You are on page 1of 16

Ücra

Ýki Aylýk Þiir Dergisi Ocak-Þubat 2010 Sayý: 33
ISSN: 1309-145X

FalanjÝt
günde beþ kez ve en çok üç kurumuþ memeler lola aklý pembeli süredevam kentin tozlarýna yürümek yeryer terlikle tek kale maç yapýyorduk kale benim kalemdi japondu bu döngüyü bir dinamometreyle ayol bu dengeyi kaç newton ayak altýndan hiçbiriki birikir lola erk ekti newton biz yenildik ben düþlerinden ne zaman kaçmaya kalksam kalkamadým sarhoþ olmak da iyidir bazý atlara ayrýlýktan bir sen eksiktin lola büyük oluþumu düþünüp öpmek isterim dokunabilir miyim memelerine gözyaþlarýmla dilimle dudaðýmla herþeyi yanlýþ anladýn sevgilim herþey sandýðýn gibiydi yine küçükparkýn oralarda egzistýns sicil kaydým tc kimlik numaram þimdilerde eþek böylece tanrýsal ýslah bir kenara bir homo bir sapiens bir mapiens ne zaman bu kadar kaygan zaman ne zemin bu kadar kaygan zemin lolla sen herþeyi bilengörensin bu sessizlik neden uyuma korkusu umutsuz kapar gözlerin Uzaktadýr þimdi izmir yolu yarýlamýþtýr titrek titrek vicdan kaç ppm uzaklýktan tanrým bilgörüþün anonim gerektirir clichée veya everything olmadan bu homo sapiens benim deðil homofil deðilem gitsem evden somut getirsem diyalekt ben ben sýcak sýcak bebek yapmak make o charles dudak üstünde daha da gelirsem çýplacýk çýlgýn dýþarlýklar çýpgýn dýþarlýklýlar kokusu bütün korkularý aþýndýrýr ah egzistýns ah benim yengeci sýktýðým yadýrgar yadýrganýr ne zemin lola ve ne öncesizliðim bizim tanrýnýn Denge ESENTÜRK

ÞAKASIYLA ÖKESÝYLE Eko Yaptý Þu Kampüs
Serkeþ keþ’e serpuþ geçir, toy sekiþli taytay sansýn Safalansýn, sür çiftini, utsuz güle dem ulansýn Elenenler kalburkambur! aykûlar kalsýn elekte Lekesiz bir ökelikte baht tepip bahir geçenler Otlaklara ayak vurup ayyuka göçenler yerden Ak kurdele rugan sargý övünçlere þiltlenenler Masmavi bir tembellikte pembe beyaz dinlenenler Cam daðýtýp yüce kattan Uçmaða uçanlar sonra Alaz yanak yalaz dudak, halecan içinde yaþrak... - Pembe, mavi, hep candýlar Nasýl böyle harcandýlar - Delik deþik ettiler mirim onca körpeyi! - Üç yüz soru çözmese de çözüverse düðmeyi tomursa, hazlara inse.. - Kaç el ense, kaç künde kantin kafe arasý - Yerleþkem aþka yerleþti kem pati mýrnav yarasý Akýl küpü, þer kalesi - Kübik oðlan, cin karesi Aþk keþkülü, ceviz sütü - Gýybet keser muhabbeti Kaçar fýrlar sýnavým var, tekinsiz, duraksýz tekir Sarmanço’yu sarmak gerek, sarmazsak sar’asý gelir Kýrnavlara sýnav kondu, erdi etfal, durum aðýr Firarlarý fýtratýndan! Gelsin berat, ferah fahur Kurs görmüþtür, defne çalar, loþlarda zakkum üleþir Sütun üstü kenger büker, iner otlaða yerleþir Görksöz görkem em olmakta, haspama da o yaraþýr 14 Haziran 2009 Mehmet Mümtaz TUZCU

Necmi Zekâ Þiirine Yaklaþým
Devamlý Devamsýz, Sürpriz Tanýk, Cevabýn Nedir? Cevap! Kafiyeler ve Haftalar sergileriyle de tanýmaktayýz Zekâ'yý. Kiþisel sergilerinin adlarý ve 20 Þ, Roma'ya Varýþ, Yavru Aslandan Konu Komþuya, ben ona o bana ne oldu sana dedik, kitaba adýný veren þiir kitaplarýnýn adlarýyla yarattýðý, aksettirdiði humor, Zekâ þiirini, þiirini olduðu gibi resimlerini de bize uzak tutan, uzak tuttuðu anda da þiirlerine, resimlerine yaklaþmamýzý saðlayan bir eda. Resimleriyle þiirleri arasýnda kurduðu baðýn ne olduðunu onun deyimiyle ifade etmeye çalýþýrsam “jestlerin birlikteliði”dir. Zekâ þiirinin yarattýðý zihinsel sarsýntý, “Pisti yakalayamayan uçaðýn/ þaka yapmadýðýný anladýk” yazarý/okuru ansýzýn yakalayan kesinlikten kaynaklanýr kanýmca. Üstelik þiirini bununla da býrakmaz yetinmez- Zekâ, dizelerin ardýndan gelen yeni bir dizeyle yazarý/okuru baþka bir gerçekliðe sürükler: “kötü bir hava yaratýyordu kardeþliðimiz” iþte jestin bir süre için askýya alýnýþý.

Saba KIRER
önüne geçmektedir ya da olasý bir yýldýz þiirin mevcudiyetinin, diðerlerinin kullanýmýna açýk hale gelme tehlikesini bertaraf etmektedir. Her þiir gücünü yine kendinden, tikelliðinden almaktadýr. Zekâ þiirinin münhasýrlýðý böylece mevcudiyetinin bütün organlarý tarafýndan tek tek onaylanmakta, taçlandýrýlmaktadýr. En nihayetinde yekpare bir bütünlüðe ulaþmakta, kompaktlaþmaktadýr. Kompaktlýðý, bunda tavize açýk olmayýþý, þiirindeki edayý güçlü kýlmaktadýr. Onun kitap adlarý, bir þiirin diðer þiirlerin önüne geçmesini engellediði gibi, hepsine eþitlikçi bir yaklaþýmý da öngörmektedir. Birinin diðerleri üzerine kuracaðý iktidarý, iktidarýn oluþturabileceði dayatmalarý, tahakküm alanlarýný, kolayca yüceltilebilecek bir hâkimiyetin oluþumunu bozup daðýtmaktadýr. Yavru Aslan'dan Konu Komþu'ya 1981-2001'i kapsayan bir süreç ardýndan ben ona o bana ne oldu sana dedik 2005'i göstermekte. En sonsa kitaba adýný veren þiir, Mayýs 2009. Kitap adýnýn yazýmýnda bile bir farklýlýk var. Küçük harfler kullanmaya baþlýyor. 1981'den 2009'a þairin uðraklarýnda nelerin deðiþtiði ayrý bir incelemenin konusu olsa da “bir bakýma nüans ýþýyan, yaþayan, sürükleyen (gökteki güzel bulutlar gibi) þeydir. Oysa ýþýma ile boþluk arasýnda bir baðýntý vardýr. Nüansta boþluðun takýntýsý gibi bir þey bulunur” diyen Roland Barthes'ýn sözlerini özellikle kitaba adýný veren þiir'de hatýrlatmadan geçemeyeceðim. ben ona o bana ne oldu sana dedik'de ve daha sonrasýnda kitaba adýný veren þiir'de de bende büyük bir ilgi uyandýran her biri ayrý bir tonlamaya, ayrý bir anlama insaný sevk eden noktalamalarýn kullanýmý/kullanýlmamasý þairin tasavvurunda daha da derinleþen anlam aralýklarýnýn oluþmasýna destek vermekte, dizeler arasýnda kurulan baðýntý, baðlaþýklýk gerilim yaratmaktadýr. Kitaba adýný veren þiir 'de daha da netleþen yüklemlerden arýndýrýlmýþ bir þiir ayný zamanda noktalardan da arýndýrýlmýþ bir biçimde karþýmýza çýkar. Bir iki þiir dýþýnda virgüllerden de sýyrýlan bir þiirdir karþýlaþtýðýmýz. Aslýnda Zekâ daha ilk þiirlerinde bunu bize göstermiþtir. Son kitabýnda -daha önceki kitabýnda görüldüðü kadar sýklýkla olmasa da- ayraca yer vermiþtir. Soru iþareti, konuþma çizgisi, üst üste iki nokta þiirde pek alýþkýn olmadýðýmýz teknikle karþýmýza çýkmaktadýr. Ayraç, soru iþareti, konuþma çizgisi bir þiir için ne denli býçak sýrtýnda olmaksa, Zekâ þiirinde bambaþka bir tasarým olarak görülmektedir. Barthes'ýn “boþluðun takýntýsý” dediði þey Zekâ'da noktalamalar yoluyla bizi harekete geçirmekte, uyarmaktadýr. Aslýnda Zekâ þiirinin dinamizmini büyük ölçüde saðlayan da þiirin, yüklemlerin, noktalarýn aðýrlýðýndan uzaklaþmasýdýr. Þiir bu yolla daha geniþ bir hareket alanýna kavuþmuþtur. Þiirinin arkasýnda, bir yandan bütün bunlarý hiç söylememiþ gibi bir yerde durup gülümseyen, bütün bu yazýlanlara son derece sükûnetle bakan bir yüz, bu yüzün

“dank dank dank ediþli” Görselde ya da þiir kitaplarýnýn adýnda, özellikle son çýkan kitapta daha da belirginleþtirdiði kariyerizme bir karþý çýkýþ, Zekâ þiirindeki edayý esas kýlmakta. Bir þeyi parodileþtirirken onu þova dönüþtürecek tuzaklarý rahatlýkla baþýndan savan, “yapýþkan avuntu satýcýsýnýn/cebindeki bir cümle/ hayat kaynýyor aslýnda tahliye þart/ dank dank dank ediþli” neredeyse þiirde anahtar sayýlacak kaynayan hayat, tahliye, dank dank dank- alýþageldiðimiz kelimeleri, kalýplarý bozup daðýtan bir þairin humoru bu. “Avuntu satýcýsý” ve “dank dank dank ediþli”lide olduðu gibi kelimelerde sapmalarsa Zekâ þiirinin bir baþka tasarýmý olarak çýkar karþýmýza. “burnumuzdan getirmeci”, “bezdik demez can bulan” ve “bükülesi kulaðýmýz”da da deyim kalýplarýnýn bozularak baþka deðerlere ulaþýldýðý görülmektedir. “þarký söyleyen kemik” “þarký söyleyen köpek” dizelerinde olduðu gibi deyim aktarmalarýysa Zekâ þiirinin belirleyeni olarak görülmekte. “Þahsen ben”, “ful dolu” gibi ayný anlamý taþýyan ya da anlatým bozukluðuna yol açan kelimelerin birlikte kullanýlmasý yoluyla sýklýkla yapýlan yanlýþlar deðerlendirilmiþ, þiirde dikkat çekici bir yapýya ulaþýlmýþtýr. Bu yöntemle Zekâ'nýn kaçtýðý, kaçýndýðý ya da kaçýnýlmasý gereken þeylerin üzerine giderek þiirini kurduðunu da ifade edebiliriz. “Tir tir”, “zýrt pýrt” “hatýr hutur” ve “výcýk výcýk” gibi yansýmalarsa þiirde sýklýkla karþýmýza çýkmaktadýr. Þair kitabýn adýyla yarattýðý zihinsel boþluðu, konvansiyoneli, tekniði, temayý ve deyiþlerin kullanýmýný yerinden oynatarak farklý enerji alanlarý açtýðý þiirleriyle yeniden kurup bambaþka duygu deðerleri ve tasarýmlara ulaþmaktadýr. Onun ad seçimlerinin belli bir özneyi iþaret etmeyiþi, þiirlerin tikelliðini koruduðu gibi olasý bir yýldýz þiirin de varlýðýný destekleyecek unsurlarýn oluþumunun

karþýsýndaysa, bu olmadý diyen ve olup bitenlere olumsuzlayarak bakan bir çift göz görülmekte. Ben hep bu ikilemi yaþamýþýmdýr þiirlerini okurken. Ýçkinliði, derinliði, kararlýlýðý ya da tedirginliði böylesine duyuran þiirler için yalnýzca esin demek ne kadar mümkünse yalnýzca zanaat demek de o kadar mümkündür kanýmca. “Benim bir dönüþtürüm, baþkaldýrý ya da red programým yok. Biçim olarak, yaþantý olarak, kendimi zorunlu hissettiðim þiiri yazýyorum sadece” demekte, bir söyleþisinde: “Pýtýr pýtýr bu yerde çocuklar doðuyor gördüm/ burada çok tuhaf çocuklar doðuyor gördüm” dizelerindeyse bir biçimde itiraz görülmekte. Bir okur olarak Zekâ þiirinde gördüðüm itiraz, itiraz olmaktan öte bir baþkaldýrýnýn þiirdeki yansýmalarýdýr da aslýnda. “Açacaksýn distorsiyonu” Bildiðim kadarýyla þaire yöneltilen tek eleþtiri Türk þiirinin dýþýnda bir þiir yazdýðý. Bense: “(…kebapçýlarla çýkan Rus kýzlarý için)”den tutun da “yatmaya giderken de/ çalýþmaya giderkenki kadar sýkýntýlý/ sürekli kendi suratýna tüküren adam…” ya da “onaltýncý avluda darphaneden yeni çýkmýþ dilenci ordusu”ndan tutun da “birinin ardýna düþmekti/rüþtünü ispat” dizelerine varýncaya kadar Türklerde görülebilecek özelliklerin, zengin bir doku oluþturduðunu düþünmekteyim þiirinde. “…fikirler üretsek etkili fakat basit” dizeleriyle karþýlaþmaktayýz, “göçeri” baþlýklý þiirinde. Bu dizeler de ister istemez okuru çarpmakta. Son zamanlarda dünya edebiyatýnda þiirin öldüðü, Türkiye'deyse hâlâ güçlü þiirlerin yazýldýðý konuþulmakta. Türk ve dünya þiirini birbiriyle çarpýþtýrmayý doðru bulmasam da dünya þiiriyle, þiirimizin uðraklarý, yönleri ve yarattýklarý etik-estetik enerji, zaman içerisindeki dirençleri, etkileri baðlamýnda nasýl bir bað kurabiliriz? Ýnsan bunu kendine sormadan edemiyor, Zekâ'nýn yukarýdaki dizelerini okuyunca. “bu ses”le baþlangýç yaptýðý “o varsa olayým mý ben de” adlý þiirinde olduðu gibi “ses çukurlarý” adýný verdiði þiir ya da “iç içe avlular” sesle doðrudan hemhal olan bir þairle bizi karþý karþýya getirmekte. “açacaksýn distorsiyonu” þiirinde de okurun ilgisi sese yönelmektedir. Ses enstalasyonu Zekâ þiirinin belirleyicisi olarak dikkat çekmektedir. Farklý ülkelerde de örnekleri görülen, ülkemizde de edebiyat dergilerinde veya internet ortamlarýnda, kimi þiirler veya þairler için anket-soruþturma düzenlendiðini hatta þairlerin bunu oyladýðýný da okumuþtum. Kitabýn son þiiri olan “anket þiir” anket-soruþturmalar, bu soruþturmalarýn sonuçlarý ve buna karþý oluþan tepkileri çaðrýþtýrdý bana. “hayýr… toplaþýp göz doldurma deðil/ burnumuzdan getirmeci olma yeter/ durup durup halden anlar bir hale/ atývermek kendini” dizelerinden sonra þiiri “baþka sorunuz?..” dizesiyle bitirmekte Zekâ. Þiiri anketlerde arayan anlayýþlarla nasýl bir þiire varacaðýmýzsa bir þiir okuru olarak bende de merak uyandýrmakta açýkçasý. “doymam ben doyacaðým yok diyordu/sýcak bir ses tonu konuþmayý böldü:/siz onun adýna üzmeyin kendinizi/artýk ne hali varsa”

im
aðzým sahibine açýlýyor aðzý aðzýma býrakýlmýþ yerini kaþýyor her yeri bulunmaz bir özsuyu akýyor aðzýna bir teselli. aðýz saçýlýnca þekilsiler týksýrýyor sonra boðuldu sýkýntýsý eþyanýn içindeki damar þeyle birleþince bunla gibi aðýz kýþkýrýyor onla tutuþuyor ellerim iþlemekten ýþýl söz aðzýmda sakýzý: “ben bulunca bitecek derdi!” bu, aðzýma bir teselli... aðzým yok bir bu teselli Enes ÖZEL

DEVRÝM HAVASI
Þehir simitlerden bayaðý gideriz Ýzinden olsun ahali aziz Tilmizleri kanýnda þafak otuz Kalbine indiði olur o kancýk Sürüyle soloyla hýzla güzelim Onlarý Doðu'ya sürecek türkü Sen söylemediðinde Çarþýdan mezarlýða doðru tuzak Aþk trafiði sarsar sapsarý beniz Ofisten týrmanan bu devlet uyuz Daha derin olmak için kepli erlerin Sürttüðü doðrudur aferin Hadi bak beþ sokak ötede Kahraman ruhumuzu askýdan þefler ve tiner Eylemden sürmenaja tutulu gençler Dümenden ölürler ödünç Kýzýl elbiseler cýrtlak ve gülünç Yaz uzar nazlým uzat baþýný vursun Havlayan köpekler ve sol laaa sol Bakýnca doyamadýk sevince Frenk Müzik kesti aralarda ve bir düdük Coplar polisler apoletler Söylersem þimdi kýs kýs gülerler Patlak verdi bir kere umalým Dönen dolaplar idare lambasý Ýçine ay sarýsý güneþ kurusu bu karanlýk Bir kere baþladý mý bitmeyen bu Ertesi sene Güney'e yürür

Evren KUÇLU

ÇINGAR
Modern diyorlar Ýnsana Yoðun olunca Say kaç kadýn kaç erkek sabahtan akþama Say yüksünme kaç kadýn mesela Kaçý köpekli Say ve erkekleri çýk aradan Erkekleri ve bazý þeyleri Ekle-çýkar modernden insana Say kaçýnýn içi burulmuþ Kaçý adam Hadým kaçý Say bu olmadý Sayarak yenileceðiz Yenil dur daha say dur Çýngar çýkart bi güzel Üst üste yan yana çýngar Hayýr bu olmadý boþa koy Doluya Çýngarcý mýyým cumhuriyetim mi var Benim çýngardan hani Eski bir türkü yakýyoruz þimdi Türler ve þeyler türküsü Önü ilikli ceketler çaðýmýza hoþ geldiniz Yani diyorum ki sayýn boþluk Sayýn yankýmýz ecdadýmýz Giderek aynýlaþtý hafýzamýz Lütfen ardýllar öncüller aþkýna KatIþýkSýzLanMayýnPatlar Kaç þarký kollarýnda sevdim Kollarýnda öleceðim çaðrýþýmlý Ama nisanda vuruldum bu doðru Tabiat yeþerirken öldüm bunu da say Üç kuruþa halkým üç deðil Üç kör kuruþa seni Caný yandý alnýmýn alným yetmedi daha Geberttiler Þeyleri ve türleri üç kör kuruþa Uðursuz bir sevmek dadandý Kâbe'de McDonald's Küba'da Çýngarcý mýyým cumhuriyetim mi var Benim çýngardan -Kýsaltalým lütfen Ç.C.Hepinize birden destur yani Hepinize birden ama kanaatimin öncüleri

Destur, helaya girerken ve elmanýn Kabuðunu soyarken uygunluk göstermek sünnete Algýlamaya yetmiyor fakat etrafý ne çare Ýki dirhem bir çekirdekleri atla Tiril tiril adamlarý iþ yerlerinden Solaryumlara kadar atla Taaccüple fena hal'in fillah ile Doluþu uzaya Salsalar boþluða dolmaz yine de ArgoSuzLukZorBeAdamým

Vay canýna halkým seni Say bu vay canýnalarý Kaçýn kurasý bunlar Bir olup çýngarýma dadandýlar Sýrf iyilik olsun diye Yani bakýn þöyle Ýsmini öldürüp baþ harflerinden Post çýkarttýklarým, goygoycular, Borazanlar, iktidarlar Sayýn efendiler hatunlar KatIþýkSýzLanMayýnPatlar Düþünsenize bir kere Þunlar yazýyordu bir gettomarkette: Bütün hainler ayný hizada Kurþuna dizilmeli Bir olup çýngarýma dadandýlar Hem kokmaz bal azmaz asýl meseli de var Hem bu böyle daha iyi Kullanýþlý halkým Basýldýkça gýrtlaðýna Daha bi idareli Sayma dur Zehir zýkkým þeyler bu Saydýkça Hazirandý yine böyle Výcýk výcýk insan Výcýk výcýk o yaz Ankara Haziran ölür Temmuz olur Yine gel sayma dur Ama siz say ya da Sayýn Efendiler hatunlar falan Modern diyorlar insana Yoðun olunca Vural KAYA

ÝKÝ ÞÝÝR

Mitat ÇELÝK

olmamýþ diþizleri
Ayþegül TÖZEREN

KISACIK TÝRAT BU; UZUN, KAYKIK HÝKÂYE…
5. yok, öyle deðil. uçurumsa dünyadan aþaðýsý, pamuk biçiminde yanýlýþ. bakýldý, asýl uçurum, gözlerindeki. þaþkýnlýk! yanaklarýn, þahit. taþýyor; nehir olmuþ, kýyýsýnda, sularýn emzirdiði ceylan yavrusu. an ne'siz? artýk! baþarabilirse, bir karaaðaç gövdesinden güne beyaz büyüyecek. -baþarsýn hadi!.. temenni! avcýlarýn vurduðusun, zemheri bize ilkyaz, sus. 4. burnuna kükremiþ kokladýðýn, gül. kaçmýþsýn kalbin elinde, solursun ýtýr nazýný. soluksuz baþlanan hicret, yorulan yol, özür dilesin! kurtlar sofrasýnda sana kalan, kemik. Dilesin, o da. eðilsin bu itiraza. hayat! alýp vermediklerin'çin ortandan, nar çatla. hainsin. 3. kayýp kavuþmaya saç yolma duraðý, burasý. y'otobüsler? gelmemekte! tarih, gazap. yollar, en görülmemiþinden patlamýþ olmalý. kalakalmýþlýk, ah! günlerin kulaðýnda öfke olunsa, bin yýllýk. çýðlýk nereye çýkar. her þey, boþ. 2. dil, yýrtýl! ses, kan ak! mevsim, þaþ kal baðrýndaki hoyrata: bu, kar-boran deðil; ilik yakan, avare soðuk; aþk; içimizdeki deli kama! 1. bir ferhad direnmesi mi? yo. o, ezel duvarda küskün fotoðraf; aðlamak 0. yokþehir, nisan 2007

Ýlhan KEMAL

Osman ERKAN: “Anlam katmanlarýný tersine soyup soðana çevirmeli”
Osman Erkan, günümüzde az rastlanabilecek þairlerden biri. Þiirin imge dünyasýnda cesaretle gezinen ve imgelerle konuþmayý becerebilen þair, ayný zamanda, modern þiirin bize sunduðu tekniklerle de boðuþmasýný bilecek bir ustalýkla çýkýyor karþýmýza. Kýr ve kent arasý gidiþ geliþleri þiirlerine yansýtan Osman Erkan ile son kitabýný konuþtuk. (M.Ü.)

SÖYLEÞÝ

ufku; kapalý düþünsel piramidin gevrek manzarasýndan yankýlanmalý. Ama farklý pekiþtirmelere dayanýklý ama uçuk derinlikleri yoracak histe, hem de dönüþü kanatlandýracak esenlikte; bir manzaraya taþ atmalý… M.Ü. - Dilin gösterge düzeneðini ve söylemi bozarak bir dil politiði yaratmak yerine þiirinizde politik göndermeler dil kýrýmlarýyla metaforlaþtýrýlýyor. Yani dilin kendinden politikliði yerine Ece Ayhan'ýn da baþvurduðu politik derdini sözdizimini bozarak metaforlarla anlatma þeklinde bir yaklaþým sergiliyorsunuz sanki.. Bu yöneliþin güncel hayata ve siyasete bakýþýnýzda nasýl bir karþýlýðý var? Nasýl bir ihtiyaçtan doðuyor þiiriniz? O.E. - Sorunuza sondan baþa gelinecek þekilde yanýtlamaya baþlamadan önce söylemek istediðim: edebiyat sanat cephesine karþý, doðrudan ya da dolaylý, geçmiþten bugüne gelene dek; devletler, dinler ve ideolojiler bireysel özgürlüðü sakatladýðý kadar, çoklu tekli tanrýcýlýk aracýlýðýyla, toplumsalcýlýðýn ve sýnýflar arasýndaki çeliþkilerin edebiyat sanata bulaþtýrýlmasýný men etmiþlerdir. Özgür düþünebilmeyi, yaratýcýlýðý salt düzenin içinde ve onun çýkarlarý için düzenlemiþler. Bireyi aciz kýlma, gücü egemenlerin tapýnaklarýndan saydýrtma diktatörlüðünden baþka uðraþýlarý olmamýþtýr. Bu gerekçenin esasý, dilin politik dayatmasýdýr. Yine bu ve benzeri niyet paralelinde geliþtirilen teknoloji varýmý, benzer bir cihedle toplumculuk ayarýný þekilcilik, kirlenmiþlik potasýnda yürütüyor. Ne yazýk ki günümüzde de; 'iyi ki yaþýyoruz' diyen, aydýn/ þair/ yazar/ sanatçý geçinenler, sistem içi kilitlenmeye razý. Düzenin sofra soytarýlýðýna soyunan onlarcasýný da saymak mümkün. Ama, bilginin, yaratýmý barýþa sadaka niyetine verilemeyeceðini haykýracak, tarihsel sorumluluk taþýyabilecek kiþilere büyük iþler düþüyor bu acýlý süreçte… Þiir adýna; birey adýna, özgür izdüþümsel yollarýn keþfi, buna iliþkin hissedilirliði imletmek… Sorunuzdaki saptamalarýnýza gelince, düþündüklerime yakýn. Dildeki beyan, tercih ve gösterge alaborasý, söylemle bozuntuya uðratýlmýþ evrimsel düzenek serüveni, bir kopuþa ait deðildir. Tercihim, dili politiðin emrivakiliðine ve safdilliðine teslim etmeksizin, fakat bunu politik göndermelerle, dili artlamayla dizeyi biçimleyip, soyutluk formunda sözleri bayat bir þekilde sýralamaksýzýn, eðretileme süzgecinden geçirerek, yeni bir yaklaþýma iliþkilendirmek. Yine verdiðiniz Ece Ayhan örneði ve benim buna ekleyeceðim Turgut Uyar önemsediðim þairlerimiz. Bu iki þairimizin þiirlerinden yeni bir damarýn yolçatýsý çýkabileceðini de söylemek isterim. Yeter ki tekrarlýlýk aidiyetiyle þiir derslerine çalýþýlmasýn.

Murat Üstübal - 'diltozu' 3. þiir kitabýnýz. Önceki iki kitabýnýzdaki sade ve imgeli söyleyiþin yerini son kitabýnýzda imgeli ama sözdizimini bozan bir þiir yapýsý almýþ. Böyle bir dönüþümü siz nasýl anlamlandýrýyorsunuz? Bu dönüþüm bir deneyin sonucu olan bir kopuþ mu yoksa þiir deneyiminizin neticesinde þekillenen bir eklemlenme mi? Osman Erkan - Þayet bir dönüþümde baðýntý mevcutsa: ortaya sürülenin tarz-çevrimi estetik anlamakla içsesli, sezgisel temele özgünlük hazlandýrmasý gerekiyor. Kendini deþen eþsesli hedef; düþünsel eþik, arkaik söylemi gövdesinden kovmalý. Her üründen bir sonrakine kayýp zamanlarý oynamaksýzýn, öyküleme bileylenmemiþ, þiire kulaç atan, algý cephesi damarlý-damarsýz kabýndaki gösterene sorgulayýcý, gösterilene ise anlamýn giydirilmiþ halini kýrk kat soyarak katý gelenek baðlantýsýndan yeniye açýk sýyrýlmalý, anlam katmanlarýný tersine soyup soðana çevirmeli dayatýlmýþ anlama inat. Melez çomaklar sokarak iç okuma tek düzeliðine karþý, varsýl dolandýrma farkýndalýðýnda. Dertlerimin üvey anadili olmasýn kültürden kültüre sözcüklerin evreni þiir dili kalacaksa… Ýfadenin kanýna resmedilmiþ yeni algý çizgileri, deðiþen anlamla birlikte bir dönüþüme uyak olacak pratiklikte de ima eklenmesini çeþitlendirecektir. Duyular dikey kabaracak, algýdaki boþluklara daha çok lirizmi dolgu malzemesi yapacaktýr sezgilerimiz… Sorunuzdaki; imge, söz dizimini bozan þiir yapýsý, buna dayalý dönüþümü nasýl anlamlandýrmalý þeklindeki kýsma gelince: deneyimin, dönüþümü tetiklemesi lazým. Tabi ki bilginin tutarlýlýðý ve deneyimin, ürün üzerindeki özerk açýlýmý hayata tarihsel ýþýltý verecek þekilde söz dizimlerini estetikle buluþturup, söylemsel açýsý farklý düzeneklerle konumlandýrmasý gerek. Terli sözcükleri buz dengesinde eritmeden insani sýcaklýkta tutabilmeyi kotarmanýz þart. Bunu nasýl gerçeklikle örtüþebilir kýlmalý? Soyutlama bütünlüðünde zihinsel yatkýnlýðý deneyimleyerek, dilsel bilinci dilaltý bilinçle harmanlayarak korkusuzca imge yoðuna teslim edebilmeli. Sözdizimini alabildiðine bozmaktan þiþinen kurguyu bir sýðýntý olarak sabýrsýzlýkla bekleyen bilinçdýþý korolarý da þiire buyur edebilmeli. Alegorik ritmin deneme

Þairin derdi de yenilikçi ise yeni derdimiz olan farklýlýk þiirini yazmaya soyunmalýyýz… Þiirlerimdeki sözdizimsel tablo belki de biçemimin zorladýðý bir durum. Bilgiyi kuþkuda sýnayan çevik skala. Söz dizimine lokal kuruntu kümesi. Simgeleri öyküleme sayrýlýðýndan kurtarmak isteyiþim ( simgelerin çoðu insaniliði temsil edemiyor da ondan ) tabi ki benim tercihim. Kendime ýsmarladýðým sistem dýþý kaybetmeler manzumesi belki. Ama ideolojik takýntýlýk vs. týkanýklýktan arýnýk bir söylem, düþe kalka var olmaya soyunan imge adacýklarý, kurguda fenomenlere hevesle sürüklenmiþ sahicilik esintisinde. Bilinçaltý bilinçdýþý arasýnda kalan acemi sezgileri avlama isteði. Dýþ dünyanýn algýsal kaymalarýndan aðarmýþ rüyanýn aygýtýndaki boþluk çizgilerini yakalayarak; saðlam duvarlara saðlam çivileri deðil, soyut çivileri göðe çakmak. Böylece geleneði de somutluðu da paslanmadan koruyarak kalýcý þiirler ortaya koymak. Haliyle gösterilen dilin gösterene geleneði dayatmasýndan dolayý her bir özgünlüðün ben'lik körlüðüne kurban gitmemesi amaçlanýr. Çünkü insani þiir ihtiyacý, güncel hayat ve siyasete sýnýrsýz aracýsýz yönelmemizi beklemekte, özgün söz dizimleri ve de dizelerle… M.Ü. - 'Sözcük sayacý' adlý þiirinizde önce: “þiirle ben kelime tellalýyýz” sonra da: “kurguyla ben; bir rüya karþýlýðýnda ödeþiriz” demiþsiniz. Kelime oyunlarýnýz ve imgeleriniz harfin sýðasýna girmeden kurgu ve/ya rüya arasýndaki gerilim alanýnda ne þekilde ortaya çýkýyor? O.E. - Burada dize kaydýna tüneyecek moda sözcüklerin bir geleceði, gevrek, ciddi gövdeli, keskin akýntýlý mecralardan seçmesi gerek; uçlu-uçsuz ( köklü-köksüz sözcükler ) gerçeði yanlýþtan, doðruya eðimserleyecek kadar olgun olgularý tonlamalý. Tuhaf zaman ve mekanlýðýndan seçilmiþ olanlar, varoluþun kozluðu, huysuz kabuklu ýsrarýn ta kendisidir. Keskin imgeler an'ý an'la kesmeye uysallýk gösterir. Ve sesleri cilalayarak, içselin gizeminde rüyasýna tanýklýk eder. Binlerce moda sözcükle þiir evrenindeyken… Gözünden kaçýrmaz ve iki harfin arasýndaki gerilim ateþini bile imgeler. Yenik düþleri lirik adreslerde arayarak, kendine sade ve sert soluyan çizgilerde; boþ susmayla dolu susmayý bir gerilim karþýlýðýnda, yanýk ödeþme þeklinde ve tutum suretlerinin soluduðu yerde var olur. Ýronik tuzaklama dirimliðinde düþsel olaný sinip sinip, þaþýrýp þaþýrýp uzlaþýmlýlýk yangýnýna teslim ederken kendine has renklenmelerini imgeler. Bundandýr, kaçamaz kurgusu, doða ruhundan özne ruhundan, þiirin sözcüklere sayaç görevliliði… Bir nevi yaþ kýrýlmayý tadarak, nesnelerden, hecelerden, dizelerden acemice bütünleþik, dýþýn içe iç'in dýþa nüansý, dik çýkar ortaya. Dizelerimle ben, bir seyirname çerçevesiyiz rüya gemimiz imge tasarýmlarýný yürüdükçe…

M.Ü. - Þiirinizde doðal imgeler ( bütün kuþlara küs aðaç, tartýcý can yaprak, çimler saðolsun v.b.) ve yapay imgeler ( metal tohum oynar, imlenik bozgun foto etnik hipnoz camý gibi) arasýnda gerilimli bir að oluþmuþ; elbette sözcük türetimlerini de unutmamak lazým.. Bu doðallýk ve yapaylýk ya da kurgusallýk arasýndaki iliþkiyi kýrsal hayat ile kent hayatý arasýndaki gidiþ geliþlerle anlamlandýrmamýz mümkün mü? (Þiiriniz kýrsalýn yumuþaklýðý ile kentin sertliði ve karmaþýklýðý arasýnda salýnýyor diyebilir miyiz?) O.E. - Bahse konu dizgelem biçimi; boylu boyuna adlandýrýlan salýným, doludan boþa, boþluktan doluya deþarj olma imlemine dönük. Þartlý algýsallýkla örselenmiþ özge varoluþuyla külfetli yanýlsamayý terk etmiþ kaderine ve sadece uykusunu çimdikleyerek, kurallý-kuralsýz sezgileri hantallýklarla boyamýþ kentsel alan kýrsal alan; nesnel mahcubiyetini, günahýný gizleyerek duruþ sergilemesi, bir tarafýn nesneyi yavaþ diðer tarafýn nesneyi kapitalist hediye olarak inanýlmaz derecede sorumsuzlukla tüketmesi. Gerçek olanla sanal olanýn, kendini bilememe halleri içinde, sýradanlaþmýþ duygular modernliðin sýð aymazlýðýnda; düþünceden düþerek; donuk. Týknefes. Simgelere taparak avunuyor. Birbirlerini bir benzetme formu olarak anlamlandýrýrken, yönelimlerini zihne bayat baðdaþ kuracak þekilde biçimleniyorlar. Yapay damardan verilen kimi moraller gibi, geçici muhaliflik, geçici falan filan çift-belleklilik gibi az görülen kiþiliksellikler.. Güncelin böylesine donuklaþmýþ haline verilecek yanýt; yumuþaksa yumuþak, sertse sert imgeler sanýrým, buna aforizmalar kafi gelecek. Gerilim aðýný yalnýzlýðýn ve yabancýlaþtýrmanýn, yüzlerin suç kitabýný ancak özgün imge tasarýmlarý bize okutabilir… Duyarsýzlýk suçtur demeyen patikalarý, yangýnlarýn olduðu yerde külü sevemem diyebilecek çimleri konuþmak… Ýmgelerde. Dizelerde, þiirlerde saygýlý bir volta(j) adýna; sözcüklerle transa geçerek, iç- dýþ dilin yalýnlýðýnda. Bütün kuþlarý süsleyen gölgeler gibi yazýncý. Ve son söz, yasaklýnýn gülü imgedir diyorum. Sevgili Murat Üstübal, hoþ sorularýnýzdan dolayý size teþekkür ederim.

diltozu
Osman Erkan Karahan Yayýnlarý - 2009 72 sayfa

YAZ GEÇÝLMÝÞ DÝVAN
ý baðýþlanmasý gerek bir ülke kendinden nasýl vazgeçmez baðýþlamaya söylenir bu açýða býrakýlanlara inat bu kardeþlik gibi bir baðýþ deðilse bu doðal deðilse ne olur katý doz tarihinin savuþulan yerlerinde bulmak ecinnileri bu bir hastalýktýr sonrasýnda cinliðin ilacýnýn bulunuþu bana bu sararýp sorulsa tedavi kötürümü bir kin kalýnca bana bu sorulsa bunlar bir tahlil sonunda kýrým olsa bu tahlili okurken bir doktor kýsacasý dr çare dilinden düþse yüzünü asmayan bir doktor kýsaca dr olsa da tahlil tarihinde nötr tarih bir sonraya normalleþir yazý altýnda açýða düþmeler kalýr bir sonraki buluþma hem doktor hem ben bir sonraki yazýþma neyse tarihen açýðýmýzý yakaladýk ya ýý sustum güneþe bakma durgunluðunda (turgutuyar okumalarý tüketilsin diye) sokakta kalýrým sarýða geçmeden de olur iyi okumalar arsasýnda deðilim arasýndayým halkýmýn bina yapmasam daha iyi olur ben yapmadýðýma inandým sevindirici bir yýkým durgunluðuydu gayet durgundu bendeki yýkým siyahi ve ince bir yanýydý yýkýlmasý gereken bina (gayet kapalý) sonsuz bir yazdaþ istedi yanýna seriden akýþ yapýlarý (anlamasanýz da olur) maili bir nakkaþ kurgusuydu ayýklanýr öteki yazýlarýný okuyunca aslýný ister karalanmayý bekleyen sokaklardaysa sokaklara kalacak olan gözleri dört dönecek ona buna þeffaf sýçratan sözleri sayým suyuma dönecek hep bir eksiðim vardý kalbimin geniþlediðini anladýðýmda bir aynasý da yoktu kalbimin ikizimsiz (yeterince kapalý bölümü bitti)

ýýý ( yeterince açýk bölümü) geniþ kalplerin bir bahanesi de kalmadýðýndan aynasý anlatýlmaz sarýþýnlardan olanýn yansýtýcý bir hali var mýdýr insanýn hali var mýdýr bu aynada birinin sýradan bir hali vardýr birinin hali vardýr yansýtýcýlardan sanýlýr akýllar sarýþýndýr sarýþýnlar hakik (bu sýr deðil ki) ýv yanýlýþlarla dolu bir yazý yazdým yaz geçecek dediler yazdým geçsin deye bekliyorum eylüle varýr mýydým ey lüle bu psiþik yansýtýþla ahir ömrümde gayet sýcak bir yanýlýþ hata diyesim gelmiyor hata bu mudur ben aþýk olduðumu okuduðumda da yanýlýþ okudum yanlýþý olan adama yaz geçmezmiþ yazsa da geçmezmiþ bir tekrara düþermiþ teþhisi dökülürmüþ kaðýda bir tekrar olsa iyi bir tekrarla kalsa iyi baþtan sona yanlýþ yanlýþ deðil de yalnýþ bulasým geliyor literatürden hatalý bir günümdü yazdým geçti yazdým geçti bir yazýn hasýlatý da yapýlabilir nerelerde karaladým harf dediðimi resmiyete dökebilirim buna görüntü mü denir harf kýrmak ayna kýrmak gibi deðil ama buna da þükür gördüm yazýlarýmý görüyorum yazýlarým dökülüyor hatalar kalmýyor baþtan sona yalnýþ yalnýþ yalnýþ yalnýþ yalnýþ yalnýþ yalnýþ ama yanlýþ ve sýcak olsun bu günler çünkü yaz geçecek ha yanlý ha yalný çünkü yaz dediðimiz görülmeyen yaný kamunun çünkü yaz dediðimiz girilmeyen yaný kamunun çünkü yaz dediðimiz verilmeyen yaný kamunun yaz geçecek çünkü yaz vazgeçecek ey lüle diye baðlayasý geliyor þairin ey lüle

Bülent KEÇELÝ

ÞÝÝRLE FARK METAFÝZÝÐÝNE GÝRÝÞ: FARK'IN TEKAMÜLÜ
Murat ÜSTÜBAL
Dilin tüketimi, bireyin dili istediði gibi kullanabilme yanýlgýsýyla, “dilin bilinçaltý disiplini”yle sýnýrlarý belirlenmiþ alanlarda aylak aylak g e z m e s i d i r. B ö y l e l i k l e d i l düzlemindeki toplumsal þiddet, yerini uyguculuða býrakýr. Liman Mehmetcihat

selleþmesi ise ontolojik döngü sabitlenmesine yol açar. Ýçkin olan ile aþkýn olan arasýndaki sýnýrda dolaþacak olan, bu iki dilsel gönderge düzlemlerini açýp oradan yeni göstergeler için zemin hazýrlayacak bir örüntüselliðin içinden bakan mistik ve hermeneutik arayýþýn hüküm sürmesi anlamýna gelir. Artýk dinsel olan ile ontolojik olan arasýndaki pore'larda geçirgenliðin artýþýyla birlikte mistik arayýþ, þiirin dizge kýrýcý yüküyle hareket edecektir. Aslýnda Saussure tartýþýlýrken yapýlan hatalardan biri de Saussure'ün gündeme getirdiði langue(dil) 'nin ulusal dillerle ayný düzlemde yer aldýðýdýr. Tam tersine Saussure'ün langue'si dilin ideolojik bir araç haline gelmesini engellemek maksadýyla ortaya atýlmýþtýr. Dilbilimcilerin önerdiði parole(söz) ise sanki langue'nin bir karþýtý gibi sunulmuþtur. Fakat langue'nin en büyük açmazý fark'ý mutlaklaþtýrmasý, daha doðrusu fark üzerinden bir sistem arayýþýna gitmesiydi ki bu da bir tür iktidar aygýtýný gündeme getiriyordu; idealist ve soyutlayýcý bir iktidar alaný ortaya konuyordu bu sefer de. Kendini merkez belleyen bir anlayýþýn ( bireyselliðin doruða çýktýðý sanat anlayýþlarý buna örnektir) ürünü olan dil hem kendi yetkinliðini kendinden alacak özgönderimsel disiplinini öne sürerek hem de týpký Derrida'da da olduðu gibi metnin dýþýnda bir þey yoktur diyerek dilin dýþarýsýnýn da aslýnda özgönderimsel kendisi olduðunu varsayacaktýr. Bu anlayýþlarýn þiirde bir üst-dil'e neden olduklarýný, elitistleþtiklerini söylemeye gerek var mý bilmiyorum. Elbette her sistem kendi özgönderimselliði üzerinden yapýlacak bir deðerlendirmede kendini onaylayacaktýr. Fakat kendisini sýnamaya ve bu sýnanma üzerinden yeni bir farkýndalýk ve tam da bu farkýndalýk üzerinden yeni bir fark metafiziði yaratmaya ihtiyacý yok mudur? O halde, burada söylenilmesi gereken fark'ýn kendi özgöndergesel döngüsünü kurarken baþka döngülerden yani gösterge sistemlerinden yararlandýðýydý; yani kendinden bir gösterge sistemi kurulmuyor öznenin kendi fark'ýný oluþturmasý sýrasýnda. Fark metafiziði öteki ya da aþkýn diye tanýmlanan ben'in özgönderimsel dilinin dýþýnda kalan yapýlardan onlarýn gösterge sistemlerinin meþruluðunu yok ederek ve tartýþýlýr hale getirerek þiirsel baþka-dil tarafýndan oluþturuluyor. Elbette Ýlhan Berk'in þiirin anlamsýz olduðu ifadesi bu anlamda perspektifsel olarak doðrudur. Yani, ideolojik dil veya idealize olup kavramsallaþmýþ üst-dil tarafýndan bakýldýðýnda þiirin dilsel deneyiminin içeriði anlamsýzmýþ gibi deðerlendirilecektir. Çünkü, meþru dilsel kodlarla ve göstergelerle uyum içinde deðildir, onlarýn dýþýnda kalýr.

Dilin yaþam alanlarýný çözümleme gayreti aslýnda yaþayanýn indirgenme niyetiyle beraber okunmalý. Dil varlýðýn evi olmadan önce bir kurgudur. Ýletiþimin asimetrikliðinin zorladýðý bir dizgeler bütünü olarak dil varsayýmsallýk deðil belki ama önkoþulluk prensibiyle beraber iþler, niyet amacý baskýlar. Dilin psikolojik baþlangýçlý olmasý iki tür açýlýmý kýþkýrtýr; dil ya kendi ontolojisini sorgular bir özgönderim perspektifi yaratma telaþýyla ya da o ontolojiyi tartýþýlýr kýlan bir fark üzerinden deneyimler kendini. Dilin kendine döndüðü, kendini seyretmeye döndüðü her hamle bir içkinleþme deneyimi ise kendi dýþýndan kendi sýnýrlarýný algýladýðý her yordam da bir aþkýnlaþma çabasýdýr. Burada dili özneden baðýmsýz bir varlýk olarak algýlarken bile dilin özneden kök salan bir kurgu olduðunu görmezden gelemeyiz. Bu özne ya bireyseldir ya da ötekidir. Ötekine ait olduðu yerde benmerkezcil bakýþla aþkýnlaþýr; kimi kez bu aþkýnlýk bir muðlaklaþma deneyimidir kimi zaman da özgürleþme eyleminin metasý. Aslýnda dil, fark üzerinden Heidegger'in dediði þekilde tartýþýlýr: varlýklarla Varlýk arasýndaki tartýþma. Dilsel eylem hem farký ortaya çýkaran hem de ayný anda o fark üzerinden aynýlýklar yaratan bir hareketlenmenin adýdýr. Dil öznel farkýn aynýlýklarýný da ayný anda gündemde tutar. Aynýlýklarýn yarattýðý anlamsal alan kendisini ortaya çýkaran fark'ýn yeðinlikler alanýndan beslenmeyi býraktýðý anda kavramsal'ýn ve aþkýn'ýn buyurganlýðýnýn tek tipleþtirici alanýna girer. Aynýlýklar bizzat özgöndergesel olduðu anda yeðinliklerin de özgöndergesel döngüye girmesi kaçýnýlmazdýr. Aynýlýklar ile yeðinlikler arasýndaki zar kalýnlaþýr. Bu zar kalýnlaþmasýný çözecek olan bir zar atýmýdýr! Aynýlýk göstergeleri ile yeðinlik göstergeleri arasýndaki sabitlenmeyi çözecek olan þiirin yine kendisidir. Öyleyse, varlýklarla Varlýk arasýndaki tartýþmada özgöndergesel döngüye giren dili açacak olan þiirdir. Fakat bunu biçimin göndergesel etkisinde yapmayý deneyecektir önce. Varlýk'ýn, aþkýn olan'ýn kendi özgöndergeselliðinde dönmeye baþlamasý dinsel sabitlenmeye neden olurken içkin dilin özgönderge-

Ama þiirin dilsel harekatý tam da bu deðil midir? Bahsettiðimiz üst-dil kavramý iktidarýn tahakküm dilini ve onun hizmetindeki edebi dil'i temsil ediyorken burada, þiirin müdahalesi tam da iktidarýn dilsel araçlarýnýn dýþýnda içkinliðin iktidarýna da yeltenmeden Ýlhan Berk'i de onaylýyor bir yandan. Çünkü kod dýþý her þiir dýþarýdan bakan için anlamsýz, içeriden o fark metafiziðini algýlamaya çalýþan ve empati kuran için anlaþýlýr olacaktýr. Her fark olgusu niteliðini karþýtlýðýndan alýr; daha doðrusu ikili karþýtlýklardaki her taraf karþýtýný da içinde barýndýrýr. Öteki dediðimiz zaman o ötekine karþýt olanýn da belirleyiciliði sözkonusudur. Ýçkin yapý, iliþkiye geçtiði aþkýn yapýyý da gereksinir. Jacobson'un önerdiði bu ikili karþýtlýklarýn sistematize edilerek kümelenmesi ve çerçevelenmesi iþlemiydi. Bu anlamýyla Jacobson sesbirimlerini sistematize etmenin kümelenmesi iþleminin sadece soyut özellikleriyle ilgilenmiþtir bir biçimci olarak. Týpký, Bakhtin'in diyalojik baðýntýlarý dýþarýdan kavramasý gibi. Oysa, ben ve öteki arasýndaki asimetrik olaysallýk bir iliþki biçimidir ayný zamanda. Polilektik, Jacobson ve Bakhtin'in çerçevelediði sistemin içsel baðýntýlarýnýn arasýndaki asimetriyi yalnýzca karþýtlarýn kendisinde deðil ayný zamanda o karþýtlarý birbirlerinden ve diðer karþýtlýk

baðýntýlarýndan oluþturan nitel farklýlýklar ekseninde görür. Her farklýlýk sonsuz sayýdaki karþýtlýðýn özgün baðýntýlarýndan oluþur. Þiir burada gestellung'u (çerçevelemeyi) bozandýr. Her poiesis hareketi, gestellung kýrýcý mistik bir yordamdýr. Þiir asimetrik iliþkiyi doðallayan olarak ortaya çýktýðýnda fark'ýn gizil evreni de ortaya çýkacaktýr. Her kapalýlýk bir açýklýðýn her açýklýk da bir kapalýlýðýn tetikleyicisi ve doðurucusudur dediðimizde polilektik güdülü þiirdeki ben ve ötekinin de dahil olduðu karþýtlýklar arasýndaki olay-oluþ'la ilgileniriz. Böylesi bir olay-oluþ'da fark kendini yineledikçe farklýlýk radikalleþir. Fark'ýn tekamülü tam da olay-oluþ'la anlamlandýrýlabilecek þekilde diyalojik iliþkinin çift taraflý olarak karþýtýný bir ayna-ben olarak algýladýðý kývrýlýp içe dönen bir oto-diyalojik söylemselleþmenin ifadesi olacaktýr. Çünkü her fark karþýndaki fark'ý ( ben ve öteki þeklinde de baksak farklý olmayacaktýr) hem kendinden görerek iletiþir hem de karþýtý görerek kendini sýnar. Her fark bir diðerinin aynasýdýr ki kendini sýnamasý bu ayna-ben üzerinden olur yani kendine kendini gösteren fark üzerinden dýþarýsýnýn içeride deneyimlenmesi. Bu bir olay-oluþ'tur ve doðasý gereði yinelenendir. Þiir bu yinelemeyi fark'ýn tekamülü üzerinden yaptýðýnda oto-diyalojikleþen söylemselliði sonsuz biçimde mutlaklaþtýrmýþ olacaktýr.

adý deðiþecek
Ayþegül TÖZEREN 10

EÞEYLÝLÝK KUYUSU
þu sývýyý dar aðýzlý bir kaba boþaltalým almaþýk küçücük yapraklý kapsül meyveli eskiden çile iplikleri ýlgýdýr ile ölçülürdü ne temas ýrklarý mý yeter artýk selahattin býkmadýnýz mý içi oyuk bir kütle bul su ile soðut ihtiyari borçlanma da iyi sonuçlar vermeyebilir iç organlarýmý saran yað þimdi size yemek oldu yardýmcý kuvvetlerden yararlanýlmasý geçici nitelikte deðildir servetin üretimini daðýlýmýný tüketimini inceleyen bilim teori ve pratik ve düþün ve eylem siktirin gidin bazý kelimeler bileþik olmadýklarý halde bileþik yazýlýr bazý insanlar ölü olmadýklarý halde ölü yazýlýr sahibi ölünce takýlmamasý þartýyla varislere býrakýlan bazý madalyalar tecavüz teriminin halk dilindeki þekli kahverengi hamurlu kýrmýzý renkli dik boyunlu "susman beni öldürecek bülent" susman beni öldürecek nurbanu söner gibi oldum parlaklýðýmý kaybettim içe göçtüm battým parlak durumumu ünümü kaybettim bir atlayýþ yaptýktan sonra yere düþme tarzýn bir þeyin derinliðini ayarlamaya yarayan bir þey iskiyonum aðrýyor diyebilirsem birden komik olabilirim fallop kemeri olmayan o insan iskeleti silahlý mücadele açmak niyetimi biliyordu çabul not al söylüyorum yerimi eþapman spiralini ayarlamak için ayar ibresinin itildiði yöndeyim sidik torbanýzý büyütmeyi öngören bir cerrahi müdahale bile güzelleþtiremez sizi artýk orda yutacaðýnýz her nasýr bir bitkinin etli meyvesine duyulan hasreti olgunlaþýnca muz olan bir incirin duyabileceði þekilde osuracaktýr ha ha ha baðlayamadým mý olsun pýr pýr uçarým bu þiirin son sözcüðü olamaz mý sizce osuracaktýr

tendürek
Yüreðin beygirlilerden olaný koþup kapýyor, kente dikine, o bunca kemer yýl uykusu çapkýn iki kaplan dekor geçmiþin bacaklarýnda hal bir gözde makam yürüyen eklem aðrýlarý ýrmaðýnda bileyli bir aþýk niþan almasý hava kalýplarýna ve ki imkan duran bir soluk yabanlamýþ namýyla gergin, hamarat saçlarýný böylece boðacak ansýzýn ve dikine haklayan baðlarýný tertipleyen yaþlý ve ut çalan kadýnlarýn hüznünden kanýyor uzakta inatlanabilirliðin kalbe ve þakrak bir özre Ýlgisiz, her an bir baþka kýmýldayan, kýmýldayan ansýzýn evlerde yukarýdan damlamýþ kollarý ve ki minareler kanar pencerelerinde. çocuk binalarýna koyu taþtan bir köþen okþanýrken adýmlarýna yakýn evvel bir habere basarak bakýþýn hep kendini özleyerek yaralarýný yalayan mevsimler bayýlýrlar ruhumuzdan aþkla fýþkýran huylarýna kendine merakta bir bakýþla bakmak hep yumruða çatýlmýþ duran yansýyan isyan damarlarýna kanýný arayan ay çiçeði gibi arayan, kanýna dönen yerlerden geçiþ olan, kanýný döken
yanýndan ayýrmayan, baþkalarýnýn en saklanýlan günahlarýna açýlan

merak. içinde bir pazar tutulmasý bütün anmalarýn yassýlýp içinden geçtiðin zamanlarda gevþeyip kalmýþ kaslarýn içinde buruþan kan kanlar abandýkça saygýlý, yaðýz ve üzülen aðzý hep külhani gözlü üstün.

Emre ÖZTÜRK Nazmi Cihan BEKEN

Düzelti

Ücra 31’de Hayriye Ünal’ýn ‘Þairin Dille Sýnavý: Kestiði dala binmek” adlý yazýsýnda kaynaklar kýsmýnda geçen ‘end notes’ ibaresi bir yanlýþlýk sonucu yer almýþtýr. Ücra 32’de Derya Vural’ýn ‘düþünce özgürlüðü’ adlý görsel þiirinin daha önce Monokl Dergisi’nin ikinci sayýsýnda yayýnlandýðý belirtilmemiþtir. Oluþan hatalardan dolayý adý geçen yazar, dergi ve özellikle okurlarýmýzdan özür dileriz.

OKU OKU OKU
Bülent KEÇELÝ
Serkan Iþýn ve sýfýr Serkan Iþýn'ýn yky'den çýkan kitabý bonus(nisan 2007) için son döneminde yazý üzerinden verili dizgeyi aþma çabalarýna tipik bir örnek diyebiliriz. Bunun ne derece yeterli olduðunu ise tahayyül edemeyiz. Serkan Iþýn kiþisel þiir dönemlerini kapatýrken eksiksiz kapatma telaþýna düþen bir þair, nedeni ise yeni þiir düþüncesine geçiþte zihninde kuþku kalmasýn istiyor. Kuþku kalmasýn dedikçe zihni daha çok askýda kalýyor. Zira metinsellik iþin içine girdiðinde yani görsel þiirin (bir anlamýyla imgesiz görsel þiirin!) aksi bir konum belireceðinden geçmiþi bir anlamda kendi þiir tarihini yüksüz atlatmak istiyor. Hakan Þarkdemir mükemmel kýsa þiir bahsinde, tabii modern epik kapsamýnda metinlerarasýlýk ve modern þiir yazma zihinselliklerini açýklarken modern kahraman öngörüsüyle bunu açýklamýþ buna Ýsmet Özel þiirinden dayanaklar belirlemiþti. Serkan Iþýn mükemmel kýsa þiirin modern ötesi ayaðýný temsil edenlerden biri (bu bahse ileride ki bir yazýda deðineceðiz ) diyebiliriz. Fakat kendi þiir dönemlerini geçerken eski þiir dönemlerine dair hiçbir þeyi hatýrlatmamasý ya da hatýrlatmak istememesi sýfýr bir geçmiþ olmasý isteðini gösterir. Sýfýr bir geçmiþle yeni þiir anlayýþýný yerleþtirebilir… Serkan Iþýn'ýn bonus'ta yeralan þiirlerinden istikbalde indirim baþladý sevgili (shf.23) bu anlamýyla moderne göndermeleri olan fakat þiir içi kaçýþlarýyla da tipik bir þiir. Malum Serkan Iþýn imge karþýtý bir þair, daha doðrusu yazýlý þiir için böyle düþünen biri, hal böyle olunca ister istemez imge arýyorsun bu þiirde, bir tür imge avcýlýðýna koyuluyorsun yani. Serkan imgeyi yenemeyeceðini anlayýnca onu parodileþtiriyor. Daha þiirin baþlarýndaki þu dize bana bunu bir hayli düþündürdü. 'çeyizlerine banýlýr da yenilir bir gelin' dizesinde gelin-çeyiz baðlamýndan faydalanarak yenme ve banma fiilleriyle evlilik iliþkisini kadýn yönüne kaydýrarak eksik ve negatif bir baðlaþýklýkla dizeyi oluþturuyor fakat bu iliþkiler bile isteye bir irade mantýðýyla askýda býrakýlýyor, Serkan Iþýn'ýn imge karþýtlýðýnýn son dönem þiirlerine giriþinin tipik bir örneðidir bu þiir. Ýmgenin kolay elde edilir yaný itibariyle bu ne demeksezorlanmadýðýný gösteren tipik bir örnektir. Serkan Iþýn böyle yaparak imgeye meydan vermeden imgenin tükendiðini göstermek istemektedir. Bu þiir ayrýca tüketim kültürüne de bir tepkidir. Son döneminde tepkisellik daha çok iþine yarayan þair bir taþla çok kuþ vurma iþine de girmiþtir. Bir yanda imgenin tükenmiþliði bir yandan tüketim kültürü masallarýna teslim edilen imgesellik kültü. Hal böyle olunca görsel þiir tarafýnda görüntülenmek istenen bir þair kalacak elimize. Serkan Iþýn bunu bile isteye yapýyor buradan þiirini görsel þiire aktarýrken kendini yazýlý þiirde 'imge bitti' için hazýrlamak istiyor ya da imgenin kullanýlýrlýðýna dair en absürd örnekleri göstererek imgenin iþlevinin tükendiðini anlatmaya çalýþýyor, elbette önce kendine. Doðru bir tavýr, önce kendin inanacaksýn imgenin tükendiðine. 'bana diyorsun ki orada,þu küspelerin oracýðýnda // bin yýllýk bahtýna kara çalýnmýþ bir peki kýzý yatar' dizelerinde ise küspe imgesiyle mekan imkanýný kýsýtlayan bir tavýrla karþý karþýyayýz. Burada hayal etmemizi engellemek isteyen bir þair tavrý var. Serkan Iþýn sanki bir nevi þiirsel sözle yazýlý þeyi görmemizi engellemek istiyor. O yüzden hayalimizi zorlayan imgelerden dizeler ve bir þiir meydana getiriyor. Görmemizi þiirde engelleme tavrý bir telaþ ürünü de olabilir. Bence bu öyle bir telaþ ki sanki görselliðe imge kalmayacakmýþ gibi düþünüyor. Küspe bilindiði üzere pancarýn iþlenmesinden sonra artan bir hayvan yemidir ve saklandýðý depolarda veya izbelerde öyle konaklamaya izin verecek kokuda ve durumda deðildir. Bununla þeker ve onun endüstriyel üretimleri üzerinden reklam kültürünün olumsuz yanlarý gösterilmek isteniyorsa bunda da pek baþarýlý olunduðunu söyleyemem kendi adýma. Burada kanýmca bir kýrsal mekan imgesini imgesellikten çýkarma adýna bir dize ve parodisi vardýr.Kýrsal mekana ait sembolleri kliþe olmayan fakat çok tipikte olmayan yer deðiþtirmelerle imgesizliðe yol açma çalýþmalarý diyebiliriz. Böyle yapýda þiirler bir deneysellik tavrý içinde veya bir retorik araþtýrmasý için yapýlabilir fakat bu gibi imgeselliksizlikler! yazýlý þiire ya da kendi deyimiyle konvansiyonel þiire elveda! diyen Serkan Iþýn'a yakýþtýramadýðým þeyler zira imgenin en güçlü dinamikliklerini de deðiþik þiir örneklerinde yakalayan (ki bunlarý yakýn zamanda yakýn zaman örnekleriyle göstermeye çalýþacaðým…) Hz. Hubble'ýn rüyalarýyla içimize þiiri yazýlý zihinsellikle ve hareketli imgeyle dolduran bir þairdir Serkan Iþýn. Son kelamda ise Serkan ýþýn bu kitabý ve bu þiiri reklam kültürünün yarattýðý içi boþ imgeli sözcüklere bir karþý propaganda tabiri caizse bir karþý saldýrý olarak da nitelendirilebilir fakat bunu imgenin tükenmiþliði! üzerinden yapmak ve imgenin iþlevsizliðinin bir þekilde göstergesi kýlmak imgenin revize imkanýna inancý azaltacak ve yeni þiiri bir araçtan mahrum býrakacaktýr. Ýzzet Yasar ve en 'son þiir'den Ýzzet Yasar'ýn ölü kitap(tan, kasým1982) ýný her elime aldýðýmda okumaya son þiir (shf.31)den baþlarým. Ýzzet Yasar'ýn bu þiiri anlam itibariyle iki binlere ve ikinci yeni mantýksal düzlemine çok yakýn bir þiirdir. 'baba ve kaþýkla beslediði sanatçýlarý//hamaratlýklarýyla kalacaktýr' dizeleri þairin þiire inancý tarihsel olarak gelinen noktada sorguladýðý farklý bir þiirdir. Belki de bu yüzden son (þiir) ön kelamýyla ismedilmiþtir veya kitabýn son þiiri olmasý bu

yüzdendir. Belki bir daha böyle bir iktidar þiiri yazýlýr mý’yý mimlemek için yazmýþtýr. Belki de þiir yazmanýn düþünsel ve pratik anlamda týkanmasý nedeniyle bunu böyle belirlemiþtir. Birinci yeni þiirinin geldiði veya dayanýp týkandýðý yeri belirlemek açýsýndan böyle yazmýþtýr. Babanýn yani iktidarýn belirlediði þiirin dayanaklarýný hamaratlýk imgesiyle hatlaþtýrmýþtýr. Hamaratlýk içine iktidarýn meþru kýldýðý bir çalýþma ve sonucuna dayanan her türlü þiir yazma edimini katabiliriz. Bunu þiirin ikinci bölümüne de taþýmýþtýr. Yeraltý olmayan ve inancý kabul görecek muhalefetle karþýlaþmayacak bir edimdir de bu .Ýktidarýn belirlediði þiir alanlarýnda ve gösterdiði düþünselliklerde bir þiir ve yazma tavrý belirlenmiþ ve buna itirazý olmayan bir sanatçý topluluðu tarafýndan bu yerine getirilmiþtir. Ýkinci bölümde ise 'hamaratlýðýnla kalacaksýn//gözü tek ve tek ücralý okur' diyerek bu sefer bu þiirin okuruna yönelerek ona da cumhuriyetin þekillendirdiði okur imasýný yaparak onu da bu hamaratlýk imgesiyle belirleyerek yani okuru da meþru kýlarak yeni þiirde sadece bir yönden þiire bakan þiirin geldiði yerin parçalanmýþ ve sabit bir okumayla dahil ettiði alanlarýn ötesine geçmeyen veya geçemeyen bir okur olduðunu söylemiþtir. Bu yapýsal bir edimin de kabulünden yana bir birlikteliði öneren bir tekilliktir. Bu tekillik tek ücra mekanýný þaire göstermiþ olacak ki okurun böyle bir okumada etkileþim sýðlýðýna düþeceðini öngörerek bölümü noktalamýþtýr. Yaþadýðýmýz hayat ise gözü tek deðil gözü pek olmamýzý isteyen bir yerdir. Þiirin karþý tavrý da burada þekillenebilir. Þiir eninde sonunda muhalifliði ile somutlanacak bir yapýdýr. Burda okura ve yazara bir diklenme çekinmeden hissedilmektedir. Muhaliflik anlam katmanýnda þekillenebileceði gibi biçim veya beden yönünde de þekillenebilir. Muhaliflik sadece anlam veya öz katmanýnda yer alan bir davranýþ deðildir. Þiirin son bölümünde ise þiirin yeni dinamiklerinin artýk bu yavan ve týkanmýþ þiirden koptuðunu bunu da Ece Ayhan'ýn haber verdiðini söylemiþtir.Hem de çok önceden 'inceldiði yerden kopup giden bir þiir//h…ece olduðunu önceden haber vermiþti Bunlar olurken babayý dinlemeyen bir güruh aslýnda kendi hamaratlýklarýný geliþtirip þiirin yeni yerlerini keþfetme uðruna arayýþlara giriþmiþti. Ýzzet Yasar bu þairlerden olduðu için bir haber þiir yazmýþtýr bir anlamda. Haber þiir aslýnda gecikmiþ bir haberdir çünkü Ýkinci Yeni’yle veya Ece Ayhan þiiriyle hesaplaþmasýný tam manasýyla verememiþ bir þiirden bahsedilmektedir. Bu þiirin yazýldýðý dönemlerde Ece Ayhan þiiri bir muamma halinde ortalýkta duruyordu. Ne dili çözülmüþ ne de gramatik estetik çözümlemeye uðraþýlmýþtý. Son dizedeki hece ve ece birleþikliði (h…ece) aslýnda Cemal Süreya'nýn 'þiir geldi kelimeye dayandý' cümlesinin artýk aþýldýðýný veya aþýlmasý gerektiðini bildiren artýk kelimenin de parçalandýðý bir þiir tavrýnýn oluþtuðunu söyleyen bir dizedir. Gelecek o günün okuruna dizenin de parçalandýðýný gösterecektir.

LÝSE TASVÝRÝ
Ayný kandil simitleri Süpürgeli ayýn miracý Tüy nakýþlý teninden Eski kadýn nine Koruk taþ parçalar Kozadan bozma eski yapraklarý Lehçen entarili palyaço çocuk Eskiz verdim sirozdan Aksi verilen nefesten deri fayton Aspirin çiðnedim plastik gres yaðlarýyla Þýra kaynatan içime düþtüm arý Sýfýrý kýrýlmýþ on olsam keþke Gökkuþaðýna kravat baðlasam Barkotlarý karalayýp, tanrýyý yoldan çýkarsam En yoksul balýk ben olsam berekette Taþ plak kaydýrýp bayat bir ünsüz harfte Sulh güvercinleri elemtera salkýmlarý Akþamüstü bulutunu daðýtan minare Kulaklarýna parmak týkayan ezan Gafil haramýný lodosuma býrakýr helali Dýkýz yaðmurun ibadeti Münafýk ayakkabýdan kokan Ýslam Kimseye vermem ben uysallýðýmý… Hasan DEÐER

SEYLÂP
Aynalý yastýklardan yansýr rüyalarým, Güya acý deðil,siðil kýrýntýsý sevgi diye gýptaladýklarým. Kökünde taslak kalaðý,kafatasýnýn dikiþ yerlerinde zonklayan. Gözü dönmüþ bir fuþya artýðýnda ellerime kaynayan Yüreðim Kabzalarýndan sýyrýlan nabýz daha kabýz Boþuna vuruyor delice hayat kýyýlarýna… Akran iðneleri deha sýracalý kýrýlan cambaz pedalýnda salýnan,sallanan korku Sürgülerine peþtamal takýp saklanýyor hüzün içlerine Eþlenik haliyle, Sayýnýn suyundandý hamuru,kýrlentlerinde lekesi kalmýþ aþkýn Yýllarý yularýný aþkýn Kelimelerin dinlencesi noktalamalarýnda… Divitlerin kana bulandýðý hokka,buladýðý kanýksanmýþlýklar. Çalkalanan bulutlarda köpüren bulanýk yaþlar, Seneler,kenelerden kemirgen… Ýz yerinden diz baðýna tutkunlaþan yosun törpüler… Kökü bende,dalý yarýna baðlý,çöpü sünepe Yara bende,kabuðu kimbilir nerde? …Suda kuduruyor geçmiþim… Hasan KARAYEL

KESÝTLER
Rehabilitasyon 5
Yemin olsun g ý n a t e ý z g ý n a o k ý z g ý þ i o k ý z t e þ i o k n a t e þ i g ý n a t e ý z g ý n a o k ý z g ý þ i o k ý z t e þ i o k n a t e þ i g ý n a t e ý z g ý n a o k ý z g ý þ i o k ý z t e þ i k ý a t e þ i o ý n a t e þ z g ý n a t k ý z g ý n i o k ý z g e þ i o k ý a t e þ i o ý n a t e þ z g ý n a t k ý z g ý n i o k ý z g þ i o o ý z t e þ i o k n a t e þ i g ý n a t e ý z g ý n a o k ý z g ý þ i o k ý z t e þ i o k n a t e þ i g ý n a t e ý z g ý n a k ý z g ý n i o k ý z g e þ i o k ý a t e þ i o ý n a t e þ z g ý n a t k ý z g ý n i o k ý z g e þ i o k ý a t e þ i o k i e a ý z k i e a ý z k i e a ý g ý o þ t n g ý o þ t n ý z k i e a ý z k i e t n g ý o þ t n g ý

Saba KIRER

o þ t n g ý o þ t n g ý o þ t n g z k i e a ý z k i e a ý g ý o þ t n g ý o þ t a ý z k i e a ý z k

ý o þ t n g ý o þ t n g ý o þ t n ý z k i e a ý z k i e a n g ý o þ t n g ý o þ e a ý z k i e a ý z

z k i e a ý z k i e a ý z k i e a n g ý o þ t n g ý o þ t a ý z k i e a ý z k i þ t n g ý o þ t n g

g ý o þ t n g ý o þ t n g ý o þ t a ý z k i e a ý z k i e t n g ý o þ t n g ý o i e a ý z k i e a ý

ý z k i e a ý z k i e a ý z k i e t n g ý o þ t n g ý o þ e a ý z k i e a ý z k o þ t n g ý o þ t n

n g ý o þ t n g ý o þ t n g ý o þ e a ý z k i e a ý z k i þ t n g ý o þ t n g ý k i e a ý z k i e a

a ý z k i e a ý z k i e a ý z k i þ t n g ý o þ t n g ý k i e a ý z k i e a ý z ý o þ t n g ý o þ t

t n g ý o þ t n g ý o þ t n g ý o i e a ý z k i e a ý z ý o þ t n g ý o þ t n g z k i e a ý z k i e

e a ý z k i e a ý z k i e a ý z k o þ t n g ý o þ t n g z k i e a ý z k i e a ý g ý o þ t n g ý o þ

þ t n g ý o þ t n g ý o þ t n g ý k i e a ý z k i e a ý g ý o þ t n g ý o þ t n ý z k i e a ý z k i

i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i o k ý z g ý n a t e þ i çaresiz göreceksiniz!

e a ý z k i e a ý z k i e a ý z k o þ t n g ý o þ t n g z k i e a ý z k i e a n g ý o þ t n g ý o

þ t n g ý o þ t n g ý o þ t n g ý k i e a ý z k i e a ý g ý o þ t n g ý o þ t a ý z k i e a ý z k

i e a ý z k i e a ý z k i e a ý z ý o þ t n g ý o þ t n ý z k i e a ý z k i e t n g ý o þ t n g ý

o þ t n g ý o þ t n g ý o þ t n g z k i e a ý z k i e a n g ý o þ t n g ý o þ e a ý z k i e a ý z

k i e a ý z k i e a ý z k i e a ý g ý o þ t n g ý o þ t a ý z k i e a ý z k i þ t n g ý o þ t n g

ý o þ t n g ý o þ t n g ý o þ t n ý z k i e a ý z k i e t n g ý o þ t n g ý o i e a ý z k i e a ý

z k i e a ý z k i e a ý z k i e a n g ý o þ t n g ý o þ e a ý z k i e a ý z k o þ t n g ý o þ t n

Bülent KEÇELÝ Murat ÜSTÜBAL

M.Ü.: Bizim daha çok üzerinde durduðumuz konular teorik konularmýþ gibi görünse de, aslýnda Türk þiiri'nin kendi geleneðinden bugünlere gelen olgunlaþma ve evrim süreçlerini de görerek somut bir zeminden de gitmemiz lazým. Biz ilk Ücra'dan itibaren geleneðin somut zeminini Ýkinci Yeni ile kurduk. Bir anlamda ilk Ücra dönemi Ýkinci Yeni'yi de aþma dönemiydi; Ýkinci Yeni'yi belirginleþtirme ve anlama yoluyla baþka bir þiire kayma dönemiydi. Tabii biz burada geleneði yok sayma adýna deðil de tartýþýlýr hale getirme niyetiyle geleneðin üzerine gitmemizin ana amacý somut zemindeki iþe yarar doneleri almaktý. Yoksa geleneðin putlaþtýrýlmasýyla karþý karþýya kalacaktýk. Bizden önceki þiir anlayýþlarýnýn Ýkinci Yeni'ye fazlaca baðýmlý olduðunu gördüðümüzde rahatsýz olmuþtuk aslýnda. Ýkinci Yeni'yi tartýþýrken ister istemez Ýkinci Yeni þairlerinin þiirlerini oluþturma süreçlerini incelediðimizde bunun hala tamamlanmamýþ bir süreç olduðunu gördük. Ýkinci Yeni bize tamamlanmamýþ süreçler üzerinden bir þiir sundu. Biz bu tamamlanmamýþ süreçlerin ardýlý olma iþini üstlendik. Ama tabii Ýkinci Ücra dönemi biraz daha bu süreçlerin olgunlaþýp sona erdiði, oradan yeni bir biçimle yeni bir yapým sürecinin yani bir yapbozyap'ýn son yap sürecinin oluþtuðu bir þiiri de bize sunmaya baþladý. B.K.: Ýkinci Yeni'nin bu varoluþ sürecinin bu kadar uzun sürmesinin sebeplerini de araþtýrmamýz gerekiyor ki bunu ben þöyle düþünüyorum, Ýkinci Yeni ilk çýkýþýnda sürekli politik tepkiselliklerle karþýlaþtý. Politik tepkiselliklerin nedeni ideolojikti; bu ideolojiyi aþmalarý gerekiyordu. Aslýnda, yapýlan þey dil üzerinden bir manifestoydu, bir bildiri deðil elbette ama dil üzerinden geliþen bu süreç zamanla kendisini gerçekleþtirdi ve varoluþunu tamamladý diyebiliriz. Yani son dönemine girdi Ýkinci Yeni. Bu son döneminde Ýkinci Yeni'nin gerçek olgusal çözümlemesinin meydana çýktýðýný görüyoruz. Aslýnda Ýkinci Yeni'den çýkýþýn bir modern eleþtiriyle olabileceðini de göstermeye çalýþtýk. Ýkinci Yeni bir modern algý tanýmlamasýdýr. Bu tanýmlamayý çözümlemeye giriþtik. Bu tanýmýn aslýnda boþa çýktýðýný da göstermeye çalýþtýk. Ýkinci Yeni gerçekte tanýmsal anlamýyla yok. Dil içindeki bir aþama kaydediþ veya merhaleydi Ýkinci Yeni, bir süreçti yani. Bu süreci iki binlere geldiðimizde daha iyi yaþýyoruz dilsel sürece baktýðýmýzda. Tek tek isimleri sermek istemiyorum ama Sezai Karakoç'un mistik absürde varan þiirsel zihinselliði bugün bizi farklý bir mistik yapýya getirdi. Bu bir dilsel süreçti. O günün þartlarýnda politik tepkisellikle karþýlanýþý dilsel geliþimin görülmesini engelledi bir bakýma. Bu yapýyý bizim ortaya çýkarmamýz gerekiyordu. Ýlk Ücra'da yapýlan buydu. Ýkinci Ücra'da aslýnda Ýkinci Yeni'nin aþýlmasý gerekliliðini, senin deyiminle aþýrýlaþtýrarak aþýlmasý gerekliliðini bir þiirsel olgunlaþma üzerinden gösterilmesidir. Buna da yön verecek Ücra'da yayýnlamayý düþündüðümüz þiirler olacaktýr. Ellili ve altmýþlý yýllara bakarak yetmiþli, seksenli ve doksanlý yýllarýn boþa geçtiðini düþünüyor olabiliriz. Ýþte iki binler bunu da ortaya çýkarýyor aslýnda.

buradan geliyor. Folklor þiire düþman meselesinin temeline indiðimizde o dönem için anlaþýlamayan þuydu, dilin tüm toplumsal ve sosyal yapýlanma ve örgütlenmeleri yönettiðiydi. Bunun farkýna varýlsaydý ve bunun üzerinden bir anlayýþ sergilenseydi Ýkinci Yeni seksenler ve doksanlarda çok daha farklý görülebilirdi. Burada Ýkinci Yeni þairlerinin de çok bilinçli olmadýklarýný görmek lazým. Ýkinci Yeni þairleri þiirin ve þairaneliðin üzerinden giderek dilin öneminin farkýna vardýlar. Þu andaki konsept ise çok farklý. Bizim yaptýðýmýz þey aslýnda dilin her þeyi yöneten bir unsur olduðu, insanýn nesnesi ve aracý haline gelerek bütün toplumsal, sosyal ve hatta þiirsel süreçleri de yönetenin dil olduðu ve þiirle yapýlmasý gerekenin de dile yönelik bir saldýrý olmasý gerektiðiydi. Biz böyle bir bilinç sergiledik bu konuda. Seksenler ve doksanlar böyle bir bilinci sergileyemediler. Onlar daha çok Ýkinci Yeni'nin þairane tarafýyla ilgilendiler. Dolayýsýyla, kendi içinde ivmelen, kendi içinde dönen bir þiirle dönemin sinik halini de emerken yapmalarý gereken asýl çýkýþý yapamadýlar.

Önemli olan o kapalý gibi görünen dilsel yapýya saldýrarak, içine dilsel müdahaleler yaparak ve onunla didiþerek açýmlamaya çalýþmak.
B.K.: Söylediðin dilsel süreç çok önemli. Altmýþlar bilinçli olmasa da bir dilsel aþama kaydettirdi toplumun dilsel jargonuna. Toplumun diyorum çünkü burada toplumu da es geçmeden bu okumayý görmemiz lazým. O dilsel süreç kendi içinde dramatik bir þekilde kendi içinde geliþti ve bugüne geldi. Günümüzde konsept gerçekten farklý. Neden farklý? Artýk teknoloji daha yoðun bir þekilde kendini gösteriyor, yaþantýmýzýn her alanýna müdahale edecek þekilde hatta. Þiir burada ortaya çýkýp teknolojiye olan karþý çýkýþýný yapýyor. Dilin kendi iktidar janrý da, düþüncesi de buna izin vermiyor. Bu düþünceden yola çýkarak aslýnda Ýki binlerdeki bu aþýrýlaþtýrmaya veya aþýp aþmadýðýna bakabiliriz. Dilsel sürecin buraya gelip gelmediðine bakabiliriz. Burada görsel þiir ya da bazý þiir yazma teknikleri ortaya konulabilir; fakat kendi tezim bu iþin bir okumaya dayandýðý. Görsel de olsa, teknolojik de olsa veya deðiþik þiirsel yazma tekniklerini biz kullansak bile bu iþ eninde sonunda okumaya dayanacak, biz bu iþin üzerinden gidebiliriz. Þöyle bir þey hatýrlýyorum Yorumlarýn Çatýþmasý'ný okurken. Aristo'dan bir söz: Her þey Hermenia! Her þey aslýnda kapalý. Biz bu kodlarý çözmek zorundayýz. Bu rüya da olsa kapalý somut da olsa kapalý. Þiir sonuçta kapalý bir þey. Neden kapalý olduðunu tartýþabiliriz. Hem dilsel, hem politik hem de poetik. Tartýþma bunlarýn üzerinden gitmesi gerekirken buralardan gitmedi yetmiþler, seksenler ve doksanlarda. Ýsimlerin üzerinden ve bu isimlerin kendine dönüklüðü ve bireyselliði üzerinden gitti. Buradan da çýkýþ bulamadý. Doksanlarý da bu çerçevede anlatabiliriz ama doksanlarda önemli bazý þairleri de görebiliriz. M.Ü.: Hermenia meselesinde dilin her daim hermetik olduðu önemli. Günümüzde bu þöyle yorumlanabilir, dil bir akýþkanlýðýn içinde. Dil bu akýþkanlýktan koptuðu zaman kendi kapalýlýðýný ve iktidarýný da üretmeye baþlýyor. Yani, bir dönem ve bir an için ortaya konan bir dil yapýsý o dönemin, sürecin koþullarý geçer geçmez, geride kalan dil yapýsýyla karþýlaþtýrýldýðýnda hermetik olarak algýlanabiliyor. Önemli olan o kapalý gibi görünen dilsel yapýya saldýrarak, içine dilsel müdahaleler yaparak ve onunla didiþerek açýmlamaya çalýþmak. Bu anlamda kapalý þiir diye bir þeye inanmýyoruz derken bunu kast ediyordum. Kapalý þiir diye bir þey yok, kapalý býrakýlmýþ þiir var. Seksenlerin þiiri örneðin bu kapalýlýðý yaþadý. Mistik þiir üzerinden bakýlýrsa böyle yorumlanabilir. Daha çok yorumsal anlamda kapalý olarak algýlandý. Kapalýlýðý daha dinamik bir karýþtýrma aracý olarak kullanabiliriz.

Her þey aslýnda kapalý. Biz bu kodlarý çözmek zorundayýz. Bu rüya da olsa kapalý somut da olsa kapalý. Þiir sonuçta kapalý bir þey. Neden kapalý olduðunu tartýþabiliriz. Hem dilsel, hem politik hem de poetik.
M.Ü.: Ýkinci Yeni'nin dille yapmaya çalýþtýðý þiiri dönüþtürme çabasý, aslýnda bilinçsizce yapýlan bir þeydi de. Baþarýsý da

B.K.: Ýmgeyi aþamadýlar belki. Ýmgeyi aþamadýklarý için kliþeleþen veya kalýplarý belli olan bir imge yapýsý vardý. Mistik derken þunu anlatmaya çalýþýyorum. Mistik hermenia'nýn, hermeneutiðin de bir anlatýmý benim için. Hayat da kodlar üzerinde aslýnda. Þimdi biz bu kodlarý aþmaya çalýþtýkça yine kodlar çýkacak önümüze. Aslýnda kodlarý kendimiz yaratacaðýz. Bu kodlarý deðiþtiremezsin; sen buna somut da desen, biçim de desen, rüya da desen , kapalý þiir de desen bu kodlarý aþamazsýn. Kodlarý aþtýðýný söyleyen biri varsa gelsin anlatsýn bana. Bunun bilimsel bir açýklamasý yok, doðasý gereði böyle. Mistik derken bunu anlatmaya çalýþýyorum. Bu kodlarý sen þiirle daha naifleþtirmeye çalýþýyorsun ama görünen þey onun naif olmadýðý. Kelimeleri katýyorsun olayýn içine, içeriðine. Kelimelerin yetmediði anda yeni kelimeleri devreye sokmak kapalýlýðý çaðrýþtýrýyor. Kelimelerin anlamýný bilmiyorsun, gramatik yapýnýn anlamýný bilmiyorsun. Bunlarý çözmek için þiire ihtiyaç duyuyorsun.

ellilerin ortasýndaki ve altmýþlardaki o serbestiyet Ýkinci Yeni'nin ortaya çýkýþýna sebepse, seksenlerdeki bu kapalýlýk bastýrýlmýþ ve kýstýrýlmýþ þiire sebep deðil mi yani? Tam tersini mi düþüneceðiz. Ben böyle düþüncelere ihtimal vermeyen biri olarak bunu soruyorum. M.Ü.: Tabii ellilerdeki, altmýþlardaki serbestiyeti düþünerek söylersek, her düþünce nüvesi kendini özgür ve baðýmsýz bir zeminde ifade etmek ister. Bana göre, Ýkinci Yeni'deki varoluþ düzlemi þairanelikle beraber gelen bir kayýtsýzlýkla oluþtu. Fakat seksenler ve doksanlar Ýkinci Yeni baskýsý altýnda var olmaya çalýþtýlar. Seksenlerin çaresizliði ideoloji üzerinden teori üretememeleri. Ýdeoloji insan faktörünün ortaya çýkýþýyla bocalamaya baþlayýnca, þairler de sahip olduklarý ideolojilerin ekseninde bunu betimleyemeyeceklerini anladýlar. Artýk daha bireysel ve onun gerektirdiði kendilerine ait bir poetika ile þiir üretmeleri gereken bir dönemde ellerindeki veriler ve malzemeler buna yeterli deðildi. Þu anda bize teknolojinin sunduðu olanaklarýn yanýnda o kadar çok kitap çevrildi ki moderne ait! Modern ötesi ve modern eleþtirisi olarak. Bizim þansýmýz Ücra dergisi'nin oluþturduðu teorik zemin üzerinden konuþabilmek! Seksenlerin ve doksanlarýn ilk dönem þairlerinin þiire ait böyle bir teorik zeminleri yoktu.

Mistik hermenia'nýn, hermeneutiðin de bir anlatýmý benim için. Hayat da kodlar üzerinde aslýnda. Þimdi biz bu kodlarý aþmaya çalýþtýkça yine kodlar çýkacak önümüze.
M.Ü.: Kelimelerin yetmemesi iþlevlerinin yetersiz oluþundan. Kelimeye iþlevsellik katan yaþamýn kendisi. Biz yaþamýn akýþkanlýðý içinde bir anlamda hermeneutiðin içindeyken o hermeneutiðe karþýlýk gelecek dilsel yapýlarýn yetersizliðiyle bu iþe giriþiyoruz. Kesinlikle tamamen anlamsýz kapalý kelimeler yaratmak deðil yani. Sahip olduðumuz anlamsallýða karþýlýk gelecek kelime ve yapýlarý ortaya çýkarmaya çalýþýyoruz. Bu anlamda kelime fetiþ bir olgu olarak deðil de, daha çok eðilip bükülebilen, kullanýlabilir plastik bir malzeme olarak çýkýyor karþýmýza. B.K.: Kelimeyi açýlýmýn unsuru olarak görebiliriz ama seksenlere giriþte benim söylemek istediðim þu. Ýsimler bazýnda da gidilebilir elbette. O dönemde Üç çiçek çevresi önemli þairler üretmiþtir. Ama dayanaklarý yine Ýkinci Yeni idi. Ýkinci Yeni'den ileriye geçmenin þeklini þemalini aramaya giriþtiler. Üç Çiçek boþuna Üç Yeni diye adlandýrýlmadý. Fakat bu þairlerin bu iþi tam kotaramadýklarýný görüyorum. Kendi bireyselliklerine dönmek zorunda kaldýklarýný görüyorum. Çünkü o dönemin politik yapýsý buna zemin hazýrlayacak, bunu geliþtirecek bir yapý deðildi. Kiþiyi politiklikten uzak tutan bir yapý vardý. Az çok o dönemi takip eden biri olarak söylüyorum. Ama seksenlerin sonuna geldiðimizde o politik duvar aþýldý; yavaþ yavaþ insanlar þiirin poetikasýna ermeye baþladýlar. Oradaki poetik eksiklik seksenlerin sonunda tamamýna varmaya çalýþtý. O dönemin dergileri Gergedan'ý, Argos'u, Þizofrengi'si bunun üzerinden gitmeye çalýþtýlar. Avangard bir yolla da olsa. Bunu da aþma aracý haline gelebildiklerini görebiliyorum þahsen. Ama baþlangýçtaki o sinik yapý neden oluþtu? Politik bir nedendi bu. Þiir içi nedenlerden senin de bahsettiðin içe dönüklük bunun nedeni olabilir; ama daha geniþ anlamýyla baktýðýmýzda acaba

Kelimelerin yetmemesi iþlevlerinin yetersiz oluþundan. Kelimeye iþlevsellik katan yaþamýn kendisi. Biz yaþamýn akýþkanlýðý içinde bir anlamda hermeneutiðin içindeyken o hermeneutiðe karþýlýk gelecek dilsel yapýlarýn yetersizliðiyle bu iþe giriþiyoruz. Kesinlikle tamamen anlamsýz kapalý kelimeler yaratmak deðil yani.
B.K.: Ellili ve altmýþlý yýllarda bahsettiðin þekilde bir teorik zemin vardý aslýnda. Cemal Süreya'nýn veya karþýt görüþte Asým Bezirci'nin, belirli bir dönemden sonra Hüseyin Cöntürk'ün… Seksenlerin þanssýzlýðý bence de bu. Teorik alt zemin o depolitikleþmeden dolayý oluþamadý. Seksenlerin sonunda o kýstýrýlmýþlýk daðýlýnca bu zemin kurulmaya baþlandý. Doksanlar bu yüzden kendini oluþturamadý. Çünkü bir baþlangýçtý, aslýnda oluþturmaya baþladýðýný söyleyebiliriz. Fakat bir akýntý oluþturamadý. Çok fazla sulanan bir aðaç düþün, su verildikçe dallar fýþkýrdý; fakat bu çeþitlenme bütünlüðü elden kaçýrdý. Bütünlüðü kaçýrdýkça aslýnda iki binlere geldik. Ama kendimi þanslý addediyorum, o bütünü gördüðümü düþünüyorum. Orada kimleri okumam gerektiðini görerek iki binlere vardýðýmý düþünüyorum. Seksenleri de bu yüzden daha iyi çözümlediðimi söyleyebilirim. Buradan o dilsel sürecin nasýl sekteye uðradýðýný, seksenlerde nasýl içe döndüðünü, gerçekten yetenekli þairlerin olduðunu ama bunun bir türlü Ýkinci Yeni sonrasý bir aþamaya geçemediðini görüyoruz. Doksanlarda bu ayyuka çýkmýþtý ama bu dallanmadan dolayý çok fazla görülememiþ olabilir.

Sayý: 33 Ocak-Þubat 2010

Office Dizgi & Grafik