mermi başka yere gitti ve Forsythe'ın arkasındaki duvara saplandı. "gidelim. Bir yandan bacaklarının arasını tutuyor. "Dengemi bulmakta zorluk çekiyorum. Üstündeki adam sinirinden aklını kaçırdığı için enerji doluydu. Nava'nın yaralı ayağını bir şeyle ezince kadın dizlerinin üstüne kapaklandı. Nava. İnleyen adamı umursamayarak Nava. "DENEĞİ ALAMAZSIN!" " Nava saldırgana doğru döndü. Sol kolunu kullanamıyordu ve kan kaybından halsiz düşmüştü." "HAYIR!" diye bağırdı Forsythe. Forsythe'ın kafasına indirdi kabzasını. Caine’i buradan çıkarmak zorundaydı. Tam o anda Caine.us . Silahının kabzasıyla son kelepçeyi de parçalayınca onu indirdi. uzanıp. Adam anında ellerini boynundan çekip. Adamı bıraktı ve o da üstünden yuvarlandı. Öne doğru kapaklanınca silahı elinden düştü. Forsythe sustu." dedi Caine sadece'” Nava bir an için tereddüt etti ama sonra tabancayı elinde çevirip. Bağırıyordu. Caine gözlerini kırptı ve." dedi. Bunu göremeyen Nava'nın ağzına denk geldi yumruk.Nava sağlam ayağıyla adamın başına vurdu ama bu onu bayıltmaya yetmedi. namluyu Forsythe'a doğru çevirip ateş etti. Oda sessizleşti. "Ben şimdi iyiyim galiba. bir yandan da inliyordu.34 Metal sandalye aynayı delerek geçip de yere düşerken." "Özür dilerim." Nava başını sallayıp silahına yeni bir şarjör taktı. Nava'nın parmaklarını açamayınca da adam elini yumruk yapıp Nava'nın suratına vurdu. Yüzü o kadar kızarmıştı ki." dedi. Caine’i korumak için üstüne atıldı. Nava bir şey yapamadan. bağırdı. Caine." dedi kendinden emin olmayan bir şekilde. ama yürüyebiliyorum. Caine’in bacakları halsiz olduğundan Nava'ya yaslanınca neredeyse ikisi de düşüyorlardı. Alnındaki bir yaradan kan akıyor.e-kitap. "Öldürmedim. Doktor çizmesine cam saplamıştı. Adam bayılarak yere yığıldı. adam aralarındaki mesafe boyunca atılıp Nava'nın üstüne düşüp onu devirdi. Nava şaşkın bir halde Caine’e baktı. "Hadi. bir tek silah sesi yankılanıyordu kulaklarında. . akan kan. Sonunda bulup kabzasına yapıştı. Şimdi de Nava bağırıp ayağını çekti." dedi nefes nefese kalmış olan Nava. Başı yere çarpan Nava'nın boğazını sıkmaya başladı adam. Dalton gibi eğitimli bir katil değildi bu ama Nava da artık kendini koruyabilecek durumda değildi. Başı yere çarptı. Nava'nın koluna tutunarak birkaç adım attı. "Öldürmek yok artık. Saçları dökülen kısa boylu bir adam diğer taraftan odanın içine doğru tırmandı. bacaklarının arasına götürüp. Nava ağzındaki kanı tükürüp ayağa kalktı. "Jasper'ı kurtarmamız gerek. Nava onu bırakmadı. sağlam eliyle adamın hayalarına yapışıp sıktı. gözüne girdikçe yarayı siliyordu. Ama yine de bir şeyler yapmamazlık edemeyeceğinden. Şarjörü boştu. neredeyse morarmıştı." "Yürüyebiliyor musun?" diye sordu Nava. Sanki Forsythe öne doğru emeklerken nefes alamıyordu.

" "Önemli değil.. neredeyse bitiyor. ▲ "Nava. Jasper bir masanın üstündeydi ve kolları ve bacakları kalın deri şeritlerle bağlanmıştı. Işıklar. Caine de sol tarafından destek verdi. bunu duvarın dibine yerleştirdi ve üzerinde ufak. "Haydi gidelim." dedi Nava.. Uyan.. durduğu yerde sallanıyordu. Jasper'ın bağlarını çözerken Nava soluklanmak için kapıya yaslandı.. koridor boyunca asansörlere doğru koşacağız. "Yardım et de ayağa kaldırayım. "Fazla zamanımız yok. Nava asansörün düğmesine bakmak İçin eğilince Caine rahatlayarak iç geçirdi. Kapıya sayısız mermi sıktı. Beni de sırtlayıp götürmeniz gerekecek."Beni takip et" Nava odadan zar zor yürüyerek çıkarken. Tanrım. "Anladık. "Tanrım. Caine de diğerine. "Sağ elimden çekip kaldırın." dedi. Neredeyse geldik.." "Sonra ne olacak?" diye sordu Jasper. durdular. Yerde bir adam yatıyordu. "Ölmediler. "Ben sinyali verdiğimde. siyah bir numaratör olan bir kutucuk ekledi üzerine.. dedi kendine. Saklı Kütüphane 227 www." dedi. Nava. "O zaman bu binanın güvenlik görevlileri doluşuyor bu kata ve hapı yutuyoruz. "Haydi." diye cevap verdi Caine neredeyse ağlayacak bir halde. Bir anda bayılırken düştüğünü hissetti." dedi Caine. Nava ileri doğru gitti. Caine elinde ışıkla odaya girdi. Tabancasıyla açtığı bir güvenlik kapısından geçtiler." Jasper kadının bir eline yapıştı." dedi D8'ln önüne geldiklerinde.." Nava başını salladı. "Ayılıyor. "sen misin?" "Benim Jasper." dedi aynı anda ikizler. "O. Hiçbir şey olmadı. "Nava da burada.'' dedi nefesi kesilerek." İki tarafına Jasper'ı ve Caine’i alan Nava karanlık koridor boyunca ilerledi. "Galiba yürümek için yardıma ihtiyacı olan tek insan ben değilim. Nava sırt çantasından gri. O da Caine'in omzunun üstünden bakıyordu tedirgin bir şekilde. "David." Jasper sağ elinden çekerken. "Hadi. Ayağındaki acı artık dayanılmaz bir hal alıyordu. Ayrıca panelde asansörün hangi katta olduğunu gösteren numaralar da yanmıyordu. *'Bileğim. Nava iki kere düşüyor gibi oldu." diye fısıldadı. Yirmi adım sayıp.us ." dedi asansörlerin oraya geldiklerinde. Asansör gelmiyordu.e-kitap. birden sanki ateş tutmuş gibi kadının elini bırakarak. Nava ayakta." dedi Nava. Jasper. Neredeyse bitiyor." Nava gözlerini açtı. hamur gibi bir madde çıkardı." Caine. "Kahretsin.?" diye soru sormaya başladı Caine.." dedi Jasper'a.." Geldikleri koridora yine girdiler." dedi boğazı kurumuş gibi konuşan Jasper." Caine. "İki dakikamız var. hafif bir tokat attı Nava'ya. Anladınız mı?" diye emir verdi. "Elektrik olmayınca asansörler nasıl çalışacak?" diye sordu Caine..kırık. "Burada dur. Nava alnına vurdu sinirlenerek." dedi. Neredeyse. Üçüncü kez tökezlediğinde Caine onu ayakta tutmak için koluna yapıştı. Caine ışığı yanına aldı.. "Yerde yatanlara dikkat edin. Caine elini çekince Nava inledi. "Nava özür dilerim.

