ı .f1Ut\ ı IIZr('f-\-U?

LlNM
'ii-IV i 'tW ı tt.
'1:<-(. HI\2:.
a.coLj
il- /-/01
KARA SEVDA: MELODRAM VE
Ş
ş Arslan)
İ elinden ş naçar i ı ı az yok/ar ş ş geçer i
ı ş ı ğ ı görünce dört na/a kaçar i Gip ı mf oldun tahta kurusu i
ş olsa diye acele eder i ş mu diye bin kere dener i
Bit/er gibi yavrum ı emer i Asistan ı oldun tahtakurusu
Anonim halk tUrkusu; Bayram ı ı sesinden
, ı ı ı ı için, Bayram ı ı Yazma, istanbul: Kalan Serisi, 2001.
'-,.1
ı
ı
'I
"
}
:1
!
1
'I
,
ii
i
i.
i,
f
i'
i'
i
i
i
i',
ı
l
",
ş Arslan)
dir), kökensel fanteziye ı ı (pomografi ı korku
ise kastrasyona ı ı fantezinin ı ise daima gecik-
melidir (pornografide tam ı ve korkuda ise erken gerçekle-
(Williams 711). Heteroseksüel bir ş ile alakah olarak orta-
ya ı ı ı ve ı ı ı ı ş ş ol-
mazsa olmaz ğ - bunlar olmadan melodram olmaz. Buna ek-
lemlenen bir ş nokta ise ı hangi filmin metnine ş
ı ğ ı sorusudur.
ı filmin her türüne sirayet etmesi ı içinde ş ve
ş ı ı olmayan ı ğ ı ı düstur edinen popüler ro-
ı kol ğ bir ortamda hiç de ş ş ı ı ı olmasa gerekir
-ki Hollywood'da da ı ı olarak ı her türe ş
ı söz konusu ş ve edilmektedir (bkz. Williams 2000). Melod-
ramla ş ı bu parazitik benzerlik üzerinden yola
ı ş ya da ı ı ş ı kalmama ı
içindeki bir ğ ğ ğ bunun içine girnne ı ş
fetmeye ı ş ı ı bu ı ı ı izleklerinden birisini ş
ı Bu ise Seyfi Havaeri'nin 1969 ı ı ğ Kara Sevda
filmine ı ı ı ş ı ı Bunun ı ı ı temel ek-
senini ş Kara Sevda filmi ise ş ı ı üretim,
ğ ı ı ve tüketim üçgenindeki yeri ı ı ele ı ı Takiben
de melodram bizatihi kendisi ı ı meselesi haline gelecektir.
Seyfi Havaeri'nin filmi ilk ı ş ş ı ı ı ı hiç de ı ş ı
da durmayan, hatta bu ı ı ı ş ı ı da sahih bir
yer tutan bir ı iki nedenle, öncelikle Kara Sevda tipik bir
star filmidir - bir ş ı ı Nuri Sesigüzel ve bir de star oyuncu, Hülya
ğ ı yani filme gitmeden önce filmin ne ğ
ı ı - Nuri ve Hülya ı heteroseksüel bir ş ğ ı gayet
sarihtir. ı bir yeniden çevrimdir - yine Seyfi Havaeri'nin yönetti-
ğ ı ı bir 1955 versiyonu ı

Bütün bunlara bakarak, "E, bu
filrnde de hiç yenilik yok," demek gayet muhtemeL. Eh, öyleyse de, as-
ı bu ı ı bundan ı ilginç bir ş ı ı
ı ğ ı ş ı da okuyucuya bir ı ı ı gelir. Fakat
J Hedef Film için ı bu filmin ı ise Mutuerem Nur ve ğ Oker
ı Seyfi Havaeri'yle ı ğ ı ı ı Kara Sevda filminin hikayesinin ı
da yine kendisinin ı ğ 1949 tarihli G6nülden ı filminden ı ı ğ ı
ı ı "Kafa Sevda'lann en buyuk ş Gônülden ı ı ı ama omuaz·
zam bir filmdi. Kilril ı ise vdllahi, Nuri Sesigüzel'in ı ğ ı ,eyin de ol·
ı orada, HÜlYd ğ ve hakikaten bUyUk ı ı Her ne kadar ı sevda-
lar G6nü!den Yarall/a"'" hik.ayesindeki bir böliimden ı ı ı olsa da. Gönülden Ya-
raMa"", yeniden çevrimi ğ

ı ı



• _.?'o


İ
""'IH ".
ı



ı
!""'l7t!.{, ;..,'\,

.. ı
",l·.• · F:o:r ı
_.;r. "i.;;.,t....... J::';
(Kara Sevda: Melodram ve ş
ya varsa? Ya tutarsa? ı bu tam da Türkiye'de popüler film ala-
ı yeni bir ş deneyen, sözgelimi ilk bilim kurguyu çeken ya
da ilk Zorre filmini yapan ş ş ğ ortaya ı argü-
ı çünkü maddi kaynak ğ sürece satma ı ı ğ ı olan
her ş yapmaya ı ı ş
Hah, ş Haydi ı Gene... ş ğ gidiyo-
rum böyle, ı bu Cemil ı Ben onu eskiden ı ı benim
filmlerim hep iyi ş ı onun ı Eyüp'te ı var,
Eyüp Halk Bahçesi. "Seyfi Bey, Seyfi Bey." "Ne oldu?" dedim "Ne ı
yorsun sen böyle?" "Yahu, sen ölmedin mi" Ş al, sinema tarihimiz.
"Ne ölmesi, yahu?" "Gel," dedi "be! Ge!!" "Ne old ur "Yahu, gel! Senin
için öldü dediler. Ben Kara ı ğ dedi. ğ ı
ı ı Seni ı öldü, dediler." "Yahu, onu son zamanlarda
pek ı ş ı ş vermiyorlar bana; o ı öldü, ş
dir." ı gittik ş "Anlatsana ı ş Kara Sev-
ı Benim vaktiyle ğ Kara ı Biz ı anlatma-
ya. "Tamam, yahu. Tamam, yahu." Orada bir de küfür etti. "Ulan, pa-
ı ı da ı Ben de, Seyfi Bey öldü ancak bunu yaparsa yapar... "
ismini vermeyeyim ş çok ı oluyor, Ben böyle ş iste-
miyorum. "Filancaya ı ı ı ı da ı ş çekti .. ."
(Havaeri
3
t
ş ı ı göre bir çok ı kaderi unutulmak
ş ve tabii ki ı melodram burada ş ı Ama ı
ı ı ise tam da ı ı bizatihi ş ı ş ı
'yor - ı ı ı ı ğ çekinen sözün ı daima ı
inildeyen ğ ı ş ı Nisyan ise sürekli ş ı bir va-
rolma ş ı romantizmine dayanarak kendini anlatmaya ı ş ı
Kara Sevda'mn hikayesi de, unutmak ve unutamamak üzerine ku-
rulu. Hasan (Nuri Sesigüzel) ile Selma (Hlilya ğ birlikte büyü·
ş fakat ı temel bir fark ı - Selma çiftlik sahibi-
nin ı ı Hasan ise ğ ş ı ı ş ğ Fil-
min ş ı ı ı resmedilen Sel ma ve Hasan
te ders ı ş ı kitap okurlar. Mandolin çalan Hasan için Selma ı
ı bir saz ı ı ister. Daha sonra Sel ma ı ğ günü partisi-
nin ı bir seNi ğ ı dikerler ve devamla ğ büyür, Selrna ve
J Bundan sonra Havaeri'ye at.fld ı bütun sözler kaynolkça baliimunde ı

, S,, nlflm ı gizli ı tarihi de ı ı ve ark.a sakaldarda
ı
rin ı ı Bu ise temeldek, ı ı ı ortaya serecek bir tarih ola·
ı
r
!
j
j
i
.' i
.,.
"
• i
i;
i
,I,
(Kara Sevda: Melodram ve ş
ederek ı MBuradan, baba. Hasan burada: ı "Sen ne bi.
çim lise mezunusun? Benim ğ ı hafif müzik dinlenir.
Valsler, polkalar. ..• Selma: MVals/er, polkalar... Onlar ı bana, ba-
ba. Ben ğ ğ bu ğ ı türkülerinde en güzel ş buluyo-
rum. Ruhum dinleniyor bu türkülerle: ı -Bana bak, Se/ma. Ar-
ı her ş ş ş ı Dikkat et, bu .türküler ruhunu fazla
dinlendirmesin. Ne demek ğ ı herhalde. Hah ha ha!"
ı gittikten sonra, ş ve Selma ş ı ı ı ı
ş ı kalmaktan çok ğ ve gelen misafire hiç yüz
ğ söyler.
Filmin ş ı ı dönecek olursak, ı ğ gununun
ı ı ğ ı yer olan çiftlik evi, ı ı ğ ı ı
ş ğ ı ğ gibi radyonun ğ ev de ı ı
ğ arazisi ise ş geri ı ş verimsiz dolu ş
bir arazi olarak ş projesinin Necdet ı ş
ğ ı Çiftlik evi merkezindeki modernlik ile ğ çev-
resinde verimsiz ı ı ı ş bir ş ı ı ı ve
ı Bey bunu ğ ş ister. ı ı ı ş ı ğ ı ı
dolduran merkezde ı ı müzik hakimken, Hasan ı
kurulan çiftlik arazisinin, çevrenin, ise ğ halk ğ Fakat
ş her biçimiyle çevreye nüfuz etmekte, etmeye çabala-
ı ğ elinde mandolin jle ğ ı
ı okuyup ziraat mühendisi ı ğ ş •
ı Bey buna ğ ötürü Hasan askerde traktör
ı ğ ş
"Mesela köy filmleri ı ı Benim gücume giden taraf,
Atatürk - ş sen Atatürk'ün ğ ı devresin; - harman makinesi
ı ş ı traktör ı ş ı Köy/ü/ere örnek olsun, onlara bir
heves getirsin diye. Ben Gönülden Yaralilar'da ş tabir
edilen - ı köy filmlerinde ş koyarlar, ı dayak
yiyen, hiç bir ş bilmeyen, böyle bir adam - ben ş ı koy-
dum, ş kurslara ş tahsili yok belki ama ancak ilkokul
mezunu gibi. Ne ı ş Traktör, harman makinesi ı ı
ğ ş Nereden ğ ş Devletin ğ kurslarda ğ
ş öyle ş oraya. Ve ben, o köy filmi gibi görunen Gönül-
den Yarahlar'da harman makinesinde, biçerinde, traktörunde
gösterdim ı Ş ne ı ı o dönemde köy fjJmlerin-
de? Adam biner arabaya, afedersin at ğ sallar, deh deh,
ş Arslan)
Hasan da. ilk gençliklerini ş gizli gizli sevda ğ ı ı ı
da ş muhabbet eylemektedirler. Tabii ki, kara servi de kara
ı ş ı ı ... ğ günü partisi ı ı ı ı mü·
ğ yerini bir ğ ı ğ ı ı ş olan ğ ı ı al-
ı ş ı söz eden iki gençle ş ı ş ı ı Liseyi bitiren Sel·
ı aksine ı ortaokulu bile ı izin verilme-
ş ama Hasan en ı askerde traktör ı ğ ş
de, çiftlikte ş ı Hasan ğ günlük ş ş
makta ve Selma'yla sürekli ş Yine böyle günlerin birin-
de çift ı ı Selma SU ş ı ğ ı ı ve erken giden Hasan
bir türkü söylemeye ş ve Selma da bu ı türküyü dinlemekten
alamaz kendisini.
Bu durum böyle sürüp gittikçe çiftlik ahalisi de bu ş ş ı
ı ı Hasan'," ı olan ğ ş olarak
ı ı ş ı (Faik ş evinde kahya ı ı Emine'ye (Neziha
Güler) seslenir: ı ı ş ı ı ş benzer." ı an-
nesi leman da (Nedret Güvenç) Sel ma'ya seslenir: MTahminimde ı
ı ş ı Yeniden kahya ve ı ğ ise ı da
ğ bir ğ ı ı ğ fakat sonradan bu korun ğ
ni ğ Çiftlikte ise ı renk bir golf pantolon, gömlek ve ceket.
boynunda ı ı duran bir· dürbün ve elinde ı ı ile ı Bey (I)
(Kayhan ı ı ğ leman'a ş ş söz eder: "Ben her ş
den önce bir ş ı ı ı ı verdim. En ı bir zamanda çift Ii-
ğ miz modern bir hale getirilecektir. Bunun için de, ş genç, ener-
jik bir ziraat mühendisine ihtiyaç ı Bu genç ise daha yeni zi-
raat mühendisi ı ı ş olan Melahat ı ı (Mümtaz Ener) ğ
Necdet'tir (Önder Somer) ve ı göre Necdet ı bile olabi-
lir. ı ı bu ş gerilimli bir müzik ş ğ ğ
ayak sesleri gibi ı ı ve ı ı dediklerini duyan Leman
ise ı Hasan için üzülür,
ı ı ciple kasabaya, Necdet'i almaya gönderir. ı
duyan Selma. "O ı ı ı ş mi gelecekr diyerek Necdet'le uzak-
tan ı bir ı ğ ı ı ş olur. ı ı
ı ı takiben Selma ve ş (Sunay Sun) bahçede ı
ve bir yandan ı üzerinde duran pilli teypten ı sesinden
bir türkü dinlemektedirler. Evden ı ı ise ı sesini du-
yunca ı hala kasabaya ş ı ı "Hasan, Ha-
san, nereden geliyor, bunun sesir diye seslenir. Selma teybi ş

ı
i
ı
ii!
ı
li

.,
"·1
i
i
:1"
. "
i
i
.
!
8 8
:1 i
r
.• ' ,j
! i
f
·l.
( Sava§ Arslan)
yahut ş ğ biner, yahut bilmem ne yapar, düven döndürür, ka-
dm böyle ş ş bilmem ne. ı ğ ı o köy film-
lerinde. mesela köye bir ğ ı koydum, köyün genç ı
zma ş dikmesini ğ (Havaeri)
ğ gibi Seyfi Havaeri'nin bu üç filminde de. çevreyi anla-
tan film/erde merkezin ğ ihmal ş
ı Seyfi Havaeri'nin burada ğ konum oldukça ilginçtir -
ya da ş diyelim, ı bu durum erken dönem Cumhuriyet ro-
ı ı ı durumundan çok da ı ğ Falih ı ı ı
Ankara ı ı Cumhuriyet ı ı konulan
ı bile çok ş "Etimesut" köyünü isviçre'nin ğ köylerine
benzeterek buradaki ş ı ı yüceltmesi ğ ı
örülen saf, olumlu ve hayalci bir ş konum ile ş
ş ı ı ya da merkezden gelen etkileri çok da umursamayan köylü-
lerin ı ı köylerden birisinde Cumhuriyet ı ı ya-
ş ı ğ ı ı ş ı anlatan Yakup Kadri ğ Ya-
ban ı ı ş ve ümitsiz konumu ı gidip gelen mo-
ş söz konusudur. Tabii, ı biraz daha ı ş ı ve
ötesinde kalan bir ş ş konum ise Cumhuriyet seç-
kinlerinin merkezi ı yer ı ilerideki bir tarihte ken-
disini daha çok gösterecek muhafazakar bir ş konum
daha ı ğ Yakup Kadri'den daha sonraki köy ı
sözgelimi Köy Enstitüsü temeJli yazarlara, Fakir Baykurt, Mahmut Ma·
kal, vs., ş ı ı ş göreli bir sol damardan söz edilebilirse, Seyfi Hava-
eri'nin sinemada tam ş ı ı ğ ve ğ ğ
konum budur. Bu konuyu biraz daha iyi anlamak ı ı Havaeri'ye
kulak vermek gerek ı ı
-Hah, o ş ş bir ı ı Deli dolu bir adam, vaktiyle sine-
ı ı ı ş ş Onun galiba ş bir ş Senaryo ya-
zariart on milyona kadar ı ne vergiden ı ı ı eser
sahibi. Ş ş ölülerin arkasmdan ş ı ş
sen bana ş milyon vereceksin hem senaryo hem rejisörlük, on-
dan sonra film bitince de onbinden ı diye at ş ı
zatef'! vergi almayacaklar. Ben on milyon Seyfi Havaeri'ne verdim,
senaryaya verdim ğ diyen adama ben bir daha bana ş
verir diye veya ş vermez korkusuyla, "Peki." demem ş de-
mem. Ve buna göre çok ş ş ı ... hiç. Ben
seksen iki ş ı ı seksen üçe girdim, Temmuz'un IB'inde
:';-;0'
....-.v.'

ı
II

I'i
"t
ı
iI1ii
lt
(Kara Sevda: Melodram ve ş
(2002) seksen üçe girdim. Hamdolsun ı memnunum.
Yerim, içerim, gezerim, ş ı ı ı gelir bu halimle. Ya/niz bir
ara, te yirmi sene evvel kalp krizi ş aman dediler, ora.
dan bi/irim, yirmi dereceden sonra ğ Çlkmam. Kriz mriz el.
hamdülillah ı ğ ı yok ama yok/ayabilir, kendimi böyle biraz ı
cak havalarda... benim torunun kep giyme ş annesi ı be-
nim ı gitti, Alanya'da onlar, ona ben gidernedim. Niye? Çok
ı ı ş ş ş ı ş gelir diye. Halim bugün
gayet iyi. Yani, ı ı söylemesi ı ı da içerim. Bak benim ha-
mm ş ş geliyor o 51rada içeriye) gayet normal, ı ha.
mmClk; eskiden ğ Atd Kaptanlar ı falan, o za-
man ş falan yoktu, pml ı ş - yine çie pml pm/-
ı ya. (Gülüyor) Yerdik içerdik falan ... "
ı da, ı ı ğ ı gibi, melodram ı heteroseksüel ş
nin mutlu ı ı ş ı daha sonra da hafjf hafif filmin ana
ı ı ı ş yaralara ve çözülmez gibi görünmeye ş
ı ş ğ ş Bunun ı Havaeri'nin filrnde mo-
ş temsil etme ı ı ğ olan ş ı
ı traktör, cip gibi araçlar da meydana ı ı ş ı ı kd.
sabadan ğ konuklar ise modernligin ş bir yüzüdür, çiftli.
ğ üst ı ı ş temsil ederler. Her ş ı ı ı
Necdet ve annesi Melahat için Se/ma ı "bir içim su" hasebinden, ko-
ğ ı miras da hesaba ı ı çok "iyi- gelin ı söz konusudur.
selma ise Hasan ile gizli gizli ş ı sürdürmektedir. Fakat ı
van Bey bir gün ı bu halde ı ı kopar· Hasan ı
ı Selma ı ı durduramaz. "Bu sana ders olsun, Hasan."
der ı Bey, "Babana söyle, ı ı istemeye kalkmasm." Çözüm-
süzlük içindeki Hasan ı ı da ğ çiftlikten ı karar
verir, MB iz ş ı ı ı gurbet." diyerek. Çiftlikte ise mo.
ş tüm ı ı sürmektedir, Necdet'in projesi ş "Göre-
ceksiniz, ı bir zamanda ğ çehresi ğ ş Verim artacak.
ı korulukta ı ı ğ ehemmiyet vermeliyiz. Arka vadi,
ı ı için çok müsait. Vadinin alt ı ı da, meyvecilik için mü.
kemmel." Tava gelen ı Sel ma ı Necdet'e vermeyi kabul eder.
Hasan istanbul'da bir ı geride kalan güzel günleri dü-
ş bir türkü söylerken, ı ı ı ş ı biriken bir grup ı
bir halde türküyü dinlemektedir. "Ne ses, efendiler! Ne diye iç
geçiren Vahi (Vahi Öz) Hasan'la ş karar vererek ı
,.
!
<
!
i
,
i,

i
i
i
h
ş Arslan)
ı girer: ı ı ki, Anadolu'nun saf ve temiz ı ı ı gü-
zeL. Sesin güzel. Böyle ı ı ı ş ı istemem. Mu-
vaffak ğ ı eminim. Yann seni Ayara meyhanesine ı
rum." Hasan ertesi gün Ayara'da türküsünü okumaya ş "Yolum
ş meyhaneye i Gönlüm döndü viraneye / içip içip ğ ı i
ş bir divaneye." ı ise radyodaki halk türküsü mü-
ı ı kazarak radyo ı ı olur. Ş olan ı ı
da ı dönen ı birisi ile ğ ı gazetede ı ı Selma
ı Hasan'a olan ı vazgeçer ve Necdet'le evlenmeye ka-
rar verir. ğ gecesi Necdet yatak ı radyoyu ı ğ ı
solist Hasan türkü ı -Ham meyveyi ı ı i
Beni ı ı ı yarimden / Ne sen gelin oldun ne ben güveyi i
Onun için ı gözlerim."
Her ne kadar Sel ma mutluluk oyunu oynasa da, geceleri ı
ı ı ı ı Bir gece bu durumdan ı ı ı Necdet bir
sigara yakar. Uyanan Selma da radyoyu açar: Ş 'Köyün Saati'ni'
ı Hasan Kara'dan bir türkü dinleyeceksiniz: Necdet sinirlenir:
"Kapa ş radyoyu. Hep Hasan, Hasan!- Selma: "Bu ne biçim ş
Ben radyoyu Hasan için ğ 'Köyün Saati' için ı Biraz bir ş
ğ ı ı ı olmak için ı Melodram ve mo-
ş kritik ı radyo haline ş ş ı
na ı ı olmak isteyen Selma, merkezin ş projeksiyo-
nunu yayma ı birisi olan radyoya ş bu konuda. ı
ginçtir, radyonun kendisi de müzik ı ş ı
ı ve devlet ideolojisinin ı ı ı temel ı birisidir.
Annesi ve ı Bey'in ğ ı ğ Necdet, Sel·
ma'ya ş ı ötürü ı duyarak ş ı ı çekilme kara·
ı ahr fakat bu durumdan istanbul'daki Hasan habersizdir. Selma ise
Hasan'dan ı umut ı ğ ı ı ş intihar etmeye karar ve-
rir. Hasan'tn son anda ı ğ ı köye dönme ı da fayda etmez. Se.I-
ı ölümü üzerine Hasan da kendi ı ı ı ı
ı "Bey. Bey! Neler ettin gör ş ı ı ı da ı ı da,
beni de. Ne olurdu ş ı ş göz etseydik? Ne ı ı ı
ı Ş övün! Beysin, ha? Bey?" ş ı ı ğ ı haline
gelen servinin ı iki ı adak adarken bir ı ı ı sesi du-
yulur: "Bey, ı ı ı ı ı ş O gün bugün sözlüler, ni·
ş ı kara sevdaya ş ı ziyarete gelir, çiçekler atar-
lar. ı kabulolursa ı türküsü ş ı
(Kara Sevda: Melodram ve ş
ı ş da, ı gökyuzüne ı ı ş derken Selma ve ı ı
mezarlardan ı ğ yükselir.
s
Melodram sözunu ş hete-
roseksüel ş garantiye ı ş ı peki ya ş projesinin
ğ söze ne ş
Modern teknoloji çiftlikte iki ş ı birincisi ı ş
olarak, ikincisi ise müzikle ş olarak. ı da ı ı ğ ı gibi, (ip,
traktör ve ziraat mühendisi ı ş sembolleriyken,
radyo ve teyp ise ğ modern tüketiminin ı ı ı
Bey'in ı teypten ı türkülerini dinlemesine dair müda·
halesi ş iki yüzünü ı ı ı ı önemlidir.
Ahmet ı Felatun Bey'i .ile ı Efendi'si ı ı
Havaeri'nin ı ı ı da hiç ş ş ı ı ı ğ ı
ı bir ş ş ı ı ı ş ğ görmektedir.
Oysa Hasan ve ailesi ise, ş öbür yüzünü temsil eder-
ler. ı Rakrm Efendi'den ı ise, ı ş çaba-
ı ı ş engellerden ötürü ı ı ş ı ı okuyup ziraat
mühendisi ı ı ş
ı Bey tiplemesini kurarken Seyfi Havaeri'nin ne ş ğ
nü anlayabilmek için kendisine ğ sorulara ı ğ ı ı ay-
ı ı ı görünmese de, ı çok ı Kendisine ğ
zorla tango ve vals dinletmeye ı ş ı Bey'in giyimi ve ı
itibanyla CHP ile ş olup ı ğ ı ı ğ ı ğ ı ı
olumsuzdu. Fakat ı seçiminin ı ı ğ
ş ğ ğ ise, Havaeri'nin ı ı ş "Eh, öyle
ş yani. Ben ş yine orada, ne isterlerse öyle oluyordu." MPeki
kim ş ı ı ı diye ğ ise Havaeri'nin ya-
ı çok ı ı ı ğ MÖyle ş yahut ı üstünde pek
ı ş ı Tabi bu ğ ı Havaeri'nin ı bir milli
film ı ğ yapma ı ı söz etmesi ve 501 görü-
Seyfi Havaeri bu sahneyi ı çektigini ı ı Ş o Ali Sami Yen Stad·
yumu var ya. Ben filmi yaparken Ali Sami Yen yeni ı ı Oradan bir merdiven
ı ya. Yani, esas ana caddeoden bir merdivenle ı ı ı orta kat'na gibi. Oraya ben
merdivene siyah perdeler merdiveni siyah ı Merdivenin korkulu-
ğ var, onu da siyah ı Gokyüzü zaten gozüküyar. Ş hiç gerek yok. esas
duvarlara. ı ı merdivenin en alt ı ı üstü ı ı Niye
ı ı Ş Sanyer'de çektigimiz. ormanda çektiöimiz mezarlar. iki mezar.
Tabii bunun olçüsü var. Onu ayarlamak ı Onu Öyle, ben ayarltyorum, ay-
ı ı ı Oradaki ı ı birbirlerine ı
lar. buradan ı monte ediyoruz, el ele ş ı merdivenden
ı Tabii merdivenler siyah örtü oldugu içi., ı ı ğ ı yürüyorlar
bunlar. Yani, merdivene ı görünmU)·o,-. da ı öyle gidiyorlar,
ı ... Zaten, orildi! kilybolup gidiyorla ... ı ı o zaman. Za-
man geçti. filmi çekiyoruz, yine gittim orada ı ı ı y>:!rde. ı yer duruyor
orada çunku. Sadece siyah bant istiyorum:
i
ii
'
'I
II
i
i
, j
'f.

i{
1- .

i ri
,
(
.,
i·.·
..
, ,
, i
''t1,
" ."
t
:w

i .
: ,
I'
i;
!
!
J.
i
,
i
i
i
i,
i
!
ş Arslan)
ş ş ı ğ belirtmesi de filmin ı siyaseti anlama-
ı ı ı olabilir.
6
ı 1955'te ı ilk çevrimin siyasi
çerçevesi Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi ı ikilik
çerçevesinde ele ı Bu anlamda ise Havaeri'nin pozisyonu
DP'nin ş projeksiyonuna daha ı ı
ikinci çevrimin Anadolu'daki ş ı ı ı ı yatan ise,
Nuri Sesigüzel ve Hülya ğ bir 5tar filmi ı ı ötesinde,
bu kendisini merkezin ş ı ı ı çevreye ait, ğ temelli
bir ideolojik ş ı Böyle bir ı göre ise Havaeri'nin
ı ı siyaseti, batKI ş ş ı ı yer ı - til·
min temel kötüsü olan ı Bey ise bunun ı temsilcisidir, yine
ğ göre merkez olan kasabadan gelen Melahat ı da buna
destek verir, Bunun ş ı ı ise ı alternatif ş
yatar. Hasan ı ı kökeni itibariyle ş ı merkezin ı
girmesini ve ı ı ı ı ğ ğ ı ş ı Bu ne-
denle de, elindeki ğ kullanarak buna ı bir yoldan -
türkü söyleyerek ş ı ı ı konumundaki radyoya nü-
fuz eder. Fakat göçün heteroseksüel ı ı yol ı ğ ı ı ı
, Milli film yapma ı IJe Türkiye solu ile ş ğ ipekçi ailesi ı
için kendi sözlerine kulak verebiliriz: Ş ı .. ,' Bir
ülkede, bu ülke benim diyen bir insan, ı bu ülke benim ğ
onun bir çerçevesi ı O ı ş ı pek ı istemez. (Bir gazete kü-
püru okuyarak devam ediyor.) indi ya Amerika'da iki kule, aradan iki ay geçti ya da
geçmedi televizyonda gördüm, gazetede ı ş ı (George W.
Bush) ı ı haber gönderiyor. Ş diyor ş ı ı gelen felaketin, ş ş
ğ ş bizim içimizi ı hadiseyi, ş ı iki üç tane film bekliyorum.'
Yani, bu ne Hollywood'a diyor ki - para verip cam yap demiyor. yahu! -
görev bil bunu, diyor. (Bir küpür daha ı ı ve Hürriyet gazetesinden ı ı
Ansiklopedisinde Atatürk'e Hakaret" ş ı ı bir ı ı gösteriyor,) AI sana Türkiye
Büyük Millet Meclisi. insan kahrolur be! Kahrolur insan! ş ğ bak ora-
daki Bunu kaç bilmem milyon liraya bu ı ı ş onu getiren adamdaki ş
ye bak, Meclis'in ı ş herkes gÖrsün diye Kimse ı ı
ı ş Bu kitap ğ ğ Türkiye Cumhuriyet'ine, Türkiye'ye,
Atatürk'e hakaret dolu, ı ... ı ı ı ş Yahudiler ı
dan. Bu ı olur ş ı hale bak! Sen nereden bahsediyorsun kar-
yahul Benim elimde bugun imkan olsa, b"n on tane daha milli film yapa-
nm, Var elimde, haydi ı Var ı ı Buyurun, bu bir belge, ben soyle-
miyorum, ı ı metraj. Hepsi siyasi. Boyle bir ülke olur mu? Sen bu ulkey; sevi-
yorum dersem, kim ı sana yahu? (Yine bir küpLir: ı ı Politika: bir ş
ı bir Ajan Filmi mn") Ai sana Ayhan ı al sana TRT....TRT kuruluyor. O
zaman da TUrkiye'nin ı var Ayhan ş ı gibi ş Buyurun Ayhan ş ı
(Elindeki küpüru ı Sen biliyorum, bana dertlendi, "Abi; dedi 'bu ne reulet-
tir. Ben adama (ismail söz "diyor) ne kadar müracaat enimse, ya reddeni-
ler ya da hiç cevap vermediler, Yahu, bu nedir?" dedi, Bu TRT. AI, Ayhan ş ı oldu.
bu sefer de Ayhan Ş ı ı Türk ı ı ı ı diye ilan eniler. TRT
solcuydu. Bilmem anlatabildim mi?... Ş ne kurdular, Yeni Türkiye Partisi. Bir fal-
:solan var burada. kursunlar partilerini ama yeni gazete diyebilirsin, yeni dergi diye-
bilirsin ama Yeni Türkiye diyemezsin çünkü bu eski Türkiye'de Mustafa Kemal var
demek olur - onu maskelemek olmaz yahulAndan sonra Ak Parti mi ne var, am-
pul. Yahu bugün Edison'un varisleri kalksa Türkiye Cumhuriyetini mahkemeye verse
tazminat ı Neden? Edison kat ş ampulü. Onu sen nasl! bir partinin propa-
$:





{.
LU
-r.,rfr; l'
ı

II
s". LI>
If

.l'
ı
"
i
(Kara Sevda: ı ve ş
ğ ı ş ve ı ı ı tamam-
lanarnaz - bu yüzden de Hasan ş ve ı ı atlama ı ı
çözmek üzere köye geri dönmek durumunda ı Bu noktada ise ba-
ı ş gelenekselci ş son ğ ya-
parak heteroseksüel ş dünyevi beraberliginin yok ı ne-
olur· fakat uhrevi birlik ğ ı ı film;n k13dercilik ile ş
ı ı de bu noktada ayyuka ı - ruhlar ğ yükselirken çevrenin
naçar ı ı mezar ş ı dileklerinin ş için adak
adamaya koyulurlar. Ali Sami Yen Stadyumu merdivenlerinin San-
y.er'deki servi ğ ı ı iki mezoJrla süperpoze ğ ise
ı ı ı ı sentezi kurguloJr - bir yandan modern,
ı yandan da geleneksel, ama ne tam modern ne de tam gelenek-
sel ve ı ı ı ı ı ı
Kaynakça
Seyfi Havaeri ile ı ı yapanlar: ş Arslan ve Ali Sekmeç. 23 Tem-
muz 2002.
Gledhill, ı ve Williams, Unda (der.) (2000) Reinvenring Film Studies lon-
don: Arnold. '
Williams, ı ı 999) ı Bodies: Gender. Genre and Excess' Lee 8raudy .... e
Marshall Cohen (der.) Ftlm Theory Criticism, S. baskr, New York and Ox-
ford: Odord UP.
ş Ars/an
Doktora ğ
Ohio Slate ı ı
Sanal Tarihi Bölümü
Geceyans! ı Dergisi
Yazan
,
!

ıı.~~~ ?i)~~ 't~ _. öldü.{. Ben de.. Kardeşim. demişler­ dir. unutmak ve unutamamak üzerine kurulu. parasını da aldılar. Beyoğlu'nda gidiyorum böyle. Nisyan ise sürekli işgal altında bir varolma savaşı romantizmine dayanarak kendini anlatmaya çalışıyor." demek gayet muhtemeL.ldannve ark. Melodramla modernleşme arasındaki bu parazitik benzerlik üzerinden yola çıkarak modernleşmenin ya da melodramın dışında kalmama çabası içindeki bir çoğunluğun kendiliğinden bunun içine girnne yolları keş­ fetmeye çalışması aslında bu yazının esaslı izleklerinden birisini oluş­ turacaktır.nlflm Yeiilçam'ın gizli bır tarihi de dol.. Benim vaktiyle gördüğüm Kara Sevda'yı.isyanın kıyısına uğramaktan çekinen sözün esası daima nisyanın inildeyen nağmelerine karışıyor._. parasını da aldı.. ii i. sen ölmedin mi" Şimdi al. Hasan ise çiftliğin yanaşma kahyasının yanaşma oğludur. yahu?" "Gel.Nuri ve Hülya arasında heteroseksüel bir ilişki olacağı gayet sarihtir. Nuri Sesigüzel'in oynddığı.. i'. "Seyfi Bey. Ama unutulrnanın dramasını ise tam da melodramın sularına bizatihi Yeşilçamcılar taşı­ 'yor .~. . Melodramdır. Bunun yanında.. Ben onu eskiden tanırım.• · !""'l7t!.ır yaptı ama omuaz· zam bir filmdi.. Kara Sevda filminin hikayesinin aslın­ da yine kendisinin yazıp yönettiği 1949 tarihli G6nülden Yaralılar filminden çıktığı­ nı anlattı: "Kafa Sevda'lann en buyuk işini. iki nedenle." ismini vermeyeyim şimdi çok ayıp oluyor.'\.l·. Eyüp Halk Bahçesi. HÜlYd Koçyiğit. Hayeşekler.ii . ekonomık kavgayı apdçık ortaya serecek bir tarih ola· bılir. :::=r~. ve hakikaten bUyUk iı yaptı: Her ne kadar I<..bir şarkıcı. çekti. Gönülden YaraMa"". ". benim filmlerim hep iyi iş yapıyor onun sinemasında.ı~" F:o:r ı"'· "i. "Ne ölmesi. Hülya Koçyiğit. J::'. Gônülden Yaralıl. Seyfi Havaeri'nin filmi ilk bakışta Yeşilçam akıntısının hiç de dışın­ da durmayan. gözya~ı ve hıçkırık melodramın mazoşist şiddetinin olmazsa olmaz öğeleridir .. i. korku ise kastrasyona dayalıdır). Seyfi Bey.Selma çiftlik sahibinin kızı... f i' i' i dir). bu filrnde de hiç yenilik yok. . yeniden çevrimi değiller. ." "Ne oldu?" dedim "Ne yapı­ yorsun sen böyle?" "Yahu. "Ulan.eyin de ol· ması orada.rt?-: !~'." dedi. Heteroseksüel bir a~k ilişkisi ile alakah olarak ortaya çıkan acı. :'!H~..ıra sevdalar G6nü!den Yarall/a"'" hik.. bu Cemil Uyanık.ayesindeki bir böliimden liıkmıı olsa da.a sakaldarda dönenlerin tarilıidır. Mandolin çalan Hasan için Selma babası­ nın bir saz almasını ister. :İ. yahu. öyleyse de. Bütün bunlara bakarak.. Selrna ve .t. yazının temel eksenini oluşturan Kara Sevda filmi ise Yeşilçam sinemasının üretim. çocukluklarında resmedilen Sel ma ve Hasan birlik~ te ders çalışıp kitap okurlar.. hatta bu akıntının başlangıç noktalarında da sahih bir yer tutan bir melodramdır. sinema tarihimiz. • :~~. şimdi. "Filancaya yazdırdık. çünkü maddi kaynak bulunduğu sürece satma olasılığı olan her şeyi yapmaya hazırdır Yeşilçam. kökensel fanteziye dayalıdır (pomografi ba~tan çıkartrna.ş 'ı 'I " Arslan) (Kara Sevda: Melodram ve Modernleşme) iı } :1 ! 'I i 1 . "Tamam. Fakat J ya varsa? Ya tutarsa? Aslında bu tam da Türkiye'de popüler film alanında yeni bir şeyler deneyen..~~[i _. "E.~~i. Gene.. . dağıtım ve tüketim üçgenindeki yeri açısından ele alınacaktır. ~ı~1d' ~. yani filme gitmeden önce filmin ne vereceği açıktır . Hah. Seni aradım.~. Nuri Sesigüzel ve bir de star oyuncu. Uyanık.. Bu ise temeldek... Melodramın filmin her türüne sirayet etmesi aslında içinde aşk ve aşk acısı olmayan romanın satmayacağını düstur edinen popüler romancılann kol gezegeldiği bir ortamda hiç de şaşırtıcı olmasa gerekir -ki Hollywood'da da kaçınılmaz olarak melodramın her türe bulaşma­ sı söz konusu edilmiş ve edilmektedir (bkz.ındlflcıl. J Bundan sonra Havaeri'ye at.bunlar olmadan melodram olmaz." "Yazıhaneye gittik kardeşim. fantezinin zamanlaması ise daima gecikmelidir (pornografide tam zamanında ve korkuda ise erken gerçekle~ir) (Williams 711). vardır. Hasan (Nuri Sesigüzel) ile Selma (Hlilya Koçyiğit) birlikte büyü· müşlerdir fakat aralarında temel bir fark vardır . dediler." Biz ba~ladık anlatmaya." Orada bir de küfür etti. {~~~"i~ i i ı Hedef Film için yapılan bu filmin baıroJlerinde ise Mutuerem Nur ve Erdoğan Oker Seyfi Havaeri'yle yaptığımız söyleıide.!:~:~ ." 3 (Havaeri Yeşilçam'ın duayenıerine göre bir çok insanın kaderi unutulmak olmuş ve tabii ki asıl melodram burada başlıyor. .~ . ·". Seyfi Bey öldü ancak bunu yaparsa yapar.r.". Kara Sevda'mn hikayesi de. . aslında bu yazının bundan sonrasında ilginç bir şeylerin çıkrnama olası­ lığına karşı da okuyucuya bir uyarıda bulunulması lazım gelir. S..fld kullanılan bütun sözler kaynolkça baliimunde anılan söyle~idendir. Eh. gel! Senin için öldü dediler. Dahası bir yeniden çevrimdir . yahu. onu son zamanlarda pek çalışmıyorum. "Filmciliğe atı­ lıyorum artık.yine Seyfi Havaeri'nin yönettil ği aynı adlı bir 1955 versiyonu vardır.?'o '~:~' t ""'IH ".. Williams 2000). Filmin başlangıcında." "Yahu. Ben böyle konuşmak istemiyorum.. öldü. Buna eklemlenen bir başka nokta ise bunların hangi filmin metnine buIaşma­ dığı sorusudur. Tamam. Bu ise Seyfi Havaeri'nin 1969 yılında yönettiği Kara Sevda filmine atına açılmaya çalışılacaktır. o bakımdan.! r (Sava. "Anlatsana bakalım şu Kara Sevda'yı. Haydi bakalım. öncelikle Kara Sevda tipik bir star filmidir . Ben Kara Sevda'yı çevireceğim. (t~. :tlıIDk . Takiben de melodram bizatihi kendisi yazının meselesi haline gelecektir. ı l ". Kilril Sevda'ların ise vdllahi." dedi "be! Ge!!" "Ne old ur "Yahu. Eyüp'te sineması var. iş vermiyorlar bana.: '~~. sözgelimi ilk bilim kurguyu çeken ya da ilk Zorre filmini yapan kişilerle konuştuğunuzda ortaya çıkan argümandır.. Daha sonra Sel ma 'nın doğum günü partisinin ardından bir seNi ağacı dikerler ve devamla ağaç büyür.

Rıdvan'ın bu düşünceleri gerilimli bir müzik eşliğinde kötülüğün ayak sesleri gibi çınlamaktadır ve Rıdvan'ın dediklerini duyan Leman ise "zavallı" Hasan için üzülür. Ne demek istediğimi anladın herhalde. Ne yapmış? Traktör. . bu . gömlek ve ceket. Bunun için de. Ayşe ve Selma dolaşmaya çıktıklarında. boynunda asılı duran bir· dürbün ve elinde kırbacı ile Rıdvan Bey (I) (Kayhan Yıldızoğlu) leman'a başka şeylerden söz eder: "Ben her şey­ den önce bir işadamıyım. hiç bir şey bilmeyen. Şimdi ne yapıyorlardı o dönemde köy fjJmlerinde? Adam biner arabaya. polkalar. gizli gizli sevda ağacının altın­ da buJuşup muhabbet eylemektedirler. i . Filmin başlangıcına dönecek olursak." babası olan çiftliğe yanaşma olarak alınmış kahya'nın (Faik Coşkun) evinde kahya karısı Emine'ye (Neziha Güler) seslenir: "Kadınım. Hah ha ha!" Rıdvan gittikten sonra.. Tabii ki. kara servi de kara sevdanın aşkıdır .• Selma: MVals/er. etmeye çabalamaktadır: Çocukluğunda elinde mandolin jle gördüğümüz Hasan'ın hülyası okuyup ziraat mühendisi çıkarak çiftliği modernleştirmektir • Rıdvan Bey buna engelolduğundan ötürü Hasan askerde traktör kul~ )anmayı öğrenmekle yetinmiştir.I. lı i ıL i! li i i I t~ t~: . j j i "Mesela köy filmleri yapıyorlardı.j i ~ . Çiftlikte ise açık renk bir golf pantolon. ateş bacayı sarmışa benzer. çevrenin.. Ve ben. . çiftlikte işe yararnaktadır. Selmaı Ayşe'ye Hasansız kalmaktan çok korktuğunu· ve gelen misafire hiç yüz vermeyeceğini söyler.harman makinesi kullanmıştır. "·1 i . dayak yiyen. Ben doğduğum bu toprağın türkülerinde en güzel şiiri buluyorum. Dikkat et. enerjik bir ziraat mühendisine ihtiyaç olacaktır. Liseyi bitiren Sel· ortaokulu bile tamamlamasına günü partisi sırasındaki -batı kaynaklı- izin verilme- . Yine böyle günlerin birinde çift sCıren Hasan'ı Selma SU başına çağırtır ve erken giden Hasan bir türkü söylemeye başlar ve Selma da bu yanık türküyü dinlemekten alamaz kendisini.. Ben Gönülden Yaralilar'da yanaşma tabir edilen . öyle gelmiş oraya. harman makinesi kullanmasını öğrenmiş.' ... batı kaynaklı müziğin merkez-mek~mıdır -aşağıda görüleceği gibi radyonun bulunduğu ev de aynı mekandır. tahsili yok belki ama ancak ilkokul mezunu gibi. "O çıtkırrldım şey mi gelecekr diyerek Necdet'le uzaktan yakından bir alakası olmayacağını belirtmiş· olur.. böyle bir adam . . Artık her şeyi düşünecek yaştasın. Evden çıkan Rıdvan ise Hasan'ın sesini duyunca Hasan'ın hala kasabaya gitmemiş olmasına kızarak "Hasan.türküler ruhunu fazla dinlendirmesin. Hasan'ın ayrıl­ masını takiben Selma ve Ayşe (Sunay Sun) bahçede oturmaktadırlar ve bir yandan masanın üzerinde duran pilli teypten Hasan'ın sesinden bir türkü dinlemektedirler. Hasan çiftliğin günlük işlerine koştur­ makta ve Selma'yla sürekli görüşmektedir. bunun sesir diye seslenir. başta genç. Hasan burada: Rıdvan: "Sen ne bi. Çiftliğin arazisi ise şimdilik geri kalmış. Valsler. afedersin at kuyruğunu sallar.. ise müziği halk müziğidir. nereden geliyor.~ ı. baba. traktör kullanmıştır. Atatürk . Kararımı verdim. Çiftlik evi merkezindeki modernlik ile çiftliğin çevresinde verimsiz gelenekseııik arasında uzlaşmaz bir karşıtlık vardır ve Rıdvan Bey bunu değiştirmek ister." Selma'nın annesi leman da (Nedret Güvenç) Selma'ya seslenir: MTahminimde yanıl­ mamışım: Yeniden kahya ve karrsına döndüğümüzde ise kahyanın da gençliğinde bir ağa kızı sevdiğini fakat sonradan bu korun küllendiği­ ni öğreniriz. o köy filmi gibi görunen Gönülden Yarahlar'da harman makinesinde. Hasan'. Benim gücume giden taraf. yanaşma kurslara gitmiş. Hasan etrafında kurulan çiftlik arazisinin.(Savaş Arslan) (Kara Sevda: Melodram ve Modernleşme) Hasan da. Onlar yabancı bana. traktörunde gösterdim bunları.yapılan köy filmlerinde yanaşma koyarlar. Olayı duyan Selma. i " • i i. çim lise mezunusun? Benim bildiğim sabahları hafif müzik dinlenir. Se/ma.~ Bu genç ise daha yeni ziraat mühendisi çıkmış olan Melahat Hanım'ın (Mümtaz Ener) oğlu Necdet'tir (Önder Somer) ve Rıdvan'a göre Necdet damadı bile olabilir. onlara bir heves getirsin diye. En kısa bir zamanda çift Iiği miz modern bir hale getirilecektir.. Rıdvan Hasan'ı ciple kasabaya. zavallı. Selma'nın kırmaya çalıştığı ortamı dolduran merkezde Mbatı kaynaklı" müzik hakimken. Doğum ziğin yerini bir aksine bağlama aldığında artık büyümüş Hasan'ın tında aşklarından ma'nın mü· olan ağaçlarının alsöz eden iki gençle karşılaşırız. Selma'nın doğum gununun yapıldığı yer olan çiftlik evi.duşün sen Atatürk'ün sağlık devresin. baba. deh deh. verimsiz topra~larla dolu geniş bir arazi olarak modernleşme projesinin Necdet tarafından gerçekleş­ tirileceği mekandır. ' . Selma teybi işaret miştir ederek ·yanıtlar: MBuradan. Nereden öğrenmiş? Devletin verdiği kurslarda öğren­ miş.• r i :1 8 8 . Necdet'i almaya gönderir. polkalar. biçerinde.ben yanaşmayı koydum." :1" i . Bu durum böyle sürüp gittikçe çiftlik ahalisi de bu ateşlenen aşkın farkına varmaktadır. ilk gençliklerini yaşamakta. Fakat modernleşme her biçimiyle çevreye nüfuz etmekte. Hasan. ! ! ama Hasan en azından askerde traktör kullanmayı öğrenmiştir de. Köy/ü/ere örnek olsun. Ruhum dinleniyor bu türkülerle: Rıdvan: -Bana bak.

vs. o macımıymış neymiş. "Ne ses.~--"..· (Havaeri) kı­ Görüldüğü gibi Seyfi Havaeri'nin bu üç filminde de. taşınmış göreli bir sol damardan söz edilebilirse. gezerim. " Yukarıda da. Temmuz'un IB'inde -Hah.. "Peki. sabadan getirdiği konuklar ise modernligin başka bir yüzüdür. Kardeşim sen bana beş milyon vereceksin hem senaryo hem rejisörlük. kadm böyle örtünmüş mörtünmüş. ondan sonra film bitince de onbinden aldım diye at şuraya imzayı· zatef'! vergi almayacaklar. (Gülüyor) Yerdik içerdik falan . Eğer Yakup Kadri'den daha sonraki köy romanlarına.Y:tı. Yazı yazıyor.~J&:~ :t~ "1W'. Hasan istanbul'da bir otelodasında geride kalan güzel günleri düşünerek bir türkü söylerken.. olumlu ve hayalci bir modernleşmeci konum ile Kurtuluş Savaşı'nı ya da merkezden gelen etkileri çok da umursamayan köylülerin Polatlı civarındaki köylerden birisinde Cumhuriyet aydınına yaşattığı yabancılaşmayı anlatan Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Yaban romanının eleştirel ve ümitsiz konumu arasında gidip gelen modernleşmeler söz konusudur. ! ( Sava§ Arslan) (Kara Sevda: Melodram ve Modernleşme) yahut eşeğe biner. bilmem ne. Ben on milyon Seyfi Havaeri'ne verdim. melodram olası heteroseksüel ilişki­ nin mutlu adımlarıyla başlayıp daha sonra da hafjf hafif filmin ana anlatısını oluşturacak yaralara ve çözülmez gibi görünmeye başlayan çatışmalara doğru ilerlemiştir. ğin üst sınıf modernleşmesini temsil ederler. Fakir Baykurt.v. yirmi dereceden sonra sokağa Çlkmam. Bu konuyu biraz daha iyi anlamak açısında Havaeri'ye kulak vermek gerek sanırım: f~~f~l~ . "Babana söyle. Yerim. cıngar kopar· Hasan kır.ı:' lt selma ise Hasan ile gizli gizli buluşmayı sürdürmektedir. mmClk. bunların biraz daha dışında ve ötesinde kalan bir başka modernleşmeci konum ise Cumhuriyet seçkinlerinin merkezi konum/arında yer alamayıp ilerideki bir tarihte kendisini daha çok gösterecek muhafazakar bir modernleşmeci konum daha vardır.0' benzeterek buradaki modernleşme çabasını yüceltmesi bağlamında örülen saf. dolaşırım vız gelir bu halimle. .. ona ben gidernedim. Yani. Vadinin alt kısmı da. kendimi böyle biraz sı­ cak havalarda.. Necdet'in projesi şöyledir: "Göreceksiniz. hayvancılık için çok müsait. MB iz taşra çocuklarının mayası gurbet. eskiden gençliğinde. konacağı miras da hesaba katılınca çok "iyi. eser sahibi.. "Bu sana ders olsun. efendiler! Ne ses!~ diye iç geçiren Vahi (Vahi Öz) Hasan'la konuşmayil karar vererek Hasan'ın . düven döndürür. baçlanır. demem. Her şeyaçıktır aslında. Niye? Çok sıcak. f ·l. Selma babasını durduramaz. kız mız istemeye kalkmasm. çiftli.".~·. içerim. kemmel." Çözümsüzlük içindeki Hasan babasının da isteğiyle çiftlikten ayrılmaya karar verir. sözgelimi Köy Enstitüsü temeJli yazarlara. köyün genç zma dikiş dikmesini öğretiyor.gelin olması söz konusudur. Çiftlikte ise mo. ora. Şimdi işte. Alanya'da onlar. Seyfi Havaeri'nin sinemada tam karşısında durduğu ve sevmediğini söylediği konum budur. senaryaya verdim diyeceğim.. Verim artacak. Yaptığım o köy film- lerinde. Aslında Seyfi Havaeri'nin burada kurduğu konum oldukça ilginçtir ya da şöyle diyelim. ölülerin arkasmdan konuşamıyoruz. Halim bugün gayet iyi. o zaman başörtü falan yoktu. anlatıldığı gibi. .. kapının dışında biriken bir grup efkilrlı bir halde türküyü dinlemektedir.:r. sıcakta gidişte dönüşte başıma iş gelir diye.·i' :'.i. hamdülillah yokladığı yok ama yok/aya bilir. Fakat Rıd. cip gibi araçlar da meydana çıkmıştır. pml pmldı maşa/lah . Ve buna göre çok şeyler geçmiştir hayatımdan. Hamdolsun hayatımdan memnunum. Arka vadi." diyerek. annesi gittı~ benim hanım gitti. . Kriz mriz el. Yukarıdaki korulukta ormancılığa ehemmiyet vermeliyiz. te yirmi sene evvel kalp krizi geçirmiştim. vaktiyle sineOnun galiba şöyle bir şeyoldu. Ya/niz bir ara. işte şeyin iI1ii -~F''i't.. hiç. Necdet ve annesi Melahat için Se/ma 'nın "bir içim su" hasebinden.' - (2002) seksen üçe girdim. Bunun yanında Havaeri'nin filrnde modernleşmeyi temsil etme çabasının öğeleri olan yanaşma tarafından kullanılan traktör." demem kardeşim.-. seksen üçe girdim... Bak benim hamm şimdi (eşi geliyor o 51rada içeriye) gayet normal. yahut bilmem ne yapar.. Mahmut Ma· kal. Senaryo yazariart on milyona kadar mı ne vergiden muaftı. Hasan'ın kd.. aman dediler. Atd Kaptanlar zamanı falan.yine çie pml pm/dır ya. Deli dolu bir adam. Hasan.. ayıptır söylemesi rakımı da içerim.:~". van Bey bir gün onları bu halde yakalayınca." der Rıdvan Bey.. çevreyi anlatan film/erde merkezin modernle~mesinin öğeleri ihmal edilmemiştir. "~ . II I'i .. diyen adama ben bir daha bana iş verir diye veya iş vermez korkusuyla. aslında bu durum erken dönem Cumhuriyet romancılarının durumundan çok da farklı değildir. mesela köye bir öğretmen kadın koydum..-." Tava gelen Rıdvan.-v. dan bi/irim.. Falih Rıfkı Atay'ın Ankara yakınlarındaki Cumhuriyet bürokratları tarafından konulan adı bile çok şeyanlatan "Etimesut" köyünü isviçre'nin dağ köylerine 3i-. Ben seksen iki yaşımdayım. meyvecilik için mü. kısa bir zamanda çiftliğin çehresi değişecek.~ "t bir adamıydı. Sel ma 'yı Necdet'e vermeyi kabul eder. dernleşme tüm hızıyla sürmektedir. hanım ha. Tabii. benim torunun kep giyme şeyine.

merdivene bastıg! görünmU)·o. Ahmet Mithad'ın Felatun Bey'i . ni· şanlılar. Yani." MPeki kim istemişti? Yapımcılar mı?" diye sorduğumuzda ise Havaeri'nin yanltı çok aydınlatıcı değildi. Bey! Neler ettin gör işte! Kızını da yaktın." Hasan ertesi gün Ayara'da türküsünü okumaya başlar: "Yolu m düştü meyhaneye i Gönlüm döndü viraneye / içip içip ağlıyorum i Dönmüşüm bir divaneye. Tabii merdivenler siyah örtü oldugu içi. Bir gece bu durumdan canı sıkılan Necdet bir sigara yakar." Tabi bu diyaloğun yanında Havaeri'nin apaçık bir milli film (islamcı değil) yapma çabası olmasından söz etmesi ve 501 görü~ Seyfi Havaeri bu sahneyi nasıl çektigini ıoyle anlatıyor: ·Şimdi. öyle istenmiş yani. Biraz bir şeyler öğrenmek. Selma ise Hasan'dan artık umut kalmadığını duşünerek intihar etmeye karar verir. radyonun kendisi de müzik alanındaki modernleşme çabaları­ nın ve devlet ideolojisinin yayılmasının temel mekanlarından birisidir. onu da siyah kapladım.." Sonrasında ise radyodaki halk türküsü müsabakasını kazarak radyo sanatçısı olur. esas ana caddeoden bir merdivenle çıkılır orta kat'na gibi. Hasan'tn son anda aldığı köye dönme kararı da fayda etmez. Rıdvan Bey'in Selma'nın teypten Hasan'ın türkülerini dinlemesine dair müda· halesi modernleşmenin iki yüzünü yansıtması açısından önemlidir. iki mezar. ikincisi ise müzikle ilişkili olarak. ~i ! yumu var ya.(savaş Arslan) (Kara Sevda: Melodram ve Modernleşme) odasına girer: -Beııi ki. birincisi tarımla ilişkili olarak. o Ali Sami Yen Stad· i ii ' II i~ ij . Uyanan Selma da radyoyu açar: "Şimdi 'Köyün Saati'ni' açıyoruz. Or. orildi! kilybolup gidiyorla . yine gittim orada yilptıı'r.ıh. birbirlerine bakıyor­ lar. Sanyer'de çektigimiz. Zaten.ıu yaptım o zaman. Modernleşip kocası~ na yardımcı olmak isteyen Selma. ruhları gökyuzüne çıkarmış. beni de.. Hep Hasan.derken Selma ve Hasan'ın ruhları s mezarlardan çıkarak göğe yükselir. Niye yatırıyorum? Şeyde. Şöhret olan Hasan'ın etrafın­ da tır dönen kadınlardan birisi ile fotoğrafı gazetede çıkınca Selma artık Hasan'a olan sevdasından vazgeçer ve Necdet'le evlenmeye ka- mış da. iı­ ginçtir. i·. Sel· ma'ya aşkından ötürü saygı duyarak aşıklann arasından çekilme kara· rı ahr fakat bu durumdan istanbul'daki Hasan habersizdir. Sesin güzel. Muvaffak olacağından eminim.:ıd. heteroseksüel ilişkiyi garantiye almıştır. Düğün gecesi Necdet yatak odalarında radyoyu açtığında solist Hasan türkü okumaktadır: -Ham meyveyi kopardılar dalından i Beni ayırdılar nazlı yarimden / Ne sen gelin oldun ne ben güveyi i Onun için kapanmıyar gözlerim. Aynı yer duruyor orada çunku. Yukarıda da anıldığı gibi. Gokyüzü zaten gozüküyar. glıkyuzüne.ile Rakım Efendi'si arasındaki farkın Havaeri'nin melodramına yansıması da hiç şaşırtıcı-de·ğildir. :w . Ben filmi yaparken Ali Sami Yen yeni yapı[mı~u. ~ ri . onların mezarlarını yaptırmış.. Hasan'ın modernleşme çabasının çeşitli engellerden ötürü yarım kalmış olmasıdır· okuyup ziraat mühendisi olmasını Beyengellemiştir. Se. ne isterlerse öyle oluyordu. Tabii bunun olçüsü biti~i var. Merdivenin korkuluğu var.. ~orku!uk da siy. Yann seni Ayara meyhanesine bekıiyo~ rum.· . Hasan'ın Rakrm Efendi'den farkı ise. gecenın karanlığındiln yürüyorlar bunlar. i'~'. Ben işte yine orada. Anadolu'nun saf ve temiz evladısın. aslında çok anlamlıydl. Oradan bir merdiven vardır ya. Sadece siyah bant istiyorum: 'f.i . Hasan!. . . ( ''t1. Melodram sözunu tutmuş. yanında yardımcın olmak için açtım. ormanda çektiöimiz mezarlar. çiçekler atarlar.. 'I i . aynı ~ekilde yalırıyorum.-.Selma: "Bu ne biçim konuşma? Ben radyoyu Hasan için değil. esas duvarlara. Annesi ve Rıdvan Bey'in çevirdiği dolapları öğrenen Necdet. Sazın güzeL. Hasan Kara'dan bir türkü dinleyeceksiniz: Necdet sinirlenir: "Kapa şu radyoyu. kara sevdaya tutulmuşlar bunları ziyarete gelir. Fakat kıyafet seçiminin rastlantısalolmaması gerektiğini düşündüğümü söylediğimde ise. Yani.. Hasan'ın babası haykım: "Bey. ~ i{ i 1. Havaeri'nin yanıtı şöyleydi: "E h. öyle gidiyorlar. övün! Beysin. Zaman geçti.. el ele tutu~uyorlar. Oraya ben merdivene siyah perdeler do~edim.:ın merdivenin en alt basamagı arkası üstü y"tınyorum bunları. buradan aynı ~eyi monte ediyoruz. 'Köyün Saati' için açtım. Hasan'ı da. (ip.. (Adakları) kabulolursa Hasan'ın türküsü duyulurmuş. Oysa Hasan ve ailesi ise. Ne olurdu şunları baş göz etseydik? Ne vardı bunları yakıp yıkacak7 Şimdi.. Rıdvan Bey tiplemesini kurarken Seyfi Havaeri'nin ne düşündüğü­ nü anlayabilmek için kendisine yönelttiğim sorulara aldığım yanıt aydınlatıcı görünmese de. Aynı y>:!rde. Onu Öyle. modernleşmenin öbür yüzünü temsil ederler. MÖyle olmuş yahut onların üstünde pek durmamışım. Uyanırlar- Modern teknoloji çiftlikte iki şekilde vardır. filmi çekiyoruz. ~imdi 'Ju.." Her ne kadar Sel ma mutluluk oyunu oynasa da. ben ayarltyorum. traktör ve ziraat mühendisi tarımsal modernleşmenin sembolleriyken. geceleri Hasan'ın adını sayıklamaktadır." " i i h t < :. radyo ve teyp ise müziğin modern tüketiminin araçlarıdır. Rıdvan Beyapaçık bir şekilde modernleşmeyi batıc·ılıkla eşdeğer görmektedir. peki ya modernleşme projesinin verdiği söze ne olmuştur? rar verir. merkezin modernleşme projeksiyonunu yayma araçlarından birisi olan radyoya başvurur bu konuda.. i.Ima'nın ölümü üzerine Hasan da kendi canına kıyar. başlıyorlilr merdivenden çıkmaya. Oradaki ~eyden süperpoıe uyanıyorlar. . Şeye hiç gerek yok. Böyle kıymetler kıyıda köşede kalsın istemem. Kendisine çocuğuna zorla tango ve vals dinletmeye çalışan Rıdvan Bey'in giyimi ve tavır/an itibanyla CHP ile ilişkili olup olmadığını sorduğumda aldığım yanıt olumsuzdu. Onu ayarlamak lazım." Melodram ve modernleşmenin kritik aracı radyo haline gelmiştir. merdiveni siyah kapladım. O gün bugün sözlüler. ha? Bey?" Aşıkların ~Iüm ağacı haline gelen servinin altında iki sevdalı adak adarken bir anlatıcının sesi duyulur: "Bey.

) indi ya Amerika'da iki kule. Hasan sınıfsal kökeni itibariyle başlangıçta merkezin alanına girmesini ve sınıf atlamasını sağlayacak eğitimi alamamıştır.ı (ı 999) 'FiıJ~ Bodies: Gender. (Elindeki küpüru uzatıyor) Sen biliyorum. Atatürk'e hakaret dolu. Fakat göçün heteroseksüel ili~ki açısından yol açtığı kırılma . Ali Sami Yen Stadyumu merdivenlerinin Sany. elindeki yeteneği kullanarak buna farklı bir yoldan eri~ir türkü söyleyerek modernleşmenin yayıcısı konumundaki radyoya nüfuz eder. i ! d~~ i . ! i i ı ~ . Bush) Hoııywood'a haber gönderiyor..para verip cam yap demiyor. şu bizim içimizi sızlatan hadiseyi. Hasan'ın modernleşrnesi ve sınıf atlaması tamamlanarnaz . Onu sen nasl! bir partinin propa- "&i~r~' '~!'! ~~~. ! J. Kimse alıp açıp bakmamış. Ermenil~r tarafından ..bu yüzden de Hasan modernleşme ve sınıf atlama davasını çözmek üzere köye geri dönmek durumunda kalır. ! (savaş şe karşı olduğunu Arslan) (Kara Sevda: Maladranı ve Modernleşme) belirtmesi de filmin arkasındaki siyaseti anlama6 mızda yardımcı olabilir.l' " i i. Bunu kaç bilmem milyon liraya bu kitabı almış.) AI sana Türkiye Büyük Millet Meclisi. Buyurun Ayhan Işık. ~~_'. bu nedir?" dedi... Var elimde."da kalm'~tır. yine çiftliğe göre merkez olan kasabadan gelen Melahat Hanım da buna destek verir. Bu nedenle de. ben soylemiyorum. Var mı çıkartan? Buyurun.onu maskelemek olmaz yahulAndan sonra Ak Parti mi ne var. insan kahrolur be! Kahrolur insan! Eşekoğlu e~ekler. TRT d~ solcuydu. Ben adama (ismail C~m'den söz "diyor) ne kadar müracaat enimse.bir yandan modern. (Bir küpür daha çıkarıyor ve Hürriyet gazetesinden "Soykırım Ansiklopedisinde Atatürk'e Hakaret" başlıklı bir yazıyı gösteriyor. yeni dergi diyebilirsin ama Yeni Türkiye diyemezsin çünkü bu eski Türkiye'de Mustafa Kemal var demek olur .. Christıne ve Williams. "Abi. Bu noktada ise batıo modernleşme.. onun bir çerçevesi vardır. ~öyle . bu bir belge. Kaynakça Seyfi Havaeri ile söyleıi..~emasal alanın kendrlıgınden sentezi kurguloJr .~ LU l' lı §~ LI> -r. bu kendisini merkezin karşısında tanımlayan çevreye ait. ampul. onu getiren adamdaki şe­ ye bak. Bu nasıl olur kardeşimL. (Bir gazete küpüru okuyarak devam ediyor. .TRT kuruluyor. Aslında film. şu kalleş­ liği.1' II If s". Savaş Ars/an Doktora Öğrencisi Ohio Slate Üni'ıersiıesi Sanal Tarihi Bölümü Geceyans! Sineması Dergisi Yazan I' i. kursunlar partilerini ama yeni gazete diyebilirsin.ruhlar göğe yükselirken çevrenin naçar sevdalıları mezar bJşında dileklerinin gerçekleşmesi için adak adamaya koyulurlar. ' Williams.~:. .Yahu. n~i adı (George W. bak oradaki ~eye. e Marshall Cohen (der. ya reddeniler ya da hiç cevap vermediler. Gledhill. Bu kitap doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyet'ine. bu ülke benim diyen bir insan. S.tındaki iki mezoJrla süperpoze birlikteliği ise sı. dıger yandan da geleneksel. romancıysa bu ülke benim dediğine gör~.' Bir ülkede. Bir fal:solan var burada.e~ olur· fakat uhrevi birlik sağlanır.. ama ne tam modern ne de tam geleneksel ve açıkça batıcılık kaqıtı. Bu TRT. seviyorum dersem. yaşatacak siıden iki üç tane film bekliyorum. Yahu bugün Edison'un varisleri kalksa Türkiye Cumhuriyetini mahkemeye verse tazminat alır. Söyreıiyi yapanlar: Savaş Arslan ve Ali Sekmeç. Meclis'in kitaplık şey1ine herkes gÖrsün diye koymu~lar.n k13dercilik ile iliş­ kısı de bu noktada ayyuka çıkar . 1:it. Türkiye'ye.: $: ~. bu ne dem~ktir? Hollywood'a diyor ki . 'Şu' diyor "başımıza gelen felaketin. O zaman da TUrkiye'nin ihtiyacı var Ayhan Işık gibi düşünenlere. baskr.rfr. yahul Benim elimde bugun imkan olsa. temsilcisidir. sağ temelli bir ideolojik duruş yatmaktadır. diye ilan eniler. Milli film yapma çabaları IJe Türkiye solu ile i1işkilendirdiği ipekçi ailesi hakkındaki görü~leri için Hava~ri'nin kendi sözlerine kulak verebiliriz: 'Şimdi bakın. Unda (der. Bilmem anlatabildim mi? . AI. çözülmediğinden. 23 Temmuz 2002. i . {. haydi bakalım. ~eyde bastınımış Yahudiler tarafın­ dan. Böyle bir bakıp göre ise Havaeri'nin melodramının siyaseti. Bu anlamda ise Havaeri'nin pozisyonu DP'nin modernleşme projeksiyonuna daha yakındır. Hepsi siyasi. Yahu. başkan.til· min temel kötüsü olan Rıdvan Bey ise bunun asıl. b"n on tane daha milli film yapanm. kim inanır sana yahu? (Yine bir küpLir: 'Kısa Kısa Politika: bir başka­ sı: ·E~kiya bir Ajan Filmi mn") Ai sana Ayhan I~ık. Şimdi ne kurdular. kısa kısa metraj. al sana TRT.) (2000) Reinvenring Film Studies london: Arnold. dedi 'bu ne reulettir. bana dertlendi. yahu! görev bil bunu.) Ftlm Theory ~nd Criticism. Neden? Edison kat etmiş ampulü. gelenekselci modernleşrneye son kötülüğünü yaparak heteroseksüel ilişkinin dünyevi beraberliginin yok olmasına ned.. ıu hale bak! Sen nereden bahsediyorsun karde~im. ikinci çevrimin Anadolu'daki gişe ba~arısının arkasında yatan ise. bu sefer de Ayhan IŞık'ı Türk Sinemasının dı~. Und.~I. diyor.er'deki servi ağacınJ~ . aradan iki ay geçti ya da geçmedi televizyonda gördüm. New York and Oxford: Odord UP. Yeni Türkiye Partisi. Genre and Excess' Lee 8raudy . O s~rçevenin dışına pek çıkmak istemez.' Yani. batKI modernleşmenin karşısında yer alır . Kanımca 1955'te yapılan ilk çevrimin siyasi çerçevesi Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi arasındaki ikilik çerçevesinde ele alınabilir. Nuri Sesigüzel ve Hülya Koçyiğit'li bir 5tar filmi olmasının ötesinde.. gazetede yazıyor. Boyle bir ülke olur mu? Sen bu ulkey. Ayhan Işık oldu.~ . Bunun karşısında ise Hasan'ın alternatif modernleşmesi yatar.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful