Vesikalı Yakın Dönem Tarihimiz

Türkiye’de Anti-Komünizmin Kaynaklarına Methal∗
Özgür Gökmen og@ozgurgokmen.net

TEKEL direni¸ i, Türkiye’de saga mahsus bir retorigi yeniden görünür hale getiriverdi. s ˘ ˘ Eskiye ait ama sagın ruhuna i¸ lemi¸ , o yüzden terkedilemeyen, sagcıların kullanmak˘ s s ˘ tan kendilerini bir türlü alamayıp siyaset ederken hâlâ sıklıkla müracaat ettikleri, Türkiye’de sagın neredeyse mütemmim cüzü haline gelmi¸ bir levazımat bu: Anti˘ s komünist bir retorik. Sagın naturasına yapı¸ ıp kalmı¸ , sıkça nükseden bir tik.1 Fakat ˘ s s vaktiyle üzerinde çok çalı¸ ılmı¸ , iyi özümsenmi¸ , ezberlenmi¸ , dolayısıyla kadidi çıks s s s mı¸ olmasına ragmen hâlâ kendisinden fayda gözetilen, i¸ levsel oldugu dü¸ ünülen, bu s ˘ s ˘ s yüzden teatral hale gelmi¸ bir tik. s Bu tikin teatral hale gelmesinden gözetilen fayda ne? Bugün anti-komünizm hâlâ ne i¸ e yarar? Bunu anlayabilmek için Türkiye’de anti-komünizmin kaynaklarına egilmek, s ˘ nerelerden beslenerek bugünlere geldigi üzerinde dü¸ ünmek lazım. Bu yolda bir gi˘ s rizgâh yapmak için son vakadan ba¸ layalım, kabaca bir iz sürmeye çalı¸ alım. s s

İdeolojik
TEKEL direni¸ i ikinci ayına yakla¸ ırken, bunu AKP iktidarına yönelik bir komplo, s s aleni bir kampanya olarak degerlendiren Ba¸ bakan Recep Tayyip Erdogan, i¸ çilerin ˘ s ˘ s hükümetine kar¸ ı sinsi bir operasyon için kullanıldıkları hususunda ısrarcıydı. O bils dik, duymaya alı¸ ık oldugumuz ezbere müracaatla i¸ çilerin eyleminin “ideolojik” ols ˘ s 2 dugunu iddia etti. ˘
∗ Birikim
1 Anti-komünist

251–252 (2010): 147–156. ˙ levazımata müracaat için kullandıgım “tik” mecazı Tanıl Bora’ya ait. Ikaz ve önerileri ˘ için kendisine te¸ ekkür borçluyum. s 2 Ba¸ bakan direni¸ in 50. gününe denk dü¸ en 2 Subat 2010’da AKP’nin grup toplantısında söylediklerini, s s s ¸ 5 Subat’ta partisinin Kadın Kolları Ba¸ kanlıgı Egitim Programı’nda yaptıgı konu¸ mada tekrar etti. ¸ s ˘ ˘ ˘ s AKP, ikinci konu¸ mayı “Tekel i¸ çileri kendilerini kullandırmasın, Hükümete kar¸ ı bu sinsi operasyos s s nun aleti olmasın” ba¸ lıgıyla yayımladı. s ˘

1

Pınar Ögünç, direni¸ tekileri, teklif ettikleri 4/C ücretiyle çalı¸ acak milyonlarca i¸ sizle ˘ s s s tehdit eden ba¸ bakanın da ideolojik oldugunu, hükümetin bu ideolojisinin tüm düns ˘ yada neoliberalizm olarak bilindigini yazdı.3 Direni¸ e katılan TEKEL i¸ çisi Kerem Kılıç ˘ s s benzer bir biçimde, ba¸ bakanın da kendileri kadar ideolojik oldugunu söylüyordu.4 s ˘ Muhakkak. Fakat mesele bundan ibaret degil. Üstelik hassaten ba¸ bakana ait ve bir ˘ s tek onunkiyle sınırlı bir teatral tikten bahsetmiyoruz. Mesela, devlet bakanlarından Hayati Yazıcı aynı günlerde, üstelik bir adım daha ileri gidip i¸ çilerin eylemiyle ils gili olarak i¸ e “¸ eytan” karı¸ tıgını söyleyiverdi.5 Mehmet Bekaroglu’nun isabetle i¸ aret s s s ˘ ˘ s ettigi üzere, ba¸ bakan ve adamları, komünizmle mücadele günlerinden kalma, sagın ˘ s ˘ “muhalefeti açıga dü¸ ürmek için” kullanageldikleri bir yönteme müracaat ediyorlar. ˘ s ˙ Iktidarlarına meydan okuyan herhangi bir toplumsal hareketlilik, “ideolojik”, “yıkıcı”, “marjinal”, “bölücü”, “komünist”. . . Bu, dün Turgut Özal’ın, ondan önce Kenan Evren’in ve Süleyman Demirel’in sıklıkla müracaat ettikleri bir yöntem.6 ˙ Özal, 1980’lerin ortalarında Türkiye’de siyasî suçlu olmadıgını, DISK’in komünistler˘ den mali destek aldıgını, Barı¸ Dernegi’nin komünizm propagandası yaptıgını söyle˘ s ˘ ˘ yen demeçler vermiyor muydu? Bugün ba¸ bakan ve adamlarının kendilerinden öns ceki sagcılarla bu benzerligine, TEKEL eylemlerine PKK’nin bula¸ tıgını da söyleyen ˘ ˘ s ˘ Yazıcı’nın yönteminin 12 Eylül yöntemi oldugunu söyleyen Nuray Mert de dikkat ˘ çekti.7 Peki acaba bu tik, sadece parlamento dı¸ ı toplumsal muhalefete kar¸ ı mı ortaya s s çıkıyor? Yoksa teatral vasfı agır basıyor ve sag parlamento içi muhalefete kar¸ ı da ra˘ ˘ s hatlıkla aynı ezbere mi müracaat ediyor? Çok geriye gitmeden bunun nüksettigi bir ˘ evvelki vakayı hatırlamak açıklayıcı olacaktır.

Aynı Teatral Tik
Geride bıraktıgımız 2009 yerel seçimleri yakla¸ tıkça, seçim konu¸ malarının büyük bö˘ s s lümünü AKP iktidarına yönelik muhalefeti ele¸ tirmeye hasreden Recep Tayyip Erdos gan, esasen CHP’yi hedef alarak, muhalefeti siyasetsizlikle, yapılan hizmeti engelle˘ mekle, bunun için de iktidara iftira edip milletin aklını çelmeye çalı¸ makla itham etti. s Seçim konu¸ malarına bakıldıgında, bu konu¸ malarda muhalefete deginen ana eksenin s ˘ s ˘ bu minval üzerine oturdugu görülecektir. Muhalefetin yegâne i¸ i iftira kampanyaları ˘ s tertip etmekti. Dikkat çekici olan, Erdogan’ın bunları söylerken “iftira siyaseti” ola˘ rak tabir ettigi muhalefet etme tarzını komünistlerle özde¸ le¸ tirmesidir: “Hani var ya, ˘ s s
ideolojiksin, ideolojik”, Radikal Cumartesi, 6 Subat 2010. ¸ da ideolojik, biz de”, Express 106 (2010): 10. 5 “Yazıcı’nın Tekel yorumu: I¸ e seytan karı¸ tı”, Radikal, 7 Subat 2010. ˙s ¸ s ¸ 6 “Erdogan ve adamlarının yaptıgı budur”, BirGün Pazar, 31 Ocak 2010. Bekaroglu, açmamakla birlikte, ˘ ˘ ˘ Recep Tayyip Erdogan’ın “ideolojik” kelimesini bazen taammüden, bir taktik icabı, ama çogu kez ˘ ˘ istemsiz bir biçimde, refleksif olarak kullandıgını söylüyor. Bu, benim teatral tik olarak adlandırmayı ˘ tercih ettigim tavrın niteligini anla¸ ılır kılması açısından önemli. Burada dikkat edilmesi gereken, her ˘ ˘ s iki durumda da, bu tikten, ihtiyari/gayri ihtiyari gözetilen faydanın, aynı oldugu. ˘ 7 “Yeni Iç Dü¸ man: Tekel I¸ çileri”, Radikal, 9 Subat 2010. ˙ ˙s s ¸
4 “Ba¸ bakan s 3 “Ideolojigim, ˙ ˘

2

3c562344a2a93f531cbfd4e1968eaf02

komünistlerde vardır bu; iftira at, tutmazsa da iz bırakır.”8 ˙ Iddianın mesnetsizligini bir kenara koyalım. Yeni bir sey i¸ itiyor degiliz. Müseccel ˘ ¸ s ˘ anti-komünistlerden Nejdet Sançar, seneler evvel komünizmin birtakım ana unsurları bulundugunu, en mühimlerinden birinin de yalancılık oldugunu yazmamı¸ mıydı?9 ˘ ˘ s Ya da Peyami Safa? Açık açık, “Komünist yalancıdır. Muarızlarına iftira eder, taraftarları için ba¸ arılar uydurur,” demiyor muydu?10 Erdogan Kastamonu mitinginde sarfets ˘ tigi bu sözleri ilk kez kullanmıyordu. Birkaç gün sonra Samsun mitinginde yineledi: ˘ Muhalefet iftira ediyordu, zira “komünist rejimin atık malı”ydı. Muhalefetin kafası da iftiracı komünizmin anlayı¸ ıyla aynıydı.11 Devamı geldi: Ankara’dan ba¸ ını uzatan s s muhalefet nihayet tezgâhını açmı¸ , liderine kırtasiyeci dükkanından alınan “kırmızı” s ˙ bir dosya verilmi¸ ti. Bu dosyada i¸ , hizmet, proje, icraat, yoktu. Iftira, yalan, karalama s s vardı. Aynen geçmi¸ in komünist rejimlerinde oldugu gibi.12 s ˘ Banu Güven, Ba¸ bakanın Ankara’da AKP’nin yerel seçim adaylarını açıklarken de, s daha sonra Kırıkkale’deki mitingde de aynı lafları sarfettigine i¸ aret edip sordu: “CHP ˘ s mi komünistti?”13 Aynı günlerde Ahmet Hakan, müstehzi olmaya çalı¸ an bir dille, s komünistleri, sadece onları da degil, her me¸ repten solcuyu Taksim’e davet etti. “Bu ˘ s memlekette bırakın komünist olmayı, solculugu bile tartı¸ malı CHP denilen partiyi ˘ s ‘kıpkızıl komünist’ zanneden bir ‘Ba¸ bakan’ var”dı ve müteaddit defalar, iftiranın kos münist yöntemi oldugunu söylemi¸ ti. Bu haksızlıga kar¸ ı durmak gerekirdi.14 ˘ s ˘ s Hakan, andıgım cümlesindeki yargının mübalagalı oldugunun herhalde farkındadır; ˘ ˘ ˘ ba¸ bakanın bahsettigi türden bir zanna sahip olmadıgını gayet iyi biliyordur. Nitekim s ˘ ˘ birkaç ay evvel, Erdogan muhalefete “Eski komünistler gibi çamur at, tutmazsa izi ˘ kalır anlayı¸ ına sahipsiniz,” diyerek yüklendiginde, daha isabetli bir biçimde, “Ne kas ˘ dar sagcı bir cümle bu,” demi¸ ti. Erdogan’ın vaktiyle “komünistleri ‘öcü’ olarak gören ˘ s ˘ takımda yer aldıgı”na i¸ aret ediyor; Komünizmle Mücadele Dernegi’nde de yer alıp ˘ s ˘ ˙ almadıgını sorarak, kendisini de mensubu olarak gördügü 1980’lerin Islâmcılarını bu ˘ ˘ ˙ takımdan tefrik etme ihtiyacı hissediyordu. 1980’lerin Islâmcıları komünist dü¸ manı s 15 olmamı¸ lardı. Sagcı da. s ˘ Burada kritik kelime, “sagcı”; isabetli yorum, memleket sagının komünist dü¸ manlı˘ ˘ s gıdır. ˘
siyaseti yapıyorlar, komünistlerde vardı bu!”, Radikal, 11 Subat 2009. ¸ Sançar, “Komünizm ve Yalancılık”, Komünizme ve Komünistlere Kar¸ı Türk Basını, Fasikül 1 içinde s ˙ (Ankara: Ayyıldız Matbaası, 1965), 68–73. Ilk yayını, çok daha önce: Orkun 8 (1950): 10–11. 10 Peyami Safa, “Kim Komünisttir, Kim Degildir”, Kızıl Tehlike içinde (Istanbul: Bedir Yayınevi, 1964), 12. ˙ ˘ Dü¸ünen Adam’ın 21. sayısından aktarılmı¸ . s s 11 Hürriyet, 15 Subat 2009; Vatan, 16 Subat 2009. ¸ ¸ 12 “Dosyacı Muhalefet”, Hürriyet, 23 Subat 2009. ¸ 13 “Komünist derken?..”, Radikal Cumartesi, 21 Subat 2009. ¸ 14 “Komünistleri kı¸ kırtıyorum”, Hürriyet, 17 Subat 2009. s ¸ 15 “Hasar tespit raporu”, Hürriyet, 10 Eylül 2008. Hakan, TEKEL i¸ çilerini neden destekledigini açıklarken s ˘ de kendisini sagcılardan tefrik etme çabasını sürdürecektir. “Üzgünüm Ba¸ bakan”, Hürriyet, 4 Subat ˘ s ¸ 2010.
9 Nejdet 8 “Iftira ˙

3

3c562344a2a93f531cbfd4e1968eaf02

Devam etmeden Erdogan’ın son yerel seçimler öncesinde oldugu gibi, TEKEL dire˘ ˘ ni¸ ine kar¸ ı da istihdam ettigi anti-komünist retorigin istisnai olmadıgını birkaç örs s ˘ ˘ ˘ nekle kayıt altına alalım. soL’un yerel seçimlerden önce hazırladıgı bir haber16 2005’e ˘ dek geri giden bir derleme sunuyor: Özelle¸ tirmeye muhalefet edilmi¸ , Galataport ve s s Haydarpa¸ a Port için dü¸ ünülen yabancı sermaye sorun olmu¸ , Sosyal Sigortalar ve s s s Genel Saglık Sigortası ele¸ tirilmi¸ , AKP yolsuzlukla itham edilmi¸ . . . Bunları yapan˘ s s s ların hepsi “komünist”. Sol zaten “sermaye dü¸ manı”. Yabancı sermayenin gelmesini s istemeyen, “hâlâ komünist mantıktan kopamayanlar”. Herkese sosyal güvenceye kar¸ ı s çıkanlar, “solcular ve onların yanında olanlar”. Halkı ilaç kuyruklarında beklemekten kurtaramayanlar, “sosyalist ve komünist geçinenler”. Yolsuzluk iddiaları, “komünist teknigi”. . . Zaten mazotta ÖTV’yi kaldıracagını söyleyen Baykal’ın da, Enerji Bakanı ˘ ˘ oldugu dönemde mazotu karneyle dagıttıgı için, “komünist alı¸ kanlıkları var”. . . 17 ˘ ˘ ˘ s Sosyalist bir avukatın, iftiracılıkla komünistligi özde¸ le¸ tirdigi için ki¸ ilik hakkına sal˘ s s ˘ s 18 bir Ba¸ bakanın anti-komünist dırıldıgı iddiasıyla hakkında tespit davası açabildigi ˘ ˘ s retorigine, lüzumu halinde, ba¸ kaca örnekler de dev¸ irmek çok zor degil. O yüzden ˘ s s ˘ bir iki örnek de AKP iktidarının ilk yıllarından verip geçelim: Özelle¸ tirmeyle ilgili s ˙ olarak, TKI üzerinden: “Komünist rejimler bile ellerinde fabrika bırakmadılar. Fakat bizde hâlâ bu zihniyetin esintileri var.” Gene özelle¸ tirmeye yönelik muhalefete kar¸ ı: s s “Ne yazık ki komünist dünyanın kalıntıları Türkiyemizde var.” Ve bir sahika: “Popü¸ lizm yarınları karartır. Komünist ülkeler bu politikalar yüzünden bitti.”19 Güven’in cevabı esasen kendi yazısının içinde saklı olan sorusuna dönersek. . . Evet, CHP komünist degil elbette. Fakat Erdogan’ın CHP’nin ne olduguna dair fikrinden ˘ ˘ ˘ ziyade, onu nasıl göstermeye çalı¸ tıgı; bundan ne tür bir fayda gözettigi üzerinde düs ˘ ˘ sünmeli. Güven haklı. Erdogan da, öncülleri gibi, “bu sihirli kelimenin (komünizmin— ¸ ˘ ög) Anadolu topraklarında bıraktıgı iz”e güveniyor. Seçim dönemlerinde, toplumsal, ˘ siyasî muhalefetin ortaya çıktıgı anlarda sagın devri artan anti-komünist retoriginin, ˘ ˘ ˘ nükseden o teatral tikin tetiklemeye niyet ettigi dinamik, bu izde aranmalı. ˘

İz
O ize rastgele baktıgımızda, mesela 1950’de Seyh Bedreddin’i Stalin’in seyhi olarak ˘ ¸ ¸ anan20 bir zihniyet dünyasıyla kar¸ ıla¸ ıyoruz. Bu, çok sonraları tasavvuf kar¸ ıtlıgıyla s s s ˘
Erdogan’ın aklından hiç çıkmıyor”, soL, 29 Aralık 2008. ˘ Sakin, “Komünizm hayaleti Erdogan’ı yılda kaç kez ziyaret ediyor”, http://sendika.org , 14 Ni˘ san 2008; “Erdogan: ‘Komünist rejimin atık malları’”, CNN Türk, 15 Subat 2009; “Erdogan damadıyla ˘ ¸ ˘ ilgili iddialara sert cevap verdi”, ANKA, 13 Kasım 2007; “Erdogan’dan Baykal’a: Komünist alı¸ kan˘ s lıkları var”, ANKA, 14 Temmuz 2007. 18 “Erdogan’a komünizme hakaret davası”, ANKA, 22 Ekim 2008; “Avukat Vural: ‘Açtıgım dava tespit ˘ ˘ davasıdır’”, Hürriyet, 24 Ekim 2008. 19 Son örneklerin tümü 30 Nisan–12 Kasım 2003 arasından. 20 Haluk Oral, “Kemal Tahir’in Romanında S eyh Bedrettin Fantezileri”, NTV Tarih 10 (2009): 70–71. ¸
17 Arda 16 “Komünizm

4

3c562344a2a93f531cbfd4e1968eaf02

˙ Islâmcı hareket içinde ayrıksı duran Hizbu’t Tahrir’i dahi, sistem kar¸ ıtı söylemi nes deniyle, kökü dı¸ arıda bir komünist te¸ kilata baglı, Moskova emrinde çalı¸ an bir kos s ˘ s münist yuvası, Türk dü¸ manı Müslüman maskeli komünistler olarak yaftalamaktan s imtina etmeyen21 bir dünya. Bu dünyanın en uzun soluklu yayın organlarından Sebi˙ lürre¸âd’ın yıllarca Islam’ın dü¸ manları olarak masonlugu, misyonerligi, siyonizmi ve s s ˘ ˘ komünistligi bellettigini görüyoruz. Aynı zihniyet dünyası içinde yer alan Bilim Ara¸ ˘ ˘ s tırma Vakfı, bugün, kamuoyuna duyuru olarak “’Komünist Derin Devlet Çetesi’ne Türkiye’yi Böldürmeyecegiz” ba¸ lıklı bir ilân verip “Türk milletinin Allah’a inanma˘ s sından ve Darwinizmi reddetmesinden siddetle rahatsız olmu¸ ” kökü dı¸ arıda, Dar¸ s s winci, bölücü, ateist, “milletten tamamen ayrı bir fikir ve ahlak yapısına sahip” 100 küsur senedir devam eden bir komünist derin devlet çetesinin sonunun geldigini id˘ dia edebiliyor.22 Üstünde oldugumuz ize biraz daha dikkatli bakıldıgında, adı Soguk Sava¸ dönemi˘ ˘ ˘ s nin ilerleyen senelerinde Türkiye Komünizmle Mücadele Dernegi ile özde¸ le¸ mi¸ , za˘ s s s man içinde mukaddesatçı, milliyetçi, tamamen sagcıla¸ mı¸ bir yapıya evrilmi¸ Nur ˘ s s s hareketiyle kar¸ ıla¸ ıyoruz. Fakat cemaatin müessisi Said Nursî, Soguk Sava¸ ’ın ba¸ s s ˘ s s langıcından çok önce, daha 1930’ların sonunda, komplocu, anti-semit, komünistlikle Yahudiligi birarada gösteren bir fikri yaymaya hâlihazırda ba¸ lamı¸ tır. Kıyamet al⢠s s metleri ile ahir zamana dair hadisleri yorumladıgı 5. Sua’nın 14. meselesinde sunları ˘ ¸ ¸ söylüyor:
Rivayette var ki, “Deccalın mühim kuvveti Yahudidir. Yahudiler severek tâbi olurlar.” Allahu a’lem, diyebiliriz ki, bu rivayetin bir parça tevili Rusya’da çıkmı¸ . s Çünkü, her hükûmetin zulmünü gören Yahudiler, Almanya memleketinde kesretle toplanıp intikamlarını almak için, komünist komitesinin tesisinde mühim bir rol ile Yahudi milletinden olan Troçki namında deh¸ etli bir adamı, Rusya’nın Ba¸ s s kumandanlıgına ve terbiyegerdeleri olan me¸ hur Lenin’den sonra Rus hükûmeti˘ s nin ba¸ ına geçirerek Rusya’nın ba¸ ını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar. s s Büyük Deccalın komitesini ve bir kısım icraatını gösterdiler. Ve sair hükûmetlerde dahi ehemmiyetli sarsıntılar verip karı¸ tırdılar.23 s

Nur talebeleri arasında bugün hâlâ Said Nursî’nin Büyük Deccal ve Süfyan ile kendi gününde kimleri kastettigi konu¸ uluyor. Ahir zamanda ortaya çıkıp semavi dinlere ˘ s sava¸ açarak fitne ve fesada sebep olacak, dinsizligi yayacak oldugundan bahsedilen s ˘ ˘ Büyük Deccal’in Nursî tarafından simalde zuhur eden Lenin olarak yorumladıgı halen ¸ ˘ tedavülde olan bir söylentidir. Bir on yıl sonra Nursî’nin anti-komünistligi daha da belirginle¸ ir. Bu yazının çerçe˘ s vesinde sunulan Demokrat Parti’ye yönelik olarak yazdıgı ihtar bu konuda bir fikir ˘
˙ ˙ Erkilet, “Ercümend Özkan”, Modern Türkiye’de Siyasî Dü¸ünce: Islamcılık, Cilt 6 içinde (Istanbul: s ˙ s Ileti¸ im Yayınları, 2004), 684–692, burada 687. 22 7 Agustos 2008 tarihli bu ilân, Bilim Ara¸ tırma Vakfı Ba¸ kanı Sedat Altan imzasını ta¸ ıyor. ˘ s s s 23 Bediüzzaman Said Nursî, “5. Suanın Ikinci Makamı ve Meseleleri”, Risale-i Nur Külliyatından Sualar ˙ ¸ ¸ ˙ içinde (Istanbul: Yeni Asya Ne¸ riyat, 2007), 918. 5. Sua’nın telif tarihi 1938’dir. s ¸
21 Alev

5

3c562344a2a93f531cbfd4e1968eaf02

verecektir. Fakat asıl ögretici olan, Soguk Sava¸ ’ın ilk yıllarında Nursî ve erken dö˘ ˘ s nem talebelerinin Afyon’da yargılanırken (1948–49) yaptıkları müdafaalar ve yazı¸ s malardan mürekkep On Dördüncü Sua.24 Mesela Nursî yargılanırken kendisine iddia ¸ makamı tarafından esasen sunun sorulmasını bekliyor: “Vatanımızda anar¸ ilige inkı¸ s ˘ lâp eden komünist tehlikesine kar¸ ı Nurların hizmeti ne derecededir ve bu mübarek s vatan bu deh¸ etli seyelândan nasıl muhafaza edilecek?”25 Kendi hizmetini bu “seyes lân”a set çekme yönünde gördügü a¸ ikârdır. Nitekim davanın ilerleyen a¸ amalarında ˘ s s avukatlarınca devlet katına sunulan mektupta tek bir gayesi oldugunu ilân eder: ˘
˙ [. . . ] mezara yakla¸ tıgım bu zamanda, Islâm memleketi olan bu vatanda Bol¸ evik s ˘ s ˙ bayku¸ larının seslerini i¸ itiyoruz. Bu ses, âlem-i Islâmın iman esaslarını zedeliyor; s s halkı, bilhassa gençleri imansız yaparak kendisine baglıyor. Ben bütün mevcudiye˘ timle bunlarla mücadele ederek, gençleri ve Müslümanları imana davet ediyorum; bu imansız kitleye kar¸ ı mücadele ediyorum. Bu mücadelem ile, in¸ aallah, Allah s s huzuruna girmek istiyorum. Bütün faaliyetim budur. Beni bu gayemden alıkoyanlar da, korkarım ki Bol¸ evikler olsun! Bu iman dü¸ manlarına kar¸ ı mücahede açan s s s dindar kuvvetlerle el ele vermek, benim için mukaddes bir gayedir. Beni serbest bırakınız. El birligiyle, komünistlikle zehirlenen gençlerin ıslahına ve memleketin ˘ imanına, Allah’ın birligine hizmet edeyim.26 ˘

Risale-i Nur’un komünizme kar¸ ı bir bent oldugu, Afyon’daki yargılamada hem kens ˘ disinin, hem talebelerinin sürekli dile getirecegi bir husustur. Nursî bunu kendisine ˘ yönelik iddianamenin hatalarını ispat etmek için kaleme aldıgı Hata-Savab Cetveli’nin ˘ ˙ 24. noktasında da söylüyor. Iddia makamına göre, o, “¸ imalden gelecek büyük kızıl S tehlikeye kar¸ ı bir set oldugunu iddia ve zannetmektedir.” Kendisine soracak olurs ˘ sanız, bu bir zan ve tahmin degildir. Bilâkis. Nurları okuyan herkes Risale-i Nur’un ˘ simalden gelen tehlikeye bir set oldugunu söylemekte ve bu da iddianın hatalı oldu¸ ˘ 27 Bir iddia bu sekilde yanlı¸ lanabilir mi, bir kenara bırakalım. gunu göstermektedir. ˘ ¸ s Ancak Nursî talebelerinin söyledikleri hususunda haklıdır. Talebelerden bazılarının müdafaalarında Risale-i Nur’un komünizme kar¸ ı subap oldugu özellikle vurgulans ˘ mı¸ tır. Burada, Risale-i Nur ugrunda kur¸ unlara gögsünü germeye hazır olan Zübeyir s ˘ s ˘ Gündüzalp’in Afyon’daki müdafaasını hem içerik, hem hacim olarak digerlerinden ˘ ayrı tutmak lazım. O, komünist ve masonların, Risale-i Nur’un, kendi zehirli fikirlerinin yayılması kar¸ ısında kuvvetli bir mâni te¸ kil ettigini bildiklerini söyler. Risale-i s s ˘ Nur, gençleri vatan haini olarak kur¸ una dizdirecek cürümlerden korumaktadır. Kos münizme kapılıp dininden çıkmaktan, ebedî felaketlere yuvarlanmaktan. . . Müellifi cezalandırılsa dahi bunlar büyük bir i¸ tiyak ve gittikçe artan bir alâka ile okunmaya des vam edecektir. Ki Gündüzalp bu cezalandırmanın “komünistlerin ihanetiyle meydana gelen evhamın icâb ve neticesi olan garazkârlıklarla” hasıl olabilecegini söylüyor.28 ˘
Dördüncü Sua”, Sualar içinde 546–901. ¸ ¸ Hükûmet ve Mahkemesine ve Zabıtasına Daha Birkaç Nokta Mâruzatım Var”, Sualar içinde ¸ 593. 26 “Ba¸ bakanlıga, Adliye Bakanlıgına, Dâhiliye Bakanlıgına”, Sualar içinde 772–76. s ˘ ˘ ˘ ¸ 27 “Hata-Savab Cetveli”, Sualar içinde 641. ¸ 28 “Zübeyir’in Müdafaasıdır”, Sualar içinde 847–61. Ahmed Özer, Bir Iman Âbidesi Zübeyir Gündüzalp ˙ ¸
25 “Afyon 24 “On

6

3c562344a2a93f531cbfd4e1968eaf02

Afyon’daki davadan sonra telif edilen Emirda˘ Lahikası29 içinde yer verilen metinler de g Nur fikriyatının anti-komünist niteligi hususunda çok sey söylüyor. Erken dönem Nur ˘ ¸ ˙ talebelerine göre komünizmin icatçıları yalnız Yahudilerdir. Komünizm, “alem-i Islam mahallesini saran ve evimizin saçaklarına kıvılcımları sıçrayan ve çok büyük ve çok deh¸ etli bir bela”dır. Nursî, “sıkıntılar içerisinde eser yazarak gençligimizi komünizm s ˘ yemi olmakla ebedî haps-i münferitlige mahkûm edilmekten” kurtarmı¸ ; Nur risa˘ s lelerini okuyan, ne¸ reden talebeler bu hizmetleriyle komünistligin yayılmasına kar¸ ı s ˘ s durmu¸ lardır. s Fakat meselemiz açısından bu külliyat bir bütün olarak görülmeli. Sosyalizmden bah˙ seden, sosyalizmi Islâm’la illa ki çatı¸ ma halinde görmeyen erken dönem Said-i Kürdî s ile imzasını degi¸ tirmi¸ , anti-komünist, devletle bu konuda i¸ birligi içindeki, kendi˘ s s s ˘ sinin ikinci Said olarak adlandırdıgı, yeni dönem Said Nursî arasındaki fark ayrıca ˘ ˙ dü¸ ünülmeli. Murat Utkucu’nun Birikim’in Sol ve Ilahiyat dosyasındaki yazısı bunun s 30 için gerekli hareket noktalarını saglıyor. ˘ Serre kar¸ ı Islâmın özünü ve evini muhafaza etmeye yönelik bu sagcı zihniyet, burada ¸ s ˙ ˘ sadece Nurcuları da kastetmiyorum, Soguk Sava¸ zaman içinde derinle¸ irken, defansif ˘ s s ˙ mevkiini terkederek ofansif bir pozisyona geçecek, gene Islâm’ı referans alarak komünistler için ölüm fetvaları çıkarmaya ba¸ layacaktır. Bu pozisyon degi¸ ikliginin, solun s ˘ s ˘ ˙ sçi Partisi’nin büyük sansasyon yarattıgı 1960’larda güçlenmeye ba¸ ladıgı, Türkiye I¸ s ˘ ˘ gerçekle¸ mesi sa¸ ırtıcı olmasa gerek. Ahmet Çiftçi, hiçbir tevile yer bırakmayacak sas ¸ s rahatla yazıyor:
[. . . ] fesatçıların (halk arasına nifak sokanların) öldürülmesi yolundaki Allahın emri, sadece onların bu bölücü, fesatçı faaliyetlerinden dolayıdır. Nitekim Allahu ˙s Teala sure-i bakaranın 191. ayetinde: “Fitne katilden beterdir” buyurmaktadır. I¸ te bir komünistin öldürülmesini icab ettiren husus, onun fitneciligi, bölücü faaliyeti, ˘ halkı birbirine dü¸ man etmesidir. Bir itibarla cemiyetlerin bütün fertleri Allah için s komünizmle mücadele etmek hususunda Allah tarafından vazifelendirilmi¸ tir.31 s

Bu tür yayınlar çogaldıgında, mesela Komünizme ve Komünistlere Kar¸ı Türk Basını32 ba¸ ˘ ˘ s s ˙ lıgı ta¸ ıyan fasiküller elden ele dola¸ maya ba¸ ladıgında, TIP’e yönelik anti-komünist ˘ s s s ˘ propagandif faaliyet doruk noktasına çıktıgında, sene 1965’tir.33 Bir sene sonraki kısmi ˘
˙ (Istanbul: I¸ ık Yayınları, 2009), 197–218, Gündüzalp’in müdafaalarına topluca yer veriyor. s ˙ Nur Külliyatından Emirda˘ Lâhikası (Istanbul: Yeni Asya Ne¸ riyat, 2008). g s 30 “Aynı Trende: Islam ve Sosyalizm”, Birikim 250 (2010): 43–56. ˙ 31 (Insanlık Dü¸ manı) Komünizm’in Maskesi Sosyalizm’dir (Istanbul: Alpkanlar Matbaası, 1965), 40. Bu kitaba ˙ ˙ s dikkatimi çeken Ümit Hasan Kılıçgedik’e te¸ ekkür ederim. s 32 1965–66 arasında, Ankara’da Ayyıldız Matbaası tarafından yayımlanan, basından seçmelerden olu¸ an s ˙ dokuz fasikül. Ya da Bedir Yayınevi’nin “Türklügün ve Islâmlıgın ba¸ dü¸ manı olan Kızıllarla müc⢠˘ s s dele maksadıyla” çıkarttıgı bro¸ ürleri hatırlayalım. ˘ s 33 Bu yayınların tamamen telif çalı¸ malar oldugu dü¸ ünülmemeli. Ilerleyen senelerde Türkiye baglamına ˙ s ˘ s ˘ tam oturmayan, bol miktarda ABD men¸ eli propaganda malzemesi de imal edilmi¸ tir. Sevim Yigits s ˘ ba¸ ’ın kapagında “Demokraside komünistlerin dilleri uzun olur!” altyazılı karikatürün bulundugu, s ˘ ˘ ˙s ABD basınından yapılmı¸ karikatür seçkisi, iyi bir örnek: Uyarı ve Arma˘ an (Ankara: I¸ Matbaacılık, s g

29 Risale-i

7

3c562344a2a93f531cbfd4e1968eaf02

˙ Senato seçimi propaganda konu¸ malarında radyoda TIP adına söz alan parti üyesi Çes tin Altan, üstüne basa basa “Biz komünist de-gi-liz,” demek zorunda kalacaktır. Sadece ˘ ˙ TIP’e yönelik bir saldırganlıktan da bahsetmiyoruz. CHP bile anti-komünist retorigin ˘ ˙ kurbanı olmaktan kurtulamaz. Sadece Inönü’nün Ortanın Solu hamlesinin ardından Tayfur Sökmen’in kaleme aldıgı (1968) Cumhuriyet Halk Partisi ortadadır, ortanın solu ˘ Moskova yoludur ba¸ lıklı bro¸ ürü hatırlayalım. s s Pozisyon degi¸ ikligi, Mehmet Sevki Eygi’nin Kanlı Pazar’dan bir gün önce Bugün ga˘ s ˘ ¸ zetesindeki (15 Subat 1969) cihat çagrısıyla iyice belirginle¸ ir. Eygi, “Müslümanlar ile ¸ ˘ s kızıl kafirler arasında arasında topyekün sava¸ ın kaçınılmaz hale geldigini” yazacak, s ˘ temiz müslümanları komünizm küfrüyle sava¸ a hazır olmaya davet edecektir. s ˙ Islâmcı, muhafazakâr kanadı topyekün töhmet altında bırakmamak için, Kanlı Pazar’ı bir zillet olarak gören bir iki istisnadan da bahsetmek lazım. 1970’lerin ortasına dek önce Milli Türk Talebe Birligi, ardından Yeniden Milli Müca˘ dele gibi anti-komünist olu¸ umların içinde yer almasına ragmen, daha sonraları sagcı, s ˘ ˘ ˙ devletçi, milliyetçi geçmi¸ ini terkederek tevhidi bir Islam anlayı¸ ına yönelen Hamza s s Türkmen, seneler sonra Kanlı Pazar’ı vah¸ i bir komplo olarak anacak, Bugün yazarı s Eygi’den i¸ birlikçi olarak bahsedecektir. Bugün’ün kı¸ kırttıgı ve çatı¸ ma için toplanarak s s ˘ s bekletilen dindar kesim, Amerikan filosunu protesto edenlerin üzerine polisin ho¸ gös 34 rüsü içinde hücum ettirilmi¸ tir. s Elbette Nurettin Topçu’nun Kanlı Pazar’ın hemen ardından gösterdigi tepki çok daha ˘ ˙ kıymetli. Topçu, 6. Filo’yu protesto edenlerin üzerine saldıranların, Islam dinini kendi nefis ve hırsları için suursuzca alet yaptıklarını, Amerikan donanmasına yaranırca¸ sına sava¸ manın cihadla alakası olmadıgını yazacaktır. Müslüman olduklarını söyle¸ s ˘ ˙ yip Islâma en büyük fenalıgı yapanlara, müslümanlıgın bu olmadıgını söyler: “Siz bu ˘ ˘ ˘ hareketinizle en sa¸ kın sapıkların safında yer almı¸ bulunuyorsunuz.” Müslümanlıga ¸ s s ˘ kar¸ ı olanlara da davet çıkarır: “Kar¸ ınızdakiler Müslüman degildirler. Müslümans s ˘ lıgı onların tam aksi davranı¸ larda arayınız. Onları affedin ve hepinize birlikte affı ve ˘ s ˙ kurtulu¸ u getirecek olan Islâm içinde birle¸ iniz.”35 Gerçi, Topçu’nun bizzat kendisi s s istisnai bir figürdür ve yegane ele¸ tirisi yukarıdaki degildir. Komünizmin müslümans ˘ lıga, Amerika’nın da komünizme dü¸ man olması nedeniyle Amerika’yı desteklemenin ˘ s her müslümana vacip oldugu fikrine siddetle kar¸ ı çıkar. Sadece komünist dü¸ manı ˘ ¸ s s olmakla kendilerini milliyetçi sananların bir kısmının Amerikan kültürüne baglı ol˘ 36 Bununla birlikte, Topçu’nun yazılarında sıkça duklarını söyleyen gene Topçu’dur. “tröstçü Yahudi”den bahsettigini de unutmayalım. Ve sagcıların anti-komünizmiyle ˘ ˘
1971). Yerli olmasa da, sosyalistleri, komünistleri, ahlâksız, “kadın dü¸ künü”, zinacı vs olarak göstes ren karikatürler anti-komünist propaganda hakkında çok sey söylüyor. ¸ 34 Hamza Türkmen, Türkiye’de Islamcılık ve Özele¸ tiri (Istanbul: Ekin Yayınları, 2008), 51. ˙ ˙ s 35 Hareket dergisinin Mart 1969 sayısından aktaran Ismail Kara, Sözü Dilde Hayali Gözde (Istanbul: Dergâh ˙ ˙ Yayınları, 2006), 34–35. 36 Ahlâk Nizamı’ndan aktaran Fırat Mollaer, Anadolu Sosyalizmine Bir Katkı: Nurettin Topçu Üzerine Yazılar ˙ (Istanbul: Dergâh Yayınları, 2007), 77.

8

3c562344a2a93f531cbfd4e1968eaf02

kısmen örtü¸ en belirgin anti-semitizminin Topçu’ya da temkinle yakla¸ mayı gerekli s s kıldıgını not ederek iz sürmeye ba¸ ladıgımız yere dönelim. ˘ s ˘ Osmanlı’ya ba¸ kaldıran Seyh Bedrettin’i vaktiyle yüzlerce yıllık bir anakronizmle Stas ¸ linci olarak yaftalayabilen bu zihniyet, bugün statükoya kar¸ ı çıkan müslümanlar için s benzer tavrı sergilemekten imtina etmiyor. Buradaki sürekliligi görmek açısından Bi˘ ˙ rikim’in Sol ve Ilahiyat ba¸ lıklı bir önceki sayısında Sıtkı Süreyya Önder’in hatırlattıgı s ˘ 37 Önder’in, “ümmetin yitik vicdanı”, müslümanlar arasında “antiörnek manidar. kapitalist bilincin bayragı” olarak nitelendirdigi Ebu Zerr’in Türkiye’deki önemli ta˘ ˘ kipçilerinden oldugunu söyledigi, Kur’an’ı Kerim’i referans alarak servet, biriktirme ˘ ˘ ˙ ve infak meselelerinde yoksullar yanında saf tutan Ihsan Eliaçık, fikirlerinden dolayı ˙ MÜSIAD kurucu ba¸ kanı Erol Yarar tarafından “Komünist komünist konu¸ ma!” diye s s azarlanmaktadır. Eliaçık’ın kendisi de sınıf farkını dinle me¸ rula¸ tırmaya çalı¸ anların, s s s statükocu, kapitalist müslümanların, “uyu¸ mu¸ , asude ‘dindar zihnin’”, kendi sözleri s s ˙ kar¸ ısında “Bunlar solculuk, Islam’da böyle seyler yok. Sen solculardan etkilenmi¸ s ¸ s 38 Mehmet Bekaroglu, bu tavrı, Eliaçık ile Yarar arasındaki çesin. . . ” dedigini yazıyor. ˘ ˘ ki¸ menin tetikledigi Islamiyet ve sol tartı¸ ması popülerle¸ meye ba¸ ladıktan sonra, dün s ˘ ˙ s s s sola yönelik ithamların, bugün anti-kapitalist müslümanlara yöneltildigini, “agaya kal˘ ˘ kana, ba¸ ını kaldırana sen komünistsin” dendigini söyleyerek özetleyecektir. s ˘ ˙ Takip ettigimiz iz, bizi milliyetçi, muhafazakâr, Islâmcı nüvelerin hercümerç oldugu ˘ ˘ bir zihniyet dünyasına götürüyor. Said Nursî’nin bahsettigi “seyelân”dan geçelim, ˘ solun ciddi bir varlık göstermedigi, Türkiye’deki komünistlerin, sosyalistlerin, hatta ˘ ˙ en geni¸ manasında solcuların, mesela Ikinci Dünya Sava¸ ı sonrası kıta Avrupası üls s kelerindekilerle kıyaslandıklarında, deve kulak kalacakları Soguk Sava¸ ’ın ba¸ langıç ˘ s s senelerinde, aynen Said Nursî gibi kar¸ ılarında kızıl bir tehlike gören bir diger kes ˘ sim, pan-Türkçü ırkçılar, fa¸ ist Türk milliyetçileridir.39 Komünizm, Türkiye’yi yıkmayı s planlayan en büyük dü¸ mandır. Türkiyeli komünistler de ülkenin kolonizasyonu için s çalı¸ an ajanlar. s Kendilerini milletin en büyük kahramanları, solcuları en kötüler, hainler ilân edebilmek üzere mitler imal ederler. Irkçı bir sevk yaratabilmek ve solu itibarsızla¸ tırmak ¸ s için, solcuların, komünistlerin “Türklük”lerinin me¸ ruiyetini giderme, böylece onları s milletten tard etme çabası içindedirler. Gözettikleri ırksal saflık için, Nihal Atsız da Reha Oguz Türkkan gibi kana önem verse de, esasen ahlâkın önemini vurgular. Millî ˘ varlıgın, bünyenin temeli olarak gördügü ahlâkın önemini. Kozmopolit komünistin ˘ ˘ tehdit ettigi evliligi ve aile degerlerini ön plana çıkarır. Ahlâkına sadık kaldıgı müd˘ ˘ ˘ ˘ detçe ilerlemi¸ olan Türk milleti, yabancı degerler tarafından bozuldugunda duraks ˘ ˘
37 “Müminin

celadetine ne oldu?”, Birikim 250 (2010): 37–42, burada 37–38.

38 “’Ebuzerle¸ meyelim in¸ allah’”, http://ihsaneliacik.wordpress.com, 29 Ekim 2009; Müjgân Halis, “Ihsan ˙ s s 39 Fatih

Eliaçık’la Röportaj: ‘Sola mal olan bütün degerler Kuran’da vardır’”, Pazar Sabah, 7 Subat 2010. ˘ ¸ Ya¸ lı’nın yakın tarihli çalı¸ ması, Nihal Atsız ve yanda¸ larının fikriyatı ve faaliyeti üzerine iyi bir s s s özet sunuyor. Bkz: “Irkın Ba¸ Dü¸ manı: Komünizm”, “Kinimiz Dinimizdir” Türkçü Fa¸izm Üzerine Bir s s s ˙ Inceleme içinde (Ankara: Tan, 2009), 154–71.

9

3c562344a2a93f531cbfd4e1968eaf02

lamı¸ , geri kalmı¸ tır. Türklügü ait olmayan bu yabancı degerleri topluma sokan da s s ˘ ˘ elbette nesebi belirsiz, kanı bozuk, maneviyattan yoksun solculardır. Ahlâksız, güçsüz, dejenere, kadınsı, kalle¸ , kahpe ve kancık solcular.40 s Millî Görü¸ fikriyatının öncüsü Necmettin Erbakan’ın 24 Ocak 1980 kararlarından hes men sonra Süleyman Demirel’e bile “teneke maneviyat” sahibi diye yüklenmesi, bugün Recep Tayyip Erdogan’ın siyasî düsturunun “Siyasetin tek limanı ahlâktır!”41 ol˘ ması, bilinçsiz tercihler mi?

Bugün Anti-Komünizm Hâlâ Ne İşe Yarar?
Anti-komünizmi, sadece anti-komünizm olarak ele almamak lazım. Onu aynı zamanda dünyevile¸ meye kar¸ ı bir direnç, mevcudun muhafazasını, ya da degi¸ imin belirli s s ˘ s sınırlar içinde kalmasını saglamak için kullanılan en kuvvetli cihazlardan biri olarak ˘ dü¸ ünmek gerek. Anti-komünizm, ba¸ langıç safhasında ve uzun seneler boyunca geles s neksel toplumsal yapı degi¸ irken, bu degi¸ ime gögüs germek için müracaat edilen bir ˘ s ˘ s ˘ ideoloji. Nasıl Said Nursî’nin öncülük ettigi fikriyat ve buna dayanan hareket, “Kema˘ list modernle¸ me ve onun ideal toplum anlayı¸ ına kar¸ ı proaktif bir tepki”42 ise, devs s s let katında kabul gören, Soguk Sava¸ ’ın ba¸ langıcında belirginle¸ ip sonrasında bizzat ˘ s s s Demokrat Parti tarafından benimsenen, takip eden senelerde ardıllarınca sürdürülen ˙ anti-komünizm, modernle¸ meye tepki ideolojisidir.43 Islâmın, millî bünyenin, manevis yatın muhafaza edilmesi çabası, bunun için solcuların, komünistlerin tekfiri, hep bu çerçevede dü¸ ünülmeli. Fakat anti-komünizmin modernle¸ meye tepki ideolojisi olas s rak bu temel i¸ levinin aslen öncesiyle birlikte Soguk Sava¸ dönemine has oldugunu da s ˘ s ˘ gözden kaçırmamak gerek. ˙ Mehmet Ali Arıkan’ın, Ankara Nümayi¸inin Içyüzü: Gençli˘ in Komünizmle On Yıllık Müs g 44 bize Türkiye’de anti-komünizmin kaynaklarına egilirken en azından cadele Tarihi, ˘ 1930’ların sonunda ba¸ layan bir dönemlendirme yapabilecegimizi söylüyor. Soguk Sas ˘ ˘ va¸ ı merkeze (1947–1991) yerle¸ tirecek olursak,45 1991 sonrasına ba¸ ka bir gözle bakıls s s malı.

40 Gregory A. Burris, “The Other from Within: Pan-Turkist Mtythmaking and the Expulsion of the Turkish

Left”, Middle Eastern Studies 43: 4 (2007): 611–24. Tayyip Erdogan’ın ki¸ isel ag sayfasından: http://www.rte.gen.tr/recep-tayyip-erdogan˘ s ˘ ozgecmis_313.html 42 M. Hakan Yavuz, “Bediüzzaman Said Nursî ve Nurculuk”, Modern Türkiye’de Siyasî Dü¸ ünce: Islamcılık, ˙ s ˙ ˙ s Cilt 6 içinde (Istanbul: Ileti¸ im Yayınları, 2004), 264–94, burada 264. 43 Ömer Laçiner, “Merkez(ler) ve ta¸ ra(lar) dönü¸ ürken”, Tanıl Bora, derleyen, Ta¸ raya Bakmak içinde s s s ˙ ˙ s (Istanbul: Ileti¸ im Yayınları, 2005), 13–36, burada 24–26. 44 (Ankara: Recep Ulusoglu Basımevi, 1948). ˘ 45 Soguk Sava¸ ’ın ilk senelerinde basındaki faaliyeti takip etmek için bkz: Derya Çaglar, Kamuoyu Olu¸ ˘ s ˘ s turulmasına Bir Örnek: 1945–1955 Yılları Arasında Gazetelerde Antikomünizm, Yüksek Lisans Tezi, ˙ Istanbul, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, 2006.
41 Recep

10

3c562344a2a93f531cbfd4e1968eaf02

˙ Bugün, kızıllıgı Türklügün ve Islâmlıgın ba¸ dü¸ manı belleyerek yeti¸ en sag gelenek˘ ˘ ˘ s s s ˘ ten birinin, TBMM Ba¸ kanı iken Moskova’nın göbeginde Rus yetkililere, “Lenin’i ölü s ˘ olarak görmek çok güzel,” demesi, siyasî sosyalle¸ melerinden kaynaklanan bir tik, bas sit bir lapsus linguae olabilir. Fakat acaba bu dil hatasına yol açan suuraltında neler ¸ yatıyor? Soguk Sava¸ sonrasında, anti-komünist retorigin kendi gibi olmayanı dı¸ la˘ s ˘ s yan, öteye iten, seytanile¸ tiren bir hususiyeti yok mu? Teatral hale geldiginde bu tikin, ¸ s ˘ bir örtü, yıllanmı¸ ve yıpranmı¸ bir perde gibi kendisine müracaat edenlerin antis s demokratlıklarını gizleyen veçhesi ortaya çıkmıyor mu? Ba¸ ladıgımız yere geri dönersek, bu basit bir refleks, bir tik degil, teatral bir tik. Bu s ˘ ˘ teatral tik, esasen komünizmin toplumun popüler suuraltındaki çagrı¸ ımlarına da¸ ˘ s vetiye çıkarıyor. Seneler boyunca, kadınsıla¸ tırılan, kahpele¸ tirilen, yabancı, yalancı, s s ˙ kozmopolit, maneviyatsız ve ladini, hatta Islâm kar¸ ıtı gösterilen ötekine kar¸ ı bir tes s yakkuz çagrısı bu. Kar¸ ıtını menfur gösteren, komplocu bir zihniyetin billurla¸ mı¸ hali ˘ s s s anti-komünizm. Bugün agır basan yönü budur. Sagın hâlâ anti-komünist bir retorige ˘ ˘ ˘ müracaat ediyor olması, sadece Soguk Sava¸ döneminde kazandıkları siyasî sosyallik˘ s lerinden degil, esasen buradan kaynaklanıyor. ˘
Çerçeve 1 Demokratlara büyük bir hakikatı ihtar ˙ Simdi Kur’ân, Islâmiyet ve bu vatan zararına üç cereyan var: ¸ Birincisi: Komünist, dinsizlik cereyanı. Bu cereyan, yüzde otuz, kırk adama zarar verebilir. ˙ Ikincisi: Eskiden beri müstemlekâtların Türklerle alâkalarını kesmek için, Türkiye dâiresinde dinsizligi ne¸ retmek için, ifsad komitesi namında bir komite. Bu ˘ s da yüzde on, yirmi adamı bozabilir. Üçüncüsü: Garplıla¸ mak ve Hıristiyanlara benzemek ve bir nevi Purutluk mezs ˙ hebini Islâmlar içinde yerle¸ tirmeye çalı¸ an ve dinde hissesi olmayan bir kısım s s ˙ siyasîler heyetidir. Bu cereyan yüzde, belki binde birisini Kur’ân ve Islâmiyet aleyhine çevirebilir. Biz Kur’ân hizmetkârları ve Nurcular, evvelki iki cereyana kar¸ ı daima Kur’ân s hakikatlerini muhafazaya çalı¸ mı¸ ız. Mümkün oldugu kadar dünyaya ve siyasete s s ˘ bakmamaya meslegimiz bizi mecbur ediyormu¸ . Simdi mecburiyetle bakmaya lü˘ s ¸ zum oldu. Gördük ki, Demokratlar, evvelki iki müthi¸ cereyana kar¸ ı bize (Nurcus s lara) yardımcı hükmünde olabilirler. Hem onların dindar kısmı daima o iki dehsetli cereyana mesleklerince muarızdırlar. Yalnız dinde hissesi az olan bir kısım ¸ garplıla¸ mak ve garplılara tam benzemek meslegini takip edenler ise, üçüncü ces ˘ reyana bir yardım ediyorlar. Madem o cereyanın yüzde ancak birisini, belki binden ˙ birisini Purutlar ve Hıristiyan gibi yapmaya çevirebilirler. Çünkü, Ingiliz iki yüz ˙ sene zarfında tahakküm ettigi iki yüz milyon Islâmdan iki yüz adamı Purutluga ˘ ˘ çevirememi¸ ve çeviremez. s ˙ Hem hiçbir tarihte bir Islâm, Hıristiyan oldugunu ve kanaatle ba¸ ka bir dini ˘ s ˙ Islâmiyete tercih etmi¸ oldugu i¸ itilmediginden, iktidar partisinde bulunan az bir s ˘ s ˘ kısım, dinin zararına siyaset namıyla üçüncü cereyana yardım etse de, madem o

11

3c562344a2a93f531cbfd4e1968eaf02

Demokrat Partisi, meslek itibarıyla öteki iki cereyan-ı azîmenin durmasında ve def ˙ etmesinde mecburî vazifeleri olmasından, bu vatana ve Islâmiyete büyük bir faydası dokunabilir. Bu cihetten biz, Demokratları iktidar yerinde muhafaza etmeye Kur’ân menfaatine kendimizi mecbur biliyoruz. Onlardan hayır beklemek degil, ˘ belki deh¸ etli, ba¸ taki iki cereyana siyasetlerince muarız oldukları için, onların az s s bir kısmı dine verdikleri zararı, vücudun parçalanmasına bedel, yalnız bir parmagı kesmek gibi pek cüz’î bir zararla pek küllî bir zarardan kurtulmamıza sebep ˘ oluyorlar bildigimizden, o iktidar partisinin lehinde ehl-i dini yardıma davet edi˘ ˙ yoruz. Ve dinde lâübali kısmını dahi cidden îkaz edip “Aman, çabuk hakikat-i Islâmiyeye yapı¸ ınız!” ihtar ediyoruz ki, vatan ve millet ve onların hayatı ve saadeti, s ˙ hakaik-i Kur’âniyeye dayanmak ve bütün âlem-i Islâmı arkasında ihtiyat kuvveti ˙ yapmak ve uhuvvet-i Islâmiye ile 400 milyon karde¸ i bulmak ve Amerika gibi din s lehinde ciddî çalı¸ an muazzam bir devleti kendine hakikî dost yapmak, iman ve s ˙ Islâmiyetle olabilir. Biz bütün Nurcular ve Kur’ân hizmetkârları onlara hem haber ˙ veriyoruz, hem Islâmiyete hizmete muvaffakiyetlerine dua ediyoruz. Hem de rica ediyoruz ki, bu memleketin bir ehemmiyetli mahsulü ve vatanda ve simdi âlem¸ ˙ i Islâmda pek büyük faydası ve hizmeti bulunan Risale-i Nur’u müsaderelerden kurtarıp ne¸ rine hizmet etsinler. Bu vatandaki dindarları kendine taraftar etsinler. s Ve selâmeti bulsunlar. Said Nursî “Afyon Hapisinden Sonra Emirdagı’ndan Yazılan Mektuplar”, Emirda˘ Lâhikası ˘ g içinde 814–16. Çerçeve 2 Kim Komünisttir, Kim Degildir? ˘ [...] Türkiye’de bir komünistin umumî vasıfları sunlardır: ¸ 1. Komünist, Allaha inanmaz. Materyalist (maddeci) oldugu için mânevi ve ruhî ˘ degerlerin üstünlügüne de inanmaz. Fırsat buldukça dinî inançların alayhinde bu˘ ˘ lunur ve bu inanç sahiplerini gericilikle, yobazlıkla damgalar. 2. Komünist, iktisadî sınıfları milletin üstünde bir gerçek saydıgı ve insanlıgın ˘ ˘ tarihini sınıflar arasındaki bir mücadele tarihi sandıgı için millietin üstün dege˘ ˘ rine ve milliyetçilige de inanmaz. Yazılarında ve sözlerinde din, milliyet manevî ˘ degerler aleyhindedir. ˘ 3. Komünist, geçmi¸ in dü¸ manıdır. Tarihin, geleneklerin dü¸ manıdır. Netice olas s s rak, kendisi gibi dü¸ ünmiyen bütün ya¸ lılara, degerini tarihî tecrübeden alan büs s ˘ tün sahsiyet ve söhretlere, bütün eser sahiplerine dü¸ mandır. Gerekirse onlara ¸ ¸ s küfür ve iftira eder. 4. Komünist bugünkü hür dünya rejimlerini gerici Burjuva rejimleri telâkki eder. Netice olarak bütün Burjuva rejim, sanat ve mua¸ eretlerine dü¸ mandır: s s a. Kendisi iktidara gelinceye kadar Burjuva hürriyetlerine sıgınmak istemesine ˘ ragmen, hürriyet dü¸ manıdır. Hürriyetçiligi kazanırsa, altından bir sınıf diktasına ˘ s ˘ taraftar oldugu görülür. Yazıları ve sözleri böyle bir dikkatle gözden geçirilmelidir. ˘ b. Komünist, güzel sanatlarda yenilik, devrim, geçmi¸ le ilgiyi tam kesme taraftas rıdır. Dergi ve kitap kapaklarında, siir ve romanlarında görünen o sözde modern, ¸ çarpık ve acaip resimler böyle bir komünist anlayı¸ ın i¸ aretleridir. s s c. Komünist, dilde uydurmacıdır. Türk’ün geçmi¸ le ilgisini kesmek için yenilik s

12

3c562344a2a93f531cbfd4e1968eaf02

bahanesiyle evvelâ dilimizi bozmaya çalı¸ ır. Dil geleneklerine saygısı yoktur. s ç. Edebiyatta da en degerli geçmi¸ degerlerin, söhretlerin, çe¸ itlerin dü¸ manıdır. ˘ s ˘ ¸ s s Divan edebiyatı, Servet-i Fünun, fecr-i âti, hattâ ilk devre Cumhuriyet edebiyatı aleyhinde propopanda yapar. d. Komünist, edebiyatta millî gerekçelere uymayan sahte bir köycülük ve halkçılık tutturmu¸ tur. Romanlarında tasvir ettigi köylüyü aynı yönde ya¸ amı¸ olanlar s ˘ s s bile reddetmi¸ lerdir. Köy ve halk dili de mübalâgalar ve uydurmalarla doludur. s ˘ e. Komünist, para kazanmaya bayıldıgı ve bazen servet yaptıgı halde, Burjuva ˘ ˘ gibi ya¸ amaktan kaçar, fakir lokanta ve meyhanelere gider, kendisine pis ve ders beder bir i¸ çi süsü ve tavrı verir. Milyon kazanan ressamları vardır ki, karıları ve s kendileri dilenci gibi giyinir ve görünürler. f. Komünist, bir kısım aganın degil, bütün agaların dü¸ manıdır. Çünkü büyük ˘ ˘ ˘ s ziraî mülkiyet dü¸ manıdır. Bazan açıkça mü¸ terek mülkiyet ister, kollektif çiftlikler s s ister, kesin ve umumî plânlama ister. 5. Komünist gazete ve yazarlar, din ve milliyetçilik lehindeki haberleri, hâtta resmî demeçleri ve tebligleri yayınlamazlar, bunları övmezler. ˘ 6. Komünist, komünizm aleyhine esaslı hiçbir sey yazmaz ve konu¸ maz. Marx, ¸ s Lenin ve Stalin gibi komünist peygamberleri aleyhine tek kelime yazmaz ve konu¸ maz. Komünist yazar ve sairler hakkında da bu dikkati vardır. Hattâ bir biçis ¸ mine getirirse, Nâzım Hikmet misâlinde oldugu gibi bunları kurtarmaya çalı¸ ır, ˘ s bazı yayınevlerinin açıkça yaptıgı gibi, komünist yazarların kitaplarını çıkarır. ˘ 7. Castro gibi komünist ihtilâlcileri göklere çıkarırlar. Fakat kahramanlıkları gibi uydurma Sovyet ba¸ arsını ballandırır. s 8. Birle¸ ik Amerika aleyhindeki haberlere fazla yer veren komünist gazetelerin s Sovyetlere sempatisi de sezilir. 9. Komünist yalancıdır. Muarızlarına iftira eder ve taraftarları için ba¸ arılar uys durur. Meselâ bazı komünist gazeteler, kendi yazarlarından birinin Nobel mükâfatına namzet gösterildigini haber vermi¸ lerdi. Ba¸ tan ba¸ a yalan. Aynı yazarın ˘ s s s ˙ ˙ Ingilizceye çevrilmi¸ bir kitabının Ingilterede en çok satılan kitap oldugunu haber s ˘ vermi¸ lerdir. Bu da yalan! s ˙ Bu saydıgımız i¸ aretlerin hepsini ihtiva eden gazeteler vardır. Ilgili makamlar ˘ s koleksiyonlarını dikkatle inceledikleri takdirde görürler. Eger komünizmle müca˘ delemizde samimî isek, fakat “Ben komünistim” diye avaz avaz bagıran safdiller ˘ bekliyorsak, bir iki ki¸ iden ba¸ ka bulamayız ve gayretlerimiz ötekileri sindirip kas s çırmaktan fazla netice vermez. Peyami Safa ˙ Kızıl Tehlike içinde (Istanbul: Bedir Yayınevi, 1964), 10–12.

13

3c562344a2a93f531cbfd4e1968eaf02

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful