Nehirler Özgür Akar

14 Mart'ta Dünya, "Dünya Baraj Karşıtı Gün"ü kutlarken, Edirne Bulgaristan'ın baraj kapaklarını açması sonucu sele teslim oldu. Ve yine herkes suçu nehirlerin kendisine yükledi, "yatağına sığmayan" nehirlerin, Meriç, Tunca ve Arda'nın "taşkınlığına". Halbuki; Meriç'in, Tunca'nın ve Arda'nın göz yaşlarıydı sel. İlerleme ve kalkınma beklentileriyle birlikte alkışlarla dikilen barajları kaldıramıyor nehirler, kaldıramayacaklar da. Nehirler canlıdır. İçlerindeki ve çevrelerindeki canlılığı besler. Balıklar, kuşlar, ağaçlar, bitkiler, nehirlerin kültürlerini oluşturduğu çevresindeki insan toplulukları... Nehirler dinamiktir. Her zaman değişen ve farklılıklar gösteren çeşitli ekolojik alanlara sahiptir. Nehir çevresindeki tüm canlı yaşamı ve insan kültürü bu dinamizme bağlıdır. Kalkınma ve refahın sembolü barajlar ise nehir ve çevresi arasındaki binlerce yıllık dengeyi, ilişkiyi mahveder. Su ve kara hayvanları, bitki örtüsü ve çevre kültürlerinden oluşan nehir ekolojisini, seller, fiziksel değişimler, canlı türlerin kaybı, bölgesel iklim değişikliği, hastalıklar, akışın yer değiştirmesi ve daha fazlası, refah ve ilerleme adına mahveder. Barajlar, "refah" beklentilerine verilen "kalkınma" cevabıdır. Ancak nehir kıyısı insanlarının kültürü ve geçimi barajlar değil, nehirlerdir. Nehri öldüren bir yapı ise bu insanlara refah değil, sefalet ve acı getirecektir. Refah ve kalkınma yalnızca, doğayı talan edip kazançlarını arttırmaya çalışan, güç elde edip topraklar ve üzerindeki canlılar üzerinde fetihler kazanmak isteyen devletler için geçerlidir. Ve onların refahı ve gelişmesi, kültürlerin, bitki örtüsünün, hayvanların, kısacası binlerce yıllık canlılığın ve dengenin sefaleti ve acı çekişidir. Nehirler özgür akarlar, evrendeki her şey gibi. Akışı kontrol edemezsiniz, akışı durduramazsınız. Yalnızca bir süre engelleyebilirsiniz. Ta ki, tüm birikmiş gücüyle tekrardan, önüne çıkan tüm engeli yutarak akana kadar. Tıpkı Edirne'de ve Dünyadaki diğer bir çok yerde olduğu gibi. Tıpkı, "uygar" refah ve kalkınma anlayışımızın insanlık olarak "akışımızı" bir süreliğine engellemiş olmasına karşı, çok yakında tüm birikmiş gücüyle tekrar akmaya başlayacak insanlığımız gibi.. Milyonlarca yıl toprağın üzerinde yalın ayak dolaşmış, tüm canlıları kardeşi saymış, liderlere, efendilere, devletlere, dinlere ihtiyaç duymadan yaşamış ve yaşamayı kutsal saymış insanlığımız... Serhat Elfun Demirkol / Birgün Pazar 8 Nisan 2006

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful