1 Biyokimya Satır Araları

* Membranlardan en kolay geçen bileşik su, en zor geçen ise sodyum dur. * Paroksismal Nokturnal Hemoglobinüri (PNH) Eritrosit zarındaki GPI ( glikozile fosfatidil inozitol ) kancalarında mutasyon nedeni ile oluşur. * Hücre dışı sıvıda en çok bulunan ilk üç madde sırası ile Sodyum> klorür> bikarbonat iken, hücre dışında en az bulunan element magnezyumdur. * Hücre içinde bulunan ilk üç madde ise sırası ile potasyum> fosfat> magnezyum iken, hücre içinde en az bulunan element kalsiyumdur. * Taurinin kaynağı olan aminoasit ? sistein * Osteolitik göstergeler: Asid fosfataz, idrar Ca, idrar hidroksiprolin, idrar hidroksilizin, glikozid-hidroksilizin, C-terminal telopeptid (Crosslaps) (idrar-serum), piridinyum çapraz bağları (pyridinium cross-links) ve N-terminal telopeptid (Ntx) (idrar). * Kemik yapımını yani osteoblastik aktiviteyi gösterenler ise, kemikte en fazla bulunan nonkollajen protein olan Osteokalsin, total Alkalen fosfataz ve bunun kemik izoenzimi, ayrıca C-terminal ve N-terminal prokollajen I’ dir.
* Skorbüt hastalığında, Vitamin C eksikliğinde Prolil hidroksilaz enziminin demiri ferri formunda olduğundan hidroksilasyon işlemi bozulur ve prokollagen sentezi azalır. Anormal kemik gelişimi, yara iyileşmesinde gecikme ve deri kapillerindeki frajiliteye bağlı olarak kanamalar görülür. * Ehlers-Danlos ( tip VI ) sendromunda Lizil hidroksilaz enzimi eksikliğine bağlı olarak hidroksilizin içeriği azalmış olan yetersiz bir kollagen sentezi meydana gelir. Bu sendromda kas ve kemiklere ait deformasyonlar, özellikle eklemlerde hipermobilite, hiperelastik deri ve yara iyileşmesinde gecikme bulunmaktadır.

* Kalp primer enerji kaynağı olarak glukoz yerine yağ asitlerini kullanan tek organdır
* Dokularda pH azalması veya yüksek pCO2, anemilerde ve kronik hipoksemilerde, anaerobik glikoliz metabolizmasındaki artma ile Eritrosit içi 2,3-BPG düzeyinin artması ve ısı artışı gibi durumularda Hb ‘in oksijene ilgisi azalır ve eğri sağa kayar.

* Eritrositte bulunan ve methemoglobin oluşumunu önleyen; NADH-Sitokrom b 5 redüktaz.
* Siyanür zehirlenmesinde Amil Nitrat verilerek demir Fe+3 haline getirilir, methemoglobin oluşumu sağlanarak siyanür bağlanır ve ETZ nin bozulması önlenir. Daha sonra methemoglobinemiyi düzeltmek için redüktan bir madde olan metilen mavisi ve Vit C kullanılır.

* Đg A; yeni doğanları intestinal infeksiyonlardan korur. Sekretuar Đg A barsak ve bronş membranları ile laktasyondaki meme duktusları gibi dokularda sentezlenmektedir. Selektif Đg A eksikliği primer immun yetmezliklerin en sık görülen şeklidir . Ayrıca uzun süreli fenitoin kullanan hastalarda da Đg A eksikliğine ve D vitamini eksikliğine oldukça sık rastlanmaktadır. * Đg M; Neonatal dönemde sentez edilen ilk Đg ‘dir. Klasik kompleman aktivitesini başlatan en önemli Đg ‘dir. Eritrosit yüzey antijenlerine karşı oluşan soğuk antikorlar bu sınıftandır. Akut enfeksiyon döneminde ilk sentezlenen antikordur. * Đg E; saman nezlesi, astım, egzema ve ürtiker gibi allerjik olaylarda görülen vasküler permeabilite artışından sorumludur. Tip I anaflaksinin mediatörüdür. Bazofil ve mast hücre yüzey membranlarında bulunur. * Kompleman yolu ile ilgili en sık görülen hastalık herediter anjiodemdir. Bu hastalıkta C-1q esteraz inhibitör eksikliği mevcuttur. * Neisseria cinsi bakteri enfeksiyonlarında C 5, C 6, C 7, C 8 ve C 9 (MAC) eksikliği görülmektedir

2 Biyokimya Satır Araları
* Albümin ölçümünde klasik yöntem, Bromkrezol yeşili (Bromcresol green BCG) gibi anyonik boyalarla pH 4,2 de albüminin bağlanması ve verdiği absorbansın spektrofotometrik ölçümüdür * Akut faz proteinleri; Akut bir inflamasyona veya doku harabiyetine bağlı olarak bazı proteinlerin plazma düzeyleri kısa bir süre içerisinde değişmektedir, C-Reaktif protein 4-6 saat ( en erken ), seruloplazmin ( en geç) düzeyi 4-5 günde yükselmektedir. * Akut inflamasyonda düzeyleri azalan prealbümin, albümin, retinol bağlayıcı protein ve transferrin negatif akut faz reaktanlarıdır. * Prealbümin ( transtiretin ); elektroforezde albüminden hızlı hareket eder. Ayrıca total parenteral nütrisyon, protein enerji malnütrusyonu gibi beslenme ile ilgil durumların takibinde kullanılan en değerli parametredir. Bu açıdan diğer proteinlerden üstün olmasının nedeni yapısında esansiyel aminoasitlerin / esansiyel olmayanlara oranının yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. * Sialik asit plazmada bulunan birçok glikoproteinin önemli bir yapı taşı olan ve N-asetil nöraminik asit ile aynı aileden gelen dokuz karbonlu bir şekerdir. Bu şeker birimi proteinlerin yapısından ayrıldığında proteinlerin yarı ömrü dolar ve karaciğere alınıp yıkılırlar. * Hangisi akut faz reaktanı değildir ; α2-Makroglobülin ve hemopeksin * Plazmada bulunan serbest Hem ve methem molekülleri hemopeksin tarafından bağlanabilmektedir. Hemolizde seri bir şekilde arka arkaya yapılan hemopeksin ölçümleri haptoglobine göre daha değerli bir göstergedir. * Seruloplazmin Ferro demiri ( Fe +2 ), ferri ( Fe +3 ) formuna okside ettiği için Ferro-oksidaz olarak da bilinmektedir. Benzer bir şekilde bir seruloplazmin analoğu olan Hephastin’de aynı reaksiyonu düzenler. * Kanda serbest bakırın taşıyıcısı seruloplazmin değil albümindir !!!. * Osteogonozis imperfekta; Kemik kitlesinde jeneralize azalma (osteopeni) ile karakterize bir hastalıktır. Tip 1 prokollajeni kodlayan 2 genden birinde hata vardır. Tek bir glisinin mutasyon ile sisteine dönüşmesiyle oluşur. Hastalarda, aşırı kırılgan kemikler, diş anormallikleri, yara iyileşmesinde gecikme ve sırtta kamburlaşma, mavi sklera ve işitme kaybı izlenir. * Beyinde LDH izoenzimlerinin tamamı bulunmasına rağmen, beyin hastalıklarında kanda LDH değişmez . Megaloblastk anemi total LDH ın en çok arttığı durumdur. * Biliyer obstrüksiyonda alkalen fosfataz sentezi artmaktadır. Alkalen fosfataz osteoblastik aktivite artışından etkilendiği için, ayrıca hamilelerde 3. trimesterde artan plasental izoenzimi neden ile spesifik değildir. Çocuklarda büyüme çağında fizyolojik olarak yüksek olduğu için kolestaz tanısında 5’-nükleotidaz daha değerlidir. * GGT ( gama-glutamil-transferaz veya transpeptidaz ): 1- kolestazın en iyi göstergesi, 2- alkolik hepatitin en iyi göstergesi, 3- hücre membranlarından, peptidleri ve aminoasitleri taşır, 4- KC tm de en spesifik artan enzimdir. * Eritrositlerde transketolaz aktivitesi, tiamin eksikliğinde azalır (Tiyamin eksikliğinde tanı koydurucu). Transketolazın arttığı tek durum ise pernisyöz anemidir. * Riboflavin eksiliğinde ise eritrositlerde glutatyon redüktaz aktivitesinin azalması tanı koydurucudur.

