You are on page 1of 27

Praksis (1) 2001, 33-59.

Post-Marksist Siyasetin Sefaleti:



Radikal Demokrasi

Sevilay Kaygalak

Girl! sel-toplumsal surec konulanndaki Marksist teori ve onun sosyal bil- klasik Marksist oncullerden uzckimler alarundaki bilimsel yontemi la~mCIyl oneren bu yakla~Im, gerolan "tarihsel materyalizm" bugii- ~eklikte verili hicbir duzen olrnrrdine kadar ~ok srryido elestirinin he- Qlru ve onun tamamen soylern yodefi olmustur, SaQln liberal, muha- luyla keyfi bicirnde cnlcmlcndifazakar, milliyetci ve benzeri ke- nldI91ru ileri surmektedir, Buna gosimlerinin yaru sire kendisini sos- re, ger~ekligin i~inde zorunlu ili~yalist politika i~inde konumlcndi- Idler doguracak hi~bir nedensel ranlann Marksizmin SIg ve dog- hiyerar~ yoktur, onun yerine, soymatik yorumuna dayah ele~rileri 1em, eldemlenme ve rastkmtisalbk: de bunlar arasmda onemli bir yer gibi kategoriler ger~ekligin bicimtutmaktadIr. Marksist teoriye yone- lenmesinde etkili olmaktadIr. Fellik bu ikinci tur ele~tiriler, ozellikle sefi nitelikteki bu savlann politik Yeni Sa9m (Liberal Muhafaza- duzeydeki kar§IhQl ise, i~~i simfikorhk) 1980'lerdeki yiikseli~iyle bir- run ontolojik merkeziligine (uretim likte gerek akademide, gerekse ili§Idleri i~indeki konumuna bagh sol siyaset i~inde oldukco etkili 01- . olarak) dayanan smrl politfkcsi yemus, sosyalizm mucodelesi gerile- rine, soylem yoluyla (hegemonik dikce giicunu orttirmis ve Marks- olarak) bir araya getirilmi§ ~e§itli izm korsm bir konuma savrulma- . toplumsal faillerin demokratik mu-

run basamaQl olmustur, cadelelerinin trmmmcsi olmustur.

Son donernde siyaset bilimi disip-

if'! lininde devIet, demokrasi, toplumsal degi§im surecleri uzerine yapilan ~ah§malarda sikco gondermede bulunulan "radikal demokrasi" ve bu kcvrcmscllcsnrmarun dayandIQl teorik ~e~eve olarak post-Marksizm de, boyle bir rakla§Im olarak ortaya ~:Umu§br. Ozne, nesnellik, toplum ve tarih-

Yeni Sag ideolojinin ve neo-liberal ekonomi politikalanrun saldIrgan boskiei altmdaki 1980'lerin belirsiz ve toplumsal muhalefet gii~leri ccismdcn umutsuz ortcmmdc'U gii~lenerek gerek akademideki sol ~evrelerde, gerekse de solun siyasal pratik i~inde yer alan kedrolan arasmda etkili hale gelmi§ 0- Ian post-Marksizm, ozellikle siya-

Post-Mark.s1st Siyaset1n Sela1eU: Radikal Demohasi

sal pratik alarunda yaratbs}l etkiyi Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe' a borcludur. Bu yazarlann ortak yaymlan olan Hegemonya ve Sosyalist StrateJi: Radilcal Bir DemoJaasiye Do~ru -Hegemony and Socialist Strategy: Towards a Radical Democracy- (992) adh ldtap ba§ta olmak uzere yapbklan tUm crahljmalar. post-Marksist bir ele~tiri temelinden yiikselen yeni bir pol1tlk tasanrru inlja etmek achna kaleme chnmistir, Bu. 'sosyalist bir demokrasi olduQu' tddicsim da talj1yQn Radikal Demokrasi (RD) projesidir.

Bu yaZl, sOz konusu projenin ve onun dayench!)I teoTik zemlnin bir deOerlendirmesi olacakhr. 11k olarek post-Marksizmin teoTik ve politik oncUlleri uzerinde caaca durulacek(2l, sonrasmda RD'nin genel teorik crercreves1 ortaye konmaya ve tarbljllmaya crahljllacakbr. Aynca cralll~mada RD'nin, ayru zamanda sosyalist bir niteliOinin olduQu Ijeklindeki iddiaya, sosyal1st bir demokrasiden ne anlaljllmaSl gerektiOi ve tarihseJ olcrck demokrasi ve 811ufiar mucadelesi arasmdaki ililjki dogrJ.ltusunda yomt verilmeye crah;llacakhr. Burada temel olarak 1ld amaer giidOlrnelctedlr; 11ki, Laclau ve Mouffe'un Marks1zm diye sunduklan ve eleljtiriJerinin ode!)Ina koyduklan ,eyin, ashnda bu teorinin crarpItllm11j ve kabalaljbnlmJ:j hir karikcti1rU olduOUnu gOstermek; diOeri ise yazarlann sosyalizm odina sawnduklanrun alhnda IOsyalist politikayJliberalle,tirmek ve ilJcri S1- runrun mucadalelerinden uzaklafJbrmak olduOUnu ortaya koymakbr. Bu cimacrlar doOrultusunda yaZl gelifjtirilirken ekonomi-siyaset ililjkisi, 11jcr1 Slrunrun sosyal1zmdeki rolu, 81ruf mucadelesi-demokras1 ililjk1si, devletin mnifsal karakteri ve BOsyalist demokrasi gib! konulara da deOinilecektir.

1. Teortk va PolJtlk Oucimer

Guniimuzde Laclau ve Mouffe l1e birlikte. Barry Hindess, Paul Hirst. Antony Cuttler, Athar Huslain, Gareth Stedman Jones gib1 genilj bir akademisyen crevre icrtnde kabul gOren post-Marksizm. ideoloji ve politikC}'l ekonomiden va l1rufaal ilifJkilerden uzaklafjtlfan bir yaklalj1m olarek, esamnda Marksist teorinin iljcr1 mrunrun Onc'ii1uOil, uretim tcrz; ve ililjkilerinin bel1rleyic1l1Oi, proletarya diktatOrluOU, sosyalizme politik bir devrim yoluyla ulafJlacaOJ g1b1 temal kabuller1nin solicr1nden sorgulanmaSl ve reddidir. Bu Ozell1kler1 dQfOnUlduOUnde, Ellen Meiksins Wood'un yapbOJ g1b1 (1992)(3) 18401ara kadar ger1lere gOtUrUleb1lecek olan soz konusu yakla,lmIn, daha yakm dOnemli/doOrudan OncUlleri ise, politik boyutta Avrupa KomUn1zm1, teorik boyutta Altusserci yap1salcilik ve bunun daha lonra Marksizmden bQsbQtQn uzaklaljmam olarak post-yap1salcilikbr.

Bab Marksizmi l1e Slav Marksizmi arasmcia 1914'de Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin sava, bQtcresini onaylamaml1e baljlayan kopu,(4l, Sovyetler BilliOt'nin 1930'larda ~zme karlj1 mucadale 1crm onerdiOi

34

Sevilay Kaygalak

Halk Gephesi deneyimi, sava§ sonrasmda Bah Avrupa illkelerindeki refah devleti uygulamalan (hizh bir birikim sureci sayesinde, bu uygulamalann ekonomik ve toplumsal haklan geni§letmesi ve boylece smifscl geli§kileri lasmen ortmesi), bir genc~lik hareketi olarak kalan "1968" ve NUkleer Kar§lb Hareket ve Bnns Hareketi ile diger yeni toplumsal hareketlerin Bab Avrupa'da i§gi sirufi eksenli politikcyi tcrtisihr kilrncsi, postMarksist dU§Uncenin politik onculleri olarak sayliabilir. Aynca, SSGB'nin Kruscev'den itibaren kapitalist dunynylc "bone i~inde bir arada ya§arna" yolunu secerek Avrupa'daki Kornunist Partilerin onune hedef olarak koydugu muqlck ve evrimci bir niteliQi alan "ileri demokrasi" ve "yenilenmis demokrasi" stratejileri de IS) post-Marksizmin politik duzlemdeki kaynaklan arasmdac:hr. "Yeni" teplumsal muhalefet odaklanrun (ogrencilerin, feministlerin, ~evrecilerin, e§cinsellerin vb.) belirmesi ve bunlann da toplumsal donusurne onculuk edebilecegi dusuncesinin yaylimasma neden alan turn bu tarihsel geli§meler, burjuva demokratik yollarla sosyalizme ge~i§i ve esas olarak da, smrllar orosi "halk" ittifala temalanru merkezilestiren Avrupa Kornunizminin ortaya glla§ kosullcnm hczirlcrmstrr. Avrupa Kornunizrni, Marksizmin smif egemenligi ve proletarya diktatorlugu kcvrcmlcstirrnclcrmm terk edilerek, siruf politfkcsi yerine, kitle demokrasisine a9'Jrhk verilmesini gerekli goren bir teorik konumlcms olarak 1970'lerin sonlannda geli§mi§ ve post-Marksist onloyisin da esin kayna9'J olmustur,

Boyle bir politik yonelimin ortaya ~lkmasmda etkili alan dusunsel atmosfer ise ynpisclcihk ve post-ycpisclcihk tcrtisrnclcn etrafmda geli§mi§tir. Toplumsal olgulan dilsel ve toplumsal ycpilcr, kurallar, kodlar ve sistemler cercevesinde analiz eden ve ozneyi soylemsel bir in§a olarak kabul edip, ycrnnci bir etkililiginin olmac:h9'Jru savunan ycpisclcihk ve sonrasmda oznenin soylem ve iktidar yoluyla uretildigi scviru, oznenin olumunu Han ederek daha da ileri gotfuen post-ycprsolcihk ckirm, soylerni, hegemonya kurmarun en onernh croci olarak degerlendiren yeni bir siyaset tcrzmin tortisilmcsmi gl1ndeme getirmi§tir. Bu dogrultuda Marksist kuram icinde de ideoloji kavrami giderek daha a9'Jrhkh bir bicirnde ele ahnmaya boslcnrms ve "ekonomfk/sirufscd ~eli§kilere indirgenemeyen" toplumsal hareketlerin buyuk itici gl1cune gondermeler ynpilcrck, halk ittifaklan ve demokrctiklesme stratejisi uzerindeki vurgular crtmistir,

Politik ve teorik kokenleri ccismdon bu kadar gerilere gotUrl1lebilecek post-Marksist cnkryism, I980'lerde hem akademik hem de politik ~evrelerde populerlik kazanmasma yol a~an en buyuk hamle ise Ladau ve Mouffe tarafmdan gergekle§tirilmi§tir. Bu yazarlann 1985 yilinda yayImlanan Hegemonya ve Sosyalist Strateji: Radikal Bir Demokrasiye Degru (1992) (HSS) adh kitaplan, RD projesinin dayanc:h9'J teem manh9'I tum argl1manlan, ~eli§kileri ve muglakh9'J He ortaya koymcsi cciamdcn

35

Post-Marksist Siyasetin Sefaleti: Radikal Demolaasi

onernli bir ba§lanQl($ olmustur, Daha sonrnki ($ah§malannda da soz konusu yazarlar, ach ge($en kitabm koydugu temel manbgl geli§tirmeye coh§ffil§larchr. :;iimdi sol i($in yeni bir strateji olarak tarn edilen RD yoklosimim, yazarlann diger boz; ($ah§malanru da i($erecek bi($imde ama esas olarak HSS kitohim temel alarak incelemeye ($ah§ahm(6).

2. Radikal Demokrasi YaklalJUIllDm Gene! Teorik C;erc;evesi

Laclau ve Mouffe'a gore, "i§r:;i suubrun ontolojik merkeziligine, bir toplum tipinden digerine ger:;i§te kurucu moment olan Devrimin roWne ve tamamen biitUnle§mi§ ve homojen bir koleldif irade" ongoIiisune dayanan sosyalizm anlO}'l§1 krizdedir. Bu krizin kokenlerinin 1873'e(7) kadar uzandlQ'l ve gagda§ toplumsal mucodelelerin goguIlugu ve i'1erdigi zenginlikler korsisindc bugtin daha da buyfunu§ olduqu iddia edilmektedir (1992: 8). Yazarlar i§e neden Marksizmle boslcdiklcnru, Marksizmin yeni bir politika cnkryismm formule edilmesini olanakh kilcn geleneklerden biri olmcsi ve Kendi ge($mi§lerini de olusturmosi ile ociklcmcktc ancak §u an uzerinde durduklan zeminin ise post-Marksizm olduqunu eklemektedirler(B)(l992: 10). Ekonominin belirleyiciligi ve i§gi sirufmm devrirnci rolunu reddeden onlcyielormi ise Marksist teori icindekt kimi bosluklen ortaya ($lkardlQ'll".J dU§UndUkleri Marksizm i'1i bczi tcrtisrnclorlc temellendirmeye c;all§maktachrlar. Yazarlar, Rosa Luxemburg, Eduard Bernstein, Antonio Gramsci gibi yazarlann kimi dusuncelerini klasik Marksist teoriden uzcklcsmck olarak degerlendirmektedirler. Orneqin, Luxemburg'un i§C1i simfi hareketini, sIb merkeziyetci bir oncu partiden cok i§C1i smihnm kendi baQ'lmslz giri§im ve deneyimlerine baglamaslru "olumsal olana bir rol verilmesi' olarak tarumlamakta ve Luxemburg'un bu kendiligindencilik monngmm sirufci kategorileri a§an belirsiz bir birle§ik ozne tipini ongordugunu iddia etmektedirler (1992:19). Oysa, Inxemburg'un kendisi, sosyalizme ulcsmck icin proleter bcskcldmsmc ihtiyaC1 oldugunu belirtmistir. Perry Anderson'un belirttigi gibi, onun ozgi.1n yaru, bu bcskcldirryi siyasal §artlann elveri§liligi ccismdcn i§'1i simhrun kapsamlJ dalgalan iC1ine oturtma egiliminde olmosrydi (1988: 107). Bu baglamda Luxemburg aynca, kU($Uk burjuvaziyi, serbest meslek sahiplerini, kU'1Uk polis memurlanru, lumpen proletcryoyi vs. iceren 1905 devrimine kar§l gllam§ ve tipki Vladimir Dyig Lenin gibi, Rusya igin proletaryarun onderliginde ve proletorycrun mucodele yontemleriyla yurutulecek bir burjuva devrimini scvunmustur (Bottomore, 1993: 373). Aynca, Laclau ve Mouffe, Luxemburg'un oncu bir partiye kar§l olduqunu soylerken onun SpartakUs Birligi'nin kurucusu olduqunu unutmus gozukmektedirler.

Luxemburg dismdo Bernstein'm siyasahn ekonomik tern elden ozerk 01- dugu dusuncesinin ve Gramsci'nin 'tarihsel blok' kovrcrmmn da Kendi

36

Sevilay Kayga1at

perspelctiflerinin dayanchQI teorik ugraklar olduqunu belirtmektedirler (1992: 45). Ancak bu yazarlann sc5z konusu argiimanlanru Marksizme kar§l du§unsel bir ayaklanma olarak degerlendinnek ycrnlnci olur. Nitekim, Bernstein'm siyasal iktidann 1§~ smrlmca fethedilmesinin, bu simhn politik ve ekonomik haklanrun geni§lemesini gerektirdigini kabul ettigi bilinmektedir (Bottomore, 1993: 78). Gramsci'nin tarihsel blok kcvrcrm ise sirufi birle§tirici ilke olarak ele almakta ve bu haliyle de Marksizmde herhangi bir yanh:naya yol ac;mamaktac:hr (Gramsci, 1984: 83).

Dokryisrylc Loclcu'nun, Norman Geras'm kendilerine yc5nelttigi elestirilere knrsihk yazchQI makalesinde (Ledau, 1992: 29) de tekrorlcdiqi "Marksizmin ic; hareketinin kendilerini c;agda§ dusuncentn ke§fettigi 'dil oyunlan've 'cnlcmloetmcirun manbQI' alaruna oturtuverdigi iddiusi' temelsizdir. Bu alobetin vebali tamamen kendilerine aittir.

Burada Ladau ve Mouffe'un teorik konumlanru incelemeye giri§irken dort farkh duzey tarumlayacaQ1z. Aslmda bu duzeyler; Leclau ve Mouffe'un teorik yakla§lmlanru bir butunluk ic;inde ortaya koymaya c;ah§lrken uzerinde durduklan bcshco tarb§ma konulanchr. Bunlar, a) Hegemonya, b) Toplum, c) Siyaset ve Ozne, d) Toplumsal C:;aO§ITlalar bcshklcn oltmda toplanabilir.

a) Hegemonya

Loclou ve Mouffe'un <tW§ noktosi, toplumsal rnuccdele pratiklerinin gittikc;e kormcsiklcscm bir zeminde meydana geldigi giiniimuz geli§mi§ ve endustrtlesrnis toplumlannda, c;e§itli toplumsal failler arasmda eklemlenmeyi saglayacak siruflcnn otesinde bir hegemonik stratejinin yaratllrncsmm zorunlu oldugu dU§Uncesidir (1992: 183). Bu du§unsel bag-lam ic;inde hegemonya ve eklemlenme kavram1an Marksist teorinin temel kategorilerinin ac;lklayamach9I bir toplumsal manbQI ortaya koymaktadir, Yazarlar, toplumsahn kurulusunun zorunlu karakterde bir belirlenim manbgma degil olussolhk ic;indeki soylernsel pratiklere tabi oldugunu iddia etmektedirler (1992: 62-63). Bu tarz bir toplumsallik manh9I top- 1umu ociklcmcdc belirleyici ilkelere bcsvurulcmcycccgiru iddia eder. Lcclcu ve Mouffe toplumsahn c;c5ziimlenmesindeki bu farkh ycklosmun sonucu olarak kendi hegemonya kavramlanrun, Marksist literoturde bu kcvrnrm kullanan Lenin ve Gramsci'den aynlchgml ileri surerler, Onlarm hegemonya kcvrcmecllcstirmcsi altyapl-UStyaPl aynIDlru ve ekonominin belirleyiciligini, hegemonik bir giicun nihai c;ekirdeQinin bir temel simftan ibaret olduqu vorscyimiru reddeder (I992: 168). Onlara gc5re hegemonya kcvrcrm, ekonomik diizeye ait degildir (1992: 98). Ancak Gramsci'run hegemonya kcvrcmmm, olu§salhga olanak taruyan bir karakteri olduqunu ileri surerek, kendilerinin kalh§ noktosmin ise, Gramsci'nin

37

Post-Marksist Siyasetin Sefaleti: Radikal Demokrasi

bu ozgW yakla§lrruru rcdikcllestirmek oldugunu da belirtmektedirler. Onlara gore Gramsci, Lenin'in "siruf ittifaklan"run otesine giden bir hegemonya kavrarruru geli§tirmi§tir (1992: 86-88).

Ledou ve MouHe, bundan sonra Lenin ve Gramsci'nin hegemonya kavramlan iizerinden bir tcrtismo yUriifurler. Yazarlar, Lenin'in 'otoriteryen' kcvrcmlcetrrmcsmm tersine Gramsci'nin heqemonycyi, 'demokratik' bir pratik olarak tommlcdigmi ileri surmektedirler, QiinkU, Lenin'in hegemonya kavrarru, temsil etme ili§kisine dayah, i§~ smifmm ontolojik merkeziliQi zemininde kurulmus simflcr orosi bir ittifaktan ibarettir (1992: 74). Gramsci ise, temsil etme ili§kisi yerine eklemlenme ilkesini koyduqu hegemonya kovrcrm ile smifc dayah bir onderlikten ~ok, ahleki ve entelekfuel duzlernde kurulan fikirler ve degerler toplcmmm bircok kesim tarahndan pcylcsilmosmi ifade etmektedir (1992:86). Bu noktada, Gramsci'nin kJasik hegemonya sorunsahna ili§kin iki yeni ve temel yer degi§tirme yapb9'Iru iddia ederler: Birincisi ideolojinin maddi bir temeli oldugu ("bir tarihsel blogu birtabm eklemlenme ilkeleri cevresinde bir araya kaynaklayan, kurumlarda ve aygItlarda cisimlesmis, organik ve iliskisel bir butunluk olarek") ve bu nedenle kolayca "ustycrpiscl" olarak yorurnlanamayaca9'I; ikincisi ise, politik oznelerin arbk smiflcr degil, "karma~:tk kolektif iradeler" oldugudur (1992:87). Ne var ki, Lcclou ve MouHe'un Lenin ve Gramsci'ye ili§kin bu degerlendirmelerinde yorulrms oldukkmru gosterecek yeterince karut vardIr. Oncelikle Lenin, "hegemonya" terimini demokratik devrimde koylulukle ittifaka dayanan siyasal liderlige i§aret etmek i~in kullcnrmsnr, Ne Yapmab'dan yapaca9'Irruz §U uzunca olmti, onun hegemonya kovrcmmm "demokratik" niteligini hi~ §iipheye yer birckmcdcn ortaya koymaktadIr:

Pro1etaryamn siyasal bilincini tam olarak geli§tirmeyi gerc;ekten gerekli soyryorsc, sosyal-demokrasinin "nufusun butun simflon orosina" gitmesi gerektigini sayledik. Bu, §u soruya yol ac;::ryor: Bu nosil yapIlacaktrr? Bunu yopmaya yeterli gtic;Ierimiz var rrndir? Butun otaki smrllar arasmda bOyle bir c;alI§maya zemin var rmdrr? Bu, simf bala§ ocismdcn bir gerileme demek deQil midir; yo da bizi bir gerilemeye gotflrmeyecek midir? Bu sorulan ele alahm. Biz teorisyenler olarak, propagandacIlar olarak, ajitatorler olorck va orgtitc;uler olarak "nufusun butun simflon arasma gitmeliyiz". Sosyal-demokratlann teorik c;ah§malanmn c;e§itli smrllann toplumsal va siyasal kosullcnmn butun ozgW ozelliklerini incelemeyi cmoc edinmesi gerektigi konusunda kimsenin ku§kusu yoktur, arna fabrika ya§ammm ozgW ozelliklerinin incelenmesi yolunda yapIlanlarla k:ryaslandIgmda, bu yonde yoprlonlar son derece yetersizdir. (. .. ) Elbette ki csil onemli olan §ey, holkm bliron katlan arasmda propaganda ve ajitasyondur. Bah Avrupa sosyal-demokratlanmn c;ah§masI, bu balamdan herkesin katIlabilecegi mitingler ve gosterilerle, sosyal-demokratm parlamentoda butun SI-

38

Sevilay Kaygalak

mflann temsilcilerine sesleniyor olmcsi olgusuyla kokrylcsmcktcdir, Bizde ne parlamento var, ne de toplanma oZgUrlugu; bununla birlikte biz, bir sosyal-demokrah dinlemek isteyen i§c;iler ic;in mitingler duzenleyebiliyoruz. BiT demokratJ dinlemek isteyen butun toplumsal SImflann temsilcileri ic;in de mitingler duzenleme yol ve crcclcnrn bulmnlryiz: c;unkU pratikte "komunistlerin her devrimci hareketi desteklediklerini", ve bundan otUru sosyalist incnclcnrmzi bir an bile gizlemeksizin butun halk onunde genel demokratikgorevlerirnizi ac;Iklamok ve vurgulamak zorunda olduQumuzu unutan kimse, sosyal-demokrat olamaz. Pratikte, her tiirlii genel demokratik sorunun ortaya ablmasmda, onemtnin belirtilmesinde ve c;ozume baglanmasmda herkesin onune gec;me yiikUmlU1ugunde oldugunu unutan kirnse, sosyal demokrat degildir. (Lenin, 1977: 103-105).

Gramsci'ye gelince, onlann iddia ettiginin (1992: 91) tersine Gramsci, smihn kendi kim1igini, muccdeleler ve demokratik talepler c;ogulluguna eklemleyerek donustureceqini one surmedigi gibi simftcn ayn, belirsiz bir "populer" kategoriyi -kcrrncsik kolektif irade- politikarun oznesi olarak da tarumlamamaktadIr. Gramsci, hegemonyayI snufscl baglamda tarumlamakta ve hegemonik ozneden simh kastetmektedir. Yalruzca temel airuflonn (burjuvazi ve i§c;i smih) hegemonik gUc; olabilecegini soyleyen Gramsci'ye gore, bu iki temel siruf ch§mdaki smif kesimleri ya da ara toplumsal katmanlar, temel siruflcnn hegemonyalan cltmdc yer ahrlar. "Tarihsel blok" ise, bir toplumsal gUc;ler §eklinde birlesmis c;e§itli muttefiklerle bir araya gelmi§ hakim bir smifm hegemonyasma dayarur (Gramsci,1984: 83). Ve bu hegemonyarun kayna(J1ru aldIgl maddi temel ise soz konusu siruhn ekonomik gUcudur. GorU1dugu gibi, her ne kadar yazarlar kendilerinin kalb§ noktcsmm, Grcmsci'nin hegemonya yakla§lmIru rcdikcllestirmek olduqunu belirtseler de, onlann, heqemonycyi, eklemleyici bir gUcun soylemsel yetenegine dayandIrmalan Gramsci'nin hegemonya kcvrcmlcstirrncemdcn daha boston ayn dusmeleTine neden olmaktachr. Hegemonik eklemleme gUcunun airufc, ekonomik temel tarafmdan verildigini. kabul eden Gramsci'ye gore, hegemonya, uretirn ili§kilerinin ustycpisol duzeydeki en yuksek geli§imidir. Nitekim Modern Frens kitabmda bu ynklcsimmi ccikcc ortaya koymaktcdir (1984: 56-57).

Hegemonya okryi §uphesiz, kendilerine hegemonyamn uygulanaca(J1 gruplann C;lkar va egilimlerinin hesaba kcnlmcsiru, belli bir uzlcsmo dengesinin olusmus olmcsiru, yani uratici grubun ekonomik korporaUf turunden C'lzverilerde bulunmcsiru gerektirir. Arna boylesi ozverilerin, boylesi uzmcnlcsmcnin oze ili§emeyecegi de §uphesizdir; c;unkU hegemonya. eger ethik-politik ise ekonomik olmadan da olemaz, [yani] temelini yonetici grubun ekonomik faaliyetin ya§amsal ozune uygulach(J1 kesin i§levinde bulur.

39

Post-Marksist Siyasetin Sefaleti: Radikal Demokrosi

Dolcyisrylc Gilbert Moget'rtin de (Gram sci, 1986:74) belirttigi gibi, Grcrnsci'nin hegemonya kcrvromlcstirmcsi Lenin'in temel tezinin (" 'hegemonya aygIb' ["apparato egemonico"] olan pcrtisi tarafmdan orqutlenmis ybnetici smrl olarak proletarya") ozgtin bicirnde geIi§tirilmesine dayarur. Farkh olarak 0, bu terimi ilk kez burjuvazirtin kendi yonetimirti kurmcsi ve surdurmesinm yolu olarak da analize kctmistir ve geli§tirmi§tir. Nitekim yazarlar da HSS'rtin ilerleyen sayfalannda -daha once soyledikleriyle (1992: 87) cteli§ecek bicimde- Grcrnsci'nin hegemonik oznelerin zorunlu olarak simf temelinde kurulduqu konusundaki isronndan soz ediyorlar ve hem bu konuda hem de organik krizlerin ortaya ~Ikb9'J durumlar dismdo her toplumsal formasyonun kendisini tek bir hegemonik merkez ctevresinde yapIlandIrdI9'J konusunda Gramsci'den farkh dusunduklenni belirtiyorlar (1992: 172). C;unkU ilk olarak bu hegemonik eklemlenme, kablanlar arasmda bir ili§ki kuran ve sonrasmda bunlann kimliklerini degi§tiren bir pratiktir: "Hem eklemlenen hem de eklemleyen, her ikisi de surekli bir bozulma ve yertiden tcrurnlcnrnc surecinin etkisi oltmdcdir". Bu nedenle, bu surec boyunca eklemleyen gijcun kimliQ:irtin ayn ve degi§memi§ olarak kalmasmm olanakh olmadlg, vurgulanmaktadIr (1992: 173). ikinci olarak, yazarlara gore belirli bir toplumsol iorrncsyondc cte§itli hegemortik dugum noktalan buluncbilir, 'Ioplurnsol, kendisine temel olusturcn herhangi bir butunsel ilkeye indirgenebilir olmayan bir sonsuzluk oldugu olcude, toplumsahn bir merkezi Oldugu §eklindeki basit fikrin herhangi cnlcrm yoktur (1992: 174). Hicbir hegemonik manb9'Jn toplumsahn tcrncrmru act1klayamadIgl ve onun rnerkezlni olusturcmcdigi ileri surulmektedir (1992: 177). Bu noktada Lac1au ve Mouffe, Gramsci'rtin hegemonya kcvrcmlcstirmcsuun onernIi bir boyutunu gozden kocirmcktcdirlcr: Hegemonyarun ele gectirilmesinde 'zor'un (force) onerni. Gramsci'ye gore, bir sosyal grubun ustunlugu ele ge9rmesi entelektUel ve ahlaki bir Iiderligin yarunda, antagortistik gruplan (diger hegemonik dugum noktalan) tasfiye edecek ya da boyun egdirecek silahh zoru da gerektirmektedir (1986: 14). Gramsci' de hegemonyarun cnlcrrn 'soylern'den ote bir temele dayanmaktadIr.

b) Toplum

Hegemonya knvrcrnmm kendi analizlerine kaynakhk eden bir dugum noktosi olduqunu belirten yazarlara gore, hegemonyarun ortaya ct1kb9'J alan bir merkezi ozu olan, kapab ve diki§li(9) bir butunselligi icermemektedir. Hegemonik pratikler, kendi deyimleriyle, "toplumschn tamamlcnmcrme ve a~Ik karakterirti" gerektirmektedir. "Politikarun hegemortik boyutu ancak toplumsahn ccik, diki§siz karakteri geli§irken yukselir" denmekte ve bu tarz bir toplumsclhqm, eklemlenme pratiklerirti olanakh lalacak tikelliklerin alaru olduqu ileri surulmektedir (1992: 173). OncelikIe belirtilmelidir ki, yazarlann bu yakla§lmI, Laclau'nun orijinal bosirm

40

I

Sevilay Kaygalak

1996 olan ve Turkce'ye "Evrensellik, IGmlikve Ozgiirle§me" -Emancipations(s)-(Birikim, 2000) (EKO) achyla ~evrilen kitabmda bir muglakhga du§melctedir (2000: 63-64):

'Tikelcilik' ozu itibariyle baglanhsal bir kavramdrr: bir §ey diger tikel hususiyeUere bagh olarak tikeldir ve tikellilcler korosu toplumsal butunlugu onvarsayar - her bir tikeli bizzat kuran butunluktur bu. Onun ic;in, eger bizzat toplumsal butunluk nosyonu masaya yatmhyorsa, 'tikel' kirnlikler nosyonu da e§it olc;ude tehdit cltmdcdir, Butunluk kategorisi tam da yoklugundan tUreyen etkiler yoluyla Demokles'in kihei gibi tepernizde sallamr durur.

Ayru kitapta, 'butunluk' du§tincesinde olduqu gibi, 'evrensellik' du§uncesirlin reddinde de bir geri achm soz konusudur. HSS'de ise;

Radikal demokrasinin saylerni crtik evrenselin soylemi deQildir; "evrensel" smrl va oznelerin ic;inden konustukkm epistemolojik yuva butuniiyle ortadan kclkrmstir va onun yerini her biri kendi indirgenmez soylemsel kirnliQini kuran seslerin bir polifonisi clrmstir; Bu nokta belirleyicidir: Evrenselin saylemini va onun aneak az soyidc oznenin ula§abileceQi "dogru"ya ayncahkh bir yakla§ma noktasmm varoldugu §eklindeki ortuk vrrrsoyirnmi terk etmeden hic;bir radikal va c;oguI demokrasi olamaz.

denilir (1992: 234) HSS'de demokrasi, toplum ve tarihi cciklcmc giicune sahip butunsel, birlestirici kurallar ya da evrensel ilkelerin imkcnsizhgmdan soz edilirken; EKO'de Laclau " ... [Evrensel] ne turde olursa olsun her cins siyasal etkflesim i~in mutlak anlamda elzemdir, ~unkii evrensel bir referans yoksa hi~bir siyasal etkile§im de yoktur" demelcte (Laclau, 2000: 40) ve tikellik iddicsimn zorunlu olarak evrensel bir bicirnde dile getirilmesi gerektigi belirtilmelctedir:

Omegin, tum etnik gruplar iQin killtfuel ozerklfk hokkim savunmak, aneak evrensel gerekc;elerle dogrulanabilecek bir iddioyi tartl§maya ac;mak demektir. Kendi adma tikellik iddiasmda bulunabilmek ic;in, a tikellige a§km bir §eylere ba§VUfffiak ieap eder. Bir grup ne kadar fazla tikelse, bagnnda faaliyet gosterdiQi genel eemaatsel alam kontrol g'Ucu de a olc;ude azalaeak va iddialanmn doQrulugunu, daha evrensel bir duzlemde gerekc;elendirmek zorunda kclcccknr (Ledau, 2000: 23).

Bu korrrrsiz tutum bir yana birnkilrp, HSS'deki genel ~er~eve i~inde du§unUldugunde yazarlarm butunsellik ve evrensellik ilkelerini reddettigi gorU1mektedir. Aneak Ladau ve Mouffe'un butunsellfk ve evrensellik ilkelerine kar§l c;Ikarak, toplumsah scbitlenmemis karaktere sahip ozne konumlan ve olussclhklcrlc dolu (hegemonik: pratiklerin at ko§turacaQ'I)

41

Post-Marksist Siyasetin Sefaleti: Radikal Demolaasi

bir alan olarak tammlamalanrun, soylem oncesi bir nesnel gergekligin reddi olarak onlceilmcsmm yolu aglkbr. Ne var ki, Lcclcu ve Mouffe, HSS'nin yayImlanmaslIlln hemen ardmdan onemli bir tcrtismc noktcsi haline gelen bu konu ile ilgill kendilere yoneltilen ele§tiriyi(lO) kabul etmemislerdir, Lcckru, bu konuda kendilerine yoneltilen elestirinin ashnda bu ele§tiriyi yapanlann, kendilerini tam olarak cnlcmcrms olmalanyla Ilgill bir durum oldugunu one surmustur (1992: 13~23). Ardmdan yazar kendilerinin, nesnelerin soylemsel baglam dismdo bir varhga schip 01- dugunu inkar etmediklerini, reddettikleri §eyln ise, nesnelerin soylernsel baglam dismdc bir olu§a sohip olduklan dusuncesi olduqunu belirtmi§tir. Oysa, boyle dusunuyorlcrsc bile Lcclcu ve Mouffe elestiriden kurtulmus olmayacaklardIr. Bu durumda do, orne gin "i§gileri i§gi siruf olarak bir olusc ve tarihe ulnstircn §ey onlann uretim ili§kileri icinde 'i§gi' olarak gosterdikleri vorhktcn/vcrolustcn ne kadar ba§1msIzdIr?" gibi bir soruya yamt vermeleri beklenir' II). Nitekim, Laclau 'nun dil tuhafhklanyla bukmiklcstirrncyc gah§b§1 agIklamaya <;ulhaoglu'nun itirozr oldukco cnlcmhdir, Nesnelerin oluslon konusundald 'hokikct'in teorikve soylernsel bag-lam iginde degil "gergek" ile ili§kisi baglOffilnda ortaya gIkabilecegini belirten yazar, hakikat dismdo kalan nesnel gergegin dislcnmcsma kOf§l gIkarak, nesnelerin soylern-disi bir varl1§1n yom siro bir oluso de schip olduqunu ve Marksizmin varl1§1 surekli bir olus olarak tammladIg.T1l m;Udamaktadlr (<;ulhaoglu, 1997: 294).

c) Siyaset ve Ozne

Laclau ve Mouffe'un hegemonik eklemlenme du§uncesinin vardI91 mantikscl sonuc ise, iktidar sorununun, bir hegemonik formasyonun(12) merkeziru, hangi sirufm (dass) ya da hangi egemen kesimin (the dominant sector) olusturduqunun crcstmlmosi olarak ortaya koncmcycccqidrr (1992: 178). <;urIkU bu bab§ ccismdo, toplum bir failler obeginden (toplumscl formasyon durumunda) bir soylemler obegine (hegemonik formasyon durumunda) donu§mu§ dururndcdir, Bu, eklemleyici pratikler olmnksizm toplumsal faillerin herhangi bir formasyon olusturcmcyoccqi cnlcrmno gelmektedir. Beske bir deyisle, "bir sirufc kimligiru sadece bir hegemonik formasyon icindeki eklernlenisi verir", bu nedenle kirnlik (onlann deyimiy1e ozne konumlan), sobrt ve kararh olmcryip tamamen ili§kiseldir. Siyaset ise hegemonik pratik1er yoluyla kurulacak konjonkturel ozne konumlarma dayanmaktadIr (1992: Ill).

Kimliklerin bu §ekilde soylemsel ve degi§ken olduqunun vnrscyilmcsi, top1umsal faillerin nesnel gIkarlara dayanan smif birligi uzerinde bir tarb§mamn da ba§langIcI olmaktadIr. <;unkU yazarlann dI§ gergekligin/nesne1erin hegemonik pratikler (soylem) dI§l bir 'olus'o schip olmadI§1 iddicsi butun ozne konumlanrun da soylemsel karakterde olduqu

42

Sevilay Kaygalak

anlamma gelmektedir. Boylece, ideolojik ve politik ~lkarlann soylern yoluyla kurulabileceQini iddio ederek yazarlar, siyasetin hegemonik pratiklere yonelen bir soylern kurma sureci olduqunu ve herhangi bir siruhn maddi cikcrlcn uzerinden bicimlendirilemeyeceqtni, gUncel duruma uygun olarak ~ogulla§IDl§ ozne konumlanru eklemleyecek bir pratik 01arok kcrvrcnmosi gerektiQini belirtmektedirler. Bu noktada da Marksist teoriyi, siyaset ile ekonomi arasmda birebir bir iliski tcrurnlcrms olmak ve uretim ili§kilerindeki yerinden turetilrnis ortok ~lkarlar cevresinde olu§an bir politik ozne olcrok i§~i smrhni merkeze koymakla elestirmektedirler, Onlara gore, ekonomik alarun kendi dismdc kalan toplumsal sureclerin belirlenimindeki goreli agIrbgmdan ve i§~i siruhnm politik onder (Lenin) ya da bir tarihsel blogun eklemleyici c;ekirdeQi (Grcrnsci) oldugundan soz etmek gibi belli kategorilere ve ozne konumlanna digerleri knrsismdc ayncabk taruyan 'ozcu' anlayI§lar terk edilmelidir. Sosyalist hedeflerle i§~i sirufmm ~lkarlan arasmda mcntikscl ve zorunlu bir iliski bulunmcdiqi one surulrnektedir (1992: 98). Onlara gore, politikarun oznesi, hegemonik eklemlenme pratiQi i~inde konjonkturel olarak bir araya gelen ozne konumlandlr. Bu ozns konumlan, tekil sirnf cikcrlormc kcrsihk gelmeyen deQi§ik toplumsal gruplan icermektedir: bcns eylemcileri, feministler, e§cinseller, c;evreciler, ogrenciler, etnik ozmhklcr vb ... Ne var ld, Laclou ve Mouffe. (ger~ekten de sosyalist bir politikarun gormezden gelemeyeceQi bir toplumsal muhalefet potansiyelini temsil eden) bu olusumlnnn deQi§ken ve kimi zaman birbirinin kcrsrt cikor sahibi oznelerini ayru politik proje i~inde ncsil bir araya getirebilecek1eri konusunda hicbir §ey soylemryorlor, Bu arada bir parantez ocmok gerekmektedir. Yazarlar, giinumuz toplumlannda evrensel kimlikler ve nesnel cikorlordon soz edilemeyeceQi ve mucodelelerin ~e§it1endiQini, bu dogrultuda 'yeni' toplumsal hareketlerin politikonm merkezine yerle§tiQini iddia ederken, GUlnur Sovrcn'm (1990: 113) da dikkat ~ektiQi gibi, bu hareketler icinde onernli yer tutan bcns ya da cevre hareketinin ozneleri ccismdcn evrensel bir nitelik ta§ldlgIru ise goz ordi etmektedirler. Nitekim bu hareketler butun inscnhqm payla§bgI gereksinimlere/cikorlcrc dayanmaktadlrlar. Bu noktada nesnel temeli bulunan bir birlesik cikcr kategorisi kabul edilmis olmuyor mu?

Yazarlarm butun bu tcrtiernolcrlc vcrdiklcn sonuc, i§~i sirufirun cnti-kcpitalist muccdelenin ayncahkll ozneleri olmadlgI ve onlann mucodelesinin yonunun de, hutun diger toplumsal rnucodeleler gibi, verili bir hegemonik baglam ic;indeki soylemsel olusc bagh olduqudur (1992: 112) Ne var ki, Laclau ve Mouffe, soylernsel pratiklerin cikcrlcn Inso etmenin ve politikc yapmarun temel oroclcn haline geldigini one surerken, toplumsal formasyonda bu soylern ~e§itliliQini ureten §eyin ne olduqunu cciklcmiyorlcr, Terry Eagleton'un deyi§iyle, "cikcrlonn nereden geldigi, post-Marksizm i~in, ku~Uk bir cocuk i~in bebeklerin nereden geldiQi me-

43

Post-Marksist Siyasetin Seialeti: Radilrol Demokrasi

selesi kadar karanhk bir meseledir" (Eagleton, 1991: 285). Diger yandan MouHe, yalon zamanda Turkce'ye cevnlen bir makalesinde, "herhangi bir iktidar kendini empoze edebilmisse bunun nedeni bczi kesimler tarafmdan rnesru bulunmusidir" derken iktidar ile belli kesimler arasmda organik bir ili§kilenmenin oldugunu kabul ediyor gozukmektedir (MouHe, 2000: 58). C;tinkti boyle bir ifade, Loclcu ve Mouffe'un genel teorik yakla§lmlan du§tintildugunde bczi sorular gtindeme getirmektedir: Eger bu iktidar hegemonik bir pratigin urunuyse, bczr ozne kesimlerini i~ine alan bu soylemsel gti~, diger ozne konumlan uzerinde neden bcsonh olcmcrmstir? Kablanlann kimliklerini donusturen bir pratik olerak bu hegemonik eklemlenme neden butun kablanlar uzerinde ayru me§rulugu saglayamamaktachr? Demek ki, belli ozneler ile belirli politik hedefler arasmda manhksal ve zorunlu bir ili§kinin (cikcrlcr) bulunduqu MouHe tarafmdan da reddedilmiyor.

Gercek §u ki, Marx'm smrlltarihsel ozne kcvrcmmi elestiren yazarlar, toplumsal ili§kileri disloyon, koba ve indirgemeci bir ekonomi cnlcyisiru Marx'a atfederek bu ele§tiriyi temellendirmeye ~ah§maktachr1ar(l3) Marksizmin bu tur yorumlan da olmakla beraber, toplumsal ili§kilerin uretim olcm ve surecleri uzerindeki rolu Marx'm temel vurgulan crosmdcdir ve ekonomi, Marksist bilim yonteminde en ust soyutlama duzeyi o1arak analize kctilmoktcdir; Engels'in 1890 yihndc Joseph Bloch'c yazdlQ'l mektupta bu konu yeterince cciktir (1972: 294):

Materyalist tarih anlayI§ma g6re, eninde sonunda tarihi belirleyen §ey gen;ek ya§arnm uretirn ve yeniden uretimidir. Ben de Marx da bunun dismdo bir §ey iddia etrnedik. Bundan doloyi, eger birileri glDp da, bu sayledigirnize ekonorriik 6genin tek belirleyici oldugu cnlormru verirse bunu, cmkrmsiz, soyut ve sag rna bir iboreye d6nu§turmu§ olur. Ekonomik dururn terneldir, fakat ustycpirun ge§itli ogeleri de -- tarihsel muccdelelerin gidi§i melinda kendi etkilerini uygular ve l$ogu dururnda da bunlann bi~irnlerini belirlernekte aQ'lrhklanm gosterirler. Sonsuz rastlanblar kalabahQ'l orcsmdc ekonornik hareketin, sonunda zorunlu olarak kendisini dayathQ'l bir korsihkh etkilesim vcrdir,

Bu pasajdan da anla§IlacaQ'l uzere, Marksistler, yopi ile ustycpi arasmda diyalektik bir ili§ki oldugunu vcrscymcktcdir, "Srruflcrm tarihsel ozneler olcrck toplumsal donusumde oynachklan rol ancak ekonomi ile siyaset arasmdaki diyalektik ili§kinin krrvrcnrncsrylc murnkundur" (Ongen, 1996: 228). Tulin Ongen, ancak bu ili§kinin cnlcsilrncsi sayesinde, hem sirufm yalruzca bir ekonomik kategori olmoyip, ayru zamanda toplumsal bir gti~ oldugunun hem de sirufm toplurnsal donusurnun cktoru olarak oynachQ'l rolun oneminin gortilecegini belirtmektedir. Tek tek bireyler olarak toplumsal uretim ili§kileri icindeki ortak konumlan (nesnai 91karlar), i§lti simfmi, bu ili§kilerin antagonistik dogaslrun(l4) kcynckhk

44

Sevilay Kaygalak

ettigi siyasal rnuccdelenin temel aktori.i haline getirmektedir (Ongen, 1996: 57, 228). Aneak bu nesne1 ~Ikarlann simf olgusunun ortaya ~Ila§1 ile ilgili her §eyi a~IklamayaeaQ1 da Marksist teorinin onqoruleri arasmdcdir, Ongen'in de belirttigi (1996: 242) gibi, bu nesnel cikcrlcnn varhQ1 siyasal ve ideolojik duzeyde bir smrl olgusunu dogrudan getirmez. Nitekim Felsefenin Sefaleti'nde, Marx'm kendisi de, "siruf" kcvrnmim, "kendinde smrl" ve "kendisi i~in simi" terimlerini kullanarak hem ekonomik hem de ideolojik-politik surecleri kapsayan bir ~er~evede ~6zumlemektedir (1999: 171-172):

Ekonomik ko§ullar ulkenin halk }'lQmlanru ilkin i§~ haline getirir. Sermayenin dayaru§rnasl, bu }'lQ1n ic;in ortok bir dururn, ortok C;lkarlar yaratrru§br. Bu }'lQ1n, baylece, daha §imdiden sermaye kar§lsmda bir sirnfnr, arna henuz kendisi ic;in degil. Aneok birkac; evresini belirtmis bulundugurnuz bu sava§lrn i~nde bu }'lgm birle§ir, ve kendisini kendisi ic;in bir simf olarak olusturur, Savundugu ~Ikarlar; simf c;Ikarlan olur. Arna simfm smrla kar§l sava§1rru, politik bir sovcsimdrr,

Gori.i1dugu gibi, Ladau ve MouHe'un sunuq biciminin aksine Marx'm simf ~ozumlemesi tek boyutlu bir a~Iklamaya dayanmamaktadIr. Sirnflcnn kurulusundc ilk kosul maddi vorolusun ("kendinde smn"-class in itself dururnu) ger~ekle§mesidir. Maddi sureclerde/ekonornfk duzlernde ottaya ~Ikan ortak ~Ikarlar smihn olusmcei i~n yeterli degildir. Sirufm olusurnu, nesnel ~Ikarlar dogrultusunda siruhn Uyelerinin toplumsal bir bilinee ulcsmcsi ve ideolojik-politik bir figiir haline gelmesine ("kendisi i~in slruf"-class for itseH dururnu) baghdu. Aneak bu duzeyde simflcr politik ozneler olarak toplumsal donu§umu ger~ekle§tirebilirler.

Elbette ki, ozellikle gittik~e kcrmcsiklcecn bugiinkU toplum ynpiei i~inde, i§~i smihrun, kendi ~Ikarlannm farlana vnrmcsinm onune ge~en ytgmla mekanizma soz konusudur. Emek sUreci i~indeki r;ab§ma ve baQ'lmhlIk ili§kileri, emegin ir;sel tcrkhlosmclon, simf c;Ikarlan ile dolayh bir ili§kisi bulunan uretici giic;lerin geli§mesine ili§kin sorunlar ve ustyopi duzeyindeki mucndeleler bu tur mekanizma1an i§leten sureclerdir (Ongen, 1996: 248-263). Buna ragmen, soz konusu surecler, nesne1 r;Ikarlan ortaya C;lkaran maddi temelleri yok etmemektedir. Wood (1992: 22), i§r;i simhmn potansiyel olarak devrimci siruf olduqu onermesinin, metafizik bir soyutlama olmodiqim aksine, maddeei ilkelerin bir uznntisi olduqunu belirterek, bu ilkeleri §oyle sirclcmcktndir:

I) i§c;i smrh, sosyalizrne gec;i§in saglanrnasmda en dolcysiz nesnel cikcn olan toplurnsal gruptur; 2) i§c;i simh, bcskimn en ternel ve en belirleyiei bicirnina -elbette tek bicimine degil- dogrudan dogruya hedef olduQu ic;in, ba§ka siruflorc bash uygularnakta hicbir c;Ikan

45

Post-Marksist Siyasetin Sefaleu: Rad.ilcal Demokrosi

bulunmayan bir smrl olduQu it;in, kendini ozgiirle§tirme mucodelesi verirken butun insanlann ozgiirle§mesi it;in gerekli kosullon yaratabilir; 3) Somuren smiflcrlo sornurulen sirnflcr arasmda, bask! ynpisimn ozunu olusturcn temel ve kesinlikle t;ozumsuz bir kcrsithk bulunduQu igin, suui rnOcadelesi, bu ozgiirle§tirici donu§umun boshcc 10- komotifi olmahdrr; 4) i§t;i smm, devrimci bir kuvvet haline gelebilmesi it;in gerekli stratejik toplumsal giice sahip olan tek toplumsal gruptur.

Bireyin sosyo-ekonomik ocidcn i§gal ettigi yerle, politik-ideolojik c;IkarIan arasmda herhangi bir zorunlu ili§ki olmcdiqmin iddia edilmesi ve bu §ekilde, eimf ile politik c;Ikarlar arasmdaki zorunlu bagm kopcnlmcsi, politika ve ideolojiyi kendi kendini yaratan pratikler haline getirmektedir (Eagleton, 1991: 295). Aynca, smif ile politik c;Ikarlar arasmdaki ili§kinin inkar edilmesi, 19. yuzyildon bu yana dunycnm degi§ik yerlerinde gerr;ekle§mi§ olan i§c;i mucodelelerinin cciklcnmcsmi da olcncksiz kilor.

d) Toplumsal C;atupnalar

Toplumsal c;ab§marun a priori ayncahklI faillerde (i§c;i simh) yogunla§mcdiqim Iddic eden Lcclcu ve Mouffe (1992: 187), toplumsal c;atl§!110- kmn manhQ'lm ortaya koyarken, tabiyet ili§kilerinin (bir failin bir boskosmm kararlanna boyun egdigi ili§kiyi kastettiklerini belirtiyorlar) antagonist ili§kiler olmadIQ1 knbuluyle hareket etmektedirler. Onlcrc gore, toplumsal failler arasmdaki farkliliklara dayanan esitsiz bir ili§ki, antagonist olmcdiqi gibi, butun antagonizmalann ortadan koldmlmcsmm da ideal kosulkmm ortaya c;IkarmaktadIr. Kendileri her ne kadar, "her topIumsal kimliQ'j pozitiflik olarak kuran bir farkhhklar sistemi"nden soz etseIer de, bir tabiyet ili§kisinirl olduqu her baglamda, toplumsal kimliklerin hiyerorsik olarak tammlanmasma dayah bir fcrkhhklor sisteminin oIaca91 ccik ve kesindir. Kimliklerin hiyercrsik olarak tcrurnlcnmcsi do, antagonist c;ab§ma duzeyine varabilecek c;eli§kileri banndIran bir iktidar ili§kisi demektir. Daha kisccc belirtmek gerekirse, bir tabiyet ili§kisi, bir antagonist ili§kiyi de beraberinde getirecelctir.

Antagonizmamn ancak baQ1mll ozne konumunun, pozitif farkhhk karakteri hozulduqu olcude ortaya ciknbileceqim soyleyen yazarlara gore, serf, kole ve benzerleri kendi ic;lerinde antagonist konumlar ifade etmemektedir. Ne zaman ki forkh bir soylernsel formasyon, tabiyet soylemini kesintiye ugrabrsa, 0 durumda tabiyet ili§kisi, antagonist bir boski ili§kisine donusmektedir (1992: 189). Bosko bir deyisle, her durumdc, direnis bicimlerinin kolektif muccdele karakterini almalanm saglayan §ey. tabiyetin farkhhk olarak istikrar kczcnmcsmi engelleyen bir dI§ soylemin varhQ'ldIr (1992: I 95). ~oyle denmektedir: "Eger kodmlcn ozneler olarak kuran soylernler onlan -onyedinci yuzyilc kadar olduqu gibi- sofcc ve

46

Sevilay Kaygalak

bcsttce tabi bir konumda schitlestirseydf kcdmlonn tabi olmalanna kar§l bir muccdele hareketi olarak feminizm ortaya C$IkmazdI." (1992: 189). Demek ki, butun toplumscl consmc ve muccdele bil1imleri havada l1arpl§an soylemlenn marifetidir, oznelerin bu olup bitenlerle iradi hiC$bir ili§kisi yoktur. Eger boyleyse, demokrasi mucndelesinin kitlelere yayIlmcsi ve geni§!etilmesinden ncsil bir fayda umulmaktadIr? Aynca karanbkta kalan onemli bir soru da, madem ki toplumsal failler bu kadar §uursuz ve acizdir, oy~eyse, tabiyet soylemini kesintiye ugratacak dissol soylemler "ne" (ortada ozne olmcdiqinc gore) tcrofmdcn kurulacak ve ortaya ablacakbr?

Leclau ve Mouffe'un toplumsal l1ab§ma mcntigmi ortaya koyarken, Marksist teorinin ozcu ve simf indirgemeci oldugunu iddia ettikleri al1Iklama eksenlerinden uzcklosc uzcklcsc vardIklan sonuc, ortik kapitalist bir toplumda ya§anmadI9'J du§uncesidir. Ongen'in de (1995: 39) belirttigi gibi Leclau ve Mouffe'un ortaya koydugu anlayI§, anti-kapitalist bir yakla§lma sahip deQildir, l1unkU post-kapitalist bir topluma geC$ildigi kabulunden hareket etmektedir. Smifh toplumun kapitalizmin karakteristik bir unsuru olmaktan C$IktlQl, burjuvazi ve proletaryarun farkhlm~h9'J ve l1ah§anlann uretici kimliklerinden (ekonomik kosullcnndcn) l10k tuketici, yurtta§ ya da ozmhk kimlilcleri ile tarumlanan ozne konumlan edindikleri one surulrnektedir, Sonrcsmdc ise, paradoksal bil1imde bireyin ekonomik kosullcnnm, toplumsal konumu uzerinde hala ne kadar belirleyici olduqundon soz edilmektedir (1992: 20 I):

Bu iletisim arac;lan, geleneksel kimlikleri derinlemesine sarsacak alan yeni bir kitle kUltOrunO olanakh hale getirirler... bu medyaya dayanan kUltOr, inkar edilmez YIgmla§hrma va tekduzelestirrne etkileri yanmda, e§itsizliklerin bozulmcsi ic;in gOC;IO ageler de icermektedir: TOketim toplumundaki egemen soylernler bu killtOru, nOfusun bOyOk c;ogunlugunu gittikc;e daha fazla e§YO edinme hrsoti sagladIQ'1 al110de, toplumsal geli§me va demokrasinin ilerlemesi olarak sunmaktadIrlar. ( ... ) TOketicilik 'kapasitelerinde e§it olanlar olarak adkmdmkmkmn [interpellated] gittikc;e daha kalabahk gruplan, varolmaya devom eden gerc;ek e§itsizlikleri reddetmeye zorlonmnktcdir. ( ... ) Genc;lerin durumu ozellikla ilginc;tir va antagonizmalann ortaya c;m§l ic;in yeni bir eksen olusturuyor olmalan gerektigi konusunda tereddOte dusmek ic;in hic;bir neden yoktur. Yeni ve giic;1ii ihtiym;lar yaratmak iizere, gittilcc;e daha C;ek 'ozgiil bir tiiketici kategorisi' haline ge1mektedirler ve bu da genc;1eri toplumun kendilerine hic;bir ko§u1- da vermedigi bir mali ozerklik OTa}'l§l11a itmektedir. Elronomik kriz ve i§sizlilc ise dutumkmm gerc;ekten giic;1e§tirmektedir (1S).

Leclau ve Mouffe, kapitalist uretim ili§kilerinin geni§lemesi ve yeni-burokratik devlet bicimlerinin olusumunu, gtinumuz "post-kapitalist"

47

Post-Marksist Siyasetin Sefaleti: Radikal Demokrasi

toplumlannda, i§Cii smif ile burjuvazi arasmdaki cntcqonfzrnoyi giderek lanlgan ve muglak bir duruma getiren iki geli§me olarak degerlendirmektedirler. Onlara gore, birey yalruzca bir emek-giicu SatlCISI olarak degil, diger pek cok toplumsal ili§ki yoluyla sermayeye baQ'lmll hale gelmi§tir ve kapitalist urettrn ili§kilerinin her yere nufuz edi§i toplumsal ya§amm metclcsrncsmc yol aCirru§br (1992: 197). Toplumsal ya§arrun metala§masIrun yaru sire, devletin gitgide daha geni§ toplumsal yeniden-uretim duzeylenndeki mudchclesine e§lik eden, devlet pratiklerinin buyuyen burokrotfklesmesinm de toplumdaki e§itsizliklerin ve Ciab§malann kaynaklanndan biri olduqu belirtilmektedir. "Devletin rnudchole ettigi butun alanlarda, toplumsal ili§kilerin politiklesmesi, SCIylSIZ yeni antagonizmaya temel olusturmcktcdir" (1992: 199). Yazarlara gore, burjuva devletinin, Keynesgi refah devleti baglarrunda, daha once ozel alarun bir pcrccsrru olusturduqu du§uniilen toplumsal ili§kileri duzenlerneye kalla§masl, yeni tabiyet biCiimlerini empoze etmesi anIarruna gelmi§ ve soz konusu devleti fnrkhlcetirrmstir, Bunun sonucunda "cdclet", "ozqurluk", "hakkaniyet", "e§itlik" gibi temalar etrahnda devletin de taraf olduqu yeni bir Cilkarlar ve haklar kategorisi olusmustur (1992: I 99-200).

Lcckru ve Mouffe'a, one surduklen bu cerceve dogruItusunda yoneltiiebilecek ilk soru, devletin bir taraf olarak ortaya CiI1a§mm 'yeni' bir olgu mu cldugudur, Nitekim, Marksist teoride, kapitalist toplum ynpisi iCiinde devlet, sornuru ve baQ'lmlilik ili§kilerinin dismdc degerlendirilmemekte ve devletin belli bir toplumsal kesimin cikorlcn ve haklan icm taraf oldugu zaten kabul edilmektedir. Toplumun giderek kcrrncsiklcscn yaplsl iginde sornuru ve gatl§ma alanIanrun gogaldlQ'l dogrudur. Ancak bu yeni e§itsizlikleri, baQ'lmslz bit toplumsol ozne olarak devletin yaratbQ'lru iddia etmek sorunIudur. Laclau ve Mouffe, devleti toplumdaki e§itsizliklerin ve gab§malann "yeni" bir kaynaQ'l olarak tarumlarken, bu geh§menin 1970'lerden bcskrycrok devletin siyasal ve ideolojik i§levlerindeki azalma ile ilgili olabileceQ'ini gozden kocirmcktcdirlcr. :;loyle ki, kcpitahzmin 1970'lerde ya§adlQ'l krizin crdmdcn gu.ndeme gelen devletin yeniden yapllandlnlmasl pohtikalan, devletin, siyasal ve ideolojik hegemonyarun yarablmasmdaki merkezi onemini yitirmesi yonunde sonuclcr dogurmu§/dogurmakta ve bu nedenIe de smrlsal karakterini daha belirgin lalmaktadlr. Ikinct Dunya Sovcsi'ru izleyen Keynesgi-Fordist donernin rum ekonomik buyurne, giiglu sendikalar, mallann kitlesel uretimi ve kitlesel tuketimi bicirnindeki ccnh bir sermaye birikimine (ccnh bir ig pazar) dayanan ulusal kolkmmcci (refah) devIeti, burjuva hegemonyasmm saglanmasmda 1970'lere kadar merkezi bir yer i§gal etmisttr, TopIumsal yaran gozeten, siruflor crosi geli§kileri gizleyen ve yah§hran reiah devleti uygulamalan ile bu donernin devleti, toplumun rnesrutyet temelinin geni§lemesinde onernli rol oyncrmstir. 1970'lerin krizinden once

48

Sevilay Kaygalak

gec;erli olan bu ortarn, 1980'lerde etkili olrnaya bcslcycn Yeni Sag ideolojinin, devletin toplurnsal ve ekonomik alandaki rnudchcle ve duzenlernelerinin czclnlmcsi ve bu alanlarda piyasa rnekanizrnasmm i§leyi§ini hakirn kilmcsrylo degi§rneye ba§laml§br. Ve deviet neo-liberal yeniden yapllanma politikalan dogrultusunda sosyal adaleti gozeten uygularnalanndan uzcklcscrok geni§ toplurn kesimlerini gozden c;I1mrml§br. Doloyisrylc buqun toplurnsal ynpidc antagonizrnalan c;ogaltan ve adalet, ozgijrluk, hakkaniyet, e§itlik gibi bcshklor etrahnda hak tale pIerini gijnderne getiren geli§rne devletin burokrctiklesmesinin degil, ekonomik ve siyasal yeniden yapllanmasmm sonucudur ve bu nedenle de smifaclhk ili§kilerinin drsmdo deQildir. Nitekirn devletin ideolojik ve politik i§levlerinde a§lnma yaratan bu geli§rnelere paralel olarak serrnayenin hegernonya kurmada yeni crcclcro aQlrhk verdigi gomlrnektedir. Artik devletin yam sire, bireyleri bu toplurna eklemleyen, devlete daha uzak serrnayeye daha yakm yeni baglanma kanallan, kapitalist i§leyi§in toplumsal duzeydeki mesruluk kaynaklan olarak belirmeye bcslcmcktodir (16).

ikinci olarak yazarlar, gijnurnuz toplumlanndaki yeni sornuru alanlan ve bicimlermln en onemli kaynaQl olarak devleti gorduklerini belirtrnelerine ragmen onerdikleri (bir sonraki alt boshkto tarb§acaQlmlz) siyaset rnodelinde (radikal demokrasi) devlete ili§kin herhangi bir mucndele anlayI§1 yo da bic;irninden soz etmemektedirler. Bu siyaset cnkryismm ufku sivil toplumla sirurh olduqundon devlet hic;bir §ekilde siyasal muccdele alanlanndan biri olarak telaffuz edilmemektedir.

Toparlarsak, buraya kcidar ortaya koymaya C;ah§bQlmlz arg'Umanlan dogrultusunda Laclau ve Mouffe, "hegemonik pratiklere aQlrhk veren" yeni bir siyaset trrrzi tammlarnaktadIrlar. Yazarlar, kendilerinin C;izdigi ve tammladIQl c;erc;evede, antagonizmalann bu c;ogalmaslmn ve yeni politik oznelerin ortaya c;oo§lmn, sol siyaseti yeni stratejiler geli§tirmeye zorladJQlm ve radikal demokrasi (RD) olarak tcrumlcdiklcn bu siyaset tarzmm ise, dernokrasinin geni§letilmesi ve derinlestinlrnesi aC;lsmdan klasik dernokrasi cnleyismm otesinde olanaklara ve orcclcro sahip olarak bu tur bir arayI§a yamt olusturobileceqini iddia etmektedirler.

3. Yeni Bir Politik Tasanm Olarak Radikal Demokrasi

Ayncahkh kopus noktalanmn reddedilmesi ve toplumsahn c;ogullugunun ve belirlenmemisliqinin kabul edilmesi, "radikal dernokrasi" olarak cdlcndmlcn ve koklu bir §ekilde oZgijrlUkC;u ve klasik solunkilerle kar§lla§bruamayacak olcude buyUk hedefleri olduqu iddia edilen yeni bir politik tasavvurun iki temel dayanaQl olarak gosterilmektedir (1992: 187).

49

Post-Marksist Siyasetin Sefoleti: Radikal Demo1crasi

Butunsel, saydam ve dili§li bir varhk olarak ozne kategorisinin terk edilmesi ve farkh ozne konurnlan temelinde olusmus antagonizmalann tarunmcsi RD nosyonuna ait teorik zeminin ilk kosullcndir, "Ancak ozne konumlanrun pozitif ve butunsel bir kurucu ilkeye geri goturUlemeyecegi kabul edildigi taktirde ~ogulculuk radikal sayIlabilir" (1992: 204). "Ve bu rcdikol ~ogu1culuk, kimliklerin her birinin kendini-olusturuculuqu e§itlikQi tasavvurun yerdegi§tirmelerinin sonucu olduqu olcude dernokratikUr"denmektedir (1992:205). Daha somut olarak, Ladau ve Mouffe'un soylernek istedikleri, radikal bir demokrasinin dogrultusuna yerlestirilmeyi saglayacak hegemonik eklemlenmeler kurulmak isteniyorsa, bizzat demokrasi zemininde a~llan olanaklar schcsmm butun radikal heterojenligi i~inde ele chnmosmm gerekli olduqudur (1992: 206).

Yazarlara gore kentsel, ekolojik, anti-otoritaryen, anti-kurumsal, feminist, etnik, onti-irkci gibi bir dizi oldukco farkh rnuccdeleyi bir araya toplayan yeni toplumsal hareketler, toplumsal ~ab§malann gittikt;e daha ~bk soyidc ili§kiye daguIDl§ olmcsmm sonucu olarak ortaya ~lkmaktadir, Toplumsal muccdelelerin "butunsel" oznelerinin porcclcmmcsr 50- rununu gormemizi saglacllQ'l ileri surulen bu direrus bicirnlerinin Hade ettig; 'yeni antagonizmalar', toplumsal ya§amm metclcstmlmcai, burokratikle§trJmesi ve homojenlesrnestnden tUremekte ve gittik~e daha faz- 10 one c;rumn bir bireycthk yoluyla ortaya konmcktcdir (l992: 201-202). Lcclcu ve Mouffe, solun, buqun bile, liberal diye bir tarafa birckmcyc

. eg-ilim gosterdigi bu rnuccdeleleri dikkate almak i~in hczirhkh olmodiQ'lhdan yckmmoktc ve bunlann, saQ'ln, ayncahklann scvunulmcsirun soylerni tarafmdan eklemlenebilmeleri tehlikesine i§aret etmektedirler (1992:202). Bu yeni muccdelelerin zorunlu olarak ilerici bir karaktere sohip olmad:91 ve kendi hallerine brrckildiklcn durumda cok farkh soy-

. lemlere eklemlenebilecegi one surulrnektedir (1992: 207). Bunlann cokanlamh olduklanru ve anti-demokratik bir soylerne eklemlenebileceklerini Yeni Sag-m son yillardaki ilerleyi§inin a~lk~a gosterdigi dile getirilmektedir, Yazarlara gore, i§te bu noktada hegemonik eklemlenme pratiklerinin en iyi politika orcclcn olduqu ger~egi gozler onune serilmektedir. <;(unku antagonizmalann cokcnlcmh karakterinin, politik muccdeleyi, kcrsrt gU($lerin kimliklerinin, boston beri olusrnus olduqu bir oyun olcrok du§unmeyi olcncksiz bldIQ'l dile getirilmektedir (1992: 209).

Yem SaQln, cok ~e§itli ozne konumlanru, haklann bireyci bir torurm ve n~gatif bir oZgUrlUk c;evresinde birlestiren yeni bir hegemonik eklemlenme . kurmaya yonelrnis olrncsi kcrsismdc, Solun da yeni bir alternatif olarak kendini geli§tirmesinin beklendiqi vurqulcnmcktcdir, Arkasmdan, solun, Liberal Demokratik ideolojiyi reddetmek yerine, onu radikal va ~ogul bir demokrasi dogrultusunda derinlestirmesi ve geni§letmesi onerilmektedir (1992:216). C;unkU yazarlara gore, bireyin insani kapasi-

so

Sevilay Kaygalak

telerini gere;ekle§tirme ozgiirlugunu savunan ahlaki bir ilke olarak liberalizm bugiin her zamankinden daha fazla gee;erlidir (226). Yeni bir alternatif olarak kendini geli§tirmek yolunda Solun oncelikle, kendi eylem ve siyasi analiz nesnesini ciddi bic;imde SlIUrlachQ'l iddia edilen simfcihk politikasmdan vazgee;mesinin gereklili91 savunulmaktachr (217). ikinci olarak, degi§imler gere;ekle§tirmenin ommdeki temel engeller olduQuna inarulan devlete;ilik -" devletin rolumm geni§letilmesinin tum sorunlarm e;aresi olduQu fikri"- ile ekonomizm -ba§anh bir ekonomik stratejiyi zorunlu olarak bir dizi politik sonucun izleyece91 fikri- yakla§lrrurun terk edilmesinin zorunlu olduQu one surulmektedir; Bu ue; kavrarrun dugum noktcsmi olusturduqu belirtilen "devrim" anlayI§lrun ise Gramsci'nin -butun radikal donu§umlerin silrec; karakterini ifade eden "mevzi sovo§l" kavrarru ile ikame edilmesinin gerekti91 belirtilmektedir (17).

Laclau ve Mouffe'a gore, smrlC;ilik, devlete;ilik, ekonomizm ve bunlann nihai c;ekirdegini olusturcm devrim, radikal bir demokrasinin gerektirdi- 91 c;ogulluk ve m;Ilma ile bag'da§mayan bir perspektiftir 0992: 218). Buna korsihk, tabiyet ili§kilerinin kOkUnde bulunan kapitalist uretirn iliskilerine son vermenin gereklili91ne inanan RD tcecmemm sosyalist bir boyut ie;erdiQi de ac;Iklanmaktachr. Yazarlar, sosyalizmin de bu tasonrun bile§enlerinden biri olduQunu belirtmektedirler (1992: 219). Ancak, kapitalist uretirn iliskilerinin son bulmcsim, diger e§itsizliklerin de ortadan kaldmlmcsmm izleyeceQi fikri reddedilmektedir 0992: 235).

Ne var ki, Savran'm da belirtti91 gibi, nesnel <;Ikar ya da nesnel olarak antagonistik sornuru ili§kileri kavrcimlanna yer tarumayan bir teorik yakla§lmln urunu olan RD projesinde sosyalizmle ilgili somut bir tasanmm temeli de ortadan kalkrru§ demektir (Savran, 1990: 123). Tarihsel kokleri ingiliz ic; SOVO§l yIllanna (1642-1652) uzanan sosyalizm (toplumculuk) terimi, daha soma Frcnsiz Devrimi sircsmdo Babeuf ve E§itler Komplosu ile yeniden kullaruma girmi§, ingiliz ve Frtmsiz utopik sosyalistleriyle birlikte de iyice yaygInla§rru§trr. Bu donernde, toplumdaki ekonomik ve siyasa] e§itsizliklere kar§l e§itlik ve' kolektivizm c;orumlerini getiren sosyalizm, Marx ve Engels'in birlikte kaleme aldIklan Komiinist Manifesto'yla birlikte bugiine kadar gelen ic;erigine kcvusmustur. HSS kitabmdan beri RD teorisyenlerinin yapmaya c;ah§tIklan §eylerden biri de sosyalizmin bu ic;eriginden koportilmcsidrr, Soz konusu ic;erikte, e§itlik ve ozgiirlugun saglanmasIrun a§amalanndan biri olan ve alacaQ'l bigim ya da bigimler tarihsel surec tarahndan ortaya e;lkaruacak olan sosyalizm, hem kapitalizmin geli§me yosclcnnm bir umnudur, hem de kapitalizmin a§Ilrnosrylc hayat bulacaktrr. Daha somut bir ifadeyle, kapitalist toplumdaki temel geli§ki olan i§in toplumsal .niteli91 ile mUlkiyetin ozel karakteri arasmdaki geli§kiden kaynaklanan sosyalizm, gok genel anlamda, bu geli§kinin ortadan kalchrudIQ'l, arblc dunyayI kann yonetmedigi, bireyin

S1

Post-Malbist Siyasetin Sefaleti: Radikal Demokiasi

insanca bir ya§am surdurecegi kosullcnn yarablchQ1 bir toplumsal sistem olarak tarumlanmaktachr. Manifestodan bu yana sosyalizme gegiljin yolu olarak gosterilen kapitalizmin yikilmosmin ise soz konusu temel geliljkinin iki tarafmdan biri ve kaybedeni olan iljgi simfirun oncwugunde gergekle§ecegi belirtilmektedir. Oysc, daha once de belirttigimiz gibi, RD teorisyenlerinin de benimsedigi post-kapitalist paradigmalara gore, giinumuzde, iletiljim ve bililjim teknolojilerinde yaljqnan geli§meler kepitalist uretirni de degiljime Ugratffillj; sanayide gahljan iljgi scryisi ozohrken, hizmet sektoru geniljlemilj, uretirnde makineler a91rhk kczcnrms, emek-sermaye arasmdaki geliljki ortadan kolkrrus, toplam kalite yonetimiyle (ve endustriyel demokrasinin diger yollanyla) iljbirligi olanaklan crtmlrms ve tum bu geliljmelerin sonucu olarak toplumsal degi§imi gerc;ekleljtirmede iljC;i simfimn onculugu tezi gegersizle§mi§tir. RD'nin sosyalizm hedefini de ic;erdigini belirten yazarlar, ne var ki bu post-kcpitclist argiimanlardan hareket ederek sosyalizmin bugiine kadarki kavraru§l igjnde onemli yer tutan proletarya diktatorlugu kovrcrmm da reddetmektedirler.

Lcclou ve Mouffe'un olumsuzlayarak demokrasi ile uzlcsmcz bir korsithk ic;inde tcmmlcdiklcn proletarya diktatorlugu terimi, sosyalist dernokreside devletin sirutscl karakterine yopilcn bir gondermedir. Bu kavram. "bcskici bir y6netme torzi''ru tarumlamaktan cok, ilj~i sirufirun iktidcn, i§C;i devleti, proletaryarun ve c;ogunlugun egemenligi gibi anlamlarla kullomlrmenr, Sosyalist demokrasi i~inde, politik alarun ayn varh91run ortadan kalkmaya ve devletin sonup gitmeye yUz tuttuqu bir donernde toplumun daha bUyiik bir c;ogunlugunun yonetimindeki bir devlet bicimidfr proletarya diktator1ugu. Burada tern cnlcrmylc bir devletten de gil. devletin sonup gitmesi yonunde bir gegi§ sureci devletinden soz edilmektedir. Marx'a gore, komunist topluma gegi§in birinci evresi olan sosyalist toplum, ie;inden dogdugu kapitalizmin izlerini tosimcktcdir, Bu izlerden doloyi, toplumun egemen siruf olarak i§c;ilerin kendi devletlerine ihtiya~lan oldugunu belirtmektedir. Proletarya diktatorlugu bu devletin bir bosko cdi olarak, yeni egemen simfi dusmcnlcnnc kar§l koruyacakhr. Bu gec;ici bir evredir ve devletin sonumlenmesme kcrsihk gelen Ikinci evreyi hczirkryccnktir (Marx ve Engels, 1989: 41). Hal Draper (l990:37) da, "Marx ve Engels a~lsmdan, en bcsmdcn meslek ya§amlanrun sonuna dek ve tek bir tstisnrrs; gorulmeden, 'proletarya diktatorlugu', 'proletaryarun egemenligi'nden daha fazla ve daha az hie; bir anlama gelmiyordu" demektedir. Lenin'e gore ise, "Proletarya diktatorlugu sorunu, proletarya devletinin burjuva devletiyle kcrsilcsnnlmcsi, proletarya de mokrasisinin burjuva demokrasisiy1e korsilcstmlmcsi sorunudur" (1992:100). Lenin, proletarya diktatorlugunu burjuva diktatorlugu kcrsismo koyarken, dlktotorluk ve demokrasi kavramlanrun ancak aimfscl baglamlanyla anlamlanabilecegi onculunden hareket etmektedir (Yetilj, 1993: 56).

52

Sevilay Kaygalak

Gerc;ekten de, burjuva demokrasisi olorck nitelendirilen olgunun cltmda burjuva devrimlerinden bu yana c;ok tarafh bir simfscl ili§kiler yumaQIron yatbQIrun da oltim c;izmek gerekir. Bu demokrasinin cercevesi, burjuvazi, aristokrasi ve i§C;i simf ba§ta olmak uzere toplumsal siruflcr arasmdaki muccdele ve gUc; ili§kileri tarafmdan c;izilmi§tir. i§C;i smih, 19. yuzyildon beri politik ve ekonomik orgUtleriyle verdigi muccdelelerle, kapitalist ulkelerde demokrasinin ve oZgUrlUklerin geni§lemesinde en etkili gi.i.<; olmustur, Bu nedenle, gUnumUz liberal demokrasisi smif mueadelesinden ayn dusunulmemelidtr, Bu demokrasi, i§C;l siruhmn (ve sosyalist devletlerin) gUC;lu olduQu donernlerde geni§lemi§, bunlann gi.i.c; kaybma ugradIQI donemlerde dorclrms ya da en azmdan bic;imselle§mi§tir. Bir ust-yopi kurumu olan devlet ise, soz konusu ili§kileri birikim surectnin fhtiycclcnm gozeterek yasal bir c;erc;eveye burundurmektedir,

Sivil toplumeuluQu, soylem stratejilerini one c;Ikaran RD teorisyenleri ve daha genel olarak ekonomi ve politikcyi birbirindenkopararak demokrasiyi ve onun geli§imini cciklcmoyc c;ah§an tum diger ycklosrmlor, gUnumuzun kcrmcsiklnsmis olsa da hala kapitalist olmaya devam eden toplumlannda, devletin ve demokrasinin bu smifscl niteligini goz ordi etmekte, ekonomik duzlemdeki baQImhhk ve scmuru iliskileri surerken, siyasal alanda demokrasinin geli§eeegi yarulsamaslnI icinde ta§lmaktadirlcr, Oysa, "ekonomik alarun yonetimi kapitalist simhn tekelinde kaldikcc, politik alandaki 'oyun' bir sirk oyunundan, cnlcmsiz bir 'gosteri'den oteye gidemez" (Ba§kaya, 1999:5).

Loclcu ve Mouffe'un sosyalist ~yaseti, ozunden uzcklcstircrok liberal bir duzlerne c;ekmeye c;ah§bklan RD projesinin, ekonomik ve toplumsal ya§amdaki sirufsnl e§itsizliklerin surduQii gUnumUzde sol ic;in 'yeni' ve anlamh bir strateji olarak degerlendirilmesi oldukcc gUc;tur. GunkU RD, toplumdaki millkiyet ili§kilerine bag-h ekonomik ve toplumsal somuru bicirnlerini, devletin bu e§itsizliklerin kurulmcsi ve surdurulmesindeki rolu ve i§levini gormezden gelerek siyasetin cmociru bir kimlik kurma rnuccdelesine indirgemektedir. Toplumdaki c;ogulla§ml§ farkhhklann tarunrnosi gibi bir cobcdcn ote herhangi bir omcc ic;ermeyen bir siyaset torzmm, "ana ilkeleri dogrudan kctihm ve kitIe denetimi alan ve siyasal bir demokrasiden(l8), toplum-devlet oynrmru ortadan kcldirmoyi hedefleyen bir toplumsal demokrasiye gec;i§i ifade eden sosyalist demokrnsi" (Savran, 1987: 60-61) ile uzaktan yakmdan herhangi bir ili§kisi bulunmamcktcdir.

i§in ilginc; yam, sonraki c;ah§malan, yazarlann "demokrasi" kcvrcmmdan ayru §eyi cnlcdiklcnru da §upheli kilmcktcdir. Lcclou. Lilian Zae He birlikte yazdIQI "ArahQI Kapatmak: Siyasetin Oznesi" bcshkh bir makalesinde, demokrasinin belli bir ic;erigi olrnodiqmdcn ve herhangi bir ic;erigin bu mekaru i§gal edebileeeginden soz ederken (l995:50), "Ya-

53

Post-Marksist Siyasetin Sefaleti: Radikal Demokrasi

pihozum, Pragmatizm ve Demokrasirrin Siyaseti" cdh makalesinde Mouffe (1998:22), Rorty ve Habermas'm demokrasi cnkryismi elestirmekte, "konsensua'te dayah ya da "konsensuse ayneahk taruyan bu onlcyism demokrasirrin dogasma ili§kin ciddi bir yanh§ cnlcmcyi gosterdigirri belirtmektedir. Mouffe'a gore, demokrasi "konsensuse degil, c;ab§ma ve c;e§itlilige dcyonmcktcdir, Demokratik siyasete ozgU olan §ey, "biz/onIar kar§lthQ'lrun ustesinden gelinmesi degil, bu aynmm farkh bir bicimde c;izilmesidir" (Mouffe,1998:21). Buradan Mouffe'un, Laekru'nun tersine, demokrasirrin belirli bir ic;erigi oldugunc ili§kin bir inanci ta§lruQ'l sonueu c;lkmaktadrr. Yarri, RD teorisyenIeri -birbirlerinden habersiz olsalar gerek- bir yandan demokrasirrin belirli bir ic;erigirrin olmaruQ'lru iddia ederken, diger yandan aneak c;ab§ma ve bolunrnelere dayah bir siyaset torzmm 'demokratik' olduqundcn soz ederken teorik konumlanru tutorsiz kilmcktcdirlcr, Aynea. HSS'de ozewugun elestirisi yapihrken, cdi gec;en makalesinde Mouffe'un, "demokrasirrin dogasl" gibi bir §eyden, demokrasiye ait ozsel bir rritelikten soz etmesi de paradoksal bir durumdur.

Sonu~ Yerine

Ozetlemeye csah§lrsak, Lcclou ve Mouffe'u yerri bir politik strateji tarumlamaya goturen ve butunluklu bir bicirnde ilk kez HSS kitabmda temsil edilen anlCIyl§, suni konumunun toplumsal ve politik kimlik1erin tarihsel belirleyeni oldugu; politika ve ideolojiyi iiretim tarzma baglJ toplumsal ili§ki.lerin belirledigi; i§r;i simbmn sosyalizmden nesnel r;lkan oldugu. suuiin nesnel 9karlanmn, biitiin parcalayic: ve bolUcii faktorlere ragmen i§c;i suuiinm birligi yoniinde yaplsal egilimler olu§turdugu; sosyalizmin en temel stratejisi olan, kapitalist iiretirn ili§kilerinin ortadan kaldmlmasunn, ozgijrliikr;ii bit toplurnsal donii§iim ir;in gerekli kosu! 01- dugu; toplumun ve tarihin aqiklama ve bilginin birle§tirici ilkeleri sayesinde anla§llabilecegi gibi bczi temel Marksist konumlan reddetmektedir (Geras,1987). Buradan hareketle, ir;irri soylern stratejileriyle yeniden doldurduklan hegemonya rnuccdelesi uzerinden Radikal Dernokrasi olarak cdlcndirdikkm yerri bir sosyalist strateji onermektedirler, 0- nerdikleri bu siyaset tnrzmm en onemli ozelligi sosyalist politikcryi i§CSi Slruh muccdelesinden koparmaya csah§mas1rur.

RD stratejisi, toplumsahn tomcmlcnmcnus ve aCS1k bir karakteri oldugundan hareket eden, politik aIanIann ve oznelerin csoguIla§bQ'lru ve bu csoguIIugun indirgenemez bir karaktere sahip olduqunu iddia eden, birey merkezli haklan temel alan ve evrensellik ilkesini tarumayan bir hegemorrik tasandan ibarettir. Bu ic;erigiyle de belli toplumsaI kategorileri politik ve epistemolojik ayneal1klarla donatan, evrenselei klasik sosyalizm soyleminden farkhIa§bQ'lru iddia etmektedir. RD iCSin merkezi sorun,

54

Sevilay Kaygalak

kimlikleri basbnlan gruplar arasmdaki olumsalhklan lrullanarak, kolektif bir eylemi ortaya c;Ikaracak soylemael kosullcnn tcrumlonmnaidir. Yazarlar, bunun ise sosyalist bir anlaYll~tan c;ok liberal bir zemin uzerinde kurulabileceQini belirterek hrrukiruz radikal olmoyi reformist bile kabul edilemeyecek bir yakla§lIIl sunmaktadIrlar. Nitekim, "kendini a§ma perspektifinden C;ok kendini kabul ettirme amacma yanelmi§ bir kirnlik politikcai olarak" (kslan, 2000) bu siyaset biC;iminin sosyalizmi radikal bir yopi-bozumunc ugratmak dismdo, herhangi bir radikalliQinden soz edilemez. Bunun yarunda kendi ortaya koyduklan c;erc;evede surekli yeniden tarumlanan ucucu (s6ylemsel) ozne konumlanm ifade eden kimliklerin neden siyasetin merkezi sorunu olacak kadar onernli olduqu ise aynca tarb§llmaya degerdir.

Genel c;erc;evesini, yukanda aktanlmaya c;ah§llan teorik temellerden alan bir RD anlayI§lrun, Tiirkiye'de de hem akademik hem politik cevreIerin giindemine girdiQi gozlenmektedir. Fuat Keyman (1999), RD'nin Turkiye'deki milliyetcti siyaset cnkryismm giderek giic;lenmesi kcrsismdc "kimlik-fark ili§kisine dayah, devlet egemenliQi soylemini sorunscllcsbran, siyasal alaru globallulusallyerel etkilesim eksenine dogru geni§Ieten, sivil toplumu da devlet/parti gibi bir siyasal ozne olarak dusunen ve bu baglamda kotilnnci demokrasinin liberal demokrasi ic;in onernini vurgulayan yeni bir siyaset anlayI§l" olarak giindeme geldiQini belirtmektedir. Keyman'a gore, bu yeni anlayI§, liberal demokrasinin "bugiin ic;inde ya§adIQ'lrruz gec;/post-modem durum"a gore yeniden kurulmcsi gereksinimini kar§llayan ve demokratik bir devletlsivil toplum ili§kisinin parametrelerini kurmaya c;ah§an bir projedir (l999: II). Levent Koker de, "Radikal Demokrasi" adh c;ah§masmda, liberal demokrasinin ya§adIQ'l rnesruluk krizini ac;Iklayarak, bu krizin ancak liberal demokrasinin kendisinin kctihmci bir demokrasiye donii§mriilmesiyle c;oziilebileceQini vurgulamaktadIr (aktaran Keyman, 1999:139). Nur Betul Celik ise oncelikle, Tiirkiye ccrsmdcm radikal bir politikanm anlarruru yeniden dusunme konusunda 'kuresellesme' olgusunun onernli bir ba§langIC; olduqu scptcmcsiru yapmaktadIr. Politik alaru belen antagonizmalarm c;ogulla§hQ'l, c;ogalan kirnliklerin kendilerine yeni temsil alanlan yaratmak ve boylece politikanm alaruru geni§Ietmek uzere bir hegemonya miicadelesi ic;inde olduklanru belirttikten sonra, bu ortarrun daha radikal ve cogulcu bir demokrasi tasanrruru bir secenek olarak belirginle§tirdigini soylemektedir (1997:7). Nispeten daha liberal olan bu yorumlanrun yarunda, osil muhotchi olan sol akademik c;evrelerin onemli bir kesirni (klasik Marksizmle arasma hep bir mesafe koyma Ihttycci duymus olan bozi dergi cevrelen- Birikim, Miirekkep vb.) de bu teoriye sohip C;lkml§br. Bu cevreler, RD'yi, Turkiye Solunun ya§adIQ'l derin bunohmm a§llmaslrun yegane yolu olarak degerlendirmektedirler(l9).

55

Post-Marksist SiyaseUn Sefaleti:Radikal Demokrosi

RD'yi Turkiye'ye uyarlamaya ~ah§an bu akademik ~abalara ek olarak, tciplum~alya§arruri son yirmi yuma dcmqnsmi vuran kimi pohtik surec ve dinomiklenn de bu cnlcyism populerlesmesinde etkisi olduqu gortil'mektedir, Sol a~lsmdan 1980 sonrasmm yenilgi donerninin yaratbSI cokuntu, sermayenin her ge~en gUn tekellesen ynpiainm yonetirn ve uygulcmo kqdemelerinde nitelikli,egitilmi§ i§ gticune gerek duymosi ve bu

" :aIanlarda istihdam edilen aydmlann buyuk bir bolumunun giderek piyasnmn ve sermayenin rtIkarlanna daha duyarb bir hale gelmesi, bUyUk serrncyenm, nrtcn bi~mde, bcsm, yCl}'lncilik alanlanna ve sanat etkin. 1ikieril'le el ctmosi, Universiteler ile buyUk sermaye arasmdaki i§birli9i, sol i~nde liberal ideolojinin yaygmla§masma temel olabilecek nesnel 'bir geli§meyaratffil§br (Sovrcn, 1986:14). Bu geli§menin yam sire, Su-

·surluk koznsmm archndan, kendilerini Yurtta§ irusiyatifi olarak cdlcndiran bir grubun orgtitlediQi, "Surekli oydmlik ir;in bir dakika korcnhk" ey')~mleri, bazl sol rtevrelerce cW.e getirilen OZgUrlUkr;u onodmi tosiycn ya 'da ta§unayan Demokrotik Cumhurryet projeleri, ozellikle 17 Agustos 'depreri:rinin ardlndcm ytikselen sivi.l toplumcu talepler ve bir grup aydmm ba§latbQ1 ve fcirkh smrl cikorlonm uzlcstrrmcyi hedefleyen "Sivil

Anayasa Giri§imi" toplumun ve' devletin yeniden yopilcndmlmcsi yonundeaimfsclhk ili§kilerinidl§layan, r;ogulcu, sivil toplumcu ve burjuva de-

.mokratik siyasefcinICl}'l§ma y6neien crcyislcrm Ifodesi olmus ve RD, yeni' hir siyaset tcrz; 9larak sol akademik ve politik ~evrelerde taraftar top-

llilffil§br. . .

Akademik-politik dl1zeyde, Turktye'de de belli bir etkiye ulcscn RD ir;in . ,soylenebilecek son soz, RD'nin liberal bir ozgtirle§me projesi olduqu ve ":$ik sik go'ndermede bulunduklnn sosyalizmle baglanblanmn salt retorik di,izeycle kaldlQ1chr.Ur;u§an soylernler, istikrrrrsiz ve kcrcrsiz ozne ko-

il-umian,tarihin ve toplumun oiumsalllk1arla belirlenen bir kaos oldugu VgfsCl}'lrrlIanRD stratejisinin ve onun dayandlSI post-Marksizmin gtinl1- 'muz toplumscl gerr;ekliginin kovrcnmcsmdc kullcmlcbilecek anlamh ve . butu~uklu bir tearik gerr;eve sunrnaktan uzak olduqunu gostermektedir.

Notlar .

I Neo-liberal pOlitikalanntoplumsal alanda }'lklCl etkilerinin henuz a~lga crIlanarru§ clmcsi, AvrUpO'run en bUyiik ild Komurust Fbrtisi olan FKP (Fronsiz Komunist Partisi) va tKP dtalYan Komunist Partisi)'nin sosyalist devrim va proletarya diktator!l1gl1 amacmdan vazgecri§ini teorize eden Avrupa Komllnizmining11cr kozunmrrsi. i§cri sirufi hareketi, sosyalizm ve ulusolkurtulus mllcadelelerinin 1970'lerin ortalannda ba§layan gerileme si1recirrtn ozellikle SSCB'deb sosyalist rejimin sona ermesiyle beraber iyi-

, . cederinlesmesintn de etkisiyle 1980'ler tam anlarruyla umutsuzlugun hakim olduqu bir tenhsel donem olrnustur,

2 Dergimizin bu sciyIsmda yer alan GUlseren Adakh'nm yczismdc ayru konu daha kapsamb bi~imde ele chnrrusur,

S6

Sevilay Kaygala1c

3 Wood'a gore post-Marksizm, Karl Marx va Friedrich Engels'in Alman ldeolopsi ve Komiinist Manifesto adh ynpitlcnndc. ger~ek tarihsel temeli terk edip ideoloji temeline donii§ yaprru§ olmalda ele¢rdikleri "hakiki" sosyalizmin giiniimiize uyarlanmasidir, Haldki sosyalistlere gore, sosyalizm, bir snufm bir ba§ka smite korsi miicadelesini ifade etmemekte, proletaryanm de~, hi~bir smrla cit olmayan yalruzca felsefi fantezinin sisleri arasmda var alan 'insan'm ~lkarlanm temsil etmektedir (1992:7). 4 Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin ulusal burjuvazi ile ittifak ic;ine girerek sovo§ta kullarulacak silahlarm fincnsmcmm oncylomcei, Lenin va Bolseviklerce i§C;i mucndele sine ihanet olarak kabul edilmi§ va ele§tirilmi§tir. Bu kcpusun onunu alabilecek Spartakist Hareketin liderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht ise Sosyal Demokrat Porti'nin iktidar ortaQ'l olduQu 1919'da Alman ordusuna bagh ozel kuvvetler tarafmdan 0Idiliiilmu§t11r.

5 Sovyetler BirliQi Komunist Partisi'nin ideolojik-politik etkisi altmdaki partilerde, 1970'lerde iyice belirginle§en anti-tekelci mllcadele C;izgisi, anti-kapitalist smif iktidan perspektifi yerine, i§C;i smihrun diger toplumsal siruf ve tabakalarla i§birliQi ic;inde mllcadele edeceQi bir ora iktidar bic;imini tommlcrncktcdir, Mao'cu "demokratik halk devrimi" anllJ}'l§lIlln a§amacwguu ~agn§uran, ondan farkh olarak ban§C;ll (silohsiz) rnucodele yonternlerini tercih eden soz konusu anti-tekelci muccdelemn hedefini, Frcnsiz Kornurust Partisi "ileri demokrasi", ttalyan Komllnist Partisi "yenilenmi§ demokrasi" ve Berti Alman KomUnist Partisi ise "anti-tekel demokrasisi" olarak cdlcndirrmstir.

6 YazlIlln bundan sonraki bolumunde sadece 1992 yili va sayfa numorcsr kullarularak verilecek alan referanslar Ledou va Mouffe'un SOz konusu kitabma aittir.

7 1873-96 yUlan arasmda Oretim ltapasitesi ile talep araSlndaki ucurumun derinlesmesine dayanan ve ingiltere'de ba§llJ}'lp turn diinyaya yay!lan ekonomik bunahrrun proleter devrimin yokmlosmcktc olduQu konusunda bir iyimserlik yaratbQ'lIll ancak bu bunohrmn sana ererek kapitalizmin, tekror; 1914' e kadar siirecek bir geni§leme eQilimine girmesinin Marksizmi bir krize soktuQu iddia ediliyor (1992: 26).

8 Kuramcllan kendilerini "Post-Marksist" olarak tcrurnlcrken, Norman Geras bu anlayI§l "ex-Marksizm" olarak adlandlrmaktadrr. Geras, Post-Marksizm terimine "Marksizmin otesmde. ondon daha ileride" onlomnu ic;erdiQi ic;in kar§! c;Ikmakta ve Loclcu ve Mouffe'un teorik konumlcrueiru en iyi "Marksizmin tamamen dl§mda" anlarruna gelen ex-Marksizm teriminin anlatbgllll belirtmektedir (Geras, 1987: 43).

9 Yazarlar psikanalizden cldikkmru belirttikleri "diki!{ terimini kitapta sik sIk kullanryorlor, Bu terimle oznenin toplumdaki konumu, bir ozde§le§me va butunlesmeden c;ok bir yerini alma ve kolaj durumu olarak tarif edilmektedir. Toplumsahn ac;lkhgl ve butun gosterenlerin sabitsizliQi "diki~eyici" hegemonik pratikleri gerektirmektedir (1992: 62).

10 New Left Review dergisinin 163. slJ}'lSlnda N.Geras'm HSS'deki temel argiimanlara korsi giri§tiQi uzunca bir ele§tiri yazlSl yer nlrrus ve aym derginin 166. scyismdc ise Izrclcu'nun Geras'a yamuna yer varilmi§ti. Scz konusu metinlerde tcrtierncmn onamli bir kisrru bu iddia ve onun savunusu iizerinde yogunla§maktadlr.

II Burada yoneltilen soruyla, Oretim ililikileri ic;indeki konumlorusm i§C;i sirufmi olusturmak ccismdon yeterli kosul olduQu kastedilmemektedir.

12"Toplumsal formasyon"dan ampirik bir gonderilen, "hegemonik formasyon"dan ise eklemlenmis bir fnrkhhklor burunu olarak soz edilmektedir

13 Wood, RD teorisyenlerinin, Marx'm dii§iincesine bu kaba teknikC;i ekonomi anlaYl§lm atietmelerinin, Marksizme meydan okurnalan ve scldmlcnm surdurebilmenin tek yolu olduqunu belirtmektedir (1992: 101).

14 Uretim croclcnmn mulkiyetini elinde tutanlann dogrudan ureticilsrin oruk urunune el koyrncsi nedeniyle.

57

Post-Marlcsist Siyasetin Seialeti: Radikal Demokrasi

15 Vurgu bana aittir.

16 Sermayenin yaymevi. sponsor VB. olarak kUltiir-sanat alarnndalti mo.dahalesinin artmasmm, bireyin "yurttcs" olcrok degil, "tliketici" olarak talep ettiQi haklanrun giderek onem kazanmasmm. sivil toplum argOtleri. yeni ileti§im orcclcn (ozellikle internet teknolojisi) vb.nin toplumsal ya§amm onemli unsurlan haline gelmesinin. bu i§1eyi§in toplumsal dOzeyde me§ruluk kcznnmcsnu kolayla§brchgl soylenebilir.

17 Ne var lei Gramsci hegemonya anIC}'l§! ic;inde mevzi sava§ma merkezi bir yer vermekIe birlikte onu mutlakla§brmamaktachr. Anderson. Gramsci'nin devlet fktrdcmru zor yoluyla ele ge¢rmenin kesin zarureti o.zerine kIaBik ilkel'erden asla aynlmacilglru belirtmekte va bir Marksist stratejide mevzi sava§! ile manevra sava§lnIn kar§l uelorc konulmusinm reformizmle maceracilik arasmda bir tercihe varacagl uyansmda bulunmaktachr (1988: 111).

18 Savran. burada siyasal demokrasi nitelemesini. kapitalist devletlerde oldugu gibi demokrasinin. sadece burjuvaziye degil toplumun bo.to.n Slruflanna genel oy haklo taruyan azelliQinden dokryi kullanmaktachr (1987),

19 Bkz. Kozakh ve Ozkazanc;. 2000.

Anderson P. (I988) Antonio Gramsci Hegemonya DogulBab Sorunu ve Straieji, c;ev. T. Gunersel, istanbul: Alan.

Arslcn, E. (2000) "Radikal Demokrasinin Otssf: Siyasal Metcrlizigini A§mak", Mure1dcep, 14, 112-127.

Ba§kaya, F. (1999) "Sunus", d~r Universite Forumu, 9,4-6.

Bottomore, T. (1993) Marlcsist DU§Unce SOzliigu, c;ev. M. Tunc;oy, Istanbul:

TIeti§im.

Gelik, N. B. (I997) "Radikal Demokrasi, Gogulcu Demokrasi ve Sol", MOrekkep, 7, 49-58.

Gulhaoglu, M. (1997) Bin}'ll E§iginde Marlcsizm ve TOrkiye Solu, istanbul:

Sarmal.

Draper, H. (1990) Proletarya Diktat6rWgO Tarll§ITJasJ, c;ev. O. Alonhay, istanbul:

BeIge.

Eagleton. T. (1996) ideoloji, c;ev. M. Ozcon, istanbul: Aynnb.

Engels, F. (1972) "Letter From Engels to J. Bloch". Progress Publishers (der.) Historical Materialism ic;inde, Moskova: Progress, 294-296.

Gems, N. (987) "Post-Marxism?", New Left Review, 163,40-82.

Gramsci. A. (1984) Modern Prens, c;ev. P. Esin, Ankara: Birey va Toplum. Gramsci, A.(1986) Hapishane Defterleri. c;ev. K. Somer, istanbul: Onur. Keyman. E.F. (1999) Turldye ve Radikal Demolaasi, istanbul: Baglam.

Kozakh, S. T. va Ozkazanc;. A. (2000) "Hegemonya Siyaseti. Sol ve Devrimci Demokrasi", Mure1ckep, 14.8-26.

Lcclou, E. (1992) "AmaslZ-fakatSlZ Marksizm Sonrosi", c;ev. A. Kordom, Yeni Marksizm ve Gelecek. 5. 9-39.

Lcclou, E. ve Mouffe, C. (1992) Hegemonya ve Sosyalist Strateji, c;ev. A. Kardam va D. ~ahiner, istanbul: Birikim.

58

Sevilay Kaygalak

Lac1au, E. ve Zae, L. (1995) "AraJlOI1Capatmak: Siyasetin Oznesi", Lac1au, E. (der.) Siyasal KimlitJerin OlufWDu ~ ~. A. Fethi. istanbul: Sarmal, 21- 55.

Lac1au, M. (2000) Evrensellik, Iam1ik Wt OJgarl8§l'D8, c;ev. E. Ba§8r, istanbul:

Birikim.

Lenin, vl. (1977) Ne Yapmab.1Iareketimbin Canaha Sorunlan, c;ev. M. Ardos, Ankara: Sol.

Lenin, vJ (1992) Burjuva Demol:rasim Wt Proletarya Diktat6rliiga, c;ev. M. Erdost, Ankara: Sol.

Marx, K. w Engels. F. (1989) Gotha Wt Erturt Prograrnlanmn Ele§firisi, <;av. M. Kabagil Ankara: Sol.

Marx, K. (1999) Felselenin SeIaJeti, ~. A. ICardam. 5. bash Ankara: Sol Yaymlan.

Mouffe, C. (1998). "Yapbozum, Pragmatizm w Demokrasinin Siyaseti", Mouffe, C. (der.) YapJbozum ve Pragmatizm ~, ~ev. T. Birkan, istanbul:

Sarmal,9-26.

Ongen, 1. (1993) "Marbdzm "ftt 1bdita1 Demotraai' Stratejisi", Miilldyeliler B1r~, 17 (158), 31~.

Ongen. '[ (1996) Prometheus'un S6nme)wJ Atefi, 2. basb. istanbul: Alan. Savran, G. (1981) "Marz'm D\ifUncesinde Demokrasi: Siyasetin E1~si", 11. 7ez, 6, 52-66.

Savran, G. (1990) "'Oz1erin Reddinden Suuf Iblitikasmm Reddine", 11. 1ez, 10, 108-133.

Savran, S. (1986) "SollJberaJizm: Madded Sir E1eftiriye DoOm", 11. Tez, 2, 10- 40.

Wood, E. M. (1992) SuuItcm Kil9f. Yeni Hatih SosyaJizm, ~ev. ~. Alpagut, istanbul:Ahf·

Y~, M. (1993) "Kenan Somer'in Yazun Ozertne Sir Yorum", Yani Marksizm ve Gelecek, 1 (6), 54-65.

S9