P. 1
Olasiliksiz

Olasiliksiz

|Views: 339|Likes:
Published by MusTyyG

More info:

Published by: MusTyyG on Feb 09, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

06/30/2013

pdf

text

original

Hazırlayan: kahin

Redakte eden: askoksal

www.e-kitap.us sunar. Tüm kitap severleri Saklı Kütüphane’ye bekliyoruz. Kâhin & Orodruin
Not: Saklı Kütüphanedeki e-kitaplar tanıtım amaçlıdır. Sevdiğiniz yazarların zarar görmesini istemiyorsanız lütfen kitapların orijinallerini satın alın.

1

Olasılıksız
ADAM FAVVER

Türkçesi Şirin OKYAYUZYENER

A.P.R.I.L
YAYINCILIK

Saklı Kütüphane

2

www.e-kitap.us

Yayın No-.OOe Birinci Baskı, Nisan 2006 İkinci Baskı, Ağustos 2008 Üçüncü Baskı, Eylül 2006 Dördüncü Baskı. Ekim 2006 Beşinci Baskı, Aralık 2006 Altıncı Baskı, Ocak 2007 Yedinci Baskı, Mart 2007 Sekizinci Baskı, Mayıs 2007 ISBN: 975-6006-05-6 Yayın Yönetmeni K. Egemen İPEK Türkçesi Şirin OKYAYUZYENER Katkıda Bulunanlar BurçfaıALTAY Öykü ÇAĞLAYAN Kapak Tasarım PelinİPOC HYPNOSE Tasarım Dizgi & Sayfa Düzeni Merdiven TaRitHn (0^12)2323088 Baskı M Özkan Matbaacılık (0512)3954891-92 Yay» AJ>.R.I1 Yayıncılık Şehit Adem Yavuz Sok. 5/9 Kızılay/ANKARA Tlf: (0312) 418 57 09 Fax: (0â12) 418 04 79 www.a|irilyayitıcaaLCOfn bügi@apr9|fayittcffikxom OUSİUKSIZ O 2006 A.P.III.L Yayıncılık IMPROBABLE © 2006 Adam FAWER Bu kitabın yayın haklan AKÇAU TELİF HAKLARI AJANSI aracılığı İle alınmıştır. Her türlü yayım hakkı A.P.R.I.L Yayıncılık^ aittir. Bu kitabın t}askısından 5846 ve 2936 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası Hükümleri gereğince alıntı yapılamaz, fotokopi yöntemiyle çoğaltılamaz, resim, şekil, şema, grafik vb.ler Yayınevinin izni olmadan kopya edilemez.

Saklı Kütüphane

3

www.e-kitap.us

Babam Philip R. Fawer'ın anısına, onu hâlâ her gün düşünüyorum.

Saklı Kütüphane

4

www.e-kitap.us

bir gök taşının bugüne kadar bizi yok etmiş olma olasılığı yüzde yedi yüz.Gelin. Saklı Kütüphane 5 www.e-kitap. Yani anlayacağınız. olasılıktan söz edelim. Ama. bu gezegendeki en şanslı. çoğunuzun bildiği gibi. kıssadan hisse şudur: Her an her şey olabilir! . Ne demeye çalışıyorum sizce? Bir gök taşı bizi yok edecek demeye çalışmıyorum. piyangolardan söz edelim. olasılık dediğimizde en sık akla gelen çekilişlerden. bir kere değil. Ama konumuz bu değil. en zengin insanlar arasındadır. Powerball'ın ilk oynanmaya başlandığı 1997'den beri elliden fazla insan bu olasılığı alt üst ederek büyük ikramiyeyi kazanmıştır. Powerball’ı kazanabilme olasılığı 120. insanoğlunun yazılı tarihinden bu yana yok olmadık. Onlardan nefret ederim. her yıl bunun olma olasılığı milyonda bir. Caine'in istatistik dersinden alıntı.000'da 1'dir. Onlar.us . Şimdi de düşük-olasılıklı bir olaydan söz edelim: Dünyaya dev bir gök taşı çarpacak ve uygarlık yok olacak. Düşük olasılıklı olaylar hakkında bir yorumda bulunmaya çalışıyorum.000.David T. yedi kere ölmüş olmalıydık şimdiye. İnsanoğlunun atalarını da hesaba katarsak. Jeofizikçilere göre. Amerika'daki en büyük piyangoyu. İlk önce. yedimilyon yılı aşkın bir süredir bu gezegende varlığımızı sürdürdüğümüze göre.

İdiopati sözcüğünün kökeni eski Yunancadır.e-kitap. ayrı. iblisin işkencesi. . bazı insanlar bir ömür boyu sürekli nöbet geçirip yaşamaya devam ederler.'e özgü. Bu rahatsızlık tarih boyunca bir sürü farklı isimle anılmıştır akıl hastalığı.Amerika'da 1. Yetişkinlerin yüzde ikisi. Bu sinyallerin sonucunda garip duygular hissedilebilir.. hatta Tanrı'nın gazabı. son birkaç yüzyıldır tıp çok ilerlediyse de. Bazen doktorlar epileptik nöbetlerin nedenlerini bulabilirler. farklı hareketlerde bulunulabilir. gelişigüzel gibi görünen sinyaller verirler.us .9 milyon kişide epilepsi vardır mesela. Bu gibi olaylara genelde nöbet denir. Saklı Kütüphane 6 www. Genelde bunların nedeni beyindeki mikroskobik yaralar veya tümörlerdir. doktorlar hâlâ neden insanların epileptik nöbetler geçirdiklerini bilemiyorlar. ya da genetik nedenleri vardır. Yani İdiopatik 'garip bir acı' anlamına gelir. kontrolsüz. İdio 'garip.Tıbbi Gerçek Beyindeki sinir hücreleri fazla hareketlendiğinde. Ancak. Bu konuda tek bir fikirleri dahi yok. ölmeden önce hayatlarında en az bir kere nöbet geçirirler.. farklı' anlamına gelir. bunun çağdaş tıptaki geniş tanımı 'nedeni bilinmeyen bir hastalıkla ilgili veya bunun bir sonucu olarak ortaya çıkan'dır. Ancak. hatta psişik anomaliler olabilir. Yani başka bir deyişle. Genelde. bu tek nöbetten sonra başka bir nöbet geçirmezler zaten.durumlarının idiopatik olduğu söylenir. path ise 'duygu' veya 'acı' demektir. Günümüzde biz buna epilepsi diyoruz. dünyadaki epilepsi hastalarının yüzde yetmişbeşine. dile getirilemez bir acı.

profesyonel poker oyuncusu İnsanın şans faktörünü ve bunun sonuçlarını anlayabilmesinin yolu kumarı anlayabilmesinden geçer. diğeri ise gerçekçidir. Olasılık kalkülüsünün doğuşu kumara bağlıdır. Biri romantik bir hayalperesttir. -Anthony Holden. maçlara. kumarhanelere para yatıran veya bir boruda kaç yağmur damlası olduğu üzerine iddiaya giren bir kumarbaz. -Louis Bachelier. BÖLÜM KOŞULLARIN KURBANLARI Atlara. ama bunu felsefi bir şekilde algılamalı.1.. lehinde olan olasılıklara para yatırır. İnsanın kumarı anlamaya çalışması gerekir..us .e-kitap. Poker oynayan profesyonel bir kumarbaz ise. yüzeyselliğinden arındırarak kavramalıdır. matematikçi Saklı Kütüphane 7 www. pek de lehinde olmayan bir olasılığa para yatırmıştır.

kız gibi kollarını ilk gördüğünde. Hatta masanın etrafını sarmış olan sigara dumanından bile daha ağırdı koku. Daha da kötüsü. Kokuya bakılırsa vakit yaklaşıyordu. hatta kartvizitleri kabartmalı gümüşi yazılarla süslüydü. kaderine engel olmaya çalışıyordu. Birden kutu gözünün önünde gitti geldi. Bar kirliydi. Caine bundan daha fazla nefret ediyordu. yok musun?" David Caine kendisine söyleneni duyuyor. habercisi olduğu şeyden daha kötü değildi. podvaal'da yaşamıyordu bu insanlar. O zamandan sonra da podvaal'da kimse hile yapmaya cesaret edemedi. Caine onların çoğunun East Village'deki bu kalabalık. adamı kan revan içinde bırakmıştı. zihnini karıncalandıran kokunun ağırlığına bakılırsa bu nöbet hiç de hafif olmayacaktı. ama şimdi. Ama. Gözlerini Saklı Kütüphane 8 www. Her gece D Bulvarı'ndaki Chernobyl Rus lokantasının kalabalık mahzenine gelirlerdi. Caine daha ne olup bittiğini anlayamadan Nikolaev hafif sarkık yüzlü ihtiyarın yüzünü gözünü dağıtmış. anneannesi yaşındaydı.us . insanın midesini bulandıran. Caine bir an için gözlerini kapayıp iyice sıktı. Aslında. Gözlerini açıp Walter'ın önünde duran buruşturulmuş kırmızı-sarı patates kutusuna baktı. Sanki. Rahibe Mary Straight. Bu kokuyu daha önce hiç almamıştı. Batı yakasındaki küçük stüdyo daire uyuduğu. Tam zamanını bulmuştu. Caine işin doğrusunu gayet iyi anladı. dağıtılan kartlar ve oyunda olup olmamaktı. aslında yaşlı ve zararsız bir adam olan Melvin Schuster'ı kulüpte oynarken hile yaptığı için ölümüne dövdüğü gece. Nikolaev'in oyuncuların her an önünde içki olsun da kalkmaları için bir neden olmasın diye tuttuğu iki ayağı bir çukurda Romen garson dışında. bunu neden yapmış olabileceklerini anlıyor gibiydi. Tüm odayı saran çaresizlik ve ter kokusundan daha baskındı. Caine Vitaly'nin Rus mafyasının bir üyesi olduğuna ihtimal vermemişti. kusacağından korkmuştu. Bazen de kız atardı daireye. yıkandığı ve arada bir tıraş olduğu bir yerdi onun için. hatta tek önemli şey. çürümüş et ve yumurta. ama cevap veremiyordu. "David iyi misin?" diye sorduğunda Caine birden kendine gelir gibi oldu. Walter'ın gece yarısı yediği yağlı McDonald's hamburgerinden bile daha gerçekti bu koku. ''David iyi misin?" Caine kadının sıcak elini hissetti omzunda. Koku o kadar kötüydü ki gözleri sulanmaya başladı. penceresiz bodrumda kendilerini evlerinde hissettiklerini söyleyeceklerine iddiaya girebilirdi. O masadaki tek kadındı. Var mısın. onun değil annesi.1 "Bu yirmi sana Caine. ama Vitaly Nikolaev'in oyunları temizdi. daha doğrusu koku cevap vermesine izin vermiyordu. İlk başta bunun abartılı olduğunu düşünmüştü. tüm kulüpteki tek kadındı rahibe. Rahibe.. Hayattaki en önemli şey. ama o bu mahzende ya da Rusların deyimiyle podvaal'da yaşayan erkeklerin daha çok manevi annesi gibiydi. Kumarbazlar. Bağımlılar. Bazılarının finans dünyasının nabzını tutan Wall Street'te veya şehir merkezindeki önemli binalarda ofisleri vardı. işe hile karıştırmazdı.e-kitap. Caine'in bu aralar görüştüğü tek kadının Rahibe Mary olduğu düşünülürse. Caine başını çevirdi. eskiden gerçekten bir rahibeydi. İnternette okuduklarına bakılırsa bazıları kokulara dayanamayıp kendilerini öldürüyorlarmış. Bunu bilmesi hiçbir şeyi değiştirmiyordu. idrarla karışmıştı. her şey çok hızlı gelişiyordu. Takma dişlerini David doğmadan önce yaptırmış olan kadın. buna şaşmamak gerekirdi. Çaresizce. Hatta. David'in beyni bu kokuyu gerçekten algılıyordu. Caine yine de burasını evi gibi görüyordu. ama koku ne kadar kötü olursa olsun. Pudralanmışçasına beyaz tenini ve ince.. ama masaların etrafına üşüşmüş yirmi kadar adama sorulsa. daha kötü bir zamanlama olamazdı. ama uzun zamandır bunu da yapmamıştı. Herkes ona Rahibe diye hitap ediyordu. ama herkes bunun hiçbir anlamı olmadığını biliyordu. Vitaly Nikolaev. Aslında bu kokuyu sinir hücrelerindeki sinyaller bir şekilde karıştığından hissettiğinin farkındaydı.

birinin elinde bunu yapmak için gerekli olan iki kartı tutuyor olmasının olasılığı da yüzde 3. Yutkunarak kusmamaya ve kokuyu unutmaya çalıştı. Caine açılan kartlara baktığında üç kart görmüyordu. Caine son bir gayretle verileri birleştirdi: birine iki maça verilmişti ve bir sonraki kart da bir maça olacaktı. Maça altılısı ve valesi. Bunun olasılığı yüzde 2. sonra da beşinci ve son kart. Oyunun en muhteşem yanı. Şimdiki eliyle bu yüksek bir olasılıktı. Bir tür poker oynuyorlardı. aklında rakamlar uçuşurken. ilk üç kartın adı 'düşüş'tü. Bir destede toplamda onüç maça vardır. poker kuralları uyarınca o kazanırdı. Caine aklından bu olasılığı hesapladı. (Her bir türden papaz. O kişinin elindekilerle renk yapabilmesi için ortaya bir maça daha açılması gerekirdi. Birinin maçayla değil de sinekle renk yapma olasılığı daha da düşüktü. ama bu o kadar düşük bir olasılıktı ki bunu hesaplamadı Saklı Kütüphane 9 www. ama onu bile hesaba katmaya çalışıyordu. Caine bir anda adamın ağzının soğan koktuğunu hissetti. Bir yandan da oyuncuların elinde kent olabileceğini hesapladı. "Hal hatır sorma faslını geçelim mi? Yoksa siz ikiniz baş başa bir odaya çekilip birbirinizi daha yakından tanımak mı istiyorsunuz?" diyerek sırıttı dişleri sararmış Walter. gerçekleşme olasılıklarını kestirmeye çalıştı. bir sonraki iki karttan birinin maça olma olasılığı yüzde 36'ydı. bu sefer de birinin elinde tek maça bulundurduğunu düşündü ve yine de elini maçayla renge tamamladı: Bunun da olasılığı yüzde 2'ydi. bu da görülmemiş dokuz maça var demekti. masaya doğru döndü. Yani masadaki en yüksek olasılık onun elindeydi. Caine. oyuncular ellerindeki kartları açarlardı. o an için en iyi elin ne olabileceğini hesaplayabilmesiydi. çünkü yine midesi bulanmaya başladı. Var mısın? Yok musun?" Caine eline baktı. Onu en çok ilgilendiren olasılık ise kendi kazanma olasılığının ne olduğuydu. Açılan kartlar da sinek ası ve iki tane maçaydı. elindeki iki ve yerden seçeceği üç karttan oluşurdu.us .1'dl. ama birine iki maça verilmiş olma olasılığı yüzde 6'ydı zaten. Walter'ın kendisini biraz zorladığını hissetti ve yaşlı adama bıkkın gözlerle bakıp.e-kitap. Kupa ası ve karo ası. "İyiyim Rahibe. Caine'in her elde olasılıkları aklından hesapladığını gayet iyi biliyorlardı Caine'in bir veri olarak denklemine ekleyemediği tek şey oyun arkadaşlarının blöf yapma olasılıklarıydı. Caine. bu onun için bir çocuğun alfabeyi söylemesi kadar kolay bir şeydi. Elinde iki maçası olan biri varsa toplamda dört maça ederdi. Caine aslında en sağlam kartları elinde tutuyordu." dedi Caine bu espriye kendi bile gülmekte zorluk çekerek." "Emin misin iyi olduğuna? Sanki bir anda betin benzin attı. Her bir olasılığı aklından hesaplayarak. kız veya onlu yoktu. eğer birinin elinde iki maça daha varsa. 'nehir'. Yerde bir as bir de vale vardı ve başka bir papaz. Bu yüksek bir olasılıktı. başını sallayarak iyiyim dercesine bir işaret yaptı. akıllı bir oyuncunun masaya bakıp. ama yine de birçok olasılık vardı. sonra da masadaki diğer kartlara baktı. Birinin elinde iki maça varsa. O kadar yakınına sokuldu ki. yüzlerce olasılık görüyordu. Her oyuncuya iki kart dağıtılıyordu. Ama. "Yirmi artırdık. sonra da ortaya aynı anda üç kart açılıyordu. Sağ ol. Bu riski göze almaya hazırdı. Elinde bir çift as vardı.oyuncu başına yüzde 0. Oyun basitti. En İyi beş kart kimdeyse. İki elinde. Demek ki.3.kırpıştırdı ve Rahibe'ye dönüp. suratın yemyeşil oldu. Sonra da.6'ydı. Bu beş kart. Bu hesabı bir kere daha yaptı. birbirine karışmış saçlarının hizasında kollarını kaldırdı gerinerek. Ne yapacağına karar vermek istiyordu. "Kafandan olasılıkları hesaplamayı kes de ne yapacaksan yap. Bundan çekinecek değildi. 'dönüş'." "Yeşil dolarlar kazanmaya çalışınca oldu herhalde. kenti tamamlayabilecek oniki kart daha vardı destede. Ama başını sallaması iyi bir fikir değildi. Yere yeni bir kart açıldığında bahis artırılabilirdi. dam. veya onlar). Sonra dördüncü bir kart açılırdı. Teorik olarak floş da yapılabilirdi. kokunun var olduğunu iddia eden beyin dalgalarını birkaç saniyeliğine bastırabildi." dedi Walter şeytantırnağını ısırarak. iki yerde.

Yeteri kadar artıracaktı. herkes korkup kaçabilirdi. olasılıkları çok iyi hesaplayan bir oyuncuydu.yüzde 28'di. çünkü kartları zaten önünde duruyordu. Olmayacak bir şeydi bu. Caine aynaya baktığında kendi yüzünde de aynı İfadeyi görüyordu. oyunun sonu geldiğinde ortada bu ele layık miktarda para olmayabilirdi. üç vale ve üç altılı) bu kartlardan herhangi birinin gelmesi olasılığı -Caine bir an için gözlerini kırpıştırdı. Bir sonraki kartın maça papaz. koku. ama adam sadece bıkkın bakıyordu. Sonra birden yine midesi bulandı. Eline güvenmezse oyunda kalmazdı. Caine tuvalete gitmesi gerektiğini biliyordu ama bunu yapamazdı. Bıkkın ve asabi olan Caine. Sorun kokuydu. koku. Hiç de fena bir olasılık değildi. ya da Büyük Kanyonu günbatımında görmekten bile hoştu. Caine düşüşten önce. Eğer bir as daha açılırsa. Yerdeki iki as ve elinde iki asla birlikte Caine'in kare ası vardı. oyunda kalmazlardı. Hareket etmedi bile." Rahibe bir eliyle kartlarını masaya attı. Herkes dönüşü bekliyordu. Gözlerini kapadığında. papaz-onlu veya kız-onlu gelmesi) gelme olasılığı 442'te birdi. Bir sonraki kart enfesti. bir valeye ya da bir altılıya ihtiyacı vardı. Eğer. hiç hareket etmeden duruyordu. Bir oyuncunun bu kartlardan ikisini elinde tutuyor olması ve en son kartın da gereken maça olma olasılığı 19. daha fazla artırmadığına kızıyordu. Eğer vale ya da bir altı açılırsa. el alışkanlığı ile çevirdi. Artık.us . oyun oynamak. ama bunun doğru olmadığını biliyordu. Stone da girmişti. "Yirmi artırıyorum. İkisi de kent bulma ümidiyle oyuna girmişlerdi herhalde ve şimdi de bir başkasının renk tutturmuş olabileceğini düşünüyorlardı.. Walter fişlerine dokundu. Yedi kart çıkmamıştı (bir as. Caine onun vale döper yaptığını umdu. kare ası olacaktı. "Ben de yokum. Stone kuralları gayet iyi bilen. kente gidenlerin oyundan çekilmesini sağlamak için. Potu düşük tutarak ötekileri oyunda kalmaya yemlediğine inandırmaya çalıştı kendini. Caine fişlerine baktı ve bir çift yeşil fiş aldı. ama birinde floş olma olasılığı çok düşüktü. kartlar açılana kadar hiçbir yere gitmeyecekti. bok gibi oynuyordu. diğer eliyle de boynundaki haçı tuttu. Caine ortaya daha fazla para atsaydı. Caine'in bir asa. yavaş yavaş artırmaya kalkarsa da. Bir an için Caine Walter'ın potu artıracağını düşündü. Ama. "Haydi şunu elli yapalım. Ama. ama Walter sadece oyuna girdi. "Görüyorum. Ama koku yüzünden doğru dürüst düşünemiyor. Bu takma isim ona çok uyuyordu. bu el bitmeden ne kadar para toplayabileceğine bakacaktı. kâğıt oynamak istiyordu hep. Caine için Playboy'un orta sayfa güzelinden. görmeyen gözlerle önündeki paraya uzandı ve ortaya dört fiş attı. adam bir heykel gibiydi. Gözlerinden kanlar fışkırsa bile. Saklı Kütüphane 10 www. gözlerini kapar gibi oldu -üç masa kombinasyonunun (papaz-kız. Caine hemen aklından hızlıca bir hesap yaparken. Caine. kıpırdayan beyaz kurtçukların çürümüş bir et yığınının üzerinde gezindiğini görebiliyordu.demelerinin bir nedeni de buydu.bile. Her zamanki gibi. Elinde asları tutarken oyundan kalkamazdı." "Görüyorum. Kalkmayacaktı. Pek de olası değildi." Kahretsin. "Yirmi. Bu el bir tek floşla yenilebilirdi. Şu anda üç ası olduğundan.. ne de daha azını koyacaktı. Zaten ona Stone -Taş." Walter ortaya dört fiş attı ve geriye doğru yaslandı. Para onundu. çünkü kadın genelde kente gitmeye çalışırdı. kız veya onlusu olması gerekiyordu ve oyuncunun elinde de diğer iki maçanın olması gerekiyordu. Walter'a baktı ve yaşlı bunağın ifadesinden bir şeyler anlamaya çalıştı. Sıcak kusmuk ağzına kadar gelmişti bu sefer. Koku. Eğer ortaya çok yüklü bir para atarsa." Rahibe de oyuna girmişti. çünkü yere maça ası açılmıştı. ortaya ne fazlasını. nelerin gelebileceğini hesaplarken kendi kâğıtlarıyla kazanma olasılıklarını düşünüyorlardı." "Yokum. yutkundu.448'de 1'di.e-kitap. Sanki uzun bir süre beklemeye hazırlanıyordu. elinde ful as olacaktı." dedi Stone.

Caine başını çevirdi ve oda gözlerinin önünde aniden yerinden oynayınca neredeyse sandalyesinden düşüyordu.. elinde bir dolu para da olacaktı en azından. "Bence biraz uzansan iyi olacak tatlım. ama Caine'e hiç de öyle gelmiyordu -hele yerde iki as varken. Ya iki elin aynı oyunda gelmesi olasılığı ne olabilirdi? Kaç kombinasyon ederdi? Aklının çarkları hızla dönmeye başladı. lunaparktaki aynalardaki gibi görmeye başladı. Kokudan gebermek üzereydi. Peki floşroyal yapılma olasılığı neydi? Beş kartla floş ihtimali olan 38."Seninle baş başa kaldık. Tüm olasılık hesaplarını aklından geçirdi. düşün. Walter da bir yüzlük attı ve iki yirmibeşlik aldı ortadan. "Elli daha. Gözlerinin altındaki torbalar ise birer frizbi büyüklüğündeydi. elini uzatıp Caine'i kolundan tutmuştu. Mat siyah fişi gören Nikolaev acele etmeden masaya doğru gelip neler olup bittiğini anlamaya çalıştı." dedi Walter soğuk bir patates kızartmasını yerken. arkada tuvalette kusarken. Kaç kombinasyon vardı? Çok yoktu. "Eğer istersen havlu at. o iğrenç koku. 134 milyon olasılıktan 5000 tane yedi kart kombinasyonu." "İlk önce lanet eli bitirsin de sonra. Walter'ın elinde ya bir çift altılı. Sayılar ona yardım edecekti. Çok az.us . Caine anladı.000 el ederdi. İlk başta Caine neden Stone'un böyle bir şey yaptığını anlayamadı. oyuna odaklanmaya çalıştı. Bir eline baktı." diyen Walter Caine'e döndü. Elinde kare as tutuyordu. Yani? O koku. ama sonra kırkbeş derecelik bir açıyla sola doğru devrilmek üzere olduğunu gördü.757"de birdi bunun olma olasılığı. Hayır. düşün.e-kitap. "Evladım.Caine'in midesi bulandı. "Haydi bakalım." Sesi sanki uzun bir tünelin dibinden geliyormuş gibiydi. "İyiyim." Caine bir yüzlük attı ortaya. ama bu bir işe yaramadı. papaz ve valeyle floşroyal olma olasılığı yüksekti.438 elde bir. Elli daha. Şu anda bunu hesaplayabilecek durumda değildi. bu yüzden de Caine onun elinin iyi olabileceğini düşündü. Walter ne yapıyordu böyle? Blöf yapıyor da olabilirdi. Gerçi her sözü söylerken sanki ekşimiş süt tadı geliyordu ağzına. Kokuyu unut." Saklı Kütüphane 11 www. Bu olamazdı. Az vardı.. odaklan. Fişlerini ortadaki paraya ekledi. Bu 134 milyon elden sadece 224. Sesinin normal çıkmasına özen gösterdi. Bu yaklaşık 5. Düşünsene kahrolası. her yeri sarmıştı." Konuşan Stone'du. yani 26. ama istediği gibi düşünemiyordu. "bir an için başım döndü hepsi bu. bu sırada kokuyu bastırmaya çalışıyordu. olasılıkları hesaplamaya verdi kendini. Walter'ın yorgun siması yerden tavana kadar uzanıyordu. İki eliyle masayı tuttu ve düz oturdu. ya da bir çift vale vardı. daha da ilginç hale getirelim oyunu. bir de yere. ama Caine'in kare asını yenmeye yetmezdi. Kolasından bir yudum içti midesini bastırmak için. Ama yine de olması mümkündü. Bu da sadece yüzde 0.916 elin alt kümesi olacak ve dörtlü olasılığını da göz önünde bulunduracak bir hesap yapması gerekiyordu." dedi zar zor nefes alan Caine. ne dersin?" Sesi de cildi gibi yağlıydı sanki. Sayılar bu kararı vermesini kolaylaştıracaktı. Elinde ful vardı. adam kendini beğenmiş bir tavırla gülümsüyordu. Ayrıca.916 kart kombinasyonu vardı sadece. Kesinlikle olamazdı. Yani kare tutturma ihtimali yüzde 0.029'luk bir olasılık demekti. iyi olduğuna emin misin?" Ses sanki milyonlarca kilometre öteden geliyordu. İşte çözüm buydu. Önemsenmeyecek kadar az. Koca bir televizyonu yutabilecek kadar büyük bir ağzı vardı. her 3. Caine'in midesi bu kadar bulanmasaydı gülümserdi. Bu el bitince. Kusura bakmayın. 38.848'inde aynı karttan dört tane olabilirdi. dikkat et koca oğlan. Yerdeki maça as. Caine kokuyu unutmaya. Gözlerini kapadı ve tekrar açtığında her şeyin normale döneceğini umdu. sayılara. Sayılara odaklan. Krupiye son kartı açtı maça papazı. Sonra birden. kartlara odaklan. "Gel. en iyi ihtimalle üç valeye iki as. Yedi karttan oluşturulabilecek yaklaşık 134 milyon el vardı. Yani. Ama gözlerini açtığında her şeyi yamuk yumuk.168'di' 595'de 1.

Walter tüm bunları ortaya sürdü. Bu ciddi bir borçtu. Yani ne kadar artırılabileceği yerdeki paraya bağlıydı. Caine bir siyah fiş attı ortaya. Walter parayı artırıp.000 dolarlık bir kredi limiti verilmişti." "Puşt mu? Bir de Tann'nın hizmetkârısın sözde. "Görüyor musun?" Caine'in birden midesi bulandı. İyiyim. 7.875 dolar koymuştu ortaya.000 dolar borcu olacaktı." dedi Walter." Walter. bu da banka hesabındaki paradan 10. Olasılık hesaplarına göre bu pek mümkün değildi. Caine'e baktığında bir tek şunu anlayabilirdi: Caine neredeyse ölmek üzereydi. yok. öyle mi Rahibe. Walter. Bu pek istediği bir şey değildi. ama birkaç haftada bu parayı toplardı. Caine borçlarını hep zamanında ve eksiksiz ödediği için ona 15.600 dolar daha fazlaydı."Az puşt değilsin Walter. "Yani. Bir saniye sonra Walter kendini toparladı ve omzunun üstünden Vitaly'e seslendi. Eğer 875 doları görürse birkaç saniyede her şey bitecekti. sonra da önünde kalan 5 siyah fişi de teker teker ortaya attı. Caine'e baktı. ortadaki fişleri büyük bir ustalıkla hemencecik ayırdı ve saydı. Caine'i kandırmaya çalışıyordu. Vitaly hiç de endişeli görünmüyordu. Var mısın. Caine önündeki tek tük fişlere. Sonra da yerden beş tane siyah fiş aldı. Eğer Caine normalde elini belli eden bir takım hareketler yapıyorsa bile." Rahibe başka bir şey söyleyemeden. kaybederse de Nikolaev'e bir binlik borcu olacaktı sadece." Nikolaev'e başıyla işaret edince onun da önüne 10 mor fiş konuldu. 5 siyah. dev adam da Caine'in önüne onbeş tane mor fiş koymuştu. "Sıra sende. "3. onun ne halt ettiğini kestirmeye çalışıyordu. "Vitaly yerdeki parayı saysana. "Şu eli bir bitirelim de. ama Caine buna kanmayacaktı. Görmüyor musun adam hasta. bu gece olanları hatırlayıp dövünecek. kafanı duvarlara vuracaksın.us . 8 yeşil ve 15 kırmızı fiş vardı.625 dolar daha atacaksın. aksine kızgındı. "Yok. Stone bile etkilenmişti bu oyundan. hem de böyle borçları çok ciddiye alan bir Saklı Kütüphane 12 www. hepsi buydu. Hele Walter büyük oynayıp onu kaçırmaya çalıştıktan sonra böyle bir şey yapacak hali yoktu. elinde floşroyal tuttuğuna inandırmak istiyordu. Sıra sende." dedi Walter dirseğinin ucunda duran paralarına uzanıp on tane yüz dolarlık banknot alarak. Caine elinde kesinlikle yenilmez kartlar olmadığı sürece bunu kullanmayacağına yemin etmişti. "Yüzünü görüyorum ve ortadaki kadar artırıyorum. Nikolaev daha o başını eğmeden yanındaki güvenlik görevlisine işaret etmişti bile. Artık bu oyunu ortadaki parayla kabul edecek hali yoktu. Eğer kaybederse Nikolaev'e 11. Rahibe. sonra da altındaki kâğıda baktı. Caine adamın hafifçe kaşlarını kaldırdığını görebiliyordu. İşte o an gelmişti. Nikolaev bunu Caine'e verdiğinde. onu korkutup ortadaki paraya konmaya çalışıyordu. "Gidip biraz kanepeye uzanmak ister misin?" Caine göz ucuyla Rahibe'nin arkasında ayakta duran Vitaly Nikolaev'e baktı. yani toplamda 775 dolar.500 dolar oldu. Walter. şu anda hastalıktan dolayı hiçbir şeyi ele verebilecek durumda değildi." Rahibe Mary bir anda kendini tutamayıp şaşkınlıkla derin bir nefes aldı.e-kitap. Ne yani-" "Walter kapa çeneni!" Rahibe öyle bir ses tonuyla konuşmuştu ki. Caine biran için gözleri yaşlanmış olan Walter'la göz göze geldiğinde sanki koku bile azalır gibi oldu." dedi. kare astan daha iyi ne olabilirdi ki? Nikolaev'e başıyla işaret etti. Artırmak zorundaydı. Walter onun otoritesini sorgulayamayıp hemen sustu." dedi Caine tüm gücünü toplayıp sesinin düzgün çıkması için çabalayarak." Nikolaev masaya doğru yaklaştı. Sıra sende. 875 dolar etti. Elinde kare as vardı. Yok yok. ama bunu yapmasına bile gerek yoktu. yok musun?" Walter sadece pis pis sırıttı. Son kart da dağıtıldığına göre oyun yerdeki parayla kısıtlıydı. "Yüz. Elinde artıracak para kalmamıştı. Sanki odada soluyacak hava kalmamıştı. Caine bu olasılığı da göz önünde bulundurduğuna inandırmaya çalıştı kendisini. kesinlikle parayı artıracaktı. Ortaya 2. sıra sende. "Yarın. Caine'e doğru döndü. Caine elindeki dört mor fişi ortaya koydu yavaşça. ama Caine böyle bir şey yapmasına izin vermeyecekti. "Bahis arttı. ama için için kendini kandırdığını biliyordu.

ağzından. Ortaya 8 tane mor fiş attı ve sonra Walter'a seslendi. Her şeyini kaybetmişti. Eğer elindeki kare asın hakkını vermeden yerdeki 15. Kumar Bağımlıları Derneği'ndeki danışmanı şu anda Caine'in bu gerçeği kabullendiğini görse gözleri yaşarırdı. sanki bu 'olasılıksız'dı. ama ağzını açamadı. Sanki gerçek değildi bu olanlar.. Herkes Walter'ın elinde gerçekten maça onlusunu ve kızını tutup tutmadığını merak ediyordu..e-kitap. o zaman gerçekten bileklerini kesmesi gerekirdi. Olasılık o kadar düşüktü ki. birden dev bir dalganın içinde yutulmuş gibiydi. Caine bir şey demeye çalıştı. Walter'ın eli çok mu iyiydi? Yoksa blöf mü yapıyordu? Walter kartlarını teker teker açtı. Caine ilk olarak kızı gördü ve gördüğü anda da Walter'ın elinde floşroyal olduğunu anladı. "■ '■ ^' Caine yere düşerken dünya karardı. burnundan. Saklı Kütüphane 13 www. Ağzını araladıysa da ses çıkartamıyordu. Derisine sindiğini." Caine tüm masadakilerin öne doğru eğildiklerini hissetti. Daha önce hiç bu kadar kötü olmamıştı. damarlarından aktığını. Şuurunu kaybetmeden Bir salise önce Caine hiç beklemediği bir şey hissetti: Rahatlamıştı. gözlerinden içeriye girmeye çatıştığını hissetti. Sanki mide sektesi geçiriyor. Ama yine de yaşlı adam onluyu açarken onu dikkatle izlemekten alıkoyamadı kendini.750 doları almak için bir çaba harcamazsa. Floşroyal işte buydu. "görelim bakalım neyin var. Ama önemli olan bu değildi. Caine'in elindeki kartları yenebilecek tek el. Bu ölümün kokuşuydu." dedi hafifçe iç geçirdikten sonra.adama borçlu olacaktı. Daha bir ses çıkartmaya çalıştığı anda bile koku birden her tarafı kapladı. ' . spazmlar hissediyordu. "Varım.us . En azından Caine kumar sorunu olup olmadığı konusunu açıklığa kavuşturmuştu.

peşinde biri var mı onu anlamak için bakıyordu etrafına. Ama aslında gelen arabaları görmek için değil. Nava kadına bakarken bundan sonra ne yapacağını düşündü Adam ve kadının kendini öldürmeye çalışacaklarını hiç sanmıyordu. Her gün tek bir sigara içiyordu. araba geliyor mu diye kontrol eder gibi yaptı. ama kimse gelmedi. Oğlanlar adamı ittiler. Kızlar dans pistine gidince kızıl saçlı kadın geride kaldı. ama kaldırımda hâlâ kulüplere giden çocuklar. Sigaranın yanan ucu puslu gecede parlıyordu. ama eğer birini izliyorsa veya takipteyse o zaman içeceği sigara sayısına kısıtlama getirmiyordu. adamın üstünde kocaman bir panço vardı ve sanki cüsseli olduğunu gizlemeye çalışırmış gibi eğilerek yürüyordu. ince. Kadın eğlenen bir grup genç kızın arasında girmişti mekâna. Sigarasından son bir nefes çekti ve yere atıp topuğuyla ezerken de bu günlük sigara keyfini kısa kesmek zorunda kaldığını düşünüp üzüldü. Koyu tenli. ama Nava'yı takip etmek de zorlaşacaktı. ama içinden bir ses takipçilerinin iki kişilik bir ekip olduklarını söylüyordu. eline de bir yüzlük sıkıştırdı. Elbiseleri yırtık pırtıktı ve yüzü leş gibiydi. adamın giremeyeceği bir yere giderse olası ortağını tespit edebileceğini anladı. ama saçına ve makyajına bakınca o kızlardan biri olmadığı hemen anlaşılıyordu. Nereye gideceğini kestirdiğinde hızlı yürümeye başladı. Adam tek kelime etmeye gerek duymadan hemen kancalı kadife ipi açtı ve ön kapıdan kızı içeri aldı. Bangır bangır çalan müzik ve yanıp sönen ışıklar rahatsız ediciydi. ama Nava gerçeği anlamıştı. Sırtını pisti aydınlatan ışıkların üstünde durduğu duvara verip gözlerini kapıya dikti. aksini düşündürecek bir şey yoktu. Nava adama gülümsedi. Nava yürümeye devam ederken siyah sırt çantasından aynalı küçük bir pudralık çıkardı ve minik yuvarlak aynadan gördüğü adama dikkatle baktı. kızıl saçlı kadın on dakika sonra geldi. Her şeyde olduğu gibi bunda da tamamen kontrol ondaydı. Dumanı dışarı üflerken.e-kitap.us . Eğer öldürmek isteselerdi Saklı Kütüphane 14 www. Gece yarısını geçmişti saat. Sadece evsiz adam. peşine takılacak adamı görmeye çalışıyordu. Nava. atletik yapılı. Adamın görünüşüne bakılırsa o bir evsizdi. Bu tek kötü alışkanlığıydı. Üstü başı dökülen evsiz bir zenci Nava'nın gittiği yere doğru yöneldi ve birlikte yürüyen üç sokak serserisine çarptı. Nava takip edildiğini içgüdüsel olarak biliyordu sanki. ama sokakta yaşayanlar gibi kokmuyordu. Etrafına göz atarken masaya yaslanıp. ama kendisini kimin takip ettiğinden emin olamadı. sokakta yaşayan insanlar ve Cumartesi gecesini dışarıda geçirmek isteyen türlü türlü insan vardı. yaya geçidini geçmeden. uzun boylu. rahatmış gibi bir izlenim vermeye çalışıyordu. Bu yüzden de kulübün önünde duran saçları oksijenle sarartılmış görevliye yanaşmak için kalabalığın arasından geçmekte zorluk çekmedi. Örneğin. Bu ortamda peşindeki ikinci kişiyi tespit etmek daha zor olacaktı. sonra da Twin-Fly barına varıp kalabalığın arasında beklemeye başladı. Nava artık adamı mimlediği için başka şeyler de gözüne batmaya başladı. Birden döndü ve yolda yürüyenlerin arasına karışıverdi. Daha doğrusu kokmaması. Başını geriye doğu eğdi ve sigaranın dumanını uzun uzun içine çekti. o yüzden de bu ilk ve son sigarası olacaktı. bir de bu kız. Peşinde kızıl saçlı kadından başka biri olup olmadığını kestirmeye çalışan Nava beş dakika daha bekledi. Nava. kahverengi saçlı esmer bir kadındı. Ama bugün iş üzerinde değildi. Adamın kokusu onu ele veriyordu.2 Nava Vaner saat tam 2:15'te Yirminci ve Yedinci Cadde'nin kesiştiği yerde durdu ve bir sigara yaktı. Nava'nın kafasında tehlike çanları çalmaya başladı ve bunun nedenini anlaması birkaç saniye sürdü. aynalı bir koridor boyunca yürüdü ve bir uçak hangarı büyüklüğündeki odaya girdi. Peşinde iki kişiden fazlası da olabilirdi. Nava karanlık.

ama etkili bir silahtı bu. Adamın cebindeki cüzdanı almak için uzanırken tabancayı iyice bastırdı boynuna. Sol cebindekinde bir ehliyet.peşine adam takmazlardı. metro durağıydı. Diğer birçok ajan gibi adamın da iki cüzdanı vardı. o yüzden de. kendi kurallarına göre oynayacaktı bu oyunu. Akla gelen ilk yer 23. köşeyi dönüp. "Senin gibi ben de Teşkilat’tayım. Nava. Nava daha hızlı yürüdü. Hızla ilerleyen bir otobüsün veya kamyonun altına birini itmeden önce son saniyeye kadar beklemişti. Adam Nava'nın gücünü küçümseyecekti. Sanki tüm bunların nasıl olup bittiğini anlamamış gibi boş gözlerle bakıyordu." diye inledi adam. Kızıl saçlı kadının kendisini gördüğüne emin olduğunda da Nava hızla çıkış kapısına doğru gitti. Adam acıyla inleyip. Açık havaya çıktığında soğuk gecenin karanlığında iri yarı zenci adama doğru yürüyerek yolu geçti. vururken biraz hız kazanmak istiyordu. Birkaç saniye sonra adamın merdivenlerden indiğini duydu. İki kişiyle başa çıkamam. Şehrin altındaki ulaşım ağına giden merdivenlere hızla gitti ve merdivenleri ikişer ikişer inmeye başladı. Wright'ın tabancasını baş parmağında asılı tutuyordu Nava. Wright'a başıyla işaret edince. "Sarah mimlendim. Kendinden emin bir tavırla bara doğru yürüdü. buluşacağını görmek istiyorlardı. Saklandığı köşeden fırladı ve sol eliyle adamın gırtlağına yapıştığı anda sağ elindeki ağırlıkla adamın kafasına vurdu. hemen sırtını duvara yasladı. Ama bu da pek akla yatkın değildi. Nava adamın bileğine yapışıp hızlıca çevirdi. elinde tutup da ajan kadını korkutmak istememişti. kadının ise biraz olsun geride kalacağını umuyordu. başını korumak için kolunu kaldırdı. Dirseğini büktü ve kolunu biraz geriye doğru çekti. onun üzerine de deri kaplanmıştı. hayal kırıklığına Saklı Kütüphane 15 www. ya da birinden para almasını bekliyorlardı. tabancayı ateşlemeye hazır duruma getirdi ve adamın boğazına dayayıp onu duvara yapıştıracak şekilde geriye doğru itti. Nava adamın beş metre önünden geçti ve Yedinci Cadde boyunca yürümeye başladı. "Ortağın otuz saniye sonra burada olacak. ye-" "Tamam. adamın onu yakından izleyeceğini. Bir eliyle adamın bileğini tutmaya devam etti. "On saniyen var. Adamın pançosunun altındaki omuz askısından tabancasını çıkardı. "Kimin için çalışıyorsun?" Adam ilk önce silaha. Adamla yüzleşirken ortağının bunu görmemesi gerekiyordu. kadının ayak sesleri merdivenlerin duvarlarında yankılanıyordu. Dokuz.e-kitap. Kurşun bir ağırlığın üstüne demir. sonra da Nava'ya baktı. Wright ise duvara yaslanarak incinmiş bileğini ovuşturdu. Ajan Leon Wright.us . diğer elindeki ağırlığı ise yere attı. sekiz." Nava köşeden çıkarken ellerini havaya kaldırdı. Cüzdanım ön cebimde. Tabii eğer onu öldürüp de kaza süsü vermeye çalışmıyorlarsa. bilgiyi ondan alırım. Herhalde peşindekiler Nava'nın birine bir şey vermesini. Tam o anda Nava adamın ortağının geldiğini duydu. Havlu atıyoruz. pusu kurmaya uygun bir yer arıyordu. Gerçi adam kadından daha güçlüydü. adam ortağına seslendi. al bak inanmıyorsan!" Adam kim olduğunu söylediği anda Nava gerçeği söylediğini anlamıştı. sağdakinde ise CIA kimliği vardı. Gözlerini yerden ayırmadığından adamın gölgesinin yaklaştığını gördü. Adama saldırmak için köşeyi dönmesini beklemedi Nava. Nava da başkalarını bu şekilde öldürmüştü. ama kırmaya ramak kalmıştı. konuşmaya başlamazsan seni öldürür. Ya da kiminle konuşacağını." Nava gözünü bile kırpmadı. Kızıl saçlı kadın bir anda şaşırdı. Çantasına elini atıp bir alet çıkardı. ama Nava onu hazırlıksız yakalamak niyetindeydi. bir keskin nişancıyla bu işi hallederlerdi. ama kadın onun saldırısına hazırlıklı olacaktı. Nava rahat bir nefes alıp geri çekildi. Perona geldiğinde. o zaman onlara göre değil. Basit. Nava dizginleri eline alma zamanının geldiğini anladı. ama yine de bundan emin olması gerekiyordu. kırmamıştı. Rutin takipteyiz. Eğer bunlar gerçekten de kiralık katilse.

"Güvenli mi?" "Hücresel modemin 128 haneli bir şifre-kod anahtarı var. Odadaki tek sandalyede oturan ufak tefek Koreli adam kılını bile kıpırdatmamıştı. ikinci kat aralığına kadar çıktı.rutin bir takip işte. Neler oluyordu ona? Bir zamanlar bir ajanın yürüyüşünden bile onun amacının ne olduğunu kestirebiliyordu. Sonra İsviçre'yi ararsın istersen. durdu ve silahını çıkardı. Bilgileri aldığım anda banka hesabına paranı yatıracağım. "Eğer dışarıdan bize mikrofon doğrultarak dinlemeye çalışan olursa sinyallerini bozuyor. Nava işaret parmağını kaldırdı. O kadar rahat bir şekilde hareket ediyordu ki. ama Nava Korelilerin dinlemesinden çekinmiyordu zaten. Ana giriş kapısına doğru doğrulttu silahı. boyu beş inç. ABD hükümeti ondan şüphelendiği için peşinde birileri olduğunu düşünmüyordu. Adamın pürüzsüz geniş çehresi ifadesizdi. sanki sözleri nefes almadan art arda sıralıyordu. Wright'ın silahının güvenlik kilidini kapayıp. Saklı Kütüphane 16 www. Bu kadar zarif hareket edebilen birinin göğüs göğüse dövüş ustası olduğu belli oluyordu. Sinyal kıran aletin adamın kulaklığını etkilemeyeceğini biliyordu. "Tedbiri elden bırakmamak için bir aygıt daha. Aygıtı. Nava odanın içine doğru bir adım atarken yalnız olduklarından emin olmak için etrafına bakındı. eline silahı aldığı anda rahatlamaya başlamıştı bile. Ama tüm Spetsnaz ajanları ustaydı -özellikle de 695. Birden arkasını döndü. Ara sıra her ajanın peşine birilerini takar. ama hafif bir şivesi vardı. sonra da dizüstü bilgisayarı işaret etti.e-kitap. Birkaç saniye sonra aygıttan hafif bir ses yükseldi. Eğer onun vatan haini olduğunu düşünseler. diğer elinde tutuğu tabancayla odayı kolaçan etti. Wright ne demişti . tek başınaydı. "Tedirgin değilim. Paranoyak olmaya başlamıştı. En sonunda kabullendi. 9 milimetrelik bir Glock kullanıyordu. birimdekiler. "Tamamdır. yavaşça yere koydu. öyle mi?" diye sordu Spetsnaz ajanı. "Niye bu gece bu kadar tedirginiz?" İngilizcesi çok iyiydi adamın. Nava. Kimse takip etmemişti. sanki yürümüyor da odanın bir köşesinden diğerine süzülüyordu. Sarah tam buna itiraz etmek üzereydi ki Wright atıldı." Adam başını eğerek anladığını ifade etti. Nava yine de emin olmak için üç defa aynı bloğun etrafında dolandı. Yavaşça nefes verdi. İçeri girdi." Nava kemerinin tokasını açtı." dedi Nava. "Size iyi akşamlar o zaman. Bir eliyle kapıyı geri itip açarken. Tanrım. minik yuvarlak diski çıkartıp bilgisayarın içine soktu. üzerindeki kırmızı ışık yanıp sönmeye başladı. Dizüstü bilgisayara dokundu. kimliğiyle birlikte Sarah'ya doğru attı. aklı karışıktı. Kimsenin kendini takip etmediğinden emin olmak istiyordu. Bir önceki gece buluştuğu adamın hiçbir laf etmeden cebine koyduğu anahtarları kullanarak apartmanın ana giriş kapısını açtı. Bundan emin olunca geri kalan üç katı da çıkıp boş daireye yöneldi. hissettiği acıdan dolayı yüzünü buruşturmamak için kendini zor tutuyordu. O adamı neredeyse öldürecekti. sonra da sırt çantasından ufak bir aygıt çıkardı. Arkasına bakmadan merdivenleri çıkarken elleri titriyordu. Bu birimdekilerin görevi Kuzey Kore hükümeti İçin bilgi toplamak amacıyla dünyanın binbir köşesinde hücreler kurmaktı: Dış İstihbarat Araştırma Dairesi -DİAD. pis işlere bulaşmadıklarına emin olmak isterlerdi. temkinliyim. Onbeş haneli şifreyi girince ekran bir an için kararıp sonra yine aydınlandı. Nava'nın Yi Tae-Woo olarak bildiği adam bunu gördüğü anda bilgisayara doğru geldi. Nava. Bu. anahtarı kullandı ve kapı tokmağını çevirerek kapıyı açtı. ayaklan tavana bakar şekilde. ajanlar Nava'nın öylece yürüyüp gitmesine izin vermezlerdi." dedi. Kız altındaki siyah düğmeye basınca ucundan üç çelik ayak çıktı.us . eni iki inç olan ufak bir silindirdi." dedi." dedi Nava adamın kulağındaki minik kulaklığı ilk defa fark ederek. Ekranından yayılan yeşilimsi ışıkla mutfak aydınlanmıştı.uğrayıp kızdı. ama son zamanlarda Nava kendini yorgun hissediyordu. "Eğer yürüyüşüme devam etmeme izin verirseniz bu olanları unutmaya hazırım. Acaba bir tuzak mı hazırlamışlardı? Ama kimse yoktu.

Eğitimleri boyunca silahlı. Öteki elindeki diskle adamın yanağını kesip kanattı." dedi gayet sakin bir şekilde. Nava'nın havaleyi teyit etmek için Kuzey Korelilerin bilgisayarını kullanacak hali yoktu. "Ne oldu?" diye sordu Nava." dedi Nava. Gerçi Kuzey Kore'nin dış istihbarat birimi kendini dolandırsa Nava buna kesinlikle şaşırırdı. İstersen bilgisayardan bunu doğrulayabilirsin." Nava tek bir şansı olduğunu biliyordu. "Hesaba yattığı andan itibaren yirmidört saat boyunca paranın başka bir hesaba yollanmaması için talimat verdim. Herhalde Wright'la uğraşırken olmuştu." Nava döndü ve diski çıkardı. daha bir tepki veremeden.e-kitap. Ve bu konuda çok ciddilerdi. Koreliler bilgisayardan ona yanlış bilgi verebilecekleri gibi. silahsız dövüş sanatları. Bu askerler.000 doların yattığını teyit etti. "Her şey tamam gibi görünüyor. Baş parmağıyla işaret parmağının arasındaki diski ışığa doğru tuttu. O zaman da şifresini öğrenip." dedi Nava. Para havale edildi. her şeyi öğreniyorlardı. Bu son işi de yapıp bir daha onlarla çalışmayacaktı." dedi Yi Tae-Woo. tek bir hamlede tabancasını çekip Nava'nın göğsüne doğrulttu. Nava ile kapı arasında duruyordu. Çenesini hafifçe kaldırarak başıyla bilgisayarı işaret etti. Saklı Kütüphane 17 www. Sinyal bozucuyu alıp sırt çantasına koydu. Yabancı bankacıya şifresini verince." dedi adam. terörizm. Diskte bir sorun var herhalde. Teşekkür ederim. Nava avucunun içiyle adamın burnunu parçaladı. Sakin olmak için kendini zorluyordu. Genelde bilgi sattığı İsrail'in Mossad'ından ya da İngiliz MI6 ajanlarından daha tehlikeli değillerdi aslında." "Tabii ki. Beş dakika sonra adam geri çekildi. "Dosyalardan biri okunmuyor. "İade edemem. "O zaman parayı iade etmelisin. "Evet. iş bitmek üzereydi zaten. Spetsnaz olarak bilinen Sovyet birimin askerleriydi. Voiska Spesialnogo Naznacheniya adlı. Nava'nın parası (%1. adam hesabına 750. Nava'nın bir anda başından aşağıya kaynar sular boşandı. Kim Jong-ll en iyi savaşçılarını Pavlovsk'a gönderip Sovyet özel tim askerlerine eğittirmeye karar vermişti. Yi Tae-Woo'ya doğru döndüğünde. Kuzey Koreliler Sovyet öğretmenlerini o kadar takdir etmişlerdi ki. "O zaman çok ciddi bir sorunumuz var. "Disk çizilmiş.. Bilgiyi gözden geçiriyordu. Yi Tae-Woo'nun bilgisayar başında yaptıklarını izledi. ama artık öyle düşünmüyordu. sabotaj. hangi tuşlara bastığını da izleyebilirlerdi. Ne de olsa ajanların da belirti bütçeleri vardı. Kenara çekilmek üzereyken Nava adamın kulaklığından bir ses geldiğini fark etti. bir an için durup tüm bir sayfayı okuyordu. Her neyse. hesabındaki tüm parayı çekebilirlerdi. Yi Tae-Woo." Bir gün önce bankacıya bu talimatı verirken çok akıllıca önlem aldığını düşünmüştü Nava. kendi birimlerine de Spetsnaz adını vermişlerdi. Yıl 1984'tü. Ama Kuzey Koreliler kendi sloganlarını ve ülkülerini geliştirmişlerdi: Yüze karşı bir." dedi ifadesi değişmeyen Yİ Tae-Woo.." Nava gülümsedi. Nava bu adamlarla iş yapmakla bir hata ettiğini düşünmeye başladı. "Kontrol et. Nava yetkilinin bunu teyit etmesini bekledi. Nava cep telefonunu çıkardı ve 128 haneli şifre-kod anahtarı olan hattından bankayı aradı. Nava adamın işini rahatça yapabilmesi için kenara çekildi ve adam istediği şeyin verildiğine emin olana kadar. Gerçekten de kirpik kalınlığında bir çizik vardı diskin üstünde. ama ajanların dünyasında da üç kağıtçılık olmuyor değildi. Tae-Woo bir adım geriye çekildi. "Bu teklifiniz* reddetsem herhalde beni anlayışla karşılarsınız. "Bir sorun var. sonra da telefonu kapadı.5 havale bedeli kesilmiş olarak) Kayman adalarında bir hesaba yatmıştı bile. Neye uğradığını anlamadan. Hemen adama doğru dönerek kolunu yakaladı ve adam tetiği çekemeden kolunu tavana doğrulttu. "Her şey istediğin gibi mi?" diye sordu adam. Bankacıya başka bir şifre söyledi ve böylece parası hemen bir önceki gün verdiği talimat doğrultusunda başka hesaba aktarıldı.Nava daha bir genç kızken eğitim aldığı kampa gelen Koreli adamı hatırladı. Nava'nın sözünü tuttuğuna kanaat getirene kadar sabırla bekledi." dedi arkasını dönmeden. ama Kuzey Korelilere güvenmiyordu.us . sonra da bir sürü sayfayı hızla geçiyordu.

geriye doğru sendeledi. Hemen dizlerinin üstüne çöküp ellerini başının arkasında birleştirdi. Bileklerini ovuşturmak istiyordu." "Dedim ya. adam onu yerde tutmak için çizmesiyle başına bastırırken sırtına da bir Uzi makineli tüfek doğrultmuştu. durdu ve kendi de bu yaptığına şaşırarak koyu yeşil çöp torbalarının üstüne kustu. Daireye gidip yine indirmem gerekecek. Bir dakika boyunca adamlar hızlı bir şekilde Korece konuştular. "Bu kadar anlayışlı olduğunuz için teşekkür ederim. Hiçbir kaçış yolu olmadığının farkındaydı. bunu yapamam. "Yirmidört saat sonra bize bilginin geri kalanını vereceksin." "Ama bu hak-" Nava." Yi Tae-Woo adamlarına işaret etti. Siyah takım elbiseli. Nava ceketinin içine doğru uzanıp Glock'unu almaya çalışıyordu. yirmidört saat" "Unutmam." Adam doğruldu ve SIG Sauer'ı Nava'nın başına doğrulttu. onlar da Nava'nın iplerini çözüp kalkmasına yardım ettiler. Yarını olup olmayacağı belli değildi. "Parayı iade etmeni istiyoruz. Tek kelime daha etmeden kapıdan çıktı ve merdivenlerden indi. Nava farkında olmadan bir sigara yaktı. ayrıca parayı da iade edeceksin." dedi Nava. Burnu kırık olduğu için sesi garip çıkıyordu. "Ne istiyorsun?" diye sordu Nava." dedi Yi Tae-Woo." Yi Tae-Woo kulaklıktan onu dinleyen her kimse onunla Korece konuşup sonra Nava'ya döndü.Tabancasını düşüren Koreli. Yirmidört saat içinde size bilgileri verebilirim. sonra da kızı sandalyeye bağladılar. "Unutma. Başka bir cümle kurdu. Yi Tae-Woo'nun ciddi bakışlarını görünce cümlesini tamamlamamaya karar verdi. Saklı Kütüphane 18 www. "Hemen.e-kitap. Nava sancılar içinde yere yuvarlandı. eli silahlı üç adam odaya girdiklerinde. Tam söndürmek üzereydi ki fikrini değiştirdi. "Tae-Woo dur. Adamlardan biri karnına bir tekme attı." "Rica ederiz. ama bunu yapmaktan kendini alıkoydu.us . Sekiz blok öteye yürüyene kadar dişlerini sıktığını fark etmedi. Yi Tae-Woo ona doğru eğildi gözleri aynı hizadaydı. Ağzını koluna sildiğinde ceketinin üstünde ufak sarı bir leke kalmıştı. bugün istediği kadar sigara içmeye karar verdi.

pek bu işlerden anlayan bir kız değildi. ama bunun doğuracağı yan etkilerden dolayı endişeliydi. Yakında insanlar şüphelenmeye başlayacaklardı. BTAL aslında bir kamu kuruluşuydu. Yine de buna değerdi. Aslında cinsel açıdan da pek tatmin edici değildi bu ilişki Tversky için. Sonuç olarak. James Forsythe çok zeki olmadığını her zaman bilmişti. dalgın bir edayla gülümsüyordu. kısa boylu. Forsythe böyle diyenlerin kendisine hakaret etmeye çalıştıklarının farkındaydı. gülümserdi. Forsythe ise bu birimin müdürüydü. düşünmek bile adamı sinir ediyordu.e-kitap. İlişkiye girdikten bir ay sonra profesör bu işi bitirmeye karar vermişti. dişlerini hissedebiliyordu adam. deneylerden istediği ve beklediği sonuçları elde ederse. Tipik bilim adamları içine kapanık insanlardı. Tabii ki Julia'ya böyle dememişti. sözde 'dahi' olan bilim adamları Bilim ve Teknoloji Araştırma Laboratuvarı'nın çalışanlarıydılar. Bunun ötesinde ancak zararı olabilirdi. Tabii ki zeki olmanın da getireceği artılar vardı. başbaşa kaldıklarında da Tversky'ye 'Petey' diye hitap ediyordu. Kız istekli ama beceriksizdi. Yöneticiler. Bu tür dilsel özellikler şizofrenlerde görülüyordu daha çok. Hatta böyle bir şeyin olmasını beklerlerdi. ama son zamanlarda kafiyeli konuşmaya başlamıştı ve bu tedirgin edici bir gelişmeydi. Deneyler sırasında Julia'dan edindiği bilgiler inanılmazdı. Ancak. Tversky son deneyin verilerini gözden geçirirken Julia'yı düşündü. Julia'nın ödeyeceği bedel ne olursa olsun. belki de şüphelenenler vardı zaten. İki yıl önce üniversiteye gelen sakin ve çekingen kız sanki o değildi. Son zamanlarda Julia sanki rüya alemindeymiş gibi dolaşıyordu laboratuvarda. gerçek dünyada başarılı olmak için gerekli olan iletişim becerilerinden yoksun olurlardı. Şu ana kadar sonuçlar tek kelimeyle olağanüstüydü. Ne zaman araştırmacılarından birinin onun hakkında 'gerçek anlamda bir bilim adamı' olmadığını söylediğini duysa. Bu. İlişkilerinin gizli kapaklı sürdürülmesi kızı heyecanlandırdığı için Tversky de onun bu heyecanını körüklemeye çalışmıştı. bu profesör olmanın ayrıcalıklarından biriydi. Genelde iyiydi kız. Bu çocuksu takma adı değil duymak. bu konu herkesin dilinde olmadığı sürece görmezden gelirlerdi durumu. saçları dökülmeye yüz tutmuş. ama bunun bu kadar çabuk olmasına şaşırmıştı. Tversky kızı biraz daha kullanabileceğini düşünüyordu. ▲ Dr. adama zevk vermeye çalıştığında tırnaklarını. ancak bir noktaya kadar etkiliydi bu. ancak kızın kendine aşık olması adama bir fırsat sağlıyordu. Forsythe öyle biri olmadığı için şanslıydı. ama aslında 1952'de Başkan Truman Ulusal Güvenlik Konseyi İstihbarat Yönergesi'ni imzalayıp da Ulusal Güvenlik Ajansı'nı Saklı Kütüphane 19 www. Sonuç olarak. Laboratuvar tesisleri yirmi yıl önce kurulmuştu. ama o bunu bir iltifat olarak kabul ediyordu. hatta saftı.3 Dr. okullar var olduğundan beri profesörler doktora öğrencileriyle yatıp kalkarlardı. İlk başlarda kız deneyde kobay olmaktan çekinmişti. Aslında böyle olması da iyiydi. bu alışıldık bir şeydi. Julia. Eğer Tversky üstte olursa da bu sefer de kız patates çuvalı gibi olduğu yerde yatıp. ama birçok sivil buranın varlığından bile haberdar değildi. Ayrıca. kendi güvenliği konusunda kaygılanması gerekecekti. Julia'nın güvenliği konusunda bir endişe duymayacaktı. ancak doktor ona bunun kendisi için ne kadar önemli olduğunu anlattığında hemen kabul etmişti. sakallı adam büyük bir bilim adamı olmak için aşırı zeki olmak gerekmediğini de biliyordu. Beyin kimyasıyla uğraşınca akli dengesinin bozulacağının farkındaydı.us . Tversky'yi çok endişelendirmiyordu. Sürekli kıkırdayıp gülümsüyordu.

komünist rejimi yakından takip etme fırsatı sağlayacağı için hemen kabul edildi ve dahası takdir edildi. gerekli deneyleri yeniden yapıp. BTAL kuruldu. Amerikan hükümeti BTAL'ın çalışmalarından o kadar çok çıkar sağlamıştı ki. günde 250 milyon görüşmeyi dinleyebilecek kapasitedeydi. yeni geliştirilmiş teknolojinin geçerliliğini saptıyorlardı. FBI. Silikon Vadisi'ndeki güçlü kuruluşlardan rakiplerine de bilgi veriliyordu. Grimes onun Kayman Adalarındaki yasadışı vergi sığınağını bulduğu anda çok daha yakın ve ılımlı davranır oldu. DoD. hiçbir zaman. bilmek de istemiyordu. Ama bu teknoloji yabancı bir ülke tarafından geliştirilmişse ve ticari değeri varsa. Dünyanın dört bir köşesinden gelen bilim adamlarını gizlice dinleyerek ve iletişimlerini takip ederek bilgiler toplanacak. Bunun yeterli olması da iyiydi. bu pek de umurlarında olmadı. Şifreleme Bölümü Şefi buna bir çözüm buldu. Gerçi Grimes'ın sürekli insanları izleme huyu çok rahatsız ediciydi. Lousianalı. Forsythe. Çözücüler dünyanın dört bir tarafındaki ana bilgisayarlara kayıtlı binlerce sayfalık bilgileri ve araştırmaları okuyorlardı ve eğer ilginç yeni bir teknolojik gelişme gözlerine çarparsa kurum içindeki bilim adamlarına bildirip. Bu Kurul konumları itibariyle ne kadar büyük bir gücü ellerinde tuttuklarının bilincinde olan üç senatörden oluşuyordu. Yeni teknoloji onaylandığı anda da BTAL bu bilgileri ilgili devlet kurumuna iletiyordu. NASA ve NİH idi). Grimes. Sonra. UGA'dakl Steven Grimes adlı bilgisayar korsanıydı. ama Forsythe'a çoğunluğun oylarını almak yetiyordu. O günden sonra da Forsythe'ın Kurul'a getirdiği hiçbir öneri reddedilmedi. BTAL altı ana istihbarat ajansına çalıntı bilgiler sağlıyordu (bunlar CIA.e-kitap. yerli bilim adamlarını da izlediğini fark etti. UGA de bazen başka konularda insanları dinlemekten kendini alıkoyamıyordu. 130 ülkede. BTAL Amerika'da merkezleri olan ve yönetimle araları o dönemde iyi olan birkaç çok uluslu şirkete sızdırıyordu bu bilgileri. Çok kısa bir süre içinde UGA dünyadaki en güçlü yeni teknoloji pazarı oluverdi. Bir vizyonu vardı. ama sürekli her şeyi görmek ve bilmek isteyen adam çok da bilgi ediniyordu. Ve böylece. Bu fikir Ronald Reagan Beyaz Saray'dayken politikacılara sunulduğunda. Forsythe ile 'yeni potansiyel müşteriler' arasındaki tek engel BTAL Denetim Kurulu'ydu. Ayrıca. Grimes'ın Daniels'ın o genç oğlanla fotoğraflarını nereden bulduğunu hâlâ bilmiyordu. bir önceki müdürün bu kadar çok para kazanabilecekken ve politik sermaye yapabilecekken. 13 Ekim 1983'de Bilim ve Teknoloji Araştırma Laboratuvarı. Forsythe gerçekten güçlü olmak için kendi başına karar verebilecek konuma gelmesi gerektiğini biliyordu. sağcı ve aşırı dinci bir senatör olan üçüncü Kurul üyesi aleyhinde kullanılabilecek herhangi bir bilgi bulamamıştı. çünkü Grimes. bunların hiçbirinden faydalanmamış olmasına çok şaşırdı. Forsythe'ın önerilerini dinlemek konusunda daha ılımlı bir tavır sergileyiverdi. ama telefonu kaldırıp da ağabeyinin cinsellikten söz ettiğini duyan yaramaz küçük çocuklar gibi. Ellerinin altında özellikle de bilimsel konularla ilgili bu kadar bilgi olunca UGA bu bilgilerle ne yapacağını düşünmeye başladı. Kuruldaki en kıdemsiz senatör olan John Simonson. Seksenlerin başında UGA. bu konunun araştırılmasını sağlıyorlardı. iki haftadan kısa bir sürede. FDA. pek de sağlam bir kişiliği olduğu iddia edilemeyecek olan. Ancak. Önemli olan tek bir şey vardı zaten. Gerçi hep iki lehte bir aleyhte oy çıkıyordu. Senatör Daniels o fotoğrafları görür görmez.(UGA) kurduğunda buranın temelleri atılmıştı.us . Forsythe bu güç arayışında kendisinden hiç de beklenmeyecek bir yandaş buldu. BTAL birden istemeyerek de olsa. Bu. İlk başta BTAL sadece yabancı bilim adamlarını takibe almıştı. Gerçi görevleri ulusal güvenlikle ilgili konuşmaları dinlemekti. Ama Soğuk Savaş sona erince ve Internet sayesinde uluslararası iletişim artınca. Forsythe 1997'de buranın müdürü olarak işi devraldığında. ABD'den daha fazla gelişemeyecekti. bunlar bir araştırma laboratuvarında şifreleri kırılarak incelenip yorumlanacaktı. BTAL'ın 'araştırma' süreci basitti. Böylece hiçbir ülke. ama bu konuma gelebilmek için de güce ihtiyacı vardı. Saklı Kütüphane 20 www. başında Utah senatörü Geoffrey Daniels'ın bulunduğu kurulun Forsythe'ın önerilerini daha yakından dinlemelerini sağlayacak bilgiler toplamıştı.

çünkü Senatör Daniels uykusunda kalp krizi geçirip ölmüştü. Forsythe sekreterini aradı. MacDougal. Şansı da yaver gidiyordu. MacDougal'ın hemen Kurul'a girmek için gerekli girişimleri yapmaya başladığına emindi. Ne yazık ki Grimes'ın bulduğu tek bilgi MacDougal'ın ilaç sanayiinde hükümet ihalelerini takip eden bir kuzeni olduğuydu. liberal bir senatördü. Bu projeyi bulduğu anda da.. Vermontlu. Bir tek sorun vardı: Forsythe en muhteşem fikri bulmak için bir yılı olduğunu düşünmüştü. Daniels'ın öldüğünü televizyondan öğrendiğinde içinden okkalı bir küfür etti. Adı Tversky. Evet.. o gün bu gündür de bunun peşindeydi. ama deneyi yapan profesörü tanıyordu. Forsythe. MacDougal görüşme talep etmek için bir mesaj bırakmıştı bile. İyi ki tamamen hazırlıksız yakalanmamıştı. Forsythe bu deneğin ismini bilmiyordu (yazıda sadece Alfa deneği olarak geçiyordu).us . Aslında profesör geçmişte bir görüşme talep etmişti ve buna daha cevap verilmemişti. çünkü birkaç gün önce okuduğu özetlerden biri gelecek vaat ediyordu. O sabah Forsythe laboratuvara geldiğinde. çalmak isteyeceği projeyi bulacaktı. ama en azından bir sonraki Senato seçimlerine kadar kalabileceğini düşünmüştü. İki yıl önce Kurul'a girmek için başvurmuştu ama kabul edilmemişti. yarın gayet uygun. Ama yine de bunu başarabilirdi: Gelecek iki hafta boyunca dünyadaki tüm araştırma projelerinin özetlerini inceleyerek en karlı olanı. Genelde yatırımcılar boş çekler vermezlerdi kimseye. BTAL'ın bir süredir izlediği bir bioistatistikçinin yaptığı yasadışı bir takım deneyler anlatılıyordu özette.Neredeyse altı yıldır Forsythe BTAL Kurulu'nu avucunun içine almıştı ve bunu saklamıyordu da. Hem şirketlerin en üst düzey yöneticilerinden..e-kitap. Son birkaç ay içinde kendi araştırma laboratuvarını kurmak için 12 milyon dolarlık fon bulmuştu. Profesöre nasıl ulaşacağına dair bilgilerin sende olması lazım zaten. Forsythe." Saklı Kütüphane 21 www. Grimes'dan bu adam aleyhinde kullanılabilecek bilgileri toplamasını istemişti. Hayat onun için çok güzeldi. İşte o anda Forsythe ay sonunda yerine yeni birinin bulunacağını hemen anlayıverdi. Sayın doktor bir süredir bir insan deneğe beyin dalgaları üzerinde çok ilginç etkileri olan bir bileşim enjekte ediyordu. hem de devlet adamlarından para sızdırıp durdu.. MacDougal'ın bir gün istediğini elde edeceğini düşünerek. "Bana en kısa sürede bir görüşme ayarlamanı istiyorum. şimdiyse bir ayı vardı. parmaklarının ucunda işlenebilecek milyonlarca fikir olan bir adamı finanse etme fırsatını da pek sık yakalamazlardı. Daniel'ın yerini John MacDougal'ın alacağını şimdiden biliyordu. Bu mükemmel bir fırsattı. Tabii ki bu görevde sonsuza dek kalamayacağını kendisi de önceden biliyordu. BTAL evrakını yok edecekti ki hükümet ileride ona bu konuda rakip olamasın. ayrıca Forsythe gibi. Forsythe. Ama şimdi bu devir kapanmak üzereydi. Herhalde bağış bekliyordu.

o hastalıklı aklından olağanüstü zekilikte düşüncelerin geçtiğini anlayabiliyordu." Caine bir an için utandı. Jasper'ın çevresi morarmış yeşil gözlerindeki ışıltıyı görünce." Birden irkilen Caine başını aniden sola çevirdi." Caine biranda irkildi. Gerçi lenslerini takmadığı için görüntü biraz bulanıktı.us . Geçmiş olsun." dedi Jasper dalga geçer gibi. "Burada olduğumu nereden bildin?" "Seni hastaneye yatırdıklarında pratisyenlerden biri bana cep telefonumdan ulaştı." "Niye aramadın?" Jasper omuz silkti. Elinin üstündeki iğneye bakarken sanki bu olayı daha önce yaşamış gibi hissetti kendini. beni ziyarete geldiğin için sağ ol. hele kardeşi ile gülmeyeli çok uzun bir zaman olmuştu. bunu hep yapabilmişti. "Yani burada olman çok iyi oldu. Gözlerini yavaşça açtı. sonra da başını salladı. "demek deli olsam böyle görünecektim" diye düşündü. David Caine kardeşinin." "Yine de seni görmeye gelmeliydim. pencereden dışarı baktı bir süre. Caine gülmeyeli. Kardeşi sanki onun aklından geçenleri okuyordu. ikiz oldukları için bu çok sık olurdu." "Rahat konuş. "Mercy'deki aklı başındaki vatandaşlar beni salıverdiler Ocak'ta. Ellerinin altındaki kolalı çarşafı hissedince bir hastanede olduğunu anladı. "Tamam.. Caine bir an için nefesini tuttu. "Ya. "Seni çıkar. uykunda konuştun. hem de bu olayın onu güldürdüğü anlaşılıyordu. İlk önce bazı şeyleri yoluna koymak istedim. sonra da aynı anda gülmeye başladılar. dünyayı çarpık çurpuk göreceğinden korkuyordu. Elini kaldırıp şişmiş gözlerini ovuşturmak isteyince. "gelecek sefere gelirsin. Arada bir kendine gelir gibi oldun. söylemende bir sakınca yok. yani hafif bir alkol kokusu vardı. --sanki daha önce de bu yatakta uyanmış ve aynı şeyleri düşünmüştü. "Bilmem. Ama her şeyi olduğu gibi görüyordu." Saklı Kütüphane 22 www. Hava serin ve sterildi." "Neyse.e-kitap." dedi Jasper. Jasper çok kötü görünüyordu. içten gülmeyeli uzun zaman olmuştu. Beti benzi atmıştı ve sanki iri yarı bedenin üstüne gerilmişti derisi. "Jasper ben-" Jasper kardeşini susturmak için elini kaldırdı. Gülmek onlara iyi geldi. Bir aydır dışarıdaydım." Caine ne diyeceğini bilemedi. elinin üstünde bir katater olduğunu gördü. Çok iyi. Bu arada.. "Sekiz saat oldu ufaklık. Geldiğimde hemşire bana nöbet geçirdiğini söyledi. sesinden hem yorgun olduğu. Ben de kardeşimi öyle bir yerde ziyaret etmek istemezdim. "Özür dilerim. Jasper David'den yalnızca on dakika önce doğmuştu. Kaç saattir hastanede olduğunu merak etti. Jasper ona el salladı." dedi Jasper olduğu yerde kıpırdanarak. ama bunu ona hep hatırlatır ve 'ufaklık' diyerek ona kendisinin daha büyük olduğunu ima ederdi." Yeniden konuşmaya başlamadan önce kardeşine arkasını dönüp.4 Caine tedirgin bir şekilde havayı kokladı. Aslında seni anlıyorum. Bir anda iki kardeş de sustu. bu halinde bile. "Beni akıl hastanesinden çıkardıklarını bilmiyordun.

her şey yolunda.us . kardeşinin gözleri delilikten parlıyordu. Olasılıklar benden yanaydı. Caine kardeşinin gözlerine bakınca başka bir şey daha gördü. Eğer sana geçmiş olsun demek için votka yollamayı düşünmüyorsa. sabahın ikisinde bir Rus yemek kulübünde ne işin vardı?" Caine hiçbir şeyi açık etmemek için omuz silkti. Tamam bir halt ettik.100 dolar. Akıl hastanesinde onu tedavi etmeye çalışmış olabilirlerdi. "Oha. bir yandan da bayıldığında Nikolaev'in nasıl bir tepki verdiğini düşünüyordu. "Ayrıca.000 dolar mı borcun var?" "Evet." dedi gözlerini açmadan." "Edebilirsin de. Bu konuda konuşalım." "O kadar da kesin değilmiş işte.100 dolar değil. dalım. "Bu arada sormadan edemeyeceğim. borcum 1. eh fena değil. Yoksa sen bahse girersin mi demeliydim?" dedi Jasper kaşlarını kaldırarak. ağır bir nöbet geçirmişsin. ufaklık." dedi Jasper gerçek miktarı anlayınca. "Diyebilirsin diyelim. kesindi kazanacağım." dedi Caine biraz çabuk cevap vererek. Zihnindeki bulutlar dağılmaya başlayıp da hatırlayınca inledi." "Ne kadar içeridesin?" "Pek önemli değil." "Bahse girerim ki öyledir. "Fazla bir şey söylemedi. Belki benim CD çalıcıyı satsak-" "Hayır. Benim bunları bildiğimi sanıyordu. ne kadar içeridesin?" Caine gözlerini yumup son eli hatırlamaya çalıştı. "Acil servisi mi aramak zorunda kalmışlar?" "Ya. Saklı Kütüphane 23 www.Caine başını salladı." Caine korku dolu bir ifadeyle baktı Jasper'a." "Bana baksana Jasper. "Bir bir sıfır sıfır vesaire. Bir daha sorayım. bir de sen başlama." "David yapma yardım edebilirim. Rus ahbaplarının söylediklerine bakılırsa cankurtaran seni gelip alana kadar yirmi dakika kadar baygın kalmışsın. "Eğer borcun söylediğin gibi pek önemli olmasaydı Vitaly Nikolaev'in hastaneyi ikide bir arayıp durumunun nasıl olduğunu soracağını hiç sanmıyorum." "Salak mısın David? Nasıl bu kadar para kaybedebildin?" "Kaybetmemeliydim. yatırımını kolluyor gibime geliyor." dedi Caine." dedi Jasper." "Ne kadar?" Caine kardeşinin dertli yüzüne baktı sadece." "Boku yedik. "Ciddi misin?" "Ciddiyim." Caine'in biranda omuzları kasıldı. bir yıldır nöbet geçirip durduğunu da anlattı. "Bir bir mi? Yani 1. balım. "Hemşire başka ne anlattı?" diye sordu Caine Jasper'ın garip davranışını görmezden gelmeye çalışarak. ama edemedikleri belli oluyordu. "11.e-kitap. "Votkaları çok iyi. zaten derdim başımdan aşkın. ama kardeşi sanki çok esaslı bir espri patlatmış gibi kıkırdıyordu sadece. halım.

İşin komik yanı şehirdeki birçok bodrumda parasını kaybedip de birikimleri suyu çekince ders vermeye başlamıştı. ama bu sefer birkaç saatte kendime gelemem." Jasper hayrete düştü. O gece rüyasında kartları hayal edeceği yerde. As." dedi Jasper ne kadar üzgün olduğunu belli etmemeye çalışarak." "Ya. Başka bir seçeneği yoktu. "Ne vardı elinde?" diye sordu Jasper. belki hafta sonuna kadar bekler. Son bir yıldır başına gelmedik kalmamıştı. ama yine de öğrencileri düşündürmek. Aslında hayat garipti.. Sınıfa ilk girdiğinde öğrencilerini meraklandıracak ve heyecanlandıracak şekilde ders verebildiğini. istatistiğe duyduğu tutkuyu onlara da yansıtabildiğini fark etmişti. Bu konuda da yanılmıştı. ▲ İstatistik Bölümü'ndeki diğer meslektaşlarının aksine Caine ders vermeyi çok seviyordu. "Kare. Ondan sonra da gorillerinden birini yollayıp beni hastanelik eder." dedi Jasper kare asın üstüne el çıkaran adama saygı duyarmış gibi bir edayla. İlk nöbetini geçirdiğinden bu yana bir yıl geçmiş miydi cidden? Birden sınıfın önünde ilk nöbetini geçirdiğinden bu yana bir buçuk yıl geçtiğini hatırladı.us . "Son konuştuğumuzda sapasağlamdın ve 45 ayrıca bir süredir. "Elinde kare as varken kaybettin öyle mi? Oha. o yüzden de ilk maaşını almadan poker oynamaya devam edemezdi.İtiraf ediyorum." "Yapma ufaklık. paraya ihtiyacı vardı. Midesi bulandı. mutlu oldun mu? Yanlış hatırlamıyorsam sen de birkaç defa faka bastın bu hayatta. "Herifin elinde ne vardı?" "Floşroyal çıkarttı. Columbia Üniversitesi'nde doktorasının dördüncü yılındaydı ve böyle biri ancak Olasılık Kuramına Giriş dersi vermek gibi bir iş bulabilirdi.. sanki bir insanın hayatının içine etmesi için bundan daha uzun bir zaman geçmesi gerekirdi. Nasıl oldu da bu hale geldin?" Caine buna nasıl cevap vereceğini bilemedi. eninde sonunda bu nöbetlerden dolayı gebereceğim. Parası bitmişti. borç alabileceği biri veya rehin bırakabileceği hiçbir şey de kalmamıştı. Durumu tüm gerçekliğiyle kavramaya başlamıştı." "Haydi be." "Hemşirenin dediklerine bakılırsa zaten Vitaly olmadan da hastaneyi mekân edinmişsin. tavrından Caine'i sakinleştirmeye çalıştığı belli oluyordu.e-kitap. Gerçi hâlâ her sabah ancak gerçek bir kumar Saklı Kütüphane 24 www. olasılıklar dünyasının kapılarını onlara açmak onu çok heyecanlandırıyordu. Aslında bu büyük bir oyunu kazanmak kadar heyecan verici değildi." dedi Jasper başını sallayarak." Jasper iç geçirip fosforlu turuncu hastane koltuklarından birine oturdu. Ama ben eski bir dost sayılırım. bir yıldır hiç kumar oynamamıştın. Durum kısaca şöyle. bir sonraki günkü dersin hayalini kurdu. Ama ilk maaşını aldığında Caine birden artık kumar oynamak istemediğini fark etti. "Bu parayı ne kadar zamanda geri ödemek zorundasın?" "Vitaly'yi tanıyorsam ilk taksidi yarına isteyecektir." "Küçük mü?" "Hayır. İşte o zaman işler yoluna girmeye başladı. eğer Nikolaev beni öldürmezse.

Bu da günümüzde hesap makinesi dediğimiz aygıtın ilk prototipidir. matematik konusunda kendisine böyle bir kısıtlama getirilince. huzurluydu." Birkaç öğrenci kıkırdadı. "O zamanlar Xbox ve PS2 gibi aletler yoktu. O zamanlarda zengin ailelerin çocukları evde eğitim görürlerdi. Blasie'in babası oğlunun Öklid'i tamamen kavrayıp hatmettiğini görünce en iyi matematik öğretmenlerini tuttu. dine ve felsefeye odaklanarak zamanını daha verimli bir şekilde kullanabileceğini kanıtlamıştı. unutmayın ki o zamanlar televizyon diye bir aygıt da yoktu." diye sordu arka sıralarda oturan sakallı bir öğrenci. yani zarlar. bu yüzden de Pascal'ı da hem babası. Saklı Kütüphane 25 www." "Hatta bu odadaki herkesin hayatını etkileyen bir buluşu bile var. b) felsefe veya c) zarlar. Doğru cevap c'ydi." Birkaç öğrenci gözlerini devirince Caine ekledi." Öğrencilerden birkaçı güldü. "Evet. Bunun ne olduğunu bilen var mı?" "Abaküs mü?" diye sordu saçı uzun aklı kısa güzellik abidelerinden biri. asil oğlunun yorulması işine gelmezdi. "Neyse.olasılık teorisinin nasıl doğduğunu bilen var mı?" Sınıf sessizdi. "Eğer beş saniye içinde biri bir cevap vermezse bu soruyu sınavda da soracağım haberiniz olsun. "Galiba Fransızları eski Çin uygarlıklarıyla karıştırdınız genç hanım. bağımlılığıyla gerçekten başa çıkabildiğini görüyordu. Pascal bu konuya ilgi duymaya başladı." Bir anda yirmi öğrenci el kaldırdı. ona Öklid'in 'Elementler' başlıklı eserini hediye etti.. Bir an için Caine bile işlerin yolunda gittiğine inanmaya başlamıştı. size birkaç seçenek sunayım. Ders vermek ona güç kazandırmıştı. "Peki. Sırtını tahtaya yaslamıştı. Jerri sen bir tahminde bulun bakalım. Hayatının tepetaklak olmaya başladığı o anı daha dün gibi hatırlayabiliyordu. çünkü matematiksel olarak.us . diğer elinde de içinde kahve olan bir plastik bardak tutuyordu. bu yüzden de ona dillere odaklanmasını ve matematiği fazla önemsememesini söyledi. Yine bir hatırlatma yapma ihtiyacı duyuyorum. Ama Blaise'in babası onu çok çalıştırmak niyetinde değildi. kontrol kendisindeydi. doğaçlama konuşuyordu." dedi Caine. "Ama yine de doğru yoldasınız. yani insanlar kitap denen şeyleri okumak zorundaydılar.e-kitap. Sınıfta." "Bunu nasıl becerdi. "İşte bakın bu iyi oldu. Tarih anlatıyordu.. elinde tebeşir vardı. Bu da hayatında yaptığı en akıllıca şeydi. Cevap veren olmadı." "Fizik mi?" "Hayır. işte tam o anda da her şey bir anda dağılıverdi. Kumar alışkanlığından vazgeçmek için gittiği terapi gruplarından hiçbirinde hissetmediği bir şeyi hissediyordu ders verirken. Sizce hangi konuda yazışıyorlardı: a) fizik. ona iyileşme gücünü veren yerde olmuştu bunlar. çocukların eğlence anlayışları farklıydı. "Babası Blaise'in matematik yeteneği olduğunu fark edince de. ama bu duyguları bastırıyor ve bu tutkusunu akademik çalışmalarına yöneltmeye çalışıyordu. önceden hazırlanmamıştı. hem de özel öğretmenleri eğitmişti. Pascal çok uzun yıllar boyunca matematik ve fizik okuduysa da ölümünden birkaç yıl önce sayılara karşı tutkusunu bir kenara bıraktı." "Olasılık ilkelerini ortaya koyan Blaise Pascal 1623'de doğdu." "Her normal çocuk gibi. İlk aritmetik makinesini icat etti. Boş zamanlarında geometri çalıştı. çünkü Pascal onyedinci yüzyıldaki en önemli matematikçilerden biri oldu.bağımlısının anlayabileceği bir açlık ve istekle uyanıyordu. Hayatını yola koyabileceğini düşündüğü. Olasılık kuramı iki Fransız matematikçinin birbirlerine yazdıkları mektupların sonucunda ortaya kondu. Sonraki birkaç ay çok iyi geçti.

083 + $0. "Evet Michael?" dedi Caine. zarlardan bir tanesi bile altı gelirse parayı kasa alıyordu.100 atışın 48'inde altı gelmeme olasılığı yüksekken. eğer olasılıklar kasadan yana olmasa o zaman kasa para kaybederdi ve sonunda kasa kalmazdı.000)* ($0) = (0. Şunu da biliyoruz ki Powerball'ı kazanma olasılığı 120 milyonda 1. Birazdan buna geleceğim. Neyse. Caine bunun öğrencilerin söylediklerini ilginç buldukları anlamına geldiğini biliyordu.'cidden öylemiymiş' gibi nidalarla ." Caine tahtaya gitti ve koca harflerle yazdı.000}* ($10." dedi Caine. de Mere'in bunu anlamış olması gerekiyordu. İşte olasılık teorisi de böyle doğdu. ne anlatıyordum? Tamam.000. Pascal ve Fermat gerçekten de . "Pascal hayatını dine adaması gerektiğini nasıl kanıtladı ki?" "Az daha unutuyordum." dedi arka sıralardaki atletik yapılı bir öğrenci. Oyunda dört zar kullanılıyordu. Yani olasılıklar kasadan yana mıydı? "Eğer bu sınıfta bir tek şey dahi öğrenseniz.000." Birkaç öğrenci başını salladı." dedi Caine. Birkaç öğrenci bu espriye güldü. "Peki neden? Bunu bana anlatabilecek öğrencim var mı? Jim. Fransız bir asilzade dört zarla altı atmamaya çalışmanın akıllıca bir kumar olup olmadığını bilmek istediği için. anlaşıldı. vergi diye bir şeyin olmadığı hayali bir ülkede yaşadığımızı varsayalım. Böylece olasılıklar kasadan yanaydı: 52'ye 48. Bu haftaki piyangoda ne kadar para birikmiş? Bilen var mı bu hafta Powerball ne kadar veriyor?" "10 milyon dolar. sıfırla çarpmamın nedeni de kaybedersek bir şey kazanamayacak olmamız. Şimdi. "Peki.000. Arka sırada oturan Afrika kökenli Amerikalı bir öğrenci elini kaldırdı. gerçek hayattan bir şeyle örnekleyelim: Piyango. 52'sinde altı gelme olasılığı daha yüksekti. "De Mere aynı zamanda bir kumarbazdı ve o zamanlar popüler olan bir zar oyunu hakkında soru soruyordu. Olasılıklar HER ZAMAN kasadan yanadır.000)+ (119. "Çünkü. Oyuncunun yüz oyun oynadığını varsaydılar . Chevalier de Mere adında bir Fransız asilzade ona birkaç soru sordu. daha doğrusu anlaşılmadı. sonra da buna kaybetme olasılığımı sıfırla çarpıp ekleyeceğim."İyi soru. Her seferinde oyuncu dört zar atıyordu.99999917%) * ($0) =$0.00000083%) * ($10. Dört zardan hiçbiri altı gelmezse oyuncu para kazanıyordu. 1654'de." Caine'in en sevdiği öğrenci oturduğu yerde doğruldu. Pierre de Fermat ile yazışmaya başladı. ama Fransız asilzadeler o kadar akıllı olsalardı kellelerinin vurulmasına da izin vermezlerdi. "Pascal'ın hâlâ matematik ile ilgilendiği dönemde.000 =$0.999." Caine kahvesini yudumladı ve devam etti.us . Bir loto bileti alarak ne kazanmayı beklediğimi hesaplamak için yapacağım işlem kısaca şöyle oluyor." Beklenen Değer.999/120. "Bunu yapmak için daha sonra 'beklenen değer' adıyla anılacak bir teori kullandı. De Mere böyle bir oyunda kasanın avantajlı durumda olup olmadığını bilmek istiyordu." "Aynen öyle." Caine'e boş gözlerle bakıyordu öğrenciler. Bu sorulara ilişkin matematiksel veriler çok ilginçti ve Pascal babasının eski dostu olan bir devlet büyüğüyle. "Bana kalırsa olasılık teorisi ortaya atılmadan bile.083 Saklı Kütüphane 26 www. Kazanma olasılığını kazanacağım miktar ile çarpacağım. (piyango bileti) = (kazanma) olasılığı * toplam para + (kaybetme) olasılığı * (0$) [1/120. her bir olay gerçekleşse elinize geçecekleri de ekleyerek topluyorsunuz." "Her neyse.000.olasılıkların hep kasadan yana olduğunu kanıtladılar. Çünkü sayısal kombinasyonların toplamı bu.000.e-kitap.0000) + (99. bu bile size faydadır: O da şudur. Özünde işlem şu: Birkaç olay olasılığının ürünlerinin toplamını. "Peki.

." "Aynen öyle. örneğin. Ama bilet bir dolar ve görüldüğü gibi aslen değeri 8. o zaman her bir biletin beklenen değeri -" Madison durdu ve önündeki hesap makinesinde bir işlem yaptı.us . çünkü aslında biletin değeri 10 sent bile değil. "Birkaç varsayımda bulundu. "O zaman ne zaman piyango bileti almak akıl karı bir iş oturdu? Madison cevap verebilecek misin?" Hoş sarışın oturduğu yerde doğruldu.3 sent kazanmayı bekleyebilirsiniz.3 sent Olasılık kuramına göre piyango bileti almak o zaman mantıklı değil." "Doğru."Yani bu hafta bir Powerball bileti alsanız ancak 8. bunun Pascal'ın hayatını dine adaması ile ne ilgisi var?" diye sordu yine Michael. ancak değer bedelden yüksekse o zaman bu risk göze alınmalıdır.. bu soruyu bir formüle indirgedi. çünkü çok büyük bir sayıdır. "Herhalde toplam ikramiye 120 milyonu geçtiğinde. a) Olasılık (ölümden sonra hayat yok) * (hedonizmden alınacak zevk) + Olasılık (ölümden sonra hayat var) * (sonsuza dek lanetlenmek) Ve b) Olasılık (ölümden sonra hayat yok) * (dinden alınacak zevk) Olasılık (ölümden sonra hayat var)* (sonsuz mutluluk) Pascal'ın mantığı çok basitti: Eğer (a) (b)'den büyükse o zaman hedonizme devam edecekti. bu doğru değil." "Yani. Peki neden?" "Çünkü. çünkü ödenen bedel beklenen değerden daha düşük. böylece (a) hedonizmin beklenen değeri negatif sonsuz ve (b) dini hayatın beklenen değeri pozitif sonsuz. büyük ikramiye diyelim ki 125 milyon dolar ve kazanma şansı 120 milyonda bir. Herkesin bu açıklamayı anladığından emin olduğunda soru sordu.04 dolar olurdu. ama eğer (a) (b)'den küçükse o zaman dindar olmalıydı. siz 1 dolar ödeyip de 10 milyon dolar kazanma şansınız olduğunu düşünerek buna değeceğini düşünseniz de.e-kitap." Hangisi daha büyüktür? a) Beklenen değer (hedonizm yani fiziksel yaşamdan zevk alma) Ya da b) Beklenen değer (dini hayat) Varsayım." (a) hedonizm =-00 ve (b) din = +00 Saklı Kütüphane 27 www." Caine kahvesini yudumladı ve öğrencilerin bu bilgiyi sindirmesini bekledi. Bu yüzden de ancak 120 milyon dolardan fazlasını kazanabileceğiniz bir durumda piyango bileti almak gerekir. Her matematikçi gibi o da." Sonsuz mutluluk = +00 Sonsuza dek lanetlenmek =-00 "Eğer bir denklemde sonsuzu kullanırsanız bu diğer her şeyi etkiler. "Beklenen değer teorisiyle olayı incelediğimizde. sonsuz mutluluğun değeri pozitif sonsuzdu ve sonsuza dek lanetlenmenin değeri negatif sonsuzdu. o da biletin bedeli olan bir dolardan fazla. "1." dedi Caine. "Pascal beklenen değer teorisini kullanarak hayatını dine adaması gerektiğini kanıtladı." "Peki ama." "Ama değişkenlerin değerlerini bilmeden bu denklemi nasıl çözdü?" diye sordu Michael.

. Üç öğrencisi ellerini kaldırmıştı ve kolları dev palmiyeler gibi bedenlerinin üstünde rüzgârda savruluyordu. Biri göğsüne yumruk atmış gibi hissediyordu kendini. uyandığında kendini cüzdanı ağzına sıkıştırılmış bir şekilde bulmadı." dedi Caine gülümseyerek.e-kitap. Caine tam sınıfı bırakmak üzereydi ki elindeki tebeşire baktı. iki ay önce trende bayıldığında olduğu gibi. ama dini bir hayat negatif sonsuzluktur. Yazdığı denklemler kurdeleler gibi uçuşuyordu. Neler olduğunu anlamaya çalıştı. Elinin içinde büyüdü büyüdü ve tahta bir asa gibi uzadı. Caine derin bir nefes aldı ve burun delikleri büyüyünce o korkunç kokuyu anımsadı. Çok yanılmıştı. Ucuna dokunmak için parmaklarını uzatınca birden eli de büyüdü. Pascal'ın dine bağlı bir hayat yaşamasından beklediği getiri. (b) bek. üstüne üstüne geliyordu. Öğrencilerinden biri. çürüyen." Herkes güldü. ama cevap veremiyordu. değer (hedonizm) < bek. piyangoyu neden oynuyorsam dünyevi zevkleri de aynı nedenle seviyorum: Bazen insan 'istatistiklerin canı cehenneme' demeli ve içinden geleni yapmalı. değer (dini hayat) "Anladınız mı? Ölümden sonra insanın ruhunun yaşamasının veya her hangi bir şekilde bir hayat olmasının olasılığı ne kadar az olursa olsun. Tebeşirin kendisine doğru eğildiğini sandığı anda yere fırlattı ve binbir parçaya ayrılan tebeşirin parçaları canlı solucanlar gibi kıvranmaya başladı." "Peki." "Neden?" "İki nedeni var." Birkaç öğrenci bunu alkışladı. O anda kokuyu aldı. Konuşmak için ağzını açtığında hiçbir ses çıkmadı. Bir tek şeyden çok emindi: Yeni hayatı gözlerinin önünde yok olmuştu. "İyi misiniz hocam?" Caine ilk sırada oturan öğrencilerden birinin sorusunu duydu. Ona beklentiyle bakan öğrencilerini gördüğünde aklına ilk gelen şey rüzgârda savrulan dev ellerdi.us . Cevap vermek yerine sınıfın arkasına doğru koşarak merdivenleri çıktı ve ağır çelik kapılardan zar zor dışarı Saklı Kütüphane 28 www." "Pascal bunu anladığı anda da hayatının geri kalanını dine adaması gerektiği açıktı. Bu deneyim felaketle sonuçlandı. "Aslında. Öğrencilerine döndü ve canlı bir şeye bakarak kendine gelebileceğini düşündü.o zaman {a)< (b) böylece. Düşerken de başını masaya çarpmıştı. Pis ve ekşi bir koku.. bozulmuş etler. Birincisi bana kalırsa dünyevi zevkleri tadarak yaşanacak bir hayat insana pozitif sonsuzluk getirir. Çöp kutusuna zar zor yetişti ve kusup bayıldı. ama artık çok geçti. bir hastanenin nevroloji bölümünde de çalışıyordu. Parmakları artık dört dolgun uzantıydı. En azından bu şekilde aşağılanmamıştı. siz de dindar bir hayat tarzını mı benimsiyorsunuz?" diye sordu Michael sınıfı güldürerek. ▲ Ancak üç hafta sonra sınıfa dönebilecek cesareti toparlayabildi. ciğerlerinde hava kalmamıştı sanki. Caine elini kaldırdı. Ama o zamanlar buna şükretmesi gerektiğinin farkına varmamıştı. Kendine gelebilmek için tahtaya baktı ama bu durumu daha da kötüleştirdi: Tahta. "İkincisi. hatta birkaç öğrenci ıslık bile çaldı. o yüzden de. O anda fark etti tebeşirin büyümeye başladığını. "hayır. Beynini sulandırdı. Bir an için hareket edemedi. Nefes almakta zorluk çekiyordu. yine de dünyevi zevklerle hedonistik bir yaşam sürüp de sonsuza dek lanetlenmeyi göze alacağı bir durumun getirisinden daha büyüktür.

Bunu hatırlamıyorsun bile. Çöp tenekesinde yüzen yemek artıklarına. Ekranı çatlamıştı. Sanki onunla dalga geçiliyordu. bilgisayarını parçaladın. Şimdi de yerde yatmış ağzındaki kanı ve dişleri tükürüyorsun. Her sabah kalktığında hissettiği o isteği (Hadi ama gidip POKER oynamak istemez misin?) ve sinirsel enerjisini doktora tezinde ilerlemek için kullandı. kitapların arasına gömülüp. Yana dönüp ağzındaki kan ve kırılmış dişinin bir parçasını tükürdü. A. İlk başlarda bunun iyi bir şey olduğuna ikna etmeye çalıştı kendini. yerdeydi. İlk nöbetinde olduğu gibi çöp tenekesine zar zor yetişti ve o sabah. Ayağa kalktı. Caine geriye çekilmeye çalıştıysa da kıpırdayamadı. Sanki koku bilgisayardan geliyordu.500 dolarlık Sony Viao'sunu görünce yumruğunu sıktı. Buz gibi çimento zeminin üstündeydi ayıldığında. Mantıksal Regresyon Analizinde İstatistiki Olarak Belirgin Etmenlerin Etkisi hakkındaydı tezi. Üzerinden kamyon geçmiş gibi görünen bilgisayar ayaklarının dibinde. O kadar terlemişti ki oluk oluk terler gözlerine giriyordu. duvarda. Cat scan. bu öncekinden de kötüydü. PET scan ve MRI çekildikten sonra Hint asıllı. B. dizüstü bilgisayarının başından ayrılmayıp birtakım doğal olguların dağılım eğrilerini çiziyordu ve her akşam yorgunluktan baygın düşüyordu. buna ne diyorsun? Caine elindeki tuşu duvara fırlattı. Üç gün taramalar yapıldı. bitti demek. Ne zannettin? Kurtulabileceğini mi düşündün? Sende deli genler var evlat ikizinde var ve kaçınılamaz sürpriz!!!! Sende de var. Sonra bir daha nöbet geçirdi. daha bir saat önce yediği buritoyu kustu. Gelecek sabah Columbia Nevroloji Enstitüsü'ndeki nörologlardan birinden randevu aldı.Sen de bittin oğlum. Sonra birden dünyası karardı. Bir parça plastik elini kesince tuşlardan birinin elinde olduğunu fark etti. ağzını sildi. sınıftan çıkarken bir daha buraya dönmeyeceğini biliyordu. İşin bitti senin. Sınıftan çıktığında kalbi yavaşladı. işin bitti. Yumruğunu açınca elinde B tuşunu gördü.attı kendini.e-kitap. Columbia'daki kütüphaneye gidip. tuşun çarptığı yerde kan lekesi vardı. Ekran gözlerinin önünde büyüdü. tabak suratlı bir doktor gelip kötü haberi verdi. ama yine başarılı olmadı. Serin havayı soluyunca artık kokuyu duymadığını anlayıp rahatladı. dev. Haftada üç gün ders vermektense doktora tezine odaklanabilirdi. Artık bilgisayar modern bir sanat eseri olabilir.başarısız. Bundan sonra bir kere daha ders vermeyi denedi. Gözün karardı. Artık anla.us . Artık yenilgiyi kabul et.Bitti. ya da kâğıtların uçuşmaması için ağırlık olarak kullanılabilirdi ancak. İşte o anda bu küçük sorunun kendiliğinden yok olmayacağını kabul etmek zorunda kaldı. Bir daha asla ders vermeyecekti. klavyeye klavye demek için bin şahit isterdi. Saklı Kütüphane 29 www. Bir gün bilgisayarına bakarken kokuyu duydu. yumurta ve salsa karışımına baktığında bu işin bittiğini anladı. Bu sefer sınıfa adım atar atmaz panik atak yaşadı. bu koku onu sarmaladı. Zihni bulanıktı ama 2. İlk bir ay boyunca kendini haklı çıkardı. dişsiz bir ağız gibiydi. Haydi bakalım. Kürsüye vardığında nefes bile alamıyordu sanki.

" "İlaçlar ve diğer tedaviler hastaların yüzde altmışında işe yarıyor. "Nasıl hissediyorsun kendini?" "Yorgunum. başını sallayıp duruyordu. Vagus sinir stimülasyonu olarak bilinen yöntem. Kummar boynundaki bir sinirin altına pilli bir cihaz yerleştirmişti. sesler de duyabilir. Başta Caine bunu kabul etmişti." dedi Jasper kardeşi anlatınca." "Nöbet başlamadan önce aura ne kadar sürdü?" "Birkaç dakika.us ." "Tedavi edemiyorlar mı?" Caine başını salladı." Dr. Bir sonraki yıl karabasan gibiydi. Tedavinin başarı oranı bu denli düşük olmasına rağmen." Caine omuz silkti. Yani anlayacağın. Eğer nöbetler devam ederse birkaç yıla Saklı Kütüphane 30 www. ama keşke söyleseydin." Caine ameliyattan kalan yara izini elledi." dedi omzu seğiren Jasper." "Biliyorum. Üç ay önce Dr. "Neden nöbet geçiriyorsun? Nedenini biliyorlar mı?" "Doktor bunun idiopatik olduğunu söyledi. ona sanki bunları önceden de yaşamış veya görmüş gibi gelebilirdi. sesler ve duygular nöbet öncesi auranın bir parçasıydı. Kummar. "Sana ne diyeceğimi bilmiyorum David. Dr. Kummar'ın nazikçe ifade etmeye çalıştığı gibi başka seçenek kalmamıştı artık. Ama bu son ameliyattan önceydi. Tüm bu kokular. ya da dejavu yaşayabilirdi. Ne yazık ki o şanslı yüzde 25'in arasında da değildi. Ayrıca. elindeki minik ışıkla Caine'in gözlerine baktı ve bir adım geri çekilip durdu. Doktor ona koku ve görsel duyuları ile ilgili anomalilerin nöbetin başlangıcına işaret ettiğini anlattı. VSS tedavisinden beri yaşadığın en kısa aura yani." "Evet. "ben epilepsiyi tedavi edebildiklerini sanırdım. "Eğer benim çalışmam konusunda fikrini değiştirmediysen tabii ki. o zamanlar umudunu yitirmemişti daha. Kummar olası yan etkileri saymaya başlayınca Caine bu işten vazgeçmişti. görüntüler. yani bazı olayları yaşarken." Jasper bir yorumda bulunamadan kapı çalındı. bu yolla tedavi edilmeye çalışılan hastaların ancak yüzde 25'inde işe yarıyordu." Dr. piyasadaki tüm ilaçları da denedik ve bir etkisi olmadı hiçbirinin. "David inan bana bunları bilmiyordum. ama tam tersi oldu. Ben şanslı yüzde kırkın içindeyim. ama son anda Dr. "Özür dilerim. Dr. Sonunda dosyayı bir kenara bıraktı. AE ilaçları beni kusturmaktan başka işe yaramadı." "Hadi ya. "Bu yıl içinde altı farklı anti-epilepsi ilacı denedim. Kummar duraksadı. sürekli hastaneye yatırılıp duruyordu ve her nöbet bir öncekinden kötü oluyordu. "Bilsen ne olacaktı ki? Elinden bir şey gelmez.5 Caine'de Temporal Lob Epilepsisi -TLE." dediğinde adam zaten odadaydı. Kummar iç geçirdi. Caine "Tabii buyurun. Yapabileceğimiz pek bir şey kalmadı.e-kitap." dedi Jasper." "Yaa. sanki içinden kendi kendine konuşuyordu. Dr. çaresiz olan Caine bunu bile denemişti. Hatta gerekli tüm kan testlerini yaptırmış ve tüm evrakı hazırlamıştı. hiçbir fikirleri yok bu konuda. ama iyiyim. Kummar ve daha onlar cevap vermeden odaya girdi. Kummar dokuz ay kadar önce Caine'e ilaç denemesi yaptığı bir araştırmada kobay olmasını önermişti.vardı. TLE hastalarının hepsinin bu auraları yaşadıklarını bilmesi Caine'i rahatlatacaktı sözde. "Girebilir miyim?" diye sordu gereksiz bir nezaketle Dr. Caine'in dosyasını aldı ve okumaya başladı. Açıkçası senin için yapabileceğimiz başka bir şey kalmadı.

" dedi Jasper sanki acı çekiyormuş gibi gülümseyerek." "İlginç. Ama hemen karar vermelisin. örneğin yanılsamalar. "Neyse. ama Jasper'ın gözlerindeki ateşli ifadeyi görünce soruya cevap vermeye karar verdi. yani bir kişiyi daha ekibe alabilirim. Bu yıllar boyunca da korku içinde yaşayacak ve sudan çıkmış bir balık gibi çaresizce kendini yerlere atıp tepineceği zamanı asla bilemeyecekti." Doktor durdu ve derin bir nefes aldı. İlaç dopamin salgısını artırdığı için David'in şizofrenik nöbet geçirme olasılığı var. Jasper'ın şizofrenisi görünüşünü de etkilemişti. Onun gözlerinden Jasper'ı görmeye çalıştı. sen. "Geliştirmeye çalıştığım antiepileptik ilacın bir yan etkisi de beynin dopamin salgısını artırması. halüsinasyonlar ve eğer bunlar nöbetle ilgili değilse o zaman-" "Bir dakika. Yarın hastaneden taburcu olacaksın." dedi Caine bu işe baş koyarak. ben. "Çalışmanızda hâlâ bana yer var mı?" "Dün yoktu. işlemleri halleder. Caine ise sadece başını salladı. "Sana saydığım yan etkileri hatırlıyorsun değil mi?" "Nasıl unutabilirim ki?" "Ha. nöbetlerinin ve auraların zamanlarını ve sürelerini kaydetmeni istiyorum." Saklı Kütüphane 31 www." dedi Dr. Kummar. Kummar dönüp ona baktığında sanki Jasper'ı ilk defa görüyormuş gibiydi. "Neden mi? İlaç yüzünden karabasanlar gördüğünü iddia etti. tabii bir de ailende şizofreni vardı değil mi?" Jasper elini kaldırdı. Bence bu psikosomatikti. ama bu sabah bir hastam ayrıldı o yüzden-" "Hasta neden ayrıldı?" diye araya girdi Caine. Kummar neredeyse gülümseyerek.. David son zamanlarda bir kriz geçirdiğinizi anlattı.kalmadan bitkisel hayata girecekti. öyle mi?" "Artık hükümetin beynimi çalacağını söyleyen küçük cücelerin seslerini duymuyorum eğer bunu kastediyorsanız semptomlar derken. Caine'e baktı. Bir ara da Risperdal verdiler. "Yapalım şu işi.us . Öyle mi?" Jasper. Sanki kardeşine 'soruya cevap ver. "Neden şizofren semptomları olsun ki?" Dr." "Ne zaman taburcu edildiniz?" "Beş hafta oldu. "Ne yapmak istiyorsun?" diye sordu Dr. "Evet. Kummar sanki haddini bilmez bir çocuk konuşuyormuş gibi dönüp baktı Caine'in ikizine. Eminim siz de bunları biliyorsunuzdur . Ayrıca.dopamin salgılarının şizofreni ile bağlantısı vardır. ten." "İyi. Şimdi semptomlar kontrol altında. ama daha önce Seroquel kutlandım." "Hangi ilaçları kullandınız?" "Şu anda Zyprexa kullanıyorum. sana sonra anlatırım. Eğer şizofrenlere özgü semptomların olursa." "Tamam. Kummar'ın monoton bir ses tonuyla anlattıklarını kesmek için elini kaldırdı. "Seçeneğim var mı ki?" diye iç geçirdi Caine. Biraz sonra Dr..' der gibiydi. Jasper doktora doğru döndü. Dr. konuşma bozuklukları. Jasper'a bakan Dr.e-kitap. ama her üç günde bir geri gelmen gerekecek kan testi için. artık yakışıklı değildi ve aklı başında bir insan bu adamla aynı kaldırımda yürümek bile istemezdi." Jasper ayağa kalkıp Dr. Kummar'ı süzdü ve kendini doktorun yerine koymaya çalıştı. "Asistanıma söylerim. Kummar Caine'e döndü. "Siz ikizi olmalısınız. Caine.

Ben iyiyim. "Bu yüzden çok korkutucu. Sonunda bir şekilde gerçeği buluyorsun. Jasper'ın yüzüne bakınca kardeşinin bile kendisine acıdığını hissetti. Bununla başa çıkmaya çalış." Dr. "Kalmamı ister misin? Birkaç gün kanepende yatarım istersen. "Jasper iyi olduğuna emin misin? Kafiyeli konuşmak da semptomlardan biri-" "Bir şeyim yok. Nöbetler devam ederse o zaman zaten. ya da sen ne olduğunu sanıyorsan. Kummar başını salladı. hepsi bu. Caine." A "Sor. gar. Eğer ilacı birden kesersen." Caine'in birden nefesi kesildi." dedi Jasper kirli sakalını kaşırken. seviyorum işte. o zaman çok ağır nöbetler geçirebilirsin. "Tabii ne demezsin. Bu şekilde yaşamaya devam edemem. Başka seçeneği yoktu. Kummar. "Nasıl hissediyor insan kendini?" Jasper omuz silkti." "Ağabeyin gibi olmaktan korkmuyor musun? Deli olup ağzından salyalar saçarak dolaşmak var. "Önemli olan şu. "bilirim.Dr. sar. Ama ufak da olsa bir risk var. Dr. İlacın etkilerini göremesek bile yine de etkili olabilir. "Yok. "Mecburum. Dr. "Tatlı adam. eğer gerekli olursa seni bir akıl hastanesine yatırabileceğime dair bir izin belgesi de imzalaman gerekecek.. "Yo. Caine gözlerini kapayıp dünyadan kopmaya çalıştı. o zaman ilacı hemen keseriz. Yanılsamalar gerçek gibi. Jasper gülümser gibi dudaklarını büktü. Sanki söylediklerini vurguluyordu. gerçekliğe dönüyorsun. Kendini güvenceye al. "Demek bu işi yapacaksın öyle mi?" diye sordu. "Eğer böyle bir şey olursa. Doğal. Bu çok tehlikeli olur. "Ayrıca. Sonra Jasper." "Bilirim. Caine'in ve Jasper'ın birbirlerine tedirgin bir şekilde baktıklarını görünce hemen sözlerine devam etti." Caine lafını bitiremedi." dedi hemen Dr. güvenebileceğin insanlarla birlikte ol.us .e-kitap. bile bile böyle bir riski göze aldığına inanamıyordu. güvenli mekânlar seç. Yeme de yanında yat." dedi Jasper Caine'in sözünü keserek. hatta olması gerektiği gibi. "Kafiyeli konuşmak hoşuma gidiyor. Kummar kapıya doğru yönelmişti ki durdu ve Caine'e döndü.." "Ne kadar küçük bir riskten söz ediyoruz?" diye sordu Jasper. "Gelelim senin durumuna. bu yüzden de haftada bir asistanımla bir araya gelip psikolojik değerlendirme yapabilirsiniz." "O zaman şöyle sorayım soruyu: Çıldırmaya başladığımda tam olarak ne yapmamı öneriyorsunuz?" "İnsanın kendisinde bir akıl hastalığını teşhis etmesi çok zordur. Kummar." Jasper sözlerine devam etmeden yutkundu. değil mi?" diye sordu Caine." "Şizofreni nasıl bir şey?" diye sordu Caine tedirgin bir şekilde. "Tamam. hayır." Birkaç kere dilini şaklattı." Caine başını salladı. Kim olduğunu ve hâlâ kendin olduğunu hatırlamaya çalış. Bunu tek başıma yapmak istiyorum." derken Caine bir yandan rahatlamıştı. Bilirsin işte. Kummar'ın sözleri çınlıyordu kulaklarında: Şizofreni." Bir an için sessizlik oldu." dedi Jasper dalga geçerek. bir yandan da ödü patlıyordu." Saklı Kütüphane 32 www. Hapı yutmuştu. dar. Emin misin bunu yapmak istediğine?" "Başka şansım yok ki. sağ ol. ya da en yakın dostunun seni öldürmesi falan. Ama eğer nöbetler şiddetlenerek devam ederse Jasper'dan da kötü durumda olacaktı." Caine tek kelime edemeden doktor odadan çıkmıştı bile." Caine yastığına yaslandı. yine de kontrol sende. "Kesin olacak diye bir şey yok. Yarattığın dünyada mantıklı kararlar vermeye çalış. "Yüzde 2'den az. "Hiçbir şey oluyormuş gibi hissetmiyorsun." "Sana bir soru sormak istiyorum." Biran sustu kaldı. Şiir gibi. Kardeşine daha önce bunu hiç sormadığını düşündü bir yandan da. "Anlaştık o zaman. Sanki hükümetin düşüncelerini okumaya çalışması dünyanın en mantıklı ve doğal şeyiymiş gibi geliyor. her ne oluyorsa.

aklına gelecek son kişi Petey olurdu. onda garip bir şeyler vardı ve herkes bunu görebiliyordu herhalde. Bölümdeki diğer kızlar adamı itici buluyorlardı." "Sağ ol. Jasper'ın söylediklerini yapmak zorunda kalmayacağını umuyordu. ama ne diyeceği belliydi." Caine kardeşi gitmek isteyince kendini bu kadar kötü hissedeceğini beklemiyordu ve kendi tepkisine şaşırdı. ilişkilerinin nasıl bu hale geldiğini o da bilmiyordu. Ondan ayrıyken kalbi sızladığı. Bu aralar tedirginim ve gereksiz alınganlık yapıyorum. Boş ver. gelince sıcacık bir uyuşukluk her yerini kapladığı ve kemikleri jöleymiş gibi hissettiği için biliyordu. Herkese. Sevişirken nefes darlığı çektiği. artık neredeyse onunla iki yabancı gibiydiler." "Hayır. bir ayağı odanın içinde öteki koridordaydı. "Yapma ya. Herhalde bu ifadesine de yansımıştı. "nerede oturuyorsun bu aralar?" "Aynı apartmandayım. kampüsten birkaç sokak ötede. hele bir de insan -" Caine cümlesini tamamlamadı. Petey. Bu yüzden de içine kapandı. Onunla tanıştığında genç bir kızdı. Tartışma programlarının aranan yıldızı olacaktı. "Yanımda olduğunu bilmek çok güzel. Jasper elini sallayarak bunun önemli olmadığını ima etti. ama hiçbir erkekle çıkmamıştı. ben iyiyim. kıllı. Petey'i hoş bulduğu için ona aşık olmamıştı. Ben kalkıp seni görmeye gelmedim.Caine başını salladı. Ta ki Petey ile tanışıncaya kadar. hayal kırıklıklarından sıkıldı. "İnsanın niye ikizi olsun ki böyle günlerde yanında olmayacaksa?" Döndü ve kapıya doğru yöneldi. Eminim iş bulmak zordur." "Hiç dert etme. İki kardeş gelecekte başlarına gelebilecekleri düşünüp korkuyorlardı. bu yüzden de aslında çok da bilmiyordu neler kaçırdığını. Petey bugüne kadar tanıştığı en akıllı. "İnsanın deli raporu varsa demek istiyorsun galiba.us . Bir sonraki otobüse yetişeyim. Nobel ödülünü kazanacaktı. ama sen geldin. Dahası hep kendini güvende hissediyordu. şimdiyse bir kadın olmuştu. yara. "Ne demek istediğimi anladın işte. Petey'nin kollarındayken hiç kimse ona bir şey yapamazdı. "Geldiğin için teşekkür ederim. İnanılmaz işler yapıyordu. İki yıl önce doktorasına başladığında. ben de aynı durumdayım." "Haklısın. "Eğer bir şeye ihtiyacın olursa beni cepten ara. tara. Julia artık birini bulabileceğini düşünmüyordu. İlk kiminle yatacağını sorsalardı. Gerçekten iyi geldi. en zeki insandı. Julia buna inanamıyordu. çünkü Jasper hemen sözünü geri aldı. ismini herkes duyacaktı. "Eğer istersen hasta olduğumu söyler. ufak tefek bir adamdı. Lisedeyken. onun zekasına hayran kalıp aşık olmuştu. hayat dedikleri bu Saklı Kütüphane 33 www. Kendinden yirmi yaş büyük tez danışmanı." dedi normal bir şeylerden söz etmek için konuyu değiştirmeye çalışarak. Julia garip olduğunu düşünmeye başlamıştı. ▲ Julia aşık olduğunu biliyordu. birlikteyken elleri titrediği için biliyordu. Kalın kaşları." Caine kardeşine elini uzattı." dedi Caine tedirgin bir şekilde. birkaç gün izin alırım. İşte başın belaya girsin istemem.e-kitap." "İyiymiş. ama bu Julia'nın umurunda değildi." Jasper gidince Caine birden gerçekten de öyle olduğunu anladı. "Eğer kalmamı İstemiyorsan ben kalkayım. kulaklarında bile ağarmış kılları vardı." İkisi de bir süre bir şey demediler. daha doğrusu kanıtladığı zaman. hiçbir erkek ona ilgi göstermemişti. Umut etmekten bıktı. Hayatını değiştirmişti bu adam. Doğru mu anlamışım?" diye sordu Jasper. ama birden eşikte durdu. "Peki. Sonunda Jasper saatine bakıp ayağa kalktı. kara." dedi Caine yorgunluktan bitkin bir halde. Ona taktığı bu isme de bayılıyordu. sonrasında da üniversitedeyken. Yaşı çok gençti ve romantik bir şeyler yaşaması gerektiğini biliyordu. Teorilerini kanıtlarsa.

Hayatında ilk defa mutluydu Julia. Her bir bulgusunu engellemek istiyorlardı. Dün akşam da poker hakkında bir rüya görmüştü." Petey haklıydı. bir daha. hem ödü patlıyordu. o zaman geldiğinde ne kadar rahatlayacağını düşündü. Eğer. Bunun yerine Petey'e engel olmaya çalışıyorlardı. karışıyordu. Rüyalarında tüm garipliklerin mantıklı bir açıklaması vardı. Eğer. Çıplak karnının üstünde ellerini gezdirirken saati çaldı. bu çok garipti çünkü pokerin kurallarını bile bilmiyordu. Ama onu durduramazlardı. Petey. "Ben asla-" "Hayır. Petey rüyalara bir anlam yüklememesi gerektiğini söylüyordu. kaç.. Son zamanlarda çok sık hayal görüyordu. uzam ve zaman eksenlerinde değişen dev bir örgü olup da her şeyin birbiriyle bağlantılı ve ilgili olduğunu açıklayacaktı. bu Petey'nin hoşuna gitmiyorsa kafiyeli konuşmayacaktı. Bu sevişmenin etkisiyle bir irkilme değildi. pişmanlık duyuyordu bu konuyu açtığına. Saklı Kütüphane 34 www. Gerçeklerle yüzleşmem lazım. "Özür dilerim. Ama rüyasında çok usta bir oyuncuydu. Kadın uzanıp baldırına dokundu ve birden bedenini ateş kapladı.us . "İlaç. "Bu sefer sana fonu verecekler mi sence?" diye sordu Julia adamın ak düşmüş kalın telli saçlarını parmaklarıyla tararken. Nedendir bilmiyordu.e-kitap.Sevişirlerken ilk kafiyeli konuştuğunda adam birden irkilmişti. Julia o anı iple çekiyordu. Başını arkaya eğip. Birden bedeni soğudu sanki. Ağzında tebeşir yutmuş gibi acı bir tat kalıyordu hep. maç. Adam sabah kahvesini içince (sütlü şekersiz içerdi kahveyi) yine sevişirlerdi. iki hapı yuttu ve hemen su alıp içti." dedi. aşırı şevkliydi. gecenin bir vakti laboratuvarda sevişmek zorunda kalmayacaklardı artık. aslında hepsi bürokrattı özünde. Şehrin dışındaki salaş barlarda buluşmak. Ne yazık ki Petey onunla aynı fikirde değildi. ilişkilerini açıklayacağına ve deneyleri durduracağına söz vermişti. ama uyuduğunda rüyalarına giriyordu. Julia son deneylerin teoriyi kanıtlayacağına emindi. Para sorunu olmasa şimdiye bitirmiş olurdu işini. tüm olasılıkları göz açıp kapayıncaya kadar hesaplayabilen ve bunu beynini uyuşturan çürümüş balık kokusuna rağmen yapabilen biriydi. Keşke üniversite fonlar konusunda bu kadar sorun çıkarmasaydı. Julia da bunu kafaya takmadı. O zaman ona para vermek için birbirleriyle yarışacaklardı ve adamın dahiyane fikirlerini kabul edeceklerdi. sonra da yatakta kahvaltı ederlerdi. çünkü ilaçları oradaydı. taç. çünkü onu kıskanıyorlardı.dokunun nasıl enerji. bacaklarını açtı ve adamın yanında yattığını hayal etti. ama Julia bunların deneyin yan etkisi olduğundan şüpheleniyordu. o an geldiğinde. ama uyanınca her şey birbirine giriyordu. Onu mutlu etmekten daha önemli bir şey yoktu. şu son yaptığım testlerden istediğim sonuçları elde edemezsem. önemli değil. ama bunun yanlış olduğunu biliyordu ve bu deneyler sona erdiğinde ilişkileri başka bir boyuta taşınacaktı. Son zamanlarda bunu çok sık yapmaya başlamıştı. Bu konuda konuştuklarını hatırlayınca irkildi. mükemmel anı bozmuştu sanki kız bu sözlerle. Uyanıkken orasını hatırlayamıyordu. hem de garip bir şekilde şevkliydi." dedi Julia hemen. o yere asla gitmek zorunda kalmayacaktı. Ama bundan beteri de vardı: Koku. o zaman örümcek kafalı üniversite bürokratlarının karşısında yenilgiyi kabul etmek zorunda kalacağım. Petey birden buz kesti.. Gözlerini kapayınca görebiliyordu. ama Petey bunun önemsiz bir nörolojik yan etki olduğunu söylemişti. sonra da sürekli kafiyeli konuşmak istediği için kendine gülerek elli miligramlık iki tableti eline aldı. Petey ilaçların laboratuvardan alındığının bilinmesini istemiyordu. Bir an bile tereddüt etmeden yataktan fırlayıp banyoya koştu. sayılar o kadar parlaktı ki gözleri zonkluyordu. İlk başlarda koku Julia'yı korkutmuştu. Şeffaf şişenin üstünde bir şey yazmıyordu. Birkaç hafta boyunca kırmızı beyaz parlayan yuvarlakların içinde sayılar gördü. Onun kollarında uyanmak nasıl olurdu acaba? Sabah kalkıp sevişirlerdi.. ama bunu çok komik buluyordu. Yatakta dönüp tavana baktı. endişelenecek bir şey yoktu. o . Kadın iç geçirdi. Eğer bilimi umursuyor olsalardı bürokrat olmak için bilimle ilgili işlerini bir kenara bırakmazlardı. Petey'nin çalışmalarının bir parçası olmak onun için müthiş bir şeydi. ama sonra bir anda yok oldu.

Sabah olduğunda da hiçbir şey daha iyi değildi. Bu kararı verdiği anda BlackBerry telsiz İletişimcisi titreşmeye başladı. hapse götürmüş olurlardı.Petey'nin ona yalan söyleyecek hali yoktu. artık bunun için de çok mu geçti? Eğer dairesini gözetim altında tutuyorlarsa onun şehri terk etmesine asla izin vermezlerdi. Eğer yarım saat içinde teşkilatta olmazsa. Şu anda kaçıp gidebilirdi. eninde sonunda onu yakalayacaklardı. Bu işi bitirince de kayıplara karışacaktı. Işıkla temas ettiği andan itibaren yirmi dakika içinde okunmuyordu bu DVD'ler. bir sonraki görevle ilgili bilgileri bu şekilde aktarmak biraz çağ dışıydı. ama teşkilat başka türlü güvenliği sağlayamıyordu. Aklından bir anda binbir düşünce geçti. Aslında bunu düşünmüyor da değildi. Acaba biliyor muydu? Bir önceki gece apartmana gittiğinde peşinden kimsenin gelmediğine emindi. Eğer kaçacaksa şimdi kaçması gerekiyordu. kaçmasına yeterdi. Bu iş yıllar sürse bile. Bu para onu krallar gibi yaşatmasa da.us . onu arayıp bulup öldürürlerdi. Bırakılan veri diskinden yeni görevine ilişkin bilgileri alırdı. Şimdiye kapısına birkaç Izbandut dikmiş ve onu alıp. Başkası bakmaya çalışınca program kilitleniyordu. Gözlerini kapayan Nava derin bir nefes aldı. CIA bir tetikçisini kaybedince pek de mutlu olmazdı. ya da rekabeti artırabileceğini veya eşitleyebileceğini düşündüğü bilgileri satıyordu. Kuzey Koreliler kesinlikle peşini bırakmazlardı. yeni ufuklara yol alabilirdi. Müdür devlet sırlarını sattığını bilse. Bir yer ve zaman yerine iki kelimelik bir mesaj göndermişlerdi: MERKEZE GEL Onu merkeze çağıracak tek kişi müdürüydü. Buna da minik bir kamera bağlıydı. Altı ayrı kimliğinden birini tescil eden belgelerden birkaçını alıp. Mesajlar hep aynı olurdu: Gece ona nerede ve ne zaman diski bırakacaklarını bildirilirdi. İsrail'in Mossad'ına Filistinli teröristlerin yerlerini bildiriyor. Kırksekiz saat içinde kayıplara karışabilirdi. yok. Yoksa. Eğer güç kullanarak onu alt etmeye çalışırlarsa kaçma ihtimali vardı. Nava banyoya girip yüzünü suyla yıkadı. ona merkeze gelmesini söylemezdi herhalde. ama peşine düşecek halleri de yoktu. Ama neden müdürü onunla yüz yüze görüşmek istesin ki? Yok. Garip işler çeviren kökten dinci terörist örgütle ilgili bilgileri ClA'in veri tabanından yine çalması gerekecekti. Nava'nın yan odada böyle bir aleti vardı. Kuzey Korelilerle işi bitince de hemen New Yorktan ayrılacak ve hayatına yeniden başlayacaktı. Altı yıldır herhangi bir aksilik olmaksızın ABD hükümetinin sırlarını başka devletlere satıyordu. bir şeylerin ters gittiğini anlayacaklardı. Eğer. Şu anda Kayman adalarındaki hesabında 1. Asla kendisine yalan söylemeyeceğini biliyordu. Sonra da bunları Korelilere iletecekti. bugünlerdeyse ışığa duyarlı DVD'ler veriyorlardı. ajan meslektaşlarını satsaydı. nereye gittiğinin bile bir önemi olmadan bir uçağa atlayıp. Ancak özel olarak tasarlanmış dizüstü bilgisayarlarda çalışıyordu. bir yandan da zamanın Saklı Kütüphane 35 www. Sekiz ay çalışmıştı bu para için. Dün akşam aldığı para bugüne kadar kazandığı en yüksek meblâğdı. ama ClA'in New York Bölge Ofisi'ne girerse kaçması imkânsızdı. ama bu iki işe hiç bulaşmamıştı.e-kitap. Onun ülkesi yoktu. ya da silah teknolojisiyle ilgili bilgi sızdırsaydı şimdiye tropikal bir adada gününü gün ediyor olurdu. Tek değişen şey artık teknolojiyi kullanıyor olmalarıydı. Nava. Bunun gibi birçok iş çeviriyordu. Kaçmak bir seçenek değildi. Günün birinde. saçmalıyordu. Mesaja baktığı anda elindeki aletten nerede olduğunu öğrenmişlerdi bile. Belki de Nava'nın böyle düşünmesini istiyorlardı. Sonra gidip BlackBerry'sindeki mesaja baktı. ya da Avusturya İstihbarat Birimi'ne Çek Cumhuriyeti'nin uydu fotoğraflarını satıyordu. Birinden biri mutlaka olacaktı. ya da bu işi yaparken ölecekti. karar vermek için zamanı olmadığının farkındaydı.5 milyon dolar vardı. Ancak Spetsnaz farklı düşünecekti. Yirmi yıl önce dot-matris yazıcılarda basılmış bilgi notları verilirdi. Ekrana bakan kişinin retinasını tarıyor ve bilginin ulaşması gereken kişi tarafından okunduğunu teyit ediyordu. Mesajı gördüğü anda başından aşağıya kaynar sular boşaldı. Bu devirde. dün akşam artık bu işi bırakması gerektiğini anlamıştı. bunun böyle devam edemeyeceğini düşündü. ama bunun pek de akılcı olmayacağını biliyordu. avcunun içiyle saatinin alarmına vurup susturduğunda. çünkü hiç kimseye ve hiçbir ülkeye bağlılık hissetmiyordu. Nava insanların hayatını kurtarabilecek.

Ama bunun sonucunda başına gelebilecekler hiç de basit değildi. "Çok iyiyim. David'e yardım edecekti. Kulakları çınlıyordu. ona hayat vermişti. Daha geri dönemezsin. ▲ Hava o kadar soğuktu ki Jasper'ın ağzından dumanlar çıkıyordu.geçtiğinin farkındaydı. Eğer sokaklar insanlarla dolu olmasaydı. -Neden onun peşindeler? Çünkü o özzzelll. kim. Kararını vermişti. Ses ona bir şey söylemek istediğini anlatmaya çalışıyordu. Gidecek miydi? Kalacak mıydı? Aslında çok basit bir seçimdi bu. Akan bir nehrin içinde çakılı kalmış bir kayaymış gibi kıpırdamadan kaldırımda duran Jasper'ın yanından insanlar geçerken. Ses bir yıl boyunca onunla konuşmuştu. Kafiyeli konuşmak çok hoşuna gidiyordu. Philadelphia'ya geri dönmeyi iple çekiyordu.. sırf bu duyguyu tadabilmek isterdi. Saklı Kütüphane 36 www. artık hayatta yeni bir hedefi. binaların önünden koşar. Üç tane silah kuşandı . Birkaç haftadır antipsikotik ilaçlarını almıyordu ve bedenini ilaçların etkisinden arındırmak üzereydi. Jasper birden bire olduğu yerde çakılıp kalınca biri ona çarptı. Çıkmadan önce son bir kez omzunun üstünden dairesine baktı.e-kitap. Ses'i o kadar çok seviyordu ki ağlamak istiyordu. Artık iş başındaydı. Acele etmesi gerekiyordu. İlaçlar onu yok edinceye. sesi duymaya çalışıyormuş gibi başını eğdi.9 milimetrelik bir SIG Sauer vardı omuz askısında. Soğuğu hissetmek bile güzeldi. Gözlerini kapayınca Ses'i daha iyi duyabiliyordu. Yürürken yanlışlıkla omuz attığı yayaların kendisine ters ters baktıklarından habersiz olan Jasper koşmaya başladı. Jasper gözlerini sımsıkı kapadı. Sanki bu onu canlandırmıştı. Yanında olup ona yarrdım etmen gerekkiiyor. bacağına da 9 milimetrelik yan otomatik bir Glock bağladı. Jasper'a garip garip bakanlar da vardı. Bir dakika içinde Nava gözlerini açtı. o gözlerini kapayıp dikkatle dinledi.. Sokağa çıktığında bir taksi buldu. Kalman gereekiiyor. ama bu onun umurunda değildi. Dönüp hızla yürümeye başladı. Şimdi dikkatle diinnnlee. Kafiyeleri duyunca sanki zihninde bir sürü top zıplıyormuş gibi hissediyordu. Daha silah alacaktı. Parmaklarının ucundaki acı ona hayatta olduğunu hatırlatıyordu adeta. sim. -Ona ne olacak? Yakkında gelleccekkler. Kendini müthiş hissediyordu. Ama Jasper biliyordu. Dört sahte pasaportunu ve ellilik beş kutu mermi alıp kapıya doğru gitti. kendini iyi hissediyordu. timi" diye bağırdı sokağın ortasında. Sanki biri ağzına bir hortum sokmuştu ve beynini çevreleyen bulutlar dağılmış gibiydi. bastırıncaya kadar. Bir daha buraya dönebileceğini hiç sanmıyordu. Kardeşi peşinde olduklarını bilmiyordu. Ses sustuğunda Jasper gözlerini açıp gülümsedi.us . yeni bir amacı vardı. Çevresindeki her şeyi görmezden gelerek. Ses'in dediklerini yaparsa her şey yoluna girecekti. -Kim gelecek? Hükümmett. sanki uzaktan gelen bir. çizmesine bıçağını sıkıştırdı. -Neden? Çünkü karrdeşşiini koruman gerrekkiiyor. Ses'i duymuştu. Ses'in yankısını zihninde duyunca birden onu ne kadar özlediğinin farkına vardı. Acele etmesi gerekiyordu. ama bu onun umurunda değildi.

biri neşeli. Öğle vakti orada olman gerekiyor. Müdür Bryce onun elini sıkmak için ayağa kalktı. Bu bir tuzaktı herhalde. müdürü bu işi yapmaya zorlamışlardı. UGA bir tek nedenle Nava gibi bir CIA ajanının transferini isterdi: Ya birini sorguya çektireceklerdi.6 Nava." Önündeki bilgisayar ekranına döndü Nava'yla işinin bittiğini ima edercesine. Nava geçerken metal detektörünün kırmızı ışığı yandıysa da. Nöbetçiye göz süzerek baktı. ya da öldürteceklerdi. onun binaya silah sokma izni olduğunu bildikleri için üstünü aramadılar. Kapılar arkasından kilitlenirken iki silahlı görevliye baktı. işim var. "Bilgisayardan e-postamı kontrol etsem? Bir saniyelik işim var aslında." "Efendim ama anlayamıyorum. girişte yapacaklardı. Lafı dolandırmadan hemen konuya girdi. Zamana karşı yarışmalı ve daha fazla bilgi edinmeliydi bu konuda. acele etsen iyi olacak.us ." Saklı Kütüphane 37 www. "Transfer ediliyorsun. ClA'in New York Merkezi'nin kurşuni gri kapılarından içeri girerken telaşlanmamaya çalıştı." Nava bu sözleri duyunca her şeyi daha iyi anlamaya başladı. Transfer fikri müdürden çıkmamıştı." Müdürün ofisinin dışında silahlı bir nöbetçi Nava'yı bekliyordu. işi hallet. Nava resepsiyona girerken rahatlamıştı. ağa bağlanıp bilgileri başka bir diske kopyalamalıydı. "Şimdi izninle. burada. Eğer bizi dâhil edecek olsalar yardım isterlerdi. "Peki neden ben?" diye sordu hâlâ bazı şeylerin cevabını alamamış olan Nava." Nava anlayamamıştı. ya kaçırtacaklardı.e-kitap. UGA'nın ClA'den beş misli fazla adamı vardı. Bir ajandan çok Amerika'nın en büyük beşyüz şirketinin üst düzey yöneticilerinden birine benziyordu. Nava penceresiz ufak odaya girince. meni yok. Duvarda CIA amblemi olmasa burası normal bir işyerinin resepsiyonu gibiydi." Müdür sinirli konuşuyordu. "Size kapıya kadar eşlik edeceğim. Ne yapacaklarını kestirmeye çalışıyordu. Müdür lazer yazıcısından bir parça kâğıt alıp Nava'ya verdi. UGA'nın neden bir CIA ajanına ihtiyacı olsun ki?" "Hiçbir fikrim yok desem. görevi olmayan tek ajan sensin de ondan. diğeri ciddi." Nava'nın hemen bir plan yapması gerekiyordu. ayrıca bize söylemeye de niyetleri yok. Hatta iki de sekreter vardı. Elektronik kilit açılıp da kurşun geçirmez kapı yana doğru kayarken bir klik sesi duyuldu. Nava ismini verince asık suratlı sekreter onu ofislerin arasından geçirerek müdürün odasına götürdü. Nava her şeyi daha iyi anlamaya başladı. Yavaşça yürüyerek metal dedektörüne doğru gitti. dolgun. "UGA'daki Bilim ve Teknoloji Araştırma Laboratuvarı'nda adama ihtiyaçları varmış ve masa başı işinden fazlasını yapabilecek bir ajan istediler. "Ama efendim ben-" "Beni. "Çıkışta Teşkilat kimliklerini bırakırsın artık. Ona sert bir ifadeyle bakıyordu. "Bu BTAL'ın adresi. Eğer onu tutuklayacaklarsa. ama buna kesinlikle hazırlamamıştı kendini. Keskin bakışlı kahverengi gözleri. kalkıp da kadronu onlara aktarmamızı talep etmezlerdi." "Ne?" Nava tutuklanmaya hazırlıklıydı. birimler arası transfer yapılması da görülmedik bir şeydi. gümüşi gri saçları olan ince adam insana güven verecek şekilde tokalaşırdı. Yani bu bir tuzak değildi. Hemen şimdi naklediliyorsun birime." dedi yeni kimliğini Nava'ya doğru iterek. "Şu anda istedikleri niteliklere sahip. Ayrıca. ama yüzlerinden hiçbir şey okunmuyordu. Kapının yanındaki parmak izi tarayıcısına elini koydu ve beyaz ışık tüm elini taradıktan sonra kapının açılmasını bekledi.

"Hoş geldiniz Ajan Vaner. nöbetçinin ona kapıya kadar eşlik etmesine izin verdi. Bu kablolar beyninden gelen elektrik akımını ölçmek için elektro-ensefalografa bağlanmıştı. Tversky bilime olduğu kadar tarihe de meraklıydı ve bu deneyi yapmasını sağlayan gelişimi düşündü. Kadın masada çırılçıplak yatıyordu. Benimle gelmeniz gerekecek." Yok artık. İşin daha da ilginç yanı. sanki bu önemli bir şey değilmiş gibi omuz silkip. o zaman kaçacaktı. "İyi misin bir tanem?" "Muhteşemim. EEG bulgusunu yayınladı. yanında duran monitörlere baktı. Tversky gibi Berger de insan denekler kullanmaktan kaçınmıyordu. Nava'yı izlediğini belli etmemeye çalışıyormuş gibi bir hali de yoktu. bir tek belirli yerlerini kapatan ince bir pamuklu örtü yardı üstünde. onbeş blok ötedeki BTAL'a doğru yürümeye başladı. Tversky'nin bir zamanlar İsa'nın Laneti olarak da bilinen bu Saklı Kütüphane 38 www. UGA'nın Bilim ve Teknoloji Araştırma Laboratuvarı'na girerken hâlâ kaçış planları yapıyordu. "Seninle olduğumda hep muhteşemim Petey.. Sanki bunu unutabilirmiş gibi. Tversky. adeta duruyordu." dedi kadın. Güvenliği geçtikten sonra asansöre binip yirmibirinci kata çıktı. Forsythe sizi bekliyordu. ama bunu yapmak zorundaydı. üverpoorlu bir fizikçi olan Richard Caton'un hayvanların beyinlerini incelerken nöral elektrik sinyalleri keşfetmesine dayanıyordu. ClA'deki bilgisayardan bilgileri indirip yeni bir diske kaydetme planı suya düşmüştü. Dr. Şimdiden peşine düşmüşlerdi. Eğer adamın peşinde olduğunu saptayabiliyorsa bunun tek bir nedeni vardı: Adam onun bilmesini istiyordu.. Sanki adamı hiç görmemiş gibi yapıp.e-kitap. Kadının beyin dalgalarını yansıtan değerlere bakıyordu. Spetsnaz ajanlarının çok marifetli olduklarını bilirdi."Özür dilerim ama güvenlik kodlarınız artık geçersiz. Onaltı saat içinde bir çare bulamazsa onu öldüreceklerdi. Avusturyalı bir psikiyatrist olan Hans Berger elektro-ensefalografiyi icat etti ve böylece insanların beyin dalgalarının hem gücü. Adamı aklından çıkarıp düşünmeye çalıştı. Julia'yı alnından öptüğünde kadının bedeninin titrediğini hissetti. Deney eğer tamamen başarısız olursa en azından bu ilişkiden sıyrılmanın yolunu bulacaktı." ▲ Dr. ama artık iyice abartmıştı işi. deneği oğlu Klaus'tu. Minik göğüsleri çırılçıplaktı ve buz gibi laboratuvarın soğuğunda göğüs uçları dikilmişti. hem de sıklığı ölçülmeye başlandı. nöbetlerden sonra bu insanların dalgaları anında düz bir çizgi halini alıyor." diye mırıldandı gözleri kapalı olan Julia. Ayvayı yemişti." Nava. "Lütfen benimle gelin. oksipital. Kuzey Korelilere verecek başka bir şey bulmalıydı. Kadının şefkatli bir davranış olarak algılayacağını düşündüğü bir şekilde kolunu sıktı ve bir adım geriye çekilerek sevgilisi olan deneğe baktı. 1929'da.. Ona gözlerinin üstünde olduğunu hatırlatmak için takmışlardı adamı peşine. Gülümseyen bir sekreter onu karşıladı. Berger nöbetler sırasında epilepsi hastalarının beyinlerinden yayılan elektrik dalgalarının normal hastalarınkinden daha güçlü olduğunu keşfetmişti. Bu pek de olası bir şey değildi. Eğer böyle bir şey bulamazsa da. Bundan elli yıl sonra. Deneyin başlangıcı ta 1875'e.us . frontal ve temporal lobların her biri için iki tane kullanılmıştı. Berger'in 1930'larda epilepsi hastalarıyla yaptığı deneyler ilgilendiriyordu asıl Tversky'yi. Kafatasında sekiz tane daha elektro-kardiyograf vardı. Ama. merkezi. sanki pilleri bitmiş gibi. Julia'ya değil de. Kadının kendisine sırılsıklam aşık olduğunu biliyordu. Bu kandırmacaya daha ne kadar devam etmesi gerekeceğini düşündü. Adam da peşine takıldı. Kuzey Korelilere bilgilere artık ulaşamayacağını söylediğinde nasıl tepki vereceklerini merak ediyordu. Kablolar göbeğinin üstünden geçip ameliyat masasının altındaki elektro-kardiyografa doğru uzanıyordu. Nava. Nava binadan çıktığı anda titreyen parmaklarının arasına aldığı sigarayı yaktı. Nava'nın tek ümidi vardı. Sokağın karşısında güneş gözlüklerini takmış cep telefonunda konuşan uzun boylu bir Koreli gördü. Altı tane elektriğe bağlı parlak uç hemen göğüslerinin altına iliştirilmişti. Korelileri yatıştırmak için BTAL'da ilgilenecekleri bir bilgi bulmak.

" Julia saymayı kesince Beta dalgalarının sıklığı ve genişliği hemen düştü. bu da şaşırtıcı değildi. Julia'nın Alfa dalgalan 10Hz'ti-yani normalin tam ortasındaydı. Beta. Julia'nın Alfa dalgalarını gösteren. Julia'nın tırmanan Teta dalgalarını seyrederken Tversky'nin aklı başka yerdeydi. Hertz biriminde ölçümle bir saniyede dalganın kendini ne kadar sık tekrarladığı görülüyordu. Şu anda Julia'nın Alfa dalgaları baskındı. Saklı Kütüphane 39 www. Tversky en çok Delta dalgalarıyla ilgileniyordu. omurilikten zerk etmişti ilacı.cevap bu dalgalarda gizliydi. 'başla' dediğimde asal sayıları saymaya başlamanı istiyorum. Bu dalgalar en çok insan gün içinde hayallere daldığında yükselirdi ve o zaman bilinçsizliğe doğru bir kayış olduğu düşünülürdü. Biraz canın yanabilir. Yine Alfa dalgaları baskınlaştı. İlacın istediği etkiyi yapması için birkaç dakika daha bekledi." diye mırıldandı Julia. "Julia beni duyabiliyor musun?" "Duymak. Tversky iki miligramlık sarı bir ilaç çekti şırıngasına. Delta dalgalan baskınlaşmaya başladı.us .. yedi. Julia'nın Delta dalgaları en güçlü durumdayken. Alfa dalgaları sakin yetişkinlerin en yoğun dalgalarıydı. Derin derin nefes almaya başlayan kızın başı yana düştü." Tversky iğneyi koluna sokunca Julia bir an için irkildi. Hayal dünyasına dalıp gitmişti. Birkaç saniye içinde doktor onun rahatladığını hissetti.e-kitap. Bir süre sonra. sekerek ekranda ilerlerken sanki ardında bir ışık huzmesi bırakan o top şeklindeki göstergeye bakarken hipnotize olmuş gibiydi. Bunun hafıza ve öngörüyle de ilgisi vardı. Dalganın boyu ve genişliği ise beynin elektrik dürtüsünün yoğunluğunu gösteriyordu. çünkü anlamaya çalıştığı olgu. Şimdi Julia'nın Teta dalgaları baskındı. Tamamen bilinçsiz değildi. bilinçaltı sonunda devreye girmişti. aynen beklendiği gibi. Bu diğerleri gibi bir sakinleştirici değildi: Bu Tversky'nin yeni geliştirdiği bir serumdu. Beta dalgaları insanlar gözlerini açtıklarında veya aktif bir şekilde başkalarını dinlediklerinde. "iki. bu sefer boynundan. Julia birkaç kere gözlerini kırpıştırdıysa da sonra kapadı. Bunun nedeni Julia'nın ilk on sayıyı ezbere biliyor olmasıydı. sanki bedenindeki her bir kas gevşemişti. Tversky aradığı şeyin anahtarının beyin dalgalan olduğunu biliyordu. onbir. Teta. Şimdi durabilirsin. ama belirli süreler zarfında bir dalga diğerine göre baskınlaşırdı. beş. bir bu yana bakıyordu. ben söyleyinceye kadar da durma. Teta dalgaları yaratıcılıkla. "Şimdi sana hafif bir sakinleştirici vereceğim. yani aynen istediği durumdaydı doktorun. Dört beyin dalgası her zaman hareketli olurdu. Bilinçli yetişkinlerde Teta dalgalarının baskın olması pek doğal değildi. ama buna yakındı. Delta. ancak çocuklarda onüç yaşına kadar baskın olurdu. Tversky onu indirmeden bir de Beta dalgalarına bakmaya karar verdi. Alfa. onüç. yani sezinleme gücü ile ilgiliydi bunlar. rüyalarla ve fantezilerle ilgiliydi. hızla 19 Hz'e kadar çıktı. Ama Julia saymaya devam ettikçe ve şuurlu olarak bildiklerini kullanmak zorunda kaldıkça Beta dalgalan yükseldi. düşündüklerinde veya bilgileri algıladıklarında hareketlenirdi.. Dört yıl boyunca araştırma yapmıştı rhesus maymunlarında istediği etkiyi yaratabilecek baz maddeyi sentezlemek için. Tversky ona son dozu verdi. ama biyokimyasal açıdan ortalama bir çocuğun birçok yetişkinden daha yaratıcı olduğunu biliyorlardı. "Hayatım. Bir miligram daha çekti şırıngaya ve Julia'ya bir doz daha verdi. Sonra da iki yıl boyunca insan denekler üzerinde çalışmıştı. yani kız uykuyla uyanıklık arasında bir yerdeydi. Tversky kızın yüzünün önünde parmaklarını şaklattı. Bu dalgaların oranı daha düşüktü diğerlerine kıyasla .hastalığın kurbanlarını incelemesine neden olan şey de bu çelişkiydi zaten. Teta dalgalarının sıklığı ve genişliği azalınca. Ama yoğunluktan daha fazlaydı. Göstergelere bakan Tversky kendi kendine başını salladı. üç. Kadının göz kapaklarının altında gözleri sanki bir o yana. Bu yüzden de Julia'ya bir anlamda 'beynini çalıştırmak' için bir iş verdi." Julia hafifçe başını salladı ve sesli saymaya başladı. "Tamam Julia gayet iyi. Bilim adamları çocukların Teta dalgalarının baskın olmasının nedeninin çocukların engin hayal güçleri olup olmadığını bilmiyorlardı. Julia şimdi derin bir uykuya dalmıştı ama rüya görmüyordu." İlk başta beyin dalgalan pek de değişmedi.yalnızca 2 Hz'ti. İşte tam o anda.

Ama onların başına gelenlerden dolayı. belki de hayatının son aklı başında dakikaları olacak bu süre boyunca ne yapması gerektiğini düşündü. "ne görüyorsun?" Gözlerini açmadan Julia başını ona doğru çevirdi. "Siz ilacınızı yutmadan gidemem Bay Caine. akıbetlerinden dolayı daha doğrusu. kontrolü altında tutabileceği birini bulması gerekecekti. Şimdiyi düşün. Bir vasiyet yazmayı düşündü. Caine yuvarlak kapsüle baktı ve bunun kendisini delirtip delirtmeyeceğini merak etti.e-kitap. dünyanın orasında burasında son bir çare arayan epilepsi hastaları olmuştu." dedi hemşire. Caine. bu hipoteze gerek yok. Sevgilisine baktı ve elektrotlara dokunmamaya özen göstererek başını okşadı hafifçe. Sonuç olarak istediğini elde ederse. Kalp atışlarının hızı neredeyse iki misline çıkmıştı. Sonunda televizyonu açıp Riziko'yu izlemeye karar verdi. elleri titriyordu. Reklâm arasında köpek maması. Zeke adında iri yarı bir adam. Dr. minivanlar ve borsa simsarları ile ilgili reklâmlardan sonra AlexTrebek çıktı ve son soruyu da sordu. ama denekleri için değil. Julia'nın Beta. Şimdiyi düşün. Tversky neredeyse nefes alamayacak kadar heyecanlanmıştı. her şeyi denemeye hazırdılar. Birden içinden aynaya bakıp saçını düzeltmek geçti ." Hemşire. Kummar'ın yeni deneysel ilacının çevresini kaplayan plastik kapsül.us . "Bir sorun mu var?" "Henüz yok. Birden EKG'den sesler yükselmeye başladı. nefesini bir an için tuttu ve yavaşça bıraktı. Hapı yutup yutmadığından emin olmak için Caine'in dilinin altına baktıktan sonra odadan çıktı." dedi Caine. bilim için. sonuçta olanlardan dolayı bir pişmanlık duyuyordu." Alex kelimelerin üstüne basa basa konuştu ve programın fon müziği başladı. Ama bir sonraki turda. Derin bir nefes almaya zorladı kendini. O kadar çaresiz durumdaydılar ki. Sesinin titremeyeceğinden veya çatlamayacağından emin olduğu anda öne doğru eğildi ve Julia'yla neredeyse burun buruna durarak yıllardır içini kemiren. "Biliyorum. Tversky'nin ne yapmaya çalıştığını tam olarak anlasalardı veya bundan şüphelenselerdi. diğer iki yarışmacıyı ezip geçiyordu. Eğer düşündükleri doğruysa. "Sonsuzluğu görüyorum. Saklı Kütüphane 40 www. Şimdiyi düşün. Alfa ve Teta dalgaları da Delta dalgalan kadar yoğun bir şekilde hareketlenmeye başladı. O kadar tedirgindi ki doktor. Sonra ne olacağını ancak yukarıdaki bilirdi. "Julia. Caine korkularıyla baş başa kalmıştı artık. şişe dibi kalınlığındaki siyah çerçeveli gözlüklerini düzeltip durdu. Caine kendisine düşünme fırsatı tanımadan ilacın içinde durduğu plastik kabı ağzına götürdü. Şimdiyi düşün. Çifte puan kazanılan turda ara açıldı. Ancak." Hemşire bu espriyi anlamamıştı. "Napolyon onsekizinci yüzyılda yaşayan astronoma. kendisini suçladığını söylemek de yalan olurdu. hem de bilgi verildiğinde anlayabilecek ve cevap verebilecek durumda olacaktı. tedirgin bir şekilde gülümseyen Caine'a bakarken şaşırmış gibiydi.İlk birkaç deneği. Jasper'ı bugün görmemiş olsaydı ona bir not yazardı. dakikada 120. Zeke'in gözünü hırs bürüyünce kazandıklarının yarısını kaybetti ve böylece birkaç yüz dolar arkada kalıp ikinci bitirdi turu." derken sesi bir garip çıkıyordu. ama artık buna da gerek yoktu. midesinde yirmi dakikada eriyecekti. en iyi aday da aşktan gözü kör olmuş asistanıydı. Evet. ilacı ağzına aldı ve yuttu. Sonra da plastik bardağı aldı ve hemşireye 'şerefe' dercesine kaldırdıktan sonra su içti. sormak istediği soruyu sordu. ama bunu yapmadı. Tversky kendi kalp atışlarının da hızlandığını hissedebiliyordu. geleceği kafana takma. Video kameraya göz attı ve her şeyin kaydedildiğini teyit etti. ama değerli hiçbir şeyi yoktu. sanki kalbi kadınınkine ayak uydurmaya çalışıyordu. Ne kadar tatlı bir denekti. Julia şu anda hem bilinçaltından kopmayacak. Başını salladı ve bu cümleyi tekrarlayıp durdu.sonuç olarak eğer haklıysa bu tarihi bir andı. güneş sistemi hakkındaki eserinde niye Tannrıdan söz edilmediğini sorduğunda bilim adamı şöyle cevap verdi: "Efendim. "Umarım durumda bir değişiklik olmaz. Aksaklıkları giderdikten ve başarıya ulaşabileceğine güvendikten sonra da Julia üzerinde deneyler yapmaya başlamıştı. yaptıklarını bu kadar kolay kabul edeceklerini hiç mi hiç sanmıyordu.

Nava bunun nasıl yapıldığını da çok iyi biliyordu. bir saat sonra da taksiye binip Bronx'a gitti."Cevap: Simon Pierre Laplace kimdir?" dedi Caine kendi kendine. Saklı Kütüphane 41 www. Hızla evine geri dönerken yolda iki sigara daha içti. yabancı bir hükümetin buna inanmayacağı anlamına gelmiyordu. Kuzey Koreliler ilgilenmeseler bile. Tversky'nin bulduğunu iddia ettiği şey ancak bir bilim kurgu romanında bulunabilirdi. Nava.e-kitap. Özetleri okurken başını kıpırdatmamaya özen gösterdi. bunun Kuzey Korelilerin işine yarayacağını umdu. Aynen tahmin ettiği gibi. Nava artık ClA'in kendini trene kadar takip etmediğinden emindi. Hayatını kurtaracak bir bilgi bulmak için ondört saati daha vardı. İri yarı adam da gazetesini katlayıp kolunun altına aldı. elindeki kitabı kapayıp sırt çantasına koydu. ama sonuca çok yakındı. Her birinin cevap vermesini beklerken de. Yine de denemeye değer diye düşündü. Gelecek bir saat boyunca şifreli e-posta kullanarak Kuzey Korelilerle. ama bu durumda başka bir şansı yoktu. Cevabı bildiğine emindi ama bunu doğrulayamadan uykuya dalmıştı Caine. odada volta attı. Aslında o Tversky'nin projesine inanmamıştı. Kırkikinci Cadde'ye geldiklerinde artık iğne atsan yere düşmezdi. Saat birdi. elinde sigara. Nava bu kadar şanslı olabileceğine inanamadı. Son sayfaya geldiğinde hızla başa dönüp bir şeyi atlamadığından emin olmak için ikinci bir kez baktı. fizik ve istatistik okursa. Tversky'nin bu projeye ne isim verdiğine baktı ve adamın neden bu kadar garip bir isim seçtiğini merak etti. burada yazan birçok şey onu aşıyordu. Mossad'la ve MI6 ile temasa geçti. Trene güneybatıya doğru giderken daha da fazla insan bindi. BTAL'dakilerin işini tek kelimeyle özetleyebilirdi: Çalıyorlardı. Nava dosyalan ayırdı ve üzerinde en fazla durulan veya en sık açılan dosyalara bakmaya başladı. Şizofren olduğunu görüyordu rüyasında. Nava Tversky'nin çılgınca fikirlerini satabileceği birini bulabileceğinden emindi. işi bittiğinde. ▲ Forsythe. Forsythe'ın laboratuvarında çalışan bilim adamlarının yazdığı birkaç özeti buldu.us . İri yarı. bu kaba verilerin bile değeri paha biçilmezdi. Her neyse. Okula geri dönüp on yıl daha biyoloji. gazete okuyan bir Koreli ve onun yanında da kara gözlükleri gözlerini gizleyen bir adam vardı. Kara borsada. Oniki saatte ikinci defa şans yüzüne gülmüştü. Kararlaştıkları sinyal buydu. Her belgenin yanında hangi tarihte yazıldığı. gözlüğün çerçevesindeki fiber optik kameranın özetleri ve orijinal dosyalan düzgün bir şekilde çekmesini istiyordu. başkalarının yorumlarına güvenmemeyi seçmişti. Ona çalışabileceği bir yer gösterdikleri anda Nava bilgisayar korsanlarının Tversky'nin bilgisayarından yürüttükleri dosyaların isimlerine bakmaya başladı hızlıca. Nava başka bir alıcı bulana kadar onları oyalayabilirdi. Bu da kullanım sıklıklarını hesaplamasına yardımcı oluyordu. Nava sırt çantasını açtı ve okuma gözlüklerini alıp taktı. ama Nava bunu yutmadı. belki o zaman Tversky'nin dosyalarında neler anlattığını anlayabilirdi. ne kadar bilgi içerdiği ve üzerinde son üç defa ne zaman çalışıldığı yazıyordu. Bu bilgileri sattıktan sonra da sonsuza dek elini eteğini çekebilirdi bu işlerden. Bilim ve Teknoloji Araştırma Laboratuvarları'nda neler yaptıklarını gayet diplomatik ve dikkatli bir dille anlattı. Bunu umursamayarak saatine baktı. bu. Gerçi daha veriler tamamen doğrulanmamıştı. Dairesine vardığında bir plan yapmıştı bile. Okudukça Nava'nın gözleri fal taşı gibi açıldı. Zar zor duyulan bir anons yapan kondüktör. Coney Island'daki tüm duraklarda duracaklarını söyledi. Forsythe her ne çalmasını istiyorsa. geldi Nava'nın yanına oturdu. Saat beşte buluşma yerini ayarlamıştı. Öyle olmalıydı. Her zaman doğrudan kaynağı araştırmayı tercih etmiş. Ama. Bronx'ta Nava'yla birlikte trene binen oniki kişiden yalnızca iki Koreli buraya kadar gelmişlerdi. ama dünyada neyin gerçek olduğunu biliyordu ve adamın iddia ettikleri imkânsızdı. "Tae-Woo nerede?" diye sordu Nava. Nava teorilerinin temelini oluşturan biyokimyayı veya kuantum fiziğini anlayamıyordu. Sonra D treninin son vagonuna bindi ve Manhattan'a doğru yola çıktı. Oradan itibaren insanlar inmeye başladı ve sonunda bir iki yolcu kaldı trende.

ama bu umrunda değildi. "Beşyüzbin. "Bunun bir açık artırma olduğunun farkında değildik. Nava. Nava'nın daha önce Kuzey Korelilere verdiği bilgilerden daha değerliydi." "Yani ne zaman?" "Bu hafta içinde. Nava aslında blöf yapıyordu." Nava sanki trenden inecekmişçesine ayağa kalktı. İki hükümet yetkilisi de hakkında veri toplanan Alfa deneği olmadan verilerle ilgilenmiyorlardı. Bu. "Bakanlıktaki bilim adamlarımız verileri incelediler ve çok ilginç buldular. Nava böyle bir şeyi bekliyordu zaten." dedi Nava. Nava.Nava'yı öldürmek de dahil ." "Deneği ele geçirdiğimde sizinle irtibata geçerim. Nava'nın bu saygısız tavrından her ne kadar rahatsız olduysa da." Saklı Kütüphane 42 www." dedi ciddi bir ifadeyle adam. "Eminim Rusya'daki eski meslektaşların kapitalizmle içli dışlı olduğunu duyunca bununla çok ilgilenirler. Ama fiyat değişmez. ama adam onu kapana kıstırdığının farkındaydı. elimde bu kadar değerli bir mal varken bir tek size önereceğimi düşünmüyordunuz herhalde?" "Diğer alıcılar kim?" "Bunun konumuzla bir alakası yok."Yi Tae-Woo burnunu düzelttiriyor. Eğer istemiyorsanız eminim Güney Koreliler iyi bir fiyat verirler. Teklifiniz çok düşük. kadınla konuşmaya devam etti. İngilizlerle ve İsraillilerle de konuştuğunda aynı şeyi istemişlerdi. Porselen dişleri belli ki kapitalist bir ülkede yapılmıştı. Adam. "Adım Chang-Sun. ama prensipte anlaştık." Nava adamın kendi ismini kullanmadığının farkındaydı. "Fiyat bir milyon arttı. Ama yine de adam bu sözlerine kanıp kadının beklediği tepkiyi gösterdi. "Cevabınız nedir?" dedi adamla havadan sudan konuşarak nazik olmanın gereksiz olduğunu düşünen Nava. Kuzey Korelilerin Tversky'nin dosyalarını ele geçirmeyi kendisini öldürmekten daha fazla isteyeceklerini bildiği için." Chang-Sun başını salladı." "Alfa deneğini veririm diye bir şey söylemedim. "Fiyatı üstlerime onaylatmam gerekecek." Nava nefes alıp verirken bir şey belli etmemeye çalıştı." "İki gün. Dönüp ilk defa adamın yüzüne bakınca. artık pazarlık edebilecek gücü olduğunun da farkındaydı. Güney Kore'de güvenebileceği bir bağlantısı yoktu.Ruslar Nava'yı ele geçirirlerse yapacaklarının yanında solda sıfır kalırdı." derken sanki elinden bir şey gelmezmiş gibi yaparak ellerini açıp dizlerine koymuştu Chang-Sun." Spetsnaz ajanı Güney Kore'yi duyunca kıpkırmızı kesildi." "O zaman bu konuşmaya devam etmenin bir alemi yok." "Her ne kadar şu anda sıkıntılı bir durumda olsam da. Nava bunu duyunca şaşırdıysa da duygularını belli etmemeye çalıştı. Chang-Sun'a bir böcekmiş gibi baktı. "Yani?" Adam." dedi. Tae-Woo'nun da gerçek ismi bu değildi herhalde. oturan adama tepeden bakabilmek hoşuna gitti." "Öyle mi?" Chang-Sun otuziki dişini göstererek gülümsedi. "Belki de anavatanın olan Rusya'ya satmayı planlıyorsundur.e-kitap. Ancak. "Söylediklerinizden hiçbir şey anlamadım. Kendi ülkesi kimliğini tespit edememişken. Kuzey Koreliler ne yaparlarsa yapsınlar . "Bize eksiksiz olarak veri tabanını ve Alfa deneğini teslim ettiğin anda işimiz bitecek.us ." dedi Chang-Sun ifadesiz bir şekilde. iki taraf da ona 2 milyon dolardan fazlasını önermişlerdi. ChangSun hemen başını salladı. Nava'yı alt ettiğinin farkındaydı. Kuzey Korelilerin bunu nasıl başardığını merak etti. "Bu söz konusu dahi değil." "O olmazsa anlaşma yatar. Önemli olan Tae-Woo'nun kendiyle pazarlık edecek yetkisi olmasıydı.

istediğimiz sürede istediğimiz bilgiyi getiremiyorsun. Saklı Kütüphane 43 www. ben şahsen Pavel Kuznetsoz'u arayacağım ve Ruslara son on yıldır ne haltlar yediğini anlatacağım. ama eğer kendini kurtarmak için bunu yapması gerekiyorsa yapacaktı. İki gün içinde Alfa deneğini ve bilim adamının araştırmalarını bize getireceksin. alçak sesle ve tehditkâr konuşuyordu. Aklından blnbir olasılık geçiyordu. onu sertçe kendine doğru çekti. Bir daha olmasın. "Artık senin değil."Mümkün değil-" Chang-Sun kadının koluna sıkıca yapışıp. İkidir. Başka seçeneği yoktu zaten. Bunu yapmak istemiyordu. bizim söylediğimiz olacak. Koreli adam kadının bir cevap vermesini beklemeden trenden İndi. İkincisi. Geride Nava ve kara gözlüklü adam kalmışlardı bir tek. Nava. Tversky'nin Alfa deneğini nasıl ele geçireceğini düşünüyordu. UGA'ya çaktırmadan Dr." Chang-Sun kadının kolunu bıraktığı anda tren durdu ve kapılar bir tıslama sesiyle açıldı. Eğer geç kalırsan iki şey olacak. üstlerime senin bizi kazıkladığını.us . böyle bir araştırma olmadığını söyleyeceğim. ama birini öldürmeden bu işi halletmenin bir yolunu bulamadı. Tren duraktan ayrılırken.e-kitap. Birincisi.

Anlıyorum tabii ki." dedi Tommy birden kendini çok İyi hissederek. Gerçi kendini öldürmeyi planlamıştı.paraya para demeyeceksin.." oldu." "Sağ ol. Hayatımızda ilk defa kutlayacak bir şeyimiz olur. Yalnız başına olmak istiyorsun.. Kadın daha cevap veremeden telefonu kapatıverdi. ama planlamak başkaydı.. milyonların var artık!" Tommy öylece pencereden dışarı baktı. bunu demeyi hayal bile edememişti. "Bence. Bu gece aramasını beklediği son kişiydi Tommy'nin. "Neyi gördüm mü?" "Haberleri seyretmedin mi? Sayıları diyorum." "Sana geleyim mi Tommy? Birlikte kutlarız. barışıp Gina'yla yine bir araya geleceğinden korkuyordu. Tommy'nin kadının ne dediğini anlaması yine de zaman aldı. Bilirsin. Seni sonra arasam-" "Gerçekten bilmiyorsun.. Tommy'yi hazırlıksız yakalamıştı. Ama kadının sesindeki o çaresizliği duyunca birden şu anda Gina'yla olursa kendini daha yalnız hissedeceğini düşündü.. "Alo?" "Tommy! Gördün mü?" Arayan eski kız arkadaşı Gina'ydı. Seni seviyorum. Tommy ne kadar şanslı olduğunun farkında mısın. Neler olduğunu kavramaya çalışıyor gibiydi.us . Sonra başka bir kanala çevirdim ve orada bir daha dinledim sayıları. anladım. sanki aklı başında olmayan biriyle konuşuyormuş gibi vurgulamıştı. Biliyorsun değil mi?" Ha tabii. bu yüzden de bunu yapmak istediğinden yüzde yüz emin olmak istiyordu. Tommy DaSouza dolar milyoneriydi. Daha önce hiç Gina'ya hayır dememişti. gerçekleştirmek bambaşka. Sesten bir anda öyle irkilmişti ki. Daha az yalnız hissetmeyecekti. Onca sene o sayıları sayıklayışını duyduktan sonra unutmak mümkün değil..?" Tommy başladığı cümleyi bitirememişti bile. -Evet. Hayır demek bir yana dursun. değil mi?" Gina'nın sesinden çok heyecanlı olduğu anlaşılıyordu. Kadını o kadar özlemişti ki gerçekten ölmek istemişti. "Hayır dedim ya-" "Tommy kazandın! Sayıları tutturdun. tabancayı masaya koydu. Tommy. Telefonun sesinden aniden irkilince neredeyse bu kararı bilinçli bir şekilde veremeden öldürmüş olacaktı kendini. Gelecek sefere telefonu açık bırakayım bari." "Neden söz ettiğini anlayamıyorum." Gina. Tetiği çektiği anda bir daha geri dönemeyeceğini biliyordu. ne diyeceğini bilemiyordu. Tommy namluyu ağzından çekip. "kapamalıyım..7 Tommy'nin ağzında dolu bir silahın namlusu vardı telefon çaldığında. Şu anda meşgulüm Gina. "Sayılarım mı. Ertelesek daha iyi olur. avazın çıktığı kadar bağırırken böyle demiyordun ama. "Tommy? Tommy diyorum. pekâlâ.. Başka zaman buluşsak. tamam mı?" "Ben şimdi ayakkabılarımı giyer ve-" Gina Tommy'nin ne dediğini anladığı anda birden sustu. seni hep sevdim. neredeyse tetiği çekmişti." "Emin misin?" "Eminim! Sayıları çektiklerinde mutfaktaydım. Emin olmak için bir daha baktım.e-kitap.. "Tamam. Eski günlerdeki gibi baş başa.. Gerçi birkaç dakika önce Gina'yla tekrar birlikte olabilmek için sağ kolunu vermeye Saklı Kütüphane 44 www. Dolar milyoneriydi. Lafı uzatırsa.. Üç hafta önce aramamamı söyleyip. orada mısın?" "Haa. sonra da bir kağıda yazdım. demek istedi Tommy." Son cümleyi heceleyerek söylemişti. Duyar duymaz hatırladım. Ama ağzından çıkan tek yorum. Duyuyor musun? Senin o boktan sayıların çıktı..

aynen rüyasındaki gibi . Ama bugün her şey değişmişti. İlk başlarda şansını kaçırdığından korktu. ama bu imkânsızdı. ama buna değerdi. Bir sonraki gün kendini bildi bileli aklından çıkmayan sayıları oynamak için Conneticut'a gitmişti. Sayılar doğum günü falan değildi. içinde bir yerde paranın Saklı Kütüphane 45 www. Sayılar onun aklına gelmişti. Hepsi bembeyaz parlıyordu. tabancayı eline aldı.o sayılar . Biletini çıkarıp bakmak zorunda da değildi. Ama. Tommy kazanmamıştı. O'Sullivan'daki herkese birer kadeh içki ısmarlamıştı o gece. Son yedi yıldır sürekli bu sayılara oynamıştı. Büyük ikramiye 86 milyon dolar olduğuna göre. Ne yazık ki o gün hiç gelmedi. Neden 6-12-19-21-36-40+18 sayılarını seçtiğini bilemiyordu. Daha da kötüsü. Ama bir sonraki gün gazeteyi alınca. yirmisekizinde biri için pek de öyle olmadığını. Ama o gece haberlerde anons edilen sayılar onun sayıları değildi. zavallı duruma düştüğünü gördü. Birkaç ay sonra daha az şevkliydi bu konuda. ama bunun bir önemi yoktu.bunun bir rastlantı olmadığını anlamıştı. sadece iki tutturdu. Sayıları oynamak için gideceği yere varması ve geri dönmesi iki saatini almıştı. ama yine de oynamayı ihmal etmedi. kaderdi bu.. Günler geçtikçe işler daha da sarpa sarıyordu. Tommy sayılarının henüz çıkmadığını görünce rahatladı. Liseden mezun olalı on yıl olmuştu. Oynamadığı hafta sayıları çıkar diye korkuyordu.. saat başına milyon dolar kazanacaktı. Sayılar her akşam yatağa yattığında zihninde parıldayıp durmasaydı. O Powerballı kazanacaktı. Gina gibi piliçler de.. hiçbir hafta oynamamazlık etmedi. Bugün artık ben gelecek vaat edebilecek biriyim. Brooklyn'de aynı boktan dairede oturuyor. Değil mi? Tommy masaya doğru yürüyüp. daha doğrusu hiçbir şey kötüye gitmiyordu. Bekleyin de görün diyordu. Gecenin sonunda o kadar çok kazanacaktı ki. Ara sıra onunla takılmak iyiydi hoştu. Elinde silahı evirip çevirirken neden hâlâ namluyu ağzına sokup tetiği çekmek istediğini düşündü. Tek iş deneyimi Tower Müzik'te tezgâhtarlık yapmak olan yirmisekiz yaşındaki biri bir gün içinde potansiyel sahibi olamıyordu. çevresindekilere günün birinde milyoner olacağını söylüyordu. hepsi buydu.e-kitap. isterse barı satın alabilecekti. son sayı hariç. Cebinde beş kuruş kalmamıştı. Birkaç yıl sonra Tommy kazanacağını düşünmüyordu artık. Ne zaman sarhoş olsa. Bunlar onun sayılarıydı. kadınlar da bunu biliyorlardı.çıkmıştı bile. Powerball Conneticut'ta oynanmaya başlayıncaya kadar bunların ne anlama geldiğini de anlamamıştı. Sonra da Eyaletlerar'ası Piyango Birliği'nden istettiği kitapçık gelmişti. o da kamp ateşindeki bir kor gibi kıpkırmızıydı. Aslında. Bu da işler kötü gidiyor demekti. ki son zamanlarda sık sarhoş oluyordu. onsekizinde biri için havalı olan bir şeyin. belki de sayıları . Sayıları ilk defa akşam on haberlerinde görmüştü . Tommy 'uzun vadede bir kadına bir şeyler vaat edebilecek bir erkek' değildi. Kanepeye oturup tabancanın yanında duran televizyon kumandasına uzandı. ama daha iyiye gittiği de yoktu. ama Gina'nın da ona ayrıntılı bir şekilde anlattığı gibi. aynen ilk seferinde olduğu gibi. Şimdiyse.us . çoktan bırakmıştı bu işin peşini. Artık parası vardı ve her şey yoluna girecekti. zihninden geçip durmuştu. Biraz şevki kırıldıysa da tamamen kaybolmadı. İlk başlarda böyle bir iş ve daire ona havalı gelmişti. Gina'nın istediği erkek olmaya çalıştı. Birkaç dakika kanalları gezindikten sonra da kazanan sayıların ilan edildiği kanalı buldu 6-12-19-21-36-40 ve Şans Topu 18. Bu ona 109 dolar artı bahşişe mal olmuştu. Bir sonraki hafta yine trene binip sayılarını oynamaya gitti. Tommy oynamaya devam etti. Yedi sayıdan sadece ikisini tutturabilmişti.razıydı. tüm çıkan numaralar kitapçıkta yazıyordu. ak saçlı spikerin yanılmadığını anladı. Gina gibi sayıları yazmak zorunda değildi. aynı boktan işe devam ediyordu. Azimle oynamaya devam edecekti. Sanki gözlerini kapadığı anda göz kapaklarının altında yanıp sönen neon ışıkları gibiydi. Değil mi? Nedendir bilinmez bundan pek de emin değildi.altı beyaz bir kırmızı sayı. Tommy kazanacağından o kadar emindi ki televizyonda okunan sayıların yanlış bildirildiğini düşündü. Artık kendini öldürmesi için bir neden kalmamıştı ki.. Ama Tommy. Kazanan sayıları açıklayacakları gece kazanacağına o kadar emindi ki.

herhalde şu para meselesi hakkında arıyorsun. hemen ödemeye hazırım. Kendini tamamen değiştirebilirdi. Caine konuşmakta tereddüt etti. ama değişebilirdi. Şimdilik her şey yolunda gibiydi. Bunu düşünmemeye çalışarak tabancayı dolabına.us . Sağ ol. değil mi? Kulübün iyi bir müşterisisin. Eskiden hep bunları giyerdi. Bir an için telefona cevap vermemeyi düşündü. Hastaneden çıkar çıkmaz.hiçbir şeyi değiştirmediğini biliyordu. ya da bir tahtası gevşemeye başlasa bunu anlayacağını düşünüyordu. Evet. "İyiyim." "Tabii. "Aslında pek iyi değilim Caine." diye yalan söyledi Caine. ama sonra fikrini değiştirdi. İç geçirerek başını salladı. Saat neredeyse sabahın ikisiydi. ▲ Caine kalktığında geceydi. En azından denemeliyim. Neredeyse onbir saattir ilaç bünyesine etki ediyordu. Caine'in dili damağı kurudu. ona bunu unutturmuştu. gözlerinin karanlığa alışmasını bekliyordu. O hâlâ bir zavallıydı. ama birkaç saniye sonra. İlacı içmişti. aklını kaçırmaya başlasa." Nikolaev duraksadı.. "Ya. seni burada görmek isteriz. Caine'in yüreği ağzına geldi. Sanki bir şeyi unutmuş gibi geliyordu kendisine. "Hiç sorun yok. yok öyle bir şey değildi. Başını sağa sonra sola çevirirken gözlerini kırpıştırıyordu.paran var." "Faiziyle birlikte. Caine hiçbir yere odaklanmadan baktı. Ama başka bir şeyi de düşündü: O. Evet. birkaç dakika önce beynini dağıtmaya hazırlanan o zavallı adamdı hâlâ. konuşması gerektiğini anladı. Anlardı. Televizyondan yayılan ışık duvarlarda garip gölgelerin oluşmasına neden oluyordu. Ama ne olacaktı ki? Bir hedefi olmalıydı. "Ben hazırlıklıyım Nikolaev. Kumandayla televizyonu kapayınca oda karanlığa gömüldü. Rüyasını gördüğü bir şey miydi bu? Yok.. Dolabın kapağını kapatınca Tommy birasını bitirip. "Faizi ne kadar bu arada?" "Standart faiz. Sen nasılsın?" Onbirbin dolar borcu olan adama söyleyecek başka bir laf bulamamıştı. Severim seni bilirsin. Rüya görecek kadar derin uyumamıştı zaten. Saklı Kütüphane 46 www." Caine yutkunmaya çalıştı. Kendini farklı veya garip hissetmiyordu.. Daha doğrusu rüya gördüyse bile bilinci artık bunu gölgelemiş. gayet iyiyim. Birden elindeki cep telefonu titreşmeye başladı. Yani şunu açıklığa kavuşturalım . kanepeye uzandı..e-kitap. faiziyle birlikte." Adam cevap bile vermedi. Sonra birden hatırladı. Nasıl oldun?" Caine'in bir anda karnına sancılar saplandı. Tabii ki. sessizlik uzadıkça. ama boğazı da düğümlenmişti. yıllardır gittiği konserlerden topladığı siyah tişörtlerin arkasına sakladı. neredeyle elindeki telefonu düşürüyordu. Kimin aradığını anlayabilmek için ekrana baktı. ama on yıldır ilk defa rüyasında sayılar gözünün önünde parlamadı." "Tabii ki param var." diyen Nikolaev'in sesi tehditkârdı. "Enfes. "N'aber Caine? Vitaly ben. ama son zamanlarda bir tek temiz çamaşırı kalmadığında giyiyordu bunları. Anlamalıydı. Ekranda ise aşırı neşeli bir genç kadın kazanan Powerball sayılarını söylüyordu. Başucunda duran cep telefonunu kaptı ve saate baktı. Hâlâ uyuşuk olan parmaklarıyla telefonunu açmaya çalıştı. "Bankada mı para?” "Evet. Uykuya dalmadan sayıları düşündü. Kaloriferin üstünde unutulup kuruyunca kaskatı kesen bir çamaşır gibiydi dili. Ama bu derdime deva olabileceğini düşünüyorum." Caine'in midesi bulanmaya başladı. Haftalık yüzde beş ve her hafta faiz katlanıyor biliyorsun. Ama Jasper da aynen böyle dememiş miydi? Garip bir şeyler oluyormuş gibi hissetmeyeceğini söylememiş miydi? Ama Caine yine de. bir huzursuzluk vardı içinde.

Kozlov'un hantal bir ayı gibi yürüyerek koridorda ilerlediğini gördü. cılız bir aydınlatmayla ışıklandırılmış koridora bakmak için kapıdan başını çıkarınca. Kozlov'a banka kartını teslim etmek zorunda kalacaktı.1012'de mavi kod uygulaması. sonra da sen hastanede kalırken her gün beşyüz dolar çeker. şu andaki durumu daha korkutucuydu.. İyi mi?" "Tabii Vitaly.us . Caine. hastaneden taburcu olma zamanı geldiğini düşündü." "Sağ ol. bunun gibi şeyler. hastane güvenliğini atlatabileceğinden hiçbir şüphesi yoktu. gerisi kâğıt Ayrıca. Daha telefonu kapatalı üç dakika bile olmamıştı.. Çıkınca da CD'lerini falan satarsın. Saate baktı. ama nakit değil. "Tamam o zaman. Caine bir an için onun ölmüş olabileceğinden bile şüphelendi. Yalan değil.e-kitap. Adam o kadar zor nefes alıyordu ki. öyleyse şöyle yapacağız." "Peki. Caine'in para konusunda yalan söylediğini kestirdiği anda da. Caine yalnızca atlatmasının ne kadar süreceğini kestiremiyordu." Hemşire Pratt mikrofona konuşurken senelerin Saklı Kütüphane 47 www. Caine telefonu kapayınca. saklanacak bir yer kestirmeye çalıştı gözüne. olur. Sergey birkaç dakikaya yanında olur." dedi Nikolaev. Ayakta durabilmek hoşuna gitti. Böylece seni kalkıp şehre inme derdinden kurtarmış oluruz. Ona banka kartını verirsin. "Caine bir de.." "Sağ ol Vitaly. Dengesini sağlayabileceğine emin olduğu anda elbiselerini giydi aceleyle. Caine monitörde zıplar gibi ilerleyen yeşil topa bakarken birden aklına bir fikir geldi."İyi. Caine'in yüreği ağzına geldi. bir ayağından diğerine cüssesinin ağırlığını aktararak ortalığı sarsan adımlar atıyordu." "Öyle. Madem sen yataktan çıkamıyorsun Sergey'i yollayacağım sana. Çok geç kalmıştı.. Yani demek istediğim. ▲ "Kod Mavi -1012. Bu gece bin dolar çeker. Caine odada etrafına bakındı.. bacaklarının ağırlığını taşıyamayacağından çekindiği için yavaş hareket ediyordu. Dev koruma yürümüyordu. birkaç CD falan da satacağım. o da gider parayı çeker. Onu yukarı yollayacağım banka kartını alması için. Caine'in hayatta son isteyeceği şey. "Vitaly sorun şu ki belki fonlarımı nakite çevirmem gerekebilir." dedi Nikolaev sanki Caine'e bir iyilik yapıyormuş gibi. "Caine şu anda bana yalan söylemeni tavsiye etmem. oda arkadaşının yatakta yattığını görebildi. Bilirsin işte." dedi ne yapacağını şaşıran Caine. "Sen iyileşmeye bak. Nikolaev." "Sorun değil." "Hani tüm para bankadaydı?" Nikolaev bir an için sustu.. sanki ayağını sürüyerek ilerliyordu. Bankada ikibin kadar nakit var. Nikolaev telefonu kapar kapamaz Sergey'i aradıysa Caine'in kaçmak için çok az zamanı vardı. Nikolaev'in yüz kiloluk korumasının kendisini hastanede ziyaret etmesiydi. Emin ol çevirebilirim Vitaly." Caine bunu derken bunun olabilmesi için bankada şu anda olan 400 dolardan fazlası olması gerektiğini düşünüyordu. Adamın hayatta olduğuna dair tek kanıt EKG monitöründen gelen bip sesiydi. Ama bir tek. Param var. zaman kazanmak istiyordu." "Evet?" "Çabuk iyileş olur mu?" Telefonu kapadı. Sergey lobide bekliyor. Kozlov onu 'ziyaret' etmeden önce gitmek istiyordu. Kolalı çarşafı bir kenara itip yavaşça ayaklarını yataktan aşağıya sallandırırken... Birden. Tabanlarının altındaki zemin soğuk ve pürüzsüzdü. Caine'in bu hayata elveda deme zamanı gelmiş olacaktı. nöbetler veya şizofreni artık korkutucu gelmedi. Caine'in bekleyip de bu sorunun cevabını öğrenmeye niyeti de yoktu. Buradan çıkar çıkmaz. Ama her an nakde çevirebilirim. Dev Rus'un.

Parlayan levhaya bakarken sanki birden gözünün önünde harfler büyüdü ve odayı yerden tavana kadar kapladı. ama kadının adamı azarlayacak zamanı yoktu. Ama Caine'i tutup duvardan duvara atmaya başlamaktansa. Nasıl olmuştu da çıkmıştı? Kadın bu konuda kafa patlatmaya niyetli değildi. Caine’in boğazı düğümlendi. O anda arkasında cüsseli birinin ayak seslerini duydu. Kozlov'un dolgun elini omzunda hissettiği anda kaçacak bir yeri olmadığını anladı. Birkaç saniye sonra. hayır. Caine gözlerini sıkıca yumarak görsel halüsinasyonlarının geçmesi için kendine hâkim olmaya çalıştı. Gülümsüyordu. Arabayı adamın çevresinden itip yoluna devam etti. ▲ 1013 numaralı odanın kapısının eşiğinde duran Caine yan odadan çıkan hemşireye ve pratisyene görünmemek için neredeyse kapıyla bütünleşecekti. Caine koridora fırlayıp kırmızı neon ışıklı bir tabelayla aydınlatılmış olan çıkışa doğru hızlıca yürümeye başladı. Saklı Kütüphane 48 www. koridorda köşeyi dönerek yoluna devam etti. 1012 numaralı odada birinin ölüm döşeğinde olduğunu diğer hastalara belli etmemek gerektiğini düşünüyordu.verdiği sakinlik ve deneyim okunuyordu sesinden. beyaz önlüğü gören Rus'un aldanıp kendisini bir doktor sandığını anladı.us . Yavaş yavaş kendine gelmeye başlayıp gözlerini açınca da arabanın içinde ameliyat kıyafetleri ve hastane önlükleri olduğunu gördü.ya. Kablosu çıkmış. "Lanet olası meret!" Caine cebine el atıp telefonu susturmaya çalıştı. bir an için. şimdi bunun sırası değildi. Belli ki bu Kozlov'du. koridorun sonundaki ikili kapılardan dışarı attı kendini. Hemşire eğilip ucu yerden aldı. Odaya yeni yetme pratisyenlerden biri koşarak girdi ve deneyimli hemşireye neredeyse çarparak durdu. ona iki yıllık meslek hayatında birçok şey öğrenmişti. Sonra. Burası bir hastaneydi ve garip şeyler hep olurdu. Dengesini sağlayabilmek için yanında durduğu hastane arabasının koluna yapıştı. Asansörleri bulduğunda tam gümüşi düğmelerden birine basmak İçin elini uzatmıştı ki baldırında bir titreşim hissetti ve telefonu çalmaya başladı. yerde duruyordu.e-kitap. Adam kadına öldürecekmiş gibi bakıyordu. sakallı adama çarpana kadar onun koridorda olduğunu fark etmemişti. O anda kabloyu gördü. için için yalvarıyordu asansörün gelmesi ve kapıların açılması için." pratisyen hemşirenin işaret ettiği yerde duran kablo ucuna baktı. Bunu yaptığı anda da birden başının döndüğünü fark etti. İlk önce odaya o girdi. Tıka basa doluydu. Caine zorlanarak ilerleyip. Caine. Dev cüsseli. "Ne kadar zamandır" "Yanlış alarm. Ama iş işten geçmişti. Acil durum arabasının koluna yapışıp koridordan aşağıya doğru hızla gitti. Hiç düşünmeden beyaz bir doktor önlüğü çekti aldı ve üstüne giydi. sanki fırtınadan önceki sessizliliğin tadını çıkarıyor gibiydi. Kozlov yalnızca onu kabaca bir kenara itip. Hayır. garip şeyleri sorgulamanın bir anlamı yoktu. Tanrım neden hep yaşlılar onun vardiyasında ölürlerdi ki? Bu hafta üç etmişti. Üzerindeki bant hâlâ yapışkanlıydı. Kaçacak bir yer ararken asansörün kapısı önünde kapalı duruyordu. Odaya girince ışıkları yakıp Bay Morrison'ın yanına koştu. Kozlov sakince ona doğru geliyordu. çünkü ikili kapılar açılınca elinde cep telefonuyla Kozlov göründü. bembeyazdı. Asansörde elinde bir paspas olan İspanyol görünümlü bir adam vardı ve yanında da tekerlekli bir kovanın içinde su vardı. şaşkın bir halde olduğu yerde kala kaldı. Kozlov sessizce ve çaktırmadan 1012 numaralı odaya girince de. Adamın kanı çekilmişti sanki. Caine üstüne atlayacağını düşündüğü dev Rus'un saldırısına kendini hazırlamak istercesine omuzlarını dikleştirdi." "Ne . Caine çaresizce asansör kapılarına baktı. Tam o anda asansörün kapısı açıldı.

Hapı yutmuştu..ne olmuştu? Belki şizofren olmuştu. karabasanlar canlandırdıklarını Saklı Kütüphane 49 www. Bu katta hangi hastaların yattığına dair bir levha falan yoktu. Aklından geçen tüm bu düşünceleri bir kenara itmeye çalışan Caine. dinlemekle de akıllılık ederdi. Sanki dalga geçiyordu onunla.. daha işin bitmedi. Elinin altındaki soğuk metal kol. belki de bir nöbet geçiriyordu ve Rus mafyasının peşinde olduğunu sanıyordu. Yaşayacağını önceden bildiği her anın tadını çıkarmak istercesine bu soğuk havayı soludu. Canı acıdı ama bu herhangi bir şeyi kanıtlıyor muydu? Belki de canının acıdığını hayal ediyordu.e-kitap. Sanki elinde bir floşroyal varmış da. Daha değil. Arkasında kalan asansörün kapısı kapandı. zamanlaması bu kadar iyi olamazdı. hangi açıdan baktığına bağlıydı insanın. Ancak. çevreyi sarmış olan antiseptik alkol ve ilaç kokusu. ama bu Caine'in kendisinin garipleştiği anlamına gelmiyordu. Sanki gerçekten kafasının içinde bir ses vardı. Her şey gerçekti. Ne yapmaya çalışıyordu? Hastanenin içinde bir Rus mafya üyesiyle kovalamaca mı oynuyordu? İşler nasıl böylesine çığırından çıkmıştı? Sonra birden anladı: İlaç. "İnsana bir şey oluyormuş gibi gelmiyor. başının üstündeki pek de parlak olmayan floresan lamba. son birkaç dakikadır her şey garipleşmişti. Sessiz odaların önünden geçerken sanki soğuk bir rüzgar yalıyordu yüzünü. normalle anormal arasındaki çizgiyi geçtiyse? Jasper'ın sözleri çınlıyordu kulaklarında. Caine bu deneyimin sakinleştirici. Caine asansör her bir katı çıkarken değişen sayılara bakıp birden kendini ne kadar aptalca bir duruma düşürdüğünü anladı. huzurlu olduğunu düşündü.. Öyle değil mi? Belki de bu bir karabasandı. Genelde içgüdülerini dinlerdi.us . İkili kapıdan içeri girdi ve diğer tarafta ne olduğunu görmek istedi. Caine koca asansörün içine attı kendini ve elinin altındaki ilk düğmeye bastı. Bu.neydi bu duygu? Öngörü müydü? Psişik miydi? Birden kendine çok güvendi. Güvenirdi içgüdülerine. gerçekten aklını kaçırdığını mı kanıtlıyordu acaba? Hayır. asla kaybedemezmiş gibi hissetti. Hapı almadan önce kaybetmişti Nikolaev'e parayı." dedi Caine neye uğradığını şaşıran hademenin elinden paspası kapıp kovayı aldığı gibi koridordan aşağıya doğru fırlatırken. Bu.. İşte bu yüzden bu kadar korkutucu. olmayan şeyleri gören biri.. Kozlov kovadan kaçınabildi. Uyuyan insanların kapılarının önünden yürümek ve bilinçsiz zihinlerinde ne gibi rüyalar. Kapı kapanırken Caine dev adamın yaklaştığını gördü. ya da mantıksız bir döngü."Özür dilerim ama. İkili bir kapıya geldi. Bunun sadece içgüdülerinin sesi olduğunu tekrarladı kendine. Caine başka bir asansöre binmeyi düşündü. Kapının pürüzsüz kollarına el atınca birden sanki daha önce buraya gelmiş. Her şey o kadar tanıdıktı ki. Birden çok yoğun duygular hissetti ve kendini. Kendi yattığı koridora benziyordu. her şey normalmiş gibi geliyor. Hayal görmediğinden emin olmak için kendini çimdikledi. Ayak sesleri sert ve soğuk zeminde çınlıyordu. böyle bir anı yaşadığından veya yaşamadığından nasıl emin olabilirdi ki? Ya korktuğu başına geldiyse? Ya tamamen keçileri kaçırdıysa.. hülyalar.. ilacı alınca görmeye başladığı kötü bir rüyaydı. Bu Caine'e bir fırın saatini hatırlattı. asansör sarsılarak durunca. Metal kapılar kapandı ve asansör yukarı çıkmaya başladı. sonsuz bir mantık döngüsüydü. uyanmıştı ve sonra.. Tamam. kapıların açılacağını belli eden zil sesi duyuldu. ama sanki içinden bir ses ona bunu yapmamasını söylüyordu. Ama bu imkânsızdı..." Birden. boş koridor boyunca yürüdü. Kozlov asansörü durdurmak için kolunu uzatmıştı ama çok geç kalmıştı. Kozlov ayağa kalkamadan kapıların kapanması için de dua ediyordu bir yandan. Halüsinasyon gören. poker masasında kaybedecek bir ele onbirbin dolar yatırma kararını da içgüdülerini dinleyerek vermişti. Planlasa. Sabunlu sular yere dökülünce de Kozlov kaydı ve büyük bir gümbürtüyle yere yapıştı. ama bunu yaparken paspas omzuna çarpınca kova devrildi. pek de iyi olmamıştı. Bunu kabul edemiyordu. bunları yaşamış gibi hissetti kendini. Kapılar açılınca Caine hiç düşünmeden onbeşinci katta indi.

. Tavana kadar yığılmış meyveli çörekler. Ne de olsa bir yetişkindi. Koca yatağın içinde o kadar küçük kalmıştı ki. "Peki ben kalayım mı seninle biraz?" Küçük kız başını salladı. hayır demişti. Bunlar geçmişte yaşanmış. KAUFMAN. İşte olan olmuştu. Kartın üstünde odada yatan hastanın soyadı ve adı yazılmıştı büyük harflerle. sanki empati kurmuş. birkaç saattir bu kadar korktuğu için kendinden çok utandı. ama arkadaşlarım bana Caine der. ama Caine kızın başını salladığını fark etti... O anda da gördüğünün bir bebek değil de küçük bir kız olduğunun farkına vardı. Onun yaşında. Jasper'ın sözleri çınladı kulaklarında..us . bağlıymış gibi. Her kapının önünden geçerken beynindeki ses ona hayır. Tamamen aklını kaçırmıştı. halüsinasyon görüyordu." derken kız burnunu çekti. "Çok güzel bir adın var.. bir de beyaz kart vardı.. SCOTT. hatta olağan.e-kitap.. MlCHAEL NAFTOLY. Sanki hükümetin düşüncelerini çalmaya çalışması ya da en yakın arkadaşının seni öldürmeye çalışması en normal şeymiş gibi gelir.. umut muydu duyduğu? Kim bilir belki de umuttu. çok yalnız görünüyordu. Kız konuşmadı. "İyi misin?" diye sordu Caine ne diyeceğini bilemeyerek. Caine birden. Caine bağırmamak için kendini zor tuttu. "Bir hemşire çağırayım mı?" Kız başını hayır anlamında salladı.. Evet. DEBRA. Caine hiç tereddüt etmeden İçeri girdi. Odada birinin ağladığını duyabiliyordu." dedi Caine gülümseyerek. NINA. çünkü çok gerçekçiydi. Dördüncü odanın önünden geçene kadar Caine bu isimleri okurken birini aradığının farkına varmadı. ama sanki başka bir şey de duyuluyordu." "Merhaba Caine. Etrafına daha dikkatli bakmaya başladı. işte kızı buldun. "Adın Elizabeth değil mi? "Ha ha. Dilini ısırıp korkusunu yenmeye çalıştı. Sonra da bebek ona doğru dönüp kocaman." "Öyle mi?" diye sordu küçük kız burnunu silerken. HORAN. hayır. Ama bu gerçek olmadığı anlamına gelmez. Ya da başka bir şey miydi? Caine emin değildi. Sonra ona bir sır verecekmiş gibi kıza doğru eğilip göz kırptı. Doğal. kuduz köpekler. Neye bağlıydı ki? Onların zihinlerine dedi Ses (içgüdüsü) fısıldayarak. "Öyle.." Küçük kızın sesinden halsiz olduğu anlaşılıyordu. Benim de küçük bir kızım olsaydı adını Elizabeth koyardım herhalde. Koca hastane yatağının örtüleri kırışıktı. yaşlı gözlerini kırpıştırdı. yataktaki kız ise daha bir çocuktu. ağızlarından köpükler saçan. canlı tutulmuş hatıralar gibi birer birer geçti aklından. Ama tüm bunların gerçek olmaması söz konusu değildi. Tabii ki öyle. Beşinci kapıdaki ismi okuyunca durdu. Odaklanmalıydı. Tüyleri diken diken olurken soğuk terler döktü. Korkarak başını salladı. bir hastanede tek başına olmak çok korkutucu olmalıydı.düşünmek. Gözleri odanın karanlığına alışınca Caine yastığın üstünde bir oyuncak bebeğin başını gördü. Saklı Kütüphane 50 www. Birden huzurlu hissetti kendini. "Adım David. "Peki. Caine bunun delilik olduğunu geçirdi aklından. Önünden geçtiği her kapının üstünde bir numara. KARAFOTIS.eski sevgilisiyle çirkin bir yüzleşme. Gördüklerin gerçek gibidir. ama sanki yatakta kimse yok gibiydi." Caine küçük kızın yatağının yanına yavaşça bir iskemle çekip oturdu.

" "Evet." "Belki rüyalarıma girersin." dedi Caine kızın örtülerini düzeltirken. Ben uyuyuncaya kadar kal. Rüyalarda görüşmek üzere." "Görelim bakalım." dedi kız kendinden yaşça çok olgun birine yakışabilecek bir kadercilikle." "Peki. ▲ Jasper bloğun etrafında bir tur daha attı. "Yoruluyorum da ondan." Elizabeth ona söyleneni yaptı. Saklı Kütüphane 51 www. "Yarın akşam da beni görmeye gelecek misin?" "O zamana kadar taburcu olmuş olurum Elizabeth. Biraz daha kal. Birkaç saniye sonra kız gözleri kapalı olduğu halde başını Caine'e doğru çevirdi. Aralarındaki tek fark bir Nikon kamera. Kolunu tutan Elizabeth'in elini alıp diğer elinin yanına koydu. gerçi benimki Elizabeth kadar güzel değil ama. "Diğerleri benimle hiç konuşmazlar.e-kitap. Bir tek 'ağzını aç. "Öyle. "Herhalde bana git diyorsun artık. 9 milimetrelik bir Lorcin L gibi geri tepmezdi." Elizabeth kıkırdadı. "Senin adın da güzel." dedi. "Lütfen hemen gitme." "Ben de. ama daha bir adım atamadan Elizabeth elini uzatıp adamın koluna yapıştı." derken gülümseyince birkaç dişinin eksik olduğu görülüyordu. Caine kızın ne kadar güçlü olduğunu fark edince şaşırdı. Karanlıkta yüzünü seçebilmek için gözlerini kıstı. Elizabeth yine güldü." dedi Caine. Her şey bir şekilde yoluna girecekti." "İyi. Anlayışla karşılamak gerekir bence. Caine parmak uçlarına basarak odadan çıktı." "O zaman." "Herhalde. "Anlıyorum seni. Sonra da. onların da işi zor aslında."Şimdi de senin." dedi sanki bunu anlamamak için aptal olmak gerekiyormuş gibi." Caine ayağa kalktı. "Sen gerçekten bir doktor musun Caine?" Caine gülümsedi." dedi Caine. Uyku saatin de geçti." Kız daha dikkatli baktı Caine'e. aaa de' derler. benim de güzel bir adım olduğunu söylemen gerek. Ses'in kendisine 'hadi' demesini bekliyordu." dedi Caine ve yerine oturdu yine. "Horladığını duyuncaya kadar hiçbir yere gitmeyeceğim." "Öyle mi?" diye sordu Caine kızı taklit edip sesini incelterek. Daha önce hiç silah kullanmamıştı ama bu onu endişelendirmiyordu. "Şimdi gözlerini kapa ve uykunu getirecek bir şeyler düşün. Tüm gün boyunca hasta insanlarla uğraşıyorlar. Daha çok seveceğim." "Haklısın doktorlar fazla konuşmazlar." "Ben horlamam. "Hangi diğerleri?" "Diğer doktorlardan. "Eğer doktor değilsem beni daha az mı seveceksin?" "Hayır. "değilim. Resim çekmek gibiydi bu iş: Odakla ve bas. Caine bir süre bir şey demedi ve Elizabeth ağzını kocaman açarak esnedi. Söz." dedi Caine ve o da birden kendini çok yorgun hissetti. Bu kızın her nesi varsa iyileşeceğinden çok emindi Caine. "sen diğerlerinden farklısın.us . Çünkü ben doktorları çok sevmem de. Olmaz mı?" "Olur." Birkaç dakika sonra Elizabeth'in nefes alış-verişi yavaşladı.

Ona 'git bir silah al sonra da şehir merkezine dön' demişti. Binbir türlü şey gelebilir başıma. Bu imkânsızdı zaten. David'e zarar vermeye çalışanlara karşı onu korunmak için. Çıkışı gören Caine oturanların arasından oraya doğru yöneldi. O salak trene binip gidiyorsun sabahtan akşama kadar. Birden başı dönünce oda sanki gitti geldi gözünün önünde. Ne kadar mermiye ihtiyacı olacağını bilmiyordu. İşte Jasper bu yüzden silah almak zorunda kalmıştı. -Aynen bana dediğin gibi silahı aldım. Acil servisten çık. Siz ne dersiniz?" Bir an için sessizlik oldu. Kocasıyla tartışan hamile bir kadının yanından geçti. İçgüdülerini dinlemekten (Ses'i dinlemek demek daha doğru olacaktı belki de) çekinen Caine koridorlarda dolanıp Acil Servis'i buldu. "Doktor bey? Doktor bey?' Caine gözlerini açtığında artık başının dönmediğini hissedince rahatladı. Orada seni bekliyor. öksürüp. Hazır mısın? -Evet İyi. ama eğer Ses ona öldürmesini söylerse öldürürdü. içgüdüleri (Ses?) sustuğu için memnundu. Jasper birini öldürmek zorunda kalıp kalmayacağını merak etti. Ses onu yanlış yola sürüklemezdi. David'e zarar vermek için komplo kuran kafa kafaya vermiş herkesi görmüştü. sanki içini tarif edilemez bir mutluluk kaplamıştı. Birini öldürmek istemiyordu. Ses ona hiçbir zaman her şeyi bildiğini söylememişti. Neyse. Caine durdu ve yanındaki sandalyenin arkasına tutunup. Jasper bunun nedenini bilmese de emindi. Caine. Diğerleri onu denek olarak kullanmak istiyorlardı. "Tek başıma kalamam. gözlerini sıkıca kapadı. Sanki biri kulağına fısıldıyordu.Harlem'de. birkaç tur antrenman atışı yapmayı düşünmüştü. Zamanında yetişebilmek için depar atması gerekecekti. çünkü Ses her şeyi. senden çok uzakta. Yakışıklı doktorlar 'hastaya acil müdahale gerekiyor' ya da 'hemen ameliyata alın' diye bağrışarak koşuşturmuyorlardı koridorlarda. Jasper dinlerken sonsuzluğun bir parçasını görebilmek için gözlerini kapadı. ama yalnızca iki şarjör mermisi vardı ve boşuna mermi harcamak istemiyordu. Elizabeth'in odasından çıkınca." "Hayatım ama-" "Bana 'hayatım ama' deme. Ses bu konuda çok fazla ayrıntıya girmemişti. olduğu yerde dondu kaldı ve başını yana eğdi. Böyle anlarda da Jasper.e-kitap. Sanki bir şelalenin arkasından bakıyordu acil servise. Bunu yaptığı anda da gülümsemeye başladı. AslaZamanı geldi.. sokak boyunca hızla ilerledi.us . Mutsuz insanlar duvar diplerindeki oturma yerlerine dizilmişlerdi. çünkü gerçek amacını anlamıştı. Koruma için. Jasper gözlerini açtığında bu görüntüler bilincinde yalnızca birer gölge olarak iz bıraktı. tıksırıp duruyorlardı. Jasper da aynen öyle yapmıştı. Kapı eşiğinde tartışan çifti duymamaya çalıştıysa da konuşmalarını duymazdan gelemiyordu. Ana çıkıştan çıkma. Elindeki silaha daha da sıkıca sarılarak. yasa dışı silahı aldığı yerde. Artık orada olmak için bir nedeni kalmayınca asansöre binmek için koridor boyunca yürüdü. Birileri onu para karşılığı satmaya hazırdı. Gel doktora soralım. o odaya girmesini teşvik eden şey her neyse. Sana şimdi yapacaklarını tek tek anlatacağım. Asla ikizine zarar vermelerine izin vermeyecekti. bilinebilecek her şeyi bilirdi. Sonra Ses sustu. Hamile kadın ona Saklı Kütüphane 52 www. Zemin kata geldiğinde birden bir şey onu durdurmaya çalışıyormuş gibi hissetti.. ama bazen Ses onunla konuşurken zihninin bir yerinde Jasper onun gördüklerini görebiliyordu. artık olay yerinde alıştırma yapardı. Ben de burada kalıyorum. yaralardan kan ve cerahat akıyordu. Birkaç kişi de ölmesini istiyordu. Jasper boş kaldırımda. Gördüğü her şeyi hatırlamasa da kendini bulutların üzerindeymiş gibi hissediyordu. her şeyi görebiliyordu. Bu televizyon dizilerindeki acil servisler gibi bir yer değildi.

Sonra da Caine'in gırtlağına yapışıp yıkık dökük bir tuğla duvara doğru itti. değil mi?" dedi Caine sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi. Caine karanlıkta adamın yüzünü göremese de şivesini duyunca kim olduğunu anladı. "Bay Caine. Bebek doğunca da eve gelirsin." Kadın birbirine kenetlediği şişmiş ellerine baktı. "Ben de sizi arıyordum. Her şey yoluna girecekti. "Üç defa erken doğum kasılmaları yaşamış ve ilk bebeğini kaybetmiş bir kadının. "Yakınlarda oturan akrabalarınız var mı?" Kadın hayır anlamında başını salladı." Saklı Kütüphane 53 www. Onu orada yere attı. Caine kulaklarını uyuşturan. beyaz önlüğün içine işleyen havanın tadını çıkardı. Caine çiftin dışarı çıkmasını bekledi. Çıkıştan dışarı adımını attığı anda buz gibi hava iliklerine işledi. Kaçmıştı. kadın hâlâ ona saat başı aramasını söylüyordu. İki ay Nora'nın yanında kalırsın. Böylece adamın aramamak için bir bahanesi olmamasını istiyordu. Genç çiftin gittiğine emin olunca da son yirmi adımı atarak hastaneden çıktı. ezberlediğinden emin olmak istiyordu. Soğuktan nefret etmesine rağmen. Kadın adama sürekli cep numarasını tekrarlatıyor." "Rica ederim. Herkes mutlu olur böylece." dedi Caine bir yandan akıllıca bir şeyler söyleyebilmek için aklını çalıştırmaya çalışarak. Caine daha elini bile kaldıramadan. "Emin değilim. evde tek başına kalması doğru mu sizce? Caine hamile kadının kocasına baktı sanki soruya cevap vermesine yardım edebilirmiş gibi. onu ararım. Birden düşünmeden konuştu." Adam rahatlayarak iç geçirdi. Birden kaba bir çift el yakasına yapıştı ve Caine'i bir apartmanın duvarına sertçe yasladı. "Neden gidip kardeşinizle kalmıyorsunuz? Bebek gelene kadar demek istedim.e-kitap. Adam karısına kapıya kadar eştik ederken." "Sağ olun. adam bir kolunun altına kıstırdığı Caine'i yan taşıyarak yan sürükleyerek boş bir arsanın köşesine götürdü. eşi sürekli doğu yakası boyunca gidip gelen bir trendeyken. Dünya ne kadar küçük." Bunu duyan kocanın yüzünde güller açtı sanki. “Tamam. "Çok teşekkür ederiz doktor bey. Caine başını duvara çarpmıştı.us . "Philadelphia'da bir kız kardeşim var sadece.bakıyordu. Adam sadece omuz silkti. Sanki yalnız kalmaktan korkuyormuş gibi kendi ellerini tutuyordu. Birden başını salladı." derken adam hâlâ Caine'in elini sıkıyordu." dedi Caine. hayatım bence de bu harika bir fikir. eşini alnından öptü ve elini Caine'e doğru uzattı. Bu garip sohbet sona erdiği için çok memnundu." diye gürledi Kozlov. "Pardon?" dedi Caine aklı karışmış bir şekilde. "Evet. Arkalarından giderse yine kendini bir aile kavgasının ortasında bulacağından çekiniyordu. Omuriliği bile ağrıdı." "Benim de kardeşim orada oturuyor. "İyi şanslar size.

David ondan uzaklaşarak Jasper'ın arkasına geçti. David'in karşısında normalmiş gibi davranmak çok önemliydi. Bu satranç takımı Caine'in tek değerli eşyasıydı. Babası bu garip taşları siyah beyaz zemine yerleştirdiği ilk gün." Jasper kardeşinin koluna yapışıp onu uzaklaştırdı. "Sergey. David ilk defa kardeşine dikkatle baktı. Birkaç blok yürüdüklerinde David durdu. Ama kazanmak için Saklı Kütüphane 54 www. Caine bir şeyi kaybetmiş gibi mutsuz hissetti kendini birden. "Boş ver." dedi David başını sallayarak. Ama Jasper için bu zor değildi. bazıları ise güçlü. "Sen nasıl oldu da." demişti babası. Bazıları zayıftır.e-kitap.." diye homurdandı Sergey. Bazıları oyunun başında işine yarar. "Satranç hayat gibidir David. "Onu bırak. Jasper da elindeki tabancayı çevirdi ve kabzasıyla Sergey'ln başının arkasına vurdu." dedi derin derin nefes alan Jasper. Çok kötü öksürüyordu. ▲ Caine'in dairesine vardıklarında güneşin ilk ışıkları odayı aydınlatmaya başlamıştı bile. ama kardeşinin buna hazır olmadığını biliyordu. Her şeyini almışlardı. "Sen yine de ona söyle. ama bu umurunda değildi. "Bundan nasıl emin olabilirsin ki?" Jasper buna cevap vermedi. "Şanlısın diyelim. "Eminim gitmeyecektir. David'e anlatmak İstiyordu. Satranç taşları yere dağılmıştı. Herif kim?" Jasper elleri hâlâ havada olan Rus'u işaret etti.?" Jasper.8 Silahın sesi insanın kulağında çınlıyordu." dedi David. Duvar saati 06:28'i gösteriyordu. bu rolü nasıl oynayacağını gayet iyi biliyordu. koşarak ve kardeşini de koşturarak ilerledi. Yumruk atmak için geriye çektiği eli bir Actionman oyuncağınınki gibi havada kaldı." diye yalan söyledi Jasper. "Her parçanın kendi işlevi vardır. "Dur biraz. Pencereden bakınca ufukta yeni doğan güneşi görebiliyordu. "Arkadaşın kendine gelmeden tabanları yağlasak iyi olacak. Caine eğilip siyah bir atı aldı. Nikolaev işini iyi yapmış. hiçbir şeyi atlamamıştı. "İyi misin?" diye sordu Jasper." "Hayır.. "Haydi. Jasper hiç bu kadar ses çıkacağını tahmin etmemişti.us . "Nikolaev orada beni bekliyordur. bazılarıysa sonunda. Eğer deli gibi davranırsa." "Oraya gidemeyiz. David'in koluna yapıştı. Nereye gidiyoruz ki?" diye sordu. "Sergey. hayatının büyük bir kısmında normalmiş gibi davranmaya alışmıştı." Jasper'ın sesi biraz titriyordu. gel gidelim. Vitaly'ye söyle bu hafta sonuna kadar parasını getireceğim. David dizlerinin üzerine kapaklandı. "Sen nereden çıktın? Ne işin var burada?" diye sordu öksürmekten zar zor konuşan Caine. anlatsam inanmazsın. Evinde bir tek bu saat. "Evine. diğer tüm elektronik aletleri almışlardı." dedi kendinden emin bir sesle Jasper." "Bu Bay Nikolaev'in hiç hoşuna gitmeyecek. tamam mı?" Sergey sanki 'kendi mezarını kazmak istiyorsan sen bilirsin* der gibi omuz silkti. Bu sesi duyunca kardeşine saldıran adam donup kaldı." dedi David ayağa kalkarken. bir de telesekreter kalmıştı. Babası altıncı yaş gününde hediye etmişti ona bunu. David ona güvenmezdi. Caine satrancın büyüsüne kapılmıştı. Dev adam kesilmiş bir ağaç gibi öne doğru yığıldı. Sesi çatlayan David Rus'un elinin kolunun yetişebileceği bir yerde durmamaya özen gösteriyordu. Kardeşinin boğazını sıkan adam onu yavaşça bırakarak ellerini kaldırdı. Atın ağız kısmı çatlamıştı.

Kadının şişkin göbeğini görünceye kadar onun kim olduğunu anlayamıyor. Dr." Jasper omuz silkti." dedi Jasper düşüncelere dalmış olan Caine'i kendine getirerek. 'Nereye gidiyorsunuz?" diye soruyor Caine İkisine. diye yazılmıştı.. uzun kırmızı tırnaklı. altında da bir barkod Saklı Kütüphane 55 www. "Ayrıca." dedi Caine Jasper'ın söylediğinde bir gerçeklik payı olduğunu bilmesine rağmen. Caine'in uykusu geliyor." dedi Jasper. yine de kazanabilirsin oyunu. şehrin içinde bile." Caine o zamanlar babasının ne demek istediğini anlayamamıştı. sesi ifadesizdi. bir emirdi." diyor Caine sanki bu cevap çok mantıklıymış gibi." diyor Elizabeth. Küçücük bir el. Kazanmak için yapman gereken tek şey tahtanın üzerindeki olası hamleleri ve anlamlarını iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmek. Büyük harflerle TVERSKY. ormanda ortama uyum sağlamak ve gizlenmek için uygun olan bu kıyafetleri giymekte neden ısrar ettiklerini bir türlü anlamamıştı. "Tahmin etmek imkânsızdır." diye cevap veriyorlar tek bir ağızdan. Caine sağ eline bakıyor.hepsini kullanmak zorundasın. ama bu soruyu sorarak ne öğrenmeye çalıştığını o da bilmiyor. İşler her an tersine dönebilir. Babasını on küsur yıl önce kaybetmişti. "Seninle aynı yere. "galiba sen daha iyi bir oyuncu olduğun için babam seni daha çok severdi. filmden fırlamış gerçeküstü kahramanlar gibiydiler.. Otomatik kapılar açılmadan Dr. Yeşil-siyah kamuflaj kıyafetleri giyen iki adam onu karşıladı. Caine kadına bakıyor ve ondan elini bu kadar sıkmamasını istemek üzere. Dikkatsizce oynayıp hatalar yapıyordun. Trenin sesi monoton. Kucağına bakınca biraz şaşırıyor. sen de aklını oyuna verdiğinde iyi oynuyordun. Jasper babasını hiç yenemedi. Aynen hayatta olduğu gibi. bana göre değil. Başı yastığa değer değmez uyuyakaldı. Sonra hatırlıyor. Bu konuşmaya da böylece bir nokta koyduklarını anlayarak Jasper'ın kanepede rahat ettiğine emin olduktan sonra kendi yatağına girdi. Tversky kravatını düzeltti. Yavaşça bilinçaltı devreye girdi. Satrancın güzelliği budur işte. ikizler ödevlerinin başına oturmadan. Kadın tanıdık gibi. oyundan büyük zevk almasını engellemedi. İşler böyle işler. babaları onlarla birer kez satranç oynardı. Caine'e gülümsüyor ve parmaklarından birini sıkıyor. Tversky ehliyetini verdi ve asker. ama Caine sık sık yenerdi. Bu hastanedeki hamile kadın. "Kimliğinizi alabilir miyim efendim?" Adam konuşurken. satrançta da skor tutulmaz. Askeri personelin. kayıyordu. Hâlâ onunla satranç oynamayı özlüyordu. Caine beyaz şahı alıp tahtadaki yerine koydu. P. "Çünkü. ''Yastık var mı?" Kardeşinin geçmişi anmaya niyetli olmadığını anladı Caine. Vagon bir sağa bir sola sallanıyor. Sol eliyle başka birinin elini tutuyor. sonra da yakasına iliştirdi." "Yani bu geleceği tahmin etmek gibi bir şey mi?" diye sordu Caine. Philadeiphia'ya giden bir trendeydi. Hatta. bu yüzden de açık veriyordun. Kadın ona dönünce sanki onu daha önce gördüğünü hissediyor Caine. "Aklını vermek sana göre bir şey.e-kitap. On parçanı kaybedip." "Babam beni daha çok sevmezdi. Elizabeth de yanında. Ama şimdiki zamanı çok iyi bilirsen geleceği kontrol edebilirsin. Parmakları kapalı.us . geçici bir kimlik düzenlerken bekledi. Senin sorunun yerinde duramamaktı. ama bu. Her gece yemeklerini bitirip sofrayı topladıktan sonra. "Neden?" diye soruyor Caine. Eline aldığı kimliğe baktı. Gri boyalı odada adamların bu kılıkta gizlenmeleri söz konusu dahi değildi. büyük ama yumuşak bir el var elinin üstünde. pencereden baktığında gördüğü ağaçlar aralıksız kahverengi bir şerit gibi." "Ya. "Biliyor musun. Bu aslında bir istek değil. Sonra da.

"Sana yardım etmek isterim." dedi Tversky dişlerini sıkarak. Tversky'nin anlattıkları inanılmazdı. yardım da isteyecekti.. anlattıkların çok ilginç. Sonra bilim adamı. bu tam istediği fırsat olabilirdi.. Onun savına göre. Ama. olasılık çerçevesinde belli bir yerde olsa bile aslında gözlemlenene kadar özellikle belli bir yerde de değildir. Bu fenomeni yetkin bir şekilde İncelemek için yeterli kaynağım olmadığı ortada. adamın kendi teorisine ne kadar inandığını görmek istiyordu. Tversky yüzündeki bu ifadeyi Forsythe'ın da fark edip etmeyeceğini merak etti.us . anlattıklarının tek bir kelimesi bile doğruysa. Daha önce haberi olmadan hiç resmi çekilmemişti. kariyerinde bu kadar deneyim edindiği halde. Yani. Heisenberg. 192ö'da yazdığı bir makalede. Ayrıca. Forsythe geniş masasının arkasında oturarak eski meslektaşına baktı. bir idareciydi sadece. Ama senin elinin altındaki kaynaklarla. Tversky kendine baktı. Bunu kanıtlamak için bir bilim adamının bir subatomik partikülün konumunu ve hızını belirlemeye çalıştığını varsaymıştı. O daha çok hak etmediği kadar yükselebilmiş bir bürokrattı. Kızgın ve bir hayli korkmuş gibiydi." diye arkadaşının başladığı cümleyi bitirdi Forsythe ellerini kucağında birleştirerek. aynen öyle." dedi Forsythe heyecanını gizleyerek. Tversky ve onun gibilerin insanî ilişkilerde beceriksizlikleri yüzünden Forsythe belli bir konuma gelebilmişti. tabii ki. Heisenberg bir partikülün hem konumunu hem de hızının aynı anda belirlenemeyeceğini ve böylece fiziksel dünyada her zaman bir belirsizlik olduğunu kanıtlamış oldu. "Evet. Heisenberg'in Belirsizlik İlkesinin yanlış olduğunu iddia eden birkaç asi olsa da. bir partikül.e-kitap. Forsythe için için meslektaşını eleştirdi. sinirine hâkim olamaması hiç de hoş değildi. Heisenberg Newtoncu fizikçilerin her zaman savunduğu mutlak ilkelere karşı çıkmış ve dünyanın siyah beyaz değil de. Acaba ne zamandan beri insanları da sabun paketleri gibi barkodlamak gayet doğal bir şey olarak karşılanmaya başlamıştı? Kimliğin sağ üst köşesinde kendi resmini görmek onu şaşırtmıştı." diye söze girdi Forsythe. Tversky'yi zorlamaya karar verdi. Tversky kadar zeki bir adamın. ışıkla aydınlatıldığında partikülün konumunu belirleyebilirdi. Ama. "ama bu anlattıklarına bakılırsa son yetmiş yıldır kuantum fiziğinde geçerli olan her şeye karşı çıkıyorsun. "Öyle mi?" Forsythe bilim adamlarının kendini beğenmişliklerine. "Benden ne istiyorsun ki?" "Desteğine ihtiyacım var. İnanılmazdan da öte. Forsythe korkusunu sezerse bundan faydalanacaktı. Ama Tversky. ancak olası konumları olabilirdi. Ama deneyin istenmedik bir sonucu da oluyordu: Işık ve partikül kesişinceye kadar partikülün hızı bilinemeyeceği için partikülün hızı belirsiz bir şekilde değiştirilmiş oluyordu. Ayrıca." dedi Tversky. dünyanın ileri gelen bilim adamlarının hemen hepsi kuantum mekaniğinin esaslarının Werner Heisenberg tarafından ortaya konulduğuna inanıyordu. Tversky hiçbir zaman Forsythe'ın büyük bir bilim veya ilim adamı olduğunu düşünmemişti. ışık dalgasındaki bozulmayı takip ederek. aslında gri olduğunu ileri sürmüştü. fotoğraftaki adam hiç de iyi görünmüyordu. Bildiğin gibi Heisenberg Be-" "Heisenberg yanılmıştı. çok gelişmiş egolarına aşinaydı. Birden irkildi. imkânsızdı. "Evet. sonucunu etkilemeden bir fenomeni izlemenin imkânsız olduğunu matematiksel olarak ortaya koymuştu. Özellikle de potansiyel bir yatırımcıyla konuşurken sinirlenmesi hiç hoş değildi. ama yine de Tversky'nin bu cesur yorumu onu şaşırttı. Forsythe bunu araştırmamayı göze alamazdı. Forsythe. Herhalde birkaç saniye önce binadaki izleme kameralarından birine yakalanmıştı. gerçek dünyada subatomik partiküllerin tam belirgin konumları olamazdı. Heisenberg şunu ortaya koyabildi: Gözlem sayesinde doğada gerçekte var olduğu haliyle bir Saklı Kütüphane 56 www. Forsythe'ın ona inanacağı da yoktu herhalde. Hatta.vardı. bu tırnağı bile etmediğini düşündüğü adamdan para istemeye gelmişti." "Çalışmanı yapabilirisin. Bu halde toplantıya girmek hiç de hoş değildi. Bunu yapmanın tek yolu o partikülü bir ışık dalgasıyla aydınlatmaktı.

yüce bir güç tarafından geliştirilmiş bir dünya değil de. sayısız belirsiz mutasyon sayesinde milyonlarca yıl boyunca evrim geçirmiş bir dünya olduğu görüşünü sundu." "Peki ya Charles Darwin?" Tversky determinizme ilk karşı çıkanlardan biri olan Charles Darwin'in ismini duyunca gözlerini çevirdi. Darwin Türlerin Kökeni'ni yazdığında. Tversky'ye Yaradılışçı damgası vurmanın ancak komik bir yorum olabileceğinin farkındaydı. Birçok bilim adamı bunu pek hoş karşılamadıysa da. çünkü monoton bir ses tonuyla ders verir gibi konuşmaya başladı.us . Tversky'nin ortaya koyduklarını sarsmanın en iyi yolunu arıyordu. Şu anda anlaşılamayan bir fenomen bize rastlantısal gibi gelebilir. gözlemlenmeyen fenomenlerden farklı fizik kurallarına tabi olduğu kabul ediliyordu. Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi determinizme karşı geliştirilmiş hem en soyut." dedi Forsythe kelimelerini özenle seçerek. Gerçi çoğu kişi bunun nasıl olabileceğini anlayamıyordu. Yine de teoriyi herkes kabul etmemişti. olasılıklara göre bir bilim adamının laboratuvarında olabilir. Sözümü geri aldım. hem de son darbe veya teoriydi. özellikle de yürekten Newtoncu olan bilim adamları. Darwin'in evrimin ve doğal seçilimin rastlantısal mutasyonun bir sonucu olarak ortaya çıktığı savı daha kanıtlanamadı. fenomenin rastgele veya rastlantısal olduğunu söyleyemeyiz. Yaradılışçılık'ı reddederek evrimi kabul eden herkes. Böylece çağdaş kuantum fiziği doğdu. bunların tahmin edilebileceğini savunurdu. ama kimse Heisenberg'in ortaya koyduklarına karşıt bir tezi de savunamıyordu. Heisenberg'in olasılıklar evreni daha önce kabul görmüş (ve açıklanmamış) fizik denklemleriyle de kanıtlanıyordu. Yaradılışçı Saklı Kütüphane 57 www. ayrıca yazgı. Belli ki Tversky eğlenmiyordu." "İnsan genetik yapısında 3. belli bir ortam içinde bir insanın fiziksel özelliklerini amaçlı bir şekilde yeniden programlayan kimyasal yapılar olmadığı ne malum? Örneğin. kader gibi belirli değişmezler olduğunu da reddetmişti ve determinizmi de reddetmek durumundaydı. Forsythe tüm bunları aklından geçirirken." Tversky bir kez daha dişlerini sıktı cevap vermeden. insanlar eğer 'gerçek' kuralları anlayabilse ve evrenin şimdiki durumunu kavrayabilse. ama o da bu yüzden eğleniyordu işte. Örneğin. tropik iklimlerde derinin koyulaşması veya rüzgârlı yörelerde elmacık kemiklerinin yükselmesi gibi. felsefecilere ve fizikçilere.e-kitap.partikülün konumunu değil de. Bunların arasında. Pembe dünyalarında yaşayan meslektaşlarını sinir etmek. bitim adamları hemen hemen her şeyin olası olduğunu da kabul etmek zorunda kaldılar. ama Darwin'in evrim teorisi bu teoriye indirilen en büyük ve en kolay anlaşılabilir darbelerden biriydi. çünkü onlar determinizme inanıyordu. Bu yorumda Heisenberg'in teorileri destekleniyor ve gözlemlenen fenomenlerin. Çünkü. Bu eser 1859 yılında yayımlandığından beri. bir partikül.2 milyonu aşkın nükleotid baz vardır. Bana kalırsa determinizm hâlâ tamamen çürütülebilmiş değil. Sonunda. "Helsenberg'i kabul etmemek. mutasyonun daha neden gerçekleştiğini bulamadık diye. Ama. Çağdaş bilimle. "Tamam. doğada gözlemlenen bir partikülün konumu belirlenebilirdi. mutlaklarla değil de olasılıklarla yönetilen bir evrende bütün sonuçlar vardır."Bunu mu savunuyorsun?" "Belki de öyle. "Tabii ki evrime inanıyorum. Bu. ama başka bir olasılık da evrenin başka bir yerinde olduğudur. entelektüel bir sohbetten bile daha zevkliydi Forsythe için." Forsythe elini kaldırdı. Onlara göre evren değişmez kurallarla yönetiliyordu ve hiçbir şey belirsiz değildi. determinizmi desteklemek demektir. fizikçiler bir araya gelerek Kopenhag Yorumu olarak adlandırılacak bir yorumda anlaştılar. Deterministler. bir takım çok ilginç felsefi sorulara ön ayak olduğu gibi. Forsythe ise sadece gülümsedi. "Yani şimdi evrime de mi karşı çıkıyorsun? Lütfen bana Yaradılışçı olduğunu söyleme. her şeyin bir nedeni olduğuna inanır. ne demek istediğini anladım. 1927'de.

Adamın söylediğini anlamak bile mümkün değildi neredeyse. "Yani sen elektronların hızlarının ve yönlerinin gelişigüzel olmadığına inanıyorsun. "Neden?" Forsythe eski meslektaşına bakakalıp. Bu alandaki en büyük başarısı. Gerçi kariyerinin ilk yıllarında bunları saptamaya çalıştı. çünkü gerçekten de zamanın akışını yönetiyordu. buz eriyinceye kadar onu ısıtacak ve tüm sıvı termal bir dengeye ulaşacaktı. ama Forsythe bunu söylemek. yani 'çoğu zaman doğru olabileceğini' kanıtlamış oldu. arkalarındaki güç ne?" "Bunun bir önemi var mı?" diye sordu Tversky. elektron partiküllerinin hareketleri rastgele değilse. "elektronların hareketinin ne tarafından yönetildiğinin.us . İkinci kanun. Bu da enerjinin her zaman dağıldığı yönünde bir savı vurgulayan İkinci Kanun'a aykırı bir buluştu. Böylelikle de fizik yasalarının büyük bir çoğunluğunun. öyle mi?" "Eğer Heisenberg'in teorisine gerçekten inanıyorsan. "İnsanlar. çünkü moleküllerin toplandığı yerde spontane enerji konsantrasyonu olurdu. Heisenberg'in felsefesinin büyük büyük babası olan. tükenmiş pillerin neden yeniden şarj olmadığına kadar her şeyi açıklamak için kullanırdı. enerji bir alanda odaklanmadan. Maxwell böylece İkinci Kanun'un ancak büyük bir olasılıkta doğru olabileceğini. moleküllerin durmaksızın gelişigüzel hareketi sonucu oluştuğundan. Bunu yapmak için de bir test tüpünde gaz olduğunu varsaydı. Gerçi ikisi de ne demek istediğini anlıyorlardı. ısı. ama son yıllarında da bunları yıkmaya çalışmıştı.olduğunu düşünmüyorum. o zaman her şey mümkün. Su. en hızlı hareket eden moleküllerin test tüpünün bir yerinde toplanabileceğine yönelik bir olasılık olduğunu ileri sürdü. ikisi de aynı ısıda olana dek. Maxwell sonra da moleküllerin hareket yönü ve hızının rastlantısal olduklarını söyleyerek. diğerine göre daha sıcak bir varlıktan ısının daha soğuk olana doğru akması." dedi Forsythe elini sallayarak. Çünkü her iki durumda da enerjinin spontane bir şekilde odaklanması gerekirdi. Bu bilim adamı. Enerji her zaman yayılır." "Peki. Ama ya Determinizm? Peki ya Maxwell?'' James Clerk Maxwell. gelişigüzellik. İkinci Kanun'a göre bir sistemdeki tüm enerjinin dağıldığı varsayıldığı için." Forsythe Tversky'nin bu cesur yorumunu duyunca kaşlarını kaldırdı. Ama Maxwell. yayılarak dağılıyordu." dedi Tversky. Böylece ikinci kanuna Zaman Oku adı da verildi. "Ama bana kalırsa.e-kitap. ne gibi bir önemi olabilir? Bu. Elektromanyetik dalgalar ve termodinamik veya ısı hareketleri ile ilgili çalışmalarıyla adını duyurmuştu. İkinci Kanun'un aslında mutlak olmadığını kanıtlayabildi. bu da ikinci kanunla çelişiyordu." diye cevap verdi Tversky. dile getirmek zorunda hissetti kendini. atomun şimdiye kadar bilinen en küçük Saklı Kütüphane 58 www. suyun sıcaklığının buza çekildiğini göstermişti. sıcak bir bardak suya atılan bir buz küpünün soğukluğunu suya aktarmadığını." dedi Tversky sandalyenin ucuna oturarak. Heisenberg gibi Maxwell de mutlak kanunlara inanmıyordu. "O zaman da elektronların hareketlerinin rastgele olmama olasılığını da kabul etmeliyiz. ne diyeceğini bilemedi. "Tabii ki var. "Ne demek neden?" "Şunu demek istiyorum. Buna göre de. ondokuzuncu yüzyılda yaşamış en önemli fizikçilerden biriydi. kayaların neden dağlardan yukarı yuvarlanmadığından tut da. tüpün her yerinin aynı ısıda olması gerekirdi. hiçbir zaman tamamen doğru olamayacağını kanıtlamış oldu. En büyük bulgusu entropi veya eşyayılım kanunuydu: Yani. gaz moleküllerinin tüm olası yerleri kaplayacak şekilde yayılması beklenirdi. bir sistem her zaman en dağınık haline gelir. Termodinamiğin İkinci Kanunu'nun bir kanun olmadığını kanıtlamasıydı. gerçekte böyle bir şey yok. Başlarda. rastlantısallık görünüşte öyle. Bu da ani bir ısı artışına yol açardı. rastgele olma durumu. Meşhur ikinci kanuna göre her sistemde. Maxwell’in Termodinamiğin İkinci Kanunu'nun mutlak değil de olası olduğunu ortaya koyuşunun şans diye bir şeyin varlığını kanıtladığını düşünürler.

önemli olan bu. Eğer orada olsaydın sen de anlardın. Onlar. mantığın hem döngüsel. Eğer elektronların hareketlerinde bir amaç olduğunu kabul edersen." "Ben oradaydım." "Bu pek ikna edici bir yaklaşım değil. hayatında bir defa bir bürokrat gibi değil de. sinirden mi. dışında kalıp da sızlanmıyorum. hatta. Elinde kanıt olduğunda. daha ölçümü yapılamayan o güç varsa." Tversky sadece başını salladı." Tversky omuz silkti.. ama bu benim araştırmamın kapsamının dışında. elektronlar zeki varlıklar bile olabilir. "Sana yalvarıyorum. Bilim adamıyım." "Neye dayanarak?" Tversky'nin gözleri parladı. bir bilim adamı gibi düşün." "Kanıtlayacağım. inandırıcıydı. Yapamam-" Tversky masayı yumrukladı." Forsythe önündeki kahveyi içerken Tversky'nin söylediklerini düşündü." "Ama elektron hareketlerini kontrol eden değişke-" "Bu da ilginç bir konu olabilir. o zaman bu amacı belirleyen veya öngören bir güç olduğunu da kabul etmek zorundasın. Bana cesaretten söz ettin demin. "Bu aykırı hipotezi neden kabul edeceğim ben şimdi. Aramızdaki tek fark ben gerçek dünyada yaşıyorum ve kısıtlamaları anlıyorum. Ama bu umurunda değildi. Forsythe. Boğazını temizledikten sonra konuştu Forsythe. o zaman ışık dalgası olmadan da bir elektronu gözlemlemenin de bir yolu vardır. ya da yerel olmayan bir gerçeklikten bir enerji akımı olabilir.e-kitap. "Özür dilerim. ama bu yeterli değil. "Ama Heisenberg'in neden yanıldığını hâlâ açıklayamadın.. "Eğer anlatacakların bittiyse." Tversky ayağa kalktı ve Forsythe'a doğru eğildi. evrenin başka bir şekilde işlediğine inananlardı. Vizyonları vardı. "Gerçi kanıtladığımda buraya Saklı Kütüphane 59 www. hareketlerinin neden rastgele olmadığının bir önemi yok. Önemli olan neden bir şey demediği değil. lütfen geri gelip teorilerini bir daha sunmaktan çekinme. Adamın kendini beğenmişliği ve savundukları inanılmazdı. Demek istediğim şu. Sistemin içinde çalışıyorum. ben de sana sorayım o zaman: Cesur musun? Sen ne yaptın bilim için? Hangi riski göze aldın bugüne kadar?" Tversky hiçbir şey diyemedi... ama garip fikirleri çekiciydi. ben satıcı değilim. "Ama. "Ben zaten bir bilim adamıyım. Forsythe." Forsythe." "Açıklamam gerekmiyor ki. evren olasılıklarla değil de mutlaklarla yönetiliyor! Heisenberg'in Olasılık Teorisini kullanarak teorinin kendini çürütüyorsun. vizyonlarına inanacak yürekleri de vardı. olasılıklarla yönetilen bir evrende her şey olabileceği için. neden olmasın ki.parçacığından bile daha küçük parçacıklarının bir sonucu olabilir. Kanıt olmadan fon aktaramam. adamı ağzı açık dinliyordu." Forsythe ayağa kalktı ve ofisinin kapısını açtı. Anlamıyor musun? Eğer şimdiye kadar saptanmamış. "Bana bak James.. "Neden olmasın? Hani bilim devrimciydi? Evlerinin bodrumlarında gündüz gece demeden çalışan fakir dahilerin işiydi. Ayrıca." Forsythe sırtını sandalyesine yasladı. "İnanç.. bunu gördüm. hâlâ Tversky'e kendisini ikna ettiğini belli etmek istemiyordu." Forsythe başını salladı.. Yine de. Ama sana haklı olduğumu söylüyorum." dedi kendinden emin bir tavırla Tversky. yoksa diyecek bir şey bulamadığından mı sustuğunu anlayamadı. tam olarak neden?" "Tüm söylediklerimi kabul et demiyorum. Yani diyorsun ki. rastgele değil. iman belki de. hem de kendi kendiyle çelişiyor. Eminim sen de farkındasındır. "Ben de öyle düşünmüştüm. bir şey diyememesiydi. bugün çok işim var.." "Ama ben orada değildim..us . çevrelerindeki insanların aksine. bunun olabileceğini kabul et.

e-kitap." derken kendinden çok memnun olduğu sesinden anlaşılıyordu.. Tversky'nin yokluğunda. Kapıyı kapatınca gülümsemeye başladı. Ama. sonra odasına girdi. Tversky'ye kapıya kadar eşlik edin. arkasına yaslanıp olanları izlemekti. eğer Tversky haklı çıkarsa. Bunca laf sokarak Tversky'yi iyice sinir ettiğine ve şevklendirdiğine emindi. Forsythe kapısında duran görevliye dönüp. O saatten sonra da Forsythe. o zaman Forsythe Ajan Vaner'a bir emir verecekti ve kadın bu hayatta en iyi yaptığı şeyi yapmak için devreye girecekti. Bilim dünyası da hiçbir şeyi fark etmeyecekti." Tversky arkasını döndü ve koridor boyunca hızla ilerledi.geleceğimi veya sana başvuracağımı hiç sanmıyorum. Saklı Kütüphane 60 www. Forsythe bir an için boş koridorda durdu. daha fazla riske girecekti. Forsythe'ın yapması gereken tek şey. "Dr." diyen asker kendisine emanet edilen adamın peşine düştü. o zaman Forsythe da başka projeler bulurdu. "Baş üstüne efendim. işe onun bıraktığı yerden devam edecekti. O.. artık daha cesur davranıp. Sinirlenen ve kapılar suratına kapatılan Tversky. Eğer Tversky'nin bir sonraki deneyinin sonucu olumsuz olursa. Tversky'nin Alfa deneği üzerinde yaptığı 'gizli' testleri zaten biliyordu.us .

ya da Nikolaev'le bir şekilde uzlaşacaktı. Ne yazık ki yalnızca iki seçeneği vardı: Ya parayı ödeyecekti. Ama nöbet geçirip dururken ortadan kaybolamazdı. Elindeki 438. Başı belada olan Caine'di. Kaybetmeye mahkûm olanlar az parayla oynarlar. Kozlov'dan kaçmanın bir yolunu bulabilse de nöbetlerinden kaçmanın bir yolunu bulamayacaktı. bundan hiç hoşnut olmayabilirdi. yani kumar oynayarak. Eninde sonunda tele-sekreterine bırakılan mesajları dinlemek zorunda kalacağını bildiği için. Kummar'la tedaviye devam etmek zorundaydı. Nikolaev. Düşünmeden cebindeki paraya dokundu. Caine sorunu her aklı başında istatistikçi gibi ele aldı: Tüm olasılıkları gözden geçirip. Hayır. Kahve yapmaya karar verdi. Böyle oyunlarda Caine saatte yirmi otuz dolar kazanırdı. 116 gün aralıksız kazanması gerekirdi. Dün akşam olanları anlamakta bile zorluk çekiyordu. ama Caine Jasper'ın kendine gayet iyi bakabildiğini anlamaya başlamıştı. Nikolaev.157$ borcu vardı. düğmeye bastı. Kardeşinin akli dengesi tam anlamıyla yerinde değildi. Bu yüzden de parayı ödemek zorundaydı. Eğer günde 16 saat bile oynasa 320 ile 480 dolar arasında kazanırdı. ama yine de gecikmiş olurdu. kafeinli bir şeyler içince zihni açılıyordu. Ne olarak çalışacaktı? O hangi işi yapabilirdi ki bu haliyle? Yok. Cep telefonunda da sesli mesaj yoktu. Ayrıca.us . Başka bir poker kulübünde oynama seçeneğini de son dakikaya kadar düşünmeyecekti." "Eminim ediyorsundur. derin bir nefes alıp. Caine'in şu anda ona 11. Günlerden salıydı. ama sorun şu ki bu uzun süre alırdı. Dr. Ama kaybederse. Suyun kaynarken çıkardığı sesi dinlerken tele-sekreterindeki kırmızı ışığın yanıp söndüğünü fark etti. Sanki gerçeküstü bir deneyim yaşamıştı. Sırf denemiş olmak için olsa bile. en iyi yolu belirlemeye çalıştı. Sonraki beş kişi mesaj bırakmadan kapamışlardı. Bu hesaba göre de. Hem bir yerlere kaçıp.12 dolar bir haftalık faizi ödemeye yetmezdi.9 Caine uyandığında Jasper gitmişti. Eğer dikkatli bir şekilde oynarsa kesinlikle kazanırdı. elinde de sadece yirmi hap. Bu olasılık dahilindeydi. Ağzına edilmişti kısacası. Caine bu fikir aklına geldiği anda bile bunun olmayacağını bilerek başını salladı. ama bu konuda endişelenmedi.e-kitap.' Caine kardeşinin ne gibi işleri olabileceğini bilmiyordu. üçe altı veya beşe on en fazla. Peki. ya da ortadan kaybolacaktı. Diğer seçenek bir işe girmekti. Nikolaev'e iki gündür 11. Hastaneden eve dönerken banka hesabındaki tüm parayı çekmişti. nasıl nakit para bulacaktı? İlk olasılık çok açıktı: Kaybettiği şekilde para kazanabilirdi. Nikolaev konusunda ne yapacağını kestirmesi gerekiyordu. hem de deneysel ilacı almaya devam edemezdi. haftalık yüzde beş faiz işlettiğine göre. Ama sürekli bir işi bu kadar kısa sürede nerede Saklı Kütüphane 61 www. Bir saniye içinde Vitaly Nikolaev'in sesini duydu. eskisinden bile kötü durumda olurdu. İç geçirdi. parayı bulmak zorundaydı. "N'aber Caine? Ben Vitaly. kumarhane işi yatmıştı. her birinin sonuçlarını hesaplayıp. Kulübe gelsene.000 dolar borcu vardı. ya Atlantic City'ye gitse? Bir otobüse atlayıp gidebilirdi ve belki de masalarda çaylak turistleri ağına düşürürdü. olacak şey değildi. Kanepeye bir post-it yapıştırmıştı: 'Bir işim var. her masada bir kurt olurdu. Caine'in başka bir kulüpte oynadığını duyarsa. Belki de çalışarak ödeyebilirdi borcunu. Ayrıca. Seni merak ediyorum. Yok yok." dedi Caine tele-sekretere doğru dönerek. Gelirim. Eğer şansı yaver giderse sabaha kalmaz birkaç binlik olurdu elinde. Peki. Haftada iki defa kan vermeye gitmesi gerekiyordu. yani on günlük ilaç vardı. Nasılsın diye bir arayayım dedim. Bu aslında fena para değildi. Başka çaresi yoktu. Elindeki 400 dolarla diğer kulüplerden birine gidip para kazanmaya çalışabilirdi.

ama unuttuğu şeyin ne olduğunu kesinlikle hatırlamadı." "Olasılık Teorisi hayatın sayılara dökülmüş halidir. Bu arada. Birden Caine'in aklına bir fikir geldi: Eski tez danışmanından kendini bir danışmanlık projesi kapsamında işe almasını rica edebilirdi." Belki de profesörlerinden birinden bir araştırma işi kapabilirdi. Bu aslında iyi bir fikirdi. Her zaman hatırlanırdı sonunda böyle şeyler. Caine bir sonraki dozu alma zamanı geldiğini hatırladı. kocaman harflerle tahtaya yazdı. Ve hayat çok ilginçtir. bu derse girip. Doktora seviyesinde bir ders verip de hazırlanmakla zaman harcamak istemediği için." diye devam etti. eline bir tebeşir alıp. Hapı avcuna aldığında. ▲ Yirmiyedi dakika sonra." Birkaç kişi el kaldırdı. Pokerde üstüme yoktur. Arkadaki bir sırayı gözüne kestirip oturdu. Popüler giyimli velet çoktan sırasına oturmuş.bulacaktı ki? Ülkenin ekonomik durumu pek parlak değildi ve Caine'in özgeçmişinde uzun süredir işsiz olduğu yazıyordu. bir an için. Dersi veren de kendisi değildi. "Size bir örnek vereyim. "Bay Caine. yuttu ve kapıdan çıktı. Ama. Hatta şansı yaver giderse Doc ona işe başlamadan bile para verebilirdi. En azından benimki öyle. Zaten. hatırlardı nasıl olsa.000 dolar avans verebilir misiniz? Rus mafyası beni tepelemeden önce onlara borcumu ödemem gerek de. aklıma gelmişken. bu konuda anlaştık madem. sonra da bedenim kasılmaya başlıyor. geri kalan zamanında araştırma yapmayı tercih ediyordu. Bir iş görüşmesine giderse başına gelecekleri düşündü. ama işe yarayıp yaramayacağını bilmiyordu. Okulun sekreterliğini arayıp. Deri ceketini kaparken cebindeki beyaz haplar yere düştü. Doc sınıfa girmeden onu yakalayabilirdi. zaten bu yüzden bütün kalburüstü profesörler aynı zamanda finans piyasasında danışmanlık yapıyorlardı. Sınıfın önünde duran Doc. Doc'un bugün yeni dönemin ilk dersini vereceğini öğrendi. bir gönüllüye ihtiyacım olacak. Profesörlerin çoğu gibi Doc da ders vermekten nefret ederdi. ayrıca işi bitirmeden avans falan da vermezlerdi. Çünkü sınıfta Olasılık Teorisi'nden söz etmeyeceğiz.e-kitap. bu sınıfta öğreneceğiniz her şeyin işinize yarayacağını söyleyeyim. başındaki beyzbol kepiyle yüzünü gizlemeye çalışıyordu. El kaldırabilirseniz. Doc hızlıca odanın arkasına doğru yürüdü ve öğrencinin koluna yapıştı. alacağı para da dişinin kovuğuna yetmezdi. ama bir türlü bulamıyordu. ama bayılacakmış gibi hissetmiyordu kendini. çünkü haftada bir iki kez kendimden geçip olmadık şeyler görüyorum. Birkaç öğrenci gülüştü.ona analizlerinin bir kısmını yaptırmayı kabul ederdi. Sanki cevap dilinin uçundaydı. Eğer acele ederse. Saklı Kütüphane 62 www. "İyi. Eylül'den sonra hep Vitaly Nikolaev'in kulübündeydim. Doc genelde 10:30'da Columbia'da istatistik dersi verirdi. Bu sadece bir odaydı. Tam o anda sınıfın kapısı kapandı ve herkes geç gelenin kim olduğunu görmek için başını çevirdi. Ama sınıfına girip öğrencilerle nasıl uğraştığını görenler buna asla inanmazdı. ama almamaktan da korkuyordu. Merdivenlerden aşağıya koşarken bir şeyi unuttuğunu düşündü.. sizinki nasıl bilemeyeceğim.. Kalbi çok hızlı atıyordu.us . Hayattan söz edeceğiz.eski hocasına hep Doc yani doktor derdi. Caine derin bir nefes alıp sınıfa girdi. Caine boş verdi. Eğer Caine adamı it gibi çalışacağına inandırırsa belki de Doc . Yerinde kaldığı sürece sorun çıkmayacaktı. Esas para özel sektördeydi. "Buna karşı çıkan var mı?" Kimse karşı çıkmadı. dün gece duyduğu o garip seslerin gerçek olup olmadığını sorguladı. Bu işi yapmamak için kendi kendini doldurmasına izin vermeden hapı ağzına attı. Olasılık Sıkıcıdır. acaba bana 11. Acaba bunlar deney aşamasındaki ilacın bir yan etkisi miydi? Caine ilacı almaktan çekiniyordu. Böyle işlerde rekabet yoğundu. Saat onu geçiyordu. 2002'den beri ne işle uğraşıyorsunuz?" "Bir aralar beni kapattılar. Saatine baktı.

"Tabii. Sonra Doc. Sen ne dersin?" Mark sınıfa baktı." Mark anlamaz gözlerle bakıp kaşlarını kaldırdı. "Bugün çok özel bir misafirimiz var. Bunu yapabilirdi." Kimse kıpırdamadı. sonra da gülümseyerek Doc'a baktı. David elini kaldır bakayım. ya da olasılık teorisini bilse. "Ben David'e 'yağmur adam' derim çünkü sınıfta hesap makinesi kullanması gerekmeyen tek kişi oydu.. 1/365 = 0. Mark'ı işaret ederek. "Seninle beş dolarına iddiaya girelim: Bence bu sınıfta iki kişi aynı günde doğmuş. "Aferin. sonra başını kaldırdı. masasından bir bilgisayar çıktısı kaptı ve bunu Mark'a verdi." "Şimdi eğlence zamanı. şu anda kaybetmeye mahkûm olduğu bir iddiaya girdiğini bilirdi. Bisiklete binmek gibi bir şeydi bu." dedi. başka gönüllüler bulalım o zaman. "Olur." Caine istemeye istemeye elini kaldırdı. Doc bunu elinden kapıp masaya koydu. Caine kalbini zar zor zaptetti. sınıf listesine benziyor.. En iyi doktora öğrencilerimden biridir kendisi: David Caine. Haydi bakalım o zaman. "Adın ne bakalım?" "Mark Davis. sanki numara yapacakmış gibi bu parayı sınıftakilere gösterdi." "Çok güzel." Doc dönüp tahtaya yazdı." "Çok iyi!" Doc ellerini birleştirdi. Hepimiz yılın 365 gününden birinde doğduğumuza göre seninle benim aynı günde doğma olasılığım 365'de 1.003 = 03% "Herkes bunu anladı mı?" Öğrenciler kâğıt kalem çıkarırken. "enayi. Sonra dönüp sınıftakilere gülümsedi. Bana nedenini açıklayabilecek kimse var mı?" Cevap veren olmadı. "Peki. Şimdi. Sonra da Mark'a dönerek. Elini cebine attı ve beş tane bir dolarlık banknot çıkardı." "Normal insanlara bu sonuca nasıl vardığını açıklar mısın?" "1’i 365'e bölerek. ben iddiaya varım. "O zaman benim için bir şereftir." Doc döndü." dedi Doc ellerini yine kavuşturarak." Mark omuz silkti ve cebine el atıp kırışmış bir beşlik banknot çıkardı." dedi Doc." dedi sınıfa dönüp şaka yapıyormuş gibi bakan Doc. ağzı kurumuştu. "Eğer Mark hayat konusunda biraz deneyimli olsa. Caine'i gördü. Mark ise kıpkırmızı oldu. "Bu ne?" "Şey." "İsimlerin yanında doğum günleri yazıyor mu?" "Hayır. "Aslına bakarsan haklısın. Diğer öğrenciler güldüler. birden dili damağına yapışmış."İşte bir gönüllü. kaç öğrencinin adı yazılı burada?" Mark biran için durdu. Caine gizlenmeye çalıştıysa da eski öğretmeni onu görmüştü." "Aferin. "Parayı görelim diyorum. not tutma zamanı geldiğini Saklı Kütüphane 63 www." Öğrenciler gülüştü. söyle bakalım." "Aynen öyle. Sınıftakiler dönüp ona baktılar." dedi Doc çocuğun kolunu sanki bir yarışmayı kazanmış gibi kaldırarak. Bana yardım etmeye hazır mısın David?" "Herhalde bana söz hakkı bırakmayacaksınız bu konuda?" dedi Caine göğsünden her an fırlayacakmış gibi çarpan kalbini umursamamaya çalışarak.e-kitap. "İddiaya girmeyi sever misin Mark?" diye sordu. Sihirbazmış da. "Seninle benim aynı günde doğmuş olma olasılığımız nedir?" "Binde 3 civarında.us . "Ellisekiz.

ayrıca aynı günde doğmadığımızı da dikkate alırız.bunun %85 olduğunu biliyoruz zaten. Sonunda tahtaya vardı ve daha önce defalarca yaptığı gibi sınıfın önünde durdu." "Dur.sonra da aynı hesabı sizin için yaparız." Olasılık (Doc." Caine bir an için düşündü. "İlk önce benim kimseyle aynı günde doğmadığım olasılığını hesaplarız . Bunu da 58 kere kendisiyle çarpıyorum çünkü onu sınıftaki geri kalan 58 kişiyle ele alıyorum." "Bu akıllıca bir iddia olurdu. ilk önce sınıftaki 59 kişiyle aynı günde doğmadığım olasılığını hesaplamam gerekir. çarpıyordu. Peki..1 "Bu yüzden de. Seninle aynı günde doğmadığımızı biliyoruz.1 = %14." "Eğer sınıfta herhangi biriyle aynı günde doğmuş olma olasılığımı hesaplamak istersek. Peki. Demek ki aynı günde doğma olasılığımız 365'de 1. değil mi?" "Evet. Benim doğum günüm 9 Temmuz. "Herkes anladı mı?" Doc'un yazdığı işlemleri defterlerine geçiren öğrenciler başlarını salladılar. Ait olduğu yerdeydi. peki bu sonuca nasıl vardığını açıkla.9 "Mükemmel. O zaman bir günü eledim.e-kitap.9. o zaman bizim aynı günde doğmadığımız konusunda iddiaya girmeni istesem bunu kabul ederdin herhalde. Kummar'ın ilacı işe yaramıştı." diye devam etti Caine. Caine düşünmeden uzanıp bunu kaptı. Şimdi de bu sınıftaki başka hiç kimseyle doğum gününün aynı olmama olasılığının ne olduğunu söyle bana." dedi Caine sınıfa dönerek. "Tamam.3.anladıkları için. "Gel de burada göster ne demek istediğini. Seninki ne?" "18 Ekim." Olasılık {aynı gün) =1I. Olasılık (herkesin farklı bir günde doğduğu) .(364/365) = %85. 59'uncu benim." "İşte. "Ne diyordum. bir yandan da söyleniyorlardı. o zaman aynı günde doğduğum olasılığı da yüzde 14.1'se.us . Bizimle aynı günde doğmuş başka birinin olma olasılığını hesaplamak için. Doc'un ve benim doğum günlerimiz aynı gün değil.farklı bir günde) = (363/364) = %85.3 Saklı Kütüphane 64 www. evet." "Biraz önce yaptığımız hesabı yapıyoruz." Caine konuşurken Doc yazıyordu. ilk önce Doc'un sınıftaki başka biriyle aynı günde doğmuş olma olasılığının ne olduğunu hesaplamak gerekir. Neden? Çünkü Doc'un benimle aynı günde doğmadığını biliyoruz zaten." "Doğru. Dr. "Şimdi geriye dönelim bakalım. Sınıfın önüne doğru yürürken sanki attığı her adım yıllar alıyordu.9'dur. doğmama olasılığımız ise 365'de 364'tû." dedi Doc. ama kendini zorlayıp ayakta durdu. ikimizin de bu sınıfta başka hiç kimseyle aynı günde doğmamış olma olasılığı nedir?" Caine boğazını temizledi. Ama tahtaya yaklaştıkça kendine olan güveni de artıyordu sanki. ama bu sefer 363i 364'e bölüyorum. sonra başını kaldırdı." dedi Doc dalga geçer gibi. "Yüzde 14." "Bu yüzden de Doc'un sınıfta başka herhangi biriyle aynı günde doğmamış olma olasılığı yüzde 85. Yani (364/365). çok çabuk ilerledin." Herkes dönüp Caine'e baktı. Gözlerini kırpıştırdığında dünyası allak bullak olmadı. Elleri terlemişti ve kalbi hızla. büyük bir olasılıkla da kazanırdın.olasılık (farklı gün) = %100-%85. Bu da sınıftaki herhangi biriyle aynı günde doğmadığım hesabını 59 kere kendiyle çarpmak demek. Elindeki tebeşiri Caine'e fırlatınca.. "bu sınıftaki kimseyle aynı günde doğmadığımın olasılığı yüzde 85.

masada duran paraları cebine koydu. yani İki kişinin aynı günde doğmuş olma olasılığı %99.6. Nisan. onu kurtaralım! Ocakta doğan herkes ayağa kalksın. sonra da Mark'ın sırtını sıvazladı. İyiydi. "Şimdi. Yani bana Olasılık Teorisi'ne inanmadığınızı mı söylemeye çalışıyorsunuz?" "Yüzde yüz inanmıyorum." dedi Mark pis pis sırıtarak.3) = %72. "Aklınıza takılan bir şey mi var?" "Arkadaşınız yanıldığımı söyledi." Bu sefer beş öğrenci kalktı. "Yerinde olsam gülmezdim.Caine sınıfa doğru döndüğünde bir an için yine palmiye elleri görür gibi oldu ve midesi ağzına geldi. aramızda bir imansız var! Bu kulun ruhunu huzura kavuşturalım. Oturabilirsin. aynı işlemi yapıyoruz: Yani bizim aynı günde doğmuş olma olasılığımızı hesaplarken yaptığımız işlemi.Olasılık (farklı gün) = %100-%72." dedi. Sonra sıra Temmuz doğumlulara geldi..Caine hariç) = (364/365)* (363/364) = (%85.5 "Herkes buraya kadar anladı mı?" Doc birden araya girince Caine şaşırdı." "İnançsız biri var aramızda demek." Olasılık {Caine ve Doc.006 = %0. Onun sınıfta olduğunu bile unutmuştu.6 "Demek ki bu sınıftaki iki kişinin aynı günde doğmamış olma olasılığı %0. Saklı Kütüphane 65 www. Palmiyeler yoktu. Sonra sınıftaki her öğrenci için bunu tekrarlıyoruz.herkesten farklı günler) = Olasılık (Caine farklı) * Olasılık (Doc farklı.5. "Harika. "diyelim ki bizim farklı günlerde doğduğumuzu bilmiyoruz." dedi Doc herkes başını sallayınca. Doc sadece omuz silkti. Ocak doğumlular otursun. Sıska bir mühendislik öğrencisi: "3 Temmuz.5. "Para İçin teşekkür ederim Bay Davis.1)*(%85. Derin bir nefes alıp devam etti." Olasılık (hiç kimse başkasıyla aynı günde doğmadı) = (364/365) * (363/365) * (362/365) *.e-kitap.* (306/365) = 0. bizim ikimizin de kimseyle aynı günde doğmamış olma olasılığını hesaplamak için.us ." Olasılık (C&D aynı gün) = 1. Şubat doğumlular kalkıp doğum günlerini söylesinler. "Peki." Doc yavaşça Caine'i alkışladı. Mark kendinden emin bir şekilde sırıtıyordu artık..4. Kimse aynı günde doğmamıştı. Mark'ın ağzı kulaklarındaydı.. "Kardeşlerim. "Peki son soru: Sınıftaki iki kişinin aynı günde doğmuş olma olasılığı nedir?" "Peki. iki olasılığı birbiriyle çarpacaksınız. Döndü." dedi Caine tahtaya doğru dönerek. ama olmayabilir de. "Arka sıradakinden başlayarak herkes doğum gününü söylesin." Doc öğrencilere doğru döndü. "İmansız!" diye bağırdı Doc sanki kilisede vaaz veriyormuş gibi ellerini kaldırarak. her seferinde de gün sayısından bir gün eksiltiyoruz. Mayıs ve Haziran'da da aynı günde doğan yoktu. Yani böyle birinin olması olasılığı %27. Mart." diye karşı çıktı Mark." Dört öğrenci ayağa kalktı." Kimse aynı gün doğmamıştı. Sonra gözlerini sıkıca yumdu ve açtı. Biraz sonra çok kötü duruma düşeceksin.5 "Hem Doc'la hem de benimle aynı günde doğan birinin olmama olasılığı %72." "Bir dakika ama.

Uzun boylu, atletik yapılı, kısa saçlı bir öğrenci, "Temmuz'un 12'si" dedi. "Hey, ben de Temmuz'un 12'sinde doğdum," dedi pembe tişörtlü çekik gözlü bir kız. Doc gülümsüyordu; kollarını iki yana açıp eğilerek selam verdi. "İşte size kanıt." Mark yüzünü ekşitip yerine oturdu. "Peki, bu işlemleri niye yaptık? Amacımız neydi? İlk önce şunu söylemek gerekir: Grup ne kadar geniş olursa, olasılık da o kadar büyür. Yani yeterince gözlemlersek her şey olabilir - ve olur -her ne kadar olasılık dışı olursa olsun. Diyelim ki sınıfta 10 kişi olsak Mark'ın kaybetme olasılığı ve iki kişinin aynı günde doğmuş olma olasılığı.... Yağmur Adam yardım etsen?" Caine bir an için gözlerini kapadı, sonra da açtı. "Yüzde 12 civarında." Doc gülümsedi. "Evet. Ne diyordum. Şimdi bundan çıkaracağımız ikinci derse gelelim." Mark'a bakıyordu. "Olasılık Teorisi hiçbir zaman yanlış değildir, yanıltmaz. Buna inanın, çünkü tek gerçek budur." Doc kısaca selam verdi; birkaç kişi onu alkışladı bile. Gülümsüyordu. "Şimdi okuduklarımıza bir bakalım." Caine bunu duyunca yerine döndü. Yürürken de kendini çok mutlu hissetti. Başarmıştı. Şu anda, Vitaly Nikolaev'e borcu ve epilepsisi başının üzerinde duran Demokles'in kılıcı gibiyse de, Caine'in umurunda değildi bunlar. Birkaç dakikalığına bile olsa ders verebilmişti. Onsekiz aydır ilk defa Caine, belki de eski hayatına kavuşabileceğine inandı. Eğer bunu önceden bilebilseydi, Dr. Kummar'ın klinik deneylerine katılmak için bu kadar beklemezdi. Kırkbeş dakika sonra Doc dersini bitirdi. "Ders bitmiştir. Çarşamba'ya devam ederiz. Şansınız yaver giderse belki Bay Caine de gelir." Öğrencilerin çoğu sınıftan hemen çıktılar, ama birkaç yalaka öğrenci Doc'un çevresini sarıp ona sorular sormaya başladılar. Bunlar da dağıldıktan sonra, Caine eski danışmanının yanına gitti. "Seni görmek güze! Caine," dedi Doc Caine'in sırtını sıvazlayarak. "Aslında bunu bir gösteriye çevirip para kazanmalıyız." "Bence bizi görmek için para ödemez insanlar." "Dalga mı geçiyorsun? Her biri dört ders için 14,000 dolar ödeyen 58 öğrenci biraz önce para vermedi mi sence? Bu da..." Caine gözlerini kırpışırdı. "Öğrenci başına 134.62 dolar eder." "Aynen öyle." "İyi," dedi Caine. "O zaman bugünkü dersten payıma düşen de 3,904 dolar ediyor. Çek de kabul edilir."


Üzerinde, bir kurye şirketi olan Fed'Ex'ln lacivert-turuncu logosu olan beyaz minibüs, Sam'in lokantasının karşısında durdu. Bu, UGA'nın sahibi olduğu paravan şirketlerden birinin 40 minibüsünden biriydi. Ama, dışı hariç, bu araç pek de diğerlerine benzemiyordu. Çok güçlü bir motoru vardı ve askeri teçhizatlı gözetleme ekipmanı yüklüydü. Çalıntı üniformalarının göğsünde yazan sahte isimleri dışında, minibüsteki üç görevlinin üzerinde kimlik yoktu. Steven Grimes grubun lideriydi. O ülkedeki en iyi gözetlemecilerden biriydi. Gerçi yağlı siyah saçlarına ve hayalet kadar solgun yüzüne bakınca yanıltıcı bir imaj çiziyordu. Gözetleme merkezinde olduğu zamanlarda geniş deri bir koltukta oturur ve on monitöre bakıp, önündeki beş klavyeyi kullanırdı. Ama sahaya çıkınca olanakları kısıtlanıyordu. Elinde sadece üç ekran ve iki klavye vardı. Yere çakılı minik bir metal taburede oturuyordu. Ama, sahada olmayı daha çok sevdiğinden, bu onun hoşuna bile gidiyordu.

Saklı Kütüphane

66

www.e-kitap.us

Her şeyden çok gözetlemeyi seviyordu. Görülmemesi gerekeni görmeye gelince, Grimes bu işin piriydi. Bu konuda eğitim almamış olmasına rağmen, elektronik konusunda bir dahiydi ve babası gibi usta bir hırsızdı. Bu iki becerisi sayesinde, kameralar yapıp, istediği yere yerleştirebiliyordu. Üniversitede ikinci yılında kızların soyunma odasına bir kamera yerleştirdi. Okuldan atıldıktan sonra Grimes profesyonel olarak gözetlemek istedi; bunu iş olarak yapmak isteyince de UGA'ya başvurdu. İlk başvurusu anında reddedildi, ama o yılmadı. UGA'nın sistemine izinsiz girip, şifreleri kırıp, kriptografi bölümünün başındaki adama, ekranını açtığında karşısına çıkacak bir mesaj yolladığı zaman ajanstakilerin fikri değişti. Grimes'ı bir sonraki gün hemen işe aldılar. Sonraki sekiz yıl boyunca çok zevk aldı işinden. Kendi laboratuvarını verdiler ona, bir de casus aletleri alması için sonsuz bir bütçe sağladılar. İşinde sevmediği şeyler de vardı; örneğin, tüm bürokratik işlemlerden ve patronu olan Dr. James Forsythe'tan nefret ediyordu. Forsythe, ya da Grimes'in deyimiyle Dr. Jimmy, gerçekten çok rahatsız ediciydi. Hatta diğer askeri personelin toplamından bile daha beterdi. Grimes ve Forsythe birbirlerini hiç sevmezler, sürekli laf sokarlardı; yine de son zamanlara kadar karşılıklı çıkarlara dayalı bir ilişki yürütmüşlerdi. Ama, Forsythe'ın verdiği talihsiz borsa tüyosu sayesinde Grimes elindeki avcundaki tüm parayı yitirmişti. Eğer Dr. Jimmy olmasaydı, Grimes'ın şu anda bankada 200.000 doların üstünde parası olacaktı. Ama iki ay önce Grimes varını yoğunu philoTech diye bir şirkete yatırmıştı, çünkü Forsythe ona Senatör Daniels'ın şirketin dev bir devlet ihalesini almasını sağlayacak büyük bir savunma yasa tasarısını desteklediği haberini uçurmuştu. Birkaç hafta sonra yasa hakkındaki haber halka açıklanınca 52 haftadır 20 olan şirket hisseleri 101.5'e fırladı. Grimes, parasını alıp çekileceğine, iki misli yatırım yaptı; çünkü devlet ihalesi sayesinde parasının üç mislini alabileceğini biliyordu. Bir servet kazanmak üzereydi; ama sonra Daniels uykusunda ölünce tüm hayalleri suya düştü. Daniels gidince savunma tasarısı yattı, philoTech de kontratı kapamadı. Sonra da, muhasebe skandalıyla gazetelere manşet oldu. Günün ilk saatlerinde hisseler yüzde 98'lik bir düşüş gösterdi ve Grimes beş kuruşsuz kaldı. Elinde şimdi onbin dolarlık hisse kalmıştı. Forsythe kendisiyle aynı durumda mıydı peki? Değildi tabii ki. Eşekoğlueşek hisseler yükselir yükselmez satmıştı ve tomarla para kazanmıştı. Grimes'ın bu konuda yapabileceği hiçbir şey yoktu. İşin daha da kötüsü, parasını kurtarmasının tek yolu Forsythe'ın yanında kalmaktı. İşte o yüzden de bu herifin işini yapıyordu şimdi. O anda telefonu çalınca konsoldaki bir düğmeye bastı. Dinlediği müziğin yerine Dr. Jimmy'nin sinir bozucu sesini duydu. "Ses kaydı yapabiliyor musunuz?" dedi Forsythe selama sabaha gerek duymadan. "Acelen ne Dr. Jimmy?" dedi yanındakilerin gülüşmelerinden zevk alarak Grimes. "Augy iş başında. Birkaç dakikaya devreye girer." "İyi," diye tersledi Forsythe. "İşi halledince Ethernet'e de aktarın." Dr. Jimmy telefonu kapayınca, Grimes da monitöre odaklandı. Restorandaki yaşlı bir herifi görüyordu. Tversky neden bu kadar önemliydi ki Dr. Jimmy herifin öğle yemeğini yiyişini seyretmek istesin?

Saklı Kütüphane

67

www.e-kitap.us

10
Doc'un en sevdiği lokantanın kapısının üstünde neon bir tabela vardı ve 'Dünyanın en iyi çorbaları ve burgerleri' yazıyordu. Caine bu ikisinin bir arada yenmesinin garip olduğunu düşünmüştü hep ve hiç bir arada da yememişti bunları. Ama yine de yemekler iyiydi. Doc ona okuduğu son makaleleri anlatırken, Caine cesaretini toplayıp kendisini işe almasını isteyecekti. Ama tedirgindi. Doc'ta sanki... Farklı, garip bir şeyler vardı. Garson kıza bağırmıştı içeceklerini yanlış getirdi diye. Doc böyle şeyler yapmazdı. Caine, Doc'tan bir şey istememek için bahaneler bulmaya çalıştığını düşündü. Cesaretini toplayıp tam ağzını açacakken, ne yazık ki, bir adam girdi lokantaya ve Doc'a baktı. O da hemen yanına gelmesini işaret etti. Bu adam görünüş olarak Doc'un tam tersiydi. Üzerinde düzgün, yelekli gri bir takım elbise vardı ve koyu kırmızı bir papyon takmıştı. Caine bu adamı tanıyordu. Doc ara sıra onunla birlikte araştırma yapardı; ama ismini hatırlayamadı, "David'i hatırladın, değil mi?" diye sordu adama Doc; ama David'e adamı tanıtmadı. "Tabii sizi görmek ne güzel," dedi adam. Hafifçe elini sıktığı Caine'e sanki hayvanat bahçesinde gördüğü bir hayvanmış gibi bakıyordu. "Nedir derdin?" diye sordu Doc meslektaşına. "Sinirli gibisin." Papyonlu adam dolgun saçlarını eliyle düzeltirken homurdandı. "Günüm kötü geçti de. Biriyle Heisenberg konusunda tartıştık. Başım ağrıdı." "Bana anlatma," dedi Doc bir anda düşüncelere dalarak. "Ben de Heisenberg'i pek tutmam. Ya sen Yağmur Adam?" "Pardon?" dedi Caine, Doc'un kendini de konuşmaya dâhil etmesine şaşırarak. "Ne bileyim, Heisenberg'i hiç anlayamadım." "Öyle mi?" dedi gözleri bir anda parlayan Doc. "Neyini anlamadın?" Caine o anda hata yaptığını anladı. Doc'un karmaşık fenomenleri açıklamaktan ne kadar zevk aldığını unutmuştu bir an için. Yıllar boyunca, Doc borsanın çöküşünden, kaos teorisine kadar her şeyi uzun uzun açıklarken, Caine onun ofisine tıkılıp dinlemek zorunda kalmıştı. Caine, papyonluya baktı yardım dilenircesine. Ama o menüye dalmıştı ve konuşulanları dinlemiyordu bile. "Herhalde anlamadığım şeyi şöyle özetleyebilirim: Sırf nerede olduğunu bilmedikleri için fizikçilerin bir partikülün belirgin bir konumu olmadığını düşünmelerini anlamıyorum. Aynı anda iki yerde olacak hali yok ya." "Aslında olabilir," dedi Doc konuşmayı uzun bir nutuk çekebileceği bir konuya yönelttiğine memnun olup. "Fizikçiler çift yarık deneyi sayesinde bunu kanıtladılar." "Peki, anlatın bakalım," dedi Caine. Doc'u susturamayacağını bildiği için bu işten karlı çıkıp bir şeyler öğrenmeye karar verdi. "Nedir bu çift yarık deneyi?" "Diyelim ki bir kâğıttaki bir kesikten bu tabağa ışık yansıttın. Ne görürsün?" Caine omuz silkti. "Bir çizgi halinde ışığı." "Aynen öyle." Doc ketçapla tabağına ince bir çizgi çekti. "Kesikten geçen fotonlar tabağa yansıyıp, bir çizik olarak görünecek." Durup suyunu içti. "Şimdi, iki kesiği olan bir kağıttan ışık yansıttığını varsayalım. O zaman ne görürsün?" "İki çizgi." "Hayır," dedi Doc. "Bir dizi bulanık çizgi ve şunun gibi gölgeler görürsün." Doc ketçapla yaptığı çizginin yanına birkaç çizgi daha çekti ve bir patates kızartmasıyla bunları hafifçe dağıttı. "Eğer ışığın bir dalga olduğunu düşünürsen bu şaşırtıcı değil. Kâğıdın diğer tarafında birbiriyle etkileşime geçen

Saklı Kütüphane

68

www.e-kitap.us

farklı dalgaların tabağa yönelmeden önceki hallerini düşün ve bu bulanık yansımayı düşün." "Eğer ışığın bir dizi partikül olduğunu düşünürsen bu fenomeni açıklayabilirsin. Her fotonun kendi frekansı olduğu için birbirleriyle etkileşime girip tabaktaki bulanık şekli oluşturuyorlar." "Peki, bunu açıklayabiliyoruz. Sonra?" diye sordu Caine. Doc parmağını kaldırdı. "Anlatıyorum bekle. Son zamanlarda fizikçiler tek bir fotondan oluşan bir ışık kaynağı yarattılar ve deneyi yine yaptılar. Bil bakalım ne oldu? Diğer tarafta aynı görüntü vardı." Caine kaşlarını kaldırdı. "Her bir kesikten tek bir foton geçiyorsa, o zaman nasıl oluyor bu? Neden bulanık oluyor?" "Her bir foton kendiyle de etkileşim halinde çünkü. Aynı anda iki kesikten de geçiyor deney sırasında." Doc maç kazanmış gibi sırıtıyordu. "Nasıl yani?" "Çünkü, bir partikül olduğu düşünülen foton, aynı zamanda da bir dalga. Bir tek kesik varken partikül gibi, ama iki kesik olunca bir dalga gibi işliyor. Bunun nedeni de, fotonun aynı anda hem partikül, hem de dalga olması. Buna da partikül-dalga ikilisi deniliyor." "Özünde tüm maddeler iki şeydir. Farklı ortamlarda farklı özellikleri vardır, hepsi aynı anda ölçülünceye kadar." "Ama bu mantıksız," dedi Caine. "Kuantum fiziğinin dünyasına hoş geldin," dedi Doc bir patates kızartmasını ısırarak. Papyonlu adam birden canlandı. "Eğer cidden aklını karıştırmak istiyorsan," dedi Doc'a sanki Caine orada değilmiş gibi. "Ona Schrödinger'in kedisini anlat." Caine elini kaldırdı. "Yok, gerek yok-" "Haydi, iki dakikada anlatırım," dedi Doc. "Söz veriyorum, seni sıkmadan kısaca anlatacağım." "Peki," dedi Caine sanki teslim oluyormuş gibi. "Son olsun ama." Caine, yanındaki adamın blöf yapıp yapmadığını kestirmeye çalışmadan, öylece oturup konuşmanın ne kadar eğlenceli olduğunu unutmuştu. O gün ikinci kez dertlerini unuttu ve o anın keyfini çıkarmaya çalıştı. Bu çok zevkliydi, konu kuantum fiziği olsa bile. "Erwin Schrödinger kuantum fiziğinin babalarından biriydi. Ama, özellikle de gerçek dünyaya uygulandığında bunun ne kadar mantıksız olduğunun o da farkındaydı, Heisenberg Olasılık Teorisi'ni açıkladığı sıralarda Schrödinger de kedisi hakkında felsefi bir soru ortaya attı." "Basit bir dille anlatmak istersek sorusu kısaca şuydu: Elinde bir radyoaktif atom olduğunu varsayalım. Bunun iki hali var 'hareketli', ki bu zamanlarda fazla enerji saçıyor; ya da hareketsiz, ki bu zamanlarda uykuda. Kuantum fiziğine göre, biz bu atomu gözlemlediğimizde, ya bir durumda olacak, ya da diğerinde. Ama bunu gözlemlemediğimizde aynı anda iki durumda birden olacak. Aynen bir önceki örnekte aynı anda iki yerde olan foton gibi." "Schrödinger'in felsefi sorunu şu: Bir kediyi, biraz siyanür gazı, radyoaktif bir atom ve enerji sezdiği anda çalışmaya programlanmış bir çekiçle aynı kutuya koyarsan ne olur? Eğer radyoaktif atom hareketlenirse, çekiç şişeyi kıracak, gaz dağılacak ve kedi ölecek. Atomda bir hareketlenme olmazsa, o zaman çekiç hareket etmeyecek ve kedi yaşayacak." "Ama sen kutuyu açıp da atomu gözlemleyene kadar o ne hareketli, ne de hareketsiz, ikisinin olasılıklı bir birleşimidir. O zaman soru şu: Kutu kapalıyken kediye ne olur?" Caine bir an için düşündü "Herhalde...," birden sustu ve gülümsedi. "Şimdi anladım; atom teorik olarak aynı anda iki durumdaysa o zaman kedi de öyle. O da aynı anda hem ölü, hem de diri -ta ki açıp da atomu gözlemleyene kadar. O zaman da kedi kesinlikle bir durumda veya bir diğerinde olur; yani ya ölüdür ya diridir." Doc gülümsedi. "Aferin sana. Bir de kuantum fiziğinden anlamam diyordun." "Bunun amacı," diye araya girdi papyonlu adam Caine'e dönerek, "şunu anlatmak: Kuantum mekaniğini teknik olarak doğru, ama görülmeyen subatomik partlkule değil de, gerçek dünyaya

Saklı Kütüphane

69

www.e-kitap.us

ayak işi falan yapabileceğim yaparım. İki doktor da kan revan içinde. Yavaşça başını salladı." Doc bir an için tavana bakıp düşüncelere daldı.. Geri kalan her şey teoridir. "Özür dilerim. halüsinasyonlar oldu. Büyüyor." "Öyle mi?" dedi endişelenerek Doc. ama yapamaz- Saklı Kütüphane 70 www. gözümle gördüğüm şeylere inanırım. ama son yaşananlardan sonra bölümdekiler kellemi uçururlar. Son patates kızartmasını tabakta kaydırdı ve Doc'un döktüğü ketçaba batırdı. Caine'e baktığında yüzü pek umut verici değildi. Caine'e sanki garip kokuyormuş gibi bakıyordu. Caine papyonlu biyoistatikçiyi görmezden gelmeye çalışarak hızla devam etti. Ama bu diğer nöbetler gibi değil. Boğazı kan yutmaktan tıkanmış. ama bir ses duyulmuyor.. Heisenberg'e inanmadığını mı söylüyorsun?" diye sordu Doc papyonluya. Merak etmeyin. bilirsin tereddüt etmem. ama kendine hâkim olabileceğine emin değildi. Doc sanki bir şey der gibi dudaklarını kıpırdatıyor. ama hiçbiri bunun gibi değildi ki. Ama gelecek sene bakarız tabii ki. nakit sıkıntımı biraz acilen gidermem gerekiyor.us ." Caine masaya baktı Doc'la göz göze gelmemek için. "Genellikle ben.. (yüzde 96. bir şeyler bulurum elbet." "Yani. Biraz çaresizim de.nakit sıkıntısı çekiyorum.1158'lik bir olasılık) Caine ayağa kalkıyor. gömleklerinde kocaman lekeler bırakıyor." Sonra Caine'e doğru döndü. Üçüncü bir kişinin yanında yardım istemek zorunda kalmak hoşuna gitmiyordu. Düştüğü yerin çevresine minik kırmızı noktalar yayıldı. Ama şu aralar elimde hiçbir şey yok." Caine utancından yerin dibine girmişti. Bu dönem olmaz en azından. Caine." "Biliyorum ama.2743'lük bir olasılık) İşte oluyor. Hayat dolu.8432'lik bir olasılık) Bunlar yavaş çekimde Doc'un ve meslektaşının yüzlerine doğru uçuyor. bana kalsa seni anında üniversitede işe alırdım yine. Bir nöbet daha. "Önemli değil. o minik damla artık kızıl bir birikinti. kırmızı damlacıklar saçılıyor havaya." "Biliyorsun. "Eğer özel araştırma projeleriniz falan varsa. Hatta hiçbir şekilde değildi. (yüzde 92." Caine olduğu yerde yığılıp kalmak istemiyordu. Bu damlalar gömleklerini ve derilerini yakıp geçiyor. masaya dökülüyor. Yanaklarına ve alınlarına yapışıyor." Caine.e-kitap. göğüslerinden fışkırıyor. Daha önce de görsel yanılsamamlar. Doc omuz silkti. Doc'un arkadaşı da kalkıp başka bir masaya geçme nezaketini bile göstermemişti. tabağın uçlarına kadar uzuyor. "Eğer sana yardım edebilecek en ufak bir iş olsa. olanları durdurabilse. (yüzde 99. Doc'un patateslerinden birini aldı.uygulamaya kalkınca daha da mantıksız geliyor insana. Keşke bağırabilse. "Sen inanıyor musun?" dedi papyonlu. Sanki nabzı atıyor. nefes alamıyor. "Neden?" "Biraz . Patatesi ağzına götürürken ucundan bir damla ketçap damlayıp tabağa düştü. Bunu gören Caine için zaman sanki biranda yavaşladı. O kadar büyüyor ki tabaktan dışarı akıyor... yalnızca boşluk ve başındaki inanılmaz acı. "Bir şansımı deneyeyim demiştim.." dedi Doc. dudaklarının arasından köpürmüş kan damlaları akıyor. "Biraz başım belada da. Şaşırmış." dedi Caine bir yandan bunun ne kadar da önemli olduğunu düşünerek. Koyu kırmızı kanları yüzlerinden aşağı oluk oluk akıyor. ama başka hiçbir şey yok. sanki odadaki tüm oksijen çekilmiş gibi hissediyor. Kırmızı çizgiler kalınlaşıyor. "Konuyu dağıtmadan önce sen bir şey demek üzereydin.

ama zaten Jasper da aynen öyle olacağını söylememiş miydi? Yine de zihninin içinde bağıran bir ses ona beş saniyesi olduğunu söylüyordu... çok fazla kan "Bir an için gidip gelir gibi oldun. kan. kan gölü de yok olmuştu.. Kamyonet camdan içeri girecekti." dedi Caine ne kadar saçmaladığının farkına varmayarak. Birden Caine her şeyi anladı. yapış yapış. "Yağmur Adam?" dedi Doc bu sefer daha yavaş bir sesle. Kan yoktu. Tamam." dedi Doc. Bir anda Caine karar verdi. Caine tabağına baktı.. Tamam mı?" Caine başını salladı. Bir tek sorun vardı . Olmaz. "David? David?" diyordu Doc. yalnızca döktüğü bir damla ketçap vardı. Caine biranda her şeyi tersine doğru. (yüzde 98. "Hayır." "Olur David. Caine kendini hazırladı. duruyor. Kamyonet yok. Yaralar iyileşirken Caine'in yüzünün önünden uçarak geçen minnacık cam parçaları lokantanın girişindeki dev camın artık boş olan çerçevesine doğru uçuşuyor.us . geri çekimdeymiş gibi gördüğünü anlıyor. karma karışıktı düşünceler. (yüzde 94. Biliyordu. "İyi misin?" "Ne?" dedi Caine sanki bir uykudan uyanırmış gibi başını sallayarak. doğru kelime buydu değil mi? Biliyordu olacakları. Caine hızlıca gözlerini kırpıştırarak Doc'a baktı. Caine'in bir an için nefesi kesildi. Kamyonet dev camdan içeri girmiş ve hepsini öldürmüştü. Aklını kaçırmış biriyle konuşur gibi yavaş konuşuyordu. bir kamyonetin çarpık çurpuk kalıntıları düzelerek. Ama titreyen parmakları Doc'un yüzüne değdiğinde bir tek hafif hafif uzamaya başlamış sakallarını hissetti." dedi papyonlu. gürültü edip onu uyandırmaktan çekiniyordu. hızla.e-kitap. "Hesabı ödeyeyim. Yaralar küçülüp iyileşiyor. Şimdi gidelim!" dedi sesi yükselerek. o hiçbir şeye benzemeyen kanı hissedecekti. Caine titreyen ellerinden birini Doc'a doğru uzattı.kamyonet yanlışlıkla camdan içeri girince onlar burada oturuyor olacaklar mıydı? (yüzde 94. Kafasını toparlayamıyordu sanki. Ölmüşler miydi? Hayır.Her şey donup kalıyor. aynen normalde oldukları gibiydiler. yaşıyorlardı. tüm diğer müşteriler heykel gibi hareketsiz kala kalıyor.7341’lik bir olasılık) Hızla hareket ediyorlar. "Eğer buradan kalkmazsak öleceğiz. Şizofren nöbeti mi geçiriyordu? Her şey sanki gerçekmiş gibiydi. ters yönde lokantadan dışarı çıkıyor. ıslak. Hayır ölmemişlerdi . Genelde gülen yüzünden endişeli olduğu okunuyordu. Sanki yan odada uyuyan vahşi bir Kaplan vardı da. Gözlerini açıp ayağa kalktı. minik cam parçacıkları birleşiyor dev bir bulmaca gibi. "Kamyonet..öleceklerdi. "Ne oldu?" Kan.7341 'lik bir olasılık) "Buradan kalkmamız lazım." dedi Doc Caine'e bakarak. Şaşkınlıktan ağzı açık kalan David'in parmaklarının arasından kayan patates kızartması yere düştü. Ama bir şeyler garip." Caine gözlerini kapayıp düşünmeye çalıştı. Doc hareket etmedi.3667'lik bir olasılık) Kırmızı damlacıklar kaynaklarına geri dönüyor. normalden farklıydı." diye fısıldadı sesi zar zor çıkan Caine. Aklı karışmıştı. Sonra yavaşça her şey hareket etmeye başlıyor. "Neden?" diye sordu Doc. ama bir tek yüzünden aşağıya oluk oluk akan kanı görebiliyordu.. birleşince dev pencere yeniden oluşuveriyor. kan damlacıkları havada yağmur gibi asılı kalıyor. Doc ve arkadaşı. gideriz. bir şekilde biliyordu. Bir şekilde biliyordu on saniye içinde ölme olasılıklarının yüzde 94. Doc ve arkadaşı karşısında oturuyorlardı. "Etraftakileri rahatsız ediyorsun. "Bence derin bir nefes alıp rahatlasan iyi olacak. Saklı Kütüphane 71 www.7341 olduğunu.

" dedi birden kusmak isteyen Caine. Bu da iyiydi. Hava serin ve temizdi. Gözlerini kapayıp hatırlamaya çalıştı. Caine bunu görmedi. bilmiyorum.e-kitap. gözlerini yakıyordu." dedi profesör. Saklı Kütüphane 72 www. Caine dikkatlice bir nefes aldı. kötü bir klip gibi art arda dizilmiş sahneler: Ketçap." dedi yürüyüp yanına gelen Doc'un arkadaşı.. Caine geriye doğru adım atarken birine çarptıO bir garson. camdan içeri dalmıştı. Papyonluyu görmüyordu hiçbir yerde. ▲ Duman. Bu Caine'in umurunda değildi. Başka bir şimdiydi. o yüzden de hiçbir şey hissetmedi. "Hey!" diye bağırdı garson dört porselen kase yere düştüğünde. "Ben.. masa da altında kalmıştı. şu an. Caine'i kurtaran kişi onu yere bıraktı. Sonra birinin. Çinli bir bebeği evlat edinmeye karar verecek. İki. İşte Caine o anda bayıldı. Hem Doc'u. Kollarını açıp iki profesörün kollarına yapıştı ve onları çektiği gibi kaldırdı. Ama sonrasındaki her şey değişmişti. camın önünde insan yoktu artık. Caine ne diyeceğini bilemedi. Şimdiki şimdi değildi o gördüğü..Profesör başını hafifçe yana eğip sesini alçaltı.us . Olabilecek. çünkü artık insanlara saplanmamıştı. Ölüm. 13." Doc elini uzatıp Caine'in oturmasına yardım etti. profesörün saçı başı dağılmıştı ve twit takımının ceketi yer yer yanmış gibiydi. Cam. Hatırladıkları karmaşık bir ağ gibi geldi gözünün önüne.. Kan.tam olarak 19. ama öyle olduğunu biliyordu. Zar zor ayağa kalktı. birden koluna sertçe yapıştı biri. Polis arabalarının sirenlerini duyunca. "David. "Şey nerede. Doc'tu bu.. her şeyi anlayacaktı. Gözleri kapalı olmasına rağmen ışığı seziyordu. kaldırımdan yükselip. Etrafında ısının yükseldiğini hissediyordu. Şimdi yoktu. bence olanları konuşmalıyız.. hem de arkadaşını çekiştirerek uzaklaştırdı. Ayılmaya çalışırken duman ciğerlerine işliyor. Bu sahneyi bir milyon kere seyrettiği gibi. polisler gelip de soru sormaya başladıklarında burada olmamanın daha iyi bir fikir olacağına karar verdi. çünkü gözleri sımsıkı kapalıydı.. Bir. "David iyi misin?" Caine üstünde dikilen adamın gölgesine baktı. "Senin sayende. kamyonet bizi ezecek. fırlayıp. Kamyonet. "Gitmem gerek. "Evet. Öksürdü ve temiz havayla doldurmaya çalıştı ciğerlerini. Köşeyi dönerken hızını alamamış. galiba. Değişikti. Bayıldığı o ilk saniyede bilincini kaybetmeseydi. Chevrolet Silverado Z71 marka arabanın ön kısmı camdan içeri girmiş." "Ne?" Caine'in başı dönüyordu hâlâ. Caine etrafına bakındı. Ama baygındı." Tam dönüp gidiyordu ki. şimdilik.483. Kazadan sonra kadının da umurunda olmayacaktı.?" "İyiyim ben. Bir anda inanılmaz bir gürültüyle havada metal ve cam parçacıkları uçuşmaya başladı. "Evet bizi yerimizden kaldırmasaydın.cam parçacığı havada uçuştu. Çam parçacıkları farklı yönlerde yayıldı. sinemalarda gördüğü sahnelerden de tahmin edebiliyordu. nefes alabildiğini hissedince rahatladı.Dört saniyen kaldı. "Nasıl bildin?" Caine ona baktı. harabeye dönen lokantadan kendini çekiştirerek çıkardığını hissetti. adı Lielen Bogarty. ama olmayan bir şimdi. Ayılırken Caine'in ilk hissettiği şey bu oldu. Üç saniye. artık yoktu demek yanlıştı. Caddede beş katlı bir binada oturuyor.. "Yere yatın!" diye bağırdı Caine hepsini yere doğru çekerek. Binlerce .

Hangisi daha akla yatkındı . Hepsi bu. "İkibin mi dediniz?" "Evet." dedi elindeki üç tüp kana etiket yapıştırırken Caine'le fazla ilgilenmeyerek. koluna gazlı bezle bastırdı.e-kitap." "Şu anda bir proje üzerinde çalışıyorum. çok gerçekçi halüsinasyonlar görüyordu.deli olduğu mu. Daha önce bir gün içinde bu Saklı Kütüphane 73 www. Biriyle konuşması gerekiyordu. Aslında cevap verememiş değildi." Caine bir cevap verme zahmetine katlanmadı. Sokaklar. Yürüyerek oradan uzaklaştı. "Güle güle Profesör.. Laborant iğneyi çıkarıp.önsezi. İğnelerden nefret ediyordu. "David sana ulaşabildiğime memnun oldum. Bu şizofren olduğunun bir belirtisiydi." Caine birden durdu." Papyonlu yavaşça bıraktıysa da Caine'in kolunu. Berni arasana.Caine adamın gözlerinin içine bakınca gördüğü hoşuna gitmedi. Şimdi bırakın gideyim.. Telefon titreşmeye başladı." Papyonluya döndü." "David resmiyete gerek yok . Caine telefon defterine girdi. İlgini çekebilecek bir proje var elimde. ama o bunu itiraf etmek istemiyordu: Nöbetleri önlemek için aldığı ilaç onu uçurumun kenarından aşağıya itmişti. "Bir şey olduğu yok. "Merhaba. Numarayı tanımıyordu. Yürürken lokantada yaşadıkları sürekli aklından geçip duruyordu. Bunun mantıklı bir açıklaması yoktu.us . "Bir dakika öyle tut." Caine bir mesaj bırakmayı düşündü." Caine bir şey demedi. Benim.. ama buna değerdi. İsten kapkara olmuş kıyafetlerine bakınca bunun gerçekten olduğu belliydi. Telefonunu kapadı. "Alo?" dedi Caine çekinerek. Üç cevapsız arama vardı. ama Columbia'dan biri arıyordu belli ki. Caine kendisine ne söylendiyse onu yaptı. "Dinle. trafik lambalarındaki ışıklara göre yön değiştirdi. değil mi? Aslında birçok mantıklı. ismi buldu ve aradı. değil mi? Ama. Gözümün ucuyla kamyoneti gördüm. deliriyordu. Nikolaev olmadığından emin olmak istiyordu. "Sizi sonra ararım. Ama bu olay olmuştu. Bip.adım Peter. Ama bu da tam olarak doğru değildi. Tek bir çalıştan sonra açıldı telefon.. yani aklını kaçırmıştı. cevap vermemişti. Yolun karşısına geçti ve cep telefonuna baktı. Neden olmasın ki aslında? Kelimeyi söyleyecekti . İnsan delirirken kimi arar? Bunun tek bir doğru cevabı vardı. bu günün bittiğine memnundu. senin de bu iş için iyi bir aday olduğunu. Caine Doc'a döndü. gözlerindeki ifade değişmedi. ama sonra caydı bundan. kaçınmıştı. çünkü birkaç dakika sonra ikibin doları olacaktı." "İlgileniyorum o zaman. psişik olduğu mu? Kendini toparlamalıydı. Sinyal sesinden sonra mesaj bırakın. İkibin dolar kazanabilirsin. Demek buydu başına gelen." Caine tavana baktı ve yüzden geri saymaya başladı. akla yatkın açıklama vardı. hemen konuya gireceğim. Cevap vermeden kimin aradığına baktı. ya bu da bir yanılsamaysa? Ya şehrin sokaklarında amaçsızca dolaşırken üzerindeki kıyafetlerin is kaplı olduğunu düşünüyorsa ve aslında tertemiz kıyafetler varsa üstünde? Acaba bu daha mantıklı değil miydi. öngörü. ben Jasper. Peter. ▲ Caine kaç saat şehrin sokaklarında dolaştığını bilmiyordu.? Bunu aklına getirmek bile istemiyordu. caddeler boyunca yürüyüp. Ne diyecekti ki? Jasper ben keçileri kaçırıyorum.

Caine." "Tabii ki. Köşede bir masada bir oyun dönüyordu. Nikolaev güçlü elini Caine'in omzuna koydu. "ama iş iştir. Sanki binayı ayakta tutuyordu. Nikolaev başını salladı. Kendisine bir şey söylenmeden Caine bir tomar para çıkardı ve yirmi tane yüz dolarlık saydı." dedi Nikolaev." dedi Caine." "Olur. Caine'e baktı. Caine. Vitaly ona baskı yapmaktan vazgeçmeyi kabul etmişti. Caine neyi incelediğini sorduğunda. "Arka tarafa geçip konuşalım." dedi Nikolaev gülümseyerek." "Caine. her şeyi halledeceğim. Nikolaev paralardan birini eline aldı. "Öğle yemeğine kalmak ister misin? Bizim ikramımız olur. sahte olmadığına emin olduğunda da tomarı toparladı ve ceketinin cebine koydu. Caine adamın kendine inanmadığının farkındaydı.kadar test olmamıştı hiç. Caine bir önceki gün Peter'la telefonda görüştükten sonra Nikolaev'i arayıp bir anlaşmaya varmıştı." dedi Nikolaev. Hayatta son isteyeceği şey Nikolaev'in yanında gerektiğinden bir saniye fazla kalmaktı. "Merhaba Vitaly. Dört MRI." Saklı Kütüphane 74 www. Caine de merak etmesine rağmen kurcalamamıştı bu konuyu. yani toplamda 14. ama bunun bir önemi yoktu. Son kan testinden bir saat sonra Caine Chernobyl'e gitti. "Bana borcunu ödemek için parayı nereden buluyorsun? Soruyorum. Eğer yeterince zamanı olursa bir çaresini bulurdu." dedi Caine beş saattir test yaptırmaktan bitkin düştüğünün farkına vararak. "Merak etme. Biraz fazla sıkıyordu sanki. Caine onu görmezden gelip. parasını aldığı sürece Caine ölse bile umrunda olmayacağını biliyordu.us . Nikolaev ve Kozlov onu bekliyorlardı. Kozlov ayakta kalıp sırtını duvara yasladı. Nikolaev masanın arkasına geçti. "Ama biraz solgun gibisin. çünkü bu ilk taksit daha ve son taksit olmasını da istemem. idrar örneği. ufak masa ve sandalye küçük odayı doldurmuştu. Nikolaev ayağa kalkarak Caine'in elini sıktı. Genelde müdavimler vardı. yedim ben. Kozlov da arkasındaydı." dedi Caine sanki birinin televizyonunu. İçerideki kanepe. Caine ya bir hafta içinde ikibin dolar daha bulacaktı. Bu kadar basitti her şey. kan testi. Onun için önemli olan tek şey nakit olarak parasını almaktı. Nikolaev'e odaklandı. üç CAT taraması." Caine ayağa kalkarken gülümsedi. epileptik olduğu teşhisini koyduklarında bile bu kadar uğraşmamışlardı. Caine ikinci taksiti nasıl denkleştireceğini bilemiyordu. ama Nikolaev bu endişesini bilmediği sürece sorun yoktu.000 dolar. Onları başıyla selamlayınca oyuna girmemiş olan birkaç kişi de ona selam verdi. Peter tam olarak cevap vermemişti. "gelecek sefere. sağlığına kavuştuğunu görmek güzel. Nikolaev ellerini masaya koyup ileri doğru eğildi. Gözlerinde soğuk ve acımasız bir ifade vardı. "Elektronik eşyalarını aldığımız için özür dilerim. Nikolaev'in peşinden bodruma indi. Sanki ona vurmak için bir bahane arıyor gibiydi. Caine de yedi hafta boyunca ona haftada ikibin dolar ödeyecekti. Nikolaev'in dar ofisine girdi." Caine.e-kitap. ya da Kozlov kolunu kıracaktı. "Gelecek sefere yeriz yemeği. videosunu ve müzik setini çalmak çok normalmiş gibi." "Sağ ol. Kozlov. ışığa tuttu." "Yorucu bir gündü de. adamın aslında sağlığını umursamadığını. Caine'in bir tek zamana ihtiyacı vardı." Nikolaev başını salladı. hiçbir şeyi ele vermeye niyetli değildi. Sigara yanıklarından delik deşik olan kanepeye oturdu Caine. Podvaal'a girdiklerinde ışıksız loş ortama alışmak için Caine birkaç kere gözlerini kırpıştırdı. dar merdivenlerden inerken başını eğdi.

Bu parlayan rakamları tek bir gece bile görmemek için sağ kolunu vermeye hazırdı o zamanlar. Işıkların etkisiyle adeta uyuşan Tommy.. Bay Sheridan Tommy'nin önüne atıldı. Ama şimdi de onlar olmadan. Dosyaya yine baktı.. Kazandım. Bay Thomas DaSouza!" Bay Sheridan yana çekilirken Tommy'yi mikrofonların durduğu yere doğru çekti. hepsi bu. Caine'in dosyasını beşinci defa okudu. bilmeden. Artık gerek yok rüya görmeme.us . Uyandığı andan beri. sonra da Joel. Her şeyi bilecekti. "Şimdi lafı uzatmadan işte karşınızda. ona bu bulguları tetikleyen bir madde veriyordu. Bu duygudan kurtulmaya çalıştı. O şimdi 247 milyon dolarlık bir adam!" Bay Sheridan artık gülümsemiyor. Her şey ortadaydı. Televizyona çıkıp da ünlü olacağı için midesinde asit birikmiyordu. Kameraların sesi de duyuluyordu. Bir hayvan üzerinde test etmeden yeni ilacı Julia'ya vermek konusunda çekinceleri vardı. Tedirginsin. yapmamak hata olurdu. çünkü ünlü olmak üzeresin. ama yine okumak istedi. bir önceki gece uykusunda rüya görmediği için tedirgindi. "Lütfen." Saklı Kütüphane 75 www. beyninin sallantıda olan kimyası değişiyordu. zaman geçtikçe bu fırsatı elinden kaçırmış olacaktı.. teker teker. yalnız ve boş hissetti kendini. "İlk önce Penny soru sorsun. Tek bir şansı vardı." dedi gülümseyen temsilci Tommy'nin omzunu tutarak. Aslında bunu yapmak değil. Sanki hepsi aynı anda patlamıştı. Caine'in doktoru. "Haydi gidelim. Makyözün yirmi dakika uğraşıp sivilcelerinin üstüne fondöten sürmüş olmasından hoşnuttu.11 Dr. Powerball temsilcisi böyle pişkin pişkin sırıtınca Tommy'nin midesi bulandı. ". ama zaman daralıyordu. Rüyaların kesilmesi mantıklı. Bay Sheridan omuzuna elini koyunca neredeyse yerinde sıçradı. ▲ "Hazır mısın?" Ucuz takım elbisesinin içinde Bay Sheridan o kadar heyecanlıydı ki yerinde duramıyor gibiydi. ama bilse de kendini daha iyi hissetmiyordu. Şimdi başlamak zorundaydı." Gazeteciler nazik olmak için buna güldüler. Gazeteciler ismini bağırırken flaşlar patladı yine.e-kitap. Bir zamanlar bu rüyaların bir lanet olduğunu düşünmüştü. Tversky'nin tek yapması gereken şey şimdiki formülünü biraz değiştirmekti. Caine'in bünyesindeki dopamin seviyelerine ve nöbetleri engellemek için verilen deneysel ilaçların kimyasal analizine bakıyordu. kusmak istemişti. Tversky." Kalabalığa baktı.. Ama Tommy bunun doğru olmadığını biliyordu. Artık ezberlemişti neredeyse. Bay Sheridan'ın peşinden kapıdan çıktı ve Eyaletlerarası Piyango Birliği'nin bu gece için özel olarak hazırlattığı mini podyuma gitti. Tommy elinden geldiğince hoş bir şekilde gülümsedi. Ama daha odadakileri çok iyi göremeden patlayan flaşlardan gözleri kamaştı. televizyona çıkacağını bile bilmeden önce. Tedirginsin. Kalabalık fotoğrafçılar güruhuna baktı. Bunu kendisi de itiraf etmişti: Her saniye. Tommy. sonra da. Hatta bundan fazlasını da bilecekti. "Tabii devlet baba kendi payına düşeni alacak. sırıtıyordu. bir daha okudu bir şeyi atlamadığına emin olmak için.. Eğer istediği sonuca ulaşırsa bir sonraki adımlarının ne olacağını bilecekti. Bunun doğru olduğunu biliyordu. ilk denemede başarılı olması gerekiyordu.ve kazanan Manhattan'da oturan 28 yaşında bir kasiyer. sonra birini işaret etti.

Saklı Kütüphane 76 www. anavatanının bir piyonu olmuştu.Kıpkırmızı bir pantolon takım giyen. Aslında ikinci Bayan Tversky'nin böyle bir kaçamağa şaşırmaması gerekirdi. ama bulamadı. Öğrencilerinden biriyle yatıp kalktığını ileri sürmüştü. hükümeti de arkasına alıp dünyayı değiştirebileceğini sanan dahilerden biriydi. Gerçi bu bilgiye ihtiyacı da olmayabilirdi. Caltech'ten çok yüksek dereceyle mezun olmuş ve matematik bölümünü bitirmekle kalmamış. özel hayatına ilişkin tüm ayrıntıları bilmek adamı hazırlıksız yakalamasına yardımcı olurdu. Ama şansı yaver gitmiş. Tommy DaSouza çok uzun yıllardır hayatında ilk defa çok mutluydu. hayatı nasıl olacaktı? ▲ Nava. Bu süre zarfında da NIH. Bay Sheridan on dakika sonra gazetecileri susturduğunda Tommy havalardaydı. Nava başını salladı. "Teker teker. "Ne kadar zamandır bu rüyaları görüyorsun?" "Tüm hayatım boyunca gördüm herhalde. Mutluydu. geri kalanlara da tedirgin bir şekilde 'bilemiyorum' dedi. ama iş işten geçmişti." Bu sözcükler ağzından çıktığı anda bunun bir hata olduğunu anladı. Demokrat mısın?" gibi. "Curtis. Tek yatak odalı mütevazı bir evde tek başına yaşıyordu. İki kere evlenmiş. Avının neye benzediğini öğrenmek için sonra bakması gerekecekti. Eğer Tversky'yi kaçırması gerekirse. Tommy cevabını bildiği soruları cevapladı. Tommy gözlerini kapayarak boşlukta hareket eden dev sayıları hatırladı. Bundan sonrasında da hep en iyi okullarda çalışmıştı Stanford. Teker teker lütfen!" diye bağırdı Bay Sheridan onları susturmak için. "Sayıları nasıl seçtin?" dedi saçları dökülen bir adam. "Çok güzeldi. Ama Piyango Birliği'nin onun için kiraladığı limuzinle evine giderken rüyalarını düşünmeden edemedi. Tommy hafifçe eğilerek tüm mikrofonların alacağı şekilde konuşmaya çalıştı. Harvard ve sonra da Columbia. sarı boyalı saçlı bir kadın yerinden kalktı. Sonra da özgeçmişine baktı. "Çok güzel!" Herkes buna güldü. ama sonuç olarak o politik bir kaldıraçtan başka bir şey değildi. Nava. "Rüyamda gördüm. sonra da Bruce. WHI. iki kere de boşanmıştı. ama Nava her zaman çok iyi hazırlanma taraftarıydı." "Nasıl bir rüya bu?" diye sordu yüzünü birkaç kere gerdirmiş bir kadın. Tversky. Grimes herhalde bilgileri güncelliyordu. Doktora çalışmalarını doğu yakasında Johns Hopkins de yapmıştı. çünkü kendisi de profesörün eski öğrencilerinden biriydi ve büyük bir olasılıkla ilk evliliği onun yüzünden bitmişti. Penn. biyolojide de yüksek lisans yapmıştı.us . Ondokuzunda üniversiteyi bitirmişti. İlk evliliği 'şiddetli geçimsizlikten' dolayı sonra ermişti." On beş dakika boyunca Tommy'ye birçok soru sordular: "Tanrı var mı?". Ona para vermişlerdi. Sonra da kişisel bilgilere baktı. Bethanyi. Tüm gazeteciler aynı anda bağırmaya başladılar. Tversky'nin resmini aradı dosyalarda. Gerçekten de rüyaları bir daha görmeyecekse. Grimes'den Tversky'nin kız öğrencilerinin telefon kayıtlarını incelemesini isteyecekti. Bir zamanlar Nava da böyle saftı. Mike. "Cumhuriyetçi misin. CDC ve hatta UGA'dan bile araştırma fonları kapmıştı." İri yan zenci bir adam ayağa kalktı Tommy'nin dikkatini çekmek için. o da başını salladı. Acaba şimdi hangisiyle yatıyordu? Nava'nın Grimes hakkında duyduklarına bakılırsa. "Multimilyoner olmak nasıl bir şey?" Tommy Bay Sheridan'a baktı. yirmidördüne basmadan biyoistatistik konusunda doktorasını bitirmişti. ama ikinci eşi Tversky'nin kendisine psikolojik tacizde bulunduğunu ve zina yaptığını iddia etmişti. on yıl önce her şey değişmişti. Mikrofona konuş diyordu.e-kitap. Tversky'nin cinsel hayatını kurcalamak hoşuna gidecekti.

Tversky'nin peşine düşmek zorunda kalacaktı. gerçekten hissetmenin ne olduğunu bile unutmuştu. Önündeki tek engel Dr. Tanja Aleksandrova gibi. Şimdi Nava kimse değildi. O da ölmüştü. Maria da bir lezbiyen. Nava bunu değiştirmek istiyordu. hiçbir bedel ödemeyecekti. Hiçbir bağlılığı yoktu. Ama bunu denerse o zaman da Alfa deneğini ele geçirinceye kadar doktoru tutması gerekecekti. ama Candace nişanlı. yeni bir kot pantolon giymek gibi olmuştu." diye düşündü Elliot kolunu kaşırken. Tam Nava'nın aradığı kişiydi. Onu Columbia'nın bilim laboratuvarlarının dışındaki sosisli sandviç satıcısının başında buldu. Bu deneğin kim olduğunu gelecek 36 saat içinde öğrenmesi gerekiyordu. Yine yeni bir hayata başlayacaktı. Eğer bu da işe yaramazsa. şimdiki serbest ajanlığı geçmişiyle ters düşüyordu. Çocukluğundan beri görmediği bir dost gibi. Tversky'nin geçmişte. Laboratuvardaki biriydi. ülkesi yoktu. ikinci derisi gibi oldu. Dmitry bilseydi bu hiç hoşuna gitmezdi. ellibeş kiloluk.Aslında komünist olarak yetiştirildiği düşünülürse. ama Nava'yı suçlar mıydı? Bundan pek emin değildi Nava. Geçmişte kalmış bir hatıradan ibaretti Tanja. "Mary Wu var. ▲ Elliot Samuelson'un kocaman bir göbeği vardı ve yüzü de çiçek bozuğundan dolayı lekeliydi. ama kadın eline bir yüzlük sıkıştırınca adamı susturmakta zorlandı." "Hmmm. Elliot devam etti. İki seçenek de hoş değildi. güç kullanarak bilgi edinecekti. ama bu sefer her şeyi doğru yapacaktı. Eğer dosyadan gerekli bilgileri edinemezse de. Bu sefer kendini Tversky'nin eski eşlerinden biri adına çalışan bir özel dedektif olarak tanıttı. 50 kiloluk bir doktora öğrencisi arayacaktı. ailesi yoktu. İlk başta biraz rahatsız ediciydi: Yeni bir kotun bazı yerleri insanı sıkar." Nava. yavaşça. Wu'nun adını Grimes'ın kendine verdiği öğrenciler listesinden sildi. İşte buydu.us . Normal koşullar altında Nava. ama kaçmadıkça bunun mümkün olmayacağını biliyordu. Nava ceketini kaptığı gibi ofisinden dışarı fırladı. Nava gülümsedi. "Ufak tefek kadınlar var mı? Diyelim elli. bir ipucu arıyordu. Tversky ve Alfa deneğiydi. (Deneğin vücut ağırlığının her on kilosu için 1 mg'a denk gelecek şekilde). kalın telli saçları da hoş olmadığı için. oradaki kodamanlardan biriyle birlikte bir makale yazıyor. Kimliğini değiştirmek. Ya adamı tutacaktı. Ama bugün böyle işlere zamanı yoktu." Saklı Kütüphane 77 www. aynen onun gibi. aynen Nava Vaner olmadan önce var olan ve ölen o küçük kız. Nava'ya bunu bulmak düşüyordu. Adam ona laboratuvardaki tüm kadınları anlattıktan sonra Nava araya girdi. İlk başta Elliot. Doktorun notlarında Nava'yı Alfa deneğine götürecek bir ipucu olmalıydı. Tam vazgeçmek üzereyken aradığı şeyi buldu. "Candace Rappaport ve Maria Parker da ufak tefekler. Bunu yapmanın daha kolay bir yolu olmalıydı. Bu yüzden de zamanının çoğunu laboratuvarda geçiriyordu. Alfa deneğine 5 mg fenitoin verildi. bazı yerler de bol dururdu ya. farkına vardırtmadan bilgi sızdırırdı. Yani vücut ağırlığının her on kilosu için bir miligram veriliyorsa o zaman Alfa deneği yaklaşık elli kiloydu.e-kitap. o ufak tefektir. O kadar uzun süredir böyle yaşıyordu ki. Dmitry Zaitsev çoktan göçüp gitmişti. Alfa deneği bir kadındı. yaşadığı aşk maceralarını okuduktan sonra Nava bunu nasıl da tahmin edememişti. Tabii ki. Samuelson'la birkaç hafta boyunca yakınlaşır. Bir önemi de yoktu. Gelecek üç saat boyunca Nava bin küsur sayfalık notlara baktı. ya da öldürecekti. Bu ipucu mutlaka vardı. Tversky'nin dosyalarında Alfa deneğiyle son üç aydır haftada iki deney yaptığı yazıyordu. Ama zaman içinde bu kimlik öyle bir şekilde üstüne oturdu ki. Nava'nın sorularına cevap vermekte tereddüt etti. Bir süre sonra Tanja'yı tamamen unuttu. pek sosyal hayatı yoktu. Ama son zamanlarda Cambridge'e gidiyor sık sık.

ayrıca Elliot'un lezbiyen demesiyle kadın lezbiyen olmuyordu. konuşmasının garipleştiğini." "Başka?" dedi aklına bir anda binbir türlü olasılık gelen Nava. özellikle de kafiyeli konuşmaya başladığını yazmıştı. Eiliot'a göre tanıma uyan kimse yoktu. İlaçlar seni öyle bir etkiledi ki. Sana bunu nasıl yapabiliyor? -İkimizin de istemediği hiçbir şeyi yapmıyor. ama Nava elemedi. "Son zamanlarda konuşurken 'Haydi gelin yemek yiyelim. tim. Birine yavaşça dokundu ve canı acıdı. biri var aslında. Şimdi saçı yoktu artık. Tversky. "Adı neydi?" ▲ Julia aynaya bakınca korktu. ama bu bilgiyle ilgilenmemiş gibi yaptı." "Öyle mi?" "Evet. Her bir koyu mavi yuvarlağın ortasında ufak bir kırmızı iğne deliği vardı. Julia. Özellikle son zamanlarda çok garipleşti. Kız belki saçını çok kötü kestirmişti. Şapka onu rahatsız ediyor herhalde. Geri kalan isimleri de saydı. "Garip de ondan. ama solgun renkli pek de düzgün olmayan saçları hep en beğendiği özelliği olmuştu. onu azarladı. Artık böyle görünüyorum.us . Yalvarıyorum sana. Deneyimlerine göre nişanlı olmak demek insan başkasıyla kırıştırmayacak demek değildi. Mesela son birkaç haftadır sürekli beyzbol şapkası takıyor. ama son iki yıldır bir değişim programıyla buraya geldi. kim. Öyle mi? Aynaya bir baksana! Kafanı kazımayı istedin mi? Kafa derine yuvarlaklar çizilmesini istedin mi? -Kes artık. Hilkat garibesi bir yabancı banyosuna girmiş gibi şaşırdı.60-1. NYU'da öğrenci. ama Nava son zamanlarda peydahlanmış bu şapka tutkusunun altında başka bir şeyin yattığından şüpheleniyordu. "Ne demek kafiyeli konuşuyor?" diye sordu." Nava'nın kalbi hızla çarpıyordu. Petey'nin başına çizdiği sekiz daireyi görebiliyordu." "Neden?" "Bilmem. O beni seviyor. Garipleşti iyice. Dur. Hiçbir zaman kendini beğenmemişti Julia. Bu benim. daha şimdiden günün yarısında uyuyorsun.e-kitap. Saklı Kütüphane 78 www. "Bekle. burnunu çekip. çok geç olmadan dur." dedi Elliot omuz silkerek. 1. ben de onu seviyorum. Bunlar uçların girmesi gereken yerlerdi. yim' gibi şeyler söylüyor. ama asla çıkarmıyor. ama herhalde o değildir. çünkü hep başını kaşıyor ve mikroskobu kullanırken de hep düzeltmek zorunda kalıyor. ama bence o değil aradığın kişi.Elliot bu iki kadını elemişti. "Başka pek bir şey yok. Beynindeki ses. "Bir bakalım. bir deri bir kemik kaldın. Kel başına dokundu. çok ufak tefek. Neyse. vicdanı olarak bildiği ses. sona iyice yaklaştıkYaklaşan tek şey senin ölümün." Nava dondu kaldı. Aslında teknik olarak o bizim laboratuvarda çalışmıyor.65 boyunda. Alfa deneğinde şizofrenik belirtiler gözlemlediğini. bir de kafiyeli konuşuyor. Ayrıca. Yemek yemiyorsun artık. Hatırladın mı? Titreyen dudağını ısırdı. Nava kızı kaçıracağı gün Elllot'un Nava'nın bu kıza odaklandığını hatırlamasını istemiyordu. göz yaşlarına hâkim olmaya çalıştı. Nava gitmek üzereyken Elliot onu durdurdu." dedi Nava. Bir gece öncesinden beri ağrıyordu. Kısa kısa saçlar vardı.

Nava birkaç dakika bekledi peşinden binaya girmeden önce. Artık benim de bir sevgilim var ve mutluyum. Tversky'nin laboratuvarının olduğu." "Sağ olun. Görevliye doğru gitti ve en seksi edasını takındı. Saatine baktı. İğrenç bir alışkanlıktı bu. her seansta aynı noktaya elektrod sokmak zorundaydı. Bunu yapmanın en kolay yolu da kızın saçını kazımaktı. Petey bekletilmekten hiç hoşlanmazdı.e-kitap." Nava döner kapıdan çıktı. kız etrafında olup biteni görecek durumda değildi. Tek yapması gereken şey Julia binadan çıkana kadar beklemekti. sokağın karşısına park ettiği minibüse sokacaktı kızı ve onu Korelilere teslim edecekti. Bu kadar basitti. Uzun süre bekleyeceğinin farkındaydı. Güvenlik görevlisine kimliğini gösterdikten sonra Julia gözden kayboldu. Her şey bir anda yerine oturmuştu." diye cevap verdi koruma görevlisi karnını içine çekmeye çalışarak." dedi Nava. Günbatımında kendini Mott Sokağı'nda buluvermişti. kimliğini değiştirip. Neden beni rahat bırakmıyorsun? Julia gözlerini kapayarak şüphelerini gidermeye çalışırken. ben seviyor. ▲ Caine. izmariti çizmesinin topuğuyla söndürdü. sürekli kendine şunu tekrarladı: Beni seviyor. ▲ Nava son sigarasını içtikten sonra. Bu binanın başka bir çıkışı var mı?" "Yok hanımefendi. sokağın karşısına geçti. ama yakındı. Nikotin kana karşınca da başka şeyler düşünmeye başladı. Bir de Tversky'nin araştırmalarının bilgilerini içeren diski verecekti. Ne de olsa Alfa deneğini bulmuştu. Gerçekten bakan olmuyordu. Peşine düşmeden Julia Pearlman'ın biraz ilerlemesine izin verecekti. İki haftadır takıyordu bu peruğu. Eski saçı gibi değildi tam olarak. bunun bir yalan olduğunu biliyordu. "Acil durum çıkışı dışında tek çıkış burası. şimdiye kadar kimse fark etmemişti. Buenos Aires'e geçecek ve kayıplara karışacaktı. Bu kadar güzel bir kadın neden böyle bir şey yapardı ki? Neden bu şekilde kendilerini yok etmekten hoşlandıklarını anlayamıyordu. Gözlerini binadan ayırmadan bir sigara çıkardı paketten. "Pardon. aklı bir karış havadaydı. Bundan sonra her şey yoluna girecekti. Julia laboratuvardan çıkınca Nava peşine düşecekti. Julia.-Hayır. Zaten Petey dışında hiç kimse ona bakmıyordu ki. Nava'nın derdi kızın takip edildiğinin farkına varması değildi.us . ama Nava bunu umursamadı. Julia'nın beyzbol şapkasıyla gizlemeye çalıştığı kötü peruğu görür görmez anlamıştı aradığı kişiyi bulduğunu. tepeleme Çin usulü makarna Saklı Kütüphane 79 www. kızı kaptığı gibi kaçıracaktı. Biraz kendine gelince gözlerini açtı ve peruğunu taktı. dev bir kırmızı kâsede. büfeden bir paket Parliament marka sigara aldı. saat 2:19'du. Julia dairesinden çıkıp sokağın karşı tarafına geçerken sigara içen uzun boylu bir kumral kadın vardı yanında. Kız arkadaşımla yirmi dakika önce burada buluşacaktık daha gelmedi. Ayrıca. beni seviyor. Yedi blok boyunca Julia'nın peşinden ayrılmadı. Wong'ın Szechwan lokantasının karşısında durmuştu. Eğer Tversky sürekli Julia'nın beyin dalgalarını izliyorsa. on katlı binaya girerken de karşı kaldırımda durdu. Nava. Laboratuvara zamanında yetişecekse koşması gerekecekti. "Herhalde onu kaçırdım. Nava uzun süre peşinde dolaşacak değildi. Eline fırsat geçtiği an. Sonra Nava Sao Paola'ya giden ilk uçağa binip. yürüyüşe çıktığına inandırmaya çalışsa da kendini. Lokantanın neon tabelasındaki logoda.

Bunu yapabilirdi. Borcunu öder ödemez. Herkes Billy'nin kardeşi Jian Wong'un dai-lo-dai. Caine'in Nikolaev'e borcu olduğunu biliyorsa. Eğer işler yolunda gitmezse Cedar's'a gidip iki tek içecekti bununla. Yirmi dolarını ayırıp hepsini saydı. Caine oturduğunda. hatta otururken sandalyesini bile çekti." Billy başını eğip güldü.000 dolar daha vermek zorundaydı ve Caine'in elindeki para da Kozlov'un onu hastanelik etmesini engellemezdi. "Haydi gel!" dedi Caine'in omzuna kolunu atarak. o zaman herkes bunu biliyordu. ama gözlerinin altındaki morluklardan ve her şeyini yitirmiş bir adam gibi bakan Saklı Kütüphane 80 www. Adam Hayalet Gölgeler'in şefi. Aklını kullanıp oynarsa her şey iyi olacaktı. Ona yirmibin borcun olduğunu söylüyorlar. Gelecek altı gün boyunca günde 267 dolar kazanırsa bir sonraki taksiti çıkarabilir. "Seni görmek güzel Billy. Caine'in bir şeyden korkmasına gerek yoktu. Nikolaev'in yerine gidip de onbirbin dolar kaybetmeden de kendine aynı şeyleri söylemişti. Sanki şimdi bir kumar bağımlısı değilmiş gibi. oyuncular umutla yüzüne baktılar. Herhalde o da yutmuyordu Caine'in numaralarını. "Uzun zaman oldu!" dedi Wong Caine'i demir kapının diğer tarafında görünce. Veresiyeye gerek olmayacak." Caine başını salladı. batacağını hissettiğinde nefeslenirse. Bu eli oynadıktan sonra. ama başka şansı da yoktu.e-kitap. kazanabilirdi. kadın ticareti. deneyimi az olan bir enayi. hatta nefret ederlerdi. Kişisel bir şey değil bu." "Faiz dahil onikiye indi ve elimde para var. O hayatta bir kere olacak. "Billy beni bilirsin. Günde beş danışmanlık seansına giderdi. Eğer oyunu yavaştan alırsa. New York'taki en kalabalık ve en acımasız Çin çetesinin başıydı. Bir kumar bağımlısı olduğu zamanlarda. Uyuşturucu. Kumar alışkanlığından vazgeçmek için gittiği danışman dışında kimseyi kandırdığı da yoktu zaten." dedi Caine gerçekten de böyle hissettiğine şaşırarak. Caine'i görünce yüzleri asıldı. Tabii canım. ayrıca Vitaly Nikolaev'i de bilirim. ama yine de kendinden emin adımlar atarak sokağı geçti ve restorana girdi." dedi Caine. bu işten elini eteğini çekecekti. Nikolaev ve Billy birbirlerini hiç sevmezlerdi. Uçan Ejderler'le birlikte Hayalet Gölgeler. Billy. 36 saat süren bir açık poker maratonunda 3. Caine'in daha önce şansının yaver gittiği olmuştu. Çinli olmasına rağmen şivesi çok düzgündü. "Bilirim. içinde sahip olduğu tüm para duruyordu. Nikolaev sağ olsun. Komikti bu laf aslında. Caine kumar oynamak istemiyordu. Oradakilerin çoğu onu tanımıyordu. Billy Wong'un şehirdeki en düzgün yerlerden birini işlettiğini biliyordu. hatta yiyecek alacak 4 dolar kadar parası da kalırdı. Karşılarında genç. birden durumunun vahametini anlayınca nefesi daraldı. Caine'e fişlerini verdi ve onu bir masaya yöneltti. "Bugün şanslı hissediyorum kendimi Billy. Kulüp biraz garip bir yerdi. Yani. Caine yanında geçip de arka odaya doğru giderken. ona bakmadı bile. parası çok. Bu bir tahmindi aslında. ne gerekirse yapardı. ama Caine.000 doların üstünde para kazanmıştı." "Tabii ki var." dedi gözleri parıldayan Bllly. Ön kasada çalışan kız. Uzun uzun nefes alıp verdi. "Nakdin var mı?" dedi Billy sanki saati soruyormuş gibi normal bir sesle. umurunda da değildi. Biraz tedirgindi. Caine sonunda dersini almıştı. olduğunu bilirdi. Eğer Billy. Ama bu farklıydı.vardı. saf bir borsacı görmek istiyorlardı. sana veresiye oynatmam. "Ne kadar paran var?" Caine cebine elini atıp tüm parasını çıkarttı: 438 dolar. Çin mahallesindeki her şeyi kontrolleri altında tutarlardı. "Neden olsun ki!" Caine'in sırtını sıvazladı. O zaman da bir tek cebindeki parayla oynayarak kazanmak zorunda kalacaktı. "Ama baştan söyleyeyim. Cüzdanını yokladı. patronların patronu. olasılığı düşük bir şeydi. Altı gün sonra Nikolaev'e 2.us . Bir bağımlı olduğunda. Yapabileceğini biliyordu. Öylesine kötü bir deneyimden sonra şansın kapısını çalması gerekirdi. bu hayattan kurtulacaktı. kumar ve tefecilik onlardan sorulurdu.

kötü de. kalkıp gidecekti. sonra da yine yükselterek son kart açılmadan herkesi kaçırtmayı başarmıştı. Kartlar dağıtıldığında yeri yükseltmiş. Parayı köşedeki kuş suratlı bir adam kazandı. İyi de olabilirdi. Sakince oynayacak ve kazanacaktı. Caine. Saklı Kütüphane 81 www.us . Şimdi Caine diğer herkesi de çözecekti. onun ancak eli iyi olduğunda oyuna giren bir sağlamcı olduğunu anladı. Adamlar. fişleri kendine doğru çekerken pis pis sırıtarak. Çocuk oyuncağıydı bu onun için. kendilerinden biriydi. 267 dolar kazandığı anda da masadan kalkacaktı. O çaylak değildi. ama acemi değildi. sonra da iyi eller denk getirecekti. şansını zorlamayacaktı. Caine'e bakıp.gözlerinden kim olduğu anlaşılıyordu. Kendini kaptırmayacaktı. başlarıyla selam verdiler ve kartlarına döndüler. Oyuna girmeden oyuncular hakkında ufak tefek bir şeyler kapmayı düşünüyordu. Herkese elindeki iki kızı gösteriyordu. İnsanlar Kuş Adam oyuna girdiğinde dağıldıklarında.e-kitap. Caine oynayanları seyretti.

o da orada. Julia'nın kalbi duracak gibi oldu.. Ona son iğneyi yapalı on dakika kadar olmuştu. Bilmek istediği An hakkında binlerce kitap yazabilir. Herhalde çok kötü bir son bekliyordu onu. zaman yok. Onu bu yere getiren soruyu anlamaya çalıştı. Birden öğlen yedikleri ağzına geldi. Bu başlangıçtı. o da sonsuza dek uzanıyor. her şey her yerde olduğu için.. işte orada. Kapalı gözlerinin ardından. Artık elinden gelen tek şey beklemekti. her bir bakterinin. Zaman yok. hiçbiri bunun mümkün olabileceğini düşünemezdi. Şu anda beyin kimyasının Caine'inkiyle aynı olması gerekiyordu. Baktı. Burnunu. Onu bu noktaya kadar getiren tüm teoriler ve varsayımlar geçti aklından. Bir minnacık parçacık.. O kadar güçlüydü ki. Gözleri kapalı olduğu halde önündeki kusmuğu görebiliyordu. Bunu yapmaya çalıştı. Zihnini donduran sancı. Julia bağırıyordu. ama zihni o kadar bulanmıştı ki. Ama tabii ki hiçbiri onun gördüklerini görmemişti. en küçük ayrıntıdan en büyüğüne kadar.. Onlar o lokantadaki kazada yoktu. Birçoğu aynı. olasılıksız? Ama imkânsız değil.. Yüzeyini oluşturan sonsuz sayıda nodun her birinde bir başka boyut daha var. Başını kaldırınca sırtı bir yay gibi eğildi.e-kitap. auraydı. sürekli. Onu her şeyden ayırmaktı güç olan. O An'da ancak Petey'e ne yapacağını söylemek için zamanı var. Bu sonsuzluk. onu mahkûm ediyordu. onu bırakacağını vaat ediyordu. Julia'nın EEG çıktılarına bakarken. ama koku buna izin vermiyordu. Eğer sonsuzluğun küçücük bir parçasına bakarsa. Birden Julia ona doğru döndü. bildiği milyarlarca sesten biriydi. tanıyordu. Ayrıca.. elleri titriyordu. Petey'nin bağırarak bir şeyler dediğini duyuyordu. biliyordu.. Bilincini yitirdiğinin farkındaydı. Saklı Kütüphane 82 www. ama bunu farklı bir şekilde biliyordu. bir cevap bulmadan gitmeyecekti... Başı kusmuğunun içine girmek üzereydi. Ses'i başka bir zamandan biliyordu.ama tek olarak değil. Sonra onu görüyor. Odaklanması gerektiğini biliyordu. Burada. Ameliyat masasında baygın yatan Julia'ya baktı. Julia bunun bir koku olup olmadığına bile emin değildi. Ameliyat masasından yuvarlanıp yere düştü.' Deutsch'enin çalışmaları ve tabii ki Laplace'ın Şeytanı. yapamadı. birkaç saat içinde beyin dalgalarının maksimizasyonunu sağlamak için kullanacağı serumu geliştirebilmişti. her yöne aynı anda uzanan. Schrödinger'in kedisi. ama o çok uzaklardaydı. bir milyon. : sonra her şey bitecekti.12 Tversky. bedeninin her bir zerresine işlemişti. Ölüyor muydu? Yoksa bayılıyor muydu? Hayır. Bu karmaşıktan da öte. Petey'i yarı yolda bırakmayacaktı. Fısıldayarak konuşmaya başladığında gözleri hâlâ kapalıydı.. Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi. Odaklanmak zorundaydı. Nereye baksa. Kendi araştırmasında sonuca o kadar yaklaşmıştı ki. gözlerini. kendi çevresinde dönüyor dolanıyor.us . Maxwell fizik yasalarının mutlak olmadığını kanıtlamamış mıydı? Tversky'nin teorisini duysa ne derdi acaba? Olasılık dışı. O. birçoğu farklı. bir yoldan daha çok bir boyut gibi. Ama zaman yok.. çünkü sonsuz. Ellerinin ve dizlerinin üzerinde durdu. bir milyar.. Parçacıklarla dolu sıvıyı öksürerek tükürürken dilinde tattığı bu iğrenç tada bile şükretti. Sonra gördü. Ses ona fısıldıyordu. sonra da yere çakıldı. sonsuz.. komik. boğazını tırmalıyordu adeta. Minnacık bir parçasına. "Bu iğrenç koku ne?" Koku daha önce bildiği hiçbir şeye benzemiyordu. her bir molekülün hareketini bile görebiliyordu. dolambaçlı bir yol. en azından bir an için bile olsa kokuyu unutabilmişti. Laplace hariç. Bu kadar yolu gelmişken. Einstein'ın Görecelik Teorisi. gerçekte. Ama bu boyut tek değil ki. İşte o anda Ses'i duydu. ama geldiği An'da zamanının tükenmekte olduğunu biliyor..

us . düşünerek değil bilerekHerAn 'in ortasında kendini gördü. derin bir nefes alıp. Yapacak çok şey vardı.. Düşünmesi gerekiyordu. Boyutların hareketini görebiliyor.. hayır. hayır. ona bunu nasıl yapabileceğini gösterdi. Kendini görebildi .e-kitap. Otopsiyi yapanlar kanındaki kimyasalları saptarlardı.zamanı tükendi. Sonunda HerAn onun sözcüklerine uyum sağlamak için şekil değiştirip. Eğer akıllıca davranıp. Kadının başındaki izleri silmek zorundaydı. ellerini pembe bir temizlik maddesiyle sıvadı.. Hademeler gece yarısına doğru gelirlerdi. ama beyni durmuştu. kızı temizleyip. odada volta atmaya başladı. Bunu nasıl açıklayacaktı? Kan ter içinde kaldı. Nabzını yokladı.. Eğer ölürse. Lavaboya gidip... Başını yıkarken yapması gereken diğer şeyleri düşündü. Laboratuvardan kaçıp gitmek geçiyordu içinden. kıpkırmızı iğne izleri konusunda bir şey yapamayacaktı. EEG verilerini. Yirmi dakikası kalmıştı. Julia'nın artık geri dönüşü olmayacak bir şekilde gittiğini söylüyordu. Pencereden sarkıp altı kat aşağıdaki avluya baktı. Kalbi hâlâ atıyordu. Hiçbir şekilde hareket yoktu. Julia'ya bakınca bunun olmayacağını anladı. İlk önce bir göz kapağını sonra da diğerini açınca gözlerinin beyazlarını gördü bir tek. Boku yemişti. Julia nefes verdiğini hissetti. Zamanı olması gerekiyordu.. Hayattaydı. yani yirmi dakikası vardı. paniklemezse. Video çekimini. nefes alamamaya başladı. ama çok zayıftı nabzı. ama zamanı olmadığını biliyordu. Sonrasında da Tversky'nin bu işte parmağı olduğunu anlamak İçin dahi olmak gerekmiyordu. Tam gelmiş geçmiş en büyük bilimsel deneyi yapmışken. otopsi yapar. yerdeki kusmuğu temizledikten sonra bilgileri de saklayacaktı. Ambulansı aradığı anda zaten şüpheli durumuna düşecekti. Salak orospu bu laboratuvarda ölecekti ve her şeyin içine edecekti. Sonunda nefesine hâkim olmayı başardı. bir kaçış yolu bulmalıydı. Bunu beceremeyecekti. hayır. hapse girecekti. Tanrım. kafasında kalemle çizilmiş izler vardı hâlâ. Minik. Ama güvenlik görevlisini nasıl atlatacaktı? Tversky'nin gecenin bir vakti binadan çıktığını hatırlardı görevli. açıldı sonunda. Bir ambulans çağırabilirdi. Julia'nın gözlerini göremiyordu. bir adım geri atarak kadının kafasına baktı.. her şeyi öğrenirlerdi. Duvardaki saate baktı: Saat 11:37'ydl. o da merkezinde. Tversky. Tversky terli elleriyle saçlarını tarayarak. düşünmek istiyordu. düşerken başından çıkan elektrotları geri taktı. notlarını. Hademeler gelmeden önce. fark etmezlerdi. Çok fazla. Belki onu kurtarabilirlerdi. Ne yapacağını kestirebilmek için Tversky çaresizce laboratuvarda etrafına bakındı. düşünerek. Böyle olacağını Saklı Kütüphane 83 www. On sekiz dakikası vardı. Julia kollarında hareketsiz kalınca Tversky titredi.Julia bir şeyler söylemek için başını kaldırdı. ama bunun bir işe yaramayacağını biliyordu. Julia Pearlman olan bilinçli birey yok olmuştu. HerAn değişiyor. Pencereye koşup açmaya çalıştı. Zaman akıp gidiyordu.. İlk başta elektrotların arızalı olduğunu düşündü ama sonra gerçeği anladı: Kızın beyin ölümü gerçekleşmişti. İçgüdüleri ona. hatta saçları kızın dudaklarını gıdıkladı. Sesi çok cılız çıkıyordu. belki de işe yarardı. Zor açıldıysa da. Belki de. Dayanması gerekiyordu. Bir pencere. Yirmibir dakikası vardı.. Nasıl buraya gelmişti bu iş? Her zaman çok dikkatli hareket etmişti. Belki bu planı işe yarardı. bilimde yeni bir çağ açmışken. Onu ameliyat masasına geri koyup. Oturup. Ayrıca. Juiia istediği için Kadın. kafa üstü çakılırsa. HerAn gözünün önünde evrim geçiriyor. değişirken onu delirtiyor. her şeyi kopyalayıp silecekti. Julia konuştu. Onu uyandırmak için yüzüne hafifçe tokat attı. Petey onu duyabilmek için başını iyice yaklaştırdı. Ne de olsa kız hâlâ hayattaydı. Bunu kaldıramaz. Sonra da. Neden ikinci bir plan yapmamıştı ki? Julia'ya nefretle bakıyordu.

Hademeler gelmeden buradan gitmiş olacaktı. Tüm gücünü kullanarak kızın bedenini pencereden dışarı fırlattı. "David Caine'i öldür. "Öldür onu. Laboratuvarı temizlemek ve bilgileri bir CD'ye yüklemek birkaç dakikasını alacaktı. acıklı olabileceğini tahmin etmezdi. Kızı kucaklayıp taşıdı. Uzun.us . Sekiz dakika. Dokuz dakikası kalmıştı. derin bir inlemeydi bu. Artık dayanamıyordu. ama bir cümlesini çok iyi hatırlıyordu. Bir saniye sonra bir şeyin çarptığını duydu. Bir an için dondu kaldı. bunu yaparsa geri dönüşü olmayacağını biliyordu." demişti fısıldayarak Julia.e-kitap. Bu.umdu. Bu sesi bir daha duyarsa çıldıracaktı." Saklı Kütüphane 84 www. Bilincinin açık olup olmadığını anlamak için kızın yüzüne baktı. Tversky hiçbir sesin bu kadar üzücü. Pencerenin dibine gelmişti sesi duyduğunda. yarım saate kalmaz da evde olurdu. sonra da sessizlik oldu. cılız ama iğrenç bir sesti. Video kaseti seyretmek için sabırsızlanıyordu. Tversky üzerinden bir yük kalkmış gibi derin bir nefes aldı. Çıldıracaktı. O kadar çok şey söylemişti ki kız hepsini anlayamamıştı. sanki bu beyninde yankılanıyordu. Ölen bir hayvanın çıkaracağı bir sesti bu. Sonra kız yine inledi. Ama ağzı açık bir halde duruyordu öylece kız.

Beyaz Kraliçe.us .e-kitap. Bazen kahvaltıdan önce altı imkânsız şeye inanmışımdır. Saklı Kütüphane 85 www. O da karşımıza geçmiş sakin sakin işine bakıyor. bilinemeyecek diye bir şey var. yazar. Alice Harikalar Diyarında. bir şeyin bilinemeyeceğine inanmakta zorlanıyoruz. Ama yine de bilinemeyen.II. BÖLÜM HATA PAYINI EN AZA İNDİRGEMEK O kadar çok esrarengiz olgunun nedenini buluyoruz ki. Henry Louis Menchen.

Sonra da kendisini yapmayacağına inandırdığı şeyi yaptı: Oyunda kaldı. Karanlık olduğu için neyin düştüğünü göremedi. Eli. son kalan yirmiliği eline değdi. Çok kötü oynadığının farkındaydı. ama duramıyordu. Alfa deneğini teslim etmezse ya Nava'yı öldürteceklerdi. Şimdi. kızıp durdu. Cebinden bir mendil çıkardı ve bununla Julia Pearlman'ın yarasını sildi. Soğuk sokağa çıkıp ellerini sıcak tutmak için ceplerine sokunca. ölen zavallı kızı bir an bile düşünmemişti. Kalkıp gitmesi gerektiğini bilse de yapamıyordu. Julia söylemesi gerekeni söyledi. Bunu harcamaya mecali kalmamıştı. Julia son bir kez nefes aldı ve gözlerini açtı.e-kitap. Son parasını da kaybedince. Şimdi olmayacaktı HerAn olacaktı. Nava. Başta hedeflediği 267'den yüz dolar kadar fazlasını yani. Orada koku da olmayacaktı. ne kadar da saçmaydı. Bir zamanlar canlı olduğuna dair tek kanıt karnındaki derin yaradan akan kandı. dikkatlice oynayarak biriktirdiği fişler azalıp yok oldu otuz dakika içinde.o saf muhteşem HerAn. Nava birden kendini çok suçlu hissetti. Sonra da çöp torbasından bir parça koparıp mendili buna sardı. kartlar çok kötü gelmesine rağmen sonraki beş eli oynamakta ısrar etti. ama bir insanın düştüğünden şüphelendiği için irkilmişti. Nava'nın içgüdüleri hâlâ kendini kurtarmak İçin planlar yapmaya devam etmesini sağlıyordu. En azından bunun için şükredebilirdi. sarhoş olmak bile istemiyordu. Tüm kumarbazların söylediği en önemli cümleyi söyledi: Kötü eller gelmeye başladığında masadan kalkacağım. Sonra cesedi gördü.13 Nava. Nava'nın yüreği daraldı. Nasıl bu kadar aptal olabilirdi ki? Nikolaev'e onikibin borcu olması Saklı Kütüphane 86 www. ağzı açılmış torbaların arasından geçti. Burnunu eliyle kapadı ve çöp tenekelerinin yanında duran. Bunun yerine eve giden yolu uzattı. bacağı o kadar garip açılarda duruyordu ki sanki oyuncak bir bebekmiş gibiydi. ölen kadının başını yavaşça çevirdi. Koreliler başarısızlığı kabul etmezlerdi.. sesi duyunca. Bu kelimeyi düşündü. olduğu yerde çakılıp kaldı. Bir tek bacaklarının arasında tüyler vardı.us . Aklına başka bir şey gelene kadar belki de bir kan örneği vermek Korelileri avuturdu. Caine sessizce ayağa kalkıp gitti. 80 doları kaybettiğine o kadar sinirlendi ki. Sonra da bir anda ödü patladı. önünden fırlayarak geçen fareleri de görmezden geliyordu. ▲ Caine dört saat içinde 360 dolar kazandı. Ne kadar da önemli gelmişti ona. Bu Julia Pearlman'dı: Namı diğer Alfa deneği. dalga geçermiş gibi. ama kim olduğuna dair bir şüphe yoktu. Ne zamandan beri insanlıktan çıkmıştı? Ne zamandan beri sadece kendini düşünüyordu? Ama bunları sorgularken bile. Nava avluya girdiğinde çürük et kokusunu duyup. aptalca oynayıp. Saatler boyunca. kolu. ama zaman olmayınca. Ölü kız konuşuyordu. Kardaydı zaten. Kadın çırılçıplaktı ve saçı yoktu. ya da onu Ruslara teslim edeceklerdi. Zihni bir çıkış yolu arıyordu.652 saniye sonra Şimdi olmayacaktı. Yüzü acıyla gerilmişti. İki saat boyunca yürürken soğuğun tadını çıkardı ve sürekli kendisini eleştirip.. Kendine hep aynı şeyleri söyledi: Şansı açılmıştı. 80 dolar kaybetti. Üç onlusunu alt etti ufak bir kentle rakibi. 3. Şimdi dinlenme zamanı gelmişti. sokağın karşısına geçti hemen. Ama sonra.

Zamanı ve tarihi söyleyip. Gözlerini kapayarak son otuz dakikada olanları düşünmeye çalıştı. o da buraya gelmişti. Hemen olup bitecek." dedi yüksek sesle. bir dakika içinde beşinci kez saatine baktı: Saat 12:19:37'ydi. farları parlıyordu. eline aldığı siyah kumandadaki tuşlara titreyen parmaklarla bastı. Jasper'a. "Beş gün sonra görüşeceğiz. Saatine yine baktı: Saat tam 12:20:00 oldu. Ciğerlerindeki hava boşaldı sanki bir anda ve Jasper iki büklüm oldu. motoru durdurmadan. Aklı hızlı işliyordu. Rus onun yüzünü eziyordu. Ses yakında geleceklerini söylemişti. İçki dolabına gidip kendine dört parmak viski koydu. Bir içkiye ihtiyacı vardı." "İyi. bu parlak görüntü sanki onu büyülemişti. Geliyorlar." dedi ve Jasper'ın ağzına bir yumruk attı. Ekranda kendini seyretti. bir cüzdan buldu. Hava soğuk olmasına rağmen Jasper çok terliyordu. Jasper. Jasper'ın yüzüne doğru eğildi. Bir saniye sonra da Jasper'ın karşısında durmuş ona bakıyordu ters ters. Zamanı geliyordu. Ses. bir de son 400 dolarını da kumarda kaybetmişti. bir yanağında da Kozlov'un çizmesinin tabanını hissediyordu. Hiçbir sokak kavgasına karışmamıştı ve ayrıca bu akşam kimsenin ona ilaç vereceği de yoktu. Bazen durup bir şeyi düşünüyordu. bayıldı. ▲ Tversky kapının sürgüsünü çekene kadar nefesini tuttu. "Çok daha iyi. Eğer paran varsa. "Daha iyi. kendini bir sandalyeye attı. ▲ Kardeşinin oturduğu apartmanın dışında duran Jasper. Kozlov saçına yapışıp başını kaldırdı ve çenesine bir yumruk attı. deneyin bir parçası olarak göstermek daha kolayına Saklı Kütüphane 87 www. Jasper'ın ceplerini karıştırarak. Mercy'deki görevliler dövmüştü onu ve sonunda da Thorazin enjekte etmişlerdi. o yüzden silahını evde masanın üstünde bırakmıştı. Kendine gelmeye çalıştı. Çantasını yere. buraya gelmeden cüzdanını boşaltmasını söylemişti. David poker oynamaya gideli yedi saat olmuştu. Sandalyesine geri dönerken bir içki daha aldı. Kendine geldiğinde Jasper'ın bir yanağı kaldırımdaydı.yetmiyormuş gibi. Başarmıştı. Yiyeceği dayaktan çekiniyordu. para kazanıp kazanamayacağını merak etti. şimdi rahatla. Sürücü. sonra hızla hatırlamaya devam ediyordu. borcunu öde. Kozlov." İkinci içkisini de bitirince Tversky video kaseti videoya taktı. Her şey o kadar çabuk olup bitmişti ki. Alfa deneğini tanıttı. ama Ses getirmemesini söylemişti. Kozlov. tamam anladım. Caine. Durduğu yerde içkinin geri kalanını da içti ve bardağını yine doldurdu. Jasper tabancasını da getirmek istemişti. Çinlilere kaptırma. Peter'in başka deneylerine de katılıp. Onu bir insan olarak değil de. Şişeyi yanladıktan sonra. Cüzdanda bir dolar bulunca iğrenirmiş gibi bir edayla bunu yüzüne attı. "Vitaly sana bir mesaj iletmemi istedi Caine: Parayla kumar oynama. Vitaly'ye borcunu öde.us . Tam o anda büyük bir araba döndü köşeyi. midesine yumruk yerken. Jasper.e-kitap. "Tamam. arabadan atladı. sonra da büyük bir yudum içti ve içki boğazını yakarken bunun tadını çıkarmaya çalıştı. Anladın mı?" Kozlov yüzüne tüm gücüyle basınca. Sandalyesine döndüğünde dünya daha hoş göründü gözüne. Jasper bir cevap vermesi gerektiğini anladı. Jasper'ın dünyası karardı. dev Rus'un adının Kozlov olduğunu hatırladı." Kozlov ayağını çekince Jasper kafatasının genişlediğini hissettiğine yemin edebilirdi. Daha önce de dayak yemişti. kafası kaldırıma çarpınca. Ama Ses ona David'i korumak için bunu yapması gerektiğini söylemişti.

Ama görülecek bir şey yoktu. masadan düştü. Düz ekranda iki kelime vardı. Nerede hata yaptığını. internete girdi. Baş parmağını kare cam panele bastırdı. FBI Vatandaşlık ve Göçmen Bürosu. baş parmağı pembe parlıyordu. Öldür onu. Başta Teta dalgaları yükseldi hızla. Bir ışık gördü. Sonra kız kusup. bir daha son sözlerini duymak istiyordu. Bu siteyi tasarlayanlar hiçbir yasanın çiğnenmesini desteklememektedirler ve sorumlu tutulamazlar. öldürdüğü biri değildi. oturunca biraz yaylanan. David Caine'i öldür. Sonra ona son doz ilacı da verdi. ya da neyi doğru yaptığını anlamaya çalışıyordu. Bunun yerine sistemde biraz dolaşıp genelde 'rehber' olarak bilinen kısma geldi. O. Tversky hemen sayfayı açtı.gidiyordu. Kamerada görünmüyordu artık. Bu dosyalar sadece bilgi vermek için tasarlanmıştır. Ama fısıltılarını altı kez dinledikten sonra bunu inkar edemiyordu artık. Masasının üstünde duran lambayı yaktı ve çalışma mekanı yumuşak bir beyaz ışıkla aydınlanırken karanlık ofisin geri kalanı gölgelerle doldu.e-kitap. Sonra EKG birden hareketlendi. Oda birden sessizliğe gömüldü. Aynen Julia'nın söylediği gibi yedinci dosyayı açtı. dört çizgi yavaşça yükselip alçalıyordu. Eğer bilgiyi edinmek istiyorsa. Nava. Sesi açtı. Altı kere dinledikten sonra televizyonu kapattı.us . Denek masada bilinçsizce yatıyordu zaten. CIA. 0. Kaydın hışırtısı ile birlikte kızın fısıltısı korkutucuydu. PARMAKİZİ ONAYLANDI Sisteme girebilmişti. Ekran değişince Tversky okumaya başladı.000 dosyadan ilk onu çıktı ekranına. Sayfa önüne çıkınca Google'ın renkli logosunun altına soruyu yazdı. Yalpalayarak masasına gidip. gözlerini ekrandan ayırmadı. Bir düğmeye basarak videoyu normal hızında çalıştırdı. Tversky'nin dizüstü bilgisayarından indirilen son verileri okuyarak zaman kaybetmedi. Aeron marka sandalyesine gömüldü. Eğer Julia Pearlman'ın söylediği gibi bir adam varsa bu 'Rehber'de çıkacaktı. Alfa deneğinin ilk sözleri çınlıyordu bu sessizliğin içinde. Bazı söyledikleri anlaşılmasa da bazı kısımları çok açıktı ve her olası durum için ayrıntılı komutlar içeriyordu. Konuşması sanki bir dönme dolaptaymış gibi kimi yerde hızlanıyor. Ekranın bir köşesinde EEG'si görülüyordu. siyah. tsunami gibi ekranı kapladılar. Kaseti yavaşlattı. kimi yerde yavaşlıyordu. Yanlış duyduğunu düşünmek istemişti. Olası olmayan sonuçlar gösteren bir EEG çıktısı ve deneğin göz kapaklarının altında sanki fırlayacakmışçasına hızla hareket eden gözlerini gördü bir tek. Nava soyadının nasıl yazıldığını bilmiyordu o yüzden birkaç giriş yaptı: Saklı Kütüphane 88 www. Üç dakika oniki saniye boyunca konuştu. Sitenin ana sayfasında şöyle yazıyordu: Bu sitede yer alan bazı bilgiler birçok federal. tüm dalgalar tırmandı. söylediğini yapmak zorundaydı.62 saniye sonra 175. Boş metal masa görünüyordu bir tek. diğerleri çok az dalgalandı. Eğer belgeyi okuduysanız ve şart ve koşulları kabul ediyorsanız ENTER'ı tıklayın. Vergi Dairesi. Bu programla tüm veri tabanlarına giriliyordu. yerel ve devlet yasasına aykırı olan faaliyetlerle ve araçlarla ilgili olabilir.

Adam sıradan bir New York'luydu. NY. "Ne demek istiyorsun?" diye sordu sakince. Okurken bilgileri ezberliyordu." "Merhaba. ama yan yolda durdu. değil mi?" "Öyle mi sandın.1775 York Caddesi. ama yerinden kıpırdamadı. Biri geliyordu. çıplak ayaklarını Nava'nın masasına koydu. David T. "David Caine'i nereden bildin?" Nava'nın ifadesi hiç değişmedi. Cain David. Onun Columbia'dan mezun olduğunu görünce gözleri büyüdü. elindeki koca kırmızı elmayı ısırıp. Brooklyn." dedi Grimes bir ısırık daha alırken. "Bir şey mi istiyorsun?" diye sordu Nava. Nava ikinci ve dördüncü kişilere odaklandı. Biraz bekleyince ekran bilgiyle doldu. "Neden bu kadar önemlisin Bay Caine?" diye sordu. "Peki. NY.300 Batı 107.niye?" diye sordu Nava. "Sanmadım. Pasaport fotoğrafına baktı.28 Batı 10 Sokak. şöyle sorayım o zaman: Ne istiyorsun?" "Hiç. İşi bitince fotoğrafa döndü yine. NY 3. Grimes. Nava ekranını daha yeni kapatabilmişti. Bu adam gerçekten iğrençti. Özellikle aradığı şeyler vardı. o zaman ben işime döneyim." dedi Grimes.." Daha da büyük bir ısırık alıp. Cain David P. Çiğnerken de. David Caine de sanki ona bakıyordu. 2. gelip bir merhaba diyeyim dedim." Yanaklarını şişiren adam sesli bir şekilde yuttu elmayı. NY. "Belki. David T. Grimes bir ısırık daha aldı ve tavana bakıp ağzı açıkken çiğnemeye başladı. Kane. "Biraz önce dosyasına bakıyordun. 945 Amsterdam Caddesi. NY. 4." dedi Nava.24 Forest Park Sokağı. biliyorum bebek. Dosyanın geri kalanına da baktı. Üçüncü kişiyi atladı ve Caine. David S. caine. Caine. ama bunlardan hiçbirini bulamadı.. "Üzerinde çalıştığım tüm Saklı Kütüphane 89 www. Nava ona ters ters baktı. "Sen bilirsin. cain. gidiyorum. Gözlerinde katı bir ifade vardı ve sanki onu seyrediyormuş gibi gülümsüyordu. "Bu arada.Soyadı : cane. "Hayır. Woodhaven. "Peki canım." dedi Nava iğrendiğini belli etmemeye çalışarak. Sokak. ikisinin de adresi Columbia Üniversitesi'nin altı blok civarındaydı." dedi Nava. Sırtını koltuğa yaslayıp. ALTI UYGUN YANIT BULUNDU: 1.us . Julia'nın sözünü ettiği kişi bu olmalıydı. "Bir ısırık?" dedi kadına doğru uzatarak elmayı.. Bir yandan da Julia kendisine daha fazla bilgi verebilseydi daha iyi olacağını düşünüyordu. Manhattan. Zaten fazla beklemesi de gerekmedi. NY. Nava hemen dosyaya bir göz attı. Manhattan." dedi dönerek. birinin usulca yaklaştığını duydu. 6. Kain. David. sararmış dişlerini göstererek sırıttı kadına." Ayağa kalktı. Birden. kaine Adı : david Şehir : new york Eyalet : ny Enter tuşuna basıp programın veri tabanlarını taramasını bekledi. yürümeye başladı. kane. büyük bir dairesi ve bolca borcu vardı.. "Tabii olur. Belli ki Nava'yı yalnız bırakmayacaktı.14 Middaugh Sokağı. P. Başka bir arama için tıklayınız.'yi tıkladı.e-kitap. "Peki.. sağ ol. Caine David M.. Caine. Biraz sosyalleşelim demiştim. karşısına oturdu Nava'nın. Manhattan. kain. yemeye devam etti.'yi tıkladı. Ben de gecenin bir vakti çalışıyordum. Kim bilir?" diye cevap verdi çiğnerken Grimes. 6. David L. Grimes karanlığın içinden çıkageldiğinde. "Tokum. Manhattan.

" .dosyaları şifrelerim." dedi. yarın sen onu yakalayıp getirmeden önce hakkında her şeyi öğrenmek istedi de. Hoş. sanki bu her şeyi açıklıyormuş gibi. Grimes'ın Forsythe konusunda söyledikleri doğruysa. Bilgilerin bir çoğu zaten elimdeydi. Fazla bir şey ele vermeden. Merdivenlere varınca eğilip. Ceketini kaptı." "Bu bilgileri daha kimseye göstermedim. Keşke ne yapacağını kestirmek için vakti olsaydı. Grimes etkilenmişti. "Çünkü o Beta deneği. Çöpü tutturamadığı için elma yanına çarpıp yere düştü. "Tanrım. çünkü yakında kendisi de sokaklarda yaşamak zorunda kalabilirdi. New York eyaleti bina kayıtlarından Caine'in dairesinin planını indirdi. Caine'in hemen getirilmesini isteyecektir. ne zaman girdi. Beni affet Jasper." Bir cevap beklemeden Grimes koridor boyunca kendi odasının ışığının geldiği yöne doğru yürüdü. "Ahbap." dedi Nava. mavi büyük bir çantayı da aldı ve kapıya doğru ilerledi. Taksi hızla yol alınca Nava arka koltuğa yapıştı." "Tanrım." Saklı Kütüphane 90 www. Onun Beta deneği olduğunu anladık. İlk önce tabancasına baktı. elektronik postayla hemen bana ulaştırılıyor. Bu gece şansım yaver gitti. Elini bacağına koyup ayak bileğindeki tabancayı yokladı. "Bu casusluk işlerinden hoşlanırım. hemen yakalar. Biri girince." dedi kendini beğenmiş bir edayla. Yani karar vermek için 15 dakikası vardı." "İz peşindeydim. "Dün Tversky'nin bilgisayarına bir solucan yerleştirdim." "Sen neden David Caine'le ilgileniyorsun?" diye sordu Nava. Görüşürüz. Nava saçlarını düzeltti eliyle.us . ama zaman akıp gidiyordu. İyi mi-" Adamın kan revan içindeki yüzünü görünce birden durdu. kim girdi bilirim. ama sonra kendini toparladı." Elmasından son bir ısırık alıp kalanını çöpe attı. Bunu alıp. Beş dakika içinde bir turnuvaya katılacağım." dedi öksürerek Jasper." Nava başını salladı. "Dr. Caine'in dairesinden yüz blok kadar ötedeydi. Eğer. Jasper ne oldu sana?" "Rus dostlarından biriyle rastlaştık da. ▲ Caine evine yaklaşırken girişindeki merdivenlerde evsiz bir adam gördü. "Yani bir dosyayı tamamen sildiğinde ve bunu başka bir yerde yedeklediğinde. sırt çantasını yüklendi. Grimes elmayı yerden almadı. yani Forsythe. o zaman durum iyice sarpa sarmıştı. Dr. "945 Amsterdam. "Demek sen de Tversky'yle buluşmasını gördün. "Yarın birini yakalayacağımdan haberim yoktu. "Neyse. ama ben Dr. Özellikle de David Caine'i. Beta deneğini de elinden kaçırmaz. Kendine değil. öyle mi?" dedi. ama yeni dosyalardan David Caine'in tüm tıbbi kayıtları çıktı. Caine bir an için aklını kaçırdığını düşündü. Jimmy.e-kitap." dedi şoföre. Sokağa çıkınca bir taksi çağırdı. Jimmy'nin aklı nasıl işler bilirim. "Neden?" ' Grimes ona bir salakmış gibi baktı. Bir yandan da burnundaki kanı siliyordu. Jimmy zaten Alfa deneğinin kim olduğunu bilmediği için feci kızgın. "Daha resmi olarak bir şey söylenmedi. ben bilgisayarımın başına döneyim. o yüzden senin nereden bildiğini merak ettim. Bu kendi yüzüydü. Grimes'ın kafasını dağıtmamak için kendini zor tutuyordu. Tversky gece yarısı tüm dosyalarını sildi." Nava'nın aklı karışmıştı. adamı yüzüstü çevirdi. Jasper'a bakıyordu. sonra da gözlerini kapadı. Adam için üzüldü. "Vitaly'nin selamı var sana.

kilidi açtı ve Jasper'ı merdivenlerden çıkarttı. "N'aber. dayan geldik. sonra da kanepeye yığıldı. Aynen göründüğüm gibi hissediyorum kendimi. iki kardeş düşe kalka eve girdiler. ama şişen gözü kapanmıştı. bacaklarını kanepenin yanından aşağıya sarkıtarak. "Kaç tane var?" Caine şişeyi boşaltarak dört hap aldı. Ufak bir dijital kamera çıkardı." dedi Caine kardeşinin yanından geçip tuvalete girerken. sağ gözünü açtı. Yüzü kan revan içindeydi. gömleğini açtı ve yaralarına baktı. Birlikte yere kapaklanmamak için Caine kapının koluna yapıştı. Şimdi görüş alanına girecekti. Caine onu hastaneye götürmeyi düşündü. "Haydi Jasper. Saklı Kütüphane 91 www. kapının dibinde bekledi. Beşinci kattaki daireye bakarken ışıkların yanmasını bekledi. İstersen sana nöbetleri önlemek için verdikleri deneysel ilaçlardan vereyim. ama her an ölecekmiş gibi bir hali yoktu artık. Jasper'ın kafasının arkasında da koca bir şişlik vardı. "Kaç tane istersin?" dedi ilacı göstererek. Ayrıca. Kardeşinin göğsünde mor bir iz vardı ama kaburgaları kırık değildi. bunu da gece görüş dürbünü yerine kullanılabilirdi. Bir dakika boyunca karanlığı seyredip. Sonra. Jasper'ın omuzuna yapışıp. Burnu kanamıştı ve şişmişti." deyince Jasper. Caine kapıya yaslanıp. ama galiba kırık değildi. Ayrıca. "Aynaya bakınca fikrimi değiştirdim." "Advil alayım ben. "Nasılsın?" "Pek parlak değilim. Gelmek ister misin?" dedi Jasper Caine'in elini iterek. zar zor nefes alan kardeşini izledi. "Tuvalete. Jasper kapıyı açtığında berbat görünse de. Gerçi doktor belki birkaç ağrı kesici yazabilirdi." dedi Jasper oturup. Caine bir an için korktu. "Dur biraz. ama Nava bir türlü kim olduğunu hatırlayamıyordu. Jasper hiç zorlanmadan dördünü de yuttu. Kanı temizleyince Jasper'ın hali pek de fena değildi. Yüzü dağılmıştı. en azından sırıtıyordu. rulo kağıt havlu aldı ve dönüp kardeşini temizlemeye çalıştı. yüzü kan içinde olan adam pek de tanınacak halde değildi. beş saat boyunca acil serviste dikilmek onu iyileştirmeyecekti. birkaç adım attı. Kendi nefesi normalleşince Caine Jasper'ın yanına gitti. "Bu akşam ne dertler açtın başına?" diye sordu Jasper.Caine. Sokağın karşısındaki apartmanın damına çıkmış olan Nava. Daha doğrusu sırıtmaya çalışıyordu. Cebinden anahtarı çıkardı. Ayağa kalkınca neredeyse yere kapaklanacak gibi olup. Nava gerildi. Jasper’ın kolunu boynuna doladı ve kardeşini kapıya kadar götürdü. kardeşi tuvalette işini görürken. Caine yabancıya yardım ederken gece görüş dürbününü taktı. "Advil'den başka bjr şey yok." "Akıllıca bir seçim. daha önce kurduğu tripoda döndü. Caine ışığı yakıp da kapıyı açınca. düşmemek için Caine'in koluna yapıştı. Caine mutfağa gitti." Jasper başının arkasını yavaşça yokladı. Bunu sonra inceleyecekti. yanlış daireyi gözetlediğinden şüphelenmeye başlamışken küçük bir ışık gördü. Caine kanepeye kadar ona yardım etti ve ikisi de oturdular. "İlaç var mı evde?" Caine başını salladı. Hâlâ Mike Tyson'la bir raund boks yapmış gibiydi. "Sana tuvalete kadar eşlik etmeme ne dersin?" "İyi fikir. Bu adam tanıdıktı. Evde bir sürprizle karşılaşmak istemiyordu.us ." Caine. Koridorun ışığıydı bu. Bir tasa sıcak su doldurdu. Bir an için kendine geldi. Sol gözünü de açmaya çalıştı. ama göründüğümden daha iyiyim herhalde." Jasper inledi. Yabancı adamın yüzünün birkaç resmini çekti. Kardeşinin deliksiz bir uyku çekmesi gerekiyordu. Sol gözü mosmordu ve yanağı yırtılmıştı. ama doktorlar Jasper için ne yapacaksa bunu Caine de yapabilirdi. Nereye gidiyorsun?" diye sordu Caine.e-kitap. Caine kapıyı açmıştı herhalde.

Kummar'ın testlerini tamamlamak için burada kalmam gerek. yani anlayacağın keçileri kaçırıyorum galiba. Bu benim son şansım." "Keşke gelebilsem. Yarın Philadelphia'ya giderim. "Peki. "Herhalde bu yüzden Ruslar. İkizinin dağılan yüzüne bakınca.e-kitap.." "Yaa? Ben bunu nasıl akıl edemedim acaba?" diye diklendi Caine." Bir an için iki kardeş de bir şey demedi." Nikolaev'in nasıl hemen haberi olmuştu ki Billy Wong'un yerinde oynadığından? Diğer oyunculardan biri gammazlamıştı herhalde. Sağlığım. artık uçurumun kenarına geldim de." Caine bir sandalyeye attı kendini." dedi Caine bu sözleriyle kardeşini avutabileceğini umarak." "Yapamam. "Neyse."Başa çıkamayacağım bir dert açmadım.." dedi Caine lokantada olanları düşünerek." Jasper başını salladı." dedi Jasper kanepeye uzanıp gözlerini kaparken. Her şey üstüne üstüne geliyormuş gibiydi." "Seni ben mi sandılar?" Caine parmaklarına baktı.' "Tabii. Lokantada olanlardan söz etmek istemiyordu." Caine cümlesini bitirmedi. vahiy gelir. Sessizliği bozan Caine oldu." Jasper elini salladı. Bu nöbetleri durdurmak için verdiği ilaç işe yarıyor gibi..." "Ben de aynı şeyi düşünüyordum. ama Dr. Böyle garip şeyler oluyor insanlara." Caine ayağa kalkıp parmaklarıyla saçını düzeltti." dedi Jasper yavaşça burnunu kaşıyarak." "O herif seni öldürürse de bir hayatın olmayacak. "Haydi yatalım. yardımcı olmaya çalışıyorum. "Nasıl özür dileyeceğimi bilemiyorum. "Şehirden çekip gitmen gerek. Belki de birkaç günlüğüne şehirden ayrılsan iyi olur. "Oluyor. ya da bana tıpatıp benzeyenler için. ama yine de..beni neden eşek sudan gelene kadar dövmek istediklerini de söyledi mi Kozlov?" "Çinlilerle ilgili bir şeyler zırvaladı. "Kim bilir? Belki de uykunda rüya görürsün.. Bir sonraki soruyu nasıl soracağını bilemiyordu..us .. New York bu aralar benim için pek de güvenli bir yer değil." "Evet. Her şey yolunda gitseydi." Saklı Kütüphane 92 www. para işini halledecek bir iş bulurdum. derken şu garip. "Özür dilerim Jasper. "Sen de benimle gelsene. "Bana baksana sen." "Boku yedim. hayat tüm gerçekliğiyle çok fazlaydı onun için. "Eğer nöbetlerimi kontrol altında tutamazsam bir hayatım olamaz. yüzümü kum torbası olarak kullandılar. "Bunun olacağını bilemezdin ki.

İşi bittiğinde UGA'nın veri tabanına döndü.14 Adamların derin bir uykuya daldıklarını duyduktan sonra. adını koyamadığı bir şey vardı. Nava fotoğrafları çekerken adam hareket ettiği için. Birden resim tanıdık gelmeye başladı. Nava sistemin tarandığını ve şifresinin devre dışı bırakıldığını düşündü bir an için. Caine'in ikiziydi bu. Bir seçim yapmak zorundaydı: Ya bekleyecek ve fırsatı elinden kaçıracaktı. Program. Adamlar daireden çıkana kadar bekleyebilirdi. Her bir fotoğrafta adamın yüzünü büyüttü. Her şeyi apaçık görüyordu. Biraz kestirip. Hızlıca hata olup olmadığını kontrol etti ve haklı olduğunu gördü. Bir gözü şişmişti. ama daha gün batımına birkaç saat vardı. Ama eğer Nava doğru tahmin ettiyse. Nava'nın ne yapmaya çalıştığı hemen anlaşılırdı. birbirinden biraz farklı açılardan çekilmişti her biri. Ekran karardı. bulanık ve bozuktu. tamamen yok edilemezdi. Grimes'ın.. Hiçbir zaman risk faktörü yok edilemezdi. Asıl yapılması gereken riski değerlendirmek ve en aza indirgemekti. evine dönmek yerine. Kapı eşiğinde yığılmış yatan adam David Caine'in kopyasıydı. Nava harekete geçmeye karar verdi. Eğer bu konuda yanılıyorsa. yani sahte isimlerle girişler yapabiliyordu. İşi bitince de yüzü kendine doğru çevirdi. Nava'nın aklı hızla işliyordu. Sosyal Güvenlik veri tabanına girdi ve Enter tuşuna bastı. ama görüntü yine de karanlık. Saklı Kütüphane 93 www. ya da harekete geçecek ve kendini ele verme riskini göze alacaktı. yüzünün geri kalanının cilt rengini kopyaladı. David Caine'in bir ikizi olduğunu kestirecek kadar ayrıntılı bir şekilde dosyayı taramadığından emindi. yüzü ise kanla kaplıydı. Sonra her şeyi anladı.. dokuz farklı fotoğraftaki veriler birleşti ve adamın yüzünün üç boyutlu bir çıktısı oluştu. gözetlemeye sabah devam etmeyi düşündü. Nava kulaklıklarını çıkarttı ve ne yapacağını düşünürken dinleme mikrofonunu kapadı. ama bunu yapmanın başka bir yolu daha vardı. Birkaç ay önce Sosyal Güvenlik'teki sistem yetkililerinden birine para vererek kendisine bir kimlik ve şifre yaptırmıştı. F10 tuşuna basarak Sosyal Güvenlik ana dosyasına bilgileri girmeye başladı. UGA'nın ana dosyalarını değiştirecek yetkiye sahip olmadığını biliyordu. Böyle zamanlarda hep içgüdülerine güvenirdi. Bu yüzden de. yine UGA laboratuvarına gitti. Ama o anda önüne bir ana menü çıktı. ama onu rahatsız eden. Otuz saniye içinde ekran normale döndü. Sonra da şişmiş olan burnu küçülttü.. Şişmiş olan gözün yerine sağ gözünün ayna yansımasını yerleştirdi. Caine'in dosyasını açınca aradığı bilgiyi buldu. Birkaç düğmeye basınca. kimlik belirleme sistemi sihirli bir değnek gibi işlemeye başladı. gözleri ve kemik yapısı belirginleşti.us . Toplamda dokuz kare fotoğraf vardı. Bu sadece beş dakikasını aldı. güvenlik kapılarının kırıldığını ve silahlı askerlerin ona doğru yaklaştığını canlandırdı gözünde. İlk başta bir hata yaptığını düşündü. ama herhalde hâlâ geçerliydi. Caine'in arkadaşının kim olduğunu bilmenin önemli olduğuna dair bir his vardı içinde. Caine'in dosyasını açtı ve bilgisayara kayıtları güncelleme komutu verdi. Birkaç düğmeye basarak kanları silip.e-kitap. her seçimin olumsuz sonuçları olabilirdi. dosyaları oluşturmak için kullandığı kaynak veri tabanlarını gözden geçirirken ekranda 'işlem tamamlanıyor' yazıyordu. Yavaşça adamın burnu. Bu beklenmedik bilgiyi nasıl lehine kullanabileceğini düşünürken. Bu yasadışı şifreyi kullanmayalı altı hafta kadar olmuştu. Birden sessiz alarmların çaldığını. Çalışma mekânına geldiğinde Caine'in garip konuğunu daha yakından görmek için dijital resimleri bilgisayara yükledi.

Eğer iş bu noktaya gelirse. Tversky'nin bu yeni test sonuçlarını incelediğini gördüğümde. "Onunla konuşmak istiyorlar. "İyi misin Dr." Forsythe birden donup kaldı. sanki bir bulmacayı çözmüş gibiydi. dün laboratuvara getirilen." "Evet." diyerek iç geçiren Forsythe sandalyesine sırtını dayadı. Eğer Grimes. aynı kimlik numarasıyla David Caine'e bir çek yazmışlar. Bırak o Caine'i yakından izlesin. baş başa verip çalıştıklarını söylemişler. ama daha cinayet olmadığına da emin değiller. İşi bitmişti." Grimes olduğu yerde kıpırdandı. "Peki. Gerçi tam olarak açıklamadı nasıl bilgi edindiğini. Sabahın saat ikisinde." "Aslında kim olduğunu bulduk. Grimes'dan öcünü almak için bekleyecekti.. Ona Beta deneği diyor." "Üç saat önce aramaya başladılar. Ayrıca. Veri tabanını temizlemeye çalışırken bilgisayarından bazı bilgileri indirebildim. çünkü kız onun laboratuvarının penceresinden atlamış." "Başka kim biliyor bunları?" Grimes'ın yüzü ciddileşti. senin vardiyanda oluyor tüm bunlar. sen de bu Saklı Kütüphane 94 www." Forsythe birden ümitlendi. okumaya başladı. Grimes'ı elleriyle boğmamasının tek nedeni ona ihtiyacı olmasıydı. "Dr." Forsythe. "Ne dememi bekliyorsunuz anlayamıyorum. ama bu da önemli değildi. Kız altıncı kattaki bir pencereden atmış kendini.yetenekler. Baştan başla. evrakın üzerindeki kimlik numarasını muhasebeye bildirilenlerle karşılaştırdım.Tüm veriler tek bir değişiklik dışında aynıydı.sergileyen. Kız ölmeden önce Tversky onun üstünde yeni bir kimyasal bileşimi deniyordu." Grimes elindeki mini bilgisayarı açıp. dalga geçiyoruz işte. al. Jimmy?" diye sordu Grimes.FORSYTHE. "Bana bildiğin her şeyi anlat. bir yandan farkında bile olmadan kulağını karıştırarak." Forsythe en azından bu iyi habere sevinebildi. ver." dedi dişlerini sıkan Forsythe gözlerini açarak. "Ajan Vaner. sizi dün akşam yataktan kaldırmadım. Sadece. "adı sanı belli olmayan bir denek daha çıktı başımıza. "Kim olduğunu nasıl buldunuz?" Grimes gülümsedi. salağın haklı olduğunu düşündü. Nefes alıp vermeye çalıştı. "Oldu. Ajan işi herhalde. "O Alfa deneğiydi." "İzlediğimiz bilim adamı ortadan kaybolunca.. Bunu aynı tür . Adli tabip daha ölüm nedenini araştırıyor. dün akşamki veri boşaltımı sırasında bir yedekleme yaptıysa Nava'nın yaptıklarının farkına varacaktı. bir heriften edinmiş.. Her ne boksa. kendini zorlayıp." "Kahrolası herif. tam ağzını açıp bir cevap verecekti ki. İş yerinden çıkıp. Nefes al. o gece ikinci kez Caine'in dairesine gitmek için yola koyuldu. evsiz pisliğin teki onu çöplerin arasında çıplak yatarken bulmuş.us . zaten Nava çoktan arayı açmış olacaktı. ama bilmiyordum. sen bunu bilmek istemeyeceğimi mi düşündün?" "Teknik olarak ortadan kaybolmadı. Adı David Caine. James Forsythe'ın ne kadar kızgın olduğu kelimelerle ifade edilemezdi. Forsythe. ilk bulgulara göre omuriliği kırılmış galiba. öyle görünüyor." dedi gülümseyen Grimes. bir süredir arayıp bulamıyorlar.. Aynı gün. "Özür dilerim. gözlerini kapayarak duygularına hâkim olmaya çalıştı. Diğer öğrenciler de arada Tversky'le kızın gece geç saatlere kadar." dedi Forsythe. "Polis raporuna bakılırsa gece saat 11 ile 12 arasında Julia Pearlman adında bir doktora öğrencisi ölmüş. Kendinden geçmişti. Bunun bir intihar olduğunu düşünüyorlar. ver.e-kitap. Forsythe." "Şimdi nerede Vaner?" "Son gördüğümde Caine'in dairesinin dışında adamı gözetliyordu. Olan oldu işte. Şunu biliyordu: Bu oraya son gidişi olacaktı. "Tamam canım." "Tversky'le bir bağlantısı olabilir mi?" Grimes başını salladı.

Forsythe telefon kayıtlarına baktı ve telefonu eline alıp bir numara tuşladı. şık giyimli bir işadamının ayağına alet kutusunu düşürünce adamın Gucci marka ayakkabılarını berbat etmekle kalmayıp. Sonra kokuyu duymaya başladı. Devanası kılıklı zenci bir kadına çarpınca. Alfa deneğinin beyin dalgaları aynı hızda ve hizada yükselmişti. Tam olarak ne olduğunu bilmiyorsa da bir şeylerin yanlış olduğunun farkındaydı. ama yine de kimyasal veriler bunu doğruluyordu. tek bir hamlede arkasını dönüp. sanki bir göle bir taş atmıştı ve genişleyen daireleri izliyordu. Elma ve portakallar kaldırımda yuvarlanmaya başladı. Mor etekli esmer bir kadın da düşüp iki tırnağını kırdı. Tversky yanında çalışsa Forsythe'ın işi kolaylaşırdı. Tversky deneyi yaparken kızı öldürmüştü. Pink Floyd çalıyordu kanalını bulduğunda. Bu değişiklikler başka değişiklikleri de getirecekti. "Sizden bir iyilik isteyecektim. dar. cep telefonuyla konuşan. birden sanki bir şeyler olacakmış gibi hissetti. Yaşlı kadın eve gidip üstünü değiştirmek zorunda kalacaktı. İri yarı bir inşaat işçisi. ama çalışmaları bilimde bir devrim niteliğindeydi. İnşaat işçisi. Aslında David Caine'e başka testler yapması gerekiyordu. Hayır! Birden olduğu yerde aniden durunca arkasından gelen. işadamının kendisine açacağı tazminat davasından kurtulmak için bir avukat tutmak zorunda kalacaktı." Grimes askermiş gibi topuklarını birbirine vurup. kısa bir üst giymiş olan kel bir adam elindeki Frapuçinoyu istemeden parlak. Tamamlanmamış olmalarına rağmen yine de inanılmazdı sonuçlar. çıktı odadan. Radyodaki farklı kanallara da bakardı.us . Bir anda Caine bütün bu insanların gününü değiştirmişti. Kel adam gidip bir frapuçino daha alacaktı. ama her seferinde klasik rock kanalına gelip takılırdı sonunda. Kel adamın aslında spor yapmaya gidip. Serum enjekte edildikten bir dakika sonra. uzun boylu adam Caine'e çarptı. bir de ayak başparmağını kırdı. Pearlman'ın EEG çıktıları Forsythe'ın daha önce gördüğü hiçbir çıktıya benzemiyordu. sonra araya saçma sapan bir reklâm girdi. çünkü bir hastanenin acil servisinde birinin gelip de parmağına bakmasını bekleyecekti. Ayrıca.arada Tversky'yi bul. Caine'in yeteneklerini sınamamıştı daha. Tversky'nin son laboratuvar notlarına baktı. İnşaat işçisinin ikinci bir oğlu olmalıydı. Caine öne doğru sendeledi ve elindeki kahveyi düşürdü. sarı bir bluz giyen yaşlıca kadının üstüne döktü. Kadın sola doğru kaçmaya çalıştı. Aslında bunların hiçbirinin olmaması gerekiyordu.e-kitap. o zaman Caine'i yakalamak tehlikeli bir işti." dedi olduğu yerde doğularak oturan Forsythe. iş adamı ise o günkü toplantıların hepsini kaçıracaktı. Stresli olduğu anlarda walkmanini kulağına takar ve kendi dünyasına dalmaya çalışırdı. ama tazminat davası açılınca strese Saklı Kütüphane 95 www. onun mavi bir elbise giydiğinin ve elinde iki alışveriş torbası olduğunun farkına vardı. Bu duyguya kulak asmayarak kulaklığından duyduğu müziğe odaklanmaya çalıştı. Teorisini de destekliyordu veriler. ilk başta arkadaşı sonra da sevgilisi olacak biriyle tanışması gerekiyordu. "Günaydın General. Ama eğer Tversky'nin teorileri doğruysa." ▲ Caine elindeki iki kahveyi ve çöreklerin içinde durduğu torbayı düşürmeden sokakta ilerlemeye çalışırken. ama dengesini kaybedince torbaları yere düştü. Caine bunları gözünde canlandırdı. Yalnız kaldığına memnun olan Forsythe. ama bu gerekli değildi. Sonra birden farkına vardı. Dökülen meyveler daha da fazla zarara yol açtı." "Olur efendim. Beş dakika kadar bekledikten sonra bir adam çıktı karşısına. Beyaz. Esmer kadının yine manikür yaptırması gerekecekti. Baş üstüne Kaptan Jimmy.

ama şimdi hiçbir şey olmayacaktı. Bu sadece gündüz gözüyle görülmüş bir rüyaydı. Yumruklarını da sıkmamaya çalıştı. Ama durumuna bakılırsa kaldırımda yığılıp kalmış hepsi bu." "Birkaç defa daha seyret görüntüleri ve başka bir şey gözüne çarparsa bana haber ver. çevresindekilere bakıp başını tuttu. hayır. Yaşlı kadının. Radyolarını dinledim. Bu arada peşinden ayrılma sakın." dedi dolgun bir sarışın. Git Ailce'e sor. sonra da düştü. sonra da bir adam ona çarptı. Karının meyveleri insanların ayaklarına takıldı." Grimes askerlerle dalga geçmekten büyük zevk alırdı." dedi Grimes önündeki monitörlere bakmak için dönerek." "İyimi?" "Gayet iyi. Caine ayağa kalkmaya çalıştı. Sağ alt köşedeki ekranlardan birinde olay tekrar tekrar oynuyordu ve Grimes bunu en az on kere seyretmişti. İş adamının iki ay içinde ölmesi gerekiyordu. ama bir daha seyretmekten kendini alıkoyamıyordu. Biri ambulans çağırmış. Birkaç uydudan Saklı Kütüphane 96 www. Onu kamyonetle takip ediyoruz. "Acil yardım ekibi yolda. hepsi bu. Dr. Derin derin nefes al. Derin derin nefes al. "Şimdi nerede peki?" "Evine doğru yürüyor. . "Sen olduğun yerde yat ahbap" Yine zenci adam konuşuyordu. "Kalkmasına izin vermeyin. Sırtını incitmiş olabilir. sonra da birden zihninden silindiler. galiba onu yerde tutan da adamdı. derin derin." "Hedef bir anda durdu. "Bana tam olarak ne olduğunu anlat. Bu önsezi miydi? Daha önceden olacakları mı görmüştü? Hayır. Karanlık daha iyiydi. metroya giderken. "İyi misin adamım?" diye sordu zenci bir adam.us . işçiye bağırırken döndü . Gözlerini açtı. sonra da ne olduğunu anlamaya çalış. İş adamı. beyni de ritme uygun bir şekilde büyüyüp küçülüyordu. hedef de dengesini kaybedip dev bir karıya çarptı. Gün içinde rüya alemine dalmıştı. ama biri onu geri itti. Kalbinden rahatsızlanmasını önlemek için hemen bir ameliyata alacaklardı ve o da ölümcül bir kalp krizi geçirmeyecekti. işte aradığı cevabı bulmuştu. ama herifin ambulansa binmeye niyeti yok. o da tanıdık karanlığa gömüldü. hele bir de bunu kullanıp Dr. Zonkluyordu. Jasper'la küçükken oynadıkları bir oyunu hatırlatan bir rüya. Buna bir bakacaktı zamanı olduğunda.Jimmy on saniye kadar hiçbir şey demeyince onu sinir ettiğini anladı. torbasındaki meyveleri düşürdü. Caine bir anda tüm bunları gördü.e-kitap. Vaner ise yaya takipte. Serin bir karanlık kapladı Caine'in her yanını. Hedef de. pratisyen doktor adamın iyi olduğunu söyledi." dedi kalabalığın arkalarından bir adam. "Bakıyoruz. Zaten şimdi her şey bulanıklaşıyordu." Caine gözlerini kapadı. Gözlerinin kapalı olduğunu fark edince açmaya zorladı. Küçükken sokaktan geçen insanları seçip onlara gün içinde ne olacağını tahmin etmeye çalışırlardı. düşüp kalçasını kırması gerekiyordu. başını çarpmış hepsi bu. Jimmy'yi de sinir edebildiğinde keyfine diyecek yoktu." "Tamam efendim. o da. Sırt üstü yerde yatıyordu ve çevresine doluşan insanların yüzlerine bakıyordu. Neden 5 metre boyundaymış?' "Eee?" Forsythe'ın sesi cızırtılı geliyordu kulaklığından. Yüzünden oluk oluk ter akmaya başladı. Sanki kalbinin her atışında. "Galiba kendine geliyor.. Dr. Sanki kalbi yerinden fırlayacakmış gibi oldu. derin derin. baş üstüne efendim. ama hastaneye gittiğinde doktor kalp ritmindeki bir bozukluğu tespit edecekti.. Evet. Tüm bu konuşan insanların yüzlerini görmek midesini bulandırıyordu. gerçi başı feci zonkluyordur herhalde.girecek ve evliliği de bitecekti. Esmer kadın da terfi etmesine yarayacak bir iş yemeğine katılamayacaktı. Grimes. Jimmy'nin sesini yükseltirse onun içinden küfrettiğini duyabileceğine iddiaya girerdi. sonra da dünyası karardı. Grimes eğer bu görüşmeyi kayıttan bulup da arka plandaki sesleri kısıp.

" Caine omuz silkti. Caine folyoya sarılmış bir çöreği kardeşine doğru fırlatıp. Jimmy. Dairesine de mikrofon yönlendirdik. Mezuniyetten sonra fazla görüşmemişlerdi. "sen yapmazsan ben yapacağım. ama başlığı görünce alıvermişti işte. Caine. Üstünde de elinde 247. Tommy'yi bir kabadayının elinden kurtarmak için araya girdiği günü hatırladı. "Bu yıllar önceydi Jasper." "Ne diyeyim.." "Vaner'a söyle. Tommy onu son gördüğünden bu yana en az 20 kilo almıştı. Hâlâ sıcaktır umarım. "Thomas DaSouza. Şimdiyse her şeyin daha basit olduğu o yıllara dönmek için varını yoğunu verirdi. Sülük gibi yapışırdı bize her dışarı çıktığımızda. tebrikler. Ara şu eski dostunu. Hatta sen ona cebir dersi vermesen. Ön sayfada POWERBALL MİLYONERİ yazıyordu kocaman harflerle. kardeşi ona ölü bir fare uzatmış gibi bakıyordu. seni de onikibin dolar uğruna öldürmek üzereler. İşte şimdi seyret eğlenceyi. Ama bunun yerine." "Kahve yok mu yani?" diye sordu Jasper." "Tanıyamadım. Ağzındakini yutunca konuştu. uykunda vahiy geldi mi bari?" "Ne yazık ki hayır. ama bunun bana bir yararı yok.3 milyon dolarlık bir çek tutan bir adamın resmi vardı." dedi Jasper. Elimde olmayan ikibin doları. Numarayı bir kâğıda yazıp.bu Tommy DaSouza. masanın üzerinden kâğıdı ve telefonu kardeşine doğru kaydırdı.us . "Bence şimdi aramanın tam zamanı. İki saniye sonra Jasper karşıdakine.izliyoruz. Tommy piyangoyu kazanmışsın duydum. "Beş yıl oldu onunla görüşmeyeli. Nikolaev'e para vereceğim gün daha da yaklaştı bir tek. Brooklyn. Genelde Times'ı okurdu.e-kitap. Bana onikibin dolar borç versen olur mu?' mu diyeyim. "Emin misin o olduğuna?" Jasper makaleyi okuyunca başını salladı. Caine birden Bir şeyler gördüm. "Hay anasını. Kafana takma Dr." "Ne demek yararı yok? Bu herif küçükken sana tapardı.." "Ne yapmamı istiyorsun ki? Arayıp. o zaman Saklı Kütüphane 97 www." dedi. artık eski dostuyla fazla ortak yönleri kalmadığının farkına varmıştı. Caine o zamanlar okulu bitirmek için sabırsızlanıyordu." Lise yılları. Caine ise üniversiteye gitmişti." "Keşke sana da piyangodan para çıksa." Jasper telsiz telefonu kaptığı gibi Caine'e attı. "Özür dilerim. eski mahalleden. New York Post gazetesini de sehpanın üstüne bıraktı." dedi Caine resme bakarak." "Ama sen Tommy'nin hep iyi bir dostuydun." dedi ağzı çörek dolu olan Jasper." dedi Jasper. O zamanlar Tommy'le az eğlenmemişlerdi. Hani sen onun kıçını kollamıştın bir keresinde de o günden sonra bir yıl kadar peşimizden ayrılmadı. Yapmam öyle bir şeyi." dedi Jasper gazeteyi kaparak. bayıldım ve kahveni kaldırıma döktüm demeyi düşündü. "Eee.. liseyi bile bitiremeyecekti. hedefi yakalamaya yardım etmeleri için bir saldırı ekibi yolluyorum. eski evinden beş blok öteye gidebilmiş ancak. resmi kaldırıp Caine'e göstererek. Caine neden bu gazeteyi aldığını bilemiyordu. "Bana baksana sen." dedi Jasper. Ne kaybedersin ki yapsan? Herif bir ömür boyu harcayamayacağı kadar para kazandı dün. Tommy bir işe girmişti. Sanki yerken bir şeyler düşünüyor gibiydi." Telefonu Jasper'a geri fırlattı. ama eğer olur da kabul ederse. hâlâ Park Slope'da yaşıyormuş. "Çörek peynirli ve soğanlı. bu iş çantada keklik. aferin ona." Grimes ıslık çaldı. Ekip geliyordu demek. yaş yirmisekiz." dedi. "Dert değil. Birkaç yıl sonra ise Caine. "Thomas DaSouza. Eğer sana para vermezse hiçbir şey değişmeyecek.. Telefonu açtı ve bir numara tuşladı. "Peki. unutmuşum. "Hatırlasana.

"Dalga mı geçiyorsun? Boz daha önceden tanımadığı çatlağın tekiyle yüz yüze görüşecek değil herhalde. Arkasını döndü ama çıkmaz sokaktaki tek insan zayıf bir çocuktu." "Öyle mi? Kaderine küs bence. satıcı değilim!" dedi çaresizce Caine bunun son şansı olabileceğini bir anda anlayarak. David Caine. çok istiyorsan bana bir katalog yolla postayla. İlk çalışta sabırsız biri açtı telefonu. Denemekle kaybedecek hiçbir şeyin yok. Eğer ilgilenirsem ararım. Sonra. ama başına eğreti biçimde taktığı beyzbol şapkasıyla daha da küçük gösteriyordu. "Hadi ya. "Hadi bana eyvallah. kese kâğıdını çantasına sokuşturup.paçayı kurtarırsın." Bir an sessizlik oldu ve Caine. Tommy'nin telefonu suratına kapadığını düşündü.us . ama kardeşinin bu konuda haklı olduğunu da biliyordu. Videoyu seyreder seyretmez hemen dairesinden ayrılmıştı." Tversky cebinden beyaz bir zarf çıkartırken ellerinin titremesini engellemeye çalışıyordu. o da aynen öyle yapmıştı. "İlk önce bana vereceğini görelim. "İlk önce Rus mafyasına olan borcunu öde.David." Jasper'ın kafiyeli konuşması Caine'i fena etmişti. "Seni de bu yüzden aradım aslında.." Çocuk ellerini kocaman ceplerine soktu. İstemeyerek de olsa Caine telefonu alıp numarayı çevirdi. "Para yanında mı moruk?" "Boz sen misin?" dedi Tversky şaşkınlık içinde." "Ama. Julia ona buraya gelmesini söylemişti." ▲ "Parayı getirdin mi?' Tversky neredeyse sıçradı korkudan. yoksa anca ense tıraşımı görürsün. hızlıca Broadway'e doğru yol aldı. "Ne var?" "Tommy DaSouza'yı arıyordum. plastik silindirlere yavaşça dokundu. para. bana Boz'la bulaşacağımı söylediler." diyen çocuk birden ortadan kaydoldu. "Tamamdır babalık." Trike gülümseyince iki altın dişi göründü. ama sokak boştu." dedi Caine telefonu bir kulağından diğerine geçirirken kardeşine bakıp kaşlarını kaldırarak. "Pek iyi değilim. "Ben. sonra gururunu düşünürsün. Terli parmaklarının altındaki pürüzsüz Saklı Kütüphane 98 www.. "Bana bak. "Parayı görelim. Kepenkleri indirince kese kâğıdını yatağın ortasına koydu. Tversky onun ulaşamayacağı bir yerde tuttu zarfı. elini kese kâğıdının içine uzatıp. Sandığından ağırdı paket "Şimdi ver şu lanet olası parayı. Zar zor yutkunarak. Trike parayı kapmaya çalışınca. Şimdi benimle görüşeceksin. Çocuk parmağını yalayıp. her ne satıyorsan istemiyorum..." dedi Caine. Çocuk güldü. yara. Ben Trike'ım. Dave? Gerçekten sen misin dostum? Nasılsın?" dediğini duydu Tommy'nin. Kese kâğıdını aldı Trike'tan. Oğlan taş çatlasa 12 yaşındaydı." dedi Jasper. tamam mı? Telefon kaydımdan adresimi de öğrenirsin. Randevunuzu iptal etti.e-kitap. Tversky gözetleyen biri olup olmadığını görmek için etrafına bakındı. "Şimdi şu herifi ara." "Ya gururum?" diye sordu Caine." Tversky zarfı Trike'a uzattı. kara. Üç kuruşluk otel odasına gelene kadar kese kâğıdının içine bakmaya cesaret edemedi. Hadi hoşça kal!" "Bekle. Tek başına kalan Tversky. parayı hızlıca saydı ve tomarı pantolonunun önüne tıktı." dedi ceplerinin birinden kahverengi bir kese kâğıdı çıkartarak.

Bu işi sonuna kadar götürmek zorundaydı. Eğer şimdiye kadar olacak her şeyi bildiyse. Başka bir şey yapamazdı. değil mi? Aslında Julia'nın dediklerini yapmak zorunda değildi. Artık geri dönmek İçin çok geçti. Mermilere bakarken. altıya daha birkaç saat vardı.e-kitap.yüzeyi hissetti. başka bir yol seçebilirdi. Derin derin nefes alarak. Toplam on mermi vardı. diğer yandan da bundan başka bir yola baş koymayacağını biliyordu. cüce kılıklı silah satıcısıyla iş görmesine kadar her şeyi bilmişti. Şimdiye kadar her şey aynen dediği gibi olmuştu. tüfeğin mermilerini kese kâğıdından teker teker çıkardı. tam olarak bu noktaya nasıl geldiğini hatırlamaya çalışıyordu. İstediğini elde edebilmek için David Caine'i öldürmeye çalışacak olması üzücüydü.Julia'ya yaptıklarından . Boğazına kadar batmıştı bu işin içine. bundan sonrasını bilmeyeceğine dair bir şüphesi olmamalıydı. Eğer David gelmezse Julia'nın yanıldığını anlayacaktı. Ama bunu yapacaktı. Fikrini değiştirebilir. Ama bir yandan başka bir seçeneği olmasını dilerken. Ayrıca. Julia'ya olanlardan . Onları düzgün bir şekilde yan yana dizdi. Saatine baktı.us . Lokantada nerede oturacağından tut da. Saklı Kütüphane 99 www. Ama aslında bu doğru değildi. başka seçeneği de yoktu Tversky'nin. Ama Julia'nın yanıldığını hiç sanmıyordu.sonra artık çok geçti.

keskin nişancı tüfeği. . Tamam. Saat onbire geliyordu. 106nım). Sokağın karşısına bakarken önünde bir Fed-Ex aracı durdu ve görüşünü engelledi." Parmakları klavyede neredeyse ışık hızıyla hareket ediyordu." diyen Grimes döner sandalyesinde Nava'ya doğru döndü. Grimes'ın monitöründe New York şehrinin planı çıktı." "Ne?" "İnanmıyorsan bak. Jasper kısa bir süre sonra daireden çıkmazsa Nava hapı yutmuştu. 81mm. "Demek alıcıyı yerleştirdin bile.15 Nava kimlik numarasını girdi ve 'Bul'u tıkladı. Küresel izleme sistemi hiçbir aksilik olmadan devreye girmişti. İlk komandonun dosyası vardı ekranda. Sonra da Nava kayıplara karışacaktı. Şimdi herkes biliyor hedefin yerini. Nava'nın oturabileceği bir yer yoktu. Grimes ve ortağı o girerken başlarını bile kaldırmadılar. antitank silahları. 1111249 otomatik silah.). AD: Sptrn. 120mm). haritanın üzerinde yanıp sönen iki kırmızı ışık vardı. Biri Nava'nın şu andaki yerini gösteriyordu. Sürücü uzanıp sağ kapıyı açtı. O sabah Caine'in deri ceketine bir alıcı iliştirmişti." Düşünmeden Grimes'a metalik cihazı verdi. o yüzden de Grimes işini bitirinceye kadar ayakta bekledi. M18A1/A2 mayın. Önlerindeki üç monitörü izliyorlardı sürekli. yine buluruz. AT-4. el bombası. Jimmy bu sabah. içeri girince de sürücü mekanı ile arka mekan arasındaki paneli kenara çekip arkaya geçti. Eğer. Bazı bilgileri güncellemem gerekiyor. Bir dakika sonra Grimes arkasına dönmeden elini Nava'ya doğru uzattı. M2 HB makineli tüfek. Dragon.45kal. piroteknik. Ekibe yerini bildireyim. Şimdi tek yapması gereken şey ikizini beklemekti. .e-kitap. UGA'nın Nava'nın profiline uyan personeli yoktu. AT-4. "Ya." dedi ek klavyeye bağlı en sağdaki monitörü göstererek. Ekrandaki yazıların yerini New York şehrinin bir haritası aldı. İkisi de klavyelerinde hızla bir şeyler yazıyorlardı. Daniel. Ama Nava çok yanılmıştı. Jasper Caine'i de bulduğunda. Tüfek (12gauge). Saatine baktı. Elimizden kaçırsak bile. M24. MK-19 makineli. David Caine'i kendi ele geçirecekti. tüfekler (RCL-84mm. Bu ekip birkaç silah kullanabilen bilgisayar uzmanından oluşuyordu herhalde. bizzat. onu Grimes'ı oyalamak için yem olarak kullanıp. R. saldırı ekibi yolda. Verdiği anda da hatasını anladı. M16A2/M4A1. yeşil ışık yaktı bu operasyon için.38kal. ama artık çok geçti. 90mm. Konsolundaki bir yere aleti takan Grimes bir düğmeye bastı. Nava minibüse binip kapıyı çarparak kapadı. hafif Saklı Kütüphane 100 www. mayınlar (genel) TOW füzesi. bomba (60mm. diğeri de Caine'in nerede olduğunu. Sen taktik ekiptesin.us . "Bana cep bilgisayarını ver." "Artık hedef mi?" diye sordu Nava. "Dr. M240B makineli tüfek. M203 el bombası ateşleyicisi. Birim: Özel Birlikler Rütbe: Teğmen Silah'deneyimi: Tabanca (9mm.

Eğer UGA Caine'i ele geçirirse. Jimmy korkağın teki.e-kitap. jujitsu. Onun önerdiği plan akla en yatkın olandı. Bay Tommy DaSouza. yoksa bunu açıkça söyleyip de gurur duyduğuna mı. O zaman olanları gören olur mu olmaz mı diye dert etmek zorunda da kalmazlardı. Bir yolunu bulmalıydı. Nava başını salladı. Bu işi gizli kapaklı yapmalısınız. "İyi şanslar Ajan Vaner. Veriyorum. Tommy'ye hayatı boyunca başka kimse 'beyefendi' dememişti." dedi Nava bir yandan da Forsythe'ın ne demeye çalıştığını düşünüyordu." "Aynen öyle. Doğrudan saldırmak." "Bu ekibi nereden buldu ki?" "Bilmem. "Mutlaka bir yedek getiririm." "Sağ olun efendim. Jimmy herifi yakalamanızı istiyor." Grimes'ın cihazı ötmeye başladı. Grimes haklıydı. Anladığım kadarıyla ekiple birlikte Bay Caine'ı yakalayacağım ve onu UGA laboratuvarına getireceğim. "Dr. Bay Caine'e çok dikkat edin.us . Jimmy iyice gerildi." "Anlıyorum. herhalde birinden rica etti. Grimes'ın size gerekli tüm bilgileri verdiğine emin olmak istedim. Bu hoşuna gitmişti." "Ne bileyim. hapkido." "Ajan Vaner. İşte bu işleri karıştırıyordu. Siz onları kontrol altında tutarsınız. "Evet? Hemen yanımda. Ekipteki askerlerin böyle davranmaya alışkın olduklarını sanmıyorum." Grimes bacaklarının arasında sıkıştırarak tuttuğu kutudan bir yumuşak şekerleme aldı ve Nava'ya uzattı." Nava tek kelime etmeden indi minibüsten. Ekiptekilerin de bir nebze deneyimi ve aklı varsa." "Elimden geleni yaparım efendim. Nava üç askerin dosyalarına baktı. Bu işte herkesten her şey rica ediyor. Saklı Kütüphane 101 www." derken Forsythe'ı taklit ediyordu." "Verdi efendim." "İyi. "Forsythe arıyor. judo. Tanışıp anlaştıktan sonra da. Bomba imha uzmanı olan Gonzalez dışında." Telefonu kapayınca hat kesildi. Nava kulaklıkları çıkarttı ve tam Grimes'a geri vermek üzereydi ki onun kafasında da kulaklık olduğunun farkına vardı. Grimes'a baktı. "Sence de abartmışlar. ama ne yazık ki bu kadar kısa sürede anca bu ekibi toparlayabildim. Ekip şefi sizsiniz. Hepsi eğitimliydi ve hepsinin sahada deneyimi vardı. o zaman Nava'nın hiçbir şansı kalmayacaktı. Aynen seni buraya getirttiği gibi. hepsinin de becerileri üç aşağı beş yukarı aynıydı. "Birkaç dakikaya kalmaz gelirler. Sorun şu ki. Grimes bunu ağzına tıktı. "Kapısını indirip herifi enselersiniz. Çiğnerken konuşmaya devam etti. Dönüp bir düğmeye bastı. buyurun. Bir hata olsun istemiyor. Hatta. akıllıca olurdu. "Bu iş çocuk oyuncağı değil mi?" diye sordu Grimes. muay thai. tae kwon do. choi-kwangdo. ▲ Tommy'nin kim olduğunu anladıkları anda şube müdürü hemen telefonu bizzat kendi aldı ve Tommy'ye 'beyefendi' diye hitap etti. Dr. Nava hangisine daha çok şaşırdığını bilemedi: Konuşmayı dinlediğine mi. Nava derin bir nefes alıp verdi. onlar da bunu bileceklerdi. basit bir planla Caine'i alt etmek. değil mi? Bay Caine'e çok dikkat edin." dedi Grimes gülümseyerek. birkaçı gizli göreve bile çıkmıştı. Göründüğünden daha tehlikeli bir adam.Silahsız çarpışma: aikido. "Dr." Kablosuz kulaklıklarını çıkartıp Nava'ya uzattı." dedi Grimes omuz silkerek. değil mi? Bir sivili yakalamak için dört eğitimli asker yolluyorlar." "Doktor Forsythe.

Tommy de kalacaktı." "Peki.e-kitap. Dave gerçekten de yıllardır onun iyi dostuydu. O nota bakmak kendini daha da iyi hissettirdi. "Eğer sen olmasaydın her gün eşek sudan gelene kadar paralarlardı beni ortaokulda. Tommy duvardaki saate baktı. vasiyeti -makinesindeki teyp bittiği için kadının konuşması yarıda kesildi. hisse senetleri portföyü oluşturma. Tommy artık önemli biriydi. sonra Manhattan'a doğru yola çıkmak için birkaç saati vardı. Tommy kendini müthiş hissediyordu. o zaman herifler yakandan düşecek. muhteşemdi. Brooklyn'e gelmeyi teklif etmişti." "Bir şey demene gerek yok ki dostum. değil mi?" diye sordu Jasper. borçlarını unutmayıp ödeyen bir adamdı. Şu andan itibaren her şey değişecekti.us . Evet artık her şey değişecekti. Ama şimdi o. saat kaçta varırsa varsın. Bu benim için inanılmaz bir şey. Castaldi'nin dersinden de çakardım. "Sana ne kadar teşekkür etsem azdır." dedi Jasper eski ceketini giyerken. Artık sorumluluklarını ciddiye almalıydı. Ne diyeceğimi bile bilemiyorum. büyük şeyler. Bunu futbol topu şeklindeki bir mıknatısla buzdolabının üstüne tutuşturdu. Bankaya zamanında yetişmek istiyorsa acele etmesi gerekecekti. Yok be. tam bir şey söyleyecekti ki. Üzerinde koyu kahverengi lekeler vardı. Sana büyük bir minnet borcum vardı. ondan faydalanmaya çalışacak biri değildi. Tommy'nin Dave gibi arkadaşlara ihtiyacı vardı. bunların kan lekesi olduğunu anladı. Caine gerçekten tam olarak bilmiyorsa da. hayat sigortası." Tommy telefonu kapamadan. Çalan telefonu açmayınca telesekreter devreye girdi.. belki de Thomas dedirtmeliydi kendine. Bir kâğıt parçası kaptı ve uzun bir not yazdı. Caine." diye yalan söyledi Caine. Bankaya gidip. "Bence senin gitmen iyi bir fikir.Tommy ceketini giyip. Tommy bu olaydan sonra yine görüşmeye başlayacaklarını umuyordu." "Yok artık. değil mi?" "Herhalde. "Diyelim Tommy gerçekten de parayı getirdi. Tüm hayatı boyunca Tommy olmuştu." "O zaman altıda görüşürüz. Bir şeyler yapacaktı. Birden Tommy'nin aklına bir fikir geldi. Caine sandalyenin üstünden deri ceketini aldı ve kardeşine attı. ama geçen akşamkine göre çok daha iyiydi. Daha önce hayatında kimseye yardım edememişti.gayri menkul. şube müdürünün o işini bitirmeden bankayı kapamayacağını söylüyordu. Sanki alışveriş listesi çıkartıyormuş gibi Tommy'nin halletmesi gereken işleri sayıyordu. Bir satıcı arıyordu. Dört gözle bekliyorum. David Caine akıllıydı ve düzgün bir adamdı. abartma. ama artık bir multimilyoner olduğuna göre böyle şeyleri düşünmek zorundaydı. vergi muafiyetleri." "Aynen öyle. Varlığını hissettirecekti. "Gitmemi istediğine eminsin. Hatta müthişten de iyiydi. içinden bir ses ona. O bu dünyada bazı şeyleri değiştirecekti. Dave ona iki kere daha teşekkür etti. içinde işler yoluna girmeden çok daha kötüleşecekmiş gibi bir his vardı. Telefonu kaldırıp Dave'i aradı iyi haberi vermek için. aynen Dave'e yardım edeceğini söylediğinde iyi hissettiği gibi. ama Tommy şehre inip kutlamak istemişti.Artık. Büyük bir adamdı ve büyük planları vardı. dışarı çıktı. "Sana bir gün borcumu ödeyeceğimi söylememiş miydim?" dedi Tommy kendi kendine gülümseyerek. Bu kadın da Tommy'nin finansal danışmanı olmak istiyordu. Dave." Saklı Kütüphane 102 www. Bunun garip bir şey olduğunun farkındaydı. Birden kendini 'merhaba ben Thomas' derken hayal edemedi. Artık hayatının geri kalanını yaşamayı sabırsızlıkla bekliyordu. Mutfağa girip ceketini alırken hâlâ gülümsüyordu. "Ceketin berbat olmuş. Ama. Jasper'ın yüzü hâlâ biraz şişti." dedi minnet duyarak Dave. bu kadar çok parası olduğuna göre." "O zaman ben neden gidiyorum?" "Bilmiyorum. Ayrıca. bunu al.

Gonzalez biz çevresini sararken. "Anlaşıldı. Spirn sen benimlesin. Güneş güzlüklerinin çevresinde. Aralarından geçmesine izin vermeye çalıştılar." diye emir verdi Nava iki kardeşin binadan çıktığını görünce. Emin olmak için diğer kardeşe baktı. Yürürken ne yapacağını düşünmeye çalışıyordu." Caine gülümsedi." dedi Nava hemen yeni bir plan yaparken aklından. "Pardon. ya da yanındaki siyah minibüsü görmedi bile. Grimes'ın bazı şeyleri hatırlamasını kesinlikle istemiyordu. o zaman Jasper'ı pusuya düşürüp." "Bak sen şu işe.Nava bir an duraksadı.us . göz hizasında. yani vericiyi Jasper taşıyordu. "Vay anasını. Caine ve dostu çok benziyorlar birbirlerine. Ama Jasper. Caine'i onu tanıyanların arasında yakalamak istemediğini söyleyerek Grimes'ı oyalamıştı. David yolun karşısına geçti. Caine'in yanından ayrıldığı anda adamları. Eğer baştan ikisini de takip edebilseydi. bir morarma vardı. Jasper'ın David olduğunu söylemeyi düşündü." dedi heyecanla ceketi giyen Jasper. ama Nava kasıtlı olarak David'e çarptı. Hengâmede vericiyi Caine'in üstünden alabilirdi." Tüm ekip yerini aldı ve hızla yürüdüler. kardeşi ise köşeyi döndü. "Anlaşıldı. diğeriyle omzunu tutarak. O zaman da Nava. İki kardeş birlikteyken adamlar hangisinin vericiyi taşıdığını bilemeyeceklerdi. "Her neyse. "İkiz gibiler-" "Kes sesini. Ama birlikte yürüdüklerini bahane edip saldırtmamıştı adamlarını." diyen Grimes'ın sesini duydu kulaklıktan. ikizlerin peşine takıldı. şuna bak. şimdi de geri adım atamazdı. sonra da yollarını ayırdılar. "Hedef siyah ceketli. "Diğeri önemsiz. Biraz konuşup. Bir an için. "Daha yakından bakacağım. Siyah deri ceketli. Sende kalsın. Binadan çıkarken ikisi de beyaz Fed-Ex arabasını. Özellikle de. Brady sağı kolla. Yeşil ışık yanınca ikizler yürüyüp ona doğru gelmeye başladılar. kardeşinin pahalı ceketine inanmaz gözlerle baktı. Sanki. yanında misafiri varken bu iş olmaz demişti. David Caine olduğunu sandığı adama yakından baktı. Michaelson önüne çık." dedi bir eliyle adamın dirseğini. David'i yakalar. Jasper'ı ele geçirdiklerini anlamazlardı bile." Nava sigarasını söndürüp. sarıldılar birbirlerine. şıp diye oturdu üzerime." "Sağ ol ufaklık. "Hey. toz olurdu. "Ama efendim şu anda menzi-" "Emri duydun teğmen. "Önemli değil. Eski bir pardösü kaptı ve arkalarından kapıyı çekti. Dün akşamki boks maçının ödülü olarak gör. David nedense ceketini kardeşine vermişti. Sivil kıyafetler Saklı Kütüphane 103 www. "Sen hedefe odaklan. "Yaklaşın. Ayrılmışlardı. David'i yakalamak için atılacaklardı ve o zaman elinden hiçbir şey gelmezdi." Bir sonraki yol ağzında iki kardeş durdular. Yüzünde iz yoktu." diye emir verdi Nava. David değil. Nava birden bir fırsat yakaladığını anladı. "Yerinizde kalın. Nava başını eğerek yürümeye devam etti." dedi Nava. çünkü birbirlerine çok yakın duruyorlardı ve bir metre gibi bir ara olması gerekiyordu tam tespit için. Nava." dedi David.Jasper. sen de minibüsü getir yakına. emri duyar duymaz harekete geçin." "Ayrıldıkları anda." "Anlaşıldı. Bir sonraki köşede geçtiler.e-kitap." diye tersledi Nava. İkizler birer siyah gözlük taktılar ve merdivenlerden aşağıya inmeye başladılar. çok ama çok uzun süredir ilk defa gülümsüyordu. Yürümeye devam ederek kardeşlerin sokağın karşısına geçmelerini bekledi." "Hedef hangisi efendim?" diye sordu teğmen. "Emin misin?" "Evet." diye mırıldandı adam.

" dedi Michaelson Jasper'ın iki metre önüne çıkarak. bekleyin. Minibüs durunca Nava kapıyı açıp atladı ve sırt çantasını da yerden alıp omzuna attı. esnedi. Neredeyse Jasper'a dokunacak kadar yaklaştı. "Yerimdeyim. Brady kapıyı çekince Gonzalez gazladı. Michaelson'a baktı. Spirn ve ben gireceğiz ilk. Spirn komuta sende. Spirn kapıyı açıp Jasper'ı içeri soktu." Jasper ilk önce Nava'ya sonra da Spirn'e baktı." Teğmen başını salladı. ama bu gereksizdi." Nava. "Trafikte sıkıştım. "Yerimi aldım. "Bütün gece ayaktaydım. "Tabii. arkasından da Michaelson ve Brady geldiler. Nava uzanıp Jasper'ın kolunu tuttu. David Caine iki kilometre ötedeydi ve batıya doğru gidiyordu.us . Bir taksi çağırmayı düşündü. "Bay Caine bizimle gelmeniz gerekecek. ama günün bu saatinde koşsa daha çabuk yetişirdi." "Hedef minibüse bir metre yaklaşınca. Jasper düşmesin diye koluna girerek. Jasper'ın gözleri büyüdü ve "Ahhh" diye İnledi. ▲ Saklı Kütüphane 104 www. Dr." dedi Brady Jasper'ın bir metre sağında durarak. "Gonzalez bir sonraki bloğun başında beni bırak. Nava da gelen geçen görmesin diye elinden geleni yapıyordu. ikisi de hedef kaçmaya çalışmadığı için üzgün gibiydi. Konuşmak İçin ağzını açan Jasper ancak anlaşılmaz bir şeyler söyleyebildi. o da başını salladı. Saat 5:37'ydi. Hızlı hareket etmesi gerekecekti." dedi Nava. Yeni kimlik numarasını girip. "Yerimdeyim. Kimse ne olduğunu görmemişti veya anlamamıştı. Laboratuvara gidince Grimes'la koordine et her şeyi. "Lütfen benimle minibüse kadar gelebilir misiniz? Birkaç soru sormak istiyorum da. "Harekete geçmeyin" dedi Gonzalez. Jasper'ın omzunun üzerinden Michaelson'ın üç metre ötede park edilmiş bir arabaya yaslandığını görebiliyordu. bir kere vurdu.e-kitap. David'in ikizi olduğunu söylerse her şey oracıkta bitiverirdi. Üzerinde parlayan iki kırmızı nokta olan tanıdık harita çıktı karşısına. "Teşekkür ederiz. Ekibin önünden geçip. İlk saniyede şoktan koskocaman açılan gözleri. siz geride kalın. Nava başını sallayıp. Jasper'a arkadan yaklaşırken cebinden ince bir metal silindir çıkarttı. Tek kelime daha etmeden silindiri baldırına enjekte etti. Jasper minibüse yaklaşırken Nava hızlandı. şimdi uykulu ve sakindi. "Evet?" Nava hemen sahte bir kimlik gösterdi. Nava ve Spirn ona minibüse kadar eşlik ettiler. hedefin on metre kadar önünde durdu." Ekip ilerlerken Gonzalez'in ikinci sıraya park etmiş bir taksiyi sollamasını beklediler. Uyuşturucu anında etkisini gösterdi." "Anlaşıldı. 23 dakikası vardı. Nava. birkaç dakikanızı alacağız sadece. Kapıyı kapayıp. Nava da peşlerinden minibüse bindi. Merkeze geliyoruz. Nava'nın verdiği ilaç Jasper'ın cildiyle temas ettikten iki saniye sonra benzodiazepin kanına işlemişti bile. Minibüs uzaklaşınca da cep bilgisayarını çıkardı." "Siz gelmiyor musunuz?" diye sordu buna şaşıran Michaelson. Spirn kaçmasın diye Jasper'ın koluna sıkıca yapıştı. Manhattan sokaklarındaki diğer insanların arasına karıştılar." dedi Nava. Eve gideceğim." dedi ve kaldırıma çıkıp sırtını minibüse verdi. Jimmy'ye iyi haberi vereyim. uyduya bağlanana kadar bekledi. "Özür dilerim Bay Caine?" Jasper şaşırarak döndü. Jasper." Nava ileri doğru eğildi. Nava mikrofona konuştu: "Hedefi yakaladık. Michaelson ve Brady.giymiş komandolar. kaçmaya çalışırsa devreye girin.

her şey olabilirdi. Grimes'ın kulaklıklarına bağlı olan mikrofona doğru eğilip.. Bu düşünceleri aklından çıkarmaya çalıştı. Julia'nın gördüklerini. Şimdi tek yapması gereken şey beklemekti. Olayları düşündü." "Yakaladığımız adam. Kaldırımı iyi görebilmek için lensini ayarladı. Adam dönünce profilini gördü. "Anlat bakalım neymiş. elektronik mekanizmayı kontrol etti. Tversky iç geçirdi. David Caine'in gelmesini istiyordu. Aile hanesini buldu. Deri çantanın kilitlerini açıp. Adamın yüzünü görmek için kendisine dönmesini beklerken Tversky'nin kalbi hızlandı. Bu garipti. Ben de neden kendi hakkında üçüncü tekil şahıs kullanarak konuşuyor diye merak ettim. Tversky iç geçirirken başını salladı. Eğer patlama sırasında burada olursa yazık olurdu. kardeşi olduğunu söyledi. Sanki o da heyecanlıydı. Gece soğuktu. birini bekliyordu. Odaklanması gerekiyordu. David'in bir kardeşi olduğuna dair hiçbir kayıt yoktu. daha önemlisi Julia'nın başından beri söylediği her şeyin gerçekleşeceği anlamına gelecekti bu. Hemen uydu telefonunu eline alıp. hayal kırıklığına uğramıştı çünkü.Tversky kamerayı paslı Chevrolet'ye doğrulttu. Adı David Caine değil." dedi Teğmen Spirn." "Ne?" "David diye sayıklamaya başladı." Grimes. Caine değildi. Eğer Caine gelmezse. ▲ "Galiba bir sorunumuz var efendim. Aslında istemekten de öte.. Mükemmel. O öğleden sonra on defa kontrol etmiş olmasına rağmen yine de bir şeylerin yanlış gidebileceğinden korkuyordu. Lokantadaki o olayı. elinde büyük metal bir çanta taşıyan bir adam belirdi videonun ekranında. her ne kadar olasılıksız olursa olsun olabilirdi. "Ne?" dedi Augy. Tversky titreyen ellerini pantolona sildi ve gözlerini ekrandaki adamdan bir an bile ayırmadı. o zaman. Bu. Böyle olayların olmasının olasılığı neydi acaba? Binde bir? Milyonda bir? Milyarda bir? Böyle bir şey asla hesaplanamazdı. Eğer gelirse. Bir tek veriler yenilenmişti. Her bir olay zincirin bir halkasıydı. Dosyanın ne zaman elden geçirildiğini kontrol etti. Tversky adamın kendi iyiliği için uzun süre burada kalmayacağını umdu. park edilmiş petrol tankerinin yanında. "Sıçtığımın herifi!" "Ne yapalım efendim?" "Bekle bir saniye. David Caine'in gelmesi gerekiyordu. Dikkatlice tuşlara dokundu. Buluşunu. Jasper Caine diye birinin kaydı yoktu. onu bu ana kadar getirmişti. Ama ne yazık ki minibüsün içindeki bilgisayarı kullanarak hangi bilgilerin değiştiğini bulamazdı. Chevrolet'den birkaç metre uzakta. Şu anda düşünemezdi.e-kitap. her ne olursa olsun. Ehliyetine bakılırsa adı Jasper. Bu Grimes'ın aklına takıldı. çevrede çok fazla insan da yoktu. birimindeki teknoloji manyaklarından birini aradı. İşte hayatın en güzel tarafı da buydu. David'in kim olduğunu sorunca. olasılık dışı olan bir olay mutlaka olurdu. Kendisini. Öyle bir olasılığı düşünemiyordu. Ama bir inşaat olduğundan birkaç tane kamyon vardı ve içinde bulunduğu binanın dışındaki kalasların üstünde de birkaç varil benzin duruyordu. en iyisinin bu olacağına inandırmaya çalıştı. Saklı Kütüphane 105 www. Forsythe'ın reddedişini.us . cüzdanına baktım. Sanki bu dosyaya daha önce baktığında burada bir takım bilgiler vardı. Caine'in dosyasına erişmek için Süpermen hızıyla hareket etti. o zaman Tversky'nin başından beri haklı olduğu ortaya çıkacaktı. Jasper Caine. ama bunun doğru olmadığını biliyordu." Grimes minibüsün duvarını yumrukladı. Bu şişman yüzlü adamın cildi çiçek bozuğu gibi sivilce kaplıydı.

Grimes telefona bir sinyal göndermişti herhalde ve Forsythe aramadan bunu devreye sokmuştu. ama bunun dışında bir şeyi kalmaz. Sonra birden zaten yerini tespit ettiklerini anladı. "Tamam. "Tüm veri yenileme istemlerini gözden geçir. David Caine'in bir kardeşi vardı. ama hele bir de tutuklanırsa o zaman hiçbir şey yapamazdı. Gözleri büyüdü." Grimes ek dosyayı açtı ve baktı. ama Forsythe böğürüp." Grimes telefonu kapadı. Yakayı ele vermişti anlaşılan. Telefonu yine açınca anında çalmaya başladı. "bir sorunumuz var. ondan emindi. ama Grimes askerin bu emirden pek de hoşlanmadığını hissediyordu sanki. "Evet. "Bir sonraki parkın önünde durun. belirlemişti. sonra onu uyutmuştu ve herif ayılmadan da toz olmuştu. Jasper adında bir ikizi vardı. Forsythe arıyordu."Grimes ben. "Sana yolladım. Hepsini derleyince bana yolla. Bunları neden yaptığını bilmiyordu. Ne yapayım?" Grimes hızlıca durumu değerlendirdi. Bu Vaner'ın bilgisayarıydı. "Houston." "Tamam o zaman. "Yirmi dakika daha etkili olur herhalde. Şimdiye eline geçmiştir. Spirn'le konuşmak için bir düğmeye bastı. Grimes dosyayı açınca şaşırdı. Forsythe nasıl olsa ortalığı yıkacaktı." Nava'nın cep telefonu titreşiyordu. yani Nava'nın nerede olduğunu biliyorlardı. ▲ "İzini buldun mu?" diye sordu Forsythe. ama şimdi güçlü bir sinyal alıyoruz. David T. Birkaç saniye içinde mesaj aldığını gösteren bir uyarı çıktı bilgisayarında. ama bir de bu işle alakası olmayan bir sivili yakaladıklarını ve ellerinde tuttuklarını duyunca iyice çıldıracaktı.us . Kimlik numarası Cat Delta Tiger 6542. "İlacın etkisi ne zaman geçer?" diye sordu Grimes. Hızlı hareket etmesi gerekiyordu." "Anlaşıldı." dedi Spirn sakin bir sesle. Nava sokağa çıktı ve kolunu kaldırdı." "Aldım. Beş dakika sonra Fed-Ex aracı ve siyah minibüs arka arkaya Jasper'ı bıraktıkları yerden uzaklaşıyorlardı. Önüne çıkacak ilk taksicinin elindeydi artık kaderi. Son onbeş dakikayı gözden geçirdi hemen." Saklı Kütüphane 106 www. bekle. Telefonu kapayıp işe verdi kendini. Güneye doğru hızla ilerliyor." "Efendim?" "Dediğimi duydun!" dedi sırtından terler damlayan Grimes. Biri dosyayı değiştirmişti. Bir an için sinyali kaçırdık. Nava da bunu biliyordu.e-kitap. Vaner hedefi seçmişti." dedi kalbini susturmaya çalışarak. Bilgisayar korsanı gerçek kimliğini sahte kimlik ve kullanıcı ismi kullanarak gizlemişti. bırakın gitsin. Caine." "Tamamdır." "Anlaşıldı. hakkındaki son yedeklenen dosyayı bul. sonra da hemen toparlanır." "Tamam be. Biraz aklı karışık olabilir ve başı da ağrır. herifi bir banka oturtun ve gazlayın. ama Grimes bilgisayar terminali kodlarını tanıdı." Augy birkaç dakika sonra hattaydı yine. Canı cehenneme. bileklerini kesecekti. Bir yandan da peşine düşmelerinin ve izini bulmalarının ne kadar süreceğini düşünüyordu. Grimes bir düğmeye basınca patronunun sesini ' duydu." dedi Grimes. Caine'i elinden kaçırırsa kötü olurdu. Bunu duymazdan geldi. "Teğmen elinizdeki adamın hedefin kardeşi olduğunu doğruladım. Grimes'ın umrunda değildi bu.

o zaman." dedi Grimes." Forsythe telefonu kapadıktan sonra ofisinde hızla volta atmaya başladı. Şimdi. "Yola çıktılar bile.us . David Caine Tversky'nin olduğunu düşündüğü kişiydi.e-kitap. kadın ihanet ettiğine pişman olacaktı. uyduya da bağlayıp." "Ekibi yolla. onu da ellerinden kaçırmışlardı."Sinyali. Saklı Kütüphane 107 www. yakalasınlar. Nava'yla işi bittiğinde. Acaba Vaner kendisinin bilmediği bir şey mi biliyordu? Eğer öyleyse. "Batı Yakası Bulvarı'ndan taksiye bindi. Ama en azından Nava'yı bulmuşlardı. takip edebilir misin?" "Yaptım bile. Bin pişman olacaktı." ." "Vaner'ı yakaladıkları anda bana bildir. Birkaç dakikaya kalmaz ele geçirirler.

Arabadan çıkın ve ellerinizi başınızın üstüne koyun. "Taksiye hiç binmedi ki.16 Yandaki siyah minibüsteki adam. Ama tüm kaçış fantezileri gibi bu da imkânsızdı. Bir daha soruyorum: Kadın nerede?" "Canımı yakmayın! Doğruyu söylüyorum!" dedi zar zor nefes alan Aziz. Midesine bir tekme yiyince nefesi kesildi. Bunlardan ilki Nikolaev'in parasını ödemekti. Bir taksiye atlayıp La Guardia'ya gitmek istedi. Yanlış bir şey mi yaptım?" ▲ Caine. Hele şimdiki gibi bir durumda. Taksiden inerken ellerini kaldırdı. "Dizlerinin üzerine çök!" Aziz aynen kendisine söylenileni yaptı. kolu çekti. Bana sadece-" "Efendim!" diye seslendi biri Aziz'in sözünü keserek. "Şuna bir baksanız. "Ne yapıyorsunuz?" "Kadın nerede?" "Kahretsin!" Birkaç saniye sonra bir adam saçından tutup Aziz'i kaldırdı. Nereye giderse gitsin zihnindeki saatli bomba da onunla olacaktı. hayatını yeniden gözden geçirip gerçekten önemli değişiklikler yapacağına söz verdi kendi kendine. Köşeyi dönünce Saklı Kütüphane 108 www. hayatını nasıl mahvettiğini bilmediği bir yerde. kaçmak istedi. Kadın ona yüzlüğü verdiğinde zaten başının dertte olduğunu anlamıştı. İnsanların ismini bilmediği. Hemen!" Aziz'e iki defa söylemeleri gerekmiyordu. "Kadını nerede bıraktın?" "Hiçbir yere bırakmadım. hastalığından kaçamazdı ki. İç geçirdi ve eskiden Tommy'yle birlikte takıldıkları plakçıya doğru yürüdü. Yeni bir yerde. Dünyanın neresine kaçarsa kaçsın. Ama bunu yapmadan önce birkaç şeyin icabına bakması gerekecekti. O kadar basit olurdu ki her şeyi geride bırakmak. Arka koltuğa koydu ve bana şehir merkezine gelip Broad Sokağı'ndaki bir iş yerine bırakmamı söyledi. diğeri de Aziz'in ellerini tutup kelepçeledi. Ensesine ayağıyla bastırıyordu adamlardan biri." Saçından tutan adam onu bırakınca Aziz'in çenesi yere vurdu. adamın elinde tuttuğu gümüş renkli telefona baktı. bir an için. oradan da her nereye gidiyorsa ilk uçağa binerdi ve asla dönüp geriye bakmazdı.e-kitap. "Evet. Sağ dizi daha yere değdiği anda biri onu yüzüstü yere itti. "İkiniz. kaputun üstüne bir siren takıp da. Yavaş yavaş hareket ederek kapısının kilidini açtı. yana çekmesini söylediğinde Abdul Aziz çok da şaşırmadı. Yanağı yola yapışmıştı. Ağzının içine kan doldu. "Bunu mu verdi sana?" Aziz. yeniden başlamak her şeye. Caine. Aziz trafiğin yavaşladığını ve insanların bir tutuklama seyredeceklerini zannederek durduklarını gördü. Daha hareket edemeden adam yine geldi ve başını kaldırdı. Taksi şoförü bir anda taksisine ne aldığını düşünürken gözlerini yoldan ayırmadı. eğer Dr. Kummar'ın ilacı bir işe yararsa uzun vadede.us ." dedi Aziz. ikincisi de bir daha poker kulüplerine gitmemekti. Kenara çeker çekmez silahlı üç adam minibüsten atlayıp taksinin çevresini sardılar. En iyi durumda bile kendi ırkından insanlara polisin nasıl davrandığını biliyordu. "Dalga geçmiyoruz burada.

Bir uzaktan kumandalı boru bomba yapmanın ne kadar kolay olduğunu görünce hem şaşırmış. Her biri dizüstü bilgisayarına bağlıydı. Tommy dönüp de Caine'e bakıp gülümseyince. Nefes aldı ve en azından patlamanın hızlı olmasını diledi. "BOMBA" Caine sokağın karşı tarafında bağıran kadına baktı ve yine sanki daha önce bu manzarayı görmüş gibi hissetti kendini. Caine'e yakın bir yerde duruyordu. döne döne havalanmıştı. Adamın çalıştırdığı her neyse. Ne ters gidebilirdi ki? ▲ David Caine'i gördüğü anda Tversky'nin nefesi kesildi. Herhalde liseden kalma ceketiydi bu. Ama bunu hemen aklından çıkarmaya çalıştı. Bu kadar güçlü bir elektronik transmisyon birden öylesine oluşmazdı. Yere sertçe çakıldı. Sonra cihazı gördü. Keşke başka bir yolu olsaydı. Julia haklı çıkmıştı. ama o ana kadar buna hiç bu kadar inanmamıştı. Titreyen parmaklarıyla Tversky altı haneli kodu girdi. sanki dev bir el ona tokat atmış gibiydi. ihtiyacı olan her şey olacaktı. Her yeri acıyordu. kara bir kutu vardı. Sokağın karşısında Nava. İşte o anda adamı gördü. paket. Sokak bir anda cehenneme dönmüştü. bir Süpermen çizgi filmindeymiş gibi iki kolunu iki yana açmış. hem de dehşete düşmüştü. Film seyreder gibi seyrediyordu önünde olanları. Caine el salladı ve Tommy'nin yanına varmak için adımlarını hızlandırdı. ellerinin içi parçalandı ve sol dizi kaldırıma çarpınca da durdu. Bir Chevrolet'ye yaslanmıştı ve elinde de metal bir çanta vardı. Üzerinde de eski bir New York Giants ceketi vardı. Bu bir rastlantı olamazdı. Sırtını dönüp kalkmaya çalıştı. Düşünmeden hareket ederek Tommy'den biraz uzaklaşıp. Bir de Trike'tan aldığı mermilerden barutu çıkarmıştı. Ellerinin acısını umursamamaya çalışıyordu. "Özür dilerim David. İhtiyacı olan tüm malzemeyi de bir dükkândan alabilmişti. sanki hareketli sahnelerin gelmesini bekler gibiydi. Ama şimdi 20 metre altında kanıt duruyordu işte." Saatine baktı. Caine kurtulmuştu. Birden bir ısı dalgası hissetti. Ne dediklerini duymak için kulak kabartmışken birden vericiden tiz bir ses yükseldi. Kaldırımdan alevler fışkırırken Caine birden kendini havada uçar buldu. bu. inanılmaz bir gümbürtü yüreğini ağzına getirdiğinde tüyleri diken diken oldu. Birden midesi düğümlendi Nava'nın. Caine'in buluşması. Tommy parayla gelmişti. On saniye daha vardı. Neredeyse tam üstündeki binada duran adamın elinde anteni olan küçük bir kutu vardı.e-kitap. elinde kumanda olan adam. Yerde yatarken nefes almaya çalıştı. Arabanın çevresine odaklanmış üç kamerayı da kontrol etti.Tommy'nin orada olduğunu gördü. yakındaki binalara bakmaya başlamıştı bile. İnternetteki sitede adım adım anlatılmıştı her şey. Tommy'nin yanına geldiğinde elini uzatınca ikisi bir an için el ele durdular ve sonra ellerini çektiler. Bu sesi düşünürken. Caine'e bir anda sanki bu sahneyi önceden görmüş gibi geldi ve içini bir korku kapladı. Köşedeki metal hurdadan Saklı Kütüphane 109 www. Chevrolet'nin altında ufak. David çabuk ve acısız ölecekti o zaman. Acaba kendini bu duruma düşürmeye değer miydi? Ama bu kararı çoktan vermişti. Gerçekten havada uçuyordu. Bunu bekliyordu zaten. David'in spor ceketli adamdan çantayı aldığını görünce tabancasını hazır etti. Birden özür dileyince kendi de şaşırdı buna. her zamanki gibi zamanında gelmişti. Bu önemli bir şeydi.us . o da eski dostuna gülümsemeden edemedi. Julia'nın mesajı. Bunu umursamamak istediyse de eğitimi ve deneyimi buna izin vermiyordu. Eğer Julia'nın diğer dedikleri de olursa. Tommy. Alet çalışıyordu. elindeki çantayı kendini korumak istercesine kaldırdı. Bu bir tek şey olabilirdi.

İnanılmaz acı. katıksız. İç organları da artık paramparçadır.. Ayağı 180 derece dönmüştü. Yarım blok ötedeydi. alevler ileri geri yaylanıyordu. ateş Saklı Kütüphane 110 www. Caine hoplayarak binanın duvarına kadar gelirken dönen bacağı her kaldırıma çarptığında acıdan inledi.. Bir sonraki patlamada bir şey ona saplanırsa ölecekti.. arkaya bakıyordu. tavanını kapladılar. Sırtını duvara yasladı ve acısını düşünmemeye çalıştı. Bu haldeyken buradan uzaklaşamazdı. Ve sonunda arkasındaki tuğla duvara kadar deler geçer. şekilsizleşti. gözlerinin önünde koltuklar da eridi. Kapı patlayarak arabadan ayrılır. Sanki alevlerin de bir canı vardı. kanlı elleriyle parçalanmış dizini tutuyordu. sanki bacağı çevrile çevrile sökülüyormuş gibiydi. sanki kaldırım da yerinden oynadı. Kaldırıma tükürdü. Dilini ısırdı. hipnotize olmuş gibiydi. arabanın önünü. Tam midesi bulanıp da başı dönerken binanın dibine çöktü. Sırtı biranda elektrik yemiş gibi acır. kanattı ve dizine baktı. Yavaş çekimde bile bu o kadar hızlıdır ki sancı yoktur. Ayağına baktığında bu sefer bu onu etkilemedi. bacaklarını. İki eliyle uzanıp. Direksiyon erimeye başladı. Önündeki araba yanmaya başladı. Şansı sürekli yaver gitmezdi. Sesini duymadan yarım saniye önce hissetti ikinci patlamayı. "Tommy!" diye bağırdı Caine. Parçalar çevresinde yere düşerken yüzünü korudu. Caine başını korurken yine gökten metal parçalan yağdı. Sivri ucu derisini keser. Kusmuk ve kan tükürmüştü. yüzünü. Ayağa kalkmaya çalışırken ağırlığını sağ bacağına vererek yakındaki bir sokak musluğuna tutunmaya çalıştı. Pencerelerden fırlayan cam parçacıkları bedenini 47 yerinden keser. İlk patlamanın olduğu yere yakın yerlerde daha küçük ateşler de yanıyordu. tereyağı keser gibi karnını deşer. yere paralel bir halde uçar ve Caine'in midesine saplanır. Başını çevirip sokağa baktı. bacağını normal haline getirmek için tuttu ve çevirdi.. Ta ki omuriliğine gelene kadar.e-kitap. Caine yalnızca baktı. esneyen tembel bir kedi gibiydi. Kan ter içinde kalmıştı.. Birden önündeki araba patlar. Bu ayağı düzeltmesi gerekiyordu.fışkıran yoğun. Buradan çıkmak zorundaydı. Kemiklerin ezildiğini duyar metal omuriliğe saplanırken. acı. Neredeyse bayılacaktı. Caine ilk önce sağ ayağına baktı. Kendine geldiğinde yan yatmıştı. Ama buna izin vermedi. Sıcak hava yüzünü kapladı ve yer yerinden oynarken. İleride üç farklı şekil gördü. Yavaşça parçalara ayrılır. İlk başta aklı karıştı. Dünyası karardı. Deri koltuklara doğru yayılan ateş. sanki bir akvaryumun arkasından bakıyordu sokağa. Ayağa kalkmaya çalıştığında sol bacağına ağırlığını verdiği anda parçalanan diz kapağındaki kemik parçalan birbirine değdi ve Caine yere yığıldı yine. bilincini yitirmek üzere olduğunu hissetti. kollarını. sonra da bir anda tek bir kütle oluverdiler sanki. Başını kaldırınca bir plakanın başından biraz ileride kaldırıma saplandığını gördü. İnanılmaz bir gümbürtüyle bir araba daha patladı. İlk patlamayla. Bunu düşününce midesine bir sancı saplandı. Gözleri yerlerinden fırlayacakmışçasına büyür. siyah dumanı görmek için gözlerini kıstı. Gözleri dumandan yanıyordu. Bir parça havada döner. Nava'nın daha önce hiç şahit olmadığı şiddette bir zincirleme tepki başladı.. minyatür metal füzeler gibi her tarafa sıçrar dumanın arasında. Sancı daha önce bildiği hiçbir acıya benzemiyordu. direksiyonu. Teri gözlerine girdi. midesi ağzına gelince de asit tadı aldı ve yaralı dili yandı. dilini sertçe ısırdı ve tuzlu kanın tadını aldı. Caine ölür. Sol ayağı kaldırıma takılıp da dizi yerinden oynayana kadar gayet iyi kalkıyordu. Bir araba daha patlayınca gökten yağıyormuş gibi metal ve cam parçaları dağılmıştı her tarafa. sonra sol ayağına.us . sanki farklı bir şey oldu. Saf. Metal yolunun üzerindeki her şeyi yok etmiştir. çünkü şoka giriyordu. Gözlerini açtığında üzerine yaslanarak kalktığı musluğun çevresinde duran bir tampon gördü.

Eğer Nava işi bilmeseydi. bu duygudan kurtulmaya çalıştı. Nava. Düşünmeden metal çantanın sapına yapıştı. yine de hiçbir şey için çok geç değildi. Yine bir patlama otur ve petrol alev alır. Kapana kısılmış bir dişi aslan gibi volta atıyor. çünkü sallanıyordu gerçekten. Önündeki araba hâlâ tek parça halindeydi. omuriliğini paramparça ederken hissettiği acıyı hatırladı. ancak alevlerin arabaya doğru yaklaşığını. kıvrılmış metallerden oluşmuş ne olduğu anlaşılmayan bir şey. Midesini delen metali. ya da yine bir şeyler görmüştü. Aynı şeyleri görmüştü. Bir ses daha duydu. birinin roket güdümlü bir bomba attığına yemin edebilirdi. Bir binanın yanına çarpıp başka bir arabanın altına girer ve alevleri canlandırır. Metal bir şeyin düştüğünü duyunca yüzünü buruşturdu. Patlamada inşaat için kurulan bazı kalaslar yerinden çıkınca yangın merdivenini yerinde tutan parçalar da sökülmüştü. Hareket edemedi. İkincisi alevlerden bembeyaz parlasa da bunun bir araba olduğu belliydi. araba patlayınca olacakları. Caine'e ulaşmanın bir yolunu arıyordu. Araç inanılmaz bir gürültüyle binaya çarptı ve tuğlalar kaldırıma döküldü. Neler olmuştu? Bedenine baktı. Tavan yandıkça metal çanta bir füze gibi sokağın öteki tarafına uçar. Caine bunların ortasında. Merdiven sallanıyor gibi görünüyordu. Ateşin etkisiyle araç yerden yükselir ve binaya çarpar. Sanki merdiven her an yıkılacakmış gibi duruyordu- Saklı Kütüphane 111 www. ama dumandan artık onu göremiyordu. Caine duvara yaslanır. Birden ne yapması gerektiğini biliyordu. delirmişti. O kadar çok duman vardı ki. ▲ Caine gözlerini açtı ve dumanlı havayı soludu. Bu dikdörtgen cisim. ama dizi hâlâ paramparçaydı. Nava daha dikkatli bakınca nefesini tuttu. BelkiÖnündeki araba alev aldı. sokak. Ama çok gerçekçiydi gördükleri.e-kitap.us . Dua etmek için gözlerini kapayınca hiç beklemediği bir şeyi keşfetti: Hâlâ görebiliyordu. Ateş. Uzaklaşmaya çalıştıysa da dizinden dolayı kıpırdayamadı. Caine hiçbir zaman öyle dindar bir adam olmamıştı. her şey yerli yerindeydi. Herhalde bayılmıştı. Gözlerini kapadı. Zincirleme bir tepki başlar. Biri güneşte bırakılmış bir parça çikolata gibi şekilsiz bir şeydi. eğer o araba patlarsa ölecekti. Gümüşi bir şeyi atarken kendisiniPatlamayla sokak sarsılırken Caine kendine geldi. Bu ve ısı. Tüm gücüyle kolunu çekti ve bu gümüşi şeyi fırlattı. ama şu anda gökten bir köprü düşmedikçe bunu yapmanın bir yolu yoktu. Hemen öksürdü ardından. merdiveni tutan çivileri gevşetmişti. Seyrederken dondu kaldı. ▲ Gümüş renkli bir cisim uçtu havada ve sonra araç patladı. kırık ve kanlar içinde. Tanrım.bir fırtına hızıyla yayıldı ve sokağın karşısındaki tankere gelince iyice alevlendi. Bir ses daha duydu. Caine'i son gördüğü yere baktı. Yukarıya baktı. Ölmüştü ama şimdi hayattaydı. bir tek binanın yangın merdivenini görüyordu. Eğer buradan çıkacaksa bir mucize olmalıydı ve hemen olmalıydı. Çanta önünde park edilmiş olan arabanın yanındaki arabanın tavanına düşer. sanki merdiven sağa sola sallanıyordu. kaderini kabullenir. Tüm bunların arasından bir geçiş bulmak için uğraştıkça her yerde önüne bir ateş duvarı çıkıyordu. yolun öteki tarafından bu tarafa geldiğini görebiliyordu. Sonuncusu bir ateş sütunuydu. ama ne olduğunu kestiremediği üç araç vardı önünde. Ona ulaşmaya çalıştı. Görmüş olması veya olmaması bir şeyi değiştirmezdi.

Yangın merdiveni düşüyor ve bir köprü oluşturuyor. Tek bir çaresi vardı. başından başlar Caine'in çantayı atarak başlattığı olaylar zinciri. (döngü) Caine çantayı atar. ıskalayıp yanan bir kamyonete doğru düşüyor avaz avaz bağırarak. Aynı yangın merdiveni yere düşer. (döngü) Çantayı atıyor. önündeki merdivene baktı. Hemen ilerleyebildi ve birden Ural dağlarının eteklerine tırmanarak edindiği deneyime şükretti. işte köprüsü önünde duruyordu. ama göremedi. Atlıyor. yangın merdiveni devrilir ve sonunda doğru yere düşer. Daha yanmamıştı. Ateşin ortasına düşer ve erimeye başlar. tüm gücünü baldırlarına verdi ve kollarını açarak öne doğru atladı. Nava. Atlayacak güvenli bir yer aradı. bıçağıyla hemen üç parça kumaş kesti. Kadın yangın merdivenine çıkıyor. sanki bu ateş duvarının ardında köprünün diğer yansını görüyordu. Sonra birden farkına vardı. Alevler aracın altındaki petrolü alevlendirir. Birini ağzına ve burnuna. bir tek ileri gidebilirdi. Yüzünden akan terden neredeyse önünü göremediği halde yürümeye devam etti kırık merdiven boyunca. Çanta binaya çarpar. Çanta binaya çarpar. (döngü) Caine çantayı atar. Emin değildi ama. Köprü parlamaya başladı. Zaman bir döngüdür. İnşaat kalasları yıkılır. Yangın merdiveni düşüyor ve bir köprü oluşturuyor. Kırkbeş derecelik bir açıyla durur.e-kitap. diğerlerini ellerine bağladı. İnşaat kalasları yıkılır. Yangın merdiveni koparak düşerken havada asılı kalır çünkü binaya hâlâ belli bir yerinden bağlıdır. Kadın yangın merdivenine çıkıyor. Bir daha baktı. bir daha. Bir daha. Araba patlar. Zincirleme tepki başlıyor. Ulaşmak istediği yer ise ateş duvarının diğer tarafındaydı. Zincirleme tepki başlıyor. bir anda neler olduğuna inanmayarak. bir tek kamyonetin üstüne düştüğü yerden eğilmişti. Yangın merdiveni düşer ve düştüğü yerde ikiye ayrılır. ama ceketi ellerini koruyordu. Bir patlama daha olur. Isınmaya başlamıştı bile metal.us . İki tarafta da ateş vardı. Çömeldi. bedeni metal parçalarından paramparça oluyor.Son bir tiz gümbürtüyle yangın merdiveni koptu ve yere düştü. Bu metal yığını mucizevi bir şekilde tek parça halinde kaldı. Derin bir nefes almak istediyse de bunu yapmadı çünkü hava dumanlı ve isliydi. Ateş başlar. (döngü) Görüntüler hızlanınca beyni artık döngülerde ne gördüğünü algılamamaktadır. ▲ Kulaklarını sağır edecek bir çatırdamayla sokağa yığılan yangın merdiveninin altında ezilmekten kıl payı kurtuldu Nava. Yangın merdivenin en uç noktasına birkaç metre kalmıştı. (döngü) Çantayı atıyor. atlayamadan ayağı kayınca dengesini kaybedip metal köprüden petrolün yandığı yere düşüyor. alevlerin içinden atlıyor ve tam o sırada kamyonlardan biri parçalanınca havada bir salto atarken. bir yol aradı. Bu çok güzel bir jimnastikçi. Saklı Kütüphane 112 www. Araba patlar. Bir patlama daha olur. Durdu ve eğilerek sarılı elleriyle sıcak metali tuttu önüne bakarak. Altındaki ateşi umursamadan yangın merdivenine çıkarak kırık metalin üstünde ilerledi Nava. metrelerce yükselen alevlerin arasından atlıyor ve ısıdan bembeyaz kesmiş metali yakalamak için uzanıyor. Alevler aracın altındaki petrolü alevlendirir. İnce ceketini çıkarıp. Yangın merdivenine tırmanıyor.

Yalnızca üç metre düştü. Merdiven dağılmıştı. melek bunu hiç umursamayarak koşmaya başladı. Aynen gördüğü gibi gerçekleşti her şey. Caine bir an için öldüğünü ve kadının da bir melek olduğunu düşündü. Binlerce.(döngü) Caine bu kadını yüzlerce kez seyrediyor. "Yürüyebilir misin?" diye sordu melek önünde durup. Havalanınca bedenini dümdüz tuttu. Ama bu sefer önünde Caine yoktu. Yanan metallerin arasından bir yol çizerek. İnsan bir meleğe ne der ki? Ama zaten cevabını beklemedi.e-kitap. geriye doğru bükülerek elini bıraktı. kaskatı kesilmiş gibi. Elini hafifçe gevşeterek bedeninin. gerçekte olduğu hızda olmuştu. ağırlığını dengeleyip. Sonra- ▲ Nava birden itince metal yerinden oynadı. Caine mahvolan dizinin sancısından böğürünce. ateşten kurtulmuştu. İlk önce öne. sonra aşağıya düştü. Saklı Kütüphane 113 www. göbeğini. Eğilip adamı omzuna yükledi. Nava daha nefesini toparlayamadan. Ellerini açtı diğer taraftaki beyaz metal parçayı yakalamak için veBir ateş çubuğu kadar sıcak bir şeyi tutunca sıkıca yapıştı. Caine ona baktı. bacaklarını ısıttı. Nava koşmaya devam etti. Caine kendini bıraktı. Alevler kollarını. arabadan kopan metal parçalar fırlayıp duvara gömüldü. Dizi büküldü yine ve bedeni elektrik verilmiş gibi bir sancıyla kasıldı. Cam parçalandı. ama yine de sıçrayabildi. Açıklığa çıkınca omzunun üstünden geriye doğru baktı ve yangın merdivenin alevler içinde yandığını gördü. bilincinin yerinde olması gerekmiyordu.. sonra bir anda geçti. metal yığılmak üzereyken çıkan sesi duydu. Eğer melek onu kurtarmasaydı ölecekti. Milyonlarca kez.us . hemen koşmaya başladı. Artık bir meleğin kollarında olduğuna göre. Caine arkalarındaki arabanın patlayışını seyretti. Bu sefer yavaş çekimde değil.. Sivri bir metal parçanın üstüne düşmedikçe korkacak bir şeyi yoktu. Jimnastikçi ona doğru koşuyordu. Ayaklarının altında yeri hissettiği anda yine çömeldi.

hiçbir şey değişmemişti. Bu riski göze alamayacaktı. ufak mutfak. Üç blok kalmıştı. Başka bir çaresi yoktu. Ama yapabileceği bir şey yoktu. Caine'i taşımaktan omuzları ve beli uyuşmuştu beş katı çıkarken. Berbat durumdaydı. yoksa bir kere mi kullanmışlardı? Eğer oraya girdiğinde iki ajan varsa o zaman Nava'yı öldürürlerdi. Caine'inki de olmazdı. kapıyı tekmeleyerek açtı. soluna baktı ve sonra da Nava'ya döndü. İki eli kıpkırmızıydı ve eti sıyrılmış gibiydi. Eliyle hafifçe yoklayarak şüphelerini doğruladı. hem de kendisi için güvenli bir yer bulmalıydı. Kimse omzunda kanlar içinde bir adamı taşıyan göz alıcı esmer kızı durdurmadı. Koreliler burayı sık sık kullanıyorlar mıydı. Kapının hem üstüne. Tavanda asılı duran tek bir ampul yanınca odayı aynen bıraktığı gibi buldu. sarı buzdolabı. Böyle bir şeyin olma ihtimali çok azdı ama.e-kitap. İlk önce güvenliği sağlamalıydı. Adamın yaraları oluk oluk kanarken Nava bir arabayı çalıştırmaya çalışamazdı. Dizinden kan akıyordu esas. Nava. Omzunda asılı duran Caine inledi. Tae-Woo ile buluştuğu daire yalnızca birkaç blok ötedeydi. daireye sessizce yaklaştı. sadece derin olmayan kesikler olduğunu gördü ellerinde. hem de altına hamur gibi bir şey yerleştirdi. Son katı tüm iradesini kullanarak ve artık kendini de sürükleyerek çıktı.. apartman aralığında Caine'i yere bırakıp. Bir tek sorun vardı: Nereye gideceklerdi saklanmak için? Kendi dairesine dönemezdi. ama yanlarından geçerken. Saklı Kütüphane 114 www. kirli zemin.. ama en azından içerideyken kimse kapıyı tekmeleyerek açamayacaktı. Yoluna devam etti. steril bir ortam değildi. ve ateşe attı. Hem adam. Ellerindeki bezleri açtı ve ceketinin geri kalanını yere serdi. Buradan çıkarken bunu sökmek zor olacaktı. ya da kesinlikle bulaşmak istemiyorlardı. İlk defa göz göze geldiler. dursa bayılacaktı. Bu riski göze alacaktı. sonra da gözleri açıldı. Caine bilinçsiz bir şekilde bu kapsülü uzaklaştırmaya çalıştı ilk önce. Sonra Caine'e döndü. Asıl sorun sol bacağıydı. Sokakta birkaç kişi yürüyordu. İçinden okkalı bir küfür etti.17 Caine kendinden geçince daha da ağırlaştı. Dikiş yeri boyunca kotunu kesmek için bıçağını kullandı. Yüzü bembeyazdı. Boş duvarlar. Aynen birkaç gece önce yaptığı gibi odaya göz attığında karanlık oda boştu.. Yeşil sokak levhasına bakınca aklına bir şey geldi. Baldırında kan olmasına rağmen birkaç çizik ve yara dışında çok da zarar görmemişti sanki. Ya bunun çok basit bir açıklaması vardı. Binaya vardığında Nava ölmek üzereydi. Bu zayıf haliyle bile zümrüt yeşili gözleri vahşi ve asi bakıyordu. Şırıngayı bir kenara bıraktı ve bir kapsülü kırıp Caine'in burnunun altına tuttu. Yakından bakınca öyle olmadığını. Kapıyı kapadığında ışığı bulmak için eliyle duvarı yokladı. gömleği terli bedenine yapışmıştı. Bir nefes aldı ve sırt çantasındakileri yere boşalttı. Artık Grimes'ın onları bulması imkânsızdı. Caine'e tam 100 miligram Demerol vermek üzereydi ki Forsythe'ın sözlerini hatırladı. Sağına. Tüm diz kapağı paramparça olmuştu.us . Nava rahatlayarak derin bir nefes aldı ve Caine'i çekiştirerek içeri soktu. Çantasından birkaç şırınga ve neşter çıkardı. 9 milimetrelik Sig Sauer'ını iki eliyle tutup. Şu görevde her şeyin olabileceğini ve olasılık dâhilinde olduğunu düşün. Yırtılan derisinin altında beyaz kıkırdağı görebiliyordu. o da kanlı bir et yığını gibiydi.. Nava yavaşlamadan Caine'in omzuna bir saat önce iliştirdiği vericiyi hemen söktü. insanların tam New Yorklulara özgü bir biçimde başkasının işine hiç mi hiç bulaşmadıklarını gördü. Adamın yaralarına bakabileceği bir yere gitmeliydi. ama Nava yine de koşmaya devam etti. Şu anda adrenalin salgıladığı için koşabildiğini biliyordu.

"deneysel ilaçlar alıyorum. Vaner da olabilir. "Adım Nava. ama dedim ya. çünkü etkileşim." gözleri devrilir gibi olunca dişlerini sıktı." Grimes Saklı Kütüphane 115 www. Başlamak üzereydi ki birden ne kadar yorgun olduğunu fark etti." Ekrandaki görüntü küçüldü. "Bak gördün mü? Köşeyi dönüyor. "Ne yazık ki yüzünü hiç göremiyoruz. kendi baldırına batırdı. Bu karı psikopat değilse bence bizim herife doğru gidiyor.." Monitörde birbiri ardına patlayan kamyonları seyrettiler.. tüm bunlar olalı daha bir saat oldu.. "Neyse. sokakta bir yığın tuğla' ayrıca ağır iş makineleri için birkaç varil de benzin vardı. bu kutu. "Dizim." "Belki de ateşten kaçıyordur?" diye araya girdi Forsythe. "Vaner mıydı?" "Hayır. İnşaat malzemesi falan vardı ya. Ateşi körükledi bu.us ." dedi Grimes ekranda bir adamın başını göstererek. Bacağı yere değince bir an için irkildi. "Ne bileyim. ama belki o da oradaydı." Nava başını salladı. ya da neden buluştuklarını biliyor muyuz?" diye sordu Forsythe. birkaç kare geri gidip Caine'in ayağının yanındaki bir kareye odaklandı." dedi Forsythe birden kendini kaybederek." dedi Grimes ellinci kere.. "Bana olanları bir daha anlat" "Ajan Vaner'ın ekibi atlattığını anladığımda onun tüm vericilerini kontrol ettim." Bir düğmeye basınca görüntüler gerçek hızında devam etti. "Hiçbir şey alamam. "Kanamayı durdurup.?" "Yani biri David Caine'i havaya uçurmaya çalıştı. çanta el değiştirdikten yirmi saniye sonra araba patladı. "Ya-" "Hayır. "Nerede o?" dedi kızgınlıktan köpüren Forsythe. Metaamfetaminler kanına karışınca kalbi sanki duracak gibi oldu. Nasıl bitebilirim ki.e-kitap."Kimsin sen?" dedi öksürerek. bacağını yerine oturtmam gerek." "Ne yani. Bence öyle." Grimes." Grimes yavaş çekimde ilerleyen görüntülere döndü. çünkü gerçek hedefi de bu şekilde bulmayı planladığını tahmin ettim. "Gerçi yüzde yüz emin değilim ama. ama Nava onu omuzlarından yere itti." "Sıçtık. Ama kızılötesiyle baktığımızda-" Grimes ekranı dondurdu. "İşte bak David Caine şurada." "Bunu görünce görüş alanını genişlettim. anan da olabilir." 2311 Grimes konuşurken Forsythe nefretle bakıyordu ona. "İşte şimdi geliyor. Grimes başını salladı." "Tamam. "Şimdi yanındaki adamın ona çantayı nasıl uzattığını görüyor musun?" "Bu ikinci adamın kim olduğunu. Ben. Grimes binanın üstündeki bir karaltıya odaklandı. "Her yere bakıyoruz. "Ne gerekiyorsa yap. yer yarıldı içine girdi. ama ilaç verme. Sana yardım edeceğim.. bu adamın elinde bir uzaktan kumanda var gibi." dedi nefesi kesilerek. Başka ilaç alamam çünkü. ama ilk önce bir soru sormalıyım-" "Nasıl yardım edeceksin?" dedi Caine doğrulmaya çalışarak. "İlk patlamada bir zincirleme etki oldu. pizzacı bile olabilir. yerdeki bezin üzerinden bir neşter aldı ve ilk kesiği attı." Caine başını salladı. "aslında patlayan araba değil. "Demerol'a alerjin var mı?" "Alamam. "Var mısın iddiaya? Ateşe doğru koşuyor." "Kahretsin. Sonra da verileri indirdim.. Canın yanacak. UGA'nın dünyanın 150 mil ötesindeki uydusundan 18:01:03'de çekilen görüntüleri indirdi bir daha." dedi Grimes bir kadının kafasının tepesi görününce." dedi derin derin nefes alarak." dedi çekinerek Nava. Çantasından bir şırınga daha çıkarıp. Bunu kestirmenin imkânı yok. Cehennemden kaçan bir yarasa gibi." dedi Nava sessizce. Birden çok zinde hissetti kendini.

" dedi iç geçirerek Grimes. "Bu sorunun cevabını ben bile tam olarak bilemiyorum ki anlatayım. minnet acı. Ama ateşin ısısından dolayı kızılötesi işe yaramaz." "Vaner'ın kullandığı verici ne oldu?" "Patlamadan birkaç dakika sonra sinyal kesildi. Duman dağıldığındaysa ikisi de ortada yoktu." "Hayır.parmağıyla ekranda kadınla. Karnı bir tahta kadar düzdü. O hayatını yaşamaya devam edecekti. pencereden gecenin karanlığına bakarmış gibi yaptı. kimsin sen? Neden beni kurtardın? Ne istiyorsun?" "Bunun cevabı çok karmaşık. korku. Derin bir nefes alıp burnunu sildi. Jimmy'ye öyle bir baktı ki sanki ona 'bana işimi öğretmeye kalkma' der gibiydi. Caine kendine gelince de. Kimdi bu kadın da. Forsythe hızla odadan çıkarken arkasından kapıyı çarptı. Grimes onu gözleriyle takip etti.e-kitap. o göz yaşlarına hâkim olmaya çalışırken. Siyah dar tişörtü kollarındaki ve omuzlarındaki kaslarla gerilmişti. "Kimsin sen?" diye sordu Caine sonunda. "Ne yaptın?" diye sordu. "Adım Nava Vaner." "Peki ya kızılötesi kullansak?" Grimes sandalyesinde dönüp Dr. "Öldü. etmiştim." diye inledi Caine. Cildi pürüzsüzdü. İnanılmaz bir suçluluk duygusu hissetti. Suçluluk." Saklı Kütüphane 116 www. "Senin tersin istikamete fırladı patlamada. değil mi?" diye sordu kadına. bacakları uzun ve güçlüydü. Saçını at kuyruğu yapmıştı. yas tutmaması gerektiğini söylüyordu? Birden duygularına yenik düştü. Son görüntüde kadının yanan kamyonlara doğru gittiğini görüyoruz. yarım blok ötede duvara yaslanan hedef arasında bir çizgi çizdi. şimdi hatırladım. ama dudakları dümdüz bir çizgi. kızgınlık. Göz göze gelmemeye özen göstererek adamın diziyle ilgilendi.us . karmaşa. ama şimdi. "Bölgesel olarak sinirini kıstırdım. ardından da bunun Grimes'ın suçu olduğuna karar verdi. onu aklından çıkarman lazım. "Sonra ne oldu?" Grimes omuz silkti. "Bilmiyorum. ama hiç kimse hedef bulunana kadar evine gidemez. "Bilmiyorum. Her biri bir dalga gibi onu kaplayıp üstünden geçti. hissettiği sancı sayesinde Tommy'nin ölümünün acısını bastırabiliyordu. Caine daha önce bu kadar formda bir kadın görmemişti." ▲ "Tommy." Forsythe önce sustu. en azından ben kıkırdağını düzletene kadar. Tommy orada olmayacaktı. Ama sen bunu atlatacaksan. "Ben bunu nasıl da akıl edemedim? Ay pardon. Belki de kurtuldu. Eğer gülümseseydi kahverengi saçlarının çevrelediği bu yüz çok güzel görünecekti.. Şimdilik en azından. Sen kurtuldun. koyu tenliydi. dizinin başına dönüp. "Arkadaşın için üzgünüm. üzerinde bir gram fazla yağ yok gibiydi. "O-çocuğu. Artık her ne hikmetse o kadar acımıyordu canı." İlk defa kadına baktı. Eğer Caine onu aramasaydı..o ölmüştü. "Kimse. Ondan sonra dumandan bir şey seçilmiyor. Anladın mı?" "Neyse. onu sormadım. kahverengi gözleri ise soğuk ve ifadesizdi." dedi Nava iç geçirerek alnını elinin tersiyle silerken. cüret edip. işine devam etti. Bu garip kadın Caine'in gururunu incitmemek için." derken yalan söylüyordu Nava. Aslında Caine bir şekilde rahatlıyordu." Kadın gözlerinin içine baktı. Hatları belirgindi ve esmerdi. Sancıyı azaltacak bu." Caine sinirlenerek ona ters ters baktı.

Bu kadar yıldır onu ayakta tutan zihninin içindeki o ses ona yalan söylemesini haykırıyordu. Caine anlıyordu sanki onu." Saklı Kütüphane 117 www. Şu ana kadar söylediği her şey olmuştu. Kadın derisinden metal parçaları ya da camları tek tek sökerken acıdan dişlerini sıktı." Nava derin bir nefes alıp. "Gerçek adım Nava Vaner değil. O Nava'ya." ▲ Nava. Ona her şeyi anlatmak büyük bir riske girmek demekti. David'e bakınca birden ona her şeyi anlatmak istedi.Caine bir an için sustu. Kadını konuşturmaya. ama sanki bu daha güvenliymiş gibi hissetti. yalan söyledim. ona gerçeği anlatırsa her şeyin yoluna gireceğini söylüyordu. Nava bunları düşünürken bir yandan da yarayı temizliyordu. Hazırdı. Ama içgüdüleri. Doğduğumda annemle babam-" birden duraksadı ve onları düşününce hissettiği duyguların farkına varıp çok şaşırdı. Caine'in güvenebileceği tek insan olduğunu söylemişti. Julia'nın söylediklerini düşündü. Sonra tek bir kelime söyledi. "Denesene. "annem bana Tanja Krlstina adını verdi. Sonunda başını kaldırıp Caine'e baktı Nava." dedi kendinden emin bir sesle. hikâyesini anlatmaya hazırlandı. ya da boş laflarla sessizliği bozmaya çalışmadı. "O öldüğünde oniki yaşındaydım. gerçeği unutmuştu. Bekledi.us .e-kitap. "Sana. O kadar uzun süredir yalnızdı ve bir yalanı yaşıyordu ki. ama on yıldır bu ismi kullanıyorum.

Eğer babasının konuşmasını duymasaydı neler olabileceğini merak etti. gerçeği söyleyebilmişti. Saklı Kütüphane 118 www.. eve geldiğimde annemi mutfakta bulacağımı umuyordum. ne düşündüğünü belli etmeden bakıyordu kadına. Nava başını sallayıp.. Kollar daha da sıkıca tuttu kızı. "Pardon.." dedi kızarak. babası ona hiç sarılmadığı için.. Her gece Tanrıya aynı soruyu sordu: Neden onları almıştı? Sonra da ağlamıştı. Tanja'yı suçlamıştı.18 "Uçak düştü." dedi Nava. Bunca sene sonra bile bu konu açıldığında hâlâ bu kadar üzülebildiğine şaşırıyordu." Durdu. İlk defa uçağa binecektik. kendisi değil de onlar öldüğü için şükrettiğine ağlardı. İşte o gün Afgan teröristlerin uçağı havaya uçurduğunu öğrendim. bunca yıldır ilk defa. Babası. "Emin misin anlatacaklarımı duymak istediğine?" "Evet." . Herhalde ikinci babası olacak adamla asla tanışmazdı.." Nava. İşte bundan dolayı da kendini asla affetmedi. Her zamankinden hızlı vurdu. "Üzgünüm." Nava duraksadı. kendisini suçlayacağına. içini dökebilmek rahatlatıcıydı. yalan değil de. "Bence bu önemli." "Bir sonraki gön bir otobüse bindim ve Moskova'ya gittim. ay sanki kötü bir rüyadan uyanıyormuşum gibime geliyordu." dedi Nava. ölümle yüzleşince kaçmayacağına emin olmaya çalıştığını bilmiyordu." dedi Caine. Oniki yaşındaydım ve suçlayacak birini arıyordum. Kız saldırgana pek de pabuç bırakmadı. Bu yüzden de o teröristler uçağı bombayla havaya uçurduğu gün Tanja sadece annesini değil. ben de yalnızdım.. "Ama her gün bir öncekinin aynıydı.us . Bir hayaletle yaşamak gibiydi onunla yaşamak. köşeye sıkışmış vahşi bir hayvan gibiydi. "Kazadan sonra asla eskisi gibi olmadı. "Bir daha da geri dönmediler. O hâlâ yoktu. Günün birinde. "İlk. annesi öcülerden korumak için onu bir daha öpmeyeceği için ağlardı. babasını da kaybetmişti. Ama bir yabancıya bile olsa." dedi Caine. teröristleri öldürmek isteyen o korkuları olan küçük kız olduğu günleri hatırladığında gülümser gibi oldu. annemle kız kardeşim bindiler uçağa." "Baban-" "Babam da öldü o gün sanki. belki bir şekilde gerçekten de öldü. Dmitry'nin ilk andan itibaren onu sınadığını. tekme attı. Kız çıldırdı. Dürüst davranıyordu. Ama en çok. "Ah! dedi Caine dişlerini sıkarak. ta ki dünyası kararana kadar.gitmek istemedim. Ama bir hafta önce ben kötü bir rüya gördüm. Tanja eve doğru yürürken biri güçlü kollarıyla kızı göğsünden ve boynundan yakaladı.." Nava öyle olduğunu anladı ve hikâyesini anlatmaya devam etti.e-kitap." Tüm kızgınlığına rağmen Tanja olduğu o zamanları. Lubyanka Meydanı'ndan KGB'ye gittim. adam öldürmek de dahil olmak üzere. sesi titremişti.. "Ailecek bir tatile gidecektik. "Kızmıştım. Ancak. Sanki dünmüş gibi hatırlıyordu o günü. Düşüncelere dalınca farkına varmadan adamın dizini oynatmıştı. Sonra bir gece babamın parti liderlerinden biriyle telefonda konuştuğunu duydum. Gözlerini sildi. Tanja olduğu o bir yıl boyunca babasıyla evde tek başına olduğunu hatırladı. sessizce Caine'in sözlerini kabul ettiğini belli etti." "Babam benimle kaldı. tırmaladı. karısını ve kızını evde tutmadığı için kendini hiç affetmemişti. Manevi babasının adı Dmitry Zaitsev'di ve birkaç yıl boyunca ona çok şey öğretti. Gittikleri ve dönmeyecekleri için ağlardı. Lubyanka'da kabul edilmedikten sonra. korkunca. ama. Sürekli. göremediği adamın göğsüne kafa atıp durdu.

Tanja kolunu çekip kıpkırmızı olan şişmiş bileğini ovuşturdu." diye emir verdi Dmitry. Özellikle de Yegor'a. "Peki. Eğer istemiyorsan." dedi Dmitry." "Benden ne istediğine bağlı. Ama kaçmaya da çalışmadı. Sonra yavaşça başını salladı. İyi atıştı. İkisi de değilmişsin. "Üçüncü ders: Kimseye hiçbir şey söyleme. O teröristlerle savaşırım." Dmitry kızla dalga geçer gibi bakıyordu. olanları unut. "Bugünlük bu kadar ders yeter." "Sen de dinleyeceğine söz verdin. "Eğer kelepçeleri açarsam en azından söylediklerimi dinleyeceğine söz verir misin?" Nava başını salladı. sonra da Tanja'ya baktı." Dmitry bir kaşını kaldırdı.." Tanja yine hiçbir şey demedi. "Ama. ama biraz rahatlamıştı. çünkü merak ediyordu. yoksa yakaladığın kişi kaçabilir. "Sakinleş. Kararın her ne olursa olsun. ya da yalancı olduğunu düşünürdüm. yarın okul çıkışında avluda buluş benimle.." dedi Tanja. Nerede olduğunu gördüğü anda yataktan atladığında neredeyse kolunu çıkaracaktı." dedi Nava kelepçeleri şangırdatarak." "Ben de beni bırakırsan memnun olacağım." Dmitry öne doğru eğilip. Kelepçeleri anahtarla açıp. kız yataktan düştü. Aylardır ilk defa gülümsemişti. tahta bir yatağın bacağına sol bileğinden kelepçelenmişti. Gülümseyerek başını kaldırdı." dedi Dmitry tokayı kızın gözlerinin önünde tutarak. "Şimdi ne diyordum." Tanja ayağa kalkarken yanağını ovuşturdu. Eğer bana yardım etmek istiyorsan sana ne dersem onu yapacağına söz vermelisin. Kız birkaç sefer denemek zorunda kaldı. senin adına ben cevap vereyim. ama sonunda klik diye bir ses duydu ve kelepçeler açılıp yere düştü. "Ben KGB'denim. "beni bırakacağına söz vermiştin. Şimdi bana babanı anlat. "İyi.e-kitap. Adam ilk önce omuzuna.us . Bir dost bana senin de savaşmak istediğini söyledi." Tanja onunla yüzleşmek için adama doğru döndüğünde. Kremlin'in gölgesinde kalan minik bir stüdyo dairede. Adam birkaç dakika boyunca kızın debelenmesine ve kaçamayacağını anlamasına izin verdi konuşmadan. burada bugün olanları asla kimseye anlatma. haklısın. "AdıYegor-" Dmitry avcunun içiyle kızın yanağına öyle bir tokat attı ki. "Şimdi ikinci ders. "Aferin. "Eğer istediğim her şeyi yapacağını söyleseydin zaten ya salak olduğunu. Derin bir nefes alıp adamın yüzüne tükürdü. bir eliyle kızın saçından bir toka alırken. memnun oldum. Ama ancak omuzuna isabet ettirebildi." Saklı Kütüphane 119 www." On dakika boyunca Dmitry bir kilit mekanizmasının mantığını anlattı ona ve basit bir tokanın bile nasıl anahtar olarak kullanılabileceğini gösterdi." Tanja'nın kanı çekildi. "Aferin Tanja.ikinci ders kilit açma." Tanja hiçbir şey demedi. "Yoksa iş bir tokatla bitmez. Seninki ne?" Tanja minik göğsünde kavuşturdu kollarını. yüzü nefret doluydu." "Peki. "İşte sana ilk ders: Kelepçelerin sıkı olduğuna emin ol. Annen ve kız kardeşin üç ay önce Afgan teröristlerin havaya uçurduğu bir uçaktaydılar ve öldüler. Adın Tanja Aleksandrova. "Daha doğrusu asla doğruyu söyleme. diğeriyle kelepçeyi tekrar bileğine taktı. Şimdiden kıpkırmızı olup şişmişti. "Adım Dmitry. Doğru mu?" Tanja adama bakarak o soğuk gözlerden bir şeyler anlamaya çalıştı.Kendine geldiğinde. Dmitry yatağa yaklaşınca kızın kendini tekmeleyemeyeceği bir yerde durmaya özen gösterdi. Hemen kelepçeleri açmaya çalıştıysa da bu bir işe yaramadı. kızı bıraktı. Söyleyecekleri ve gösterecekleri bittiğinde tokayı Tanja'ya geri verdi. Eğer daha fazlasını öğrenmek istiyorsan.

Çok konuşmazdı ve ilk bakışta insanlar onu adam yerine bile koymazdı. ben de en hevesli öğrencisiydim. "Demek casus okuluna gittin?"" "Aynen öyle. ajan ise sırları çalar. Bana Kuzey Savaşı'nda Deli Petro'nun Estonya'yı nasıl fethettiğini. yüzükler.. ya da çağdaş Marksist felsefesini anlattığında hevesle dinlerdim. Şişman kadının elbisesi ne renkti? Kaç çocuğu vardı? Bıyıklı sokak satıcısı ne satıyordu? Bu işe çok yatkındım ve hemen çevremdeki dünyayı algılamayı öğrendim. Amaç çalmak. On yetenekli öğrenciydik. "Anlatsana. şifreli kilitler. Şimdi geri dönüp baktığımda aslında parti propagandası yaptığını. Canının ne kadar acıdığını tahmin edebiliyordu Nava ve bu kadar acıya bu kadar iyi katlanabilmesini takdir etmişti. Sonra da kilitleri açtık.." "Sonra da bana casusluğu öğretti. Başta ben o kadar yetenekli değildim. paralar ve en sevdiği öğrencisiyle dolaşırken aşırdığı daha birçok şey. Kolaydan başladı işe yürürken yanımızdan geçen insanlar hakkında sorular sorarak." dedi kalın kaşlı. Günün sonunda da karanlık bir çıkmaz sokağa girerlerdi ve Fyodor çantasını açıp mallarını gösterirdi: Cüzdanlar."Şunu tut. İlk önce insanların üstünden bir şeyler arakladık. ben de ona 'gidiyorum' dedim." dedi Nava ve Dmitry ile ilk karşılaşmasından sonraki birkaç ayı hatırladı. "Sancı dışında bir şeyi düşünmek istiyorum. sanki hiçbir zaman ailesi olmamış gibi davranabildi. beynimi yıkadığını anlıyorum... anlattığı her şeye inanıyordum. Adı da Spefsinstitute'du. almaması gereken şeyleri alabilmesidir. Ama o zamanlar. İşte o zaman da çalmayı öğrendim. saatler. Ama bir duvar insanın cüzdanını veya malını çalmaz yanından geçerken. olmaması gereken yerlerden. O benim hem babam. "Duymak istiyorum. İşte bu niteliği yüzünden diğer insanlardan farklıydı. Onun ne kadar üzgün olduğunu sezen Caine devam etmesi için teşvik etti. Kitai Gorod'un sokaklarında dolaşırdık ve Dmitry bana Rus tarihi anlatırdı. Hırsız mücevher çalar. Haftada yedi gün. "Casus okuluna gittim. Hatta odaya girdiği bile fark edilmeyecek türden biriydi." dedi Nava gülerek. Aslında casus olmakla hırsız olmak arasında fazla bir fark yoktur." dedi alnı ter içinde kalmış olan Caine. Dmitry etkilenmişti ve altı aya kalmaz KGB'nin ihanet ettiğinden şüphelendiği parti üyelerini gözetlemek için beni tavernalara yollamaya başladı. bir ajanın en önemli becerisi. Evde olduğum sürece ona geçmişi hatırlatıyordum. Ben de gidince. Fyodor'un yanında yürümek. araba kilitleri ve geri kalan her şeyi açmayı öğrendim. Zaman içinde Tanja'ya da öğretti bu işi. Bence o. Fyodor'un yirmi saniye içinde açamadığı hiçbir kilit olmamıştı. kara kuru. ufak tefek adamı hatırlayan Nava." dedi bembeyaz olmuş ellerini yumruk yaparak Caine." Nava başını salladı ve hikâyesine devam ederken bir yandan da adamın diziyle ilgilendi. ama birkaç hafta sonra bir iki dakika içinde açamayacağım kilit kalmadı. günde sekiz saat ders aldım.o rahatladı. İlk başta dilleri öğrendik. hem de öğretmenimdi." Nava durdu. "Her gün okul çıkışında o avluda buluşurduk." "Fyodor bana birinci sınıf bir hırsız olmayı öğretti.us ." Öğleden sonraları Moskovalılar işten eve dönerken Fyodor ve Tanja aralarında yürürlerdi." "Dmitry bende yetenek olduğunu görünce başkalarından da eğitim almamı sağladı.e-kitap. bir duvarın yanında yürümekten farksızdı. "Bana bu işi öğreten adamın adı Fyodor'du. Lenin'in sosyalist devrimini. O zaman zaten babamla artık pek konuşmuyorduk." "Tamam." Nava turnikeyi bir daha bağlayacakken Caine'in acıdan inlediğini ama dişlerini sıkarak kendini tutmaya çalıştığını fark etti." "Ondördüme bastığımda Dmitry KGB'de eğitilmem gerektiğine karar verdi. Herkese Saklı Kütüphane 120 www. "Susma. Caine yüzünü buruşturduysa da isteneni yaptı." dedi Nava Caine'in baldırına bir turnike bağlarken. "Ama neden sana hırsızlık yapmayı öğretti ki?" "Fyodor derdi ki. girdiği her ortama uyum sağlayabiliyordu. Asma kilitler.

38 inçti mesela. 55 kiloluk Raisa kendinin iki misli adamlarla başa çıkardı ve bunu büyük bir beceriyle yapardı. daha büyük kalibrelerin hedefi daha yavaş vurduğu halde daha fazla hasara neden olduğunu gördü. İlk birkaç hafta boyunca.. Derslerden sonra saldırı ve savunma dersleri aldım. 22 kalibrelikle birini öldürmek istiyorsa kafasını hedeflemeliydi." "Sonra teknoloji. tarih. Hangi işlere yaramadığını da gördü: Çok kan revan içinde bırakmayan. sabah aynı şeyleri yapmak için kalkmadan önce yedi saat uyurdu sadece. Bu da başka bir dersten edindiği bilgiydi. Tanja işte burada en çok sevdiği silahı ilk defa eline aldı: Dağıstan yöresinden ufak. Her bir beceriyi edindiğinde Raisa ona daha sert bir şekilde saldırdı. ama dövüş dersleriyle kıyaslandığında bunlar devede kulak kalıyordu. kafası dağıtılabilirdi veya kalp ya da ciğer gibi bir hayati organı parçalanabilirdi. Tanja göğüs göğüse dövüşmeyi çözdükten sonra da Raisa ona silahla dövüşmeyi öğretti.us . Dersler zordu. Bir Glaser güvenli mermisinin. dünya güzeli Raisa'yı hatırlayınca. Bana Systema öğretildi. göreceli olarak sessiz ateşlemesi vardı ve neredeyse istisnasız olarak hedefi tuttururdu. kavisli. çevirip. politika. omuriliğini kesmek için neresini hedefleyeceğini.İngilizce öğretiyorlardı zaten. tekme atmayı. onu tamamen çaresiz bırakmayı öğretti. çünkü düşük kalibreli bir silahla kafa tası delinirdi ve çıkış yarası olmazdı. Raisa karşısına iki veya üç kişi çıkarmaya başladı. Aylar boyunca Tanja yumruk atmayı. ağır aksak ilerleyerek odasına gidip. Tanja kendi tarzını geliştirmek zorunda kaldı. Rus dövüş sanatı. Nava gülümsedi bembeyaz tenli. Kan kaybından ölebilirdi. her tabanca veya tüfek parçasının ne işe yaradığını öğrenmesi ve her bir hareketi bilmesi konusunda ısrar etti. uzunca bir hançerdi bu. sosyoloji ve antropoloji öğrendim. Her yerden saldırabileceklere karşı korumayı öğrendi. yara bere içindeki bedenini unutmaya çalışarak üç saat kadar çalışıp. tek tek mermi yüklenmesi gereken toplu silah arasındaki farkı öğretti. Bu birimin adı Spetznatdı. Eğitim acımazsızca devam ettikçe. Bazılarında ise horozu tetik çekiyor ve düşürüyordu ateşlerken. bedene giren kurşunun organları parçaladığını gördü. Dahası. Raisa bir insanın aşil tendonunu nasıl kesip yürümesini engelleyeceğini. komünizm. Bunun namlu çıkış hızı yüksekti. Tanja her sabah zihinsel ve fiziksel olarak bitkin kalksa da dinlenecek zaman yoktu. Mesela." ▲ Silah hocası Mikhail tek bir el bile ateş ettirmeden önce. Ona şarjörle mermi yüklenen otomatik silahla. 'Systemadan sonra da beni atış poligonuna yolladılar. uzun siyah saçlı. ya da skrotumuna hançeri sokup. Bazı tabancaları kullanırken horozu kurmak gerekiyordu. içi sıvı teflon dolu bir bakır kovanla ve kurşun saçmalarla dolu bir plastik kapakla kapandığını öğrendi.e-kitap. 45 kalibrelik kullanınca da bedeni hedeflemek gerekirdi. ama esmer olduğum için beni Orta Doğu'da kullanabilmek için bana İbranice ve Farsça da öğrettiler. Tanja tek bir saldırganla başa çıkmayı öğrendiğinde de. 9 milimetrelik bir yarı otomatiğin ne işe yaradığını öğrendi. Raisa Rus özel birliklerinin bir üyesiydi. fazla derin olmayan yaralar açıyordu ve takılabiliyordu. Çarpma anında kapak anında eriyor ve böylece merminin içindeki Saklı Kütüphane 121 www. adam boğmayı ve yakalamayı öğrendi. Bir tabancanın kalibresinin mermilerinin büyüklüğü ile ilgisi olduğunu anladı: 38 kalibrelik bir tabancanın mermilerinin çapı . Tanja tek bir mermiyle bir adam nasıl alaşağı edilir öğrendi. yani beyne saplanan mermi içeride hasara neden olacak şekilde hareket ederdi. Domdom kurşunlarının neden içbükey olduğunu." Tanja her gece yemeğini yiyip. o zaman tetik tek bir hamleyle çalışıyordu. ayrıca geri tepmesi az ve mermi haznesi genişti. Her gün devam etmek zorundaydı. çünkü böyle bir tabancayla adamın organlarını delip geçebilirdin.

Ancak silahlar hakkında öğrenebileceği her şey öğrendiğinden emin olduktan sonra Mikhail ona eski moda Rus Nagant marka bir tabanca verdi. hız gibi faktörleri nasıl hesaplayacağını öğretti ki Dragunov'undan çıkan her kurşun hedefi bulsun. hedefin çevresindekiler için bir tehlike arz etmiyordu. "Sağ ol. döştü ve kıç üstü yere yapıştı. "Sonra ne oldu? Spetsinstitute'da öğrenciler nasıl bir final sınavına giriyor?" "Adam öldürüyorlar. ▲ Tanja. Tanja 7.bu. ama gerektiğinde onyedisindeki Tanja'dan adam öldürmesini de istiyorlardı. horozu kurdu ve tetiği çekti." dedi Nava ifadesizce. O günden sonra da hiç düşmedi. Tanja. Avusturya yapımı Giock. Tabanca ve tüfekleri çözdükten sonra da diğer ateşli silahlara geçti. Tanja'nın öldürüp de bunun gerekli olup olmadığını sorguladığı ilk infazı bu yumuşak huylu Mossad ajanıydı.us . Büyük bir şey başarmış gibi hissetmedi kendini. İsviçre yapımı SIG Sauer. Sonunda Mikhail ona mesafe." "Yaptın mı?" "Evet. Diğer dersler gibi. Sonra da Baikal MP -131 K ve Heckler&Koch CAWS gibi çiftelerle omuzları mosmor oldu. Bacağının iki tarafına destek iliştirdiğinde Caine kendi terinin içinde yüzüyordu neredeyse. Bunun üzerine teflon ve saçmalar genişliyor ve dağılarak bir damara isabet etme olasılığı artırıyordu. merminin sekmeyeceği ve bedeni delip geçmeyeceği anlamına geldiği için. Ayrıca. bazen genç bir hayat kadını kılığına girmesini emrediyorlardı. Myasi'nin ölüm feryadı ve boğazına dolan kandan nefesinin kesilişi.e-kitap. Alman yapımı Heckler&Koch.maddeler enerjiyle yükleniyordu. Zaitsev'e Drizen'in ölümü hak etmek için ne yaptığını sorduğunda o sadece 'partiyi Saklı Kütüphane 122 www. teröristleri de desteklemediğini anladı. Tabanca o kadar sert geri tepti ki Tanja'nın ayakları yerden kesildi.62 milimetrelik mermileri yedi mermilik hazneye doldurduğunda dengeli bir şekilde durdu. Onu başarılı bir katile çevirmişlerdi ve bu yeni silahlarını kullanmaya niyetliydiler. Ama KGB'nin umurunda değildi bu. Orada bir sene kadar kalmıştı ki. "teoriyle pratik arasındaki farktır. Amerikan tabancaları. Sonunda da Michael ona farklı modelleri öğretti. "İşte . "Herhalde oldu. Mikhail'i bir tek o gün gülerken görmüştü. beynine bir kurşun sıktım.Smith&Wesson. Aynen bana öğrettikleri gibi. kendileri de katildi. Colt ve Browning ve İtalyan Beretta'ları ve tabii ki Rus yapımı Gyurza ve Tokarev'ler. Adamı takip edip gözetledikten sonra da. Aslında onu daha çok gözetleme işlerinde kullanıyorlardı. Zaitsev ondan Moishe Drlzen'i öldürmesini istedi. Khalid Myasi adında bir Afgan gerilla." Tanja kızıp ayağa kalktı ve bir el daha ateş etti. Ama." O anı dün gibi hatırlıyordu. ayrıca öç alma isteği de dinmemişti." dedi Nava. bu. "Teröristti. Adamın cansız bedenine bakarken göğsünün uyuştuğunu hatırlıyordu. Tanja onun Rus düşmanı olmadığını. Ama Drizen farklıydı. "Göğsüne iki. İbraniceyi. birden neredeyse hiç tanımadığı bu adamla neden bu kadar rahat ettiğini düşünüp." dedi Caine. Hayal ettiği gibi değildi. nişan aldı. Hepsi partinin muhalifiydi. Tanja silahları da çabuk öğrendi. Browning MHB ve M60. Ötekileri niye öldürdüğü belliydi." dedi hocası. O da yapıyordu. Bunları kullandıktan sonra kolları jöle gibi titrerdi. Farsçayı ve İngilizceyi ana dili gibi bildiği için onsekizine bastığında onu Tel Aviv'e yollamaya karar verdiler. Bazen ona okul çocuğu olmasını. Tabancanın namlusundan çıkan üç mermi. utandı. İlk önce makineliler: Uzi. Nava başını salladı. Aslında teröristlere karşı çalışıyordu." dedi sardığı bacağa bakarak. Nava duraksadı.

ama son altı yıldır Amerika'da yaşadığı için batı kültürünü Spetzinstitute'da hiçbir zaman öğrenemediği kadar iyi öğrenmiş ve edinmişti. Tanja. Gerçi anavatanı Rusya'ydı. Nava.sorgulama' dedi. Bir sonraki gün Zaitsev ona ABD'de gizli göreve hazır olduğunu söyledi. liseden ve üniversiteden arkadaşlarıyla. Onlar çocuklarını büyütebilmek için İsrail'den göç etmiş bir aile olarak tanıtmışlardı kendilerini Amerika'da. Nava sadakatinin hangi tarafa olduğu konusunda o kadar emin değildi artık. çünkü bu en Amerikanvari üniversiteydi. Rusya için casusluk yapma isteğini kaybetmişti. Haklarında bir soruşturma yapılabileceği korkusuyla polise gitmekten çekindiklerinden. Bir ay sonra kızlarının Rusya'da güvende olduğunu öğrendiler. Her gün Herald Tribune'den Gorbachev'in yardımcısı Gennady Yanayev'in SSCB'yi nasıl kontrolü altına aldığını okudu. Geldikten kısa bir süre sonra da küçük bir kızları oldu. Bunu o zaman bilmiyordu. ona elit bir eğitim programında çalışmasını önerdiler. KGB'nin merkezinin önündeki. O günden itibaren de Tanja Kristina Aleksandrova yok oldu ve yeni Nava Vaner doğdu. ama öte yandan Amerika için de casusluk yapmak istemiyordu. çok normal bir hayat sürdü. 7 Mayıs 1987'ye kadar. ona da Nava adını verdiler. Deniş Gromov KGB'deki bağlantısından yardım istedi. daha ClA'in Orta Doğu antiterörist operasyonları biriminde bir ay çalışmıştı ki akla hayale gelmeyecek bir şey oldu: Sekiz üst düzey parti yetkilisi Rusya'nın kontrolünü ellerine geçirmeye çalıştılar. Tanja'yı evlat edinirlerse kızları güvende olacaktı.e-kitap. ya da Amerika'da kullandıkları kimliklerindeki isimleriyle Reuben ve Leah Vaner yasa boğuldular. Ancak. Ama Nava artık ülkesinin neresi olduğunu bilmiyordu. yeni evlatlarının onlarla yaşamasına izin verip ona Amerika'da nasıl yaşanacağını öğrettiler. Ve sonuç olarak Nava'yı ikinci kez ülkesi için adam öldürmeye yolladılar. Tanja da. Başlarındaki Boris Yeltsin'ln önderliğinde Kremlin'i yine ele geçirdiler ve Kryuchkov dahil tüm 'Sekizler Çetesi' tutuklandı. Tüm geçmişini araştırdıktan sonra. Nava. . onu ne yapması için eğittilerse aynen onu yaptı: Bir çıkmaz sokakta Drizen'in boğazını kesti. bir de Arapça kürsüsünde yüksek lisans bile yapmıştı. Yanında da KGB'nin direktörü Vladimir Kryuchkov.us . Sovyet Başbakanı Valentln Pavlov ve Savunma Bakanı Dmitry Yazov vardı. yabancı kültürler gibi derslerde zorlanırken Nava’ya bunlar çok kolay geldi. ama bu geçmesi gereken son testti aslında. Rusların yirmi yıl kadar önce Amerika'ya yolladıkları bir ailenin yanına gönderildi. Tanja bir sonraki gön Vaner'lara gitti. Üniversite yaşına gelince de Nava çok başarılı oldu ve altı üniversiteden birden kabul mektupları geldi. Yaz sonunda yeni Nava okula gitti.Nava mükemmel bir adaydı. Dört yıl sonra da dereceyle mezun olurken Rus dilini bitirmekle kalmayıp. Ohio'daki küçük camialarından ayrılıp Boston'un banliyölerine taşındılar. ailesi ve komşularıyla görüştükten sonra. Kurguladıkları hayatı geride bıraktılar. kurumun Saklı Kütüphane 123 www. ClA'ye başvurduğunda çok memnun oldular. Zartsev ona California Eyalet Üniversitesi'ne gitmesini söyledi. silah. O gün esrarengiz bir şekilde ortadan kayboldu. Deniş ve Tatiana Gromov. Langley'deki eğitmeni hayatında hiç bu kadar yetenekli birini görmemişti. Zaitsev onyedi yaşındaki kızı bulabilmek için elinden geleni yapacağını söyledi. Ama halk ayaklandı. ▲ Bundan sonraki iki yıl boyunca Nava acımasızca eğitime tabi tutuldu. Vanerler üstlerine düşen her şeyi yaptılar. Ama bu arada onlar Zaitsev'e bir iyilik yapabilirler miydi? Kızlarının güvenliğinden endişe eden çift Zaitsev'in istediklerini yaptı. Diğer adaylar çatışma.

Ama kaç kişi öldürürse öldürsün annesi ve kardeşi öldükleri halde hayatta kalmış olmanın suçluluğundan kurtulamadı. Sen bir yanılsamanın parçasısın. olamaz. daha doğrusu kendini öldürdüğünü haber aldı. Ama beş yıl içinde tükenmişti artık. Nava yaptığı işte çok iyiydi ve bunun maddi karşılığını da fazlasıyla aldı. ona dair hiçbir resmi kayıt da olmamıştı hiçbir zaman." “Ne?" "Gerçek değilsin. O yüzden de ClA'de kaldı. Ama yapmayı bildiği tek şey adam öldürmekti. Dört ay sonra Nava CIA sayesinde hocası. her zaman yaptığı gibi hayatına devam etti. Daha önce gerçeği göremediğine inanamadı." "Pardon?" Caine gözlerini sıkıca kapadı kadının yok olması için. Saklı Kütüphane 124 www. istediğini yapabilirdi. Sevgili KGB'si olmadan yaşamak için bir nedeni kalmadığını düşünmüştü Zaitsev." dedi Caine sessizce. "İşte oldu. "İyi misin?" diye sordu yanılsama. Kaçak ajanlar. CIA Nava'ya peşine taktığı teröristlerden birini öldürtmeye karar verdiğinde. ama açtığında kadın yine yanında oturuyordu. Tek mantıklı açıklama bu. babası olan Dmitry Zaitsev'in öldüğünü. Teröristler. Yarattığın dünyanın içinde mantıklı kararlar vermeye çalış.kurucusu olan Felix Dzerzhinsky'nin heykelinin devrildiğinin resmini gördüğünde dünyasının değiştiğini anladı. hem de SVR'nin kendisini bulamayacağı bir yere kaçmak istiyordu. bedavaya seve seve yapacağı bir iş için para aldığına çok şaşırdı. Kan davasını devam ettirdi. Nava da yıkılmasına rağmen. İşte bu aşamada kariyerinde yeni bir sayfa açıldı. ama bir süre sonra belli bir camiada adı duyuldu ve İngiliz M16. Hikâyesi o kadar inanılmazdı ki Caine neredeyse inanacaktı. Zaten KGB'deki pek az insan onun gerçek kimliğini biliyordu. Yine de kişisel öcünü almaya devam etti. "Bu gerçek değil. Ayrıca. Şizofren nöbeti geçiriyorum. Caine ne diyeceğini bilemedi. Nava emirlere uymamayı tercih etti. onlar da ölmüştü. işler pek de planladığı gibi gitmedi. o yüzden son bir görevi kabul edip hem ClA'in." "David seni temin ederim-" "Hayır!" dedi Caine sesini yükselterek.us . Mossad'dan yardım alarak adamı kendi öldürdü. "Sen gerçek değilsin. Sovyetlerin yeni casus birimi olan SVR'den kimse onunla bir sene boyunca bağlantı kurmayınca Nava 'kayıplara karıştığını' anladı. Bundan sonraki beş yıl boyunca da o kadar çok terörist öldürdü ki hesabını tutamıyordu artık. Spetsinstitute. Her adam öldürdüğünde aslında sayısız insanın hayatını da kurtardığını bilmesine rağmen bu geride kalan boşluğu doldurmaya asla yetmedi. Kimse gerçek olmadığı takdirde böyle bir şeyi anlatmazdı." "Neden söz ediyorsun sen?" Caine kadına baktı ne yapacağını bilemeyerek Jasper ne demişti? Yüzünü buruşturdu ve hatırlamaya çalışırken gözlerini kırpıştırdı. Ama yangında yaşadıklarından mıdır.. dumanını üfledi. Ama bekledi. yoksa buna rağmen mi demek daha doğru olurdu. "Tanrım. kadına bir yakınlık hissediyordu. Ne yapması gerektiğini öğrenmek için Zaitsev'e bir mesaj yolladı. Amerika'nın öldürmek istemediği teröristleri öldürmek için görevler almaya ve sırları satmaya başladı. Sonra birden gerçeği gördü. Hayatında ilk defa Nava özgürdü. Ne yazık ki.e-kitap. Bunların hiçbiri gerçek değil. Nava hikâyesini anlatmayı bitirdiğinde sakin bir tavırla bir sigara yakıp. Sonunda gerçeği bulursun. Alman Bundesnachrichtendienst de kurtulmak istedikleri insanları öldürtmek için onu kiraladılar. Kuzey Kore İstihbarat Örgütü'nün yok etmek istediği kökten dinci bir terör örgütünün hücresini bulması gerekiyordu bu görevinde. 1999'da çok sıcak bir yaz gününde. Bu iş bittiğinde de İsrail hükümeti ona ödeme yaptığında. İlk başta yalnızca Mossad adına çalıştı.

.Nava. seni kurtarmazsam. ama sanki esrarengiz bir şeyden söz ediyordu." Caine bir anda fenalaştı." Nava'nın ifadesi değişti. onun adı Nava. her şeyi söyledi.. Caine ağzını açtı ve bir anda bu durumun ne kadar garip olduğunun fakına vardı. Gerçek dünyaya dönebilmenin yolunu bulmak için kendini toparladı.." "Beni Korelilere mi teslim edecektin?" diye sordu Caine. İşleri oluruna bırakacaktı. yarattığı dünyada mantıklı davranacaktı. Nava başını salladı. Eğer bu bir şekilde gerçekse de." dedi Caine. "O geleceği tahmin etmenin bir yolunu bulduğunu iddia ediyor. gerçi olamazdı ama bunu çok iyi biliyordu. ama bana hâlâ ismimi nasıl bildiğini anlatmadın." Caine iç geçirdi nereden başlayacağını bilemediğinden. o. Hiçbir şey oluyormuş gibime gelmiyor. ama aklı başka yerdeydi. "İyi misin?" diye sordu Nava. Gerçi cevabı biliyordu zaten. iyiyim. Caine bu soruyu umursamayıp. "aslında ilk başında planım seni kurtarmak değil kaçırmaktı. Adamın hedefine ulaşmaya yaklaştığına dair bazı bilgiler ele geçirdiler.. Kim olduğunu." Nava boş gözlerle baktı Caine'e. Aynen böyle yapacaktı." dedi Nava." "Esrarengiz falan değil. Hâlâ kendini garip hissetse de yeni durumuna alışmaya başlamıştı bile. o zaman da en azından mantıklı kararlar vermiş olacaktı. "Bir kadın vardı. Hemen anladı ne demesi gerektiğini. nerede olacağını. Birden çok saygı duydu Jasper'a. "Özür dilerim. Caine.. Biliyordu. Ayrıca. üzüldü sanki. "Evet. bir an için kendimi kaybettim. tüm parçaları birleştirmeye çalışıyordu." "Hedefi ne?" diye sordu Caine.us . Beni neden kurtardığını da.Adımı biliyordu. akıl karıştırıcıydı.Bu yüzden bu kadar korkutucu. "Bu inanılmaz bir hikâye. "Olasılık teorisi. Yine Jasper'ın sözleri geldi aklına. Caine hayatında hiç bu kadar korkmamıştı. Belki de açıklaması gerekiyordu.Tamam. "UGA laboratuvarında tüm özetlere baktım. Jasper'ın tavsiyesi iyiydi.. Tüm ayrıntılarıyla okuyacak zamanım olmadı." "İyi misin?"diye sordu yanılsama." dedi Nava. Bu gerçek olsa ne derse onu diyecekti. "Ne profesörü? Ne teorisi?" "Senin üzerinde iki gün önce testleri yapan profesör var ya. "Peki bu kadın nereden biliyormuş bunları? Ayrıca. kendisi bir soru sordu. "Evet" "Neden fikrini değiştirdin?" "Kız yüzünden. profesörün teorileri doğru olmasa kesinlikle bilmesi imkânsız olan şeyler biliyordu. "UGA onu bir süredir gözetim altında tutuyor. O bana seni anlattı." Caine'in bir anda kanı dondu. Gerçek adımı." Caine bir anda dondu kaldı. o zaman bununla başa çıkmaya çalışacaktı. Bu yanılsama fazla gerçekçi olmaya başlamıştı. Eğer istediğinde gerçek dünyaya dönemiyorsa." Cevabı aydınlatıcı değil." dedi Caine. Ayrıca. tam olarak nerede öleceğini. "Anlayamadım.e-kitap. Aptalca bir şey yapmaktan kaçınmanın en iyi yoluydu bu. "Laplace'ın Şeytanı. "Çoğu fizik. Saklı Kütüphane 125 www. İkizi haklı çıkmıştı. Bu sana bir şey ifade ediyor mu?" Caine başını salladı. sen neden beni kurtarmaya karar verdin?" "Dürüst olmak gerekirse. Bu mantıklı sonuca vardıktan sonra rahatlayarak Caine yine Nava'ya baktı ve ne diyeceğini kestirmeye çalıştı. biyoloji ve istatistik ile ilgiliydi ama sonunda Laplace'ın Şeytanı ile ilgili uzunca bir bölüm vardı. "Bu teorinin bir adı var mı?" "Evet" dedi Nava. ama aklına yapacak başka bir şey gelmiyordu. Kendi bilincinin bir uzantısı olan bu yanılsamaya açıklaması gerekir mi gerekmez mi bilemedi.

ama David tüm bunları doğru hesaplamak olanaksız değil mi?" "İnsanlar için öyle. parayı fırlatmak için ne kadar güç kullandığım. ama bu olayı bilinemez kılmaz. diğer her şey gibi. "İşte burada yanılıyorsun. Hiçbir yere boşuna gitmezsin. Abraham De Moivre adında bir Fransız istatistikçi vardı. Laplace'ın çalışmalarını yıllarca incelemiş olmasına rağmen nereden başlayacağını bir türlü kestiremediğinden. "Belki tüm bunlar beni aşıyordur. ya duygusal. söze. Aradaki farkı anlayabiliyor musun?" Saklı Kütüphane 126 www. Eğer bir parayı fırlattığımda bunu etkileyen tüm fiziksel faktörleri hesaplayabilseydik. çünkü olasılık teorisinin temellerini atıyordu. Aynı şey herkes için geçerlidir. olaylar her ne kadar rastgele görünse de. "De Moivre şansın bir yanılsama olduğuna inanıyordu. "Aynen öyle. sözde rastgele. Bunu da zarlar ve oyunlarla açıklıyordu. hem de arkadaşınınkileri okuyabilen bir bilgisayar olsun." Nava bu sözleri düşünürken bir sigara daha yakmak için durdu. Böyle bir bilgisayar olmadığı için böyle bir olayı önceden göremeyiz." "On yıl kadar bunu yaptıktan sonra da teorilerini bir kitapta topladı. bu tahmin edilebilir bir gerçek. "Eğer bu parayı havaya atarsam bunun yazı ya da tura gelmesi şansa bağlı değil mi?" Nava başını salladı. Caine de olasılık anlatırken en kolay yolu kullandı: Anlamayan varsa metal parayla örnekleyerek anlat denklemi. Newton'un mutlak olan fizik kurallarından etkileniyor." "Böyle düşünenlerin akımına Determinizm denir." dedi ve yavaşça cebine doğru uzanıp metal bir çeyreklik çıkartırken inledi. paranın alaşımı falan gibi." "Ama gerçek dünyada." dedi Caine." "Ne demek bu?" diye sordu Nava. Bu 52 sayfalık çalışma çok kısa olmasına rağmen zamanının en önemli matematik metinlerinden biriydi.Nava'nın başının üstünden ileriye doğru baktı nasıl açıklayacağını düşünürken. değil mi?" "Diyelim ki hem senin aklından geçenleri ve beynini.e-kitap. Londra'da." Caine başını salladı. "1700'lerin başında. her şey önceki bir sebebin sonucu olarak ortaya çıkar ama biz bu sebebin ne olduğunu bilemeyiz. bilinemez." "Yani kalabalık bir sokakta yürürken bir dostuna çarpmak şans eseri olan bir şey değil öyle mi?" diye sordu Nava. her ne kadar şans eseri olmuş gibi görünse de öyle değildir. ya da psikolojik etkenlerin bir sonucudur.us . gelişigüzel olan her şeyin aslında bir fiziksel nedeni olduğunu savundu. Eğer o bilgisayar aynı zamanda tüm dünyadaki tüm çevresel koşulları da bilse. "Ama sırf biz faktörleri hesaplayamıyoruz diye bu parayı attığımda ne geleceğinin şansa bağlı olduğunu söyleyemeyiz. aklına ilk gelen yerden başladı. "Bunu bir düşünsene. adı Şansın Doktrinleri'ydi. o zaman nerede ve nasıl karşılaşacağınızı da bilirdi. değil mi? Gittiğin yer ya fiziksel." dedi Nava yavaş yavaş konuşarak. Bu yüzden de bir arkadaşa şans eseri çarpmak. Bunun anlamı şu: Biz insanlar evrenin belli gerçeklerini ölçebilecek becerilere sahip değiliz. örneğin elimin açısı." dedi Caine. rüzgâr veya hava akımı. bu bizim bilemediğimizi gösterir sadece. tamamen fiziksel gerçeklerle koşullandırılmışlardır ve böyle belirlenirler. "Hayır. o zaman yazı mı tura mı geleceğini yüzde yüz bilebilirsin. yerden yüksekliği. İstatistik dediğimiz bilim dalı daha tam olarak doğmadığından De Moivre geçimini sağlamak için yerel kumarbazlar için olasılıkları hesaplayarak para kazanıyordu. Çünkü bu para da. "Peki." "Aslında kitabın başlığının aksine De Moivre şans diye bir şeyin olmadığına inanıyordu. Yani. ya da bilemeyiz. Yani. Hiçbir şeyin şans eseri olmadığını ileri sürdü." Nava'nın aklı karışmış gibiydi. Yani şans eseri karşılaşma aslında şans eseri olan bir şey değil. "şans eseri karşılaşma hesaplanamaz. Deterministler hiçbir şeyin belirsiz olmadığına inanırlar.

"Neyse. Gerçi 18. Ve o gün. Eğer uykusu her gece onbeş dakika uzarsa. Laplace bu yirmi farklı ölçümü alıp. Laplace Paris'in prestijli Academie des Sciences kurumuna ilk çalışmasını sundu. o zaman 24 saat uyuyacağı gece ölecekti. ▲ "Bu odadaki çoğu kişi gibi Laplace'ın da annesi ve babası onu anlamamıştı. "Sonra. kanıtlamıyor. 1799'da. Ama yine de doğru ölçümleri yaparsak her şeyi tahmin edebileceğimizi söyleyen bir adamın kendi ölümünü tahmin etmek için bir ölçü bulmasının ilginç olduğunu da kabul etmek gerekir. Yirmi farklı astronom aynı yıldızın konumunu hesaplayıp. Öleceği günü de öngördü. İnsanlar hata yaptığı için de veriler doğru değilmiş.Nava her şeyi anlayınca başını salladı yavaşça. De Moivre öldü. eserin günümüzde hâlâ önemli olmasının nedeni Laplace'ın müthiş bulguları değildir. İkisi de bir süre konuşmadı. Ve bu yüzden de hayatının geri kalanını iki alana adadı." "Ancak. onun ya bir asker. bir tablo yaptı. Bundan yaklaşık otuz yıl sonra da." "Ne demek 'bir yıldızın birçok konumu'?" diye sordu uzun siyah saçlı.Meccanicue Cefeste veya Cefestial Mechanics. 1770'de. Laplace akademik hayatı seçti." Caine masanın çevresine üşüşen 12 öğrencinin güldüğünü gördü. Kısacası. lambrili odayı hatırladı." dedi Nava. yirmi farklı cevap bulabilirmiş. O bir determinist olduğu için o veriyi doğal sonucuna kadar hesapladı. aynen hesapladığı gibi. Bu kitapta güneş sistemi araştırıyordu ve gezegenlerin yörüngelerini hesaplamak için yeni yöntemler ortaya konuluyordu. "Bu iyi bir soru." "Bunu nasıl yaptı?" diye sordu Nava." dedi inanamayarak Nava. Bu yüzden de onsekiz yaşındayken Fransa'nın akademik merkezine Paris'e gitti. yüzyılda yaşamış olan bu istatistikçi hakkında ders vermeyeli bir yılı geçmişti ama dersi dün gibi hatırlıyordu. Bu günü de 27 Kasım 1754 olarak belirledi. Öğrencilerinin arasında Napolyon Bonaparte adında bir adam da vardı ve galiba o önemli işlere imza attı. "Hayatının son birkaç ayında De Moivre her gece onbeş dakika fazladan uyuduğunu fark etti. O fiziksel verileri kullanarak sözde tahmin edilemez olan şeyleri tahmin ediyordu hep." dedi Caine tahtaya giderek. "Babası. solgun yüzlü bir öğrenci. "gerçek dünyada işe yaramıyor." "De Moivre seninle aynı fikirde değildi. "Hayır. kendi çalışmaları süresince yıldızların birçok konumunu izleyerek elde ettiği verilerin örtüştüğünü gösterdi. Orada askeri okula giden birkaç öğrenciye geometri dersi verdi. Sonuçlan bu şekilde çizince de bunun bir çan eğrisi şeklinde olduğunu gördü. Laplace olasılık teorisini kullanarak gezegenlerin yerlerini tahmin edebildiği gibi. ya da bir rahip olmasını istediyse de. De Moivre'ın eseri yine çok ünlü bir Fransız matematikçi olan Simon Piere Lâplace'ın çalışmalarının temelini oluşturdu." dedi Caine birden kendine gelerek. O bize De Moivre'ın eserinde betimlediği çan şeklindeki eğriyle." Caine duvardaki bir tabloya işaret etti.us . önemli olmasının nedeni Laplace'ın olasılık teorisini astronomide kullanan ilk insan olmasıdır. Saklı Kütüphane 127 www. O andan itibaren herkes onun bir matematik dâhisi olduğunu anladı. sonra Caine konuşmaya devam etti. evreni de daha iyi anlayabiliyordu. bu iki alanı da bir araya getirerek o zamanlarda yayınlanmış en önemli astronomi kitabını yazdı. astronomideki en önemli sorunlardan biri herkesin ölçümlerini elle yapmasıymış.e-kitap.olasılık ve astronomi. "O zamanlar." dedi Caine tahtanın önünde bir ileri bir geri yürürken." "Ancak. "Bu teorik olarak hoş bir şey ama." "Bu pek de teorisini kanıtlamıyor." Caine bu ismi söyleyince seminer verdiği Columbia'daki o havasız.

"Aslında sen şu anda olasılık teorisini kullanarak kaç defa yazı geleceği gibi istatistikî bir tahminde bulundun. yazı tura gibi. Olasılığın Analitik Teorisi'ni yayımladı." Caine başını salladı. Bunun farkında olup olmadığını bilemiyorum. Şimdi artık bu bilindik bir şey. Kafasını kaşırken nereden başlayacağını düşündü. ama diğer iki öğrenciden pek emin değildi Caine.e-kitap. o zaman çan eğrisinin ucu örneğin olası gerçek değerini gösterir. ama bir denklem oluşturdun bu sorunu çözmek için. Diyelim bir parayı dört defa havaya atacağım. "Bunu anlayamadım. Diğer bir deyişle olasılık teorisi denklemler oluşturmak içindir. bunlar da istatistikleri elde etmekte kullanılır. O zaman da bu yıldızın olası gerçek konumudur' dedi." dedi Steve. O doğadaki tüm fenomenlerin. Bu yeni teorisini kutlanarak hava basıncından tutun. konumunu büyük bir olasılıkla doğru belirlenebileceğini söyledi. "Kısa bir örnek vereyim." Caine yazmaya başladı: Saklı Kütüphane 128 www. her ne kadar bir yıldızın tam konumunu belirlemek imkansızsa da. Olasılık teorisi sözde 'şansa' bağlı olguları inceler. astronomik refraksiyonlara kadar her şeyi incelemeye başladı ve yine çan eğrileri gibi olasılık teorileriyle farklı fenomenleri ölçmeye çalıştı.us . "Tamam. ölüm oranları gibi." Steve anlamış gibi bakıyordu. Orada hata minimalizasyonu hakkında bilgi verdi-" Steve adında toplu bir öğrenci parmağını kaldırdı. 1805'de eserinin dördüncü cildini yayımladı. "İstatistik ve olasılık arasındaki farkı biliyor musunuz?" Steve ve diğer tarih öğrencileri başlarını salladılar." Caine birden dersinin aynı zamanda tarih dersi olarak da geçtiği için istatistik bilmeleri gerekmediğini hatırladı." "Laplace'ın en büyük buluşu 1812'deydi. Kaç defa yazı gelir? "İki. ancak o zamanlar yeni bir devir açmıştı bu bulgu. O yüzden de hemen eski yönteme döndü. iki defa da tura. bu yıl theroic analytique de probabilities. Laplace." Caine herkesin dediğini anladığından emin olmak için durdu. Sınıfta üç tane daha tarih bölümü öğrencisi olduğu için de hata minimalizasyonunun ne olduğunu anlatmak zorunda kaldı. "Neden?" "Çünkü iki defa yazı gelir. doğum oranları. bunda da fiziğe yeni felsefi bir yaklaşım getirdi."Bunu keşfettiğinde ‘eğer gözlemler normal dağılımdaysa. Bu birinin olasılık teorisini ilk defa başka bir alana uygulayışına örnekti. moleküller arası güçleri inceleyerek ortaya konabileceğini iddia etti. istatistikte ise 'gerçek' olaylar hesaplanır. "Ama Laplace bununla da kalmadı. yani zarlar.

5* 4 Y=2 "Parayı dört defa havaya atarsak. iki yazı gelmez." "Aynen öyle. "Çünkü diğer bütün seçeneklerde hata payı %62." Bir parayı dört defa havaya atarsak 16 farklı sonuç elde edebiliriz. Eğer bir defa ya da dört defa yazı gelir deseydin. %75'lik bir yanılma payı olacaktı. "Bence hâlâ iki." Caine gülümsedi. YYTY. Y=0->> TTTT(S=1) Y= 1 -> YTTT. başta kurguladığın formül Y= 0. O zaman bir daha size sorayım: Diyelim bir parayı dört defa havaya attım.us . o zaman da hata payı %93.Y= Yazı geldi P= Paranın kaç kere atıldığı Olasılık (Y} parayı attığımızda kaç kere yazı geleceği. TYYT. TYTY. YTTY. Yine bakın. TTYL TTTY {S=4) Y=2 -> YYTT. Çünkü fenomeni en iyi açıklayan seçenek o.5'den yüksek olacak. İşte olasılık teorisinin de temeli budur: Hatayı en aza indirgemek." "Aynen öyle. "Ama biraz önce bunun en büyük olasılıklı sonuç olduğunu söylemediniz mi?" "Evet aynen öyle dedim. kaç defa yazı gelir?" Steve. Dört atışta kaç defa yazı gelir? Y= olasılık (Y) * P Y= 0.e-kitap." Y= Kaç defa yazı geldiği T= Kaç defa tura geldiği S= Dört defa parayı havaya atarsak olası sonuçlar.5'inde. her seferinde iki kere yazı iki kere de tura geleceğini düşünüyor musunuz?" "Hayır. Caine'in tahtaya yazdıklarına baktı ve yüzünü buruşturdu.5 * P Hâlâ geçerli. doğal çan eğrisi ve eğrinin en yüksek noktası da bu fenomenin Saklı Kütüphane 129 www. "Eğer üç defa veya bir defa yazı gelecek desen. ya da %62. Y7YT.75 olacaktı. YTYY." "Neden hâlâ iki diyorsun sana bunun %62. TTYY (S=i6| Y=3 -^ YYYT. Bu yüzden de 16 sonuçtan onunda. Bunu kontrol etmenin bir başka yolu da verileri tabloya dökmektir. "Hayır." "O zaman anlayamadım. "İki diyerek yanlış olma olasılığını en aza indirgeyen cevabı seçtin. Size göstereyim. Aslında çoğu kez iki defa yazı gelmeyecektir. TYYY (S=4) Y=4 -> YYYY(S=1) Bu yüzden S= 1+4+6+4+1 S= 16 "Anladınız mı? O zaman 16 olası sonuçta sadece 6'sında iki yazı iki tura gelir. TYTT. bunun en olası sonucunun iki yazı ve iki tura olduğunu bilsek de. En azından yarısı yazı gelmeyecek mi?" diye sordu.5'lik bir hata payı olduğunu kanıtladığım halde?" diye sordu Caine." Steve'in aklı karışmış gibiydi." "Eğer iki defa yazı gelmese bile." dedi Caine parmaklarını şıklatarak.

Bu yüzden.us . "İstersin. Buna sıklıkla 'Şeytan' adı da verilir. Çünkü her seçmene ulaşmak mümkün değildir." dedi Steve. ama o yazı tura sayısını değil de astronomi ile ilgili binlerce ölçümü ele aldı ve gezegenlerin yörüngelerini belirlemek için denklemler oluşturdu. "Laplace'ın yaptığı da üç aşağı beş yukarı aynı şeydi." dedi Steve. Para örneğinde dört defada iki defa yazı denk getirme olasılığı %37.e-kitap. hiçbir zaman kesin değildir bu sonuçlar. belli olasılıklar dahilinde. çünkü hatasız bir tahmin denklemini oluşturmak için gerekli olan tüm bilgileri asla edinmezsin. kesin verilerle değil. "Önemli olan şudur: Söyleyeceklerim diğer olasılık metodolojisi için de geçerlidir. hata payını ortadan kaldırmak için değil. "ama hâlâ bunun neden önemli olduğunu anlayamadım. ama diğer olasılıklar daha da düşük. hangi adayın kazanacağını ortaya koyacak denklemler oluşturabilmektedirler. o zaman tahmin yürütmek için kullanılan denklemler hataları en aza indirgemek içindir." "Neden olmasın?" "Seçimlerden önce gazetelerde okuduğunuz kamuoyu yoklamalarını hatırlayın." "Neden hataları ortadan kaldırmak istemeyelim ki?" diye sordu siyah saçlı Colleen adlı öğrenci." "Bunun önemli olmasının nedeni. bilim adamlarının bir cevaptan emin olmasalar da doğru olduğunu söyleyebilmelerini sağlar. Denklemler sayesinde tüm astronomların verilerindeki farkları kapadı ve en az yanlış olabilecek yörüngeleri saptadı. hiçbir şeyden tamamen emin olamazsın. Ancak belirli bir sosyoekonomik kesiminden gelen insanlardan örneklem gruplar oluşturarak. olasılık teorisinin nasıl işlediğini göstermesi. "Bu da bizi Laplace'ın en tartışmalı teorisine getirir." "Böylece de en doğruyu buldu. iki yazı geleceği tahmini en az yanlış olan. "Aynen öyle.5. en az yanlış olan cevabı hesaplamak olduğunu kanıtladı. Laplace gerçeği tahmin etmenin en iyi yolunun doğru cevabı hesaplamak değil de. o yüzden de en doğru olan oluyor. bu tahminleri yürütenler." "Olasılık teorisi.doğal tandansını gösterir. Çünkü bunlar olasılıklarla hesaplanmıştır. Bu yüzden de bu yoklamalar hep yüzde bir iki oranında şaşar." "Şimdi anladım." "Bu yüzden diğerleri gezegenlerin yörüngelerini hesaplayamazken Laplace hesaplayabildi. Çünkü olasılık teorisine göre yanılma payı çok ama çok az olduğu zaman gerçeği buldunuz demektir." dedi Caine Steve'in anladığını görünce sevinerek. Sonra sözlerine devam etti. İlk Saklı Kütüphane 130 www." Caine bir an için sustu ve her şeyi anlamaları için bekledi. Ama hataları tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir.

o zaman." "Peki. kuantum fiziği işte. Ama neden Laplace'ın Şeytanı imkânsız o zaman?" "Çünkü eğer subatomik partiküllerin birkaç konumu varsa. bu bir yanlış anlama." Caine notlarına dönüp okumaya başladı: Bir an için doğanın tüm güçlerinin ve bunu oluşturan tüm varlıkların konumlarını anlayabilen bir canlı olduğunu düşünürsek ve bunun bu verileri inceleyebileceğini de düşünürsek. her şeyi bilen bir varlığı tanımlamak için kullanılan bir sözcük." ▲ Caine tüm bunları kısaca anlatırken. "ama belirli şeyler olasılık dışıdır." dedi Caine düşünceli bir şekilde.eserinden iki yıl sonra Essai Philosophique suries Probabilities adlı bir eser yazdı Laplace. bunun imkânsız olduğu 1990'larda kanıtlandı.e-kitap. herhangi bir varlığın aynı anda tüm pozisyonlarını bilemeyeceği için. "Yani başka bir deyişle. O öldükten sonra bilim adamları 'Laplace'ın Şeytanı' deyişini her şeyi bilebilen." Nava kaşlarını kaldırınca Caine devam etmek zorunda kaldı. "Onu rahatsız eden bir şey mi bu?" "Hayır." dedi Caine. Caine konuşmayı kesince Nava bir an için sustu. Laplace'ın Şeytanı gerçek bir şey değil ki. her şeyi bilen bu varlığın var olması mümkün değil." dedi Nava. "Werner Heisenberg adında bir fizikçi subatomik partiküllerin gözlemleninceye kadar tek bir pozisyonları olmadığını kanıtladı. "Ayrıca." Herkes bu dediklerini düşünsün diye durup kolasından bir yudum içti.us . Ve bu eserden bir alıntı yapmak istiyorum. UGA'daki bilim adamları. "David. çünkü o haklı olduğuna emindi. oldu. Saklı Kütüphane 131 www. aynen geçmiş gibi." diye devam etti David." "Nasıl?" diye sordu Nava." dedi Caine. "Laplace evrenin deterministik olduğunu varsaydığı için. geleceği de tahmin edemem." "Neden Şeytan diyorlar?" diye sordu Steve." dedi Colleen. "senin Laplace'ın Şeytanı olduğunu düşünüyorlar." "Ama her şeyi bilmek imkânsız." "Ayrıca." "Ya lokantada olanlar?" diye karşı çıktı Nava. "Hiçbir şey imkânsız değildir. Laplace'ın Şeytanı deyimi geleceği tahmin edebilecek. "Evet. o kişi olan her şeyi bilebilir ve gelecek tüm tarihi de bilebilir diyor. gözlerinin önündedir. "Sorma. geçmişi ve gelecekte olabilecekleri bilebilecek bir varlığı tanımlamak için kullandılar. gelecek tahmin edilemez. Bir varlık değil yani. başı dönüyordu sanki.aynı anda evrendeki en büyük varlıkları ve en küçük atomları da hesaba katarak bir hesap yaparsa." Caine başını salladı. biri eğer fizik kurallarını ve bir an için evrendeki her şeyin konumunu bilirse. "Bu onu rahatsız etmedi. bir teori sadece. "Bu saçmalık. Nava da bacağını kıpırdatmamasını sağlayacak bir şey yapıyordu Caine için. Ve geleceği tahmin edebilmek için bu verilere gerek olduğundan. "Onun gibi bir şey. hiçbir şey belirsiz değildir ve gelecek de. sessizliği kimse bozmadı." dedi Colleen." Durdu." "Bu Tanrı gibi bir şey. ya da olasılıksızdır. zaten mantıklı olması gerekmiyor. İşte Laplace'ın Şeytanı bu yüzden imkânsız bir teori." dedi Caine.Olasılık Hakkında Felsefi Denemeler. "Ben her şeyi bilmiyorum. "Bilim adamları bu teoriye Laplace'ın Şeytanı diyorlar.

." Caine dağınık saçlarını elleriyle düzeltti. önsezi. "Dur!" dedi Nava diğer koluna da yapışarak onu bedenine sıkıca yaslayıp. eğer bir bastonum. ayakta durabildi. hatta öngörü de buna. Nava'nın içgüdülerine inanıp gidebilirdi. Kadın göründüğünden de güçlüydü. UGA." Birkaç adım gitti hoplayarak. "Olanları gördüm David." "Kim bulur?" diye sordu Caine." Caine bunları söylerken bile bunun tamamen doğru olmadığını biliyordu. "Tamam. "senin söylediğin şeyim.Caine'in bir anda başından aşağıya kaynak sular boşandı. Devam etmeye karar verdi.." dedi. Birden bunların hepsinin bir nöbet olduğuna inandı. Nava yanına çömelip. Caine biraz dengesini kaybettiyse de. Nava onu yavaşça bırakıp uzaklaştı. kalkmaya. sağ ayağını da kullanınca da tek bir hamlede ayağa kalkabildi. bulanıklaştı. ya da kol değneğim olsaydı daha hızlı gidebilirdim.. Dünya birden yine normale döndü. çalış.belki de gerçeğe dönmenin yolunu bulmak üzereydi. "işimi görür. bizi bulurlar. "Anlaşıldı. Sanki daha odaklanmış gibiydi. Caine bunu dikkatlice elinden alırken keskin taraflarını tutmaktan kaçındı. "Neredeyse bayılıyordun. Eğer sen geleceği tahmin etmiyorsan. Birden yine başı dönmeye başladığında gözlerini kapayıp bununla başa çıkmaya çalışırken buzdolabına tutundu.us .000 dolar borcum olur muydu sence Nava? Bir sonraki kartı bile bilemiyorum ki gelecekte neler olacağını bileyim. ne ediyor?" "Bilmiyorum o lokantada neler olduğunu. "Diyelim ki ben. Şimdi ne yapacağız?" "Olsan da olmasan da gitmemiz lazım. "Yine bayılacak gibi misin?" "Sanmam." Kapıyı açıp daireden çıktı. Hemen dönerim." dedi Nava. "FBI." dedi Caine ve duraksadı. Caine sol ayağını basmaya çalışınca. Zaten ne fark ederdi ki? Hepsi bir rüyadan ibaretti. Koreliler -ne bileyim her hangi biri olabilir. adam Nava'nın bir tahtayı kırdığını duydu. Caine başını salladı.." Nava öne doğru eğildi. "Ağırlığını bana verip." dedi ciddiyetle Nava. adamın kolunu omuzlarına doladı. daha uyanıktı. "Eğer her şeyi bilseydim Rus mafyasına 12. Ne bileyim. "Al şunu dene. oda birden kararıp. "Bunu nereden biliyorsun?" "UGA seni izliyordu." Caine Nava'nın dediğini yaptı. Eğer uzun süre burada kalırsak." Nava başını salladı. O kamyonet camdan içeri girmeden saniyeler önce insanları oradan uzaklaştırdığını gördüm. "Saat neredeyse dokuz. Patlamada öleceğini bilmemiş miydi? Atacağı çantayla Nava'nın kendisine ulaşmasını sağlayacak zincirleme etkiyi yaratacağını da bilmemiş miydi? Caine'in imkânsıza inanmak dışında bir seçeneği kalmamış gibiydi. Bu halimle ilerleyebileceğimi pek sanmıyorum. "Ne oldu?" diye sordu Caine. Ama ben her şeyi bilen bir varlık falan değilim. "Ama.." dedi Nava elinde baston benzeri bir tahta parçasıyla odaya dönerek. Belki de bu zihinsel alıştırma işe yarıyordu. "Eğer seni bırakırsam ayakta durabilecek misin?" Caine sol ayağına biraz ağırlığını verip başını salladı.e-kitap." dedi Nava yere yansıyan gün ışığına işaret ederek." Saklı Kütüphane 132 www.

bu da bir şeydi.. çok gecikmeden çağıracaktı. Şimdi ilk engeli aştıklarına göre Nava bir durum değerlendirmesi yapabilirdi. ya da yolda durdurulabilirlerdi. Giriş katına geldiklerinde dışarıda onları bekleyen biri olabileceğini düşünerek kendini toplayıp." "Neden?" "Bilmiyorum. Kadın koluna yapıştı.us . Bu kararsızlıktan kurtulmaya çalıştı. "İyiyim. "David ne oldu?" "Hiçbir şey olmadı. Genelde çok çabuk karar verirdi. Nava'nın ayağına bağladığı sopaları ve bastonunu nereden bulduğunu anlamıştı." dedi Caine sinirlendiğini belli ederek. Sanki gözüne çok parlak bir ışık tutulmuş gibi gözlerini sıkıca yumdu. Bir an için göz göze gelince Caine çok garip bir şey yaptı. Ne yapacağını bilemeyerek başını kaşıdı.20 "Ha. "Bu şehirden gitmemiz gerek. karanlık gökyüzünde yoğun siyah bulutlar vardı. UGA bu operasyonu gizli kapaklı yürütecekti. ama 11 Eylül sonrası havaalanlarında artırılan güvenlikten geçmeleri zordu." Adamın yırtık kotunu ve çıplak Saklı Kütüphane 133 www. ama bunu yapmamız gerekiyor. ama ilk önce sana yeni giysiler bulmamız gerekiyor. Saatine baktı. ama o zaman da gişelerden geçerken yakayı ele verirdi. Eğer yerin altında bir ekibe yakalanırlarsa kaçmaları mümkün olmazdı. Caine'le bir metroya binip. Ancak. Nava sadece başını salladı ve dar merdivenden inmesine yardım etti. çünkü onları burada arıyorlardı. "Ama neyle ve nasıl?" "Trenle. "ama bana niye diye sorma." "Tamam. Tren de durdurulabilirdi. Bir tek üstüne yağan yağmuru hissediyordu. "Trene binmemiz gerekiyor." dedi aniden Caine. Caine kararsızlığını sezdiğinden kadına baktı. otobüs ya da trene bineceklerdi. Forsythe daha takviye kuvvet çağırmadıysa bile." dedi Nava. çünkü en az bir kişi ölmüştü." Sonra da devam etti. Sonra hemen kendine gelip." "Emin misin?" "Evet. çünkü izliyor olacaklardı. Kolayca bir araba çalabilirdi. Sanki kadına kendini sorgulatıyordu." dedi ayakta sallanarak. İlk iş olarak New York'tan uzaklaşmaları gerekiyordu. ne olacaksa şimdi olacaktı. gözlerini açtı ve nefes aldı. Otobüse binmeyi pek istemiyordu çünkü trafiğe takılabilirlerdi." "Biliyorum. Nava bir an için nefesini tuttu. Ülkeden ayrılmayı düşündü bir an için. Yağmurun şiddetinden Nava'nın kıyafetleri üstüne yapışıyordu. Eğer UGA bir şekilde burada olduklarını öğrendiyse. Hâlâ hayattaydı. Demek ki üç seçenekleri vardı: Araba. "David ne oldu?" Bir an için cevap vermedi. Acaba beynine kurşun sıkıldığında bunu hisseder miydi? Hiçbir şey olmadı. Caine onbeş saattir radarlarında görünmüyordu. sonra banliyölerden birinde inip. Donuyordu. ön kapıyı açtı. bir araba çalabilirlerdi." dedi Caine merdivenlerden inerken tırabzandaki kırıkları işaret ederek.. Saat 09:03'tü.e-kitap. Hemen gökyüzüne baktı. eğer Caine'in 'her şeyi bilen bir varlık' falan olduğunu düşünüyorlarsa o zaman da onu ellerinden kaçırmamak için çatışmaya girmekten kaçınmazlardı. sanki bilincini yitirmişti. ama Caine'de onu tedirgin eden bir şeyler vardı. ama metroda da kameralar vardı. ama en azından trende arama yapılırsa kaçacak bir yer olabilirdi.

us . sinirlenerek odadan çıkıp." Arkasında ellerini kavuşturan Forsythe yere baktı. Yeni bir taktik amiri çağırmak için çok geçti artık ama Forsythe zamanı gelince bunu da yapacaktı. Yağmur yağıyor olmasına rağmen Caine bir çift güneş gözlüğü de taktı. Grimes'ın böyle lafı uzatmasından nefret ediyordu. "Aynen öyle. Forsythe. Burasını bir tek yüzlerce monitörden yayılan ışık aydınlatıyordu. Hamas. FKÖ üyelerinden en az iki düzine ajanı öldürdüğünü biliyor mu-" Forsythe sözünü kesti. Veriler ajan Vaner'a yüzde yüz uyuyor. Belki de hâlâ CIA için çalışıyordur. bol bir kamuflaj pantolonu almıştı. ofisine girerken kapıyı çarptı Forsythe. Yüzünü hiç çekememişiz. "O zaman kendisine sorman gerekecek. tavandan ışıklandırması olmayan geniş bir odaydı. Olaydan beri de evine gitmedi. İkisi pek hoş görünmeseler de savaştan çıkmış gibi de değillerdi artık. Gözlerini kapayıp ona kadar saydı. Yağlı saçlarını eliyle taradı." Nava kan lekeleriyle kaplı pantolonuna baktı. Onları da aramamış. Gözlerinin altı mosmordu ve çenesinde iki kocaman sivilce vardı. Nava elini kaldırıp bir taksi durdurdu. "Patlama yerinde çekilen fotoğraflardaki kadının Vaner olup olmadığını saptayabildin mi?" Grimes başını salladı." "E-postasına da baktım. "Kadının özgeçmişini biliyorum." Grimes kahvesini yudumlarken omuz silkti. Sonra da yerine oturup Saklı Kütüphane 134 www. ama kafasının üstü ve eli görünüyor." Birkaç düğmeye basınca kadının dosyası belirdi ekranda. Masalar halkalar halinde birbirini çevreliyordu." dedi Nava. Onbeş saattir Caine'in izini bulamıyorlardı. "Uydu fotoğraflarına yine baktım. Beş dolarlık ucuz bir gözlüktü bu. Ayrıca. Grimes monitörlerden birine işaret edip. "Gazlarsan iyi olur. On dakika sonra yeni kıyafetlerle oradan çıktılar. "Penn Garı. neden bunu yaptığını bilmek istiyorum. onu ellerinden kaçırdıklarına inanamıyordu. Her bir birimde üç monitör bulunuyordu. Kan revan içindeki sargıların çevresi mosmordu. Cep telefonunu arayan yok. Nava dar siyah bir tişörtün üstüne bir havacı ceketi giymişti. "Uydudan indirdiğimiz resimdeki kadının saç ve cilt rengini dünden kalan güvenlik kayıtlarıyla karşılaştırdım. ortasında da Grimes'ın yeri vardı. Grimes'dan yeni bilgiler alana kadar beklemeye karar verdi. Sakinleşmeye çalıştı." dedi Caine. o da kimseyi aramadı." Forsythe ofisinde volta atıp duruyordu. Sonra şehirdeki arkadaşlarını araştırdım. Forsythe." Buna bir cevap vermeye tenezzül bile etmeden. Bu Grimes'ın suçuydu. Kim olduğunu değil. "Sen de üstünü değiştirsen fena olmaz. üzerinde gümüşi bir yılan başı olan yeni bir baston da bulmuştu. Onbeş saat. "Herif yok ortada.bacağını işaret etti. bir de ceket. bu. Dev bir deri koltukta oturan adamın çevresine plazma ekranlar ve klavyeler yerleştirilmişti.e-kitap. kadının kuş bakışı çekilmiş bir resmini gösterdi. saçını da bir bandananın altına gizlemişti. Caine'in ilerleyebildiği kadar hızlı bir şekilde ikinci el eşya satan bir mağazaya gittiler. sanki bir topluluğa hitap ediyormuşçasına uzun uzun anlatırdı her şeyi. sivilce suratlı serserinin ekibi yönetmesine asla izin vermemeliydi. Ses kaydını son onbeş saattir eyaletten yapılan tüm görüşmelerle karşılaştırdım. Gözetleme Merkezi'ne doğru yürüdü." "Eee?" dedi Forsythe sabırsızca. "Onun El-Kaide. Grimes asla açık açık bir şeyleri söylemez. Hiçbir görüşme de yapmamış. "Gelişme var mı?" diye azarlar gibi konuştu Forsythe. "Nereye?" dedi Hint asıllı şoför. Caine de. ama orada da bir mesaj yok. Grimes dönüp ona ters ters baktı.

Ayrıca. zulada biriktirdiğin paralar da işin cabası.telefonu eline aldı. Yerinde olsam Sam Kendall'ı arardım. ama bu hiçbir şey yapmamaktan daha iyiydi. "Martin Crowe. ClA'in operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı olan Doug Nielsen'a durumu anlattıktan sonra Forsythe adamın iç geçirdiğini duydu." "Etsen iyi olur ahbap.us ." "Neyi ele verirsin?" "Birçok yasayı çiğnedin. "Sana tavsiye. Sende ne gezer onu yakalayacak kay-" "Bende olmasa bile senin elinde var. -İyi. "Bulamazsın. adam ne derse onu yapmak zorundaydı. şimdiyse kendi adına çalışıyor. Kendall'ın elinde sana ödünç verebileceği birkaç kişi vardır. Onu nasıl bulurum?" Nielsen güldü. "Peki. "Adı ne?" Nielsen duraksadı." "Bildiğimiz meşhur Martin Crowe mu?" "Karıyla herifi bulmak istiyor musun. onun polisle arası nasıldır bilirsin." dedi güneyli şivesiyle konuşan Nielsen. "Vaner en iyi ajanlarımızdan biriydi. "James. Nielsen'in telefonun diğer ucunda tatmin olmuş bir şekilde gülümsediğini hayal edebiliyordu. Eminim sana yardımı olur. Forsythe da iç geçirdi. "Başka?" "Vaner'ı ve kayıp herifi bulmak konusunda ciddiysen sana birini önerebilirim. Eğer Mac Dougal bunu açıkça söylüyorsa. Senatör Mac Dougal'a bakılırsa üç haftaya kalmaz yerinden ediliyorsun." dedi Forsythe bir yandan da plan yaparken. bizim için de birkaç mükemmel iş yaptı. anladın mı?" Forsythe ters bir şey söylemek üzereydi ki adamın ses tonundan Nielsen'in gerçeği söylediğini anladı. öyle mi?" "Bana baksana sen James." Forsythe FBl'ın direktör yardımcısının ona adam verebileceğinden pek emin değildi. Aynen şunu bildiğim gibi. Eskiden FBI adına çalışırdı. Ayrıca. "Elinden geleni yaparsan minnettar olurum. artık kimse ona arka çıkmazdı. ayrıca polisle arasının hiç de iyi olmadığını da biliyordu." Forsythe. Çaresizdi. Sağ ol. "Ne bileyim James." "Tabii. O görevden alınacağını duymadı galiba. Sen söylemezsen. istemiyor musun?" "Tabii ki istiyorum. "Ne yapmamı bekliyorsun? General Fielding gibi ben de mi bir ekip yollayıvereyim?" "Nasıl-" "Bilmek benim işim James. böyle bir şeyin olmasına çok ama çok şaşırdım. Forsythe." dedi sonunda." dedi Nielsen." "Ama bunu kabul edemem. "ClA'in senin bilim projelerinle ilgilenmekten çok daha önemli işleri var. ama-" Saklı Kütüphane 135 www. Ayrıca." "Yani bu olanlarla bir ilginiz yoktu. ben de söylemem." Forsythe'ın dili damağına yapıştı. Ama sen de emekli olduğumda bunu unutmayacaksın. "belki de sana yardım edebilirim. Açıkçası. Ama Nielsen değildi. Nielsen'in bilmediği bir şey yoktu anlaşılan." Nielsen bir an için sustu." "Mükemmel bir fikir Doug. Sonra birden garip bir ses tonuyla konuştu." dedi Nielsen birden sinirlenmeye başlayarak. Tabii kesenin ağzını açarsan.e-kitap. tamam mı? Eğer unutursan o zaman seni ele veririm." Forsythe yumruklarını sıktı.

"Bay Crowe emin olun ki-" Crowe yumruğunu masaya hiddetle İndirince Forsythe birden susuverdi. ▲ Saklı Kütüphane 136 www." "Nasıl bilmezsiniz? Size her şeyi anlattım ya." dedi Forsythe sandalyesinden fırlayarak. Hepsi bu. Forsythe'ın tarif ettiği bu Şeytan gerçek olamazdı. Dr. kaçak CIA ajanı ve kaçırdığı adam hakkındaki inanılmaz hikayeyi anlatmıştı. İnsanların uzun uzun anlatmasının daha doğru olduğunu düşünürdü. Forsythe'ın söyleyecekleri bitince. Caine'in bazı para-normal becerileri veya önsezi yetenekleri olabileceğini kabul edecek kadar açık görüşlüydü." "İyi. Şimdi. Forsythe'ı dikkatle dinlerken kılını bile kıpırdatmadı. Betsy doğmadan önce.000 dolar daha alırım. Şimdi artık her şeyi Betsy için yapıyordu. "Sizinle tanışmak güzeldi. "Parayı ödeyebilirim. Nelerle karşılaşacağımı bilmeden. elini uzattı.000 dolar. hedefi ele geçirdiğimde 125. Hayatta olmamın tek nedeni de bu zaten. Bu sefer Forsythe elini sıktı hemen.us . "Hayır. ama Crowe pek de inanmamıştı." Kırk dakika sonra Forsythe aracıya verdiği bin doları gözden çıkarıp Martin Crowe'a ulaştı." Crowe ayağa kalkıp. Şimdi de bilmiyorum. Forsythe anlattığı her şeye inanıyordu. Forsythe. "Beni hafife almaya çalışmayın doktor." "Hayır. CIA ajanını da hesaba katınca Crowe bu işten hiç hoşlanmadı. bu çok zor bir görev olacaktı. Risklere rağmen. Sandy'le tanışmadan önceydi bu. Betsy zaten onunla veya onsuz yaşayamayacaktı. ama bunun bir önemi yoktu. anlatmadınız. Forsythe dönmeden Crowe bir an için onun gözlerinin içine baktı. karşılığında para alacaksa Crowe bir seçim şansı olmadığını biliyordu. Ona ihtiyacı olduğu sürece ahlak mâhlak dinleyecek hali yoktu. Forsythe'ın iddia ettiklerinin yarısını bile yapabiliyorsa. bir durum değerlendirmesi yaptı. O hastalanmadan önce. ayrıca. kısa sürede çok fazla para bulmazsa. dinlemeye devam etti. Crowe gördüklerinden memnun değildi. Forsythe sinirlenmiş gibiydi. "İşi kabul edecek misiniz?" "Dr. Eğer öyleyse bu adamın özgür iradesi yok demekti ve Crowe bunu asla kabul edemezdi. "Ücretim günlük 15. Zaman kaybediyorsun James." Forsythe ne yapacağını kestirmeye çalışırken geviş getirir gibiydi. başarılı olmamın en önemli nedeni hiçbir zaman sürprizlerle karşılaşmamak için çok iyi hazırlanmamdır. eğer yardımı istiyorsanız bana David Caine'in neden sizin için önemli olduğunu anlatın. Araya giren olursa ne söylediklerini unutuverirlerdi ve o zaman da önemli ayrıntıları atlarlardı. "Unuttuğunuz bir şey oldu mu?" Forsythe başını salladı.000 dolar alırım. Eğer 24 saatten daha az bir sürede bunu başarırsam da 250. Eğer kendisine bir şey olursa." Forsythe bir an için yutkunamadıysa da sonra tiz bir sesle cevap verdi. ▲ Crowe.e-kitap. Bu tanıdığı en korkutucu adamdı. o zamanlar doğruyla yanlış arasında kesin bir çizgi vardı aklında. Ama diğer yandan da. Crowe başını sallayıp. Ama bunun dışındaki her şey imkânsızdı." "Dur. Ayrıca. İyiler için çarpışabildiği günler geride kalmıştı. Pazarlığa tabi değil koşullar. Betsy'ye bakacak kimse olmayacaktı." dedi basitçe Crowe. Konuşmaya başladığında Crowe oturdu." Ayağa kalktı ve güçlü ellerinden birini uzattı Crowe. Crowe durum değerlendirmesi yaparken damarlarındaki adrenalini hissetti. Bana yalan söylendiği anda bunu anlarım. Eğer Caine."O zaman Crowe'u ara derim hemen. Bir sorusu olduğunda bunu bir kenara yazıp. On dakika sonra Forsythe. İlk ajan olduğu günleri hatırladı. asla bir operasyonu kabul etmem.

din adamı olamayacak kadar sinirli olduğunu biliyordu. Crowe kendi kendine yemin etti bu herifin defterini düreceğine. Diğer ajanlar Crowe'a ne yaptığını sormadılar. kavgacı kişiliğini tatmin edebileceğini umuyordu. O yüzden de. Sonra ilk defa şansları yaver gitti. Onu Milwaukee'ye ya da Miami'ye tayin etmelerini umursamazdı. başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen bir ajandı. kapıdan elinde silahla ilk giren hep Martin Crowe olurdu. günde 15 saat. Hukuk sistemi sürekli çatışmaya açık olduğundan. Georgetown Üniversitesi'nde Hukuk bölümünü bitirdi. İlk birkaç yıl boyunca işinden daha önemli bir şey olmadığını düşündü. Quantico'da eğitim görmeye başladığı günden itibaren de bu kararını bir an bile sorgulamadı. kendini bildi bileli insanoğluna hizmet etmek istemişti. işini daha da anlamlı kılmıştı. ama paraya ihtiyacı vardı.Martin Crowe. adalete inanarak. amirlerine birçok kereler istisnai olduğunu kanıtladı. dört gün önce Falmouth Massachusetts'de bir parktan kaçırılan. Sonunda baş edemediği bir düşman çıkmıştı karşısına ve bu. ilahiyat okumaktansa. haftada yedi gün. Crowe ekibe katıldığında. kızlarına mylemonoktik lösemi teşhisi konulduğunu söylediği günü hatırlıyordu. başarıyla tamamlardı. Ayrıca. kazandığı yetmedi. O en istenmeyen ayak işlerini de yapardı. Tek istedikleri. Duane'in internet üzerinden görüştüğü sapık pedofillerden biri yakayı ele verdi. FBI ona ne iş verse. İş birini tutuklamaya gelince de. ama sonra kendisi gibi ajan olan Sandy Bates'le tanışınca her şey değişti. ama Betsy yine de ölüyordu. İşte o zaman Martin Crowe'u çağırdılar. Stephen Chesterfield'le baş başa kalan ve başka bir küçük kızın hayatının tehlikede olduğunu bilen Crowe sonunda patladı. Crowe da maddi sıkıntıları olmasın diye sürekli çalışmaya başladı. Ama operasyondan sorumlu federal ajanlar yirmidört saat sonra bile herifi konuşturamamışlardı.yedi çocuğu kaçırıp öldürmüştü. ama yine de ülkeyi karısı ve kızı için daha güvenli bir yer yapmaya çalıştığını biliyordu. mezun olduğunda Crowe Savcılık'ta bir iş aramaktansa FBl'a yazıldı. Martin Crowe yetişkin olduğu günden bu yana ilk defa ağladı. Annesi hep bir rahip olacağına inanmıştı. Tüm kameraları kapattılar ve Chesterfield'i Crowe'la ses geçirmez bir odada yalnız başına bıraktılar. Ama ne kadar çalıştıysa.e-kitap. çünkü bilmek istemiyorlardı. Sonra bir gün hayatı duruverdi. Adil davranıp. Hâlâ karısının onunla konuşurken nasıl zorlandığını. en yorucu gözetleme işlerini de alırdı. Ancak. yas tutan ailelerine parça parça postayla yollamıştı çocukları. Gerçi artık haftalarca evden uzak olmayı sevmiyordu. Sandy FBI'daki işini bıraktı Betsy'ye bakmak için. Betsy vaftiz edildiğinde. sağlık sigortasının Betsy'nin doktorlarının talep ettikleri birçok deneysel prosedürü de karşılamadığını gördü. Crowe her şeyi çok kolay öğrendi ve hatta üniversite yıllarında eksikliğini çektiği atletik alanda rekabet etme isteğini bile tatmin etti. Evlendikten birbuçuk yıl sonra da Sandy dünyalar güzeli bir kız bebek doğurdu. aylar boyunca çalışıp yorulmayan. artık kanserli hücreler ve kan sayımlarıyla ilgiliydi. İşte o zaman ona Duane davasını verdiler. ceza yasalarıyla ilgili değildi. Zaman geçiyordu ve herkes de bunu biliyordu. O'Neil'lerin Saklı Kütüphane 137 www. Bir saat sonra elinde Koca Baba'nın nerede olduğunu yazan kanlı bir parça kâğıtla çıktı odadan. Ama Martin. o yüzden de ek işler için de gönüllü oldu. Her birini bir hafta kadar elinde tutup. Crowe artık dibe vurmuştu ve yavaşça çıldırıyordu. küçük kızını yiyip bitirirken elinden bir şey gelmiyordu. Üç ay dillere destan bir aşk yaşadıktan sonra. Martin Crowe Sandy'ye evlenme teklif etti. İşte o odada. Aslında işine biraz ara vermeliydi. Medya ona 'postacı katil' adını takmıştı. altı yaşındaki Bethany o'Neil'ı arıyorlardı. 'Koca Baba' Duane . Hayatında hiç bu kadar mutlu olmamıştı. Altı ay içinde ellerinde avuçlarında ne varsa harcadılar.us . Bir aile sahibi olmak. kötülük. Birden Crowe'un dünyası çok korkunç oluverdi. O. yalnızca seyirci kalabiliyordu. bunu tam istenildiği gibi.

. Hemen FBI'dan atıldı ve dava açıldı. etik ve felsefi inançlarının hiçbir önemi yoktu.çocuğunu parçalayıp da ailesine göndermeden. o yüzden de bu adam avına yardım etmek için birkaç kişilik bir ekip yollamıştı. Adamı düşünürken rahatsız etmekten çekindiği için bilgisayar ekranına baktı. çünkü bu soruya olumlu bir cevap verebilecekti. Odaya girdiği anda Crowe ipleri eline aldı. ama ayrılmadılarsa şansımız dönebilir. Kız zorlu bir savaş veriyordu. Saklı Kütüphane 138 www. Eğer dün gece ayrıldılarsa şehirden o zaman hapı yuttuk. ana otobüs garında da tüm geçişler izleniyor. ama bulduklarında paranın hazır olacağına yemin etmişti Crowe."Otobüslerle zaman kaybetmeyin. Stephan Chesterfield'in bir savcının kardeşi olmasıydı. yani bir devlet hapishanesinde 10 yıl. ama bu umurunda değildi. O yüzden de adam dayak yiyince birinin bunun bedelini ödemesi gerekiyordu. Bu yüzden de kiralık asker oldu. Grimes'ı ofisine çağırdı." "Başka?" diye sordu Grimes. Crowe'un ifadeden yoksun bakan donuk gözlerinde Forsythe'ı korkutan bir şey vardı. Crowe alabileceği en ağır cezayı alacaktı. onları da tren garına yolla. Penn Garı'nda ajanlarınız var mı?" Forsythe bir an için ümitlendi. yeter ki bunu yaparak tek evlâdının hayatını kurtarabilsin. ama Betsy'ye olanların yanında solda sıfır kalırdı. Bu an meselesiydi. sonra da başını kaldırıp emir vermeye başladı. Betsy hasta olduğu sürece tüm dini. Chesterfield sıradan bir sapık olsaydı bu olayı herhalde örtbas ederlerdi. Tüm bu tantana bittiğinde Crowe birden kendini işsiz. Chesterfield'in kan revan içindeki yüzünün fotoğrafları basına sızdırıldıktan sonra Martin Crowe'un yaptıkları hakkında manşetler attılar ve onu yasa koruyucuların hatalarının bir sembolü haline getiriverdiler." Crowe başını salladı. bu yüzden de ya trene binecekler. Jürinin bir karara varması üç saat aldı. Silahı olduğu iddia edilse de asla bulunamadı. Nielsen haklıydı. Eğer pahalı bir ilik nakli yapılmazsa kaybedeceği bir savaştı bu. Çoğu işvereninin yasa dışı işlere karıştığının farkındaydı." "Çağırın onu. Bunu asla yapmayacağını söylemişti kendi kendine. Ama Crowe'un şanssızlığı.us . Duane'i yakalamaktı. Havaalanındaki güvenlik taramasına girmeyi göze alamazlar. New York Post ona bir lakap bile taktı: 'Kara Karga' (soyadı Crowe. davanın stresiyle hayatı da paramparça oldu." Forsythe. Bunlar zaten yeterince kötüydü. Ama O'Neiller onu yalnız bırakmayıp. Çok uzun süre düşündü. Ne kadar para verirlerse versinler yapmayacaktı. tutuklamayı yapan iki ajana övgüler yağdırılırken. Bu isim de tuttu. Son birkaç aydır yasa dışı birkaç işe karıştıysa da hiç adam öldürmemişti. Sekiz ay sonra Crowe'un avukatı operasyondaki diğer tüm ajanları suçladıysa da bunu makul bir şüphe olduğunu göstermek için yapmıştı. Crowe ellerini birleştirip. Ama kalbinin derinliklerinde bu kuralını da çiğneyeceğini biliyordu. Burada iletişimden kim sorumlu?" "Grimes. "Penn Garı'ndaki her bir platformda FBI ajanları var. her duruşmaya katıldılar. Hemen Crowe'un arkasında oturdular ve jüri ne zaman sadist olmakla suçlanan o adama baksa. Ayrıca. parasız ve boşanmak üzere buldu. Forsythe'ın işinden olacağından haberdar değildi. çenesinin altında kavuşturdu. Hiçbir eğitimli ajan yakayı otobüste ele vermek istemez. sigortasız. "Otobüs garındaki adamlarını çek. Ancak. Doktorlar henüz uyan bir ilik bulamamışlardı. İki saat sonra da sapığın ahşap kulübesinin kapısını kırıp Koca Baba Duane'i vurup öldürdüler. ya da arabayla gidecekler. aynı zamanda onun kurtardığı o güzelim çocuğu da gördü.. "Şehirden kaçmaya çalışacaklar.e-kitap. Kendall.karga anlamına geliyordu). Suçlu değildi. medya Crowe'u Chesterfield'in haklarını ihlal ettiği için çiğ çiğ yedi. Bu işten kurtulmasına rağmen.

" dedi Crowe Forsythe'a dönerek." Saklı Kütüphane 139 www. Güvenebilecekleri birine." "Sizce o kadar aptalca hareket edebilir mi ki?" "Eğer Vaner çete başı olsaydı hayır. ama bundan emin olamayız. Siviller kaçtıklarında güvenebilecekleri bir yere giderler. Onu yakalamanın tek yolu arkadaşlarını izlemek olacak." dedi Crowe sessizce. "bana ikizini anlatın. Onları ele geçirinceye kadar tüm iletişimlerini takip et." "Şimdi. Ya da ailesini.e-kitap.us . "Hedefin tüm şehirde tanıdığı herkesin bir listesini getir."Ayrıca.

. camdan şehri seyretti." Nava. İkisi de olası birçok kılıkta görüntülenmişlerdi. Ne yapması gerektiği çok açıktı. Ona yardımcı olabilecek tek kişiye gitmeliydi. David Caine'in ve Nava Vaner'ın yirmişer resmi vardı. ya da yanlarında güvende olabileceğin insanlar. bu gerçekmiş gibi yaşamaya başlamıştı. kalabalığın gittiği yöne doğru ilerlerlerken Caine'i de çekiştirdi. o bir çıkış yolu bulurdu bu hayal dünyasından. Bıyıklı ama sakalsız bir Caine vardı. Caine'e emirler vermeye başladı. Trene bindiklerinde. Gözlüklü Caine. Belki. Garın ortasındaki dev panonun önünde durduğunda. Kısa saçlı Vaner. "Bir sonraki tren sekiz dakika sonra. Radyodaki DJ saatin 9:47 olduğunu söyledi. Anladın mı?" "Kesinlikle. kadını ekerdi. Saçsız Caine. Philadelphia yol üstündeydi.us . Telefonu kapa ve kaç. Gözlüklü bir Vaner." dedi Nava. Bu yolu yüz defa gidip gelmişti ve yere bakarken bile önünden geçtiği dükkânların isimlerini sayabilirdi. Ama nereye gidecekti ki? Bu soruyu sorar sormaz hemen cevabını buldu. Eğer edemezse de. Tavanda kameralar var. 12. Washington'a gidiyor. Yeraltına indiklerinde Caine Amtrak trenlerine doğru ilerledi. Philadelphia'ya Jasper'ın yanına gitmeliydi. Yine kardeşinin sözlerini hatırladı. Caine'in cebine bir cep telefonu sıkıştırdı. Mükemmel. Uzun saçlı Vaner. Nava'yı Philadelphia'ya gitmeye ikna edebilecekti. ……. sonra da 'İnsanlar Gariptir' diye bir şarkı çaldı. Ona bineceğiz. Caine'in bir resimde sakalı vardı ama bıyığı yoktu mesela. Şarkı bitince Nava. Rüyadayken nereye gittiğinin bir önemi var mıydı? Olmadığını düşünse de. Caine'in dirseğine yapıştı. başını kaldırıp bakmak istedi. Önemli olan senin ortadan kaybolman. Aptalcaydı bu Saklı Kütüphane 140 www. Ajan Sean Murphy'ye hep en boktan görevler düşerdi. ensesine soluyup. İnsan bir yanılsamayı ekebilir miydi acaba? Birkaç dakika sonra 183 numaralı trenin 10:07’de Washington'a doğru hareket etmek için 12. Kendine somut bir şeyler bul. "Anladın mı?" Caine başını salladı. Nava'nın yakında olduğunu da hissedebiliyordu. Benim dışımda herhangi biri cevap verirse. Güvenli olabileceğin bir yer. bil ki öldüm. Bir şelalenin akıntısına kapılmış gibi Caine de alttaki perona gidiyordu. Ben kendi başımın çaresine bakabilirim." Taksinin koltuğundan kaptığı ıslak bir gazete uzattı Caine'e. peronda hazır beklediği anons edildi.e-kitap. Bir an için unutmuş. Tren garına girdiğimizde başını sakın kaldırma. Bunun yapılacak en akıllıca şey olduğuna karar veren Caine muşamba kaplı koltuğa gömülüp. Caine. "Eğer olay çıkarsa kaç. kafasının içindeki bir ses aksini iddia ediyordu. Beni bekleme. Peronda durup da şimdiye Meksika'ya varmış olan biri çıkagelir diye beklemek zorunda kaldığına inanamıyordu.21 Caine. Bazen sanki alnında 'en önemsiz işlere yollayın' yazıyor gibisine geliyordu. "İlk sen gir gara. yürüyen merdivenlerle gara indiler. Ben hemen arkanda olacağım." diye fısıldadı. Nava. "Eğer ayrılmak zorunda kalırsak hızlı aramadaki son numaraya bir ekle ve ara.. Nava'ya Penn Garı'ndan nereye gideceklerini sormak üzereyken bunların bir rüya olduğunu hatırladı. Elindeki bilgisayar çıktılarına baktı." Otuzdördüncü Sokak'la Sekiz'in kesiştiği yerde taksiden inip sessizce. Hareket etmeden durduğunda da şunu okuyormuş gibi yap.

fotoğraflar; çünkü en önemli olan özellikler boy ve kiloydu. Boylarını değiştiremezlerdi, kilo da zor kamufle edilen bir şeydi. Çoğu şüpheli hep yüzünü gizlemeye çalışsa da, bu da zaman kaybıydı; çünkü gözleri onları hep ele verirdi. Kaçan insanlar Murphy'ye çocukken aldığı tavşanı hatırlattı. Bugs'ın kafesini her temizlemek istediğinde, hayvancağız bir köşeye sıkışıp kalırdı ve Murphy'nin midesini ağzına getirecek şekilde korkuyla gözleri fırdır fıldır dönerdi tavşanın. O salak tavşandan nefret ederdi. Annesi sorumluluk öğrensin diye almıştı o tavşanı; ama Murphy sorumluluk yerine tavşanlardan nefret ettiğini öğrenmişti. Murphy önünden geçen insan seline bakarken, yüzlerine odaklandı. Sabah yediden beri binlerce yolcu görmüştü. Daha saat erken olduğundan insanların yüzde ellisi sanki hâlâ ayakta uyuyordu. Geri kalan yüzde kırkı da sinirliydi; New Yorklular kendilerini dünyanın efendisi, geri kalan insanları da salak sanırlar. Sanki sadece yüzde onu mutluydu ve yolculuklarını iple çekiyordu. Dünyanın başka bir yerinde bu oran, yolcuların yüzde onu değil de yüzde altmışı olurdu. Ama burası New York'tu. Özgürlükler ülkesi ve kızgın olanların yuvası. Önünden başkaları geçti. Sıkılmış, kızgın, gözleri uykulu, kızgın, kızgın, sıkılmış, sinirli,|gözleri uykulu, yorgun, kan çanağı; gibi gözler..; Sürekli insanlar akıyordu önünden. Arada bir elindeki resimlere, sonra yine yüzlere bakıyordu. "Gelişme var mı Murphy?" diye bir ses duyduğunda kulaklığından, birden irkilerek kendine gelip, yorgunluğunu unuttu. Başını eğip yakasına iliştirilmiş mikrofona konuşurken bunu gizlemeye bile çalışmadı. İlk gönlerde, her görevde Doğruluk, Adalet ve Amerikan hayat tarzı için bir savaş verdiğini sanarak, her şeyi kitabına göre yapmıştı. Ama onyedi yıl boyunca trenlerde, otobüs garında, havaalanında, tuvaletlerde (bu gerçekten de iğrençti), barlarda ve otellerde gözetleme yaptıktan sonra bunu artık umursamıyordu. Eğitimde öğretilen birçok şeyi umursamıyordu artık. "Yok. Ya sende?" diye sordu Murphy. "Yok." Murphy ağzını açıp esnedi. Gözler, gözler, gözler. Bu zaman kaybından başka bir şey değildi. David Caine buraya gelmeyecekti. Saatine baktı. Bir saat sonra biraz ara verebilecekti. Cebindeki sigara paketini yokladı, insanların gözlerine bakarken yakacağı ilk sigarayı düşünüyordu.


Nava hemen adamı saptadı. Tüm kuralları çiğniyordu ve kalabalığa karışmaya çalışmıyordu. İri yarı, iki metreye yakın uzun boylu bir adamdı. 100 kilodan ağır olan adamın ağarmaya başlayan saçları kısacık kesilmişti. Omuz askısındaki tabancayı gizlemek için de mavi bir ceket giymişti. Elinde Caine'in eşkâli bile vardı. Ajan daha onları görmemişti, perona çıkan yolculara bakıyordu çünkü. Bu da hataydı. Ajanla aralarında oniki kişi kalmıştı. Nava, Caine'in trene binme fikrini kabul ettiği için kendine küfretti. Bir turistin arabasını çalıp, herifi bagaja kapatıp, arabayı Conneticut'a sürüp, orada bir plan yapmalıydı. On kişi kaldı. İleri doğru eğilip, Caine'in kulağına fısıldadı, "Kenara çekil ve beni takip et." Caine dönemeden onu bir kenara itip, yanına sokuldu. Caine de onu izleyip, kadının indiği merdivene çıktı. Dört kişi kalmıştı. Ajan, Nava ve Caine'in yer değiştirdiklerini görmemişti. Zavallı salak. Nava, adamın beceriksizliğine şükredeceği yerde, buna kızmıştı. Amerikalılar çok ajan yetiştirirlerdi, ama iyi yetiştiremiyorlardı. İki kişi kalmıştı. Nava, kendinden emin bakışlarla gülümseyerek, yoluna devam etti. Eğer Caine'i arıyorlarsa bu plan işe yarayacaktı; ama eğer onu arıyorlarsa ve ajan olması gerektiği kadar hızlıysa hapı

Saklı Kütüphane

141

www.e-kitap.us

yutmuşlardı. Bir kişi vardı önlerinde. Nava, sırtını dikleştirerek, ajana seksi bir bakış attı. Eğer KGB ajanı olsaydı arkasındaki gözlüklü adam bakardı; ama adam KGB'den değildi. Bir an için ajan olduğunu bile unuttu, sadece tahrik olmuş bir erkekti. Gözlerini kadının vücuduna dikti, göğüslerinde durdu, ama yüzüne bakınca bir an için duraksadı. Adam tepki göstermeden harekete geçmesi gerekiyordu Nava'nın. Tökezlemiş gibi yapıp kendisine saldıracak adamın üstüne atlayarak adamın kollarının arasına düştü ve hızla elini göğsüne götürerek yakasındaki mikrofonu söktü. "Sen-" diyen adam birden kasıklarında bir şey hissedince sustu. "Hareket etme," diye fısıldadı gülümseyerek Nava. "Kasığında uzun bir bıçak var. Hadım edilmek istemiyorsan bana sarılıyormuş gibi yap ve iki adım geriye gidip duvara yaslan. Çok yavaş hareket et" Ajan kendisine söyleneni yaptı. İnsanlar bu iki muhabbet kuşunun yanından geçerken adamın kasığındaki bıçağı fark etmediler. "Kaç kişisiniz?" "Vaner-" Nava bıçağı biraz oynatarak adamın kasığını çizdi. "Kaç kişisiniz?" "Tamam," dedi adam geri çekilmeye çalışıp, sırtını duvara yasladığı için sıkışarak. "Garda oniki ajan daha var." "Peronda?" Nava, sanki adamı öpecekmiş gibi, başını kaldırdı. Adamın nefesi sigara kokuyordu. . "Bir kişi daha var." "Tarif et." Adam bir an için tereddüt edince, ona neler kaybedebileceğini hatırlatmak zorunda kaldı Nava. "Tamam dedik ya!" diye gürledi. "Anlatıyoruz işte. Dikkat et elindekine. Bir doksan boylarında, ince sarı saçlı, benim gibi." "Kimin için çalışıyorsun?" "CIA," diyen adam yalan söylüyordu. "Tamam." Kadın, Caine'le konuşabilmek için, başını yana çevirip adamın göğsüne dayadı. "Alttaki fermuarlı kısımdan mavi kalemi çıkarıp, bana ver." Caine sırt çantasını karıştırırken Nava da başını kaldırıp ajana baktı. "Hey, bana baksana." Ajan istemeyerek ona baktığında, gözlerinden korktuğu anlaşılıyordu. "Merak etme seni öldürmeyeceğim." Caine kısa plastik tüpü Nava'nın sol eline verdi. Nava da bunu ajanın baldırına saplayınca mavi silindir kırıştı ve iğneyi çıkaran mekanizma çalıştı. İğne derisini delerken adam bir an için gerildiyse de, beş saniye içinde benzodiazepin kanına karışınca gevşedi. Yüzünde bir gülümseme vardı. Boş tüpü yere atan Nava adam düşmesin diye sol elini adamın göğsüne koydu. "Adın ne?" "Sean Murphy," derken sanki rüya âlemindeydi adam. "Nasıl hissediyorsun kendini Sean?" "Uykulu." Sanki söylediğini vurgular gibi başını duvara yaslayıp, gözlerini kapadı. "Sean" Nava, bıçağı yerine koyup, Murphy'yi sarstı. Gözlerini açıp neler olduğunu anlayamadan şaşkın şaşkın baktı adam. "Uyumak istiyorum." "Biliyorum, ama bana bir iyilik yapman gerekecek." "Tamam," dedi başını eğerek. Dünyanın en büyük bebeği gibi davranıyordu. "Eğer seni uyandıran olursa onlara tren gittikten sonra yorgun düşüp uyuduğunu söyle. Beni görmedin, tamam mı? Uyuyakaldın."

Saklı Kütüphane

142

www.e-kitap.us

"Tamam. Seni görmedim." Sanki uyanık kalmaya çalışıyormuş gibi gözlerini kırpıştırdı. "Uyusam şimdi?" "Bir sorum daha var. Kimin için çalışıyorsun?" Gözleri yavaşça kapanırken bir şeyler mırıldandı. Nava sinirlenerek adamın omuzlarını daha sıkı kavradı. On saniye içinde zaten Nava istese de istemese de uyuyakalacaktı. "Kimin adamısın?" Nava başını Murphy'nin ağzına yaklaştırdı ama adamın sesi bir fısıltıdan ibaretti. "F...B 111111". Başı göğsüne düştü ve dudaklarından tükürükler döküldü. Nava, ağzını kapadığı adamı ayakta tutmak için, onu duvara yasladı. "Washington'a giden 183 numaralı trene binecek yolcuların dikkatine. Tren 12. perona girmiştir." Nava sırt çantasını omzundan indirdi ve bir plastik tüp daha çıkardı. Bu demin kullandığıyla aynıydı ama sarıydı. Perona giren trenin çanını duyabiliyordu. Bakan olup olmadığını anlamak için başını kaldırıp çevreye göz attığında, herkes peronda yer kapmak için koşuşturuyordu. Caine dehşetle bakıyordu kadına. "O... yani sen..." "Ölmedi. Eğer onu öldürseydim gittiğimizi bilirlerdi." Murphy'nin kulağından minik kulaklığı alıp kendi kulağına taktı. Sonra da yaka mikrofonunu yerine taktı. Tam o anda bir ses duyuldu. "Murphy cevap ver." "Evet," dedi Nava mikrofona doğru eğilip sesini değiştirerek. "Bir şey gördün mü?" "Yok." "Ben de görmedim. Bence haklısın, zaman kaybediyoruz burada." "Ya." Nava kısa cevaplar verirse yakayı ele vermeyeceğinin farkındaydı. "Tamam, beş dakikaya yine ararım." "Tamam," Nava beş saniye daha bekledi, sonra da kulaklığı yine ajana taktı. Ses düğmesini de iyice açtı. " Washington'a giden 183 sayılı seferle seyahat edecek yolcuların trene binmeleri rica olunur. Tren iki dakika içinde 12. perondan kalkacaktır." Nava, Murphy'nin baldırına bir iğne daha sapladı. Amfetaminlerle karışık flumazelin, ilk ilacın etkisini tersine çevirecekti. Sonra dönüp Caine'in koluna yapışıp insanların arasına çekti onu. Bir dakika sonra gardan çıkan trene binmişlerdi. Tren hızlanınca Nava derin bir nefes verdi, şehir dışına çıkıyorlardı. Gerçekten kurtulup kurtulmadıklarını merak etti, ama uzun süre merak etmesi gerekmeyeceğini biliyordu. Nasılsa yakında öğrenirlerdi.


"Biletler!" dedi şişman kadın koridorda yürürken. "Lütfen biletlerinizi çıkarın. Biletler!" Nava, Caine'in eline birkaç yirmilik sıkıştırdı. "Washington'a tek gidiş bilet al." Bilet satan kadın yanına geldiğinde Nava'nın dediğini yaptı. Nava, Baltimore'a gidiş dönüş bilet alınca da tepki vermedi. "Eğer soran olursa birlikte seyahat ettiğimizi düşünmesini istemedim. Belki biraz zaman kazandırır bu bize." "O zaman ikimiz de Baltimore'a mı gidiyoruz?" diye sordu Caine. Nava başını salladı. "Hayır. Bir sonraki durakta iniyoruz." "Neden Newark'ta iniyoruz?" "UGA izimizi süremeden önce bu trenden inmemiz gerek de ondan." "Benim söz hakkım var mı?" "Hayır. Bu yapabileceğimiz en akıllıca şey."

Saklı Kütüphane

143

www.e-kitap.us

Caine derin bir nefes aldı. Bu yanılsamayı kontrol altına almalıydı. Jasper'a ulaşırsa güvende olacaktı. "Ben Philadelphia'ya gitmek istiyorum." "Neden?" "Kardeşim orada oturuyor." Caine ağzını açar açmaz bunu bir gerekçe olarak öne sürerek hata ettiğinin farkına vardı. "Oraya gitmememiz için en büyük neden de bu. Bizi arayacakları ilk yer orası." "Kim arayacak bizi?" "FBI ve UGA'nın seni yakalamak için devreye soktuğu daha başka kim varsa onlar," dedi fısıldayarak Nava. "Sen farkında değil misin olanların?" "Ama Jasper'a ulaşmam gerek." "Şimdi ona gidemezsin. Bunu nasıl olur da anlamazsın?" "Hiçbir şey mantıklı değil!" diye patladı Caine. Birkaç yolcu dönüp ona baktı. "Bağırma," dedi Nava dişlerini sıkarak. Çevrelerindeki herkes onları dinlemek için kulak kabarttı. Geriye yaslanıp Caine'in kulağına fısıldadı. "Burası çok kalabalık, şimdi olmaz." "Peki," gidiyorum." diye fısıldadı Caine. "Ama ben Philadelphia'ya "Gitmiyorsun. Bana ihtiyacın var David. Jasper'a gidersen hapı yutarsın. Lütfen bana güven." Caine buna karşı çıkmak için ağzını açtıysa da onunla konuşmanın bir faydası olmayacağını biliyordu. Gözlerini kapayıp ne yapması gerektiğini kestirmeye çalıştı. Philadelphia'ya gitmenin doğru olduğunu biliyordu; ama Nava'nın da onunla gelmesi gerekiyordu. Eğer tüm bunlar gerçekse ve o gerçekten Laplace'ın Şeytanı'ysa o zaman Philadelphia'ya gidip gidemeyeceğini de bilmesi gerekiyordu. Ya öyle, ya da her şeyi nasıl istediği gibi yönlendireceğini bulması gerekiyordu. Ama aklına gelen tek şey tuvalete saklanmaktı. Kendine güldü. Bu, her şeyi bilen bir varlığın yapacağı türden bir plan değildi. Düşünüp, ne yapacağını kestirmeye çalıştı. Ama bir tek kendini tuvalette bir numara çevirirken görüyordu. Birden, gözlerini açarak derin bir nefes aldı. Nava ona doğru döndüğünde endişeliydi. "David iyi misin?" Sesi sanki çok ama çok uzaklardan geliyordu. Saat 10:13:43'tü. Bu işi yapabilirdi. Otuzsekiz saniye içinde iş adamına ulaşmalıydı. Hemen ayağa kalktı. "Nereye-" "Tuvalete," dedi kadına daha o soruyu soramadan. Kadın ona şüpheli gözlerle baktı, sonra da kalkıp dirseğine yapıştı. "Sana yardım edeyim." "Tamam," dedi Caine bir yandan saniyelerin hesabını tutarak. Hâlâ vakti vardı. Zor yürüyormuş gibi dikkatle adım atınca, aynen Caine'in düşündüğü gibi, Nava bunu garipsemedi. Rüyadaymış gibi ilerledi Caine. Sanki milyonlarca defa içinden geçtiği bir labirentten geçiyormuş gibi hissetti kendini. Vagonun sonundaki kapı açıldı ve otuz küsur iş adamı tam o anda içeri girdi. Bir adamın iki elinde birer yemek tepsisi vardı. Caine tepsilerde ne olduğunu göremiyordu ama biliyordu: İçi kola dolu bir plastik bardak, bir paket doritos cips ve ton balıklı bir sandviç. Adam geliyordu. Caine durdu ve dengesini kaybeder gibi yaptı. Nava düşeceğini sanarak Caine'in koluna yapıştığında aslında David dengede duruyordu. Caine ona teşekkür edip, bir adım daha attı. Şimdi adamla neredeyse göğüs göğüseydiler. Caine adamın geçmesi için yan dönerken tren sola kıvrıldı. Caine ileri devrilip adama çarpınca, adam da kolasını döktü. "Dikkat etsene!" diyerek bağırarak Caine'i üstünden itti, "Pardon, suç bende," dedi Caine tuvalete doğru giderken. Nava da yanındaydı. Tuvaletin kapısını kapadığında iş adamından yürüttüğü cep telefonunu eline aldı. Gözlerini kapayıp dört gün önce duyduğu numarayı hatırlamaya çalıştı. Numarayı hatırlayınca da çevirdi.

Saklı Kütüphane

144

www.e-kitap.us

Jennifer Donnelly, Ford marka arabasının direksiyonundan tek elini ayırmadan, diğeriyle çantasında telefonunu aradı. Cep telefonu da en olmadık zamanlarda çalardı hep. Önüne çıkan Mini Cooper'ı gördü. Şaşırıp frenlere asıldı. Bir saniye sonra da gümüşi bir Lincoln ona arkadan çarptı. Jennifer'ın aracı köşeye sürüklenip kaldırıma çarpıp durdu. Jennifer'ın sırtı koltuğuna çarptığında hava yastığı o kadar çabuk şişmeye başladı ki, sanki yumruk yemiş gibi oldu kadın. Bir an için öylece kalakaldıysa da, sonra bacaklarının arasından akan sıcak sıvı onu kendine getirdi. "Hayır. Tanrım olamaz!" diyerek sanki böyle yaparak olanları durdurabilecekmiş gibi bacaklarını sıkıca kapadı. Ama artık çok geçti. "Haydi gel, yerimize oturalım," dedi hızlıca Nava'ya. Nava, Caine'in bir şeyler çevirdiğini anladı; ama neler döndüğünü bilemediği için onu takip ederek yerine oturdu. Beş dakikaya kalmaz Newark'da olurlardı. Trenden inmeye sabırsızlanıyordu. UGA'nın yerlerini saptadığından şüpheleniyordu. Eğer ajan başına gelenleri hatırlarsa, o zaman şu anda bir tuzağa düşmek üzerelerdi. Nava vagona bakarak kaçışı planlamaya çalıştı. Eğer onları yakalama görevi kendine verilse ne yapardı? Trenden inmelerini bekleyip de peronda mı enselerdi? Tren durduğunda binip arama mı yapardı? Hayır, treni gara girmeden önce durdurur ve arama yapardı. O zaman durum kontrolü altında olurdu. Kaçmaya çalışsalar bile kaçacak yer olmazdı. O böyle yapardı. Ama bu operasyonu Nava değil Amerikalılar yönetiyordu. Amerikalılar da rehine alınabilecek bir durum olmamasına, başkalarının zarar görmemesine çok dikkat ederlerdi. Onlar operasyonu başarıyla tamamlamaktan çok, bir sonraki gün manşetlerde ne yazacağıyla ilgilenirlerdi. Yani, ne olacaktı? O zaman, bir çatışma olabileceği için, treni durdurup binmezlerdi. Onların gardan ayrılmasına izin verip, kontrolleri altında tutabilecekleri bir durumda atılırlardı. Bir plan yapmaya başladı.


Bili Donnelly trenin önündeki rayları seyrediyordu iş tulumunun cebindeki cep telefonu çaldığında. Herkesin kıyafetiyle dalga geçtiğini biliyordu, çünkü o baştan aşağı kot kumaşına bürünmüştü; kepi, tulumu, gömleği, hepsi kottu. Ama bir tren kondüktörü kot tulum giyerdi ona göre. Cebinden telefonu çıkarken gözünü raylardan ayırmadı. "Evet!", dedi. Arayanın derin derin nefes aldığını duyunca birden telefonu açarken neşeli olan sesi değişti. "Hayatım sen misin?" "Evet, benim," dedi zar zor konuşan karısı. "Bir kaza oldu." "İyi misin? Bebek ne durumda?" "Suyum patladı," dedi kadın ve derin bir nefes alarak sustu. "Hastaneye gidiyorum." "Ama doğuma daha altı hafta var." ; "Bili lütfen, sana ihtiyacım var. Eve vardın mı?" "Newark'ın dışındayız şu anda, ama merak etme hızlanırım." Kadın sancıyla bağırdı. "Bili lütfen. Korkuyorum. Bunu yine tek başıma yapamam, n'olur." Ağlamaya başladı. "Tamam tamam," dedi sakin olmaya çalışarak. "Her şey yoluna girecek bebeğim. Daha sen gözünü açıp kapayıncaya kadar orada olacağım." Kadın burnunu çekti ve gözyaşları kesildi. "Söz mü?" "Söz veriyorum. Bebek doğarken yanında, elini tutuyor olacağım.

Saklı Kütüphane

145

www.e-kitap.us

"Tamam. Şimdi hastaneye gidiyorum. Ambulans geldi. Seni seviyorum." "Ben de seni." Kadın telefonu kapadı. İki yıl önce hastanede ne halde olduklarını hatırladı adam. Geç saatlere kadar çalıştığı için hastaneye zamanında yetişememişti. Zaten ilk saatlerde pek bir şey olmazdı. Kız kardeşinin üç çocuğu olmuştu ve her birinin doğumunda en az 24 saat doğum sancısı çekmişti. Doksan dakikadan bir şey çıkacağını düşünmemişti. Ama yanılmıştı. Karısı hemen doğurmuştu ve bebek - küçük Matthew William -ölü doğmuştu. Bili, Jenifer kendine gelirken orada olamadığı için hep kendini suçlamıştı. Elinde bir kutu puroyla hastaneye geldiğinde de karısı yüzüne tükürmüştü. Normal hayatlarına devam edebilmek için bir yıl psikologa gitmişlerdi. Üç ay sonra da karısı yine hamile kalmıştı. Bili bazen karısının ikinci kez hamile kalmasının bir hata olabileceğini düşünmüştü. İkinci hamilelikte yaşadıkları stresten dolayı neredeyse evlilikleri yıkılmıştı bu genç çiftin. Ama bir şekilde bugüne kadar gelmişlerdi. Bili doğumda karısının yanında olabilmek için ücretsiz izin bile almayı başarmıştı. Ama ne derlerdi, evdeki hesap çarşıya uymamıştı. Bunun gibi bir laf yok muydu? Olanlara inanamıyordu. Bu olmamalıydı. Bir kere daha aynı olayları yaşayamazlardı. Saatine, sonra da güzergâhına baktı. Trenton'da bakıma gireceklerdi, bu yirmi dakika kadar alırdı. Ayrıca, yemek vagonuna da mal yüklenecekti, bu da on dakika daha alırdı. Ne yapacaktı? Elinden hiçbir şey gelmezdi. Sonra gözünün önüne odada yalnız başına olan karısı Jenny geldi. Matthew'i kaybettikleri hastanedeydi. Bili iç geçirdi. Ne yapması gerektiğini biliyordu. Bunun uğruna işini kaybetmeye razıydı. Dönüp kapısını kilitledikten sonra, vitesi değiştirerek treni hızlandırdı. Mikrofonu kaptı, derin bir nefes alıp, düğmeye bastı.

Saklı Kütüphane

146

www.e-kitap.us

22
"Yolcuların dikkatine. Aradaki Newark, Metropark, Princeton. ve Trenton duraklarında durmayacağımızı duyurmak istiyoruz.' Birkaç yolcu ne olduğunu anlamayarak homurdandı. 'Amtrak şirketi adına özür dileriz. Bir sonraki durak Philadelphia 30. Sokak garı." Nava'nın çevresindekiler bunu duydukları anda itiraz etmeye başladılar. Ama o onları dinlemiyordu. Yarın zehir zemberek bir mektup yazmaktan başka bir şey yapamayacaklarını biliyordu. Bunu bile yapacakları şüpheliydi. O Caine’e odaklandı. Adam camdan dışarı bakıyordu. "Ne yaptın?" diye sordu. Caine dönüp kadının gözlerinin içine baktı. "Anlamadım?" "Boş versene sen," dedi Nava sinirlenerek. "Bunu sen yaptın, değil mi?" "Paranoyaksın," dedi Caine. "Yalan söylüyorsun," dedi Nava. Caine cevap vermeyerek cama döndü yine. Nava nasıl yaptığını bilmiyordu, ama Caine yapmıştı bunu. Tversky'nin Laplace'ın Şeytanı ile ilgili teorilerini ilk okuduğunda inanmamıştı. Gerçekten inanmadığından, Julia'yı Korelilere teslim etmekten çekinmemişti. Nava, Kuzey Korelileri ve başına ödül koyduklarını düşününce titremeye başladı. Kendi çaresizliğini düşünmemeye çalışarak yanındaki adama baktı. Nava bazı para-normal becerileri olabileceğini düşünmüştü, ama yine de... Geleceği tahmin etmekle, kontrol etmek arasında çok büyük bir fark vardı. Tren Philadelphia'ya gelinceye kadar durmayacaktı. Bu nasıl olmuştu? Kondüktör nasıl olmuş da dört durak birden atlamıştı? Olanları inkar etmek istercesine başını salladı, çünkü bu mantıklı değildi. Tversky, Caine’in bilinçli olarak becerilerini kontrol edemediğini yazmıştı; ama olanlara bakılırsa Nava bundan pek de emin değildi. İçgüdülerine güvenirdi ve içgüdüleri sanki bağıra bağıra ona tamamen farklı bir hikâye anlatıyordu. Yine Caine’e baktığında Nava artık düşünceli değildi, dehşete düşmüştü.


Grimes, Fritz ve Murphy'yi konuşturdu Crowe duyabilsin diye. Fritz konuştu daha çok, ama Murphy de birkaç kere araya girdi. Murphy bir duvar dibinde uyuyakaldığı için kendi kıçını kurtarmaya çalışıyordu. Adamların anlatacakları bitince de Grimes Crowe'a döndü. "Sizce?" "Bence birden uykuya dalması garip. Özellikle de kırküç yaşına kadar hiçbir hastalığı ya da rahatsızlığı olmayan bir ajanın uyuyakalması çok garip," dedi sakince Crowe. "Ne oldu o zaman? Caine ve Vaner o trendeler mi sizce?" Grimes buna bayılıyordu. Gözetleme işi iyiydi, ama ülke çapında, yüzlerce kamerayla adam kovalamak inanılmaz bir şeydi, Grimes, Crowe'un bu işi çok iyi bildiğinden emindi. "Trenden ne haber? Bir gariplik var mı mesela?" "Bir dakika bakayım," diyen Grimes bir dakika içinde Amtrak'in sitesinin giriş kodunu kırdı.

Saklı Kütüphane

147

www.e-kitap.us

Plazma ekranlarından birinde doğu yakası ve sahil boyunca devam eden tren rayları göründü. "Bu ilginç işte." Grimes mikrofonunun sesini açtı. "Galiba kondüktör çıldırıp, treni kaçırmış. Karısı yavruluyor muymuş neymiş, bir an önce Philadelphia'ya varması gerekiyormuş. Bu herifi anında işten atacaklar." Crowe birden bu konuyla ilgilenerek öne doğru eğildi. "Amtrak'in veri tabanından daha önce kaç defa bir kondüktör treni kaçırmış bir baksana." "Tabii." Grimes'ın bu bilgilere ulaşması birkaç saniyesini aldı. "Tamam, buldum. Bu bilgiyi kaydettikleri onbeş yıl içinde onsekiz kere olmuş bu." "Olasılığı hesapla." Grimes bunun garip bir talep olduğunu düşündüyse de istenileni yaptı; çünkü Crowe ne yaptığını biliyordu. "Diyelim ki son onbeş yıldır aynı hatları çalıştırıyorlar. Günde 100 sefer yaptıklarına göre o zaman yılda 36,500 sefer eder. Onbeşle çarpınca da-" Grimes verileri yazdı- "547,000 sefer eder. Onsekiz kere tren kaçırıldığına göre de bunun olma olasılığı yüzde 0.003, yani 30,000 de bir." Crowe elini yumruk yaptı. "Caine’in işi bu. O trende." "Birlikleri çağırayım mı?" "Dur," dedi Crowe elini kaldırıp. "Tren kaç dakika sonra Philadelphia'da olacak?" "Dur bakayım." Grimes menülere ve varış saatlerine baktı. "Kırkyedi dakikaları falan var." Gülümsedi. "Aslında biraz hızlı gidiyorlar." "Helikopter var mı?" "Evet," dedi Grimes. "Hazır bekliyor çatıda. Pilotu arayayım mı?" Crowe cevap bile vermeden asansöre doğru koşmaya başladığında, Grimes pilotu araması gerektiğini düşündü. Dört dakika sonra şehrin yüzlerce metre üstünden uçuyordu. Saatte 130 mil hızla gittiklerine göre tren varmadan biraz önce varacaklardı Philadelphia'ya. Hatta, rüzgarın şiddeti artarsa daha erken bile varabilirlerdi. Crowe bir düğmeye bastı. "Grimes, Philadeiphia'daki tüm ajanları o trene yolla. Hepsinin elinde Caine'in ve Vaner'ın resimleri olsun...." Crowe tüm detaylarıyla planını anlatırken, Grimes dikkatle onu dinledi. David Caine avlanmak ne demekmiş şimdi görecekti.


Caine tam olarak ne zaman uyandığını kestiremedi. Trenden gelen seslerle sanki bir döngüdeydi ve sanki bunları daha önce de yaşamıştı. Pamukların arasındaymış gibi hissederken bilincini kazanmaya çalışarak, gözlerini açmadan esnedi. Sonra birden her şeyi gördü. Tommy'ye olanlar hakkında suçluluk hissediyordu... Tommy ölmemeliydi. Bu Caine’in suçuydu. Eğer podvaal'dan uzak dursaydı bunların hiçbiriHayır, bu olanların hiçbiri gerçek değildi. Patlama, kadın, o aptalca telefon görüşmesi, hiçbiri gerçek değildi. İlerlemek zorundaydı. Eğer bu rüya alemindeki haliyle Jasper'a ulaşabilirse, o zaman her şey yoluna girecekti. Nava'ya baktı. Başka bir hayatı yaşıyor olsaydı, böyle muhteşem bir kadınla kaçmak en büyük hayali bile olabilirdi. Ama bu hayatta -bu rüyada- günlük sorunlardan kaçmıyorlardı, katillerden kaçıyorlardı. "Yolcuların dikkatine. Beş dakika içinde Philadelphia garına varacağız. Bu değişlikten dolayı yine özür dileriz. Anlayışınız için teşekkür ederiz." Caine bir an için sanki bunları daha önce yaşamış gibi hissetti kendini. Restoran vagonuna gitmesi gerektiğini anladı. Fazla zamanı yoktu.

Saklı Kütüphane

148

www.e-kitap.us

Bir şekilde treni Philadelphia'ya getirmeyi başarmıştı değil mi? Ama adamı. bu yeteneklerini. Caine’i kullanabilirdi. Birden helikopter sanki olduğu Saklı Kütüphane 149 www. "Trende olduğumuzu biliyorlar mı?" "Evet. koltuğuna yaslandı. Askerler çarpışmaya girmeden bunu gözlerinde canlandırırlar. "Caine. Bir yerde bana güvenmeye başlaman gerek. onu sürükleyerek yemekli vagona götürüyordu ve acele etmeleri gerektiğini söylüyordu. Kumanda ondaydı yani. kullanmak konusunda zorlarsa bunun kötü sonuçları olabileceğini düşündü.e-kitap." dedi kekeleyerek. Birden bir ses duydu ve beş tüylü hayvanın ona doğru geldiğini gördü.. Crowe. Oraya vardıklarında da on paket cips aldı. ama sonra başını salladı." "Nava bence böyle olmuyor. dene. ama bugün riskli birçok işe kalkışmıştı. FBI ekibini dinledi kulaklıktan. Emniyet kemerine yapışıp. bu vagonla diğerini ayıran metal platformda durduğunda yerdeki küçük deliklerden rayları görebiliyordu. değil mi? Haydi dene. Yolcuların dikkatine. Başının üstündeki dev metal kuşu gördüğünde artık iş işten geçmişti. ama bunu düşünecek vakti yoktu Crowe'un.us . ▲ Zaman daralıyordu. bu. bu riski göze almaya karar verdi. "Emin değilim. Bir anda derin bir uykudan uyanıp. Vagonları ayıran sürgülü kapıyı çekip açan Caine. FBI'ı UGA adına nasıl çalıştırıyordu ki? Crowe UGA'nın adamı olduğu için o bu timin başındaydı. trenden kazasız belasız kaçtığımızı görmeye çalışmanı istiyorum. Dönüp Caine’in zümrüt yeşili gözlerinin içine baktı. Burada inecek yolculara Amtrak'i seçtikleri için teşekkür ederiz. En iyi sporcular koşmadan önce bunu gözlerinde canlandırırlar. siyah gri bir güvercin karanlık gökyüzünden yere yaklaştı. "Galiba delirdim." "Ama emin değilsin. Bu güzel şehirde hoş vakit geçirmenizi dileriz." Caine sanki Nava'ya karşı çıkmak istiyormuş gibi baktı. sanki çok uzaklara bakıyormuş gibi bakan Caine. Sürünün geri kalanı gelmeden karnını doyurması gerekiyordu. "Haklısın. Forsythe'ın bu kadar çabuk nasıl yardım bulduğunu bilemiyordu.. Hiç tereddüt etmeden havalandı. Tren doksan saniye sonra gara girecekti.. Daha kadın bir şey diyemeden vagonunun sonuna doğru ilerlerken bunları dişleriyle açmaya başladı. Bir tuzağa düşebileceklerini düşününce. Lütfen David. Yerde duran cipsleri gagalamaya başladı. "Çıldırdın mı?" diye sordu Nava. Philadelphia Garı'na giriyoruz. Bürodakiler Crowe'un bu işin başında olduğunu öğrendikleri anda biri işinden olacaktı herhalde. "Evet Nava. Caine orada durup cipsleri boşluklardan boşaltmaya başladı. zamanında orada olup ekibi yönetecekti." "Niye böyle bir şey yaptın ki?" diye ısrarla sordu Nava.Nava. Ayrıca.' ▲ Dev metal canavar uzaklaşırken. Nava bir anda buz kesti. O da. son torbayı da boşalttıktan sonra onu da diğerleri gibi yere attı." dedi Caine başını sallayarak." dedi Caine." Anons duyulmadan gözlerini kapadı. biliyorlar herhalde. Caine’in aklını kaçırdığını düşünmeye başladı. Helikopter inerken yağmur yağmaya başlayınca midesi ağzına geldi.. Bu normal bir operasyon olsaydı yedek planlarını düşünürdü.

Caine hızlıca gözlerini kırpıştırarak şimdiki zamana döndü. Evet. ama başka şansı da yoktu. sanki. "Güvenli bir şekilde yere indir. Ama ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Caine bir arabadaydı. o yüzden de ona güvenmek zorundaydı. raylardaki tekerlerin sesi. rotasını düzeltmeye çalışıyordu. istediklerini gerçekleştirmek için uğraştı. Bunun mümkün olduğunu biliyordu. Pilot cevap vermedi. Nasıl olduğunu bilmiyordu ama. O anı yaşıyordu. Caine gelecekteki kendisinin aklını okumaya çalıştı. Çabaladı. Jasper'a ulaşmak istiyorsa Nava'ya ihtiyacı vardı Caine'in. dileyecekti. kontrol altında tutabilecekleri bir yerde ele geçirmek isteyeceklerdir. büyük. odaklanacaktı. yeterince isterse. avcı değil de av olabileceğini düşündü. Sanki bir rüyadan uyanmış gibiydi. Tren tünele girince Caine birden çevresinde olup bitene çok dikkat etti: Frenlerin sesi.e-kitap. "Bizi. onu yap.us . Aralarında tandık biri de vardı.Ne oldu? Bayıldım mı?" Caine başka sorular da sormak isterken o sırada kapılar açıldı. hayatında şimdiye kadar yaşamadığı kadar derin bir şekilde yaşıyordu o anı. Crowe tesadüflere inanmazdı. Galiba bunu birkaç kere sormuştu ona Nava. Oyuncunun ısınmasını seyrederken onun için tezahürat ederdi. "David! David!" Nava adamın gözlerinin önünde parmaklarını şaklattı. Bunu görmeye çalıştı. yeni bir geleceğe uzanan görüntü yok oldu. Elinde birasıyla televizyona bakardı ve içten içe oyuncunun o atışı yapabilmesini dilerdi. Bu sahneyi sürekli görüp durdu. bir şeyi değiştirebilecekmiş gibi hissederdi.yerde durdu. Bunları düşünmemeye çalışıp. Nava ile peşlerindekileri geride bırakmalı. "Galiba bir kuş pervanelere çarptı!" Birkaç düğmeye basınca helikopter yine alçalmaya başladıysa da bu sefer daha yavaş gidiyordu. "Ne oldu?" diye sordu Crowe helikopterin pervanelerinden gelen sesi bastırmak için bağırarak. Hazır mısın?" "Bundan daha hazır olamam zaten. bunu David Caine yapmıştı. Düşünmek zorundaydı. Eğer bir şeyden şüphelendiğimizi anlamazlarsa peronda güvende oluruz. Ama sanki bir yandan da kendini dışarıdan seyrediyormuş gibiydi. O zaman başkalarına bir zarar gelme olasılığı azalır çünkü. bir cevap alamadı. Bir an için her şey apaçık oradaydı. Nava ona doğru eğilip fısıldayarak konuştu. hayatında ilk defa. çünkü helikopteri kontrol etmeye. Gözlerini kapayıp nasıl kaçabileceklerini görmeye çalıştı. Bunların olduğunu hissetti. hafızasına ulaşıp nasıl yaptığını sormak istediyse de. Birden Caine Philadelphia’ya gelmenin pek de iyi bir fikir olmadığını düşünmeye başladı. OAn'ı geçmiş olarak görüyordu.. "Evet." dedi Crowe helikopter ileri geri sendelerken mikrofona doğru bağırarak "Bu daha önce oldu mu hiç?" "Hiç olmadı efendim!" dedi pilot helikopter yere yaklaşırken. Birkaç saniye içinde gördüklerini hatırlamıyordu artık. Nava direksiyondaydı. Ben ne yaparsam. Şimdi'ye döndü. tamam mı? Trenden indiğimizde etrafına bakınırken tedirgin olduğunu belli etme. "İyi misin?" diye sordu parmaklarıyla adamın koluna yapışan Nava. dilemekten öte isterdi. diledi. yeterince kendini sıkarsa. sonra da sola doğru çekerek yine yükselmeye başladı.. Zihnindeki. sonra da çok uzaktı. gara girerken trenin yanıp sönen ışıkları. siyah bir arabada. yok olmalılardı. Nava Caine’in elini tuttu ve trenden inerken sıktı. "Kontrol etmekte zorluk çekiyorum efendim! Park yerine inmek zorundayım!" Helikopter yine titrer gibi oldu ve pilot müdahale edene kadar sanki bir hava boşluğuna düştü." Caine bu sözleri daha önce de söylemişti ama şimdi anlıyordu ne anlama geldiğini bu deyişin: Buna hazırlıklı değildi. Sanki televizyonda beyzbol maçı seyrediyormuş gibi hissetti kendini. şimdi bunu olası yapmalıydı. Saklı Kütüphane 150 www. Crowe. uzaklaşıyordu.

Direksiyonun arkasına geçtiğinde saçlarını geriye taradı elleriyle. En yakındaki araç olan siyah Honda Civic'e doğru koşup. her şey halledilmiş olacaktı. Birlikte olduklarını düşünse de. Bir de tünelin çıkışına kadar giden tren rayları vardı. heyecanla elini kolunu sallayan bir gence çarpıyordu az kalsın." diye tekrarladı tim lideri. "Durum nedir?" dedi ters bir sesle kulaklığına bağlı olan mikrofona doğru. Diğer seçenek ise yürüyen merdivenlerden çıkmaktı ki bu da en az ilki kadar tehlikeliydi. O zaman onları hedef alanları görmek daha kolay olacaktı. Belli kişileri hemen eledi. Nava kalabalık perona baktı. Ama bundan nefret etse de. gözlerini sildi ve direksiyonun altına uzandı. "Gerekirse. çocuklar. Birkaç genç onu süzüyordu." Kahretsin. Kadını canlı ele geçirmek isteseler de. Yine rayları takip edip buradan çıkmayı düşündü. ama kendi yalanına kendisi de inanmadı. Buradan çıkmayı da düşündü. şanslarının yaver gitmeyeceğini biliyordu. verdiği emri düşünmemeye çalışarak. "Tim bir başla. ▲ Bir keskin nişancının onları vurması olasılığı azdı. Herhalde bu aracın sahibiydi. Eğer yukarıda ajanlar onları bekliyorlarsa. Şansları yaver giderse. Nava. Caine'e zarar vermeden onu ele geçirmek daha önemliydi. ama bunun dışında yerin altında olmanın başka bir artısı yoktu. Yalnız mı?" "Hayır. elini uzatınca da dağıldı. operasyona odaklandı. Vurduğu yerde ağ gibi parçalanan cam.▲ Helikopter tren garından bir mil kadar ötede bir bankanın park yerine indi. Gelirken. raylara atlayıp kaçmak istedi. Kadın çok tehlikeliydi.us . Ama karşılarına aldıkları adam Caine olunca." Crowe neler olacağını düşünürken bir kırmızı ışıktan geçti. Philadelphia'daki ekibe Vaner hakkında bilgi vermişti. Peronunun iki ucundaki merdivenlerin sonundaki kapılar dışında bir çıkış yoktu." "Anlaşıldı. Yerin yüz metre kadar altındaydılar. Nava üç çocuklu aile yanlarına gelinceye kadar yavaşladı. "Vaner'ı durdurmak için vurun. uzakta.anneler." Crowe. Caine’in kolunu sıkınca o da yavaşladı." dedi ekip lideri. Omzunun üstünden baktı ve ikiz kızlarına göz kulak olmaya çalışırken bir yandan da bebek arabasıyla uğraşan bir kadını gördü. ama kendilerini açıkta bırakmış olacaklardı. Crowe bir sonraki emrini verdiğinde bunun önemli olmadığına inandırmaya çalıştı kendini." "İkinci tim?" "İki yerinde efendim. İkinci denemesinde motoru çalıştırıp hızla park yerinden çıkarken. İndiği anda helikopterden çıkıp. tünelin dibinde. "Birinci tim yerinde mi?" "Olumlu. ama ajanlar iyiyse zaten böyle olması gerekiyordu. Mükemmel bir kalkandı bu aile. Yine kalabalığa bakıyordu bir şeyler yakalamak için. adam döver gibi yağdığı için anında sırılsıklam oldu Crowe." "Tim bir başlıyor. daha Crowe istasyona varmadan. Burada olanların yüzde kırkını eleyebiliyordu sadece ve bu yeterli değildi.-bunu kesinkes bilmek ayrı bir dertti. Biraz sert bir iniş yaptılarsa da." dedi Crowe. Yağmur. yağan yağmurun altına attı kendini. yaşlılar. o zaman kurbanlık koyun gibi düşeceklerdi ellerine. Vaner'ı indirmeye yeşil ışık yakıldı. Nava birden Caine’in koluna yapışıp. "Hedefi saptadık. tabancasının kabzasıyla arka camlardan birini kırdı. ama daha Saklı Kütüphane 151 www. Kimse özellikle onlarla ilgilenmiyormuş gibi bakmıyordu. gün ışığını görebiliyordu. yürüyen merdivenlerde kalabalığa karışmanın daha akıllıca olduğunu biliyordu. bu Crowe'un umurunda değildi.e-kitap. kadın ne de olsa bir haindi. yanında Vaner var. helikopterden.

Bir metre kalmıştı sonra birden kadın ajanın yanında buldu kendini. Caine onu itmek üzereyken kadının tabancasının namlusunu göbeğinde hissetti. onlara doğru geliyordu. Biraz ilerideki yapılı bir kadın ajana benziyordu ama eli kolu alışveriş torbası doluydu. Yürüyen merdivenler üç metre ilerdeydi. gazete okuyan kadın. bıyıklı herif. Kadın sağa doğru dönüp çarpışmaya hazırlanır gibi ayaklarını yere sıkıca bastı. her zamanki gibi. Kadın flört eder gibi baktı ona. Duraksadı. Ama Nava kadının koltuğunun altındaki kabartıyı görmüştü o daha gazeteyi kaldırmadan. Caine birkaç saniye sonra ajanın önünden geçecekti. Sonra da kadının elinde parlayan bir şey gördü. "Eğer böyle bir şey Saklı Kütüphane 152 www. Başka bir zaman olsa. Sol tarafı kapayınca sağa yöneldi. Adam şimdi de Nava'nın omzunun üstünden bir yerlere bakıyor gibi yapıyordu. yani Nava'yı her an harcayabilirlerdi. Sonra kadının elindekinin Nava'nın New York'ta kullandığı türden bir şırınga olduğunu anladı. Eski bir kot ve kazak giymişti adam. Yavaşladı ve üç çocuklu anneye iyice yanaşarak çocukları Caine ve bıyıklı arasında tutmaya özen gösterdi. Nava derin bir nefes aldı. düzgün giyimli Jasper'ın deyimiyle. Nava döndüğünde bıyıklının hareket ettiğini gördü. Parfüm kokuyordu. Çok yeni olan ayakkabılarını görünce hemen anladı hata yapmadığını Nava. ama Nava eğer kadının ajan olduğunu söylüyorsa öyle olduğuna emindi. ama kımıldarsan ateş ederim. sonra da birden sakinleşti. İlerlerken kalabalıktan ayrılmadıkları için kadın ajanın kucağına düşeceklerdi. Ve galiba bunu göze alacaklardı. Çok kontrollüydü. pek profesyonellere benzemiyorlardı. Saat iki yönünde. omzunu kadının çenesine çarptırdı. Birden ajan bunu Caine’e doğru uzattı. Yavaşlamak istediyse de kalabalık buna izin vermiyordu. Caine gülümserken bir an için aranan bir adam olduğunu unuttu. Düşerken döndüğü için yerde yüz yüze yatıyorlardı. sarışın. Elbiseler adama uymuyordu. "Saat yedi yönünde. bu işe yaramadı. "Seni öldürmek istemiyorum. bu tertemiz. Bir an için ayakta kalmaya çalıştıysa da. İleri doğru atılıp. İğne derisine giriyor ve_ (döngü) Kadın şırıngayı sokmak için uzanıyor.çok beğeniyor gibi bakıyorlardı. Eğer ajanlar peronda onları yakalamaya kalkacaklarsa bu son şansları olacaktı. Paniklemesi için bir neden yoktu. ▲ Caine takım elbiseli kadını garipsemedi. Nava'nın yanından ayrılmadı yürüyen merdivenlere giderken. Kadın geri devrilirken Caine'i de kendiyle birlikte yere çekti. onu çekip dengesini bozdu. ama Nava artık onu gördüğü için kendilerini izlediğini anlayabiliyordu. Caine’e doğru eğilip. Çok az kalmıştı. Birden canı acıyor ve(döngü) yaralı bacağını iğneye doğru uzatıyor veŞırınga dizinin üzerindeki tahta parçasına saplandı. Adamın takım elbiseli genç bir kadına baktığını gördü.us . O kadar yakınındaydı ki koyu gözlüklerinin arkasından kadına bakmadan edemedi. Kadın iyiydi. Bu büyük bir gümüş kalem gibiydi. Caine büyülenmiş gibi seyretti kadını.e-kitap. Saçı düzgün kesimliydi ve bıyığı da düzgündü. bu yüzden de düşerken kadını da indirmeye çalıştı. ama başaramıyor Caine. bıyıklıya baktı. Nava tam peşindekilerden kurtulduklarını düşünmeye başlamıştı ki adamı gördü. kadının kolunu tutmaya çalışıyor. Bir tek Caine'i istediklerini biliyordu. Tehlikeli gibi değildi. İğne kırılınca kadın Caine'in koluna yapışıp." Caine başını sallayıp önüne bakmaya devam etti. Gözünün ucuyla onlara bakıyordu. ya ölecekti." dedi kadın. birkaç saniye başını kaldırdıktan sonra gazetesini okumaya döndü. 'profesyonel iş kadını ve yatak fantezisi karışımı' pilice asılabilirdi. ya yaşayacaktı.

us ." Caine ona inanıyordu. Saklı Kütüphane 153 www. Bir kadın bağırdı ve kalabalık amaçsızca yürüyen bir sürüyken birden korkak hayvanlar gibi kaçışmaya başladı.e-kitap. İnanılmaz bir acıyla titredi. Bir el ateş edildiğini duydu.olursa da o zaman zaten ölmek istersin inan bana. Biri Caine'in yaralı bacağına bastı.

çevresindekiler kapıya doğru giderken iyice hızlandılar. ama baygın bedenleri kalabalıkta sürüklendi. adamın bileğini kırıp. diğer yolcuları kenara iterken bir eliyle de tabancasına uzandı.23 Nava. Silahını uzatınca. Tetiği çekmekte bir an bile tereddüt etmedi. herkes yürüyen merdivenlerin üstündeki kapılara ulaşmak için atılıyordu. bağırdı. Nava duraksamadan başka saldırgan olup olmadığını anlamak için çevresine baktı ama başka birini göremedi. kadın ajanın Caine’in üzerine atılışını gördüğünde onu öldürmeyeceğini biliyordu.e-kitap. Nava duraksamadı. Birden kafasına bir kalas yemiş gibi oldu. yere kapaklanacaklardı. Bıyıklı birinin karnına dirsek attı ve diğerinin burnunu kırmak için suratına bir yumruk savurdu. o da binlerce kez aynı duyguyu hissetmişti. Nava bir yılan gibi atıldı inleyen adamın yaralı eline doğru. ▲ Caine ateş edildiğini duyduğu anda dünya durdu. Adam ensesine doğru hamle yaparken Nava yumruğuna doğru dönüp. Bıyıklı tetiği çekti.us . Bunları da KGB'nln en iyi adamlarından aldığı eğitim sayesinde pekiştirmişti. Adam çok şaşırarak tabancasının takıldığını anladığında artık çok geçti. Göbeğine silah dayayan kadın ajanla yerde yatan Caine'i gördü. Ajanın yüzü eriyor gibi. kırık parmaklarını ezdi. Herkes öne geçmeye çalışıyordu. Adam karşılık veremeden diğer elinden aldığı tabancayla da burnuna vurdu. Eli çevirip. Silah ateş almadı. Bir iki saniye ajanın kollarını tutabildiler. bilinçsizce hareket etmeye başladı. Nava hiç duraksamadan ajana doğru gitti. bu da insan bedenindeki en sert kemikti. Eğer gençlerin düşebilecekleri bir yer olsaydı. Kalabalık anında korkuyla bağırarak. Böyle yapacağını gözünün ucuyla gören Nava aslında mantığa aykırı olan bir şey yapabildi. ama çıkan sesten adamın elinin de çok acıdığını biliyordu. Federal ajanım ben!" diye emir verdi. Nava adamı durdurmazsa o durmayacaktı. Her şehirli günün birinde bu cümleyi duyacağı korkusuyla yaşardı Amerika'da. Adam ileri atıldı. O da bunu yapacağını bilerek sol eliyle Nava'nın çenesine bir yumruk indirdi. Nava durumu değerlendirdi. gün ışığına çıkmaya çalıştı. herkes ondan kaçınıyordu Nava hareket ettikçe. "Yere yat. alçaktan saldırdı adama. Nava bunu gördü ama dişlerini sıkıp yoluna devam etti. Elinde silah olduğu için çevresindekiler dağılıyordu. düşüp çimento zemine kapaklandığında. Nava artık mantığına değil de içgüdülerine güveniyordu. Hızla. adamın elindeki silaha işaret edip. Bazıları da raylara atlayıp. Adam geldiğini görünce onunla karşılaşmaya hazırlandı. Adamın yumruğu başının üstüne denk geldi. bayılmıştı. ama eğitimli bir ajanla başa çıkamazlardı. Ajan. o da duraksamayacağını biliyordu herhalde ama yine de uyarıda bulunmuştu. Nava kendisini öldürmek isteyen bıyıklıya odaklandı. Nava. çünkü Nava adamın üstündeydi. Sanki eskiden yüzünün olduğu Saklı Kütüphane 154 www. "TABANCASI VAR!!!!!!" Bunu iki kez söylemesi gerekmedi. Nava adamın gözlerindeki bakışı tanıdı. sıktı. Anında Caine’in üstü başı kan oluyor. başını eğdi. çünkü atletik yapılı gençler kahramanlık taslayıp bıyıklının üstüne atılmaya karar verdiler. Adamın silahı tutan elini kavrayıp tavana doğrulttu. Şansı yaver gitti Nava'nın.

yerde bir boşluk var artık. Caine’in üstüne kadının dişleri yağıyor. Bir tek yürüyen merdivenler kalıyordu. ya da bilinçsizlerdi. Vaner'ın o peronda kalıp da diğer ajanların pozisyonunu belirleyip çevresini sarmasına izin verecek hali yoktu. Saniyeler içinde çılgın kalabalıkla birlikte tünelin sonundaki ışığa doğru gidiyorlardı. "Sıkı tutun!" Caine daha ne olduğunu anlayamadan Nava onu kaldırıp omzuna almıştı ve raylara atlamıştı. hem de çıkışları tutamayız!" "Şu anda bir boku tutuğunuz yok zaten! Yürüyen merdivenlerde iki kişi bırakın. cevap ver lanet olası. Dehşet içinde bakarken de zaman iyice yavaşlıyor. Nava ajanın tabancasını atıp adamın koluna uzandı. Genelde sağ gözünden. Caine kadının boynuna girişini görüyor kurşunun. "fazla zamanımız yok.3 derece değişince duvara saplandı. Tüm gücüyle kadının kolunu yukarı doğru itiyor veKadının bileğini delip geçerken merminin açısı 12. altında da kanlı gri bir omlet Bedenindeki her kas gevşiyor. Komuta ondaydı. Caine daha bir şey yapamadan bir gölge uzanıp kadının başını yere vurunca ajan bayıldı. Böyle bir şeyin olmuş olabileceğini düşününce adamın midesi bulandı.us .kurşun beynine isabet ettiğinde de başa dönüyor. Sonunda Caine ne yapması gerektiğini anladığında görüntü değişiyor." "İmkansız efendim. Emir vermek zorundaydı. Bir BMW'nun yanından geçerken arabayı sıyırdı. İnsanlar var yürüyen merdivenlerde. ama bazen de çenesinden giriyor. bunu göze alacağını hiç sanmıyordu. ▲ "Ateş açıldı.. kalabalığa karışma şansı olsa bile. Onlar çıkmadan inemiyoruz. Crowe garı düşündü. Zapruder'in Kennedy suikastı hakkında çevirdiği film gibi sürekli ölüp duruyor. Galiba hedef hâlâ peronda. Vaner'ın. Crowe'un emrindeki bir ekipte kimse ölmemişti bu güne kadar. kurşun boynunu delip geçiyor. Perondaki iki ajana da ulaşamıyoruz. "Tünel! Rayları takip edip kaçacaklar!" diye bağırdı bir kırmızı ışığı daha ihlal ederken. Caine'i tek bir hamlede ayaklarının üzerinde durdurdu." "İnin perona.. tabancası aralarına düşüyor ve(döngü) Kadın hayatta. Durup düşünmek istiyordu." Eğer iki ajandan da haber alınamıyorsa ya ölmüşlerdi. ama bu deneyimler çok hızlı geçip gidiyor. Tekrar ediyorum.e-kitap. O zaman tek kaçış. Ateş açıldı diye bağırdığını duyuyordu birinin Crowe kulaklığından "Neler oldu? Ölen oldu mu?" Daha yarım mil vardı gara ve operasyon başarısızlığa sürükleniyordu. şah damarından fıskiyeden fışkırırcasına kan fışkırıyor ve(döngü) Kadın üst üste defalarca ölüyor. "Gidelim. ama tereddüt ederse başka insanların da hayatlarını kaybedeceğini biliyordu." dedi Nava Caine’i çekerek ayağa kaldırıp. Rayların üzerine sert bir şekilde düşmelerine rağmen Nava dengesini kaybetmedi. Birkaç defa da kurşun kendi kafatasına girerken acıyı hissediyor." Peron neredeyse boşaldığından açıktaydılar. Diğer herkes Saklı Kütüphane 155 www." "Efendim. Bazıları da yaralı. "Birinci tim. İnsanların bir kısmı raylara atlayıp gün ışığına doğru koşmaya başlamışlardı. "İki çıkışı da kapayın!" "Hem tüneli. Asansörü devre dışı bırakıp merdivenleri de kapamışlardı.

sadece düşmemeye çalışıyordu. Birkaç kavgacı tip şakır şakır yağmurun altında alıkonmaya itiraz ettiyse de. ama o da tabancasını çekip adamın göbeğine tutmuştu. Caine ve Nava geride kaldılar. Siyah saçlı adama yaklaşırken gülümsedi. Daha günün ortası olmasına rağmen gökyüzü pek de iç açıcı değildi ve hava kararıyordu. Nava'nın bunca insanın arasında ateş etmesine izin vermekten iyi olacaktı sonuçları. Caine." dedi Caine. çamurlu zeminle rayların ortasında dikkatle ilerlemek zorundaydılar. "bir tabancaya ihtiyacım var. Hemen!" "Anlaşıldı!" "Ayrıca. Nava’ya işaret etti. "Yavaşça." dedi Caine. Caine bu yaratıkları düşünmedi bile.e-kitap. Tünelin çıkışına yaklaştıklarında Nava ve Caine durdular. ama ya yanılıyorsa? Kadını durdurması gerekiyordu. Gördüğünüz yerde öldürün. kadının eli cebindeydi. Otuz kişi de tünelin girişinde durup." Görevli onları üç ayrı sıraya soktu." dedi Crowe ne söyleyeceğini düşünerek. Bunun gerçek olmadığını biliyordu. Caine peşlerinden gitti. Sadece kimliklerinize bakmamız gerekiyor." ▲ Kalabalığın arka tarafındaydılar. Dışarı çıktıklarında daha da yavaşlamak zorunda kaldılar. Dehşet içinde Nava'ya döndü yardım istemek İçin." "İlk önce. hedefe doğru gitti. Nava’ya baktı. yağmurdan korunmaya çalışıyordu. o da başını sallayıp." dedi Caine. O anda Caine adamı gördü. Adam da ona gülümserken Nava'nın göğüslerine yapışan siyah dar tişörtüne baktı. "Lütfen sessiz olun. "Vaner'ı indirin. Bazıları düştükleri yerde kaldı. Caine doğru şeyi yaptığına inanmak istiyordu. Kaosta kimse onlara bakmamıştı bile. Nava saçını açıp ıslak saçlarını yüzüne doğru indirdi. diğerinde de ceketinin altına sakladığı tabancası vardı. "Bizimle gel. Mükemmeldi. gözlerini kapadı. Ne yapması gerektiğini anladı ansızın. Karanlık tünele geldiklerinde yaklaştılar birbirlerine. Saklı Kütüphane 156 www. "Bana cüzdanını ver. birden kalabalık durdu. "Her şey yoluna girecek. Diğerleri de kalkıp çamurun içinde zombiler gibi ilerlemeye çalıştılar. Hiçbir şekilde işinizi şansa bırakmayın. kollarıyla başlarını koruyor. "Başka birini daha vurmadan." dedi Nava. Çevreye baktı Nava. ağlayarak yardım istiyorlardı. Caine böğrüne namluyu dayayınca adam birden ciddileşti. İki tarafta da yükselti olduğundan.us ." dedi Nava. Caine. Birden aklını toparlayıp. bir eliyle adamın kolunu tutuyordu. bu bir rüyaydı. ama yine de perondakilerin onu teşhis edebilmesini istemiyordu." dedi elindeki megafona bağırarak konuşan bir polis memuru. "dinliyorum." Nava adamın yanında yürüdü. Nava ve Caine yüzlerine baka baka yolcuların arasından geçtiler.raylara insin. "Bir planım var" "Otuz saniyen var. Ne yaparsa yapsın.. Kimlikleri kontrol edildikten sonra yolcuları çamurlu hendekten çıkaracaklardı. Islanmış ceketi eline yapıştığından kadının cebindeki tabancayı tuttuğunu gördü. ama yağmur tüm şiddetiyle devam ettiğinden göz gözü görmüyordu neredeyse." ▲ Kalabalıkla birlikte hareket etmeye çalışırken önlerindeki birkaç fare de kaçışıyordu. Birkaç kişi kayıp düştü. Önlerine bir polis barikatı çıkınca. ama çevrelerinde en az elli kişi vardı. insanların çoğu neye uğradıklarını şaşırdıklarından yalnızca ne deniyorsa onu yapıyorlardı. oturun ve dinleyin.

" Caine duraksayıp Rick'in gözlerine baktı." Duraksayıp Rick'in ehliyetine baktı." dedi Caine. "Cüzdan dedik. Saklı Kütüphane 157 www.us . "Şimdi bana elini ver. "İnanmıyorum buna! İlk önce biri çıldırıp ateş ediyor.e-kitap. çünkü sürekli yerinde kıpırdanıyordu. Rick sıraya. Caine en kısa sırayı işaret etti. Buna inanıyor musun?" Rick yavaşça başını sallarken dudakları titriyordu."Beni soyuyor musunuz?" dedi adam şaşkınlıkla. "Ne istiyorsunuz benden?" diye sordu yalvarır gibi Rick. çünkü korkutmak istedikleri bu adamın ödünü patlatmadan bu işi yapabileceğini biliyordu." Caine ona baktı. Eve girin. çünkü ajanların bir nebze aklı varsa bunu fark edip nereye baktığını göreceklerdi ve işte o zaman işleri bitecekti. oğlunun ve karısının güvende olduğunu söylemek istedi. zavallı adamın kalbine indirdim." Rick denedi ama elleri o kadar titriyordu ki ancak üç denemeden sonra cebini tutturdu. Nava bundan çok korktu. "Sana söylediklerimi yaparsan ailen güvende olacaktır. Anladın mı?" Rick bir daha başını salladı. ama artık bu gerçek gibi olan yanılsaması devam ettikçe beyni de ayak uyduruyordu olanlara sanki. Eğitimli bir insanın gözüyle adamın dehşete düştüğü belliydi. Birden Caine söylediği her şey geri almak istedi. "Hiç fena değildin. ama Rick. Rick sanki elinde patlamaya hazır bir bomba varmış gibi bakıyordu tabancaya. ailesinin rehine alındığını ve tehlikede olduğunu düşündüğü sürece. ben değil. "Peki Rick. ama artık çok geçti. Nava silahını indirince adam ölümüne gider gibi yürümeye başladı. Rick'in beş metre arkasında beklediler sırada. Birkaç saniye sonra da konuştu. Yüzünde garip bir ifade vardı: Çaresizlik ve delirmiş gibi bir çılgınlık." Ama bu sözleri söylerken bile Caine kendi ikiyüzlülüğünün farkına vardı. ne demezsin. Adamın alenen korkması Nava'yı endişelendirmedi." Adam ceketinin cebine uzandı ve siyah bir Gucci cüzdan çıkarıp Caine’e verdi. Rich mi?" "Rick. Rick mi derler sana. titreyen avucunu uzatınca Caine ona bir tabanca verdi. "Her zaman seçeneklerin ve seçim hakkın vardır. Eğer bir saat içinde benden haber almazsanız. On dakika geçti. Rick. Bunları düşünmemeye çalıştı Caine Rick’e dönüp planını anlatırken. "Bunu cebine koy. "Tamam. Bir bebek ve sarışın bir kadın olacak orada. adama evinde kimsenin olmadığını. sanki insanlığını yitirmiş gibiydi. sonra da Nava'ya baktı. Caine kimliğini çıkardı." "Başka seçeneğin yoktu ki." dedi emir verir gibi. tamam. sonra da kapkaççıların eline düşüyorum. "Benim. istedikleri her şeyi yapacaktı. Buna pek inanmış gibi değildi. Bir çizgiyi aşmak üzere olduğunun o da farkındaydı. Caine kendinden nefret etti. Adam duyamayacak kadar uzaklaştığında Nava Caine’e hayranlıkla baktı. öldürün onları. "Sana anlatayım ne istediğimizi." dedi kızgın bir ifadeyle adam. Bunların hiçbirinin gerçek olmadığını söyleyerek kendini avutmak zorundaydı. "Richard Burrows. Caine’e öldürecekmiş gibi bakarak başını salladı. Rick. o zaman onların ölümlerinden sen sorumlu olursun. "Ailene zarar vermek istemiyoruz. Nava cevap veremeden Caine işi ele aldı. "400 Pine Sokağı'na gidin." Nava adamın kasığına dayadı tabancayı. Rick karşı çıktı. Nava'nın gördüğü kadarıyla bu Rick'in hayatının en uzun on dakikasıydı. bu da sorun değildi." Nava telefonu kaparken Caine adamın tepkisini seyretti. Ama Caine bir yandan da adamın yenilgiyi kabul ettiğini gördü. Onları alın. sanki içi içine sığmıyordu. Nava cep telefonunu açıp bir numara çevirdi." "Yaa. "Ama eğer dediklerimi yapmazsan." dedi Caine. Nava'yı korkutan otuz saniyede bir Rick'in dönüp onlara yalvarırcasına bakmasıydı. ama Caine ona söyleneni yaparsa her şeyin yoluna gireceğini söyledi yine. Bu ailenin resmi mi?" diye sordu Caine kucağında bir bebeği tutan sarışın bir kadının resmini göstererek.

ellerini başının arkasına koy. "Dizlerinin üzerine çök. HEMEN DEDİM!" Caine donup kalmıştı. Yağmurdan dolayı sesinin duyulmadığının farkındaydı. Sands bunu düşünüp gülümsedi. Sands'in çok iyi bildiği bir şey vardı: Saklayacak bir şey olmayan insan rahatmış gibi görünmeye çalışmazdı. Yüzünü Caine’in fotoğrafıyla karşılaştırıyordu.. Zaten başka her şeyi tıpatıp eşkâle uyuyordu. Çok benzemiyordu. Crowe'un da canı cehenneme. kalçasına koyarak ellerini. Caine kan kustu.. özellikle de yağmurun altında yürürken. Sands. Gerçi adamın eşkâli tam olarak Caine’inkine uymuyordu. Sands." Sands. hem de Kelleher'ın hastanelik oldukları haberini almışlardı.. ama bu adam yavaş ilerliyordu ve sanki mayına basmaktan çekiniyormuş gibi yere bakıyordu yürürken. Üstünü arayıp Hauser ve Kelleher'ı vurmak için kullandığı tabancayı buldu.us . Caine’i yakaladığında. Caine’in midesine olanca gücüyle öyle bir tekme savurdu ki ayağı adamın midesini deşecekti neredeyse. bu Caine’di. İçinden bir ses bu plana güveniyordu." derken ajan Sands dikkatliydi.. "Bu Kelleher içindi aşağılık pislik. New York New York'tan bindim. Adam omzunun üstünden geriye doğru bakıyordu.. kilosu. adamdan gözlerini ayırmadı. yerde yatan adamın saçına yapıştı ve çamurlu yüzünü kendine doğru çevirdi. ceplerine. burnu daha kalındı ve gözleri de kahverengiydi. Kıpırdanıp duruyor. AŞAĞILIK HERİF. eğilip. Herkes yağan yağmurdan kaçınmak için koşarak gelmişti. ve buna inanmaya da başlamıştı." diye kekeleyen adam ayaklarına "Kimliğinizi görebilir miyim?" Adam tedirgin bir şekilde ceketinin cebine el atınca Sands bir anda gerildi. Kafasını dağıtırım. şey bakıyordu. Zaten başka bir ses de ona Caine ne planlarsa planlasın bunun gerçekleşeceğini söylüyordu. onu teslim etmeden önce adama acı neymiş biraz gösterecekti.. Sands adam kendisine yaklaştıkça irkildi. Saklı Kütüphane 158 www. Hem Hauser'ın. Ama adam ince bir siyah cüzdan çıkardı elleri titreyerek. ama Sands yine de şüphelendi.Bu koşullar altında Caine’in planı en akla yatkınıydı. Boyu. ama sıradaki adam önündeki kadının geçtiğini fark etmemiş olamazdı. yanına. "Nereden geliyorsunuz?" diye sordu Sands gözlerini adamın yüzünden ayırmadan.. Ama polislerinden ne beklenebilirdi ki zaten? Adam yaklaştığında Sands onun çok korktuğunu anladı. ▲ "Sıradaki.. Çevredeki altı polis pek farkına varmadı bunun.e-kitap. Eğer silah çekerse onu vururum. Onları kim alt ettiyse bu işte ustaydı. Caine ve Vaner'ın onlara yaptıklarına inanamıyordu. Sands kendini kavgaya hazırladı.. tabancasını çekti iki eliyle ve namluyu David Caine’in başına dayadı. Yüzü bembeyazdı. "Sıradaki!" diye bağırdı yine. Adı David. Caine’in bu sırada olmasını diledi. HEMEN. ama deneyimle sabit insanlar zaten fotoğraflarına pek benzemezlerdi. "Ben. o zaman onu kendisi tutuklayacaktı. Evet. sanki tedirgin değilmiş gibi görünmeye çalışıyordu. lanet olası pislik. Sands. Sonra Martin Crowe bir anda yanında beliriverip dizine bir şeyle vurunca geri düştü. Tek bir hamlede Sands cüzdanı attı. cüzdanı açıp kimliğindeki ismi okumaya çalışırken. Eğer böyle olursa da belki Caine’in başı birkaç defa kazayla Sands'in yumruğuna çarpardı onu merkeze götürmeden önce.

us .Sands. ama bu kadarı yeterdi. bir bebek gibi ağlamaya başladı. "Öleceksin. elini indirdi." Adam. Caine’in saçına yapışarak gözlerini açtı. İnsanlar yakayı ele verince hiç de cesur olmuyorlardı. "Arkadaşımı vurdun pislik. "Al.e-kitap. Sands herifin kafasını çamura itip ayağa kalktı. bunu bil. gözlerini kapayıp. Sands ilk vurduğunda bir şey dememişti. Sands başını sallayıp. senin olsun Crowe. İleri doğru eğildi. Caine’e olanca gücüyle bir yumruk attı." Saklı Kütüphane 159 www. Sands bir yumruk daha atmak üzereyken güçlü bir el kolunu tuttu." Sands titreyen Caine’in suratına tükürdü. Döndüğünde Crowe ona bakıyordu. Anında düzleşen burnundan kan fışkırdı adamın.

Eğer beni teşhis ederlerse. Jasper'ı arama." dedi polis yokuşu çıkmasına yardım etmek için dirseğini daha da sıkıca tutarak. ama emin adımlarla ilerlediler ve kısa sürede sokaktan on adım ötedeydiler. gözlerini kırpıştırdı sonra da başını salladı. o zaman seni düşünmeden kendimi kurtarmam daha kolay olur. Tek kelime daha etmeden çamurlu yokuştan yukarı çıkmak için arkasını döndü." Caine birkaç saniye sustu. Saklı Kütüphane 160 www." dedi. Caine cevap vermedi.e-kitap. Birden birinin dirseğini tuttuğunu hissedip bakınca yanında üniformalı bir polis olduğunu gördü. Forsythe. hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam etti. Caine topuklarını çamura bastırarak neler olacağını görmek için ilerledi. "Evet lütfen. Karşısındaki adamın üç ajanı alt edecek biri gibi değildi. "Beyefendi. Nava içinden okkalı bir küfür etti. Şehrin en kötü semtine git bir motele yerleş. garip gelen bir şey vardı. Nakit öde. Hâlâ beni arıyorlar." dedi. David Caine’i bulduklarında federal ajanların işin ucunu bırakacaklarını düşünmüştü. O yüzden de. ▲ Caine arkasına bakmadı. Garın zeminine oturtulmuş sandalyede titreyen Caine’e baktı. Yavaş. Bunu yaptıklarında da yanlış adamı yakaladıklarını anlamaları an meselesi. "Vaner nerede?" diye sordu Crowe üçüncü kez. Ancak o zaman dişlerini sıktığını fark edip çenesini oynattı. "Merak etmeyin." dedi Nava." "Göreceğiz bakalım. Ne yazık ki dizinin kırık olması işini kolaylaştırmıyordu. Caine’in 'yok' diyecek hali yoktu. Yarın öğlen Philadelphia Sanat Müzesi'nin lobisinde benimle buluş. ▲ Crowe tüm kelepçeleri kontrol edinceye kadar kendini rahat hissetmedi.24 İki ajan Rick Burrows'u sürükleyerek götürünce Nava bir an için rahatladı. Vaner tehlikeliydi ve yakalanması gerekiyordu. ama bu sefer de kadınlara oldukları yerde kalmalarını söylediler. "Seni yakalarlar. Mümkün olduğunca çabuk buradan çıkmalıydı. ama Crowe arkasına bakmadan gidecek bir adam değildi." "Şimdi beni dinle. "Yakında görüşürüz." Caine itiraz edecekken Nava sözünü kesiti. Eğer 12'yi beş geçe gelmemişsem bil ki artık tek başınasın. Elleri o kadar titriyordu ki. "Sen gitmelisin. yani biraz sonra senin adamı sorgulayacaklar.us . Vaner'a ne olduğunu umursamıyordu. ama sonra yine kalbi sıkıştı. "David bunu tartışacak zaman yok. Vaner'ı hâlâ yakalayamamışlardı ve bu yüzden de Caine’i hemen New York'a götürmeleri gerektiğinin farkında olmasına rağmen bekledi. Sonunda şansları tükenmişti. Crowe başını yana eğdi ve adamın sol elinin yüzük parmağına baktı. yüzüğü sandalyenin koluna çarpıp duruyordu. yardıma ihtiyacınız var mı?" diye sordu iri yarı polis. Ayrıca.

. Nava Glock'unu çıkarıp ateş etmeye başladı. Onu yüz üstü bırakmayacaktı." Adam hıçkırarak ağladı. Birkaç adım sonra polisi atlatabilirdi. Crowe. Birden üç ajan da aynı anda döndü. Belki de kim olduğunu anlamazlardı ve sahte kimliğini yutarlardı. ama buna pek inanmıyordu." "Beş. David Caine evli değildi. Tam bir adım daha atacakken polisin telsizinden bir bağrış duyuldu. mikrofona bağırmaya başladı. Yüzüğün izi duruyordu parmağında. Hemen!" İki metre. adam ise dehşete kapılmıştı. Crowe yüzüğü çekiştirerek çıkardı. "Bana bak BANA BAK!" Adam gözlerini açtı. eğer kimseyi önüne siper etmezse de.e-kitap. İlki silahına el attığı anda David'in dublörünün yakayı ele verdiğini anladı Nava. Crowe hasta yatağındaki Betsy'yi düşündü bir an için. Arama ekibi üç FBI ajanına ve altı tane polise indirgenmişti. O kadar yaklaşmıştı ki. Nava sıranın gerisinde kaldı ne yapacağını düşünmeye çalışırken. Önünde hâlâ dört kadın vardı. ama böyle yaparsa federaller onu vurmak zorunda kalırdı. yapmadığımı anlayacaksın. Saklı Kütüphane 161 www. "Tabancala tedit etile. Daha fazla adamla da çarpışmıştı o zamanında -herhalde. diğer eliyle de adamın çenesini tuttu.Crowe'un kalbi duracak gibi oldu. Eğer anlatmazsan çekerim tetiği ve garın dört bir yanına dağılır beynin..us . Gözyaşları yanaklarından süzüldü. Belki de kılık değiştirmek için takmıştı yüzüğü adam. Çok kolay olmuştu. Bu yüzük adama aitti. Üç ajanın da omuzlarına mermiler saplanınca ortalık cehenneme döndü." "Üç. "Kahrolası. Birden her şeyi anladı." Crowe adamın şakağından çekmedi tabancayı." Şimdi sırada. intihar etmek gibi bir şeydi bu. Eğer blöf yaptığımı sanıyorsan gözlerimin içine bak. bir metre. Tekrar ediyorum. ▲ Nava polislerden daha iyi nişancı oldukları için FBI ajanlarını hedef seçti. Birini rehin almayı düşündü. Sila. Caine’in kalbi normal atmaya başladı. "Kalımla bebeiöldürürüdeydile" Karınla belleğini öldürürüz dediler. Crowe soğuk ve kararlı bakıyordu. Çıkarınca da adamın parmağına baktı. Bırakamazdı. "Beş saniyen var bana neler olup bittiğini anlatmak için. yani adam evliydi. Midesi düğümlendi. Caine polisin kolunu çekip onu düşürdü. Polis kendine gelemeden Caine bastonunu adamın kafasına indirdi. "Tüm ekiplerin dikkatine! Yakaladığımız hedef aldatmacaymış. bu adam da ödleğin tekiydi. Crowe titreyen eli tuttuğunda adam kendisine bir şey yapacağını sanarak dehşetle irkildi. "Ne zaman ve nerede?" "İmşi. Daha ateş ettiğini bile duymadan üç mermi de hedeflerine doğru yol alıyordu." Göz göze geldiler." diye ağladı Tabancayla tehdit ettiler. İnanılmaz bir beceriyle üç el ateş etti. Crowe adamın yanından dışarı fırlayıp. Dünya bir anda kararır gibi olunca. Hedef bir aldatmacaymış çevreyi sarın. Ama. Smith Wesson tabancasını çekip adamın şakağına dayarken. Sıradaki diğer kadınlar kaçıştı. Polislere dikkat bile etmeden yağmurda geçip giden arabaları görebiliyordu. "Sen David Caine değilsin." "Dört. avaz avaz bağırdılar ve polisler de gizlenecek bir yer aradılar.

Adam bu haldeyken biraz fazla rahattı. Nava tereddüt etmedi. Daha Caine kapıyı bile kapayamamıştı Nava sonuna kadar gaza bastığında. "Neden Philadelphia'dasınız?" diye sordu hocasına Caine. biraz olsun yavaşladı.e-kitap. Doc'u ön koltuğa oturttu ve Caine de arkaya geçti. Sürücünün yakasına yapışıp dışarı çekti ve silahı şakağına dayadı. Caine kucağındaki silaha Saklı Kütüphane 162 www. çünkü onları alt edip kendini de öldürtebilirdi. ama içleri boştu." dedi Caine. Caine böyle bir şeye kalkışmasını da istemiyordu. Bir araba bulmaları gerekiyordu.O elindeki ne?" diyerek Caine’in elindeki silahı işaret etti. Nava.Daha kimse ne olduğunu anlayamadan Nava koşarak çamurlu yokuştan Caine’in yanına doğru gitti. "Penn Üniversitesi'nde bir seminer veriyordum. Nava'yla ortadan kaybolmak için onbeş saniyeleri vardı. Tek bir kaçış yolu vardı. Sürücü Caine’in dizine yarım metre kala durabildi. kapıyı açtı.us . Önlerinde yürüyen yolcular olanlardan habersizdiler. Uzanıp Caine’i ayağa kaldırdı ve onu sürükleyerek son birkaç adımı ilerleyip yola çıktı. sonra da siyah bir Mercedes'in üstüne doğru geldiğini gördü. Karartılmış camlardan arabanın içi görünmediği için Caine sürücüyü göremedi. yağmurlu sokağın ortasına çıktı ve tabancasını havada salladı." dedi Doc biraz şaşkın bir halde. Nava muhteşemdi -muhteşemden de öteydi. Caine omzunun üstünden geriye doğru bakınca bakmamış olmayı diledi: Eli silahlı altı polis yokuşu çıkıyordu. "Tanışıyor musunuz?" Caine sadece başını salladı. Bu talebi kadına garip gelmemişti. İkisi de dengesini kaybettiği için birbirlerine sarılarak düştüler. "Peki. Nava'ya bakmadı bile. sendeleyerek. yoldan kayarak çıkıp korumalığa çarptı. ▲ Her yerde polis arabaları vardı. Caine bir an için gözlerindeki suyu silene kadar göremedi. "Yağmur Adam?" ▲ "Doc?" dedi Caine olanlara inanamayarak. Kırmızı bir Vosvos aniden fren yaptı. O da o anda polisin kafasına bastonunu indiriyordu. ama kendisine gelmişti." diye emir veren Nava. Caine bir korna sesi duydu ve dönüp bakınca küçük bir aracın kayarak bir minivana çarptığını gördü. yoksa yine ateş edilecekti. Ayrıca. Nava polisin üstünden atlarken. ''Asıl senin ne işin var burada?. Nava sanki gayret bile etmeden çevredeki tüm arabaları geçiveriyordu. ama bu işe yaradı. "Bana tabancanı ver. Nava arabaya doğru koşup. Tabancayı ön cama doğrulttuğunda blöf yapıyordu aslında. Caine. adamın sağ kulağının arkasındaki kesikten kan aktığını gördü. Hızlanmaya devam ettiler. doğrudan Caine’e bakıyordu.. Caine tereddüt etmeden. Caine’e baktı.. kadına ve yanında oturan Doc'a da bakınca sanki bu manzarayı daha önceden gördüğü hissine kapıldı. Birkaç dakika sonra sanki bir süreliğine güvendelermiş gibi.ama altı silahlı polisi alt edecek hali yoktu. o da su sıçrattı. Bayılmıştı. Yanından hızla bir Ford Mustang geçti. bin arabaya.

" Geriye yaslanıp gözlerini kapadı." dedi Caine. "Kimdi o?" diye sorarken Nava dikiz aynasından Caine’e bakıyordu. Manhattan'a dönmemiz gerek.." Crowe öyle bir bakıyordu ki Williams konuşmaya devam edemedi. Boğazını temizleyen Williams sözüne devam etmeye çalıştı.ben yalnızca. "Bence cevap yermeli" Doc bir düğmeye bastı ve telefonu kulağına tuttu. Caine. Ne yazık ki fırtına tamamen dinmediği için uyduları devreye sokamıyorlardı. "Seni arıyorlar..." diye emir verdi Nava. Grimes'ı arayınca bunu doğruladı Crowe.. İlk önce hayatta kalmak isteyecekti. Sigarasından bir nefes çekti ve yanan ucuna baktı.. Polis ne yaptığını açıklamaya çalışırken Crowe adamı öldürmemek için kendini zor tuttu.. kötü herifler de kaçıp giderdi.. Mümkün olduğunca çabuk geleceğiz. ama göremedim ki. Hyundai'nin sahibi arabanın büyük ve koyu mavi olduğunu söylüyordu. Kazayı yapanlar. bir adamla bir kadının zavallının tekini rehin aldıklarını söylüyorlardı.. bilemedim yani.e-kitap. Vaner'ın özgeçmişini ve son yaptıklarını da hesaba katarak.. "Hayır. Ama sorun. Voyager'ın sahibine kalırsa da ufak ve yeşil bir arabaydı. Dumanı bir süre ağzında tuttu.. Kendi başına iş yapmayı severdi o. Knicks final maçını kazandığı yıl son maçı izlediğimiz yerde buluşalım.. Çok sayıda ajan ve polis olunca hep hata yapılırdı. İfadeleri beş para etmezdi yani. bir saniye. Olacaklarla başa çıkabilmek için dinlenmesi gerekiyordu.. Yani ellerinde hiç ipucu yoktu. "Cevap verme. "N'aber?" dedi Caine sakince." Doc telefonu Caine’e uzattı.. "Galiba sonunda ne halt edeceğimi anladım." Memur Williams hâlâ kendinde değil gibiydi.us . ama hava hâlâ nemliydi. Tamam.. Williams'ın yakasına yapıştı ve onu ambulansa çarptırarak ayağa kaldırdı. Bu olaya bir tek o şaşırmamıştı. inanmaz gözlerle bakıyordu ona. kadının bunu Saklı Kütüphane 163 www.yani ona yardım ettim.. deneyimle sabit. Yağmur durmuştu sonunda. "Evet.Tabii. Tam olanları açıklamak üzereyken Doc’un cep telefonu çaldı." Caine telefonu kapayıp Doc'a geri verdi.. Açık gri gökyüzüne baktı. Dumanı izlerken düşüncelere daldı. İki sürücü de koyu renk bir araç olduğu konusunda hemfikirdi bir tek. "Ben. "Alo?" Caine arayanın sesini tanır gibi oldu. İşte bu yüzden Crowe büyük çaplı kelle avlarından nefret ederdi. Sokağın ortasında duran hasarlı minivana baktığında ellerini kaldırıp bağırmak istedi.. sonra üfleyince duman yavaşça dağıldı. Caine’in yokuşu çıkmasına yardım ediyordum ve-" "Ne yapıyordun?" dedi Crowe kulaklarına inanmayarak. Doc artık şaşkın bir ifadeyle değil. "Jasper'dı.bakıp iç geçirdi. Crowe da onlar böyle diyorsa. Bu kadar yaklaşıp da son dakikada Caine’i ellerinden kaçırdıklarına inanamıyordu. Tek bir avcı hedefin peşine düşünce hata olmazdı. aracın parlak sarı olduğuna iddiaya girebilirdi. Caine’in yerinde olsaydı ne yapardı? Bir sivil gibi düşünmeye çalıştı." Caine telefonu alırken Nava ona sorgulayan gözlerle baktı. sanki başka bir dünyadaymış gibi çıkıyordu sesi. ▲ Acil tıbbi müdahale ekibi Williams'ın iyi olacağını söyledikten sonra Crowe. "Anlat." "Ne?" "Güven bana." dedi Caine. Kuruyan kan yüzünün bir tarafında garip bir geometrik desen gibi duruyordu. "Ben . "Burada. gayet iyiyiz. onun Caine olduğunu yardım ederken bilemedim demek istedim. kimsenin kaçırılan arabanın neye benzediğini hatırlamamasıydı. hava bu kadar bulutluyken uydular bir işe yaramazdı.

Caine konuşurken Nava da durum değerlendirmesi yapıyordu. "Filler daha bebekken kalın demir zincirlerle bağlanırlar. ya da kardeşine. "Filler ipleri koparabilir. Bak Nava. normal hayatına dönmek isteyecekti. Eğer bir şey yapabileceğini düşünürsen. Ama o çıkmaz sokakta Julia'nın söylediklerini duyduğunda fikri değişmeye başlamıştı. Eninde sonunda ortaya çıkacaklardı. Kapı her açıldığında içerisini aydınlatan güneş ışığından dolayı gözlerini kısıyordu. Üç tane fil vardı ve bu altı tonluk canlıların kaçmaması için ayaklarına ince birer halat bağlamışlardı sadece. İki kardeş sonsuza dek sırra kadem basamazlardı. "Bu koşullanmaları ile ilgili bir şey. Ama eğiticiler filler zincirleri kıramayacaklarını öğrenene kadar ip kullanmazlar. Şimdiden ipi esnetebileceğini öğrenmişti. bu zincirleri kıramadıklarını görürler. Saklı Kütüphane 164 www. Peki ikizi nerelerdeydi? Crowe. tren garındaki şansları. ama ya koparabileceğini -hatta kopardığını keşfettiğinde..e-kitap. Şimdiyse. Ama artık çok geçti. Grimes'ın Vaner kendilerini yemleyip sonra da kaçınca Jasper'ı bırakmış olduğuna inanamıyordu. Polise gitmekten korkacaktı. Sigarasını ezerek söndürürken gökyüzüne baktı. çünkü denemezsin bile yapmayı.us . ancak kapılar kapandıktan sonra yüzlerini seçebiliyordu ve o zaman ajan olup olmadıklarını kestirebiliyordu. Bir dahaki sefere hata olmayacaktı." dedi Nava. o zaman da çoğunlukla yapamazsın. Crowe olur da biri gelir diye birkaç ajanı Jasper'ın dairesinin çevresine dikmişti. ama yine de hayatı boyunca kaçmak da istemeyecekti. Nava'yı Forsythe'ı. bir arkadaşına. ama belki kendi de ne yaptığını bilmiyordu. Çıktıklarında da Crowe'u bulacaklardı karşılarında.becereceğine güvenebilirdi. O yüzden de.o zaman ne olacaktı? Nava ürperdi. Birden aklına çocukken sirke gidip de filleri ilk gördüğü gün." İşte bu Caine’in durumunu çok iyi açıklıyordu. Caine normal kuralların kendisi için geçerli olmadığını öğrendiğinde ne yapacaktı? ▲ Who grubunun şarkısı 'Gerçek Ben' çalıyordu bangır bangır tavernada. Ama Nava." diye açıkladı babası. İkincisi.ne? Güvendiği birine sığınacaktı. Caine’in Tversky'nin yapabileceğini iddia ettiği her şeyi yapabildiğini düşünmemişti. Caine’in yeteneklerinin sınırlarını bilmiyordu. Caine’in bu işte bir şekilde parmağı olmalıydı. Babasına neden hayvanların ipleri koparmadıklarını sorduğunu hatırlıyordu.." "Evet. çünkü Jasper Caine de kardeşi gibi kayıptı. Jasper kolasını yudumladı ve tedirgin bir şekilde kapıya baktı. O ilk aylar boyunca da ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar. Nava'nın aklı karışmıştı. hâlâ. aslında o filleri orada tutan ipler değil. Doc'la böylesine buluşuvermeleri. kendi akıllarındaki koşullanma. ama şimdi bir ipti onu tutan. aslında bu mümkün olmasa bile yapabildiğini görürsün.. O eskiden bir zincirle bağlanmıştı. Operasyonun başında Crowe olsaydı ikizi kullanırdı. Adam yeteneklerini kullanmayı öğrendiğinde neler olabileceğinden korkuyordu. ama bu konuda ümitli değildi. girdikleri ilk anda insanları göremiyor. Eğer yapamayacağını düşünürsen." "Ama ipler zincirlerden daha ince. bunu öğrenmek de istemiyordu. ▲ İki saatlik yolculuk boyunca Caine eski hocasına Jasper'ı. İşte bu yüzden bilgi önemlidir. geldi. Peter'ı ve Laplace'ın Şeytanı'nı anlattı.. Tversky'nin dosyalarını ilk okuduğunda bilim kurgu olduğunu sanmıştı anlattıklarının.

Bunun tadını alabiliyordu. Kardeşi sonunda hazırdı.. Jasper'a korku dolu gözlerle bakardı. Ama artık. Balıketindeki garson kız bardağının boş olduğunu görünce kırıtarak yanına geldi. temiz ve saf bir koku. sur. Onların kendisini gözlediğini hissedebiliyordu.e-kitap. Tahta masaya kazınmış grafiti. Jasper o bakıştan nefret ederdi. ama yakında Jasper'ı kurtaran David olacaktı. Garson kız ona garip garip bakıp bara gitti. ama zaman içinde kardeşinin neler hissettiğini anladı.bana olmasına izin vermeyin diye yakardığını duyar gibi olurdu. Şimdiye kadar Jasper David'i korumak için elinden geleni yapmıştı. Jasper başını sallarken dört gün önce yeniden uyanışından beri ilk defa rahat etti. Zamanı gelmişti." dedi kafiyeli konuşurken sesini alçaltmaya çalışarak. Çok uzaklara kapamışlardı. Ama bu da iyiydi. Gözleri hatırladığından daha vahşice bakıyordu. ama bu gözleri son üç yıldır girip çıktığı akıl hastanelerinin beyaz gri duvarları arasında görmüştü hep. Ses ona bu kadını anlatmıştı. elinin altındaki bardağın soğuk yüzeyi. o da aynı tepkiyi verirdi. Kardeşini suçlamıyordu. Jasper derin bir nefes aldı. Bir hafta önce David buna karşı çıkar. Özgürdü. her şey gerçekti. Bu galibiyetin kokuşuydu. Bu. Kapı açılınca Jasper yine gözlerini kıstı. Kapı kapanınca Jasper kardeşiyle göz göze geldi. "Bir kola daha alır mısın hayatım?" "Olur. O kendi dışındaki kendisiydi: İkizi David'di. Jasper kolasını bitirip buzları çiğnemeye başladı. neden bunu daha önce anlayamadığını kestiremedi. O anlardı.us . bunu biliyordu. emin olmayan biriydi. Son giren kişiyi tanıdı. yakında David de bilecekti. David'in gözleri gibi birçok göz görmüştü Jasper bugüne kadar. Jasper onunla bir kez karşılaşmıştı. Kazanmanın. Boğazı yanar gibi olduysa da bunu umursamadı. Başından beri hep haklıydı ve onu alıp bir yere kapatmışlardı. Akıllıydı profesör. Bu iyi bir kokuydu. Garson kolasını getirdiğinde bu sefer gülümsemiyordu. Jasper'ın gözlerine ilişinceye kadar çevreye paranoyak bir şekilde bakınmıştı. İlki bir kadındı.. birbirlerini korumak için yaratılmışlardı. Şimdiydi. zihnine girmeye çalışıyorlardı. Jasper üç dikişte içti kolasını. çünkü zihnindeki gerçekten korkuyorlardı. Sonunda Ses'in bunca yıldır ona söylediklerini anlıyordu. ama buna izin vermeyecekti. Eğer sürekli bir adım önde olurlarsa o zaman David'le onları yenebilirlerdi. kur. Arkasından kabarık gri saçlı bir adam girdi.Ajanlar her yerdeydi. hatta koklayabiliyordu.. David ona öyle baktığında Jasper kardeşinin için için lütfen bu bana olmasın. Gerçeği gördüğünden beri hiçbir şey ona kötü gelmiyordu. Aslında başından beri her şey çok açıktı. şu anda hâlâ tehlikeli. Kardeşler böyle günler içindi. Saklı Kütüphane 165 www. O güçlü bir müttefikti. Ama bu diğer koku gibi değildi.artık gerçek açığa çıkmıştı. tur.. Ama artık biliyordu. Üç kişi girdi. eğer aynı şey kendisine olsaydı. David'in eski danışmanı Doc'tu. hatta bira kokan barın havası bile mükemmeldi.

Bu teoriyle birçok şey açıklanıyor. Stephen Havking. Ben yine de. ayrıca gözleri kapalı oynuyor ve ara sıra da zarları görülemeyecek yerlere atıyor.e-kitap.3. BÖLÜM LAPLACE'IN ŞEYTANI Kuantum mekaniği konusunda çok çalışmak gerekir. yirminci yüzyıl Belli ki Tanrı yalnızca zar atmakla kalmıyor. Saklı Kütüphane 166 www. içimden bir ses bana bunun her şeyin çözümü olmadığını söylüyor. Albert Einstein.fizikçi. hiç mi hiç sanmıyorum.us . Ama. yirmibirinciyüzyıl.fizikçi. ama hâlâ O’nun sırrını çözebilmiş değiliz. O'nun zar atıp kumar oynadığını.

Tam o sırada garson içeceklerle geldi. Son yirmidört saattir başına gelenler de öyle.25 Caine. şakaklarını ovuşturmaya başladı. kin. ama David'e bilmesi gerekenleri anlatacak kadar zamanım var. Jasper’ı görünce birden çok rahatladı." "Ama." İleri eğilip fısıldadı. güvendeyiz. Garson uzaklaşır uzaklaşmaz Jasper Nava'ya döndü. gar. "Jasper ben-" "David özür dilerim ama. Bunların hepsi. "David dinlemen gerekiyor. her şeyi bilseydin. değil mi?" "Evet ama. bana on dakika ver. Jasper bir konuda haklıydı: Caine’in duymak istediklerini söylemiyordu. "Merak etme burada ajan yok. uyanması. o yolunu biliyordu. tin. Caine konuşamadan garson geldi yanlarına. Caine ilaçlarını alacak başka bir fırsatı olup olmayacağını bilmediği için hapını içti hemen. Kummar'ın deneysel ilaçlarını almaya başladığından beri başına gelen her şeyin gerçek olabileceği ihtimalini düşünmeye çalıştı. Doc da Jasper'ın yanına geçti.e-kitap. Susadıklarından değil. Barda oturan birkaç kişi ne olduğunu görmek için bakıyorlardı." "Nasıl olabilir?" Caine’in dili damağı kurudu. "Peki. far." dedi Caine birden kendini sorgulayarak.us . ama bilmiyorum. "gerçek. "Hoş geldin. "Biraz sonra dönerim o konuya. Ama bana zaman ver de açıklayayım.o zaman istediğini yapabilirsin. Bir an için cevabın evet olduğunu varsayalım ve sen Laplace'ın Şeytanı'nın hayata gelmiş halisin. gerekiyordu. şimdi kardeşinin gözlerindeki o çılgın bakışı görünce Caine artık o kadar emin değildi. İlk önce bu soruya cevap ver: Eğer sen Laplace'ın Şeytanı olsaydın ve her şeyi buseydin o zaman Saklı Kütüphane 167 www." dedi Jasper elini sallayarak. "Yakında gelecekler. Doc ise kahve içiyordu. Jasper kendisi de aynı şeyleri yaşamıştı. hem hayır." Caine karşı koymak istedi. ama diğer tarafa geçince anlayacaksın. Caine hayal kırıklığına uğramıştı. "Yani Laplace'ın Şeytanı da mı gerçek?" "Hem evet. "Aslında edebilirim. "Bana Laplace'ın Şeytanı gerçek mi diye sordun. zar. ikizler birer kola istemişler. Nava çok kızmıştı. "Tamam. ' "Merak etme." dedi Jasper garson uzaklaşınca. Sonunda bu karabasandan kurtulabilecekti.ya da deli olduğunu. ben de hem evet. gözlerini kapayıp. Biliyorum çılgınca geliyor." dedi Jasper." dedi ve Dr. Buradan çıkması gerekiyordu. Bir ses duyunca gözlerini açtı." dedi kollarını açıp her şeyi göstererek. cin. onu bu karanlıktan çıkarıp aklını başına getirebilecekti. Jasper masayı yumruklamıştı. Doc ise şaşırmıştı. sana duymak istediğin şeyi söyleyecek değilim. ondan kurtulmak istediklerinden hemen içecek bir şeyler ısmarladılar." "Eğer öyle olsaydı. hem de hayır dedim. Jasper ne yapılması gerektiğini biliyordu. Bu olayın başından beri bir tek Jasper'ın kendine yardım edebileceğine inanmışken. ama kardeşinin yakarır gibi bakan gözlerinin içine bakınca ona bir fırsat tanımaya karar verdi. Eğer on dakika sonra hâlâ deli olduğumu düşünüyorsan. Caine artık her şeyin yoluna gireceğini düşünüyordu. Jasper ayağa kalkınca Caine ikizini sıkıca kucakladı. Caine. Bu işe yaramıyordu. Nava. Heisenberg kanıtladı ya-" "Heisenberg'in canı cehenneme. Caine kardeşinin tam karşısına oturdu." Jasper hafifçe kardeşinin omzuna vurdu ve ikizler ayrılıp oturdular. o zaman geleceği görebilirdin. Nava bir Red Bull atmıştı. Ama yine de denemek zorundaydı. Zihnini açık tut." Nava. "Seni görmek ne kadar güzel tahmin edemezsin. Caine’in yanına oturdu." dedi Caine. Caine’e sorgulayarak baktı. "o zaman her şeyi bilirdim." dedi Caine Jasper’ı tutarak." dedi Jasper kulağına.

" dedi Jasper başını sallayarak. Ama biyologlara göre öğrenilen becerilerimiz bizden sonra doğanlara doğrudan aktarılamıyor. bu evrende. "ama her şey bilsem bile bunu algılamam gerekirdi beynimle ve bu da imkânsız. Bunlar bir zamanlar bildiğin ve artık hatırlayamadığın ya da bastırdığın bir çocukluk travmasıdır." "İşte burada yanılıyorsun." "Uzun dönem hafıza. ya da yürümeyi öğrenmesi gereken ilk yavru.geleceği görebilirdin." "Peki." "Neden. ya da aç olduğunda ağlamayı. Şimdiye kadar hiçbir biyolog bu bilgilerin nereden geldiği sorusuna bir yanıt bulabilmiş değil." "Jung bilinçaltını üçe ayırdı. Bu hatıralar da bir şekilde zamanda belli bir şekilde bilincindeydi ama bir nedenden dolayı artık o kadar derine gömülmüşler ki bunları hatırlayamazsın. ama ayrıntıları aklında kalmamıştı. Üniversitede 1990'larda Alman bir psikolog olan Cari Jung'un toplu bilinçaltı ile ilgili bir teorisi olduğunu okuduğunu hatırlıyordu." dedi Caine biraz tereddüt ederek. Jung bilincin en azından bir kısmının bilinçaltı tarafından yönlendirildiğine ve etkilendiğine inanıyordu. ama kendini zorlarsan bir şekilde bilinçaltından çekip çıkarıp bulursun. kın.e-kitap. kendileri ve dünya hakkında bildikleri vardır." "Ne dediğini anlayabildiğimden pek emin değilim. Buradaki bilgiler asla bilinçli olamaz çünkü hiçbir zaman bilincinde var olmamışlar. bu bilgilerin kodlanmadan önce öğrenilmesi gerekiyordu: Ağlamayı öğrenmesi gereken bir ilk bebek vardı. Böyle bir araç bulabilirsen tabii ki. ilkokul dörtteki öğretmenin adı gibi." "Aynen öyle. ama fizikçilere göre değil. ben nasıl Laplace'ın Şeytanı olabilir mi ki?" "Çünkü bu bilgileri algılaman gerekmiyor. bu kadar bilgiyi işleyecek bir zekâ gücü yok." dedi Caine sıkılarak. Yani bilginin algılanması işini." "Aynen öyle" dedi Jasper. "Ama bu bilgiler DNA'mızda kayıtlı değil midir zaten?" "Biyologlara göre öyle." "Tamam." "Şu şekilde düşün." Caine ne dediğini anlamaya çalışırken kardeşine baktı.us . bir kişiye ya da sözlük gibi bir şeye yüklerdin. Doğadaki tüm canlıların karmaşık fiziksel becerileri. Jasper kardeşinin yüzündeki ifadeyi görünce açıklamaya başladı. "Ama ne anlatmaya çalıştığını anlamıyorum. sen. "Ne gibi?" diye sordu Nava. toplu bilinçaltında kaynağı belli olmayan bilgiler vardır. Örneğin." dedi Jasper gülümseyerek. Ya da bir çevirmen tutardım. re. ben. Bilinç dediğimiz şey bir aracıdır. tüm evrendeki bilgileri algılamayı nasıl birbirine benzetiyorsun anlamıyorum. Birçok şey sayılabilir. "Çünkü bu bilgilere ulaşabilsen bile." dedi Jasper. Evrendeki tüm canlılar tek hücreli bir canlıdan evrimle oluştuğuna göre. Japonca-İngilizce bir sözlük kullanırdım herhalde. me." "Doğru. "Ama bu imkânsızsa. Aslında özünde. Yavru bir hayvan doğduktan birkaç saniye sonra ilk adımını atabilir." "Neymiş bu?" "Toplu bilinçaltı. Bir dili konuşmakla." dedi Caine. Şöyle düşün: Eğer yalnızca Japonca konuşan biriyle konuşmak istesen ne yapardın. Çoğu insan günde en az sekiz saat uyur. yani hayatımızın üçte birini bilinçsiz bir durumda geçiririz. te. peki fizikçiler nasıl açıklıyor?" Saklı Kütüphane 168 www. "Eğer düşüncelerini Japonca'ya çevirebilecek bir şey bulabilirsen o zaman Japonca konuşman gerekmezdi. İlk olarak istediğin zaman hatırlayabileceğin kişisel hatıralar vardır." Caine kaşlarını çattı. sadece bilgiye ulaşman gerekiyor. "İkincisi. ister insan olsun ister makine. Bunu hemen hatırlamayabilirsin. tın. Balığın yumurtaları kırıldığında yavruları yüzmeyi bilir." "Üçüncüsü ise toplu bilinçaltı. "Var. ama bunun kaynağının ne olduğu belli değildir. "Yeni doğan bir bebek annesinin göğsünü nasıl emeceğini bilir. "diyelim ki biyologlar bunu açıklayamıyor. vın?" "Ne bileyim. "Daha yavaş anlatayım. değil mi?" "Evet. istendiğinde hatırlanamayan kişisel hatıralardır. ten?" diye sordu Jasper.

"Bu kurallar ve yasalar dahilinde gezegenlerin yörüngelerinden tut da.canlıların içsel bilgilerinin bilinçli zihinde oluştuğuna inanıyor. "Peki." "Bir örnek ver. Ama uçak yükselip de hızı azalınca yine normale dönersin. "Şimdi saniyede 186. "Çağdaş fiziğe göre madde zamanda ve uzayda belirli noktalar olarak değil. fizikçiler de hiçbir maddenin tam bir konumu. C hep aynı olduğuna göre. ben de rayların yanında duruyorsam.us . dalgalar olarak var olur. Ona göre cisimlerin hareketi onlara nasıl bir güç uygulandığına bağlıydı. Ama sen trendeysen. Fiziğin en önemli öğretileri Newton'un hareket kurallarıydı. bam." "Yani ikimiz de bir trendeysek ve hızlanıyorsa." dedi Jasper." dedi Caine saatine bakarak. arabaların nasıl çalıştığına kadar her şey açıklanıyordu.' hızlandığında çevrendeki her şeye oranla daha fazla kinetik enerjin oluyor. sır. Böylece dünya arz. Dahası zamanın göreceli olduğunu kanıtladı. ama bir tek kendi zihinlerinde değil.talep kurallarına boyun eğdi adeta. her şeyi daha kolay anlayacaktın. biliyorsun değil mi? Caine’in başı dönüyordu." "Sekiz yıl önce ne okuyacağımı seçerken böyle bir konuşmayı yapacağımı öngöremezdim herhalde. ama bunu sonra anlatırım. kır. "Aynen öyle. "Sonra 1905'de Einstein Görecelilik Teorisini ortaya attı. Bu yüzden de bir uçaktaysan kalktığında." dedi Jasper. E enerji." Jasper devam etmeden bir yudum kola içti. zam. "tam olarak bilmiyorum. "Beş dakikan kaldı. Roketten indiğimde senden genç olurum.000 mil olan ışık hızına yakın bir hızdaki bir rokette gidersem garip bir şey olur. E= mc2 formülü de buradan geliyor. hız." dedi Caine ne demek istediğini anlayınca. enerji arttıkça kütle da artar demek. ışık hızı nerede olduğuna göre veya ne yaptığına göre değişmiyordu. Bu çok basite indirgemiş bir örnek. ivme gibi şeylerin başka bir şeye göre göreceli olarak var olduğunu kanıtladı. "Peki bunun dalgalarla ne ilgisi var?" "Daha önce de dediğim gibi Newton maddenin zamanda ve uzayda belli bir yeri olduğunu düşünmüştü. ama Einstein her şeyin göreceli olduğunu gösterdi. hızla konuşuyordu." dedi Caine kardeşini yavaşlatıp düşünebilmek için." "Einstein bunu kanıtladığında zamanın bile göreceli olduğunu kanıtladı." "Einstein iki şey söyledi. "İkincisi. Bu inanış topluma da yayıldı ve kapitalizm yayıldı." "Tamam. m kütle. Newton'un mutlak olarak var olduğunu saydığı konum. zam. lam" dedi Jasper. ya da tam bir yaşı olmadığını anladılar." "Tamam. tam. Bu da özel görecelik dediğimiz maddenin enerji emilimini ve dağıtımını inceleyen dalın geliştirilmesini sağladı. "Eğer istatistik yerine fizik okusaydın. fizik kuralları birbirine göreceli olarak sürekli aynı hızda hareket eden iki gözlemci için de aynıdır dedi. Kalkan bir uçakta bedenin koltuğa yapışır değil mi? Sanki birden-" "Ağırlaşmışsın gibi. ama ne demek istediğimi anladın değil mi?" Caine Philadelphia’ya gelirken gördüğü manzaraları aklından geçiriyordu başını sallarken." dedi Jasper bir parmağını kaldırarak. c ise ışık hızı. o zaman faklı görürüz. bu nedenle de göreceli olarak sanki ağırlığın da artmış gibi oluyor. belirli bir planla ortaya koyduğuna inanıyordu. tır." dedi Caine. dışarısını aynı şekilde görürüz.e-kitap. "1900'lerin başına kadar herkes 1687'de yazılan Principia'ya göre Isaac Newton'un ortaya koyduğu klasik fizik kurallarına inanıyordu. Özünde Newton. Ona göre de her şey göreceliydi." Jasper heyecanlandığı için nutuk çekermiş gibi bir sesle." "Aslında öngörebilirdin. Birincisi. Sana kıyasla benim için zaman yavaşlar." "Şimdi anlayabileceğimiz şekilde anlat Jasper. bam. "Hızlı anlatayım. Einstein."Birçok fizikçi .ve psikolog." Jasper iç geçirdi. Tanrı'nın evreni değişmez bir takım kurallar çerçevesinde." "Anladım. "Ne diyordum ben?" "Hiçbir şey zamanda ve uzayda belli bir noktada var olmaz demiştin." Saklı Kütüphane 169 www. Sonra da enerji ve kütlenin içsel olarak bağlantılı olduğunu gösterdi: Bir kütle ne kadar ivme kazanırsa durağan bir kütleye kıyasla daha ağır olacaktır.

zaman diye bir şey yok. Ayrıca. ilişkilidir. ya da bu enerjinin bir parçası. bunlara da kuark denir. kir." Saklı Kütüphane 170 www. çünkü her şey partiküllerden oluşur ve bunları bir arada tutan da subatomik enerjidir. "Aynen öyle. "Düşünceler. sonsuz olduğunu düşünebiliriz. çekici. Işık hızından hızlı olan tek şey-" "Düşünce hızıdır. onları da atomlar oluşturur. Garip ve deli bir şekilde kardeşinin söyledikleri mantıklıydı. ama bunun zamanı aşabilmesini anlayamadım. Tüm bilinçli ve bilinçsiz düşünceler beyinden elektrik sinyalleri yollayan nöronlar tarafından oluşturulur. "Tüm doğu dinlerine göre evren enerjidir. "Enerji. "Şimdi bil bakalım başka ne enerjidir?" Caine. Anladın mı? Madde enerjiyse ve düşünce de enerjiyse. " dedi Caine elini kaldırarak." "Peki. değişen ve hareket eden evreni kabul etmedikleri için böyle olduğunu düşünmüştü." Caine başını salladı." dedi gülerek Jasper." Tamam. "Düşünsene. onları da kuarklar ve leptonlar oluşturur . "Devam et." "Taoistler de evrenin dinamik döngüsüne inanırlar."Bu da tüm maddelerin temel taşları olan temel partiküllerin bulunmasını sağladı." Jasper söylediklerini anlamaları için sustu ve sonra devam etti. Yani aslında madde enerjidir.buna chi derler-bu da sürekli değişir ve akar. Evreni bir enerji sistemi olarak görürler. yaşamış ve yaşayacak her canlının paylaşılan. Buna göre de kişi tüm evrende tek bir elementtir. Doc başını salladı." "Nedirler?" diye sordu Caine." dedi Doc. bizim gerçekliğimizdeki maddelerde bir tek üst ve alt kuarklar var ve kuark benzeri leptonlar. Klasik fizikçilerin madde sandıkları şey aslında bir takım elementlerin bileşimidir. buna kuantum fiziği de kanaat getirdi. taban ve de antipartiküllerini. alt." dedi Caine şakaklarını sıvazlayarak. bir. evrensel bir hareketin içinde var olan dinamik süreçler olarak görürler ve bu da sürekli değişmektedir. "Felsefe.yani enerji. uzam ve zaman. Yani. Doktrinleri Ching'dır yani Değişim Kitabı. Bu da kuantum fiziğinde geçer. pir." dedi Jasper. bilinçsiz zihnidir. İşte toplu bilinçaltı da bundan gelir. Budha. Doc'a baktı aklını yitirmediğinden emin olmak için. "Önemli olan kuarkların ve leptonların madde olmadığını anlamaktır." "Budistlere göre her şey geçicidir. bu da Jung'un toplu bilinçaltını anımsattı bana. Budistler objeleri maddeler olarak değil de." dedi Caine sanki bir bulmacanın son parçasını oturtmuş gibi.bu yaşayan." Jasper nefes aldı. Kardeşinin tamamen keçileri kaçırıp kaçırmadığından emin olmak istiyordu. birbirine bağlı. Oniki farklı kuark olmasına rağmen. Jasper'ın ne demeye çalıştığını da anladı. buna göre denge ancak yin ve yang arasında bir uyum olduğunda sağlanabilir." "Çünkü zaman görecelidir. Budizme göre. "Açıklasana. aynen kuantum fiziğinde olduğu gibi. cevabı bulunca.'Doğru söylüyor Yağmur Adam. "Diyelim ki toplu bilinçaltının fiziksel bir boyutu olduğunu kabul ettim. Anladın mı? Kuantum fizikçilerine göre madde aslında yoktur. tuhaf." "Peki. tavan. herkesin zihninin evrenle bir olduğunu düşünürler. o zaman tüm madde ve düşünceler birbirine bağlıdır.us . "Bunları nasıl akıl ettin?" diye sordu Doc. özellikle de bilinçsiz düşünce. Yani. bir anlamda." dedi Caine kardeşinin dediklerini anlamaya çalışarak. dünyadaki bütün acıların kaynağının insanların maddelere ve fikirlere bağlılığından kaynaklandığını ve akan. "Bunlar maddenin temel taşlarının mı adları?" Caine Jasper konuşurken sözünü kesmeyen Doc'a baktı. maddeyi enerji olarak görüyorlar. bilinç yansımalarından ibarettir. Partiküller ışık hızına yaklaştıkça zaman yavaşladığı için duranlara göre bilinçsiz ……." dedi Caine. Fizikçiler oniki farklı kuark bulabildiler -üst.e-kitap. "Evet. Bunlar da evrendeki bağıntılı doğal güçlerdir. Tao yol demektir. "Dur. o da başını sallıyordu.

artık bunun bir hayal veya yanılsama olduğunu düşünmüyordu. ama diğer yandan çok korkuyordu." "Neden?" diye sordu Doc. Beyninde bence bir şey var. kir. ve bunun sayesinde başkalarının yapamadığı bir şekilde toplu bilinçaltına girebiliyorsun. "Nasıl?" diye sordu Caine." dedi Caine’in başına işaret ederek." "Bence Dr.. "Bir yolla öğrenebiliriz bunu. Birkaç saniyeliğine toplu bilinçaltına daldı diyelim. pir." Doc derin bir nefes alıp Caine’e baktı. yani düşünce hem ileri.us . "Herkes toplu bilinçaltını kullanabildiğine göre demek ki beynimizde oraya erişmenin bir yolu var. bir yandan da bilinçli kalabiliyorsun artık. "Tabii ki. çünkü. Bazıları buna deha diyor. mim.. bilim adamları hepsinin 'zamanının ötesinde' oldukları söylenir. kin." dedi Jasper. "Neden?" diye sordu Doc. Büyük düşünürler." Caine’in birden midesi kalktı. Gelecekteki kendinin bilinçaltına erişmiş olmalısın. geri döndüğünde bedeni yaşlanıp ölmüş olabilir. İkincisi. "Unutma zaman yok. "Hepimiz için. O zaman da nöbet geçirip bayılıyordun. Şimdiye kadar tek kelime etmediği için Caine neredeyse onun orada olduğunu unutmuştu. "Kimin için tehlikeli?" diye sordu Doc. peki ben bunu nasıl görebiliyorum ki?" Caine bu soruyu dile getirdiği anda cevabı kendi buldu.e-kitap." "Ama fizikle nasıl açıklanır bu anlayamadım. Bu yüzden de geleceği görebilmek imkânsız ve Laplace'ın Şeytanı gibi bir şey var olamaz. değil mi?" "Bunu daha çözemedim.. Saklı Kütüphane 171 www. tin. hem de geri akabilir." dedi Nava sigarasının dumanını üflerken.. yani her şeyi bilmek imkânsız.. "Ama bu teorimin yanlış olduğu anlamına da gelmiyor.nöbetler sırasında değil mi? "Bence bunlar semptomlar. sim. "Ama tüm bu felsefeler binlerce yıllık.. Şimdiye kadar bunu her yaptığında beynin kaldıramıyordu." diye itiraf etti Jasper..Caine’in aklı iyice karıştı. Bunları kuantum fiziğinden önce nasıl bilebildiler?" "Toplu bilinçaltı sayesinde. Jasper'ın anlatacakları bitmişti. Heisenberg ise doğada hiçbir şeyin gerçek konumu olmadığını ileri sürdü. "Diyelim ki herkesin bilinçaltının bir şekilde bağlantılı olduğunu kabul ettim." dedi Nava Caine’i şaşırtarak.bir her neyse. O zaman da gerçekten bilinçaltına indin. çünkü dev adımlar attılar. "Geleceğe bakarak. cin." Caine başını salladı. Jasper’ın söylediklerini sindirmeye çalışırken kimse tek kelime etmedi." Caine. "Ya tehlikeliyse?" dedi Nava bir sigara yakarak. "Özellikle David için. bir. "Ya geri dönemezse? Ya toplu bilinçaltına girer ve bir daha çıkamazsa? Siz dediniz ya orası zamanın var olmadığı bir." dedi Doc. felsefeciler. "Laplace geleceği görebilmek için her şeyi bilmek gerektiğini söyledi." diye açıkladı Jasper. Kummar'ın deneysel ilaçları sayesinde beynin bir şekilde düzeldi ve bilinçaltına girebilirken. Bu olasılığı hiç düşünmemişti Bir yandan bunu yapmak istiyordu. tim. o bunları hayal edecek kadar fizik bilmiyordu. "Bence bu iyi bir fikir değil. "Temporal lobunda." diye cevap verdi Doc. Olasılıkları düşünürken iki şeyin farkına vardı. O zaman da geleceği görebiliyorsun. neden değil. Bu da fazlaydı artık." Caine duraksayıp aklını toparlamaya çalıştı. ama hemen ardından da ekledi.. ama deha müthiş bir öngörü değildir de nedir? Anlayamıyor musun? Sözde dahiler yalnızca toplu bilincimizi bizden daha iyi görebilenlerdir. Mümkün değildi. "Lokantada kalkmamız gerekeceğini işte böyle bildin.

"Senin böyle bir yetkin -" "Sen kim olduğumu sanıyorsun lanet olasıca?" Kendall bağırıyordu avaz avaz. gelecek ay Mac Dougal'ın seni işten atacağını da duydum. "Bana birkaç ajanı bir sivilin peşine takacağını söyledin. Bugün bu işte son günümüz. Tversky ve şeytanı dışında hiçbir şey. Bana kalırsa gelecek ayı beklemeye gerek yok. "Ayrıca.us . "Sam takdir edersin ki böyle olacağını bilemezdim-" "Bana Sam falan deme!" dedi Sam Kendall bağırarak.. Tek eksiği bilim adamı kadrosuydu." "Bu ne demek şimdi?" diye sordu yüzünü buruşturan Grimes. Nasıl oldu da sağ çıktı herkes? Mucize olmuş.26 "Ne bok yediğini sanıyorsun sen?' Forsythe telefonu kulağından uzaklaştırdı. "Boş versene James. benim de arkam sağlam. Aferin sana. Zaten kısa bir sürede de ihtiyacı olan tüm bilgileri almış olacaktı. Şimdiyse elinde hiçbir şey kalmamıştı. Bu sabahki olaylar hakkında Senatör Mac Dougal'la konuştum ve ikimiz de hemen istifa etmenin doğru olacağına karar verdik. Onu bile elinden kaçırmıştı. senin de canınız cehenneme. ama artık buna zamanı yoktu. Adam tren garında olanlardan dolayı köpürmüştü. son altı aydır onu yanına almadan ayrılmayı düşündüğünü bilmesini istemiyordu. Tversky'nin çalışmaları gelecek vaat ediyordu. Grimes da bunu açık etmemeliydi." Forsythe telefonu sıkıca kavradı. adamın bağırmasına izin verdi. Forsythe neye uğradığını şaşırmıştı. FBl'ın operasyonlardan sorumlu direktör yardımcısına cevap vermeden derin bir nefes aldı. sonra da askerler gelip seni dışarı atacaklar. Forsythe bunu ona anlatmanın en iyi yolunu düşündü. kaçak bir CIA ajanından hiç söz etmedin!" "Sam yani ben-" Forsythe duraksadı. UGA'nın sırtından araştırma yapmayı da kesecek değildi." Forsythe onbeş dakika içinde Grimes'a planını anlattı ve özellikle bir tek kendisinin Grimes'ın kovulduğunu bildiğini vurguladı." "Ne? Yani. "Onun da.. Özel sektörden adam bulmak istemişti. Daha hazır değildi. Forsythe bir an için durdu. Araştırma laboratuvarını zaten kurmuştu ve 10 milyon dolar da parası vardı.. ama ya sonunda bir işe yaramazsa? UGA'nın veri tabanını kullanıp tek başına iş çevirecek bir ayı daha olduğunu düşünmüştü. Seninle iş yapmak bir zevkti pislik.. "Aslında sana sürpriz yapacaktım ama. Grimes gerçekte kovulmadığına göre biri Forsythe'ın ne işler çevirdiğini anlayana kadar onun güvenlik kodlan hâlâ işlevseldi. Ayrıca. Kim aklına soktu bu işi? Nielsen mı?" Forsythe bir şey söylemeye çalışmadan. Beni oyuna getirdin." Kendall telefonu öyle bir kapadı ki Forsythe'ın kulak zarı patlıyordu az kalsın." dedi Forsythe. "Ama belki bu ikimiz için de iyi olur. Forsythe bundan hiç ama hiç hoşlanmasa da Grimes şu anda elinin altında olmalıydı.." duraksadı ve Grimes'a yalan söylemeden adamın en kötüsünü düşünmesine izin verdi. Grimes'ın. Kendall Vaner'ın işin içinde olduğunu nasıl bu kadar çabuk öğrenmişti onu kestiremiyordu." Ben FBl'ın direktörüyüm ve ister inan ister inanma. Bir de sanki yetmezmiş gibi Crowe'u da işin içine sokmuşsun. şu anda kovuldun. Her şeyi anlatınca Grimes sivilce dolu çenesini ovuşturdu. ama neden beni kovuyorlar ki?" "Politik bir karar.e-kitap. senin işinin bittiğini biliyordum." "Otuz dakikan var." "Ne?" Saklı Kütüphane 172 www. "Steven bunu nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum ama. "Kovulduk. UGA'nın adamlarını işe almayı düşünmemişti. "Pay isterim. sonra da Grimes'ı çağırdı bürosuna." Kendall durup bir nefes aldı bağırmaya devam etmeden.

"Duydun beni," dedi Grimes. "Sana katılmamı istiyorsan, ben de pay isterim." "Ne kadar?" diye sordu masanın altında yumruklarını sıkan Forsythe. "%10." Forsythe ıslık çaldı. Pazarlık edecek zamanı yoktu ve Grimes'ın bu konuda keçi kadar inatçı olabileceğini biliyordu. Forsythe anında karar verdi. "Steven eğer her şey benim olsa sana yüzde on verirdim. Ama yatırımcılar zaten %80'ini ellerinde tutuyorlar," derken Forsythe bu yalanı çok rahat söylemişti. Yatırımcılar akbaba gibiydi, ama 12 milyon dolarlık yatırım yapıp yalnızca %35'ini istemişlerdi. Bunun 2 milyon dolarını da zaten laboratuvarı kurmak için harcamıştı. "Sana bana ait olan kısmın yüzde onunu veririm." "Ama bu yüzde iki eder," dedi burnunu çekerek Grimes. "Bu iyi bir teklif bence," derken Forsythe'ın yüzü çok ciddiydi. "Yüzde üç yap şunu da anlaşalım," dedi Grimes. "Peki." Grimes terli elini uzattı. Forsythe adamın elini sıktıktan sonra hemen kendi elini sildi. "Mükemmel," dedi Forsythe ve hemen Grimes'a hâlâ patronu olduğunu vurgulamaya çalıştı. "Şimdi Crowe'u bağla bana." Tabii ki...ortak." Grimes sapsarı dişlerini göstererek gülümsedi bürodan çıkarken. Onsekiz saniye sonra Forsythe'ın telefonundaki kırmızı ışık yanıp sönmeye başlayınca derin bir nefes alıp, telefonu kaldırdı. "Bay Crowe. Ben James Forsythe," dedi. "Planlarda bir değişiklik oldu..."


Crowe telefonu kapayınca gökyüzüne bakarken bir şey düşünmemeye çalıştı. Güneş sonunda yüzünü göstermişti ve bir gökkuşağı vardı. Betsy gökkuşağını severdi. Ne zaman bir gökkuşağı görseler arabaya biner ve başladığı yeri bulmak için sürerlerdi. Gözleri doldu. Betsy babasıyla o kadar gurur duyardı ki. Acaba şimdi görse babasını ne derdi? Forsythe'ın ona bir şeyler yutturmaya çalışırmış gibi, yağlayıp patlamasından anladığı kadarıyla yapması gereken şey pek de iyi bir şey değildi, sonucu da iyi olmayacaktı. Ama alacağı para iyiydi, bu fırsatı kaçıramazdı. Eğer, Forsythe hâlâ Caine’i yakalamasını istiyorsa, bunu yapmanın bir yolunu bulacaktı. Cep telefonunun rehberini karıştırıp, aradığını buldu. Jim Dalton'un numarası mavi ekranda beyaz parlıyordu. Dalton ve çetesi bir uyuşturucu kaçakçısına güvenlik sağlamak konusunda Crowe'u oyuna getirdiklerinden beri, Crowe onlarla bir daha çalışmayacağına kendi kendine yemin etmişti. Ama bir yemini daha bozsa ne olurdu ki? Zaten diğer satılık insanlar da daha haysiyetli değil ki. Şiddet eğilimini kontrol altında tutulabildiği takdirde, Dalton tanıdıkları içinde bu işi en iyi yapabilecek adamdı. İç geçirip numarayı çevirdi. Dalton ilk çalışta açtı telefonu. "Marty, ne var ne yok dostum?" dedi Dalton. "Bir iş var. Sırtımı kollaman gerek," dedi Crowe. "Ne zaman?" "Şimdi." "Keşke elimden bir şey gelse, ama züppenin teki için birkaç iş yapmam gerek. Gelecek hafta olsa?" "Beklemez," dedi Crowe başını ovuşturarak. "İşler ne kadar getiriyor bugünlerde?"

Saklı Kütüphane

173

www.e-kitap.us

Dalton cevap vermeden bir an duraksadı. "Beş günlük iş için 30." "Tüm ekip için mi?" "Yok, tek ben. Rainer, Leary, McCoy ve Esposito da onbeşer alıyorlar." Dalton yalan söylüyordu, ama bu Crowe'un umurunda değildi, çünkü Forsythe'ın parasını harcıyordu. "Müşteri size haftalık toplam 150.000 verir," dedi Crowe. "Nasıl isterseniz öyle paylaşın aranızda." Dalton ıslık çaldı. "Nasıl bir işe karıştın böyle Marty?" "Her zamankinden daha beter bir iş değil. Var mısın, yok musun?" "İş ne?" "Biraz gözetleme, adam kaçırma, belki de devriye nöbeti falan." "Hedef kim?" diye sordu Dalton şüpheci bir şekilde. "Öyle peşinden ağlayanları olacak biri değil. Sivil bir herif." "Bu kadar para niye? Bu işi tek başına da halledebilirsin gibime geliyor." "Bir de koruması var." "Eee?" "Ve," dedi Crowe bu kadar soru sorulmasına kızarak, "o da eski bir CIA ajanı. Kadın bir gizli operasyon uzmanı. Çok iyi." "Kadın mı?" deyip güldü Dalton. "Madem hanım arkadaşınla başın dertte, ekip ve ben imdadına yetişiriz. Ama parayı hemen isterim." "Olmaz. Yarısı peşin, yarısı hedefi ele geçirince." Dalton bir an için susunca Crowe hiç endişelenmedi. "İş nerede yapılacak?" "Tam bilmiyorum, ama yakınlarda bir yerde herhalde." "Seninle bir yerde mi buluşalım?" "Hayır," dedi Crowe bir yandan da düşünerek. "Ekibi topla sen, silahlandır, sonra ayık kalıp haber bekleyin." "Anlaşıldı," dedi Dalton. "Neresi olduğu bildirilince ararım seni." "Merak etme, tamamdır. Seninle iş yapmak her zaman zevktir Marty." Crowe telefonu kapadıktan bir dakika sonra telefonu çaldı. Dalton mesajla hesap numarasını göndermişti. Crowe bu mesajı Grimes'a gönderip, parayı nasıl havale edeceğini de anlattı. Bunu yaptıktan sonra da dairesine döndü uyumak için. Aslında saat daha erkendi ama, vakit varken biraz kestirmek istiyordu. Bu gecenin uzun olacağını hissediyordu. Dalarken operasyona takıldı aklı. Caine her neredeyse Grimes'ın onu bulacağına emindi. Bu sadece biraz zaman alacaktı. Onu bulduklarında da Crowe Caine’i enseleyecekti. Bu arada da Vaner'ı öldürmek zorunda kalacaktı herhalde. Şimdilik tek yapabileceği şey beklemekti.


Caine önündeki kolaya baktı. "Keşke daha ağır bir içki ısmarlasaydım." "Deneyecek misin?" diye sordu Doc. "Bilmiyorum," dedi Caine. "İstesem bile bunu nasıl yapacağımı bildiğime emin değilim." "Ben hâlâ çok tehlikeli olabileceğini düşünüyorum," dedi Nava. "Hele kaçarken çok tehlikeli bu." "Trende bunu sorun etmedin ama," diye karşı çıktı Caine.

Saklı Kütüphane

174

www.e-kitap.us

"Ama o farklıydı." dedi Nava. "Ayrıca ne gibi riskleri olduğunu bilmiyordum o zaman." "Ya şu anda izimizi bulmak üzerelerse?" diye sordu Caine. "Belki de asıl riskli olan bunu denememek." Nava kaşlarını çatıp sigarasını söndürdü. "Haklı aslında," dedi Doc. "David dene. Ses-" Jasper birden sustu. "Bence zamanı geldi." Caine kardeşine baktı. Jasper hâlâ ona her şeyi anlatmamıştı- mesela Doc’un cep telefonundan David’e ulaşacağını nasıl bildiğini - ama Caine bunun bir nedeni olduğunu biliyordu. Jasper fizik dersi verdikten sonra herkes sanki David'in olağanüstü yetenekler sergileyen tek kardeş olmadığını unutmuştu. Aslında bu mantıklıydı. Onlar tek yumurta ikiziydi. Yani, David bir şey yapabiliyorsa, büyük bir olasılıkla Jasper da yapabilirdi. Caine bu yüzden kardeşine daha mı az, yoksa daha mı çok güvenmesi gerektiğini bilemedi. Jasper'ın gözlerine bakınca kararının ne olması gerektiğini anladı. "Deneyeceğim," dedi Caine. Kendinden eminmiş gibi konuşsa da, aslında korkuyordu. Tüm diğer dertleri, akademik kariyeri, nöbetleri, Nikolaev, şu anda yapmak üzere olduğu şeye kıyasla çok önemsizdi. Ya Nava haklıysa? Ya sonsuza dek kalırsa zamanın olmadığı bir boşlukta? Çıldırır mıydı? Ya da zaten delirmişti... Hayır, delirmemişti. Hiçbir zaman aklını kaçırmamıştı, sadece gerçeği kabul edemeyecek kadar korkmuştu. Derin bir nefes aldı. Korkusunu düşünmeyip bir an önce yapmalıydı bunu. Tamam. Aynen korkusunu düşünmemek için kendi içine kapandığı zaman yaptığı gibi; arkadaşlarından, öğrencilerinden, hayatından kopmuştu. Hayır o farklıydı. O zamanlar bir seçim şansı olmamıştı. Olmamış mıydı? Şimdi geri dönüp baktığında korkakça davrandığını anladı. Artık bir korkak gibi davranmayacaktı. Gözlerini kapadı ve....

Saklı Kütüphane

175

www.e-kitap.us

27
Hiçbir şey olmadı. Caine hâlâ fonda Mick Jagger'ın şarkı söylediğini duyabiliyordu. Oturduğu tahta bankı ve dizinin zonkladığını hissediyordu. Bardaki terle karışık acı bira kokusunu da alabiliyordu. Tek fark gözlerini kapamadan görebiliyordu, ama şimdi karanlıktaydı. Derin derin nefes aldı ve yavaş nefes almaya çalıştı. Lokantada neyi düşünmüştü? Hatırlayamadı. Patates yemek üzereydi, sonra Doc'la Peter'ın kan revan içinde yattıklarını görmüştü. Altı kez klik sesini duydu. İlk başta Caine bu seslerin başka bir yerden geldiğini düşünmüştü, sanki içinden gelmişti, ama garson kadın konuşmaya başlayınca bu sesin kadının ayak sesleri olduğunu anladı. "Birer tane daha alacak mısınız?" "Biraz sonra gelsen?" dedi Doc. "Bir şeyin tam ortasındayız da." "Tabii." Birden karanlık dağılmaya başladı, sanki biri yavaşça ışıkları yakıyordu. Caine gözlerini hâlâ kapalı tutsa da görebiliyordu. Gözlerinin önünde bir tek görüntüler değil, bilgi de vardı. Garson kızıl saçlı, derin dekoltesi olan bir siyah bluz giymiş, aşırı makyaj yapmış bir kadın. Adı AIlison Gully. Herkes ona Ally diyor. Nick Broughton'ın kendisine vurduğu yerde kalan izi kapamak için koyu bir göz makyajı yapmış. Astında onu terk etmek istiyor ama korkuyor. Caine’in masasındakiler içecek bir şey istemedikleri için bara dönüyor ve Tim Shamus ile flört ediyor. O buralarda yeni, kadın da hoş olduğunu düşünüyor. Tim o gece eve gidince kadınla olma hayalleri kuruyor. Evde volta atıyor. Sonunda sabah dörtte yatıyor. Kalktığında güneş çoktan ağrarmışTim geç kalıyor. Arenasına koşuyor. Siyah bir 89 Ford Mustang kullanıyor. İşe giderken kırmızı ışıkta geçerek Marlin Kramer’in geçmesini engelliyor. Marlin çok kötü bir gün geçiriyor. Tim'e korna çalıyor ve kızarak yanlış yola dönüyor. Trafiğe takılıp, Houston'a gitmek üzere bineceği uçağı kaçırıyor. Matt Flannery bekleme listesinde ve Marlin'in yerini ona veriyorlar, o da Lenore Morrison'ın yanına oturuyor. Uçuş boyunca konuşuyorlar. Uçak inince adam kadının numarasını istiyor. Onbeş yaşında Derek Cohen'le sinemada öpüştüklerinden buyana ilk defa yüzü kızarıyor kadının. Matt ve Lenore üçüncü kez görüştüklerinde sevişiyorlar. İlk birkaç seferinde prezervatif kullanıyorlar ama sonra kullanmıyorlar. Ne yazık ki güvenli dep kullanmamaları, çünkü Lenore HIV pozitif. Matt'te AİDS çıkıyor. O da tek başına bir hastane köşesinde ölüyor. Aslında Beth Peterson'la evlenip iki çocuğu ve üç torunu olabilirken. Ya da Caine bir içki ısmarlıyor- bir sipariş almasa bara varacağından on saniye geç gidiyor bara. Giderken Aidan Hammerstein ve Jane Berlent ona işaret edip iki içki ısmarlıyorlar. Ally Tim'e acele edip iki içki hazırlamasını söylüyor Flört edecek zamanları yok. Ally hem Caine’in içkisini, hem de Aidan'ın ve Jane'in içtikleri Alabama Slammerlart getiriyor. Alkol Jane'i sarhoş ediyor. Feci sarhoş oluyor. Eve gitmektense Aidan'la dolaşmaya karar veriyorlar. Zaten bu gün kadının doğum günü. Yirmibeşine basmış. O içmeye devam ediyor....Tim Shamus saat 2 'de yatıyor ve zamanında kalkıyor, Marlin Kramer uçağa yetişiyor... Jane eve giderken bir Korelinin dükkânında durup bir paket Marlboro Lights alıyor. Bu yirmibir yaşından beri içtiği ilk sigara. O zaman aşırı yemek yiyip üstüne sigara içtiğinde kusmuş ve bir daha içmeyeceğine yemin etmiş. İçmiyor da zaten. Doksanyedi yaşına kadar yaşıyor. Seth

Saklı Kütüphane

176

www.e-kitap.us

bir seçim de yapması gerekmeyecekti çünkü. ne yapacağını bilemedi. Adam Zoloft yazıyor. Caine dondu kaldı. Bir şeyi değiştirdiğini biliyordu. iki hafta sonra bulunuyor "Dur!" Caine neredeyse nefes alamıyordu. Sonra benliğindeki her bir nöron buna karşı haykırdıysa da. Birden çevresini sardı koku . Böyle yaşayabileceğini hiç sanmıyordu. Eğer bilmiyorsa..Grenberg altı torununun torunlarının arasında en sevdiği. "Bir şey mi istedin?" diye sordu Ally. An'da neredeyse dokuz saniye boyunca çığlık attığını biliyor. Ayrıca. Eğer geri dönerse ne olduğunu/olacağını bilecekti Ally. İlk başta görüntüler belirgindi. biri hayatta kalacaktı. Cesedi. adı Ally onun. komşusu bir koku olduğundan şikayetçi olduğunda. Hemen gözlerini açıp garsona baktı. Acı çekiyorlar.. Matt. O psikologa gidiyor. ah. biri ölecek. Hayır. bilinçsizlik son sürat ona doğru uzanan kurtarıcı bir el gibiydi. Jane'den ayrılıyor. Tadı gecenin serin havasında çok hoş geliyor. Her şey. Caine cevap vermek için ağzını açtı. bu kadar seçim yaparak yaşanmazdı. Ve bu sekiz kişinin hayatlarının kesiştiği diğerlerine. Sanki bir çizgi filmde bir nanosaniye boyunca yeni bir kareyi görüyordu. Sesleri zihninde yankılandı. Bu bir işe yarıyor ama kadını iyileştirmiyor. "Yapamam. Ama yeni bir şey de öğreniyor. ama doğru kelimeleri bulamıyordu. Ve"Tatlım iyi misin?" diye sordu garson yine. O da sekreteri Tammy Monroe ile bir ilişki yaşıyor. bu kadar sorumlulukla.. Buna katlanamazdı. Aidan. Gözleri hâlâ kapalıydı ama görüntüler korkunç bir film gibi gitmedi gözlerinin önünden. Unutması iyiydi. Jasper.insan atığı. Yapamam. Lenore. Bu da An'da sonsuzluk gibi geliyor ona. Bardan ayrıldığı zaman gördüklerini tam olarak hatırlayamayacağının farkındaydı. o da Jane'in cenazesinde ağlıyor. Issız bir adada bile yaşasa seçimleri tüm evreni etkiliyordu. Arkadaşlarına da neler olduğunu. Arkadaşlarının endişeli seslerini duydu. Otuzuncu yaş gönünde yirmi hapı yutup üstüne tekila içerek kutlama yapmaya karar veriyor. En basit bir seçimle bile. 'Neden bıraktım acaba?' diye geçiriyor içinden. Bunu yapamazdı. her şekilde olmaya devam ediyor. Masaya başını çarpacağı için kalktığında başının ağrıyacağını anladı. sonra bu kare diğer gördüğü tüm karelerin üstüne oturtuluyordu.ben.hortlak görmüş gibi bakıyordu. Tim. Caine kadının omzunun üstünden sarışın bir adamın (Aidan) garsonu çağırmaya çalıştığını gördü.us . Ally. Oluyorlar. Sonsuzluk ne kadarmış onu da öğreniyor." dedi yavaşça başını sıvazlayarak. Caine uyandığında başının çatlayacakmış gibi olduğuna şaşırmadı. aslında mutluydu.e-kitap. Jane ve Tammy'ye. olası/olası olmayan çocuklarına da. "Ben. Zaten şimdiden bu bilgilerin beyninden sızdığını. Doc. çürümüş et ve kusmuk. Ama bu umurunda değildi. Marlin. kurtçuklar ve çürümüş meyveler.. boşluğa doğru aktığını sanki hissedebiliyordu.Sonunda birbirini örten gölgelerden ve şekilsiz bir karanlıktan başka bir şey görememişti. Aidan dumana katlanamıyor. Yaşıyorlar. "Evet." Caine konuşamıyordu. Bu da kavgaya neden oluyor. Bir daha ve bir daha. Caine’in gözleri kayarken öne doğru düştüğünü hissetti. yine görmeye başladı. "Ne oldu?" diye sordu Doc. Nava... bunların hepsini zihninde depolamasına imkân yoktu." diye mırıldandı Caine durmadan. Bir daha asla bırakmıyor. "David iyi misin?" diye soruyordu Nava. Saklı Kütüphane 177 www.ama şimdi yirmibeşinde sigara içiyor. Caine görmekten kaçınamıyor. ama aynı zaman-uzamda üst üste binince bulanıklaşıp birleşmişlerdi. Zaten tam olarak da anlayamıyordu gördüklerini.

"Merhaba Peter. Bunun doğru olup olmadığını bilmiyordu -hatta yanlış olabileceğini bile düşündü . hata yapabileceğim onca konu." "Ama o kadar şey var ki." "Hayır." dedi Nava hemen. "Bir yer biliyorum. "Gidince görürsün.e-kitap. "Ama denemek zorundasın. Her ne görmek istiyorsa gördü herhalde çünkü itiraz etmeden sorusuna cevap verdi. "Tuvalete gitmem gerek.." dedi Caine." Forsythe cep telefonundan arayan Tversky'nin sesini hemen tanıdı. Geleceğe dair gördüklerinden pek fazlasını hatırlayamıyordu. Jasper gülümsedi. Fazla zamanım yok." Saklı Kütüphane 178 www. Neyin peşinde olduğunu biliyorum ve sana teslim edebilirim-fiyatta anlaşırsak. "Bilmem gerek. bu bile bir seçimdir." "Bence-" Caine masanın üzerinden uzanıp kadının eline yapıştı."Neyi yapamazsın?" diye sordu Jasper. yanlış yapabileceğim-" "Bu kaçınılmaz. Adam açmadan telefon uzun bir süre çaldı. "Zaman kaybediyoruz bence. "O zaman hata yapmış olursun ufaklık. Doc'un Nava'ya bu görüşmeden söz etmesini istemiyordu. "Gidebileceğimiz güvenli bir yer var mı?" "Evet. Ben kimim ki-" Jasper. Kimsenin onu göremeyeceğinden emin olduğu anda da erkekler tuvaletinin karşısındaki jetonlu telefonu eline aldı. Tam o sırada birinin gölgesini gördü. "Seçim yapamam.us ." "Nereye götüreceksin bizi?" diye sordu Caine." dedi. Caine’in suratının ortasına okkalı bir tokat attı. "Nava bana güvenmen gerekiyor." "Senden isteyebileceğim hiçbir şey yok. "Beni "Nereden çıkardın bunu?" diye sordu Forsythe." dedi Caine.ama doğru olma olasılığı da yüksekti. Caine üç gün önceki numarayı hatırladı. Nava'ya döndü." "Ya hata yaparsam?" diye sordu Caine. ama unutmaya başladığında bile ne yapması gerektiğini biliyordu. "Sen David Caine’sin." aradığını duydum. "Lütfen dikkatle dinle söyleyeceklerimi." dedi Forsythe fazla hevesli görünmemeye çalışarak.. Sadece kardeşini görebiliyordu. "Saat altıda nerede olacağını biliyorum." dedi Jasper. bu önemli. Bilmem gerekiyor. Caine. Caine parmağını dudaklarına götürüp sus der gibi bir işaret yaptı. Bu doğru değil. Bir karar vermekten kaçamazsın. Bir şey yapmamayı seçsen. derin bir nefes alıp. Ben David Caine. Sanki Nava ve Doc yoklardı orada. "Tamam. Doc başını sallayarak tuvalete girdi. Olacaklar onun elinde değildi." "Öyle mi? Ya David Caine ?" "Dinliyorum. Sonra da gitsek iyi olacak. Elinden gelen tek şey en az yanlış olanı seçmekti." Caine başını salladı." Biran için gözlerini kapadı doğru sözleri bulmaya çalışırken. Bu Doc'tu. "Buradan gitmemiz gerek." Caine ayağa kalkıp barın diğer ucundaki uzun koridora doğru gitti sendeleyerek." ▲ "Merhaba James. Caine bir an için gözlerini kapadı ve yine açtı. Bizi nereye götürüyorsun? Tam olarak neresi orası?" Nava adamın gözlerinin içine baktı.

Ama delikten bakan her kimse Nava'yı görür görmez hemen kapıyı açtı. "Aslında şaşıracak bir şey yok. Ben tek bir bakış açısına sahip olduğuma göre. Üçüncü kapıya gelince merdivenlerden inip. Eitan ve Nava sigara içtiler. Belli ki Eitan hep buraya oturuyordu. Arka kapıdaki kilidi bir çocuk bile açabilirdi. bana olan olasılık dışı bir şey varsa. bu yüzden de güneş gözlüklerini çıkardı. Evde Vaner'ın bağlantısı hariç üç kişi daha var." Kapının önünden çekilip. Geldiğinde de Siek-Jin hazırlıklı olacaktı. ama adam onlara doğru gitmedi. Ara sokak karanlıktı.e-kitap." demişti bir keresinde Doc ona. Nava'yı kucaklayıp öyle sıkıca sarıldı ki Caine kızın kemiklerini ezeceğini düşündü. Bir dakikaya kalmaz evdeydi. mutfağa gitti. Doc'un bu huyunu severdi: Hiçbir şey onu şaşırtmazdı. Eitan. "Dünyada herkese aynı anda garip bir şey olsa işte o zaman bu şaşırtıcı olurdu. çok tertipli ve temizdi." dedi iri yan adamı göstererek. dışarıdaki pisliğe kıyasla. humus ve dört buzlu çay olan bir tepsiyle döndü. bunun birine olma olasılığı 6 milyarda birse. Önünden geçtikleri dükkânların çoğunun tabelaları İbraniceydi. Yalnız mı?" "Hayır." dedi Eitan bozuk bir İngilizceyle. "Navacığım!" diye haykırdı ayı gibi bir adam. Caine yemek yerken. Eski müteffikler İbranice konuşurken. Kanepe koca adamın ailesinin resmileriyle dolu olan bir duvara yaslanmıştı. Caine her şey yolundaymış gibi davranmaya çalıştı. siyah şapkalar giymişlerdi ve siyah sakalları vardı. Küçük dairenin diğer ucundan sesleri geliyordu. Hızlıca İbranice konuşunca adam ciddileşti. Caine adamın tüm olanları çok rahat karşıladığını düşündü. Kapıdaki gözetleme deliği açıldı ve bir çift kahverengi şüpheci bakan göz gördüler. Şişman adam" buraya gelecekti eninde sonunda. Kanepenin yayları gıcırdadıysa da. "Bu Eitan." "Memnun oldum. Caine bu kanepenin kendisinden daha ağır insanları da çektiğine emindi. Doc gülümsedi. "Oturun." "Mükemmel. Caine ana caddedeki trafiğin sesini bile duyamıyordu artık. "Lütfen girin." Tamam" Choi Siek-Jin cep telefonunu kapadı. Saklı Kütüphane 179 www. içeri buyur etti onları. Brooklyn'de metrodan indiler. "Nava'nın dostları benim de dostlarımdır. "Ne kadar istiyorsun?" ▲ Caine’in bilmediği bir semtte. Bu yüzden de." "Bağlantıyı öldür. Size yiyecek getireyim. Taş zeminin üzerinde turuncu bir halı vardı." Daire. "Burada. Sonunda Nava diğerlerine döndü. Caine uzun ahşap sehpanın etrafından dolanıp kanepeye oturdu. Erkekler siyah ceketler. Yüzde yüz olabilecek bir şey olduğunda niye şaşırayım ki?" Nava onları birçok karanlık. o zaman başkasına bunun olmadığını var sayıyorum mantıklı olarak. kapıyı dört defa tıklattı. evim sizin de evinizdir. Boğazını temizledi. ama arkadaşlarıyla birlikte çok az zamanı kaldığını biliyordu. birine olma olasılığı da yüzde yüz. Kadını bana getir. Kanepenin yanında da elle işlenmiş yastıklarla süslü bir sallanan sandalye vardı.Forsythe saatine bakınca kırk dakikası olduğunu gördü. ▲ "Doydun mu?" dedi Eitan neredeyse bitmiş olan humusu göstererek. Caine’in elini sıkarken kıracaktı neredeyse. üzerinde biraz pide. Jasper ve Doc. dar sokaktan geçirdi. "Eitan bunlar da David.us . Soluk sarı bir kanepenin ortası hafif çökmüştü." Eitan gitti.

Anlaşıldı mı?" Tamamdır. Küçük ama ağırdı. Silahını Eitan'ın başından ayırmayan adam. Adam boğazını tutarken garip bir ses çıktı sonra Siek-Jin onu sırtından bıçakladı. Tek bir hareketle Eitan'ın gırtlağını kesti. Bıçağını Eitan'ın gömleğine sildikten sonra Siek-Jin bunu yine yerine koydu. ▲ Siek-Jin parmağını dudaklarına götürdü.5329'du. ama bardağı tezgâhın üstüne koyabildi sonunda. Bu işini görürdü. Rainer ve Esposito bu iş bitince bunu kesinlikle yüzüne vuracaklardı. yerini aldın mı?" "Arka çıkıştayım. "Tabii ki. Yüzünden yaşlar akarken dizlerinin üzerine çöktü. Bir elinde tutuğu bıçağı ve diğer elindeki tabancayı da bırakmayarak Eitan'ın düşen bedenini tutup yavaşça yere indirdi. Günün son ışıkları süzülüyordu yer altındaki dairenin tavana yakın penceresinden. doydum. benim dediğim olacak. kum. "Jim. "Leary. Nava'nın yüzüne vurunca ışık Caine bir anda bunu daha önce de gördüğünü düşündü. Ama artık çok geçti." diye emir verdi Crowe. hâlâ kafasına isabet ettirebiliyor musun?" "Evet. Jasper'ın bu garip alışkanlığını hiç fark etmemiş gibi yaparak gülümsedi. Caine kapıya doğru dönerken içgüdülerine güvenmek istiyordu. Eitan'a elindeki boş bardağı bırakmasını işaret etti." dedi Dalton bir yandan dürbünden Nava'nın yüzüne bakarak." dedi Eitan Doc'un boş bardağını alarak. ▲ Caine gözlerini kapayıp geleceği hatırlamaya çalıştı. "Kanepeyi kapının önüne çekmemiz gerek." diyen Learynin sesi duyuldu telsizden. "Biraz su ister misiniz? Ya da biraz şarap?" "Ben buzlu çay alırım."Sağ olun. o yüzden de bir eli boşta olmalıydı. çok fazla ileriye gitmeden gözlerini açıp. Doc da kitaplığı halletti. İri adamın koridor boyunca mutfağa doğru ilerlediğini gördüğünde birden içinden onu durdurma isteği geçti. "Hemen dönerim. Siek-Jin. zum. Siek-Jin bıçağını çıkardı. Eitan. ilk önce adamı. İşleri bitince geride durup yaptıklarına baktılar. Eitan yavaşça kendinden isteneni yaptı. mum. Kafasına büyük bir tabanca dayanmış olan Eitan korkup olduğu yerde dondu kaldı.us . Evrenin çarklarının dönüşünü seyredecekti." "Dur. ekip başı benim. Crowe'un ne dediği Saklı Kütüphane 180 www." dedi Caine zorlanarak kalkıp. Eğer güvenemezse o zaman Nava'nın ölme olasılığı yüzde 97. Şimdi'ye döndü. Hemen eğilip duvardaki bir lambayı prizden çekti. Daha önce bilseydi belki de olacakları engelleyebilirdi." dedi Jasper. Elinde sopa gibi tuttu. sonra da yeri işaret etti. Ama daha derinden gelen bir ses bunu engelledi." diye hırladı Dalton." dedi Doc. . Bu sefer. "Sadece menzilde tut” “Ama-" "Jim." Hiçbir şey demeden Nava ve Jasper kanepeyi tutup taşıdılar. Eitan'ın elleri titriyordu. Crowe da kim oluyordu ki herkesin duyabileceğj bir frekanstan onu böyle azarlıyordu." Eitan odadan çıkarken Caine birden korktu. Vaner'ı alt etmek bu kadar kolay olmayacaktı.e-kitap. "Kitaplığı da. "Kafasına isabet ettirebilirim.

Caine 15. ▲ Vaner'ın önünde birden bir karartı oldu ve sonra da kıpkırmızı oldu." Dürbünün dikey çizgisi iki gözünün arasındaydı." Adamın ellerinin arasından fırlayacakmış gibi hareket eden silahtan 7. Her birine bakabilir ve her seçimin sonucunu görebilirdi." dedi gözlerini kadından ayırmayarak. Biri araya girmişti." Güçlü tüfeğin tepeceğini düşünerek kendini kolladı.umurunda değildi. Ona ulaşana kadar kafasına bir kurşun yerdi. Ama lamba ona çarpmadan Siek-Jin kenara çekildi. Korelinin pantolonundaki kanı görünce Eitan'ı öldürdüğünü anladı. Nava düşünmeden atıldı odanın öteki tarafına ve yere doğru düşerken Caine’i de çekti kendisiyle birlikte. "Üç.3 saniyesi olduğunu biliyordu. Kapının bir kısmı odanın içine doğru dağılırken bir çatırtı duyuldu. ama zamanı geldiğinde tetiği çekmekte tereddüt etmeyecekti." Nava'nın kalbi ağzına geldi. "Chang’un seni canlı istiyor. "Dört." dedi Nava. Kanepe ve kütüphane olmasaydı odaya girmişlerdi. Ama kadının gözlerindeki bakışa bakılırsa hemen tüyecekti. Tam o anda Caine lambayı Koreli katile doğru attı. yatay çizgi ise burnunun ortasındaydı. bu vatan haini orospuyu indirecekti. Her şey bitmişti. Başındaki beyzbol topu büyüklüğündeki delikten. "Eitan geri gelmedi. Bir an için gözünün önüne milyonlarca olasılık geldi. Dalton hemen şarjörünü boşaltmaya başladı ve hedefi vurduğunu umdu.us . Yüzü dört eşit parçaya bölünmüştü. O içli gözlerin arasına bir kurşun sıkmak yazık olacaktı. pek azında Nava hayatta kalıyordu. tuttu ve saymaya başladı. Tabancasını kadının kafasına doğrultmuştu.e-kitap. Gerçekten hoş kadındı. Çoğunda Caine ölüyordu. Dalton vurduğu şey düşerken bunu düşünmemeye çalıştı. Aslında yazıktı. En azından bildiğini sanıyordu. gözleri kapalıyken ağır ağır nefes alan Caine’e baktı. Aynen Caine’in umduğu gibi bir adım sağa doğru çekilmişti. Cam kırılmıştı ve odaya dağılan cam parçalarıyla birlikte Koreli katil yüz üstü ahşap kahve masasına düştü. Parmaklarını kasıp Vaner'ın yüzüne nişan aldı.000 fit hızla Nava Vaner'ın beynine doğru yol aldı. Saklı Kütüphane 181 www. "Bir. "Bir terslik var. "YATIN!" diye bağırdı durduğu yerin üstünde iki mermi duvara saplanırken.62 milimetrelik kurşun çıktı ve saniyede 1. "Yapma. Çok geç olmadan sadece birkaç saniyeleri vardı." dedi Dalton mikrofona. "Vaner'ı beş saniyede indiriyorum. Birden bir hava akımı oldu ve bir kırılma sesi duyuldu. Ekiple birlikte bu kadınla eğlenebilirlerdi. ancak birkaç keresinde işler Caine’in istediği gibi yürüyordu. kanla kaplı yüzünden gri beyni görünüyordu." Tetik parmağını yokladı. Derin bir nefes aldı." Nava Glock'unu eline alamadan Koreli ajan belirdi kapıda. Altında yatan. Eğer araya giren David Caine ise boku yemişti. Sonsuzdu ama bu. "İki. Vaner'ı hâlâ görebiliyordu. Düşman sadece bir metre ötesindeydi ama aralarında kilometreler olsa da bir şey fark etmezdi.

Sonra kadının dünyası karardı. Odaya bakınca neler olduğunu anlıyor. Caine’in midesi bulandı ama devam etti işe. onu sırt üstü çevirip. ama bunun olma olasılığı yüzde 2. hedef sana doğru geliyor. Eğer yakından bakarlarsa kanın ve beyinin kadına ait olmadığı belli olurdu. ama sadece 9. ▲ "Özür dilerim Nava. yoldan sekiyor. Ona ulaşınca da elindekini kadının yüzüne ve saçlarına sürdü. Hepsi tepeden tırnağa siyahlara bürünmüş. Arka kapıya giderken de uzun siyah bir paltoyu aldı askıdan. daha doğrusu en az yanlış olanı. Leary ileri atılıp Caine’i de yere indiriyor(döngü) Saklı Kütüphane 182 www. Siek-Jin'in parçalanmış kafasına doğru emekledi aksak ayağını çekiştirerek. Nava’nın sırt çantasını kapıp. Kadının kafası taş zemine vurunca bu ona bir mermi sesini hatırlattı. Esposito Doc'u duvara vuruyor. Caine. 'Yere yatın!' diye bağırıyor Rainer herkes yerde olmasına rağmen. Eline kan da almak için avucunu kıvırdı. Ne kadar sıcak olduğuna şaşırdı.2 saniyesi kalmıştı. Kask taktıkları için yüzleri görünmüyor. Bir şekilde elindekini düşürmeden ve düşmeden Nava'ya yanaştı." diye bağırdı adam. göğüslerinde de zırh var. mutfağa gitti. Juan Esposito. "Etmezsin." 'Görüyorum' "Dur!" Caine yürümek için kendini zorladı. Mermi Leary'nin baldırına isabet ediyor ama onu durduramıyor. Daha fazla zamanı olsa daha mantıklı bir karar verebilirdi. Gözlerini kapalı tutan Caine.us . Caine Eitan’ın bedeninin üstünden geçti. aynen Caine’in tahmin ettiği gibi tabancasını Caine’in bedenine doğrultmuştu.3 saniyesi vardı. Adam bir kan gölünün ortasında yatıyordu mutfakta. Böyle görmek daha kolaydı. bir yandan da içgüdülerine güvendi. Caine ne yapacağını düşününce midesi bulandı ama zaman geçiyordu.Her bir yolun birçok yolu ve aklına bile getiremeyeceği birçok sonucu vardı. başını yere vurdu. Jasper'ın yanağındaki iyileşmekte olan yarayı görünce de bunun istediği kardeş olmadığını anlıyor. Kadın cevap veremeden. ama zamanı yoktu. Gözlerini kapadı.7 saniyesi vardı. Sadece 13. Jasper'ın sırtına basıyor Crowe başına tabancayı dayayıp. Pek de bir işe yaramayan bariyeri yerinde tutmaya çalışan Doc'la Jasper'a baktı Caine. Dizini bükmemeye çalışarak emekledi. Adam (Mark Leary) geri çekildi. yoksa ateş ederim. Slek-Jin'in başına elini soktu ve beynini çıkarttı. İkisine de söylemek istediği o kadar çok şey vardı ki." dedi Caine. Askerler odaya dalmadan önce 1. En doğru gibi görünen yolu seçti." dedi Caine gözleri hâlâ kapalıyken. Mermi isabet etmiyor.e-kitap. "Leary. Adları Martin Crowe. "Dur. Nava’nın 9 milimetrelik silahını doğrulttu. Ron McCoy ve Charlie Rainer. Ve tetiği çekiyor. Silahını ters çevirip kabzasıyla Caine’in başına vuruyor(döngü) tetiği çekiyor.473'tü. Elindeki damlayan sıcak lazanya gibiydi. Bunu seçerken de bir yandan bildiklerine. Korkusuna yenik düşmek istemiyordu.

Sokaktan çıktı ve şapkayı taktı. Sanki bir polis filosu geliyordu. David Caine gitmişti. Geriye doğru düşerken acıyla bağırdı. aynı siyah ceketi ve şapkayı giyen bir sürü erkek vardı.e-kitap. çünkü tanıdığı hiçbir bomba uzmanı az patlayıcı kullanmazdı ve Juan Esposito da tipik bir bomba uzmanıydı. Crowe geride bir kanıt kalabileceğinden hiç endişelenmedi. Dalton'un ikisini de öldürdüğüne inanamadı. "Kahretsin!" diye bağırdı. Vaner'ın kafasındaki beyin parçalarına bakılırsa kadın ölmüştü. ▲ Crowe. Kalabalığa bakarken olanlara inanamıyordu. Polisler geldiklerinde iki yanmış ceset bulacaklardı.tetiği çekiyor. Mermi Leary'nin ayağına saplanıyor. Köşeyi döndüğünde Caine ortalarda yoktu. Dönüp eve doğru gitti. "Yirmi saniyen var Esposito. Caine durmadan ilerledi. En azından ikizi hayattaydı. Zaman yoktu. Sokak Musevi erkeklerle doluydu. bu gök gürültüsü gibiydi. aynen yanındaki Asyalı herif gibi. Esposito elektronik ateşleyicileri duvara yerleştirdi ve patlayıcıları bağladı. ama çok geçti artık. Sonra-" Siren seslerini duyunca sustu. çıkarken burayı yak. Tökezliyor ve hareket ederken de Caine’e çarpıp onu da düşürüyor(döngö) tetiği çekiyor. "Rainer şu ikisini araca bindir. Durup da nabzını yoklayacak hali yoktu. diğerlerini kapıp gidecekti." diye emir verdi Crowe. Crowe yerel polise burada neden iki ceset olduğunu açıklamaya çalışmaya niyetli değildi. Crowe onu sonra halledecekti." Adamlar ne yapacaklarını biliyorlardı. Cevapsız bir sürü soruları da olacaktı.us . Femuru parçalandı ve mermi bacağının içinde kaldı. Mermi Leary'nin bacağına isabet etti. Leary’nin yerde olduğunu gördüğü anda koşmaya başladı. Saklı Kütüphane 183 www. İki rehineyle uzaklaşırlarken Crowe bir patlama sesi duydu. "McCoy arka kapıya git de Leary'ye yardım et. düşen komandoya çarpmamak için sadece biraz sola doğru kaydı. Doktorla ikiz kardeşi duvara yaslamışlardı.

İçinde ne olduğunu bilmesine rağmen bunları kendi gözleriyle görünce rahatladı. Koca odada bu bilgisayar manyakları yeni alıcıları yükleyip güvenlik sistemini devreye sokmaya çalışıyorlardı. Caine tek başına artık. üç ayrı kimlik seti. Her bir tomarda toplam 50 yirmilik vardı. Manhattan kaldırımlarının iki kat altındaydı yeni işyeri.yirmi şarjör mermi vardı.28 Forsythe iki silahlı askerin refakatinde binadan çıkartıldığına inanamıyordu. Ayrıca birkaç tane de kredi kartı." diyerek Telefonu kapadı Forsythe. Bilimsel ekipman çalışır durumdaydı. Geleceğimizi biliyorlardı. Üç saat kendine gelemez. İkinci espressosunu da içip kafein ve şeker tükettikten sonra Caine. Forsythe laboratuvara gelmelerini ve testlere başlamayı sabırsızlıkla bekliyordu. bunu yapmadan önce bazı kimyasal analizler yapmak zorunda olduğunu biliyordu.bir SIG Sauer bir Glock. Bu arada ikizin üzerinde bazı testler yapardı. Yeni ofisinde volta atarken bunu düşünmemeye çalıştı. Üçbin dolarla planını gerçekleştiremezdi. bir GPS tarayıcısı. Aradaki adımları atlayıp da ikizin temporal lobunun bir bölümünü almak istese de. Beta deneğini yakalayamadıklarını düşününce hayal kırıklığına uğradı Ama Crowe haklıydı. ama bu bir başlangıçtı. "David Caine’in koruması öldü. Cam duvarın diğer tarafından Grimes'ın ve ekibinin koşuşturduğunu görüyordu. bu an meselesiydi. Jasper'dan öğrenebilecekleri her şeyi öğrendikten sonra da. İlk önce tuvalete gidip elindeki kan temizledi. ama ceketin önünü İliklemek dışında bu konuda hiçbir şey yapamazdı. Eğer her şey yolunda giderse bir saatte kalmaz her şey işlevsel olacaktı. "Onu yakaladık. çok kızgındı bu duruma düşürüldüğüne. Yani toplamda 150 yirmilik. Bu telefonu bekliyordu ama yine de yerinden sıçradı çalınca. Kapıya barikat kurmuşlardı ve hedef nasıl kaçacağını planlamıştı bile. Gömleği lekelenmiş ve kuruyan kandan sertleşmişti. ama bilgisayarlarda ve elektrik sisteminde hâlâ arızalar oluyordu. "Buldunuz mu?" "Hayır. Elli miligram amobarbital verdik. her birinde de farklı bir isim ve uyruk yazıyordu. Bir an için gözlerini kapadı ve Saklı Kütüphane 184 www.e-kitap. O zamana kadar ikizi katatonik bir durumda tutmak gerekiyordu. Eğer Beta deneğinin gerçekten bazı yetenekleri varsa. Eğer ayılacak gibi olursa en az yirmibeş miligram daha verin." "Anlaşıldı." Forsythe rahatladı. Kardeşi de elimizde. En azından Crowe lafı dolandırmıyordu. İyi ki bu laboratuvarı aylar öncesinden hazır etmeyi ve yatırımcı bulmayı akıl etmişti." Bir an tedirgin bir sessizlik oldu sonra Crowe yine konuştu. kafatasını açıp beynini alırlardı. o zaman ikizinin de bazı yetenekleri olmalıydı. İki tabanca vardı. bir sinyal bozucu. "İkizi?" diye sordu Forsythe. Patlamayı duyunca bir Starbuck's kafeye girdi." "Umarım bu söylediklerini yukarıdaki de duyuyordur. Yakında karşımıza çıkar ve bu sefer kaçamayacak. Birden telefonu çalmaya başladı.us . bir cep bilgisayarı. Nava’nın sırt çantasını açtı. Hemen atılıp ahizeyi kaldırdı. Ama Caine’i asıl ilgilendiren üç tomar yirmilikti. "Ayılmaması çok önemli." Forsythe dökülen saçlarını düzeltti eliyle. ▲ Dizindeki acıya rağmen Caine yürümeye devam etti.

Kurtulmuştu. Son bir kere daha itince. ama ikizin de sağ temporal İobunda benzer bir anomali vardı. titreyen parmaklarla masasına dokundu. Şimdiyse kollarını kıpırdatamıyordu. boğazı yanıyordu. Birden floresan ışıklar söndü." dedi Grimes. Ateş canlı gibiydi. Üstüne düşmüştü kanepe herhalde ve onu korumuştu. Bu. Bazen birkaç dakikalığına kilitlerdi. ama veremedi çünkü nefes bile alamıyordu. Hava serin ve temizdi. "Karanlıktan mı korkuyorsun?" Forsythe cevap vermek istedi. Bir tek iskeleti duruyordu. derin derin nefes almaya başladı. Son hatırladığı şey Caine’in üstüne çıktığı ve kendisini bayılttığıydı. "Doğuya doğru. temiz havayı soludu. Hemen buradan çıkması gerekiyordu. Keşke üçüz olsalardı. kanepenin döşemesi olmalıydı elinin altındaki. dış duvarlar neredeyse tamamen gitmişti." Nava bedeninin yandığını görebiliyordu. Dudakları. Eski bir kumaşa dokundu. ama yine de artık Saklı Kütüphane 185 www. Dışarı fırlayıp." dedi Caine. çünkü annesi bağırırken onu asla dışarı çıkarmazdı. Zaitsev ona hep. naftalin kokusunu ve babasının takım elbiselerinin başına sürtünüşünü dün gibi hatırlıyordu. Kırk saniyede bir taksi buldu. Hava sıcaktı. bir an için kanepe kalktı ve sanki ya üzerine düşecek ya da ters tarafa düşecek gibi dengesiz durdu. Ya şimdi bunu yapacaktı. Ateş kanepeyle Nava arasındaki boşluğu doldurdu bir anda. Aslında bağırmanın bir işe yaramadığını biliyordu. Duman yüzünün çevresinde dönüyordu. Forsythe'ın beklediğinden de iyiydi. Forsythe ikizin MR'ını Beta deneğininkiyle karşılaştırdı. O.e-kitap. Elbiseleri terden sırtına yapışırdı. Çalışıyordu. Şimdi bir tek karanlık odada derin derin nefes alan Forsythe vardı. On dakika içinde dolap fırın gibi ısınırdı. Bayılmadan önce son gördüğü şey kafasında dikilmiş duran garip adamdı. Bir şey yere düşürünce de bir gürültü duydu. Bir süre sonra gözlerinin açık mı kapalı mı olduğunu bile bilemezdi. Papyon takıyordu. "Nereye?" diye sordu sesi bitkin çıkan şoför. Tek bir kere itecek gücü kalmıştı. Eğer ikizine epilepsi nöbetini engelleyecek deneysel ilaçları verirse. ciğerlerine işliyordu. Ellerini oynattı ve parmaklarıyla uzandı. Teni yanıp kül olurken kıpkırmızıydı. Eski yastığı bir hava filtresi gibi kullandı. Yanan binadan uzaklaşmaya çalışırken düştüğünde bunu umursamadı. sanki alevli diliyle onu yalıyordu. ama bir an için bunu unuttu. Bu karanlıkta annesinin onu küçükken kilitlediği dolabı hatırladı. "Yedinci Cadde'yle D Bulvarı'nın kesiştiği yere. Nava zar zor ayağa kalktı ve dairenin önüne koştu. ama bu umurunda değildi. öldüğünde dinlenecek zamanı olacağını söylerdi. ama çok yaramazlık ettiğinde onu saatlerce dolapta bırakırdı. ama kapanınca gürültülü olduğunu anladı.us ." "Kendine gel doktor. Yoklaya yoklaya sonunda telefonu buldu. Gözlerini açmak istediyse de açmadı çünkü açarsa göremeyeceğini biliyordu. Ama en kötüsü karanlıktı. Havalandırmanın sesini fark etmemişti çalışırken. ancak sekiz defa çaldıktan sonra cevap verdi Grimes. Bunun yerine nefes almaya çalıştı. Kollarını açıp. Ortam çok sessizdi. Nava sağ eliyle uzanıp itti. Sağ kolunu dayadığında kanepeye. "Işıklara ne oldu? Işıkları açın hemen. "Ne?" "Neler oluyor?" Forsythe sesinin garip ve korkmuş gibi çıktığını biliyordu. Tam olarak örtüşmüyordu.sonra dışarı çıktı. Beta deneğinin beyin kimyasının bir benzerini oluşturabilirdi. Bu seferlik dinlenecekti. damağı. o aralıksız korkunç karanlık. ya da ölecekti. O zaman elinde bir test deneği. kanlı şeritler halinde sökülüyordu derisi. O zaman bağırırdı. kanepe soluna doğru düştü. Grimes'ın dört haneli iç hat numarasını çevirdi. bir de kontrol mekanizması olacaktı. Bir tek dolabı düşünebildi. Yastığın içine soktu yüzünü. Forsythe'ın kalbi hızlanınca. Bir şeyler görmeye başlardı. Bir de sıcağı. Fazla zamanı yoktu.

o anda da Crowe ve ekibi onu enseleyeceklerdi. "Nerelerdeydin Caine? Vitaly endişelenmeye başlamıştı." Nikolaev yüzünü buruşturdu. "Tamamdır." dedi Nikolaev. Emriniz olur-" Grimes lafını bitiremeden Forsythe telefonu kapadı. ama ben senin böyle bir şey yapmayacağını biliyordum. ama yine de oynamak istiyorum. "Caine. "Beni örnek al kendine. "Oldu mu?" dedi Grimes. "Ağzını bozma doktor. ama daha tam olarak da toparlanamamıştı." dedi Nikolaev gülümseyerek. İkisinin de sahte olmadığına emin olunca da parayı üst çekmeceye koydu. Rusça bir şeyler mırıldanıp." dedi Grimes gülerek.dayanamazdı ve bağırırdı. Caine neredeyse eninde sonunda telefonu kullanacaktı. "Bu gece hesabı kapatayım diyorum. "Tabii senin için bir Saklı Kütüphane 186 www." "Beni düşünmen çok hoş. Gerisini kazanmaya karar verdim. "Şimdi de bir sonraki taksiti ödemeye geldim. "Öyle mi? O çantada paranın geri kalanı var mı?" "Yok ama. "belki de kumarda kaybedeceğine elindeki binliği bana versen daha iyi olur.." "Aslında. Olasılık da böyle bir şeydi zaten." Kozlov bugün adam dövmeyeceğini anlayınca üzüldü sanki. ▲ Caine podvaal’a girince koca bir el yapıştı omzuna. "Sergey şehirden ayrıldığını düşünmeye başlamıştı. kesik kesik nefes aldı. David Caine akıllıydı ve şimdiye kadar şansı da yaver gitmişti. bak ne kadar sakinim. Kendine gelmeye başlıyordu." dedi Caine dev Rus'a doğru dönerek. "Gelecek hafta bu sıralar görüşürüz.. "O zaman bana daha onbin borcun var. Heriflerin bilgisayarları elektrik sistemine nasıl bağladıklarını kontrol ediyordum ve birkaç kabloyu kurcaladım. Parayı sallayıp. her bir tomardan bir banknot çekip aldı." Kozlov iç geçirdi ve Nikolaev gülümsedi. Forsythe birden bir ses duydu ve floresan ışıklar yandı." dedi Caine sırt çantasına uzanıp iki deste yirmilik çıkarıp masaya koyarken. "Paran." "Biliyorum. Neyse merak edecek bir şey yok. Saatine baktı." dedi Caine. Nikolaev Rusça bir şeyler söyleyince de Kozlov güldü. Bir yirmilik deste daha çıkardı." dedi Forsythe. "Geçti işte. Bunun Kozlov olduğunu anlamak için başını kaldırması gerekmiyordu." dedi Caine. onbirdi." Nikolaev zarf açacağını kullanarak her bir tomarın üstündeki kâğıdı açtı. Forsythe şimdi artık Grimes'ın UGA'nın bilgisayarına yerleştirdiği programdan gelecek bilgileri beklemek zorundaydı. Kalp atışları yavaşlayınca da uzun uzun. Beta deneği beş saattir yoktu ortalarda. Bir ipucu da bulamamışlardı. İkisine de kalemle bir işaret koyduktan sonra da ışığa tuttu. "Binlik var. ama bir yerde şansı tükenecekti." "Kahrolası ışıklar niye söndü ki?" diye sordu Forsythe." "Bir yolculuğa çıktım Sergey." dedi Nikolaev şaşırıp ayağa kalkarak. Son zamanlarda şansın pek yaver gitmiyor." "Bir daha olmasın. Saniyede altıbin telefon görüşmesini Beta deneğinin ses kaydı ile karşılaştırıyordu program. "Caine. "Bu taksit işi sandığımdan da iyi gidiyor." "Tabii ki yapmam Vitaly.us .e-kitap." dedi Caine. Caine’i Nikolaev'in ofisine götürdü." Nikolaev kaşlarını kaldırdı.

Caine yine de onu biraz teşvik etmeye karar verdi.us . Gözlerini kapayan Caine değişen kâğıtları takip etti. Bir ele bütün parasını yatırıp. elde var sıfırla kalkmıştı. İki kırmızı fişi oturduğu yerde öne doğru itti. Walter ortadaki parayı alırken gülüyordu. Bu aslında iyi bir kazançtı. eğer odaklanırsa bunu yapabilirdi. Caine. Hazırdı. Kendisine güvenmesi gerektiğini biliyor ama yine de tamamen rahatlayamıyordu. Ortadaki parayı artırmanın zamanı gelmişti. "Haydi bakalım. ben keserim. Bana kaptıracak başka paran var mı?" "Bu gece yok Walter. Nikolaev'i çağırdı. Fişlerini ortaya süren Walter. Hoş geldin Caine. Caine gözlerini kapayıp görmesi gerekeni gördükten sonra açtı." dedi adam Caine’in uzattığı siyah fişleri alıp ona kırmızı ve yeşil fişler vererek." ▲ "Valeden aşağıya kent. Ne dersin Walter?" Walter kaşlarını kaldırdı. Teke tek oynamaya ne dersin? Beş kart. Bunu daha önce de yapmıştı. hiçbir şeyin ters gitmeyeceğini düşünmüştü. "Eğer istemiyorsan söyle gitsin babalık." dedi Caine’in son parasını da alarak. Rahibe. "Hey. sen karıştırırsın. Bunu yapabilirdi. Caine’in tanımadığı iki adam ona bakıp içkilerini yudumlamaya devam ettiler. fişleri getiririm. Ya önceki gibi HerAn'a takılıp kalırsam. "Üçtür paramı alıyorsun. böyle bir iddiayı kabul etmeme olasılığı pek yoktu. kaybolursam? Ya bir nöbet geçirirsem? YaCaine birden konuşarak tedirginliğini yenmeye çalıştı. Walter önündeki fişleri sayıp. Hızlıca bir şeyler konuştular. Makine gibiydi." Walter yüzünü buruşturdu. ama bunun işe yarayacağını biliyordu. Caine Walter’ın yaşıyla dalga geçmenin çocukça olduğunun farkındaydı. Caine’i görünce başını eğdi. Gözlerini kapayıp fişleri saydı.bir de kusmamaya çalışması gerekiyordu. "Bu gece şanslı gecem. Caine’i odanın ucundaki her zaman oturduğu masaya götürdü. Kartları dağıtan adam ona yeni bir deste uzatınca Walter karıştırmaya başladı. Saklı Kütüphane 187 www. "Haydi oyunu biraz hareketlendirelim. sonra Nikolaev başını salladı.sakıncası yoksa. Kendini tamamen HerAn'a odaklanmaya vermişti." Kozlov.tam kazanırken.530 dolar kazanmıştı. "Haydi. Ama olmasa bile Walter kumarbazdı. Caine onun bu teklifi düşündüğünü görebiliyordu. Ama bu sefer gerçekten de farklıydı durum çünkü bu sefer bunu yapabileceğini biliyordu." dedi.e-kitap. kazanan tüm parayı alır. ama Jasper'ı kurtarmak için gerekeni almasına yetmeyecekti." dedi neşelenerek." dedi Caine uzanıp ortadaki parayı alarak." dedi Caine önündeki yığını ileri doğu iterek. Walter'a üç mor fiş verildi." Caine cevap vermedi." dedi kâğıtları dağıtana doğru fişlerini uzatarak. Caine fişlerini masaya koydu. Stone sadece gözlerini kırpıştırdı." Nikolaev kollarını açtı. Son yedi saatte 6. Midesi asit üretirken sakinleşmeye çalıştı. Aynı sözleri kendine söylediği diğer zamanları hatırlayınca neredeyse güldü. Son başını kaldıran Walter oldu. Ama bu sefer böyle olmayacaktı." dedi Caine otururken. Tek yapması gereken odaklanmaktı. Walter’ın son birkaç haftadır birkaç bin dolar kazandığını ve parası olduğunu biliyordu. "İki yüzü bozuyorum. "Parayı bozdurur. "Yok artık!" dedi Walter kartlarını masaya atarak. Bunu düşününce tanıdık bir duygu daha hissetti.o zaman her şey yolunda gidecekti. "Elimde yedibinbeşyüz ve biraz bozukluk var. oynayalım. Walter elini uzattı. "İki yüzlük bozalım. 'Tabii ki yok. çünkü bu sefer farklıydı.

her şey olmuştu. Karıştı. yedili. ama Walter'a üç sekizli gelecek. Kupa altılısı Kupa sekizlisi Sinek as işine yaramaz Bir yandan içinden avaz avaz bağırıyordu. Genelde böyle bir durumda ne alacağı belliydi. Caine kadının orada olmasına memnundu. kessene. "Kaç kart istiyorsun?" diye sordu Walter Caine’e. dokuzlu var. "Haydi bıraksana kartları masaya. Walter'da iki erkek var. Caine’in elinde beşli. ikili. yani geleceğini kartlardaki şansına bağlamıştı. zaten Walter'ın iki papazını yenmek için de bu gerekiyordu. Bir de Walter'a da bir şey gelmemesi gerekiyordu. ikili. Destedeki 47 karttan altı kart vardı (üç vale ve üç dokuzlu) işine yarayacak. Eğer buradan keserse iki beşli gelecek. Görmek istemiyordu. ikili. Bir an için kartları havada tuttu ve kalbi sıkıştı. "N'oldu? Betin benzin attı. Ne yapıyordu böyle? Jasper'ı bir masaya bağlamışlardı ve O da burada onu kurtaracak parayı kumarda mı kazanmaya çalışıyordu? Caine bunu HerAn'da gördüğünde. Dağıt." dedi Rahibe. Kartlar bir anda elinde kalan Caine HerAn’dan aniden çıktı. ama yine de duygularını gizlemeye çalıştı. Gözlerini kapayıp Saklı Kütüphane 188 www. Karıştı. Caine’in elinde beşli. Caine gözlerini açmadan elini uzatıp kâğıtların üstüne koydu. Hâlâ HeAn'daydı. Ne biçim bir Şeytan'dı? "Eee?" dedi Walter önünde duran beş kartı işaret ederek. Kartlar kesilmişti. yedili. Maça dörtlüsünün üstündeydi." Caine kartları masaya koyarken gözlerini kapamaktan korktu. Yani bir per yapma olasılığı yüzde 13'tü. Bu bir işe yaramıyordu. Buradan keserse elinde iki papaz olacak. ama bu şüphelerini bir kenara bırakıp inanmayı seçmişti. Walter kartları dağıtırken Caine’in tedirginliğini hissedip gülümsedi. Şimdiyse baştan beri kaçmaya çalıştığı şeyin içindeydi. Walter'da iki erkek var.us .5'ti. Ama üç vale ya da üç dokuzlu gelme olasılığı sadece yüzde 0. ama sakin görünmeye çalıştı. Her şey bitmişti. Sekiz saatlik usta oyunundan sonra bir şekilde bu işi batırmıştı.Karo dörtlüsü kupa valesinin üstüne geliyordu. vale. kartlar dağıtılmıştı. Uyan da kartları kes. Kaybetmişti. yedili. Leary'yi sokakta vurduğunda olanları bir daha yapmak için gözlerini kapadı ve yeniden kesip her şeyi halletmeye çalıştı. saçmalık olduğunu düşünmüştü. vale. Sinek asının altındaydı. destedeki üç kartı görmeye çatıştı. Alnı ter içinde kalmıştı. vale. ama Walter'da da döper olacak. dokuzlu yar. Walter'da iki erkek var. İkiliyi. Ama gözlerini kapadığındaCaine’in elinde beşli. diğer yandan midesinde asit birikiyordu." dedi Walter masayı yumruklayarak. Caine kâğıttan eline aldı ve teker teker açtı. Buradan"Haydi lan. Maça beşlisi Sinek yedilisi Maça valesi Kupa ikilisi Karo dokuzlusu Ayvayı yemişti." dedi Walter kâğıtları Caine’in önüne koyarak.e-kitap. beşliyi ve yediyi verip elinde valeyi ve dokuzluyu tutardı. Gördüğü her kartta kendini daha da kötü hisseti. korktun mu ufaklık?" "Kes sesini Walter. Karıştı. Dörtlü iki kızın arasına girmişti. Keseceği yeri belirlemeye çalışırken parmaklarıyla kâğıtların uçlarını hissediyor. Geri dönüp geçmişi değiştiremezdi. Caine gözlerini kapayıp. dokuzlu var. HerAn'daki bilgileri kullanarak istediği geleceğe ulaşmak için kararlar vermeye çalışabilirdi ancak.

kazanacağını da. Nikolaev'e döndü. Beğenmediysen git başka yerde oyna. Zamanı gelmişti. Rahibe Caine’e döndü." "Hiç bile bozulmaz." "Ödlek. "Yerden alırken bazılarını gördün. o da birasını devirdi. "Dur bakalım. "Ne? Ben-" Nikolaev elini kaldırdı. "Hiç yakışmadı bu sana Vitaly. Caine kâğıtlarını masaya koydu. El bozulur. oradan da Walter'ın üstüne döküldü. Ne olduğunu biliyordu elinde. "Ne bok yedin Rahibe?" Rahibe tam cevap vermek üzereydi ki Caine’e bakıp sustu." dedi Walter sessizce. Yaşlı adam bunun ne olduğunu görünce heyecanını gizlemeye çalıştı. "Çok isterdim Walter ama burada veresiye oynatmıyorlar bana." Caine kâğıtlarını masanın ortasına doğru iterken gülmemeye çalışıyordu." dedi Caine.e-kitap. Benim kararımı etkileyecek bir şey değil ki bu. işi bitince sertçe masaya koyu. Tam ortasından. *Ayı" diyen Rahibe birden kollarını açtı. İstersen yine kes. "Ayağımın yanından geçti. "Kâğıtları düşürdün. "Ful." dedi Rahibe. Soğuk sıvı kucağına dökülünce Walter ayağa fırladı. "Benim paramla kazandığının yarısını da alırım ama. valeden aşağıya." Nikolaev'i azarlar gibi parmağını salladı. Caine desteyi ikiye kesti. "Ağzına sıçayım!" diye bağırdı Walter. Caine dönüp Nikolaev'e baktı. Walter'a açılmamış bir deste daha verildi." dedi. ama hiçbir şey. Elimde iki papaz var baksana?" Walter elini gösterdi." Vitaly omuz silkti. Adam omuz silkip başını salladı." dedi Caine. Hâlâ homurdanan Walter kâğıtları karıştırıp. Caine kâğıtlarına baktığında endişelenmedi. ama mafya babası başını salladı sadece. Üç kart daha. Walter tek bir kart aldı. Emin kendinden.. Walter memnuniyetle elini gösterdi. "Ben Caine’e veririm parayı. Walter dağıtmaya başladı." dedi Caine eldeki üç dörtlü ve iki sekizliyi göstererek. Valeyi ve damı yere verip. "Kent.us .bir yolunu bulmaya çalıştı." "Ne demek el bozulur?" diye sordu Walter." "El bozulur. Nikolaev'in masaya fişleri getirmesini beklediler." dedi Walter'a. Caine ne olduğunu biliyordu." dedi Rus.. "Açmaya hazır mısın Walter?" "Bahsi ikiye katlamaya ne dersin?" dedi gözleri parlayan Walter. ancak kazanmanın yolu Caine tereddüt etmeden masanın altına uzanıp Rahibe'nin poposuna bir çimdik attı. Dirseği Stone'un eline çarptı. "Benim çöplüğümde benim kurallarım geçer." Caine gerçek bir kumarbaz olan kadına bakıp gülümsedi." Walter yere eğilip kâğıtları toplamaya başladı. "Ben ne yapabilirim ki? Bu mahallede fare kaynıyor. elindeki iki siyah dörtlüyle kupa sekizlisini tuttu. Bira masaya. Hâlâ da üç kart alacağım." dedi mutlu bir ifadeyle. "Vitaly bence senin karar vermen gerekir. dizini masaya çarptı ve kâğıtları yere düşürdü. Parmaklarıyla kâğıtlara dokunuyor. Caine bu sefer hazırdı ve ne aradığını biliyordu. "Fare vardı. "Üç kart alacaktım. ama el bozulmaz. ama bu önemli değildi. Dönüp Rahibe'yi yanağından öptü. O şekilde olmasını planlamıştı. "El bozulur. Saklı Kütüphane 189 www. "Tamam." Caine başını kaldırıp Nikolaev'e baktı.

" dedi masanın altından Caine’in bacağını sıkarken. ucuz mobilyalara bakınca burasının hastane olmadığını anladı. Masadaki neşteri aldı ve onu üzerini örten ince pamuklu çarşafın altına koyarak yanına sakladı. Adam kadının ayıldığını görünce tedirgin bir şekilde papyonunu düzeltti. "Merhaba Bayan Vaner. neşterler. Üzerinde yattığı sedye gibi masanın yanında üç metal tepsisi olan bir masa ve bunun üzerinde de şırıngalar. sargılar ve ilaçlar vardı. Odada çok az eşya vardı. ama tabancası olmadığını hatırladı. gri taş zemine." dedi çekinerek gülümseyip. üzeri formüllerle dolu bir kara tahtanın altında dört bilgisayar ekranı vardı. Odaya bakarken kapı kolunun çevrildiğini gördü. Caine’in 19. Tabancasına uzandı düşünmeden. nerede olduğunu kestirmeye çalıştı.us . ▲ Nava kendine geldiğinde yüzündeki oksijen maskesini çekip çıkardı hemen ve oturduğu yerde doğrulup." Okul çağındaki genç bir kız gibi kızardı Rahibe. "Benim için bir zevkti. Yeterdi. "Nasılsınız?" Saklı Kütüphane 190 www. Tenine değen metal bıçak soğuktu. Kendini toparlayıp odaya giren ince adama baktı. Bir şey bulmak zorundaydı.000 dolar civarında parası vardı. Beyaz duvarlara. Daha çok bir laboratuvara benziyordu."Sağ ol Rahibe.e-kitap. Baldırına bağladığı yedek bıçak bile yoktu.

"Takma isim gibi bir şey." "Burası neresi?" "Araştırma laboratuvarım. Tüm bu süre boyunca adam burnunun dibindeyken bunu anlayamamıştı.. takma adıyla. "Ortağının bir resmi var mı yanında?" "Aslına bakarsan var.ve eğer David'in dediğini yapmazsam o da beni suça iştirakten ele verecekmiş.dı. Neyse." Adam bir an için tavana baktı. Ben de hazırlıklı geldim." Adam birkaç defa gözlerini kırpıştırdı. "Paul benim ortağım.29 "Kimsin sen?" diye sordu Nava papyonlu adama bakarak. Paul'un bu verileri ne için kullandığından veya kullanacağından haberim yoktu. Nava öteki adamı tanıyordu. İlk başta dediklerine inanmadım ama Julia ölünce ve ortağım da aynı zamanda ortadan kaybolunca bunu düşünmek zorunda kaldım. Geldiğimde seni kötü durumda bulacağımı ve acil yardıma ihtiyacın olacağını söyledi. Sanki bir yapbozun son parçası da yerine oturmuştu. "Adımı nereden biliyorsun?" "Adım Peter. birleştirince Petey diye okunuyor İngilizce. "Sen Paul Tversky misin?" Hayır. Tversky'nin öğrencilerinden bazıları ona Petey diyorlar. ama insan anatomisinden Saklı Kütüphane 191 www." "Paul. "David başka ne dedi aradığında?" "Bana Brooklyn'de bir adres verip.David'e yaptıklarım gibi. Tversky'nin testleri kendinin yaptığını düşünmüştü Nava. o da bunun Peter Hanneman olduğunu sanmıştı. Ben öylesine birkaç test yapıyoruz diye düşündüm." dedi adam başını sallayarak. "Evet. David'e yardım etmek istediğini ama ona para vererek onu utandırmak istemediğini söyledi bana. "Devam et. Tversky Doc'tu.us ." Nava düşündü ve Caine’in o sıralar masadan kalktığını hatırladı. Bir gariplik vardı. ama Tversky olarak değil. Dr.." Nava gözlerini ovuşturmak istedi. O yüzden de benim önermemi istedi David'e testleri yapmasını. Boğulmak üzereydin. yani Doc olarak." "Julia Pearlman.e-kitap. testleri yapan doktorun onu ele geçirmek istediğini söyleyince de." Nava her şeyi anlayınca başını salladı." Nava'nın birden aklı karıştı. İsminin baş harfleri P. Elindeki neşteri sıkıca tuttu. David'i tanıyorum.T." dedi Nava hâlâ bazı şeyleri anlamaya çalışarak. Birden her şeyi anladı. Bunların hiçbiri mantıklı değildi. sonra da boğazını temizledi. Paul Tversky değil. "David'e testleri sen mi yaptın?" Adam başını salladı. "Dedi ki. Testleri tartıştıklarını düşününce birden anladı Nava. Sizi buraya getirmemi o istedi. Kelimesi kelimesine.." dedi Hanneman. işte o arada telefon etmişti. saat kaçta orada olacağımı söyledi. Vardığımda yanan binadan çıkıyordun. adam doğruyu söylüyor demek değildi. Tabii ya. Beyaz önlüklü kalın kaşlı bir adamla kol kola duruyorlardı. "Evet.." dedi Nava daha çok kendi kendine konuşarak. David ortağım için bazı testler yaptığımı bildiğini söyledi. Benim adım Peter Hanneman. "Ama Julia da Petey diyordu adama. Ama sırf o zamanda telefon etmiş olabileceği için. Hanneman duvarda asılı duran çerçeveli resmi göstererek. "Ne zaman aradı?" "Saat beş onbeş civarıydı aradığında.dedi ki ortağım doktora öğrencilerinden birini öldürmüş. Gerçi ben doktor değilim. David'e. "Tam olarak ne dedi." "Dur." dedi Dr." Nava'nın aklı almıyordu olanları. bu.

gidebilir miyim gidemez miyim. Tüm bu semptomların nöbet öncesi epileptik aurayla bağdaştığını fark ettim. doğruyu söylüyorum." "Bu hastaların çoğu görsel veya işitsel halüsinasyonlar yaşadıklarını söylemişler. bazıları da geçmişi gördüklerini veya ölüme yaklaşanlara benzer deneyimler yaşadıklarını söylemişler. Onlardan aldığı verileri temporal loblarına doğrudan elektrik simülasyonu verilen normal hastalarla ve LSD ve ketamin gibi kimyasallarla nevrotransmiterleri hareketlendirilmiş hastalarınkiyle karşılaştırmış. biliyor musun?" Peter Hanneman başını salladı. "Dinleniyor. Nerede olabileceğini bilmiyorsun değil mi?" "Hiçbir fikrim yok. "Kahretsin. İsviçreli bir doktor temporal lob patolojisi olan hastaları incelemiş. "bir makalede mesial sağ temporal lob olan hippokampüsün ve limbik lob yapılarının beden üstü deneyimlerle bağlantılı olduğu yazıyordu.e-kitap. Burada öylece durup bekleyemezdi." dedi Tversky teorik bir tartışmaya gireceği için heyecanlanarak." Hanneman kollarını indirdi." dedi Forsythe Jasper'ın beyin dalgalarını izleyen makineye bakıp sonra yine Tversky'ye dönmeden önce. Bu da bana otuzlarda Hans Berger'in yaptığı deneyi hatırlattı." "Yeterince etkileyici değillerdi ne yazık ki. Ben de seni ayılttım. "Dur. "Ama David'i tanıyorsam yakında ortaya çıkar. "Hayır." Adamın korkmuş ifadesini görünce ona inandı.us . gidemezsin. Başkaları sanki o anı daha önce yaşamış gibi hissetmişler kendilerini." Nava bacaklarını kıpırdattı yere basmak İçin." Tversky başını salladı. "Adamların etkileyiciydi." "Şimdi. kollarını göğsünde birleştirdi.anlarım ve ilk yardım da bilirim. ▲ "Nasıl?" dedi Paul Tversky." dedi Tversky. bir şeyler yapmalıydı. "David burada kalıp dinlenmeni istiyordu. Her şey halledilecekmiş. Sanki son hız ilerleyen bir treni durdurmaya çalışıyormuş gibi ellerini kaldırmıştı. Olduğu yere geri oturup. Tam yine ayağa kalkacaktı ki Hanneman onu durdurdu "Bir de David 'silah' konusunu merak etmesin dedi. Caine sanki aklını okuyordu. temporal lobun bu işin anahtarı olduğunu nasıl çözdüğünü anlatsana. "Hayır. "David'den haber var mı?" diye sordu çekinerek." "Bunu bilmek iyi." dedi Nava. Sırt çantası yoktu." Nava bir anda ürperdi. dur. Sonra da sırt çantasını kaybettiğini fark etti." dedi Hanneman önünde durarak. Sanki başkasına aratacakmış gibime geldi." Hanneman. "Bir sakıncası yoksa. Ondan sonrası da çorap söküğü gibi geldi zaten." "Yani beni arayacak mı?" "Emin değilim." dedi Forsythe biraz kızarak. "Ortağın nerede şimdi. O gerçekten de Laplace'ın Şeytanı'ydı." "Bekle de gör bakalım. Kardeşi elimizde olduğu sürece David kayıplara karışmayacaktır. Nava'nın sargılı ellerini işaret etti. "Lütfen inan bana. laboratuvara getirince de yaralarını sardım. "Ama onu bulmamız an meselesi. "Daha önemlisi sen nasılsın?" "Burada olunca rahatladım." dedi Tversky." Forsythe deneğin EEG verilerine baktı Tversky'e dönmeden önce. Jasper'ın nefes alışını izlerken tedirgin bir şekilde. İhtiyacı olduğunda seninle temasa geçecek." Saklı Kütüphane 192 www.

" "Çok ilginç." "Yani parmağını elektrik prizine sokmak gibi mi?" Tversky. çünkü kuantum mekaniğine göre zaman ve uzam sürekli değil.Forsythe başını salladı. Sormam gereken soru şu: David benim orada olacağımı nasıl bildi? Bu buluşmayı ayarlayan oydu. zihinlerini kullanarak bazı kimyasalların nükleer manyetik rezonansının spektrumunu etkileyebildiler. David Caine’in yaşadığı halüsinasyonlar ve öngörüler bence onun sağ temporal lobunun zamanın var olamadığı. "Bildiğin gibi maddeyi oluşturan 12 kuark ve 12 leptondan bizim evrenimizde sadece birkaçı var. Ama birçok fizikçi bunları başka evrenlerde. "Başka bir çalışmada. ya da bir nanosaniye içinde yok oluyorlar. Birkaç yıl önce tartışmalı bir çalışma vardı." Forsythe başını salladı. bu nedenle de zamanın dışında varlar." dedi Forsythe. bizimkilerle birlikte var olduğunu düşünüyorlar. psikolojik boyutta ne oluyor sence?" Tversky çenesini ovuşturdu. Fizikçilerin bildiğimiz evrende var olmayan subatomik yapıtaşları bulduğunu biliyordu. profesyonel psişiklerin de temporal loblarının EEG'si çekildiğinde atipik veriler elde edildiği biliniyor. "Auralar." "Nonlokal gerçekler mi?" diye sordu Forsythe. David’i yoldan aldığımda benim cebimi nasıl bulup aradı ve nereden blldi"Bundan konu açılmışken. Tversky'nin dediklerine tam olarak inanmamıştı.bizimkiyle aynı anda varolan bir evrende. Tversky başını salladı.us ." dedi Forsythe. bir Alman bilim adamı. yoga ustalarının derin meditasyonla beyin dalgalarını belirgin bir şekilde değiştirebildiklerini kanıtladı. Ancak. Ama bir tahmin yürütmem gerekse bence temporal lob beynin nonlokal gerçeklere erişmesine izin veriyor. Tversky'yi konuşturmak için başka bir soru sordu. "Bu teorilerini destekleyen başka çalışmalar da gördün mü?" "Birkaç tane var.paralel evrenlerde. Forsythe'ın saçma sapan örneğine kızdı. "Peki. Bazı Çinli Qi Gong uygulayıcıları. "Hem evet. ya da nonlokal gerçeklerde. meditasyon tekniklerinin dünyada yaygın olduğunun farkındaydı. Tversky açıkladı. sen de Philadelphia'da tren raylarının yanında yoldan gidiyordun?" Tversky ona ters ters baktı. ama anlamını pek de bilmiyordu. Ayrıca. "Onda da Beta deneğinde olan yetenekler var mı?" Tversky monitörden Jasper'ı seyretti bir an için cevap vermeden. gerçi neden böyle bir şey yaptı bilemiyorum. "Nasıl oldu da. gerçi Tversky'nin ne dediğini tam olarak anlayabilmiş değildi. "Yanlış soruyu soruyorsun James." dedi Forsythe Tversky'ye doğru dönerek.e-kitap." "Şu ikizi anlat." dedi Forsythe Einstein'in Görecelik teorisinin bildiği kadarıyla anlatmaya çalışarak." diye devam etti Tversky. "sağ temporal lob bilinçli zihnimiz ve nonlokal gerçekler arasında etkileşimi sağlıyor. "Hâlâ emin değilim. Bunun bir rastlantı Saklı Kütüphane 193 www. "Peki ya auralar ve nöbetler?" diye sordu Forsythe. Birkaç seferinde olamayacak şeyleri bildi. "evet öyle bir şey. Geri kalanları ya yok. Biraz utanan Forsythe." Forsythe başını salladı. Ancak bu paralel evrenlerde bizimkinde olan kuark ve leptonlar değil de başka leptonlar var. ama. Örneğin. gerçeklikte var olamayacak hipotetik yapıları incelemenin ne gibi bir faydası olabilirdi ki? "Özünde. Qi Gong'u duymuştu ama bunu yapanların bir tarikat olduğunu düşünmüştü hep. Kuantum mekaniğini fazla soyut bulduğu için pek ilgilenmemişti. Ama bu beyindeki nevral aktiviteyi artırdığı için bir nöbeti tetikliyor." demekle yetindi. hem hayır. beyin nonlokal gerçeklerle temas edince oluşan bilinçli süreçler. Beta deneğinin tam kaçmak için bir araca ihtiyacı olacağı sırada. Ben şans eseri oradaydım. uzamsız bir nonlokal gerçekten bilgi edinmesini sağladı. ama bunu önemsememişti. ama sayıları çok az. Bu terimi daha önce de duymuştu. Sonuç olarak." "Bu da imkânsız.

kör ediciydi." "Bu neden sorun olsun ki?" diye sordu Forsythe. Beyninin içi sanki pamuk doluydu. dön..Onlarla ben konuşayım. Kolunda bir sargı. İçinde bir yerde bunun olacağını biliyordu zaten. Şimdilik David'in dinlemesine izin verdiler. yön?" dedi Jasper şaşkınlığını dile getirerek." dedi Doc Jasper'ın dudaklarının arasına ince bir kamış koyarak." dedi Jasper." Forsythe başını salladı.Onu korumam gerek. "Ne konuda yardım edeceğim?" "Gördüklerini görmek istiyorlar Jasper. Gülümsüyordu." Jasper sesin geldiği yere doğru dönünce.." Pamuk.. "David nerede? Kaçabildi mi?" Doc başını salladı. "Artık duvarları yıktığına göre. dili de kaim bir zımpara kâğıdı gibiydi." "Ama eğer haklıysam. Keşke kardeşi"David. "galiba David Caine’i bir şekilde 'kapatmanın' bir yolunu buldum... Bembeyazdı." dedi Tversky. herhalde bu bilgilere daha kolaylıkla ulaşıyordur." "Ne teorisi bu?" "David'in yeteneğini kullanmasını nasıl engelleyeceğimi biliyorum galiba. nonlokal gerçekleri görebildiğine göre zihni. "Yapamazlar. David'i getirmeden önce bir teorimi doğrulamak istiyorum.e-kitap. ama yatağa bağlıydı. sanki biraz hafiflemişti göz kapakları yavaşça dönerek yerine oturdu sanki. altında da bir iğne vardı. onları ikna ettim. Ağzı kupkuruydu. "Tabii ki istemiyoruz. Jasper başını salladı ve konuşabildi. Şimdi karşı tarafın elindeydi." Jasper gözlerini kapadı.?" Öksürdü sesi zar zor çıkıyordu."Jasper kalkmaya çalıştı. Her şeyi doğru yapmıştı... "onda da bir takım yetenekler var. çok üzgündü. Ayrıca." diye devam etti Tversky." dedi Tversky. Anlamak istiyorlar." dedi Doc. Onun David'i koruması gerekiyordu. Yine gözlerini açmaya çalıştı.Jasper. ama kardeşininki kadar güçlü değil. Jasper gözlerini açmaya çalıştı ama göz kapakları çok ağırdı. Biri omzunu sarsıyordu. gön. tamam merak etme. Öksürdü. "Jasper? Benim Doc.us . yutkununca buz gibi suyun boğazından geçtiğini hissedebiliyordu. Ama"Seni neden bağlamadılar? Özgürsün. "Şunu iç. Üç yudum içip.. "Ama onlara senin yardım edeceğine söz vermek zorunda kaldım. Galiba onu nasıl kullanabileceğimizi biliyorum. onun yeteneğini koruması gerekiyordu. "Dönelim ikize. "Daha iyi misin?" diye sordu Doc.. ama onu bir tuzağa düşürmelerine yardım etmişti.olabileceğini pek aklı almasa da başka bir açıklama da bulamıyordu.." Saklı Kütüphane 194 www." "Ettin mi? "Evet. Hava soğuktu. Uyandığında benim onunla konuşmama izin vermeni öneririm." dedi geriye yaslanarak Jasper. ama bu yeteneğini kaçmak için kullanmasını istemiyoruz. "Hayır. beni duyuyor musun? Uyan... "Hepimizi yakaladılar Jasper. "Kardeşini ameliyat etmek istediler. üzerine doğru eğilen Doc'u gördü. "Bizim istediğimiz de bu değil mi?" "Evet.. Anlayamadı olanları. Her zaman bilmişti..ama yine de yanlış şey olmuştu.onun beynini açmak-" dedi Doc. Bir gariplik vardı." "Bu iyi." ▲ "Jasper. Jasper da gülümseyecek gibi oldu ama sonra durdu. "Tamam. Ses ona David'in kaçacağını söylemişti.." "Evet. tam olarak yanlış olan neydi? Dilinin uçundaydı ama bir türlü bilemedi..

." "Tamam. "Ne geldi?" "Tura. Doc parayı attı." "Biliyorum Jasper. Aklı karışmıştı. ham. David görebilir. bura." "Mükemmel..us .Jasper kaşlarını çattı hatırlamaya çalışırken. "Eğer bunu havaya atarsam bana yazı mı tura mı geleceğini söyleyebilir misin? Jasper başını salladı. "Çok yakında buraya gelecek.Üçüncü kez doğru bilme olasılığı yüzde 12. "Neyse. Doc parayı attı. Uyumayı çok istese de. Bir daha deneyelim. O görebiliyordu. David için. "Yazı. dam...e-kitap. Şimdi Jasper bir kere daha yapmanı istiyorum ama bu sefer gözlerin açık olsun.David'i ne zaman görebilirim?" "Yakında Jasper. Ama bunu yapmak zorundasın.25/ Doc parayı yine attı.. ham." dedi Doc." dedi Doc elini çekip tura geldiğini göstererek." dedi Jasper gözlerini kapayarak.' "İyi.ama çok yorgunum Doc. hu." Jasper gözlerini kapadı. "Tura. "Galiba.." "Tamam. "Tamam.nasıl olacak bu. dura. İyi iş çıkarıyorsun Jasper... zam." Doc başını salladı.bunu da bilme olasılığın yüzde 3. "Yazı mı?" diye tahmin etti. Hadi ama. "Yine.. Doc'a bir soru daha sorması gerekiyordu. "O zaman arabadayken cep telefonumu araman gerektiğini nasıl bildin?" "Bazen".."Şimdiyi görebilirim. Jasper ne olduğunu görmeye çalıştı.. Çok yorgundu. "Bence bu kadar yeter.David için. şu?" diye sordu Jasper." dedi Jasper aslında düzgün konuşmadığının farkında olmayarak. zam. "Hazır mısın?" diye sordu." dedi Jasper. tuttuğunu ve eliyle kapadığını gördü. "Tamam.iki kere doğru bilme olasılığın yüzde 25." "Dene bir Jasper."Ama. Yorgundu. kazı." Doc parayı attı. "Aferin turaymış. Şimdi uyuyabilirsin." Doc kaşlarını çattı..125'ti. şura." "Muhteşem.. "Öyleyse parayı havaya atarsam bana ne geldiğini bakmadan söyleyebilirisin... "Ama o zaman şimdiyi göremeyeceğim. "Ben geleceği ancak ses bana gösterince görebilirim." Jasper gözlerini açtı..5!" Doc parayı yine attı." Doc omzunun üstünden aynaya baktı ve kaşlarını kaldırarak Jasper'a döndü. "Şununla. "Yazı." dedi Doc metal bir parayı göstererek. Beyaz oda onu kör edecekti. su. Doc'un parayı havaya attığını. dam. tazı. . ama bu imkânsızdı. "Ne zaman. sazı." ' T "İyi. "Tura." dedi Doc." Jasper'ın aklı karıştı." ▲ Saklı Kütüphane 195 www.dördüncü kez doğru bilme olasılığı yüzde 6.

yoktu." Grimes iki düğmeye basıp Forsythe'ı bağladı. ▲ "Şu işe bak!" Grimes dönüp bir düğmeye bastı ve Crowe'a ulaştı. Yapacak iki şey daha vardı.e-kitap. Dalton'u haberdar ettikten sonra Dr.9 yaşama şansı vardı gelecek 24 saat içinde. Geldiklerinde sürgü bir işe yaramayacaktı." “Yaptım bile. Eğer isterse emin olabilirdi. "Ekibiyle bir dakika sonra havalanıyor.Caine öğleden sonra üçe kadar uyudu. Soğuk kış gününde dizi ağrısa da yürüyebilmek hoşuna gitti. bir de oradan hedefin evine bağladıkları kameraların verilerini indirmek kolay işmiş gibi davranıyordu. dairesine geri döndü. Hazırlansınlar ve üç dakika sonra benimle helikopter pistinde buluşsunlar. Eğer kurtulamazsa da." dedi Grimes gözlerini devirerek.. David Caine’in yerinde olmak istemezdi şu anda." "Crowe'u ara. Büyük harflerle yazdığı notun altına imzasını da attı. Caine çıksa bile böyle bulutsuz bir günde KH-12 uydusuyla onun yerini anında saptarlardı." "Beni Crowe'a bağla. Doc'un kendisine ihanet ettiğini düşünmemeye çalıştı. Canın cehenneme Jimmy." dedi Grimes. Jimmy'yi de aradı. "Bir şey değil. Sanki UGA'nın ana bilgisayarına girmek. Grimes'ın ne kadar yetenekli olduğunu bir türlü anlayamıyordu. Grimes arkasına yaslanıp kendi özel kamerasından olacakları seyretmeye koyuldu. Gerçi kendi istediği gibi yaşama olasılığı sadece yüzde 13. Eğer bu işten sağ çıkarsa bunu düşünecek bolca zamanı olacaktı.. Tahmin et hedefin yerini. daha eğlenceli olur. Kaçmalarını seyretmeyi seviyordu. Ne yazık ki Caine kaçacakmış gibi görünmüyordu.zaten bir önemi yoktu." dedi Grimes kendi kendine. Karanlık motel odasında uyandıktan sonra da bir duş alıp. "Hayır. "Hedefi buldum.us . Crowe'un kapıyı kırıp içeri girişini seyredecekti. ama Saklı Kütüphane 196 www. ama buna gerek yoktu." dedi Grimes monitöre bakarak. Mesaj birkaç kelimelikti zaten. Kilitlemedi çünkü bunu yapmasının bir anlamı yoktu. yüzde 43. Duvardaki saat 4:28:14'ü gösteriyordu." "Nerede?" "Söylesem inanmazsın." Grimes.1'di. Yazık. Caine oradan şimdi çıkmazsa ellerinden kaçmasına imkân. Helikopterin konumuna bakılırsa Crowe ve ekibi on dakika içinde hedefin oturduğu apartmanın çatısına ineceklerdi. Neyse bari. Bağla! Grimes telefon operatörü müydü? Jimmy. Sanki önemsiz biriymiş gibi davranıyordu. Saat 4:43:27'de burada olacaklardı. ▲ Caine zar zor yürüyerek mutfağa girdi ve üzerine yazacak bir şeyler aradı." "Anlaşıldı. Neydi bu muamele şimdi? İyi iş. Ya da Doc'un denek maymunu olacaktı. ya da aferin gibi bir laf edilmiyordu." "Ona hedefin yerini bildirdin mi?" diye sordu Forsythe. dedim. Canın cehenneme. "Onu buldum. uyduyu da devreye sokmuştu. hatta belki de sonsuza kadar. Grimes ne olur ne olmaz. sonra evreni kendi gidişatına bırakacaktı. Yapacak başka bir işi olmadığından. Eve gelince kapıyı kapadı. Olasılıklar fena değildi. Hem de hiç. Ancak bir zarf bulabildi işini görecek. çünkü bu son yürüyüşü olabilirdi. Belki birkaç saniye gecikirlerdi. "Evinde!" "Ekibin geri kalanını toparla.

Hâlâ dokuz dakika onyedi saniyesi vardı.bu her şeyi değiştirebilecek bir mesajdı. "Alo?. Aynı şeyi üçüncü defa anlattıktan sonra sustu.7355'ti. Yapabileceği her şeyi yapmıştı. "şoför." Nava'nın kalbi duracak gibi oldu." diye devam etti Nikolaev. şimdi bunu düşünmek bile onu dehşete düşürüyordu. Bunun işe yarayıp yaramayacağını bilemezdi artık. Bunu yapabileceğini biliyordu. "Ama göreceğiz. Planının işe yarayıp yaramadığını görmek için bekliyordu. Caine’in de artık bildiği gibi.Evet. Telefon çaldığı anda uyandı Nava. Nava da ahizeyi elinden kaptı. Aradığını bulana kadar dairenin içinde dolaştı. gözlerini kapadı." "Şoförün mü?" "Evet." ▲ "Vardılar mı?" "Hayır. İçinden bir ses kaçmasını söylüyordu ona. değil mi? "Adım Vitaly Nikolaev. Bu monologun duyulmama olasılığı hâlâ yüzde 8. Konuştu ve söyleyecekleri bitince bir daha konuştu.4721'di. Sandalyede oturup beklerken elleri titriyor. mesajı yazdığı yüzü kucağına gelecek şekilde.. ama kesin değildi. Bay Caine’in bir dostuyum. Nava trende Caine’e böyle demişti. Sandalyesini çekip saksıya doğru konuştu. Hayatının ilk otuz yılı boyunca kadere inanarak yaşasa da. Seni aramamı söyledi. Tanja. evinden çıkıp kayıplara karışabilirdi. dizi zonkluyor. Bu adam doğruyu söylüyordu. Nava da kapadı. Zarfı. "Kimsin?" diye sordu tüyleri diken diken olan Nava. Caine adını biliyordu." dedi Nava. "Nava Vaner mısın?" diye sordu Rus şivesiyle konuşan biri. Otuz dakika sonra hazır ol. "Bay Caine bana şüpheci biri olduğunu söylemişti. Dört dakikası vardı." "Senin dediğin kişi olduğunu nereden bileceğim?" Telefonun diğer ucundaki adam güldü.3246'di. "Her şey yolunda mı?" diye sordu Hanneman tedirgin bir şekilde ellerini oynatarak. Hanneman aceleyle odanın diğer tarafına koşup telefonu açtı. Saklı Kütüphane 197 www. Dr. hiçbir şey kesin değildi. "Ne zaman ve nerede buluşalım?" diye sordu Nava.İşe yaramazsa ölecekti." dedi Grimes hızlıca videoyu ileri sararak. seninle buluşmamız gerekiyormuş. ama Koreliler de biliyorlardı. Ama Nava'yı Ruslara satsalar bile burada olduğunu bilemezlerdi ki Koreliler. Birden Chang-Sun'un onu Ruslara teslim edeceğini hatırladı.. "insan bir yerde güvenmeye başlamalı. "Bilmiyorum. Kontrolü elinden bırakmak garibine gitti... "Ayrıca dedi ki." dedi Nikolaev. Ama bunun için Jasper'ı geride bırakması gerekecekti ve bunu da yapamazdı. Eğer şimdi kalkıp giderse de ülkeden ve Forsythe'dan kaçma olasılığı yüzde 93. dizlerinin üstüne koyup. kendi elinde değildi bu. kalbi deliler gibi çarpıyordu ve beyni durmuş gibiydi." "O nerede?" "Bilemiyorum ama.e-kitap. ." Adam birden telefonu kapayınca." Nava rahat bir nefes aldı.us . bir dakika lütfen." Telefonu Nava'ya doğru uzattı. ama bir daha tekrarlaması riskliydi. "Sergey geliyor seni almaya. Bunun doğru kişi tarafından okunma olasılığı yüzde 87.

" Grimes cümleyi bitiremedi. Caine bitkinin önünde oturuyordu." "İyi. Gözleri kapalıydı. şimdi odanın ortasında duruyor. "Ne yapıyor?" Grimes odanın ortasında bir sandalyede kapıya dönük oturan David Caine’e baktı." Forsythe başını salladı. "Neye ne oldu? "Video sanki kare atladı. Kollarını göğsünde kavuşturarak. Bu mantıklı değildi...e-kitap. "Bazen fırtına bulutlarındaki elektrik yüzünden sinyal bozuluveriyor.us . değil mi? "Sanki bekliyor. "Sanki." Saklı Kütüphane 198 www. Endişelenecek bir şey yok. Caine’in evindeki kameradan gelen görüntüye baktı. "Crowe nerede?" Grimes başka bir ekranda yanıp sönen yeşil bir ışığı işaret etti. ama birkaç dakika önce duyduklarından sonra hiçbir şey mantıklı değildi zaten. Birkaç dakikaya kalmaz varırlar." "Hava koşulları." dedi Forsythe." diye yalan söyledi Grimes. "Central Park'ın üstünden uçuyor. ama uyumadığı belli oluyordu. ."Ne oldu?" diye sordu Forsythe.

ikisi de hâlâ helikopterdeydi. Başka çaren olmadığı sürece kesinlikle ateş açma." Saklı Kütüphane 199 www. Aslında. ama bu umurunda değildi. -Her biri çatışma çıkabileceğini düşünüyor. Crowe. Caine ona saygı duyuyor: İmkânsız olasılıklara karşı çıkan ve yoluna ne olursa olsun devam eden biri olduğu için takdir ediyor. Grimes'ın dediklerine bakılırsa onları bekliyordu. hedef hâlâ orada mı?" "Evet. Ses uzaktan geliyordu ama emindi. ama diğerleri gibi onun amacı David Caine’le ilgili değil.30 Helikopter ağaçların üstünden uçuyor ve batıya dönüyor." dedi Crowe. Caine başka bir dünyada dost olduklarını biliyor. Eğer yerinden kalkarsa. Martin Crowe ise kızı için dua ediyor. bu işten sağ salim kurtulmak istiyor. Yoksa hattı açık bırak." "Anlaşıldı. Zaman yaklaştı. iki kat aşağıda. Mutfaktaki tabaklar birbirine yurdu. Martin Crowe onu kurtarma olasılığının çok düşük olduğunu biliyor. bu yüzden Dalton'u helikopterde bırakmıştı. Dalton ve McCoy'a baktı. Crowe. Caine artık helikopterin yanaştığını duyabiliyordu.us . Gerçi bu sefer hedef kaçacak gibi değildi. ya da silah alırsa bana haber ver. ama asla vazgeçmiyor. Esposito'nun merdivenlere giden kapıyı kırarak açtığını görünce.e-kitap. Ron Mc Coy korkuyor. Crowe. İkisi de bir başkası için hayatını feda etmeye hazır." "Tamamdır." "Haydi. ama aynı zamanda böyle birinden korkuyor. Dalton'un tehlikeli olduğunu biliyordu. Diğerlerinden daha iyi bir adam. sanki dev kanatlar çırpılıyordu. Bu Crowe'u daha da endişelendirdi. Dördünün toplamından bile daha tehlikeli. Jim Dalton kan akmasını istiyor. Hedef kaçarsa geride kalanlar onu takip etmeliydi." Crowe adamlarına döndü. Helikopter havalanıp yükselirken halatlar da boşlukta sarkıyordu. "Rainer sen yangın merdiveninden in. Crowe adamlara başıyla sinyal verip mikrofona konuştu. 124 parçaya ayrıldı. koşarak yanına gitti. "Grimes. Son beş dakikadır parmağını bile kıpırdatmadı. ama aynı zamanda daha da tehlikeli biri. Juan Esposito ve Charlies Rainer kavga aranıyorlar. Zaten dönen pervanelerin sesinden başka bir şey duyulamıyor. diğer adamlardan farklı. ama adam Vaner'ın beynine bilerek kurşunu sıktıktan sonra Crowe onun bir psikopat olduğuna kanaat getirmişti artık. Onun tek gerçek amacı kızını kurtarmak. ▲ "Haydi! Haydi! Haydi!" Siyahlara bürünmüş adamlar iplerden kayıp dama indiler. Crowe bir de Dalton'u sakinleştirmekle uğraşmak istemiyordu. "Sen benimlesin. raftaki minik porselen heykelcikler düşüp parçalandı. Dalton'un geride kalmaktan hiç hoşlanmadığını biliyordu. Crowe." "Tamam. Crowe halatı belinden çözdüğünde pilota sinyal verdi. Caine bu yolda bir araç sadece. ama ne yazık ki görevleri. Bunun bir daha olmasını istemiyordu. Rainer çatı boyunca koştu ve gözden kayboldu. özünde David ve Crowe o kadar farklı değiller. Crowe Esposito'ya baktı. O operasyonu bitirmek için yapmayacağı bir şey yok. Cama gelince dur ve ancak ben sinyal verdiğimde gir içeri. Ses yükseldi ve birden çok yakındı. O. Beş adam sessiz. Eğer hedef son bir kez çatışmaya girmeye niyetli değilse. amaçları yüzünden karşı takımlardalar. Binanın kuzey cephesinde.

Caine şaşırarak saate baktı. ona her ne söyledilerse.us ." dedi Crowe kâğıdı buruşturup yere atarak. Kendine şans diledi." dedi Esposito arkasından Crowe’un omzunu sıvazlayarak. "Kolay oldu." Onları bekleyen helikoptere doğru merdivenleri çıktıklarında Crowe neler olduğunu merak etti. Vardıklarında dev Rus arabayı durdurdu ve tek kelime etmeden araçtan indi. Beş saniye sonra kapısını kırdılar. "Bu taraftan. Buradakilerden birkaçı Amerikalıydı. Arkasında başka bir adam daha vardı. Caine arkasındaki camın kırıldığını duydu ve üçüncü bir kişi odaya girdi. Bunu yaptığında Caine’in kucağındaki beyaz zarf yere düştü." dedi pilot. Kadına yiyecek gibi bakmaktan hiç de çekinmedi. ama burası yine de daha sessizdi. Crowe başını salladı. bir cani olmadığını bilmesini istiyordu."Anlaşıldı. . ama çoğu Rustu. Merdivenlerden inip özel bir bölüme girdiler. Caine’in son gördüğü şey Crowe tetiği çekerken adamın tabancasının namlusu oldu. Hedef iki seferinde de çok yetenekli olduğunu göstermişti Crowe'a." Tamam.. Ama merdivenlerden koşmaya başladıklarında gerçekten seslerini duydu. bu sesi beyninde duyduğunu biliyordu. Belki de rüzgâr vardı. Beklediğinden bir saniye önce gelmişlerdi. kucaklayıp omzuna aldı. Crowe tam dönüp gitmek üzereydi ki zarftaki bir kelime takıldı gözüne. "Merhaba Bayan Vaner. ince bir adam karşıladı Nava'yı. Kozlov onu masaların arasından geçirip küçük bir ofise soktu. Caine gözlerini açtı. ▲ "Hedef elimizde. merdivenlerden aşağıya koşmaya başladı." "Bu yüzden mi buluştuk?" diye sordu Nava. Şimdi ne olacaktı? ▲ Yol boyunca konuşmadılar. Dama indiklerini duymuştu sanki. "Bay Caine bana ne kadar hoş olduğunuzu söylememişti." dedi gülümseyerek. Arkalarından kapıyı kapadıklarında müziğin sesini hâlâ duyabiliyordu Nava. kapıdan girip. Tren garında ve Brooklyn'deki dairede olanlardan sonra bu çok mantıksızdı. "Ne o?" diye sordu Rainer geriye doğru bakıp. Solgun yüzlü. Bir gariplik vardı. Saklı Kütüphane 200 www." dedi Crowe rahatlayıp mikrofona doğru konuşarak. Hedefi. ben Vitaly Nikolaev. Eğilip zarfı alırken kalbi hızla çarpıyordu. "Bir şey değil. Nava adamın peşinden karanlık. Notu okuyunca başından aşağıya kaynar sular boşandı. Arkasından iki el omuzlarına yapışınca Caine şaşırmadı.Caine bayılmadan önce elinden gelen son şeyi yaptı. "İki dakikada çatıda oluruz. onların Rus olduklarını anlardı. "Gidelim. Adamın. dumanlı tavernaya girdi." "Evet" dedi Crowe sessizce. "Ben daha içeri giremeden vurdun onu. Gelip alın. ama bunun imkânsız olduğunu.e-kitap." dedi Kozlov barın sonundaki ahşap bir kapıyı işaret ederek." Crowe. Nava'nın ana dilini konuşmuyor olsalardı da. "Sen mi götüreceksin?" diye sordu Esposito. Ama bu sefer Caine direnmeden öylece oturmuş ve izlediklerini bildikleri bir yerde onları beklemişti. Odaya ilk giren Crowe'du. Martin Crowe'un gözlerinin içine baktı.

Crowe koridorda yürürken Forsythe'ın neye bulaştığı hakkında bir Saklı Kütüphane 201 www. O anda aynen Caine’in dediği gibi telefon çaldı. Crowe ellerini yumruk yaptı. Nava'ya bir zarf verdi." Crowe çenesini tuttu." "Ne oldu?" "Sorun Jasper Caine." "Ben bitti deyince." Forsythe elini kaldırıp odadan çıkmasını işaret etti. "Hayır. Caine’in planı mantıklıydı." dedi Nava. Forsythe da bunu biliyordu. O zaman Dalton'u bana gönderin." "David Caine beni aramanı söyledi." "Ama bunu ona teklif etmemde bir sakınca yok herhalde."Tamam." dedi Nava. işimizi görelim o zaman. Mektubu iki defa okudu." "Benim. "Bay Dalton'un bu konuda deneyimi varmış mesela. Birkaç tuşa basınca Jasper'ın EEG'si çıktı ekranında." "Aynen öyle. eğer güvenliği sağlarsanız iki misli ücret öderim" dedi Forsythe.' ▲ "İşin başında bunu söylemediniz. ama Nava'nın pek de hoşuna gitmemişti. Bunu yaptım." Forsythe kaşlarını kaldırdı.e-kitap. EEG'si normal değil. Dalton'u kullanmanızı tavsiye etmem." dedi Crowe sakin kalmaya çalışarak. Benim işim bitti. "Dr. Zarfı yırtarak açıp mektubu eline aldı. Adam kaşlarını kaldırdıysa da kadını durdurmaya çalışmadı. "Birkaç dakika önce avaz avaz bağırmaya başladı." dedi Forsythe başını bile kaldırmadan. "Beni arıyorlar. Forsythe. Üzerinde 'Güven bana’ yazıyordu. "Sizinle tartışmak istemiyorum." dedi soğuk bir sesle Forsythe." "Paranoyak şizofrenisi olan biri için normal olduğunu sanıyordum böyle bir şeyin. bu pek mantıklı değil ama." Forsythe hemen döndü. "Yani bilemiyorum. "Bir hafta kadar bu işi yaparsınız." Nikolaev. "Tamam. ama sorgulamayı ben yapmam. "Peki. değil mi?" Crowe buna karışamazdı. bunu yapmamak için Betsy'yi düşünüyordu. "Ne diyor?" "Aynı şeyi bağırıp duruyor: 'Bizim için geliyor' diye bağırıyor. ayrıca kardeşini de yakaladım. Forsythe gözlüklerini çıkarıp Tversky'ye baktı." "Size çok para ödüyorum Bay Crowe. Değerler çok yüksekti. "Nereden bildin?" "James. Ben-" "David Caine’i yakalamak için tuttunuz beni. ama bunu beklemediği kesindi. Adamın suratının ortasına bir yumruk indirmek istese de. şuna bir baksan iyi olacak.us ." diyen adam rahatlamış gibiydi. "Nava'yla görüşecektim." Forsythe bilgisayarında birkaç düğmeye basınca ekranda bilgiler çıktı. Bu arada güvenliği Grimes ile "halledin. çünkü fazladan 125." "Şuna ne dersiniz." "Eğer Bay Caine’in hayatta kalmasını istiyorsanız. biter işiniz.000 dolara hayır diyemezdi. Tek istediğim paramı alıp çekip gitmek. Ne beklediğini bilmiyordu.. "Öyle ama." dedi Tversky. sonra başka bir çare bulacağım zaten. ya adamlarınızdan biri yapsa? Bay Grimes bana dosyalarını yolladı." "İyi. Nikolaev'in telefonuna uzanarak.. yok.

ama bunu yapamadı. mide bulantısının ve baş dönmesinin azaldığını anlayıp gözlerini kapalı tuttu. Caine elini kaldırmak istedi ama bağlıydı. uzun boylu. maratonu koşabileceğini. Caine gözlerini kapattığında.fikri olup olmadığını çok merak etti. sonra statik duyuyordu. Bu sefer de sol ayak parmağında bir şok hissetti. Biri sol gözünü açıp.. Planlar. Vanın arkasına binerken Nava planı bir kere daha gözden geçirdi. ama yirmisekiz yıldır kırptığı için bunu yapmaktan pek de kaçınamıyordu.us . Sonra dönüyordu bir de. Adam tanıdıktı.. ama her yükselişin bir düşüşü vardı. Caine artık gözlerinin kurumaması için kırpmak zorunda değildi. ama bir de ses yükselip alçalıyordu. yarı deliydi ve çok korkmuştu. Şu anda dünyayı avuçlayıp kaldırabileceğini. Acısı geçince yine odaklanmaya çalıştı. Caine’in sayesinde bilgileri eksiksizdi. Önünde bir adam duruyordu. korkutucu biriydi bu-. Bu sefer kapanmasına izin vermedi. Caine müziğe tapardı ama böyle devam ederse hayatında bir daha hiç walkman dinlemeyecekti. Sanki biri bunu duymuş gibi bir anda müzik kesildi. Tek bir sorun vardı: Bu en az dört ajanın birlikte girişmesi gereken bir işti. Genelde bu elektrik şokları onu uyarıyordu. Gözlerine şeffaf bir sıvı doldu. HerAn'a gitmeye çalıştı görebilmek için. bir ışıkla gözüne baktı. ama rastgele damlaması adamı deli ediyordu. ▲ Su Caine’i delirtiyordu. Biri yine göz kapağını kaldırdı. Sol kulağındakinde sürekli kanal değişiyordu. ama kararlıydı. Lukin kadınla çok ilgilenmişti. sonra yine statik. sonra gözlerini açtığında sandalyesinin yavaşça döndüğünü gördü. ya da bir göğüs ucunda. Sonra da sağ gözüne. Bir süre sonra. Birden birinin kendine bir iğne yaptığını hissetti. güvenlik profilleri -hepsi elindeydi. Caine’in kalbi hızla atıyordu ve kasları gerilmişti. Caine neden tanıdık geldiğini anlamaya çalıştı. Damlalar her birkaç saniyede bir akıyordu. ama Nava tek başınaydı ve yaralıydı. bu zaten işkence gibiydi. Birden sandalyesi durduysa da midesi dönmeye devam etti. Acaba göz kırpmamayı öğrenmesi ne kadar zamanını alacaktı? Yorgundu. Gerçi Nikolaev'ln 'özel doktoru' Dr. sonra bir şarkı daha. Bir de müzik vardı. Gözleri kurudu. ama su dikkatini dağıtıyordu. Göremiyordu. Şu anda gözlerini kırpması imkânsızdı. Saniyeler akıp gidiyordu. Nava'nın istediği silahlarla çıkageldi. Bir anda kulak zarı patlayacak gibi oluyordu. Genelde parmağında. ama bazen daha aşağılarda bir yerde de oluyordu. Bir saat içinde Kozlov. Beş saniye bir şarkı çalıyordu. sonra da sessizleşiyordu. Bir an çok ama çok hoş bir sessizlik oldu. ama birkaç defa canı da yanmıştı. Caine ilk başta ortama odaklanamadığını sandı. Alnının üstüne bir damla daha düştü. Çaresizdi. bir sonraki elektrik şokunu beklemekten alıkoyamıyordu kendini. Sonra kasıklarında bir elektrik şoku hissedince bu ona her şeyi unutturdu. Diğer kulaklıktan da basit bir melodi duyuluyordu. Sonra da bir yırtılma sesi duydu. Çok fazla şey oluyordu aynı anda. "Beni duyabiliyor musun?" Saklı Kütüphane 202 www. Gözündeki damlalardan dolayı odaklanmakta zorluk çekti. bir yerinde elektrik hissediyordu. Her birkaç saniyede bir. gözlerini kırpmaya çalıştı. sonra soğuk ve sert bir ses duydu. Eğer belli aralıklarla düşseydi bu kadar rahatsız olmazdı herhalde. Nava'ya bir doping testi yapsalar şu anda bünyesinde bir mangaya yetecek kadar ilaç olduğunu saptayacaklardı.e-kitap. personel bilgileri. Sanki dev bir hortumla aklını boşaltıyorlardı. ama göz kapakları acıdı. Kulaklıklar da öyle. Olimpik dekatlonda rekor kırabileceğini düşünüyordu. Ayrıca. giriş kodları. bitkindi. Koluna yapışkanlı bir hastane bandıyla bir katater bağlamışlardı.

sanki boğazı yırtılmış Saklı Kütüphane 203 www. ama ayık kal. Bir sonraki şok bu kadar hafif olmayacak.Şubat. Caine bu adamın bir dakikalığına bile bu işkenceyi durdurması için ne isterse yapardı. Her bir yerindeydi bu acı. diğerleri ise kalp atışlarını ve biyoelektrik sinyallerini takip etmek için. Hatta bir saniyeliğine bile dursa yeterdi. değil mi Bay Caine ?" Caine cevap vermedi. çünkü kaçmanı istemiyoruz. yanılıyorlar. Caine derin bir nefes aldı. Sanki canlı bir acıydı. Birden Caine’in bedenini daha önce hiç hissetmediği kadar yoğun bir acı kapladı. Kalbi hızla çarpıyor ve acı çekeceğini düşünerek kaslarına kan pompalanıyordu. Bunun olmasını istemezsin. "Bugün günlerden ne?" "Bugün. Ama bu seninle iletişim kurmamızı da zorlaştırıyor ve biz seninle konuşmak istiyoruz Şunu iyi bil: Eğer kaçmaya çalışırsan bunun bedelini kardeşine ödetiriz. Bizimle işbirliği yaparsan. bildin diyelim."Evet. Bir aletle tutuşturulduklarından göz kapakları kımıldamıyordu. "İnsanlar en fazla bir ya da iki dakika dayanırlar. bağırıyordu. Her ne isterse yapardı. O kadar yorgundu ki. Bazıları elektrik vermek için. Caine de avazı çıktığı kadar bağırdı. AAAH!" İnsanın sol ayağının küçük parmağına verilen bir şok nasıl bu kadar can yakabilirdi ki? "Şubattayız. Eğer bir şey saklıyorsan buna pişman olursun. iyiydi. bunu kaldırırım' derler." dedi zar zor Caine. Ama deneyimle sabit ve inan bu konuda çok deneyimim var. dişlerini sıkmaktan vazgeçti. o andan itibaren de genelde acıyı durdurmak için annelerini bile öldürmeye razı olurlar. "Biliyorum bu zor. Adı Jim Dalton'du. ama kalın metallerle çevriliydi başı. Adam. tek yapmak istediği gözlerini kapamaktı. "Hayır. Ama o zaman kalıcı hasar görmüş olur bedenleri veya sorgulamaya devam etmek için çok ağrı kesici vermek gerekir." "Çoğu insan. işkenceye karşı koyabileceğini düşünür. ama yapamıyordu. erkeğim..Caine’in görebileceği yerden uzaklaştı. Bu da süreci uzatır sadece." Caine hatırlamaya çalıştı.." dedi Caine.us . Eğer vermezsen bunu anlarım.." dedi adam Caine’in yüzüne hafifçe vurarak. Jasper'a bir şey olmayacak. Bağırdığı için sesi bir garip çıkıyordu. Anladın mı?" "Gayet iyi anladım. bir saniye tuttu. Sonra geldiği gibi geçti acı.. tamam mı?" "Tamam. Her bir tendonu piyano teli gibi gerilmişti. . "Caine. dürüstçe cevap ver. her denediğinde de canı çok yanıyordu. Eğer bir daha yalan söylersen bunu bileceğiz." "Neyse." "O yüzden ikimize de bir iyilik yap: Kahramanlık taslama. Sandalye durdu ve şoklar kesildi. sonra nefesini verdi." dedi Caine sadece. "Caine bedeninde elektrotların olduğunun farkındasındır herhalde. kasları söz dinlemiyordu. Caine’in başını oynattığını görünce onun önüne geldi. Kendi kendilerine 'ben güçlüyüm. Caine rahatlamak istediyse de. Biraz sonra her şey normalleşmeye başladı. Ama beni dikkatle dinle. biraz sonra işkenceyi keseceğim. Caine onu HerAn'dan tanıdı." dedi adam dalga geçerek.e-kitap. "Tamam. "Galiba bugün. "İyi. dans ediyor. Caine ağzını kapadı.. Yani yalan söylediğinde anlıyoruz. Gözlerini kapatıp kaçmak istiyordu." Adam dönüp. değil mi?" Caine kusmak üzereydi. eğer bunu yapması gerekse. çenesi gevşedi. Sana soru sorduğumda hemen. dilini ısırdı ve kanattı. Caine birkaç dakika sonra nefesini toparlayıp. Tamam mı?" Caine konuşma sırasının kendisinde olduğunu anladı." dedi Caine.. Midesi bulandı.. "Neden buradasın biliyor musun?" diye sordu." dediğinde sesinin çatladığının farkındaydı. "Sana yükleniyoruz. Kalbi yavaşladı. Başını çevirmek istedi. "Bu hafta çok hareketli geçti. "Tamam." Dalton'un sesi korkutucu ve tehditkârdı.

Adamın yüzünü göremeden sesini duymak garipti. yine durdu. Artık plan yapma zamanı değildi. Nava her şeyin anahtarıydı. "doktor gelip seninle konuşacak birazdan. O zaman boşuna yapmıyoruz bunu. Bu Doc’tu." "O yüzden mi patlayıcıyı yerleştirdin? Sana dedi diye mi?" "Evet. "Senin gibi bir deneğim daha vardı. Ama başka seçeneğim yoktu.. durdu. ▲ Caine. "Mükemmel. Gözlerin açıkken bir şey yapamıyorsun.e-kitap. Caine bir şey demedi. hangi olası geleceği yaşadığını bilemiyordu." Saklı Kütüphane 204 www. Yeteneklerini ortaya çıkarmak için ne yapılması gerektiğini söyledi ve haklı çıktı. "Bu arada. "Merhaba David. ama bir ses duymadı. neler yapmam gerektiğini. Ancak bir ölüm kalım durumu olursa o son adımı da atardın. Ama bir şeyler hissediyordu. Caine tek başınaydı. "Böyle olduğu için özür dilerim. Bir tek. Sadece neler yapabileceğinin farkına varmanı istedim. Bir daha sesini duyduğunda Caine’in göremeyeceği bir yerde duruyordu. Caine baştan kaybetmişti. Birkaç dakika sonra acaba nasıl çıkacaktı sesi. ama bir şey olmadı. "Asla ölmeni istemedim. Plan yapmak gerekiyordu ama elinden bir şey gelmiyordu.. Ben de bunu sağladım. hemen düşünmeye başladı.. "Tahmin et.us . Bir şırınga mıydı bu? Ya da bir neşter? Caine’in kalbi hızla çarpmaya başladı." . Şimdi baştan alalım." "Benden ne istiyorsunuz? Dalton bu sorusuna cevap vermedi. Kendini yakalamalarına izin vermişti." derken bir şoka daha hazırladı kendini. Derin bir nefes verip. çünkü ancak bu şekilde yine kontrolü kendi ellerine alabileceğini biliyordu." dedi. biri odaya girerken kapının açılıp kapandığını duydu. Adam ilerledi. "yeteneklerini kullanmaya kalkma. Birkaç saniye sonra Caine kapının kapandığını duydu. ama bu kadar zor ve korkunç olacağını bilmiyordu." "İnsanın her zaman seçenekleri vardır. hissediyordu bunu. Neden buradasın?" "Çünkü benim Laplace'ın Şeytanı olduğumu düşünüyorsunuz. neden elinde fırsat olduğunda beni öldürmedin ki? Philadelphia'da beni ezip geçebilirdin." dedi Doc. "Hayır. O işin içinde olunca blnbir olasılık vardı. Evinde. Sanki ona yaklaşmanın en güvenli yolunu arıyor gibiydi." dedi ve yürüyüp gitti. çünkü bu daha hafif adımlarla yürüyen biriydi. ama bilgiden de daha zayıftı." dedi hemen Caine." "Anlamıyor musun?" dedi Doc yalvarır gibi bir sesle. Caine HerAn’a girdiğinde tüm olası gelecekleri görmüştü. Gözleri açıkken bir bebek kadar çaresizdi. ama şimdi bunu göremediğinden hangi yolu seçtiğini." Caine birden Dalton'un haklı olduğunu anladı. "İyi." dedi Doc başını sallayarak. "Ama bu işe yaramayınca." "Evet. "Sen Laplace'ın Şeytanı olduğunu düşünüyor musun?" "Ben.gibiydi. Arkasındaki adamın yavaşça nefes aldığını duydu ve bir ses daha. Ama onsuz.. geri gitti." Caine tereddüt etti." dedi Caine. Ayak seslerinden bunun Dalton olmadığını anladı. Bu içgüdüden daha güçlüydü. "yüzde yüz emin değilim. Dalton'un orada olup olmadığını anlamaya çalıştı. Sonunda adam yine yaklaştı." Adam başını salladı. O bana olacakları anlattı.

" Gözleri parlıyordu." dedi Caine. Caine onu görmeyeli on yıl yaşlanmıştı sanki." Caine gözlerini kapayıp bunu görmemezlik edemiyordu. İlk birkaç saniye hiçbir şey olmadı. Elektrik tüm bedenini kapladıkça yumruklarını sıkıp açtı. Jasper'ın seyiren bacaklarını görmemek için gözlerini çevirdi ama bu mümkün değildi. "Forsythe ile çalışırım bir tek. Ama." dedi hemen Doc. Birkaç test neyi değiştirecek ki?" dedi Doc neredeyse yalvararak." "Sana yardım etmeyeceğim. "Lütfen Jasper Caine ile ilgilenin. Bilmiyorum." Saklı Kütüphane 205 www. Doc dönüp Caine’e baktı. "Özür dilerim olacaklar için." Doc telefonu kapattığında çok üzgündü." "Birkaç test yapalım."Ama neden? Neden yapıyorsun bunu?" diye sordu Caine. Birden ekran açıldı. Caine son bir şey daha gördü: Kardeşi altına işemişti. "Bilim için. Doc ona baktı." "Hayır. Jasper titremiyordu artık. koluna bir tüp bağlanmış. ama bunu yaparım." Doc başını salladı. "Kardeşinin canını acıtmak istemiyorum. Sonunda bitti. "Yeteneğin sayesinde ne kadar bilgi edinebilirim-edinebiliriz farkında değil misin?" Doc bir adım daha yaklaştı. saatine. Sesini duyamıyor olması sanki daha da korkunçtu. Duvara monte edilmiş telefona gidip bir numara çevirdi. istesen de istemesen de bunu yapacaksın David. "Sorun da bu zaten. Jasper uyuyor gibiydi." Cebinden bir uzaktan kumanda çıkarıp tavana yakın bir yere monte edilmiş bir televizyona doğru doğrulttu. Bu sefer el bozulmayacaktı. "Biraz zamana ihtiyacım var düşünmek için. Caine hocasının bir tek kendini gördüğünün farkındaydı. Her şey senin elinde. Caine’in zaman kazanması gerekiyordu. Elleri ayakları deri kayışlarla bağlı biri ne kadar rahat olabilirse o kadar rahat bir şekilde uyuyor gibiydi." dedi Caine teslim olmuş gibi bir sesle. "Yorgunum. Doc'un yapmak istediği testin zararsız olduğuna emindi. Sadece ağlıyordu.us . Jasper'dı bu. "Biraz zaman tanı da kendime geleyim. Caine adamın yüzüne tükürmemek için kendini zor tuttu.e-kitap. "İkimiz için de daha kolay olur eğer-" "Hayır. Dalton odaya girdi. testlerinle kime ne yapacağını bilmiyorum. gözlerinden oluk oluk yaşlar akıyordu." "Ya seninle işbirliği yaparsam ne olacak?" "O zaman buradan çıkmak için ilk adımı atmış olursun. "Dur! Kes!" diye bağırdı Caine. "David elimizde inanılmaz bir fırsat var. sonra da Caine baktı. "Elli saniyesi daha var David." Doc'un gözleri onu ele veriyordu: Yalan söylüyordu. Doc yine David'in önünde durdu." Doc başını salladı. Caine yukarı baktı. tarih yazabiliriz sen ve ben birlikte." dedi Caine birden ne yapması gerektiğini hatırlayarak. Cevabın ne?" Caine buradan canlı çıkamayacağını. Monitörde. şu anda bunu düşünmek için çok geçti. Doc ona baksa da. "Yalnızca tarihi yazmak değil. Ama sen bu odadayken olmaz. Dalton’un ismini duyunca gerildi. "Testleri yapacağım." dedi Caine. "Şimdi karar ver. "Alo? Bay Dalton?" Caine. ama şimdi evet derse bir daha asla hayır diyemeyeceğinden korkuyordu." dedi Doc." Caine derin bir nefes aldı ve cesurmuş gibi konuştuğuna inanmak istedi. İkinci seviye altmış saniye. İnsanoğlunun geleceğini değiştirmek elimizde." Caine televizyona baktı. Doc. Caine bir anda titredi. sandalyeye bağlı yorgun bir adam gördü. Jasper da nöbet geçirmeye başladı. hatta değiştirmek elimizde. "Tamam. "Yapmayacağım. "İşte bak bu yüzden sana bunu başka bir zamanda ve yerde öneremedim. ya da buradan hiç çıkamayacağı olasılığının yüksek olduğunu biliyordu. Jasper'ın ağzına bir şey soktu ve geri çekildi. Caine buraya gelmekle doğru kararı verip vermediğini bir kere daha sorguladıysa da. Sonra bitecek.

"bence konuşmalıyız." Saklı Kütüphane 206 www." dedi adam.e-kitap.Doc kaşlarını çattı. "Paul.us . Konuşmak üzereyken birden odanın içinde bir ses duyuldu hoparlörden.

birkaç nesil sonra iç içedirler. dolaşır ve birbirine girer ki dallar. ama eğer bir şey yapmaya kalkarsanız bunu anlarım. Tabi eğer gelecekse. "Bu şekilde olmaz." Forsythe cebinden çıkardığı madeni parayı gösterdi. Forsythe göz kapaklarını açık tutan aleti çekti. Yeni dallar çıkar hep. Nava acele edip gelse iyi olacaktı. Deneğe yaklaşınca EKG'deki veriler hızlandı. Saklı Kütüphane 207 www. Birkaç saniye sonra denek yemyeşil gözlerini açıp Forsythe'a baktı. "Şimdi ne olacak?" diye sordu. yekpare gövdesi sonsuzluğa uzanır. Caine gözlerini kapadı. Her zaman oradadır. Görüntü sürekli hareket ediyor. söz veriyorum. Forsythe gülümseyip cebinden küçük parlak bir şey çıkardı. Bir saniye sonra Forsythe istemeyerek parayı Caine’e verdi. "Bu paraya bakmanızı istiyorum. Buraya hiç gelmeme olasılığı yüzde 12. Bu test canınızı acıtmayacak. "Deney ancak bu şekilde bir işe yarar." "Nasıl?" "Aklını kullanarak." dedi Forsythe. Jasper öylece yatıyordu. Deneğin göz kapakları hemen kapandı. Varlığından dev bir ağaç büyür. "Peki. Devdir. diğerleri ise okunmuyordu bile. ben ne yapacağım?" Şimdi de Forsythe şaşırmıştı. ama gerçeği söylemek de istemiyordu. Başka seçeneği yoktu." Caine bilim adamına baktı ne diyeceğini bilemeden. Forsythe'ın boynundaki bir damar hızla atmaya başlayınca Caine adamın sabırsızlandığını anladı. Eğer denekle bir bağ kurabilirse." Denek şaşırmış gibi bakıyordu. bazıları da hiç yokmuş gibi yok olur." dedi sonunda Caine. ama aklımla yazı ya da tura getirtemem. "Göz kapaklarınızı açık tutan aleti çekeceğim ki odaklanabilin. Sonra bir görüntü onu ileri doğru çağırdı. Bazı dallar daha kalın ve güçlüdür. İlk başta birkaç renkli nokta gördü sadece göz kapaklarının arkasında. Eğer bu seviye önceden belirlenenin üstüne çıkarsa o zaman. denek bir elektrik şokuna maruz kalacaktı. ama EEG'ye bakınca deneğin sadece dinlendiğini gördü: Delta dalgaları baskındı. bazıları da kuruyup ölür. "Eğer istersen bu paranın yazı mı tura mı geleceğinin büyük bir olasılıkla hesaplayabilirim. konsantrasyonunu bozmak için. "Sakinleşin Bay Caine. "Ne demek olmaz?" dedi Forsythe. Yere düştüğünde yazı gelmesini istiyorum. O kadar çok döner." Forsythe duvardaki monitörlere bakıp EEG verilerini kontrol etti. Kalp atışları yavaşlayınca. Yanağında tükürükler vardı. Bu da Beta deneğinin temporal lobundaki elektrik aktivitesini gösteriyordu.us . "Şimdi bunu havaya atacağım. Forsythe daha rahat çalışabilmek için bir de uyuşturucu vermişti Caine'e. Eğer yalan söylerse bunu anlarlardı. Forsythe'ın kalbi ağzına geldi. "Parayı bana ver. Monitöre baktı. İlerisinde sonsuz sayıda dal. Sonra bilim adamına baktı. Sonucu etkileyeceksem benim de işin içinde olmam gerekiyor." Caine sağ elini açtı." Forsythe Caine’in eline şüpheli gözlerle baktı. "Sekiz kere yazı gelmesini sağlayacaksın. Ben atayım. Sonsuza dek burada kalabilirsin. o zaman planladığından erken atardı başından Tversky'yi. Beta deneği Tversky'le değil de kendisiyle çalışmak isteyince çok memnun oldu. An'dan uzanır.e-kitap. Caine bunu düşünmemeye çalıştı. Ayrıca. İkincil dallardan da kendi dalları fışkırır ve bunlar da daha ileri gider." dedi Caine.7.31 Forsythe.

parmaklarının gücüne ve bağlı bileğini büküşüne kıyasla pek de önemli değil. Tversky başını salladı. Caine’in başı dönüyordu ve kan ter içinde kalmıştı.55164 oranında manyetik kutupların yakınlığına bağlı. Eğer 100. Kaplaması ise yüzde 75'e 25 oranında bakır nikel karışımı). Yine yazı geldi. Yüzünü göremesin diye Forsythe başını çevirdiyse de.000 kere parayı havaya atsa anca bir kere yanlış gelebilir. Caine bunu oksijen ve nitrojen moleküllerini oynattığını görür. Aldı. Atma şekli de yüzde 58. havalanmasını seyredip ışığın iki yüzüne yansımasına baktı. "Bir daha. İki saatlik test boyunca denek ara ara bayılmıştı ilacın etkisiyle. Yazı mı dedin?" diye sordu Caine gözlerini kapayarak. "Evet. bu para kırkdokuz kere daha yazı gelirse. Düştü. "Bu inanılmazdı." dedi Forsythe heyecanlanarak. tahmin edebiliyor musun?" Forsythe başını hızla salladı. Yazı.12588 oranında dünyanın dönüşüne bağlı. "Bu hiçbir şeyi kanıtlamaz. "Bir parayı elli defa yazı düşürme olasılığı nedir biliyor musun? Dur." Forsythe parayı Caine’in bağlı eline koydu yine. Bir kere daha. yüzünde başka bir ifade vardı. Bir de bunu ilacın etkisi altındayken yaptığını düşün. Odada havalandırmadan hafif bir esinti olur. Caine bir şey yapmaya çalışınca anlayacağını söylerken blöf yapmamıştı. yazı. Bir de yeri hesaba katıyor (yedi metrekarelik taş zemin). bu bir şeyi kanıtlar. Caine’e saatler boyunca sürmüş gibi gelen deney sonunda sona erdi. Zaten iki kere denedikten sonra vazgeçti aramaktan Caine.00128 gram daha ağır. aklını kaçırmak ve önündeki sonsuzluktan uzaklaşmak istiyor. sonra da yuvarlandığını duydu. Bu bir çeyreklik.23415 oranında da yerin temizliğine bağlı. "Ama.24510 oranında etkiliyor yazı veya tura gelmesini. Saklı Kütüphane 208 www. Paranın yere düştüğünü. tura. Aydınlık. Yine yazı. Caine HerAn’da Nava'yı aramaya kalktığında da Forsythe ona elektrik veriyordu. Zıpladı. Yazı.889. en doğru yolu seçiyor veCaine parmaklarını hareket ettirerek parayı fırlattı. ama ellinci defa yazı attıktan sonra bilim adamının yüzünü görmek için baktı. Caine’in göremediği bir yere düştü para. Caine tüm bu bilgileri dikkate alıyor. Bunlar yazı mı tura mı geleceğini yüzde 37. Ayrıca.Ve şekilsiz bir karanlık gibidirler. Ama diğer kısım için burası evi. yazı mı tura mı geleceğini belirlemekte yüzde 96. karanlık. Caine parayı attıktan sonra bazen kendinden geçiyordu. Para yine havada uçup yerde sekti.906." dedi Forsythe nefes alamıyormuş gibi konuşarak. Caine bunu nasıl yapacağını gördü." dedi Caine Forsythe’dan çok kendi kendine konuşarak. Ama bu faktörler. ama Forsythe onu hemen uyandırıveriyordu. "Yüzde elli olasılıktı bu. yüzde 2.00001 oranında ses de etkili. Ayrıca. bir daha.us . Forsythe artık gülümsemiyordu.84322 oranında etkiler.756 oranında etkili. yazı tarafındaki çevre daha büyük ve daha az aerodinamik tura tarafına kıyasla. Forsythe dehşete düşmüştü. Attı. Eğer bilinci tamamen açık olsa neler yapabilir. Yani yazı tarafı tura tarafından 0.620'de 1'dir." "Doğru. Caine yine gözlerini kapayınca bu sefer doğru dalı bulmak daha kolay oldu." dedi Forsythe. Forsythe.125. Yazı. Yüzde 1. Parayı attı. Parayı eline aldığında gülümsüyordu. Forsythe düştüğü yere doğru koşuşturdu. Lütfen devam edin. yüzde 0. Sonucun nedenlerini anlamak için Caine paranın alaşımını düşünüyor (özü yüzde 100 bakır." Tversky bilgisayarda bir işlem yaptı. "1. bu ikisi. Çok kolay buldu. Caine görmüştü. Gözlerini açıp. Beyninin bir kısmı bağırmak istiyor. Sonra bir daha. O duyguyu o kadar iyi bilirdi ki zaten. Yüzde 0.e-kitap.842. Bu kısmını dinliyor. Belli ki.

hem de Forsythe ondan kurtulmuş olurdu. "Doğru yönlendirilirse evrenin sonsuz bilgilerini laboratuvar ortamında büyük bulgular elde etmek için kullanabilir. aynen öyle yapacaktı. astrofizikçilere. Olasılıklar gerçekten de sonsuz. David'e ilaç vermeyi kesip. Ayrıca. Şu anda bilim adamına hâlâ ihtiyacı vardı ama şansı yaver giderse kısa süre sonra olmayacaktı. daha düşük olasılıklı şeyleri tahmin etmesini istersek." dedi Forsythe. "Ne gibi?" "Finans. Mikrobiyologlara. o olgunun olasılığı arasında lineer bir bağlantı var.e-kitap. Forsythe gülümsedi. "Onu bir şekilde gizlemeliyiz. Beta deneği ellerinin altında olduğu sürece hayat boyu bir daha asla hiçbir konuda endişe etmeleri gerekmiyordu. "Özgür bırakamayız.us . Sürekli yüksek dozda Torazin de verip duramayız." "James." Bilim adamları iki yönlü aynaya baktılar. "doğru kaynaklarla David istediği her şeyi yapabilir." dedi Forsythe başını sallayarak." dedi Tversky Forsythe'ın düşüncelerini bölerek. İkisi de bu sorunu düşünürken diğer tarafta denek gözlerini kapayamadığı için duvara bakıyordu. "Daha hâlâ deneği nasıl tam olarak kontrolümüz altında tutabileceğimizi bulmamız gerek." "Bence bunu başaramayız. Bir sır olarak kalmalı. Beta deneğini elinde tutan kişi." Tversky volta atmaya başladı. Bunun için para atan bir makine ve bir kontrol grubu gerekirdi. Ayrıca. Ayrıca." dedi Tversky. "Aynen tahmin ettiğim gibi: Olasılık dışı bir olguyu hesaplamakla. nasıl kullanacağımıza karar vermeden cevaplamamız gereken o kadar çok soru var ki. "Yapsak bile asla emin olamayız. Bir paranın yazı veya tura gelmesi gibi yüksek olasılıklı olguları etkilemek için harcanan süre çok kısayken. onu kontrol etmeye devam edebiliriz. Deneği tam olarak anladığında. o zaman da bir kaçış yolu bulabilir." diye sesli düşündü Forsythe Tversky'nin ne diyeceğini görmek için." "Çıldırdın mı?" diye sordu Tversky. Belki de belli bilim adamlarını laboratuvarda çalıştırırsak ve biz-" "Dur bir dakika. iki adam da bu bilgileri yayınlamak niyetinde değillerdi." dedi Forsythe." dedi Forsythe işe dönerek. Tversky'nin Jasper üzerinde yaptığı deneyler sayesinde de bu Şeytanı nasıl kontrol edeceklerini biliyorlardı. Caine’in gözlerini kapayınca görmesinin daha basit bir açıklaması olduğuna inanıyordu. matematikçilere. Ne yapmak istediğini düşünüp karar verene kadar Tversky'nin fikir üretmesini istemiyordu. şimdiye kadar görülmemiş bir gücü elinde tutuyordu. her şeyi yitirebiliriz. Bir an için bile kontrolü elimizden bırakırsak. herkese yardımı olabilir! David evrenin en büyük sırlarını çözmeye yardım edebilir. "Sonsuza dek kardeşine zarar vereceğimizi söyleyip duramayız." Ama Forsythe'ın aklı bilimsel bulgularda değildi. onun daha büyük hedefleri vardı. Evet. ama Forsythe. çok tehlikeli. Tversky başını salladı.Beta deneği gözleri açık tutulduğu sürece hiçbir şey yapamazdı. "bu bir sorun. Bu sayede hem Tversky kötü bir nam salardı.Tabii ki böyle bir deneyle bir akademik bildiri yazamazdı." "Evet. ama Forsythe deneğin Laplace'ın Şeytanı olduğuna inanmıştı. Önemli olan zaten neden değil sonuçtu." Tversky yine volta atmaya başladı. Ordu. "Yeteneklerini kullanabileceğimiz başka yerler de var. "Bence ne yapmamız gerektiği çok açık: Onu Saklı Kütüphane 209 www. Politika. "Onu bilim adına kullanmalıyız. Tversky'den sonsuza dek kurtulacaktı. zar atmak gibi bir şeyi hesaplamak daha uzun sürdü. Belki de Tversky'yi Julia'yı öldürdüğü için polise ihbar ederdi. "Deneyler sırasında gözlerinin ne kadar kapalı durduğunun hesabını tuttun mu?" diye sordu Forsythe. Bunun dışında çok tehlikeli olabilir. Belki de zaman içinde davranışını değiştirmek için terapi yapıp. onkologlara. Tversky bunun beyindeki retikuler-aktivasyon sistemiyle bir ilgisi olduğunu düşünüyordu.

"Etmem mi gerekiyor?" Tversky sustu kaldı uzunca bir süre. bir kutu Freon ve binayı yerle bir edebilecek kadar patlayıcı olan kısma bakmadı Saklı Kütüphane 210 www. ama sanki fikrini değiştirmişti. Yan etkileri olmayacağından emin olmalıyız." Forsythe.. Forsythe iç geçirdi. Lobi baştan aşağı mermer görünümlü taşlarla döşenmişti. "Benim gibi düşündüğüne sevindim. Daha büyük. Tversky neler çeviriyordu şimdi? Bir an için onu zorla burada tutmayı düşündüyse de bundan vazgeçti. Ben yolumu bulur çıkarım." dedi garip bir şekilde. Ekranda Jasper'ın gözlerinin buğulandığını görüyordu. "Zaten amaç da bu değil mi?" "Evet ama. İkiziyle işi bitince. Sonunda. onun yerine özgür iradesi olmayan. Tversky zor adamdı ama haklıydı. Tversky de Alfa deneğinde bunu yapmıştı zaten." Tversky kıpkırmızı oldu. Aslında bu ilaçları kullanmadan deneyleri yapmak daha verimli sonuçlar verirdi. Bina sağındaki ve solundaki yedişer katlı binalara çok benziyordu. Adamın şiddet eğilimlerini kontrol altında tutmak da gerekiyordu. eğilip sağ ön lastiğin altına baktı. bir aksilik çıkıp çıkmayacağını görmek için ilk önce bunu ikizin üzerinde denemek gerekirdi.us . ama Forsythe ikizlerin ilaçlara rağmen istenilenleri yapabileceklerine güveniyordu." "Ama o zaman özgür iradesi olmaz. Güvenliğe doğru giderken attığı her adım duvarlardan yankılanıyordu. Sahte kimliğine baktıktan sonra da beş saniye kadar sırt çantasını ararmış gibi yaptı. Beyzbol şapkasını gözlerini gölgeleyecek şekilde indirdi. Eğer yapamazlarsa o zaman da Forsythe'ın ekibi ikizlerin beyin kimyasını oluşturacak bir bileşim yaratabilirdi. sigarasından son bir nefes çekti ve sonra da yere atıp ezdi." dedi Forsythe soğuk bir sesle. onları dinleyen bir kobay olacaktı. Tversky'e güvenmediğinden ona şüpheci gözlerle baktı. Sonunda Tversky konuştu. Nava'yı binaya gelmeden biraz ileride bıraktılar. açtığı fermuarlı bölmeye baktı." İkisi de bir an için bir şey demedi. Forsythe konsolundaki birkaç düğmeye basıp bu ilaçları Jasper'a enjekte etmek isteyip istemediğini ısrarla soran makineye sürekli 'evet' cevabını verdi. "Ben kalıp ikizi hazırlayacağım. Üç saate kalmaz Jasper Caine tamamen yok olacaktı. ama Nava bunun yanıltıcı olduğunu biliyordu... "David'de denemeden ilk önce bunu kardeşi üzerinde denemeliyiz. Yolun kenarına park edilmiş siyah büyük arabanın yanına geldiğinde. Şimdilik Beta deneği ile çalışabilme umudu Tversky'yi kontrol altında tutmaya yeterdi. bilekliği taktı ve girişe doğru gitti. "O bir kazaydı." Kapı kapandıktan sonra Forsythe..e-kitap.sürekli nevroleptik bir halde tutacağız. Forsythe Beta deneğine şu anda vermekte oldukları ilaçlara biraz uyuşturucu da ekledi.Beni tehdit mi ediyorsun?" "Neden?" diye sordu Forsythe." "Ölümün de geri dönüşü yok." dedi kızarak Tversky. fermuarla kapanmış olan ve içinde bir uyuşturuculu tabanca. Jasper'ı pasif bir nevroleptik durumda tutmak için gerekli olan ilaç dozajını hesapladı.Ben. "Ben gidip dinleneceğim. "Ama Alfa deneğini hallederken bu senin için bir sorun olmadı. yarın da yapmak istediğim birçok test var. bir tek. bir kere bunu yaptık mı geri dönüşü olmaz. Aynen söz verildiği gibi ihtiyacı olan mallar oraya bırakılmıştı." dedi Forsythe. bir gerginlik vardı aralarında. Gece bekçisi kadının geldiğini görünce yavaşça elindeki dergiyi indirdi. "İyi geceler James. istediklerini yaptırabilecekleri. "İyi geceler sana." Forsythe başını salladı. iki tane 9 milimetrelik Glock yarı otomatik tabanca.. Derin bir nefes alıp dönen koca kapılardan içeri girdi. üçyüz kadar mermi. kolundaki kataterden bedenine ilaç yüklenirken sanki odaklanamıyordu. Aynen kadının beklediği gibi. Kimliği cebine sokuşturdu. Bunu yapabildiklerinde de ikizlere ihtiyaçları olmayacaktı artık. "Bugün uzun bir gündü." Bir an için Forsythe Tversky'nin buna karşı çıkacağını düşündü.

Ya da sinir gazı yiyebilirdi. ama kadın onu tanıdı. Eger elindeki bilgiler doğruysa. ama bunu da umursamadı. Beyni hamur gibiydi. kaldığı yerden dergisini okumaya döndü. Bunu duvardaki manyetik kutuya tuttu ve elektronik kilitlerin açıldığını duymadan önce de tüm olası frekansları denemesini bekledi. Bu iş beş saniyeden kısa sürdü. Birkaç saniye hayaller dünyasına dalıp sonra hemen kendine geldi. Bu onun gizli silahıydı ve buna ihtiyacı olmayacağını umuyordu. Asansörü çağırdığı andan itibaren geri dönüşü olmayacaktı. Hiçbir şeyin önemi yoktu.. Çok. Kolu. Ya da laboratuvara kadar kılına zarar gelmeden gidip.vayyyy. Derin bir nefes alıp yakayı ele vermemek için kendine hâkim olmaya çalıştı. Sonra da kahverengi kâğıda sarılı bir şey çıkardı. boynu ve sonra. inanılmaz bir şeydi. Bunu bilemezdi. Bir an için adamın boğazını bıçağıyla kesip orada lobide kan kaybından ölmesi için bırakmayı düşündü. Buz gibi sıvı kolundaki damarlardan geçip beynine doğru yol aldı. O düğmeye bastığı andan itibaren sürekli gözetleniyor olacaktı. başkası değil. Gerçi beyzbol şapkasıyla gölgelenmiş yüzünü göremezdi. iki deri koltuk vardı. Kıkırdadı. Bir elektromanyetik kilidi daha açınca ikinci bir asansörün önüne geldi. öfkeden kudurmuş bir halde adamın gidişini seyretti.. Damarlarına akan o serin sıvının yerini başka bir şey almıştı. Son olarak bilekliğini kontrol etti. Hayatı riskte olduğunda başkalarına güvenmekten hiç hoşlanmazdı. Gülümseyip teşekkür ettikten sonra Nava asansörlerin olduğu yere gitti. Caine gülümsemeye başladı. Asansörün kapıları açıldığında görevine devam etti. Biraz sonra da o kadar kendinden geçti ki bunu umursamadı. Dizi zonklamıyordu. orada Alman kurt köpekleri tarafından paramparça edilirdi.. Diğer duvar da aslında yerden tavana kadar camdı ve buradan neredeyse uyumakta olan şehrin parlak ışıklarını görebiliyordu.. sırtı ağrımıyordu. Göz kapakları gerildi. ona ismini yazıp bir imza atmasını söyledikten sonra da. Kapılardan geçip pahalı görünümlü bir lobiye girdi bu sefer. omzu. Daha önce kanının akışını hissedebileceğini bilmiyordu. ayvayı yemişti. Uzakdoğu işi bir halının iki tarafında. o zaman sorun yoktu. Dişlerini sıkarak altıncı kata çıkarken Doc'u düşünmemeye çalıştı. O zaman da eğer işe yaramazsa bu bir tek kendi suçu olurdu. Bakalım neler olacaktı. ama çok iyiydi. çok iyi. Duvardaki düğmeye basıp asansörü bekledi.e-kitap. Göz Saklı Kütüphane 211 www. Bu Doc'tu. tek bir kelime etmeden. Adam o kadar dalmıştı ki Nava'nın yanından geçerken zahmet edip başını kaldırmadı bile. Her şey muhteşemdi. Kendi yolunu kendi seçmişti. koridor boyunca yürüdü. Bunu bir tek ölümü kesinleştiğinde kullanacaktı. boynunun tutulduğunu hatırlamadı. ama daha önce hiç damardan uyuşturucu almamıştı ki. Sırt çantasındaki silahları ve mermileri boşaltıp bunları çok küçük bir çantaya tıktı. Camdan dışarı bakarken Nava hayatının farklı olmasını diledi. Bir terörist olmadığına kanaat getirip. Şimdi işi vardı. Daha sonra öç alacak zamanı olurdu. Düğmeye basar basmaz da kapılar açıldı.bile. her zamanki gibi silahları tamamdı. Bunu düşününce kendini daha iyi hissetti. Sırt çantasını açtı ve bir deste kâğıt büyüklüğünde elektromanyetik bir alet çıkardı. Nava gözlerini camdan ayırdı ve gayet emin adımlarla araçta ezberlediği güzergâhta. Ama Nava şu anda bunu yaparsa görevlinin alarmı çalacağını ve böylece David'i kurtarma şansı olmayacağını da biliyordu. Bu yüzden de. Camlı kapılarla girilen lobi benzeri bir yere gelmişti. Eğer bilgiler yanlışsa . Julia'ya ve David'e yaptıklarından dolayı onu öldürmek istiyordu. Caine insanların neden ilaç veya uyuşturucu bağımlısı olduklarını anladı.us . Bu sırada da beyni boşluğa doğru sürüklendi. Uyuşturuculu tabancayı ve 9 milimetreliklerinden birini çıkardı ve ikisini de kontrol etti. Asansör açıldığında karşısında bir manga güvenlikçi bulabilirdi. Tam girmek üzereydi ki asansörde birinin daha olduğunu fark etti.

kapaklarını açık tutan alet canını acıtmıyordu sadece biraz gıdıklanıyordu artık. Hiçbir şeyin önemi yoktu. Saklı Kütüphane 212 www.us . Hem de ne hoş.... Her şey onu gıdıklıyordu. Gözlerini kapayıp uykuya dalmak istedi. Ani bir mutluluk kapladı içini ve iç geçirdi. Zaten ne önemi vardı. Neden umursamıştı ki her şeyi? Birden çok uykusu geldi. Gözleri açık uyumak hoş olurdu. gözleri açıkken bile uyuyabilirdi.neden olduğunu hatırlayamadı. şimdi bunu anlıyordu.e-kitap. ama bunu yapamadı çünkü.

32 Nava altıncı kata doğru hızla çıkan asansörün içinde beklerken tabancasını sıkıca tuttu. Diğer görevli hiçbir şey yapamadan Nava tabancayı ona doğrultup. Kapılar açılınca görülmemek için kenara çekildi.. Adam söyleneni yaptı. Genç. Bunlar lobidekiler gibi hafife alınacak adamlar değildi." "Sessiz alarma bastın mı?" "Hayır. kısa saçlı adamlar. Asansörden çıkmadan önce. onlara doğru emin adımlarla yürüdü. Üzerlerinde parmak izi tarayıcıları olan kalın güvenlik kapıları vardı. Oda küçücüktü. Başını eğip omuzlarını dikleştirdi asansörden çıkarken. Nava sıkılmış gibi bir ifade takınarak. "Hayır dur. beyaz duvarlar. bu da yeterdi. "Dr.. Adam acı içinde kalakaldı. L şeklindeki güvenlik masasında minik siyah beyaz monitörler vardı. gümüş renkli. Yirmi dakikası olmasını tercih etse de. Bir sonraki arama onbirde olacak.." "Diğer nöbetçilerle kaç dakikada bir konuşuyorsunuz?" "Onbeş dakikada bir. "Başka ne gibi güvenlik önlemleri var?" Bir saniyenin onda biri kadar tereddüt edince adam. Masada oturan iki bekçi vardı. Latin olana baktı ne yapacağını bilemeyerek. Asansör kapıları açılınca hemen çevresine göz attı. Bu önemli bir bilgiydi. Kapılar kapanınca asansör hızla en alt bodrum katına indi. Biri Latin kökenliydi. birkaç metrekareydi. sağ gözüne dayadı. "Adın ne?" "Jeffreys" El tarayıcısına işaret etti başıyla Nava. Yedi olduğuna eminim." Nava'nın saati 10:47'ydi.. "Bunlardan bir tane mi var?" "Evet." "En son ne zaman konuştunuz? "Onkırkbeşte." Saklı Kütüphane 213 www." dedi kendini tanıtırcasına. Adamın şaşıracak vakti olmadı. "Binada kaç güvenlikçi var?" "Galiba. gafil avlanmamak için yukarı baktı ama tavanda üç floresan disk ve bir gözetleme kamerası vardı sadece. Kamerayı izleyen biri varsa beyzbol şapkasını ve üzerinde hiçbir logo olmayan gri tulumunu görüp onu erkek sanabilirdi.. Tabancasını çekip adamı boynundan vurdu." dedi sonunda.yedi. Asansör durunca metalik bir klik sesiyle kapıları açıldı ve. Tulumunun kocaman cebinde duran tabancaya sıkıca yapıştı ve kumaşın altındaki soğuk metali hissetti. Nava tabancayı gözüne iyice soktu. paralı askerdi. Boynuna saplanan bayıltıcı iğnenin battığı yerden kanlar akarken sandalyesine kapaklandı.. Beyaz bir zemin. Geniş. diğer ise sarışındı. Esmer olandan soruluyordu buralar." dedi adam zor yutkunarak. "Altı.e-kitap. Forsythe için bir paket getirdim.. kaslı." dedi Nava. "Ellerini başını arkasına koy.us . Asansör yavaşlarken midesi düğümlendi. "Her yerde parmak izi tarayıcıları var. Servis asansörüne girince üzerinde B2 yazan düğmeye bastı. Tek eliyle paketi masaya koyarken diğer eliyle de cebindeki silahı kavradı. Hiç kimse yoktu. Onüç dakikası vardı. Sarışın güvenlikçi." adam sanki sayıyormuş gibi gözü oynadı.

Koridor yirmi metre uzunluğundaydı. Parmağın üst kısmını keserken kan fışkırdı. Nava uzun koridorun sonuna baktı. Jasper. Giriş gibi burası da bembeyazdı ve floresan ışıkların altında parıldıyordu. İleri doğru devam edip adamın bileğini büktü onu omzunun üstünden atmak için. Ekranın sağ alt köşesinde C-10 yazıyordu. Nava ikisini birden kurtaramazdı. göğüs göğüse çarpışmaya hazırlandı. o zaman da Nava'nın burada olduğu anlaşılacaktı. göğsü her nefes alışında inip kalkıyordu. Acele etmesi gerekiyordu. Nefesini tuttu. Ama adam çok hızlıydı ve o da diğer kolunu kaldırıp eliyle bileğinin birleştiği yeri kullanarak Saklı Kütüphane 214 www. esmer nöbetçinin sağ elini kendine doğru çekti. Önce birini indirip. Adam iki metrenin üstünde. Adamın neredeyse burnunun dibine gelmesini bekledi Nava kendini göstermeden. Sonra da adamın gömleğinin kolundan bir parça kesip yarasını sardı.oniki dakikası kalmıştı. yüz kilodan ağır. Nava ellerini adamın üniformasına sildi. Bu aslında en eski numaralardan biriydi ama Nava'nın deneyimi ona en iyi numaraların en eski numaralar olduğunu göstermişti. Ateş açmak istemiyordu. O da David gibi gözleri açık bir halde bir sandalyeye bağlıydı. Aslında çıplak elleriyle daha iyiydi ama. sonra da sağa ve sola dönüyordu. Nava buraya geldiğinde." "Onun parmak izi binadaki tüm tarayıcıları çalıştırır mı?" diye sordu Nava yerde baygın yatan adama işaret ederek. Birden Nava'nın kalbi sıkıştı. Dinlediklerini hissedebiliyordu. Kadının neden sorduğunu anlayan Jeffreys yutkundu." Koridor ayak sesleriyle yankılandı.us . Ben gidip bakacağım. David. D kanadında.e-kitap. Masanın diğer tarafındaki ekranlara göz attı aradığını bulana kadar. Tam gitmek üzereydi ki başka bir ekran takıldı gözüne. Elinde de hemen kadına doğru savurduğu ağır bir cop vardı. Ayak bileğine iliştirdiği bıçağı kullanarak adamın parmağının tendonlarını kesti ve bıçağı eklemine soktu." "Evet. sarı saçlı. İki rehineyi birbirlerinden bu kadar uzakta tutmaları ilginçti." Tek kelime daha etmeden Nava bayıltıcı silahın tetiğini çekip adamı kolundan vurunca o da ortağının yanına yığıldı. en ufak sesi duymak için kulak kabartıyorlardı. Sonra da hapşırdı. işler zorlaşırsa bıçağını kullanacaktı. Ama David'in aksine o uyanık gibiydi. bu iki adamı birbirinden uzaklaştırmak gerekiyordu. kalın sesli iki adamın konuştuklarını duydu. Kaynağının parmak izi tarayıcılarından söz etmediğine inanmıyordu. İşte bu yüzden hep araştırmayı kendi yapmak isterdi. sonra diğeri ne olduğunu anlamadan onu ele almak daha kolay olurdu. Monitöre bakılırsa o da DS'deydi. Durdu ve neler yapabileceğini düşündü. kalın kaşlı bir adamdı. Gözlerini tavana dikmiş olan adam sanki baygın gibiydi. Hemen karar vermek zorundaydı. Acaba daha neleri söylememişti ona? Neyse yakında öğrenecekti nasılsa. Adamlar konuşmayı kestiler. "Bir ses duydun mu? "Biri hapşırdı sanki. Saatine baktı. 10:48."Sen ve ortağın dahil mi?" "Evet. Geriye doğru birkaç adım attı ve bir kapı girişine doğru saklandı. Silahlarını ceplerine sokup. çünkü kaşları çatılmıştı ve elleri titriyordu. çünkü eğer ıskalarsa biri alarmı çalıştırabilirdi. "Evet. yani David'den uzaktaydı. İlk önce. Sen burada kal. ama sonra da yavaşça başını salladı. Masanın diğer tarafına uzanıp. Ama biri ateş ederse. Daha doğrusu hapşırırmış gibi bir ses çıkardı. Bir saniyenin dörtte biri kadar bir süre göz göze geldiler ve Nava saldırdı. Kadın adama doğru gelip kolunu eldivenli eliyle yakaladı. Silah kullanmamaya karar verdi. Eğer ikisini de ateş etmeden saf dışı edebilirse o zaman koridor boyunca boş duran depolardan birine saklayabilirdi adamları.

Eğer Dalton denen herifi uyarırlarsa adam daha bir şey yapamadan bunu gözlerinden anlayacağını biliyordu. Kulaklığı kapadı. Nava irkildi. Saklı Kütüphane 215 www. Gerçek bir mermi tam istediği yere isabet etmese bile yine de hedefi yavaşlatırdı. Bu şekilde adamların dikkatini dağıtamazdı. En büyük avantajı onları hazırlıksız yakalamaktı. Daha yakına gitmesi gerekiyordu. Burası o kadar dardı ki sanki iki kişi yan yana geçemez gibiydi. kaldırdığı diziyle de adamın çenesini dağıttı. Kapıya vardığında. iki güvenlikçiyi de yüklenip bir depoya tıktıktan sonra. İkisini de indirecek kadar yaklaşabilirdi belki. Bir sonraki güvenlik kapısından geçince. Belli ki kendine iyi bakıyordu. Nava da bunu istiyordu zaten. Elindeki kâğıtları düşündü C6'nın önünde. durup utanarak nöbetçilere baktı.kadının göğsüne vurdu. Burasının CIO olduğunu düşündü. Altı metre sonra yanlarında olacaktı. Elini cebine götürdü çaktırmadan. halterci gibi bir yapısı vardı. Aslında uyuşturucu tabancayı kullanmayı tercih ederdi ama hata yapmak istemiyordu. Adam tehditkâr bakıyordu. Yok. Adamı bayıltmak için ensesine vurduğunda zaten bembeyaz kesilmiş olan adam. Diğer nöbetçi bir şeyler döndüğünü anlamadan bir saniyesi vardı. Sopayı yavaşça adamın dizlerine doğru fırlattı. Diğerlerini halletmişti. C8. bir daha asla yapmayacağı bir hataydı. bir kapı vardı." dedi. çıplak elleriyle girişemeyecekti. Dirseğiyle ensesine vururken. Nava yarım daire şeklinde dönerek botunun tabanıyla adamın kafasına tüm gücüyle tekme attı. düşünmeden eğilip sopayı alınca. Nöbetçilere doğru yürümeye devam etti. bunu kullanacaktı. Üç metre kalmıştı.us ." dedi Dalton. Her üç metrede bir. ama bundan hiç emin değildi. ama adam her kiminle konuşuyorsa onun bir şeyleri çakmasına da izin veremezdi. o yüzden de Nava'nın hâlâ bir şansı vardı. Ama eğer onu bir şekilde alt ederlerse kaçacak yeri olmazdı. kendini savunmasız bırakmış oldu. Artık nazik davranacak zamanı kalmamıştı. çünkü o iki iri adamdan daha rahat hareket edebilirdi burada. Ama çoğu güvenlikçi pek de zeki olmazdı. Düşmedi. bir saniyede işini bitirirlerdi. Adam bayılarak yere yığıldı. Kâğıtları toplarken onlara sırtını dönüp susturuculu 9 milimetreliğini koltuğunun altından alıp beyaz önlüğünün cebine koydu. Koridor boyunca yürürken kısıtlı seçeneklerini gözden geçirdi. Otuz metre kadar ileride bir kapının iki yanında iki adam duruyordu. Beklemeye karar verdi. "Ben Dalton. Bir dakika içinde. Nöbetçiler birbirlerine yakın durduklarından yalnızca birini vurabilirdi. Eğer diğer nöbetçileri buldularsa şimdi atılması gerekiyordu. Adamın kulaklığından bir cızırtı sesi geliyordu. C9. Sanki kâğıtları düşürdüğü için utanıyormuş gibi başını öne eğince saçları yüzünü gölgeliyordu. Daha uzun boylu olanı kaslı ve inceydi. ama tavrında bir değişiklik yoktu. çok uzun gibi görünen bir koridora geldi. "Tamam anlaşıldı. öylece yere yığıldı kaldı. ama birkaç saniye kendine gelemedi. McCoy'un sopasını kaptığı gibi köşeyi döndü. Bu. kasları da düzgündü. "McCoy iyi misin?" diye bağırdı arkadaşı adamın yere düşen sopasının sesini duyduğunda. Diğeri daha iri yarıydı. Nava bir an için nefes alamayınca adamın elini bıraktı. Adam. Eğer diğerinin bir nebze aklı varsa bu işi araştırmaya koyulmadan alarmı çalıştırırdı. Koridor boyunca ClO'a doğru ilerledi. ama şansı sonsuza dek yaver gidemezdi. Güvenlik görevlilerinden biri baktıysa da onu Forsythe'ın asistanlarından biri sanıp ilgilenmedi. Nava beyzbol şapkasını çıkardı ve beyaz bir laborant önlüğü giydi. Bu güvenlikçi daha kısa boyluydu ama.e-kitap. Soğuk metale dokundu parmaklarıyla tabancanın kabzasına yapışmadan. Çıplak elleriyle girişebilirdi. Adamın hayaları parçalandı sanki. saklanacak bir yer de yoktu. Bu dar koridorda biraz avantajlı durumda olurdu. Adamı omuzlarından tutup tüm gücüyle kasıklarına diziyle vurdu.

Tabancasını Dalton'a çevirdi. Siz-" Mermi göğsünü delip geçince konuşamadı. Adam üstünde debeleniyor. Monitöre baktığında Esposito ölmüştü. Koridora girenin fark etmemesine imkân yoktu. kadın nefes almak için ağzını açıyordu. kanlı ellerini yere dayadı ve acıya odaklandı. "Ben. Sağ ayağı uzanabilmişti. bıçağı çıkarmaya çalışıyordu. Başı öne eğilen adam son nefesini verirken gözleri açık bir halde yere serildi. Sağ elini kıpırdatamıyordu Nava. sonra kamera devre dışı kaldı. Tendonunu yırtınca da Dalton bağırıp kadını bıraktı. İnce olan nöbetçi bacaklarını açmış yerde yatıyordu. Burası cehenneme dönmeden önce yalnızca beş dakikası vardı." Gözlerinin önünde noktalar uçuşurken on saniye sonra bayılacağını biliyordu Nava. Adam. Kadın nefes nefese dizlerinin ve ellerinin üstüne kapaklandı. Crowe içinden okkalı bir küfür etti. Omzundaki yaradan oluk oluk kan akmıştı çevresine. Mermilerinden biri lambayı patlattığı için en azından fazla ışık olmadığını düşündü Nava. Adam kadının bileğini büktü. Ama kadın bıçağı daha da derine itti. Boşta kalan eliyle böbreğine vurduysa da. Nava cansız bir adamın üstündeydi. gözlerinden kızgınlığı ve çektiği acı okunuyordu. Dalton'u susturmak zorundaydı. Bıçak saplandığında Dalton daha da sıkı tuttu boğazını. Nava. kadını boynundan yakalayıp duvara çarptı. Koridorun aydınlatılmış kısmına baktı. Terli ellerine aldı bıçağı. ama bu bir işe yaramadı. İki eliyle tuttuğu bıçağı başının üstüne kaldırarak Dalton'un göğsüne sapladı." diye kekeledi Nava tedirgin bir genç kızmış gibi. Tepelerine plastik ve cam yağdı ve ışık patladı. Altındaki beden hareketsizdi artık. ama adam bileğine yapıştı ve kadın tetiği çekince mermi tavana isabet etti. bıçak adamın kalbine girmeden önce iki kaburgasını parçalamıştı. Kadına sanki dünyanın en salak insanıymış gibi bakıyordu.. Hâlâ nefes almakta zorlanan Nava boynunu ovuştururken etrafına bakındı. Adam sırt üstü yere yapışınca boynu büküldü. tabanca yere düştü. Herhalde kurşun tavandaki kameraya isabet etmişti. Son bir gayretle dizini göğsüne çekti. diğeri ise sırtına uzanmaya çalışıyordu çaresizce. "Seni öldürmüştüm Vaner. Adam çok güçlüydü. Kadının başı taş duvara çarpınca bir ses çıktı.e-kitap. adam aldırış etmedi. kadının boğazını sıktığından."Bir şey mi vardı?" diye sordu uzun boylu nöbetçi. Göğsünden kanlar akıyordu.şey hastaya bakmam gerekiyor da. İşi bitirmeden derin bir nefes aldı. omzuna iyice soktu.us . derin bir nefes daha alıp düşen nöbetçinin üstüne atılıp beline oturdu. Gözlerinin içine bakınca birden kadını tanıdı. Daha önceki iki nöbetçiyi hallettiği kadar temiz bir iş çıkaramamıştı. Yerde de kanlı parmak izleri vardı. Ağzını açtı ve kapadı. Bir eli hareketsiz bir şekilde duruyor. Sesi kalındı ve meydan okuyor gibiydi. sonra da Caine’in kapısındaki karanlığa. Saklı Kütüphane 216 www. Elini uzattı. ama sıkı sıkı kavradı. nefes almaya çalıştı. Bıçağı çekerken kafası duvara vurunca neredeyse elindekini düşürecekti. Bıçağının kabzasına yapıştı.. Saat 10:55'ti. Herhalde vurulduktan sonra bir an daha yaşamıştı çünkü iki eli de kan içindeydi. "Burası yasak bölge. Kapının dışında silah seslerini duyduğu anda bunun Vaner olduğunu anladı. kan gölünün ortasında yerde yatıyordu. doksan derece çevirerek omzundan çekip çıkardı. Boğazını sıkmaya devam eden adamın sıcak nefesini ensesinde hissedebiliyordu Nava. Çizmesinin üstüne dokunup bıçağını çekti. Aklına bir fikir geldi. Neredeyse bayılacaktı ama buna izin vermedi. Dalton ise iyice dağılmıştı. Yaradan. Son olarak kameradan Dalton'un Vaner'ın bileğine yapıştığını görebildi. Kan olmayan yerlerde de plastik ve cam parçaları vardı. adamın sağ ayağına yapışıp onu çekti. Kolunu kaldırıp adamı sırtından bıçakladı. adam da o kadar yakındaydı ki tekme de atamazdı. yıkılan bir barajdan akan su gibi kan fışkırıyordu.

Oturduğu yerde doğrulup ağzına bir şeker attı. Daha önce de vurulmuştu. Kapı açılınca zor ayakta duran Nava girdi odaya. ▲ Grlmes yiyeceği şekerlemeleri dikkatle seçiyordu. İşte o acil an gelmişti. Ama mermi nöbetçinin beynini dağıtıp. Planı suya düşmüştü. Tüm bu süre boyunca. 45'liğini ona doğrultmuştu.acaba herhangi biri hayatta kalabilmiş miydi? Hiçbiri özünde iyi birer insan değildi. Ama buna güvenemezdi. Sağ tarafına düşüp. ateş edecek kadar değil. Biri elektronik kilidi açmıştı. Birden duvardaki dikdörtgen kilidin ışığı yeşil oldu. Nava bir an için ölürken canının acıyıp acımayacağını düşündü.e-kitap. Kanlı ve acılı yaralardı. ama ölmeyi de hak etmiyorlardı. Adam geri çekilirken tabancasını kapıya doğru doğrulttu. Bugün öyle olmayacaktı. Yarım saniye içinde yerde kan. kadını sadece sıyırıp geçmişti. Vaner ondan uzaklaşmıştı ve Crowe'un ofisine doğru gelmişti. Karanlık koridoru boşaltmak için adamı omzuna atıp odaya getirdiğinden cansız başı omzundaydı. İşte. Eğer ölü adamı yüklenmeseydi kurşun kalbine isabet etmiş olacaktı. Dalton'un beyni bir karpuz gibi dağılınca kadının üstü başı sıcak. bir defa da bacağından. Dalton'un bağırdığını duydu. Sırtı üstü yatarken kemerinden bir bıçak çekip. Vaner onu silah kullanmadan öldürmüştü. Esmer adam bir saniye sonra üstüne atılacaktı. Başsız cesedi yere bırakıp kendini kanlı koridora doğru attı. Esposito. ▲ Nava kapıyı açtığı anda bunların hepsinin bir kandırmaca olduğunu anladı. Bilekliğindeki panele bastı. Nava daha önce asla kendi hayatını başkalarının eline bırakmamıştı. Yüz metre ileride de olsa bir şey değişmezdi. O altı özel uzmanın yeterli olacağını düşünmüştü. Yeşil çizgili beyazları seviyordu en çok.us . ama ölümcül yaralar değildi. Nava. Kadın daha bir şey yapamadan Crowe tetiği çekti. Eğer öyleyse de daha tetiği çekemeden onu vurmuş olacaktı Vaner. Jeffreys. Bunun işe yaramasını beklemiyordu. Ama tabancası yoktu çünkü cebine geri koymayı unutmuştu. Saklı Kütüphane 217 www. iki defa omzundan. kanlı zeminde kayıp. Beyni tam bu bilgileri özümserken tren garındaki esmer adamı gördü. yapış yapış kanla kaplandı.Crowe. 9 milimetreliğine ulaşmaya çalıştı. Kulaklıklarında da yüksek sesle Star Trek'in müziği çalmaya başladı. beyin parçacıkları ve hatta kafatası parçalan vardı. Bu mesafeden adamın ıskalamasına imkân yoktu. Birden monitörde yanıp sönen kırmızı bir nokta belirdi. Dalton'un gözünün altından girdi. Belli ki kaçak CIA ajanını hafife almıştı: Kadın ölümden dönmüş. altı adamı da öldürülmüştü. Patlama sesini duymadan mermiyi hissetti. Kadın girdiğinde ateş ettiği anda merminin namludan çıkmasını sağlayacak kadar basmıştı. David Caine’e doğru gitmektense. ama bunlar ciddi yaralar değildi. Tam kapıyı açmak üzereyken bir çarpma sesi duydu ve birden ses kesildi. Tetiğe yavaşça bastı ama. Zamanında tabancasına ulaşmasına imkân yoktu. Ayağından birkaç santim ötede açık kapının dibinde duruyordu tabanca. Crowe kapıyı açmadı çünkü Vaner hâlâ hayattaysa bu odadan bir nöbetçinin çıkmasını bekliyor olacaktı. Gonzalez. Caine’in öngörü becerisinin kendine de bulaştığını düşünmeye başladı. omuz askısındaki 45'mm'lik SIG Sauer'ı eline alarak kapıya koştu. kolunu hazırlayıp bir mucize olmasını bekledi. oyun başlıyordu. kadın bir tek nöbet yerlerindeki kameralarda yanlış oda numaralarının yazmasını yutmuştu. McCoy ve Rainer.

Ayrıca Dr. Ama kadının şansı ancak buraya kadar yaver gitmişti. gözlerinin içine bakmayı bekleyecek hali yoktu. Vaner'ınki değil. Karanlıkta adamın nerede olduğunu unutmuştu. Vurduğu Dalton'un kafasıydı. ama o da ona asla unutmayacağı bir sürpriz yapacaktı. karanlıkta bir yerde duran 9 milimetreliği arıyordu. Vaner'ın bıçağı göğsüne saplanmamış olsaydı bu bir sorun olmayacaktı. Eğer bu. Kadın kolunu geri çekip bıçağı fırlattı. Ayağının acısını umursamayarak doğrulup ileri eğildi. o da şaşırmıştı olanlara. ateş etmeyip de onu kaçırmak niyetinde değildi. Bir yere saplandığını duydu. Nava ölecekti. çılgınca. Bir an için bir suç işleyip işlemediği düşündüyse de sonra bunu umursamadı. Ve buldu. bu da Grimes'ı memnun etti.Kırmızı noktaya iki kere bastı ve neler olacağını seyretmeye koyuldu. Hedefi vurduğunu umdu. Kapıdan seken kurşun adamın göğsüne doğru geldi ve Vaner'ın bıçağının kabzasına çarptı. Tetiği çekti. yani Nava'nın hâlâ bir şansı vardı. hep ayakta dururken öleceğini düşünmüştü. Koridora çıkacakken ayağını gördü kadının. Crowe cesedin yanından geçerken olanları anladı. çünkü artık gücü kalmamıştı. Bu gerçek hayattı ve burada riske girilmezdi. sakince koridora Vaner'ı öldürmeye gitti. Bir önemi de yoktu. Kadın zaten geldiğini biliyordu. ama bu acı onu paralize etmişti ve adam eğilip elinden silahı almaya kalktı. Tam silâhı kaldırmak üzereyken ağır biri bileğine bastı. Bıçağı tutan elini titretmemeye çalıştı. Elektrik şoku yemiş gibi acıdı canı. Floresan ışıklar bir anda kesilince dünya karardı. Nava bilekliğine basarak bunun sinyalini verdiği halde. Adam bileğine basıp da bilek kemiklerini un ufak ederken Nava acıyla bağırdı. Jimmy her şey bitince çıldıracaktı. Bu bir James Bond filmi değildi. kadın hedefi vuramamıştı. hayattaki son anı olacaksa. ardından da birinin inlediğini ve metal bir şeyin taş zemine düştüğünü. daha doğrusu dinlemeye hazırlandı. artık ABD hükümeti için çalışmıyordu ki. Bunun yerine gizil banka hesabına yatan paraya baktı. Tabancayı tuttuğu için istediğini yapabilmişti. Ama para kadar tatmin edici değildi. ▲ Crowe başparmağının ve işaret parmağının arasından ateşlenen kurşunu hissetti. Eğer şu anda ateş etmezse birkaç saniye içinde ölecekti.us . ama bıçak göğsündeydi. Ama Crowe merminin sekeceğini düşünememişti. Canı yandı ama bu umurunda değildi. Crowe silahını düşürmüştü. Neredeyse daha zevkliydi. Vaner'ın tabancasını metal kapıya doğrulttuğunda böyle düşünmüştü Crowe.e-kitap. Kabza elindeydi. Mermi ayakkabısının tabanından girince sanki bütün sinirleri aynı anda gerildi. Boş eliyle silaha sarılan Nava tetiği buldu. Merminin gücüyle bıçak dönüp kalbindeki sol ventrikülü Saklı Kütüphane 218 www. Ve o anda olan oldu. Dalton'un üstünden atlayıp. acıdan dişlerini sıktı adamın kapıdan çıkmasını beklerken. Ateş etmeye çalıştı. bağırarak gitmek niyetinde değildi. Bunu düşünmek parayı düşünmekten bile daha zevkliydi. Adam yürürken tetiği çekti. çünkü tabancası kapının dibinde duruyordu. İleri doğru eğilip eliyle kanlı zemini yokladı. Adam onu öldürecekti. Sırt üstü yatıyor olması zaten yeterince kötüydü. Işık hızıyla hareket etti. Kapı eşiğinde durduğunda esmer adamın gölgesi koridoru kapladı. Bacağını geri çekerken dilini ısırdı bağırmamak için. Koridorda yatan Esposito'nun da tabancasının belinde olduğunu görebiliyordu Crowe. Eğer adam botunu hâlâ görebiliyor olsaydı her şey değişirdi.

us . Bir daha Betsy'i göremeyeceğine inanamadı. ben üzerime düşeni yaptım. kendini son bir kez toparladı. Eğer ölüm buysa.. Gözlerini kapayıp notu gördü çok geç olmadan. Birden beyni durdu: Martin Crowe son nefesini vermişti. "Caine nerede?" dedi zar zor nefes alan kadın. Crowe'un kardiak kasından akan kan kalp boşluğunu doldurdu.e-kitap. Kalbi hâlâ pompalıyordu ama bedenine kan gitmiyordu... Yere bir kaya gibi yığılıp Vaner'ın üstüne düştüğünde burun burunaydılar neredeyse.. Birden.. Saklı Kütüphane 219 www. Betsy'yi ancak bu şekilde kurtarabilirim." Beyni dağılırken birden inanılmaz renkler gördü.sonra notu hatırladı. o kadar da kötü değildi.. bu notun neden yazıldığını anlayıp. Crowe'un birkaç saniyesi kalmıştı. "Söyle ona. Başaramayacağını düşündüyse de hatırladı.parçaladı. söyle." dedi. küçük kızıyla gökkuşağının peşine düştükleri bir öğleden sonrayı hatırladı. Martin Crowe'a özel: Nava nerede olduğumu sorduğunda ona söyle.. -David Caine. "D10.

çünkü evreni görürken Şimdi'ye kilitleniyorum ve olası gelecekleri göremiyorum. Saklı Kütüphane 220 www. Kadın. bir şeyler varsa.e-kitap. Şimdi'ye. Kadın . birinde para yazı gelir.Evet işte bu yüzden partiküller aynı anda her yerdedir. işte dejavu denilen şey de budur.33 Karanlık iyiydi. Onun gibi Kadın'ın da bilgisi sonsuz. Caine .ama gelecek tekil değil. Hem genç. çünkü hangi Anı düşünmek istediğini seçersin. Caine .Bir olayı önceden yaşamışsın veya görmüşsün gibi hissetmek gibi mi? Kadın.Evet Caine . geçmişe ve geleceklere bakınca bu sefer farklı bir şey sezdi. O'nun ruhuna akıyor. ama sen görene kadar ikisi de değildir. Zayıf olanlar ileriyi göremezler. burada zaman zaten soyut bir kavramdı. Caine . bazılarınınki güçlü. ama anlayamıyorlar. sonsuz. Bir parayı havaya attığında iki olası gelecek vardır.. Çok az kişide hiç yok.Ama bu Laplace'ın Şeytanı ile ters düşüyor. Bazen bir yankı olarak var sadece.us . Bazılarının güçleri zayıf.Ama. Bir kadın var. Ama izlerlerse ve bu gerçekleşirse.Evet.Laplace'ın teorisi tamamlanmamış.Evet.herkesin farklı yetenekleri var demek. Bu Yüzden Her An'ı gözlerin açıkken göremiyorum.Laplace'ın Şeytanı geçmişteki her şeyi biliyor çünkü geçmiş hep tekil. çünkü birden fazla var. Şimdi'de her şeyi bilirsen. Birden Caine’i her şeyi anlıyor. Kendini HerAn'a bıraktı. Kadın. Bedenini değil ama zihnini kurtarabilirdi. onu görene kadar şekilsizdir..Eğer herkeste bir nebze yetenek bile olsa. Laplace'ın Şeytanı tüm olası gelecekleri bilir. bazılarınınki güçlü. Şimdilerin hepsini çok belirgin bir şekilde gördüğün için tüm olası gelecekleri görebilirsin. bu bilinçte birden ortaya çıkar. An'ın geleceği olasılıklıdır.Evet Gelecek.neden ben? Neden ben Şeytanım? Neden başkası değil? Kadın. bazılarınınki zayıf. Caine . Caine . Kadın .Anlıyor musun? Caine . Kadın. İlaçların etkisi geçiyordu. Caine artık kaçabilirdi. Olası gelecekleri göremedikleri için hareketlerinin sonuçlarını tahmin edemezler. İnsanlar gördükleri geleceklere giden yolu her zaman izlemezler. ben neden HerAn'da başkalarını bilmiyorum.Bu da olasılık ile ilgili. An'ın geçmişi için doğru ama. çünkü aynı anda tüm geleceklerdedirler. Laplace'ın teorisi doğruysa o zaman gelecek önceden belirlenmiş. Aydınlıktan iyiydi.Anlıyorum. çünkü tüm ayırımlar ileri doğrudur. kararlarının sonuçları da öyle. diğerinde tura. An'ın geçmişinde görüldüğü şekliyle olası geleceklerden biri. Kararları gelişigüzeldir. İşte bunlar da şeytanlar. ama bunlar sonsuz. Gerçek. Görebiliyorlar. her öne atılan dalda kendi gerçeğini seçersin. geçmişte ve gelecekteki her şeyi bilebileceğini söylüyor. Kadın. Bu sefer tek başına değildi. Caine . aynen çan eğrisi gibi herkeste şeytana özgü güçler var aslında.HerAn onların bilinçaltında var.Evet. Ama Caine’in aksine kadın O'nun içinde. Göremediği halde onun güzel olduğunu biliyor. düşüncenin bir yansımasıdır. bu yüzden de birkaçında hepsi olmalı. hem de çok ama çok yaşlı.tekil. Ama Laplace'ın Şeytanı tam olarak geleceği bilemez. Bu. Hayat boyu kör ve aptalmış gibi yaşarlar. geleceğini kapsamıyor. Laplace. Kadın .

Bir tek kendi nefes alışını duyabiliyordu. Bunu yapabilecek misin?" "Bana baksana Jimmy. Salak herif. Birden kalbi sıkıştı. Ama ne? Terli ellerini önlüğünün ceplerine sokup odada volta atarken nefes almaya çalıştı. Gözlerini açması veya kapaması hiçbir şey fark ettirmiyordu. bilinçaltlarında bu kararların doğru olduğunu." "Grimes ciddiyim. Caine . Karanlıkta uzanarak sandalyesini bulup dizini ovuşturarak oturdu. Tanrım. hemen ışıkları yakman çok önemli.Evet. Benim için doğru olan bir şeyi seçip. Bu nedenle de kararları doğrudur.Evet. bırak da işimi yapayım. Kadın.. sana göre en iyisini seç." son kelimeyi hece hece söylemişti. Bu işler hallolur hallolmaz hemen başkasını işe alacaktı. Bu konuşma bitmiştir. Sen. Forsythe ellerini yumruk yaptı.. İki yönlü aynaya döndüğünde hiçbir şey göremedi. "Hemen ışıkları açın diye emretti Grimes'a. Hepsi birer Şeytan. Moilere. "elimden geleni yapıyorum. Karanlık olduğunda gözlerinin açık olması hiçbir şey fark ettirmezdi ki. Kendi geleceğini seçme ve böylelikle çevrendekilerin de geleceğini değiştirme olasılığın var. Aslında bu fikirler HerAn'da gördükleri olası geleceklerden kaynaklanır." dedi Grimes. ". Jimmy.Olur. Güçlü yetenekleri olanlar.O sana bağlı." Grimes telefonu kapadı. Elektriklerde bir sorun var. Alfred Nobel.Hepsinin de benim gibi epilepsisi vardı. onlara mutluluk getireceğini bilirler bir şekilde.. Kalbi hızla çarpıyordu. Bu camsız mekânda tek bir ışık huzmesi bile yoktu. Üç adım atınca dizini dosya dolabına çarptı.Ne istersen onu.Ama hangi kararların doğru olduğunu nereden bileceğim? Her şey birine bağlı. İlaç dozları bilgisayarla ayarlanıp verildiğine göre de elektrik olmayınca uyuşturucu da verilmiyor demekti. Napolyon Bonaparte. ama bu bir işe yaramıyordu. neler oluyor?" "Özür dilerim Dr. Julius Sezar. sanki bu kara peçeyi yok edebilecekmiş gibi sürekli gözlerini kırpıştırıyordu. Caine .Güçlü yeteneği olanlar çoğu şeyi görebilirler.. sen benden uzun yaşayacaksın Jimmy.us . "Ben de aslında aynen öyle yapmayı planlıyordum. 'içgüdü' ya da 'bir duyguya kapılmak' derler. dedim ya." "Dr." "Bana bunları anlatma. bana söyleyeceğin başka bir şey yoksa. Caine . Telefonu sertçe kapatırken kalbi hızla çarpıyordu. Büyük İskender. Denek on dakikaya kalmaz uyanırdı.. ama gördükleri bilinçaltındadır. başkasına zarar verebilirim. gelecekteki kendilerinin kararlarına uyarlar ve aynı şeyleri yaparlar. Zaten nöbetler de Her An'ın bize yüklendiği anlar." dedi Grimes dalga geçer gibi. Socrates. Caine . An'da daha çok Şeytan vardır. "Sorunu hallet. Seninle telefonda konuşmak beni yavaş-la-tı-yor. Forsythe birden eskisinden bile daha fazla korktu. Telefonu kaldırıp Grimes'ın numarasını çevirdi.An'da ne yapmam gerekiyor? Kadın. Kadın." diye bağırdı Forsythe telefonda. Şimdi. Caine . Vincent Van Gogh. Çıldırmak üzereydi.Ama nasıl seçeyim? Kadın. Kararlar karardır. Bir şeyler yapmalıydı.Kararlar doğru veya yanlış değildir. Aynı şeyi düşünmüşüz. sanki vurgulamak ister gibi." "Yap!" dedi Forsythe. elimden geldiğince hızlı çalışıyorum.e-kitap.Benim gibi başkaları var mı? Başka Şeytanlar var mı? Kadın.Beta deneği.ktir!" diye bağırdı acıyan dizine yapışarak. Cebinde elini açıp parmaklarını Saklı Kütüphane 221 www. HerAn'ı gören Şeytanlar An'da acı çekerler. Herman van Helmholtz. HerAn'da herkes için mükemmel ve mutlu gelecekler de vardır.. Grimes'ın beceriksizliklerinden bıkmıştı. Anlamıyorsun. Jimmy. “Grimes. İyi fikirlerine 'öngörü'. "S.

Dr. İş işten geçmeden önce David'e ulaşması gerekiyordu.. Bilekliğine bakılırsa Caine’i kurtarmak için sekiz dakika on beş saniyesi vardı. Ayakta durabilince. Ama David Caine’in şansı yaver gitmişti ve her şey planladığı gibi olmuştu. Jimmy nöbet geçiriyordu. Dişlerinin arasında sırt çantasını tutmaya çalışırken diğer eliyle fermuarlı bölmenin içini aradı. elektriği kestiği anda binadakilerin yer altındaki laboratuvara bir ekip yollamalarının on dakika süreceğini söylemişti. Yardım edersen bir milyon dolar kazanacaksın. Ama bu mantıklı değildi. o zaman Caine’in manitav’ı Jr tuzağa düşecekti. Nava. Grimes çıldırmış bilim adamını kayda almayı çok isterdi. Bir an için bayılacağını düşündü.us . nabzını yokladı. Tanrım. Sol ayağına basamıyordu ve yer kanla kaplı olduğu için kaygandı. Saatine baktı 11:01. Yine kolu çevirdi. ama bunun bir işe yaramayacağını biliyordu. Grimes ona. Elinde yapış yapış kan vardı başından çektiğinde.. David Caine’in ne kadar akıllı ve cesur olduğuna inanamıyordu. Grimes'a ışıkları kapattırması dahiyaneydi. Jimmy'nin bağırışlarını bilgisayarına fon müziği olarak yüklerdi. Kapıyı yumruklayıp.işte bu cesaret isteyen bir şeydi. Normalde altı tane güvenlik görevlisini gözü kapalı hallederdi. İşte bu muhteşem olurdu. bir de önüne oturup planını anlatmıştı. ▲ Nava neden bayılmadığını anlayamadı: Acaba ayağındaki sancıdan mıydı. Beni dinlediğini biliyorum. ama şu haliyle bunu yapabilecek durumda değildi. olanca hızıyla koridorda ilerledi. İnanılmazdı. Tabii Dr. Caine hapı yutmuş olacaktı. Beni yakalayınca kaçmak için senin yardımına ihtiyacım var. Uzun ince bir şey geldi eline.. Nabzı atmıyordu. Sonra da Dr. Gözleri açıldı. Yedi askeri de alt ettiğine göre artık alarm çalsa da endişelenecek bir şey yoktu.e-kitap.. Forsythe rahatlayarak iç geçirdi. Kilitliydi. Grimes kulaklığını çıkarırken kıkırdıyordu. Caine’in dudaklarını oynattığını görünce sesi açmış ve hayatının sürpriziyle karşılaşmıştı.. çünkü kapı asla içeriden kilitlenemezdi. Elektrikli kilitler hep dışarıdan işliyordu. Işığı iki yönlü aynaya yansıttı ama bir tek kendini ve duvardaki gölgesini gördü. Şunları yapmanı istiyorum. Kendi gölgesine bakıp aynanın diğer tarafında neler olduğunu merak etti. Caine nasıl anlamıştı saksının içine bir alıcı yerleştirdiklerini. Eğer Grimes bunu görmeseydi. Adamı omzundan itip. Gelecek sefere bunu kesinlikle yapacaktı. ona planı anlatacaktı. Grimes'a bir ban arayıp Nava'yla görüşmesini söyledi. Caine’in evindeki kayıtları ilk gördüğü anı düşündü. Grimes'ın Kayman Saklı Kütüphane 222 www. Forsythe elindekini kullanarak kapıya kadar gitti ve açmaya çalıştı. duvara yaslandı nefes nefese kalarak. Kilitler de elektriğe bağlıydı. Grimes. Kırık bileğini yerine oturturken sancıdan sanki kemikleri bile bağırdı. Gece görüşü gözlüklerini takıp.esnetti." Caine ayrıntılı bir şekilde kaçış planını anlatmıştı. Cebinden çıkarıp yanındaki düğmeye bastı. yoksa zonklayan bileğinden miydi. Nava esmer adamın Sig Sauer'ini eline aldığında ağırlığını hissetti. Martin Crowe da beni yakalamaya geliyor. İncecik el fenerinin ışığı ortalığı aydınlatınca bir an için gözleri kamaştı. "Bu Steven Grimes'a bir mesajdır. bağırmaya başladı. Dahası eğer Grimes yerine Forsythe görseydi. Rahatlayarak iç geçirdi. Her şey o kadar kolay olmuştu ki. yoksa boynundan oluk oluk akan kandan mıydı? Başını eliyle sildi. Tam Crowe'un ekibi gelmeden önceydi bu. ama daha tamamlaması gereken bir iş vardı. Deneğe bu şekilde ulaşamazdı ama eğer odasına girerse ve ışığı gözlerine tutarsa o zaman ışıklar gelinceye kadar bir şey yapamazdı Caine. ama bu Nava'nın kanı değildi. Jimmy bu arada kalp krizi geçirip de ölmezse.. Unutmuştu bunu.

"Birini yollarım. Denek her an kendine gelebilirdi. Eğer Forsythe onu işten kovacaksa. Bugünden sonra uzun bir tatile çıkacak kadar parası vardı. Neden birinin gelip kapıyı açması bu kadar uzun sürüyordu ki? Grimes'ı arayalı beş dakika olmuştu. nöbetçilerden orada olması gerekirdi Önündeki siyah aynaya baktığında. Küçük fenerin ışığı korkusunu yenmesine yardımcı olmuyordu. sistemin kodunu girdi ve uygun seçeneği tuşladıktan sonra da telefonu kapadı.e-kitap." dedi Grimes gülmemeye çalışarak. tamam. Nava ona yarım milyon dolar daha vaat etmişti." dedi Grlmes." "Tamamdır. buyurun. Odadan çıksan nereye gideceksin ki zaten? Tüm binada elektrik yok. kıvama gelmişti. ▲ Çevresini saran karanlığın içinde Forsythe'ın kalbi çok hızlı çarpıyordu. Bu hali daha tedirgin ediciydi sanki. Eğer operasyon başarılı olursa. Dr. "Şimdi. kovabilirdi. umuyordu daha doğrusu. saatinden yansıyan ışıktan bir tek kendisini gördü. beni buradan çıkarsın. O yüzden hemen. "Grimes. Jimmy şu anda elimde acil iş var dedim ya sana." "İçeride kilitli kaldım?" Forsythe gerçekten keçileri kaçırmak üzereydi. Çıldırmış olmalıydı. Forsythe'ın sesinde hissettiği dehşet onu da etkilemişti.us . Artık düşük olasılıklı diye bir şey yoktu. İletişim sisteminin numarasını çevirdi. Bunları da dışarıda Forsythe'ın arabasının altında bırakmıştı. "Ne?" diye sordu Grimes gerçekten anlamayarak. Daha doksan saniye olmuştu aslında. Jimmy'i İle çalışmak sandığından daha da karlı bir işti. değil mi? Karanlıkta parlayan saatine baktı. "Unutmuşum. Düğmeye basıp bekledi dua ederek. Hayatında bu kadar fazla parayı hiç bu kadar kolay kazanmamıştı. Caine’in kaçmasını istiyordu. vurdu. "Beni anlıyor musun salak herif? Deneğe ulaşmam gerekiyor. Başka?" Forsythe bir şeyler homurdanıp. aslında uyanıp da kaçmaya çalışma olasılığı çok düşüktü Olasılığı düşük müydü? Kendi kendini azarladı. Grimes bir an için irkildi. Hemen birini yolla." "Haa anladım. "İçeride kilitli kaldım. yoksa hepimiz boku yeriz." dedi Forsythe garip bir sakinlikle." "Deneğe ulaşmam gerek" Forsythe artık keçileri kaçırmış. Tüm kapılar elektronik salak herif. Forsythe telefonu kaldırıp yine Grimes'ı aramak istediğinde telefon kesilmişti. Birkaç dakikaya kalmaz elektriği devreye sokuyorum. Yine de bir buçuk dakikada. Hâlâ biraz Thorzin'in etkisi altında olacaktı. Grimes'ın kulaklığı titreşti. vurdu ve artık delirmeye bir adım daha yaklaşmıştı. çünkü işini kaybederse böyle ek işler de yapamazdı. Şu işi-" "Hemen dedim. Dr. hemen birini yolla" "Tamam." "Dr. Forsythe'a cehennem azabı çektirmeyi seviyordu ama belki de birini göndermeliydi. telefonu yine yüzüne kapadı." "Ne demek olduğun yerde kal? Hemen birini gönder. Sonra da sahte kimliği yapmış ve bilekliği tasarlamıştı. Çok geç olmadan yandaki odaya ulaşmalıydı.adalarındaki gizli hesabına parayı yatırdıktan sonra da Grimes ona şemaları ve alarm kodlarını yollamıştı. Olduğun yerde kal. Hat hâlâ kesikti. Ahizeyi telefona vurdu. Dur bir dakika. anladın mı. ▲ Saklı Kütüphane 223 www. Jimmy sırf karanlıktan korkuyor diye yarım milyon doları riske atacak değildi.

sandalyeye bağlıydı. İki adım geri çekildi. Burada.." dedi özür dileyerek Nava.. Şimdi de sol göz kapağını oynatabiliyordu. Kan kaybından bayılmadan önce ne kadar ayakta kalabileceğini düşündü. İğne çıkınca koluna kan geldi.. D10'un dibindeydi. Geldiği yöne doğru gidiyordu. Hava ağırlaşmasına rağmen birden Nava soğuktan ürperdi. Kahretsin. Nava onunla ilgileniyordu. Caine bu odada olmalıydı. Caine’e odaklanmalıydı. Bir adım daha atmaya zorladı kendini. Gözlerini bile kırpamıyordu. Paralize olmuştu. ▲ Caine gözlerini açmaya çalıştı ama zaten gözleri açıktı." Biraz daha acıdı canı. Beyninde inanılmaz bir ışık gördü. En azından çizmesinin demir ucu yüzünden mermi hâlâ ayağındaydı ve çıkış yarası yoktu.. Onu tanıyordu. Acıya rağmen gözlerini kapayabilmek çok güzel bir şeydi. Kapıya nişan alıp. yoluna devam etti. D8. David de hemen yanı başındaydı. göz kapaklarına. silahını kaldırdı.. kolundaki iğneyi çıkarıyorum. Bir adım daha.arkadaşına götürmüştü. Sırt çantasından çıkardığı tabancayla kapı koluna üç el ateş etti. Diğer kolunu da denedi.yakalanmıştı. D6'daydı. Sonunda duvarda üzerinde D Blok yazan bir levha gördü -yaklaşıyordu.. Gölgeler vardı her yerde. Sol ayağı ağırlaşmıştı. Hatırlamaya başladı... olabildiğince dik durarak zorladıysa da kapı açılmadı.. En fazla onbeş dakika. sonra da kendisinin inlediğini anladı. Derin bir nefes verip. yani kanı oluk oluk boşalmıyordu.. Çevresine bakındı. Koridorun sonundaki odaya sürükledi kendini ve son damla adrenalin sayesinde birden enerji hissetti. o. Ayakları ve bacakları da metal şeritlerle bağlanmıştı.. "David konuşabiliyor musun?" diye sordu bir kadın.. Kapıdan geçip koridor boyunca ağır aksak yürümeye devam etti. yerin on metre altında.e-kitap. Kanamayı durdurmak istercesine kolunu bükmeye çalıştığında soğuk metal bileklerini kesti. "Ben Nava. Neredeyse gelmişti.onu kurtarmıştı. "Pardon.. kan kaybından üşümeye başlıyordu. amacına. Mutlaka burada olmalıydı. paralize olsa yine de gözlerini kırpabilirdi. En yakınındaki kapıya yaslanıp nefes aldı... Caine. Çünkü eğer değilse. Güvenlik sistemine ilk baktığında David'i kardeşinden bu kadar uzağa koymaları garibine gitmişti. İkisi de buradan sağ çıkmayacaktı. değil mi? Bir inleme duydu. Gözlerini kapamak istediyse de kollarını kıpırdatamadı. aynı şekilde o kolu da bağlıydı. Işık vardı.Nava derin derin nefes alarak kapıya yaslandı. Göz kapakları sanki kuruyup katılaşmış gibi acıyordu.. Hedefine. sanki beyninde pamuk vardı. ölmek istemiyordu. Aydınlıkken rahatsız edici olan bu koridor. Attığı her adımda mide bulandırıcı bir şekilde kan fışkırdığını duyabiliyordu. Hayır dur. "Ah!" dedi birden sol kolunda bir sancı hissedince.biri parmaklarıyla yüzüne dokundu. Seni buradan çıkartacağım. Elektronik kilitler de işlemiyordu.sonra bir şey olmuştu.us . Nava göremeyeceği bir yere Saklı Kütüphane 224 www. Jasper D6'deydi.önemli bir şey." Nava. Aslında.-. sonra bir adım daha. O kadar aklı karışmıştı ki. Son bir nefes aldı. Odaklanmalıydı. Masanın üstüne koyduğu bir ışıktan oda aydınlanmıştı. başının üstünde bir çift gözlük vardı. "Neredeyse çıktı. ışıklar sönünce korkunç ve klostrofobikti..bu odada uyanmıştı. Neyse yakında öğrenecekti zaten.. Koridor boyunca iki defa durup dinlenmek zorunda kalmıştı. Yaklaşıyordu. Cebinden adamın parmağını çıkarıp tarayıcıya bastırınca da hiçbir şey olmadı. Bir metalik klik sesi duyulunca artık göz kapaklarını oynatabildiğini fark etti. ateş etti.

deli adamın bağırtısıydı." Caine bir tıslama sesi duydu ve birden metalin altındaki bileği buz keser gibi oldu. ama yakından bakınca sanki aynanın diğer tarafında bir toplu iğne ucu büyüklüğünde bir ışık vardı.us . Tam son metal parçasını spreylemişti ki..doğru eğildi. "David kelepçelere Freon sıkacağım.. Yine aynı ses duyuldu. Saklı Kütüphane 225 www. Caine bir ses duydu. Çevrelerine cam parçaları yağıyordu. Nava bileğiyle metal kelepçelerin arasına kumaş sokuşturuyordu.. Bir an buz gibi olacak. "İyi misin?" "Evet. Ama onu tamamen ayıltan. Sanki duvarlara bir şeyler fırlatıyorlardı." dedi Caine aslında uyuşmuş olan kolunu yavaşça bükerek. Sonra bir şeyin yırtıldığını duydu. İlk başta aynada bir karartı gördüler bir tek. Caine uçuşan cam parçalarından kendini korumak için kolunu kaldırdı. İkisi de sesin geldiği yere doğru döndüler. Binlerce küçük ayna onlara doğru uçuşuyordu. Birden Nava ve Caine’in yansımaları patladı ve ayna binbir parçaya ayrıldı. Kolunu oynatabiliyordu.e-kitap. Nava diğer kolunu ve bacaklarını açmaya koyuldu. Birkaçı Caine’e saplandı. galiba. Yedi minik çizikten kan akarken Caine kendine gelmeye başladı." Daha Nava'nın ne dediğini anlayamadan Caine cam kırılıyormuş gibi bir ses duydu. Hâlâ kendini yorgun ve hantal hissediyordu. "Hareket etme.

Alnındaki bir yaradan kan akıyor. Adamı bıraktı ve o da üstünden yuvarlandı. Caine'e döndü. Başı yere çarpan Nava'nın boğazını sıkmaya başladı adam." "Yürüyebiliyor musun?" diye sordu Nava. Nava'nın parmaklarını açamayınca da adam elini yumruk yapıp Nava'nın suratına vurdu. Emeklemeye devam edince de Nava kırık camın arasında tabancasını aradı. Nava'nın yaralı ayağını bir şeyle ezince kadın dizlerinin üstüne kapaklandı." dedi Caine sadece'” Nava bir an için tereddüt etti ama sonra tabancayı elinde çevirip. uzanıp. gözüne girdikçe yarayı siliyordu. Yüzü o kadar kızarmıştı ki. Adam anında ellerini boynundan çekip. Doktor çizmesine cam saplamıştı. Bunu göremeyen Nava'nın ağzına denk geldi yumruk.Nava sağlam ayağıyla adamın başına vurdu ama bu onu bayıltmaya yetmedi. Silahının kabzasıyla son kelepçeyi de parçalayınca onu indirdi. Oda sessizleşti. "Öldürmek yok artık." "Özür dilerim. Sol kolunu kullanamıyordu ve kan kaybından halsiz düşmüştü." dedi. Nava'nın eline yapışıp kaldırınca mermi başka yere gitti ve Forsythe'ın arkasındaki duvara saplandı." dedi kendinden emin olmayan bir şekilde. "Ben şimdi iyiyim galiba. bacaklarının arasına götürüp. Başı yere çarptı." dedi Caine. Caine’i korumak için üstüne atıldı. Nava.us ." Nava başını sallayıp silahına yeni bir şarjör taktı. Forsythe sustu. Caine. Öne doğru kapaklanınca silahı elinden düştü. Sanki Forsythe öne doğru emeklerken nefes alamıyordu. bir yandan da inliyordu. "gidelim. "Dikkat et David. Nava bir şey yapamadan." "HAYIR!" diye bağırdı Forsythe." dedi nefes nefese kalmış olan Nava. "Jasper'ı kurtarmamız gerek. neredeyse morarmıştı. Forsythe'ın kafasına indirdi kabzasını. Nava'nın koluna tutunarak birkaç adım attı. bir tek klik sesi duyuldu. Dalton gibi eğitimli bir katil değildi bu ama Nava da artık kendini koruyabilecek durumda değildi. Bağırıyordu. Ben de pek iyi durumda değilim. Caine’in bacakları halsiz olduğundan Nava'ya yaslanınca neredeyse ikisi de düşüyorlardı. ." dedi. namluyu Forsythe'a doğru çevirip ateş etti. "DENEĞİ ALAMAZSIN!" " Nava saldırgana doğru döndü. Caine’i buradan çıkarmak zorundaydı. "Evet. Bir yandan bacaklarının arasını tutuyor.e-kitap. adam aralarındaki mesafe boyunca atılıp Nava'nın üstüne düşüp onu devirdi. Saçları dökülen kısa boylu bir adam diğer taraftan odanın içine doğru tırmandı. "Öldürmedim. Nava şaşkın bir halde Caine’e baktı. Adam bayılarak yere yığıldı. Sonunda bulup kabzasına yapıştı. Üstündeki adam sinirinden aklını kaçırdığı için enerji doluydu. bir tek silah sesi yankılanıyordu kulaklarında. İnleyen adamı umursamayarak Nava. "Hadi. Nava tabancayı tutup adamın alnına doğrultarak tetiği çektiğinde bir patlama olmadı. Şimdi de Nava bağırıp ayağını çekti. "Dengemi bulmakta zorluk çekiyorum. Şarjörü boştu. akan kan.34 Metal sandalye aynayı delerek geçip de yere düşerken. Ama yine de bir şeyler yapmamazlık edemeyeceğinden. Nava bu şekilde alt edileceğini biliyordu ne yazık ki. bağırdı. Saklı Kütüphane 226 www. Caine gözlerini kırptı ve. ama yürüyebiliyorum. Nava onu bırakmadı. Tam o anda Caine. sağlam eliyle adamın hayalarına yapışıp sıktı. Nava ağzındaki kanı tükürüp ayağa kalktı.

" dedi Nava. "Galiba yürümek için yardıma ihtiyacı olan tek insan ben değilim.. "Elektrik olmayınca asansörler nasıl çalışacak?" diye sordu Caine." İki tarafına Jasper'ı ve Caine’i alan Nava karanlık koridor boyunca ilerledi. Uyan.us . "Burada dur. siyah bir numaratör olan bir kutucuk ekledi üzerine. Yerde bir adam yatıyordu." dedi Caine. Nava ileri doğru gitti." dedi. Beni de sırtlayıp götürmeniz gerekecek. birden sanki ateş tutmuş gibi kadının elini bırakarak.e-kitap. Anladınız mı?" diye emir verdi. Ayrıca panelde asansörün hangi katta olduğunu gösteren numaralar da yanmıyordu. Jasper.?" diye soru sormaya başladı Caine. "Nava da burada. "Kahretsin. Asansör gelmiyordu. "Tanrım. "Yerde yatanlara dikkat edin. Caine de diğerine." dedi Jasper'a. "David." diye cevap verdi Caine neredeyse ağlayacak bir halde. "sen misin?" "Benim Jasper." dedi D8'ln önüne geldiklerinde. Yirmi adım sayıp.." dedi aynı anda ikizler. "Haydi.. Nava. "Anladık. Bir anda bayılırken düştüğünü hissetti. Neredeyse geldik." dedi Nava.. "İki dakikamız var. O da Caine'in omzunun üstünden bakıyordu tedirgin bir şekilde. ▲ "Nava. dedi kendine. durdular. Kapıya sayısız mermi sıktı." Jasper sağ elinden çekerken. "Yardım et de ayağa kaldırayım. Nava iki kere düşüyor gibi oldu. *'Bileğim." dedi.." Caine. hafif bir tokat attı Nava'ya. Neredeyse bitiyor." dedi boğazı kurumuş gibi konuşan Jasper. Nava sırt çantasından gri. Nava alnına vurdu sinirlenerek." Nava gözlerini açtı. Jasper'ın bağlarını çözerken Nava soluklanmak için kapıya yaslandı. Caine ışığı yanına aldı." diye fısıldadı.. "Nava özür dilerim. Jasper bir masanın üstündeydi ve kolları ve bacakları kalın deri şeritlerle bağlanmıştı." Caine. Nava asansörün düğmesine bakmak İçin eğilince Caine rahatlayarak iç geçirdi. Tabancasıyla açtığı bir güvenlik kapısından geçtiler." Geldikleri koridora yine girdiler. "Hadi. "Ayılıyor. bunu duvarın dibine yerleştirdi ve üzerinde ufak." dedi asansörlerin oraya geldiklerinde. "O zaman bu binanın güvenlik görevlileri doluşuyor bu kata ve hapı yutuyoruz." Jasper kadının bir eline yapıştı." "Sonra ne olacak?" diye sordu Jasper. Caine elini çekince Nava inledi. Caine elinde ışıkla odaya girdi. hamur gibi bir madde çıkardı. Işıklar. Neredeyse.... Saklı Kütüphane 227 www."Beni takip et" Nava odadan zar zor yürüyerek çıkarken." dedi.'' dedi nefesi kesilerek. Hiçbir şey olmadı. Üçüncü kez tökezlediğinde Caine onu ayakta tutmak için koluna yapıştı. Caine de sol tarafından destek verdi. "Ben sinyali verdiğimde. "O. "Fazla zamanımız yok. neredeyse bitiyor. "Ölmediler." "Önemli değil. "Sağ elimden çekip kaldırın. Tanrım. Nava ayakta.. Ayağındaki acı artık dayanılmaz bir hal alıyordu. koridor boyunca asansörlere doğru koşacağız." Nava başını salladı.kırık. "Haydi gidelim. durduğu yerde sallanıyordu..

"son patlayıcıyı da şuraya yerleştir. Caine de tam arkasındaydı. "Onu araca bindirin. Acele etmeliyiz. Caine’e bakınca. Caine ve Jasper da kanamasını durdurmaya çalışıyorlardı. Jasper da aynısını yaptı. Nava o anda lağım kokusunu aldı. o da başını salladı. Dairesi. Jasper. Nava'nın sağlam koluna yapışıp. ben ayarlarım. diğer tarafta da bir Saklı Kütüphane 228 www. Zemin çökmüştü ve duvarda koca bir delik vardı. ikizler Nava'yı deliğe indirdiler. omzunun üstüne alıp koşmaya başladı. Kimse peşlerinden gelemezdi. Bir tek asansörün çarklarının sesi duyuluyordu. "Caine zaman yok"Eğer bombayı burada patlatırsan bu bir zincirleme etki yaratacak ve masum insanlar ölecek. Flatbush Bulvarı'nda gidiyorlardı ve gitgide daha köhne semtlere doğru yol alıyorlardı.us . Asansör inerken kimse konuşmadı. Tavanının bir kısmı çökünce geldikleri yol tıkandı. beyaz bir araç yanlarında durdu. Dr. Başını salladı. "Haydi gidelim!" Caine ve Jasper. "Jasper. Siz kaçın. Bir tarafta televizyonunun önünde lekeli bir kanepe. "Dr. Zamanını yine ayarladı. Yirmi saniyesi vardı. Sonunda asansör durdu ve kapılar açıldı. Son taşın da yere düştüğünü duyunca Caine’in üstünden indi. Nava'nın ayak bileğini sıkıyor. On saniye sonra bir patlama sesi daha duydular. Nava deliğe bakıp binanın planını hatırlamaya çalıştı." dedi kadının kolunu alıp omzuna dolayarak.458'di.Nava numaratöre 0:45 yazıp yeşil düğmeye basacaktı ve"Dur!" dedi Caine. Beşi bir arada. Jasper Nava'yı al!" Nava daha bir şey yapamadan. onu da yukarı çekti. hem de ameliyathanesiydi. Jasper kadının beline yapışıp onu çekip götürdü. nemli bir koridor boyunca koştular ve Lukin anahtarıyla kapıyı açtı. Jasper işini bitirince. Sıcak hava akımının arkasından de bir gürleme duyuldu. Bombayı yana kaydırmamız gerek. Birden araç acı bir fren yaparak durdu. Yan kapı açılınca sakallı bir adam çıktı araçtan." Yıkılan duvarın üstünde tavana işaret ediyordu.' İçeri girdiklerinde Jasper Nava’yı kucakladı. "Bu kokuyu siz de alıyor musunuz?" dedi Jasper. hem evi. Caine. Nava'yı uyuşturdu. "İsmimi nasıl bil-" adam Nava'yı görünce birden sustu. Nava'yı ayağa kaldırıp yıkılan duvara doğru koştular. Bunu başaramama olasılığı yüzde 37. "Aman Tanrım. o da yere kapaklandı. Sonra dönüp. turnike görevi görüyordu. Ama o kaderini belirlemişti. Caine gözlerini kırpıştırdı. Lukin bir düğmeye bastı ve kapılar tam kapanırken Kozlov da asansöre girip aralarına sıkıştı. Nava patlamayı duymadan önce hissedince Caine’e doğru uçtu. Lukin kapıyı açtı. Caine bombayı söktü ve ilerleyerek başka bir yere yerleştirdi. Direksiyondaki Sergey Kozlov'du. sedyenin ucundan tutup dışarı atladı. Caine camdan bakınca Manhattan'ın dev binalarını geride bıraktıklarını. Jasper lağım kapağını kaldırırken inledi ve tırmanıp kaldırıma çıktı. Brooklyn'e doğru gittiklerini gördü." ▲ Brooklyn Köprüsü'nü geçerken Lukin. gözlerinin önünde kayıp gitmekte olan Nava'ya bakarken fenalaştı.e-kitap. Arkasına bakmadı. Jasper." dedi. Birkaç saniye içinde büyük. Caine peşlerinden kalabalık asansöre girdi." dedi Nava. Lukin o ağır yaralı.

532'di. Caine’e baktı. hemşire ise Caine’e bakıp işine döndü." doktor kendinden emin değil gibiydi. sonra da Nava'ya döndü. Nava'nın kurtulma olasılığı yüzde 98. "Kan verirsem çıkarım ne olacak?" diye sordu sakin bir sesle.ameliyat masası vardı.. yine geldi gözünün önüne. Masanın yanında da ekipman ve onları bekleyen orta yaşlı bir kadın vardı.. Caine silahı Kozlov'a doğrulttu. Kozlov. sonra yine Caine’e baktı. Rusça konuşarak Nava'nın durumunu anlatıyordu kadına. Lukin. Lukin ile Caine’in hemşire olduğunu anladığı kadın Rusça konuştular. Sonunda Lukin duraksadı." Caine geriye çekilip yumruklarını sıktı. Caine gözlerini kapadı ve rahatlayarak iç geçirdi. Kalp ritmi de yavaşlıyordu. Caine gözlerini açınca Jasper'ın gülümsediğini gördü. Caine. "İyi misi-" "Sus da odaklanayım!" diye bağırdı Caine..ne düşünüyordu ki? Bir yolunu bulabilirdi. "Onun kan grubu O RH(-). Hemşire ona baktı. Bu dev korumayla tartışacak zamanı yoktu." "Ama. karmaşık bir cevap aramıştı. bir an için yere." dedi Caine. Caine gözlerini açıp döndü ve kollarını göğsünde birleştirmiş onları seyreden Kozlov'a baktı.ve sanki hep oradaymış gibi sonsuza dek uzanan olasılıklarıyla. Hemşire onu hazırladı. "Çok fazla kan kaybetti. Nava'nın yaralarına bakarken." Caine de gülümsedi ikizine ve elini sıkıp yine gözlerini kapadı..e-kitap. elimizde yeterince yok. Bir tek gözlerinin önünde renkli noktalar uçuştu. O da Nava'ya bir takım aletler takmaya başladı. Nava'nın masada duran tabancasını kapıp ateş etti..tehlikeli olabilir. "O RH{-] kanı. "Seninle gurur duyuyorum ufaklık. Elleri kan içinde kalmış Lukin sessizce bir şeyler fısıldadı ve Caine’e doğru geldi. Kozlov tartışmadı. Saklı Kütüphane 229 www. Mermi Kozlov'un kulağını sıyırıp akasındaki duvara saplanınca. o kadar çok kan kaybetti ki. Dur. "Ne?" dedi neredeyse bağıran Caine." "Kan verin. Birden.. Sanki her saniye önemliymiş gibi hareket etmiyorlardı artık. Lukin ve Kozlov hiç beklemeden Nava'nın baygın bedenini ameliyat masasına yatırdılar. Caine gözlerini kapadı ne yapması gerektiğini görmek için. Bir dakika içinde kan vermeye başlamazlarsa Nava'nın ölme olasılığı yüzde 89. ama cevap basitti. Biri omzunu tuttu." Doktor. her bir yolu izledi. ama artık hızlı hızlı konuşmuyorlardı.241'di. çok ama çok yorgun hissetti kendini. Çok nadir bir kan grubu bu. Olmalıydı. Bir yolu olmalıydı. Nava'nın kan basıncı düşüktü ve daha da düşüyordu. Lukin'e doğru gidip gömleğinin kolunu sıyırdı. O.. Caine ve Jasper hemen uzaklaşarak Lukin'in işini yapmasına izin verdiler.us .. sonunda da buldu. "Ne oldu?" diye sordu Caine. Yapabileceğini biliyordum. Kadın iğneyi sokarken Kozlov biraz yüzünü buruşturdu.her şey kontrol altındaydı. Lukin'e döndü. Kurtarabileceğimizi sanmıyorum. Özür dilerim. Caine artık gelecek konusunda endişeli değildi." "Eee?" "Yani yalnızca O RH (-) kan alabilir. Endişelenmesine gerek yoktu. Caine gözlerini kırpıştırdı. "Ondan alın." dedi Kozlov'u işaret ederek. Kendini bırakıp hatırlamaya çalıştı. Ama bir şey olmadı. Ağacı gördüğü ve HerAn'a girdiği yeri.. "Yaşamana izin veririm. Dallara baktı.. O kadar barizdi ki. Lukin onu umursamadı. kolunu alkolle silince oda birden koktu.

Doktorlar. tahmin etmek. Ama onun sorunu. Bu sırada Caine küçükken babasıyla oynadığını hatırladı ama kaybettiği babasının ardından üzülmektense. Ama esas rahatsızlığı bu değildi. Dalmadığı içinde belki de engelleyebileceği çok kötü şeyler oldu. Parçaları dizince ikisi oynamaya başladılar. Saklı Kütüphane 230 www. Jasper'ı ve Martin Crowe'a verdiği sözü umursuyordu. Ama bunu öğrense bile bir şey değiştirmeyeceğini biliyordu. Jasper.us . Caine HerAn’a dalmamaya çalıştı. Jasper'ın sorunu algılamasıydı. Caine kardeşinin biyokimyasallarla değil de bilgiyle. Jasper. Bunu nasıl yerine getireceğini bilmiyordu hâlâ. Caine kahve masasının altındaki tozlu tahtayı gördüğü anda bunu anladı. Sürekli oynadılar. kardeşinin gerçek olanla olmayanı ayırt edemediğini söylediklerinde. aynı anda birkaç gerçeği görmesiydi. sadece kısmen haklılardı. Caine kendini suçlu hissetmedi çünkü biri olmadan diğerinin olamayacağını biliyordu. ama muhteşem şeyler de oldu. Jasper ve David uyuyorlardı. Konuşmalarına gerek yoktu. O bir kere haricinde Caine Şimdi’de kaldı. Bu arada kardeşine odaklandı. Beşinci gün Nava artık tedirgin olmaya başladı. İkisi de bu konuda hiçbir şey dememişti. Aynen Nava'nın onlara göz kulak olduğu gibi. Bunu yapabilmek için de Şimdi’'yi bilmek gerekiyordu. HerAn'da kardeşinin neden böyle olduğunu öğrenmişti ve neden ilaç vermelerine rağmen zihnini uyuşturmadan onun şeytanlarını kovamadıklarını görmüştü. O yüzden de evreni kendi haline bıraktı. Bir parayı havaya attıklarında ve yazı geldiğinde. her an hem kendi gerçeğini. Jasper gün geçtikçe gelişme kaydediyordu. Jasper bunun tura gelmesi halindeki olası gelecekleri de görüyordu. Zihnindeki aynalardaki görüntüleri bastırmayı öğreniyordu. Babasını hatırladığı sürece. tek bir gerçek değil de. bu onun rahatsızlığının bir belirtisiydi sadece. Jasper'a Şimdiye odaklanmayı öğretmek için mükemmel bir oyundu. Bir keresinde girip küçük Bili Donnelly'ye baktı. Dr. Ama daha önemlisi oyun sayesinde kardeşine kendini kontrol etmeyi öğrendi. O sabah güneş doğduğunda kendine gelerek uyandı. Ama zaten Jasper'ın gözlerine bakınca iyi olacağı anlaşılıyordu. Hatta geçmişi bile düşünmemeye çalıştı. Aslında Jasper gerçeği çevresindeki sözde aklı başında insanlardan çok daha iyi görüyordu. gözlerinin önündeki gerçeğe odaklanıyordu.35 Sonraki birkaç gün sakin geçti. ama Nava onların bu zayıf halinde kendisine göz kulak olduklarının farkındaydı. o yüzden de HerAn'a dalmadı. O kadar yakınlaşmışlardı ki artık yıllardır birbirlerini tanıyan insanlar gibi konuşmadan rahat edebiliyorlardı. David Caine kardeşinin genelde insanların kullandığı anlamıyla 'normal' olamayacağını biliyordu. Caine kardeşinin akıl sağlığının gelecekte daha iyi olacağını görmüştü HerAn'da. ama zaman içinde Jasper'ın şimdiye kadar yaşamadığı bir huzura kavuşacağını da biliyordu. o hep onunla olacaktı. Üç buçuk kiloluk bebeğin saçları babası gibi sapsarıydı.e-kitap. Böylece. Lukin onlara ağrı kesiciler verip yaralarını tedavi etti. İkisi de geldiklerinden beri evden çıkmamışlardı. Gerçi Doc'un ihanetinin nedenini anlamak için yanıp tutuşuyordu. Bunlar birbirini yansıtan aynalar gibiydi zihninde. ama yakında cevabı bulacağını biliyordu. onu hatırlayıp mutlu oldu. meditasyonla ve gariptir ki satrançla iyileştirilebileceğini biliyordu. Hedef. Evet. hem de bunun yanında sonsuz olası gerçeği de görüyordu. yenmek ve karşı tarafın hareketlerini kontrol etmekti. İnsanların onun müdahalesi olmadan geleceklerini belirlemelerine izin verdi. Altmışdört kare ve otuziki taşla sınırlıyordu kendini. Şimdilik bir tek Nava'yı. İkizler tüm gün boyunca oynadılar. Nava ve Caine aynı küçük evde kalmalarına rağmen fazla konuşmadılar. Yavaşça enerjisini o ana odaklamayı öğreniyordu Jasper. Jasper bir şizofrendi.

"Hayır. "Sen toplu bilinçaltından onları gördün. Bunu düşünmemeye çalışarak konuşmaya devam etti. cevapları bulmak için daha çok zaman var. "Şimdi anlatacak mısın artık?" diye sordu Nava.. "Nava. Benim de geleceğim herkesin seçimlerine bağlı. bir saniye ya da bir milenyum ilerisini. "Ben de olamam. "Naber?" dedi Caine gözlerini ovuşturarak. En büyük olasılıkla başarıya götüren yolu seçebiliyorum.. "Olur.uçmaktan korkmama neden olan rüya." Eğer başkası söylese inanmazdı Nava buna.küçükken gördüğüm karabasan. "Seni kurtardıktan sonra bana neden benim yaşadığımı ve annemin öldüğünü söyleyebileceğini söyledi. Sonunda konuştu. Yeteneğim sayesinde geleceği görebiliyorum. Ama yine de bir şekilde anlamıştı. Bu sorunun cevabını bilmiyorum Nava.. Belki de görmemiştir. "Julia'yı bulduğumda." Nava anlamakta güçlük çekiyordu. ama asla geri dönüp bunu değiştiremezsin. Ama şimdi artık biliyorum galiba." dedi bir an için gülen ama hemen ciddileşen Nava." dedi Nava." "Ama senin gibi seçim yapamam ben. "Ben geleceği bilmiyorum Nava. "Ne zaman uyandın?" "Birkaç dakika oldu. sen küçükken o uçağa binmeyi reddettiğinde olası geleceğini gördün ve bir seçim yaptın.e-kitap. ama David'e güvenmeyi öğrenmişti. İşte bu yüzden çocuklar kendilerini itfaiyeci." Caine başını salladı." "Annenin ve kardeşinin yasını tut Nava." "Belki de annen de öleceğini görmüştür. kahraman olarak görebilirler. "Şimdi ne olacak? Geleceği biliyorsun. kurtarmak istediğin tek insanı kurtaramamak çok acı verici. Kendine güven Nava. Tüm olası gelecekleri biliyorum -bunlar da Saklı Kütüphane 231 www.... "Doğru yolu seçmek gibi inanılmaz bir yeteneğin var..us ." dedi Caine sanki sormasını bekliyormuş gibi.. astronot. kemikleri kırılmış kızı hatırladı. David ayağa kalkıp kanepede yatan Nava'nın yanına geldi." "O zaman nasıl gördüm?" Caine kadını işaret etti.David'e sormak istediği birçok soru vardı ama. Gençken zihnimiz daha açıktır. böylece kaderini kontrol edebilirsin. "Emin olamam." Caine. Ama daha önemlisi çocuklar rüyalarında gördüklerine inanırlar. değil mi?" Caine gülümseyerek başını salladı. Ama kendi hayatınınkini değil. çünkü onların seçimleri hepimizin paylaştığı bu ortak gerçeği ortaya koyuyor. Rüyalarım. Sanki bu yıllar önceydi. Evet bir yeteneğim var. David'e bakarken adam gözlerini açıp ona gülümsedi. ağzını her açmaya çalıştığında David başını sallıyordu." "Seçimin doğru bir seçimdi. "Jasper'ın fizik dersini bir daha dinlemek istiyor musun cidden?" "Hayır." dedi Nava. ama bu hata yapmayacağım anlamına gelmiyor ki. Söz veriyorum. Şimdilik dinlen.bunları sen yaptın. Olası geleceklerinden birini gördün ve bundan kaçındın. Hayatında sandığından daha fazla iyilik yaptın." Caine başını salladı. Yanındaki kahve masasına oturup saçlarını okşadı. o yüzden de onun dediğini yaptı. Biliyorum." "Nasıl?" diye sordu Nava. istediğini yapabilirsin. ama asla yüzde yüz emin olamıyorum. Sana bir tek şunu söyleyebilirim. Ben bile olacak her şeyi bilmiyorum." Nava bir anda çöplükteki çıplak. Nava'nın elini tuttu. Bu sandığından da büyük bir yetenek.hayatımı kurtardı. "Ama neden? Neden ben gördüm de annem göremedi?" "Bazen çocuklar yetişkinlerin göremedikleri şeyleri görürler. Birkaç gün boyunca bize bir şey olmayacak. Büyüdükçe bu 'mantıksız görüntüleri göz ardı etmeyi' öğretirler bizlere.

İşi bittiğinde ceketini giyip kapıya doğru gitti. Hem tanıdık. ▲ Caine o gece hiç rüya görmediyse de. Gözlerini açtığında elindeki kibrite bakınca sanki bu anı daha önce yaşadığını hissetti." Birden Nava'nın kalbi ağzına geldi. "Onlara birkaç hayat kurtaracak bir bilgi verdim. Bir an için bir şey görür gibi oldu kapalı gözlerinin ardında. Caine banyoya girince.. Yalnız değildim. "Nereye gidiyorsun?" diye sordu Jasper. Caine numarayı çevirip iki dakika hiçbir şey demeden karşısındakini dinledi. Sigarayı dudaklarının arasında tutup. Ama eminim öğrenirim.akıp gidiyordu ve daha yapacakları vardı." dedi Caine çıkarken." "Ben her durumda en olası sonucu tahmin ettim." Nava rahatlayarak iç geçirdi. Annesinden söz edince canı sigara içmek istemişti.sonsuz. "Bilmiyorum. Beklemeye karar verdim." dedi Caine kadının sözünü keserek. Gelecekte ne olacağını bilmek istiyordu ama daha ağzını açamadan Caine gidip duş alacağını söyledi. "Kuzey Koreliler. "Kim olduğunu göremedin mi?" "Herhalde görebilirdim. En azından bugün vermeyecekti." dedi Caine. Nava kararını vermişti. Sonra da telefonu kapadı. Sigarayı paketine geri koyup paketi attı. Caine sırıttı.us .e-kitap. Nava masaya uzanıp Parliament paketini aldı." "Sonunu gördüm." "Ama planladığın her şey. Her şeyin doğru gideceğini bilemezdim." "Neden?" diye sordu Jasper. Elinden geldiğince kaçınmıştı bundan. İkinci görüşmesi ilkinden kısa sürdü." dedi Caine çenesini kaşıyarak." "Ne demek bu? Seninle biri mi vardı orada?" "Emin değilim. Onlar beni bulacaklar. "Baktığımı nereden bildin?" "Benim de bildiklerim var. Saklı Kütüphane 232 www. Caine bir şey dememişti ama Nava artık sorulara cevap vermek istemediğini biliyordu.aynen tahmin ettiğin gibi gitti. ▲ O gece Caine geri dönme zamanının geldiğini biliyordu. Çöp tenekesinin kapağını kaparken birden sigarayı bıraktığının farkına vardı. "Ama hâlâ soruya cevap vermedin: Şimdi ne yapacaksın? Ya Tversky ve Forsythe? Onlar nerede? Senin peşine düşecekler mi?" Caine omuz silkti." dedi Jasper. onlar da karşılığında senin başına koydukları ödülü kaldırdılar.her ne kadar yapay olsa da. Birkaç saniye sonra gözlerini açtığında hüzünlü bir şekilde gülümsüyordu. Düşünmeden. "Avukatımla görüşmeye.. "Ne gördün?" diye sordu Jasper. "Şeytanlar bile şaşırtılmayı sever. "Soruma cevap versene. kibriti çaktı. Yani aslında hiçbir şey bilmemekle aynı şey bu. HerAn'da zaman yoktu ama An'da zaman . hem de yabancı bir şey. bunda da başarılı olmasaydın. Tam sigarasını yakmak üzereyken Nava garip bir şey yaptı: Gözlerini kapadı. kalktığında aramanın zamanının geldiğini biliyordu. ben hâlâ o laboratuvarda olurdum şu anda. "Ama nasılsa yakında öğreneceğim. Ben-" "Merak etme. kibriti üfleyerek söndürdü. Eğer sen beni kurtarmayı seçmeseydin. Nikotini sanki şimdiden hissedebiliyordu." Nava titredi.

o zaman bankadaki parasının faiziyle neredeyse sonsuza dek aletlere bağlı kalabilir. "Şey. Caine kâğıdı geri vermeden şöyle bir baktı." "Ya öyle bir karar vermezsem?" diye sordu Caine. Konuşmaya başladığında sesi daha iyi çıkıyordu. "Bay DaSouza'nın akrabası olmadığı için bu kararı sizin vermeniz gerekiyor. ama fikrini değiştirdi ve önüne koydu. ince bir adam yanına geldi.." dedi Gavin boğazını temizleyerek. Siz de yılda 100." diye yalan söyledi Caine. teşekkür ederim. Tommy'nin halini bilse de bunu duymak kolay değildi.." dedi Caine. ama bilmiyor gibi yapmanın daha iyi olacağını düşünmüştü. "onun fişini çekmeye karar verinceye kadar. Ben Marcus Gavin'im. "Şu elimde tuttuğum. O zaman ne olur?" "O zaman.aslında bu biraz garip bir durum.. "Merhaba." Bunu Caine’e verdi." dedi Caine." Gavin devam etti Caine’e bakarak." 'Tabii.” "Hangi işleri?" diye sordu Caine. Zaten biliyordu. "Bay Caine.Lukin'in Coney Island'daki dairesinden D trenine binip bir saatten uzun bir sürede Manhattan'a gidebildi." dedi Gavin." Bir an için duraksadı Caine bunu algılayabilsin diye. heyecanlanmıştı. Tommy'nin hayat destek ünitesini kapattırmamaya karar verdim. Gayet iyiyim." Gavin ofisinin kapısını kapayınca bir dosya açtı ve içinden ince bir kağıt çıkardı. "Sizi varisi ilan etmiş ve tüm yetkilerini size devretmiş. Çok özgünüm. Bunlar kendi sözleri.. "Eminim neden burada olduğunuzu merak ediyorsunuzdur." "Öyle mi? O zaman bu daha da garip bir durum. "Hayır. Buzdolabının üzerinde duruyordu. "Gerçi son birkaç yıldır görüşemedik. "Bay Caine ?" "Evet. Ne yazık ki Bay DaSouza'nın beyni durdu ve iyileşme şansı da yok." "Peki.e-kitap. "Vasiyetinde eğer ona bir şey olursa parasını iyi işlerde kullanılmasını istediğini ve insanların hayatının iyileştirilmesini istediğini yazmıştı." dedi avukat elini uzatarak. Şu anda Albert Einstein Tıp Merkezinde. Caine metro peronundan inerken Şimdi'de kalmaya çalıştı. Doktorlar ellerinden gelen her şeyi yaptılar ama sonuç yine de pek iyi değil. şimdiyse iyi haberi verme zamanıydı. "Bay DaSouza piyangodan 240 milyon dolar kazanmıştı." Caine bir an için gözlerini kapadı. Kötü haberi vermişti. Chrysler Binası'nın otuzuncu katına vardığında siyah kravatlı. Sanki kâğıt dağılacakmış gibi çok dikkatli tutuyordu." dedi Gavin tedirgin bir şekilde kalemiyle masaya vurarak. Eğer beni takip ederseniz size çok heyecan verici bazı haberler vereceğim." Gavin kahvesini aldı ve bir yudum içti. Tabii ki bu para siz -" Gavin sesini alçalttı. "Size biraz su veya kahve getireyim mi?" dedi avukat zaman kazanmaya çalışarak. "Geldiğinize memnun oldum. "Bilmiyorum duydunuz mu ama bir hafta kadar önce bir kaza oldu ve Bay DaSouza çok ağır yaralandı. Bir an için sanki bunu Caine’e verecekmiş gibiydi..000 dolarlık bir maaş alırsınız onun işlerini yürütmek için. "Ne demek karar vermemek? Neyin kararını vermemek?" "Yani diyelim ki. Thomas DaSouza'nın yakın dostu olduğunuzu tahmin ediyorum. "Tabii siz muhtemelen neden sizi buraya çağırıp bunları anlattığımı merak ediyorsunuz." "Evet. Eğer HerAn'a dalıp her bir adımda çevresindeki insanları nasıl etkilediğini görürse. çıldırabileceğini biliyordu. Birden tedirginliği gitmişti. Bir haftadır dışarı çıkmadıklarından dışarıda olmak garip geliyordu.us .. Sizin de bu paraların nasıl Saklı Kütüphane 233 www. "Bay DaSouza'nın son vasiyeti." Gavin dikkatle kâğıdı kutsal bir şeymiş gibi aldı.

" Yavaşça elini sıktı Caine’in." dedi tedirgin bir kadın. "bir soru sorabilir miyim?" "Tabii ki. "Adım Sandy." Caine ayağa kalktı." duraksadı. ama Caine şaşırmamıştı.." dedi Caine dönerek. Koridora çıktıklarında Caine konuşmaya başladı. "Eğer siz. "Geri geldin!" "Tabii ki geldim. "Bir milyonersiniz Bay Caine. yani . "siz kimsiniz?" Caine dönüp kadına baktı. Ben kızınız gibi insanlara yardım etmeye kendini adamış çok zengin birini Saklı Kütüphane 234 www. Pek gelenimiz gidenimiz olmuyor. "Tatlım hemen dönerim.e-kitap." dedi Caine elini uzatarak. "Biliyorum bu size garip gelecek. ama onu tanıyordu. "Acaba bir dakikalığına dışarıda konuşabilir miyiz?" "Tabii ki.us ..." dedi Gavin. değil mi?"" "Tabii ki." "Biliyorum. Bay DaSouza'nın bir daha hayata dönmek gibi bir şansı olmadığına göre. Bu sefer onbeşinci kata çıktığında burada ne işi olduğunu biliyordu." dedi Caine. İlikler yüzde 99 oranında uyuyor ve Elizabeth hazır olduğunda nakli yapabilirsiniz.. "Değilim." "Ama. "Herhalde hastaneye gitmeden önce bir şeyler imzalamam gerekiyor. o zaman gelince de. istediğinizi yapabilirsiniz Bay Caine." Kadının suratında bir anda birçok ifade vardı. Caine kapıdan çıkarken.ölünce de. "Ben David Caine.." dedi Caine.şok." dedi. Kadın konuşamadan Caine devam etti. Ve hastaneye geri gitti. Eşinizin arkadaşıydım. Caine telefonu kapadıktan sonra. "Hiçbir şey imkânsız değildir Bay Gavin. ama avukata bir şey anlatmak niyetinde değildi. destek ünitesini ▲ Caine." dedi Gavin. tamam mı?" "Tamam anne." dedi Sandy. "Affedersiniz.. "Bir arkadaşımı da getirdim." Oyuncak ayıyı çıkardı arkasından." dedi gözleri dolan kadın. parayı faizden çekip. Gözleri kıpkırmızıydı... sanki rüyasında görmüş gibiydi. Caine kadını daha önce hiç görmemişti." "Ne oldu?" "Kızınıza ilik nakli yapılması için uygun bir aday buldum." Caine başını salladı. "Caine !" dedi Elizabeth odasına girdiğinde. "o zaman niye hastaneye gidiyorsunuz? "Birkaç test yaptırmaya. Tommy'nin kan örneğini alınca özel bir laboratuvarda testleri yaptırdı. Ancak. dosyayı eline aldı ve gidip gökkuşağı renklerinde bir ayı aldı.. "Bay DaSouza'nın hayat kapattırmayacaksanız." dedi Elizabeth. Gavin'in çok şaşırdığının farkındaydı." Gavin gülümsedi. "Affedersiniz.. mutluluk ve sonra üzüntü. "Ama Bay DaSouza zaten yaşamıyor aslında bu haliyle. "Asla da olmayacağım. Küçük kız gülümsedi. "Gelmeniz iyi oldu." Gavin'in aklı karışmış gibiydi. Caine’in işi bittiğinde Gavin'in elini sıktı ve kapıya doğru yöneldi." "Ya. "Merhaba. "Parayı dert etmeyim." Duraksadı. ama iyi haberlerim var." dedi Gavin birkaç kâğıt uzatarak. Bazı şeylerin olma olasılığı daha düşüktür sadece." yine fısıldamaya başladı.dağıtılacağına karar vermeniz gerekiyor.. Yirmidort saat sonra teknisyen iyi haberi vermek için onu aradı. Konuşan kadın sonuçlara şaşırmıştı." "Evet." "Ve doktorlar bir daha iyileşmesinin imkânsız olduğunu söylüyorlar. sanki son bir haftadır sürekli ağlıyordu. Kadın bunu nereden bildiğini sorduğunda da Caine iyi günler dileyip telefonu kapadı.

Caine onun için üzülüyor." Caine." dedi Caine başını kaşıyarak. Birkaç blok yürüyüp rahatlamaya karar verdi ve birden koku beynine sızdı. Kadın. "Ne diyeceğimi bilemiyorum. Hepsi lösemiden ölmek üzere olan küçük bir kızı kurtarmak için. "Eğer bana Bay Caine demeye devam edersen ben de sana Bayan Crowe demek zorunda kalacağım. David desen?" "Olur.. Caine . "Onu işten tanıyordum diyelim. Sandy'ye ve yeğeni Betsy'ye. Her şeyi anlıyor. Ama. Tommy'nin vasiyeti ve imkânsız kaza..729’luk bir olasılıkla. sanki daha tanıdık. bence hiç komik değil Bay Caine.o onunlaydı." "Sağ olun Bay Caine.temsil ediyorum. ▲ Kadın. Elizabeth'in ameliyatının iyi gitmeme olasılığı olduğunu da biliyordu.. Tüm hareketleriyle bir olay seli başlatan. "Eğer öyleyse. Tanja'nın geleceği görmesini sağlayan O. Caine onun neden tanıdık olduğunu anlıyor.Hepimiz insanların görmesine yardım ederiz. "Ciddi misiniz?" "Hayatımda hiç bu kadar ciddi olmadım." Sandy burnunu sildi." dedi Caine. Caine’in üstüne atlayıp hıçkırarak ağlamaya başladı. Sağ ol.Sendin hepsini yapan. haftalardır kendini bu kadar iyi hissetmemişti. Nava'nın kurtarışı. hem de mutsuz. Caine -Ne için? Caine soruyu sorarken bile cevabı anlıyor.. "Bu bey benim avukatım. "Tanrım. "Gidip Betsy'ye iyi haberi vereceğim." "Bu bir şaka mı?" dedi bir anda kızan Sandy. Sizler Saklı Kütüphane 235 www. Şükürler olsun Tanrım!" Sandy. ama o farklıydı. O Tommy'nin rüyasına girip sayıları gösteriyor. Caine’in uyanışı. Caine cebinden Gavin'in kartını çıkarttı. Kadın-Sağ ol Caine.. yüzde 93. Caine’e Her An'ı gösteren. Bedeni kaldırıma yığılmadan önce zihni HerAn'a dalmıştı bile.e-kitap." dedi elini sıkarak. "Bu gerçek mi?" dedi Sandy dosyaya bakıp. her şey iyi gidecekti. nöbetlerini başlatan O.Tanrım." ▲ Caine hastaneden çıktığında." "Teşekkür etmenize gerek yok.us . Adı Elizabeth 'Betsy' Crowe olan küçücük bir kızı.David. Ablasına benziyor. "Bir borcumu ödedim ben sadece. Jasper'ın kardeşine yardım etmesini söyleyen Ses. Bunun dışında bir güç yok. O gerekli her şeyi halleder." Tam kızının yattığı odaya dönmek üzereyken durup David'e döndü." Sandy'nin aklı karışmış gibiydi ama başını salladı. Hem mutlu. Daha küçüktü. O An'ın geçmişi.." dedi Caine. Tüm tıbbi giderleri karşılanacak. "Marty'yi nereden tanıdığını söylemedin?" "Yaa. size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Elizabeth'in doktorlarıyla konuşunca onu arayın. Tommy'nin dosyasını çıkarıp kadına gösterdi.

Sen. Petey'ye aşık oluyor. Tommy. Kadın.. Hedefimize ulaşmak için. Nava.Nasıl yardım edeceğim? Tommy'nin parasıyla mı?. Caine -Sonsuz musun? Kadın-Bu bilinmiyor. Ama sen bizi Julia olarak görüyorsun çünkü o aracımız. ama sonunda pek az şeyi değiştirecek. Forsythe. Caine .Yerini. Caine . Sizin An'ınızda Tommy kendini öldürecekti. Caine -Ben neden buradayım? Kadın.. "İyi misin ahbap?" Caine başının arkasını ovuşturdu. Bir yeri daha tıkladı ve açılmasını sabırsızlıkla bekledi.us .Tommy'nin kazasını gerçekleştirmek için.Neden burada değil? Kadın-Daha zamana ihtiyacın var.O zaman nasıl? Nasıl yardım edeceğim? Kadın-Anlatamayız. An'ın dışındadır. Caine -Hepsi Betsy için mi? Kadın. ESKİ UGA BAŞKANI İHANETTEN YARGILANIYOR Patrick O'Beîrne Washington D. siz bizsiniz. her biri kendi yolunda kendi seçimlerini yapıyor..Betsy sadece sonucun bir parçası. "Evet.Hayır. Daha sonra An'da anlayacaksın." dedi biri. Bazılarında da yokuz. Julia burada yaşıyor. O çöplükte ölüyor.e-kitap. Onun rüyalarını gerçekleştirmesini sağlayarak hayatını uzattık. Julia'nın bilinci bu kokuyu beynime taşıyor.. Caine . Anlayamıyorsun. Ana sayfa daha açılmadan aradığı şeyi yazdı. Havayı kokladığında koku gitmişti. UGA'nın Saklı Kütüphane 236 www. Caine .Koku bu işte.Bazı geleceklerde sonsuzuz.yapıyorsunuz. Bir dakikada istediği hikâyeyi buldu.. Kadın.Tommy'nin ölmesini seçtiniz." dedi. HerAn'ı kullanıp hepimize yardım etmelisin. Julia. Biz toplu bilinçaltının iradesiyiz.Ama Julia öldü. Caine -An'da sen Julia'sın. Küçük bir kız. Kadın.Hayır. görevini bilmen gerekir. Ses'imiz. çünkü yalnızca bizimle konuşmak isteyenlerle konuşabiliriz. ayılıyor galiba. James Forsythe bugün ABD'ye karşı ihanet ve komplo kurmakla ilgili 131 ayrı suçtan tutuklandı.Dr. Caine ..Neden? Kadın." SON Tversky ekranda 'si' sözcüğünü tıkladığında ekran birden ikonlarla doldu.. An'da biz tekil değiliz.Neden An'da Tversky'ye beni öldürmesini söylediniz ki? Kadın. Çoğuluz.Para birkaç kişiye yardım edecek. "Galiba iyiyim. O aracımız olduğu için ölüme terk edildiği yerde hatırladığı koku da Bize eşlik ediyor. ama onun Ses'ini arayan sensin.Koku alma duyusu en güçlüsüdür. O Betsy'nin Julia Teyzesi. Kaderimiz seninle ve tüm insanlarla bir.HerAn. Caine .C.şlmdi. "Hey. biz de siz. Kadın. Ama An'da anlayacaksın sonradan. Jasper. Son anlarında o zihninde ortak bir istek görüyor ve bu yüzden senin yardımını alıyoruz. Betsy'yi yaşatmak için. Hiçbir şey bitmedi. Caine . Caine . Büyüyor. Tversky ve daha milyonlarca insan. Kadın. Zonklamaya başlamıştı bile.

daha doğrusu umuyordu. Birden bir çöp kokusu sardı her yeri. İlgili makamlar.. her gün zar atıp nereye gideceğini belirleyecekti. Forsythe'ın bu dosyalan. Etrafına bakmadan dondurmacıya gitmek için sokağa atıldı. Bir tek zamana ihtiyacı vardı. Yere düşünce de otobüsün ön lastiklerinin altında ezildi. "Aslında burnumun dibinde nelerin döndüğünü görmediğime şaşırıyorum. Şimdi Meksika'da bolca zamanı olacaktı. Forsythe'ın hüküm giyeceğine şüphe yok. Bir anda ter içinde kaldı. ve yüzlerce bilgisayar dosyası çıkarıldı.gerçi söylemesi için bir neden yoktu ama. Çok sıcaktı. ama zamanı dolmuştu. Forsythe ihanetten suçlanırken Tversky'nin korkacağı bir şey yoktu. İnsanların. Eğer ülke içinde rastgele seyahat ederse David'in onu bulamayacağını biliyordu. Neden sokağı geçmek istediğini o anda düşündü. Dr. Forsythe ve ekibi itfaiyeciler tarafından enkazın altından çıkarıldı. Forsythe. İkinci kez ağır kokuyu duyduğundan beri birden çikolatalı dondurma çekmişti canı.kim inanırdı ki ona? Her şey mükemmel bir şekilde bitmişti. Dr. Dr. Sanki tüm diğer duyularını bastırıyordu bu koku. Ben bir Amerikalıyım. Meksika'nın güneşi insanı eritiyordu. Eğer o gece laboratuvardan ayrılmasaydı. federal yetkililer kesinlikle suçlu bulunacağına eminler. Dışarı çıktı. Tversky gülümsedi. ama David Caine’in yeteneklerini ortaya çıkaran kimyasal bileşimi yine yapabileceğine inanıyordu. Dr. Tversky havaya uçtu.. Karanlık bastırmaya başladığında en azından kokuyu almadığına şükrediyordu. Bilgisayarı kapatıp kasanın arkasında duran adama yirmi peso verdi. Şansının yaver gitmesine inanamadı.Bilim ve Teknoloji Araştırma Biriminin direktörü olan Forsythe kalabalık bir mahkeme salonunda yargıç karşısına çıktı. bu olay resmi kayıtlara bir intihar olarak geçmişti. Ayrıca üç ceset . Aslında verilerini kaybetmesi yazık olmuştu. Tversky elini gözlerine siper etti. Tversky'nin Julia'yı öldürdüğünü söylese bile. "Jimmy'nin asla hükümetten sırlar çalacağını düşünemezdim. Hatta patlamada ölebilirdi bile. "Gerçekten de elimizde dağlar kadar delil var. Birkaç saniye daha yaşasaydı kokunun ne anlama geldiğini. Tversky.e-kitap. Tam o sırada sokağın karşısındaki dondurmacıyı gördü. Forsythe'ın yaptıklarından Şubat'ın 7'sinde New York'ta bir ofis binasında bir bomba patlaması sonrasında haberdar oldular (bakınız ilgili makale). Hızla arabasına doğru yürüyordu kokudan uzaklaşmak için." dedi bugün bir açıklama yapan Bay Grimes.. Forsythe bütün suçlamaları reddetti. Otobüsü gördüğünde artık çok geçti.. İspanyolca. İhaneti asla hoş göremem. Polis hâlâ Julia'nın ölümüyle ilgili olarak onunla görüşmek istese de. Tüm olanlara bakılırsa daha iyi bir durumda olamazdı. önemini anlayabilirdi. UGA'da işine son verildiğinde çaldığı iddia ediliyor. Zamanlaması bu kadar iyi olamazdı. acil yardım çağırmak için bağırdıklarını duyduğunda bunun için çok geç olduğunu biliyordu.. Dr. Kaburgaları aynı anda yüzlerce parçaya ayrıldı ve ciğerleriyle kalbini deldi. Birden rahatlayarak bir nefes aldı. bir de tanığımız var." Savcılığın tanığı Bay Steven Grimes UGA'nın çalışanlarından biri. Philadelphia'daki Amtrak olaylarında 'yasadışı bir FBI' operasyonunu düzenlediği için. Savcılığa yardım etmek için elimden geleni yapacağım. Ancak. ama ismi geçmiyordu.." Tversky makalenin devamına baktı..us . yakalanacaktı. Bilinci kaybolurken son bir şey düşündü: 'Dondurma sevmem bile ben' Saklı Kütüphane 237 www. Savcılık 'ellerinde çok fazla delil' olduğunu söylediği halde.

us .. Saklı Kütüphane 238 www. Nava'nın elini son bir kez tuttu ve öldü. Julia.e-kitap. dondurmayı düşünüyordu.. Gülümsüyordu.▲ Bir ay önce bir çöplükte.

us sunar.e-kitap. Tüm kitap severleri Saklı Kütüphane’ye bekliyoruz. Kâhin & Orodruin Not: Saklı Kütüphanedeki e-kitaplar tanıtım amaçlıdır.Hazırlayan: kahin Redakte eden: askoksal www. Sevdiğiniz yazarların zarar görmesini istemiyorsanız lütfen kitapların orijinallerini satın alın. 239 .

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->