3 Biyokimya Satır Araları
* Nöron Spesifik Enolaz (NSE); Özellikle çocuklardaki nöroblastom vakalarının yaklaşık %90’nında serum NSE düzeyleri artar. Yüksek NSE düzeyleri prognozun kötüye gittiğini gösterir. * Kalsitonin; en çok tiroid’in ailesel medüller karsinomu taramalarında işe yaramaktadır. Bu hastalarda kalsitoninin bazal düzeyleri yükselmiştir. Kalsitonin düzeyleri tümörün volümü ve metastazlarıyla ilişkilidir. * Enteropeptidaz, barsak mukozasında bulunup tripsinojenin tripsine dönüşümünü başlatır. * Tripsin zimojenlerin ortak aktivatörüdür. * Kalıtsal bir hastalık olan sistinüri’de sistein, ornitin, arginin ve lizin amino asitlerinin idrarla atılımı görülür. * Transaminasyona girmeyen aminoasitler üç tane olup bunlar treonin, lizin ve prolindir . * Glutamat dehidrogenaz hem NAD+ hem NADP+’yi koenzim olarak kullanabilen nadir bir enzimdir * Sigara içiminden en çok etkilenen parametre amonyaktır. * Bazı hızlı bölünen lösemi hücreleri gelişmeleri için kandan aspargin alırlar. Aspargini aspartata hidroliz eden asparginaz enzimi lösemili hastaların tedavisinde kullanılır. * Alkaptonüri: Tirozin katabolizmasında bulunan homogentisik asit oksidaz eksikliği sonucu oluşur. Đdrarın bekletilmekle siyahlaşması ve eklem yerlerinde siyahlaşma ile karakterizedir. * Herediter tirozinemide Đdrar balık gibi kokar. Bu hastalıkta biriken süksinil aseton, karaciğer ve böbrek tübülüleri üzerinde toksik etki yapar. Bu nedenle hepatorenal tirozinemi denilir. * Albinizmin ağır seyirli olan şekli, tirozinaz eksikliğidir (Tip I, tirozinaz negatif). Permeaz eksikliğinde (Tip II, tirozinaz pozitif) tirozin, melanozomlar içine transfer edilemez. Albinizmin en sık görülen şeklidir.
* Homosistinüri tip I (Klasik homosistinüri): Sistation sentetaz eksiktir. Bebeklikte kilo alamama, gelişme geriliği bulunur. Ektopia lentis (lens sublüksasyonu) karekteristiktir. Marfan’a benzer görünüm (ince uzun boy, uzun ekstremite, araknodaktili, skolyoz, yüksek damak, diş sayısında fazlalık gibi) gelişir.

* Akçaağaç şurup hastalığında; dallı zincirli alfa ketoasit dehidrogenaz eksikliği var. Avrupada yanmış şeker kokusuna, Türkiye’de çemen kokusuna benzetilir. * ß-metil krotonil glisinüri: idrarın kedi idrarı gibi kokması ile karakterizedir * Şilomikronlardaki triaçilgliseroller, plazmanın fonksiyonel enzimlerinden biri olan lipoprotein lipaz tarafından yıkılırlar. Bu enzim apoprotein C II tarafından aktive edilir. Ayrıca heparin lipoprotein lipazın salınımını ve etkisini arttırmaktadır. * Otozomal resessif bir hastalık olan Tip I hiperlipoproteinemi de lipoprotein lipazın veya apo C II’nin ailesel eksikliği söz konusudur. Bu hastalarda masif şilomikronemi görülür. * Şilomikron kalıntılarının kandan temizlenmesinde kusur varsa, şilomikron kalıntıları kanda birikir. Bu durum apolipoprotein E eksikliğinde görülür ve Ailesel disbetalipoproteinemi ( Tip III hiperlipoproteinemi – broad β-band hastalığı ) olarak tanımlanır. * Asetil KoA Karboksilaz yağ asidi sentezinde hız kısıtlayıcı basamağı olup allosterik aktivatörü sitrattır . * 4’-Fosfopantotein, yağ asidi sentetazın açil taşıyıcı protein bölgesinde bulunur. Pantotenik asit ayrıca koenzim A’nın bir parçasıdır. Pantotenik asit hem yağ asit sentezi hem de yağ asitlerinin yıkımı için gereklidir. * Hekzos monofosfat şantı yağ asidi sentezi için gerekli olan NADPH ‘ın en büyük kaynağıdır . Ancak alternatif olarak sitozolde malatın pirüvata dönüşümünü sağlayan NADP bağımlı-malat dehidrojenazın (malik enzim) katalizlediği reaksiyon ile de NADPH sağlanır.

4 Biyokimya Satır Araları
* Malonil KoA, karnitin açil transferaz I enzimini inhibe eder. Hipoglisemik sülfonilüreler olan glibürid ve tolbutamid karnitin açil transferazı inhibe ederek yağ asidi oksidayonunu inhibe eder. * β-Oksidasyon reaksiyonlarında dört enzim bulunur; Açil-KoA dehidrojenaz, enoil-KoA hidrataz, β-hidroksi açil KoA dehidrojenaz ve β-keto tiolaz. * KETON CĐSĐMCĐKLERĐNĐN SENTEZ YERĐ KC iken Kc ‘de TĐOFORAZ ENZĐMĐ (süksinil KoA: asetoasetat KoA transferaz) BULUNMADIĞINDAN, KC KETON CĐSĐMCĐKLERĐNĐ YAKIT olarak KULLANAMAZ !! * Kolera toksinin ince barsaklardaki reseptörü, GM-1 gangliozid yapısındadır. * Fosfatidil inozitol; membranlar üzerinde glikozile fosfatidil inozitol (GPĐ) kancası şeklinde bulunur bazı enzimler ve parazitler bu bölgelere bağlanır. Paroksismal nokturnal hemoglobinüri (PNH); Eritrosit zarındaki bazı proteinlere bağlı olan glikozilfosfatidilinozitol ( GPĐ ) kancasının kusuruna neden olan mutasyonlar nedeni ile gelişen bir hastalıktır. Bu hastaların tanısında asit-Ham testi kullanılmaktadır * Özellikle UV ışınlar ile en kolay bozulabilen ve fototerapi alan bebeklerde eksikliği görülebilen vitamin Riboflavindir. * Asetil KoA’nın yapı taşı olan Koenzim A, başlıca dört maddeden meydana gelir. a. β-Merkapto - etilamin b. pantotenik asit c. adenin d. riboz-3-fosfat * Folik asit eksikliğinde oral histidin yüklenmesi sonrası bu reaksiyon yavaşladığından kanda ve idrarda FĐGLU artışı görülmektedir. FĐGLU atılım testi folik asit eksikliğinin tanısında kullanılmaktadır. * Folat, vitamin B12 ve piridoksal fosfat eksiklikleri hiperhomosisteinemi ile beraberdir. Homosistein artışı kardiyovasküler hastalıklara neden olan atheroskleroz, hipertansiyon ve tromboza neden olmaktadır. * Vitamin B12 insanlarda iki temel enzimatik reaksiyonda gereklidir. Homosisteinden Metyonin sentezinde metil kobalamin formunda, metil malonil KoA’nın süksinil KoA’ya izomerizasyonunda deoksiadenozil kobalamin formunda B-12 gereklidir. * Sekonder mesajcı olarak cGMP’yi kullanan hormonlar: ANP, BNP, NO ve PgF2α dır. * Büyüme ile ilgili hormonlar veya faktörler, ikincil haberci olarak bir kinaz veya fosfataz şelalesi kullanırlar. Örn; Büyüme hormonu (GH), Epidermal büyüme faktörü (EGF), Fibroblast büyüme faktörü (FGF), Đnsülin, Đnsüline benzer büyüme faktörleri (IGF-l, IGF-ll), Sinir büyüme faktörü (NGF) ve Trombositten türeyen büyüme faktörü PDGF) gibi. * Growth hormonun sekonder mesajcı sistemi “JAK-KĐNAZ” sistemidir. * Đnsülin’in reseptörü olan tirozin kinaza bağlanması ile reseptörde dimerizasyon oluşur ve reseptörde bulunan tirozinler otofosforlasyon ile fosforillenir. Bu sistemin çalıştırılması mitojenle aktive edilen protein kinazı (MAPK) çalıştırır. MAPK nukleusa geçerek bazı transkripsiyon faktörlerini aktifler ve böylece gen uyarılması yaratılır. Böylece hücre proliferasyonu ve farklılaşması oluşur. Yani “ĐNSÜLĐNĐN BÜYÜME VE PROLĐFERASYONLA ĐLGĐLĐ OLAN ETKĐLERĐNE MITOJENLE AKTIVE EDILEN PROTEIN KINAZ (MAPK)“ aracılık etmektedir. * Kolesterolden steroid hormon sentezinde hız kısıtlayıcı ve ilk basamak olan Sitp450-scc ( 20-22 desmolaz ) mitokondridedir. ACTH’a bağımlı steroidojenik akut regülatör (StAR) protein kolesterolun sitozolden mitokondriye taşınması için esansiyeldir.

5 Biyokimya Satır Araları
* Steroid hormon sentezinde üç basamak mitokondriyaldir; Sitp450-scc ( 20-22 desmolaz ), 11-β-hidroksilaz ve 18 α-hidroksilaz * Glukagon; glikojen fosforilaz, piruvat karboksilaz, fruktoz-1,6-bifosfataz ve fruktoz-2,6-bifosfataz, glukoz-6-fosfataz, hormon sensitif lipaz, karnitin açil transferaz–I enzimini uyarır. * Đnsülin piruvat kinaz, fosfofruktokinaz ve glukokinazı aktive ederek glikolizi uyarır. Đnsülin Glukokinaz aktivitesini artırmakta ve böylece Glukoz-6-P miktarını artırmaktadır. G-6-P’da glikojen sentezi için gerekli glikojen sentetazı uyarır. Ayrıca insülin, yağ asit sentezinde hız kısıtlayıcı enzim olan asetil KoA karboksilaz ve kolesterol sentezinde hız kısıtlayıcı enzim olan HMGKoA redüktazı defosforile ederek aktive eder. Đnsülin lipoprotein lipazın aktivitesini artırarak kanda dolaşan trigliseridlerin yıkılmasını ve yağ dokusuna girerek depolanmalarını artırır. * Mideden salgılanan ghrelin isimli hormon yemek öncesi kanda hızla yükselir ve iştahı artırır. Yemek yendikten sonra ghrelin hormonun kandaki düzeyi hızla düşer. Bağırsaklardan salgılanan kolesistokinin yemek yeme sırasında salgılanır ve doygunluk hissi yaratarak yemeyi sonlandırır. Yani ghrelin yemeyi başlatır, kolesistokinin ise sonlandırır. * Leptin ve insülin yemenin uzun süreli kontrolünü sağlarlar. Đnsülin ve leptin vücudumuzdaki yağ miktarıyla orantılı olarak dolaşıma salınırlar ve yemek yemeği engellerler ve ayrıca enerji harcanmasını (sempatik sinir sistemini çalıştırarak) artırırlar. * Đştahı baskılayan peptidler (anaroksijenik): insülin, α-MSH, CRH, CART (kokain-amfetamin regulated transkript), CCK * Đştahı artıranlar: Nöropeptid Y (hipotalamus arkuat nukleusda sentezlenir), Agoutirelated peptide (AgRP) Orexinler ve ghrelin (mide kaynaklı) dir. * Pürin halkasının atomları aspartik asit, glisin ve glutamin, CO 2 ve tetrahidrofolat gibi değişik bileşiklerden gelir. * Pürin sentezinde inhibitörleri; PABA analoğu olan sulfonamidler (dihidropteorat sentetazı inhibe ederler ), Folik asit analoğu olan Methotrexate ise dihidrofolat redüktazı inhibe eder. Bakteri ve parazitlerde yer alan dihidrofolat redüktaz enzimi insandakinden farklı olup bir antibiyotik olan trimetoprim ve bir antimalariyal ilaç olan primetamin ile inhibe olmaktadır. Diğer pürin sentez inhibitörleri; azaserin, diazanorlösin, merkaptopürin ve ĐMP dehidrojenaz inhibitörü olan mikofenolik asittir * Hipoürisemi nedenleri; Pürin nükleozid fosforilaz eksikliği hipoürisemi ve hipoürikozüri nedenidir. Ksantinüri adı verilen tabloda, ksantin oksidaz eksik olup bu hastalarda da hipoürisemi gözlenir. * Ağır kombine immun yetmezliğe neden olan adenozin deaminaz (ADA) eksikliğidir. * Pentostatin ( 2-deoksikoformisin ), adenozin deaminaz enzimini inhibe ederek etki gösteren bir kemoterapötik ajandır. * Pirimidin halkasını oluşturan glutamin, CO2 ve aspartik asittir. Pürinden farklı olarak, primidin halkası kesinlikle glisin içermez. * Tip I orotik asidüri primidin sentez bozukluğu olup orotat fosforibozil transferaz ve orotidilat (OMP) dekarboksilaz eksikliği söz konusudur. Hastalarda gelişim eksikliği, megaloblastik anemi ve orotik asit kristalürisi görülür. * Hidroksiüre ( hidroksikarbamid ) ribonükleotid redüktaz’ı inhibe ederek etki gösteren bir kemoterapötik ajandır. * 5-florourasil gibi dUMP analogları timidilat sentaz inhibitörleridir. * Daktinomisin (actinomycin D) gibi bazı antikanser ilaçlar, DNA çift heliksinin dar (minör) oluğuna yerleşerek sitotoksik etki gösterirler. Böylece mRNA ve DNA sentezini engellerler. * ETZ komponentlerinden kompleks II olan süksinat dehidrojenaz hariç diğer komplekslere (Kompleks I, III, IV ve V) ait proteinlerinin bir kısmı mtDNA tarafından kodlanmaktadır. Kompleks II tamamen nükleer DNA tarafından kodlanmaktadır. * DnaA proteini: Özellikle AT baz çiftlerinden zengin olan replikasyon orjinini belirlemede görevlidir.

6 Biyokimya Satır Araları
* DNA polimeraz III: DNA zinciri uzamasından esas sorumlu olan enzimdir. RNA primerin serbest 3’ OH grubunu alıcı olarak kabul eder ve kalıp zincire uygun deoksiribonükleotidleri ekler. * DNA’da bu süperkoillerin oluşumunu engelleyen enzimlere DNA topoizomeraz adı verilmektedir. * Topotekan ve irinotekan gibi tekan türevi kemoterapötikler Tip I topoizomeraz inhibitörleridir. * DNA giraz, E.coli’de bulunan bir cins tip II topoizomeraz’dır. Bakteriyel DNA giraz’a karşı kullanılan bir grup antimikrobial ajanlara “Quinolon”lar denmektedir ( siprofloksazin, ofloksazin, novobiosin, florokinolonlar vs). Birer kemoterapötik ajan olarak kullanılan Etoposide ve teniposid insanda bulunan tip II topoizomeraz enziminin inhibitörüdür. Yine antrasiklinler olarak da bilinen dokzorubisin, daunorubisin, idarubisin ve epirubisin gibi antitümöral antibiyotikler de, tip II topoizomeraz enzimini inhibe edebilir. * Sitozin arabinozid (cytarabine, ara C3) antikanser tedavisinde, buna karşın adenin arabinozid (vidarabine, ara A4) antiviral ajan olarak kullanılan nükleozid analoglarıdır. * HĐV tedavisinde kullanılan Azidotimidin (Zidovudin= AZT) de nükleozid analoğu olup revers transkriptazı inhibe eder * Histonlar, arjinin ve lizinde zengin bazik proteinler olup DNA nın nükleusta uygun şekilde katlanmasını sağlar. H1 nükleozomların daha yoğun yapılar halinde paketlenmesine yardımcı olur. * Direkt güneş ışığına maruz kalan insanların deri hücrelerinde pirimidin dimerleri oluşabilir. “Xeroderma pigmentosum” adı verilen prekanseröz bir deri lezyonu olan kişilerde UV’ye özgün endonükleaz eksiktir. * Genetik materyal içersisinde hatalar tolere edilemezken bir tek tRNA moleküllerinde anormal bazlar (alkilasyon, metilasyon vb) bulunabilir. * En kısa yarı ömrü olan mRNA olup yaklaşık 20-30 sn lik bir yarı ömrü vardır. * α-Amanitin, RNA polimeraz II‘ye sıkıca bağlanır ve böylece mRNA sentezini ve sonuçta da protein sentezini inhibe eder. * Transkripsiyonun bitişini « ρ (Rho) faktörü» veya DNA’daki «palindrom» olarak adlandırılan bölgeler belirler. * Palindrom; Aynı yönde yazıldıklarında aynı dizilişe sahip olan karşılıklı iki DNA zinciridir. * hnRNA’da intronlar (protein kodlamayan bölgeler) ve eksonlar (protein kodlayan dizeler) diye adlandırılan iki kısım bulunur. * Primer transkripten intronlar uzaklaştırılır, eksonlar birleştirilir ve olgun mRNA oluşur. * β-talasemi, β-globin zinciri için gerekli olan mRNA’nın sentezi sırasında ekzonların hatalı birleştirilmesi ile giden kalıtsal bir hastalıktır. * Ataksia-Telenjiektazi, x-ışınlarının yaptığı hataların onarılamaması sonucu gelişen, serebellar ataksi ve lenforetiküler maligniteler ile seyreden bir hastalıktır. * Akridinler çerçeve kayması mutasyona yol açarlar. * Bir maddenin vücuda alındığında karsinojenik olup olmadığı yani Karsinojenik potansiyeli, Ames testi ile ölçülür. * Puromisin, aminoaçil-transfer RNA ya (tirozinil-tRNA) benzer ve A bölgesine bağlanarak protein sentezini uzama fazında durdurur. * Peptid bağlarının oluşumu peptidil transferaz tarafından katalizlenir. Peptidil transferaz aktivitesi, 50S ribozomal alt birimin 23S rRNA’sında bulunur. Kloramfenikol prokaryotik 50S ribozomal subünitteki peptidil transferazı inhibe ederken, siklohekzimid ökaryotik hücrelerdeki 60S ribozomal subünitteki peptidil transferazı inhibe eder.

7 Biyokimya Satır Araları
* Proteinin yapısında bulunan serin, treonin, tirozin amino asitlerinin fosforilenmesi. Protein yapısında fosforlanan en önemli aminoasit SERĐN’dir. * Glikozilasyon (Glikozillenme): Karbonhidrat’lar serin veya treonin’in hidroksil gruplarına (0-glikozid) veya asparajin’in amino grubuna (N-glikozid) bağlanmıştır. Glikozillenme işlevi Golgi aygıtında meydana gelir. * β-alanin; Koenzim A ve pantotenik asitin yapısında yer alır. Herhangi bir proteinin yapısına katılmamaktadır. * Restriksiyon endonükleaz, uzun olan çift sarmallı DNA’yı özel bazı bölgelerinden tanıyarak keserler. Böylece daha küçük ve sınırlanmış DNA parçaları elde edilir. Sınırlayıcı endonükleaz’da diyebileceğimiz bu enzimler genellikle DNA’yı 4 ila 6 baz çiftinden oluşmuş ve palindrom adı verilen bölgelerden tanırlar. * Southern blothing hibridizasyon tekniği günümüzde DNA’daki delesyonların saptanmasında ve özellikle DNA finger printing yönteminde başvurulan önemli bir tekniktir. * Northern blothing, Southern blothing yöntemine benzer. Ancak, DNA yerine mRNA, viral RNA veya total RNA araştırmak için kullanılır. * Đmmuno (WESTERN) blothing, mikroorganizmaların yapılarında bulunan antijenik proteinlerin saptanmasında kullanılmaktadır. * DNA amplifikasyonunun en önemlisini Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PZR) (= Polymerase Chain Reactıon, PCR) oluşturmaktadır. PZR, belli bir DNA dizesinin çoğaltılması amacıyla uygulanan bir tüpte-test yöntemidir. PZR ile birkaç saat içinde, özgün bir nükleotid dizesinin milyonlarca kopyası sentezlenebilir. Đncelenecek DNA dizesi ilk örnekte milyonda bir ve daha az bir miktarda bulunsa bile, bu dize PZR yöntemi ile çoğaltılabilir. * Biüret yöntemi; Bu yöntem, proteinlerin yapsındaki peptid bağlarının, alkali çözeltide +2 değerlikli bakır ile verdiği rengin, spektrofotometrik ölçümüne dayanmaktadır. * Türbidimetri; Proteinlerin, sülfosalisilat veya TCA (triklo-asetisikasit) gibi maddelerle oluşturduğu bulanıklığın içinden geçen ışığın, absorbansının ölçümüne dayanmaktadır. * Nefelometri; Proteinlerin, sülfosalisilat veya TCA (triklo-asetisikasit) gibi maddelerle oluşturduğu bulanıklığa çarparak yansıyan ışığın ölçümüne dayanmaktadır. * Bilirubin ışıktan kolay zarar görür, en kısa sürede çalışılmalıdır. Serum bekleyecekse karanlık bir yerde saklanmalıdır. * Kreatinin ölçümü; Klasik yöntem Jaffe reaksiyonudur. Burada alkali ortamda kreatinin’in pikrik asitle verdiği turuncukırmızı rengin spektrofotometrede ölçümü esastır.

Değerli arkadaşlarım, inşallah bu kısa ipuçları işinize yarar. Herkese sınavda başarılar… Dr.Ercan Öztürk

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful