You are on page 1of 4

Bilmediğiniz Bilimsel Gelişmeler

1. Kopan El Yeniden Çıkabiliyor…

P21 adlı genin kopan organların yeniden çıkmasını engellediği tespit edildi. Gen baskılanırsa
kopan organlar kendisini yenileyebilir.Bir geni çıkarılmış farelerdeki değişimin izini süren
bilimciler, organlarda kendini yenileme işlevinin ortaya çıktığını keşfetti. Bu genin
etkisizleştirilmesiyle teorik olarak insanların da kaybettikleri uzuvlarına yeniden kavuşması
mümkün olabilir.Bazı hayvanlar, örneğin şerit solucanlar, süngerler ve semenderler
vücutlarının kopan parçalarını yeniden üretme yeteneğine sahipler. İnsanlar ve öteki
memelilerse evrim sürecinde bu yeteneklerini kaybetmiş görünüyorlar.

Oysa, 14 yıl önce bir deneyde tesadüfen gözlenen bir olgu, p21 adlı bir genin baskılanmasıyla
memelilerin de kayıp dokularını yenileyebilme becerisine kavuşturulabileceğini gösterdi.

Memeliler yaralanan ya da kesilen uzuvlarını yara dokusu oluşturarak iyileştiriyorlar. Kayıp
uzuvlarını yeniden üretebilen çift yaşamlılar (hem karada hem denizde yaşayabilen hayvanlar)
ilk adım olarak “blastema” denen bir doku geliştiriyorlar. Bu doku yitirilen uzuvdaki ve
çevresindeki dokularda yeralan hücreleri topluyor ve yetişkin hücreleri başkalaşma yetisine
sahip kök hücre ya da benzerlerine dönüştürüyor. Bu hücrelerde hızla uzvu yeniden üretecek
hücre tiplerine farklılaşıyor.

Amerika’daki The Wistar Institute adlı araştırma kurumundan Prof. Ellen Haber-Katz ve
ekibi, 1996 yılında MRL fareleri denen bir türle deney yürütürken fareleri tanımak için
kulaklarında işaret delikleri açmışlar. Ama birkaç hafta sonra bu deliklerin hiçbir iz
bırakmadan kapandığı görülmüş. Araştırmacılar MRL farelerin hücrelerinin, kültür
çanaklarında öteki farelerin hücrelerinden çok farklı davrandıklarını gözlemişler.

Araştırmalar, bir hücre döngü düzenleyicisi olan p21 geninin MRL farelerinin kulaklarında
sürekli olarak pasif durumda kaldığı belirlenmiş. Bunun üzerine p21 geni baskılanmış başka
farelerin de MRL türü gibi yeniden doku üretebilme becerisi olup olmadığını saptamak için
yapılan deney olumlu sonuç vermiş.

Hücre bölünmesini yöneten ve bir tümör baskılayıcı olan p53 geni, aynı zamanda p21’in
etkinleşip etkinleşmeyeceğini de belirliyor. Normal hücrelerde p21, DNA’nın hasar görmesi
halinde frene basarak hücrelerin bölünmesini durdurarak kanserleşmeleri olasılığına ket
vuruyor. p21 geni taşımayan farelerdeyse, DNA hasarı artsa da kanserleşme artmıyor.

MRL farelerinde, DNA hasar gördüğünde devreye girip hücrelerin intiharını sağlayan apoptoz
sürecinin arttığı gözlenmiş. Uzuvlarını yenileyebilen hayvanlarda da olan farklı bir şey değil.
Bu canlılarda yenilenebilen hücrelerin sayısıyla, apoptozun yüksek düzeyde seyretmesi
sayesinde hücreler hızla çoğalıyor, ama kontrolden çıkıp kanserleşmiyorlar.

Zihin okuyan bilgisayar üretildi

İngiliz bilimadamları, insan hafızasını tarayarak karmaşık anıları ayrıştıran bir bilgisayar
programı geliştiridi. Hatırlama sürecinde beyinde gerçekleşen farklılılar daha önce tespit

Araştırma 10 gönllünün katılımıyla gerçekleşen bir dizi deneye dayanıyıor. tekstil numunelerinin. İngiliz bilimadamları yaptıkları son araştırmada bunun bir adım ötesine geçmeyi başardı. Dr. ‘ANILARIN NASIL SAKLANDIĞI DA ÖĞRENİLECEK’ Çalışmanın yürütücülüsü Prof. ”Projenin pratik hayatta kullanılmaya başlamasıyla Türk tekstil sektörünün geliştirilmesine ve tanıtımına katkıda bulunacaktır” yorumunda bulundu. MRI’dan elde edilen veriler. ne yapıyoruz ya da nasıl hissediyoruz” gibi daha karmaşık anıları araştırdıklarını belirtti. Kendisini Temizleyebilen Bir Kumaş Türk. geçmişte var olmuş. Satürn’ün Halkalarının Sırrı Çözüldü.6 saat içerisinde kendisini temizleyebilen bir kumaş ürettiklerini ” belirtti. Deneylerde.edilmişti. kumaşın deterjan kullanılmadan ve yıkanmaya ihtiuaç duymadan güneşin altında 4 ila 6 saatte kendini temizlediğini tanıtıldı. Eleanor Maguire daha önce sadece temel anıların tespit edilmeye çalışıldığı belirterek. kumaşa ektikleri bakterilerin güneşin altında 45 dakikada temizlediğine dikkati çekti. beyin aktivitelerinin izlendiği özel bir MRI (magnetic resonance imaging-manyetik rezonanas görüntüleyici) cihazına yerleştirilen gönüllülerden izledikleri görüntüleri rastgele olarak tekrar hatırlamaları istendi. dev bir uydunun parçalarından oluştuğu öngörülüyor. buzla kaplı. Satürn’ün halkalarının oluşumu. Selçuk. Londra Üniversitesi’nden bilimadamların geliştirdikleri bilgisayar programı ile insanların hafızaları taranarak. İtalyan ve İrlandalı bilim insanları üretilen güneşin altında kendi kendini temizleyebilen kumaş icad etti. Güneş Sistemi’nin altıncı gezegeni olan Satürn’ün halkalarının. son çalışmalarında “neredeyiz. 3. “Artık karmaşık anıların nerede olduğunu biliyoruz” diyen Maguire’ye göre gelecekte anıların nasıl saklandığı ve zaman içinde nasıl değişikliğe uğradığı da anlaşılabilecek.Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Çevre Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. astronomi bilimindeki henüz çözüm bulamamış soruların başında geliyor. Her bir gönüllüye 7 saniyelik üç farklı görüntü izlettirildi. farkı anılar birbirlerinden ayırt edilmesini mümkün kılıyor. hazırlanan özel bilgisayar programı ile tekrar gözden geçirildi ve bu program sayesinde gönüllülerin hangi görüntüyü hatırladıkları yaklaşık yüzde 50’lik bir oranla doğru tahmin edildi. Kumaşın antibakteriyel özelliğe de sahip olduğunu ifade eden Selçuk. Bu oran rastgele yapılan tahminlerin çok üzerinde. 2. Proje Yürütücüsü olan Doç.Projede ilk defa pamuklu tekstillere kendi kendini temizleme ve antibakteriyel özellik kazandırılmıştır” olduğunu bildirdi. Daha sonra. nano partiküllerle kaplandıktan sonra çay ve boya ile lekelendirildiğini belirten Selçuk. “Yeni geliştirilen bir tekstil malzemesi ile güneşin altında 4 . Hüseyin Selçuk . .

Canup şu anki yüksek buz kütlesi oranına bakarak. Tresk adı verilen gendeki bozukluğun beyindeki sinir hücrelerini etkileyerek ciddi baş ağrılarına yol açabildiğini belirtiyor. Amerika Güneybatı Araştırma Enstitüsü’nden gezegenbilimci Robin Canup’a göre Satürn’ün halkalarının kökeniyle ilgili çalışmalarda karşılaşılan zorlukların başında. Güçlü gel-gitler sonucuysa buzdan mantonun büyük bölümü koparak bugünkü halkaları meydana getirmiş. BBC Türkçe’nin aktardığı habere göre Oxford Üniversitesi’nden Dr. Canup’un teorisini destekliyor. Araştırmacılar 50 bini aşkın kişinin DNA numunelerini inceledi. Gezegenbilimci. Canup makalesinde de belirttiği gibi.Buna ilişkin olarak yıllar içinde çeşitli teoriler öne sürülmüştü. İngiltere ve Kanada’da sürdürülen çalışmalarda migrende genetik faktörlerin etkili olduğu meydana çıktı. Güneş Sistemi’nin ilk zamanlarında Satürn’ün yörüngesine girmesiyle sürecin başladığını öne sürüyor. . Geçen süre zarfında halkayı oluşturan buz kütlelerinden bir kısmı bugünkü uyduları meydana getirirken.Yaygın biçimde görülen migren başın ön ya da yan kısmında uzun süreli ağrılı bir zonklama şeklinde hissediliyor. Bunlardan ikisi bilimciler tarafından daha fazla kabul görerek öne çıkıyorlar: Küçük bir uydunun göktaşlarının çarpması sonucu zamanla parçalanarak halkaları oluşturması ya da Satürn’e çok fazla yaklaşan bir kuyruklu yıldızın gel-git etkisiyle yine parçalanarak halkaları meydana getirmesi. Bunun ötesinde halkalar oluştukları zamandan bu yana gezegenler arası tozu da bünyesine katmakta. Güneş sistemi yarı yarıya buz ve kayadan oluşmasına karşın Satürn’ün halkaları garip bir şekilde yüzde 90-95 oranında buzdan meydana geliyor.. Migrene Sebep Olan Gen Bulundu. Şu sıralar Satürn yörüngesinde olan Cassini uzay aracının görevinin ileri aşamalarında halkanın kütlesine yönelik ölçümler yapmasıyla daha ileri sonuçlar elde etmek mümkün olacak. bugüne değin geliştirilmiş olan teorilerin kaya varlığının tüm halka yapısında oldukça düşük bir yüzdeye sahip olması nedeniyle mümkün olamayacağı görüşünde. Nature Medicine adlı bilimsel dergide araştırma sonuçlarını yayımlayan biliminsanları. Kurduğu hipoteze göre halkaların ancak. Bilimadamları bu çalışmanın gelişiminin migren tedavisinde daha etkin ilaçların geliştirilmesine faydalı olacağını söyledi. Zameel Cader. Geriye kalan ve kayadan oluşan çekirdekse gezegen yüzeyine çarparak dağılmış. halkasal yapının bileşimini anlamak geliyor. başlangıçtaki halkasal yapının saf buzdan oluştuğunu düşünüyor. her beş kişiden birinde görülen migren ağrılarının sebebinin artık daha iyi anlaşıldığını söylüyor. Satürn’ün Merkür’ü aşan kütlesiyle bugünkü en büyük uydusu olan Titan boyutlarındaki bir cisim tarafından oluşturulabilmesi mümkün. 4. Migren ağrısı çeken birçok kişi baş ağrısı sırasında mide bulantısı ve ışığa aşırı duyarlılık gibi semptomlardan da şikayetçi oluyor. Satürn’ün değişken sistemi bu “devşirme” uyduları dış yörüngelere doğru itmiş. Bir çok bilimci Dr. kayalık bir çekirdeğe ve buzdan oluşan bir mantoya sahip bu büyüklükteki bir uydunun.

İngiltere’deki Makine Mühendisleri Enstitüsü’ne göre de. asıl sorunun.Bazıları. otoyolların kenarına. baş ağrısından önce gördükleri ışık süzmesini migrenin başlayacağına dair bir uyarı işareti olarak algılıyor. 6.Havadaki karbonu emmek üzere özel olarak tasarlanmış ağaç görünümlü makineler demek belki daha doğru. Tesk adlı genin migren hastalarında normalin altında faaliyet gösterdiği ve bu nedenle baş ağrılarını tetiklediği ortaya çıktı. sözkonusu genin işleyişini hedef alan yeni ilaçlarla migrene karşı daha etkin tedavi yöntemlerinin bulunabileceğini. yapay ağaçların karbon gazlarını emmede birkaç bin kat daha etkili olduğu şeklinde.Üstelik bir tanesi. Ağaçların bir tanesinin maliyeti ise 20 bin dolar civarında. İçlerindeki mekanizma. havadan emdikleri karbonu sıvıya dönüştürüyor ve toprağın altına basıyor. bu depolama işi için biçilmiş kaftan olduğu düşünülüyor. Kullanılmayan petrol kuyularının. dev sinekliklere benziyor ve havadaki karbondioksidi emiyor. karbon salımlarını azaltmada daha etkili olmaz mı? Bilim adamlarının buna yanıtı. Aarno Palotie. Yapay Ağaçlar Küresel Isınmaya Karşı Küresel ısınmayı yavaşlatmanın yollarını arayan bilim adamları. karbon emisyonlarının azaltılması konusunda en etkili teknolojik çözümü oluşturuyor. Araştırmada. 20 metre boyundaki yapay ağaçlar. 5. ya da denizlerdeki rüzgar türbinlerinin yanına kurulabileceği belirtiliyor. Bilim adamları ayrıca. bunun sadece dünyaya zaman kazandırmaya yönelik bir yöntem olduğunu. 20 otomobilin atmosfere saldığı karbonu emebilecek kapasitede. . Henüz prototip aşamasında olan ağaçların.Ancak birçok yerde görebileceğiniz dekoratif amaçlarla üretilmiş sıradan yapay ağaçlar değil bunlar. daha az karbon üreten bir ekonomiye hızla geçişte olduğunu vurguluyor. Peki bu paraya gerçek ağaçlar dikilse. fakat bunun için ”daha uzun bir yol” olduğunu söyledi. Wellcome Trust Sanger Enstitüsü’nden Dr. yeni bir buluş ortaya attı: Yapay ağaçlar. Araştırmacıların DNA numuneleri topladığı kişiler migrene rastlanan ailelerden seçildi.