Nava'nın ayak bileğini sıkıyor. Lukin o ağır yaralı. "Caine zaman yok"Eğer bombayı burada patlatırsan bu bir zincirleme etki yaratacak ve masum insanlar ölecek." dedi Nava. Sonra dönüp. "Aman Tanrım. Bir tek asansörün çarklarının sesi duyuluyordu.Nava numaratöre 0:45 yazıp yeşil düğmeye basacaktı ve"Dur!" dedi Caine. Dairesi. Nava deliğe bakıp binanın planını hatırlamaya çalıştı. "Dr. Flatbush Bulvarı'nda gidiyorlardı ve gitgide daha köhne semtlere doğru yol alıyorlardı. Jasper kadının beline yapışıp onu çekip götürdü. Jasper işini bitirince. Caine peşlerinden kalabalık asansöre girdi. Caine camdan bakınca Manhattan'ın dev binalarını geride bıraktıklarını. Caine de tam arkasındaydı. hem de ameliyathanesiydi. Son taşın da yere düştüğünü duyunca Caine’in üstünden indi. Bombayı yana kaydırmamız gerek. On saniye sonra bir patlama sesi daha duydular. Zamanını yine ayarladı. Bir tarafta televizyonunun önünde lekeli bir kanepe. nemli bir koridor boyunca koştular ve Lukin anahtarıyla kapıyı açtı. Birden araç acı bir fren yaparak durdu. Siz kaçın. hem evi. Caine’e bakınca. "Onu araca bindirin.us ." dedi kadının kolunu alıp omzuna dolayarak. Caine.458'di. "Haydi gidelim!" Caine ve Jasper. Yirmi saniyesi vardı. Nava patlamayı duymadan önce hissedince Caine’e doğru uçtu. Sıcak hava akımının arkasından de bir gürleme duyuldu." dedi. Nava'yı uyuşturdu. Jasper. Kimse peşlerinden gelemezdi. Başını salladı. omzunun üstüne alıp koşmaya başladı. Jasper Nava'yı al!" Nava daha bir şey yapamadan. gözlerinin önünde kayıp gitmekte olan Nava'ya bakarken fenalaştı." Yıkılan duvarın üstünde tavana işaret ediyordu. Zemin çökmüştü ve duvarda koca bir delik vardı. Yan kapı açılınca sakallı bir adam çıktı araçtan. Nava o anda lağım kokusunu aldı.' İçeri girdiklerinde Jasper Nava’yı kucakladı. Jasper da aynısını yaptı. Ama o kaderini belirlemişti. ben ayarlarım. Asansör inerken kimse konuşmadı. Sonunda asansör durdu ve kapılar açıldı. o da başını salladı. Nava'nın sağlam koluna yapışıp. ikizler Nava'yı deliğe indirdiler. turnike görevi görüyordu." ▲ Brooklyn Köprüsü'nü geçerken Lukin. Jasper. Caine bombayı söktü ve ilerleyerek başka bir yere yerleştirdi. Lukin kapıyı açtı. Lukin bir düğmeye bastı ve kapılar tam kapanırken Kozlov da asansöre girip aralarına sıkıştı. Jasper lağım kapağını kaldırırken inledi ve tırmanıp kaldırıma çıktı. "Bu kokuyu siz de alıyor musunuz?" dedi Jasper. Nava'yı ayağa kaldırıp yıkılan duvara doğru koştular. Brooklyn'e doğru gittiklerini gördü. Tavanının bir kısmı çökünce geldikleri yol tıkandı. "İsmimi nasıl bil-" adam Nava'yı görünce birden sustu. Arkasına bakmadı. Direksiyondaki Sergey Kozlov'du. Acele etmeliyiz. "Jasper. Caine gözlerini kırpıştırdı. sedyenin ucundan tutup dışarı atladı.e-kitap. o da yere kapaklandı. "son patlayıcıyı da şuraya yerleştir. Dr. onu da yukarı çekti. diğer tarafta da bir Saklı Kütüphane 228 www. Birkaç saniye içinde büyük. beyaz bir araç yanlarında durdu. Bunu başaramama olasılığı yüzde 37. Beşi bir arada. Caine ve Jasper da kanamasını durdurmaya çalışıyorlardı.

hemşire ise Caine’e bakıp işine döndü. Caine gözlerini kapadı ne yapması gerektiğini görmek için. Caine.. "İyi misi-" "Sus da odaklanayım!" diye bağırdı Caine.." "Eee?" "Yani yalnızca O RH (-) kan alabilir. Endişelenmesine gerek yoktu. "Onun kan grubu O RH(-). O." Doktor. Yapabileceğini biliyordum. Bir tek gözlerinin önünde renkli noktalar uçuştu. Kalp ritmi de yavaşlıyordu.ve sanki hep oradaymış gibi sonsuza dek uzanan olasılıklarıyla. Kadın iğneyi sokarken Kozlov biraz yüzünü buruşturdu. karmaşık bir cevap aramıştı. Rusça konuşarak Nava'nın durumunu anlatıyordu kadına." dedi Kozlov'u işaret ederek. o kadar çok kan kaybetti ki. "Yaşamana izin veririm.e-kitap." Caine de gülümsedi ikizine ve elini sıkıp yine gözlerini kapadı. Özür dilerim.. ama cevap basitti. Kurtarabileceğimizi sanmıyorum. "Seninle gurur duyuyorum ufaklık. Caine ve Jasper hemen uzaklaşarak Lukin'in işini yapmasına izin verdiler. Caine’e baktı. sonra yine Caine’e baktı. Bir yolu olmalıydı. Çok nadir bir kan grubu bu. Nava'nın yaralarına bakarken. "Ondan alın. Lukin ve Kozlov hiç beklemeden Nava'nın baygın bedenini ameliyat masasına yatırdılar.. Bu dev korumayla tartışacak zamanı yoktu. "O RH{-] kanı. "Ne?" dedi neredeyse bağıran Caine. Olmalıydı.. elimizde yeterince yok. Kozlov. sonunda da buldu." doktor kendinden emin değil gibiydi. ama artık hızlı hızlı konuşmuyorlardı. Mermi Kozlov'un kulağını sıyırıp akasındaki duvara saplanınca. "Ne oldu?" diye sordu Caine. Hemşire ona baktı. Lukin onu umursamadı.tehlikeli olabilir. Sonunda Lukin duraksadı. Bir dakika içinde kan vermeye başlamazlarsa Nava'nın ölme olasılığı yüzde 89. Sanki her saniye önemliymiş gibi hareket etmiyorlardı artık." Caine geriye çekilip yumruklarını sıktı. Lukin'e döndü. Saklı Kütüphane 229 www. Lukin. Caine artık gelecek konusunda endişeli değildi.ameliyat masası vardı. Lukin'e doğru gidip gömleğinin kolunu sıyırdı. Kozlov tartışmadı. yine geldi gözünün önüne. "Kan verirsem çıkarım ne olacak?" diye sordu sakin bir sesle.ne düşünüyordu ki? Bir yolunu bulabilirdi.. Ama bir şey olmadı.us . Caine gözlerini kapadı ve rahatlayarak iç geçirdi. O da Nava'ya bir takım aletler takmaya başladı. Birden." "Ama. "Çok fazla kan kaybetti. Caine gözlerini açıp döndü ve kollarını göğsünde birleştirmiş onları seyreden Kozlov'a baktı. sonra da Nava'ya döndü. Dur. O kadar barizdi ki." "Kan verin. çok ama çok yorgun hissetti kendini.her şey kontrol altındaydı. Lukin ile Caine’in hemşire olduğunu anladığı kadın Rusça konuştular. kolunu alkolle silince oda birden koktu. Caine gözlerini açınca Jasper'ın gülümsediğini gördü.. Elleri kan içinde kalmış Lukin sessizce bir şeyler fısıldadı ve Caine’e doğru geldi.532'di. Hemşire onu hazırladı. Masanın yanında da ekipman ve onları bekleyen orta yaşlı bir kadın vardı. bir an için yere. Dallara baktı.241'di. her bir yolu izledi. Caine silahı Kozlov'a doğrulttu." dedi Caine.. Biri omzunu tuttu. Caine gözlerini kırpıştırdı. Nava'nın masada duran tabancasını kapıp ateş etti. Nava'nın kan basıncı düşüktü ve daha da düşüyordu.. Ağacı gördüğü ve HerAn'a girdiği yeri.. Kendini bırakıp hatırlamaya çalıştı. Nava'nın kurtulma olasılığı yüzde 98.

Ama daha önemlisi oyun sayesinde kardeşine kendini kontrol etmeyi öğrendi. Jasper'ı ve Martin Crowe'a verdiği sözü umursuyordu. Jasper'a Şimdiye odaklanmayı öğretmek için mükemmel bir oyundu. tek bir gerçek değil de. Altmışdört kare ve otuziki taşla sınırlıyordu kendini.e-kitap. Hedef. HerAn'da kardeşinin neden böyle olduğunu öğrenmişti ve neden ilaç vermelerine rağmen zihnini uyuşturmadan onun şeytanlarını kovamadıklarını görmüştü. Ama zaten Jasper'ın gözlerine bakınca iyi olacağı anlaşılıyordu. Jasper bir şizofrendi. Sürekli oynadılar. Caine kendini suçlu hissetmedi çünkü biri olmadan diğerinin olamayacağını biliyordu. o yüzden de HerAn'a dalmadı. ama zaman içinde Jasper'ın şimdiye kadar yaşamadığı bir huzura kavuşacağını da biliyordu. Bunu yapabilmek için de Şimdi’'yi bilmek gerekiyordu. Ama esas rahatsızlığı bu değildi. Gerçi Doc'un ihanetinin nedenini anlamak için yanıp tutuşuyordu. Parçaları dizince ikisi oynamaya başladılar. Ama onun sorunu. Bu arada kardeşine odaklandı. Ama bunu öğrense bile bir şey değiştirmeyeceğini biliyordu.us . Jasper gün geçtikçe gelişme kaydediyordu. Bir parayı havaya attıklarında ve yazı geldiğinde. sadece kısmen haklılardı. Hatta geçmişi bile düşünmemeye çalıştı. ama Nava onların bu zayıf halinde kendisine göz kulak olduklarının farkındaydı. meditasyonla ve gariptir ki satrançla iyileştirilebileceğini biliyordu. ama yakında cevabı bulacağını biliyordu. Bir keresinde girip küçük Bili Donnelly'ye baktı. Jasper bunun tura gelmesi halindeki olası gelecekleri de görüyordu. Caine kardeşinin akıl sağlığının gelecekte daha iyi olacağını görmüştü HerAn'da. Aynen Nava'nın onlara göz kulak olduğu gibi. Jasper. Yavaşça enerjisini o ana odaklamayı öğreniyordu Jasper. David Caine kardeşinin genelde insanların kullandığı anlamıyla 'normal' olamayacağını biliyordu. Dalmadığı içinde belki de engelleyebileceği çok kötü şeyler oldu. O yüzden de evreni kendi haline bıraktı. Bunlar birbirini yansıtan aynalar gibiydi zihninde. O sabah güneş doğduğunda kendine gelerek uyandı. Bu sırada Caine küçükken babasıyla oynadığını hatırladı ama kaybettiği babasının ardından üzülmektense. Jasper'ın sorunu algılamasıydı. onu hatırlayıp mutlu oldu. Zihnindeki aynalardaki görüntüleri bastırmayı öğreniyordu. Lukin onlara ağrı kesiciler verip yaralarını tedavi etti. Doktorlar. Saklı Kütüphane 230 www. Böylece. ama muhteşem şeyler de oldu. o hep onunla olacaktı. Caine kardeşinin biyokimyasallarla değil de bilgiyle. hem de bunun yanında sonsuz olası gerçeği de görüyordu. yenmek ve karşı tarafın hareketlerini kontrol etmekti. Nava ve Caine aynı küçük evde kalmalarına rağmen fazla konuşmadılar. Dr. her an hem kendi gerçeğini. Caine HerAn’a dalmamaya çalıştı.35 Sonraki birkaç gün sakin geçti. gözlerinin önündeki gerçeğe odaklanıyordu. Caine kahve masasının altındaki tozlu tahtayı gördüğü anda bunu anladı. Beşinci gün Nava artık tedirgin olmaya başladı. İkisi de geldiklerinden beri evden çıkmamışlardı. İnsanların onun müdahalesi olmadan geleceklerini belirlemelerine izin verdi. Şimdilik bir tek Nava'yı. tahmin etmek. O kadar yakınlaşmışlardı ki artık yıllardır birbirlerini tanıyan insanlar gibi konuşmadan rahat edebiliyorlardı. Babasını hatırladığı sürece. Bunu nasıl yerine getireceğini bilmiyordu hâlâ. Evet. İkizler tüm gün boyunca oynadılar. Jasper. Konuşmalarına gerek yoktu. bu onun rahatsızlığının bir belirtisiydi sadece. aynı anda birkaç gerçeği görmesiydi. kardeşinin gerçek olanla olmayanı ayırt edemediğini söylediklerinde. O bir kere haricinde Caine Şimdi’de kaldı. İkisi de bu konuda hiçbir şey dememişti. Üç buçuk kiloluk bebeğin saçları babası gibi sapsarıydı. Jasper ve David uyuyorlardı. Aslında Jasper gerçeği çevresindeki sözde aklı başında insanlardan çok daha iyi görüyordu.

Biliyorum. astronot." Caine başını salladı.David'e sormak istediği birçok soru vardı ama. Evet bir yeteneğim var. Birkaç gün boyunca bize bir şey olmayacak. "Nava." Nava anlamakta güçlük çekiyordu. kemikleri kırılmış kızı hatırladı. Söz veriyorum. "Ben de olamam. "Şimdi anlatacak mısın artık?" diye sordu Nava." dedi Nava. Ben bile olacak her şeyi bilmiyorum. David'e bakarken adam gözlerini açıp ona gülümsedi. Yeteneğim sayesinde geleceği görebiliyorum. "Ben geleceği bilmiyorum Nava." "Ama senin gibi seçim yapamam ben. Sana bir tek şunu söyleyebilirim. Bu sorunun cevabını bilmiyorum Nava. "Emin olamam." dedi Caine sanki sormasını bekliyormuş gibi. "Naber?" dedi Caine gözlerini ovuşturarak. Rüyalarım." Nava bir anda çöplükteki çıplak." Caine başını salladı." "O zaman nasıl gördüm?" Caine kadını işaret etti." dedi bir an için gülen ama hemen ciddileşen Nava.. "Sen toplu bilinçaltından onları gördün. ama asla geri dönüp bunu değiştiremezsin. Belki de görmemiştir. değil mi?" Caine gülümseyerek başını salladı. "Jasper'ın fizik dersini bir daha dinlemek istiyor musun cidden?" "Hayır. Sonunda konuştu. Ama yine de bir şekilde anlamıştı.e-kitap.küçükken gördüğüm karabasan. Yanındaki kahve masasına oturup saçlarını okşadı.. kurtarmak istediğin tek insanı kurtaramamak çok acı verici." "Nasıl?" diye sordu Nava. Gençken zihnimiz daha açıktır. Ama kendi hayatınınkini değil. "Olur. böylece kaderini kontrol edebilirsin. "Ne zaman uyandın?" "Birkaç dakika oldu. "Hayır. sen küçükken o uçağa binmeyi reddettiğinde olası geleceğini gördün ve bir seçim yaptın. ama David'e güvenmeyi öğrenmişti. İşte bu yüzden çocuklar kendilerini itfaiyeci. Ama şimdi artık biliyorum galiba. ağzını her açmaya çalıştığında David başını sallıyordu. "Doğru yolu seçmek gibi inanılmaz bir yeteneğin var." dedi Nava. Tüm olası gelecekleri biliyorum -bunlar da Saklı Kütüphane 231 www. "Ama neden? Neden ben gördüm de annem göremedi?" "Bazen çocuklar yetişkinlerin göremedikleri şeyleri görürler. Kendine güven Nava. o yüzden de onun dediğini yaptı.us .. ama bu hata yapmayacağım anlamına gelmiyor ki. Benim de geleceğim herkesin seçimlerine bağlı.. Nava'nın elini tuttu.hayatımı kurtardı. Bunu düşünmemeye çalışarak konuşmaya devam etti. ama asla yüzde yüz emin olamıyorum. David ayağa kalkıp kanepede yatan Nava'nın yanına geldi. Sanki bu yıllar önceydi. çünkü onların seçimleri hepimizin paylaştığı bu ortak gerçeği ortaya koyuyor." Eğer başkası söylese inanmazdı Nava buna.." Caine." "Seçimin doğru bir seçimdi.." "Belki de annen de öleceğini görmüştür. En büyük olasılıkla başarıya götüren yolu seçebiliyorum.. kahraman olarak görebilirler.bunları sen yaptın. Olası geleceklerinden birini gördün ve bundan kaçındın. "Julia'yı bulduğumda. Hayatında sandığından daha fazla iyilik yaptın.. Bu sandığından da büyük bir yetenek. cevapları bulmak için daha çok zaman var." "Annenin ve kardeşinin yasını tut Nava. "Şimdi ne olacak? Geleceği biliyorsun.uçmaktan korkmama neden olan rüya. Büyüdükçe bu 'mantıksız görüntüleri göz ardı etmeyi' öğretirler bizlere. Şimdilik dinlen. istediğini yapabilirsin. "Seni kurtardıktan sonra bana neden benim yaşadığımı ve annemin öldüğünü söyleyebileceğini söyledi. Ama daha önemlisi çocuklar rüyalarında gördüklerine inanırlar. bir saniye ya da bir milenyum ilerisini.

Birkaç saniye sonra gözlerini açtığında hüzünlü bir şekilde gülümsüyordu." dedi Jasper. Annesinden söz edince canı sigara içmek istemişti. Bir an için bir şey görür gibi oldu kapalı gözlerinin ardında. hem de yabancı bir şey. "Ama nasılsa yakında öğreneceğim. Onlar beni bulacaklar. Tam sigarasını yakmak üzereyken Nava garip bir şey yaptı: Gözlerini kapadı. Nava kararını vermişti." "Ne demek bu? Seninle biri mi vardı orada?" "Emin değilim." dedi Caine." "Ben her durumda en olası sonucu tahmin ettim.us ." Nava rahatlayarak iç geçirdi. kibriti üfleyerek söndürdü. ▲ Caine o gece hiç rüya görmediyse de. "Şeytanlar bile şaşırtılmayı sever. İkinci görüşmesi ilkinden kısa sürdü. onlar da karşılığında senin başına koydukları ödülü kaldırdılar. Yani aslında hiçbir şey bilmemekle aynı şey bu.akıp gidiyordu ve daha yapacakları vardı. Düşünmeden. Caine sırıttı. "Soruma cevap versene. bunda da başarılı olmasaydın." "Sonunu gördüm." Birden Nava'nın kalbi ağzına geldi.." Nava titredi." "Ama planladığın her şey. Nava masaya uzanıp Parliament paketini aldı. kibriti çaktı.aynen tahmin ettiğin gibi gitti. Sonra da telefonu kapadı. "Avukatımla görüşmeye. HerAn'da zaman yoktu ama An'da zaman . Eğer sen beni kurtarmayı seçmeseydin. "Kim olduğunu göremedin mi?" "Herhalde görebilirdim. Çöp tenekesinin kapağını kaparken birden sigarayı bıraktığının farkına vardı. "Ama hâlâ soruya cevap vermedin: Şimdi ne yapacaksın? Ya Tversky ve Forsythe? Onlar nerede? Senin peşine düşecekler mi?" Caine omuz silkti. ben hâlâ o laboratuvarda olurdum şu anda. Hem tanıdık. Caine numarayı çevirip iki dakika hiçbir şey demeden karşısındakini dinledi.her ne kadar yapay olsa da. "Kuzey Koreliler. İşi bittiğinde ceketini giyip kapıya doğru gitti.sonsuz. ▲ O gece Caine geri dönme zamanının geldiğini biliyordu.. Sigarayı paketine geri koyup paketi attı. kalktığında aramanın zamanının geldiğini biliyordu. Saklı Kütüphane 232 www. Ama eminim öğrenirim. Beklemeye karar verdim. Yalnız değildim. Caine banyoya girince. Ben-" "Merak etme. "Ne gördün?" diye sordu Jasper.e-kitap. Caine bir şey dememişti ama Nava artık sorulara cevap vermek istemediğini biliyordu." dedi Caine kadının sözünü keserek. "Bilmiyorum." dedi Caine çenesini kaşıyarak. Gelecekte ne olacağını bilmek istiyordu ama daha ağzını açamadan Caine gidip duş alacağını söyledi. Elinden geldiğince kaçınmıştı bundan. Gözlerini açtığında elindeki kibrite bakınca sanki bu anı daha önce yaşadığını hissetti." dedi Caine çıkarken. "Onlara birkaç hayat kurtaracak bir bilgi verdim. Her şeyin doğru gideceğini bilemezdim." "Neden?" diye sordu Jasper. En azından bugün vermeyecekti. "Nereye gidiyorsun?" diye sordu Jasper. "Baktığımı nereden bildin?" "Benim de bildiklerim var. Sigarayı dudaklarının arasında tutup. Nikotini sanki şimdiden hissedebiliyordu.

O zaman ne olur?" "O zaman. ama fikrini değiştirdi ve önüne koydu. "Sizi varisi ilan etmiş ve tüm yetkilerini size devretmiş. Sizin de bu paraların nasıl Saklı Kütüphane 233 www. Tommy'nin halini bilse de bunu duymak kolay değildi. Caine kâğıdı geri vermeden şöyle bir baktı." Gavin dikkatle kâğıdı kutsal bir şeymiş gibi aldı. Eğer HerAn'a dalıp her bir adımda çevresindeki insanları nasıl etkilediğini görürse." dedi Caine. Bir haftadır dışarı çıkmadıklarından dışarıda olmak garip geliyordu. "Bilmiyorum duydunuz mu ama bir hafta kadar önce bir kaza oldu ve Bay DaSouza çok ağır yaralandı.” "Hangi işleri?" diye sordu Caine. "Şey. Siz de yılda 100. "Merhaba. Şu anda Albert Einstein Tıp Merkezinde." dedi Gavin tedirgin bir şekilde kalemiyle masaya vurarak.. şimdiyse iyi haberi verme zamanıydı." Gavin kahvesini aldı ve bir yudum içti. Zaten biliyordu." Gavin devam etti Caine’e bakarak." Caine bir an için gözlerini kapadı. "onun fişini çekmeye karar verinceye kadar. Birden tedirginliği gitmişti." "Evet.Lukin'in Coney Island'daki dairesinden D trenine binip bir saatten uzun bir sürede Manhattan'a gidebildi. "Bay Caine. "Bay DaSouza'nın son vasiyeti." dedi Gavin. "Gerçi son birkaç yıldır görüşemedik. Bunlar kendi sözleri.. "Hayır." Gavin ofisinin kapısını kapayınca bir dosya açtı ve içinden ince bir kağıt çıkardı." dedi Gavin boğazını temizleyerek. "Size biraz su veya kahve getireyim mi?" dedi avukat zaman kazanmaya çalışarak.. Doktorlar ellerinden gelen her şeyi yaptılar ama sonuç yine de pek iyi değil." Bir an için duraksadı Caine bunu algılayabilsin diye. Gayet iyiyim. Caine metro peronundan inerken Şimdi'de kalmaya çalıştı. teşekkür ederim. "Vasiyetinde eğer ona bir şey olursa parasını iyi işlerde kullanılmasını istediğini ve insanların hayatının iyileştirilmesini istediğini yazmıştı. Tabii ki bu para siz -" Gavin sesini alçalttı." "Ya öyle bir karar vermezsem?" diye sordu Caine. Chrysler Binası'nın otuzuncu katına vardığında siyah kravatlı. Çok özgünüm. Ben Marcus Gavin'im. Ne yazık ki Bay DaSouza'nın beyni durdu ve iyileşme şansı da yok. "Bay DaSouza'nın akrabası olmadığı için bu kararı sizin vermeniz gerekiyor. Eğer beni takip ederseniz size çok heyecan verici bazı haberler vereceğim." "Öyle mi? O zaman bu daha da garip bir durum.aslında bu biraz garip bir durum. ince bir adam yanına geldi." 'Tabii.." diye yalan söyledi Caine. "Şu elimde tuttuğum. Konuşmaya başladığında sesi daha iyi çıkıyordu. "Bay Caine ?" "Evet. "Bay DaSouza piyangodan 240 milyon dolar kazanmıştı. Kötü haberi vermişti. Thomas DaSouza'nın yakın dostu olduğunuzu tahmin ediyorum." Bunu Caine’e verdi.e-kitap. Sanki kâğıt dağılacakmış gibi çok dikkatli tutuyordu.. çıldırabileceğini biliyordu.000 dolarlık bir maaş alırsınız onun işlerini yürütmek için. heyecanlanmıştı. Buzdolabının üzerinde duruyordu." dedi avukat elini uzatarak. Bir an için sanki bunu Caine’e verecekmiş gibiydi." dedi Caine. "Ne demek karar vermemek? Neyin kararını vermemek?" "Yani diyelim ki. "Eminim neden burada olduğunuzu merak ediyorsunuzdur. Tommy'nin hayat destek ünitesini kapattırmamaya karar verdim.us . "Tabii siz muhtemelen neden sizi buraya çağırıp bunları anlattığımı merak ediyorsunuz. ama bilmiyor gibi yapmanın daha iyi olacağını düşünmüştü.o zaman bankadaki parasının faiziyle neredeyse sonsuza dek aletlere bağlı kalabilir.. "Geldiğinize memnun oldum." "Peki.

Gözleri kıpkırmızıydı. "Eğer siz. "Bir milyonersiniz Bay Caine." "Ve doktorlar bir daha iyileşmesinin imkânsız olduğunu söylüyorlar. "Gelmeniz iyi oldu.. Koridora çıktıklarında Caine konuşmaya başladı. "o zaman niye hastaneye gidiyorsunuz? "Birkaç test yaptırmaya." "Evet. "Bay DaSouza'nın hayat kapattırmayacaksanız." Caine ayağa kalktı. Ben kızınız gibi insanlara yardım etmeye kendini adamış çok zengin birini Saklı Kütüphane 234 www." dedi Gavin. istediğinizi yapabilirsiniz Bay Caine... İlikler yüzde 99 oranında uyuyor ve Elizabeth hazır olduğunda nakli yapabilirsiniz." dedi Caine. ama iyi haberlerim var." "Biliyorum." "Ama." dedi Gavin. Tommy'nin kan örneğini alınca özel bir laboratuvarda testleri yaptırdı. "Caine !" dedi Elizabeth odasına girdiğinde." dedi tedirgin bir kadın. Ve hastaneye geri gitti. "Herhalde hastaneye gitmeden önce bir şeyler imzalamam gerekiyor. sanki son bir haftadır sürekli ağlıyordu." dedi Caine. "Adım Sandy. sanki rüyasında görmüş gibiydi. dosyayı eline aldı ve gidip gökkuşağı renklerinde bir ayı aldı." Oyuncak ayıyı çıkardı arkasından. değil mi?"" "Tabii ki." dedi Caine elini uzatarak. "Biliyorum bu size garip gelecek." "Ne oldu?" "Kızınıza ilik nakli yapılması için uygun bir aday buldum. parayı faizden çekip." dedi Gavin birkaç kâğıt uzatarak. "Tatlım hemen dönerim." dedi Elizabeth. "siz kimsiniz?" Caine dönüp kadına baktı." Kadının suratında bir anda birçok ifade vardı. Pek gelenimiz gidenimiz olmuyor. o zaman gelince de." Caine başını salladı. mutluluk ve sonra üzüntü. "Acaba bir dakikalığına dışarıda konuşabilir miyiz?" "Tabii ki.us .. "bir soru sorabilir miyim?" "Tabii ki. ama avukata bir şey anlatmak niyetinde değildi. "Geri geldin!" "Tabii ki geldim. Bay DaSouza'nın bir daha hayata dönmek gibi bir şansı olmadığına göre. ama onu tanıyordu. Yirmidort saat sonra teknisyen iyi haberi vermek için onu aradı. "Bir arkadaşımı da getirdim. "Affedersiniz. "Hiçbir şey imkânsız değildir Bay Gavin. Ancak." Yavaşça elini sıktı Caine’in. "Parayı dert etmeyim. "Değilim. Bu sefer onbeşinci kata çıktığında burada ne işi olduğunu biliyordu. Konuşan kadın sonuçlara şaşırmıştı. Caine kadını daha önce hiç görmemişti.." dedi Caine dönerek.. "Merhaba." yine fısıldamaya başladı. destek ünitesini ▲ Caine. ama Caine şaşırmamıştı." duraksadı." "Ya..şok. "Asla da olmayacağım." Duraksadı. "Ama Bay DaSouza zaten yaşamıyor aslında bu haliyle.e-kitap. yani ." dedi. "Ben David Caine. Caine kapıdan çıkarken. "Affedersiniz. Gavin'in çok şaşırdığının farkındaydı. Caine’in işi bittiğinde Gavin'in elini sıktı ve kapıya doğru yöneldi..dağıtılacağına karar vermeniz gerekiyor." dedi Sandy. Kadın konuşamadan Caine devam etti.." Gavin gülümsedi. Bazı şeylerin olma olasılığı daha düşüktür sadece." dedi gözleri dolan kadın. tamam mı?" "Tamam anne. Caine telefonu kapadıktan sonra..ölünce de. Küçük kız gülümsedi. Kadın bunu nereden bildiğini sorduğunda da Caine iyi günler dileyip telefonu kapadı.. Eşinizin arkadaşıydım." Gavin'in aklı karışmış gibiydi.

Caine -Ne için? Caine soruyu sorarken bile cevabı anlıyor. haftalardır kendini bu kadar iyi hissetmemişti. "Bu gerçek mi?" dedi Sandy dosyaya bakıp. hem de mutsuz." ▲ Caine hastaneden çıktığında. size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Şükürler olsun Tanrım!" Sandy. "Gidip Betsy'ye iyi haberi vereceğim. Caine onun için üzülüyor. "Eğer öyleyse.e-kitap. ▲ Kadın.. Caine onun neden tanıdık olduğunu anlıyor.temsil ediyorum. ama o farklıydı. O An'ın geçmişi. O Tommy'nin rüyasına girip sayıları gösteriyor." dedi Caine.Tanrım." dedi Caine." "Sağ olun Bay Caine. Ablasına benziyor." "Bu bir şaka mı?" dedi bir anda kızan Sandy. sanki daha tanıdık.Sendin hepsini yapan. Ama. Birkaç blok yürüyüp rahatlamaya karar verdi ve birden koku beynine sızdı.. Bedeni kaldırıma yığılmadan önce zihni HerAn'a dalmıştı bile. "Bir borcumu ödedim ben sadece. Her şeyi anlıyor. Hepsi lösemiden ölmek üzere olan küçük bir kızı kurtarmak için. Tommy'nin dosyasını çıkarıp kadına gösterdi.. Daha küçüktü. Kadın. "Eğer bana Bay Caine demeye devam edersen ben de sana Bayan Crowe demek zorunda kalacağım. Jasper'ın kardeşine yardım etmesini söyleyen Ses." Tam kızının yattığı odaya dönmek üzereyken durup David'e döndü. Caine’in üstüne atlayıp hıçkırarak ağlamaya başladı. Sandy'ye ve yeğeni Betsy'ye. Sağ ol.David. "Marty'yi nereden tanıdığını söylemedin?" "Yaa. nöbetlerini başlatan O. "Tanrım. Tüm tıbbi giderleri karşılanacak. "Ciddi misiniz?" "Hayatımda hiç bu kadar ciddi olmadım.us . Caine cebinden Gavin'in kartını çıkarttı.." dedi elini sıkarak.Hepimiz insanların görmesine yardım ederiz. "Onu işten tanıyordum diyelim. Elizabeth'in doktorlarıyla konuşunca onu arayın. Caine . David desen?" "Olur. Tüm hareketleriyle bir olay seli başlatan. yüzde 93. Caine’in uyanışı. Sizler Saklı Kütüphane 235 www." Sandy'nin aklı karışmış gibiydi ama başını salladı." Sandy burnunu sildi. Hem mutlu. Bunun dışında bir güç yok. her şey iyi gidecekti.. "Bu bey benim avukatım. "Ne diyeceğimi bilemiyorum.729’luk bir olasılıkla.o onunlaydı. Adı Elizabeth 'Betsy' Crowe olan küçücük bir kızı. Tanja'nın geleceği görmesini sağlayan O. O gerekli her şeyi halleder. Elizabeth'in ameliyatının iyi gitmeme olasılığı olduğunu da biliyordu." dedi Caine başını kaşıyarak. Caine’e Her An'ı gösteren." "Teşekkür etmenize gerek yok. Tommy'nin vasiyeti ve imkânsız kaza. Nava'nın kurtarışı. Kadın-Sağ ol Caine." Caine. bence hiç komik değil Bay Caine..

Tommy'nin kazasını gerçekleştirmek için..Tommy'nin ölmesini seçtiniz. "Galiba iyiyim.. Ama An'da anlayacaksın sonradan. görevini bilmen gerekir. "İyi misin ahbap?" Caine başının arkasını ovuşturdu. Kadın.Koku alma duyusu en güçlüsüdür. Caine .Nasıl yardım edeceğim? Tommy'nin parasıyla mı?. Betsy'yi yaşatmak için. Tversky ve daha milyonlarca insan.şlmdi. O Betsy'nin Julia Teyzesi. Caine . çünkü yalnızca bizimle konuşmak isteyenlerle konuşabiliriz. Caine . Onun rüyalarını gerçekleştirmesini sağlayarak hayatını uzattık. James Forsythe bugün ABD'ye karşı ihanet ve komplo kurmakla ilgili 131 ayrı suçtan tutuklandı. UGA'nın Saklı Kütüphane 236 www. her biri kendi yolunda kendi seçimlerini yapıyor. O aracımız olduğu için ölüme terk edildiği yerde hatırladığı koku da Bize eşlik ediyor. Daha sonra An'da anlayacaksın.Yerini. ESKİ UGA BAŞKANI İHANETTEN YARGILANIYOR Patrick O'Beîrne Washington D. Son anlarında o zihninde ortak bir istek görüyor ve bu yüzden senin yardımını alıyoruz." SON Tversky ekranda 'si' sözcüğünü tıkladığında ekran birden ikonlarla doldu. Caine -An'da sen Julia'sın. "Evet. "Hey. Bazılarında da yokuz." dedi. An'ın dışındadır. Ama sen bizi Julia olarak görüyorsun çünkü o aracımız. siz bizsiniz.HerAn." dedi biri. Caine .Neden An'da Tversky'ye beni öldürmesini söylediniz ki? Kadın. O çöplükte ölüyor. Bir yeri daha tıkladı ve açılmasını sabırsızlıkla bekledi. Julia.e-kitap.Koku bu işte. Bir dakikada istediği hikâyeyi buldu. Forsythe. Kadın.Bazı geleceklerde sonsuzuz. Kadın. Caine . Julia burada yaşıyor.. Kaderimiz seninle ve tüm insanlarla bir. ama onun Ses'ini arayan sensin.Ama Julia öldü. Caine .C. ayılıyor galiba.Hayır. Hedefimize ulaşmak için. ama sonunda pek az şeyi değiştirecek. Ses'imiz. Kadın.Betsy sadece sonucun bir parçası.Hayır.yapıyorsunuz. Çoğuluz. Biz toplu bilinçaltının iradesiyiz. Nava.us .. An'da biz tekil değiliz. Tommy.. Caine -Sonsuz musun? Kadın-Bu bilinmiyor. Caine -Ben neden buradayım? Kadın. Caine .. Zonklamaya başlamıştı bile. Hiçbir şey bitmedi. biz de siz. HerAn'ı kullanıp hepimize yardım etmelisin. Sizin An'ınızda Tommy kendini öldürecekti. Sen. Anlayamıyorsun. Ana sayfa daha açılmadan aradığı şeyi yazdı.Neden burada değil? Kadın-Daha zamana ihtiyacın var. Caine . Küçük bir kız. Havayı kokladığında koku gitmişti.Neden? Kadın. Kadın. Julia'nın bilinci bu kokuyu beynime taşıyor. Petey'ye aşık oluyor. Büyüyor.. Caine -Hepsi Betsy için mi? Kadın.Para birkaç kişiye yardım edecek. Jasper.Dr.O zaman nasıl? Nasıl yardım edeceğim? Kadın-Anlatamayız.

Tversky havaya uçtu. Eğer o gece laboratuvardan ayrılmasaydı. Forsythe'ın hüküm giyeceğine şüphe yok." Savcılığın tanığı Bay Steven Grimes UGA'nın çalışanlarından biri. Otobüsü gördüğünde artık çok geçti. Bilinci kaybolurken son bir şey düşündü: 'Dondurma sevmem bile ben' Saklı Kütüphane 237 www. Savcılığa yardım etmek için elimden geleni yapacağım. Dışarı çıktı. Tüm olanlara bakılırsa daha iyi bir durumda olamazdı. ve yüzlerce bilgisayar dosyası çıkarıldı. Bilgisayarı kapatıp kasanın arkasında duran adama yirmi peso verdi. Aslında verilerini kaybetmesi yazık olmuştu. Dr. Sanki tüm diğer duyularını bastırıyordu bu koku. Ben bir Amerikalıyım. Dr. Hatta patlamada ölebilirdi bile. Şimdi Meksika'da bolca zamanı olacaktı.. Neden sokağı geçmek istediğini o anda düşündü. Tversky'nin Julia'yı öldürdüğünü söylese bile. Birkaç saniye daha yaşasaydı kokunun ne anlama geldiğini." dedi bugün bir açıklama yapan Bay Grimes." Tversky makalenin devamına baktı. Forsythe ve ekibi itfaiyeciler tarafından enkazın altından çıkarıldı.us . Dr.Bilim ve Teknoloji Araştırma Biriminin direktörü olan Forsythe kalabalık bir mahkeme salonunda yargıç karşısına çıktı.gerçi söylemesi için bir neden yoktu ama. Bir tek zamana ihtiyacı vardı. İkinci kez ağır kokuyu duyduğundan beri birden çikolatalı dondurma çekmişti canı. "Aslında burnumun dibinde nelerin döndüğünü görmediğime şaşırıyorum. Zamanlaması bu kadar iyi olamazdı. Savcılık 'ellerinde çok fazla delil' olduğunu söylediği halde. Forsythe ihanetten suçlanırken Tversky'nin korkacağı bir şey yoktu. Birden rahatlayarak bir nefes aldı.. bir de tanığımız var. Şansının yaver gitmesine inanamadı.. Bir anda ter içinde kaldı. ama David Caine’in yeteneklerini ortaya çıkaran kimyasal bileşimi yine yapabileceğine inanıyordu. Philadelphia'daki Amtrak olaylarında 'yasadışı bir FBI' operasyonunu düzenlediği için. Çok sıcaktı. Tam o sırada sokağın karşısındaki dondurmacıyı gördü. Meksika'nın güneşi insanı eritiyordu. Tversky gülümsedi. "Gerçekten de elimizde dağlar kadar delil var.kim inanırdı ki ona? Her şey mükemmel bir şekilde bitmişti.e-kitap. daha doğrusu umuyordu. acil yardım çağırmak için bağırdıklarını duyduğunda bunun için çok geç olduğunu biliyordu. Forsythe'ın yaptıklarından Şubat'ın 7'sinde New York'ta bir ofis binasında bir bomba patlaması sonrasında haberdar oldular (bakınız ilgili makale).. Birden bir çöp kokusu sardı her yeri. Eğer ülke içinde rastgele seyahat ederse David'in onu bulamayacağını biliyordu. Forsythe bütün suçlamaları reddetti. Tversky elini gözlerine siper etti. Karanlık bastırmaya başladığında en azından kokuyu almadığına şükrediyordu. Forsythe. yakalanacaktı. ama zamanı dolmuştu. İnsanların. UGA'da işine son verildiğinde çaldığı iddia ediliyor. Ayrıca üç ceset .. "Jimmy'nin asla hükümetten sırlar çalacağını düşünemezdim. Ancak. önemini anlayabilirdi. İhaneti asla hoş göremem. Dr. federal yetkililer kesinlikle suçlu bulunacağına eminler. ama ismi geçmiyordu.. Etrafına bakmadan dondurmacıya gitmek için sokağa atıldı.. Tversky. Yere düşünce de otobüsün ön lastiklerinin altında ezildi. bu olay resmi kayıtlara bir intihar olarak geçmişti. Dr. İspanyolca. Hızla arabasına doğru yürüyordu kokudan uzaklaşmak için. Forsythe'ın bu dosyalan. Polis hâlâ Julia'nın ölümüyle ilgili olarak onunla görüşmek istese de. Kaburgaları aynı anda yüzlerce parçaya ayrıldı ve ciğerleriyle kalbini deldi. İlgili makamlar. her gün zar atıp nereye gideceğini belirleyecekti.

.. Saklı Kütüphane 238 www.▲ Bir ay önce bir çöplükte. Gülümsüyordu.us . Nava'nın elini son bir kez tuttu ve öldü.e-kitap. dondurmayı düşünüyordu. Julia.

Kâhin & Orodruin Not: Saklı Kütüphanedeki e-kitaplar tanıtım amaçlıdır.us sunar.e-kitap. Sevdiğiniz yazarların zarar görmesini istemiyorsanız lütfen kitapların orijinallerini satın alın. 239 . Tüm kitap severleri Saklı Kütüphane’ye bekliyoruz.Hazırlayan: kahin Redakte eden: askoksal www.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful